{
    "title": {
        "media": {
          "url": "",
          "alt": null,
          "caption": null,
          "credit": "Ottoman Text Corpus"
        },
        "text": {
          "headline": "Ottoman Text Corpus Timeline",
          "text": "This corpus consists of Ottoman court histories, political treatises, travel and diplomatic accounts, and other historical texts from the Ottoman Empire. The collection is intended to provide scholars and researchers with access to primary sources for the study of Ottoman history, politics, and culture. These texts are compiled from scholarly editions, theses, and dissertations, published in transliteration."
        }
    },
    "events": [
      {
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM [M1 2] Dürûd-i nâ-maʿdûd ve şükr-i müteʿâkibü'l-vürûd maʿbûdi bi'l-Hakk olan vâcibü'l-vücûd hazretlerine sezâdır ki, ahvâl-i ümem-i mâzıyye ve etvâr-ı milel-i bâliyyeyi mahall-i ʿibret-i uli'l-ebsâr ve sebeb-i intibâh-ı sunûf-i ahyâr eyleyüp, mâzîden hâle intikāl ile sevâlif-i evzâʿ-i nâsa istidlâl istiʿdâdını efrâd-ı ʿibâdına iʿtâ ve iczâl ile mücerreb-i mecârî-yi ahvâl-i rûzgâr ve dânende-i surûf-i kāsimetü'z-zuhûr-i edvâr eyledi. Ve ekmel-i salât ve ecmel-i tahiyyât tuhfe-i ravza-i eşref-i mevcûdât kılınur ki, siyer-i bedîʿu'l-eserine sülûk ü iktifâ bâʿis-i husûl-i fevz dü-serâ ve vesîle-i tehzîb-i ahlâk u secâyâdır. Ve âl ü ashâb ve ʿitret ü ahbâbına ihdây-ı tefârîk-ı rızâ kılınur ki, cümlesi rehnümây-ı câdde-i savâb ve yeke-tâz-ı mizmâr-ı faslu'l-hitâb olmuşlardır.\n\nEmmâ baʿd maʿlûm ola ki, Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân ve ehâdîs-i fahr-i dü-cihândan sonra fenn-i celîl-i târîh, elezz ü etyab-ı ʿulûm ve eşref ü eʿazz-i fünûn olup, şu sebeble ki siyer ve âsâr-ı enbiyây-ı ʿizâmı câmiʿ ve kısas-ı evliyâ ve mülûkü ihtivâ ile mübeyyin-i sevâbik-ı vekāyiʿ olduğundan gayri, nazım:\n\nİzâ mâ tâleʿa't-târîha şahsun\nRa'e'd-dünyâ ve ebsara külle cîylin\n\nmefhûmu üzere nazardan gā’ib niçe havâdis ü menâkıb, dâhil-i zarf-ı ıttılâʿ ve garâ'ib-i ahbâr-i cevânib kûşe-gîr-i dehlîz-i semâʿ olup, ahvâl-i selefe ʿilme'l-yakīn derecesinde vüsûl ve etvâr-ı mahlûkāt-ı arzın ve semâvâta vukūf ile ihtibâr-ı ittiʿâz mekāsıdı ancak bu fenn-i ʿazîzü'l-menâl sebebi ile husûl bulup, ʿukūl-i kāsıra erbâbını ʿakl-ı bi'l-meleke mertebesine [M1 3] îsâl ve re'y-i sakīm ashâbını rüsûh-i imtihân ve tecribe ile müstakīmü'l-bâl eylediğine binâ'en bu fâyide-i ʿâmmeden havâss-ı nâsı mahrûm, revâdâşte-i mülûk-i ʿArab ve Rûm olmayup, devletlerinde inkılâbât devr-i zemân ile vukūʿyâfte olan keyfiyyâtı refte refte zabt ü tedvîn içün ashâb-ı liyâkatden birer ehl-i hüneri tahsîs ü taʿyîn eyleyüp, mahsûl-i vakitleri halefden selefe yâdigâr ve selefden halefe reh-âverd-i iʿtibâr olur idi. Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrârda dahi bu fenn-i celîle kemâl mertebe iʿtibâr olunup, her ʿasırda vukūʿât-ı dîvâniyye ve ʿavârızât-ı mülkiyye sebt-i sehâyif-i eyyâm ve nakş-i cerâyid-i şühûr u aʿvâm kılınup, mess-i hâcet ile merciʿ-i erkân-ı saltanat ve düstûru'l-ʿamel-i evliyây-ı devlet olmuş idi. Vaktâ ki nevbet-i hilâfet ve serîr-i saltanat Şehriyâr Keyûmers-sîret nâhîd-talʿat Behrâm-savlet dîhim-\nfürûz-i çemen-suffa-i cihân-bânî, pâ-nihâde-i sadr-ı eyvân sâhib-kırânı, vâris-i mülk-i Süleymânî Ferîdûn-ferr ve İskender-i sânî râfiʿ-i menâr-ı şerîʿat-ı mutahhara dâfiʿ-i hurûş-i cüyûş-i kefere, sultân-ı selâtînü'l-âfak, sâhibü's-saltanati bi'l-istihkāk hâ'izü'l-me'âsiri'l-melikiyyeti ve'l-melekiyyeti ellezî ez'anet li-evâmirihi ve nevâhîhi'l-harekâti'l-felekiyye a'nî bihî es-Sultân el-Gāzî Selîm Hân bin es-Sultân el-Gāzî Mustafa Hân bin es-Sultân el-Gāzî Ahmed Hân sebbetallâhü deʿâ'ime devlitihi mâ-kerre'l-cedîdân ve kahhere aʿdâ'ed-dîn bi-kerrihi ve savletihî mâ-teʿâkabe'l-melevân hazretlerine saʿâdet ve ikbâl ile teveccüh ʿumûm-i nâs kudûm-i meyâmin-lüzûm-i şâhâneleriyle kesb-i tenaʿum ü tereffüh eyledi. Kâffe-i umûr-i Devlet-i ʿaliyyelerine kemâ hüve'l-merâm nizâm verdikleri gibi, bu fenn-i şerîfi dahi iltizâm ve ʿasr-ı bâhiru'n-nasrlarında ser-zede-i vukūʿ olan ahvâl ve âsârı zabt etdirmekle ihyâ-yı sünen-i âbâ vü ecdâd-ı ʿizâm buyurduklarından fazla darb-ı nevbet-i Hâkānî ve tulûʿ-i bedr-i Devlet-i ʿOsmânî'den bin yüz altmış altı târihlerine gelince vukūʿât-ı saltanat-ı seniyye biribirine muttasıl ve dest-yârî-yi san'at-ı tabʿ u temsil ile resîde-i eyâdî-yi şerîf ve hâmil olup, seksen üç târihine gelince on yedi senelik vekāyiʿ telef ü zâyiʿ olacak derecelere vâsıl olmağla derdest olan âsâr-ı eslâfdan havâdis-i mezkûre ahsen-i nesak üzere cemʿ ve inşâ'allahü teâlâ vaktiyle temsîl ve tabʿ olunmak, pîrâmen-güzâr-ı tabʿ meʿâlî-nebʿ-i Mülûkâne olup, bu hidmet-i seniyyenin ru'yeti, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrârlarında hâlâ Vakʿanüvîs ve mübeyyin-i ahvâle her mer'ûs ve re'îs olan Tevkīʿi-yi sâbık Ahmed Vâsıf kullarına emr ü tenbîh ve sebk-ı irâde-i menâyih-ifâde-i Tâcdârî'leriyle kadr-i kemterânem terfîʿ ve tenvîh buyurulmağla nutk-bahş-ı [M1 4]\nnevʿ-i beşer ve zînet-dih-i dü mühre-i şems ü kamer olan hazret-i kādiyü'l-hâceti ve'l-vatardan istiʿâne vü istimdâd ve maksûda şurûʿ ile ihtiyâr-ı meslek-i iktisâd olundu.\nVekāyiʿ-nüvîs ve Teşrîfâtî iken müctâz-ı râh-ı Hicâz olan ʿİzzî Süleyman Efendi'nin târîhini tezyîl eden Hâkim es-Seyyid Mehmed Efendi hüner ü kemâl ile me'lûf ve ittılâʿ-ı ʿulûm ile maʿrûf iken fenn-i inşâda râcil belki aʿyâ min bakıl olup, maʿamâfih zabt etdiği vekāyiʿ dahi ʿazl ü nasb-ı dîvânîden ʿibâret ve seyyâh târîhi sâhibi Evliyâ Çelebi gibi kezzâbdan rivâyet ile baʿzı ekāsîs ve esbâb-ı vukūʿâtı terk u ihmâl ile muktezayât-ı vakt ü hâli hikâyetden kinâyet olup, mevzûʿ-i fenn-i târîh olan sıhhat-i nakl-i fevâyidden hâlî ve ʿibârât-ı rekîkesi ashâb-ı mütâlaʿanın bâʿis-i seâmet ü melâli olup, bu mülâbese ile târîhinin sinîn ve şühûruna medd-i târ-ı nazar ve tahrîr etdiği vekāyiʿ müceddeden kaleme alınup, şâyân-ı nigâh-ı erbâb-ı istidlâl ü nazar kılındığından gayri, târîh-i mezkûrun mutazammın olduğu keyfiyyât ʿahd-i karîbde vukūʿ bulduğundan, yâd-dâşt olan ahbâr ve erbâb-ı vukūfdan ahz ve telakkī kılınan âsâr izâfe vü ilhâk olunarak mecelle-i mezkûr tevsîʿ ve Hâkim'den sonra tahrîr-i vekāyiʿa me'mûr olan Çeşmî-zâde ve Mûsâ-zâde ve Kudâtdan Behcetî Hasan Efendi'nin zabt etdikleri vukūʿât dahi baʿde't-tenkîh zamm ü ilsâk olunup, baʿde't-tetmîm hâki ʿatebe-i hazret-i Şehriyârî'ye ʿarz ü takdîm olunup, nazar-ı istihsâna şâyân ve bu mukābelede bu ʿAbd-i kemterlerin mazhar-ı ihsân-ı bî-pâyân buyurdular. Cenâb-ı Rabb-ı müsteʿân sebeb-i emn ü emân olan zât-ı hümâyûnların ilâ inkırâzi'z-zemân zîb-i serîr-i\nbekā ve zindegânî ve sâkinân-ı rubʿ-meskûnu ʿale'l-ʿumûm gerden-dâde-i tavk-ı emr ü fermânî eyleye, âmîn.\nÇünkü târîhden garaz neşr-i fevâ'id ve tayy-ı zevâ'id ve tahrîr-i ehemm ve terk-i mâ-lâ yelzem olduğu müsellemdir. Maksada şurûʿdan mukaddem temeddün ve ictimâʿ ve lüzûm-ı saltanat keyfiyyetlerini şâmil bir mukaddime serd ü beyân ve bu kitâba serlevha vü ʿunvân kılındı.\nMaʿlûm ola ki, nevʿ-i insâna ictimâʿ ve temeddün-i zarûrîdir. Hükemâ, insân medeniyyün bi't-tabʿ derler ve bu ictimâʿ-ı insâniyyeyi murâd ederler ve bu ictimâʿ ve iʿtilâf olmaksızın nevʿ-i insanın hayât ü meʿâşı müteʿassirdir derler ve ıstılahlarında medîne ve memleket ve ʿimâret bu ictimâʿdan ʿibâretdir ve bu maʿnânın beyânı budur ki, Hak sübhânehû ve teʿâlâ hazretleri nevʿ-i insânı halk edüp, bir sûret ve keyfiyyet üzere terkîb etmişdir ki hayat ve bekāsı gıdasız olmaz ve fıtrat-ı asliyye ile ol gıdayı iltimâsa hidâyet edüp, tahsîline kudret verdi. Ammâ nevʿ-i beşerden şahs-ı vâhid ol gıdadan muhtâç olduğu kadar şey'in tahsîline [M1 5] yalnız kādir değildir. Ekall-i mâ-yümkin bir günlük gıdasına lazım olan nân ve gayr-i şey'in husûlüne katʿî çok sınâʿât ve muʿâlecât ister. Pes iktizâ etdi ki ebnây-ı cinsinden cemʿ-i kesîr müctemiʿ olup, kendülere ve gayrîlere kifâyet kadarı ve dahi ziyâde kuvvet tahsîli içün birbirlerine muʿâvenet edeler. Tahsîl-i kuvvetde teʿâvüne muhtâç oldukları gibi libâs ve mesken ve levâzım-ı sâ'irede ve nefislerinden hayvânât-ı sâ'irenin zarar ve ʿudvânın defʿ etmek hususunda dahi ebnây-ı cinsiyle ictimâʿ ve istiʿânete muhtaçlardır. İctimâʿ ve teʿâvün husûlünde gıda ve libâs ve mesken ve hifz-ı vücûd içün âlât ve esliha husûle gelüp, nevʿ-i insanın hifz u bekāsına teʿalluk eden hikmet-i kâmile-i Rabbâniyye temâm olmuş olur. Bu tafsîlden fehm olundu ki bu ictimâʿ ve temeddün nevʿ-i insana zarûrîdir. Böyle olmasa vücûd-i insânî kemâle ermeyüp, cenâb-ı Rabbü'l-ʿâlemîn ʿâlemi taʿmîr ve benî ʿâdemi istihlâf eylemek maʿnâsı ʿalâ vechi'l-kemâl zuhûra gelmez idi. Kaçan ki bu temeddün ve ictimâʿ takrîr etdiğimiz vech üzere nevʿ-i beşere hâsıl olup, ʿimâret-i ʿâlem ve cemʿiyyet-i benî ʿâdem husûle geldi. Yalnız ictimâʿ ve temeddün dahi mutlakā fesâdı râfiʿ ve salâhı müştemil olamaz. Zîrâ tabâyiʿ-i hayevâniyyede zulm ü ʿudvân merkûz ve biribirine cevr ü teʿaddî eylemek fi'l-asl cibillet-i nüfûsda mermûzdur. Hayvânât-ı ʿucme ve behâyim defʿiyçün îcâd ve ittihâz olunan esliha ve âlât nevʿ-i beşerden olan ebnây-ı cinsin ʿudvânı müdâfaʿasına kifâyet etmez. Zîrâ ol âlât cümlesinde bulunmak\nmümkin değildir. Pes silâh ve âlâtdan gayri bir kuvvet ile zabt ü müdâfaʿa olunmak iktizâ etti. Bundan mâʿadâ tabâyiʿ-i nâs muhtelif ve eşhâs-ı insâniyyenin hevâ-yı nefisleri biribirlerine mugāyir ve gayr-i mü'telifdir. Her şahsın bir gûne matlûbu ve murâd ü maksûdu olup, nefis murâd ve maksûdunu her ne tarîk ile olursa olsun almak ister. Husûsan nüfûs-i ʿavâm ki gayr-i mühezzeb ve emmâretün bi's-sûʿdur. Pes bir nesne iki kimsenin murâdı olıcak arada tenâzüʿ ve tezâhum olup, lâ-cerem fitne vü kıtâl ve ceng ü cidâl vukūʿuyla eşhâs-ı insâniyye biribirini ifnâ vü ihlâk iktizâ edüp, bir şahıs tahsîl etdiği şey' el-Hükmü li-men galebe mazmûnu üzere âhar kimse gasb ü selb edüp, nizâm-ı ictimâʿ nâ-mümkün ve müteʿassir olsa gerek. Pes bir tedbîr lâzım oldu ki, hem efrâd-ı insânı müctemiʿ ve mütemeddin ve hem ol fesâdât ve mahzûrât eshel ve cehele mündefiʿ u mürtefiʿ ola ve her şahsa mekāsıd-ı şehevâniyye ve metâlib-i lâzimesini tahsîl içün bir nesk-i muntazam ve kāʿide-i muttaride kurulup, metâlibde kimse kahr u galebe ile âharı mâniʿ olmayup, kendüsü [M1 6] müstahak olduğu murâdât ve lezzâtına kāniʿ ola ve bu siyâset-i ʿuzmâ ve saltanat-ı kübrâdır ki, bununla ictimâʿ mümkün ve fesâd mündefiʿ olur ve bu siyâset hâsıl olmaz illâ iki şeyle; biri Şerîʿat-ı İlâhiyyedir ki, evâmir ü nevâhî ve zevâcir ü hudûd ve ahkâm ü siyâseti müştemildir ve lâ-büddür ki bu şerîʿatin vâzıʿı ve sâhibi sâ'ir efrâd-ı insâniyyeden vahy ü ilhâmla ve kurb-i mele'-i aʿlâ ile efdal ve mümtâz ola. Zîrâ kâffe-i enâm ve havâss ü ʿavâm herkesin vazʿ etdiği ahkâm ve siyâsâta itâʿat ü inkıyâd ve emr etdiğine icâbet ü imtisâl etmezler ve mâdem ki vâzıʿ-ı şerʿ olan zât-ı ekmel ol şerîʿati vahy ü ilhâm ile Rabbü'l-enâm tarafından teblîğ etmeye ve kabûl etmeyenleri ʿukūbât ve âlâm ile tahzîr ü tehdîd ve daʿvâsını muʿcizât-ı bâhirât ve havârik-ı ʿâdât ile tasdîk u te'yîd eylemeye. Kaçan ki şerîʿat-ı Rabbâniyye bu şurût ile temhîd oluna. Cümle benî Âdem tavʿan ev kerhen inkıyâd ederler ve biri dahi hâkim-i mâniʿdir. Ve o kimsedir ki te'yîd-i İlâhiyye ile mümtâz ve tevfîk-i nâ-mütenâhî ile ser-efrâz ola hem nazm-ı mesâlih-i bilâd ve hem tekmîl-i nüfûs-i ʿibâd etmeğe kādir ola. Bu şahsa hükemâ, hâkim ʿale'l-ıtlâk ve ahkâmına sınâʿat-ı mülk ü saltanat derler.\n\nAmma baʿdü: Ve mütee'hirîn ona halîfe ve fiʿline hilâfet derler.\n\nVe Eflâtûn ona müdebbir-i ʿâlem der ve sâdât-ı sûfiyye ona kutb-i ʿâlem ve insân-ı kâmil derler.\nVe mustalah-ı devletde ona padişâh ve şehinşâh ve sınâʿatına saltanat ve kānûn ve hükûmet derler.\n\nVe mevzûʿ-i aslîsi üzere bu vücûdun tedbîr ve hükûmeti ʿadl-i mahz olup, tarîk-ı Hak'dan ser-i mû inhırâf etmemekdir. Lâkin ʿadl-i mahz kalîlü'l-meks olup, mebde-i inzâl-i şerîʿat-i mutahharadan elli seneyi tecâvüz etmez. Muhbir-i sâdık ʿaleyhi efdalü's-salâtü ve's-selâm: “El-hilâfetü baʿdî selâsûne sene” buyurduklarında bu maʿnâya işâret-i vâzıha vardır derler.\n\nİbn Haldûn ʿUnvânü'l-ʿİber'de der ki: “Emr-i hilâfet elbette mülk ve saltanata münkalib ola-gelmişdir. Zîrâ ictimâʿ ve ʿasabiyyet nevʿ-i insana emr-i lâzım olup, ʿasabiyyetin dahi gāyeti mülk ve saltanata mü’eddî olmak ihtiyârî değildir, belki zarûrîyyât-ı terâtîb-i vücûddandır. Cumhûra teklif olunan umûr belki şerâyiʿ ve diyânât dahi ʿasabiyyetsiz tetmîm olunmaz. Mutâlebe ve teklîf mesâlihi, kuvvet-i kāhire-i ʿasabiyyet ile kemâle erişe-gelmişdir. “Mâ beʿasallâhü nebiyyen illâ fî meneʿatin min kavmihî” hadîs-i şerîfinde bu maʿnâya delâlet vardır, intehâ.\n\nHülâsa-i kelâm gerek hilâfet ve gerek saltanat, hırâset-i dîn ü dünyada sahib-i şerîʿat ʿaleyhi efdalü't-tahiyyeye niyâbetden ʿibâretdir [M1 7] ve nevʿ-i beşerden vücûdu lâzım olan hâkim-i kāhir sâ’irin üzerine gālib ve musallat ve hakkāniyyet üzere hükmünü icrâya ve emr ü nehye kādir gerekdir ki, cümlesi andan havf edüp, nevʿ-i beşerden şahs-ı vâhid gayra zulm ve ʿudvân ile haddin tecâvüz etmeye ve cemʿiyyet-i insâniyye bu hâkimin hükmü sebebi ile ber-karar durup, nizâm-ı tabiʿî üzere kâr ü kesb ü meʿâşları ve tevâlüd ü tenâsülleri müyesser ola. Bu maʿnâya lisân-ı hikmetde mülk ü saltanat derler ve bu maʿnâyı icrâya tekeffül eden zâta sultân ve padişah derler. Mebde-i vücûdda istihlâf-ı Âdem sırrî ve el-hâletü hâzihî padişahlara zillullâh ve halîfetullâh ʿunvânın ıtlâk ettikleri, bu maʿnâyı mülâhaza ile âşikâr olur. Nazar-ı dakīk ashâbına mütebeyyendir ki nizâm-ı kevn ve bekāy-ı vücûd-i insânîye sebeb olan maʿnâ-yı mezkûr, nevʿ-i insânîye hâssa-i fıtriyye ve lâzime-i zâtiyyedir.\n\nKibâr-ı müfessirînden niçe muhakkikīn aʿtâ külle şey'in halkahü sümme hedâ âyet-i kerîmesinde ve “Nahle” (arıya) olan vahy-i İlâhî tefsîrinde bu esrâra müteʿallık niçe işârât-ı celîle beyân etmişlerdir. Zenbûr ve cerâd ve baʿzı devâb ve tuyûr emr-i\nmeʿâş ve defʿ-i mazârr ü intiʿâşda ictimâʿ ve ittifâk edüp, kendü cinslerinden birine mutîʿ u münkād olur. Zenbûrda bey dedikleri ki sâ’irden cüsselü ve garîbü'ş-şekl bir zenbûrdur. Sâ'irin ona itâʿat ü inkıyâdı ve şemʿ u ʿasel cemʿinde mühendisâne büyût yapmakda ve evlâd peydâ etmekde ve zahîrelerini hifz u kifâyet vechi üzere tenâvül etmekde ve bevvâb ve sakā hizmetlerine baʿzısı muʿayyen olmakda ve yaylak ve kışlak tedbîrinde olan ahvâlleri kütüb-i hikmetde mestûr olduğundan gayri el-ân ol umûra mübâşir ve muttaliʿ olanların re'ye'l-ʿayn meşhûd ve maʿlûmlarıdır. Ancak bu hâssa-i kâmile insana hâssa-i fıtrıyye olup, kuvvet-i fikriyye ve siyâset-i ʿakliyye ve fünûn-i taʿlîmiyye ile kuvvetden fiʿle gelüp, müyesser olur. Hükemâ der ki kuvvet-i ʿakliyye ve fikriyyeden hâlî olan hayvânât, nizâm-ı meʿâş ve bekā-yı hayâtlarıyçün benî nevʿinden birine itâʿat husûsunda böyle ictimâʿ ederler iken, eşref-i mahlûkāt olan nevʿ-i insanı benî nev'inden olan pâdişâha mutîʿ ve münkād olmamak lâyık mıdır? Hafî olmaya ki fezâyil-i mülûk-i sütûde-sülûk-i ʿOsmânî “ceʿalallâhü devletehüm bâkīhi mâ-yukra’ü ve yütlâ es-Sebʿu'l-mesânî” eşref-i menâkıb-i şâhân-ı selef ve bu bâbda sagīr u kebîr vâfir mü'ellef derârî-yi medîhalarına sadef olup, nazm:\n\nE'id zikre 'Osmân lenâ enne-zekerehü\nHüve'l-miskü mâ-kerrertehü yetedavva'u\n\nmefhûmu üzere hasâyis-i zâtiyye [M1 8] ve mehâyil-i fıtrıyyeleri tetebbûʿ ve istikrâ ile bu mukaddimeye ber-vech-i icmâl zeyl ve baʿdehû tahrîrine kasd ettiğimiz târîhin bed' u şurûʿuna meyl olundu.\n\nMaʿlûm ola ki Hulefâ-i râşidîn rıdvânullâhi teʿâlâ ʿaleyhim ecmaîn hazerâtından sonra basît-i gabrâya zıl-efgen-i ʿadl ü dâd olan Şehriyârân-ı cihân-âbâdın efzal ü eşrefi selâtîn-i âl-i ʿOsmân olduğu vâreste-i şübhe vü gümândır. Silsile-i tâhireleri Nûh-i necî ʿalâ nebiyyinâ ve ʿaleyhi's-salâtü ve's-selâm hazretlerine müntehî olunca, mazbût-i neseb-nâme nessâbân-ı rüzgâr ve her biri emâret ü saltanatla kâm-kâr oldukları ve âl-i Büveyh ve Fâtımiyyûn ve sâ'irleri gibi meşkûkü'l-asâle olmadıkları, ittifâk-ı mehere-i mü'errihîn ile sübût-yâfte-i ehl-i yakīn olmuşdur. Nebiyy-i celîl-i hazret-i İsmâʿîl'den sonra arz-ı Hicâz'da hayme-nişîn-i emn ü emân olan kabâyilden Benî Cürhüm ve\nKantûra beyninde münâferet ve ʿadâvet vukūʿu hasebiyle o havâlîde hercü merc emâreleri zuhûr ve cümlesinden selb-i râhat u huzûr eyleyüp, Benî Kantûra diyâr-ı Fâris'e hicret ve Mâhân memleketinde nasb-ı çetr-i tavattun ve ikāmet eylediler.\n\nCedd-i aʿlâ-yı Osmâniyân o kabîle-i celîleden olduğu esahh-ı rivâyet olmağla, âhiru mâ yemlikü emre ümmetî Benû Kantûra esr-i sıdk muhbiri üzere istimlâk-i emr-i ümmet ile bunlar mübeşşer ve bedr-i münîr saltanatları, ʿârıza-i üfül ü zevâlden masûn olup, dâmen-i kıyâmete dek zîver-i evc-i bekā olacağları muhakkak ve mukarrerdir.\nTafsîl-i lafz-ı Kantûra:\n\nHüdâvendigâr-ı esbak Sultân Murâd Hân-ı sâlis hazretleriyçün te'lîf olunan Risâle-i İntısâriyye'de ve Müsâmere-i hazret-i Muhyiddîn-i ʿArabî'de mestûrdur. Tâyife-i ʿArab sevâhil-i Mora'ya Gaydâ itlâk eylediklerine nazaran, ibn Ebî Talha ve Muvakkat Mısrî risâlelerinde, yeftahü'l-Gaydâ Mehmed bin ʿAbdullah terkîbi karîbü'l'ahdde Muhsin-zâde'nin Mora'yı fethine işâret-i vâzıha olduğu müsellem-i erbâb-ı hâl ve kütüb-i ehlüllâh bunların ahvâlini şâmil rumûzât ü kinâyât ile mâ-lâ-mâldır.\nDevlet-i ʿAbbâsiyye mülk ü mâl ve kesret-i ricâl ve füshat-i devlet ve vüsʿat-i memleket ile sâhib-i taht ü nigîn ve mahsûd-i mülûk-i pîşîn olmuşlar iken, sadme-i Hülâgû Hânî'den muztarib ve devletleri eyâdî-yi bîgâneye münkalib olup, vakʿa-i fâciʿa-i Timûrî'ye ʿayn-i ʿibretle nazar olunsa bu hâdise-i ʿuzmâdan emerr u eşedd bir musîbet ü belvâ ve niçe devletlerin inkırâz ve izmihlâllerine ʿillet-i akvâ olmuşiken, bu devlet-i kāhire o dâhiyeyi defʿ ile hâlet-i ûlâsını ve giderek [M1 9] emr-i saltanat derece-i kusvâsını bulup, kefere devletleriyle dahi vukūʿ bulan muhârebâtın baʿzısında ber-muktezây-ı hükm-i kazâ vü kader hudûs eden mehâlik ü hatardan müteʼessir olmayup,\nkemâl-i gayret ve hamiyyet ile telâfî-yi mâ-fâte himmet ve tekmîl-i nâmûs-i saltanat ede-geldikleri mesbût-i sahîfe-i ezhân-ı erbâb-ı basîretdir.\n\nMülûk-i sâlife ihtiyâr-ı teʿazzüz-i nefs ile mânend-i bîve-zenân sâyesinden tersân olarak, ednâ mülke kanâʿat ve hem-civârları olan akviyây-ı mülûke müdârâ ve ʿirz-ı furûtenî vü istikânet edüp, havâkīn-i ʿOsmâniyye: Câhidû fî sebîlillâhi hakka cihâdih emrine her bâr imtisâl ve karîb ü baʿîd ve zaʿîf ü şedîd demeyüp, mücâhede-i ehl-i küfr ü dalâl ile iştiğāl ve eser-i, el-cihâdü hilkatî ve hirfetî medlûlünü bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl semîr-i bâl edüp, niçe sanâdîd ve kurûm-i küffârın dârü'l-mülklerini kuvvet-i seyfiyye ile zabt ve mülklerine ilhâk ve şeʿâyir-i İslâmiyye'yi izhâr ile âfitâb-ı nûr-i Muhammedî'yi işrâk etmişlerdir.\n\nFeth-i Kostantiniyye hakkında vârid olan eser sebebi ile ʿuzemây-ı mülûk-i İslâmiyye bu beşârete mazhar olmağa mugrem ü dil-dâde ve bu şâhid-i ʿasîru'l-visâle ʿâşık-ı üftâde olup, bezl-i tâb ü tüvân ve sevk-i ceyş-i girân ile ifrâğ-ı cehd-i bî-pâyân etmişler iken, bu niʿmet-i ʿazîme birine müyesser olmayup, bu Devlet-i ebed-müddet'e mukadder olduğu fahr u mübâhâta sezâ ve mülûke tefevvuk iddiʿâsına dâyir bir maʿnâdır. Selâtîn-i mâziyenin e'imme-i müctehidîn ve selef-i sâlihîn haklarında vâkiʿ olan cevr ü ezâ ve tahkīr u izdirâları ve sâdât-ı kirâm ve sâ'ir ʿulemây-ı aʿlâma olan tahfîf kadar ve habs ü gadr muʿâmeleleri meşhûr u mütevâtir olup, bu Devlet-i ebediyyü'l-istimrârın ʿulemâ ve sâdât haklarında cilve-ger olan iʿtibâr ve rağbet ü meyl ve hürmetleri zâhir olup, şöyle ki ʿulemâya taʿyîn-i hudûd u merâtib ve tevcîh-i mehâkim ve menâsıb eylediklerinden gayri Kul lâ-es’elüküm ʿaleyye ecran ille'l-meveddete fi'l-kurbâ şânlarında nâzil olan sâdât-ı kirâma taʿyîn-i vezâyif ve revâtib edüp, cümlesi refâh-ı hâl ve ferâğ-ı bâl ile duʿây-ı Devlet-i ebed-kıyâma muvâzıb olmuşlardır.",
          "caption": "[introduction to I. cilt]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_001.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to I. cilt]",
          "text": "BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM [M1 2] Dürûd-i nâ-maʿdûd ve şükr-i müteʿâkibü'l-vürûd maʿbûdi bi'l-Hakk olan vâcibü'l-vücûd hazretlerine sezâdır ki, ahvâl-i ümem-i mâzıyye ve etvâr-ı milel-i bâliyyeyi mahall-i ʿibret-i uli'l-ebsâr ve sebeb-i intibâh-ı sunûf-i ahyâr eyleyüp, mâzîden hâle intikāl ile sevâlif-i evzâʿ-i nâsa istidlâl istiʿdâdını efrâd-ı ʿibâdına iʿtâ ve iczâl ile mücerreb-i mecârî-yi ahvâl-i rûzgâr ve dânende-i surûf-i kāsimetü'z-zuhûr-i edvâr eyledi. Ve ekmel-i salât ve ecmel-i tahiyyât tuhfe-i ravza-i eşref-i mevcûdât kılınur ki, siyer-i bedîʿu'l-eserine sülûk ü iktifâ bâʿis-i husûl-i fevz dü-serâ ve vesîle-i tehzîb-i ahlâk u secâyâdır. Ve âl ü ashâb ve ʿitret ü ahbâbına ihdây-ı tefârîk-ı rızâ kılınur ki, cümlesi rehnümây-ı câdde-i savâb ve yeke-tâz-ı mizmâr-ı faslu'l-hitâb olmuşlardır.\n\nEmmâ baʿd maʿlûm ola ki, Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân ve ehâdîs-i fahr-i dü-cihândan sonra fenn-i celîl-i târîh, elezz ü etyab-ı ʿulûm ve eşref ü eʿazz-i fünûn olup, şu sebeble ki siyer ve âsâr-ı enbiyây-ı ʿizâmı câmiʿ ve kısas-ı evliyâ ve mülûkü ihtivâ ile mübeyyin-i sevâbik-ı vekāyiʿ olduğundan gayri, nazım:\n\nİzâ mâ tâleʿa't-târîha şahsun\nRa'e'd-dünyâ ve ebsara külle cîylin\n\nmefhûmu üzere nazardan gā’ib niçe havâdis ü menâkıb, dâhil-i zarf-ı ıttılâʿ ve garâ'ib-i ahbâr-i cevânib kûşe-gîr-i dehlîz-i semâʿ olup, ahvâl-i selefe ʿilme'l-yakīn derecesinde vüsûl ve etvâr-ı mahlûkāt-ı arzın ve semâvâta vukūf ile ihtibâr-ı ittiʿâz mekāsıdı ancak bu fenn-i ʿazîzü'l-menâl sebebi ile husûl bulup, ʿukūl-i kāsıra erbâbını ʿakl-ı bi'l-meleke mertebesine [M1 3] îsâl ve re'y-i sakīm ashâbını rüsûh-i imtihân ve tecribe ile müstakīmü'l-bâl eylediğine binâ'en bu fâyide-i ʿâmmeden havâss-ı nâsı mahrûm, revâdâşte-i mülûk-i ʿArab ve Rûm olmayup, devletlerinde inkılâbât devr-i zemân ile vukūʿyâfte olan keyfiyyâtı refte refte zabt ü tedvîn içün ashâb-ı liyâkatden birer ehl-i hüneri tahsîs ü taʿyîn eyleyüp, mahsûl-i vakitleri halefden selefe yâdigâr ve selefden halefe reh-âverd-i iʿtibâr olur idi. Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrârda dahi bu fenn-i celîle kemâl mertebe iʿtibâr olunup, her ʿasırda vukūʿât-ı dîvâniyye ve ʿavârızât-ı mülkiyye sebt-i sehâyif-i eyyâm ve nakş-i cerâyid-i şühûr u aʿvâm kılınup, mess-i hâcet ile merciʿ-i erkân-ı saltanat ve düstûru'l-ʿamel-i evliyây-ı devlet olmuş idi. Vaktâ ki nevbet-i hilâfet ve serîr-i saltanat Şehriyâr Keyûmers-sîret nâhîd-talʿat Behrâm-savlet dîhim-\nfürûz-i çemen-suffa-i cihân-bânî, pâ-nihâde-i sadr-ı eyvân sâhib-kırânı, vâris-i mülk-i Süleymânî Ferîdûn-ferr ve İskender-i sânî râfiʿ-i menâr-ı şerîʿat-ı mutahhara dâfiʿ-i hurûş-i cüyûş-i kefere, sultân-ı selâtînü'l-âfak, sâhibü's-saltanati bi'l-istihkāk hâ'izü'l-me'âsiri'l-melikiyyeti ve'l-melekiyyeti ellezî ez'anet li-evâmirihi ve nevâhîhi'l-harekâti'l-felekiyye a'nî bihî es-Sultân el-Gāzî Selîm Hân bin es-Sultân el-Gāzî Mustafa Hân bin es-Sultân el-Gāzî Ahmed Hân sebbetallâhü deʿâ'ime devlitihi mâ-kerre'l-cedîdân ve kahhere aʿdâ'ed-dîn bi-kerrihi ve savletihî mâ-teʿâkabe'l-melevân hazretlerine saʿâdet ve ikbâl ile teveccüh ʿumûm-i nâs kudûm-i meyâmin-lüzûm-i şâhâneleriyle kesb-i tenaʿum ü tereffüh eyledi. Kâffe-i umûr-i Devlet-i ʿaliyyelerine kemâ hüve'l-merâm nizâm verdikleri gibi, bu fenn-i şerîfi dahi iltizâm ve ʿasr-ı bâhiru'n-nasrlarında ser-zede-i vukūʿ olan ahvâl ve âsârı zabt etdirmekle ihyâ-yı sünen-i âbâ vü ecdâd-ı ʿizâm buyurduklarından fazla darb-ı nevbet-i Hâkānî ve tulûʿ-i bedr-i Devlet-i ʿOsmânî'den bin yüz altmış altı târihlerine gelince vukūʿât-ı saltanat-ı seniyye biribirine muttasıl ve dest-yârî-yi san'at-ı tabʿ u temsil ile resîde-i eyâdî-yi şerîf ve hâmil olup, seksen üç târihine gelince on yedi senelik vekāyiʿ telef ü zâyiʿ olacak derecelere vâsıl olmağla derdest olan âsâr-ı eslâfdan havâdis-i mezkûre ahsen-i nesak üzere cemʿ ve inşâ'allahü teâlâ vaktiyle temsîl ve tabʿ olunmak, pîrâmen-güzâr-ı tabʿ meʿâlî-nebʿ-i Mülûkâne olup, bu hidmet-i seniyyenin ru'yeti, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrârlarında hâlâ Vakʿanüvîs ve mübeyyin-i ahvâle her mer'ûs ve re'îs olan Tevkīʿi-yi sâbık Ahmed Vâsıf kullarına emr ü tenbîh ve sebk-ı irâde-i menâyih-ifâde-i Tâcdârî'leriyle kadr-i kemterânem terfîʿ ve tenvîh buyurulmağla nutk-bahş-ı [M1 4]\nnevʿ-i beşer ve zînet-dih-i dü mühre-i şems ü kamer olan hazret-i kādiyü'l-hâceti ve'l-vatardan istiʿâne vü istimdâd ve maksûda şurûʿ ile ihtiyâr-ı meslek-i iktisâd olundu.\nVekāyiʿ-nüvîs ve Teşrîfâtî iken müctâz-ı râh-ı Hicâz olan ʿİzzî Süleyman Efendi'nin târîhini tezyîl eden Hâkim es-Seyyid Mehmed Efendi hüner ü kemâl ile me'lûf ve ittılâʿ-ı ʿulûm ile maʿrûf iken fenn-i inşâda râcil belki aʿyâ min bakıl olup, maʿamâfih zabt etdiği vekāyiʿ dahi ʿazl ü nasb-ı dîvânîden ʿibâret ve seyyâh târîhi sâhibi Evliyâ Çelebi gibi kezzâbdan rivâyet ile baʿzı ekāsîs ve esbâb-ı vukūʿâtı terk u ihmâl ile muktezayât-ı vakt ü hâli hikâyetden kinâyet olup, mevzûʿ-i fenn-i târîh olan sıhhat-i nakl-i fevâyidden hâlî ve ʿibârât-ı rekîkesi ashâb-ı mütâlaʿanın bâʿis-i seâmet ü melâli olup, bu mülâbese ile târîhinin sinîn ve şühûruna medd-i târ-ı nazar ve tahrîr etdiği vekāyiʿ müceddeden kaleme alınup, şâyân-ı nigâh-ı erbâb-ı istidlâl ü nazar kılındığından gayri, târîh-i mezkûrun mutazammın olduğu keyfiyyât ʿahd-i karîbde vukūʿ bulduğundan, yâd-dâşt olan ahbâr ve erbâb-ı vukūfdan ahz ve telakkī kılınan âsâr izâfe vü ilhâk olunarak mecelle-i mezkûr tevsîʿ ve Hâkim'den sonra tahrîr-i vekāyiʿa me'mûr olan Çeşmî-zâde ve Mûsâ-zâde ve Kudâtdan Behcetî Hasan Efendi'nin zabt etdikleri vukūʿât dahi baʿde't-tenkîh zamm ü ilsâk olunup, baʿde't-tetmîm hâki ʿatebe-i hazret-i Şehriyârî'ye ʿarz ü takdîm olunup, nazar-ı istihsâna şâyân ve bu mukābelede bu ʿAbd-i kemterlerin mazhar-ı ihsân-ı bî-pâyân buyurdular. Cenâb-ı Rabb-ı müsteʿân sebeb-i emn ü emân olan zât-ı hümâyûnların ilâ inkırâzi'z-zemân zîb-i serîr-i\nbekā ve zindegânî ve sâkinân-ı rubʿ-meskûnu ʿale'l-ʿumûm gerden-dâde-i tavk-ı emr ü fermânî eyleye, âmîn.\nÇünkü târîhden garaz neşr-i fevâ'id ve tayy-ı zevâ'id ve tahrîr-i ehemm ve terk-i mâ-lâ yelzem olduğu müsellemdir. Maksada şurûʿdan mukaddem temeddün ve ictimâʿ ve lüzûm-ı saltanat keyfiyyetlerini şâmil bir mukaddime serd ü beyân ve bu kitâba serlevha vü ʿunvân kılındı.\nMaʿlûm ola ki, nevʿ-i insâna ictimâʿ ve temeddün-i zarûrîdir. Hükemâ, insân medeniyyün bi't-tabʿ derler ve bu ictimâʿ-ı insâniyyeyi murâd ederler ve bu ictimâʿ ve iʿtilâf olmaksızın nevʿ-i insanın hayât ü meʿâşı müteʿassirdir derler ve ıstılahlarında medîne ve memleket ve ʿimâret bu ictimâʿdan ʿibâretdir ve bu maʿnânın beyânı budur ki, Hak sübhânehû ve teʿâlâ hazretleri nevʿ-i insânı halk edüp, bir sûret ve keyfiyyet üzere terkîb etmişdir ki hayat ve bekāsı gıdasız olmaz ve fıtrat-ı asliyye ile ol gıdayı iltimâsa hidâyet edüp, tahsîline kudret verdi. Ammâ nevʿ-i beşerden şahs-ı vâhid ol gıdadan muhtâç olduğu kadar şey'in tahsîline [M1 5] yalnız kādir değildir. Ekall-i mâ-yümkin bir günlük gıdasına lazım olan nân ve gayr-i şey'in husûlüne katʿî çok sınâʿât ve muʿâlecât ister. Pes iktizâ etdi ki ebnây-ı cinsinden cemʿ-i kesîr müctemiʿ olup, kendülere ve gayrîlere kifâyet kadarı ve dahi ziyâde kuvvet tahsîli içün birbirlerine muʿâvenet edeler. Tahsîl-i kuvvetde teʿâvüne muhtâç oldukları gibi libâs ve mesken ve levâzım-ı sâ'irede ve nefislerinden hayvânât-ı sâ'irenin zarar ve ʿudvânın defʿ etmek hususunda dahi ebnây-ı cinsiyle ictimâʿ ve istiʿânete muhtaçlardır. İctimâʿ ve teʿâvün husûlünde gıda ve libâs ve mesken ve hifz-ı vücûd içün âlât ve esliha husûle gelüp, nevʿ-i insanın hifz u bekāsına teʿalluk eden hikmet-i kâmile-i Rabbâniyye temâm olmuş olur. Bu tafsîlden fehm olundu ki bu ictimâʿ ve temeddün nevʿ-i insana zarûrîdir. Böyle olmasa vücûd-i insânî kemâle ermeyüp, cenâb-ı Rabbü'l-ʿâlemîn ʿâlemi taʿmîr ve benî ʿâdemi istihlâf eylemek maʿnâsı ʿalâ vechi'l-kemâl zuhûra gelmez idi. Kaçan ki bu temeddün ve ictimâʿ takrîr etdiğimiz vech üzere nevʿ-i beşere hâsıl olup, ʿimâret-i ʿâlem ve cemʿiyyet-i benî ʿâdem husûle geldi. Yalnız ictimâʿ ve temeddün dahi mutlakā fesâdı râfiʿ ve salâhı müştemil olamaz. Zîrâ tabâyiʿ-i hayevâniyyede zulm ü ʿudvân merkûz ve biribirine cevr ü teʿaddî eylemek fi'l-asl cibillet-i nüfûsda mermûzdur. Hayvânât-ı ʿucme ve behâyim defʿiyçün îcâd ve ittihâz olunan esliha ve âlât nevʿ-i beşerden olan ebnây-ı cinsin ʿudvânı müdâfaʿasına kifâyet etmez. Zîrâ ol âlât cümlesinde bulunmak\nmümkin değildir. Pes silâh ve âlâtdan gayri bir kuvvet ile zabt ü müdâfaʿa olunmak iktizâ etti. Bundan mâʿadâ tabâyiʿ-i nâs muhtelif ve eşhâs-ı insâniyyenin hevâ-yı nefisleri biribirlerine mugāyir ve gayr-i mü'telifdir. Her şahsın bir gûne matlûbu ve murâd ü maksûdu olup, nefis murâd ve maksûdunu her ne tarîk ile olursa olsun almak ister. Husûsan nüfûs-i ʿavâm ki gayr-i mühezzeb ve emmâretün bi's-sûʿdur. Pes bir nesne iki kimsenin murâdı olıcak arada tenâzüʿ ve tezâhum olup, lâ-cerem fitne vü kıtâl ve ceng ü cidâl vukūʿuyla eşhâs-ı insâniyye biribirini ifnâ vü ihlâk iktizâ edüp, bir şahıs tahsîl etdiği şey' el-Hükmü li-men galebe mazmûnu üzere âhar kimse gasb ü selb edüp, nizâm-ı ictimâʿ nâ-mümkün ve müteʿassir olsa gerek. Pes bir tedbîr lâzım oldu ki, hem efrâd-ı insânı müctemiʿ ve mütemeddin ve hem ol fesâdât ve mahzûrât eshel ve cehele mündefiʿ u mürtefiʿ ola ve her şahsa mekāsıd-ı şehevâniyye ve metâlib-i lâzimesini tahsîl içün bir nesk-i muntazam ve kāʿide-i muttaride kurulup, metâlibde kimse kahr u galebe ile âharı mâniʿ olmayup, kendüsü [M1 6] müstahak olduğu murâdât ve lezzâtına kāniʿ ola ve bu siyâset-i ʿuzmâ ve saltanat-ı kübrâdır ki, bununla ictimâʿ mümkün ve fesâd mündefiʿ olur ve bu siyâset hâsıl olmaz illâ iki şeyle; biri Şerîʿat-ı İlâhiyyedir ki, evâmir ü nevâhî ve zevâcir ü hudûd ve ahkâm ü siyâseti müştemildir ve lâ-büddür ki bu şerîʿatin vâzıʿı ve sâhibi sâ'ir efrâd-ı insâniyyeden vahy ü ilhâmla ve kurb-i mele'-i aʿlâ ile efdal ve mümtâz ola. Zîrâ kâffe-i enâm ve havâss ü ʿavâm herkesin vazʿ etdiği ahkâm ve siyâsâta itâʿat ü inkıyâd ve emr etdiğine icâbet ü imtisâl etmezler ve mâdem ki vâzıʿ-ı şerʿ olan zât-ı ekmel ol şerîʿati vahy ü ilhâm ile Rabbü'l-enâm tarafından teblîğ etmeye ve kabûl etmeyenleri ʿukūbât ve âlâm ile tahzîr ü tehdîd ve daʿvâsını muʿcizât-ı bâhirât ve havârik-ı ʿâdât ile tasdîk u te'yîd eylemeye. Kaçan ki şerîʿat-ı Rabbâniyye bu şurût ile temhîd oluna. Cümle benî Âdem tavʿan ev kerhen inkıyâd ederler ve biri dahi hâkim-i mâniʿdir. Ve o kimsedir ki te'yîd-i İlâhiyye ile mümtâz ve tevfîk-i nâ-mütenâhî ile ser-efrâz ola hem nazm-ı mesâlih-i bilâd ve hem tekmîl-i nüfûs-i ʿibâd etmeğe kādir ola. Bu şahsa hükemâ, hâkim ʿale'l-ıtlâk ve ahkâmına sınâʿat-ı mülk ü saltanat derler.\n\nAmma baʿdü: Ve mütee'hirîn ona halîfe ve fiʿline hilâfet derler.\n\nVe Eflâtûn ona müdebbir-i ʿâlem der ve sâdât-ı sûfiyye ona kutb-i ʿâlem ve insân-ı kâmil derler.\nVe mustalah-ı devletde ona padişâh ve şehinşâh ve sınâʿatına saltanat ve kānûn ve hükûmet derler.\n\nVe mevzûʿ-i aslîsi üzere bu vücûdun tedbîr ve hükûmeti ʿadl-i mahz olup, tarîk-ı Hak'dan ser-i mû inhırâf etmemekdir. Lâkin ʿadl-i mahz kalîlü'l-meks olup, mebde-i inzâl-i şerîʿat-i mutahharadan elli seneyi tecâvüz etmez. Muhbir-i sâdık ʿaleyhi efdalü's-salâtü ve's-selâm: “El-hilâfetü baʿdî selâsûne sene” buyurduklarında bu maʿnâya işâret-i vâzıha vardır derler.\n\nİbn Haldûn ʿUnvânü'l-ʿİber'de der ki: “Emr-i hilâfet elbette mülk ve saltanata münkalib ola-gelmişdir. Zîrâ ictimâʿ ve ʿasabiyyet nevʿ-i insana emr-i lâzım olup, ʿasabiyyetin dahi gāyeti mülk ve saltanata mü’eddî olmak ihtiyârî değildir, belki zarûrîyyât-ı terâtîb-i vücûddandır. Cumhûra teklif olunan umûr belki şerâyiʿ ve diyânât dahi ʿasabiyyetsiz tetmîm olunmaz. Mutâlebe ve teklîf mesâlihi, kuvvet-i kāhire-i ʿasabiyyet ile kemâle erişe-gelmişdir. “Mâ beʿasallâhü nebiyyen illâ fî meneʿatin min kavmihî” hadîs-i şerîfinde bu maʿnâya delâlet vardır, intehâ.\n\nHülâsa-i kelâm gerek hilâfet ve gerek saltanat, hırâset-i dîn ü dünyada sahib-i şerîʿat ʿaleyhi efdalü't-tahiyyeye niyâbetden ʿibâretdir [M1 7] ve nevʿ-i beşerden vücûdu lâzım olan hâkim-i kāhir sâ’irin üzerine gālib ve musallat ve hakkāniyyet üzere hükmünü icrâya ve emr ü nehye kādir gerekdir ki, cümlesi andan havf edüp, nevʿ-i beşerden şahs-ı vâhid gayra zulm ve ʿudvân ile haddin tecâvüz etmeye ve cemʿiyyet-i insâniyye bu hâkimin hükmü sebebi ile ber-karar durup, nizâm-ı tabiʿî üzere kâr ü kesb ü meʿâşları ve tevâlüd ü tenâsülleri müyesser ola. Bu maʿnâya lisân-ı hikmetde mülk ü saltanat derler ve bu maʿnâyı icrâya tekeffül eden zâta sultân ve padişah derler. Mebde-i vücûdda istihlâf-ı Âdem sırrî ve el-hâletü hâzihî padişahlara zillullâh ve halîfetullâh ʿunvânın ıtlâk ettikleri, bu maʿnâyı mülâhaza ile âşikâr olur. Nazar-ı dakīk ashâbına mütebeyyendir ki nizâm-ı kevn ve bekāy-ı vücûd-i insânîye sebeb olan maʿnâ-yı mezkûr, nevʿ-i insânîye hâssa-i fıtriyye ve lâzime-i zâtiyyedir.\n\nKibâr-ı müfessirînden niçe muhakkikīn aʿtâ külle şey'in halkahü sümme hedâ âyet-i kerîmesinde ve “Nahle” (arıya) olan vahy-i İlâhî tefsîrinde bu esrâra müteʿallık niçe işârât-ı celîle beyân etmişlerdir. Zenbûr ve cerâd ve baʿzı devâb ve tuyûr emr-i\nmeʿâş ve defʿ-i mazârr ü intiʿâşda ictimâʿ ve ittifâk edüp, kendü cinslerinden birine mutîʿ u münkād olur. Zenbûrda bey dedikleri ki sâ’irden cüsselü ve garîbü'ş-şekl bir zenbûrdur. Sâ'irin ona itâʿat ü inkıyâdı ve şemʿ u ʿasel cemʿinde mühendisâne büyût yapmakda ve evlâd peydâ etmekde ve zahîrelerini hifz u kifâyet vechi üzere tenâvül etmekde ve bevvâb ve sakā hizmetlerine baʿzısı muʿayyen olmakda ve yaylak ve kışlak tedbîrinde olan ahvâlleri kütüb-i hikmetde mestûr olduğundan gayri el-ân ol umûra mübâşir ve muttaliʿ olanların re'ye'l-ʿayn meşhûd ve maʿlûmlarıdır. Ancak bu hâssa-i kâmile insana hâssa-i fıtrıyye olup, kuvvet-i fikriyye ve siyâset-i ʿakliyye ve fünûn-i taʿlîmiyye ile kuvvetden fiʿle gelüp, müyesser olur. Hükemâ der ki kuvvet-i ʿakliyye ve fikriyyeden hâlî olan hayvânât, nizâm-ı meʿâş ve bekā-yı hayâtlarıyçün benî nevʿinden birine itâʿat husûsunda böyle ictimâʿ ederler iken, eşref-i mahlûkāt olan nevʿ-i insanı benî nev'inden olan pâdişâha mutîʿ ve münkād olmamak lâyık mıdır? Hafî olmaya ki fezâyil-i mülûk-i sütûde-sülûk-i ʿOsmânî “ceʿalallâhü devletehüm bâkīhi mâ-yukra’ü ve yütlâ es-Sebʿu'l-mesânî” eşref-i menâkıb-i şâhân-ı selef ve bu bâbda sagīr u kebîr vâfir mü'ellef derârî-yi medîhalarına sadef olup, nazm:\n\nE'id zikre 'Osmân lenâ enne-zekerehü\nHüve'l-miskü mâ-kerrertehü yetedavva'u\n\nmefhûmu üzere hasâyis-i zâtiyye [M1 8] ve mehâyil-i fıtrıyyeleri tetebbûʿ ve istikrâ ile bu mukaddimeye ber-vech-i icmâl zeyl ve baʿdehû tahrîrine kasd ettiğimiz târîhin bed' u şurûʿuna meyl olundu.\n\nMaʿlûm ola ki Hulefâ-i râşidîn rıdvânullâhi teʿâlâ ʿaleyhim ecmaîn hazerâtından sonra basît-i gabrâya zıl-efgen-i ʿadl ü dâd olan Şehriyârân-ı cihân-âbâdın efzal ü eşrefi selâtîn-i âl-i ʿOsmân olduğu vâreste-i şübhe vü gümândır. Silsile-i tâhireleri Nûh-i necî ʿalâ nebiyyinâ ve ʿaleyhi's-salâtü ve's-selâm hazretlerine müntehî olunca, mazbût-i neseb-nâme nessâbân-ı rüzgâr ve her biri emâret ü saltanatla kâm-kâr oldukları ve âl-i Büveyh ve Fâtımiyyûn ve sâ'irleri gibi meşkûkü'l-asâle olmadıkları, ittifâk-ı mehere-i mü'errihîn ile sübût-yâfte-i ehl-i yakīn olmuşdur. Nebiyy-i celîl-i hazret-i İsmâʿîl'den sonra arz-ı Hicâz'da hayme-nişîn-i emn ü emân olan kabâyilden Benî Cürhüm ve\nKantûra beyninde münâferet ve ʿadâvet vukūʿu hasebiyle o havâlîde hercü merc emâreleri zuhûr ve cümlesinden selb-i râhat u huzûr eyleyüp, Benî Kantûra diyâr-ı Fâris'e hicret ve Mâhân memleketinde nasb-ı çetr-i tavattun ve ikāmet eylediler.\n\nCedd-i aʿlâ-yı Osmâniyân o kabîle-i celîleden olduğu esahh-ı rivâyet olmağla, âhiru mâ yemlikü emre ümmetî Benû Kantûra esr-i sıdk muhbiri üzere istimlâk-i emr-i ümmet ile bunlar mübeşşer ve bedr-i münîr saltanatları, ʿârıza-i üfül ü zevâlden masûn olup, dâmen-i kıyâmete dek zîver-i evc-i bekā olacağları muhakkak ve mukarrerdir.\nTafsîl-i lafz-ı Kantûra:\n\nHüdâvendigâr-ı esbak Sultân Murâd Hân-ı sâlis hazretleriyçün te'lîf olunan Risâle-i İntısâriyye'de ve Müsâmere-i hazret-i Muhyiddîn-i ʿArabî'de mestûrdur. Tâyife-i ʿArab sevâhil-i Mora'ya Gaydâ itlâk eylediklerine nazaran, ibn Ebî Talha ve Muvakkat Mısrî risâlelerinde, yeftahü'l-Gaydâ Mehmed bin ʿAbdullah terkîbi karîbü'l'ahdde Muhsin-zâde'nin Mora'yı fethine işâret-i vâzıha olduğu müsellem-i erbâb-ı hâl ve kütüb-i ehlüllâh bunların ahvâlini şâmil rumûzât ü kinâyât ile mâ-lâ-mâldır.\nDevlet-i ʿAbbâsiyye mülk ü mâl ve kesret-i ricâl ve füshat-i devlet ve vüsʿat-i memleket ile sâhib-i taht ü nigîn ve mahsûd-i mülûk-i pîşîn olmuşlar iken, sadme-i Hülâgû Hânî'den muztarib ve devletleri eyâdî-yi bîgâneye münkalib olup, vakʿa-i fâciʿa-i Timûrî'ye ʿayn-i ʿibretle nazar olunsa bu hâdise-i ʿuzmâdan emerr u eşedd bir musîbet ü belvâ ve niçe devletlerin inkırâz ve izmihlâllerine ʿillet-i akvâ olmuşiken, bu devlet-i kāhire o dâhiyeyi defʿ ile hâlet-i ûlâsını ve giderek [M1 9] emr-i saltanat derece-i kusvâsını bulup, kefere devletleriyle dahi vukūʿ bulan muhârebâtın baʿzısında ber-muktezây-ı hükm-i kazâ vü kader hudûs eden mehâlik ü hatardan müteʼessir olmayup,\nkemâl-i gayret ve hamiyyet ile telâfî-yi mâ-fâte himmet ve tekmîl-i nâmûs-i saltanat ede-geldikleri mesbût-i sahîfe-i ezhân-ı erbâb-ı basîretdir.\n\nMülûk-i sâlife ihtiyâr-ı teʿazzüz-i nefs ile mânend-i bîve-zenân sâyesinden tersân olarak, ednâ mülke kanâʿat ve hem-civârları olan akviyây-ı mülûke müdârâ ve ʿirz-ı furûtenî vü istikânet edüp, havâkīn-i ʿOsmâniyye: Câhidû fî sebîlillâhi hakka cihâdih emrine her bâr imtisâl ve karîb ü baʿîd ve zaʿîf ü şedîd demeyüp, mücâhede-i ehl-i küfr ü dalâl ile iştiğāl ve eser-i, el-cihâdü hilkatî ve hirfetî medlûlünü bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl semîr-i bâl edüp, niçe sanâdîd ve kurûm-i küffârın dârü'l-mülklerini kuvvet-i seyfiyye ile zabt ve mülklerine ilhâk ve şeʿâyir-i İslâmiyye'yi izhâr ile âfitâb-ı nûr-i Muhammedî'yi işrâk etmişlerdir.\n\nFeth-i Kostantiniyye hakkında vârid olan eser sebebi ile ʿuzemây-ı mülûk-i İslâmiyye bu beşârete mazhar olmağa mugrem ü dil-dâde ve bu şâhid-i ʿasîru'l-visâle ʿâşık-ı üftâde olup, bezl-i tâb ü tüvân ve sevk-i ceyş-i girân ile ifrâğ-ı cehd-i bî-pâyân etmişler iken, bu niʿmet-i ʿazîme birine müyesser olmayup, bu Devlet-i ebed-müddet'e mukadder olduğu fahr u mübâhâta sezâ ve mülûke tefevvuk iddiʿâsına dâyir bir maʿnâdır. Selâtîn-i mâziyenin e'imme-i müctehidîn ve selef-i sâlihîn haklarında vâkiʿ olan cevr ü ezâ ve tahkīr u izdirâları ve sâdât-ı kirâm ve sâ'ir ʿulemây-ı aʿlâma olan tahfîf kadar ve habs ü gadr muʿâmeleleri meşhûr u mütevâtir olup, bu Devlet-i ebediyyü'l-istimrârın ʿulemâ ve sâdât haklarında cilve-ger olan iʿtibâr ve rağbet ü meyl ve hürmetleri zâhir olup, şöyle ki ʿulemâya taʿyîn-i hudûd u merâtib ve tevcîh-i mehâkim ve menâsıb eylediklerinden gayri Kul lâ-es’elüküm ʿaleyye ecran ille'l-meveddete fi'l-kurbâ şânlarında nâzil olan sâdât-ı kirâma taʿyîn-i vezâyif ve revâtib edüp, cümlesi refâh-ı hâl ve ferâğ-ı bâl ile duʿây-ı Devlet-i ebed-kıyâma muvâzıb olmuşlardır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i Mısır'da teferruʿ eden Melik Gavri'nin bâʿis-i îcâd-ı rafz ve ilhâd olan Şah İsmâʿîl ile ittihâdını tahkīk ve mukaddimât-ı müberhene ve tedbîrât-ı müstahsene ile miyânelerini tefrîk edemeyüp, encâm-ı kâr Mercidâbık nâm mahalde tekābül-i saf-\nfeyn vukūʿuyla câme-i hayâtını temzîk eyledikde, baʿzı mahallere zabt eylediği evkāfı ʿulemây-ı vakt ilgā içün müteʿaddid fetvâ vermişler iken, kemâl-i mürüvvet-i Mülûkâne'lerinden evkāfları ibkā ve idrârât ve vezâyifi verilmek [M1 10] zımnında emr-i celîli'l-fehvâ iʿtâ bu hâssa dahi sâ'ir devletlerde bulunmadığı gün gibi zâhir ü hüveydâdır.\n\nHaremeyn-i şerîfeyne etdikleri taʿzîm ü tevkīr ve o mübarek buk'alarda emr-i binâya ve icrây-ı mâye refte refte sarf eyledikleri mâl-ı vefîrden başka e'imme vü hutebâ ve fukarâ vü zuʿafâ ve mücâvirîn ü mesâkîne beher sâl irsâl eyledikleri emvâl ü gılâl ve deryây-ı ʿatâlarından guref içün her sene Âsitâne-i saʿâdetlerine vürûd eden sâdât ve erbâb-ı hâcâta verdikleri kisvet ve dînâr ve Şâm havâlîsinden ve âhar mahallerden tertîb buyurdukları vezâyif-i bîş-şumâr-ı nâ-güncâ-yı havsala-i muhasibân-ı rûzgârdır.\n\nHazâyin ü emvâl ve masraf hatt ü tirhâl cihetleriyle dahi mülûk-i sâlifeye tefavvukları derkâr ve senevî sunûf-i askerîye yalnız on iki bin kîseye karîb mevâcib verdikleri, muhayyer-i ʿukūl-i uli'l-ebsârdır. Mülûk-i Mısriyye'den Ahmed bin Tolun ve siʿat-i mülk ile beyne'n-nâs kadri efzûn ve müddet-i medîd taht-gâhı Mısır'da emr u hükmü nefâze-makrûn iken, baʿde'l-vefât iki küre yüz bin altûn terk eylediğini müverrihler, nâdire-i zemândan taʿdâd etmişlerdir. Devlet-i ebed-müddet vüzerâsının ve ʿummâl ve tüccarının bundan ziyâde şey'i terk eyledikleri hezâr bâr sâmia-güzar olmuştur. Bin seksen târîhinde Özbek Hânı'ndan Devlet-i ʿaliyye'ye elçi gelüp, Tersâne-i ʿâmire'yi temâşâ eyledikde, mesârif-i donanma bu vakte nisbetle ekall-i kalîl iken, “Devletimizin îrâdı bu donanma mesârıfına vefâ etmez” dediği menkūldür. Hülâsa-i kelâm bu devlet-i ebed-kıyâmın mehâsini kalem ile taʿbîr ve lisân ile takrîr mümkin olmayup, bir nebzesiyle iktifâ ve hayru'l-kelâmi mâ-kalle ve delle tarîkasına iktifâ olundu.",
          "caption": "Fâtih-i memâlik-i ekser-i düvel olan Sultân Selîm-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_002.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Fâtih-i memâlik-i ekser-i düvel olan Sultân Selîm-i Evvel",
          "text": "Memleket-i Mısır'da teferruʿ eden Melik Gavri'nin bâʿis-i îcâd-ı rafz ve ilhâd olan Şah İsmâʿîl ile ittihâdını tahkīk ve mukaddimât-ı müberhene ve tedbîrât-ı müstahsene ile miyânelerini tefrîk edemeyüp, encâm-ı kâr Mercidâbık nâm mahalde tekābül-i saf-\nfeyn vukūʿuyla câme-i hayâtını temzîk eyledikde, baʿzı mahallere zabt eylediği evkāfı ʿulemây-ı vakt ilgā içün müteʿaddid fetvâ vermişler iken, kemâl-i mürüvvet-i Mülûkâne'lerinden evkāfları ibkā ve idrârât ve vezâyifi verilmek [M1 10] zımnında emr-i celîli'l-fehvâ iʿtâ bu hâssa dahi sâ'ir devletlerde bulunmadığı gün gibi zâhir ü hüveydâdır.\n\nHaremeyn-i şerîfeyne etdikleri taʿzîm ü tevkīr ve o mübarek buk'alarda emr-i binâya ve icrây-ı mâye refte refte sarf eyledikleri mâl-ı vefîrden başka e'imme vü hutebâ ve fukarâ vü zuʿafâ ve mücâvirîn ü mesâkîne beher sâl irsâl eyledikleri emvâl ü gılâl ve deryây-ı ʿatâlarından guref içün her sene Âsitâne-i saʿâdetlerine vürûd eden sâdât ve erbâb-ı hâcâta verdikleri kisvet ve dînâr ve Şâm havâlîsinden ve âhar mahallerden tertîb buyurdukları vezâyif-i bîş-şumâr-ı nâ-güncâ-yı havsala-i muhasibân-ı rûzgârdır.\n\nHazâyin ü emvâl ve masraf hatt ü tirhâl cihetleriyle dahi mülûk-i sâlifeye tefavvukları derkâr ve senevî sunûf-i askerîye yalnız on iki bin kîseye karîb mevâcib verdikleri, muhayyer-i ʿukūl-i uli'l-ebsârdır. Mülûk-i Mısriyye'den Ahmed bin Tolun ve siʿat-i mülk ile beyne'n-nâs kadri efzûn ve müddet-i medîd taht-gâhı Mısır'da emr u hükmü nefâze-makrûn iken, baʿde'l-vefât iki küre yüz bin altûn terk eylediğini müverrihler, nâdire-i zemândan taʿdâd etmişlerdir. Devlet-i ebed-müddet vüzerâsının ve ʿummâl ve tüccarının bundan ziyâde şey'i terk eyledikleri hezâr bâr sâmia-güzar olmuştur. Bin seksen târîhinde Özbek Hânı'ndan Devlet-i ʿaliyye'ye elçi gelüp, Tersâne-i ʿâmire'yi temâşâ eyledikde, mesârif-i donanma bu vakte nisbetle ekall-i kalîl iken, “Devletimizin îrâdı bu donanma mesârıfına vefâ etmez” dediği menkūldür. Hülâsa-i kelâm bu devlet-i ebed-kıyâmın mehâsini kalem ile taʿbîr ve lisân ile takrîr mümkin olmayup, bir nebzesiyle iktifâ ve hayru'l-kelâmi mâ-kalle ve delle tarîkasına iktifâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı aʿzam Kethudâsı Nazîf Mustafa Efendi ki, târîh sahibi Râşid Efendi İran'a Sefîr nasb olundukda maʿiyyetiyle revân ve bu sebeble pâ-nihâde-i merkez-i teaʿayyün ü şân olup, giderek rüteb-i devleti ihrâz ve Sadr-ı aʿzam Kethudâlığı'yle mümtâz olmu-\nşidi. Muharremü'l-harâmın onuncu günü Kethudâlık mesnedinden dûr ve Tersâne-i ʿâmire Emîni olan ʿİzzet ʿAlî Paşa kāyını Mustafa Beyefendi o câh-ı refîʿ ile mesrûr olup, selefi ʿalâ tarîki'n-nefy Edirne'de ikāmete me'mûr ve sâbıkā Yeniçeri Kâtibi Re'îs Mustafa Efendi'nin dâmâdı Bekir Efendi Tersâne Emâneti ile nâyil-i etemm-i hubûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ve nef-yi selef-i o be-Edirne ve tevcîh-i Emânet-i Tersâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_003.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ve nef-yi selef-i o be-Edirne ve tevcîh-i Emânet-i Tersâne",
          "text": "Sadr-ı aʿzam Kethudâsı Nazîf Mustafa Efendi ki, târîh sahibi Râşid Efendi İran'a Sefîr nasb olundukda maʿiyyetiyle revân ve bu sebeble pâ-nihâde-i merkez-i teaʿayyün ü şân olup, giderek rüteb-i devleti ihrâz ve Sadr-ı aʿzam Kethudâlığı'yle mümtâz olmu-\nşidi. Muharremü'l-harâmın onuncu günü Kethudâlık mesnedinden dûr ve Tersâne-i ʿâmire Emîni olan ʿİzzet ʿAlî Paşa kāyını Mustafa Beyefendi o câh-ı refîʿ ile mesrûr olup, selefi ʿalâ tarîki'n-nefy Edirne'de ikāmete me'mûr ve sâbıkā Yeniçeri Kâtibi Re'îs Mustafa Efendi'nin dâmâdı Bekir Efendi Tersâne Emâneti ile nâyil-i etemm-i hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı saferin onuncu günü kalʿası muhâfazası şartıyla Kandiye Eyâleti, sâbıkā İnebahtı Muhâfızı Vezîr Turak Mehmed Paşa'ya ve İnebahtı selefi Vezîr Mustafa Paşa'ya ve Eyâlet-i Özi Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya ve Hotin muhâfazası, selefi Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve ol bâbda her birine başka başka ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm [M1 11]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_004.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm [M1 11]",
          "text": "Mâh-ı saferin onuncu günü kalʿası muhâfazası şartıyla Kandiye Eyâleti, sâbıkā İnebahtı Muhâfızı Vezîr Turak Mehmed Paşa'ya ve İnebahtı selefi Vezîr Mustafa Paşa'ya ve Eyâlet-i Özi Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya ve Hotin muhâfazası, selefi Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve ol bâbda her birine başka başka ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire Kazâsı sâl-i mezkûr cumâdelâhıresi gurresinden zabt şartıyla sâbıkā Haleb Kâdısı Mehmed Emîn Efendi'ye ve Galata Kazâsı, yine târîh-i mezkûrdan İbrâhîm Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ Kazâsı, kezâlik târîh-i mezbûrdan Kara Çelebi-zâde Derviş Mustafa Efendi'ye ve İzmir Kazâsı recebü'l-ferd gurresinden mutasarrıf olmak şartıyla fuhûl-i ʿulemâdan Akkermânî Mehmed Efendi'ye ve Yeni-şehir Kazâsı, târîh-i mezbûrdan Mehmed Rızâ Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve sunûf-ı ʿavâtıf-ı şâhâne ile cümlesi ferhân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_005.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Mısr-ı Kāhire Kazâsı sâl-i mezkûr cumâdelâhıresi gurresinden zabt şartıyla sâbıkā Haleb Kâdısı Mehmed Emîn Efendi'ye ve Galata Kazâsı, yine târîh-i mezkûrdan İbrâhîm Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ Kazâsı, kezâlik târîh-i mezbûrdan Kara Çelebi-zâde Derviş Mustafa Efendi'ye ve İzmir Kazâsı recebü'l-ferd gurresinden mutasarrıf olmak şartıyla fuhûl-i ʿulemâdan Akkermânî Mehmed Efendi'ye ve Yeni-şehir Kazâsı, târîh-i mezbûrdan Mehmed Rızâ Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve sunûf-ı ʿavâtıf-ı şâhâne ile cümlesi ferhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Çavuş-başı olup, fi'l-asl maskat-ı re's olan Bosna'da vukūʿ bulan ihtilâle nizâm vermek üzere ʿunvân-ı mezkûr ile o cânibe me'mûr olan Mehmed Ağa, rızây-ı devlete muvâfık harekâta mazhar ve Bosna taraflarında olan ihtilâlâtı defʿ ile şâyân-ı nazar-ı iksîr-eser olup, işbu saferu'l-hayrın üçüncü günü rütbe-i Mîr-i mîrânî'ye ısʿâd ve Bosna Eyâleti ile manzûme-i ikbâli müstezâd kılındı. Münhal olan Çavuş-başılık ile Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, hâlâ Sipâh Ağası Aydın Mu-\nhassılı 'Abdullah Paşa-zâde el-Hâc 'Abdullatif Bey mâh-ı mezkûrun yirmi altıncı günü mükerrem ve Sipâh Ağalığı'yle Kapucular Kethudâsı vekîli Ser-bostâniyân-ı sâbık el-Hâc Hüseyin Ağa'nın dâyire-i ihtişâmı muntazam oldu. Yevm-i mezkûrda Darb-hâne Emâneti mutasarrıfı 'Abdullah Efendi'ye ve Matbah-ı 'Âmire Emâneti, mutasarrıfı Mehmed Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa'ya ve Gümrük Emâneti, es-Seyyid İshak Ağa'ya ve Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti, mutasarrıfı İbrâhîm Efendi'ye ibkā ve dağdağa-i 'azl-i nâ-be-hengâmdan cümlesi vâreste vü rehâ kılındı.",
          "caption": "Mîr-i mîrân-şüden-i Ser-çavuşân-ı Dîvân-ı hümâyûn ve tevcîhât-ı sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_006.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Mîr-i mîrân-şüden-i Ser-çavuşân-ı Dîvân-ı hümâyûn ve tevcîhât-ı sâ'ire",
          "text": "Bir müddetden berü Çavuş-başı olup, fi'l-asl maskat-ı re's olan Bosna'da vukūʿ bulan ihtilâle nizâm vermek üzere ʿunvân-ı mezkûr ile o cânibe me'mûr olan Mehmed Ağa, rızây-ı devlete muvâfık harekâta mazhar ve Bosna taraflarında olan ihtilâlâtı defʿ ile şâyân-ı nazar-ı iksîr-eser olup, işbu saferu'l-hayrın üçüncü günü rütbe-i Mîr-i mîrânî'ye ısʿâd ve Bosna Eyâleti ile manzûme-i ikbâli müstezâd kılındı. Münhal olan Çavuş-başılık ile Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, hâlâ Sipâh Ağası Aydın Mu-\nhassılı 'Abdullah Paşa-zâde el-Hâc 'Abdullatif Bey mâh-ı mezkûrun yirmi altıncı günü mükerrem ve Sipâh Ağalığı'yle Kapucular Kethudâsı vekîli Ser-bostâniyân-ı sâbık el-Hâc Hüseyin Ağa'nın dâyire-i ihtişâmı muntazam oldu. Yevm-i mezkûrda Darb-hâne Emâneti mutasarrıfı 'Abdullah Efendi'ye ve Matbah-ı 'Âmire Emâneti, mutasarrıfı Mehmed Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa'ya ve Gümrük Emâneti, es-Seyyid İshak Ağa'ya ve Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti, mutasarrıfı İbrâhîm Efendi'ye ibkā ve dağdağa-i 'azl-i nâ-be-hengâmdan cümlesi vâreste vü rehâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Şam Kadısı Paşmakcı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Edirne Pâyesi'yle Burusa Kadısı olan Fetvâ Emîni Mehmed Efendi'ye rebî'ulevvelin on beşinci günü târîhiyle Mekke-i mükerreme pâyeleri verilüp, Mekke-i mükerreme Kazâsı, altmış yedi muharreminden zabt şartıyla [M1 12] sâbıkā Mısır Kadısı Mehmed Emîn Efendi'ye ihsân ve Medîne-i münevvere Kazâsı'yla târîh-i mezkûrdan mutasarrıf olmak üzere sâbıkā Edirne Kadısı Yahyâ Sıddîk Efendi kâm-rân kılınup, sâbıkā Filibe Kadısı 'Ali Efendi receb gurresinden Kudüs'e Kadı ve Süleymâniyye Müderrisi Şâmî Efendi Kazâ-i Âmid'e râzı ve Selânik Kazâsı'yla zilka'de gurresinden zabt etmek üzere Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi dilşâd ve bunlar dahi hân-ı vesî'u'n-nevâl-i pâdişâhîden hissemend-i nevâle-i murâd oldular.",
          "caption": "Tevcîh-i pâyehâ be-'ulemâ ve tevcîh-i Kazâ-i Mekke ve Medîne ve Mevleviyyet-i sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_007.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i pâyehâ be-'ulemâ ve tevcîh-i Kazâ-i Mekke ve Medîne ve Mevleviyyet-i sâ'ire",
          "text": "Sâbıkā Şam Kadısı Paşmakcı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Edirne Pâyesi'yle Burusa Kadısı olan Fetvâ Emîni Mehmed Efendi'ye rebî'ulevvelin on beşinci günü târîhiyle Mekke-i mükerreme pâyeleri verilüp, Mekke-i mükerreme Kazâsı, altmış yedi muharreminden zabt şartıyla [M1 12] sâbıkā Mısır Kadısı Mehmed Emîn Efendi'ye ihsân ve Medîne-i münevvere Kazâsı'yla târîh-i mezkûrdan mutasarrıf olmak üzere sâbıkā Edirne Kadısı Yahyâ Sıddîk Efendi kâm-rân kılınup, sâbıkā Filibe Kadısı 'Ali Efendi receb gurresinden Kudüs'e Kadı ve Süleymâniyye Müderrisi Şâmî Efendi Kazâ-i Âmid'e râzı ve Selânik Kazâsı'yla zilka'de gurresinden zabt etmek üzere Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi dilşâd ve bunlar dahi hân-ı vesî'u'n-nevâl-i pâdişâhîden hissemend-i nevâle-i murâd oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Mîr-i mîrânlık ile Bosna'ya Vâlî ve âfitâb-ı âlem-tâb-ı cihândâriyle bedr-i ikbâli mütelâlî olan Mehmed Paşa'nın her ne kadar 'inde'l-ehâlî kadri 'âlî ise dahi bir müddetden berü Bosna halkı vilâyet-i vüzerây-ı 'izâm i’tilâf ve Mîr-i mîrânlık ile memleketlerine tevârüd edenleri istihfâf eyleyecekleri vârid-i hâtır-ı ekâbir olduğundan gayri, mûmâ ileyhin dahi rütbe-i vâlây-ı Vezâret'e ehliyyeti zâhir olup, işbu cumâdelâhire gurresinde rütbe-i Vezâret'le ibcâl ve ser-â-sere dûhte tarafına bir sevb-i semmûr irsâl olundu. Yevm-i mezkûrda sâbıkā Karaman Vâlîsi Şehsuvâr-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Eğriboz muhâfazası tevcîh ve selefi Vezîr Mustafa Paşa Karaman Eyâleti ile terfîh olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Bosna ve vukū'-i tevcîhât-ı cüz’iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_008.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Bosna ve vukū'-i tevcîhât-ı cüz’iyye",
          "text": "Bundan akdem Mîr-i mîrânlık ile Bosna'ya Vâlî ve âfitâb-ı âlem-tâb-ı cihândâriyle bedr-i ikbâli mütelâlî olan Mehmed Paşa'nın her ne kadar 'inde'l-ehâlî kadri 'âlî ise dahi bir müddetden berü Bosna halkı vilâyet-i vüzerây-ı 'izâm i’tilâf ve Mîr-i mîrânlık ile memleketlerine tevârüd edenleri istihfâf eyleyecekleri vârid-i hâtır-ı ekâbir olduğundan gayri, mûmâ ileyhin dahi rütbe-i vâlây-ı Vezâret'e ehliyyeti zâhir olup, işbu cumâdelâhire gurresinde rütbe-i Vezâret'le ibcâl ve ser-â-sere dûhte tarafına bir sevb-i semmûr irsâl olundu. Yevm-i mezkûrda sâbıkā Karaman Vâlîsi Şehsuvâr-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Eğriboz muhâfazası tevcîh ve selefi Vezîr Mustafa Paşa Karaman Eyâleti ile terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ deryâya Kapudan ve bahr-ı bî-pâyân-ı Hakk'a galtân olan Süleyman Paşa'nın necl-i necîbi Mehmed Beyefendi fi'l-asl ümerâ’-i deryâdan olup, âsâr-ı istihkāk nâsıye-i hâlinde be-dîdâr olduğundan, bir zemân Tersâne Kethudâlığı'nda istihdâm ve baʿdehû Derya Kapudanlığı inzımâmiyle dâhil-i dâyire-i Mîr-i mîrân-ı kirâm olmuşidi. Vezâret'e liyâkati tavr u hareketinden maʿlûm ve umûr-i Donanma-yı hümâyûn'da ibrâz-ı me'âsir-i cemîle eyleyeceği mebâdî-yi hâlinden meczûm olduğundan, hakkında nazar-ı ʿâtıfet-i Cihânbânî erzânî kılınup, şehr-i mezkûrun yirmi ikinci hamîs günü kapuya da'vet ve menkib-i istihkākına ilbâs-ı ferve-i Vezâret kılınup, iki günden sonra yâverî’-i nesîm-i Tevfik ile Donanma-yı hümâyûnu alup, Ak-deniz'e doğru bâdbân-güşây-ı ʿazîmet oldu. Müşârun ileyh sâbıkā Sadr-ı aʿzam ve câme-i vücûd-i bihbûdu tırâz-ı melekiyyet ile muʿallem olan zât-ı mükerrem olup, el-yevm çeşme-sâr-ı hayâtdan mütereşşif-i zülâl-i zindegânî ve harmen-i ʿömr-i ʿazîzden dâne çîn-i kısmet-i Rabbânî'dir.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Kapudan Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_009.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Kapudan Mehmed Paşa",
          "text": "Mukaddemâ deryâya Kapudan ve bahr-ı bî-pâyân-ı Hakk'a galtân olan Süleyman Paşa'nın necl-i necîbi Mehmed Beyefendi fi'l-asl ümerâ’-i deryâdan olup, âsâr-ı istihkāk nâsıye-i hâlinde be-dîdâr olduğundan, bir zemân Tersâne Kethudâlığı'nda istihdâm ve baʿdehû Derya Kapudanlığı inzımâmiyle dâhil-i dâyire-i Mîr-i mîrân-ı kirâm olmuşidi. Vezâret'e liyâkati tavr u hareketinden maʿlûm ve umûr-i Donanma-yı hümâyûn'da ibrâz-ı me'âsir-i cemîle eyleyeceği mebâdî-yi hâlinden meczûm olduğundan, hakkında nazar-ı ʿâtıfet-i Cihânbânî erzânî kılınup, şehr-i mezkûrun yirmi ikinci hamîs günü kapuya da'vet ve menkib-i istihkākına ilbâs-ı ferve-i Vezâret kılınup, iki günden sonra yâverî’-i nesîm-i Tevfik ile Donanma-yı hümâyûnu alup, Ak-deniz'e doğru bâdbân-güşây-ı ʿazîmet oldu. Müşârun ileyh sâbıkā Sadr-ı aʿzam ve câme-i vücûd-i bihbûdu tırâz-ı melekiyyet ile muʿallem olan zât-ı mükerrem olup, el-yevm çeşme-sâr-ı hayâtdan mütereşşif-i zülâl-i zindegânî ve harmen-i ʿömr-i ʿazîzden dâne çîn-i kısmet-i Rabbânî'dir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl-i ferhunde-fâlde ihracı kānûn olan Surre-i hümâyûn [M1 13] işbu recebü'l-ferdin sekizinci günü Silahdâr Ocağı kethudâlarından olup, bu defʿa Surre Emîni nasb olunan Zeytûnî Mehmed Ağa'ya teslîm ve Emîn-i mezkûr Üsküdar'da birkaç gün umûrunu tanzîm ve o tarîk-ı saʿâdet-refîka tevcîh-i veche-i taʿzîm eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_010.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Beher sâl-i ferhunde-fâlde ihracı kānûn olan Surre-i hümâyûn [M1 13] işbu recebü'l-ferdin sekizinci günü Silahdâr Ocağı kethudâlarından olup, bu defʿa Surre Emîni nasb olunan Zeytûnî Mehmed Ağa'ya teslîm ve Emîn-i mezkûr Üsküdar'da birkaç gün umûrunu tanzîm ve o tarîk-ı saʿâdet-refîka tevcîh-i veche-i taʿzîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahall-i mezkûr mevsim-i behârda reşk-endâz-ı çemen-zâr-ı naʿîm ve mehebb-i bâd-ı cân-fezâ-yı nesîm olduğuna binâ'en, mandıra münasebetiyle Ser-bostâniyân-ı hâssa tarafından tertîb-i ziyâfet ve mütekārib-i resm ü ʿâdet olmağla, Şehriyâr-ı bende-nüvâz ol cây-ı dil-güşâya sâye-bahş-ı şevket ü iʿzâz olup, tenâvül-i taʿâm ʿakabinde serây-ı dil-ârâm-ı Mülûkânelerine hirâm buyurdular.",
          "caption": "Ziyafet-i Ser-bostâniyân der-çerâgâh-ı İbrâhîm Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_011.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyafet-i Ser-bostâniyân der-çerâgâh-ı İbrâhîm Ağa",
          "text": "Mahall-i mezkûr mevsim-i behârda reşk-endâz-ı çemen-zâr-ı naʿîm ve mehebb-i bâd-ı cân-fezâ-yı nesîm olduğuna binâ'en, mandıra münasebetiyle Ser-bostâniyân-ı hâssa tarafından tertîb-i ziyâfet ve mütekārib-i resm ü ʿâdet olmağla, Şehriyâr-ı bende-nüvâz ol cây-ı dil-güşâya sâye-bahş-ı şevket ü iʿzâz olup, tenâvül-i taʿâm ʿakabinde serây-ı dil-ârâm-ı Mülûkânelerine hirâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on birinci günü Diyarbekir Vâlîsi olan Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya Anadolu Eyâleti ve sâbıkā Karaman Vâlîsi Şehsuvâr-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Diyarbekir Eyâleti ve sâbıkā İç-il Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Çelik Mehmed Paşa'ya Adana Eyâleti ve selefi Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya ber-vech-i arpalık İç-il Sancağı tevcîh olunup, mîr-i mîrândan Bektaş Paşa'ya Bosna Kilisi ber-vech-i mansıb\nmaʿaş tahsîs ve selefi İsmâʿîl Paşa ismine Prizrin Sancağı tansîs ve ʿAlâʼiyye ile Ebûbekir Paşa hurrem ve Yanya Sancağı ibkāsıyla Selmân Paşa mükerrem oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_012.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on birinci günü Diyarbekir Vâlîsi olan Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya Anadolu Eyâleti ve sâbıkā Karaman Vâlîsi Şehsuvâr-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Diyarbekir Eyâleti ve sâbıkā İç-il Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Çelik Mehmed Paşa'ya Adana Eyâleti ve selefi Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya ber-vech-i arpalık İç-il Sancağı tevcîh olunup, mîr-i mîrândan Bektaş Paşa'ya Bosna Kilisi ber-vech-i mansıb\nmaʿaş tahsîs ve selefi İsmâʿîl Paşa ismine Prizrin Sancağı tansîs ve ʿAlâʼiyye ile Ebûbekir Paşa hurrem ve Yanya Sancağı ibkāsıyla Selmân Paşa mükerrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Feyz-nâmiye-i behâr deşt ü sahrâyı nümûne nümây-ı gülzâr eylediğine binâʼen, tabʿ-ı hümâyûnda nakle hâhiş ve şevk-i cevelân ve darîh-i hazret-i Hâlid etrafı bu evânda ahad-i çârum-i cinân-ı cihân olduğundan gayri, iftitâh-ı nakl o mahall-i feyz-bahş ile hâsıl olmak kasdıyla işbu recebü'l-ferdin on üçüncü pençşenbih günü civâr-ı hazret-i Ebî Eyyüb Ensârî'de vâkiʿ Vâlide Sultân Sahil-serâyı'nı bi'd-devleti ve'l-ikbâl teşrîf ve fukarâ ve zuʿâfâsını ʿatâyâ-yı şâhâneleriyle iğnâ vü taltîf buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i Hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Vâlide Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_013.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i Hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Vâlide Sultân",
          "text": "Feyz-nâmiye-i behâr deşt ü sahrâyı nümûne nümây-ı gülzâr eylediğine binâʼen, tabʿ-ı hümâyûnda nakle hâhiş ve şevk-i cevelân ve darîh-i hazret-i Hâlid etrafı bu evânda ahad-i çârum-i cinân-ı cihân olduğundan gayri, iftitâh-ı nakl o mahall-i feyz-bahş ile hâsıl olmak kasdıyla işbu recebü'l-ferdin on üçüncü pençşenbih günü civâr-ı hazret-i Ebî Eyyüb Ensârî'de vâkiʿ Vâlide Sultân Sahil-serâyı'nı bi'd-devleti ve'l-ikbâl teşrîf ve fukarâ ve zuʿâfâsını ʿatâyâ-yı şâhâneleriyle iğnâ vü taltîf buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'l-cihâd olan Belgrad Vâlîsi Vezîr ʿAbdulganî Paşa bir müddet hummâya mübtelâ ve hulûl-i ecel-i mevʿûduyla reh-rev-i vâdî-yi bekā olup, münhal olan mansıbı, münâsebet-i civâriyyet ile Vidin Muhâfızı Vezîr Nuʿmân Paşa'ya ve Vidin muhâfazası Vezîr Yahyâ Paşa'ya ve Eğriboz Sancağı İnebahtı Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa'ya ve İnebahtı Mîr-i mîrândan Kaplan Paşa'ya şehr-i mezkûrun on yedinci günü tevcîh olunup, ol bâbda ısdâr-ı misâl ve mansıblarına ʿazîmetleri istiʿcâl olundu.",
          "caption": "Fevt-i Muhafız-ı Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_014.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhafız-ı Belgrad",
          "text": "Dârü'l-cihâd olan Belgrad Vâlîsi Vezîr ʿAbdulganî Paşa bir müddet hummâya mübtelâ ve hulûl-i ecel-i mevʿûduyla reh-rev-i vâdî-yi bekā olup, münhal olan mansıbı, münâsebet-i civâriyyet ile Vidin Muhâfızı Vezîr Nuʿmân Paşa'ya ve Vidin muhâfazası Vezîr Yahyâ Paşa'ya ve Eğriboz Sancağı İnebahtı Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa'ya ve İnebahtı Mîr-i mîrândan Kaplan Paşa'ya şehr-i mezkûrun on yedinci günü tevcîh olunup, ol bâbda ısdâr-ı misâl ve mansıblarına ʿazîmetleri istiʿcâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Istabl-ı hâssada mevcûd huyûl-i sâfinâtın [M1 14] çerâgâh-ı Kağıdhâne'ye tesrîhi vakti hulûl ve yevm-i mezkûrda Mîrahûr-i Evvel olanlar tarafından icrây-ı resm-i çeşn ü ziyâfet ʿâdet olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun on yedinci günü Şehriyâr-ı Mahmûdü'l-hısâl zevrak-süvâr-ı iclâl ve Mîrahûr Köşkü'ne sâye-bahş-ı ikbâl ve andan Saʿdabâd'a teveccüh ve istîfây-ı kemâl-i inbisât ve tenezzüh ʿakībinde tenâvül-i etʿime gûnâ gûn ve istimâʿ-ı eğânî-yi neşât-efzûn maslahatı tekmîl ve Mîrahûr-i Evvel tarafından resm olan esb-i dil-keş-hırâm ve sâ'ir tuhaf-i nâdire-i eyyâm keşîde-i sâha-i Pâdişâh-ı enâm kılınup, vakt-i şâm Sâhil-serây-ı Vâlide Sultân'a ʿatf-ı zimâm-ı ʿizz ü ihtişâm buyurdular.",
          "caption": "Ziyâfet-i Mîrahûr-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_015.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Mîrahûr-i Evvel",
          "text": "Istabl-ı hâssada mevcûd huyûl-i sâfinâtın [M1 14] çerâgâh-ı Kağıdhâne'ye tesrîhi vakti hulûl ve yevm-i mezkûrda Mîrahûr-i Evvel olanlar tarafından icrây-ı resm-i çeşn ü ziyâfet ʿâdet olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun on yedinci günü Şehriyâr-ı Mahmûdü'l-hısâl zevrak-süvâr-ı iclâl ve Mîrahûr Köşkü'ne sâye-bahş-ı ikbâl ve andan Saʿdabâd'a teveccüh ve istîfây-ı kemâl-i inbisât ve tenezzüh ʿakībinde tenâvül-i etʿime gûnâ gûn ve istimâʿ-ı eğânî-yi neşât-efzûn maslahatı tekmîl ve Mîrahûr-i Evvel tarafından resm olan esb-i dil-keş-hırâm ve sâ'ir tuhaf-i nâdire-i eyyâm keşîde-i sâha-i Pâdişâh-ı enâm kılınup, vakt-i şâm Sâhil-serây-ı Vâlide Sultân'a ʿatf-ı zimâm-ı ʿizz ü ihtişâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hidîv-i vâlâ-menkabet birkaç gün Vâlide Sultân Sâhil-serâyı'nda zânû-zede-i visâde-i ikāmet ve civârda vâkiʿ mütenezzihâtda berren ve bahran zevk u râhât edüp, mahall-i mezkûrdan istîfây-ı hazz ile Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a meyl ü rağbet buyurmala-\nrıyla, mâh-ı recebü'l-ferdin yirmi ikinci cumʿa günü o makām-ı dilârâdan Beşiktaş Serayı'na nakl ü hareket buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil serây-ı Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_016.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil serây-ı Beşiktaş",
          "text": "Hidîv-i vâlâ-menkabet birkaç gün Vâlide Sultân Sâhil-serâyı'nda zânû-zede-i visâde-i ikāmet ve civârda vâkiʿ mütenezzihâtda berren ve bahran zevk u râhât edüp, mahall-i mezkûrdan istîfây-ı hazz ile Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a meyl ü rağbet buyurmala-\nrıyla, mâh-ı recebü'l-ferdin yirmi ikinci cumʿa günü o makām-ı dilârâdan Beşiktaş Serayı'na nakl ü hareket buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrândan Ada Kalʿası Muhâfızı Bosnevî Mehmed Paşa nûş-i şerbet-i ecel ve mansıbı münhal olmağla, Ada muhâfazasına Bender'den maʿzûl Seyyid Mehmed Paşa mevsûl ve Musul Eyâleti'yle Şehrizor Beylerbeyisi Mehmed Paşa memnûn ve selefi Receb Paşa'nın Şehrizor Eyâleti'yle kadri efzûn oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı cüzʼiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_017.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı cüzʼiyye",
          "text": "Mîr-i mîrândan Ada Kalʿası Muhâfızı Bosnevî Mehmed Paşa nûş-i şerbet-i ecel ve mansıbı münhal olmağla, Ada muhâfazasına Bender'den maʿzûl Seyyid Mehmed Paşa mevsûl ve Musul Eyâleti'yle Şehrizor Beylerbeyisi Mehmed Paşa memnûn ve selefi Receb Paşa'nın Şehrizor Eyâleti'yle kadri efzûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hasan Paşa dâmâdı Kapucu-başı ʿAbdî Ağa zımnen istiskāl ve maʿnen cibâyet-i emvâl dâʿiyesiyle cânib-i Mısır'a irsâl olunup, evâyil-i şaʿbânda mansıbı ile ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey makzıyyü'l-âmâl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Başbâkī-kulu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_018.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Başbâkī-kulu",
          "text": "Hasan Paşa dâmâdı Kapucu-başı ʿAbdî Ağa zımnen istiskāl ve maʿnen cibâyet-i emvâl dâʿiyesiyle cânib-i Mısır'a irsâl olunup, evâyil-i şaʿbânda mansıbı ile ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey makzıyyü'l-âmâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hicret-i Nebeviyye'nin yüzüncü senesi ʿalâ rivâyetin gümâştegân-ı Benî Ümeyye Galata'yı feth ve câmiʿ-i mezkûru binâ ve derûnunda ferâyiz-i hamseyi edâ ve surûf-i rûzgâr ile o mahall-i müteyemmen edevât ü âlâta mahzen olmuşidi. Altmış beş senesi şaʿbânında Şâm-ı şerîf'den Şeyh Murâd-zâde Şeyh Mehmed Efendi Âsitâne'de pederini ziyâret ve sıla-i rahim şerâyitine riʿâyet içün ibtidâ Üsküdar'da ve baʿdehû Galata'ya pâ-nihâde-i ʿizz ü temkîn ve makām-ı mezkûrun târîh-i mezkûrda câmiʿ olduğun keşf ü işâret ile taʿyîn edüp, taraf-ı saltanata binâsını tergîb ve fezâyilini tefrîʿ ve tebvîb edüp, işâretlerine mebnî mahall-i mezkûrun binâsına mübâşeret ve dokuz mâh murûrunda secde-gâh-ı ehl-i sünnet ve cemâʿat kılınup, vazʿ-ı kürsî vü minber ve taʿyîn-i evkāf-ı evfer ile Şehriyâr-ı İskender-fer tahsîl-i [M1 15] mesûbât ve kesb-i hasenât eylediler. İştigāl-i emr-i binâ hılâlinde baʿzı merâkid müşâhede ve Şeyh-i müşârun ileyh tahkīki ile baʿzı kibâr mezârı olduğu ifade olunup, fi'l-hâl vazʿ-ı sandûka ve ʿalâmet ve ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcet kılındı. Câmiʿ-i mezkûrun itmâmına Hâkim-i merhûmun söylediği târîhdir:\n\nPâk ü zîbâ câmiʿ-i Sultân Mahmûdü'l-hısâl\n\n(باك و زيبا جامع سلطان محمود الخصال)",
          "caption": "Zikr-i taʿmîr-i Câmiʿ-i Kurşunlu-mahzen",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_019.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i taʿmîr-i Câmiʿ-i Kurşunlu-mahzen",
          "text": "Hicret-i Nebeviyye'nin yüzüncü senesi ʿalâ rivâyetin gümâştegân-ı Benî Ümeyye Galata'yı feth ve câmiʿ-i mezkûru binâ ve derûnunda ferâyiz-i hamseyi edâ ve surûf-i rûzgâr ile o mahall-i müteyemmen edevât ü âlâta mahzen olmuşidi. Altmış beş senesi şaʿbânında Şâm-ı şerîf'den Şeyh Murâd-zâde Şeyh Mehmed Efendi Âsitâne'de pederini ziyâret ve sıla-i rahim şerâyitine riʿâyet içün ibtidâ Üsküdar'da ve baʿdehû Galata'ya pâ-nihâde-i ʿizz ü temkîn ve makām-ı mezkûrun târîh-i mezkûrda câmiʿ olduğun keşf ü işâret ile taʿyîn edüp, taraf-ı saltanata binâsını tergîb ve fezâyilini tefrîʿ ve tebvîb edüp, işâretlerine mebnî mahall-i mezkûrun binâsına mübâşeret ve dokuz mâh murûrunda secde-gâh-ı ehl-i sünnet ve cemâʿat kılınup, vazʿ-ı kürsî vü minber ve taʿyîn-i evkāf-ı evfer ile Şehriyâr-ı İskender-fer tahsîl-i [M1 15] mesûbât ve kesb-i hasenât eylediler. İştigāl-i emr-i binâ hılâlinde baʿzı merâkid müşâhede ve Şeyh-i müşârun ileyh tahkīki ile baʿzı kibâr mezârı olduğu ifade olunup, fi'l-hâl vazʿ-ı sandûka ve ʿalâmet ve ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcet kılındı. Câmiʿ-i mezkûrun itmâmına Hâkim-i merhûmun söylediği târîhdir:\n\nPâk ü zîbâ câmiʿ-i Sultân Mahmûdü'l-hısâl\n\n(باك و زيبا جامع سلطان محمود الخصال)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı aʿzam Mustafa Paşa ibtigāy-ı merzât-ı Hudâ zımnında bir câmiʿ ve fukarâ-yı Nakşibendiyye içün tekye binâsını kasd edüp, Hâşimî birâderi ʿAli Efendi'nin medîne-i Ebî Eyyûb Ensârî kurbunda vâkiʿ Otakçılar'da terk eylediği bağçesini iştirâ ve bin yüz altmış altı senesi cumâdelûlâsının yedinci günü hafr-i esâsa ibtidâ ve yüz yedi gün murûrunda emr-i binâ gāyete resâ olup, tekye meşîhati zuhru'l-vâsilîn Şeyh Murâd-zâde ʿAli Efendi'ye şart ve câmiʿ ve tekyeye kifâyet mikdârı evkāf rabt eylediklerinden gayri, nezâretlerinde ve âhar nezâretlerde vâkiʿ baʿzı mesâcid, harîkler takrîbi ile harâb ve mahallâtında vâkiʿ cemâʿat bu sebeble mübtelây-ı ıztırâb olmuşlar idi. Zikr olunan mesâcidin binâsı içün sarf-ı dînâr ve yevm-i karâr içün zuhr ü sevâb iddihâr eyledi.",
          "caption": "Binâ-kerden-i Sadrıaʿzam câmiʿ ve tekye berây-ı fukarâ-yı Nakşibendiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_020.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Binâ-kerden-i Sadrıaʿzam câmiʿ ve tekye berây-ı fukarâ-yı Nakşibendiyye",
          "text": "Sadr-ı aʿzam Mustafa Paşa ibtigāy-ı merzât-ı Hudâ zımnında bir câmiʿ ve fukarâ-yı Nakşibendiyye içün tekye binâsını kasd edüp, Hâşimî birâderi ʿAli Efendi'nin medîne-i Ebî Eyyûb Ensârî kurbunda vâkiʿ Otakçılar'da terk eylediği bağçesini iştirâ ve bin yüz altmış altı senesi cumâdelûlâsının yedinci günü hafr-i esâsa ibtidâ ve yüz yedi gün murûrunda emr-i binâ gāyete resâ olup, tekye meşîhati zuhru'l-vâsilîn Şeyh Murâd-zâde ʿAli Efendi'ye şart ve câmiʿ ve tekyeye kifâyet mikdârı evkāf rabt eylediklerinden gayri, nezâretlerinde ve âhar nezâretlerde vâkiʿ baʿzı mesâcid, harîkler takrîbi ile harâb ve mahallâtında vâkiʿ cemâʿat bu sebeble mübtelây-ı ıztırâb olmuşlar idi. Zikr olunan mesâcidin binâsı içün sarf-ı dînâr ve yevm-i karâr içün zuhr ü sevâb iddihâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı şaʿbânın dördüncü günü Sadr-ı Rûm ʿAbdullah Efendi müddet-i ʿörfiyyesin tekmîl ve Rumeli Pâyesi'yle sâbıkā Sadr-ı Anadolu olan hâlâ Hekîm-başı Mehmed Saʿîd Efendi o makām-ı refîʿ ile tebcîl olunup, Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi dahi bir sene-i kâmile Sadâret-i Anadolu'ya revnak-bahş-ı iclâl ve Rumeli Pâyesi'yle mukaddemâ makzıyyü'l-âmâl olan Lütfullah Efendi yevm-i mezkûrda Anadolu Sadâreti'ne pâ-nihâde-i şeref ü ikbâl olup, İstanbul Kadısı ʿİvaz Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi'nin ʿâmiyâne tavrı ve ezikka vü esvâkı mütevâliyeten devri, mûcib-i tezâyüd-i kadri olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda altı mâh medd ile mahsûd-i nâs ve huzûr-i Âsafî'de ikrâmen bir sevb-i kākum kürk ilbâsıyla nâyil-i fahr-ı bî-kıyâs oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn ve ihsân-ı medd be-Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_021.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn ve ihsân-ı medd be-Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Mâh-ı şaʿbânın dördüncü günü Sadr-ı Rûm ʿAbdullah Efendi müddet-i ʿörfiyyesin tekmîl ve Rumeli Pâyesi'yle sâbıkā Sadr-ı Anadolu olan hâlâ Hekîm-başı Mehmed Saʿîd Efendi o makām-ı refîʿ ile tebcîl olunup, Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi dahi bir sene-i kâmile Sadâret-i Anadolu'ya revnak-bahş-ı iclâl ve Rumeli Pâyesi'yle mukaddemâ makzıyyü'l-âmâl olan Lütfullah Efendi yevm-i mezkûrda Anadolu Sadâreti'ne pâ-nihâde-i şeref ü ikbâl olup, İstanbul Kadısı ʿİvaz Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi'nin ʿâmiyâne tavrı ve ezikka vü esvâkı mütevâliyeten devri, mûcib-i tezâyüd-i kadri olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda altı mâh medd ile mahsûd-i nâs ve huzûr-i Âsafî'de ikrâmen bir sevb-i kākum kürk ilbâsıyla nâyil-i fahr-ı bî-kıyâs oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun on yedinci salı günü tertîb-i Dîvân ve ʿale'l-ʿumûm Kapu kullarının iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda meʾmûr-i kabzı olanlara ihsân olunup, bir hafta zarfında devr maslahatı resîde-i hayyiz-i hıtâm ve Rikâbdar Ağa ile şeref-bahş-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye Sadriaʿzam-ı vâlâ-makāmı ser-kerem-i sülâfe-i ʿizzü ihtişâm eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_022.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun on yedinci salı günü tertîb-i Dîvân ve ʿale'l-ʿumûm Kapu kullarının iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda meʾmûr-i kabzı olanlara ihsân olunup, bir hafta zarfında devr maslahatı resîde-i hayyiz-i hıtâm ve Rikâbdar Ağa ile şeref-bahş-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye Sadriaʿzam-ı vâlâ-makāmı ser-kerem-i sülâfe-i ʿizzü ihtişâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Eflâk ve Boğdan'da âremîde olan voyvodaların rakībleri, perde-i ihtifâli derîde ve vakt-i ʿamelleri resîde olduğuna binâ'en, üç sene bir tahvîl ile Eflâk Voyvodalığı Mihâl-oğlu Konstantin iltimâs ve Boğdan Voyvodalığı'nı Mati nâm\nvoyvoda ihtilâs edüp, şurût-i mukarreresiyle ikisine birden mâh-ı mezkûr evâsıtında hilʿat ilbâs olundu.",
          "caption": "Tebdîl-i Voyvoda-i [M1 16] Eflâk ve Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_023.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i Voyvoda-i [M1 16] Eflâk ve Boğdan",
          "text": "Bir müddetden berü Eflâk ve Boğdan'da âremîde olan voyvodaların rakībleri, perde-i ihtifâli derîde ve vakt-i ʿamelleri resîde olduğuna binâ'en, üç sene bir tahvîl ile Eflâk Voyvodalığı Mihâl-oğlu Konstantin iltimâs ve Boğdan Voyvodalığı'nı Mati nâm\nvoyvoda ihtilâs edüp, şurût-i mukarreresiyle ikisine birden mâh-ı mezkûr evâsıtında hilʿat ilbâs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ramazân-ı şerîfin on beşinci günü daʿvetleri muʿtâd olan Sadr-ı aʿzam ve sâ'ir ʿulemâ ve ricâl-i Devlet Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve ihtifâl ve takbîl-i Hırka-i şerîfe ile yümn ü bereket istihsâl eylediler. Revnak-bahş-ı mesned-i Meşîhat olan Murtezâ Efendi'nin kıyâma kudretleri olmadığından, müteşebbis-i dâmen-i ʿafv-i cemîl ve ʿözr-i müveccehi makbûl-i Şehriyâr-ı İskender-ʿadîl oldu.",
          "caption": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_024.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe",
          "text": "Ramazân-ı şerîfin on beşinci günü daʿvetleri muʿtâd olan Sadr-ı aʿzam ve sâ'ir ʿulemâ ve ricâl-i Devlet Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve ihtifâl ve takbîl-i Hırka-i şerîfe ile yümn ü bereket istihsâl eylediler. Revnak-bahş-ı mesned-i Meşîhat olan Murtezâ Efendi'nin kıyâma kudretleri olmadığından, müteşebbis-i dâmen-i ʿafv-i cemîl ve ʿözr-i müveccehi makbûl-i Şehriyâr-ı İskender-ʿadîl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Leyletü'l-ʿîd olan çeharşenbih gicesi Sadr-ı vâlâ-makām ve ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ocağlu ve sâ'ir erkân-ı Devlet-i ebed-devâm fevc fevc Serây-ı hümâyûn'a varup, herkes mahallinde kıyâm ve inbilâc-ı subh-ı sâdık ʿakabinde Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm taht-ı ʿâlî-bahta şeref-bahş-ı ihtişâm olup, aʿlâ vü ednâ ʿalâ ihtilâf-ı merâtibihim âstîn-bûs-i Şehinşâhi'yle hurrem ü mübâhî ve ʿillet-i Fetvâ-penâhî bu defʿa dahi sebeb-i ʿafv-i Pâdişâhî oldu.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_025.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd",
          "text": "Leyletü'l-ʿîd olan çeharşenbih gicesi Sadr-ı vâlâ-makām ve ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ocağlu ve sâ'ir erkân-ı Devlet-i ebed-devâm fevc fevc Serây-ı hümâyûn'a varup, herkes mahallinde kıyâm ve inbilâc-ı subh-ı sâdık ʿakabinde Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm taht-ı ʿâlî-bahta şeref-bahş-ı ihtişâm olup, aʿlâ vü ednâ ʿalâ ihtilâf-ı merâtibihim âstîn-bûs-i Şehinşâhi'yle hurrem ü mübâhî ve ʿillet-i Fetvâ-penâhî bu defʿa dahi sebeb-i ʿafv-i Pâdişâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçerileri ağaları taraflarından Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ ile mübeccel olanlara baʿde'l-ʿîd ziyâfet resm ü ʿâdet olduğuna binâ'en, işbu şevvâlin onuncu hamîs günü Ağa-kapusu'na müşârun ileyh daʿvet ve sâzende vü bâzende ile kesb-i ferah u behcet ve baʿde'l-ʿasr tenâvül-i taʿâm ve ʿavdet hengâmında Yeniçeri Ağası tarafından müzeyyen bir re's esb ve hedâyâ-yı sâ'ire keşîde-i sâha-i Sadr-ı vâlâ-makām kılınup, bu mukābelede Ağa-yı mûmâ ileyhe ilbâs-ı hilʿat ve Serây-ı Âsafâne'lerine ricʿat eylediler.",
          "caption": "Ziyâfet-i Ağa-yı Yeniçeriyân be-Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_026.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Ağa-yı Yeniçeriyân be-Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Yeniçerileri ağaları taraflarından Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ ile mübeccel olanlara baʿde'l-ʿîd ziyâfet resm ü ʿâdet olduğuna binâ'en, işbu şevvâlin onuncu hamîs günü Ağa-kapusu'na müşârun ileyh daʿvet ve sâzende vü bâzende ile kesb-i ferah u behcet ve baʿde'l-ʿasr tenâvül-i taʿâm ve ʿavdet hengâmında Yeniçeri Ağası tarafından müzeyyen bir re's esb ve hedâyâ-yı sâ'ire keşîde-i sâha-i Sadr-ı vâlâ-makām kılınup, bu mukābelede Ağa-yı mûmâ ileyhe ilbâs-ı hilʿat ve Serây-ı Âsafâne'lerine ricʿat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mesned-i Fetvâ'dan bilâ-sebeb tenzîl ve bir müddet Gelibolu'da ikāmet ile kuvây-ı râhat u huzûru taʿtîl olunan Şeyhulislâm-ı sâbık Esʿad Mehmed Efendi, tertîl-i âyet-i\nsabr-ı cemîl ile muntazır-ı tahliye-i sebîl olmuşidi. Hakkında ʿafv-i Şehinşâhî ser-zede-i zuhûr ve İncir Köyü'nde ikāmetiyçün hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, o ʿallâme-i kurûm-i Rûm Âsitâne-i saʿâdet'e kudûm edüp, birkaç mâhdan berü mizâcı münharif ve emâre-i mevt ʿayn-ı basîretine münkeşif olup, işbu Şevvâlü'l-mükerremin onuncu hamîs gicesi [M1 17] dâʿî-yi ecel ve vâsıl-ı rahmet-i Hakk-ı ʿazze ve cell oldu.",
          "caption": "Fevt-i Mehmed Es'ad Efendi Şeyhulislâm-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_027.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mehmed Es'ad Efendi Şeyhulislâm-ı sâbık",
          "text": "Mesned-i Fetvâ'dan bilâ-sebeb tenzîl ve bir müddet Gelibolu'da ikāmet ile kuvây-ı râhat u huzûru taʿtîl olunan Şeyhulislâm-ı sâbık Esʿad Mehmed Efendi, tertîl-i âyet-i\nsabr-ı cemîl ile muntazır-ı tahliye-i sebîl olmuşidi. Hakkında ʿafv-i Şehinşâhî ser-zede-i zuhûr ve İncir Köyü'nde ikāmetiyçün hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, o ʿallâme-i kurûm-i Rûm Âsitâne-i saʿâdet'e kudûm edüp, birkaç mâhdan berü mizâcı münharif ve emâre-i mevt ʿayn-ı basîretine münkeşif olup, işbu Şevvâlü'l-mükerremin onuncu hamîs gicesi [M1 17] dâʿî-yi ecel ve vâsıl-ı rahmet-i Hakk-ı ʿazze ve cell oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh esbağallâhu niʿamehü ʿaleyhi bin doksan altı zilkaʿdesinde Şeyhulislâm İsmâʿîl Efendi'nin sulbünden zîb-ârâ-yı şühûd ve pîrâye-bahş-ı gehvâre-i vücûd olup, ʿakl-ı heyûlânîden halâs ve ʿakl-ı bi'l-meleke rütbesiyle ihtisâs hengâmında peder-i vâlâ güherlerinden ve Mutavvelci Mehmed Efendi'den istifâde-i ʿulûm ve çok geçmeden tahkīk-i mantûk u mefhûm edüp, bin yüz yirmi iki târîhinde dürr-i semîn istiʿdâdı maʿlûm-i sayrefyân-ı esâtîn-i dîn olduğundan, Hâriç Rütbesi'yle dâhil-i dâyire-i müderrisîn olmuşidi. Vâlid-i mâcidleri Meşîhati'nde Sahn ile be-kâm ve hidmet-i teftîş ve Emânet-i Fetvâ ile memdûh-i hâss ü ʿâmm ve bundan sonra Selânik Mevleviyyeti ile hurrem ve çok geçmeden birâderleri İshak Efendi Meşîhati'nde Mekke Pâyesi'yle mükerrem olup, Ada-i Kebîr ve dârü'l-cihâd Belgrad seferlerinde Ordu Kadısı bulunup, te'sîr-i re'y-i münîriyle kat-ı çok mesâlih-i devlet karîn-i hüsn-i temşiyet ve niçe megālik-ı umûr küşâde-i dest-i ru'yeti olup, yüz elli yedi muharreminde bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm ve on yedi mâh kadar mutesaddî-yi hükûmet-i husûs u ʿumûm olup, elli dokuz senesi şevvâlinde o câh-ı refîʿ ile tekrâr ihrâz-ı dest-mâye-i rifʿat ve şehr-i recebde ʿazl ve sâhil-hânesinde ikāmet etmişidi. Altmış bir senesi recebinde Şeyhulislâm ve hallâl-i müşkilât-ı enâm oldu. Meşîhatine fühûl-i ʿulemâdan ʿÂsım Efendi bu gûne târîh inşâd etmişdir.\n\nDedi ʿÂsım-ı kemîne şevk u şâdı birle târîhin\nBu niçe câmedir Esʿad Efendi geydi fetvâyı\nبو نیچه جامه در اسعد افندی کیدی فتوایی\n\nRâgıp Mehmed Paşa mutasarrıf-ı Ümm-i dünyâ iken takdîm etdiği târîhdir:\nCâh-ı sâmî-yi rükn-i iftâ bâd-pâ Esʿad-ı saʿîd\nsene-i âtiye şaʿbânında zâyik-ı merâret-i ʿazl ü infisâl ve ber-vech-i muharrer Gelibolu'ya ve andan İncir Köyü'ne gelüp, civâr-ı rahmet-i Hakk'a intikāl eyledi. Müddet-i meşîhatları on üç mâhdır. Mezâr-ı pür-enverleri ittisâlinde peder-i emcedlerinin binâ etdikleri câmiʿ pîşgâhında olan medrese ve mekteb ve şâdırvân ve müteʿaddid dersiyyeler âsâr-ı hayriyyelerindendir. Müşârun ileyh fâzıl-ı yegâne ve müfred-i zemâne-i sânî-yi Taftazânî, belki muʿallim-i sânî, ʿulûm-i şettâda mehâreti zâhir ve fünûn-i edebiyyede rüsûh-i kalemi pesendîde-i evâyil ü evâhir olduğundan gayri fenn-i mûsikîde ʿadîl-i Fârâbî ve şiʿr u inşâda rağbet-şiken-âsâr-ı Veysî ve Nâbî olup, Lehce nâmında olan lügati, ittisâʿ-ı maʿlûmâtına dâl ve Sûre-i Yâsîn ve Âyete'l-kürsî ve âyâtü'l-l-musaddarati bi-Rabbenâ tefsîrleri vâreste-i kīl ü kāl-i ashâb-ı muʿâraza vü cidâl olduğundan [M1 18] başka, Cârullah Zemahşerî'nin Etvâkü'z-Zeheb fî'n-Nesâyih ve'l-Huteb ismiyle mevsûm olan kitâbını tanzîr ve İtbâku'z-Zeheb nâmiyle tesmiye eden ʿAbdu'l-mü'min İsfahânî mesleğinde bir eser-i belîğ te'lîf ve Bülbül-nâme ve Tezkire-i Hânendegân nâmında birer risâle tasnîf edüp, zâde-i tabʿ-ı latîfleri olan beste ve semâʿî ve kâr ve nakş tıbâʿ-ı kavâbile ferah-bahş olup, bundan başka Hemziyye ve Dimyâtiyye ve Mudariyye ve bir de kasîdeleri tahmîsi ve müşârun ileyhin müstakıllen Kasîde-i Hemziyye ve Kasîde-i Lâmiyyesi sencîde-i mîzân-ı kabûl-i erbâb-ı ʿirfân ve mergūb-i yeke-tâzân-ı meydân fazl ü îkāndır.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_028.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh esbağallâhu niʿamehü ʿaleyhi bin doksan altı zilkaʿdesinde Şeyhulislâm İsmâʿîl Efendi'nin sulbünden zîb-ârâ-yı şühûd ve pîrâye-bahş-ı gehvâre-i vücûd olup, ʿakl-ı heyûlânîden halâs ve ʿakl-ı bi'l-meleke rütbesiyle ihtisâs hengâmında peder-i vâlâ güherlerinden ve Mutavvelci Mehmed Efendi'den istifâde-i ʿulûm ve çok geçmeden tahkīk-i mantûk u mefhûm edüp, bin yüz yirmi iki târîhinde dürr-i semîn istiʿdâdı maʿlûm-i sayrefyân-ı esâtîn-i dîn olduğundan, Hâriç Rütbesi'yle dâhil-i dâyire-i müderrisîn olmuşidi. Vâlid-i mâcidleri Meşîhati'nde Sahn ile be-kâm ve hidmet-i teftîş ve Emânet-i Fetvâ ile memdûh-i hâss ü ʿâmm ve bundan sonra Selânik Mevleviyyeti ile hurrem ve çok geçmeden birâderleri İshak Efendi Meşîhati'nde Mekke Pâyesi'yle mükerrem olup, Ada-i Kebîr ve dârü'l-cihâd Belgrad seferlerinde Ordu Kadısı bulunup, te'sîr-i re'y-i münîriyle kat-ı çok mesâlih-i devlet karîn-i hüsn-i temşiyet ve niçe megālik-ı umûr küşâde-i dest-i ru'yeti olup, yüz elli yedi muharreminde bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm ve on yedi mâh kadar mutesaddî-yi hükûmet-i husûs u ʿumûm olup, elli dokuz senesi şevvâlinde o câh-ı refîʿ ile tekrâr ihrâz-ı dest-mâye-i rifʿat ve şehr-i recebde ʿazl ve sâhil-hânesinde ikāmet etmişidi. Altmış bir senesi recebinde Şeyhulislâm ve hallâl-i müşkilât-ı enâm oldu. Meşîhatine fühûl-i ʿulemâdan ʿÂsım Efendi bu gûne târîh inşâd etmişdir.\n\nDedi ʿÂsım-ı kemîne şevk u şâdı birle târîhin\nBu niçe câmedir Esʿad Efendi geydi fetvâyı\nبو نیچه جامه در اسعد افندی کیدی فتوایی\n\nRâgıp Mehmed Paşa mutasarrıf-ı Ümm-i dünyâ iken takdîm etdiği târîhdir:\nCâh-ı sâmî-yi rükn-i iftâ bâd-pâ Esʿad-ı saʿîd\nsene-i âtiye şaʿbânında zâyik-ı merâret-i ʿazl ü infisâl ve ber-vech-i muharrer Gelibolu'ya ve andan İncir Köyü'ne gelüp, civâr-ı rahmet-i Hakk'a intikāl eyledi. Müddet-i meşîhatları on üç mâhdır. Mezâr-ı pür-enverleri ittisâlinde peder-i emcedlerinin binâ etdikleri câmiʿ pîşgâhında olan medrese ve mekteb ve şâdırvân ve müteʿaddid dersiyyeler âsâr-ı hayriyyelerindendir. Müşârun ileyh fâzıl-ı yegâne ve müfred-i zemâne-i sânî-yi Taftazânî, belki muʿallim-i sânî, ʿulûm-i şettâda mehâreti zâhir ve fünûn-i edebiyyede rüsûh-i kalemi pesendîde-i evâyil ü evâhir olduğundan gayri fenn-i mûsikîde ʿadîl-i Fârâbî ve şiʿr u inşâda rağbet-şiken-âsâr-ı Veysî ve Nâbî olup, Lehce nâmında olan lügati, ittisâʿ-ı maʿlûmâtına dâl ve Sûre-i Yâsîn ve Âyete'l-kürsî ve âyâtü'l-l-musaddarati bi-Rabbenâ tefsîrleri vâreste-i kīl ü kāl-i ashâb-ı muʿâraza vü cidâl olduğundan [M1 18] başka, Cârullah Zemahşerî'nin Etvâkü'z-Zeheb fî'n-Nesâyih ve'l-Huteb ismiyle mevsûm olan kitâbını tanzîr ve İtbâku'z-Zeheb nâmiyle tesmiye eden ʿAbdu'l-mü'min İsfahânî mesleğinde bir eser-i belîğ te'lîf ve Bülbül-nâme ve Tezkire-i Hânendegân nâmında birer risâle tasnîf edüp, zâde-i tabʿ-ı latîfleri olan beste ve semâʿî ve kâr ve nakş tıbâʿ-ı kavâbile ferah-bahş olup, bundan başka Hemziyye ve Dimyâtiyye ve Mudariyye ve bir de kasîdeleri tahmîsi ve müşârun ileyhin müstakıllen Kasîde-i Hemziyye ve Kasîde-i Lâmiyyesi sencîde-i mîzân-ı kabûl-i erbâb-ı ʿirfân ve mergūb-i yeke-tâzân-ı meydân fazl ü îkāndır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezbûrun onuncu hamîs günü tevcîhât vukūʿ bulup, Sadrıaʿzam Kethudâlığı ʿİzzet ʿAlî Paşa dâmâdı Mustafa Bey'e ve Riyâset-i küttâb Nâyilî ʿAbdullah Efendi'ye ve Çavuş-başılık ʿAbdullatîf Bey'e ve Büyük Tezkirecilik ʿAbdî Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik Nuʿmân Efendi'ye ve Mektubçuluk Hamza Efendi'ye ve Beylikçilik ʿAvnî Efendi'ye ibkā ve sâ'ir hademe-i Bâb-ı ʿâlî makāmlarında kıyâm ile kâm-revâ kılınup, Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı Halîmî Mustafa Efendi'ye sânîsi Göynüklü Ahmed Efendi'ye sâlisi Üsküdarî Sâlih Efendi'ye ibkā olunup, Nişancılık Mehmed Saʿîd Efendi'ye; Defter Emâneti, Yenicâmiʿ Mütevellîsi Halîl Efendi'ye; Büyük Rûz-nâme, Yûsuf Efendi'ye; Baş-muhasebe, Hâşim Efendi'ye; Şehremâneti, Kesriyeli Kethudâsı Mehmed\nAğa'ya müceddeden tevcîh ve Tersâne Emâneti ibkāsıyla Bekir Efendi'nin kadri terfîʿ u tenvîh olunup, Darb-hâne Emâneti ʿAbdullah Efendi'ye ve Matbah Emâneti Mehmed Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa'ya; Arpa Emâneti, Çelik Paşa Kapu Kethudâsı ʿAli Ağa'ya; Anadolu Muhâsebesi, Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey'e; Atlu Mukābelesi, Mûsâ-zâde Mehmed Efendi'ye tevcîh olundu. Bundan aşağısı nüsha-i müverrihde muhtebit ve baʿzı mansıblar dahi sâkıt bulunmağla, mevcûdları riʿâyet-i tertîb ile tahrîr olundu. Sipâh Kitâbeti, ʿÖmer Efendi'ye; Silahtar Kitâbeti, Derviş Efendi'ye; Cizye Muhâsebesi, Ahmed Efendi'ye; Mevkūfât, Pişkîr Ağalığı'ndan çıkma ʿAbdullah Bey'e; Mâliyye Tezkireciliği, Mahmûd Efendi'ye; Küçük Rûz-nâme, Çavuşlar Kâtibi Derviş Mehmed Efendi'ye; Piyâde Mukābeleciliği, Ağa-zâde İsmâʿîl Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, Kıbleli-zâde Mahmûd Bey'e; Cebecîler Kitâbeti, Vahdetî Bekir Efendi'ye; Tophâne Nezâreti, Hasekî Mustafa Ağa'ya; Küçük Evkāf, Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey'e; İstanbul Barut-hânesi, Saʿdullah Efendi yeğeni Mustafa Efendi'ye Gelibolu Barut-hânesi Nezâreti İbrâhîm Paşa-zâde İsmâʿîl Beyefendi'ye tevcîh olunup, kusûr mansıblar dahi erbâbına tefvîz [M1 19] ve baʿzı müstehaklara mansıba bedel nakd taʿvîz olundu. Yeniçeri Ağalığı ve Mîr-ʿalemlik mutasarrıflarına ve Sipâh Ağalığı, Hüseyin Ağa'ya; ve Başbâkī-kulluğu, ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey'e ibkā olunup, Vüzerây-ı ʿizâm menâsıbı tevcîhâtına dahi mâh-ı mezkûrun on ikinci günü bed' ü mübâşeret olunup, Rumeli Eyâleti, ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr ʿOsmân Paşa'ya; ve Bosna, Çavuş-başı-yı sâbık Vezîr Mehmed Paşa'ya; ve Özi Eyâleti, Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; ve Eyâlet-i Girid, Vezîr Turak Mehmed Paşa'ya ve Eyâlet-i Karaman, Vezîr Mustafa Paşa'ya; ve Sivas, Zaralızâde Vezîr Mehmed Paşa'ya; ve Eyâlet-i Haleb, Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa'ya; ve Kudüs ve Nablus Sancakları ilhâkıyla Emâret-i Hac ve Eyâlet-i Şâm, Vezîr Esʿad Paşa'ya; ve Sayda, Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'ya; ve Cerde Başbuğluğuyla Trablus Eyâleti, Vezîr Saʿdeddin Paşa'ya; ve Eyâlet-i Rakka, Vezîr Râgıb Mehmed Paşa'ya; ve Erzurum, Vezîr İbrâhîm Paşa'ya; ve Eyâleti Çıldır ber-vech-i yurtluk, Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; ve Eyâlet-i Van, Abdülcelîl-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'ya; ve Mora Muhassıllığı, Silahdâr Mustafa Paşa'ya; ve Tırhala Sancağı, Hazîne Kethudâlığı'ndan muhrec Vezîr Halîl Paşa'ya ibkā ve sâ'ir menâsıb ve elviye dahi mîr-i mîrânlara tevcîh ve taraflarına evâmir isrâ olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_029.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Mâh-ı mezbûrun onuncu hamîs günü tevcîhât vukūʿ bulup, Sadrıaʿzam Kethudâlığı ʿİzzet ʿAlî Paşa dâmâdı Mustafa Bey'e ve Riyâset-i küttâb Nâyilî ʿAbdullah Efendi'ye ve Çavuş-başılık ʿAbdullatîf Bey'e ve Büyük Tezkirecilik ʿAbdî Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik Nuʿmân Efendi'ye ve Mektubçuluk Hamza Efendi'ye ve Beylikçilik ʿAvnî Efendi'ye ibkā ve sâ'ir hademe-i Bâb-ı ʿâlî makāmlarında kıyâm ile kâm-revâ kılınup, Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı Halîmî Mustafa Efendi'ye sânîsi Göynüklü Ahmed Efendi'ye sâlisi Üsküdarî Sâlih Efendi'ye ibkā olunup, Nişancılık Mehmed Saʿîd Efendi'ye; Defter Emâneti, Yenicâmiʿ Mütevellîsi Halîl Efendi'ye; Büyük Rûz-nâme, Yûsuf Efendi'ye; Baş-muhasebe, Hâşim Efendi'ye; Şehremâneti, Kesriyeli Kethudâsı Mehmed\nAğa'ya müceddeden tevcîh ve Tersâne Emâneti ibkāsıyla Bekir Efendi'nin kadri terfîʿ u tenvîh olunup, Darb-hâne Emâneti ʿAbdullah Efendi'ye ve Matbah Emâneti Mehmed Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa'ya; Arpa Emâneti, Çelik Paşa Kapu Kethudâsı ʿAli Ağa'ya; Anadolu Muhâsebesi, Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey'e; Atlu Mukābelesi, Mûsâ-zâde Mehmed Efendi'ye tevcîh olundu. Bundan aşağısı nüsha-i müverrihde muhtebit ve baʿzı mansıblar dahi sâkıt bulunmağla, mevcûdları riʿâyet-i tertîb ile tahrîr olundu. Sipâh Kitâbeti, ʿÖmer Efendi'ye; Silahtar Kitâbeti, Derviş Efendi'ye; Cizye Muhâsebesi, Ahmed Efendi'ye; Mevkūfât, Pişkîr Ağalığı'ndan çıkma ʿAbdullah Bey'e; Mâliyye Tezkireciliği, Mahmûd Efendi'ye; Küçük Rûz-nâme, Çavuşlar Kâtibi Derviş Mehmed Efendi'ye; Piyâde Mukābeleciliği, Ağa-zâde İsmâʿîl Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, Kıbleli-zâde Mahmûd Bey'e; Cebecîler Kitâbeti, Vahdetî Bekir Efendi'ye; Tophâne Nezâreti, Hasekî Mustafa Ağa'ya; Küçük Evkāf, Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey'e; İstanbul Barut-hânesi, Saʿdullah Efendi yeğeni Mustafa Efendi'ye Gelibolu Barut-hânesi Nezâreti İbrâhîm Paşa-zâde İsmâʿîl Beyefendi'ye tevcîh olunup, kusûr mansıblar dahi erbâbına tefvîz [M1 19] ve baʿzı müstehaklara mansıba bedel nakd taʿvîz olundu. Yeniçeri Ağalığı ve Mîr-ʿalemlik mutasarrıflarına ve Sipâh Ağalığı, Hüseyin Ağa'ya; ve Başbâkī-kulluğu, ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey'e ibkā olunup, Vüzerây-ı ʿizâm menâsıbı tevcîhâtına dahi mâh-ı mezkûrun on ikinci günü bed' ü mübâşeret olunup, Rumeli Eyâleti, ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr ʿOsmân Paşa'ya; ve Bosna, Çavuş-başı-yı sâbık Vezîr Mehmed Paşa'ya; ve Özi Eyâleti, Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; ve Eyâlet-i Girid, Vezîr Turak Mehmed Paşa'ya ve Eyâlet-i Karaman, Vezîr Mustafa Paşa'ya; ve Sivas, Zaralızâde Vezîr Mehmed Paşa'ya; ve Eyâlet-i Haleb, Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa'ya; ve Kudüs ve Nablus Sancakları ilhâkıyla Emâret-i Hac ve Eyâlet-i Şâm, Vezîr Esʿad Paşa'ya; ve Sayda, Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'ya; ve Cerde Başbuğluğuyla Trablus Eyâleti, Vezîr Saʿdeddin Paşa'ya; ve Eyâlet-i Rakka, Vezîr Râgıb Mehmed Paşa'ya; ve Erzurum, Vezîr İbrâhîm Paşa'ya; ve Eyâleti Çıldır ber-vech-i yurtluk, Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; ve Eyâlet-i Van, Abdülcelîl-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'ya; ve Mora Muhassıllığı, Silahdâr Mustafa Paşa'ya; ve Tırhala Sancağı, Hazîne Kethudâlığı'ndan muhrec Vezîr Halîl Paşa'ya ibkā ve sâ'ir menâsıb ve elviye dahi mîr-i mîrânlara tevcîh ve taraflarına evâmir isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun on altıncı çehârşenbin günü, Sadr-ı vâlâ-menkabet kemâl-i tazarruʿ u istikānetle Pâdişâh-ı Behrâm-savleti daʿvet ve Dolma-bağçe'de tertîb-i çeşn ü ziyâfet edüp, daʿvet-i müşârun ileyhe icâbet-i bende-perverlik ve kerem-güsterlik şîme-\nsine riʿâyet kabîlinden olduğuna binâʾen, zikr olunan hadîka-i enîkayı kudûm-i Şâhâneleri'yle huld-i berîne reşk-sâz ve fi'l-hâl Sadrıaʿzam hazretleri resm-i istikbâl icrâsiyle semm-i semend-i iclâllerine ferş-rûy-i niyâz eyleyüp, hûbî-sâz ve hûbî-âvâz:\n\nMey ber dehr-i yekî bih tenha-dil\nÇün şeved her dü cemʿ der yek-câ\nKâr-ı sahib-dilân şeved müşkil\n\nmâ-sadakı üzere sâzendegân ü hânendegân terâne-i sâz ve usûl-i âvâz ile tâk-ı mukarnas-ı feleke velvele-endâz olarak tehyîc-i şevk u garâm ve tahrîk-i sâkin-i vecd ü hiyâm eyledikleri ʿakîbinde cânbâzlar dehşet-resân-ı ʿukūl olacak sûretde evzâʿ-ı garîbe icrâ ve seyr ü temâşâ içün ictimâʿ edenleri deryâ-yı hayrete ilkā eyledikleri hâlde, keştgîrlere ruhsat ve anlar dahi icrây-ı sanʿat ve birbirini garîm-i deyn gibi sürüyüp, gark-ı ʿarak taʿb ü zucrat eylediler. Baʿdehû ferş-hân ve tenâvül-i etʿime-i mütenevviʿatü'l-elvân maslahatı dahi gāyete resân olup, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den birkaç re's esb-i müzeyyen [M1 20] ve birkaç boğça akmişe-i Güçerât ve paten ʿarz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı zü'l-minen kılınup, Sadrıaʿzam hazretlerine bol yenlü bir sevb-i semmûr ile iltifât ve hademe-i sâ'ireyi nukūd-i nâ-maʿdûd ile hâ'iz-i rehîne-i meserret buyurup, Beşiktaş'a pây-endâz-ı ikbâl ve o Sâhil-serây-ı bihişt-âsâya sâye-bahş-i iclâl oldular.",
          "caption": "Ziyâfet-i Sadrıaʿzam be-Şehriyâr-ı kerûbî-şiyem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_030.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Sadrıaʿzam be-Şehriyâr-ı kerûbî-şiyem",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun on altıncı çehârşenbin günü, Sadr-ı vâlâ-menkabet kemâl-i tazarruʿ u istikānetle Pâdişâh-ı Behrâm-savleti daʿvet ve Dolma-bağçe'de tertîb-i çeşn ü ziyâfet edüp, daʿvet-i müşârun ileyhe icâbet-i bende-perverlik ve kerem-güsterlik şîme-\nsine riʿâyet kabîlinden olduğuna binâʾen, zikr olunan hadîka-i enîkayı kudûm-i Şâhâneleri'yle huld-i berîne reşk-sâz ve fi'l-hâl Sadrıaʿzam hazretleri resm-i istikbâl icrâsiyle semm-i semend-i iclâllerine ferş-rûy-i niyâz eyleyüp, hûbî-sâz ve hûbî-âvâz:\n\nMey ber dehr-i yekî bih tenha-dil\nÇün şeved her dü cemʿ der yek-câ\nKâr-ı sahib-dilân şeved müşkil\n\nmâ-sadakı üzere sâzendegân ü hânendegân terâne-i sâz ve usûl-i âvâz ile tâk-ı mukarnas-ı feleke velvele-endâz olarak tehyîc-i şevk u garâm ve tahrîk-i sâkin-i vecd ü hiyâm eyledikleri ʿakîbinde cânbâzlar dehşet-resân-ı ʿukūl olacak sûretde evzâʿ-ı garîbe icrâ ve seyr ü temâşâ içün ictimâʿ edenleri deryâ-yı hayrete ilkā eyledikleri hâlde, keştgîrlere ruhsat ve anlar dahi icrây-ı sanʿat ve birbirini garîm-i deyn gibi sürüyüp, gark-ı ʿarak taʿb ü zucrat eylediler. Baʿdehû ferş-hân ve tenâvül-i etʿime-i mütenevviʿatü'l-elvân maslahatı dahi gāyete resân olup, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den birkaç re's esb-i müzeyyen [M1 20] ve birkaç boğça akmişe-i Güçerât ve paten ʿarz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı zü'l-minen kılınup, Sadrıaʿzam hazretlerine bol yenlü bir sevb-i semmûr ile iltifât ve hademe-i sâ'ireyi nukūd-i nâ-maʿdûd ile hâ'iz-i rehîne-i meserret buyurup, Beşiktaş'a pây-endâz-ı ikbâl ve o Sâhil-serây-ı bihişt-âsâya sâye-bahş-i iclâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mansıbları vakt-i tevcîhâtda ibkā olunmuşiken, Mısır Vâlîsi esbak Mehmed Emîn Paşa'nın fevti sebebi ile hal vâkiʿ olup, binâ'en ʿalâ-zâlik Mora Muhassıllığı ber-vech-i arpalık Tırhala'ya mutasarrıf olan Vezîr Halîl Paşa'ya ve Mısır Eyâleti, selefi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'ya ve Kars Eyâleti, ʿAbdülcelîl-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Van Eyâleti, Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa'ya ve Adana Eyâleti, Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya tevcîh ve bir ân akdem mansıblarına ʿazîmet etmeleri şeref-yâfte-i sudûr olan evâmir-i celîle ile te’kîd ü tenbîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_031.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "text": "Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mansıbları vakt-i tevcîhâtda ibkā olunmuşiken, Mısır Vâlîsi esbak Mehmed Emîn Paşa'nın fevti sebebi ile hal vâkiʿ olup, binâ'en ʿalâ-zâlik Mora Muhassıllığı ber-vech-i arpalık Tırhala'ya mutasarrıf olan Vezîr Halîl Paşa'ya ve Mısır Eyâleti, selefi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'ya ve Kars Eyâleti, ʿAbdülcelîl-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Van Eyâleti, Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa'ya ve Adana Eyâleti, Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya tevcîh ve bir ân akdem mansıblarına ʿazîmet etmeleri şeref-yâfte-i sudûr olan evâmir-i celîle ile te’kîd ü tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâhil-serây-ı dil-güşây-ı Beşiktaş'dan istîfây-ı haz vâkîʿ ve safahât-ı hevâda dahi suver ü eşkâl-i bürûdet muntabiʿ olduğuna binâ'en, mâh-ı zilkaʿdenin yirmi üçüncü cumʿa günü Hidîv-i Cem-câh Sâhil-serây-ı mezkûrdan nakl ile Serây-ı cedîd-i ʿâmire'yi cây-gâh buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_032.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Sâhil-serây-ı dil-güşây-ı Beşiktaş'dan istîfây-ı haz vâkîʿ ve safahât-ı hevâda dahi suver ü eşkâl-i bürûdet muntabiʿ olduğuna binâ'en, mâh-ı zilkaʿdenin yirmi üçüncü cumʿa günü Hidîv-i Cem-câh Sâhil-serây-ı mezkûrdan nakl ile Serây-ı cedîd-i ʿâmire'yi cây-gâh buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu isneyn gicesi Sadriaʿzam ve sâ'ir ʿulemâ ve ricâl ve ocağlu Serây-ı ʿâmire'ye varup, infilâk-ı subh-i ʿîdde Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd, mânend-i hurşîd bedîd olup, mukaddemce tezyîn olunan taht-ı hümâyûn-bahta pâ-nihâde-i şevket ve bi'l-cümle erkân-ı devlet takbîl-i âstîn ü dâmen ile tekhîl-i bâsıra-i behcet etdikden sonra, o Şehinşâh-ı İskender-sülûk hîre-sâz-ı aʿyün-i mülûk olan debdebe-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿi'ne tahrîk-i bâd-pâ ve salât-ı ʿîdi baʿde'l-edâ Serây-ı Mülûkâne'lerine ʿavdet ve zebh-i karâbîn ile icrây-ı sünnet ve tahsîl-i kurbet buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_033.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd-i adhâ",
          "text": "İşbu zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu isneyn gicesi Sadriaʿzam ve sâ'ir ʿulemâ ve ricâl ve ocağlu Serây-ı ʿâmire'ye varup, infilâk-ı subh-i ʿîdde Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd, mânend-i hurşîd bedîd olup, mukaddemce tezyîn olunan taht-ı hümâyûn-bahta pâ-nihâde-i şevket ve bi'l-cümle erkân-ı devlet takbîl-i âstîn ü dâmen ile tekhîl-i bâsıra-i behcet etdikden sonra, o Şehinşâh-ı İskender-sülûk hîre-sâz-ı aʿyün-i mülûk olan debdebe-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿi'ne tahrîk-i bâd-pâ ve salât-ı ʿîdi baʿde'l-edâ Serây-ı Mülûkâne'lerine ʿavdet ve zebh-i karâbîn ile icrây-ı sünnet ve tahsîl-i kurbet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vücûd-i Nâdirî inʿidâmından sonra hânân-ı İrân miyânında vukūʿ-i münâzaʿa vü cidâl ve kûşe-be-kûşe zuhûr-i şûriş ü ihtilâl hasebiyle hânân beyninde Zend Kerîm ve Mustafa Hân ve Azâd Hân kuvvetlü bulunup, mühâreşe vü münâveşeden hâlî olmamışlar idi. Bu defʿa dahi Zend Kerîm şehzâdeyi istishâb eden Mustafa Hân ile tarh-ı kurʿa-i kârzâr ve Mustafa Hân'a galebe ile cemʿiyyetini târ ü mâr eylediğini, Hân-ı mezbûr hukūk-i kadîmesi olan Azâd Hân'a inhâ ve ahz-ı sâr ü intikāmını recâ edüp, Hân-ı mezkûr dahi yalnız ahz-ı sâr kasdında olmayup, [M1 21] mülket-i İran'ı istîlâ öteden berü semîri zamîri olduğundan, tahsîl-i maslahateyn zımnında Hemedân'a doğru teveccüh etmişidi. İsfend-âbâd nâm mahalde iltikāy-ı ferîkayn vukūʿ bulup, Azâd Han'ın sadmesine tehammül edemeyüp, Kerîm Hân'a rûy-i şikestegî vü inhizâm be-dîdâr ve Perî Kalʿası'na ʿinân-rîz-i ilgār olup, iʿtimâd etdiği askerden bir mikdârını ifrâz ve hıfz-ı kalʿayı sipâriş ile misâl-i mürg-i şikeste-bâl Isfahan'a pervâz edüp, ordugâhında olan cebehâne ve mühimmât ve sâ'ir tedârükât Âzâd Hân'a nasîb olumuşidi. Kerîm Hân, Kacar Mehmed Hân'dan istimdâd ve cemʿ-i ecnâd üzere olup, Azâd Hân dahi Perî Kalʿası'nı muhâsara ve top ve humbara ile âgāz-ı müşâcere eylediğini Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya tahrîr ü inhâ eylediğinden gayri, Musul hudûdunda vâkiʿ Sincar Dağı saʿbü's-sülûk bir mahal olup, Yezîd tâyifesine mesken ve lusûs u eşkıyâya mekmen olup, ekser-i eyyâm Bağdâd ve Musul miyânında olan câddeye nüzûl ile ebnây-ı sebîli katl ü iʿdâm ve emvâl ü eşyalarını iktisâm ederler idi. Bağdâd vâlîleri baʿzan bi'n-nefs ve baʿzan sevk-i asker ile te'dîblerine ihtimâm ü dikkat ve bir müddet ne hâl ise o havâlî âsûde-i mekr ü melʿanetleri olup, ancak tıynet-i habîselerinde merkûz olan şeytanet zâ'il olmayup, yine kâr-ı kadîmlerine rücûʿ ve nehb ü gārete şurûʿ ederler idi. Bu esnâda tâ'ife-i mezkûrenin fesâdı gāyete resîde olup, tedmîr ü istîsâl ile taht-ı râbıtaya idhâlleri lâzım geldiğinden, Bağdâd Vâlîsi müşârun ileyh cemʿ-i ʿasâkir ve tertîb-i mühimmât ü zehâyir ile Bağdâd'dan hareket ve Kerkük Sahrâsı'na nasb-ı hıyâm-ı savlet eylediğinde, tâyife-i mezkûreye havf ü haşyet târî olup, birkaç kabîlesi taleb-i emân ile dâmen-gîr-i Vezîr-sütûde-tedbîr olup, üç bin hâneleri Mardin toprağında iskân olunmak\nşartıyla istîmân etdikden sonra, kabâyil-i mezkûreden tehallüf edenlerin sûret-i nizâmlarını rağbeten ev rahbeten istihsâl kasdıyla müşârun ileyh cebel-i mezkûr dâmenini mahatt-i rihâl-i ibtâl-i ricâl edüp, zikr olunan eşkıyâ muhârebeye ikdâm ve berü tarafdan dahi üzerlerine hücûm ü iktihâm ve ekserîsi katl ü iʿdâm olunup, birkaç palangaları teshîr ve nisvân ü sıbyânı esîr ve üç yüz kadar ru’ûs-i maktûʿaları Der-i devlet'e tesyîr ve o havâlî nizâmına devâm verdiğini mufassal tahrîrâtıyla ifâde vü ifhâm etmekle, müşârun ileyhin tabîʿatında olan cevher-i celâdet iktizâsıyla kutr-i Irak'da [M1 22] olan şûriş ü ihtilâli izâle ve niçe kerden-keşân kabâyili semt-i itâʿat ü inkıyâda imâle eylediğinden gayri cebel-i mezkûrda olan kabâyil-i muhtelefetü'l-edyânın bâzû-yi iktidârlarını seyf-i siyâsetle tevhîn ve fukarâ-yı raʿiyyet ve ebnâ-i sebîli teʼmîn eylemesi, hakkında isticlâb-ı sunûf-i mekârim-i Şâhâne'yi îcâb edüp, semmûre-duhte bir sevb hilʿat ve maʿiyyetinde olan ru'esây-ı kabâyil ve Kürdistân beylerine ilbâs içün müteʿaddid hil'atler irsâliyle kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve istihsânı hâvî tarafına irsâl-i tevkīʿ olundu.",
          "caption": "Havâdis-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_034.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1166"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i İran",
          "text": "Vücûd-i Nâdirî inʿidâmından sonra hânân-ı İrân miyânında vukūʿ-i münâzaʿa vü cidâl ve kûşe-be-kûşe zuhûr-i şûriş ü ihtilâl hasebiyle hânân beyninde Zend Kerîm ve Mustafa Hân ve Azâd Hân kuvvetlü bulunup, mühâreşe vü münâveşeden hâlî olmamışlar idi. Bu defʿa dahi Zend Kerîm şehzâdeyi istishâb eden Mustafa Hân ile tarh-ı kurʿa-i kârzâr ve Mustafa Hân'a galebe ile cemʿiyyetini târ ü mâr eylediğini, Hân-ı mezbûr hukūk-i kadîmesi olan Azâd Hân'a inhâ ve ahz-ı sâr ü intikāmını recâ edüp, Hân-ı mezkûr dahi yalnız ahz-ı sâr kasdında olmayup, [M1 21] mülket-i İran'ı istîlâ öteden berü semîri zamîri olduğundan, tahsîl-i maslahateyn zımnında Hemedân'a doğru teveccüh etmişidi. İsfend-âbâd nâm mahalde iltikāy-ı ferîkayn vukūʿ bulup, Azâd Han'ın sadmesine tehammül edemeyüp, Kerîm Hân'a rûy-i şikestegî vü inhizâm be-dîdâr ve Perî Kalʿası'na ʿinân-rîz-i ilgār olup, iʿtimâd etdiği askerden bir mikdârını ifrâz ve hıfz-ı kalʿayı sipâriş ile misâl-i mürg-i şikeste-bâl Isfahan'a pervâz edüp, ordugâhında olan cebehâne ve mühimmât ve sâ'ir tedârükât Âzâd Hân'a nasîb olumuşidi. Kerîm Hân, Kacar Mehmed Hân'dan istimdâd ve cemʿ-i ecnâd üzere olup, Azâd Hân dahi Perî Kalʿası'nı muhâsara ve top ve humbara ile âgāz-ı müşâcere eylediğini Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya tahrîr ü inhâ eylediğinden gayri, Musul hudûdunda vâkiʿ Sincar Dağı saʿbü's-sülûk bir mahal olup, Yezîd tâyifesine mesken ve lusûs u eşkıyâya mekmen olup, ekser-i eyyâm Bağdâd ve Musul miyânında olan câddeye nüzûl ile ebnây-ı sebîli katl ü iʿdâm ve emvâl ü eşyalarını iktisâm ederler idi. Bağdâd vâlîleri baʿzan bi'n-nefs ve baʿzan sevk-i asker ile te'dîblerine ihtimâm ü dikkat ve bir müddet ne hâl ise o havâlî âsûde-i mekr ü melʿanetleri olup, ancak tıynet-i habîselerinde merkûz olan şeytanet zâ'il olmayup, yine kâr-ı kadîmlerine rücûʿ ve nehb ü gārete şurûʿ ederler idi. Bu esnâda tâ'ife-i mezkûrenin fesâdı gāyete resîde olup, tedmîr ü istîsâl ile taht-ı râbıtaya idhâlleri lâzım geldiğinden, Bağdâd Vâlîsi müşârun ileyh cemʿ-i ʿasâkir ve tertîb-i mühimmât ü zehâyir ile Bağdâd'dan hareket ve Kerkük Sahrâsı'na nasb-ı hıyâm-ı savlet eylediğinde, tâyife-i mezkûreye havf ü haşyet târî olup, birkaç kabîlesi taleb-i emân ile dâmen-gîr-i Vezîr-sütûde-tedbîr olup, üç bin hâneleri Mardin toprağında iskân olunmak\nşartıyla istîmân etdikden sonra, kabâyil-i mezkûreden tehallüf edenlerin sûret-i nizâmlarını rağbeten ev rahbeten istihsâl kasdıyla müşârun ileyh cebel-i mezkûr dâmenini mahatt-i rihâl-i ibtâl-i ricâl edüp, zikr olunan eşkıyâ muhârebeye ikdâm ve berü tarafdan dahi üzerlerine hücûm ü iktihâm ve ekserîsi katl ü iʿdâm olunup, birkaç palangaları teshîr ve nisvân ü sıbyânı esîr ve üç yüz kadar ru’ûs-i maktûʿaları Der-i devlet'e tesyîr ve o havâlî nizâmına devâm verdiğini mufassal tahrîrâtıyla ifâde vü ifhâm etmekle, müşârun ileyhin tabîʿatında olan cevher-i celâdet iktizâsıyla kutr-i Irak'da [M1 22] olan şûriş ü ihtilâli izâle ve niçe kerden-keşân kabâyili semt-i itâʿat ü inkıyâda imâle eylediğinden gayri cebel-i mezkûrda olan kabâyil-i muhtelefetü'l-edyânın bâzû-yi iktidârlarını seyf-i siyâsetle tevhîn ve fukarâ-yı raʿiyyet ve ebnâ-i sebîli teʼmîn eylemesi, hakkında isticlâb-ı sunûf-i mekârim-i Şâhâne'yi îcâb edüp, semmûre-duhte bir sevb hilʿat ve maʿiyyetinde olan ru'esây-ı kabâyil ve Kürdistân beylerine ilbâs içün müteʿaddid hil'atler irsâliyle kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve istihsânı hâvî tarafına irsâl-i tevkīʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağalığı'ndan rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le çırâğ olan Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa ki Anadolu ve ʿArabistan taraflarında Deli Emîr Paşa terkîbi ile müsemmâ idi. Makarr-ı hükümeti olan Sayda'da bir müddet hasta ve sûy-i âhirete refte olduğu haberi, evâyil-i zilhiccede karʿ-i sâmia-i devlet etmişidi. Defterdâr-ı vakt olan Halîmî Mustafa Efendi'nin sefâhate dâʼir tavrı bu hılâlde mûcib-i inhitât-ı kadri olup, zımnen tatyîb ve maʿnen Âsitâne'den tebʿîd ü tecnîb kasdıyla Eyâlet-i Sayda bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî gurre-i muharremde mûmâ ileyhe tevcîh ve bu vesîle ile inzâr-ı hâmil ü nebîh kılındı.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Sayda",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_035.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Sayda",
          "text": "Yeniçeri Ağalığı'ndan rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le çırâğ olan Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa ki Anadolu ve ʿArabistan taraflarında Deli Emîr Paşa terkîbi ile müsemmâ idi. Makarr-ı hükümeti olan Sayda'da bir müddet hasta ve sûy-i âhirete refte olduğu haberi, evâyil-i zilhiccede karʿ-i sâmia-i devlet etmişidi. Defterdâr-ı vakt olan Halîmî Mustafa Efendi'nin sefâhate dâʼir tavrı bu hılâlde mûcib-i inhitât-ı kadri olup, zımnen tatyîb ve maʿnen Âsitâne'den tebʿîd ü tecnîb kasdıyla Eyâlet-i Sayda bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî gurre-i muharremde mûmâ ileyhe tevcîh ve bu vesîle ile inzâr-ı hâmil ü nebîh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vech-i meşrûh üzere Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı münhal ve mansıb-ı mezkûr ile Reʼîsülküttâb Nâyilî ʿAbdullah Efendi mübeccel olup, Riyâset-i Küttâb hidmetiyle Tezkire-i Evvel olan ʿAbdî Efendi müktesib-i Re'sü'l-mâl-i şeref ve Tezkire-i Sânî olan Nu'mân Efendi mûmâ ileyhe halef olup, yevm-i mezkûrda bunlara dahi ilbâs-ı hilʿat ve her birine ʿalâ hidetin taʿyîn-i hidmet olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Defterî ve Re'îsülküttâb ve Tezkire-i Evvel ve Sânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_036.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Defterî ve Re'îsülküttâb ve Tezkire-i Evvel ve Sânî",
          "text": "Vech-i meşrûh üzere Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı münhal ve mansıb-ı mezkûr ile Reʼîsülküttâb Nâyilî ʿAbdullah Efendi mübeccel olup, Riyâset-i Küttâb hidmetiyle Tezkire-i Evvel olan ʿAbdî Efendi müktesib-i Re'sü'l-mâl-i şeref ve Tezkire-i Sânî olan Nu'mân Efendi mûmâ ileyhe halef olup, yevm-i mezkûrda bunlara dahi ilbâs-ı hilʿat ve her birine ʿalâ hidetin taʿyîn-i hidmet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Ak-deniz'e ihrâc ve tesyîr olunan Donanma-yı hümâyûnu Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa mashûben bi's-selâme Âsitâne'ye îsâl ve Yalı Köşkü'nde telebbüs-i hilʿat-i seniyye ile tahsîl-i kusvâ-yı âmâl eyledi.",
          "caption": "ʿAvdet-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_037.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Bundan akdem Ak-deniz'e ihrâc ve tesyîr olunan Donanma-yı hümâyûnu Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa mashûben bi's-selâme Âsitâne'ye îsâl ve Yalı Köşkü'nde telebbüs-i hilʿat-i seniyye ile tahsîl-i kusvâ-yı âmâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü sülesâ günü tertîb olunan dîvân-ı bülend-i erkânda ʿumûmen kapu kullarının müstehak oldukları bir kıst mevâcib Hazîne-i Şâhâne'den ifrâz olunup, kabza meʾmûr olanlara teslîm ve beş gün sonra maslahat-ı devr tetmîm olunup, Hazîne Kethudâsı Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn kadr ü menzilet-i Sadâret-penâhî'yi efzûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_038.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü sülesâ günü tertîb olunan dîvân-ı bülend-i erkânda ʿumûmen kapu kullarının müstehak oldukları bir kıst mevâcib Hazîne-i Şâhâne'den ifrâz olunup, kabza meʾmûr olanlara teslîm ve beş gün sonra maslahat-ı devr tetmîm olunup, Hazîne Kethudâsı Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn kadr ü menzilet-i Sadâret-penâhî'yi efzûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci günü sâbıkā Mekke-i mükerreme Kadısı Feyzullah Efendi Kazâ-i İstanbul ile nâyil-i eʿazz-i meʾmûl ve sâbıkā Mekke-i mükerreme Kadısı Mehmed Efendi-zâde Feyzullah Efendi, muʾâhhar târîh ile İstanbul Pâyesi'ne irtikā ve sâbıkā Âmid Kadısı Mehmed Kemâleddin Efendi Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle kesb-i maksûd ü münâ eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Kâzâ-i [M1 23] İstanbul ve Pâye-dâden be-Feyzullah Efendi ve Hâkim-i Mısır şüden-i Kemâl Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_039.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kâzâ-i [M1 23] İstanbul ve Pâye-dâden be-Feyzullah Efendi ve Hâkim-i Mısır şüden-i Kemâl Efendi",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci günü sâbıkā Mekke-i mükerreme Kadısı Feyzullah Efendi Kazâ-i İstanbul ile nâyil-i eʿazz-i meʾmûl ve sâbıkā Mekke-i mükerreme Kadısı Mehmed Efendi-zâde Feyzullah Efendi, muʾâhhar târîh ile İstanbul Pâyesi'ne irtikā ve sâbıkā Âmid Kadısı Mehmed Kemâleddin Efendi Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle kesb-i maksûd ü münâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dâyire-i hümâyûn'da Hâs Odabaşılık ile ser-firâz olunan Mustafa Ağa tâlib-i ʿazîmet-i semt-i Hicâz ve mesûbât-ı hacc-ı Beytullâh'ı ihrâz kasdıyla dâmen-gîr-i niyâz olmağla, hakkında ruhsat-ı ʿâtıfet-i Şâhâne erzânî ve beher sâl Şerîf-i Mekke tarafına irsâli muʿtâd olunan Teşrîfât-ı hümâyûn dahi mûmâ ileyhe tevdîʿ olunup, bu sürûr ile cemmâze-rân-ı sûy-i Beyt-i Sübhânî oldu.",
          "caption": "İrsâl-i teşrîfât be-Şerîf-i Mekke bi-vâsıtat-i Hâs Odabaşı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_040.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "İrsâl-i teşrîfât be-Şerîf-i Mekke bi-vâsıtat-i Hâs Odabaşı",
          "text": "Dâyire-i hümâyûn'da Hâs Odabaşılık ile ser-firâz olunan Mustafa Ağa tâlib-i ʿazîmet-i semt-i Hicâz ve mesûbât-ı hacc-ı Beytullâh'ı ihrâz kasdıyla dâmen-gîr-i niyâz olmağla, hakkında ruhsat-ı ʿâtıfet-i Şâhâne erzânî ve beher sâl Şerîf-i Mekke tarafına irsâli muʿtâd olunan Teşrîfât-ı hümâyûn dahi mûmâ ileyhe tevdîʿ olunup, bu sürûr ile cemmâze-rân-ı sûy-i Beyt-i Sübhânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i saferin onuncu ve on yedinci ve yirmi altıncı gicesi Kasım-paşa'da vâkiʿ Kulaksız Mahallesi'nde ve Silivri kurbunda ve Galata'da harîk-i cüzʾî şuʿle-nümây-ı zuhûr ve fi'l-hâl meʾmûrlar yetüşüp, itfâsına sarf-ı makdûr ve etrâfa sirâyet etmeksizin itfâ-kerde-i lutf-i Rabb-i gafûr oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_041.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şehr-i saferin onuncu ve on yedinci ve yirmi altıncı gicesi Kasım-paşa'da vâkiʿ Kulaksız Mahallesi'nde ve Silivri kurbunda ve Galata'da harîk-i cüzʾî şuʿle-nümây-ı zuhûr ve fi'l-hâl meʾmûrlar yetüşüp, itfâsına sarf-ı makdûr ve etrâfa sirâyet etmeksizin itfâ-kerde-i lutf-i Rabb-i gafûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Altmış yedi recebi gurresinde Halebü'ş-şehbâ Kazâsı, Kilîsî Hüseyin Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, Konevî Hüseyin Efendi'ye ve şaʿbân gurresinden Yenişehr-i Fenâr Kazâsı, Ahmed Yaʿîş Efendi'ye ve cumâdelûlâ gurresinden Galata Kazâsı, Niʿmetullah Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve ihrâz-ı rütbe-i Mevleviyyet ile her biri dil-şâd ü cezlân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_042.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Altmış yedi recebi gurresinde Halebü'ş-şehbâ Kazâsı, Kilîsî Hüseyin Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, Konevî Hüseyin Efendi'ye ve şaʿbân gurresinden Yenişehr-i Fenâr Kazâsı, Ahmed Yaʿîş Efendi'ye ve cumâdelûlâ gurresinden Galata Kazâsı, Niʿmetullah Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve ihrâz-ı rütbe-i Mevleviyyet ile her biri dil-şâd ü cezlân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâha-i Tersâne-i ʿâmire'de inşâ olunan üç anbarlı kalyon-ı hümâyûnun hitâma resîde olacağı be-dîdâr ve ber-vech-i muʿtâd âvîzeler ile tezyîni murâd-ı Şehriyâr-vâlâ-tebâr olup, taraf-ı hümâyûnlarından ve Sadriaʿzam ve sâʼir ricâl-i devlet tarafından tertîb olunan âvîzeler şehr-i rebîʿulevvelin ikinci yevm-i hamîs defter-i teşrîfâtda mübeyyen olan resm üzere zikr olunan kalyona taʿlîk ve inâta ve o keştî-i kûh-mânend akmişe-i ʿabkarî deng ve emtiʿa-i zerdûz ve rengâ-reng ile istîʿâb ü ihâta olundu.",
          "caption": "Tertîb-i âvîzehâ be-kalyon-i kebîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_043.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i âvîzehâ be-kalyon-i kebîr",
          "text": "Sâha-i Tersâne-i ʿâmire'de inşâ olunan üç anbarlı kalyon-ı hümâyûnun hitâma resîde olacağı be-dîdâr ve ber-vech-i muʿtâd âvîzeler ile tezyîni murâd-ı Şehriyâr-vâlâ-tebâr olup, taraf-ı hümâyûnlarından ve Sadriaʿzam ve sâʼir ricâl-i devlet tarafından tertîb olunan âvîzeler şehr-i rebîʿulevvelin ikinci yevm-i hamîs defter-i teşrîfâtda mübeyyen olan resm üzere zikr olunan kalyona taʿlîk ve inâta ve o keştî-i kûh-mânend akmişe-i ʿabkarî deng ve emtiʿa-i zerdûz ve rengâ-reng ile istîʿâb ü ihâta olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda zikr olunduğu vech üzere Peri Kalası'nda mütehassın Zend Kerîm askeri, Âzâd Hân'ın muhâsara ve tazyikına tâkat getüremeyüp, sıyânet-i nefs ve mallarını takdîm ve istîmân ile kalʿayı teslîm [M1 24] eylediklerinde, Âzâd Hân kalʿa muhâfızı olan Şeyh ʿAlî Hân ile Mehmed Hân'ı iʿtikāl ve Kerîm Hân'ın ʿiyâl ve müteʿallikātlarıyla Rûmiyye Kalʿası'na irsâl ve muhâfazalariyçün beş altı yüz süvârî ve bir iki hân taʿyîn ve hazm ü ihtiyâta riʿâyet eylemelerini tenbîh ü telkin ve kendüsü dahi Isfahân'a ʿazîmet ve bilâ-müzâhim zabt-ı memleket etmişidi. Bu hâl ile me'mûr-ı muhâfaza olanlar Âzâd Hân'ın mülküne duhûl ve Afşâr toprağında Taş-keşân nâm mahalle vusûllerinde, müvekkillere emniyet hâsıl ve civârda vâkiʿ kurâya teferruk ile ʿîş ü ʿişrete müştağil olduklarından gayri askere baş ve Kızılbaş beyninde ʿAlem Hân ismiyle intiʿâş eden şahsın dahi çadırında mest-i mey-i nâb ve üftâde-i sadme-i hâb olduğunu mukayyed ve mağlûl olanlar ihsâs edüp, bir takrîb dest ü pâların kuyûd u iğlâlden tahlîs ve miyânelerinde ʿahd ü peymânı tersîs edüp, ʿAlem Hân'ın çadırına ʿazîmet ve merkūmu katl ve ellerine geçen ecnebîleri hân-ı maktûle vasl ile piyâdelerini atlandırup, karyelerde olanların baʿzısını tergîb ve baʿzısını terhîb ile cemʿiyyetlerine idrâc ve Hemedân'a rucûʿ ve etrafını taht ü târâc eylediklerinden gayri, Zend Kerîm hevâdârlarından ʿAlîmerdân Hân o havâlîye karîb bulunmağla, kazıyyeyi merkūma ihbâr ve istizhâr etmeleriyle, Hân-ı mezbûr dahi cemʿiyyete dâhil ve sevâd-ı cemʿiyyetleri beş altı bin piyâde ve süvârî derecelerine vâsıl olup, bu haber-i bârid Âzâd Hân'a vârid oldukda, altı yedi bin asker taʿyîn ve Yezdicerd'e yakīn mahalde hasmeyn birbirin görüp, ahadühümâ âhara havâle-i şemşîr-i hışm ü kîn etmeleriyle, Âzâd Hân askeri mağlûb ve müdemmir ve Zendîler nâyil-i fevz ü zafer olduklarından gayri, Âzâd Hân'ın askeri bunlar ile müttahid ve beraber olup, bu cihetle cemʿiyyetlerine kuvvet ü kesret ve hasımları tarafına zaʿf ü kıllet târî olup, el-yevm Âzâd Hân Isfahân'da ve Şeyh ʿAlîkulîhân Hemedân etrâfında ve Zend Kerîm Isfahân'a karîb mahalde asker cemʿiyle meşğûl olup, bundan sonra meşîme-i kazâ vü kaderden ne tevellüd edeceği ʿilm-i beşerden hâriç olduğu mukaddimâtını Bağdâd Vâlîsi bast u temhîd ve sâ'ir serhadlerden vürûd eden ahbâr dahi müşârun ileyhi tasdîk u teʼyîd eyledi.",
          "caption": "Tetimme-i ahvâl-i İrâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_044.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i ahvâl-i İrâniyân",
          "text": "Bâlâda zikr olunduğu vech üzere Peri Kalası'nda mütehassın Zend Kerîm askeri, Âzâd Hân'ın muhâsara ve tazyikına tâkat getüremeyüp, sıyânet-i nefs ve mallarını takdîm ve istîmân ile kalʿayı teslîm [M1 24] eylediklerinde, Âzâd Hân kalʿa muhâfızı olan Şeyh ʿAlî Hân ile Mehmed Hân'ı iʿtikāl ve Kerîm Hân'ın ʿiyâl ve müteʿallikātlarıyla Rûmiyye Kalʿası'na irsâl ve muhâfazalariyçün beş altı yüz süvârî ve bir iki hân taʿyîn ve hazm ü ihtiyâta riʿâyet eylemelerini tenbîh ü telkin ve kendüsü dahi Isfahân'a ʿazîmet ve bilâ-müzâhim zabt-ı memleket etmişidi. Bu hâl ile me'mûr-ı muhâfaza olanlar Âzâd Hân'ın mülküne duhûl ve Afşâr toprağında Taş-keşân nâm mahalle vusûllerinde, müvekkillere emniyet hâsıl ve civârda vâkiʿ kurâya teferruk ile ʿîş ü ʿişrete müştağil olduklarından gayri askere baş ve Kızılbaş beyninde ʿAlem Hân ismiyle intiʿâş eden şahsın dahi çadırında mest-i mey-i nâb ve üftâde-i sadme-i hâb olduğunu mukayyed ve mağlûl olanlar ihsâs edüp, bir takrîb dest ü pâların kuyûd u iğlâlden tahlîs ve miyânelerinde ʿahd ü peymânı tersîs edüp, ʿAlem Hân'ın çadırına ʿazîmet ve merkūmu katl ve ellerine geçen ecnebîleri hân-ı maktûle vasl ile piyâdelerini atlandırup, karyelerde olanların baʿzısını tergîb ve baʿzısını terhîb ile cemʿiyyetlerine idrâc ve Hemedân'a rucûʿ ve etrafını taht ü târâc eylediklerinden gayri, Zend Kerîm hevâdârlarından ʿAlîmerdân Hân o havâlîye karîb bulunmağla, kazıyyeyi merkūma ihbâr ve istizhâr etmeleriyle, Hân-ı mezbûr dahi cemʿiyyete dâhil ve sevâd-ı cemʿiyyetleri beş altı bin piyâde ve süvârî derecelerine vâsıl olup, bu haber-i bârid Âzâd Hân'a vârid oldukda, altı yedi bin asker taʿyîn ve Yezdicerd'e yakīn mahalde hasmeyn birbirin görüp, ahadühümâ âhara havâle-i şemşîr-i hışm ü kîn etmeleriyle, Âzâd Hân askeri mağlûb ve müdemmir ve Zendîler nâyil-i fevz ü zafer olduklarından gayri, Âzâd Hân'ın askeri bunlar ile müttahid ve beraber olup, bu cihetle cemʿiyyetlerine kuvvet ü kesret ve hasımları tarafına zaʿf ü kıllet târî olup, el-yevm Âzâd Hân Isfahân'da ve Şeyh ʿAlîkulîhân Hemedân etrâfında ve Zend Kerîm Isfahân'a karîb mahalde asker cemʿiyle meşğûl olup, bundan sonra meşîme-i kazâ vü kaderden ne tevellüd edeceği ʿilm-i beşerden hâriç olduğu mukaddimâtını Bağdâd Vâlîsi bast u temhîd ve sâ'ir serhadlerden vürûd eden ahbâr dahi müşârun ileyhi tasdîk u teʼyîd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ ihtirâʿ olunan tulumbalar kurb-i harîkde bulunan çeşmeler sebebi ile işe yarayup, çeşmelere baʿîd olan harîk lâ-mehâle arka ile ve bârgîr ile nakl-i mâya [M1 25] muhtâc ve su gelince vâfir mahal ihtirâkıyla kulûb-i nâsda iztirâb ve inziʿâc hâsıl olur idi. Bostâncılar Tulumbacı-başısı bu gāyileyi defʿ içün nev-îcâd bir tulumba peydâ ve mahall-i baʿîdden celb-i mâye hâcet mess etmeyeceğini ʿarz-ı hâliyle inhâ edüp, şöyle ki ekser büyûtta bi'r mevcûd olup, tulumbanın hortumunu bi're sarkıdup, itfây-ı harîka ibtidâr eyleyeceğini ve bi'r-i mezkûrda su kalmadığı hâlde âhar beyte varup, bi'rden yine fiʿl-i mezkûru icrâ edeceğini müdellel mukaddimât ile inhâ eyleyüp, sûret-i zâhirde nefʿ u fâ'idesi nümâyân olduğundan, zikr olunan nev-îcâd tulumbaların iʿmâline müsâʿade ve lâzım gelen mesârıfı cânib-i mîrîden verilmek irâde olunup, fi'l-hakīka baʿzı mahallerde zikr olunan tulumbaların itfây-ı harîka medârı olmağla, neşr ü istiʿmâli içün Tulumbacı Ocağı'na ve sâ'ir itfây-ı nâra me'mûr olanlara ısdâr-i misl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "Îcâd-ı tulumba-i nev",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_045.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Îcâd-ı tulumba-i nev",
          "text": "Mukaddemâ ihtirâʿ olunan tulumbalar kurb-i harîkde bulunan çeşmeler sebebi ile işe yarayup, çeşmelere baʿîd olan harîk lâ-mehâle arka ile ve bârgîr ile nakl-i mâya [M1 25] muhtâc ve su gelince vâfir mahal ihtirâkıyla kulûb-i nâsda iztirâb ve inziʿâc hâsıl olur idi. Bostâncılar Tulumbacı-başısı bu gāyileyi defʿ içün nev-îcâd bir tulumba peydâ ve mahall-i baʿîdden celb-i mâye hâcet mess etmeyeceğini ʿarz-ı hâliyle inhâ edüp, şöyle ki ekser büyûtta bi'r mevcûd olup, tulumbanın hortumunu bi're sarkıdup, itfây-ı harîka ibtidâr eyleyeceğini ve bi'r-i mezkûrda su kalmadığı hâlde âhar beyte varup, bi'rden yine fiʿl-i mezkûru icrâ edeceğini müdellel mukaddimât ile inhâ eyleyüp, sûret-i zâhirde nefʿ u fâ'idesi nümâyân olduğundan, zikr olunan nev-îcâd tulumbaların iʿmâline müsâʿade ve lâzım gelen mesârıfı cânib-i mîrîden verilmek irâde olunup, fi'l-hakīka baʿzı mahallerde zikr olunan tulumbaların itfây-ı harîka medârı olmağla, neşr ü istiʿmâli içün Tulumbacı Ocağı'na ve sâ'ir itfây-ı nâra me'mûr olanlara ısdâr-i misl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü Şehinşâh-ı sütûde-haslet debdebe-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfine sâye-endâz-ı rağbet ve huzûrları muʿtâd olan erkân-ı Devlet'i tahrîk-i kûşe-i âb-rûy-i iltifâtlarıyla mâlik-i gencîne-i meserret buyurup, Fahr-i enbiyâ ve sened-i asfiyâ ʿaleyhi efzalü't-tehâyâ hazretlerinin nazm-ı celîl-i Mevlid-i şerîflerin istimâʿ ile tahsîl-i fevz ü saʿâdet ʿakabinde serây-ı dilârâ-yı Şâhâneleri'ne sevk-i semend-i şevket buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_046.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "İşbu şehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü Şehinşâh-ı sütûde-haslet debdebe-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfine sâye-endâz-ı rağbet ve huzûrları muʿtâd olan erkân-ı Devlet'i tahrîk-i kûşe-i âb-rûy-i iltifâtlarıyla mâlik-i gencîne-i meserret buyurup, Fahr-i enbiyâ ve sened-i asfiyâ ʿaleyhi efzalü't-tehâyâ hazretlerinin nazm-ı celîl-i Mevlid-i şerîflerin istimâʿ ile tahsîl-i fevz ü saʿâdet ʿakabinde serây-ı dilârâ-yı Şâhâneleri'ne sevk-i semend-i şevket buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan ʿİzzet ʿAli Paşa dâmâdı Mustafa Bey birkaç gün maraz-ı cân-gâh ile dil-rîş-i elem ve şehr-i mezkûr gāyetinde ve mücânisi olan zîr-i hâke mudgam olup Darb-hâne Emîni olan el-Hâc ʿAbdullah Efendi o mesned-i vâlâ ile mükerrem ve münhal olan Darb-hâne Emâneti ile Ağa-zâde Hüseyin Ağa me'mûr-i darb-ı dînâr ü dirhem olup, Şehremîn-i sâbık el-Hâc Mehmed Efendi Emânet-i Matbah ile dilsîr-i niʿmet ve sâbıkā Kethudâ Kâtibi Mehmed Efendi Şehremâneti ile sâʿid-i evc-i rifʿat oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve tevcîh-i Emânet-i Darb-hâne ve Şehir ve Matbah",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_047.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve tevcîh-i Emânet-i Darb-hâne ve Şehir ve Matbah",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan ʿİzzet ʿAli Paşa dâmâdı Mustafa Bey birkaç gün maraz-ı cân-gâh ile dil-rîş-i elem ve şehr-i mezkûr gāyetinde ve mücânisi olan zîr-i hâke mudgam olup Darb-hâne Emîni olan el-Hâc ʿAbdullah Efendi o mesned-i vâlâ ile mükerrem ve münhal olan Darb-hâne Emâneti ile Ağa-zâde Hüseyin Ağa me'mûr-i darb-ı dînâr ü dirhem olup, Şehremîn-i sâbık el-Hâc Mehmed Efendi Emânet-i Matbah ile dilsîr-i niʿmet ve sâbıkā Kethudâ Kâtibi Mehmed Efendi Şehremâneti ile sâʿid-i evc-i rifʿat oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Musâhib-i Şehriyârî olan Salih Ağa, şehr-i rebîʿulâhırın on üçüncü günü Surre Emâneti ile cânib-i Hicâz'a taʿyîn ve dûş-i istihkākı, hilʿat-i seniyye ile tezyîn olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_048.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "text": "Musâhib-i Şehriyârî olan Salih Ağa, şehr-i rebîʿulâhırın on üçüncü günü Surre Emâneti ile cânib-i Hicâz'a taʿyîn ve dûş-i istihkākı, hilʿat-i seniyye ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl cânib-i Mısır'dan irsâli muʿtâd olan hazîne mashûben bi's-selâme Üsküdar'a geldiğini, muhâfazasına me'mûr ümerây-ı Mısriyye'den sâbık Mısır Defterdârı Yûsuf Bey Bâb-ı âlî'ye gelüp, [M1 26] ihbâr ve huzûr-i Sadr-ı mekârim-kârda mûmâ ileyh ve maʿiyyetinde olan Mısır ocağları zâbitânı telebbüs-i hilaʿ ile kesb-i mübâhât ü iftihâr ve fi'l-hâl bir kıtʿa çekdirme Üsküdar'a gönderilüp, me'mûrlar hazîneyi tahmîl ve Alây Köşkü altından imrâr ile Hazîne-i ʿâmire'ye tavsîl eylediler.",
          "caption": "Âmeden-i hazîne-i Mısrıyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_049.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i hazîne-i Mısrıyye",
          "text": "Beher sâl cânib-i Mısır'dan irsâli muʿtâd olan hazîne mashûben bi's-selâme Üsküdar'a geldiğini, muhâfazasına me'mûr ümerây-ı Mısriyye'den sâbık Mısır Defterdârı Yûsuf Bey Bâb-ı âlî'ye gelüp, [M1 26] ihbâr ve huzûr-i Sadr-ı mekârim-kârda mûmâ ileyh ve maʿiyyetinde olan Mısır ocağları zâbitânı telebbüs-i hilaʿ ile kesb-i mübâhât ü iftihâr ve fi'l-hâl bir kıtʿa çekdirme Üsküdar'a gönderilüp, me'mûrlar hazîneyi tahmîl ve Alây Köşkü altından imrâr ile Hazîne-i ʿâmire'ye tavsîl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâhîn Paşa dâmâdı olup, Yeniçeri Ağalığı'ndan infisâl ile Tekfûr-dağı'nda mutarassıd-ı lutf-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olan Hüseyin Ağa cumâdelûlâ evâyilinde bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Hotin muhâfazası ile dest-nüvâzende-i merhamet ü işfâk ve takviyye-i bâzû-yi iktidârı zımnında Köstendil Sancağı dahi mansıbına ilhâk ve İnebahtı ve Köstendil sancağlarına mutasarrıf Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa dahi ber-vech-i muhâfaza İnebahtı tarafına munsarıf ve Mısr-ı Kāhire ibkāsıyla Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'nın zeng-beste-i inkılâb olan mir'ât-ı emeli müncelî vü münkeşif kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Ağa-yı Yeniçeriyân-ı sâbık ve tevcîh-i İnebahtı ve ibkā-yı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_050.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Ağa-yı Yeniçeriyân-ı sâbık ve tevcîh-i İnebahtı ve ibkā-yı Mısır",
          "text": "Şâhîn Paşa dâmâdı olup, Yeniçeri Ağalığı'ndan infisâl ile Tekfûr-dağı'nda mutarassıd-ı lutf-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olan Hüseyin Ağa cumâdelûlâ evâyilinde bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Hotin muhâfazası ile dest-nüvâzende-i merhamet ü işfâk ve takviyye-i bâzû-yi iktidârı zımnında Köstendil Sancağı dahi mansıbına ilhâk ve İnebahtı ve Köstendil sancağlarına mutasarrıf Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa dahi ber-vech-i muhâfaza İnebahtı tarafına munsarıf ve Mısr-ı Kāhire ibkāsıyla Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'nın zeng-beste-i inkılâb olan mir'ât-ı emeli müncelî vü münkeşif kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mustağrak-i rahmet-i Rabbânî İbn Hacer Askalânî Buhârî-yi şerîf şerhi mukaddimesinde baʿde Kitâbillâh esahh-i kütüb olan kitâb-ı mezkûrun fezâyilini taʿdâd ve ezcümle mümkinât-ı umûrdan ne makūle emrin inkızâsı talep ve irtiyâd olunup, safvet-i kalb ve tahâret-i kâmile ile kırâ'et olunur ise husûl-i murâd mücerreb-i ashâb-ı iʿtikād olduğunu îrâd ve baʿzı ehl-i kulûb bu keyfiyyeti arz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd etmişidi. Merâyâ-yı kulûb-i pâkîze-dilân kābil-i intibâʿ-ı suver-i maʿkūlât olduğundan bu kavl-i muʿteber tabʿ-ı Hüdâvendigârî'ye eser etmekle, memleket-i vesîʿu'l-ercâyı Devlet-i ʿaliyye'den şûriş ü inkılâbâtın defʿi ve sekene-i Âsitâne-i saʿâdet'e min ciheti'l-feyz ve'l-bereke fâyide vü nefʿi cezmiyle Hâkān-ı İskender-makām ʿale'd-devâm Buhârî-yi şerîf kırâ'et olunmasını iltizâm buyurup, hattâ Ayasofya'da vâkiʿ kitâbhâneleri kurbunda ʿale's-sabâh bir meclis-i hâfil inʿikādıyle kitâb-ı mezkûrdan yevmiyye birer cüz' kırâ'etini tertîb ve Buhârî-hânları vezâyif-i muʿayyene ve revâtib-i mukannene ile tatyîb\nbuyurmuşlar idi. Bu eser-i pür-bereket Ebu'l-feth ve'l-megāzî Sultân Mehmed Hân Gāzî Câmi'-i şerîfine sirâyet ve o mahalde dahi Buhârî şerîf kırâ'et ve bu esnâda hatim du'âsı olduğunu rivâyet eylediklerine binâ'en, du'âda bulunmak ve feyz ü bereket-i hatm ile hisse-yâb olmak niyyet-i hâlisasıyla işbu cumâdelûlâ evâyilinde [M1 27] Hüsrev-i Dârâ-dürbet zikr olunan câmi'-i şerîfe 'azîmet ve salât-ı zuhru cemâ'atle edâdan sonra kārî Sahîh-i Buhârî hatim du'âsına mübâşeret edüp, o meclis-i 'amîmü'l-feyzden isticlâb-ı yümn ü bereket ve lâzım gelenlere bezl ü ihsân ve bahren Serây-ı 'âlîlerine tevcîh-i veche-i 'izz ü şân eylediler.",
          "caption": "Huzûr-i sâye-i Kird-gârî berây-ı hatm-i Sahîh-i Buhârî der-Câmiʿ-i Ebi'l-Feth",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_051.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Huzûr-i sâye-i Kird-gârî berây-ı hatm-i Sahîh-i Buhârî der-Câmiʿ-i Ebi'l-Feth",
          "text": "Mustağrak-i rahmet-i Rabbânî İbn Hacer Askalânî Buhârî-yi şerîf şerhi mukaddimesinde baʿde Kitâbillâh esahh-i kütüb olan kitâb-ı mezkûrun fezâyilini taʿdâd ve ezcümle mümkinât-ı umûrdan ne makūle emrin inkızâsı talep ve irtiyâd olunup, safvet-i kalb ve tahâret-i kâmile ile kırâ'et olunur ise husûl-i murâd mücerreb-i ashâb-ı iʿtikād olduğunu îrâd ve baʿzı ehl-i kulûb bu keyfiyyeti arz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd etmişidi. Merâyâ-yı kulûb-i pâkîze-dilân kābil-i intibâʿ-ı suver-i maʿkūlât olduğundan bu kavl-i muʿteber tabʿ-ı Hüdâvendigârî'ye eser etmekle, memleket-i vesîʿu'l-ercâyı Devlet-i ʿaliyye'den şûriş ü inkılâbâtın defʿi ve sekene-i Âsitâne-i saʿâdet'e min ciheti'l-feyz ve'l-bereke fâyide vü nefʿi cezmiyle Hâkān-ı İskender-makām ʿale'd-devâm Buhârî-yi şerîf kırâ'et olunmasını iltizâm buyurup, hattâ Ayasofya'da vâkiʿ kitâbhâneleri kurbunda ʿale's-sabâh bir meclis-i hâfil inʿikādıyle kitâb-ı mezkûrdan yevmiyye birer cüz' kırâ'etini tertîb ve Buhârî-hânları vezâyif-i muʿayyene ve revâtib-i mukannene ile tatyîb\nbuyurmuşlar idi. Bu eser-i pür-bereket Ebu'l-feth ve'l-megāzî Sultân Mehmed Hân Gāzî Câmi'-i şerîfine sirâyet ve o mahalde dahi Buhârî şerîf kırâ'et ve bu esnâda hatim du'âsı olduğunu rivâyet eylediklerine binâ'en, du'âda bulunmak ve feyz ü bereket-i hatm ile hisse-yâb olmak niyyet-i hâlisasıyla işbu cumâdelûlâ evâyilinde [M1 27] Hüsrev-i Dârâ-dürbet zikr olunan câmi'-i şerîfe 'azîmet ve salât-ı zuhru cemâ'atle edâdan sonra kārî Sahîh-i Buhârî hatim du'âsına mübâşeret edüp, o meclis-i 'amîmü'l-feyzden isticlâb-ı yümn ü bereket ve lâzım gelenlere bezl ü ihsân ve bahren Serây-ı 'âlîlerine tevcîh-i veche-i 'izz ü şân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın dokuzuncu çehârşenbih gicesi Kandilli'de âteş-i serkeş-rû nümâ ve 'Ârifî dâmâdı Süleyman Efendi'nin Sâhil-hânesi hâriciyyesini ihrâk ile karîn-i intifâ olduğundan fazla, şehr-i mezkûrun on dördüncü Pazar gicesi Langa Yeni-kapusu kurbunda basmacılar kârhânesinden dahi âteş-i serkeş zebâne-keş olup, rûzgârın şiddeti hasebiyle etrâfa sirâyet ve der-sâ'at Şehriyâr-ı pür-şefekat ve Sadrıa'zam ve sâ'ir me'mûrlar yetüşüp, itfâsına himmet ve vâfir dekâkîn ve bin beş yüz kadar büyût-i Müslimîn ve re'âyâ hâneleri muhterîk olup, 'âleme dehşet gelmişiken, 'inâyet-i Mevlâ ile o beliyye-i 'uzmâ mündefi' ve havf-i sirâyet ile muzdarip olanlardan ihtilâc-ı derûn zâyil ü mürtefi' oldu. Şahsın biri hânesi cihân-nümâsından âteşi temâşâ eder iken âsumândan top dânesine müşâbih müdevverü'ş-şekl bir şey zuhûr ve basmacılar kârhânesine bir zirâ' kalarak tarrâka-i bülend ile çatlayup, eczâ' ve şerâresinin etrâf ü eknâfa intişârını re'ye'l-'ayn müşâhede eylediğini takrîr etmiş. Zikr olunan harîkda Berber Mustafa nâm kimesnenin hânesi vasatda vâki' olup, cevânibi tu'me-i ejder-i âteş olmuşiken, merkūmun hânesi âfet-i sirâyetden mahrûs ve bir mahalli rahne-dâr olmadığı mahsûs olup, lâ-te'sîre li'l-esbâb sırrı ma'lûm-i erbâbü'l-elbâb oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_052.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Cumâdelûlânın dokuzuncu çehârşenbih gicesi Kandilli'de âteş-i serkeş-rû nümâ ve 'Ârifî dâmâdı Süleyman Efendi'nin Sâhil-hânesi hâriciyyesini ihrâk ile karîn-i intifâ olduğundan fazla, şehr-i mezkûrun on dördüncü Pazar gicesi Langa Yeni-kapusu kurbunda basmacılar kârhânesinden dahi âteş-i serkeş zebâne-keş olup, rûzgârın şiddeti hasebiyle etrâfa sirâyet ve der-sâ'at Şehriyâr-ı pür-şefekat ve Sadrıa'zam ve sâ'ir me'mûrlar yetüşüp, itfâsına himmet ve vâfir dekâkîn ve bin beş yüz kadar büyût-i Müslimîn ve re'âyâ hâneleri muhterîk olup, 'âleme dehşet gelmişiken, 'inâyet-i Mevlâ ile o beliyye-i 'uzmâ mündefi' ve havf-i sirâyet ile muzdarip olanlardan ihtilâc-ı derûn zâyil ü mürtefi' oldu. Şahsın biri hânesi cihân-nümâsından âteşi temâşâ eder iken âsumândan top dânesine müşâbih müdevverü'ş-şekl bir şey zuhûr ve basmacılar kârhânesine bir zirâ' kalarak tarrâka-i bülend ile çatlayup, eczâ' ve şerâresinin etrâf ü eknâfa intişârını re'ye'l-'ayn müşâhede eylediğini takrîr etmiş. Zikr olunan harîkda Berber Mustafa nâm kimesnenin hânesi vasatda vâki' olup, cevânibi tu'me-i ejder-i âteş olmuşiken, merkūmun hânesi âfet-i sirâyetden mahrûs ve bir mahalli rahne-dâr olmadığı mahsûs olup, lâ-te'sîre li'l-esbâb sırrı ma'lûm-i erbâbü'l-elbâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü Eyâlet-i Habeş ilhâkıyla Cidde Sancağı, Sadr-ı esbak Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Karaman Eyâleti, Vezîr Mustafa Paşa'ya ibkā olunup, Özi Eyâleti Selânik Sancağı ilhâkıyla, sâbikā Bender Muhâfızı Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ve Belgrad Muhâfızlığı, selefi Köprülü-zâde el-Hâc Ahmed Paşa'ya ve Selânik Sancağı, selefi Vezîr Nu'mân Paşa'ya ve Bender Muhâfızlığı, Mîr-i mîrân'dan Süsen-\nzâde ʿAbdullah Paşa'ya tevcîh olunup, şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü tevâyif-i askerînin bir kıst mevâcibleri dahi tertîb olunan Dîvân-ı müşeyyedü'l-erkânda kabzına me'mûrlara taʿdâd ve iʿtâ ve dört gün sonra devr vâkiʿ olup, Rikâbdâr Ağa vesâtatıyle teşrîfât-ı mülâtefet-makrûn ve saʿy-i cemîl-i Sadâret-penâhîyi [M1 28] mutazammın hatt-ı hümâyûn şeref-vürûd olup, bu iltifât ü rağbet-i bî-intihâ kadr ü menzilet-i müşârun ileyhi iʿlâ eyledi.",
          "caption": "İbkā ve tevcîh-i ba'zı menâsıb-ı vüzerâ ve ihrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_053.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā ve tevcîh-i ba'zı menâsıb-ı vüzerâ ve ihrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü Eyâlet-i Habeş ilhâkıyla Cidde Sancağı, Sadr-ı esbak Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Karaman Eyâleti, Vezîr Mustafa Paşa'ya ibkā olunup, Özi Eyâleti Selânik Sancağı ilhâkıyla, sâbikā Bender Muhâfızı Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ve Belgrad Muhâfızlığı, selefi Köprülü-zâde el-Hâc Ahmed Paşa'ya ve Selânik Sancağı, selefi Vezîr Nu'mân Paşa'ya ve Bender Muhâfızlığı, Mîr-i mîrân'dan Süsen-\nzâde ʿAbdullah Paşa'ya tevcîh olunup, şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü tevâyif-i askerînin bir kıst mevâcibleri dahi tertîb olunan Dîvân-ı müşeyyedü'l-erkânda kabzına me'mûrlara taʿdâd ve iʿtâ ve dört gün sonra devr vâkiʿ olup, Rikâbdâr Ağa vesâtatıyle teşrîfât-ı mülâtefet-makrûn ve saʿy-i cemîl-i Sadâret-penâhîyi [M1 28] mutazammın hatt-ı hümâyûn şeref-vürûd olup, bu iltifât ü rağbet-i bî-intihâ kadr ü menzilet-i müşârun ileyhi iʿlâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kibâr-ı hâcegândan Emîn-i Matbah-ı sâbık Halîl Efendi, dekkākatü'r-rikāb olan ʿillet-i şeyhûhat ile bir zemândan berü üftâde-i pîçiş-i ıztırâb iken, işbu cumâdelûlâ evâhirında dâr-ı fenâdan rihlet ve ʿazm-i cânib-i âhiret eyledi. Mûmâ ileyh Kayseriye'de mütevellid olup, Âsitâne-i saʿâdet'e vürûdunda zümre-i teberdârâna ittısâl ve bir takrîb Şehîd ʿAli Paşa'ya çatup, ihrâz-ı evvelîn-i pâye-i ikbâl etmişidi. Sevk-i tâziyâne-i himmet-i merhûm ile esb-i emeli tîz-rev ve katâr-ı hâcegâna iltihâk ile Emîn-i cev olup, baʿdehû Emânet-i Matbah-ı ʿÂmire ile tahsîl-i bülga-i iftihâr ve tenâvüb ü tekerrürden nâşî Matbah Emîni şöhretiyle nâm-dâr olup, giderek sâ'ir menâsıba dahi nâyil ve kesret-i hadem ü haşem ile müşârun bi'l-benân-ı emâsil olmuşidi. Ve eyyü naʿîmin lâ yükeddirühu'd-dehr mefhûmu üzere ikbâl ve tereffühüne isâbet-i ʿayn vâkiʿ olup, memleketine nefy ü iclâ ve müddet-i medîde ikāmetle tahkīr u izdirâ olunup, Sadr-ı esbak Hasan Paşa ile ülfeti ve hakkında sâbıka-i ʿinâyeti olmak takrîbi ile mûmâ ileyhi itlâk ve necm-i bahtını neyyir-i himmetiyle işrâk etmişidi. Bundan sonra Büyük Rûznâme ve Defter Emâneti ile imrâr-ı evkāt ve târîh-i mezkûrda vefât eyledi. Mûmâ ileyh muʿâsırı bulunan ricâl-i devletin nâmdârı ve bezl-i vücûd ve riʿâyet-i hukūk u ʿuhûd ile sâhib-i iştihârı olup, ʿulemâya muhibb ve meveddet-i ehl-i ʿirfâna mükibb olup, hânesi fî külli yevm velîme cemʿiyyeti gibi izdihâm üzere olup, sofra-i niʿmeti bây ü gedâya mebzûl ve kand-i mükerrer sohbetinden herkes mütelezziz olduğu menkūldür. Sinni-yi ʿömrü mi'e-i kâmileden zâ'id ve füshat-i ecel ile cihândan kâm almış bir pîr-i mâcid idi. Merhûmun hâcegândan Cebecîler Kitâbeti derecelerine vâsıl bir oğlu olup, merhûm Râ'if İsmâʿîl Paşa hemşîresini âverde-i hibâle-i izdivâc ile karîn-i ibtihâc olup, pederinin baʿzı mehâsinini tezkîr ve nâsdan celb-i rahmet ile kabrini tenvîr eyler idi. O dahi karîbü'l-ʿahdde fevt ve zebûn-i ser-pençe-i mevt oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Halîl Efendi ez-meşâhîr-i ricâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_054.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Halîl Efendi ez-meşâhîr-i ricâl",
          "text": "Kibâr-ı hâcegândan Emîn-i Matbah-ı sâbık Halîl Efendi, dekkākatü'r-rikāb olan ʿillet-i şeyhûhat ile bir zemândan berü üftâde-i pîçiş-i ıztırâb iken, işbu cumâdelûlâ evâhirında dâr-ı fenâdan rihlet ve ʿazm-i cânib-i âhiret eyledi. Mûmâ ileyh Kayseriye'de mütevellid olup, Âsitâne-i saʿâdet'e vürûdunda zümre-i teberdârâna ittısâl ve bir takrîb Şehîd ʿAli Paşa'ya çatup, ihrâz-ı evvelîn-i pâye-i ikbâl etmişidi. Sevk-i tâziyâne-i himmet-i merhûm ile esb-i emeli tîz-rev ve katâr-ı hâcegâna iltihâk ile Emîn-i cev olup, baʿdehû Emânet-i Matbah-ı ʿÂmire ile tahsîl-i bülga-i iftihâr ve tenâvüb ü tekerrürden nâşî Matbah Emîni şöhretiyle nâm-dâr olup, giderek sâ'ir menâsıba dahi nâyil ve kesret-i hadem ü haşem ile müşârun bi'l-benân-ı emâsil olmuşidi. Ve eyyü naʿîmin lâ yükeddirühu'd-dehr mefhûmu üzere ikbâl ve tereffühüne isâbet-i ʿayn vâkiʿ olup, memleketine nefy ü iclâ ve müddet-i medîde ikāmetle tahkīr u izdirâ olunup, Sadr-ı esbak Hasan Paşa ile ülfeti ve hakkında sâbıka-i ʿinâyeti olmak takrîbi ile mûmâ ileyhi itlâk ve necm-i bahtını neyyir-i himmetiyle işrâk etmişidi. Bundan sonra Büyük Rûznâme ve Defter Emâneti ile imrâr-ı evkāt ve târîh-i mezkûrda vefât eyledi. Mûmâ ileyh muʿâsırı bulunan ricâl-i devletin nâmdârı ve bezl-i vücûd ve riʿâyet-i hukūk u ʿuhûd ile sâhib-i iştihârı olup, ʿulemâya muhibb ve meveddet-i ehl-i ʿirfâna mükibb olup, hânesi fî külli yevm velîme cemʿiyyeti gibi izdihâm üzere olup, sofra-i niʿmeti bây ü gedâya mebzûl ve kand-i mükerrer sohbetinden herkes mütelezziz olduğu menkūldür. Sinni-yi ʿömrü mi'e-i kâmileden zâ'id ve füshat-i ecel ile cihândan kâm almış bir pîr-i mâcid idi. Merhûmun hâcegândan Cebecîler Kitâbeti derecelerine vâsıl bir oğlu olup, merhûm Râ'if İsmâʿîl Paşa hemşîresini âverde-i hibâle-i izdivâc ile karîn-i ibtihâc olup, pederinin baʿzı mehâsinini tezkîr ve nâsdan celb-i rahmet ile kabrini tenvîr eyler idi. O dahi karîbü'l-ʿahdde fevt ve zebûn-i ser-pençe-i mevt oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Receb gurresinden zabt şartıyla Kuds-i şerîf Kazâsı, Konevî Mustafa Efendi'ye ve Amid Kazâsı, es-Seyyid Mehmed Şerîf Efendi'ye receb evâyilinde tevcîh ve Bağdâd ve Kayseriyye [M1 29] ve Belgrad kazâlarıyla baʿzı mevâlî-yi Devriyye'nin cihet-i teʿayyüşleri terfîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_055.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Receb gurresinden zabt şartıyla Kuds-i şerîf Kazâsı, Konevî Mustafa Efendi'ye ve Amid Kazâsı, es-Seyyid Mehmed Şerîf Efendi'ye receb evâyilinde tevcîh ve Bağdâd ve Kayseriyye [M1 29] ve Belgrad kazâlarıyla baʿzı mevâlî-yi Devriyye'nin cihet-i teʿayyüşleri terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Emâret-i Hâc ve Eyâlet-i Şâm mutasarrıfı Vezîr Esʿad Paşa'ya ve Cerde Başbuğluğu ve Eyâlet-i Trablus, birâderi Vezîr Saʿdeddîn Paşa'ya Cumâdelâhırenin beşinci günü ibkā ve takrîr ve sâbıkā Tırhala Sancağı'na mutasarrıf Vezîr Yeğen ʿAli Paşa'nın Anadolu Eyâleti'yle ʿayn-ı ibtihâcı tenvîr olunup, Tırhala Sancağı, mîr-i mîrândan Hotin Muhâfızı Hasan Paşa'ya ilhâk ile Köstendil Sancağı ʿuhdesinden fekk ü nezʿ ve livâ-i mezkûr mîr-i mîrân Hâlid Paşa'ya defʿ olundu. Erzurum Eyâleti, şehr-i mezkûrun yirminci günü sâbıkā Anadolu Vâlîsi Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya ihsân ve selefi Vezîr el-Hâc İbrâhîm Paşa'ya tevcîh-i Eyâlet-i Van kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_056.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Emâret-i Hâc ve Eyâlet-i Şâm mutasarrıfı Vezîr Esʿad Paşa'ya ve Cerde Başbuğluğu ve Eyâlet-i Trablus, birâderi Vezîr Saʿdeddîn Paşa'ya Cumâdelâhırenin beşinci günü ibkā ve takrîr ve sâbıkā Tırhala Sancağı'na mutasarrıf Vezîr Yeğen ʿAli Paşa'nın Anadolu Eyâleti'yle ʿayn-ı ibtihâcı tenvîr olunup, Tırhala Sancağı, mîr-i mîrândan Hotin Muhâfızı Hasan Paşa'ya ilhâk ile Köstendil Sancağı ʿuhdesinden fekk ü nezʿ ve livâ-i mezkûr mîr-i mîrân Hâlid Paşa'ya defʿ olundu. Erzurum Eyâleti, şehr-i mezkûrun yirminci günü sâbıkā Anadolu Vâlîsi Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya ihsân ve selefi Vezîr el-Hâc İbrâhîm Paşa'ya tevcîh-i Eyâlet-i Van kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cübb-ʿali kurbunda Aya-kapusu nâm mahalde âteş zuhûr edüp, hâric ve dâhil-i sûrda mey-gede ve baʿzı reʿâyâ hânelerini hâkister ve katʿî çok kimseyi mübtelây-ı hasâret ü zarar edüp, ʿavn-ı Hüdâ yâver ve sükûn-i nâr ile etrâf vâreste-i keder oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_057.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i harîk",
          "text": "Cübb-ʿali kurbunda Aya-kapusu nâm mahalde âteş zuhûr edüp, hâric ve dâhil-i sûrda mey-gede ve baʿzı reʿâyâ hânelerini hâkister ve katʿî çok kimseyi mübtelây-ı hasâret ü zarar edüp, ʿavn-ı Hüdâ yâver ve sükûn-i nâr ile etrâf vâreste-i keder oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nefs-i nefîs-i Pâdişâhî içün inşâ olunan filika ve sandalın itmâm olunduğu iʿlâm olunduğuna binâʾen, münâsebet-i ʿaded iltizâmiyle yevm-i isneyn Sadrıaʿzam ve sâʾir huzûrları muʿtâd olan zevât müctemiʿ olup, ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿdde vâhiden baʿde vâhidin deryâya ilkā ve meʾmûr-ı inşâsı olanlara hilʿa-i behiyye iksâ ve surreler iʿtâ olundu. Hâkim-i merhûmun ikisine birden inşâd etdiği târîhdir:\n\nİnüp bir günde bahra söyledim Hâkim ana târîh\nHümâ-veş açdı per kondu yemme nev-sandal u filika\n(هماوش اچدی پر قوندی يمه نوصندل وفلكه)",
          "caption": "Nüzûl-i filika ve sandal-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_058.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i filika ve sandal-i hümâyûn",
          "text": "Nefs-i nefîs-i Pâdişâhî içün inşâ olunan filika ve sandalın itmâm olunduğu iʿlâm olunduğuna binâʾen, münâsebet-i ʿaded iltizâmiyle yevm-i isneyn Sadrıaʿzam ve sâʾir huzûrları muʿtâd olan zevât müctemiʿ olup, ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿdde vâhiden baʿde vâhidin deryâya ilkā ve meʾmûr-ı inşâsı olanlara hilʿa-i behiyye iksâ ve surreler iʿtâ olundu. Hâkim-i merhûmun ikisine birden inşâd etdiği târîhdir:\n\nİnüp bir günde bahra söyledim Hâkim ana târîh\nHümâ-veş açdı per kondu yemme nev-sandal u filika\n(هماوش اچدی پر قوندی يمه نوصندل وفلكه)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki buçuk seneden berü sâha-i Tersâne'de inşâsına sarf-ı nîrûy-i himmet kılınan üç anbarlı kalyon tekmîl ü âmâde olduğuna binâ'en, işbu recebü'l-ferdin dördüncü hamîs günü Şehriyâr-ı deryâ-nevâl Tersâne-i ʿâmire'ye teveccüh ve ikbâl buyurup, mukaddemce muntazar-ı kudûm-i şeref-lüzûmları olan Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa'yı iltifât-ı Şahâne'leriyle tatrîb ve anlar dahi kad-hamîde-i taʿzîm olarak zimnen icrây-ı resm-i terhîb etdikden sonra ʿAnkây-ı Bahrî nâm kalyonda ferş ü ihzâr olunan mahalle dek hidmet-i bagal-gîrî şerefiyle kesb-i iftihâr ve ʿavdet ve mahalli mahsûslarında karar etmişler idi. İhtiyâr olunan vakt-i mesʿûd hulûl ve ʿalâ mâ-cerâ'l- [M1 30] ʿâde tahsîl-i emr-i nüzûl ʿakībinde o cebel-i râsih ve o ʿilm-i bâzıha yol verilüp, fazl-ı Bârî ve himmet-i Tâcdârî'yle ber-vech-i sühûlet me'vâsı olan deryâya duhûl edüp, zihn-i Şâhâne'den sünûh eden nüvîd-i fütûh ile tesmiye ve zebh-i karâbîn ve ikdâr-ı fukarâ vü mesâkîn resm-i şükrânesi te'diye kılındıkdan sonra, Kapudan Paşa'ya ve Tersâne Emîni olan Bekir Efendi'ye ve sâ'ire muʿtâd üzere hilʿatler ilbâs olunup, bu aralıkda Tersâne Miʿmâr-başısı Sâlih Halîfe, oğlunun müderrisliği içün hâzır etdiği ʿarz-ı hâlini takdîm ve kalyon-i mezkûrun ibtidâ ve intihâsında dûçâr olduğu ıztırâbı girye-i gelû-sûz ile ʿarz u tefhîm edüp, niyâzı müsâʿade-i hümâyûna karîn ve oğlu mezkûr hatt-ı şerîf ile min ihde'l-müderrisîn olup, bundan sonra o Şehriyâr-ı Dâra gulâm filika-süvâr-ı ihtişâm olarak Serây-ı hümâyûnlarına hırâm buyurdular.",
          "caption": "Zikr-i nüzûl-i sefine-i üç anbarlı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_059.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nüzûl-i sefine-i üç anbarlı",
          "text": "İki buçuk seneden berü sâha-i Tersâne'de inşâsına sarf-ı nîrûy-i himmet kılınan üç anbarlı kalyon tekmîl ü âmâde olduğuna binâ'en, işbu recebü'l-ferdin dördüncü hamîs günü Şehriyâr-ı deryâ-nevâl Tersâne-i ʿâmire'ye teveccüh ve ikbâl buyurup, mukaddemce muntazar-ı kudûm-i şeref-lüzûmları olan Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa'yı iltifât-ı Şahâne'leriyle tatrîb ve anlar dahi kad-hamîde-i taʿzîm olarak zimnen icrây-ı resm-i terhîb etdikden sonra ʿAnkây-ı Bahrî nâm kalyonda ferş ü ihzâr olunan mahalle dek hidmet-i bagal-gîrî şerefiyle kesb-i iftihâr ve ʿavdet ve mahalli mahsûslarında karar etmişler idi. İhtiyâr olunan vakt-i mesʿûd hulûl ve ʿalâ mâ-cerâ'l- [M1 30] ʿâde tahsîl-i emr-i nüzûl ʿakībinde o cebel-i râsih ve o ʿilm-i bâzıha yol verilüp, fazl-ı Bârî ve himmet-i Tâcdârî'yle ber-vech-i sühûlet me'vâsı olan deryâya duhûl edüp, zihn-i Şâhâne'den sünûh eden nüvîd-i fütûh ile tesmiye ve zebh-i karâbîn ve ikdâr-ı fukarâ vü mesâkîn resm-i şükrânesi te'diye kılındıkdan sonra, Kapudan Paşa'ya ve Tersâne Emîni olan Bekir Efendi'ye ve sâ'ire muʿtâd üzere hilʿatler ilbâs olunup, bu aralıkda Tersâne Miʿmâr-başısı Sâlih Halîfe, oğlunun müderrisliği içün hâzır etdiği ʿarz-ı hâlini takdîm ve kalyon-i mezkûrun ibtidâ ve intihâsında dûçâr olduğu ıztırâbı girye-i gelû-sûz ile ʿarz u tefhîm edüp, niyâzı müsâʿade-i hümâyûna karîn ve oğlu mezkûr hatt-ı şerîf ile min ihde'l-müderrisîn olup, bundan sonra o Şehriyâr-ı Dâra gulâm filika-süvâr-ı ihtişâm olarak Serây-ı hümâyûnlarına hırâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i recebü'l-ferdin dokuzuncu hamîs günü fukarâ-yı Haremeyn'e tertîb olunan Surre-i hümâyûn, Emîn nasb ve taʿyîn olunan Musâhib Sâlih Ağa'ya ber-vech-i muʿtâd teslîm olunup, Üsküdar'a ʿubûr ve birkaç gün zarfında tesviye-i umûr ve izhâr-ı sürûr ile kāfile-i hâccı istishâb ol savb-ı şeref-evbe şitâb eyledi. Donanma-yı hümâyûn'un Akdeniz'e doğru seyr ü hareketinin vakti tekarrub ve Kapudan Paşa dahi ʿazîmete te'ehhüb etmişidi. Şehr-i mezkûrun on ikinci günü müşârun ileyh mersây-ı Tersâne'den fekk-i lenger ve Yalı-köşkü'ne çıkup, muʿtâd üzere kürkünü ve Kapudanlar hilʿatlerini geyüp, Ak-deniz tarafına sefer eyledi.\n\nEyyâm-ı behâr hulûl ve Istabl-ı ʿâmire'de olan huyûl-i sâfinâtın çerâ-gâh-ı hâssaya ihrâçları vakti duhûl eylediğine binâ'en, evâyil-i receb-i şerîfde muʿtâd olan alay ile atlar ihrâç ve mahallerine rabt ile bir müddet reh-yâb-ı ilcâm u isrâc olduğunun altıncı\ngünü Mîrahûr-i Evvel Emîn Ağa-zâde Sâdık Ağa tarafından Şehriyâr-sütûde-haslet kemâl-i ibtihâl u darâ'atle da'vet ve lutfen da'vetine icâbet ve mîrahûrlara mensûb kasr-ı dil-nişîne sâye-endâz-ı şevket olmalarıyla istimâʿ-ı egānî ile kesb-i telezzüz-i rûhânî ʿakībinde ihzâr ü tehyi'e olunan etʿime-i şehiyye tenâvül olunup, taʿâm hıtâmında Ağa-yı mûmâ ileyh müzeyyen bir esb-i sabâ-reftâr keşîde-i sâha-i tezellül ü iftikār [M1 31] edüp, taraf-ı Mülûkâne'den kabûle karîn ve bir sevb-i semmûr ilbâsiyle hidmeti vâsıl-ı rütbe-i tahsîn olup, bundan sonra Şehriyâr-ı ʿatâ-pâş ʿâzim-i Sâhil-serây-ı Beşiktâş oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre ve hareket-i Donanma-yı hümâyûn ve ziyafet-i Mîrahûr-i Evvel be-Şehriyâr-ı rub‘-meskûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_060.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre ve hareket-i Donanma-yı hümâyûn ve ziyafet-i Mîrahûr-i Evvel be-Şehriyâr-ı rub‘-meskûn",
          "text": "Şehr-i recebü'l-ferdin dokuzuncu hamîs günü fukarâ-yı Haremeyn'e tertîb olunan Surre-i hümâyûn, Emîn nasb ve taʿyîn olunan Musâhib Sâlih Ağa'ya ber-vech-i muʿtâd teslîm olunup, Üsküdar'a ʿubûr ve birkaç gün zarfında tesviye-i umûr ve izhâr-ı sürûr ile kāfile-i hâccı istishâb ol savb-ı şeref-evbe şitâb eyledi. Donanma-yı hümâyûn'un Akdeniz'e doğru seyr ü hareketinin vakti tekarrub ve Kapudan Paşa dahi ʿazîmete te'ehhüb etmişidi. Şehr-i mezkûrun on ikinci günü müşârun ileyh mersây-ı Tersâne'den fekk-i lenger ve Yalı-köşkü'ne çıkup, muʿtâd üzere kürkünü ve Kapudanlar hilʿatlerini geyüp, Ak-deniz tarafına sefer eyledi.\n\nEyyâm-ı behâr hulûl ve Istabl-ı ʿâmire'de olan huyûl-i sâfinâtın çerâ-gâh-ı hâssaya ihrâçları vakti duhûl eylediğine binâ'en, evâyil-i receb-i şerîfde muʿtâd olan alay ile atlar ihrâç ve mahallerine rabt ile bir müddet reh-yâb-ı ilcâm u isrâc olduğunun altıncı\ngünü Mîrahûr-i Evvel Emîn Ağa-zâde Sâdık Ağa tarafından Şehriyâr-sütûde-haslet kemâl-i ibtihâl u darâ'atle da'vet ve lutfen da'vetine icâbet ve mîrahûrlara mensûb kasr-ı dil-nişîne sâye-endâz-ı şevket olmalarıyla istimâʿ-ı egānî ile kesb-i telezzüz-i rûhânî ʿakībinde ihzâr ü tehyi'e olunan etʿime-i şehiyye tenâvül olunup, taʿâm hıtâmında Ağa-yı mûmâ ileyh müzeyyen bir esb-i sabâ-reftâr keşîde-i sâha-i tezellül ü iftikār [M1 31] edüp, taraf-ı Mülûkâne'den kabûle karîn ve bir sevb-i semmûr ilbâsiyle hidmeti vâsıl-ı rütbe-i tahsîn olup, bundan sonra Şehriyâr-ı ʿatâ-pâş ʿâzim-i Sâhil-serây-ı Beşiktâş oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı sermâ güzerân ve mevsim-i rebîʿ nâmiye-bahş-ı çemenistân olduğuna binâʾen, teneşşuk-i hevâ ve mutâlaʿa-i sunʿ-i Hüdâ dâʿiyeleri tabʿ-ı hümâyûnda hüveydâ olup, bu eyyâmda sahrâ-yı pehnâsı nümûne-nümây-ı nakş-ı bukalemûn ve ezhâr-ı can-fezâsı rengâ-reng ve gûnâ-gûn olan Saʿdâbâd'a şehr-i recebü'l-ferdin yirmi ikinci günü nakl-i hümâyûn vukūʿ bulup, o mahall-i dilkeşde birkaç gün tenezzüh ve şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a teveccüh buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Saʿdâbâd ve Beşiktâş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_061.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Saʿdâbâd ve Beşiktâş",
          "text": "Eyyâm-ı sermâ güzerân ve mevsim-i rebîʿ nâmiye-bahş-ı çemenistân olduğuna binâʾen, teneşşuk-i hevâ ve mutâlaʿa-i sunʿ-i Hüdâ dâʿiyeleri tabʿ-ı hümâyûnda hüveydâ olup, bu eyyâmda sahrâ-yı pehnâsı nümûne-nümây-ı nakş-ı bukalemûn ve ezhâr-ı can-fezâsı rengâ-reng ve gûnâ-gûn olan Saʿdâbâd'a şehr-i recebü'l-ferdin yirmi ikinci günü nakl-i hümâyûn vukūʿ bulup, o mahall-i dilkeşde birkaç gün tenezzüh ve şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a teveccüh buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı Rûm olan Ser-etibbâ-yı Hâssa Mehmed Efendi ve Sadr-ı Anadolu olan Lütfullah Efendi, işbu şaʿbânul-muʿazzamın yedinci günü müddet-i ʿörfiyyelerin tekmîl edüp, Rumeli'ye Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi ber-vech-i tekerrür tesaddur ve Anadolu Sadâreti'yle mukaddemâ Anadolu Pâyesi olan Mehmed Sâlih Efendi, kesb-i istîbdâd ü teferrüd eyledi. Sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri ʿAbdurrahîm Efendi, hakkında âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı Tâcdârî lemʿa-rîz-i zuhûr ve şaʿbânın onuncu günü Rumeli Pâyesi'ne irtikā ile ser-kerem-i sülâfe-i sürûr olup, sâbıkā Selânik Kadısı ve Edirne Pâyesi olan İshak-zâde Yahyâ Efendi dahi merâhim ve işfâk-ı Sultân-âfâkdan hisse-mend ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle Burusa hükümetine sevk-i semend eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn ve tevcîh-i pâyehâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_062.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn ve tevcîh-i pâyehâ",
          "text": "Sadr-ı Rûm olan Ser-etibbâ-yı Hâssa Mehmed Efendi ve Sadr-ı Anadolu olan Lütfullah Efendi, işbu şaʿbânul-muʿazzamın yedinci günü müddet-i ʿörfiyyelerin tekmîl edüp, Rumeli'ye Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi ber-vech-i tekerrür tesaddur ve Anadolu Sadâreti'yle mukaddemâ Anadolu Pâyesi olan Mehmed Sâlih Efendi, kesb-i istîbdâd ü teferrüd eyledi. Sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri ʿAbdurrahîm Efendi, hakkında âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı Tâcdârî lemʿa-rîz-i zuhûr ve şaʿbânın onuncu günü Rumeli Pâyesi'ne irtikā ile ser-kerem-i sülâfe-i sürûr olup, sâbıkā Selânik Kadısı ve Edirne Pâyesi olan İshak-zâde Yahyâ Efendi dahi merâhim ve işfâk-ı Sultân-âfâkdan hisse-mend ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle Burusa hükümetine sevk-i semend eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci sülesâ günü tertîb-i dîvân ve ʿumûmen kapukullarının iki kıst mevâcibleri ihsân olunup, yirmi altıncı hamîs günü Bâb-ı ʿâlî'de maslahat-ı devr tekmîl olacağı nümâyân olduğundan, Hazînedâr Ağa vesâtatıyle taraf-ı Mülûkâne'den hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı seniyye şeref-rîz-i vürûd ve hatt-ı şerîf ʿalâ\nru'ûsi'l-işhâd feth u kırâʾet olunup, sâyebân-ı emân olan zıll-i vârif-i Şehinşâhî, dâmen-i kıyâmete dek memdûd olmak duʿâları tasrîh ve Ağa-yı mûmâ ileyh semmûr kürk ve donanmış esb ve muʿtâd olan hidmet ile tefrîh olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_063.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci sülesâ günü tertîb-i dîvân ve ʿumûmen kapukullarının iki kıst mevâcibleri ihsân olunup, yirmi altıncı hamîs günü Bâb-ı ʿâlî'de maslahat-ı devr tekmîl olacağı nümâyân olduğundan, Hazînedâr Ağa vesâtatıyle taraf-ı Mülûkâne'den hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı seniyye şeref-rîz-i vürûd ve hatt-ı şerîf ʿalâ\nru'ûsi'l-işhâd feth u kırâʾet olunup, sâyebân-ı emân olan zıll-i vârif-i Şehinşâhî, dâmen-i kıyâmete dek memdûd olmak duʿâları tasrîh ve Ağa-yı mûmâ ileyh semmûr kürk ve donanmış esb ve muʿtâd olan hidmet ile tefrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sefer tertîbinden olan on iki kıtʿa topun eczâsı hâzır ve şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi dokuzuncu günü tehyi'e olunan kavâlibe ifrâğı tasmîm-kerde-i ricâl-i Tophâne vü Nâzır olduğu cânib-i Sadâret-penâhî'ye zâhir olduğundan, yevm-i mezkûrda [M1 32] Sadr-ı müşârun ileyh hademe-i Bâb-ı ʿâlî ile Tophâne'ye ʿazîmet ve celse-i hafîfeden sonra döküm mahalline varılup, güdâhte olan eczây-ı maʿdeniyyeyi kalıplarına ifrâğ ve kebîr ü sagîr on iki kıtʿa top dökülüp, rîzendegân-ı ocağ mehâret ve san'atların tekmîl ve isbâğ eylediklerinde, Topçu-başı ve Nâzır ve sâ'ire hilʿatler iksâ ve ocağlularının baʿzısına surreler iʿtâ olundu.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Sadrıaʿzam be-Tophâne-i Âmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_064.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Sadrıaʿzam be-Tophâne-i Âmire",
          "text": "Sefer tertîbinden olan on iki kıtʿa topun eczâsı hâzır ve şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi dokuzuncu günü tehyi'e olunan kavâlibe ifrâğı tasmîm-kerde-i ricâl-i Tophâne vü Nâzır olduğu cânib-i Sadâret-penâhî'ye zâhir olduğundan, yevm-i mezkûrda [M1 32] Sadr-ı müşârun ileyh hademe-i Bâb-ı ʿâlî ile Tophâne'ye ʿazîmet ve celse-i hafîfeden sonra döküm mahalline varılup, güdâhte olan eczây-ı maʿdeniyyeyi kalıplarına ifrâğ ve kebîr ü sagîr on iki kıtʿa top dökülüp, rîzendegân-ı ocağ mehâret ve san'atların tekmîl ve isbâğ eylediklerinde, Topçu-başı ve Nâzır ve sâ'ire hilʿatler iksâ ve ocağlularının baʿzısına surreler iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gurre-i ramazânda Şehzâdebaşı'nda vâkiʿ İbrâhîm Paşa hammâmına karîb Bağdâd Defterdârı Süleymân Efendi'nin hânesinde ve ramazânın yedinci günü Akseray'da ve onuncu günü Üsküdar'da ber-vech-i teʿâkub şuʿle-i nâr mültehib olup, ʿavn ü ʿinâyet-i cenâb-ı Ehadiyyet ile etrâfa sirâyet etmeksizin itfâsına müsâraʿat olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_065.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i harîk",
          "text": "Gurre-i ramazânda Şehzâdebaşı'nda vâkiʿ İbrâhîm Paşa hammâmına karîb Bağdâd Defterdârı Süleymân Efendi'nin hânesinde ve ramazânın yedinci günü Akseray'da ve onuncu günü Üsküdar'da ber-vech-i teʿâkub şuʿle-i nâr mültehib olup, ʿavn ü ʿinâyet-i cenâb-ı Ehadiyyet ile etrâfa sirâyet etmeksizin itfâsına müsâraʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i ramazânın on beşinci günü Sadr-ı vâlâ-makām ve sudûr-i fihâm ve İstanbul râddesin ihrâz eden mevâlî-yi ʿizâm ve sâ'ir huzûrları muʿtâd olan zevât-ı kirâm Serây-ı hümâyûn'a varup, ziyâret ve iltisâm-ı Hırka-i Seyyidü'l-enâm ile tahsîl-i destmâye-i merâm eylediler.",
          "caption": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_066.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe",
          "text": "Şehr-i ramazânın on beşinci günü Sadr-ı vâlâ-makām ve sudûr-i fihâm ve İstanbul râddesin ihrâz eden mevâlî-yi ʿizâm ve sâ'ir huzûrları muʿtâd olan zevât-ı kirâm Serây-ı hümâyûn'a varup, ziyâret ve iltisâm-ı Hırka-i Seyyidü'l-enâm ile tahsîl-i destmâye-i merâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i ramazân gâyete resân olup, leyletü'l-ʿîd, erkân-ı Devlet Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet edüp, ʿale's-seher Şehriyâr-ı ferhunde-eser taht-ı ʿâlî-bahta zîb ü fer verdikde, tabakāt-ı nâs vakt-i nevbet ihtilâs etdikçe riʿâyet-i rüteb ile dâmen ü âstîn-i Hüdâvendigârî'ye leb-nihâde-i edeb ve resm-i mezkûr nihâyet buldukda, Şehriyâr-ı vâlâ-neseb yevm-i ʿîde mahsûs debdebe-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿi'nde edâ-yı salât-i\nʿîd ve tahsîl-i rızây-ı Rabb edüp, Serây-ı ʿâlîlerine râciʿ ve Dârü'l-hilâfelerin kudûm-i hümâyûnlarıyle eşref-i mevâkiʿ buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd-i fıtr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_067.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd-i fıtr",
          "text": "Şehr-i ramazân gâyete resân olup, leyletü'l-ʿîd, erkân-ı Devlet Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet edüp, ʿale's-seher Şehriyâr-ı ferhunde-eser taht-ı ʿâlî-bahta zîb ü fer verdikde, tabakāt-ı nâs vakt-i nevbet ihtilâs etdikçe riʿâyet-i rüteb ile dâmen ü âstîn-i Hüdâvendigârî'ye leb-nihâde-i edeb ve resm-i mezkûr nihâyet buldukda, Şehriyâr-ı vâlâ-neseb yevm-i ʿîde mahsûs debdebe-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿi'nde edâ-yı salât-i\nʿîd ve tahsîl-i rızây-ı Rabb edüp, Serây-ı ʿâlîlerine râciʿ ve Dârü'l-hilâfelerin kudûm-i hümâyûnlarıyle eşref-i mevâkiʿ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÎdin ikinci günü Sadriaʿzam Gülhâne'den ʿavdet ve Bâb-ı ʿâlî'de cüz’î ikāmet etmişiken, taraf-ı Mülûkâne'den bir re's esb-i müzeyyen ile Mîrahûr-i Evvel'in vürûd eyleyeceğini sûret-i tebşîrde ifâde vü takrîr etmeleriyle fi'l-hâl Sadr-ı müşârun ileyh seng-i rikâba nâzil ve esb-i mezkûr dahi vâsıl olup, muʿtâd üzere ʿinân-ı ʿinâyet-nişânını takbîl edüp, seng-i rikâbdan vüsûb üzerine rükûb ve birkaç hatve tesyîr u tesrîhden sonra ʿArz Odası'na çıkup, Mîrahûr-i Evvel Ağa'ya ferve-i semmûr ve nakd-i mevfûr ile iltifât ve Hâs-ahûr takımına dahi muʿtâd üzere bezl-i ʿatıyyât eyledi.",
          "caption": "Vürûd-i esb-i müzeyyen ez-cânib-i Zıll-i İlâhî be-sûy-i Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_068.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i esb-i müzeyyen ez-cânib-i Zıll-i İlâhî be-sûy-i Sadâret-penâhî",
          "text": "ʿÎdin ikinci günü Sadriaʿzam Gülhâne'den ʿavdet ve Bâb-ı ʿâlî'de cüz’î ikāmet etmişiken, taraf-ı Mülûkâne'den bir re's esb-i müzeyyen ile Mîrahûr-i Evvel'in vürûd eyleyeceğini sûret-i tebşîrde ifâde vü takrîr etmeleriyle fi'l-hâl Sadr-ı müşârun ileyh seng-i rikâba nâzil ve esb-i mezkûr dahi vâsıl olup, muʿtâd üzere ʿinân-ı ʿinâyet-nişânını takbîl edüp, seng-i rikâbdan vüsûb üzerine rükûb ve birkaç hatve tesyîr u tesrîhden sonra ʿArz Odası'na çıkup, Mîrahûr-i Evvel Ağa'ya ferve-i semmûr ve nakd-i mevfûr ile iltifât ve Hâs-ahûr takımına dahi muʿtâd üzere bezl-i ʿatıyyât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâl [M1 33] ü'l-mükerremin altıncı yevm-i ahad Yeniçeri Ağa'sının tertîb etdiği ziyâfete Sadriaʿzam icâbet edüp, mukaddemce ihzâr olunan sâzende vü bâzendeyi istimâʿ ve muʿâyeneden sonra ekl-i taʿâm maslahatı dahi temâm olup, ʿavdete işâret olundukda, Yeniçeri Ağası tarafından âmâde kılınan bir re's esb-i müzeyyen ve sâ'ir hedâyâ ʿarz ü takdîm ve Sadriaʿzam tarafından dahi bir sevb-i semmûr ile Ağa-yı mûmâ ileyh tekrîm olunup, hengâm-ı şâm Sadr-ı vâlâ-makām Bâb-ı ʿâlî'ye nüzûl ve ilmâm buyurdular.",
          "caption": "Ziyâfet-i Ağa-yı Yeniçeriyân be-Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_069.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Ağa-yı Yeniçeriyân be-Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Şevvâl [M1 33] ü'l-mükerremin altıncı yevm-i ahad Yeniçeri Ağa'sının tertîb etdiği ziyâfete Sadriaʿzam icâbet edüp, mukaddemce ihzâr olunan sâzende vü bâzendeyi istimâʿ ve muʿâyeneden sonra ekl-i taʿâm maslahatı dahi temâm olup, ʿavdete işâret olundukda, Yeniçeri Ağası tarafından âmâde kılınan bir re's esb-i müzeyyen ve sâ'ir hedâyâ ʿarz ü takdîm ve Sadriaʿzam tarafından dahi bir sevb-i semmûr ile Ağa-yı mûmâ ileyh tekrîm olunup, hengâm-ı şâm Sadr-ı vâlâ-makām Bâb-ı ʿâlî'ye nüzûl ve ilmâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÂdet-i hasene-i Devlet-i ʿaliyye üzere işbu şevvâlin ibtidâsında vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı olup, fekat İç-il Sancağı, Marʿaş Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, sâ'ir eyâlet ve elviye mutasarrıfları bulunan vüzerâ ve mîr-i mîrân mansıblarında ibkā ve kapu kethudâlarına hilʿatler iksâ olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_070.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "ʿÂdet-i hasene-i Devlet-i ʿaliyye üzere işbu şevvâlin ibtidâsında vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı olup, fekat İç-il Sancağı, Marʿaş Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, sâ'ir eyâlet ve elviye mutasarrıfları bulunan vüzerâ ve mîr-i mîrân mansıblarında ibkā ve kapu kethudâlarına hilʿatler iksâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yedinci günü menâsıb-ı hâcegān tevcîhâtına mübâşeret olunup, ricâl-i Bâb-ı ʿâlî ve Şıkk-ı Evvel ve Sânî ve Sâlis ibkā olunup, Nişancılık, Memiş Efendi'ye ve Defter Emâneti, Yeğen Mehmed Efendi'ye ve Rûznâmçe-i Evvel, Behcet Mehmed Efendi'ye ve Baş-muhasebe, Râkım Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup,\nEmânet-i Şehr ve Tersâne ve Darb-hâne ve Matbah ve Arpa kemâ-kân mutasarrıflarına ibkā ve Anadolu Muhâsebesi, Elmâs Paşa-zâde Mustafa Bey'e; Atlu Mukābeleciliği, Yazıcı-yı sâbık Mustafa Efendi'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Ebûbekir Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Dervîş el-Hâc Mehmed Naʿîmâ Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, ʿOsmân Paşa-zâde Ahmed Bey'e; Cizye Muhâsebesi, Defterdâr-ı esbak Ahmed Efendi'ye; Mâliyye Tezkireciliği, Behcet Efendi'ye; birâderi Sârim İbrâhîm Efendi'ye; Küçük Rûznâmçe, Halîl Efendi'ye; Piyâde Mukābelesi; İbrâhîm Paşa-zâde İsmâʿîl Bey'e; Küçük Evkāf, Hüseyin Bey'e; Cebecîler Kitâbeti, İmam Hasan Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, Dâniş Süleymân Efendi'ye; ʿUlufeciyân-ı Yemîn, Bektâş Efendi'ye; ʿUlufeciyân-ı Yesâr, Mûsâ-zâde hafîdi Mehmed Efendi'ye; Gurebâ-i Yemîn, ʿOsmân Efendi'ye; Gurebâ-yı Yesâr, Safiye Sultân-zâde Sâdık Bey'e; Tophâne Nezâreti, Hâşim ʿAli Bey'e; İstanbul Baruthânesi, Kethudâ Bey Kâtibi sâbık ʿAli Efendi'ye; Selânik Baruthânesi, el-Hâc ʿÖmer Ağa'ya; Sergi Nezâreti, Resmî Ahmed Efendi'ye; Yeniçeri Ağalığı, mutasarrıfı Mustafa Ağa'ya ve Rikâb ağalıkları mutasarrıflarına ibkā olunup, [M1 34] Sipâh Ağalığı, Re’îs Kethudâsı Mustafa Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, ʿAbdî Ağa'ya tevcîh ve sâ'ir ocağ ağaları kemâ-kân ibkā olunup, sâ'ir mansıblar dahi müstehaklarına ihâle ve mansıbdan mahrûm olanların ıztırâbları ʿatâyâ-yı Pâdişâhâne ile izâle olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı hâcegān ve sâ'ir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_071.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı hâcegān ve sâ'ir",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yedinci günü menâsıb-ı hâcegān tevcîhâtına mübâşeret olunup, ricâl-i Bâb-ı ʿâlî ve Şıkk-ı Evvel ve Sânî ve Sâlis ibkā olunup, Nişancılık, Memiş Efendi'ye ve Defter Emâneti, Yeğen Mehmed Efendi'ye ve Rûznâmçe-i Evvel, Behcet Mehmed Efendi'ye ve Baş-muhasebe, Râkım Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup,\nEmânet-i Şehr ve Tersâne ve Darb-hâne ve Matbah ve Arpa kemâ-kân mutasarrıflarına ibkā ve Anadolu Muhâsebesi, Elmâs Paşa-zâde Mustafa Bey'e; Atlu Mukābeleciliği, Yazıcı-yı sâbık Mustafa Efendi'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Ebûbekir Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Dervîş el-Hâc Mehmed Naʿîmâ Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, ʿOsmân Paşa-zâde Ahmed Bey'e; Cizye Muhâsebesi, Defterdâr-ı esbak Ahmed Efendi'ye; Mâliyye Tezkireciliği, Behcet Efendi'ye; birâderi Sârim İbrâhîm Efendi'ye; Küçük Rûznâmçe, Halîl Efendi'ye; Piyâde Mukābelesi; İbrâhîm Paşa-zâde İsmâʿîl Bey'e; Küçük Evkāf, Hüseyin Bey'e; Cebecîler Kitâbeti, İmam Hasan Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, Dâniş Süleymân Efendi'ye; ʿUlufeciyân-ı Yemîn, Bektâş Efendi'ye; ʿUlufeciyân-ı Yesâr, Mûsâ-zâde hafîdi Mehmed Efendi'ye; Gurebâ-i Yemîn, ʿOsmân Efendi'ye; Gurebâ-yı Yesâr, Safiye Sultân-zâde Sâdık Bey'e; Tophâne Nezâreti, Hâşim ʿAli Bey'e; İstanbul Baruthânesi, Kethudâ Bey Kâtibi sâbık ʿAli Efendi'ye; Selânik Baruthânesi, el-Hâc ʿÖmer Ağa'ya; Sergi Nezâreti, Resmî Ahmed Efendi'ye; Yeniçeri Ağalığı, mutasarrıfı Mustafa Ağa'ya ve Rikâb ağalıkları mutasarrıflarına ibkā olunup, [M1 34] Sipâh Ağalığı, Re’îs Kethudâsı Mustafa Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, ʿAbdî Ağa'ya tevcîh ve sâ'ir ocağ ağaları kemâ-kân ibkā olunup, sâ'ir mansıblar dahi müstehaklarına ihâle ve mansıbdan mahrûm olanların ıztırâbları ʿatâyâ-yı Pâdişâhâne ile izâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâl-i sâlifde taraf-ı Sadâret-penâhî'den daʿvet ve âsâr-ı Mülûkâne'den Dolmabağçe Kasrı'nda tertîb-i ziyâfet olunduğu gibi bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dahi o mahall-i bî-bedel ziyâfet-gâh olmağa lâyık ve mahal görülüp, Şehriyâr-ı bende-nüvâz Sadrıaʿzamlarını mest-i rahîk-ı beşâşet ü ihtizâz etmek kasdıyle, daʿvetlerine icâbet ve şevvâlin on birinci günü zikr olunan nüzhetgâhı kudûm-i feyz-lüzûmlarıyle reşk-endâz-ı sahn-ı cennet eylediler. Sadrıaʿzam icrây-ı resm-i ʿubûdiyyet ve zîr-i pây-i semend-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı cebîn-i rukiyyet edüp, taraf-ı hümâyûndan iltifâta mazhar ve ser-i iftihârı küngüre-i mele'-i aʿlâya beraber olup, Pâdişâh Mahmûdü'l-hısâl zikr olunan kasra sâye-endâz-ı iclâl oldukları hâlde, râmiş-gerân-ı hoş elhân velvele-endâz-ı eyvân-ı keyvân ve savt-ı evtâr-ı sâzende-gân rûh-bahş-ı ebdân-ı insân olup, sâz u âvâzdan istîfây-ı haz olunduğuna binâ'en sâ'ir bâzende-gâna ruhsat ve anlar dahi icrây-ı sanʿat etdikden sonra tertîb-i taʿâm ve bu hidmet dahi itmâm olundukda, taraf-ı Sadâret-penâhî'den müzeyyen birkaç re's esb-i pîl-peyker ve birkaç boğça akmişe-i zer-ender-\nzer ʿarz-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı cemîlü'l-eser kılınup, hediyyesi şâyân-ı nazar ve takdîmesi nezd-i Hüsrevâne'de muʿteber olup, ferve-i semmûr ve iltifât nâ-mahsûr ile Sadru's-sudûrunu ferhân ve Sâhil-serây-ı Beşktâş'a ʿatf-ı ʿinân eylediler.",
          "caption": "Zikr-i tertîb-i ziyâfet ez-cânib-i Sâhib-i devlet be-Şehriyâr-ı gerdûn-kudret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_072.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tertîb-i ziyâfet ez-cânib-i Sâhib-i devlet be-Şehriyâr-ı gerdûn-kudret",
          "text": "Sâl-i sâlifde taraf-ı Sadâret-penâhî'den daʿvet ve âsâr-ı Mülûkâne'den Dolmabağçe Kasrı'nda tertîb-i ziyâfet olunduğu gibi bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dahi o mahall-i bî-bedel ziyâfet-gâh olmağa lâyık ve mahal görülüp, Şehriyâr-ı bende-nüvâz Sadrıaʿzamlarını mest-i rahîk-ı beşâşet ü ihtizâz etmek kasdıyle, daʿvetlerine icâbet ve şevvâlin on birinci günü zikr olunan nüzhetgâhı kudûm-i feyz-lüzûmlarıyle reşk-endâz-ı sahn-ı cennet eylediler. Sadrıaʿzam icrây-ı resm-i ʿubûdiyyet ve zîr-i pây-i semend-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı cebîn-i rukiyyet edüp, taraf-ı hümâyûndan iltifâta mazhar ve ser-i iftihârı küngüre-i mele'-i aʿlâya beraber olup, Pâdişâh Mahmûdü'l-hısâl zikr olunan kasra sâye-endâz-ı iclâl oldukları hâlde, râmiş-gerân-ı hoş elhân velvele-endâz-ı eyvân-ı keyvân ve savt-ı evtâr-ı sâzende-gân rûh-bahş-ı ebdân-ı insân olup, sâz u âvâzdan istîfây-ı haz olunduğuna binâ'en sâ'ir bâzende-gâna ruhsat ve anlar dahi icrây-ı sanʿat etdikden sonra tertîb-i taʿâm ve bu hidmet dahi itmâm olundukda, taraf-ı Sadâret-penâhî'den müzeyyen birkaç re's esb-i pîl-peyker ve birkaç boğça akmişe-i zer-ender-\nzer ʿarz-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı cemîlü'l-eser kılınup, hediyyesi şâyân-ı nazar ve takdîmesi nezd-i Hüsrevâne'de muʿteber olup, ferve-i semmûr ve iltifât nâ-mahsûr ile Sadru's-sudûrunu ferhân ve Sâhil-serây-ı Beşktâş'a ʿatf-ı ʿinân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'de baʿzı kibâr mücerred terbiye ve iktisâb-ı meʿârif içün eflâz-ı ekbâdları olan evlâdlarını hezâr niyâz ile Galata Serâyı'na çırâğ etdirdüp, leyl ü nehâr muhâfazadan ve hâllerini mülâhazadan sâlim olup, meʿârifden behre-yâb olanları sevk-i kader ile Serây-ı cedîd'e alınup, fi'l-hakīka ekserî derece-i istiʿdâdlarına göre feyz-yâb ve gûnâ-gûn nân-pâre ile ilâ âhıri'l-ʿömr vâreste-i kayd-ı ihtiyâç ü ıztırâb olurlar idi. Ancak fakīru'l-hâl olanları tahsîl-i kitâba kādir olamayup, kitâbet ve kırâ'etde zahmet-keş ve kayd-ı istiʿâre-i kütüb ile hâli müşevveş olup, “âlât gerek etmeğe [M1 35] tahsîl-i kemâlât” vefkınca istiʿdâdı var ise dahi fikdân-ı âlet ʿadem-i vusûl-i matlaba ʿillet olduğunu Pâdişâh-ı ʿUtârid-fitnat nûr-i kerâmetle teferrüs edüp, Serây-ı mezkûrda bir kitâbhâne ve dershâne binâsını fermân buyurup, büyük oda mukābilinde bir mahall-ı münâsib tahsîs ve esâsı tarsîs olunup, üç mâh zarfında itmâma karîn ve irvây-ı ʿattâş içün yemîn ve yesârında iki ʿaded çeşmesâr yapılup, dershâneye müderris taʿyîn ve talebe-i ʿulûmun esbâb-ı tahsîlleri teshîl ü tehvîn ve fi'l-hakīka bir eser-i cemîl olup, Hâkān-ı zemânın defter-i hasenât ve cerâyidi aʿmâllerine serlevha ve ʿunvân olsa şâyândır.",
          "caption": "Binâ-yı kitâbhâne der-Serây-ı Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_073.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Binâ-yı kitâbhâne der-Serây-ı Galata",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'de baʿzı kibâr mücerred terbiye ve iktisâb-ı meʿârif içün eflâz-ı ekbâdları olan evlâdlarını hezâr niyâz ile Galata Serâyı'na çırâğ etdirdüp, leyl ü nehâr muhâfazadan ve hâllerini mülâhazadan sâlim olup, meʿârifden behre-yâb olanları sevk-i kader ile Serây-ı cedîd'e alınup, fi'l-hakīka ekserî derece-i istiʿdâdlarına göre feyz-yâb ve gûnâ-gûn nân-pâre ile ilâ âhıri'l-ʿömr vâreste-i kayd-ı ihtiyâç ü ıztırâb olurlar idi. Ancak fakīru'l-hâl olanları tahsîl-i kitâba kādir olamayup, kitâbet ve kırâ'etde zahmet-keş ve kayd-ı istiʿâre-i kütüb ile hâli müşevveş olup, “âlât gerek etmeğe [M1 35] tahsîl-i kemâlât” vefkınca istiʿdâdı var ise dahi fikdân-ı âlet ʿadem-i vusûl-i matlaba ʿillet olduğunu Pâdişâh-ı ʿUtârid-fitnat nûr-i kerâmetle teferrüs edüp, Serây-ı mezkûrda bir kitâbhâne ve dershâne binâsını fermân buyurup, büyük oda mukābilinde bir mahall-ı münâsib tahsîs ve esâsı tarsîs olunup, üç mâh zarfında itmâma karîn ve irvây-ı ʿattâş içün yemîn ve yesârında iki ʿaded çeşmesâr yapılup, dershâneye müderris taʿyîn ve talebe-i ʿulûmun esbâb-ı tahsîlleri teshîl ü tehvîn ve fi'l-hakīka bir eser-i cemîl olup, Hâkān-ı zemânın defter-i hasenât ve cerâyidi aʿmâllerine serlevha ve ʿunvân olsa şâyândır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Payas Mütevellîsi olan ʿAli, ʿUzeyr Sancağı'nı bir takrîb müstevlî olup, sû'-i hareketi hasebiyle ʿazl ü tenkīl ve beyliği âhara tahvîl olunmuşidi. Tebeʿât-ı sâbıkasını ferâmûş ve baʿde-ezîn emr-i Pâdişâhî'yi kurta-i binâ-gûş etmek kavliyle beyliği ibkā olunup, bir zemân murûrunda tabîʿat-ı ʿakrebiyyesi tezebzüb ve o havâlî eşkıyâsını tesahhub ile fukarâ ve ebnâ'-i sebîli izrâr ve bâ-husûs kāfile-i hâccı, başında olan haşerât taʿcîz ü bîzâr eylediğini Aʿyân-ı hâc ve Adana Beylerbeğisi ve Rişvân-zâde Der-i devlet-medâr'a ʿarz ü ifâde etmeleriyle merkūm Âsitâne'ye ihzâr ve şevvâlin yirmi dördüncü salı günü -ki yevm-i dîvân idi- izâle vü iʿdâm ile ʿibret-i zaleme vü eşrâr olundu.",
          "caption": "İʿdâm-ı Mirlivâ-i ʿUzeyr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_074.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Mirlivâ-i ʿUzeyr",
          "text": "Payas Mütevellîsi olan ʿAli, ʿUzeyr Sancağı'nı bir takrîb müstevlî olup, sû'-i hareketi hasebiyle ʿazl ü tenkīl ve beyliği âhara tahvîl olunmuşidi. Tebeʿât-ı sâbıkasını ferâmûş ve baʿde-ezîn emr-i Pâdişâhî'yi kurta-i binâ-gûş etmek kavliyle beyliği ibkā olunup, bir zemân murûrunda tabîʿat-ı ʿakrebiyyesi tezebzüb ve o havâlî eşkıyâsını tesahhub ile fukarâ ve ebnâ'-i sebîli izrâr ve bâ-husûs kāfile-i hâccı, başında olan haşerât taʿcîz ü bîzâr eylediğini Aʿyân-ı hâc ve Adana Beylerbeğisi ve Rişvân-zâde Der-i devlet-medâr'a ʿarz ü ifâde etmeleriyle merkūm Âsitâne'ye ihzâr ve şevvâlin yirmi dördüncü salı günü -ki yevm-i dîvân idi- izâle vü iʿdâm ile ʿibret-i zaleme vü eşrâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Altmış sekiz senesi muharreminden zabt etmek üzere Kazâ-i Şâm, Kudüs Pâyesi'yle sâbıkā Galata Kādısı olan Hâcı-zâde Mehmed Sâlih Efendi'ye tevcîh olunup, sâbıkā Sadr-ı Anadolu Şeyhülislâm Esʿad Efendi birâderi Lütfullah Efendi dahi birkaç\ngün çiftliğinde ʿârıza-i maraz sebebi ile haste ve zücâc-i mizâc şikeste olup, zilkaʿdenin üçüncü günü fevt ve medhûş-i sekret-i mevt oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ-i Şâm ve fevt-i Sadr-ı sâbık-ı Anadolu Lütfullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_075.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ-i Şâm ve fevt-i Sadr-ı sâbık-ı Anadolu Lütfullah Efendi",
          "text": "Altmış sekiz senesi muharreminden zabt etmek üzere Kazâ-i Şâm, Kudüs Pâyesi'yle sâbıkā Galata Kādısı olan Hâcı-zâde Mehmed Sâlih Efendi'ye tevcîh olunup, sâbıkā Sadr-ı Anadolu Şeyhülislâm Esʿad Efendi birâderi Lütfullah Efendi dahi birkaç\ngün çiftliğinde ʿârıza-i maraz sebebi ile haste ve zücâc-i mizâc şikeste olup, zilkaʿdenin üçüncü günü fevt ve medhûş-i sekret-i mevt oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Miʿmâr Sinân Mahallesi sükkânından bir düzd-i çâlâk Sandal Bedestânı kurbunda bir kârgîr dükkân üzerine çıkup, kazma ile kubbesinin depe câmlarını şikest ve dükkâna inüp, bir mikdâr emtiʿa der-dest etmişiken, bekciler idrâk ve eşyâ-yı mesrûka ile dîvâna getürilüp, kazma boğazında dükkânın bir tarafına ʿibreten salb ü ihlâk olundu. [M1 36]",
          "caption": "Salb-i sârik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_076.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Salb-i sârik",
          "text": "Miʿmâr Sinân Mahallesi sükkânından bir düzd-i çâlâk Sandal Bedestânı kurbunda bir kârgîr dükkân üzerine çıkup, kazma ile kubbesinin depe câmlarını şikest ve dükkâna inüp, bir mikdâr emtiʿa der-dest etmişiken, bekciler idrâk ve eşyâ-yı mesrûka ile dîvâna getürilüp, kazma boğazında dükkânın bir tarafına ʿibreten salb ü ihlâk olundu. [M1 36]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Gümrük Emîni İshak Ağa'nın Beykoz'da vâkiʿ bağçesi, demîdegâh-ı sünbül ü nesrîn ve kasr-ı dil-nişîni nümûne-nümây-ı nigâr-hâne-yi çîn olduğuna binâʾen, kesb-i neşât ve celb-i inbisât dâʿiyesiyle Emîn-i mûmâ ileyh tarafından kemterâne daʿvet ve Pâdişâhâne icâbet olunmuşidi. Şehr-i mezkûrun onuncu günü Beşiktaş'dan şevket ü übbehetle hareket ve kasr-ı mezkûru makdem-i hümâyûnlarıyle reşk-sâz-ı gurfe-i cennet buyurup, sunʿ-i Hüdâvendî-yi bî-misl ü mânende nigeh-endâz-ı seyr ü temâşâ ve nezâret ve letâfet-i ezhâr u çemenzâr ile gonçe-i tabîʿat-i hümâyûnları mutarrâ olup, baʿde tenâvüli't-taʿâm masîf-i Şâhâne'lerine sâye-endâz-ı ʿizz ü ihtişâm oldular.",
          "caption": "Teşrîfât-ı Tâcdârî be-ziyâfet-i Emîn-i Gümrük İshak Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_077.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Teşrîfât-ı Tâcdârî be-ziyâfet-i Emîn-i Gümrük İshak Ağa",
          "text": "Hâlâ Gümrük Emîni İshak Ağa'nın Beykoz'da vâkiʿ bağçesi, demîdegâh-ı sünbül ü nesrîn ve kasr-ı dil-nişîni nümûne-nümây-ı nigâr-hâne-yi çîn olduğuna binâʾen, kesb-i neşât ve celb-i inbisât dâʿiyesiyle Emîn-i mûmâ ileyh tarafından kemterâne daʿvet ve Pâdişâhâne icâbet olunmuşidi. Şehr-i mezkûrun onuncu günü Beşiktaş'dan şevket ü übbehetle hareket ve kasr-ı mezkûru makdem-i hümâyûnlarıyle reşk-sâz-ı gurfe-i cennet buyurup, sunʿ-i Hüdâvendî-yi bî-misl ü mânende nigeh-endâz-ı seyr ü temâşâ ve nezâret ve letâfet-i ezhâr u çemenzâr ile gonçe-i tabîʿat-i hümâyûnları mutarrâ olup, baʿde tenâvüli't-taʿâm masîf-i Şâhâne'lerine sâye-endâz-ı ʿizz ü ihtişâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tophâne-i ʿâmire'de bu hengâm dahi top döküleceği inhâ ve ifhâm olunmuşidi. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham sûʾ-i mizâc hasebiyle meşgūl-i ʿilâc olduğundan, Defterdâr Efendi Tophâne'ye varup, rîzendegân fiʿillerini icrâ ve nâzırların selef ü halefine ve sâʾirlere hilaʿ-ı seniyye iksâ eyledi.",
          "caption": "Zikr-i rîzende-i top",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_078.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i rîzende-i top",
          "text": "Tophâne-i ʿâmire'de bu hengâm dahi top döküleceği inhâ ve ifhâm olunmuşidi. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham sûʾ-i mizâc hasebiyle meşgūl-i ʿilâc olduğundan, Defterdâr Efendi Tophâne'ye varup, rîzendegân fiʿillerini icrâ ve nâzırların selef ü halefine ve sâʾirlere hilaʿ-ı seniyye iksâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on beşinci salı gicesi sâʿat üç buçukda iken iki dakīka kadar zelzele-i şedîde vâkiʿ ve tahrîb-i baʿzı mevâzıʿ ile beş altı gün kadar imtidâd ve sekene-i Âsitâne'yi mübtelây-ı havf ü irtiʿâd edüp, giderek bu beliyye-i ʿuzmâ sâkin ve kulûb-i nâs mutmaʾin oldu. Câmiʿ-i Ebi'l-Feth ile Sultân Bâyezîd Câmiʿi kubbelerinde zelzele sebebi ile vehn ü indirâs ihsâs olunmağla, lüzûmu mertebe taʿmîrine irâde-i seniyye teʿalluk edüp, fi'l-hâl lâzım gelenlere tenbîh ü teʾkîd ve zikr olunan mahaller taʿmîr ü teşyîd olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i zelzele",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_079.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i zelzele",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on beşinci salı gicesi sâʿat üç buçukda iken iki dakīka kadar zelzele-i şedîde vâkiʿ ve tahrîb-i baʿzı mevâzıʿ ile beş altı gün kadar imtidâd ve sekene-i Âsitâne'yi mübtelây-ı havf ü irtiʿâd edüp, giderek bu beliyye-i ʿuzmâ sâkin ve kulûb-i nâs mutmaʾin oldu. Câmiʿ-i Ebi'l-Feth ile Sultân Bâyezîd Câmiʿi kubbelerinde zelzele sebebi ile vehn ü indirâs ihsâs olunmağla, lüzûmu mertebe taʿmîrine irâde-i seniyye teʿalluk edüp, fi'l-hâl lâzım gelenlere tenbîh ü teʾkîd ve zikr olunan mahaller taʿmîr ü teşyîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tevcîhâtda ‘Ulûfeciyân-ı Yemîn Kitâbeti tevcîh olunan Bektaş Efendi, hulûl-i ecel-i mev'ûduyle âhirete müntakıl ve Sadrıaʿzam Hazîne Kâtibi Yûsuf Efendi bundan akdem Küçük Rûznâme Pâyesi'yle tarîk-ı hâcegâna dâhil olmuş bulunmağla, zikr olunan kitâbet, şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü mûmâ ileyhe tevcîh ü ‘inâyet olundu.",
          "caption": "Fevt-i Kâtib-i ‘Ulûfeciyân-ı yemîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_080.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kâtib-i ‘Ulûfeciyân-ı yemîn",
          "text": "Tevcîhâtda ‘Ulûfeciyân-ı Yemîn Kitâbeti tevcîh olunan Bektaş Efendi, hulûl-i ecel-i mev'ûduyle âhirete müntakıl ve Sadrıaʿzam Hazîne Kâtibi Yûsuf Efendi bundan akdem Küçük Rûznâme Pâyesi'yle tarîk-ı hâcegâna dâhil olmuş bulunmağla, zikr olunan kitâbet, şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü mûmâ ileyhe tevcîh ü ‘inâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hevâlarda bürûdet ve cevv-i semâda kesâfet derkâr ve tabʿ-ı Mülûkâne'de dâʿiyeyi nakl be-dîdâr olmağla, birkaç gün Beylerbeyi'de vâki‘ Sâhil-serâyda yarım göç ile meks ü ikāmet irâde olunup, mahall-i merkūmdan dahi hazz-ı Mülûkâne istîfâ ve zilhiccenin ikinci günü Serây-ı Cedîd-i ‘âmire'yi devlet ü ikbâl ile makarr u meʼvâ buyurdular.",
          "caption": "Vukū‘-i nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_081.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-i nakl-i hümâyûn",
          "text": "Hevâlarda bürûdet ve cevv-i semâda kesâfet derkâr ve tabʿ-ı Mülûkâne'de dâʿiyeyi nakl be-dîdâr olmağla, birkaç gün Beylerbeyi'de vâki‘ Sâhil-serâyda yarım göç ile meks ü ikāmet irâde olunup, mahall-i merkūmdan dahi hazz-ı Mülûkâne istîfâ ve zilhiccenin ikinci günü Serây-ı Cedîd-i ‘âmire'yi devlet ü ikbâl ile makarr u meʼvâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu cumʿaertesi gicesi neyl-i şeref-i muʿâyede zımnında aʿyân-ı devlet ve erkân-ı [M1 37] saltanat Serây-ı hümâyûn'da sû-be-sû ‘akd-i encümen-i cemʿiyyet edüp, zuhûr-i tebâşîr-i sabâhda Şehriyâr-ı bergüzîde-âsâr mânend-i mühr-i tâbdâr, taht-ı fîrûze-bahta ifâza-i envâr edüp, dağdâr-ı hasret talʿatleri olan bendegân-ı nevbet ve rütbelerine riʿâyet eyleyerek takbîl-i dâmen ü âstîn-i Tâcdârî'leriyle kesb-i şeref ü şân eylediler. Baʿde'l-muʿâyede resm-i saltanat-ı dîrîn üzere Hidîv-i pür-temkîn hîre-sâz-ı mülûk-i pîşîn olan tantana-i Hüsrevâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿinde salât-ı 'îdi edâdan sonra ‘azm-i serây-ı bî-hemtâ ve icrây-ı resm-i dahâyâ buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i 'îd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_082.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i 'îd-i adhâ",
          "text": "Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu cumʿaertesi gicesi neyl-i şeref-i muʿâyede zımnında aʿyân-ı devlet ve erkân-ı [M1 37] saltanat Serây-ı hümâyûn'da sû-be-sû ‘akd-i encümen-i cemʿiyyet edüp, zuhûr-i tebâşîr-i sabâhda Şehriyâr-ı bergüzîde-âsâr mânend-i mühr-i tâbdâr, taht-ı fîrûze-bahta ifâza-i envâr edüp, dağdâr-ı hasret talʿatleri olan bendegân-ı nevbet ve rütbelerine riʿâyet eyleyerek takbîl-i dâmen ü âstîn-i Tâcdârî'leriyle kesb-i şeref ü şân eylediler. Baʿde'l-muʿâyede resm-i saltanat-ı dîrîn üzere Hidîv-i pür-temkîn hîre-sâz-ı mülûk-i pîşîn olan tantana-i Hüsrevâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿinde salât-ı 'îdi edâdan sonra ‘azm-i serây-ı bî-hemtâ ve icrây-ı resm-i dahâyâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Servet ü sâmân ile şöhret-nümâ olan Vezîr Yahyâ Paşa şehr-i merkūmun on ikinci günü Rumeli Eyâleti'ni tahsîl ile nâyil-i etemm-i sürür ve selefi Vezîr Ahmed Paşa Vidin muhâfazasına me'mûr oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Rumeli ve Vidin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_083.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Rumeli ve Vidin",
          "text": "Servet ü sâmân ile şöhret-nümâ olan Vezîr Yahyâ Paşa şehr-i merkūmun on ikinci günü Rumeli Eyâleti'ni tahsîl ile nâyil-i etemm-i sürür ve selefi Vezîr Ahmed Paşa Vidin muhâfazasına me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh inhitât-ı sinn ü herem sebebi ile işbu zilhiccenin yirmi altıncı günü evvelîn-i pâye-i mirkāt-ı meʿâd olan dâr-ı âhırete vaz‘-ı kadem ve terk-i kârhâne-i ‘âlem eyledi. Müşârun ileyh Yûsuf Efendi-zâde Mehmed Efendi'nin sulbünden bin seksen beş târîhinde tevellüd ve derece-i bülûğ-i rüşde vusûlünde envâr-ı zekâ, nâsıye-i hâlinde tevakkud edüp, vücûhât-ı Kur'âniyye'yi pederinden ve ‘ulûm-i ‘Arabiyye'yi Musâhib Paşa hocası Fâzıl İbrâhîm Efendi'den ve fenn-i Hadîs ve ‘ulûm-i ‘akliyyeyi Kara Halîl\nEfendi'den ahz u telakkī ve giderek bu ʿulûmda ve sâ'ir fünûnda kabı âlî olmuşidi. Vüs'at-i ʿilm ü edebi misl-i sâ'ir gibi cihanda dâyir ve medh ü senâsı zebân-zed-i ekâbir ü esâgir olup, kırk sekiz târîhinde Çorlulu ʿAli Paşa Sadrıaʿzam iken Serây Hocalığı'na takrîb olunup, kati çok kimse dârü'l-istifâdesinden iktibâs-ı envâr-ı ʿulûm ve istinbât-ı ahkâm-mantûk u mefhûm edüp, bundan sonra teşmîr-i sâk-ı te'lîf ü tedkīk ve âsâr-ı kalem-i muʿciz-rakamı pesendîde-i erbâb-ı tahkīk olup, ez-cümle yirmi sekiz sene zarfında Buhârî-yi şerîfe hüsn-i taʿbîr ile bir şerh-i mufassal tahrîr ve takdîm-i huzûr-i Şehriyâr-ı Felâtûn-tedbîr edüp, bin altûn ve bir kāt libâs-ı fâhir ve bir ferve-i semmûr sıla ve câyizesiyle ikrâm ve şerh-i mezkûru Sultân Mehmed Câmiʿinde binâ buyurdukları kitâbhâneye vazʿ ve kadrine tevkīr u ihtirâm buyurduklarından gayri, Serây-ı hümâyûn Kitâb-hânesinde dirâset eyledikleri Buhârî-yi şerîf hitâm-pezîr ve duʿâ vü senâ içün bir meclis-i hatîr tertîb [M1 38] olunduğu, mesmûʿ-i Pâdişâh-ı rûşen-zamîr olup, bi'n-nefs meclis-i mezkûre kudûm ve o ʿallâme-i Rûm'un tasarrufât-ı ʿilmiyye ve tahkīkât-ı nakliyye vü ʿakliyyesinden tahsîl-i inşirâh-ı sadr ve defʿ-i hümûm edüp, hattâ Buhârî şerhi kitâbhâneye vazʿ olunduğu gün, Ağa-bağçesi'nde biniş olup, müşârun ileyh huzûr-i Hüsrevâne'ye daʿvet ve bu defʿa dahi altı bin guruş ihsân ü inâyet olunmuşidi.\n\nŞerh-i mezkûr mütedâvel olan şurûhun cümlesini şâmil ve niçe zevâyid-i fevâyid-i ebhâs ile muʿavvel ve merciʿ-i efâzıl olup, dürr-i semîn gibi nüshası nâdir ve istiktâb ve neşrinden himem-i nâs hayf ki kāsırdır. Fâzıl-ı müşârun ileyhin Kâdî Beyzâvî Tefsîri'nin evâyiline hâşiyesi ve Sahîh-i Müslim'in nısfına dek şerhi ve vücûhâta dâir İ'tilâf nâm te'lîfi ve bu fenne dâyir yirmi kadar risâleleri ve Hayâlî ve Kara Dâvud ve Adâb-ı Mîrî ve Kādı Mîr hâşiyeleri ve sâ'ir fünûndan yirmi yedi kadar risâleleri beyne'l-ʿulemâ mütedâvel ve şübühât ve işkâl-i talebeye medâr-ı keşf ü hall olduğu müberhen ü müdelleldir. Sadr-ı esbak Yeğen Ahmed Paşa müşârun ileyhin bihâr-ı ʿulûmundan iğtirâf ve simâr-ı ifadesinden iktıtâf etmiş bulunduğundan, hacc-ı şerîfe niyyetlerinde me'ûnet-i tarîk ve levâzımât-ı sâ'ireleri Sadr-ı müşârun ileyh tarafından tanzîm ve bin\naltûn iʿtâsıyle şânı tefhîm olunup, ʿulemây-ı Hicâz ve Şâm gazâret-i ʿilmiyyesine ve ihâta-i zihniyesine ve bâ-husûs ʿilm-i Tefsîr ve Hadîs'de olan takrîr u tahrîrine dil-dâde vü meftûn ve cümlesi o ʿalem-i ʿilm ü dânişden mücâz ü meʾzûn oldu. Altmış sene kadar cevâmiʿ ve medârisde neşr-i ʿulûmdan hâlî olmayup, baʿzan meslek-i şuʿarâ üzere Fârisî ve Türkî manzûme ile tefennün edüp, Hilmî mahlası ile ilâhîleri ve matbûʿ gazelleri olup, ilâhiyyâtından bu beyt teberrüken nakş-ı cerîde-i beyân kılındı.\n\nFezâ-yı dergehin dürr-i kân-ı ʿatâdır yâ Rasûlallâh\nCenâbın melceʾ-i ehl-i recâdır yâ Rasûlallâh.\n\nSinni-yi ömürleri seksen iki seneye bâliğ olup, vücûd-i şerîfleriyle teyemmün ve teberrük olunur bir ʿâlim-i ʿâmil ve bir fâzıl-ı kâmil idi. Tüvüffiye ʿallâmetü'z-zemân (توفي علامة الزمان) târîh-i vefâtlarıdır.",
          "caption": "Vefât-ı Şeyhu'l-kurrâ Yûsuf Efendi-zâde ‘Abdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_084.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şeyhu'l-kurrâ Yûsuf Efendi-zâde ‘Abdullah Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh inhitât-ı sinn ü herem sebebi ile işbu zilhiccenin yirmi altıncı günü evvelîn-i pâye-i mirkāt-ı meʿâd olan dâr-ı âhırete vaz‘-ı kadem ve terk-i kârhâne-i ‘âlem eyledi. Müşârun ileyh Yûsuf Efendi-zâde Mehmed Efendi'nin sulbünden bin seksen beş târîhinde tevellüd ve derece-i bülûğ-i rüşde vusûlünde envâr-ı zekâ, nâsıye-i hâlinde tevakkud edüp, vücûhât-ı Kur'âniyye'yi pederinden ve ‘ulûm-i ‘Arabiyye'yi Musâhib Paşa hocası Fâzıl İbrâhîm Efendi'den ve fenn-i Hadîs ve ‘ulûm-i ‘akliyyeyi Kara Halîl\nEfendi'den ahz u telakkī ve giderek bu ʿulûmda ve sâ'ir fünûnda kabı âlî olmuşidi. Vüs'at-i ʿilm ü edebi misl-i sâ'ir gibi cihanda dâyir ve medh ü senâsı zebân-zed-i ekâbir ü esâgir olup, kırk sekiz târîhinde Çorlulu ʿAli Paşa Sadrıaʿzam iken Serây Hocalığı'na takrîb olunup, kati çok kimse dârü'l-istifâdesinden iktibâs-ı envâr-ı ʿulûm ve istinbât-ı ahkâm-mantûk u mefhûm edüp, bundan sonra teşmîr-i sâk-ı te'lîf ü tedkīk ve âsâr-ı kalem-i muʿciz-rakamı pesendîde-i erbâb-ı tahkīk olup, ez-cümle yirmi sekiz sene zarfında Buhârî-yi şerîfe hüsn-i taʿbîr ile bir şerh-i mufassal tahrîr ve takdîm-i huzûr-i Şehriyâr-ı Felâtûn-tedbîr edüp, bin altûn ve bir kāt libâs-ı fâhir ve bir ferve-i semmûr sıla ve câyizesiyle ikrâm ve şerh-i mezkûru Sultân Mehmed Câmiʿinde binâ buyurdukları kitâbhâneye vazʿ ve kadrine tevkīr u ihtirâm buyurduklarından gayri, Serây-ı hümâyûn Kitâb-hânesinde dirâset eyledikleri Buhârî-yi şerîf hitâm-pezîr ve duʿâ vü senâ içün bir meclis-i hatîr tertîb [M1 38] olunduğu, mesmûʿ-i Pâdişâh-ı rûşen-zamîr olup, bi'n-nefs meclis-i mezkûre kudûm ve o ʿallâme-i Rûm'un tasarrufât-ı ʿilmiyye ve tahkīkât-ı nakliyye vü ʿakliyyesinden tahsîl-i inşirâh-ı sadr ve defʿ-i hümûm edüp, hattâ Buhârî şerhi kitâbhâneye vazʿ olunduğu gün, Ağa-bağçesi'nde biniş olup, müşârun ileyh huzûr-i Hüsrevâne'ye daʿvet ve bu defʿa dahi altı bin guruş ihsân ü inâyet olunmuşidi.\n\nŞerh-i mezkûr mütedâvel olan şurûhun cümlesini şâmil ve niçe zevâyid-i fevâyid-i ebhâs ile muʿavvel ve merciʿ-i efâzıl olup, dürr-i semîn gibi nüshası nâdir ve istiktâb ve neşrinden himem-i nâs hayf ki kāsırdır. Fâzıl-ı müşârun ileyhin Kâdî Beyzâvî Tefsîri'nin evâyiline hâşiyesi ve Sahîh-i Müslim'in nısfına dek şerhi ve vücûhâta dâir İ'tilâf nâm te'lîfi ve bu fenne dâyir yirmi kadar risâleleri ve Hayâlî ve Kara Dâvud ve Adâb-ı Mîrî ve Kādı Mîr hâşiyeleri ve sâ'ir fünûndan yirmi yedi kadar risâleleri beyne'l-ʿulemâ mütedâvel ve şübühât ve işkâl-i talebeye medâr-ı keşf ü hall olduğu müberhen ü müdelleldir. Sadr-ı esbak Yeğen Ahmed Paşa müşârun ileyhin bihâr-ı ʿulûmundan iğtirâf ve simâr-ı ifadesinden iktıtâf etmiş bulunduğundan, hacc-ı şerîfe niyyetlerinde me'ûnet-i tarîk ve levâzımât-ı sâ'ireleri Sadr-ı müşârun ileyh tarafından tanzîm ve bin\naltûn iʿtâsıyle şânı tefhîm olunup, ʿulemây-ı Hicâz ve Şâm gazâret-i ʿilmiyyesine ve ihâta-i zihniyesine ve bâ-husûs ʿilm-i Tefsîr ve Hadîs'de olan takrîr u tahrîrine dil-dâde vü meftûn ve cümlesi o ʿalem-i ʿilm ü dânişden mücâz ü meʾzûn oldu. Altmış sene kadar cevâmiʿ ve medârisde neşr-i ʿulûmdan hâlî olmayup, baʿzan meslek-i şuʿarâ üzere Fârisî ve Türkî manzûme ile tefennün edüp, Hilmî mahlası ile ilâhîleri ve matbûʿ gazelleri olup, ilâhiyyâtından bu beyt teberrüken nakş-ı cerîde-i beyân kılındı.\n\nFezâ-yı dergehin dürr-i kân-ı ʿatâdır yâ Rasûlallâh\nCenâbın melceʾ-i ehl-i recâdır yâ Rasûlallâh.\n\nSinni-yi ömürleri seksen iki seneye bâliğ olup, vücûd-i şerîfleriyle teyemmün ve teberrük olunur bir ʿâlim-i ʿâmil ve bir fâzıl-ı kâmil idi. Tüvüffiye ʿallâmetü'z-zemân (توفي علامة الزمان) târîh-i vefâtlarıdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Sadrıaʿzam Kethudâsı olan ʿAbdullah Efendi'nin bu hılâlde kevkeb-i ikbâli hâbıt ve şehr-i mezkûrun yirmi yedinci günü Kethudâlık mesnedinden sâkıt olup, Rumeli Beylerbeyiliği Pâyesi'yle Marʿaş Eyâleti'ne ibʿâd ve Kethudâlık câh-ı refîʿiyle sâbıkā Bostâncı-başı Hüseyin Ağa isʿâd olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_085.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1167"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Bir müddetden berü Sadrıaʿzam Kethudâsı olan ʿAbdullah Efendi'nin bu hılâlde kevkeb-i ikbâli hâbıt ve şehr-i mezkûrun yirmi yedinci günü Kethudâlık mesnedinden sâkıt olup, Rumeli Beylerbeyiliği Pâyesi'yle Marʿaş Eyâleti'ne ibʿâd ve Kethudâlık câh-ı refîʿiyle sâbıkā Bostâncı-başı Hüseyin Ağa isʿâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere Galata Serâyı'nda binâ olunan kitâbhâne hıtâm bulup, rutûbeti zâyil ve ʿadem-i teʾsîr-i belel muhâtarası hâsıl olup, fünûn-i müteʿaddideyi şâmil tertîb olunan kütüb-i nefîse, sene-i mezkûre muharreminin ikinci sebt günü sepedlere vazʿ olunup, sandallar ile Tophâne İskelesi'nden ihrâc olundukda, Galata Ağası mecmûʿ-i teberdârân ve zâbitân ile icrây-ı resm-i istikbâl ve kütüb-i mezkûreyi alay ile kitâbhâneye îsâl eylediler. Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî ʿAli Ağa ve Kitâb-hâne hocası Muhaddis Mehmed Efendi ve Üç Oda hocaları ve Şeyhu'l-kurrâsı ve Haremeyn Müfettişi ve mütevellî ve kâtibi ve derse taʿyîn olunun otuz nefer hulefâ ve Enderûn gılmânı ve bîrûn ve derûn-i kitâbhânede ictimâʿ ve tilâvet ile bedʾ olunan ʿaşr-ı Kur'ân-ı ʿazîmu'ş-şânı gûş-i cân ile istimâʿ akabinde, kitâbhâne hocası Tefsîr-i Beyzâvî'den\nFâtiha-i şerîfe tefsîrine başlayup, neşr-i dürer-i meʿânî ve keşf-i esrâr-ı mesânî edüp, duʿâya âgāz ve sâhibü'l-hayrâta dergāh-ı ulûhiyyetden meded ü tevfîk niyâz eyledi. Kitâbhânenin yemîn ü yesârında olan çeşme-sârın lülelerinden icrâ olunan şerbet-i sükker ile hâss u ʿâmm şîrîn-kâm varup ve erbâb-ı vezâyife ber-vech-i pîşîn muharrem aylığı verilüp, cümlesi duʿây-ı bekā-yı ʿömr-i Şehinşâhî'yi zebân-güzâr-ı devâm eylediler.",
          "caption": "[M1 39] Vazʿ-ı kütüb be-kitâbhâne-i Serây-ı Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_086.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "[M1 39] Vazʿ-ı kütüb be-kitâbhâne-i Serây-ı Galata",
          "text": "Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere Galata Serâyı'nda binâ olunan kitâbhâne hıtâm bulup, rutûbeti zâyil ve ʿadem-i teʾsîr-i belel muhâtarası hâsıl olup, fünûn-i müteʿaddideyi şâmil tertîb olunan kütüb-i nefîse, sene-i mezkûre muharreminin ikinci sebt günü sepedlere vazʿ olunup, sandallar ile Tophâne İskelesi'nden ihrâc olundukda, Galata Ağası mecmûʿ-i teberdârân ve zâbitân ile icrây-ı resm-i istikbâl ve kütüb-i mezkûreyi alay ile kitâbhâneye îsâl eylediler. Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî ʿAli Ağa ve Kitâb-hâne hocası Muhaddis Mehmed Efendi ve Üç Oda hocaları ve Şeyhu'l-kurrâsı ve Haremeyn Müfettişi ve mütevellî ve kâtibi ve derse taʿyîn olunun otuz nefer hulefâ ve Enderûn gılmânı ve bîrûn ve derûn-i kitâbhânede ictimâʿ ve tilâvet ile bedʾ olunan ʿaşr-ı Kur'ân-ı ʿazîmu'ş-şânı gûş-i cân ile istimâʿ akabinde, kitâbhâne hocası Tefsîr-i Beyzâvî'den\nFâtiha-i şerîfe tefsîrine başlayup, neşr-i dürer-i meʿânî ve keşf-i esrâr-ı mesânî edüp, duʿâya âgāz ve sâhibü'l-hayrâta dergāh-ı ulûhiyyetden meded ü tevfîk niyâz eyledi. Kitâbhânenin yemîn ü yesârında olan çeşme-sârın lülelerinden icrâ olunan şerbet-i sükker ile hâss u ʿâmm şîrîn-kâm varup ve erbâb-ı vezâyife ber-vech-i pîşîn muharrem aylığı verilüp, cümlesi duʿây-ı bekā-yı ʿömr-i Şehinşâhî'yi zebân-güzâr-ı devâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremü'l-harâmın beşinci salı gicesi sâʿat beş buçukda iken, Mîrahûr-i Evvel Sâdık Ağa'nın hânesinden âteş-i serkeş ser-nümâ ve on iki sâʿat imtidâd ile dağdağa-resân-ı etrâf ü enhâ olup, Uzun-çarşu ve etrafında olan hâneler bi'l-külliyye sûzân ve niçe erbâb-ı servet ü sâmân muhtâc-ı tedârük-i nân olup, ne hâl ise muntafî ve kulûb-i nâsdan havf ü ıztırâb müntefî oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_087.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Muharremü'l-harâmın beşinci salı gicesi sâʿat beş buçukda iken, Mîrahûr-i Evvel Sâdık Ağa'nın hânesinden âteş-i serkeş ser-nümâ ve on iki sâʿat imtidâd ile dağdağa-resân-ı etrâf ü enhâ olup, Uzun-çarşu ve etrafında olan hâneler bi'l-külliyye sûzân ve niçe erbâb-ı servet ü sâmân muhtâc-ı tedârük-i nân olup, ne hâl ise muntafî ve kulûb-i nâsdan havf ü ıztırâb müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâdık Ağa'nın hânesi beytü'l-mâl ve erbâb-ı hâcâta mecâl-i ru’yet-i umûr ve eşğâl olup, her diyârın tefârîk ve tuhafına kân ve her memleketin nâ-dîde ve nâ-şenîde emtiʿasına mekân olmak haysiyyeti ile leyletü'l-harîk kati çok kimse nehb ü gārete tarîk bulup, niçe müflis-i bî-mâye kâm-rân ve niçe fakīr-i nâ-tüvân nâyil-i firâvân oldukları tahkīk-kerde-i erbâb-ı itkāndır.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_088.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Sâdık Ağa'nın hânesi beytü'l-mâl ve erbâb-ı hâcâta mecâl-i ru’yet-i umûr ve eşğâl olup, her diyârın tefârîk ve tuhafına kân ve her memleketin nâ-dîde ve nâ-şenîde emtiʿasına mekân olmak haysiyyeti ile leyletü'l-harîk kati çok kimse nehb ü gārete tarîk bulup, niçe müflis-i bî-mâye kâm-rân ve niçe fakīr-i nâ-tüvân nâyil-i firâvân oldukları tahkīk-kerde-i erbâb-ı itkāndır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müʼessis-i bünyân-ı hayrât-hisân olan Pâdişâh-ı zemân, Galata Serâyı'na tahsîl-i rızây-ı ilâhî zımnında vazʿ buyurdukları kütüb-i nefîseye [M1 40] nigāh kasdıyla şehr-i muharremin sekizinci yevm-i hamîs Galata Serâyı'na devlet ü ikbâl ile ʿazîmet ve hîn-i binâ-yı Kitâb-hânede makarr-ı hümâyûn olmak üzere inşâ olunan taht-ı ʿâlî-bahta şeref ü zînet verüp, Serây hâceleri tilâvet-i Kur'ân ve duʿây-ı Pâdişâh-ı cihân ile iştigāl ve cümlesi deryâ-yı birr ü mekremet-i Şâhâne'den guref-i nasîb-i ihsân ü nevâl eylediler.",
          "caption": "Kudûm-i Şâhî be-Serây-ı Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_089.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Kudûm-i Şâhî be-Serây-ı Galata",
          "text": "Müʼessis-i bünyân-ı hayrât-hisân olan Pâdişâh-ı zemân, Galata Serâyı'na tahsîl-i rızây-ı ilâhî zımnında vazʿ buyurdukları kütüb-i nefîseye [M1 40] nigāh kasdıyla şehr-i muharremin sekizinci yevm-i hamîs Galata Serâyı'na devlet ü ikbâl ile ʿazîmet ve hîn-i binâ-yı Kitâb-hânede makarr-ı hümâyûn olmak üzere inşâ olunan taht-ı ʿâlî-bahta şeref ü zînet verüp, Serây hâceleri tilâvet-i Kur'ân ve duʿây-ı Pâdişâh-ı cihân ile iştigāl ve cümlesi deryâ-yı birr ü mekremet-i Şâhâne'den guref-i nasîb-i ihsân ü nevâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyh Murâd-zâde Muhammedü'l-Murâdî en-Nakşibendî bundan akdem Âsitâne'ye pâ-nihâde-i şeref ve likā-yı peder-i vâlâ-güherleri ile tâb-efgen-i âteş-i şevk u şegaf oldukdan sonra, Şâm-ı cennet-meşâmmına ve andan telsîm-i rükn ü makāma ʿazîmet etmi-\nşidi. Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-ilâhiyyeti müsevvereye vusûlünde Fahr-i 'âlem sallallâhü teʿâlâ ve sellem hazretlerinin vâlidleri 'Abdullah bin Muttalib'in mezârını bi'l-müşâhede taʿyîn ve sandûka ve pûşîde ve kanâdîl ile tezyîn eylediğini nakl ü rivâyet eyledi. 'Abdullah bin Muttalib, Vâkıdî rivâyeti üzere Gazze'ye ticâretle varup, Medîne'ye 'avdetinde fevt ve Beyt-i Nâbiğa dimekle şehîr mahalde defn olunmuş.",
          "caption": "Âmeden-i Şeyh Murâd-zâde be-Âsitâne ve zuhûr-i kabr-i vâlid-i hazret-i Risâlet-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_090.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Şeyh Murâd-zâde be-Âsitâne ve zuhûr-i kabr-i vâlid-i hazret-i Risâlet-penâhî",
          "text": "Şeyh Murâd-zâde Muhammedü'l-Murâdî en-Nakşibendî bundan akdem Âsitâne'ye pâ-nihâde-i şeref ve likā-yı peder-i vâlâ-güherleri ile tâb-efgen-i âteş-i şevk u şegaf oldukdan sonra, Şâm-ı cennet-meşâmmına ve andan telsîm-i rükn ü makāma ʿazîmet etmi-\nşidi. Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-ilâhiyyeti müsevvereye vusûlünde Fahr-i 'âlem sallallâhü teʿâlâ ve sellem hazretlerinin vâlidleri 'Abdullah bin Muttalib'in mezârını bi'l-müşâhede taʿyîn ve sandûka ve pûşîde ve kanâdîl ile tezyîn eylediğini nakl ü rivâyet eyledi. 'Abdullah bin Muttalib, Vâkıdî rivâyeti üzere Gazze'ye ticâretle varup, Medîne'ye 'avdetinde fevt ve Beyt-i Nâbiğa dimekle şehîr mahalde defn olunmuş."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Adana Eyâleti, Şehsuvâr-zâde Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'ya ve bu sebeble münhal olan Van Eyâleti, sâbıkā Çıldır Vâlîsi Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya ve Çıldır Eyâleti, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Hâfız Mehmed Bey'e ve Karaman Eyâleti, sâbıkā İç-il Mutasarrıfı Vezîr Mustafa Paşa'ya ve İç-il, selefi el-Hâc Mustafa Paşa'ya ve Eğriboz Muhâfazası, Vezîr Mehmed Paşa'ya ve İnebahtı, Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ü 'inâyet ve kapu kethudâlarına ilbâs-ı hil'at olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı 'izâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_091.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı 'izâm",
          "text": "Adana Eyâleti, Şehsuvâr-zâde Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'ya ve bu sebeble münhal olan Van Eyâleti, sâbıkā Çıldır Vâlîsi Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya ve Çıldır Eyâleti, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Hâfız Mehmed Bey'e ve Karaman Eyâleti, sâbıkā İç-il Mutasarrıfı Vezîr Mustafa Paşa'ya ve İç-il, selefi el-Hâc Mustafa Paşa'ya ve Eğriboz Muhâfazası, Vezîr Mehmed Paşa'ya ve İnebahtı, Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ü 'inâyet ve kapu kethudâlarına ilbâs-ı hil'at olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı muharremü'l-harâmın yirmi altıncı salı günü 'Ulûfe Dîvânı olup, sunûf-i askerînin müstehak oldukları bir kıst mevâcib ihrâc ve kabzına me'mûrlara edâ ve Venedik Cumhûru tarafından İkāmet Elçisi dahi mukaddemâ vârid olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda 'atabe-i 'ulyâ-yı Şâhâne'ye ruhsâ ve selh-i muharremde Paşa Kapusu'nda devr olup, Silahdâr Ağa vesâtatiyle taraf-ı hümâyûndan teşrîfât-ı seniyye şeref-resân-ı vürûd olup, cânib-i Sadâret-penâhî'den Ağa-yı mûmâ ileyhe semmûr kürk iksâ ve nakd-i vâfir i'tâ ve teşekkürü hâvî telhîs ile 'inân-ı 'azîmeti irhâ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi Venedik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_092.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi Venedik",
          "text": "Mâh-ı muharremü'l-harâmın yirmi altıncı salı günü 'Ulûfe Dîvânı olup, sunûf-i askerînin müstehak oldukları bir kıst mevâcib ihrâc ve kabzına me'mûrlara edâ ve Venedik Cumhûru tarafından İkāmet Elçisi dahi mukaddemâ vârid olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda 'atabe-i 'ulyâ-yı Şâhâne'ye ruhsâ ve selh-i muharremde Paşa Kapusu'nda devr olup, Silahdâr Ağa vesâtatiyle taraf-ı hümâyûndan teşrîfât-ı seniyye şeref-resân-ı vürûd olup, cânib-i Sadâret-penâhî'den Ağa-yı mûmâ ileyhe semmûr kürk iksâ ve nakd-i vâfir i'tâ ve teşekkürü hâvî telhîs ile 'inân-ı 'azîmeti irhâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh hazretlerinin gül-i terden nâzikter olan vücûd-i 'âlem-sûdları [M1 41] birkaç günden berü berhem-zede-i sarsar-ı dâ'-i 'asîrü'd-devâ olup, rükûb ü nüzûlden iktidârı meslûb u men' ve seyr ü hareketi vâsıl-ı ser-menzil-i vücûb iken, gayret-i fıtriyyeleri üzere işbu bin yüz altmış sekiz senesi saferinin yirmi sekizinci cum'a günü Ağa Câmi'ine çıkup, edây-ı salâta dek kemâl-i za'f ü ıztırâb ile meks ü ârâm ve Serây-ı hümâyûn'a 'azîmet içün hareket ü kıyâm buyurup, Silahdâr Ağa'ya ve sâ'ire ittikâ ve hezâr su'ûbet ile ata bindirilüp, Timür-kapu arasına varıldıkda, tâyir-i rûhu bâl-güşây-ı evc-i semâ ve tengnây-ı heykel-i cismânîden rehâ olup, makām-ı hûrun maksûrâtun fi'l-\nhıyâm tarafına hırâm ve meşâriʿ-i cennâtün tecrî min tahtihe'l-enhârdan reşf-i mâ'i'l-hayât-ı hulûd ü devâm eyledi.\n\nFî'l-hâl Sadrıaʿzam ve erkân-ı devlete berîd-i istiʿcâl irsâl olunup, Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve ihtifâl eylediklerinde, vâris-i taht-ı ʿOsmânî, Mâlik-i ezimme-i cihân-bânî Şehzâde Sultân ʿOsmân bin Mustafa Hân serîr-i saltanat ve erîke-i devlete zînet-bahş-ı cülûs ve ibtidâ Sadrıaʿzam ve ʿale't-teʿâkub sudûr-ı ʿulemâ ve ricâl ve ocağlu vâhiden baʿde vâhidin icrây-ı resm-i beyʿat ve tebrîk-i cülûs-i pür-meymenet etdikden sonra, Hudâvendigâr-ı sâbıkın gasl ü tekfînine mübâşeret ve nemâzı edâ ve kānûn üzere naʿş-ı mağfiret-nakşı âlây ile Yeni Câmi'a getirülüp, peder-i vâlâ-güherleri hazîresi kurbunda defn ve aʿyün-i nâsdan ihfâ olundu. Mütevaffâ-yı müşârun ileyh esbağallâhü niʿamehû ʿaleyhi hazretleri bin yüz sekiz târîhinde sülb-i pâk-i Sultân Mustafa'dan zînet-bahş-ı ʿâlem-i şuhûd ve otuz beş sene Şehzâdelik ile kûşe-i vahdetde tâʿat-güzîn-i cenâb-ı Maʿbûd olup, kırk üç târîhinde neyyir-i bâhirü'l-işrâk-ı tâliʿ-i hümâyûnları pertev-pâş-ı âfâk ve bi'l-irsi ve'l-istihkāk taht-1 fîrûz-baht-ı ʿOsmânî'ye cülûs ile ʿâlem ve ʿâlemiyân kudûm-i meserret-lüzûmundan neşve-yâb-ı sürûr u iştiyâk olup, yirmi beş sene kadar erîke-i saltanatda müttekî-yi çâr-bâliş-i zindegânî ve esb-rân-ı meydân-ı Sâhib-kırânî olup, târîh-i mezkûrda terk-i ʿâlem-i fânî ve ihtiyâr-ı semt-i câvidânî eyledi.\nHudâvendigâr-ı merhûm Pâdişâh-ı ʿâlî himmet ve şehinşâh-ı gerdûn-bestat, lâyık-ı taht ü tâc, râğim-i ânif-i erbâb-ı ʿinâd ü leccâc Bû-bekr-emânet, ʿÖmer-ʿadâlet, ʿOsmân-hayâ, ʿAlî-şecâʿat olup, deryây-ı cûd u sehâsı bây ü gedâ hakkında mevc-engîz ve âfitâb-ı ʿinâyet [M1 42] ve lütfu mefârik-ı ağniyâ vü fukarâya lemʿa-rîz olduğundan gayri, ʿakl ü dirâyet ve letâfet-i tabîʿat ile revnak-şiken-i şân-ı mülûk-i dirîn ve sebât-ı kadem ve iʿlâ'-i kelime-i Hâliku'n-nesem ile mağbût-i Hulefâ-yı Râşidîn olup, bidâyet-i saltanat-ı seniyyelerinde zirve-i bağy ü şekāya iʿtilâ edenleri dest-yârî-yi seyf-i sârim-i şehâmet ve meded-kârî-yi hüsn-i tedbîr u reviyyetle nâ-bedîd ve ahz-ı sâr ü intikām ile Devlet-i ebed-bünyânı tecdîd edüp, o aralıkda Nemçe ve Moskov seferleri ve Nâdir Şâh ve Sarı Bey-oğlu misillü şedîdü'ş-şekîme düşmenler zuhûr ve mülk-i devletde âsâr-ı şerr ü şûr selb-i râhat ü şuʿûr etmişiken, her tarafa Serʿasker ve her cânibe leşker gönderüp, kendü makāmlarında kutub gibi sâbit-kadem olarak düşmenlerini kahr u tedmîr ve\neyâdi-yi aʿdâya giriftâr olan Belgrad ve Ada ve sâ'ir kalʿa ve palangaları feth u teshîr ile şân-ı saltanatı tevkīr edüp, bu gavâyil mündefiʿ u zâyil oldukda, bakıyye-i eyyâm-ı saltanatı sûr ü sürûr ile murûr ve zemânında ʿâlem kesb-i râhat ü huzûr etmişidi. Bundan başka ibtigāy-ı rızây-ı Mevlâ ve tedârük-i zâd-ı neş'e-i uhrâ zımnında her biri mahallinde zikr olunduğu vech üzere fevka'l-had hayrât ü hasenâta muvaffak ve bâ-husûs erâzil-i Âsitâne indifâʿı niyyeti ile Ayasofya kitâbhânesinde beher yevm kırâ'etini şart etdikleri Buhârî-yi şerîfin semere ve fâyidesi muhakkak olup, Sultân ʿOsmân Hân'a mensûb câmiʿi dahi kuvve-i karîbeye getürdüğü ʿuluvv-i himmet-i Şâhâne'lerine delâlet eyleyeceği zâhirdir. Velâdetleri târîhi gülgonçe-i cülûsları târîhi; kutbü'l-arz (قطب الارض) olduğu maʿlûm-i kibâr ü sıgārdır.",
          "caption": "İntikāl-i Pâdişâh-ı cihân Sultân Mahmûd Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_093.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İntikāl-i Pâdişâh-ı cihân Sultân Mahmûd Hân",
          "text": "Müşârun ileyh hazretlerinin gül-i terden nâzikter olan vücûd-i 'âlem-sûdları [M1 41] birkaç günden berü berhem-zede-i sarsar-ı dâ'-i 'asîrü'd-devâ olup, rükûb ü nüzûlden iktidârı meslûb u men' ve seyr ü hareketi vâsıl-ı ser-menzil-i vücûb iken, gayret-i fıtriyyeleri üzere işbu bin yüz altmış sekiz senesi saferinin yirmi sekizinci cum'a günü Ağa Câmi'ine çıkup, edây-ı salâta dek kemâl-i za'f ü ıztırâb ile meks ü ârâm ve Serây-ı hümâyûn'a 'azîmet içün hareket ü kıyâm buyurup, Silahdâr Ağa'ya ve sâ'ire ittikâ ve hezâr su'ûbet ile ata bindirilüp, Timür-kapu arasına varıldıkda, tâyir-i rûhu bâl-güşây-ı evc-i semâ ve tengnây-ı heykel-i cismânîden rehâ olup, makām-ı hûrun maksûrâtun fi'l-\nhıyâm tarafına hırâm ve meşâriʿ-i cennâtün tecrî min tahtihe'l-enhârdan reşf-i mâ'i'l-hayât-ı hulûd ü devâm eyledi.\n\nFî'l-hâl Sadrıaʿzam ve erkân-ı devlete berîd-i istiʿcâl irsâl olunup, Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve ihtifâl eylediklerinde, vâris-i taht-ı ʿOsmânî, Mâlik-i ezimme-i cihân-bânî Şehzâde Sultân ʿOsmân bin Mustafa Hân serîr-i saltanat ve erîke-i devlete zînet-bahş-ı cülûs ve ibtidâ Sadrıaʿzam ve ʿale't-teʿâkub sudûr-ı ʿulemâ ve ricâl ve ocağlu vâhiden baʿde vâhidin icrây-ı resm-i beyʿat ve tebrîk-i cülûs-i pür-meymenet etdikden sonra, Hudâvendigâr-ı sâbıkın gasl ü tekfînine mübâşeret ve nemâzı edâ ve kānûn üzere naʿş-ı mağfiret-nakşı âlây ile Yeni Câmi'a getirülüp, peder-i vâlâ-güherleri hazîresi kurbunda defn ve aʿyün-i nâsdan ihfâ olundu. Mütevaffâ-yı müşârun ileyh esbağallâhü niʿamehû ʿaleyhi hazretleri bin yüz sekiz târîhinde sülb-i pâk-i Sultân Mustafa'dan zînet-bahş-ı ʿâlem-i şuhûd ve otuz beş sene Şehzâdelik ile kûşe-i vahdetde tâʿat-güzîn-i cenâb-ı Maʿbûd olup, kırk üç târîhinde neyyir-i bâhirü'l-işrâk-ı tâliʿ-i hümâyûnları pertev-pâş-ı âfâk ve bi'l-irsi ve'l-istihkāk taht-1 fîrûz-baht-ı ʿOsmânî'ye cülûs ile ʿâlem ve ʿâlemiyân kudûm-i meserret-lüzûmundan neşve-yâb-ı sürûr u iştiyâk olup, yirmi beş sene kadar erîke-i saltanatda müttekî-yi çâr-bâliş-i zindegânî ve esb-rân-ı meydân-ı Sâhib-kırânî olup, târîh-i mezkûrda terk-i ʿâlem-i fânî ve ihtiyâr-ı semt-i câvidânî eyledi.\nHudâvendigâr-ı merhûm Pâdişâh-ı ʿâlî himmet ve şehinşâh-ı gerdûn-bestat, lâyık-ı taht ü tâc, râğim-i ânif-i erbâb-ı ʿinâd ü leccâc Bû-bekr-emânet, ʿÖmer-ʿadâlet, ʿOsmân-hayâ, ʿAlî-şecâʿat olup, deryây-ı cûd u sehâsı bây ü gedâ hakkında mevc-engîz ve âfitâb-ı ʿinâyet [M1 42] ve lütfu mefârik-ı ağniyâ vü fukarâya lemʿa-rîz olduğundan gayri, ʿakl ü dirâyet ve letâfet-i tabîʿat ile revnak-şiken-i şân-ı mülûk-i dirîn ve sebât-ı kadem ve iʿlâ'-i kelime-i Hâliku'n-nesem ile mağbût-i Hulefâ-yı Râşidîn olup, bidâyet-i saltanat-ı seniyyelerinde zirve-i bağy ü şekāya iʿtilâ edenleri dest-yârî-yi seyf-i sârim-i şehâmet ve meded-kârî-yi hüsn-i tedbîr u reviyyetle nâ-bedîd ve ahz-ı sâr ü intikām ile Devlet-i ebed-bünyânı tecdîd edüp, o aralıkda Nemçe ve Moskov seferleri ve Nâdir Şâh ve Sarı Bey-oğlu misillü şedîdü'ş-şekîme düşmenler zuhûr ve mülk-i devletde âsâr-ı şerr ü şûr selb-i râhat ü şuʿûr etmişiken, her tarafa Serʿasker ve her cânibe leşker gönderüp, kendü makāmlarında kutub gibi sâbit-kadem olarak düşmenlerini kahr u tedmîr ve\neyâdi-yi aʿdâya giriftâr olan Belgrad ve Ada ve sâ'ir kalʿa ve palangaları feth u teshîr ile şân-ı saltanatı tevkīr edüp, bu gavâyil mündefiʿ u zâyil oldukda, bakıyye-i eyyâm-ı saltanatı sûr ü sürûr ile murûr ve zemânında ʿâlem kesb-i râhat ü huzûr etmişidi. Bundan başka ibtigāy-ı rızây-ı Mevlâ ve tedârük-i zâd-ı neş'e-i uhrâ zımnında her biri mahallinde zikr olunduğu vech üzere fevka'l-had hayrât ü hasenâta muvaffak ve bâ-husûs erâzil-i Âsitâne indifâʿı niyyeti ile Ayasofya kitâbhânesinde beher yevm kırâ'etini şart etdikleri Buhârî-yi şerîfin semere ve fâyidesi muhakkak olup, Sultân ʿOsmân Hân'a mensûb câmiʿi dahi kuvve-i karîbeye getürdüğü ʿuluvv-i himmet-i Şâhâne'lerine delâlet eyleyeceği zâhirdir. Velâdetleri târîhi gülgonçe-i cülûsları târîhi; kutbü'l-arz (قطب الارض) olduğu maʿlûm-i kibâr ü sıgārdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cülûs-i meymenet-me'nûsun üçüncü günü Sadr-ı vâlâ-makām ve Şeyhulislâm hazerâtı huzûr-i hümâyûna daʿvet olunup, müceddeden hakk olunan mühr-i şerîf-i Sultânî, Sadr-ı ʿâlî-kadrin müfevvaz-ı dest-i sadâkati ve zimâm-ı tesviye-i umûr-i ʿibâd, müsellem-i yed-i kifâyeti kılınup, serâ-sere dûhte bir sevb-i semmûr ile kāmet-i istiklâli tezyîn ve Şeyhulislâm Efendi'ye dahi beyâza kablu bir sevb-i semmûr kürk ilbâs olunup, hıdmet-i iftâya taʿyîn ve ihrâz-ı mevâhib-i Hâkān-ı cedîd ile ikisi dahi ʿîd ber bâlây-ı ʿîd edüp, Sadrıaʿzam Bâb-ı ʿâlî'ye ʿavdet ve ʿumûmen erbâb-ı menâsıba ilbâs-i hilʿat eyledi.",
          "caption": "İbkā ve takrîr-i Sadâret-i ʿuzmâ ve mesned-i vâlâ-yı Fetvâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_094.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā ve takrîr-i Sadâret-i ʿuzmâ ve mesned-i vâlâ-yı Fetvâ",
          "text": "Cülûs-i meymenet-me'nûsun üçüncü günü Sadr-ı vâlâ-makām ve Şeyhulislâm hazerâtı huzûr-i hümâyûna daʿvet olunup, müceddeden hakk olunan mühr-i şerîf-i Sultânî, Sadr-ı ʿâlî-kadrin müfevvaz-ı dest-i sadâkati ve zimâm-ı tesviye-i umûr-i ʿibâd, müsellem-i yed-i kifâyeti kılınup, serâ-sere dûhte bir sevb-i semmûr ile kāmet-i istiklâli tezyîn ve Şeyhulislâm Efendi'ye dahi beyâza kablu bir sevb-i semmûr kürk ilbâs olunup, hıdmet-i iftâya taʿyîn ve ihrâz-ı mevâhib-i Hâkān-ı cedîd ile ikisi dahi ʿîd ber bâlây-ı ʿîd edüp, Sadrıaʿzam Bâb-ı ʿâlî'ye ʿavdet ve ʿumûmen erbâb-ı menâsıba ilbâs-i hilʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâcü'l-muhadderât, iklîletü'l-muhassanât ʿismetlü Vâlide Sultân hazretlerinin cülûs-i semere-i fu'âdları iktizâsıyla Serây-ı ʿatîk'den Serây-ı cedîd'e gelmeleri muʿtâd olduğuna binâ'en, şehr-i rebîʿulevvelin dördüncü çehârşenbih günü Dâru's-saʿâde Ağası Beşîr Ağa ve Haremeyn takımı ve Vâlide Kethudâsı Ağa ve sâ'ir huzûrları kānûn olan ricâl-i Devlet, Serây-ı ʿatîk'den müşârun ileyhâ hazretlerini taht-ı revân ile alup, cevânib-i erbiʿası peykân ve solak ve musâhib ağaları ile ihâta olunarak sahâ-i Serây-ı hümâyûn'a îsâl ve Pâdişâh-ı cemîlü'l-hısâl hazretleri dahi Vâlide-i müşfikaların istikbâl ve teyessür-i mülâkāt zımnında îfây-ı hamd ü şükr-i Zü'l-celâl eylediler.",
          "caption": "Daʿvet-i Hazret-i Vâlide Sultân ez-Serây-ı ʿatîk be-Serây-ı [M1 43] cedîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_095.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Daʿvet-i Hazret-i Vâlide Sultân ez-Serây-ı ʿatîk be-Serây-ı [M1 43] cedîd",
          "text": "Tâcü'l-muhadderât, iklîletü'l-muhassanât ʿismetlü Vâlide Sultân hazretlerinin cülûs-i semere-i fu'âdları iktizâsıyla Serây-ı ʿatîk'den Serây-ı cedîd'e gelmeleri muʿtâd olduğuna binâ'en, şehr-i rebîʿulevvelin dördüncü çehârşenbih günü Dâru's-saʿâde Ağası Beşîr Ağa ve Haremeyn takımı ve Vâlide Kethudâsı Ağa ve sâ'ir huzûrları kānûn olan ricâl-i Devlet, Serây-ı ʿatîk'den müşârun ileyhâ hazretlerini taht-ı revân ile alup, cevânib-i erbiʿası peykân ve solak ve musâhib ağaları ile ihâta olunarak sahâ-i Serây-ı hümâyûn'a îsâl ve Pâdişâh-ı cemîlü'l-hısâl hazretleri dahi Vâlide-i müşfikaların istikbâl ve teyessür-i mülâkāt zımnında îfây-ı hamd ü şükr-i Zü'l-celâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Selâtîn ü mülûk-i selef hazret-i Hâlid'de taklîd-i seyf ile kesb-i şeref ede-geldikleri kānûn olduğuna binâ'en, şehr-i rebîʿulevvelin yedinci günü alay tertîb olunup, Sadriaʿzam ve Kapudan Paşa ve sudûr-i ʿulemâ ve mevâlî ve hâcegân ve müderrisîn ve ocağlu cümle esbâb-ı dîvâniyyeleriyle Serây-ı hümâyûn'da hâzır ve Şeyhulislâm Efendi'ye ʿaraba ile mukaddemce hazret-i Hâlid'e varup, kudûm-i hazret-i Şehriyârî'ye nâzır olmak ruhsatı müteyesser olup, alay âmâde olduğu taraf-ı Tâcdârî'ye ihbâr ve fi'l-hâl Şehriyâr-ı vâlâ-tebâr bir esb-i sabâ-reftâra süvâr olup, ilerüden erbâb-ı alay âheste seyr ü hareket ile ʿalâ tefâvüt-i merâtibihim ʿazîmete ibtidâr ve Ebu'l-Feth Sultan Mehmed Hân Câmiʿi'ne duhûl ve rahş-ı dil-keşlerinden nüzûl ve cedd-i aʿzamları türbesini ziyâret ile kesb-i feyz-i rûhâniyyet ve Hudâvendigār-ı merhûmun hatt-ı yedleriyle nüvişte olan mushaf-ı şerîfi görüp: “Bundan aʿlâ ziyâret olmaz” nutkuyla zikr olunan Mushaf-ı şerîfden bir ʿaşır Kur'an okunmasını fermân ve sevâbiyle revân-ı sâhib-i hattı şâdân buyurdukdan sonra, tekrâr süvâr-ı semend-i şevket ve türbe-i hazret-i Hâlid'e gelüp, kesb-i yümn ü bereket ve Nakību'l-eşrâf Rızâ Efendi dest-güşâ-yı duʿâ ve deymûmiyyet-i saltanat-ı seniyye temennâsını edâ edüp, duʿâya gāyet ve resme nihâyet verildikden sonra taklîd-i seyf maslahatına mübâşeret ve ol dahi vech-i maʿlûm ile pezîrrufte-i temşiyet olup, Hudâvend-i kerrûbî evsâf alay erbâbına ruhsat-dâde-i ʿavd ü insırâf olup, o hilâlde zevrak-i hilâl-revnaka süvâr ve ʿâzim-i dâr-ı şevket-medâr oldular.",
          "caption": "Zikr-i taklîd-i seyf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_096.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i taklîd-i seyf",
          "text": "Selâtîn ü mülûk-i selef hazret-i Hâlid'de taklîd-i seyf ile kesb-i şeref ede-geldikleri kānûn olduğuna binâ'en, şehr-i rebîʿulevvelin yedinci günü alay tertîb olunup, Sadriaʿzam ve Kapudan Paşa ve sudûr-i ʿulemâ ve mevâlî ve hâcegân ve müderrisîn ve ocağlu cümle esbâb-ı dîvâniyyeleriyle Serây-ı hümâyûn'da hâzır ve Şeyhulislâm Efendi'ye ʿaraba ile mukaddemce hazret-i Hâlid'e varup, kudûm-i hazret-i Şehriyârî'ye nâzır olmak ruhsatı müteyesser olup, alay âmâde olduğu taraf-ı Tâcdârî'ye ihbâr ve fi'l-hâl Şehriyâr-ı vâlâ-tebâr bir esb-i sabâ-reftâra süvâr olup, ilerüden erbâb-ı alay âheste seyr ü hareket ile ʿalâ tefâvüt-i merâtibihim ʿazîmete ibtidâr ve Ebu'l-Feth Sultan Mehmed Hân Câmiʿi'ne duhûl ve rahş-ı dil-keşlerinden nüzûl ve cedd-i aʿzamları türbesini ziyâret ile kesb-i feyz-i rûhâniyyet ve Hudâvendigār-ı merhûmun hatt-ı yedleriyle nüvişte olan mushaf-ı şerîfi görüp: “Bundan aʿlâ ziyâret olmaz” nutkuyla zikr olunan Mushaf-ı şerîfden bir ʿaşır Kur'an okunmasını fermân ve sevâbiyle revân-ı sâhib-i hattı şâdân buyurdukdan sonra, tekrâr süvâr-ı semend-i şevket ve türbe-i hazret-i Hâlid'e gelüp, kesb-i yümn ü bereket ve Nakību'l-eşrâf Rızâ Efendi dest-güşâ-yı duʿâ ve deymûmiyyet-i saltanat-ı seniyye temennâsını edâ edüp, duʿâya gāyet ve resme nihâyet verildikden sonra taklîd-i seyf maslahatına mübâşeret ve ol dahi vech-i maʿlûm ile pezîrrufte-i temşiyet olup, Hudâvend-i kerrûbî evsâf alay erbâbına ruhsat-dâde-i ʿavd ü insırâf olup, o hilâlde zevrak-i hilâl-revnaka süvâr ve ʿâzim-i dâr-ı şevket-medâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M1 44] Cülûs-i hümâyûn vukūʿunda ashâb-ı mukâtaʿa ve erbâb-ı zeʿâmet ve vazîfeden rüsûm-i cülûsiyye ahz u tahsîli, kānûn-i kadîm-i Devlet olduğu ʿarz-ı ʿatabe-i Şâhâne kılınmışidi. O makūle ʿibâd-ı zaʿîfü'l-eyâdın sebeb-i cülûs ile inziʿâc ü ıztırabı ve tedârük-i meblağ ile sû-be-sû tedahrüc u inkılâbı, tabʿ-ı hümâyûna muvâfık gelmeyüp, ʿumûmen rüsûm-i mukannenelerine hatt-ı ʿafv keşîde ve bu sebeble isticlâb-ı deʿâvât-ı gayr-i ʿadîde kılındı.",
          "caption": "Afv-ı rüsûmât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_097.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Afv-ı rüsûmât",
          "text": "[M1 44] Cülûs-i hümâyûn vukūʿunda ashâb-ı mukâtaʿa ve erbâb-ı zeʿâmet ve vazîfeden rüsûm-i cülûsiyye ahz u tahsîli, kānûn-i kadîm-i Devlet olduğu ʿarz-ı ʿatabe-i Şâhâne kılınmışidi. O makūle ʿibâd-ı zaʿîfü'l-eyâdın sebeb-i cülûs ile inziʿâc ü ıztırabı ve tedârük-i meblağ ile sû-be-sû tedahrüc u inkılâbı, tabʿ-ı hümâyûna muvâfık gelmeyüp, ʿumûmen rüsûm-i mukannenelerine hatt-ı ʿafv keşîde ve bu sebeble isticlâb-ı deʿâvât-ı gayr-i ʿadîde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i rebîʿulevvelin yedinci sebt gicesi Sultân Hammâmı kurbunda Haraççı Halîl'in hânesinden âteş zuhûr edüp, şiddet-i rûzgâr takrîbi ile gittikçe müştedd ve Mahmûd-paşa Çarşusu ve hammâmı ve Şerbetçi-zâde hânesiyle civârında vâki hâneler ve Kaşıkçılar ve Tarakçılar tâ Acı-çeşme'ye varınca on sekiz sâʿat mümted olup, dest-yârî-i şefkat-i Rabbü'l-ʿibâd ile o âteş-i bî-dâd karîn-i incimâd oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_098.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şehr-i rebîʿulevvelin yedinci sebt gicesi Sultân Hammâmı kurbunda Haraççı Halîl'in hânesinden âteş zuhûr edüp, şiddet-i rûzgâr takrîbi ile gittikçe müştedd ve Mahmûd-paşa Çarşusu ve hammâmı ve Şerbetçi-zâde hânesiyle civârında vâki hâneler ve Kaşıkçılar ve Tarakçılar tâ Acı-çeşme'ye varınca on sekiz sâʿat mümted olup, dest-yârî-i şefkat-i Rabbü'l-ʿibâd ile o âteş-i bî-dâd karîn-i incimâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cülûs esnâsında mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'da bulunanlara kürk ve hançer vürûdu ʿâdet olduğundan, şehr-i mezkûrun dokuzuncu günü bir kabza mücevher hançer ve bir sevb-i semmûr kürk kahveci-başıları yediyle şeref-resân-ı vürûd olup, Sadr-ı muvakkar ferveyi der-ber ve hançeri zîb-i kemer ve hükm-i mutâʿlarını sûde-i hadeka-i nazar edüp, Kahveci-başı'ya semmûr kürk ve donanmış esb ve bin altûn ve maʿiyyetinde olanlara tevzîʿ içün beş yüz guruş ve Dolab Halîfesi'ne müstakıllen beş yüz guruş iʿtâ ve şîme-i ʿubûdiyyet icrâ olundu. Bir sâʿatden sonra cenâb-ı Fetvâ-penâhî'ye dahi müşârun ileyhâ hazretleri tarafından kâtipleri vesâtatıyla bir sevb-i semmûr kürk gönderilüp, irsâl ve ʿadem-i irsâli mufavvaz-ı re’y-i Sadr-ı ʿâlî kılındığı, me’âl-i hükm-i şerîfden istidlâl ve kâtib-i mûmâ ileyhe Bâb-ı ʿâlî'den âdem terfîk olunup, zikr olunan kürkü Şeyhülislâm Efendi hazretlerine îsâl ve ʿavdetinde yine kapuya gelüp, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den beş yüz guruş ʿatıyye hemyân ümmîdine nihâde ve mutayyeb ü memnûn iʿâde olundu.",
          "caption": "Vürûd-i hançer-i mücevher ve ferve-i semmûr ez-cânib-i mehd-i ‘ulyâ be-cenâb-ı Sadr-ı ‘âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_099.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hançer-i mücevher ve ferve-i semmûr ez-cânib-i mehd-i ‘ulyâ be-cenâb-ı Sadr-ı ‘âlî",
          "text": "Cülûs esnâsında mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'da bulunanlara kürk ve hançer vürûdu ʿâdet olduğundan, şehr-i mezkûrun dokuzuncu günü bir kabza mücevher hançer ve bir sevb-i semmûr kürk kahveci-başıları yediyle şeref-resân-ı vürûd olup, Sadr-ı muvakkar ferveyi der-ber ve hançeri zîb-i kemer ve hükm-i mutâʿlarını sûde-i hadeka-i nazar edüp, Kahveci-başı'ya semmûr kürk ve donanmış esb ve bin altûn ve maʿiyyetinde olanlara tevzîʿ içün beş yüz guruş ve Dolab Halîfesi'ne müstakıllen beş yüz guruş iʿtâ ve şîme-i ʿubûdiyyet icrâ olundu. Bir sâʿatden sonra cenâb-ı Fetvâ-penâhî'ye dahi müşârun ileyhâ hazretleri tarafından kâtipleri vesâtatıyla bir sevb-i semmûr kürk gönderilüp, irsâl ve ʿadem-i irsâli mufavvaz-ı re’y-i Sadr-ı ʿâlî kılındığı, me’âl-i hükm-i şerîfden istidlâl ve kâtib-i mûmâ ileyhe Bâb-ı ʿâlî'den âdem terfîk olunup, zikr olunan kürkü Şeyhülislâm Efendi hazretlerine îsâl ve ʿavdetinde yine kapuya gelüp, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den beş yüz guruş ʿatıyye hemyân ümmîdine nihâde ve mutayyeb ü memnûn iʿâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hazînede vüsʿat ve nukūd-i devletde kesret olmak mülâbesesiyle sunûf-i ʿasâkire cülûs-i hümâyûn bahşişi verilmek ve ʿâdât-ı eslâfı terk etmemek havâlî-gerd-i zamîr-i Pâdişâhî olmağla, [M1 45] şehr-i mezkûrun onuncu salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de ihzâr ü âmâde kılınan iki bin üç yüz doksan dört dîvânî kîse, ʿulûfe tertîbi gibi ʿumûmen ocağlara cülûs bahşişi olmak üzere tevzîʿ olunup, mütekāʿidleri cümleye idhâl kānûn değil iken, Şehriyâr-ı bedîʿu'l-fiʿâl tâyife-i mezkûreyi mahrûm etmeyüp, ifrâz-ı hisse ile anları dahi şerîk-i ʿatıyye vü nevâl eylediler.",
          "caption": "Bahşiş-i cülûs-dâden be-tavâyif-i askerî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_100.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Bahşiş-i cülûs-dâden be-tavâyif-i askerî",
          "text": "Hazînede vüsʿat ve nukūd-i devletde kesret olmak mülâbesesiyle sunûf-i ʿasâkire cülûs-i hümâyûn bahşişi verilmek ve ʿâdât-ı eslâfı terk etmemek havâlî-gerd-i zamîr-i Pâdişâhî olmağla, [M1 45] şehr-i mezkûrun onuncu salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de ihzâr ü âmâde kılınan iki bin üç yüz doksan dört dîvânî kîse, ʿulûfe tertîbi gibi ʿumûmen ocağlara cülûs bahşişi olmak üzere tevzîʿ olunup, mütekāʿidleri cümleye idhâl kānûn değil iken, Şehriyâr-ı bedîʿu'l-fiʿâl tâyife-i mezkûreyi mahrûm etmeyüp, ifrâz-ı hisse ile anları dahi şerîk-i ʿatıyye vü nevâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Selâtîn-i mâzıyye enârallâhü berâhînehüm hazerâtı taraflarından ʿakīb-i cülûs-i meymenet-me'nûsda düvel-i Nasârâ'ya irsâl-i süferâ kānûn olduğuna binâ’en, taraf-ı hümâyûndan bu ʿâdet ilgā olunmayup, ricâl-i devletden birer kimsenin taʿyîni irâde olunmuşidi. Binâ’en ʿalâ zâlik mâh-ı rebîʿulevvelin onuncu günü Dergāh-ı ʿâlî Kapucu-başılarından sâbıkā Baş-bâkīkulu Ziştovili ʿAli Ağa, Leh cânibine ve ʿİzzet ʿAli Paşa Mühürdâr-ı sâbık Silahdâr Kâtibi Dervîş Efendi, Moskov tarafına ve sâbıkā Küçük Tezkireci Halîl Efendi Nemçe Çâsârı'na tasmîm ve tahmîn ve levâzım ü harc-ı râhları mîrî\ntarafından taʿyîn olunup, bir ân akdem me'mûr oldukları tarafa hareketleri tavsiye vü telkin olundu.",
          "caption": "İhbâr-ı cülûs-i hümâyûn be-düvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_101.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İhbâr-ı cülûs-i hümâyûn be-düvel",
          "text": "Selâtîn-i mâzıyye enârallâhü berâhînehüm hazerâtı taraflarından ʿakīb-i cülûs-i meymenet-me'nûsda düvel-i Nasârâ'ya irsâl-i süferâ kānûn olduğuna binâ’en, taraf-ı hümâyûndan bu ʿâdet ilgā olunmayup, ricâl-i devletden birer kimsenin taʿyîni irâde olunmuşidi. Binâ’en ʿalâ zâlik mâh-ı rebîʿulevvelin onuncu günü Dergāh-ı ʿâlî Kapucu-başılarından sâbıkā Baş-bâkīkulu Ziştovili ʿAli Ağa, Leh cânibine ve ʿİzzet ʿAli Paşa Mühürdâr-ı sâbık Silahdâr Kâtibi Dervîş Efendi, Moskov tarafına ve sâbıkā Küçük Tezkireci Halîl Efendi Nemçe Çâsârı'na tasmîm ve tahmîn ve levâzım ü harc-ı râhları mîrî\ntarafından taʿyîn olunup, bir ân akdem me'mûr oldukları tarafa hareketleri tavsiye vü telkin olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü huzûrları muʿtâd olan zevât Sultân Ahmed Câmiʿinde muntazır-ı kudûm-i Pâdişâh-ı cemîlü's-sıfât iken, mevlid alayına mahsûs olan debdebe-i Mülûkâne ile Pâdişâh-ı velâyet-penâh câmiʿ-i şerîfe bast-ı sâye-i şevket ve erkân-ı saltanatı tahrîk-i âb-rûy-i iltifâtlarıyle kadd-i hamîde-i dürûd ü tahiyyet buyurup, mevlid-hânlar nazm-ı latîf-i Mevlid-i şerîfi kırâʾet ve hâzır bi'l-meclis olanlar istinşâk-ı fevâyih-i miskiyye-i fevz ü saʿâdet edüp, meşâyih-i kirâm dahi mahalle münâsib vaʿz u nasîhati tahkīk u tedkīk ile kulûb-i nâsı elâne vü terkīk etdikden sonra Hâkān-ı İskender-nişân Serây-ı ʿâlîlerine ʿatf-ı ʿinân buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_102.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü huzûrları muʿtâd olan zevât Sultân Ahmed Câmiʿinde muntazır-ı kudûm-i Pâdişâh-ı cemîlü's-sıfât iken, mevlid alayına mahsûs olan debdebe-i Mülûkâne ile Pâdişâh-ı velâyet-penâh câmiʿ-i şerîfe bast-ı sâye-i şevket ve erkân-ı saltanatı tahrîk-i âb-rûy-i iltifâtlarıyle kadd-i hamîde-i dürûd ü tahiyyet buyurup, mevlid-hânlar nazm-ı latîf-i Mevlid-i şerîfi kırâʾet ve hâzır bi'l-meclis olanlar istinşâk-ı fevâyih-i miskiyye-i fevz ü saʿâdet edüp, meşâyih-i kirâm dahi mahalle münâsib vaʿz u nasîhati tahkīk u tedkīk ile kulûb-i nâsı elâne vü terkīk etdikden sonra Hâkān-ı İskender-nişân Serây-ı ʿâlîlerine ʿatf-ı ʿinân buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fi'l Kapucular Kethudâsı olan Bergosî Mehmed Ağa Teşrîfât-ı hümâyûn ile Kırım Hânı tarafına râhî ve vekâleti ile Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Bey müftehir u mübâhî oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Vekîl-i Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_103.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Vekîl-i Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "text": "Bi'l-fi'l Kapucular Kethudâsı olan Bergosî Mehmed Ağa Teşrîfât-ı hümâyûn ile Kırım Hânı tarafına râhî ve vekâleti ile Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Bey müftehir u mübâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun evâsıtında mevsim-i erbâʿîn muntasıf ve sukūt-i berf ü bârân müterâdif olup, şiddet-i sermâ ve bürûdet-i hevâ raʿşe-endâz-ı cism-i bây ü gedâ o kûre-i zemherîr gûyâ mütesâkıt-ı basît-ı gabrâ olup, bu takrîb Defterdâr İskelesi'yle Südlüce miyânı yah-beste [M1 46] vü müncemid ve o deryây-ı mâlih kudret-i Rabbâniyye ile münʿakıd olup, katʿî çok kimesnenin murûr u ʿubûru manzûr ve bu hılâlde Edirne'de yirmi karış berf nüzûlü dahi mütevâtir u meşhûr oldu. İncimâd-ı deryâ içün inşâd olunan târîh-i meşhûrdur:\n\nBuz üstünden geçen geldi bana yaz dedi târîhin\n\nDeniz altmış sekizde dondu buzdan bendeniz geçdim. (دكز التمش سكزده طوكدى بوزدن بندکز کیچدم)",
          "caption": "Yah-besten-i Halîc-i İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_104.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Yah-besten-i Halîc-i İstanbul",
          "text": "Şehr-i mezkûrun evâsıtında mevsim-i erbâʿîn muntasıf ve sukūt-i berf ü bârân müterâdif olup, şiddet-i sermâ ve bürûdet-i hevâ raʿşe-endâz-ı cism-i bây ü gedâ o kûre-i zemherîr gûyâ mütesâkıt-ı basît-ı gabrâ olup, bu takrîb Defterdâr İskelesi'yle Südlüce miyânı yah-beste [M1 46] vü müncemid ve o deryây-ı mâlih kudret-i Rabbâniyye ile münʿakıd olup, katʿî çok kimesnenin murûr u ʿubûru manzûr ve bu hılâlde Edirne'de yirmi karış berf nüzûlü dahi mütevâtir u meşhûr oldu. İncimâd-ı deryâ içün inşâd olunan târîh-i meşhûrdur:\n\nBuz üstünden geçen geldi bana yaz dedi târîhin\n\nDeniz altmış sekizde dondu buzdan bendeniz geçdim. (دكز التمش سكزده طوكدى بوزدن بندکز کیچدم)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-babası-zâde İbrâhîm Ağa dâ'ire-i hümâyûna intisâbı sebebi ile mehd-i ʿulyâ hazretlerine Kethudâ nasb olunup, Ayasofya Tevliyyeti ve Küçük Mîrahûrluk hıdmeti dahi dûş-i sadâkatine tahmîl ve Mîrahûr-i Sânî Yedekçi Mustafa Ağa'nın mutasarrıf\nolduğu mukātaʿa reʿâyâsı, zulm ü gadrini tafsîl eylediklerine binâ'en, bi-tarîkı'n-nefy Edirne'ye tesbîl olundu. Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile dil-sîr-i niʿmet-i rağbet ve teberdârlardan İbrâhîm Efendi, Dâru's-saʿâde Ağası Kitâbeti ile lâbis-i hilʿat ve selefi mukātaʿa-i Haremeyn ile nâyil-i re'sü'l-mâl [ile] tesliyyet oldu. İmâm-ı Evvel-i Sultânî maʿzûl ve İzmir Mevleviyyeti ile nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olup, Sânîsi, Evvel ve Ağa Câmiʿi İmamı, İmâmet-i Sâniye ile mübeccel olup, baʿzı musâhib ve bî-zebân ve sâzende ve hânendegân teceddüd-i nevbet-i saltanat sebebi ile dâ'ire-i hümâyûndan istiskāl ve baʿzısı hânesinde ve baʿzısı Serây-ı ʿatîk'de ikāmet etmek bâbında ısdâr-ı misâl olunup, musâhiblerin baʿzısı dahi kifâyet mikdârı meʿâş havâlesiyle cânib-i Mısır'a irsâl olundu.\nReʿâyâ ve ehl-i zimmet bir zemândan berü tecavüz-i had ile elbiselerine zînet verdikleri ve İslâm'a mahsûs siyâb ile bî-edebâne hareket eyledikleri maʿlûm olup, tâyife-i mesfûreye tavr-ı kadîmleri üzere taʿyîn-i siyâb ve mürtedi olmayanları müstehakk-ı darbu'r-rikāb olmak evâmiri, lâzım gelenlere tenbîh ü işrâb olundu.\nBaş-bâkīkulu olan Mollacık-zâde ʿAli Ağa maʿzûl ve Sayda Vâlîsi'ni Kayseriyye'ye getürmek ve o havâlîde müctemiʿ olan mâl-ı mîrîyi tahsîl etmek meʾmûriyyeti ile ʿâzim olup, mansıbına ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey menkül oldu.\nMatbah-ı ʿÂmire Emîni Kesriyeli Kethudâsı Mehmed Efendi dahi makāmından dûr ve Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa dâmâdı Mustafa Bey, Matbah Emâneti ile mesrûr oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kethudâ be-Vâlide Sultân ve baʿzı vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-bünyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_105.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kethudâ be-Vâlide Sultân ve baʿzı vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-bünyân",
          "text": "Ağa-babası-zâde İbrâhîm Ağa dâ'ire-i hümâyûna intisâbı sebebi ile mehd-i ʿulyâ hazretlerine Kethudâ nasb olunup, Ayasofya Tevliyyeti ve Küçük Mîrahûrluk hıdmeti dahi dûş-i sadâkatine tahmîl ve Mîrahûr-i Sânî Yedekçi Mustafa Ağa'nın mutasarrıf\nolduğu mukātaʿa reʿâyâsı, zulm ü gadrini tafsîl eylediklerine binâ'en, bi-tarîkı'n-nefy Edirne'ye tesbîl olundu. Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile dil-sîr-i niʿmet-i rağbet ve teberdârlardan İbrâhîm Efendi, Dâru's-saʿâde Ağası Kitâbeti ile lâbis-i hilʿat ve selefi mukātaʿa-i Haremeyn ile nâyil-i re'sü'l-mâl [ile] tesliyyet oldu. İmâm-ı Evvel-i Sultânî maʿzûl ve İzmir Mevleviyyeti ile nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olup, Sânîsi, Evvel ve Ağa Câmiʿi İmamı, İmâmet-i Sâniye ile mübeccel olup, baʿzı musâhib ve bî-zebân ve sâzende ve hânendegân teceddüd-i nevbet-i saltanat sebebi ile dâ'ire-i hümâyûndan istiskāl ve baʿzısı hânesinde ve baʿzısı Serây-ı ʿatîk'de ikāmet etmek bâbında ısdâr-ı misâl olunup, musâhiblerin baʿzısı dahi kifâyet mikdârı meʿâş havâlesiyle cânib-i Mısır'a irsâl olundu.\nReʿâyâ ve ehl-i zimmet bir zemândan berü tecavüz-i had ile elbiselerine zînet verdikleri ve İslâm'a mahsûs siyâb ile bî-edebâne hareket eyledikleri maʿlûm olup, tâyife-i mesfûreye tavr-ı kadîmleri üzere taʿyîn-i siyâb ve mürtedi olmayanları müstehakk-ı darbu'r-rikāb olmak evâmiri, lâzım gelenlere tenbîh ü işrâb olundu.\nBaş-bâkīkulu olan Mollacık-zâde ʿAli Ağa maʿzûl ve Sayda Vâlîsi'ni Kayseriyye'ye getürmek ve o havâlîde müctemiʿ olan mâl-ı mîrîyi tahsîl etmek meʾmûriyyeti ile ʿâzim olup, mansıbına ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey menkül oldu.\nMatbah-ı ʿÂmire Emîni Kesriyeli Kethudâsı Mehmed Efendi dahi makāmından dûr ve Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa dâmâdı Mustafa Bey, Matbah Emâneti ile mesrûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olan Murtezâ Efendi, haddi zâtında perhîz-kâr ve ʿafîf ve ʿarîku'l-asl ve şerîf ise dahi galebe-i ʿillet ile mehzûl ü zaʿîf olup, resm günlerinde huzûru müteʿassir ve bu cihetle ʿazli zamîr-i Enver-i Şehriyârî'de müstetir olmuşidi. Şehr-i rebîʿulevvelin yirmi sekizinci günü müşârun ileyh câh-ı vâlâ-yı Meşîhat'den tenzîl ve sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri olup, ʿulûm-i şettâda mehâreti ve meʿârif ü dânişde şöhreti olan Vassâf ʿAbdullah Efendi mesned-i vâlâ-yı İftâ ile tebcîl olunup, selefleri Murtezâ Efendi bâ-irâde-i seniyye sâhil-hânelerine munsarif ve zâviye-i ʿibâdet ü tâʿatde muʿtekif oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Murtezâ Efendi ez-mesned-i Fetvâ ve nasb-ı [M1 47] Vassâf ʿAbdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_106.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Murtezâ Efendi ez-mesned-i Fetvâ ve nasb-ı [M1 47] Vassâf ʿAbdullah Efendi",
          "text": "Bir müddetden berü Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olan Murtezâ Efendi, haddi zâtında perhîz-kâr ve ʿafîf ve ʿarîku'l-asl ve şerîf ise dahi galebe-i ʿillet ile mehzûl ü zaʿîf olup, resm günlerinde huzûru müteʿassir ve bu cihetle ʿazli zamîr-i Enver-i Şehriyârî'de müstetir olmuşidi. Şehr-i rebîʿulevvelin yirmi sekizinci günü müşârun ileyh câh-ı vâlâ-yı Meşîhat'den tenzîl ve sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri olup, ʿulûm-i şettâda mehâreti ve meʿârif ü dânişde şöhreti olan Vassâf ʿAbdullah Efendi mesned-i vâlâ-yı İftâ ile tebcîl olunup, selefleri Murtezâ Efendi bâ-irâde-i seniyye sâhil-hânelerine munsarif ve zâviye-i ʿibâdet ü tâʿatde muʿtekif oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Vâlîsi olan Vezîr ʿAli Paşa ber-muktezây-ı vakt ü hâl Trabzon Eyâleti'ne irsâl olunup, selefi Vezîr Hekîm-zâde ʿAli Paşa Anadolu Eyâleti'yle makzıyyü'l-âmâl ve bu teveccüh-i ʿazîzü'l-menâl Sadâret'ine berâ'atü'l-istihlâl oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu ve Trabzon",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_107.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu ve Trabzon",
          "text": "Anadolu Vâlîsi olan Vezîr ʿAli Paşa ber-muktezây-ı vakt ü hâl Trabzon Eyâleti'ne irsâl olunup, selefi Vezîr Hekîm-zâde ʿAli Paşa Anadolu Eyâleti'yle makzıyyü'l-âmâl ve bu teveccüh-i ʿazîzü'l-menâl Sadâret'ine berâ'atü'l-istihlâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâm Eyâleti, Emâret-i Hâc inzımâmıyle mutasarrıfı Vezîr Esʿad Paşa'ya ve Sayda Eyâleti, birâderi Mîr-i mîrân Mustafa Paşa'ya; rebîʿulâhırın dokuzuncu günü ibkā vü takrîr ve Cumâdelâhıre'nin on sekizinci târihiyle Trablusşam Eyâleti ve Cerde Başbuğluğu menşûru, mutasarrıfı Vezîr Saʿdeddin Paşa ismine tahrîr olunup, Cidde Sancağı, mutasarrıfı Sadr-ı esbak es-Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Mısr-ı Kāhire, Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'ya ve Avlonya Sancağı, mutasarrıfı Vezîr İsmâʿîl Paşa'ya; tevârîh-i muhtelifye ile kezâlik ibkā ve hayal-hâne-i hâtırlarında zebâne-keş-i iştiʿâl olan âteş-i inʿizâl itfâ olundu.\n\nMekke-i mükerreme ve sâ'ir menâsıb-ı ʿilmiyyenin vakt-i tevcîhleri idrâk etdiğine binâ'en şehr-i rebîʿulâhırın beşinci günü Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla, sâbıkā Edirne Kadısı Mehmed Rüşdi Efendi şeref-yâb ve Medîne-i münevvere Kadılığı ile Şâm Kadısı ʿÎsâ-zâde ʿAbdullah Efendi vâlâ-cenâb olup, Edirne Kazâsı'yla, bâ-Pâye-i Kudüs Âmid'den munfasıl olan Damâd-zâde Murâd Efendi ber-murâd ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı'yla, Kethudâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi âteş-zen-i kulûb-i hüssâd oldu. Yine târîh-i mezkûrda Âmid Kazâsı, Bukāʿî-zâde Ahmed Efendi'ye himmet ve Filibe Kazâsı, Galata Pâyesi olan üstâd-ı zemân Torun Mehmed Efendi'ye ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm ve mevâlî-yi kirâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_108.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm ve mevâlî-yi kirâm",
          "text": "Şâm Eyâleti, Emâret-i Hâc inzımâmıyle mutasarrıfı Vezîr Esʿad Paşa'ya ve Sayda Eyâleti, birâderi Mîr-i mîrân Mustafa Paşa'ya; rebîʿulâhırın dokuzuncu günü ibkā vü takrîr ve Cumâdelâhıre'nin on sekizinci târihiyle Trablusşam Eyâleti ve Cerde Başbuğluğu menşûru, mutasarrıfı Vezîr Saʿdeddin Paşa ismine tahrîr olunup, Cidde Sancağı, mutasarrıfı Sadr-ı esbak es-Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Mısr-ı Kāhire, Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'ya ve Avlonya Sancağı, mutasarrıfı Vezîr İsmâʿîl Paşa'ya; tevârîh-i muhtelifye ile kezâlik ibkā ve hayal-hâne-i hâtırlarında zebâne-keş-i iştiʿâl olan âteş-i inʿizâl itfâ olundu.\n\nMekke-i mükerreme ve sâ'ir menâsıb-ı ʿilmiyyenin vakt-i tevcîhleri idrâk etdiğine binâ'en şehr-i rebîʿulâhırın beşinci günü Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla, sâbıkā Edirne Kadısı Mehmed Rüşdi Efendi şeref-yâb ve Medîne-i münevvere Kadılığı ile Şâm Kadısı ʿÎsâ-zâde ʿAbdullah Efendi vâlâ-cenâb olup, Edirne Kazâsı'yla, bâ-Pâye-i Kudüs Âmid'den munfasıl olan Damâd-zâde Murâd Efendi ber-murâd ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı'yla, Kethudâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi âteş-zen-i kulûb-i hüssâd oldu. Yine târîh-i mezkûrda Âmid Kazâsı, Bukāʿî-zâde Ahmed Efendi'ye himmet ve Filibe Kazâsı, Galata Pâyesi olan üstâd-ı zemân Torun Mehmed Efendi'ye ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fırkate [M1 48] Kapudanlarından Kızıl-hisârî Caʿfer Bey, kendi mâlından bir kıtʿa sefîne inşâ ve iki yüz yetmiş kadar merd-i tüvânâ derûnuna teşhîn ü imlâ ile deryâya çıkup, iʿlâ’-i kelime-i Mevlâ eder idi. Şehr-i rebîʿulâhır evâsıtında deryâda geşt ü güzâr eyler iken, Malta'nın üç kıtʿa sefâyinine râst gelüp, tarafeynden muhârebe vü mudârebeye ibtidâr ve ceyş-i İslâm kemâl-i ikdâm izhâriyle mazhar-ı nusrat-i cenâb-ı Perverdi-gâr olup, düşmen gemilerinin birini sûzân ve diğeri girîzân ve birini ahz ü zabt ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürüp, mersây-ı Tersâne'ye rabt eylediği maʿlûm-i hümâyûn olmağla, ahz eylediği korsan sefînesiyle Sinân Paşa Kasrı pîşgâhına getürdilüp, igtinâm\netdiği sefîne takımıyla kendüye inʿâm ve sâlyâne-i kadîmine zamm ü terakkī ile ikrâm olunduğundan başka, neferâtıyla iktisâm etmek üzere vâfir altûn ihsân ve dâʿiye-i şevk u himmeti sad-çendân kılındı.",
          "caption": "Ceng-i Caʿfer Bey bâ-sefâyin-i Malta ve mansûr-şüden-i mîr-i mûmâ ileyh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_109.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Ceng-i Caʿfer Bey bâ-sefâyin-i Malta ve mansûr-şüden-i mîr-i mûmâ ileyh",
          "text": "Fırkate [M1 48] Kapudanlarından Kızıl-hisârî Caʿfer Bey, kendi mâlından bir kıtʿa sefîne inşâ ve iki yüz yetmiş kadar merd-i tüvânâ derûnuna teşhîn ü imlâ ile deryâya çıkup, iʿlâ’-i kelime-i Mevlâ eder idi. Şehr-i rebîʿulâhır evâsıtında deryâda geşt ü güzâr eyler iken, Malta'nın üç kıtʿa sefâyinine râst gelüp, tarafeynden muhârebe vü mudârebeye ibtidâr ve ceyş-i İslâm kemâl-i ikdâm izhâriyle mazhar-ı nusrat-i cenâb-ı Perverdi-gâr olup, düşmen gemilerinin birini sûzân ve diğeri girîzân ve birini ahz ü zabt ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürüp, mersây-ı Tersâne'ye rabt eylediği maʿlûm-i hümâyûn olmağla, ahz eylediği korsan sefînesiyle Sinân Paşa Kasrı pîşgâhına getürdilüp, igtinâm\netdiği sefîne takımıyla kendüye inʿâm ve sâlyâne-i kadîmine zamm ü terakkī ile ikrâm olunduğundan başka, neferâtıyla iktisâm etmek üzere vâfir altûn ihsân ve dâʿiye-i şevk u himmeti sad-çendân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh birkaç günden berü derd-i cângâh-ı maraz ile mübtelây-ı enîn ü âh ve ʿâkıbet mütevârî-yi hâk-i siyah oldu. Mûmâ ileyh Koca Mustafa Paşa'da sâkin Solakbaşı'nın oğlu olup, fark-ı cevâhir ü aʿrâz ve temyîz-i sevâd ü beyaz eyledikde, edeb ü meʿârife verziş ve kesb-i kemâlâta gûşiş edüp, cüz'iyyât-ı ʿulûmu Müneccim Halîl Efendi'den tahsîl ve sanʿat-ı kitâbeti muʿâsırlarından ahz ü tekmîl etdikden sonra, dokuz sene kadar Boğdan'da Kâtib-i Dîvân ve nâ'il-i servet ü sâmân olup, istîfây-ı hevâ vü heves ile Âsitâne'ye iyâb ve İbrâhîm Paşa devrinde Re'îsülküttâb olan Üçanbarlı Mehmed Efendi'ye intisâb ve bundan sonra Nuh Efendi'ye kesb-i teʿalluk ve himmetiyle zümre-i hâcegânâ telâhuk edüp, Tavukçu-başı dâmâdı el-Hâc Mustafa Efendi mesned-i Riyâset'e zînet-bahş oldukda, sâhib-i tercemenin kemâlâtını tahkīk ve umûr-i mühimmede istihdâm ile râbıta-i iʿtibârını tevsîk etmişidi. Sâhib-i Târîh Râşid Efendi, İran-zemîne Sefîr oldukda, mûmâ ileyhin hem-ʿinân-ı murâfakat olmasını recâ ve bu hidmeti dahi edâ edüp, ʿavdetinde huzûr-i hümâyûnda ilbâs-ı hilʿat ve Anadolu Muhâsebeciliği ile hakkında icrây-ı şîme-i mürüvvet kılınup, bundan sonra Şehremâneti ile kâm-yâb ve çok geçmeden Kethudây-ı Sadr-ı vâlâ-cenâb olmuşidi. Devetdâr Mehmed Paşa Sadâret'den maʿzûl ve yerine Mustafa Paşa mevsûl oldukda, kemâ fi'l-evvel makāmıyla mübeccel ve müddet-i kalîleden sonra maʿzûl [M1 49] ve Edirne'ye nefy ile menkûb u mahzûl olup, Edirne'de olan rızk-ı maksûmunu tekmîl ve ʿâfv ü ıtlâk ile veche-i ʿazîmeti Âsitâne'ye tahvîl ve kethudâlığında iştirâ etdiği Siyavuş Paşa Sarayı'na gelüp, kesb-i râhat etmeden işbu rebîʿulâhır evâsıtında garîm-i ecel yedinde zebûn ve zâyik-ı şerbet-i raybe'l-menûn oldu. Mûmâ ileyh Şârih-i Mesnevî Sarı ʿAbdullah Efendi merhûmun akribâsından olup, müşârun ileyhe sûrî ve maʿnevî nisbeti ve meşâyih-i Bayrâmiyye'den inâbeti olup, vaktinde olan ricâl-i Devletin ser-âmedî ve nahl-i kemâlât ve meʿârifin berûmendi idi.",
          "caption": "Vefât-ı Nazîf Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_110.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Nazîf Mustafa Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh birkaç günden berü derd-i cângâh-ı maraz ile mübtelây-ı enîn ü âh ve ʿâkıbet mütevârî-yi hâk-i siyah oldu. Mûmâ ileyh Koca Mustafa Paşa'da sâkin Solakbaşı'nın oğlu olup, fark-ı cevâhir ü aʿrâz ve temyîz-i sevâd ü beyaz eyledikde, edeb ü meʿârife verziş ve kesb-i kemâlâta gûşiş edüp, cüz'iyyât-ı ʿulûmu Müneccim Halîl Efendi'den tahsîl ve sanʿat-ı kitâbeti muʿâsırlarından ahz ü tekmîl etdikden sonra, dokuz sene kadar Boğdan'da Kâtib-i Dîvân ve nâ'il-i servet ü sâmân olup, istîfây-ı hevâ vü heves ile Âsitâne'ye iyâb ve İbrâhîm Paşa devrinde Re'îsülküttâb olan Üçanbarlı Mehmed Efendi'ye intisâb ve bundan sonra Nuh Efendi'ye kesb-i teʿalluk ve himmetiyle zümre-i hâcegânâ telâhuk edüp, Tavukçu-başı dâmâdı el-Hâc Mustafa Efendi mesned-i Riyâset'e zînet-bahş oldukda, sâhib-i tercemenin kemâlâtını tahkīk ve umûr-i mühimmede istihdâm ile râbıta-i iʿtibârını tevsîk etmişidi. Sâhib-i Târîh Râşid Efendi, İran-zemîne Sefîr oldukda, mûmâ ileyhin hem-ʿinân-ı murâfakat olmasını recâ ve bu hidmeti dahi edâ edüp, ʿavdetinde huzûr-i hümâyûnda ilbâs-ı hilʿat ve Anadolu Muhâsebeciliği ile hakkında icrây-ı şîme-i mürüvvet kılınup, bundan sonra Şehremâneti ile kâm-yâb ve çok geçmeden Kethudây-ı Sadr-ı vâlâ-cenâb olmuşidi. Devetdâr Mehmed Paşa Sadâret'den maʿzûl ve yerine Mustafa Paşa mevsûl oldukda, kemâ fi'l-evvel makāmıyla mübeccel ve müddet-i kalîleden sonra maʿzûl [M1 49] ve Edirne'ye nefy ile menkûb u mahzûl olup, Edirne'de olan rızk-ı maksûmunu tekmîl ve ʿâfv ü ıtlâk ile veche-i ʿazîmeti Âsitâne'ye tahvîl ve kethudâlığında iştirâ etdiği Siyavuş Paşa Sarayı'na gelüp, kesb-i râhat etmeden işbu rebîʿulâhır evâsıtında garîm-i ecel yedinde zebûn ve zâyik-ı şerbet-i raybe'l-menûn oldu. Mûmâ ileyh Şârih-i Mesnevî Sarı ʿAbdullah Efendi merhûmun akribâsından olup, müşârun ileyhe sûrî ve maʿnevî nisbeti ve meşâyih-i Bayrâmiyye'den inâbeti olup, vaktinde olan ricâl-i Devletin ser-âmedî ve nahl-i kemâlât ve meʿârifin berûmendi idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Târih-i mezkûrda Hudâvendigār-ı sâbıkın Berber-başısı Musâhib Berber Mustafa Ağa, Şeyhu'l-haremlik hidmet-i şerîfesiyle Medîne-i münevvere'ye taʿyîn olunup, selefinin mahmiyye-i Mısır'da ikāmetine irâde-i ʿaliyye teʿalluk etmekle, ʿırz ve vekārıyle mahalline îsâl ve tesrîh olunması halefine hitâben sâdır olan emr-i ʿâlîde tasrîh olundu.",
          "caption": "Şeyhu'l-Harem-şüden-i Berber Mustafa Ağa ve baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_111.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Şeyhu'l-Harem-şüden-i Berber Mustafa Ağa ve baʿzı tevcîhât",
          "text": "Târih-i mezkûrda Hudâvendigār-ı sâbıkın Berber-başısı Musâhib Berber Mustafa Ağa, Şeyhu'l-haremlik hidmet-i şerîfesiyle Medîne-i münevvere'ye taʿyîn olunup, selefinin mahmiyye-i Mısır'da ikāmetine irâde-i ʿaliyye teʿalluk etmekle, ʿırz ve vekārıyle mahalline îsâl ve tesrîh olunması halefine hitâben sâdır olan emr-i ʿâlîde tasrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Meşîhat'ten infisâlinde, Burusa'ya iclâ olunup, mütâlaʿa ve teʾlîf ile terk-i meşgale-i dünyâ etmişiken, işbu cumâdelûlâ evâyilinde hirâmân-ı Ravza-i cinân oldu. Müşârun ileyh iki defʿa Sadr-ı Anadolu olan Birgili Hasan Efendi'nin kuvve-i bâsıra-i ibtihâcı ve deycûr-i hâne-i emelinin fîrûzende-i sirâcı olup, peder-i vâlâ güherleri terbiyesiyle mukaddimât-ı ʿulûmu zihninde ke'n-nakş-ı fi'l-hacer eyledikde, Medrese Ruʾûsu'na nâ'il ve devre-i maʿlûmeyi tekmîl ile Yenişehir-i Fenâr Mevleviyyeti'ne vâsıl olmuşidi. Yüz kırk bir târîhinde Burusa hükûmetiyle defʿ-i hüzn ü lehf ve o târîhde Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle dâric-i medâric-i ʿuluvv ü şeref olup, kırk sekizde İstanbul'a Kadı ve hükûmetinden ʿâlem râzı olduğundan, şeref-i tekerrür ile seyf-i meslûl-i hükûmeti nâfiz ve mâzî olmuşidi. Yüz elli iki sâli zilhiccesinde Sadr-ı Anadolu ve altmış bir senesinde Sadr-ı Rumeli olup, her birinde on altışar mâh istikrâr ile sudûr-i sudûru dağdâr edüp, altmış iki şaʿbânında Şeyhulislâm ve hallâl-ı müşkilât-ı enâm oldu. Tabîʿatlerinde olan fezâzet ü huşûnet hasebiyle sene-i âtiye cumâdelâhırasında ʿazl ve Burusa'ya iclâ olunup, târîh-i mezkûrda intikāl ve emr-i irciʿîye imtisâl eyledi. Müşârun ileyh ʿâlim [M1 50] ü dânâ, fâzıl-ı bî-hemtâ, âsâr-ı kalem-i müsellem ve ʿilm ü edebde akranı tâlî, kendi mukaddem idi. ʿAynî Târîhi'nin bir kıtasını tercüme edüp, ifâde-i merâm ve sebk-i kelâma kādir olduğu eser-i mezkûrdan zâhirdir.\n\nDâhil-i meʾvâ ola İnnâ ileyhi râciʿûn\n\n(داخل مأوى اوله انا اليه راجعون)\n\nfevti târîhidir.",
          "caption": "Vefât-ı Kara Halîl Efendi-zâde Mehmed Saʿîd Efendi Şeyhulislâm-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_112.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Kara Halîl Efendi-zâde Mehmed Saʿîd Efendi Şeyhulislâm-ı sâbık",
          "text": "Müşârun ileyh Meşîhat'ten infisâlinde, Burusa'ya iclâ olunup, mütâlaʿa ve teʾlîf ile terk-i meşgale-i dünyâ etmişiken, işbu cumâdelûlâ evâyilinde hirâmân-ı Ravza-i cinân oldu. Müşârun ileyh iki defʿa Sadr-ı Anadolu olan Birgili Hasan Efendi'nin kuvve-i bâsıra-i ibtihâcı ve deycûr-i hâne-i emelinin fîrûzende-i sirâcı olup, peder-i vâlâ güherleri terbiyesiyle mukaddimât-ı ʿulûmu zihninde ke'n-nakş-ı fi'l-hacer eyledikde, Medrese Ruʾûsu'na nâ'il ve devre-i maʿlûmeyi tekmîl ile Yenişehir-i Fenâr Mevleviyyeti'ne vâsıl olmuşidi. Yüz kırk bir târîhinde Burusa hükûmetiyle defʿ-i hüzn ü lehf ve o târîhde Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle dâric-i medâric-i ʿuluvv ü şeref olup, kırk sekizde İstanbul'a Kadı ve hükûmetinden ʿâlem râzı olduğundan, şeref-i tekerrür ile seyf-i meslûl-i hükûmeti nâfiz ve mâzî olmuşidi. Yüz elli iki sâli zilhiccesinde Sadr-ı Anadolu ve altmış bir senesinde Sadr-ı Rumeli olup, her birinde on altışar mâh istikrâr ile sudûr-i sudûru dağdâr edüp, altmış iki şaʿbânında Şeyhulislâm ve hallâl-ı müşkilât-ı enâm oldu. Tabîʿatlerinde olan fezâzet ü huşûnet hasebiyle sene-i âtiye cumâdelâhırasında ʿazl ve Burusa'ya iclâ olunup, târîh-i mezkûrda intikāl ve emr-i irciʿîye imtisâl eyledi. Müşârun ileyh ʿâlim [M1 50] ü dânâ, fâzıl-ı bî-hemtâ, âsâr-ı kalem-i müsellem ve ʿilm ü edebde akranı tâlî, kendi mukaddem idi. ʿAynî Târîhi'nin bir kıtasını tercüme edüp, ifâde-i merâm ve sebk-i kelâma kādir olduğu eser-i mezkûrdan zâhirdir.\n\nDâhil-i meʾvâ ola İnnâ ileyhi râciʿûn\n\n(داخل مأوى اوله انا اليه راجعون)\n\nfevti târîhidir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu cumâdelûlânın dördüncü cumʿaertesi günü halîfe yerine rikâb ısmarlanup, Şeyhulislâm Efendi mukaddem vârid ve Sadrıaʿzam yedinden mühr-i hümâyûn nezʿ olunup, Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa, mesned-i Kāyim-makāmî'ye sâʿid ve Ocağ-ı âmire'de silsile olup, her biri tarîkı üzere mahalline kāʿid oldu. Sadr-ı sabık bir gice Balıkhânede ikāmet ile dem-beste-i endîşe vü havf ve ferdâsı Kapucu-başı Selîm Ağa mübâşiriyyeti ile Midilli Cezîresi'ne sarf olundu. Eyâlet-i Anadolu tevcîh olunan Sadr-ı esbak ʿAli Paşa, Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ'ya intihâb ve henûz Trabzon'dan hareket edemedikleri tehakkuku ile li-ecli't-tebşîr Hasekî Ağa şitâb etdirilmişidi. Hasekî Ağa o tarafa sürʿatle varup, îsâl-i nüvîd-i beşâret ve müşâr ile dahi fi'l-hâl hareket ve Cumâdelâhıre'nin on üçüncü pençşenbih günü resîde-i südde-i saʿâdet olacağı maʿlûm-i erkân-ı saltanat olmağla, muʿtâd üzere Mehmed Paşa köşkünde yemeklik tertîb ve yevm-i mezkûrda Şeyhulislâm Efendi ve Kāyim-mekām Paşa ve sâ'ir huzûrları ʿâdet olan ricâl, kudûm-i Âsafî'ye intizâr ile âmâde-i terhîb oldukları hâlde Sadrıaʿzam dahi gelüp, at üzerinde cenâb-ı Fetvâ-penâhi'yle muʿâmele bi'l-mücâmele resmini icrâ ve hem-ʿinân kasr-ı mezkûru me'vâ eylediler. Vüzerây-ı ʿizâm ve Sudûr-i kirâm tenâvül-i kahve ʿakabinde haymelerine ʿazîmet ve taraf-ı hümâyûndan resmen şeref-vürûd olan esb ile gelen Mîrahûr-i Evvel Ağa'ya ve müteʿallikalarına ilbâs-ı hilʿat ve sâ'ir erbâb-ı âlây Âsitâne'ye ʿavdet eylediler. Yalnız Şeyhulislâm Efendi ile ekl-i taʿâm ve sâ'irler dahi haymelerinde bu maslahatı itmâm eyleyüp, Sadr-ı vâlâ-câh ile Fetvâ-penâh hazerâtı sandal ile Yalı Köşkü'ne çıkup, maʿan huzûr-i lâmiʿu'n-nûr-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl ve Sadâret-i ʿuzmâ ile ihrâz-ı dest-mâye-i ʿizz u ikbâl eyledi. Bi'l-müşâfehe baʿzı vesâyâdan sonra müşârun ileyhimâya semmûrlar iksâ ve bi'l-mürâfaka Paşa-kapusu'na gelüp, resm-i ʿâdî icrâsından sonra [M1 51] ʿumûm haftanları giydirülüp, erbâb-ı menâsıb ibkā olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Vezîr-i aʿzam Mustafa Paşa ve nasb-ı Sadr-ı esbak Hekîm-zâde ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_113.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vezîr-i aʿzam Mustafa Paşa ve nasb-ı Sadr-ı esbak Hekîm-zâde ʿAli Paşa",
          "text": "İşbu cumâdelûlânın dördüncü cumʿaertesi günü halîfe yerine rikâb ısmarlanup, Şeyhulislâm Efendi mukaddem vârid ve Sadrıaʿzam yedinden mühr-i hümâyûn nezʿ olunup, Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa, mesned-i Kāyim-makāmî'ye sâʿid ve Ocağ-ı âmire'de silsile olup, her biri tarîkı üzere mahalline kāʿid oldu. Sadr-ı sabık bir gice Balıkhânede ikāmet ile dem-beste-i endîşe vü havf ve ferdâsı Kapucu-başı Selîm Ağa mübâşiriyyeti ile Midilli Cezîresi'ne sarf olundu. Eyâlet-i Anadolu tevcîh olunan Sadr-ı esbak ʿAli Paşa, Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ'ya intihâb ve henûz Trabzon'dan hareket edemedikleri tehakkuku ile li-ecli't-tebşîr Hasekî Ağa şitâb etdirilmişidi. Hasekî Ağa o tarafa sürʿatle varup, îsâl-i nüvîd-i beşâret ve müşâr ile dahi fi'l-hâl hareket ve Cumâdelâhıre'nin on üçüncü pençşenbih günü resîde-i südde-i saʿâdet olacağı maʿlûm-i erkân-ı saltanat olmağla, muʿtâd üzere Mehmed Paşa köşkünde yemeklik tertîb ve yevm-i mezkûrda Şeyhulislâm Efendi ve Kāyim-mekām Paşa ve sâ'ir huzûrları ʿâdet olan ricâl, kudûm-i Âsafî'ye intizâr ile âmâde-i terhîb oldukları hâlde Sadrıaʿzam dahi gelüp, at üzerinde cenâb-ı Fetvâ-penâhi'yle muʿâmele bi'l-mücâmele resmini icrâ ve hem-ʿinân kasr-ı mezkûru me'vâ eylediler. Vüzerây-ı ʿizâm ve Sudûr-i kirâm tenâvül-i kahve ʿakabinde haymelerine ʿazîmet ve taraf-ı hümâyûndan resmen şeref-vürûd olan esb ile gelen Mîrahûr-i Evvel Ağa'ya ve müteʿallikalarına ilbâs-ı hilʿat ve sâ'ir erbâb-ı âlây Âsitâne'ye ʿavdet eylediler. Yalnız Şeyhulislâm Efendi ile ekl-i taʿâm ve sâ'irler dahi haymelerinde bu maslahatı itmâm eyleyüp, Sadr-ı vâlâ-câh ile Fetvâ-penâh hazerâtı sandal ile Yalı Köşkü'ne çıkup, maʿan huzûr-i lâmiʿu'n-nûr-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl ve Sadâret-i ʿuzmâ ile ihrâz-ı dest-mâye-i ʿizz u ikbâl eyledi. Bi'l-müşâfehe baʿzı vesâyâdan sonra müşârun ileyhimâya semmûrlar iksâ ve bi'l-mürâfaka Paşa-kapusu'na gelüp, resm-i ʿâdî icrâsından sonra [M1 51] ʿumûm haftanları giydirülüp, erbâb-ı menâsıb ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı mûmâ ileyh Sadâret beşâretiyle varup, edây-ı hidmet ve Âsitâne'ye ʿavdet eyledikde, Bostâncı-başılık ile nâyil-i mezîd-i rifʿat oldu.",
          "caption": "Ser-bostâniyân-şüden-i Hasekî Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_114.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Ser-bostâniyân-şüden-i Hasekî Ağa",
          "text": "Ağa-yı mûmâ ileyh Sadâret beşâretiyle varup, edây-ı hidmet ve Âsitâne'ye ʿavdet eyledikde, Bostâncı-başılık ile nâyil-i mezîd-i rifʿat oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Beyefendi'nin dâ'ire-i hümâyûna teʿalluk u irtibâtı hasebiyle terfîʿ-i kadr ü iʿtibârı matlûb-ı Şâhâne olup, mâh-ı mezkûr âhırında Mîrahûr-i\nEvvel vekâletiyle ve der-ʿakab asâletiyle dilşâd ve İbrâhîm Bey Kapucular Kethudâlığı'yla ber-murâd oldu.\n\nTârîh-i mezkûrda mahdûm-i Fetvâ-penâhî olan sâbıkā Galata Kadısı bâ-Pâye-i Edirne Bilâd-ı erbaʿa mevâlîsine lâhik ve Kevâkib-zâde'yi kazâ vü kader Mısr-ı Kāhire'ye sâ'ik olup, Kuds-i şerîf, Tabîb Mustafa Efendi'ye lâyık ve Galata Kazâsı, Arslanzâde Mustafa Efendi'ye muvâfık görüldü. Meşîhat-i İslâmiyye'de bulunan zevât-ı kirâmın evlâdlarına ber-vech-i iʿtidâl ikrâm ve hürmet ʿan-asl de'b-i saltanat olduğuna binâ'en, bu defʿa dahi mahdûm-i müşârun ileyhe Mekke-i mükerreme Pâyesi ihsân ve neyyir-i bahtı dirahşân kılındı. Bu evânda üç defʿa mahâll-i müteʿaddidede ihrâklar zuhûr edüp, ʿalevgîr-i iştiʿâl olmadan fazl-ı Hüdâ ile karîn-i hamûd ü intifâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı ağayân-ı Rikâb ve tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_115.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı ağayân-ı Rikâb ve tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Beyefendi'nin dâ'ire-i hümâyûna teʿalluk u irtibâtı hasebiyle terfîʿ-i kadr ü iʿtibârı matlûb-ı Şâhâne olup, mâh-ı mezkûr âhırında Mîrahûr-i\nEvvel vekâletiyle ve der-ʿakab asâletiyle dilşâd ve İbrâhîm Bey Kapucular Kethudâlığı'yla ber-murâd oldu.\n\nTârîh-i mezkûrda mahdûm-i Fetvâ-penâhî olan sâbıkā Galata Kadısı bâ-Pâye-i Edirne Bilâd-ı erbaʿa mevâlîsine lâhik ve Kevâkib-zâde'yi kazâ vü kader Mısr-ı Kāhire'ye sâ'ik olup, Kuds-i şerîf, Tabîb Mustafa Efendi'ye lâyık ve Galata Kazâsı, Arslanzâde Mustafa Efendi'ye muvâfık görüldü. Meşîhat-i İslâmiyye'de bulunan zevât-ı kirâmın evlâdlarına ber-vech-i iʿtidâl ikrâm ve hürmet ʿan-asl de'b-i saltanat olduğuna binâ'en, bu defʿa dahi mahdûm-i müşârun ileyhe Mekke-i mükerreme Pâyesi ihsân ve neyyir-i bahtı dirahşân kılındı. Bu evânda üç defʿa mahâll-i müteʿaddidede ihrâklar zuhûr edüp, ʿalevgîr-i iştiʿâl olmadan fazl-ı Hüdâ ile karîn-i hamûd ü intifâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ziynet-bahş-ı Sadr olanlara taraf-ı hümâyûndan müzeyyen esb irsâli, bâʿis-i sümûvv-i kadr olduğuna binâ'en, Cumâdelâhıre evâhırında Mîrahûr-i Evvel olan ʿAli Bey ile bir re's esb-i müzeyyen şeref-vürûd olup, muʿtâd olan resm icrâ ve mîr-i mûmâ ileyhe hilʿat iksâ ve vâfir nakd iʿtâ olundu.",
          "caption": "Vürûd-i esb-i müzeyyen be-cânib-i Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_116.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i esb-i müzeyyen be-cânib-i Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Ziynet-bahş-ı Sadr olanlara taraf-ı hümâyûndan müzeyyen esb irsâli, bâʿis-i sümûvv-i kadr olduğuna binâ'en, Cumâdelâhıre evâhırında Mîrahûr-i Evvel olan ʿAli Bey ile bir re's esb-i müzeyyen şeref-vürûd olup, muʿtâd olan resm icrâ ve mîr-i mûmâ ileyhe hilʿat iksâ ve vâfir nakd iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Vakʿa-nüvîs ve el-yevm Teşrîfâtî olan ʿİzzî Süleymân Efendi şehr-i mezkûrda bîmâr ve ʿâzim-i dâru'l-karâr olup, selefi ʿÂkif Bey bu umûra vâkıf olmak hasebiyle kemâ-kân hidmet-i teşrîfât ile müteşerrif oldu. Mûmâ ileyh ʿulûm-i cüz'iyyeden haberdâr ve fenn-i inşâda miksâr ise dahi yine şîrîn-güftâr olup, Târîhi hünerine dâl ve nazm-ı eşʿârda mütevassitu'l-hâl olup, müretteb Dîvân'ı mütedâvel-i beyne'n-nâs ve nesri nazmından aʿlâ olduğu, maʿlûm-i erbâb-ı temyîz ü kıyâsdır. Çemenzâr-ı Nakşıbendiyye'de serv-i âzâde olan Şeyh Murâd-zâde merhûmdan inâbe ve ahz-i yed edüp, niʿmet-i istihlâf ile nâyil-i rifʿat ve kurbunda defn olmasıyçün kable'l-vefât vukūʿ-i işâret, [M1 52] rivâyet-kerde-i ashâb-ı basîretdir.",
          "caption": "Vefât-ı Teşrîfâtî ʿİzzî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_117.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Teşrîfâtî ʿİzzî Efendi",
          "text": "Sâbıkā Vakʿa-nüvîs ve el-yevm Teşrîfâtî olan ʿİzzî Süleymân Efendi şehr-i mezkûrda bîmâr ve ʿâzim-i dâru'l-karâr olup, selefi ʿÂkif Bey bu umûra vâkıf olmak hasebiyle kemâ-kân hidmet-i teşrîfât ile müteşerrif oldu. Mûmâ ileyh ʿulûm-i cüz'iyyeden haberdâr ve fenn-i inşâda miksâr ise dahi yine şîrîn-güftâr olup, Târîhi hünerine dâl ve nazm-ı eşʿârda mütevassitu'l-hâl olup, müretteb Dîvân'ı mütedâvel-i beyne'n-nâs ve nesri nazmından aʿlâ olduğu, maʿlûm-i erbâb-ı temyîz ü kıyâsdır. Çemenzâr-ı Nakşıbendiyye'de serv-i âzâde olan Şeyh Murâd-zâde merhûmdan inâbe ve ahz-i yed edüp, niʿmet-i istihlâf ile nâyil-i rifʿat ve kurbunda defn olmasıyçün kable'l-vefât vukūʿ-i işâret, [M1 52] rivâyet-kerde-i ashâb-ı basîretdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağası iken Kāyim-makām olan Vezîr Mustafa Paşa'nın fîmâ-baʿd Âsitâne-i saʿâdet'de ikāmeti münâsip görülmeyüp, mukaddemâ tarafına tevcîh olunan Trabzon'a ʿazîmeti, taraf-ı Sadâret-penâhî'den emr ü tenbîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Trabzon be-Kāyim-makām Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_118.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Trabzon be-Kāyim-makām Paşa",
          "text": "Yeniçeri Ağası iken Kāyim-makām olan Vezîr Mustafa Paşa'nın fîmâ-baʿd Âsitâne-i saʿâdet'de ikāmeti münâsip görülmeyüp, mukaddemâ tarafına tevcîh olunan Trabzon'a ʿazîmeti, taraf-ı Sadâret-penâhî'den emr ü tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelâhıre'nin on sekizinci salı günü tavâyif-i askerînin bir kıst mevâcibleri, Dîvân-ı ʿâlî'de eyâdî-yi emânet-kârâne tevdîʿ ve Dîvân ʿakabinde Sadrıaʿzam Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, sipâh silahdâr ocağlarına dahi kānûn üzere ulûfe tevzîʿ ve şehr-i mezkûrun\nyirmi ikinci sebt günü devr vâkîʻ olup, Çukadar Ağa ile teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn şeref-res-i vürûd ve bu rağbet-i bî-nîhâyet Sadr-ı müşârun ileyhe bâʿis-i inbısât-ı nâ-mahdûd olup, Ağa-yı mûmâ ileyhi kürk ve donanmış at ve nukūd ile tatyîb ve maʿiyyetinde olanları dahi ‘atâyây-ı kesîre ile tatrîb eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_119.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdelâhıre'nin on sekizinci salı günü tavâyif-i askerînin bir kıst mevâcibleri, Dîvân-ı ʿâlî'de eyâdî-yi emânet-kârâne tevdîʿ ve Dîvân ʿakabinde Sadrıaʿzam Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, sipâh silahdâr ocağlarına dahi kānûn üzere ulûfe tevzîʿ ve şehr-i mezkûrun\nyirmi ikinci sebt günü devr vâkîʻ olup, Çukadar Ağa ile teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn şeref-res-i vürûd ve bu rağbet-i bî-nîhâyet Sadr-ı müşârun ileyhe bâʿis-i inbısât-ı nâ-mahdûd olup, Ağa-yı mûmâ ileyhi kürk ve donanmış at ve nukūd ile tatyîb ve maʿiyyetinde olanları dahi ‘atâyây-ı kesîre ile tatrîb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gümrükçü İshak Ağa'nın hisâbında halel ü dâd ve senedinde fesâd ü zelel mahsûs ve bu sebeble Baş-bâkī-kulu'na mahbûs olup, Rûznâmçe-i Evvel Behcet Efendi ve baʿzı küttâb hesâbına me'mûr ve ol bâbda emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu. Etıbbây-ı Hâssa'dan Çelebî Mustafa Efendi, öteden berü nabz-gîr-i etrâf ve dânây-ı mizâc-ı eşrâf olduğuna binâ'en, tertîb etdiği maʿcûn saʿy ü ʿamel-i muvâfik-ı tabîʿat-ı emel olup, işbu Cumâdelâhıre evâhırında dâhil-i silsile-i müderrisîn-i kirâm ve Riyâset-i etıbbâ ile terkîb-sâz-ı eczây-ı merâm olup, selefi Hayâtî-zâde Kethudâsı Saʿîd Efendi'nin Gelibolu'da ikāmeti irâde ve fi'l-hâl me'mûr olduğu mahalle firistâde olundu. Mahdûm-i Sadr-ı seniyyü'l-menâkıb Mîr Mehmed Gâlib, Küçük Mîrahûrluk ile ihrâz-ı ehass-ı metâlib eyleyüp, Abaza Mehmed Ağa dahi Türkmân Ağalığı'yla bekâm ve sâbıkā Kethudâ Kâtibi Kayseriyyeli ʿAli Efendi bu defʿa dahi kitâbet-i mezkûrede istihdâm olundu.",
          "caption": "Habs ve ru'yet-i hisâb-ı Emîn-i Gümrük ve vekāyîʿ-i sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_120.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Habs ve ru'yet-i hisâb-ı Emîn-i Gümrük ve vekāyîʿ-i sâ'ire",
          "text": "Gümrükçü İshak Ağa'nın hisâbında halel ü dâd ve senedinde fesâd ü zelel mahsûs ve bu sebeble Baş-bâkī-kulu'na mahbûs olup, Rûznâmçe-i Evvel Behcet Efendi ve baʿzı küttâb hesâbına me'mûr ve ol bâbda emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu. Etıbbây-ı Hâssa'dan Çelebî Mustafa Efendi, öteden berü nabz-gîr-i etrâf ve dânây-ı mizâc-ı eşrâf olduğuna binâ'en, tertîb etdiği maʿcûn saʿy ü ʿamel-i muvâfik-ı tabîʿat-ı emel olup, işbu Cumâdelâhıre evâhırında dâhil-i silsile-i müderrisîn-i kirâm ve Riyâset-i etıbbâ ile terkîb-sâz-ı eczây-ı merâm olup, selefi Hayâtî-zâde Kethudâsı Saʿîd Efendi'nin Gelibolu'da ikāmeti irâde ve fi'l-hâl me'mûr olduğu mahalle firistâde olundu. Mahdûm-i Sadr-ı seniyyü'l-menâkıb Mîr Mehmed Gâlib, Küçük Mîrahûrluk ile ihrâz-ı ehass-ı metâlib eyleyüp, Abaza Mehmed Ağa dahi Türkmân Ağalığı'yla bekâm ve sâbıkā Kethudâ Kâtibi Kayseriyyeli ʿAli Efendi bu defʿa dahi kitâbet-i mezkûrede istihdâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudâne olan Süleymân Kapudan'ın fenn-i deryâda olan mehâreti ve tekâdüm-i zemân ile ahvâl-i Tersâne'ye ʿilm ü maʿrifeti, mûcib-i hurûş-i yemm-i ikbâl ü rifʿati olup, târîh-i mezkûrda Mîr-i mîrânlık ile deryâya Kapudan ve selefi Vezîr Mehmed Paşa nefy tarîkıyle İstanköy'e revân olup, sâbıkā Cidde Vâlîsi Vezîr-i pîr ve düstûr-i [M1 53] rûşen-i zamîr olan Bekir Paşa bir müddetden berü ʿAlâʾiyye'de ikāmet ve devâm-ı Devlet duʿâsına muvâzabet üzere olup, pîrliğine hürmet ve Âsitâne'ye gelüp, şeref-i izdivâcıyle iftihâr eylediği Safiyye Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân serâyında meks ü râhat etmek üzere tahsîl-i izn ü ruhsat eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa ve nasb-ı Karabâğî Süleymân Kapudan ve ıtlâk-ı Vâlî-yi Cidde Vezîr Bekir Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_121.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa ve nasb-ı Karabâğî Süleymân Kapudan ve ıtlâk-ı Vâlî-yi Cidde Vezîr Bekir Paşa",
          "text": "Kapudâne olan Süleymân Kapudan'ın fenn-i deryâda olan mehâreti ve tekâdüm-i zemân ile ahvâl-i Tersâne'ye ʿilm ü maʿrifeti, mûcib-i hurûş-i yemm-i ikbâl ü rifʿati olup, târîh-i mezkûrda Mîr-i mîrânlık ile deryâya Kapudan ve selefi Vezîr Mehmed Paşa nefy tarîkıyle İstanköy'e revân olup, sâbıkā Cidde Vâlîsi Vezîr-i pîr ve düstûr-i [M1 53] rûşen-i zamîr olan Bekir Paşa bir müddetden berü ʿAlâʾiyye'de ikāmet ve devâm-ı Devlet duʿâsına muvâzabet üzere olup, pîrliğine hürmet ve Âsitâne'ye gelüp, şeref-i izdivâcıyle iftihâr eylediği Safiyye Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân serâyında meks ü râhat etmek üzere tahsîl-i izn ü ruhsat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kerkük şehri sükkânından ve talebe-i ʿulûmdan olan Veliyyüddîn Efendi, bir zemân Sadrıaʿzam'ın kitâbcısı ve Trabzon'da Kethudâsı olup, tavr u hareketi mizâclarına tevâfuk eylediğinden, cümletü'l-mülkü ve bitâne-i umûru olmuşidi. Sadâret'e geldiklerinde mûmâ ileyhi Kethudâ ve halkın başına belâ edeceğini tasmîm ve izmâr ve her ne kadar resm-i Devlet'den bî-haber ve Sadâreti'ne mahz-ı zarar olduğu hayır-hâhları tara-\nfından ihtâr olunduysa dahi dinlemeyüp, ısrâr ve işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi dokuzuncu günü mûmâ ileyhi Kethudâlık câhıyla refîʿu'l-mikdâr eyledi.",
          "caption": "Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî-şüden-i Veliyyüddîn Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_122.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî-şüden-i Veliyyüddîn Efendi",
          "text": "Kerkük şehri sükkânından ve talebe-i ʿulûmdan olan Veliyyüddîn Efendi, bir zemân Sadrıaʿzam'ın kitâbcısı ve Trabzon'da Kethudâsı olup, tavr u hareketi mizâclarına tevâfuk eylediğinden, cümletü'l-mülkü ve bitâne-i umûru olmuşidi. Sadâret'e geldiklerinde mûmâ ileyhi Kethudâ ve halkın başına belâ edeceğini tasmîm ve izmâr ve her ne kadar resm-i Devlet'den bî-haber ve Sadâreti'ne mahz-ı zarar olduğu hayır-hâhları tara-\nfından ihtâr olunduysa dahi dinlemeyüp, ısrâr ve işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi dokuzuncu günü mûmâ ileyhi Kethudâlık câhıyla refîʿu'l-mikdâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Balat Kapusu kolluğunun neferâtından şerîfü'l-asl bir kimseyi tâ'ife-i Yehûd'dan bir şahs-ı pelîd darb ü şehîd edüp, fi'l-hâl ahz ü kayd ü bend ve hevâdârı olan üç nefer Yehûdi ile âvîze-i resen ü kemend kılındı.",
          "caption": "Salb-i Yehûdî-yi kātil",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_123.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Salb-i Yehûdî-yi kātil",
          "text": "Balat Kapusu kolluğunun neferâtından şerîfü'l-asl bir kimseyi tâ'ife-i Yehûd'dan bir şahs-ı pelîd darb ü şehîd edüp, fi'l-hâl ahz ü kayd ü bend ve hevâdârı olan üç nefer Yehûdi ile âvîze-i resen ü kemend kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh şehr-i recebin yedinci günü makarr-ı hükûmeti olan Marʿaş'da hücûm-i hümûm ile hasta ve zücâc-ı mizâcı seng-i ecel ile şikeste olduğu haberi, Der-i devlet-medâr'a vâsıl ve ehibbâ vü asdikāsına hüzn ü elem hâsıl oldu. Mûmâ ileyh Koca Mustafa Paşa'da ʿâlem-i vücûda pâ-nihâde olup, Defterdar-ı sâbık Sa'dullâh Efendi'nin cenâh-ı himmetiyle pervâz ve zemânında Emânet-i Maʿden ve rütbe-i Hâcegānî ile kesb-i imtiyâz eyleyüp, inkılâbât-ı edvâr ile Sipâh ve Silahdâr kitâbetleri ve Mâliyye ve Tersâne ve Darphâne emânetleriyle nâmdâr ve bir aralık da Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr olmuşidi. Sadr-ı sâbıkın dâd ü sitedde mişvârı zâhir ve Kethudây-ı mûmâ ileyh bu pazarlıkda kāsır olduğundan mesnedinden tenzîl ve Marʿaş Beylerbeyiliği ile tekdîr ü tenkîl etmişidi. Bir müddet Marʿaş'da ikāmet ve târîh-i mezkûrda dâr-ı bekāya rihlet eyledi. Mûmâ ileyh sebhiyye-i behiyye ile maʿrûf ve salâh-ı hâl ve safvet-i bâl ile mevsuf, Mushaf-ı şerîf'den yevmiyye iki cüz tilâvetine Delâyilü'l-Hayrât kırâ'etine müdavim olup, kesret-i işgāl ve teşvîş-i ahvâl ile bir gün kırâ'etde kusûr ve ihmal etmediği menkūldur. [M1 54] Hattâ bu meşgale arasında cevdet-i hatta mâyil olup, ʿasrında olan hattâtlardan temeşşuk ve ekserine tefavvuk edüp, sâ'ir meʿârifde dahi kadr-i müşterek, hazz u nasîbi ve nevâyib-i rûzgârı tehammülde Sadr-ı rahîbi var idi.",
          "caption": "Vefât-ı 'Abdullah Paşa Mîr-i mîrân-ı Marʿaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_124.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı 'Abdullah Paşa Mîr-i mîrân-ı Marʿaş",
          "text": "Mûmâ ileyh şehr-i recebin yedinci günü makarr-ı hükûmeti olan Marʿaş'da hücûm-i hümûm ile hasta ve zücâc-ı mizâcı seng-i ecel ile şikeste olduğu haberi, Der-i devlet-medâr'a vâsıl ve ehibbâ vü asdikāsına hüzn ü elem hâsıl oldu. Mûmâ ileyh Koca Mustafa Paşa'da ʿâlem-i vücûda pâ-nihâde olup, Defterdar-ı sâbık Sa'dullâh Efendi'nin cenâh-ı himmetiyle pervâz ve zemânında Emânet-i Maʿden ve rütbe-i Hâcegānî ile kesb-i imtiyâz eyleyüp, inkılâbât-ı edvâr ile Sipâh ve Silahdâr kitâbetleri ve Mâliyye ve Tersâne ve Darphâne emânetleriyle nâmdâr ve bir aralık da Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr olmuşidi. Sadr-ı sâbıkın dâd ü sitedde mişvârı zâhir ve Kethudây-ı mûmâ ileyh bu pazarlıkda kāsır olduğundan mesnedinden tenzîl ve Marʿaş Beylerbeyiliği ile tekdîr ü tenkîl etmişidi. Bir müddet Marʿaş'da ikāmet ve târîh-i mezkûrda dâr-ı bekāya rihlet eyledi. Mûmâ ileyh sebhiyye-i behiyye ile maʿrûf ve salâh-ı hâl ve safvet-i bâl ile mevsuf, Mushaf-ı şerîf'den yevmiyye iki cüz tilâvetine Delâyilü'l-Hayrât kırâ'etine müdavim olup, kesret-i işgāl ve teşvîş-i ahvâl ile bir gün kırâ'etde kusûr ve ihmal etmediği menkūldur. [M1 54] Hattâ bu meşgale arasında cevdet-i hatta mâyil olup, ʿasrında olan hattâtlardan temeşşuk ve ekserine tefavvuk edüp, sâ'ir meʿârifde dahi kadr-i müşterek, hazz u nasîbi ve nevâyib-i rûzgârı tehammülde Sadr-ı rahîbi var idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdar-ı sâbık Halîmî Mustafa Efendi bundan akdem Der-i devlet'den istiskāl ve Mîr-i mîrânlık ile Sayda Eyâleti'ne irsâl olunmuşidi. İnkılâb-ı devr-i Sadr ile ʿavdete tâlib, ve kulûb-i nâsı cihet-i maʿlûme ile câlib olup, Mîr-i mîrânlığı refʿ u ilgā ve Hâcegānlığı takrîr u ibkā ve Âsitâne'ye ʿavdetiyçün tarafına hitâben emr-i ʿâlî isrâ olundu.\n\nBeher sâl Haremeyn-i şerîfeyn fukārâsına irsâl oluna gelen Surre-i hümâyûn Bozefendi-zâde Râkım Efendi birâderi olup, Hâcegān-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Surre Emîni\nnasb olunan Feyzullâh Efendi'ye teslîm ve mûmâ ileyh dahi Üsküdar'a geçüp, pesmânde-i umûrunu tanzîm ve kāfile-i hâc ile ol savb-ı şeref-evbe sevk-i metâyây-ı taʿzîm eyledi.",
          "caption": "Ref-i rütbe-i Mîr-i mîrânî ez-Defterdar-ı sâbık Halîmî Efendi ve 'avdeteş be-Âsitâne ve vukūʿât-ı sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_125.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Ref-i rütbe-i Mîr-i mîrânî ez-Defterdar-ı sâbık Halîmî Efendi ve 'avdeteş be-Âsitâne ve vukūʿât-ı sâ'ire",
          "text": "Defterdar-ı sâbık Halîmî Mustafa Efendi bundan akdem Der-i devlet'den istiskāl ve Mîr-i mîrânlık ile Sayda Eyâleti'ne irsâl olunmuşidi. İnkılâb-ı devr-i Sadr ile ʿavdete tâlib, ve kulûb-i nâsı cihet-i maʿlûme ile câlib olup, Mîr-i mîrânlığı refʿ u ilgā ve Hâcegānlığı takrîr u ibkā ve Âsitâne'ye ʿavdetiyçün tarafına hitâben emr-i ʿâlî isrâ olundu.\n\nBeher sâl Haremeyn-i şerîfeyn fukārâsına irsâl oluna gelen Surre-i hümâyûn Bozefendi-zâde Râkım Efendi birâderi olup, Hâcegān-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Surre Emîni\nnasb olunan Feyzullâh Efendi'ye teslîm ve mûmâ ileyh dahi Üsküdar'a geçüp, pesmânde-i umûrunu tanzîm ve kāfile-i hâc ile ol savb-ı şeref-evbe sevk-i metâyây-ı taʿzîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müjde-i mühür ile Sadrıaʿzam tarafına ibʿâs ve ʿavdetinde Bostâncı-başılık ile mahsûd-i kudemâ ve ihdâs kılınan şahsın hidmetinde kusûr ve tavr-ı hareketinde fütûr müşâhede olunup, şehr-i mezkûr evâhırında ʿazl ile teʾdîb ve Hasekî Ağa hidmet-i mezkûre ile dâ'ire-i hümâyûna takrîb olundu. Rûz-i hızır kudûm ve Istabl-ı ʿâmire'de olan esbân-ı hâssanın çerâgāha ihrâcı beyne'l-lüzûm olmağla, şehr-i mezkûrun yirminci günü zikr olunan huyûl, zemzeme-i mezâmîr u tubûl ile çerâgāha tesrîh ve bir müddet rükûb ve mutârededen tervîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân ve ihrâc-ı esbân be-Çerâgāh-ı Saʿdâbad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_126.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân ve ihrâc-ı esbân be-Çerâgāh-ı Saʿdâbad",
          "text": "Müjde-i mühür ile Sadrıaʿzam tarafına ibʿâs ve ʿavdetinde Bostâncı-başılık ile mahsûd-i kudemâ ve ihdâs kılınan şahsın hidmetinde kusûr ve tavr-ı hareketinde fütûr müşâhede olunup, şehr-i mezkûr evâhırında ʿazl ile teʾdîb ve Hasekî Ağa hidmet-i mezkûre ile dâ'ire-i hümâyûna takrîb olundu. Rûz-i hızır kudûm ve Istabl-ı ʿâmire'de olan esbân-ı hâssanın çerâgāha ihrâcı beyne'l-lüzûm olmağla, şehr-i mezkûrun yirminci günü zikr olunan huyûl, zemzeme-i mezâmîr u tubûl ile çerâgāha tesrîh ve bir müddet rükûb ve mutârededen tervîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sene Donanma-yı hümâyûn'un Ak-deniz'e ihrâcı muʿtâd olduğuna binâʾen, şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü isneyn günü mersây-ı Tersâne'den fekk-i lenger ve Kapudan Paşa ve sâʾirleri Yalı Köşkü'ne çıkup, telebbüs-i hılaʿ-i zâhire ile kesb-i şeref-i evfer edüp, Kapudan Paşa bir iki gün Kabataş pîşgāhında tekmîl-i levâzım etdikden sonra Bahr-i sefîd'e ʿâzim oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanmay-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_127.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanmay-ı hümâyûn",
          "text": "Beher sene Donanma-yı hümâyûn'un Ak-deniz'e ihrâcı muʿtâd olduğuna binâʾen, şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü isneyn günü mersây-ı Tersâne'den fekk-i lenger ve Kapudan Paşa ve sâʾirleri Yalı Köşkü'ne çıkup, telebbüs-i hılaʿ-i zâhire ile kesb-i şeref-i evfer edüp, Kapudan Paşa bir iki gün Kabataş pîşgāhında tekmîl-i levâzım etdikden sonra Bahr-i sefîd'e ʿâzim oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Feyz-nâme-i behâr deşt ü sahrâyı müşk-bâr eylediğine binâʾen, tabʿ-ı hümâyûnda nakl ü hareket be-dîdâr ve işbu şehr-i recebin yirmi yedinci günü Sâhil-serây-ı Beşiktaş ârâm-gāh-ı Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâr [M1 55] oldu.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_128.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktaş",
          "text": "Feyz-nâme-i behâr deşt ü sahrâyı müşk-bâr eylediğine binâʾen, tabʿ-ı hümâyûnda nakl ü hareket be-dîdâr ve işbu şehr-i recebin yirmi yedinci günü Sâhil-serây-ı Beşiktaş ârâm-gāh-ı Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâr [M1 55] oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbân-ı şerîfin yedinci Pazar gicesi sâʿat birde Ayvan-serây kapusu dâhilinde âteş zuhûr edüp, imdâd-ı rüzgâr ile şerâre-pâş-ı etrâf ve ihrâk-ı büyût-i esâfil ü eşrâf edüp, ne hâl ise mündefiʿ ve o beliyye-i hâtır-hırâş zâʾil ü mürtefiʿ oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_129.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şaʿbân-ı şerîfin yedinci Pazar gicesi sâʿat birde Ayvan-serây kapusu dâhilinde âteş zuhûr edüp, imdâd-ı rüzgâr ile şerâre-pâş-ı etrâf ve ihrâk-ı büyût-i esâfil ü eşrâf edüp, ne hâl ise mündefiʿ ve o beliyye-i hâtır-hırâş zâʾil ü mürtefiʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh defʿa-i sâlise sadâretiyle Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, nâ-sâzkârî-yi zemân ve ʿadem-i muvâfakat-i gerdiş-i devrân ile ancak elli üç gün mesnedinde müstekarr olup, işbu şaʿbânu'l-muʿazzamın yedinci ahad günü zâyik-i merâret-i ʿazl ü infisâl ve Kızkullesi'ne habs ve bir gün sonra Magosa Kalʿası'na irsâl olundu. Yevm-i mezkûrda Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel Nâyilî ʿAbdullah Efendi huzûr-i hümâyûna daʿvet ve ilbâs-ı hilʿat-i zerrîn-tırâz-ı Sadâret ile lebrîz-i silâf-ı sâf-meserret oldu. Münhal olan Defterdârlık ile Rûznâmçe-i Evvel Behcet Efendi kâm-revâ ve Rûznâmecilik ile Yûsuf Efendi ve Defter Emâneti ile Halîl Efendi, hâyiz-i hubûr-i evfâ oldu. Sadr-ı sâbıkın Devlet Kethudâlığı'ıyla halka teslît eylediği Veliyyüddîn Efendi maʿzûl ve Yeğen Mehmed Ağa yerine mevsûl olup, Kethudây-ı sâbık dâyinlerini irzâdan sonra Resmo'ya iclâ olundu. Mûmâ ileyh ʿulûmun cemîʿîsinde mâhir ve cedel ü bahse kādir olup, ancak bed-zebân ve hâtır-şiken ve umûr-i hâriciyye maʿrifetinden ʿârî bir merd-i gayr-i mü'temen idi. Pîrî-zâde ʿOsmân Monla ile mülâkātında: “İsminiz nedir\" su'âl, anlar dahi “Osmân'dır” dediklerinde, “Osmân ʿalâ vezn-i süʿbân” kelâmıyla merhûmu tekdîr etdikleri meşhûrdur. Gül Ahmed Paşa-zâde merhûm ʿAli Paşa, Mîrahûr-i Evvel iken cumʿalarda sâ'ir Rikâb ağalarıyla ziyâretine varup, zebânından dil-rîş-i elem olmamak zımnında yanına istiʿâze ile girüp, ʿakıbet: “Beyefendi mührünüze nazar edelim” demiş anlar dahi mühürlerini irâ'et eylediklerinde, “Mâşallah isminiz ʿAli imiş” demişler. Ve bundan garazları mîr-i mûmâ ileyhin mechûliyyet ve güm-nâmlığını işʿâr imiş. Anlar dahi fi'l-hâl telâfî-yi mâ-fâta ibtidâr ve: “Biz dahi mührünüzü ziyâret edelim” dedikde mührünü ʿarz edüp, baʿde'n-nazar “Sizin dahi isminiz Veli imiş” kelâmıyla mukābele edüp, intikām aldığını merhûmun lisânından bu Fakīr istimâʿ eyledim.",
          "caption": "ʿAzl-i Vezîr-i aʿzâm Hekîm-zâde ʿAli Paşa ve nasb-ı Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel Nâyilî ʿAbdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_130.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vezîr-i aʿzâm Hekîm-zâde ʿAli Paşa ve nasb-ı Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel Nâyilî ʿAbdullah Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh defʿa-i sâlise sadâretiyle Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, nâ-sâzkârî-yi zemân ve ʿadem-i muvâfakat-i gerdiş-i devrân ile ancak elli üç gün mesnedinde müstekarr olup, işbu şaʿbânu'l-muʿazzamın yedinci ahad günü zâyik-i merâret-i ʿazl ü infisâl ve Kızkullesi'ne habs ve bir gün sonra Magosa Kalʿası'na irsâl olundu. Yevm-i mezkûrda Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel Nâyilî ʿAbdullah Efendi huzûr-i hümâyûna daʿvet ve ilbâs-ı hilʿat-i zerrîn-tırâz-ı Sadâret ile lebrîz-i silâf-ı sâf-meserret oldu. Münhal olan Defterdârlık ile Rûznâmçe-i Evvel Behcet Efendi kâm-revâ ve Rûznâmecilik ile Yûsuf Efendi ve Defter Emâneti ile Halîl Efendi, hâyiz-i hubûr-i evfâ oldu. Sadr-ı sâbıkın Devlet Kethudâlığı'ıyla halka teslît eylediği Veliyyüddîn Efendi maʿzûl ve Yeğen Mehmed Ağa yerine mevsûl olup, Kethudây-ı sâbık dâyinlerini irzâdan sonra Resmo'ya iclâ olundu. Mûmâ ileyh ʿulûmun cemîʿîsinde mâhir ve cedel ü bahse kādir olup, ancak bed-zebân ve hâtır-şiken ve umûr-i hâriciyye maʿrifetinden ʿârî bir merd-i gayr-i mü'temen idi. Pîrî-zâde ʿOsmân Monla ile mülâkātında: “İsminiz nedir\" su'âl, anlar dahi “Osmân'dır” dediklerinde, “Osmân ʿalâ vezn-i süʿbân” kelâmıyla merhûmu tekdîr etdikleri meşhûrdur. Gül Ahmed Paşa-zâde merhûm ʿAli Paşa, Mîrahûr-i Evvel iken cumʿalarda sâ'ir Rikâb ağalarıyla ziyâretine varup, zebânından dil-rîş-i elem olmamak zımnında yanına istiʿâze ile girüp, ʿakıbet: “Beyefendi mührünüze nazar edelim” demiş anlar dahi mühürlerini irâ'et eylediklerinde, “Mâşallah isminiz ʿAli imiş” demişler. Ve bundan garazları mîr-i mûmâ ileyhin mechûliyyet ve güm-nâmlığını işʿâr imiş. Anlar dahi fi'l-hâl telâfî-yi mâ-fâta ibtidâr ve: “Biz dahi mührünüzü ziyâret edelim” dedikde mührünü ʿarz edüp, baʿde'n-nazar “Sizin dahi isminiz Veli imiş” kelâmıyla mukābele edüp, intikām aldığını merhûmun lisânından bu Fakīr istimâʿ eyledim."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hidmet-i refîʿ-i Silahdârî ile pâ-nihâde-i merkez-i kâm-kârî olan ʿAli Ağa, hakkında âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı Tâcdârî eşiʿʿa-rîz-i bürûz ve rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le bedr-i ikbâli cihân-efrûz olup, Tevkīʿîlik ile Âsitâne'de ikāmeti irâde ve dâyiresini idâre içün Aydın Muhassıllığı gibi kesîrü'n-nemâ bir mansıb ile kadr ü iʿtibârı ziyâde kılınup, Muhsin-zâde serâyı dahi müşârun ileyhe ferş ü âmâde kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Silahdâr-ı [M1 56] hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_131.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Silahdâr-ı [M1 56] hazret-i Şehriyârî",
          "text": "Hidmet-i refîʿ-i Silahdârî ile pâ-nihâde-i merkez-i kâm-kârî olan ʿAli Ağa, hakkında âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı Tâcdârî eşiʿʿa-rîz-i bürûz ve rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le bedr-i ikbâli cihân-efrûz olup, Tevkīʿîlik ile Âsitâne'de ikāmeti irâde ve dâyiresini idâre içün Aydın Muhassıllığı gibi kesîrü'n-nemâ bir mansıb ile kadr ü iʿtibârı ziyâde kılınup, Muhsin-zâde serâyı dahi müşârun ileyhe ferş ü âmâde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhimâ icrây-ı hükûmet ile tekmîl-i müddet eyledikleri hasebiyle, şaʿbânın onuncu günü Rumeli Kazaskerliği ile o pâyede olan ʿAbdurrahîm Efendi\nkesb-i şân ve Anadolu Sadâreti'yle sâbıkā Mekke Kadısı Şeyh Mehmed Saʿîd Efendi sebk-i akrân eyledi",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_132.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn",
          "text": "Müşârun ileyhimâ icrây-ı hükûmet ile tekmîl-i müddet eyledikleri hasebiyle, şaʿbânın onuncu günü Rumeli Kazaskerliği ile o pâyede olan ʿAbdurrahîm Efendi\nkesb-i şân ve Anadolu Sadâreti'yle sâbıkā Mekke Kadısı Şeyh Mehmed Saʿîd Efendi sebk-i akrân eyledi"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin inhitât-ı sinn sebebi ile umûrunda mütehâvin olduğu sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve şaʿbânın yirmi yedinci günü ʿazl ve Burusa'ya nefy ü iclâ olundu. Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi Meşîhat'e cümleden elyak u ahrâ olduğu hasebiyle, yevm-i mezkûrda iktisây-ı hilʿat-ı beyzâ ile nâmzed-i emr-i Fetvâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Vassâf ʿAbdullah Efendi ve nasb-ı Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_133.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Vassâf ʿAbdullah Efendi ve nasb-ı Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi",
          "text": "Müşârun ileyhin inhitât-ı sinn sebebi ile umûrunda mütehâvin olduğu sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve şaʿbânın yirmi yedinci günü ʿazl ve Burusa'ya nefy ü iclâ olundu. Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi Meşîhat'e cümleden elyak u ahrâ olduğu hasebiyle, yevm-i mezkûrda iktisây-ı hilʿat-ı beyzâ ile nâmzed-i emr-i Fetvâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i ramazân gurresinde Mekke Pâyesi olan Halîl Efendi'ye, İstanbul Kazâsı tevcîh ü ihsân ve hem-pâyesi Muhsin-zâde Ahmed Efendi'ye İstanbul Pâyesi verilmekle cebr-i noksân olunup, Burusa Kazâsı, zilkade gurresinden mutasarrıf olmak şartıyla Kudüs'den maʿzûl Mekkî-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye tevcîh ve zilhicce gurresinden Selânik Kazâsı'yla Yek-dest Mustafa Efendi, resâset-i hâlden tebʿîd ü tenzîh olundu.\n\nRamazân-ı mübârekin on beşinci günü kāʿide-i kadîm-i Devlet üzere Hırka-i şerîfe ziyâretine daʿvet olunan sudûr ve mülhak bi's-sudûr olan ʿulemâ, telsîm-i zeyl-i hazret-i Fahr-i enbiyâ ile iktisâb-ı şeref-i bî-intihâ eylediler.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿİlmiyye ve ziyâret-i Hırka-i şerîfe ve vukūʿ-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_134.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿİlmiyye ve ziyâret-i Hırka-i şerîfe ve vukūʿ-i harîk",
          "text": "Şehr-i ramazân gurresinde Mekke Pâyesi olan Halîl Efendi'ye, İstanbul Kazâsı tevcîh ü ihsân ve hem-pâyesi Muhsin-zâde Ahmed Efendi'ye İstanbul Pâyesi verilmekle cebr-i noksân olunup, Burusa Kazâsı, zilkade gurresinden mutasarrıf olmak şartıyla Kudüs'den maʿzûl Mekkî-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye tevcîh ve zilhicce gurresinden Selânik Kazâsı'yla Yek-dest Mustafa Efendi, resâset-i hâlden tebʿîd ü tenzîh olundu.\n\nRamazân-ı mübârekin on beşinci günü kāʿide-i kadîm-i Devlet üzere Hırka-i şerîfe ziyâretine daʿvet olunan sudûr ve mülhak bi's-sudûr olan ʿulemâ, telsîm-i zeyl-i hazret-i Fahr-i enbiyâ ile iktisâb-ı şeref-i bî-intihâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gāyet-i leyle-i ramazân olan hamîs gicesi, cümleten erkân-ı Devlet ve hidmetgüzârân-ı saltanat Serây-ı hümâyûn'da âmâde olup, ʿale's-seher Pâdişâh-ı bahr ü berr taht-ı ʿâlî-bahta zîb ü fer verüp, dâmen ü âstîn-i Şâhâne'leri bûse-gâh-ı şifah-ı erbâb-ı câh ve mahall-i vazʿ-ı vecenât ü cibâh oldu.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_135.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd",
          "text": "Gāyet-i leyle-i ramazân olan hamîs gicesi, cümleten erkân-ı Devlet ve hidmetgüzârân-ı saltanat Serây-ı hümâyûn'da âmâde olup, ʿale's-seher Pâdişâh-ı bahr ü berr taht-ı ʿâlî-bahta zîb ü fer verüp, dâmen ü âstîn-i Şâhâne'leri bûse-gâh-ı şifah-ı erbâb-ı câh ve mahall-i vazʿ-ı vecenât ü cibâh oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin ikinci salı gicesi sâʿât bir buçukda iken, Kadırga Limanı Çarşusu'nda bir ʿattâr dükkânından âteş zuhûr edüp, etrâfa [M1 57] sirâyet ve Akar-çeşme'den Peykhâne'de vâkiʿ Firârî Mustafa Paşa hânesine ve bir tarafı Dizdâriyye Câmiʿi kurbuna müntehî olup, on altı sâʿâtden sonra fazl-ı Hak ile muntafî oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_136.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şevvâlin ikinci salı gicesi sâʿât bir buçukda iken, Kadırga Limanı Çarşusu'nda bir ʿattâr dükkânından âteş zuhûr edüp, etrâfa [M1 57] sirâyet ve Akar-çeşme'den Peykhâne'de vâkiʿ Firârî Mustafa Paşa hânesine ve bir tarafı Dizdâriyye Câmiʿi kurbuna müntehî olup, on altı sâʿâtden sonra fazl-ı Hak ile muntafî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ekser-i nâs tavr u hareketlerinde hadd-i nâ-şinâs olduklarından, tedârük-i matlûb zımnında ihtiyâr-ı kâr-ı nâ-mergūb eyledikleri ve noksâniyyet-i ʿukūl ile müştehir ve lâ tü[yü]bdîne zînetehünne illâ li-büʿûletihinne nehyinden gayr-ı müte'essir olan nisvân tâyifesi, şâlî ve büyük yakalı elvân ferâceler ile zokāk u esvâkda hirâm ve ehl-i hevâyı mecbûr-i nazra-i harâm eyledikleri mütehakkak olmağla, fîmâ-baʿd vüzerâdan gayrîsi kabaralı kesme ve gāşiye kullanmayup, nisvân dahi lede'l-ihtiyâc kâr-ı kadîm ferâceler ile mestûretü'l-vücūh gezüp, mütenebbih olmayanları mazhar-ı serzeniş ü ʿitâb olacakları e'imme-i mahallâta tenbîh ü işrâb olundu.",
          "caption": "Vukūʿât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_137.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿât-ı cüz'iyye",
          "text": "Ekser-i nâs tavr u hareketlerinde hadd-i nâ-şinâs olduklarından, tedârük-i matlûb zımnında ihtiyâr-ı kâr-ı nâ-mergūb eyledikleri ve noksâniyyet-i ʿukūl ile müştehir ve lâ tü[yü]bdîne zînetehünne illâ li-büʿûletihinne nehyinden gayr-ı müte'essir olan nisvân tâyifesi, şâlî ve büyük yakalı elvân ferâceler ile zokāk u esvâkda hirâm ve ehl-i hevâyı mecbûr-i nazra-i harâm eyledikleri mütehakkak olmağla, fîmâ-baʿd vüzerâdan gayrîsi kabaralı kesme ve gāşiye kullanmayup, nisvân dahi lede'l-ihtiyâc kâr-ı kadîm ferâceler ile mestûretü'l-vücūh gezüp, mütenebbih olmayanları mazhar-ı serzeniş ü ʿitâb olacakları e'imme-i mahallâta tenbîh ü işrâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "'Âdet-i dîrîn-i saltanat üzere sâbiʿ-i Şevvalde tevcîhât vâkīʿ olup, Sadâret-i ʿuzmâ Kethüdâlığı, Yeğen Mehmed Ağa'ya ve hidmet-i Riyâset, el-Hâc ʿAbdî Efendi'ye ibkā ve Çavuş-başılık, Dergāh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Dârendeli ʿAbdurrahmân Bey'e tevcîh olunup, Büyük Tezkirecilik, Nuʿmân Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, ʿAvnî Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Mektûbçuluk, Hamza Hâmid Efendi'ye ve Teşrîfâtçılık, ʿÂkif Bey'e ve Beylikçilik, Kudsî Mehmed Efendi'ye ve Kethudâ Kitâbeti, ʿAlî Efendi'ye ibkā olundu. Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı, Behcet Efendi'ye ve Şıkk-ı Sânîlik, Ahmed Efendi'ye ve Sâlislik, Sâlih Efendi'ye ve Defter Emâneti ve Rûznâmçe-i Evvel mutasarrıflarına ibkā ve Baş-muhasebecilik, Mehmed Saʿîd Efendi'ye; Emânet-i Şehir ve Matbah ve Arpa ibkā ve Tersâne, Râkım el-Hâc Mehmed Efendi'ye ve Anadolu, Tophâneli Mehmed Efendi'ye; Atlu Mukābeleciliği, Mûsâ-zâde Efendi'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Memiş Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, ʿÖmer Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Cizye, Mehmed Hâşim Efendi'ye; Mevkūfât, Hazîne Kethudâlığı'ndan çıkma Mehmed Efendi'ye; Mâliyye, Mahmûd Efendi'ye; Tophâne Nezâreti, ʿAbdullah Efendi'ye; Küçük Rûznâme, sâbıkā Âmidî ʿAbdullah Efendi'ye; Piyâde Mukābeleciliği, Sadrıaʿzam birâderi Vahdetî Ebûbekir Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, ʿÂrifî dâmâdı Süleymân Bey'e; Küçük Evkāf, Ser-destârî-yi sâbık Ebûssuʿûd Efendi'ye; Masraf Kitâbeti, Ahmed Efendi'ye; İstanbul Baruthânesi, Re'îs-zâde [M1 58] ʿAbdurrezzâk Efendi'ye; Târîhcilik, Kesriyyeli-zâde Ebûbekir Bey'e ve sâ'ir menâsıb dahi müstehaklarına tevcîh olunup, baʿzıları dahi ʿatâyây-ı Pâdişâh-ı deryâ-nevâl ile kesb-i refâhiyyet-i hâl eylediler. Dergāh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağalığı ve Mîr-ʿalemlik ve Cebecî-başılık, ibkā ve Sipâh Ağalığı, Mehmed Sâdık Ağa'ya ve Silahdâr Ağalığı, Şîrîn-zâde Halîl Ağa'ya ve Topçu-başılık, Kefeli el-Hâc Mehmed Ağa'ya tevcîh olundu. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Rumeli, Yanya ve Tırhala san-\ncaklarına ber-vech-i Arpalık mutasarrıf olan ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya ve müşârun ileyhden münhal olan Yanya ve Tırhala, selefi Vezîr Yahyâ Paşa'ya ve Üsküb Sancağı ilhâkıyla Belgrad Muhâfızlığı, Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, sâ'ir menâsıb, vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm tasarrufât-ı cüz'iyye ile mutasarrıflarına tevcîh ü ibkā olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ricâl-i kirâm ve vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_138.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ricâl-i kirâm ve vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "'Âdet-i dîrîn-i saltanat üzere sâbiʿ-i Şevvalde tevcîhât vâkīʿ olup, Sadâret-i ʿuzmâ Kethüdâlığı, Yeğen Mehmed Ağa'ya ve hidmet-i Riyâset, el-Hâc ʿAbdî Efendi'ye ibkā ve Çavuş-başılık, Dergāh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Dârendeli ʿAbdurrahmân Bey'e tevcîh olunup, Büyük Tezkirecilik, Nuʿmân Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, ʿAvnî Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Mektûbçuluk, Hamza Hâmid Efendi'ye ve Teşrîfâtçılık, ʿÂkif Bey'e ve Beylikçilik, Kudsî Mehmed Efendi'ye ve Kethudâ Kitâbeti, ʿAlî Efendi'ye ibkā olundu. Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı, Behcet Efendi'ye ve Şıkk-ı Sânîlik, Ahmed Efendi'ye ve Sâlislik, Sâlih Efendi'ye ve Defter Emâneti ve Rûznâmçe-i Evvel mutasarrıflarına ibkā ve Baş-muhasebecilik, Mehmed Saʿîd Efendi'ye; Emânet-i Şehir ve Matbah ve Arpa ibkā ve Tersâne, Râkım el-Hâc Mehmed Efendi'ye ve Anadolu, Tophâneli Mehmed Efendi'ye; Atlu Mukābeleciliği, Mûsâ-zâde Efendi'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Memiş Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, ʿÖmer Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Cizye, Mehmed Hâşim Efendi'ye; Mevkūfât, Hazîne Kethudâlığı'ndan çıkma Mehmed Efendi'ye; Mâliyye, Mahmûd Efendi'ye; Tophâne Nezâreti, ʿAbdullah Efendi'ye; Küçük Rûznâme, sâbıkā Âmidî ʿAbdullah Efendi'ye; Piyâde Mukābeleciliği, Sadrıaʿzam birâderi Vahdetî Ebûbekir Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, ʿÂrifî dâmâdı Süleymân Bey'e; Küçük Evkāf, Ser-destârî-yi sâbık Ebûssuʿûd Efendi'ye; Masraf Kitâbeti, Ahmed Efendi'ye; İstanbul Baruthânesi, Re'îs-zâde [M1 58] ʿAbdurrezzâk Efendi'ye; Târîhcilik, Kesriyyeli-zâde Ebûbekir Bey'e ve sâ'ir menâsıb dahi müstehaklarına tevcîh olunup, baʿzıları dahi ʿatâyây-ı Pâdişâh-ı deryâ-nevâl ile kesb-i refâhiyyet-i hâl eylediler. Dergāh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağalığı ve Mîr-ʿalemlik ve Cebecî-başılık, ibkā ve Sipâh Ağalığı, Mehmed Sâdık Ağa'ya ve Silahdâr Ağalığı, Şîrîn-zâde Halîl Ağa'ya ve Topçu-başılık, Kefeli el-Hâc Mehmed Ağa'ya tevcîh olundu. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Rumeli, Yanya ve Tırhala san-\ncaklarına ber-vech-i Arpalık mutasarrıf olan ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya ve müşârun ileyhden münhal olan Yanya ve Tırhala, selefi Vezîr Yahyâ Paşa'ya ve Üsküb Sancağı ilhâkıyla Belgrad Muhâfızlığı, Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, sâ'ir menâsıb, vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm tasarrufât-ı cüz'iyye ile mutasarrıflarına tevcîh ü ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin on ikinci günü ber-vech-i muʿtâd Yeniçeri Ağası tarafından Sadr-ı Âsaf-nihâd daʿvet olunup, yevm-i mezkûrda kapu halkı ile Ağa-kapusu'na varılmışidi. Sanâyiʿ-i bâzendegân ve sarîr-i sâzendegân ihtitâm ve baʿde't-taʿâm Ağâ-yı mûmâ ileyh tarafından müzeyyen bir esb ve sâ'ir hedâyâ maʿrûz-ı nazar-gâh-ı Sadr-ı vâlâ-makām kılınup, kabûle karîn ve bir sevb-i semmûr ile Ağâ-yı mûmâ ileyh min-ciheti'l-mansıb te'mîn olundu.",
          "caption": "Ziyâfet-i Ağâ-yı Yeniçeriyân be-Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_139.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Ağâ-yı Yeniçeriyân be-Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Şevvâlin on ikinci günü ber-vech-i muʿtâd Yeniçeri Ağası tarafından Sadr-ı Âsaf-nihâd daʿvet olunup, yevm-i mezkûrda kapu halkı ile Ağa-kapusu'na varılmışidi. Sanâyiʿ-i bâzendegân ve sarîr-i sâzendegân ihtitâm ve baʿde't-taʿâm Ağâ-yı mûmâ ileyh tarafından müzeyyen bir esb ve sâ'ir hedâyâ maʿrûz-ı nazar-gâh-ı Sadr-ı vâlâ-makām kılınup, kabûle karîn ve bir sevb-i semmûr ile Ağâ-yı mûmâ ileyh min-ciheti'l-mansıb te'mîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on sekizinci günü Sadrıaʿzam tarafından Saʿdâbâd nâm mahall-i ferah-fezâda levâzım-ı ziyâfet âmâde kılınup, Şehriyâr-ı kerrûbî-sıfat, daʿvet-i Sadr-ı Felâtûn-menkabete icâbet ile sahn-ı Saʿdabâd'ı nümûne-nümây-ı sahn-ı cennet buyurdular. Mukaddemâ piyâde ocaklarından ihzârı irâde olunan tüfeng-endâzân, zâbitleriyle muntazır-ı emr ü fermân olmuşlar idi. Riʿâyet-i şerîta-i tekaddüm ü te'ahhur ile nişâna kurşun atup, kimî muhtî ve kimî musîb oldular ise dahi cümlesi nakd-gîr-i hisse vü nasîb oldular. Baʿdehû sâzendegāna ruhsat ve anlar dahi savt-ı gûnâ-gûn ile rûha kuvet verdiklerinden gayri perende-bâz ve küşt-gîrler dahi sanâyiʿ-i bedîʿiyyelerin icrâ ve tabʿ-ı hümâyûna ferah u beşâşet ilkā eylediler. Kubeyl-i ʿasrda nefs-i nefîs-i hümâyûn içün mâyide-i gûnâ gûn ve etʿime-i nefâset-makrûn bast olunup, baʿde't-taʿâm Sadr-ı ʿâlî-makām [M1 59] birkaç re's esb-i pür-zînet ve akmişe-i girân-kıymet, ʿarz-ı sâha-i Şehriyâr-ı pâkîze-tıynet edüp, hedâyâsı şâyân-ı nazar-ı iʿtibâr ve bir sevb-i semmûr ile Sadr-ı müşârun ileyh nâyil-i istibşâr olduğundan gayri, Şeyhülislâm Efendi dahi daʿvetde dâhil ve ol dahi ferve-i semmûr ile iltifâta nâyil oldu. Kethudâ Bey mürettebât-ı ziyâfete nizâm verdiğinden, hidmeti meşkûr ve Dârü's-saʿâde Ağası huzûrunda lâbis-i ferve-i semmûr oldu.",
          "caption": "Ziyâfet-i Sadrıaʿzam be-Pâdişâh-ı Cem-haşem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_140.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Sadrıaʿzam be-Pâdişâh-ı Cem-haşem",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on sekizinci günü Sadrıaʿzam tarafından Saʿdâbâd nâm mahall-i ferah-fezâda levâzım-ı ziyâfet âmâde kılınup, Şehriyâr-ı kerrûbî-sıfat, daʿvet-i Sadr-ı Felâtûn-menkabete icâbet ile sahn-ı Saʿdabâd'ı nümûne-nümây-ı sahn-ı cennet buyurdular. Mukaddemâ piyâde ocaklarından ihzârı irâde olunan tüfeng-endâzân, zâbitleriyle muntazır-ı emr ü fermân olmuşlar idi. Riʿâyet-i şerîta-i tekaddüm ü te'ahhur ile nişâna kurşun atup, kimî muhtî ve kimî musîb oldular ise dahi cümlesi nakd-gîr-i hisse vü nasîb oldular. Baʿdehû sâzendegāna ruhsat ve anlar dahi savt-ı gûnâ-gûn ile rûha kuvet verdiklerinden gayri perende-bâz ve küşt-gîrler dahi sanâyiʿ-i bedîʿiyyelerin icrâ ve tabʿ-ı hümâyûna ferah u beşâşet ilkā eylediler. Kubeyl-i ʿasrda nefs-i nefîs-i hümâyûn içün mâyide-i gûnâ gûn ve etʿime-i nefâset-makrûn bast olunup, baʿde't-taʿâm Sadr-ı ʿâlî-makām [M1 59] birkaç re's esb-i pür-zînet ve akmişe-i girân-kıymet, ʿarz-ı sâha-i Şehriyâr-ı pâkîze-tıynet edüp, hedâyâsı şâyân-ı nazar-ı iʿtibâr ve bir sevb-i semmûr ile Sadr-ı müşârun ileyh nâyil-i istibşâr olduğundan gayri, Şeyhülislâm Efendi dahi daʿvetde dâhil ve ol dahi ferve-i semmûr ile iltifâta nâyil oldu. Kethudâ Bey mürettebât-ı ziyâfete nizâm verdiğinden, hidmeti meşkûr ve Dârü's-saʿâde Ağası huzûrunda lâbis-i ferve-i semmûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʿzı harîkde sûzân ve menâresinden mescid olduğu nümâyân olan Otakçılar nâm mahalden Şehriyâr-ı İskender-tüvân güzerân oldukda, kazıyyeye vukūf ile mahall-i mezkûrda câmiʿ binâsını fermân etmişler idi. Etrâfından birkaç hâne iştirâ vü istimlâk ile sâhası tevsîʿ olunup, dest-yârî-yi ʿamele ve bennâyân ile binâya mübâşeret ü ikdâm ve mahfel-i hümâyûn ve sâ'ir mahalleri dört mâh zarfında ikmâl ü itmâm olunduğundan gayri, minâresi dahi tuğladan binâ ve nizâm-ı evkāfına iʿtinâ olundu.",
          "caption": "Taʿmîr-i Mescid-i Otakçıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_141.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿmîr-i Mescid-i Otakçıyân",
          "text": "Baʿzı harîkde sûzân ve menâresinden mescid olduğu nümâyân olan Otakçılar nâm mahalden Şehriyâr-ı İskender-tüvân güzerân oldukda, kazıyyeye vukūf ile mahall-i mezkûrda câmiʿ binâsını fermân etmişler idi. Etrâfından birkaç hâne iştirâ vü istimlâk ile sâhası tevsîʿ olunup, dest-yârî-yi ʿamele ve bennâyân ile binâya mübâşeret ü ikdâm ve mahfel-i hümâyûn ve sâ'ir mahalleri dört mâh zarfında ikmâl ü itmâm olunduğundan gayri, minâresi dahi tuğladan binâ ve nizâm-ı evkāfına iʿtinâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin yirmi yedinci salı günü tertîb-i Dîvân ve Nemçe tarafından müceddeden vârid olan Elçi ruhsây-ı ʿatabe-i Pâdişâh-ı devrân olup, Bâbü's-saʿâde pîşgāhında telebbüs-i hilʿat ve nâmesini teslîmden sonra geldiği mahalle ʿavdet eyledi.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve ruhsâyi-yi Elçi-yi Nemçe be-ʿatebe-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_142.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve ruhsâyi-yi Elçi-yi Nemçe be-ʿatebe-i Şehriyârî",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin yirmi yedinci salı günü tertîb-i Dîvân ve Nemçe tarafından müceddeden vârid olan Elçi ruhsây-ı ʿatabe-i Pâdişâh-ı devrân olup, Bâbü's-saʿâde pîşgāhında telebbüs-i hilʿat ve nâmesini teslîmden sonra geldiği mahalle ʿavdet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cebeci-başı ʿAbdullah Ağa müsinn ü ihtiyâr ve bir müddetden berü ʿalîl ü bîmâr olduğundan, işbu zilkaʿdenin beşinci günü ʿâzim-i dâru'l-karâr olup, Cebeci-başılık ile Baş-kethudâ Kadri Ağa-zâde'ye mükâfât ve ocağlarında silsile olup, erbâb-ı istihkāka taʿyîn-i hıdemât olundu.",
          "caption": "Fevt-i Ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_143.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ser-cebeciyân",
          "text": "Cebeci-başı ʿAbdullah Ağa müsinn ü ihtiyâr ve bir müddetden berü ʿalîl ü bîmâr olduğundan, işbu zilkaʿdenin beşinci günü ʿâzim-i dâru'l-karâr olup, Cebeci-başılık ile Baş-kethudâ Kadri Ağa-zâde'ye mükâfât ve ocağlarında silsile olup, erbâb-ı istihkāka taʿyîn-i hıdemât olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Altmış dokuz muharremi gurresinden zabt etmek şartıyla hükûmet-i Dımeşkü'ş-Şâm ile Hamza-zâde ʿAbdullah Efendi şâd-kâm ve mevâlî-yi Devriyye'nin baʿzısı dahi neyl-i mansıb ile debdebe-sâz-ı merâm oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_144.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Altmış dokuz muharremi gurresinden zabt etmek şartıyla hükûmet-i Dımeşkü'ş-Şâm ile Hamza-zâde ʿAbdullah Efendi şâd-kâm ve mevâlî-yi Devriyye'nin baʿzısı dahi neyl-i mansıb ile debdebe-sâz-ı merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddet-i yesîreden berü Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Yeğen Mehmed Ağa'ya baʿzı kusûr isnâd ve mâh-ı zilkaʿdenin yedinci günü dâyire-i Âsafî'den ibʿâd olunup, iki defʿa o makām-ı bülend ile ercümend olan Mehmed Saʿîd Efendi sâlisen Kethudâlık mesnedine isʿâd olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_145.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Bir müddet-i yesîreden berü Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Yeğen Mehmed Ağa'ya baʿzı kusûr isnâd ve mâh-ı zilkaʿdenin yedinci günü dâyire-i Âsafî'den ibʿâd olunup, iki defʿa o makām-ı bülend ile ercümend olan Mehmed Saʿîd Efendi sâlisen Kethudâlık mesnedine isʿâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Behcet Efendi ʿârıza-i maraz ile birkaç gün muztarib ve mâh-ı merkūmun on dördüncü günü dest-i hâdimü'l-lezzât ile cevher-i rûhu [M1 60] dürc-i bedenden münselib olup, Halîmî Mustafa Efendi'nin fenn-i Defterî'de mehâreti,\netrâf ü eknâf ile hüsn-i muʿâmele ve ʿişreti mûcib-i teleʾlü-i kevkeb-i rifʿati olup, bu defʿa dahi Defterdâr ve kilîd-i gencîne-i Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr oldu. Müteveffây-ı mûmâ ileyh ʿUtaridîler'e lâzım olacak rütbe tahsîl-i kemâlât edüp, cevdet-i hatt ve mütevassit-ı şiʿr u inşâ ile şöhret-şiʿâr idi. Bu beyit Siroz'da menfâ iken inşâd etdiği gazeldendir:\n\nÜç gün ârâm-ı safâya niçe ruhsat bulunur\nBehcetâ meskenimiz şimdi ki Siroz oldu.",
          "caption": "Fevt-i Defterdâr Behcet Efendi ve nasb-ı Halîmî Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_146.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Defterdâr Behcet Efendi ve nasb-ı Halîmî Mustafa Efendi",
          "text": "Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Behcet Efendi ʿârıza-i maraz ile birkaç gün muztarib ve mâh-ı merkūmun on dördüncü günü dest-i hâdimü'l-lezzât ile cevher-i rûhu [M1 60] dürc-i bedenden münselib olup, Halîmî Mustafa Efendi'nin fenn-i Defterî'de mehâreti,\netrâf ü eknâf ile hüsn-i muʿâmele ve ʿişreti mûcib-i teleʾlü-i kevkeb-i rifʿati olup, bu defʿa dahi Defterdâr ve kilîd-i gencîne-i Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr oldu. Müteveffây-ı mûmâ ileyh ʿUtaridîler'e lâzım olacak rütbe tahsîl-i kemâlât edüp, cevdet-i hatt ve mütevassit-ı şiʿr u inşâ ile şöhret-şiʿâr idi. Bu beyit Siroz'da menfâ iken inşâd etdiği gazeldendir:\n\nÜç gün ârâm-ı safâya niçe ruhsat bulunur\nBehcetâ meskenimiz şimdi ki Siroz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârun ileyh tahilletü'l-kasem sûretinde Sadrıaʿzam olup, hattâ nasbı günü: “Hulle vâkīʿ oldu” kelâmını nâtıka-zîb-i mutâyebe eylediği meşhûrdur. Virdü'l-yevmî olan esmâ-i hüsnâ ʿadedince doksan dokuz gün Sadâret edüp, zilkaʿdenin on altıncı yevm-i ahad sâkit ʿani'l-mesned olup, Sakız Cezîresi'ne irsâl olundu. Yevm-i mezkûrda sâbıkā Silahdâr-ı Şehriyârî ve el-yevm rütbe-i Vezâret'le Tevkīʿî olan ʿAli Paşa Enderûn-i hümâyûn'a ihzâr olunup, yed-i emânetine mühr-i hümâyûn iʿtâ ve dûş-i istihkākına ferve-i Vekâlet-i kübrâ iksâ olundu. Kapuya gelüp erbâb-ı menâsıba ʿumûm hilʿatleri ilbâs ve her şahsı rütbesine göre dest-i nüvâzende-i istînâs eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam ve nasb-ı Tevkīʿî ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_147.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam ve nasb-ı Tevkīʿî ʿAli Paşa",
          "text": "Vezîr-i müşârun ileyh tahilletü'l-kasem sûretinde Sadrıaʿzam olup, hattâ nasbı günü: “Hulle vâkīʿ oldu” kelâmını nâtıka-zîb-i mutâyebe eylediği meşhûrdur. Virdü'l-yevmî olan esmâ-i hüsnâ ʿadedince doksan dokuz gün Sadâret edüp, zilkaʿdenin on altıncı yevm-i ahad sâkit ʿani'l-mesned olup, Sakız Cezîresi'ne irsâl olundu. Yevm-i mezkûrda sâbıkā Silahdâr-ı Şehriyârî ve el-yevm rütbe-i Vezâret'le Tevkīʿî olan ʿAli Paşa Enderûn-i hümâyûn'a ihzâr olunup, yed-i emânetine mühr-i hümâyûn iʿtâ ve dûş-i istihkākına ferve-i Vekâlet-i kübrâ iksâ olundu. Kapuya gelüp erbâb-ı menâsıba ʿumûm hilʿatleri ilbâs ve her şahsı rütbesine göre dest-i nüvâzende-i istînâs eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsülküttâb olan ʿAbdî Efendi kudemây-ı tarîkden olup, halk ile ihtilâtdan dâmenkeş-i ictinâb ve meʾmûr olduğu hidemâtda dahi huşûnetle şöhret-yâb olup, kelâmı gûyâ mansûs ve tavrı hemân şahsına mahsûs bir âdem olup, bu esbâb ile sadr-ı nâzik-meşrebi tenfîr ve ʿâkibetü'l-emr efendi-yi mûmâ ileyhi riyâsetden ʿazl ve Resmo Cezîresi'ne irsâl ve tekdîr edüp, Defterdâr-ı sabık Kâmil Ahmed Efendi'de istihkāk-ı zâtî zâhir ve o mesnede ehliyyeti ke'ş-şems fi'l-hevâ cerr-i bâhir olmağla, şehr-i merkūmun on yedinci günü zümre-i küttâba reʾîs ve fülk-i devlete bercîs kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb ʿAbdî Efendi ve nasb-ı Defterî-yi sâbık Kâmil Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_148.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb ʿAbdî Efendi ve nasb-ı Defterî-yi sâbık Kâmil Ahmed Efendi",
          "text": "Re'îsülküttâb olan ʿAbdî Efendi kudemây-ı tarîkden olup, halk ile ihtilâtdan dâmenkeş-i ictinâb ve meʾmûr olduğu hidemâtda dahi huşûnetle şöhret-yâb olup, kelâmı gûyâ mansûs ve tavrı hemân şahsına mahsûs bir âdem olup, bu esbâb ile sadr-ı nâzik-meşrebi tenfîr ve ʿâkibetü'l-emr efendi-yi mûmâ ileyhi riyâsetden ʿazl ve Resmo Cezîresi'ne irsâl ve tekdîr edüp, Defterdâr-ı sabık Kâmil Ahmed Efendi'de istihkāk-ı zâtî zâhir ve o mesnede ehliyyeti ke'ş-şems fi'l-hevâ cerr-i bâhir olmağla, şehr-i merkūmun on yedinci günü zümre-i küttâba reʾîs ve fülk-i devlete bercîs kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh sâl-hurde vü pîr ve edây-ı hidmetinde bi'z-zarûre izhâr-ı taksîr eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı meʿâlî-semîr olmağla, şehr-i mezkûrda ʿazl ve Mısır'a tesyîr ve Hazînedâr Ahmed Ağa o makām-ı vâlâ ile tevkīr olundu. [M1 61]",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Dârü's-saʿâde Beşîr Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_149.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Dârü's-saʿâde Beşîr Ağa",
          "text": "Müşârun ileyh sâl-hurde vü pîr ve edây-ı hidmetinde bi'z-zarûre izhâr-ı taksîr eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı meʿâlî-semîr olmağla, şehr-i mezkûrda ʿazl ve Mısır'a tesyîr ve Hazînedâr Ahmed Ağa o makām-ı vâlâ ile tevkīr olundu. [M1 61]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâhil-serây-ı Beşiktaş'da bürûdet-i hevâ sebebi ile fîmâ-baʿd meks ü ikāmet müteʿazzir ve meyl-i nakl ü hareket, tabʿ-ı hümâyûnda zâhir olmağla, mâh-ı zilhicce evâyi-\nlinde Beşiktaş'dan bi'd-devleti ve'l-ikbâl hareket ve Serây-ı âlî'ye bast-ı sâye-i ferr u şevket eylediler.\n\nŞehr-i mezkûrun onuncu gicesi resm-i dîrîn-i devlet ve tavr-ı pîşîn-i saltanat üzere Sadr-ı âlî-makām ve Şeyhulislâm ve sudûr ve sâ'ir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ocağlu Serây-ı hümâyûn'a varup, âstîn-i Şâhâne'yi telsîm ve resm-i muʿâhedeyi icrâ vü tetmîm eyleyüp, Pâdişâh-ı kerrûbî-sıfât Sultân Ahmed Câmiʿi'nde edây-ı salât buyurdukdan sonra ʿinân-tâb-ı semt-i Serây-ı dil-güşâ ve icrây-ı sünnet-i dâhâyâ buyurdular.\nTırhala Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Yahyâ Paşa bu esnâda ʿâzim-i sûy-i bekā olduğu haberi, vâsıl-ı semʿ-i müdebbirân-ı devlet ve müşârun ileyh kesret-i mâl ile şöhret verdiğinden kabz-ı emvâline Kapucu-başı irsâl ve hareketinde istiʿcâl olundu. Müşârun ileyh Hekîm-zâde ʿAli Paşa Kethudâlığı'ndan neş'e-dâr-ı teʿayyün ve menâsıb-ı devletde izhâr-ı tefennün edüp, Vezâret'i hâlinde vardığı yerlerde sunʿ-i sehâ vü cûd ile memdûh ve nehhâb ü vehhâb iken, yine beyne'n-nâs gayr-i mezmûm ü makdûh olmuşidi. Moskovlu Özi senesi müşârun ileyhi giriftâr-ı kayd-ı isâr ve Çariçe'nin makarr-ı dalâlı olan Peterburg'a tesyâr eyleyüp, baʿde'l-musâlaha yine Vezâret'i ibkā ve bakıyye-i ʿömrü zevk u safâ ile intihâ ve güzergâh-ı olan mahallerde niçe nişîmen-gâh ve kusûr binâ eylediği meşhûr ve hâlâ baʿzısının aynı ve baʿzısının âsârı manzûr-i erbâb-ı şuʿûrdur.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn ve tebrîk-i ʿÎd-i adhâ ve vürûd-i haber-i fevt-i Vezîr Yahyâ Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_150.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn ve tebrîk-i ʿÎd-i adhâ ve vürûd-i haber-i fevt-i Vezîr Yahyâ Paşa",
          "text": "Sâhil-serây-ı Beşiktaş'da bürûdet-i hevâ sebebi ile fîmâ-baʿd meks ü ikāmet müteʿazzir ve meyl-i nakl ü hareket, tabʿ-ı hümâyûnda zâhir olmağla, mâh-ı zilhicce evâyi-\nlinde Beşiktaş'dan bi'd-devleti ve'l-ikbâl hareket ve Serây-ı âlî'ye bast-ı sâye-i ferr u şevket eylediler.\n\nŞehr-i mezkûrun onuncu gicesi resm-i dîrîn-i devlet ve tavr-ı pîşîn-i saltanat üzere Sadr-ı âlî-makām ve Şeyhulislâm ve sudûr ve sâ'ir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ocağlu Serây-ı hümâyûn'a varup, âstîn-i Şâhâne'yi telsîm ve resm-i muʿâhedeyi icrâ vü tetmîm eyleyüp, Pâdişâh-ı kerrûbî-sıfât Sultân Ahmed Câmiʿi'nde edây-ı salât buyurdukdan sonra ʿinân-tâb-ı semt-i Serây-ı dil-güşâ ve icrây-ı sünnet-i dâhâyâ buyurdular.\nTırhala Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Yahyâ Paşa bu esnâda ʿâzim-i sûy-i bekā olduğu haberi, vâsıl-ı semʿ-i müdebbirân-ı devlet ve müşârun ileyh kesret-i mâl ile şöhret verdiğinden kabz-ı emvâline Kapucu-başı irsâl ve hareketinde istiʿcâl olundu. Müşârun ileyh Hekîm-zâde ʿAli Paşa Kethudâlığı'ndan neş'e-dâr-ı teʿayyün ve menâsıb-ı devletde izhâr-ı tefennün edüp, Vezâret'i hâlinde vardığı yerlerde sunʿ-i sehâ vü cûd ile memdûh ve nehhâb ü vehhâb iken, yine beyne'n-nâs gayr-i mezmûm ü makdûh olmuşidi. Moskovlu Özi senesi müşârun ileyhi giriftâr-ı kayd-ı isâr ve Çariçe'nin makarr-ı dalâlı olan Peterburg'a tesyâr eyleyüp, baʿde'l-musâlaha yine Vezâret'i ibkā ve bakıyye-i ʿömrü zevk u safâ ile intihâ ve güzergâh-ı olan mahallerde niçe nişîmen-gâh ve kusûr binâ eylediği meşhûr ve hâlâ baʿzısının aynı ve baʿzısının âsârı manzûr-i erbâb-ı şuʿûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh altmış sekiz senesi rebîʿulâhırının gurresinde Âsitâne'den hareket ve otuz günden sonra Bender kurbuna vusûlünü muhâfızı ʿAbdullah Paşa'ya tahrîr ü işâret ve müşârun ileyh dahi sâde nakkāre ile kethudâsını li-ecli'l-istikbâl irsâl ve âlây ile Bender'e getürdüp, birkaç gün iʿzâm-ı şân ile mûmâ ileyhi mihmân ve cumâdelûlânın yedinci günü Bender'den maʿiyyetine Beşlü Ağası'nı terfîk edüp, savb-ı me'mûruna revân etmişidi. Sefîr-i mûmâ ileyh Leh hudûduna vâsıl ve miyânede hadd-ı fâsıl olan nehr-i cârîden karşu tarafa geçüp, Leh tarafından vârid olan mihmândâr ile nezârete mahalline nâzil oldu. Ferdâsı mahall-i merkūmdan kıyâm ve Rusya hudûdu olan Vasiliko [M1 62] nâm mevziʿde ârâm ve on gün kadar nezârete içün eyyâm geçürüp, hintov ve sâ'ir merkūbât ihzârıyla Kiyeve Kalʿası'na doğru tahrîk-i licâm ve\nkalʿa-i mezbûreye lede'l-vüsûl münâsib bir hâneye nüzûl edüp, cenerali sefîr-i mûmâ ileyhi daʿvet ve mahsûs ziyâfet eyledi. Kiyeve'nin biribirine mukābil lağam ve hendek ile istihkâm verilmiş iki kalʿası olup, muhâfazasına muʿteber bir ceneral taʿyîn ve derûnuna müretteb asker teşhîn olunmuş, kalʿa derûnunda Kral'a mahsûs hâne binâsına ibtidâr ve bu sene tekmîl olunduğunu ihbâr etmişler. Kalʿa önünden Özi Suyu cârî olup, Özi Kalʿası'na vardıkda, Bahr-i siyâh'a munsabb olacağı şâyiʿdir. Cumâdelâhıre ibtidâsında [15 Mart 1755] Kiyeve'den hareketin ikinci günü Kazak Bin-başısının mahalli olan Kozluca'ya nüzûl ü ilmâm ve mesfûr: “Kuʿûduma ruhsat verirler ise ziyâretlerine varacağım” deyü irsâl-i peyâm edüp, kavmi beyninde muʿteber olduğundan, mes’ûlüne muvâfık haber gönderilüp, ol dahi vârid ve âfâkī sohbetden sonra geldiği semte ʿâyid oldu.\nŞehr-i merkūmun üçüncü günü [17 Mart 1755] Necne Kasabası'na gelüp, kasaba-i mezkûre mahall-i ticâret olduğundan, Rum tâ'ifesi anda ikāmet edüp, mukaddemâ ihrâk sebebi ile vâfır büyût ve dükkân sûzân ve harâbe-müşrif olduğu nümâyân ve ʿavdetde fi'l-cümle maʿmûr u âbâdân olmuş hâricde vâkî Kral serâyında bir gice yatup, ferdâsı ʿazm-i râh ve beşer altışar sâʿat yerlerde Kral'a mahsûs büyûtu ârâmgâh eyleyerek şehr-i mezkûrun on birinci günü [25 Mart 1755] Tuğla nâm şehre vazʿ-ı bâr u büngâh eyledi. Kasaba-i mezkûrede âlât-ı harbiyye iʿmâli içün destgâhlar kurulup, kuvvet-i mâ ile çarhlarını idâre ederler imiş. Zikr olunan mahalden dahi fekk-i tınâb-ı ikāmet ve altı günde kadîmden kralların ikāmet etdikleri Moskov şehrine ilkāy-ı rahl-i râhat edüp, zâbiti resm-i hoş-âmedî icrâsiyçün nâzil olduğu mahalle vârid olup, kahve ve tatlı ile hürmet ve gideceği vakitde sefîr-i mûmâ ileyhi daʿvet edüp, sû’-i miʿdeden şikâyet ile indifâʿı mümkin olmayup: “Bâri sadece teşrîf edin!” deyü recâ ve bu sûretle hânesine varup, çay ve kahve tenâvülünden sonra ʿinân-ı ʿavdeti mihmân-hâneye irhâ eyledi. Bu şehirden dahi râhil ve Novigrad Kalʿası'na vâsıl olup, kalʿay-ı merkūmeyi Moskov, İsveç Kralı yedinden bi'l-muhârebe nezʿ edüp, tuğla ile binâ olunmuş [M1 63] büyücek bir kalʿadır. Önünden bir nehir cârî olup, Peterburg'a nehren zahîre ve sâ'ir şey sefîneler ile nakl ü îsâl olunur.\nŞehr-i mezkûrun altıncı günü [20 Mart 1755] bu mahalden dahi tahrîk-i akdâm ve onuncu günü [24 Mart 1755] Petro nâm Kral'ın binâsı olan Manastır Karyesi'ne ʿatf-ı zimâm edüp, ferdâsı alay tertîb olunup, Kral'ın hintovu mûmâ ileyhe ve Baş-vekîlin hintovu kethudâsına ve enderûn ve\nbîrûn etbâʿına ikinci vekîl ve sâ'ir cenerallerin hintovları ve on sekiz kadar çukadarlarına raht-ı frengî ile müzeyyen esbler getürülüp, mûmâ ileyh dahi erkân kürk ve Horasânî destâr ile Kral daʿvetçisini alup, Kral Serâyı'na doğru ʿazîmet eyledi. İki tarafında sîm gaddâreli çukadârlar ve Kral'ın bir mahalle ʿazîmetinde pîş u pesinde devân olan âdemler ve yedekler ile Peterburg'a vüsûl ve nehr-i şehrin öte giçesinde hâzır eyledikleri konağa nüzûl eyledi. ʿAle's-sabâh daʿvete gelen âdem ile Baş-vekîl'in konağına varup, binek taşından Ser-kâtibi istikbâl ve Baş-vekîl dahi olduğu mahalde kāyimen istifsâr-ı hâl edüp, sefîr-i mûmâ ileyh Sadraʿzam mektûbunu kemâl-i âdâb ile iʿtâ ve çay ve kahve resmi ve tarîk sohbeti hitâmında şart-ı vedâʿ icrâ ve ikinci vekîlin temekkün eylediği mahalle dahi varup, minvâl-i sâbık üzere mülâkāt ve tarafeynden izhâr-ı müvâlât kılındıkdan sonra, hintov ile kenâr-ı nehre gelüp, kayıka süvâr ve karşuya güzâr eyledi.\n\nŞehr-i Receb'in yirmi ikinci günü nâme-i hümâyûn teslîmi içün İmparatoriçe'nin daʿvetçisi gelüp, sefîr-i mûmâ ileyh dahi âlâyını tanzîm ve nâme-i hümâyûnu kethudâsı hem-ser-i taʿzîm edüp, âheste reviş ve mütevassıtça meşy ü yürüyüş ile İmparatoriçe'nin serâyına gelüp, misafir odasında celse-i hafîfeden sonra esvâb-ı dîvâniyyesi ile içerü girüp, İmperatoriçe se-pâye bir mahall-i mürtefiʿde kıyâm ve müteʿayyinân-ı ricâl ü nisvânı yemîn ü yesârında izdihâm üzere olup, sağ elini başı üstüne vazʿ ve nâme-i hümâyûnu bâlâya refʿ ederek kurbuna vardıkda: “Şevketlü ʿazametlü Sultân ʿOsmân bin Mustafa Hân hazretlerinin haşmetlü rağbetlü Rusya İmparatoriçesi'ne cülûs-ı hümâyûnlarını şâmil nâme-i dostâneleridir” deyü teslîm, ol dahi cenbinde olan dîbâ-serîr üzerine vazʿ ile nâme-i hümâyûna taʿzîm eyledi. Bir iki dakīka tercemân vâsıtasıyle sohbet ü müfârakat ve İmparatoriçe [M1 64] tarafından ber vech-i muʿtâd tehyi'e kılınan şekerlemeden baʿde't-tenâvül mahalline ʿavdet eyledi. Peterburg'un ʿan-asıl yeri batak ve orman olup, derûnunda Tuna'ya karîb Novi nâmında bir nehr-i kebîr cereyân eylediğinden, Kral beğenüp bir şehir binâsını tasmîm eyledi. Orman kırdırulup, bataklar dahi rıhtım ile teşyîd olundukdan sonra, nehrin tarafeynine nehre nâzır hâneler binâ ve sutûhunu baʿzan teneke ve baʿzan tuğla ile mütevârî edüp, nehrin kenârında bir küçük tersâne yapup, Kral'a ve sâ'ire kayıklar inşâ eder oldular. Nehr-i mezkûr Bahr-i Baltık'a munsabb olup, mücâvir bulunan devletlerin sefâyini âmed-şüdden hâlî olmaz ve eyyâm-ı şitâda kesret-i selc cisre mâniʿ olup, kayık ile ve baʿzan cumûd sebebiyle kayıksız geçülüp, eyyâm-ı sayfda tonbâzlar ile cisr yapup, âyende vü revendenin mesâlihini teshîl ve mesârıf-ı cisre medâr olmak içün piyâdeden iki akça ve ʿarabadan dört akça resm tahsîl olunur. Sefîr-i mûmâ ileyh mihmândâra: “Devlet-i ʿaliyye elçileri elli gün kadar bu mahalde ikāmet ede geldikleri maʿlûm olup, bizim dahi ikāmetimiz o derecelere\nvâsıl oldu” dediğimizi İmparatoriçe'ye ismâʿ ve ol dahi henüz Peterburg'un mesîrelerini görmeyüp; “Elçi efendi ʿacele etmesünler” kelâmını ifade ve ilmâʿ edüp, birkaç giceden sonra heyet-i mütenekkire ile ʿâşık maʿşûkuyla buluşmak ve agyâr vâkıf olmayarak ahadühümâ âhar ile mukāvele etmek içün Kral serâyında ihtirâʿ eyledikleri leyletü'n-nikāb bâzîcesine sefîr-i mûmâ ileyhi daʿvet etmişler idi. Mûmâ ileyh mahall-i mezbûra varup, İmparatoriçe ve vükelâ ve müteʿayyinân-ı devleti cemʿ olup, ricâl ü nisvân muhtelit oldukları hâlde, en-Nâsü fî hevesâtihim ve'd-dübbü yerkusu fi'l-cebel mefhûmu üzere mestûretü'l-vücûh raksa başlayup, sâzendeleri dahi usûl-i maʿlûmeleri üzere çalup çağırdılar ve İmparatoriçe dahi berâberce raks ve bin nâz ile kāmetine ihtizâz verdiğini görmüşler. O aralıkda İmparatoriçe elçinin yanına gelüp, refʿ-i nikāb ve yola dâ'yir baʿzı güft-gû ile defʿ-i vahşet ü hicâb ve ʿakabinde: “Elçi efendi odalarımızı temâşâ etsün” deyü âdemlerine hitâb ve mûmâ ileyh dahi zikr olunan odaları ve İmparatoriçe'nin hâbgâhını seyretdikden sonra baʿzı [M1 65] şekerleme ve etʿime ile ârâste bir odaya idhâl ve çay ve kahve ve mâ-hazar tenâvülüyle ikrâm kaydına iştigāl eylediler. ʿAdetleri resîde-i gāyet ve seher vakti herkes ʿavdet eylediler.\n\nBirkaç günden sonra şehre altı sâʿat mesâfede sâlifü'z-zikr nehr-i kebîrin kenârında vâkî İmparatoriçe'nin serâyına mûmâ ileyhi daʿvet etmeleriyle nehren kāyık ile ʿazîmet musammem iken telâtum-i nehr ihtimâliyle iki kıtʿa çekdirme resminde kalyon ihzâr ve birine elçi ve diğerine kethudâ ve sâ'ir etbâʿı süvâr ve bir iki sâʿat güzâr eyledikde, tersâneleri olan sâhile ihrâç ve hintovlara irkâb ve bir karyeye gelüp, o gice anda kâr-sâz-ı râhat-ı hâb oldular. Ferdâsı tersânesini temâşa ve yirmi beş kadar kalyon müşâhede olunup: “Bunları neylersüz” deyü su'âl etdiğinde: “Bahr-i Baltık'a andan Bahr-i Muhît'a çıkup, askerimize taʿlîm-i fenn-i deryâ ederiz” cevabını îmâ etmişler. Ferdâsı İmperatoriçe'nin serâyına varup, bir mürtefî mahalde bünyâd ve tahtında bir bağçe îcâd olup, âdem beli kadar hevâya sûʿûd eder fiskıyeler ve sanʿat-i âb ile usûle mutâbık hod-be-hod çalınur sazlar ve müteʿaddid havuzlar seyrinden başka ördek ve kaz ve kelb timsâllerini havuza ilkā ve birbirini âvâz-ı mahsûslarıyla ahz u girift etmek sûretinde tesâbük ve hücûmlarını ve âgızlarından fevvâre-misâl su çıkdığını re'ye'l-ʿayn müşâhede ve dahi bundan başka sanâyiʿ-i gârîbe gösterüp, şehirde olan konağına iʿâde olunmuş. kalʿada ve sâ'ir mahalde olan topları demir ve tuçdan olup, kılletini tahkīk ve Kral serayları ahşâbdan mebnâ ve pençereleri büyük ve dîvârlarının etrâfı Lehkârî münakkaş kâğıddan olup, fekat İmparatoriçe'nin beytûtet eylediği mahallin dîvârları kemhâ ile tezyîn ü tezvîk olunup, tavanları kireçden ve neşîb ü firâzdan ʿârî düz ve müstevî yapılmış ve hânelerinde katʿâ mefrûşât olmayup, iskemleler üzerinde kuʿûd ve nisâla-\nrıyla dahi ekserî iskemlede mürâvede eyledikleri menküldür. Mûmâ ileyh Peterburg'a duhûlünün altmış beşinci günü yine ʿazîm alay ile İmparatoriçe'den nâme-i hümâyûn cevâbını alup, on gün sonra Baş-vekîl'den dahi cevâb-nâme alup, Âsitâne-i saʿâdet'e doğru ʿazîmet eyledi. Kırk ikinci gün re's-i hudûda vâsıl ve andan Bender'e ve Bender'den yirmi günde İstanbul'a dâhil oldu. Bender'den Kiyeve Kalʿası yüz on sâʿat ve andan Moskov şehri yüz seksen bir sâʿat [M1 66] ve andan Peterburg yüz elli sâʿat mesâfe olduğunu elçi-yi mûmâ ileyh takrîr ü ifâde eyledi.",
          "caption": "ʿAvdet-i Dervîş Mehmed Efendi ez-Sefâret ve hülâsa-i takrîreş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_151.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Dervîş Mehmed Efendi ez-Sefâret ve hülâsa-i takrîreş",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh altmış sekiz senesi rebîʿulâhırının gurresinde Âsitâne'den hareket ve otuz günden sonra Bender kurbuna vusûlünü muhâfızı ʿAbdullah Paşa'ya tahrîr ü işâret ve müşârun ileyh dahi sâde nakkāre ile kethudâsını li-ecli'l-istikbâl irsâl ve âlây ile Bender'e getürdüp, birkaç gün iʿzâm-ı şân ile mûmâ ileyhi mihmân ve cumâdelûlânın yedinci günü Bender'den maʿiyyetine Beşlü Ağası'nı terfîk edüp, savb-ı me'mûruna revân etmişidi. Sefîr-i mûmâ ileyh Leh hudûduna vâsıl ve miyânede hadd-ı fâsıl olan nehr-i cârîden karşu tarafa geçüp, Leh tarafından vârid olan mihmândâr ile nezârete mahalline nâzil oldu. Ferdâsı mahall-i merkūmdan kıyâm ve Rusya hudûdu olan Vasiliko [M1 62] nâm mevziʿde ârâm ve on gün kadar nezârete içün eyyâm geçürüp, hintov ve sâ'ir merkūbât ihzârıyla Kiyeve Kalʿası'na doğru tahrîk-i licâm ve\nkalʿa-i mezbûreye lede'l-vüsûl münâsib bir hâneye nüzûl edüp, cenerali sefîr-i mûmâ ileyhi daʿvet ve mahsûs ziyâfet eyledi. Kiyeve'nin biribirine mukābil lağam ve hendek ile istihkâm verilmiş iki kalʿası olup, muhâfazasına muʿteber bir ceneral taʿyîn ve derûnuna müretteb asker teşhîn olunmuş, kalʿa derûnunda Kral'a mahsûs hâne binâsına ibtidâr ve bu sene tekmîl olunduğunu ihbâr etmişler. Kalʿa önünden Özi Suyu cârî olup, Özi Kalʿası'na vardıkda, Bahr-i siyâh'a munsabb olacağı şâyiʿdir. Cumâdelâhıre ibtidâsında [15 Mart 1755] Kiyeve'den hareketin ikinci günü Kazak Bin-başısının mahalli olan Kozluca'ya nüzûl ü ilmâm ve mesfûr: “Kuʿûduma ruhsat verirler ise ziyâretlerine varacağım” deyü irsâl-i peyâm edüp, kavmi beyninde muʿteber olduğundan, mes’ûlüne muvâfık haber gönderilüp, ol dahi vârid ve âfâkī sohbetden sonra geldiği semte ʿâyid oldu.\nŞehr-i merkūmun üçüncü günü [17 Mart 1755] Necne Kasabası'na gelüp, kasaba-i mezkûre mahall-i ticâret olduğundan, Rum tâ'ifesi anda ikāmet edüp, mukaddemâ ihrâk sebebi ile vâfır büyût ve dükkân sûzân ve harâbe-müşrif olduğu nümâyân ve ʿavdetde fi'l-cümle maʿmûr u âbâdân olmuş hâricde vâkî Kral serâyında bir gice yatup, ferdâsı ʿazm-i râh ve beşer altışar sâʿat yerlerde Kral'a mahsûs büyûtu ârâmgâh eyleyerek şehr-i mezkûrun on birinci günü [25 Mart 1755] Tuğla nâm şehre vazʿ-ı bâr u büngâh eyledi. Kasaba-i mezkûrede âlât-ı harbiyye iʿmâli içün destgâhlar kurulup, kuvvet-i mâ ile çarhlarını idâre ederler imiş. Zikr olunan mahalden dahi fekk-i tınâb-ı ikāmet ve altı günde kadîmden kralların ikāmet etdikleri Moskov şehrine ilkāy-ı rahl-i râhat edüp, zâbiti resm-i hoş-âmedî icrâsiyçün nâzil olduğu mahalle vârid olup, kahve ve tatlı ile hürmet ve gideceği vakitde sefîr-i mûmâ ileyhi daʿvet edüp, sû’-i miʿdeden şikâyet ile indifâʿı mümkin olmayup: “Bâri sadece teşrîf edin!” deyü recâ ve bu sûretle hânesine varup, çay ve kahve tenâvülünden sonra ʿinân-ı ʿavdeti mihmân-hâneye irhâ eyledi. Bu şehirden dahi râhil ve Novigrad Kalʿası'na vâsıl olup, kalʿay-ı merkūmeyi Moskov, İsveç Kralı yedinden bi'l-muhârebe nezʿ edüp, tuğla ile binâ olunmuş [M1 63] büyücek bir kalʿadır. Önünden bir nehir cârî olup, Peterburg'a nehren zahîre ve sâ'ir şey sefîneler ile nakl ü îsâl olunur.\nŞehr-i mezkûrun altıncı günü [20 Mart 1755] bu mahalden dahi tahrîk-i akdâm ve onuncu günü [24 Mart 1755] Petro nâm Kral'ın binâsı olan Manastır Karyesi'ne ʿatf-ı zimâm edüp, ferdâsı alay tertîb olunup, Kral'ın hintovu mûmâ ileyhe ve Baş-vekîlin hintovu kethudâsına ve enderûn ve\nbîrûn etbâʿına ikinci vekîl ve sâ'ir cenerallerin hintovları ve on sekiz kadar çukadarlarına raht-ı frengî ile müzeyyen esbler getürülüp, mûmâ ileyh dahi erkân kürk ve Horasânî destâr ile Kral daʿvetçisini alup, Kral Serâyı'na doğru ʿazîmet eyledi. İki tarafında sîm gaddâreli çukadârlar ve Kral'ın bir mahalle ʿazîmetinde pîş u pesinde devân olan âdemler ve yedekler ile Peterburg'a vüsûl ve nehr-i şehrin öte giçesinde hâzır eyledikleri konağa nüzûl eyledi. ʿAle's-sabâh daʿvete gelen âdem ile Baş-vekîl'in konağına varup, binek taşından Ser-kâtibi istikbâl ve Baş-vekîl dahi olduğu mahalde kāyimen istifsâr-ı hâl edüp, sefîr-i mûmâ ileyh Sadraʿzam mektûbunu kemâl-i âdâb ile iʿtâ ve çay ve kahve resmi ve tarîk sohbeti hitâmında şart-ı vedâʿ icrâ ve ikinci vekîlin temekkün eylediği mahalle dahi varup, minvâl-i sâbık üzere mülâkāt ve tarafeynden izhâr-ı müvâlât kılındıkdan sonra, hintov ile kenâr-ı nehre gelüp, kayıka süvâr ve karşuya güzâr eyledi.\n\nŞehr-i Receb'in yirmi ikinci günü nâme-i hümâyûn teslîmi içün İmparatoriçe'nin daʿvetçisi gelüp, sefîr-i mûmâ ileyh dahi âlâyını tanzîm ve nâme-i hümâyûnu kethudâsı hem-ser-i taʿzîm edüp, âheste reviş ve mütevassıtça meşy ü yürüyüş ile İmparatoriçe'nin serâyına gelüp, misafir odasında celse-i hafîfeden sonra esvâb-ı dîvâniyyesi ile içerü girüp, İmperatoriçe se-pâye bir mahall-i mürtefiʿde kıyâm ve müteʿayyinân-ı ricâl ü nisvânı yemîn ü yesârında izdihâm üzere olup, sağ elini başı üstüne vazʿ ve nâme-i hümâyûnu bâlâya refʿ ederek kurbuna vardıkda: “Şevketlü ʿazametlü Sultân ʿOsmân bin Mustafa Hân hazretlerinin haşmetlü rağbetlü Rusya İmparatoriçesi'ne cülûs-ı hümâyûnlarını şâmil nâme-i dostâneleridir” deyü teslîm, ol dahi cenbinde olan dîbâ-serîr üzerine vazʿ ile nâme-i hümâyûna taʿzîm eyledi. Bir iki dakīka tercemân vâsıtasıyle sohbet ü müfârakat ve İmparatoriçe [M1 64] tarafından ber vech-i muʿtâd tehyi'e kılınan şekerlemeden baʿde't-tenâvül mahalline ʿavdet eyledi. Peterburg'un ʿan-asıl yeri batak ve orman olup, derûnunda Tuna'ya karîb Novi nâmında bir nehr-i kebîr cereyân eylediğinden, Kral beğenüp bir şehir binâsını tasmîm eyledi. Orman kırdırulup, bataklar dahi rıhtım ile teşyîd olundukdan sonra, nehrin tarafeynine nehre nâzır hâneler binâ ve sutûhunu baʿzan teneke ve baʿzan tuğla ile mütevârî edüp, nehrin kenârında bir küçük tersâne yapup, Kral'a ve sâ'ire kayıklar inşâ eder oldular. Nehr-i mezkûr Bahr-i Baltık'a munsabb olup, mücâvir bulunan devletlerin sefâyini âmed-şüdden hâlî olmaz ve eyyâm-ı şitâda kesret-i selc cisre mâniʿ olup, kayık ile ve baʿzan cumûd sebebiyle kayıksız geçülüp, eyyâm-ı sayfda tonbâzlar ile cisr yapup, âyende vü revendenin mesâlihini teshîl ve mesârıf-ı cisre medâr olmak içün piyâdeden iki akça ve ʿarabadan dört akça resm tahsîl olunur. Sefîr-i mûmâ ileyh mihmândâra: “Devlet-i ʿaliyye elçileri elli gün kadar bu mahalde ikāmet ede geldikleri maʿlûm olup, bizim dahi ikāmetimiz o derecelere\nvâsıl oldu” dediğimizi İmparatoriçe'ye ismâʿ ve ol dahi henüz Peterburg'un mesîrelerini görmeyüp; “Elçi efendi ʿacele etmesünler” kelâmını ifade ve ilmâʿ edüp, birkaç giceden sonra heyet-i mütenekkire ile ʿâşık maʿşûkuyla buluşmak ve agyâr vâkıf olmayarak ahadühümâ âhar ile mukāvele etmek içün Kral serâyında ihtirâʿ eyledikleri leyletü'n-nikāb bâzîcesine sefîr-i mûmâ ileyhi daʿvet etmişler idi. Mûmâ ileyh mahall-i mezbûra varup, İmparatoriçe ve vükelâ ve müteʿayyinân-ı devleti cemʿ olup, ricâl ü nisvân muhtelit oldukları hâlde, en-Nâsü fî hevesâtihim ve'd-dübbü yerkusu fi'l-cebel mefhûmu üzere mestûretü'l-vücûh raksa başlayup, sâzendeleri dahi usûl-i maʿlûmeleri üzere çalup çağırdılar ve İmparatoriçe dahi berâberce raks ve bin nâz ile kāmetine ihtizâz verdiğini görmüşler. O aralıkda İmparatoriçe elçinin yanına gelüp, refʿ-i nikāb ve yola dâ'yir baʿzı güft-gû ile defʿ-i vahşet ü hicâb ve ʿakabinde: “Elçi efendi odalarımızı temâşâ etsün” deyü âdemlerine hitâb ve mûmâ ileyh dahi zikr olunan odaları ve İmparatoriçe'nin hâbgâhını seyretdikden sonra baʿzı [M1 65] şekerleme ve etʿime ile ârâste bir odaya idhâl ve çay ve kahve ve mâ-hazar tenâvülüyle ikrâm kaydına iştigāl eylediler. ʿAdetleri resîde-i gāyet ve seher vakti herkes ʿavdet eylediler.\n\nBirkaç günden sonra şehre altı sâʿat mesâfede sâlifü'z-zikr nehr-i kebîrin kenârında vâkî İmparatoriçe'nin serâyına mûmâ ileyhi daʿvet etmeleriyle nehren kāyık ile ʿazîmet musammem iken telâtum-i nehr ihtimâliyle iki kıtʿa çekdirme resminde kalyon ihzâr ve birine elçi ve diğerine kethudâ ve sâ'ir etbâʿı süvâr ve bir iki sâʿat güzâr eyledikde, tersâneleri olan sâhile ihrâç ve hintovlara irkâb ve bir karyeye gelüp, o gice anda kâr-sâz-ı râhat-ı hâb oldular. Ferdâsı tersânesini temâşa ve yirmi beş kadar kalyon müşâhede olunup: “Bunları neylersüz” deyü su'âl etdiğinde: “Bahr-i Baltık'a andan Bahr-i Muhît'a çıkup, askerimize taʿlîm-i fenn-i deryâ ederiz” cevabını îmâ etmişler. Ferdâsı İmperatoriçe'nin serâyına varup, bir mürtefî mahalde bünyâd ve tahtında bir bağçe îcâd olup, âdem beli kadar hevâya sûʿûd eder fiskıyeler ve sanʿat-i âb ile usûle mutâbık hod-be-hod çalınur sazlar ve müteʿaddid havuzlar seyrinden başka ördek ve kaz ve kelb timsâllerini havuza ilkā ve birbirini âvâz-ı mahsûslarıyla ahz u girift etmek sûretinde tesâbük ve hücûmlarını ve âgızlarından fevvâre-misâl su çıkdığını re'ye'l-ʿayn müşâhede ve dahi bundan başka sanâyiʿ-i gârîbe gösterüp, şehirde olan konağına iʿâde olunmuş. kalʿada ve sâ'ir mahalde olan topları demir ve tuçdan olup, kılletini tahkīk ve Kral serayları ahşâbdan mebnâ ve pençereleri büyük ve dîvârlarının etrâfı Lehkârî münakkaş kâğıddan olup, fekat İmparatoriçe'nin beytûtet eylediği mahallin dîvârları kemhâ ile tezyîn ü tezvîk olunup, tavanları kireçden ve neşîb ü firâzdan ʿârî düz ve müstevî yapılmış ve hânelerinde katʿâ mefrûşât olmayup, iskemleler üzerinde kuʿûd ve nisâla-\nrıyla dahi ekserî iskemlede mürâvede eyledikleri menküldür. Mûmâ ileyh Peterburg'a duhûlünün altmış beşinci günü yine ʿazîm alay ile İmparatoriçe'den nâme-i hümâyûn cevâbını alup, on gün sonra Baş-vekîl'den dahi cevâb-nâme alup, Âsitâne-i saʿâdet'e doğru ʿazîmet eyledi. Kırk ikinci gün re's-i hudûda vâsıl ve andan Bender'e ve Bender'den yirmi günde İstanbul'a dâhil oldu. Bender'den Kiyeve Kalʿası yüz on sâʿat ve andan Moskov şehri yüz seksen bir sâʿat [M1 66] ve andan Peterburg yüz elli sâʿat mesâfe olduğunu elçi-yi mûmâ ileyh takrîr ü ifâde eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccenin yirmi ikinci bâzâr gicesi sâʿat altıda iken Hoca Paşa kurbunda Timur-kapu hizâsında bir hâneden âteş-i cevvâle-i zebâne-keş zuhûr ve şiddet-i rûzgâr ile bir-kaç kol olarak sâlib-i ʿakl ü şuʿûr olup, bir tarafdan Bağçe-kapusu'na dek yemîn ü yesârını ve Muhsin-zâde serâyını ve kalʿa dîvârından aşup, yeşil kiremidli câmiʿi ve bir tarafdan Paşa-kapusu ve Derzîler Kâr-hânesi ve Defterdâr Kapusu ve Dîvân-yolu'ndan Mehterhâne ve Defter-hâne'yi ve bir tarafdan Mahmûd Paşa Çarşusu'ndan Çukacılar Hânı'nı ve bir tarafdan Ayasofya Çarşusu'nu Sovuk-çeşme havâlîsine dek suzân ve otuz altı sâʿat imtidâd ile itfâsına meʾmûr olanları bî-tâb ü tüvân edüp, insıbâb-ı sehâb-ı lütf-i Rabbü'l-erbâb ile ne hâl ise o beliyye-i ʿuzmâ zâ’il ve havf-i sirâyetle muztaribü'l-kulûb olanlara tuma'nînet ü sükûn hâsıl oldu.\n\nİhrâkdan tahlîs olunan eşyâ zîk-ı mekân hasebiyle muhâfaza olunamayup, yerden yere nakl ile zuʿâfây-ı nâs bî-mecâl olduğunu Pâdişâh-ı zemân bi'n-nefs müşâhede ve Sovuk-çeşme kapusunu küşâde etdirüp, Ağa-bağçesi sâhasına nakl-i eşyâya ruhsât-dâde olmalarıyla, bây ü gedâ bu lütf-i bî-intihâ sebebi ile bekā-yı Devlet-i Şehinşâhî içün secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı duʿâ oldular. Paşa-kapusu binâ olununcaya dek ru'yet-i umûr-i ʿibâd içün bir mahall-i ihtisâsî lâzım gelüp, Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretleri sâhil-hânelerinde olduklarına binâʾen, Kadırga Limanı'nda olan serâyları Paşa-kapusu olmak üzere istîzân ü ruhsat ihtilâsında serây-ı mezkûr Sadrıaʿzam'a mekân ve mahall-i dîvân kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk-i küllî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_152.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1168"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk-i küllî",
          "text": "Zilhiccenin yirmi ikinci bâzâr gicesi sâʿat altıda iken Hoca Paşa kurbunda Timur-kapu hizâsında bir hâneden âteş-i cevvâle-i zebâne-keş zuhûr ve şiddet-i rûzgâr ile bir-kaç kol olarak sâlib-i ʿakl ü şuʿûr olup, bir tarafdan Bağçe-kapusu'na dek yemîn ü yesârını ve Muhsin-zâde serâyını ve kalʿa dîvârından aşup, yeşil kiremidli câmiʿi ve bir tarafdan Paşa-kapusu ve Derzîler Kâr-hânesi ve Defterdâr Kapusu ve Dîvân-yolu'ndan Mehterhâne ve Defter-hâne'yi ve bir tarafdan Mahmûd Paşa Çarşusu'ndan Çukacılar Hânı'nı ve bir tarafdan Ayasofya Çarşusu'nu Sovuk-çeşme havâlîsine dek suzân ve otuz altı sâʿat imtidâd ile itfâsına meʾmûr olanları bî-tâb ü tüvân edüp, insıbâb-ı sehâb-ı lütf-i Rabbü'l-erbâb ile ne hâl ise o beliyye-i ʿuzmâ zâ’il ve havf-i sirâyetle muztaribü'l-kulûb olanlara tuma'nînet ü sükûn hâsıl oldu.\n\nİhrâkdan tahlîs olunan eşyâ zîk-ı mekân hasebiyle muhâfaza olunamayup, yerden yere nakl ile zuʿâfây-ı nâs bî-mecâl olduğunu Pâdişâh-ı zemân bi'n-nefs müşâhede ve Sovuk-çeşme kapusunu küşâde etdirüp, Ağa-bağçesi sâhasına nakl-i eşyâya ruhsât-dâde olmalarıyla, bây ü gedâ bu lütf-i bî-intihâ sebebi ile bekā-yı Devlet-i Şehinşâhî içün secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı duʿâ oldular. Paşa-kapusu binâ olununcaya dek ru'yet-i umûr-i ʿibâd içün bir mahall-i ihtisâsî lâzım gelüp, Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretleri sâhil-hânelerinde olduklarına binâʾen, Kadırga Limanı'nda olan serâyları Paşa-kapusu olmak üzere istîzân ü ruhsat ihtilâsında serây-ı mezkûr Sadrıaʿzam'a mekân ve mahall-i dîvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i ʿuzmâdan infısâl ile Magosa Kalʿası'na bi-tarîki'n-nefy irsâl olunan Hekîm-zâde ʿAlî Paşa hakkında ʿafv-ı Pâdişâhî kârger ve Magosa'dan itlâk ile reh-yâb-ı keder olduğundan başka, Hükûmet-i Mısr-ı Kāhire ile nâyil-i kusvây-ı meʾârib ve bu peyâm-ı meserret-encâm ile oğlu Gālib Bey tarafına zâhib oldu.",
          "caption": "ʿAfv-ı Sadr-ı esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_153.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv-ı Sadr-ı esbak",
          "text": "Sadâret-i ʿuzmâdan infısâl ile Magosa Kalʿası'na bi-tarîki'n-nefy irsâl olunan Hekîm-zâde ʿAlî Paşa hakkında ʿafv-ı Pâdişâhî kârger ve Magosa'dan itlâk ile reh-yâb-ı keder olduğundan başka, Hükûmet-i Mısr-ı Kāhire ile nâyil-i kusvây-ı meʾârib ve bu peyâm-ı meserret-encâm ile oğlu Gālib Bey tarafına zâhib oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muhterik olan Paşa-kapusu mesârıfı mîrî tarafından edâ olunmak şartıyla müceddeden binâ iktizâ etdiğine binâʾen, Tersâne Emîni olan Bekir Efendi bu hidmete taʿyîn ve Sultân Ahmed Câmiʿi'nde kâyin Şeyhülislâm-ı sâbık ʿAbdullah Efendi'nin hânesinde [M1 67] Defterdâr Efendi ve ketebe-i aklâm temkîn olunmuş olmağla, muhterik olan Defterdâr-kapusu dahi Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi maʿrifetiyle ve Mehter-hâne Kesriyyeli Kethudâsı Matbah Emîni sâbık Mehmed Efendi nezâretiyle yapılmak irâde ve işbu muharrem evâyilinde mûmâ ileyhime tenbîh ve meʾmûriyyetleri ifade olundu.",
          "caption": "Şurûʿ be-baʿzı ebniye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_154.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ be-baʿzı ebniye",
          "text": "Muhterik olan Paşa-kapusu mesârıfı mîrî tarafından edâ olunmak şartıyla müceddeden binâ iktizâ etdiğine binâʾen, Tersâne Emîni olan Bekir Efendi bu hidmete taʿyîn ve Sultân Ahmed Câmiʿi'nde kâyin Şeyhülislâm-ı sâbık ʿAbdullah Efendi'nin hânesinde [M1 67] Defterdâr Efendi ve ketebe-i aklâm temkîn olunmuş olmağla, muhterik olan Defterdâr-kapusu dahi Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi maʿrifetiyle ve Mehter-hâne Kesriyyeli Kethudâsı Matbah Emîni sâbık Mehmed Efendi nezâretiyle yapılmak irâde ve işbu muharrem evâyilinde mûmâ ileyhime tenbîh ve meʾmûriyyetleri ifade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyhde olan hiddet-i lisân ve meclis be-meclis işâʿa eylediği hezeyân, sâmia-res-i Hüsrev-i devrân olup, şehr-i mezkûrun yedinci günü Resmo'da ikāmetine ısdâr-ı fermân-ı celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "Nefy-i ʿAlî-zâde Ziyâ Efendi Kādî-yi Mekke Sâbıkā",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_155.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i ʿAlî-zâde Ziyâ Efendi Kādî-yi Mekke Sâbıkā",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyhde olan hiddet-i lisân ve meclis be-meclis işâʿa eylediği hezeyân, sâmia-res-i Hüsrev-i devrân olup, şehr-i mezkûrun yedinci günü Resmo'da ikāmetine ısdâr-ı fermân-ı celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı mûmâ ileyh ihrâk-ı kebîr sebebi ile muzga-i efvâh-ı enâm ve ʿazl ve bir mahalle meʾmûriyyeti min ehemmi'l-mehâm olup, tâsiʿ-i muharremde ʿazl ve Magnisa'da ikāmeti fermân ve Kul Kethudâsı Yeniçeri Ağalığı'yla cezlân kılınup, bu cihetle ricâl-i Ocağ miyânında silsile vâkiʿ ve herkes hissesine isâbet eden rütbeye kāniʿ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_156.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Ağa-yı mûmâ ileyh ihrâk-ı kebîr sebebi ile muzga-i efvâh-ı enâm ve ʿazl ve bir mahalle meʾmûriyyeti min ehemmi'l-mehâm olup, tâsiʿ-i muharremde ʿazl ve Magnisa'da ikāmeti fermân ve Kul Kethudâsı Yeniçeri Ağalığı'yla cezlân kılınup, bu cihetle ricâl-i Ocağ miyânında silsile vâkiʿ ve herkes hissesine isâbet eden rütbeye kāniʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tırhala Sancağı, Hotin Muhâfızı olan Vezîr Halîl Paşa'ya ilhâk ve Eyâlet-i Sayda ile sâbıkā Mısır Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa mazhar-ı eşfâk kılınup, Şâm Eyâleti dahi mutasarrıf-ı sâbıkı Vezîr Esʿad Paşa'ya ibkā ve baʿzı Mîr-i mîrân'a vech-i münâsibi üzere sancaklar tevcîh ü iʿtâ olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_157.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Tırhala Sancağı, Hotin Muhâfızı olan Vezîr Halîl Paşa'ya ilhâk ve Eyâlet-i Sayda ile sâbıkā Mısır Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa mazhar-ı eşfâk kılınup, Şâm Eyâleti dahi mutasarrıf-ı sâbıkı Vezîr Esʿad Paşa'ya ibkā ve baʿzı Mîr-i mîrân'a vech-i münâsibi üzere sancaklar tevcîh ü iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapucular Kethudâsı olan ʿArabgirli İbrâhîm Bey, gamz-ı hüssâd ile üftâde-i tâk-ı iʿtibâr ve muharremin on altıncı günü ʿazl ve Rodos'a nefy tarîkıyla tesyâr olunup, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Derzî Hüseyin Ağa, mansıbı ile mübâhî ve nâyil-i şeref-i kurb-i Pâdişâhî oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nefy-i Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_158.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nefy-i Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî",
          "text": "Kapucular Kethudâsı olan ʿArabgirli İbrâhîm Bey, gamz-ı hüssâd ile üftâde-i tâk-ı iʿtibâr ve muharremin on altıncı günü ʿazl ve Rodos'a nefy tarîkıyla tesyâr olunup, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Derzî Hüseyin Ağa, mansıbı ile mübâhî ve nâyil-i şeref-i kurb-i Pâdişâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin irtișâ ve kizb-i nâ-sezâya dâ'ir baʿzı etvâr-ı nigûhîdesi sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve ʿacele vü ʿadem-i teʾennî tashîh-i müftereyâta vakit bırakmayup, sâl-i\nmezkûr muharreminin on dokuzuncu sebt günü mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ ve kapu arasında izâʿa vü ifnâ olundu. İki sâʿat murûrunda mir'ât-ı tabʿ-ı Tâcdârî jeng-beste-i nedâmet ve bu hâdiseye sebeb olanlar seng-sâr-ı inkisâr u melâmet oldu.\n\nNazm:\nLâ taʿcelenne li-emrin künte tefʿalühü\nFe-rubbemâ yuʿassiru'l-insânü min ʿacel\n\nYevm-i mezkûrda Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî bulunan Mehmed Saʿîd Efendi huzûr-i Şâhâne'ye getirülüp, mühr-i hümâyûn yed-i kifâyetine tevdîʿ ve ferve-i Sâdâret'le kadri terfîʿ ve Bâb-ı ʿâlî'ye rücûʿlarında erbâb-ı menâsıba [M1 68] ʿumûm hilʿatleri iksâ ve mansıblarını ibkā eyledi. Sadâret-i ʿuzmâ sebebi ile münhal olan Kethudâlık câh-ı refîʿi, Re'îsülküttâb olan Kâmil Ahmed Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb, müddet-i medîdeden berü Mektûbçuluk hidmetinde olan Hamza Hâmid Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü iʿdâm-ı Sadrıaʿzam ʿAlî Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_159.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü iʿdâm-ı Sadrıaʿzam ʿAlî Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin irtișâ ve kizb-i nâ-sezâya dâ'ir baʿzı etvâr-ı nigûhîdesi sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve ʿacele vü ʿadem-i teʾennî tashîh-i müftereyâta vakit bırakmayup, sâl-i\nmezkûr muharreminin on dokuzuncu sebt günü mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ ve kapu arasında izâʿa vü ifnâ olundu. İki sâʿat murûrunda mir'ât-ı tabʿ-ı Tâcdârî jeng-beste-i nedâmet ve bu hâdiseye sebeb olanlar seng-sâr-ı inkisâr u melâmet oldu.\n\nNazm:\nLâ taʿcelenne li-emrin künte tefʿalühü\nFe-rubbemâ yuʿassiru'l-insânü min ʿacel\n\nYevm-i mezkûrda Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî bulunan Mehmed Saʿîd Efendi huzûr-i Şâhâne'ye getirülüp, mühr-i hümâyûn yed-i kifâyetine tevdîʿ ve ferve-i Sâdâret'le kadri terfîʿ ve Bâb-ı ʿâlî'ye rücûʿlarında erbâb-ı menâsıba [M1 68] ʿumûm hilʿatleri iksâ ve mansıblarını ibkā eyledi. Sadâret-i ʿuzmâ sebebi ile münhal olan Kethudâlık câh-ı refîʿi, Re'îsülküttâb olan Kâmil Ahmed Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb, müddet-i medîdeden berü Mektûbçuluk hidmetinde olan Hamza Hâmid Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Âsitâne-i saʿâdet sekenesinden bir şahs-ı zaʿîfü'l-hâlin oğlu olup, gün be-gün nemâdâr-ı ʿömr-i ʿazîz ve mümeyyiz-i miyân-ı sîm ü erzîz oldukda, Ayasofya Kâtibi Mehmed Efendi'ye intisâb ve ol dahi tenâsüb-i endâmına nazar ile miyâne-i hademeden merkūmu letâyifü'l-hiyâl beyti gibi intihâb edüp, zamîrine semîr ve sadr-ı sürâdikāt-ı umûruna emîr etmişidi. Baʿdehû silk-i teberdârân-ı serây-ı ʿatîka münselik ve dâd-ı Hudâ olan Dâvûdî sadâ ve hüsn-i nağm ü nevâya mâlik olduğundan, baʿzı kavâbil-perver recâsıyla ağayân-ı kîlâra ilhâk ve müezzinlik ile mazhar-ı eşfâk kılınmışidi. Birkaç mâh murûrundan sonra Müezzin-başılık ile hâne-i hâssaya dâhil ve ricâl-i erbaʿîne mütevâsıl olup, yoluyla katʿ-ı derecât ü merâtib ve giderek câh-ı refîʿ-i Silahdârî ile kesb-i ehass-ı metâlib edüp, devr-i ʿOsmân Hânî'ye gelinceye dek hilâl-i ikbâli nühüfte-i tahte'l-gaym istitâr ve baʿdehû bedr-i evc-i rifʿati bâhiru'l-envâr olup, bu reviş ü reftâr ile makām-ı Atabegî'de merciʿ-i sigār ü kibâr ve muʿavvel-i kâr-fermâyân-ı rûzgâr ve belki sebeb-i husûl-i meʾârib ü etvâr olmuşidi.\n\nHekîm-zâde ʿAli Paşa ʿazlinde Sadr-ı vâlâ-makām ve kâfil-i umûr-ı hâss u ʿâmm olması merkûz-i zamîr-i Şehriyâr-ı enâm iken, beyâz safha-i cemâli hilye-i mehâsinden hâlî olmak ʿilletiyle bir müddet teʾhîr-i maslahat tasvîb ve Nâyilî ʿAbdullah Paşa Sadr-ı Devlet'e takrîb olunmuşidi. Bir zemân kuvve-i fikriyye ve imdâd-ı nazar ve hüccet-i ʿameliyye ile âzmâyiş ü tecribe-i umûr ve vukūf-i ahvâl-i cumhûr kasdıyla müntehây-ı merâtib-i beşeriyye ve kusvây-ı derecât-ı insâniyye olan câh-ı vâlây-ı Vezâret'le müşârun ileyhe Nişâncılık tevcîh ve beyne'l-akrân kadr u iʿtibârı terfîʿ u tenvîh ve doksan dokuz gün murûrunda Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ ile mâlik-i mekālîd-i\numûr-ı Devlet ve nâyil-i dest-mâye-i kemâl-i saʿâdet olup, bu niʿmet-i celîlenin kadrini ve bu rütbe-i ʿazîmenin şükrünü îfā ve mecârî-yi Devlet-i ʿaliyye üzere her mâddeyi lede'l-iktizâ ibkā vü ilgā [M1 69] lâzım iken tamaʿ-ı tabîʿî ve hırs-ı cibillî, perdedâr-ı çeşm-i basîreti olup, dünya ve ʿukbâda zararı derkâr olan semt-i irtișâya meyli ve kizb ü dürûga müteʿallık kavli giderek sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve hakkında gazab-ı Pâdişâhâne rû-nümâ olup, altmış dokuz muharreminin on dokuzuncu günü mühr-i Sadâret yedinden nezʿ ve mahnûkan semt-i ʿukbâya defʿ olundu. Müddet-i sadâretleri altmış üç gündür. Müşârun ileyh müşekkel ve mehîb ve kāmet-i bâlâ ile misâl-i gusn-i ratîb, burûtu binâ-gûşuna mülâsık ve aʿzâsı vücûduna muvâfık olup, ancak ünf ü nahvet ve kibr u ruʾûnetden gayr-i hâlî ve iʿrâz ü nefsâniyyet hülâsa-i meʾâl-i ahvâli olup, bir kāyid-i hayr-hâh semtinde bulunsa idi ve ecel fursat verse idi tarîk-ı rüşd ü felâha zehâbı ve giderek feyz ü kemâl iktisâbı mümkinât-ı umûrdan idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_160.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Âsitâne-i saʿâdet sekenesinden bir şahs-ı zaʿîfü'l-hâlin oğlu olup, gün be-gün nemâdâr-ı ʿömr-i ʿazîz ve mümeyyiz-i miyân-ı sîm ü erzîz oldukda, Ayasofya Kâtibi Mehmed Efendi'ye intisâb ve ol dahi tenâsüb-i endâmına nazar ile miyâne-i hademeden merkūmu letâyifü'l-hiyâl beyti gibi intihâb edüp, zamîrine semîr ve sadr-ı sürâdikāt-ı umûruna emîr etmişidi. Baʿdehû silk-i teberdârân-ı serây-ı ʿatîka münselik ve dâd-ı Hudâ olan Dâvûdî sadâ ve hüsn-i nağm ü nevâya mâlik olduğundan, baʿzı kavâbil-perver recâsıyla ağayân-ı kîlâra ilhâk ve müezzinlik ile mazhar-ı eşfâk kılınmışidi. Birkaç mâh murûrundan sonra Müezzin-başılık ile hâne-i hâssaya dâhil ve ricâl-i erbaʿîne mütevâsıl olup, yoluyla katʿ-ı derecât ü merâtib ve giderek câh-ı refîʿ-i Silahdârî ile kesb-i ehass-ı metâlib edüp, devr-i ʿOsmân Hânî'ye gelinceye dek hilâl-i ikbâli nühüfte-i tahte'l-gaym istitâr ve baʿdehû bedr-i evc-i rifʿati bâhiru'l-envâr olup, bu reviş ü reftâr ile makām-ı Atabegî'de merciʿ-i sigār ü kibâr ve muʿavvel-i kâr-fermâyân-ı rûzgâr ve belki sebeb-i husûl-i meʾârib ü etvâr olmuşidi.\n\nHekîm-zâde ʿAli Paşa ʿazlinde Sadr-ı vâlâ-makām ve kâfil-i umûr-ı hâss u ʿâmm olması merkûz-i zamîr-i Şehriyâr-ı enâm iken, beyâz safha-i cemâli hilye-i mehâsinden hâlî olmak ʿilletiyle bir müddet teʾhîr-i maslahat tasvîb ve Nâyilî ʿAbdullah Paşa Sadr-ı Devlet'e takrîb olunmuşidi. Bir zemân kuvve-i fikriyye ve imdâd-ı nazar ve hüccet-i ʿameliyye ile âzmâyiş ü tecribe-i umûr ve vukūf-i ahvâl-i cumhûr kasdıyla müntehây-ı merâtib-i beşeriyye ve kusvây-ı derecât-ı insâniyye olan câh-ı vâlây-ı Vezâret'le müşârun ileyhe Nişâncılık tevcîh ve beyne'l-akrân kadr u iʿtibârı terfîʿ u tenvîh ve doksan dokuz gün murûrunda Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ ile mâlik-i mekālîd-i\numûr-ı Devlet ve nâyil-i dest-mâye-i kemâl-i saʿâdet olup, bu niʿmet-i celîlenin kadrini ve bu rütbe-i ʿazîmenin şükrünü îfā ve mecârî-yi Devlet-i ʿaliyye üzere her mâddeyi lede'l-iktizâ ibkā vü ilgā [M1 69] lâzım iken tamaʿ-ı tabîʿî ve hırs-ı cibillî, perdedâr-ı çeşm-i basîreti olup, dünya ve ʿukbâda zararı derkâr olan semt-i irtișâya meyli ve kizb ü dürûga müteʿallık kavli giderek sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve hakkında gazab-ı Pâdişâhâne rû-nümâ olup, altmış dokuz muharreminin on dokuzuncu günü mühr-i Sadâret yedinden nezʿ ve mahnûkan semt-i ʿukbâya defʿ olundu. Müddet-i sadâretleri altmış üç gündür. Müşârun ileyh müşekkel ve mehîb ve kāmet-i bâlâ ile misâl-i gusn-i ratîb, burûtu binâ-gûşuna mülâsık ve aʿzâsı vücûduna muvâfık olup, ancak ünf ü nahvet ve kibr u ruʾûnetden gayr-i hâlî ve iʿrâz ü nefsâniyyet hülâsa-i meʾâl-i ahvâli olup, bir kāyid-i hayr-hâh semtinde bulunsa idi ve ecel fursat verse idi tarîk-ı rüşd ü felâha zehâbı ve giderek feyz ü kemâl iktisâbı mümkinât-ı umûrdan idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü salı günü tertîb olunan Dîvân-ı bülend-erkânda ʿale'l-ʿumûm kapu kullarının bir kıst mevâcibleri gencîne-i şâygâna hem-râz olan Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz olunup, kabzına meʾmûrlara teslîm ve sebt günü Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, şeref-res-i vürûd olan teşrîfât-ı seniyye ile kadr-i Sadr-ı vâlâ-makām tefhîm olunup, resânende-i teşrîfât olan Silahdâr Ağa'ya muʿtâd üzere ikrâm ve kadr ü şânına ihtirâm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_161.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü salı günü tertîb olunan Dîvân-ı bülend-erkânda ʿale'l-ʿumûm kapu kullarının bir kıst mevâcibleri gencîne-i şâygâna hem-râz olan Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz olunup, kabzına meʾmûrlara teslîm ve sebt günü Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, şeref-res-i vürûd olan teşrîfât-ı seniyye ile kadr-i Sadr-ı vâlâ-makām tefhîm olunup, resânende-i teşrîfât olan Silahdâr Ağa'ya muʿtâd üzere ikrâm ve kadr ü şânına ihtirâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda birkaç kıta topun eczâsı müheyyâ ve kavâlibine ifrâg olunmak tasmîmi Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ olunup, sanʿat-ı mezkûrenin temâşâsı hâtır-ı Şâhâne'de cilveger olduğu maʿlûm-i Sadr-ı muvakkar olmağla, mukaddemce Tophâne'ye râhî ve muntazır-ı kudûm-i Pâdişâhî olmuşidi. Şehriyâr-ı Cem-tavsîf Tophâne'yi teşrîf ve Sadrıaʿzam ve sâʾir saf-beste-i taʿzîm olan bendegânı tahrîk-i ebrûy-i iltifât ile taltîf buyurup, celse-i hafîfeden sonra izâbe olunan eczây-ı maʿdeniyye nehr-i sâyil gibi kavâlibe cârî ve bu mukābelede Topçu-başı ve Nâzır ve sâʾir zâbitân mültefet-i hazret-i Tâcdârî olup, kimi hilʿat-i zâhire ve kimi ʿatâyây-ı vâfire ile kesb-i iftihâr ve Padişâh-ı gerdûn-iktidâr dahi bir iki sâʿat Tersâne bağçesinde karâr ve Serây-ı ʿâlî'lerine nihâde-i pây-i şeref ü iʿtibâr eyledi.",
          "caption": "Teşrîf-i hümâyûn be-Tophâne-i ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_162.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Teşrîf-i hümâyûn be-Tophâne-i ʿâmire",
          "text": "Bu esnâda birkaç kıta topun eczâsı müheyyâ ve kavâlibine ifrâg olunmak tasmîmi Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ olunup, sanʿat-ı mezkûrenin temâşâsı hâtır-ı Şâhâne'de cilveger olduğu maʿlûm-i Sadr-ı muvakkar olmağla, mukaddemce Tophâne'ye râhî ve muntazır-ı kudûm-i Pâdişâhî olmuşidi. Şehriyâr-ı Cem-tavsîf Tophâne'yi teşrîf ve Sadrıaʿzam ve sâʾir saf-beste-i taʿzîm olan bendegânı tahrîk-i ebrûy-i iltifât ile taltîf buyurup, celse-i hafîfeden sonra izâbe olunan eczây-ı maʿdeniyye nehr-i sâyil gibi kavâlibe cârî ve bu mukābelede Topçu-başı ve Nâzır ve sâʾir zâbitân mültefet-i hazret-i Tâcdârî olup, kimi hilʿat-i zâhire ve kimi ʿatâyây-ı vâfire ile kesb-i iftihâr ve Padişâh-ı gerdûn-iktidâr dahi bir iki sâʿat Tersâne bağçesinde karâr ve Serây-ı ʿâlî'lerine nihâde-i pây-i şeref ü iʿtibâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Matlaʿ-ı Sadâret'de taraf-ı hümâyûndan müzeyyen esb irsâli muʿtâd olduğuna binâ'en, muharremde Mîrahûr-i Evvel Beyefendi ile bir re's esb-i müzeyyen vürûd eyleyeceği Sadrıaʿzam'a ihbâr olunup, seng-i rikâbda [M1 70] istâde-i rasad-gâh-ı intizâr olmuş idi. Zikr olunan esb-i kûh-nümûd şeref-vürûd ve fi'l-hâl ʿinân-ı meymenet-nişânı mâlîde-i cebhe-i kemâl-i neşât u sürûd kılınup, Sadrıaʿzam yerinden vüsûb ve sahve-i esbe rükûb ve birkaç hatve tesrîhden sonra nüzûl ve mîr-i mûmâ ileyhi kürk ve nakd ve maʿiyyetinde olanları hilaʿ u ʿatâyâ ile nâyil-i me'mûl eyledi.",
          "caption": "Vürûd-i esb-i müzeyyen be-cânib-i Sadrıaʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_163.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i esb-i müzeyyen be-cânib-i Sadrıaʿzam",
          "text": "Matlaʿ-ı Sadâret'de taraf-ı hümâyûndan müzeyyen esb irsâli muʿtâd olduğuna binâ'en, muharremde Mîrahûr-i Evvel Beyefendi ile bir re's esb-i müzeyyen vürûd eyleyeceği Sadrıaʿzam'a ihbâr olunup, seng-i rikâbda [M1 70] istâde-i rasad-gâh-ı intizâr olmuş idi. Zikr olunan esb-i kûh-nümûd şeref-vürûd ve fi'l-hâl ʿinân-ı meymenet-nişânı mâlîde-i cebhe-i kemâl-i neşât u sürûd kılınup, Sadrıaʿzam yerinden vüsûb ve sahve-i esbe rükûb ve birkaç hatve tesrîhden sonra nüzûl ve mîr-i mûmâ ileyhi kürk ve nakd ve maʿiyyetinde olanları hilaʿ u ʿatâyâ ile nâyil-i me'mûl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çelebî-zâde ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ehl-i ʿilm ü maʿrifet ve şâyân-ı nazar-ı ʿâtıfet olduğuna binâ'en, evâsıt-ı muharremde Anadolu Pâyesi'yle mükerrem ve câme-i zerbeft-i mâhiyyeti tırâz-ı ʿinâyet-i Şâhâne ile muʿallem oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Anadolu be-ʿÂsım İsmâʿîl Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_164.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Anadolu be-ʿÂsım İsmâʿîl Efendi",
          "text": "Çelebî-zâde ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ehl-i ʿilm ü maʿrifet ve şâyân-ı nazar-ı ʿâtıfet olduğuna binâ'en, evâsıt-ı muharremde Anadolu Pâyesi'yle mükerrem ve câme-i zerbeft-i mâhiyyeti tırâz-ı ʿinâyet-i Şâhâne ile muʿallem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Ak-deniz'e Donanma-yı hümâyûn ile imâle-i sükkân-ı ʿazîmet eden Kapudân-ı deryâ Karabâğî Süleymân Paşa üç kıtʿa akdarma ile Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve huzûr-i hümâyûnda paşa-yı mûmâ ileyh ve sâ'ir Kapudanlar telebbüs-i hilʿat ile her biri Genc-i şâygân dest-mâye-i ʿizz ü rifʿate nâ'il oldu.",
          "caption": "ʿAvdet-i Kapudan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_165.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Kapudan Paşa",
          "text": "Bundan akdem Ak-deniz'e Donanma-yı hümâyûn ile imâle-i sükkân-ı ʿazîmet eden Kapudân-ı deryâ Karabâğî Süleymân Paşa üç kıtʿa akdarma ile Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve huzûr-i hümâyûnda paşa-yı mûmâ ileyh ve sâ'ir Kapudanlar telebbüs-i hilʿat ile her biri Genc-i şâygân dest-mâye-i ʿizz ü rifʿate nâ'il oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Şeyhulislâm ve ʿilm ü kemâli müsellem-i hâss u ʿâmm olan Pîrî-zâde Sâhib Mehmed Efendi'nin mahdûm-i necâbet-lüzûmları ʿOsmân Monla Efendi'nin ihrâz-ı şeref-i kurbiyyet ile dâhil-i dâyire-i fâhire-i Mülûkâne olmasına irâde-i hümâyûn teʿalluk ve târîh-i mezkûrda İmâmet-i Evvel hidmet-i menîʿasıyla akrânına tefavvuk edüp, pederinden intikāl eden mesned ile mümtâz ve hasret-keş-i her erbâb-ı niyâz olan câh-ı refîʿ ile ser-efrâz oldu.",
          "caption": "İmâm-ı Evvel-şüden-i Pîrî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_166.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İmâm-ı Evvel-şüden-i Pîrî-zâde",
          "text": "Sâbıkā Şeyhulislâm ve ʿilm ü kemâli müsellem-i hâss u ʿâmm olan Pîrî-zâde Sâhib Mehmed Efendi'nin mahdûm-i necâbet-lüzûmları ʿOsmân Monla Efendi'nin ihrâz-ı şeref-i kurbiyyet ile dâhil-i dâyire-i fâhire-i Mülûkâne olmasına irâde-i hümâyûn teʿalluk ve târîh-i mezkûrda İmâmet-i Evvel hidmet-i menîʿasıyla akrânına tefavvuk edüp, pederinden intikāl eden mesned ile mümtâz ve hasret-keş-i her erbâb-ı niyâz olan câh-ı refîʿ ile ser-efrâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evliyâ-zâde ʿAbdurrahmân Efendi, sülâle-i tâhire-i sudûr-i ʿulemâdan ve bu tarîk-i bâhirü't-tevfîkde kudemâdan olup, ʿalîl ü pîr ve erzel-i ʿömr ile merhamete lâyık u\ncedîr olduğuna binâ'en, saferu'l-hayrın on altıncı günü Vize Kazası'yla tekāʿüd ve mirkāt-ı kasr-ı matlûbuna tesâʿud eyledi.",
          "caption": "Mütekāʿid-şüden-i Kādî-yı Eyüb sâbıkā",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_167.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Mütekāʿid-şüden-i Kādî-yı Eyüb sâbıkā",
          "text": "Evliyâ-zâde ʿAbdurrahmân Efendi, sülâle-i tâhire-i sudûr-i ʿulemâdan ve bu tarîk-i bâhirü't-tevfîkde kudemâdan olup, ʿalîl ü pîr ve erzel-i ʿömr ile merhamete lâyık u\ncedîr olduğuna binâ'en, saferu'l-hayrın on altıncı günü Vize Kazası'yla tekāʿüd ve mirkāt-ı kasr-ı matlûbuna tesâʿud eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu'da Eyâyeti'nde olan eşkıyâyı iʿdâm ile Aydın Sancağı'na nizâm vermek ve o havâlîyi tesallut-i cebâbireden tahlîsa ihtimâm eylemek şartıyla Aydın Sancağı, Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya ilhâk ü zamm ve Sivas Eyâleti'yle, Çeteci ʿAbdullah Paşa mükerrem kılınup, Erzurum Eyâleti, sâbıkā Kāyim-makām Vezîr Sarı Mustafa Paşa'ya ihsân ve Tırhala Sancağı ile sâbıkā Özi Muhâfızı Vezîr İbrâhîm Paşa ferhân kılınup, münhal olan Özi Eyâleti'yle, Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Halîl Paşa mübeccel kılındı. [M1 71] Bu esnâda Kuds-i şerîf'in eşkıyây-ı ʿUrban'dan muhâfazası elzem ve muktedir ve sâhib-i nüfûz bir kimsenin o tarafda vücûdu ehemm olup, Gazze Mütesellimi Hüseyin Ağa'da, istiʿdâd-ı muhâfaza mülâhaza olunduğundan, saferin sekizinci günü dâyire-i Mîr-i mîrânî'ye idhâl ve Kudüs muhâfazasına irsâl olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-şüden-i Mütesellim-i Gazze Hüseyin Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_168.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-şüden-i Mütesellim-i Gazze Hüseyin Ağa",
          "text": "Anadolu'da Eyâyeti'nde olan eşkıyâyı iʿdâm ile Aydın Sancağı'na nizâm vermek ve o havâlîyi tesallut-i cebâbireden tahlîsa ihtimâm eylemek şartıyla Aydın Sancağı, Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya ilhâk ü zamm ve Sivas Eyâleti'yle, Çeteci ʿAbdullah Paşa mükerrem kılınup, Erzurum Eyâleti, sâbıkā Kāyim-makām Vezîr Sarı Mustafa Paşa'ya ihsân ve Tırhala Sancağı ile sâbıkā Özi Muhâfızı Vezîr İbrâhîm Paşa ferhân kılınup, münhal olan Özi Eyâleti'yle, Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Halîl Paşa mübeccel kılındı. [M1 71] Bu esnâda Kuds-i şerîf'in eşkıyây-ı ʿUrban'dan muhâfazası elzem ve muktedir ve sâhib-i nüfûz bir kimsenin o tarafda vücûdu ehemm olup, Gazze Mütesellimi Hüseyin Ağa'da, istiʿdâd-ı muhâfaza mülâhaza olunduğundan, saferin sekizinci günü dâyire-i Mîr-i mîrânî'ye idhâl ve Kudüs muhâfazasına irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Altmış iki senesi muharreminin yirmi sekizinci günü Hudâvendigâr-ı sâbık Sultân Mahmûd Hân subbet ʿaleyhi şeʾâbîbü rahmeti'r-Rahmân hazretlerinin te'sîs ve bünyâdına şurûʿ buyurdukları câmiʿ-i cedîd binâ ve teşyîd olunur iken, kable'l-itmâm makʿad-i sıdka hirâm buyurmuşlar idi. Sultân ʿOsmân Hân muktezây-ı nevbet-i Saltanat ile serîr-ârây-ı mülk-i ʿOsmânî oldukda, tekmîline sarf-ı mechûd ve zâyidün ʿani'l-vasf nükūd bezliyle işbu altmış dokuz senesinde maslahat-ı binâ bi-külliyyâtihâ vü cüz'iyyâtihâ resîde-i hayyiz-i gāyet ü intihâ olup, ʿillet-i tevârüs ü istihlâf ile zât-ı hümâyûna tahsîs ve Nûr-i ʿOsmânî ismiyle tansîs olunmuşidi. Câmiʿ-i mezkûr kālîçehây-ı rengā-reng ve ferş-i istebrak-deng ile pür-zîb ü behâ ve makdem-i Şâhâne'ye sezâ kılındığı hâk-i ʿatebe-i Şâhâne'ye bâ-telhîs inhâ olunup, hâtır-ı ilhâm meʾâsir-i Mülûkâne'de dâʿiye-i şevk-i kârger ve işbu rebîʿulevvel gurresi olan yevm-i cumʿâ câmiʿ-i mezkûrda edây-ı salât mukarrer olmuşidi. Vezîr-i aʿzam ve Şeyhülislâm kallâvî ve ʿörf ile ve sudûr u mevâlî-yi ʿizâm ʿörf ü muvahhidî ile ve ricâl-i devlet ve sâ'ir\nhâcegân ve ocağ ağaları esvâb-ı dîvâniyyeleri ile Serây-ı hümâyûn'da dîvân tertîbi gibi yerlü yerinde kıyâm ve mahal be-mahal tenâvül-i taʿâmdan sonra müretteb alay ile Pâdişâh-ı seniyyü'l-menâkıb câmiʿ-i mezkûre mütekārib oldukda, ancak ʿulemâ-i ʿizâm esblerinden nüzûl ile câmiʿe varup, seccâdelerine kuʿûd ve sâ'ir tevâyif-i nâs râkiben yerlü yerlerinde isbât-ı vücûd ve Şehriyâr-ı bâhirü's-süʿûd şeref-bahş-ı vürûd oldukda, cümlesi kadd-i hamîde-i taʿzîm ve ser-fürû-bürde-i tahiyyet ü teslîm oldular.\n\nBundan sonra mahfel-i hümâyûnu teşrîf ve Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm hazerâtını ve Dârü's-saʿâde Ağası'nı ferve-i semmûr ile taltîf buyurup, salât-ı cumʿayı edâ ve bi'l-cümle sudûra birer sevb-i semmûr ve İstanbul Pâyesi'nde olanlara kākum iksâ ve meşâyih-i cevâmiʿ-i selâtîn-i ʿizâma birer sincâb ve sâ'ir mevâlî-yi kirâma birer sûf ferâce geydirilüp, cümlesi takbîl-i dâmen-i [M1 72] Pâdişâhî ile müftahir ve mübâhî oldu. Bundan sonra ʿale'l-ʿumûm alayda bulunan hâcegân ve ocağ ağaları ve sâ'irine ilbâs-ı hilʿat ve bunlar dahi memnûn-i lütf-i Pâdişâh-ı İskender-kudret kılındı. Câmiʿ-i mezkûr fi'l-hakīka bî-misl ü bî-kusûr ve sânî-yi Beyt-i maʿmûr, münevver ve rûşen, reşk-endâz meʿâbid, nev ve kühen tarhı dilkeş ve binâsı gayr-i müşevveş metîn ü müstahkem, mürtezikası muntazam bir maʿbed-i latîf ve bir câmiʿ-i şerîf olduğu vâreste-i kayd-ı taʿrîf ü tavsîfdir. Nazm:\n\nHurşîdi ne hâcet edelim nûr ile taʿrîf\n\nâsârı nümâyende-i erbâb-ı nazardır. Câmiʿ-i mezkûr havlusunda medrese ve mukābilinde kitâbhâne ve ʿimâret inşâ vü bünyâd ve her birinden niçe kimseler intifâʿ ile tâ ebedi'l-âbâd bânîsini hayır duʿâ ile yâd eyledikleri zâhirdir.",
          "caption": "Tekmîl-i Câmiʿ-i Nûr-i ʿOsmânî ve teşrîf-i cihânbânî ve edây-ı salât-ı cumʿa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_169.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Tekmîl-i Câmiʿ-i Nûr-i ʿOsmânî ve teşrîf-i cihânbânî ve edây-ı salât-ı cumʿa",
          "text": "Altmış iki senesi muharreminin yirmi sekizinci günü Hudâvendigâr-ı sâbık Sultân Mahmûd Hân subbet ʿaleyhi şeʾâbîbü rahmeti'r-Rahmân hazretlerinin te'sîs ve bünyâdına şurûʿ buyurdukları câmiʿ-i cedîd binâ ve teşyîd olunur iken, kable'l-itmâm makʿad-i sıdka hirâm buyurmuşlar idi. Sultân ʿOsmân Hân muktezây-ı nevbet-i Saltanat ile serîr-ârây-ı mülk-i ʿOsmânî oldukda, tekmîline sarf-ı mechûd ve zâyidün ʿani'l-vasf nükūd bezliyle işbu altmış dokuz senesinde maslahat-ı binâ bi-külliyyâtihâ vü cüz'iyyâtihâ resîde-i hayyiz-i gāyet ü intihâ olup, ʿillet-i tevârüs ü istihlâf ile zât-ı hümâyûna tahsîs ve Nûr-i ʿOsmânî ismiyle tansîs olunmuşidi. Câmiʿ-i mezkûr kālîçehây-ı rengā-reng ve ferş-i istebrak-deng ile pür-zîb ü behâ ve makdem-i Şâhâne'ye sezâ kılındığı hâk-i ʿatebe-i Şâhâne'ye bâ-telhîs inhâ olunup, hâtır-ı ilhâm meʾâsir-i Mülûkâne'de dâʿiye-i şevk-i kârger ve işbu rebîʿulevvel gurresi olan yevm-i cumʿâ câmiʿ-i mezkûrda edây-ı salât mukarrer olmuşidi. Vezîr-i aʿzam ve Şeyhülislâm kallâvî ve ʿörf ile ve sudûr u mevâlî-yi ʿizâm ʿörf ü muvahhidî ile ve ricâl-i devlet ve sâ'ir\nhâcegân ve ocağ ağaları esvâb-ı dîvâniyyeleri ile Serây-ı hümâyûn'da dîvân tertîbi gibi yerlü yerinde kıyâm ve mahal be-mahal tenâvül-i taʿâmdan sonra müretteb alay ile Pâdişâh-ı seniyyü'l-menâkıb câmiʿ-i mezkûre mütekārib oldukda, ancak ʿulemâ-i ʿizâm esblerinden nüzûl ile câmiʿe varup, seccâdelerine kuʿûd ve sâ'ir tevâyif-i nâs râkiben yerlü yerlerinde isbât-ı vücûd ve Şehriyâr-ı bâhirü's-süʿûd şeref-bahş-ı vürûd oldukda, cümlesi kadd-i hamîde-i taʿzîm ve ser-fürû-bürde-i tahiyyet ü teslîm oldular.\n\nBundan sonra mahfel-i hümâyûnu teşrîf ve Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm hazerâtını ve Dârü's-saʿâde Ağası'nı ferve-i semmûr ile taltîf buyurup, salât-ı cumʿayı edâ ve bi'l-cümle sudûra birer sevb-i semmûr ve İstanbul Pâyesi'nde olanlara kākum iksâ ve meşâyih-i cevâmiʿ-i selâtîn-i ʿizâma birer sincâb ve sâ'ir mevâlî-yi kirâma birer sûf ferâce geydirilüp, cümlesi takbîl-i dâmen-i [M1 72] Pâdişâhî ile müftahir ve mübâhî oldu. Bundan sonra ʿale'l-ʿumûm alayda bulunan hâcegân ve ocağ ağaları ve sâ'irine ilbâs-ı hilʿat ve bunlar dahi memnûn-i lütf-i Pâdişâh-ı İskender-kudret kılındı. Câmiʿ-i mezkûr fi'l-hakīka bî-misl ü bî-kusûr ve sânî-yi Beyt-i maʿmûr, münevver ve rûşen, reşk-endâz meʿâbid, nev ve kühen tarhı dilkeş ve binâsı gayr-i müşevveş metîn ü müstahkem, mürtezikası muntazam bir maʿbed-i latîf ve bir câmiʿ-i şerîf olduğu vâreste-i kayd-ı taʿrîf ü tavsîfdir. Nazm:\n\nHurşîdi ne hâcet edelim nûr ile taʿrîf\n\nâsârı nümâyende-i erbâb-ı nazardır. Câmiʿ-i mezkûr havlusunda medrese ve mukābilinde kitâbhâne ve ʿimâret inşâ vü bünyâd ve her birinden niçe kimseler intifâʿ ile tâ ebedi'l-âbâd bânîsini hayır duʿâ ile yâd eyledikleri zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire'ye ticâretle âmed-şüd eden sefînenin biri mâl-ı bisyâr ile pür-bâr Âsitâne-i saʿâdet'e gelür iken, rûzgâr-ı müştedd ve emvâc-ı deryâ cevv-i semâya mümted olup, ne hâl ise leylen Kum-kapu pîşgāhına vazʿ-ı timür ve muntazar-ı inkişâf-ı şeb-i deycûr olmuşidi. Zikr olunan sefîne timurunu sürüyüp, derûnunda olan mellâhlar her ne kadar saʿy etdiler ise kesret-i telâtum u emvâc, mâniʿ-i zabt ü rabt olup, nâ-gāh sefîne kaʿr-ı deryâya rüsûb ve derûnunda olan halkı üftâde-i girdâb-ı mesâyib ü kürûb edüp, ʿale's-sabâh kazıyye evliyây-ı umûra maʿlûm oldukda, Kapudan Paşa ve ricâl-i Tersâne'ye keyfiyyet ihbâr ve ihzâr ve Sadr-ı ʿâlî-mikdâr dahi deryâya müşrif Kadı Halîl Ağa'nın hânesine gelüp, tahlîs-i sefîneye ibtidâr eylediler. Maʿuna ve dalgıçların tekarrubu muhâl iken, fenn-i deryâya vâkıf gavvâslardan birkaç nefer merd-i kâmil nakb olunan hisâr sûrâhından ipler ile deryâya nâzil ve sefîneden dahi bir varul rûy-i deryâya\natılup, ipi varula ve ucunu hisâr dîvârına rabt sebebi ile derûn-ı sefînede bulunanlar birer ikişer selâmet yakasın bulmağa başladılar.\n\nBu hâdisenin vukūʿu cumʿa gününe musâdif olduğundan, Pâdişâh-ı dil-âgâh Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfinde nemazı edâ ve sefîne halkına rahmen mahall-i mezkûre tahrîk-i bâd-pâ buyurdular. Teşrîf-i hümâyûn me'mûrların şevkini efzûn edüp, tekrâr maʿuna ve çekdirmeler ihzâr ve derûnunda bulunan mahlûku kenâr-ı selâmete ihrâc ile mazhar-ı duʿây-ı bî-şumâr oldular. Derûnunda olan emvâl ü eşyâ âb-zede ve sefîne dahi fî-mâ-baʿd istiʿmâlden kaldığı manzûr [M1 73] olduğundan sefîne Kapudanı hakkında şefkat-i Şâhâne zuhûr ve mîrî sefâyininden bir kıtʿa sefîne ihsânıyla Kapudan-ı merkūmu şinâver-i deryây-ı sürûr eylediler.",
          "caption": "Zikr-i istihlâs-ı sefîne ez-gark",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_170.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istihlâs-ı sefîne ez-gark",
          "text": "Mısr-ı Kāhire'ye ticâretle âmed-şüd eden sefînenin biri mâl-ı bisyâr ile pür-bâr Âsitâne-i saʿâdet'e gelür iken, rûzgâr-ı müştedd ve emvâc-ı deryâ cevv-i semâya mümted olup, ne hâl ise leylen Kum-kapu pîşgāhına vazʿ-ı timür ve muntazar-ı inkişâf-ı şeb-i deycûr olmuşidi. Zikr olunan sefîne timurunu sürüyüp, derûnunda olan mellâhlar her ne kadar saʿy etdiler ise kesret-i telâtum u emvâc, mâniʿ-i zabt ü rabt olup, nâ-gāh sefîne kaʿr-ı deryâya rüsûb ve derûnunda olan halkı üftâde-i girdâb-ı mesâyib ü kürûb edüp, ʿale's-sabâh kazıyye evliyây-ı umûra maʿlûm oldukda, Kapudan Paşa ve ricâl-i Tersâne'ye keyfiyyet ihbâr ve ihzâr ve Sadr-ı ʿâlî-mikdâr dahi deryâya müşrif Kadı Halîl Ağa'nın hânesine gelüp, tahlîs-i sefîneye ibtidâr eylediler. Maʿuna ve dalgıçların tekarrubu muhâl iken, fenn-i deryâya vâkıf gavvâslardan birkaç nefer merd-i kâmil nakb olunan hisâr sûrâhından ipler ile deryâya nâzil ve sefîneden dahi bir varul rûy-i deryâya\natılup, ipi varula ve ucunu hisâr dîvârına rabt sebebi ile derûn-ı sefînede bulunanlar birer ikişer selâmet yakasın bulmağa başladılar.\n\nBu hâdisenin vukūʿu cumʿa gününe musâdif olduğundan, Pâdişâh-ı dil-âgâh Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfinde nemazı edâ ve sefîne halkına rahmen mahall-i mezkûre tahrîk-i bâd-pâ buyurdular. Teşrîf-i hümâyûn me'mûrların şevkini efzûn edüp, tekrâr maʿuna ve çekdirmeler ihzâr ve derûnunda bulunan mahlûku kenâr-ı selâmete ihrâc ile mazhar-ı duʿây-ı bî-şumâr oldular. Derûnunda olan emvâl ü eşyâ âb-zede ve sefîne dahi fî-mâ-baʿd istiʿmâlden kaldığı manzûr [M1 73] olduğundan sefîne Kapudanı hakkında şefkat-i Şâhâne zuhûr ve mîrî sefâyininden bir kıtʿa sefîne ihsânıyla Kapudan-ı merkūmu şinâver-i deryây-ı sürûr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr bulunan Halîmî Mustafa Efendi'nin fisk u fücûra inhimâkı ve emvâl-i mîrîyyeyi sarf ü istihlâki mücerrebât-ı umûrdan iken, bu defʿa dahi vaʿd-i nükūd ve bezl-i bûd u nebûd ile Defterdârlığı tahsîl etmişidi. Sekret-i gafletden rehyâb-ı ifâkat olmasına sedd-i sedîd-i hevâ vü heves mâniʿ u hâciz ve ıslâh-ı hâlinden hûş-mendân-ı devlet dermân-de ve ʿâciz olduklarından, işbu saferu'l-hayrın altıncı günü Defterdârlıktan ʿazl olunup, Üsküdar'da tevkīf ve esnâfa olan düyûn-ı kesîresi mâlını beyʿ ile bir mikdâr tahfîf olundukdan sonra Limni Cezîresi'ne nefy ü tasrîf olundu. Baş-muhâsebe Kîsedârı Ahmed Efendi, umûr-ı Defterî'ye vâkıf u âşinâ ve zâtında merkūz âsâr-ı sıdk u ihtidâ merâyây-ı kulûb-ı evliyâ-yı umûrda ʿan-asıl sûret-nümâ olduğuna binâʾen, yevm-i mezkûrda Baş-defterdârlık hilʿatini iktisâ eyledi. Teberdârân gürûhundan iken nâyil-i rütbe-i Hâcegānî olan Küçük Süleymân Efendi, târîh-i mezkûrda Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile vâlâ-kadr ve Sultân Mehmed Câmiʿi Kâtibi Hâşim ʿAlî Bey, Emîn-i Şehr olup, sâbıkā Çavuşbaşı Selîm Ağa, Ser-bevvâbîn-i Dergāh-ı ʿâlî'ye vekîl ve Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey, Baş-muhâsebecilik ile müktesib-i câh-ı celîl oldu.\n\nEhl-i sûk u esnâf ziyy ü libâsda müşâbih-i ekâbir ü eşrâf olup, emîr u fakīr ve kebîr u sagīrin fark u temyîzi müşkil ü müteʿassir ve her şahsı hadd ü rütbesine tenzîl, siyâset-i mülkiye müteferriʿâtından olduğu zâhir olmağla, fî-mâ-baʿd esnâf makūlesi kākum ve semmûr kürk ve ricâl ü kibâra mahsûs esvâb geymeyüp, geydikleri halde eşedd-i siyâsetle teʾdîb olunacağları bâbında tahvîf ü inzâr ve ol bâbda emr-i ʿâlî ısdâr olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel Halîmî Mustafa Efendi ve nasb-ı Kîsedâr-ı Muhâsebe-i Evvel Ahmed Efendi be-câyeş ve baʿzı havâdis-i cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_171.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel Halîmî Mustafa Efendi ve nasb-ı Kîsedâr-ı Muhâsebe-i Evvel Ahmed Efendi be-câyeş ve baʿzı havâdis-i cüz'iyye",
          "text": "Defterdâr bulunan Halîmî Mustafa Efendi'nin fisk u fücûra inhimâkı ve emvâl-i mîrîyyeyi sarf ü istihlâki mücerrebât-ı umûrdan iken, bu defʿa dahi vaʿd-i nükūd ve bezl-i bûd u nebûd ile Defterdârlığı tahsîl etmişidi. Sekret-i gafletden rehyâb-ı ifâkat olmasına sedd-i sedîd-i hevâ vü heves mâniʿ u hâciz ve ıslâh-ı hâlinden hûş-mendân-ı devlet dermân-de ve ʿâciz olduklarından, işbu saferu'l-hayrın altıncı günü Defterdârlıktan ʿazl olunup, Üsküdar'da tevkīf ve esnâfa olan düyûn-ı kesîresi mâlını beyʿ ile bir mikdâr tahfîf olundukdan sonra Limni Cezîresi'ne nefy ü tasrîf olundu. Baş-muhâsebe Kîsedârı Ahmed Efendi, umûr-ı Defterî'ye vâkıf u âşinâ ve zâtında merkūz âsâr-ı sıdk u ihtidâ merâyây-ı kulûb-ı evliyâ-yı umûrda ʿan-asıl sûret-nümâ olduğuna binâʾen, yevm-i mezkûrda Baş-defterdârlık hilʿatini iktisâ eyledi. Teberdârân gürûhundan iken nâyil-i rütbe-i Hâcegānî olan Küçük Süleymân Efendi, târîh-i mezkûrda Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile vâlâ-kadr ve Sultân Mehmed Câmiʿi Kâtibi Hâşim ʿAlî Bey, Emîn-i Şehr olup, sâbıkā Çavuşbaşı Selîm Ağa, Ser-bevvâbîn-i Dergāh-ı ʿâlî'ye vekîl ve Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey, Baş-muhâsebecilik ile müktesib-i câh-ı celîl oldu.\n\nEhl-i sûk u esnâf ziyy ü libâsda müşâbih-i ekâbir ü eşrâf olup, emîr u fakīr ve kebîr u sagīrin fark u temyîzi müşkil ü müteʿassir ve her şahsı hadd ü rütbesine tenzîl, siyâset-i mülkiye müteferriʿâtından olduğu zâhir olmağla, fî-mâ-baʿd esnâf makūlesi kākum ve semmûr kürk ve ricâl ü kibâra mahsûs esvâb geymeyüp, geydikleri halde eşedd-i siyâsetle teʾdîb olunacağları bâbında tahvîf ü inzâr ve ol bâbda emr-i ʿâlî ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merkūm sâl-hûrde vü pîr ve ʿan-asl mâr iken, yaşadıkça efʿî-yi zehir-gîr olup, kemâl-i hırs u tamaʿ sebebi ile başına cemʿ eylediği evbâşı etrâfına teslît u havâle ve fukârâ vü zuʿafânın mâlların alup, kendülerin izâle eylediğinden gayrı evâmir ü nevâhî-yi devlete gerden-dâde-i itâʿat olmayup, ruʿûnet ü huşûneti [M1 74] gün-be-gün izdiyâd ve nush u pend olundukça gavâyeti iştidâd bulduğundan fazla, fukârâ-yı memleket birkaç defʿa Dîvân-ı hümâyûn'a refʿ-i rukʿa-i şikâyet ve taleb-i imdâd ü iʿânet etmeleriyle istîsâliyçün Kethudây-ı Bevvâbîn Derzî Hüseyin Ağa, mukaddemâ taʿyîn olunup, kârını itmâm ve ser-i maktûʿunu galtîde-i ʿibret-gâh-ı enâm eyledi.",
          "caption": "Katl-i Kara ʿOsmân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_172.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Kara ʿOsmân-zâde",
          "text": "Merkūm sâl-hûrde vü pîr ve ʿan-asl mâr iken, yaşadıkça efʿî-yi zehir-gîr olup, kemâl-i hırs u tamaʿ sebebi ile başına cemʿ eylediği evbâşı etrâfına teslît u havâle ve fukârâ vü zuʿafânın mâlların alup, kendülerin izâle eylediğinden gayrı evâmir ü nevâhî-yi devlete gerden-dâde-i itâʿat olmayup, ruʿûnet ü huşûneti [M1 74] gün-be-gün izdiyâd ve nush u pend olundukça gavâyeti iştidâd bulduğundan fazla, fukârâ-yı memleket birkaç defʿa Dîvân-ı hümâyûn'a refʿ-i rukʿa-i şikâyet ve taleb-i imdâd ü iʿânet etmeleriyle istîsâliyçün Kethudây-ı Bevvâbîn Derzî Hüseyin Ağa, mukaddemâ taʿyîn olunup, kârını itmâm ve ser-i maktûʿunu galtîde-i ʿibret-gâh-ı enâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudan-ı sâbık Vezîr Turak Mehmed Paşa, Resmo'da menfiyyen mukîm iken, ecel-i mevʿûd rûhunu bedeninden ıtlâk ve zümre-i mevtâya ilhâk eyledi.\n\nŞehriyâr-ı deryâ-nisâr zuʿafâ-yı hâcegān hakkında rahm ü şefekat izhâr ve hâllerine göre taksîm olunmak içün elli kîse meblağ ihsânıyla o makūle zuʿafâyı kemâl-i kereminden hisse-dâr eyledi.\n\nNakîbü'l-eşrâf olan Rızâ Efendi, riyâset-i ehl-i siyâdetden maʿzûl ve Mehmed Monla Efendi, o câh-ı refîʿa mevsûl oldu.\n\nMasraf Kâtibi olan Gürcü Süleymân Efendi, mansıb-ı mezkûre nâ-çesbân ve tavr u hareketi muhâlif-i rızây-ı ʿuzamây-ı zemân olduğuna binâ'en, evâsıt-ı rebîʿulevvelde ʿazl ile te'dîb ve Gelibolu'ya tagrîb olunup, münhal olan Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile sâbıkı Cânibî Dâmâdı Ahmed Efendi tatyîb olundu.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i fevt-i Turak Paşa ve zuhûr-i kerem-i Pâdişâhî be-zuʿafâ-i Hâcegān ve ʿazl ü nasb-ı Nakîbü'leşrâf ve baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_173.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i fevt-i Turak Paşa ve zuhûr-i kerem-i Pâdişâhî be-zuʿafâ-i Hâcegān ve ʿazl ü nasb-ı Nakîbü'leşrâf ve baʿzı havâdis",
          "text": "Kapudan-ı sâbık Vezîr Turak Mehmed Paşa, Resmo'da menfiyyen mukîm iken, ecel-i mevʿûd rûhunu bedeninden ıtlâk ve zümre-i mevtâya ilhâk eyledi.\n\nŞehriyâr-ı deryâ-nisâr zuʿafâ-yı hâcegān hakkında rahm ü şefekat izhâr ve hâllerine göre taksîm olunmak içün elli kîse meblağ ihsânıyla o makūle zuʿafâyı kemâl-i kereminden hisse-dâr eyledi.\n\nNakîbü'l-eşrâf olan Rızâ Efendi, riyâset-i ehl-i siyâdetden maʿzûl ve Mehmed Monla Efendi, o câh-ı refîʿa mevsûl oldu.\n\nMasraf Kâtibi olan Gürcü Süleymân Efendi, mansıb-ı mezkûre nâ-çesbân ve tavr u hareketi muhâlif-i rızây-ı ʿuzamây-ı zemân olduğuna binâ'en, evâsıt-ı rebîʿulevvelde ʿazl ile te'dîb ve Gelibolu'ya tagrîb olunup, münhal olan Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile sâbıkı Cânibî Dâmâdı Ahmed Efendi tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿUzamây-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den olup, hâlâ Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Kâmil Ahmed Efendi'nin, rütbe-i vâlây-ı Vezâret'e istihkākı nümâyân olduğuna binâ'en, işbu rebîʿulevvelin on beşinci günü hilʿat-i zer-dûz-i Vezâret ile kadr u iʿtibârı terfîʿ u tenvîh ve şimdilik Livâ-i Selânik tarafına tevcîh olundu. Münhal olan rütbe-i celîlle-i Kethudâyî ile Re'îsülküttâb Hamza Efendi dilşâd-ı tarab ve Riyâset hidmetiyle Küçük Tezkireci ʿAvnî Efendi mutayyeb ve Mektûbî hulefâsından cevdet-i hatt ile meşhûr Mehmed Recâ’î Efendi, Küçük Tezkirecilik ile mesrûr oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret ve Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_174.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret ve Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "ʿUzamây-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den olup, hâlâ Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Kâmil Ahmed Efendi'nin, rütbe-i vâlây-ı Vezâret'e istihkākı nümâyân olduğuna binâ'en, işbu rebîʿulevvelin on beşinci günü hilʿat-i zer-dûz-i Vezâret ile kadr u iʿtibârı terfîʿ u tenvîh ve şimdilik Livâ-i Selânik tarafına tevcîh olundu. Münhal olan rütbe-i celîlle-i Kethudâyî ile Re'îsülküttâb Hamza Efendi dilşâd-ı tarab ve Riyâset hidmetiyle Küçük Tezkireci ʿAvnî Efendi mutayyeb ve Mektûbî hulefâsından cevdet-i hatt ile meşhûr Mehmed Recâ’î Efendi, Küçük Tezkirecilik ile mesrûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i merkūmun yirminci gicesi sâʿat onda iken safha-i âsumânda müstatîlü'ş-şekl bir âteş zuhûr edüp, giderek tecessüm ve yere nüzûl eyleyeceği hengâm üç kıtʿaya tekassüm edüp, cevânib-i se-kâneye münteşir ve âsumânda olan sâyir kevâkibde dahi bir gûne hareket ve iztırâb zâhir ve bir tarrâka-i ʿuzmâdan sonra o emr-i hâyil zâyil oldu. [M1 75]",
          "caption": "‘Alâmet-i semâviyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_175.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Alâmet-i semâviyye",
          "text": "Şehr-i merkūmun yirminci gicesi sâʿat onda iken safha-i âsumânda müstatîlü'ş-şekl bir âteş zuhûr edüp, giderek tecessüm ve yere nüzûl eyleyeceği hengâm üç kıtʿaya tekassüm edüp, cevânib-i se-kâneye münteşir ve âsumânda olan sâyir kevâkibde dahi bir gûne hareket ve iztırâb zâhir ve bir tarrâka-i ʿuzmâdan sonra o emr-i hâyil zâyil oldu. [M1 75]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu cumâdelûlâ evâyilinde Matbah Emîni Mustafa Bey ʿazl ve yerine Behcet Efendi birâderi Sârim İbrâhîm Efendi vasl olundu.",
          "caption": "Emîn-i Matbah-şüden-i Sârim İbrâhîm Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_176.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Emîn-i Matbah-şüden-i Sârim İbrâhîm Efendi",
          "text": "İşbu cumâdelûlâ evâyilinde Matbah Emîni Mustafa Bey ʿazl ve yerine Behcet Efendi birâderi Sârim İbrâhîm Efendi vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü salı günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân ve kapu kullarının bir kıst ʿulûfeleri ihsân olunup, devr ʿakabinde Silahdâr Ağa vesâtatıyle şeref-resân olan teşrîfât-ı seniyye ve hatt-ı hümâyûn kadr ü iʿtibâr-ı Sadâret-penâhî'yi efzûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_177.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü salı günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân ve kapu kullarının bir kıst ʿulûfeleri ihsân olunup, devr ʿakabinde Silahdâr Ağa vesâtatıyle şeref-resân olan teşrîfât-ı seniyye ve hatt-ı hümâyûn kadr ü iʿtibâr-ı Sadâret-penâhî'yi efzûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci günü Samatya'da bir meyhâneden âteş-i serkeş mültehib ve niçe reʿâyâ hânesini hâkistere münkalib edüp, sâhib-i meyhâne olan gebr-i cehennemî sûziş-i mâl ile hâsıl olan teşettüt-i hâline nazar ve nefsini âteşe ilkâ ve dünyada ru'yet-i mukaddeme-i cezâ eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_178.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci günü Samatya'da bir meyhâneden âteş-i serkeş mültehib ve niçe reʿâyâ hânesini hâkistere münkalib edüp, sâhib-i meyhâne olan gebr-i cehennemî sûziş-i mâl ile hâsıl olan teşettüt-i hâline nazar ve nefsini âteşe ilkâ ve dünyada ru'yet-i mukaddeme-i cezâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Malta Cezîresi'nin Korsan sefînelerinden biri sefînesine baʿzı metâʿ tahmîl ü idrâc ve İngiliz bayrağıyle Âsitâne-i saʿâdet'e geldiğini İngiliz Elçisi mütâlaʿa ve istihrâc eyleyüp, keyfiyyeti bâ-takrîr ʿarz-ı südde-i aʿlâ ve fi'l-hâl Bâb-ı ʿâlî'den Kapudan Paşa'ya keyfiyyet inhâ olunup, Kapudan ve tâyfası habs ü zabt ve sefîneleri mersây-ı Tersâne'ye rabt olundu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_179.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Malta Cezîresi'nin Korsan sefînelerinden biri sefînesine baʿzı metâʿ tahmîl ü idrâc ve İngiliz bayrağıyle Âsitâne-i saʿâdet'e geldiğini İngiliz Elçisi mütâlaʿa ve istihrâc eyleyüp, keyfiyyeti bâ-takrîr ʿarz-ı südde-i aʿlâ ve fi'l-hâl Bâb-ı ʿâlî'den Kapudan Paşa'ya keyfiyyet inhâ olunup, Kapudan ve tâyfası habs ü zabt ve sefîneleri mersây-ı Tersâne'ye rabt olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhimâ bundan akdem birer vesîle ile Gelibolu ve Burusa'ya nefy olunmuşlar idi. İkisi birden kayd-ı nefyden reh-yâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e vüsûl ile kâm-yâb olmuşlar idi. Merkūm Yeğen Ağa hânesine geldiği gün vefât ve ʿâzim-i dâr-ı mükâfât oldu. Mûmâ ileyh Mehter Yûsuf Ağa nâm kimesnenin yeğeni olup, devr-i Ahmed Hânî'de baʿde'l-vefât iki yüz kîselik nakd ve cins terk etmişidi. Yeğen Ağa velâyetinden gelüp, isbât-ı verâset eyledikde, emvâl-i mezkûre bi-temâmihâ merkûma verilüp, yedinde sermâye olmağla Devlet-i ʿaliyye'de ihrâz-ı merâtib ve kesb-i menâfiʿ ve zabt-ı menâsıb eyleyerek Veli Kethudâ'nın ʿazli lâzım geldikde Kethudâlık, mûmâ ileyhe teveccüh ve ʿillet-i mizâcından bahs ile ʿadem-i kabûle müteʿallik kelimât tefevvüh edüp, hâh u nâ-hâh o makām ile ʿâlî-câh olmuşidi. Üç aydan sonra ʿazl ü iclâ ve baʿde'l-ıtlâk hânesine geldiği gice dest-i ecel ile rûhu bedeninden ihlâ olundu. Mûmâ ileyh Defter Emîni iken halef olduğu Velî Kethudâ'ya varup: “Efendi isminiz nedir?” [M1 76] “Yeğendir\" demiş, “ne vakit Defter Emîni oldunuz?” dedikde: “Kālû belâdan berü” demiş. Veli Kethudâ, bu vazʿ-ı garîbden dil-gîr olup, “Efendi, yeğen ʿalem-i şahıs olduğunu bilmiyorum, gālibâ siz kālû neʿam defterine emîn olmak gereksiz” demiş.",
          "caption": "İtlâk-ı Re’îsülküttâb ʿAbdî Efendi ve Yeğen Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_180.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İtlâk-ı Re’îsülküttâb ʿAbdî Efendi ve Yeğen Mehmed Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyhimâ bundan akdem birer vesîle ile Gelibolu ve Burusa'ya nefy olunmuşlar idi. İkisi birden kayd-ı nefyden reh-yâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e vüsûl ile kâm-yâb olmuşlar idi. Merkūm Yeğen Ağa hânesine geldiği gün vefât ve ʿâzim-i dâr-ı mükâfât oldu. Mûmâ ileyh Mehter Yûsuf Ağa nâm kimesnenin yeğeni olup, devr-i Ahmed Hânî'de baʿde'l-vefât iki yüz kîselik nakd ve cins terk etmişidi. Yeğen Ağa velâyetinden gelüp, isbât-ı verâset eyledikde, emvâl-i mezkûre bi-temâmihâ merkûma verilüp, yedinde sermâye olmağla Devlet-i ʿaliyye'de ihrâz-ı merâtib ve kesb-i menâfiʿ ve zabt-ı menâsıb eyleyerek Veli Kethudâ'nın ʿazli lâzım geldikde Kethudâlık, mûmâ ileyhe teveccüh ve ʿillet-i mizâcından bahs ile ʿadem-i kabûle müteʿallik kelimât tefevvüh edüp, hâh u nâ-hâh o makām ile ʿâlî-câh olmuşidi. Üç aydan sonra ʿazl ü iclâ ve baʿde'l-ıtlâk hânesine geldiği gice dest-i ecel ile rûhu bedeninden ihlâ olundu. Mûmâ ileyh Defter Emîni iken halef olduğu Velî Kethudâ'ya varup: “Efendi isminiz nedir?” [M1 76] “Yeğendir\" demiş, “ne vakit Defter Emîni oldunuz?” dedikde: “Kālû belâdan berü” demiş. Veli Kethudâ, bu vazʿ-ı garîbden dil-gîr olup, “Efendi, yeğen ʿalem-i şahıs olduğunu bilmiyorum, gālibâ siz kālû neʿam defterine emîn olmak gereksiz” demiş."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâcegān-ı dîvân bi-ecmaʿihim ve ocak ağaları fî-mâ-baʿd kontuş nâfe ve karsak geymeyüp, kontuş semmûr geymeleri irâde ve cümlesine tenbîh ü ifade olundu.\n\nCumâdelâhıre'de Boğdan Voyvodası ʿazl ve Âsitâne'ye celb ve yerine Kostantîn nâm kimesne nasb olundu.",
          "caption": "Menʿ-i ferve-i nâfe vü karsak ve ʿazl-i Voyvoda-i Boğdân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_181.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Menʿ-i ferve-i nâfe vü karsak ve ʿazl-i Voyvoda-i Boğdân",
          "text": "Hâcegān-ı dîvân bi-ecmaʿihim ve ocak ağaları fî-mâ-baʿd kontuş nâfe ve karsak geymeyüp, kontuş semmûr geymeleri irâde ve cümlesine tenbîh ü ifade olundu.\n\nCumâdelâhıre'de Boğdan Voyvodası ʿazl ve Âsitâne'ye celb ve yerine Kostantîn nâm kimesne nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beş mâh kadar Sadr-ı devlet'de mukīm ve tabʿ-ı müstakīm ile nesak-sâz-ı emr-i hâdis ü kādim olan Mehmed Saʿîd Paşa'dan mizâc-ı zemânede olan televvün ve tesârîf-i rûzgârda olan ʿadem-i temekkün taʿayyünü ile gurre-i recebde yedinden mühr-i hümâyûn nezʿ ü istirdâd ve oğlu Mesʿûd Bey mübâşiriyyeti ile İstanköy Cezîresi'ne ibʿâd olunup, hakkında kemâl-i kerem-i Şahâne rû-nümûn ve musâdere ve muʾâhazeden masûn oldu. Dergāh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağası olan İbrâhîm Ağa, Kayim-makām-ı Sadr-ı ʿâlî ve merciʿ-i esâfil ü eʿâlî olup, Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ Mora Muhassılı Sadr-ı esbak Mustafa Paşa'ya teveccüh ü ikbâl ve bu defʿa dahi dağzen-i kulûb-i akrân ü emsâl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Saʿîd Paşa ve nasb-ı Sadr-ı esbak Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_182.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Saʿîd Paşa ve nasb-ı Sadr-ı esbak Mustafa Paşa",
          "text": "Beş mâh kadar Sadr-ı devlet'de mukīm ve tabʿ-ı müstakīm ile nesak-sâz-ı emr-i hâdis ü kādim olan Mehmed Saʿîd Paşa'dan mizâc-ı zemânede olan televvün ve tesârîf-i rûzgârda olan ʿadem-i temekkün taʿayyünü ile gurre-i recebde yedinden mühr-i hümâyûn nezʿ ü istirdâd ve oğlu Mesʿûd Bey mübâşiriyyeti ile İstanköy Cezîresi'ne ibʿâd olunup, hakkında kemâl-i kerem-i Şahâne rû-nümûn ve musâdere ve muʾâhazeden masûn oldu. Dergāh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağası olan İbrâhîm Ağa, Kayim-makām-ı Sadr-ı ʿâlî ve merciʿ-i esâfil ü eʿâlî olup, Sadâret-i ʿuzmâ ve Vekâlet-i kübrâ Mora Muhassılı Sadr-ı esbak Mustafa Paşa'ya teveccüh ü ikbâl ve bu defʿa dahi dağzen-i kulûb-i akrân ü emsâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile deryâya Kapudan ve merâkib-i Tersâne-i 'âmire'ye hükümrân olan Karabâğî Süleymân Paşa'nın nâsıye-i hâlinde âsâr-ı istiʿdâd nümâyân ve tavr ü hareketinden Devlet-i ʿaliyye'ye hidmet ve sadâkat emâresi zâhir ü ʿıyân olmağla, işbu şehr-i receb evâyilinde Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve menkib-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i Vezâret kılınup, kemâ-kân deryaya Kapudan ve mutasarrıf-ı bahr-ı bî-pâyân kılındı. Şehr-i mezkûrun onuncu günü müşârun ileyh Donanma-yı hümâyûnu istishâb ve şiddet-i rîh her ne kadar iztırâb verdi ise dahi Baştarde ve çekdirmeler ile Dolmabağçe pîşgâhına vazʿ-ı lenger-i ikāmet ve birkaç günden sonra Ak-deniz'e doğru ve feth-i şukka-i ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Kapudân-ı deryâ ve ihrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_183.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Kapudân-ı deryâ ve ihrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile deryâya Kapudan ve merâkib-i Tersâne-i 'âmire'ye hükümrân olan Karabâğî Süleymân Paşa'nın nâsıye-i hâlinde âsâr-ı istiʿdâd nümâyân ve tavr ü hareketinden Devlet-i ʿaliyye'ye hidmet ve sadâkat emâresi zâhir ü ʿıyân olmağla, işbu şehr-i receb evâyilinde Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve menkib-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i Vezâret kılınup, kemâ-kân deryaya Kapudan ve mutasarrıf-ı bahr-ı bî-pâyân kılındı. Şehr-i mezkûrun onuncu günü müşârun ileyh Donanma-yı hümâyûnu istishâb ve şiddet-i rîh her ne kadar iztırâb verdi ise dahi Baştarde ve çekdirmeler ile Dolmabağçe pîşgâhına vazʿ-ı lenger-i ikāmet ve birkaç günden sonra Ak-deniz'e doğru ve feth-i şukka-i ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Başbâkī-kulu olan Süleymân Ağa, hulûl-i ecel-i mevʿûd ile terk-i zulmet-serây-ı dâr-ı fânî ve Dergāh-ı âlî kapucu-[M1 77] başılarından Bekir Paşa-zâde İskender Bey, mansıb-ı mezkûr ile tahsîl-i sermâye-i zindegânî eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Ser-gulâm-ı Bâkī",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_184.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ser-gulâm-ı Bâkī",
          "text": "Başbâkī-kulu olan Süleymân Ağa, hulûl-i ecel-i mevʿûd ile terk-i zulmet-serây-ı dâr-ı fânî ve Dergāh-ı âlî kapucu-[M1 77] başılarından Bekir Paşa-zâde İskender Bey, mansıb-ı mezkûr ile tahsîl-i sermâye-i zindegânî eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fırkateler Başbuğu İstanköylü İbrâhîm Bey, kendi mâlından inşâ eylediği mükemmel ve mücehhez ceng gemisiyle deryâya çıkup, Girid sularında Malta korsanlarından biri fikr-i sayd ü şikâr ile geşt ü güzâr eylediğini istihbâr etmekle, mütevekkilen ʿalellah üzerine varup, bir iki sâʿat muhârebeden sonra sefîne-i merkūmeyi altmış esir ve kırk pâre top ve mühimmâtıyle ahz ü igtinâm ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürüp, istihsâl-i teveccüh-i Şehriyâr-ı enâm eyledi.",
          "caption": "Ahz-ı sefîne-i korsan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_185.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahz-ı sefîne-i korsan",
          "text": "Fırkateler Başbuğu İstanköylü İbrâhîm Bey, kendi mâlından inşâ eylediği mükemmel ve mücehhez ceng gemisiyle deryâya çıkup, Girid sularında Malta korsanlarından biri fikr-i sayd ü şikâr ile geşt ü güzâr eylediğini istihbâr etmekle, mütevekkilen ʿalellah üzerine varup, bir iki sâʿat muhârebeden sonra sefîne-i merkūmeyi altmış esir ve kırk pâre top ve mühimmâtıyle ahz ü igtinâm ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürüp, istihsâl-i teveccüh-i Şehriyâr-ı enâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Receb-i şerîfin yirmi altıncı günü fukarâ-yı Haremeyn ve zuʿafây-ı bukʿateyn içün muhassas olan Surre-i hümâyûn ihrâc ve İznikmid Aʿyânı Dîv-zâde'nin dest-i emânetine idrâc olunup, mûmâ ileyh dahi Üsküdar'a ʿubûr ve birkaç günden sonra ʿinân-ı ʿazîmeti ʿatf-ı savb-ı me'mûr eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_186.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Receb-i şerîfin yirmi altıncı günü fukarâ-yı Haremeyn ve zuʿafây-ı bukʿateyn içün muhassas olan Surre-i hümâyûn ihrâc ve İznikmid Aʿyânı Dîv-zâde'nin dest-i emânetine idrâc olunup, mûmâ ileyh dahi Üsküdar'a ʿubûr ve birkaç günden sonra ʿinân-ı ʿazîmeti ʿatf-ı savb-ı me'mûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu receb-i şerîfin yirmi yedinci Miʿrâc gicesi sadef-i dürdâne-i saltanat ve maʿden-i cevher-i nâ-yâb-ı devlet Âsiye-ʿismet, Belkıs-nezâhet, Meryem-ʿiffet, Âsiye-üsvet Vâlide Sultân hazretleri baʿzı emrâz-ı bedeniyye ile müte’essir ve safv-ı ʿîş ü zindegânîsi mütekedder olup, mürg-i rûh-i latîfi kafes-i tenden tâyir ve ʿazm-i serâbistân-ı fî makʿad-i sıdkın ʿinde melîkin muktedir oldu. Fi'l-hâl emr-i techîz ü tekfîne iştigāl ü ikmâl ve Şehriyâr-ı Hamîdü'l-hısâl Bâbü's-saʿâde'ye dek icrây-ı resm-i teşyîʿ ve îfây-ı hakk-ı tevdîʿ eyleyüp, Şeyhülislâm ve Kāyim-makām Paşa ve sâyir ricâl-i devlet ve meşâyih-i kirâm na'ş-ı mağfiret-nakşı cevânibinde rahmet-hân olarak Nûr-i ʿOsmânî Câmiʿi hazîresinde o dürr-i ʿakīleyi mütevârî-yi zîr-i turâb ve o cevher-girân-mâyeyi vedîʿa-i mağfiret-i Rabbü'l-erbâb eylediler.\n\nMüşârun ileyhâ hazretleri Râbiʿatü'l-ʿadeviyye gibi leyl ü nehâr ʿibâdet ü tâʿat-ı Bârî ile evkāt-güzâr ve ekser-i evkāt abdestsiz yere basmadığı tevâtür-yâb-ı iştihâr olduğundan gayrı, hidmet-güzârân-ı sürâdikāt-ı ʿismetleri olan muhadderâta her gice bin beş yüz Sûre-i İhlâs okutmadan gunûde-i visâde-i hâb olmadığı mervîdir.",
          "caption": "Vefât-ı hazret-i Vâlide Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_187.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı hazret-i Vâlide Sultân",
          "text": "İşbu receb-i şerîfin yirmi yedinci Miʿrâc gicesi sadef-i dürdâne-i saltanat ve maʿden-i cevher-i nâ-yâb-ı devlet Âsiye-ʿismet, Belkıs-nezâhet, Meryem-ʿiffet, Âsiye-üsvet Vâlide Sultân hazretleri baʿzı emrâz-ı bedeniyye ile müte’essir ve safv-ı ʿîş ü zindegânîsi mütekedder olup, mürg-i rûh-i latîfi kafes-i tenden tâyir ve ʿazm-i serâbistân-ı fî makʿad-i sıdkın ʿinde melîkin muktedir oldu. Fi'l-hâl emr-i techîz ü tekfîne iştigāl ü ikmâl ve Şehriyâr-ı Hamîdü'l-hısâl Bâbü's-saʿâde'ye dek icrây-ı resm-i teşyîʿ ve îfây-ı hakk-ı tevdîʿ eyleyüp, Şeyhülislâm ve Kāyim-makām Paşa ve sâyir ricâl-i devlet ve meşâyih-i kirâm na'ş-ı mağfiret-nakşı cevânibinde rahmet-hân olarak Nûr-i ʿOsmânî Câmiʿi hazîresinde o dürr-i ʿakīleyi mütevârî-yi zîr-i turâb ve o cevher-girân-mâyeyi vedîʿa-i mağfiret-i Rabbü'l-erbâb eylediler.\n\nMüşârun ileyhâ hazretleri Râbiʿatü'l-ʿadeviyye gibi leyl ü nehâr ʿibâdet ü tâʿat-ı Bârî ile evkāt-güzâr ve ekser-i evkāt abdestsiz yere basmadığı tevâtür-yâb-ı iştihâr olduğundan gayrı, hidmet-güzârân-ı sürâdikāt-ı ʿismetleri olan muhadderâta her gice bin beş yüz Sûre-i İhlâs okutmadan gunûde-i visâde-i hâb olmadığı mervîdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbân-ı şerîfin gurresi rûz-i hızır olmak mülâbesesiyle, Istabl-ı ʿÂmire'de olan esbânın Çerâgâh-ı Saʿdâbâd'a ihrâcları muʿtâd olduğundan, yevm-i mezkûrda âlây-ı vâlâ ile zikr olunan esbleri mahalline îsâl ve Mîrahûr-i [M1 78] Evvel olan ʿAli Bey hidmetini ikmâl eyledi. Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr, aʿdel-i hevâ ile şöhret-şiʿâr olan Tersâne Bağçesi'ne yarım göç ile nakli ihtiyâr buyurup, şaʿbân evâyilinde mahall-i mezkûr kudûm-i Şâhâne ile dârü's-sürûr oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı huyûl be-Çerâ-gâh ve nakl-kerden-i Pâdişâh be-Sâhil-serây-ı Tersâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_188.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı huyûl be-Çerâ-gâh ve nakl-kerden-i Pâdişâh be-Sâhil-serây-ı Tersâne",
          "text": "Şaʿbân-ı şerîfin gurresi rûz-i hızır olmak mülâbesesiyle, Istabl-ı ʿÂmire'de olan esbânın Çerâgâh-ı Saʿdâbâd'a ihrâcları muʿtâd olduğundan, yevm-i mezkûrda âlây-ı vâlâ ile zikr olunan esbleri mahalline îsâl ve Mîrahûr-i [M1 78] Evvel olan ʿAli Bey hidmetini ikmâl eyledi. Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr, aʿdel-i hevâ ile şöhret-şiʿâr olan Tersâne Bağçesi'ne yarım göç ile nakli ihtiyâr buyurup, şaʿbân evâyilinde mahall-i mezkûr kudûm-i Şâhâne ile dârü's-sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nüvîd-i Sâdâret'le berîd-i beşâret, Mora Muhassılı Mustafa Paşa'ya müsâraʿat edüp, vâkıf-ı keyfiyyet oldukları ân, sebükbârca Âsitâne tarafına irhây-ı ʿinân etmişler idi. Kurb-i devlete resîde oldukları şenîde olduğundan, Behâriyede yemeklik tertîb olunup, baʿde't-taʿâm sandala süvâr ve Yalı-köşkü'nden Serây-ı ʿâmire'ye güzâr ve şaʿbânü'l-muazzamın üçüncü günü huzûr-ı Şehriyârî'de iktisây-ı hilʿat-i Sadâret ve tesellüm-i mühr-i Vekâlet ile kesb-i dest-mâye-i ibtihâc ü istibşâr eyledi. Şehinşâh-ı mekârim-muʿtâd Yalı-köşkü dervâzelerin küşâd etdirdüp, alayına nigâh-endâz-ı şevket\noldukların Sadr-ı müşârun ileyh teferrüs edüp, cây-gâh-ı Pâdişâh olan mahalle geldikde, bâlây-ı rahşda üç defʿa kadd-hamîde-i taʿzîm ve âdâb-ı ʿubûdiyyeti tetmîm eyleyüp, Serây-ı Âsafâne'lerine pâ-nihâde-i vüsûl ve Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa resmi itmâmında dîvân yerine nüzûl ve ʿumûm haftânları ilbâsiyle erbâb-ı menâsıbın cümlesi nazar-ı ʿâtıfete meşmûl oldu. Üç günden sonra tenbîhât-ı Hüsrevâne'yi şâmil hatt-ı hümâyûn ve dahi sonra esb-i müzeyyen ile şân-ı Sadâret-penâhî efzûn kılındı.",
          "caption": "Resîden-i Sadrıaʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_189.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Resîden-i Sadrıaʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Nüvîd-i Sâdâret'le berîd-i beşâret, Mora Muhassılı Mustafa Paşa'ya müsâraʿat edüp, vâkıf-ı keyfiyyet oldukları ân, sebükbârca Âsitâne tarafına irhây-ı ʿinân etmişler idi. Kurb-i devlete resîde oldukları şenîde olduğundan, Behâriyede yemeklik tertîb olunup, baʿde't-taʿâm sandala süvâr ve Yalı-köşkü'nden Serây-ı ʿâmire'ye güzâr ve şaʿbânü'l-muazzamın üçüncü günü huzûr-ı Şehriyârî'de iktisây-ı hilʿat-i Sadâret ve tesellüm-i mühr-i Vekâlet ile kesb-i dest-mâye-i ibtihâc ü istibşâr eyledi. Şehinşâh-ı mekârim-muʿtâd Yalı-köşkü dervâzelerin küşâd etdirdüp, alayına nigâh-endâz-ı şevket\noldukların Sadr-ı müşârun ileyh teferrüs edüp, cây-gâh-ı Pâdişâh olan mahalle geldikde, bâlây-ı rahşda üç defʿa kadd-hamîde-i taʿzîm ve âdâb-ı ʿubûdiyyeti tetmîm eyleyüp, Serây-ı Âsafâne'lerine pâ-nihâde-i vüsûl ve Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa resmi itmâmında dîvân yerine nüzûl ve ʿumûm haftânları ilbâsiyle erbâb-ı menâsıbın cümlesi nazar-ı ʿâtıfete meşmûl oldu. Üç günden sonra tenbîhât-ı Hüsrevâne'yi şâmil hatt-ı hümâyûn ve dahi sonra esb-i müzeyyen ile şân-ı Sadâret-penâhî efzûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri ʿAbdurrahîm Efendi ve Anadolu Kadıʿaskeri Şeyhî Monla Efendi, birer seneden ibâret olan müddet-i ʿörfiyyelerin itmâm ve işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın onuncu günü Rumeli Sadâreti'yle, Dürrî-zâde Mustafa Efendi ve Anadolu Sadâreti'yle, Veliyyüddîn Efendi iktisâb-ı şeref-i tâm eylediler.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_190.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadreyn",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri ʿAbdurrahîm Efendi ve Anadolu Kadıʿaskeri Şeyhî Monla Efendi, birer seneden ibâret olan müddet-i ʿörfiyyelerin itmâm ve işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın onuncu günü Rumeli Sadâreti'yle, Dürrî-zâde Mustafa Efendi ve Anadolu Sadâreti'yle, Veliyyüddîn Efendi iktisâb-ı şeref-i tâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Târîh-i mezkûrda Çukadar Ağa olan Gül Ahmed Paşa-zâde Feyzî Beyefendi, Kapucu-başılık ile ve Rikâbdâr Ağa, Cizye Muhâsebeciliği ile Enderûn-i hümâyûn'dan ihrâc olunup, Yûsuf Paşa-zâde İbrâhîm Bey, Çukadar Ağalık ile behre-ver ve ʿAlî Paşa-zâde Nuʿmân Bey, Rikâbdâr Ağalık ile muvakkar oldu. Feyzî Beyefendi'nin Silahdâr-ı Şehriyârî Mehmed Ağa ile bir mâddede muʿâraza vü münâkaşası zuhûr ve nefsâniyyet ile mîr-i mûmâ ileyhi nânpâresiz kurb-i Saltanat'dan mehcûr eylediği, bu Fakīr'e lisânen takrîr ve medd-i dûd-i âh ile tesvîd-i çehre-i çarh-i esîr eyler idi. Bir müddetden sonra Silahdâr Mehmed [M1 79] Paşa, Sivas Vâlîsi bulunup, mîr-i mûmâ ileyh bir me'mûriyyet ile Sivas'a vardıkda, şikâf-ı cerîha-i sadrını karîn-i iltiyâm ve yüz kîseden mütecâviz nakd ü cins ile ikrâm eylediği meşhûrdur.",
          "caption": "Vukūʿ-i tevcîhât der-Enderûn-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_191.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i tevcîhât der-Enderûn-i hümâyûn",
          "text": "Târîh-i mezkûrda Çukadar Ağa olan Gül Ahmed Paşa-zâde Feyzî Beyefendi, Kapucu-başılık ile ve Rikâbdâr Ağa, Cizye Muhâsebeciliği ile Enderûn-i hümâyûn'dan ihrâc olunup, Yûsuf Paşa-zâde İbrâhîm Bey, Çukadar Ağalık ile behre-ver ve ʿAlî Paşa-zâde Nuʿmân Bey, Rikâbdâr Ağalık ile muvakkar oldu. Feyzî Beyefendi'nin Silahdâr-ı Şehriyârî Mehmed Ağa ile bir mâddede muʿâraza vü münâkaşası zuhûr ve nefsâniyyet ile mîr-i mûmâ ileyhi nânpâresiz kurb-i Saltanat'dan mehcûr eylediği, bu Fakīr'e lisânen takrîr ve medd-i dûd-i âh ile tesvîd-i çehre-i çarh-i esîr eyler idi. Bir müddetden sonra Silahdâr Mehmed [M1 79] Paşa, Sivas Vâlîsi bulunup, mîr-i mûmâ ileyh bir me'mûriyyet ile Sivas'a vardıkda, şikâf-ı cerîha-i sadrını karîn-i iltiyâm ve yüz kîseden mütecâviz nakd ü cins ile ikrâm eylediği meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânın on dördüncü günü Filika vü Sandal-i hümâyûnun rûy-i deryâya nüzûlü tasmîm olunduğuna binâ'en, bi'n-nefs Sadriaʿzam huzûrları muʿtâd olanlar ile varup, ol iki şâhbâz-ı bülend pervâzı âşiyân-ı kadîmleri olan deryâya itâre ve ʿamele ve sunnâʿının ʿuyûn-i ümmîdlerini nakd ü hilʿatle inâre eyledi.",
          "caption": "Zikr-i nüzûl-i Filika vü Sandal-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_192.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nüzûl-i Filika vü Sandal-i hümâyûn",
          "text": "Şaʿbânın on dördüncü günü Filika vü Sandal-i hümâyûnun rûy-i deryâya nüzûlü tasmîm olunduğuna binâ'en, bi'n-nefs Sadriaʿzam huzûrları muʿtâd olanlar ile varup, ol iki şâhbâz-ı bülend pervâzı âşiyân-ı kadîmleri olan deryâya itâre ve ʿamele ve sunnâʿının ʿuyûn-i ümmîdlerini nakd ü hilʿatle inâre eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyh-i vakt olan Hattât Râsim Mehmed Efendi, Şaʿbân-ı şerîfin on beşinci Berât gicesi tayy-ı tomâr-ı emel ve icâbet-i dâʿî-yi ecel eyledi. Mûmâ ileyh hüsn-i hâl ile maʿrûf ve vakt-i hâliyede ʿibâdet ü tâʿatle me'lûf olup, katʿî çok âsâr-ı kalemi olduğundan başka müteʿaddid Mesâhif-i şerîfe ve Delâ'il ve ahzâb yazup, bilâ-vuzûʿ kalemi devâta ser-fürû etmediği menkūldür. Maʿûneye karîb baʿzı hâlî ve istihsâna şâyân\nmakāli var idi. Beher mâh yetmiş bin Fâtiha-i şerîfe kırâʾetine müdâvemet ve vâfir kimseler sarîr-i kalem-i taʿlîminden istifâza-i cevdet-i hat ile kesb-i şöhret etmişlerdir.",
          "caption": "Fevt-i Hattât Çelebî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_193.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Hattât Çelebî Efendi",
          "text": "Şeyh-i vakt olan Hattât Râsim Mehmed Efendi, Şaʿbân-ı şerîfin on beşinci Berât gicesi tayy-ı tomâr-ı emel ve icâbet-i dâʿî-yi ecel eyledi. Mûmâ ileyh hüsn-i hâl ile maʿrûf ve vakt-i hâliyede ʿibâdet ü tâʿatle me'lûf olup, katʿî çok âsâr-ı kalemi olduğundan başka müteʿaddid Mesâhif-i şerîfe ve Delâ'il ve ahzâb yazup, bilâ-vuzûʿ kalemi devâta ser-fürû etmediği menkūldür. Maʿûneye karîb baʿzı hâlî ve istihsâna şâyân\nmakāli var idi. Beher mâh yetmiş bin Fâtiha-i şerîfe kırâʾetine müdâvemet ve vâfir kimseler sarîr-i kalem-i taʿlîminden istifâza-i cevdet-i hat ile kesb-i şöhret etmişlerdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on yedinci günü Mîrahûr-i Evvel ʿAli Bey tarafından Şehriyâr-ı sütûde-sîret hazretlerine tertîb-i ziyâfet olunup, tenezzülen teşrîf ve baʿde't-taʿâm sâha-i Şâhâne'ye müzeyyen esb çekilüp, bu mukābelede semmûr kürk ile mîr-i mûmâ ileyh taltîf olundu. Hevâlarda cevdet ve rûy-i deryâya letâfet ʿârız olduğundan, Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a rağbet derkâr olup, binâ’en ʿalâ zâlik şehr-i mezkûrun yirminci pençşenbih günü, Eyledi bir burcdan bir burca tahvîl-i âfitâb mefhûmu üzere Sâhil-serây-ı mezkûreyi âfitâb-ı cihântâb-ı talʿatleri münevver ve o mahall-i dil-güşâyı kudûm-i Şâhâne'leri sahn-ı behişte hemser eyledi.",
          "caption": "Ziyâfet-i Mîrahûr-i Evvel ve nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_194.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Mîrahûr-i Evvel ve nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktaş",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on yedinci günü Mîrahûr-i Evvel ʿAli Bey tarafından Şehriyâr-ı sütûde-sîret hazretlerine tertîb-i ziyâfet olunup, tenezzülen teşrîf ve baʿde't-taʿâm sâha-i Şâhâne'ye müzeyyen esb çekilüp, bu mukābelede semmûr kürk ile mîr-i mûmâ ileyh taltîf olundu. Hevâlarda cevdet ve rûy-i deryâya letâfet ʿârız olduğundan, Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a rağbet derkâr olup, binâ’en ʿalâ zâlik şehr-i mezkûrun yirminci pençşenbih günü, Eyledi bir burcdan bir burca tahvîl-i âfitâb mefhûmu üzere Sâhil-serây-ı mezkûreyi âfitâb-ı cihântâb-ı talʿatleri münevver ve o mahall-i dil-güşâyı kudûm-i Şâhâne'leri sahn-ı behişte hemser eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü gicesi sâʿat beş buçukda iken Alaca-hammâm kurbunda vâkiʿ Hekîm-başı'nın ikāmet eylediği hâneden zuhûr-ı âteş ahvâl-i nâsı müşevveş edüp, civârında vâkî birkaç hâne muhterik ve etrâf inhidâmıyla intifâ-kerde-i lutf-ı hazret-i Hâlık oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_195.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü gicesi sâʿat beş buçukda iken Alaca-hammâm kurbunda vâkiʿ Hekîm-başı'nın ikāmet eylediği hâneden zuhûr-ı âteş ahvâl-i nâsı müşevveş edüp, civârında vâkî birkaç hâne muhterik ve etrâf inhidâmıyla intifâ-kerde-i lutf-ı hazret-i Hâlık oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi beşinci salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da ʿumûmen askerî tâyifesinin [M1 80] müstehak oldukları iki kıst mevâcib, müsellem-i eyâdî-yi erbâb-ı revâtib kılınup, muʿtâd üzere Bâb-ı ʿâlî'de devr olduğu gün teşrîfât-ı hümâyûn ve hatt-ı iltifât-meşhûn, Silahdâr Ağa vesâtatiyle şeref-res-i vüsûl ve Ağa-yı mûmâ ileyh esb-i müzeyyen ve ferve-i semmûr ve mebâliğ ile mutayyeben ʿinân-gerdân-ı kufûl oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_196.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi beşinci salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da ʿumûmen askerî tâyifesinin [M1 80] müstehak oldukları iki kıst mevâcib, müsellem-i eyâdî-yi erbâb-ı revâtib kılınup, muʿtâd üzere Bâb-ı ʿâlî'de devr olduğu gün teşrîfât-ı hümâyûn ve hatt-ı iltifât-meşhûn, Silahdâr Ağa vesâtatiyle şeref-res-i vüsûl ve Ağa-yı mûmâ ileyh esb-i müzeyyen ve ferve-i semmûr ve mebâliğ ile mutayyeben ʿinân-gerdân-ı kufûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân Ahmed Hân hazretlerinin benât-ı ʿismet-simâtlarından Zübeyde Sultân, bir müddetden berü ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârî ve ramazân-ı şerîfin altıncı günü kudûm-i ecel-i mahtûm ile reh-peymây-ı dârü'l-ʿafv-i cenâb-ı Kird-gârî olup, gasl ü tekfîn ve nemâz ü telkīn ʿakabinde Vâlide Câmiʿi hâricinde defn olunan vâlide-i müşfikaları Musliha Kadın cenbinde mütevârî-yi zîr ü zemîn\nkılındı. Müşârun ileyhâ hayrât ü hasenâta mâyil ve fukarâ vü zuʿâfâya lütf u ihsânı şâmil âlât-ı sâz ve âvâze-i dil-nüvâzdan dâmen-keş-i ictinâb ve leyl ü nehâr mütâlaʿa-i kütüb ile merzât-i Hüdâ'yı iktisâb eyler idi. Civârında temekkün eden eytâm ü erâmil ramazânda zehâyir ve ʿîd mevsimlerinde libâs-ı fâhir ile vâreste-i gavâyil idi; rahmetüllâhi ʿaleyhâ.",
          "caption": "Vefât-ı hazret-i Zübeyde Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_197.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı hazret-i Zübeyde Sultân",
          "text": "Hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân Ahmed Hân hazretlerinin benât-ı ʿismet-simâtlarından Zübeyde Sultân, bir müddetden berü ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârî ve ramazân-ı şerîfin altıncı günü kudûm-i ecel-i mahtûm ile reh-peymây-ı dârü'l-ʿafv-i cenâb-ı Kird-gârî olup, gasl ü tekfîn ve nemâz ü telkīn ʿakabinde Vâlide Câmiʿi hâricinde defn olunan vâlide-i müşfikaları Musliha Kadın cenbinde mütevârî-yi zîr ü zemîn\nkılındı. Müşârun ileyhâ hayrât ü hasenâta mâyil ve fukarâ vü zuʿâfâya lütf u ihsânı şâmil âlât-ı sâz ve âvâze-i dil-nüvâzdan dâmen-keş-i ictinâb ve leyl ü nehâr mütâlaʿa-i kütüb ile merzât-i Hüdâ'yı iktisâb eyler idi. Civârında temekkün eden eytâm ü erâmil ramazânda zehâyir ve ʿîd mevsimlerinde libâs-ı fâhir ile vâreste-i gavâyil idi; rahmetüllâhi ʿaleyhâ."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muntasıf-ı ramazân-ı şerîfde havâss-ı nâs telsîm-i Hırka-i şerîfe-i Nebevî ile kesb-i şeref-i bî-kıyâs edegeldikleri kānûn-i devlet-i ebed esâs olduğuna binâʾen, yevm-i mezkûrda Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sudûr hazerâtı ve sâyir huzûrları muʿtâd olanlar Hırka-i şerîfe odasına varup, fahr-i kâ'inât ve sened-i mevcûdât ʿaleyhi ekmelü't-tahiyyât hazretlerinin kûşe-i ridây-ı feyz-ihtivâların leb-i âdâb ü taʿzîm ile telsîm ve nisâr-ı tefârîk-ı tahiyyet ü teslîm eylediler.",
          "caption": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_198.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe",
          "text": "Muntasıf-ı ramazân-ı şerîfde havâss-ı nâs telsîm-i Hırka-i şerîfe-i Nebevî ile kesb-i şeref-i bî-kıyâs edegeldikleri kānûn-i devlet-i ebed esâs olduğuna binâʾen, yevm-i mezkûrda Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sudûr hazerâtı ve sâyir huzûrları muʿtâd olanlar Hırka-i şerîfe odasına varup, fahr-i kâ'inât ve sened-i mevcûdât ʿaleyhi ekmelü't-tahiyyât hazretlerinin kûşe-i ridây-ı feyz-ihtivâların leb-i âdâb ü taʿzîm ile telsîm ve nisâr-ı tefârîk-ı tahiyyet ü teslîm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Debdebe-i Saltanat-ı ʿaliyye üzere leyle-i garrây-ı şevvâlde erkân-ı Devlet tebrîk-i ʿîd zımnında Serây-ı hümâyûn'da ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet edüp, ʿale's-seher Pâdişâh-ı bahr ü berr ve mâlik-i taht ü efser, dîhim-i saltanata zîb ü fer verdikde, ber-muktezây-ı merâtib vâhiden baʿde vâhidin âstîn-i bûs-i Şâhâne ile nâyil-i eʿazz-i metâlib olup, baʿde'l-muʿâyede Sultân Ahmed Câmiʿi'nde salâtı edâ ve Serây-ı ʿâmire'ye muʿâvede buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_199.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd",
          "text": "Debdebe-i Saltanat-ı ʿaliyye üzere leyle-i garrây-ı şevvâlde erkân-ı Devlet tebrîk-i ʿîd zımnında Serây-ı hümâyûn'da ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet edüp, ʿale's-seher Pâdişâh-ı bahr ü berr ve mâlik-i taht ü efser, dîhim-i saltanata zîb ü fer verdikde, ber-muktezây-ı merâtib vâhiden baʿde vâhidin âstîn-i bûs-i Şâhâne ile nâyil-i eʿazz-i metâlib olup, baʿde'l-muʿâyede Sultân Ahmed Câmiʿi'nde salâtı edâ ve Serây-ı ʿâmire'ye muʿâvede buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berü Dîvân-ı ʿâlî'de Çavuş-başı ve icrây-ı ahkâm-ı dîvâniyyede gayr-i mütehâşî olan ʿAbdurrahmân Ağa'nın silk-i vüzerâya intizâmı, Sadr-ı vâlâ-makām tarafından ʿarz-ı südde-i [M1 81] Şehriyâr-ı enâm kılınmışidi. Ağa-yı mûmâ ileyh hisse-yâb-ı hüner ü kemâl ve ʿakl ü rüşdü müsellem-i erbâb-ı nazar u istidlâl olduğuna binâ'en, hakkında müsâʿade-i hümâyûn rû-nümûn olup, sâlis-i Şevvalde rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le ber-murâd ve manzûme-i Vezâret'i Eyâlet-i Marʿaş'la müstezâd kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_200.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî",
          "text": "Bir zemândan berü Dîvân-ı ʿâlî'de Çavuş-başı ve icrây-ı ahkâm-ı dîvâniyyede gayr-i mütehâşî olan ʿAbdurrahmân Ağa'nın silk-i vüzerâya intizâmı, Sadr-ı vâlâ-makām tarafından ʿarz-ı südde-i [M1 81] Şehriyâr-ı enâm kılınmışidi. Ağa-yı mûmâ ileyh hisse-yâb-ı hüner ü kemâl ve ʿakl ü rüşdü müsellem-i erbâb-ı nazar u istidlâl olduğuna binâ'en, hakkında müsâʿade-i hümâyûn rû-nümûn olup, sâlis-i Şevvalde rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le ber-murâd ve manzûme-i Vezâret'i Eyâlet-i Marʿaş'la müstezâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kara Mehmed Paşa-zâde Mustafa Paşa, mansıbı olan Ohri'de fevt ve zâyik-ı merâret-i mevt oldu. Müşârun ileyh Mîrahûr-i Evvel iken, muktezây-ı vakt ile Vezîr ve İran'a Sefîr olmuşidi. 'Avdetinde Muhâfız-ı Belgrad ve bir müddetden sonra Deryâ Kapudanlığı'yle dil-şâd olup, ʿazli iktizâ ve taşra mansıblarında lâzime-i Vezâret'i icrâ ve mükerreren Kapudân-ı deryâ olup, baʿde-bürhetin mine'l-eyyâm maʿzûl ve eyâlât ü elviyeye tasarruf ile tavr-ı hükûmeti makbûl olmuşidi. Tekādüm-i zemân ile pîr ü nâtüvân ve rükûb u nüzûlden ʿaczi nümâyân olduğundan, Ohri Sancağı'yla kesb-i râhat ve sinni yetmişe yetmiş iken ʿazm-i sefer-i âhiret eyledi. Müşârun ileyh vüzerây-ı ʿizâmın yekke-süvâr-ı meydân-ı fürûsiyyeti ve idâre-i umûr ve ıslâh-ı hâl-i cumhûrda sâhib-i kudreti olup, hüsn-i hatt u hüner ile meşhûr ve ʿifây-ı hakk-ı Vezâret'de merd-i sâbit-kadem ü gayûr idi.",
          "caption": "Fevt-i Vezîr Mustafa Paşa Kapudan-ı esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_201.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vezîr Mustafa Paşa Kapudan-ı esbak",
          "text": "Kara Mehmed Paşa-zâde Mustafa Paşa, mansıbı olan Ohri'de fevt ve zâyik-ı merâret-i mevt oldu. Müşârun ileyh Mîrahûr-i Evvel iken, muktezây-ı vakt ile Vezîr ve İran'a Sefîr olmuşidi. 'Avdetinde Muhâfız-ı Belgrad ve bir müddetden sonra Deryâ Kapudanlığı'yle dil-şâd olup, ʿazli iktizâ ve taşra mansıblarında lâzime-i Vezâret'i icrâ ve mükerreren Kapudân-ı deryâ olup, baʿde-bürhetin mine'l-eyyâm maʿzûl ve eyâlât ü elviyeye tasarruf ile tavr-ı hükûmeti makbûl olmuşidi. Tekādüm-i zemân ile pîr ü nâtüvân ve rükûb u nüzûlden ʿaczi nümâyân olduğundan, Ohri Sancağı'yla kesb-i râhat ve sinni yetmişe yetmiş iken ʿazm-i sefer-i âhiret eyledi. Müşârun ileyh vüzerây-ı ʿizâmın yekke-süvâr-ı meydân-ı fürûsiyyeti ve idâre-i umûr ve ıslâh-ı hâl-i cumhûrda sâhib-i kudreti olup, hüsn-i hatt u hüner ile meşhûr ve ʿifây-ı hakk-ı Vezâret'de merd-i sâbit-kadem ü gayûr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin sekizinci leyle-i isneyn sâʿat ikide iken Cübb-i ʿAli-kapusu'nun yesârında Yehûd hânelerinin birinden âteş zâhir ve o havâlîde olan büyût ü dekâkîni ihrâk ile kalʿa dâhiline âteş münteşir olup hübûb-i rîh-i şedîd sebebi ile birkaç kol olup ve her kol birkaç yere yayulup, zâbitân kangi taraf itfâsına saʿy etdiler ise kârger ve saʿy ü ikdâmları muvâfık-ı hükm-i kazâ vü kader olmayup, bir cânibi Unkapanı'nı ve Süleymâniyye'yi tâ Kapudan Paşa Hammâmı'na dek ve bir tarafı Vefâ meydânından Şehzâde Câmiʿi'ni ve Eski Odalar'ı ve Langa kapusuna dek yemîn ü yesârını ve hâric-i sûrdan sâhil-i bahra varınca bi'l-cümle âsâr-ı binâyı ifnâ ve bir tarafı Zeyrek'den Serrâchâne ve At-meydânı ve Akserây'ı ve Yeni Odalar'dan birkaç kışlayı ve Avret Pazarı'nı ve Dâvud-paşa İskelesi'ni ve bir tarafından Sultân Mehmed ve Sultân Selîm ve ʿAli Paşa çarşusunu ve Lütfi Paşa ve Aya-kapu ve Yeni-kapu'yu “ke-enlem yekün şey'en mezkûra” edüp, sekene-i İstanbul'u zâr ü zebûn ve niçe ashâb-ı servet ü sâmânın ciğerini hûn ve ne hâl ise kırk sekiz sâʿatdan sonra sükûn buldu. Feth-i İstanbul'dan berü [M1 82] böyle âteş meşhûd u mesmûʿ olmayup, vâfir nüfûs tuʿme-i ejder-i nâr olduğu dahi tevâtüryâb-ı iştihârdır.",
          "caption": "İhrâk-ı kebîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_202.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâk-ı kebîr",
          "text": "Şevvâlin sekizinci leyle-i isneyn sâʿat ikide iken Cübb-i ʿAli-kapusu'nun yesârında Yehûd hânelerinin birinden âteş zâhir ve o havâlîde olan büyût ü dekâkîni ihrâk ile kalʿa dâhiline âteş münteşir olup hübûb-i rîh-i şedîd sebebi ile birkaç kol olup ve her kol birkaç yere yayulup, zâbitân kangi taraf itfâsına saʿy etdiler ise kârger ve saʿy ü ikdâmları muvâfık-ı hükm-i kazâ vü kader olmayup, bir cânibi Unkapanı'nı ve Süleymâniyye'yi tâ Kapudan Paşa Hammâmı'na dek ve bir tarafı Vefâ meydânından Şehzâde Câmiʿi'ni ve Eski Odalar'ı ve Langa kapusuna dek yemîn ü yesârını ve hâric-i sûrdan sâhil-i bahra varınca bi'l-cümle âsâr-ı binâyı ifnâ ve bir tarafı Zeyrek'den Serrâchâne ve At-meydânı ve Akserây'ı ve Yeni Odalar'dan birkaç kışlayı ve Avret Pazarı'nı ve Dâvud-paşa İskelesi'ni ve bir tarafından Sultân Mehmed ve Sultân Selîm ve ʿAli Paşa çarşusunu ve Lütfi Paşa ve Aya-kapu ve Yeni-kapu'yu “ke-enlem yekün şey'en mezkûra” edüp, sekene-i İstanbul'u zâr ü zebûn ve niçe ashâb-ı servet ü sâmânın ciğerini hûn ve ne hâl ise kırk sekiz sâʿatdan sonra sükûn buldu. Feth-i İstanbul'dan berü [M1 82] böyle âteş meşhûd u mesmûʿ olmayup, vâfir nüfûs tuʿme-i ejder-i nâr olduğu dahi tevâtüryâb-ı iştihârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Midillü Cezîresi'nin cânib-i garbîsinde vâkiʿ Sagrı Limanı İskenderiyye ve sâyir mahallerden vürûd eden sefâyine me'vâ ve furtunaya uğrayanlara leyl ü nehâr melce' ü me'vâ olup, ancak baʿzan Maltalu'nun korsan gemileri limân-ı mezkûrda ihtifâ ve gözlerine kesdirdikleri sefâyini zabt ve halkına cevr ü cefâ ederler idi. Ak-deniz'de ticâretle me'lûf olan ru'esâ ve mellâhânın cihet-i emniyyetleri maʿkûd ve güzergâhları mesdûd olup, bu beliyyenin çâresi görülmek ve lîmân-ı mezkûrun sûret-i muhâfazasına himmet ü ikdâm olunmak tazarruʿâtını Dîvân-ı ʿâlî'de tekrîr ve evliyây-ı devlet dahi hüsn ü kubh-i mâddeyi te'emmül ile niyâzlarına müsâʿadeyi izmâr-ı zamîr edüp, baʿzı meşâgil-i devlet sebebi ile bu âna dek te'hîr olunmuşidi. Bu esnâda keyfiyyet Südde-i saʿâdet'e ʿarz ü takdîm ve lîmân-ı mezkûrun istihkâm ve muhâfazası elzem-i umûrdan olduğu ifâde vü tefhîm olunup, tabʿ-ı Şâhâne'de bu makūle hayr ü hasenâta meyl ü rükûn gûn-be-gûn efzûn olup, hatta Ahur-kapu hâricinde ihtirâʿ ü îcâd ve şeb-i târda medâr-ı fark-ı beyâz ü sevâd olan fenârın vazʿında hâsıl olan muhassenât bi't-tecribe maʿlûm-i hümâyûnları olduğundan, bu eser-i nev-bünyâdın dahi zemân-ı saʿd-iktirânlarında husûlünü taleb ve irtiyâd buyurmalarıyle, fi'l-hâl emr-i hümâyûnları sâdır ve lîmân-ı mezkûrda bir kalʿa-i metînü'l-esâs ve bir maʿkıl-i müstahîlü'l-indirâs binâ olunmak irâdesi zâhir olup, Kapudan Paşa bi'n-nefs mahalline ʿazîmet ve keşf ü muʿâyeneden sonra şaʿbânın altıncı günü vazʿ-ı esâsa mübâşeret edüp, altı ay müddetde tekmîl ve âsâyiş-i nâs tahsîl olundu. Kalʿa-i mezkûrenin tabye ve burcuna ejder-peyker toplar ve hevânlar taʿbiya vü tanzîm ve dizdâr ve neferât ve mühimmât ile cihet-i istihkâmı tetmîm olunup, şöyle ki vasat-ı sâhilde tarafeyn boğazlarına nâzır muhammesü'ş-şekl tahmînen on iki bin zirâʿi hâvî bir kalʿa-i rasîne olduğu İspanya sefâretiyle ricʿatde manzûr-i Fakīr olmuşdur. Mustahfızları gāyet mutabassır olup, hatta İspanya Beyliği ile gelür iken hevâda muhâlefet ve emvâc-ı deryâda şiddet olmak takrîbi ile bi'z-zarûre lîmân pîşgâhına vazʿ-ı tîmûr edeceğimizi kalʿa neferâtı müşâhede ve sefâyin-i ecânib zannıyle der-ʿakab pîrâmen-i kalʿada izhâr-ı etvâr-ı muhârebe vü mutârade eylediler. Tarafımızdan âdem irsâliyle beyân-ı mâdde [M1 83] olundukda, fi'l-cümle kesb-i emniyyet edüp, hâricden baʿzı levâzım tedârüküne müsâʿade eylediler. Kalʿa-i mezkûreeye bir sâʿat yerden mâ'-i lezîz getürdilüp, iki câmiʿ ve bir hammâm ve birkaç mahalde akarsuları olup, mahallinde bünyâd ü te'sîs olunmuş ve korsan ve sâyir lusûs-ı bahriyyeyi o sâhilden menʿ etmiş bir kalʿa olduğu muhtâc-ı beyân değildir.",
          "caption": "Binây-ı Kalʿa-i Sagrı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_203.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Binây-ı Kalʿa-i Sagrı",
          "text": "Midillü Cezîresi'nin cânib-i garbîsinde vâkiʿ Sagrı Limanı İskenderiyye ve sâyir mahallerden vürûd eden sefâyine me'vâ ve furtunaya uğrayanlara leyl ü nehâr melce' ü me'vâ olup, ancak baʿzan Maltalu'nun korsan gemileri limân-ı mezkûrda ihtifâ ve gözlerine kesdirdikleri sefâyini zabt ve halkına cevr ü cefâ ederler idi. Ak-deniz'de ticâretle me'lûf olan ru'esâ ve mellâhânın cihet-i emniyyetleri maʿkûd ve güzergâhları mesdûd olup, bu beliyyenin çâresi görülmek ve lîmân-ı mezkûrun sûret-i muhâfazasına himmet ü ikdâm olunmak tazarruʿâtını Dîvân-ı ʿâlî'de tekrîr ve evliyây-ı devlet dahi hüsn ü kubh-i mâddeyi te'emmül ile niyâzlarına müsâʿadeyi izmâr-ı zamîr edüp, baʿzı meşâgil-i devlet sebebi ile bu âna dek te'hîr olunmuşidi. Bu esnâda keyfiyyet Südde-i saʿâdet'e ʿarz ü takdîm ve lîmân-ı mezkûrun istihkâm ve muhâfazası elzem-i umûrdan olduğu ifâde vü tefhîm olunup, tabʿ-ı Şâhâne'de bu makūle hayr ü hasenâta meyl ü rükûn gûn-be-gûn efzûn olup, hatta Ahur-kapu hâricinde ihtirâʿ ü îcâd ve şeb-i târda medâr-ı fark-ı beyâz ü sevâd olan fenârın vazʿında hâsıl olan muhassenât bi't-tecribe maʿlûm-i hümâyûnları olduğundan, bu eser-i nev-bünyâdın dahi zemân-ı saʿd-iktirânlarında husûlünü taleb ve irtiyâd buyurmalarıyle, fi'l-hâl emr-i hümâyûnları sâdır ve lîmân-ı mezkûrda bir kalʿa-i metînü'l-esâs ve bir maʿkıl-i müstahîlü'l-indirâs binâ olunmak irâdesi zâhir olup, Kapudan Paşa bi'n-nefs mahalline ʿazîmet ve keşf ü muʿâyeneden sonra şaʿbânın altıncı günü vazʿ-ı esâsa mübâşeret edüp, altı ay müddetde tekmîl ve âsâyiş-i nâs tahsîl olundu. Kalʿa-i mezkûrenin tabye ve burcuna ejder-peyker toplar ve hevânlar taʿbiya vü tanzîm ve dizdâr ve neferât ve mühimmât ile cihet-i istihkâmı tetmîm olunup, şöyle ki vasat-ı sâhilde tarafeyn boğazlarına nâzır muhammesü'ş-şekl tahmînen on iki bin zirâʿi hâvî bir kalʿa-i rasîne olduğu İspanya sefâretiyle ricʿatde manzûr-i Fakīr olmuşdur. Mustahfızları gāyet mutabassır olup, hatta İspanya Beyliği ile gelür iken hevâda muhâlefet ve emvâc-ı deryâda şiddet olmak takrîbi ile bi'z-zarûre lîmân pîşgâhına vazʿ-ı tîmûr edeceğimizi kalʿa neferâtı müşâhede ve sefâyin-i ecânib zannıyle der-ʿakab pîrâmen-i kalʿada izhâr-ı etvâr-ı muhârebe vü mutârade eylediler. Tarafımızdan âdem irsâliyle beyân-ı mâdde [M1 83] olundukda, fi'l-cümle kesb-i emniyyet edüp, hâricden baʿzı levâzım tedârüküne müsâʿade eylediler. Kalʿa-i mezkûreeye bir sâʿat yerden mâ'-i lezîz getürdilüp, iki câmiʿ ve bir hammâm ve birkaç mahalde akarsuları olup, mahallinde bünyâd ü te'sîs olunmuş ve korsan ve sâyir lusûs-ı bahriyyeyi o sâhilden menʿ etmiş bir kalʿa olduğu muhtâc-ı beyân değildir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudûm-i Âsafî ile Kāyim-makām Paşa'ya mansıb verilmek lâzım olduğundan, şevvâlü'l-mükerremin on ikinci günü müşârun ileyhe Karaman Eyâleti tevcîh ü ihsân ve Kul Kethudâsı Tosun Mehmed Ağa Ağa-yı Yeniçeriyân kılınup, Naʿilbend Mehmed Ağa, Kul Kethudâsı nasbıyla behre-dâr-ı lütf u ʿinâyet ve sâyir ricâl-i ocağ dahi tarîkleri üzere hissedâr-ı câh ü menzilet oldular.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Ağayân-ı Ocâğ-ı ‘âmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_204.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Ağayân-ı Ocâğ-ı ‘âmire",
          "text": "Kudûm-i Âsafî ile Kāyim-makām Paşa'ya mansıb verilmek lâzım olduğundan, şevvâlü'l-mükerremin on ikinci günü müşârun ileyhe Karaman Eyâleti tevcîh ü ihsân ve Kul Kethudâsı Tosun Mehmed Ağa Ağa-yı Yeniçeriyân kılınup, Naʿilbend Mehmed Ağa, Kul Kethudâsı nasbıyla behre-dâr-ı lütf u ʿinâyet ve sâyir ricâl-i ocağ dahi tarîkleri üzere hissedâr-ı câh ü menzilet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pîrâye-bahş-ı mesned-i İftâ olan Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi, bir müddetden berü o mesned-i refîʿde medâr-ı ʿakd ü hall-i umûr-i ʿulemâ ve mürettib-i hudûd ve merâtib-i verese-i enbiyâ olup, bu esnâda muktezây-ı hâl ile Meşîhat'den infisâl ve Beykoz'da vâkiʿ sâhil-hânesinde ikāmet ile devâm-ı ʿömr-i Pâdişâhî'ye iştigāl eyledi. Sadr-ı Rum ve hâvî-yi mantûk u mefhûm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi, iktisây-ı hilʿat-i beyzâ ile meʾmûr-i hidmet-i menîʿa-i Fetvâ olup, bu mülâbese ile münhal olan Rumeli Sadâreti, İmâm-ı Evvel-i Sultânî ve ʿilm ü hünerde evvel-i Teftâzânî ve sânî-yi Bedîʿ-i Hemedânî olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve dûş-i istîhâlî ferve-i semmûr ile pür-zîb ü zînet kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mustafa Efendi ve Sadr-ı Rûm-şüden-i ʿOsmân Monla Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_205.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mustafa Efendi ve Sadr-ı Rûm-şüden-i ʿOsmân Monla Efendi",
          "text": "Pîrâye-bahş-ı mesned-i İftâ olan Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi, bir müddetden berü o mesned-i refîʿde medâr-ı ʿakd ü hall-i umûr-i ʿulemâ ve mürettib-i hudûd ve merâtib-i verese-i enbiyâ olup, bu esnâda muktezây-ı hâl ile Meşîhat'den infisâl ve Beykoz'da vâkiʿ sâhil-hânesinde ikāmet ile devâm-ı ʿömr-i Pâdişâhî'ye iştigāl eyledi. Sadr-ı Rum ve hâvî-yi mantûk u mefhûm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi, iktisây-ı hilʿat-i beyzâ ile meʾmûr-i hidmet-i menîʿa-i Fetvâ olup, bu mülâbese ile münhal olan Rumeli Sadâreti, İmâm-ı Evvel-i Sultânî ve ʿilm ü hünerde evvel-i Teftâzânî ve sânî-yi Bedîʿ-i Hemedânî olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve dûş-i istîhâlî ferve-i semmûr ile pür-zîb ü zînet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʿdel-i eyyâm olan mevsim-i harîf hulûl ve Sâhil-serây-ı Beşiktaş'dan tabʿ-ı hümâyûn ʿudûl edüp, Karaağac Sâhil-serâyı bu mevsimlerde sahn-ı cinâna şebîh ve mahall-i mezkûre nakl mizâc-ı Mülûkâne'ye vecîh görülüp, ibtidây-ı zilhiccede bi'ş-şevketi ve'l-ikbâl o sâhil-serây-ı behişt-âsâya sâye-endâz-ı iclâl oldular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Karaağac",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_206.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Karaağac",
          "text": "Aʿdel-i eyyâm olan mevsim-i harîf hulûl ve Sâhil-serây-ı Beşiktaş'dan tabʿ-ı hümâyûn ʿudûl edüp, Karaağac Sâhil-serâyı bu mevsimlerde sahn-ı cinâna şebîh ve mahall-i mezkûre nakl mizâc-ı Mülûkâne'ye vecîh görülüp, ibtidây-ı zilhiccede bi'ş-şevketi ve'l-ikbâl o sâhil-serây-ı behişt-âsâya sâye-endâz-ı iclâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh mukaddime-i mevti olan maraz-ı hâyile mübtelâ ve tîrdân-ı ecelden perîde olan nâvek-i kazâya havâle-i hedef-i rızâ edüp, evâyil-i zilhiccede terk-i cihân ü cihâniyân ve muʿtekif-i zâviye-i hâmûşân oldu. Mûmâ ileyh ʿarîku'l-asl sâhibü'l-fazl bir zât olup, dûdmân-ı Cengîziyye'ye kadem-i ihtisâsı olduğuna binâʾen, Târîh-i\n[M1 84] Gâzân nâm kitâbı tercüme edüp, ʿibârât-ı nefîse ve kelimât-ı selîse ile ahvâl-i hânân-ı Kırım'ı icmâl edüp, inşâsına sihr-i helâl ve güftârına ahsen-i makāl dense sezâdır.",
          "caption": "Vefât-ı Nakībü'l-eşrâf-ı sâbık Rızâ Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_207.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Nakībü'l-eşrâf-ı sâbık Rızâ Efendi",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh mukaddime-i mevti olan maraz-ı hâyile mübtelâ ve tîrdân-ı ecelden perîde olan nâvek-i kazâya havâle-i hedef-i rızâ edüp, evâyil-i zilhiccede terk-i cihân ü cihâniyân ve muʿtekif-i zâviye-i hâmûşân oldu. Mûmâ ileyh ʿarîku'l-asl sâhibü'l-fazl bir zât olup, dûdmân-ı Cengîziyye'ye kadem-i ihtisâsı olduğuna binâʾen, Târîh-i\n[M1 84] Gâzân nâm kitâbı tercüme edüp, ʿibârât-ı nefîse ve kelimât-ı selîse ile ahvâl-i hânân-ı Kırım'ı icmâl edüp, inşâsına sihr-i helâl ve güftârına ahsen-i makāl dense sezâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı zilhiccenin onuncu günü hidmet-güzârân-ı südde-i aʿlâ ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'a varup, dâmen-i feyz-me'men-i Şâhâne'ye ruh-sâ ve tebrîk-i ʿîd-i saʿîd resmini icrâ eylediler.",
          "caption": "Zikr-i tebrîk ü tehniye-i ʿîd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_208.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tebrîk ü tehniye-i ʿîd-i adhâ",
          "text": "Mâh-ı zilhiccenin onuncu günü hidmet-güzârân-ı südde-i aʿlâ ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'a varup, dâmen-i feyz-me'men-i Şâhâne'ye ruh-sâ ve tebrîk-i ʿîd-i saʿîd resmini icrâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı müşârun ileyhin takrîrine nazaran hiddet ü tehevvüre mümânaʿat ve baʿzı nâ-şâyeste tavra ʿadem-i mütâbaʿat hakkında tevlîd-i buğz u nefret edüp, el-Muhlisûn ʿalâ hatarin ʿazîm medlûlünce dâ'imâ havf ü haşyet üzere iken, müceddeden nefh-ı rûh gibi hakkında ʿinâyet-i İlâhiyye sünûh edüp, zilhiccede Tırhala Sancağı'yla rütbe'-i vâlây-ı Vezâret'e nâyil ve birkaç gün zarfında umûrunu görüp, mansıbı tarafına râhil oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî Mehmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_209.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî Mehmed Ağa",
          "text": "Ağa-yı müşârun ileyhin takrîrine nazaran hiddet ü tehevvüre mümânaʿat ve baʿzı nâ-şâyeste tavra ʿadem-i mütâbaʿat hakkında tevlîd-i buğz u nefret edüp, el-Muhlisûn ʿalâ hatarin ʿazîm medlûlünce dâ'imâ havf ü haşyet üzere iken, müceddeden nefh-ı rûh gibi hakkında ʿinâyet-i İlâhiyye sünûh edüp, zilhiccede Tırhala Sancağı'yla rütbe'-i vâlây-ı Vezâret'e nâyil ve birkaç gün zarfında umûrunu görüp, mansıbı tarafına râhil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Marʿaş Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, Dârendeli merhûm Vezîr Hüseyin Paşa'nın yeğeni olup, bir müddet taşra vüzerâsına ve Kara Mehmed Paşa-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Kapudan iken Kethudâ olup, istiʿdâdı nümâyân olduğundan, Kapucubaşılık ihsân olunmuşidi. Bir zemândan sonra Çavuşbaşı nasb olunup, kulûb-i evliyây-ı devleti hüsn-i sîret ve lisân-ı ʿazb ile celb etmişidi. Meşiyyet-i Lem yezelî iktizâsıyla Vezâret'le kadri ʿâlî ve Marʿaş Eyâleti'ne vâlî olup, yollarda riʿâyet-i hazm ü ihtiyât ve serserî geşt ü güzâr ile fukarâ-yı ızrâr eden levendâtı dâyiresine irtibât ve lede'l-iktizâ eyâlet dâhilinde olan eşkıyâya taslît ile [mısrâ]: Zi-her taraf ki bûd küşte sûd-i İslâmest\nfâyidesini zihninde ihfâ etmişidi. Marʿaş'a vusûlünde Bektaşlı ve Kılıçlı kabîleleri şedîdü'ş-şekîme ve kesîru'l-ʿaded eşhâs olup, ebnây-ı sebîli nehb ü gāret muktezây-ı cibilletleri ve vüzerây-ı ʿizâma ʿadem-i itâʿat eski ʿâdetleri olmağla, baʿzı tenbîhât ile şâyed salâha meyl ve me'lûf oldukları habâsetden cerr-i zeyl ederler ümmîdiyle kabîle-başılarına âdem gönderüp, bî-muhâbâ huzûruna geldiklerinde izhâr-ı rûy-i istînâs ile cümlesine hilʿatler ilbâs ve fî-mâ-baʿd bağy ü şekāya tesaddî ve ebnây-ı sebîl ve fukarâya teʿaddî etmekden tebâʿudleri tenbîh ve ismâʿ ve sâlimen mahallerine ircâʿ olunmuşlar idi. Çok geçmeden etrâf zuʿafâsını ızrâr ve ebnây-ı sebîl ve tüccârı berhem-zede-i hasâr eyledikleri, Vezîr-i müşârun ileyhe be-dîdâr oldukda, âhar bir kabîleyi ıslâh içün [M1 85] bi'n-nefs hareketini işâʿa ile zikr olunan iki kabîleden yüz kadar müteʿayyen kimse taleb edüp, anlar dahi fikr-i âhar mütâlaʿa etmeyüp, daʿvetine icâbet etmişler idi. Rü'esây-ı eşkıyâ olan on beş neferi iʿdâm ve sâyir rüfekālarının dahi beyne'l-hıyâm eyâdî-yi askerde kârları itmâm kılınup, yatakları olan ʿaşîret üzerine dahi bin nefer süvârî irsâl ve ekserini istîsâl edüp, nihân-hâne-i melʿanetlerinde zuhûr eden eşyâ vü emvâl, isbât olundukça ashâbına teslîm ve o havâlînin emniyyetini istihsâl eylediğini ʿarz-ı Der-bâr-ı ʿatûfet-iştimâl eyledi.",
          "caption": "Tenkîl-i eşkıyâ der-Marʿaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_210.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Tenkîl-i eşkıyâ der-Marʿaş",
          "text": "Marʿaş Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, Dârendeli merhûm Vezîr Hüseyin Paşa'nın yeğeni olup, bir müddet taşra vüzerâsına ve Kara Mehmed Paşa-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Kapudan iken Kethudâ olup, istiʿdâdı nümâyân olduğundan, Kapucubaşılık ihsân olunmuşidi. Bir zemândan sonra Çavuşbaşı nasb olunup, kulûb-i evliyây-ı devleti hüsn-i sîret ve lisân-ı ʿazb ile celb etmişidi. Meşiyyet-i Lem yezelî iktizâsıyla Vezâret'le kadri ʿâlî ve Marʿaş Eyâleti'ne vâlî olup, yollarda riʿâyet-i hazm ü ihtiyât ve serserî geşt ü güzâr ile fukarâ-yı ızrâr eden levendâtı dâyiresine irtibât ve lede'l-iktizâ eyâlet dâhilinde olan eşkıyâya taslît ile [mısrâ]: Zi-her taraf ki bûd küşte sûd-i İslâmest\nfâyidesini zihninde ihfâ etmişidi. Marʿaş'a vusûlünde Bektaşlı ve Kılıçlı kabîleleri şedîdü'ş-şekîme ve kesîru'l-ʿaded eşhâs olup, ebnây-ı sebîli nehb ü gāret muktezây-ı cibilletleri ve vüzerây-ı ʿizâma ʿadem-i itâʿat eski ʿâdetleri olmağla, baʿzı tenbîhât ile şâyed salâha meyl ve me'lûf oldukları habâsetden cerr-i zeyl ederler ümmîdiyle kabîle-başılarına âdem gönderüp, bî-muhâbâ huzûruna geldiklerinde izhâr-ı rûy-i istînâs ile cümlesine hilʿatler ilbâs ve fî-mâ-baʿd bağy ü şekāya tesaddî ve ebnây-ı sebîl ve fukarâya teʿaddî etmekden tebâʿudleri tenbîh ve ismâʿ ve sâlimen mahallerine ircâʿ olunmuşlar idi. Çok geçmeden etrâf zuʿafâsını ızrâr ve ebnây-ı sebîl ve tüccârı berhem-zede-i hasâr eyledikleri, Vezîr-i müşârun ileyhe be-dîdâr oldukda, âhar bir kabîleyi ıslâh içün [M1 85] bi'n-nefs hareketini işâʿa ile zikr olunan iki kabîleden yüz kadar müteʿayyen kimse taleb edüp, anlar dahi fikr-i âhar mütâlaʿa etmeyüp, daʿvetine icâbet etmişler idi. Rü'esây-ı eşkıyâ olan on beş neferi iʿdâm ve sâyir rüfekālarının dahi beyne'l-hıyâm eyâdî-yi askerde kârları itmâm kılınup, yatakları olan ʿaşîret üzerine dahi bin nefer süvârî irsâl ve ekserini istîsâl edüp, nihân-hâne-i melʿanetlerinde zuhûr eden eşyâ vü emvâl, isbât olundukça ashâbına teslîm ve o havâlînin emniyyetini istihsâl eylediğini ʿarz-ı Der-bâr-ı ʿatûfet-iştimâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç defa Sipâh Ağası ve ricâl-i devletin ser-hayl-i meydân-ı akviyâsı olan Re'îs Kethudâsı Mustafa Ağa, leyletü'l-ʿîd merg-i fücâ’î ile ʿâlem-i hestîden nâ-bedîd oldu.\n\nİhrâk-ı kebîr sebebi ile baʿzı Hudâ nâ-ters harîk-zedelerin emvâline dest-res olup, bilâd-ı baʿîdeye nakl ve beyʿ u semenini baʿı metâlib-i sâfilelerine sarf u defʿ eyleyecekleri mütehakkak olduğundan, etrâf ü eknâfa evâmir-i şerîfe irsâl ve o makūle yağmacılar teftîş ü su'âl ve eyâdî-yi hıyânetlerinde vâfir eşyâ vü emvâl çıkup, refte refte Âsitâne'ye vusûl buldukça baʿde's-sübût ashâbına teslîm ve bu lütf-i ʿamîm sebebi ile muhteriku'l-fu'âd olan katî çok kimseler tatyîb ü tenʿîm olundu.",
          "caption": "Baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_211.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1169"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vukūʿât",
          "text": "Birkaç defa Sipâh Ağası ve ricâl-i devletin ser-hayl-i meydân-ı akviyâsı olan Re'îs Kethudâsı Mustafa Ağa, leyletü'l-ʿîd merg-i fücâ’î ile ʿâlem-i hestîden nâ-bedîd oldu.\n\nİhrâk-ı kebîr sebebi ile baʿzı Hudâ nâ-ters harîk-zedelerin emvâline dest-res olup, bilâd-ı baʿîdeye nakl ve beyʿ u semenini baʿı metâlib-i sâfilelerine sarf u defʿ eyleyecekleri mütehakkak olduğundan, etrâf ü eknâfa evâmir-i şerîfe irsâl ve o makūle yağmacılar teftîş ü su'âl ve eyâdî-yi hıyânetlerinde vâfir eşyâ vü emvâl çıkup, refte refte Âsitâne'ye vusûl buldukça baʿde's-sübût ashâbına teslîm ve bu lütf-i ʿamîm sebebi ile muhteriku'l-fu'âd olan katî çok kimseler tatyîb ü tenʿîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı esbak ve civâr-ı Hakk'a mülhak olan Çorlulu ‘Ali Paşa'nın hafîdi ve Gül Ahmed Paşa merhûmun necl-i reşîdi olan ‘Ali Beyefendi'nin kemâl ü isti‘dâdı gün gibi zâhir ü celî ve hüsn-i şemâyil ü sîreti 'umûm-i nâsa gayr-i hafî olup, halbetü'r-rihân fehm ü 'irfânda âharı lâhik kendi sâbık ve emsâl ü akrânını zât-ı bergüzîde sıfâtına nisbet kıyâs maʿa'l-fârik kabîlinden olduğuna binâʼen, hakkında nazar-ı iksîr-eser-i Şâhâne müstemirru'z-zuhûr ve re'sü'l-mâl-i ticâretgâh-ı ikbâl olan iltifât-ı Hüsrevâne bâre-i sâdıkānesinde mütetâbiʿu's-sudûr olup, erbâb-ı hüccet ü nazar: İnne’l-hilâle izâ raʼeyte nümüvvehû eykante en-seyekûne bedren kâmilen bürhânı üzere eserden mü'essire istidlâl ile bürûz-i neyyir-i ikbâline medd-i târ-ı basar etmişler idi. İşbu muharremü'l-harâmın beşinci günü o mîr-i sütûde-tedbîr şâyeste-i elkāb-ı vezîr olup, menşûr-ı Eyâlet-i Rumeli dahi ismine terkīm ve dâyiresini ber-vech-i etem tanzîm ile [M1 86] mansıbı tarafına ‘azîmeti tasmîm eyledi. Müşârun ileyhin Vezâret'i sebebi ile Büyük Mîrahûrluk münhal olup, Mîrahûr-i Sânî olan ‘İvaz Paşa-zâde Halîl Bey, Evvel ve sâbıkā Kapucular Kethudâsı Bergosî Mehmed Ağa, Küçük Mîrahûrluk ile nâyil-i kusvây-ı emel oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrahûr-i Evvel ‘Ali Bey ve vukū‘-i tevcîhât-ı ağayân-ı Rikâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_212.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrahûr-i Evvel ‘Ali Bey ve vukū‘-i tevcîhât-ı ağayân-ı Rikâb",
          "text": "Sadr-ı esbak ve civâr-ı Hakk'a mülhak olan Çorlulu ‘Ali Paşa'nın hafîdi ve Gül Ahmed Paşa merhûmun necl-i reşîdi olan ‘Ali Beyefendi'nin kemâl ü isti‘dâdı gün gibi zâhir ü celî ve hüsn-i şemâyil ü sîreti 'umûm-i nâsa gayr-i hafî olup, halbetü'r-rihân fehm ü 'irfânda âharı lâhik kendi sâbık ve emsâl ü akrânını zât-ı bergüzîde sıfâtına nisbet kıyâs maʿa'l-fârik kabîlinden olduğuna binâʼen, hakkında nazar-ı iksîr-eser-i Şâhâne müstemirru'z-zuhûr ve re'sü'l-mâl-i ticâretgâh-ı ikbâl olan iltifât-ı Hüsrevâne bâre-i sâdıkānesinde mütetâbiʿu's-sudûr olup, erbâb-ı hüccet ü nazar: İnne’l-hilâle izâ raʼeyte nümüvvehû eykante en-seyekûne bedren kâmilen bürhânı üzere eserden mü'essire istidlâl ile bürûz-i neyyir-i ikbâline medd-i târ-ı basar etmişler idi. İşbu muharremü'l-harâmın beşinci günü o mîr-i sütûde-tedbîr şâyeste-i elkāb-ı vezîr olup, menşûr-ı Eyâlet-i Rumeli dahi ismine terkīm ve dâyiresini ber-vech-i etem tanzîm ile [M1 86] mansıbı tarafına ‘azîmeti tasmîm eyledi. Müşârun ileyhin Vezâret'i sebebi ile Büyük Mîrahûrluk münhal olup, Mîrahûr-i Sânî olan ‘İvaz Paşa-zâde Halîl Bey, Evvel ve sâbıkā Kapucular Kethudâsı Bergosî Mehmed Ağa, Küçük Mîrahûrluk ile nâyil-i kusvây-ı emel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muhterik olan Bâb-ı ‘âlî destyârî-yi himem-i Pâdişâh-ı pür-meʿâlî ile resm-i evvelden bâlâter-binâ olunup, sinîn-i sâbıkada ola geldiği vech üzere tertîb-i ziyâfet olunacağı bâ-telhîs hâk-i 'atebe-i Mülûkâne'ye 'arz u inhâ olunmuşidi. Şevvâlü'l-mükerremin altıncı hamîs günü Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm hıyre-sâz-ı aʿyün-i hâss u ‘âm olan debdebe-i Mülûkâne ve tantana-i Hüsrevâne'leriyle Timür-kapu'dan çıkup, Paşa-kapusu'na tekarrublarında müstakbilîn-i hademe-i bâb ve sadr-ı âlî-cenâb seng-i rikâba dek râcilen meşy ile îfây-ı hakk-ı hidmet-güzârî eyleyüp, rehvâr-ı sabâ-reftârdan devlet ü übbehetle nâzil ve şeref-i makdemleriyle ‘Arz odası'nı kasr-ı cennete mümâsil eylediler. Sâzendegân ve hânendegân negamât-ı cân-güdâz ile kulûb-i kavâbile ifâza-i rûh-i sânî ve sâyir bâzendegân dahi icrây-ı sanâyiʿ-i maʿrûfeleriyle muharrik-i ‘ırk-ı zevk-i\nvicdânî oldular. Bundan sonra ferşhân ve ihzâr-ı etʿime-i mütenevviʿu'l-elvân kılınup, maslahat-ı taʿâm hıtâm buldukda, mahdûm-i Sadr-ı aʿzamî huzûr-i hümâyûna getürdilüp, Hâssa silahşörlerine ilhâk ve müzeyyen bir re's esb ve sâyir ʿatâyâ ile mazhar-ı nevâziş-i Pâdişâh-ı âfâk kılındı. Sadrıaʿzam tarafından tertîb ve tehyi'e olunan esb-i müzeyyen ve mücevherât ve tefârîk-i sâyire ʿarz-ı huzûr-i lâmiʿu'n-nûr kılınup, hediyyesi kabûle karîn ve hidmeti vâsıl-ı ser-menzil-i tahsîn olduğundan, menkib-i Âsafâneleri bir sevb-i semmûr ile tezyîn olundu.",
          "caption": "Tertîb-i ziyâfet ez-cânib-i Sadr-ı vâlâ-menkabet be-cenâb-ı Pâdişâh-ı Keyûmers-kudret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_213.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i ziyâfet ez-cânib-i Sadr-ı vâlâ-menkabet be-cenâb-ı Pâdişâh-ı Keyûmers-kudret",
          "text": "Muhterik olan Bâb-ı ‘âlî destyârî-yi himem-i Pâdişâh-ı pür-meʿâlî ile resm-i evvelden bâlâter-binâ olunup, sinîn-i sâbıkada ola geldiği vech üzere tertîb-i ziyâfet olunacağı bâ-telhîs hâk-i 'atebe-i Mülûkâne'ye 'arz u inhâ olunmuşidi. Şevvâlü'l-mükerremin altıncı hamîs günü Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm hıyre-sâz-ı aʿyün-i hâss u ‘âm olan debdebe-i Mülûkâne ve tantana-i Hüsrevâne'leriyle Timür-kapu'dan çıkup, Paşa-kapusu'na tekarrublarında müstakbilîn-i hademe-i bâb ve sadr-ı âlî-cenâb seng-i rikâba dek râcilen meşy ile îfây-ı hakk-ı hidmet-güzârî eyleyüp, rehvâr-ı sabâ-reftârdan devlet ü übbehetle nâzil ve şeref-i makdemleriyle ‘Arz odası'nı kasr-ı cennete mümâsil eylediler. Sâzendegân ve hânendegân negamât-ı cân-güdâz ile kulûb-i kavâbile ifâza-i rûh-i sânî ve sâyir bâzendegân dahi icrây-ı sanâyiʿ-i maʿrûfeleriyle muharrik-i ‘ırk-ı zevk-i\nvicdânî oldular. Bundan sonra ferşhân ve ihzâr-ı etʿime-i mütenevviʿu'l-elvân kılınup, maslahat-ı taʿâm hıtâm buldukda, mahdûm-i Sadr-ı aʿzamî huzûr-i hümâyûna getürdilüp, Hâssa silahşörlerine ilhâk ve müzeyyen bir re's esb ve sâyir ʿatâyâ ile mazhar-ı nevâziş-i Pâdişâh-ı âfâk kılındı. Sadrıaʿzam tarafından tertîb ve tehyi'e olunan esb-i müzeyyen ve mücevherât ve tefârîk-i sâyire ʿarz-ı huzûr-i lâmiʿu'n-nûr kılınup, hediyyesi kabûle karîn ve hidmeti vâsıl-ı ser-menzil-i tahsîn olduğundan, menkib-i Âsafâneleri bir sevb-i semmûr ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâl-i mezkûr muharreminin yirmi beşinci günü bir kıst mevâcib çıkup, râtibehârân-ı dergâh-ı muʿallâ, erkân-ı niʿam-i celîle-i Şâhâne'den hâyiz-i kıst-ı evfây-ı birr ü ihsân oldular. Tersâne sâhasında inşâ ve Vefk-i Devlet ismiyle müsemmâ kılınan kalyon ʿavn-i Hak'la itmâm ve deryâya nüzûl istiʿdâdını kesb eylediği maʿrûz-i ʿatebe-i Şehriyâr-ı enâm kılınmışidi. Şehr-i mezkûrda âbâ vü ecdâd-ı vâlâ-nijâdları iʿtiyâdı üzere Tersâne'yi teşrîf ve huzûrları resm olanları iltifât-ı Şâhâne ile taltîf ʿakabinde vakt-i muhtâr hulûl ve bilâ-meşakka o sefîne-i kûh-misâl rûy-i deryâya nüzûl eyledi. Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Ahmed Efendi, [M1 87] mübtelây-ı ʿazl-i nâgeh-zuhûr ve Gelibolu'ya nefy ile mağdûr olup, sâbıkā Defterdâr ve hâlâ Yeniçerî Kâtibi olan Memiş Efendi, o câh-ı bülend ile refîʿu'l-mikdâr oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve nüzûl-i kalyon",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_214.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve nüzûl-i kalyon",
          "text": "Sâl-i mezkûr muharreminin yirmi beşinci günü bir kıst mevâcib çıkup, râtibehârân-ı dergâh-ı muʿallâ, erkân-ı niʿam-i celîle-i Şâhâne'den hâyiz-i kıst-ı evfây-ı birr ü ihsân oldular. Tersâne sâhasında inşâ ve Vefk-i Devlet ismiyle müsemmâ kılınan kalyon ʿavn-i Hak'la itmâm ve deryâya nüzûl istiʿdâdını kesb eylediği maʿrûz-i ʿatebe-i Şehriyâr-ı enâm kılınmışidi. Şehr-i mezkûrda âbâ vü ecdâd-ı vâlâ-nijâdları iʿtiyâdı üzere Tersâne'yi teşrîf ve huzûrları resm olanları iltifât-ı Şâhâne ile taltîf ʿakabinde vakt-i muhtâr hulûl ve bilâ-meşakka o sefîne-i kûh-misâl rûy-i deryâya nüzûl eyledi. Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Ahmed Efendi, [M1 87] mübtelây-ı ʿazl-i nâgeh-zuhûr ve Gelibolu'ya nefy ile mağdûr olup, sâbıkā Defterdâr ve hâlâ Yeniçerî Kâtibi olan Memiş Efendi, o câh-ı bülend ile refîʿu'l-mikdâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İmâm-ı Evvel ve Sadâret-i Rumeli ile nâyil-i kadr-i ecel olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi'ye sıfât-ı zemîmeden olan rüşvet ve tamaʿ isnâd ve hakkında nâyire-i gazab u tehevvür îkād olunup, beş mâh kadar mutesaddî-yi hükûmet-i şerʿiyye olmuşiken ʿazl ile tenkîb ve Gelibolu'ya tagrîb olundu. Sadâret-i Rumeli ile Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi, tatrîb ve Riyâset-i İmâmet ile Küçük İmâm Hasan Efendi ve Küçük İmâmlık ile Çavuş-zâde Mehmed Emîn Efendi tatyîb olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nefy-i Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_215.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nefy-i Sadr-ı Rumeli",
          "text": "İmâm-ı Evvel ve Sadâret-i Rumeli ile nâyil-i kadr-i ecel olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi'ye sıfât-ı zemîmeden olan rüşvet ve tamaʿ isnâd ve hakkında nâyire-i gazab u tehevvür îkād olunup, beş mâh kadar mutesaddî-yi hükûmet-i şerʿiyye olmuşiken ʿazl ile tenkîb ve Gelibolu'ya tagrîb olundu. Sadâret-i Rumeli ile Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi, tatrîb ve Riyâset-i İmâmet ile Küçük İmâm Hasan Efendi ve Küçük İmâmlık ile Çavuş-zâde Mehmed Emîn Efendi tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü ʿâdet-i kadîme-i devlet üzere Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâr Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfini kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla lâmiʿu'l-envâr buyurup, istimâʿ-ı mevlid-i Nebevî ile kesb-i füyûzât-ı vâfireden sonra ʿinân-ı übbehet ü şevketi ʿatf-ı sûy-i Serây-ı ʿâmire eylediler.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_216.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü ʿâdet-i kadîme-i devlet üzere Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâr Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfini kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla lâmiʿu'l-envâr buyurup, istimâʿ-ı mevlid-i Nebevî ile kesb-i füyûzât-ı vâfireden sonra ʿinân-ı übbehet ü şevketi ʿatf-ı sûy-i Serây-ı ʿâmire eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevlid-i şerîf kırâʾetinin ferdâsı maʿzûl hâcegâna ʿatıyye-i hümâyûn zuhûr edüp, ism ü resmleriyle daʿvet ve Kethudâ Bey odasında herkes nasîbini ahz ile terfîh-i hâllerine mübâderet olundu.",
          "caption": "Zuhûr-i ʿatıyye be-hâcegān-ı Dîvân-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_217.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ʿatıyye be-hâcegān-ı Dîvân-ı hümâyûn",
          "text": "Mevlid-i şerîf kırâʾetinin ferdâsı maʿzûl hâcegâna ʿatıyye-i hümâyûn zuhûr edüp, ism ü resmleriyle daʿvet ve Kethudâ Bey odasında herkes nasîbini ahz ile terfîh-i hâllerine mübâderet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu günü ekber-i evlâd-ı cenâb-ı Ahmed Hânî olan Sultân Mehmed, mebtûnen dâr-ı fenâdan irtihâl ve ʿâlem-i ʿukbâya intikāl edüp, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sâyir lâzimü'l-huzûr olan efrâd-ı nâs ve meşâyih-i kirâm Serây-ı hümâyûn'da cemʿ olup, şehzâde-i nâ-kâm ve o serv-i gülzâr-ı ʿizz ü ihtişâm taht-ı çûbînde gasl olunup, techîz ü tekfînden sonra Şeyhulislâm Efendi imâmetiyle nemâzı edâ ve ʿâdet-i meʾlûfe üzere naʿş-ı mağfiret-nakşı menâkib-i taʿzîme tahmîl olunarak vâlid-i mâcidleri merhûm ve mağfûr ed-dâricu ilâ bi-buhbûhati'l-gılmân ve'l-hûr hazretlerinin zîr-i pây-ı muʿattarlarında vedîʿa-i sandûkçe-i gaybûbet ü hafâ kılındı. Merhûm ve mağfûrun leh cenâblarının ʿâlem-i hestîden fıkdânı sebeb-i nâliş-i kāsî vü dânî olduğundan başka, beş bin kadar âdem naʿşını teşyîʿ ve hakkında etvâr-ı teveccuʿ ve teʾessüfü tenvîʿ eylediler. Şehzâde-i müşârun ileyh lâyık-ı taht ü tâc dânende-i tarîk-ı istînâs ü imtizâc mütevâzıʿ ve halûk ve müstakīmü't-tabʿ ve sadûk idi.",
          "caption": "Vefât-ı Şehzâde Sultân Mehmed",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_218.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şehzâde Sultân Mehmed",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu günü ekber-i evlâd-ı cenâb-ı Ahmed Hânî olan Sultân Mehmed, mebtûnen dâr-ı fenâdan irtihâl ve ʿâlem-i ʿukbâya intikāl edüp, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sâyir lâzimü'l-huzûr olan efrâd-ı nâs ve meşâyih-i kirâm Serây-ı hümâyûn'da cemʿ olup, şehzâde-i nâ-kâm ve o serv-i gülzâr-ı ʿizz ü ihtişâm taht-ı çûbînde gasl olunup, techîz ü tekfînden sonra Şeyhulislâm Efendi imâmetiyle nemâzı edâ ve ʿâdet-i meʾlûfe üzere naʿş-ı mağfiret-nakşı menâkib-i taʿzîme tahmîl olunarak vâlid-i mâcidleri merhûm ve mağfûr ed-dâricu ilâ bi-buhbûhati'l-gılmân ve'l-hûr hazretlerinin zîr-i pây-ı muʿattarlarında vedîʿa-i sandûkçe-i gaybûbet ü hafâ kılındı. Merhûm ve mağfûrun leh cenâblarının ʿâlem-i hestîden fıkdânı sebeb-i nâliş-i kāsî vü dânî olduğundan başka, beş bin kadar âdem naʿşını teşyîʿ ve hakkında etvâr-ı teveccuʿ ve teʾessüfü tenvîʿ eylediler. Şehzâde-i müşârun ileyh lâyık-ı taht ü tâc dânende-i tarîk-ı istînâs ü imtizâc mütevâzıʿ ve halûk ve müstakīmü't-tabʿ ve sadûk idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʿzı sikadan menkûldur ki, Şâm Vâlîsi [M1 88] ʿAzm-zâde Esʿad Paşa'nın baʿzı ʿavârız sebebi ile ʿazli cây-gîr-i zamîr-i Pâdişâhî olup, Sadrıaʿzam Mustafa Paşa'ya “Şâm bir vâlîye muhtâc olup, idâre-i emâret-i huccâc eder vüzerâdan kim vardır?” deyü istimzâc buyurduklarında, Râgıb Mehmed Paşa'nın âvâze-i şöhreti ʿâlem-gîr ve ʿilm ü hüneri felek-mesîr olduğuna binâʾen, Sadâret'e kendüden ehak olduğunu idrâk ile umûr-i devletden bir hatb-ı cesîm ile işgālini bir müddetden berü murâd eder idi. Makāmını muhâfazaya ihtilâs-ı fursat ve Râgıb Paşa'nın evleviyyetini telmîh u işâret eyledikde: “Râgıb Paşa ʿuhdesinden gelebilür mü?” deyü iʿâde-i kelâm buyurduklarında: “Mebde-i saltanatdan berü silkü'l-leʾâl vüzerây-ı ʿizâma intizâm edenlerin biri gubârını şak ve nâyil olduğu kemâlât-ı insâniyyeye mülhak olmadıkları muhakkakdır. ʿAkl ü rüşd ve fart-ı zekâ ve tedbîr-i umûrda yegâne-i zemânedir” dedikde: “Var Şâm'ı tevcîh kıl” hitâbıyla meclis bozuldukda, Sadrıaʿzam'ın bu taʿrîf-i ʿacîbi kalb-i hümâyûnu tahvîl ve “Böyle ʿâkil vezîr sadr-ı devletde istihdâm olunmaludur” deyü fi'l-hâl müjde-i Sadâret'le mahsûs bir Hasekî'yi Haleb cânibine tesbîl eylediler. Nazm: ʿAduv şeved sebeb-i hayr ger hâhed",
          "caption": "ʿAzl-i Vezîr-i aʿzam Mustafa Paşa ve nasb-ı Râgıb Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_219.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vezîr-i aʿzam Mustafa Paşa ve nasb-ı Râgıb Mehmed Paşa",
          "text": "Baʿzı sikadan menkûldur ki, Şâm Vâlîsi [M1 88] ʿAzm-zâde Esʿad Paşa'nın baʿzı ʿavârız sebebi ile ʿazli cây-gîr-i zamîr-i Pâdişâhî olup, Sadrıaʿzam Mustafa Paşa'ya “Şâm bir vâlîye muhtâc olup, idâre-i emâret-i huccâc eder vüzerâdan kim vardır?” deyü istimzâc buyurduklarında, Râgıb Mehmed Paşa'nın âvâze-i şöhreti ʿâlem-gîr ve ʿilm ü hüneri felek-mesîr olduğuna binâʾen, Sadâret'e kendüden ehak olduğunu idrâk ile umûr-i devletden bir hatb-ı cesîm ile işgālini bir müddetden berü murâd eder idi. Makāmını muhâfazaya ihtilâs-ı fursat ve Râgıb Paşa'nın evleviyyetini telmîh u işâret eyledikde: “Râgıb Paşa ʿuhdesinden gelebilür mü?” deyü iʿâde-i kelâm buyurduklarında: “Mebde-i saltanatdan berü silkü'l-leʾâl vüzerây-ı ʿizâma intizâm edenlerin biri gubârını şak ve nâyil olduğu kemâlât-ı insâniyyeye mülhak olmadıkları muhakkakdır. ʿAkl ü rüşd ve fart-ı zekâ ve tedbîr-i umûrda yegâne-i zemânedir” dedikde: “Var Şâm'ı tevcîh kıl” hitâbıyla meclis bozuldukda, Sadrıaʿzam'ın bu taʿrîf-i ʿacîbi kalb-i hümâyûnu tahvîl ve “Böyle ʿâkil vezîr sadr-ı devletde istihdâm olunmaludur” deyü fi'l-hâl müjde-i Sadâret'le mahsûs bir Hasekî'yi Haleb cânibine tesbîl eylediler. Nazm: ʿAduv şeved sebeb-i hayr ger hâhed"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Biz zâhir-i hâlden bahs ile sadede gelelim. Rebîʿulâhırın yirminci sülesâ günü dîvân olup, Sadrıaʿzam henüz ʿavdet etmişiken: Ecibi'l-emîr! nidâsıyla, Enderûn-i hümâyûn'a getürdilüp, resmen Dârüssaʿâde odasında vakfe-gîr-i istirâhat olur olmaz mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ olunup, Balık-hâne'ye gönderilmişidi. Ferdâsı bilâ-musâdere Rodos Cezîresi'ne ʿazîmeti istiʿcâl ve bâlâda zikr u tafsîl olunduğu vech üzere nüvîd-i Sadâret, Haleb Vâlîsi Vezîr Râgıb Mehmed Paşa'ya irsâl olundu. Müşârun ileyhin bu defʿa Sadâreti dokuz mâh mikdârıdır. Sadrıaʿzam Âsitâne'ye gelinceye dek ru'yet-i umûr-i ʿibâd ve tanzîm-i şevârid-i bilâd zımnında Kapucular Kethudâsı bulunan el-Hâc ʿAli Ağa, rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le Kāyim-makām nasb ü taʿyîn ve İskemlecibaşı Mustafa Ağa, müşârun ileyhe câ-nişîn kılındı. Kāyim-makām-ı ʿâlî-makām mahallinde müstekar oldukdan sonra, muʿtâd üzere Re'îsü'l-küttâb efendi Vezâret berâtı ve Tevkīʿî Efendi, nişân-ı hümâyûn takımı ve Mîr-ʿalem tûğ getürüp, müşârun ileyh tarafından dahi kürkler ve müzeyyen esbler ve defter-i teşrîfât mantûku üzere ʿatıyyeler verilüp, tekmîl-i [M1 89] şân-ı devlet ve îfây-ı resm-i saltanat kılındı. El-hâletü hâzihî bu tarîk-i mergūb gayr-i meslûk ve bu resm-i kadîm mülgā vü metrûk olup, erbâb-ı ʿavâyid çeşm-i hasretle dûrdan nazar ve intifây-ı fevâyid-i mansıb ile tecerruʿ-i hûn-i ciğer ederler.",
          "caption": "Hamîr-mâye-i dükkân-ı şîşe ger sengest",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_220.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Hamîr-mâye-i dükkân-ı şîşe ger sengest",
          "text": "Biz zâhir-i hâlden bahs ile sadede gelelim. Rebîʿulâhırın yirminci sülesâ günü dîvân olup, Sadrıaʿzam henüz ʿavdet etmişiken: Ecibi'l-emîr! nidâsıyla, Enderûn-i hümâyûn'a getürdilüp, resmen Dârüssaʿâde odasında vakfe-gîr-i istirâhat olur olmaz mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ olunup, Balık-hâne'ye gönderilmişidi. Ferdâsı bilâ-musâdere Rodos Cezîresi'ne ʿazîmeti istiʿcâl ve bâlâda zikr u tafsîl olunduğu vech üzere nüvîd-i Sadâret, Haleb Vâlîsi Vezîr Râgıb Mehmed Paşa'ya irsâl olundu. Müşârun ileyhin bu defʿa Sadâreti dokuz mâh mikdârıdır. Sadrıaʿzam Âsitâne'ye gelinceye dek ru'yet-i umûr-i ʿibâd ve tanzîm-i şevârid-i bilâd zımnında Kapucular Kethudâsı bulunan el-Hâc ʿAli Ağa, rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le Kāyim-makām nasb ü taʿyîn ve İskemlecibaşı Mustafa Ağa, müşârun ileyhe câ-nişîn kılındı. Kāyim-makām-ı ʿâlî-makām mahallinde müstekar oldukdan sonra, muʿtâd üzere Re'îsü'l-küttâb efendi Vezâret berâtı ve Tevkīʿî Efendi, nişân-ı hümâyûn takımı ve Mîr-ʿalem tûğ getürüp, müşârun ileyh tarafından dahi kürkler ve müzeyyen esbler ve defter-i teşrîfât mantûku üzere ʿatıyyeler verilüp, tekmîl-i [M1 89] şân-ı devlet ve îfây-ı resm-i saltanat kılındı. El-hâletü hâzihî bu tarîk-i mergūb gayr-i meslûk ve bu resm-i kadîm mülgā vü metrûk olup, erbâb-ı ʿavâyid çeşm-i hasretle dûrdan nazar ve intifây-ı fevâyid-i mansıb ile tecerruʿ-i hûn-i ciğer ederler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāyim-makām Paşa rikâb günü ʿatebe-i Hüsrevâne'ye ruhsat, mûmâ ileyhimânın ıtlâkları bâbında dest-güşây-ı recâ olmağla, iltimâsına müsâʿade ve gelüp hânelerinde ikāmetleriyçün başka başka taraflarına emr-i ʿâlî firistâde olundu.",
          "caption": "Itlâk-ı Defterdâr-ı esbak Halîmî Efendi ve Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_221.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Defterdâr-ı esbak Halîmî Efendi ve Ahmed Efendi",
          "text": "Kāyim-makām Paşa rikâb günü ʿatebe-i Hüsrevâne'ye ruhsat, mûmâ ileyhimânın ıtlâkları bâbında dest-güşây-ı recâ olmağla, iltimâsına müsâʿade ve gelüp hânelerinde ikāmetleriyçün başka başka taraflarına emr-i ʿâlî firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sirke ʿOsmân Paşa-zâde turş-rûy-i zemâneden dil-hırâş ve cüz’î meʿâş ile Edirne'de intiʿâş eyler idi. Hakkında müsâʿade-i rüzgâr-ı yâr ve bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Seddü'l-bahr muhâfazasıyla sâhil-res-i çâr-mevce-i ekdâr oldu.\n\nSâbıkā Mîrahûr-i Sânî Ağa-babası-zâde İbrâhîm Ağa, mükemmel taʿyînât ile Kapucubaşılık rütbesin ihrâz ve mahdûm-ı kāyim-makāmî Silahşorân-ı hâssaya iltihâk ile kesb-i imtiyâz ve Mektûbî hulefâsından ʿİsmet Efendi, Kāyim-makām-ı müşârun ileyhe Kâtib-i Dîvân ve dâhil-i silsiletü'z-zeheb-i hâcegân oldu.\n\nVezîr-i esbak Mehmed Paşa mühürdârı olup, Hattî Efendi'nin hidmetinde nümâyâfte-i iştihâr olan ʿAbdulkerîm Efendi ve Yenişehirli İbrâhîm Efendi ve Başbâkī-kulu-\nzâde Ahmed Efendi, hâyiz-i rütbe-i hâcegânî ve nâyil-i mukaddime-i mekāsıd ü emânî oldular.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_222.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Sirke ʿOsmân Paşa-zâde turş-rûy-i zemâneden dil-hırâş ve cüz’î meʿâş ile Edirne'de intiʿâş eyler idi. Hakkında müsâʿade-i rüzgâr-ı yâr ve bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Seddü'l-bahr muhâfazasıyla sâhil-res-i çâr-mevce-i ekdâr oldu.\n\nSâbıkā Mîrahûr-i Sânî Ağa-babası-zâde İbrâhîm Ağa, mükemmel taʿyînât ile Kapucubaşılık rütbesin ihrâz ve mahdûm-ı kāyim-makāmî Silahşorân-ı hâssaya iltihâk ile kesb-i imtiyâz ve Mektûbî hulefâsından ʿİsmet Efendi, Kāyim-makām-ı müşârun ileyhe Kâtib-i Dîvân ve dâhil-i silsiletü'z-zeheb-i hâcegân oldu.\n\nVezîr-i esbak Mehmed Paşa mühürdârı olup, Hattî Efendi'nin hidmetinde nümâyâfte-i iştihâr olan ʿAbdulkerîm Efendi ve Yenişehirli İbrâhîm Efendi ve Başbâkī-kulu-\nzâde Ahmed Efendi, hâyiz-i rütbe-i hâcegânî ve nâyil-i mukaddime-i mekāsıd ü emânî oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın yirmi altıncı sülesâ günü mülâzim-i dergâh-ı ʿâlî olan Yeniçeriyân ve sâyir ocağların müstehak oldukları bir kıst mevâcibleri cemʿ u tetmîm ve Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûrlara teslîm ve devr ʿakabinde Hazîne Kethudâsı Ağa ile şeref-bahş-ı vürûd olan teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn kadr ü iʿtibâr-ı cenâb-ı kāyim-makāmîyi müzdâd ü efzûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_223.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Cumâdelûlânın yirmi altıncı sülesâ günü mülâzim-i dergâh-ı ʿâlî olan Yeniçeriyân ve sâyir ocağların müstehak oldukları bir kıst mevâcibleri cemʿ u tetmîm ve Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûrlara teslîm ve devr ʿakabinde Hazîne Kethudâsı Ağa ile şeref-bahş-ı vürûd olan teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn kadr ü iʿtibâr-ı cenâb-ı kāyim-makāmîyi müzdâd ü efzûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İhrâk-ı kebîrde ʿacemî oğlanları kışlasıyla yeniçerilere mahsûs eski odalar bi-kazāʾillâhi teʿâlâ muhterik ve derûnunda mütemekkin zâbitân ve neferât birer tarafa muntalik olmuşlar idi. Zikr olunan kışlaların müceddeden binâsı Gümrükçü İshak Ağa'ya havâle ve bir ân akdem tekmîli içün cûybâr-ı himmet ü ikdâm isâle olunup, târîh-i mezkûrda ikisi dahi ahsen-i nizâm üzere resîde-i hayyiz-i hıtâm oldu.",
          "caption": "İtmâm-ı kışlak-hây-ı Gılmân-ı ʿAcemî ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_224.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "İtmâm-ı kışlak-hây-ı Gılmân-ı ʿAcemî ve sâyir",
          "text": "İhrâk-ı kebîrde ʿacemî oğlanları kışlasıyla yeniçerilere mahsûs eski odalar bi-kazāʾillâhi teʿâlâ muhterik ve derûnunda mütemekkin zâbitân ve neferât birer tarafa muntalik olmuşlar idi. Zikr olunan kışlaların müceddeden binâsı Gümrükçü İshak Ağa'ya havâle ve bir ân akdem tekmîli içün cûybâr-ı himmet ü ikdâm isâle olunup, târîh-i mezkûrda ikisi dahi ahsen-i nizâm üzere resîde-i hayyiz-i hıtâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Dârü's-saʿâde Ağası Kâtibi ve hâlâ Cizye Muhasebecisi Mustafa Efendi, evâyil-i cumâdelûlâda giriftâr-ı [M1 90] ser-pençe-i ecel ve mansıbı münhal olmağla, sâbıkā Kethudâ Kâtibi Kayseriyyeli ʿAli Efendi, o mansıb-ı nemâdâr ile ıslâh-ı halel-i emel eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Muhasebe-i Cizye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_225.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhasebe-i Cizye",
          "text": "Sâbıkā Dârü's-saʿâde Ağası Kâtibi ve hâlâ Cizye Muhasebecisi Mustafa Efendi, evâyil-i cumâdelûlâda giriftâr-ı [M1 90] ser-pençe-i ecel ve mansıbı münhal olmağla, sâbıkā Kethudâ Kâtibi Kayseriyyeli ʿAli Efendi, o mansıb-ı nemâdâr ile ıslâh-ı halel-i emel eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı meʿârif-pîrâ ve düstûr-i Asaf-râ olan Ragıb Mehmed Paşa cenâblarının daʿveti zımnında irsâl olunan Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî müşârun ileyh ile iltikā ve bir ân akdem südde-i saʿâdet'e vusûllerini inhâ etmişler idi. Sebükbârca hareket ve Cumâdelâhıre'nin yirmi sekizinci günü Âsitâne-yi saʿâdet'e ilkāy-ı rahl-i saʿâdet eyleyecekleri, resîde-i derece-i sıhhat ve fi'l-hâl Üsküdar'da vâkiʿ Mehmed Paşa kasrında resm-i kadîm üzere yemeklik tertîb olunup, huzûrları muʿtâd olan erkân-ı devlet daʿvet ve müteheyyi-i kudûm-i Sadr-ı Felâtûn-menkabet olmuşlar idi. Yevm-i mezkûrda kasr-ı mezkûre pâ-nihâde ve baʿde't-taʿâm Şeyhulislâm Efendi ile bi'l-mürâfaka huzûr-ı hümâyûna ruhsûde olup, hilʿat-i zerrîn-tırâz-ı Sadâret ile kāmet-i istihkākı teşrîf ve sâmia-i Asafânesi dürr-i yektây-ı tenbîh-i Şâhâne ile teşnîf olundu. Huzûr-ı hümâyûn'dan ruhsatyâb-ı ʿavd- ü insırâf ve müretteb alay ile Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, icrây-ı merâsim-i eslâf ve mütesaddî-yi ruʾyet-i umûr-i etrâf oldu. Üç gün sonra ber-vech-i\nmuʿtâd hatt-ı hümâyûn şeref-vürûd olup, me'âli selefinin rehâvetinden ve fîmâ baʿd hutûb-i devletde tekâsül olunmamakdan ʿibâret olup, sûret-i imtisâlde telhîs tahrîr ve hâk-i kadem-i Şehriyârî'ye tesyîr olunup, ʿakabinde müzeyyen bir rahş-ı dil-keş dahi taraf-ı hümâyûndan şeref-bahş-ı vürûd ve resm-i ʿâdî icrâsından sonra resânende-i esb olanlara kürk ve hilʿat iksâ olunduğundan başka kîse-i ümmîdleri mâ-lâ-mâl nükūd oldu.",
          "caption": "Kudûm-i Vezîr-i aʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_226.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "Kudûm-i Vezîr-i aʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Sadr-ı meʿârif-pîrâ ve düstûr-i Asaf-râ olan Ragıb Mehmed Paşa cenâblarının daʿveti zımnında irsâl olunan Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî müşârun ileyh ile iltikā ve bir ân akdem südde-i saʿâdet'e vusûllerini inhâ etmişler idi. Sebükbârca hareket ve Cumâdelâhıre'nin yirmi sekizinci günü Âsitâne-yi saʿâdet'e ilkāy-ı rahl-i saʿâdet eyleyecekleri, resîde-i derece-i sıhhat ve fi'l-hâl Üsküdar'da vâkiʿ Mehmed Paşa kasrında resm-i kadîm üzere yemeklik tertîb olunup, huzûrları muʿtâd olan erkân-ı devlet daʿvet ve müteheyyi-i kudûm-i Sadr-ı Felâtûn-menkabet olmuşlar idi. Yevm-i mezkûrda kasr-ı mezkûre pâ-nihâde ve baʿde't-taʿâm Şeyhulislâm Efendi ile bi'l-mürâfaka huzûr-ı hümâyûna ruhsûde olup, hilʿat-i zerrîn-tırâz-ı Sadâret ile kāmet-i istihkākı teşrîf ve sâmia-i Asafânesi dürr-i yektây-ı tenbîh-i Şâhâne ile teşnîf olundu. Huzûr-ı hümâyûn'dan ruhsatyâb-ı ʿavd- ü insırâf ve müretteb alay ile Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, icrây-ı merâsim-i eslâf ve mütesaddî-yi ruʾyet-i umûr-i etrâf oldu. Üç gün sonra ber-vech-i\nmuʿtâd hatt-ı hümâyûn şeref-vürûd olup, me'âli selefinin rehâvetinden ve fîmâ baʿd hutûb-i devletde tekâsül olunmamakdan ʿibâret olup, sûret-i imtisâlde telhîs tahrîr ve hâk-i kadem-i Şehriyârî'ye tesyîr olunup, ʿakabinde müzeyyen bir rahş-ı dil-keş dahi taraf-ı hümâyûndan şeref-bahş-ı vürûd ve resm-i ʿâdî icrâsından sonra resânende-i esb olanlara kürk ve hilʿat iksâ olunduğundan başka kîse-i ümmîdleri mâ-lâ-mâl nükūd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Mehmed Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa, cumâdelûlânın onuncu günü o makām-ı refîʿden dûr ve hânesinde ikāmete me'mûr olup, Rûznâmçe-i Evvel olan Yûsuf Efendi, Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı ile dest-zen-i şevk u tarab ve Halîmî Mustafa Efendi Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile nâyil-i matlab olup, Defterdâr-ı Evvel olan Memiş Efendi dahi yevm-i mezkûrda ʿazl ve birkaç gün mukaddem nefyden gelen Defterdar-ı sâbık el-Hâc Ahmed Efendi, yerine nakl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_227.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Mehmed Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa, cumâdelûlânın onuncu günü o makām-ı refîʿden dûr ve hânesinde ikāmete me'mûr olup, Rûznâmçe-i Evvel olan Yûsuf Efendi, Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı ile dest-zen-i şevk u tarab ve Halîmî Mustafa Efendi Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile nâyil-i matlab olup, Defterdâr-ı Evvel olan Memiş Efendi dahi yevm-i mezkûrda ʿazl ve birkaç gün mukaddem nefyden gelen Defterdar-ı sâbık el-Hâc Ahmed Efendi, yerine nakl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapucular Kethudâsı olan İskemleci Mustafa Ağa, [M1 91] sâl-hurde vü pîr ve hidmetini idârede bi'z-zarûre izhâr-ı taksîr eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı kişver-gîr olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun on ikinci günü maʿzûl ve yerine Hasan Paşa dâmâdı ʿAbdî Ağa mevsûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_228.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "text": "Kapucular Kethudâsı olan İskemleci Mustafa Ağa, [M1 91] sâl-hurde vü pîr ve hidmetini idârede bi'z-zarûre izhâr-ı taksîr eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı kişver-gîr olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun on ikinci günü maʿzûl ve yerine Hasan Paşa dâmâdı ʿAbdî Ağa mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müftiyyü'l-enâm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi, şehr-i merkūmun yirmi sekizinci günü merâret-i ʿazl ile telah-kâm ve Gelibolu'da ikāmeti murâd-ı Şehriyârî-enâm olup, Şeyhulislâm-ı sabık Dâmâd-zâde Feyzullâh Efendi, ber-vech-i tekrâr o mesned-i vâlâ ile celîlü'l-mikdâr oldu.\n\nŞehr-i recebü'l-ferdin on ikinci günü Kāyim-makām-ı sadr-ı benâm olan Vezîr ʿAli Paşa'ya, Halebü'ş-şehbâ Eyâleti tevcîh olunup, Bahr-i İskenderun'a ʿazîmet ve râkib olduğu kalyon Kapudan-ı müşârun ileyhi selâmetle sâhil-i merkūma ihrâc etdikden sonra Mısır tevcîh olunun Vezîr Saʿdeddîn Paşa'yı Mısır'a ve selefi Sadr-ı esbak Hekîm-zâde ʿAli Paşa'yı, sâhil-i Rum'dan kangi sâhile mümkün olursa ihrâca mübâşeret eylemesi tenbîh olundu.\n\nYevm-i mezkûrda sükkân-ı Haremeyn-i şerîfeyn'e be-her sâl tahsîs olunan Surre-i hümâyûny, Haremeyn hazînesinden ifrâz ve Surre Emîni nasb olunan Ser-bostâniyân-ı\nsâbık Ahmed Ağa'ya teslîm olunup, ru'yet-i levâzımı ‘akabinde licâm-ı ‘azîmeti mun'atif-i savb-ı Hicâz kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_229.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Müftiyyü'l-enâm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi, şehr-i merkūmun yirmi sekizinci günü merâret-i ʿazl ile telah-kâm ve Gelibolu'da ikāmeti murâd-ı Şehriyârî-enâm olup, Şeyhulislâm-ı sabık Dâmâd-zâde Feyzullâh Efendi, ber-vech-i tekrâr o mesned-i vâlâ ile celîlü'l-mikdâr oldu.\n\nŞehr-i recebü'l-ferdin on ikinci günü Kāyim-makām-ı sadr-ı benâm olan Vezîr ʿAli Paşa'ya, Halebü'ş-şehbâ Eyâleti tevcîh olunup, Bahr-i İskenderun'a ʿazîmet ve râkib olduğu kalyon Kapudan-ı müşârun ileyhi selâmetle sâhil-i merkūma ihrâc etdikden sonra Mısır tevcîh olunun Vezîr Saʿdeddîn Paşa'yı Mısır'a ve selefi Sadr-ı esbak Hekîm-zâde ʿAli Paşa'yı, sâhil-i Rum'dan kangi sâhile mümkün olursa ihrâca mübâşeret eylemesi tenbîh olundu.\n\nYevm-i mezkûrda sükkân-ı Haremeyn-i şerîfeyn'e be-her sâl tahsîs olunan Surre-i hümâyûny, Haremeyn hazînesinden ifrâz ve Surre Emîni nasb olunan Ser-bostâniyân-ı\nsâbık Ahmed Ağa'ya teslîm olunup, ru'yet-i levâzımı ‘akabinde licâm-ı ‘azîmeti mun'atif-i savb-ı Hicâz kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü Re'îsülküttâb olan ʿAvnî Efendi ʿazl ile müte'ellim ü mütekeddir ve Darb-hâne Nâzırı olan Ebûbekir Efendi, Riyâset-i Küttâb ile mütesaddır ve Darb-hâne Emâneti ile sâbıkā Muhâsebe-i Evvel Subhî Mehmed Efendi, mecbûru'l-hâtır kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_230.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1170"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü Re'îsülküttâb olan ʿAvnî Efendi ʿazl ile müte'ellim ü mütekeddir ve Darb-hâne Nâzırı olan Ebûbekir Efendi, Riyâset-i Küttâb ile mütesaddır ve Darb-hâne Emâneti ile sâbıkā Muhâsebe-i Evvel Subhî Mehmed Efendi, mecbûru'l-hâtır kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nisvân tâyifesi seyir mahallerinde ve ezikka vü esvâkda tavr-ı cedîd ve zînet-i ber-mezîd ile mekşûfetü'l-vücûh geşt ü güzâr eyledikleri manzûr-ı Pâdişâhî ve o makūlelerin menʿ ü tahzîri sebeb-i tahsîl-ı rızây-ı İlâhî olduğunu idrâk eylediklerinden, fî-mâ baʿd ihtiyâc ü zarûret mess etmedikçe hânelerinden çıkmayup, lede'l-hâce tavr-ı kadîm üzere mestûretü'l-ahvâl mesâlih-i zarûriyyelerin ru'yet ve mecmaʿ-i süfehâ olan seyr mahallerine ‘azîmetden mücânebet eylemeleri bâbında e'imme-i mahallâta tenbîh ü te'kîd olundu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene i̇hdâ ve sebʿîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_231.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene i̇hdâ ve sebʿîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "text": "Nisvân tâyifesi seyir mahallerinde ve ezikka vü esvâkda tavr-ı cedîd ve zînet-i ber-mezîd ile mekşûfetü'l-vücûh geşt ü güzâr eyledikleri manzûr-ı Pâdişâhî ve o makūlelerin menʿ ü tahzîri sebeb-i tahsîl-ı rızây-ı İlâhî olduğunu idrâk eylediklerinden, fî-mâ baʿd ihtiyâc ü zarûret mess etmedikçe hânelerinden çıkmayup, lede'l-hâce tavr-ı kadîm üzere mestûretü'l-ahvâl mesâlih-i zarûriyyelerin ru'yet ve mecmaʿ-i süfehâ olan seyr mahallerine ‘azîmetden mücânebet eylemeleri bâbında e'imme-i mahallâta tenbîh ü te'kîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâl-i mezkûr muharremi evâhirında müstedîrü'ş-şekl ve beyâza mâ'il âsumândan nûr şeklinde bir şey bedîdâr olup, deryâya nüzûl edinceye dek rûy-i arz tâbdâr eyledi. [M1 92]",
          "caption": "ʿAlâmet-i semâviyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_232.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAlâmet-i semâviyye",
          "text": "Sâl-i mezkûr muharremi evâhirında müstedîrü'ş-şekl ve beyâza mâ'il âsumândan nûr şeklinde bir şey bedîdâr olup, deryâya nüzûl edinceye dek rûy-i arz tâbdâr eyledi. [M1 92]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dâver-i devrân ve Şehinşâh-ı zemân olan Sultân ʿOsmân Hân hazretleri üç sene kadar pîrâye-i bahş-ı mesned-i zindegânî ve câlis-i taht-ı ferhunde baht-ı ʿOsmânî olup, nâgâh âyîne-i cism-i latîfleri gubâr-ı ʿaraz-ı maraz ile jeng-beste ve cevher-i şeffâf-beden-i şerîfleri seng-i felâhun-ı nâ-tüvânî ile şikeste olup, huzzâk-ı etibbânın muʿâlece vü müdâvâtı gayr-i müfîd ve ʿillet-i bedeniyyesi yevmen fe-yevmen müzdâd ü şedîd olduğundan, işbu bin yüz yetmiş bir senesi saferinin on altıncı pazar gicesi baʿde'l-ʿişâ o Şehriyâr-ı melek-sîmâ terk-i tâc ü taht-ı dünyâ ve ihtiyâr-ı erîke-i ʿukbâ eyledi. Sinnî-yi ʿömr-i giren-mâyeleri altmış bir sene ve müddet-i saltanatları üç seneden iki gün\nnoksândır. Müddet-i medîde-i tengnây-ı harem-serây-ı halvetde tek ü tenhâ imrâr-ı subh u ʿaşâ buyurduklarından mizâc-ı ʿâlîlerinde fi'l-cümle ʿacele vü ʿadem-i teʾennî ve husûlü emed-i baʿîde bâz-beste olan umûrun tarfetü'l-ʿaynda zuhûrunu taleb ü temennî ederler idi. Tabîʿat-ı pür-safvetleri sıfât-ı memdûhadan olan cûd ü sehâ ve bezl ü iʿtâya mecbûr ve fukarâ vü zuʿafâ hakkında rahm ü şefkatleri gayr-i mahsûr olup, bi-hasebi'l-beşeriyye savb-ı Şâhâne'lerinden baʿzı hâlât-ı müzʿice zuhûr etdiyse bile der-ʿakab ʿazz-ı nevâciz-i nedâmet ve dest-zen-i teʾessüf ü telehhüf olarak izhâr-ı hüzn ü küdûret buyururlar idi. Eşedd-i lüzûmu olan Sıgrı Kalʿası ve Ahur-kapu'da vazʿ u îcâd eyledikleri fenâr ve zât-ı hümâyûnlarına mensûb câmiʿ-i şerîf tekmîli, hayrâtün hisân ve eser-i bedîʿu'l-bünyânlarındandır. Meşreb-i Mülûkânelerine ahz-ı bertîl ve rüşvet ile mesâlih-i nâsı ruʾyet gāyet müstekreh görülüp, Sadrıaʿzam ʿAli Paşa gars-ı yemîni ve bende-i dîrîni iken, iʿdâmını ahz-ı rişvet kazıyyesine binâ ve ʿalâ rivâyetin başka maʿnaya ibtinâ eyledikleri mervîdir. Zemân-ı ʿibret-nişânlarında iki defʿa ihrâk-ı kebîr ve tâʿûn gibi bir reziyye-i ʿâlemgîr ve incimâd-ı deryâ ve nehb-i züvvâr-ı beyt-i Hudâ ve Memâlik-i mahrûse'de dahi envâʿ-ı mesâyib ü belvâ zuhûr etmişdir; Zâlike takdîru'l-ʿazîzü'l-ʿalîm.\nHudâvendigār-ı mebrûrun haber-i vefâtları fi'l-hâl Sadrıaʿzam tarafına îsâl olunup, müşârun ileyh Serây-ı hümâyûn'a sevk-i semend-i bâd-ı mesîr ve Şeyhulislâm Efendi ve Kapudân-ı deryâ Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa ve sudûr-i kirâm ve Nakībüleşrâf ve bi'z-zevât [M1 93] ocak ağaları ʿale'l-infirâd Serây-ı hümâyûn'da vâkiʿ Sünnet Odası dimekle şâyiʿ mahall-i hatîrde müctemiʿ oldular. Şehzâde-i hümâyûn-tâliʿ ve nûyîn-i hurşîd-metâliʿ vâris-i dîhîm-i mülk-i ʿOsmânî sezâ-vâr-ı elkāb-ı sâhib-kırânı semere-i şecere-i saltanat-ı ferʿ, asl ü fasl-ı devlet, dürr-i sadef-i bahtiyârî, cevher-i maʿden-i kâm-kârî, Sultân Mustafa Hân bin es-Sultân Ahmed Hân hazretleri Dârü's-saʿâde Ağası Ebû Kof Ahmed Ağa yemînlerinde ve Silahdâr İbrâhîm Bey yesârlarında hidmet-i bagal-gîrî ile müşerref olarak Sünnet Odası'na pâ-nihâde-i ʿizz ü ihtişâm ve intizâr-ı kudûm-i Şâhâne'leriyle saf-beste-i kıyâm olanları tasrî-i selâm ve selâmlarını “sabahlar hayr ola” kelâmıyla miskiyyü'l-hıtâm buyurduklarında, cümlesi kadd-ı hamîde-i taʿzîm ü tevkīr ve gülbang-i ʿaleyke ʿavnullâh duʿâsıyla tanîn-endâz-ı kubbe-i çarh-ı esîr oldular.\n\nEvvelâ Sadrıaʿzam Râgıb Paşa, pây-bûs-i Mülûkâne ile kesb-i şeref-i evfâ ve sâniyen Şeyhulislâm Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi ve Kapudan Paşa ve sudûr-i kirâm ve Yeniçeri Ağası ve Sipâh ve Silahdâr ağaları ʿale't-tertîb hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ruhsâ oldukda, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa hazerâtına semmûr kürkler\niksâ olundukdan sonra Pâdişâh-ı meʿâlî-pîrâ bilâ-meks ü süvâ Hırka-i şerîfe odasına varup, dest-güşây-ı duʿâ ve Hak Teʿâlâ'dan tevfîk u ʿinâyet recâ buyurdukları hâlde, Bâbü's-saʿâde pîşgâhında taht-ı hümâyûn nasb olunup, tulûʿ-i fecr-i sâdıkda beyʿate daʿvet olunan sâyir mevâlî ve ricâl-i devlet ve müderrisîn, muʿâyede tertîbi gibi cümle âmâde ve salât-ı subhu edâdan sonra kudûm-i Şâhâne'ye revzene-i çeşm-i intizârı küşâde etmişler idi. Halîfe-i rûy-i zemîn ve zillullâhi fi'l-ʿâlemîn olan Pâdişâh-ı Cemşîd-temkîn; \n\n Ke'l-bedri eşraka fi'l-âfâki matlaʿihî \n Ve'ş-şemsü hallet bi-saʿdi menzili'ş-şeref \n\n fehvâsı üzere mihr-i münîr gibi tahte's-sehâb şevketden lemʿa-pâş-ı zuhûr olup, \n\n O sâʿat kim kudûmün şemsi âfâka şeref verdi \n Günü doğdu saʿâdet-i meşrikından ʿâlemin yer yer \n\n mefhûmuyle kâffe-i nâs ruʾyet-i cemâl-i bâ-kemâlleriyle envâr-ı sürûr iktibâs eyledikleri hâlde, taht-ı ferhunde-bahta cülûs ve bi'l-cümle erkân-ı devlet ʿalâ tefâvüt-i merâtibihim âstîn ve dâmen-i hümâyûnların bûs eyleyüp, resm-i beyʿati icrâ ve şart-ı tebrîk-i saltanatı îfâ etdikden sonra, Şehriyâr-ı gerdûn-bestat Enderûn-i hümâyûn'a ʿazîmet buyurup, iʿlân-ı ihbâr-ı sârre-i cülûs içün etrâfa [M1 94] neşr olunan buyuruldular mûcebince mahal be-mahal top şenliği ile izhâr-ı meserret ve münâdîler mecmaʿ-i nâs olan emâkinde iblâğ-ı sürâğ-ı teceddüd-i nevbet-i saltanat eylediler. \n\n Aʿzam-ı selâtîn \n\n terkîbi \n\n ʿİzz ü ikbâl ile Sultân Mustafa etdi cülûs \n\n mısraʿı, cülûs-i hümâyûnlarına târîh vâkiʿ olmuşdur. \n\n Hudâvendigâr-ı sâbıkın ber-muktezâ-yı kānûn naʿş-ı gufrân-nakışların Yeniçeri Ağası ve Sekbân-başı ve Kul Kethudâsı bâ-izn-i hümâyûn müşâhede ve hakk-ı vedâʿı îfâ ile hakkında dest-i niyâz-ı rahmeti küşâde eylediler. Şeyhülislâm Efendi namâzını edâ edüp, Yûsufî taʿbîr olunur Selîmî ve bir kıtʿa siyâh sergūc ile cenâzesi zîver-i\nbenân-ı erkân ve Vâlide Câmiʿinde birâderleri cennet-mekân Sultân Mahmûd Hân cenbinde defn ile cism-i latîfini vedîʿa-i Rabb-i müsteʿân eylediler. Maslahat-ı defn tekmîlinde Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa ve sadreyn ve Nakībü'l-eşrâf ve İstanbul Kadısı Efendi cümleten Bâb-ı âlî'ye gelüp, muʿtâd üzere kürkler ve hil'atler telebbüsünden sonra yerlü yerine ʿavdet eylediler.",
          "caption": "İNTİKĀL-İ SULTÂN ʿOSMÂN HÂN BİN ES-SULTÂN MUSTAFA HÂN BİN ES-SULTÂN MEHMED HÂN VE CÜLÛS-İ SULTÂN MUSTAFA HÂN BİN ES-SULTÂN AHMED HÂN",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_233.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İNTİKĀL-İ SULTÂN ʿOSMÂN HÂN BİN ES-SULTÂN MUSTAFA HÂN BİN ES-SULTÂN MEHMED HÂN VE CÜLÛS-İ SULTÂN MUSTAFA HÂN BİN ES-SULTÂN AHMED HÂN",
          "text": "Dâver-i devrân ve Şehinşâh-ı zemân olan Sultân ʿOsmân Hân hazretleri üç sene kadar pîrâye-i bahş-ı mesned-i zindegânî ve câlis-i taht-ı ferhunde baht-ı ʿOsmânî olup, nâgâh âyîne-i cism-i latîfleri gubâr-ı ʿaraz-ı maraz ile jeng-beste ve cevher-i şeffâf-beden-i şerîfleri seng-i felâhun-ı nâ-tüvânî ile şikeste olup, huzzâk-ı etibbânın muʿâlece vü müdâvâtı gayr-i müfîd ve ʿillet-i bedeniyyesi yevmen fe-yevmen müzdâd ü şedîd olduğundan, işbu bin yüz yetmiş bir senesi saferinin on altıncı pazar gicesi baʿde'l-ʿişâ o Şehriyâr-ı melek-sîmâ terk-i tâc ü taht-ı dünyâ ve ihtiyâr-ı erîke-i ʿukbâ eyledi. Sinnî-yi ʿömr-i giren-mâyeleri altmış bir sene ve müddet-i saltanatları üç seneden iki gün\nnoksândır. Müddet-i medîde-i tengnây-ı harem-serây-ı halvetde tek ü tenhâ imrâr-ı subh u ʿaşâ buyurduklarından mizâc-ı ʿâlîlerinde fi'l-cümle ʿacele vü ʿadem-i teʾennî ve husûlü emed-i baʿîde bâz-beste olan umûrun tarfetü'l-ʿaynda zuhûrunu taleb ü temennî ederler idi. Tabîʿat-ı pür-safvetleri sıfât-ı memdûhadan olan cûd ü sehâ ve bezl ü iʿtâya mecbûr ve fukarâ vü zuʿafâ hakkında rahm ü şefkatleri gayr-i mahsûr olup, bi-hasebi'l-beşeriyye savb-ı Şâhâne'lerinden baʿzı hâlât-ı müzʿice zuhûr etdiyse bile der-ʿakab ʿazz-ı nevâciz-i nedâmet ve dest-zen-i teʾessüf ü telehhüf olarak izhâr-ı hüzn ü küdûret buyururlar idi. Eşedd-i lüzûmu olan Sıgrı Kalʿası ve Ahur-kapu'da vazʿ u îcâd eyledikleri fenâr ve zât-ı hümâyûnlarına mensûb câmiʿ-i şerîf tekmîli, hayrâtün hisân ve eser-i bedîʿu'l-bünyânlarındandır. Meşreb-i Mülûkânelerine ahz-ı bertîl ve rüşvet ile mesâlih-i nâsı ruʾyet gāyet müstekreh görülüp, Sadrıaʿzam ʿAli Paşa gars-ı yemîni ve bende-i dîrîni iken, iʿdâmını ahz-ı rişvet kazıyyesine binâ ve ʿalâ rivâyetin başka maʿnaya ibtinâ eyledikleri mervîdir. Zemân-ı ʿibret-nişânlarında iki defʿa ihrâk-ı kebîr ve tâʿûn gibi bir reziyye-i ʿâlemgîr ve incimâd-ı deryâ ve nehb-i züvvâr-ı beyt-i Hudâ ve Memâlik-i mahrûse'de dahi envâʿ-ı mesâyib ü belvâ zuhûr etmişdir; Zâlike takdîru'l-ʿazîzü'l-ʿalîm.\nHudâvendigār-ı mebrûrun haber-i vefâtları fi'l-hâl Sadrıaʿzam tarafına îsâl olunup, müşârun ileyh Serây-ı hümâyûn'a sevk-i semend-i bâd-ı mesîr ve Şeyhulislâm Efendi ve Kapudân-ı deryâ Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa ve sudûr-i kirâm ve Nakībüleşrâf ve bi'z-zevât [M1 93] ocak ağaları ʿale'l-infirâd Serây-ı hümâyûn'da vâkiʿ Sünnet Odası dimekle şâyiʿ mahall-i hatîrde müctemiʿ oldular. Şehzâde-i hümâyûn-tâliʿ ve nûyîn-i hurşîd-metâliʿ vâris-i dîhîm-i mülk-i ʿOsmânî sezâ-vâr-ı elkāb-ı sâhib-kırânı semere-i şecere-i saltanat-ı ferʿ, asl ü fasl-ı devlet, dürr-i sadef-i bahtiyârî, cevher-i maʿden-i kâm-kârî, Sultân Mustafa Hân bin es-Sultân Ahmed Hân hazretleri Dârü's-saʿâde Ağası Ebû Kof Ahmed Ağa yemînlerinde ve Silahdâr İbrâhîm Bey yesârlarında hidmet-i bagal-gîrî ile müşerref olarak Sünnet Odası'na pâ-nihâde-i ʿizz ü ihtişâm ve intizâr-ı kudûm-i Şâhâne'leriyle saf-beste-i kıyâm olanları tasrî-i selâm ve selâmlarını “sabahlar hayr ola” kelâmıyla miskiyyü'l-hıtâm buyurduklarında, cümlesi kadd-ı hamîde-i taʿzîm ü tevkīr ve gülbang-i ʿaleyke ʿavnullâh duʿâsıyla tanîn-endâz-ı kubbe-i çarh-ı esîr oldular.\n\nEvvelâ Sadrıaʿzam Râgıb Paşa, pây-bûs-i Mülûkâne ile kesb-i şeref-i evfâ ve sâniyen Şeyhulislâm Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi ve Kapudan Paşa ve sudûr-i kirâm ve Yeniçeri Ağası ve Sipâh ve Silahdâr ağaları ʿale't-tertîb hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ruhsâ oldukda, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa hazerâtına semmûr kürkler\niksâ olundukdan sonra Pâdişâh-ı meʿâlî-pîrâ bilâ-meks ü süvâ Hırka-i şerîfe odasına varup, dest-güşây-ı duʿâ ve Hak Teʿâlâ'dan tevfîk u ʿinâyet recâ buyurdukları hâlde, Bâbü's-saʿâde pîşgâhında taht-ı hümâyûn nasb olunup, tulûʿ-i fecr-i sâdıkda beyʿate daʿvet olunan sâyir mevâlî ve ricâl-i devlet ve müderrisîn, muʿâyede tertîbi gibi cümle âmâde ve salât-ı subhu edâdan sonra kudûm-i Şâhâne'ye revzene-i çeşm-i intizârı küşâde etmişler idi. Halîfe-i rûy-i zemîn ve zillullâhi fi'l-ʿâlemîn olan Pâdişâh-ı Cemşîd-temkîn; \n\n Ke'l-bedri eşraka fi'l-âfâki matlaʿihî \n Ve'ş-şemsü hallet bi-saʿdi menzili'ş-şeref \n\n fehvâsı üzere mihr-i münîr gibi tahte's-sehâb şevketden lemʿa-pâş-ı zuhûr olup, \n\n O sâʿat kim kudûmün şemsi âfâka şeref verdi \n Günü doğdu saʿâdet-i meşrikından ʿâlemin yer yer \n\n mefhûmuyle kâffe-i nâs ruʾyet-i cemâl-i bâ-kemâlleriyle envâr-ı sürûr iktibâs eyledikleri hâlde, taht-ı ferhunde-bahta cülûs ve bi'l-cümle erkân-ı devlet ʿalâ tefâvüt-i merâtibihim âstîn ve dâmen-i hümâyûnların bûs eyleyüp, resm-i beyʿati icrâ ve şart-ı tebrîk-i saltanatı îfâ etdikden sonra, Şehriyâr-ı gerdûn-bestat Enderûn-i hümâyûn'a ʿazîmet buyurup, iʿlân-ı ihbâr-ı sârre-i cülûs içün etrâfa [M1 94] neşr olunan buyuruldular mûcebince mahal be-mahal top şenliği ile izhâr-ı meserret ve münâdîler mecmaʿ-i nâs olan emâkinde iblâğ-ı sürâğ-ı teceddüd-i nevbet-i saltanat eylediler. \n\n Aʿzam-ı selâtîn \n\n terkîbi \n\n ʿİzz ü ikbâl ile Sultân Mustafa etdi cülûs \n\n mısraʿı, cülûs-i hümâyûnlarına târîh vâkiʿ olmuşdur. \n\n Hudâvendigâr-ı sâbıkın ber-muktezâ-yı kānûn naʿş-ı gufrân-nakışların Yeniçeri Ağası ve Sekbân-başı ve Kul Kethudâsı bâ-izn-i hümâyûn müşâhede ve hakk-ı vedâʿı îfâ ile hakkında dest-i niyâz-ı rahmeti küşâde eylediler. Şeyhülislâm Efendi namâzını edâ edüp, Yûsufî taʿbîr olunur Selîmî ve bir kıtʿa siyâh sergūc ile cenâzesi zîver-i\nbenân-ı erkân ve Vâlide Câmiʿinde birâderleri cennet-mekân Sultân Mahmûd Hân cenbinde defn ile cism-i latîfini vedîʿa-i Rabb-i müsteʿân eylediler. Maslahat-ı defn tekmîlinde Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa ve sadreyn ve Nakībü'l-eşrâf ve İstanbul Kadısı Efendi cümleten Bâb-ı âlî'ye gelüp, muʿtâd üzere kürkler ve hil'atler telebbüsünden sonra yerlü yerine ʿavdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsm-i sâmî-yi Mülûkâne'yi hâvî mühr-i hümâyûn hakki, mukaddemâ istîzân ve ol vechile ruhsat ihsân ve tarz-ı bedîʿ üzere fass-ı hâtime-i nâm-ı Şehriyâr-ı cihânbahş nakş olunmuşidi. Resmen rikâb ısmarlanup, Şeyhulislâm Efendi ile bi'l-mürâfaka Âsaf-ı sânî ve Sadrıaʿzam-ı bî-müdânî hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı pîşânî edüp, mühr-i cedîd-i Sultânî yeden be-yed taraf-ı hümâyûndan iʿtâ ve üstlük ile serâ-sere dûhte ferve-i semmûr dûş-i istihkākına iksâ buyurulduğundan başka, Şeyhulislâm Efendi dahi beyâza kablu semmûr kürk ve müzeyyen bârgîr ile hisse-mend-i lütf-i Hîdiv-i kişver ârâ olup, tâs ve konturalı solak ve peykler ile Bâb-ı Âsafî'ye ʿavdet ve erkân-ı devlet tebrîk-i Sadâret'e şitâb ü sürʿat eylediler.",
          "caption": "Da'vet-i Sadrıaʿzam ve müşerref-şüden-i û be-mühr-i cedîd-i Sultânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_234.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Da'vet-i Sadrıaʿzam ve müşerref-şüden-i û be-mühr-i cedîd-i Sultânî",
          "text": "İsm-i sâmî-yi Mülûkâne'yi hâvî mühr-i hümâyûn hakki, mukaddemâ istîzân ve ol vechile ruhsat ihsân ve tarz-ı bedîʿ üzere fass-ı hâtime-i nâm-ı Şehriyâr-ı cihânbahş nakş olunmuşidi. Resmen rikâb ısmarlanup, Şeyhulislâm Efendi ile bi'l-mürâfaka Âsaf-ı sânî ve Sadrıaʿzam-ı bî-müdânî hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı pîşânî edüp, mühr-i cedîd-i Sultânî yeden be-yed taraf-ı hümâyûndan iʿtâ ve üstlük ile serâ-sere dûhte ferve-i semmûr dûş-i istihkākına iksâ buyurulduğundan başka, Şeyhulislâm Efendi dahi beyâza kablu semmûr kürk ve müzeyyen bârgîr ile hisse-mend-i lütf-i Hîdiv-i kişver ârâ olup, tâs ve konturalı solak ve peykler ile Bâb-ı Âsafî'ye ʿavdet ve erkân-ı devlet tebrîk-i Sadâret'e şitâb ü sürʿat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezbûrun yirmi beşinci günü Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr müretteb alay ile hazret-i Hâlid'de taklîd-i seyf içün esb-i şevkete süvâr olup, yevm-i mezkûrda huzûrları ʿâdet olan bi'l-cümle erkân-ı saltanat yerlü yerlerinde edây-ı hidmet eyleyerek Eski Odalar'a tekarrub olundukda, altmış bir cemāʿatin oda-başısı ber-muʿtâd-ı kadîm hem meşreb-i ke's-i tesnîm olan şerbet-i hoşgüvârını arz u takdîm eyledikde, Pâdişâh-ı Felâtûn-hûş şerbeti nûş ve yemm-i birr ü ihsânları hurûş [M1 95] edüp, kâseyi zer ile mele'ân ve Oda-başı dahi muʿtâd olduğu vech üzere üç re's kebş-i emlahı yoluna kurbân eyledi. Bundan sonra tahrîk-i rikâb-ı cihândârî pîş ü pesde saf-beste-i meskenet ü ibtihâl olan bendegânı mazhar-ı eltâf-ı nevâzişkârî buyurarak, cedd-i aʿzamları Sultân Mehmed Hân eskenehüllâhü fî aʿle'l-cinân hazretlerinin merkad-i münevverlerini teşrîf ve kırâ'et-i Fâtiha-i şerîfe ile rûh-i pâkîzelerin taltîf ʿakabinde tekrâr tahrîk-i pây-ı rehvâr ve hazret-i Hâlid türbesine vüsûl ile o yâr-ı vefâdârdan istimdâd-ı rûhâniyyete ibtidâr eylediler. Baʿdehû Şeyhulislâm Efendi duʿây-ı seyfi niyâm-ı dehândan ihrâc ve miyân-ı Şehinşâh-ı zemâne taklîd-i seyf ile mukaddime-i hidmeti intâc eyleyüp, maslahat-ı mezkûre bu vech-i vecîh ile karîn-i hıtâm ve Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm, bahran Serây-ı ʿâmire'lerine şeref-endâz-ı ʿizz u ihtişâm oldular.",
          "caption": "Zikr-i taklîd-i seyf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_235.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i taklîd-i seyf",
          "text": "Mâh-ı mezbûrun yirmi beşinci günü Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr müretteb alay ile hazret-i Hâlid'de taklîd-i seyf içün esb-i şevkete süvâr olup, yevm-i mezkûrda huzûrları ʿâdet olan bi'l-cümle erkân-ı saltanat yerlü yerlerinde edây-ı hidmet eyleyerek Eski Odalar'a tekarrub olundukda, altmış bir cemāʿatin oda-başısı ber-muʿtâd-ı kadîm hem meşreb-i ke's-i tesnîm olan şerbet-i hoşgüvârını arz u takdîm eyledikde, Pâdişâh-ı Felâtûn-hûş şerbeti nûş ve yemm-i birr ü ihsânları hurûş [M1 95] edüp, kâseyi zer ile mele'ân ve Oda-başı dahi muʿtâd olduğu vech üzere üç re's kebş-i emlahı yoluna kurbân eyledi. Bundan sonra tahrîk-i rikâb-ı cihândârî pîş ü pesde saf-beste-i meskenet ü ibtihâl olan bendegânı mazhar-ı eltâf-ı nevâzişkârî buyurarak, cedd-i aʿzamları Sultân Mehmed Hân eskenehüllâhü fî aʿle'l-cinân hazretlerinin merkad-i münevverlerini teşrîf ve kırâ'et-i Fâtiha-i şerîfe ile rûh-i pâkîzelerin taltîf ʿakabinde tekrâr tahrîk-i pây-ı rehvâr ve hazret-i Hâlid türbesine vüsûl ile o yâr-ı vefâdârdan istimdâd-ı rûhâniyyete ibtidâr eylediler. Baʿdehû Şeyhulislâm Efendi duʿây-ı seyfi niyâm-ı dehândan ihrâc ve miyân-ı Şehinşâh-ı zemâne taklîd-i seyf ile mukaddime-i hidmeti intâc eyleyüp, maslahat-ı mezkûre bu vech-i vecîh ile karîn-i hıtâm ve Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm, bahran Serây-ı ʿâmire'lerine şeref-endâz-ı ʿizz u ihtişâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hekîm-başı Halebî Mustafa Efendi, eşiddâ-i Yehûd'dan iken, bir-takrîb millet-i beyzâ-yı İslâm'a dühûl ve sanʿat-ı tabâbet iktizâsıyla devâyir-i kibâra hulûl edüp, Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun vâlidesine Serây-ı ʿatîk'da iken, tîmâr u muʿâlecesi mizâcına muvâfakat ile hakkında bir gûne ʿinâyet izmâr etmişidi. Nevbet-i saltanat Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine intikāl eyledikde, ʿahde vefâ ve Hekîm-başılığı merkūma recâ ve fi'l-hâl Re'îsü'l-etibbâ ve Medrese ru'ûsuyla merkūmu bâhirü'l-iʿtilâ eyledi. Çok geçmeden Kayseriyye Mevleviyyeti'ni ihrâz ve Kudüs Pâyesi'yle kesb-i imtiyâz eyleyüp, taferât ve harekât-ı nâ-bercâsı ricâl-i tarîkı dâğdâr ve üfül-i necm-i iʿtibârını rasad-gâh-ı intizâr etmişler idi. Tegayyürât-ı devr sebebi ile o makūlelerin dâyire-i Hümâyûn'dan tard ü tecnîbi resm ü ʿâdete karîb olduğundan, merkūm dahi ʿazl ü tenkîb ve evâhır-ı saferu'l-hayrda Limni Cezîresi'ne tagrîb ve Hekîm-başılık ile ʿArif Efendi, dâyire-i hümâyûna takrîb olundu.\n\nİmâm-ı Evvel-i Sultânî Hasan Efendi dahi İmâmet'den sâkıt ve yerine sâbikā İmâm-ı Evvel olup Konya Mevleviyyeti'nden munfasıl Mehmed Efendi, merreten baʿde uhrâ mutevâsıl ü mürtabıt oldu. Dârü's-saʿâde Ağası Yazıcısı Kayseriyyeli İbrâhîm Efendi, bundan akdem mezîd-i tekarrub ve nüfûz-i kelime ile mütesaddî-yi umûr-i ʿizâm ve ʿazli câygîr-i zamîr-i Pâdişâh-ı enâm olmağla, yevm-i mezkûrda ol dahi ʿazl ve mevkūfât ile dâ'ire-i hümâyûndan [M1 96] ibʿâd ve yazıcı hulefâsından Bey Halîfe kitâbet-i mezkûre ile dilşâd kılınup, Baş-halîfe Mustafa Efendi dahi tarden li'l-bâb münʿazil ve Haremeyn Mukātaʿacılığı rütbesine vâsıl oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika ve ‘azl ü nasb-ı baʻzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_236.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika ve ‘azl ü nasb-ı baʻzı kesân",
          "text": "Hekîm-başı Halebî Mustafa Efendi, eşiddâ-i Yehûd'dan iken, bir-takrîb millet-i beyzâ-yı İslâm'a dühûl ve sanʿat-ı tabâbet iktizâsıyla devâyir-i kibâra hulûl edüp, Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun vâlidesine Serây-ı ʿatîk'da iken, tîmâr u muʿâlecesi mizâcına muvâfakat ile hakkında bir gûne ʿinâyet izmâr etmişidi. Nevbet-i saltanat Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine intikāl eyledikde, ʿahde vefâ ve Hekîm-başılığı merkūma recâ ve fi'l-hâl Re'îsü'l-etibbâ ve Medrese ru'ûsuyla merkūmu bâhirü'l-iʿtilâ eyledi. Çok geçmeden Kayseriyye Mevleviyyeti'ni ihrâz ve Kudüs Pâyesi'yle kesb-i imtiyâz eyleyüp, taferât ve harekât-ı nâ-bercâsı ricâl-i tarîkı dâğdâr ve üfül-i necm-i iʿtibârını rasad-gâh-ı intizâr etmişler idi. Tegayyürât-ı devr sebebi ile o makūlelerin dâyire-i Hümâyûn'dan tard ü tecnîbi resm ü ʿâdete karîb olduğundan, merkūm dahi ʿazl ü tenkîb ve evâhır-ı saferu'l-hayrda Limni Cezîresi'ne tagrîb ve Hekîm-başılık ile ʿArif Efendi, dâyire-i hümâyûna takrîb olundu.\n\nİmâm-ı Evvel-i Sultânî Hasan Efendi dahi İmâmet'den sâkıt ve yerine sâbikā İmâm-ı Evvel olup Konya Mevleviyyeti'nden munfasıl Mehmed Efendi, merreten baʿde uhrâ mutevâsıl ü mürtabıt oldu. Dârü's-saʿâde Ağası Yazıcısı Kayseriyyeli İbrâhîm Efendi, bundan akdem mezîd-i tekarrub ve nüfûz-i kelime ile mütesaddî-yi umûr-i ʿizâm ve ʿazli câygîr-i zamîr-i Pâdişâh-ı enâm olmağla, yevm-i mezkûrda ol dahi ʿazl ve mevkūfât ile dâ'ire-i hümâyûndan [M1 96] ibʿâd ve yazıcı hulefâsından Bey Halîfe kitâbet-i mezkûre ile dilşâd kılınup, Baş-halîfe Mustafa Efendi dahi tarden li'l-bâb münʿazil ve Haremeyn Mukātaʿacılığı rütbesine vâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hudâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân ʿOsmân Hân hazretlerinin marazı iştidâd bulup, Dârü's-saʿâde Ağası olan Ebû Kof Ahmed Ağa vesveseye zâhib ve makāmını muhâfaza fikriyle kendüye hevâdâr ve müntesib bulunanların birini Sadrıaʿzam etmeğe tâlib olup, Kapudân-ı deryâ bulunan Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAlî Paşa eczây-ı terâkîb-i devletlerinden ve vüsûk u iʿtimâdı olan zevâtdan olup, bu sırr-ı müstetiri müşârun ileyhe izhâr ve Sadr-ı devlet'e takrîb ile istızhâr eyleyeceğini işʿâr ve miyânelerinde ʿahd ü peymân-ı teʿakkud ve tetâbuʿ-ı îmân te'ekküd etdikden sonra Sadr-ı vakt bulunan Râgıb Mehmed Paşa'yı zâhir-i hâlde baʿzı husûs müzâkeresiyçün ve bâtında istirdâd-ı mühr-i Sadâret içün taraf-ı Pâdişâhî'den olarak Enderûn'a daʿvet eyle-\nyeceklerini Yazıcı bulunan İbrâhîm Efendi hissedüp, Sadr-ı müşârun ileyhe hufyeten tezkire tahrîr ve Hudâvendigār-ı mebrûrun sabâha çıkmayacağını ifâde ile tebdîlen mahâll-i mechûlede geşt ü güzârını taʿcîl ve tezkîr eylediğine binâ'en, Râgıb Paşa dahi fi'l-hâl hey'et-i mütenekkire ile Bâb-ı ʿâlî'den çıkup, ne mahalle gideceğini ʿadem-i ihbâr ve agyârdan hâlini istitâr etmişidi. Hemân o sâʿat Baltacılar Kehudâsı Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, Paşa'yı bulamadığını gelüp Ağa'ya takrîr ve kemâl-i ʿunf ü tahzîr ile: “Ne mahalde bulursan al getür” deyü ʿavdetini tekrîr eyledi. Baltacılar Kethudâsı birkaç defʿa sefer ve Sadrıaʿzam'ın ne mahalde olduğundan haber alamayup, ʿaczi mukarrer ve o aralıkda vakt-i şâm dahi hülûl edüp, Sadr-ı vâlâ-güher Paşa-kapusu'na gelüp, merâyây-ı şu'ûnât-ı kaderde ne sûret cilveger olacağına havâle-i semʿ u basar etmişidi. Hemân o gice ʿişâdan sonra Şehriyâr-ı mağfûr dâri-i dâr-ı rahmet-i Gafûr olduğu şâyiʿ ve bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere emr-i cülûs vâkiʿ olup, Sadrıaʿzam makāmında müstakil ve maslahat görmek niyyetinde olanlar muztarib ü mütezelzil oldular. Yazıcı İbrâhîm Efendi'nin bu râz-ı mektûmu ifşâdan garazı Sadrıaʿzam tarafından sâhib-i yed bulunup, baʿzı agrâzına nizâm ve makāmına istihkâm vermek iken, Devlet-i ʿaliyye esrârını bana keşf eden âhara dahi keşf eder fikri ve efendisine isâ'et-i vizri merkūmun o dâyireden tard ü tebʿîdini müstelzim olup, târîh-i mezkûrda Yazıcılık'dan [M1 97] ʿazl etdirdiyse dahi hüsn-i sanîʿına cezâ ve Mevkūfât mansıbı ile icrây-ı şîme-i vefâ eyledi.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_237.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Hudâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân ʿOsmân Hân hazretlerinin marazı iştidâd bulup, Dârü's-saʿâde Ağası olan Ebû Kof Ahmed Ağa vesveseye zâhib ve makāmını muhâfaza fikriyle kendüye hevâdâr ve müntesib bulunanların birini Sadrıaʿzam etmeğe tâlib olup, Kapudân-ı deryâ bulunan Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAlî Paşa eczây-ı terâkîb-i devletlerinden ve vüsûk u iʿtimâdı olan zevâtdan olup, bu sırr-ı müstetiri müşârun ileyhe izhâr ve Sadr-ı devlet'e takrîb ile istızhâr eyleyeceğini işʿâr ve miyânelerinde ʿahd ü peymân-ı teʿakkud ve tetâbuʿ-ı îmân te'ekküd etdikden sonra Sadr-ı vakt bulunan Râgıb Mehmed Paşa'yı zâhir-i hâlde baʿzı husûs müzâkeresiyçün ve bâtında istirdâd-ı mühr-i Sadâret içün taraf-ı Pâdişâhî'den olarak Enderûn'a daʿvet eyle-\nyeceklerini Yazıcı bulunan İbrâhîm Efendi hissedüp, Sadr-ı müşârun ileyhe hufyeten tezkire tahrîr ve Hudâvendigār-ı mebrûrun sabâha çıkmayacağını ifâde ile tebdîlen mahâll-i mechûlede geşt ü güzârını taʿcîl ve tezkîr eylediğine binâ'en, Râgıb Paşa dahi fi'l-hâl hey'et-i mütenekkire ile Bâb-ı ʿâlî'den çıkup, ne mahalle gideceğini ʿadem-i ihbâr ve agyârdan hâlini istitâr etmişidi. Hemân o sâʿat Baltacılar Kehudâsı Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, Paşa'yı bulamadığını gelüp Ağa'ya takrîr ve kemâl-i ʿunf ü tahzîr ile: “Ne mahalde bulursan al getür” deyü ʿavdetini tekrîr eyledi. Baltacılar Kethudâsı birkaç defʿa sefer ve Sadrıaʿzam'ın ne mahalde olduğundan haber alamayup, ʿaczi mukarrer ve o aralıkda vakt-i şâm dahi hülûl edüp, Sadr-ı vâlâ-güher Paşa-kapusu'na gelüp, merâyây-ı şu'ûnât-ı kaderde ne sûret cilveger olacağına havâle-i semʿ u basar etmişidi. Hemân o gice ʿişâdan sonra Şehriyâr-ı mağfûr dâri-i dâr-ı rahmet-i Gafûr olduğu şâyiʿ ve bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere emr-i cülûs vâkiʿ olup, Sadrıaʿzam makāmında müstakil ve maslahat görmek niyyetinde olanlar muztarib ü mütezelzil oldular. Yazıcı İbrâhîm Efendi'nin bu râz-ı mektûmu ifşâdan garazı Sadrıaʿzam tarafından sâhib-i yed bulunup, baʿzı agrâzına nizâm ve makāmına istihkâm vermek iken, Devlet-i ʿaliyye esrârını bana keşf eden âhara dahi keşf eder fikri ve efendisine isâ'et-i vizri merkūmun o dâyireden tard ü tebʿîdini müstelzim olup, târîh-i mezkûrda Yazıcılık'dan [M1 97] ʿazl etdirdiyse dahi hüsn-i sanîʿına cezâ ve Mevkūfât mansıbı ile icrây-ı şîme-i vefâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Dârü's-saʿâde Ağası olan Ebû Kof Ahmed Ağa sâde-dil ve sâf-zamîr olduğu şöhret-gîr ise dahi sadâkat ü istikāmeti nümâyân ve kelâm-ı hakkı sürʿat-i kabûlde fâyiku'l-akrân olup, ancak hutâm-ı dünyaya heveskâr ve etrâfında bulunan havene-i rûzgârın mekr ü firîbinden ictinâb edemeyüp, zâtı mevzûʿ-i bahs-i agyâr olduğundan gayri, Esʿad Paşa'nın ʿazli ve meçhûlü'l-isim bir şahsa Şâm'ın tevcîhiyle nehb-i hüccâc ʿilleti müşârun ileyhe isnâd olunmuş idi. Bu esbâb ile ʿazli karârgîr ve şehr-i saferin yirmi dördüncü günü ʿazl ve Mısr-ı Kāhire tarafına şukka-güşây-ı mesîr oldu. Baş-musâhib Beşîr Ağa'da bu makām-ı refîʿa istiʿdâd-ı mahsûs u melhûz ve zâtında sû'-i zikr ile gayr-i melfûz olup, yevm-i mezkûrda Dârü's-saʿâde Ağalığı'yla kadri mevfûr ve huzûr-i hümâyûnda lâbis-i ferve-i semmûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Dârü's-saʿâdetü'ş-şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_238.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Dârü's-saʿâdetü'ş-şerîfe",
          "text": "Bir müddetden berü Dârü's-saʿâde Ağası olan Ebû Kof Ahmed Ağa sâde-dil ve sâf-zamîr olduğu şöhret-gîr ise dahi sadâkat ü istikāmeti nümâyân ve kelâm-ı hakkı sürʿat-i kabûlde fâyiku'l-akrân olup, ancak hutâm-ı dünyaya heveskâr ve etrâfında bulunan havene-i rûzgârın mekr ü firîbinden ictinâb edemeyüp, zâtı mevzûʿ-i bahs-i agyâr olduğundan gayri, Esʿad Paşa'nın ʿazli ve meçhûlü'l-isim bir şahsa Şâm'ın tevcîhiyle nehb-i hüccâc ʿilleti müşârun ileyhe isnâd olunmuş idi. Bu esbâb ile ʿazli karârgîr ve şehr-i saferin yirmi dördüncü günü ʿazl ve Mısr-ı Kāhire tarafına şukka-güşây-ı mesîr oldu. Baş-musâhib Beşîr Ağa'da bu makām-ı refîʿa istiʿdâd-ı mahsûs u melhûz ve zâtında sû'-i zikr ile gayr-i melfûz olup, yevm-i mezkûrda Dârü's-saʿâde Ağalığı'yla kadri mevfûr ve huzûr-i hümâyûnda lâbis-i ferve-i semmûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pîşgîr Ağası bulunan Hamza Ağa, taraf-ı Mülûkâne'ye müntesib ve hakkında zuhûr-i ʿinâyete müterakkıb iken, yevm-i mezkûrda rütbe-i celîle-i Silahdâri'yle pânihâde-i süllem-i kâm-kârî olup, selefi İbrâhîm Bey, ber-vech-i tekāʿüd çırâğ ve sernihâde-i visâde-i ferâğ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_239.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Bey",
          "text": "Pîşgîr Ağası bulunan Hamza Ağa, taraf-ı Mülûkâne'ye müntesib ve hakkında zuhûr-i ʿinâyete müterakkıb iken, yevm-i mezkûrda rütbe-i celîle-i Silahdâri'yle pânihâde-i süllem-i kâm-kârî olup, selefi İbrâhîm Bey, ber-vech-i tekāʿüd çırâğ ve sernihâde-i visâde-i ferâğ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukātaʿât ve zeʿâmetlerden cülûs-i hümâyûn vukūʿunda resm ve berât tecdîd edenlerden temâmca harc alınmak kānûn-i kadîm olup, şükrânegî-yi cülûs-i meymenet-me'nûs zımnında zikr olunan rüsûm ʿafv olunduğundan gayri, tecdîd-i berâtdan dahi nısf harc alınmak emr ü fermân ve bu cihetle katʿî çok kimseden celb-i duʿây-ı firâvân kılındı.",
          "caption": "ʿAfv-ı rüsûmiyye-i cülûs-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_240.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv-ı rüsûmiyye-i cülûs-i hümâyûn",
          "text": "Mukātaʿât ve zeʿâmetlerden cülûs-i hümâyûn vukūʿunda resm ve berât tecdîd edenlerden temâmca harc alınmak kānûn-i kadîm olup, şükrânegî-yi cülûs-i meymenet-me'nûs zımnında zikr olunan rüsûm ʿafv olunduğundan gayri, tecdîd-i berâtdan dahi nısf harc alınmak emr ü fermân ve bu cihetle katʿî çok kimseden celb-i duʿây-ı firâvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh devr-i ʿOsmân Hânîde manzûr ve Mîrahûrluk'dan bâ-Vezâret Rumeli mansıbı ile mesrûr ve bir müddetden sonra Deryâ Kapudanlığı ile mahsûd-i evliyây-ı umûr olmuşidi. Cülûs-i hümâyûn vukūʿunda sadr-ı devlete takrîb olunmak kazıyyesi Sadrıaʿzam'ı meslûbü'ş-şuʿûr edüp, baʿzı şükât tedârüküyle mebde’-i saltanatda müşârun ileyhi menfûr etmişidi. Binâʾen ʿalâ zâlik âhır-ı saferde müşârun ileyh ʿazl olunup, Ak-deniz'den aldığı muʿayyenât ki zulmiyye ismiyle sâmiʿa-i hümâyûna ilkā olunmuşidi. İstirdâd ve edâ [M1 98] olunmak içün emvâli musâdere ve kendüsü İstanköy'e iclâ olunup, Karabâgī Vezîr Süleymân Paşa bu defʿa dahi Deryâ Kapudanlığı'yla kâm-revâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kapudan-ı derya Vezîr ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_241.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kapudan-ı derya Vezîr ʿAli Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh devr-i ʿOsmân Hânîde manzûr ve Mîrahûrluk'dan bâ-Vezâret Rumeli mansıbı ile mesrûr ve bir müddetden sonra Deryâ Kapudanlığı ile mahsûd-i evliyây-ı umûr olmuşidi. Cülûs-i hümâyûn vukūʿunda sadr-ı devlete takrîb olunmak kazıyyesi Sadrıaʿzam'ı meslûbü'ş-şuʿûr edüp, baʿzı şükât tedârüküyle mebde’-i saltanatda müşârun ileyhi menfûr etmişidi. Binâʾen ʿalâ zâlik âhır-ı saferde müşârun ileyh ʿazl olunup, Ak-deniz'den aldığı muʿayyenât ki zulmiyye ismiyle sâmiʿa-i hümâyûna ilkā olunmuşidi. İstirdâd ve edâ [M1 98] olunmak içün emvâli musâdere ve kendüsü İstanköy'e iclâ olunup, Karabâgī Vezîr Süleymân Paşa bu defʿa dahi Deryâ Kapudanlığı'yla kâm-revâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erîke-i saltanat-ı zât-ı Pâdişâhî'yle kesb-i zînet eylediğinin onuncu günü tertîb-i dîvân olunup, cülûs bahşişi olarak taraf-ı hümâyûndan askerî tâyifesinin eşkinci ve mütekāʿidine maʿlûmü'l-mikdâr meblağ ʿatıyye vü ihsân olundu.",
          "caption": "Bahşiş-i cülûs-dâden be-tavâyif-i askerî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_242.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Bahşiş-i cülûs-dâden be-tavâyif-i askerî",
          "text": "Erîke-i saltanat-ı zât-ı Pâdişâhî'yle kesb-i zînet eylediğinin onuncu günü tertîb-i dîvân olunup, cülûs bahşişi olarak taraf-ı hümâyûndan askerî tâyifesinin eşkinci ve mütekāʿidine maʿlûmü'l-mikdâr meblağ ʿatıyye vü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Kapucular Kethudâsı ʿArabgîrli İbrâhîm Bey, Rodos Cezîresi'ne ve Monlacık-zâde ʿAli Ağa, Filibe'ye birer töhmet-i nâ-müvecceh ile nefy olunmuşlar idi. Haklarında eltâf-ı Pâdişâhâne taʿmîm ve ʿafv ü ıtlâkları emri, âdemlerine teslîm olundu. Yevm-i mezkûrda Bostâncı-başı Hüseyin Ağa dahi ʿazl ve yerine Hasekî Ahmed Ağa vasl olundu. Birkaç gün mukaddem Mevkūfât ve Haremeyn mukātaʿası mansıblarıyle be-kâm olan İbrâhîm Efendi ve Mustafa Efendi'nin müşâhede eyledikleri hâb-nûşîn-i câh-ı ezgāsü ahlâm menzilini cây-gâh edüp, Mevkūfât, Muhsin-zâde Ahmed Bey'e ve mukātaʿa-i Haremeyn sâbıkā Baş-muhasebe Kîsedârı İbrâhîm Efendi'ye ihsân ve dâmâd-ı Sadrıaʿzamî Hüseyin Ağa'nın Büyük Mîrahûrluk ile necm-i ikbâli fürûzân kılınup, Bergosî Mehmed Ağa'ya, münhal olan Silahdâr Ağalığı ve Kırımî Hüseyin Ağa'ya, Küçük Mîrahûrluk tevcîh ü ʿinâyet ve henüz nefyden reh-yâb olan Monlacık-zâde ʿAli\nAğa, Baş-bâkī Kulluğu'yla mazhar-ı rahm ü şefekat kılındı. Sâbıkā Çavuşbaşı olan Ahıshalı Mehmed Ağa, makāmına iʿâde ve selefi Çelik Paşa, Kethudâsı ʿAli Ağa'nın hânesinde ikāmeti irâde olunup, Vezîr firârî Mustafa Paşa, dağdağa-i tek ü tâz arz-ı fesîhden izhâr-ı melâl ve Nevşehir'de ber-vech-i tekāʿüd ikāmeti içün dest-güşây-ı ibtihâl olmağla, pîrliğine merhamet ve mahall-i mezkûrda ikāmetine ısdâr-ı emr-i izn ü ruhsat kılındı.",
          "caption": "Itlâk-ı baʿzı kesân ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_243.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı baʿzı kesân ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Sâbıkā Kapucular Kethudâsı ʿArabgîrli İbrâhîm Bey, Rodos Cezîresi'ne ve Monlacık-zâde ʿAli Ağa, Filibe'ye birer töhmet-i nâ-müvecceh ile nefy olunmuşlar idi. Haklarında eltâf-ı Pâdişâhâne taʿmîm ve ʿafv ü ıtlâkları emri, âdemlerine teslîm olundu. Yevm-i mezkûrda Bostâncı-başı Hüseyin Ağa dahi ʿazl ve yerine Hasekî Ahmed Ağa vasl olundu. Birkaç gün mukaddem Mevkūfât ve Haremeyn mukātaʿası mansıblarıyle be-kâm olan İbrâhîm Efendi ve Mustafa Efendi'nin müşâhede eyledikleri hâb-nûşîn-i câh-ı ezgāsü ahlâm menzilini cây-gâh edüp, Mevkūfât, Muhsin-zâde Ahmed Bey'e ve mukātaʿa-i Haremeyn sâbıkā Baş-muhasebe Kîsedârı İbrâhîm Efendi'ye ihsân ve dâmâd-ı Sadrıaʿzamî Hüseyin Ağa'nın Büyük Mîrahûrluk ile necm-i ikbâli fürûzân kılınup, Bergosî Mehmed Ağa'ya, münhal olan Silahdâr Ağalığı ve Kırımî Hüseyin Ağa'ya, Küçük Mîrahûrluk tevcîh ü ʿinâyet ve henüz nefyden reh-yâb olan Monlacık-zâde ʿAli\nAğa, Baş-bâkī Kulluğu'yla mazhar-ı rahm ü şefekat kılındı. Sâbıkā Çavuşbaşı olan Ahıshalı Mehmed Ağa, makāmına iʿâde ve selefi Çelik Paşa, Kethudâsı ʿAli Ağa'nın hânesinde ikāmeti irâde olunup, Vezîr firârî Mustafa Paşa, dağdağa-i tek ü tâz arz-ı fesîhden izhâr-ı melâl ve Nevşehir'de ber-vech-i tekāʿüd ikāmeti içün dest-güşây-ı ibtihâl olmağla, pîrliğine merhamet ve mahall-i mezkûrda ikāmetine ısdâr-ı emr-i izn ü ruhsat kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sayda Vâlîsi Cerdeci Mûsâ Paşa, maʿreke-i ʿUrbân'da beyâbân-ı fenâya vazʿ-ı kadem edüp, münhal olan mansıbı vüzerây-ı kaviyyü'l-iktidârdan birine tevcîh ehem görülmekle, sâbıkā Marʿaş Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa, kesret-i etbâʿ u hidem ile muhteşem ve o havâlînin umûruna vukūfu ber-vech-i etem olduğundan Sayda'ya Vâlî nasb olunup, bir ân akdem o taraflara [M1 99] lühûku zımnında ısdâr-ı emr-i ʿâlî kılındı. Marʿaş Eyâleti dahi Adana ehâlîsi iştikâsıyla Vezâret'i merfûʿ olan Nuʿmân Paşa'ya ibkā-yı Vezâreti'yle ihsân, Ve min ʿâdeti'l-eşrâf tünfâ ve tücleb mefhûmu hakkında iʿlân olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_244.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Sayda Vâlîsi Cerdeci Mûsâ Paşa, maʿreke-i ʿUrbân'da beyâbân-ı fenâya vazʿ-ı kadem edüp, münhal olan mansıbı vüzerây-ı kaviyyü'l-iktidârdan birine tevcîh ehem görülmekle, sâbıkā Marʿaş Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa, kesret-i etbâʿ u hidem ile muhteşem ve o havâlînin umûruna vukūfu ber-vech-i etem olduğundan Sayda'ya Vâlî nasb olunup, bir ân akdem o taraflara [M1 99] lühûku zımnında ısdâr-ı emr-i ʿâlî kılındı. Marʿaş Eyâleti dahi Adana ehâlîsi iştikâsıyla Vezâret'i merfûʿ olan Nuʿmân Paşa'ya ibkā-yı Vezâreti'yle ihsân, Ve min ʿâdeti'l-eşrâf tünfâ ve tücleb mefhûmu hakkında iʿlân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cülûs-i hümâyûn vukūʿunu dost geçinen düvele beyân kānûn-i devlet-i ebed-bünyân olduğuna binâ'en, Küçük Evkāf Muhasebecisi olan Resmî Ahmed Efendi, Nemçe tarafına tasmîm ve Şıkk-ı Sânî Pâyesi'yle şânı tefhîm olunup, sâbıkā Çavuşlar Kâtibi Şehdî ʿOsmân Efendi, Rusya'ya ve Emnî Bey Kethudâsı Mehmed Ağa, Leh cânibine taʿyîn ve yedlerine başka başka nâme-i hümâyûn verilüp, mesârıfları mîrî tarafından tanzîm olundu.",
          "caption": "Taʿyîn-i elçiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_245.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿyîn-i elçiyân",
          "text": "Cülûs-i hümâyûn vukūʿunu dost geçinen düvele beyân kānûn-i devlet-i ebed-bünyân olduğuna binâ'en, Küçük Evkāf Muhasebecisi olan Resmî Ahmed Efendi, Nemçe tarafına tasmîm ve Şıkk-ı Sânî Pâyesi'yle şânı tefhîm olunup, sâbıkā Çavuşlar Kâtibi Şehdî ʿOsmân Efendi, Rusya'ya ve Emnî Bey Kethudâsı Mehmed Ağa, Leh cânibine taʿyîn ve yedlerine başka başka nâme-i hümâyûn verilüp, mesârıfları mîrî tarafından tanzîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pîrâye-bahş-ı mesned-i Rumeli olan Kara Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi, bir sene kadar mutesaddî-yi ahkâm-ı şerîʿat-ı Seyyidi'l-mürselîn ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Mehmed Sâlih Efendi, selh-i saferü'l-hayrda müşârun ileyhe câ-nişîn oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_246.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "text": "Pîrâye-bahş-ı mesned-i Rumeli olan Kara Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi, bir sene kadar mutesaddî-yi ahkâm-ı şerîʿat-ı Seyyidi'l-mürselîn ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Mehmed Sâlih Efendi, selh-i saferü'l-hayrda müşârun ileyhe câ-nişîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devr-i ʿOsmân Hânîde Ebûkuf dimekle maʿrûf Dârü's-saʿâde Ağası Ahmed Ağa'nın, Devlet-i ʿaliyye'de nüfûz-i kelâm ve iktidârı ve îkāʿ-ı tehdîdât ile iştihârı olup, erbâb-ı maslahat kendüye istinâd ve mürâcaʿat ve hediyye nâmıyla takdîm-i envâʿ-ı rişvet ve giderek hırs u tamaʿı resîde-i hayyiz-i gāyât ve maʿlûbât ü meslûbâtı kāt ender kāt olup, sadâkat-kârân-ı devletin ekserî evzâʿ-1 cân-güdâzından biri ve eyyâm-ı ikbâli-\nnin müdebbiri olup, lisân-ı hâl ile Halâ bike'l-cevvü fe-bîyzî ve asfirî makālini zebân-âver-i tekrâr ve hüsn-i müdârât ile muhâfaza-i câh u iʿtibâr ederler idi. Dest-dirâzî-yi tesallut u istîlâsı yalnız Âsitâne-i saʿâdet'de mütemekkin tüvângerân-ı zemâneye mahsûs olmayup, kol kol zevâyâ ve enhây-ı saltanata teʿaddîsi sârî ve hükm ü emri kazâ'-i mahtûm gibi her tarafa cârî olup, ez-cümle sinîn-i çendînden berü emâret-i huccâc-ı zevi'l-ibtihâc ile meşgûl ve vaktinde emn-i tarîk ve âsâyiş-i züvvâr fevka'l-me'mûl olan Vezîr Esʿad Paşa, tekâlîf-i şâkkasına ʿadem-i tehâmmül ile hidmetinde taksîr eylediği harâret-i gazabını teşvîr eyleyüp, ʿazlini belki katlini izmâr ve mir'ât-ı kalb-i Pâdişâhî'yi men yesmaʿ yehal mefhûmu üzere refte refte [M1 100] gerd-beste-i igbirâr eyleyüp, mecâhîl-i nâsdan ve müşârun ileyhin baʿzı mahallerde Mütesellimlik hidmetinde istihdâm etdiği kimselerden Mekkî-zâde Hüseyin Ağa'yı hasretü'l-vüzerâ olan Şâm-ı cennet-meşâmma Vâlî ve Şâm dîdebânlarından Mûsâ Ağa nâm kimesnenin Sayda Eyâleti ile kadrini ʿâlî etdirdüp, zuʿmunda ahz-ı intikām ve hasmının ünf-i ruʿûnetini irgām eyledi. Niçe şuhûr u aʿvâm hevâ-yı Şâm ile taʿtîr-i meşâm eden Esʿad Paşa, bu hâdise-i nîş-hûrde-i keder ve tekādüm-i zemân ile kesb-i muʿârefe eylediği eşkıyâsına ʿalâ rivâyetin Cerdeci'yi tahvîf ve huccâcı uzakdan tahzîr u taʿnîf içün irsâl-i haber ve bundan garazı emâret-i hâccın zâtına inhisârını bildirmek ve bu hatb-ı cesîmin âhar kimse ʿuhdesinden gelmeyeceğini anlatdırmak idi. ʿUrbân-ı bî-emân bu teklîfe nisâr-ı cân edüp, bin yüz yetmiş senesi huccâc-ı Müslimîn farîza-i haccı edâ ve Maʿan nâm mahalle otuz sâʿat kalarak Benî Harb ʿUrbân'ı Cerdeci Mûsâ Paşa üzerine hecme-endâz-ı vegā ve ol dahi Sayda'dan bî-ser u pâ cemʿ etdiği iki yüz âdem ile müdâfaʿya ikdâm sûretin gösterüp, ʿUrbân'ın bir hamlesinden târ ü mâr ve üftâde-i tîh-i zarar ü hasâr olup, bu maslahatı ʿUrbân kuvvetden fiʿle îsâlden sonra Mîr-i hâc Paşa'nın dahi askerini perîşân ve reh-girây-ı vâdî-yi beyâbân eyleyüp, huccâc-ı hidâyet-minhâcın emvâl ü eşyaların gasb ve eksiyye ve ardiyelerin selb ve ʿuryân ü büryân katʿ-ı feyâfî ve sahrâyı bî-pâyân eyleyerek ve yollarda terk-i cân ve vazʿ-ı ebdân ederek ne hâl ise pesmândeleri vâsıl-ı ser-menzil-i emn ü emân oldular.\n\nʿUrbân, huccâcı ʿuryân etdiyse dahi ʿâkıbet-endîşliği elden bırakmayup, mahfel-i hümâyûna ve baʿzı harîme itâle-i dest-i teʿarruz etmeyerek Maʿan'a îsâl etdikleri sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyetdir. Bu haber-i keder-eser Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun intikālinden yirmi otuz gün evvel vâsıl-ı semʿ-i erbâb-ı ʿakd ü hal ve telâfî-yi mâ-fât bâz-\nbeste-i vakt-i mü’eccel olmuşidi. Şehriyâr-ı sütûde-etvâr hazretlerinin o aralıkda cülûs-i hümâyûnları vâkiʿ olmağın âsâyiş-i memleket lâzime-i ʿuhde-i saltanat ve neşr-i âsâr-ı ʿadâlet muktezây-ı ahkâm-ı serîr-i Hilâfet olmakdan nâşî, istifsâr-ı umûr-i hâss ü ʿâm ve istiʿlâm-ı ahvâl-i enâm eyleyerek, Ağa-yı mûmâ ileyhin celb-i emvâl-i habîseye bi't-tabʿ mâyil ve Der-i devlet'de [M1 101] niçe niçe vazîfesi olmayan umûra tesaddî ile irtikâbâta her bâbdan dâhil olduğu semʿ-i hümâyûnlarına vâsıl olmağla, bâlâda beyân olunduğu vech üzere mesnedinden tenzîl ve Ak-deniz'e doğru tesbîl olunmuşidi. Haber-i mezkûr bu defʿa Şâm tarafından ber-vech-i tafsîl inhâ ile mesmûʿ-i Şâhâne olduğundan başka, Sultân Ahmed Câmiʿi'nde mevlid-i Nebevî kırâ'et olunur iken, beher sâl müjde-i selâmet-i hâc ile vâsıl-ı dergâh-ı hilâfet-penâhî olan müjdeci-başıların ʿadem-i vüsûlü bâʿis-i iştiʿâl-i nâyire-i gazab-ı Pâdişâhî olup, Ağa-yı mûmâ ileyhin ser-felâket-zedesi bedeninden cüdâ ve Orta Kapu'ya vazʿ u ilkā kılındı. Cemʿ etdiği mâl kendüye fâyide etmeyüp, cemʿ-i mâla tergîb edenler ve bu behâne ile kendüleri mâl-ı Kārûn'a mâlik olanlar uzakdan nigāh-endâz-ı seyr ü temâşâ ve 'aleyhi mâ-yestahikku' kelâmıyla dehen-guşây-ı istihzâ oldular.\nİşbu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede huccâc hidâyet-minhâcın âminen ve sâlimen zehâb ü iyâblarına dâ'yir umûr ve husûsun küllîsine ber-vech-i devâm nizâm vermek içün huzûr-i hümâyûnda ʿakd-i encümen-i meşveret tasmîm olunup, Şeyhulislâm Efendi ve bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm Mehmed Sâlih Efendi ve Sadr-ı Anadolu Çelebî-zâde ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿAbdurrahîm Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Şeyhî Monla Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Veliyyüddîn Efendi ve bi'l-fiʿl İstanbul Kadısı ve Nakībü'l-eşrâf, Şerîf Mehmed Monla Efendi ve Yeniçeri Ağası ve Sekbânbaşı ve Kul Kethudâsı ve Defterdâr Efendi bi'l-cümle Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve salât-ı zuhr edâ olundukdan sonra destâr-ı ʿâdî ile Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve sünnet odasında cüz'î istirahatden sonra Silahdâr Ağa vesâtatıyla Revân odasına doğru revân ve takbîl-i dâmen-i Şâhâne'ye şitâbân oldular. Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm feth-i kelâm ve: “Huccâc-ı Müslimîn'in nehb ü gāreti mukaddimâtına sebeb olan şahıs, ber-mûceb-i fetvâ iʿdâm olundu. Bundan sonra: “Tedbîr nedir?” deyü cümleye hitâb buyurduklarında, Sadrıaʿzam-ı kaviyyü'l-himem cevaba âgāz edüp, “Sâye-i hümâyûnlarında her husûsun vech-i lâyıkı üzere nizâmı verilür, ez-cümle Mîr-i hâclık tevcîh buyurulan Çeteci ʿAbdullah Paşa kullarına şu siyâk üzere emr-i ʿâlî terkīm ve Re'îsülküttâb Efendi'ye teslîm, ol dahi kırâ'et ile meʿâlini cümleye tefhîm eyledi. “Sizler ne dersiz?” hitâbıyla taraf-ı hümâyûndan huzzâr istintâk olundukda, emr-i şerîfin hâvî olduğu [M1 102] tedbîr müstahsen ve dil-pezîr olduğunu her biri bir vâdîde beyân ü takrîr etdiklerinde: “Âbâ vü ecdâd-ı kirâmımız leyl ü nehâr âsâyiş-i ʿibâd ve te'mîn-i bilâd ve ʿale'l-husûs umûr-i Haremeyn-i şerîfeyn'e hasr-ı evkāt eyledikleri maʿlûmumdur. Sıyânet-i Beytü'l-mâl ve\nhimâyet-i vedîʿa-i Melik-i Müteʿâl bir mertebe mültezem-i hümâyûnumdur ki, şu bâr-ı mugammede olan hâtem-i zerrîne darb-ı sikke edüp, umûr-i ʿibâda sarf ve helâlî hâtem istiʿmâl ederim” deyü derârîy-i kelâm-ı Mülûkâne'lerin rişte-keş-i intizâm ve: “Cümleden teveccüh-i derûn taleb ederim” hitâbıyla meclisi miskiyyü'l-hitâm buyurdular.",
          "caption": "İcmâl-i ahvâl-i hüccâc ve müşâvere der-huzûr-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_247.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i ahvâl-i hüccâc ve müşâvere der-huzûr-i hümâyûn",
          "text": "Devr-i ʿOsmân Hânîde Ebûkuf dimekle maʿrûf Dârü's-saʿâde Ağası Ahmed Ağa'nın, Devlet-i ʿaliyye'de nüfûz-i kelâm ve iktidârı ve îkāʿ-ı tehdîdât ile iştihârı olup, erbâb-ı maslahat kendüye istinâd ve mürâcaʿat ve hediyye nâmıyla takdîm-i envâʿ-ı rişvet ve giderek hırs u tamaʿı resîde-i hayyiz-i gāyât ve maʿlûbât ü meslûbâtı kāt ender kāt olup, sadâkat-kârân-ı devletin ekserî evzâʿ-1 cân-güdâzından biri ve eyyâm-ı ikbâli-\nnin müdebbiri olup, lisân-ı hâl ile Halâ bike'l-cevvü fe-bîyzî ve asfirî makālini zebân-âver-i tekrâr ve hüsn-i müdârât ile muhâfaza-i câh u iʿtibâr ederler idi. Dest-dirâzî-yi tesallut u istîlâsı yalnız Âsitâne-i saʿâdet'de mütemekkin tüvângerân-ı zemâneye mahsûs olmayup, kol kol zevâyâ ve enhây-ı saltanata teʿaddîsi sârî ve hükm ü emri kazâ'-i mahtûm gibi her tarafa cârî olup, ez-cümle sinîn-i çendînden berü emâret-i huccâc-ı zevi'l-ibtihâc ile meşgûl ve vaktinde emn-i tarîk ve âsâyiş-i züvvâr fevka'l-me'mûl olan Vezîr Esʿad Paşa, tekâlîf-i şâkkasına ʿadem-i tehâmmül ile hidmetinde taksîr eylediği harâret-i gazabını teşvîr eyleyüp, ʿazlini belki katlini izmâr ve mir'ât-ı kalb-i Pâdişâhî'yi men yesmaʿ yehal mefhûmu üzere refte refte [M1 100] gerd-beste-i igbirâr eyleyüp, mecâhîl-i nâsdan ve müşârun ileyhin baʿzı mahallerde Mütesellimlik hidmetinde istihdâm etdiği kimselerden Mekkî-zâde Hüseyin Ağa'yı hasretü'l-vüzerâ olan Şâm-ı cennet-meşâmma Vâlî ve Şâm dîdebânlarından Mûsâ Ağa nâm kimesnenin Sayda Eyâleti ile kadrini ʿâlî etdirdüp, zuʿmunda ahz-ı intikām ve hasmının ünf-i ruʿûnetini irgām eyledi. Niçe şuhûr u aʿvâm hevâ-yı Şâm ile taʿtîr-i meşâm eden Esʿad Paşa, bu hâdise-i nîş-hûrde-i keder ve tekādüm-i zemân ile kesb-i muʿârefe eylediği eşkıyâsına ʿalâ rivâyetin Cerdeci'yi tahvîf ve huccâcı uzakdan tahzîr u taʿnîf içün irsâl-i haber ve bundan garazı emâret-i hâccın zâtına inhisârını bildirmek ve bu hatb-ı cesîmin âhar kimse ʿuhdesinden gelmeyeceğini anlatdırmak idi. ʿUrbân-ı bî-emân bu teklîfe nisâr-ı cân edüp, bin yüz yetmiş senesi huccâc-ı Müslimîn farîza-i haccı edâ ve Maʿan nâm mahalle otuz sâʿat kalarak Benî Harb ʿUrbân'ı Cerdeci Mûsâ Paşa üzerine hecme-endâz-ı vegā ve ol dahi Sayda'dan bî-ser u pâ cemʿ etdiği iki yüz âdem ile müdâfaʿya ikdâm sûretin gösterüp, ʿUrbân'ın bir hamlesinden târ ü mâr ve üftâde-i tîh-i zarar ü hasâr olup, bu maslahatı ʿUrbân kuvvetden fiʿle îsâlden sonra Mîr-i hâc Paşa'nın dahi askerini perîşân ve reh-girây-ı vâdî-yi beyâbân eyleyüp, huccâc-ı hidâyet-minhâcın emvâl ü eşyaların gasb ve eksiyye ve ardiyelerin selb ve ʿuryân ü büryân katʿ-ı feyâfî ve sahrâyı bî-pâyân eyleyerek ve yollarda terk-i cân ve vazʿ-ı ebdân ederek ne hâl ise pesmândeleri vâsıl-ı ser-menzil-i emn ü emân oldular.\n\nʿUrbân, huccâcı ʿuryân etdiyse dahi ʿâkıbet-endîşliği elden bırakmayup, mahfel-i hümâyûna ve baʿzı harîme itâle-i dest-i teʿarruz etmeyerek Maʿan'a îsâl etdikleri sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyetdir. Bu haber-i keder-eser Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun intikālinden yirmi otuz gün evvel vâsıl-ı semʿ-i erbâb-ı ʿakd ü hal ve telâfî-yi mâ-fât bâz-\nbeste-i vakt-i mü’eccel olmuşidi. Şehriyâr-ı sütûde-etvâr hazretlerinin o aralıkda cülûs-i hümâyûnları vâkiʿ olmağın âsâyiş-i memleket lâzime-i ʿuhde-i saltanat ve neşr-i âsâr-ı ʿadâlet muktezây-ı ahkâm-ı serîr-i Hilâfet olmakdan nâşî, istifsâr-ı umûr-i hâss ü ʿâm ve istiʿlâm-ı ahvâl-i enâm eyleyerek, Ağa-yı mûmâ ileyhin celb-i emvâl-i habîseye bi't-tabʿ mâyil ve Der-i devlet'de [M1 101] niçe niçe vazîfesi olmayan umûra tesaddî ile irtikâbâta her bâbdan dâhil olduğu semʿ-i hümâyûnlarına vâsıl olmağla, bâlâda beyân olunduğu vech üzere mesnedinden tenzîl ve Ak-deniz'e doğru tesbîl olunmuşidi. Haber-i mezkûr bu defʿa Şâm tarafından ber-vech-i tafsîl inhâ ile mesmûʿ-i Şâhâne olduğundan başka, Sultân Ahmed Câmiʿi'nde mevlid-i Nebevî kırâ'et olunur iken, beher sâl müjde-i selâmet-i hâc ile vâsıl-ı dergâh-ı hilâfet-penâhî olan müjdeci-başıların ʿadem-i vüsûlü bâʿis-i iştiʿâl-i nâyire-i gazab-ı Pâdişâhî olup, Ağa-yı mûmâ ileyhin ser-felâket-zedesi bedeninden cüdâ ve Orta Kapu'ya vazʿ u ilkā kılındı. Cemʿ etdiği mâl kendüye fâyide etmeyüp, cemʿ-i mâla tergîb edenler ve bu behâne ile kendüleri mâl-ı Kārûn'a mâlik olanlar uzakdan nigāh-endâz-ı seyr ü temâşâ ve 'aleyhi mâ-yestahikku' kelâmıyla dehen-guşây-ı istihzâ oldular.\nİşbu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede huccâc hidâyet-minhâcın âminen ve sâlimen zehâb ü iyâblarına dâ'yir umûr ve husûsun küllîsine ber-vech-i devâm nizâm vermek içün huzûr-i hümâyûnda ʿakd-i encümen-i meşveret tasmîm olunup, Şeyhulislâm Efendi ve bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm Mehmed Sâlih Efendi ve Sadr-ı Anadolu Çelebî-zâde ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿAbdurrahîm Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Şeyhî Monla Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Veliyyüddîn Efendi ve bi'l-fiʿl İstanbul Kadısı ve Nakībü'l-eşrâf, Şerîf Mehmed Monla Efendi ve Yeniçeri Ağası ve Sekbânbaşı ve Kul Kethudâsı ve Defterdâr Efendi bi'l-cümle Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve salât-ı zuhr edâ olundukdan sonra destâr-ı ʿâdî ile Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve sünnet odasında cüz'î istirahatden sonra Silahdâr Ağa vesâtatıyla Revân odasına doğru revân ve takbîl-i dâmen-i Şâhâne'ye şitâbân oldular. Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm feth-i kelâm ve: “Huccâc-ı Müslimîn'in nehb ü gāreti mukaddimâtına sebeb olan şahıs, ber-mûceb-i fetvâ iʿdâm olundu. Bundan sonra: “Tedbîr nedir?” deyü cümleye hitâb buyurduklarında, Sadrıaʿzam-ı kaviyyü'l-himem cevaba âgāz edüp, “Sâye-i hümâyûnlarında her husûsun vech-i lâyıkı üzere nizâmı verilür, ez-cümle Mîr-i hâclık tevcîh buyurulan Çeteci ʿAbdullah Paşa kullarına şu siyâk üzere emr-i ʿâlî terkīm ve Re'îsülküttâb Efendi'ye teslîm, ol dahi kırâ'et ile meʿâlini cümleye tefhîm eyledi. “Sizler ne dersiz?” hitâbıyla taraf-ı hümâyûndan huzzâr istintâk olundukda, emr-i şerîfin hâvî olduğu [M1 102] tedbîr müstahsen ve dil-pezîr olduğunu her biri bir vâdîde beyân ü takrîr etdiklerinde: “Âbâ vü ecdâd-ı kirâmımız leyl ü nehâr âsâyiş-i ʿibâd ve te'mîn-i bilâd ve ʿale'l-husûs umûr-i Haremeyn-i şerîfeyn'e hasr-ı evkāt eyledikleri maʿlûmumdur. Sıyânet-i Beytü'l-mâl ve\nhimâyet-i vedîʿa-i Melik-i Müteʿâl bir mertebe mültezem-i hümâyûnumdur ki, şu bâr-ı mugammede olan hâtem-i zerrîne darb-ı sikke edüp, umûr-i ʿibâda sarf ve helâlî hâtem istiʿmâl ederim” deyü derârîy-i kelâm-ı Mülûkâne'lerin rişte-keş-i intizâm ve: “Cümleden teveccüh-i derûn taleb ederim” hitâbıyla meclisi miskiyyü'l-hitâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan mukātaʿât ez-kadîm Dârü's-saʿâde ağalarının nezâretinde olup, ilzâm ve iltizâm dahi re'y ü irâdelerine müfevvaz olunduğundan, semtlerinde bulunan eşiddâ'-i mültezimîn kurâ ve kasabât ehâlîsini tazyîk u izʿâc ile cemʿ-i mâl ve hazîne-i hakīkiyye hükmünde olan reʿâyâyı muztaribü'l-hâl eylediklerinden gayri, ʿibâd-ı zaʿîfetü'l-eyâda olan mazarratları nefislerine ʿâyid ve Haremeyn Hazînesi mahrûm-i nefʿ-i zâyid olduğu ve mukātaʿât-ı mezkûre mîrî mukātaʿâtı gibi emvâl ve fâ'izâtı aklâmda mukayyed olmayup, fakat Haremeyn Muhâsebesi kaleminin ʿatîk defterlerinde kadîmden mukayyed olan mâl-ı vakf maʿlûm ve fâyiz ü nemâsı mechûl ü mevhûm ve bu takdîrde beher sene vâfir fazla peydâ ve birkaç şahıs beyninde hân-ı niʿamâ gibi gāret ü yağma olup, bu fesâd-ı sarîhden hâsıl olan vizr-i cesîm ve vebâl-i ʿazîm âvîhte-i gerden sâhib-i dîhîm olacağını Şehriyâr-ı zemân tahkīk ve bu mâdde-i lâzimü'l-iʿtinânın ber-vech-i tetkīk nizâm ve tensîkına şurûʿ olunup, istihsâl-i esbâbı verâsında bir râbıta-i kaviyye ile tevsîk olunmasını irâde buyurmalarıyla, binâ'en ʿalâ zâlik Haremeyn Evkāfı mukātaʿâtının fi'l-asl mukayyed ve mazbût olan mâl ve vakıfları ne mikdâra bâliğ olur ve birkaç seneden berü cârî olan iltizâmât hâsılâtı mültezimlerden baʿde't-tashîh mahsûlât-ı mezkûre ne mahalle sarf ve ne mikdâr fazla iktizâ eder, başka başka hesâb ve tahkīk olunup, defterleri ʿarz olunmak bâbında mufassal ve meşrûh hatt-ı hümâyûn ısdâr buyurmalarıyla, fi'l-hâl Haremeyn Müfettişi ve sâbık ve lâhık Cizye muhâsebecileri ve Muhâsebe-i Haremeyn Kalemi kîsedârı [M1 103] ve sâyir erbâb-ı vukūf Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve ve mukaddemâ daʿvet olunun cenâb-ı Fetvâ-penâhî dahi teşrîf buyurup, hatt-ı hümâyûn izhâr ve me'âli cümleye tefhîm ü işʿâr olundukda, defterler tetebbuʿ ve istikrâ ve her keyfiyyet mâdde be-mâdde istiksâ olunarak tahkīkātlarını ʿarz u takdîm edeceklerini ferâde ferâde ifâde ve inhâ etmişler idi. Birkaç günden sonra harc ve masraf defterlerini tanzîm ve el-yevm elli bir bin guruş der-kîse olduğunu ve bundan başka maʿlûmâtları olmadığını beyân ü tefhîm eylediler. Kazıyye maʿlûm olduğundan fî-mâ-baʿd mukātaʿât-ı Haremeyn mîrî ve sâyir emvâl umûruna nezâret-i mutlakası olan Defterdâr-ı vakt bulunan zevât maʿrifetleriyle tâliblerine fürûht olunup, bedel-i iltizâmât Hazîne-yi hümâyûn'a vazʿ ve Haremeyn-i şerîfeyn'e müretteb olan Surre-i hümâyûn ifrâz ve Surre Emîni bulunanlara teslîm ve evkāf-ı sâyirenin ʿimâretleri mesârıfı ve aklâmda mukayyed olan vezâyifleri dahi ber-mûceb-i sûret Hazîne-i hümâyûn'dan vaktiyle ihrâc ve mütevellîler yediyle iʿtâ ve fazla-i evkāf lede'l-iktizâ yine umûr-i Haremeyn'e sarf olunmak içün Hazîne-i hümâyûn'da hıfz olunmak ve mukātaʿât ve tevliyyet-\nlerin ekserîsi Yazıcı maʿzûllerinde ve teberdârân ve ağa çukadârlarında bulunup, üzerlerinden cümlesi refʿ ve bundan böyle o makūle mukātaʿât merkūmlara verilmeyüp, âhar tâliblere verilmek ve Dârü's-saʿâde ağaları'nın nezâreti ve yazıcıların kitâbeti hasebiyle fâyiz-i mukātaʿâtdan mikdâr-ı kifâye şey taʿyîn olunup, nezâret ve tezâkir-i vezâyif ve muhâsebât kendü mühürleriyle makbûl ü muʿteber olmak üzere şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn iktizâ eden aklâma kayd ü sebt olundu. Ve Dârü's-saʿâde Ağası ve Hâzin-i Şehriyârî ve Silahdâr Ağa hâsları dahi ilgā olunup, bunlar dahi defterdârlar maʿrifetleriyle furûht ve bedel-i iltizâmı hazîneye vazʿ ve fazla-i maldan hâs mukābili mûmâ ileyhime mikdâr-ı vâfî şey tahsîs olunup, hâslar kalemine kayd ve mukātaʿaya ʿilm ü haber verildiğinden gayri ʿahd-i Sultân-ı Mahmûd Hânî'de münʿadim olan Beşir Ağa'nın, Mora'da olan vakf-ı müsteciddi ve Nur-i ʿOsmânî'ye istihlâs olunan Menemen Mukātaʿası refʿ ve aslı üzere ibkā ve bu murâd içün dahi mufassal hatt-ı hümâyûn ısdâr olundu.",
          "caption": "Nizâm-dâden be-mukātaʿât-ı Evkāf-ı Haremeyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_248.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-dâden be-mukātaʿât-ı Evkāf-ı Haremeyn",
          "text": "Zikr olunan mukātaʿât ez-kadîm Dârü's-saʿâde ağalarının nezâretinde olup, ilzâm ve iltizâm dahi re'y ü irâdelerine müfevvaz olunduğundan, semtlerinde bulunan eşiddâ'-i mültezimîn kurâ ve kasabât ehâlîsini tazyîk u izʿâc ile cemʿ-i mâl ve hazîne-i hakīkiyye hükmünde olan reʿâyâyı muztaribü'l-hâl eylediklerinden gayri, ʿibâd-ı zaʿîfetü'l-eyâda olan mazarratları nefislerine ʿâyid ve Haremeyn Hazînesi mahrûm-i nefʿ-i zâyid olduğu ve mukātaʿât-ı mezkûre mîrî mukātaʿâtı gibi emvâl ve fâ'izâtı aklâmda mukayyed olmayup, fakat Haremeyn Muhâsebesi kaleminin ʿatîk defterlerinde kadîmden mukayyed olan mâl-ı vakf maʿlûm ve fâyiz ü nemâsı mechûl ü mevhûm ve bu takdîrde beher sene vâfir fazla peydâ ve birkaç şahıs beyninde hân-ı niʿamâ gibi gāret ü yağma olup, bu fesâd-ı sarîhden hâsıl olan vizr-i cesîm ve vebâl-i ʿazîm âvîhte-i gerden sâhib-i dîhîm olacağını Şehriyâr-ı zemân tahkīk ve bu mâdde-i lâzimü'l-iʿtinânın ber-vech-i tetkīk nizâm ve tensîkına şurûʿ olunup, istihsâl-i esbâbı verâsında bir râbıta-i kaviyye ile tevsîk olunmasını irâde buyurmalarıyla, binâ'en ʿalâ zâlik Haremeyn Evkāfı mukātaʿâtının fi'l-asl mukayyed ve mazbût olan mâl ve vakıfları ne mikdâra bâliğ olur ve birkaç seneden berü cârî olan iltizâmât hâsılâtı mültezimlerden baʿde't-tashîh mahsûlât-ı mezkûre ne mahalle sarf ve ne mikdâr fazla iktizâ eder, başka başka hesâb ve tahkīk olunup, defterleri ʿarz olunmak bâbında mufassal ve meşrûh hatt-ı hümâyûn ısdâr buyurmalarıyla, fi'l-hâl Haremeyn Müfettişi ve sâbık ve lâhık Cizye muhâsebecileri ve Muhâsebe-i Haremeyn Kalemi kîsedârı [M1 103] ve sâyir erbâb-ı vukūf Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve ve mukaddemâ daʿvet olunun cenâb-ı Fetvâ-penâhî dahi teşrîf buyurup, hatt-ı hümâyûn izhâr ve me'âli cümleye tefhîm ü işʿâr olundukda, defterler tetebbuʿ ve istikrâ ve her keyfiyyet mâdde be-mâdde istiksâ olunarak tahkīkātlarını ʿarz u takdîm edeceklerini ferâde ferâde ifâde ve inhâ etmişler idi. Birkaç günden sonra harc ve masraf defterlerini tanzîm ve el-yevm elli bir bin guruş der-kîse olduğunu ve bundan başka maʿlûmâtları olmadığını beyân ü tefhîm eylediler. Kazıyye maʿlûm olduğundan fî-mâ-baʿd mukātaʿât-ı Haremeyn mîrî ve sâyir emvâl umûruna nezâret-i mutlakası olan Defterdâr-ı vakt bulunan zevât maʿrifetleriyle tâliblerine fürûht olunup, bedel-i iltizâmât Hazîne-yi hümâyûn'a vazʿ ve Haremeyn-i şerîfeyn'e müretteb olan Surre-i hümâyûn ifrâz ve Surre Emîni bulunanlara teslîm ve evkāf-ı sâyirenin ʿimâretleri mesârıfı ve aklâmda mukayyed olan vezâyifleri dahi ber-mûceb-i sûret Hazîne-i hümâyûn'dan vaktiyle ihrâc ve mütevellîler yediyle iʿtâ ve fazla-i evkāf lede'l-iktizâ yine umûr-i Haremeyn'e sarf olunmak içün Hazîne-i hümâyûn'da hıfz olunmak ve mukātaʿât ve tevliyyet-\nlerin ekserîsi Yazıcı maʿzûllerinde ve teberdârân ve ağa çukadârlarında bulunup, üzerlerinden cümlesi refʿ ve bundan böyle o makūle mukātaʿât merkūmlara verilmeyüp, âhar tâliblere verilmek ve Dârü's-saʿâde ağaları'nın nezâreti ve yazıcıların kitâbeti hasebiyle fâyiz-i mukātaʿâtdan mikdâr-ı kifâye şey taʿyîn olunup, nezâret ve tezâkir-i vezâyif ve muhâsebât kendü mühürleriyle makbûl ü muʿteber olmak üzere şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn iktizâ eden aklâma kayd ü sebt olundu. Ve Dârü's-saʿâde Ağası ve Hâzin-i Şehriyârî ve Silahdâr Ağa hâsları dahi ilgā olunup, bunlar dahi defterdârlar maʿrifetleriyle furûht ve bedel-i iltizâmı hazîneye vazʿ ve fazla-i maldan hâs mukābili mûmâ ileyhime mikdâr-ı vâfî şey tahsîs olunup, hâslar kalemine kayd ve mukātaʿaya ʿilm ü haber verildiğinden gayri ʿahd-i Sultân-ı Mahmûd Hânî'de münʿadim olan Beşir Ağa'nın, Mora'da olan vakf-ı müsteciddi ve Nur-i ʿOsmânî'ye istihlâs olunan Menemen Mukātaʿası refʿ ve aslı üzere ibkā ve bu murâd içün dahi mufassal hatt-ı hümâyûn ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul'da mütemekkin olan Rum ve Ermeni [M1 104] ve Yehûd tâyifesi kisvelerinde hadd-i şerʿîyi tecâvüz eylediklerinden, Rum ve Ermeni patrikleri ve tâ'ife-i Yehûd'un cemâʿat başıları Çavuş-başı Ağa odasına getürdilüp, tavr-ı kadîm üzere kisvelerini tanzîm bâbında sâdır olan emr-i ʿâlî me'âli cümlesine tefhîm ve tecâvüz-i had mûcib-i te'dîb-i eşedd olacağı tenbîhâtıyla ferden ferdâ tahzîr ü tevhîm olundu.",
          "caption": "Nizâm-ı kisve-i reʿâyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_249.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-ı kisve-i reʿâyâ",
          "text": "İstanbul'da mütemekkin olan Rum ve Ermeni [M1 104] ve Yehûd tâyifesi kisvelerinde hadd-i şerʿîyi tecâvüz eylediklerinden, Rum ve Ermeni patrikleri ve tâ'ife-i Yehûd'un cemâʿat başıları Çavuş-başı Ağa odasına getürdilüp, tavr-ı kadîm üzere kisvelerini tanzîm bâbında sâdır olan emr-i ʿâlî me'âli cümlesine tefhîm ve tecâvüz-i had mûcib-i te'dîb-i eşedd olacağı tenbîhâtıyla ferden ferdâ tahzîr ü tevhîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çavuş-başı bulunan Ahıshalı Mehmed Ağa'nın, etvâr u ahvâli muvâfık-ı mizâc-ı Sadr-ı ʿâlî olup, işbu rebîʿulevvelin yedinci günü Kethudâlık câh-ı refîʿine isʿâd ve selefi Re'îs Mustafa Efendi, dâmâdı Ebûbekir Efendi hânesinde ikʿâd olunup, Hasan Paşa dâmâdı ʿAbdî Ağa, Ser-çavuşân ve mansıb-ı sâlifi olan Kapucular Kethudâlığı'yla, Küçük Mîrahûr Kırîmî Hüseyin Ağa ve Küçük Mîrahûrluk ile Kara Mehmed Paşa-zâde Mahmûd Bey, ferhân oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_250.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ve sâyir",
          "text": "Çavuş-başı bulunan Ahıshalı Mehmed Ağa'nın, etvâr u ahvâli muvâfık-ı mizâc-ı Sadr-ı ʿâlî olup, işbu rebîʿulevvelin yedinci günü Kethudâlık câh-ı refîʿine isʿâd ve selefi Re'îs Mustafa Efendi, dâmâdı Ebûbekir Efendi hânesinde ikʿâd olunup, Hasan Paşa dâmâdı ʿAbdî Ağa, Ser-çavuşân ve mansıb-ı sâlifi olan Kapucular Kethudâlığı'yla, Küçük Mîrahûr Kırîmî Hüseyin Ağa ve Küçük Mîrahûrluk ile Kara Mehmed Paşa-zâde Mahmûd Bey, ferhân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fiʿl Yeniçeri Ağası olan Mehmed Ağa'nın, harekât ü sekenâtı muvâfık-ı rızâ ve câh-ı Vezâret'le rütbesi iʿlâ olunmak muvâfık-ı hükm-i kader ü kazâ olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun sekizinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh Kapu'ya daʿvet ve Yeniçeri Ağalığı inzımâmıyla ilbâs-ı hilʿat-i Vezâret olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_251.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Bi'l-fiʿl Yeniçeri Ağası olan Mehmed Ağa'nın, harekât ü sekenâtı muvâfık-ı rızâ ve câh-ı Vezâret'le rütbesi iʿlâ olunmak muvâfık-ı hükm-i kader ü kazâ olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun sekizinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh Kapu'ya daʿvet ve Yeniçeri Ağalığı inzımâmıyla ilbâs-ı hilʿat-i Vezâret olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pâdişâh-ı bahr ü berr dâme mâ-dâme'l-felekü'l-ahdar hazretleri umûr-i Devlet-i ʿaliyye'lerine kemâ-yenbagī himmet ve: Leyse'l-haberü ke'l-ʿıyân mefhûmu üzere baʿzı mahalli ru'yet ve ıslâh-ı haleline mübâşeret irâdesinde olduklarından, evâ'il-i rebîʿulâhırda Tersâne-i ʿâmire'ye teveccüh buyuracağlarını Sadr-ı vâlâ-cenâba emr ü hitâb ve kendülerinin dahi Tersâne'de bulunmalarını telmîh ü işrâb buyurmuşlar idi. Yevm-i mezkûrda kapu takımıyla Sadrıaʿzam Tersâne'ye ʿazîmet ve yarım sâʿatdan sonra Şehriyâr-ı Dârâ-dürbet dahi mahall-i mezkûru talʿat-ı hümâyûnlarıyla pür-behcet buyurup, Tersâne kasrına pâ-nihâde-i ikbâl ve Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hâk-i pây-i hümâyûnlarına rû-mâl ve bir mikdâr ârâmdan sonra mahzenleri seyr ü temâşâ ve bu behâne ile murâbitîn ve mücâhidîni bezl-i sehâ ile nâyil-i nefʿ ü cedvâ etmek irâdeleri, mir'ât-ı tabʿ-ı Tâcdârî'lerinde sûret-nümâ olmağla, Sadrıaʿzam tarafından âmâde kılınan esb-i berk-reftâra süvâr ve ʿâdet-i Tersâne üzere [M1 105] müşârun ileyh ve Kapudan Paşa sadefkârî ʿasâ ile pîşgâh-ı zıll-i İlâhî'de kesb-i iftihâr eyleyerek evvelâ mahzen-i sürb ve baʿdehû mahzen-i çûpa duhûl ve bilâ-meks ʿavdet ve Tersâne bağçesine nüzûl buyurdular. Sadrıaʿzam câmiʿ altında vâkiʿ sancak Kapudanlarına mahsûs olan odada vakfa-gîr-i ârâm oldukları hengâm deryây-ı kerem-i Şâhâne telâtum ve Kapudan ve mülâzimîn ve sâyire tekāsum içün yirmi bin guruşluk zer-i mahbûb, Hazîne Kethudâsı maʿrifetiyle Sadrıaʿzam tarafına getürülüp, vech-i lâyıkı üzere herkese hisse ifrâzıyla isticlâb-ı kulûb-i erbâb-ı mücâhide vü tesâdum eyledi.",
          "caption": "Teşrîf-i hümâyûn be-Tersâne-i ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_252.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Teşrîf-i hümâyûn be-Tersâne-i ʿâmire",
          "text": "Pâdişâh-ı bahr ü berr dâme mâ-dâme'l-felekü'l-ahdar hazretleri umûr-i Devlet-i ʿaliyye'lerine kemâ-yenbagī himmet ve: Leyse'l-haberü ke'l-ʿıyân mefhûmu üzere baʿzı mahalli ru'yet ve ıslâh-ı haleline mübâşeret irâdesinde olduklarından, evâ'il-i rebîʿulâhırda Tersâne-i ʿâmire'ye teveccüh buyuracağlarını Sadr-ı vâlâ-cenâba emr ü hitâb ve kendülerinin dahi Tersâne'de bulunmalarını telmîh ü işrâb buyurmuşlar idi. Yevm-i mezkûrda kapu takımıyla Sadrıaʿzam Tersâne'ye ʿazîmet ve yarım sâʿatdan sonra Şehriyâr-ı Dârâ-dürbet dahi mahall-i mezkûru talʿat-ı hümâyûnlarıyla pür-behcet buyurup, Tersâne kasrına pâ-nihâde-i ikbâl ve Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hâk-i pây-i hümâyûnlarına rû-mâl ve bir mikdâr ârâmdan sonra mahzenleri seyr ü temâşâ ve bu behâne ile murâbitîn ve mücâhidîni bezl-i sehâ ile nâyil-i nefʿ ü cedvâ etmek irâdeleri, mir'ât-ı tabʿ-ı Tâcdârî'lerinde sûret-nümâ olmağla, Sadrıaʿzam tarafından âmâde kılınan esb-i berk-reftâra süvâr ve ʿâdet-i Tersâne üzere [M1 105] müşârun ileyh ve Kapudan Paşa sadefkârî ʿasâ ile pîşgâh-ı zıll-i İlâhî'de kesb-i iftihâr eyleyerek evvelâ mahzen-i sürb ve baʿdehû mahzen-i çûpa duhûl ve bilâ-meks ʿavdet ve Tersâne bağçesine nüzûl buyurdular. Sadrıaʿzam câmiʿ altında vâkiʿ sancak Kapudanlarına mahsûs olan odada vakfa-gîr-i ârâm oldukları hengâm deryây-ı kerem-i Şâhâne telâtum ve Kapudan ve mülâzimîn ve sâyire tekāsum içün yirmi bin guruşluk zer-i mahbûb, Hazîne Kethudâsı maʿrifetiyle Sadrıaʿzam tarafına getürülüp, vech-i lâyıkı üzere herkese hisse ifrâzıyla isticlâb-ı kulûb-i erbâb-ı mücâhide vü tesâdum eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mora Muhassılı iken vefât eden Topal ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr Ahmed Paşa'nın oğlu Mehmed Bey'de, âsâr-ı rüşd ü dirâyet be-dîdâr ve tesaddî-yi hükûmete kudreti âşikâr olmağla, şehr-i mezkûrun on birinci günü avâtıf-ı ʿaliyye-i Cihandârî'den mûmâ ileyhe Mîr-i mîrânlık rütbesi ihsân ve Köstendil Sancağı'yla fâyiku'l-akrân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı rütbe-i Mîr-i mîrânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_253.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı rütbe-i Mîr-i mîrânî",
          "text": "Mora Muhassılı iken vefât eden Topal ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr Ahmed Paşa'nın oğlu Mehmed Bey'de, âsâr-ı rüşd ü dirâyet be-dîdâr ve tesaddî-yi hükûmete kudreti âşikâr olmağla, şehr-i mezkûrun on birinci günü avâtıf-ı ʿaliyye-i Cihandârî'den mûmâ ileyhe Mîr-i mîrânlık rütbesi ihsân ve Köstendil Sancağı'yla fâyiku'l-akrân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pâdişâh-ı enâm hazretlerinin mâye-i zâtiyyelerinde cevher-i sehâvet ve kalb-i pür-safvetlerinde zîr-i destân ve fukarâya rahm ü şefekat derkâr olduğuna binâ'en, deynini edâ ve hukūk-i nâsı istîfâdan ʿâciz olup, meclislerde mübtelây-ı âh ü enîn olan zuʿafâ vü mesâkînin dâyinleri irzâ olunmak içün bu defʿa vâfir mebâliğ inʿâm buyurduklarına binâ'en, zikr olunan dâyinler bilâ-ibrâm iskât ü ilzâm olunup, katʿî çok kimse nekâl ve\naglâl-i mezelletden reh-yâb-ı râhat olarak duʿây-ı bekā-yı Devlet-i şâhâne'ye muvâzabet eylediler.",
          "caption": "Zuhûr-i mekârim-i Şehriyâr-ı rûy-i zemîn ve ıtlâk-ı mahbûsîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_254.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i mekârim-i Şehriyâr-ı rûy-i zemîn ve ıtlâk-ı mahbûsîn",
          "text": "Pâdişâh-ı enâm hazretlerinin mâye-i zâtiyyelerinde cevher-i sehâvet ve kalb-i pür-safvetlerinde zîr-i destân ve fukarâya rahm ü şefekat derkâr olduğuna binâ'en, deynini edâ ve hukūk-i nâsı istîfâdan ʿâciz olup, meclislerde mübtelây-ı âh ü enîn olan zuʿafâ vü mesâkînin dâyinleri irzâ olunmak içün bu defʿa vâfir mebâliğ inʿâm buyurduklarına binâ'en, zikr olunan dâyinler bilâ-ibrâm iskât ü ilzâm olunup, katʿî çok kimse nekâl ve\naglâl-i mezelletden reh-yâb-ı râhat olarak duʿây-ı bekā-yı Devlet-i şâhâne'ye muvâzabet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hemşîre-i celîle-i hazret-i Şehinşâhî ʿismetlü Zeyneb Sultân ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin halîl-i mükerremleri Vezîr Küçük Mustafa Paşa, on beş seneden berü Anadolu mansıblarında mâh-ı serîʿu's-seyr gibi deverân ve seher-i dâyim ve hicr-i tavîl ile sergerdân olduğunu Şehriyâr-ı zemân tahkīk u îkān edüp, hakkında rahm ü şefekat-i Şâhâne nümâyân ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürülmesi güzârende-i zebân olduğuna binâʿen, daʿvetiyçün ısdâr-ı fermân kılınmışidi. Müşârun ileyhe bu haber-i hayr vâsıl ve derûnunda şevk u sürûr mütekâmil olup, matıyye-i istiʿcâle râkib ve Âsitâne-i saʿâdet'e âyib ve doğru Bâb-ı ʿâlî'ye şitâb ve takbîl-i dâmen-i Sadr-vâlâ cenâb eyledikde, serâsere dûhte [M1 106] bir sevb-i semmûr ile tefrîh ve Mora mansıbı tevcîhiyle bir zemân vâreste-i gerdiş-i arz-ı fesîh kılındı.",
          "caption": "Vürûd-i Vezîr Küçük Mustafa Paşa be-Âsitâne ve tevcîh-i Mora",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_255.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Vezîr Küçük Mustafa Paşa be-Âsitâne ve tevcîh-i Mora",
          "text": "Hemşîre-i celîle-i hazret-i Şehinşâhî ʿismetlü Zeyneb Sultân ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin halîl-i mükerremleri Vezîr Küçük Mustafa Paşa, on beş seneden berü Anadolu mansıblarında mâh-ı serîʿu's-seyr gibi deverân ve seher-i dâyim ve hicr-i tavîl ile sergerdân olduğunu Şehriyâr-ı zemân tahkīk u îkān edüp, hakkında rahm ü şefekat-i Şâhâne nümâyân ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürülmesi güzârende-i zebân olduğuna binâʿen, daʿvetiyçün ısdâr-ı fermân kılınmışidi. Müşârun ileyhe bu haber-i hayr vâsıl ve derûnunda şevk u sürûr mütekâmil olup, matıyye-i istiʿcâle râkib ve Âsitâne-i saʿâdet'e âyib ve doğru Bâb-ı ʿâlî'ye şitâb ve takbîl-i dâmen-i Sadr-vâlâ cenâb eyledikde, serâsere dûhte [M1 106] bir sevb-i semmûr ile tefrîh ve Mora mansıbı tevcîhiyle bir zemân vâreste-i gerdiş-i arz-ı fesîh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merhûm Dârü's-saʿâde Ağası Ebûkuf Ahmed Ağa'nın Yedekçi-başısı olan Türkmân Mehmed Ağa, ʿan asl Türkmân Mîr ʿAşîreti ʿAli Bâz'ın şütürbânlarından iken, Âsitâne'ye gelüp baʿdehû Mısır'a ʿazîmet ve Ağa-yı müşârun ileyh dahi o târîhde Mısır'da ikāmet üzere bulunup, dâmen-i himmetine âvîhte-i dest-i hidmet etmişidi. Sevk-i kader ile ağası Âsitâne'ye vârid ve Ağalık mesnedine mütesâʿıd olup, merkūm eyyâm-ı felâket kâr-güzârlarından ve hengâm-ı gurbet ü kürbet hidmetkârlarından olduğuna binâʿen, hakkında vefâdârlık edüp, defʿaten Yedekçi-başı eyledikde, Türkmân Ağalığı buhârı dimâğına suʿûd ve baʿzı kimselere izhâr-ı nahvet ve isbât-ı vücûd içün yetmiş senesinde Türkmân Ağalığı'nı tahsîl ile nâyil-i maksûd olmuşidi. Debdebe vü dârât ile Anadolu tarafına ʿâzim ve niʿmetiyle perverde olduğu ʿAli Bâz'ı ve bir nefer oğlunu bilâ-sebeb seyf-i gadr ile münʿadim eyleyüp, bu vazʿ-ı nâ-hemvâr Türkmân tâyifesini dilhırâş-ı ekdâr eylediğine binâʿen, cemm-i gafîr ile üzerine sell-i şemşîr ve bir-takrîb ellerinden halâs olup, iki nefer âdemîsiyle Sivas'a geldiğini ve mecmûʿ-i eşyâsı dest-bürd-i yağma-gerân olduğunu tahrîr edüp, izhâk-ı rûh misillü harekete cesâreti mûcib-i inkıbâz-ı kulûb-i evliyây-ı devlet olduysa dahi, ʿızâm-ı şân müstenid-i icrây-ı cezây-ı sezâsına sedd olup, cülûs-i meymenet-me'nûs tâliʿ-i baht ü ikbâllerin bâz gûne ve maʿkûs eylediği müddeʿîlerine mahsûs oldukda, rikâb-ı ʿadâlet-nisâba pîrâhen-i hûn-âlûd ile bess-i şekvâ ve ihkāk-ı hak recâ etmeleriyle, Sadr-ı Rûm Efendi huzûrunda mürâfaʿa olunup, kısâs lâzım geldiği huzûra iʿlâm ve mûcebince merkūm izâle vü iʿdâm ve ser-i maktûʿu galtîde-i meydân-ı intikām kılındı.",
          "caption": "İʿdâm-ı Ağa-yı Türkmân Mehmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_256.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Ağa-yı Türkmân Mehmed Ağa",
          "text": "Merhûm Dârü's-saʿâde Ağası Ebûkuf Ahmed Ağa'nın Yedekçi-başısı olan Türkmân Mehmed Ağa, ʿan asl Türkmân Mîr ʿAşîreti ʿAli Bâz'ın şütürbânlarından iken, Âsitâne'ye gelüp baʿdehû Mısır'a ʿazîmet ve Ağa-yı müşârun ileyh dahi o târîhde Mısır'da ikāmet üzere bulunup, dâmen-i himmetine âvîhte-i dest-i hidmet etmişidi. Sevk-i kader ile ağası Âsitâne'ye vârid ve Ağalık mesnedine mütesâʿıd olup, merkūm eyyâm-ı felâket kâr-güzârlarından ve hengâm-ı gurbet ü kürbet hidmetkârlarından olduğuna binâʿen, hakkında vefâdârlık edüp, defʿaten Yedekçi-başı eyledikde, Türkmân Ağalığı buhârı dimâğına suʿûd ve baʿzı kimselere izhâr-ı nahvet ve isbât-ı vücûd içün yetmiş senesinde Türkmân Ağalığı'nı tahsîl ile nâyil-i maksûd olmuşidi. Debdebe vü dârât ile Anadolu tarafına ʿâzim ve niʿmetiyle perverde olduğu ʿAli Bâz'ı ve bir nefer oğlunu bilâ-sebeb seyf-i gadr ile münʿadim eyleyüp, bu vazʿ-ı nâ-hemvâr Türkmân tâyifesini dilhırâş-ı ekdâr eylediğine binâʿen, cemm-i gafîr ile üzerine sell-i şemşîr ve bir-takrîb ellerinden halâs olup, iki nefer âdemîsiyle Sivas'a geldiğini ve mecmûʿ-i eşyâsı dest-bürd-i yağma-gerân olduğunu tahrîr edüp, izhâk-ı rûh misillü harekete cesâreti mûcib-i inkıbâz-ı kulûb-i evliyây-ı devlet olduysa dahi, ʿızâm-ı şân müstenid-i icrây-ı cezây-ı sezâsına sedd olup, cülûs-i meymenet-me'nûs tâliʿ-i baht ü ikbâllerin bâz gûne ve maʿkûs eylediği müddeʿîlerine mahsûs oldukda, rikâb-ı ʿadâlet-nisâba pîrâhen-i hûn-âlûd ile bess-i şekvâ ve ihkāk-ı hak recâ etmeleriyle, Sadr-ı Rûm Efendi huzûrunda mürâfaʿa olunup, kısâs lâzım geldiği huzûra iʿlâm ve mûcebince merkūm izâle vü iʿdâm ve ser-i maktûʿu galtîde-i meydân-ı intikām kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sekiz seneden berü tekmîli mukadder olmayan Üç Anbarlı kalyon ihmâl ve taksîr ile bu âna dek tekmîli karîn-i ʿukde-i teʾhîr olmuşidi. Himmet-i\nSadâret-penâhî ile iki mâh zarfında o Cebel-i Kâf-deryâ bilâ-kusûr resîde-i hayyiz-i intihâ olduğundan başka, mukaddemâ inşâsına müceddeden mübâşeret olunan Hısn-ı Bahrî nâm kalyon dahi tekmîl ve cumâdelûlânın ikinci günü tenzîl olunacağı ihbâr [M1 107] olunmağla, yevm-i mezkûrda Pâdişâh-ı âlem-penâh Tersâne-i ʿâmire'ye sâye-endâz ve mukaddemce kudûm-i hümâyûnlarına intizâr üzere olan Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Ağa Paşa ve Kapudan Paşa ve sâyirleri iltifât-ı Mülûkâne'leriyle ser-efrâz olup, Üç Anbarlı'nın orta köşkü tarafında darb olunan sâye-bân-ı bülend-eyvânlarına ferah-bahş-ı kuʿûd ve her cânibden 'ʿaleyke ʿavnullâh' sadâsı resîde-i târem-i çarh-ı kebûd olup, vakt-i muhtâr hulûlünde o fülk-i felek-peyker; 'Ke-calmûdi sahrin hattahü's-seylü min ʿal' mefhûmu üzere deryâyı makarr edüp, şükran li-hâze'n-niʿam zebh-i karâbîn ve bezl-i kerem kılındıkdan sonra, Tersâne-i ʿâmire Emîni'ne hilʿate bedel ikrâmen semmûr kürk ilbâs ve sâyirlerine dahi ber-mûceb-i defter-i rûznâmçe hilʿatler geydirilüp, her biri mazhar-ı lütf-i bî-kıyâs kılındı. \n\nHısn-ı Bahrî yerden indi bahre \nBirden dediler târîh-i garâsı \n\nsefîne-i mezkûrenin nüzûlüne inşâd olunup, sihr-i helâl ve kehânet-i şuʿarâdan münbaʿis bir hâl olduğu zâhirdir.",
          "caption": "İtmâm-ı sefîne-i Üç Anbarlı ve nüzûl-i sefîne-i Hısn-ı Bahrî be-deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_257.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İtmâm-ı sefîne-i Üç Anbarlı ve nüzûl-i sefîne-i Hısn-ı Bahrî be-deryâ",
          "text": "Sekiz seneden berü tekmîli mukadder olmayan Üç Anbarlı kalyon ihmâl ve taksîr ile bu âna dek tekmîli karîn-i ʿukde-i teʾhîr olmuşidi. Himmet-i\nSadâret-penâhî ile iki mâh zarfında o Cebel-i Kâf-deryâ bilâ-kusûr resîde-i hayyiz-i intihâ olduğundan başka, mukaddemâ inşâsına müceddeden mübâşeret olunan Hısn-ı Bahrî nâm kalyon dahi tekmîl ve cumâdelûlânın ikinci günü tenzîl olunacağı ihbâr [M1 107] olunmağla, yevm-i mezkûrda Pâdişâh-ı âlem-penâh Tersâne-i ʿâmire'ye sâye-endâz ve mukaddemce kudûm-i hümâyûnlarına intizâr üzere olan Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Ağa Paşa ve Kapudan Paşa ve sâyirleri iltifât-ı Mülûkâne'leriyle ser-efrâz olup, Üç Anbarlı'nın orta köşkü tarafında darb olunan sâye-bân-ı bülend-eyvânlarına ferah-bahş-ı kuʿûd ve her cânibden 'ʿaleyke ʿavnullâh' sadâsı resîde-i târem-i çarh-ı kebûd olup, vakt-i muhtâr hulûlünde o fülk-i felek-peyker; 'Ke-calmûdi sahrin hattahü's-seylü min ʿal' mefhûmu üzere deryâyı makarr edüp, şükran li-hâze'n-niʿam zebh-i karâbîn ve bezl-i kerem kılındıkdan sonra, Tersâne-i ʿâmire Emîni'ne hilʿate bedel ikrâmen semmûr kürk ilbâs ve sâyirlerine dahi ber-mûceb-i defter-i rûznâmçe hilʿatler geydirilüp, her biri mazhar-ı lütf-i bî-kıyâs kılındı. \n\nHısn-ı Bahrî yerden indi bahre \nBirden dediler târîh-i garâsı \n\nsefîne-i mezkûrenin nüzûlüne inşâd olunup, sihr-i helâl ve kehânet-i şuʿarâdan münbaʿis bir hâl olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yevm-i mezkûrda Kul Kethudâsı bulunan Kapu-kıran Mehmed Ağa, sûret-i te'dîb ve tagrîbde ʿazl olunmuşiken ferdây-ı ʿazlinde mûmâ ileyhe Belgrad Ağalığı tevcîh ve Kul Kethudâlığı, Zağarcı-başı olan Vefâlı Mehmed Ağa'ya ve Zağarcı-başılık, Hotin cânibinde bulunan Hatîb-zâde Mehmed Ağa'ya tahsîs olunup, ʿavdeti tenbîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kul Kethudâsı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_258.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kul Kethudâsı",
          "text": "Yevm-i mezkûrda Kul Kethudâsı bulunan Kapu-kıran Mehmed Ağa, sûret-i te'dîb ve tagrîbde ʿazl olunmuşiken ferdây-ı ʿazlinde mûmâ ileyhe Belgrad Ağalığı tevcîh ve Kul Kethudâlığı, Zağarcı-başı olan Vefâlı Mehmed Ağa'ya ve Zağarcı-başılık, Hotin cânibinde bulunan Hatîb-zâde Mehmed Ağa'ya tahsîs olunup, ʿavdeti tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı cumâdelûlânın altıncı günü Şehriyâr-ı kerrûbî-âsâr hazretlerinin hemşîre-i muhteremeleri ʿAyişe Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretleri Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa'ya tezvîc ve müşârun ileyhin bâzâr-ı iʿtibârı tervîc irâde olunmağla, Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretlerinin şeref-endâz ikāmet oldukları Hekîmbaşı\nSerâyı'nda Şeyhulislâm Efendi ve Dârü's-saʿâde Ağası ve müşârun ileyh tarafından vürûd eden vekîl ve şuhûd mevcûd bulundukları halde beş bin altûn mihr-i mü'eccel ile ʿakd-ı nikâh ve icrây-ı sünnet-i hayrun men taleʿa ʿaleyhi's-sabâh kılunup, tertîb olunan etʿime-i gûnâ-gûn tenâvülünden sonra müşârun ileyhâ ve müşârun ileyh taraflarından beyaz çukaya kablu birer sevb-i semmûr Şeyhulislâm Efendi'ye boğça ile ʿarz u takdîm ve Dârü's-saʿâde Ağası'na Harem-i Sultânî'de bir sevb-i semmûr ilbâs olunduğundan başka, hâric-i Harem'de müşârun ileyh tarafından olarak bir sevb-i semmûr boğça ile ʿarz ve âdemlerine teslîm ve sâyirlerinin dahi teşrîfât üzere hilaʿ [M1 108] ve ikrâmları husûsu te'diye vü tetmîm olundu.",
          "caption": "Tezvîc-i ʿAyişe Sultân be-Vezîr-i Silahdâr Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_259.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezvîc-i ʿAyişe Sultân be-Vezîr-i Silahdâr Mehmed Paşa",
          "text": "Mâh-ı cumâdelûlânın altıncı günü Şehriyâr-ı kerrûbî-âsâr hazretlerinin hemşîre-i muhteremeleri ʿAyişe Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretleri Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa'ya tezvîc ve müşârun ileyhin bâzâr-ı iʿtibârı tervîc irâde olunmağla, Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretlerinin şeref-endâz ikāmet oldukları Hekîmbaşı\nSerâyı'nda Şeyhulislâm Efendi ve Dârü's-saʿâde Ağası ve müşârun ileyh tarafından vürûd eden vekîl ve şuhûd mevcûd bulundukları halde beş bin altûn mihr-i mü'eccel ile ʿakd-ı nikâh ve icrây-ı sünnet-i hayrun men taleʿa ʿaleyhi's-sabâh kılunup, tertîb olunan etʿime-i gûnâ-gûn tenâvülünden sonra müşârun ileyhâ ve müşârun ileyh taraflarından beyaz çukaya kablu birer sevb-i semmûr Şeyhulislâm Efendi'ye boğça ile ʿarz u takdîm ve Dârü's-saʿâde Ağası'na Harem-i Sultânî'de bir sevb-i semmûr ilbâs olunduğundan başka, hâric-i Harem'de müşârun ileyh tarafından olarak bir sevb-i semmûr boğça ile ʿarz ve âdemlerine teslîm ve sâyirlerinin dahi teşrîfât üzere hilaʿ [M1 108] ve ikrâmları husûsu te'diye vü tetmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun onuncu günü Re'îsülküttâb olan ʿAbdî Efendi ʿazl ve Burusa'ya nefy ile mübtelây-ı muzâyaka vü ezell olup, mâhiyyeti eşher mine'l-kamer ve tedbîri emzâ mine'l-kader olan Mektûbî-yi Sadr-ı muvakkar Kâşif Mehmed Emîn Efendi, Riyâset-i Küttâb hidmetiyle şeref-yâb ve Mektubçuluk ile Sadriaʿzam-ı Dîvân Kâtibi ve el-yevm Cebecîler Kâtibi olan İbrâhîm Efendi, ke'l-evvel mâlik-i nisâb-ı iktirâb ve Baş-halîfe olan Mihrî Mehmed Efendi, Baş-halîfelik'den Kitâbet-i mezkûre ile ihrâc ve Baş-halîfelik ile hüner ü maʿrifeti vâreste-i ihticâc olan el-Hâc Mehmed Efendi, vâyedâr-ı ibtihâc kılındı.\n\nÇavuş-başı ʿAbdî Ağa, hidmetinde gayr-i muvaffak olduğundan ʿazl ve yerine sâbık Başbâkī-kulu Ebûbekir Ağa mülhak oldu. Baş-muhasebeci olan Halîmî Mustafa Efendi, me'lûf olduğu gurbet ile bu defʿa dahi imtihân ve Gelibolu'da ikāmetiyçün ısdâr-ı fermân olunup, Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey, Muhasebe-i Evvel mansıbı ile terfîh ve Nemçe Sefâreti'yle ʿâzim olan Resmî Ahmed Efendi'nin mansıbı olan Küçük Evkāf, Tersâne Re'isi Süleymân Efendi'ye tevcîh olundu.\n\nCidde Vâlîsi Sadr-ı sâbık Seyyid Mehmed Paşa, hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle vefât edüp, mansıbı münhal olmağla, Selânik Mutasarrıfı Sadr-ı esbak Nâyilî ʿAbdullah Paşa, Cidde'ye Vâlî ve Selânik Sancağı'yla, Köstendil Mutasarrıfı bulunan Mîr-i mîrân Mehmed Paşa'nın kadri ʿâlî kılındı. Cebeci-başı Kadri Ağa-zâde maʿzûl ve Surre Emâneti ile nâyil-i me'mûl olup, Cebecî-başılık, sâbıkā Topçu-başı olan Kapucu-başı Mustafa Ağa'ya menkül oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Re’îsülküttâb ve tevcîhât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_260.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Re’îsülküttâb ve tevcîhât-ı sâyire",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun onuncu günü Re'îsülküttâb olan ʿAbdî Efendi ʿazl ve Burusa'ya nefy ile mübtelây-ı muzâyaka vü ezell olup, mâhiyyeti eşher mine'l-kamer ve tedbîri emzâ mine'l-kader olan Mektûbî-yi Sadr-ı muvakkar Kâşif Mehmed Emîn Efendi, Riyâset-i Küttâb hidmetiyle şeref-yâb ve Mektubçuluk ile Sadriaʿzam-ı Dîvân Kâtibi ve el-yevm Cebecîler Kâtibi olan İbrâhîm Efendi, ke'l-evvel mâlik-i nisâb-ı iktirâb ve Baş-halîfe olan Mihrî Mehmed Efendi, Baş-halîfelik'den Kitâbet-i mezkûre ile ihrâc ve Baş-halîfelik ile hüner ü maʿrifeti vâreste-i ihticâc olan el-Hâc Mehmed Efendi, vâyedâr-ı ibtihâc kılındı.\n\nÇavuş-başı ʿAbdî Ağa, hidmetinde gayr-i muvaffak olduğundan ʿazl ve yerine sâbık Başbâkī-kulu Ebûbekir Ağa mülhak oldu. Baş-muhasebeci olan Halîmî Mustafa Efendi, me'lûf olduğu gurbet ile bu defʿa dahi imtihân ve Gelibolu'da ikāmetiyçün ısdâr-ı fermân olunup, Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey, Muhasebe-i Evvel mansıbı ile terfîh ve Nemçe Sefâreti'yle ʿâzim olan Resmî Ahmed Efendi'nin mansıbı olan Küçük Evkāf, Tersâne Re'isi Süleymân Efendi'ye tevcîh olundu.\n\nCidde Vâlîsi Sadr-ı sâbık Seyyid Mehmed Paşa, hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle vefât edüp, mansıbı münhal olmağla, Selânik Mutasarrıfı Sadr-ı esbak Nâyilî ʿAbdullah Paşa, Cidde'ye Vâlî ve Selânik Sancağı'yla, Köstendil Mutasarrıfı bulunan Mîr-i mîrân Mehmed Paşa'nın kadri ʿâlî kılındı. Cebeci-başı Kadri Ağa-zâde maʿzûl ve Surre Emâneti ile nâyil-i me'mûl olup, Cebecî-başılık, sâbıkā Topçu-başı olan Kapucu-başı Mustafa Ağa'ya menkül oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın on altıncı günü Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi, bu defʿa dahi şiken-i ʿazl ile rencîde-hâtır ve yalısında ikāmeti bâbında emr-i ʿâlî sâdır olup, verd-i mutarrâ-yı gülzâr-ı meʿâlî ve dil-pesend-i vücûh-i ehâlî olan Mehmed Sâlih Efendi'nin necm-i ikbâli dirahş ve câh-ı refîʿ-i Meşîhat'e şeref-bahş olup, Rumeli Sadâreti, sâbıkā Sadr-ı Rum Mahmûd Efendi-zâde ʿAbdurrahîm Efendi'ye sâniyen tevcîh ü sipâriş ve huzûr-i Âsafî'de iktisây-ı semmûr ile kesb-i nümâyiş eyledi.",
          "caption": "Şeyhulislâm şüden-i Mehmed Sâlih Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_261.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Şeyhulislâm şüden-i Mehmed Sâlih Efendi",
          "text": "Cumâdelûlânın on altıncı günü Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi, bu defʿa dahi şiken-i ʿazl ile rencîde-hâtır ve yalısında ikāmeti bâbında emr-i ʿâlî sâdır olup, verd-i mutarrâ-yı gülzâr-ı meʿâlî ve dil-pesend-i vücûh-i ehâlî olan Mehmed Sâlih Efendi'nin necm-i ikbâli dirahş ve câh-ı refîʿ-i Meşîhat'e şeref-bahş olup, Rumeli Sadâreti, sâbıkā Sadr-ı Rum Mahmûd Efendi-zâde ʿAbdurrahîm Efendi'ye sâniyen tevcîh ü sipâriş ve huzûr-i Âsafî'de iktisây-ı semmûr ile kesb-i nümâyiş eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı merkūmun yirmi ikinci sülesâ günü bir kıst [M1 109] mevâcib ihrâc olunup, Kubbe-altı'nda ihsâ ve kabzına meʾmûr olanlara iʿtâ ve üç gün sonra Silahdâr-ı Hazret-i Şehriyârî Hamza Ağa ile teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn şeref-resân-ı vürûd olup, taʿzîm ü iclâl ile istikbâl ve Ağa-yı müşârun ileyh hakkında zeyl-i lutf u mekremet isbâl olunup, icrây-ı muʿtâd ile münşerihu'l-bâl kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_262.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Mâh-ı merkūmun yirmi ikinci sülesâ günü bir kıst [M1 109] mevâcib ihrâc olunup, Kubbe-altı'nda ihsâ ve kabzına meʾmûr olanlara iʿtâ ve üç gün sonra Silahdâr-ı Hazret-i Şehriyârî Hamza Ağa ile teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn şeref-resân-ı vürûd olup, taʿzîm ü iclâl ile istikbâl ve Ağa-yı müşârun ileyh hakkında zeyl-i lutf u mekremet isbâl olunup, icrây-ı muʿtâd ile münşerihu'l-bâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağalığı'ndan neş'et ve bir müddetden berü idâre-i hatb-ı Vezâret eden Malatyalı Vezîr İbrâhîm Paşa, hırâmân-ı ravza-i cinân olduğu haberi, karʿ-1 sâmiʿa-i devlet eylediğine binâʾen, muhallefâtı maʿlûm olmak içün Köse ʿAli Paşa dâmâdı Hüseyin Ağa Belgrad'a meʾmûr kılınup, muhâfaza-i mezkûre cumâdelâhır gurresinde mutasarrıf olduğu Rumeli Valiliği inzımâmıyla Hasan Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_263.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Belgrad",
          "text": "Yeniçeri Ağalığı'ndan neş'et ve bir müddetden berü idâre-i hatb-ı Vezâret eden Malatyalı Vezîr İbrâhîm Paşa, hırâmân-ı ravza-i cinân olduğu haberi, karʿ-1 sâmiʿa-i devlet eylediğine binâʾen, muhallefâtı maʿlûm olmak içün Köse ʿAli Paşa dâmâdı Hüseyin Ağa Belgrad'a meʾmûr kılınup, muhâfaza-i mezkûre cumâdelâhır gurresinde mutasarrıf olduğu Rumeli Valiliği inzımâmıyla Hasan Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Nakību'l-eşrâf ve İstanbul Kadısı olan Şerîf Mehmed Monla Efendi, bila-sebeb-i zâhir, müddeti âhir olmadan ʿazl ile mütekedder ve Feyziyye-i fürûʿundan Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul Kadılığı ile müstebşir oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_264.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Hâlâ Nakību'l-eşrâf ve İstanbul Kadısı olan Şerîf Mehmed Monla Efendi, bila-sebeb-i zâhir, müddeti âhir olmadan ʿazl ile mütekedder ve Feyziyye-i fürûʿundan Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul Kadılığı ile müstebşir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda ber-vech-i icmâl güzârende-i zebân-ı kalem-i kelîlü'l-beyân olduğu vech üzere emvâl-i Haremeyn'e nizâm verilüp, bu tasarrufât-ı ʿakliyyeden baʿde'd-dahl ve'l-hurûc bin kîse fazla peydâ ve Enderûn Hazînesi'nde ihtizân olunup, bi'l-iktizâ umûr-i Haremeyn-i şerîfeyn'e sarf olunmak matlûb-i Pâdişâh-ı Felâtûn-ârâ olmuşidi. ʿUlûfe Dîvânı günü ʿAtîk Dîvân-hâne semtinde zikr olunan mebâliğ tûde tûde kılınup, Sad-\nriaʿzam ve Kapudan Paşa ve Sadreyn ve Defterdâr Efendi, İç Hazîne'ye ʿazîmet ve Bîrûn hâzinleri nakl ü taʿdâda mübâşeret ve hıtâmı haberi ʿarz-ı südde-i saʿâdet kılındıkda, Şehriyâr-ı zemân Bâbü's-saʿâde tarafından nümâyân ve cümlesi istikbâl ve İç Hazîne'de ârâste olan taht-ı hümâyûna hâzinlerin ferş etdikleri dîbâyı basarak vazʿ-ı pây-ı ikbâl buyurup, mâl-ı mezkûr manzûr ve Sadriaʿzam'ın hidmeti meşkûr olduğundan, kapaniçe taʿbîr olunur hilʿat-ı fâhire-i Mülûkâne ilbâsı ile nâyil-i fahr-i nâ-mahsûr ve sâyirleri dahi hazîne ʿatabesinde hılaʿ-ı zâhire iktisâsıyla mesrûr oldular.",
          "caption": "İdhâl ve hıfz-ı fazla-i mâl-i Haremeyn be-Hazîne-i Enderûn ve ilbâs-ı kapaniçe be-Sadrıaʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_265.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İdhâl ve hıfz-ı fazla-i mâl-i Haremeyn be-Hazîne-i Enderûn ve ilbâs-ı kapaniçe be-Sadrıaʿzam",
          "text": "Bâlâda ber-vech-i icmâl güzârende-i zebân-ı kalem-i kelîlü'l-beyân olduğu vech üzere emvâl-i Haremeyn'e nizâm verilüp, bu tasarrufât-ı ʿakliyyeden baʿde'd-dahl ve'l-hurûc bin kîse fazla peydâ ve Enderûn Hazînesi'nde ihtizân olunup, bi'l-iktizâ umûr-i Haremeyn-i şerîfeyn'e sarf olunmak matlûb-i Pâdişâh-ı Felâtûn-ârâ olmuşidi. ʿUlûfe Dîvânı günü ʿAtîk Dîvân-hâne semtinde zikr olunan mebâliğ tûde tûde kılınup, Sad-\nriaʿzam ve Kapudan Paşa ve Sadreyn ve Defterdâr Efendi, İç Hazîne'ye ʿazîmet ve Bîrûn hâzinleri nakl ü taʿdâda mübâşeret ve hıtâmı haberi ʿarz-ı südde-i saʿâdet kılındıkda, Şehriyâr-ı zemân Bâbü's-saʿâde tarafından nümâyân ve cümlesi istikbâl ve İç Hazîne'de ârâste olan taht-ı hümâyûna hâzinlerin ferş etdikleri dîbâyı basarak vazʿ-ı pây-ı ikbâl buyurup, mâl-ı mezkûr manzûr ve Sadriaʿzam'ın hidmeti meşkûr olduğundan, kapaniçe taʿbîr olunur hilʿat-ı fâhire-i Mülûkâne ilbâsı ile nâyil-i fahr-i nâ-mahsûr ve sâyirleri dahi hazîne ʿatabesinde hılaʿ-ı zâhire iktisâsıyla mesrûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i recebü'l-ferdin on üçüncü günü Surre-i hümâyûn hazîne-i mevâhib-defîneden ifrâz olunup, Surre Emîni nasb olununan [M1 110] Kadri Ağa-zâde'ye teslîm ve Üsküdar'a imrâr ve birkaç gün güzâr eyledikde, hareketi bâbında emr-i ʿâlî isdâr ve kāfile-i huccâcı istishâb ve o taraf-ı bâhirü'ş-şerefe şitâb eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_266.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Şehr-i recebü'l-ferdin on üçüncü günü Surre-i hümâyûn hazîne-i mevâhib-defîneden ifrâz olunup, Surre Emîni nasb olununan [M1 110] Kadri Ağa-zâde'ye teslîm ve Üsküdar'a imrâr ve birkaç gün güzâr eyledikde, hareketi bâbında emr-i ʿâlî isdâr ve kāfile-i huccâcı istishâb ve o taraf-ı bâhirü'ş-şerefe şitâb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne'ye kudûm ve ikāmeti irâde olunan Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya, Mora Muhassıllığı inzımâmıyle câh-ı refîʿ-i Tevkīʿî, şehr-i mezkûrun on dördüncü günü tevcîh ve necm-i gîsûdâr-ı ikbâli âfitâb-şebîh kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i câh-ı Tevkīʿî be-Vezîr Küçük Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_267.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i câh-ı Tevkīʿî be-Vezîr Küçük Mustafa Paşa",
          "text": "Âsitâne'ye kudûm ve ikāmeti irâde olunan Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya, Mora Muhassıllığı inzımâmıyle câh-ı refîʿ-i Tevkīʿî, şehr-i mezkûrun on dördüncü günü tevcîh ve necm-i gîsûdâr-ı ikbâli âfitâb-şebîh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kitâbet-i mezkûre gâh Yazıcı hulefâsına ve gâh Teberdârân-ı Serây-ı ʿatîk Ocağı'nda erbâb-ı kemâlden olanlara ve baʿzan Gulâmân-ı Kapucıyân'dan zümre-i hâcegâna iltihâk edenlere sipâriş oluna gelüp, kāʿide-i muttarride tahtına dâhil ve her bâr bir sınıfa vâsıl değil idi. Bundan akdem Yazıcı Baş-halîfesi Mehmed Bey, Dârü's-saʿâde Ağası Kâtibi nasb olunup, hidmeti çendân meşkûr olmadığından, recebin on beşinci günü ʿazl ve mukaddemâ Hâne-i Hâssa'dan Kitâbhâne Tevliyyeti ile çırâğ olan Köse Halîl Paşa hafîdi ʿAli Bey, mîr-i mezkûrun yerine nakl olunup, Devlet-i ʿaliyye işine yarayanı kullanmak ve emek ve hidmet iddiʿâ-yı bâtılı ile daʿvâ-yı istihkāk edenleri zımnen terbiye etmek vâdîsinde taraf-ı hümâyûndan sudûr eden işbu şîve-i dil-pezîr pesendîde-i sagīr u kebîr oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dârü's-saʿâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_268.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dârü's-saʿâde",
          "text": "Kitâbet-i mezkûre gâh Yazıcı hulefâsına ve gâh Teberdârân-ı Serây-ı ʿatîk Ocağı'nda erbâb-ı kemâlden olanlara ve baʿzan Gulâmân-ı Kapucıyân'dan zümre-i hâcegâna iltihâk edenlere sipâriş oluna gelüp, kāʿide-i muttarride tahtına dâhil ve her bâr bir sınıfa vâsıl değil idi. Bundan akdem Yazıcı Baş-halîfesi Mehmed Bey, Dârü's-saʿâde Ağası Kâtibi nasb olunup, hidmeti çendân meşkûr olmadığından, recebin on beşinci günü ʿazl ve mukaddemâ Hâne-i Hâssa'dan Kitâbhâne Tevliyyeti ile çırâğ olan Köse Halîl Paşa hafîdi ʿAli Bey, mîr-i mezkûrun yerine nakl olunup, Devlet-i ʿaliyye işine yarayanı kullanmak ve emek ve hidmet iddiʿâ-yı bâtılı ile daʿvâ-yı istihkāk edenleri zımnen terbiye etmek vâdîsinde taraf-ı hümâyûndan sudûr eden işbu şîve-i dil-pezîr pesendîde-i sagīr u kebîr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Matbah-ı ʿâmire Emîni ʿAbdurrahîm Bey'in senesi hayyiz-i kemâle resîde ve bâr-ı fikr-i ʿazl ile kadd-i hamîde olmuşiken, hüsn-i idâresi bekāsını müstelzim olup, recebin\nyirminci günü ibkā hilʻatiyle dilşâd ve Masraf Kâtibi Ahmed Efendi ʻazl ve sâbıkā Kalyonlar Kâtibi Dâniş Süleymân Efendi, Kitâbet-i mezkûre ile ber-murâd oldu.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_269.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât",
          "text": "Matbah-ı ʿâmire Emîni ʿAbdurrahîm Bey'in senesi hayyiz-i kemâle resîde ve bâr-ı fikr-i ʿazl ile kadd-i hamîde olmuşiken, hüsn-i idâresi bekāsını müstelzim olup, recebin\nyirminci günü ibkā hilʻatiyle dilşâd ve Masraf Kâtibi Ahmed Efendi ʻazl ve sâbıkā Kalyonlar Kâtibi Dâniş Süleymân Efendi, Kitâbet-i mezkûre ile ber-murâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehinşâh-ı âlî-tebâr hazretlerinin hemşîre-i muhteremeleri ʿismetlu Sâliha Sultân hazretlerinin mâlik-i zimâm nakz ü ibrâm olan Sadr-ı vâlâ-makāma ʿakd ü tezvîci irâde olunup, Sadr-ı âlî-mikdâr bu latîfe-i nâgeh-zuhûru mahzâ eltâf-ı İlâhiyye'den ʿadd ü şumâr ve tertîb-i mukaddime-i ʿakde mühr-i fuʾâdını nisâr edüp, mücevherât ve eşyây-ı sâyireyi istikmâl ve sene ihdâ ve sebʿîn ve mi’e ve elf recebinin yirmi birinci pençşenbih günü semâhatlü Şeyhulislâm Efendi, Baltacılar Kethudâsı Ağa ile müşârun ileyhâ hazretlerinin kurb-i hazret-i Hâlid'de vâkiʿ sâhil-serâlarına daʿvet olunup, emre imtisâl ve muʿtâd-ı kadîm üzere Dârü's-saʿâde Ağası dahi taraf-ı Sultânî'den [M1 111] ʿakde vekîl nasb olunup, ol dahi mahall-i mezkûre tahrîk-i mikzâf-ı istiʿcâl ve ağırlık nâmıyla hâzır u âmâde kılınan mücevherât ve eşyây-ı sâyire sandûkalara vazʿ ve iki kıtʿa asma koçilere tahmîl ve Sadriaʿzam Hazîne Kâtibi ile ʿale's-seher sâhil-serây-ı Sultânî'ye tesbîl olunmuşidi. Müşârun ileyh tarafından vekîl nasb olunan Kethudâ Bey dahi hâzır olup, Şeyhulislâm Efendi, müşârun ileyhâ hazretlerini muʿtâd olan mihr-i mü'eccel ile ʿakd edüp, Şeyhulislâm Efendi ve Dârü's-saʿâde Ağası'na birer boğça ile semmûr kürkler ihdâ ve Kethudâ Bey'e iksâ olunup, baʿde't-taʿâm yerlü yerine ʿazîmete kıyâm eylediler. Yevm-i ʿakdin ferdâsı istifsâr-ı hâtır-ı hazret-i Sultânî zımnında, taraf-ı Sadâret-penâhî'den bir kıtʿa sîm sini üzerinde kapaklarıyla on kıtʿa sîm sahan ve bir kıta sîm tas envâʿ-ı şekerleme ile memlû kılünup, otuz tabla şükûfe ve elli tabla meyve ve sâyir bâkûre esmâr ve gûnâ-gûn ezhâr, Kapucular Bölük-başısı ile tesyâr olundu.\n\nŞaʿbân-ı şerîfin beşinci günü ʿismetlü Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin harem-i serây-ı Âsafî'ye bilâ-resm teşrîfleri irâde ve Kethudâ Bey, daʿvetlerine firistâde olundu. Sâʿat beşde Sultân hazretlerinin Kethudâ ve Baş-ağa ve sâyir Harem ağaları rûz-merre destâr ile ve çavuşân-ı Dîvân telleriyle pîş ü pes gerdûne-i ʿismet-nümûnelerinde bi-lâ Mehterhâne âheste reftâr ile Serây-ı Âsafî'ye vazʿ-ı pây-ı meymenet ve Harem kapusu dâhilinde Sadriaʿzam ʿarabalarını selâmlayup, bilâ-tevakkuf ʿArz Odası'na ʿavdet eyledi. Baʿde'l-mağrib ber-vech-i muʿtâd Dârü's-saʿâde Ağası gelüp, salât-ı ʿışâ edâ olundukdan sonra bi'l-mürâfaka Harem'e duhûl ve Ağa-yı müşârun ileyh fi'l-hâl kufûl ve keşîde-i seng-i rikâb zehâb kılınan müzeyyen esbe râkib ve Serây-ı hümâyûn'a âyib oldular. Ferdâ-yı leyletü'l-ʿarûsde Pâdişâh-ı vâlâ-cenâb Sultân Bâyezîd Câmiʿi'nden farîza-i cumʿayı baʿde'l-edâ Bâb-ı âlî'ye şeref-bahş-ı vürûd olacağlarını işrâb buyurmuşlar idi. Muʿtâd üzere ʿArz Odası tezyîn ve ber-mantûk-ı:\nBağbân ez-gül-i müşeccer perdehâ tertîb dih / Şâh mî âyed be-gülşen-i fikr pâ-endâz-kun\n\nŞâh-râh-ı hümâyûnları ferş-i dîbây-ı rûmî ile revnak-şiken-i nigâr-ı hâne-i çîn kılınup, kudûm-i feyz-lüzûm-i Pâdişâhî haberi vârid olduğu [M1 112] hengâm, Sadr-ı vâlâ-makām zokāk kapusundan istikbâl ile izhâr-ı fürûtenî ihtirâm ve pîşgâh-ı zıll-i İlâhî'de hirâm eyleyerek seng-i rikâba tekarrublarında zebh-i ağnâm ile fukarâ vü eytâm şâd-kâm kılınup, ‘Arz Odası'nı bi'd-devleti ve'l-ikbâl teşrîf ve Sadriaʿzamlarını tehniye ile taltîf ʿakabinde Harem-Serây-ı Sultânî'ye pâ-nihâde-i şevket ve celse-i hafîfeden sonra Kum-meydanı'na nâzır gurfe-i bî-hemtâya rağbet ve cirîd-bâzları temâşâ ve baʿde'l-ʿasr tenâvül-i taʿâm ve hıtâmında Sadrıaʿzam'ı serâ-sere kaplu semmûr ile mesrûr ve müşârun ileyh tarafından tezyîn olunan esbe süvâr ile Serây-ı hümâyûnlarını reşk-endâz-makām-ı hûr buyurdular.",
          "caption": "Tezvîc-i hazret-i Sâliha Sultân be-Sadriaʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_270.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezvîc-i hazret-i Sâliha Sultân be-Sadriaʿzam",
          "text": "Şehinşâh-ı âlî-tebâr hazretlerinin hemşîre-i muhteremeleri ʿismetlu Sâliha Sultân hazretlerinin mâlik-i zimâm nakz ü ibrâm olan Sadr-ı vâlâ-makāma ʿakd ü tezvîci irâde olunup, Sadr-ı âlî-mikdâr bu latîfe-i nâgeh-zuhûru mahzâ eltâf-ı İlâhiyye'den ʿadd ü şumâr ve tertîb-i mukaddime-i ʿakde mühr-i fuʾâdını nisâr edüp, mücevherât ve eşyây-ı sâyireyi istikmâl ve sene ihdâ ve sebʿîn ve mi’e ve elf recebinin yirmi birinci pençşenbih günü semâhatlü Şeyhulislâm Efendi, Baltacılar Kethudâsı Ağa ile müşârun ileyhâ hazretlerinin kurb-i hazret-i Hâlid'de vâkiʿ sâhil-serâlarına daʿvet olunup, emre imtisâl ve muʿtâd-ı kadîm üzere Dârü's-saʿâde Ağası dahi taraf-ı Sultânî'den [M1 111] ʿakde vekîl nasb olunup, ol dahi mahall-i mezkûre tahrîk-i mikzâf-ı istiʿcâl ve ağırlık nâmıyla hâzır u âmâde kılınan mücevherât ve eşyây-ı sâyire sandûkalara vazʿ ve iki kıtʿa asma koçilere tahmîl ve Sadriaʿzam Hazîne Kâtibi ile ʿale's-seher sâhil-serây-ı Sultânî'ye tesbîl olunmuşidi. Müşârun ileyh tarafından vekîl nasb olunan Kethudâ Bey dahi hâzır olup, Şeyhulislâm Efendi, müşârun ileyhâ hazretlerini muʿtâd olan mihr-i mü'eccel ile ʿakd edüp, Şeyhulislâm Efendi ve Dârü's-saʿâde Ağası'na birer boğça ile semmûr kürkler ihdâ ve Kethudâ Bey'e iksâ olunup, baʿde't-taʿâm yerlü yerine ʿazîmete kıyâm eylediler. Yevm-i ʿakdin ferdâsı istifsâr-ı hâtır-ı hazret-i Sultânî zımnında, taraf-ı Sadâret-penâhî'den bir kıtʿa sîm sini üzerinde kapaklarıyla on kıtʿa sîm sahan ve bir kıta sîm tas envâʿ-ı şekerleme ile memlû kılünup, otuz tabla şükûfe ve elli tabla meyve ve sâyir bâkûre esmâr ve gûnâ-gûn ezhâr, Kapucular Bölük-başısı ile tesyâr olundu.\n\nŞaʿbân-ı şerîfin beşinci günü ʿismetlü Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin harem-i serây-ı Âsafî'ye bilâ-resm teşrîfleri irâde ve Kethudâ Bey, daʿvetlerine firistâde olundu. Sâʿat beşde Sultân hazretlerinin Kethudâ ve Baş-ağa ve sâyir Harem ağaları rûz-merre destâr ile ve çavuşân-ı Dîvân telleriyle pîş ü pes gerdûne-i ʿismet-nümûnelerinde bi-lâ Mehterhâne âheste reftâr ile Serây-ı Âsafî'ye vazʿ-ı pây-ı meymenet ve Harem kapusu dâhilinde Sadriaʿzam ʿarabalarını selâmlayup, bilâ-tevakkuf ʿArz Odası'na ʿavdet eyledi. Baʿde'l-mağrib ber-vech-i muʿtâd Dârü's-saʿâde Ağası gelüp, salât-ı ʿışâ edâ olundukdan sonra bi'l-mürâfaka Harem'e duhûl ve Ağa-yı müşârun ileyh fi'l-hâl kufûl ve keşîde-i seng-i rikâb zehâb kılınan müzeyyen esbe râkib ve Serây-ı hümâyûn'a âyib oldular. Ferdâ-yı leyletü'l-ʿarûsde Pâdişâh-ı vâlâ-cenâb Sultân Bâyezîd Câmiʿi'nden farîza-i cumʿayı baʿde'l-edâ Bâb-ı âlî'ye şeref-bahş-ı vürûd olacağlarını işrâb buyurmuşlar idi. Muʿtâd üzere ʿArz Odası tezyîn ve ber-mantûk-ı:\nBağbân ez-gül-i müşeccer perdehâ tertîb dih / Şâh mî âyed be-gülşen-i fikr pâ-endâz-kun\n\nŞâh-râh-ı hümâyûnları ferş-i dîbây-ı rûmî ile revnak-şiken-i nigâr-ı hâne-i çîn kılınup, kudûm-i feyz-lüzûm-i Pâdişâhî haberi vârid olduğu [M1 112] hengâm, Sadr-ı vâlâ-makām zokāk kapusundan istikbâl ile izhâr-ı fürûtenî ihtirâm ve pîşgâh-ı zıll-i İlâhî'de hirâm eyleyerek seng-i rikâba tekarrublarında zebh-i ağnâm ile fukarâ vü eytâm şâd-kâm kılınup, ‘Arz Odası'nı bi'd-devleti ve'l-ikbâl teşrîf ve Sadriaʿzamlarını tehniye ile taltîf ʿakabinde Harem-Serây-ı Sultânî'ye pâ-nihâde-i şevket ve celse-i hafîfeden sonra Kum-meydanı'na nâzır gurfe-i bî-hemtâya rağbet ve cirîd-bâzları temâşâ ve baʿde'l-ʿasr tenâvül-i taʿâm ve hıtâmında Sadrıaʿzam'ı serâ-sere kaplu semmûr ile mesrûr ve müşârun ileyh tarafından tezyîn olunan esbe süvâr ile Serây-ı hümâyûnlarını reşk-endâz-makām-ı hûr buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Reî'sülküttâb iken Burusa'ya ve Baş-muhasebeci iken Gelibolu'ya nefy olunan ‘Abdî Efendi ve Halîmî, işbu şaʿbânın onuncu günü ‘afv-ı Pâdişâh-ı kerîmu'l-ahlâk ile kayd-ı nefyden ıtlak ve bir müddetden berü Resmo'da mukīm Kethudây-ı esbak Veliyyüddîn Efendi dahi mazhar-ı lutf-i bî-hemâl ve istediği mahalle ‘azîmet içün mümtesil-i misâl-i lâzımü'l-imtisâl oldu.",
          "caption": "Itlâk-ı baʿzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_271.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı baʿzı kesân",
          "text": "Reî'sülküttâb iken Burusa'ya ve Baş-muhasebeci iken Gelibolu'ya nefy olunan ‘Abdî Efendi ve Halîmî, işbu şaʿbânın onuncu günü ‘afv-ı Pâdişâh-ı kerîmu'l-ahlâk ile kayd-ı nefyden ıtlak ve bir müddetden berü Resmo'da mukīm Kethudây-ı esbak Veliyyüddîn Efendi dahi mazhar-ı lutf-i bî-hemâl ve istediği mahalle ‘azîmet içün mümtesil-i misâl-i lâzımü'l-imtisâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tırhala Sancağı, ber-vech-i Arpalık hâlâ Belgrad Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ve Özi Eyâleti, sâbıkā Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa'ya ve Halebü'ş-şehbâ Eyâleti, sâbıkā Özi Vâlîsi Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Musul Eyâleti, selefi ʿAbdulcelîl-zâde Hüseyin Paşa'ya tevcîh ve bir ân akdem mansıblarına ʿazîmetleri me'mûriyyet emirlerinde tenbîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ‘izâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_272.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ‘izâm",
          "text": "Tırhala Sancağı, ber-vech-i Arpalık hâlâ Belgrad Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ve Özi Eyâleti, sâbıkā Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa'ya ve Halebü'ş-şehbâ Eyâleti, sâbıkā Özi Vâlîsi Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Musul Eyâleti, selefi ʿAbdulcelîl-zâde Hüseyin Paşa'ya tevcîh ve bir ân akdem mansıblarına ʿazîmetleri me'mûriyyet emirlerinde tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin müddet-i vâfireden berü Emâret-i Hac ile iştigāli ve esâfil-i nâsa muhtas olan ticâret ve mukavvimlik gibi ahvâli beyne'l-ehâlî mûcib-i zevâl-i teʿayyün ve istiklâli olduğundan gayri, Emâret-i Hac zâtına muhtâc olduğunu zuʿm ile havf-i devleti kalbinden ihrâc ve etrâf ile katʿ-ı rişte-i imtizâc eyleyüp, re’yinde müstebid ve fiʿlinde münferid ve Dârü's-saʿâde Ağası'yla dahi li-emrin mâ mübâgaza vü münâfese üzere olup, bu ekāvîl ile âkıbet Hudâvendigâr-ı mebrûru ihâfe vü irhâb ve Şâm'dan insırâfını îcâb etdirmişler idi. Mekkî-zâde Hüseyin Paşa gibi ser u sâmân bir şahs-ı nâ-\ntüvân bu hatb-ı ʿazîmin ʿuhdesinden gelemiyeceği nümâyân ve bir bâdire zuhûruna halk nigerân iken o hâdise-i [M1 113] müdhişe vukūʿ ve Esʿad Paşa igrâsiyle zuhûr etdiği vâkiʿ ve gayr-i vâkiʿ beyne'n-nâs şuyûʿ bulup, tahkīk-i mâdde zımnında irhây-ı ʿinân ve Esʿad Paşa'ya, Sivas tevcîh ve tarafına ısdâr-ı emr-i ʿâlîşân kılınmışidi. Şâm ve o havâlîde bulunan hussâd ve aʿdâsı kazıyyeyi hakka şebîh mugāletât ile isbât ve hayâtda oldukça âhar kimseler bu maslahatı idâre edemeyüp, tarîk-ı hac gayr-i meslûk ve bu farzın edâsı bi'z-zarûre metrûk olacağını müeyyed irsâl-i tahrîrât etmeleriyle, müşârun ileyhin tûg u sancağı refʿ ve Resmo'ya defʿ olunup, menfâsına gider iken Ankara'da Hasekî maʿrifetiyle iʿdâm ve ser-i maktûʿu mevzûʿ-i ʿibret-gâh-ı enâm kılındı.\n\nNazm:\nVe men lem yemut bi's-seyfi mâte bi-gayrihi\nTenevveʿati'l-esbâbü ve'l-mevtü vâhidun\n\nMüşârun ileyhin geçidi bu yüzden olup, zâtına isnâd olunan cürm gayr-i sarîh ve ism-i kabîh dahi muhakkak ve sahîh olduğunda nazar vardır.",
          "caption": "İ‘dâm-ı Mîrü'l-hâcc-ı sâbık Es‘ad Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_273.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İ‘dâm-ı Mîrü'l-hâcc-ı sâbık Es‘ad Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin müddet-i vâfireden berü Emâret-i Hac ile iştigāli ve esâfil-i nâsa muhtas olan ticâret ve mukavvimlik gibi ahvâli beyne'l-ehâlî mûcib-i zevâl-i teʿayyün ve istiklâli olduğundan gayri, Emâret-i Hac zâtına muhtâc olduğunu zuʿm ile havf-i devleti kalbinden ihrâc ve etrâf ile katʿ-ı rişte-i imtizâc eyleyüp, re’yinde müstebid ve fiʿlinde münferid ve Dârü's-saʿâde Ağası'yla dahi li-emrin mâ mübâgaza vü münâfese üzere olup, bu ekāvîl ile âkıbet Hudâvendigâr-ı mebrûru ihâfe vü irhâb ve Şâm'dan insırâfını îcâb etdirmişler idi. Mekkî-zâde Hüseyin Paşa gibi ser u sâmân bir şahs-ı nâ-\ntüvân bu hatb-ı ʿazîmin ʿuhdesinden gelemiyeceği nümâyân ve bir bâdire zuhûruna halk nigerân iken o hâdise-i [M1 113] müdhişe vukūʿ ve Esʿad Paşa igrâsiyle zuhûr etdiği vâkiʿ ve gayr-i vâkiʿ beyne'n-nâs şuyûʿ bulup, tahkīk-i mâdde zımnında irhây-ı ʿinân ve Esʿad Paşa'ya, Sivas tevcîh ve tarafına ısdâr-ı emr-i ʿâlîşân kılınmışidi. Şâm ve o havâlîde bulunan hussâd ve aʿdâsı kazıyyeyi hakka şebîh mugāletât ile isbât ve hayâtda oldukça âhar kimseler bu maslahatı idâre edemeyüp, tarîk-ı hac gayr-i meslûk ve bu farzın edâsı bi'z-zarûre metrûk olacağını müeyyed irsâl-i tahrîrât etmeleriyle, müşârun ileyhin tûg u sancağı refʿ ve Resmo'ya defʿ olunup, menfâsına gider iken Ankara'da Hasekî maʿrifetiyle iʿdâm ve ser-i maktûʿu mevzûʿ-i ʿibret-gâh-ı enâm kılındı.\n\nNazm:\nVe men lem yemut bi's-seyfi mâte bi-gayrihi\nTenevveʿati'l-esbâbü ve'l-mevtü vâhidun\n\nMüşârun ileyhin geçidi bu yüzden olup, zâtına isnâd olunan cürm gayr-i sarîh ve ism-i kabîh dahi muhakkak ve sahîh olduğunda nazar vardır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki devirde Çavuş-başı ve bu defʿa Vezîr-i aʿzam Kethudâsı olan Ahıshalı Mehmed Ağa, zâtında müdebbir u cesûr ve mehîb ü vakūr ve meʿârif ü kemâlden hisse-yâb bir cevher-i nâdir u kemyâb olduğundan başka, taraf-ı Sadrıaʿzamî'ye müntesib ve her bâr rızâsını müktesib olup, vaktinde çırâğ ve sâyesinde nâyil-i refâğ olması câygîr-i zamîri idi. Şaʿbân-ı şerîfin on ikinci günü mesned-i Vezâret'e ehliyyeti ʿarz-ı ʿatabe-i Şâhâne kılınup, telhîsi müsâʿadeye makrûn ve rütbe-yi vâlâ-yı Vezâret tevcîhiyle kadr u iʿtibârı efzûn ve Rumeli Eyâleti'yle debdebe-i şânı vâsıl-ı evc-i çarh-ı nîlgûn oldu.\n\nSâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı olup, Defter Emâneti'nden maʿzûl ve duʿây-ı bekā-yı Pâdişâhî'ye meşgūl olan Hamza Hâmid Efendi, mükerreren Kethudâlık hidmet-i menîʿasıyla reh-yâb-ı gümgeştegî vü hamûl oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Kethudây-ı Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_274.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Kethudây-ı Sadâret-penâhî",
          "text": "İki devirde Çavuş-başı ve bu defʿa Vezîr-i aʿzam Kethudâsı olan Ahıshalı Mehmed Ağa, zâtında müdebbir u cesûr ve mehîb ü vakūr ve meʿârif ü kemâlden hisse-yâb bir cevher-i nâdir u kemyâb olduğundan başka, taraf-ı Sadrıaʿzamî'ye müntesib ve her bâr rızâsını müktesib olup, vaktinde çırâğ ve sâyesinde nâyil-i refâğ olması câygîr-i zamîri idi. Şaʿbân-ı şerîfin on ikinci günü mesned-i Vezâret'e ehliyyeti ʿarz-ı ʿatabe-i Şâhâne kılınup, telhîsi müsâʿadeye makrûn ve rütbe-yi vâlâ-yı Vezâret tevcîhiyle kadr u iʿtibârı efzûn ve Rumeli Eyâleti'yle debdebe-i şânı vâsıl-ı evc-i çarh-ı nîlgûn oldu.\n\nSâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı olup, Defter Emâneti'nden maʿzûl ve duʿây-ı bekā-yı Pâdişâhî'ye meşgūl olan Hamza Hâmid Efendi, mükerreren Kethudâlık hidmet-i menîʿasıyla reh-yâb-ı gümgeştegî vü hamûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dahi Donanma-yı hümâyûn'un cemîʿ-i levâzımı müheyyâ vü âmâde kılınup, şaʿbânın on altıncı günü ihrâcı irâde olunduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda Kapudan Paşa alay gösterüp, Başterde-i hümâyûn ile Yalı-köşkü'ne çıkdıkda, ibtidâ Sadrıaʿzam ile mülâkāt ve bi'l-mürâfaka ʿatabe-i gerdûn-mertebeye vazʿ-ı vecenât edüp, Sadr-ı vâlâ-kadr ve sâniyen Şeyhulislâm ve sâlisen Kapudan Paşa'ya semmûr kürkler geydirülüp, sâyir Kapudanlar ve zâbitân-ı donanmaya dahi [M1 114] muʿtâd-ı kadîm üzere hilʿatler ilbâsından sonra müşârun ileyhim Dolma-bağçe'ye\nʿazîmet ve Tersâne Emîni tarafından tertîb olunan etʿime tenâvülünden sonra sâhib-i Devlet Kapudan Paşa ve Tersâne Emîni'ni bir sevb-i semmûr ile ser-kerem-i silâfe-i ferhat edüp, ahşama karîb serây-ı ʿâlîlerine ʿavdet eylediler.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_275.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dahi Donanma-yı hümâyûn'un cemîʿ-i levâzımı müheyyâ vü âmâde kılınup, şaʿbânın on altıncı günü ihrâcı irâde olunduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda Kapudan Paşa alay gösterüp, Başterde-i hümâyûn ile Yalı-köşkü'ne çıkdıkda, ibtidâ Sadrıaʿzam ile mülâkāt ve bi'l-mürâfaka ʿatabe-i gerdûn-mertebeye vazʿ-ı vecenât edüp, Sadr-ı vâlâ-kadr ve sâniyen Şeyhulislâm ve sâlisen Kapudan Paşa'ya semmûr kürkler geydirülüp, sâyir Kapudanlar ve zâbitân-ı donanmaya dahi [M1 114] muʿtâd-ı kadîm üzere hilʿatler ilbâsından sonra müşârun ileyhim Dolma-bağçe'ye\nʿazîmet ve Tersâne Emîni tarafından tertîb olunan etʿime tenâvülünden sonra sâhib-i Devlet Kapudan Paşa ve Tersâne Emîni'ni bir sevb-i semmûr ile ser-kerem-i silâfe-i ferhat edüp, ahşama karîb serây-ı ʿâlîlerine ʿavdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh birkaç günden berü baʿzı ʿilel ile hânesinde inzivâ ve işbu şaʿbânü'l-muʿazzamın on dokuzuncu günü rîh-i sarsar-ı ecel şemʿ-i hayâtını itfâ eyleyüp, taʿlîk-nüvîslikde ʿİmâd-ı Sânî ve Devlet-i ʿaliyye tarafından yazdığı nâmeler Îran-zemînde dest be-dest kāsî vü dânî olan Veliyyüddîn Efendi, Sadâret-i Rumeli ile pânihâde-i mesned-i kâmrânî oldu.",
          "caption": "İrtihâl-i Sadr-ı Rûm ʿAbdurrahîm Efendi ve Sadr-ı Rûm-şüden-i Veliyyüddîn Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_276.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Sadr-ı Rûm ʿAbdurrahîm Efendi ve Sadr-ı Rûm-şüden-i Veliyyüddîn Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh birkaç günden berü baʿzı ʿilel ile hânesinde inzivâ ve işbu şaʿbânü'l-muʿazzamın on dokuzuncu günü rîh-i sarsar-ı ecel şemʿ-i hayâtını itfâ eyleyüp, taʿlîk-nüvîslikde ʿİmâd-ı Sânî ve Devlet-i ʿaliyye tarafından yazdığı nâmeler Îran-zemînde dest be-dest kāsî vü dânî olan Veliyyüddîn Efendi, Sadâret-i Rumeli ile pânihâde-i mesned-i kâmrânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on yedinci salı günü mülâzim-i Dergâh-ı ʿâlî olan sunûf-ı ʿasâkirin iktizâ eden iki kıst mevâcibleri kabzına meʾmûr olanlara edâ ve devr-i ʿâdî inkızâsında şeref-vürûd olan teşrîfât-ı seniyye ile kadr-i Sadâret-penâhî dü-bâlâ kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_277.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on yedinci salı günü mülâzim-i Dergâh-ı ʿâlî olan sunûf-ı ʿasâkirin iktizâ eden iki kıst mevâcibleri kabzına meʾmûr olanlara edâ ve devr-i ʿâdî inkızâsında şeref-vürûd olan teşrîfât-ı seniyye ile kadr-i Sadâret-penâhî dü-bâlâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Hudâvendigâr-ı sabık zemânında hezâr niyâz u recâ ile verilen hedâyâ ve mukātaʿasına gösterdikleri zamâyim-i nemâ, ʿazlinde resîde-i mekām-ı bertîl ü rişâ olup, bu takrîb birkaç defʿa hâk-i pây-i hümâyûna ʿarz-ı hâl ile bess-i şekvâ kılınmışidi. O makūle düyûn iddiʿâsında olanların iskâtı emr ü irâde ve imtisâl-i emr-i ʿâlî ile katʿ-ı lisân-ı husemâ eylediği bâ-takrîr ifade olundukda, meşreb-i hümâyûn hakkında mütegayyer ve maskat-ı reʾsi olan Ahısha'da ikāmeti mütekarrar oldu.",
          "caption": "Nefy-i Silahdâr-ı esbak İbrâhîm Bey be-vatan-ı Hûş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_278.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Silahdâr-ı esbak İbrâhîm Bey be-vatan-ı Hûş",
          "text": "Müşârun ileyh Hudâvendigâr-ı sabık zemânında hezâr niyâz u recâ ile verilen hedâyâ ve mukātaʿasına gösterdikleri zamâyim-i nemâ, ʿazlinde resîde-i mekām-ı bertîl ü rişâ olup, bu takrîb birkaç defʿa hâk-i pây-i hümâyûna ʿarz-ı hâl ile bess-i şekvâ kılınmışidi. O makūle düyûn iddiʿâsında olanların iskâtı emr ü irâde ve imtisâl-i emr-i ʿâlî ile katʿ-ı lisân-ı husemâ eylediği bâ-takrîr ifade olundukda, meşreb-i hümâyûn hakkında mütegayyer ve maskat-ı reʾsi olan Ahısha'da ikāmeti mütekarrar oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh fi'l-asl ocağı ricâlinden olup, tekmîl-i tarîk eyleyerek Yeniçeri Ağalığı mesnedine irtikā ve gāyet-i tarîkına vüsûl ile kesb-i dest-mâye-i iʿtilâ etmişidi. Cülûs-ı hümâyûn'da tavr u hareketi mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne'ye hoş gelüp, tezâyüd-ı şevk u himmeti irâdesiyle Vezâret'le be-kâm ve matlûbu üzere nâyil-i merâm olmuşidi. Ancak müşârun ileyh hilm-i müfrit ile meʾlûf ve umûrunda rehâvetle maʿrûf olup, icrây-ı ahkâm-ı siyâsetde mecbûr-ı kusûr u tevânî ve ihtişâm ü zîynet-ı [M1 115] libâsda tâvûs-ı beyâbânî olduğu maʿlûm-i Cihânbânî olmağla ʿazli murâd ve selh-ı şaʿbânda esâmesi Hanya Muhâfazası'na küşâd olunup, Kul Kethudâsı Vefâlı Mehmed Ağa, Yeniçeri Ağalığı hilʿatiyle kâm-bîn ve tarîkleri üzere silsileleri vâkiʿ olup, her biri câh-ı mahsûs ile mahfûf-i ʿavârif-ı Dâver-i rûy-ı zemîn oldu. Ramazân-ı şerîf rikâbında, Defterdar-ı vakt bulunan el-Hâc Ahmed Efendi'nin tahsîl-ı mâl-ı mîrîde kusûru mezkûr\nve ʿazli merâm-ı Sadru's-sudûr olup, rikâb ʿavdetinde Halîmî Mustafa Efendi daʿvet ve bu defʿa dahi Defterdârlık mansıbıyla manzûr-i nigâh-ı re'fet kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân ve Defterdar Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_279.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân ve Defterdar Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh fi'l-asl ocağı ricâlinden olup, tekmîl-i tarîk eyleyerek Yeniçeri Ağalığı mesnedine irtikā ve gāyet-i tarîkına vüsûl ile kesb-i dest-mâye-i iʿtilâ etmişidi. Cülûs-ı hümâyûn'da tavr u hareketi mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne'ye hoş gelüp, tezâyüd-ı şevk u himmeti irâdesiyle Vezâret'le be-kâm ve matlûbu üzere nâyil-i merâm olmuşidi. Ancak müşârun ileyh hilm-i müfrit ile meʾlûf ve umûrunda rehâvetle maʿrûf olup, icrây-ı ahkâm-ı siyâsetde mecbûr-ı kusûr u tevânî ve ihtişâm ü zîynet-ı [M1 115] libâsda tâvûs-ı beyâbânî olduğu maʿlûm-i Cihânbânî olmağla ʿazli murâd ve selh-ı şaʿbânda esâmesi Hanya Muhâfazası'na küşâd olunup, Kul Kethudâsı Vefâlı Mehmed Ağa, Yeniçeri Ağalığı hilʿatiyle kâm-bîn ve tarîkleri üzere silsileleri vâkiʿ olup, her biri câh-ı mahsûs ile mahfûf-i ʿavârif-ı Dâver-i rûy-ı zemîn oldu. Ramazân-ı şerîf rikâbında, Defterdar-ı vakt bulunan el-Hâc Ahmed Efendi'nin tahsîl-ı mâl-ı mîrîde kusûru mezkûr\nve ʿazli merâm-ı Sadru's-sudûr olup, rikâb ʿavdetinde Halîmî Mustafa Efendi daʿvet ve bu defʿa dahi Defterdârlık mansıbıyla manzûr-i nigâh-ı re'fet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı siyâm temâm ve zevâl-i zalâm-ı şâm hengâmında, bi'l-cümle erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm dâmen-i hümâyûn takbîli ile şâd-kâm olup, Şehriyâr-ı sütûde-haslet dârât-ı Şâhâne ile Sultân Ahmed Câmiʿi'nde salât-ı îdi edâ buyurdukdan sonra devlet ü şevketle Serây-ı hümâyûn'a ʿavdet buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i Ramazân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_280.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i Ramazân",
          "text": "Mâh-ı siyâm temâm ve zevâl-i zalâm-ı şâm hengâmında, bi'l-cümle erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm dâmen-i hümâyûn takbîli ile şâd-kâm olup, Şehriyâr-ı sütûde-haslet dârât-ı Şâhâne ile Sultân Ahmed Câmiʿi'nde salât-ı îdi edâ buyurdukdan sonra devlet ü şevketle Serây-ı hümâyûn'a ʿavdet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin üçüncü günü tevcîhât vâkiʿ olup, Sadrıaʿzam Kethudâlığı, Hamza Hâmid Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb, Kâşif Mehmed Efendi'ye ibkā ve Çavuşbaşılık ile Mîrahûr-i Sânî Kara Mehmed Paşa-zâde Mahmûd Bey'in kadri iʿlâ olundu. Büyük Tezkirecilik, Recâ’î Mehmed Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, İbrâhîm Efendi'ye ve Mektûbçuluk, Hacı Mehmed Emîn Efendi'ye; Beylikçilik, Kudsî Efendi'ye; Teşrîfatçılık, mutasarrıfına ve Kethudâ Kitâbeti, ʿAli Efendi'ye; Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Halîmî Efendi'ye; Sânîlik, Göynüklü Ahmed Efendi'ye; Sâlislik, Mülakkab Sâlih Efendi'ye ibkā olundu. Defter Emâneti, Seyyid ʿAvnî Efendi'ye; Büyük Rûznâme, Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey'e; Baş-muhasebe, Elmâs Paşa-zâde Mustafa Bey'e tevcîh ve Emânet-i Şehr, ibkā olunup, Tersâne Emâneti, sâbıkā Çavuş-başı ʿAli Ağa'ya tevcîh ve Darb-hâne Emâneti, Subhî Mehmed Efendi'ye ve Matbah, ʿAbdurrahîm Bey'e ibkā ve Arpa Emâneti, muvakkaten Halîl Efendi'ye; Anadolu, Hasan Şâh Efendi'ye; Atlu Mukābelesi, Rikâbdâr-ı esbak Nurullah Bey'e; Yeniçeri Kitâbeti, Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Sıdkı Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, ʿAbdullah Efendi'ye; Cizye Muhasebesi, Dervîş Mehmed Efendi'ye; Mevkūfât, Mehmed Reşîd Efendi'ye; Mâliyye, Mahmûd Bey'e; Küçük Rûznâme, Kıbleli-zâde'ye tevcîh olundu.\n\nCebeciler Kitâbeti, Ser-kâtibliğinden çırâğ olan ʿAbdullah Efendi'ye; eğerçi tevcîh olunup, ancak mûmâ ileyh mütecâviz-i râdde-i tisʿîn ve idare-i umûr-i [M1 116] cüz'iyyesinde bile muhtâc-ı muʿîn olduğunu ferdây-ı tevcîhâtda ʿarz-ı huzûr-i Sadr-ı güzîn eyledikde, hâline merhamet ve Kitâbet-i mezkûreden hâsıl olan nemâ tarafına tahsîs olunduğundan başka, vâfir ʿatıyye ile celb-i hâtırına himmet olunup, Kitâbet-i mezkûre, Kesriyyeli-zâde Bekir Bey'e tevcîh ve sâyir menâsıb dahi erbâb-ı istihkāka tefvîz olunup, bâkīlere muʿtâd üzere ʿatıyye verilüp, meh-mâ emken semt-i muzâyakadan tebʿîd ü tenzîh olundular.\n\nYeniçeri Ağalığı, ibkā ve Mîr-ʿalemlik, Baş-kapucu-başı İbrâhîm Ağa'ya tevcîh olunup, sâbıkı hânesinde ikāmete me'mûr ve Sipâh Ağalığı'yla, Kethudây-ı sâbık Derzî Hüseyin Ağa ve Silahdâr Ağalığı'yla Çukadar Ağalık'dan muhrec Mehmed Bey mesrûr\noldu. Sâyir Piyâde Ocağları Ağaları ibkā, Başbâkī-kulluğu, Selîm Ağa'ya tevcîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mansıbları cümleten ibkā olunup, fekat Mısr-ı Kāhire, Sadr-ı sâbık Mustafa Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_281.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin üçüncü günü tevcîhât vâkiʿ olup, Sadrıaʿzam Kethudâlığı, Hamza Hâmid Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb, Kâşif Mehmed Efendi'ye ibkā ve Çavuşbaşılık ile Mîrahûr-i Sânî Kara Mehmed Paşa-zâde Mahmûd Bey'in kadri iʿlâ olundu. Büyük Tezkirecilik, Recâ’î Mehmed Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, İbrâhîm Efendi'ye ve Mektûbçuluk, Hacı Mehmed Emîn Efendi'ye; Beylikçilik, Kudsî Efendi'ye; Teşrîfatçılık, mutasarrıfına ve Kethudâ Kitâbeti, ʿAli Efendi'ye; Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Halîmî Efendi'ye; Sânîlik, Göynüklü Ahmed Efendi'ye; Sâlislik, Mülakkab Sâlih Efendi'ye ibkā olundu. Defter Emâneti, Seyyid ʿAvnî Efendi'ye; Büyük Rûznâme, Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey'e; Baş-muhasebe, Elmâs Paşa-zâde Mustafa Bey'e tevcîh ve Emânet-i Şehr, ibkā olunup, Tersâne Emâneti, sâbıkā Çavuş-başı ʿAli Ağa'ya tevcîh ve Darb-hâne Emâneti, Subhî Mehmed Efendi'ye ve Matbah, ʿAbdurrahîm Bey'e ibkā ve Arpa Emâneti, muvakkaten Halîl Efendi'ye; Anadolu, Hasan Şâh Efendi'ye; Atlu Mukābelesi, Rikâbdâr-ı esbak Nurullah Bey'e; Yeniçeri Kitâbeti, Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Sıdkı Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, ʿAbdullah Efendi'ye; Cizye Muhasebesi, Dervîş Mehmed Efendi'ye; Mevkūfât, Mehmed Reşîd Efendi'ye; Mâliyye, Mahmûd Bey'e; Küçük Rûznâme, Kıbleli-zâde'ye tevcîh olundu.\n\nCebeciler Kitâbeti, Ser-kâtibliğinden çırâğ olan ʿAbdullah Efendi'ye; eğerçi tevcîh olunup, ancak mûmâ ileyh mütecâviz-i râdde-i tisʿîn ve idare-i umûr-i [M1 116] cüz'iyyesinde bile muhtâc-ı muʿîn olduğunu ferdây-ı tevcîhâtda ʿarz-ı huzûr-i Sadr-ı güzîn eyledikde, hâline merhamet ve Kitâbet-i mezkûreden hâsıl olan nemâ tarafına tahsîs olunduğundan başka, vâfir ʿatıyye ile celb-i hâtırına himmet olunup, Kitâbet-i mezkûre, Kesriyyeli-zâde Bekir Bey'e tevcîh ve sâyir menâsıb dahi erbâb-ı istihkāka tefvîz olunup, bâkīlere muʿtâd üzere ʿatıyye verilüp, meh-mâ emken semt-i muzâyakadan tebʿîd ü tenzîh olundular.\n\nYeniçeri Ağalığı, ibkā ve Mîr-ʿalemlik, Baş-kapucu-başı İbrâhîm Ağa'ya tevcîh olunup, sâbıkı hânesinde ikāmete me'mûr ve Sipâh Ağalığı'yla, Kethudây-ı sâbık Derzî Hüseyin Ağa ve Silahdâr Ağalığı'yla Çukadar Ağalık'dan muhrec Mehmed Bey mesrûr\noldu. Sâyir Piyâde Ocağları Ağaları ibkā, Başbâkī-kulluğu, Selîm Ağa'ya tevcîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mansıbları cümleten ibkā olunup, fekat Mısr-ı Kāhire, Sadr-ı sâbık Mustafa Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhimâya mukaddemâ daʿvetçi irsâl olunduğuna binâʾen, şevvâlin dokuzuncu günü Silahdâr Mehmed Paşa'nın Âsitâne-i saʿâdet'e duhûlü ihbâr ve Sadrıaʿzam tarafından Behâriye'de yemeklik ihzâr olunup, ʿale's-seher müşârun ileyh yemeklik yerine gelüp, tenâvül-i mâ-hazardan sonra yedi çifte ile Bağçe-kapusu'na ve andan Bâb-ı Âsafî'ye vârid ve takbîl-i dâmen-i Âsafî ile müstesʿid oldukda, serâ-sere kaplu bir sevb-i semmûr ilbâsıyla mükerrem ve seng-i rikâbda taraf-ı Sadr-ı aʿzamî'den âmâde kılınan müzeyyen esbe süvâr ile Bağçe-kapusu'na ve andan Orta-köy'de vâki Sahil serây-ı hazret-i Sultânî'yi vazʿ-ı kadem ve baʿde'l-ʿişâ Dârü's-saʿâde Ağası maʿrifetiyle haclegâh-ı ʿismet-penâhîye rûmâl ve şeref-i zifâf ile dâğzen-i kulûb-i emsâl oldu.\n\nHaleb Vâlîsi Vezîr Muhsin-zâde Mehmed Paşa dahi Âsitâne'ye tekarrub ve şevvâlin on altıncı günü şehre duhûl içün teʾehhüb etdiği maʿlûm-i Âsafî oldukda, Dâvud-paşa'da yemeklik tertîbi tavsiye ve merâsim-i nüzul ve ziyâfet ke-mâ yenbagī teʾdiye olunup, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den tertîb olunan bir kat libâs ve bir kat câme-şûy ile müşârun ileyh terhîb ve Bâb-ı Âsafî'ye gelüp, ilbâs-ı semmûr ile tatyîb ve seng-i rikâbda âmâde kılınan esb-i müzeyyene rükûb ile Kadırga Limanı'nda vâki Serây-ı Sultânî'ye nâzil ve baʿde'l-ʿişâ emsâli gibi Serây-ı ʿismet-penâhîye dâhil olup, [M1 117] yevm-i zifâfın ferdâsı yine Bâb-ı ʿâlî'ye kudûm ve hasbe'l-ʿâde hakkında icrây-ı rüsûm kılındı.",
          "caption": "Vürûd-i Vâlî-yi Silistire Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa ve Vâlî-yi Haleb Vezîr Muhsin-zâde Mehmed Paşa be-Âsitâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_282.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Vâlî-yi Silistire Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa ve Vâlî-yi Haleb Vezîr Muhsin-zâde Mehmed Paşa be-Âsitâne",
          "text": "Müşârun ileyhimâya mukaddemâ daʿvetçi irsâl olunduğuna binâʾen, şevvâlin dokuzuncu günü Silahdâr Mehmed Paşa'nın Âsitâne-i saʿâdet'e duhûlü ihbâr ve Sadrıaʿzam tarafından Behâriye'de yemeklik ihzâr olunup, ʿale's-seher müşârun ileyh yemeklik yerine gelüp, tenâvül-i mâ-hazardan sonra yedi çifte ile Bağçe-kapusu'na ve andan Bâb-ı Âsafî'ye vârid ve takbîl-i dâmen-i Âsafî ile müstesʿid oldukda, serâ-sere kaplu bir sevb-i semmûr ilbâsıyla mükerrem ve seng-i rikâbda taraf-ı Sadr-ı aʿzamî'den âmâde kılınan müzeyyen esbe süvâr ile Bağçe-kapusu'na ve andan Orta-köy'de vâki Sahil serây-ı hazret-i Sultânî'yi vazʿ-ı kadem ve baʿde'l-ʿişâ Dârü's-saʿâde Ağası maʿrifetiyle haclegâh-ı ʿismet-penâhîye rûmâl ve şeref-i zifâf ile dâğzen-i kulûb-i emsâl oldu.\n\nHaleb Vâlîsi Vezîr Muhsin-zâde Mehmed Paşa dahi Âsitâne'ye tekarrub ve şevvâlin on altıncı günü şehre duhûl içün teʾehhüb etdiği maʿlûm-i Âsafî oldukda, Dâvud-paşa'da yemeklik tertîbi tavsiye ve merâsim-i nüzul ve ziyâfet ke-mâ yenbagī teʾdiye olunup, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den tertîb olunan bir kat libâs ve bir kat câme-şûy ile müşârun ileyh terhîb ve Bâb-ı Âsafî'ye gelüp, ilbâs-ı semmûr ile tatyîb ve seng-i rikâbda âmâde kılınan esb-i müzeyyene rükûb ile Kadırga Limanı'nda vâki Serây-ı Sultânî'ye nâzil ve baʿde'l-ʿişâ emsâli gibi Serây-ı ʿismet-penâhîye dâhil olup, [M1 117] yevm-i zifâfın ferdâsı yine Bâb-ı ʿâlî'ye kudûm ve hasbe'l-ʿâde hakkında icrây-ı rüsûm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin on sekizinci günü Kara-ağaç Bağçesi'ne nakl-i hümâyûn vâki olup, yirmi altıncı günü kemerler seyrine rağbet-i Şâhâne tehakkuk eylediğinden, berren sâde nakkāre ile mahall-i mezkûre zıll-efgen-i şevket ve yine ol gün Büyükdere'den Kara-ağac'a mikzâf-ı cünbân-ı ʿavdet oldular.\n\nMahrûse-i Edirne'de vâkiʿ olan dâʾire-i hümâyûn ve Serây-ı Âsafî ve Defterî ve tevâyif-i askerî kışlakları ve Istabl-ı ʿâmire'nin ekser mahalleri altmış dört ve altmış beş senelerinde vâkî zelzeleden münhedim ve ʿale'l-husûs es-sirru fi's-sükkân lâ-fi'l-\nmekân beyânınca müddet-i vâfireden berü râyât-ı zafer-âyât-ı Pâdişâhî o câniblere teveccüh etmediğinden, kalib-i bî-rûh gibi o serây-ı behişt-âsânın letâfeti münʿadim olup, muhtâc-ı termîm olduğu maʿrûz-ı ʿatebe-i sâhib-i tâc ü dîhim kılındıkda, taʿmîrine irâde-i hümâyûn teʿalluk edüp, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı, Yûsuf Efendi ve baʿzı ebniyyeye meʾmûriyyetiyle tahsîl-i meleke vü kābiliyyet eden Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi, bi'l-mürâfaka meʾmûr ve iktizâ eden evâmiri şeref-sudûr olduğundan başka, ʿale'l-hisâb elli bin guruş teslîm olunup, iki bin kadar bennâyân ve ʿameleden başka li-ecli'l-keşf ve't-tahmîn Miʿmâr Ağa taʿyîn kılınup, eştât-ı meʾmûriyyetleri bu vechile cemʿ u tehvîn olundu.\nTrablus Ocağı tarafından beher sene Der-i devlet-medârı ʿarz u takdîmi muʿtâd olan hedâyâ, Trablus Defterdârı yediyle vâsıl-ı Dergâh-ı muʿallâ oldu.\nÂsitâne-i saʿâdet'de duʿây-ı bekā-yı Şâhâne'ye müdâvim olan Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa, târîh-i mezkûrda şebîbe-i câh-ı Halebü'ş-şehbâ'dan munfatim olup, Diyârbekir Eyâleti'yle, dest-zen-i şevk u tarab ve selefi Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa dahi Vâlî-yi vâlây-ı Haleb oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_283.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Müteferrika",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin on sekizinci günü Kara-ağaç Bağçesi'ne nakl-i hümâyûn vâki olup, yirmi altıncı günü kemerler seyrine rağbet-i Şâhâne tehakkuk eylediğinden, berren sâde nakkāre ile mahall-i mezkûre zıll-efgen-i şevket ve yine ol gün Büyükdere'den Kara-ağac'a mikzâf-ı cünbân-ı ʿavdet oldular.\n\nMahrûse-i Edirne'de vâkiʿ olan dâʾire-i hümâyûn ve Serây-ı Âsafî ve Defterî ve tevâyif-i askerî kışlakları ve Istabl-ı ʿâmire'nin ekser mahalleri altmış dört ve altmış beş senelerinde vâkî zelzeleden münhedim ve ʿale'l-husûs es-sirru fi's-sükkân lâ-fi'l-\nmekân beyânınca müddet-i vâfireden berü râyât-ı zafer-âyât-ı Pâdişâhî o câniblere teveccüh etmediğinden, kalib-i bî-rûh gibi o serây-ı behişt-âsânın letâfeti münʿadim olup, muhtâc-ı termîm olduğu maʿrûz-ı ʿatebe-i sâhib-i tâc ü dîhim kılındıkda, taʿmîrine irâde-i hümâyûn teʿalluk edüp, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı, Yûsuf Efendi ve baʿzı ebniyyeye meʾmûriyyetiyle tahsîl-i meleke vü kābiliyyet eden Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi, bi'l-mürâfaka meʾmûr ve iktizâ eden evâmiri şeref-sudûr olduğundan başka, ʿale'l-hisâb elli bin guruş teslîm olunup, iki bin kadar bennâyân ve ʿameleden başka li-ecli'l-keşf ve't-tahmîn Miʿmâr Ağa taʿyîn kılınup, eştât-ı meʾmûriyyetleri bu vechile cemʿ u tehvîn olundu.\nTrablus Ocağı tarafından beher sene Der-i devlet-medârı ʿarz u takdîmi muʿtâd olan hedâyâ, Trablus Defterdârı yediyle vâsıl-ı Dergâh-ı muʿallâ oldu.\nÂsitâne-i saʿâdet'de duʿây-ı bekā-yı Şâhâne'ye müdâvim olan Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa, târîh-i mezkûrda şebîbe-i câh-ı Halebü'ş-şehbâ'dan munfatim olup, Diyârbekir Eyâleti'yle, dest-zen-i şevk u tarab ve selefi Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa dahi Vâlî-yi vâlây-ı Haleb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müddet-i medîdeden berü Anadolu taraflarında ʿalem-efrâz-ı bagy ü şekā olan evbâş-ı levendât tahrîb-i bilâd ve ızrâr-ı ʿibâd ile zulm ü fesâdları gāyete resâ olduğundan, defʿ-i şekāvetleriyle teʾmîn-i mesâlik ve terfîh-i kuttân-ı memâlik matlûb-ı Şâhâne olup, birkaç defʿa etrâf ü eknâfa neşr-i berîd ve istîsâlleri husûsu tenbîh ü teʾkîd kılınmışidi. Her ne tarafa varsalar gümeştegân-ı devlet tarafından makhûr ve eyyâm-ı zindegânîleri teşvîş-i bâl ve ıztırâb-ı hâl ile murûr ve encâm-ı kâr Sarı Boşnak [M1 118] ve İnce ʿArab başlarında olan iki bin kadar eşkıyâ ile ʿAcem diyârına güzâr ve ʿadem-i kabûl ile gerüye ricʿat ve nevâhî-yi Erzurum'a ilgār etmişler idi. Erzurum Vâlîsi, bugāt-ı mezkûreyi tedmîr içün kethudâsını taʿyîn ü tesyîr ve iltikāy-ı cânibeyn vukūʿunda Paşa askeri gerüye çekilip, kethudâsı esîr ve fekk u halâsiyçün mâl-ı vefîr istihlâsından sonra Çorum Kasabası'na zarar ve gezendi izmâr ve o tarafa doğru râyet-keş-i idbâr oldular. Çorum ehâlîsi mukaddemce vâkıf-ı hâl olup, eşkıyâ bölükleri nümâyân oldukda, muhârebeye iştigāl ve hikmet-i Müteʿâl ile eşkıyâya perîşanlık târî olup, Sivas'a doğru münhezim ve Çorumlu dahi verâlarını bırakmayup, ekserini münʿadim eylediklerini Mîr-i mîrân-ı Sivas Zaralı-zâde Feyzullah Paşa istimâʿ ve ol dahi başında ictimâʿ eden asker ile çıkup, birkaç sâʿat muhârebeden sonra bi'l-külliyye kuvvet u sevretlerin intizâʿ eyleyüp, ekseri maktûl-i seyf-i siyâset ve ekalli reh-yâb-ı selâmet oldukları Paşa-yı\nmûmâ ileyh tarafından tahrîr ü işâret ve gönderdiği ru’ûs-i menhûse nihâde-i meydân-ı mezellet ve mûcib-i ʿibret-i erbâb-ı gavâyet kılındı. Paşa-yı mûmâ ileyhin bu vazʿ-ı dilîrânesi pesendîde-i tabʿ-ı Pâdişâhî olup, rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le çırâğ ve ihyâ ve bu nüvîd-i meserret ʿalâ cenâhi'l-istiʿcâl tarafına isrâ olundu.",
          "caption": "İstîsâl-i levendât ve ihsân-ı Vezâret be-Zaralı-zâde Feyzullah Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_284.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîsâl-i levendât ve ihsân-ı Vezâret be-Zaralı-zâde Feyzullah Paşa",
          "text": "Müddet-i medîdeden berü Anadolu taraflarında ʿalem-efrâz-ı bagy ü şekā olan evbâş-ı levendât tahrîb-i bilâd ve ızrâr-ı ʿibâd ile zulm ü fesâdları gāyete resâ olduğundan, defʿ-i şekāvetleriyle teʾmîn-i mesâlik ve terfîh-i kuttân-ı memâlik matlûb-ı Şâhâne olup, birkaç defʿa etrâf ü eknâfa neşr-i berîd ve istîsâlleri husûsu tenbîh ü teʾkîd kılınmışidi. Her ne tarafa varsalar gümeştegân-ı devlet tarafından makhûr ve eyyâm-ı zindegânîleri teşvîş-i bâl ve ıztırâb-ı hâl ile murûr ve encâm-ı kâr Sarı Boşnak [M1 118] ve İnce ʿArab başlarında olan iki bin kadar eşkıyâ ile ʿAcem diyârına güzâr ve ʿadem-i kabûl ile gerüye ricʿat ve nevâhî-yi Erzurum'a ilgār etmişler idi. Erzurum Vâlîsi, bugāt-ı mezkûreyi tedmîr içün kethudâsını taʿyîn ü tesyîr ve iltikāy-ı cânibeyn vukūʿunda Paşa askeri gerüye çekilip, kethudâsı esîr ve fekk u halâsiyçün mâl-ı vefîr istihlâsından sonra Çorum Kasabası'na zarar ve gezendi izmâr ve o tarafa doğru râyet-keş-i idbâr oldular. Çorum ehâlîsi mukaddemce vâkıf-ı hâl olup, eşkıyâ bölükleri nümâyân oldukda, muhârebeye iştigāl ve hikmet-i Müteʿâl ile eşkıyâya perîşanlık târî olup, Sivas'a doğru münhezim ve Çorumlu dahi verâlarını bırakmayup, ekserini münʿadim eylediklerini Mîr-i mîrân-ı Sivas Zaralı-zâde Feyzullah Paşa istimâʿ ve ol dahi başında ictimâʿ eden asker ile çıkup, birkaç sâʿat muhârebeden sonra bi'l-külliyye kuvvet u sevretlerin intizâʿ eyleyüp, ekseri maktûl-i seyf-i siyâset ve ekalli reh-yâb-ı selâmet oldukları Paşa-yı\nmûmâ ileyh tarafından tahrîr ü işâret ve gönderdiği ru’ûs-i menhûse nihâde-i meydân-ı mezellet ve mûcib-i ʿibret-i erbâb-ı gavâyet kılındı. Paşa-yı mûmâ ileyhin bu vazʿ-ı dilîrânesi pesendîde-i tabʿ-ı Pâdişâhî olup, rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le çırâğ ve ihyâ ve bu nüvîd-i meserret ʿalâ cenâhi'l-istiʿcâl tarafına isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâr hâric-i sûr-ı Kostantiniyye'de tebdîlen geşt ü güzâr buyururlar iken, Eflak Voyvodası'na gider Karavaşlar'a râst gelüp tevakkuflarını irâde ve hâmil oldukları evrâk ve mekâtîbi küşâde etdirdüp, Eflak Voyvodası'ndan baʿzı eşyâ talebini hâvî Hekîm-başı Efendi'nin bir kıtʿa mektûbunu müşâhede ve o hidmetde olanların sâye-i devletde idrârât ve revâtibleri fevka'l-ʿâde olup, zîk-ı meʿâşdan bi'l-külliyye müstağnî vü âzâde olmuşlar iken, zarûrî iltimâsına müsâʿade edecek âdemlerden şeyʿ talebiyle izhâr-ı tenezzül ü meskenet muhill-i şân-ı devlet olduğundan ʿazl ile te'dîb ve Hekîm-başılık ile Mekke Pâyesi olan Kâtib-zâde demekle ʿarîf Refîʿ Efendi tatrîb olundu.",
          "caption": "Sebeb-i ʿazl-i Ser-etıbbâ-yı Hâssa ʿArif Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_285.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Sebeb-i ʿazl-i Ser-etıbbâ-yı Hâssa ʿArif Efendi",
          "text": "Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâr hâric-i sûr-ı Kostantiniyye'de tebdîlen geşt ü güzâr buyururlar iken, Eflak Voyvodası'na gider Karavaşlar'a râst gelüp tevakkuflarını irâde ve hâmil oldukları evrâk ve mekâtîbi küşâde etdirdüp, Eflak Voyvodası'ndan baʿzı eşyâ talebini hâvî Hekîm-başı Efendi'nin bir kıtʿa mektûbunu müşâhede ve o hidmetde olanların sâye-i devletde idrârât ve revâtibleri fevka'l-ʿâde olup, zîk-ı meʿâşdan bi'l-külliyye müstağnî vü âzâde olmuşlar iken, zarûrî iltimâsına müsâʿade edecek âdemlerden şeyʿ talebiyle izhâr-ı tenezzül ü meskenet muhill-i şân-ı devlet olduğundan ʿazl ile te'dîb ve Hekîm-başılık ile Mekke Pâyesi olan Kâtib-zâde demekle ʿarîf Refîʿ Efendi tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri Veliyyüddîn Efendi, sehmü'l-gayb-ı kazâya hedef ü nişâne ve işbu zilkaʿdenin yirmi sekizinci günü ber-muktezây-ı âb ü dâne menfiyyen Gelibolu'ya revâne olup, [M1 119] Rumeli Sadâreti'yle Karabekir-zâde Ahmed Efendi, mazhar-ı lütf-i Şâh-ı zemâne oldu.",
          "caption": "Nefy-i Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_286.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Sadr-ı Rûm",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri Veliyyüddîn Efendi, sehmü'l-gayb-ı kazâya hedef ü nişâne ve işbu zilkaʿdenin yirmi sekizinci günü ber-muktezây-ı âb ü dâne menfiyyen Gelibolu'ya revâne olup, [M1 119] Rumeli Sadâreti'yle Karabekir-zâde Ahmed Efendi, mazhar-ı lütf-i Şâh-ı zemâne oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbık Hekîm-başı'nın zikr olunan irtikâbı giderek meşrebü'l-ʿazb-ı tabʿ-ı Pâdişâhî'yi tağyîr eyleyüp, mûmâ ileyh dahi Gelibolu'ya tagrîb ile o meslekde olanlar tahzîr olundu.\n\nÇakırcı-başı olan ʿAbbâs-zâde Mehmed Ağa ve İskemleci Mustafa Ağa, bezâzet-i lisân ile meşhûr olduklarından, bu esnâda dâ'ire-i hadd ü edebden hâric baʿzı taʿrîzâtları vâsıl-ı semʿ-i Sadru's-sudûr olmağla, biri Limni'ye ve diğeri Bozca-ada'ya nefy olunup, intılâk-ı lisân-ı pür-hezeyânları kendülerini ʿiyâl ü evlâddan mehcûr eyledi.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_287.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Sâbık Hekîm-başı'nın zikr olunan irtikâbı giderek meşrebü'l-ʿazb-ı tabʿ-ı Pâdişâhî'yi tağyîr eyleyüp, mûmâ ileyh dahi Gelibolu'ya tagrîb ile o meslekde olanlar tahzîr olundu.\n\nÇakırcı-başı olan ʿAbbâs-zâde Mehmed Ağa ve İskemleci Mustafa Ağa, bezâzet-i lisân ile meşhûr olduklarından, bu esnâda dâ'ire-i hadd ü edebden hâric baʿzı taʿrîzâtları vâsıl-ı semʿ-i Sadru's-sudûr olmağla, biri Limni'ye ve diğeri Bozca-ada'ya nefy olunup, intılâk-ı lisân-ı pür-hezeyânları kendülerini ʿiyâl ü evlâddan mehcûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yirmi seneden berü Dîvân-ı hümâyûn'da Tercemân ve sadâkati nümâyân olan Mataki'nin hidmetine mukābeleten Boğdan Voyvodalığı'na çespân görülüp, selefi bi-tarîki'n-nakl Eflak Voyvodalığı'yla kâm-rân oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_288.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Yirmi seneden berü Dîvân-ı hümâyûn'da Tercemân ve sadâkati nümâyân olan Mataki'nin hidmetine mukābeleten Boğdan Voyvodalığı'na çespân görülüp, selefi bi-tarîki'n-nakl Eflak Voyvodalığı'yla kâm-rân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh ʿan-asl Mardin Voyvodası Mehmed Efendi'nin etbâʿından olup, Sadrıaʿzam Rakka Vâlîsi iken dâyiresine intisâb ile mâye-i husûsiyet-i iktisâb etmişidi. Ancak felâket-zede ve köhne-pûş ve beytü'l-humâr-ı fakr u fâkadan cürʿa-nûş olduğundan, sâyir Enderûnîler gibi ilerüye tekaddümden ve hidmete telâzümden mücânebet eylediğini müşârun ileyh tefattun edüp, hâline merhamet ve bir hidmetle refâh-ı hâline himmet ve baʿzan istintâk ve zâtında mütâlaʿa-i kābiliyyet ve istihkāk eyleyüp Hazînedâr ve akrânı beyninde mûmâ ileyhi ʿâlî-mikdâr eyledi. Bir müddet murûrunda Kethudâ ve şeref-i sıhriyyet ile zâtını mahsûd-i etrâb ve ekfâ eyleyüp, Haleb'den Sadr'ı teşrîflerinde Silahdâr Ağalığı'yla merâtib-i devlete kesb-i istiʿdâd etdirdüp, çok geçmeden Mîrahûr-i Evvel ve Istabl-ı ʿâmire'de mâlik-i zimâm-ı ʿakd ü hal olmuşidi.\n\nRakka Vâlîsi Vezîr Dîbâyî-zâde İbrâhîm Paşa, ehl-i Ruha ile imtizâc edemediğinden cümlesi ittifâk ve şehirden ihrâcına şedd-i nitâk ve müşârun ileyh dahi dimâ-i nâs ihrâkından hazer ile şehirden nehzat eylediğini tarafeyn daʿvâlarını te'yîd ederek ʿarz-ı Der-i devlet eylediler.\n\nRakka Eyâleti, mecmaʿ-ı ʿaşâyir u kabâyil ve mevtin-ı esâfil ü erâzil olup, zabtının ciheti ve umûrunun idâre vü ru'yeti dahi sâyir memleketlere müşâbehetden âbî ve beher hâl o tarafların keyfiyyâtına vâkıf bir zât-ı ʿâlî-cenâbın o cânibde vücûdu evliyây-ı umûrun hülâsa-i selb ü îcâbı olmağla, Ağa-yı mûmâ ileyh [M1 120] Rakka ve Mardin ve Diyarbekir ve Haleb eyâletlerinde sinîn-i mütetâvileden berü geşt ü güzâr ve semt-i hükûmet ve zabtını ʿaynen ve semāʿan ihtibâr eylediğinden, rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le Eyâlet-i mezkûrenin tevcîhinde olan mehâsin maʿrûz-ı südde-i Şehinşâhî kılındıkda, Eyâlet-i Rakka inzımâmıyla Vezâret'i istihsân olunmağla, evâyil-i zilhiccede Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-ı istihkākına ilbâs-ı ferve-i Vezâret kılınup, Rakka'ya Vâlî ve beş altı gün zarfında hareketi içün ısdâr-ı emr-i ʿâlî kılınup, fi'l-hakīka birkaç gün murûrunda dâyiresini pezîrefte-i temşiyet ve Rakka tarafına tahrîk-i aʿlâm-ı saʿâdet eyledi. Müşârun ileyhin Vezâreti'yle münhal olan Büyük Mîrahûrluk, Kapucular Kethudâsı vekîli Mustafa Ağa'ya tevcîh ve vekâleti Abdâl Mehmed Ağa'ya sipariş olunup, Kapucular Kethudâsı Kırîmî Hüseyin Ağa, Boğdan Voyvodası'nı îsâle me'mûr olmağla, vekâleti Ruhalı Mehmed Ağa'ya ve Mîrahûr-i Sânî Seyyid Ahmed Ağa Mısır'da olmağın, anın dahi vekâleti ʿIvaz Paşa-zâde ʿAli Bey'e tefvîz olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrahûr-i Evvel Hüseyin Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_289.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrahûr-i Evvel Hüseyin Ağa",
          "text": "Mûmâ ileyh ʿan-asl Mardin Voyvodası Mehmed Efendi'nin etbâʿından olup, Sadrıaʿzam Rakka Vâlîsi iken dâyiresine intisâb ile mâye-i husûsiyet-i iktisâb etmişidi. Ancak felâket-zede ve köhne-pûş ve beytü'l-humâr-ı fakr u fâkadan cürʿa-nûş olduğundan, sâyir Enderûnîler gibi ilerüye tekaddümden ve hidmete telâzümden mücânebet eylediğini müşârun ileyh tefattun edüp, hâline merhamet ve bir hidmetle refâh-ı hâline himmet ve baʿzan istintâk ve zâtında mütâlaʿa-i kābiliyyet ve istihkāk eyleyüp Hazînedâr ve akrânı beyninde mûmâ ileyhi ʿâlî-mikdâr eyledi. Bir müddet murûrunda Kethudâ ve şeref-i sıhriyyet ile zâtını mahsûd-i etrâb ve ekfâ eyleyüp, Haleb'den Sadr'ı teşrîflerinde Silahdâr Ağalığı'yla merâtib-i devlete kesb-i istiʿdâd etdirdüp, çok geçmeden Mîrahûr-i Evvel ve Istabl-ı ʿâmire'de mâlik-i zimâm-ı ʿakd ü hal olmuşidi.\n\nRakka Vâlîsi Vezîr Dîbâyî-zâde İbrâhîm Paşa, ehl-i Ruha ile imtizâc edemediğinden cümlesi ittifâk ve şehirden ihrâcına şedd-i nitâk ve müşârun ileyh dahi dimâ-i nâs ihrâkından hazer ile şehirden nehzat eylediğini tarafeyn daʿvâlarını te'yîd ederek ʿarz-ı Der-i devlet eylediler.\n\nRakka Eyâleti, mecmaʿ-ı ʿaşâyir u kabâyil ve mevtin-ı esâfil ü erâzil olup, zabtının ciheti ve umûrunun idâre vü ru'yeti dahi sâyir memleketlere müşâbehetden âbî ve beher hâl o tarafların keyfiyyâtına vâkıf bir zât-ı ʿâlî-cenâbın o cânibde vücûdu evliyây-ı umûrun hülâsa-i selb ü îcâbı olmağla, Ağa-yı mûmâ ileyh [M1 120] Rakka ve Mardin ve Diyarbekir ve Haleb eyâletlerinde sinîn-i mütetâvileden berü geşt ü güzâr ve semt-i hükûmet ve zabtını ʿaynen ve semāʿan ihtibâr eylediğinden, rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le Eyâlet-i mezkûrenin tevcîhinde olan mehâsin maʿrûz-ı südde-i Şehinşâhî kılındıkda, Eyâlet-i Rakka inzımâmıyla Vezâret'i istihsân olunmağla, evâyil-i zilhiccede Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-ı istihkākına ilbâs-ı ferve-i Vezâret kılınup, Rakka'ya Vâlî ve beş altı gün zarfında hareketi içün ısdâr-ı emr-i ʿâlî kılınup, fi'l-hakīka birkaç gün murûrunda dâyiresini pezîrefte-i temşiyet ve Rakka tarafına tahrîk-i aʿlâm-ı saʿâdet eyledi. Müşârun ileyhin Vezâreti'yle münhal olan Büyük Mîrahûrluk, Kapucular Kethudâsı vekîli Mustafa Ağa'ya tevcîh ve vekâleti Abdâl Mehmed Ağa'ya sipariş olunup, Kapucular Kethudâsı Kırîmî Hüseyin Ağa, Boğdan Voyvodası'nı îsâle me'mûr olmağla, vekâleti Ruhalı Mehmed Ağa'ya ve Mîrahûr-i Sânî Seyyid Ahmed Ağa Mısır'da olmağın, anın dahi vekâleti ʿIvaz Paşa-zâde ʿAli Bey'e tefvîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Subhî Efendi, bir sene kadar Nezâret-i Darb-hâne ile sikke-zede-i iştihâr ve ʿazli içün Ağa-zâde Hüseyin Ağa, bezl-i dînâr-ı iktidâr eyleyüp, evâyil-i zilhiccede Subhî Efendi maʿzûl ve yerine mûmâ ileyh menkūl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Nâzır-ı Darb-hâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_290.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1171"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Nâzır-ı Darb-hâne",
          "text": "Subhî Efendi, bir sene kadar Nezâret-i Darb-hâne ile sikke-zede-i iştihâr ve ʿazli içün Ağa-zâde Hüseyin Ağa, bezl-i dînâr-ı iktidâr eyleyüp, evâyil-i zilhiccede Subhî Efendi maʿzûl ve yerine mûmâ ileyh menkūl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremü'l-harâmda Sadrıaʿzam tarafından bir defʿa Üsküdar'da vâkiʿ Kasr-ı Mehmed Paşa'da ve bir defʿa Küçüksu'da levâzım-ı nüzül ve ziyafet âmâde kılınup, Âsitâne-i saʿâdet'de mevcûd vüzerây-ı ʿizâm daʿvet ve cümlesi pervâne-i şemʿ-i cemʿiyyet oldukları hâlde sâzendegân ve hânendegâna icâzet verilüp, her biri nevây-ı cân-güdâz ile tabʿa rikkat ve rûha kuvvet verdiklerinden gayri sâyir bâzendegân dahi tavr-ı meʾlûfları üzere tahrîk-i endâm ve tehyîc-i şevk u garâm etdikden sonra tenâvül-i niʿmet ve ahşam vakti herkes meʾvâsına ricʿat eyledi.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene i̇snâ ve sebʿîn ve mi̇’ete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_291.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene i̇snâ ve sebʿîn ve mi̇’ete ve elf]",
          "text": "Muharremü'l-harâmda Sadrıaʿzam tarafından bir defʿa Üsküdar'da vâkiʿ Kasr-ı Mehmed Paşa'da ve bir defʿa Küçüksu'da levâzım-ı nüzül ve ziyafet âmâde kılınup, Âsitâne-i saʿâdet'de mevcûd vüzerây-ı ʿizâm daʿvet ve cümlesi pervâne-i şemʿ-i cemʿiyyet oldukları hâlde sâzendegân ve hânendegâna icâzet verilüp, her biri nevây-ı cân-güdâz ile tabʿa rikkat ve rûha kuvvet verdiklerinden gayri sâyir bâzendegân dahi tavr-ı meʾlûfları üzere tahrîk-i endâm ve tehyîc-i şevk u garâm etdikden sonra tenâvül-i niʿmet ve ahşam vakti herkes meʾvâsına ricʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Küçük Evkāf Muhâsebecisi olup, bâ-rütbe-i Şıkk-ı Sânî Nemçe İmparatoru tarafına iʿlân-ı cülûs-i meymenet-me'nûsu mutazammın nâme-i hümâyûn ile taʿyîn olunan el-Hâc Ahmed Resmî Efendi'nin itmâm-ı maslahat-ı Sefâret'le Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetinde eser-i kalem-i nâdire-rakamı olarak ʿatabe-i felek-kevkebe-i Şâhâne'ye ʿarz u takdîm eylediği takrîr-i dil-pezîr, tafsîl ü ıtnâb ve mâ-lâ yaʿnî vü ishâbdan vâreste olduğuna binâʾen, min gayr-i tahrîf ü tagyîr ʿayni ile bu mecelleye sebt ü tahrîr ve merciʿ-i süferây-ı devlet-i ebed-masîr kılındı.\n\nBi-ʿavnihi sübhânehü ve Teʿâlâ işbu bin yüz yetmiş bir senesi [M1 121] saferu'l-muzafferinin yirminci pençşenbih günü İstanbul'dan hareket ve sekiz günde Edirne'ye varılup, andan Cisr-i Mustafa Paşa'dan murûr ve Filibe ve Sofya ve Şehir-köyü'nde berf ü bârâna musâdefe ve yirmi sekizinci gün Morava Nehri güzergâhına ibtidâr olundu.\nNehr-i mezkûrun cisri olmayup, açık taʿbîr olunur geçit ile murûra ihtiyâç mukarrer ve ekser-i etrâfı müncemid bulunup, geçid istiʿmâli nâ-müyesser olduğuna binâ'en, imkân müsâʿid olunca dört gün dahi anda ikāmet iktizâ ve erbaʿîn içinde erbâʿîn çıkararak kırk gün temâmı olan cumâdelûlâ gurresinde Belgrad-ı Dârü'l-cihâd'a vusûl ve duhûl sûretleri rû-nümâ olmuşdur. Belgrad'da on üç gün ikāmet esnâsında Zemun zâbitinden Varadin kumandanı vesâtatıyla Ösek Cenerali'ne kudûmümüz ihbâr ve Beç'den istikbâlimize me'mûr ve muʿayyen olan tercemân ve mihmandâr Zemun'a ve andan Belgrad'a gelüp, me'mûriyyetimizden mahzûziyyet izhârı zımnında selâm ü kelâm iblâğından sonra murûrumuz içün Zemun cânibinde ʿâdet üzere âmâde kıldıkları sâl icrâsı mümkin olmayacak ve buz üzerinden murûrur müteʿazzir olacak mertebe Sava Nehri nîm-puhte müncemid olmağın, iktizây-ı vakt ü hâle göre piyâde kayık murûr edecek kadar bir cedvel açılmak ve cumâdelûlânın on beşinci günü ʿubûr olunmak üzere Belgrad Vâlîsi Vezîr-i mükerrem İbrâhîm Paşa huzûrunda kavl ü karâr olundukdan sonra vech-i muharrer ve mukarrer üzere iki tarafdan tekeffül ile tekellüfü irtikâb ve buz kırılarak cedvel-i ma'hûd suret-pezîr ve Sava Nehri miyânına nişân nasb ve zemân-ı muʿayyende istikbâlimize me'mûr olan tercemân ile Zemun kumandanı bir münakkaş ve müzeyyen kayık ile nişâne gelüp, bu çâkerleri dahi Belgrad'da muʿtâd olan alay ü ihtişâm ile Sava sâhiline baʿde'n-nüzûl Belgrad Defterdârı ile maʿan bir kayığa süvâr ve nişân yerine yanaşup, Belgrad Defterdârı, bu bendelerin altmış nefer tevâbiʿ u levâhik ile Zemun kumandanına teslîm ve yedinden temessük ahzıyla vazîfesi olan resmi tetmîm eyledi. Sava'nın öte kenârında kendimiz ve etbâʿımız içün hintov ve ʿarabalar ile iki bayrak askerleri âmâde olmağın, toplar atılmak ʿakabinde ʿarabalara süvâr ve Sâve sâhilinden iki sâʿat mesâfesi olan Zemun Kasabası'nda müheyyâ eyledikleri konakda karâr olundu. Anda yedi gün ikāmet ve itmâm-ı levâzım-ı [M1 122] müsâferetden sonra maʿiyyetimize me'mûr olan iki tercemân ve iki mihmandâr ve bir tabîb ve altmış kadar neferât ile bir kapudan yanımıza düşüp, taʿyînât-ı müstevfâ ve ikrâmât-ı müntehâ ile kasabadan kasabaya günde üçer beşer sâʿat giderek üç günde bir ârâmiş ü istirahat ederek on günde Ösek [=Osijek] Kalʿası'na varıldı. Kalʿa-yı mezbûra Drava Nehri'nin Tuna'ya munsab olduğu mahalden iki sâʿat yukarıda Drava Nehri kenârında yire gömülmüş bir hısn-ı hasîndir. Karşusunda yine nehr-i mezkûr kenârında Şans nâmına bir küçük hisâr ve Bosna hudûduna takrîben yirmi sâʿat buʿd ile cânib-i şarkī ve garbîsinde mükellef varoşları vardır. Nehr-i mezkûrdan açıklar ile gelüp, geçilüp öte tarafı gāyet batak ve sulak mahaller olmağın bir sâʿât çeker tûl ü dirâz cisrler görülmüştür.\nÖsek'den on beş günde İstoni Belgrad'a [=İstolni Belgrad] varıldı. Cânib-i garbîsinde vâkiʿ bir büyük göl kenârında iʿtibârdan sâkıt etrâfı vahl-zâr bir eski hisârdır. İstoni Belgrad'dan [=İstolni Belgrad] sekiz günde Yanık nâm kalʿaya varıldı. Kalʿa-i mezkûre Raba ve Rapçe nâm nehirler miyânında ve Tuna kurbunda vâkiʿ etrâfı müteʿaddid ada ve tâbyalar ile istihkâm bulmuş bir metîn kalʿadır. Bundan dahi Altenburg nâm şehre altı günde varıldı. Şehr-i mezkûr bir nehrin üzerinde toprakdan şeranpo ile ihâta olunmuş bir belde olup, derûnunda Kraliçe'nin mükellef zahîre anbarları ve değirmanları görülmüşdür. Nehr-i mezkûr Macaristan ile Beç Sancağı'ndan ʿibâret olan Aguşîr nâmiyânını fâsıldır. Bundan dahi dört günde Beç'e iki sâʿat buʿdu olup, Beç'in mahallesi menzilesinde olan ʿİşveket'den [=Schwechat] nâm kasabaya gurre-i receb-i şerîfde vusûl müyesser olup, anda üç gün ikāmet ve maʿiyyetimize me'mûr olan Baştercemân vesâtatıyla Çâsâr tarafından hoş-âmede dâ'ir selâm ü kelâm cereyânı zımnında Beç'e duhûl sûretlerine nizâm verilmişdir.\n\nReceb-i şerîfin üçüncü günü ʿİşveket'den [=Schwechat] alay ve 'unvân ile Beç'e ʿazîmet ve Beç kurbunda vâkiʿ Köprübaşı'nda Çâsâr tarafından bir Sır-kâtibi nâmına tercemân ile bir beyrek süvârî asker karşılayup, müretteb alay ile Beç Kalʿası içinden murûr ve Beç Kalʿası'nın cânib-i şimâlîsinde vâkiʿ Lobdoş Cezîresi [=Leopoldstadt] varoşunda Tuna'ya ve Beç Kalʿası'na müşrif olup, öteden berü elçiler içün müheyyâ kılınan konağa nüzûl olundu. Beç'e duhûlümüz eyyâmı nevrûz ve behâra musâdefe ve Grandebur'un ihtimâm-ı temâmla Kraliçe'nin hâss mülkü olan Çeh [=Çek] Eyâleti'ne teveccühü zemânı Beç tarafından dahi [M1 123] askerî tesyîri evânı olup, Grandebur bu defʿa Beç'e gelmek havfında olmalarından nâşî tedârük-i hâriciyyeden başka Lât ve Menât misillü esnâmdan istimdâd ü istinsâr ve her gün iʿtikādlarına göre mazanna-i icâbet olan kenîsâlara evlâd ü aʿvânlarıyla mâşiyen gidüp, Grandebur'un mağlûbiyyeti hakkında tazarrûʿ u duʿâya iştigāl ü ibtidâr ve nâme-i hümâyûn telakkīsine vakitleri olmamak üzere iʿtizâr ederek gurre-i şaʿbâna dek te'hîr ihtiyâr olundu.\n\nGurre-i şaʿbânda Çâsâr'ın Baş-vekîli tarafından kendüye mahsûs olan altı bârgîrli hintov ile daʿvetçisi ve istikbâle me'mûr bir bayrak askerleri ve havâss-ı etbâʿımız içün altı re's eğerli bisâtlı atlar gelüp, vakt-i muʿayyende alay ile hintova süvâr ve Baş-vekîl hânesine reftâr olundu. Binek taşında ve nerdübân başlarında taraf taraf müteʿayyen âdemleri karşulayarak ricâl ü nisvân ile dolmuş Baş-vekîl olduğu odaya varılup, bizi\ngörünce oturduğu sandalyeden kıyâm ve bizim içün iʿdâd olunmuş sandeli üzere kuʿûda işâretle ihtirâm eyledi. Baʿde'l-kuʿûd elçiliğe ve dostluğa dâ'ir hâl ü hâtır su'âline dâ'ir musâhabete şurûʿ ve tablalar ile mütenevviʿ meyve ve şekerlemeler îrâdından sonra kahve ve şerbetler içilüp, ʿinâyetlü sâhib-i devlet efendimiz hazretlerinin mektûb-i ʿâlîleri iblâğ ve Çâsâr'a nâme-i hümâyûn îsâli günü taʿyîn olunmağla, vardığımız hey'etde yine ʿavdet olundu.\n\nÜç günden sonra sûret-i mezkûrede Çâsâriçe'nin Baş-vekîli tarafından dahi daʿvetçi ile hintov ve atlar ve karşucular gelüp, ona dahi vech-i muharrer üzere mektûb-i saʿâdet-üslûb-i Veliyyü'n-niʿamî iblâğ u iʿtâ ve resm-i meveddet icrâ olundu.\n\nMâh-ı şaʿbânın onuncu günü yine vech-i mezkûr üzere Çâsâr tarafından daʿvetçi ile kendi hintov ve maʿhûd atlar ve karşucular gelüp, alay ile Çâsâr Serâyı'na varıldıkda, kezâlik binek taşında ve nerdübân başına karşucular mülâkātdan sonra Teşrîfâtçı nâmına bir âdemleri önümüze düşüp, Çâsâr dîvânhânesi kurbunda bir odada tevkīf ve istîzân eyledikden sonra, Kapucular Kethudâsı menzilesinde bir âdemleri karşulayup, dîvânhâne kapusun küşâd ve bizi bilâ-tekellüf yedi nefer havâss-ı etbâʿıyla idhâl ve îrâd eyledi.\n\nNâme-i hümâyûn dîvân efendisi yediyle odanın iki tarafı ricâl ü nisvân ile dolmuş dîvânhâneye girilüp, dîvânhâne nihâyetinde tûl ü ʿarzı tahmînen beş zirâʿ bir kademe ʿAcem kālîçesiyle döşenmiş bir suffe [M1 124] üzerinde sarı dîbâ ile örtülmüş bir sandalî yanında Çâsâr siyah kadîfeden masnûʿa elmâslı ilbâs ile ayak üzere durup, suffenin kenârına vâsıl ve: “Hâlâ şeref-bahşây-ı serîr-i Saltanat-ı ʿOsmânî olan şevketlü, mehâbetlü, kerâmetlü Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh efendimiz hazretlerinin cülûs-i hümâyûnları ihbârını mutazammın siz dostlarına nâme-i beşâret-i ʿallâmeleridir\" dediğimizde, Çâsâr işâretiyle nâme-i hümâyûn yanında âmâde olan serîr üzere vazʿ olunup, tercemân hulâsa-i takrîrimizi Çâsâr'a ifhâm ve Çâsâr cevâb vermek üzere duran Baş-vekîline işâret eyledikde, Baş-vekîl tercemâna cülûs-i hümâyûn-i hazret-i Cihândârî'den ve kendülere nâme-i beşâret-nümûn ile elçi gönderilmeye ʿinâyet buyurulduğundan, ziyâde mahzûz u memnûn olmalarıyla cülûs-i meymenet-makrûnların tebrîk eyledikleri mefhûmunu tercemâna telkīn ve tercemân dahi bu bendelerine tefhîm ü tebyîn eyleyüp, bu sûretde ricʿat ve üç günden sonra hey’et-i mezkûrda yine mahall-i mezbûrda Çâsâriçe'ye dahi iblâğ-ı nâme-i hümâyûn ile itmâm-ı resm-i sefâret olundu.\n\nVech-i muharrer üzere Baş-vekillere ve Çâsâr'a ve Çâsâriçe'ye buluştuğumuz günlerde kendü aşçılarımız matbûhâtıyla konağımızda bize ziyâfet tertîb ve her birinde\nRe'îsülküttâbları nâmına olanlar ile aʿyân-ı devletleri gelüp, kendülere mahsûs taʿamlar ihzâr ve bizim kendü taʿamlarımızdan dahi tenâvül ile istibşâr ederler idi. Bundan sonra konağımızda ârâm ü karâr ve konağımızı muhâfaza içün altmış kadar neferât ile dört günde bir kerre tebdîl olunmak tarîkası üzere bir kapudan taʿyîn ve irâde olunan mesîrelere gitmek üzere her gün konağımızda mevcûd bulunmak şartıyla bir hintov tahsîs olunup, hâtır-hâhımıza riʿâyet sûretleri irâ'et olundu. Bu minvâl üzere dört ay Beç'de meks ü ikāmetimiz esnâsında ʿale'l-ittısâl Grandebur'a asker tesyîrinden ve Beç'e gelür, mülâhazasıyla Beç Kalʿası derûnuna zehâyir iddihârından ve varoşlarına asker yerleşdirmek dağdağasından hâlî olmadıkları, mü'eddî-yi teşvîş-i fikr ü zamîr ve câzibe-i şevk-i Âsitâne-i ʿaliyye dâmen-gîr olmağın, bir müddet dahi ikāmet câyiz iken, baʿzı aʿzâr ve ʿavârızı dermiyân ederek istîzân ve anlar dahi bir mikdâr tereddüd ve teʿallülden sonra ruhsat ve rızâyı iʿlân eyleyüp, Tuna ile gelinmek üzere yedi ʿaded çam taʿbîr olunur sefîne ihzârına şurûʿ hilâlinde nâme-i hümâyûn cevâbları alınmağa [M1 125] mübâşeret ve nâme-i hümâyûn iblâğ olunan sûretlerde yine alay ile ibtidâ Çâsâr'a varılup, makām-ı evvelinde kā'imen mülâkāt ve itmâm-ı rüsûm-i sefâret olunmağla, ʿavdete ruhsat dâʿiyesinde olduğumuz takrîr olundukda, yine Baş-vekîl ve tercemân vesâtatıyla sefâret ve harekâtımızdan mahzûz oldukların ve inşâ'allâhü Teʿâlâ Âsitâne-i saʿâdet'e çehre-i sâlik ile müşerref olduğumuzda müvâlât ve musâlahaya kemâl mertebe riʿâyet üzere oldukların ifâde eylememiz recâsında niyâz eylediklerin ifhâm ederek yanında hâzır olan nâmeleri Baş-vekîl vesâtatıyla tarafımıza iʿtâ olundu. Bu sûretde üç günden sonra Çâsâriçe'den dahi cevâbnâme tahrîririnden sonra ahzına müteʿâkib Baş-vekîller tarafından başka başka daʿvet ve izhâr-ı merâsim-i mahzûziyyet olunarak bir mikdârı Çâsâr ve Çâsâriçe taraflarından ve bir mikdârı kendü yanlarından olmak üzere birer altûn zencîr ile evânî-i sîme müteʿallık baʿzı hedâyâ ʿarzı zımnında mektûbların iʿtâ ve kusûr ve küsûrden istiʿfâ eylediler.\nBu minvâl üzere işler temâm olunca evâhır-ı şevvâlde maʿiyyetimize me'mûr-ı Mihmândâr ve Tercemân ve neferât ve Kapudan ile ihzâr olunan sefînelere süvâr ve otuz beş günde Belgrad'a gelinmek üzere kavl ü karâr olundu. Bu sûretde şevvâlin yirmi beşincisi cumartesi Beç'den kalkulup, Tuna kenârlarında Hamburg ve Tîn ve Macar Krallığı tâcı hıfzına mahsûs olan Pojon nâm hisârlardan geçilüp, beş günde Komran nâm kalʿaya gelinmiştir. Komran [=Komorn] Şebet [=Schüt] nâm bir büyük cezîrenin şarkīsinde vâkiʿ etrâfı Tuna ve Dağ nâm nehir ile ihâta olunmuş kalʿası iki kat ve handeki ʿarîz u ʿamîk ve Tuna suyu ile memlû edevât ve iʿtibârdan hâlî bir hısn-ı müstahkem ve ʿâlîdir.\nİki günden sonra Estergon nâm kalʿa-i meşhûre önünden murûr olunmuşdur. Estergon puşte üzerinde bir muhtasar kal'a olup, Tuna kenârında vâkiʿ aşağı kalʿası mahsûr ve mahdûd ve iki tarafında uzunca varoşu mevcûddur. Ve Beç'den hareketimizin sekizinci günü zât-ı besâtîn ü eşcâr kurâ vü kasabâtdan güzâr olunup, Budin'de karar olundu. Budin Kalʿası Tuna sâhilinden kurşun menzili bir sırt üzerinde cenûbdan şimâle mümted olmuş bir tûlânî kalʿadır. Çokluk metânet ve taʿmîrine iltifât olunmayup, hey'et-i kadîmîsinde kalmışdır. Cânib-i cenûbîsinde [M1 126] Kraliçe'nin Macaristan Krallığı'na müteheyyi' olan Yozebus [=II. Joseph 1741-1790] nâm oğlu içün bir serây binâsına şurûʿ olunup, Grandebur seferleri gāʾilesiyle henüz temâm olmamışdır. Kalʿa-i mezkûrenin Tuna sâhilinde yarım sâʿat çeker tûlânî maʿmûr ve mükellef varoşu olup, varoş-ı mezkûrda güzelce ılıcalar görülmüşdür.\n\nBudin karşusunda Peşte nâm bir maʿmûrca kasaba vardır. Aslında burc u bârûsu olup, şimdi burcları iʿtibârdan sâkıtdır. Budin'de iken üç gün kadar ârâmiş ü karar ve Tuna kenârlarında kasabât ve kurâdan güzâr olunarak yirmi iki günde Varadin'e varıldı. Kalʿa-i mezbûra aslında yalçın kayadan bir yüksek püşte üzerinde olup, el-hâletü hâzihî Tuna sâhiline muttasıl Aşağı Kalʿa nâmına bir sûr ve etrâfına müteʿaddid tâbya ve hendekler ile kemâl mertebe istihkâm verilmiş bir hısn ve karşusunda bir şans binâsına mübâşeret olunmuş bir hısn-ı maʿmûr ve muʿtenâdır.\n\nBudin'den beş günde Zemun'a [=Semlin] gelüp, Belgrad Vâlîsi Vezîr-i mükerrem Hasan Paşa hazretleriyle baʿde'l-muhabere âhir-i zilkaʿdede Belgrad'a murûr sûretine nizâm verilmişdir. Murûrumuz içün bir tarafı yeşil ve bir tarafı siyâh boya ile boyanmış biribirine muttasıl iki şıklı bir sal istihzâr ve Sava'nın hâkk-ı vasatında kıyâm verildikden sonra, bu bendeleri maʿiyyetimize meʾmûr olan tercemân ve Zemun Kumandanı ile bile bir kayığa râkib ve Belgrad Defterdârı dahi Belgrad'dan bir mükellef firkateye süvâr olup, vakt-i muʿayyende iki tarafdan berâber sâl-ı mezkûre çıkılup selâm ü kelâm merâsimi icrâ ve şerbet ve kahve ikrâmları îfâ olundukdan sonra Zemun Kumandanı bu kulların Belgrad Defterdârı'na teslîm ve elçiliğimizden hoşnûdluğa dâ'yir evsâfı taʿdâd ederek mukaddemâ verdiği temessükü istirdâd eyledi.\n\nBi-ʿavnihi sübhânehû bu sûretde Belgrad'a vusûl ve anda iki gün meksden sonra aslında süvâr olduğumuz çamlar ile gurre-i zilhicce-i şerîfede Ruscuk'a doğru ʿazîmet ve ol gün Hisarcık önünden güzâr ve ol gice Semendire Kalʿası kenâresinde beytûtet ü karar olundu. Semendire [=Semendria] Kalʿası ekall-i müteyakkan dört yüz yıllık binâ iken sûr u burcuna vehn ü halel sereyân etmemiş ve İstanbul Kalʿası resminde otuz kadar ʿâlî kulleler ile ihâta olunmuş iki kalʿa ve hendek ile istihkâm verilmiş Tuna kenârında görülen kılaʿın ahsen ü emteni olmak üzere iʿtibâr ve iʿtinâya şâyân bir güzel\nkal'a olup, kadîmden [M1 127] kalma câmiʿ ve hammâmı hâlâ içinde mevcûd iken, Ada senesi dahi fethine me'mûr olanlar fî-mâ-baʿd me'vây-ı küffâr olmamak mülâhazasıyla cüsûr ve ebvâbın ve kullelerinin tabakāt ve sukūfuna dâ'ir ahşabın ihrâk eylemelerinden nâşî, kābil-i süknâ olmakdan çıkup etrâfı camur yerler olmağla, kış günlerinde köprîsiz derûnuna duhûl ü hurûc müteʿazzir olduğuna binâ'en, zâbitân ve ehâlîsi derûn-i kalʿaya giremeyüp, taşrasında mesken ittihâz etmişlerdir. Bu yakında bundan gayri hisâr olmamaoğla, mahall-i iktizâda Hisârcık [=Grocka] ve Kolar [=Kolari] ve Hasan Paşa palangası [=Smedrevska palanka] ehâlîsi bu kal'aya tehassun ve tecemmuʿ ede gelmek ʿâdet olup, ednâ ʿinâyet ile cüsûr ve ebvâbı taʿmîr ve kābil-i süknâ olmak nefʿi müstelzim idiği baʿzı kābil-i hitâb olan ehâlîsi takrîrinden maʿlûm olmuşdur.\n\nBundan sonra İhrâm [=Ram] ve Güğercinlik [=Golubac] nâm palangalar yanından ve Ada Kal'ası girdâbından Fethu'l-İslâm'a murûr ve andan Vidin Kalʿası pîşgâhından ʿubûr olunup, Rahova [=Oreava/Orjehovo] ve Niğbolu [=Nikopol] ve Ziştovi [=Svistov] şehirleri görülerek on günde Ruscuğ'a vüsûl müyesser ve ʿîd ve kurban sünnetleri icrâsı mukadder olmuşdur. Bundan sonra mâh-ı zilhiccenin on dördüncü günü Ruscuk'da menzil-süvâr ve Hezârgrad'a [=Razgrad] ve andan Şumnu'ya ve andan Karinâbâd'a (Karnabad) ve andan Yanbolu'ya andan dahi Kırk-kilisâ'ya andan Bergos'a [=Burgas/Burgaz] ve Çorlu'ya ve Silivri'ye uğrayarak evâhır-ı zilhiccetü'ş-şerîfede Âsitâne-i saʿâdet-âşiyân'a vusûl ü dühûl müyesser olmuşdur.",
          "caption": "ʿAvdet-i Ahmed Resmî Efendi ez-Sefâret-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_292.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Ahmed Resmî Efendi ez-Sefâret-i Nemçe",
          "text": "Küçük Evkāf Muhâsebecisi olup, bâ-rütbe-i Şıkk-ı Sânî Nemçe İmparatoru tarafına iʿlân-ı cülûs-i meymenet-me'nûsu mutazammın nâme-i hümâyûn ile taʿyîn olunan el-Hâc Ahmed Resmî Efendi'nin itmâm-ı maslahat-ı Sefâret'le Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetinde eser-i kalem-i nâdire-rakamı olarak ʿatabe-i felek-kevkebe-i Şâhâne'ye ʿarz u takdîm eylediği takrîr-i dil-pezîr, tafsîl ü ıtnâb ve mâ-lâ yaʿnî vü ishâbdan vâreste olduğuna binâʾen, min gayr-i tahrîf ü tagyîr ʿayni ile bu mecelleye sebt ü tahrîr ve merciʿ-i süferây-ı devlet-i ebed-masîr kılındı.\n\nBi-ʿavnihi sübhânehü ve Teʿâlâ işbu bin yüz yetmiş bir senesi [M1 121] saferu'l-muzafferinin yirminci pençşenbih günü İstanbul'dan hareket ve sekiz günde Edirne'ye varılup, andan Cisr-i Mustafa Paşa'dan murûr ve Filibe ve Sofya ve Şehir-köyü'nde berf ü bârâna musâdefe ve yirmi sekizinci gün Morava Nehri güzergâhına ibtidâr olundu.\nNehr-i mezkûrun cisri olmayup, açık taʿbîr olunur geçit ile murûra ihtiyâç mukarrer ve ekser-i etrâfı müncemid bulunup, geçid istiʿmâli nâ-müyesser olduğuna binâ'en, imkân müsâʿid olunca dört gün dahi anda ikāmet iktizâ ve erbaʿîn içinde erbâʿîn çıkararak kırk gün temâmı olan cumâdelûlâ gurresinde Belgrad-ı Dârü'l-cihâd'a vusûl ve duhûl sûretleri rû-nümâ olmuşdur. Belgrad'da on üç gün ikāmet esnâsında Zemun zâbitinden Varadin kumandanı vesâtatıyla Ösek Cenerali'ne kudûmümüz ihbâr ve Beç'den istikbâlimize me'mûr ve muʿayyen olan tercemân ve mihmandâr Zemun'a ve andan Belgrad'a gelüp, me'mûriyyetimizden mahzûziyyet izhârı zımnında selâm ü kelâm iblâğından sonra murûrumuz içün Zemun cânibinde ʿâdet üzere âmâde kıldıkları sâl icrâsı mümkin olmayacak ve buz üzerinden murûrur müteʿazzir olacak mertebe Sava Nehri nîm-puhte müncemid olmağın, iktizây-ı vakt ü hâle göre piyâde kayık murûr edecek kadar bir cedvel açılmak ve cumâdelûlânın on beşinci günü ʿubûr olunmak üzere Belgrad Vâlîsi Vezîr-i mükerrem İbrâhîm Paşa huzûrunda kavl ü karâr olundukdan sonra vech-i muharrer ve mukarrer üzere iki tarafdan tekeffül ile tekellüfü irtikâb ve buz kırılarak cedvel-i ma'hûd suret-pezîr ve Sava Nehri miyânına nişân nasb ve zemân-ı muʿayyende istikbâlimize me'mûr olan tercemân ile Zemun kumandanı bir münakkaş ve müzeyyen kayık ile nişâne gelüp, bu çâkerleri dahi Belgrad'da muʿtâd olan alay ü ihtişâm ile Sava sâhiline baʿde'n-nüzûl Belgrad Defterdârı ile maʿan bir kayığa süvâr ve nişân yerine yanaşup, Belgrad Defterdârı, bu bendelerin altmış nefer tevâbiʿ u levâhik ile Zemun kumandanına teslîm ve yedinden temessük ahzıyla vazîfesi olan resmi tetmîm eyledi. Sava'nın öte kenârında kendimiz ve etbâʿımız içün hintov ve ʿarabalar ile iki bayrak askerleri âmâde olmağın, toplar atılmak ʿakabinde ʿarabalara süvâr ve Sâve sâhilinden iki sâʿat mesâfesi olan Zemun Kasabası'nda müheyyâ eyledikleri konakda karâr olundu. Anda yedi gün ikāmet ve itmâm-ı levâzım-ı [M1 122] müsâferetden sonra maʿiyyetimize me'mûr olan iki tercemân ve iki mihmandâr ve bir tabîb ve altmış kadar neferât ile bir kapudan yanımıza düşüp, taʿyînât-ı müstevfâ ve ikrâmât-ı müntehâ ile kasabadan kasabaya günde üçer beşer sâʿat giderek üç günde bir ârâmiş ü istirahat ederek on günde Ösek [=Osijek] Kalʿası'na varıldı. Kalʿa-yı mezbûra Drava Nehri'nin Tuna'ya munsab olduğu mahalden iki sâʿat yukarıda Drava Nehri kenârında yire gömülmüş bir hısn-ı hasîndir. Karşusunda yine nehr-i mezkûr kenârında Şans nâmına bir küçük hisâr ve Bosna hudûduna takrîben yirmi sâʿat buʿd ile cânib-i şarkī ve garbîsinde mükellef varoşları vardır. Nehr-i mezkûrdan açıklar ile gelüp, geçilüp öte tarafı gāyet batak ve sulak mahaller olmağın bir sâʿât çeker tûl ü dirâz cisrler görülmüştür.\nÖsek'den on beş günde İstoni Belgrad'a [=İstolni Belgrad] varıldı. Cânib-i garbîsinde vâkiʿ bir büyük göl kenârında iʿtibârdan sâkıt etrâfı vahl-zâr bir eski hisârdır. İstoni Belgrad'dan [=İstolni Belgrad] sekiz günde Yanık nâm kalʿaya varıldı. Kalʿa-i mezkûre Raba ve Rapçe nâm nehirler miyânında ve Tuna kurbunda vâkiʿ etrâfı müteʿaddid ada ve tâbyalar ile istihkâm bulmuş bir metîn kalʿadır. Bundan dahi Altenburg nâm şehre altı günde varıldı. Şehr-i mezkûr bir nehrin üzerinde toprakdan şeranpo ile ihâta olunmuş bir belde olup, derûnunda Kraliçe'nin mükellef zahîre anbarları ve değirmanları görülmüşdür. Nehr-i mezkûr Macaristan ile Beç Sancağı'ndan ʿibâret olan Aguşîr nâmiyânını fâsıldır. Bundan dahi dört günde Beç'e iki sâʿat buʿdu olup, Beç'in mahallesi menzilesinde olan ʿİşveket'den [=Schwechat] nâm kasabaya gurre-i receb-i şerîfde vusûl müyesser olup, anda üç gün ikāmet ve maʿiyyetimize me'mûr olan Baştercemân vesâtatıyla Çâsâr tarafından hoş-âmede dâ'ir selâm ü kelâm cereyânı zımnında Beç'e duhûl sûretlerine nizâm verilmişdir.\n\nReceb-i şerîfin üçüncü günü ʿİşveket'den [=Schwechat] alay ve 'unvân ile Beç'e ʿazîmet ve Beç kurbunda vâkiʿ Köprübaşı'nda Çâsâr tarafından bir Sır-kâtibi nâmına tercemân ile bir beyrek süvârî asker karşılayup, müretteb alay ile Beç Kalʿası içinden murûr ve Beç Kalʿası'nın cânib-i şimâlîsinde vâkiʿ Lobdoş Cezîresi [=Leopoldstadt] varoşunda Tuna'ya ve Beç Kalʿası'na müşrif olup, öteden berü elçiler içün müheyyâ kılınan konağa nüzûl olundu. Beç'e duhûlümüz eyyâmı nevrûz ve behâra musâdefe ve Grandebur'un ihtimâm-ı temâmla Kraliçe'nin hâss mülkü olan Çeh [=Çek] Eyâleti'ne teveccühü zemânı Beç tarafından dahi [M1 123] askerî tesyîri evânı olup, Grandebur bu defʿa Beç'e gelmek havfında olmalarından nâşî tedârük-i hâriciyyeden başka Lât ve Menât misillü esnâmdan istimdâd ü istinsâr ve her gün iʿtikādlarına göre mazanna-i icâbet olan kenîsâlara evlâd ü aʿvânlarıyla mâşiyen gidüp, Grandebur'un mağlûbiyyeti hakkında tazarrûʿ u duʿâya iştigāl ü ibtidâr ve nâme-i hümâyûn telakkīsine vakitleri olmamak üzere iʿtizâr ederek gurre-i şaʿbâna dek te'hîr ihtiyâr olundu.\n\nGurre-i şaʿbânda Çâsâr'ın Baş-vekîli tarafından kendüye mahsûs olan altı bârgîrli hintov ile daʿvetçisi ve istikbâle me'mûr bir bayrak askerleri ve havâss-ı etbâʿımız içün altı re's eğerli bisâtlı atlar gelüp, vakt-i muʿayyende alay ile hintova süvâr ve Baş-vekîl hânesine reftâr olundu. Binek taşında ve nerdübân başlarında taraf taraf müteʿayyen âdemleri karşulayarak ricâl ü nisvân ile dolmuş Baş-vekîl olduğu odaya varılup, bizi\ngörünce oturduğu sandalyeden kıyâm ve bizim içün iʿdâd olunmuş sandeli üzere kuʿûda işâretle ihtirâm eyledi. Baʿde'l-kuʿûd elçiliğe ve dostluğa dâ'ir hâl ü hâtır su'âline dâ'ir musâhabete şurûʿ ve tablalar ile mütenevviʿ meyve ve şekerlemeler îrâdından sonra kahve ve şerbetler içilüp, ʿinâyetlü sâhib-i devlet efendimiz hazretlerinin mektûb-i ʿâlîleri iblâğ ve Çâsâr'a nâme-i hümâyûn îsâli günü taʿyîn olunmağla, vardığımız hey'etde yine ʿavdet olundu.\n\nÜç günden sonra sûret-i mezkûrede Çâsâriçe'nin Baş-vekîli tarafından dahi daʿvetçi ile hintov ve atlar ve karşucular gelüp, ona dahi vech-i muharrer üzere mektûb-i saʿâdet-üslûb-i Veliyyü'n-niʿamî iblâğ u iʿtâ ve resm-i meveddet icrâ olundu.\n\nMâh-ı şaʿbânın onuncu günü yine vech-i mezkûr üzere Çâsâr tarafından daʿvetçi ile kendi hintov ve maʿhûd atlar ve karşucular gelüp, alay ile Çâsâr Serâyı'na varıldıkda, kezâlik binek taşında ve nerdübân başına karşucular mülâkātdan sonra Teşrîfâtçı nâmına bir âdemleri önümüze düşüp, Çâsâr dîvânhânesi kurbunda bir odada tevkīf ve istîzân eyledikden sonra, Kapucular Kethudâsı menzilesinde bir âdemleri karşulayup, dîvânhâne kapusun küşâd ve bizi bilâ-tekellüf yedi nefer havâss-ı etbâʿıyla idhâl ve îrâd eyledi.\n\nNâme-i hümâyûn dîvân efendisi yediyle odanın iki tarafı ricâl ü nisvân ile dolmuş dîvânhâneye girilüp, dîvânhâne nihâyetinde tûl ü ʿarzı tahmînen beş zirâʿ bir kademe ʿAcem kālîçesiyle döşenmiş bir suffe [M1 124] üzerinde sarı dîbâ ile örtülmüş bir sandalî yanında Çâsâr siyah kadîfeden masnûʿa elmâslı ilbâs ile ayak üzere durup, suffenin kenârına vâsıl ve: “Hâlâ şeref-bahşây-ı serîr-i Saltanat-ı ʿOsmânî olan şevketlü, mehâbetlü, kerâmetlü Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh efendimiz hazretlerinin cülûs-i hümâyûnları ihbârını mutazammın siz dostlarına nâme-i beşâret-i ʿallâmeleridir\" dediğimizde, Çâsâr işâretiyle nâme-i hümâyûn yanında âmâde olan serîr üzere vazʿ olunup, tercemân hulâsa-i takrîrimizi Çâsâr'a ifhâm ve Çâsâr cevâb vermek üzere duran Baş-vekîline işâret eyledikde, Baş-vekîl tercemâna cülûs-i hümâyûn-i hazret-i Cihândârî'den ve kendülere nâme-i beşâret-nümûn ile elçi gönderilmeye ʿinâyet buyurulduğundan, ziyâde mahzûz u memnûn olmalarıyla cülûs-i meymenet-makrûnların tebrîk eyledikleri mefhûmunu tercemâna telkīn ve tercemân dahi bu bendelerine tefhîm ü tebyîn eyleyüp, bu sûretde ricʿat ve üç günden sonra hey’et-i mezkûrda yine mahall-i mezbûrda Çâsâriçe'ye dahi iblâğ-ı nâme-i hümâyûn ile itmâm-ı resm-i sefâret olundu.\n\nVech-i muharrer üzere Baş-vekillere ve Çâsâr'a ve Çâsâriçe'ye buluştuğumuz günlerde kendü aşçılarımız matbûhâtıyla konağımızda bize ziyâfet tertîb ve her birinde\nRe'îsülküttâbları nâmına olanlar ile aʿyân-ı devletleri gelüp, kendülere mahsûs taʿamlar ihzâr ve bizim kendü taʿamlarımızdan dahi tenâvül ile istibşâr ederler idi. Bundan sonra konağımızda ârâm ü karâr ve konağımızı muhâfaza içün altmış kadar neferât ile dört günde bir kerre tebdîl olunmak tarîkası üzere bir kapudan taʿyîn ve irâde olunan mesîrelere gitmek üzere her gün konağımızda mevcûd bulunmak şartıyla bir hintov tahsîs olunup, hâtır-hâhımıza riʿâyet sûretleri irâ'et olundu. Bu minvâl üzere dört ay Beç'de meks ü ikāmetimiz esnâsında ʿale'l-ittısâl Grandebur'a asker tesyîrinden ve Beç'e gelür, mülâhazasıyla Beç Kalʿası derûnuna zehâyir iddihârından ve varoşlarına asker yerleşdirmek dağdağasından hâlî olmadıkları, mü'eddî-yi teşvîş-i fikr ü zamîr ve câzibe-i şevk-i Âsitâne-i ʿaliyye dâmen-gîr olmağın, bir müddet dahi ikāmet câyiz iken, baʿzı aʿzâr ve ʿavârızı dermiyân ederek istîzân ve anlar dahi bir mikdâr tereddüd ve teʿallülden sonra ruhsat ve rızâyı iʿlân eyleyüp, Tuna ile gelinmek üzere yedi ʿaded çam taʿbîr olunur sefîne ihzârına şurûʿ hilâlinde nâme-i hümâyûn cevâbları alınmağa [M1 125] mübâşeret ve nâme-i hümâyûn iblâğ olunan sûretlerde yine alay ile ibtidâ Çâsâr'a varılup, makām-ı evvelinde kā'imen mülâkāt ve itmâm-ı rüsûm-i sefâret olunmağla, ʿavdete ruhsat dâʿiyesinde olduğumuz takrîr olundukda, yine Baş-vekîl ve tercemân vesâtatıyla sefâret ve harekâtımızdan mahzûz oldukların ve inşâ'allâhü Teʿâlâ Âsitâne-i saʿâdet'e çehre-i sâlik ile müşerref olduğumuzda müvâlât ve musâlahaya kemâl mertebe riʿâyet üzere oldukların ifâde eylememiz recâsında niyâz eylediklerin ifhâm ederek yanında hâzır olan nâmeleri Baş-vekîl vesâtatıyla tarafımıza iʿtâ olundu. Bu sûretde üç günden sonra Çâsâriçe'den dahi cevâbnâme tahrîririnden sonra ahzına müteʿâkib Baş-vekîller tarafından başka başka daʿvet ve izhâr-ı merâsim-i mahzûziyyet olunarak bir mikdârı Çâsâr ve Çâsâriçe taraflarından ve bir mikdârı kendü yanlarından olmak üzere birer altûn zencîr ile evânî-i sîme müteʿallık baʿzı hedâyâ ʿarzı zımnında mektûbların iʿtâ ve kusûr ve küsûrden istiʿfâ eylediler.\nBu minvâl üzere işler temâm olunca evâhır-ı şevvâlde maʿiyyetimize me'mûr-ı Mihmândâr ve Tercemân ve neferât ve Kapudan ile ihzâr olunan sefînelere süvâr ve otuz beş günde Belgrad'a gelinmek üzere kavl ü karâr olundu. Bu sûretde şevvâlin yirmi beşincisi cumartesi Beç'den kalkulup, Tuna kenârlarında Hamburg ve Tîn ve Macar Krallığı tâcı hıfzına mahsûs olan Pojon nâm hisârlardan geçilüp, beş günde Komran nâm kalʿaya gelinmiştir. Komran [=Komorn] Şebet [=Schüt] nâm bir büyük cezîrenin şarkīsinde vâkiʿ etrâfı Tuna ve Dağ nâm nehir ile ihâta olunmuş kalʿası iki kat ve handeki ʿarîz u ʿamîk ve Tuna suyu ile memlû edevât ve iʿtibârdan hâlî bir hısn-ı müstahkem ve ʿâlîdir.\nİki günden sonra Estergon nâm kalʿa-i meşhûre önünden murûr olunmuşdur. Estergon puşte üzerinde bir muhtasar kal'a olup, Tuna kenârında vâkiʿ aşağı kalʿası mahsûr ve mahdûd ve iki tarafında uzunca varoşu mevcûddur. Ve Beç'den hareketimizin sekizinci günü zât-ı besâtîn ü eşcâr kurâ vü kasabâtdan güzâr olunup, Budin'de karar olundu. Budin Kalʿası Tuna sâhilinden kurşun menzili bir sırt üzerinde cenûbdan şimâle mümted olmuş bir tûlânî kalʿadır. Çokluk metânet ve taʿmîrine iltifât olunmayup, hey'et-i kadîmîsinde kalmışdır. Cânib-i cenûbîsinde [M1 126] Kraliçe'nin Macaristan Krallığı'na müteheyyi' olan Yozebus [=II. Joseph 1741-1790] nâm oğlu içün bir serây binâsına şurûʿ olunup, Grandebur seferleri gāʾilesiyle henüz temâm olmamışdır. Kalʿa-i mezkûrenin Tuna sâhilinde yarım sâʿat çeker tûlânî maʿmûr ve mükellef varoşu olup, varoş-ı mezkûrda güzelce ılıcalar görülmüşdür.\n\nBudin karşusunda Peşte nâm bir maʿmûrca kasaba vardır. Aslında burc u bârûsu olup, şimdi burcları iʿtibârdan sâkıtdır. Budin'de iken üç gün kadar ârâmiş ü karar ve Tuna kenârlarında kasabât ve kurâdan güzâr olunarak yirmi iki günde Varadin'e varıldı. Kalʿa-i mezbûra aslında yalçın kayadan bir yüksek püşte üzerinde olup, el-hâletü hâzihî Tuna sâhiline muttasıl Aşağı Kalʿa nâmına bir sûr ve etrâfına müteʿaddid tâbya ve hendekler ile kemâl mertebe istihkâm verilmiş bir hısn ve karşusunda bir şans binâsına mübâşeret olunmuş bir hısn-ı maʿmûr ve muʿtenâdır.\n\nBudin'den beş günde Zemun'a [=Semlin] gelüp, Belgrad Vâlîsi Vezîr-i mükerrem Hasan Paşa hazretleriyle baʿde'l-muhabere âhir-i zilkaʿdede Belgrad'a murûr sûretine nizâm verilmişdir. Murûrumuz içün bir tarafı yeşil ve bir tarafı siyâh boya ile boyanmış biribirine muttasıl iki şıklı bir sal istihzâr ve Sava'nın hâkk-ı vasatında kıyâm verildikden sonra, bu bendeleri maʿiyyetimize meʾmûr olan tercemân ve Zemun Kumandanı ile bile bir kayığa râkib ve Belgrad Defterdârı dahi Belgrad'dan bir mükellef firkateye süvâr olup, vakt-i muʿayyende iki tarafdan berâber sâl-ı mezkûre çıkılup selâm ü kelâm merâsimi icrâ ve şerbet ve kahve ikrâmları îfâ olundukdan sonra Zemun Kumandanı bu kulların Belgrad Defterdârı'na teslîm ve elçiliğimizden hoşnûdluğa dâ'yir evsâfı taʿdâd ederek mukaddemâ verdiği temessükü istirdâd eyledi.\n\nBi-ʿavnihi sübhânehû bu sûretde Belgrad'a vusûl ve anda iki gün meksden sonra aslında süvâr olduğumuz çamlar ile gurre-i zilhicce-i şerîfede Ruscuk'a doğru ʿazîmet ve ol gün Hisarcık önünden güzâr ve ol gice Semendire Kalʿası kenâresinde beytûtet ü karar olundu. Semendire [=Semendria] Kalʿası ekall-i müteyakkan dört yüz yıllık binâ iken sûr u burcuna vehn ü halel sereyân etmemiş ve İstanbul Kalʿası resminde otuz kadar ʿâlî kulleler ile ihâta olunmuş iki kalʿa ve hendek ile istihkâm verilmiş Tuna kenârında görülen kılaʿın ahsen ü emteni olmak üzere iʿtibâr ve iʿtinâya şâyân bir güzel\nkal'a olup, kadîmden [M1 127] kalma câmiʿ ve hammâmı hâlâ içinde mevcûd iken, Ada senesi dahi fethine me'mûr olanlar fî-mâ-baʿd me'vây-ı küffâr olmamak mülâhazasıyla cüsûr ve ebvâbın ve kullelerinin tabakāt ve sukūfuna dâ'ir ahşabın ihrâk eylemelerinden nâşî, kābil-i süknâ olmakdan çıkup etrâfı camur yerler olmağla, kış günlerinde köprîsiz derûnuna duhûl ü hurûc müteʿazzir olduğuna binâ'en, zâbitân ve ehâlîsi derûn-i kalʿaya giremeyüp, taşrasında mesken ittihâz etmişlerdir. Bu yakında bundan gayri hisâr olmamaoğla, mahall-i iktizâda Hisârcık [=Grocka] ve Kolar [=Kolari] ve Hasan Paşa palangası [=Smedrevska palanka] ehâlîsi bu kal'aya tehassun ve tecemmuʿ ede gelmek ʿâdet olup, ednâ ʿinâyet ile cüsûr ve ebvâbı taʿmîr ve kābil-i süknâ olmak nefʿi müstelzim idiği baʿzı kābil-i hitâb olan ehâlîsi takrîrinden maʿlûm olmuşdur.\n\nBundan sonra İhrâm [=Ram] ve Güğercinlik [=Golubac] nâm palangalar yanından ve Ada Kal'ası girdâbından Fethu'l-İslâm'a murûr ve andan Vidin Kalʿası pîşgâhından ʿubûr olunup, Rahova [=Oreava/Orjehovo] ve Niğbolu [=Nikopol] ve Ziştovi [=Svistov] şehirleri görülerek on günde Ruscuğ'a vüsûl müyesser ve ʿîd ve kurban sünnetleri icrâsı mukadder olmuşdur. Bundan sonra mâh-ı zilhiccenin on dördüncü günü Ruscuk'da menzil-süvâr ve Hezârgrad'a [=Razgrad] ve andan Şumnu'ya ve andan Karinâbâd'a (Karnabad) ve andan Yanbolu'ya andan dahi Kırk-kilisâ'ya andan Bergos'a [=Burgas/Burgaz] ve Çorlu'ya ve Silivri'ye uğrayarak evâhır-ı zilhiccetü'ş-şerîfede Âsitâne-i saʿâdet-âşiyân'a vusûl ü dühûl müyesser olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nev-be-nev imkânı mertebe-i ıttılâʿ-ı ahvâl-i mesâlik ve hudûd-i fevâyid-i sefâretden maʿdûd olduğuna binâ'en, Nemçe memleketinin evzâʿ u etvârı beyânına cesâret olunmuşdur.\n\nNemçe memleketi her biri hükûmet ve sikkesinde müstakil dokuz krallığa ve üç dört dukalığa münkasem olup, cümlesi mülk-i mevrûsları olmak ve bir tarafdan ʿazl ü nasb kabûl etmemek vechi üzere mutasarrıflardır. Dokuz kral “Ashâb-ı İhtiyâr\" maʿnâsına Elektör ismiyle mevsûm olmağın, içlerinden biri cümlenin muhtâr ve sergerdesi maʿnâsına imparator olmak lâzım geldikde, bu cümlenin ittifâk ve intihâbıyla olagelmek kavâʿid-i devletlerinden olup, bu sûretde imparatorluğa ihtiyâr eyledikleri kimesneye cümlesi şerʿ u kānunlarına muvâfık olan umûrda itâʿat ve ism-i câmî ile imperyo taʿbîr olunan memleketlerinde hâdis olan gavâyil defʿinde her biri hâline göre asker ile imdâd ü iʿânet eylemek üzere [M1 128] müteʿahhid ve münkādlar iken, mahsûlât-ı memleketlerinden imparatora senede ikişer doğandan gayri bir habbe vermek ʿâdetleri olmadığı beynlerinde meşhûrdur. Zikr olunan Elektör'lerin üçü papas ve kusûru sâhib-i seyfdir.\nDokuz krallığın üçü Reno Eyâleti dâhilinde Magonçe [=Mainz] ve Kolonçe [=Kolonia/Köln] ve Treves sancakları olup, Papaslığ'a mevsûm olan Elektör-i Evvel ve Sânî ve Sâlis hükmündedir.\n\nDördüncüsü Çeh Eyâleti olup, Elektör nâmıyla hâlâ İmparatoriçe Roma ve Aguşturya Dükası ve Macar Kraliçesi olan Marya Tereze tasarrufundadır.\n\nBeşincisi Bavyera Eyâleti olup, Elektör-i Hâmis tasarrufundadır. Yüz elli üç târîhi esnâsında Belgrad'ı Devlet-i ʿaliyye'ye veren Altıncı Karlos mürd oldukda, müddet-i medîdeden berü imparatorlar bunun mensûb olduğu Aguşturya hânedânından ola-gelmişiken, vâris-i mezkûru kalmadığından kızı Marya Tereze'ye iʿtibâr olunmayup, Elektörlar'ın cümlesi imparatorluğa hâhişker olmaları zımnında içlerinden zikr olunan Bavyera Eyâleti Kralı bulunan Karlos Belgrad'ı verüp, mürd olan Altıncı Karlos'un karındaşı kızını âgûş-i izdivâca çekmiş bulunmağla, imparatorluğa Elektörluk'dan fazla verâset ve istihkāk daʿvâsını dermiyân ve Françe Kralı'ndan istiʿânet ve zevcesi vesâtatıyla Çeh ve Macar Krallığı'na nâyil olmak sevdâsına tebaʿiyyet birle İmparatorluk nâmını tahsîl etmişidi. İki üç sene murûru hilâlinde mürd olmağın, Marya Tereze imparatorluğa ihtiyâr ve hâlâ zevci olup, Nemçe memleketinden hâric Toşkana Kralı olan Françesko dahi zevcesine muʿîn ve zamîme olmak vechi üzere lafzı murâd İmparatorluk ile iştihâr bulmuşdur.\n\nAltıncısı Saksonya Eyâleti olup, hâlâ Leh Krallığı ile Elektör-i Sâdis olan Agustos'un hükmünde iken, iki seneden berü Grandebur istîlâsıyla pây-mâl olmuşdur.\n\nYedincisi Prusya Eyâletidir ki, Grandebur tasarrufundadır. Brandeburg [=Brandenburg] aslında bu eyâlet dâhilinde bir kalʿanın ismi olmağla, zâbitleri bu isimle meşhûr ve tahrîf ü tahfîf ile Grandebur denilmişdir. İsm-i ʿalemîsi Freverikosdur. Mezkûr Grandebur aslında İmparatorluk sevdâsıyla Marya Tereze'nin tezevvücüne tâlib olup, Luteran olmak töhmetiyle maʿyûb olup, Marya Tereze'nin pederi Karlos kendüyi damatlığa kabûlden ibâ ve Marya'yı kendü terbiyyet-kerdesi olan Frençesko'ya tezvîc etmekle, Grandebur [M1 129] derûnunda ʿukde-i ʿadâvet ibkā etmişidi. Binâʾen ʿalâ zâlik Grandebur taraf taraf Marya'ya izhâr-ı husûmet ve baʿzı eyâletin ihtilâs ve gāret-i gāyetinde hasbe'l-müdârât beynlerinde iki üç defʿa musâlaha ve müsâleme sûretleri cereyân etmişiken, Grandebur tek durmayup, hem-mezhebi olan İngiltere Kralı cenâhıyla\nhâlâ İmparatorluk hevâsında pervâz ve iki seneden berü külliyyetlü cenglere âgāz eylediği meşhûrdur. Marya Tereze hasebe'l-hilka ceng ve husûmet erbâbından olmadığından gayri, benât ü benînden hâlâ on üç evlâdı olup, leyl ü nehâr Françesko ile tereffüh ve tenaʿume derkâr ve evlâdların mâlik oldukları diyârdan bilâ-müzâhame hissedâr eylemek nuhbe-i efkârları olduğundan başka, ber-vech-i muharrer memleketi Çeh Eyâleti ile Aguşturya Sancağı'na mahsûr olup, Çeh Eyâleti ile Grandebur gāyilesinden birkaç seneden berü perîşân ve ʿavâ'id-i asliyyesine tedennî sirâyet eylediğinden gayri aslında müddehar hazîneleri olmayup, seferler vukūʿunda lâbüd hem-civârları olan krallardan ve agniyây-ı diyâr ve kenâyisden istidâneye muhtâc oldukları ve hâlâ düyûn-ı vâfireye ibtilâ ile ehl-i vezâ'iflerinin bir mikdârın tenzîl ve bir mikdârını ilgā misillü çâre-cûluğa tesaddî eyledikleri, kendi takrîrlerinden müstefâd olmuşdur. Macar Krallığı her ne kadar sûret-i zâhirde Marya'nın kuvvetü'z-zahrı ve âb-rûy-i memleketi görünür ise Macaristan aslında Devlet-i ʿaliyye hudûduna mücâvir ve Macar ehâlîsi Nemçelü'den mütenâfir olmağla, Rakoci-oğlu ve Tökeli misillü Macar aʿyânı taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve niçe kerre ceng ü cidâl istimrârına bâʿis oldukları ʿindlerinde hüveydâ olmağın, bu gāyileyi defʿ içün Marya'nın pederi sâbıku'z-zikr Altıncı Karlos Macaristan'ı on beşer yirmişer köy ayırup, Macar beyzâdelerine zeʿâmet ve ocaklık misillü tevzîʿ u taksîm etmeğin, mahsûllerinden Kraliçe'nin hissesi olmayup, seferler vukūʿunda asker ve akça ile baʿzı mertebe imdâd ü iʿânet husûsunu kendü mürû'etlerine havâle edegelüp, cebr ü kahra dâ'ir muʿâmeleden ictinâb üzere oldukları mütevâtirdir.\n\nBelî Kraliçe'nin dahi baʿzı mahallerde hâs misillü ʿakār ve kurâsı olmağla, anın mahsûlâtı kendüye ʿâyid ve kendü anbarlarında iddihâr edüp, vaktinde ziyâde behâ ile fürûht ve ticâret mesleğine sâlikdir. Hattâ bu gûne hâslarının ve Çeh Eyâleti'nin mahsûlâtı semen-i gālî ile râyic olmak içün Macaristan'ın Beç'e zahîresi gelmek memnûʿâtdan olup, Macaristan ehâlîsi kendü [M1 130] mahsüllerin kendü vilâyetinde satmağa mecbûr ve câ-be-câ senelerde mahsulleri ziyâde olup, diyârlarında behâ etmediğinden, Eflak ve Boğdan'a semt olan mahallerden Tuna ile İstanbul'a getürmeye hâhişker oldukları maʿlûm olmuşdur.\n\nEyâletlerinin sekizincisi Balatnat [=Renanya-Palatina] Sancağı olup, Elektör-i Sâmin tasarrufundadır.\n\nDokuzuncusu Hanoveri Eyâleti dimekle maʿrûf ve hâlâ İngiltere Kralı Corcu'nun mülk-i mevrûsu olup, kāyim-makām ile zabt ede gelmişdir. Zikr olunan Elektörluklarından başka Savoya Sancağı müfrez dükalık olup, hâlâ Sardunya Kralı hükmündedir. Heseyeh (Hesse) Sancağı dahi müstakil dükalık ve Ebyâ Eyâleti dahi başka müfrez ve müstakil bir cumhûr tasarrufundadır.\nBu tafsîlden Nemçe memleketinin kesret-i şürekâsı âşikâr ve İmparatoriçe'nin hükmü cârî olduğu eyâletin hey'eti ve Devlet-i ʿaliyye-yi ebediyyü'l-karara hayyiz-i nisbeti, ke'ş-şemsi fî vasati'n-nehâr âşikâr ü be-dîdârdır. Bu takrîrden eyâletlerinin ʿadem-i vüsʿati ve îrâd-ı muʿayyenelerinin kılleti müstebân ve mefhûm iken, “izhâr-ı ʿacz u iztırâr etmeyüp, tedâbîr-i mülkiyyeleri temşiyetinde muktezî olan emvâli kandan tedârük ederler?” suʾâline şöyle cevâb verilür ki, “Bunlar her ne kadar ashâb-ı tenaʿʿum ve tereffühden görünürler ise, devletlerinin ahvâli gāyetde mazbût ve merbût olup, îrâd tahsîlinde hîle vü hudʿa icrâsına fikirlerin iʿmâl ve mesârıf ve ihrâcât bâbında isrâf ve itlâfdan mücânebet ile imsâk ve tasarruf dekāyikına riʿâyetde ihmâl etmezler. Meselâ Devlet-i ʿaliyye tüccârından gayri Beç'e metâʿ getüren France ve İngiltere bâzergânlarından yüzde otuz guruş gümrük ve bir öküzden dört beş altûn bâc almak ve ekser-i meʾkûlâtın beyʿ u şirâsında müdahaleleri olup, hamr u duhân misillü havâyic-i ʿâmmeden asl-ı semeni kadar resm almak ve gurûb-i şemsden sonra varoş ve kalʿa kapularından içerü girmek irâdesinde olanların ağniyâ vü fukarâsından akça devşirmek ve komedya dedikleri hayâl-hânelerine kral ve kraliçeye varınca sıgār u kibârı her gice cemʿ u hâzır olmak mühimmât-ı beldelerinden olmağın, herkesin tabaka va mikdârına göre celb-i dirhem ü dînâr eylemek misillü mukûs ve mekrûhâtın gāyeti olmayup, Devlet-i ʿaliyye'den gayri düvel-i Nasârâ elçilerine bir habbe virmezler.\nEl-hâletü hâzihî Grandebur ile müşâcere ve mugālebeleri keyfiyyeti şöyle fehm olunmuşdur ki, Grandebur-i mesfûr İmparatorluk ile tevfîr-i mülke dâ’ir olan ümniyyesin tahsîlden gayri fikirde olmayup, leyl ü nehâr hezâr hîle ile asker terbiyyesi ve iʿmâl [M1 131] ve irâdesi hâletlerinde bezl-i tâb ü tüvân ve bi'n-nefs melâhim ve mehlekeye iktihâm ile meydânda sâhib-i ikdâm ü cevelândır. Bunlarda ceng ve husûmet ve tevsîʿ-i memleket dâʿiyyesi ber-taraf olup, mücerred bi'z-zarûrede defʿ-i sâ'il mülâhazasıyla müdâfaʿa kaydında olduklarından gayri muʿîn ve mededkârları olan Françe ve Moskov devletleri hâtır içün askerlerin mehlekeye uğratmayup, [Mısra]:\n\nUzakdan merhabâ ey ayı kardaş\n\nmeʿâliyle imrâr-ı eyyâm ve belki kraliçenin devleti ber-geşte olduğu sûretde kendülere mücâvir ve münâsib olan mahallerden hisse-mend olmak recâsını igtinâm ederler. Bu sûretde Grandebur gālib olmak cânibi râcih iken, İbn Haldûn Mukaddime'sinde mestûr olduğu üzere devlet-i müsteciddenin devlet-i müstekarra üzere galebe-i külliyyesi tûl-i zemân ve tekerrür-i tavârık-ı melevâna mevkūf olmağın, fi'l-hakīka Grandebur'un eyyâm-ı istidrâcı mümted olursa, husemâsın istîsâl eylemek kavâʿid-i hükmiye-i mücerrebeden hâric değildir.",
          "caption": "Tafsîl-i Memâlik-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_293.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Tafsîl-i Memâlik-i Nemçe",
          "text": "Nev-be-nev imkânı mertebe-i ıttılâʿ-ı ahvâl-i mesâlik ve hudûd-i fevâyid-i sefâretden maʿdûd olduğuna binâ'en, Nemçe memleketinin evzâʿ u etvârı beyânına cesâret olunmuşdur.\n\nNemçe memleketi her biri hükûmet ve sikkesinde müstakil dokuz krallığa ve üç dört dukalığa münkasem olup, cümlesi mülk-i mevrûsları olmak ve bir tarafdan ʿazl ü nasb kabûl etmemek vechi üzere mutasarrıflardır. Dokuz kral “Ashâb-ı İhtiyâr\" maʿnâsına Elektör ismiyle mevsûm olmağın, içlerinden biri cümlenin muhtâr ve sergerdesi maʿnâsına imparator olmak lâzım geldikde, bu cümlenin ittifâk ve intihâbıyla olagelmek kavâʿid-i devletlerinden olup, bu sûretde imparatorluğa ihtiyâr eyledikleri kimesneye cümlesi şerʿ u kānunlarına muvâfık olan umûrda itâʿat ve ism-i câmî ile imperyo taʿbîr olunan memleketlerinde hâdis olan gavâyil defʿinde her biri hâline göre asker ile imdâd ü iʿânet eylemek üzere [M1 128] müteʿahhid ve münkādlar iken, mahsûlât-ı memleketlerinden imparatora senede ikişer doğandan gayri bir habbe vermek ʿâdetleri olmadığı beynlerinde meşhûrdur. Zikr olunan Elektör'lerin üçü papas ve kusûru sâhib-i seyfdir.\nDokuz krallığın üçü Reno Eyâleti dâhilinde Magonçe [=Mainz] ve Kolonçe [=Kolonia/Köln] ve Treves sancakları olup, Papaslığ'a mevsûm olan Elektör-i Evvel ve Sânî ve Sâlis hükmündedir.\n\nDördüncüsü Çeh Eyâleti olup, Elektör nâmıyla hâlâ İmparatoriçe Roma ve Aguşturya Dükası ve Macar Kraliçesi olan Marya Tereze tasarrufundadır.\n\nBeşincisi Bavyera Eyâleti olup, Elektör-i Hâmis tasarrufundadır. Yüz elli üç târîhi esnâsında Belgrad'ı Devlet-i ʿaliyye'ye veren Altıncı Karlos mürd oldukda, müddet-i medîdeden berü imparatorlar bunun mensûb olduğu Aguşturya hânedânından ola-gelmişiken, vâris-i mezkûru kalmadığından kızı Marya Tereze'ye iʿtibâr olunmayup, Elektörlar'ın cümlesi imparatorluğa hâhişker olmaları zımnında içlerinden zikr olunan Bavyera Eyâleti Kralı bulunan Karlos Belgrad'ı verüp, mürd olan Altıncı Karlos'un karındaşı kızını âgûş-i izdivâca çekmiş bulunmağla, imparatorluğa Elektörluk'dan fazla verâset ve istihkāk daʿvâsını dermiyân ve Françe Kralı'ndan istiʿânet ve zevcesi vesâtatıyla Çeh ve Macar Krallığı'na nâyil olmak sevdâsına tebaʿiyyet birle İmparatorluk nâmını tahsîl etmişidi. İki üç sene murûru hilâlinde mürd olmağın, Marya Tereze imparatorluğa ihtiyâr ve hâlâ zevci olup, Nemçe memleketinden hâric Toşkana Kralı olan Françesko dahi zevcesine muʿîn ve zamîme olmak vechi üzere lafzı murâd İmparatorluk ile iştihâr bulmuşdur.\n\nAltıncısı Saksonya Eyâleti olup, hâlâ Leh Krallığı ile Elektör-i Sâdis olan Agustos'un hükmünde iken, iki seneden berü Grandebur istîlâsıyla pây-mâl olmuşdur.\n\nYedincisi Prusya Eyâletidir ki, Grandebur tasarrufundadır. Brandeburg [=Brandenburg] aslında bu eyâlet dâhilinde bir kalʿanın ismi olmağla, zâbitleri bu isimle meşhûr ve tahrîf ü tahfîf ile Grandebur denilmişdir. İsm-i ʿalemîsi Freverikosdur. Mezkûr Grandebur aslında İmparatorluk sevdâsıyla Marya Tereze'nin tezevvücüne tâlib olup, Luteran olmak töhmetiyle maʿyûb olup, Marya Tereze'nin pederi Karlos kendüyi damatlığa kabûlden ibâ ve Marya'yı kendü terbiyyet-kerdesi olan Frençesko'ya tezvîc etmekle, Grandebur [M1 129] derûnunda ʿukde-i ʿadâvet ibkā etmişidi. Binâʾen ʿalâ zâlik Grandebur taraf taraf Marya'ya izhâr-ı husûmet ve baʿzı eyâletin ihtilâs ve gāret-i gāyetinde hasbe'l-müdârât beynlerinde iki üç defʿa musâlaha ve müsâleme sûretleri cereyân etmişiken, Grandebur tek durmayup, hem-mezhebi olan İngiltere Kralı cenâhıyla\nhâlâ İmparatorluk hevâsında pervâz ve iki seneden berü külliyyetlü cenglere âgāz eylediği meşhûrdur. Marya Tereze hasebe'l-hilka ceng ve husûmet erbâbından olmadığından gayri, benât ü benînden hâlâ on üç evlâdı olup, leyl ü nehâr Françesko ile tereffüh ve tenaʿume derkâr ve evlâdların mâlik oldukları diyârdan bilâ-müzâhame hissedâr eylemek nuhbe-i efkârları olduğundan başka, ber-vech-i muharrer memleketi Çeh Eyâleti ile Aguşturya Sancağı'na mahsûr olup, Çeh Eyâleti ile Grandebur gāyilesinden birkaç seneden berü perîşân ve ʿavâ'id-i asliyyesine tedennî sirâyet eylediğinden gayri aslında müddehar hazîneleri olmayup, seferler vukūʿunda lâbüd hem-civârları olan krallardan ve agniyây-ı diyâr ve kenâyisden istidâneye muhtâc oldukları ve hâlâ düyûn-ı vâfireye ibtilâ ile ehl-i vezâ'iflerinin bir mikdârın tenzîl ve bir mikdârını ilgā misillü çâre-cûluğa tesaddî eyledikleri, kendi takrîrlerinden müstefâd olmuşdur. Macar Krallığı her ne kadar sûret-i zâhirde Marya'nın kuvvetü'z-zahrı ve âb-rûy-i memleketi görünür ise Macaristan aslında Devlet-i ʿaliyye hudûduna mücâvir ve Macar ehâlîsi Nemçelü'den mütenâfir olmağla, Rakoci-oğlu ve Tökeli misillü Macar aʿyânı taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve niçe kerre ceng ü cidâl istimrârına bâʿis oldukları ʿindlerinde hüveydâ olmağın, bu gāyileyi defʿ içün Marya'nın pederi sâbıku'z-zikr Altıncı Karlos Macaristan'ı on beşer yirmişer köy ayırup, Macar beyzâdelerine zeʿâmet ve ocaklık misillü tevzîʿ u taksîm etmeğin, mahsûllerinden Kraliçe'nin hissesi olmayup, seferler vukūʿunda asker ve akça ile baʿzı mertebe imdâd ü iʿânet husûsunu kendü mürû'etlerine havâle edegelüp, cebr ü kahra dâ'ir muʿâmeleden ictinâb üzere oldukları mütevâtirdir.\n\nBelî Kraliçe'nin dahi baʿzı mahallerde hâs misillü ʿakār ve kurâsı olmağla, anın mahsûlâtı kendüye ʿâyid ve kendü anbarlarında iddihâr edüp, vaktinde ziyâde behâ ile fürûht ve ticâret mesleğine sâlikdir. Hattâ bu gûne hâslarının ve Çeh Eyâleti'nin mahsûlâtı semen-i gālî ile râyic olmak içün Macaristan'ın Beç'e zahîresi gelmek memnûʿâtdan olup, Macaristan ehâlîsi kendü [M1 130] mahsüllerin kendü vilâyetinde satmağa mecbûr ve câ-be-câ senelerde mahsulleri ziyâde olup, diyârlarında behâ etmediğinden, Eflak ve Boğdan'a semt olan mahallerden Tuna ile İstanbul'a getürmeye hâhişker oldukları maʿlûm olmuşdur.\n\nEyâletlerinin sekizincisi Balatnat [=Renanya-Palatina] Sancağı olup, Elektör-i Sâmin tasarrufundadır.\n\nDokuzuncusu Hanoveri Eyâleti dimekle maʿrûf ve hâlâ İngiltere Kralı Corcu'nun mülk-i mevrûsu olup, kāyim-makām ile zabt ede gelmişdir. Zikr olunan Elektörluklarından başka Savoya Sancağı müfrez dükalık olup, hâlâ Sardunya Kralı hükmündedir. Heseyeh (Hesse) Sancağı dahi müstakil dükalık ve Ebyâ Eyâleti dahi başka müfrez ve müstakil bir cumhûr tasarrufundadır.\nBu tafsîlden Nemçe memleketinin kesret-i şürekâsı âşikâr ve İmparatoriçe'nin hükmü cârî olduğu eyâletin hey'eti ve Devlet-i ʿaliyye-yi ebediyyü'l-karara hayyiz-i nisbeti, ke'ş-şemsi fî vasati'n-nehâr âşikâr ü be-dîdârdır. Bu takrîrden eyâletlerinin ʿadem-i vüsʿati ve îrâd-ı muʿayyenelerinin kılleti müstebân ve mefhûm iken, “izhâr-ı ʿacz u iztırâr etmeyüp, tedâbîr-i mülkiyyeleri temşiyetinde muktezî olan emvâli kandan tedârük ederler?” suʾâline şöyle cevâb verilür ki, “Bunlar her ne kadar ashâb-ı tenaʿʿum ve tereffühden görünürler ise, devletlerinin ahvâli gāyetde mazbût ve merbût olup, îrâd tahsîlinde hîle vü hudʿa icrâsına fikirlerin iʿmâl ve mesârıf ve ihrâcât bâbında isrâf ve itlâfdan mücânebet ile imsâk ve tasarruf dekāyikına riʿâyetde ihmâl etmezler. Meselâ Devlet-i ʿaliyye tüccârından gayri Beç'e metâʿ getüren France ve İngiltere bâzergânlarından yüzde otuz guruş gümrük ve bir öküzden dört beş altûn bâc almak ve ekser-i meʾkûlâtın beyʿ u şirâsında müdahaleleri olup, hamr u duhân misillü havâyic-i ʿâmmeden asl-ı semeni kadar resm almak ve gurûb-i şemsden sonra varoş ve kalʿa kapularından içerü girmek irâdesinde olanların ağniyâ vü fukarâsından akça devşirmek ve komedya dedikleri hayâl-hânelerine kral ve kraliçeye varınca sıgār u kibârı her gice cemʿ u hâzır olmak mühimmât-ı beldelerinden olmağın, herkesin tabaka va mikdârına göre celb-i dirhem ü dînâr eylemek misillü mukûs ve mekrûhâtın gāyeti olmayup, Devlet-i ʿaliyye'den gayri düvel-i Nasârâ elçilerine bir habbe virmezler.\nEl-hâletü hâzihî Grandebur ile müşâcere ve mugālebeleri keyfiyyeti şöyle fehm olunmuşdur ki, Grandebur-i mesfûr İmparatorluk ile tevfîr-i mülke dâ’ir olan ümniyyesin tahsîlden gayri fikirde olmayup, leyl ü nehâr hezâr hîle ile asker terbiyyesi ve iʿmâl [M1 131] ve irâdesi hâletlerinde bezl-i tâb ü tüvân ve bi'n-nefs melâhim ve mehlekeye iktihâm ile meydânda sâhib-i ikdâm ü cevelândır. Bunlarda ceng ve husûmet ve tevsîʿ-i memleket dâʿiyyesi ber-taraf olup, mücerred bi'z-zarûrede defʿ-i sâ'il mülâhazasıyla müdâfaʿa kaydında olduklarından gayri muʿîn ve mededkârları olan Françe ve Moskov devletleri hâtır içün askerlerin mehlekeye uğratmayup, [Mısra]:\n\nUzakdan merhabâ ey ayı kardaş\n\nmeʿâliyle imrâr-ı eyyâm ve belki kraliçenin devleti ber-geşte olduğu sûretde kendülere mücâvir ve münâsib olan mahallerden hisse-mend olmak recâsını igtinâm ederler. Bu sûretde Grandebur gālib olmak cânibi râcih iken, İbn Haldûn Mukaddime'sinde mestûr olduğu üzere devlet-i müsteciddenin devlet-i müstekarra üzere galebe-i külliyyesi tûl-i zemân ve tekerrür-i tavârık-ı melevâna mevkūf olmağın, fi'l-hakīka Grandebur'un eyyâm-ı istidrâcı mümted olursa, husemâsın istîsâl eylemek kavâʿid-i hükmiye-i mücerrebeden hâric değildir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beç Kalʿası bir fezây-ı müstevîde Tuna Nehri'nin bir şıkkı kenârında sûru tahmînen on altı zirâʿ kutr u dâʾiresi meşy-i muʿtedil ile yirmi dakīka hendeki ʿarîz u ʿamîk bir mütevassıt kalʿadır. Derûnu dörder beşer kāt kârgîr hâneler ve büyük kenîsâlar ile dopdoludur. Ve hâneleri ekseriyâ kirâ ile îcâr ü istîcâr oluna gelüp, bir hâne içinde beş altı âdem evlâd ü ʿıyâliyle olur. Kalʿa içinde şâdü'r-revân misillü suları ve baʿzı mühimmât içün meydânları vardır. Egerçi kalʿa büyük ve pek metîn deyecek mertebede değildir. Ammâ etrâfında varoşlarının vefreti olup, bağlı bağçeli mükellef hâneleri vardır. Varoşlarının etrâfı yek-pâre hendek kesilmiş ve taraf taraf dervâzelerle tutulmuşdur.\n\nCânib-i garbîsinde kalʿadan bir sâʿat mesâfe ile Alaman Dağı nâmına kaddi yarım sâʿat, cenûbdan şimâle mümted olmuş bir cebel vardır. Tuna Nehri bu dağın cânib-i şimâlîsinden zuhûr ve Beç Kalʿasının cânib-i şimâlîsine doğru murûr hâletinde esâbiʿ-i hamse sûretinde beş şıkka münkasem olup, bir şıkkı Beç kalʿasına mumâs olarak cereyân etmeğin, kalʿanın şimâl tarafında olan kapusuna büyük köprü ile girilür. Ve şimâle doğru gidildikde, Tuna'yı dört yerden cisr ile geçmeğe muhtâc olup, bu sûretde Tuna'nın cedâvili miyânında büyük adalar hâdis ve ekserîsi ormanlar ile doludur. Kalʿanın cânib-i cenûbîsinde Vidin nâmına bir nehr-i muhtasar vardır. O tarafda [M1 132] olan varoşlar ile finây-ı kalʿa miyânını fâsıldır. Ve bu nehir kalʿanın cânib-i şarkīsinde olan hendeklere uğrayıp, Tuna'ya munsabb olur. Kalʿa varoşlarının sükkânı kesret üzere olup, beyʿ u şirâları devletlerine dâʾir ticâret hîlelerine menût olmağın her şeyleri behâludur. Kalʿanın cânib-i şarkīsinde kalʿadan yarım sâʿat buʿd ile “Hüsn-i Beled” maʿnâsına İstatuque (استات قوة) nâmına etrâfı Tuna ile ihâta olunmuş tûl ü ʿarzı birer sâʿat bir mesîreleri vardır. Ekser-i mevâzıʿı hüdây-i nâbit eşcâr ve baʿzı mahallerinde kasda mukārin fezây-ı hâliyesi vardır. Mîrî korularından olmağın, behâr eyyâmı kapuları açılup, ağniyâsı cenûb cânibine ve sûkası şimâl tarafına meʾzûn olurlar. Beynlerinde hâciz yoğiken biribirlerine ihtilât ve müzâhame etmezler. Bundan gayri şimâl ve cenûb tarafında mükellef kral serayları ve bağçeleri vardır. Kibâr u ağniyâsı mevsimleriyle bu bağçelere teferrüce meʾzûnlardır.\n\nEhâlîsinin aʿyân ü ağniyâsı kuşluğa dek uyurlar. Zuhr vakti taʿâma oturup, ikindüye karîb yemekden fâriğ oldukları gibi hintovlara binüp, üçer beşer zikr olunan mesîrelere giderler. Ahşama dek dolanup, vakt-i gurûbda derûn-i kalʿada vâkiʿ opera ve komedya taʿbîr olunan hayâl-hâneye hâzır olurlar. Ve sâʿat üçde hayâl-hâneden çıkup, kapuları önünde fânûslar ve herkesin yedinde yel mumları firûzân olarak biribirlerine müsâferet ve musâhabete giderler. Ve gice taʿâmına oturup, sabaha dek birbirlerinin hânesinde ve sokaklarda kendülere mâniʿ ve müzâhim ve nizâʿ u gavgaya dâʾir işleri yokdur. Muttasıl pîşe vü endîşeleri bu makūle lehv ü luʿba maksûr olmağın, Grandebur ve sâ'ir muʿârızları müdâfaʿasından ne mertebe müteneffir oldukları vâzıhdır.",
          "caption": "Vasf-ı Beç ʿalâ tarîkı'l-icmâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_294.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı Beç ʿalâ tarîkı'l-icmâl",
          "text": "Beç Kalʿası bir fezây-ı müstevîde Tuna Nehri'nin bir şıkkı kenârında sûru tahmînen on altı zirâʿ kutr u dâʾiresi meşy-i muʿtedil ile yirmi dakīka hendeki ʿarîz u ʿamîk bir mütevassıt kalʿadır. Derûnu dörder beşer kāt kârgîr hâneler ve büyük kenîsâlar ile dopdoludur. Ve hâneleri ekseriyâ kirâ ile îcâr ü istîcâr oluna gelüp, bir hâne içinde beş altı âdem evlâd ü ʿıyâliyle olur. Kalʿa içinde şâdü'r-revân misillü suları ve baʿzı mühimmât içün meydânları vardır. Egerçi kalʿa büyük ve pek metîn deyecek mertebede değildir. Ammâ etrâfında varoşlarının vefreti olup, bağlı bağçeli mükellef hâneleri vardır. Varoşlarının etrâfı yek-pâre hendek kesilmiş ve taraf taraf dervâzelerle tutulmuşdur.\n\nCânib-i garbîsinde kalʿadan bir sâʿat mesâfe ile Alaman Dağı nâmına kaddi yarım sâʿat, cenûbdan şimâle mümted olmuş bir cebel vardır. Tuna Nehri bu dağın cânib-i şimâlîsinden zuhûr ve Beç Kalʿasının cânib-i şimâlîsine doğru murûr hâletinde esâbiʿ-i hamse sûretinde beş şıkka münkasem olup, bir şıkkı Beç kalʿasına mumâs olarak cereyân etmeğin, kalʿanın şimâl tarafında olan kapusuna büyük köprü ile girilür. Ve şimâle doğru gidildikde, Tuna'yı dört yerden cisr ile geçmeğe muhtâc olup, bu sûretde Tuna'nın cedâvili miyânında büyük adalar hâdis ve ekserîsi ormanlar ile doludur. Kalʿanın cânib-i cenûbîsinde Vidin nâmına bir nehr-i muhtasar vardır. O tarafda [M1 132] olan varoşlar ile finây-ı kalʿa miyânını fâsıldır. Ve bu nehir kalʿanın cânib-i şarkīsinde olan hendeklere uğrayıp, Tuna'ya munsabb olur. Kalʿa varoşlarının sükkânı kesret üzere olup, beyʿ u şirâları devletlerine dâʾir ticâret hîlelerine menût olmağın her şeyleri behâludur. Kalʿanın cânib-i şarkīsinde kalʿadan yarım sâʿat buʿd ile “Hüsn-i Beled” maʿnâsına İstatuque (استات قوة) nâmına etrâfı Tuna ile ihâta olunmuş tûl ü ʿarzı birer sâʿat bir mesîreleri vardır. Ekser-i mevâzıʿı hüdây-i nâbit eşcâr ve baʿzı mahallerinde kasda mukārin fezây-ı hâliyesi vardır. Mîrî korularından olmağın, behâr eyyâmı kapuları açılup, ağniyâsı cenûb cânibine ve sûkası şimâl tarafına meʾzûn olurlar. Beynlerinde hâciz yoğiken biribirlerine ihtilât ve müzâhame etmezler. Bundan gayri şimâl ve cenûb tarafında mükellef kral serayları ve bağçeleri vardır. Kibâr u ağniyâsı mevsimleriyle bu bağçelere teferrüce meʾzûnlardır.\n\nEhâlîsinin aʿyân ü ağniyâsı kuşluğa dek uyurlar. Zuhr vakti taʿâma oturup, ikindüye karîb yemekden fâriğ oldukları gibi hintovlara binüp, üçer beşer zikr olunan mesîrelere giderler. Ahşama dek dolanup, vakt-i gurûbda derûn-i kalʿada vâkiʿ opera ve komedya taʿbîr olunan hayâl-hâneye hâzır olurlar. Ve sâʿat üçde hayâl-hâneden çıkup, kapuları önünde fânûslar ve herkesin yedinde yel mumları firûzân olarak biribirlerine müsâferet ve musâhabete giderler. Ve gice taʿâmına oturup, sabaha dek birbirlerinin hânesinde ve sokaklarda kendülere mâniʿ ve müzâhim ve nizâʿ u gavgaya dâʾir işleri yokdur. Muttasıl pîşe vü endîşeleri bu makūle lehv ü luʿba maksûr olmağın, Grandebur ve sâ'ir muʿârızları müdâfaʿasından ne mertebe müteneffir oldukları vâzıhdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi'yle İstanbul Kadısı olan ʿAbdullah Efendi'ye umûr-i kıyem ü esʿârda rehâvet isnâd ve işbu muharrem evâsıtında müddetini tekmîl etmeden ʿazl ile mecrûhu'l-fu'âd ve Ser-etibbâ-yı hâssa Mehmed Refîʿ Efendi, mesned-i hükûmet-i Âsitâne'ye ısʿâd olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_295.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Anadolu Pâyesi'yle İstanbul Kadısı olan ʿAbdullah Efendi'ye umûr-i kıyem ü esʿârda rehâvet isnâd ve işbu muharrem evâsıtında müddetini tekmîl etmeden ʿazl ile mecrûhu'l-fu'âd ve Ser-etibbâ-yı hâssa Mehmed Refîʿ Efendi, mesned-i hükûmet-i Âsitâne'ye ısʿâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhe mukaddemâ Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, bir müddet İzmir'de ikāmet ve her gün darb-ı nevbet-i mehâbet ile icrây-ı hükûmet ve Sadrıaʿzam'ın müşârun ileyhe kıdem-i hidmeti olmak cihetiyle haline terk edüp, İzmir'de ikāmet muhâlif-i rızây-ı devletdir demekden hicâb ü edeb etmişidi. Hele ne hâl ise [M1 133] kürsiyy-i eyâleti olan Kütahya'ya gelüp, birkaç gün mübtelây-ı renc ü elem ve yetmiş bir senesi zilhiccesinin dokuzuncu günü diyâr-ı ʿademe vazʿ-ı kadem edüp, hisârın câmiʿi civârında vedîʿa-i sandûka-i serâ ve reh-peymây-ı semt-i bekā oldu. Müşârun ileyh emârât-ı mevti ihsâs ile fevtinden birkaç sâʿat mukaddem kendü kalemleriyle bir kıtʿa vasiyyet-nâme tertîb edüp, Âsitâne-i saʿâdet'de Altı-mermer semtinde müceddeden binâ etdiği câmiʿ-i şerîf ittısâlinde âmâde eylediği türbesine defn olunması cümle-i vesâyâsından olduğunu evlâd ü ʿıyâl bâ-ʿarzuhâl ifâde etmişler idi.\n\nBu makūle nâmdâr vezîrler ve mûtû kable en temûtû me'âlini fehm ile mukaddemce evkāf u hayrât tertib eden zâtların taşrada vefâtları vukūʿunda Âsitâne'ye nakl ve iʿdâd eyledikleri merâkıdde defn olundukları mesbûk olduğuna binâ'en, müşârun ileyh hakkında dahi müsâʿade erzânî kılınup, Kütahya'da tahte'l-arz yirmi altı gün meksden sonra ihrâc ve taht-1 revâna vazʿ ve Âsitâne'de vâkiʿ mezârına idrâc olundu. Cesedine ʿârıza-i fenâ tetarruk etmeyüp, fekat mehâsininin bir tarafı pûsîde olduğunu sikadan baʿzıları rivâyet etmişdir.",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı esbak Hekîm-zâde ʿAli Paşa ve nakl-i naʿş-ı û be-Âsitâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_296.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı esbak Hekîm-zâde ʿAli Paşa ve nakl-i naʿş-ı û be-Âsitâne",
          "text": "Müşârun ileyhe mukaddemâ Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, bir müddet İzmir'de ikāmet ve her gün darb-ı nevbet-i mehâbet ile icrây-ı hükûmet ve Sadrıaʿzam'ın müşârun ileyhe kıdem-i hidmeti olmak cihetiyle haline terk edüp, İzmir'de ikāmet muhâlif-i rızây-ı devletdir demekden hicâb ü edeb etmişidi. Hele ne hâl ise [M1 133] kürsiyy-i eyâleti olan Kütahya'ya gelüp, birkaç gün mübtelây-ı renc ü elem ve yetmiş bir senesi zilhiccesinin dokuzuncu günü diyâr-ı ʿademe vazʿ-ı kadem edüp, hisârın câmiʿi civârında vedîʿa-i sandûka-i serâ ve reh-peymây-ı semt-i bekā oldu. Müşârun ileyh emârât-ı mevti ihsâs ile fevtinden birkaç sâʿat mukaddem kendü kalemleriyle bir kıtʿa vasiyyet-nâme tertîb edüp, Âsitâne-i saʿâdet'de Altı-mermer semtinde müceddeden binâ etdiği câmiʿ-i şerîf ittısâlinde âmâde eylediği türbesine defn olunması cümle-i vesâyâsından olduğunu evlâd ü ʿıyâl bâ-ʿarzuhâl ifâde etmişler idi.\n\nBu makūle nâmdâr vezîrler ve mûtû kable en temûtû me'âlini fehm ile mukaddemce evkāf u hayrât tertib eden zâtların taşrada vefâtları vukūʿunda Âsitâne'ye nakl ve iʿdâd eyledikleri merâkıdde defn olundukları mesbûk olduğuna binâ'en, müşârun ileyh hakkında dahi müsâʿade erzânî kılınup, Kütahya'da tahte'l-arz yirmi altı gün meksden sonra ihrâc ve taht-1 revâna vazʿ ve Âsitâne'de vâkiʿ mezârına idrâc olundu. Cesedine ʿârıza-i fenâ tetarruk etmeyüp, fekat mehâsininin bir tarafı pûsîde olduğunu sikadan baʿzıları rivâyet etmişdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bin yüz on dokuz şaʿbânında terk-i eczây-ı kâyinât eden Re'îsü'l-etıbbâ Nûh Efendi merhûmun oğlu olduğundan, Hekîm-zâdelik ile şöhret-şiʿâr olmuşidi Mi'e-i kâmile şaʿbânın Leyle-i Berât'ında kadem-zen-i ʿâlem-i vücûd ve terbiye-i dâye-i isti'dâd ile giderek fârik-ı miyân-ı ziyân ü sûd oldukda, kabiliyyet-i mâder-zâdı evcgîr-\ni iştihâr ve bu sebeble sâhib-i taht-ı vakt olan Hudâvendigâr-ı esbak Sultân Ahmed Hân hazretlerine meleke vü istiʿdâdı beyân olunup, mazhar-ı enzâr-ı hurşîd-âsâr olmuşidi. Çok geçmeden Silahşorlük ve Kapucu-başılık ile mâye-dâr-ı ʿizz ü şân ve kesb-i tekarrub-i Pâdişâhî ile müşârun bi'l-benân olup, bu teveccüh-i nâgeh-zuhûr Sadru's-sudûr bulunan Şehîd ʿAli Paşa'yı güm-kerde-i râh-ı şuʿûr eyleyüp, giderek merâtib-i devlete irtikā ve müddet-i kalîlede sâhib-i teʿayyün olacağını hulyâ ile sûret-i ikrâmda istibʿâdını ilkā ve Zile Voyvodalığı'yla kazây-ı fesîh-i Anadolu'ya ʿazîmetini imzâ edüp, İbrâhîm Paşa Sadâreti'nde, Türkmân Ağalığı'yla kâmrân ve üç sene murûrunda bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Adana Eyâleti dahi tarafına ihsân ve otuz yedi saferu'l-hayrında Haleb tevcîh olunup, ʿazm-i kişver-i İran etmişidi. Tebrîz fethinde tahsîne şâyân hidmetde bulunduğundan, otuz sekiz saferi evâyilinde rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kâmyâb [M1 134] ve birkaç günden sonra Anadolu Eyâleti'yle dağzen-i kulûb-i emsâl ü etrâb oldu. Sene-i mezbûra zilkaʿdesinde Köprüli-zâde ʿAbdullah Paşa ʿazlinden Tebrîz cânibine Serʿasker ve kırk târîhinde vâkiʿ musâlahada saʿy ü himmeti zâhir olmuşiken, havâss-ı etbâʿından askerî tâyifesine baʿzı cevr ü keder terettüb etdiğinden, rikâb-ı kâmyâba ʿarz-ı haller sunulup, Serʿaskerlik üzerinden refʿ ve Erdebil Muhâfızı Yûsuf Paşa'ya tefvîz olunup, müşârun ileyh Şehr-i zor Eyâleti'yle muhakkar kılınmışidi. Bir müddet murûrundan sonra Revân cânibine Sipehsâlâr ve kırk üç târîhinde Tebrîz Serʿaskerliği'yle nâmdâr olup, kırk dört târîhinde Tebrîz ve Rûmiyye'yi tekrâr âverde-i kabza-i teshîr ve zamîme-i memâlik-i Pâdişâh-ı kişver-gîr edüp, sâl-i mezkûr ramazânında ʿOsmân Paşa ʿazlinden Sadâret-i ʿuzmâ ile be-kâm ve Defterdâr ʿİzzet ʿAli Paşa Âsitâne'de Kāyim-makām olmuşidi.\n\nSadr-ı müşârun ileyh Azerbaycân ülkesini tathîr ʿakabinde daʿvetine Kapucular Kethudâsı tesyîr olunup, emre imtisâl ve sene-i mezkûre zilkaʿdesinde ʿatebe-i Şehriyârî'ye vazʿ-ı cebhe-i ibtihâl eyleyüp, kırk ay mikdârı Sadr-nişîn-i eyvân-ı hükûmet oldular ise dahi zemânlarında Aʿcâm-ı liʾâmın galebe-i istidrâciyyeleri kemâle resîde ve baʿzı kılâʿ-ı Pâdişâhî mahsûriyyeti gibi vekāyiʿ-i şedîde zuhûru kusûr u rehâvetine haml olunup, çârtâk-ı nazar-ı Pâdişâhî'den hâbit ve kırk sekiz saferinin sekizinci günü ʿazl ve Midillü Cezîresi'ne nefy ile rütbe-i izâfîyye'sinden sâkıt olmuşidi. Sene-i mezbûra rebîʿulâhırında mazhar-ı şefkat-i Pâdişâh-ı enâm ve Kandiye Eyâleti ile tecdîd-i câh-ı ʿizz ü ihtişâm ve kırk dokuz muharreminde Bosna'ya Vâlî ve Serʿaskerlik ile kadri ʿâlî\nkılınup, üç sene zarfında destyârî-yi ikdâm ü himmetiyle zuhûra gelen gazâ vü cihâd, velvele-endâz-ı milket-i ehl-i ʿinâd ve ʿale'l-husûs Bosna'dan hareketi, aʿzam-ı esbâb-ı feth-i Belgrad olmuşidi.\n\nElli üç rebîʿulevvelinde ʿAzm-zâde Süleymân Paşa ʿazlinden Mısr-ı Kāhire Tevliyyeti ile ikrâm olunup, o hılâlde ser-dâde-i vâdî-yi gavâyet olan ümerâ-i Mısrıyye'nin ekserîsini küşte-i tîg-i hûnbâr ve sâyirlerini dahi taht-ı râbıtaya idhâl ile sitemdîdegân-ı ümerâyı lâ fetâ illâ ʿAliyyün lâ seyfe illâ Zülfekār güftârıyla varak-gerdân-ı [M1 135] sahîfe-i dü-reng-i leyl ü nehâr etmişidi. Yüz elli dört rebîʿulâhırında Mısır mansıbı dâmâdları Vezîr Yahyâ Paşa'ya ihsân ve müşârun ileyhin cânib-i Rûm'a gelmesi fermân olunup, sene-i mezbûra ramazânında Anadolu Eyâleti'yle mükerrem ve elli beş saferi muntasıfında mükerreren Sadriaʿzam oldu.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_297.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh bin yüz on dokuz şaʿbânında terk-i eczây-ı kâyinât eden Re'îsü'l-etıbbâ Nûh Efendi merhûmun oğlu olduğundan, Hekîm-zâdelik ile şöhret-şiʿâr olmuşidi Mi'e-i kâmile şaʿbânın Leyle-i Berât'ında kadem-zen-i ʿâlem-i vücûd ve terbiye-i dâye-i isti'dâd ile giderek fârik-ı miyân-ı ziyân ü sûd oldukda, kabiliyyet-i mâder-zâdı evcgîr-\ni iştihâr ve bu sebeble sâhib-i taht-ı vakt olan Hudâvendigâr-ı esbak Sultân Ahmed Hân hazretlerine meleke vü istiʿdâdı beyân olunup, mazhar-ı enzâr-ı hurşîd-âsâr olmuşidi. Çok geçmeden Silahşorlük ve Kapucu-başılık ile mâye-dâr-ı ʿizz ü şân ve kesb-i tekarrub-i Pâdişâhî ile müşârun bi'l-benân olup, bu teveccüh-i nâgeh-zuhûr Sadru's-sudûr bulunan Şehîd ʿAli Paşa'yı güm-kerde-i râh-ı şuʿûr eyleyüp, giderek merâtib-i devlete irtikā ve müddet-i kalîlede sâhib-i teʿayyün olacağını hulyâ ile sûret-i ikrâmda istibʿâdını ilkā ve Zile Voyvodalığı'yla kazây-ı fesîh-i Anadolu'ya ʿazîmetini imzâ edüp, İbrâhîm Paşa Sadâreti'nde, Türkmân Ağalığı'yla kâmrân ve üç sene murûrunda bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Adana Eyâleti dahi tarafına ihsân ve otuz yedi saferu'l-hayrında Haleb tevcîh olunup, ʿazm-i kişver-i İran etmişidi. Tebrîz fethinde tahsîne şâyân hidmetde bulunduğundan, otuz sekiz saferi evâyilinde rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kâmyâb [M1 134] ve birkaç günden sonra Anadolu Eyâleti'yle dağzen-i kulûb-i emsâl ü etrâb oldu. Sene-i mezbûra zilkaʿdesinde Köprüli-zâde ʿAbdullah Paşa ʿazlinden Tebrîz cânibine Serʿasker ve kırk târîhinde vâkiʿ musâlahada saʿy ü himmeti zâhir olmuşiken, havâss-ı etbâʿından askerî tâyifesine baʿzı cevr ü keder terettüb etdiğinden, rikâb-ı kâmyâba ʿarz-ı haller sunulup, Serʿaskerlik üzerinden refʿ ve Erdebil Muhâfızı Yûsuf Paşa'ya tefvîz olunup, müşârun ileyh Şehr-i zor Eyâleti'yle muhakkar kılınmışidi. Bir müddet murûrundan sonra Revân cânibine Sipehsâlâr ve kırk üç târîhinde Tebrîz Serʿaskerliği'yle nâmdâr olup, kırk dört târîhinde Tebrîz ve Rûmiyye'yi tekrâr âverde-i kabza-i teshîr ve zamîme-i memâlik-i Pâdişâh-ı kişver-gîr edüp, sâl-i mezkûr ramazânında ʿOsmân Paşa ʿazlinden Sadâret-i ʿuzmâ ile be-kâm ve Defterdâr ʿİzzet ʿAli Paşa Âsitâne'de Kāyim-makām olmuşidi.\n\nSadr-ı müşârun ileyh Azerbaycân ülkesini tathîr ʿakabinde daʿvetine Kapucular Kethudâsı tesyîr olunup, emre imtisâl ve sene-i mezkûre zilkaʿdesinde ʿatebe-i Şehriyârî'ye vazʿ-ı cebhe-i ibtihâl eyleyüp, kırk ay mikdârı Sadr-nişîn-i eyvân-ı hükûmet oldular ise dahi zemânlarında Aʿcâm-ı liʾâmın galebe-i istidrâciyyeleri kemâle resîde ve baʿzı kılâʿ-ı Pâdişâhî mahsûriyyeti gibi vekāyiʿ-i şedîde zuhûru kusûr u rehâvetine haml olunup, çârtâk-ı nazar-ı Pâdişâhî'den hâbit ve kırk sekiz saferinin sekizinci günü ʿazl ve Midillü Cezîresi'ne nefy ile rütbe-i izâfîyye'sinden sâkıt olmuşidi. Sene-i mezbûra rebîʿulâhırında mazhar-ı şefkat-i Pâdişâh-ı enâm ve Kandiye Eyâleti ile tecdîd-i câh-ı ʿizz ü ihtişâm ve kırk dokuz muharreminde Bosna'ya Vâlî ve Serʿaskerlik ile kadri ʿâlî\nkılınup, üç sene zarfında destyârî-yi ikdâm ü himmetiyle zuhûra gelen gazâ vü cihâd, velvele-endâz-ı milket-i ehl-i ʿinâd ve ʿale'l-husûs Bosna'dan hareketi, aʿzam-ı esbâb-ı feth-i Belgrad olmuşidi.\n\nElli üç rebîʿulevvelinde ʿAzm-zâde Süleymân Paşa ʿazlinden Mısr-ı Kāhire Tevliyyeti ile ikrâm olunup, o hılâlde ser-dâde-i vâdî-yi gavâyet olan ümerâ-i Mısrıyye'nin ekserîsini küşte-i tîg-i hûnbâr ve sâyirlerini dahi taht-ı râbıtaya idhâl ile sitemdîdegân-ı ümerâyı lâ fetâ illâ ʿAliyyün lâ seyfe illâ Zülfekār güftârıyla varak-gerdân-ı [M1 135] sahîfe-i dü-reng-i leyl ü nehâr etmişidi. Yüz elli dört rebîʿulâhırında Mısır mansıbı dâmâdları Vezîr Yahyâ Paşa'ya ihsân ve müşârun ileyhin cânib-i Rûm'a gelmesi fermân olunup, sene-i mezbûra ramazânında Anadolu Eyâleti'yle mükerrem ve elli beş saferi muntasıfında mükerreren Sadriaʿzam oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "terkîbi Sadâret-i sâniyelerine târîh vâkî olmuşdur. On sekiz mâh kadar icrây-ı ahkâm-ı Sadâret ve İran seferini te'hîr cünhasıyla elli altı şaʿbânının dördüncü günü ʿazl ve Midillü'de ikāmet ve çok geçmeden Kandiye ile huluvvü'l-mezâk ve elli yedi ramazânında tekrâr Bosna ile mazhar-ı eşfâk olmuşidi. Bir sene kadar memleket-i mezbûrede ifâza-i ʿadl ü dâd ve elli sekiz şaʿbânında Halebü'ş-şehbâ ile ber-murâd olmuşiken, Nâdir Şah'ın Kars tarafına ʿazîmeti tahkīk olunup, Anadolu Eyâleti'yle o tarafa Serʿasker nasb ü taʿyîn ve elli dokuz târîhinde musâlaha sadedi münteşir-i rûy-i zemîn olup, Serʿaskerliğ'e dâ'ir o tarafda maslahat kalmadığına binâʾen, Sivas'a doğru râyet-keş-i ʿazîmet ve Sadr-ı esbak Yeğen Paşa inhizâmına ʿillet olan levendât eşkıyâsının istîsâline me'mûr olup, ihtilâs-ı vakt-ı fursat ile o makūle kadr-i nân ü niʿmeti bilmez ru'esây-ı eşkıyâyı ve hevâdârlarından vâfir hazeleyi ser-i bürîde-i seyf-i siyâset edüp, Anadolu'yu keyd ü mazarratlarından tathîr ü tasfiye ve irâde-i kātiʿa-i Devlet-i ʿaliyye'yi te'diye etdikden sonra, sâlisen Bosna'ya Vâlî ve bir sene kadar mutesaddî-yi umûr-i ehâlî olup, baʿdehû Tırhala ve baʿzı mahallerde imrâr-ı eyyâm ü leyâlî etmişidi.\nTrabzon'da baʿzı eşkıyâ ve mütegallibe zuhûr edüp, kahr u tenkîllerine me'mûr ve o cânibleri dahi âzâde-i şerr u şûr etdiği hengâmda Anadolu Eyâleti tevcîh ve altmış sekiz Cumâdelûlâsının beşinci günü sâlisen Sadâret-i ʿuzmâ ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve tenvîh olundu.",
          "caption": "“Şeyhu'l-vüzerâ” (شيخ الوزرا)",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_298.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "“Şeyhu'l-vüzerâ” (شيخ الوزرا)",
          "text": "terkîbi Sadâret-i sâniyelerine târîh vâkî olmuşdur. On sekiz mâh kadar icrây-ı ahkâm-ı Sadâret ve İran seferini te'hîr cünhasıyla elli altı şaʿbânının dördüncü günü ʿazl ve Midillü'de ikāmet ve çok geçmeden Kandiye ile huluvvü'l-mezâk ve elli yedi ramazânında tekrâr Bosna ile mazhar-ı eşfâk olmuşidi. Bir sene kadar memleket-i mezbûrede ifâza-i ʿadl ü dâd ve elli sekiz şaʿbânında Halebü'ş-şehbâ ile ber-murâd olmuşiken, Nâdir Şah'ın Kars tarafına ʿazîmeti tahkīk olunup, Anadolu Eyâleti'yle o tarafa Serʿasker nasb ü taʿyîn ve elli dokuz târîhinde musâlaha sadedi münteşir-i rûy-i zemîn olup, Serʿaskerliğ'e dâ'ir o tarafda maslahat kalmadığına binâʾen, Sivas'a doğru râyet-keş-i ʿazîmet ve Sadr-ı esbak Yeğen Paşa inhizâmına ʿillet olan levendât eşkıyâsının istîsâline me'mûr olup, ihtilâs-ı vakt-ı fursat ile o makūle kadr-i nân ü niʿmeti bilmez ru'esây-ı eşkıyâyı ve hevâdârlarından vâfir hazeleyi ser-i bürîde-i seyf-i siyâset edüp, Anadolu'yu keyd ü mazarratlarından tathîr ü tasfiye ve irâde-i kātiʿa-i Devlet-i ʿaliyye'yi te'diye etdikden sonra, sâlisen Bosna'ya Vâlî ve bir sene kadar mutesaddî-yi umûr-i ehâlî olup, baʿdehû Tırhala ve baʿzı mahallerde imrâr-ı eyyâm ü leyâlî etmişidi.\nTrabzon'da baʿzı eşkıyâ ve mütegallibe zuhûr edüp, kahr u tenkîllerine me'mûr ve o cânibleri dahi âzâde-i şerr u şûr etdiği hengâmda Anadolu Eyâleti tevcîh ve altmış sekiz Cumâdelûlâsının beşinci günü sâlisen Sadâret-i ʿuzmâ ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve tenvîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "üçüncü Sadâretlerine târîh vâkiʿ olmuşdur. Mesnedinde fıkdân-ı istiklâl ve kelâmında ʿadem-i nüfûz-i istidlâliyle nefsini tahlîs dâʿiyesine düşüp, umûrunda tesâhül ve terâhî ihtiyâr ve Şaʿbânın yedinci günü ʿazl ve Kızkullesi'ne habs ile iʿdâmı izmâr olunmuşiken, enfâs-ı maʿdûdesini tekmîl etmemiş bulunduğundan, ʿismetlü Vâlide Sultân şefâʿatıyla reh-yâb-ı selâmet ve ibtidâ Kıbrıs'a ve baʿdehû Rodos'a tagrîb olunup, altmış dokuz Muharremi evâsıtında sâniyen Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle pâ-nihâde-i merkez-i rifʿat oldu. Yetmiş birde Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, bir müddet İzmir'de ve sâyir mahallerde ârâm [M1 136] ve Kütahya'ya vürûdundan birkaç gün sonra enfâs-ı hayâtını itmâm eyledi. ʿAhd-i Mahmûd Hânî'de iki defʿa ve asr-ı ʿOsmân Hânî'de bir defʿa, Sadâret müddetleri beş sene ve bir mâh ve sinni-yi ʿömrü yetmiş bir senedir.\n\nMüşârun ileyh sûfî-nihâd ve sahiyy ü cevâd, himmeti ʿâlî ve tavr-1 pesendîde-i eʿâlî ve nazarında hâk ile zer berâber ve cevher ü hazef hem-ser olup, bir mahalden bir mahalle ʿazîmetinde dâiresinde müctemiʿ fukarâ vü dervîşân sevâd-ı cemʿiyyetinin nısfına müvâzî ve sunûf-ı askerî gibi her tarafdan râyet-keş-i ser-efrâzı olduklarından gayri, tesviye-i metâliblerine ez-dil ü cân saʿy ü dikkat ve inkisâr-ı hâtırlarından tevakkī ve mücânebet eyler idi. Geşt ü güzâr etdiği memâlikde tecrîm-i fukarâ ve müsâdere-i zuʿafâ nâdir vâkiʿ olup, ne mahalde bulunsa vüzerây-ı ʿizâm kîse-i ser-be-mühr-i zer ile celb-i hâtırına ihtimâm ve: “Ağniyây-ı nâsdan dahi kasr-ı celb-i mâl ile ganî vü fakîre inʿâm ve yüz fakîri tecrîmden ise bir şahs-ı tüvângerin mâlını almak ehvendir” dediği maʿlûm-i enâmdır. İhrâk-ı dem ve izhâk-ı rûh-i benî Âdem'e dahi ikdâmâtı mervî ve bâhusûs baʿzı etbâʿına kemâl mertebe taʿyîn verilüp, meclûbât-ı cevânib ile tesmîn ve behâne-i cüzʿiyye ile hûnunu pâşîde-i safha-i zemîn eyler idi. Talebe gürûhundan Velî Efendi'ye fevka'l-ʿâde iʿtibâr ve nüfûz-i kelâm ile şânını, resîde-i felek-i devvâr edüp, taşrada kitâbçı ve baʿdehû Kethudâ nasb etmişidi. Sadâret-i sâlisesinde ricâl-i devlete rağmen merkūmu Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla sâhib-i iştihâr ve bezâzet-i lisânıyla kulûb-i sıgār ü kibârı dâğdâr edüp, baʿde'l-ʿazl Resmo'ya iclâ ve bir müddetden sonra sebîli ihlâ olunmuşidi.\nSâhib-i terceme Kütahyâ Vâlîsi bulunup, merkūm dahi istizlâl-i himâyeti kasdıyla dâyiresine gelür iken “Sadâret'den ‘azlime sebeb oldu” evhâmıyla ol fâzıl-ı bî-nazîri iʻdâm ve ser-i maktûʻunu Celâlî-başı gibi Devlet'e irsâl ile muzga-i efvâh-ı hâss ü ‘âmm oldu. Maʻa-mâ-fih müşârun ileyhin livâsı mansûr ve ne mahalle vardıysa aʻdây-ı devlet seyf-i mehâbetiyle makhûr olup, debdebe-i Vezâret'i ‘âlem-gîr ve sît-i bülend-i sevreti muhît-kûrre-i çarh-ı esîr bir Vezîr-i bî-nazîr idi.\n\nMüşârun ileyhin şiʻir u inşâya selîkası olup, ‘Âlî mahlası ile İlâhiyyât'ı ve kabûle mukārin makālâtı vardır. Bu gazel cümle-i eşʻârındandır:\n\nBize lutf etdi Hüdâ şöyle ki gelmez kāle [M1 137]\nŞükrü mümkin mü ola bu keremin her hâle\nOl kadar verdi ginâ bana Cenâb-ı Mevlâ\nİʻtibâr eylemezem cevhere cem‘-i mâle\nSûdü yok hırs u tamaʿ eylemenin dünyâda\nVermeyince sana Bârî ne edersin nâle\nBî-vefâ deniyyeye hergiz sakın etme rağbet\nBildi ʿirfânı olan anı hemîn muhtâle\nİştiyâkım o kadardır ki cemâl-i bedre\nGâh olur safvet-i dilden görünür bî-hâle\nBire rabt eyle süveydâ-yı derûnun zînhâr\nMürg-i dil zabt ola tâ konmaya daldan dala\nUyma vesvâsa hele hâtırayı defʿ eyle\nSana reng eylemesün uğrama ʿÂlî ele!",
          "caption": "Câ'e Nizâmü'l-mülk (جاء نظام الملك)",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_299.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Câ'e Nizâmü'l-mülk (جاء نظام الملك)",
          "text": "üçüncü Sadâretlerine târîh vâkiʿ olmuşdur. Mesnedinde fıkdân-ı istiklâl ve kelâmında ʿadem-i nüfûz-i istidlâliyle nefsini tahlîs dâʿiyesine düşüp, umûrunda tesâhül ve terâhî ihtiyâr ve Şaʿbânın yedinci günü ʿazl ve Kızkullesi'ne habs ile iʿdâmı izmâr olunmuşiken, enfâs-ı maʿdûdesini tekmîl etmemiş bulunduğundan, ʿismetlü Vâlide Sultân şefâʿatıyla reh-yâb-ı selâmet ve ibtidâ Kıbrıs'a ve baʿdehû Rodos'a tagrîb olunup, altmış dokuz Muharremi evâsıtında sâniyen Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle pâ-nihâde-i merkez-i rifʿat oldu. Yetmiş birde Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, bir müddet İzmir'de ve sâyir mahallerde ârâm [M1 136] ve Kütahya'ya vürûdundan birkaç gün sonra enfâs-ı hayâtını itmâm eyledi. ʿAhd-i Mahmûd Hânî'de iki defʿa ve asr-ı ʿOsmân Hânî'de bir defʿa, Sadâret müddetleri beş sene ve bir mâh ve sinni-yi ʿömrü yetmiş bir senedir.\n\nMüşârun ileyh sûfî-nihâd ve sahiyy ü cevâd, himmeti ʿâlî ve tavr-1 pesendîde-i eʿâlî ve nazarında hâk ile zer berâber ve cevher ü hazef hem-ser olup, bir mahalden bir mahalle ʿazîmetinde dâiresinde müctemiʿ fukarâ vü dervîşân sevâd-ı cemʿiyyetinin nısfına müvâzî ve sunûf-ı askerî gibi her tarafdan râyet-keş-i ser-efrâzı olduklarından gayri, tesviye-i metâliblerine ez-dil ü cân saʿy ü dikkat ve inkisâr-ı hâtırlarından tevakkī ve mücânebet eyler idi. Geşt ü güzâr etdiği memâlikde tecrîm-i fukarâ ve müsâdere-i zuʿafâ nâdir vâkiʿ olup, ne mahalde bulunsa vüzerây-ı ʿizâm kîse-i ser-be-mühr-i zer ile celb-i hâtırına ihtimâm ve: “Ağniyây-ı nâsdan dahi kasr-ı celb-i mâl ile ganî vü fakîre inʿâm ve yüz fakîri tecrîmden ise bir şahs-ı tüvângerin mâlını almak ehvendir” dediği maʿlûm-i enâmdır. İhrâk-ı dem ve izhâk-ı rûh-i benî Âdem'e dahi ikdâmâtı mervî ve bâhusûs baʿzı etbâʿına kemâl mertebe taʿyîn verilüp, meclûbât-ı cevânib ile tesmîn ve behâne-i cüzʿiyye ile hûnunu pâşîde-i safha-i zemîn eyler idi. Talebe gürûhundan Velî Efendi'ye fevka'l-ʿâde iʿtibâr ve nüfûz-i kelâm ile şânını, resîde-i felek-i devvâr edüp, taşrada kitâbçı ve baʿdehû Kethudâ nasb etmişidi. Sadâret-i sâlisesinde ricâl-i devlete rağmen merkūmu Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla sâhib-i iştihâr ve bezâzet-i lisânıyla kulûb-i sıgār ü kibârı dâğdâr edüp, baʿde'l-ʿazl Resmo'ya iclâ ve bir müddetden sonra sebîli ihlâ olunmuşidi.\nSâhib-i terceme Kütahyâ Vâlîsi bulunup, merkūm dahi istizlâl-i himâyeti kasdıyla dâyiresine gelür iken “Sadâret'den ‘azlime sebeb oldu” evhâmıyla ol fâzıl-ı bî-nazîri iʻdâm ve ser-i maktûʻunu Celâlî-başı gibi Devlet'e irsâl ile muzga-i efvâh-ı hâss ü ‘âmm oldu. Maʻa-mâ-fih müşârun ileyhin livâsı mansûr ve ne mahalle vardıysa aʻdây-ı devlet seyf-i mehâbetiyle makhûr olup, debdebe-i Vezâret'i ‘âlem-gîr ve sît-i bülend-i sevreti muhît-kûrre-i çarh-ı esîr bir Vezîr-i bî-nazîr idi.\n\nMüşârun ileyhin şiʻir u inşâya selîkası olup, ‘Âlî mahlası ile İlâhiyyât'ı ve kabûle mukārin makālâtı vardır. Bu gazel cümle-i eşʻârındandır:\n\nBize lutf etdi Hüdâ şöyle ki gelmez kāle [M1 137]\nŞükrü mümkin mü ola bu keremin her hâle\nOl kadar verdi ginâ bana Cenâb-ı Mevlâ\nİʻtibâr eylemezem cevhere cem‘-i mâle\nSûdü yok hırs u tamaʿ eylemenin dünyâda\nVermeyince sana Bârî ne edersin nâle\nBî-vefâ deniyyeye hergiz sakın etme rağbet\nBildi ʿirfânı olan anı hemîn muhtâle\nİştiyâkım o kadardır ki cemâl-i bedre\nGâh olur safvet-i dilden görünür bî-hâle\nBire rabt eyle süveydâ-yı derûnun zînhâr\nMürg-i dil zabt ola tâ konmaya daldan dala\nUyma vesvâsa hele hâtırayı defʿ eyle\nSana reng eylemesün uğrama ʿÂlî ele!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ocak Baş-yazıcılığından kesb-i neşv ü nemâ ve tayy-ı mesâfât-ı tarîk eyleyerek yeniçerilere ağa olan Vefâlı Mehmed Ağa, âlüfte-mizâc ve nâzik-meşreb belki li-külli mezhebin yezheb kabîlinden olup, bârgirân-ı tavr-ı hükûmete gayr-i mütehammil ve ʿale'l-husûs bu esnâda mübtelây-ı maraz-ı hâyil olduğu maʿlûm-i Şehriyâr-ı deryâ-dil olduğundan, işbu muharremi'l-harâmın on üçüncü günü Ağalık mesnedinden tenzîl ve sâbıkā Yeniçeri Ağası olan Ahıshalı Mehmed Ağa, o câh-ı bülend ile tebcîl olundu.\nBostâncı-başı Ahmed Ağa'nın hidmeti, mizâc-ı hümâyûn'a gayr-i muvâfık olduğundan muharremü'l-harâmın on sekizinci günü maʿzûl ve Tebdîl Hasekîsi Halîl Ağa, yerine menkul olup, muktezây-ı hâl ile Hasekî Ağa dahi ʿazl ve Sadrıaʿzam Karakulâgî, Hüseyin Ağa yerine vasl olundu. \n\nDîvân-ı hümâyûn'da Çavuş-başı olan Kara Mehmed Paşa-zâde Mahmûd Bey, saferu'l-hayrın altıncı günü ʿazl ile telh-mezâk ve Başbâkī-kulu Selîm Ağa, Çavuş-başılık ile mazhar-ı lutf-i Sadr-ı kerîmü'l-ahlâk olup, Abdal Mehmed Ağa, Başbakī-kulluğu ile sûr-zen-i sürûr ve ikinci Kapucu-başı Kara Mustafa Paşa-zâde ʿOsmân Bey, Mîrahûr-i Evvel Vekâleti'yle manzûr oldu.",
          "caption": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_300.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "text": "Ocak Baş-yazıcılığından kesb-i neşv ü nemâ ve tayy-ı mesâfât-ı tarîk eyleyerek yeniçerilere ağa olan Vefâlı Mehmed Ağa, âlüfte-mizâc ve nâzik-meşreb belki li-külli mezhebin yezheb kabîlinden olup, bârgirân-ı tavr-ı hükûmete gayr-i mütehammil ve ʿale'l-husûs bu esnâda mübtelây-ı maraz-ı hâyil olduğu maʿlûm-i Şehriyâr-ı deryâ-dil olduğundan, işbu muharremi'l-harâmın on üçüncü günü Ağalık mesnedinden tenzîl ve sâbıkā Yeniçeri Ağası olan Ahıshalı Mehmed Ağa, o câh-ı bülend ile tebcîl olundu.\nBostâncı-başı Ahmed Ağa'nın hidmeti, mizâc-ı hümâyûn'a gayr-i muvâfık olduğundan muharremü'l-harâmın on sekizinci günü maʿzûl ve Tebdîl Hasekîsi Halîl Ağa, yerine menkul olup, muktezây-ı hâl ile Hasekî Ağa dahi ʿazl ve Sadrıaʿzam Karakulâgî, Hüseyin Ağa yerine vasl olundu. \n\nDîvân-ı hümâyûn'da Çavuş-başı olan Kara Mehmed Paşa-zâde Mahmûd Bey, saferu'l-hayrın altıncı günü ʿazl ile telh-mezâk ve Başbâkī-kulu Selîm Ağa, Çavuş-başılık ile mazhar-ı lutf-i Sadr-ı kerîmü'l-ahlâk olup, Abdal Mehmed Ağa, Başbakī-kulluğu ile sûr-zen-i sürûr ve ikinci Kapucu-başı Kara Mustafa Paşa-zâde ʿOsmân Bey, Mîrahûr-i Evvel Vekâleti'yle manzûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin ânifen beyân olunan vasiyyet-nâmesinde mahdûmları Hasan Bey ve Süleymân Bey'in hadd-i bülûga resîde olduğunu zikr ile bir vakit ihtilâs edüp, hitânlarına muvaffak olamadığını îmâ ve bu emr-i hayrın meh-mâ-emken husûlünü sûret-i te'essüfde recâ eylediğine binâ'en, saferin altıncı gününden dokuzuncu pençşenbih gününe dek taraf-ı Sadâret-penâhî'den levâzımât-ı hitânlarına sarf-ı himmet ve subh u mesâ mükemmel ziyâfetler ile sıgār u kibâr daʿvet olunduğundan gayri, bu makūle sûr u sürûr eyyâmında ihzârı muʿtâd olan çengi ve hayâl-bâzlar ve sâyir şubede-[M1 138] perdâzlar ve bâ-husûs hânende ve sâzendeler cemʿiyle nevbet-be-nevbet tefrîh-i kulûb ve tefrîc-i kürûb eylediler. Sûr-i mezkûr ahsen-i nizâm üzere karîn-i hitâm olup, yüz kadar etfâl ilâvesiyle maslahat-ı hitâna mübâşeret ve merhûmun vasiyyeti dahi hayâtında olacağı vechile ru'yet olundu.",
          "caption": "Zikr-i hitân-ı mehâdim-i Sadr-ı esbak ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_301.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i hitân-ı mehâdim-i Sadr-ı esbak ʿAli Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin ânifen beyân olunan vasiyyet-nâmesinde mahdûmları Hasan Bey ve Süleymân Bey'in hadd-i bülûga resîde olduğunu zikr ile bir vakit ihtilâs edüp, hitânlarına muvaffak olamadığını îmâ ve bu emr-i hayrın meh-mâ-emken husûlünü sûret-i te'essüfde recâ eylediğine binâ'en, saferin altıncı gününden dokuzuncu pençşenbih gününe dek taraf-ı Sadâret-penâhî'den levâzımât-ı hitânlarına sarf-ı himmet ve subh u mesâ mükemmel ziyâfetler ile sıgār u kibâr daʿvet olunduğundan gayri, bu makūle sûr u sürûr eyyâmında ihzârı muʿtâd olan çengi ve hayâl-bâzlar ve sâyir şubede-[M1 138] perdâzlar ve bâ-husûs hânende ve sâzendeler cemʿiyle nevbet-be-nevbet tefrîh-i kulûb ve tefrîc-i kürûb eylediler. Sûr-i mezkûr ahsen-i nizâm üzere karîn-i hitâm olup, yüz kadar etfâl ilâvesiyle maslahat-ı hitâna mübâşeret ve merhûmun vasiyyeti dahi hayâtında olacağı vechile ru'yet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İhbâr-ı cülûs-i hümâyûn ile Leh cumhûruna sefîr olan Sadrıaʿzam Selâm Ağası, hıtâm-ı hidmetiyle ʿavdet edüp, Der-i devlet-mekîne takdîm etdiği takrîr-i dil-pezîrdir ki, bu mahalle kayd ü sebt olundu.\n\nLeh cumhûr cânibine irsâli musammem olan nâme-i hümâyûn-i Cihânbânî bu kullarına hirez-cân-ı kâmrânî kılınmağla, sene-i mezbûra mâh-ı rebîʿulevvelinin nısfında Âsitâne-i ʿaliyye'den rû-be-râh-ı savb-ı me'mûriyyet olup, elli birinci günü hısn-ı hasîn-i Hotin'e vusûlümüz müyesser olmuşdur. Der-ʿakab cumhûr cânibine, hidmet-i me'mûre-i sefâretle kalʿa-yı merkūmeye vürûdumuzu tahrîrâtımızla ihbâr eyleyüp, haberleri\nzuhûruna intizâr ile kırk gün mikdârı Hotin'de evkāt-güzâr oldukdan sonra cumhûr tarafından maʿiyyetimize taʿyîn eyledikleri mihmândârları vürûdunun ferdâsı Hotin'den müretteb alay ile hareket ve mâh-ı Cumâdelâhıre'nin onuncu günü re's-i hudûd olan İzvaniçe Kasabası'na dâhil olup, ertesi cânib-i maksûda sevk-i sütûr-ı ʿazîmet olundu.\n\nTâ'ife-i mezbûrenin el-hâletü hâzihî makarr-ı hükûmetleri olan Varşova nâm şehre varınca reh-güzârda vâkî Huşateyn ve İlbol ve Zamoviç ve Lublin isimleriyle nâmdâr dört ʿaded hisâr-ı üstüvârlarına dûçâr ve ʿale't-tertîb her birine duhûlumüzde aʿyân ve ehâlîleri ʿalâ kader-i tâkātihim tubûl ve mezâmîrleriyle alaylar tertîb eyleyüp, top ve tüfeng şenlikleriyle emr-i istikbâlimizde sarf-ı nakdîne-i iktidârları kemâl-i sadâkat-tûtîlerin izhâr eder idi. Bu mâbeynde vâkî Wisla ve Pelçe nâmân iki ʿaded nehr-i şedîdü'l-cereyândan -ki her biri nehr-i Turla mânendidir- Pot taʿbîr olunur sâl hey'etine müşâbih tahta-bendler ile güzâr olunup, bi'l-cümle re's-i hududlarından hareketimizin yirmi yedinci günü hükümet-gâhları olan merkūm Varşova şehrine ʿalâ kaderi'l-imkân alay ile duhûlümüzde bir muʿteber binbaşı ve kırk elli mikdârı bey-zâdeleri istikbâlimize şitâbân olup, Kral cânibinden peyâm-ı haber-i makdemi inhâ ile ʿale'r-resm getürdükleri esb-i sîmîn-i sitâm-ı zî-bende-hırâmı rükûbumuz içün müheyyâ eylediklerinde, biz dahi [M1 139] kāʿide üzere süvâr olup, tâ'ife-i merkūme ile muʿayyen olan menzilimize duhûl ve hîn-i nüzûlümüzde rahş-ı maʿhûdu istirdâd eylemişlerdir.\n\nYevm-i mezbûrun ferdâsı ferden ferdâ Baş-hatman ve Baş-mareşal ve sâ'ir ricâl-i cumhûr taraflarından istifsâr-ı hâl ü hâtır-ı vâfir ve peygām-ı hoş-âmedî üç gün ʿale't-tevâlî mütevâtir olup, memleketlerine vurûd eden süferâ Kral'dan mukaddem Baş-hatmanlarına buluşmak ʿâdetleri olmağın, rûz-i çârumda hatman tarafından birkaç müzeyyen hintov ve mikdâr-ı kifâye donanmış atlar ile bir kerre mahsûs daʿvetimize geldiklerinde, biz dahi takımımızla süvâr ve devletlü sâhib-i devlet efendimizin mektûb-i ʿinâyet-üslûbların zîver-i dü dest-i iftihâr eyleyüp, alay ile serâyına vâsıl olduğu odaya dâhil olduğumuzda mahallinden kıyâm ile hutuvât-ı çendîn istikbâle dâmen-çîn-ihtimâm olucak, Fakīr dahi teblîg-i peyâm-ı nevâziş-i encâm-ı hazret-i Velîyyü'n-niʿamî ile gûyâ olarak nezdîk olup, mektûb-i telattuf-mashûbu baʿde't-telsîm yeden be-yed teslîm eylediğimde, kemâl-i iʿzâz ile ahz ü takbîl ve nihâde-i ser-tebcîl eyledi. Baʿde'l-kuʿûd vesâtat-ı tercemân ile istifsâr-ı hâl ü hâtır ve merâsim-i musâfâta dâ'ir vâfir güft ü şenîd ve iktizâ eden her su'âline ecvibe-i sâ'ibe-i hakîmâne temhîd olunarak, bir sâʿat mikdârı dostâne sohbetden sonra meclis-i mükâlemeye nihâyet verüp, geldiğimiz alay ile konağımıza ʿavdet eyledik.\nÇend rûz murûrunda teslîm-i nâme-i hümâyûn içün Kral tarafından birkaç müzeyyen hintov ve mücevher-pûş yedekler ve on beş kadar donanmış atlar ile bir gürûh-i enbûh gelüp daʿvet eylediklerinde, mârrü'z-zikr alaylardan maʿnûn cemʿiyyet ile Kral serâyına varılup, nâme-i hümâyûnu ser-i ibtihâcıma refʿ ile dîvân-hânelerine duhûlde cümle ricâl-i cumhûr dîvân-gâh-ı mezbûrda mevcûd olmağın, küllîsi yerlerinden kıyâm eyleyüp, Kral kendi resm-i istikbâli icrâya müsâraʿat ile pîşgâh-ı tahtından birkaç kadem mübâʿadet eyledikde, Fakīr dahi muʿtedilâne reftâr ile karîb varup, nâme-i hümâyûn-i şevket-makrûnu baʿde't-telsîm yeden be-yed teslîm etmekle ahz ve şifâh-ı tebcîl ile takbîl eyledikden sonra Baş-kancılara verüp, ol dahi bir mahall-i mürtefiʿa vazʿ eyledi. Baʿdehû Kral ve cümle ricâl-i cumhûr mahallerinde ve mukābele-i Kral'da müheyyâ olan iskemle üzerinde bu Fakīr dahi kuʿûd eylediğimizde, ibtidâ feth-i kelâm eyleyüp, [M1 140] “Bi-hamdillâhi Teʿâlâ bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dest-yârî-yi hazret-i Bârî ile revnak-efzây-ı serîr-i Cihânbânî ve şeref-bahşây-ı erîke-i Gîtî-sitânî Sultânü'l-berreyn ve Hâkānü'l-bahreyn şevketlü kerâmetlü kudretlü mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn Veliyy-i niʿmetimiz efendimiz hazretleri bi'l-irs-i ve'l-istihkāk taht-ı fîrûz-baht-ı ʿOsmânî üzere cülûs-i meymenet-meʾnûs-i hümâyûnlarının nüvîdlerini müşʿir ve siz hürmetlü Kral ve cumhûruyla mâ-beynde maʿkūd olan musâfât ve müvâlâtın ber-mûceb-i ʿahidnâme-i hümâyûn idâme ve istikrârına müsâʿade-i ʿaliyye-i Hüsrevâne'lerini muzhir nâme-i hümâyûn-i ʿinâyet-ʿallâmeleri îsâline dergâh-ı şevket-penâhlarından bu kullarını me'mûr buyurdular” deyü îfây-ı merâmla kelâma encâm verdiğimde, vesâtat-i tercemân ile mefhûmu Kral'ın maʿlûmu olıcak ʿazîm sürûr u beşâşet ile izhâr-ı memnuniyyet ve bir sâʿat mikdârı mahalle münâsib musâhabetden sonra yine alay ile menzilimize mürâcaʿat olundu.\nBu hâlde evvelâ teslîm-i nâme-i hümâyûn günü Kral tarafından müretteb ve mahsûs ziyâfet-i ʿazîmede ve bir iki günden sonra Baş-hatmân ve Baş-mareşal ve sâyir ricâl-i cumhûrun ʿâlâ merâtibihim mahsûs-i ziyâfetlerinde müşâhede olunan sunûf-i ikrâm fevka'l-gāyedir. Bu minvâl üzere şehr-i mezbûrda bir mâh mikdârı meksden sonra cevâb-nâme-i ʿubûdiyyet-i ʿallâmeleri teslîmi içün tekrâr daʿvet ve kemâ fi'l-evvel alay-ı ʿazîm ile serây-ı Kral'a varılup, bi-ʿaynihi teslîm-i nâme tarzı üzere ahz-ı cevâb-nâme ve lâ'ik olan vechle merâsim-i tevdîʿî hitâma îsâlden sonra ʿâdetleri üzere Baş-hatman serâyına ʿazîmet, andan dahi ahz-ı mektûb ile mekânımıza ʿavdet eyledik. Bir iki gün murûrunde öteden berü taraflarına vârid olan sefîrlere hîn-i rücûʿda ancak bin altûn ikrâm eylemek ʿâdetleri olmağın, bize dahi Kral tarafından muʿteber ve muʿtemed âdemleri yediyle bir kîse içinde bin altûn gelüp, seyr-i çeşm-i bendegân-ı Devlet-i ʿaliyye izhâriyçün muvâcehelerinde nakd-i merkūmu dokuz etbâʿ kullarına bahş eylediğimizde, bu hâl-i istiğnâ-meʿal zuhûrundan ʿazîm müteʿaccib olmuşlardır.\nBaʿdehû birkaç gün dahi tedârük-i levâzım-ı râhı itmâm içün meks ü ârâmdan sonra şehr-i mezbûra vusûlümüzün otuz sekizinci günü -ki mâh-ı şaʿbânü'l-muʿazzamın nısfıdır- itmâm-ı hidmet-i sefâret ve ihtitâm-ı [M1 141] emr-i me'mûriyyet ile mürâcaʿat ve mihmândârları maʿiyyetiyle on yedinci günde re's-i hudûda duhûl ve andan dahi tayy-i merâhil ederek mâh-ı şevvâli'l-mükerremin on beşinci günü Âsitâne-i saʿâdet'e vusûlümüz müyesser olmuşdur.\n\nLeh Kralı ve cumhûru ahvâllerinden mesmûʿ olan havâdis, Prusya Kralı olan Brandeburg Herseki -ki Lehlü'nün kendü takrîrleri üzere iki yüz bin mikdârı askere mâlik imiş- Leh Kralı'na olan husûmeti sebebiyle bir iki seneden berü müteʿaddid ceng ü cidâlleri vâkiʿ olup, bundan bir sene mukaddem taht-gâh-ı kadîm-i Leh olan Saksonya şehrini teshîr ve Leh Kralı'nın ʿavretini esîr etmekle, el'ân Saksonya'dan elli altmış sâʿat berü merkum Varşova şehri taht-gâhlarıdır. Bu esnâda Kral-ı Leh iki sulbî oğulların Nemçe ve Moskov ve Fransa krallarına imdâd recâsına irsâl eyleyüp, anlardan dahi kırkar ellişer bin mikdârı asker ve mikdâr-ı kifâye hazîne ile imdâd olunmağla, asâkir-i mezkûre mahall-i muhârebeye karîb geldikleri söylenür idi. Lâkin biz anda iken kâr zâra şurûʿları mesmûʿ olmadı.",
          "caption": "ʿAvdet-i sefîr-i Leh ve hülâsa-i takrîr-i û",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_302.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i sefîr-i Leh ve hülâsa-i takrîr-i û",
          "text": "İhbâr-ı cülûs-i hümâyûn ile Leh cumhûruna sefîr olan Sadrıaʿzam Selâm Ağası, hıtâm-ı hidmetiyle ʿavdet edüp, Der-i devlet-mekîne takdîm etdiği takrîr-i dil-pezîrdir ki, bu mahalle kayd ü sebt olundu.\n\nLeh cumhûr cânibine irsâli musammem olan nâme-i hümâyûn-i Cihânbânî bu kullarına hirez-cân-ı kâmrânî kılınmağla, sene-i mezbûra mâh-ı rebîʿulevvelinin nısfında Âsitâne-i ʿaliyye'den rû-be-râh-ı savb-ı me'mûriyyet olup, elli birinci günü hısn-ı hasîn-i Hotin'e vusûlümüz müyesser olmuşdur. Der-ʿakab cumhûr cânibine, hidmet-i me'mûre-i sefâretle kalʿa-yı merkūmeye vürûdumuzu tahrîrâtımızla ihbâr eyleyüp, haberleri\nzuhûruna intizâr ile kırk gün mikdârı Hotin'de evkāt-güzâr oldukdan sonra cumhûr tarafından maʿiyyetimize taʿyîn eyledikleri mihmândârları vürûdunun ferdâsı Hotin'den müretteb alay ile hareket ve mâh-ı Cumâdelâhıre'nin onuncu günü re's-i hudûd olan İzvaniçe Kasabası'na dâhil olup, ertesi cânib-i maksûda sevk-i sütûr-ı ʿazîmet olundu.\n\nTâ'ife-i mezbûrenin el-hâletü hâzihî makarr-ı hükûmetleri olan Varşova nâm şehre varınca reh-güzârda vâkî Huşateyn ve İlbol ve Zamoviç ve Lublin isimleriyle nâmdâr dört ʿaded hisâr-ı üstüvârlarına dûçâr ve ʿale't-tertîb her birine duhûlumüzde aʿyân ve ehâlîleri ʿalâ kader-i tâkātihim tubûl ve mezâmîrleriyle alaylar tertîb eyleyüp, top ve tüfeng şenlikleriyle emr-i istikbâlimizde sarf-ı nakdîne-i iktidârları kemâl-i sadâkat-tûtîlerin izhâr eder idi. Bu mâbeynde vâkî Wisla ve Pelçe nâmân iki ʿaded nehr-i şedîdü'l-cereyândan -ki her biri nehr-i Turla mânendidir- Pot taʿbîr olunur sâl hey'etine müşâbih tahta-bendler ile güzâr olunup, bi'l-cümle re's-i hududlarından hareketimizin yirmi yedinci günü hükümet-gâhları olan merkūm Varşova şehrine ʿalâ kaderi'l-imkân alay ile duhûlümüzde bir muʿteber binbaşı ve kırk elli mikdârı bey-zâdeleri istikbâlimize şitâbân olup, Kral cânibinden peyâm-ı haber-i makdemi inhâ ile ʿale'r-resm getürdükleri esb-i sîmîn-i sitâm-ı zî-bende-hırâmı rükûbumuz içün müheyyâ eylediklerinde, biz dahi [M1 139] kāʿide üzere süvâr olup, tâ'ife-i merkūme ile muʿayyen olan menzilimize duhûl ve hîn-i nüzûlümüzde rahş-ı maʿhûdu istirdâd eylemişlerdir.\n\nYevm-i mezbûrun ferdâsı ferden ferdâ Baş-hatman ve Baş-mareşal ve sâ'ir ricâl-i cumhûr taraflarından istifsâr-ı hâl ü hâtır-ı vâfir ve peygām-ı hoş-âmedî üç gün ʿale't-tevâlî mütevâtir olup, memleketlerine vurûd eden süferâ Kral'dan mukaddem Baş-hatmanlarına buluşmak ʿâdetleri olmağın, rûz-i çârumda hatman tarafından birkaç müzeyyen hintov ve mikdâr-ı kifâye donanmış atlar ile bir kerre mahsûs daʿvetimize geldiklerinde, biz dahi takımımızla süvâr ve devletlü sâhib-i devlet efendimizin mektûb-i ʿinâyet-üslûbların zîver-i dü dest-i iftihâr eyleyüp, alay ile serâyına vâsıl olduğu odaya dâhil olduğumuzda mahallinden kıyâm ile hutuvât-ı çendîn istikbâle dâmen-çîn-ihtimâm olucak, Fakīr dahi teblîg-i peyâm-ı nevâziş-i encâm-ı hazret-i Velîyyü'n-niʿamî ile gûyâ olarak nezdîk olup, mektûb-i telattuf-mashûbu baʿde't-telsîm yeden be-yed teslîm eylediğimde, kemâl-i iʿzâz ile ahz ü takbîl ve nihâde-i ser-tebcîl eyledi. Baʿde'l-kuʿûd vesâtat-ı tercemân ile istifsâr-ı hâl ü hâtır ve merâsim-i musâfâta dâ'ir vâfir güft ü şenîd ve iktizâ eden her su'âline ecvibe-i sâ'ibe-i hakîmâne temhîd olunarak, bir sâʿat mikdârı dostâne sohbetden sonra meclis-i mükâlemeye nihâyet verüp, geldiğimiz alay ile konağımıza ʿavdet eyledik.\nÇend rûz murûrunda teslîm-i nâme-i hümâyûn içün Kral tarafından birkaç müzeyyen hintov ve mücevher-pûş yedekler ve on beş kadar donanmış atlar ile bir gürûh-i enbûh gelüp daʿvet eylediklerinde, mârrü'z-zikr alaylardan maʿnûn cemʿiyyet ile Kral serâyına varılup, nâme-i hümâyûnu ser-i ibtihâcıma refʿ ile dîvân-hânelerine duhûlde cümle ricâl-i cumhûr dîvân-gâh-ı mezbûrda mevcûd olmağın, küllîsi yerlerinden kıyâm eyleyüp, Kral kendi resm-i istikbâli icrâya müsâraʿat ile pîşgâh-ı tahtından birkaç kadem mübâʿadet eyledikde, Fakīr dahi muʿtedilâne reftâr ile karîb varup, nâme-i hümâyûn-i şevket-makrûnu baʿde't-telsîm yeden be-yed teslîm etmekle ahz ve şifâh-ı tebcîl ile takbîl eyledikden sonra Baş-kancılara verüp, ol dahi bir mahall-i mürtefiʿa vazʿ eyledi. Baʿdehû Kral ve cümle ricâl-i cumhûr mahallerinde ve mukābele-i Kral'da müheyyâ olan iskemle üzerinde bu Fakīr dahi kuʿûd eylediğimizde, ibtidâ feth-i kelâm eyleyüp, [M1 140] “Bi-hamdillâhi Teʿâlâ bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dest-yârî-yi hazret-i Bârî ile revnak-efzây-ı serîr-i Cihânbânî ve şeref-bahşây-ı erîke-i Gîtî-sitânî Sultânü'l-berreyn ve Hâkānü'l-bahreyn şevketlü kerâmetlü kudretlü mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn Veliyy-i niʿmetimiz efendimiz hazretleri bi'l-irs-i ve'l-istihkāk taht-ı fîrûz-baht-ı ʿOsmânî üzere cülûs-i meymenet-meʾnûs-i hümâyûnlarının nüvîdlerini müşʿir ve siz hürmetlü Kral ve cumhûruyla mâ-beynde maʿkūd olan musâfât ve müvâlâtın ber-mûceb-i ʿahidnâme-i hümâyûn idâme ve istikrârına müsâʿade-i ʿaliyye-i Hüsrevâne'lerini muzhir nâme-i hümâyûn-i ʿinâyet-ʿallâmeleri îsâline dergâh-ı şevket-penâhlarından bu kullarını me'mûr buyurdular” deyü îfây-ı merâmla kelâma encâm verdiğimde, vesâtat-i tercemân ile mefhûmu Kral'ın maʿlûmu olıcak ʿazîm sürûr u beşâşet ile izhâr-ı memnuniyyet ve bir sâʿat mikdârı mahalle münâsib musâhabetden sonra yine alay ile menzilimize mürâcaʿat olundu.\nBu hâlde evvelâ teslîm-i nâme-i hümâyûn günü Kral tarafından müretteb ve mahsûs ziyâfet-i ʿazîmede ve bir iki günden sonra Baş-hatmân ve Baş-mareşal ve sâyir ricâl-i cumhûrun ʿâlâ merâtibihim mahsûs-i ziyâfetlerinde müşâhede olunan sunûf-i ikrâm fevka'l-gāyedir. Bu minvâl üzere şehr-i mezbûrda bir mâh mikdârı meksden sonra cevâb-nâme-i ʿubûdiyyet-i ʿallâmeleri teslîmi içün tekrâr daʿvet ve kemâ fi'l-evvel alay-ı ʿazîm ile serây-ı Kral'a varılup, bi-ʿaynihi teslîm-i nâme tarzı üzere ahz-ı cevâb-nâme ve lâ'ik olan vechle merâsim-i tevdîʿî hitâma îsâlden sonra ʿâdetleri üzere Baş-hatman serâyına ʿazîmet, andan dahi ahz-ı mektûb ile mekânımıza ʿavdet eyledik. Bir iki gün murûrunde öteden berü taraflarına vârid olan sefîrlere hîn-i rücûʿda ancak bin altûn ikrâm eylemek ʿâdetleri olmağın, bize dahi Kral tarafından muʿteber ve muʿtemed âdemleri yediyle bir kîse içinde bin altûn gelüp, seyr-i çeşm-i bendegân-ı Devlet-i ʿaliyye izhâriyçün muvâcehelerinde nakd-i merkūmu dokuz etbâʿ kullarına bahş eylediğimizde, bu hâl-i istiğnâ-meʿal zuhûrundan ʿazîm müteʿaccib olmuşlardır.\nBaʿdehû birkaç gün dahi tedârük-i levâzım-ı râhı itmâm içün meks ü ârâmdan sonra şehr-i mezbûra vusûlümüzün otuz sekizinci günü -ki mâh-ı şaʿbânü'l-muʿazzamın nısfıdır- itmâm-ı hidmet-i sefâret ve ihtitâm-ı [M1 141] emr-i me'mûriyyet ile mürâcaʿat ve mihmândârları maʿiyyetiyle on yedinci günde re's-i hudûda duhûl ve andan dahi tayy-i merâhil ederek mâh-ı şevvâli'l-mükerremin on beşinci günü Âsitâne-i saʿâdet'e vusûlümüz müyesser olmuşdur.\n\nLeh Kralı ve cumhûru ahvâllerinden mesmûʿ olan havâdis, Prusya Kralı olan Brandeburg Herseki -ki Lehlü'nün kendü takrîrleri üzere iki yüz bin mikdârı askere mâlik imiş- Leh Kralı'na olan husûmeti sebebiyle bir iki seneden berü müteʿaddid ceng ü cidâlleri vâkiʿ olup, bundan bir sene mukaddem taht-gâh-ı kadîm-i Leh olan Saksonya şehrini teshîr ve Leh Kralı'nın ʿavretini esîr etmekle, el'ân Saksonya'dan elli altmış sâʿat berü merkum Varşova şehri taht-gâhlarıdır. Bu esnâda Kral-ı Leh iki sulbî oğulların Nemçe ve Moskov ve Fransa krallarına imdâd recâsına irsâl eyleyüp, anlardan dahi kırkar ellişer bin mikdârı asker ve mikdâr-ı kifâye hazîne ile imdâd olunmağla, asâkir-i mezkûre mahall-i muhârebeye karîb geldikleri söylenür idi. Lâkin biz anda iken kâr zâra şurûʿları mesmûʿ olmadı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahbes-i tengnây-ı Tersâne'de olan Malta esîrleri tedrîcî zindânı nakb ve lağımlar menfezinden yol bulup, otuz neferi leylen firâr ve bir neferi kesâfet-i cisim sebebiyle mazîk-ı lağım içinde kalup, râh-ı girîz bulamadığı ihbâr olunduğuna binâʾen, Tersâne zâbitleri havf-i cezâ ile muztarib ü gamgîn ve her tarafa âdemler taʿyîn ve ekserî Beyoğlu ve Istranca semtlerinde bulunup, tekrâr zindâna vazʿ ve rahnedâr etdikleri mahall tahsîn olunmuşidi. Tersâne Ağası'nın leyl ü nehâr zindânı muhâfaza ehass-ı me'mûriyyetinden iken, müsâmahası hakkında takrîʿât-ı şedîdeyi îcâb eylediğinden gayri vardiyân-başıları dahi te'dîb ve birkaç gün habs ile taʿzîb olunup, ancak Tersâne kethudâlarının dahi bu ahvâle nezâreti olup, vukūʿ bulan keyfiyyetin şe'âmeti hâlâ Tersâne Kethudâsı olan Hüsâmeddîn Paşa'ya sirâyet ve işbu rebîʿulevvel gurresinde ʿazl ve mansıbı olan Midillü'ye nefy olunup, mansıbı ile Rodos Sancağı Mutasarrıfı ʿOsmân Paşa-zâde İbrâhîm Paşa kesb-i rıfʿat eyledi.",
          "caption": "Firâr-ı üserâ ez-zindân ve ʿazl-i Kethudây-ı Tersâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_303.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Firâr-ı üserâ ez-zindân ve ʿazl-i Kethudây-ı Tersâne",
          "text": "Mahbes-i tengnây-ı Tersâne'de olan Malta esîrleri tedrîcî zindânı nakb ve lağımlar menfezinden yol bulup, otuz neferi leylen firâr ve bir neferi kesâfet-i cisim sebebiyle mazîk-ı lağım içinde kalup, râh-ı girîz bulamadığı ihbâr olunduğuna binâʾen, Tersâne zâbitleri havf-i cezâ ile muztarib ü gamgîn ve her tarafa âdemler taʿyîn ve ekserî Beyoğlu ve Istranca semtlerinde bulunup, tekrâr zindâna vazʿ ve rahnedâr etdikleri mahall tahsîn olunmuşidi. Tersâne Ağası'nın leyl ü nehâr zindânı muhâfaza ehass-ı me'mûriyyetinden iken, müsâmahası hakkında takrîʿât-ı şedîdeyi îcâb eylediğinden gayri vardiyân-başıları dahi te'dîb ve birkaç gün habs ile taʿzîb olunup, ancak Tersâne kethudâlarının dahi bu ahvâle nezâreti olup, vukūʿ bulan keyfiyyetin şe'âmeti hâlâ Tersâne Kethudâsı olan Hüsâmeddîn Paşa'ya sirâyet ve işbu rebîʿulevvel gurresinde ʿazl ve mansıbı olan Midillü'ye nefy olunup, mansıbı ile Rodos Sancağı Mutasarrıfı ʿOsmân Paşa-zâde İbrâhîm Paşa kesb-i rıfʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sâl-i ferah-fâlde Emîru'l-hac nasb olunan Vezîr-i dilîr Çeteci ʿAbdullah Paşa, hazm ü ihtiyâta her cihetden riʿâyet ile cemʿ-i abtal-ı ricâl ve tertîb-i esbâb-ı ceng ü cidâl edüp, Şâm-ı şerîf'den vaktiyle [M1 142] hareket ve cânib-i Hicâz'a sevk-i necâyib-i ʿazîmet etmişidi. Tayy-ı mesâfât ve katʿ-ı mefâzât eyleyerek Medîne-i münevvere'ye\ncebhe-sây-ı vüsûl ve tesviye-i umûr-ı Yesrib ile meşgûl olup, o mahall-i hatîrden dahi fekk-i tınâb-ı ârâm ve Cüdeyde nâm mahalle darb-ı hıyâm etmişidi. Benî Harb Şeyhi olan ʿİyd bin Muzayyâd nâm şakī müttefikı olan Aʿrâb-ı beyâbânı hass ü igrâ ve huccâc-ı Beyt-i Hudâ'nın emvâl ü eşyalarını gâret içün başına cemʿ olmalarını inhâ edüp, hubb-i mâl ârâm-rubây-ı sabr u mecâlleri olup, fevc fevc cemʿiyyet-gâhına iltihâk ile darb-ı safka-i ittifâk ve güzergâh-ı huccâcda vâkiʿ sügūru katʿ edüp, izhâr-ı fesâd ü şikāk eyleyecekleri ahbârı, Mîrü'l-hac Paşa tarafından istirâk olunup, kad aʿzere men enzere kavli muʿteber tutulup, nush-âmîz mektûblar ile celb-i hâtırına dikkat ve muʿtâd olan surreleri temâmen taraflarına teslîm olunacağı tahrîr ü işâret olunup, derûn-i tîre-dilân kābil-i nasîhat-nîst fehvâsınca bast olunan makālât-ı müfîdeden müte'essir olmayup, muhârebeye meyl ü rükûn eyledikleri zâhir oldukda, aʿti ileyhi temreten fe-in ebâ fe-cemreten me'âli üzere Vezîr-i müşârun ileyh dahi askerini tertîb ü pîrâste ve top u zenbûreklerini ârâste edüp, her tarafdan üzerlerine hecme-endâz-ı celâdet ve top u tüfeng sadâlarıyla irâ'e-i hevl-i kıyâmet ve bir iki sâʿat kadar şedâyid-i ceng müstemirr ve encâm-ı kâr kabâyil-i mezkûre ʿikābdan nâfir-i ziʿâf-ı tuyûr gibi sahrây-ı bî-pâyâna müstenfir olduklarından fazla, hutâm-ı dünyâ talebiyle bu fesâda sebeb olan ʿİyd bin Muzayyâd ve iki nefer oğlu ve yirmi beş kadar meşâyih maktûl ve vâfiri mecrûh u mahzûl olup, firâra mecâli olmayanlar dâmengîr-i ʿafv ü emân ve isâ'ete ihsân kasdıyla cümlesi ʿatîk-ı tîg-i berrân kılınup, âminen ve sâlimen edây-ı menâsik-i hacc ve itmâm-ı levâzım-ı ʿacc ü secc kılındı. Maktûl Benî Harb Şeyhi'nin ʿammi olan Hüzaʿ nâm şahs-ı savâb-dîd, Şerîf-i Mekke ile kabîle-i mezkûreye Şeyh nasb olunup, muʿtâd olan surreleri bi't-temâm Mîr-i hac Paşa tarafından edâ ile kulûb-i kāsiyeleri elâne vü temrîn ve anlar dahi fî-mâ-baʿd ʿahde vefâ ile hadlerini tecâvüzden ittikā edeceklerini mü'ekked bi'l-yemîn eylediler. Bu maslahat dahi fazl-ı Hak ile ber-vefk-i me'mûl peyveste-i mevkiʿ-i husûl olup, Mekke-i mükerreme'den ricʿat ü kufûl ve katʿ-ı menâzil ile Medîne'ye vusûl buldukları gün cumʿaya tesâdüf eylediğinden, ʿîd-i ekber ittihâz olunup, şöyle ki ehl-i Medîne ʿUrbân eşkıyâsından her bâr mutazarrır ve nehb ü gâretleriyle hâlleri [M1 143] mütekeddir olup, asker-i Pâdişâhî kuvvetiyle bu defʿa şeml-i cemʿiyyetleri müteferrik ve bâ-husûs Harb Şeyhi ve oğullarının pelâs-pâre-i hayâtları derîde vü mütemezzık olduğundan, izhâr-ı sürûr u şâdmânî etdiklerinden başka, kavm-i mezkûrun ibâha-i emvâl-i Müslimîn ve hetk-i aʿrâz-ı Mü'minîn etdiklerini beyân ile Şehinşâhî'den cezây-ı mâ-yelîkları icrâ olunup, fî-mâ-baʿd huccâcın emniyyeti ve ebnâ-i sebîlin selâmeti husûle geldiği içün çâr-mezheb müftîleri hutbede elkāb-ı Şâhâne'ye Gāzî ilhâk olunmasını hu-\ntebâya tenbîh ile dört kıtʿa fetvâ iʿtâ ve yevm-i mezkûrda ol vechile hutbe kırâ'et olunup, huccâc ve ehl-i Medîne duʿây-ı bekāy-ı ʿömr-i Pâdişâhî'yi resîde-i küngüre-i mele'-i aʿlâ eylediler.\n\nBenî Sahr Şeyhi Kaʿdân Fâyiz nâm şakī dahi ʿâm-ı mâzîde nâyil olduğu mekâsib-i sahtın lezzeti dimâğında kalup, Cerde askerinin güzergâhı olan mahallerin neşîb ve firâzında kabîle ve aʿvânıyla müterassıd-ı fursat olmuşidi. Cerde Başbuğu Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, bu sene-i mübârekede ʿâdetden ziyâde asker âmâde eyleyüp, Maʿan menziline vardıkda, 'Uneyze Şeyhi vesâtatıyla şakiyy-i merkūm uzakdan surre taleb ve: “Baʿzı ʿatîk surrelerimiz vardır, iktidârımız olur ise anı dahi isteriz” cevabıyle îmây-ı fitne vü şegab edüp, her ne kadar berü tarafdan sûret-i mülâyemet irâ'e olunduysa huşûneti müzdâd ve semt-i felâha daʿvet olundukça izhâr-ı nahvet ü ʿinâd ve ʿâkıbet Tâbût Korusu nâm merhalede Cerde askerine sedd-i râh olmak içün sevâd-ı cemʿiyyetini gösterüp, Cerdeci Paşa bu hâli müşâhede etdiği gibi askeri cenge igrâ ve yarım sâʿat zarfında eşkıyây-ı ʿUrbânı müzmahil ü ifnâ ve zemânıyla huccâca yetüşüp, kudûmünden kāfile-i hac istifâza-i hayât ve vukūʿ bulan nasr-ı ʿAzîz'den kesb-i meserrât eylediler. Bu haber-i behcet-eser şehr-i rebîʿulevvelin beşinci günü Der-i devlet-medâra vâsıl ve eşkıyâ-i ʿUrbân'dan ahz-ı sâr ü intikām maslahatı hâsıl olup, Âsitâne ve sâyir memâlik-i İslâmiyye'de mevcûd ehl-i nüsük ü tâʿat ve muʿtekifân-ı zevâyâ-yı ʿibâdet duʿây-ı bekāy-ı Şâhâne'ye muvâzabet eylediler.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i selâmet-i huccâc ve beyân-ı muhârebe-i Vâlî-yi Şâm ve Trablus bâ-ʿUrbân-ı Hicâz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_304.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i selâmet-i huccâc ve beyân-ı muhârebe-i Vâlî-yi Şâm ve Trablus bâ-ʿUrbân-ı Hicâz",
          "text": "Bu sâl-i ferah-fâlde Emîru'l-hac nasb olunan Vezîr-i dilîr Çeteci ʿAbdullah Paşa, hazm ü ihtiyâta her cihetden riʿâyet ile cemʿ-i abtal-ı ricâl ve tertîb-i esbâb-ı ceng ü cidâl edüp, Şâm-ı şerîf'den vaktiyle [M1 142] hareket ve cânib-i Hicâz'a sevk-i necâyib-i ʿazîmet etmişidi. Tayy-ı mesâfât ve katʿ-ı mefâzât eyleyerek Medîne-i münevvere'ye\ncebhe-sây-ı vüsûl ve tesviye-i umûr-ı Yesrib ile meşgûl olup, o mahall-i hatîrden dahi fekk-i tınâb-ı ârâm ve Cüdeyde nâm mahalle darb-ı hıyâm etmişidi. Benî Harb Şeyhi olan ʿİyd bin Muzayyâd nâm şakī müttefikı olan Aʿrâb-ı beyâbânı hass ü igrâ ve huccâc-ı Beyt-i Hudâ'nın emvâl ü eşyalarını gâret içün başına cemʿ olmalarını inhâ edüp, hubb-i mâl ârâm-rubây-ı sabr u mecâlleri olup, fevc fevc cemʿiyyet-gâhına iltihâk ile darb-ı safka-i ittifâk ve güzergâh-ı huccâcda vâkiʿ sügūru katʿ edüp, izhâr-ı fesâd ü şikāk eyleyecekleri ahbârı, Mîrü'l-hac Paşa tarafından istirâk olunup, kad aʿzere men enzere kavli muʿteber tutulup, nush-âmîz mektûblar ile celb-i hâtırına dikkat ve muʿtâd olan surreleri temâmen taraflarına teslîm olunacağı tahrîr ü işâret olunup, derûn-i tîre-dilân kābil-i nasîhat-nîst fehvâsınca bast olunan makālât-ı müfîdeden müte'essir olmayup, muhârebeye meyl ü rükûn eyledikleri zâhir oldukda, aʿti ileyhi temreten fe-in ebâ fe-cemreten me'âli üzere Vezîr-i müşârun ileyh dahi askerini tertîb ü pîrâste ve top u zenbûreklerini ârâste edüp, her tarafdan üzerlerine hecme-endâz-ı celâdet ve top u tüfeng sadâlarıyla irâ'e-i hevl-i kıyâmet ve bir iki sâʿat kadar şedâyid-i ceng müstemirr ve encâm-ı kâr kabâyil-i mezkûre ʿikābdan nâfir-i ziʿâf-ı tuyûr gibi sahrây-ı bî-pâyâna müstenfir olduklarından fazla, hutâm-ı dünyâ talebiyle bu fesâda sebeb olan ʿİyd bin Muzayyâd ve iki nefer oğlu ve yirmi beş kadar meşâyih maktûl ve vâfiri mecrûh u mahzûl olup, firâra mecâli olmayanlar dâmengîr-i ʿafv ü emân ve isâ'ete ihsân kasdıyla cümlesi ʿatîk-ı tîg-i berrân kılınup, âminen ve sâlimen edây-ı menâsik-i hacc ve itmâm-ı levâzım-ı ʿacc ü secc kılındı. Maktûl Benî Harb Şeyhi'nin ʿammi olan Hüzaʿ nâm şahs-ı savâb-dîd, Şerîf-i Mekke ile kabîle-i mezkûreye Şeyh nasb olunup, muʿtâd olan surreleri bi't-temâm Mîr-i hac Paşa tarafından edâ ile kulûb-i kāsiyeleri elâne vü temrîn ve anlar dahi fî-mâ-baʿd ʿahde vefâ ile hadlerini tecâvüzden ittikā edeceklerini mü'ekked bi'l-yemîn eylediler. Bu maslahat dahi fazl-ı Hak ile ber-vefk-i me'mûl peyveste-i mevkiʿ-i husûl olup, Mekke-i mükerreme'den ricʿat ü kufûl ve katʿ-ı menâzil ile Medîne'ye vusûl buldukları gün cumʿaya tesâdüf eylediğinden, ʿîd-i ekber ittihâz olunup, şöyle ki ehl-i Medîne ʿUrbân eşkıyâsından her bâr mutazarrır ve nehb ü gâretleriyle hâlleri [M1 143] mütekeddir olup, asker-i Pâdişâhî kuvvetiyle bu defʿa şeml-i cemʿiyyetleri müteferrik ve bâ-husûs Harb Şeyhi ve oğullarının pelâs-pâre-i hayâtları derîde vü mütemezzık olduğundan, izhâr-ı sürûr u şâdmânî etdiklerinden başka, kavm-i mezkûrun ibâha-i emvâl-i Müslimîn ve hetk-i aʿrâz-ı Mü'minîn etdiklerini beyân ile Şehinşâhî'den cezây-ı mâ-yelîkları icrâ olunup, fî-mâ-baʿd huccâcın emniyyeti ve ebnâ-i sebîlin selâmeti husûle geldiği içün çâr-mezheb müftîleri hutbede elkāb-ı Şâhâne'ye Gāzî ilhâk olunmasını hu-\ntebâya tenbîh ile dört kıtʿa fetvâ iʿtâ ve yevm-i mezkûrda ol vechile hutbe kırâ'et olunup, huccâc ve ehl-i Medîne duʿây-ı bekāy-ı ʿömr-i Pâdişâhî'yi resîde-i küngüre-i mele'-i aʿlâ eylediler.\n\nBenî Sahr Şeyhi Kaʿdân Fâyiz nâm şakī dahi ʿâm-ı mâzîde nâyil olduğu mekâsib-i sahtın lezzeti dimâğında kalup, Cerde askerinin güzergâhı olan mahallerin neşîb ve firâzında kabîle ve aʿvânıyla müterassıd-ı fursat olmuşidi. Cerde Başbuğu Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, bu sene-i mübârekede ʿâdetden ziyâde asker âmâde eyleyüp, Maʿan menziline vardıkda, 'Uneyze Şeyhi vesâtatıyla şakiyy-i merkūm uzakdan surre taleb ve: “Baʿzı ʿatîk surrelerimiz vardır, iktidârımız olur ise anı dahi isteriz” cevabıyle îmây-ı fitne vü şegab edüp, her ne kadar berü tarafdan sûret-i mülâyemet irâ'e olunduysa huşûneti müzdâd ve semt-i felâha daʿvet olundukça izhâr-ı nahvet ü ʿinâd ve ʿâkıbet Tâbût Korusu nâm merhalede Cerde askerine sedd-i râh olmak içün sevâd-ı cemʿiyyetini gösterüp, Cerdeci Paşa bu hâli müşâhede etdiği gibi askeri cenge igrâ ve yarım sâʿat zarfında eşkıyây-ı ʿUrbânı müzmahil ü ifnâ ve zemânıyla huccâca yetüşüp, kudûmünden kāfile-i hac istifâza-i hayât ve vukūʿ bulan nasr-ı ʿAzîz'den kesb-i meserrât eylediler. Bu haber-i behcet-eser şehr-i rebîʿulevvelin beşinci günü Der-i devlet-medâra vâsıl ve eşkıyâ-i ʿUrbân'dan ahz-ı sâr ü intikām maslahatı hâsıl olup, Âsitâne ve sâyir memâlik-i İslâmiyye'de mevcûd ehl-i nüsük ü tâʿat ve muʿtekifân-ı zevâyâ-yı ʿibâdet duʿây-ı bekāy-ı Şâhâne'ye muvâzabet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Âsitâne'de ber-vech-i müsâferet ikāmet üzere olan vüzerây-ı ʿizâm ve sudûr-i kirâm ve ricâl ve ocağlu ve sâyir huzûrları muʿtâd olan zevât Sultân Ahmed Câmiʿi'nde mevcûd bulundukları halde, Padişah-ı rubʿ-meskûn debdebe ve zînet-i gûnâ-gûn ile rû-nümûn olup, kudûm-i Şâhâne'lerine [M1 144] intızâr üzere olan bendegânı, tahrîk-i âb-rûy-i nevâziş ile mâlik-i re'sü'l-mâl-i istibşâr eylediler. Velâdet-i pür-saʿâdet-i Seyyidü's-sakaleyni câmiʿ olan nazm-ı şerîf kırâ'etiyle hâzır olanlar iktisâb-ı feyz-i rûhânî ve isticlâb-ı safây-ı vicdânî etdikden sonra, meşâyih-i selâtîn vaʿz u tezkîr ile terkīk-i kulûb-i Mü'minîn edüp, duʿây-ı Şâhâne ile hidmetlerin edâ ve muʿtâd olan kürklerini iktisâ eyleyüp, Şehriyâr-ı İskender-haslet yine dârât ve tantana-i saltanat ile serây-ı behişt-âsâlarına ʿavdet buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_305.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Âsitâne'de ber-vech-i müsâferet ikāmet üzere olan vüzerây-ı ʿizâm ve sudûr-i kirâm ve ricâl ve ocağlu ve sâyir huzûrları muʿtâd olan zevât Sultân Ahmed Câmiʿi'nde mevcûd bulundukları halde, Padişah-ı rubʿ-meskûn debdebe ve zînet-i gûnâ-gûn ile rû-nümûn olup, kudûm-i Şâhâne'lerine [M1 144] intızâr üzere olan bendegânı, tahrîk-i âb-rûy-i nevâziş ile mâlik-i re'sü'l-mâl-i istibşâr eylediler. Velâdet-i pür-saʿâdet-i Seyyidü's-sakaleyni câmiʿ olan nazm-ı şerîf kırâ'etiyle hâzır olanlar iktisâb-ı feyz-i rûhânî ve isticlâb-ı safây-ı vicdânî etdikden sonra, meşâyih-i selâtîn vaʿz u tezkîr ile terkīk-i kulûb-i Mü'minîn edüp, duʿây-ı Şâhâne ile hidmetlerin edâ ve muʿtâd olan kürklerini iktisâ eyleyüp, Şehriyâr-ı İskender-haslet yine dârât ve tantana-i saltanat ile serây-ı behişt-âsâlarına ʿavdet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma-ı hümâyun ʿavdetinde makām-ı Sadâret'de olan vüzerây-ı ʿizâmın Tersâne-i ʿâmire'ye ʿazîmetleri muʿtâd olduğuna binâ'en, evâsıt-ı şehr-i rebîʿulevvelde Sadrıaʿzam ve bedr-i efham kapu halkıyla Tersâne'ye ʿazîmet ve Tersâne ricâli takbîl-i\ndâmen-i Âsafî'leriyle kesb-i behcet edüp, baʿdehû Tersâne bağçesine rağbet ve ahşama dek ihtilâs-ı vakt-i râhat etdikden sonra Bâb-ı ʿâlî'ye ʿavdet eylediler.\nZiştovili Vezîr ʿAli Paşa, mukaddemâ Kāyim-makām bulunduğuna binâʾen, terfîh-i hâli mültezim-i Sadr-ı ʿâlî olup, şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü Silistire'ye Vâlî nasb olunup, münhal olan Vidin Muhâfızlığı ile Arnabud İsmâʿîl Paşa tatrîb ve Yanya ve Delvine ve Burusa sancaklarıyla Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa tatyîb olundu.\n\nʿİsmetlü Zeyneb Sultân, Hidîv-i devrânı daʿvet ve serâyında tertîb-i ziyâfet edüp, vürûd-i nüvîd-i icâbet ʿakībinde Harem derûnunda vâkiʿ seng-i rikâbdan ârâm-gâh-ı Mülûkâne'leri olacak mahalle varınca ve seng-i rikâb-ı Cihân-tâb'dan serây meydânında vâkiʿ çeşmeye karîb mahalle gelince kaldırım üzerine dîbây-ı rûmî ferş olunup, Şehriyâr-ı sütûde-hısâl dahi bi'd-devleti ve'l-ikbâl serây-ı müşârun ileyhe şeref-bahş-ı iclâl oldular. Takdîm-i nefâyis-i etʿime ve icrây-ı levâzım-ı tekrîme kılındıkdan sonra, bir zemân agâze-i hânendegân ile tefrîh-i hâtır ve bir zemân müşâhede-i bâzendegân ile tenvîr-i menâzır kılınup, seyr gāyet ve sohbet nihâyet bulduğundan, Hidîv-i vâlâ-menkabet Serây-ı hümâyûna ʿavdet buyurdular.\nGümrük Emâneti, bir müddetden berü İshak Ağa ʿuhdesinde iken, bundan akdem Hasekî Mustafa Ağa, sebeb-i zâhir ile Emânet-i mezkûreye zâfır olmuşidi. İshak Ağa dahi mûmâ ileyhin isrine iktifâ ve rebîʿulâhır selhinde Gümrük Emâneti hilʿatini iktisâ eyledi.\n\nSâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Ebûbekir Efendi, aktâr-ı Mısrıyye'de vâkiʿ baʿzı mehâm tesviyesi ʿunvânıyle bundan akdem me'mûr olup, Der-i devlet'den kasd-ı istibʿâdı maʿlûm olmamak içün [M1 145] yedine verilen menşûr-ı Şâhâne'de: “Meʾmûr olduğun mesâlih hitâm bulduğu sâʿat Âsitâne'ye ʿavdet edesin” meʾâli mestûr kılınmışidi. Mısır'a vardığı gibi maslahatı tekmîl etdiyse dahi istîzânda âhar meʾmûriyyet ve yâhud başka mahalde ikāmet mülâhazasın edüp, yedinde olan emr-i şerîf meʾâlini sened ittihâzıyla Mısır'dan hareket ve Trablusşam tarafına vusûlünü vâlîsi tahrîr ü işâret ve hakkında tahrîk-i silsile-i şefekat etmişidi. Müşârun ileyhin tahrîrâtı Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olunup, lâ ve neʿam cevabı zuhûr etmeden İznik'e vusûlü haberi resîde-i sâmiʿa-i hümâyûn olup, bilâ-izn ʿavdetiyçün İznik'de ikāmeti irâde ve bu mazmûnda tarafına fermân firistâde olundu. Musul Vâlîsi ʿAbdulcelîl-zâde Vezîr Hüseyin Paşa, irtihâl-i dâr-ı bekā eylediği maʿrûz-ı südde-i aʿlâ kılınup, nâsıye-i hâlinde âsâr-ı necâbet bedîdâr olan mahdûmu Mehmed Emîn Bey'e, Mîr-i mîrânlık ile Eyâlet-i Musul ihsân olunup, sevret-i dâ'ireleri ibkā ve mürdeleri bu cihetle ihyâ olundu. Müteveffâ-yı müşârun ileyh behredâr-ı ʿilm ü kemâl ve yeke-tâz-ı meydân-ı ceng ü cidâl sâhib-i reʾy ü tedbîr, mâlik-i talâkat-i lisân ve hüsn-i taʿbîr olup, Musul muhâsarasında Nâdir Şâh ile vukūʿ\nbulan muhârebâtda ibrâz-ı merdânegî vü celâdet, ve evbâş-ı Kızılbaşın her yürüyüşünde ikdâm-ı himmet ve lâşeleriyle hendekleri memlû eylediği vâsıl-ı derece-i sıhhatdir. Encâm-ı kâr Şâh-ı güm-kerde-i râh-ı hâyib ü hâsir, Musul üzerinden refʿ-i bâr-ı sıklet ve semt-i müsâlemeye rağbet edüp, çok geçmeden ʿakd-i musâlaha ve terk-i mükâfeha etmişidi. Bundan başka Vâlî olduğu memleketlerde neşr-i ʿadl ü dâd ve himâyet-i ʿibâd-ı zaʿîfül-eyâd edüp, müddet-i Vezâret'inde zulmünden bâkî ve cevrinden şâkî mesmûʿ olmamışdır.\n\nMevâlî-yi Devriyye'den Galata Pâyesi olan Torun Mehmed Efendi'nin ʿilmine hürmet ve hâline merhamet kasdıyla devr u teselsülden tahlîs ve Mahrec olarak Filibe Kazâsı tarafına tevcîh olunup, bu imtiyâz ancak zâtına tahsîs olundu.",
          "caption": "Havadisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_306.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Havadisât-ı müteferrika",
          "text": "Donanma-ı hümâyun ʿavdetinde makām-ı Sadâret'de olan vüzerây-ı ʿizâmın Tersâne-i ʿâmire'ye ʿazîmetleri muʿtâd olduğuna binâ'en, evâsıt-ı şehr-i rebîʿulevvelde Sadrıaʿzam ve bedr-i efham kapu halkıyla Tersâne'ye ʿazîmet ve Tersâne ricâli takbîl-i\ndâmen-i Âsafî'leriyle kesb-i behcet edüp, baʿdehû Tersâne bağçesine rağbet ve ahşama dek ihtilâs-ı vakt-i râhat etdikden sonra Bâb-ı ʿâlî'ye ʿavdet eylediler.\nZiştovili Vezîr ʿAli Paşa, mukaddemâ Kāyim-makām bulunduğuna binâʾen, terfîh-i hâli mültezim-i Sadr-ı ʿâlî olup, şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü Silistire'ye Vâlî nasb olunup, münhal olan Vidin Muhâfızlığı ile Arnabud İsmâʿîl Paşa tatrîb ve Yanya ve Delvine ve Burusa sancaklarıyla Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa tatyîb olundu.\n\nʿİsmetlü Zeyneb Sultân, Hidîv-i devrânı daʿvet ve serâyında tertîb-i ziyâfet edüp, vürûd-i nüvîd-i icâbet ʿakībinde Harem derûnunda vâkiʿ seng-i rikâbdan ârâm-gâh-ı Mülûkâne'leri olacak mahalle varınca ve seng-i rikâb-ı Cihân-tâb'dan serây meydânında vâkiʿ çeşmeye karîb mahalle gelince kaldırım üzerine dîbây-ı rûmî ferş olunup, Şehriyâr-ı sütûde-hısâl dahi bi'd-devleti ve'l-ikbâl serây-ı müşârun ileyhe şeref-bahş-ı iclâl oldular. Takdîm-i nefâyis-i etʿime ve icrây-ı levâzım-ı tekrîme kılındıkdan sonra, bir zemân agâze-i hânendegân ile tefrîh-i hâtır ve bir zemân müşâhede-i bâzendegân ile tenvîr-i menâzır kılınup, seyr gāyet ve sohbet nihâyet bulduğundan, Hidîv-i vâlâ-menkabet Serây-ı hümâyûna ʿavdet buyurdular.\nGümrük Emâneti, bir müddetden berü İshak Ağa ʿuhdesinde iken, bundan akdem Hasekî Mustafa Ağa, sebeb-i zâhir ile Emânet-i mezkûreye zâfır olmuşidi. İshak Ağa dahi mûmâ ileyhin isrine iktifâ ve rebîʿulâhır selhinde Gümrük Emâneti hilʿatini iktisâ eyledi.\n\nSâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Ebûbekir Efendi, aktâr-ı Mısrıyye'de vâkiʿ baʿzı mehâm tesviyesi ʿunvânıyle bundan akdem me'mûr olup, Der-i devlet'den kasd-ı istibʿâdı maʿlûm olmamak içün [M1 145] yedine verilen menşûr-ı Şâhâne'de: “Meʾmûr olduğun mesâlih hitâm bulduğu sâʿat Âsitâne'ye ʿavdet edesin” meʾâli mestûr kılınmışidi. Mısır'a vardığı gibi maslahatı tekmîl etdiyse dahi istîzânda âhar meʾmûriyyet ve yâhud başka mahalde ikāmet mülâhazasın edüp, yedinde olan emr-i şerîf meʾâlini sened ittihâzıyla Mısır'dan hareket ve Trablusşam tarafına vusûlünü vâlîsi tahrîr ü işâret ve hakkında tahrîk-i silsile-i şefekat etmişidi. Müşârun ileyhin tahrîrâtı Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olunup, lâ ve neʿam cevabı zuhûr etmeden İznik'e vusûlü haberi resîde-i sâmiʿa-i hümâyûn olup, bilâ-izn ʿavdetiyçün İznik'de ikāmeti irâde ve bu mazmûnda tarafına fermân firistâde olundu. Musul Vâlîsi ʿAbdulcelîl-zâde Vezîr Hüseyin Paşa, irtihâl-i dâr-ı bekā eylediği maʿrûz-ı südde-i aʿlâ kılınup, nâsıye-i hâlinde âsâr-ı necâbet bedîdâr olan mahdûmu Mehmed Emîn Bey'e, Mîr-i mîrânlık ile Eyâlet-i Musul ihsân olunup, sevret-i dâ'ireleri ibkā ve mürdeleri bu cihetle ihyâ olundu. Müteveffâ-yı müşârun ileyh behredâr-ı ʿilm ü kemâl ve yeke-tâz-ı meydân-ı ceng ü cidâl sâhib-i reʾy ü tedbîr, mâlik-i talâkat-i lisân ve hüsn-i taʿbîr olup, Musul muhâsarasında Nâdir Şâh ile vukūʿ\nbulan muhârebâtda ibrâz-ı merdânegî vü celâdet, ve evbâş-ı Kızılbaşın her yürüyüşünde ikdâm-ı himmet ve lâşeleriyle hendekleri memlû eylediği vâsıl-ı derece-i sıhhatdir. Encâm-ı kâr Şâh-ı güm-kerde-i râh-ı hâyib ü hâsir, Musul üzerinden refʿ-i bâr-ı sıklet ve semt-i müsâlemeye rağbet edüp, çok geçmeden ʿakd-i musâlaha ve terk-i mükâfeha etmişidi. Bundan başka Vâlî olduğu memleketlerde neşr-i ʿadl ü dâd ve himâyet-i ʿibâd-ı zaʿîfül-eyâd edüp, müddet-i Vezâret'inde zulmünden bâkî ve cevrinden şâkî mesmûʿ olmamışdır.\n\nMevâlî-yi Devriyye'den Galata Pâyesi olan Torun Mehmed Efendi'nin ʿilmine hürmet ve hâline merhamet kasdıyla devr u teselsülden tahlîs ve Mahrec olarak Filibe Kazâsı tarafına tevcîh olunup, bu imtiyâz ancak zâtına tahsîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Mısır tarafından Cidde'ye râhî ve bender-i mezkûr karargâhı oldukdan sonra mevsim-i hac hulûl edüp, tavâf-ı Beytullâhi'l-harâm meʾmûliyle Cidde'den birkaç sâʿat infisâlinde hastalanup, dâr-ı bekāya irtihâl eylediği Şerîf-i Mekke'ye ihbâr olunup, cenâzesini istikbâl ve Harem-i şerîfe getürüp, Bi’r-i Zemzem kurbunda gasl ve levâzım-ı sâyiresin ikmâl ve yedi kerre Beyt-i şerîfi [M1 146] tavâf etdirdikden sonra ezvâc-ı tâhirâtdan Hadîcetü'l-kübrâ radıyallâhü anhânın muhâzî-yi kabr-i şerîfinde ihzâr olunan lahde idhâl eyledi.\n\nMüşârun ileyh Dâvud-paşa mahallesinde sâkin bir merd-i sâlihin sulbünden zuhûr edüp, yirmi beş târîhinde Dîvân kalemine müdâvemet ve men sebete nebete kāʿidesine riʿâyet ve Yeni-kapu Mevlevî-hânesi'nde seccâde-nişîn-i reşâdet olan Peçevîli ʿArif Ahmed Efendi'nin şeref-i sıhriyyeti ile tahsîl-i mâye-i yümn ü bereket etmişidi. Dâyimâ duʿâsını celb ü igtinâm ve tahsîl-i rızâsını nukāve-i merâm eyleyerek tahsîl-i ʿilm ü edebe sarf-ı evkāt ve Nâyilî mahlası ile âsârı pesendîde-i erbâb-ı kemâlât olup, kırk üç târîhinde Beylikçi'ye Kîsedâr ve kırk dokuzda Beylikçilik mesnedinde karar ve Reʾîsülküttâb olan el-Hâc Mustafa Efendi'nin hüsn-i terbiyesiyle kesb-i iştihâr etmişidi. Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikde, Beylikçilik ile Teşrîfâtçılığı cemʿ edüp, murûr-ı ezmân ve kurûr-ı hidsân ile defâtir-i Teşrîfât berhem-zede-i habt ü halel olup, ıslâh u tenkīhi ʿuhdesine havâle olunmağla, mesâyil-i teşrîfâtı ahsen-i nesak üzere tebvîb ve verdiği nizâm her tarafından tasvîb olunup, hatt-ı hümâyûn ile tevşîh ve ilâ mâ-şâʾallâh\nhükmü cârî olmak me'âli nass-ı hatt-ı şerîfde tasrîh ve el-hâletü hâzihî derdest olan defâtir, eser-i himmeti ve ahlâfının medâr-ı dâniş ü dirâyetidir.\n\nAltmış senesi zilkaʿdesinde Re'îsülküttâb ve altı sene mikdârı o câh-ı ʿazîzü'l-menâl ile mahsûd-i emsâl ü etrâb olup, altmış yedi muharreminde Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve altmış sekiz şaʿbânında Sadâret-i ʿuzmâ ile mübeccel ve doksan bir gün murûrunda ʿazl ve nefy ile mükedder ve altmış dokuzda ıtlâk ile mübeşşer ve der-ʿakab Kandiye Eyâleti, müşârun ileyhe müyesser olup, yetmiş târîhinde Selânik ihsân olunmuşiken, yetmiş birde Silahdâr Mehmed Paşa fevtinden Cidde Sancağı mahlûl olduğunu istimâʿ ve Cidde'ye talebkâr olduğunu vükelây-ı devlete ismâʿ edüp, tıbk-ı iltimâsı üzere Cidde tevcîh olunmuşidi.\n\nBâlâda tahrîr olunduğu vech üzere dâr-ı âhirete zâmile-bend-i sefer, o mahall-i nûrânîyi makarr eyledi. Müteveffây-ı müşârun ileyh fazl ü hüner ile mümtâz ve şîme-i sadâkatle ser-efrâz izâʿa-i evkātdan müctenib ve ʿale'd-devâm edeb u kemâli müktesib olup, riyâsetinde ʿAvnî Efendi'ye Vassâf Târîhi'ni bi't-temâm okudup, dersinden sâyir küttâb dahi müstefîd ve el-yevm ʿayb ʿadd olunan sıfat-ı kemâl o târîhlerde [M1 147] ne derecelerde memdûh olduğu bu keyfiyyetden zâhir ü bedîddir.",
          "caption": "Vefât-ı Sadr-ı esbak Nâyilî ʿAbdullah Paşa Vâlî-yi Cidde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_307.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Sadr-ı esbak Nâyilî ʿAbdullah Paşa Vâlî-yi Cidde",
          "text": "Müşârun ileyh Mısır tarafından Cidde'ye râhî ve bender-i mezkûr karargâhı oldukdan sonra mevsim-i hac hulûl edüp, tavâf-ı Beytullâhi'l-harâm meʾmûliyle Cidde'den birkaç sâʿat infisâlinde hastalanup, dâr-ı bekāya irtihâl eylediği Şerîf-i Mekke'ye ihbâr olunup, cenâzesini istikbâl ve Harem-i şerîfe getürüp, Bi’r-i Zemzem kurbunda gasl ve levâzım-ı sâyiresin ikmâl ve yedi kerre Beyt-i şerîfi [M1 146] tavâf etdirdikden sonra ezvâc-ı tâhirâtdan Hadîcetü'l-kübrâ radıyallâhü anhânın muhâzî-yi kabr-i şerîfinde ihzâr olunan lahde idhâl eyledi.\n\nMüşârun ileyh Dâvud-paşa mahallesinde sâkin bir merd-i sâlihin sulbünden zuhûr edüp, yirmi beş târîhinde Dîvân kalemine müdâvemet ve men sebete nebete kāʿidesine riʿâyet ve Yeni-kapu Mevlevî-hânesi'nde seccâde-nişîn-i reşâdet olan Peçevîli ʿArif Ahmed Efendi'nin şeref-i sıhriyyeti ile tahsîl-i mâye-i yümn ü bereket etmişidi. Dâyimâ duʿâsını celb ü igtinâm ve tahsîl-i rızâsını nukāve-i merâm eyleyerek tahsîl-i ʿilm ü edebe sarf-ı evkāt ve Nâyilî mahlası ile âsârı pesendîde-i erbâb-ı kemâlât olup, kırk üç târîhinde Beylikçi'ye Kîsedâr ve kırk dokuzda Beylikçilik mesnedinde karar ve Reʾîsülküttâb olan el-Hâc Mustafa Efendi'nin hüsn-i terbiyesiyle kesb-i iştihâr etmişidi. Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikde, Beylikçilik ile Teşrîfâtçılığı cemʿ edüp, murûr-ı ezmân ve kurûr-ı hidsân ile defâtir-i Teşrîfât berhem-zede-i habt ü halel olup, ıslâh u tenkīhi ʿuhdesine havâle olunmağla, mesâyil-i teşrîfâtı ahsen-i nesak üzere tebvîb ve verdiği nizâm her tarafından tasvîb olunup, hatt-ı hümâyûn ile tevşîh ve ilâ mâ-şâʾallâh\nhükmü cârî olmak me'âli nass-ı hatt-ı şerîfde tasrîh ve el-hâletü hâzihî derdest olan defâtir, eser-i himmeti ve ahlâfının medâr-ı dâniş ü dirâyetidir.\n\nAltmış senesi zilkaʿdesinde Re'îsülküttâb ve altı sene mikdârı o câh-ı ʿazîzü'l-menâl ile mahsûd-i emsâl ü etrâb olup, altmış yedi muharreminde Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve altmış sekiz şaʿbânında Sadâret-i ʿuzmâ ile mübeccel ve doksan bir gün murûrunda ʿazl ve nefy ile mükedder ve altmış dokuzda ıtlâk ile mübeşşer ve der-ʿakab Kandiye Eyâleti, müşârun ileyhe müyesser olup, yetmiş târîhinde Selânik ihsân olunmuşiken, yetmiş birde Silahdâr Mehmed Paşa fevtinden Cidde Sancağı mahlûl olduğunu istimâʿ ve Cidde'ye talebkâr olduğunu vükelây-ı devlete ismâʿ edüp, tıbk-ı iltimâsı üzere Cidde tevcîh olunmuşidi.\n\nBâlâda tahrîr olunduğu vech üzere dâr-ı âhirete zâmile-bend-i sefer, o mahall-i nûrânîyi makarr eyledi. Müteveffây-ı müşârun ileyh fazl ü hüner ile mümtâz ve şîme-i sadâkatle ser-efrâz izâʿa-i evkātdan müctenib ve ʿale'd-devâm edeb u kemâli müktesib olup, riyâsetinde ʿAvnî Efendi'ye Vassâf Târîhi'ni bi't-temâm okudup, dersinden sâyir küttâb dahi müstefîd ve el-yevm ʿayb ʿadd olunan sıfat-ı kemâl o târîhlerde [M1 147] ne derecelerde memdûh olduğu bu keyfiyyetden zâhir ü bedîddir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukātaʿât-ı mezkûre bundan akdem Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel Ahmed Efendi maʿrifetiyle tâliblerine fürûht olunup, senevî fâizi mesârıf-ı ʿâdiyesi ihrâcından sonra bin kîseye bâliğ olup, hazîneye vazʿ olunduğu ânifen zikr ü beyân olunmuşidi. Yetmiş iki senesine mahsûben Mukātaʿât-ı mezkûre Defterdâr-ı vakt Halîmî Efendi maʿrifetiyle müzâyede ve baʿde inkıtâʿi'r-reğabât tâliblerine ilzâm olunup, kemâ fi'l-evvel muʿtâd olan mesârıfâtı fürû-nihâde olundukda, iki bin kîse fazlası zuhûr ve Def-\nterdâr-ı mûmâ ileyhin bu hidmeti makbûl-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr olduğundan, ferve-i semmûr ile kesb-i irtiyâh u hubûr eyledi.",
          "caption": "Fürûht-kerden-i Mukātaʿât-ı Haremeyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_308.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Fürûht-kerden-i Mukātaʿât-ı Haremeyn",
          "text": "Mukātaʿât-ı mezkûre bundan akdem Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel Ahmed Efendi maʿrifetiyle tâliblerine fürûht olunup, senevî fâizi mesârıf-ı ʿâdiyesi ihrâcından sonra bin kîseye bâliğ olup, hazîneye vazʿ olunduğu ânifen zikr ü beyân olunmuşidi. Yetmiş iki senesine mahsûben Mukātaʿât-ı mezkûre Defterdâr-ı vakt Halîmî Efendi maʿrifetiyle müzâyede ve baʿde inkıtâʿi'r-reğabât tâliblerine ilzâm olunup, kemâ fi'l-evvel muʿtâd olan mesârıfâtı fürû-nihâde olundukda, iki bin kîse fazlası zuhûr ve Def-\nterdâr-ı mûmâ ileyhin bu hidmeti makbûl-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr olduğundan, ferve-i semmûr ile kesb-i irtiyâh u hubûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rebîʿulâhırın yirmi ikinci sebt gicesi sâʿat beşde iken, Nahilbend Mahallesi'nde harîk zuhûr edüp, etrâfa şerâre-feşân-ı dehşet olarak Çatladı-kapu ve Küçük Ayasofya'yı ve Sultân Ahmed Bîmâr-hânesi etrâfını ve Kadırga meydânını ifnâ-kerde-i sûziş ü hirkat eyleyüp, fazl-ı Hakk yâver ve etrâf ü eknâf inkıtâʿıyla intıfâ müyesser olup, hidmet-i itfâda bulunanların gûşiş ü gayretleri manzûr-i Pâdişâh-ı kerem-güster olmağla, ancak harîkde bulunan ortalara tevzîʿ olunmak içün yirmi bin guruş ʿatıyye ihsân ve o makūle harâret-i meşakkatle bî-tâb ü tüvân olanlar şerbet-i hoşgüvâr-ı ʿâtıfet-i Pâdişâh-ı zemân ile seyrâb ü reyyân kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_309.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Rebîʿulâhırın yirmi ikinci sebt gicesi sâʿat beşde iken, Nahilbend Mahallesi'nde harîk zuhûr edüp, etrâfa şerâre-feşân-ı dehşet olarak Çatladı-kapu ve Küçük Ayasofya'yı ve Sultân Ahmed Bîmâr-hânesi etrâfını ve Kadırga meydânını ifnâ-kerde-i sûziş ü hirkat eyleyüp, fazl-ı Hakk yâver ve etrâf ü eknâf inkıtâʿıyla intıfâ müyesser olup, hidmet-i itfâda bulunanların gûşiş ü gayretleri manzûr-i Pâdişâh-ı kerem-güster olmağla, ancak harîkde bulunan ortalara tevzîʿ olunmak içün yirmi bin guruş ʿatıyye ihsân ve o makūle harâret-i meşakkatle bî-tâb ü tüvân olanlar şerbet-i hoşgüvâr-ı ʿâtıfet-i Pâdişâh-ı zemân ile seyrâb ü reyyân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın on altıncı salı günü bir kıst mevâcib ihrâcıyla ʿumûmen Kapu kulları mazhar-ı kerem-i Hâkānî ve Danimarka Elçisi ʿavdet-nâmesini almak içün ʿatebe-yi Şâhâne'ye vazʿ-ı pîşânî eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_310.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Cumâdelûlânın on altıncı salı günü bir kıst mevâcib ihrâcıyla ʿumûmen Kapu kulları mazhar-ı kerem-i Hâkānî ve Danimarka Elçisi ʿavdet-nâmesini almak içün ʿatebe-yi Şâhâne'ye vazʿ-ı pîşânî eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'te temekkün eden nüfûsun eyyâm-ı şitâda akvât-ı yevmiyyeleri içün bir mikdâr zehâyir iddihârı, zarûriyyâtı vakitden ʿadd olunduğuna binâʾen, tâyife-i habbâzân sayf tertîbâtından ve sâyir tedârüklerinden vâfir hınta anbarlarında iddihâr ve eyyâm-ı şitâyı bu vechile idâre vü imrâr ederler idi. Yüz otuz târîhinde kesret-i nüfûs yevmen fe-yevmen terakkī ve beher yevm sekiz bin kîle zehâyire zarûret ilcâ ve şitâ içün iddihâr olunan hubûbât vefâ etmeyerek müzâyaka bi't-tabʿ iktizâ etmişidi. Evâhir-i Saltanat-ı Ahmed Hânî'de yedi sekiz anbarlar Tersâne-i ʿâmire'de inşâ ve vaktiyle Bahr-i sefîd Rumeli taraflarından üç yüz bin kîle hınta mübâyaʿa ve zikr olunan anbarlara teşhîn ü imlâ olunur idi. Ancak [M1 148] bu tedârük dahi mûcib-i ittisâʿ olmayup, vakt be-vakt muzâyaka rû-nümâ olduğu, maʿlûm-i Pâdişâh-ı Felâtûn-ârâ olmağla, yüz bin kîleye mütehammil üç kıtʿa anbar inşâsına dahi irâde-i ʿaliyye cereyân edüp, fi'l-hâl binâsına mübâşeret ve fî akrabi'l-eyyâm tekmîliyle defʿ-i muzâyaka vü zarûret olundu.",
          "caption": "İnşây-ı anbarhâ der-Tersâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_311.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İnşây-ı anbarhâ der-Tersâne",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'te temekkün eden nüfûsun eyyâm-ı şitâda akvât-ı yevmiyyeleri içün bir mikdâr zehâyir iddihârı, zarûriyyâtı vakitden ʿadd olunduğuna binâʾen, tâyife-i habbâzân sayf tertîbâtından ve sâyir tedârüklerinden vâfir hınta anbarlarında iddihâr ve eyyâm-ı şitâyı bu vechile idâre vü imrâr ederler idi. Yüz otuz târîhinde kesret-i nüfûs yevmen fe-yevmen terakkī ve beher yevm sekiz bin kîle zehâyire zarûret ilcâ ve şitâ içün iddihâr olunan hubûbât vefâ etmeyerek müzâyaka bi't-tabʿ iktizâ etmişidi. Evâhir-i Saltanat-ı Ahmed Hânî'de yedi sekiz anbarlar Tersâne-i ʿâmire'de inşâ ve vaktiyle Bahr-i sefîd Rumeli taraflarından üç yüz bin kîle hınta mübâyaʿa ve zikr olunan anbarlara teşhîn ü imlâ olunur idi. Ancak [M1 148] bu tedârük dahi mûcib-i ittisâʿ olmayup, vakt be-vakt muzâyaka rû-nümâ olduğu, maʿlûm-i Pâdişâh-ı Felâtûn-ârâ olmağla, yüz bin kîleye mütehammil üç kıtʿa anbar inşâsına dahi irâde-i ʿaliyye cereyân edüp, fi'l-hâl binâsına mübâşeret ve fî akrabi'l-eyyâm tekmîliyle defʿ-i muzâyaka vü zarûret olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Öteden berü Mısr-ı Kāhire tarafından muʿayyen olan irsâliye hazînesi beher sene vakt ü zemânıyla Der-devlet-medâra gelüp, teslîm-i Hazîne-i ʿâmire olunmak ve Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan gılâl dahi bilâ-noksan mahallerine gönderilmek lâzım iken, birkaç seneden berü ümerây-ı Mısrıyye izhâr-ı bagy ü şikāk ve bu mürettebâtı başlarında olan haşerât-ı nâsa infâk edüp, baʿzı ʿilel-i bâride îrâdı ile hazînenin nısfı derecesini ahyânen Âsitâne'ye îsâl ve gılâl-i Haremeyn'in dahi rubʿ-i mürettebini envâʿ-ı cevr ü eziyyetle Haremeyn'e irsâl ve ol dahi ekle sâlih olmayup, hass ü hâşâk ile mâ-lâ-mâl olduğu zevâhir-i ahvâlden istidlâl olunduğundan tevbîhi mutazammın bundan akdem cümlesine hitâben ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl olunmuşidi. Bu tehdîdât sebebi ile yetmiş senesinde ancak on üç bin erdeb gılâl-i mağşûş ibʿâs ve bu defʿa dahi envâʿ-ı ekâzîb ihdâs eylediklerinden fazla Mîrü'l-hâcc-ı Mısır olan Keşkeş Hüseyin Bey bilâ-sebeb Mekke-i mükerreme'de izhâr-ı şûr u şegab edüp, Şerîf-i Mekke'yi ʿazl ve yerine âharı vasl etmek cesâreti gibi emr-i ʿazîme iktihâm ve haddini tecâvüz eylediği o tarafdan ʿarz u iʿlâm olunup, bu makūle bâgīlerin cezây-ı mâ-yelîkları icrâ olunmak bâbında müteʿaddid fetvâ verilüp, ibtidây-ı emrde taraf-ı Saltanat'dan dirâyet-mend mebʿûslar ile habâyây-ı zamâyir-i fâsideleri istikşâf olunmak istihsân olunup, şöyle ki, zimmetlerinde ictimâʿ eden iki senelik temâmen ve üç senelik bekāyâ hazîneleri ve Rıdvân Kethudâ, Hulvânı'nın bakıyyesi olan bin kîseyi ve Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan kırk sekiz bin erdeb gılâli irsâl etmezler ise ve Mısır vülâtını meʾlûf oldukları şaʿbede ile medyûn çıkarup, kemâ fi's-sâbık rencîde ederler ise berren ve bahren üzerlerine asâkir-i vâfire taʿyîn ve verilen fetvâ mûcebince cerîde-i hayâtdan nâmları terkīn olunacağı, hatt-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i celîlede tasrîh u tebyîn olunup, cihet-i itâʿatin selâmetini taraf-ı şerʿ-i enverden beyân içün ʿulemây-ı aʿlâmdan birinin meʾmûriyyeti dahi savâb-dîd-i erbâb-ı reʾy-i sedîd olmağla, bu hatb-ı ehemm bu defʿa İstanbul Pâyesi verilen ʿAbbâs Efendi'nin gerden-i himmetine taʿlîk [M1 149] ve Mîrahûr-i Evvel Mustafa Ağa ve Ocak-ı ʿâmire tarafından Seksoncu Pâyesi verilen Mustafa Ağa, mûmâ ileyhe terfîk olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i ʿAbbâs Efendi ve Mîrahûr-i Evvel be-cânib-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_312.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i ʿAbbâs Efendi ve Mîrahûr-i Evvel be-cânib-i Mısır",
          "text": "Öteden berü Mısr-ı Kāhire tarafından muʿayyen olan irsâliye hazînesi beher sene vakt ü zemânıyla Der-devlet-medâra gelüp, teslîm-i Hazîne-i ʿâmire olunmak ve Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan gılâl dahi bilâ-noksan mahallerine gönderilmek lâzım iken, birkaç seneden berü ümerây-ı Mısrıyye izhâr-ı bagy ü şikāk ve bu mürettebâtı başlarında olan haşerât-ı nâsa infâk edüp, baʿzı ʿilel-i bâride îrâdı ile hazînenin nısfı derecesini ahyânen Âsitâne'ye îsâl ve gılâl-i Haremeyn'in dahi rubʿ-i mürettebini envâʿ-ı cevr ü eziyyetle Haremeyn'e irsâl ve ol dahi ekle sâlih olmayup, hass ü hâşâk ile mâ-lâ-mâl olduğu zevâhir-i ahvâlden istidlâl olunduğundan tevbîhi mutazammın bundan akdem cümlesine hitâben ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl olunmuşidi. Bu tehdîdât sebebi ile yetmiş senesinde ancak on üç bin erdeb gılâl-i mağşûş ibʿâs ve bu defʿa dahi envâʿ-ı ekâzîb ihdâs eylediklerinden fazla Mîrü'l-hâcc-ı Mısır olan Keşkeş Hüseyin Bey bilâ-sebeb Mekke-i mükerreme'de izhâr-ı şûr u şegab edüp, Şerîf-i Mekke'yi ʿazl ve yerine âharı vasl etmek cesâreti gibi emr-i ʿazîme iktihâm ve haddini tecâvüz eylediği o tarafdan ʿarz u iʿlâm olunup, bu makūle bâgīlerin cezây-ı mâ-yelîkları icrâ olunmak bâbında müteʿaddid fetvâ verilüp, ibtidây-ı emrde taraf-ı Saltanat'dan dirâyet-mend mebʿûslar ile habâyây-ı zamâyir-i fâsideleri istikşâf olunmak istihsân olunup, şöyle ki, zimmetlerinde ictimâʿ eden iki senelik temâmen ve üç senelik bekāyâ hazîneleri ve Rıdvân Kethudâ, Hulvânı'nın bakıyyesi olan bin kîseyi ve Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan kırk sekiz bin erdeb gılâli irsâl etmezler ise ve Mısır vülâtını meʾlûf oldukları şaʿbede ile medyûn çıkarup, kemâ fi's-sâbık rencîde ederler ise berren ve bahren üzerlerine asâkir-i vâfire taʿyîn ve verilen fetvâ mûcebince cerîde-i hayâtdan nâmları terkīn olunacağı, hatt-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i celîlede tasrîh u tebyîn olunup, cihet-i itâʿatin selâmetini taraf-ı şerʿ-i enverden beyân içün ʿulemây-ı aʿlâmdan birinin meʾmûriyyeti dahi savâb-dîd-i erbâb-ı reʾy-i sedîd olmağla, bu hatb-ı ehemm bu defʿa İstanbul Pâyesi verilen ʿAbbâs Efendi'nin gerden-i himmetine taʿlîk [M1 149] ve Mîrahûr-i Evvel Mustafa Ağa ve Ocak-ı ʿâmire tarafından Seksoncu Pâyesi verilen Mustafa Ağa, mûmâ ileyhe terfîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hâc olan Vezîr Çeteci ʿAbdullah Paşa'nın beyne'l-Haremeyn vukūʿ bulan celâdeti ve eşkıyây-ı ʿUrbân'a kuvve-i kāhire-i saltanatı irâʾe ile semt-i itâʿate delâleti ve Cerdeci bulunan Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa'nın dahi ʿUrbân'a gālibiyyeti, sebeb-i inşirâh-ı derûn-i Pâdişâhî olup, hidmetleri mûcib-i şâbâş ü tahsîn ve mesâʿî-yi meşkûreleri bâʿis-i hezâr âferîn olduğunu şâmil başka başka taraflarına hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtafet-makrûn irsâliyle şevk u himmetleri efzûn kılındı.",
          "caption": "İrsâl-i teşrîfât be-cânib-i Vâlî-yi Şâm ve Trablus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_313.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İrsâl-i teşrîfât be-cânib-i Vâlî-yi Şâm ve Trablus",
          "text": "Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hâc olan Vezîr Çeteci ʿAbdullah Paşa'nın beyne'l-Haremeyn vukūʿ bulan celâdeti ve eşkıyây-ı ʿUrbân'a kuvve-i kāhire-i saltanatı irâʾe ile semt-i itâʿate delâleti ve Cerdeci bulunan Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa'nın dahi ʿUrbân'a gālibiyyeti, sebeb-i inşirâh-ı derûn-i Pâdişâhî olup, hidmetleri mûcib-i şâbâş ü tahsîn ve mesâʿî-yi meşkûreleri bâʿis-i hezâr âferîn olduğunu şâmil başka başka taraflarına hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtafet-makrûn irsâliyle şevk u himmetleri efzûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Geçen senelerde bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ huccâca târî olan perîşânlık sebebi ile havâlî-yi Şâm'da mütemekkin Benî Sahr ve ʿUneyze ve Benhân kabîleleri huccaca iʿânet ve yollarda delâlet etmek lâzım iken, pesmândegân-ı kāfile-i huccâcı anlar dahi bir tarafdan nehb ü gāret ve envâʿ-ı eziyyet ile bî-huzûr u râhat eyledikleri, Şâm Vâlîsi Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın tahkīkâtından olmağla, o makūle izrâr-ı zuʿafây-ı hâcca ictisâr edenleri ahz ve ser-i nuhûset-eserlerin katʿ ile mazarratların defʿ lâzime-i hâlden olduğuna binâ'en, mahsûs âdemler irsâl ve eşkıyây-ı merkūmeyi vâhiden baʿde vâhidin ele getürüp, istîsâl ve ser-i maktûʿların Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl eyledi.",
          "caption": "İ'dâm-ı baʿzı eşkıyây-ı ʿArab der-havâlî-yi Şâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_314.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı baʿzı eşkıyây-ı ʿArab der-havâlî-yi Şâm",
          "text": "Geçen senelerde bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ huccâca târî olan perîşânlık sebebi ile havâlî-yi Şâm'da mütemekkin Benî Sahr ve ʿUneyze ve Benhân kabîleleri huccaca iʿânet ve yollarda delâlet etmek lâzım iken, pesmândegân-ı kāfile-i huccâcı anlar dahi bir tarafdan nehb ü gāret ve envâʿ-ı eziyyet ile bî-huzûr u râhat eyledikleri, Şâm Vâlîsi Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın tahkīkâtından olmağla, o makūle izrâr-ı zuʿafây-ı hâcca ictisâr edenleri ahz ve ser-i nuhûset-eserlerin katʿ ile mazarratların defʿ lâzime-i hâlden olduğuna binâ'en, mahsûs âdemler irsâl ve eşkıyây-ı merkūmeyi vâhiden baʿde vâhidin ele getürüp, istîsâl ve ser-i maktûʿların Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin tarîk-ı hâcda olan mesârıfı resîde-i derece-i gāyet ve me'mûr olduğu hidmet, muhtâc-ı kesret-i iʿânet olduğuna binâ'en, bu defʿa taraf-ı hümâyûndan müşârun ileyhe beş yüz kîse inʿâm ve Trablus Vâlîsi dahi umûr-ı Cerde'yi ru'yetde ihtimâm eylediğinden, mikdâr-ı vâfî meblağ ile ol dahi mazhar-ı lutf-ı Pâdişâh-ı enâm oldu.\n\nSaka-başılar ʿan-asl teberdârân gürûhundan olup, rızâya muhâlif hareketleri vâsıl-ı semʿ-i hümâyûn ve bundan böyle muʿtemed hasekîlere tefvîzi irâde-i ʿaliyyeye makrûn olup, bu sâl-i meyâmin-iştimâlde teberdârân gürûhu o hidmet-i şerîfeden mehcûr ve hasekiyân bu teşrîf ile mesrûr oldu.\n\nHayâtî-zâde Mehmed Efendi, Üsküdar Kazâsı'yla nâyil-i niʿmet-i zindegânî ve sâbıkā Kehhâl-başı Müstakīm-zâde, Galata Mevleviyyeti ile reh-yâb-ı vâdî-yi kâmrânî oldu.\n\nHazîne Kethudâlığı'ndan nâyil-i rütbe-i Vezâret olan Hotin Muhâfızı Halîl Paşa, terk-i dâr-ı gurûr ve ʿazm-ı ʿarsagâh-ı yevm-i nüşûr eyledi. Müşârun ileyh fart-ı cûd [M1 150] ü sehâ ile Maʿan bin Zâyide'nin şöhretini şikest ve kesret-i bezl ü infâk ile Hâtem'in kadrini pest eyleyüp, îrâd-ı tabîʿîsinin vefreti ne mahalde bulunsa medâr-ı refâhiyyeti olduğundan başka hüner ü edebden dahi hisseyâb ve dârât ü ihtişâm-ı Vezâret'de mahsûd-ı ekfâ vü etrâb idi.\n\nÂsitâne-i saʿâdet'de ber-vech-i tekāʿüd mukīm ve muvâzıb-ı duʿây-ı sâhib-i dîhîm olan Vezîr Koca Bekir Paşa, mütecâviz-ı râdde-i tisʿîn ve yevmen fe-yevmen muntazır-ı yevm-i yakīn olduğuna binâ'en, bu hılâlde şîrâze-i nüsha-i vücûdu, dest-i Hâdimü'l-lezzât ile guseste-târ-ı fenâ ve verkā-yı bâlâ pervâz-ı rûhu evcgîr-i semt-i semâ oldu.\nMüşârun ileyh 'an-asl 'Alâ'iyye sükkânından ve dâyiresi dâru'l-feyz-i insânî ve nazar-ı ʻâtıfeti, hâcet-revâ-yı erbâb-ı emânî olan Gül Yûsuf Efendi'nin akrıbasından olup terbiye-i mûmâ ileyh ile kesb-i teʿayyün ü iştihâr ve devr-i Ahmed Hânî'de, Gümrükçü ve Çavuş-başılık ile nâmdâr olmuşidi. Sadr-ı vakt bulunan İbrâhîm Paşa, sâhib-i tercemenin tavrına dil-dâde ve Vezâret'le çırâğ olunmasını irâde edüp, taraf-ı Pâdişâhî'den haysiyyeti bi'l-müşâfehe tecribe vü ihtibâr ve Vezâret'e sezâvâr görülüp, otuz dört târîhinde Cidde'ye Vâlî ve birkaç sene ârâmdan sonra Tevliyyet-i Mısr-ı Kāhire ile kadri ʿâlî kılınmışidi. Baʿdehû mükerreren Cidde ve Mısır ve Mora ve Bosna'da icrâ-yı hükûmet ve Deryâ Kapudanlığı'yla iktisâb-ı şeref ü rifʿat edüp, Mora'da vakf-ı müstevfâ ile bir câmiʿ binâ ve Cidde-i maʿmûre'de dahi bir mekteb ve bir sebîl ve Kıbrıs'da çeşmeler inşâ ve sâyir mahallerde dahi eser-i hayrı bedîdâr ve vücûh-ı birre mâyil bir vezîr-i nâmdâr idi.",
          "caption": "İmdâd-ı cenâb-ı Pâdişâhî be-Vâlî-yi Şâm ve Trablus ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_315.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İmdâd-ı cenâb-ı Pâdişâhî be-Vâlî-yi Şâm ve Trablus ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Müşârun ileyhin tarîk-ı hâcda olan mesârıfı resîde-i derece-i gāyet ve me'mûr olduğu hidmet, muhtâc-ı kesret-i iʿânet olduğuna binâ'en, bu defʿa taraf-ı hümâyûndan müşârun ileyhe beş yüz kîse inʿâm ve Trablus Vâlîsi dahi umûr-ı Cerde'yi ru'yetde ihtimâm eylediğinden, mikdâr-ı vâfî meblağ ile ol dahi mazhar-ı lutf-ı Pâdişâh-ı enâm oldu.\n\nSaka-başılar ʿan-asl teberdârân gürûhundan olup, rızâya muhâlif hareketleri vâsıl-ı semʿ-i hümâyûn ve bundan böyle muʿtemed hasekîlere tefvîzi irâde-i ʿaliyyeye makrûn olup, bu sâl-i meyâmin-iştimâlde teberdârân gürûhu o hidmet-i şerîfeden mehcûr ve hasekiyân bu teşrîf ile mesrûr oldu.\n\nHayâtî-zâde Mehmed Efendi, Üsküdar Kazâsı'yla nâyil-i niʿmet-i zindegânî ve sâbıkā Kehhâl-başı Müstakīm-zâde, Galata Mevleviyyeti ile reh-yâb-ı vâdî-yi kâmrânî oldu.\n\nHazîne Kethudâlığı'ndan nâyil-i rütbe-i Vezâret olan Hotin Muhâfızı Halîl Paşa, terk-i dâr-ı gurûr ve ʿazm-ı ʿarsagâh-ı yevm-i nüşûr eyledi. Müşârun ileyh fart-ı cûd [M1 150] ü sehâ ile Maʿan bin Zâyide'nin şöhretini şikest ve kesret-i bezl ü infâk ile Hâtem'in kadrini pest eyleyüp, îrâd-ı tabîʿîsinin vefreti ne mahalde bulunsa medâr-ı refâhiyyeti olduğundan başka hüner ü edebden dahi hisseyâb ve dârât ü ihtişâm-ı Vezâret'de mahsûd-ı ekfâ vü etrâb idi.\n\nÂsitâne-i saʿâdet'de ber-vech-i tekāʿüd mukīm ve muvâzıb-ı duʿây-ı sâhib-i dîhîm olan Vezîr Koca Bekir Paşa, mütecâviz-ı râdde-i tisʿîn ve yevmen fe-yevmen muntazır-ı yevm-i yakīn olduğuna binâ'en, bu hılâlde şîrâze-i nüsha-i vücûdu, dest-i Hâdimü'l-lezzât ile guseste-târ-ı fenâ ve verkā-yı bâlâ pervâz-ı rûhu evcgîr-i semt-i semâ oldu.\nMüşârun ileyh 'an-asl 'Alâ'iyye sükkânından ve dâyiresi dâru'l-feyz-i insânî ve nazar-ı ʻâtıfeti, hâcet-revâ-yı erbâb-ı emânî olan Gül Yûsuf Efendi'nin akrıbasından olup terbiye-i mûmâ ileyh ile kesb-i teʿayyün ü iştihâr ve devr-i Ahmed Hânî'de, Gümrükçü ve Çavuş-başılık ile nâmdâr olmuşidi. Sadr-ı vakt bulunan İbrâhîm Paşa, sâhib-i tercemenin tavrına dil-dâde ve Vezâret'le çırâğ olunmasını irâde edüp, taraf-ı Pâdişâhî'den haysiyyeti bi'l-müşâfehe tecribe vü ihtibâr ve Vezâret'e sezâvâr görülüp, otuz dört târîhinde Cidde'ye Vâlî ve birkaç sene ârâmdan sonra Tevliyyet-i Mısr-ı Kāhire ile kadri ʿâlî kılınmışidi. Baʿdehû mükerreren Cidde ve Mısır ve Mora ve Bosna'da icrâ-yı hükûmet ve Deryâ Kapudanlığı'yla iktisâb-ı şeref ü rifʿat edüp, Mora'da vakf-ı müstevfâ ile bir câmiʿ binâ ve Cidde-i maʿmûre'de dahi bir mekteb ve bir sebîl ve Kıbrıs'da çeşmeler inşâ ve sâyir mahallerde dahi eser-i hayrı bedîdâr ve vücûh-ı birre mâyil bir vezîr-i nâmdâr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Çorum Alaybeyisi Feyzullah, bundan akdem erbâb-ı tîmârın bilâ-mûcib tîmârlarını âhara 'arz ile mûcib-i gadr olduğundan gayri, hânedân-ı Çorum'dan bir mazlûmu ehl-i ʿörfe siʿâyet ve katline delâlet eylediği vâsıl-ı semʿ-i evliyây-ı devlet olmağla, Alaybeylik'den 'azl olunup, mutasarrıf olduğu nân-pâresi dahi âhara tevcîh olunmuşidi. Bu harâretle merkūm Âsitâne'ye gelüp, birkaç defʿa 'arz-ı hâl ve taʿcîzden hâlî olmadığı içün diyâr-ı âhara nefy olunup, bir-takrîb 'ıkāl-i celâdan reh-yâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e iyâb ile kemâ-kân derd-i ser-i ricâl-i bâb olduğundan gayri, sû-be-sû güzergâh-ı Pâdişâhî'yi cüst ü cû ve yevmen mine'l-eyyâm Pâdişâh-ı enâm tebdîlen Üsküdar'a 'azîmet ve merkūm dahi ke'l-bâhisi ʿan hatfihi bi-zalfihi mefhûmu üzere Üsküdar'a şitâb ü sürʿat ve mukābele-i hümâyûnda hetk-i perde-i edeb [M1 151] ve nân-pâresini taleb ve bir takrîb güzergâh-ı hümâyûndan tecnîb olunduysa dahi taraf-ı âhardan bedîd ve isâʾet-i sâbikasın tecdîd ile mazhar-ı gazab-ı Padişâh-ı bâhirü't-te'yîd olup, fi'l-hâl şemʿ-i hayâtı itfâ ve cezây-ı mâ-yelîkı icrâ olundu. Maktûl-i mezbûrun oğlu Kadri Efendi dahi muharrik ve müfsid bir şahıs olup, sefer-i sâbıkda Sipâh Kâtibi bulunmak takrîbi ile Sipâh tâʾifesini igvâ ve Bazarcık'da tevlîd-i şûr u gavgā edüp, o dahi kantara-i pederden güzer ve maktûlen sûy-i âhirete sefer eyledi.",
          "caption": "İ'dâm-ı Mîralay-ı Çorum",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_316.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Mîralay-ı Çorum",
          "text": "Sâbıkā Çorum Alaybeyisi Feyzullah, bundan akdem erbâb-ı tîmârın bilâ-mûcib tîmârlarını âhara 'arz ile mûcib-i gadr olduğundan gayri, hânedân-ı Çorum'dan bir mazlûmu ehl-i ʿörfe siʿâyet ve katline delâlet eylediği vâsıl-ı semʿ-i evliyây-ı devlet olmağla, Alaybeylik'den 'azl olunup, mutasarrıf olduğu nân-pâresi dahi âhara tevcîh olunmuşidi. Bu harâretle merkūm Âsitâne'ye gelüp, birkaç defʿa 'arz-ı hâl ve taʿcîzden hâlî olmadığı içün diyâr-ı âhara nefy olunup, bir-takrîb 'ıkāl-i celâdan reh-yâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e iyâb ile kemâ-kân derd-i ser-i ricâl-i bâb olduğundan gayri, sû-be-sû güzergâh-ı Pâdişâhî'yi cüst ü cû ve yevmen mine'l-eyyâm Pâdişâh-ı enâm tebdîlen Üsküdar'a 'azîmet ve merkūm dahi ke'l-bâhisi ʿan hatfihi bi-zalfihi mefhûmu üzere Üsküdar'a şitâb ü sürʿat ve mukābele-i hümâyûnda hetk-i perde-i edeb [M1 151] ve nân-pâresini taleb ve bir takrîb güzergâh-ı hümâyûndan tecnîb olunduysa dahi taraf-ı âhardan bedîd ve isâʾet-i sâbikasın tecdîd ile mazhar-ı gazab-ı Padişâh-ı bâhirü't-te'yîd olup, fi'l-hâl şemʿ-i hayâtı itfâ ve cezây-ı mâ-yelîkı icrâ olundu. Maktûl-i mezbûrun oğlu Kadri Efendi dahi muharrik ve müfsid bir şahıs olup, sefer-i sâbıkda Sipâh Kâtibi bulunmak takrîbi ile Sipâh tâʾifesini igvâ ve Bazarcık'da tevlîd-i şûr u gavgā edüp, o dahi kantara-i pederden güzer ve maktûlen sûy-i âhirete sefer eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ülke-i Kırım'da Hân olan Halîm Girây, hilm-i ifrât ile maʿrûf ve rehâvet ü betâʾetle mevsûf olduğundan gayri, ahdâs-ı evlâd ü ahfâdını o tarafa dâ'ir menâsıbda istihdâm ve merkūmlar dahi rey'ân-ı şebâb ve ʿadem-i tecribe-i hatâ vü savâb iktizâsıy-\nla, semt-i lehv ü taraba ıtlâk-ı zimâm edüp, giderek bu gaflet îrâs-ı fesâd ü mazarrat ve müstaʿidd-i fitne olan Nogay tâ'ifesine sebeb-i halʿ-i ribka-i itâʿat olup, Boğdan memleketinin bir kıtʿasını nehb ve o havâlîden bi'l-külliyye emniyyet-i nâsı selb eyledikleri maʿlûm-i hümâyûn olduğundan ʿazl ve Arslan Girây yerine vasl olunmuşidi. Müşârun ileyh Kırım'a ʿazîmet içün hazır olmuşiken, kabâyil-i Tatar o tarafda ictimâʿ ile Kırım Hânlığı'na Arslan Girây'ın birâderi Kırım Girây'ı ihtiyâr ve Der-i devlet-medâra ʿarz ve mahzar tesyâr eylediklerine binâ'en, teskîn-i fitne-i Tatar kasdıyla Hânlık müşârun ileyhden sarf olunup, muhtarları olan Kırım Girây'a ihsân ve memleket-i Boğdan'dan gāret olunan eşyâ bi't-temâm istirdâd olunmak içün ısdâr-ı emr-i ʿâlişân kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Hân-ı Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_317.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Hân-ı Kırım",
          "text": "Ülke-i Kırım'da Hân olan Halîm Girây, hilm-i ifrât ile maʿrûf ve rehâvet ü betâʾetle mevsûf olduğundan gayri, ahdâs-ı evlâd ü ahfâdını o tarafa dâ'ir menâsıbda istihdâm ve merkūmlar dahi rey'ân-ı şebâb ve ʿadem-i tecribe-i hatâ vü savâb iktizâsıy-\nla, semt-i lehv ü taraba ıtlâk-ı zimâm edüp, giderek bu gaflet îrâs-ı fesâd ü mazarrat ve müstaʿidd-i fitne olan Nogay tâ'ifesine sebeb-i halʿ-i ribka-i itâʿat olup, Boğdan memleketinin bir kıtʿasını nehb ve o havâlîden bi'l-külliyye emniyyet-i nâsı selb eyledikleri maʿlûm-i hümâyûn olduğundan ʿazl ve Arslan Girây yerine vasl olunmuşidi. Müşârun ileyh Kırım'a ʿazîmet içün hazır olmuşiken, kabâyil-i Tatar o tarafda ictimâʿ ile Kırım Hânlığı'na Arslan Girây'ın birâderi Kırım Girây'ı ihtiyâr ve Der-i devlet-medâra ʿarz ve mahzar tesyâr eylediklerine binâ'en, teskîn-i fitne-i Tatar kasdıyla Hânlık müşârun ileyhden sarf olunup, muhtarları olan Kırım Girây'a ihsân ve memleket-i Boğdan'dan gāret olunan eşyâ bi't-temâm istirdâd olunmak içün ısdâr-ı emr-i ʿâlişân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kostantin Voyvoda, Eflak memleketi reʿâyâsına zulm ü teʿaddî ve muʿtâddan zâyid mâl tahsîline tesaddî eylediğinden gayri, cânib-i mîrîye deyni vâfir ve edâda mumâtalası zâhir olduğundan Yedikulle'de mahbûs ve hayâtından me'yûs olmuşiken, deynini edâ ile kayd-ı habsden rehâ oldu.",
          "caption": "Habs-i Voyvoda-i Eflak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_318.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Habs-i Voyvoda-i Eflak",
          "text": "Kostantin Voyvoda, Eflak memleketi reʿâyâsına zulm ü teʿaddî ve muʿtâddan zâyid mâl tahsîline tesaddî eylediğinden gayri, cânib-i mîrîye deyni vâfir ve edâda mumâtalası zâhir olduğundan Yedikulle'de mahbûs ve hayâtından me'yûs olmuşiken, deynini edâ ile kayd-ı habsden rehâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ber-vech-i tekerrür Defterdârlık mesnedine tasaddur eden Ahmed Efendi, baʿde'l-ʿazl hânesinde ikāmet ve verây-ı estâr-ı gayb ü kümûndan zuhûr eyleyecek şîve-i kadere havâle-i nigâh-ı dikkat etmişidi. Bu esnâda mûmâ ileyhe baʿzı kusûr isnâd ve Mîr-i mîrânlık ile ʿAlâ'iyye'ye ibʿâd olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Mîr-i mîrânî be-Defterdâr-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_319.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Mîr-i mîrânî be-Defterdâr-ı sâbık",
          "text": "Ber-vech-i tekerrür Defterdârlık mesnedine tasaddur eden Ahmed Efendi, baʿde'l-ʿazl hânesinde ikāmet ve verây-ı estâr-ı gayb ü kümûndan zuhûr eyleyecek şîve-i kadere havâle-i nigâh-ı dikkat etmişidi. Bu esnâda mûmâ ileyhe baʿzı kusûr isnâd ve Mîr-i mîrânlık ile ʿAlâ'iyye'ye ibʿâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Silahdâr-ı Şehriyârî İbrâhîm Bey, bâlâda zikr olunduğu vech üzere maskat-ı re'si olan Ahısha'ya nefy olunmuşidi. Mûmâ ileyh hakkında mütemeyyizân-ı Enderûn, tahrîk-i [M1 152] silsile-i ʿafv ü ihsân ve merrât-ı niyâzlarında sûret-i müsâʿade nümâyân olunup, İznikmid'de ikāmeti içün ısdâr-ı fermân kılındı.\n\nSilahdâr-ı Şehriyârî iken ber-vech-i tekāʿüd visâde-i râhata tevessüd eden Boşnak Hüseyin Ağa'nın sâyir ricâl-i devlet gibi hıdemâtda istihdâm olunarak âzmâyiş-i umûr eylemesi, havâlî-gerd-i zamîr-i Şehinşâhî olduğuna binâ'en, Cumâdelâhıre evâyilinde Kapucular Kethudâlığı'yla dilşâd ve beş on günden sonra baʿzı etvâr-ı şütür-gürbesi vâsıl-ı semʿ-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olup, fi'l-hâl ʿazl ve Edirne'ye ibʿâd olundu.\nKayseriyyeli Yazıcı İbrâhîm Efendi, sâhib-i servet ü yesâr ve Surre Emâneti'ne min külli'l-vücûh sezâvâr olmağla, Cumâdelâhıre'de mûmâ ileyh Surre Emîni nasb u taʿyîn ve mes'ûlât-ı ʿâdiyesi teshîl ü tehvîn olundu.\nNisvân tâyifesinin ziyy ü reftârda olan harekât-ı nâ-hemvârları vakt be-vakt inzi-cârlarını müstevcib olup, bu defʿa dahi sâbıklarda olduğu gibi tenbîhât-ı ʿekîde ile mezbûrelere taʿyîn-i hudûd ve menʿ-i irâ'e-i vücûh u hudûd kılınup, mesîrelerden men ve mevziʿ-i töhmet olan mahallerden pây-i tecâvüzleri katʿ olundu.\nSâbıkā Dârü's-saʿâde Ağası Yazıcısı Mehter-zâde ʿAli Efendi'nin Kum-kapu kurbünde muhterik olan hânesini ʿamele hafr eder iken, tahte'l-arz bir mikdâr altûn zuhûr eylediği Bâb-ı ʿâlî'ye ihbâr ve Defterdâr Efendi'ye buyuruldu ısdâr olunup, Başbakīkulu Ağa'yı irsâl ve nakd-i mezkûru getürüp, hazîneye idhâl eyledi.\nHanya Sancağı, Vezîr Kâmil Ahmed Paşa'ya ve İç-il Sancağı, sâbıkā Maraş Vâlîsi Vezîr Dîbâcı İbrâhîm Paşa'ya ve Marʿaş Eyâleti, sâbıkā İnebahtı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân'dan Mısrî Ahmed Paşa'ya evâsıt-ı Cumâdelâhıre'de tevcîh olunup, Nakībü'l-eşrâf Şerîf Mehmed Monla Efendi dahi târîh-i mezkûrda ʿazl-i nâgeh-zuhûr ile mükedder ve Nekābet mansıb-ı celîli İdrîs-zâde Mehmed Efendi'ye müyesser oldu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_320.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Sâbıkā Silahdâr-ı Şehriyârî İbrâhîm Bey, bâlâda zikr olunduğu vech üzere maskat-ı re'si olan Ahısha'ya nefy olunmuşidi. Mûmâ ileyh hakkında mütemeyyizân-ı Enderûn, tahrîk-i [M1 152] silsile-i ʿafv ü ihsân ve merrât-ı niyâzlarında sûret-i müsâʿade nümâyân olunup, İznikmid'de ikāmeti içün ısdâr-ı fermân kılındı.\n\nSilahdâr-ı Şehriyârî iken ber-vech-i tekāʿüd visâde-i râhata tevessüd eden Boşnak Hüseyin Ağa'nın sâyir ricâl-i devlet gibi hıdemâtda istihdâm olunarak âzmâyiş-i umûr eylemesi, havâlî-gerd-i zamîr-i Şehinşâhî olduğuna binâ'en, Cumâdelâhıre evâyilinde Kapucular Kethudâlığı'yla dilşâd ve beş on günden sonra baʿzı etvâr-ı şütür-gürbesi vâsıl-ı semʿ-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olup, fi'l-hâl ʿazl ve Edirne'ye ibʿâd olundu.\nKayseriyyeli Yazıcı İbrâhîm Efendi, sâhib-i servet ü yesâr ve Surre Emâneti'ne min külli'l-vücûh sezâvâr olmağla, Cumâdelâhıre'de mûmâ ileyh Surre Emîni nasb u taʿyîn ve mes'ûlât-ı ʿâdiyesi teshîl ü tehvîn olundu.\nNisvân tâyifesinin ziyy ü reftârda olan harekât-ı nâ-hemvârları vakt be-vakt inzi-cârlarını müstevcib olup, bu defʿa dahi sâbıklarda olduğu gibi tenbîhât-ı ʿekîde ile mezbûrelere taʿyîn-i hudûd ve menʿ-i irâ'e-i vücûh u hudûd kılınup, mesîrelerden men ve mevziʿ-i töhmet olan mahallerden pây-i tecâvüzleri katʿ olundu.\nSâbıkā Dârü's-saʿâde Ağası Yazıcısı Mehter-zâde ʿAli Efendi'nin Kum-kapu kurbünde muhterik olan hânesini ʿamele hafr eder iken, tahte'l-arz bir mikdâr altûn zuhûr eylediği Bâb-ı ʿâlî'ye ihbâr ve Defterdâr Efendi'ye buyuruldu ısdâr olunup, Başbakīkulu Ağa'yı irsâl ve nakd-i mezkûru getürüp, hazîneye idhâl eyledi.\nHanya Sancağı, Vezîr Kâmil Ahmed Paşa'ya ve İç-il Sancağı, sâbıkā Maraş Vâlîsi Vezîr Dîbâcı İbrâhîm Paşa'ya ve Marʿaş Eyâleti, sâbıkā İnebahtı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân'dan Mısrî Ahmed Paşa'ya evâsıt-ı Cumâdelâhıre'de tevcîh olunup, Nakībü'l-eşrâf Şerîf Mehmed Monla Efendi dahi târîh-i mezkûrda ʿazl-i nâgeh-zuhûr ile mükedder ve Nekābet mansıb-ı celîli İdrîs-zâde Mehmed Efendi'ye müyesser oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i mezbûra ehâlîsi ʿan-asl huşûnet ü ruʿûnetle meşhûr ve “Kulun kula ne borcu var?” kelâmı her bâr lisânlarında mezkûr olduğundan gayri, ednâ behâne ile hedm-i binâ billâh bîşeleri ve mekr ü fesâd hulâsa-i endîşeleri olup, bu esnâda ʿutuvv ü istikbârları resîde-i derece-i kemâl ve te'dîb ü gûşmâlleri lâzım-ı hâl olduğundan, Mîr-i mîrândan Canikli Süleymân Paşa üzerlerine taslît [M1 153] ü havâle ve o makūle ser-hevâ-yı ruʿûnet olanları iʿdâm u izâle edüp, fukarâ-yı memleketi te'mîn ve hidmeti mûcib-i tahsîn olduğundan başka leyl ü nehâr dâğ-ı ber dil-i hasret olduğu rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ ve ol bâbda ısdâr-ı tevkīʿ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Trabzon",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_321.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Trabzon",
          "text": "Memleket-i mezbûra ehâlîsi ʿan-asl huşûnet ü ruʿûnetle meşhûr ve “Kulun kula ne borcu var?” kelâmı her bâr lisânlarında mezkûr olduğundan gayri, ednâ behâne ile hedm-i binâ billâh bîşeleri ve mekr ü fesâd hulâsa-i endîşeleri olup, bu esnâda ʿutuvv ü istikbârları resîde-i derece-i kemâl ve te'dîb ü gûşmâlleri lâzım-ı hâl olduğundan, Mîr-i mîrândan Canikli Süleymân Paşa üzerlerine taslît [M1 153] ü havâle ve o makūle ser-hevâ-yı ruʿûnet olanları iʿdâm u izâle edüp, fukarâ-yı memleketi te'mîn ve hidmeti mûcib-i tahsîn olduğundan başka leyl ü nehâr dâğ-ı ber dil-i hasret olduğu rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ ve ol bâbda ısdâr-ı tevkīʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu recebü'l-ferdin on beşinci günü sulb-i pâkîze-sirişt-i Cihândârî'den yehebü limen yeşâ’ü inâsen mısdâkı üzere bir duhter-i saʿd-ı ahter zînet-bahş-ı mehd-i vücûd\nve kımât-ârâ-yı minassa-i şuhûd olup, o sultân-ı hurşîd-talʿat ve nâhîd-terbiye Hibetullâh ismiyle tesmiye olunup, yedi gün yedi gice Âsitâne-i saʿâdet ve havâlîsinde icrây-ı resm-i şehr-âyin fermûde-i Pâdişâh-ı İskender-temkîn olduğuna binâ'en, münâdîler mecmaʿ-i nâs olan mahallerde i'lân-ı beşâret ü tehânî ve iblâğ-ı hükm-i mutâʿ-ı Cihânbânî eylediler. Sultân-ı müşârun ileyhânın velâdetine vâfir târîhler söylenüp,\n\nBinde bir vâkîʿ olur böyle dilârâ târîh\nOldu kevne tarab-âver Hibetullâh Sultân\n\nSadrıaʿzam Râgıb Paşa'nın eser-i kalemi olup;\n\nʿÖmr ü ikbâlle geldi Hibetullâh Sultân\n\ntârîhi dahi Tevfik Efendi merhûmun zâde-i tabʿıdır.\n\nSultân-ı müşârun ileyhânın velâdetinden otuz kırk gün mukaddem ihtiyâten hâzır bulunmalarıyçün bezistân kethudâlarına keyfiyyet ifade olunup, dükkânlarında âvîze ve sâyir tecemmülât-ı donanmayı âmâde ve şehr-âyin erbâbından olan sâyir ricâl ve ocak ağaları dahi tedârüklerin biribirinden ihfâ ile semt-i nüvîd-i beşârete dervâze-i sâmiʿaların küşâde etmişler idi. Zuhûr-i velâdet-i pür-beşâret cümleye maʿlûm oldukda, bây ü gedâ hâllerine göre der u dervâzelerin pür-nakş u nigâr ve gicelerde îkād-ı şumûʿ u kanâdîl ile şeb-i târı mânend-i nehâr eylediler. Her kûşede sadây-ı tabl ü sûrnâ ve her tarafda nevây-ı çeng ü şeştâ safa-bahş-ı kulûb-i pîr ü bernâ olup, şubede-bâzân-ı Sâmirî-hırfet, izhâr-ı sanâyiʿ-i garîbetü'l-eşkâl ile hûş-rübây-ı nevʿ-i insanî ve rakkāsân-ı mütenâsibü'l-aʿzâ tahrîk-i endâm-ı dilkeş-hırâm ile dil-i mürdegân-ı enâma ifâza-i rûh-i sânî ve her hâne dâr-ı sûr ve her dükkân beytü's-sürûr olup, kāyid-i hüzn ü gam reh-peymây-ı diyâr-ı ʿadem ve ceyş-i şevk u tarab asker-i cevr ü elem üzerine refʿ-i ʿalem edüp, milket-i derûn-i hücûm-i sipâh, gussa vü endûhdan sâlim ve vücûd-i ʿâlem zât-ı sürûr ile kāyim oldu. Recebü'l-ferdin yirmi birinci günü Sadr-ı vâlâ-kadr tarafından i'mâl olunan gehvâre-i zerrîn ve mücevher hâzır u âmâde ve Kethudâ Bey ile [M1 154] Enderûn-i hümâyûn'a firistâde olunup, Ağa-yı mûmâ ileyh Dârü's-saʿâde Ağası tarafına\ngelüp, pây-i mehdî telsîm ve Ağa-yı müşârun ileyhe teslîm ve ol dahi mahalline takdîm eyledi. Serây-ı hümâyûn'da dahi tertîb-i levâzım-ı sürûr u şâdî kılınup, hâne-i hâssa ve kilâr ve seferli dâ'ireleri âvîze-i süreyyâ-peyker ve envâʿ-ı zer ü zîver ile tezyîn olunduğundan başka, Topkapu ve İncüli ve Ağa Bağçesi köşkleri ve Bâbü's-saʿâde ve Ortakapu ve sâyir mahaller nümûne-nümây-ı nigâr-hâne-i çîn ve bâ-husûs Bâb-ı hümâyûn ittısâlinde zerdûz bir kıtʿa sâyebân nasb ve İmâret dîvârından serây meydânına doğru iki yüz mikdârı ve Bâb-ı hümâyûn derûnundan Bâbü's-saʿâde'ye varıncaya dek dört yüz mikdârı meş'aller nücûm-i sâtıʿa ve büdûr-i lâmiʿa gibi nûr-pâş-ı ʿâlem ve kapu araları billûr âvîzeler ve bî-hisâb kandîller ve yemîn ü yesârda şemʿdânlı birkaç yüz kebîr ü sagīr endâm âyîne temâşâsı mûcib-i indifâʿ-ı gam olduğundan gayri, Paşa-kapusu dahi reng-âmîz kandiller ve heyâkil-i garîbe ve temâsîl-i ʿacîbe ile ârâste olunmuş âvîzeler ile zînet-yâb ve bâ-husûs derûn u bîrûnu kanâdil-i muhtelifetü'l-elvân ile nigârında bir câmiʿ-i latîf ihtirâʿ olunup, tarh-ı dil-firîbi hayret-resân-ı ezhân-ı uli'l-elbâb olup, hâtime-i eyyâm donanmada olan esnâf alayları dahi tertîb ü tanzîm ve her sınıf hirfeti iktizâsına göre alay gösterüp, duʿây-ı Şâhâne'yi bârgâh-ı ulûhiyyete takdîm eylediler. Bundan sonra deniz donanması dahi tenbîh olunup, sallar üzerinde suver-i ʿacîbe îcâd ve envâʿ-ı bahrî ve püskürme ve çarh-ı felek resminde masnûʿ nev-peydâ fişekler mahal-be-mahal îkād olunup, her ocağ bir gîce icrây-ı sanʿat ile donanmaya gāyet verildiğinden başka, bu meserretden hisse-mend olmaları zımnında Memâlik-i mahrûse vülât ü hükkâmına neşr-i evâmir ve işâʿa-i beşâyir kılındı.",
          "caption": "Velâdet-i Hibetullah Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_322.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Hibetullah Sultân",
          "text": "İşbu recebü'l-ferdin on beşinci günü sulb-i pâkîze-sirişt-i Cihândârî'den yehebü limen yeşâ’ü inâsen mısdâkı üzere bir duhter-i saʿd-ı ahter zînet-bahş-ı mehd-i vücûd\nve kımât-ârâ-yı minassa-i şuhûd olup, o sultân-ı hurşîd-talʿat ve nâhîd-terbiye Hibetullâh ismiyle tesmiye olunup, yedi gün yedi gice Âsitâne-i saʿâdet ve havâlîsinde icrây-ı resm-i şehr-âyin fermûde-i Pâdişâh-ı İskender-temkîn olduğuna binâ'en, münâdîler mecmaʿ-i nâs olan mahallerde i'lân-ı beşâret ü tehânî ve iblâğ-ı hükm-i mutâʿ-ı Cihânbânî eylediler. Sultân-ı müşârun ileyhânın velâdetine vâfir târîhler söylenüp,\n\nBinde bir vâkîʿ olur böyle dilârâ târîh\nOldu kevne tarab-âver Hibetullâh Sultân\n\nSadrıaʿzam Râgıb Paşa'nın eser-i kalemi olup;\n\nʿÖmr ü ikbâlle geldi Hibetullâh Sultân\n\ntârîhi dahi Tevfik Efendi merhûmun zâde-i tabʿıdır.\n\nSultân-ı müşârun ileyhânın velâdetinden otuz kırk gün mukaddem ihtiyâten hâzır bulunmalarıyçün bezistân kethudâlarına keyfiyyet ifade olunup, dükkânlarında âvîze ve sâyir tecemmülât-ı donanmayı âmâde ve şehr-âyin erbâbından olan sâyir ricâl ve ocak ağaları dahi tedârüklerin biribirinden ihfâ ile semt-i nüvîd-i beşârete dervâze-i sâmiʿaların küşâde etmişler idi. Zuhûr-i velâdet-i pür-beşâret cümleye maʿlûm oldukda, bây ü gedâ hâllerine göre der u dervâzelerin pür-nakş u nigâr ve gicelerde îkād-ı şumûʿ u kanâdîl ile şeb-i târı mânend-i nehâr eylediler. Her kûşede sadây-ı tabl ü sûrnâ ve her tarafda nevây-ı çeng ü şeştâ safa-bahş-ı kulûb-i pîr ü bernâ olup, şubede-bâzân-ı Sâmirî-hırfet, izhâr-ı sanâyiʿ-i garîbetü'l-eşkâl ile hûş-rübây-ı nevʿ-i insanî ve rakkāsân-ı mütenâsibü'l-aʿzâ tahrîk-i endâm-ı dilkeş-hırâm ile dil-i mürdegân-ı enâma ifâza-i rûh-i sânî ve her hâne dâr-ı sûr ve her dükkân beytü's-sürûr olup, kāyid-i hüzn ü gam reh-peymây-ı diyâr-ı ʿadem ve ceyş-i şevk u tarab asker-i cevr ü elem üzerine refʿ-i ʿalem edüp, milket-i derûn-i hücûm-i sipâh, gussa vü endûhdan sâlim ve vücûd-i ʿâlem zât-ı sürûr ile kāyim oldu. Recebü'l-ferdin yirmi birinci günü Sadr-ı vâlâ-kadr tarafından i'mâl olunan gehvâre-i zerrîn ve mücevher hâzır u âmâde ve Kethudâ Bey ile [M1 154] Enderûn-i hümâyûn'a firistâde olunup, Ağa-yı mûmâ ileyh Dârü's-saʿâde Ağası tarafına\ngelüp, pây-i mehdî telsîm ve Ağa-yı müşârun ileyhe teslîm ve ol dahi mahalline takdîm eyledi. Serây-ı hümâyûn'da dahi tertîb-i levâzım-ı sürûr u şâdî kılınup, hâne-i hâssa ve kilâr ve seferli dâ'ireleri âvîze-i süreyyâ-peyker ve envâʿ-ı zer ü zîver ile tezyîn olunduğundan başka, Topkapu ve İncüli ve Ağa Bağçesi köşkleri ve Bâbü's-saʿâde ve Ortakapu ve sâyir mahaller nümûne-nümây-ı nigâr-hâne-i çîn ve bâ-husûs Bâb-ı hümâyûn ittısâlinde zerdûz bir kıtʿa sâyebân nasb ve İmâret dîvârından serây meydânına doğru iki yüz mikdârı ve Bâb-ı hümâyûn derûnundan Bâbü's-saʿâde'ye varıncaya dek dört yüz mikdârı meş'aller nücûm-i sâtıʿa ve büdûr-i lâmiʿa gibi nûr-pâş-ı ʿâlem ve kapu araları billûr âvîzeler ve bî-hisâb kandîller ve yemîn ü yesârda şemʿdânlı birkaç yüz kebîr ü sagīr endâm âyîne temâşâsı mûcib-i indifâʿ-ı gam olduğundan gayri, Paşa-kapusu dahi reng-âmîz kandiller ve heyâkil-i garîbe ve temâsîl-i ʿacîbe ile ârâste olunmuş âvîzeler ile zînet-yâb ve bâ-husûs derûn u bîrûnu kanâdil-i muhtelifetü'l-elvân ile nigârında bir câmiʿ-i latîf ihtirâʿ olunup, tarh-ı dil-firîbi hayret-resân-ı ezhân-ı uli'l-elbâb olup, hâtime-i eyyâm donanmada olan esnâf alayları dahi tertîb ü tanzîm ve her sınıf hirfeti iktizâsına göre alay gösterüp, duʿây-ı Şâhâne'yi bârgâh-ı ulûhiyyete takdîm eylediler. Bundan sonra deniz donanması dahi tenbîh olunup, sallar üzerinde suver-i ʿacîbe îcâd ve envâʿ-ı bahrî ve püskürme ve çarh-ı felek resminde masnûʿ nev-peydâ fişekler mahal-be-mahal îkād olunup, her ocağ bir gîce icrây-ı sanʿat ile donanmaya gāyet verildiğinden başka, bu meserretden hisse-mend olmaları zımnında Memâlik-i mahrûse vülât ü hükkâmına neşr-i evâmir ve işâʿa-i beşâyir kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı recebü'l-ferd evâsıtında Haremeyni'ş-şerîfeyn'e beher sâl irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn ihrâc olunup, Emîn nasb olunan Yazıcı-yı esbak Kayseriyyeli İbrâhîm Efendi'ye teslîm ve ol dahi birkaç gün umûrunu ru’yet içün Üsküdar'da mukīm olup, maslahatını tetmîm ʿakabinde ol-savb-ı şeref-evbe ruhsây-ı cebhe-i taʿzîm oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_323.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Mâh-ı recebü'l-ferd evâsıtında Haremeyni'ş-şerîfeyn'e beher sâl irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn ihrâc olunup, Emîn nasb olunan Yazıcı-yı esbak Kayseriyyeli İbrâhîm Efendi'ye teslîm ve ol dahi birkaç gün umûrunu ru’yet içün Üsküdar'da mukīm olup, maslahatını tetmîm ʿakabinde ol-savb-ı şeref-evbe ruhsây-ı cebhe-i taʿzîm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÂyişe Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin [M1 155] kerîme-i muhteremeleri Rukayye nâm Hânım Sultân'ın dâyire-i saltanat müntesiblerinden birine tezvîc olunması lâyih-i hâtır-ı Şehinşâhî olup, Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Haremeyn Mütevellîsi Lâle-zâde Nûri Bey bu devlete sezâ ve şeref-i karâbete revâ görülüp, evâhır-ı recebde mîr-i mûmâ ileyh müşârun ileyhâya ʿakd ü tezvîc ile tenşît u tefrîc olundu.",
          "caption": "Tezvîc-i Hanım Sultân be-Nûri Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_324.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezvîc-i Hanım Sultân be-Nûri Bey",
          "text": "ʿÂyişe Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin [M1 155] kerîme-i muhteremeleri Rukayye nâm Hânım Sultân'ın dâyire-i saltanat müntesiblerinden birine tezvîc olunması lâyih-i hâtır-ı Şehinşâhî olup, Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Haremeyn Mütevellîsi Lâle-zâde Nûri Bey bu devlete sezâ ve şeref-i karâbete revâ görülüp, evâhır-ı recebde mîr-i mûmâ ileyh müşârun ileyhâya ʿakd ü tezvîc ile tenşît u tefrîc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'te bast-ı kālîçe-i ârâm ve sâye-i hemâvâye-i Şehinşâhî'de huzûr u râhat ile şâd-kâm olan Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa, âhır-i recebde Rumeli Eyâleti'yle hurrem ve selefi Gürcü Mehmed Paşa, Vidin Muhâfızlığı ile mükerrem olup, sâbıkā Vidin Muhâfızı Vezîr Arnabud İsmâʿîl Paşa'ya, Avlonya sancağları ihsân ve Kapudân-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa, Yanya Sancağı'yla ferhân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_325.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'te bast-ı kālîçe-i ârâm ve sâye-i hemâvâye-i Şehinşâhî'de huzûr u râhat ile şâd-kâm olan Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa, âhır-i recebde Rumeli Eyâleti'yle hurrem ve selefi Gürcü Mehmed Paşa, Vidin Muhâfızlığı ile mükerrem olup, sâbıkā Vidin Muhâfızı Vezîr Arnabud İsmâʿîl Paşa'ya, Avlonya sancağları ihsân ve Kapudân-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa, Yanya Sancağı'yla ferhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî mülâzımı olan tavâyif-i askerînin iki kıst mevâcibleri işbu şaʿbân-ı şerîfin yirminci günü tertîb olunan dîvân-ı şâmihu'l-erkânda kabzına meʾmûrlara teslîm ve yirmi beşinci gün maslahat-ı devr tetmîm olunup, Silahdâr Ağa vesâtatıyla şeref-vürûd olan teşrîfât, Sadr-ı âlî-kadrı nâyil-i meserrât eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_326.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "Dergâh-ı âlî mülâzımı olan tavâyif-i askerînin iki kıst mevâcibleri işbu şaʿbân-ı şerîfin yirminci günü tertîb olunan dîvân-ı şâmihu'l-erkânda kabzına meʾmûrlara teslîm ve yirmi beşinci gün maslahat-ı devr tetmîm olunup, Silahdâr Ağa vesâtatıyla şeref-vürûd olan teşrîfât, Sadr-ı âlî-kadrı nâyil-i meserrât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Hamza Hâmid Efendi, rehâvet ve teʾennî ile şöhretgîr ve baʿzı mühimmât-ı devlet karîn-i ʿukde-i teʾhîr olduğu maʿlûm-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, [mısra]:\n\nVe küllü musʿadetin yevmen se-tenhadir\n\nmefhûmunca şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü ʿazl ve hânesinde ikāmet ve duʿây-ı devâm-ı Pâdişâhî'ye muvâzabet eyledi. Yeniçeri Kâtibi olan Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'nin gonçe-i ümmîdi nesîm-i subh-i emânî ile şüküfte vü handân ve fecr-i sâdık-ı bahtı meşrik-ı ikbâlden dırahşân olup, yevm-i mezkûrda Kethudâlık mesned-i refîʿi ile tebcîl ve kafesî destârları dülbend-i emîrâneye tebdîl ve münhal olan Yeniçeri Kitâbeti'ne, Subhî el-Hâc Mehmed Efendi tavsîl olundu.\n\nOldu Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi Kethudâ\n\n(اولدى صبحي زاده عبدالله افندی کتخدا)\n\ntârîhi Defterdar Halîmî Efendi'nin zâde-i tabʿıdır.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_327.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Hamza Hâmid Efendi, rehâvet ve teʾennî ile şöhretgîr ve baʿzı mühimmât-ı devlet karîn-i ʿukde-i teʾhîr olduğu maʿlûm-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, [mısra]:\n\nVe küllü musʿadetin yevmen se-tenhadir\n\nmefhûmunca şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü ʿazl ve hânesinde ikāmet ve duʿây-ı devâm-ı Pâdişâhî'ye muvâzabet eyledi. Yeniçeri Kâtibi olan Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'nin gonçe-i ümmîdi nesîm-i subh-i emânî ile şüküfte vü handân ve fecr-i sâdık-ı bahtı meşrik-ı ikbâlden dırahşân olup, yevm-i mezkûrda Kethudâlık mesned-i refîʿi ile tebcîl ve kafesî destârları dülbend-i emîrâneye tebdîl ve münhal olan Yeniçeri Kitâbeti'ne, Subhî el-Hâc Mehmed Efendi tavsîl olundu.\n\nOldu Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi Kethudâ\n\n(اولدى صبحي زاده عبدالله افندی کتخدا)\n\ntârîhi Defterdar Halîmî Efendi'nin zâde-i tabʿıdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâyife-i Lezgi eğerçi ehl-i İslâm'dan olup, ancak ne Devlet-i ʿaliyye'ye itâʿat ve ne hem-hudûd oduğu İranîyân'a tebaʿiyyet edüp, mutlaku'l-ʿinân ve gayr-i mahkûm ve ihtilâs-ı fursat eylediklerinde, sügūr-i tarafeyne îsâl-i gezend ede geldikleri emr-i meczûm olup, bu esnâda serhadd-i Hâkānî reʿâyâsına zulm ü teʿaddî ve baʿzı mevâşî sevkıyle nehb ü gārete tesaddî eyledikleri, vülât-ı etrâf inhâsıyla maʿlûm-i evliyây-ı devlet ve emr-i muhâfazaya [M1 156] dikkat muktezây-ı mecârî-yi siyâset olduğuna binâʾen, hıfz-ı sügûr ve defʿ-i şurûr irâdesiyle Sivas ve Erzurum eyâletleri o taraflara me'mûr ve memleket-i İran'a adem-i tecâvüzleri bâbında ısdâr-ı menşûr kılındı.",
          "caption": "Me'mûr-şüden-i Eyâlet-i Sivas ve Erzurum be-hudûd-i Lezgi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_328.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûr-şüden-i Eyâlet-i Sivas ve Erzurum be-hudûd-i Lezgi",
          "text": "Tâyife-i Lezgi eğerçi ehl-i İslâm'dan olup, ancak ne Devlet-i ʿaliyye'ye itâʿat ve ne hem-hudûd oduğu İranîyân'a tebaʿiyyet edüp, mutlaku'l-ʿinân ve gayr-i mahkûm ve ihtilâs-ı fursat eylediklerinde, sügūr-i tarafeyne îsâl-i gezend ede geldikleri emr-i meczûm olup, bu esnâda serhadd-i Hâkānî reʿâyâsına zulm ü teʿaddî ve baʿzı mevâşî sevkıyle nehb ü gārete tesaddî eyledikleri, vülât-ı etrâf inhâsıyla maʿlûm-i evliyây-ı devlet ve emr-i muhâfazaya [M1 156] dikkat muktezây-ı mecârî-yi siyâset olduğuna binâʾen, hıfz-ı sügûr ve defʿ-i şurûr irâdesiyle Sivas ve Erzurum eyâletleri o taraflara me'mûr ve memleket-i İran'a adem-i tecâvüzleri bâbında ısdâr-ı menşûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şıkk-ı Sânî olan Göynüklü Ahmed Efendi, müsinn ü ihtiyâr ve yüz yaşını mütecâviz bir pîr-i emekdâr olup, bu esnâda hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle vefât ve mansıbı ile mülakkab Sâlih Efendi kesb-i hayât eyledi.\n\nEnderûn-i hümâyûn'dan muhrec Hattât ʿAbdî Efendi, Şıkk-ı Sâlis Defterdârı nasb olunmuşiken, ol dahi çok geçmeden terk-i hayât-ı müsteʿâr ve ʿÂrifî dâmâdı Süleymân Bey, mansıb-ı mezkûr ile ihrâz-ı mâye-i mesâr eyledi.\n\nTüvângerân-ı zemâneden Haleb Kethudâsı demekle ʿarîf Mustafa Ağa, bir müddetden berü meflûc u nahîf ve bu esnâda rûh-i latîfi âzâde-i cism-i kesîf olup, [mısra]: Kad yecmaʿu'l-mâle gayra âkilihi mefhûmunca sarf ü bezlinden lerze-nâk olduğu emvâl ve tuhaf-ı gûnâ-gûn dâhil-i dârü'l-hizâne-i hümâyûn oldu.\n\nMukātaʿât-ı cesîmeden Duhân Gümrüğü, bundan akdem baʿzı kimselerin ber-vech-i mâlikâne ʿuhdelerinde olup, eşiddâʾ-i mültezimîn yed-i vâhidden iltizâm ile vâfir mâl tahsîl ü igtinâm ve ashâb-ı mukātaʿanın bedel-i iltizâmları ve mîrîsi verildikden sonra taraflarına katʿî çok meblağ kaldığını ve taraf-ı mîrîden baʿzı muʿtemidân-ı devlete ilzâm olunduğu hâlde mîrîye nefʿ-i ʿazîm terettüb eyleyeceğini baʿzı erbâb-ı istîfâ ifâde vü iʿlâm eylediğine binâʾen, sevkinde mazarrat ve ashâb-ı mukātaʿaya hasâret olmadığından gayri, Beytü'l-mâl-i Müslimî'ne sebeb-i kesret olduğu mütehakkak olduğundan nizâmına mübâşeret ve ashâb-ı mukātaʿanın hisselerine göre muʿacceleleri bi't-temâm\ncânib-i mîrîden iʿtâ ve cümlesi irzâ olundukdan sonra Gümrük-i mezbûr, Sultân Kethudâsı ʿAli Ağa'ya ber-vech-i emânet tefvîz olunup, senevî hâsılâtdan fi'l-hakīka vâfir mal istihsâl ve umûr-i mühimmeye sarf içün hazîne-i Sultânî'ye idhâl olundu.\nMüstevlî-yi mülk-i İrân olan Nâdir Şâh tarafından baʿde'l-musâleha Devlet-i ʿaliyye'ye baʿzı tuhaf ü nevâdir tertîb ü ihdâ ve Hânân-ı İrân'dan Mustafa Hân ile Bağdâd'a vusûlü, Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa tarafından inhâ olunup, Hân-ı mezkûrun Âsitâne'ye îsâli esbâbına teşebbüs üzere iken, Nâdir Şâh defîn-i hâk-i siyâh ve Mustafa Hân dahi hedâyâyı terk ve ʿAcem diyârına doğru rû-be-râh olmuşidi. Bu esnâda hedâyâ keyfiyyeti [M1 157] Vezîr-i müşârun ileyh tarafından tekrâr zebân-âver-i tezkâr ve Âsitâne-i saʿâdet'e isticlâbı husûsu sûret-i istîzânda işʿâr olunduğuna binâ'en, irsâline dâ'yir emr-i hümâyûn sudûr ve ol dahi hedâyâ-yı mezkûreyi mashûben bi's-selâme Selâm Ağası'yla maʿrûz-i ʿatebe-i Şehriyâr-ı vakūr etmişidi. Zikr olunan hediyye kavâyimi, zeheb-i hâlisden masnûʿ ve baʿzı mahallerine elmâs ve sâyir cevâhir mevzûʿ olunmuş Taht-ı Tâvûsî nâm neşîmenden ve baʿzı tefârîk-ı ʿAcem'den ʿibâret idi.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_329.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Şıkk-ı Sânî olan Göynüklü Ahmed Efendi, müsinn ü ihtiyâr ve yüz yaşını mütecâviz bir pîr-i emekdâr olup, bu esnâda hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle vefât ve mansıbı ile mülakkab Sâlih Efendi kesb-i hayât eyledi.\n\nEnderûn-i hümâyûn'dan muhrec Hattât ʿAbdî Efendi, Şıkk-ı Sâlis Defterdârı nasb olunmuşiken, ol dahi çok geçmeden terk-i hayât-ı müsteʿâr ve ʿÂrifî dâmâdı Süleymân Bey, mansıb-ı mezkûr ile ihrâz-ı mâye-i mesâr eyledi.\n\nTüvângerân-ı zemâneden Haleb Kethudâsı demekle ʿarîf Mustafa Ağa, bir müddetden berü meflûc u nahîf ve bu esnâda rûh-i latîfi âzâde-i cism-i kesîf olup, [mısra]: Kad yecmaʿu'l-mâle gayra âkilihi mefhûmunca sarf ü bezlinden lerze-nâk olduğu emvâl ve tuhaf-ı gûnâ-gûn dâhil-i dârü'l-hizâne-i hümâyûn oldu.\n\nMukātaʿât-ı cesîmeden Duhân Gümrüğü, bundan akdem baʿzı kimselerin ber-vech-i mâlikâne ʿuhdelerinde olup, eşiddâʾ-i mültezimîn yed-i vâhidden iltizâm ile vâfir mâl tahsîl ü igtinâm ve ashâb-ı mukātaʿanın bedel-i iltizâmları ve mîrîsi verildikden sonra taraflarına katʿî çok meblağ kaldığını ve taraf-ı mîrîden baʿzı muʿtemidân-ı devlete ilzâm olunduğu hâlde mîrîye nefʿ-i ʿazîm terettüb eyleyeceğini baʿzı erbâb-ı istîfâ ifâde vü iʿlâm eylediğine binâʾen, sevkinde mazarrat ve ashâb-ı mukātaʿaya hasâret olmadığından gayri, Beytü'l-mâl-i Müslimî'ne sebeb-i kesret olduğu mütehakkak olduğundan nizâmına mübâşeret ve ashâb-ı mukātaʿanın hisselerine göre muʿacceleleri bi't-temâm\ncânib-i mîrîden iʿtâ ve cümlesi irzâ olundukdan sonra Gümrük-i mezbûr, Sultân Kethudâsı ʿAli Ağa'ya ber-vech-i emânet tefvîz olunup, senevî hâsılâtdan fi'l-hakīka vâfir mal istihsâl ve umûr-i mühimmeye sarf içün hazîne-i Sultânî'ye idhâl olundu.\nMüstevlî-yi mülk-i İrân olan Nâdir Şâh tarafından baʿde'l-musâleha Devlet-i ʿaliyye'ye baʿzı tuhaf ü nevâdir tertîb ü ihdâ ve Hânân-ı İrân'dan Mustafa Hân ile Bağdâd'a vusûlü, Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa tarafından inhâ olunup, Hân-ı mezkûrun Âsitâne'ye îsâli esbâbına teşebbüs üzere iken, Nâdir Şâh defîn-i hâk-i siyâh ve Mustafa Hân dahi hedâyâyı terk ve ʿAcem diyârına doğru rû-be-râh olmuşidi. Bu esnâda hedâyâ keyfiyyeti [M1 157] Vezîr-i müşârun ileyh tarafından tekrâr zebân-âver-i tezkâr ve Âsitâne-i saʿâdet'e isticlâbı husûsu sûret-i istîzânda işʿâr olunduğuna binâ'en, irsâline dâ'yir emr-i hümâyûn sudûr ve ol dahi hedâyâ-yı mezkûreyi mashûben bi's-selâme Selâm Ağası'yla maʿrûz-i ʿatebe-i Şehriyâr-ı vakūr etmişidi. Zikr olunan hediyye kavâyimi, zeheb-i hâlisden masnûʿ ve baʿzı mahallerine elmâs ve sâyir cevâhir mevzûʿ olunmuş Taht-ı Tâvûsî nâm neşîmenden ve baʿzı tefârîk-ı ʿAcem'den ʿibâret idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Rumeli'ye revnak-ı iclâl olan Mîrzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin ikmâl ve şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi yedinci günü Karabekir Efendizâde ʿOsmân Efendi, o câh-ı bülend ile iktisâb-ı re’sü'l-mâl-i âmâl eyledi.\n\nMekke-i mükerreme Kazâsı, yetmiş üç muharreminden sâbıkā Mısır Kadısı Mehmed Emîn Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, târîh-i mezkûrdan sâbıkā Edirne Kadısı ʿOsmân Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı, yetmiş iki şaʿbânından zabt etmek üzere Galata Pâyesi olup, sâbıkā Bağdâd Kadısı ʿİffet Mustafa Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, es-Seyyid Mehmed Gānim Efendi'ye ve Yenişehir-i Fenâr sâl-i mezkûr ramazânından Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ, târîh-i mezkûrdan Medhî-zâde ʿAbdurrahîm Efendi'ye ve Mısr-ı Kāhire, Akkermânî Mehmed Efendi'ye ve Edirne, Yahyâ-zâde Mehmed Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve sâbıkā Âmid Kadısı Re'îs-zâde ʿAbdulkadir Efendi ve Fetvâ Emîni Bekir Efendi, Edirne Pâyesi'yle masdar-ı nevâziş ü rağbet olup, Re’îsü'l-etıbbâ bulunanlara dahi baʿzan tarîkçe ikrâm-ı mesbûku'l-misl olduğuna binâ'en, el-yevm Hekim-başı bulunan Kâtib-zâde Mehmed Refîʿ Efendi, mazhar-ı lutf-i Pâdişâhî ve Anadolu Pâyesi'yle müftehir u mübâhî oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm ve tevcîhât-ı sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_330.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm ve tevcîhât-ı sâ'ire",
          "text": "Sadâret-i Rumeli'ye revnak-ı iclâl olan Mîrzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin ikmâl ve şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi yedinci günü Karabekir Efendizâde ʿOsmân Efendi, o câh-ı bülend ile iktisâb-ı re’sü'l-mâl-i âmâl eyledi.\n\nMekke-i mükerreme Kazâsı, yetmiş üç muharreminden sâbıkā Mısır Kadısı Mehmed Emîn Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, târîh-i mezkûrdan sâbıkā Edirne Kadısı ʿOsmân Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı, yetmiş iki şaʿbânından zabt etmek üzere Galata Pâyesi olup, sâbıkā Bağdâd Kadısı ʿİffet Mustafa Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, es-Seyyid Mehmed Gānim Efendi'ye ve Yenişehir-i Fenâr sâl-i mezkûr ramazânından Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ, târîh-i mezkûrdan Medhî-zâde ʿAbdurrahîm Efendi'ye ve Mısr-ı Kāhire, Akkermânî Mehmed Efendi'ye ve Edirne, Yahyâ-zâde Mehmed Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve sâbıkā Âmid Kadısı Re'îs-zâde ʿAbdulkadir Efendi ve Fetvâ Emîni Bekir Efendi, Edirne Pâyesi'yle masdar-ı nevâziş ü rağbet olup, Re’îsü'l-etıbbâ bulunanlara dahi baʿzan tarîkçe ikrâm-ı mesbûku'l-misl olduğuna binâ'en, el-yevm Hekim-başı bulunan Kâtib-zâde Mehmed Refîʿ Efendi, mazhar-ı lutf-i Pâdişâhî ve Anadolu Pâyesi'yle müftehir u mübâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı bî-müdânî dâme fî kilâʾeti's-Samedânî hazretlerinin ʿilm-i şerîfe rağbetleri zâyid ʿani'l-vasf ve istimâʿ-ı mebâhis-i nakliyye vü ʿakliyyeye meyl ü rükûnları vâreste-i îzâh u keşf olduğuna binâ'en, ramazân-ı şerîfde huzûr-i hümâyûnlarında Tefsîr-i Kâdî'den birkaç âyet kırâ'et ve bir mukarrir ve beş nefer tâlib sûretinde ʿulemâ cemʿiyyet ile ifâza-i feyz ü bereket eylemeleri irâde buyurulup, Fetvâ Emîni Ebûbekir Efendi mukarrirliğe intihâb ve müderrisîn-i kirâm ve ʿulemây-ı aʿlâmdan Nebîh Mehmed Efendi ve Serây Hocası Hamîdî Mehmed Efendi [M1 158] ve Şeyhulislâm Müfettişi İdrîs Efendi ve Müzellef Mehmed Efendi ve Konevî İsmâʿîl Efendi, tâlib menzilinde istishâb olunup, huzûr-i Şâhâne'de ictimâʿ etmeleriyle, “Yâ eyyühellezîne âmenû kûnû kavvâmîne bi'l-kıst” âyet-i şerîfesini mukarrir-i mezkûr ahsen-i taʿbîr ile tefsîr ve yenâbîʿ-i ʿulûmunu tefcîr edüp, beyne'l-ʿulemâ ʿaraz-ı gayr-i müfârik olan hased ü istibdâd iktizâsıyla, Müzellef Efendi ve İdrîs Efendi muʿâraza vü mücadeleye kıyâm ve her biri cevâb-ı müskit ile ilzâm ve ʿakîb-i meclisde her birine yüzer altûn inʿâm olunup, ilâ hâze'l-ân bu ʿâdet-i hasene ber-devâm ve giderek izâfât-ı efrâd-ı ʿulemâ ile teksîr-i cihât ikrâm kılınup, mebde-i hayr olan Şehriyâr-ı enâmın sahâyif-i hasenâtına nâ-guncây-ı havsala-i erkām olacak sevâb yazılacağı tahkīk-kerde-i hâss u ʿâmmdır.",
          "caption": "Mübâhase-i ʿilmiyye der-huzûr-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_331.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Mübâhase-i ʿilmiyye der-huzûr-i hümâyûn",
          "text": "Şehriyâr-ı bî-müdânî dâme fî kilâʾeti's-Samedânî hazretlerinin ʿilm-i şerîfe rağbetleri zâyid ʿani'l-vasf ve istimâʿ-ı mebâhis-i nakliyye vü ʿakliyyeye meyl ü rükûnları vâreste-i îzâh u keşf olduğuna binâ'en, ramazân-ı şerîfde huzûr-i hümâyûnlarında Tefsîr-i Kâdî'den birkaç âyet kırâ'et ve bir mukarrir ve beş nefer tâlib sûretinde ʿulemâ cemʿiyyet ile ifâza-i feyz ü bereket eylemeleri irâde buyurulup, Fetvâ Emîni Ebûbekir Efendi mukarrirliğe intihâb ve müderrisîn-i kirâm ve ʿulemây-ı aʿlâmdan Nebîh Mehmed Efendi ve Serây Hocası Hamîdî Mehmed Efendi [M1 158] ve Şeyhulislâm Müfettişi İdrîs Efendi ve Müzellef Mehmed Efendi ve Konevî İsmâʿîl Efendi, tâlib menzilinde istishâb olunup, huzûr-i Şâhâne'de ictimâʿ etmeleriyle, “Yâ eyyühellezîne âmenû kûnû kavvâmîne bi'l-kıst” âyet-i şerîfesini mukarrir-i mezkûr ahsen-i taʿbîr ile tefsîr ve yenâbîʿ-i ʿulûmunu tefcîr edüp, beyne'l-ʿulemâ ʿaraz-ı gayr-i müfârik olan hased ü istibdâd iktizâsıyla, Müzellef Efendi ve İdrîs Efendi muʿâraza vü mücadeleye kıyâm ve her biri cevâb-ı müskit ile ilzâm ve ʿakîb-i meclisde her birine yüzer altûn inʿâm olunup, ilâ hâze'l-ân bu ʿâdet-i hasene ber-devâm ve giderek izâfât-ı efrâd-ı ʿulemâ ile teksîr-i cihât ikrâm kılınup, mebde-i hayr olan Şehriyâr-ı enâmın sahâyif-i hasenâtına nâ-guncây-ı havsala-i erkām olacak sevâb yazılacağı tahkīk-kerde-i hâss u ʿâmmdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya hâl-i hayâtında Kethudâ ve baʿde'l-vefât mahdûmu Mîr-i mîrân Mehmed Paşa'ya dahi o hidmetle kesb-i ihtisâs ü intimâ eden Yûsuf Ağa'nın mukaddem ve mu'ahhar nezd-i devletde mütehakkak olan isâʾeti kābil-i ʿafv olmadığına binâʾen, şevvâlin gurresinde merkūm iʿdâm ve ser-i maktûʿu nihâde-i ʿibretgâh-ı enâm kılındı.",
          "caption": "İʿdâm-ı Yûsuf Kethudâ ve tevcîh-i Selânik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_332.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Yûsuf Kethudâ ve tevcîh-i Selânik",
          "text": "ʿOsmân Paşa-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya hâl-i hayâtında Kethudâ ve baʿde'l-vefât mahdûmu Mîr-i mîrân Mehmed Paşa'ya dahi o hidmetle kesb-i ihtisâs ü intimâ eden Yûsuf Ağa'nın mukaddem ve mu'ahhar nezd-i devletde mütehakkak olan isâʾeti kābil-i ʿafv olmadığına binâʾen, şevvâlin gurresinde merkūm iʿdâm ve ser-i maktûʿu nihâde-i ʿibretgâh-ı enâm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûz-i fîrûz-rûze hadd-i gāyete resân ve leyletü'l-ʿîd cümle erkân-ı Devlet-i ebed bünyân serây-ı behcet efzây-ı Pâdişâhî'de müctemiʿ olup, takbîl-i dâmân-ı Hidîvî-devrân ile cezlân oldular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i fıtr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_333.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i fıtr",
          "text": "Rûz-i fîrûz-rûze hadd-i gāyete resân ve leyletü'l-ʿîd cümle erkân-ı Devlet-i ebed bünyân serây-ı behcet efzây-ı Pâdişâhî'de müctemiʿ olup, takbîl-i dâmân-ı Hidîvî-devrân ile cezlân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin beşinci günü Donanma-yı hümâyûn'un ihrâcı musammem olmakdan nâşî, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm Efendi ve sâyirleri Yalı-köşküne râhî ve\nmuntazır-ı kudûm-i Pâdişâhî olmuşlar idi. Dâver-i zemân ve Hâkān-ı Ferîdûn-tüvân dahi kasr-ı mezkûre pâ-nihâde-i şevket ü şân olduklarında, Kapudan Paşa vârid ve muʿtâd olan kürkünü telebbüs ile zirve-i cebel-i rifʿate mütesâʿıd olup, bir iki gün Kabataş semtinde ikāmet ve Bahr-i Sefîd cânibine ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_334.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin beşinci günü Donanma-yı hümâyûn'un ihrâcı musammem olmakdan nâşî, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm Efendi ve sâyirleri Yalı-köşküne râhî ve\nmuntazır-ı kudûm-i Pâdişâhî olmuşlar idi. Dâver-i zemân ve Hâkān-ı Ferîdûn-tüvân dahi kasr-ı mezkûre pâ-nihâde-i şevket ü şân olduklarında, Kapudan Paşa vârid ve muʿtâd olan kürkünü telebbüs ile zirve-i cebel-i rifʿate mütesâʿıd olup, bir iki gün Kabataş semtinde ikāmet ve Bahr-i Sefîd cânibine ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin dördüncü günü resm-i devlet üzere tevcîhât vâkiʿ olup, Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı, mutasarrıfı Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye ibkā ve Riyâset-i küttâb hidmeti, Şâtır-zâde Kâşif Emîn Efendi ʿazlinden Dilâver Ağa-zâde ʿÖmer Efendi'ye ve Çavuş-başılık, zuʿamâdan Mustafa Ağa'ya müceddeden tevcîh olunup, sâyir hademe-i bâb ibkā olundu. Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı, Halîmî Mustafa Efendi'ye ve Sânî ve Sâlis mutasarrıflarına ibkā ve Defter Emâneti, el-Hâc Mehmed Râkım Efendi'ye ve Büyük Rûznâme, Re'îs-i esbak el-Hâc ʿAbdî Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, İbrâhîm [M1 159] Efendi'ye; Şehr Emâneti, Kayseriyyeli ʿAli Efendi'ye; Tersâne Emâneti, Sıdkı Mustafa Efendi'ye tevcîh olunup, Matbah Emâneti ibkā ve Arpa Emâneti, Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Anadolu Muhâsebeciliği, Koca Bekir Bey'e ibkā olundu. Süvârî Mukābeleciliği, Muhsin-zâde Ahmed Bey'e; Haremeyn Muhâsebeciliği, Hâşim Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Râyif İsmâʿîl Bey'e; Silahdâr Kitâbeti, Hâşim ʿAli Bey'e; Cizye Muhâsebesi, Nuʿmân Efendi'ye; Mevkūfât, ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi'ye; Mâliyye, Resmî Ahmed Efendi'ye; Küçük Rûznâme, Süleymân Bey'e; Piyâde, Tıflî Efendi'ye; Cebeciler Kitâbeti, Müverrih Seyyid Hâkim Efendi'ye tevcîh olunup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına tefvîz u ihâle ve mansıbından mahrûm olan baʿzı kimselerin dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile zarûretleri izâle olundu. Menâsıb-ı ağayân dahi ibkā olunup, fekat Sipâh Ağalığı, Halîl Paşa-zâde Ahmed Bey'e ve Silahdâr Ağalığı, Çukadar Ağalık'dan muhrec diğer Ahmed Bey'e tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_335.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şevvâlin dördüncü günü resm-i devlet üzere tevcîhât vâkiʿ olup, Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı, mutasarrıfı Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye ibkā ve Riyâset-i küttâb hidmeti, Şâtır-zâde Kâşif Emîn Efendi ʿazlinden Dilâver Ağa-zâde ʿÖmer Efendi'ye ve Çavuş-başılık, zuʿamâdan Mustafa Ağa'ya müceddeden tevcîh olunup, sâyir hademe-i bâb ibkā olundu. Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı, Halîmî Mustafa Efendi'ye ve Sânî ve Sâlis mutasarrıflarına ibkā ve Defter Emâneti, el-Hâc Mehmed Râkım Efendi'ye ve Büyük Rûznâme, Re'îs-i esbak el-Hâc ʿAbdî Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, İbrâhîm [M1 159] Efendi'ye; Şehr Emâneti, Kayseriyyeli ʿAli Efendi'ye; Tersâne Emâneti, Sıdkı Mustafa Efendi'ye tevcîh olunup, Matbah Emâneti ibkā ve Arpa Emâneti, Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Anadolu Muhâsebeciliği, Koca Bekir Bey'e ibkā olundu. Süvârî Mukābeleciliği, Muhsin-zâde Ahmed Bey'e; Haremeyn Muhâsebeciliği, Hâşim Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Râyif İsmâʿîl Bey'e; Silahdâr Kitâbeti, Hâşim ʿAli Bey'e; Cizye Muhâsebesi, Nuʿmân Efendi'ye; Mevkūfât, ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi'ye; Mâliyye, Resmî Ahmed Efendi'ye; Küçük Rûznâme, Süleymân Bey'e; Piyâde, Tıflî Efendi'ye; Cebeciler Kitâbeti, Müverrih Seyyid Hâkim Efendi'ye tevcîh olunup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına tefvîz u ihâle ve mansıbından mahrûm olan baʿzı kimselerin dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile zarûretleri izâle olundu. Menâsıb-ı ağayân dahi ibkā olunup, fekat Sipâh Ağalığı, Halîl Paşa-zâde Ahmed Bey'e ve Silahdâr Ağalığı, Çukadar Ağalık'dan muhrec diğer Ahmed Bey'e tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsülküttâb olan Kâşif Mehmed Efendi'nin ʿazli ve Haremeyn Mütevellîsi olan Nûri Bey'in riyâsete nakli matlûb-i Şehinşâhî olup, Mîr-i mûmâ ileyhin hudûs-i zemânıyla menâsıb-ı devletde istihdâm ve bâriz ü kâmin ahvâli tecribet-güzâr-ı enâm olmadığı sebebi ile makām-ı hatîr-i riyâsete takrîbi muhill-i nizâm olacağı, Sadr-ı vâlâ-makām tarafından telhîs u iʿlâm ve Emîn Efendi'nin ibkāsı iltizâm olunmuşidi. Birkaç defʿa su'âl ü cevâb tekerrür edüp, bilâhare: “Nûri Bey olmaz ise, Emîn Efendi dahi olmasun her kimi istersen re'îs edesin\" deyü tevcîhât gicesi taraf-ı hümâyûndan haber vârid olup, Emîn Efendi'ye da'vetci gitmiş iken, mûmâ ileyhe istirâhat haberi teʿâkub ve şahs-ı vâhidin pîrâmen-güzâr-ı efkârı olmayan Dilâver Ağa-zâde ʿÖmer Efendi, hidmet-i Riyâset'le Bâb-ı ʿâlî'ye tekarrub eyledi. Mûmâ ileyhin bitâne-i ahvâline mahrem olanların biri ziyâretine ʿazîmet ve tebrîk-i Riyâset eylediğinde, hemân bir âh-ı cângâh ile\nizhâr-ı hüzn ü melâl ve ʿömr-i girân-mâyesine âfet-i zevâl erişdiğini güzârende-i şe'âmet-mekāl edüp, muhâtabına hayret târî ve baʿzı tesliyyet ile îfây-ı şart-ı vefâdârî eyledikde: \"Elli sene dâr-ı dünyâda fakr u fâka ile dem-güzâr ve leyl ü nehâr hasret-i dînâr ile dilfigâr iken, şimdi böyle bir mansıb-ı ʿazîzü'l-menâl ile kesb-i refâh-ı hâl edeceğime zemân müsâʿid olmayacağı meczûm ve bu mansıb müşrif-i helâk olanların baʿzısına kable'l-mevt ʿârız olan sıhhat-i yek-sâʿat kabîlinden [M1 160] olduğu maʿlûm olup, hemân âhiret hakkını helâl ve duʿây-ı bi'l-hayr ile hukūk-i dîrîneyi istikmâl ile mühürzen-i leb-i sükût” ve merkūm dahi bu keyfiyyet-i garîbeden mebhût olup, fi'l-hakīka kırk güne varmadan tomâr-ı ʿömrü tayy-kerde-i dest-i ecel oldu.",
          "caption": "İstıtrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_336.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İstıtrâd",
          "text": "Re'îsülküttâb olan Kâşif Mehmed Efendi'nin ʿazli ve Haremeyn Mütevellîsi olan Nûri Bey'in riyâsete nakli matlûb-i Şehinşâhî olup, Mîr-i mûmâ ileyhin hudûs-i zemânıyla menâsıb-ı devletde istihdâm ve bâriz ü kâmin ahvâli tecribet-güzâr-ı enâm olmadığı sebebi ile makām-ı hatîr-i riyâsete takrîbi muhill-i nizâm olacağı, Sadr-ı vâlâ-makām tarafından telhîs u iʿlâm ve Emîn Efendi'nin ibkāsı iltizâm olunmuşidi. Birkaç defʿa su'âl ü cevâb tekerrür edüp, bilâhare: “Nûri Bey olmaz ise, Emîn Efendi dahi olmasun her kimi istersen re'îs edesin\" deyü tevcîhât gicesi taraf-ı hümâyûndan haber vârid olup, Emîn Efendi'ye da'vetci gitmiş iken, mûmâ ileyhe istirâhat haberi teʿâkub ve şahs-ı vâhidin pîrâmen-güzâr-ı efkârı olmayan Dilâver Ağa-zâde ʿÖmer Efendi, hidmet-i Riyâset'le Bâb-ı ʿâlî'ye tekarrub eyledi. Mûmâ ileyhin bitâne-i ahvâline mahrem olanların biri ziyâretine ʿazîmet ve tebrîk-i Riyâset eylediğinde, hemân bir âh-ı cângâh ile\nizhâr-ı hüzn ü melâl ve ʿömr-i girân-mâyesine âfet-i zevâl erişdiğini güzârende-i şe'âmet-mekāl edüp, muhâtabına hayret târî ve baʿzı tesliyyet ile îfây-ı şart-ı vefâdârî eyledikde: \"Elli sene dâr-ı dünyâda fakr u fâka ile dem-güzâr ve leyl ü nehâr hasret-i dînâr ile dilfigâr iken, şimdi böyle bir mansıb-ı ʿazîzü'l-menâl ile kesb-i refâh-ı hâl edeceğime zemân müsâʿid olmayacağı meczûm ve bu mansıb müşrif-i helâk olanların baʿzısına kable'l-mevt ʿârız olan sıhhat-i yek-sâʿat kabîlinden [M1 160] olduğu maʿlûm olup, hemân âhiret hakkını helâl ve duʿây-ı bi'l-hayr ile hukūk-i dîrîneyi istikmâl ile mühürzen-i leb-i sükût” ve merkūm dahi bu keyfiyyet-i garîbeden mebhût olup, fi'l-hakīka kırk güne varmadan tomâr-ı ʿömrü tayy-kerde-i dest-i ecel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gars-i yemîn-i Şâhî ve nişânde-i dest-i Pâdişâhî olan Hamza Ağa'nın Silahdârlığı hengâmında tavr u hareketi istihsân ve ʿakl u zekâsı sencîde-i mîzân-ı imtihân olunup, merâtib-i ʿaliyyeye irtikāsı min külli'l-vücûh şâyân görülüp, evâyil-i şevvâlü'l-mükerremde Mora Muhassıllığı inzımâmıyla süllem-i rütbe-i vâlây-ı Vezâret'e isʿâd ve alay ile Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, huzûr-i Sadâret-penâhîde iktisây-ı hilʿat ile isʿâd olundu. Sâbıkā Mora Muhassılı Tevkīʿî Vezîr Mustafa Paşa'ya, Haleb Eyâleti ihsân ve Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'nın dahi mansıbı olan Kütahya'ya hareket ve ʿazîmeti fermân olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_337.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "text": "Gars-i yemîn-i Şâhî ve nişânde-i dest-i Pâdişâhî olan Hamza Ağa'nın Silahdârlığı hengâmında tavr u hareketi istihsân ve ʿakl u zekâsı sencîde-i mîzân-ı imtihân olunup, merâtib-i ʿaliyyeye irtikāsı min külli'l-vücûh şâyân görülüp, evâyil-i şevvâlü'l-mükerremde Mora Muhassıllığı inzımâmıyla süllem-i rütbe-i vâlây-ı Vezâret'e isʿâd ve alay ile Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, huzûr-i Sadâret-penâhîde iktisây-ı hilʿat ile isʿâd olundu. Sâbıkā Mora Muhassılı Tevkīʿî Vezîr Mustafa Paşa'ya, Haleb Eyâleti ihsân ve Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'nın dahi mansıbı olan Kütahya'ya hareket ve ʿazîmeti fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethudâ Kâtibi olan ʿAli Efendi evâsıt-ı şevvâlde ʿazl ile tekdîr ve sâbıkı ʿÖmer Efendi, makām-ı sâbıkında takrîr olundu. \n\n Bergosî Mehmed Ağa'nın evzâʿ-ı şütür-gürbesi iktizâsıyla menfûr-i tabʿ-1 Sadru's-sudûr ve hânesinden çıkmamak te'dîbi ile ihtilât-ı ahbâbdan mehcûr oldu. \n\n Müderrisîn-i kirâmdan olup, kemâl ü maʿrifeti ke'ş-şemsi fi'l-hevâ cerr-i zâhir ve leyl ü nehâr nemek-i meclis-i Sadr-ı müstahsenü'l-me'âsir olan Haşmet Efendi hakkında dahi bezâzet-i lisân ve taʿn-1 ihvân sebebi ile nefret nümâyân olup, İstinye'de pederi sâhil-hânesinde ikāmeti tenbîh ve bu gûşmâl ile tahvîf-i her hâmil ü nebîh kılındı. \n\n Başbâkī-kulu olan Abdâl Mehmed Ağa, Mîrahûr-i Sânî Vekîli nasb ü taʿyîn ve Yahyâ Paşa birâderi İbrâhîm Bey, mûmâ ileyhe câ-nişîn kılındı. \n\n Pâdişâh-ı takvâ-penâh dâme fî ʿavni'l-İlâh hazretleri baʿzan salât-ı subhu Ayasofya Câmiʿi'nde edâ ve iskāt-ı farîza-i Hudâ eyler idi. ʿE'imme-i Ayasofya'dan Zileli\nʿOsmân Efendi'nin nevbeti günü ʿale's-seher Ayasofya Câmiʿi'ni talʿat-ı hümâyûnlarıyla münevver buyurup, Efendi-yi mûmâ ileyhin kırâ'etini tahsîn ve kāmet-i liyâkatini hilʿat-i İmâmet-i Sâniye ile tezyîn eylediler.\n\nAğayân-ı Harem-i hümâyûndan bazılarının vâkiʿ olan hıdemâtda taksîrleri serzede-i zuhûr ve kurb-i sürâdikāt-ı Saltanat'dan ibʿâdları sâyirlerine sebeb-i ihtilâc-ı sudûr oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_338.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Kethudâ Kâtibi olan ʿAli Efendi evâsıt-ı şevvâlde ʿazl ile tekdîr ve sâbıkı ʿÖmer Efendi, makām-ı sâbıkında takrîr olundu. \n\n Bergosî Mehmed Ağa'nın evzâʿ-ı şütür-gürbesi iktizâsıyla menfûr-i tabʿ-1 Sadru's-sudûr ve hânesinden çıkmamak te'dîbi ile ihtilât-ı ahbâbdan mehcûr oldu. \n\n Müderrisîn-i kirâmdan olup, kemâl ü maʿrifeti ke'ş-şemsi fi'l-hevâ cerr-i zâhir ve leyl ü nehâr nemek-i meclis-i Sadr-ı müstahsenü'l-me'âsir olan Haşmet Efendi hakkında dahi bezâzet-i lisân ve taʿn-1 ihvân sebebi ile nefret nümâyân olup, İstinye'de pederi sâhil-hânesinde ikāmeti tenbîh ve bu gûşmâl ile tahvîf-i her hâmil ü nebîh kılındı. \n\n Başbâkī-kulu olan Abdâl Mehmed Ağa, Mîrahûr-i Sânî Vekîli nasb ü taʿyîn ve Yahyâ Paşa birâderi İbrâhîm Bey, mûmâ ileyhe câ-nişîn kılındı. \n\n Pâdişâh-ı takvâ-penâh dâme fî ʿavni'l-İlâh hazretleri baʿzan salât-ı subhu Ayasofya Câmiʿi'nde edâ ve iskāt-ı farîza-i Hudâ eyler idi. ʿE'imme-i Ayasofya'dan Zileli\nʿOsmân Efendi'nin nevbeti günü ʿale's-seher Ayasofya Câmiʿi'ni talʿat-ı hümâyûnlarıyla münevver buyurup, Efendi-yi mûmâ ileyhin kırâ'etini tahsîn ve kāmet-i liyâkatini hilʿat-i İmâmet-i Sâniye ile tezyîn eylediler.\n\nAğayân-ı Harem-i hümâyûndan bazılarının vâkiʿ olan hıdemâtda taksîrleri serzede-i zuhûr ve kurb-i sürâdikāt-ı Saltanat'dan ibʿâdları sâyirlerine sebeb-i ihtilâc-ı sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kâmrân [M1 161] olan Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'ya kerîme-yi muhtereme-i hazret-i Cihanbânî ʿiffetlü Hibetullâh Sultân'ın nâmzed kılınması irâde olunup, iktizâ eden nişân takımının tedârüküne mübâşeret ve cümlesi hâzır u âmâde olduğu maʿrûz-i ʿatebe-i gerdûn-rifʿat olunmuşidi. Alay-ı dilârâ ile Serây-ı ʿâmire'ye nakli fermân ve evâsıt-ı şevvâlde zikr olunan nişân takımı defter-i teşrîfatda tasrîh u beyân olunduğu vech üzere müretteb alay ile dâhil-i Harem-serây-ı Pâdişâh-ı devrân oldu.",
          "caption": "Tertîb-i nişân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_339.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i nişân",
          "text": "Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kâmrân [M1 161] olan Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'ya kerîme-yi muhtereme-i hazret-i Cihanbânî ʿiffetlü Hibetullâh Sultân'ın nâmzed kılınması irâde olunup, iktizâ eden nişân takımının tedârüküne mübâşeret ve cümlesi hâzır u âmâde olduğu maʿrûz-i ʿatebe-i gerdûn-rifʿat olunmuşidi. Alay-ı dilârâ ile Serây-ı ʿâmire'ye nakli fermân ve evâsıt-ı şevvâlde zikr olunan nişân takımı defter-i teşrîfatda tasrîh u beyân olunduğu vech üzere müretteb alay ile dâhil-i Harem-serây-ı Pâdişâh-ı devrân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿİsmetlu ʿÂyişe Sultân hazretlerinin kerîmeleri Hânım Sultân mukaddemâ Nûri Bey'e ʿakd ü tezvîc ve işbu şevvâl gāyetinde maslahat-ı zifâf tervîc olunup, müşârun ileyhâya dahi alay tertîb ve vâlide-i muhteremeleri serâyında şevher-i pâkize-güherleriyle ictimâʿları tasvîb olundu.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_340.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "ʿİsmetlu ʿÂyişe Sultân hazretlerinin kerîmeleri Hânım Sultân mukaddemâ Nûri Bey'e ʿakd ü tezvîc ve işbu şevvâl gāyetinde maslahat-ı zifâf tervîc olunup, müşârun ileyhâya dahi alay tertîb ve vâlide-i muhteremeleri serâyında şevher-i pâkize-güherleriyle ictimâʿları tasvîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı olup, bundan akdem Edirne Serâyı taʿmîrine me'mûr olan Yûsuf Efendi, bir müddetden berü emr-i binâ ve taʿmîre iştigāl ve kemâl-i sadâkat ü istikāmetle harâbe-müşrif olan mahalleri termîm ü ikmâl eyleyüp, me'mûriyyeti resîde-i hayyiz-i hıtâm olduğunu mukaddemâ tahrîr u iʿlâm eylediğine binâ'en, ʿavdetiyçün emr-i ʿâlî şeref-sudûr ve zilkaʿde evâsıtında Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, hidmeti meşkûr ve saʿy-i mebrûr oldu.",
          "caption": "ʿAvdet-i Yûsuf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_341.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Yûsuf Efendi",
          "text": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı olup, bundan akdem Edirne Serâyı taʿmîrine me'mûr olan Yûsuf Efendi, bir müddetden berü emr-i binâ ve taʿmîre iştigāl ve kemâl-i sadâkat ü istikāmetle harâbe-müşrif olan mahalleri termîm ü ikmâl eyleyüp, me'mûriyyeti resîde-i hayyiz-i hıtâm olduğunu mukaddemâ tahrîr u iʿlâm eylediğine binâ'en, ʿavdetiyçün emr-i ʿâlî şeref-sudûr ve zilkaʿde evâsıtında Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, hidmeti meşkûr ve saʿy-i mebrûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hevâlar kesb-i iʿtidâl ü terâvet ve safha-i zemîn ezâhîr-i muşk-bûy ile nümûne-nümây-ı sahn-ı cennet olduğuna binâ'en, Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a meyl ü rükûn tabʿ-ı\nhümâyûnda rû-nümûn olup, zilkaʿdenin yirminci günü Serây-behişt âsâ'dan nakl ü hareket ve Beşiktaş'a vazʿ-ı pây-ı meymenet eylediler.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_342.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktaş",
          "text": "Hevâlar kesb-i iʿtidâl ü terâvet ve safha-i zemîn ezâhîr-i muşk-bûy ile nümûne-nümây-ı sahn-ı cennet olduğuna binâ'en, Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a meyl ü rükûn tabʿ-ı\nhümâyûnda rû-nümûn olup, zilkaʿdenin yirminci günü Serây-behişt âsâ'dan nakl ü hareket ve Beşiktaş'a vazʿ-ı pây-ı meymenet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müftiyyü'l-vakt bulunan Mehmed Sâlih Efendi, ahlâk-ı hamîde ve evsâf-ı bergüzîde ile müteʿâref ve eltâf-ı mâ-lâ nihâyesi erbâb-ı haysiyyet ü istîhâle mütezâʿif ve müterâdif iken, “ve eyyü kerîmin lem tusibhü'n-nevâyib.” medlûlü üzere işbu zilkaʿde evâyilinde musîbet-i ʿazl ile mütekeddir ve Kanlıca'da vâkiʿ sâhil-hânesinde ikāmetle tesliyyet-bahş-ı hâtır oldu. Rumeli Pâyesi'yle sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri olup, ʿilm ü hünerde ʿilm ü fazl ü edebde Yahyâ bin Ektem olan Çelebî-zâde ʿÂsım Efendi, yevm-i mezkûrda telebbüs-i hilʿat-i beyzâ ile zîb-ârâ-yı mesned-i fetvâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Mehmed Sâlih Efendi ve nasb-ı ʿÂsım İsmâʿîl Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_343.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Mehmed Sâlih Efendi ve nasb-ı ʿÂsım İsmâʿîl Efendi",
          "text": "Müftiyyü'l-vakt bulunan Mehmed Sâlih Efendi, ahlâk-ı hamîde ve evsâf-ı bergüzîde ile müteʿâref ve eltâf-ı mâ-lâ nihâyesi erbâb-ı haysiyyet ü istîhâle mütezâʿif ve müterâdif iken, “ve eyyü kerîmin lem tusibhü'n-nevâyib.” medlûlü üzere işbu zilkaʿde evâyilinde musîbet-i ʿazl ile mütekeddir ve Kanlıca'da vâkiʿ sâhil-hânesinde ikāmetle tesliyyet-bahş-ı hâtır oldu. Rumeli Pâyesi'yle sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri olup, ʿilm ü hünerde ʿilm ü fazl ü edebde Yahyâ bin Ektem olan Çelebî-zâde ʿÂsım Efendi, yevm-i mezkûrda telebbüs-i hilʿat-i beyzâ ile zîb-ârâ-yı mesned-i fetvâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri iken, takdîr-i mümteniʿu't-tagyîr ile Burusa'ya [M1 162] nefy ü tekdîr olunan Velî Efendi'nin ıtlâkını Şeyhulislâm Efendi recâ ve Sadrıaʿzam dahi isrine iktifâ edüp, mazhar-ı ʿafv-i Cihânbânî ve Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetiyçün hükm-i Cihan-mutâ gönderilüp, dâyiresi halkı dest-zen-i sürûr u şâdmânî oldu.",
          "caption": "ʿAfv ü ıtlâk-ı Veliyyüddîn Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_344.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv ü ıtlâk-ı Veliyyüddîn Efendi",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri iken, takdîr-i mümteniʿu't-tagyîr ile Burusa'ya [M1 162] nefy ü tekdîr olunan Velî Efendi'nin ıtlâkını Şeyhulislâm Efendi recâ ve Sadrıaʿzam dahi isrine iktifâ edüp, mazhar-ı ʿafv-i Cihânbânî ve Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetiyçün hükm-i Cihan-mutâ gönderilüp, dâyiresi halkı dest-zen-i sürûr u şâdmânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İcmâl-i hâli bâlada nigâşte-i kalem-i nâdire-rakam olan Dilâver Ağa-zâde ʿÖmer Efendi, [mısra]:\n\nİnne'l-belâ’e mü’ekkelün bi'l-mantık\nmefhûmu üzere mesned-i riyâsete tesâʿudunu mukaddime-i mevt ʿadd edüp, kırk günden sonra şîrâze-i ʿömrü münhal ve lebbeyk-zen-i dâʿî-yi ecel olup, Âmedci bulunan ʿAbdullah Efendi, el-Kâtibü kâtimün maʿrifetiyle meşhûr ve cevdet-i hat ile zebânzed-i cumhûr olduğuna binâ'en, zilkaʿdenin yirmi üçüncü günü Re'îsülküttâb ve mahsûd-i ricâl-i bâb oldu.\n\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh rumûz-âşinây-ı kitâbet ve yeke-süvâr-ı meydân-ı maʿrifet sebk-i kelâma kādir olduğu Hadîka'ya yazdığı zeylden zâhirdir.\n\nBelgrad Binâ Emîni Zaʿîm Mustafa Ağa'nın zevâhir-i ahvâlinden liyâkat fehm olunup, tevcîhâtda Çavuş-başı nasb olunmuşidi. Umûr-i Dîvâniyye'yi idârede râcil ve her mâddenin hüsn ü kubhunu temyîzde câhil olmağla, zilhiccenin ikinci günü ʿazl ü tezlîl ve Çavuş-başılık ile Sadrıaʿzam Kapucular Kethudâsı Hatîb-zâde Ahmed Efendi tebcîl olundu.",
          "caption": "Fevt-i Re'îsülküttâb ve ʿazl-i Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_345.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Re'îsülküttâb ve ʿazl-i Ser-çavuşân",
          "text": "İcmâl-i hâli bâlada nigâşte-i kalem-i nâdire-rakam olan Dilâver Ağa-zâde ʿÖmer Efendi, [mısra]:\n\nİnne'l-belâ’e mü’ekkelün bi'l-mantık\nmefhûmu üzere mesned-i riyâsete tesâʿudunu mukaddime-i mevt ʿadd edüp, kırk günden sonra şîrâze-i ʿömrü münhal ve lebbeyk-zen-i dâʿî-yi ecel olup, Âmedci bulunan ʿAbdullah Efendi, el-Kâtibü kâtimün maʿrifetiyle meşhûr ve cevdet-i hat ile zebânzed-i cumhûr olduğuna binâ'en, zilkaʿdenin yirmi üçüncü günü Re'îsülküttâb ve mahsûd-i ricâl-i bâb oldu.\n\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh rumûz-âşinây-ı kitâbet ve yeke-süvâr-ı meydân-ı maʿrifet sebk-i kelâma kādir olduğu Hadîka'ya yazdığı zeylden zâhirdir.\n\nBelgrad Binâ Emîni Zaʿîm Mustafa Ağa'nın zevâhir-i ahvâlinden liyâkat fehm olunup, tevcîhâtda Çavuş-başı nasb olunmuşidi. Umûr-i Dîvâniyye'yi idârede râcil ve her mâddenin hüsn ü kubhunu temyîzde câhil olmağla, zilhiccenin ikinci günü ʿazl ü tezlîl ve Çavuş-başılık ile Sadrıaʿzam Kapucular Kethudâsı Hatîb-zâde Ahmed Efendi tebcîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sakarya Nehri İznikmid'e üç merhale olup, ihtilâtında fevâyid-i ʿazîme olduğunu ve bâ-husûs Tersâne-i ʿâmire'ye iktizâ eden ecnâs-ı kerâste ve Âsitâne-i saʿâdet'e lüzûmu olan hatab sehlü'n-nakl idüğünü dokuz yüz senesinde Sinân Paşa, ʿatebe-i ʿaliyyeye ʿarz etmişidi. Nehr-i Sakarya, Sapanca Gölü'ne ve Sapanca Gölü dahi İznikmid deryâsına icrâ olunmak bâbında hükm-i Cihân-mutâʿ sâdır olup, “Ser-miʿmârân-ı hâssa ve Müneccim ve Râsıd olan Monla Fütûh ve Miʿmâr Çavuş ve Miʿmâr Süleymân ve suyolcularından Yûsuf ve ʿAli ve Su Nâzırı ve gayriler taʿyîn ve ittisâli mümkin müdür? görülüp, künh ü hakīkati ile ʿarz oluna” denmekle meʾmûrlar mahalline varup, gereği gibi keşf ü tedkīk ve Nehr-i Sakarya'nın gadîre cereyânını tahkīk ve Sapanca Gölü'nün İznikmid deryâsı cânibine varılup, gadîrin İznikmid deryâsına mesâfesi yirmi iki bin zirâ olduğunu ve yolunda dağ ve taş olmayup, basît u müstevâ olduğunu re'ye'l-ʿayn müşâhede ile cereyânını tehvîn eylediklerinden gayri, etrafında olan cibâl-i şâhikanın kerâstesi ilâ mâşâʾallâh katʿ ve nakl olunsa [M1 163] vâreste-i nefâd ve belki vüsʿat-i cevânib sebebi ile yevmen fe-yevmen kesb-i nemâ ile müzdâd olacağı ve binâ olunacak kadırgalar içün Sapanca Gölü kurbunda Tersâne inşâ olundukda, mîrîye küllî fâyide\nterettüb eyliyeceğinden nazarı katʿ ile zâd ü zahîre kelek ve sâllar ile gadîre ve gadîrden İstanbul'a gelüp, gerek zehâyir ve gerek hatab ve sâyir levâzım erhas behâ ile beyʿ olunacağını sûret-i mesâha ve hisâb ile Der-i devlet'e ʿarz etmişler idi. Bu emr-i heyyin ü yesîr o hilâlde zuhûr eden eşgāl-i devlet hasebiyle vakt-i ferâğa taʿlîk u teʾhîr olunup, bin altmış dört târîhinde dahi Hindî-oğlu dimekle maʿrûf olan kimseyi Sultân Mehmed Hân merhûm taʿyîn edüp, baʿde'l-keşf, \"hafr olunacak mahallerden bisâtat-ı arz hasebiyle cereyânı mümkin ise dahi tathîrinde küllî zahmet vardır” deyü mağlata eylediğinden başka, baʿzı kurâ ve çiftliğe ve merâtiʿ-i hayvânâta zarar-ı aʿzîmi olduğunu takkrîr eylediğinden, himmet-i Şâhâne'ye îrâs-ı fütûr etmişidi. Bu tafsîlât mesmûʿ-i hazret-i Tâcdârî olup, deryâ-yı himmetleri cûş ve şevk-ı tabʿ-ı Mülûkâne'leri hurûş edüp, nehr-i mezkûrun icrâsını irâde ve keşf ü muʿâyene zımnında Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve Re'îsülküttâb ve Cebeci-başı ve müderrisînden ʿilm-i mesâhada mehâreti müsellem olan Girîdî Ahmed Efendi ve sâyir erbâb-ı vukūf mahalline firistâde olunmuş idi. Bir mikdâr yer hafr olunup, su çıkmağa başladığından ve eyyâm-ı şitâ teʿâkubundan gerüye ʿavdet ve ʿalâ rivâyetin o havâlîde bulunan ashâb-ı ʿalâka ve emlâk küllî zarar mülâhaza vü idrâk eylediklerinden tarîkını bulup, me'mûrları tağlît ile bu maslahat-ı nâfiʿadan tebrîde saʿy ü dikkat eylediler.",
          "caption": "Şurûʿ ve ferâğat ez-icrây-ı Nehr-i Sakarya be-Gadîr-i Sapanca",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_346.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ ve ferâğat ez-icrây-ı Nehr-i Sakarya be-Gadîr-i Sapanca",
          "text": "Sakarya Nehri İznikmid'e üç merhale olup, ihtilâtında fevâyid-i ʿazîme olduğunu ve bâ-husûs Tersâne-i ʿâmire'ye iktizâ eden ecnâs-ı kerâste ve Âsitâne-i saʿâdet'e lüzûmu olan hatab sehlü'n-nakl idüğünü dokuz yüz senesinde Sinân Paşa, ʿatebe-i ʿaliyyeye ʿarz etmişidi. Nehr-i Sakarya, Sapanca Gölü'ne ve Sapanca Gölü dahi İznikmid deryâsına icrâ olunmak bâbında hükm-i Cihân-mutâʿ sâdır olup, “Ser-miʿmârân-ı hâssa ve Müneccim ve Râsıd olan Monla Fütûh ve Miʿmâr Çavuş ve Miʿmâr Süleymân ve suyolcularından Yûsuf ve ʿAli ve Su Nâzırı ve gayriler taʿyîn ve ittisâli mümkin müdür? görülüp, künh ü hakīkati ile ʿarz oluna” denmekle meʾmûrlar mahalline varup, gereği gibi keşf ü tedkīk ve Nehr-i Sakarya'nın gadîre cereyânını tahkīk ve Sapanca Gölü'nün İznikmid deryâsı cânibine varılup, gadîrin İznikmid deryâsına mesâfesi yirmi iki bin zirâ olduğunu ve yolunda dağ ve taş olmayup, basît u müstevâ olduğunu re'ye'l-ʿayn müşâhede ile cereyânını tehvîn eylediklerinden gayri, etrafında olan cibâl-i şâhikanın kerâstesi ilâ mâşâʾallâh katʿ ve nakl olunsa [M1 163] vâreste-i nefâd ve belki vüsʿat-i cevânib sebebi ile yevmen fe-yevmen kesb-i nemâ ile müzdâd olacağı ve binâ olunacak kadırgalar içün Sapanca Gölü kurbunda Tersâne inşâ olundukda, mîrîye küllî fâyide\nterettüb eyliyeceğinden nazarı katʿ ile zâd ü zahîre kelek ve sâllar ile gadîre ve gadîrden İstanbul'a gelüp, gerek zehâyir ve gerek hatab ve sâyir levâzım erhas behâ ile beyʿ olunacağını sûret-i mesâha ve hisâb ile Der-i devlet'e ʿarz etmişler idi. Bu emr-i heyyin ü yesîr o hilâlde zuhûr eden eşgāl-i devlet hasebiyle vakt-i ferâğa taʿlîk u teʾhîr olunup, bin altmış dört târîhinde dahi Hindî-oğlu dimekle maʿrûf olan kimseyi Sultân Mehmed Hân merhûm taʿyîn edüp, baʿde'l-keşf, \"hafr olunacak mahallerden bisâtat-ı arz hasebiyle cereyânı mümkin ise dahi tathîrinde küllî zahmet vardır” deyü mağlata eylediğinden başka, baʿzı kurâ ve çiftliğe ve merâtiʿ-i hayvânâta zarar-ı aʿzîmi olduğunu takkrîr eylediğinden, himmet-i Şâhâne'ye îrâs-ı fütûr etmişidi. Bu tafsîlât mesmûʿ-i hazret-i Tâcdârî olup, deryâ-yı himmetleri cûş ve şevk-ı tabʿ-ı Mülûkâne'leri hurûş edüp, nehr-i mezkûrun icrâsını irâde ve keşf ü muʿâyene zımnında Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve Re'îsülküttâb ve Cebeci-başı ve müderrisînden ʿilm-i mesâhada mehâreti müsellem olan Girîdî Ahmed Efendi ve sâyir erbâb-ı vukūf mahalline firistâde olunmuş idi. Bir mikdâr yer hafr olunup, su çıkmağa başladığından ve eyyâm-ı şitâ teʿâkubundan gerüye ʿavdet ve ʿalâ rivâyetin o havâlîde bulunan ashâb-ı ʿalâka ve emlâk küllî zarar mülâhaza vü idrâk eylediklerinden tarîkını bulup, me'mûrları tağlît ile bu maslahat-ı nâfiʿadan tebrîde saʿy ü dikkat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi erkân-ı devlet Serây-ı hümâyûn'da ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet ve tulûʿ-i fecr-i sâdıkda takbîl-i dâmen-i Şâhâne ile icrây-ı resm-i tebrîk ü tehniyet eyleyüp, Hidîv-i bahr ü berr yevm-i ʿîde mahsûs dârât-ı pür-zîb ü zîver ile Sultân Ahmed Hân Câmiʿi'ni dîdâr-ı âfitâb-ı envârlarıyla münevver buyurup, edây-ı salât-ı ʿîdden sonra Serây-ı Mülûkâne'lerini kudûm-i meymenet-lüzûmlarıyla kasr-ı huld-i berîne beraber buyurdular.\nEflâk kapu kethudâlarından bir gebr-i zenîm Müslime câriyesini her bâr darb u teltîm eyleyüp, mezkûre bir-takrîb Tarabya'da olan hânesinden firâr ve Rikâb-ı kamertâba ʿarz-ı hâl sunup, ʿan-asl Müslimât'dan olup, mesfûrun pençe-i şikencesine giriftâr ve her bâr cevr ü eziyyeti ile dilfigâr olduğunu [M1 164] işʿâr etmekle mesfûr ihzâr ve Fenâr'da vâkî hânesi kurbunda salb ü berdâr kılındı.\nHâcegân-ı Dîvân'dan Hâkî Efendi, bu hâkdân-ı fenâdan rihlet ve cânib-i ʿukbâya ʿazîmet eyledi. Müteveffây-ı mûmâ ileyhin kıtʿaları İbn Yemîn kıtʿalarından rengîn ve gazelleri maʿnidâr ve nemekîn olup, Defterdâr-kapusu binâ olundukda;\nKetebe koysa sezâdır buna Sultân Mahmûd (كتبه قويسه سزادر بوكا سلطان محمود) târîh-i bedîʿini inşâd eylemişdir. Bu vâdîde olan mehâreti ve şiʿirde olan liyâkati maʿlûm olmak içün mukattaʿâtından bir iki kıtʿa bu mahalle sebt olundu.\n\nŞehsuvâr-ı ʿarsa-i cûd olduğun fehm eyledim\nİşte ben geldim efendim dergehin dîvânına\nİntızâr âtına çiğnetme bu hâkî bendegî\nEsb-i vaʿdin dizginin döndür vefâ meydânına\nBîmârım efendim bu dem-i sermâda\nSincâb ise ancak geyilür küremâda\nKürk istemeğe havf ederim zîrâ kim\nKürk ile kürek bir görülür imlâda.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrikâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_347.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrikâ",
          "text": "İşbu zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi erkân-ı devlet Serây-ı hümâyûn'da ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet ve tulûʿ-i fecr-i sâdıkda takbîl-i dâmen-i Şâhâne ile icrây-ı resm-i tebrîk ü tehniyet eyleyüp, Hidîv-i bahr ü berr yevm-i ʿîde mahsûs dârât-ı pür-zîb ü zîver ile Sultân Ahmed Hân Câmiʿi'ni dîdâr-ı âfitâb-ı envârlarıyla münevver buyurup, edây-ı salât-ı ʿîdden sonra Serây-ı Mülûkâne'lerini kudûm-i meymenet-lüzûmlarıyla kasr-ı huld-i berîne beraber buyurdular.\nEflâk kapu kethudâlarından bir gebr-i zenîm Müslime câriyesini her bâr darb u teltîm eyleyüp, mezkûre bir-takrîb Tarabya'da olan hânesinden firâr ve Rikâb-ı kamertâba ʿarz-ı hâl sunup, ʿan-asl Müslimât'dan olup, mesfûrun pençe-i şikencesine giriftâr ve her bâr cevr ü eziyyeti ile dilfigâr olduğunu [M1 164] işʿâr etmekle mesfûr ihzâr ve Fenâr'da vâkî hânesi kurbunda salb ü berdâr kılındı.\nHâcegân-ı Dîvân'dan Hâkî Efendi, bu hâkdân-ı fenâdan rihlet ve cânib-i ʿukbâya ʿazîmet eyledi. Müteveffây-ı mûmâ ileyhin kıtʿaları İbn Yemîn kıtʿalarından rengîn ve gazelleri maʿnidâr ve nemekîn olup, Defterdâr-kapusu binâ olundukda;\nKetebe koysa sezâdır buna Sultân Mahmûd (كتبه قويسه سزادر بوكا سلطان محمود) târîh-i bedîʿini inşâd eylemişdir. Bu vâdîde olan mehâreti ve şiʿirde olan liyâkati maʿlûm olmak içün mukattaʿâtından bir iki kıtʿa bu mahalle sebt olundu.\n\nŞehsuvâr-ı ʿarsa-i cûd olduğun fehm eyledim\nİşte ben geldim efendim dergehin dîvânına\nİntızâr âtına çiğnetme bu hâkî bendegî\nEsb-i vaʿdin dizginin döndür vefâ meydânına\nBîmârım efendim bu dem-i sermâda\nSincâb ise ancak geyilür küremâda\nKürk istemeğe havf ederim zîrâ kim\nKürk ile kürek bir görülür imlâda."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir seneden berü Rumeli Sadâreti'ne revnak veren Ebûbekir Efendi, kemâl-i ʿiffet ü nezâhet ile icrây-ı ahkâm-ı Şerʿ-i mutahhar ve hıtâm-ı müddetiyle gāyet-i zilhiccede ʿazl ü istirâhat ile muvakkar olup, Sadâret-i Rumeli hasbe't-tarîk Şeyhî Monla Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve İstanbul Kadısı Ser-etıbbâ-i Hâssa Mehmed Refîʿ Efendi dahi tekmîl-i müddet eyleyüp, sülâle-i hazret-i Sıddîk'den Bekrî-zâde Halîl Efendi, kazâ-i mezkûr ile dest-i nevâzende-i birr ü mekremet kılındı.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm ve Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_348.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm ve Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Bir seneden berü Rumeli Sadâreti'ne revnak veren Ebûbekir Efendi, kemâl-i ʿiffet ü nezâhet ile icrây-ı ahkâm-ı Şerʿ-i mutahhar ve hıtâm-ı müddetiyle gāyet-i zilhiccede ʿazl ü istirâhat ile muvakkar olup, Sadâret-i Rumeli hasbe't-tarîk Şeyhî Monla Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve İstanbul Kadısı Ser-etıbbâ-i Hâssa Mehmed Refîʿ Efendi dahi tekmîl-i müddet eyleyüp, sülâle-i hazret-i Sıddîk'den Bekrî-zâde Halîl Efendi, kazâ-i mezkûr ile dest-i nevâzende-i birr ü mekremet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i ʿîdde ʿan-asl ʿatebe-i Şâhâne'ye Âsitâne'de mensûc dîbây-ı Rûmî ʿarz u takdîm olunur iken, bir müddetden berü Venedik tarafından gelen dîbâ ʿarz olunmağa başlayup, dîbây-ı mezkûr ise bâdî-yi nazarda şeffâf ü tâbdâr ve cüz'î istiʿmâlinde fersûde vü guseste-târ olduğundan başka, diyâr-ı âhar metāʿının Âsitâne'de revâc ü iʿtibârı ve Âsitâne metāʿının kesâd ve ʿadem-i intişârı mûcib-i hadşe-i tabʿ-ı Tâcdârî olup, fîmâ-baʿd aʿyâd ve sâyir mevâsimde dîbây-ı Rûmî takdîm olunmak irâdesiyle derhâl dîbâ nesc edenler celb ve müceddeden destgâhlar nasb olunup, bir haftada takdîm olunacak mikdârı dîbây-ı zîbâ iʿmâl ve ʿarz-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı bedîʿu'l-hısâl kılınup, ilâ mâşâallâh zikr olunan dîbâ minvâl-i sâbık üzere defʿ-tırâz-ı nizâm ve zîver-i bâzâr-ı hâss ü ʿâmm olmak tenbîhât-ı ekîdesi lâzım gelenlere ifâde vü ifhâm olundu.",
          "caption": "Nesc-i dîbây-ı Rûmî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_349.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1172"
        },
        "text": {
          "headline": "Nesc-i dîbây-ı Rûmî",
          "text": "Mevsim-i ʿîdde ʿan-asl ʿatebe-i Şâhâne'ye Âsitâne'de mensûc dîbây-ı Rûmî ʿarz u takdîm olunur iken, bir müddetden berü Venedik tarafından gelen dîbâ ʿarz olunmağa başlayup, dîbây-ı mezkûr ise bâdî-yi nazarda şeffâf ü tâbdâr ve cüz'î istiʿmâlinde fersûde vü guseste-târ olduğundan başka, diyâr-ı âhar metāʿının Âsitâne'de revâc ü iʿtibârı ve Âsitâne metāʿının kesâd ve ʿadem-i intişârı mûcib-i hadşe-i tabʿ-ı Tâcdârî olup, fîmâ-baʿd aʿyâd ve sâyir mevâsimde dîbây-ı Rûmî takdîm olunmak irâdesiyle derhâl dîbâ nesc edenler celb ve müceddeden destgâhlar nasb olunup, bir haftada takdîm olunacak mikdârı dîbây-ı zîbâ iʿmâl ve ʿarz-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı bedîʿu'l-hısâl kılınup, ilâ mâşâallâh zikr olunan dîbâ minvâl-i sâbık üzere defʿ-tırâz-ı nizâm ve zîver-i bâzâr-ı hâss ü ʿâmm olmak tenbîhât-ı ekîdesi lâzım gelenlere ifâde vü ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağası olan Vefâlı Mehmed Ağa, ʿahd-ı ʿOsmân Hânî'de Yeniçeri Ağası bulunup, nesîm-i müjde-i Sadâreti [M1 165] istişmâm ve hidmet beğendirmek hevâsıyla muhterife ve ehl-i sûku narh ve sâyir husûslarda tazyîk îlâm eyleyüp, Ağa-yı mûmâ ileyhin etvârından Sadr-ı vakt bulunan Bıyıklı ʿAli Paşa müsteşʿir ve vaʿd-i Sadâret'le müstebşir olduğunu müstahber olup, sû'-i hâlini ʿâlem-i bâlâya takrîr ve Ağalık'dan ʿazl ve Mağnisa'ya nefy ile tekdîr etmişidi. Râgıb Mehmed Paşa, Sadâret'le kâm-revâ oldukda, mûmâ ileyh ile İran seferlerinde mülâkāt ve biribiriyle ʿakd-i râbıta-i muvâhât eylediklerine binâʾen, birkaç defʿa Mağnisa'dan nefsini taʿrîf ve hukūk-ı dîrîneyi tezkîr ile rakam-ı niyâzı tazʿîf edüp, müşârun ileyh dahi nazm:\n\nİnne'l-kirâme izâ mâ eyserû zekerû\nMen kâne ye'lefühüm fi'l-menzili'l-haşîn\n\nmefhûmuna riʿâyet ve Yeniçeri Ağası nasbı ile hakkında icrây-ı şîme-i mürüvvet etmişidi. Çok geçmeden tavrını tagyîr ve dimâğında lezzeti müstekarr olan maslahatın tedbîri zımnında dâmen-i saʿy ü ihtimâmı teşmîr eylediği maʿlûm-i Sadr-ı Müsteşîrî tedbîr olup, yine hakkında muktezây-ı mürüvvet icrâ ve rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kadri iʿlâ olunup, Ağalı'ğa daʿvet olunan Kapu-kıran Mehmed Ağa, Belgrad'dan gelinceye dek ihtiyâr-ı meslek-i müsâhele vü igmâz ve tebeʿât-ı sabıkasından iʿrâz olunup, mûmâ ileyhin Âsitâne-i saʿâdet'e vüsûlü ʿulûfe çıkacağı giceye tesadüf eylediğinden, nasbı husūsu bi'z-zarûre teʾhîr ve Dîvân'dan sonra Kapu-kıran bu defʿa dahi Yeniçeri Ağası nasbı ile tevkīr olunup, müşârun ileyh Molla Gürânî'de vâkiʿ hânesine rû-gerdân-ı ʿazîmet ve ʿazli musammem olan Kapudân-ı deryâ Vezîr Süleymân Paşa'ya bedel olacağını cezm ile muntazır-ı peyâm-ı beşâret olmuşiken, nazm:\n\nMâ küllemâ yetemennâ'l-mer'ü yüdrikühü\nTecri'r-riyâhu bi-mâ lâ teştehi's-süfün\n\nmefhûmu üzere ahlâm ü emânîsi hebâ ve matlabına nâ-resâ olup, ihzâr olunan çekdirme ile muharremin on dokuzuncu günü Âsitâne'den tecnîb ve Midilli'ye iclâ vü tagrîb olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_350.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağası olan Vefâlı Mehmed Ağa, ʿahd-ı ʿOsmân Hânî'de Yeniçeri Ağası bulunup, nesîm-i müjde-i Sadâreti [M1 165] istişmâm ve hidmet beğendirmek hevâsıyla muhterife ve ehl-i sûku narh ve sâyir husûslarda tazyîk îlâm eyleyüp, Ağa-yı mûmâ ileyhin etvârından Sadr-ı vakt bulunan Bıyıklı ʿAli Paşa müsteşʿir ve vaʿd-i Sadâret'le müstebşir olduğunu müstahber olup, sû'-i hâlini ʿâlem-i bâlâya takrîr ve Ağalık'dan ʿazl ve Mağnisa'ya nefy ile tekdîr etmişidi. Râgıb Mehmed Paşa, Sadâret'le kâm-revâ oldukda, mûmâ ileyh ile İran seferlerinde mülâkāt ve biribiriyle ʿakd-i râbıta-i muvâhât eylediklerine binâʾen, birkaç defʿa Mağnisa'dan nefsini taʿrîf ve hukūk-ı dîrîneyi tezkîr ile rakam-ı niyâzı tazʿîf edüp, müşârun ileyh dahi nazm:\n\nİnne'l-kirâme izâ mâ eyserû zekerû\nMen kâne ye'lefühüm fi'l-menzili'l-haşîn\n\nmefhûmuna riʿâyet ve Yeniçeri Ağası nasbı ile hakkında icrây-ı şîme-i mürüvvet etmişidi. Çok geçmeden tavrını tagyîr ve dimâğında lezzeti müstekarr olan maslahatın tedbîri zımnında dâmen-i saʿy ü ihtimâmı teşmîr eylediği maʿlûm-i Sadr-ı Müsteşîrî tedbîr olup, yine hakkında muktezây-ı mürüvvet icrâ ve rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kadri iʿlâ olunup, Ağalı'ğa daʿvet olunan Kapu-kıran Mehmed Ağa, Belgrad'dan gelinceye dek ihtiyâr-ı meslek-i müsâhele vü igmâz ve tebeʿât-ı sabıkasından iʿrâz olunup, mûmâ ileyhin Âsitâne-i saʿâdet'e vüsûlü ʿulûfe çıkacağı giceye tesadüf eylediğinden, nasbı husūsu bi'z-zarûre teʾhîr ve Dîvân'dan sonra Kapu-kıran bu defʿa dahi Yeniçeri Ağası nasbı ile tevkīr olunup, müşârun ileyh Molla Gürânî'de vâkiʿ hânesine rû-gerdân-ı ʿazîmet ve ʿazli musammem olan Kapudân-ı deryâ Vezîr Süleymân Paşa'ya bedel olacağını cezm ile muntazır-ı peyâm-ı beşâret olmuşiken, nazm:\n\nMâ küllemâ yetemennâ'l-mer'ü yüdrikühü\nTecri'r-riyâhu bi-mâ lâ teştehi's-süfün\n\nmefhûmu üzere ahlâm ü emânîsi hebâ ve matlabına nâ-resâ olup, ihzâr olunan çekdirme ile muharremin on dokuzuncu günü Âsitâne'den tecnîb ve Midilli'ye iclâ vü tagrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ak-deniz'de korsanın kesreti ve tüccâr ve ebnâ'-i sebîlin küllî hasâreti sâmi'a res-i hazret-i Tâcdârî olup, tevbîhi mutazammın müşârun ileyhe gönderilen tahrîrâta: “Bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Donanma-yı hümâyûn'da kuvvet ve levendât ve mühimmâtında kesret olduğu Malta ve sâyir lusûs-i bahriyyenin maʿlûmları olduğundan, tedârükât-ı kaviyye ile Ak-deniz'e çıkup, etrâfa zarar îrâs ve envâʿ-ı mefâsid ihdâs eylediler” deyü yazdığı cevâb ʿateh ü bî-şuʿûrluğuna haml olunup, ʿazl ve Sagrı Kalası'na irsâl ve Kapudâne bulunan [M1 166] ʿAbdülkerîm Bey, bâ-rütbe-i Mîr-î mîrânî Deryâ Kapudanı nasb olunup, Ak-deniz'in istısfâsı zımnında mûmâ ileyhe ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "‘Azl-i Kapudân-ı deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_351.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Kapudân-ı deryâ",
          "text": "Ak-deniz'de korsanın kesreti ve tüccâr ve ebnâ'-i sebîlin küllî hasâreti sâmi'a res-i hazret-i Tâcdârî olup, tevbîhi mutazammın müşârun ileyhe gönderilen tahrîrâta: “Bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Donanma-yı hümâyûn'da kuvvet ve levendât ve mühimmâtında kesret olduğu Malta ve sâyir lusûs-i bahriyyenin maʿlûmları olduğundan, tedârükât-ı kaviyye ile Ak-deniz'e çıkup, etrâfa zarar îrâs ve envâʿ-ı mefâsid ihdâs eylediler” deyü yazdığı cevâb ʿateh ü bî-şuʿûrluğuna haml olunup, ʿazl ve Sagrı Kalası'na irsâl ve Kapudâne bulunan [M1 166] ʿAbdülkerîm Bey, bâ-rütbe-i Mîr-î mîrânî Deryâ Kapudanı nasb olunup, Ak-deniz'in istısfâsı zımnında mûmâ ileyhe ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı meʿâlî-âsâr hey’et-i mütenekkire ile geşt ü güzâr kasd edüp, seherî Orta-kapu'ya geldiklerinde kapu muhâfazasına tahsîs olunan bir nefer bölükbaşı ile kırk nefer kapuculardan nevbet yerinde şahs-ı vâhidi bulmayup, bâb-ı mezbûr derbân u muhâfızdan hâlî bulunmağla tecessüs olundukda leyle-i mezbûrede nevbetci olmak üzere, nazm: \n\nYâ nâyimen fi'l-leyâlî gayre müftekkirin \nNebbih cüfûneke vahzir min havâdisihâ \n\nmefhûmundan bî-haber beş on nefer kapucu kendü odalarında gunûde-i pister-i râhat ve gark-ı teyyâr-ı gaflet oldukları bizzât maʿlûm-i Şehinşâhî olup, Tebdîl Hasekîsi'ni Cebeci-başı Mustafa Ağa'ya irsâl ve mûmâ ileyhin ve Baş-kethudâ'nın henûz Cebehâne'ye gelmedikleri haberini îsâl eyledikde, cemretü'l-gazây-ı gazab-ı Şâhâne ʿalevgîr-i iştiʿâl ve Cebe-hâne'de bulunan karakullukcular nevbetci bulunan kapucuları alup Paşa-kapusu'na getürmek emr-i hümâyûnuna ser-fürû-bürde-i imtisâl olup, Muhzır Ağa'ya teslîm ve mâ-cerâyı ifade vü tefhîm etmişleridi. Te'dîb ve gûşmâlleri murâd-ı Pâdişâhî olduğu maʿlûm-i Sadâret-penâhî olmağla, Yedikulle'ye habs ü tescîn ve Cebeci-başı ve Baş-kethudâ'nın teʿazzüz-i nefs iktizâsıyla, Cebe-hâne'de bulunmadıklarıyçün ʿibreten li's-sâyirîn ʿazl olunup, Cebeci-başılık mansıbına Terzi Hüseyin Ağa taʿyîn olundu.",
          "caption": "Te'dîb ve habs-i bevvâbân ve ʿazl-i Ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_352.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Te'dîb ve habs-i bevvâbân ve ʿazl-i Ser-cebeciyân",
          "text": "Şehriyâr-ı meʿâlî-âsâr hey’et-i mütenekkire ile geşt ü güzâr kasd edüp, seherî Orta-kapu'ya geldiklerinde kapu muhâfazasına tahsîs olunan bir nefer bölükbaşı ile kırk nefer kapuculardan nevbet yerinde şahs-ı vâhidi bulmayup, bâb-ı mezbûr derbân u muhâfızdan hâlî bulunmağla tecessüs olundukda leyle-i mezbûrede nevbetci olmak üzere, nazm: \n\nYâ nâyimen fi'l-leyâlî gayre müftekkirin \nNebbih cüfûneke vahzir min havâdisihâ \n\nmefhûmundan bî-haber beş on nefer kapucu kendü odalarında gunûde-i pister-i râhat ve gark-ı teyyâr-ı gaflet oldukları bizzât maʿlûm-i Şehinşâhî olup, Tebdîl Hasekîsi'ni Cebeci-başı Mustafa Ağa'ya irsâl ve mûmâ ileyhin ve Baş-kethudâ'nın henûz Cebehâne'ye gelmedikleri haberini îsâl eyledikde, cemretü'l-gazây-ı gazab-ı Şâhâne ʿalevgîr-i iştiʿâl ve Cebe-hâne'de bulunan karakullukcular nevbetci bulunan kapucuları alup Paşa-kapusu'na getürmek emr-i hümâyûnuna ser-fürû-bürde-i imtisâl olup, Muhzır Ağa'ya teslîm ve mâ-cerâyı ifade vü tefhîm etmişleridi. Te'dîb ve gûşmâlleri murâd-ı Pâdişâhî olduğu maʿlûm-i Sadâret-penâhî olmağla, Yedikulle'ye habs ü tescîn ve Cebeci-başı ve Baş-kethudâ'nın teʿazzüz-i nefs iktizâsıyla, Cebe-hâne'de bulunmadıklarıyçün ʿibreten li's-sâyirîn ʿazl olunup, Cebeci-başılık mansıbına Terzi Hüseyin Ağa taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cülûs-i hümâyûn ihbârı zımnında bundan akdem Sicilyateyn Kralı'na hitâben tahrîr olunan nâme-i hazret-i Tâcdârî, Âsitâne'de mukīm olan Orta Elçisi'ne iʿtâ ve bu esnâda cevab-nâmesi vürûdunu mersûm inhâ ve arzına izn ü ruhsat istidʿâ etmişidi.\nTakdîmine izn-i ʿâlî sudûr ve saferü'l-hayrın dokuzuncu günü kapuya gelüp, zikr olunan nâmeyi arz-ı huzûr-i Sadru's-sudûr eylediğinden başka, İspanya Kralı hâlik ve zimâm-ı hükümetine Sicilyateyn Kralı irsen mâlik olduğunu dahi resmen takrîr ü beyân ve oğullarının birini Sicilyateyn Kralı nasb etdiğini âverde-i zebân eyledi.\nŞehr-i mezkûrda ehl-i İslâm'dan iki nefer ve reʿâyâdan üç nefer şâhid-i zûr ikrârlarıyla müstehakk-ı veyl ü sübûr olup, ʿâdet üzere etrâf-ı mehâkim ü esvâkda teşhîr ve her tarafdan düşnâm ü melâmetle tahkīr olundular.\nSâhil-serây-ı [M1 167] Kara-ağaç hulûl-i mevsim-i harîf ile mâye-i inbısât ü ibtihâc olduğuna binâ'en, evâsıt-ı muharremü'l-harâmda o mahall-i feyz-imtizâc, nişîmengâh-ı sâhib-i taht ü tâc oldu.\nÜsküdar Kazâsı, Hâfız İbrâhîm Efendi'ye ʿinâyet ve Selânik Kazâsı, ʿAbdulvâhid Efendi'ye himmet olunup, Burusa Kazâsı'yla, Âmid'den munfasıl Es'ad Efendi-zâde Şerîf Efendi müşerref ve Mısır Kazâsı'yla, Niʿmetullâh Efendi muʿarref olup, Yaʿîş Ahmed Efendi dahi Şâm Kazâsı'yla kesb-i medâr-ı meʿâş etmişiken, ihtiyâr-ı tekāʿüd ve Lefke Arpalığı te'yîdiyle dağdağa-i hükûmetden tebâʿud edüp, Şâm Kazasıyla, Selânik'den munfasıl es-Seyyid İbrâhîm Efendi'nin necm-i ikbâli tevakkud ve Kuds-i şerîf Kazâsı ile, Sır-kâtibi ʿÖmer Efendi, mirkāt-ı Mevleviyyet'e tesâʿud eyledi.\nBu esnâda nemâdâr bir tîmâr mahlûl olup, Seferli odasında kâyin ağalardan birine teklif olundukda, ʿuluvv-i himmet iktizâsıyla tîmâr-ı mezkûru istiklâl eylediğinden âhâra verilmeyüp, ʿalâ hâlihî terk ü ihmâl olunmuşidi. Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh tebdîlen Matbah-ı âmire cânibinden murûr eder iken, erzel-i ʿömre vâsıl bir aşcıya mukābil olup: “Ne hidmetdesin?” deyü su’âl ve aşcı olduğunu beyân ile ʿarz-ı meskenet ü ibtihâl eyle- di. “Ne zamandan berü hidmet edersin” deyü tekrâr suʾâle tenezzül ve “vâlid-i mâcidleri vaktinden berü bu dâyire cârub-keşlerindenim” cevabını tevassul eyledikde, tîmâr-ı mezbûr merkūma ihsân olunduğundan başka, libâs-ı fâhir ve nakd-i vâfir ile resîde-i hayyiz-i ekâbir oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_353.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Cülûs-i hümâyûn ihbârı zımnında bundan akdem Sicilyateyn Kralı'na hitâben tahrîr olunan nâme-i hazret-i Tâcdârî, Âsitâne'de mukīm olan Orta Elçisi'ne iʿtâ ve bu esnâda cevab-nâmesi vürûdunu mersûm inhâ ve arzına izn ü ruhsat istidʿâ etmişidi.\nTakdîmine izn-i ʿâlî sudûr ve saferü'l-hayrın dokuzuncu günü kapuya gelüp, zikr olunan nâmeyi arz-ı huzûr-i Sadru's-sudûr eylediğinden başka, İspanya Kralı hâlik ve zimâm-ı hükümetine Sicilyateyn Kralı irsen mâlik olduğunu dahi resmen takrîr ü beyân ve oğullarının birini Sicilyateyn Kralı nasb etdiğini âverde-i zebân eyledi.\nŞehr-i mezkûrda ehl-i İslâm'dan iki nefer ve reʿâyâdan üç nefer şâhid-i zûr ikrârlarıyla müstehakk-ı veyl ü sübûr olup, ʿâdet üzere etrâf-ı mehâkim ü esvâkda teşhîr ve her tarafdan düşnâm ü melâmetle tahkīr olundular.\nSâhil-serây-ı [M1 167] Kara-ağaç hulûl-i mevsim-i harîf ile mâye-i inbısât ü ibtihâc olduğuna binâ'en, evâsıt-ı muharremü'l-harâmda o mahall-i feyz-imtizâc, nişîmengâh-ı sâhib-i taht ü tâc oldu.\nÜsküdar Kazâsı, Hâfız İbrâhîm Efendi'ye ʿinâyet ve Selânik Kazâsı, ʿAbdulvâhid Efendi'ye himmet olunup, Burusa Kazâsı'yla, Âmid'den munfasıl Es'ad Efendi-zâde Şerîf Efendi müşerref ve Mısır Kazâsı'yla, Niʿmetullâh Efendi muʿarref olup, Yaʿîş Ahmed Efendi dahi Şâm Kazâsı'yla kesb-i medâr-ı meʿâş etmişiken, ihtiyâr-ı tekāʿüd ve Lefke Arpalığı te'yîdiyle dağdağa-i hükûmetden tebâʿud edüp, Şâm Kazasıyla, Selânik'den munfasıl es-Seyyid İbrâhîm Efendi'nin necm-i ikbâli tevakkud ve Kuds-i şerîf Kazâsı ile, Sır-kâtibi ʿÖmer Efendi, mirkāt-ı Mevleviyyet'e tesâʿud eyledi.\nBu esnâda nemâdâr bir tîmâr mahlûl olup, Seferli odasında kâyin ağalardan birine teklif olundukda, ʿuluvv-i himmet iktizâsıyla tîmâr-ı mezkûru istiklâl eylediğinden âhâra verilmeyüp, ʿalâ hâlihî terk ü ihmâl olunmuşidi. Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh tebdîlen Matbah-ı âmire cânibinden murûr eder iken, erzel-i ʿömre vâsıl bir aşcıya mukābil olup: “Ne hidmetdesin?” deyü su’âl ve aşcı olduğunu beyân ile ʿarz-ı meskenet ü ibtihâl eyle- di. “Ne zamandan berü hidmet edersin” deyü tekrâr suʾâle tenezzül ve “vâlid-i mâcidleri vaktinden berü bu dâyire cârub-keşlerindenim” cevabını tevassul eyledikde, tîmâr-ı mezbûr merkūma ihsân olunduğundan başka, libâs-ı fâhir ve nakd-i vâfir ile resîde-i hayyiz-i ekâbir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ferʿ-i cürsûme-i şeref ve hayru'l-halef-i urûme-i selef olan Şerîf Müsâʿid bin Saʿîd sekiz sene mikdârı Şerâfet-i Mekke ile dem-güzâr ve tevâyif-i ʿUrbân'ı zabt ile nâmdâr olup, ʿâm-ı mâzîde tüccârdan bir şahs-ı tüvanger müşârun ileyhe izhâr-ı ğayz ile îkāʿ-ı zarar fikrine düşüp, Mısır Mîrü'l-haccı Keşkeş Hüseyin Bey'e vâfir mal vaʿd ve ʿazlini taleb ve mîr-i merkūm dahi müzahrefât-ı dünyeviyyeye tamaʿan Mekke'ye vüsûlunde bir behâne ile ihdâs-ı şûr u şağb edüp, mücadeleleri mücâledeye ve muʿârazaları mübâledeye müncer olup, Harem-i Beyt-i mükerrem'de ceng ü sitîz ve i'mâl-i seyf ü\nnebtîz eyleyerek mücâvir ve huccâcdan emniyyet meslûb ve ʿâkıbet ceyş-i Mısrî mağlûb ve eşyaları menhûb olup, tevassut-i muslihîn ile defʿ-i gavgā ve yağmâ olunan eşyaları tahsîl ve yedlerine iʿtâ olunmuşidi. Mısır ümerâsı tarafından bu rezâlet hazm olunmayup, Şerîf Müsâʿid'in tesallutu ve Şerâfet üzerinde kalursa, Mısır huccâcının inkıtâʿı maglatalarıyla Devlet-i ʿaliyye'yi [M1 168] tevhîş ve üftâde-i hılâb-ı teşvîş eylediklerine binâʿen, ʿazl ve birâderi Şerîf Caʿfer'i Mekke'ye nasb etmeğe Mîrü'l-hâc Çeteci ʿAbdullah Paşa me'mûr ve bu mazmûnda emr-i celîlü'ş-şân şeref-sudûr olmuşidi. Vezîr-i müşârun ileyh Mekke'ye vardıkda, hatt-ı hümâyûn kırâʿeti behânesiyle cümle eşrâf ü aʿyânı cemʿ edüp, irâde-i Devlet-i ʿaliyye'yi Şerîf Müsâʿid'e ihbâr ve ol dahi semʿan ve taʿaten kelâmını tekrâr ile ʿazli ihtiyâr ve birâderi Şerîf Caʿfer Emâret-i Mekke ile behredâr-ı ʿizz ü iʿtibâr oldu.",
          "caption": "Tebdîl-i Şerîf-i Mekke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_354.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i Şerîf-i Mekke",
          "text": "Ferʿ-i cürsûme-i şeref ve hayru'l-halef-i urûme-i selef olan Şerîf Müsâʿid bin Saʿîd sekiz sene mikdârı Şerâfet-i Mekke ile dem-güzâr ve tevâyif-i ʿUrbân'ı zabt ile nâmdâr olup, ʿâm-ı mâzîde tüccârdan bir şahs-ı tüvanger müşârun ileyhe izhâr-ı ğayz ile îkāʿ-ı zarar fikrine düşüp, Mısır Mîrü'l-haccı Keşkeş Hüseyin Bey'e vâfir mal vaʿd ve ʿazlini taleb ve mîr-i merkūm dahi müzahrefât-ı dünyeviyyeye tamaʿan Mekke'ye vüsûlunde bir behâne ile ihdâs-ı şûr u şağb edüp, mücadeleleri mücâledeye ve muʿârazaları mübâledeye müncer olup, Harem-i Beyt-i mükerrem'de ceng ü sitîz ve i'mâl-i seyf ü\nnebtîz eyleyerek mücâvir ve huccâcdan emniyyet meslûb ve ʿâkıbet ceyş-i Mısrî mağlûb ve eşyaları menhûb olup, tevassut-i muslihîn ile defʿ-i gavgā ve yağmâ olunan eşyaları tahsîl ve yedlerine iʿtâ olunmuşidi. Mısır ümerâsı tarafından bu rezâlet hazm olunmayup, Şerîf Müsâʿid'in tesallutu ve Şerâfet üzerinde kalursa, Mısır huccâcının inkıtâʿı maglatalarıyla Devlet-i ʿaliyye'yi [M1 168] tevhîş ve üftâde-i hılâb-ı teşvîş eylediklerine binâʿen, ʿazl ve birâderi Şerîf Caʿfer'i Mekke'ye nasb etmeğe Mîrü'l-hâc Çeteci ʿAbdullah Paşa me'mûr ve bu mazmûnda emr-i celîlü'ş-şân şeref-sudûr olmuşidi. Vezîr-i müşârun ileyh Mekke'ye vardıkda, hatt-ı hümâyûn kırâʿeti behânesiyle cümle eşrâf ü aʿyânı cemʿ edüp, irâde-i Devlet-i ʿaliyye'yi Şerîf Müsâʿid'e ihbâr ve ol dahi semʿan ve taʿaten kelâmını tekrâr ile ʿazli ihtiyâr ve birâderi Şerîf Caʿfer Emâret-i Mekke ile behredâr-ı ʿizz ü iʿtibâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cerdeci Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, bundan akdem maʿzûl ve yerine Vezîr Çelik Mehmed Paşa mevsûl olmuşidi. Mesârıfına medâr ve bâzûy-i himmetine bâʿis-i iktidâr olmak içün rebîʿulevvelin on ikinci günü Aydın Muhassıllığı ile dîde-i âmâli rûşen ve Mîr-i hâclık inzımâmıyla kemâ-kân Eyâlet-i Şâm, Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya muʿayyen olup, Mîr-i mîrândan Ahmed Paşa'ya dahi Sayda Eyâleti ibkā vü takrîr ve bu mazmûnda cümlesine evâmir-i ʿaliyye ısdâr u tesyîr olundu.",
          "caption": "İlhâk-ı Livâ-i Aydın be-Cerdeci ve ibkā-yı Şâm ve tevcîh-i Sayda",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_355.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İlhâk-ı Livâ-i Aydın be-Cerdeci ve ibkā-yı Şâm ve tevcîh-i Sayda",
          "text": "Cerdeci Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, bundan akdem maʿzûl ve yerine Vezîr Çelik Mehmed Paşa mevsûl olmuşidi. Mesârıfına medâr ve bâzûy-i himmetine bâʿis-i iktidâr olmak içün rebîʿulevvelin on ikinci günü Aydın Muhassıllığı ile dîde-i âmâli rûşen ve Mîr-i hâclık inzımâmıyla kemâ-kân Eyâlet-i Şâm, Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya muʿayyen olup, Mîr-i mîrândan Ahmed Paşa'ya dahi Sayda Eyâleti ibkā vü takrîr ve bu mazmûnda cümlesine evâmir-i ʿaliyye ısdâr u tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh ʿan-asl Rûznâmçe-i evvel hulefâsından olup, müddet-i medîde Kîsedarlık hidmetinde müstahdem ve giderek fenn-i defterîde mehâreti ke-nârin ʿalâ ʿalem zâhir ve gayr-i mübhem olup, altmış dört târîhinde Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla bekâm ve otuz dört ay kadar emr-i hatîr-i istîfâyı idâre ile makbûl-i hâss ü ʿâmm olmuşidi. [Mısra]: Ve eyyü hüsâmin lem tusibhü fülûlün mefhûmu üzere debdebe-i rifʿatine ʿaynü'l-kemâl isâbet ve iki tûg ile Sayda Mîr-i mîrânlığı tarafına tevcîh olunup, bir sene kadar tecerruʿ-i ke's-i gurbet ve tenâvül-i semm-i helâhil-i derd ü meşakkat etmişiken, [mısra]: Fî azyaki'l-vakti ye'tillâhü bi'l-ferec\nmeʿâli sıfat-ı kâşife-i hâlî olup, kayd-ı gurbetden âzâde ve tarîk-i aslîsine rücûʿ ile bermurâd olmuşidi. Bir zemân Baş-muhâsebe ve Büyük Rûznâme ve sâyir menâsıb-ı celîlede varak-gerdân-ı defâtir-i dü-cild-i leyl ü nehâr ve altmış dokuz târîhinde mükerreren Baş-defterdârlık ile hâyiz-i rehîne-i mesâr olup, hücûm-i rukabâ ve tamaʿ-i küberâ hasebiyle mesnedinden tenzîl ve Limni Cezîresi'ne nefy ü tezlîl ve çok geçmeden ıtlâk ve Âsitâne'ye vüsûl ile neyyir-i ikbâli bâhirü'l-işrâk olup, fenn-i defterîde meleke vü haysiyyeti nümâyân olduğundan, yine Defterdârlık ile pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân ve on sekiz mâhdan sonra Vezâret'le derece-i iʿtibârı resîde-i eyvân-ı keyvân oldu. [M1 169] Münhal olan Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı rütbe-i celîlesin Baş-muhâsebeci Mektûbî İbrâhîm Efendi ihrâz ve Baş-muhâsebe ile Cizye Muhâsebecisi Nuʿmân Efendi, celb-i dest-mâye-i beşâşet ü ihtizâz ve Cizye Muhâsebeciliği ile Nûri Beyefendi kesb-i imtiyâz eyledi.\n\nBiz yine sadede gelelim, müşârun ileyh fart-ı sehâ ve bezl ü iʿtâ ile meşhûr ve müteneffisân-ı dâiresine mağlûb ve makhûr olduğu hasebiyle fevâyid-i menâsıbdan mahrûm ve iktisâb eylediği rızk-ı maʿlûm âhara maksûm olup, Ebu'l-Vefâ-i Dimyâtî'nin, nazm:\n\nRazînâ mine'd-dünyâ bi-ehven-i bulgatin\nBi-şurb-i müdâmin ev bi-nîk-i gulâmin\n\nkavliyle ʿâmil ve huzûzât-ı şehevâniyyeye inhimâk ile el-yevm hamr ve gadâ emr ü tavrına mâyil olduğundan hâliyyü'l-cerâb ve fâriğu'l-vetâb kalup, mansıbı olan Musul'a ʿazîmet içün Üsküdar'a geçdikde, yâr u vefâdâr ve eyyâm-ı serrâ vü darrâda kafâdâr zann ü hüsbân eylediği havâss-ı etbâʿ -ki her biri sâyesinde küllî fâyide vü intifâʿ etmişler idi- baʿzısı ihtiyâr-ı semt-i temâruz ve baʿzısı ʿarbede perdâz-ı teʿâruz olup, nazım:\n\nVe künnâ fî ictimâʿin ke's-süreyyâ\nVe sayyernâ'z-zemânü benâti naʿşin\n\nneşîdesiyle terennüm ederek cemʿiyyetleri perîşân ve işe yarar âdemleri pinhân ve ne hâl ise mansıbı tarafına birkaç âdem ile revân olmuşidi. Ancak esnâf makūlesinin üç dört yüz kîse alacağları çıkup, külle yevm dîvâna refʿ-i rukʿa-i istirhâm ve cumʿalarda rikâb-ı kamer-tâba hâllerini iʿlâm etdiklerinde, ashâb-ı hukūk iskât olunmak bâbında emr-i hümâyûn zuhûruna mebnî Âsitâne'de sâkin olduğu hânesi evvel-i mâ-yüşterâ ve\nâhir-i mâ-yübâ' lâzimesince sarrâfın deynine mahsûb ve sâyir dâyinleri açıkda kalup, istîfây-ı matlûb zımnında merreten baʿde uhrâ ʿarz-ı hâller ile râhat ü sâmân-ı evliyây-ı umûru meslûb edüp, bâ-husûs: “Galata Voyvodalığı mîrîsini tenzîl ederim” deyü Voyvoda'dan elli kîse akça aldığını merkūm bâ-ʿarz-ı hâl ifâde vü beyân ve bundan başka ne kadar rişvet ve ʿubûdiyyet nâmıyla aldığı akçalar var ise zâhir ü nümâyân olduğundan, hakkında âteş-i gazab-ı Şâhâne mültehib olup, emvâl ü eşyâsı ashâb-ı düyûna taksîm ve kendüsü Gediklü mübâşiriyyetiyle Bozca-ada'ya nefy olunmak tasmîm olunup, Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başılarından sâbıkā Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî Mustafa Bey, bâ-hatt-ı hümâyûn me'mûr ve İznikmid'de müşârun ileyhe yetişüp, ibrâz-ı menşûr ve birkaç nefer âdem ile Bozca-ada'ya irsâl ve emvâl ü eşyâsını ve baʿzı su'al ü cevâb içün ihzârları [M1 170] irâde olunan âdemlerini Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve müşârun ileyhin üç ʿaded Zer-i Mahbûb'dan mâ-ʿadâ cins-i nukūddan maʿdûd bir pâre mevcûd olmayup, Koca-ili Mutasarrıfı'ndan yüz altûn istidâne vü istikrâz ve me'mûr olduğu mahalle intihâz eylediği baʿzı sikadan mervîdir. Müşârun ileyhin bu defʿa defterdarlığında fürûht olunan Haremeyn-i şerîfeyn mukātaʿâtının hisâbında olan tasarrufât-ı muʿallelesi ve ʿale'l-husûs öteden berü sülüs ve sülüsân ve belki ber-vech-i munâsafa emvâl-i ʿatîkadan havâle ile edâ oluna gelen tezâkir-i ʿatîkayı temâmen havâle ile sehlü'l-husûl emvâlden istîfâ etdirmesi ve zemânında mîrîye küllî hasâret tetarruk eylediği mû-be-mû maʿlûm-i Husrevâne olmağla, baʿde'l-istiftâ Hasekî maʿrifetiyle Cumâdelâhire'nin yirmi dördüncü günü i'dâm ve ser-i maktûʿu Orta-kapu'ya vazʿ ile ʿibret-i hâss u ʿâmm kılındı. Müşârun ileyh fi'l-hakīka fenn-i defterîde mâhir ve defâtir-i mîrî münderis olsa müceddeden ihtirâʿına kādir, ʿâlî-himmet, Hâtem-sehâvet etbâʿ-perver, dânende-i kadr-i ehl-i hüner bir zât-ı cemîlü's-sıfât idi. Ba'zan şiʿre heveskâr ve bî-maʿnâ kavl ü güftârı yâddâşt-ı uli'l-ebsârdır.",
          "caption": "İcmâl-i ahvâl-i Defterdâr Halîmî Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_356.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i ahvâl-i Defterdâr Halîmî Mustafa Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh ʿan-asl Rûznâmçe-i evvel hulefâsından olup, müddet-i medîde Kîsedarlık hidmetinde müstahdem ve giderek fenn-i defterîde mehâreti ke-nârin ʿalâ ʿalem zâhir ve gayr-i mübhem olup, altmış dört târîhinde Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla bekâm ve otuz dört ay kadar emr-i hatîr-i istîfâyı idâre ile makbûl-i hâss ü ʿâmm olmuşidi. [Mısra]: Ve eyyü hüsâmin lem tusibhü fülûlün mefhûmu üzere debdebe-i rifʿatine ʿaynü'l-kemâl isâbet ve iki tûg ile Sayda Mîr-i mîrânlığı tarafına tevcîh olunup, bir sene kadar tecerruʿ-i ke's-i gurbet ve tenâvül-i semm-i helâhil-i derd ü meşakkat etmişiken, [mısra]: Fî azyaki'l-vakti ye'tillâhü bi'l-ferec\nmeʿâli sıfat-ı kâşife-i hâlî olup, kayd-ı gurbetden âzâde ve tarîk-i aslîsine rücûʿ ile bermurâd olmuşidi. Bir zemân Baş-muhâsebe ve Büyük Rûznâme ve sâyir menâsıb-ı celîlede varak-gerdân-ı defâtir-i dü-cild-i leyl ü nehâr ve altmış dokuz târîhinde mükerreren Baş-defterdârlık ile hâyiz-i rehîne-i mesâr olup, hücûm-i rukabâ ve tamaʿ-i küberâ hasebiyle mesnedinden tenzîl ve Limni Cezîresi'ne nefy ü tezlîl ve çok geçmeden ıtlâk ve Âsitâne'ye vüsûl ile neyyir-i ikbâli bâhirü'l-işrâk olup, fenn-i defterîde meleke vü haysiyyeti nümâyân olduğundan, yine Defterdârlık ile pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân ve on sekiz mâhdan sonra Vezâret'le derece-i iʿtibârı resîde-i eyvân-ı keyvân oldu. [M1 169] Münhal olan Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı rütbe-i celîlesin Baş-muhâsebeci Mektûbî İbrâhîm Efendi ihrâz ve Baş-muhâsebe ile Cizye Muhâsebecisi Nuʿmân Efendi, celb-i dest-mâye-i beşâşet ü ihtizâz ve Cizye Muhâsebeciliği ile Nûri Beyefendi kesb-i imtiyâz eyledi.\n\nBiz yine sadede gelelim, müşârun ileyh fart-ı sehâ ve bezl ü iʿtâ ile meşhûr ve müteneffisân-ı dâiresine mağlûb ve makhûr olduğu hasebiyle fevâyid-i menâsıbdan mahrûm ve iktisâb eylediği rızk-ı maʿlûm âhara maksûm olup, Ebu'l-Vefâ-i Dimyâtî'nin, nazm:\n\nRazînâ mine'd-dünyâ bi-ehven-i bulgatin\nBi-şurb-i müdâmin ev bi-nîk-i gulâmin\n\nkavliyle ʿâmil ve huzûzât-ı şehevâniyyeye inhimâk ile el-yevm hamr ve gadâ emr ü tavrına mâyil olduğundan hâliyyü'l-cerâb ve fâriğu'l-vetâb kalup, mansıbı olan Musul'a ʿazîmet içün Üsküdar'a geçdikde, yâr u vefâdâr ve eyyâm-ı serrâ vü darrâda kafâdâr zann ü hüsbân eylediği havâss-ı etbâʿ -ki her biri sâyesinde küllî fâyide vü intifâʿ etmişler idi- baʿzısı ihtiyâr-ı semt-i temâruz ve baʿzısı ʿarbede perdâz-ı teʿâruz olup, nazım:\n\nVe künnâ fî ictimâʿin ke's-süreyyâ\nVe sayyernâ'z-zemânü benâti naʿşin\n\nneşîdesiyle terennüm ederek cemʿiyyetleri perîşân ve işe yarar âdemleri pinhân ve ne hâl ise mansıbı tarafına birkaç âdem ile revân olmuşidi. Ancak esnâf makūlesinin üç dört yüz kîse alacağları çıkup, külle yevm dîvâna refʿ-i rukʿa-i istirhâm ve cumʿalarda rikâb-ı kamer-tâba hâllerini iʿlâm etdiklerinde, ashâb-ı hukūk iskât olunmak bâbında emr-i hümâyûn zuhûruna mebnî Âsitâne'de sâkin olduğu hânesi evvel-i mâ-yüşterâ ve\nâhir-i mâ-yübâ' lâzimesince sarrâfın deynine mahsûb ve sâyir dâyinleri açıkda kalup, istîfây-ı matlûb zımnında merreten baʿde uhrâ ʿarz-ı hâller ile râhat ü sâmân-ı evliyây-ı umûru meslûb edüp, bâ-husûs: “Galata Voyvodalığı mîrîsini tenzîl ederim” deyü Voyvoda'dan elli kîse akça aldığını merkūm bâ-ʿarz-ı hâl ifâde vü beyân ve bundan başka ne kadar rişvet ve ʿubûdiyyet nâmıyla aldığı akçalar var ise zâhir ü nümâyân olduğundan, hakkında âteş-i gazab-ı Şâhâne mültehib olup, emvâl ü eşyâsı ashâb-ı düyûna taksîm ve kendüsü Gediklü mübâşiriyyetiyle Bozca-ada'ya nefy olunmak tasmîm olunup, Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başılarından sâbıkā Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî Mustafa Bey, bâ-hatt-ı hümâyûn me'mûr ve İznikmid'de müşârun ileyhe yetişüp, ibrâz-ı menşûr ve birkaç nefer âdem ile Bozca-ada'ya irsâl ve emvâl ü eşyâsını ve baʿzı su'al ü cevâb içün ihzârları [M1 170] irâde olunan âdemlerini Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve müşârun ileyhin üç ʿaded Zer-i Mahbûb'dan mâ-ʿadâ cins-i nukūddan maʿdûd bir pâre mevcûd olmayup, Koca-ili Mutasarrıfı'ndan yüz altûn istidâne vü istikrâz ve me'mûr olduğu mahalle intihâz eylediği baʿzı sikadan mervîdir. Müşârun ileyhin bu defʿa defterdarlığında fürûht olunan Haremeyn-i şerîfeyn mukātaʿâtının hisâbında olan tasarrufât-ı muʿallelesi ve ʿale'l-husûs öteden berü sülüs ve sülüsân ve belki ber-vech-i munâsafa emvâl-i ʿatîkadan havâle ile edâ oluna gelen tezâkir-i ʿatîkayı temâmen havâle ile sehlü'l-husûl emvâlden istîfâ etdirmesi ve zemânında mîrîye küllî hasâret tetarruk eylediği mû-be-mû maʿlûm-i Husrevâne olmağla, baʿde'l-istiftâ Hasekî maʿrifetiyle Cumâdelâhire'nin yirmi dördüncü günü i'dâm ve ser-i maktûʿu Orta-kapu'ya vazʿ ile ʿibret-i hâss u ʿâmm kılındı. Müşârun ileyh fi'l-hakīka fenn-i defterîde mâhir ve defâtir-i mîrî münderis olsa müceddeden ihtirâʿına kādir, ʿâlî-himmet, Hâtem-sehâvet etbâʿ-perver, dânende-i kadr-i ehl-i hüner bir zât-ı cemîlü's-sıfât idi. Ba'zan şiʿre heveskâr ve bî-maʿnâ kavl ü güftârı yâddâşt-ı uli'l-ebsârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâk olan Cenâb-ı Hâllâk'ın nevʿ-i beşere ihsân eylediği kudret ve niʿmeti mâ vuzıʿa lehûsunun gayrında istiʿmâl ile lezzât-ı dünyeviyyeye sarf ü tebzîr ve rûz u şeb seyyi'ât-ı aʿmâl ile mürtekib-i emr-i hatîr olanların ekserî seyf-i siyâsetle maktûl ve yâhûd ʿâkıbet-i hâli fakr ü iflâs hayyizine mevsûl olduğu hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı târîh-şinâsân-ı rüzgârdır. \n\n Tercû'n-necâte ve lem teslük mesâlikehâ\nİnne's-sefînete lâ tücrâ ʿalʿ-yebs etbâʿ ve müteʿallikātı baʿzı tezâkir-i ʿatîka tanzîminden ve mîrîye zararı zâhir katî çok mevâdd-ı kerîhe tanzîm eylediklerinden her biri kesb-i servet ü sâmân ve hâric-i ez-hadd-i tafra vü ʿunvân peydâ eyledikleri maʿlûm olduğundan, ekseri musâdere ve habs ile te'dîb ve havane-i Beytü'l-mâl bu cihetle terhîb olundu.\n\nVânî Hüseyin Efendi, ehass-ı mensûbâtından olup, reh-yâb-ı vâdi-yi selâmet olduğu gibi Zâhir ʿÖmer tarafına firâr ve intikām sevdâsıyla merkūmu ve Mısır ümerâsından Şeyhu'l-beled ʿAlî Bey'i varta-i halʿ-i ribka-i itāʿate giriftâr eyleyüp, devleti külliyât-ı mesârıf ile taʿcîz ü izrâra bâdî ve Zâhir ʿÖmer'in katline ve ʿAlî Bey'in izmihlâline sebeb-i ʿâdî olup, ʿâkıbet-i mezbûr dahi esve-i hâl ile helâk ve câme-i ʿömrü çâk-çâk oldu. Mâ-verây-ı takdîrde müstetir olan ahvâl zâhir olmak lâzım gelse mezbûr vaktiyle iʿdâm olunup, [M1 171] Devlet-i ʿaliyye sâlifü'l-beyân hasâret ü zarardan vâreste olur idi. \n\nNazm: \nTederraʿ li-ebnâ'izzemâni müfâzatün \nVe lâ telkahüm illâ ve ente muhârib \nBelâ küllühüm misle'z-zemâni televvünen \nİzâ serra minhüm hâ'ibün sâ'e cânib \nVe küntü erâ enne't-tecâribe ʿuddetün \nFe-hâbet sikātü'n-nâsi hatte't-tecârib",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_357.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâk olan Cenâb-ı Hâllâk'ın nevʿ-i beşere ihsân eylediği kudret ve niʿmeti mâ vuzıʿa lehûsunun gayrında istiʿmâl ile lezzât-ı dünyeviyyeye sarf ü tebzîr ve rûz u şeb seyyi'ât-ı aʿmâl ile mürtekib-i emr-i hatîr olanların ekserî seyf-i siyâsetle maktûl ve yâhûd ʿâkıbet-i hâli fakr ü iflâs hayyizine mevsûl olduğu hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı târîh-şinâsân-ı rüzgârdır. \n\n Tercû'n-necâte ve lem teslük mesâlikehâ\nİnne's-sefînete lâ tücrâ ʿalʿ-yebs etbâʿ ve müteʿallikātı baʿzı tezâkir-i ʿatîka tanzîminden ve mîrîye zararı zâhir katî çok mevâdd-ı kerîhe tanzîm eylediklerinden her biri kesb-i servet ü sâmân ve hâric-i ez-hadd-i tafra vü ʿunvân peydâ eyledikleri maʿlûm olduğundan, ekseri musâdere ve habs ile te'dîb ve havane-i Beytü'l-mâl bu cihetle terhîb olundu.\n\nVânî Hüseyin Efendi, ehass-ı mensûbâtından olup, reh-yâb-ı vâdi-yi selâmet olduğu gibi Zâhir ʿÖmer tarafına firâr ve intikām sevdâsıyla merkūmu ve Mısır ümerâsından Şeyhu'l-beled ʿAlî Bey'i varta-i halʿ-i ribka-i itāʿate giriftâr eyleyüp, devleti külliyât-ı mesârıf ile taʿcîz ü izrâra bâdî ve Zâhir ʿÖmer'in katline ve ʿAlî Bey'in izmihlâline sebeb-i ʿâdî olup, ʿâkıbet-i mezbûr dahi esve-i hâl ile helâk ve câme-i ʿömrü çâk-çâk oldu. Mâ-verây-ı takdîrde müstetir olan ahvâl zâhir olmak lâzım gelse mezbûr vaktiyle iʿdâm olunup, [M1 171] Devlet-i ʿaliyye sâlifü'l-beyân hasâret ü zarardan vâreste olur idi. \n\nNazm: \nTederraʿ li-ebnâ'izzemâni müfâzatün \nVe lâ telkahüm illâ ve ente muhârib \nBelâ küllühüm misle'z-zemâni televvünen \nİzâ serra minhüm hâ'ibün sâ'e cânib \nVe küntü erâ enne't-tecâribe ʿuddetün \nFe-hâbet sikātü'n-nâsi hatte't-tecârib"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kasım-paşa'da vâkiʿ debbağhâne erâzili birkaç fâhişe ʿavret isticlâb ve kalyoncular kazıyyeye vukūf ile ʿavretleri almağa hücûm u şitâb ve tarafeyn muhârebeye mübâşeret ile teksîr-i sevâd-ı cemʿiyyet eyledikleri sâmiʿa-res-i evliyây-ı devlet olup, fi'l-hâl Bostâncı-başı ve sâyir zâbitân üzerlerine havâle ve muhâreşe vü münâveşeleri izâle olunduğundan gayri, mü'eddî-yi nizâʿ ve bâʿis-i sudâʿ olan eşhâsın baʿzılarına eşedd-i taʿzîr ve baʿzılarına havâle-i şemşîr tedmîr olundu.\nBundan akdem muhâlefet-i hükm-i kānûn ile meyl-i râhat ü sükûn ve tahrîk-i gazab-ı Pâdişâh-ı rubʿ-meskûn eden kapucular Yedi-kulle'de mescûn olmuşlar idi. Rakdet-i gafletden bîdâr oldukları tebeyyün ve fîmâ baʿd hidmetlerinde tehâvün etmeyecekleri teʿayyün eylediğinden sebîlleri tahliye ve çirk-i seyyi'eleri sâbûn-i ʿafv ile tenkīh olundu.\n\nʿÂmm-ı mâzîde Surre Emîni nasb olunan Yazıcı İbrâhîm Efendi, baʿde'l-hacc vâsıl-ı diyâr-ı Şâm ve birkaç gün mübtelây-ı âlâm-ı eskām olup, bu günlerde vefât ve redd-i vedîʿa-i hayât eyledi. Düvel elçilerinden biri ʿatebe-i felek-mertebeye vazʿ-ı cebîn-i tefhîm ve nâmesini teslîm niyâzında olduğuna binâʾen, Dîvân-ı hümâyûn tertîb ü tanzîm olunmuşidi.\n\nYevm-i mezkûrda Kadırga Limanı'nda bir bakkal dükkânından âteş zuhûr ve bây ü gedâyı gümkerde râh-ı şuʿûr edüp, elçi münâsebeti ile Sadrıaʿzam itfây-ı harîka gitmeyüp, kethudâlarını ve Cebeci-başı ve Sekbân-başı'yı taʿyîn ve âteşi teskîn eylediler ise dahi zâbitândan birkaç âdem hedm olunan hânenin birinden sukūt ile âzârde-i zahm-ı sehmgîn oldu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_358.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Kasım-paşa'da vâkiʿ debbağhâne erâzili birkaç fâhişe ʿavret isticlâb ve kalyoncular kazıyyeye vukūf ile ʿavretleri almağa hücûm u şitâb ve tarafeyn muhârebeye mübâşeret ile teksîr-i sevâd-ı cemʿiyyet eyledikleri sâmiʿa-res-i evliyây-ı devlet olup, fi'l-hâl Bostâncı-başı ve sâyir zâbitân üzerlerine havâle ve muhâreşe vü münâveşeleri izâle olunduğundan gayri, mü'eddî-yi nizâʿ ve bâʿis-i sudâʿ olan eşhâsın baʿzılarına eşedd-i taʿzîr ve baʿzılarına havâle-i şemşîr tedmîr olundu.\nBundan akdem muhâlefet-i hükm-i kānûn ile meyl-i râhat ü sükûn ve tahrîk-i gazab-ı Pâdişâh-ı rubʿ-meskûn eden kapucular Yedi-kulle'de mescûn olmuşlar idi. Rakdet-i gafletden bîdâr oldukları tebeyyün ve fîmâ baʿd hidmetlerinde tehâvün etmeyecekleri teʿayyün eylediğinden sebîlleri tahliye ve çirk-i seyyi'eleri sâbûn-i ʿafv ile tenkīh olundu.\n\nʿÂmm-ı mâzîde Surre Emîni nasb olunan Yazıcı İbrâhîm Efendi, baʿde'l-hacc vâsıl-ı diyâr-ı Şâm ve birkaç gün mübtelây-ı âlâm-ı eskām olup, bu günlerde vefât ve redd-i vedîʿa-i hayât eyledi. Düvel elçilerinden biri ʿatebe-i felek-mertebeye vazʿ-ı cebîn-i tefhîm ve nâmesini teslîm niyâzında olduğuna binâʾen, Dîvân-ı hümâyûn tertîb ü tanzîm olunmuşidi.\n\nYevm-i mezkûrda Kadırga Limanı'nda bir bakkal dükkânından âteş zuhûr ve bây ü gedâyı gümkerde râh-ı şuʿûr edüp, elçi münâsebeti ile Sadrıaʿzam itfây-ı harîka gitmeyüp, kethudâlarını ve Cebeci-başı ve Sekbân-başı'yı taʿyîn ve âteşi teskîn eylediler ise dahi zâbitândan birkaç âdem hedm olunan hânenin birinden sukūt ile âzârde-i zahm-ı sehmgîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Akdem ikrâr-ı girdukân-ı vahdâniyyet-i Kird-gâr ve nâyil-i teşrîf-i sâniye's-neyni izhümâ fi'l-gāri hazretlerinin sülâle-i tayyibelerinden münşaʿib olan Bekrî-zâde Halîl Efendi, eban ʿan-ceddin Şâm-ı şerîf'de temekkün eden zevâtdan olup, eyyâm-ı civânîde Şâm müderrislerinden olmağla, niçe eyyâm istifâde vü ifâde ve o mahall-i müteyemmende tedrîs ve ʿiʿâde ve bir müddet Şâm'da meʾzûn-i bi'l-iftâ ve merciʿ-i aʿlâ vü ednâ olunmuşidi. [M1 172] Sevk-i kazâ vü kader ile Şâm'dan hicret ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, ʿilm ü kemâline rağbet ve müderrislik ile kadrine hürmet ve İkinci Altmışlı'ya geldikde, Şeyhulislâm-ı vakt bulunan İshak Efendi, baʿzı mâ-cerâya binâʾen, Trablus-şâm Kazâsı'yla mûmâ ileyhi dilşiken-i eziyyet edüp, bi-hikmeti'llâh yirmi gün devr etmeden müşârun ileyh Meşîhat'den maʿzûl ve mûmâ ileyh o tarafdan celb olunup, makām-ı evveline menkūl kılınmışidi. Devre-i muʿtâdeyi baʿde't-tekmîl ser-i defter-i merâtib Mahrec olan Kuds-i şerîf Kazâsı'yla bekâm ve baʿdehû Şâm ve andan sonra Mekke Pâyesi'yle pâ-bercây-ı merkez-i merâm olup, yoluyle İstanbul Kadısı oldukda, zabıta-i mekādîr-i esʿâra ikdâm ve ekser-i ezmânda devr-i kûçe vü bazâr ederek ehl-i hirfetin mîzân ü ʿiyârına dikkat ü ihtimâm ve ʿiyârında noksân olup, vazʿ etdiği narhın hilâfı üzere hareket edenleri teʾdîb ve ehl-i hiref ü sûkayı gereği gibi tahvîf ü terhîb eylediği maʿlûm-i Şâhâne olmağla, hidmeti tahsîn ve huzûr-ı Asafî'de taraf-ı hümâyûndan üç bin\nguruş ʻatıyye ile kāmet-i istihkākı ferve-i semmûr ile tezyîn olunduğundan gayri, yevmen mine'l-eyyâm ʻâdeti üzere esnâfın dirhem ve mîzânına nazar-endâz-ı dikkat ve kimini darb ve kimini habse irsâl ile takvîm-i eved-i maslahat eyleyerek Alay-köşkü altına gelüp, keyfe mâ-ittefak Şehriyâr-ı sütûde haslet kasr-ı mezkûrde zânûzede-i şevket olmuşlar idi. Efendi-yi mûmâ ileyhin takdîr-i kıyem ü esʻârda olan kemâl-i gayreti tabʻ-ı hümâyûna hoş gelüp, içerüye daʻvet ve huzûr-ı hümâyûnlarına getürdüp, bir sevb-i semmûr ile mûmâ ileyhi gark-ı teyyâr-ı mefharet eyledi.\n\nİstanbul kadıları kapusunda olan baʻzı hademeye esnâf kist u ʻavâyid vere geldiklerinden hademe esnâfı sıyânet ve baʻzı meʻâyiblerini setr ile muʻâvenet eyledikleri Efendi-yi mûmâ ileyhin cümle-i tahkīkātından olup, o makūle erbâb-ı ihtikârın ʻarz etdikleri meblağ dahi hakīkat-i hâle nazaran yine ʻibâd-ı zaʻîfü'l-eyâddan çıkup, bu fesâdın vech-i sühûletle indifâʻı semtini zihninde tasvîr ve bu vechile tedbîr eyledi ki cihât ve vezâyifden beher sene İstanbul kadılarına ʻâyid olan beş altı kîse meblağı hademe-i mezkûreye ʻalâ tefâvüt-i haddihim taksîm ve esnâfdan her kim bir akça alursa eşedd-i siyâsetle te'dîb olunacağını tefhîm edüp, anlar dahi bu pazarlığa kāyil ve müddet-i hükümetinde esnâfdan bir pâre alamayup, tenbîhi ile ʻâmil oldular.",
          "caption": "İhsân-ı ʿatıyye ve ilbâs-ı ferve be-Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_359.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı ʿatıyye ve ilbâs-ı ferve be-Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Akdem ikrâr-ı girdukân-ı vahdâniyyet-i Kird-gâr ve nâyil-i teşrîf-i sâniye's-neyni izhümâ fi'l-gāri hazretlerinin sülâle-i tayyibelerinden münşaʿib olan Bekrî-zâde Halîl Efendi, eban ʿan-ceddin Şâm-ı şerîf'de temekkün eden zevâtdan olup, eyyâm-ı civânîde Şâm müderrislerinden olmağla, niçe eyyâm istifâde vü ifâde ve o mahall-i müteyemmende tedrîs ve ʿiʿâde ve bir müddet Şâm'da meʾzûn-i bi'l-iftâ ve merciʿ-i aʿlâ vü ednâ olunmuşidi. [M1 172] Sevk-i kazâ vü kader ile Şâm'dan hicret ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, ʿilm ü kemâline rağbet ve müderrislik ile kadrine hürmet ve İkinci Altmışlı'ya geldikde, Şeyhulislâm-ı vakt bulunan İshak Efendi, baʿzı mâ-cerâya binâʾen, Trablus-şâm Kazâsı'yla mûmâ ileyhi dilşiken-i eziyyet edüp, bi-hikmeti'llâh yirmi gün devr etmeden müşârun ileyh Meşîhat'den maʿzûl ve mûmâ ileyh o tarafdan celb olunup, makām-ı evveline menkūl kılınmışidi. Devre-i muʿtâdeyi baʿde't-tekmîl ser-i defter-i merâtib Mahrec olan Kuds-i şerîf Kazâsı'yla bekâm ve baʿdehû Şâm ve andan sonra Mekke Pâyesi'yle pâ-bercây-ı merkez-i merâm olup, yoluyle İstanbul Kadısı oldukda, zabıta-i mekādîr-i esʿâra ikdâm ve ekser-i ezmânda devr-i kûçe vü bazâr ederek ehl-i hirfetin mîzân ü ʿiyârına dikkat ü ihtimâm ve ʿiyârında noksân olup, vazʿ etdiği narhın hilâfı üzere hareket edenleri teʾdîb ve ehl-i hiref ü sûkayı gereği gibi tahvîf ü terhîb eylediği maʿlûm-i Şâhâne olmağla, hidmeti tahsîn ve huzûr-ı Asafî'de taraf-ı hümâyûndan üç bin\nguruş ʻatıyye ile kāmet-i istihkākı ferve-i semmûr ile tezyîn olunduğundan gayri, yevmen mine'l-eyyâm ʻâdeti üzere esnâfın dirhem ve mîzânına nazar-endâz-ı dikkat ve kimini darb ve kimini habse irsâl ile takvîm-i eved-i maslahat eyleyerek Alay-köşkü altına gelüp, keyfe mâ-ittefak Şehriyâr-ı sütûde haslet kasr-ı mezkûrde zânûzede-i şevket olmuşlar idi. Efendi-yi mûmâ ileyhin takdîr-i kıyem ü esʻârda olan kemâl-i gayreti tabʻ-ı hümâyûna hoş gelüp, içerüye daʻvet ve huzûr-ı hümâyûnlarına getürdüp, bir sevb-i semmûr ile mûmâ ileyhi gark-ı teyyâr-ı mefharet eyledi.\n\nİstanbul kadıları kapusunda olan baʻzı hademeye esnâf kist u ʻavâyid vere geldiklerinden hademe esnâfı sıyânet ve baʻzı meʻâyiblerini setr ile muʻâvenet eyledikleri Efendi-yi mûmâ ileyhin cümle-i tahkīkātından olup, o makūle erbâb-ı ihtikârın ʻarz etdikleri meblağ dahi hakīkat-i hâle nazaran yine ʻibâd-ı zaʻîfü'l-eyâddan çıkup, bu fesâdın vech-i sühûletle indifâʻı semtini zihninde tasvîr ve bu vechile tedbîr eyledi ki cihât ve vezâyifden beher sene İstanbul kadılarına ʻâyid olan beş altı kîse meblağı hademe-i mezkûreye ʻalâ tefâvüt-i haddihim taksîm ve esnâfdan her kim bir akça alursa eşedd-i siyâsetle te'dîb olunacağını tefhîm edüp, anlar dahi bu pazarlığa kāyil ve müddet-i hükümetinde esnâfdan bir pâre alamayup, tenbîhi ile ʻâmil oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda sahîfe-zebân-ı beyân [M1 173] olduğu vechile me'mûrlar hutût-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i celîle ile Mısır'a ʻazîmet etmişler idi. Suver-i me'mûriyyetlerini Vâlî-yi Mısır Vezîr Mustafa Paşa'ya irâ'et ve dîvân tertîbine mübâşeret ve ümerâ vü ʻulemâ ve sâyir müteʻayyinân ictimâʻ ve cehren kırâ'at olununan evâmir-i ʻaliyyeyi istimâʻ ile kulûb-ı kāsiyelerine hafakān ve beşerelerine safret-i havf tarayânıyla imtisâl-i evâmir edeceklerini birer birer teʻahhüd ve fîmâ-baʻd umûr-ı devlete ihtimâm ve tekayyüd üzere olacağları yemîn ü sevkendleriyle te'ekküd edüp, fesh-i dîvân ve konağlarına gelüp, ru'yeti şahsına münhasır olan umûru herkes kuvvetden fiʻle îsâl zımnında sarf-ı tâb ü tüvân eylediler. Şöyle ki, Haremeyn-i şerîfeyn ehâlîsinin muʻayyen olan gılâl ve deşâyiş ve cerâyeleriyle levâzım-ı Mescideyn-i şerîfeyni senesi zarfında Nehr-i Nil üzerinde mevcûd sefâyin-i cedîde ile cânib-i Haremeyn'e irsâl eyleyeceklerini ve irsâliye ve Kîlâr-ı ʻâmire zehâyiri yine senesi içinde mahalline îsâl olunup, irsâliyyeden gayri ez-muʻtâd fermân-ı ʻâlî sâdır olmadıkça bir akça sarf olunmamak ve cüz'iyye-i şerʻiyye baʻde't-tahsîl iktizâ eden mal ve irsâliyesi temâmen mahallerine teslîm olunup, ʻuhdelerinde olan mukātaʻâtdan Haremeyn-i şerîfeyn içün tahsîli lâzım gelen gılâl gill ü gişden ʻârî ve sayfî gılâl olarak Mısır'a nakl ve Vâlî maʻrifetiyle anbarlara vazʻ ve evvel be-evvel bender-i Süveys'e irsâl ve mahallerine îsâl olunmak ve sâdât-ı Bekriyye ve Câmiʻ-i Ezher ʻulemâsının ve Hasaneyn ve Şâfiʻiyye ve sâyir erbâb-ı istihkākın cerâye-\nleriyle cerâyeleriyle tevâyif-i askeriyye gılâli ʿaynen mahallerine ve eytâm ü erâmil ve cevâli ve keşîde aklâmından ashâb-ı vezâyifin ʿulûfeleri üç ayda bir defʿa dîvân-ı Mısır'da Vâlî-yi memleket muvâcehesinde edâ ve ashâbına teslîm ü iʿtâ olunmak ve nizâm-ı memleket-i Mısrıyye zımnında şeref-rîz-i vürûd olan evâmir-i ʿaliyyenin icrâ ve infâzına ʿan-samîmi'l-kalb saʿy ü ihtimâm ve bu sâlde edâsı lâzım gelen mâl sene-i âtiyeye tevkīf olunmayup, bir sebeble te'hîr olunmuş ise dahi fi'l-hâl ikmâl ü itmâm olunmak ve vülât-ı Mısır ve hâkimü'ş-şerʿ bulunanların ahkâmına ittibâʿ u muvâfakat ve hilâf-ı nizâm harekete kıyâm eden şekāvet-pîşeleri, ocakları, zâbitleri maʿrifetleriyle ahz ve Vâlî-yi Mısır'a teslîm ile cürm ü kabâhatlerine göre siyâset olunmak ve işbu mevâdd-ı meşrûta ve kuyûd-i mebsûtanın birine halel târî olmayup, muhafazasına teʿahhüd eylediklerini hâvî hüccet verdiklerinden gayri [M1 174] sâdât-ı Bekriyye ve ʿulemây-ı Ezheriyye dahi bu sûret-i haseneye tekeffül edüp, bin yüz yetmiş iki senesi târîhiyle verdikleri senedât ü hücec dîvân-ı hümâyûn kalemine kayd etdirilüp, Baş-muhasebeye ʿilm ü haber kā'imesi verildiğinden başka, me'mûrların getürdükleri tahrîrât-ı sâ'ire mantûkunca emvâl-i bâkāyâ ve gılalden Haremeyn-i şerîfeyne maʿa ücret-i şütürân üç yüz otuz kîse-i Mısrî ile mâl-i surreden bakāyâ iktizâ eden üç yüz seksen kîse-i Mısrî bi't-temâm tahsîl ve on beş bin erdeb-i ʿaynî gılâl dahi Süveyse gönderilmek üzere anbarlara vazʿ u teşhîn ve ʿulemây-ı Ezher ve sâ'ir erbâb-ı istihkākın bakıyye iki yüz erdeb gılâlleri dahi ashâbına teslîm olundukdan sonra Rıdvan Kethudâ Hulvânî bakāyâsından ve Deli Beyzâde Mehmed Bey'in Defterdarlığı vaktinde kalan Kilâr-ı ʿâmire zehâyiri semeninden ve iki senelik istirdâd ve terekkıyât behâsından min haysü'l-mecmûʿ bin dokuz kîse-i Mısrî bi't-temâm mübâşir-i mûmâ ileyhe teslîm olunduğundan fazla be-her sene Kilâr-ı ʿâmire'ye mahsûs olup, bakāyâ kalan pirinc ile yetmiş iki senesine mahsûben Tersâne-i ʿâmire'ye irsâli iktizâ eden iki bin kantar üstûbi ve yüz kantar ispavlo ve elli kantar tiyel İskenderiyye Limanı'nda mevcûd bulunan bazergân kalyonlarına vazʿ u tahmîl olunduğunu müşʿir defterler ile nakden teslîm olunan meblağı rebîʿulâhirin yirmi yedinci günü mübâşirler bahren Âsitâne-i saʿâdet'e getürüp, mahalline teslîm ve hidmetlerini tetmîm eylediler. Ümerây-ı mütegallibenin ser-i nahvetleri kımme-i semâya resîde ve ahkâm-ı Sultânî bir zemândan berü kutr-i Mısır'da nâ-şenîde olmuşiken ʿazîmet ve himmet-i Şâhâne ile fevka'l-me'mûl maslahat görülüp, tahsîl-i cerâyâ ve gılâl-i fukarâ ile mazhar-ı duʿây-ı bî-intihâ oldular.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı umûr-ı Mısrıyye ve ʻavdet-i me'mûrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_360.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı umûr-ı Mısrıyye ve ʻavdet-i me'mûrân",
          "text": "Bâlâda sahîfe-zebân-ı beyân [M1 173] olduğu vechile me'mûrlar hutût-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i celîle ile Mısır'a ʻazîmet etmişler idi. Suver-i me'mûriyyetlerini Vâlî-yi Mısır Vezîr Mustafa Paşa'ya irâ'et ve dîvân tertîbine mübâşeret ve ümerâ vü ʻulemâ ve sâyir müteʻayyinân ictimâʻ ve cehren kırâ'at olununan evâmir-i ʻaliyyeyi istimâʻ ile kulûb-ı kāsiyelerine hafakān ve beşerelerine safret-i havf tarayânıyla imtisâl-i evâmir edeceklerini birer birer teʻahhüd ve fîmâ-baʻd umûr-ı devlete ihtimâm ve tekayyüd üzere olacağları yemîn ü sevkendleriyle te'ekküd edüp, fesh-i dîvân ve konağlarına gelüp, ru'yeti şahsına münhasır olan umûru herkes kuvvetden fiʻle îsâl zımnında sarf-ı tâb ü tüvân eylediler. Şöyle ki, Haremeyn-i şerîfeyn ehâlîsinin muʻayyen olan gılâl ve deşâyiş ve cerâyeleriyle levâzım-ı Mescideyn-i şerîfeyni senesi zarfında Nehr-i Nil üzerinde mevcûd sefâyin-i cedîde ile cânib-i Haremeyn'e irsâl eyleyeceklerini ve irsâliye ve Kîlâr-ı ʻâmire zehâyiri yine senesi içinde mahalline îsâl olunup, irsâliyyeden gayri ez-muʻtâd fermân-ı ʻâlî sâdır olmadıkça bir akça sarf olunmamak ve cüz'iyye-i şerʻiyye baʻde't-tahsîl iktizâ eden mal ve irsâliyesi temâmen mahallerine teslîm olunup, ʻuhdelerinde olan mukātaʻâtdan Haremeyn-i şerîfeyn içün tahsîli lâzım gelen gılâl gill ü gişden ʻârî ve sayfî gılâl olarak Mısır'a nakl ve Vâlî maʻrifetiyle anbarlara vazʻ ve evvel be-evvel bender-i Süveys'e irsâl ve mahallerine îsâl olunmak ve sâdât-ı Bekriyye ve Câmiʻ-i Ezher ʻulemâsının ve Hasaneyn ve Şâfiʻiyye ve sâyir erbâb-ı istihkākın cerâye-\nleriyle cerâyeleriyle tevâyif-i askeriyye gılâli ʿaynen mahallerine ve eytâm ü erâmil ve cevâli ve keşîde aklâmından ashâb-ı vezâyifin ʿulûfeleri üç ayda bir defʿa dîvân-ı Mısır'da Vâlî-yi memleket muvâcehesinde edâ ve ashâbına teslîm ü iʿtâ olunmak ve nizâm-ı memleket-i Mısrıyye zımnında şeref-rîz-i vürûd olan evâmir-i ʿaliyyenin icrâ ve infâzına ʿan-samîmi'l-kalb saʿy ü ihtimâm ve bu sâlde edâsı lâzım gelen mâl sene-i âtiyeye tevkīf olunmayup, bir sebeble te'hîr olunmuş ise dahi fi'l-hâl ikmâl ü itmâm olunmak ve vülât-ı Mısır ve hâkimü'ş-şerʿ bulunanların ahkâmına ittibâʿ u muvâfakat ve hilâf-ı nizâm harekete kıyâm eden şekāvet-pîşeleri, ocakları, zâbitleri maʿrifetleriyle ahz ve Vâlî-yi Mısır'a teslîm ile cürm ü kabâhatlerine göre siyâset olunmak ve işbu mevâdd-ı meşrûta ve kuyûd-i mebsûtanın birine halel târî olmayup, muhafazasına teʿahhüd eylediklerini hâvî hüccet verdiklerinden gayri [M1 174] sâdât-ı Bekriyye ve ʿulemây-ı Ezheriyye dahi bu sûret-i haseneye tekeffül edüp, bin yüz yetmiş iki senesi târîhiyle verdikleri senedât ü hücec dîvân-ı hümâyûn kalemine kayd etdirilüp, Baş-muhasebeye ʿilm ü haber kā'imesi verildiğinden başka, me'mûrların getürdükleri tahrîrât-ı sâ'ire mantûkunca emvâl-i bâkāyâ ve gılalden Haremeyn-i şerîfeyne maʿa ücret-i şütürân üç yüz otuz kîse-i Mısrî ile mâl-i surreden bakāyâ iktizâ eden üç yüz seksen kîse-i Mısrî bi't-temâm tahsîl ve on beş bin erdeb-i ʿaynî gılâl dahi Süveyse gönderilmek üzere anbarlara vazʿ u teşhîn ve ʿulemây-ı Ezher ve sâ'ir erbâb-ı istihkākın bakıyye iki yüz erdeb gılâlleri dahi ashâbına teslîm olundukdan sonra Rıdvan Kethudâ Hulvânî bakāyâsından ve Deli Beyzâde Mehmed Bey'in Defterdarlığı vaktinde kalan Kilâr-ı ʿâmire zehâyiri semeninden ve iki senelik istirdâd ve terekkıyât behâsından min haysü'l-mecmûʿ bin dokuz kîse-i Mısrî bi't-temâm mübâşir-i mûmâ ileyhe teslîm olunduğundan fazla be-her sene Kilâr-ı ʿâmire'ye mahsûs olup, bakāyâ kalan pirinc ile yetmiş iki senesine mahsûben Tersâne-i ʿâmire'ye irsâli iktizâ eden iki bin kantar üstûbi ve yüz kantar ispavlo ve elli kantar tiyel İskenderiyye Limanı'nda mevcûd bulunan bazergân kalyonlarına vazʿ u tahmîl olunduğunu müşʿir defterler ile nakden teslîm olunan meblağı rebîʿulâhirin yirmi yedinci günü mübâşirler bahren Âsitâne-i saʿâdet'e getürüp, mahalline teslîm ve hidmetlerini tetmîm eylediler. Ümerây-ı mütegallibenin ser-i nahvetleri kımme-i semâya resîde ve ahkâm-ı Sultânî bir zemândan berü kutr-i Mısır'da nâ-şenîde olmuşiken ʿazîmet ve himmet-i Şâhâne ile fevka'l-me'mûl maslahat görülüp, tahsîl-i cerâyâ ve gılâl-i fukarâ ile mazhar-ı duʿây-ı bî-intihâ oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlet-i Çıldır'da hükümrân olan Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa fi'l-asl Ahısha Ocakzâdelerinden olmak hasebiyle müsâʿade-i tâliʿ-i penç rûzesi muktezâsınca bir müddet-\nden berü Vezâret'le Çıldır Eyâleti'ne Vâlî ve neseksâz-ı umûr-ı ehâlî olmuşidi. Kellâ inne'l-insâne le-yetğâ en ra'ahü istegnâ nass-ı sarîhi üzere tekādüm-i zemân ile hemyân-ı iktidârı nukūd-i bî-şümâr ile mele'ân ve yemm-i hırs u tamaʿı yevmen fe-yevmen hurûşân olup, semt-i tuğyâna ʿazîmet ve ʿavâkib-i umûru mülâhazadan gaflet edüp, tevsîʿ-i dâyire ve celb-i emvâl-i mütakâsire zımnında Lezgi eşkıyâsıyla muhâbere ve Gürcistan'a [M1 175] itâle-i yed eyliyeceğini müşâvere edüp, bu ʿazîmet-i fâside Lezgi tâyifesinin hevâsına muvâfik ve meramlarına min külli'l-vücûh mutâbık gelüp, müşârun ileyhi igrâ vü tesvîl ve baʿzı mukaddemât-ı mümevvehe ile ifsâd ü tadlîl eylediler.\n\nGürcistân ehâlîsi emed-i baʿîdden berü Devlet-i ʿaliyye'nin reʿâyâsı mesâbesinde olup, himâyet ü sıyânetleri ve bilâ-sebeb rencîde olunmaları hilâf-ı rızây-ı Pâdişâh-ı cemm-haşem iken, müşârun ileyh asker-i kesîf ile üzerlerine hareket ve mukātele ile vâfir nüfûs telef ve izâʿat eyleyüp, bu kâr-ı nâ-hencârdan ferâgat eylemesi her çend tarafına işâret olunduysa dahi baʿzı ʿilel-i gayr-i müvecceh îrâd ve gûn be-gûn âteş-i fitne îkād eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, Eyâlet-i Çıldır'dan ʿazl ve sâbıkā Diyarbekir Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa yerine nakl olunup, maʿzûl-i müşârun ileyhe bir mansıb verilmek tasmîm ve Anadolu'ya çıkması tarafına tefhîm olunmuşidi. Nâçâr emr-i ʿâlîye imtisâl ve Ahısha'dan refʿ-i eskāl edüp, birkaç konak infisâlinde istişʿâr encâm-ı kâr ile terk-i kâr u bâr ve bir gice üç âdem ile matıyye-rân-ı firâr olduğu mübâşiri olan Kapucu-başı Abdâl Mehmed Ağa'ya maʿlûm oldukda, etrâf ü eknâfa âdemler irsâl ve müşârun ileyhi tutup, fi'l-hâl istîsâl ve ser-i maktûʿunu Asitâne'ye îsâl eyledi.",
          "caption": "Ahvâl-i Vâlî-yi Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_361.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Vâlî-yi Çıldır",
          "text": "Eyâlet-i Çıldır'da hükümrân olan Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa fi'l-asl Ahısha Ocakzâdelerinden olmak hasebiyle müsâʿade-i tâliʿ-i penç rûzesi muktezâsınca bir müddet-\nden berü Vezâret'le Çıldır Eyâleti'ne Vâlî ve neseksâz-ı umûr-ı ehâlî olmuşidi. Kellâ inne'l-insâne le-yetğâ en ra'ahü istegnâ nass-ı sarîhi üzere tekādüm-i zemân ile hemyân-ı iktidârı nukūd-i bî-şümâr ile mele'ân ve yemm-i hırs u tamaʿı yevmen fe-yevmen hurûşân olup, semt-i tuğyâna ʿazîmet ve ʿavâkib-i umûru mülâhazadan gaflet edüp, tevsîʿ-i dâyire ve celb-i emvâl-i mütakâsire zımnında Lezgi eşkıyâsıyla muhâbere ve Gürcistan'a [M1 175] itâle-i yed eyliyeceğini müşâvere edüp, bu ʿazîmet-i fâside Lezgi tâyifesinin hevâsına muvâfik ve meramlarına min külli'l-vücûh mutâbık gelüp, müşârun ileyhi igrâ vü tesvîl ve baʿzı mukaddemât-ı mümevvehe ile ifsâd ü tadlîl eylediler.\n\nGürcistân ehâlîsi emed-i baʿîdden berü Devlet-i ʿaliyye'nin reʿâyâsı mesâbesinde olup, himâyet ü sıyânetleri ve bilâ-sebeb rencîde olunmaları hilâf-ı rızây-ı Pâdişâh-ı cemm-haşem iken, müşârun ileyh asker-i kesîf ile üzerlerine hareket ve mukātele ile vâfir nüfûs telef ve izâʿat eyleyüp, bu kâr-ı nâ-hencârdan ferâgat eylemesi her çend tarafına işâret olunduysa dahi baʿzı ʿilel-i gayr-i müvecceh îrâd ve gûn be-gûn âteş-i fitne îkād eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, Eyâlet-i Çıldır'dan ʿazl ve sâbıkā Diyarbekir Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa yerine nakl olunup, maʿzûl-i müşârun ileyhe bir mansıb verilmek tasmîm ve Anadolu'ya çıkması tarafına tefhîm olunmuşidi. Nâçâr emr-i ʿâlîye imtisâl ve Ahısha'dan refʿ-i eskāl edüp, birkaç konak infisâlinde istişʿâr encâm-ı kâr ile terk-i kâr u bâr ve bir gice üç âdem ile matıyye-rân-ı firâr olduğu mübâşiri olan Kapucu-başı Abdâl Mehmed Ağa'ya maʿlûm oldukda, etrâf ü eknâfa âdemler irsâl ve müşârun ileyhi tutup, fi'l-hâl istîsâl ve ser-i maktûʿunu Asitâne'ye îsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Darb-hâne Emîni olan Ağa-zâde Hüseyin Ağa ʿazl ve yerine sâbıkā Arpa Emîni Halîl Efendi vasl olunup, Emânet-i Surre ile sâbıkā Masraf-ı Şehriyârî Fazlı Paşa-zâde ʿAli Bey, müteheyyi’-i râh-ı Hicâz ve Masraf Kitâbeti ile Mirza Paşa-zâde ʿAbdurrahmân Bey ser-efrâz oldu.",
          "caption": "Bâʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_362.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Bâʿzı tevcîhât",
          "text": "Darb-hâne Emîni olan Ağa-zâde Hüseyin Ağa ʿazl ve yerine sâbıkā Arpa Emîni Halîl Efendi vasl olunup, Emânet-i Surre ile sâbıkā Masraf-ı Şehriyârî Fazlı Paşa-zâde ʿAli Bey, müteheyyi’-i râh-ı Hicâz ve Masraf Kitâbeti ile Mirza Paşa-zâde ʿAbdurrahmân Bey ser-efrâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın yirmi dördüncü salı günü sunûf-ı askerînin bir kıst mevâcibleri Dîvân-ı hümâyûn'da kabzına me'mûrlara itâ olunup, devr ʿakabinde Silahdâr Ağa vesâtatıyla şeref-vürûd eden teşrîfât Sadr-ı cemîlü's-sıfâtı hâyiz-i kıst-ı evfây-ı meserrât eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_363.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Cumâdelûlânın yirmi dördüncü salı günü sunûf-ı askerînin bir kıst mevâcibleri Dîvân-ı hümâyûn'da kabzına me'mûrlara itâ olunup, devr ʿakabinde Silahdâr Ağa vesâtatıyla şeref-vürûd eden teşrîfât Sadr-ı cemîlü's-sıfâtı hâyiz-i kıst-ı evfây-ı meserrât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tahrîr ü ifade olunduğu vechile Şerîf Müsâʿid ʿazl olunup, birâderi Şerîf Caʿfer, Emâret-i Mekke-i mükerreme ile muvakkar kılınmışidi. Şerîf Müsâʿid, Mekke-i mükerreme'ye bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Ümm-i ʿÂbid'e nâm mahalde ikāmet ve esbâb-ı husûl-i matlabını custucûya mübâşeret eyleyüp, baʿzı aʿzâr îrâdıyla Mekke'de ârâmsâz-ı istirâhat olmak iltimâsını Cidde Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa'ya ve sâyir [M1 176] vücûh-i Mekke'ye tebliğ ve anlar dahi Mekke'de ikāmetini tesvîg etmişler idi. Şerîf-i maʿzûl sâlhurde ve mücerreb-i rûzgâr ve halefi sagîru's-sinn ve gâfil-i etvâr-ı çarh-ı devvâr olduğundan başka, Şerîf Müsâʿid sekiz sene kadar Emâret-i Mekke ile şeref-yâb ve ehâlî ve vücûh kavlen ve fiʿlen ʿinâyet ü lütfunu iktisâb eyleyüp, bâ-husûs tavâyif-i ʿArab havf-i siyâset ve tedbîriyle dâhil-i dâ'ire-i hadd ü edeb olup, Emîr-i hâc Paşa Medîne-yi münevvereyi tecâvüz etdiğini tahmîn ve küçük birâderinden Şerâfet'i taleb edüp, hevâdâr-ı kadîmlerinin dahi kendüye muʿîn olduklarını Şerîf Caʿfer ʿilme'l-yakîn fehm ü idrâk ile zarûrî rızâ gösterüp, fitneyi teskîn etmişidi. Şerîf Müsâʿid Çeteci Paşa'dan şikâyet ve hakkında tertîb olunan mevâdd-ı iftirâ ve baʿzı tüccâr ilkāsıyla Mısır Mîrü'l-hâccının tamaʿından münbaʿis bir keyfiyyet olduğunu ve el-hâletü hâzihî Emâret'i birâderi kendüye ferâğat etdiyse dahi irâde-i devlete mutâʿavat üzere olduğunu îmâ vü işâret eylediğinden başka, Mezâhib-i erbaʿa müftîleri dahi kavlini tasdîk ile tertîb eyledikleri ʿarz ve mahzarlarını Bağdâd cânibinden Âsitâne-i saʿâdet'e göndermişler idi. Keyfiyyet rikâb-ı kamer-tâba ʿarzolunup, huzûr-i hümâyûnda bu keyfiyyet meşveret olunmak irâdesiyle Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Tevkīʿî Vezîr Mustafa Paşa ve sudûr-ı kirâm ve Nakībü'l-eşrâf ve Yeniçeri Ağası ve Sekban-başı ve ʿuzemây-ı ricâl-i Devlet Soğuk-çeşme kapusundan dühûl ve Arslan-hâne taʿbîr olunan odada baʿde'l-ictimâʿ Silâhdar Ağa delâletiyle cümlesi huzûr-i hümâyûna dühûl eylediler. Şerîf Müsâʿid'in tahrîrât ve ʿarz-ı mahzar tercümeleri kırâ'et olunup, huzzâr istintâk olundukda, Şerîf Müsâʿid'in Emâret-i Mekke'de istikrârı ve fî-mâ-baʿd Çeteci ʿAbdullah Paşa'nın Mîr-i hâclığında fitne ve gavgā hudûs edeceği beyânıyla âharın nasbı cümlenin muhtârı olduğu hülâsa-i bahs ve teʿâruzdan maʿlûm-i Tâcdârî olup, Emâret-i hâc bi'l-ittifâk Cerdeci Vezîr Çelik Mehmed Paşa'da eğerçi karâr edüp, ancak Trablus-şâm ve Sayda eyâletlerinin dahi kaydı görülüp, birer münâsib Vâlî mülâhaza ve iki günden sonra yine huzûr-i hümâyûnda ʿakd-i meclis-i meşveret kılınmak cümleye ifade olunmuşidi. İki günden sonra yine minvâl-i sâbık üzere erbâb-ı şûrâ huzûr-i hümâyûnda ictimâʿ edüp, Esʿad Paşa Kethudâsı olup, ʿahd-i baʿîdden berü Hama ve Humus Mütesellimliği ile kesb-i şöhret ve o tarafların ahvâline vukūf ile tahsîl-i [M1 177] meleke vü kābiliyyet eden ʿOsmân Ağa'ya rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Cerdecilik ve Trablusşam Eyâleti ve bundan akdem şükâtı hasebiyle Vezâret'i refʿ olunan Vezîr Nuʿmân Paşa'ya ibkā-yı Vezâret'iyle Sayda Eyâleti, karargîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olup, taraf-ı hümâyûndan dahi sûret-i müsâʿade ʿaks-endâz merrât vukūʿ olmağla, meclise hitâm ve herkes semti-\nne ʿatf-ı zimâm eyleyüp, Sadrıaʿzam Bâb-ı ʿâlî'ye geldikde, ittifâk-ı ârâ ile nizâm bulan menâsıb-ı mezkûreyi müşârun ileyhime tevcîh ve Mîrü'l-hâcc-ı sâbık Çeteci ʿAbdullah Paşa'yı Diyârbekir Eyâleti'yle kutr-ı Hicâz'dan tebʿîd ü tenzîh edüp, sâbıkā Diyârbekir Vâlîsi Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa'ya Halebü'ş-şehbâ tevcîhiyle Tevkīʿî Mustafa Paşa bilâ-mansıb kalup, taraf-ı mîrîden beher mâh altı bin guruş verilmek bâbında Başmuhâsebeden sûret iʿtâ olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i meşveret der-huzûr-i hümâyûn ve ʿazl-i Emîrü'l-hâc",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_364.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i meşveret der-huzûr-i hümâyûn ve ʿazl-i Emîrü'l-hâc",
          "text": "Bâlâda tahrîr ü ifade olunduğu vechile Şerîf Müsâʿid ʿazl olunup, birâderi Şerîf Caʿfer, Emâret-i Mekke-i mükerreme ile muvakkar kılınmışidi. Şerîf Müsâʿid, Mekke-i mükerreme'ye bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Ümm-i ʿÂbid'e nâm mahalde ikāmet ve esbâb-ı husûl-i matlabını custucûya mübâşeret eyleyüp, baʿzı aʿzâr îrâdıyla Mekke'de ârâmsâz-ı istirâhat olmak iltimâsını Cidde Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa'ya ve sâyir [M1 176] vücûh-i Mekke'ye tebliğ ve anlar dahi Mekke'de ikāmetini tesvîg etmişler idi. Şerîf-i maʿzûl sâlhurde ve mücerreb-i rûzgâr ve halefi sagîru's-sinn ve gâfil-i etvâr-ı çarh-ı devvâr olduğundan başka, Şerîf Müsâʿid sekiz sene kadar Emâret-i Mekke ile şeref-yâb ve ehâlî ve vücûh kavlen ve fiʿlen ʿinâyet ü lütfunu iktisâb eyleyüp, bâ-husûs tavâyif-i ʿArab havf-i siyâset ve tedbîriyle dâhil-i dâ'ire-i hadd ü edeb olup, Emîr-i hâc Paşa Medîne-yi münevvereyi tecâvüz etdiğini tahmîn ve küçük birâderinden Şerâfet'i taleb edüp, hevâdâr-ı kadîmlerinin dahi kendüye muʿîn olduklarını Şerîf Caʿfer ʿilme'l-yakîn fehm ü idrâk ile zarûrî rızâ gösterüp, fitneyi teskîn etmişidi. Şerîf Müsâʿid Çeteci Paşa'dan şikâyet ve hakkında tertîb olunan mevâdd-ı iftirâ ve baʿzı tüccâr ilkāsıyla Mısır Mîrü'l-hâccının tamaʿından münbaʿis bir keyfiyyet olduğunu ve el-hâletü hâzihî Emâret'i birâderi kendüye ferâğat etdiyse dahi irâde-i devlete mutâʿavat üzere olduğunu îmâ vü işâret eylediğinden başka, Mezâhib-i erbaʿa müftîleri dahi kavlini tasdîk ile tertîb eyledikleri ʿarz ve mahzarlarını Bağdâd cânibinden Âsitâne-i saʿâdet'e göndermişler idi. Keyfiyyet rikâb-ı kamer-tâba ʿarzolunup, huzûr-i hümâyûnda bu keyfiyyet meşveret olunmak irâdesiyle Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Tevkīʿî Vezîr Mustafa Paşa ve sudûr-ı kirâm ve Nakībü'l-eşrâf ve Yeniçeri Ağası ve Sekban-başı ve ʿuzemây-ı ricâl-i Devlet Soğuk-çeşme kapusundan dühûl ve Arslan-hâne taʿbîr olunan odada baʿde'l-ictimâʿ Silâhdar Ağa delâletiyle cümlesi huzûr-i hümâyûna dühûl eylediler. Şerîf Müsâʿid'in tahrîrât ve ʿarz-ı mahzar tercümeleri kırâ'et olunup, huzzâr istintâk olundukda, Şerîf Müsâʿid'in Emâret-i Mekke'de istikrârı ve fî-mâ-baʿd Çeteci ʿAbdullah Paşa'nın Mîr-i hâclığında fitne ve gavgā hudûs edeceği beyânıyla âharın nasbı cümlenin muhtârı olduğu hülâsa-i bahs ve teʿâruzdan maʿlûm-i Tâcdârî olup, Emâret-i hâc bi'l-ittifâk Cerdeci Vezîr Çelik Mehmed Paşa'da eğerçi karâr edüp, ancak Trablus-şâm ve Sayda eyâletlerinin dahi kaydı görülüp, birer münâsib Vâlî mülâhaza ve iki günden sonra yine huzûr-i hümâyûnda ʿakd-i meclis-i meşveret kılınmak cümleye ifade olunmuşidi. İki günden sonra yine minvâl-i sâbık üzere erbâb-ı şûrâ huzûr-i hümâyûnda ictimâʿ edüp, Esʿad Paşa Kethudâsı olup, ʿahd-i baʿîdden berü Hama ve Humus Mütesellimliği ile kesb-i şöhret ve o tarafların ahvâline vukūf ile tahsîl-i [M1 177] meleke vü kābiliyyet eden ʿOsmân Ağa'ya rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Cerdecilik ve Trablusşam Eyâleti ve bundan akdem şükâtı hasebiyle Vezâret'i refʿ olunan Vezîr Nuʿmân Paşa'ya ibkā-yı Vezâret'iyle Sayda Eyâleti, karargîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olup, taraf-ı hümâyûndan dahi sûret-i müsâʿade ʿaks-endâz merrât vukūʿ olmağla, meclise hitâm ve herkes semti-\nne ʿatf-ı zimâm eyleyüp, Sadrıaʿzam Bâb-ı ʿâlî'ye geldikde, ittifâk-ı ârâ ile nizâm bulan menâsıb-ı mezkûreyi müşârun ileyhime tevcîh ve Mîrü'l-hâcc-ı sâbık Çeteci ʿAbdullah Paşa'yı Diyârbekir Eyâleti'yle kutr-ı Hicâz'dan tebʿîd ü tenzîh edüp, sâbıkā Diyârbekir Vâlîsi Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa'ya Halebü'ş-şehbâ tevcîhiyle Tevkīʿî Mustafa Paşa bilâ-mansıb kalup, taraf-ı mîrîden beher mâh altı bin guruş verilmek bâbında Başmuhâsebeden sûret iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Kitâbeti, bi-tarîki'n-nakl Râkım Mehmed Mehmed Efendi'ye tevcîh ü inʿâm ve Defter Emâneti ile sâbıkā Baş-muhâsebeci Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey şâdmân kılındı.",
          "caption": "Tebdîl-i baʿzı menâsıb-ı ricâl-i devlet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_365.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i baʿzı menâsıb-ı ricâl-i devlet",
          "text": "Yeniçeri Kitâbeti, bi-tarîki'n-nakl Râkım Mehmed Mehmed Efendi'ye tevcîh ü inʿâm ve Defter Emâneti ile sâbıkā Baş-muhâsebeci Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey şâdmân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadılığı'nda ikdâm ü gayreti meşhûd ve taraf-ı hümâyûndan ʿatıyye vü ihsân ile mahsûd olup, çok geçmeden Anadolu Pâyesi'yle mesrûr ve mülhak-ı bi's-sudûr olan Bekrî-zâde Halîl Efendi, işbu cumâde'lâhıranın ikinci günü terk-i dâr-ı garûr ve mücâvir-i ehl-i kubûr olup, makāmıyla sâbıkā İstanbul Kadısı ve Anadolu Pâyesi olan ʿİvaz Paşa-zâde İbrâhîm Bey nâyil-i etemm-i hubûr oldu. Müteveffâ-yı müşârun ileyhin vukūf-ı derecelerinde icmâl-i hâli mukaddemâ güzârende-i zebân-ı beyân olup, iʿâdesinde tibâʿ-ı nâsa kelâl ve mâyil-i îcâz u ihtisâr olanlara fütûr u melâl ʿârız olacağı baʿîdün ʿani'l-ihtimâl olmadığına binâʾen, o kadarla iktifâ ve hayru'l-kelâmi mâ kalle ve delle mesleği ihtiyâr ve ictibâ olundu.",
          "caption": "Fevt-i Bekrî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_366.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Bekrî-zâde",
          "text": "İstanbul Kadılığı'nda ikdâm ü gayreti meşhûd ve taraf-ı hümâyûndan ʿatıyye vü ihsân ile mahsûd olup, çok geçmeden Anadolu Pâyesi'yle mesrûr ve mülhak-ı bi's-sudûr olan Bekrî-zâde Halîl Efendi, işbu cumâde'lâhıranın ikinci günü terk-i dâr-ı garûr ve mücâvir-i ehl-i kubûr olup, makāmıyla sâbıkā İstanbul Kadısı ve Anadolu Pâyesi olan ʿİvaz Paşa-zâde İbrâhîm Bey nâyil-i etemm-i hubûr oldu. Müteveffâ-yı müşârun ileyhin vukūf-ı derecelerinde icmâl-i hâli mukaddemâ güzârende-i zebân-ı beyân olup, iʿâdesinde tibâʿ-ı nâsa kelâl ve mâyil-i îcâz u ihtisâr olanlara fütûr u melâl ʿârız olacağı baʿîdün ʿani'l-ihtimâl olmadığına binâʾen, o kadarla iktifâ ve hayru'l-kelâmi mâ kalle ve delle mesleği ihtiyâr ve ictibâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İrâde-i cenâb-ı Kahhâr-ı Lem-yezel ile diyâr-ı Şâmât'da zelzele zuhûriyle o taraf sükkânını mübtelây-ı iztirâb ve vecel edüp, mahrûse-i Şâm'da vâkiʿ Emeviyye Câmiʿiyle minâre-i beyzâ münhedim ve Şâm Kalʿası'nın ekser mahalleri rahnedâr ve münselim olduğundan başka vâfir cevâmiʿ u mesâcid ve büyût ve meʿâbid müşrif-i harâb ve tûde-i türâb olduğu o tarafdan maʿrûz-ı ʿatabe-i felek kıbâb kılınmağla, Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başılarından Fazlı Paşa-zâde Mustafa Bey, Binâ Emâneti'ne intihâb ve havâleten elli bin guruş verilüp, taʿyîn olunan miʿmârları istishâb ile o tarafa tahrîk-i rikâb eyleyüp Sayda Kalʿası dahi sâhil-i bahre mücâvir ve taʿmîrinde [M1 178] ihmâl şart-ı ihtiyâta mugāyir olup, Sayda malından on bin guruş havâle ve vâlî ve vücûh-i belde maʿrifetleriyle bir kadem-i akdem yapılması zimnında cümleye hitâben irsâl-i kıbâle kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-i zelzele der Şâm ve Sayda",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_367.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i zelzele der Şâm ve Sayda",
          "text": "İrâde-i cenâb-ı Kahhâr-ı Lem-yezel ile diyâr-ı Şâmât'da zelzele zuhûriyle o taraf sükkânını mübtelây-ı iztirâb ve vecel edüp, mahrûse-i Şâm'da vâkiʿ Emeviyye Câmiʿiyle minâre-i beyzâ münhedim ve Şâm Kalʿası'nın ekser mahalleri rahnedâr ve münselim olduğundan başka vâfir cevâmiʿ u mesâcid ve büyût ve meʿâbid müşrif-i harâb ve tûde-i türâb olduğu o tarafdan maʿrûz-ı ʿatabe-i felek kıbâb kılınmağla, Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başılarından Fazlı Paşa-zâde Mustafa Bey, Binâ Emâneti'ne intihâb ve havâleten elli bin guruş verilüp, taʿyîn olunan miʿmârları istishâb ile o tarafa tahrîk-i rikâb eyleyüp Sayda Kalʿası dahi sâhil-i bahre mücâvir ve taʿmîrinde [M1 178] ihmâl şart-ı ihtiyâta mugāyir olup, Sayda malından on bin guruş havâle ve vâlî ve vücûh-i belde maʿrifetleriyle bir kadem-i akdem yapılması zimnında cümleye hitâben irsâl-i kıbâle kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dü çîz hâsıl-ı ʿömr est hayr u nâm-ı nikû / Ez-în çû der-güzeri küllü men ʿaleyhâ fân.\nmefhûmu üzere dünyâ fânî ve âsâr-ı hayriyye insana ʿömr-i sânî olduğundan başka, igrâz-ı zâyile-i dünyâ resîde-i hayyiz-i fenâ ve vücûh-i müberrât ve istınâʿ-ı hayrât tûşe vü zâd-ı ʿukbâ olduğu maʿlûm-i Pâdişâh-ı Felâtûn-ârâ olduğuna binâʾen, ibtigā-i merzât-ı Bârî ve temennâ-yı lütf ve âmurziş-i cenâb-ı Kird-gârî zımnında bir câmiʿ-i latîf ve bir maʿbed-i şerîf binâsına meyl ü rağbet ve hadîs-i men benâ lillâhi mesciden benâllâhü lehû beyten fi'l-cenneti medlûlünden hâsıl olan teşrîfin iktisâbına himmet buyurup, Âsitâne-i saʿâdet'de Lâleli çeşme kurbunda vâkiʿ ʿÂrif Efendi bostanını ve civârında vâkiʿ baʿzı büyût ve dekâkini tayyibe karîb emvâlden iştirâ ve ashâbını sunûf-i ihsân ile irzâdan sonra Sâliha Sultân Kethudâsı Kapucu-başı ʿAli Ağa'yı Emîn-i binâ nasb etmişler idi. Bir resm-i dilkeş ve pür-nemâyiş istihrâcı Mimâr Ağa'ya sipâriş olunup, mûmâ ileyh dahi cell-i gayretini sarf ve her tarafı keşf ile birer resm-i hoş âyende tarh u rasf edüp, ʿarz-ı huzûr-i Âsaf-ı deryâ-dil ve resm-i mezkûr bâdî-yi nazarda Sultân Selîm Câmiʿi'ne müşâbih ve muşâkil olduğundan mevkiʿ-i pesend ü tahsîne mütevâsıl olup, Miʿmâr Ağa hilʿat-i pûş ve ihrâc-ı resmde hem-dûş-i murâfakat olan beş nefer miʿmârân dahi câm-ı iltifâtdan curʿa-nûş oldular. Resm-i mezkûr fi'l-hâl ʿarz-ı huzûr-i lâmiʿu'n-nûr kılınup, tarh u heyʾetini câmiʿu'l-ʿadl ve'l-ihsân olan Hâkān-ı zemân istihsân ve o vechile binâya şurûʿ olunmasını emr ü fermân buyurmuşlar idi. Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi üçüncü günü ihtiyâr olunan vakt-i mersûdetü's-saʿâdâtda hafr-ı esâsa kasd ü niyyet ve mukaddemce ihzâr olunan Ayasofya Şeyhi mihrâb vazʿ olunacak mahalde duʿâya mübâşeret ve hıtâmında Şeyh-i mûmâ ileyh teberrüken mahall-i mezkûre darb-ı fe's-i himmet edüp, ʿâdet-i dîrîn üzere zebh-i karâbîn ve iğnâ-yı fukarâ vü mesâkîn ile celb-i havâtır ve istihsâl-i duʿâ-yı mütekâsir kılındı.",
          "caption": "Şurûʿ be-binâ-yı Câmiʿ-i Lâleli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_368.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ be-binâ-yı Câmiʿ-i Lâleli",
          "text": "Dü çîz hâsıl-ı ʿömr est hayr u nâm-ı nikû / Ez-în çû der-güzeri küllü men ʿaleyhâ fân.\nmefhûmu üzere dünyâ fânî ve âsâr-ı hayriyye insana ʿömr-i sânî olduğundan başka, igrâz-ı zâyile-i dünyâ resîde-i hayyiz-i fenâ ve vücûh-i müberrât ve istınâʿ-ı hayrât tûşe vü zâd-ı ʿukbâ olduğu maʿlûm-i Pâdişâh-ı Felâtûn-ârâ olduğuna binâʾen, ibtigā-i merzât-ı Bârî ve temennâ-yı lütf ve âmurziş-i cenâb-ı Kird-gârî zımnında bir câmiʿ-i latîf ve bir maʿbed-i şerîf binâsına meyl ü rağbet ve hadîs-i men benâ lillâhi mesciden benâllâhü lehû beyten fi'l-cenneti medlûlünden hâsıl olan teşrîfin iktisâbına himmet buyurup, Âsitâne-i saʿâdet'de Lâleli çeşme kurbunda vâkiʿ ʿÂrif Efendi bostanını ve civârında vâkiʿ baʿzı büyût ve dekâkini tayyibe karîb emvâlden iştirâ ve ashâbını sunûf-i ihsân ile irzâdan sonra Sâliha Sultân Kethudâsı Kapucu-başı ʿAli Ağa'yı Emîn-i binâ nasb etmişler idi. Bir resm-i dilkeş ve pür-nemâyiş istihrâcı Mimâr Ağa'ya sipâriş olunup, mûmâ ileyh dahi cell-i gayretini sarf ve her tarafı keşf ile birer resm-i hoş âyende tarh u rasf edüp, ʿarz-ı huzûr-i Âsaf-ı deryâ-dil ve resm-i mezkûr bâdî-yi nazarda Sultân Selîm Câmiʿi'ne müşâbih ve muşâkil olduğundan mevkiʿ-i pesend ü tahsîne mütevâsıl olup, Miʿmâr Ağa hilʿat-i pûş ve ihrâc-ı resmde hem-dûş-i murâfakat olan beş nefer miʿmârân dahi câm-ı iltifâtdan curʿa-nûş oldular. Resm-i mezkûr fi'l-hâl ʿarz-ı huzûr-i lâmiʿu'n-nûr kılınup, tarh u heyʾetini câmiʿu'l-ʿadl ve'l-ihsân olan Hâkān-ı zemân istihsân ve o vechile binâya şurûʿ olunmasını emr ü fermân buyurmuşlar idi. Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi üçüncü günü ihtiyâr olunan vakt-i mersûdetü's-saʿâdâtda hafr-ı esâsa kasd ü niyyet ve mukaddemce ihzâr olunan Ayasofya Şeyhi mihrâb vazʿ olunacak mahalde duʿâya mübâşeret ve hıtâmında Şeyh-i mûmâ ileyh teberrüken mahall-i mezkûre darb-ı fe's-i himmet edüp, ʿâdet-i dîrîn üzere zebh-i karâbîn ve iğnâ-yı fukarâ vü mesâkîn ile celb-i havâtır ve istihsâl-i duʿâ-yı mütekâsir kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh birkaç günden berü münharifü'l-mizâc olup, ʿilleti kabûl-i ʿilâc etmediğinden, işbu Cumâdelâhire'nin yirmi sekizinci gicesi deryâ-yı bî-gerân-ı ʿâlem-i\nfânîden lâ-ʿâsıme'l-yevm min emrillâh mekāliyle gûyâ olarak refʿ-i raht-ı vücûd ve ʿazm-i semt-i bekā [M1 179] ve hulûd edüp, Sadrıaʿzam ve Tevkīʿî Mustafa Paşa ve Kapudan Paşa ve sudûr ve Nakībü'l-eşrâf ve İstanbul Kadısı ve Ocak ağaları ve Defterdar Efendi, Sultân Mehmed Câmiʿi'nde cemʿ olmalarıyla Ayasofya Şeyhi'ne iktidâ ve namazı edâ olundu. Sâbıkā Sadr-ı Rûm Veliyyüddîn Efendi, mesned-i vâlâ-yı fetvâya cümleden elyak u ehak görülüp, Sadrıaʿzam mukaddemce Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve Efendi-yi müşârun ileyhi Kapucular kethudâlarıyla daʿvet etmişler idi. Beş on günden berü mizâclarına inhırâf târî olup, rükûb u nüzûle kudretleri olmadığını beyân ve bu ʿinâyet-i bî-pâyân sebeb-i ber’-i cism-i nâ-tüvânî olduğunu güzârende-i zebân eylediği ʿarz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı devrân kılındıkda, cism-i bî-mârlarına sıhhat ve vücûd-i bî-tâblarına kuvvet gelinceye dek hânelerinde râhat etmeleri irâdesiyle ferve-i beyzây-ı Meşîhat boğça ile taraflarına irsâl olunup, bu teşrîf-i gayr-i mesbûk ile kavmi beyninde hâyiz-i rehîne-i mefharet oldu. Şifâ-bahş-ı bîmârân olan cenâb-ı Müsteʿân yevmen feyevmen müşârun ileyhin cism-i ʿalîline tâb ü tüvân verüp, ʿilleti sıhhate mübeddel olarak defʿ-i emrâz u ʿilel eylediğini taraf-ı Sadru's-sudûra ihbâr ve on yedi gün sonra Rikâb-ı hümâyûn'a vazʿ-ı cebhe-i meskenet ü iftikār eyledi.",
          "caption": "Vefât-ı Şeyhülislâm ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ve nasb-ı Veliyyüddîn Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_369.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şeyhülislâm ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ve nasb-ı Veliyyüddîn Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh birkaç günden berü münharifü'l-mizâc olup, ʿilleti kabûl-i ʿilâc etmediğinden, işbu Cumâdelâhire'nin yirmi sekizinci gicesi deryâ-yı bî-gerân-ı ʿâlem-i\nfânîden lâ-ʿâsıme'l-yevm min emrillâh mekāliyle gûyâ olarak refʿ-i raht-ı vücûd ve ʿazm-i semt-i bekā [M1 179] ve hulûd edüp, Sadrıaʿzam ve Tevkīʿî Mustafa Paşa ve Kapudan Paşa ve sudûr ve Nakībü'l-eşrâf ve İstanbul Kadısı ve Ocak ağaları ve Defterdar Efendi, Sultân Mehmed Câmiʿi'nde cemʿ olmalarıyla Ayasofya Şeyhi'ne iktidâ ve namazı edâ olundu. Sâbıkā Sadr-ı Rûm Veliyyüddîn Efendi, mesned-i vâlâ-yı fetvâya cümleden elyak u ehak görülüp, Sadrıaʿzam mukaddemce Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve Efendi-yi müşârun ileyhi Kapucular kethudâlarıyla daʿvet etmişler idi. Beş on günden berü mizâclarına inhırâf târî olup, rükûb u nüzûle kudretleri olmadığını beyân ve bu ʿinâyet-i bî-pâyân sebeb-i ber’-i cism-i nâ-tüvânî olduğunu güzârende-i zebân eylediği ʿarz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı devrân kılındıkda, cism-i bî-mârlarına sıhhat ve vücûd-i bî-tâblarına kuvvet gelinceye dek hânelerinde râhat etmeleri irâdesiyle ferve-i beyzây-ı Meşîhat boğça ile taraflarına irsâl olunup, bu teşrîf-i gayr-i mesbûk ile kavmi beyninde hâyiz-i rehîne-i mefharet oldu. Şifâ-bahş-ı bîmârân olan cenâb-ı Müsteʿân yevmen feyevmen müşârun ileyhin cism-i ʿalîline tâb ü tüvân verüp, ʿilleti sıhhate mübeddel olarak defʿ-i emrâz u ʿilel eylediğini taraf-ı Sadru's-sudûra ihbâr ve on yedi gün sonra Rikâb-ı hümâyûn'a vazʿ-ı cebhe-i meskenet ü iftikār eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müteveffây-ı müşârun ileyh Devlet-i ʿaliyye'de Reʾîsülküttâb olan Küçük Çelebi dimekle maʿrûf Mehmed Efendi'nin sulbünden rûd-i zindegânîye vürûd ve giderek kesb-i nümûvv-i vücûd eyleyüp, bin yüz yirmi senesi recebinde Müftiyyü'l-enâm bulunan Ubîh-zâde ʿAbdullah Efendi, mahdûm-i mûmâ ileyhin kābiliyyetine nazar ve Medrese ruʾûsuyla kadrini bâlâter edüp, Şeyhulislâm İsmâʿîl Efendi'ye dâmâd ve bu takrîb kibâr-ı ʿulemâya cihet-i karâbetle râbıta-bend-i iʿtızâd ve devre-i muʿtâdeyi baʿde't-tekmîl Yenişehir-i Fenâr Kazâsı'nı tahsîl etmişidi. Elli iki târîhinde Burusa'ya Hâkim ve elli yedide Medîne-i münevvere'ye ʿâzim ve altmış birde İstanbul Kazâsı'ıyla kâmrân ve yetmiş târîhinde Sadâret-i Anadolu ile şâdân olup, baʿde'l-ʿazl bâ-pâye Sudûr-i Rum'a vasl olunmuşidi. Yüz yetmiş iki zilkaʿdesinde Müftiyyü'l-enâm ve hallâl-ı müşkilât-ı hâss u ʿâmm olup, \n\nfâzıl-ı devrân\n(فاضل دوران)\nmeşîhatlerine târîh vâkiʻ olduğundan başka Sadr-ı vakt Râgıb Paşa, \n\n Binde bir ancak düşer bu resme târîh-i latîf \n Câh-ı fetvâ olsun İsmâʿîl Efendi'ye saʿîd \n (جاه فتوى اولسون إسماعيل أفنديه سعيد) \n\n târîhini gûyâ ve Halîl Resâ dahi; \n\n Oldu İsmâʿîl Efendi ʿizz ile Müftiyyü'l-enâm \n (اولدي إسماعيل أفندي عز إيله مفتي الأنام) \n\n [M1 180] târîh-i benâmıyla şöhret-nümâ oldu. Sekiz mâh kadar mesned-nişîn-i Fetvâ ve ber-medlûl [mısra] Li-külli'm-ri'in yevmen mine'd-dehri musarraʿun ʿâzim-i cenâb-ı ʿukbâ oldu. Müşârun ileyhin her fende eli ve meʿârif ü ʿulûm-i cüzʼiyye ve külliyyede medhali olduğundan gayri elsine-i selâsede nazmen ve nesren güftâre kudretleri olup, nazm-ı selîsi dîvânından ve nesr-i matbûʿu târîhinden maʿlûmdur. Hak budur ki inşâsı, rağbet-şiken-i Münşe'ât-ı Harizmî ve bedîʿ-i zemân ve sebk ü insicâm-ı elfâzı dağzen-i kalb-i Vassâf ve hâce-i cihân olup, şiʿri Sebʿa-i muʿallakaya sâmin ve esdâf-ı elfâzında dürer-i meʿânî-yi latîfe kâmin olup, cemʿ etdiği kütüb-i latîfe ve devâvîn-i nefîse hâric-i hadd-i ihsâ ve imzâsıyla bu Fakīr'in müşâhede eylediği kütüb ulûf derecelerine resâdır. [Mısra]: \n\n ʿÂsım İsmâʿîl Efendi kıldı firdevsi mekân \n (عاصم إسماعيل أفندي قلدي فردوسي مكان) \n\n Nevres merhûmun fevtine inşâd etdiği târîhdir. Müşârun ileyhin eşʿârından yâddâşt olan beyitler bu mahalle kayd olundu. Beyt: \n\n Hep hüsn ü ʿaşka dâ'yir imiş güft [ü] gûy-i halk \n Dillerde dâstân imiş esrâr sandığım \n\n ve lehû: \n\n Düm-i tîğ-i siyeh-tâb-nigâhın kılma zehr-âlûd \n O kudretden mükehhal-çeşme zâlim sürmeler çekme.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_370.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müteveffây-ı müşârun ileyh Devlet-i ʿaliyye'de Reʾîsülküttâb olan Küçük Çelebi dimekle maʿrûf Mehmed Efendi'nin sulbünden rûd-i zindegânîye vürûd ve giderek kesb-i nümûvv-i vücûd eyleyüp, bin yüz yirmi senesi recebinde Müftiyyü'l-enâm bulunan Ubîh-zâde ʿAbdullah Efendi, mahdûm-i mûmâ ileyhin kābiliyyetine nazar ve Medrese ruʾûsuyla kadrini bâlâter edüp, Şeyhulislâm İsmâʿîl Efendi'ye dâmâd ve bu takrîb kibâr-ı ʿulemâya cihet-i karâbetle râbıta-bend-i iʿtızâd ve devre-i muʿtâdeyi baʿde't-tekmîl Yenişehir-i Fenâr Kazâsı'nı tahsîl etmişidi. Elli iki târîhinde Burusa'ya Hâkim ve elli yedide Medîne-i münevvere'ye ʿâzim ve altmış birde İstanbul Kazâsı'ıyla kâmrân ve yetmiş târîhinde Sadâret-i Anadolu ile şâdân olup, baʿde'l-ʿazl bâ-pâye Sudûr-i Rum'a vasl olunmuşidi. Yüz yetmiş iki zilkaʿdesinde Müftiyyü'l-enâm ve hallâl-ı müşkilât-ı hâss u ʿâmm olup, \n\nfâzıl-ı devrân\n(فاضل دوران)\nmeşîhatlerine târîh vâkiʻ olduğundan başka Sadr-ı vakt Râgıb Paşa, \n\n Binde bir ancak düşer bu resme târîh-i latîf \n Câh-ı fetvâ olsun İsmâʿîl Efendi'ye saʿîd \n (جاه فتوى اولسون إسماعيل أفنديه سعيد) \n\n târîhini gûyâ ve Halîl Resâ dahi; \n\n Oldu İsmâʿîl Efendi ʿizz ile Müftiyyü'l-enâm \n (اولدي إسماعيل أفندي عز إيله مفتي الأنام) \n\n [M1 180] târîh-i benâmıyla şöhret-nümâ oldu. Sekiz mâh kadar mesned-nişîn-i Fetvâ ve ber-medlûl [mısra] Li-külli'm-ri'in yevmen mine'd-dehri musarraʿun ʿâzim-i cenâb-ı ʿukbâ oldu. Müşârun ileyhin her fende eli ve meʿârif ü ʿulûm-i cüzʼiyye ve külliyyede medhali olduğundan gayri elsine-i selâsede nazmen ve nesren güftâre kudretleri olup, nazm-ı selîsi dîvânından ve nesr-i matbûʿu târîhinden maʿlûmdur. Hak budur ki inşâsı, rağbet-şiken-i Münşe'ât-ı Harizmî ve bedîʿ-i zemân ve sebk ü insicâm-ı elfâzı dağzen-i kalb-i Vassâf ve hâce-i cihân olup, şiʿri Sebʿa-i muʿallakaya sâmin ve esdâf-ı elfâzında dürer-i meʿânî-yi latîfe kâmin olup, cemʿ etdiği kütüb-i latîfe ve devâvîn-i nefîse hâric-i hadd-i ihsâ ve imzâsıyla bu Fakīr'in müşâhede eylediği kütüb ulûf derecelerine resâdır. [Mısra]: \n\n ʿÂsım İsmâʿîl Efendi kıldı firdevsi mekân \n (عاصم إسماعيل أفندي قلدي فردوسي مكان) \n\n Nevres merhûmun fevtine inşâd etdiği târîhdir. Müşârun ileyhin eşʿârından yâddâşt olan beyitler bu mahalle kayd olundu. Beyt: \n\n Hep hüsn ü ʿaşka dâ'yir imiş güft [ü] gûy-i halk \n Dillerde dâstân imiş esrâr sandığım \n\n ve lehû: \n\n Düm-i tîğ-i siyeh-tâb-nigâhın kılma zehr-âlûd \n O kudretden mükehhal-çeşme zâlim sürmeler çekme."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Şıkk-ı Evvel Defterdârı olup, rütbe-i Mîr-i mîrânî ile ʿAlâʾiyye Sancağı'na ibʿâd olunan el-Hâc Ahmed Paşa, Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, hânesinde ikāmet zımnında dest-bâz-ı niyâz ve recâsı karîn-i müsâʿade-i Şehriyâr-ı bende-nüvâz olduğuna binâʾen, Mîr-i mîrânlığı refʿ ve Âsitâne'ye gelmesi bâbında sâdır olan emr-i ʿâlî kendü âdemîsine defʿ olundu.\n\nReceb-i şerîfin on birinci günü Surre-i hümâyûn, Emîni olan Hasan Ağa'ya teslîm ve ber-kadem-i akdem kāfile-i huccâc ile ʿazîmeti matlûb-i Pâdişâhî olduğu tarafına tefhîm olundu.\n\nArpa Emîni olan Temrî Mehmed Efendi'nin nahl-i ömrü üftâde-i sarsar-i ecel ve mansıbı ile Hasekî Mustafa Ağa bâlâr u ser menzil-i emel oldu. Mûmâ ileyh devr-i Ahmed Hânî'de Beylan Tevliyyeti ile çırâğ olup, bu devr-i bî-cevre gelinceye dek mukīm-i kûşe-i ferâğ ve kanāʿat-kerde-i ednâ bülga-i refâğ olmuşidi. Şehriyâr-ı ʿâlem taht-ı hümâyûn-baht saltanata vazʿ-ı kadem buyurduklarında muʿârefe-i kadîme sebebi ile tezekkür ve huzûr-i hümâyûnalarına getürdüp, nukūd ü ilbâs ile mûmâ ileyhi tehî-sâz-ı dâmen-i vecîb-i teşekkür buyurduklarından gayri Galata Voyvodalığı'yla tatyîb ve esâs ve dârâtını taraf-ı Mülûkâne'lerinden tertîb buyurup, sene-i âtiyede Arpa Emâneti'ni ʿinâyet ve tahsîl tertîbâtına zemân lâzım geldiğinden mahzâ vâreste-i sıklet olması bâbında taʿvîzân vâfir akça ʿan-nakd hazîneden iʿtâ olunup, [M1 181] bervech-i sühûlet umûrunu ru'yet üzere iken ʿazm-i dâr-ı ahret eyledi.\n\nMonlacık-zâde İshak Efendi, Edirne Pâyesi'yle mükerrem ve Topkapulu Sâlih Efendi-zâde İstanbul Pâyesi'yle hurrem oldu.\n\nKapucular Kethudâsı olan Silahdâr Paşa birâderi Hüseyin Bey, Mîrahûr-i Sânî nasb ü taʿyîn ve Mîrahûr-i Sânî olan Seyyid Ahmed Ağa, Kapucular Kethudâlığı'yla kâmbîn kılındı.\n\nGencîne-i cevâhir-i esrâr-ı Hudâ ve sipehsâlâr-ı ketîbe-i rusül ü enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ ʿaleyhi mine's-salâti evfâhâ hazretlerinin Ravza-i mutahharaları her ne kadar müstağnî-yi zîb ü zîver ise dahi bir nevʿ tekarrub ve ihtisâs kesbine medâr olmak içün bir cevher-i girân-behâ ihdâsı lâyih-i hâtır-ı Şehinşâhî olmağla, ber vech-i tahmîn dört yüz kîse kıymetlü müseddesü'ş-şekl dört yüz kırata karîb bir kıtʿa zümrüd hazîne-i Şâhânelerinden ifrâz olunup, Medîne-i münevvere Kadısı ve Şeyhu'l-harem maʿrifetleriyle o makām-ı melâyik-huddâma âvîze kılınmak içün takdîm ve Büyük Sakabaşı'ya teslîm olundu.\nGül Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAlî Paşa mukaddem Sadâret'e takrîb olunacağını kable'l-cülûs Sadrıaʿzam tahkīk ve şükât tedârüküyle refʿ-i tûğ ve musâdereden başka İstanköy'e nefy ile eczây-ı sâmânını tefrîk etmişidi. Üç seneden berü cezîre-nişîn ve leyl ü nehâr kârî-yi âh ü enîn olduğu maʿlûm-i Pâdişâh-ı bâhirü't-temkîn olduğuna binâ'en, tûğ u sancağı ibkā ve İç-il mansıbı ile mezraʿa-i nedîde sehâb-ı emeli irvâ olundu.\nYeniçeri Ağası Kapu-kıran Mehmed Ağa'nın baʿzı harîklarda gayret ü ikdâmı bizzat maʿlûm-i Pâdişâhî olup, şaʿbânın yedinci cumʿa günü bir kabza hançer-i mücevher ile miyân-bend-i iftihârı pür-zîver kılındı.\nYanya Mutasarrıfı Vezîr İsmâʿîl Paşa'nın reʿâyâya olan teʿaddîsi bî-hadd ü pâyân ve reʿâyây-ı mezkûre ʿarz-ı halleriyle birkaç defʿa tahrîk-i silsile-i merhamet-i Pâdişâh-ı zemân eylediklerine binâ'en, fîmâ-baʿd zulm ü sitemden dâmenkeş-i ictinâb ve fukarâ vü zuʿafâyı tetâvül-i dest-i teʿaddî ile mübtelây-ı ıztırâb eylememesi bâbında mükteseb-i serzeniş ü ʿitâb olmuşiken mütenebbih olmayup, kemâ-kân vâdî-yi gafletde bûyân olduğu nümâyân olmağla, Vezâreti refʿ olunup, mübâşiri varmadan firâr ve Arnabûd Belgrad'ı semtlerinde karâr eyleyüp, bir müddetden sonra dâmengîr-i şefâʿat ve cürmü ʿafv olunup o havâlîde muntazar-ı lütf-i Şehriyâr-ı İskender-haslet oldu.\nBaʿzı husûs müzâkeresiyçün erkân-ı devlet Enderûn-i hümâyûn'da cemʿiyyet eyledikleri gün bedestân etrâfında kâ'in kuyumculardan birkaç hâyin sanduklarını bedestâna [M1 182] sürʿatle nakl etdiklerinden halka bir nevʿ dağdağa îrâs ve etmek kapma ve neşr-i urcûfe etdirmek sûretlerini ihdâs etdiklerinden ikisi kuyumcular içinde sandal bedestânı ittısâlinde berdâr ve o makūle bî-edebler tahvîf ü inzâr olundu.\nŞehremîni semtinde zümre-i kuzâtdan bir şahs-ı şaʿbedebâzın hânesinde kalbazan âlâtı bulunduğu Bâb-ı ʿâlî'ye ihbâr ve nefy-i ebed ile Mısır'a tesyâr olundu.\nŞaʿbân-ı şerîfin on beşinci günü kısteyn mevâcibi ihrâc ve tevzîʿ ve baʿde'd-devr Teşrîfât-ı seniyye ile kadr-ı Sadrıaʿzamî terfîʿ olundu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_371.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Bundan akdem Şıkk-ı Evvel Defterdârı olup, rütbe-i Mîr-i mîrânî ile ʿAlâʾiyye Sancağı'na ibʿâd olunan el-Hâc Ahmed Paşa, Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, hânesinde ikāmet zımnında dest-bâz-ı niyâz ve recâsı karîn-i müsâʿade-i Şehriyâr-ı bende-nüvâz olduğuna binâʾen, Mîr-i mîrânlığı refʿ ve Âsitâne'ye gelmesi bâbında sâdır olan emr-i ʿâlî kendü âdemîsine defʿ olundu.\n\nReceb-i şerîfin on birinci günü Surre-i hümâyûn, Emîni olan Hasan Ağa'ya teslîm ve ber-kadem-i akdem kāfile-i huccâc ile ʿazîmeti matlûb-i Pâdişâhî olduğu tarafına tefhîm olundu.\n\nArpa Emîni olan Temrî Mehmed Efendi'nin nahl-i ömrü üftâde-i sarsar-i ecel ve mansıbı ile Hasekî Mustafa Ağa bâlâr u ser menzil-i emel oldu. Mûmâ ileyh devr-i Ahmed Hânî'de Beylan Tevliyyeti ile çırâğ olup, bu devr-i bî-cevre gelinceye dek mukīm-i kûşe-i ferâğ ve kanāʿat-kerde-i ednâ bülga-i refâğ olmuşidi. Şehriyâr-ı ʿâlem taht-ı hümâyûn-baht saltanata vazʿ-ı kadem buyurduklarında muʿârefe-i kadîme sebebi ile tezekkür ve huzûr-i hümâyûnalarına getürdüp, nukūd ü ilbâs ile mûmâ ileyhi tehî-sâz-ı dâmen-i vecîb-i teşekkür buyurduklarından gayri Galata Voyvodalığı'yla tatyîb ve esâs ve dârâtını taraf-ı Mülûkâne'lerinden tertîb buyurup, sene-i âtiyede Arpa Emâneti'ni ʿinâyet ve tahsîl tertîbâtına zemân lâzım geldiğinden mahzâ vâreste-i sıklet olması bâbında taʿvîzân vâfir akça ʿan-nakd hazîneden iʿtâ olunup, [M1 181] bervech-i sühûlet umûrunu ru'yet üzere iken ʿazm-i dâr-ı ahret eyledi.\n\nMonlacık-zâde İshak Efendi, Edirne Pâyesi'yle mükerrem ve Topkapulu Sâlih Efendi-zâde İstanbul Pâyesi'yle hurrem oldu.\n\nKapucular Kethudâsı olan Silahdâr Paşa birâderi Hüseyin Bey, Mîrahûr-i Sânî nasb ü taʿyîn ve Mîrahûr-i Sânî olan Seyyid Ahmed Ağa, Kapucular Kethudâlığı'yla kâmbîn kılındı.\n\nGencîne-i cevâhir-i esrâr-ı Hudâ ve sipehsâlâr-ı ketîbe-i rusül ü enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ ʿaleyhi mine's-salâti evfâhâ hazretlerinin Ravza-i mutahharaları her ne kadar müstağnî-yi zîb ü zîver ise dahi bir nevʿ tekarrub ve ihtisâs kesbine medâr olmak içün bir cevher-i girân-behâ ihdâsı lâyih-i hâtır-ı Şehinşâhî olmağla, ber vech-i tahmîn dört yüz kîse kıymetlü müseddesü'ş-şekl dört yüz kırata karîb bir kıtʿa zümrüd hazîne-i Şâhânelerinden ifrâz olunup, Medîne-i münevvere Kadısı ve Şeyhu'l-harem maʿrifetleriyle o makām-ı melâyik-huddâma âvîze kılınmak içün takdîm ve Büyük Sakabaşı'ya teslîm olundu.\nGül Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAlî Paşa mukaddem Sadâret'e takrîb olunacağını kable'l-cülûs Sadrıaʿzam tahkīk ve şükât tedârüküyle refʿ-i tûğ ve musâdereden başka İstanköy'e nefy ile eczây-ı sâmânını tefrîk etmişidi. Üç seneden berü cezîre-nişîn ve leyl ü nehâr kârî-yi âh ü enîn olduğu maʿlûm-i Pâdişâh-ı bâhirü't-temkîn olduğuna binâ'en, tûğ u sancağı ibkā ve İç-il mansıbı ile mezraʿa-i nedîde sehâb-ı emeli irvâ olundu.\nYeniçeri Ağası Kapu-kıran Mehmed Ağa'nın baʿzı harîklarda gayret ü ikdâmı bizzat maʿlûm-i Pâdişâhî olup, şaʿbânın yedinci cumʿa günü bir kabza hançer-i mücevher ile miyân-bend-i iftihârı pür-zîver kılındı.\nYanya Mutasarrıfı Vezîr İsmâʿîl Paşa'nın reʿâyâya olan teʿaddîsi bî-hadd ü pâyân ve reʿâyây-ı mezkûre ʿarz-ı halleriyle birkaç defʿa tahrîk-i silsile-i merhamet-i Pâdişâh-ı zemân eylediklerine binâ'en, fîmâ-baʿd zulm ü sitemden dâmenkeş-i ictinâb ve fukarâ vü zuʿafâyı tetâvül-i dest-i teʿaddî ile mübtelây-ı ıztırâb eylememesi bâbında mükteseb-i serzeniş ü ʿitâb olmuşiken mütenebbih olmayup, kemâ-kân vâdî-yi gafletde bûyân olduğu nümâyân olmağla, Vezâreti refʿ olunup, mübâşiri varmadan firâr ve Arnabûd Belgrad'ı semtlerinde karâr eyleyüp, bir müddetden sonra dâmengîr-i şefâʿat ve cürmü ʿafv olunup o havâlîde muntazar-ı lütf-i Şehriyâr-ı İskender-haslet oldu.\nBaʿzı husûs müzâkeresiyçün erkân-ı devlet Enderûn-i hümâyûn'da cemʿiyyet eyledikleri gün bedestân etrâfında kâ'in kuyumculardan birkaç hâyin sanduklarını bedestâna [M1 182] sürʿatle nakl etdiklerinden halka bir nevʿ dağdağa îrâs ve etmek kapma ve neşr-i urcûfe etdirmek sûretlerini ihdâs etdiklerinden ikisi kuyumcular içinde sandal bedestânı ittısâlinde berdâr ve o makūle bî-edebler tahvîf ü inzâr olundu.\nŞehremîni semtinde zümre-i kuzâtdan bir şahs-ı şaʿbedebâzın hânesinde kalbazan âlâtı bulunduğu Bâb-ı ʿâlî'ye ihbâr ve nefy-i ebed ile Mısır'a tesyâr olundu.\nŞaʿbân-ı şerîfin on beşinci günü kısteyn mevâcibi ihrâc ve tevzîʿ ve baʿde'd-devr Teşrîfât-ı seniyye ile kadr-ı Sadrıaʿzamî terfîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem iki tuğ ile Cerde Başbuğu nasb olunan ʿOsmân Paşa akrânına sâbık ve nazar-ı ʿinâyete şâyân ü lâyık olup, umûr-i Cerde dahi ekser-i evkātda debdebe-i Vezâret'le idâre oluna-geldiğinden Paşa-yı mûmâ ileyhe Vezâret verilmesi her tarafdan teşvîk u tergîb olunmağla, gurre-i ramazânda rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le tatrîb olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Trablus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_372.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Trablus",
          "text": "Bundan akdem iki tuğ ile Cerde Başbuğu nasb olunan ʿOsmân Paşa akrânına sâbık ve nazar-ı ʿinâyete şâyân ü lâyık olup, umûr-i Cerde dahi ekser-i evkātda debdebe-i Vezâret'le idâre oluna-geldiğinden Paşa-yı mûmâ ileyhe Vezâret verilmesi her tarafdan teşvîk u tergîb olunmağla, gurre-i ramazânda rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâhı- sıyâm karîn-i encâm olduğuna binâ'en, leyletü'l-ʿîd bi'l-cümle erkân-ı devlet takbîl-i dâmen-i Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd ile nâyil-i inbisât-ı ber-mezîd oldular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_373.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd",
          "text": "Mâhı- sıyâm karîn-i encâm olduğuna binâ'en, leyletü'l-ʿîd bi'l-cümle erkân-ı devlet takbîl-i dâmen-i Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd ile nâyil-i inbisât-ı ber-mezîd oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şevvâlü'l-mükerremin dördüncü günü tevcîhâta irâde-i hümâyûn teʿalluk eyleyüp, ricâl-i bâb ve defterdârân ve Emânet-i Defter-i hakānî, mutasarrıflarına cümleten ibkā olunup, Büyük Rûznâme, Hamza Hâmid Efendi'ye tevcîh ve Baş-muhasebe, Nuʿmân Efendi'ye ibkā ve Şehremâneti, Kirli İbrâhîm Efendi'ye tevcîh ve Tersâne-i ʿâmire, Sıdkı Mustafa Efendi'ye ve Darb-hâne, Halîl Efendi'ye ibkā ve Matbah Emâneti, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Ebûbekir Efendi'ye tevcîh ve Arpa Emâneti ibkā ve Anadolu, Elmas Paşa-zâde Mustafa Bey'e ve Atlu Mukābeleciliği, ʿAbdullah Bey'e tevcîh olunup, Haremeyn Muhasebesi, Hâşim Efendi'ye ve Yeniçeri Kitâbeti, Râkım Mehmed Efendi'ye ibkā ve Sipâh Kitâbeti, Dervîş Mehmed Naʿîmâ Efendi'ye ve Silahdâr Kitâbeti, Çukadar Ağalık'dan çıkma Süleymân Efendi'ye tevcîh ve Cizye Muhasebesi, Nûri Bey'e ibkā ve Mevkūfât, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye; Küçük Rûznâme, Re'îs-zâde ʿAbdurrezzâk Efendi'ye; Piyâde Mukābelesi, ʿArif Süleymân Bey'e; Küçük Evkāf, Hâlisa-zâde ʿAli Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, Mahmûd Bey'e; Cebeciler Kitâbeti, Nâyilî Paşa-zâde Şakir Bey'e; Tophâne Nezâreti, Kesriyyeli-zâde Bekir Bey'e tevcîh olunup, menâsıb-ı bakıye dahi erbâb-ı istihkāka tevcîh ü ʿinâyet ve bazıları dahi ʿatâyây-ı Pâdişâhî ile vâreste-i kayd-ı zarûret kılındı. Ocak ağaları dahi ibkā olunup, fekat Sipâh Ağalığı, Urfalı Mehmed Ağa'ya; [M1 183] ve Silahdâr Ağalığı, İbrâhîm Bey'e; ve Başbâkı-kulluğu, Hüseyin Bey'e tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_374.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "text": "İşbu şevvâlü'l-mükerremin dördüncü günü tevcîhâta irâde-i hümâyûn teʿalluk eyleyüp, ricâl-i bâb ve defterdârân ve Emânet-i Defter-i hakānî, mutasarrıflarına cümleten ibkā olunup, Büyük Rûznâme, Hamza Hâmid Efendi'ye tevcîh ve Baş-muhasebe, Nuʿmân Efendi'ye ibkā ve Şehremâneti, Kirli İbrâhîm Efendi'ye tevcîh ve Tersâne-i ʿâmire, Sıdkı Mustafa Efendi'ye ve Darb-hâne, Halîl Efendi'ye ibkā ve Matbah Emâneti, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Ebûbekir Efendi'ye tevcîh ve Arpa Emâneti ibkā ve Anadolu, Elmas Paşa-zâde Mustafa Bey'e ve Atlu Mukābeleciliği, ʿAbdullah Bey'e tevcîh olunup, Haremeyn Muhasebesi, Hâşim Efendi'ye ve Yeniçeri Kitâbeti, Râkım Mehmed Efendi'ye ibkā ve Sipâh Kitâbeti, Dervîş Mehmed Naʿîmâ Efendi'ye ve Silahdâr Kitâbeti, Çukadar Ağalık'dan çıkma Süleymân Efendi'ye tevcîh ve Cizye Muhasebesi, Nûri Bey'e ibkā ve Mevkūfât, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye; Küçük Rûznâme, Re'îs-zâde ʿAbdurrezzâk Efendi'ye; Piyâde Mukābelesi, ʿArif Süleymân Bey'e; Küçük Evkāf, Hâlisa-zâde ʿAli Efendi'ye; Kalyonlar Kitâbeti, Mahmûd Bey'e; Cebeciler Kitâbeti, Nâyilî Paşa-zâde Şakir Bey'e; Tophâne Nezâreti, Kesriyyeli-zâde Bekir Bey'e tevcîh olunup, menâsıb-ı bakıye dahi erbâb-ı istihkāka tevcîh ü ʿinâyet ve bazıları dahi ʿatâyây-ı Pâdişâhî ile vâreste-i kayd-ı zarûret kılındı. Ocak ağaları dahi ibkā olunup, fekat Sipâh Ağalığı, Urfalı Mehmed Ağa'ya; [M1 183] ve Silahdâr Ağalığı, İbrâhîm Bey'e; ve Başbâkı-kulluğu, Hüseyin Bey'e tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin on birinci günü Donanma-yı hümâyûn'un ihrâcı musammem olduğuna binâ'en, Kapudan Paşa Mîr-i mîrândan olmağla, Selîmî ile ʿatebe-i Şâhâne'ye ruhsâ ve hilʿat iksâsından sonra Dolma-bağçe pîşgâhına lenger-endâz-ı heybet ve birkaç günden sonra Ak-deniz'e doğru şirâʿ-güşây-ı ʿazîmet oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_375.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Şevvâlin on birinci günü Donanma-yı hümâyûn'un ihrâcı musammem olduğuna binâ'en, Kapudan Paşa Mîr-i mîrândan olmağla, Selîmî ile ʿatebe-i Şâhâne'ye ruhsâ ve hilʿat iksâsından sonra Dolma-bağçe pîşgâhına lenger-endâz-ı heybet ve birkaç günden sonra Ak-deniz'e doğru şirâʿ-güşây-ı ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Filibe hânedânından olup, ihrâz-ı menâsıb ve katʿ-ı merâtib niyyeti ile Âsitâne'ye gelmişidi. Defterdâr-ı nâmdâr olan Halîmî Paşa'ya, rabt-ı peyvend teʿalluk ve giderek emsâline tefavvuk edüp, Edirne ve Sofya ve o havâlînin ʿale'l-ʿumûm kasabât ve kurâsı mübâyaʿasını derʿuhde vü iltizâm ve behâlarını cânib-i mîrîden ahz ü istîfâ ile tahsîl-i merâm eyleyüp, kendüsi bizzât bu mesâlihin ru'yetine kāyim ve Halîmî\nPaşa'ya istinâd ile zulm ü teʿaddîye mülâzim ve kati çok meblağ fukarâdan tahsîl ve esbâb-ı dârât ü ihtişâmını gereği gibi tekmîl etdikden sonra Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve Matbah Emâneti ile isbât-ı vücûd etmişidi. Müstenedi ber-taraf ve kendüsi bâd-be-keff olmağla, Filibe'ye iclâ ve o hilâlde tîşe-i zulm ü cevriyle dilharâb olan reʿâyâ rikâb-ı kamer-tâba iştikâ ile teşvîr-i gazab-ı Pâdişâhî eylediklerinden, Âsitâne'ye ihzâr sûretinde Edirne'ye lede'l-vusûl Bostâncı-başı maʿrifetiyle maktûl ve emvâl ü eşyâsı hazîne-i Pâdişâhî'ye mevsûl oldu.",
          "caption": "İʿdâm-ı ʿAbdurrahîm Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_376.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı ʿAbdurrahîm Bey",
          "text": "Mûmâ ileyh Filibe hânedânından olup, ihrâz-ı menâsıb ve katʿ-ı merâtib niyyeti ile Âsitâne'ye gelmişidi. Defterdâr-ı nâmdâr olan Halîmî Paşa'ya, rabt-ı peyvend teʿalluk ve giderek emsâline tefavvuk edüp, Edirne ve Sofya ve o havâlînin ʿale'l-ʿumûm kasabât ve kurâsı mübâyaʿasını derʿuhde vü iltizâm ve behâlarını cânib-i mîrîden ahz ü istîfâ ile tahsîl-i merâm eyleyüp, kendüsi bizzât bu mesâlihin ru'yetine kāyim ve Halîmî\nPaşa'ya istinâd ile zulm ü teʿaddîye mülâzim ve kati çok meblağ fukarâdan tahsîl ve esbâb-ı dârât ü ihtişâmını gereği gibi tekmîl etdikden sonra Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve Matbah Emâneti ile isbât-ı vücûd etmişidi. Müstenedi ber-taraf ve kendüsi bâd-be-keff olmağla, Filibe'ye iclâ ve o hilâlde tîşe-i zulm ü cevriyle dilharâb olan reʿâyâ rikâb-ı kamer-tâba iştikâ ile teşvîr-i gazab-ı Pâdişâhî eylediklerinden, Âsitâne'ye ihzâr sûretinde Edirne'ye lede'l-vusûl Bostâncı-başı maʿrifetiyle maktûl ve emvâl ü eşyâsı hazîne-i Pâdişâhî'ye mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāʿide-yi dûdmân-ı Cengîziyân üzere hâlâ Kırım hânı Kırım Girây Hân'ın Kalgaylık hidmetinde olan Sultân sûy-i âhirete şitâbân olmağla, birâder-i kihterlerin Kuban Serʿaskerliği'ne tahsîs ve sinîn-i vâfireden berü Kuban Serʿaskeri olan karındaşı Baht Girây Sultân-zâde Saʿâdet Girday Sultân'ın binây-ı ikbâlini Kalgaylık ile tarsîs eyleyüp, keyfiyyeti derbâr-ı ʿatûfet-medâra inhâ ve ibkā ve takrîrini recâ etmişidi. Mes'ûlü müsâʿadeye makrûn ve bir sevb-i kontuş semmûr paçası kürk ve beş kîse akçe irsâliyle îfây-ı hakk-ı kānûn kılınup, mûmâ ileyh dahi vefât ve terk-i turktâz-ı deşt-i hayât edüp, yerine Maksûd Girây nasbı ile telâfî-yi mâ-fât olundu.",
          "caption": "Fevt-i Kalgay Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_377.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kalgay Sultân",
          "text": "Kāʿide-yi dûdmân-ı Cengîziyân üzere hâlâ Kırım hânı Kırım Girây Hân'ın Kalgaylık hidmetinde olan Sultân sûy-i âhirete şitâbân olmağla, birâder-i kihterlerin Kuban Serʿaskerliği'ne tahsîs ve sinîn-i vâfireden berü Kuban Serʿaskeri olan karındaşı Baht Girây Sultân-zâde Saʿâdet Girday Sultân'ın binây-ı ikbâlini Kalgaylık ile tarsîs eyleyüp, keyfiyyeti derbâr-ı ʿatûfet-medâra inhâ ve ibkā ve takrîrini recâ etmişidi. Mes'ûlü müsâʿadeye makrûn ve bir sevb-i kontuş semmûr paçası kürk ve beş kîse akçe irsâliyle îfây-ı hakk-ı kānûn kılınup, mûmâ ileyh dahi vefât ve terk-i turktâz-ı deşt-i hayât edüp, yerine Maksûd Girây nasbı ile telâfî-yi mâ-fât olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri olan Şeyhî Monla Efendi ve Sadr-ı Anadolu olan Kara Bekir-zâde ʿOsmân Efendi'nin müddetleri gāyete vâsıl olup, şevvâlin yirmi beşinci günü Mirzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi, Rumeli Sadâreti'ne ve Hekîm-başı Mehmed Refîʿ Efendi, Anadolu [M1 184] Sadâreti'ne nâyil oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı sadreyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_378.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı sadreyn",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri olan Şeyhî Monla Efendi ve Sadr-ı Anadolu olan Kara Bekir-zâde ʿOsmân Efendi'nin müddetleri gāyete vâsıl olup, şevvâlin yirmi beşinci günü Mirzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi, Rumeli Sadâreti'ne ve Hekîm-başı Mehmed Refîʿ Efendi, Anadolu [M1 184] Sadâreti'ne nâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel olan İbrâhîm Efendi, [mısra]: Ve men yaʿiş yelka devâhî'l-meşîb mefhûmu üzere kerem ve serd-i rûzgârı tecribe vü ihtibâr etmişiken; “Baʿzı umûr-ı muhdese ihtirâʿıyla devlete hidmet ve Pâdişâh'a tahsîl-i kurbiyyet ederim\" deyü Sadrıaʿzam hâssı olan Kıbrıs'ın mîrî tarafından ilzâmına ʿamel ve müşârun ileyhe bir başka mahall-i bedel etmek zumunda olduğu maʿlûm-i Sadr-ı ecel olduğu ân ʿazlini takrîr ve me'al-i: İnʿâdeke'l-vezîru lem yenfaʿke'l-emîru mefhûmu hakkında sûret-i pezîr oldu.\n‘Alâ'iyye Paşalığı'ndan tehâfüt ile hânesinde ârâmgîr olan el-Hâc Ahmed Efendi, o makām-ı hatîr ile tevkīr oldu.\nReîsü'lküttâb olan ‘Abdullah Efendi, lâ yenfaʿu li'ş-şerri ve lâ li'l-hayr ise dahi riyâseti ʿarz gibi kāyim bi'l-gayri olup, başlı başına bir takrîr yazmakdan ʿâciz ve muztar ve serâyir-i devlete sefele-i küttâb bi'z-zarûre mahrem olacağı mukarrer olduğuna binâ'en, zilkaʿdenin ikinci günü ʿazl ve fazîlet ve bâhiresi müsellem-i erbâb-ı dirâyet ü ʿakl olan re'îs-i sâbık Kâşif Mehmed Efendi hidmet-i mezkûreye nakl olunup, Çavuşbaşı Hatîb-zâde dahi ʿan-asıl galîz u fazz ve hidmetinden Sadrıaʿzam istîfây-ı haz eylediğinden o dahi maʿzûl ve eʿâzım-ı ricâl-i devletden Hamza Hâmid Efendi yerine mevsûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterî ve Re’îsülküttâb ve Çavuşbaşı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_379.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterî ve Re’îsülküttâb ve Çavuşbaşı",
          "text": "Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel olan İbrâhîm Efendi, [mısra]: Ve men yaʿiş yelka devâhî'l-meşîb mefhûmu üzere kerem ve serd-i rûzgârı tecribe vü ihtibâr etmişiken; “Baʿzı umûr-ı muhdese ihtirâʿıyla devlete hidmet ve Pâdişâh'a tahsîl-i kurbiyyet ederim\" deyü Sadrıaʿzam hâssı olan Kıbrıs'ın mîrî tarafından ilzâmına ʿamel ve müşârun ileyhe bir başka mahall-i bedel etmek zumunda olduğu maʿlûm-i Sadr-ı ecel olduğu ân ʿazlini takrîr ve me'al-i: İnʿâdeke'l-vezîru lem yenfaʿke'l-emîru mefhûmu hakkında sûret-i pezîr oldu.\n‘Alâ'iyye Paşalığı'ndan tehâfüt ile hânesinde ârâmgîr olan el-Hâc Ahmed Efendi, o makām-ı hatîr ile tevkīr oldu.\nReîsü'lküttâb olan ‘Abdullah Efendi, lâ yenfaʿu li'ş-şerri ve lâ li'l-hayr ise dahi riyâseti ʿarz gibi kāyim bi'l-gayri olup, başlı başına bir takrîr yazmakdan ʿâciz ve muztar ve serâyir-i devlete sefele-i küttâb bi'z-zarûre mahrem olacağı mukarrer olduğuna binâ'en, zilkaʿdenin ikinci günü ʿazl ve fazîlet ve bâhiresi müsellem-i erbâb-ı dirâyet ü ʿakl olan re'îs-i sâbık Kâşif Mehmed Efendi hidmet-i mezkûreye nakl olunup, Çavuşbaşı Hatîb-zâde dahi ʿan-asıl galîz u fazz ve hidmetinden Sadrıaʿzam istîfây-ı haz eylediğinden o dahi maʿzûl ve eʿâzım-ı ricâl-i devletden Hamza Hâmid Efendi yerine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Mekke-i mükerreme ve etrafında cârî olan miyâhın mesâliki taʿmîr olunmadığından suda kıllet ve mücâvirîn-i Beyt-i Hudâ'da zarûret ber-kemâl olmağla, yenbûʿ-i cedâvil lutf u sehâ ve mîzâb-ı rahmet-i selsâl cûd ü nedâ olan Şehriyâr-ı melek-sîmâ tarafından turuk-i miyâh tathîr u inkā ve âteş-i ʿatş ile tefsîde-i leb olan sekene-yi Bekke'yi iskā vü irvâ etmek niyâzını şâmil Şerîf-i Mekke tarafından tahrîrât gelüp, mefhûmu ʿilm-i Cihânbânî'ye şâmil oldukda, derhal lüzûmu kadar meblağ ile sâbıkā Mirâhûr-i Evvel Mustafa Ağa, bu hidmet-i şerîfeye intihâb ve intihâl ve ber vech-i istiʿjâl ol savb-ı meyâmin evbe irsâl olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Mîrahûr-i Evvel sâbık Mustafa Ağa be-taʿmîr-i mecârî-yi miyâh-ı Mekke-i mükerreme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_380.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Mîrahûr-i Evvel sâbık Mustafa Ağa be-taʿmîr-i mecârî-yi miyâh-ı Mekke-i mükerreme",
          "text": "Bir müddetden berü Mekke-i mükerreme ve etrafında cârî olan miyâhın mesâliki taʿmîr olunmadığından suda kıllet ve mücâvirîn-i Beyt-i Hudâ'da zarûret ber-kemâl olmağla, yenbûʿ-i cedâvil lutf u sehâ ve mîzâb-ı rahmet-i selsâl cûd ü nedâ olan Şehriyâr-ı melek-sîmâ tarafından turuk-i miyâh tathîr u inkā ve âteş-i ʿatş ile tefsîde-i leb olan sekene-yi Bekke'yi iskā vü irvâ etmek niyâzını şâmil Şerîf-i Mekke tarafından tahrîrât gelüp, mefhûmu ʿilm-i Cihânbânî'ye şâmil oldukda, derhal lüzûmu kadar meblağ ile sâbıkā Mirâhûr-i Evvel Mustafa Ağa, bu hidmet-i şerîfeye intihâb ve intihâl ve ber vech-i istiʿjâl ol savb-ı meyâmin evbe irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dokuzuncu günü âfitâb-ı ʿâlemtâb bir parmak kalıncaya dek münkesif ve iki sâʿat mürûrunda müncelî vü münkeşif oldu. Necl-i necîb-i Nebevî olan hazret-i İbrâhîm'in vefâtı günü zuhûr eden küsûfu, o nahl-i cemenistân-ı nübüvvetin sukûtundan neş'et eylediğine baʿzı nâs zâhib olduğunu Fahr-i ʿâlem sallallâhü aleyhi ve selem hazretleri istimâʿ buyurup: İnne'ş-şemse ve'l-kamere âyetâni min âyâti'llâh lâ-yenkesifâni li-mevti ahadin [M1 185] eser-i belîgiyle iʿtikādlarını islâh ve sebeb-i husûf u küsûfü îzâh buyurdular.\nHükemâ kavlince eğer ictimâʿ, ʿukde-i re'sden ya zenebden birinin havâlîsinde vâkiʿ olur ise kamer-i basar ile âfitâb beyninde hâyil olup, vech-i âfitâbı setr etmekle küsûf vâkiʿ olur, gâh tamâmen setr eder ki küsûf-i küllî olur ve gâh baʿzan setr eder ki küsûf-i cüz'î olur. O zemân rûy-i âfitâbda mür'â olan siyahlık reng-i kamer olup, küsûf cânib-i garbdan zuhûr ve yine o cânibden incilâya başladığı erbâbına maʿlûmdur. Ve cumhûr-i hükemâ katında hüsûf-i kamer kürre-i arz cirm-i şems ile cirm-i kamerin mâbeynine tavassut etmekle kamerin nuru zevâlinden ʿibâretdir. Ve vakt-i inhisâfda safha-i kamerden şekl-i dâ'ire gibi nümâyân olan zulmet kürre-i arzın zıllidir demişler ve dâ'ire şeklinde görülmesi kürriyyet-i arza delildir dediler.\n\nSu'âl: Şems ile kamerin beher mâh ictimâʿları vâkiʿ olup, küsûf ve husûf her ayda zuhûr etmek lâzım gelür idi.\n\nCevâb: Şems arzdan büzürg-ter olup, eğer şems mikdâr ü cirimde arza müsâvî olsa idi her şehrde küllî olmazsa da cüz'î olsun kamere inhisâf târî olur idi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı küsûf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_381.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı küsûf",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dokuzuncu günü âfitâb-ı ʿâlemtâb bir parmak kalıncaya dek münkesif ve iki sâʿat mürûrunda müncelî vü münkeşif oldu. Necl-i necîb-i Nebevî olan hazret-i İbrâhîm'in vefâtı günü zuhûr eden küsûfu, o nahl-i cemenistân-ı nübüvvetin sukûtundan neş'et eylediğine baʿzı nâs zâhib olduğunu Fahr-i ʿâlem sallallâhü aleyhi ve selem hazretleri istimâʿ buyurup: İnne'ş-şemse ve'l-kamere âyetâni min âyâti'llâh lâ-yenkesifâni li-mevti ahadin [M1 185] eser-i belîgiyle iʿtikādlarını islâh ve sebeb-i husûf u küsûfü îzâh buyurdular.\nHükemâ kavlince eğer ictimâʿ, ʿukde-i re'sden ya zenebden birinin havâlîsinde vâkiʿ olur ise kamer-i basar ile âfitâb beyninde hâyil olup, vech-i âfitâbı setr etmekle küsûf vâkiʿ olur, gâh tamâmen setr eder ki küsûf-i küllî olur ve gâh baʿzan setr eder ki küsûf-i cüz'î olur. O zemân rûy-i âfitâbda mür'â olan siyahlık reng-i kamer olup, küsûf cânib-i garbdan zuhûr ve yine o cânibden incilâya başladığı erbâbına maʿlûmdur. Ve cumhûr-i hükemâ katında hüsûf-i kamer kürre-i arz cirm-i şems ile cirm-i kamerin mâbeynine tavassut etmekle kamerin nuru zevâlinden ʿibâretdir. Ve vakt-i inhisâfda safha-i kamerden şekl-i dâ'ire gibi nümâyân olan zulmet kürre-i arzın zıllidir demişler ve dâ'ire şeklinde görülmesi kürriyyet-i arza delildir dediler.\n\nSu'âl: Şems ile kamerin beher mâh ictimâʿları vâkiʿ olup, küsûf ve husûf her ayda zuhûr etmek lâzım gelür idi.\n\nCevâb: Şems arzdan büzürg-ter olup, eğer şems mikdâr ü cirimde arza müsâvî olsa idi her şehrde küllî olmazsa da cüz'î olsun kamere inhisâf târî olur idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Cerde Başbuğu ve hâlâ Karaman Vâlîsi olan Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, şedîdü'ş-şekîme ve sâhib-i dâyire-i ʿazîme olup, Konya halkı mutâlebât-ı ʿanîfesiyle halîde-pây-ı vahl-i iztırâb olduklarından, birkaç defʿa ʿarz-ı hâlleriyle taʿcîz-i ricâl-i bâb eyledikleri maʿrûz-i rikâb-ı kamer-tâb kılındığına binâʾen, Vezâreti refʿ olunup, memleketinde ikāmeti içün Kapucu-başı taʿyîn ü irsâl ve yedine misâl-i lâzimü'l-imtisâl verilmişidi. Mûmâ ileyh Konya'ya varup, emr-i ʿâlîyi ibrâz eyledikde, müşârun ileyh izhâr-ı nefret ü işmiʾzâz ve mûmâ ileyhi habs edüp, Konya'dan hareket ile Âsitâne tarafına turktâz eylemişidi. Mâyil-i fesâd olan baʿzı evbâş ve evgād ictimâʿıyla sevâd-ı cemʿiyyeti izdiyâd bularak ceyş-i kesîf ile Bolu'ya doğru vusûlü hadşe-resân-ı kulûb-i erkân olup, encâm-kâr birkaç defʿa muhâbere ve terhîb ile maskat-ı re'si olan Dârende'de ikāmetine nizâm ve yollarda başında olan haşerât-ı nâsı tefrîk eyleyerek Dârende'ye varup, muntazar-ı lutf-i Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm olduğunu tahrîr ü iʿlâm eyledi.\n\nBaʿzı sikadan mervîdir ki, Şehriyâr-ı zemân hazretlerinin baʿzı umûrda ısrârı nümâyân ve Sadr-ı vakt bulunan Râgıb Paşa bu cihetle velhân olup, kasd-ı ihâfe ile ʿAbdurrahmân Paşa'ya haber ibʿâs ve Bolu'ya doğru teveccühünü ihsâs ile mûcib-i [M1 186] ıztırâb olacak hîle-i felsefiye îrâs eyleyüp, ʿâkıbet müşârun ileyhin sevretini yine kendüsü teskîn ve Dârende'de cüz’î ikāmetden sonra rütbe-i Vezâreti ibkā olunacağını\nsırran tarafına ifâde vü tebyîn eyledi. Münhal olan Karaman Eyâleti, Sadr-ı esbak Saʿîd Mehmed Paşa'ya ve Mısr-ı Kāhire, Vezîr Kâmil Ahmed Paşa'ya; ve Cidde Sancağı, Sadr-ı esbak Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve Cidde Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa, Şâm tarafına çıkup, vusûlü haberi karʿ-ı sâmiʿa-i devlet eyledikde, hâline çespân bir mansıb ihsân olunacağı tarafına tahrîr ü işâret olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Vâlî-yi Karaman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_382.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Vâlî-yi Karaman",
          "text": "Sâbıkā Cerde Başbuğu ve hâlâ Karaman Vâlîsi olan Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, şedîdü'ş-şekîme ve sâhib-i dâyire-i ʿazîme olup, Konya halkı mutâlebât-ı ʿanîfesiyle halîde-pây-ı vahl-i iztırâb olduklarından, birkaç defʿa ʿarz-ı hâlleriyle taʿcîz-i ricâl-i bâb eyledikleri maʿrûz-i rikâb-ı kamer-tâb kılındığına binâʾen, Vezâreti refʿ olunup, memleketinde ikāmeti içün Kapucu-başı taʿyîn ü irsâl ve yedine misâl-i lâzimü'l-imtisâl verilmişidi. Mûmâ ileyh Konya'ya varup, emr-i ʿâlîyi ibrâz eyledikde, müşârun ileyh izhâr-ı nefret ü işmiʾzâz ve mûmâ ileyhi habs edüp, Konya'dan hareket ile Âsitâne tarafına turktâz eylemişidi. Mâyil-i fesâd olan baʿzı evbâş ve evgād ictimâʿıyla sevâd-ı cemʿiyyeti izdiyâd bularak ceyş-i kesîf ile Bolu'ya doğru vusûlü hadşe-resân-ı kulûb-i erkân olup, encâm-kâr birkaç defʿa muhâbere ve terhîb ile maskat-ı re'si olan Dârende'de ikāmetine nizâm ve yollarda başında olan haşerât-ı nâsı tefrîk eyleyerek Dârende'ye varup, muntazar-ı lutf-i Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm olduğunu tahrîr ü iʿlâm eyledi.\n\nBaʿzı sikadan mervîdir ki, Şehriyâr-ı zemân hazretlerinin baʿzı umûrda ısrârı nümâyân ve Sadr-ı vakt bulunan Râgıb Paşa bu cihetle velhân olup, kasd-ı ihâfe ile ʿAbdurrahmân Paşa'ya haber ibʿâs ve Bolu'ya doğru teveccühünü ihsâs ile mûcib-i [M1 186] ıztırâb olacak hîle-i felsefiye îrâs eyleyüp, ʿâkıbet müşârun ileyhin sevretini yine kendüsü teskîn ve Dârende'de cüz’î ikāmetden sonra rütbe-i Vezâreti ibkā olunacağını\nsırran tarafına ifâde vü tebyîn eyledi. Münhal olan Karaman Eyâleti, Sadr-ı esbak Saʿîd Mehmed Paşa'ya ve Mısr-ı Kāhire, Vezîr Kâmil Ahmed Paşa'ya; ve Cidde Sancağı, Sadr-ı esbak Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve Cidde Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa, Şâm tarafına çıkup, vusûlü haberi karʿ-ı sâmiʿa-i devlet eyledikde, hâline çespân bir mansıb ihsân olunacağı tarafına tahrîr ü işâret olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Defterdar ve ʿazl ü infısâl ile hânesinde pâ-bercây-ı merkez-i istikrâr olan İbrâhîm Efendi, erzel-i ʿömre resîde ve bisât-ı kuvveti dest-i herm ve inhitât ile berçîde olup, fî mâ baʿd istihdâma kudreti ve ru'yet-i umûra istitâʿati olmadığı mütehakkak ve bu makūle emekdâr-ı devlet olanları kayd-ı zarûretden ihlâ şîme-i mürüvvete muvâfık olmağla, hayatda oldukça senevî on iki kîse taraf-ı mîrîden mûmâ ileyhe iʿtâ olunmak üzere hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr ve mûmâ ileyh bu ʿinâyet-i bî-gāyeden nâyil-i aksâ'l-gāye-i sürûr oldu.",
          "caption": "Mütekāʿid-şüden-i Defterdâr-ı sabık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_383.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Mütekāʿid-şüden-i Defterdâr-ı sabık",
          "text": "Bundan akdem Defterdar ve ʿazl ü infısâl ile hânesinde pâ-bercây-ı merkez-i istikrâr olan İbrâhîm Efendi, erzel-i ʿömre resîde ve bisât-ı kuvveti dest-i herm ve inhitât ile berçîde olup, fî mâ baʿd istihdâma kudreti ve ru'yet-i umûra istitâʿati olmadığı mütehakkak ve bu makūle emekdâr-ı devlet olanları kayd-ı zarûretden ihlâ şîme-i mürüvvete muvâfık olmağla, hayatda oldukça senevî on iki kîse taraf-ı mîrîden mûmâ ileyhe iʿtâ olunmak üzere hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr ve mûmâ ileyh bu ʿinâyet-i bî-gāyeden nâyil-i aksâ'l-gāye-i sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çatladı-kapu semtinde vâkiʿ bir vîrânede zemân-ı kadîmden kalmış üç kıtʿa ve Sultân Bâyezîd Câmiʿi'ne karîb Parmak-kapu semtinde iki kıtʿa musaykal ve mevzûn sütûn bulunup, müceddeden inşâsı irâde olunan câmiʿ-i şerîfe lüzûmu mütebeyyen olduğundan, sanʿat-ı cerr-i eskāl ile câmiʿ-i mezkûr sâhasına nakl ü îsâl ve emr-i binâda yüsr ü sühûlet emâreleri istidlâl olundu.\n\nLağamcı-başı sanʿatını icrâ içün bir mahal tahsisini recâ eylediğine binâʾen, Kağıd-hâne Kazâsı tahsîs ve seyr ü temâşâya şâyeste olduğu Sadrıaʿzam tarafından telhîs olunmuşidi. Lâzime-i lağam mahalline taʿbiyye ve temâşâ içün mekân tesviye olunduğu ihbâr olunduğuna binâʾen, zilhicce evâhırında Hakān-ı cihân Kağıd-hâne Kazâsı'nı, kudûm-i Şâhâne'leriyle reşk-sâz-ı sahn-ı cinân eylediklerinde lağama âteş ilkā ve sanʿatlarını kemâliyle icrâ ve lağamcı-başı ve sâyire bahşişler iʿtâ olundu.",
          "caption": "Tetimme-i havâdis-i în-i sâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_384.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1173"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i havâdis-i în-i sâl",
          "text": "Çatladı-kapu semtinde vâkiʿ bir vîrânede zemân-ı kadîmden kalmış üç kıtʿa ve Sultân Bâyezîd Câmiʿi'ne karîb Parmak-kapu semtinde iki kıtʿa musaykal ve mevzûn sütûn bulunup, müceddeden inşâsı irâde olunan câmiʿ-i şerîfe lüzûmu mütebeyyen olduğundan, sanʿat-ı cerr-i eskāl ile câmiʿ-i mezkûr sâhasına nakl ü îsâl ve emr-i binâda yüsr ü sühûlet emâreleri istidlâl olundu.\n\nLağamcı-başı sanʿatını icrâ içün bir mahal tahsisini recâ eylediğine binâʾen, Kağıd-hâne Kazâsı tahsîs ve seyr ü temâşâya şâyeste olduğu Sadrıaʿzam tarafından telhîs olunmuşidi. Lâzime-i lağam mahalline taʿbiyye ve temâşâ içün mekân tesviye olunduğu ihbâr olunduğuna binâʾen, zilhicce evâhırında Hakān-ı cihân Kağıd-hâne Kazâsı'nı, kudûm-i Şâhâne'leriyle reşk-sâz-ı sahn-ı cinân eylediklerinde lağama âteş ilkā ve sanʿatlarını kemâliyle icrâ ve lağamcı-başı ve sâyire bahşişler iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâl-i mezkûr muharremü'l-harâmı ibtidâsında Bosna Eyâleti, Vezîr Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, Kütahya'dan hareket ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, halîle-i celîleleri Sultân hazretlerinin seraylarında birkaç gün istirâhat eylemeleri tarafına telmîh u işâret ve münhal olan Anadolu Eyâleti, Tevkīʿî Vezîr Mustafa Paşa'ya ihsân olunup, kendüsü Nişancılık ile [M1 187] Âsitâne'de ikāmet ve mütesellim ile zabt-ı mansıb etmek üzere tahsîl-i ruhsat eyleyüp, sâbıkā Bosna Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya, şimdilik Yanya Sancağı ʿinâyet olundu.\nErbâb-ı zeʿâmet ve tîmâr Devlet-i ʿaliyye'nin iʿtinâ eyleyeceği askerden oldukları zâhir u âşikâr iken, temâdî-yi eyyâm-ı esfâr sebebi ile âzmâyiş-i kâr-ı zârdan ekserîsi pâ-keşîde-i ferâgat ve âsûde-nişîn mastebe-i betâlet olup, içlerinde iʿmâl-i seyf ü sinân ve idâre-i şemşîr ü kemân eder ekall-i kalîl ve sefer zuhûrunda ednâ şiddet-i muhârebeye sabr u tehammül edemeyüp, gûyâ hel min sebîl olacağları vâreste-i ityân-ı delîl olmağla, fî-mâ-baʿd o makūleler teʿallüm-i ceng ve remy-i tüfeng ve âzmâyiş-i tîr ve darb-ı şemşîr vâdîlerini erbâbından görmeğe ihtimâm eylemeleri bâbında ısdâr-ı ahkâm olundu.\n\nMâh-ı mezbûrun on dördüncü günü sunûf-i ʿasâkirin müstehak oldukları mevâcib tertîb olunan dîvânda kabzına me'mûrlara edâ ve devr ʿakabinde Hazîne Kethudâsı Teşrîfât-ı hümâyûn getürüp, vech-i lâyıkı üzere hidmeti iʿtâ olundu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene erbaʿ ve sebʿîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_385.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene erbaʿ ve sebʿîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "text": "Sâl-i mezkûr muharremü'l-harâmı ibtidâsında Bosna Eyâleti, Vezîr Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, Kütahya'dan hareket ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, halîle-i celîleleri Sultân hazretlerinin seraylarında birkaç gün istirâhat eylemeleri tarafına telmîh u işâret ve münhal olan Anadolu Eyâleti, Tevkīʿî Vezîr Mustafa Paşa'ya ihsân olunup, kendüsü Nişancılık ile [M1 187] Âsitâne'de ikāmet ve mütesellim ile zabt-ı mansıb etmek üzere tahsîl-i ruhsat eyleyüp, sâbıkā Bosna Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya, şimdilik Yanya Sancağı ʿinâyet olundu.\nErbâb-ı zeʿâmet ve tîmâr Devlet-i ʿaliyye'nin iʿtinâ eyleyeceği askerden oldukları zâhir u âşikâr iken, temâdî-yi eyyâm-ı esfâr sebebi ile âzmâyiş-i kâr-ı zârdan ekserîsi pâ-keşîde-i ferâgat ve âsûde-nişîn mastebe-i betâlet olup, içlerinde iʿmâl-i seyf ü sinân ve idâre-i şemşîr ü kemân eder ekall-i kalîl ve sefer zuhûrunda ednâ şiddet-i muhârebeye sabr u tehammül edemeyüp, gûyâ hel min sebîl olacağları vâreste-i ityân-ı delîl olmağla, fî-mâ-baʿd o makūleler teʿallüm-i ceng ve remy-i tüfeng ve âzmâyiş-i tîr ve darb-ı şemşîr vâdîlerini erbâbından görmeğe ihtimâm eylemeleri bâbında ısdâr-ı ahkâm olundu.\n\nMâh-ı mezbûrun on dördüncü günü sunûf-i ʿasâkirin müstehak oldukları mevâcib tertîb olunan dîvânda kabzına me'mûrlara edâ ve devr ʿakabinde Hazîne Kethudâsı Teşrîfât-ı hümâyûn getürüp, vech-i lâyıkı üzere hidmeti iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çavuş-başı olan Hamza Hâmid Efendi, Sadrıaʿzam Mektubcu bulundukda, Baş-halîfe olup, o zemândandan berü miyânelerinde hukūk-i muhkem u üstüvâr ve Sadâret-i ʿuzmâ'ya teşrîf edeli hakkında enzâr-ı ʿâtıfeti derkâr olup, bu defʿa dahi Kethudâlık mesnediyle mûmâ ileyhi hâyiz-i rehîne-i iʿtibâr ve selefi Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi ʿazl ve hânesinde ikāmetle mübtelây-ı ezell oldu. Münhal olan Çavuş-başılık hidmetiyle ʿIvaz Paşa-zâde Halîl Bey, muğtenem ve sâbıkā Cebeciler Baş-kethudâsı Derzi Hüseyin Ağa ʿazlinden Cebeci-başılık ile mükerrem ve müddet-i vâfireden berü Topçu-başı olan hânesinde müsterîh ve Topçu-başılık, sâbıkı Mustafa Ağa'nın ismine tashîh olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i tebeddülât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_386.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i tebeddülât",
          "text": "Çavuş-başı olan Hamza Hâmid Efendi, Sadrıaʿzam Mektubcu bulundukda, Baş-halîfe olup, o zemândandan berü miyânelerinde hukūk-i muhkem u üstüvâr ve Sadâret-i ʿuzmâ'ya teşrîf edeli hakkında enzâr-ı ʿâtıfeti derkâr olup, bu defʿa dahi Kethudâlık mesnediyle mûmâ ileyhi hâyiz-i rehîne-i iʿtibâr ve selefi Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi ʿazl ve hânesinde ikāmetle mübtelây-ı ezell oldu. Münhal olan Çavuş-başılık hidmetiyle ʿIvaz Paşa-zâde Halîl Bey, muğtenem ve sâbıkā Cebeciler Baş-kethudâsı Derzi Hüseyin Ağa ʿazlinden Cebeci-başılık ile mükerrem ve müddet-i vâfireden berü Topçu-başı olan hânesinde müsterîh ve Topçu-başılık, sâbıkı Mustafa Ağa'nın ismine tashîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem taraf-ı hümâyûndan vâlide-i müşfikaları Mihrimâh Sultân içün Üsküdar Ayazma'sında temhîd ve te'sîs olunan câmiʿ-i melâyik-enîs bi-fazlihi teʿâlâ hıtâma resîde olup, evkāf ve müsekkafâtı ber vech-i evfâ tertîb ü tanzîm ve hademe vü sedenesi lâyıkı üzere tetmîm olunup, câmi-i mezkûr fushat-i cihât ve resânet-i simât ile şebîh-i Beyt-i maʿmûr ve envâr-ı tecelliyât-ı Sübhâniyye ile zıyâ-bahş-ı taʿât-ı güzînân-ı Rabb-i Gafûr olduğundan başka tabakāt ve zevâyâsı her vakt ü ân cemâʿatle memlû ve her kûşesinde Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân metluv olmağla, hak budur ki bir eser-i cemîl ve bir hayr-ı celîl olup, safahât-ı sevâb-nâme-i Pâdişâh-ı bedîʿu'l-hısâl [M1 188] erkām-ı hasenât ile mâl-â-mâl ve revân-ı vâlide-i cennet-mekânları şâd-â-mâl-â-mâl ve revân-ı vâlide-i cennet-mekânları şâd-â-mâl-â-mâl ve revân-ı vâlide-i cennet-mekânları şâd-â-ter-i sehâb-ı rahmet-i\nMüteʿâl olduğu vâreste-i şübühât ü işkâldir. Sadrıaʿzam'ın itmâmına dâ'ir inşâd etdiği târîhdir:\n\nMuktedây-ı Ehl-i sünnet câmiʿ-i mecmûʿ-i hayr\nEtdi çün bu maʿbed-i zîbâyı inşâ bî-rîyâ\nSadr-ı asrı bendesi Râgıb dedi târîhini\nCâmiʿ-i raʿnâ binâ-i Şâh Sultân Mustafa\n(جامع رعنا بناء شاه ساطان مصطفى)",
          "caption": "Binâ ve tekmîl-i Câmiʿ-i Üsküdar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_387.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Binâ ve tekmîl-i Câmiʿ-i Üsküdar",
          "text": "Bundan akdem taraf-ı hümâyûndan vâlide-i müşfikaları Mihrimâh Sultân içün Üsküdar Ayazma'sında temhîd ve te'sîs olunan câmiʿ-i melâyik-enîs bi-fazlihi teʿâlâ hıtâma resîde olup, evkāf ve müsekkafâtı ber vech-i evfâ tertîb ü tanzîm ve hademe vü sedenesi lâyıkı üzere tetmîm olunup, câmi-i mezkûr fushat-i cihât ve resânet-i simât ile şebîh-i Beyt-i maʿmûr ve envâr-ı tecelliyât-ı Sübhâniyye ile zıyâ-bahş-ı taʿât-ı güzînân-ı Rabb-i Gafûr olduğundan başka tabakāt ve zevâyâsı her vakt ü ân cemâʿatle memlû ve her kûşesinde Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân metluv olmağla, hak budur ki bir eser-i cemîl ve bir hayr-ı celîl olup, safahât-ı sevâb-nâme-i Pâdişâh-ı bedîʿu'l-hısâl [M1 188] erkām-ı hasenât ile mâl-â-mâl ve revân-ı vâlide-i cennet-mekânları şâd-â-mâl-â-mâl ve revân-ı vâlide-i cennet-mekânları şâd-â-mâl-â-mâl ve revân-ı vâlide-i cennet-mekânları şâd-â-ter-i sehâb-ı rahmet-i\nMüteʿâl olduğu vâreste-i şübühât ü işkâldir. Sadrıaʿzam'ın itmâmına dâ'ir inşâd etdiği târîhdir:\n\nMuktedây-ı Ehl-i sünnet câmiʿ-i mecmûʿ-i hayr\nEtdi çün bu maʿbed-i zîbâyı inşâ bî-rîyâ\nSadr-ı asrı bendesi Râgıb dedi târîhini\nCâmiʿ-i raʿnâ binâ-i Şâh Sultân Mustafa\n(جامع رعنا بناء شاه ساطان مصطفى)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bostâncı-başı Halîl Ağa'nın hidmeti gayr-i meşkûr olduğu içün o câh-ı refîʿden mehcûr ve Hasekî Ağa, makāmıyla mesrûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_388.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân",
          "text": "Bostâncı-başı Halîl Ağa'nın hidmeti gayr-i meşkûr olduğu içün o câh-ı refîʿden mehcûr ve Hasekî Ağa, makāmıyla mesrûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İdrîs Köşkü kurbunda Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Murtezâ Efendi merhûmun binâ etdiği tekkede seccâde-nişîn-i irşâd ve zâviye-güzîn-i ʿibâdet-i Rabbü'l-ʿibâd olan Kâşgarî ʿAbdullah Efendi, saferin yedinci gicesi sunʿ-i nakş-bend-i ezel olan câme-i gülgûn-tırâz-ı hayâtı çâk-çâk-i dest-i ecel olup, cesed-i şerîfi kenâre-i tekye-i mezkûrede defîn-i hâk-i ʿıtr-nâk oldu. Şeyh-i müşârun ileyhin zâhir u bâtını maʿmûr ve kalb-i tâbnâki mehbit-i envâr-ı esrâr-ı kümûn u zuhûr olup, seyr ü sülûkü resîde-i derece-i gāyet ve ʿulûm-i zâhirede mehâreti vâreste-i kayd-ı işâret, mirtâz u müteheccid ve tûşe-i kanāʿatle mütezevvid bir zât-ı kerâmet-simât idi. Ekser vakitleri keşf-i setâyir-i Mesnevî-yi şerîf ile güzerân ve baʿzan tedrîs ile mürde-dilân-ı rüzgâra bahş-ı râhat-ı cân edüp, kabûle sezâvâr eşʿâr-ı dilârâsı ve baʿzı resâyil-i feyz-bahşâsı manzûr ve her fenden haberdâr olduğu âsârından maʿlûm-i erbâb-ı şuʿûrdur.",
          "caption": "Fevt-i Kâşgarî ʿAbdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_389.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kâşgarî ʿAbdullah Efendi",
          "text": "İdrîs Köşkü kurbunda Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Murtezâ Efendi merhûmun binâ etdiği tekkede seccâde-nişîn-i irşâd ve zâviye-güzîn-i ʿibâdet-i Rabbü'l-ʿibâd olan Kâşgarî ʿAbdullah Efendi, saferin yedinci gicesi sunʿ-i nakş-bend-i ezel olan câme-i gülgûn-tırâz-ı hayâtı çâk-çâk-i dest-i ecel olup, cesed-i şerîfi kenâre-i tekye-i mezkûrede defîn-i hâk-i ʿıtr-nâk oldu. Şeyh-i müşârun ileyhin zâhir u bâtını maʿmûr ve kalb-i tâbnâki mehbit-i envâr-ı esrâr-ı kümûn u zuhûr olup, seyr ü sülûkü resîde-i derece-i gāyet ve ʿulûm-i zâhirede mehâreti vâreste-i kayd-ı işâret, mirtâz u müteheccid ve tûşe-i kanāʿatle mütezevvid bir zât-ı kerâmet-simât idi. Ekser vakitleri keşf-i setâyir-i Mesnevî-yi şerîf ile güzerân ve baʿzan tedrîs ile mürde-dilân-ı rüzgâra bahş-ı râhat-ı cân edüp, kabûle sezâvâr eşʿâr-ı dilârâsı ve baʿzı resâyil-i feyz-bahşâsı manzûr ve her fenden haberdâr olduğu âsârından maʿlûm-i erbâb-ı şuʿûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Üsküdar Kadısı Hamîdî Efendi, ziyâde mahsûl me'mûlüyle dest-i hırs u âzı-dirâz ve Üsküdar halkını mübtelây-ı âh-ı cân-güdâz edüp, bilâhare mûmâ ileyhden birkaç defʿa şikâyet ve istidʿâ-yı merhamet olunduğundan, ʿazliyle iktifâ olunmayup, Gelibolu'ya iclâ olundu.\n\nDergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Cici-zâde Halîl Ağa, Şerîf Müsâʿid'in ibkā-yı emâretini şâmil teşrîfât ile müctâz-ı râh-ı Hicâz olmuşidi. Mûmâ ileyh ve hâcegândan Mevkūfâtî Mehmed Efendi ve Mekke-i mükerreme Kadısı Akkermânî Mehmed Efendi, o arâzî-yi mukaddesede muzahrefât-ı kevniyyeden rûtâb-ı iʿrâz ve esb-i çûpîn-pây ile merhale-i şehrâh-ı bekāya intihâz eylediler.\nAkkermânî merhûm çehre-i Nahv'in Hâl-i Hindûsu ve sîmây-ı Mantık'ın Hâcib ve Ebrû'su, ʿİlm-i Meʿânî ve Bedîʿin Cürcânî'si ve ʿulûm-ı âliye vü ʿâliyenin Teftazânî'si iken, evkātı fakr ü fâka ile güzâr ve kedd-i yemîn ile sedd-i sulme-i cûʿa ibtidâr edüp, hatt-ı ʿindî ile katʿî çok âsâr-ı kalemi meşhûd ve muhaşşî-yi Kadı Beyzâvî [M1 189] ü Buhârî yazup, el-yevm bir mahalde mevcûd olduğundan başka, baʿzı resâyili beyne't-talebe mütedâvel ve cevdet-i karîha-i sabîhası âsârından müstedleldir. ʿÂlem-i fakr u iflâsında bir Bektâşî odasına gelüp, kahve ve berş talebinde olmağla, ferâğ-ı dest hasebiyle iʿtizâr ve Bektâşî zehr-hand ile “Ey Serây hocası Akkermânî! Kaʿbe'ye berşhor olarak ʿazîmet edüp, mahall-i mezkûrda terk-i kâr ü bâr ve ʿazm-i dârü'l-karâr edeceksin\" güftârıyla dâmen-efşân-ı pindâr olduğu müteveffây-ı müşârun ileyhden mesmûʿ olup, baʿde bürhetin mine'z-zemân müderris ve Saray hocalığıyla müteneffis ve giderek Mekke Kadısı oldukda, kelâm-ı Bektâşî sebeb-i telâşı olup, minvâl-i muharrer üzere Kaʿbe'de vefât ve teslîm-i emânet-i hayât eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nefy-i Kādî-yi Üsküdar ve baʿzı vefeyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_390.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nefy-i Kādî-yi Üsküdar ve baʿzı vefeyât",
          "text": "Üsküdar Kadısı Hamîdî Efendi, ziyâde mahsûl me'mûlüyle dest-i hırs u âzı-dirâz ve Üsküdar halkını mübtelây-ı âh-ı cân-güdâz edüp, bilâhare mûmâ ileyhden birkaç defʿa şikâyet ve istidʿâ-yı merhamet olunduğundan, ʿazliyle iktifâ olunmayup, Gelibolu'ya iclâ olundu.\n\nDergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Cici-zâde Halîl Ağa, Şerîf Müsâʿid'in ibkā-yı emâretini şâmil teşrîfât ile müctâz-ı râh-ı Hicâz olmuşidi. Mûmâ ileyh ve hâcegândan Mevkūfâtî Mehmed Efendi ve Mekke-i mükerreme Kadısı Akkermânî Mehmed Efendi, o arâzî-yi mukaddesede muzahrefât-ı kevniyyeden rûtâb-ı iʿrâz ve esb-i çûpîn-pây ile merhale-i şehrâh-ı bekāya intihâz eylediler.\nAkkermânî merhûm çehre-i Nahv'in Hâl-i Hindûsu ve sîmây-ı Mantık'ın Hâcib ve Ebrû'su, ʿİlm-i Meʿânî ve Bedîʿin Cürcânî'si ve ʿulûm-ı âliye vü ʿâliyenin Teftazânî'si iken, evkātı fakr ü fâka ile güzâr ve kedd-i yemîn ile sedd-i sulme-i cûʿa ibtidâr edüp, hatt-ı ʿindî ile katʿî çok âsâr-ı kalemi meşhûd ve muhaşşî-yi Kadı Beyzâvî [M1 189] ü Buhârî yazup, el-yevm bir mahalde mevcûd olduğundan başka, baʿzı resâyili beyne't-talebe mütedâvel ve cevdet-i karîha-i sabîhası âsârından müstedleldir. ʿÂlem-i fakr u iflâsında bir Bektâşî odasına gelüp, kahve ve berş talebinde olmağla, ferâğ-ı dest hasebiyle iʿtizâr ve Bektâşî zehr-hand ile “Ey Serây hocası Akkermânî! Kaʿbe'ye berşhor olarak ʿazîmet edüp, mahall-i mezkûrda terk-i kâr ü bâr ve ʿazm-i dârü'l-karâr edeceksin\" güftârıyla dâmen-efşân-ı pindâr olduğu müteveffây-ı müşârun ileyhden mesmûʿ olup, baʿde bürhetin mine'z-zemân müderris ve Saray hocalığıyla müteneffis ve giderek Mekke Kadısı oldukda, kelâm-ı Bektâşî sebeb-i telâşı olup, minvâl-i muharrer üzere Kaʿbe'de vefât ve teslîm-i emânet-i hayât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eclâf-ı nâs ve belki kudreti yetişen ve yetişmeyen esnâf, ʿuzamây-ı devlete taklîd ve câme ve sevb-i fâhir ile bi'l-külliyye fark ü imtiyâzı maʿdûm ve nâ-bedîd eylediklerinden gayri, ihrâz-ı rütbe edenlere muhtass olan vaşak ve kākım ve sâyir libâs-ı fâhire iktisâ ve bu sebeble beyʿ u şirâlarında envâʿ-ı hiyel ü desîse ihtirâʿına ictirâ etmeleriyle, o makūlelere fî-mâ baʿd kâr-ı kadîm elbise ile taʿyîn-i hadd ve münzecir olmayanlara darb-ı çûb-i hadd olunacağı lâzım gelenlere tenbîh ü teʾkîd ve Sadrıaʿzam bu müddeʿâyı teʾyîd zımnında dâyiresi halkını o makūle kürklerden tecrîd eyledi.",
          "caption": "Menʿ-i pûşîden-i ferve-i kākım ve vaşak ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_391.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Menʿ-i pûşîden-i ferve-i kākım ve vaşak ve sâyir",
          "text": "Eclâf-ı nâs ve belki kudreti yetişen ve yetişmeyen esnâf, ʿuzamây-ı devlete taklîd ve câme ve sevb-i fâhir ile bi'l-külliyye fark ü imtiyâzı maʿdûm ve nâ-bedîd eylediklerinden gayri, ihrâz-ı rütbe edenlere muhtass olan vaşak ve kākım ve sâyir libâs-ı fâhire iktisâ ve bu sebeble beyʿ u şirâlarında envâʿ-ı hiyel ü desîse ihtirâʿına ictirâ etmeleriyle, o makūlelere fî-mâ baʿd kâr-ı kadîm elbise ile taʿyîn-i hadd ve münzecir olmayanlara darb-ı çûb-i hadd olunacağı lâzım gelenlere tenbîh ü teʾkîd ve Sadrıaʿzam bu müddeʿâyı teʾyîd zımnında dâyiresi halkını o makūle kürklerden tecrîd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma-yı hümâyûn kalyonlarından Kapudâne kalyonu, İstanköy pîşgâhında lenger-endâz-ı istikrâr iken, kapudan ve baʿzı zâbitân edây-ı salât-ı cumʿa içün câmiʿa ʿazîmet edüp, sefînede bulunan üserâ neferâta gālib olmalarıyla muhârebeye mübâşeret ve ekserine izâka-i şerbet-i şehâdet eyledikleri hâlde rûzgâr dahi ziyâdece hübûb etmeye başlayup, tîmûr sürüyerek açıka çıkdıkda, zikr olunan esirler yelken açup, engine doğru teveccüh eylediklerini [190] Kapudan Paşa ve Kapudâne Bey müşâhede ile âhar sefîneye süvâr ve alarga oluncaya dek imdâd-ı rüzgâr-ı şedîd ile sefîne-i mezkûre gözden nihân\nolup, bir vechile taʿkīb edemediklerini Der-i devlet-medâr'a işʿâr etmişler idi. Mûmâ ileyhimâ terk-i şerîta-i ihtiyât ile sefîneyi neferât-ı kalîle ile bırakup, seferber iken câmiʿ behânesiyle tervîh-i nefs-i emmâreye şitâb ve bu sûret-i nâdiru'l-vukūʿ ile Devlet-i ʿaliyye'yi şeyn-i gaflet ile mevzûʿ-bahs-i aʿdâ vü ahbâb etdikleri Şehriyâr-ı vâlâ-cenâbı igzâb edüp, ikisinin dahi katline irâde-i kâtıʿa-i Cihânbânî teʿalluk edüp, evâyil-i cumâdelûlâda hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sultânî [M1 190] icrâ ve ru’ûs-i maktūʿaları gelüp, halîde-i güzergâh-ı aʿlâ vü ednâ kılındı.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_392.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Donanma-yı hümâyûn kalyonlarından Kapudâne kalyonu, İstanköy pîşgâhında lenger-endâz-ı istikrâr iken, kapudan ve baʿzı zâbitân edây-ı salât-ı cumʿa içün câmiʿa ʿazîmet edüp, sefînede bulunan üserâ neferâta gālib olmalarıyla muhârebeye mübâşeret ve ekserine izâka-i şerbet-i şehâdet eyledikleri hâlde rûzgâr dahi ziyâdece hübûb etmeye başlayup, tîmûr sürüyerek açıka çıkdıkda, zikr olunan esirler yelken açup, engine doğru teveccüh eylediklerini [190] Kapudan Paşa ve Kapudâne Bey müşâhede ile âhar sefîneye süvâr ve alarga oluncaya dek imdâd-ı rüzgâr-ı şedîd ile sefîne-i mezkûre gözden nihân\nolup, bir vechile taʿkīb edemediklerini Der-i devlet-medâr'a işʿâr etmişler idi. Mûmâ ileyhimâ terk-i şerîta-i ihtiyât ile sefîneyi neferât-ı kalîle ile bırakup, seferber iken câmiʿ behânesiyle tervîh-i nefs-i emmâreye şitâb ve bu sûret-i nâdiru'l-vukūʿ ile Devlet-i ʿaliyye'yi şeyn-i gaflet ile mevzûʿ-bahs-i aʿdâ vü ahbâb etdikleri Şehriyâr-ı vâlâ-cenâbı igzâb edüp, ikisinin dahi katline irâde-i kâtıʿa-i Cihânbânî teʿalluk edüp, evâyil-i cumâdelûlâda hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sultânî [M1 190] icrâ ve ru’ûs-i maktūʿaları gelüp, halîde-i güzergâh-ı aʿlâ vü ednâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAbdulkerîm Paşa'nın fıkdânı sebebiyle Deryâ Kapudanlığı münhal olup, mücerribân-ı Devlet-i ebed-bünyân'dan birine tevcîhi havâlî-gerd-i zamîr-i Pâdişâhî olup, hâlâ Büyük Mîrahûrluk ile müftehir u mübâhî ve rüşd ü sedâdı resîde-i hayyiz-i gāyet ü tenâhî olan Mustafa Ağa'ya, rebîʿulevvel gurresinde Vezâret ihsân ve deryâya kapudan kılındı.\n\nBüyük Mîrahûrluk ile Kapucular Kethudâsı olan Seyyid Mehmed Ağa mümtâz ve Hezârfen Kara Mustafa Ağa'nın Kapucular Kethudâlığı'yla beyâz-ı subh-i iʿtibârı zıyâ-perdâz oldu.\n\nHazîne Kethudâsı olan Velî Efendi, Baş-muhasebe ile çırağ olmuşiken, sekiz gün mürûrunda Haremeyn Muhasebecisi Seyyid Hâşim Efendi'nin Evrâk-ı Kalem'den, ziyâde harc taleb eylediği şöhret-gîr ve ʿazl ve nefy tarîkı ile Bozca-ada'ya tesyîr olunup, ʿAvnî Efendi, Baş-muhasebe ile ser-efrâz ve Velî Efendi Haremeyn Muhasebeciliği ile nevâsâz-ı baht-ı nâ-sâz oldu.\n\nDarb-hâne Nâzırı Halîl Efendi, nakd-i ʿömrünü nihâde-i tahte-i merg ve nâtık u sâmitini cânib-i mîrîye terk eyleyüp, lüceyn-i iʿtibârı mihek-zede-i iltifât-ı Tâcdârî olan Sıdkı Efendi, Darb-hâne Nezâreti'yle nâyil-i kusvây-ı emânî ve Tersâne Emâneti ile sâbıkā Silahdâr Ağası Mehmed Bey, pâ-nihâde-i merkez-i kâmrânî oldu.\n\nFenn-i dâd ü sitedde yektâ ve meydân-ı tefavvuk olan Tâhir Ağa, taraf-ı hümâyûna kesb-i ihtisâs ve teʿalluk eylediğine binâʾen, Ayasofya Tevliyyeti ve Kuyumcu-başılık ile necm-i ikbâli tevakkud ve teʾelluk eyledi.\nHulûl-i sermâ ve bürûdet-i hevâ cihetleriyle Sâhil-serây-ı Karaağac'dan istiğnâ hâsıl ve işbu şehr-i rebîʿde Serây-ı hümâyûn, neşîmengâh-ı Şehriyâr-ı ʿâdil oldu.",
          "caption": "Zikr-i Kapudânî-yi Mîrahûr-i Evvel ve baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_393.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Kapudânî-yi Mîrahûr-i Evvel ve baʿzı tevcîhât",
          "text": "ʿAbdulkerîm Paşa'nın fıkdânı sebebiyle Deryâ Kapudanlığı münhal olup, mücerribân-ı Devlet-i ebed-bünyân'dan birine tevcîhi havâlî-gerd-i zamîr-i Pâdişâhî olup, hâlâ Büyük Mîrahûrluk ile müftehir u mübâhî ve rüşd ü sedâdı resîde-i hayyiz-i gāyet ü tenâhî olan Mustafa Ağa'ya, rebîʿulevvel gurresinde Vezâret ihsân ve deryâya kapudan kılındı.\n\nBüyük Mîrahûrluk ile Kapucular Kethudâsı olan Seyyid Mehmed Ağa mümtâz ve Hezârfen Kara Mustafa Ağa'nın Kapucular Kethudâlığı'yla beyâz-ı subh-i iʿtibârı zıyâ-perdâz oldu.\n\nHazîne Kethudâsı olan Velî Efendi, Baş-muhasebe ile çırağ olmuşiken, sekiz gün mürûrunda Haremeyn Muhasebecisi Seyyid Hâşim Efendi'nin Evrâk-ı Kalem'den, ziyâde harc taleb eylediği şöhret-gîr ve ʿazl ve nefy tarîkı ile Bozca-ada'ya tesyîr olunup, ʿAvnî Efendi, Baş-muhasebe ile ser-efrâz ve Velî Efendi Haremeyn Muhasebeciliği ile nevâsâz-ı baht-ı nâ-sâz oldu.\n\nDarb-hâne Nâzırı Halîl Efendi, nakd-i ʿömrünü nihâde-i tahte-i merg ve nâtık u sâmitini cânib-i mîrîye terk eyleyüp, lüceyn-i iʿtibârı mihek-zede-i iltifât-ı Tâcdârî olan Sıdkı Efendi, Darb-hâne Nezâreti'yle nâyil-i kusvây-ı emânî ve Tersâne Emâneti ile sâbıkā Silahdâr Ağası Mehmed Bey, pâ-nihâde-i merkez-i kâmrânî oldu.\n\nFenn-i dâd ü sitedde yektâ ve meydân-ı tefavvuk olan Tâhir Ağa, taraf-ı hümâyûna kesb-i ihtisâs ve teʿalluk eylediğine binâʾen, Ayasofya Tevliyyeti ve Kuyumcu-başılık ile necm-i ikbâli tevakkud ve teʾelluk eyledi.\nHulûl-i sermâ ve bürûdet-i hevâ cihetleriyle Sâhil-serây-ı Karaağac'dan istiğnâ hâsıl ve işbu şehr-i rebîʿde Serây-ı hümâyûn, neşîmengâh-ı Şehriyâr-ı ʿâdil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cerde Başbuğu olup, bundan akdem Vezâret'le kâmrân olan ʿOsmân Paşa'nın, diyâr-ı Şâmât'da tetâvül-i zemân ile ikāmeti ve o havâlînin umûruna âhardan ziyâde vukūf u ıttılâʿ ile şöhreti olduğundan, şehr-i mezkûrda Mîr-i hâclık inzımâmıyla Şâm Eyâleti, tarafına ihâle vü tefvîz ve selefi Vezîr Çelik Mehmed Paşa'ya, Rakka Eyâleti taʿvîz kılınup, Cerde Başbuğluğu Trablus Eyâleti ile Mîr-i Hâcc-ı cedîdin oğlu Mehmed Bey'e, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî ʿinâyet ve sabıkā Rakka Vâlîsi Vezîr dâmâd Hüseyin Paşa, Aydın Sancağı'yla destzen-i kemâl-i şâdî vü meserret oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_394.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Cerde Başbuğu olup, bundan akdem Vezâret'le kâmrân olan ʿOsmân Paşa'nın, diyâr-ı Şâmât'da tetâvül-i zemân ile ikāmeti ve o havâlînin umûruna âhardan ziyâde vukūf u ıttılâʿ ile şöhreti olduğundan, şehr-i mezkûrda Mîr-i hâclık inzımâmıyla Şâm Eyâleti, tarafına ihâle vü tefvîz ve selefi Vezîr Çelik Mehmed Paşa'ya, Rakka Eyâleti taʿvîz kılınup, Cerde Başbuğluğu Trablus Eyâleti ile Mîr-i Hâcc-ı cedîdin oğlu Mehmed Bey'e, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî ʿinâyet ve sabıkā Rakka Vâlîsi Vezîr dâmâd Hüseyin Paşa, Aydın Sancağı'yla destzen-i kemâl-i şâdî vü meserret oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kazâsı'nda icrây-ı ahkâm ile pesendîde-i zâhir-bînân-ı ʿavâm olan ʿIvaz Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi'nin müddeti, resîde-i [M1 191] hayyiz-i hıtâm ve Sâlih-zâde Efendi makāmına kıyâm ile mazhar-ı ikrâm-ı Pâdişâh-ı enâm oldu.\n\nBozca-ada'da ve sâyir mahallerde mübtelây-ı gurbet ve dâne-çîn-i kısmet olan sâbıkā Hazîne Kethudâsı ve Mâliyye Tezkirecisi Yenişehirli Mehmed Efendi ve Seyyid Hâşim Efendi ve Üsküdar Monlası Hamîdî Efendi, mazhar-ı ʿafv ü işfâk ve üçü birden ıtlâk olundu.\n\nRumeli Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa'nın Âsitâne'ye gelmesi bundan akdem tarafına ifâde ve evâsıt-ı rebîʿde kurb-i İstanbul'a resîde olduğu ihbâr olunup, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den Dâvud Paşa Kasrı'nda yemeklik âmâde kılınup, tenâvül-i mâ-hazar ve Paşa-kapusu'na gelüp, resmen kürk ve müzeyyen esb ile ikrâmdan sonra Serây-ı Sultânî'yi makarr eyledi.\n\nDiyâr-bekir Vâlîsi Vezîr Çeteci ʿAbdullah Paşa, birkaç gün haste olup, derdine dermân bulamadığından, mağlata-yı dünyâdan ferâğat ve ihtiyâr-ı semt-i ahiret eyledi. Eyâlet-i Diyâr-bekir, Sivas Vâlîsi Zâreli-zâde Vezîr Feyzullah Paşa'ya ve Sivas Eyâleti, Yeni-il Voyvodası olan Çapar-zâde Ahmed Bey'e Mîr-i mîrânlık ile tevcîh olundu. Müteveffây-ı müşârun ileyh iʿmâl-i Diyâr-bekir'den Çermik nâm kasabadan zuhûr edüp, bülûğ-ı rüşd ʿakabinde rükûb ü nüzûle meyl ile İran seferlerinde kesb-i irtifâʿ-ı şân ve vüzerâya Levend Baş-ağalığı edüp, giderek sît-ı şecâʿati velvele-endâz-ı mesâmiʿ-i İrâniyân olup, o hilâlde Mîr-i mîrânlık ile celb-i mezîd-i rifʿat ve çok geçmeden nâyil-ı rütbe-i Vezâret olmuşidi. Vâlî olduğu eyâletlerde sît-ı ʿadli resîde-i ʿanân-i semâ ve bâ-husûs Mîr-i Hâclığında ʿUrbân eşkıyâsıyla vukūʿ bulan muhârebesi ilâ yevminâ hâzâ dillerde dâstân olmuş bir maʿnâ olduğundan gayri, ne mahalle varsa livâsı mansûr ve aʿdâsı müste'sıl ü makhûr olup, meʿârif u edebden dahi behre-ver ve Tertîb-i Zîbâ misillü tasnîf eylediği kitâb erbâbı beyninde haylî muʿteber olup, cevdet-i hattı meşhûr ve\nvardığı memleketlerde celî hat ile manzûr olan âsârı hüsn-i hattına şehâdet eyliyeceği zâhir ve gayr-i mestûrdur.",
          "caption": "Baʿzı havâdis ve fevt-i Çeteci ʿAbdullah Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_395.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis ve fevt-i Çeteci ʿAbdullah Paşa",
          "text": "İstanbul Kazâsı'nda icrây-ı ahkâm ile pesendîde-i zâhir-bînân-ı ʿavâm olan ʿIvaz Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi'nin müddeti, resîde-i [M1 191] hayyiz-i hıtâm ve Sâlih-zâde Efendi makāmına kıyâm ile mazhar-ı ikrâm-ı Pâdişâh-ı enâm oldu.\n\nBozca-ada'da ve sâyir mahallerde mübtelây-ı gurbet ve dâne-çîn-i kısmet olan sâbıkā Hazîne Kethudâsı ve Mâliyye Tezkirecisi Yenişehirli Mehmed Efendi ve Seyyid Hâşim Efendi ve Üsküdar Monlası Hamîdî Efendi, mazhar-ı ʿafv ü işfâk ve üçü birden ıtlâk olundu.\n\nRumeli Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa'nın Âsitâne'ye gelmesi bundan akdem tarafına ifâde ve evâsıt-ı rebîʿde kurb-i İstanbul'a resîde olduğu ihbâr olunup, taraf-ı Sadrıaʿzamî'den Dâvud Paşa Kasrı'nda yemeklik âmâde kılınup, tenâvül-i mâ-hazar ve Paşa-kapusu'na gelüp, resmen kürk ve müzeyyen esb ile ikrâmdan sonra Serây-ı Sultânî'yi makarr eyledi.\n\nDiyâr-bekir Vâlîsi Vezîr Çeteci ʿAbdullah Paşa, birkaç gün haste olup, derdine dermân bulamadığından, mağlata-yı dünyâdan ferâğat ve ihtiyâr-ı semt-i ahiret eyledi. Eyâlet-i Diyâr-bekir, Sivas Vâlîsi Zâreli-zâde Vezîr Feyzullah Paşa'ya ve Sivas Eyâleti, Yeni-il Voyvodası olan Çapar-zâde Ahmed Bey'e Mîr-i mîrânlık ile tevcîh olundu. Müteveffây-ı müşârun ileyh iʿmâl-i Diyâr-bekir'den Çermik nâm kasabadan zuhûr edüp, bülûğ-ı rüşd ʿakabinde rükûb ü nüzûle meyl ile İran seferlerinde kesb-i irtifâʿ-ı şân ve vüzerâya Levend Baş-ağalığı edüp, giderek sît-ı şecâʿati velvele-endâz-ı mesâmiʿ-i İrâniyân olup, o hilâlde Mîr-i mîrânlık ile celb-i mezîd-i rifʿat ve çok geçmeden nâyil-ı rütbe-i Vezâret olmuşidi. Vâlî olduğu eyâletlerde sît-ı ʿadli resîde-i ʿanân-i semâ ve bâ-husûs Mîr-i Hâclığında ʿUrbân eşkıyâsıyla vukūʿ bulan muhârebesi ilâ yevminâ hâzâ dillerde dâstân olmuş bir maʿnâ olduğundan gayri, ne mahalle varsa livâsı mansûr ve aʿdâsı müste'sıl ü makhûr olup, meʿârif u edebden dahi behre-ver ve Tertîb-i Zîbâ misillü tasnîf eylediği kitâb erbâbı beyninde haylî muʿteber olup, cevdet-i hattı meşhûr ve\nvardığı memleketlerde celî hat ile manzûr olan âsârı hüsn-i hattına şehâdet eyliyeceği zâhir ve gayr-i mestûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Üç defʿa Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan el-Hâc Ahmed Efendi'nin nâsıye-i hâlinde be-dîdâr olan mehâyil-i rüşd ü sedâd ve emârât-ı ʿadl ü dâd-ı Vezâret'le çırâğ olmasına kuvvet-i istiʿdâd verüp, cumâdelûlâ gāyetinde kapuya daʿvet ve dûş-i istîhâli hılʿat-i zerbeft-i Vezâret'le pür-zîb ü zînet kılınup, Defterdârlık mansıb-ı refîʿi, Defter Emîni Râmî Paşa-zâde [M1 192] Mustafa Beyefendi'ye tevcîh ü ihsân ve Emânet-i Defter-i Hâkānî ile Re'îsül'küttâb-ı sâbık ʿAbdullah Efendi'nin mir'ât-ı kalbinden izâle-i gubâr-ı ahzân kılınup, Zimmet Halîfesi İbrâhîm Efendi'nin dahi baʿzı kusûruna intikāl ve müntehâ-yı hudûd-i Bosna'da vâkiʿ Bihke Kalʿası'na menfiyyen irsâl olundu. Efendi-yi mûmâ ileyh bedreka-i meşʿal-i tevfîk ile yevmen fe-yevmen münevver-sâz-ı gayheb-i hâl ve giderek Defterdârlık ve Sadâret Kethudâlığı ve vefâtından iki üç sene mukaddem Vezâret'le mahsûd-i emsâl olmuşidi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve Defterdâr-şüden-i Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_396.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve Defterdâr-şüden-i Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey",
          "text": "Üç defʿa Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan el-Hâc Ahmed Efendi'nin nâsıye-i hâlinde be-dîdâr olan mehâyil-i rüşd ü sedâd ve emârât-ı ʿadl ü dâd-ı Vezâret'le çırâğ olmasına kuvvet-i istiʿdâd verüp, cumâdelûlâ gāyetinde kapuya daʿvet ve dûş-i istîhâli hılʿat-i zerbeft-i Vezâret'le pür-zîb ü zînet kılınup, Defterdârlık mansıb-ı refîʿi, Defter Emîni Râmî Paşa-zâde [M1 192] Mustafa Beyefendi'ye tevcîh ü ihsân ve Emânet-i Defter-i Hâkānî ile Re'îsül'küttâb-ı sâbık ʿAbdullah Efendi'nin mir'ât-ı kalbinden izâle-i gubâr-ı ahzân kılınup, Zimmet Halîfesi İbrâhîm Efendi'nin dahi baʿzı kusûruna intikāl ve müntehâ-yı hudûd-i Bosna'da vâkiʿ Bihke Kalʿası'na menfiyyen irsâl olundu. Efendi-yi mûmâ ileyh bedreka-i meşʿal-i tevfîk ile yevmen fe-yevmen münevver-sâz-ı gayheb-i hâl ve giderek Defterdârlık ve Sadâret Kethudâlığı ve vefâtından iki üç sene mukaddem Vezâret'le mahsûd-i emsâl olmuşidi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sirke ʿOsmân Paşa-zâde Mustafa Bey, devr-i Mahmûd Hânî'de rütbe-i Mîr-i mîrâniyle behredâr ve baʿzı menâsıbda geşt ü güzârı sedd-i sülme-i zarûretine medâr olmuşidi. Bu esnâda rûy-i mansıbdan mahrûm ve Edirne'den İstanbul'a kudûm ile Şekerciler Hânı'nda bî berk ü nevâ muntazır-ı ʿinâyet-i Kayyûm olup, kemâl-i iztırâb u fakrı âsumân-ı saltanatın bedri olan Pâdişâh-ı ʿâlem-penâha maʿlûm olmağla, hakkında merhamet-i Şâhâne erzânî ve üzerinde olan rütbe-i Mîr-i mîrânî refʿ olunup, Kapucular Kethudâlığı'yla nâyil-i re'sü'l-mâl-ı emânî olup, esbâb-ı dîvânî ve hâne ve esâs misillü levâzım-ı servet ü sâmânı ihsân-kerde-i hazret-i Cihânbânî olmağla, fi'l-cümle kayd-ı iflâsdan rehyâb-ı necât ve müddet-i medîdeden berü çekdiği zarûret ve tezâyuk, hakkında mü'eddî-yi hüsn-i mükâfât oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_397.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "text": "Sirke ʿOsmân Paşa-zâde Mustafa Bey, devr-i Mahmûd Hânî'de rütbe-i Mîr-i mîrâniyle behredâr ve baʿzı menâsıbda geşt ü güzârı sedd-i sülme-i zarûretine medâr olmuşidi. Bu esnâda rûy-i mansıbdan mahrûm ve Edirne'den İstanbul'a kudûm ile Şekerciler Hânı'nda bî berk ü nevâ muntazır-ı ʿinâyet-i Kayyûm olup, kemâl-i iztırâb u fakrı âsumân-ı saltanatın bedri olan Pâdişâh-ı ʿâlem-penâha maʿlûm olmağla, hakkında merhamet-i Şâhâne erzânî ve üzerinde olan rütbe-i Mîr-i mîrânî refʿ olunup, Kapucular Kethudâlığı'yla nâyil-i re'sü'l-mâl-ı emânî olup, esbâb-ı dîvânî ve hâne ve esâs misillü levâzım-ı servet ü sâmânı ihsân-kerde-i hazret-i Cihânbânî olmağla, fi'l-cümle kayd-ı iflâsdan rehyâb-ı necât ve müddet-i medîdeden berü çekdiği zarûret ve tezâyuk, hakkında mü'eddî-yi hüsn-i mükâfât oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'dan Bosna ehâlîsi bess-i şekvâ ve cevr u zulmünden bîzâr olduklarını inhâ etmeleriyle Bosna'dan maʿzûl ve refʿ-i Vezâret ve Resmo'da ikāmetle mahzûl oldu.\n\nTârîh-i mezbûrda mülâzimân-ı Dergâh-ı ʿâlî'nin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına me'mûrların hemyân-ı emânetine idrâc olunup, devr ʿakabinde Hazînedâr-ı hazret-i Şehriyârî'yle şeref-vürûd eden teşrîfât-ı seniyye, Sadrıaʿzamı ser-germ-i bâde-i inbisât ü ibtihâc eyledi.\nSilahdâr-ı hazret-i Şehriyârî, dâyire-i fâhire-i Mülûkâne'den mehcûr ve muʿtâd olan taʿyînât ile kalb-i münkesiri mecbûr kılınup, tahtında bulunan Hâfız Ahmed Ağa, Silahdârlık câh-ı bülendiyle manzûr oldu. Cezâyir Eyâleti'den vâkiʿ Tilmisan'da mîr ve fart-ı şecâʿatle şöhret-gîr olan Hasan Bey'i emsâli olan şehbâzlar iftirâs eyleyeceklerini merkūm ihsâs eyleyüp, firârdan gayri çâre bulamadığından, Büyük İspanya tarafına geçüp, bir müddet ikāmetden sonra Anabolu'ye vazʿ-ı raht-ı ikāmet ve andan sûy-i Âsitâne'ye tahrîk-i sükkân-ı ʿazîmet edüp, lede'l-vusûl [M1 193] hâl-i pür-melâlini ifade ve isticâre ile niyâz-mend-i lutf-i ʿâlem-şümûl olup, hakkında lutf-i Şâhâne mebzûl ve Donanma-yı hümâyûn sefâyininden birine kapudan nasbı ile nâyil-i eʿazz-i me’mûl olduğunu Cezayirlü tahkīk ve hakkında tertîb-i mukaddimât durûğ u tezrîk eylediler ise dahi iltifât ve tasdîk olunmayup, sâye-i devletde müstazill ve giderek merâtib-i devlet-i ebed-müddeti ihrâz ile umûrunda müstakil ve Sadrıaʿzam iken civâr-ı Hakka müntakıl oldu.\nŞehriyâr-ı kerâmet-elîf, Sadrıaʿzam kullarını mahzâ taltîf irâdesiyle Paşa-kapusu'nu teşrîf buyuracağları haberiyle sâmia-i Asafî teşnîf kılınup, derhal levâzım-ı ziyafete ibtidâr ve kudûm-i Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâra medd-i târ-ı intizâr etmişidi. Cumâdelâhıra gurresinde biniş tarikıyla Paşa-kapusu'na sâye-endâz-ı iclâl ve resm üzere îfây-ı şart-ı istikbâl birle ʿArz Odası'nda istilkā ve temâşây-ı bâzendegân ve istimâʿ-ı hânendegân ile kesb-i zevk u safâ buyurup, tenâvül-i etʿime-i nefîse ʿakabinde sudûr-i vâlâ-makām tarafından tefârîk-ı vâfire ve cevâhir-i zâhire takdîmiyle resm-i ʿubûdiyyeti itmâm ve ahşama karîb şevket ü dârât ile Serây-ı bihişt-âsâlarına ʿatf-ı zimâm-ı ʿizz ü ihtişâm buyurdular.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Vâlî-yi Bosna ve ihrâc-ı mevâcib ve vekāyiʿ-i sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_398.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Vâlî-yi Bosna ve ihrâc-ı mevâcib ve vekāyiʿ-i sâyire",
          "text": "Bosna Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'dan Bosna ehâlîsi bess-i şekvâ ve cevr u zulmünden bîzâr olduklarını inhâ etmeleriyle Bosna'dan maʿzûl ve refʿ-i Vezâret ve Resmo'da ikāmetle mahzûl oldu.\n\nTârîh-i mezbûrda mülâzimân-ı Dergâh-ı ʿâlî'nin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına me'mûrların hemyân-ı emânetine idrâc olunup, devr ʿakabinde Hazînedâr-ı hazret-i Şehriyârî'yle şeref-vürûd eden teşrîfât-ı seniyye, Sadrıaʿzamı ser-germ-i bâde-i inbisât ü ibtihâc eyledi.\nSilahdâr-ı hazret-i Şehriyârî, dâyire-i fâhire-i Mülûkâne'den mehcûr ve muʿtâd olan taʿyînât ile kalb-i münkesiri mecbûr kılınup, tahtında bulunan Hâfız Ahmed Ağa, Silahdârlık câh-ı bülendiyle manzûr oldu. Cezâyir Eyâleti'den vâkiʿ Tilmisan'da mîr ve fart-ı şecâʿatle şöhret-gîr olan Hasan Bey'i emsâli olan şehbâzlar iftirâs eyleyeceklerini merkūm ihsâs eyleyüp, firârdan gayri çâre bulamadığından, Büyük İspanya tarafına geçüp, bir müddet ikāmetden sonra Anabolu'ye vazʿ-ı raht-ı ikāmet ve andan sûy-i Âsitâne'ye tahrîk-i sükkân-ı ʿazîmet edüp, lede'l-vusûl [M1 193] hâl-i pür-melâlini ifade ve isticâre ile niyâz-mend-i lutf-i ʿâlem-şümûl olup, hakkında lutf-i Şâhâne mebzûl ve Donanma-yı hümâyûn sefâyininden birine kapudan nasbı ile nâyil-i eʿazz-i me’mûl olduğunu Cezayirlü tahkīk ve hakkında tertîb-i mukaddimât durûğ u tezrîk eylediler ise dahi iltifât ve tasdîk olunmayup, sâye-i devletde müstazill ve giderek merâtib-i devlet-i ebed-müddeti ihrâz ile umûrunda müstakil ve Sadrıaʿzam iken civâr-ı Hakka müntakıl oldu.\nŞehriyâr-ı kerâmet-elîf, Sadrıaʿzam kullarını mahzâ taltîf irâdesiyle Paşa-kapusu'nu teşrîf buyuracağları haberiyle sâmia-i Asafî teşnîf kılınup, derhal levâzım-ı ziyafete ibtidâr ve kudûm-i Şehriyâr-ı bedîʿu'l-âsâra medd-i târ-ı intizâr etmişidi. Cumâdelâhıra gurresinde biniş tarikıyla Paşa-kapusu'na sâye-endâz-ı iclâl ve resm üzere îfây-ı şart-ı istikbâl birle ʿArz Odası'nda istilkā ve temâşây-ı bâzendegân ve istimâʿ-ı hânendegân ile kesb-i zevk u safâ buyurup, tenâvül-i etʿime-i nefîse ʿakabinde sudûr-i vâlâ-makām tarafından tefârîk-ı vâfire ve cevâhir-i zâhire takdîmiyle resm-i ʿubûdiyyeti itmâm ve ahşama karîb şevket ü dârât ile Serây-ı bihişt-âsâlarına ʿatf-ı zimâm-ı ʿizz ü ihtişâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ziştovili Vezîr ʿAli Paşa, mansıbı olan Vidin'de hulûl-i ecel-i müsemmâsıyla fevt ve zâyik-ı şerbet-i küllü nefsin zâ'ikatü'l-mevt olup, düyûn-i kesîresi dâyinlerine edâ olunmak içün kabz-ı emvâline oğlu taʿyîn ü isrâ ve Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa, hidmet-i muhafazaya muktedir ve ʿâtıfet-i Şâhâne'ye muntazır olduğundan, Vidin Muhâfızlığı ile müstebşir oldu.",
          "caption": "Fevt-i Muhâfız-ı Vidin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_399.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhâfız-ı Vidin",
          "text": "Ziştovili Vezîr ʿAli Paşa, mansıbı olan Vidin'de hulûl-i ecel-i müsemmâsıyla fevt ve zâyik-ı şerbet-i küllü nefsin zâ'ikatü'l-mevt olup, düyûn-i kesîresi dâyinlerine edâ olunmak içün kabz-ı emvâline oğlu taʿyîn ü isrâ ve Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa, hidmet-i muhafazaya muktedir ve ʿâtıfet-i Şâhâne'ye muntazır olduğundan, Vidin Muhâfızlığı ile müstebşir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i recebün on ikinci günü beher sâl fukarâ-yı Haremeyn'e îsâl oluna gelen Surre-i hümâyûn, Emîn nasb olunan Bostâncı-başı-yı sâbık Halîl Ağa ile mahalline irsâl olundu.\nMedîne-i münevvere tevcîh olunan Şaʿbân-zâde Ahmed Efendi, pîr ü ʿalîl ve katʿ-ı beyâbân-ı Hicâz'a tâb-âver olamayacağı vâreste-i delîl ve bu sebeble mazhar-ı ʿafv-ı cemîl olup, Altunucuk-zâde ʿAbdullah Efendi'nin iktidârı mevsûm olduğu iştihârından mübeyyen ve Medîne-i münevvere Kazâsı, hakkında müteʿayyen oldu.\n\nDeryâ kapudanı olan Vezîr Mustafa Paşa, umûr-i deryâdan gâfil olduğuna binâ'en, evâhır-ı recebde münʿazil olup, Belgrad Muhâfazası'na taʿyîn ve Belgrad Vâlîsi bulunan Vezîr Hasan Paşa, Deryâ Kapudanlığı'nda temkîn olundu.\n\nFuzalây-ı asırdan sâbıkā Haleb Kadısı Kilîsî Hüseyin Efendi, Edirne Kazâsı'yla [M1 194] müteheyyi’-i tedârük-i zâd ve Murâd-zâde Seyyid Ahmed Efendi, Galata Kazâsı'yla ber-murâd oldu.\n\nMoldovancı ʿAli Ağa, baʿzı husûs ru'yeti içün Filibe cânibine me'mûr olmuşidi. İnkızây-ı maslahat akabinde Âsitâne'ye vârid ve Bostâncı-başılık ile hâyiz-i irkāy-ı mesânid oldu. Şaʿbânü'l-muʿazzamın on dördüncü gün zimmet-i devletde deyn olan mevâcib-i kısteyn ihrâcıyla nüfûs-i kesîre mâlik-i lüceyn ü ʿayn oldu.\n\nBaʿzı mahallerde ashâb-ı düyûn, şiddet-i takâzâ ile zebûn oldukları semʿ-i hümâyûna makrûn olup, dâyinleri irzâ ve sebîlleri ihlâ olunmak üzere taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Tâcdârî'den vâfir meblağ iʿtâsıyla ecr-i vefîr ve sevâb-ı kesîr ibtigā olunundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_400.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Şehr-i recebün on ikinci günü beher sâl fukarâ-yı Haremeyn'e îsâl oluna gelen Surre-i hümâyûn, Emîn nasb olunan Bostâncı-başı-yı sâbık Halîl Ağa ile mahalline irsâl olundu.\nMedîne-i münevvere tevcîh olunan Şaʿbân-zâde Ahmed Efendi, pîr ü ʿalîl ve katʿ-ı beyâbân-ı Hicâz'a tâb-âver olamayacağı vâreste-i delîl ve bu sebeble mazhar-ı ʿafv-ı cemîl olup, Altunucuk-zâde ʿAbdullah Efendi'nin iktidârı mevsûm olduğu iştihârından mübeyyen ve Medîne-i münevvere Kazâsı, hakkında müteʿayyen oldu.\n\nDeryâ kapudanı olan Vezîr Mustafa Paşa, umûr-i deryâdan gâfil olduğuna binâ'en, evâhır-ı recebde münʿazil olup, Belgrad Muhâfazası'na taʿyîn ve Belgrad Vâlîsi bulunan Vezîr Hasan Paşa, Deryâ Kapudanlığı'nda temkîn olundu.\n\nFuzalây-ı asırdan sâbıkā Haleb Kadısı Kilîsî Hüseyin Efendi, Edirne Kazâsı'yla [M1 194] müteheyyi’-i tedârük-i zâd ve Murâd-zâde Seyyid Ahmed Efendi, Galata Kazâsı'yla ber-murâd oldu.\n\nMoldovancı ʿAli Ağa, baʿzı husûs ru'yeti içün Filibe cânibine me'mûr olmuşidi. İnkızây-ı maslahat akabinde Âsitâne'ye vârid ve Bostâncı-başılık ile hâyiz-i irkāy-ı mesânid oldu. Şaʿbânü'l-muʿazzamın on dördüncü gün zimmet-i devletde deyn olan mevâcib-i kısteyn ihrâcıyla nüfûs-i kesîre mâlik-i lüceyn ü ʿayn oldu.\n\nBaʿzı mahallerde ashâb-ı düyûn, şiddet-i takâzâ ile zebûn oldukları semʿ-i hümâyûna makrûn olup, dâyinleri irzâ ve sebîlleri ihlâ olunmak üzere taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Tâcdârî'den vâfir meblağ iʿtâsıyla ecr-i vefîr ve sevâb-ı kesîr ibtigā olunundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh kürsiyy-i Eyâleti olan Halebü'ş-Şehbâ'da bâlîn-i renc ü bîmârîye ser-nihâde ve âkıbet serv-i bâsık-ı ʿömrü tünd-bâd-ı ecel ile hâk-i fenâya üftâde oldu.",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı esbak es-Seyyid ʿAbdullah Paşa Vâlî-yi Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_401.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı esbak es-Seyyid ʿAbdullah Paşa Vâlî-yi Haleb",
          "text": "Müşârun ileyh kürsiyy-i Eyâleti olan Halebü'ş-Şehbâ'da bâlîn-i renc ü bîmârîye ser-nihâde ve âkıbet serv-i bâsık-ı ʿömrü tünd-bâd-ı ecel ile hâk-i fenâya üftâde oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Kerküklü Vezîr firârî Hasan Paşa'nın mahdûmu olup, mürûr-ı zemân ile tahsîl-i kābiliyyet-i merâtib ve Silahşörlük ve Kapucu-başılık ile temhîd-i mukaddime-i menâsıb eyleyüp, bi'l-fi'l Kapucular Kethudâlığı ile tırâzende-i câme-i istiʿdâd ve elli bir senesi muharreminde Mîrahûrluk ile esb-süvâr-ı murâd ve baʿzı cesîm hıdemâta me'mûriyyetle neşîde-i iʿtibârı müstezâd olmuşidi. Elli sekiz zilhicce-\nsinde câh-ı Vezâret'le Kıbrıs Eyâleti, ber-vech-i mâlikâne ʿuhdesine ihâle ve elli dokuz zilkaʿdesinde senevî yüz yirmi bin guruş mîrî ile Rakka Eyâleti'ne inâle olunmuşiken, bir mâh mürûrunda baʿzı mülâhazaya binâ'en, tekrâr Kıbrıs ibkāsıyla kâmkâr olup, altmış rebîʿulevvelinde Aydın mansıbı ile çeşm-i ibtihâcı takrîr ve Sadâret'le tevkīr olunması müstenedi olan Dârü's-saʿâde Ağası tarafından tezkîr olunmuşidi. Kāyim-makām nasbından tabʿ-ı hümâyûna fütûr u melâl geldiğinden, hufyeten tarafına Hasekî irsâl olunup, beş on âdem ile Âsitâne'ye ilkāy-ı rahl ü vusûl ve altmış şaʿbânın on altıncı günü huzûr-i hümâyûnda ruhsat-yâb-ı kıyâm ü müsûl olup, mühr-i hümâyûn yed-i kifâyetine tevdîʿ ve serâsere duhte-i ferve-i semmûr ile kadr u iʿtibârı terfîʿ olundu. Üç sene kadar mesned-i Vekâlet'de kâffe-i aʿmâlini emzice-i nâsa tevfîk eyleyerek kâr-fermây-ı enâm ve imtidâd-ı vakt ü zemânı araza-i şecere-i istikrâr u devâmı olup, altmış üç saferinin ikinci günü Sadâret'den ʿazl ü infisâl ile bi-tarîkı'n-nefy Rodos'a irsâl olunmuşidi. Baʿdehû Mısr-ı Kāhire ve Rakka ve Diyârbekir eyâletlerinde hüsn-i [M1 195] siyâsetle imrâr-ı rüzgâr ve Haleb Vâlîsi iken ʿazm-i dâru'l-karâr eyledi. Müşârun ileyh kemâl-i hilm ile muttasıf ve her şahsa nevâziş ü iltifât ile mü'telif, meʿârif-âşinâ ve kâr-âzmâ bir düstûr-i vakūr idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_402.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Kerküklü Vezîr firârî Hasan Paşa'nın mahdûmu olup, mürûr-ı zemân ile tahsîl-i kābiliyyet-i merâtib ve Silahşörlük ve Kapucu-başılık ile temhîd-i mukaddime-i menâsıb eyleyüp, bi'l-fi'l Kapucular Kethudâlığı ile tırâzende-i câme-i istiʿdâd ve elli bir senesi muharreminde Mîrahûrluk ile esb-süvâr-ı murâd ve baʿzı cesîm hıdemâta me'mûriyyetle neşîde-i iʿtibârı müstezâd olmuşidi. Elli sekiz zilhicce-\nsinde câh-ı Vezâret'le Kıbrıs Eyâleti, ber-vech-i mâlikâne ʿuhdesine ihâle ve elli dokuz zilkaʿdesinde senevî yüz yirmi bin guruş mîrî ile Rakka Eyâleti'ne inâle olunmuşiken, bir mâh mürûrunda baʿzı mülâhazaya binâ'en, tekrâr Kıbrıs ibkāsıyla kâmkâr olup, altmış rebîʿulevvelinde Aydın mansıbı ile çeşm-i ibtihâcı takrîr ve Sadâret'le tevkīr olunması müstenedi olan Dârü's-saʿâde Ağası tarafından tezkîr olunmuşidi. Kāyim-makām nasbından tabʿ-ı hümâyûna fütûr u melâl geldiğinden, hufyeten tarafına Hasekî irsâl olunup, beş on âdem ile Âsitâne'ye ilkāy-ı rahl ü vusûl ve altmış şaʿbânın on altıncı günü huzûr-i hümâyûnda ruhsat-yâb-ı kıyâm ü müsûl olup, mühr-i hümâyûn yed-i kifâyetine tevdîʿ ve serâsere duhte-i ferve-i semmûr ile kadr u iʿtibârı terfîʿ olundu. Üç sene kadar mesned-i Vekâlet'de kâffe-i aʿmâlini emzice-i nâsa tevfîk eyleyerek kâr-fermây-ı enâm ve imtidâd-ı vakt ü zemânı araza-i şecere-i istikrâr u devâmı olup, altmış üç saferinin ikinci günü Sadâret'den ʿazl ü infisâl ile bi-tarîkı'n-nefy Rodos'a irsâl olunmuşidi. Baʿdehû Mısr-ı Kāhire ve Rakka ve Diyârbekir eyâletlerinde hüsn-i [M1 195] siyâsetle imrâr-ı rüzgâr ve Haleb Vâlîsi iken ʿazm-i dâru'l-karâr eyledi. Müşârun ileyh kemâl-i hilm ile muttasıf ve her şahsa nevâziş ü iltifât ile mü'telif, meʿârif-âşinâ ve kâr-âzmâ bir düstûr-i vakūr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin fevti haberi hâricde şâyiʿ olmazdan mukaddem sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı ve el-yevm Matbah Emîni olan Bekir Efendi, Sadrıaʿzam ziyâretine varup, hilâl-i sohbetde: “Efendim ihrâz-ı rütbe edenlere Matbah Emîni olmak ve dîvân yerinde ahâd-ı nâs misillü bi'z-zarûre irtikâb-ı mezellet-i hidmet etmek beşeriyyet hasebiyle nefse girân gelüp, Devlet-i ʿaliyye'ye dahi mûcib-i şeyn olduğu zâhirdir” dedikde, Sadrıaʿzam: “Vâkıʿâ öyledir hattâ biz re'îs olduğumuzda bunları hep fikr ü mülâhaza etdik ve nâçâr Vezâret'le ihtiyâr-ı gurbet eyledik. ʿUluvv-i himmet ashâbı ve menâsıb-ı refîʿa erbâbı fi'l-hakīka evc-i rifʿatden hazîz-ı zillete sukūtunu istemez, sizin Vezâret'e meyl ü rağbetiniz var ise Haleb Vâlîsi Sadr-ı esbakın şimdi vefâtı haberi geldi, kerâmetlü Pâdişâh'ımızdan recâ ve sizi Vezâret'le Haleb Vâlîsi etmeğe teʿahhüd ederiz” dediklerinde dâmenine ruhsâ ve Vezâret ihsân olunmak bâbında dest-bâz-ı niyâz u istidʿâ olup, o gün mâdde ʿâlem-i bâlâya ifâde ve Vezîr-i Müşterî-tedbîrin telhîsine müsâʿade olunup, Efendi-yi mûmâ ileyh kapuya daʿvet ve Haleb Eyâleti inzımâmıyla dûş-i istihkākına ilbâs-ı ferve-i Vezâret kılınup, bu sebeble karîn-i inhilâl olan Matbah Emâneti, Tavîl İbrâhîm Bey'e intikāl eyledi. Bu muhâvereden sonra Matbah Emâneti, Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'ndan munfasıl İbrâhîm Bey'e tevcîh olunması ve der-ʿakab tenâkuz-i irtikâbı\ngarâyib-i rûzgârdandır. ʿUbûdiyyet iktızâsıyla ednâ vü aʿlâ hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de ʿale's-sevâ ise dahi ihrâz-ı merâtib-i ʿuzmâ edenlerin rütbe-i asliyyelerine hürmet olunagelüp, rütbelerinden dûn hidemâtda bulunmaları, iʿtibârât-ı asliyyelerine îrâs-ı hevân ü mezellet etmeyeceği zâhirdir.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_403.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Müşârun ileyhin fevti haberi hâricde şâyiʿ olmazdan mukaddem sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı ve el-yevm Matbah Emîni olan Bekir Efendi, Sadrıaʿzam ziyâretine varup, hilâl-i sohbetde: “Efendim ihrâz-ı rütbe edenlere Matbah Emîni olmak ve dîvân yerinde ahâd-ı nâs misillü bi'z-zarûre irtikâb-ı mezellet-i hidmet etmek beşeriyyet hasebiyle nefse girân gelüp, Devlet-i ʿaliyye'ye dahi mûcib-i şeyn olduğu zâhirdir” dedikde, Sadrıaʿzam: “Vâkıʿâ öyledir hattâ biz re'îs olduğumuzda bunları hep fikr ü mülâhaza etdik ve nâçâr Vezâret'le ihtiyâr-ı gurbet eyledik. ʿUluvv-i himmet ashâbı ve menâsıb-ı refîʿa erbâbı fi'l-hakīka evc-i rifʿatden hazîz-ı zillete sukūtunu istemez, sizin Vezâret'e meyl ü rağbetiniz var ise Haleb Vâlîsi Sadr-ı esbakın şimdi vefâtı haberi geldi, kerâmetlü Pâdişâh'ımızdan recâ ve sizi Vezâret'le Haleb Vâlîsi etmeğe teʿahhüd ederiz” dediklerinde dâmenine ruhsâ ve Vezâret ihsân olunmak bâbında dest-bâz-ı niyâz u istidʿâ olup, o gün mâdde ʿâlem-i bâlâya ifâde ve Vezîr-i Müşterî-tedbîrin telhîsine müsâʿade olunup, Efendi-yi mûmâ ileyh kapuya daʿvet ve Haleb Eyâleti inzımâmıyla dûş-i istihkākına ilbâs-ı ferve-i Vezâret kılınup, bu sebeble karîn-i inhilâl olan Matbah Emâneti, Tavîl İbrâhîm Bey'e intikāl eyledi. Bu muhâvereden sonra Matbah Emâneti, Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'ndan munfasıl İbrâhîm Bey'e tevcîh olunması ve der-ʿakab tenâkuz-i irtikâbı\ngarâyib-i rûzgârdandır. ʿUbûdiyyet iktızâsıyla ednâ vü aʿlâ hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de ʿale's-sevâ ise dahi ihrâz-ı merâtib-i ʿuzmâ edenlerin rütbe-i asliyyelerine hürmet olunagelüp, rütbelerinden dûn hidemâtda bulunmaları, iʿtibârât-ı asliyyelerine îrâs-ı hevân ü mezellet etmeyeceği zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey'de cerbeze ve idâre-i umûr, meʾmûl-i Sadru's-sudûr olduğuna binâʾen, hakkında kelime-i tayyibe erzânî ve Defterdârlık ile hâyiz-i rehîne-i emânî olmuşidi. Meʾmûl derecesinde mûmâ ileyhden hidmet rû-nümâ olmayup, mîrî tahsîlâtı berhem-zede-i habt ü halel ve umûr-i istîfâ bi'l-külliyye muhtel olmağla, evâsıt-ı Şaʿbânda ʿazl ve hânesinde ikāmeti irâde ve Baş-defterdarlık, bu defʿa dahi Reʾîsülküttâb-ı esbak ʿAbdî Efendi'de karâr-dâde oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_404.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "text": "Râmî Paşa-zâde Mustafa Bey'de cerbeze ve idâre-i umûr, meʾmûl-i Sadru's-sudûr olduğuna binâʾen, hakkında kelime-i tayyibe erzânî ve Defterdârlık ile hâyiz-i rehîne-i emânî olmuşidi. Meʾmûl derecesinde mûmâ ileyhden hidmet rû-nümâ olmayup, mîrî tahsîlâtı berhem-zede-i habt ü halel ve umûr-i istîfâ bi'l-külliyye muhtel olmağla, evâsıt-ı Şaʿbânda ʿazl ve hânesinde ikāmeti irâde ve Baş-defterdarlık, bu defʿa dahi Reʾîsülküttâb-ı esbak ʿAbdî Efendi'de karâr-dâde oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdar Mektubçusu hulefâsından olup, vücûdu hatt-ı Öklidis'den arak ve sadâsı müşâbih-i [M1 196] savt-ı buk olan Rahîkī dâmâdı Râcih Bey, tenâvül-i berş ile kadîd ve fart-ı hüzâl sebebi ile cism-i nahîfinden üstuhânları bedîd olup, Mahmûd Paşa Câmiʿi Mütevellîsi bulunduğundan, cumʿa günü resmen pîşgâh-ı hümâyûnda micmerekeş iken ʿillet-i nâ-tüvânî ile yere sukūt ve hâli müşevveş olduğunu Şehriyâr-ı merhamet-disâr reʾye'l-ʿayn müşâhade ile merkūmu lutf-i Şâhâne'sine sezâ-vâr görüp: “Matlabı suʾâl olunsun!” emri sâdır ve Hâcelik ve Cebeciler Kitâbeti ile mutayyebü'l-hâtır olacağı haseb-i hâlinden zâhir olup, tarîk-ı hâcegâna idhâl ve Cebeciler Kitâbeti ile makzıyyü'l-âmâl kılındı.\n\nRamazân-ı şerîfin on beşinci günü ʿâdet-i dîrîn ve resm-i pîşîn üzere huzûrları lâzım gelen vüzerâ vü ʿulemâ ve ricâl ve ocağlu Serây-ı hümâyûn'a ʿazm ü şitâb ve Hırka-i şerîfe ʿalâ lâbisihâ efdalu't-tahiyyeyi bûsîde-i şifâh-ı âdâb eylediler.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_405.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Defterdar Mektubçusu hulefâsından olup, vücûdu hatt-ı Öklidis'den arak ve sadâsı müşâbih-i [M1 196] savt-ı buk olan Rahîkī dâmâdı Râcih Bey, tenâvül-i berş ile kadîd ve fart-ı hüzâl sebebi ile cism-i nahîfinden üstuhânları bedîd olup, Mahmûd Paşa Câmiʿi Mütevellîsi bulunduğundan, cumʿa günü resmen pîşgâh-ı hümâyûnda micmerekeş iken ʿillet-i nâ-tüvânî ile yere sukūt ve hâli müşevveş olduğunu Şehriyâr-ı merhamet-disâr reʾye'l-ʿayn müşâhade ile merkūmu lutf-i Şâhâne'sine sezâ-vâr görüp: “Matlabı suʾâl olunsun!” emri sâdır ve Hâcelik ve Cebeciler Kitâbeti ile mutayyebü'l-hâtır olacağı haseb-i hâlinden zâhir olup, tarîk-ı hâcegâna idhâl ve Cebeciler Kitâbeti ile makzıyyü'l-âmâl kılındı.\n\nRamazân-ı şerîfin on beşinci günü ʿâdet-i dîrîn ve resm-i pîşîn üzere huzûrları lâzım gelen vüzerâ vü ʿulemâ ve ricâl ve ocağlu Serây-ı hümâyûn'a ʿazm ü şitâb ve Hırka-i şerîfe ʿalâ lâbisihâ efdalu't-tahiyyeyi bûsîde-i şifâh-ı âdâb eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu bin yüz yetmiş dört senesi ramazanının on beşinci isneyn gicesi sulb-i pâkîze-sirişt-i Şehinşâhî'den bir gevher-i ʿâlemtâb ve bir duhter-i ʿismet-meʾâb zîb-ârây-ı kımât-ı vücûd ve zînet-bahş-ı gehvâre-i şuhûd olup, Şâh Sultân ismiyle tesmiye olun-\nolduğu haber-i meserret-eserini Dârü's-saʿâde Ağası Sadrıaʿzam tarafına îsâl ve müşârun ileyh tarafından envâʿ-ı sürûr u şâdmânî izhâr olunarak, Ağa-yı müşârun ileyhe muʿtâd olan ʿatâyâyı bilâ-kusûr iczâl ile îfây-ı resm-i ibcâl ve ferdâsı işbu velâdet-i pür-meymenet etrâf ü eknâfa işâʿat ve ʿîd-i şerîfin ikinci günü şehr-âyîn ısmarlanup, aʿlâ vü ednâ tedârüke mübâderet eylediler. Ber minvâl-i muharrer yevm-i sânî-yi ʿîd hulûlünde büyût u zokāk ve dekâkîn ü esvâkı tezyîn ve reşk-fermây-ı huld-berîn eylediklerinden fazla Serây-ı hümâyûn'da vâkiʿ emâkin ve mevâkıʿ zînet ü zîb ve ârâyiş-i dil-firîb ile pür-nakş ü nigâr ve âvîzehâ-yı rengâreng ve setâyir-i zer-dûz-i bî-denk ile cilâ-bahş-ı aʿyun-i sıgār u kibâr kılınup, bâzendegân ve sâzendegân taraf taraf söz ü sâz ile küşâyişde havâtır-ı âlemiyân olup, eyyâm-ı maʿdûde-i donanma resîde-i hayyiz-i intihâ ve me'lûf-i zevk u safâ olan erbâb-ı lehv ü hevâ:\n\nNe ʿaceb tîz giçer zevk u safâ eyyâmı\nErmeden nısf-ı nehârı erişür ahşâmı\n\nmakālıyla gûyâ oldular. Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretlerinin velâdet-i bâ-saʿâdetlerine Tevfîk Efendi'nin inşâd eylediği târîhdir:\n\nŞâh Sultân tâliʿ oldu müjde nesl-i Şâh'dan.\n(شاه سلطان طالع اولدی مژده نسل شاهدن)",
          "caption": "Velâdet-i Şâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_406.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Şâh Sultân",
          "text": "İşbu bin yüz yetmiş dört senesi ramazanının on beşinci isneyn gicesi sulb-i pâkîze-sirişt-i Şehinşâhî'den bir gevher-i ʿâlemtâb ve bir duhter-i ʿismet-meʾâb zîb-ârây-ı kımât-ı vücûd ve zînet-bahş-ı gehvâre-i şuhûd olup, Şâh Sultân ismiyle tesmiye olun-\nolduğu haber-i meserret-eserini Dârü's-saʿâde Ağası Sadrıaʿzam tarafına îsâl ve müşârun ileyh tarafından envâʿ-ı sürûr u şâdmânî izhâr olunarak, Ağa-yı müşârun ileyhe muʿtâd olan ʿatâyâyı bilâ-kusûr iczâl ile îfây-ı resm-i ibcâl ve ferdâsı işbu velâdet-i pür-meymenet etrâf ü eknâfa işâʿat ve ʿîd-i şerîfin ikinci günü şehr-âyîn ısmarlanup, aʿlâ vü ednâ tedârüke mübâderet eylediler. Ber minvâl-i muharrer yevm-i sânî-yi ʿîd hulûlünde büyût u zokāk ve dekâkîn ü esvâkı tezyîn ve reşk-fermây-ı huld-berîn eylediklerinden fazla Serây-ı hümâyûn'da vâkiʿ emâkin ve mevâkıʿ zînet ü zîb ve ârâyiş-i dil-firîb ile pür-nakş ü nigâr ve âvîzehâ-yı rengâreng ve setâyir-i zer-dûz-i bî-denk ile cilâ-bahş-ı aʿyun-i sıgār u kibâr kılınup, bâzendegân ve sâzendegân taraf taraf söz ü sâz ile küşâyişde havâtır-ı âlemiyân olup, eyyâm-ı maʿdûde-i donanma resîde-i hayyiz-i intihâ ve me'lûf-i zevk u safâ olan erbâb-ı lehv ü hevâ:\n\nNe ʿaceb tîz giçer zevk u safâ eyyâmı\nErmeden nısf-ı nehârı erişür ahşâmı\n\nmakālıyla gûyâ oldular. Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretlerinin velâdet-i bâ-saʿâdetlerine Tevfîk Efendi'nin inşâd eylediği târîhdir:\n\nŞâh Sultân tâliʿ oldu müjde nesl-i Şâh'dan.\n(شاه سلطان طالع اولدی مژده نسل شاهدن)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Velâdet-i pür-meymenet, kulûb-i nâsa ʿale'l-ʿumûm ilkāy-ı hizzet [M1 197] ü beşâşet edüp, bir müddetden berü kayd-ı gurbet ile nâlân ve hasret-i evlâd ü ʿıyâl ile dermân-de-i âh u figān olan zevâtın dahi etrâf ve müteʿallikātlarıyla şâd ü handân olmaları havâlî-gerd-i zamîr-i Hâkān-ı zemân olduğuna binâ'en, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ve İmâm-ı Evvel-i Sultânî olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi ve sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi ve Monlacık-zâde ʿAlî Ağa şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i Cihân-mutâʿ iktizâsıyla ıtlâk ve maraz-ı cângüzâr-ı gurbetden ifrâk olundu.",
          "caption": "Itlâk-ı Pîrî-zâde ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_407.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Pîrî-zâde ve sâyir",
          "text": "Velâdet-i pür-meymenet, kulûb-i nâsa ʿale'l-ʿumûm ilkāy-ı hizzet [M1 197] ü beşâşet edüp, bir müddetden berü kayd-ı gurbet ile nâlân ve hasret-i evlâd ü ʿıyâl ile dermân-de-i âh u figān olan zevâtın dahi etrâf ve müteʿallikātlarıyla şâd ü handân olmaları havâlî-gerd-i zamîr-i Hâkān-ı zemân olduğuna binâ'en, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ve İmâm-ı Evvel-i Sultânî olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi ve sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi ve Monlacık-zâde ʿAlî Ağa şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i Cihân-mutâʿ iktizâsıyla ıtlâk ve maraz-ı cângüzâr-ı gurbetden ifrâk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin on ikinci günü ʿâdet-i dîrîn-i saltanat-ı ʿaliyye üzere tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb ve defterdârân ibkā şerefini iktisâb ve Defter Emâneti ile Nuʿmân Efendi ve Büyük Rûznâme ile Yûsuf Efendi, kemâl-i inbisât u meserret isticlâb eylediler. Başmuhâsebe, ʿAvnî Efendi'ye ve Şehremâneti, Hâşim ʿAlî Bey'e tevcîh ve Tersâne ve Darb-hâne ve Matbah ve Arpa emânetleri, mutasarrıflarına ibkā olundu. Anadolu Muhâsebesi, Muhsin-zâde birâderi Ahmed Efendi'ye ve Atlu Mukābeleciliği, Behcet birâderi Sârim İbrâhîm Efendi'ye tevcîh ve Haremeyn Muhâsebeciliği, mutasarrıf-ı\nsâbıkına ibkā olunup, Yeniçeri Kitâbeti, Re'îs-i sâbık ʿAbdullah Efendi'ye, Sipâh Kitâbeti, Hâkim Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, İbrâhîm Paşa-zâde Râyif İsmâʿîl Bey'e; Cizye Muhâsebesi, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Mevkūfât, Yâzıcı-yı esbak Halîl Efendi'ye; Mâliyye, Merâkī Hüseyin Efendi'ye ve sâyir menâsıb-ı Devlet-i ebed-müddet dahi erbâb-ı istihkāka tevcîh olunup, mansıbdan mahrûm olanlara ʿatâyây-ı Şâhâne bezl ve cümlesi vâreste-i muzâyaka vü ezel oldu. Ve Yeniçeri Ağalığı, Kul Kethudâsı Mahmûd Ağa'ya müceddeden tevcîh ve sabıkı Tekfur-dağı'na tebʿîd ü tenzîh olunup, Sipâh Ağalığı, ʿAbdullah Paşa Kethudâsı Ahmed Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, Kadri Ağa-zâde Mehmed Ağa'ya kezâlik tevcîh olunup, Baş-bakī Kulluğu ve Cebeci ve Topcu ve 'Arabacı-başılıklar ibkā olundu. Vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi yevm-i mezbûrda vâkiʿ olup, Rumeli Eyâleti, Vezîr Hamza Paşa'ya; Selânik Sancağı, Vezîr Mehmed Paşa'ya; Bosna, Hersek Sancağı ilhâkıyla Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, sâyir eyâlât ü elviye dahi mutasarrıfları olan vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâma ibkā olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_408.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şevvâlin on ikinci günü ʿâdet-i dîrîn-i saltanat-ı ʿaliyye üzere tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb ve defterdârân ibkā şerefini iktisâb ve Defter Emâneti ile Nuʿmân Efendi ve Büyük Rûznâme ile Yûsuf Efendi, kemâl-i inbisât u meserret isticlâb eylediler. Başmuhâsebe, ʿAvnî Efendi'ye ve Şehremâneti, Hâşim ʿAlî Bey'e tevcîh ve Tersâne ve Darb-hâne ve Matbah ve Arpa emânetleri, mutasarrıflarına ibkā olundu. Anadolu Muhâsebesi, Muhsin-zâde birâderi Ahmed Efendi'ye ve Atlu Mukābeleciliği, Behcet birâderi Sârim İbrâhîm Efendi'ye tevcîh ve Haremeyn Muhâsebeciliği, mutasarrıf-ı\nsâbıkına ibkā olunup, Yeniçeri Kitâbeti, Re'îs-i sâbık ʿAbdullah Efendi'ye, Sipâh Kitâbeti, Hâkim Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, İbrâhîm Paşa-zâde Râyif İsmâʿîl Bey'e; Cizye Muhâsebesi, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Mevkūfât, Yâzıcı-yı esbak Halîl Efendi'ye; Mâliyye, Merâkī Hüseyin Efendi'ye ve sâyir menâsıb-ı Devlet-i ebed-müddet dahi erbâb-ı istihkāka tevcîh olunup, mansıbdan mahrûm olanlara ʿatâyây-ı Şâhâne bezl ve cümlesi vâreste-i muzâyaka vü ezel oldu. Ve Yeniçeri Ağalığı, Kul Kethudâsı Mahmûd Ağa'ya müceddeden tevcîh ve sabıkı Tekfur-dağı'na tebʿîd ü tenzîh olunup, Sipâh Ağalığı, ʿAbdullah Paşa Kethudâsı Ahmed Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, Kadri Ağa-zâde Mehmed Ağa'ya kezâlik tevcîh olunup, Baş-bakī Kulluğu ve Cebeci ve Topcu ve 'Arabacı-başılıklar ibkā olundu. Vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi yevm-i mezbûrda vâkiʿ olup, Rumeli Eyâleti, Vezîr Hamza Paşa'ya; Selânik Sancağı, Vezîr Mehmed Paşa'ya; Bosna, Hersek Sancağı ilhâkıyla Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, sâyir eyâlât ü elviye dahi mutasarrıfları olan vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâma ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Duhân Gümrüğü Emâneti bundan akdem Sultân Kethudâsı ʿAli Ağa'ya ilzâm olunmuşidi. Bir sene kadar mukātaʿa-i mezkûreyi idâre ile mâl-ı mukayyedini cânib-i mîrîye teslîm ve ʿâm-ı kābil iltizâmını tanzîm etmişidi. [M1 198] Mühtedî Mehmed Ağa, bir mikdâr mâl zammıyla iltizâmına tâlib olduğu ʿAli Ağa'ya inhâ olundukda, o mikdâr mâl ile kabûlden imtinâʿ u ibâ etmekle, tâlib-i mezkûre kāʿide-i mîrî üzere ilzâm olunup, bu sebeble mîrîye nefʿ u cedvâ ve fâyide vü nemâ rû-nümâ oldu.\n\nAfgān tâ'ifesinden olup, Nâdir Şâh'dan sonra tedrîcî kesb-i tâb ü kuvvet ve muʿârızı olan Zend Kerîm ve sâyir hânân-ı İrân ile mukāvemet edüp, ekser-i hâlde gālib ve Isfehan'ı zabt ile o ülke ehâlîsi semtine câlib olmuşiken, kevkeb-i bahtı tîre ve çeşm-i iktidârı hîre olup, aʿdâsı her tarafdan üzerine hücûm ve askeri mehzûm ve kaçarak bir defʿa Kars'a ve baʿdehû Bağdâd'a gelüp, Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve iʿânet ü muzâharet recâ etmişidi. Devlet-i İrâniyân herc ü merc üzere olup, müstakil şâhları olmadığından, iʿânetde be's olmadığını müdebbirân-ı devlet ilkā ve Bağdâd tarafından matlûbuna müsâʿade olunmak Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya tahrîr ü inhâ olunup, Kürdistân ehâlîsinden ve nefs-i Bağdâd'dan ve ʿUrbân tâyifesinden maʿiyyetine vâfir âdem koşulup, mühimmât ve top ile Rûmiyye taraflarına teveccüh edüp, Zend Kerîm askeriy-le tekābül ve işʿâl-i nâyire-i tecâdül ve bu defʿa dahi münhezim ve maʿiyyetinde olan askerin ekserîsi münʿadim olup, el-yevm Tiflis taraflarında karâr eylediği taraf-ı devlete ihbâr olundu.\nPrusya Kralı, Nemçe ve Moskovlu ile bir müddetden berü münâveşe ve ahadühümâ âhar ile muhâreşe edüp, iki devlet müdâfasından ʿâciz ve muztar ve iktisâb-ı teʿayyun ile nâmver olduğundan, düvel-i sâyire gibi Devlet-i ʿaliyye ile kesb-i münâsebet ve tanzîm-i umûr-i ticâret sadedinde olup, birkaç defʿa Der-bâr-ı ʿatûfet-medâra niyâz-nâme irsâl ve husûl-i matlabı zımnında refʿ-i eküff-i ibtihâl etmekle recâsı hayyiz-i husûle karîn olup, dîvân kaleminde mukayyed olduğu vech üzere maslahat-ı ticârete sûret-i temşiyet ve sâyir devletler gibi tüccârının âmed-şuduna ruhsat verildi.\n\nRumeli Sadâreti'ne revnak veren Mirzâ-zâde, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ile dağdağa-i hükûmetden âzâde olup, Ebûbekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi, Rumeli sadrına takrîb ve huzûr-i Sadrıaʿzamî'de ilbâs-ı ferve-i semmûr ile tatrîb olundu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_409.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Duhân Gümrüğü Emâneti bundan akdem Sultân Kethudâsı ʿAli Ağa'ya ilzâm olunmuşidi. Bir sene kadar mukātaʿa-i mezkûreyi idâre ile mâl-ı mukayyedini cânib-i mîrîye teslîm ve ʿâm-ı kābil iltizâmını tanzîm etmişidi. [M1 198] Mühtedî Mehmed Ağa, bir mikdâr mâl zammıyla iltizâmına tâlib olduğu ʿAli Ağa'ya inhâ olundukda, o mikdâr mâl ile kabûlden imtinâʿ u ibâ etmekle, tâlib-i mezkûre kāʿide-i mîrî üzere ilzâm olunup, bu sebeble mîrîye nefʿ u cedvâ ve fâyide vü nemâ rû-nümâ oldu.\n\nAfgān tâ'ifesinden olup, Nâdir Şâh'dan sonra tedrîcî kesb-i tâb ü kuvvet ve muʿârızı olan Zend Kerîm ve sâyir hânân-ı İrân ile mukāvemet edüp, ekser-i hâlde gālib ve Isfehan'ı zabt ile o ülke ehâlîsi semtine câlib olmuşiken, kevkeb-i bahtı tîre ve çeşm-i iktidârı hîre olup, aʿdâsı her tarafdan üzerine hücûm ve askeri mehzûm ve kaçarak bir defʿa Kars'a ve baʿdehû Bağdâd'a gelüp, Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve iʿânet ü muzâharet recâ etmişidi. Devlet-i İrâniyân herc ü merc üzere olup, müstakil şâhları olmadığından, iʿânetde be's olmadığını müdebbirân-ı devlet ilkā ve Bağdâd tarafından matlûbuna müsâʿade olunmak Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya tahrîr ü inhâ olunup, Kürdistân ehâlîsinden ve nefs-i Bağdâd'dan ve ʿUrbân tâyifesinden maʿiyyetine vâfir âdem koşulup, mühimmât ve top ile Rûmiyye taraflarına teveccüh edüp, Zend Kerîm askeriy-le tekābül ve işʿâl-i nâyire-i tecâdül ve bu defʿa dahi münhezim ve maʿiyyetinde olan askerin ekserîsi münʿadim olup, el-yevm Tiflis taraflarında karâr eylediği taraf-ı devlete ihbâr olundu.\nPrusya Kralı, Nemçe ve Moskovlu ile bir müddetden berü münâveşe ve ahadühümâ âhar ile muhâreşe edüp, iki devlet müdâfasından ʿâciz ve muztar ve iktisâb-ı teʿayyun ile nâmver olduğundan, düvel-i sâyire gibi Devlet-i ʿaliyye ile kesb-i münâsebet ve tanzîm-i umûr-i ticâret sadedinde olup, birkaç defʿa Der-bâr-ı ʿatûfet-medâra niyâz-nâme irsâl ve husûl-i matlabı zımnında refʿ-i eküff-i ibtihâl etmekle recâsı hayyiz-i husûle karîn olup, dîvân kaleminde mukayyed olduğu vech üzere maslahat-ı ticârete sûret-i temşiyet ve sâyir devletler gibi tüccârının âmed-şuduna ruhsat verildi.\n\nRumeli Sadâreti'ne revnak veren Mirzâ-zâde, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ile dağdağa-i hükûmetden âzâde olup, Ebûbekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi, Rumeli sadrına takrîb ve huzûr-i Sadrıaʿzamî'de ilbâs-ı ferve-i semmûr ile tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh hücûm-i ceyş-i şeyb ve hulûl-i ecel-i lâ-reyb ile işbu zilkaʿde evâyilinde dürr-i ʿömrünü teslîm-i dâru'l-hizâne-i gayb edüp, nemâzları Sultân Mehmed Câmiʿi'nde edâ ve Siyavuş Paşa türbesi etrâfında üstâdı Kara Halîl Efendi hizâsında lâzime-i defn ü telkīni icrâ olundu.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhulislâm-ı esbak Vassâf ʿAbdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_410.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhulislâm-ı esbak Vassâf ʿAbdullah Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh hücûm-i ceyş-i şeyb ve hulûl-i ecel-i lâ-reyb ile işbu zilkaʿde evâyilinde dürr-i ʿömrünü teslîm-i dâru'l-hizâne-i gayb edüp, nemâzları Sultân Mehmed Câmiʿi'nde edâ ve Siyavuş Paşa türbesi etrâfında üstâdı Kara Halîl Efendi hizâsında lâzime-i defn ü telkīni icrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Akhisar'da mütemekkin Şeyh Mecdüddîn neslinden olup, [M1 199] kuvve-i asliyye ile bi'l-cümle ʿulûmu muʿâsırı olan ʿulemâdan ahz u telakkī ve Âsitâne'ye gelüp, Kara Halîl Efendi'ye intisâb ile dârü'l-ifâdesinden tahsîlât-ı sâbıkası kesb-i terakkī eyleyüp, hidmet-i iʿâdelerinden mülâzemete nâyil ve müellefât-ı erbâʿayı şâmil bin yüz on bir târîhinde vâkiʿ imtihanda bi'l-istihkāk Medrese ru’ûsuyla mahsûd-i emâsil olmuşidi. Üstâdları fâzıl-ı müşârun ileyhe dâmâd ve bu vechile hâne-i vîrân-şüde-i âmâli maʿmûr u âbâd olup, giderek devre-i muʿtâdeyi ikmâl ve Selânik mansıbı ile te'sîs-i mebânî-yi âmâl ve yüz kırk târîhinde Mısr-ı zâtü'l-ehrâm Kazâsı'yla ikrâm olunmuşidi. Bir sene o diyârda neşr-i âsâr-ı hükûmet etdikden sonra Âsitâne'ye ʿavdet edüp, İran halkının muʿtekidleri olan Mezheb-i Caʿferî hususunda hâdis olan şübhe ve işkâli izâle kasdıyla, Âsitâne-i saʿâdet'den birkaç nefer ʿulemây-ı Ehl-i Sünnet'in huzûrlarını Nâdir Şâh iltimâs eylediğine binâ'en, Kara Mehmed Paşa-zâde Vezîr Mustafa Paşa, o tarafa sûret-i sefâretde me'mûr ve sâhib-i terceme ve Şalğamcı-zâde ve Dîvân Kitâbeti ʿunvânıyla mülakkab Sâlih Efendi, bi'r-refâka ʿâzim-i savb-ı mezkûr olmuşlar idi. Kandehar ve Semerkand ve Sıfahan semtlerinde imrâr-ı ezmân ve İrâniyân ile kadh-ı zinâd-ı ʿilm ü ʿirfân ve fazl ü kemâllerini cümlesi istihsân etmişler idi. İnkızây-ı maslahat ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve Sadâret-i Anadolu ile nâyil-i ferhat\nolup, yüz elli beş târîhinde maʿzûl ve yetmiş iki senesinde Sadâret-i Rumeli ile vâsıl-ı ser-menzil-i me'mûl olup, altmış beşde tekerrür ve mesned-i Sadâret'e tesaddur ve altmış sekiz târîhinde Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olmuşlar idi. Zaʿf-ı pîrî ʿilletiyle beş mâhdan sonra ʿazl olunup, Mîrgûn-oğlu sâhil-serâyında bast-ı bûriyâ-yı ikāmet ve zilkaʿde evâyilinde ihtiyâr-ı sefer-i âhiret eyledi.\n\nMevt-i ʿâlim mevt-i ʿâlem intikāl intikāl (موت عالم موت عالم انتقال انتقال) lafz-ı mükerreri ve Müverrih Hâkim Efendi'nin, [mısra]ʿ: Etdi ʿAbdullah Efendi cennet-i ʿadnı makarr (ایتدی عبدالله افندی جنت عدن مقر) mısraʿ-ı cevher-dârı târîh-i vefâtlarıdır. Müşârun ileyh ʿömr-i sad-sâle ile inşâd-ı şiʿr ve tahrîr-i risâleden bir ân hâlî olmayup, hevâmiş-i kütüb-i muhtelifü'l-üslûbda binit fikri olan tedkīkāt gazâret-i ʿilm ü fazlına min akva'l-emârât olup, ʿunvânü'ş-şerefi tezyîl ve bin beş yüz beytden mütecâviz Behcet-nâme'si ve fenn-i kelâma dâ'yir risâle-i mahsûsası ve hatt-ı taʿlîkde olan hüsn-i edâsı, vâreste-i şâ'ibe-i tenkīs ve taʿlîldir. ʿAbdî ve Vassâf mahlaslarıyla tehallus [M1 200] edüp, bu iki beyt zâde-i tabʿ-ı meʿârif-nebiʿleridir:\n\nBilinmez ʿârifin fevtinden evvel kadr-i âsârı\n\nMihakk-ı hâk ile sencîdedir hüsn-i hired şimdi\n\nVe lehû:\n\nTenezzül eyleyemem hep fühûl iken mahzâ\n\nBerây-ı fahr-ı muhâkâta fazl-ı âbâyı",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_411.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Akhisar'da mütemekkin Şeyh Mecdüddîn neslinden olup, [M1 199] kuvve-i asliyye ile bi'l-cümle ʿulûmu muʿâsırı olan ʿulemâdan ahz u telakkī ve Âsitâne'ye gelüp, Kara Halîl Efendi'ye intisâb ile dârü'l-ifâdesinden tahsîlât-ı sâbıkası kesb-i terakkī eyleyüp, hidmet-i iʿâdelerinden mülâzemete nâyil ve müellefât-ı erbâʿayı şâmil bin yüz on bir târîhinde vâkiʿ imtihanda bi'l-istihkāk Medrese ru’ûsuyla mahsûd-i emâsil olmuşidi. Üstâdları fâzıl-ı müşârun ileyhe dâmâd ve bu vechile hâne-i vîrân-şüde-i âmâli maʿmûr u âbâd olup, giderek devre-i muʿtâdeyi ikmâl ve Selânik mansıbı ile te'sîs-i mebânî-yi âmâl ve yüz kırk târîhinde Mısr-ı zâtü'l-ehrâm Kazâsı'yla ikrâm olunmuşidi. Bir sene o diyârda neşr-i âsâr-ı hükûmet etdikden sonra Âsitâne'ye ʿavdet edüp, İran halkının muʿtekidleri olan Mezheb-i Caʿferî hususunda hâdis olan şübhe ve işkâli izâle kasdıyla, Âsitâne-i saʿâdet'den birkaç nefer ʿulemây-ı Ehl-i Sünnet'in huzûrlarını Nâdir Şâh iltimâs eylediğine binâ'en, Kara Mehmed Paşa-zâde Vezîr Mustafa Paşa, o tarafa sûret-i sefâretde me'mûr ve sâhib-i terceme ve Şalğamcı-zâde ve Dîvân Kitâbeti ʿunvânıyla mülakkab Sâlih Efendi, bi'r-refâka ʿâzim-i savb-ı mezkûr olmuşlar idi. Kandehar ve Semerkand ve Sıfahan semtlerinde imrâr-ı ezmân ve İrâniyân ile kadh-ı zinâd-ı ʿilm ü ʿirfân ve fazl ü kemâllerini cümlesi istihsân etmişler idi. İnkızây-ı maslahat ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve Sadâret-i Anadolu ile nâyil-i ferhat\nolup, yüz elli beş târîhinde maʿzûl ve yetmiş iki senesinde Sadâret-i Rumeli ile vâsıl-ı ser-menzil-i me'mûl olup, altmış beşde tekerrür ve mesned-i Sadâret'e tesaddur ve altmış sekiz târîhinde Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olmuşlar idi. Zaʿf-ı pîrî ʿilletiyle beş mâhdan sonra ʿazl olunup, Mîrgûn-oğlu sâhil-serâyında bast-ı bûriyâ-yı ikāmet ve zilkaʿde evâyilinde ihtiyâr-ı sefer-i âhiret eyledi.\n\nMevt-i ʿâlim mevt-i ʿâlem intikāl intikāl (موت عالم موت عالم انتقال انتقال) lafz-ı mükerreri ve Müverrih Hâkim Efendi'nin, [mısra]ʿ: Etdi ʿAbdullah Efendi cennet-i ʿadnı makarr (ایتدی عبدالله افندی جنت عدن مقر) mısraʿ-ı cevher-dârı târîh-i vefâtlarıdır. Müşârun ileyh ʿömr-i sad-sâle ile inşâd-ı şiʿr ve tahrîr-i risâleden bir ân hâlî olmayup, hevâmiş-i kütüb-i muhtelifü'l-üslûbda binit fikri olan tedkīkāt gazâret-i ʿilm ü fazlına min akva'l-emârât olup, ʿunvânü'ş-şerefi tezyîl ve bin beş yüz beytden mütecâviz Behcet-nâme'si ve fenn-i kelâma dâ'yir risâle-i mahsûsası ve hatt-ı taʿlîkde olan hüsn-i edâsı, vâreste-i şâ'ibe-i tenkīs ve taʿlîldir. ʿAbdî ve Vassâf mahlaslarıyla tehallus [M1 200] edüp, bu iki beyt zâde-i tabʿ-ı meʿârif-nebiʿleridir:\n\nBilinmez ʿârifin fevtinden evvel kadr-i âsârı\n\nMihakk-ı hâk ile sencîdedir hüsn-i hired şimdi\n\nVe lehû:\n\nTenezzül eyleyemem hep fühûl iken mahzâ\n\nBerây-ı fahr-ı muhâkâta fazl-ı âbâyı"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿde gurresinde Şehriyâr-ı nîkûkâr temâşây-ı sunʿ-ı Perverdigâr zımnında Kara-ağac Sâhil-serâyı'nı kudûm-ı meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-fermây-ı müntezehât-ı çâr-gâne-i rûzgâr buyurdular.\nTârîh-i mezkûrda Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm olan Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa mansıbı olan Kütahya'ya ve Tevkīʿî Vezîr Küçük Mustafa Paşa, makarr-ı hükümeti olan Mora'ya ve Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa, kürsî-yi Eyâleti olan Bosna Travniki'ne ʿazîmete meʾzûn ve birer birer hareket ile mümtesil-i emr-i hümâyûn oldular. Kapucu-başılardan ʿAbdî Ağa, Başbakī-kulu nasb olunup, Sâliha Sultân Kethudâsı ve Lâleli Binâ Emîni ʿAli Ağa istiskāl ve hisâbı baʿde'r-ru’ye Kıbrıs Muhassıllığı ile o tarafa irsâl ve Câmiʿ-i mezkûr nezâreti ile Kethudây-ı esbak Yûsuf Efendi ibcâl olundu. Ayasofya Tevliyyesi, Tâhir Ağa'dan nezʿ ve Sadrıaʿzam Vekîl-i harcına defʿ olunup, Sâliha Sultân Kethudâlığı dahi Sadrıaʿzam Kapucular Bölük-başısı ʿOsmân Efendi'ye tefvîz ve etbâʿ-ı Sadâret-penâhî'den ʿAbdurrahmân Efendi vefât eden Topçular Kâtibi'ne taʿvîz olundu.\n\nSâbıkā Bosna Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'dan ehâlî-yi Bosna iştikâ edüp, Vezâret'i refʿ ve Resmo'ya iclâ olunmuşidi. Mezâlim ü teʿaddiyâtı derece-i ʿafvı tecâvüz eylediğine binâʾen, emr-i kazâ-mazâ ile izâle olunup, ser-i felâket-zedesi mevzûʿ-i ʿibretgâh-ı aʿlâ vü ednâ kılındı.\n\nDeyn-i matlûb içün mahbes-i Yedi-kulle'de mescûn ve menkûb olan Kostantîn Voyvoda kayd-ı habsden âzâd ve Eflâk Voyvodalığı ile ber-murâd oldu. Boğdan Voyvodası müsinn ü ihtiyâr ve idâre-i hidmetden ʿâciz ve bî-zâr olduğu âşikâr olduğundan maʿzûl ve oğlu yerine mevsûl oldu.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Kara-ağac ve vekāyiʿ-i sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_412.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Kara-ağac ve vekāyiʿ-i sâyire",
          "text": "Zilkaʿde gurresinde Şehriyâr-ı nîkûkâr temâşây-ı sunʿ-ı Perverdigâr zımnında Kara-ağac Sâhil-serâyı'nı kudûm-ı meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-fermây-ı müntezehât-ı çâr-gâne-i rûzgâr buyurdular.\nTârîh-i mezkûrda Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm olan Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa mansıbı olan Kütahya'ya ve Tevkīʿî Vezîr Küçük Mustafa Paşa, makarr-ı hükümeti olan Mora'ya ve Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa, kürsî-yi Eyâleti olan Bosna Travniki'ne ʿazîmete meʾzûn ve birer birer hareket ile mümtesil-i emr-i hümâyûn oldular. Kapucu-başılardan ʿAbdî Ağa, Başbakī-kulu nasb olunup, Sâliha Sultân Kethudâsı ve Lâleli Binâ Emîni ʿAli Ağa istiskāl ve hisâbı baʿde'r-ru’ye Kıbrıs Muhassıllığı ile o tarafa irsâl ve Câmiʿ-i mezkûr nezâreti ile Kethudây-ı esbak Yûsuf Efendi ibcâl olundu. Ayasofya Tevliyyesi, Tâhir Ağa'dan nezʿ ve Sadrıaʿzam Vekîl-i harcına defʿ olunup, Sâliha Sultân Kethudâlığı dahi Sadrıaʿzam Kapucular Bölük-başısı ʿOsmân Efendi'ye tefvîz ve etbâʿ-ı Sadâret-penâhî'den ʿAbdurrahmân Efendi vefât eden Topçular Kâtibi'ne taʿvîz olundu.\n\nSâbıkā Bosna Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'dan ehâlî-yi Bosna iştikâ edüp, Vezâret'i refʿ ve Resmo'ya iclâ olunmuşidi. Mezâlim ü teʿaddiyâtı derece-i ʿafvı tecâvüz eylediğine binâʾen, emr-i kazâ-mazâ ile izâle olunup, ser-i felâket-zedesi mevzûʿ-i ʿibretgâh-ı aʿlâ vü ednâ kılındı.\n\nDeyn-i matlûb içün mahbes-i Yedi-kulle'de mescûn ve menkûb olan Kostantîn Voyvoda kayd-ı habsden âzâd ve Eflâk Voyvodalığı ile ber-murâd oldu. Boğdan Voyvodası müsinn ü ihtiyâr ve idâre-i hidmetden ʿâciz ve bî-zâr olduğu âşikâr olduğundan maʿzûl ve oğlu yerine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccenin onuncu gicesi ʿumûmen erkân-ı saltanat Serây-ı hümâyûn'da cemʿiyyet edüp, takbîl-i dâmen-i Şâhâne ile hâʾiz-i rehîne-i mefharat oldular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_413.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd-i adhâ",
          "text": "Zilhiccenin onuncu gicesi ʿumûmen erkân-ı saltanat Serây-ı hümâyûn'da cemʿiyyet edüp, takbîl-i dâmen-i Şâhâne ile hâʾiz-i rehîne-i mefharat oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arpa Emîni ʿAli Efendi, baʿzı kusûrunna mebnî ʿazl ve Hasekî Mustafa Ağa yerine vasl olundu.\n\nBundan akdem Erzurum Vâlîsi olan Sarı Mustafa Paşa ile ehâlî miyânında nizâʿ u cidâl vukūʿuyla müşârun ileyhi şehirden ihrâc ve ahadühümâ âhara töhmet isnâdıyla erkân-ı devleti tasdîʿ u izʿâc etmişler idi. Binâʾen ʿalâ zâlik sâbıkā Erzurum [M1 201] Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya Erzurum verilüp, perde-bîrûn hareket edenleri hufyeten tecessüs ve haklarından gelinmesi tenbîh olunup, müşârun ileyh Erzurum'a vâsıl olup, o makūle şekāvet-pîşeleri bi't-teharrî ele getürüp, istîsâl ve ru’ûs-i maktûʿalarını irsâl eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Emîn-i cev ve havâdis-i sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_414.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1174"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Emîn-i cev ve havâdis-i sâyire",
          "text": "Arpa Emîni ʿAli Efendi, baʿzı kusûrunna mebnî ʿazl ve Hasekî Mustafa Ağa yerine vasl olundu.\n\nBundan akdem Erzurum Vâlîsi olan Sarı Mustafa Paşa ile ehâlî miyânında nizâʿ u cidâl vukūʿuyla müşârun ileyhi şehirden ihrâc ve ahadühümâ âhara töhmet isnâdıyla erkân-ı devleti tasdîʿ u izʿâc etmişler idi. Binâʾen ʿalâ zâlik sâbıkā Erzurum [M1 201] Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya Erzurum verilüp, perde-bîrûn hareket edenleri hufyeten tecessüs ve haklarından gelinmesi tenbîh olunup, müşârun ileyh Erzurum'a vâsıl olup, o makūle şekāvet-pîşeleri bi't-teharrî ele getürüp, istîsâl ve ru’ûs-i maktûʿalarını irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâl-i mezkûr muharreminde sunûf-i asâkirin bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd ve kabzına meʾmûrlara teslîm ile zâten ve ırzan kati çok nüfûsun kânûn-i zarûreti ihmâd olunup, üç gün sonra devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı mekârim-i ʿtiyâd taltîf ve isʿâd olundu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene hams ve sebʿîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_415.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene hams ve sebʿîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "text": "Sâl-i mezkûr muharreminde sunûf-i asâkirin bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd ve kabzına meʾmûrlara teslîm ile zâten ve ırzan kati çok nüfûsun kânûn-i zarûreti ihmâd olunup, üç gün sonra devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı mekârim-i ʿtiyâd taltîf ve isʿâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm ve müşkil-güşâ-yı hâss u ʿâmm olan Veliyyüddîn Efendi'nin mahdûmu olup, müderrisîn zümresine iltihâk eden Mustafa Reşîd Efendi, hırâmân-ı ravza-i cinân oldu. Ve Şeyhulislâm Kara Halîl Efendi-zâde ʿAbdurrahîm Monla dahi bu târîhde ʿâzim-i serâbistân-ı bekā oldu.\n\nDefterdar-ı sâbık ve hâlâ Tevkīʿî olan Râmî Paşa-zâde Mustafa Beyefendi dahi birkaç gün maraz-ı nâgeh-zuhûra mübtelâ ve girîbân-ı hayâtı müsellem-i ser-pençe-i ecel-i müsemmâ oldu.\n\nMûmâ ileyh meʿârif ve kemâlâtdan haberdâr ve Nâyil mahlasıyla şiʿre heveskâr olup, vefâtlarına karîb Kutbî Efendi'den münîb olmuşidi.\n\nŞıkk-ı Sânî mülakkab Sâlih Efendi, dağdağa-i dünyâdan dest-şû ve cânib-i âhirete tâfte-rû oldu. Mûmâ ileyh yeke-süvâr-ı meydân-ı ʿirfân ve kûy-i rubây-ı sahn-ı fehm ü itkān, ʿilm-i muhâdarâtda Râgıb İsfehânî ve sebk-i kelâmda sânî-yi Bedîʿ-i Hemedânî olup, udhûke ve mucûna dâ'yir bir mecmûʿa-i garîbe tertîb ve nevâdir hikâyât ve eşʿâr ile tebvîb eylediğinden gayri, hattıyla Vassâf Târîhi ve sâyir edeb kitâbları manzûr ve eşʿârı dahi makbûl-i ecille-i cumhûr idi. Ancak lâ-ubâlî meşreb ve vâsiʿu'l-mezheb, lehv ü tarab-kârî ve irtişâf-ı leb-i câm hulâsa-i efkârı idi. Tecâvezallâhi ʿan seyyiʾâtihi.\n\nʿÂrifî dâmâdı Süleymân Bey, Şıkk-ı Sânî ve sâbıkā Kethudâ Kâtibi Safâyî Efendi, Şıkk-ı Sâlis ve ihtiyâr Bekir Bey, Tevkīʿî nasb ü taʿyîn ve hılâʿ-ı Pâdişâhî ile kāmet-i istîhâlleri tezyîn olundu.",
          "caption": "Baʿzı vefeyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_416.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vefeyât",
          "text": "Şeyhulislâm ve müşkil-güşâ-yı hâss u ʿâmm olan Veliyyüddîn Efendi'nin mahdûmu olup, müderrisîn zümresine iltihâk eden Mustafa Reşîd Efendi, hırâmân-ı ravza-i cinân oldu. Ve Şeyhulislâm Kara Halîl Efendi-zâde ʿAbdurrahîm Monla dahi bu târîhde ʿâzim-i serâbistân-ı bekā oldu.\n\nDefterdar-ı sâbık ve hâlâ Tevkīʿî olan Râmî Paşa-zâde Mustafa Beyefendi dahi birkaç gün maraz-ı nâgeh-zuhûra mübtelâ ve girîbân-ı hayâtı müsellem-i ser-pençe-i ecel-i müsemmâ oldu.\n\nMûmâ ileyh meʿârif ve kemâlâtdan haberdâr ve Nâyil mahlasıyla şiʿre heveskâr olup, vefâtlarına karîb Kutbî Efendi'den münîb olmuşidi.\n\nŞıkk-ı Sânî mülakkab Sâlih Efendi, dağdağa-i dünyâdan dest-şû ve cânib-i âhirete tâfte-rû oldu. Mûmâ ileyh yeke-süvâr-ı meydân-ı ʿirfân ve kûy-i rubây-ı sahn-ı fehm ü itkān, ʿilm-i muhâdarâtda Râgıb İsfehânî ve sebk-i kelâmda sânî-yi Bedîʿ-i Hemedânî olup, udhûke ve mucûna dâ'yir bir mecmûʿa-i garîbe tertîb ve nevâdir hikâyât ve eşʿâr ile tebvîb eylediğinden gayri, hattıyla Vassâf Târîhi ve sâyir edeb kitâbları manzûr ve eşʿârı dahi makbûl-i ecille-i cumhûr idi. Ancak lâ-ubâlî meşreb ve vâsiʿu'l-mezheb, lehv ü tarab-kârî ve irtişâf-ı leb-i câm hulâsa-i efkârı idi. Tecâvezallâhi ʿan seyyiʾâtihi.\n\nʿÂrifî dâmâdı Süleymân Bey, Şıkk-ı Sânî ve sâbıkā Kethudâ Kâtibi Safâyî Efendi, Şıkk-ı Sâlis ve ihtiyâr Bekir Bey, Tevkīʿî nasb ü taʿyîn ve hılâʿ-ı Pâdişâhî ile kāmet-i istîhâlleri tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremü'l-harâmın on ikinci günü rûy-i hevâ kesâfet-i gaym ile muzlim ve safha-i nehâr istikâk-i suhub ile tîre vü müdlehimm [zifiri karanlık] olup, nâgeh bir\ntarrâka-i hevl-nâk zuhûr ve kâffe-i nâsdan selb-i şuʿûr eyleyüp, Sultân Câmiʿi ve Vâlide Câmiʿi minârelerine sâʿika isâbet ve o heyâkil-i cesîmeye nüfûz ile izhâr-ı kudret-i [M1 202] Ehadiyyet eyledi.",
          "caption": "Zuhûr-i raʿd ü berk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_417.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i raʿd ü berk",
          "text": "Muharremü'l-harâmın on ikinci günü rûy-i hevâ kesâfet-i gaym ile muzlim ve safha-i nehâr istikâk-i suhub ile tîre vü müdlehimm [zifiri karanlık] olup, nâgeh bir\ntarrâka-i hevl-nâk zuhûr ve kâffe-i nâsdan selb-i şuʿûr eyleyüp, Sultân Câmiʿi ve Vâlide Câmiʿi minârelerine sâʿika isâbet ve o heyâkil-i cesîmeye nüfûz ile izhâr-ı kudret-i [M1 202] Ehadiyyet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve bedr-i efham Râgıb Paşa sinîn-i çendînden berü cemʿ u intihâb ve celb ü istiktâb eylediği kütüb-i kesîreyi telef ü izâʿatden ictinâb ve istifâde-i nâsa medâr olarak bir Kitâb-hâne binâsıyla tahsîl-i ecr ü sevâb etmek lâyih-i hâtırları olduğundan başka, bir mekteb izâfesiyle etfâle taʿlîm-i Kur'ân ve telkīn-i edeb ü ʿirfân olunmak fikri bir müddetden berü zihninde cevelân eyleyüp, Koska'da baʿzı emâkin iştirâ ve ashâbını irzâ ile işbu muharrem evâyilinde vazʿ-ı esâs ve darb-ı tîşe vü fe's kılındı.",
          "caption": "Te'sîs-i Kitâb-hâne-i Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_418.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Te'sîs-i Kitâb-hâne-i Sadâret-penâhî",
          "text": "Sadrıaʿzam ve bedr-i efham Râgıb Paşa sinîn-i çendînden berü cemʿ u intihâb ve celb ü istiktâb eylediği kütüb-i kesîreyi telef ü izâʿatden ictinâb ve istifâde-i nâsa medâr olarak bir Kitâb-hâne binâsıyla tahsîl-i ecr ü sevâb etmek lâyih-i hâtırları olduğundan başka, bir mekteb izâfesiyle etfâle taʿlîm-i Kur'ân ve telkīn-i edeb ü ʿirfân olunmak fikri bir müddetden berü zihninde cevelân eyleyüp, Koska'da baʿzı emâkin iştirâ ve ashâbını irzâ ile işbu muharrem evâyilinde vazʿ-ı esâs ve darb-ı tîşe vü fe's kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri ve Ser-etibbâ-i hâssa olan Mehmed Refîʿ Efendi müddetini tekmîl edüp, makāmıyla ʿİvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Bey tebcîl ve Nakībü'l-eşrâf olan İdrîs-zâde dahi ʿazl ü tebdîl ve mansıb-ı Eşref-i Nekābet'e Mirzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi tahvîl olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve Nakībü'l-eşrâf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_419.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve Nakībü'l-eşrâf",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri ve Ser-etibbâ-i hâssa olan Mehmed Refîʿ Efendi müddetini tekmîl edüp, makāmıyla ʿİvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Bey tebcîl ve Nakībü'l-eşrâf olan İdrîs-zâde dahi ʿazl ü tebdîl ve mansıb-ı Eşref-i Nekābet'e Mirzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi tahvîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Hamza Hâmid Efendi, bu defʿa dahi mübtelây-ı ʿazl ü infisâl ve Re'îsülküttâb bulunan Şâtır-zâde Kâşif Mehmed Efendi, o hidmet-i menîʿa ile hâyiz-i rehîne-i âmâl olup, münhal olan riyâset hidmetiyle Büyük Tezkireci Recâyî el-Hâc Mehmed Efendi mükerrem ve Küçük Tezkireci İbrâhîm Efendi, Evvel ve Mektûbcu, Sânî olup, Ser-halîfe-i Mektûbî Mehmed Emîn Efendi dahi Mektûbçuluk ile hurrem oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_420.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Hamza Hâmid Efendi, bu defʿa dahi mübtelây-ı ʿazl ü infisâl ve Re'îsülküttâb bulunan Şâtır-zâde Kâşif Mehmed Efendi, o hidmet-i menîʿa ile hâyiz-i rehîne-i âmâl olup, münhal olan riyâset hidmetiyle Büyük Tezkireci Recâyî el-Hâc Mehmed Efendi mükerrem ve Küçük Tezkireci İbrâhîm Efendi, Evvel ve Mektûbcu, Sânî olup, Ser-halîfe-i Mektûbî Mehmed Emîn Efendi dahi Mektûbçuluk ile hurrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda zikr ü beyân olunduğu vech üzere Kethudây-ı sâbık Hamza Efendi'ye Sadrıaʿzam'ın kemâl-i teveccühü olup, bu defʿa mesnedinden infisâlini her ne kadar zarûriyyât-ı vakt îcâb etmiş ise dahi merâret-i ʿazl ile telh-kâm olacağı mütehakkak olduğundan, Efendi-yi mûmâ ileyhi huzûruna getürdüp, kalb-i münkesirini mülte'im-i mûmyây-ı tesliyyet ve hilâf-ı ʿâde bir sevb-i semmûr kürk ilbâsıyla küşâde-rûy-i ferhat eylediğinden başka, Nişancılık mansıbını dahi ʿilâve-i lutf u mürüvvet buyurup, birkaç gün mukaddem Nişâncılık tevcîh olunan Bekir Bey, mübtelây-ı renc-i herem ve vücûdu ke'l-ʿadem olup, dîvâna gitmekden ʿâciz ve ihtiyârlığı her matlabına hâciz olmağla, mûmâ ileyhin hâtırı dahi isticlâb olunmak lâzime-i şîme-i mürüvvet olmağla, mikdâr-ı vâfî ʿatıyye ile ikrâm ve hayır duʿâsı igtinâm olundu.\nCebeci-başı Eyyûbî Mustafa Ağ'nın rehâvet ü tekâsülü ʿazlinin mahmili olup, saferü'l-hayr evâ'ilinde Gelibolu'ya iclâ ve birkaç defʿa Cebeci-başı olup, el-yevm Silahdâr Ağalığı ile kâm-revâ olan Kadrî Ağa-zâde, mansıb-ı mezkûr ile tefrîh ve Silahdâr Ağalığı'na, Hasan Paşa dâmâdı ʿAbdî Ağa [M1 203] tercîh olundu. Cebecîler Kâtibi olan Mîr Râcih semt-i âhirete râyih ve mansıbı ile İmâm Hasan Efendi, mazhar-ı lutf-i Pâdişâh-ı ʿamîmü'l-menâyih oldu. Nekābet'den maʿzûl İdrîs-zâde Efendi'nin tâyir-i rûhu âşiyâne-i bedenden hurûc ve sûy-i semâya ʿurûc eyledi.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_421.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Bâlâda zikr ü beyân olunduğu vech üzere Kethudây-ı sâbık Hamza Efendi'ye Sadrıaʿzam'ın kemâl-i teveccühü olup, bu defʿa mesnedinden infisâlini her ne kadar zarûriyyât-ı vakt îcâb etmiş ise dahi merâret-i ʿazl ile telh-kâm olacağı mütehakkak olduğundan, Efendi-yi mûmâ ileyhi huzûruna getürdüp, kalb-i münkesirini mülte'im-i mûmyây-ı tesliyyet ve hilâf-ı ʿâde bir sevb-i semmûr kürk ilbâsıyla küşâde-rûy-i ferhat eylediğinden başka, Nişancılık mansıbını dahi ʿilâve-i lutf u mürüvvet buyurup, birkaç gün mukaddem Nişâncılık tevcîh olunan Bekir Bey, mübtelây-ı renc-i herem ve vücûdu ke'l-ʿadem olup, dîvâna gitmekden ʿâciz ve ihtiyârlığı her matlabına hâciz olmağla, mûmâ ileyhin hâtırı dahi isticlâb olunmak lâzime-i şîme-i mürüvvet olmağla, mikdâr-ı vâfî ʿatıyye ile ikrâm ve hayır duʿâsı igtinâm olundu.\nCebeci-başı Eyyûbî Mustafa Ağ'nın rehâvet ü tekâsülü ʿazlinin mahmili olup, saferü'l-hayr evâ'ilinde Gelibolu'ya iclâ ve birkaç defʿa Cebeci-başı olup, el-yevm Silahdâr Ağalığı ile kâm-revâ olan Kadrî Ağa-zâde, mansıb-ı mezkûr ile tefrîh ve Silahdâr Ağalığı'na, Hasan Paşa dâmâdı ʿAbdî Ağa [M1 203] tercîh olundu. Cebecîler Kâtibi olan Mîr Râcih semt-i âhirete râyih ve mansıbı ile İmâm Hasan Efendi, mazhar-ı lutf-i Pâdişâh-ı ʿamîmü'l-menâyih oldu. Nekābet'den maʿzûl İdrîs-zâde Efendi'nin tâyir-i rûhu âşiyâne-i bedenden hurûc ve sûy-i semâya ʿurûc eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü zînetde mesned-i Meşîhat olan Veliyyüddîn Efendi'ye, hiddet-i meşreb isnâd ve işbu saferu'l-muzafferin beşinci yevm-i ahad mesnedinden tecnîb ü ibʿâd olunduğundan gayri hacca meʾzûn ve mevsimi gelinceye dek Burusa'da ikāmeti irâde-i hümâyûn oldu. Sâbıkā Sadr-ı Rûm olan Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi, o câh-ı muʿâllâ-câygâha müstehak görülüp, fi'l-hâl daʿvet ve bâre-i fâzılânesine ilbâs-ı hilʿat-i beyzâ-yı Meşîhat kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_422.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm",
          "text": "Bir müddetden berü zînetde mesned-i Meşîhat olan Veliyyüddîn Efendi'ye, hiddet-i meşreb isnâd ve işbu saferu'l-muzafferin beşinci yevm-i ahad mesnedinden tecnîb ü ibʿâd olunduğundan gayri hacca meʾzûn ve mevsimi gelinceye dek Burusa'da ikāmeti irâde-i hümâyûn oldu. Sâbıkā Sadr-ı Rûm olan Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi, o câh-ı muʿâllâ-câygâha müstehak görülüp, fi'l-hâl daʿvet ve bâre-i fâzılânesine ilbâs-ı hilʿat-i beyzâ-yı Meşîhat kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dâvud Paşa kasrı mütezelzil-i vehn ü indirâs ve Emlâk-i hümâyûn'dan Râmî Paşa Çiftliği'nin ekser-i mahalleri dahi hazîz-i arza mumâs olup, Miʿmâr Ağa maʿrifetiyle Dâvud Paşa kasrı ve Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa mübâşiriyyeti ile Râmî Paşa Çiftliği taʿmîr olunmak irâde ve meʾmûriyyetleri ifade olunup, binâ ve taʿmîre berçîde-dâmen-i ihtimâm ve târîh-i mezkûrda bedʾ u şurûʿ ile mümtesil-i emr-i Pâdişâh-ı enâm oldular.",
          "caption": "Taʿmîr-i baʿzı emâkin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_423.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿmîr-i baʿzı emâkin",
          "text": "Dâvud Paşa kasrı mütezelzil-i vehn ü indirâs ve Emlâk-i hümâyûn'dan Râmî Paşa Çiftliği'nin ekser-i mahalleri dahi hazîz-i arza mumâs olup, Miʿmâr Ağa maʿrifetiyle Dâvud Paşa kasrı ve Emîn Ağa-zâde Hüseyin Ağa mübâşiriyyeti ile Râmî Paşa Çiftliği taʿmîr olunmak irâde ve meʾmûriyyetleri ifade olunup, binâ ve taʿmîre berçîde-dâmen-i ihtimâm ve târîh-i mezkûrda bedʾ u şurûʿ ile mümtesil-i emr-i Pâdişâh-ı enâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evâsıt-ı saferde Karaman Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa ʿazl ve Rakka Eyâleti'ne nakl olunup, selefi Çelik Paşa, Karaman Eyâleti ile şâdân ve Zâreli-zâde Feyzullah Paşa, Vâlî-yi Van ve sabıkı Vezîr Mustafa Paşa, Eyâlet-i Diyârbekir ile memnûn-i lutf-i Pâdişâh-ı zemân oldu.\n\nDergâh-ı âlî Yeniçeri Ağası olan Mahmûd Ağa'dan meʾmûl derecesinde hidmet meşhûd olmayup, âhir-i saferde ʿazl ve Tekfurdağı'na matrûd oldu. Kul Kethudâsı Mehmed Ağa, Ağalık ile tatrîb ve vukūʿ-ı silsile ile ricâl-i ocağ resm ü râhları üzere tefrîh u tatrîb olundu.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_424.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât",
          "text": "Evâsıt-ı saferde Karaman Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa ʿazl ve Rakka Eyâleti'ne nakl olunup, selefi Çelik Paşa, Karaman Eyâleti ile şâdân ve Zâreli-zâde Feyzullah Paşa, Vâlî-yi Van ve sabıkı Vezîr Mustafa Paşa, Eyâlet-i Diyârbekir ile memnûn-i lutf-i Pâdişâh-ı zemân oldu.\n\nDergâh-ı âlî Yeniçeri Ağası olan Mahmûd Ağa'dan meʾmûl derecesinde hidmet meşhûd olmayup, âhir-i saferde ʿazl ve Tekfurdağı'na matrûd oldu. Kul Kethudâsı Mehmed Ağa, Ağalık ile tatrîb ve vukūʿ-ı silsile ile ricâl-i ocağ resm ü râhları üzere tefrîh u tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kara-ağac Sâhil-serâyı'ndan istîfây-ı hatt-ı hümâyûn rû-nümûn olduğuna binâ'en, şehr-i rebîʿulevvelin altıncı günü Serây-ı ʿâmire sadef-i dürr-i meknûn Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn oldu. \n\n Şehr-i mezkûrun on ikinci günü resm-i kadîm-i devlet üzere Pâdişâh-ı muʿallâ-câygâh-ı Sultân Ahmed Câmiʿi'ne teşrîf ile mukaddemce kudûm-ı Şâhâne'lerine rû-be-râh-ı intizâr olan bendelerini sezâvâr-ı nigâh buyurup, kırâʾet-i mevlid-i şerîf ʿakabinde devlet ü ikbâl ile hareket ve serây-ı dil-güşâlarına ʿazîmet buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn ve kırâʾet-i mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_425.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn ve kırâʾet-i mevlid-i şerîf",
          "text": "Kara-ağac Sâhil-serâyı'ndan istîfây-ı hatt-ı hümâyûn rû-nümûn olduğuna binâ'en, şehr-i rebîʿulevvelin altıncı günü Serây-ı ʿâmire sadef-i dürr-i meknûn Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn oldu. \n\n Şehr-i mezkûrun on ikinci günü resm-i kadîm-i devlet üzere Pâdişâh-ı muʿallâ-câygâh-ı Sultân Ahmed Câmiʿi'ne teşrîf ile mukaddemce kudûm-ı Şâhâne'lerine rû-be-râh-ı intizâr olan bendelerini sezâvâr-ı nigâh buyurup, kırâʾet-i mevlid-i şerîf ʿakabinde devlet ü ikbâl ile hareket ve serây-ı dil-güşâlarına ʿazîmet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tafsîl-i ahvâli bâlâda tahrîr olunan ʿAbdurrahmân Paşa, merfûʿu'l-Vezâre Dârende'de [M1 204] ârâm ve devâm-ı ʿömr-i Pâdişâhî'yi nukāve-i merâm etmişidi. Müşârun ileyhin Cerde hidmetinde müşâhede olunan gayret ü hamiyyeti ve beyne'l-vüzerâ rüşd ü reviyyetle kemâl-i şöhreti olup, vaktiyle Devlet-i ʿaliyyenin bir selmesine sedd ve sihâm-ı nâyibe-i mülkiyyenin baʿzısına hedef-i red olacağı mütehakkak olmağla, Vezâret'i ibkā ve Trabzon Eyâleti'yle çeşm-i ibtihâcı rûşenâ kılındı.\n\n İstanbul Kadısı Sâlih-zâde müddetini tekmîl ile münʿazil ve Damâd-zâde Murâd Monla Efendi yerine muttasıl olup, İshak-zâde Şerîf Monla Efendi dahi kazâ-i Mekke-i mükerreme ile dilşâd ve Süleymân Efendi-zâde ʿAbdullah Efendi, Medîne-i münevvere ile ber-murâd oldu.\n\n Bundan akdem Ak-deniz'e doğru şirâʿ-güşâ olan Donanma-yı hümâyûn mashûben bi's-selâme ʿavdet ile mersây-ı Tersâne'ye lenger-endâz-ı heybet oldu.",
          "caption": "İbkā-yı Vezâret-i ʿAbdurrahmân Paşa ve ʿazl-i Kādî-yi İstanbul ve âmeden-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_426.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yı Vezâret-i ʿAbdurrahmân Paşa ve ʿazl-i Kādî-yi İstanbul ve âmeden-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Tafsîl-i ahvâli bâlâda tahrîr olunan ʿAbdurrahmân Paşa, merfûʿu'l-Vezâre Dârende'de [M1 204] ârâm ve devâm-ı ʿömr-i Pâdişâhî'yi nukāve-i merâm etmişidi. Müşârun ileyhin Cerde hidmetinde müşâhede olunan gayret ü hamiyyeti ve beyne'l-vüzerâ rüşd ü reviyyetle kemâl-i şöhreti olup, vaktiyle Devlet-i ʿaliyyenin bir selmesine sedd ve sihâm-ı nâyibe-i mülkiyyenin baʿzısına hedef-i red olacağı mütehakkak olmağla, Vezâret'i ibkā ve Trabzon Eyâleti'yle çeşm-i ibtihâcı rûşenâ kılındı.\n\n İstanbul Kadısı Sâlih-zâde müddetini tekmîl ile münʿazil ve Damâd-zâde Murâd Monla Efendi yerine muttasıl olup, İshak-zâde Şerîf Monla Efendi dahi kazâ-i Mekke-i mükerreme ile dilşâd ve Süleymân Efendi-zâde ʿAbdullah Efendi, Medîne-i münevvere ile ber-murâd oldu.\n\n Bundan akdem Ak-deniz'e doğru şirâʿ-güşâ olan Donanma-yı hümâyûn mashûben bi's-selâme ʿavdet ile mersây-ı Tersâne'ye lenger-endâz-ı heybet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vâlî-yi Maraş, Sadr-ı esbak Mehmed Paşa'nın maraz-ı gûnâ-gûn ile hâli müşevveş olduğuna binâ'en, işbu rebîʿulevvelde zâyik-ı zehrâbe-i memât ve kasr-ı ʿömrü harâb-gerde-i seyl-i hâdimü'l-lezzât oldu. Müşârun ileyh kibâr-ı hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Yirmisekiz Çelebî dimekle meşhûr Mehmed Efendi'nin sulbünden zuhûr edüp, terbiye-i hizâne-i peder ile fârik-ı miyân-ı hazf ü güher oldukda, Mektûbî Kalemi'ne me'mûr ve o hilâlde pederleri Françe Sefîri nasb olunmağla, bi'r-refâka ʿâzim-i savb-ı mezkûr olmuşidi. ʿAvdetden sonra bi't-tedrîc katʿ-ı merâtib ve deverân-ı menâsıb eyleyüp, Sipâh ve Silâhdâr kitâbetleri râddesinde iken, katʿ-ı hudûda me'mûr ve eyâdî-\nyi ehâlî-yi Bosna'dan firârı meşhûr olup, elli iki târîhinde Nehr-i Sâve adalarına muhadded ve elli dörtde Françe Sefâretiyle kevkeb-i bahtı mütevakkıd olmuşidi. İtmâm-ı hıdmet-i Sefâret'le elli beşde Âsitâne'ye ʿavdet ve mansıb-ı Tevkīʿî ile ihrâz-ı menzilet eyledi. Elli yedi muharreminde cânib-i Mısır'a taʿyîn ve elli sekiz şevvâlinde kemâ fi'l-evvel Nişancılık ile kâmbîn kılınup, baʿdehû Emîn-i Defter-i Hâkānî ve nâyil-i bulga-i kâmrânî olup, elli dokuz recebinde Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla tebcîl ve ʿadem-i imtizâc ile bi't-taleb Defter Emâneti'ne tenzîl olunmuşidi. Altmış üçde mükerreren Kethudâ ve baʿdehû ʿazle mübtelâ ve Baş-muhasebe iken, tekrâr Kethudây-ı Sadr-ı meʿâlî-pîrâ oldu. Muharremü'l-harâmın on dokuzuncu günü Sadrıaʿzam olup, beş buçuk aydan sonra ʿazl ve Hanya mansıbına nakl ve yetmiş şaʿbânında Tevliyyet-i Mısır'a vasl olunmuşidi. Yetmiş iki muharreminde Adana ve sâ'ir mansıbları devr ederek yetmiş rebîʿinde fevti haberi vâsıl-ı semʿ-i devlet oldu. Müşârun ileyh meʿârif-i cüz'iyyeye vâkıf u dânâ ve küttâba lâzım olacak kadar edeb ü hüner ile [M1 205] şöhret-nümâ olan müfredât-ı Tıb'da Türkî ʿibâre ile yazdığı nüsha, makbûl-i etıbbây-ı zemâne ve ʿulûvv-i himmet ile yegâne bir Vezîr-i Felâtûn-nişâne idi.",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı esbak Saʿîd Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_427.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı esbak Saʿîd Mehmed Paşa",
          "text": "Vâlî-yi Maraş, Sadr-ı esbak Mehmed Paşa'nın maraz-ı gûnâ-gûn ile hâli müşevveş olduğuna binâ'en, işbu rebîʿulevvelde zâyik-ı zehrâbe-i memât ve kasr-ı ʿömrü harâb-gerde-i seyl-i hâdimü'l-lezzât oldu. Müşârun ileyh kibâr-ı hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Yirmisekiz Çelebî dimekle meşhûr Mehmed Efendi'nin sulbünden zuhûr edüp, terbiye-i hizâne-i peder ile fârik-ı miyân-ı hazf ü güher oldukda, Mektûbî Kalemi'ne me'mûr ve o hilâlde pederleri Françe Sefîri nasb olunmağla, bi'r-refâka ʿâzim-i savb-ı mezkûr olmuşidi. ʿAvdetden sonra bi't-tedrîc katʿ-ı merâtib ve deverân-ı menâsıb eyleyüp, Sipâh ve Silâhdâr kitâbetleri râddesinde iken, katʿ-ı hudûda me'mûr ve eyâdî-\nyi ehâlî-yi Bosna'dan firârı meşhûr olup, elli iki târîhinde Nehr-i Sâve adalarına muhadded ve elli dörtde Françe Sefâretiyle kevkeb-i bahtı mütevakkıd olmuşidi. İtmâm-ı hıdmet-i Sefâret'le elli beşde Âsitâne'ye ʿavdet ve mansıb-ı Tevkīʿî ile ihrâz-ı menzilet eyledi. Elli yedi muharreminde cânib-i Mısır'a taʿyîn ve elli sekiz şevvâlinde kemâ fi'l-evvel Nişancılık ile kâmbîn kılınup, baʿdehû Emîn-i Defter-i Hâkānî ve nâyil-i bulga-i kâmrânî olup, elli dokuz recebinde Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla tebcîl ve ʿadem-i imtizâc ile bi't-taleb Defter Emâneti'ne tenzîl olunmuşidi. Altmış üçde mükerreren Kethudâ ve baʿdehû ʿazle mübtelâ ve Baş-muhasebe iken, tekrâr Kethudây-ı Sadr-ı meʿâlî-pîrâ oldu. Muharremü'l-harâmın on dokuzuncu günü Sadrıaʿzam olup, beş buçuk aydan sonra ʿazl ve Hanya mansıbına nakl ve yetmiş şaʿbânında Tevliyyet-i Mısır'a vasl olunmuşidi. Yetmiş iki muharreminde Adana ve sâ'ir mansıbları devr ederek yetmiş rebîʿinde fevti haberi vâsıl-ı semʿ-i devlet oldu. Müşârun ileyh meʿârif-i cüz'iyyeye vâkıf u dânâ ve küttâba lâzım olacak kadar edeb ü hüner ile [M1 205] şöhret-nümâ olan müfredât-ı Tıb'da Türkî ʿibâre ile yazdığı nüsha, makbûl-i etıbbây-ı zemâne ve ʿulûvv-i himmet ile yegâne bir Vezîr-i Felâtûn-nişâne idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i rebîʿulâhırın yirmi beşinci sülesâ günü tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz olunup, me'mûrlara edâ ve devr ʿakabinde Teşrîfât-ı hümâyûn şeref-resân-ı vürûd olup, bu sebeble kadr-i Sadr-ı âlî iʿlâ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_428.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i rebîʿulâhırın yirmi beşinci sülesâ günü tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz olunup, me'mûrlara edâ ve devr ʿakabinde Teşrîfât-ı hümâyûn şeref-resân-ı vürûd olup, bu sebeble kadr-i Sadr-ı âlî iʿlâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki defʿa Şeyhulislâm ve medâr-ı nakz u ibrâm tarîkı, ʿulemây-ı aʿlâm olan Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi'nin ʿaraz-ı marazdan cevher-i zâtı zeng-beste-i elem ve cumâdelûlâ evâhırında evvelîn-i pâye-i mirkāt-ı âhiret olan gurbet-gâh-ı mezâra vazʿ-ı kadem edüp, Südlüce verâsında küşâd eylediği zâviye dâyiresinde defîn ve garîk-ı rahmet-i Rabbü'l-ʿâlemîn oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Dâmâd-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_429.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Dâmâd-zâde",
          "text": "İki defʿa Şeyhulislâm ve medâr-ı nakz u ibrâm tarîkı, ʿulemây-ı aʿlâm olan Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi'nin ʿaraz-ı marazdan cevher-i zâtı zeng-beste-i elem ve cumâdelûlâ evâhırında evvelîn-i pâye-i mirkāt-ı âhiret olan gurbet-gâh-ı mezâra vazʿ-ı kadem edüp, Südlüce verâsında küşâd eylediği zâviye dâyiresinde defîn ve garîk-ı rahmet-i Rabbü'l-ʿâlemîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Şeyhülislâm Ebu'l-hayr Ahmed Efendi'nin Burusa Kadılığı'nda sulb-i pâkinden zuhûr edüp, ʿunfuvân-ı şebâb esnâsında, ulâ'ike âbâ'î fe-ci'nî bi-mislihim makāliyle zemâneye hitâb eyleyüp, o hilâlde muntazam-ı silk-i müderrisîn-i kirâm ve devre-i maʿlûmeden sonra Galata Kazâsı'yla şâd-kâm olmuşidi. Yüz kırk üç târîhinde Burusa'ya hâkim ve İstanbul Pâyesi'yle rişte-i mansıbı munfasım olup, yüz elli ikide dokuz mâh Sadr-ı Anadolu ve altmış üçde Rumeli Sadâreti'yle kevkeb-i tâliʿi müstaʿlî olmuşidi. Altmış yedi şaʿbânında tekrâr Rumeli mesnedine pâ-nihâde-i ikbâl ve yüz altmış sekiz senesi şaʿbânında Meşîhat-i İslâmiyye ile menzil res-i nihâyet-i âmâl olup:",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_430.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Şeyhülislâm Ebu'l-hayr Ahmed Efendi'nin Burusa Kadılığı'nda sulb-i pâkinden zuhûr edüp, ʿunfuvân-ı şebâb esnâsında, ulâ'ike âbâ'î fe-ci'nî bi-mislihim makāliyle zemâneye hitâb eyleyüp, o hilâlde muntazam-ı silk-i müderrisîn-i kirâm ve devre-i maʿlûmeden sonra Galata Kazâsı'yla şâd-kâm olmuşidi. Yüz kırk üç târîhinde Burusa'ya hâkim ve İstanbul Pâyesi'yle rişte-i mansıbı munfasım olup, yüz elli ikide dokuz mâh Sadr-ı Anadolu ve altmış üçde Rumeli Sadâreti'yle kevkeb-i tâliʿi müstaʿlî olmuşidi. Altmış yedi şaʿbânında tekrâr Rumeli mesnedine pâ-nihâde-i ikbâl ve yüz altmış sekiz senesi şaʿbânında Meşîhat-i İslâmiyye ile menzil res-i nihâyet-i âmâl olup:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "(Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi) terkîbi târîh vâkiʿ olmuşidi. Altmış dokuz şevvâlinde ʿazl olunup, İncir Köyü'nde istirâhat ve yüz yetmiş cumâdelâhıresinde tekerrür-i Meşîhat ile kesb-i kemâl-i rifʿat eyleyüp, yüz yetmiş bir cumâdelûlâsı muntasıfında ʿazl ü iclâya mübtelâ ve mahall-i sâbıkında kûşe-gîr-i hamûl ve inzivâ olup, çend-rûz mürûrunda Südlüce'de vâkiʿ hânesinde ikāmet müsâʿadesine lâyık u mahal ve çok giçmeden kişver-i vücûdu dest-bürd-i kahremân-ı ecel oldu. Müşârun ileyh ʿilm-i ebdânda mâhir ve fenn-i mûsikīde müceddeden beste îcâdına kādir idi. İki devrede yirmi beş mâh kadar Müftiyyü'l-enâm ve nesek-sâz-ı umûr-i hâss u ʿâmm olmuşidi. Sâhib-i tercemenin ceddi Burusa Kadısı iken, sulbünden pederleri zuhûr etdiği gibi bunların dahi pederleri Burusa hükûmetinde iken meşîme-çâk-i bürûz olmaları ittifâkıyyât-ı [M1 206] garîbedendir.\nVelâdet-i Şehzâde-i civân-baht, sezâvâr-ı tâc ü taht, gonçe-i nev-şüküfte-i gülşen-i kâm-kârî, kuvve-i kurre-i bâsıra-i Cihanbânî Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân\n\nceʿalallâhü ʿumrehü etvalü min silsileteyi'l-bürhân ve ezyedü mine'n-nücûmi'z-zâhireti\nve'l-hâfiyyeti mâ kirri'l-cedîdân ve teʿâkabe'l-melevân hazretlerinin işbu bin yüz yetmiş beş senesi cumâdelûlâsının yirmi yedinci hamîs günü sâʿat birde iken, dürre-i ʿakīle-i vücûd-i bihbûdları pertev-pâş-i enfüs ü âfâk ve bedr-i münîr-i zât-ı bî-muʿâdil ü nazîrleri zıyâ-bahş mînâ-serây-ı çarh-ı nüh-tıbâk olup, mübeşşirân-ı velâdet-i hümâyûn nidâ-yı cânfezâ-yı ferhat-meşhûn ile mütemekkinân-ı Âsitâne'yi mest-bâde-i gûlgûn-tarab-ı gûnâ-gûn ve gam-güsârân-ı dehr-i bî-emân sülb-i hâtıra-i mâ-kân ve mâ-yekûn eyleyüp, fi'l-hâl yedi gün ve yedi gice şehrâyîn ve üç gice deryâ donanması sipariş ve taʿyîn olunup, zıll-i vârif-i saltanat-ı seniyyede müstezıl olan kebîr ü sagīr, bây ü fakīr, inbısât u ferah-i vefîr ile hânelerini beytü'l-ʿarûse müşâkil ve Kasr-ı Havernak ve sedîre muʿâdil eylediler. Serây-ı behişt-âsâda vâkiʿ hânehâ-yı çâr-gâne ve suffe taʿbîr olunan mevkiʿ-i cennet-nişâna incû ve laʿl ve sâyir cevâhir ile mukellel ve mutarraz setâyir ve âvîzeler ile müveşşâ vü münemnem ve gicelerde safvet-i merâyâ ve kanâdil ve hurşîd-i zıyâdan sevâd-ı şâm ve tîregî-yi leyl-i pür-zalâm ke'l-ʿadem olup, ebvâb-ı serây dahi sîm âvîzeler ve kebîr âyîneler ile pür-zîb ü zînet kılındığından başka, Darb-hâne kapusu ʿayn-i mesbûk ve rîşe-i zer-i meskûk ile ârâm-rubâ-yi her ganiyy ü suʿlûk olduğundan fazla serây meydânında vâkiʿ çeşme-sâr dâyiren mâ-dâr envâʿ-ı tuhaf ve esnâf-ı zuruf ile zîbende ve pür-nigâr kılınup, her kolda hânendegân-ı hoş elhân:\n\nVe ʿale'z-zemâni meserretün ve'l-büşrâhâ\nRâyâtühü hafekat bi-küll-i mekânin\nVe ehu'l-vekāri gada'l-faratu sürûrihi\nTaraban yürînâ mişyete'n-nisvân\n\nterennümâtıyla mürde-dilân-ı zemâneye bahş-ı cân ve sâzendegân-ı nâhîd-meşrebân:\n\nVe sehat lene'd-dünyâ bi-ʿîdin sâlisin\nLâhe'l-hazâbü bihi bi-külli benân\nusûlüyle mızrâb-zen-i seniyye-i rebâb ü kemân olup, Bâb-ı Âsafî ve kışlalar ve ʿuzamây-ı devlet hâneleri ise kemâl-i ârâyiş ü zînetden çeşm-i temâşâyâna sebel ü hîre ihdâs ve destgerân ve esâtîz-i senâyiʿ-i garîbeye hayret îrâs eyledi. Yedi gün yedi gice bu sürûr-ı nâ-mahsûr ile güzâr ve üç gice deryâ donanmasına dahi mübâşeret ile her gice rûy-i deryâ nümûne-nümâ-yı kûre-i nâr ve bâ-husûs hevâyî fişekler ve bahrîler ve püskürme ve sâyir tarrâka ve savt-ı mehîb tevlîd eder âlât-ı nâriye dehşet-[M1 207]resân-ı kulûb-i sıgār u kibâr olup, [mısra]: Hasîsen yemurru zemâne's-surûr mefhûmu üzere maslahat-ı donanmanın hıtâmı tebeyyün ve bu eyyâm-ı sürûr-ı zûd-güzâr olduğundan, herkesde hüzn ü elem nümâyân oldu. Şehzâde-i vâlâ-nijâd hazretlerinin velâdetlerine katı çok târîhler inşâd olunup, sâbıkā İstanbul Kadısı Tokâdî Bekir Efendi'nin bir taʿmiyye ile [mısra]: Ülhimtü târîhan elâ câ’e Selîm-i Sâlis (الآ جاء سليم ثالث) târîhi cümle târîhlerden aʿlâ ve taʿmiyyesi dahi raʿnâ olduğundan, serlevha-i tevârîh kılındı. Şehzâde-i civan-baht, mâlik-i tâc ü taht olduklarında, elâ Selîm-i Sâlis (الا سليم ثالث) terkîbi temâmce cülûs-i hümâyûnlarına târih vâkiʿ olduğu garâyib-i ittifâkıyyâtdandır: \n\n Eyleye mesrûr Hak Sultân Selîm kıldı cülûs \n Oldu zîb-i tâc-ı Şâhî ʿizz ile Sultân Selîm (اولدى زيب تاج شاهي عز ايله سلطان سليم) \n\n târîhi Tevfîk Efendi'nin olup, her mısraʿı bir târîhdir. Memâlik-i mahrûse-i Pâdişâhî'de sâye-güzîn-i râhat ü âsâyiş olanlar dahi bu meserretden hisse-mend olmaları resm ü ʿâdet olduğuna binâʾen, iʿlân-ı velâdet ve yedi gün yedi gice şehr-âyîn ile izhâr-ı meserret olunmak bâbında etrâfa ü eknâfa neşr-i beşâyir ve irsâl-i evâmir kılındı.",
          "caption": "Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_431.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi",
          "text": "(Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi) terkîbi târîh vâkiʿ olmuşidi. Altmış dokuz şevvâlinde ʿazl olunup, İncir Köyü'nde istirâhat ve yüz yetmiş cumâdelâhıresinde tekerrür-i Meşîhat ile kesb-i kemâl-i rifʿat eyleyüp, yüz yetmiş bir cumâdelûlâsı muntasıfında ʿazl ü iclâya mübtelâ ve mahall-i sâbıkında kûşe-gîr-i hamûl ve inzivâ olup, çend-rûz mürûrunda Südlüce'de vâkiʿ hânesinde ikāmet müsâʿadesine lâyık u mahal ve çok giçmeden kişver-i vücûdu dest-bürd-i kahremân-ı ecel oldu. Müşârun ileyh ʿilm-i ebdânda mâhir ve fenn-i mûsikīde müceddeden beste îcâdına kādir idi. İki devrede yirmi beş mâh kadar Müftiyyü'l-enâm ve nesek-sâz-ı umûr-i hâss u ʿâmm olmuşidi. Sâhib-i tercemenin ceddi Burusa Kadısı iken, sulbünden pederleri zuhûr etdiği gibi bunların dahi pederleri Burusa hükûmetinde iken meşîme-çâk-i bürûz olmaları ittifâkıyyât-ı [M1 206] garîbedendir.\nVelâdet-i Şehzâde-i civân-baht, sezâvâr-ı tâc ü taht, gonçe-i nev-şüküfte-i gülşen-i kâm-kârî, kuvve-i kurre-i bâsıra-i Cihanbânî Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân\n\nceʿalallâhü ʿumrehü etvalü min silsileteyi'l-bürhân ve ezyedü mine'n-nücûmi'z-zâhireti\nve'l-hâfiyyeti mâ kirri'l-cedîdân ve teʿâkabe'l-melevân hazretlerinin işbu bin yüz yetmiş beş senesi cumâdelûlâsının yirmi yedinci hamîs günü sâʿat birde iken, dürre-i ʿakīle-i vücûd-i bihbûdları pertev-pâş-i enfüs ü âfâk ve bedr-i münîr-i zât-ı bî-muʿâdil ü nazîrleri zıyâ-bahş mînâ-serây-ı çarh-ı nüh-tıbâk olup, mübeşşirân-ı velâdet-i hümâyûn nidâ-yı cânfezâ-yı ferhat-meşhûn ile mütemekkinân-ı Âsitâne'yi mest-bâde-i gûlgûn-tarab-ı gûnâ-gûn ve gam-güsârân-ı dehr-i bî-emân sülb-i hâtıra-i mâ-kân ve mâ-yekûn eyleyüp, fi'l-hâl yedi gün ve yedi gice şehrâyîn ve üç gice deryâ donanması sipariş ve taʿyîn olunup, zıll-i vârif-i saltanat-ı seniyyede müstezıl olan kebîr ü sagīr, bây ü fakīr, inbısât u ferah-i vefîr ile hânelerini beytü'l-ʿarûse müşâkil ve Kasr-ı Havernak ve sedîre muʿâdil eylediler. Serây-ı behişt-âsâda vâkiʿ hânehâ-yı çâr-gâne ve suffe taʿbîr olunan mevkiʿ-i cennet-nişâna incû ve laʿl ve sâyir cevâhir ile mukellel ve mutarraz setâyir ve âvîzeler ile müveşşâ vü münemnem ve gicelerde safvet-i merâyâ ve kanâdil ve hurşîd-i zıyâdan sevâd-ı şâm ve tîregî-yi leyl-i pür-zalâm ke'l-ʿadem olup, ebvâb-ı serây dahi sîm âvîzeler ve kebîr âyîneler ile pür-zîb ü zînet kılındığından başka, Darb-hâne kapusu ʿayn-i mesbûk ve rîşe-i zer-i meskûk ile ârâm-rubâ-yi her ganiyy ü suʿlûk olduğundan fazla serây meydânında vâkiʿ çeşme-sâr dâyiren mâ-dâr envâʿ-ı tuhaf ve esnâf-ı zuruf ile zîbende ve pür-nigâr kılınup, her kolda hânendegân-ı hoş elhân:\n\nVe ʿale'z-zemâni meserretün ve'l-büşrâhâ\nRâyâtühü hafekat bi-küll-i mekânin\nVe ehu'l-vekāri gada'l-faratu sürûrihi\nTaraban yürînâ mişyete'n-nisvân\n\nterennümâtıyla mürde-dilân-ı zemâneye bahş-ı cân ve sâzendegân-ı nâhîd-meşrebân:\n\nVe sehat lene'd-dünyâ bi-ʿîdin sâlisin\nLâhe'l-hazâbü bihi bi-külli benân\nusûlüyle mızrâb-zen-i seniyye-i rebâb ü kemân olup, Bâb-ı Âsafî ve kışlalar ve ʿuzamây-ı devlet hâneleri ise kemâl-i ârâyiş ü zînetden çeşm-i temâşâyâna sebel ü hîre ihdâs ve destgerân ve esâtîz-i senâyiʿ-i garîbeye hayret îrâs eyledi. Yedi gün yedi gice bu sürûr-ı nâ-mahsûr ile güzâr ve üç gice deryâ donanmasına dahi mübâşeret ile her gice rûy-i deryâ nümûne-nümâ-yı kûre-i nâr ve bâ-husûs hevâyî fişekler ve bahrîler ve püskürme ve sâyir tarrâka ve savt-ı mehîb tevlîd eder âlât-ı nâriye dehşet-[M1 207]resân-ı kulûb-i sıgār u kibâr olup, [mısra]: Hasîsen yemurru zemâne's-surûr mefhûmu üzere maslahat-ı donanmanın hıtâmı tebeyyün ve bu eyyâm-ı sürûr-ı zûd-güzâr olduğundan, herkesde hüzn ü elem nümâyân oldu. Şehzâde-i vâlâ-nijâd hazretlerinin velâdetlerine katı çok târîhler inşâd olunup, sâbıkā İstanbul Kadısı Tokâdî Bekir Efendi'nin bir taʿmiyye ile [mısra]: Ülhimtü târîhan elâ câ’e Selîm-i Sâlis (الآ جاء سليم ثالث) târîhi cümle târîhlerden aʿlâ ve taʿmiyyesi dahi raʿnâ olduğundan, serlevha-i tevârîh kılındı. Şehzâde-i civan-baht, mâlik-i tâc ü taht olduklarında, elâ Selîm-i Sâlis (الا سليم ثالث) terkîbi temâmce cülûs-i hümâyûnlarına târih vâkiʿ olduğu garâyib-i ittifâkıyyâtdandır: \n\n Eyleye mesrûr Hak Sultân Selîm kıldı cülûs \n Oldu zîb-i tâc-ı Şâhî ʿizz ile Sultân Selîm (اولدى زيب تاج شاهي عز ايله سلطان سليم) \n\n târîhi Tevfîk Efendi'nin olup, her mısraʿı bir târîhdir. Memâlik-i mahrûse-i Pâdişâhî'de sâye-güzîn-i râhat ü âsâyiş olanlar dahi bu meserretden hisse-mend olmaları resm ü ʿâdet olduğuna binâʾen, iʿlân-ı velâdet ve yedi gün yedi gice şehr-âyîn ile izhâr-ı meserret olunmak bâbında etrâfa ü eknâfa neşr-i beşâyir ve irsâl-i evâmir kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanköy pîşgâhında iken gaflet-i zâbitân ile üserânın Malta'ya alup, götürdükleri sefînenin lutfen ve ʿunfen istirdâdiyle nâmûs-i devleti tekmîl matlûb-i Pâdişâh-ı İskender ü ʿadîl olduğuna binâʿen, Malta'da ʿalâka-i külliyesi olan Françelü'ye bu mâdde tahmîl ve sûret bulmadığı hâlde muʿâmele-i âharı ihtiyâr olunacağı icmâl ü tafsîl olunmuşidi. Zikr olunan sefîneyi cemîʿ-i edâvâtıyla Françelü tahlîs edüp, âl çukadan pûşîdeler ile tezyîn ve ehl-i İslâm'dan vâfir üserâ dahi derûnuna teşhîn edüp, cumâdelâhire evâsıtında vâsıl-ı furza-i Âsitâne-i saʿâdet olmağla, Françe elçisinin sebkat eden hidmetine mücâzât lâzım gelüp, Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve bir sevb-i semmûr kürk ve bir donanmış esb ile memnûn-i lutf-i Devlet-i ebed-karâr kılındığından başka, bi'l-maʿiyye vürûd eden sefîne kapudanı dahi ferve-i kākum ilbâsıyla iktisâb-ı vekār eyledi.",
          "caption": "İstirdâd-ı Kalyon ez-Malta",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_432.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "İstirdâd-ı Kalyon ez-Malta",
          "text": "İstanköy pîşgâhında iken gaflet-i zâbitân ile üserânın Malta'ya alup, götürdükleri sefînenin lutfen ve ʿunfen istirdâdiyle nâmûs-i devleti tekmîl matlûb-i Pâdişâh-ı İskender ü ʿadîl olduğuna binâʿen, Malta'da ʿalâka-i külliyesi olan Françelü'ye bu mâdde tahmîl ve sûret bulmadığı hâlde muʿâmele-i âharı ihtiyâr olunacağı icmâl ü tafsîl olunmuşidi. Zikr olunan sefîneyi cemîʿ-i edâvâtıyla Françelü tahlîs edüp, âl çukadan pûşîdeler ile tezyîn ve ehl-i İslâm'dan vâfir üserâ dahi derûnuna teşhîn edüp, cumâdelâhire evâsıtında vâsıl-ı furza-i Âsitâne-i saʿâdet olmağla, Françe elçisinin sebkat eden hidmetine mücâzât lâzım gelüp, Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve bir sevb-i semmûr kürk ve bir donanmış esb ile memnûn-i lutf-i Devlet-i ebed-karâr kılındığından başka, bi'l-maʿiyye vürûd eden sefîne kapudanı dahi ferve-i kākum ilbâsıyla iktisâb-ı vekār eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fermân-fermây-ı memâlik-i Fâs mahzâ Devlet-i ʿaliyye ile tarh-1 encümen-i muvâlefet ü istînâs kasdıyla birkaç nefer muʿteber âdemlerini Âsitâne-i saʿâdet'e isrâ ve taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye bir raht-ı murassaʿ ve bir kemer-i mücevher ve müşâşaʿ ve elmâs ile müzeyyen bir serc-i girân-behâ ve bir seyf-i kazâ-mezâ ihdâ eyleyüp, baʿzı edevât-ı bahriyeye dâʿir eşyâ iltimâsını müşʿir ʿArabiyyü'l-ʿibâre mektûb dahi irsâl ve istinzâl-i [M1 208] emtâr-ı Pâdişâh-ı kerîmü'l-hısâl etmişidi. Müşârun ileyh sülâle-i Nebeviyye'ye müntehî vü müntesib ve cihet-i vahdet-i İslâmiyye ile hâtırına riʿâyet vâcib olduğuna binâʿen, kâffe-i mültemisâtına müsāʿade ve âdemleri mutayyeb ü memnûn iʿâde olundu.",
          "caption": "Vürûd-i Sefîr-i Hâkim-i Fâs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_433.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Sefîr-i Hâkim-i Fâs",
          "text": "Fermân-fermây-ı memâlik-i Fâs mahzâ Devlet-i ʿaliyye ile tarh-1 encümen-i muvâlefet ü istînâs kasdıyla birkaç nefer muʿteber âdemlerini Âsitâne-i saʿâdet'e isrâ ve taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye bir raht-ı murassaʿ ve bir kemer-i mücevher ve müşâşaʿ ve elmâs ile müzeyyen bir serc-i girân-behâ ve bir seyf-i kazâ-mezâ ihdâ eyleyüp, baʿzı edevât-ı bahriyeye dâʿir eşyâ iltimâsını müşʿir ʿArabiyyü'l-ʿibâre mektûb dahi irsâl ve istinzâl-i [M1 208] emtâr-ı Pâdişâh-ı kerîmü'l-hısâl etmişidi. Müşârun ileyh sülâle-i Nebeviyye'ye müntehî vü müntesib ve cihet-i vahdet-i İslâmiyye ile hâtırına riʿâyet vâcib olduğuna binâʿen, kâffe-i mültemisâtına müsāʿade ve âdemleri mutayyeb ü memnûn iʿâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Deryâ kapudânı olan Vezîr Hasan Paşa'nın mansıb-ı mezkûrdan infisâli ve yerine Vezîr Kethudâsı Mehmed Paşa'nın ibdâli câygîr-i zamîr-i Sadr-ı ʿâlî olup, Kapudân-ı müşârun ileyh kapuya daʿvet ve Özi Eyâleti tevcîhiyle ilbâs-ı hılʿat irâde olundukda, kabûlden imtinâʿ ve reh-rev-i meslek-i istidfâʿ oldukda, taraf-ı Sadâret-penâhî'den temhîd olunan nush u pend sûd-mend olmayup, bilâhare elli bin guruş hazînesinden harc-ı râh vermek ve sâyir umûr ve husûsunu pezîrây-ı temşiyet eylemek cihetleri tarafına ilkā ve bu vechile dahi irzâ mümkin olmayup, keyfiyyeti ʿarz-ı ʿâlem-i bâlâ kılındıkda, ismi defter-i vüzerâdan terkīn ve Resmo Cezîresi'ne îsâl içün maʿiyyetine mübâşir taʿyîn ve ber-vech-i muharrer Vezîr-i müşârun ileyh Deryâ Kapudanlığı ile tevkīr ve Telhîsî, Sadrıaʿzam'ı daʿvetine tesyîr olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kapudân-ı deryâ ve vukūʿ-i baʿzı keyfiyyet-i garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_434.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kapudân-ı deryâ ve vukūʿ-i baʿzı keyfiyyet-i garîbe",
          "text": "Deryâ kapudânı olan Vezîr Hasan Paşa'nın mansıb-ı mezkûrdan infisâli ve yerine Vezîr Kethudâsı Mehmed Paşa'nın ibdâli câygîr-i zamîr-i Sadr-ı ʿâlî olup, Kapudân-ı müşârun ileyh kapuya daʿvet ve Özi Eyâleti tevcîhiyle ilbâs-ı hılʿat irâde olundukda, kabûlden imtinâʿ ve reh-rev-i meslek-i istidfâʿ oldukda, taraf-ı Sadâret-penâhî'den temhîd olunan nush u pend sûd-mend olmayup, bilâhare elli bin guruş hazînesinden harc-ı râh vermek ve sâyir umûr ve husûsunu pezîrây-ı temşiyet eylemek cihetleri tarafına ilkā ve bu vechile dahi irzâ mümkin olmayup, keyfiyyeti ʿarz-ı ʿâlem-i bâlâ kılındıkda, ismi defter-i vüzerâdan terkīn ve Resmo Cezîresi'ne îsâl içün maʿiyyetine mübâşir taʿyîn ve ber-vech-i muharrer Vezîr-i müşârun ileyh Deryâ Kapudanlığı ile tevkīr ve Telhîsî, Sadrıaʿzam'ı daʿvetine tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāhire-i Muʿaziyye'de bir müddetden berü Vâlî olan Vezîr Kâmil Ahmed Paşa, pey-der-pey gılâl ve hazîne ve tertîbât-ı Mısrıyye'ye dâʿir şeref-vürûd olun hutût-i hümâyûnun tenfîz ü icrâsına berzede-dâmân-ı saʿy ü ihtimâm olduğunu havene-i ümerâ tehammül edemeyüp, kāʿide-i fâsideleri üzere müşârun ileyhi tenzîl ve ümerâdan birini\nKāyim-makām nasb etmek ʿâdetleri iken, mukaddemâ Cidde Sancağı tevcîh olunup, ilâ hâze'l-ân Mısır'da mukīm Sadr-ı esbak Mustafa Paşa'yı tevkîl etdikden sonra musannaʿ ve müzevver ʿarz u mahzar ile birkaç nefer âdemlerini Âsitâne'ye tesyîr etmişler idi. Mâdde-i mezkûre takdîm-i ʿatebe-i ʿaliyye kılınup, lede'l-meşvere râbıtası verilmek emr-i hümâyûn olduğuna binâ'en, Şeyhulislâm ve sudûr-i kirâm ve ocağ ağaları ve ʿuzamây-ı ricâl Bâb-ı ʿâlî'de ictimâʿ ve vukūʿ bulan keyfiyyeti müştemil vârid olan tahrîrâtı istimâʿ ʿakabinde Mısır, Haleb Vâlîsi Vezîr Bekir Paşa'ya ve Haleb, Mustafa Paşa'ya verilmek hulâsa-i meşveretleri olmağla, lede'l-ʿarz ve'l-istîzân iʿlâm-ı hâl zımnında müşârun ileyhimâya ve Mısırlu'ya ısdâr-ı fermân-ı ʿâlî-şân kılındı.",
          "caption": "Havâdis-i Mısrıyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_435.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i Mısrıyye",
          "text": "Kāhire-i Muʿaziyye'de bir müddetden berü Vâlî olan Vezîr Kâmil Ahmed Paşa, pey-der-pey gılâl ve hazîne ve tertîbât-ı Mısrıyye'ye dâʿir şeref-vürûd olun hutût-i hümâyûnun tenfîz ü icrâsına berzede-dâmân-ı saʿy ü ihtimâm olduğunu havene-i ümerâ tehammül edemeyüp, kāʿide-i fâsideleri üzere müşârun ileyhi tenzîl ve ümerâdan birini\nKāyim-makām nasb etmek ʿâdetleri iken, mukaddemâ Cidde Sancağı tevcîh olunup, ilâ hâze'l-ân Mısır'da mukīm Sadr-ı esbak Mustafa Paşa'yı tevkîl etdikden sonra musannaʿ ve müzevver ʿarz u mahzar ile birkaç nefer âdemlerini Âsitâne'ye tesyîr etmişler idi. Mâdde-i mezkûre takdîm-i ʿatebe-i ʿaliyye kılınup, lede'l-meşvere râbıtası verilmek emr-i hümâyûn olduğuna binâ'en, Şeyhulislâm ve sudûr-i kirâm ve ocağ ağaları ve ʿuzamây-ı ricâl Bâb-ı ʿâlî'de ictimâʿ ve vukūʿ bulan keyfiyyeti müştemil vârid olan tahrîrâtı istimâʿ ʿakabinde Mısır, Haleb Vâlîsi Vezîr Bekir Paşa'ya ve Haleb, Mustafa Paşa'ya verilmek hulâsa-i meşveretleri olmağla, lede'l-ʿarz ve'l-istîzân iʿlâm-ı hâl zımnında müşârun ileyhimâya ve Mısırlu'ya ısdâr-ı fermân-ı ʿâlî-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Emânet-i Surre Anbar Emîni Hasan Ağa'ya tefvîz olunup, şehr-i recebin on ikinci günü Üsküdar'a imrâr olunmuşidi. Merkūmun Anbar Emâneti hengâmında fukarâ vü zuʿafâya kemâl-i eziyyeti ve teslîm ve tesellümde hıyâneti sübût-yâfte-i tehakkuk olmağla, fi'l-hâl küşte-i şemşîr-i siyâset [M1 209] ve sâbıkā Ser-bostâniyân-ı dîger Hasan Ağa, makāmına kıyâm ile cânib-i Hicâz'a matıyye-rân-ı ʿazîmet oldu.",
          "caption": "İhrâc ve Katl-i Emîn-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_436.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc ve Katl-i Emîn-i Surre",
          "text": "Bundan akdem Emânet-i Surre Anbar Emîni Hasan Ağa'ya tefvîz olunup, şehr-i recebin on ikinci günü Üsküdar'a imrâr olunmuşidi. Merkūmun Anbar Emâneti hengâmında fukarâ vü zuʿafâya kemâl-i eziyyeti ve teslîm ve tesellümde hıyâneti sübût-yâfte-i tehakkuk olmağla, fi'l-hâl küşte-i şemşîr-i siyâset [M1 209] ve sâbıkā Ser-bostâniyân-ı dîger Hasan Ağa, makāmına kıyâm ile cânib-i Hicâz'a matıyye-rân-ı ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl vürûdu kānûn olan Mısır hazînesi mashûben bi's-selâme Üsküdar'a getürüldüğünü üzerine taʿyîn olunan Mısır Beyi ve zâbitân-ı sâyire gelüp haber verdiklerinde, muʿtâd olan hilʿatleri ilbâs ʿakabinde yine Üsküdar'a iʿâde vü ircâʿ olunmuşlaridi. Ferdâsı taʿyîn olunan çekdiri ile hazîneyi Âsitâne'ye imrâr ve Alay-köşkü altından güzâr ile teslîm-i eyâdî-yi emânetkârân-ı Devlet-i ebed-karâr eylediler.",
          "caption": "Vürûd-i Hazîne-i Mısrıyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_437.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Hazîne-i Mısrıyye",
          "text": "Beher sâl vürûdu kānûn olan Mısır hazînesi mashûben bi's-selâme Üsküdar'a getürüldüğünü üzerine taʿyîn olunan Mısır Beyi ve zâbitân-ı sâyire gelüp haber verdiklerinde, muʿtâd olan hilʿatleri ilbâs ʿakabinde yine Üsküdar'a iʿâde vü ircâʿ olunmuşlaridi. Ferdâsı taʿyîn olunan çekdiri ile hazîneyi Âsitâne'ye imrâr ve Alay-köşkü altından güzâr ile teslîm-i eyâdî-yi emânetkârân-ı Devlet-i ebed-karâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânu'l-muʿazzamın on beşinci günü tertîb olunan dîvân-ı şâmihu'l-erkânda ʿumûmen ocağların iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûrlara edâ ve devr ʿakabinde Dülbend Ağası Reşîd İbrâhîm Ağa teşrîfât-ı seniyye getürüp, ʿâdet olan hıdmeti temâmen iʿtâ olundu. Mûmâ ileyhin rüşd ü reviyyeti hasebiyle taşra hidmetlerinde istihdâmı Şehriyâr-ı gerdûn-iktidârın merâmı olduğuna binâʾen, Büyük Mirâhûrluk ile fetîle-i iʿtibârı fürûzân ve selefi Seyyid Mehmed Ağa'nın hânesinde ikāmeti fermân olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn ve ʿazl-i Mîrahûr-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_438.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn ve ʿazl-i Mîrahûr-i Evvel",
          "text": "Şaʿbânu'l-muʿazzamın on beşinci günü tertîb olunan dîvân-ı şâmihu'l-erkânda ʿumûmen ocağların iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûrlara edâ ve devr ʿakabinde Dülbend Ağası Reşîd İbrâhîm Ağa teşrîfât-ı seniyye getürüp, ʿâdet olan hıdmeti temâmen iʿtâ olundu. Mûmâ ileyhin rüşd ü reviyyeti hasebiyle taşra hidmetlerinde istihdâmı Şehriyâr-ı gerdûn-iktidârın merâmı olduğuna binâʾen, Büyük Mirâhûrluk ile fetîle-i iʿtibârı fürûzân ve selefi Seyyid Mehmed Ağa'nın hânesinde ikāmeti fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânu'l-muʿazzamın yirmi birinci gicesi sâʿat iki buçukda İstanbul'da Odunkapusu dâhilinde vâkiʿ Tahta Hân'dan âteş zuhûr edüp, Kantarcılar ve Kundakçılar'ı\nihrâk etdikden sonra, fişek satdıkları çarşuyu sarup kesret-i bârût sebebi ile vâfir âdem zahmdâr-ı âfet-i nâr olup, âteş dahi sâkin ve etrâfında bulunanlar mutmâ’in olduğundan gayri, âteş-zede olan neferât ve zâbitân ʿâtâyâ vü terakkıyât ile mazhar-ı lutf-i Dâver-i devrân oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_439.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i harîk",
          "text": "Şaʿbânu'l-muʿazzamın yirmi birinci gicesi sâʿat iki buçukda İstanbul'da Odunkapusu dâhilinde vâkiʿ Tahta Hân'dan âteş zuhûr edüp, Kantarcılar ve Kundakçılar'ı\nihrâk etdikden sonra, fişek satdıkları çarşuyu sarup kesret-i bârût sebebi ile vâfir âdem zahmdâr-ı âfet-i nâr olup, âteş dahi sâkin ve etrâfında bulunanlar mutmâ’in olduğundan gayri, âteş-zede olan neferât ve zâbitân ʿâtâyâ vü terakkıyât ile mazhar-ı lutf-i Dâver-i devrân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri olan Ebûbekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi, bir sene kadar icrây-ı hükûmet ve tekmîl-i müddet eyleyüp, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi, şaʿbânın yirmi dördüncü günü o mesned-i celîl ile tebcîl olundu.\n\nRamazân-ı şerîfin on beşinci günü ʿâdet-i dîrîn-i Devlet-i ebed-karîn üzere ʿuzamây-ı devlet telsîm-i hırka-i şerîfe ile iktisâb-ı kemâl-i feyz ü meymenet eyleyüp, ʿîd gicesi dahi resm üzere Serây-ı hümâyûn'a varılup, erbâb-ı muʿâyede hâk-i ʿatebe-i Tâcdârî'ye rû-nihâde oldular.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_440.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri olan Ebûbekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi, bir sene kadar icrây-ı hükûmet ve tekmîl-i müddet eyleyüp, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi, şaʿbânın yirmi dördüncü günü o mesned-i celîl ile tebcîl olundu.\n\nRamazân-ı şerîfin on beşinci günü ʿâdet-i dîrîn-i Devlet-i ebed-karîn üzere ʿuzamây-ı devlet telsîm-i hırka-i şerîfe ile iktisâb-ı kemâl-i feyz ü meymenet eyleyüp, ʿîd gicesi dahi resm üzere Serây-ı hümâyûn'a varılup, erbâb-ı muʿâyede hâk-i ʿatebe-i Tâcdârî'ye rû-nihâde oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bostâncı-başı Moldovancı ʿAli Ağa'nın tavr u hareketi dil-pesend-i Şehriyâr-ı ercümend [M1 210] olduğuna binâ'en, şevvâlü'l-mükerrem evâyilinde rütbe-yi vâlây-ı Vezâret'le ser-bülend olduğundan fazla Rumeli Eyâleti dahi tarafına tevcîh ü ihsân ve Bostâncı-başılık ile bâ-resm-i kadîm Ocak Kethudâsı cezlân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Ser-bostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_441.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Ser-bostâniyân",
          "text": "Bostâncı-başı Moldovancı ʿAli Ağa'nın tavr u hareketi dil-pesend-i Şehriyâr-ı ercümend [M1 210] olduğuna binâ'en, şevvâlü'l-mükerrem evâyilinde rütbe-yi vâlây-ı Vezâret'le ser-bülend olduğundan fazla Rumeli Eyâleti dahi tarafına tevcîh ü ihsân ve Bostâncı-başılık ile bâ-resm-i kadîm Ocak Kethudâsı cezlân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sekiz mâh mesned-i Fetvâ'yı câygâh eden Ahmed Efendi, butûʿ u te’ennî ile meşhûr ve bu sebeble mesnedinden mehcûr olup, fazîlet-i bâhire ile maʿrûf ve asâlet ü nebâhet ile mevsûf olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi sâniyen Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olup, selefleri yâ sâhil-hânelerinde ve yâhûd Âsitâne'de olan konağlarında temekkün ü ikāmet husûsunda muhayyer ve bu vechile taraflarına irsâl-i haber kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_442.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Bekir Efendi-zâde Ahmed Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mustafa Efendi",
          "text": "Sekiz mâh mesned-i Fetvâ'yı câygâh eden Ahmed Efendi, butûʿ u te’ennî ile meşhûr ve bu sebeble mesnedinden mehcûr olup, fazîlet-i bâhire ile maʿrûf ve asâlet ü nebâhet ile mevsûf olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi sâniyen Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olup, selefleri yâ sâhil-hânelerinde ve yâhûd Âsitâne'de olan konağlarında temekkün ü ikāmet husûsunda muhayyer ve bu vechile taraflarına irsâl-i haber kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin beşinci hamîs günü tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb cümlesi ibkā olunup, fekat Çavuş-başılık, ʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey ʿazlinden Mîrahûr-i Sânî ʿAbdullatîf Bey'e tevcîh olundu. Defterdârân kezâlik ibkā olunup, Defter-i Hâkānî Emâneti, Subhî Efendi'ye; Rûznâme, Koca Bekir Bey'e; Baş-muhasebe, Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh olundu. Menâsıb-ı ümenâ mutasarrıflarına ibkā olunup, Anadolu Muhasebesi,\nResmî el-Hâc Ahmed Efendi'ye; Süvârî, ʿİzzet Paşa Mühürdârı Dervîş Efendi'ye; Haremeyn Muhâsebeciliği, Elmâs Paşa-zâde'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Hâşim Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, ʿAtıfzâde ʿÖmer Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Şehr-emînî-yi sâbık ʿAli Efendi'ye; Cizye Muhâsebesi, Hazîne Kethudâsı Seyyid Mehmed Efendi'ye; Mevkūfât, Sultân Kethudâsı ʿOsmân Efendi'ye; Mâliyye, Nurullâh Bey'e; Küçük Rûznâme, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye tevcîh ve sâyir menâsıb ile sâyir hâcegânın hâli terfîh olunup, münâvebeden hâric kalan baʿzı hâcegân ʿatâyây-ı Pâdişâhî ile mesrûr u şâdân oldu. Rikâb ağalığları dahi mutasarrıflarına cümleten ibkā olunup, fekat Küçük Mîrahûrluk, Hamevî-zâde dâmâdı Selîm Ağa'ya ve Sipâh ve Silahdâr ağalıkları Mehmed Emîn Ağazâdelere tevcîh ve Başbâkī-kulluğu, Abdâl Mehmed Ağa'ya ve Piyâde ocağlarının ağaları yine ibkā vü takrîr olundu. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vâkiʿ olup, Anadolu Eyâleti, Özi Eyâleti tevcîh olunan Silahdâr Hamza Paşa ʿazlinden müceddeden Vezâret'le kadri terfîʿ olunan Kapu-kıran Mehmed Paşa'ya; Hotin Sancağı, Kapudân-ı esbak Vezîr Mehmed Paşa'ya; Belgrad Muhâfızlığı, Vâlîsi olan Mîrahûr Mustafa Paşa mahlûlunden Mîr-i mîrân ʿAbdî Paşa'ya; Eğriboz Sancağı, Kapudân-ı esbak [M1 211] Vezîr Mustafa Paşa'ya; Marʿaş Eyâleti, Mekkî-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'ya; Eyâlet-i Sivas, Silahdâr Mehmed Paşa'ya; Selânik ve Burusa sancağları, Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya; Mora Eyâleti, Defterdâr Vezîr Ahmed Paşa'ya tevcîh ve sâyirleri ibkā olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_443.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "text": "Şevvâlin beşinci hamîs günü tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb cümlesi ibkā olunup, fekat Çavuş-başılık, ʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey ʿazlinden Mîrahûr-i Sânî ʿAbdullatîf Bey'e tevcîh olundu. Defterdârân kezâlik ibkā olunup, Defter-i Hâkānî Emâneti, Subhî Efendi'ye; Rûznâme, Koca Bekir Bey'e; Baş-muhasebe, Subhî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh olundu. Menâsıb-ı ümenâ mutasarrıflarına ibkā olunup, Anadolu Muhasebesi,\nResmî el-Hâc Ahmed Efendi'ye; Süvârî, ʿİzzet Paşa Mühürdârı Dervîş Efendi'ye; Haremeyn Muhâsebeciliği, Elmâs Paşa-zâde'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Hâşim Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, ʿAtıfzâde ʿÖmer Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Şehr-emînî-yi sâbık ʿAli Efendi'ye; Cizye Muhâsebesi, Hazîne Kethudâsı Seyyid Mehmed Efendi'ye; Mevkūfât, Sultân Kethudâsı ʿOsmân Efendi'ye; Mâliyye, Nurullâh Bey'e; Küçük Rûznâme, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye tevcîh ve sâyir menâsıb ile sâyir hâcegânın hâli terfîh olunup, münâvebeden hâric kalan baʿzı hâcegân ʿatâyây-ı Pâdişâhî ile mesrûr u şâdân oldu. Rikâb ağalığları dahi mutasarrıflarına cümleten ibkā olunup, fekat Küçük Mîrahûrluk, Hamevî-zâde dâmâdı Selîm Ağa'ya ve Sipâh ve Silahdâr ağalıkları Mehmed Emîn Ağazâdelere tevcîh ve Başbâkī-kulluğu, Abdâl Mehmed Ağa'ya ve Piyâde ocağlarının ağaları yine ibkā vü takrîr olundu. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vâkiʿ olup, Anadolu Eyâleti, Özi Eyâleti tevcîh olunan Silahdâr Hamza Paşa ʿazlinden müceddeden Vezâret'le kadri terfîʿ olunan Kapu-kıran Mehmed Paşa'ya; Hotin Sancağı, Kapudân-ı esbak Vezîr Mehmed Paşa'ya; Belgrad Muhâfızlığı, Vâlîsi olan Mîrahûr Mustafa Paşa mahlûlunden Mîr-i mîrân ʿAbdî Paşa'ya; Eğriboz Sancağı, Kapudân-ı esbak [M1 211] Vezîr Mustafa Paşa'ya; Marʿaş Eyâleti, Mekkî-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'ya; Eyâlet-i Sivas, Silahdâr Mehmed Paşa'ya; Selânik ve Burusa sancağları, Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya; Mora Eyâleti, Defterdâr Vezîr Ahmed Paşa'ya tevcîh ve sâyirleri ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Kapu Ağası Halîl Ağa, ʿömr-i girân-mâyeden hadd-i sad-sâleyi ihrâz ve bu esnâda tâyir-i rûhu âşiyân-ı kadîmine pervâz eyleyüp, ʿuhdesinde olan Yafa Tevliyyeti ile hâlâ Kapu Ağası olan Kāsım-paşalı Mehmed Ağa, kesb-i ibtihâc ü ihtizâz eyledi.\n\nÜdebây-ı zemâneden Haşmet Efendi ve Nevres ʿAbdurrezzâk Efendi, intılâk-ı lisân ve cerh-i kulûb-i ihvân ile mübtelây-ı gurbet-i mûrisü'l-eşcân oldular. Bî-çâre Nevres Kütahya'da birkaç gün ikâmetden sonra ecel-i nâgeh-res ile münkatiʿu'n-nefes oldu.\n\nʿAn-asl Kerkük sükkânından olup, zâtı pîrâye-i ʿilm ü edeb ile ârâste ve gül-i sad-berg liyâkati gülşen-i meʿârifden nevhâste iken, gamz-ı hussâda binâ-i belâ-yı celâ ile dil-şikeste olup, çok geçmeden hücûm-i âlâm-ı ahzân ile mukīm-i kûşe-i hâmûşân oldu. Mevâlî-yi Devriye'den maʿdûd ve sitem-i zemâneye gayr-i mütehammil bir zât-ı nâdiru'l-vücûd idi. Vâdî-yi şiʿirde tavrı kendüye mahsûs olup, müretteb dîvânı beyne'n-nâs mütedâvel ve makbûl-i erbâb-ı kasîde vü gazeldir.\n\nZilkaʿde evâyilinde Kapudân-ı deryâ Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa, Donanma-yı hümâyûn ile Ak-deniz'e şirâʿ-güşâ oldu.\nŞehr-i mezkûrun yirmi sekizinci gicesi sâʿat ikide iken Sultân Bâyezîd kurbunda Destereciler ittisâlinde vâkiʿ bir pîre-zenin hânesinden âteş zuhûr edüp, Dîvân-yolu'nda olan dekâkîni ve Tavşan-taşı semtinde olan kebîr u sagīr hâneleri ihrâk etdikden sonra Nişancı ve Langa Yeni-kapusu'na sirâyet ile Sadrıaʿzam hânesinde nihâyet bulup, rûzgâr gāyet müştedd olduğundan otuz sâʿat kadar ihrâk mümted olup, fazl-ı Hak ile muntafî ve kulûb-i nâsdan kalak u iztırâb müntefî oldu. Sadrıaʿzam bu mûsîbetde halk ile hemdem bulunduğundan îfây-ı şükr-i Bârî'ü'n-nesem kılup, taraf-ı hümâyûndan esb-i müzeyyen ve ferve-i semmûr ile taltîf kılındığından başka sâyir harîk-zedeler dahi eltâf-ı Pâdişâhî'den hisse-mend-i nevâle-i niʿam ve bâ-husûs Yeniçeri Ağası ihtirâk-ı yedeyn ve Bostâncı-başı inkisâr-ı ricleyn ile pür-elem olduklarından, ferve-i semmûr ve kerem-i mevfûr ile ikisinin dahi hâtırları mecbûr ve sâyir zâbitân ve neferât ʿatâyâ ve terakkıyât ile mesrûr kılındı.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_444.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Sâbıkā Kapu Ağası Halîl Ağa, ʿömr-i girân-mâyeden hadd-i sad-sâleyi ihrâz ve bu esnâda tâyir-i rûhu âşiyân-ı kadîmine pervâz eyleyüp, ʿuhdesinde olan Yafa Tevliyyeti ile hâlâ Kapu Ağası olan Kāsım-paşalı Mehmed Ağa, kesb-i ibtihâc ü ihtizâz eyledi.\n\nÜdebây-ı zemâneden Haşmet Efendi ve Nevres ʿAbdurrezzâk Efendi, intılâk-ı lisân ve cerh-i kulûb-i ihvân ile mübtelây-ı gurbet-i mûrisü'l-eşcân oldular. Bî-çâre Nevres Kütahya'da birkaç gün ikâmetden sonra ecel-i nâgeh-res ile münkatiʿu'n-nefes oldu.\n\nʿAn-asl Kerkük sükkânından olup, zâtı pîrâye-i ʿilm ü edeb ile ârâste ve gül-i sad-berg liyâkati gülşen-i meʿârifden nevhâste iken, gamz-ı hussâda binâ-i belâ-yı celâ ile dil-şikeste olup, çok geçmeden hücûm-i âlâm-ı ahzân ile mukīm-i kûşe-i hâmûşân oldu. Mevâlî-yi Devriye'den maʿdûd ve sitem-i zemâneye gayr-i mütehammil bir zât-ı nâdiru'l-vücûd idi. Vâdî-yi şiʿirde tavrı kendüye mahsûs olup, müretteb dîvânı beyne'n-nâs mütedâvel ve makbûl-i erbâb-ı kasîde vü gazeldir.\n\nZilkaʿde evâyilinde Kapudân-ı deryâ Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa, Donanma-yı hümâyûn ile Ak-deniz'e şirâʿ-güşâ oldu.\nŞehr-i mezkûrun yirmi sekizinci gicesi sâʿat ikide iken Sultân Bâyezîd kurbunda Destereciler ittisâlinde vâkiʿ bir pîre-zenin hânesinden âteş zuhûr edüp, Dîvân-yolu'nda olan dekâkîni ve Tavşan-taşı semtinde olan kebîr u sagīr hâneleri ihrâk etdikden sonra Nişancı ve Langa Yeni-kapusu'na sirâyet ile Sadrıaʿzam hânesinde nihâyet bulup, rûzgâr gāyet müştedd olduğundan otuz sâʿat kadar ihrâk mümted olup, fazl-ı Hak ile muntafî ve kulûb-i nâsdan kalak u iztırâb müntefî oldu. Sadrıaʿzam bu mûsîbetde halk ile hemdem bulunduğundan îfây-ı şükr-i Bârî'ü'n-nesem kılup, taraf-ı hümâyûndan esb-i müzeyyen ve ferve-i semmûr ile taltîf kılındığından başka sâyir harîk-zedeler dahi eltâf-ı Pâdişâhî'den hisse-mend-i nevâle-i niʿam ve bâ-husûs Yeniçeri Ağası ihtirâk-ı yedeyn ve Bostâncı-başı inkisâr-ı ricleyn ile pür-elem olduklarından, ferve-i semmûr ve kerem-i mevfûr ile ikisinin dahi hâtırları mecbûr ve sâyir zâbitân ve neferât ʿatâyâ ve terakkıyât ile mesrûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh şöhret-i zâtiyyesi ihâta-i ʿâlem eden Bağdâd Vâlîsi esbak müteveffâ Vezîr Ahmed Paşa'nın memâlikinden olup, dâyiresinde terbiye olunarak Bağdâd muhâsarasında kethudâsı ve medâr-ı kuvvet-i batş ü be'si olmuşidi. Giderek Mîr-i mîrânlık ve Vezâret'le Basra Vâlîsi olup, Ahmed Paşa vefâtında Basra'da bulunduğundan dâyiresi tarafına iltihâk ve biribirleriyle ʿahd ü mîsâk eyleyüp, Rûm vüzerâsı tarafından her ne kadar rûy-i mülâyemet irâʾetiyle iftirâs olunmak murâd olunduysa şebeke-i ihtiyâlden firâr ve ʿâkıbet: “Zabt-ı Bağdâd mûmâ ileyhin zevâl-i vücuduna muhtacdır” deyü Tiryâkî Vezîr, katline fermân isdâr ve üzerine taʿyîn-i asker-i cerrâr etmişidi. İʿmâl-i Bağdâd'dan Haseke nâm mahalde tekābül-i saffeyn vâkiʿ olmazdan mukaddem Süleymân Paşa, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyel ve o taraf askerinin ekserîsini tarafına celb ile kusûrunu bir hamlede perîşân-kerde-i sinân-ı cedel eyleyüp, bi'z-zarûre Bağdâd ve Basra tarafına ihsân ve havf-ı cân ile ihtiyâr eylediği şîve-i ʿisyân nühüfte-i perde-i kitmân kılınup, giderek o serhadd-i mansûrayı vâreste-i ihtilâl ü fesâd ve rızây-ı devleti semîr-i fu'âd eyleyerek ʿaşâyir-i Ekrâd u ʿUrbân'ı pâ-beste-i ʿikāl-i tûg u inkıyâd eyleyüp, on iki sene kadar kutr-i Bağdâd bâğ-ı dâd ve şûr u fitneden âzâd olup, vaktinde ehâlî-yi belde ve hâric-i sûr zevâl-i şûr ile dâru's-sürûr-i sûr oldu. Müşârun ileyhde olan necdet ü şecâʿat ve kemâl-i sehâvet o diyârda hâlâ dâstân-ı lisân-ı ebnây-ı zemân olup, sinnî-yi ʿömrü altmış altı ʿakdine resîde oldukda, terk-i ʿâlem-i fânî ve ihtiyâr-ı semt-i câvidânî eyledi. ʿUrbân miyânında mızrak sâhibi demekden kinâye olarak Ebû Semüre ve gāret-i\nleyliyyesinden ibâret olarak devvâsü'l-leyl şöhretiyle nâmdâr olmuşidi. İbkā-yı Vezâret'ine dâ'ir hatt-ı hümâyûn me'âli bu mahalle kayd olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Vâlî-yi Bağdâd [M1 212] Vezîr Süleyman Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_445.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Vâlî-yi Bağdâd [M1 212] Vezîr Süleyman Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh şöhret-i zâtiyyesi ihâta-i ʿâlem eden Bağdâd Vâlîsi esbak müteveffâ Vezîr Ahmed Paşa'nın memâlikinden olup, dâyiresinde terbiye olunarak Bağdâd muhâsarasında kethudâsı ve medâr-ı kuvvet-i batş ü be'si olmuşidi. Giderek Mîr-i mîrânlık ve Vezâret'le Basra Vâlîsi olup, Ahmed Paşa vefâtında Basra'da bulunduğundan dâyiresi tarafına iltihâk ve biribirleriyle ʿahd ü mîsâk eyleyüp, Rûm vüzerâsı tarafından her ne kadar rûy-i mülâyemet irâʾetiyle iftirâs olunmak murâd olunduysa şebeke-i ihtiyâlden firâr ve ʿâkıbet: “Zabt-ı Bağdâd mûmâ ileyhin zevâl-i vücuduna muhtacdır” deyü Tiryâkî Vezîr, katline fermân isdâr ve üzerine taʿyîn-i asker-i cerrâr etmişidi. İʿmâl-i Bağdâd'dan Haseke nâm mahalde tekābül-i saffeyn vâkiʿ olmazdan mukaddem Süleymân Paşa, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyel ve o taraf askerinin ekserîsini tarafına celb ile kusûrunu bir hamlede perîşân-kerde-i sinân-ı cedel eyleyüp, bi'z-zarûre Bağdâd ve Basra tarafına ihsân ve havf-ı cân ile ihtiyâr eylediği şîve-i ʿisyân nühüfte-i perde-i kitmân kılınup, giderek o serhadd-i mansûrayı vâreste-i ihtilâl ü fesâd ve rızây-ı devleti semîr-i fu'âd eyleyerek ʿaşâyir-i Ekrâd u ʿUrbân'ı pâ-beste-i ʿikāl-i tûg u inkıyâd eyleyüp, on iki sene kadar kutr-i Bağdâd bâğ-ı dâd ve şûr u fitneden âzâd olup, vaktinde ehâlî-yi belde ve hâric-i sûr zevâl-i şûr ile dâru's-sürûr-i sûr oldu. Müşârun ileyhde olan necdet ü şecâʿat ve kemâl-i sehâvet o diyârda hâlâ dâstân-ı lisân-ı ebnây-ı zemân olup, sinnî-yi ʿömrü altmış altı ʿakdine resîde oldukda, terk-i ʿâlem-i fânî ve ihtiyâr-ı semt-i câvidânî eyledi. ʿUrbân miyânında mızrak sâhibi demekden kinâye olarak Ebû Semüre ve gāret-i\nleyliyyesinden ibâret olarak devvâsü'l-leyl şöhretiyle nâmdâr olmuşidi. İbkā-yı Vezâret'ine dâ'ir hatt-ı hümâyûn me'âli bu mahalle kayd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sen ki sâbıkā Basra Vâlîsi vezîrim Süleymân Paşa'sın. Bağdâd Vâlîsi Vezîrim Mehmed Paşa ile aranıza baʿzı gûne nifâk düşüp, bî-vech beyninizde bürûdet hâsıl ve emniyyet zâyil olmakdan nâşî sû'i kurenâ fürce bularak müşârun ileyhi tahdîş ü teşvîşe düşürdüklerine binâ'en, vârid olan tahrîrâtı baʿzı evâmir-i ʿaliyyem ısdârına eğerçi bâʿis ü bâdî olmuşidi. Ancak senden bu âna dek meşhûd olan harekât ü etvâr bi'l-cümle izhâr-ı ʿubûdiyyet ve ibrâz-ı sadâkat sûretlerinde göründüğünden mâʿadâ mücellây-ı ilhâm olan mübârek tabʿ-ı safâ-makrûn-i hümâyûnuma dahi mürâcaʿat eylediğimde, senden sıdk u ihlâsdan gayri bir hâlet rû-nümâ olmadığı cihetden, tarafına ez-derûn-i hüsn-i zann-ı [M1 213] Mülûkâne'm derkâr olmağla, künh ü hakīkatine tahsîl-i ıttılâʿ içün mâdde-i münâkaşa sırran ve ʿalenen tecessüs olunmakda idi. Ahvâline vâkıf ve mizâc ü meşrebine ʿârif olan sikāt-ı sahîhatü'l-kelimât kimesnelerden her bâr ahvâlin istintâk olundukça mâdde-i sıdk u hulûsunu tahkīk ve reviş ü reftârından istidlâl birle her bâr kelâmlarını tasdîk eylediklerinden başka, bundan mukaddemce bir takım tahrîrâtın gelüp, manzûr-i hümâyûnum oldukda, mefhûmları temâm-ı zihn-i sâff-ı Hidîvâne'mde müntakış olup, hulûs-i taviyyet ve sıdk-ı ʿubûdiyyetini te'yîd ü te'kîd etmekle tahrîrâtının mâ-sadakı ve sikātın kelimâtı birbirlerine mutâbık ve cümlesi derûn-i safvet-nümûn-i Şâhâne'me muvâfık düşmekle, hakkında îrâd olunan kīl ü kāl bi'l-cümle dürûg-âmîz ve bî-mâl olduğu yakīnen meczûm-i hümâyûnum olmağla, hilâf-ı inhâ ile hakkında zuhûr eden gazab ü tehevvürât muhavvel-i eltâf ü ʿinâyât ve mûcib-i hüsn-i mükâfât olmağın, mekârim-i bî-pâyân-ı Pâdişâhâne'mden mücerred hüsn-i mükâfât içün Vezâret ve tûg ve sancağın kemâ-kân ibkā ve Bağdâd Eyâleti, müceddeden sana ihsân ü iʿtâ olunduğu ecilden işbu hatt-ı hümâyûn-i mevhibet-makrûnum şeref-yâfte-i sudûr olup, Küçük Mîrahûrum Ağa vesâtatıyle tarafına gönderilmişdir. Selefin Vezîr Mehmed Paşa'ya dahi defʿan li'l-münâkaşa Rumeli Eyâleti tevcîh olunmağla, derhâl anı Bağdâd'dan çıkarup, Rumeli cânibine getürmek ve senin vürûdundan evvel anı ihrâc etmek üzere mübâşir irsâl olunmağın, hatt-ı hümâyûn-i şevket-makrûnum vusûlünde bi'l-cümle kapun halkı ve yanında olan levendâtın ve sevâd-ı cemʿiyyetin ile kalup Bağdâd'a gelüp, kalʿa-i mezbûreyi zabt u muhâfaza ve neferât ve sükkânını himâye ederek cümle ile hüsn-i muʿâşeret ve vârid olan ahkâm-ı münîfemin icrâsına mübâderet ve Devlet-i Îrâniyye ile olan musâlaha şurûtunun devâmına ziyâde iʿtinâ vü nezâret ve hakkında olan hüsn-i zann-ı hümâyûnumu bir kāt dahi te'yîd ü tasdîk ve mazhar-ı duʿây-ı hayr-ı Mülûkâne'm olmağa sarf-ı miknet ve Mîrahûrum mûmâ ileyhi iʿâde eyliyesin intehâ el-hattu's-Sultânî.\nBağdâd Eyâleti, münâsebet-i bukʿa vü lisân ile Rakka Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa'ya tevcîh olunduysa dahi ʿuhdesinde müstekar olmayup, müteveffây-ı müşârun ileyhin memâlîk ve ber-keşîdelerinden kethudâsı ʿAli Ağa'ya Basra ve Bağdâd eyâletleri rütbe-i celîle-i Vezâret'le ihsân olunup, o tarafda muhtemelü'z-zuhûr olan ihtilâl fikri bertaraf oldu.",
          "caption": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_446.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Sen ki sâbıkā Basra Vâlîsi vezîrim Süleymân Paşa'sın. Bağdâd Vâlîsi Vezîrim Mehmed Paşa ile aranıza baʿzı gûne nifâk düşüp, bî-vech beyninizde bürûdet hâsıl ve emniyyet zâyil olmakdan nâşî sû'i kurenâ fürce bularak müşârun ileyhi tahdîş ü teşvîşe düşürdüklerine binâ'en, vârid olan tahrîrâtı baʿzı evâmir-i ʿaliyyem ısdârına eğerçi bâʿis ü bâdî olmuşidi. Ancak senden bu âna dek meşhûd olan harekât ü etvâr bi'l-cümle izhâr-ı ʿubûdiyyet ve ibrâz-ı sadâkat sûretlerinde göründüğünden mâʿadâ mücellây-ı ilhâm olan mübârek tabʿ-ı safâ-makrûn-i hümâyûnuma dahi mürâcaʿat eylediğimde, senden sıdk u ihlâsdan gayri bir hâlet rû-nümâ olmadığı cihetden, tarafına ez-derûn-i hüsn-i zann-ı [M1 213] Mülûkâne'm derkâr olmağla, künh ü hakīkatine tahsîl-i ıttılâʿ içün mâdde-i münâkaşa sırran ve ʿalenen tecessüs olunmakda idi. Ahvâline vâkıf ve mizâc ü meşrebine ʿârif olan sikāt-ı sahîhatü'l-kelimât kimesnelerden her bâr ahvâlin istintâk olundukça mâdde-i sıdk u hulûsunu tahkīk ve reviş ü reftârından istidlâl birle her bâr kelâmlarını tasdîk eylediklerinden başka, bundan mukaddemce bir takım tahrîrâtın gelüp, manzûr-i hümâyûnum oldukda, mefhûmları temâm-ı zihn-i sâff-ı Hidîvâne'mde müntakış olup, hulûs-i taviyyet ve sıdk-ı ʿubûdiyyetini te'yîd ü te'kîd etmekle tahrîrâtının mâ-sadakı ve sikātın kelimâtı birbirlerine mutâbık ve cümlesi derûn-i safvet-nümûn-i Şâhâne'me muvâfık düşmekle, hakkında îrâd olunan kīl ü kāl bi'l-cümle dürûg-âmîz ve bî-mâl olduğu yakīnen meczûm-i hümâyûnum olmağla, hilâf-ı inhâ ile hakkında zuhûr eden gazab ü tehevvürât muhavvel-i eltâf ü ʿinâyât ve mûcib-i hüsn-i mükâfât olmağın, mekârim-i bî-pâyân-ı Pâdişâhâne'mden mücerred hüsn-i mükâfât içün Vezâret ve tûg ve sancağın kemâ-kân ibkā ve Bağdâd Eyâleti, müceddeden sana ihsân ü iʿtâ olunduğu ecilden işbu hatt-ı hümâyûn-i mevhibet-makrûnum şeref-yâfte-i sudûr olup, Küçük Mîrahûrum Ağa vesâtatıyle tarafına gönderilmişdir. Selefin Vezîr Mehmed Paşa'ya dahi defʿan li'l-münâkaşa Rumeli Eyâleti tevcîh olunmağla, derhâl anı Bağdâd'dan çıkarup, Rumeli cânibine getürmek ve senin vürûdundan evvel anı ihrâc etmek üzere mübâşir irsâl olunmağın, hatt-ı hümâyûn-i şevket-makrûnum vusûlünde bi'l-cümle kapun halkı ve yanında olan levendâtın ve sevâd-ı cemʿiyyetin ile kalup Bağdâd'a gelüp, kalʿa-i mezbûreyi zabt u muhâfaza ve neferât ve sükkânını himâye ederek cümle ile hüsn-i muʿâşeret ve vârid olan ahkâm-ı münîfemin icrâsına mübâderet ve Devlet-i Îrâniyye ile olan musâlaha şurûtunun devâmına ziyâde iʿtinâ vü nezâret ve hakkında olan hüsn-i zann-ı hümâyûnumu bir kāt dahi te'yîd ü tasdîk ve mazhar-ı duʿây-ı hayr-ı Mülûkâne'm olmağa sarf-ı miknet ve Mîrahûrum mûmâ ileyhi iʿâde eyliyesin intehâ el-hattu's-Sultânî.\nBağdâd Eyâleti, münâsebet-i bukʿa vü lisân ile Rakka Vâlîsi Vezîr Saʿdeddîn Paşa'ya tevcîh olunduysa dahi ʿuhdesinde müstekar olmayup, müteveffây-ı müşârun ileyhin memâlîk ve ber-keşîdelerinden kethudâsı ʿAli Ağa'ya Basra ve Bağdâd eyâletleri rütbe-i celîle-i Vezâret'le ihsân olunup, o tarafda muhtemelü'z-zuhûr olan ihtilâl fikri bertaraf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem mesned-i Meşîhat'den [M1 214] ʿazl ve Burusa'da ikāmeti irâde olunan Veliyyüddîn Efendi, sâhil-res-i çâr-mevce-i gurbet ve gelüp, hânesinde bast-ı kālîçe-i istirâhat eyledi. Mağnisa Kadısı Seyyid Mehmed Efendi, mazhar-ı lutf-i Şehriyârî ve bâ-Pâye-i Kudüs Galata Mevleviyyeti ile pâ-nihâde-i dest-i kâm-kârî olup, İkinci Dâhil müderrislerinden Miʿmâr-zâde'ye Belgrad ve Zihnî Mehmed Efendi'ye, Serây-bosna Kazâsı ʿinâyet ve sâbıkā Üsküdar Kadısı ʿÖmer Efendi, hükûmet-i Mısr-ı Kāhire ile neş'edâr-ı câm-ı ferhat kılındı. Mîrahûr-ı Sânî terk-i dünyâ-yı fânî eyleyüp, Küçük Mîrahûrluk ile Uzun Mehmed Bey, mazhar-ı teveccüh-i Cihânbânî oldu.\n\nZilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi erkân-ı saltanat ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve dâmen-bûs-i Şâhâne ile ihrâz-ı mezîd-i rıfʿat eylediler.",
          "caption": "Itlâk-ı Veliyyüddîn Efendi ve baʿzı tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_447.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Veliyyüddîn Efendi ve baʿzı tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Bundan akdem mesned-i Meşîhat'den [M1 214] ʿazl ve Burusa'da ikāmeti irâde olunan Veliyyüddîn Efendi, sâhil-res-i çâr-mevce-i gurbet ve gelüp, hânesinde bast-ı kālîçe-i istirâhat eyledi. Mağnisa Kadısı Seyyid Mehmed Efendi, mazhar-ı lutf-i Şehriyârî ve bâ-Pâye-i Kudüs Galata Mevleviyyeti ile pâ-nihâde-i dest-i kâm-kârî olup, İkinci Dâhil müderrislerinden Miʿmâr-zâde'ye Belgrad ve Zihnî Mehmed Efendi'ye, Serây-bosna Kazâsı ʿinâyet ve sâbıkā Üsküdar Kadısı ʿÖmer Efendi, hükûmet-i Mısr-ı Kāhire ile neş'edâr-ı câm-ı ferhat kılındı. Mîrahûr-ı Sânî terk-i dünyâ-yı fânî eyleyüp, Küçük Mîrahûrluk ile Uzun Mehmed Bey, mazhar-ı teveccüh-i Cihânbânî oldu.\n\nZilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi erkân-ı saltanat ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve dâmen-bûs-i Şâhâne ile ihrâz-ı mezîd-i rıfʿat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nevbâve-i nahl-i hadîka-i Sultânî ve gül-i sadberg-i çemenzâr-ı civânî Hibetullâh Sultân hazretleri üç sene kadar ʿâlem-i fânîde tenaşşuk-ı nesîm-i hayât ve muʿâyene-i eşhâs-ı kâyinât eyleyüp, bu esnâda verd-i mutarrây-ı vücûd-ı nâzenînleri hazân-dîde-i rûzgâr-ı zûrkâr ve zilhicce evâsıtında murg-ı rûh-ı şerîfi pervâz-ı semt-i dâru'l-karâr eylediği sâʿat, muʿtâd üzere Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sâyir huzûrları resm olan zevât-ı kirâm naʿş-ı mağfiret-nakşı etrâfını ihâta eyleyerek müceddeden binâsına şurûʿ olunan Lâlelî Türbesi'nde o Sultân-ı nâ-kâmı vedîʿa-i mehd-i lahd eylediler.",
          "caption": "Vefât-ı Hibetullâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_448.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1175"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Hibetullâh Sultân",
          "text": "Nevbâve-i nahl-i hadîka-i Sultânî ve gül-i sadberg-i çemenzâr-ı civânî Hibetullâh Sultân hazretleri üç sene kadar ʿâlem-i fânîde tenaşşuk-ı nesîm-i hayât ve muʿâyene-i eşhâs-ı kâyinât eyleyüp, bu esnâda verd-i mutarrây-ı vücûd-ı nâzenînleri hazân-dîde-i rûzgâr-ı zûrkâr ve zilhicce evâsıtında murg-ı rûh-ı şerîfi pervâz-ı semt-i dâru'l-karâr eylediği sâʿat, muʿtâd üzere Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sâyir huzûrları resm olan zevât-ı kirâm naʿş-ı mağfiret-nakşı etrâfını ihâta eyleyerek müceddeden binâsına şurûʿ olunan Lâlelî Türbesi'nde o Sultân-ı nâ-kâmı vedîʿa-i mehd-i lahd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serhadd-i mezkûrda Yamaklık iddiʿâsıyla ser-ber-âverde-i bağy ü şekā olan baʿzı erâzil, muhâfızlara galebe ile pû-rûz ve sâyir bidaʿ ihtirâʿından vâfir mâl cemʿ etdiklerinden başka, gümrük ve sâyir menâfiʿ bi'l-külliyye taraflarına vâsıl olup, istedikleri gibi memleketi tasarruf ve vülât-ı ʿizâm idâre-i dâyireleri zımnında ihtiyâr-ı meşâkk u tekellüf etmişler idi. Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Vezîr ʿAli Paşa-zâde ʿAbdî Paşa'ya, Muhâfızlık tevcîh ve muktedir olduğu halde nizâm-ı beldeye ihtimâm eylemesi tarafına hufyeten\ntenbîh olunup, Belgrad'a vusûlünde eşkıyây-ı mezkûre Paşa-yı mûmâ ileyhi istihkār ve âyidâtını edâda mümâtale sûretini izhâr eylediklerinden gayri, tasallutları yevmen fe-yevmen müzdâd ve fukarâ vü zuʿafâya cevr ü eziyyetleri resîde-i derece-i istibʿâd olup, mûmâ ileyh mecbûl olduğu şecâʿati kuvvetden fiʿle îsâl ve hazele-i mezkûrenin müteneffis ve ser-efrâzlarını igtiyâl ü istîsâl ve serhadd-i Pâdişâhî'yi o makūle mütegalliblerden tahlîs ve nizâm-ı beldeyi kemâ yenbagī tarsîs [M1 215] eylediğini Sadrıaʿzam ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye ʿarz u telhîs etmekle hidmeti tahsîn ve evâyil-i muharremde câme-i zerbeft-i Vezâret'le kāmet-i istihkākı tezyîn olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Muhafız-ı Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_449.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Muhafız-ı Belgrad",
          "text": "Serhadd-i mezkûrda Yamaklık iddiʿâsıyla ser-ber-âverde-i bağy ü şekā olan baʿzı erâzil, muhâfızlara galebe ile pû-rûz ve sâyir bidaʿ ihtirâʿından vâfir mâl cemʿ etdiklerinden başka, gümrük ve sâyir menâfiʿ bi'l-külliyye taraflarına vâsıl olup, istedikleri gibi memleketi tasarruf ve vülât-ı ʿizâm idâre-i dâyireleri zımnında ihtiyâr-ı meşâkk u tekellüf etmişler idi. Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Vezîr ʿAli Paşa-zâde ʿAbdî Paşa'ya, Muhâfızlık tevcîh ve muktedir olduğu halde nizâm-ı beldeye ihtimâm eylemesi tarafına hufyeten\ntenbîh olunup, Belgrad'a vusûlünde eşkıyây-ı mezkûre Paşa-yı mûmâ ileyhi istihkār ve âyidâtını edâda mümâtale sûretini izhâr eylediklerinden gayri, tasallutları yevmen fe-yevmen müzdâd ve fukarâ vü zuʿafâya cevr ü eziyyetleri resîde-i derece-i istibʿâd olup, mûmâ ileyh mecbûl olduğu şecâʿati kuvvetden fiʿle îsâl ve hazele-i mezkûrenin müteneffis ve ser-efrâzlarını igtiyâl ü istîsâl ve serhadd-i Pâdişâhî'yi o makūle mütegalliblerden tahlîs ve nizâm-ı beldeyi kemâ yenbagī tarsîs [M1 215] eylediğini Sadrıaʿzam ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye ʿarz u telhîs etmekle hidmeti tahsîn ve evâyil-i muharremde câme-i zerbeft-i Vezâret'le kāmet-i istihkākı tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿArab-zâde Mehmed Sâdık Efendi, Kazâ-i İzmir ile tevkīr ve Mehmed Nâfiʿ Efendi'nin Üsküdar Kazâsı'yla çeşm-i ibtihâcı tenvîr olunup, Yahyâ-zâde Mehmed Efendi, Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla ihyâ ve ʿAli Efendi, icrây-ı ahkâm-ı şerʿiyye zımnında Medîne-i münevvere'ye isrâ ve ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâ'ullâh Efendi, Haleb Kazâsı'yla mutayyeb ve Bekir Paşa İmâmı, Kuds-i şerîf Kazâsı'yla nâyil-i matlab oldu. Sadr-ı Anadolu olan ʿİvaz Paşa-zâde İbrâhîm Bey, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ve Seyyid Mustafa Efendi-zâde ʿAbdullah Efendi, Sadâret-i mezkûre ile nâyil-i merâm olup, İstanbul Kadısı Dâmâd-zâde Murâd Monla Efendi dahi tekmîl-i müddet ve ʿAtıf Efendi makāmıyla ihrâz-ı menzilet eyledi.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_450.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "ʿArab-zâde Mehmed Sâdık Efendi, Kazâ-i İzmir ile tevkīr ve Mehmed Nâfiʿ Efendi'nin Üsküdar Kazâsı'yla çeşm-i ibtihâcı tenvîr olunup, Yahyâ-zâde Mehmed Efendi, Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla ihyâ ve ʿAli Efendi, icrây-ı ahkâm-ı şerʿiyye zımnında Medîne-i münevvere'ye isrâ ve ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâ'ullâh Efendi, Haleb Kazâsı'yla mutayyeb ve Bekir Paşa İmâmı, Kuds-i şerîf Kazâsı'yla nâyil-i matlab oldu. Sadr-ı Anadolu olan ʿİvaz Paşa-zâde İbrâhîm Bey, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ve Seyyid Mustafa Efendi-zâde ʿAbdullah Efendi, Sadâret-i mezkûre ile nâyil-i merâm olup, İstanbul Kadısı Dâmâd-zâde Murâd Monla Efendi dahi tekmîl-i müddet ve ʿAtıf Efendi makāmıyla ihrâz-ı menzilet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı esbak Mustafa Paşa ʿazlinden Mısr-ı Kāhire tevcîh olunan Vezîr Bekir Paşa'nın Mısır'a vusûlünden birkaç gün sonra ʿillet-i insıbâb ile binây-ı ʿömrü harâb ve mütevârî-yi turâb olup, Kapudân-ı deryâ Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa, mansıb-ı mezkûr ile resîde-i ser-menzil-i iʿtilâ ve Kapudanlık ile Vezîr Küçük Mustafa Paşa, hâ'iz-i aksa'l-gāye-i buğye vü münâ oldu. Mütevaffâ-yı müşârun ileyh ʿan-asıl Edirne'de mütevellid olup, ʿunfuvân-ı cevânîde Tavukçu-başı dâmâdı Re'îs Mustafa Efendi'ye intısâb ve Duhâncılık hidmetini iktisâb etmişidi. Mustafa Efendi merhûm Sefâret'le Nemçe'ye vardıkda, İmperator Mısır oyununa heveskâr olduğundan, Sefîr-i mûmâ ileyhin âdemlerine atlar ihzâr ve mukābelesinde vâkiʿ fezâ-yı pehnâda ʿarz-ı mişvâr etmişler idi. Bekir Paşa, hadîsü's-sinn ve cirîd-bâzlıkda mübtedî olduğu nümâyân ise dahi teksîr-i sevâd kasdıyla mültehik-ı cirîd-bâzân olmuşidi. Gayret-i akrân ʿinân-rübâ-yı sabr u sâmânı olup, hemân esb-rân-ı meydân ve üftâde-i zemîn olacağını derk ü izʿân edüp, iki ayağı üzerine gelerek bâz-gûne sukûtunu ihfâ vü pinhân eyleyüp, icrây-ı sanʿat etmiş gibi dest-ber endâz-ı temennâ oldukda, Sefîr-i mûmâ ileyh: “Bu dahi Fârisân-ı İslâm miyânında bir nevʿ-i sanʿatdır” deyü İmperator'u igfâl ve sıdka haml ile İmparator'a kemâl-i hayret intikāl etmişidi. Bekir Paşa'nın bu tedârükünden kemâl-i rüşd\nü reviyyetini istidlâl ile yevmen fe-yevmen kadrini efzûn ve giderek hazînedâr ve dâmâdlık ile nazar-ı ihtisâsına makrûn edüp, gün be-gün derece-i ikbâli nemâdâr [M1 216] ve hilâl-i iʿtibârı bedr-i tâbdâr olup, menâsıb-ı ʿâliye-i devletde kesb-i şân ve kesret-i îrâd ü nükūd ile müşârun ileyh bi'l-benân olup, bâlâda icmâl olunduğu vech üzere rütbe-i Vezâret'e irtikā ve târîh-i mezkûrda ihtiyâr-ı semt-i ʿukbâ eyledi. Müşârun ileyh mâlik-i nisâb-ı tereffüh ü tenaʿʿum ve ihtişâm ü dârâtda iʿtiyâd-kerde-i tekellüf ü teceşşüm olup, behredâr-ı hüner ve ricâlliği hâlinde nâmver bir zât-ı kerem-güster idi. Nâyil-i câh-ı Vezâret olduklarında her takımı hâzır u müheyyâ bulunduğundan başka, Üsküdar'dan hareketleri günü hazînesinde bin kîselik zer-i meskûk mevcûd olduğunu hazînedârı Küçük İbrâhîm Efendi nakl ü rivâyet etmişdir.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_451.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Mısır",
          "text": "Sadr-ı esbak Mustafa Paşa ʿazlinden Mısr-ı Kāhire tevcîh olunan Vezîr Bekir Paşa'nın Mısır'a vusûlünden birkaç gün sonra ʿillet-i insıbâb ile binây-ı ʿömrü harâb ve mütevârî-yi turâb olup, Kapudân-ı deryâ Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa, mansıb-ı mezkûr ile resîde-i ser-menzil-i iʿtilâ ve Kapudanlık ile Vezîr Küçük Mustafa Paşa, hâ'iz-i aksa'l-gāye-i buğye vü münâ oldu. Mütevaffâ-yı müşârun ileyh ʿan-asıl Edirne'de mütevellid olup, ʿunfuvân-ı cevânîde Tavukçu-başı dâmâdı Re'îs Mustafa Efendi'ye intısâb ve Duhâncılık hidmetini iktisâb etmişidi. Mustafa Efendi merhûm Sefâret'le Nemçe'ye vardıkda, İmperator Mısır oyununa heveskâr olduğundan, Sefîr-i mûmâ ileyhin âdemlerine atlar ihzâr ve mukābelesinde vâkiʿ fezâ-yı pehnâda ʿarz-ı mişvâr etmişler idi. Bekir Paşa, hadîsü's-sinn ve cirîd-bâzlıkda mübtedî olduğu nümâyân ise dahi teksîr-i sevâd kasdıyla mültehik-ı cirîd-bâzân olmuşidi. Gayret-i akrân ʿinân-rübâ-yı sabr u sâmânı olup, hemân esb-rân-ı meydân ve üftâde-i zemîn olacağını derk ü izʿân edüp, iki ayağı üzerine gelerek bâz-gûne sukûtunu ihfâ vü pinhân eyleyüp, icrây-ı sanʿat etmiş gibi dest-ber endâz-ı temennâ oldukda, Sefîr-i mûmâ ileyh: “Bu dahi Fârisân-ı İslâm miyânında bir nevʿ-i sanʿatdır” deyü İmperator'u igfâl ve sıdka haml ile İmparator'a kemâl-i hayret intikāl etmişidi. Bekir Paşa'nın bu tedârükünden kemâl-i rüşd\nü reviyyetini istidlâl ile yevmen fe-yevmen kadrini efzûn ve giderek hazînedâr ve dâmâdlık ile nazar-ı ihtisâsına makrûn edüp, gün be-gün derece-i ikbâli nemâdâr [M1 216] ve hilâl-i iʿtibârı bedr-i tâbdâr olup, menâsıb-ı ʿâliye-i devletde kesb-i şân ve kesret-i îrâd ü nükūd ile müşârun ileyh bi'l-benân olup, bâlâda icmâl olunduğu vech üzere rütbe-i Vezâret'e irtikā ve târîh-i mezkûrda ihtiyâr-ı semt-i ʿukbâ eyledi. Müşârun ileyh mâlik-i nisâb-ı tereffüh ü tenaʿʿum ve ihtişâm ü dârâtda iʿtiyâd-kerde-i tekellüf ü teceşşüm olup, behredâr-ı hüner ve ricâlliği hâlinde nâmver bir zât-ı kerem-güster idi. Nâyil-i câh-ı Vezâret olduklarında her takımı hâzır u müheyyâ bulunduğundan başka, Üsküdar'dan hareketleri günü hazînesinde bin kîselik zer-i meskûk mevcûd olduğunu hazînedârı Küçük İbrâhîm Efendi nakl ü rivâyet etmişdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sarı-zâde Mehmed Ağa, Sivas Alay-beyisi ve Mütesellim'i bulunup, kapusuz eşkıyâsını tedmîr ve o havâlîyi tathîr eylediğinden, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Amâsiyye Sancağı ile ser-efrâz ve birkaç gün mukaddem livâ-i mezkûr tevcîh olunan Mîr-i mîrân Cevher Paşa, hall-i İlâhî intizârında olmak üzere mazhar-ı vaʿd-i karîbü'l-incâz oldu.",
          "caption": "İhsân-ı rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Miralay-ı Sivas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_452.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Miralay-ı Sivas",
          "text": "Sarı-zâde Mehmed Ağa, Sivas Alay-beyisi ve Mütesellim'i bulunup, kapusuz eşkıyâsını tedmîr ve o havâlîyi tathîr eylediğinden, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Amâsiyye Sancağı ile ser-efrâz ve birkaç gün mukaddem livâ-i mezkûr tevcîh olunan Mîr-i mîrân Cevher Paşa, hall-i İlâhî intizârında olmak üzere mazhar-ı vaʿd-i karîbü'l-incâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Saferu'l-muzafferin on sekizinci günü Ayasofya Şeyhi vefât edüp, tarîkleri üzere silsileleri tertîb ve cümlesi tatyîb olundu. Müteveffây-ı mûmâ ileyh fenn-i hadîs ve tefsîrde yegâne ve vaʿz u tezkîrde İbn Cevzî-yi zemâne idi. Mahdûm-i hazret-i Fetvâ-penâhî Nûrullâh Efendi'ye ve diğer mahdûmları ʿAtâullâh Efendi'ye tefâvüt-i cüzviyye ile Mekke pâyeleri ihsân olundu.\n\nBeyʿ içün ʿarz olunmuş bir câriye-i bed-tebâr, esircinin ʿiyâlini bıçak ile katl etdiğini lisânıyla ikrâr edüp, pelâs-pâreye melfüfen esîr bazarı kûşesinde berdâr ve sâyirlere medâr-ı iʿtibâr kılındı.\n\nŞehr-i mezkûrda Bostâncı-başının hidmetinden nefret geldiğine binâʾen, Hasekî Ağa olan İspir Ağa, mansıb-ı mezkûr ile kesb-i rifʿat eyledi.\n\nHâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan Nâyilî Paşa-zâde Mîr Şâkir'in ömrü âhir ve târîh-i mezkûrda mücâvir-i mekābir oldu. Mîrahûr-i Evvel olan Reşîd İbrâhîm Ağa, bu hılâlde vefât eden Vezîr Saʿdeddîn Paşa'nın muhallefâtına meʾmûr olmuşidi. Ruha'ya vardıkda ömrü vefâ etmeyüp, ʿâlem-i fânîden izhâr-ı tebâʿud ü tenezzüh edüp,\n\nBi-zâ kazeti'l-eyyâmü mâ beyne ehlihâ",
          "caption": "Baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_453.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vukūʿât",
          "text": "Saferu'l-muzafferin on sekizinci günü Ayasofya Şeyhi vefât edüp, tarîkleri üzere silsileleri tertîb ve cümlesi tatyîb olundu. Müteveffây-ı mûmâ ileyh fenn-i hadîs ve tefsîrde yegâne ve vaʿz u tezkîrde İbn Cevzî-yi zemâne idi. Mahdûm-i hazret-i Fetvâ-penâhî Nûrullâh Efendi'ye ve diğer mahdûmları ʿAtâullâh Efendi'ye tefâvüt-i cüzviyye ile Mekke pâyeleri ihsân olundu.\n\nBeyʿ içün ʿarz olunmuş bir câriye-i bed-tebâr, esircinin ʿiyâlini bıçak ile katl etdiğini lisânıyla ikrâr edüp, pelâs-pâreye melfüfen esîr bazarı kûşesinde berdâr ve sâyirlere medâr-ı iʿtibâr kılındı.\n\nŞehr-i mezkûrda Bostâncı-başının hidmetinden nefret geldiğine binâʾen, Hasekî Ağa olan İspir Ağa, mansıb-ı mezkûr ile kesb-i rifʿat eyledi.\n\nHâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan Nâyilî Paşa-zâde Mîr Şâkir'in ömrü âhir ve târîh-i mezkûrda mücâvir-i mekābir oldu. Mîrahûr-i Evvel olan Reşîd İbrâhîm Ağa, bu hılâlde vefât eden Vezîr Saʿdeddîn Paşa'nın muhallefâtına meʾmûr olmuşidi. Ruha'ya vardıkda ömrü vefâ etmeyüp, ʿâlem-i fânîden izhâr-ı tebâʿud ü tenezzüh edüp,\n\nBi-zâ kazeti'l-eyyâmü mâ beyne ehlihâ"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "mefhûmu üzere mansıbı selefi es-Seyyid Ahmed Ağa'ya teveccüh eyledi.\n\nŞehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü muʿtâd üzere Hâkān-ı Sâmî-mekân Sultân Ahmed Hân Câmiʿ-i şerîfine hatve-cünbân-ı [M1 217] ʿizz ü şân ve istimâʿ-ı mevlid-i hazret-i Nebevî ile müktesib-i feyz-i firâvân oldu.\n\nAğa-yı Dârü's-saʿâde Yazıcısı olan Seyyid ʿAlî Efendi'nin ecel-i müsemmâsı hulûl ve evâsıt-ı şehr-i mezkûrda mihmânhâne-i âhirete nüzûl eyleyüp, İshâk Ağa dâmâdı Ahmed Efendi, o hidmet-i refîʿaya mevsûl oldu.",
          "caption": "Mesâ'ibü kavmin 'inde kavmin fevâyidü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_454.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Mesâ'ibü kavmin 'inde kavmin fevâyidü",
          "text": "mefhûmu üzere mansıbı selefi es-Seyyid Ahmed Ağa'ya teveccüh eyledi.\n\nŞehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü muʿtâd üzere Hâkān-ı Sâmî-mekân Sultân Ahmed Hân Câmiʿ-i şerîfine hatve-cünbân-ı [M1 217] ʿizz ü şân ve istimâʿ-ı mevlid-i hazret-i Nebevî ile müktesib-i feyz-i firâvân oldu.\n\nAğa-yı Dârü's-saʿâde Yazıcısı olan Seyyid ʿAlî Efendi'nin ecel-i müsemmâsı hulûl ve evâsıt-ı şehr-i mezkûrda mihmânhâne-i âhirete nüzûl eyleyüp, İshâk Ağa dâmâdı Ahmed Efendi, o hidmet-i refîʿaya mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rebîʿulevvelin yirmi yedinci günü cevv-i hevâ ve beyne'l-arz ve's-semâda raʿd ü berk-ı şedîd zuhûr ve tarrâka-i cân-hırâşı herkesden selb-i şuʿûr edüp, müstaʿlî mahallere nüzûlü mücerreb olduğundan, Sultân Bâyezîd Câmiʿi menâresine nüfüz etdiyse dahi zarar etmeksizin mündefiʿ ve bu savt-ı mehîbden erbâb-ı lehv ü hevâ münzecir ü mürtediʿ oldu.\n\nŞehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu günü sâʿat-i nehârî ikiyi yedi dakīka mürûrunda kurs-i şems-i münevver ʿârıza-i küsûf ile bî-tâb ü fer olup, on beş dakīkadan sonra karîn-i incilâ ve ʿâlem pür-zıyâ oldu.\n\nMâliyye Tezkirecisi olan Nûrî Efendi, berzah-ı peymây-ı ʿadem ve selefi Hüseyin Efendi, mansıb-ı mezkûr ile hurrem oldu.",
          "caption": "Nüzûl-i sâʿika ve küsûf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_455.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i sâʿika ve küsûf",
          "text": "Rebîʿulevvelin yirmi yedinci günü cevv-i hevâ ve beyne'l-arz ve's-semâda raʿd ü berk-ı şedîd zuhûr ve tarrâka-i cân-hırâşı herkesden selb-i şuʿûr edüp, müstaʿlî mahallere nüzûlü mücerreb olduğundan, Sultân Bâyezîd Câmiʿi menâresine nüfüz etdiyse dahi zarar etmeksizin mündefiʿ ve bu savt-ı mehîbden erbâb-ı lehv ü hevâ münzecir ü mürtediʿ oldu.\n\nŞehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu günü sâʿat-i nehârî ikiyi yedi dakīka mürûrunda kurs-i şems-i münevver ʿârıza-i küsûf ile bî-tâb ü fer olup, on beş dakīkadan sonra karîn-i incilâ ve ʿâlem pür-zıyâ oldu.\n\nMâliyye Tezkirecisi olan Nûrî Efendi, berzah-ı peymây-ı ʿadem ve selefi Hüseyin Efendi, mansıb-ı mezkûr ile hurrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Devlet-i ʿaliyye'ye kemâl-i sadâkat ve istikâmetle hidmeti her bâr sebeb-i nümüvv-i nihâl-i rıfʿati olup, bu defʿa dahi mühr-i tâbdâr-ı ikbâli ufk-i meşiyyetden bârika-fürûz-i tulûʿ ve hakkında eltâf-ı şâmiletü'l-etrâf-ı Şâhâne serzede-i vukūʿ olup, târîh-i mezkûrda câh-ı bülend-i Vezâret'le tatyîb ü tefrîh ve Selânik mansıbı menşûru dahi ismine tashîh olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Hamza Hâmid Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_456.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Hamza Hâmid Efendi",
          "text": "Müşârun ileyhin Devlet-i ʿaliyye'ye kemâl-i sadâkat ve istikâmetle hidmeti her bâr sebeb-i nümüvv-i nihâl-i rıfʿati olup, bu defʿa dahi mühr-i tâbdâr-ı ikbâli ufk-i meşiyyetden bârika-fürûz-i tulûʿ ve hakkında eltâf-ı şâmiletü'l-etrâf-ı Şâhâne serzede-i vukūʿ olup, târîh-i mezkûrda câh-ı bülend-i Vezâret'le tatyîb ü tefrîh ve Selânik mansıbı menşûru dahi ismine tashîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Rumeli ile mahsûd-i fuhûl ü kurûm olan Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi'nin vücûduna ʿilel ü eskām hücûm ve bi'z-zarûre terk-i istimâʿ-ı deʿâvî-yi husûm eylediğinden gayri müddeti dahi munkazî ve ʿazli muktezî olmağla, Ser-etibbâ-i Hâssa Mehmed Refîʿ Efendi, o mesned-i bâhirü'l-iʿtilâya irtikā eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_457.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "text": "Sadâret-i Rumeli ile mahsûd-i fuhûl ü kurûm olan Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi'nin vücûduna ʿilel ü eskām hücûm ve bi'z-zarûre terk-i istimâʿ-ı deʿâvî-yi husûm eylediğinden gayri müddeti dahi munkazî ve ʿazli muktezî olmağla, Ser-etibbâ-i Hâssa Mehmed Refîʿ Efendi, o mesned-i bâhirü'l-iʿtilâya irtikā eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rebîʿulâhırın on yedinci hamîs gicesi sâʿat beşde iken sulb-i pâk-i Tâcdârî'den bir duhter-i hûrî-manzar zuhûr edüp, Mihr ü Mâh Sultân ismiyle nâmver ve talʿat-i gîtî-izâ'eti revnak-şiken-i mâhiyyet-i mihr-i münevver olup, beş gice şehr-âyîn tenbîh olunup, ʿumûm-i nâs bu sebeble kesb-i sürûr-i bî-kıyâs ve bekā-i zerârî-yi Pâdişâhî duʿâsını felek-mümâs eylediler.",
          "caption": "Velâdet-i Mihrimâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_458.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Mihrimâh Sultân",
          "text": "Rebîʿulâhırın on yedinci hamîs gicesi sâʿat beşde iken sulb-i pâk-i Tâcdârî'den bir duhter-i hûrî-manzar zuhûr edüp, Mihr ü Mâh Sultân ismiyle nâmver ve talʿat-i gîtî-izâ'eti revnak-şiken-i mâhiyyet-i mihr-i münevver olup, beş gice şehr-âyîn tenbîh olunup, ʿumûm-i nâs bu sebeble kesb-i sürûr-i bî-kıyâs ve bekā-i zerârî-yi Pâdişâhî duʿâsını felek-mümâs eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü ʿumûmen kapu kullarının bir kıst mevâcibleri iʿtâ ve şûrezâr-ı âmâlleri, sehâb-ı midrâr-ı kerem-i Şâhâne ile irvâ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_459.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü ʿumûmen kapu kullarının bir kıst mevâcibleri iʿtâ ve şûrezâr-ı âmâlleri, sehâb-ı midrâr-ı kerem-i Şâhâne ile irvâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrda rûy-i hevâ zulmet-i ebr ile mükfehirr ve savt-ı raʿd-ı [M1 218] hevlnâkden vücûd-i insânî mukşaʿirr olup, Tersâne-i ʿâmire'de merbût sefâyinin birine sâʿika nâzil ve sütûnunu sarup, maʿâzallah bir emr-i hâyil zuhûru muhtemel iken, ʿinâyet-i Bârî hâyil olup, ricâl-i Tersâne berzede-dâmân-ı ihtimâm ve sefîneyi deryâya ihrâc ve sütûnunu katʿ u ilkā ile itfâsına nakdîne-nisâr-ı saʿy ü ikdâm oldular.\n\nSevâhil-i Bahr-i sefîdi muhafaza zımnında bundan akdem Kapudan Paşa Donanma-yı hümâyûn ile şirâʿ-güşâ-yı ʿazîmet olmuşidi. Fühûlet-i hevâ ve güzâreş-i mevsim-i deryâ sebebi ile fekk-i lenger-i ikāmet ve top şenliği eyleyerek Tersâne'ye vazʿ-ı raht-ı ikāmet eyledi.\n\nCânik sükkânından Çavuş-oğlu dedikleri merd-i bî-hûş muktezây-ı re'y-i mağşûş ile hilaʿ-i ribka-i inkıyâd ve Nikhisâr Kalʿası'nı zabt ile izhâr-ı bağy ü ʿinâd eyleyüp, o havâlî askeri ikdâmıyla kalʿadan ihrâc ve kârı itmâm olundu.\n\nYeniçeri mahlûlâtının hazîneye ʿâid sülüsânından mâ-ʿadâsı terakkıyât-ı kānûniyyeye ve ocağa dâyir sâyir umûr-ı maʿlûmeye sarf olunup, kulluk bekleyen neferâta dahi sülüs-i bâkīden esâme verilmek ve müşâbehet-i isim sebebi ile mahlûlü ihfâdan ve beyʿ\nü şirâdan tevakkī etmek bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn ocağlu mahzarında kırâ'et ve mazmûnu cümleye işâʿat olundu.\n\nŞehremîni Hâşim ʿAli Bey, zikr-i âtî binâya Emîn nasb olunmuşiken ʿazl ve Başmuhasebe'ye nakl olunup, sâbıkā Kethudâ Kâtibi ʿÖmer Efendi, Şehremâneti ile tahsîl-i mukaddimât-i ikbâl ve Kethudâ Bey Kalemi Baş-halîfesi İbrâhîm Efendi, Kitâbet-i mezkûre ile iktisâb-ı re'sü'l-mâl-i âmâl eyleyüp, Baş-halîfelik, hüner ü dânişi cihânın güneşi gibi zâhir olan es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi'nin semere-i zahmet ü gûşişi ve cezây-ı hüsn-i hulk u revişi oldu.\n\nSâbıkā Kıbrıs Muhassılı olan ʿAcem ʿAli Ağa, Emîn-i Matbah-ı ʿÂmire ve Mısırlı Hüseyin Ağa, Surre Emâneti ile lâbis-i hilʿat-i fâhire oldu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_460.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Şehr-i mezkûrda rûy-i hevâ zulmet-i ebr ile mükfehirr ve savt-ı raʿd-ı [M1 218] hevlnâkden vücûd-i insânî mukşaʿirr olup, Tersâne-i ʿâmire'de merbût sefâyinin birine sâʿika nâzil ve sütûnunu sarup, maʿâzallah bir emr-i hâyil zuhûru muhtemel iken, ʿinâyet-i Bârî hâyil olup, ricâl-i Tersâne berzede-dâmân-ı ihtimâm ve sefîneyi deryâya ihrâc ve sütûnunu katʿ u ilkā ile itfâsına nakdîne-nisâr-ı saʿy ü ikdâm oldular.\n\nSevâhil-i Bahr-i sefîdi muhafaza zımnında bundan akdem Kapudan Paşa Donanma-yı hümâyûn ile şirâʿ-güşâ-yı ʿazîmet olmuşidi. Fühûlet-i hevâ ve güzâreş-i mevsim-i deryâ sebebi ile fekk-i lenger-i ikāmet ve top şenliği eyleyerek Tersâne'ye vazʿ-ı raht-ı ikāmet eyledi.\n\nCânik sükkânından Çavuş-oğlu dedikleri merd-i bî-hûş muktezây-ı re'y-i mağşûş ile hilaʿ-i ribka-i inkıyâd ve Nikhisâr Kalʿası'nı zabt ile izhâr-ı bağy ü ʿinâd eyleyüp, o havâlî askeri ikdâmıyla kalʿadan ihrâc ve kârı itmâm olundu.\n\nYeniçeri mahlûlâtının hazîneye ʿâid sülüsânından mâ-ʿadâsı terakkıyât-ı kānûniyyeye ve ocağa dâyir sâyir umûr-ı maʿlûmeye sarf olunup, kulluk bekleyen neferâta dahi sülüs-i bâkīden esâme verilmek ve müşâbehet-i isim sebebi ile mahlûlü ihfâdan ve beyʿ\nü şirâdan tevakkī etmek bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn ocağlu mahzarında kırâ'et ve mazmûnu cümleye işâʿat olundu.\n\nŞehremîni Hâşim ʿAli Bey, zikr-i âtî binâya Emîn nasb olunmuşiken ʿazl ve Başmuhasebe'ye nakl olunup, sâbıkā Kethudâ Kâtibi ʿÖmer Efendi, Şehremâneti ile tahsîl-i mukaddimât-i ikbâl ve Kethudâ Bey Kalemi Baş-halîfesi İbrâhîm Efendi, Kitâbet-i mezkûre ile iktisâb-ı re'sü'l-mâl-i âmâl eyleyüp, Baş-halîfelik, hüner ü dânişi cihânın güneşi gibi zâhir olan es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi'nin semere-i zahmet ü gûşişi ve cezây-ı hüsn-i hulk u revişi oldu.\n\nSâbıkā Kıbrıs Muhassılı olan ʿAcem ʿAli Ağa, Emîn-i Matbah-ı ʿÂmire ve Mısırlı Hüseyin Ağa, Surre Emâneti ile lâbis-i hilʿat-i fâhire oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Belgrad'a gereği gibi nizâm verüp, ser-efrâzân-ı serhaddin unûf-i şâmihalarını irgām etmişidi. Fî-mâ-baʿd serhadd-i mezkûrda bekāsı tevlîd-i şûr u gavgā eyleyeceği ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olmağla, ʿazl ve Silistire Eyâleti tevcîh ve selefi Kapudân-ı esbak Vezîr Mehmed Paşa Belgrad'a varmayınca kāʿide-i serhad üzere bir hatve ilerüye hareket etmemesi tarafına tenbîh olunup, halefi Belgrad'a vâsıl ve ol dahi ʿırz u vekārıyla çıkup, mansıbı olan Silistire'ye râhil oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Vezîr ʿAbdî Paşa ez-Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_461.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vezîr ʿAbdî Paşa ez-Belgrad",
          "text": "Müşârun ileyh Belgrad'a gereği gibi nizâm verüp, ser-efrâzân-ı serhaddin unûf-i şâmihalarını irgām etmişidi. Fî-mâ-baʿd serhadd-i mezkûrda bekāsı tevlîd-i şûr u gavgā eyleyeceği ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olmağla, ʿazl ve Silistire Eyâleti tevcîh ve selefi Kapudân-ı esbak Vezîr Mehmed Paşa Belgrad'a varmayınca kāʿide-i serhad üzere bir hatve ilerüye hareket etmemesi tarafına tenbîh olunup, halefi Belgrad'a vâsıl ve ol dahi ʿırz u vekārıyla çıkup, mansıbı olan Silistire'ye râhil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu cumâdelûlânın [M1 219] yirmi üçüncü günü sâʿat-i nehârî birde iken, Şehinşâh-ı ʿâlem-i penâhın sulb-i pâkîzelerinden bir Sultân-ı bülend-câh zuhûr edüp, Mihrişâh ismiyle taʿnezen-i şöhret-i mâh olup, kâffe-i ʿâlem kudûmüyle şâd ü hurrem ve bundan akdem vukūʿ bulan şehrâyînin otuz gün fâsılası olduğuna binâ'en, Pâdişâh-ı Sürûşî-haslet halkı mesârıfdan sıyânet ve yalnız üç gice deryâ donanmasına ruhsat u icâzet verüp, leyâlî-yi mezkûrede temâşâ olunan sanâyiʿ-i nâriyye ve temâsîl-i bahriyye sâbıklarına fâyik ve müşâhedeye şâyân ü lâyık idi.",
          "caption": "Velâdet-i Mihrişâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_462.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Mihrişâh Sultân",
          "text": "İşbu cumâdelûlânın [M1 219] yirmi üçüncü günü sâʿat-i nehârî birde iken, Şehinşâh-ı ʿâlem-i penâhın sulb-i pâkîzelerinden bir Sultân-ı bülend-câh zuhûr edüp, Mihrişâh ismiyle taʿnezen-i şöhret-i mâh olup, kâffe-i ʿâlem kudûmüyle şâd ü hurrem ve bundan akdem vukūʿ bulan şehrâyînin otuz gün fâsılası olduğuna binâ'en, Pâdişâh-ı Sürûşî-haslet halkı mesârıfdan sıyânet ve yalnız üç gice deryâ donanmasına ruhsat u icâzet verüp, leyâlî-yi mezkûrede temâşâ olunan sanâyiʿ-i nâriyye ve temâsîl-i bahriyye sâbıklarına fâyik ve müşâhedeye şâyân ü lâyık idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Darb-hâne Emîni olan Sıdkı Efendi'nin meʿârif-i cüz'iyyede kemâl-i mehâreti olduğu içün meyl ü rağbet-i Şâhâne'ye mazhar ve yevmen fe-yevmen kesb-i derecât ile ser-i ikbâli nüh-tâk-ı feleke beraber olmuşidi. Giderek Darb-hâne'ye nâzır ve bu cihetle dahi mahsûd-i esâğır ü ekâbir olup, ancak mûmâ ileyh yedinde bulunanı bezl ü isrâf ve meclûbâtını izâʿa vü itlâfdan başka mâl-ı Darb-hâne'ye dahi refte refte itâle-i yed-i taʿarruz u müdâhale eyleyeceği baʿzı karâyin-i hâliye ile hârice çıkup ʿazli lâzum gelmekle, cumâdelûlâ evâhırında ʿazl ve hânesinde ârâm ve Belgrad'da cânib-i ʿAdn'e\nhırâm eden Vezîr Kürd İbrâhîm Paşa'nın necl-i necîbi olan Râ'if İsmâʿîl Beyefendi'de emâre-i sadâkat ve nişâne-i istikâmet istişmâm olunduğuna binâʾen, o mansıb-ı kesîru'l-cedvâ ile kesb-i şeref-i tâm eyledi.",
          "caption": "Emîn-i Darb-hâne şüden-i Râyif İsmâʿîl Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_463.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Emîn-i Darb-hâne şüden-i Râyif İsmâʿîl Bey",
          "text": "Darb-hâne Emîni olan Sıdkı Efendi'nin meʿârif-i cüz'iyyede kemâl-i mehâreti olduğu içün meyl ü rağbet-i Şâhâne'ye mazhar ve yevmen fe-yevmen kesb-i derecât ile ser-i ikbâli nüh-tâk-ı feleke beraber olmuşidi. Giderek Darb-hâne'ye nâzır ve bu cihetle dahi mahsûd-i esâğır ü ekâbir olup, ancak mûmâ ileyh yedinde bulunanı bezl ü isrâf ve meclûbâtını izâʿa vü itlâfdan başka mâl-ı Darb-hâne'ye dahi refte refte itâle-i yed-i taʿarruz u müdâhale eyleyeceği baʿzı karâyin-i hâliye ile hârice çıkup ʿazli lâzum gelmekle, cumâdelûlâ evâhırında ʿazl ve hânesinde ârâm ve Belgrad'da cânib-i ʿAdn'e\nhırâm eden Vezîr Kürd İbrâhîm Paşa'nın necl-i necîbi olan Râ'if İsmâʿîl Beyefendi'de emâre-i sadâkat ve nişâne-i istikâmet istişmâm olunduğuna binâʾen, o mansıb-ı kesîru'l-cedvâ ile kesb-i şeref-i tâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi olan ʿAbbas Efendi ve suyolları taʿmîriyle Mekke-i mükerreme'de olan Mîrahûr-i sâbık Mustafa Ağa ve Dimetoka'da merfûʿu'l-Vezâre ikāmet eden Baltacı Vezîr-zâde Silahdâr Mustafa Paşa, hulûl-i ecel-i müsemmâlarıyla intikâl ve hükm-i nâfiz-i irciʿîye imtisâl eylediler. Mütevaffâ ʿAbbas Efendi ki, -Haşmet Efendi merhûmun pederleridir- fünûn-i kesîrede yed-i tûlâsı ve takrîr ü tefhîmde hüsn-i edâsı olup, ʿulûm-i zâhiresinden kati çok kimse kemâlât-ı vâfire iʿtirâf ve gazâret-i ihâtasına muʿâsırı bulunan ʿulemây-ı aʿlâm iʿtirâf etmişler idi. Mukaddemâ Mısır'a me'mûr oldukda, sâde-dilân-ı ümerâyı, emzâ mine'l-husâm olan kelâm-ı bedîʿu'l-insicâm ile ilzâm ve o vuhûş-i deşt-i gavâyeti devlete münkād ü râm eyleyüp, vâfir mâl tahsîl ve ʿirz u nâmûs-i devleti tekmîl eyledi.\n\nVezîr-i müşârun ileyh dahi Enderûn-i hümâyûn'da ʿömr-i ʿazîzini nahv-i ʿilme sarf ve her fenni bir üstâd-ı kâmilden hatf eyleyüp, cevdet-i hattı âsârından maʿlûm-i ashâb-ı [M1 220] istiʿdâd ve hüner ü fazlı sebeb-i gayz ü bugz-i hussâd olup, matlaʿ ve maktaʿ-ı Vezâret'ine dek hedef-i sihâm-ı erbâb-ı gamz ü fesâd olmuşidi.\n\nEfâzilü'n-nâsi agrâzun lizâ'z-zimen\nYahlû mine'l-hemmi ahlâhüm mine'l-fitan\n\nBüyük Tezkireci İbrâhîm Efendi, ser-girân-ı sekret-i mevt olup, sâbıkā Tezkire-i Evvel olan Nu'mân Efendi yerine nasb olundukda, Küçük Tezkireci bulunan İbrâhîm Münîb Efendi, bu tevcîh-i gayr-i vecîhden münfaʿil ve Sadrıaʿzam'a Dîvân Kitâbeti ve Sadâreti'nde Mektûbçuluk etdiğinden tehallüf-i matlabdan âzurde-dil olup, temâruz semtini ihtiyâr ve Bâb-ı âlî'ye gelmemek niyyetini ızmâr eylediğinden, Âmedci Edhem Efendi, Küçük Tezkireci nasb ve Monlacık-zâde ʿAli Ağa dahi Çavuş-başılık ile kapuya celb olundu.\n\nTrabzon Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa'ya, Aydın Sancağı ilhâk u zam olunup, selefi Sadrıaʿzam dâmâdı Vezîr Hüseyin Paşa, Eğriboz mansıbına tahrîk-i ʿalem eyledi.\n\nVezîr Kâmil Ahmed Paşa, Kandiye'de hilâf-ı rızâ harekete mütecâsir ve Resmo'da ikāmetine emr-i ʿâlî sâdır oldu.\nʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey'e, Duhân Gümrüğü tefvîz ve ilzâm ve Hezârfen Mustafa Ağa'ya, Cebeci-başılık ile ikrâm olundu.",
          "caption": "Baʿzı vefeyât ve havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_464.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vefeyât ve havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Anadolu Pâyesi olan ʿAbbas Efendi ve suyolları taʿmîriyle Mekke-i mükerreme'de olan Mîrahûr-i sâbık Mustafa Ağa ve Dimetoka'da merfûʿu'l-Vezâre ikāmet eden Baltacı Vezîr-zâde Silahdâr Mustafa Paşa, hulûl-i ecel-i müsemmâlarıyla intikâl ve hükm-i nâfiz-i irciʿîye imtisâl eylediler. Mütevaffâ ʿAbbas Efendi ki, -Haşmet Efendi merhûmun pederleridir- fünûn-i kesîrede yed-i tûlâsı ve takrîr ü tefhîmde hüsn-i edâsı olup, ʿulûm-i zâhiresinden kati çok kimse kemâlât-ı vâfire iʿtirâf ve gazâret-i ihâtasına muʿâsırı bulunan ʿulemây-ı aʿlâm iʿtirâf etmişler idi. Mukaddemâ Mısır'a me'mûr oldukda, sâde-dilân-ı ümerâyı, emzâ mine'l-husâm olan kelâm-ı bedîʿu'l-insicâm ile ilzâm ve o vuhûş-i deşt-i gavâyeti devlete münkād ü râm eyleyüp, vâfir mâl tahsîl ve ʿirz u nâmûs-i devleti tekmîl eyledi.\n\nVezîr-i müşârun ileyh dahi Enderûn-i hümâyûn'da ʿömr-i ʿazîzini nahv-i ʿilme sarf ve her fenni bir üstâd-ı kâmilden hatf eyleyüp, cevdet-i hattı âsârından maʿlûm-i ashâb-ı [M1 220] istiʿdâd ve hüner ü fazlı sebeb-i gayz ü bugz-i hussâd olup, matlaʿ ve maktaʿ-ı Vezâret'ine dek hedef-i sihâm-ı erbâb-ı gamz ü fesâd olmuşidi.\n\nEfâzilü'n-nâsi agrâzun lizâ'z-zimen\nYahlû mine'l-hemmi ahlâhüm mine'l-fitan\n\nBüyük Tezkireci İbrâhîm Efendi, ser-girân-ı sekret-i mevt olup, sâbıkā Tezkire-i Evvel olan Nu'mân Efendi yerine nasb olundukda, Küçük Tezkireci bulunan İbrâhîm Münîb Efendi, bu tevcîh-i gayr-i vecîhden münfaʿil ve Sadrıaʿzam'a Dîvân Kitâbeti ve Sadâreti'nde Mektûbçuluk etdiğinden tehallüf-i matlabdan âzurde-dil olup, temâruz semtini ihtiyâr ve Bâb-ı âlî'ye gelmemek niyyetini ızmâr eylediğinden, Âmedci Edhem Efendi, Küçük Tezkireci nasb ve Monlacık-zâde ʿAli Ağa dahi Çavuş-başılık ile kapuya celb olundu.\n\nTrabzon Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa'ya, Aydın Sancağı ilhâk u zam olunup, selefi Sadrıaʿzam dâmâdı Vezîr Hüseyin Paşa, Eğriboz mansıbına tahrîk-i ʿalem eyledi.\n\nVezîr Kâmil Ahmed Paşa, Kandiye'de hilâf-ı rızâ harekete mütecâsir ve Resmo'da ikāmetine emr-i ʿâlî sâdır oldu.\nʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey'e, Duhân Gümrüğü tefvîz ve ilzâm ve Hezârfen Mustafa Ağa'ya, Cebeci-başılık ile ikrâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânu'l-muʿazzamın on yedinci günü kısteyn mevâcibi tertîb olunan dîvânda sunûf-i askerîye teslîm ve kāʿideleri üzere Ağa-kapusu'nda ortalara taksîm olunup, birkaç gün sonra Bâb-ı ʿâlî'de maslahat-ı devr tetmîm ve Hazîne Kethudâsı Ağa vesâtatıyla şerefrîz-i vürûd olan teşrîfât-ı seniyye kadr-i Sadrıaʿzamı tefhîm ve te'vîm eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_465.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şaʿbânu'l-muʿazzamın on yedinci günü kısteyn mevâcibi tertîb olunan dîvânda sunûf-i askerîye teslîm ve kāʿideleri üzere Ağa-kapusu'nda ortalara taksîm olunup, birkaç gün sonra Bâb-ı ʿâlî'de maslahat-ı devr tetmîm ve Hazîne Kethudâsı Ağa vesâtatıyla şerefrîz-i vürûd olan teşrîfât-ı seniyye kadr-i Sadrıaʿzamı tefhîm ve te'vîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ Eflak Voyvodası nasb olunan Kostantîn, müteʿahhid olduğu hidmeti edâ edemeyüp, yerine âharı taʿyîn ve dört nefer boyarlar ile Midillü Cezîresi'ne nefy ü temkîn olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Voyvoda-i Eflak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_466.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Voyvoda-i Eflak",
          "text": "Mukaddemâ Eflak Voyvodası nasb olunan Kostantîn, müteʿahhid olduğu hidmeti edâ edemeyüp, yerine âharı taʿyîn ve dört nefer boyarlar ile Midillü Cezîresi'ne nefy ü temkîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır'da merhûm olan Bekir Paşa'nın necl-i güzîni ʿAtâ'ullâh Beyefendi, dâhil-i silsile-i Hâcegân-ı Dîvânî olup, Gümrük Emâneti'nde katʿî çok zemân müstekarr olan İshak Ağa dahi terk-i ʿâlem-i fânî ve dâmâdı Ahmed Efendi, Gümrükcülük ile pâ-nihâde-i mastaba-i kâmrânî oldu. Mûmâ ileyhin mutasarrıf olduğu Kitâbet, Ağa-yı Dârü's-saʿâde-i sâbıkı Bey Halîfe'de karâr-dâde oldu.\n\nAnadolu Eyâleti, birkaç gün mukaddem Eğriboz tevcîh olunan Vezîr dâmâd Hüseyin Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve selefi Kapu-kıran Vezîr Mehmed Paşa, Erzurum Eyâleti'ne şukka-güşây-ı ʿazîmet olup, bunun dahi selefi Vezîr İbrâhîm Paşa, Kars muhâfazasına taʿyîn ü isrâ olundu.\n\nÇığala-zâde [M1 221] serâyı ittısâlinde vâkiʿ Köprülü-zâde konağını ve sâyir o havâlîde olan mahalleri ve Yeşillü-oğlu serâyını Şehriyâr-ı Felâtûn-ârâ sâhiblerinden ziyâde nakd ile iştirâ buyurup, benât-ı semiyyetü's-sıfatlarından iki dürr-i girân-behâya sadef ve dü-şems-i âsumân-ʿismete beyteyi'ş-şeref olmak irâdesiyle binâsını emr ü fermân ve Hâşim ʿAli Bey, Emânet-i Ebniyye ile fâyiku'l-akrân kılındı.",
          "caption": "Vekāyiʿ-i müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_467.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyiʿ-i müteferrika",
          "text": "Mısır'da merhûm olan Bekir Paşa'nın necl-i güzîni ʿAtâ'ullâh Beyefendi, dâhil-i silsile-i Hâcegân-ı Dîvânî olup, Gümrük Emâneti'nde katʿî çok zemân müstekarr olan İshak Ağa dahi terk-i ʿâlem-i fânî ve dâmâdı Ahmed Efendi, Gümrükcülük ile pâ-nihâde-i mastaba-i kâmrânî oldu. Mûmâ ileyhin mutasarrıf olduğu Kitâbet, Ağa-yı Dârü's-saʿâde-i sâbıkı Bey Halîfe'de karâr-dâde oldu.\n\nAnadolu Eyâleti, birkaç gün mukaddem Eğriboz tevcîh olunan Vezîr dâmâd Hüseyin Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve selefi Kapu-kıran Vezîr Mehmed Paşa, Erzurum Eyâleti'ne şukka-güşây-ı ʿazîmet olup, bunun dahi selefi Vezîr İbrâhîm Paşa, Kars muhâfazasına taʿyîn ü isrâ olundu.\n\nÇığala-zâde [M1 221] serâyı ittısâlinde vâkiʿ Köprülü-zâde konağını ve sâyir o havâlîde olan mahalleri ve Yeşillü-oğlu serâyını Şehriyâr-ı Felâtûn-ârâ sâhiblerinden ziyâde nakd ile iştirâ buyurup, benât-ı semiyyetü's-sıfatlarından iki dürr-i girân-behâya sadef ve dü-şems-i âsumân-ʿismete beyteyi'ş-şeref olmak irâdesiyle binâsını emr ü fermân ve Hâşim ʿAli Bey, Emânet-i Ebniyye ile fâyiku'l-akrân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mesûbât-ı uhreviyye tahsîli zımnında bundan akdem Sadrıaʿzam ve bedr-i efham bir kitâbhâne ve bir mekteb-i şerîf bünyâdına şurûʿ edüp, bu sene-i mübâreke şaʿbânının on beşinci günü tekmîl ü ihzâr etdikleri kütüb, yevm-i mezkûrda Kitâb-hâneye tenkīl\nolunup, hâfız-ı kütübleri ve bevvâb ve sâyir hafazası tertîb ve vezâyif ü idrârâtları tetmîm ü teʼrîb ve mekteb-i şerîfin dahi levâzımına temşiyet verildiğinden başka hâce ve halîfe ve kırk kadar etfâle ʿulûfe taʿyîn ve Kitâb-hânenin tarafeyni birer sebîl ile tezyîn ve bâ-husûs Kitâb-hâne sâhasında bir çeşmsâr ihdâs olunup, icrây-ı mâʼ-i muʿayyen ve irvây-ı ʿitâş-ı tâlibân râh-ı yakın kılındı.",
          "caption": "Tekmîl-i binâ-yı kütübhâne ve mekteb-i Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_468.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Tekmîl-i binâ-yı kütübhâne ve mekteb-i Sadrıaʿzamî",
          "text": "Mesûbât-ı uhreviyye tahsîli zımnında bundan akdem Sadrıaʿzam ve bedr-i efham bir kitâbhâne ve bir mekteb-i şerîf bünyâdına şurûʿ edüp, bu sene-i mübâreke şaʿbânının on beşinci günü tekmîl ü ihzâr etdikleri kütüb, yevm-i mezkûrda Kitâb-hâneye tenkīl\nolunup, hâfız-ı kütübleri ve bevvâb ve sâyir hafazası tertîb ve vezâyif ü idrârâtları tetmîm ü teʼrîb ve mekteb-i şerîfin dahi levâzımına temşiyet verildiğinden başka hâce ve halîfe ve kırk kadar etfâle ʿulûfe taʿyîn ve Kitâb-hânenin tarafeyni birer sebîl ile tezyîn ve bâ-husûs Kitâb-hâne sâhasında bir çeşmsâr ihdâs olunup, icrây-ı mâʼ-i muʿayyen ve irvây-ı ʿitâş-ı tâlibân râh-ı yakın kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan Kitâb-hâne binâ olunur iken kubbesi münhedim ve bu hâlet-i garîbe vukūʿundan baʿzı nâs müteşe’im olup, ne hâl ise yine kubbe binâ ve erbâb-ı ʿibret: “Bu işâretden ne makūle irâde-i ezeliyye-i gaybiyye zuhûr edecek” deyü muntazar-ı hükm-i kazâ olmuşlar idi. Çok geçmeden zîrde tahrîr olunacak kazıyye-i fâciʿa zuhûru, hayret-resân kulûb-i ʿavâkıb-nazarân-ı zemân oldu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_469.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Zikr olunan Kitâb-hâne binâ olunur iken kubbesi münhedim ve bu hâlet-i garîbe vukūʿundan baʿzı nâs müteşe’im olup, ne hâl ise yine kubbe binâ ve erbâb-ı ʿibret: “Bu işâretden ne makūle irâde-i ezeliyye-i gaybiyye zuhûr edecek” deyü muntazar-ı hükm-i kazâ olmuşlar idi. Çok geçmeden zîrde tahrîr olunacak kazıyye-i fâciʿa zuhûru, hayret-resân kulûb-i ʿavâkıb-nazarân-ı zemân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin birkaç günden berü mübtelâ olduğu sû-i mizâc kābil-i müdâvâ vü ʿilâc olmayup, şehr-i ramazânın yirmi dördüncü cumʿa gicesi sâʿat dokuzda iken vefât ve tekmîl-i enfâs-ı hayât eyleyüp, Sultân Mehmed Câmiʿi'nde nemâzı edâ ve Kitâb-hânesi'nde iʿdâd eylediği mezarda o düstûr-i vakūr aʿyün-i nâsdan ihfâ olundu. Sad hayf ki, Ol cevher-i nâ-yâb kemâlât-ı sertâc-ı cihân iken olup hâke fütâde, bir serv-i ser-âzâd idi bâğ-ı hünerde berkende edüp, ʿömrünü seylâb-ı irâde.\n\nBundan akdem rütbe-i refîʿa-i Vezâret ihsân olunan Hamza Hâmid Paşa, mütevaffâ-yı müşârun ileyhin marazı hâlinde umûr-i ʿibâdı ru’yete meʼmûr ve hall-i İlâhî zuhûrunda Vezîr-i aʿzam olmak hâtırası sahîfe-i zihn-i Pâdişâhî'de mestûr olmuşidi. Yevm-i mezkûrda huzûr-i hümâyûna da'vet ve dest-i emânetine teslîm-i mekālîd-i umûr-i devlet kılınup, Bâb-ı âlî'ye ʿavdet ve erbâb-ı menâsıba [M1 222] ʿale'l-ʿumûm ilbâs-ı hilʿat eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Sadrıaʿzam Râgıb Mehmed Paşa ve Vezâret-i Hâmid Hamza Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_470.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadrıaʿzam Râgıb Mehmed Paşa ve Vezâret-i Hâmid Hamza Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin birkaç günden berü mübtelâ olduğu sû-i mizâc kābil-i müdâvâ vü ʿilâc olmayup, şehr-i ramazânın yirmi dördüncü cumʿa gicesi sâʿat dokuzda iken vefât ve tekmîl-i enfâs-ı hayât eyleyüp, Sultân Mehmed Câmiʿi'nde nemâzı edâ ve Kitâb-hânesi'nde iʿdâd eylediği mezarda o düstûr-i vakūr aʿyün-i nâsdan ihfâ olundu. Sad hayf ki, Ol cevher-i nâ-yâb kemâlât-ı sertâc-ı cihân iken olup hâke fütâde, bir serv-i ser-âzâd idi bâğ-ı hünerde berkende edüp, ʿömrünü seylâb-ı irâde.\n\nBundan akdem rütbe-i refîʿa-i Vezâret ihsân olunan Hamza Hâmid Paşa, mütevaffâ-yı müşârun ileyhin marazı hâlinde umûr-i ʿibâdı ru’yete meʼmûr ve hall-i İlâhî zuhûrunda Vezîr-i aʿzam olmak hâtırası sahîfe-i zihn-i Pâdişâhî'de mestûr olmuşidi. Yevm-i mezkûrda huzûr-i hümâyûna da'vet ve dest-i emânetine teslîm-i mekālîd-i umûr-i devlet kılınup, Bâb-ı âlî'ye ʿavdet ve erbâb-ı menâsıba [M1 222] ʿale'l-ʿumûm ilbâs-ı hilʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mütevaffâ-yı müşârun ileyh tafsîl-i müfredât-ı dünyaya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan şehr-i İstanbul'da mütemekkin ve Defterhâne küttâbı miyânında mütehayyiz ve müteʿyyin olan Şevkī Efendi merhûmun sulbünden yüz on târîhinde serzede-i hayyiz-i vücûd ve fârik-ı mâ-beyn-i gayb ü şuhûd oldukda, tahsîl-i meʿârife verziş ü tehzîb ve istikmâl-i nefse saʿy ü gûşiş edüp, [mısra]:",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_471.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mütevaffâ-yı müşârun ileyh tafsîl-i müfredât-ı dünyaya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan şehr-i İstanbul'da mütemekkin ve Defterhâne küttâbı miyânında mütehayyiz ve müteʿyyin olan Şevkī Efendi merhûmun sulbünden yüz on târîhinde serzede-i hayyiz-i vücûd ve fârik-ı mâ-beyn-i gayb ü şuhûd oldukda, tahsîl-i meʿârife verziş ü tehzîb ve istikmâl-i nefse saʿy ü gûşiş edüp, [mısra]:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "mefhûmunca az vakitde destyârî-yi zihn-i vekkād ile vâsıl-ı ser-menzil-i meleke vü istiʿdâd olup, kalem-i mezbûra müdâvemet ve dekāyik-ı kaleme baʿde'l-vukūf kesb-i hüsn-i sît ü şöhret edüp, sene hamse ve selâsîn ve mi’e târîhinde ser-satır-ı fetih-nâme-i İrân-zemîn olan şehr-i Tiflîs tahrîrine meʾmûr ve ber-mefhûm-i: Hevvin ʿaleyke yekûnü mâ-hüve kâ'in gurbete rızâ-dâde olarak ahbâb ü asdikāsından mehcûr olmuşidi. O havâlîye vusûlünde Tiflis'in tahrîri Revân fethine vâbeste olduğundan, meʾmûriyyeti tesvîf ve kendüsü tevkīf olunmuşidi. Fazl-ı Sübhân ile revân-ı cism-i İran olan Revân Kalʿası kemend-i teshîre bend olmağla, tahrîrine mübâşeret esnâsında Defterdârlığı dahi taraf-ı devletden tenbîh ü işâret olunup, bir zemân Defterdâr-ı Revân ve baʿdehû serʿaskerler maʿiyyetlerinde Riyâset ve Defter Emâneti vekâletleriyle varak-gerdân-ı sahâyif-i hadsân olup, baʿde'l-lüteyyâ velletî sâyik-i takdîr-i ʿinân-ı ʿazîmetini semt-i Bağdâd'a sarf u tahvîl ve Vâlîsi olan Ahmed Paşa'nın nazar-ı iltifât ve rağbeti ile tarh-ı endîşe-i ehl ü cîl eyleyüp, hattâ: “Ne kadar var ise esnâf-ı hüner dünyada” kasîdesini nazm ve arz eyledikde, yirmi bin guruş câyize ile kadrine hürmet etmişidi. Eyyâm-ı gurbeti yedi seneye bâliğ oldukdan sonra Âsitâne-i saʿâdet'e celb olunup, kırk iki târîhinde Der-i devlet-medâra vâsıl ve Mâliyye ve Cizye mansıblarıyla mükâfâta nâyil olup, ʿAcem ve Moskov ve Nemçe süferâsıyla bi'd-defeʿât vukūʿ bulan mükâlemelerde nâmûs-i devleti sıyânet eyleyerek îfây-ı lâzime-i hidmet eylediği, teveccüh-i Şehriyâr-ı vakte sebeb ü ʿillet olmağla, Sadrıaʿzam Mektûbçusu nasb olunup, haysiyyet-i zâtiyye ve sadâkat-i fıtriyyesi yevmen fe-yevmen hârice çıkup, dâmet lehü'l-merâtib ʿadedini câmiʿ olan elli üç târîhinde Re'îsülküttâb ve hâmil-i esrâr-ı devlet-i ebed-meʾâb olmuşidi. [M1 223] Dört sene kadar o hidmet-i hatîrede izhâr-ı mâye-i ʿakl ü dirâyet ve ibrâz-ı meʾâsir-i kiyâset eyleyüp, hifz-ı bilâd ve himâyet-i ʿibâd hidemâtına kesb-i istiʿdâd eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, ʿâm-ı sebʿa ve hamsîn evâyilinde mertebe-i ʿulyâ-yı Vezâret ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve Mısr-ı Kāhire Eyâleti ile dâyire-i debdebe vü şânı tevsîʿ olundu. Rehâvet-i vülât ile berhemzede-i ihtilâl olan iklîm-i Mısır'ı zemân-ı kalîlde nizâma rabt ve baʿzı mütegallibeyi iʿdâm ile izâle-i fesâd ve habt eyleyüp, beş sene kadar o tarafda neşr-i ahkâm-ı ʿadl ü dâd ve tesviye-i mesâlih u mevâdd eyleyüp, bir mahalde kesret-i ikāmet bâʿis-i hudûs-i kelâl ü seʾâmet olduğundan;\nKelâl geldi tasarrufdan Umm-i Dünya'yı\nYeter şu Kāhire'nin kahrı ʿazm-i Rûm edelim\n\ngazelini inşâd ve Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl ile sûret-i istiʿfâ îrâd eylediğini evliyây-ı devlet fehm edüp, altmış birde ʿazl ve Aydın mansıbına nakl olunmuşidi. Kürsî-yi memleket olan Güzelhisar'a vusûl ve bir müddet o diyârda reviyyet-i umûr ile meşgûl olup, altmış sekiz rebîʿinde Rakka ve ʿâm-ı kābilde Halebü'ş-şehbâ Eyâleti'yle ikrâm ve yetmiş rebîʿulâhıranın on yedinci günü Şâm Eyâleti tarafına tevcîh olunmuşiken, se-rûze mürûrunda mühr-i hümâyûn ile zâtına tevkīr ü ihtirâm olundu. Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu ehad günü vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve ruhsây-ı ʿatebe-i gerdûn-menzilet olup, bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu gün vefât ve ʿazm-i dâr-ı mücâzât eyledi. Müddet-i Sadâretleri altı buçuk seneye karîbdir. Müşârun ileyh rüşd ü zekâda İbn İyâs, inşâd-ı şiʿirde Ebû Nüvâs, inşây-ı bedâyiʿ-i nigârı revnak-şiken-i âsâr-ı Nergisî ve telfîk-i kelâm ve ifâde-i merâmda sânî-yi Veysî olup, elsine-i selâsede nazm ü nesri makbûl-i fuhûl ve cihet-i ʿilmiyyesi müsellem-i erbâb-ı menkūl ü maʿkūl olduğundan gayri, re'y ü tedbîrde Felâtûn-i zemân ve idâre-i mülkiyyede Restâlîs-i devrân olup, insân-ı kâmil denmeğe sezâ ve Sadru'l-vüzerâ elkābına revâ bir Vezîr-i bî-hemtâ idi. Sefînetü'l-ʿUlûm nâmıyla mevsûm olan mecmûʿası'ndan gazâret-i ʿilmiyyesi ke'ş-şems-i fi'l-hevâ cerr-i zâhirdir. Matlaʿu's-Saʿdî'nin rubʿu mikdârını tercüme edüp, hattıyla manzûr-i Fakīr olmuşdur. Mîrhand'ın Ravzatü's-Safâsı'nı dahi tercümeye başlayup, ʿavâyık-ı kevniyye iktizâsıyla o dahi nâ-temâm kalmışdır. Fenn-i ʿarûza dâ'ir ve Tevfîk ve Tahkīk ismiyle [M1 224] müştehir olan risâleleri ve telhîsât ve suver-i mekâtîb ve münşe'âtı ve sâyiresi pesendîde-i hâss u ʿâmm ve mâ yuʿavvelü ʿaleyhi münşiyân-ı eyyâmdır. Eşʿârı her ne kadar şâyiʿ ve müstefîz ise dahi teberrüken birkaç beyit bu mecelleeye kayd olundu.\nBiz hatt-ı dil-keş-i kalem-i sunʿu görmüşüz\nHayrân-ı nakş-ı hâme-i Behzâd olur muyuz?\nOlsak hezâr zahmle meʼyûs-i ʿâfiyet\nMemnûn-i lutf-i merhem-i hussâd olur muyuz?\nTâ bilmedikçe kayd-ı rehâdan halâsımız\nMağrûr-i dâm-ı şîve-i sayyâd olur muyuz?\n\nVe lehû:\nMuharrik-i dil olur dil-rubâya muhtâcız\nZemân-ı zaʿf-ı kavâdir-i ʿasâya muhtâcız\nNe nâ-hudâdan iʿânet ne hod sabâdan eser\nBu yemde şurta-i lutf-i Hudâ'ya muhtâcız\n\nVe lehû:\nMâye-i feyz verir revnakı zînet vermez\nZîver-i cevher ile rûşen olur mu kandîl?\nSaçdı âteşlerini görüldü ol şûh yine\nGālibâ neft-i nakkāka rukbâ etdi fetîl\nMünkeşif olmadadır zıddı ile çün eşyâ\nTaʿn-ı aʿdâ gibi Râgıb olamaz zikr-i cemîl\n\nVe lehû.\nDil-teşnelere kalmadı yek-katre-i feyzin\nSer-çeşme-i ihsânını ağyâr kurutdu\nTeng oldu zemîn sıkleti defʿ etse münâsib\nRâgıb kalemin minder-i endîşe çürütdü.",
          "caption": "Yekfi'r-reşîde rüşdehü muʿallimen",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_472.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Yekfi'r-reşîde rüşdehü muʿallimen",
          "text": "mefhûmunca az vakitde destyârî-yi zihn-i vekkād ile vâsıl-ı ser-menzil-i meleke vü istiʿdâd olup, kalem-i mezbûra müdâvemet ve dekāyik-ı kaleme baʿde'l-vukūf kesb-i hüsn-i sît ü şöhret edüp, sene hamse ve selâsîn ve mi’e târîhinde ser-satır-ı fetih-nâme-i İrân-zemîn olan şehr-i Tiflîs tahrîrine meʾmûr ve ber-mefhûm-i: Hevvin ʿaleyke yekûnü mâ-hüve kâ'in gurbete rızâ-dâde olarak ahbâb ü asdikāsından mehcûr olmuşidi. O havâlîye vusûlünde Tiflis'in tahrîri Revân fethine vâbeste olduğundan, meʾmûriyyeti tesvîf ve kendüsü tevkīf olunmuşidi. Fazl-ı Sübhân ile revân-ı cism-i İran olan Revân Kalʿası kemend-i teshîre bend olmağla, tahrîrine mübâşeret esnâsında Defterdârlığı dahi taraf-ı devletden tenbîh ü işâret olunup, bir zemân Defterdâr-ı Revân ve baʿdehû serʿaskerler maʿiyyetlerinde Riyâset ve Defter Emâneti vekâletleriyle varak-gerdân-ı sahâyif-i hadsân olup, baʿde'l-lüteyyâ velletî sâyik-i takdîr-i ʿinân-ı ʿazîmetini semt-i Bağdâd'a sarf u tahvîl ve Vâlîsi olan Ahmed Paşa'nın nazar-ı iltifât ve rağbeti ile tarh-ı endîşe-i ehl ü cîl eyleyüp, hattâ: “Ne kadar var ise esnâf-ı hüner dünyada” kasîdesini nazm ve arz eyledikde, yirmi bin guruş câyize ile kadrine hürmet etmişidi. Eyyâm-ı gurbeti yedi seneye bâliğ oldukdan sonra Âsitâne-i saʿâdet'e celb olunup, kırk iki târîhinde Der-i devlet-medâra vâsıl ve Mâliyye ve Cizye mansıblarıyla mükâfâta nâyil olup, ʿAcem ve Moskov ve Nemçe süferâsıyla bi'd-defeʿât vukūʿ bulan mükâlemelerde nâmûs-i devleti sıyânet eyleyerek îfây-ı lâzime-i hidmet eylediği, teveccüh-i Şehriyâr-ı vakte sebeb ü ʿillet olmağla, Sadrıaʿzam Mektûbçusu nasb olunup, haysiyyet-i zâtiyye ve sadâkat-i fıtriyyesi yevmen fe-yevmen hârice çıkup, dâmet lehü'l-merâtib ʿadedini câmiʿ olan elli üç târîhinde Re'îsülküttâb ve hâmil-i esrâr-ı devlet-i ebed-meʾâb olmuşidi. [M1 223] Dört sene kadar o hidmet-i hatîrede izhâr-ı mâye-i ʿakl ü dirâyet ve ibrâz-ı meʾâsir-i kiyâset eyleyüp, hifz-ı bilâd ve himâyet-i ʿibâd hidemâtına kesb-i istiʿdâd eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, ʿâm-ı sebʿa ve hamsîn evâyilinde mertebe-i ʿulyâ-yı Vezâret ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve Mısr-ı Kāhire Eyâleti ile dâyire-i debdebe vü şânı tevsîʿ olundu. Rehâvet-i vülât ile berhemzede-i ihtilâl olan iklîm-i Mısır'ı zemân-ı kalîlde nizâma rabt ve baʿzı mütegallibeyi iʿdâm ile izâle-i fesâd ve habt eyleyüp, beş sene kadar o tarafda neşr-i ahkâm-ı ʿadl ü dâd ve tesviye-i mesâlih u mevâdd eyleyüp, bir mahalde kesret-i ikāmet bâʿis-i hudûs-i kelâl ü seʾâmet olduğundan;\nKelâl geldi tasarrufdan Umm-i Dünya'yı\nYeter şu Kāhire'nin kahrı ʿazm-i Rûm edelim\n\ngazelini inşâd ve Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl ile sûret-i istiʿfâ îrâd eylediğini evliyây-ı devlet fehm edüp, altmış birde ʿazl ve Aydın mansıbına nakl olunmuşidi. Kürsî-yi memleket olan Güzelhisar'a vusûl ve bir müddet o diyârda reviyyet-i umûr ile meşgûl olup, altmış sekiz rebîʿinde Rakka ve ʿâm-ı kābilde Halebü'ş-şehbâ Eyâleti'yle ikrâm ve yetmiş rebîʿulâhıranın on yedinci günü Şâm Eyâleti tarafına tevcîh olunmuşiken, se-rûze mürûrunda mühr-i hümâyûn ile zâtına tevkīr ü ihtirâm olundu. Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu ehad günü vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve ruhsây-ı ʿatebe-i gerdûn-menzilet olup, bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu gün vefât ve ʿazm-i dâr-ı mücâzât eyledi. Müddet-i Sadâretleri altı buçuk seneye karîbdir. Müşârun ileyh rüşd ü zekâda İbn İyâs, inşâd-ı şiʿirde Ebû Nüvâs, inşây-ı bedâyiʿ-i nigârı revnak-şiken-i âsâr-ı Nergisî ve telfîk-i kelâm ve ifâde-i merâmda sânî-yi Veysî olup, elsine-i selâsede nazm ü nesri makbûl-i fuhûl ve cihet-i ʿilmiyyesi müsellem-i erbâb-ı menkūl ü maʿkūl olduğundan gayri, re'y ü tedbîrde Felâtûn-i zemân ve idâre-i mülkiyyede Restâlîs-i devrân olup, insân-ı kâmil denmeğe sezâ ve Sadru'l-vüzerâ elkābına revâ bir Vezîr-i bî-hemtâ idi. Sefînetü'l-ʿUlûm nâmıyla mevsûm olan mecmûʿası'ndan gazâret-i ʿilmiyyesi ke'ş-şems-i fi'l-hevâ cerr-i zâhirdir. Matlaʿu's-Saʿdî'nin rubʿu mikdârını tercüme edüp, hattıyla manzûr-i Fakīr olmuşdur. Mîrhand'ın Ravzatü's-Safâsı'nı dahi tercümeye başlayup, ʿavâyık-ı kevniyye iktizâsıyla o dahi nâ-temâm kalmışdır. Fenn-i ʿarûza dâ'ir ve Tevfîk ve Tahkīk ismiyle [M1 224] müştehir olan risâleleri ve telhîsât ve suver-i mekâtîb ve münşe'âtı ve sâyiresi pesendîde-i hâss u ʿâmm ve mâ yuʿavvelü ʿaleyhi münşiyân-ı eyyâmdır. Eşʿârı her ne kadar şâyiʿ ve müstefîz ise dahi teberrüken birkaç beyit bu mecelleeye kayd olundu.\nBiz hatt-ı dil-keş-i kalem-i sunʿu görmüşüz\nHayrân-ı nakş-ı hâme-i Behzâd olur muyuz?\nOlsak hezâr zahmle meʼyûs-i ʿâfiyet\nMemnûn-i lutf-i merhem-i hussâd olur muyuz?\nTâ bilmedikçe kayd-ı rehâdan halâsımız\nMağrûr-i dâm-ı şîve-i sayyâd olur muyuz?\n\nVe lehû:\nMuharrik-i dil olur dil-rubâya muhtâcız\nZemân-ı zaʿf-ı kavâdir-i ʿasâya muhtâcız\nNe nâ-hudâdan iʿânet ne hod sabâdan eser\nBu yemde şurta-i lutf-i Hudâ'ya muhtâcız\n\nVe lehû:\nMâye-i feyz verir revnakı zînet vermez\nZîver-i cevher ile rûşen olur mu kandîl?\nSaçdı âteşlerini görüldü ol şûh yine\nGālibâ neft-i nakkāka rukbâ etdi fetîl\nMünkeşif olmadadır zıddı ile çün eşyâ\nTaʿn-ı aʿdâ gibi Râgıb olamaz zikr-i cemîl\n\nVe lehû.\nDil-teşnelere kalmadı yek-katre-i feyzin\nSer-çeşme-i ihsânını ağyâr kurutdu\nTeng oldu zemîn sıkleti defʿ etse münâsib\nRâgıb kalemin minder-i endîşe çürütdü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı mütevaffâ etbâʿından olup, sâbıkā Kıbrıs Muhassılı ve el-yevm Matbah Emîni olan ʿAcem ʿAlî Ağa'dan Kıbrıs reʿâyâsı ʿarz-ı hâl ve zulm ü teʿaddîsi sebebi ile garâmet-i mâliyyeye giriftâr olduklarını tafsîl ü icmâl eylediklerinden başka efendisi Sadâret'de ve merkūm dahi nazar u rağbetde bulunup, baʿzı kimseler mûmâ ileyhe ilticâ ve maslahatlarını reviyyet ile ʿarz-ı hedâyâ etmişler idi. Hezâr niyâz ile iʿtâ eylediklerini cebren ahza haml ile istirdâd-ı meʼhûz istidʿâsında oldukları mû-be-mû maʿlûm-i Şehriyâr-ı cihân-ârâ olmağla, mezbûr ʿibret-i enâm olmak içün hüsâm-ı siyâsetle iʿdâm ve gümnâm kılınup, Matbah Emâneti ile tekrâr Hasekî Mustafa Ağa hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu.\nMerkūm ile ahz u iʿtâda müşterek ve gûyâ-yı en-nısfu lî ve'n-nısfu leke olan Kazar nâm sarrâf ki sadr-ı mütevaffânın hidmetinde idi. Ol dahi katl ve cehennemîlere vasl olundu.",
          "caption": "İʿdâm-ı ʿAcem ʿAlî Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_473.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı ʿAcem ʿAlî Ağa",
          "text": "Sadr-ı mütevaffâ etbâʿından olup, sâbıkā Kıbrıs Muhassılı ve el-yevm Matbah Emîni olan ʿAcem ʿAlî Ağa'dan Kıbrıs reʿâyâsı ʿarz-ı hâl ve zulm ü teʿaddîsi sebebi ile garâmet-i mâliyyeye giriftâr olduklarını tafsîl ü icmâl eylediklerinden başka efendisi Sadâret'de ve merkūm dahi nazar u rağbetde bulunup, baʿzı kimseler mûmâ ileyhe ilticâ ve maslahatlarını reviyyet ile ʿarz-ı hedâyâ etmişler idi. Hezâr niyâz ile iʿtâ eylediklerini cebren ahza haml ile istirdâd-ı meʼhûz istidʿâsında oldukları mû-be-mû maʿlûm-i Şehriyâr-ı cihân-ârâ olmağla, mezbûr ʿibret-i enâm olmak içün hüsâm-ı siyâsetle iʿdâm ve gümnâm kılınup, Matbah Emâneti ile tekrâr Hasekî Mustafa Ağa hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu.\nMerkūm ile ahz u iʿtâda müşterek ve gûyâ-yı en-nısfu lî ve'n-nısfu leke olan Kazar nâm sarrâf ki sadr-ı mütevaffânın hidmetinde idi. Ol dahi katl ve cehennemîlere vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Deryâ kapudanlığı Vezîr Karabâğî Süleymân Paşa'ya tevcîh olunup, selefi Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya Nişancılık ile Mora Muhassıllığı ihsân ve Kapucular Kethudâsı olan Sirke ʿOsmân Paşa-zâde Mehmed Bey, kemâ fi'l-evvel Mîr-i mîrân ve Selânik mansıbı ile şâdân kılındı.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_474.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât",
          "text": "Deryâ kapudanlığı Vezîr Karabâğî Süleymân Paşa'ya tevcîh olunup, selefi Vezîr Küçük Mustafa Paşa'ya Nişancılık ile Mora Muhassıllığı ihsân ve Kapucular Kethudâsı olan Sirke ʿOsmân Paşa-zâde Mehmed Bey, kemâ fi'l-evvel Mîr-i mîrân ve Selânik mansıbı ile şâdân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ramazân-ı şerîfde huzûr-i hümâyûn dersine tahsîs olununan ʿulemâ beyninde muʿâraza vukūʿ ve Tatar [M1 225] Efendi demekle şuyûʿ bulan kimesne ʿAbdulmü'min Efendi'ye itâle-i lisân eylediği mesmûʿ olduğuna binâ’en Tatar Efendi, hetk-i perde-i edeb etdiği içün Bozca-ada'ya tagrîb ile te'dîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Tatar Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_475.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Tatar Efendi",
          "text": "Ramazân-ı şerîfde huzûr-i hümâyûn dersine tahsîs olununan ʿulemâ beyninde muʿâraza vukūʿ ve Tatar [M1 225] Efendi demekle şuyûʿ bulan kimesne ʿAbdulmü'min Efendi'ye itâle-i lisân eylediği mesmûʿ olduğuna binâ’en Tatar Efendi, hetk-i perde-i edeb etdiği içün Bozca-ada'ya tagrîb ile te'dîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i ramazân hıtâm-pezîr olduğuna binâʾen, leyletü'l-ʿîd erkân-ı devlet-i ebed-imtidâd takbîl-i dâmen-i hümâyûn ile dilşâd oldular.\n\nŞevvâlü'l-mükerremin sekizinci hamîs günü ricâl-i bâb ve defterdârân ibkā olunup, Defter Emâneti, ʿAvnî Efendi'ye; Rûznâme, Binâ Emîni Yûsuf Efendi'ye; Başmuhasebe, Sıdkı Efendi'ye muvakkaten tevcîh olundu. Menâsıb-ı ümenâ ibkā olunup, Anadolu Muhasebesi, Muhsin-zâde birâderi Ahmed Bey'e; Mukābele, Yazıcı-yı esbak Halîl Efendi'ye; Haremeyn, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Yeniçeri Kitâbeti, Re'îs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, ʿAbdî Efendi yeğeni Mustafa Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Çelebi-zâde ʿAli Efendi'ye; Mevkūfât, Şâʿir İbrâhîm Efendi'ye ve sâyir menâsıb ber-vech-i münâsib erbâbına tevcîh ü ʿinâyet ve baʿzı hâcegân dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile vâreste-i kayd-ı zarûret oldu. Ocak ağaları dahi cümleten ibkā olunup, fekat Topçu-başılık, Mehmed Emîn Ağa'ya tevcîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi mutasarrıf oldukları menâsıb karîbü'l-ʿahdde mübâdele kabûl etdiğinden, ekseri takrîr ü ibkā ve yerlerinden ʿadem-i tahrîk ile istihsâl-i âsâyiş-i fukarâ vü zuʿafâ olundu.",
          "caption": "Zikr-i muʿâyede ve tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_476.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i muʿâyede ve tevcîhât",
          "text": "Şehr-i ramazân hıtâm-pezîr olduğuna binâʾen, leyletü'l-ʿîd erkân-ı devlet-i ebed-imtidâd takbîl-i dâmen-i hümâyûn ile dilşâd oldular.\n\nŞevvâlü'l-mükerremin sekizinci hamîs günü ricâl-i bâb ve defterdârân ibkā olunup, Defter Emâneti, ʿAvnî Efendi'ye; Rûznâme, Binâ Emîni Yûsuf Efendi'ye; Başmuhasebe, Sıdkı Efendi'ye muvakkaten tevcîh olundu. Menâsıb-ı ümenâ ibkā olunup, Anadolu Muhasebesi, Muhsin-zâde birâderi Ahmed Bey'e; Mukābele, Yazıcı-yı esbak Halîl Efendi'ye; Haremeyn, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Yeniçeri Kitâbeti, Re'îs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, ʿAbdî Efendi yeğeni Mustafa Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Çelebi-zâde ʿAli Efendi'ye; Mevkūfât, Şâʿir İbrâhîm Efendi'ye ve sâyir menâsıb ber-vech-i münâsib erbâbına tevcîh ü ʿinâyet ve baʿzı hâcegân dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile vâreste-i kayd-ı zarûret oldu. Ocak ağaları dahi cümleten ibkā olunup, fekat Topçu-başılık, Mehmed Emîn Ağa'ya tevcîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi mutasarrıf oldukları menâsıb karîbü'l-ʿahdde mübâdele kabûl etdiğinden, ekseri takrîr ü ibkā ve yerlerinden ʿadem-i tahrîk ile istihsâl-i âsâyiş-i fukarâ vü zuʿafâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Târîh-i merkūmda Muhsin-zâde Ahmed Efendi'ye, Anadolu Sadâreti Pâyesi ʿinâyet olunup, Re'îsü'l-etıbbâ Mehmed Refîʿ Efendi dahi Rumeli Kadıʿaskerliği ile\nnâyil-i sermâye-i ibtihâc ve Yenişehir Kazâsıyla, Hoca-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'nin bâzâr-ı iʿtibârı karîn-i revâc olup, Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle, Monlacık-zâde İshak Efendi tebşîr ve Edirne Pâyesi'yle, Bâbî-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi ve Re'îs-zâde ʿAbdulkādir Efendi tezkîr ve Galata Kazâsı, Muğlavî Mehmed Efendi'ye ihsân ve Kudüs Pâyesi'yle Âmid Kazâsı, ʿİlmî mülâzimi es-Seyyid Mustafa Efendi'ye istihsân olundu. Mektûbî-yi Fetvâ-penâhî ʿAbdurrahîm Efendi'ye, Kazây-ı Selânik şâyân-ı tehniye vü tebrîk oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_477.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Târîh-i merkūmda Muhsin-zâde Ahmed Efendi'ye, Anadolu Sadâreti Pâyesi ʿinâyet olunup, Re'îsü'l-etıbbâ Mehmed Refîʿ Efendi dahi Rumeli Kadıʿaskerliği ile\nnâyil-i sermâye-i ibtihâc ve Yenişehir Kazâsıyla, Hoca-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'nin bâzâr-ı iʿtibârı karîn-i revâc olup, Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle, Monlacık-zâde İshak Efendi tebşîr ve Edirne Pâyesi'yle, Bâbî-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi ve Re'îs-zâde ʿAbdulkādir Efendi tezkîr ve Galata Kazâsı, Muğlavî Mehmed Efendi'ye ihsân ve Kudüs Pâyesi'yle Âmid Kazâsı, ʿİlmî mülâzimi es-Seyyid Mustafa Efendi'ye istihsân olundu. Mektûbî-yi Fetvâ-penâhî ʿAbdurrahîm Efendi'ye, Kazây-ı Selânik şâyân-ı tehniye vü tebrîk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeb-hâne mutasarrıfı İbrâhîm Ağa nâm kimesne vefât ve Hatî Efendi etbâʿından olup, zümre-i hâcegâna iltihâk eden ʿAbdulkerîm Efendi, bir takrîb vesâyetini isbât ile fuzûlî emvâline dest-res olduğunu vârisleri rikâba ʿarz-ı hâl etmeleriyle, vâkiʿ gayr-i vâkiʿ olan şikâyetleri isgā ve mûmâ ileyh [M1 226] Kıbrıs'a nefy ü iclâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i ʿAbdulkerîm Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_478.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i ʿAbdulkerîm Efendi",
          "text": "Şeb-hâne mutasarrıfı İbrâhîm Ağa nâm kimesne vefât ve Hatî Efendi etbâʿından olup, zümre-i hâcegâna iltihâk eden ʿAbdulkerîm Efendi, bir takrîb vesâyetini isbât ile fuzûlî emvâline dest-res olduğunu vârisleri rikâba ʿarz-ı hâl etmeleriyle, vâkiʿ gayr-i vâkiʿ olan şikâyetleri isgā ve mûmâ ileyh [M1 226] Kıbrıs'a nefy ü iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿdenin sekizinci gicesi sâʿat altıda Sultân Mehmed'de vâkiʿ Karaman'da bir dükkândan âteş zuhûr edüp, Şekerciler ve Taşcılar Han'ı etrâfında vâkiʿ dekâkîni ihrâk etdikden sonra fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd ile karîn-i inhimâd oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_479.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Zilkaʿdenin sekizinci gicesi sâʿat altıda Sultân Mehmed'de vâkiʿ Karaman'da bir dükkândan âteş zuhûr edüp, Şekerciler ve Taşcılar Han'ı etrâfında vâkiʿ dekâkîni ihrâk etdikden sonra fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd ile karîn-i inhimâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrda Ak-deniz'e ihrâcı tasmîm olunan Donanma-yı hümâyûn'un kâffe-i levâzımâtı tetmîm ve Kapudan Paşa alayını tanzîm ile Yalı-köşkü'ne gelüp, hilʿatini iktisâ ve resm-i vedâʿı takdîm edüp, bir iki gün Kabataş pîşgâhında vazʿ-ı lenger ve cânib-i Bahr-i sefîd'e sefer eyledi.\n\nPâdişâh-ı pür-intibâh dâme fî kelâ'eti'l-İlâh hazretleri Kara-ağac Sâhil-serâyı'na meyl ü rağbet ve zilkaʿdenin yirminci günü o mahall-i bî-bedele nakl ü ʿazîmet buyurdular.",
          "caption": "İhrâc-ı donanma ve nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_480.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı donanma ve nakl-i hümâyûn",
          "text": "Şehr-i mezkûrda Ak-deniz'e ihrâcı tasmîm olunan Donanma-yı hümâyûn'un kâffe-i levâzımâtı tetmîm ve Kapudan Paşa alayını tanzîm ile Yalı-köşkü'ne gelüp, hilʿatini iktisâ ve resm-i vedâʿı takdîm edüp, bir iki gün Kabataş pîşgâhında vazʿ-ı lenger ve cânib-i Bahr-i sefîd'e sefer eyledi.\n\nPâdişâh-ı pür-intibâh dâme fî kelâ'eti'l-İlâh hazretleri Kara-ağac Sâhil-serâyı'na meyl ü rağbet ve zilkaʿdenin yirminci günü o mahall-i bî-bedele nakl ü ʿazîmet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Târîh-i mezkûrda Anadolu Muhâsebecisi Resmî Ahmed Efendi, Prusya tarafına me'mûr olup, levâzımâtı cânib-i mîrîden tesviye olunmuşiken, hareketi günü Şehriyâr-ı bende-nüvâz Dâvud-paşa Kasrı'na sâye-endâz olup, huzûruna ihzâr ve harc-ı râhını istiklâl ile mûmâ ileyhe ihsân-ı nakd-i pî-şümâr buyurduklarından gayri, zîb ü zîvere müteʿallik istiʿâre etdiği eşyâ ʿavdetden sonra yine hazîneye teslîm olunacağını ifâde ile ilâ mâ-şâ'allâh istiʿmâl içün yedi bin beş yüz guruş eder bir mücevher bıçak ile ser-i mübâhâtını resîde-i târem-i aʿlâ buyurdular.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_481.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Târîh-i mezkûrda Anadolu Muhâsebecisi Resmî Ahmed Efendi, Prusya tarafına me'mûr olup, levâzımâtı cânib-i mîrîden tesviye olunmuşiken, hareketi günü Şehriyâr-ı bende-nüvâz Dâvud-paşa Kasrı'na sâye-endâz olup, huzûruna ihzâr ve harc-ı râhını istiklâl ile mûmâ ileyhe ihsân-ı nakd-i pî-şümâr buyurduklarından gayri, zîb ü zîvere müteʿallik istiʿâre etdiği eşyâ ʿavdetden sonra yine hazîneye teslîm olunacağını ifâde ile ilâ mâ-şâ'allâh istiʿmâl içün yedi bin beş yüz guruş eder bir mücevher bıçak ile ser-i mübâhâtını resîde-i târem-i aʿlâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi kānûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere erkân-ı devlet ve aʿyân-ı saltanat Serây-ı hümâyûn'da müctemiʿ olup, infilâk-ı subh ʿakabinde Hakān-ı zemân serîr-ârâ-yı ʿizz ü şân olup, iltifât-ı Husrevâne'leriyle cümleyi dilşâd ve dâmen-bûs-i hümâyûnlarıyla bendelerini isʿâd buyurdular.",
          "caption": "Tehniye’-i ‘îd-i edhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_482.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "Tehniye’-i ‘îd-i edhâ",
          "text": "Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi kānûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere erkân-ı devlet ve aʿyân-ı saltanat Serây-ı hümâyûn'da müctemiʿ olup, infilâk-ı subh ʿakabinde Hakān-ı zemân serîr-ârâ-yı ʿizz ü şân olup, iltifât-ı Husrevâne'leriyle cümleyi dilşâd ve dâmen-bûs-i hümâyûnlarıyla bendelerini isʿâd buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merreten baʿde uhrâ mansıb-ı Defterî ile pâ-bercây-ı merkez-i iʿtilâ olan ʿAbdî Efendi, gālibâ hiddet-i mizâc sebebi ile mansıb-ı mezkûrdan ʿazl ü izʿâc olunup, Tersâne Emîni olan Râkım Mehmed Efendi, Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla ve ʿAtıf-zâde ʿÖmer Efendi, Tersâne Emâneti ile karîn-i ibtihâc oldular.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterdar Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_483.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1176"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterdar Efendi",
          "text": "Merreten baʿde uhrâ mansıb-ı Defterî ile pâ-bercây-ı merkez-i iʿtilâ olan ʿAbdî Efendi, gālibâ hiddet-i mizâc sebebi ile mansıb-ı mezkûrdan ʿazl ü izʿâc olunup, Tersâne Emîni olan Râkım Mehmed Efendi, Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla ve ʿAtıf-zâde ʿÖmer Efendi, Tersâne Emâneti ile karîn-i ibtihâc oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâl-i mezkûr muharreminin on altıncı günü Dergâh-ı ʿâlî ocağlarının bir kıst mevâcibleri hazîneden ifrâz ve kabzına meʾmûrlara teslîm olunup, devr ʿakabinde teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı ser-efrâz ibcâl ü iʿzâz olundu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene sebʿ ve sebʿîn ve mi̇'ete ve elf mi̇n hi̇creti̇n men lehü'l-ʿi̇zzü ve'ş-şeref]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_484.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene sebʿ ve sebʿîn ve mi̇'ete ve elf mi̇n hi̇creti̇n men lehü'l-ʿi̇zzü ve'ş-şeref]",
          "text": "Sâl-i mezkûr muharreminin on altıncı günü Dergâh-ı ʿâlî ocağlarının bir kıst mevâcibleri hazîneden ifrâz ve kabzına meʾmûrlara teslîm olunup, devr ʿakabinde teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı ser-efrâz ibcâl ü iʿzâz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M1 227] Sadrı- Anadolu olan es-Seyyid ʿAbdullah Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin îsâl-i derece-i gāyet ve Nâfiz Efendi, o câh-ı menîʿ ile ihrâz-ı mâye-i rifʿat eyledi. İstanbul Kadısı olan ʿÂtıf Efendi dahi bir sene kadar icrây-ı ahkâm-ı İlâhî edüp, müddeti kabûl-i tenâhî eylediğinden, zâten ve zemânen istihkākı maʿlûm-i Pâdişâhî olan Nebîh Efendi, o makām-ı ʿâlî ile mübâhî oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_485.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "[M1 227] Sadrı- Anadolu olan es-Seyyid ʿAbdullah Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin îsâl-i derece-i gāyet ve Nâfiz Efendi, o câh-ı menîʿ ile ihrâz-ı mâye-i rifʿat eyledi. İstanbul Kadısı olan ʿÂtıf Efendi dahi bir sene kadar icrây-ı ahkâm-ı İlâhî edüp, müddeti kabûl-i tenâhî eylediğinden, zâten ve zemânen istihkākı maʿlûm-i Pâdişâhî olan Nebîh Efendi, o makām-ı ʿâlî ile mübâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Monlacık-zâde ʿAli Ağa, bir müddetden berü Çavuş-başılık umûrunu idâre eder iken, ʿazl-i nâgeh-zuhûra mübtelâ ve sâbıkā Reʾîsülküttâb Recâî Mehmed Efendi, mansıbıyla kâm-revâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_486.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-çavuşân",
          "text": "Monlacık-zâde ʿAli Ağa, bir müddetden berü Çavuş-başılık umûrunu idâre eder iken, ʿazl-i nâgeh-zuhûra mübtelâ ve sâbıkā Reʾîsülküttâb Recâî Mehmed Efendi, mansıbıyla kâm-revâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharrem evâhırında Sipâh Kalemi Baş-halîfesi'nin ve birkaç günden sonra Muhallefât Halîfesi'nin hâneleri muhterik olup, muhallefâta dâ'yir defâtir-i mîrî dahi maʿan muhterik olmağla, mîrî kâtibleri defâtirinden mümkün mertebe cemʿ olunması tedbîr olunup, ol vechile cemʿ u tahrîr ü isbât ve tagyîr olunduysa dahi bu makūle âfetden it-\ntikā vü mücânebet şerîta-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet kabîlinden olmağla, fî-mâ-baʿd Defterdar Kalemi küttâbı, defterlerini hânelerine götürmeyüp, her gün baʿde'l-ʿasr Defterhâne'ye vazʿ ve ʿale's-sabâh refʿ etmek bâbında hâsseten emr-i ʿâlî ısdâr ve mefhûmu ketebe-i mezkûreye ifâde vü işʿâr olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_487.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i harîk",
          "text": "Muharrem evâhırında Sipâh Kalemi Baş-halîfesi'nin ve birkaç günden sonra Muhallefât Halîfesi'nin hâneleri muhterik olup, muhallefâta dâ'yir defâtir-i mîrî dahi maʿan muhterik olmağla, mîrî kâtibleri defâtirinden mümkün mertebe cemʿ olunması tedbîr olunup, ol vechile cemʿ u tahrîr ü isbât ve tagyîr olunduysa dahi bu makūle âfetden it-\ntikā vü mücânebet şerîta-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet kabîlinden olmağla, fî-mâ-baʿd Defterdar Kalemi küttâbı, defterlerini hânelerine götürmeyüp, her gün baʿde'l-ʿasr Defterhâne'ye vazʿ ve ʿale's-sabâh refʿ etmek bâbında hâsseten emr-i ʿâlî ısdâr ve mefhûmu ketebe-i mezkûreye ifâde vü işʿâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İncir Köyü'nde bu esnâda Tâhir Ağa maʿrifetiyle binâ olunan kahve-hâne ve dükkânlarda erbâb-ı lehv vü hevâ fisk u fücûra inhimâk ve irtikâb-ı meʿâsî ile perde-i şerîʿati çâk çâk eyledikleri, mesmûʿ-i Pâdişâh-ı Felâtûn-idrâk olup, o makūle bî-edebânı menʿ ve havânît ittihâz eyledikleri emâkini hedm ü kalʿ matlûb-i Şâhâne olduğundan, fi'l-hâl Terikeci-başı taʿyîn ü tesyîr ve mahâll-i mezkûrenin baʿzısı hedm ve baʿzısı tesmîr olundu.",
          "caption": "Hedm-i baʿzı binâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_488.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Hedm-i baʿzı binâ",
          "text": "İncir Köyü'nde bu esnâda Tâhir Ağa maʿrifetiyle binâ olunan kahve-hâne ve dükkânlarda erbâb-ı lehv vü hevâ fisk u fücûra inhimâk ve irtikâb-ı meʿâsî ile perde-i şerîʿati çâk çâk eyledikleri, mesmûʿ-i Pâdişâh-ı Felâtûn-idrâk olup, o makūle bî-edebânı menʿ ve havânît ittihâz eyledikleri emâkini hedm ü kalʿ matlûb-i Şâhâne olduğundan, fi'l-hâl Terikeci-başı taʿyîn ü tesyîr ve mahâll-i mezkûrenin baʿzısı hedm ve baʿzısı tesmîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Saferü'l-hayrın yirmi üçüncü hamîs gicesi ʿale's-sabâh Üsküdar'da âteş-i serkeş ser-nümâ-yı zuhûr ve beş kol olarak etrâfına şerâre-pâş-ı şerr ü şûr olup, on sekiz sâʿat kabûl-i imtidâd ve yâverî-yi fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd lehîb-i nârı karîn-i inhimâd eyledi.\n\nTâ'ife-i sarrâfân ve baʿzı sevdâ-gerân hırs u firâvân iktizâsıyla Dârü'd-darb-ı ʿâmire'de meskûk olan tâmmü'l-ʿayâr altûnun etrâfını katʿ u tenkīs ve baʿzı muʿâmelât-ı fâsideye tahsîs ve muhtâcun ileyh olanlar sarfa ʿarz eylediklerinde, noksân teklîfi ile cihet-i teʿayyüşlerini telh u tengīs eyledikleri maʿlûm olmağla, fî-mâ-baʿd Âsitâne-i saʿâdet'de ve sâyir memâlik-i mahrûsede nâkıs altûna ʿadem-i iʿtibâr ve ashâbı Darb-hâne'ye getürüp, vezni [M1 228] mikdârı akça almak ve yâhûd ol vechile sarrâflara verüp, sarrâflar dahi fi'l-hâl kass ve Darb-hâne'den bedel-i mefrûzunu almak ve bu tenbîhi ısgā etmeyenlere te'dîb-i ʿanîf ile muʿâmele olunmak bâbında her tarafa evâmir-i ʿaliyye ısdâr olundu.\n\nHulûl-i mevsim-i şitâ ile bürûdet-i hevâ derkâr olduğundan, Sâhil-serây-ı Karaağac'dan nakl ü hareket havâlî-gird-i zamîr-i Pâdişâh-ı İskender-menkabet olmağla, işbu şehr-i rebîʿulevvelin onuncu günü mahall-i merkūmdan kemâl-i ikbâl ü şevketle nehzat ve Serây-ı ʿâmire'ye ʿazîmet buyurdular.",
          "caption": "Vekāyiʿ-i müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_489.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyiʿ-i müteferrika",
          "text": "Saferü'l-hayrın yirmi üçüncü hamîs gicesi ʿale's-sabâh Üsküdar'da âteş-i serkeş ser-nümâ-yı zuhûr ve beş kol olarak etrâfına şerâre-pâş-ı şerr ü şûr olup, on sekiz sâʿat kabûl-i imtidâd ve yâverî-yi fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd lehîb-i nârı karîn-i inhimâd eyledi.\n\nTâ'ife-i sarrâfân ve baʿzı sevdâ-gerân hırs u firâvân iktizâsıyla Dârü'd-darb-ı ʿâmire'de meskûk olan tâmmü'l-ʿayâr altûnun etrâfını katʿ u tenkīs ve baʿzı muʿâmelât-ı fâsideye tahsîs ve muhtâcun ileyh olanlar sarfa ʿarz eylediklerinde, noksân teklîfi ile cihet-i teʿayyüşlerini telh u tengīs eyledikleri maʿlûm olmağla, fî-mâ-baʿd Âsitâne-i saʿâdet'de ve sâyir memâlik-i mahrûsede nâkıs altûna ʿadem-i iʿtibâr ve ashâbı Darb-hâne'ye getürüp, vezni [M1 228] mikdârı akça almak ve yâhûd ol vechile sarrâflara verüp, sarrâflar dahi fi'l-hâl kass ve Darb-hâne'den bedel-i mefrûzunu almak ve bu tenbîhi ısgā etmeyenlere te'dîb-i ʿanîf ile muʿâmele olunmak bâbında her tarafa evâmir-i ʿaliyye ısdâr olundu.\n\nHulûl-i mevsim-i şitâ ile bürûdet-i hevâ derkâr olduğundan, Sâhil-serây-ı Karaağac'dan nakl ü hareket havâlî-gird-i zamîr-i Pâdişâh-ı İskender-menkabet olmağla, işbu şehr-i rebîʿulevvelin onuncu günü mahall-i merkūmdan kemâl-i ikbâl ü şevketle nehzat ve Serây-ı ʿâmire'ye ʿazîmet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü Hakān-ı ʿazîmu'ş-şân Sultân Ahmed Câmiʿi'ni hurşîd-i talʿat-ı hümâyûnlarıyla rahşân buyurup, mevlidhânlar velâdetnâme-i Sâhib-i Risâleti âvâz-ı dil-nüvâz ve nagemât-ı cângüdâz ile kırâ'et ve hâzır-ı bi'l-meclis olanlara\nifâza-i yümn ü bereket ʿakabinde meşâyih-i ʿizâm vaʿz u tezkîr ile terkīk-i kulûb-i hâss u ʿâmm edüp, meclis hitâmında Şehriyâr-ı kerrûbî-makām debdebe-i Mülûkâne'leriyle Serây-ı dil-ârâlarına ʿatf-ı zimâm buyurdular.\nHükümrân-ı memleket-i Kırım olan Kırım Girây Hân'ın vâlidesi hacca niyyet ile bu tarafdan istidʿâ-yı ruhsat etmişidi.\n\nNiyâzına müsâʿade ve yol emri verildiğinden başka, yollarda olan vülât ü hükkâma cihet-i emniyyet ve ikrâmı tenbîh ü ifade olunmuşidi. Hacdan ʿavdetinde ʿÂsî-hurma nâm mahalde dâʿî-yi ecele itâʿat ve nahl-i vücûdunu teslîm-i bâğbân-ı rahmet-i Îzed-i bî-minnet eyledi.\nRicâl-i Devlet-i ʿaliyye'den Yenişehirli ʿOsmân Efendi, intılâk-ı lisân ile beyne'n-nâs mezkûr ve ʿadem-i müdârâ vü tebasbus ile müteʿârif ve meşhûr olup,\n\ngālibâ zahm-ı sinân-ı zebânî ile âzurde olanın biri, hakkında teşvîr-i gazab-ı Şehriyâr-ı kişvergîr edecek bir madde tertîb eylediğinden, târîh-i mezkûrda Limni'ye tagrîb olundu. Başmuhasebe olan Hâşim ʿAli Bey dahi Edirne taʿmîri sûretinde istiskāl ve ol cânibe irsâl olundu.\nSelh-i rebîʿulâhırda Rumeli-hisârı'ndan Balta-limânı'na gelinceye dek sâhil-hâneler ve bir giceden sonra ʿAzab-kapusu'nda birkaç dükkân sûzân oldu.\n\nTârîh-i mezkûrda Piyâde ve süvârî ocağlarının müstehak oldukları mevâcib Hazîne-i ʿâmire'den ihrâc ve teslîm ile kati çok kimse mazhar-ı mevâhib-i Pâdişâh-ı celîlü'l-menâkıb oldu.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_490.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü Hakān-ı ʿazîmu'ş-şân Sultân Ahmed Câmiʿi'ni hurşîd-i talʿat-ı hümâyûnlarıyla rahşân buyurup, mevlidhânlar velâdetnâme-i Sâhib-i Risâleti âvâz-ı dil-nüvâz ve nagemât-ı cângüdâz ile kırâ'et ve hâzır-ı bi'l-meclis olanlara\nifâza-i yümn ü bereket ʿakabinde meşâyih-i ʿizâm vaʿz u tezkîr ile terkīk-i kulûb-i hâss u ʿâmm edüp, meclis hitâmında Şehriyâr-ı kerrûbî-makām debdebe-i Mülûkâne'leriyle Serây-ı dil-ârâlarına ʿatf-ı zimâm buyurdular.\nHükümrân-ı memleket-i Kırım olan Kırım Girây Hân'ın vâlidesi hacca niyyet ile bu tarafdan istidʿâ-yı ruhsat etmişidi.\n\nNiyâzına müsâʿade ve yol emri verildiğinden başka, yollarda olan vülât ü hükkâma cihet-i emniyyet ve ikrâmı tenbîh ü ifade olunmuşidi. Hacdan ʿavdetinde ʿÂsî-hurma nâm mahalde dâʿî-yi ecele itâʿat ve nahl-i vücûdunu teslîm-i bâğbân-ı rahmet-i Îzed-i bî-minnet eyledi.\nRicâl-i Devlet-i ʿaliyye'den Yenişehirli ʿOsmân Efendi, intılâk-ı lisân ile beyne'n-nâs mezkûr ve ʿadem-i müdârâ vü tebasbus ile müteʿârif ve meşhûr olup,\n\ngālibâ zahm-ı sinân-ı zebânî ile âzurde olanın biri, hakkında teşvîr-i gazab-ı Şehriyâr-ı kişvergîr edecek bir madde tertîb eylediğinden, târîh-i mezkûrda Limni'ye tagrîb olundu. Başmuhasebe olan Hâşim ʿAli Bey dahi Edirne taʿmîri sûretinde istiskāl ve ol cânibe irsâl olundu.\nSelh-i rebîʿulâhırda Rumeli-hisârı'ndan Balta-limânı'na gelinceye dek sâhil-hâneler ve bir giceden sonra ʿAzab-kapusu'nda birkaç dükkân sûzân oldu.\n\nTârîh-i mezkûrda Piyâde ve süvârî ocağlarının müstehak oldukları mevâcib Hazîne-i ʿâmire'den ihrâc ve teslîm ile kati çok kimse mazhar-ı mevâhib-i Pâdişâh-ı celîlü'l-menâkıb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam olan Hamza Paşa, yedi mâh kadar eğerçi mesned-ârâ-yı vekâlet-i [M1 229] kübrâ olup lâkin; \n\n İzâ tâle ʿömrü'l mer’i min gayr-i âfetin \n\n Efâdet lehü'l-eyyâmü fî kerrihâ ʿaklen \n\n mefhûmunca imtidâd-ı zemân-ı zindegânî ile kati çok devâhî-yi umûru tecribe eyleyüp, her mâddede te'ennî semtine zâhib ve kesret-i tecârib ile mehleke-i ʿaceleden mücânib olup, bu sıfat-ı garîbe zâtına rehâvet ıtlâkını îcâb ve vakt-i mukadderi dahi iktirâb eylediğinden, rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü ʿazl olunup, kayd-ı musâdereden reh-yâb\nolarak 'izz u vekārıyla Kandiye mansıbına irsâl ve düyûnuna medâr olmak içün taraf-ı hümâyûndan kifâyet mikdârı nukūd ile mir’ât-ı hâtırından izâle-i gubâr-ı melâl olundu.\n\nHaleb Vâlîsi Sadr-ı esbak Mustafa Paşa, bu defʿa dahi mühr-i hümâyûn ile mümtâz ve Âsitâne'ye gelinceye dek Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa, Vezâret ve Kāyim-makāmlık ile ser-efrâz olup, Kul Kethudâsı ʿÖmer Ağa, Yeniçeri Ağası nasb ü taʿyîn ve bu cihetle ocağ silsilesi vâkiʿ olmağla, tarîkleri üzere mansıbları tevcîh olunup, hidmetlerinde izhâr-ı istikāmet eylemeleri husûsu cümlesine telkīn olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Hamza Paşa ve nasb-ı Sadr-ı esbak Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_491.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Hamza Paşa ve nasb-ı Sadr-ı esbak Mustafa Paşa",
          "text": "Sadrıaʿzam olan Hamza Paşa, yedi mâh kadar eğerçi mesned-ârâ-yı vekâlet-i [M1 229] kübrâ olup lâkin; \n\n İzâ tâle ʿömrü'l mer’i min gayr-i âfetin \n\n Efâdet lehü'l-eyyâmü fî kerrihâ ʿaklen \n\n mefhûmunca imtidâd-ı zemân-ı zindegânî ile kati çok devâhî-yi umûru tecribe eyleyüp, her mâddede te'ennî semtine zâhib ve kesret-i tecârib ile mehleke-i ʿaceleden mücânib olup, bu sıfat-ı garîbe zâtına rehâvet ıtlâkını îcâb ve vakt-i mukadderi dahi iktirâb eylediğinden, rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü ʿazl olunup, kayd-ı musâdereden reh-yâb\nolarak 'izz u vekārıyla Kandiye mansıbına irsâl ve düyûnuna medâr olmak içün taraf-ı hümâyûndan kifâyet mikdârı nukūd ile mir’ât-ı hâtırından izâle-i gubâr-ı melâl olundu.\n\nHaleb Vâlîsi Sadr-ı esbak Mustafa Paşa, bu defʿa dahi mühr-i hümâyûn ile mümtâz ve Âsitâne'ye gelinceye dek Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa, Vezâret ve Kāyim-makāmlık ile ser-efrâz olup, Kul Kethudâsı ʿÖmer Ağa, Yeniçeri Ağası nasb ü taʿyîn ve bu cihetle ocağ silsilesi vâkiʿ olmağla, tarîkleri üzere mansıbları tevcîh olunup, hidmetlerinde izhâr-ı istikāmet eylemeleri husûsu cümlesine telkīn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Kandiye muhâfızı iken Vezâreti refʿ ve Resmo'ya iclâ olunmuşidi. Râgıb Paşa vefâtından sonra Vezâret'i ibkā ve Hanya Sancağı'yla çeşm-i ibtihâcı rûşenâ kılınup, sefîneye rükûb ve birkaç mîl katʿından sonra muhâlif, rûzgâr hübûb eylediğinden yine Resmo'ya râciʿ ve birkaç gün haste olup, ʿâkıbet ravendegân-ı âhirete tâbiʿ oldu. Resmo'dan çıkup, muhâlif, rûzgâr ile rücûʿu, mücerred cezb-i hâk ve birkaç günlük rızkını istîfâ vü idrâk içün olduğu zâhirdir. [Mısra]: Sübhâne men tehayyere fî sunʿihi sivâh\n\nMüşârun ileyh Devlet-i ʿaliyye'de merâtib-i sâmiyeye nâyil ve encâm-ı kâr hilâl-i ikbâli câh-ı menîʿ-i Vezâret'le bedr-i kâmil olup, meʿârif-âşinâ ve himmeti vâlâ bir düstûr-i bî-hemtâ idi. Defterhânede kitâbetle meşgûl olduğu zemândan fevtine dek bir seccâde ve hırka ve tesbîhi tenhâ bir mahalde hâzır ve leyâlî-yi hâliyede baʿzı ekâbir-i meşâyihden telakkī eylediği ezkâr ile müteveccih-i dergâh-ı hazret-i Kādir olur imiş. Müşârun ileyh gāyet müşekkel ve cesîm ve sâhib-i heykel-i ʿazîm olup, kıyâfetinden gabâvet ve tabîʿatından gılzat melhûz iken vücûdunda aslâ sıklet olmayup, ʿakl ü idrâki kemâlinde ve rüşd ü zekâsı nisâbında olması kıyâfetnâme mütâlaʿa edenleri gark-ı ʿarak-ı hayret eyler idi. Ancak tabʿında cüz’î hiddet ve meşrebinde [M1 230] eser-i nahvet olup, hattâ nâs miyânında Sopa-salan şöhretiyle nâmzed olmuşidi.\n\nHüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân ʿOsmân Hân ʿasrında Reʿîsülküttâb bulunup, tavr-ı reftârını sencîde-i mîzân-ı tedkīk ve edeb ü kemâlini nûr-ı firâsetle tahkīk buyurup: “Lisân-ı nâsdan insân sâlim olamaz, bu âdem kâmil bir âdem imiş fîmâ-baʿd Kâmil mahlasıyla tehallus etsün\" deyü nutk-ı hümâyûn buyurduklarından Kâmil denilüp, hattâ Vezâret'i hâlinde tarafına hitâben sâdır olan evâmirde elkābına Kâmil izâfesi müstefîz u şâyiʿdir.",
          "caption": "Vefât-ı Vezîr Kâmil Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_492.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Vezîr Kâmil Ahmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Kandiye muhâfızı iken Vezâreti refʿ ve Resmo'ya iclâ olunmuşidi. Râgıb Paşa vefâtından sonra Vezâret'i ibkā ve Hanya Sancağı'yla çeşm-i ibtihâcı rûşenâ kılınup, sefîneye rükûb ve birkaç mîl katʿından sonra muhâlif, rûzgâr hübûb eylediğinden yine Resmo'ya râciʿ ve birkaç gün haste olup, ʿâkıbet ravendegân-ı âhirete tâbiʿ oldu. Resmo'dan çıkup, muhâlif, rûzgâr ile rücûʿu, mücerred cezb-i hâk ve birkaç günlük rızkını istîfâ vü idrâk içün olduğu zâhirdir. [Mısra]: Sübhâne men tehayyere fî sunʿihi sivâh\n\nMüşârun ileyh Devlet-i ʿaliyye'de merâtib-i sâmiyeye nâyil ve encâm-ı kâr hilâl-i ikbâli câh-ı menîʿ-i Vezâret'le bedr-i kâmil olup, meʿârif-âşinâ ve himmeti vâlâ bir düstûr-i bî-hemtâ idi. Defterhânede kitâbetle meşgûl olduğu zemândan fevtine dek bir seccâde ve hırka ve tesbîhi tenhâ bir mahalde hâzır ve leyâlî-yi hâliyede baʿzı ekâbir-i meşâyihden telakkī eylediği ezkâr ile müteveccih-i dergâh-ı hazret-i Kādir olur imiş. Müşârun ileyh gāyet müşekkel ve cesîm ve sâhib-i heykel-i ʿazîm olup, kıyâfetinden gabâvet ve tabîʿatından gılzat melhûz iken vücûdunda aslâ sıklet olmayup, ʿakl ü idrâki kemâlinde ve rüşd ü zekâsı nisâbında olması kıyâfetnâme mütâlaʿa edenleri gark-ı ʿarak-ı hayret eyler idi. Ancak tabʿında cüz’î hiddet ve meşrebinde [M1 230] eser-i nahvet olup, hattâ nâs miyânında Sopa-salan şöhretiyle nâmzed olmuşidi.\n\nHüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân ʿOsmân Hân ʿasrında Reʿîsülküttâb bulunup, tavr-ı reftârını sencîde-i mîzân-ı tedkīk ve edeb ü kemâlini nûr-ı firâsetle tahkīk buyurup: “Lisân-ı nâsdan insân sâlim olamaz, bu âdem kâmil bir âdem imiş fîmâ-baʿd Kâmil mahlasıyla tehallus etsün\" deyü nutk-ı hümâyûn buyurduklarından Kâmil denilüp, hattâ Vezâret'i hâlinde tarafına hitâben sâdır olan evâmirde elkābına Kâmil izâfesi müstefîz u şâyiʿdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müjde-i mühr-i Sadr-ı esbak, Mustafa Paşa'ya vusûl buldukda Haleb'den hareket ve işbu cumâdelâhırenin ikinci günü Üsküdar'a gelüp, şiddet-i şitâ hasebiyle yemeklik ʿafv ve Şeyhülislâm Efendi'yle sandal-süvâr olarak ʿatebe-i ʿulyâ-yı Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i darâʿat eyledikde, ferve-i Vekâlet-i kübrâ ile dördüncü defʿa Sadru'l-vüzerâ olup, kapuyu teşrîf ve ʿumûm hılʿatleriyle ashâb-ı menâsıbı taltîf eyledi.",
          "caption": "Kudûm-i Sadrıaʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_493.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Kudûm-i Sadrıaʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Müjde-i mühr-i Sadr-ı esbak, Mustafa Paşa'ya vusûl buldukda Haleb'den hareket ve işbu cumâdelâhırenin ikinci günü Üsküdar'a gelüp, şiddet-i şitâ hasebiyle yemeklik ʿafv ve Şeyhülislâm Efendi'yle sandal-süvâr olarak ʿatebe-i ʿulyâ-yı Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i darâʿat eyledikde, ferve-i Vekâlet-i kübrâ ile dördüncü defʿa Sadru'l-vüzerâ olup, kapuyu teşrîf ve ʿumûm hılʿatleriyle ashâb-ı menâsıbı taltîf eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ olan Karabâgī Vezîr Süleymân Paşa, fenn-i deryâda mütefennin ise dahi ihtiyâr ü müsin olup, umûr-i Donanma-yı hümâyûn'u idârede ʿaczi zâhir ve zabt-ı haşerât-ı neferâtda kusûr-i zarûrîsi maʿlûm-i Sadr-ı saʿîdü'l-me'âsir olmağla, mikdâr-ı vâfî maʿîşet ile Rodos'da ikāmeti irâde ve bu mazmûnda tarafına emr-i celîlü'ş-şân firistâde olunup, Kāyim-makām bulunan Vezîr Mehmed Paşa'ya Kapudanlık kürkü iksâ ve Sayda Vâlîsi ʿAzm-zâde Mehmed Paşa, Vâlî-yi Halebü'ş-şehbâ olup, Sayda, Eğriboz Mutasarrıfı el-Hâc Ahmed Paşa'ya iʿtâ olundu.\n\nKapudân-ı sâbıkın Kethudâsı ʿAli sevâhil-i Bahr-i sefîd'e müstevlî olup, o havâlîde mütemekkin İslâm ve reʿâyâyı envâʿ-ı zulm ü cevr ile mütekeddir ve tecrîm ü tağrîm ile müte'ellim ve mutazarrır eylediğinden, fevc fevc Âsitâne'ye gelüp, hâl-i pür-melâllerini inhâ ve birkaç defʿa rikâb-ı hümâyûna refʿ-i rukʿa-i iştikâ etmeleriyle keyfiyyet bî-garaz kimselerden su'âl ü teftîş olundukda, reʿâyânın sıdk-ı müddeʿâlarını te'yîd eylediklerinden merkūmun kaydı görülüp, ser-i maktûʿu galtân-ı meydân-ı hızy ü hızlân kılındı.\n\nMenâsıb-ı Devlet-i ʿaliyye birkaç âdeme inhisâr ile sâyir ricâl-i devlete ye's ü hirmân ve inkisâr-ı kulûb îrâsı hilâf-ı meşreb-i Sadr-ı cedîd olduğundan; Utavvifü mâ utavvifü sümme âtî ilâ beytin kāʿidetühü lekâ'in mefhûmuna mâ-sadak bulduğu Kâşif Mehmed Emîn [M1 231] Efendi'yi Kethudâlık'dan ʿazl edüp, Recâ’î Mehmed Efendi'yi Kethudâlığa intihâb ve ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey'i Çavuş-başı ve Defterdâr-ı sâbık ʿAbdî Efendi'yi Re'îsülküttâb eyledi.\n\nBelgrad'a nizâm veren Vezîr ʿAbdî Paşa hakkında Belgrad muhâfazasında olan yamakların kârgüzârlarını mücerred tamaʿa mebnî izâle ile: “Serhadd-i Pâdişâhî'nin kuvvet ü zahrını şikest ve ʿırz-ı ocağı pest eyledi” deyü ocağlu beyninde güft-gû hâdis ve ferkaʿa-i esâbiʿ makūlesinden olan gürültü ile Vezâret'i refine bâʿis olmuşlar idi. O\nmakūle şedîdü'ş-şekîme ve Devlet-i ʿaliyye'nin maslahatına yarar Vezîr'in menkūb kalması revâ görülmeyüp, Vezâret'i ibkā ve Karaman Eyâleti menşûru yed-i istihkākına iʿtâ olunup, selefi Vezîr Çelik Mehmed Paşa, Anadolu Eyâleti'yle kesb-i tefavvuk u iʿtilâ eyledi.\n\nKethudây-ı sâbık Kâşif Mehmed Efendi, min külli'l-cihât manzûr ve maʿzûlen hânesinde ikāmeti tabʿan menfûr-i Pâdişâh-vakûr olduğuna binâ'en, evâyil-i receb-i şerîfde Râkım Mehmed Efendi ʿazlinden Defterdârlık ile nâyil-i etemm-i sürûr oldu.",
          "caption": "Şurûʿ-i Sadrıaʿzam be-umûr-i devlet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_494.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ-i Sadrıaʿzam be-umûr-i devlet",
          "text": "Kapudân-ı deryâ olan Karabâgī Vezîr Süleymân Paşa, fenn-i deryâda mütefennin ise dahi ihtiyâr ü müsin olup, umûr-i Donanma-yı hümâyûn'u idârede ʿaczi zâhir ve zabt-ı haşerât-ı neferâtda kusûr-i zarûrîsi maʿlûm-i Sadr-ı saʿîdü'l-me'âsir olmağla, mikdâr-ı vâfî maʿîşet ile Rodos'da ikāmeti irâde ve bu mazmûnda tarafına emr-i celîlü'ş-şân firistâde olunup, Kāyim-makām bulunan Vezîr Mehmed Paşa'ya Kapudanlık kürkü iksâ ve Sayda Vâlîsi ʿAzm-zâde Mehmed Paşa, Vâlî-yi Halebü'ş-şehbâ olup, Sayda, Eğriboz Mutasarrıfı el-Hâc Ahmed Paşa'ya iʿtâ olundu.\n\nKapudân-ı sâbıkın Kethudâsı ʿAli sevâhil-i Bahr-i sefîd'e müstevlî olup, o havâlîde mütemekkin İslâm ve reʿâyâyı envâʿ-ı zulm ü cevr ile mütekeddir ve tecrîm ü tağrîm ile müte'ellim ve mutazarrır eylediğinden, fevc fevc Âsitâne'ye gelüp, hâl-i pür-melâllerini inhâ ve birkaç defʿa rikâb-ı hümâyûna refʿ-i rukʿa-i iştikâ etmeleriyle keyfiyyet bî-garaz kimselerden su'âl ü teftîş olundukda, reʿâyânın sıdk-ı müddeʿâlarını te'yîd eylediklerinden merkūmun kaydı görülüp, ser-i maktûʿu galtân-ı meydân-ı hızy ü hızlân kılındı.\n\nMenâsıb-ı Devlet-i ʿaliyye birkaç âdeme inhisâr ile sâyir ricâl-i devlete ye's ü hirmân ve inkisâr-ı kulûb îrâsı hilâf-ı meşreb-i Sadr-ı cedîd olduğundan; Utavvifü mâ utavvifü sümme âtî ilâ beytin kāʿidetühü lekâ'in mefhûmuna mâ-sadak bulduğu Kâşif Mehmed Emîn [M1 231] Efendi'yi Kethudâlık'dan ʿazl edüp, Recâ’î Mehmed Efendi'yi Kethudâlığa intihâb ve ʿİvaz Paşa-zâde ʿAli Bey'i Çavuş-başı ve Defterdâr-ı sâbık ʿAbdî Efendi'yi Re'îsülküttâb eyledi.\n\nBelgrad'a nizâm veren Vezîr ʿAbdî Paşa hakkında Belgrad muhâfazasında olan yamakların kârgüzârlarını mücerred tamaʿa mebnî izâle ile: “Serhadd-i Pâdişâhî'nin kuvvet ü zahrını şikest ve ʿırz-ı ocağı pest eyledi” deyü ocağlu beyninde güft-gû hâdis ve ferkaʿa-i esâbiʿ makūlesinden olan gürültü ile Vezâret'i refine bâʿis olmuşlar idi. O\nmakūle şedîdü'ş-şekîme ve Devlet-i ʿaliyye'nin maslahatına yarar Vezîr'in menkūb kalması revâ görülmeyüp, Vezâret'i ibkā ve Karaman Eyâleti menşûru yed-i istihkākına iʿtâ olunup, selefi Vezîr Çelik Mehmed Paşa, Anadolu Eyâleti'yle kesb-i tefavvuk u iʿtilâ eyledi.\n\nKethudây-ı sâbık Kâşif Mehmed Efendi, min külli'l-cihât manzûr ve maʿzûlen hânesinde ikāmeti tabʿan menfûr-i Pâdişâh-vakûr olduğuna binâ'en, evâyil-i receb-i şerîfde Râkım Mehmed Efendi ʿazlinden Defterdârlık ile nâyil-i etemm-i sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh halîle-i celîleleri ʿiffetlü Zeyneb Sultân hazretlerinin Serây-ı ʿâlîlerinde birkaç gün zânû-zede-i visâde-i bîmârî ve şaʿbânü'l-muʿazzamın sekizinci günü müntakıl-i civâr-ı rahmet-i Kird-gârî olup, ʿuhdesinde olan Nişâncılık, Re'îsülküttâb-ı sâbık Nuʿmân Efendi'ye tevcîh olundu. Müşârun ileyh Hudâvendigâr-ı esbak Sultân Ahmed Hân subbet ʿaleyhi şe'abîb-ü rahmeti'r-Rahmân hazretlerinin vüzerâsından olup, sinni-yi ʿömrü sekseni mütecâviz idi. Sinek Mustafa Paşa şöhretiyle elsine-i ʿavâmda mezkûr olduğuna nazaran fevtine, mâte'z-zübâb (مات الذباب) târîh vâkiʿ olması ittifâkıyyât-ı garîbedendir. Maktûl İbrâhîm Paşa'nın hafîdi olup, o hengâmelerde tabʿına sıklet ve ʿaklına cüz'î hiffet ʿârız olup, ʿilâc-ı rûhânî ve devâ'-i cismânî ile tashîh-i mizâc ve lüknet-i lisân ile mütekellim bir Vezîr-i sâhib-i imtizâc idi. Evâyil-i hâlinde nemâdâr bir mansıba nâyil olmayup, ekser İç-il ve Trabzon ve Van mansıblarıyla ʿömrü güzerân olup, bir mahalden bir mahalle ʿazîmetinde dâiresini zabt ü idâreden ʿâciz ve etbâʿının nehb ü gāretlerinden fukarâ müşme'izz idi. Evâhır-ı ʿömründe refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâl ile ʿömrü güzâr ve menâsıb-ı kesîrü'l-cedvâ ile kulûb-i emsâli dağdâr eyledi.\nŞaʿbânü'l-muʿazzamın on birinci günü kısteyn mevâcibi ihrâc [M1 232] olunup, eyâdî-yi emânetkârâna teslîm ve devr ʿakabinde Rikâbdâr Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye kadr-ı Sadrıaʿzamî'yi tefhîm eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Vezîr Küçük Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_495.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vezîr Küçük Mustafa Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh halîle-i celîleleri ʿiffetlü Zeyneb Sultân hazretlerinin Serây-ı ʿâlîlerinde birkaç gün zânû-zede-i visâde-i bîmârî ve şaʿbânü'l-muʿazzamın sekizinci günü müntakıl-i civâr-ı rahmet-i Kird-gârî olup, ʿuhdesinde olan Nişâncılık, Re'îsülküttâb-ı sâbık Nuʿmân Efendi'ye tevcîh olundu. Müşârun ileyh Hudâvendigâr-ı esbak Sultân Ahmed Hân subbet ʿaleyhi şe'abîb-ü rahmeti'r-Rahmân hazretlerinin vüzerâsından olup, sinni-yi ʿömrü sekseni mütecâviz idi. Sinek Mustafa Paşa şöhretiyle elsine-i ʿavâmda mezkûr olduğuna nazaran fevtine, mâte'z-zübâb (مات الذباب) târîh vâkiʿ olması ittifâkıyyât-ı garîbedendir. Maktûl İbrâhîm Paşa'nın hafîdi olup, o hengâmelerde tabʿına sıklet ve ʿaklına cüz'î hiffet ʿârız olup, ʿilâc-ı rûhânî ve devâ'-i cismânî ile tashîh-i mizâc ve lüknet-i lisân ile mütekellim bir Vezîr-i sâhib-i imtizâc idi. Evâyil-i hâlinde nemâdâr bir mansıba nâyil olmayup, ekser İç-il ve Trabzon ve Van mansıblarıyla ʿömrü güzerân olup, bir mahalden bir mahalle ʿazîmetinde dâiresini zabt ü idâreden ʿâciz ve etbâʿının nehb ü gāretlerinden fukarâ müşme'izz idi. Evâhır-ı ʿömründe refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâl ile ʿömrü güzâr ve menâsıb-ı kesîrü'l-cedvâ ile kulûb-i emsâli dağdâr eyledi.\nŞaʿbânü'l-muʿazzamın on birinci günü kısteyn mevâcibi ihrâc [M1 232] olunup, eyâdî-yi emânetkârâna teslîm ve devr ʿakabinde Rikâbdâr Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye kadr-ı Sadrıaʿzamî'yi tefhîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müteveffa Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın Kethudâsı Sâlih Ağa, rüşd ü reviyyet ile meşhûr ve Çeteci dâyiresini idâre ile müşârun ileyhin şânını mevfûr eylediği maʿlûm-i evliyây-ı umûr olduğundan, Paşası vefâtından sonra zümre-i mîr-i mîrâna idhâl ve Adana Eyâleti ile makzıyyü'l-âmâl kılınmışidi. Sadrıaʿzam Adana'dan murûr eder iken hidmetinde kıyâm ve Vezâret ihsân olunması bâbında niyâz ü istirhâm etmiş idi. Hattâ Sadrıaʿzam: “Senin mukaddemâ sît ü şöhretin kemâle resîde ve Çeteci tedbîr-i dil-pezîrin ile beyne'l-vüzerâ memdûh ve serkeşîde olmuşiken, el-hâletü hâzihî elinden bir maslahat gelmez gibi Adana'da ikāmetin mûcib-i teʿaccübdür” dedikde: “Belâ, mâdde ʿaynî ile buyurduğunuz gibidir. Lâkin o mevsimlerde müstenidim Çeteci gibi ʿazîmü'ş-şân bir Vezîr olup, sît-ı bülendiyle hutûb-i ʿizâma iktihâm ve niçe müşkilât-ı umûra nizâm verir idim. Ancak şimdi muʿîn ü zahîrim olmadığından şâʿirin: \n\n Serâpâ cevherem çün tîg ammâ der keff-i gîtî \n Zi-men-kârî neyâyed harbe-i nâmerd râ mânem \n\n mefhûmu mâ-sadak-ı hâlim oldu. İʿânet ü himmet ile matlabım olan Vezâret'e nizâm verilür ise [mısrâ]: \n\n Ben yine ol merd-i çâlâkım ki nâmım söylenür, \n\n Hidmet-i devletde kusûr ve mütehammil-i ʿuhde-i ʿâcizânem olan umûrda irtikâb-ı fütûr etmem” kelâmıyla mühür-zen-i leb-i sükût oldukda, bu mukaddime-i rikkat-engîzi kalb-i Sadâret-penâhîye te'sîr ve Vezâret'le tebşîr etmişidi. Sadr-ı müşârun ileyh Âsitâne'ye vürûdunda rüşd ü reviyyetini ʿarz-ı ʿâlem-i bâlâ ve Vezâret'le çırâğ ve ihyâ eylediğinden gayri Cidde mansıbı ile dahi kadrini iʿlâ eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Adana",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_496.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Adana",
          "text": "Müteveffa Çeteci Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın Kethudâsı Sâlih Ağa, rüşd ü reviyyet ile meşhûr ve Çeteci dâyiresini idâre ile müşârun ileyhin şânını mevfûr eylediği maʿlûm-i evliyây-ı umûr olduğundan, Paşası vefâtından sonra zümre-i mîr-i mîrâna idhâl ve Adana Eyâleti ile makzıyyü'l-âmâl kılınmışidi. Sadrıaʿzam Adana'dan murûr eder iken hidmetinde kıyâm ve Vezâret ihsân olunması bâbında niyâz ü istirhâm etmiş idi. Hattâ Sadrıaʿzam: “Senin mukaddemâ sît ü şöhretin kemâle resîde ve Çeteci tedbîr-i dil-pezîrin ile beyne'l-vüzerâ memdûh ve serkeşîde olmuşiken, el-hâletü hâzihî elinden bir maslahat gelmez gibi Adana'da ikāmetin mûcib-i teʿaccübdür” dedikde: “Belâ, mâdde ʿaynî ile buyurduğunuz gibidir. Lâkin o mevsimlerde müstenidim Çeteci gibi ʿazîmü'ş-şân bir Vezîr olup, sît-ı bülendiyle hutûb-i ʿizâma iktihâm ve niçe müşkilât-ı umûra nizâm verir idim. Ancak şimdi muʿîn ü zahîrim olmadığından şâʿirin: \n\n Serâpâ cevherem çün tîg ammâ der keff-i gîtî \n Zi-men-kârî neyâyed harbe-i nâmerd râ mânem \n\n mefhûmu mâ-sadak-ı hâlim oldu. İʿânet ü himmet ile matlabım olan Vezâret'e nizâm verilür ise [mısrâ]: \n\n Ben yine ol merd-i çâlâkım ki nâmım söylenür, \n\n Hidmet-i devletde kusûr ve mütehammil-i ʿuhde-i ʿâcizânem olan umûrda irtikâb-ı fütûr etmem” kelâmıyla mühür-zen-i leb-i sükût oldukda, bu mukaddime-i rikkat-engîzi kalb-i Sadâret-penâhîye te'sîr ve Vezâret'le tebşîr etmişidi. Sadr-ı müşârun ileyh Âsitâne'ye vürûdunda rüşd ü reviyyetini ʿarz-ı ʿâlem-i bâlâ ve Vezâret'le çırâğ ve ihyâ eylediğinden gayri Cidde mansıbı ile dahi kadrini iʿlâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Burusa Kadısı olan ʿAtıf-zâde'nin, şemʿ-i hayâtı püf-kerde-i dehen-i ecel ve Hayâtî-zâde Efendi, mansıbı ile mübeccel oldu. Topçu-başı Mustafa Ağa maʿzûl ve Kethudâ Mehmed Ağa yerine mevsûl olup, Eflâk Voyvodası dahi bu esnâda rû-be-râh-ı dereke-i esfel ve yerine İstefân [Stefan] Voyvoda mübeddel oldu.",
          "caption": "Baʿzı havâdisât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_497.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdisât",
          "text": "Burusa Kadısı olan ʿAtıf-zâde'nin, şemʿ-i hayâtı püf-kerde-i dehen-i ecel ve Hayâtî-zâde Efendi, mansıbı ile mübeccel oldu. Topçu-başı Mustafa Ağa maʿzûl ve Kethudâ Mehmed Ağa yerine mevsûl olup, Eflâk Voyvodası dahi bu esnâda rû-be-râh-ı dereke-i esfel ve yerine İstefân [Stefan] Voyvoda mübeddel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbtigāy-ı merzât-ı Hudâ zımnında taraf-ı hümâyûndan binâ olunan câmiʿ-i şerîf ve maʿbed-i latîf üç seneye karîb zemânde destyârî-yi himem-i me'mûrân ve çîre-destî-yi bennâyân-ı zemân ile hayyiz-i hitâma resân olup, [M1 233] Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Yeniçeri Ağası ve sâyir mütehayyizân-ı Devlet-i ebed-kıyâm câmiʿ-i mezkûrda sâlât-\nsubhu edâ ve altıncı mübârek cumʿa günü Şehinşâh-ı cihân-ârâ dahi hîresâz-ı aʿyün-i erbâb-ı temâşâ olan âlây-ı vâlâ ile câmiʿ-i şerîfe sâye-endâz-ı iʿtilâ ve salât-ı cumʿayı ba'de'l-edâ Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sudûr-ı kirâma birer ferve-i girân-behâ iksâ ve sâyir mevâlî-yi ʿizâm ve meşâyih-i zevi'l-ihtirâma ʿalâ kadr-i merâtibihim ilbâs-ı hilaʿ-ı fâhire ve baʿzılarına nukūd-ı vâfire inʿâm ve yine alay ile Serây-ı ʿâlîlerine hirâm buyurdular.\n\nCâmiʿ-i mezkûrun evkāf ve müsekkāfâtı ber-vech-i ekmel tertîb ü tanzîm ve vezâyif ü revâtıbı bâliğan mâ-belağ erbâbına taksîm olunup, hademesi dahi intihâb ve her nev'in mümtâz ve müştehiri istishâb olunup, bu cihetler ile mahsûd-i cevâmiʿ-i eslâf-ı güzîn ve mağbût-i meʾâbid-i selâtîn-i pîşîn olduğundan başka, derûn-i meymenet-meşhûnu mehbit-ı envâr-ı füyûzât-ı Sübhâniyye ve sâha-i meymenet-mesâhası mevrid-i vüfûd-i tecelliyât-ı Samedaniyye olup, aʿmide-i refîʿu'l-bünyânı ʿamûd-i subh-i sâdıka ʿadîl ve kubbe-i zer-nigâr-ı muʿallâ-revâkı künbed-i çarh-ı nîlgûne mesîl olup, ruhâm tâkātı âyine gibi mücellâ ve sütûn-i zevâyâsı kalb-i pârsâ gibi musaffâ, kanâdîl-i zıyâ-bahşâsı pervîn-i feleke beraber ve şemse-i zerrîn-nakşı kurs-i hurşîde hemser olduğu maʿlûm-i erbâb-ı istidlâl ü nazardır. Hâsılı câmiʿ-i mezkûr cemîʿ-i eczâ vü müştemilâtıyla bî-kusûr bünyâd olunup, Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd hak budur ki, yevm-i meʿâd içün iʿâd-ı zâd buyurup, sahîfe-i hasenâtı mâ-lâ-mâl ecr-i cemîl ve cerâyid-i aʿmâli serşâd-ı sevâb-ı cezîl olduğu zâhirdir.",
          "caption": "İtmâm-ı Câmiʿ-i Lâleli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_498.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "İtmâm-ı Câmiʿ-i Lâleli",
          "text": "İbtigāy-ı merzât-ı Hudâ zımnında taraf-ı hümâyûndan binâ olunan câmiʿ-i şerîf ve maʿbed-i latîf üç seneye karîb zemânde destyârî-yi himem-i me'mûrân ve çîre-destî-yi bennâyân-ı zemân ile hayyiz-i hitâma resân olup, [M1 233] Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Yeniçeri Ağası ve sâyir mütehayyizân-ı Devlet-i ebed-kıyâm câmiʿ-i mezkûrda sâlât-\nsubhu edâ ve altıncı mübârek cumʿa günü Şehinşâh-ı cihân-ârâ dahi hîresâz-ı aʿyün-i erbâb-ı temâşâ olan âlây-ı vâlâ ile câmiʿ-i şerîfe sâye-endâz-ı iʿtilâ ve salât-ı cumʿayı ba'de'l-edâ Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve sudûr-ı kirâma birer ferve-i girân-behâ iksâ ve sâyir mevâlî-yi ʿizâm ve meşâyih-i zevi'l-ihtirâma ʿalâ kadr-i merâtibihim ilbâs-ı hilaʿ-ı fâhire ve baʿzılarına nukūd-ı vâfire inʿâm ve yine alay ile Serây-ı ʿâlîlerine hirâm buyurdular.\n\nCâmiʿ-i mezkûrun evkāf ve müsekkāfâtı ber-vech-i ekmel tertîb ü tanzîm ve vezâyif ü revâtıbı bâliğan mâ-belağ erbâbına taksîm olunup, hademesi dahi intihâb ve her nev'in mümtâz ve müştehiri istishâb olunup, bu cihetler ile mahsûd-i cevâmiʿ-i eslâf-ı güzîn ve mağbût-i meʾâbid-i selâtîn-i pîşîn olduğundan başka, derûn-i meymenet-meşhûnu mehbit-ı envâr-ı füyûzât-ı Sübhâniyye ve sâha-i meymenet-mesâhası mevrid-i vüfûd-i tecelliyât-ı Samedaniyye olup, aʿmide-i refîʿu'l-bünyânı ʿamûd-i subh-i sâdıka ʿadîl ve kubbe-i zer-nigâr-ı muʿallâ-revâkı künbed-i çarh-ı nîlgûne mesîl olup, ruhâm tâkātı âyine gibi mücellâ ve sütûn-i zevâyâsı kalb-i pârsâ gibi musaffâ, kanâdîl-i zıyâ-bahşâsı pervîn-i feleke beraber ve şemse-i zerrîn-nakşı kurs-i hurşîde hemser olduğu maʿlûm-i erbâb-ı istidlâl ü nazardır. Hâsılı câmiʿ-i mezkûr cemîʿ-i eczâ vü müştemilâtıyla bî-kusûr bünyâd olunup, Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd hak budur ki, yevm-i meʿâd içün iʿâd-ı zâd buyurup, sahîfe-i hasenâtı mâ-lâ-mâl ecr-i cemîl ve cerâyid-i aʿmâli serşâd-ı sevâb-ı cezîl olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Büyük Mîrahûr olan es-Seyyid Ahmed Ağa'da liyâkat ü istiʿdâd mahsûs olduğuna binâʾen, şehr-i ramazânü'l-mübarekin yirminci günü Selânik Sancağı'yla ihrâz-ı rütbe-i Vezâret ve Büyük Mîrahûrluk ile ʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey, tecdîd kabâ-yı rifʿat eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrahûr-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_499.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrahûr-i Evvel",
          "text": "Büyük Mîrahûr olan es-Seyyid Ahmed Ağa'da liyâkat ü istiʿdâd mahsûs olduğuna binâʾen, şehr-i ramazânü'l-mübarekin yirminci günü Selânik Sancağı'yla ihrâz-ı rütbe-i Vezâret ve Büyük Mîrahûrluk ile ʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey, tecdîd kabâ-yı rifʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Benât-ı kirâm-ı hazret-i Şehinşâhî'den Mihrmâh Sultân henüz şîr-hâre ve pâ-beste-i gehvâre iken, târîh-i mezkûrda hırâmân-ı ravza-i cinân ve Lâleli türbesinde hemşîreleri Hibetullâh Sultân kurbunda nihüfte-i hâk-i ʿıtr-efşân oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Mihrmâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_500.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Mihrmâh Sultân",
          "text": "Benât-ı kirâm-ı hazret-i Şehinşâhî'den Mihrmâh Sultân henüz şîr-hâre ve pâ-beste-i gehvâre iken, târîh-i mezkûrda hırâmân-ı ravza-i cinân ve Lâleli türbesinde hemşîreleri Hibetullâh Sultân kurbunda nihüfte-i hâk-i ʿıtr-efşân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yanya Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Selmân Paşa'nın şükâtı rikâb-ı müstetâbı taʿcîz ve tenbîh ü te'kîdden hisse-mend olmayup, ser-i felâket-zedesine havâle-i tîg-i [M1 234] sertîz ve mevzûʿ-i nazargâh-ı zelîl ü ʿazîz kılındı. Anadolu taraflarında geşt ü güzâr ile fukarâyı ızrâr eden evbâş-ı levendâtın sergerdeleri Kadı-oğlu nâm kimse maʿiyyetinde olan eclâf ile Niğde taraflarını tâht ü târâc eylediğini Çapar-zâde Ahmed Paşa tashîh ile\nılgār ve zikr olunan eşrârı basup, yüz altmış mikdârını îsâl-i dereke-i nâr ve bakıyyetü's-süyûfu Karaman Eyâleti tarafına firâr eylediklerini işʿâr etmekle, Karaman Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa'ya istîsâlleriyçün hükm-i cihan-mutâʿ ısdâr olundu.",
          "caption": "Katl-i Mutasarrıf-ı Yanya ve vürûd-i ru’ûs-i eşkıyâ ez-cânib-i Çapar-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_501.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Mutasarrıf-ı Yanya ve vürûd-i ru’ûs-i eşkıyâ ez-cânib-i Çapar-zâde",
          "text": "Yanya Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Selmân Paşa'nın şükâtı rikâb-ı müstetâbı taʿcîz ve tenbîh ü te'kîdden hisse-mend olmayup, ser-i felâket-zedesine havâle-i tîg-i [M1 234] sertîz ve mevzûʿ-i nazargâh-ı zelîl ü ʿazîz kılındı. Anadolu taraflarında geşt ü güzâr ile fukarâyı ızrâr eden evbâş-ı levendâtın sergerdeleri Kadı-oğlu nâm kimse maʿiyyetinde olan eclâf ile Niğde taraflarını tâht ü târâc eylediğini Çapar-zâde Ahmed Paşa tashîh ile\nılgār ve zikr olunan eşrârı basup, yüz altmış mikdârını îsâl-i dereke-i nâr ve bakıyyetü's-süyûfu Karaman Eyâleti tarafına firâr eylediklerini işʿâr etmekle, Karaman Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa'ya istîsâlleriyçün hükm-i cihan-mutâʿ ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kânûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere leyletü'l-ʿîd cümle erkân-ı devlet, takbîl-i dâmen-i Pâdişâhî ile ʿîd-i ber-bâlâ-yı ʿîd eylediler.\n\nŞevvâlin altıncı günü tevcîhât vukūʿ bulup, ricâl-i bâb ve defterdârân ve Tevkīʿî ve Defter Emîni ibkā olunup, Büyük Tezkirecilik, Nâyilî Paşa birâderi Vahdetî Ebûbekir Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, Penâh Süleymân Efendi'ye ve Rûznâmçe-i Evvel, Râkım Efendi'ye ve Baş-muhasebe, Sârım Efendi'ye tevcîh olundu. Şehir ve Tersâne ve Darb-hâne mutasarrıflarına ibkā ve Matbah Emâneti, Ağa-zâde Hüseyin Ağa'ya ve Arpa Emâneti, Subhî Efendi'ye; Anadolu, Elmâs Paşa-zâde'ye; Süvârî, ʿAkif Bey'e; Muhâsebe-i Haremeyn, Benli-zâde'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Defterdâr-ı sabık İbrâhîm Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Dervîş Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, ʿArif Süleymân Bey'e; Cizye Muhasebesi, Çukadar Ağalık'dan muhrec Hâfız Ahmed Efendi'ye; Mevkūfât, Yazıcı-yı sâbık ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh ve Mâliyye, Merâkī Hüseyin Efendi'ye ibkā ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tevcîh olunup, mansıbdan me'yûs olanlara dahi ʿalâ tefâvüt-i merâtibihim nukūd iʿtâ olundu.\n\nYevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, sâbıkā Bosna Vâlîsi, Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya Rumeli Eyâleti ve selefi Vezîr ʿAli Paşa'ya, Bosna Eyâleti; Mîr-i mîrândan Receb Paşa'ya, rütbe-i Vezâret'le Özi Eyâleti; Silahdâr Hamza Paşa'ya, Vidin Muhafazası; Köprülü-zâde Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya, Bender Muhafazası tevcîh ve sâyir eyâlât ü elviye dahi vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâma tevcîh ü ibkā olundu.",
          "caption": "Tebrîk-i 'Îd-i Fitr ve vukūʿ-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_502.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i 'Îd-i Fitr ve vukūʿ-i tevcîhât",
          "text": "Kânûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere leyletü'l-ʿîd cümle erkân-ı devlet, takbîl-i dâmen-i Pâdişâhî ile ʿîd-i ber-bâlâ-yı ʿîd eylediler.\n\nŞevvâlin altıncı günü tevcîhât vukūʿ bulup, ricâl-i bâb ve defterdârân ve Tevkīʿî ve Defter Emîni ibkā olunup, Büyük Tezkirecilik, Nâyilî Paşa birâderi Vahdetî Ebûbekir Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, Penâh Süleymân Efendi'ye ve Rûznâmçe-i Evvel, Râkım Efendi'ye ve Baş-muhasebe, Sârım Efendi'ye tevcîh olundu. Şehir ve Tersâne ve Darb-hâne mutasarrıflarına ibkā ve Matbah Emâneti, Ağa-zâde Hüseyin Ağa'ya ve Arpa Emâneti, Subhî Efendi'ye; Anadolu, Elmâs Paşa-zâde'ye; Süvârî, ʿAkif Bey'e; Muhâsebe-i Haremeyn, Benli-zâde'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Defterdâr-ı sabık İbrâhîm Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Dervîş Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, ʿArif Süleymân Bey'e; Cizye Muhasebesi, Çukadar Ağalık'dan muhrec Hâfız Ahmed Efendi'ye; Mevkūfât, Yazıcı-yı sâbık ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh ve Mâliyye, Merâkī Hüseyin Efendi'ye ibkā ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tevcîh olunup, mansıbdan me'yûs olanlara dahi ʿalâ tefâvüt-i merâtibihim nukūd iʿtâ olundu.\n\nYevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, sâbıkā Bosna Vâlîsi, Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya Rumeli Eyâleti ve selefi Vezîr ʿAli Paşa'ya, Bosna Eyâleti; Mîr-i mîrândan Receb Paşa'ya, rütbe-i Vezâret'le Özi Eyâleti; Silahdâr Hamza Paşa'ya, Vidin Muhafazası; Köprülü-zâde Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya, Bender Muhafazası tevcîh ve sâyir eyâlât ü elviye dahi vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâma tevcîh ü ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Basra Mütesellimi iken tefâsîl-i ahvâl-i sâbıkasına vukūf-i tâmmı olan Sadr-ı esbak müteveffâ Râgıb Paşa, sevk ü ta'rifiyle Bağdâd ve Basra'ya Vâlî nasb olunân ʿAli Paşa, Bağdâd'a dâhil olup, henüz tarafından nîk ü bed bir hâlet zuhûr etmemişiken, Vâlî-yi sâbık müteveffâ Süleymân Paşa'nın [M1 235] kethudâlığını etmiş birkaç nefer ehl-i fesâd, kemâl-i hasedlerinden fitneye istiʿdâd verüp, Bağdâd yamaklarını itmâʿ ve sâyir kâr-güzârlarına ismâʿ-ı suver-i intifâʿ etmişler idi. Sebük-magzân-ı memleketden vâfir eşhâs içkalayı zabt ve hâh u nâ-hâh ʿAli Paşa'yı Bağdad'dan ihrâc etmişler idi. Müşârun ileyh dahi Şatt'ın öte giçesini hayme-gâh ve mecmaʿ-ı cünd ü sipâh edüp,\nbizzât letâyifü'l-hiyele iştigāl ve zevâlini taleb eden zorbaların ekserîsini firîfte-i nukûd ü emvâl eyleyüp, fi'l-hâl tarafına mümâyele ile serkeşân-ı Bağdâd'ı iskât ü ilzâm ve sebkat eden efʿâl-i câhilânelerinden istiʿfâ ile Bağdâd'a duhûlünü istirhâm eylediler. Müşârun ileyh birkaç günden sonra ʿazîm alay ile tekrâr Bağdâd'a duhûl ve ʿacele iktizâ etmez iken yamakān ve yeniçeriyânın kazıyyede medhali olanlarını birer birer iʿdâma meşgûl olduğunu mârru'z-zikr kethudâlar ihsâs ve havf-i cân ile tekrâr bünyâd-ı fitneye vazʿ-ı esâs eylediler. Şöyle ki, bir mahalle müctemiʿ olup, biribiriyle ʿahd ü peymân ve mâl ü cânlarına zarar gelmemek üzere ʿÖmer Kethudâ'nın Vezâreti'ne saʿy edeceklerini teʿahhüd edüp, mûmâ ileyh dahi o makūle gadre iktihâm etmeyeceği ʿahdini mü’ekked bi'l-eymân edüp, biribirinden hilf ü yemîn ile emîn oldukdan sonra hufyeten ehâlîye irsâl-i haber ve: “Vâlîmizin bize ve size niyyeti mahz-ı şer ve vaktiyle çâresine bakılmamak cümleye zarardır” deyü kâr-ı güzârân-ı beldeyi igrâ ve garaz-ı cibillîlerini icrâ eylediler. Kelimât-ı muzahrafaları fitne-cûyân-ı Bağdâd'a te'sîr ve der-ân-sâʿat: “En-nefir en-nefir\" velvelesi ʿâlemgîr olarak içkalʿa ve ittiısâlinde olan meydân lebrîz-i âdemiyân olup, serâyına toplar havâle ve meşâriʿ u turuk seddiyle vazʿ-ı esâs-ı mukātele eylediklerini ʿAli Paşa tahkīk ve her ne kadar nush u pend etdiyse miyâneleri tevfîk olunamayup, dâyiresi halkını dahi aʿdâsı tefrîk etmeleriyle sedd-i turuk u ebvâb sebebi ile hâric-i memlekete ayak basamayup, nâ-çâr hey’et-i mütenekkire ile serâyından hurûc ve bir hâneye vulûc edüp, birkaç gün ihtifâ ve ehâlî dahi etrâf ü eknâfı cust-cûdan hâlî olmayup, bilâhare pinhân olduğu hâneyi basup, müşârun ileyhi ahz ve kalʿa-bend etdikden sonra katline ictirâ eylediler. Galeyân-ı dîg-i fitneye ʿillet olanlar Dârü'n-nedve'ye cemʿ olup, enbân-ı fesâda mürâcaʿat ve gûnâ-gûn tezvîrât ihtirâʿına mübâşeret ve nihâyet meşveretleri mefkūd; müşârun ileyh tâyife-i Aʿcâm ile muhâbere ve Bağdâd'ı vermek sûretini müşâvere etdiği maʿlûm olup, mukaddemce devlete haber irsâlinde [M1 236] maslahat fevtiyle bir bâdire-i kāhire zuhûru meczûm olduğundan, ol vechile kaydı görülüp, ʿÖmer Kethudâ reşîd ve sâdık ve her hareketi irâde-i devlete muvâfik ve taşra vüzerâsı zabt-ı Bağdâd'dan ʿâciz olmak haysiyyeti ile Ağa-yı mûmâ ileyhe Vezâret verilmesi cümlenin re'y ü istisvâbına mutâbıkdır” deyü müzevver ve masnûʿ ʿarz u mahzarları vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, iltizâm-ı muktezeyât-ı vakt ü hâl ile Bağdâd ve Basra menşûru ʿÖmer Kethudâ ismine tasrîh ve o tarafa berîd-i beşâret tesrîh olundu. Müteveffây-ı müşârun ileyh ʿâkil u reşîd ve ahkâm-ı şecâʿat rûznâme-i hâlinde zâhir u bedîd sahâ vü cevâd tavîlü'n-necâd kesîru'r-remâd bir Vezîr-i pür-istiʿdâd idi. ʿAzv olunan cürm-i nâ-kerdeden beriyyü'z-zimme ve hayâtda olsa Devlet-i ʿaliyye'nin işine yarar bir düstûr-i ʿâliyyü'l-himme idi.",
          "caption": "Guluvv-i ehl-i Bağdâd be-Vâlî-yi Vilâyet Vezîr ʿAli Paşa ve telef-şüden-i ân Vezîr-i sütûde-tedbîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_503.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Guluvv-i ehl-i Bağdâd be-Vâlî-yi Vilâyet Vezîr ʿAli Paşa ve telef-şüden-i ân Vezîr-i sütûde-tedbîr",
          "text": "Basra Mütesellimi iken tefâsîl-i ahvâl-i sâbıkasına vukūf-i tâmmı olan Sadr-ı esbak müteveffâ Râgıb Paşa, sevk ü ta'rifiyle Bağdâd ve Basra'ya Vâlî nasb olunân ʿAli Paşa, Bağdâd'a dâhil olup, henüz tarafından nîk ü bed bir hâlet zuhûr etmemişiken, Vâlî-yi sâbık müteveffâ Süleymân Paşa'nın [M1 235] kethudâlığını etmiş birkaç nefer ehl-i fesâd, kemâl-i hasedlerinden fitneye istiʿdâd verüp, Bağdâd yamaklarını itmâʿ ve sâyir kâr-güzârlarına ismâʿ-ı suver-i intifâʿ etmişler idi. Sebük-magzân-ı memleketden vâfir eşhâs içkalayı zabt ve hâh u nâ-hâh ʿAli Paşa'yı Bağdad'dan ihrâc etmişler idi. Müşârun ileyh dahi Şatt'ın öte giçesini hayme-gâh ve mecmaʿ-ı cünd ü sipâh edüp,\nbizzât letâyifü'l-hiyele iştigāl ve zevâlini taleb eden zorbaların ekserîsini firîfte-i nukûd ü emvâl eyleyüp, fi'l-hâl tarafına mümâyele ile serkeşân-ı Bağdâd'ı iskât ü ilzâm ve sebkat eden efʿâl-i câhilânelerinden istiʿfâ ile Bağdâd'a duhûlünü istirhâm eylediler. Müşârun ileyh birkaç günden sonra ʿazîm alay ile tekrâr Bağdâd'a duhûl ve ʿacele iktizâ etmez iken yamakān ve yeniçeriyânın kazıyyede medhali olanlarını birer birer iʿdâma meşgûl olduğunu mârru'z-zikr kethudâlar ihsâs ve havf-i cân ile tekrâr bünyâd-ı fitneye vazʿ-ı esâs eylediler. Şöyle ki, bir mahalle müctemiʿ olup, biribiriyle ʿahd ü peymân ve mâl ü cânlarına zarar gelmemek üzere ʿÖmer Kethudâ'nın Vezâreti'ne saʿy edeceklerini teʿahhüd edüp, mûmâ ileyh dahi o makūle gadre iktihâm etmeyeceği ʿahdini mü’ekked bi'l-eymân edüp, biribirinden hilf ü yemîn ile emîn oldukdan sonra hufyeten ehâlîye irsâl-i haber ve: “Vâlîmizin bize ve size niyyeti mahz-ı şer ve vaktiyle çâresine bakılmamak cümleye zarardır” deyü kâr-ı güzârân-ı beldeyi igrâ ve garaz-ı cibillîlerini icrâ eylediler. Kelimât-ı muzahrafaları fitne-cûyân-ı Bağdâd'a te'sîr ve der-ân-sâʿat: “En-nefir en-nefir\" velvelesi ʿâlemgîr olarak içkalʿa ve ittiısâlinde olan meydân lebrîz-i âdemiyân olup, serâyına toplar havâle ve meşâriʿ u turuk seddiyle vazʿ-ı esâs-ı mukātele eylediklerini ʿAli Paşa tahkīk ve her ne kadar nush u pend etdiyse miyâneleri tevfîk olunamayup, dâyiresi halkını dahi aʿdâsı tefrîk etmeleriyle sedd-i turuk u ebvâb sebebi ile hâric-i memlekete ayak basamayup, nâ-çâr hey’et-i mütenekkire ile serâyından hurûc ve bir hâneye vulûc edüp, birkaç gün ihtifâ ve ehâlî dahi etrâf ü eknâfı cust-cûdan hâlî olmayup, bilâhare pinhân olduğu hâneyi basup, müşârun ileyhi ahz ve kalʿa-bend etdikden sonra katline ictirâ eylediler. Galeyân-ı dîg-i fitneye ʿillet olanlar Dârü'n-nedve'ye cemʿ olup, enbân-ı fesâda mürâcaʿat ve gûnâ-gûn tezvîrât ihtirâʿına mübâşeret ve nihâyet meşveretleri mefkūd; müşârun ileyh tâyife-i Aʿcâm ile muhâbere ve Bağdâd'ı vermek sûretini müşâvere etdiği maʿlûm olup, mukaddemce devlete haber irsâlinde [M1 236] maslahat fevtiyle bir bâdire-i kāhire zuhûru meczûm olduğundan, ol vechile kaydı görülüp, ʿÖmer Kethudâ reşîd ve sâdık ve her hareketi irâde-i devlete muvâfik ve taşra vüzerâsı zabt-ı Bağdâd'dan ʿâciz olmak haysiyyeti ile Ağa-yı mûmâ ileyhe Vezâret verilmesi cümlenin re'y ü istisvâbına mutâbıkdır” deyü müzevver ve masnûʿ ʿarz u mahzarları vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, iltizâm-ı muktezeyât-ı vakt ü hâl ile Bağdâd ve Basra menşûru ʿÖmer Kethudâ ismine tasrîh ve o tarafa berîd-i beşâret tesrîh olundu. Müteveffây-ı müşârun ileyh ʿâkil u reşîd ve ahkâm-ı şecâʿat rûznâme-i hâlinde zâhir u bedîd sahâ vü cevâd tavîlü'n-necâd kesîru'r-remâd bir Vezîr-i pür-istiʿdâd idi. ʿAzv olunan cürm-i nâ-kerdeden beriyyü'z-zimme ve hayâtda olsa Devlet-i ʿaliyye'nin işine yarar bir düstûr-i ʿâliyyü'l-himme idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı kerem-muʿtâd, Sadrıaʿzam'ı dâmâd ve şeref-i sıhrıyyet ile dilşâd etmek niyyet-i hâlisânesinde olduklarına binâ'en, şevvâlin yirmi ikinci günü ʿismetlü Şâh Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerini müşârun ileyhe nâmzed buyurup, taraf-ı Sadâret-penâhî'den lâzım gelen nişân takımı ki, cevâhir-i girân-behâ ve nevâdir-i dünyâdan ʿibâret idi. Nahl-i semîn ve ezhâr-ı rengîn ve şekerlemeden masnûʿ eşkâl-i dil-nişîn ile vezîr ağaları dest-ârây-ı iʿzâz olarak Serây-ı hümâyûn'a îsâl eyleyüp, Dârü's-saʿâde Ağası huzûrunda Sadrıaʿzam Kethudâsı telebbüs-i ferve-i semmûr ile mübeccel ve sâyir erbâb-ı alay dahi hilaʿ-ı fâhire ile nâyil-i fahr-ı ecel oldular.",
          "caption": "Namzed-şüden-i Şâh Sultân be-Sadrıaʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_504.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Namzed-şüden-i Şâh Sultân be-Sadrıaʿzam",
          "text": "Şehriyâr-ı kerem-muʿtâd, Sadrıaʿzam'ı dâmâd ve şeref-i sıhrıyyet ile dilşâd etmek niyyet-i hâlisânesinde olduklarına binâ'en, şevvâlin yirmi ikinci günü ʿismetlü Şâh Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerini müşârun ileyhe nâmzed buyurup, taraf-ı Sadâret-penâhî'den lâzım gelen nişân takımı ki, cevâhir-i girân-behâ ve nevâdir-i dünyâdan ʿibâret idi. Nahl-i semîn ve ezhâr-ı rengîn ve şekerlemeden masnûʿ eşkâl-i dil-nişîn ile vezîr ağaları dest-ârây-ı iʿzâz olarak Serây-ı hümâyûn'a îsâl eyleyüp, Dârü's-saʿâde Ağası huzûrunda Sadrıaʿzam Kethudâsı telebbüs-i ferve-i semmûr ile mübeccel ve sâyir erbâb-ı alay dahi hilaʿ-ı fâhire ile nâyil-i fahr-ı ecel oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haleb kadısı Seyyid Ahmed Efendi-zâde ehâlî ile geçinemeyüp, hırs u tamaʿına dâ'yir o tarafdan ʿarz u mahzar vârid olmağla, li-ecli't-te'dîb Konya'ya nefy ü tagrîb olundu.\n\nBaş-muhasebeci Hâşim ʿAli Bey, Edirne'de zelzeleden müşrif-i harâb olan Üç Şerefeli Câmiʿi'nin binâsına taʿyîn olunmuşidi. Fiʿlinde rehâvet ve dâd ü sitedinde izhâr-ı şübhe vü raybet eyleyecek baʿzı hâlet vukūʿundan, me'mûriyyeti Edirne sükkânından Süleymân Paşa dâmâdına tahvîl ve kendüsü Edirne'de ikāmet etmek üzere tarafına hitâben ısdâr-ı emr-i celîl kılındı.\n\nPâye-i Kudüs ile ʿulemânın ser-efrâzı ve ʿilm ü fazlda sânî-yi Râzî olan Torun Mehmed Efendi, Mısr-ı Kāhire Kazâsı'yla mükerrem ve Şâfiʿî Seyyid Mehmed Efendi, Şâm-ı cennet-meşâmm Kazâsı'yla tenaşşuk-i nesîm-i İrem ve Mekkî Efendi, Selânik Kazâsı'yla muhterem oldu.\n\nBir müddetden berü Kazâ-yı vesîʿu'l-ercây-ı Anadolu'da ferîk-ı dalâlet-tarîk evbâş ile katʿ-ı tarîk ve fukarâ vü zuʿâfânın câme-i âsâyiş ü râhatlarını [M1 237] temzîk eden Kadı-oğlu, Çapar-zâde sadmesinden hezîmet ve firâr ile Konya Eyâleti'ne doğru râyet-keş-i idbâr olmuşidi. Karaman Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa, merkūmun üzerine varup, cüz’î muhârebeden sonra cemʿiyyetini perîşân ve hazele-i mezkûre dahi üftân ü hîzân Kızılırmak'dan güzerân olur iken, bir mikdârı garîk-ı nehr-i sâyil ve bir mikdârı sâhil-i selâmete vâsıl olup, Aşkar Ovası'na henüz nâzil olmuşlar iken, Sivas Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa yetişüp, tarafeyn biribirinden haberdar olarak tarh-1 encümen-i kâr-zâr ve i'mâl-i seyf-i betâr ve rumh-i hatâr ile niçeler terk-i serv zahmdâr olup, nesîm-i zafer Paşa-yı nâmver tarafında vezân ve levendler müteferrik u perîşân olup, Kadı-oğlu ve otuz kadar bölükbaşılar meydân-ı maʿrekede maktûl ve ru’ûs-i maktûʿaları Âsitâne-i saʿâdet'e müşârun ileyh tarafından mevsûl olup, eşkıyây-ı merkūmenin müdebbirleri olan nâ-halef telef ve gāyile-i mezkûre fazl-ı Hak ile bertaraf oldu.\nDeryây-ı şecâʿatin nehengi ve Rüstem-i destânın hemrengi olan Caʿfer Bey, sayd-ı aʿdâ zımnında geşt-i deryâ eder iken, Maltalu'nun sagīrce bir gemisine tesâdüf edüp, bilâ-emân teshîr ve derûnunda bulunan on nefer cengçilerini beste-i zencîr eyleyüp, Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve hidmeti makbûl-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olduğundan, huzûr-ı Sadru's-sudûrda bir sevb-i ferve-i kākum ve beş bin guruş ʿatıyye ve zamm-ı sâlyâne ile münşerihu'l-bâl oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_505.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Haleb kadısı Seyyid Ahmed Efendi-zâde ehâlî ile geçinemeyüp, hırs u tamaʿına dâ'yir o tarafdan ʿarz u mahzar vârid olmağla, li-ecli't-te'dîb Konya'ya nefy ü tagrîb olundu.\n\nBaş-muhasebeci Hâşim ʿAli Bey, Edirne'de zelzeleden müşrif-i harâb olan Üç Şerefeli Câmiʿi'nin binâsına taʿyîn olunmuşidi. Fiʿlinde rehâvet ve dâd ü sitedinde izhâr-ı şübhe vü raybet eyleyecek baʿzı hâlet vukūʿundan, me'mûriyyeti Edirne sükkânından Süleymân Paşa dâmâdına tahvîl ve kendüsü Edirne'de ikāmet etmek üzere tarafına hitâben ısdâr-ı emr-i celîl kılındı.\n\nPâye-i Kudüs ile ʿulemânın ser-efrâzı ve ʿilm ü fazlda sânî-yi Râzî olan Torun Mehmed Efendi, Mısr-ı Kāhire Kazâsı'yla mükerrem ve Şâfiʿî Seyyid Mehmed Efendi, Şâm-ı cennet-meşâmm Kazâsı'yla tenaşşuk-i nesîm-i İrem ve Mekkî Efendi, Selânik Kazâsı'yla muhterem oldu.\n\nBir müddetden berü Kazâ-yı vesîʿu'l-ercây-ı Anadolu'da ferîk-ı dalâlet-tarîk evbâş ile katʿ-ı tarîk ve fukarâ vü zuʿâfânın câme-i âsâyiş ü râhatlarını [M1 237] temzîk eden Kadı-oğlu, Çapar-zâde sadmesinden hezîmet ve firâr ile Konya Eyâleti'ne doğru râyet-keş-i idbâr olmuşidi. Karaman Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa, merkūmun üzerine varup, cüz’î muhârebeden sonra cemʿiyyetini perîşân ve hazele-i mezkûre dahi üftân ü hîzân Kızılırmak'dan güzerân olur iken, bir mikdârı garîk-ı nehr-i sâyil ve bir mikdârı sâhil-i selâmete vâsıl olup, Aşkar Ovası'na henüz nâzil olmuşlar iken, Sivas Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa yetişüp, tarafeyn biribirinden haberdar olarak tarh-1 encümen-i kâr-zâr ve i'mâl-i seyf-i betâr ve rumh-i hatâr ile niçeler terk-i serv zahmdâr olup, nesîm-i zafer Paşa-yı nâmver tarafında vezân ve levendler müteferrik u perîşân olup, Kadı-oğlu ve otuz kadar bölükbaşılar meydân-ı maʿrekede maktûl ve ru’ûs-i maktûʿaları Âsitâne-i saʿâdet'e müşârun ileyh tarafından mevsûl olup, eşkıyây-ı merkūmenin müdebbirleri olan nâ-halef telef ve gāyile-i mezkûre fazl-ı Hak ile bertaraf oldu.\nDeryây-ı şecâʿatin nehengi ve Rüstem-i destânın hemrengi olan Caʿfer Bey, sayd-ı aʿdâ zımnında geşt-i deryâ eder iken, Maltalu'nun sagīrce bir gemisine tesâdüf edüp, bilâ-emân teshîr ve derûnunda bulunan on nefer cengçilerini beste-i zencîr eyleyüp, Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve hidmeti makbûl-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olduğundan, huzûr-ı Sadru's-sudûrda bir sevb-i ferve-i kākum ve beş bin guruş ʿatıyye ve zamm-ı sâlyâne ile münşerihu'l-bâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İklîletü'l-muhsanât, tâcü'l-mestûrât ʿiffetlü Sâliha Sultân ʿaliyyetü'ş-şânın Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa'ya ʿakd ü tezvîci murâd-ı hümâyûn olduğuna binâ'en, zilkāʿdenin sekizinci günü Şeyhulislâm ve Dârü's-saʿâde Ağası ve sâyir vücûdları lâzım olan zevât Serây-ı Sultânî'ye varup, mihr-i muʿayyen ile itmâm-ı emr-i nikâh ve icrây-ı sünnet-i hayrun men taleʿa ʿaleyhi's-sabâh kılünup, ʿakīb-i ʿakidde tarafeynden lâzım gelen rüsûmât-ı ʿâdiye îfâ ve vâcibât-ı kānûniyye edâ olundu.",
          "caption": "ʿAkd-i Sâliha Sultân be-Kapudan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_506.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAkd-i Sâliha Sultân be-Kapudan Paşa",
          "text": "İklîletü'l-muhsanât, tâcü'l-mestûrât ʿiffetlü Sâliha Sultân ʿaliyyetü'ş-şânın Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa'ya ʿakd ü tezvîci murâd-ı hümâyûn olduğuna binâ'en, zilkāʿdenin sekizinci günü Şeyhulislâm ve Dârü's-saʿâde Ağası ve sâyir vücûdları lâzım olan zevât Serây-ı Sultânî'ye varup, mihr-i muʿayyen ile itmâm-ı emr-i nikâh ve icrây-ı sünnet-i hayrun men taleʿa ʿaleyhi's-sabâh kılünup, ʿakīb-i ʿakidde tarafeynden lâzım gelen rüsûmât-ı ʿâdiye îfâ ve vâcibât-ı kānûniyye edâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sevâhil-i Bahr-i sefîdi muhafaza içün beher sâl Kapudan Paşa bulunanların mevsim hulûlünde hareketleri muʿtâd olduğuna binâ'en, şehr-i merkūm evâhırında Kapudan Paşa Donanma-yı hümâyûn ile Bahr-i sefîd'e şirâʿ-güşâ oldu.\n\nTopçu-başı-yı sâbık Emîn Ağa, gālibâ Ağalığ'a talebkâr ve ʿameli [ol] vakt-i ağasına âşikâr oldukda evvelce davranup, merkūmu Burusa'ya nefy etdirmekle, tahsîl-i sükûn ve defʿ-i halecân-ı derûn eyledi. [M1 238].\n\nMehmed Emîn Ağa-zâde Sâdık Ağa, birkaç gün haste ve mebnây-ı mînây-ı vücûdu seng-i ecel ile şikeste oldu. Târîh-i mezkûrda Yeniçeri Ağası dahi mansıbdan dûr ve yeriyle Kul Kethudâsı mesrûr oldu. Zilhiccenin onuncu gicesi ʿumûmen erkân-ı devlet Serây-ı hümâyûnda kadeh-zened-i cemʿiyyet eyleyüp, subh-i sâdık nümâyân oldukda, Hakān-ı ferhunde-baht zînet-bahş-ı taht olup, aʿyân-ı saltanat ʿalâ ihtilâf-i tabakātihim takbîl-i dâmen ve zeyl-i Şâhâne'leriyle iktisâb-ı sermâye-i behcet eylediler.",
          "caption": "İhrâc-ı donanma ve baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_507.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1177"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı donanma ve baʿzı vukūʿât",
          "text": "Sevâhil-i Bahr-i sefîdi muhafaza içün beher sâl Kapudan Paşa bulunanların mevsim hulûlünde hareketleri muʿtâd olduğuna binâ'en, şehr-i merkūm evâhırında Kapudan Paşa Donanma-yı hümâyûn ile Bahr-i sefîd'e şirâʿ-güşâ oldu.\n\nTopçu-başı-yı sâbık Emîn Ağa, gālibâ Ağalığ'a talebkâr ve ʿameli [ol] vakt-i ağasına âşikâr oldukda evvelce davranup, merkūmu Burusa'ya nefy etdirmekle, tahsîl-i sükûn ve defʿ-i halecân-ı derûn eyledi. [M1 238].\n\nMehmed Emîn Ağa-zâde Sâdık Ağa, birkaç gün haste ve mebnây-ı mînây-ı vücûdu seng-i ecel ile şikeste oldu. Târîh-i mezkûrda Yeniçeri Ağası dahi mansıbdan dûr ve yeriyle Kul Kethudâsı mesrûr oldu. Zilhiccenin onuncu gicesi ʿumûmen erkân-ı devlet Serây-ı hümâyûnda kadeh-zened-i cemʿiyyet eyleyüp, subh-i sâdık nümâyân oldukda, Hakān-ı ferhunde-baht zînet-bahş-ı taht olup, aʿyân-ı saltanat ʿalâ ihtilâf-i tabakātihim takbîl-i dâmen ve zeyl-i Şâhâne'leriyle iktisâb-ı sermâye-i behcet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe Hersekleri'nden birinin duhteri olan Katerina, Moskov İmparatoru'na varup, kefere memleketlerinde nisvânın zükûra galebesi emr-i tabîʿi olduğuna binâ'en, giderek mesfûrede nüfûz hâsıl ve İmparator'a galebesi derece-i kemâle vâsıl olup, bu mahkûmiyet-i mutlaka iʿtibârını selb ve zevcesi mesfûreye îcâb-ı kuvve-i kalb edüp, İmparatorluk buhârı dimağına suʿûd ve Moskovlu'yu zevcinden tebrîd ü tevşîh ile izhâr-ı hukūd edüp, Moskovlu'nun ru'esây-ı askerîsi merkūmeye pâ-beste-i meyl ü tevâd ve baʿzı ʿuhûd ile zevcini iʿdâm ve kendüsünü İmparator etmeğe safka-zen-i ittihâd olmalarıyla, yine hem-hâki olanlardan Orloflar cümleden evvel nâr-ı fitneyi işʿâl ve İmparator'u iʿdâm ü istîsâl ve mesfûreyi İmparatorluk mastabesine ikʿâd ile fi'l-hâl defʿ-i şûriş ü ihtilâl eyledikleri ahbârı, tafsîl-i hâlden ʿârî mefhûm ile resmen Der-i devlet-medâr'a inhâ ve ʿâdet-i kadîmeye riʿâyeten bir elçi irsâli istidʿâ olunmuş idi. Teceddüd-i nevbet-i hükûmet hilâlinde mülûk-i Nasârâ'ya taʿyîn-i sefîr kānûn-i Devlet-i ebed-masîr olduğuna binâ'en, sâl-i mezkûr evâ'ilinde Sipâh Kâtibi bulunan Dervîş Efendi, Orta Elçilik ile taʿyîn olunup, levâzımâtı taraf-ı mîrîden tanzîm ü tertîb ve birkaç günden sonra o tarafa tesrîb olundu.",
          "caption": "Sefîr-şüden-i Dervîş Efendi be-cânib-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_508.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Sefîr-şüden-i Dervîş Efendi be-cânib-i Moskov",
          "text": "Nemçe Hersekleri'nden birinin duhteri olan Katerina, Moskov İmparatoru'na varup, kefere memleketlerinde nisvânın zükûra galebesi emr-i tabîʿi olduğuna binâ'en, giderek mesfûrede nüfûz hâsıl ve İmparator'a galebesi derece-i kemâle vâsıl olup, bu mahkûmiyet-i mutlaka iʿtibârını selb ve zevcesi mesfûreye îcâb-ı kuvve-i kalb edüp, İmparatorluk buhârı dimağına suʿûd ve Moskovlu'yu zevcinden tebrîd ü tevşîh ile izhâr-ı hukūd edüp, Moskovlu'nun ru'esây-ı askerîsi merkūmeye pâ-beste-i meyl ü tevâd ve baʿzı ʿuhûd ile zevcini iʿdâm ve kendüsünü İmparator etmeğe safka-zen-i ittihâd olmalarıyla, yine hem-hâki olanlardan Orloflar cümleden evvel nâr-ı fitneyi işʿâl ve İmparator'u iʿdâm ü istîsâl ve mesfûreyi İmparatorluk mastabesine ikʿâd ile fi'l-hâl defʿ-i şûriş ü ihtilâl eyledikleri ahbârı, tafsîl-i hâlden ʿârî mefhûm ile resmen Der-i devlet-medâr'a inhâ ve ʿâdet-i kadîmeye riʿâyeten bir elçi irsâli istidʿâ olunmuş idi. Teceddüd-i nevbet-i hükûmet hilâlinde mülûk-i Nasârâ'ya taʿyîn-i sefîr kānûn-i Devlet-i ebed-masîr olduğuna binâ'en, sâl-i mezkûr evâ'ilinde Sipâh Kâtibi bulunan Dervîş Efendi, Orta Elçilik ile taʿyîn olunup, levâzımâtı taraf-ı mîrîden tanzîm ü tertîb ve birkaç günden sonra o tarafa tesrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve bedr-i efhamın mahdûmları bülûg-i rüşde karîb ve henüz hilye-i sünnet ile ârâste olmadıkları mesmûʿ-i Şehriyâr-ı hıredmend-i erîb olup, sûr-i hitâna şurûʿ olunmak husûsu taraf-ı Sadâret-penâhî'ye işrâb ve emr-i hümâyûna imtisâlen tehniye-i levâzım ü esbâb olunup, muharremü'l-harâmda tertîb-i ziyâfet ve erkân-ı devlet nevbet be-nevbet Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet olunup, çengi ve sâyir sâzende vü bâzendeye ruhsat ve herkes sanʿatını icrâ ile kulûb-i nâsa ilkāy-ı hizzet [M1 239] ü ferhat eylediler. Ziyafet ve sûr kemâle resîde ve bir vakt-i saʿîdde mehâdîm-i müşârun ileyhin hadd-i mesnûn üzere kalem-i nev-demîdeleri berîde kılındığından başka, etfâl-i fukarâdan vâfiri istishâb ve iksây-ı esvâb ile sûr-i hitâna idhâl ve ferdâsı Şehriyâr-ı hamîdü'l-hısâl mücerred tehniye-i hitân zımnında Sadrıaʿzam tarafına Kapu Ağası vesâtatıyla bol yenli bir sevb-i semmûr ve müzeyyen bir re's esb ve bârgîr ve zî-kıymet bir elmas hâtem irsâl ve ser-i iftihârını küngüre-i târem-i aʿlâya îsâl buyurdular.",
          "caption": "Zikr-i hitân-ı mehâdîm-i Âsafi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_509.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i hitân-ı mehâdîm-i Âsafi",
          "text": "Sadrıaʿzam ve bedr-i efhamın mahdûmları bülûg-i rüşde karîb ve henüz hilye-i sünnet ile ârâste olmadıkları mesmûʿ-i Şehriyâr-ı hıredmend-i erîb olup, sûr-i hitâna şurûʿ olunmak husûsu taraf-ı Sadâret-penâhî'ye işrâb ve emr-i hümâyûna imtisâlen tehniye-i levâzım ü esbâb olunup, muharremü'l-harâmda tertîb-i ziyâfet ve erkân-ı devlet nevbet be-nevbet Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet olunup, çengi ve sâyir sâzende vü bâzendeye ruhsat ve herkes sanʿatını icrâ ile kulûb-i nâsa ilkāy-ı hizzet [M1 239] ü ferhat eylediler. Ziyafet ve sûr kemâle resîde ve bir vakt-i saʿîdde mehâdîm-i müşârun ileyhin hadd-i mesnûn üzere kalem-i nev-demîdeleri berîde kılındığından başka, etfâl-i fukarâdan vâfiri istishâb ve iksây-ı esvâb ile sûr-i hitâna idhâl ve ferdâsı Şehriyâr-ı hamîdü'l-hısâl mücerred tehniye-i hitân zımnında Sadrıaʿzam tarafına Kapu Ağası vesâtatıyla bol yenli bir sevb-i semmûr ve müzeyyen bir re's esb ve bârgîr ve zî-kıymet bir elmas hâtem irsâl ve ser-i iftihârını küngüre-i târem-i aʿlâya îsâl buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremin on altıncı sülesâ günü sunûf-i ʿasâkir-i zafer-me'âsirin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, kabzına me'mûrlara teslîm ve ʿakabinde rüsûmât-ı mukanne-ne icrâ vü tetmîm olundu.\n\nCığala-zâde serâyı ittisâlinde nevbâve-i hadîka-i saltanat olan kerîmeteyn-i Şehinşâhî'ye binâ olunan Çifte-serâylar Şehr-i mezkûrda resm-i evfak ve ahsen-i nesak üzere hıtâm-pezîr ve her biri reşk-fermây-ı Havernak u Sedîr oldu.\n\nZîb-ârây-ı mesned-i Anadolu olan Nâfiz Efendi, itmâm-ı müddet-i muʿtâde edüp, Sadâret-i mezkûre ile Muhsin-zâde'nin gonçe-i emeli küşâde kılındı.\n\nKaraman Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa, ʿazl ve Kilis ve Aʿzâz sancaklarına nakl olunup, Adana ilhâkıyla Karaman Eyâleti, Vezîr Çelik Mehmed Paşa'ya ihsân ve ʿuhdesinde olan Anadolu Eyâleti'yle Silahdâr Mehmed Paşa cezlân ve Aydın Sancağı'yla, Adana Vâlîsi Gül Ahmed Paşa-zâde Vezîr el-Hâc ʿAli Paşa, gül-i nev-şüküfte gibi handân ve bu mazmûnda cümlesine ısdâr-ı fermân olundu.\n\nSâbıkā Mısır Kadısı Niʿmet Efendi, Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla dilsîr-i niʿmet ve Edirne'den maʿzûl Arslan-zâde Mustafa Efendi, Medîne-i münevvere Kazâsı'yla nahcîr-rubâ-yı saʿâdet oldu. Kilîsî Hüseyin Efendi, hilye-i ʿilm ile pîrâste ve nazar-ı ʿâtıfete şâyeste olduğuna binâ'en, Medîne-i münevvere Pâyesi'yle iʿzâz ve Nâşid Mehmed Efendi, Üsküdar ve Tokādî Mustafa Efendi, Yenişehir ve Esʿad Efendi dâmâdı Dervîş Efendi, İzmir ve Samakovlu Hasan Efendi, Kuds-i şerîf kazâlarıyla mümtâz kılındılar.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_510.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Muharremin on altıncı sülesâ günü sunûf-i ʿasâkir-i zafer-me'âsirin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, kabzına me'mûrlara teslîm ve ʿakabinde rüsûmât-ı mukanne-ne icrâ vü tetmîm olundu.\n\nCığala-zâde serâyı ittisâlinde nevbâve-i hadîka-i saltanat olan kerîmeteyn-i Şehinşâhî'ye binâ olunan Çifte-serâylar Şehr-i mezkûrda resm-i evfak ve ahsen-i nesak üzere hıtâm-pezîr ve her biri reşk-fermây-ı Havernak u Sedîr oldu.\n\nZîb-ârây-ı mesned-i Anadolu olan Nâfiz Efendi, itmâm-ı müddet-i muʿtâde edüp, Sadâret-i mezkûre ile Muhsin-zâde'nin gonçe-i emeli küşâde kılındı.\n\nKaraman Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa, ʿazl ve Kilis ve Aʿzâz sancaklarına nakl olunup, Adana ilhâkıyla Karaman Eyâleti, Vezîr Çelik Mehmed Paşa'ya ihsân ve ʿuhdesinde olan Anadolu Eyâleti'yle Silahdâr Mehmed Paşa cezlân ve Aydın Sancağı'yla, Adana Vâlîsi Gül Ahmed Paşa-zâde Vezîr el-Hâc ʿAli Paşa, gül-i nev-şüküfte gibi handân ve bu mazmûnda cümlesine ısdâr-ı fermân olundu.\n\nSâbıkā Mısır Kadısı Niʿmet Efendi, Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla dilsîr-i niʿmet ve Edirne'den maʿzûl Arslan-zâde Mustafa Efendi, Medîne-i münevvere Kazâsı'yla nahcîr-rubâ-yı saʿâdet oldu. Kilîsî Hüseyin Efendi, hilye-i ʿilm ile pîrâste ve nazar-ı ʿâtıfete şâyeste olduğuna binâ'en, Medîne-i münevvere Pâyesi'yle iʿzâz ve Nâşid Mehmed Efendi, Üsküdar ve Tokādî Mustafa Efendi, Yenişehir ve Esʿad Efendi dâmâdı Dervîş Efendi, İzmir ve Samakovlu Hasan Efendi, Kuds-i şerîf kazâlarıyla mümtâz kılındılar."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fazl ü hüneri şöhretgîr olan Resmî Ahmed Efendi bundan akdem Prusya'ya sefîr olmuşidi. İtmâm-ı hidmet ile vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, iyâb ü zehâbında mesmûʿât ve tahkīkātını sahîfe-zîb-i tahrîr ve ʿarz-ı südde-i Pâdişâh-ı İskender-mesîr eyledi.",
          "caption": "ʿAvdet-i Resmî Ahmed Efendi ez-Sefâret-i Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_511.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Resmî Ahmed Efendi ez-Sefâret-i Prusya",
          "text": "Fazl ü hüneri şöhretgîr olan Resmî Ahmed Efendi bundan akdem Prusya'ya sefîr olmuşidi. İtmâm-ı hidmet ile vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, iyâb ü zehâbında mesmûʿât ve tahkīkātını sahîfe-zîb-i tahrîr ve ʿarz-ı südde-i Pâdişâh-ı İskender-mesîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Takrîr-i kemterîn-i bendegân-ı dîvân-ı Sâmî el-Hâc Ahmed Resmî budur ki, bilâd-ı şimâliyye-i garbiyyeden Çermanya ve Alamanya memleketi dâhilinde fiʿl-asl Saksonya Eyâleti'nden [M1 240] maʿdûd olan Brandeburg Sancağı'na elektörlük nişânı ve Rusya ile Leh memleketlerine mücâvir ve muhtelit Prusya nâhiyesine Krallık ʿunvânıyla mutasarrıf olan Frederikos câ-nişîn-i peder olduğu yüz elli üç târîhinden berü tevsîʿ-\ni dâ'ire-i diyâr ve terfîʿ-i menâr-ı iʿtibâr niyyetine kendünün metbûʿu makāmında olan Nemçe Çâsârı ve Roma İmparatoru ile ceng ü peykârdan hâlî olmayup, bilâhare Françe ve Moskov devletleri Çâsâr-ı mezkûre muʿâvenetde yek-dil ve cânibdâr olmuşlar iken, Kral-ı mûmâ ileyh meydân-ı vegāda izhâr-ı sebât ü karâr ve akrân ü emsâli miyânında gerçi kesb-i iştihâr eyledi. Ammâ ber-vech-i muharrer kendünün metbûʿu mültecâsı olan kimesneye husûmet ve musâdemet dağdağasına düşen sipehsâlâr-ı gîr û dâr hasmından büyük bir devlet-i mü'eyyedle istizhâr eylemek, muktezây-ı hâl ü girdâr olduğundan gayri, hem-cânib ve hem-civârları olan Leh ve Danmarka ve Felemenk cumhûrlarının ve hâlâ eniştesi bulunan Şived ve hem-mezhebi İngiltere krallarının Devlet-i ʿaliyye muʿâhedesiyle iddihâr etdikleri mübâhât ü iftihâra imrenüp, bir müddetden berü ümniyye-i mezkûre tahsîline ikdâm etmiş idi. Men karaʿa bâben ve lecce velece mefhûmunca murûr-i eyyâmla esbâb-ı merâmı âmâde ve yüz yetmiş beş senesi esnâsında cenâb-ı Hudâvendigârî'den kendüye dergâh-ı ʿatûfet ve müsâʿade küşâde kılınup, temhîd-i esâs-ı müvâlât ve muʿâhede olunmağa müteʿâkıb de’b-i devlet üzere elçisi südde-i saʿâdete çehre-fersâ ve hedâyâ-yı girân-behâ ile ʿarz-ı kâlâ-yı temahhuz ve ilticâ ve Avrupa kralları miyânında kendüye ve ahlâfına sermâye-i tebahhuc ve iftihâr olmak içün ʿatebe-i ʿaliyyeden mahsûs elçi irsâlini recâ eylediği ecilden, cenâb-ı Şehinşâhî'den dahi izhâr-ı übbehet-i Hilâfet-ittisâm ve ifhâm-ı ʿuluvv-i menzilet-i İslâm kasdıyla hedâyâsının ezʿâfı temyîz ve tertîb ve bu ʿAbd-i kemîne tarîka-i Sefâret'le taʿyîn ü tesrîb olunmuş idi. Binâ'en ʿalâ zâlik, mîlâd-ı hazret-i ʿÎsâ'nın bin yedi yüz altmış üçüncü sâlinde vâkiʿ bin yüz yetmiş yedi senesi muharremü'l-harâmı evâ'ilinden olan bürûz-i saʿâdet-bürûzda Âsitâne-i ʿaliyye'den bedr ve Dâvud Paşa Serâyı'nda serme-i niʿâl-i yümn-iştimâlle dîde münevver ve tenbîhât-ı Mülûkâne ile ʿatıyye-i hümâyûna mazhar oldukdan sonra cânib-i maksûd ve me'mûrun bihe ʿazîmete müsûl ve yirmi günde Tuna kenârında vâkiʿ Maçin nâm menzile vusûl müyesser olup, mahall-i mezbûrda Boğdan Voyvodası'nın Mihmândârı istikbâl [M1 241] etmeğin, İbrâil Nâzırı maʿiyyetine me'mûr mîrî furkateye bismillâhi mecrâhâ ʿinâyetle süvâr ve Kalas Kasabası'na güzâr olundu. Zikr olunan Maçin ve karşısında İbrâil ve Kalas, Tuna kenârında se-pâye mesâbesinde olup, İbrâil'den Kalas'a varınca Tuna ortasında tûli iki sâʿatden ziyâde bir ada mevcûd olmak takrîbiyle İbrâil ve Kalas'a güzelce liman yerleri peydâ ve ʿale'd-devâm zahîre sefînelerine makarr u mersâ olmuşdur. Kalas'da üç gün ikāmetden sonra dört günde makarr-ı Emâret-i Boğdan olan Yaş şehrine vusûl ve belde-i mezkûrenin cânib-i cenûbîsinde Gök-su'ya müşâbih bir göl kenârında müsâfirîn-i Devlet-i ʿaliyye\niçün iʿdâd olunmuş Formosa nâm serâya nüzûl olunup, hasbe'l-iktizâ anda on beş gün kadar karâr ü ârâm ve kusûr-i levâzım-ı tarîka nizâm ve belde-i mezbûra Nehr-i Seret ile Nehr-i Prut âgūşunda bir sırt üzerinde şarkdan garba mümtedd olmuş ve cânib-i cenûbîsi bir nehr-i muhtasar ile kuşanmış vahl-zâr-ı vehâmet-güster kırk altı arzında tûlânî bir şehir olup, ortaları dârü'l-emâre ve baʿzı ebniyye-i kârgîr ile maʿmûr ve kenârları ahşâb ve aşâbdan fukarâ-yı raʿiyyet hâneleriyle muhât ve mestûrdur. Karşusunda iki püşte üzerinde Galata ve Çataçube [=Cetățuia] nâmında iki büyük kenîse olup, zikr olunan dârü'l-imâre ile bu kenîselerin haşerât-ı hafîfeden tehaffuza medâr olur hisâr-gûne ebvâb ü cidârları mevcûd etrafında bâğ ve bağçeleri maʿmûr ve Galata suyu bürûdet ve letâfetle mezkûrdur. Mârru'z-zikr nehr-i Seret İbrâ'îl ile Kalas [=Galatz] miyânında ve nehr-i Prut, Bucak ve Tomarova kenârında Tuna'ya munsab olmağla, Boğdan Eyâleti'nde hâsıl olan kereste envâʿı bu nehirler berekâtına sühûletle Kalas İskelesi'ne nâzil ve andan Kara-deniz sefîneleriyle İstanbul'a vâsıl olmakdadır. Yaş'dan hareket ve iki günde Nehr-i Prut üzerinden mürûr ile mâh-ı saferin yirmi beşinci günü Hotin'e varılmışdır.",
          "caption": "Sûret-i takrîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_512.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i takrîr",
          "text": "Takrîr-i kemterîn-i bendegân-ı dîvân-ı Sâmî el-Hâc Ahmed Resmî budur ki, bilâd-ı şimâliyye-i garbiyyeden Çermanya ve Alamanya memleketi dâhilinde fiʿl-asl Saksonya Eyâleti'nden [M1 240] maʿdûd olan Brandeburg Sancağı'na elektörlük nişânı ve Rusya ile Leh memleketlerine mücâvir ve muhtelit Prusya nâhiyesine Krallık ʿunvânıyla mutasarrıf olan Frederikos câ-nişîn-i peder olduğu yüz elli üç târîhinden berü tevsîʿ-\ni dâ'ire-i diyâr ve terfîʿ-i menâr-ı iʿtibâr niyyetine kendünün metbûʿu makāmında olan Nemçe Çâsârı ve Roma İmparatoru ile ceng ü peykârdan hâlî olmayup, bilâhare Françe ve Moskov devletleri Çâsâr-ı mezkûre muʿâvenetde yek-dil ve cânibdâr olmuşlar iken, Kral-ı mûmâ ileyh meydân-ı vegāda izhâr-ı sebât ü karâr ve akrân ü emsâli miyânında gerçi kesb-i iştihâr eyledi. Ammâ ber-vech-i muharrer kendünün metbûʿu mültecâsı olan kimesneye husûmet ve musâdemet dağdağasına düşen sipehsâlâr-ı gîr û dâr hasmından büyük bir devlet-i mü'eyyedle istizhâr eylemek, muktezây-ı hâl ü girdâr olduğundan gayri, hem-cânib ve hem-civârları olan Leh ve Danmarka ve Felemenk cumhûrlarının ve hâlâ eniştesi bulunan Şived ve hem-mezhebi İngiltere krallarının Devlet-i ʿaliyye muʿâhedesiyle iddihâr etdikleri mübâhât ü iftihâra imrenüp, bir müddetden berü ümniyye-i mezkûre tahsîline ikdâm etmiş idi. Men karaʿa bâben ve lecce velece mefhûmunca murûr-i eyyâmla esbâb-ı merâmı âmâde ve yüz yetmiş beş senesi esnâsında cenâb-ı Hudâvendigârî'den kendüye dergâh-ı ʿatûfet ve müsâʿade küşâde kılınup, temhîd-i esâs-ı müvâlât ve muʿâhede olunmağa müteʿâkıb de’b-i devlet üzere elçisi südde-i saʿâdete çehre-fersâ ve hedâyâ-yı girân-behâ ile ʿarz-ı kâlâ-yı temahhuz ve ilticâ ve Avrupa kralları miyânında kendüye ve ahlâfına sermâye-i tebahhuc ve iftihâr olmak içün ʿatebe-i ʿaliyyeden mahsûs elçi irsâlini recâ eylediği ecilden, cenâb-ı Şehinşâhî'den dahi izhâr-ı übbehet-i Hilâfet-ittisâm ve ifhâm-ı ʿuluvv-i menzilet-i İslâm kasdıyla hedâyâsının ezʿâfı temyîz ve tertîb ve bu ʿAbd-i kemîne tarîka-i Sefâret'le taʿyîn ü tesrîb olunmuş idi. Binâ'en ʿalâ zâlik, mîlâd-ı hazret-i ʿÎsâ'nın bin yedi yüz altmış üçüncü sâlinde vâkiʿ bin yüz yetmiş yedi senesi muharremü'l-harâmı evâ'ilinden olan bürûz-i saʿâdet-bürûzda Âsitâne-i ʿaliyye'den bedr ve Dâvud Paşa Serâyı'nda serme-i niʿâl-i yümn-iştimâlle dîde münevver ve tenbîhât-ı Mülûkâne ile ʿatıyye-i hümâyûna mazhar oldukdan sonra cânib-i maksûd ve me'mûrun bihe ʿazîmete müsûl ve yirmi günde Tuna kenârında vâkiʿ Maçin nâm menzile vusûl müyesser olup, mahall-i mezbûrda Boğdan Voyvodası'nın Mihmândârı istikbâl [M1 241] etmeğin, İbrâil Nâzırı maʿiyyetine me'mûr mîrî furkateye bismillâhi mecrâhâ ʿinâyetle süvâr ve Kalas Kasabası'na güzâr olundu. Zikr olunan Maçin ve karşısında İbrâil ve Kalas, Tuna kenârında se-pâye mesâbesinde olup, İbrâil'den Kalas'a varınca Tuna ortasında tûli iki sâʿatden ziyâde bir ada mevcûd olmak takrîbiyle İbrâil ve Kalas'a güzelce liman yerleri peydâ ve ʿale'd-devâm zahîre sefînelerine makarr u mersâ olmuşdur. Kalas'da üç gün ikāmetden sonra dört günde makarr-ı Emâret-i Boğdan olan Yaş şehrine vusûl ve belde-i mezkûrenin cânib-i cenûbîsinde Gök-su'ya müşâbih bir göl kenârında müsâfirîn-i Devlet-i ʿaliyye\niçün iʿdâd olunmuş Formosa nâm serâya nüzûl olunup, hasbe'l-iktizâ anda on beş gün kadar karâr ü ârâm ve kusûr-i levâzım-ı tarîka nizâm ve belde-i mezbûra Nehr-i Seret ile Nehr-i Prut âgūşunda bir sırt üzerinde şarkdan garba mümtedd olmuş ve cânib-i cenûbîsi bir nehr-i muhtasar ile kuşanmış vahl-zâr-ı vehâmet-güster kırk altı arzında tûlânî bir şehir olup, ortaları dârü'l-emâre ve baʿzı ebniyye-i kârgîr ile maʿmûr ve kenârları ahşâb ve aşâbdan fukarâ-yı raʿiyyet hâneleriyle muhât ve mestûrdur. Karşusunda iki püşte üzerinde Galata ve Çataçube [=Cetățuia] nâmında iki büyük kenîse olup, zikr olunan dârü'l-imâre ile bu kenîselerin haşerât-ı hafîfeden tehaffuza medâr olur hisâr-gûne ebvâb ü cidârları mevcûd etrafında bâğ ve bağçeleri maʿmûr ve Galata suyu bürûdet ve letâfetle mezkûrdur. Mârru'z-zikr nehr-i Seret İbrâ'îl ile Kalas [=Galatz] miyânında ve nehr-i Prut, Bucak ve Tomarova kenârında Tuna'ya munsab olmağla, Boğdan Eyâleti'nde hâsıl olan kereste envâʿı bu nehirler berekâtına sühûletle Kalas İskelesi'ne nâzil ve andan Kara-deniz sefîneleriyle İstanbul'a vâsıl olmakdadır. Yaş'dan hareket ve iki günde Nehr-i Prut üzerinden mürûr ile mâh-ı saferin yirmi beşinci günü Hotin'e varılmışdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Kalʿası Nehr-i Turla kenârında ʿalâ rivâyetin zemân-ı hazret-i ʿİsâ'dan kalma ʿayyûka peyveste Rumeli-hisârı kadar bir hısn-ı metîn olup, aslında Boğdan Eyâleti serhaddi olmağla, Boğdan voyvodaları muhâfaza ederler imiş. Bin yirmi altı târîhi esnâsında Boğdan Voyvodası Gaşper nâm laʿîn, hıyâneti ile Leh keferesi pençesine düşüp, bin otuzda Sultân ʿOsmân seferine ʿillet ü esâs ve baʿde'r-rucûʿ sulhla istihlâs olunmuş idi. Bin seksen dört [M1 242] hilâlinde dahi Kamaniçe Kalʿası seferleri takrîbiyle tekrâr Lehlü'ye giriftâr ve ertesi sene yedlerinden intizâʿla kemâ-kân sezâvâr-ı iʿtibâr kılındı. Bin yüz yirmi üç târîhinde Moskov Çârı'nın bî-muhâbâ Boğdan Eyâleti'ne hücûmu ve ʿavn-i Bârî ile inhizâm-ı nekbet-lüzûmu bu cânibin istihkâmını îcâb ve ihtâr etmeğin, Hudâvendigâr-ı cennet-mekân merhûm ve mağfûr Sultân Ahmed Hân hazretlerinin himmet-i Husrevâne'leriyle yüz yirmi beş târîhi esnâsında hisâr-ı mezkûrun cânib-i cenûbîsinde müceddeden bir kalʿa-i üstüvâr temhîd ü tarsîn ve derûnuna kifâyet mikdârı edevât ü muhâfızîn vazʿ u taʿyîn olunmağla, hisâr-ı kadîm el-hâletü hâzihî hisâr-ı cedîde cebehâne menzilesinde kalmışdır. Binâ’en ʿaleyh Nehr-i Prut ile Nehr-i Turla miyânında vâkiʿ bir sancak bir mezâriʿ ve kurâsıyla Boğdan\nEyâleti'nden ifrâz ve muhâfazasına me'mûr gâh bir vezîr ve gâh bir emîre tevcîh oluna gelüp, kurây-ı ma'mûresi Ocaklık tarîkıyla yerli kulu neferâtına ta'yîn olunmuşdur. Belde-i mezkûre hâlâ etrâfında bostan ve bâğçeleri mevfûr ve kırk dokuz ʿarzında bir şehr-i ma'mûrdur. Vech-i mestûr üzere Hotin'de iki gün ikāmetimiz esnâsında Brandeburg Kralı tarafından Mihmândâr-ı mev'ûd yerine tabîb nâmına bir âdem zuhûr edüp: “Kral bir gün evvel kudûmünüze müştâk ve Mihmândâr Silezya hudûdunda vürûdunuza muntazır ve ben esnây-ı râhda iktizây-ı hâle göre tebâbetiniz hidmetine me'mûrum. Mihmândârın bu mahalle gelmesinde ba'zı mülâhaza mâni' olmağla ʿafv edüp, hemân harekete himmet eylemeniz me'mûldür” deyü iblâğ-ı selâm ü kelâm etmekle, Hotin Vâlîsi tarafından Lehlü'nün Hotin mukābelesinde vâki' İzvaniçe nâm kasabada olan zâbitlerine âdem gönderilüp, karşuya mürûr irâdesinde olduğumuz ihbâr olunmağın: “Hoş geldiler! Mu'azzez ve muhterem misâfirimiz olup, ancak emîn ü sâlim Silezya hudûduna îsâl içün yanlarına bir kapudan ile otuz nefer âdem ta'yînine me'mûruz merkûbât ve me'kûlâtlarına karışmazuz” deyü cevâb vermeleriyle ertesi gün Turla'nın iki yanında pot nâmına iki yassı geçid hâzırlanup, İzvaniçe Kasabası ve pot yeri Hotin'den yarım sâ'at cânib-i garba düşmeğin, Hotin'den mahall-i mezbûra kā'ide-i serhad üzere mükemmel alayla varılup, Paşa Kethudâsı ve Hotin Defterdârı bizimle pota süvâr ve Lehlü'den dahi öte tarafdan pot ile iki üç müte'ayyen âdem Turla ortasında istikbâl ve karâr eyleyüp, resm üzere selâm ü kelâm kā'ideleri mürâ'ât ve ʿarz-ı [M1 243] meveddet ü müvâlât zımnında bizi yanlarına alup, İzvaniçe'ye îsâl ü îvâ eylediler. İzvaniçe Kasabası cânib-i şimâlîsinde Dârü'l-emâre nâmına bir hisârcığı mutazammın hevâsı alçak bir mahall-i mekrûh olduğundan gayri, ʿaraba ve bârgir istikrâsı içün anda on gün kadar eğlenmek iktizâ etmekle, etbâ'ımızın ekserîsi hastalanup, bunda haylî zahmet çekilmişdir. Ne hâl ise levâzım-ı tarîka nizâm ve mâh-ı saferin onuncu günü İzvaniçe'den iki sâ'at kadar gidince sağ tarafımızda hisâr-ı sengîn ma'nâsına Kamaniçe Kal'ası zuhûra gelüp, aslında bunca müddet tevârîhde evsâfı görüle gelen kıla'-ı meşhûreden olduğuna binâ'en, tabî'at-ı müşâhedesine mâ'il ve bir tarafdan mâni' ü hâ'il olmamağın seyr ü temâşâ tarîkıyla uğrayup, topçu-başıları nâmında bir sâhib-i sâmân âdemin hânesinde iki üç sâ'at seccâde-güster ve kal'anın zîr u bâlâsına imrâr-ı nazar olundu.",
          "caption": "Vasf-ı Hotin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_513.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı Hotin",
          "text": "Hotin Kalʿası Nehr-i Turla kenârında ʿalâ rivâyetin zemân-ı hazret-i ʿİsâ'dan kalma ʿayyûka peyveste Rumeli-hisârı kadar bir hısn-ı metîn olup, aslında Boğdan Eyâleti serhaddi olmağla, Boğdan voyvodaları muhâfaza ederler imiş. Bin yirmi altı târîhi esnâsında Boğdan Voyvodası Gaşper nâm laʿîn, hıyâneti ile Leh keferesi pençesine düşüp, bin otuzda Sultân ʿOsmân seferine ʿillet ü esâs ve baʿde'r-rucûʿ sulhla istihlâs olunmuş idi. Bin seksen dört [M1 242] hilâlinde dahi Kamaniçe Kalʿası seferleri takrîbiyle tekrâr Lehlü'ye giriftâr ve ertesi sene yedlerinden intizâʿla kemâ-kân sezâvâr-ı iʿtibâr kılındı. Bin yüz yirmi üç târîhinde Moskov Çârı'nın bî-muhâbâ Boğdan Eyâleti'ne hücûmu ve ʿavn-i Bârî ile inhizâm-ı nekbet-lüzûmu bu cânibin istihkâmını îcâb ve ihtâr etmeğin, Hudâvendigâr-ı cennet-mekân merhûm ve mağfûr Sultân Ahmed Hân hazretlerinin himmet-i Husrevâne'leriyle yüz yirmi beş târîhi esnâsında hisâr-ı mezkûrun cânib-i cenûbîsinde müceddeden bir kalʿa-i üstüvâr temhîd ü tarsîn ve derûnuna kifâyet mikdârı edevât ü muhâfızîn vazʿ u taʿyîn olunmağla, hisâr-ı kadîm el-hâletü hâzihî hisâr-ı cedîde cebehâne menzilesinde kalmışdır. Binâ’en ʿaleyh Nehr-i Prut ile Nehr-i Turla miyânında vâkiʿ bir sancak bir mezâriʿ ve kurâsıyla Boğdan\nEyâleti'nden ifrâz ve muhâfazasına me'mûr gâh bir vezîr ve gâh bir emîre tevcîh oluna gelüp, kurây-ı ma'mûresi Ocaklık tarîkıyla yerli kulu neferâtına ta'yîn olunmuşdur. Belde-i mezkûre hâlâ etrâfında bostan ve bâğçeleri mevfûr ve kırk dokuz ʿarzında bir şehr-i ma'mûrdur. Vech-i mestûr üzere Hotin'de iki gün ikāmetimiz esnâsında Brandeburg Kralı tarafından Mihmândâr-ı mev'ûd yerine tabîb nâmına bir âdem zuhûr edüp: “Kral bir gün evvel kudûmünüze müştâk ve Mihmândâr Silezya hudûdunda vürûdunuza muntazır ve ben esnây-ı râhda iktizây-ı hâle göre tebâbetiniz hidmetine me'mûrum. Mihmândârın bu mahalle gelmesinde ba'zı mülâhaza mâni' olmağla ʿafv edüp, hemân harekete himmet eylemeniz me'mûldür” deyü iblâğ-ı selâm ü kelâm etmekle, Hotin Vâlîsi tarafından Lehlü'nün Hotin mukābelesinde vâki' İzvaniçe nâm kasabada olan zâbitlerine âdem gönderilüp, karşuya mürûr irâdesinde olduğumuz ihbâr olunmağın: “Hoş geldiler! Mu'azzez ve muhterem misâfirimiz olup, ancak emîn ü sâlim Silezya hudûduna îsâl içün yanlarına bir kapudan ile otuz nefer âdem ta'yînine me'mûruz merkûbât ve me'kûlâtlarına karışmazuz” deyü cevâb vermeleriyle ertesi gün Turla'nın iki yanında pot nâmına iki yassı geçid hâzırlanup, İzvaniçe Kasabası ve pot yeri Hotin'den yarım sâ'at cânib-i garba düşmeğin, Hotin'den mahall-i mezbûra kā'ide-i serhad üzere mükemmel alayla varılup, Paşa Kethudâsı ve Hotin Defterdârı bizimle pota süvâr ve Lehlü'den dahi öte tarafdan pot ile iki üç müte'ayyen âdem Turla ortasında istikbâl ve karâr eyleyüp, resm üzere selâm ü kelâm kā'ideleri mürâ'ât ve ʿarz-ı [M1 243] meveddet ü müvâlât zımnında bizi yanlarına alup, İzvaniçe'ye îsâl ü îvâ eylediler. İzvaniçe Kasabası cânib-i şimâlîsinde Dârü'l-emâre nâmına bir hisârcığı mutazammın hevâsı alçak bir mahall-i mekrûh olduğundan gayri, ʿaraba ve bârgir istikrâsı içün anda on gün kadar eğlenmek iktizâ etmekle, etbâ'ımızın ekserîsi hastalanup, bunda haylî zahmet çekilmişdir. Ne hâl ise levâzım-ı tarîka nizâm ve mâh-ı saferin onuncu günü İzvaniçe'den iki sâ'at kadar gidince sağ tarafımızda hisâr-ı sengîn ma'nâsına Kamaniçe Kal'ası zuhûra gelüp, aslında bunca müddet tevârîhde evsâfı görüle gelen kıla'-ı meşhûreden olduğuna binâ'en, tabî'at-ı müşâhedesine mâ'il ve bir tarafdan mâni' ü hâ'il olmamağın seyr ü temâşâ tarîkıyla uğrayup, topçu-başıları nâmında bir sâhib-i sâmân âdemin hânesinde iki üç sâ'at seccâde-güster ve kal'anın zîr u bâlâsına imrâr-ı nazar olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kal'a-i mezbûre bir sahrây-ı vesî' ortasında tahmînen ʿarz-ı kaddi otuz arşûn hendek ve nehr-i cârî ile ihâta olunmuş kesme kayadan bir suffe üzerinde burc-i bârû kaydından âzâde mütevassit bir kal'a-i hod-restedir. Cânib-i cenûbîsine bir küçük kal'a ve tâbya binâ kılınup, bunlarla büyük kal'a mâ-beyni bir uzun ve minâre boyu yüksek kârgîr köprü ile ittisâl-pezîr olmuşdur. El-hâletü hâzihî bir müddetden berü ta'mîr\nmekūlesi iltifâtdan sâkıt olmağın, yapulu yerlerinin ekserî yıkılmağa yüz tutmuş olduğu muʿâyene ve yanımızda bulunan baʿzı kābil-i hitâb âdemlerine: “Bunun gibi gereklü kalʿayı niçün böyle harâb terk edersiz?” dediğimizde; “Bu kalʿanın Devlet-i ʿOsmâniyye'den gayrı hasm ü harâbdârı yokdur. Anlarla sulhumuz mü’ebbed ve mü’ekked olmağın, bî-hûde taʿmîr ü tahsîn dağdağası çekilmek iktizâ eylemez” deyü cevâb verilmişdir. Kalʿa-i mezbûra bin seksen üç târîhinde Lehlü'nün baʿzı sû-i harekâtına mücâzeten iʿmâl ve kendülere gûşmâl olmak üzere kahren feth ü teshîr olunmağın; Düşdü Kamaniçe hısnına nûr-i Muhammedî medlûlünce ortasında iki büyük kenîse, vazʿ-ı minâre ve minber ile câmiʿ-i lâmiʿ kılınmış imiş. Yüz on senesi esnâsında iktizây-ı sulhla kendülere red olundukda, yâdigâr-ı ehl-i İslâm olmak üzere zikr olunan iki câmiʿden birinin minâresi ve birinin minberi ʿalâ hâlihî ibkā olunup, minâre zahrına târîh vazʿıyla;\n\nVe izâ nazarte ile'l-bikā ʿi vecedtehâ\nTeşkā kemâ teşka'r-ricâlü ve tesʿadü\n\nmazmûnu tahrîr olunduğu müşâhede olunmağın, ʿinâyât-ı Sübhâniyye ile karîben asl-ı [M1 244] İslâmî'sine râciʿ ve â'ib ve menâr-ı minberi ke'l-evvel gülbang-i Muhammedî ile velvele-endâz-ı etrâf ü cevânib olmak recâsı arz-ı dergâh-ı Mevlây-ı ʿazîmü'l-mevâhib kılınmışdır. Zikr olunan İzvaniçe'den katʿ-ı menâzil-i diyâr ve ekseriyyâ göller kenârında ʿimâret-pezîr olmuş kasabât ü kurâdan güzâr olunarak sekiz günde İlbov nâm şehr-i meşhûra varıldı.",
          "caption": "Vasf-ı Kal'a-i Kamaniçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_514.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı Kal'a-i Kamaniçe",
          "text": "Kal'a-i mezbûre bir sahrây-ı vesî' ortasında tahmînen ʿarz-ı kaddi otuz arşûn hendek ve nehr-i cârî ile ihâta olunmuş kesme kayadan bir suffe üzerinde burc-i bârû kaydından âzâde mütevassit bir kal'a-i hod-restedir. Cânib-i cenûbîsine bir küçük kal'a ve tâbya binâ kılınup, bunlarla büyük kal'a mâ-beyni bir uzun ve minâre boyu yüksek kârgîr köprü ile ittisâl-pezîr olmuşdur. El-hâletü hâzihî bir müddetden berü ta'mîr\nmekūlesi iltifâtdan sâkıt olmağın, yapulu yerlerinin ekserî yıkılmağa yüz tutmuş olduğu muʿâyene ve yanımızda bulunan baʿzı kābil-i hitâb âdemlerine: “Bunun gibi gereklü kalʿayı niçün böyle harâb terk edersiz?” dediğimizde; “Bu kalʿanın Devlet-i ʿOsmâniyye'den gayrı hasm ü harâbdârı yokdur. Anlarla sulhumuz mü’ebbed ve mü’ekked olmağın, bî-hûde taʿmîr ü tahsîn dağdağası çekilmek iktizâ eylemez” deyü cevâb verilmişdir. Kalʿa-i mezbûra bin seksen üç târîhinde Lehlü'nün baʿzı sû-i harekâtına mücâzeten iʿmâl ve kendülere gûşmâl olmak üzere kahren feth ü teshîr olunmağın; Düşdü Kamaniçe hısnına nûr-i Muhammedî medlûlünce ortasında iki büyük kenîse, vazʿ-ı minâre ve minber ile câmiʿ-i lâmiʿ kılınmış imiş. Yüz on senesi esnâsında iktizây-ı sulhla kendülere red olundukda, yâdigâr-ı ehl-i İslâm olmak üzere zikr olunan iki câmiʿden birinin minâresi ve birinin minberi ʿalâ hâlihî ibkā olunup, minâre zahrına târîh vazʿıyla;\n\nVe izâ nazarte ile'l-bikā ʿi vecedtehâ\nTeşkā kemâ teşka'r-ricâlü ve tesʿadü\n\nmazmûnu tahrîr olunduğu müşâhede olunmağın, ʿinâyât-ı Sübhâniyye ile karîben asl-ı [M1 244] İslâmî'sine râciʿ ve â'ib ve menâr-ı minberi ke'l-evvel gülbang-i Muhammedî ile velvele-endâz-ı etrâf ü cevânib olmak recâsı arz-ı dergâh-ı Mevlây-ı ʿazîmü'l-mevâhib kılınmışdır. Zikr olunan İzvaniçe'den katʿ-ı menâzil-i diyâr ve ekseriyyâ göller kenârında ʿimâret-pezîr olmuş kasabât ü kurâdan güzâr olunarak sekiz günde İlbov nâm şehr-i meşhûra varıldı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belde-i mezkûre Leh memleketinin cânib-i cenûbîsinde Kamaniçe'ye tâbiʿ olan Podolye Eyâleti'nin muʿteber şehirlerinden, kalʿalı varoşlu bostanlı bağçeli bir güzel mahal olup, ber-vech-i mübeyyen bin seksen üç târîhinde Kamaniçe Kalʿası muhâsara esnâsında Kamaniçe'ye tâbiʿ olan yerleri tâht ü târâca meʾmûr Selîm Girây Hân'la Haleb Vâlîsi Kaplan Paşa, memleket-i aʿdâyı bu mahalle dek gāret ve be-tahsîs bu beldeye top u tüfeng ile imkân-ı mertebe îsâl-i hasâret etmeleri âsârından yâdigâr olmak üzere hâlâ kenîselerinin birinde bir gülle-i bârû-güzâr, âvihte-i tâk-ı iʿtibâr kılınmış olduğu manzûr ve bu beldeyi ol zemânda vukūʿ bulan sulh esnâsında seksen bin guruş pîşkeş ile istihlâs ve istibkā eyledikleri tevârîhde mestûrdur. Bu mahalle varınca arâzîleri kurşûnî siyâh toprak olup, mâverâsı kumsaldır. Bundan üç gün sonra büyük hatmana mahsûs Musteçka nâm kasabaya varılup, anda hatmana mülâkāt ve sohbet ve iki gün ikāmet ile icrây-ı lâzime-i zıyâfet kılındı. Bundan on iki sâʿat öte Turla'ya muʿâdil Som nâmında bir ne-\nhirden geçilüp, Breslav nâm şehre varılmışdır. Bunun dahi eskice kalʿası olup, bilâd-ı muʿteberlerinden maʿdûddur. Bundan altı günde elli bir 'arzında Krakova nâm beldeye varılmışdır.",
          "caption": "Vasf-ı İlbov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_515.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı İlbov",
          "text": "Belde-i mezkûre Leh memleketinin cânib-i cenûbîsinde Kamaniçe'ye tâbiʿ olan Podolye Eyâleti'nin muʿteber şehirlerinden, kalʿalı varoşlu bostanlı bağçeli bir güzel mahal olup, ber-vech-i mübeyyen bin seksen üç târîhinde Kamaniçe Kalʿası muhâsara esnâsında Kamaniçe'ye tâbiʿ olan yerleri tâht ü târâca meʾmûr Selîm Girây Hân'la Haleb Vâlîsi Kaplan Paşa, memleket-i aʿdâyı bu mahalle dek gāret ve be-tahsîs bu beldeye top u tüfeng ile imkân-ı mertebe îsâl-i hasâret etmeleri âsârından yâdigâr olmak üzere hâlâ kenîselerinin birinde bir gülle-i bârû-güzâr, âvihte-i tâk-ı iʿtibâr kılınmış olduğu manzûr ve bu beldeyi ol zemânda vukūʿ bulan sulh esnâsında seksen bin guruş pîşkeş ile istihlâs ve istibkā eyledikleri tevârîhde mestûrdur. Bu mahalle varınca arâzîleri kurşûnî siyâh toprak olup, mâverâsı kumsaldır. Bundan üç gün sonra büyük hatmana mahsûs Musteçka nâm kasabaya varılup, anda hatmana mülâkāt ve sohbet ve iki gün ikāmet ile icrây-ı lâzime-i zıyâfet kılındı. Bundan on iki sâʿat öte Turla'ya muʿâdil Som nâmında bir ne-\nhirden geçilüp, Breslav nâm şehre varılmışdır. Bunun dahi eskice kalʿası olup, bilâd-ı muʿteberlerinden maʿdûddur. Bundan altı günde elli bir 'arzında Krakova nâm beldeye varılmışdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu belde Silezya'ya mücâvir hudûd kalʿalarından pây-ı taht-ı kadîmleri bir büyük şehir olup, Leh krallarının tâc giydikleri ve bilâhare defn olundukları mahal olduğundan gayri, Morava mânendi Veşle nâmında bir nehrin kenârında vâkiʿ olup, nehr-i mezbûr bu beldenin yanından cereyân ve cânib-i şarka tekavvüs ile kasabât ve kurâ yanından mürûr ve hâlâ makarr-ı emâretleri olan Varşav nâm şehre uğradıkdan sonra ondan aşağı sâhil-i bahr-i şimâlîde hâlâ Leh memleketinin berren ve bahren maksem-i erzâk ve mecmaʿ-i ticârât-âfâkları olan Daniska şehri önünde bahra vâsıl olmağla, bu nehirden Leh diyârına menâfiʿ-i külliyye hâsıldır. Daniska şehri etrâfında bir pâre yer ile her ne kadar başka bir cumhûr zabtında ise cumhûr-i mezkûr Leh devleti himâyetinde olmağla, Leh vilâyetinden maʿdûddur.",
          "caption": "Vasf-ı Krakova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_516.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı Krakova",
          "text": "Bu belde Silezya'ya mücâvir hudûd kalʿalarından pây-ı taht-ı kadîmleri bir büyük şehir olup, Leh krallarının tâc giydikleri ve bilâhare defn olundukları mahal olduğundan gayri, Morava mânendi Veşle nâmında bir nehrin kenârında vâkiʿ olup, nehr-i mezbûr bu beldenin yanından cereyân ve cânib-i şarka tekavvüs ile kasabât ve kurâ yanından mürûr ve hâlâ makarr-ı emâretleri olan Varşav nâm şehre uğradıkdan sonra ondan aşağı sâhil-i bahr-i şimâlîde hâlâ Leh memleketinin berren ve bahren maksem-i erzâk ve mecmaʿ-i ticârât-âfâkları olan Daniska şehri önünde bahra vâsıl olmağla, bu nehirden Leh diyârına menâfiʿ-i külliyye hâsıldır. Daniska şehri etrâfında bir pâre yer ile her ne kadar başka bir cumhûr zabtında ise cumhûr-i mezkûr Leh devleti himâyetinde olmağla, Leh vilâyetinden maʿdûddur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M1 245] Cenâb-ı Kādir-i muhtâr-ı Perverdigâr'ın kudret-i sâniʿa ve hikmet-i bâliğasına nihâyet olmayup, İstanbul'dan garba doğru Rumeli ve Nemçe ve Venedik ve Papa ve Efrançe ve İspanyol ve Portekiz ve bunların cânib-i şimâlîsinde İngiltere ve Felemenk ve Saksonya ve Danmarka ve Şived ve Korlandiye ve Pomeranya ve Leh memleketlerinin maʿmûr ve meskûn olmalarına irâde-i ʿaliyyesi teʿalluk etmeğin, zikr olunan memleketler yine hâlâ Coğrafya erbâbı ʿindinde Avrupa nâmıyla mezkûr ve elsine-i nâsda Rumeli ve Frengistân lakabıyla meşhûrdur. Deryâ içinde iki tarafına çıkmacalı bir uzun dîvânhâne resminde îcâd ü izhâr ve eltaf-ı aktâr ü emsâr buyurdukdan sonra cevânib-i cenûbiyyesin Ak-deniz ile ihâta etdiği gibi, cevânib-i şimâliyyesin dahi Bahr-i muhît şubelerinden Alamân ve Baltık deryâlarına der-âgûş etdirüp, farazâ Gelibolu Boğazı'ndan Bozca-ada ve Limni'ye doğru çıkınca Ak-deniz, Gümülcine, Kavala ve Koloz ve Eğriboz ve Selânik ve Mora ve Çiçilya [=Sicilya] ve İtalya ve Roma ve Cenova ve Saviya ve Korsika ve Françe [=Efrançe] ve İspanyol ve Sebte Boğazı'nda Cibraltera ve dış yanında Portekiz sevâhilini kaplayup, Cavir meliken ev bahren meselince hâlâ aʿzam-ı selâtîn-i rûy-i zemîn ve ekrem-i havâkīn-i maʿdelet-âyîn şevketlü mehâbetlü Sultân Mustafa Hân-ı Sâlis efendimiz hazretlerinin civâr-ı ʿatûfet ve himâyetlerine ilticâ devletine nâ'il olanlar, keff-i kâfî-i yemm-şiyemleriyle merzûk ve memnûn olduğu gibi, zikr olunan memâlik ü aktâr ehâlîsi dahi leyl ü nehâr imdâd-ı fuyûzât-ı Bahr-i sefîd ile berhudâr ve sevâhil-i şimâliyye sükkânı destyârî-i Deryâ-yı Baltık ile mütenaʿim ve kâm-kâr olmakdadır. Binâ'en ʿalâ zâlik Ak-deniz'in Selânik ve Venedik ve Marsilya iskeleleri meşhûr-ı âfâk olduğu gibi, bilâd-ı şimâliyyenin dahi\nMisrdam [=Amsterdam] ve Hamburg ve zikri sebk eden Daniska iskeleleri Avrupa'ya maksem-i erzâk olup, Hind-i kadîm ve cedîdden kopan Portekiz ve İngiltere ve Felemenk ve sâ'ir milel-i muhtelife sefîneleri bilâ-tekellüf bu üç mahalle yanaşup, Misrda [=Amsterdam] İspanya ve Efrençe'nin cânib-i şimâlîsi iskelesi ve Hamburg, Nemçe memleketi iskelesi ve Danksa, Leh vilâyeti iskelesi olmağla, Avrupa'dan bu mahallere doğru cereyân eden enhârdan Veşle [=Vistül] Nehri ki Lehlü'nün Krakova ve Varşav nâm beldeleri önünden mürûr eder ve Oder Nehri ki Silezya'da Breslav ve Brandeburg'da Franfurt [=Frankfurt] önünden güzâr eder ve Brandeburg'da Eşperk [=Spree] [M1 246] nehri ki hâlâ makarr-ı emâretleri olan Berlin ve Potsdam kenârlarından geçer. İşte bu nehirler etrâfdan biraz enhâra mütelâhık olarak envâʿı zehâ'ir ile kenâr-ı deryâya nâzil ve bu enhâr-ı selâseye mahsûs sefâ'in-i mütenevviʿa ecnâs-i erzâk ve emtiʿaya mütehammil olup, memleketlerinde korsan ve harâmî gā'ilesi bertaraf olmağın, çekdiri misillü çam ve borazan taʿbîr olunur uzun kayıkları ve Kara-deniz şaykāsına muʿâdil maʿunaları kulağına dek yükledüp, beşer onar âdem ile ağır kullanarak gâh yelken açup, gâh iki tarafına uzun sırıklarla dayanarak yukarıdan aşağı sühûletle on günde on beş günde giderler. Aşağıdan yukaru gelürken rüzgâr müsâʿadesine mevkūf olmağın, otuz kırk günde gelürler. Bu vasıtalarla Yeni-dünya'dan ve sâ'ir bahra mücâvir olan mahallerden prinç ve kahve ve sükker ve sâ'ir me'kûlât ve melbûsât makūlesi karaya çıkmaksızın bahren ve nehren beldelerine ve belki kâr-hâneleri kapusu önüne yanaşmağla teʿayyüş ve ticaret ederler. Ve memleketlerinde taraf taraf mevsim-i muʿayyeni ile panayır taʿbîr olunur muʿayyen ve meşhûr bazâr şehirleri olmağla, vaktiyle zikr olunan erzâk ve emtiʿayı berren ve nehren ol mahallere îsâl ve etrâf-ı ʿâlemden bu bazârlara dünyanın tüccârı nakl-i emvâl ve hatt-ı rihâl etmekle, beyʿ u şirâ ve ignây-ı bilâd ü kurâ ederler. Böyle iken, ʿiyâzen billâhi Teʿâlâ küfürlerine mücâzât-ı dünyeviyye olmak üzere ekser vilâyetlerine fakr u fâka sereyân ve bir pâre nân ü lahmle tegaddî edenler müşârün bi'l-benân olup, geşt ü güzâr-ı etrâf edenler: \"Hayr ü bereket memâlik-i ʿOsmâniyye'ye mahsûsdur” deyü iʿtirâf ü ikrâr ederler. Her ne ise beyʿ u şirâ mâddesi medâr-ı teʿayyüş ve mebnây-ı mürüvvetleri olmağla, levâzım-ı revâcında gāyetde ihtimâm ve temşiyet-i esbâbına kusûr u fütûr etmezler. Şöyle ki farazâ bir âdemin bâzâr mahalline varmağa gücü yetmeyüp, yâhûd vücûdunun irtikâb-ı sefere tehammülü olmasa, olduğu beldede bir müteʿayyen bâzergâna defter ve akça verüp, meselâ “Lepiska Panayırı'ndan fülân metâʿ matlûbumdur” demekle herîf murâd etdiği metâʿı panayır mahallinde şerîkine tahrîr ve posta taʿbîr olunur mütemeddin ʿaleyh menzil arabasıyla tesyîr eder, günüyle sâʿatiyle matlûbu ayağına gelüp, bilâ-tekellüf kendüye vâsıl olur. Ticaret husûsunda sözlerinde sâdık ve dürüstî, muʿâmelelerinde akrânlarına fā'ik olmakda imkânı mertebe sarf-ı miknet ve tehallüfden hazer ü mücânebet ederler. Hattâ vardığımız Brandeburg Kralı'na: baʿzı ebnây-ı cinsinden: “Ahd ü güftârınızda [M1\n247] râsih-dem ve sâbit-kadem olmayorsuz” deyü iʿtirâz edenlere: “Ben bâzergân değilem” dediği meşhûrdur.",
          "caption": "İstıtrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_517.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "İstıtrâd",
          "text": "[M1 245] Cenâb-ı Kādir-i muhtâr-ı Perverdigâr'ın kudret-i sâniʿa ve hikmet-i bâliğasına nihâyet olmayup, İstanbul'dan garba doğru Rumeli ve Nemçe ve Venedik ve Papa ve Efrançe ve İspanyol ve Portekiz ve bunların cânib-i şimâlîsinde İngiltere ve Felemenk ve Saksonya ve Danmarka ve Şived ve Korlandiye ve Pomeranya ve Leh memleketlerinin maʿmûr ve meskûn olmalarına irâde-i ʿaliyyesi teʿalluk etmeğin, zikr olunan memleketler yine hâlâ Coğrafya erbâbı ʿindinde Avrupa nâmıyla mezkûr ve elsine-i nâsda Rumeli ve Frengistân lakabıyla meşhûrdur. Deryâ içinde iki tarafına çıkmacalı bir uzun dîvânhâne resminde îcâd ü izhâr ve eltaf-ı aktâr ü emsâr buyurdukdan sonra cevânib-i cenûbiyyesin Ak-deniz ile ihâta etdiği gibi, cevânib-i şimâliyyesin dahi Bahr-i muhît şubelerinden Alamân ve Baltık deryâlarına der-âgûş etdirüp, farazâ Gelibolu Boğazı'ndan Bozca-ada ve Limni'ye doğru çıkınca Ak-deniz, Gümülcine, Kavala ve Koloz ve Eğriboz ve Selânik ve Mora ve Çiçilya [=Sicilya] ve İtalya ve Roma ve Cenova ve Saviya ve Korsika ve Françe [=Efrançe] ve İspanyol ve Sebte Boğazı'nda Cibraltera ve dış yanında Portekiz sevâhilini kaplayup, Cavir meliken ev bahren meselince hâlâ aʿzam-ı selâtîn-i rûy-i zemîn ve ekrem-i havâkīn-i maʿdelet-âyîn şevketlü mehâbetlü Sultân Mustafa Hân-ı Sâlis efendimiz hazretlerinin civâr-ı ʿatûfet ve himâyetlerine ilticâ devletine nâ'il olanlar, keff-i kâfî-i yemm-şiyemleriyle merzûk ve memnûn olduğu gibi, zikr olunan memâlik ü aktâr ehâlîsi dahi leyl ü nehâr imdâd-ı fuyûzât-ı Bahr-i sefîd ile berhudâr ve sevâhil-i şimâliyye sükkânı destyârî-i Deryâ-yı Baltık ile mütenaʿim ve kâm-kâr olmakdadır. Binâ'en ʿalâ zâlik Ak-deniz'in Selânik ve Venedik ve Marsilya iskeleleri meşhûr-ı âfâk olduğu gibi, bilâd-ı şimâliyyenin dahi\nMisrdam [=Amsterdam] ve Hamburg ve zikri sebk eden Daniska iskeleleri Avrupa'ya maksem-i erzâk olup, Hind-i kadîm ve cedîdden kopan Portekiz ve İngiltere ve Felemenk ve sâ'ir milel-i muhtelife sefîneleri bilâ-tekellüf bu üç mahalle yanaşup, Misrda [=Amsterdam] İspanya ve Efrençe'nin cânib-i şimâlîsi iskelesi ve Hamburg, Nemçe memleketi iskelesi ve Danksa, Leh vilâyeti iskelesi olmağla, Avrupa'dan bu mahallere doğru cereyân eden enhârdan Veşle [=Vistül] Nehri ki Lehlü'nün Krakova ve Varşav nâm beldeleri önünden mürûr eder ve Oder Nehri ki Silezya'da Breslav ve Brandeburg'da Franfurt [=Frankfurt] önünden güzâr eder ve Brandeburg'da Eşperk [=Spree] [M1 246] nehri ki hâlâ makarr-ı emâretleri olan Berlin ve Potsdam kenârlarından geçer. İşte bu nehirler etrâfdan biraz enhâra mütelâhık olarak envâʿı zehâ'ir ile kenâr-ı deryâya nâzil ve bu enhâr-ı selâseye mahsûs sefâ'in-i mütenevviʿa ecnâs-i erzâk ve emtiʿaya mütehammil olup, memleketlerinde korsan ve harâmî gā'ilesi bertaraf olmağın, çekdiri misillü çam ve borazan taʿbîr olunur uzun kayıkları ve Kara-deniz şaykāsına muʿâdil maʿunaları kulağına dek yükledüp, beşer onar âdem ile ağır kullanarak gâh yelken açup, gâh iki tarafına uzun sırıklarla dayanarak yukarıdan aşağı sühûletle on günde on beş günde giderler. Aşağıdan yukaru gelürken rüzgâr müsâʿadesine mevkūf olmağın, otuz kırk günde gelürler. Bu vasıtalarla Yeni-dünya'dan ve sâ'ir bahra mücâvir olan mahallerden prinç ve kahve ve sükker ve sâ'ir me'kûlât ve melbûsât makūlesi karaya çıkmaksızın bahren ve nehren beldelerine ve belki kâr-hâneleri kapusu önüne yanaşmağla teʿayyüş ve ticaret ederler. Ve memleketlerinde taraf taraf mevsim-i muʿayyeni ile panayır taʿbîr olunur muʿayyen ve meşhûr bazâr şehirleri olmağla, vaktiyle zikr olunan erzâk ve emtiʿayı berren ve nehren ol mahallere îsâl ve etrâf-ı ʿâlemden bu bazârlara dünyanın tüccârı nakl-i emvâl ve hatt-ı rihâl etmekle, beyʿ u şirâ ve ignây-ı bilâd ü kurâ ederler. Böyle iken, ʿiyâzen billâhi Teʿâlâ küfürlerine mücâzât-ı dünyeviyye olmak üzere ekser vilâyetlerine fakr u fâka sereyân ve bir pâre nân ü lahmle tegaddî edenler müşârün bi'l-benân olup, geşt ü güzâr-ı etrâf edenler: \"Hayr ü bereket memâlik-i ʿOsmâniyye'ye mahsûsdur” deyü iʿtirâf ü ikrâr ederler. Her ne ise beyʿ u şirâ mâddesi medâr-ı teʿayyüş ve mebnây-ı mürüvvetleri olmağla, levâzım-ı revâcında gāyetde ihtimâm ve temşiyet-i esbâbına kusûr u fütûr etmezler. Şöyle ki farazâ bir âdemin bâzâr mahalline varmağa gücü yetmeyüp, yâhûd vücûdunun irtikâb-ı sefere tehammülü olmasa, olduğu beldede bir müteʿayyen bâzergâna defter ve akça verüp, meselâ “Lepiska Panayırı'ndan fülân metâʿ matlûbumdur” demekle herîf murâd etdiği metâʿı panayır mahallinde şerîkine tahrîr ve posta taʿbîr olunur mütemeddin ʿaleyh menzil arabasıyla tesyîr eder, günüyle sâʿatiyle matlûbu ayağına gelüp, bilâ-tekellüf kendüye vâsıl olur. Ticaret husûsunda sözlerinde sâdık ve dürüstî, muʿâmelelerinde akrânlarına fā'ik olmakda imkânı mertebe sarf-ı miknet ve tehallüfden hazer ü mücânebet ederler. Hattâ vardığımız Brandeburg Kralı'na: baʿzı ebnây-ı cinsinden: “Ahd ü güftârınızda [M1\n247] râsih-dem ve sâbit-kadem olmayorsuz” deyü iʿtirâz edenlere: “Ben bâzergân değilem” dediği meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i mezbûra hudûd-i İslâmiyye'den Turla ve Boğdan ve Moskov ve Silezya ve Cibâl-i Erdel ve Bahr-i şimâlî ile mahdûd bir büyük eyâlet olup, cumhûr yedinde olmağla, her nâhiye ve her şehrinin re’y-i hükûmetinde müstakil başka mâlik ve mutasarrıfı olup, biribirine itâʿatleri ve krallarına çokluk iltifâtları olmadığından, hey'et-i ictimâʿiyye-i mülkiyyeleri perîşân olduğu kadar toprakları maʿmûr u âbâdân ve etrâflarında olan hem-civârlar bu memleketden bir tarîkle hisse-yâb olmağa behâne-cûyân iken, biribirine müzâhame ve müdâfaʿadan iki yüz yıldan berü istîlâya elleri değmeyüp, Lehlüler bu takrîble yerlerinde âsûde-hâl ve her bölüğü bir devlete mensûb ve müteʿallik geçinmekle hifz-ı mâl ü menâl ederler. Rus ve Yehûd nâmına iki tâ'ife bunlara musahhar olmağla, zirâʿat ve hirâset makūlesi umûr-ı şâkkayı Rus tâ'ifesine ve şehirlerde ihtikâr ve hîlekârlığa dâ'ir beyʿ u şirâ ve bâc ve mükûs misillü işleri Yehûd tâ'ifesine gördürüp, kazandıkların ellerinden almağla, kendileri ferîh u fahûr safâlarıyla meşğūl olup, şehirlüsü Tatârâne dolama ve çepkân ve kuzu derisinden hafifce kalpak geyüp: “Ehl-i İslâm'a mahabbetimizden ziyy ü libâsımız anlar libâsına müşâbihdir” deyü iftihâr ederler. Kralları mürd oldukça etrâfda olan konşuları düvel-i Nasârâ miyânında cârî olan baʿzı dûrâ-dûr mülâhazalar iktizâsıyla, Kral nasbında re'y ü maʿrifeti munzam olmak üzere her biri hareketden hâlî olmamak ʿâdet-i müstemirreleri olduğuna binâ'en, bu defʿa Françe ile Nemçe devletleri kavlen müdahale ile iktifâ edüp, Rusya ve Prusya tarafları kurb-i civâr sebebiyle Lehlü'den bir kimesneyi bi'l-fiʿl Kral nasb etdirmek sevdâsında oldukları meşhûrdur. Binâ'en ʿalâ zâlik, sûretâ diyâr-ı Leh'den zahîre devşürmek ve zimnen bu maslahatı bitürmek behânesiyle Moskovlu'nun bir mikdâr askeri Leh toprağına dâhil ve makarr-ı emâretleri olan Varşav [=Varşova] şehrine vâsıl olup, Lehlü'nün Varşav'da [=Varşova] müctemiʿa olan askeriyle izdihâm ve kesret hâsıl ve belde-i mezkûrenin beş altı aylık zahîresin beş altı günde düketmekle kıtlık belâsına giriftâr ve açlık sebebiyle mübâşir-i ceng ü peykâr oldukları şâyiʿdir. Leh cumhûru vech-i muharrer üzere râhata alışmış bir cebân ve sâye-perver tâʾife olmağla, ednâ hareketden havf ü haşyete tâbiʿ olup: “Bir tarafdan Moskov ve bir tarafdan Tatar askeri vilâyetimizi tâht [M1 248] ü târâc etmek üzere imiş” deyü metâʿ ve eşyaların zîr ü zemînlere saklayup, kendüleri etrâf ü eknâfa perîşân ü girîzân oldukları müşâhede olunmuşdur. Krakova'dan iki günde Silezya hudûdunda Tırnavic [=Tarnowitz] nâm kasabada mihmândâra mülâkāt ve anda teşrîn-i evvel ibtidâsında kar yağdığı görülüp, üç dört gün ikāmet ve tesviye-i levâzım nehzatdan sonra Berlin'e doğru ʿazîmet ve tayy-ı menâzil olunarak altı günde Silezya Sancağı'nın makarr-ı emâreti olup, hâlâ kral vekîli nâmına bir müteʿayyen ceneral zabtında olan Breslav nâm şehre varıldı. Şehr-i mezkûr\nelli bir arzında Nehr-i Oder kenârında metîn ü müstahkem kalʿa ve varoş-i maʿmûr ile bir hisâr-ı meşhûr olup, nehr-i mezkûr iki üç kat ʿarîz u ʿamîk handek ile şehr-i mezbûru ihâta eylediğinden gayri zikr olunan Oder, nehr-i âhara ittisâlle bir tarafı Berlin'e ve bir tarafı başka yoldan vasfı mürûr eden Hamburg önünde deryây-ı şimâle munsab olmağın, bu belde makarr-ı ticaret ve mahall-i fevâ’id ü menfaʿat olup, Eflak ve Boğdan ve Leh ve Akkermân taraflarından kopan hayvânât ve hamûlât ibtidâ bunda beyʿ u şirâ ve müteferrik-i bilâd ü kurâ olmağla, vüsʿat ve menfaʿatde bundan maʿmûr ve metânetde bundan meşhûr beldeleri görülmemişdir. Bu mahalden dört günde Kılakoğ [=Glagau] ve üç günde Franfurt kalalara varılmışdır. Bunlar dahi Nehr-i Oder kenârında metîn ve maʿmûr kalʿalar olup, Franfurt, Brandeburg Sancağı hudûdu kalʿalarından maʿdûddur. Bundan öte dört günde makarr-ı emâret ve sermâye-i fahr u behcetleri olan Berlin kurbunda Ak-deniz nâmına bir göl kenârında çiftlik misillü bir mahalde altı yedi gün istirâhat ve nüzûl ve gurre-i cumâdelûlâda âlây ü ihtişâmla belde-i Berlin'e vusûl ve belde-i mezkûrenin cânib-i garbîsi nihâyetinde iʿdâd olunmuş bir mükellef serâya dühûl müyesser olmuşdur. Bu kutrun ehâlîsi müddet-i ʿömründe ehl-i İslâm'dan âdem görmemiş ve böyle esbâb ve ihtişâmla elçilik nâmını işitmemiş bir garîb tâ'ife olmağın, evlâd ü ʿıyâlleriyle üçer beşer günlük yoldan mürûrgâhımız olan kasabât ü kurâya cemʿ olup, konduğumuz sâʿatden göçdüğümüz deme dek yanımıza hâzır ve evzâʿ u etvârımıza nâzır olmakda verdikleri izdihâm kābil-i taʿbîr olmadığından gayri, be-tahsîs Berlin şehrine dâhil olduğumuz gün sagīr u kebîr bernâ vü pîrî yolların iki tarafında ve üçer beşer tabaka [M1 249] hânelerinin pencerelerinde kāt-ender-kāt terâküm ve seyr ü temâşâya terâdüf ve tezâhumları vasıfdan hâric ve üns ü iştiyâka dâ’ir ʿarz eyledikleri inbisât ü ihtirâm mertebe-i mübâlağaya ʿâricdir.",
          "caption": "Vasf-ı memleket-i Leh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_518.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı memleket-i Leh",
          "text": "Memleket-i mezbûra hudûd-i İslâmiyye'den Turla ve Boğdan ve Moskov ve Silezya ve Cibâl-i Erdel ve Bahr-i şimâlî ile mahdûd bir büyük eyâlet olup, cumhûr yedinde olmağla, her nâhiye ve her şehrinin re’y-i hükûmetinde müstakil başka mâlik ve mutasarrıfı olup, biribirine itâʿatleri ve krallarına çokluk iltifâtları olmadığından, hey'et-i ictimâʿiyye-i mülkiyyeleri perîşân olduğu kadar toprakları maʿmûr u âbâdân ve etrâflarında olan hem-civârlar bu memleketden bir tarîkle hisse-yâb olmağa behâne-cûyân iken, biribirine müzâhame ve müdâfaʿadan iki yüz yıldan berü istîlâya elleri değmeyüp, Lehlüler bu takrîble yerlerinde âsûde-hâl ve her bölüğü bir devlete mensûb ve müteʿallik geçinmekle hifz-ı mâl ü menâl ederler. Rus ve Yehûd nâmına iki tâ'ife bunlara musahhar olmağla, zirâʿat ve hirâset makūlesi umûr-ı şâkkayı Rus tâ'ifesine ve şehirlerde ihtikâr ve hîlekârlığa dâ'ir beyʿ u şirâ ve bâc ve mükûs misillü işleri Yehûd tâ'ifesine gördürüp, kazandıkların ellerinden almağla, kendileri ferîh u fahûr safâlarıyla meşğūl olup, şehirlüsü Tatârâne dolama ve çepkân ve kuzu derisinden hafifce kalpak geyüp: “Ehl-i İslâm'a mahabbetimizden ziyy ü libâsımız anlar libâsına müşâbihdir” deyü iftihâr ederler. Kralları mürd oldukça etrâfda olan konşuları düvel-i Nasârâ miyânında cârî olan baʿzı dûrâ-dûr mülâhazalar iktizâsıyla, Kral nasbında re'y ü maʿrifeti munzam olmak üzere her biri hareketden hâlî olmamak ʿâdet-i müstemirreleri olduğuna binâ'en, bu defʿa Françe ile Nemçe devletleri kavlen müdahale ile iktifâ edüp, Rusya ve Prusya tarafları kurb-i civâr sebebiyle Lehlü'den bir kimesneyi bi'l-fiʿl Kral nasb etdirmek sevdâsında oldukları meşhûrdur. Binâ'en ʿalâ zâlik, sûretâ diyâr-ı Leh'den zahîre devşürmek ve zimnen bu maslahatı bitürmek behânesiyle Moskovlu'nun bir mikdâr askeri Leh toprağına dâhil ve makarr-ı emâretleri olan Varşav [=Varşova] şehrine vâsıl olup, Lehlü'nün Varşav'da [=Varşova] müctemiʿa olan askeriyle izdihâm ve kesret hâsıl ve belde-i mezkûrenin beş altı aylık zahîresin beş altı günde düketmekle kıtlık belâsına giriftâr ve açlık sebebiyle mübâşir-i ceng ü peykâr oldukları şâyiʿdir. Leh cumhûru vech-i muharrer üzere râhata alışmış bir cebân ve sâye-perver tâʾife olmağla, ednâ hareketden havf ü haşyete tâbiʿ olup: “Bir tarafdan Moskov ve bir tarafdan Tatar askeri vilâyetimizi tâht [M1 248] ü târâc etmek üzere imiş” deyü metâʿ ve eşyaların zîr ü zemînlere saklayup, kendüleri etrâf ü eknâfa perîşân ü girîzân oldukları müşâhede olunmuşdur. Krakova'dan iki günde Silezya hudûdunda Tırnavic [=Tarnowitz] nâm kasabada mihmândâra mülâkāt ve anda teşrîn-i evvel ibtidâsında kar yağdığı görülüp, üç dört gün ikāmet ve tesviye-i levâzım nehzatdan sonra Berlin'e doğru ʿazîmet ve tayy-ı menâzil olunarak altı günde Silezya Sancağı'nın makarr-ı emâreti olup, hâlâ kral vekîli nâmına bir müteʿayyen ceneral zabtında olan Breslav nâm şehre varıldı. Şehr-i mezkûr\nelli bir arzında Nehr-i Oder kenârında metîn ü müstahkem kalʿa ve varoş-i maʿmûr ile bir hisâr-ı meşhûr olup, nehr-i mezkûr iki üç kat ʿarîz u ʿamîk handek ile şehr-i mezbûru ihâta eylediğinden gayri zikr olunan Oder, nehr-i âhara ittisâlle bir tarafı Berlin'e ve bir tarafı başka yoldan vasfı mürûr eden Hamburg önünde deryây-ı şimâle munsab olmağın, bu belde makarr-ı ticaret ve mahall-i fevâ’id ü menfaʿat olup, Eflak ve Boğdan ve Leh ve Akkermân taraflarından kopan hayvânât ve hamûlât ibtidâ bunda beyʿ u şirâ ve müteferrik-i bilâd ü kurâ olmağla, vüsʿat ve menfaʿatde bundan maʿmûr ve metânetde bundan meşhûr beldeleri görülmemişdir. Bu mahalden dört günde Kılakoğ [=Glagau] ve üç günde Franfurt kalalara varılmışdır. Bunlar dahi Nehr-i Oder kenârında metîn ve maʿmûr kalʿalar olup, Franfurt, Brandeburg Sancağı hudûdu kalʿalarından maʿdûddur. Bundan öte dört günde makarr-ı emâret ve sermâye-i fahr u behcetleri olan Berlin kurbunda Ak-deniz nâmına bir göl kenârında çiftlik misillü bir mahalde altı yedi gün istirâhat ve nüzûl ve gurre-i cumâdelûlâda âlây ü ihtişâmla belde-i Berlin'e vusûl ve belde-i mezkûrenin cânib-i garbîsi nihâyetinde iʿdâd olunmuş bir mükellef serâya dühûl müyesser olmuşdur. Bu kutrun ehâlîsi müddet-i ʿömründe ehl-i İslâm'dan âdem görmemiş ve böyle esbâb ve ihtişâmla elçilik nâmını işitmemiş bir garîb tâ'ife olmağın, evlâd ü ʿıyâlleriyle üçer beşer günlük yoldan mürûrgâhımız olan kasabât ü kurâya cemʿ olup, konduğumuz sâʿatden göçdüğümüz deme dek yanımıza hâzır ve evzâʿ u etvârımıza nâzır olmakda verdikleri izdihâm kābil-i taʿbîr olmadığından gayri, be-tahsîs Berlin şehrine dâhil olduğumuz gün sagīr u kebîr bernâ vü pîrî yolların iki tarafında ve üçer beşer tabaka [M1 249] hânelerinin pencerelerinde kāt-ender-kāt terâküm ve seyr ü temâşâya terâdüf ve tezâhumları vasıfdan hâric ve üns ü iştiyâka dâ’ir ʿarz eyledikleri inbisât ü ihtirâm mertebe-i mübâlağaya ʿâricdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belde-i mezkûre hâlâ Brandeburg Kralı'nın makarr-ı emâreti olmağla, ol havâlîde misli bulunmamak ile meşhûrdur. Kırk elli sene mukaddem bir mütevassıt şehir iken, kralın ikinci ceddi tevsîʿ murâd etmekle, kenârında cereyân eden nehri şehrin iki üç yerinde Kâğıd-hâne nehri gibi icrâ ve etrafını seng-i tırâşîde ile tutdurup ahşâbdan otuz kadar köprü ihdâs ve kendi sûretini tuçdan at üzerinde bir kârgîr köprü başında tasvîr etdirmişdir. Murûr-i zemânla nehir üzerine hâne ve bağçeler ve suya muhtâc olan sanâyiʿden değirmân ve şekerhâne ve çithâne misillü kârhâneler yapdurulup, günden güne büyût ve dekâkîni tevfîr ve taşradan edevât ve metâʿ makūlesi bir nesneye muhtâc olmamak içün çukâ ve kumâş ve sâyir âlât ü emtiʿa kârhâneleri îcâd ve nehr-i mezkûr gā'ile-i tuğyândan berî olmağla, herkesin hâne ve bağçesine iktizâsı mertebe icrâ ve îrâd olunup, derûnunda bî-nihâye çekdiri gibi çâmlar ve şâyka misillü maʿunalar muttasıl hareket ve nehr-i mezkûrun yukarı tarafı Silezya ve Breslav şehri kurbunda Oder Nehri'ne ve aşağı tarafı Bahr-i şimâlî kenârında Hamburg İskelesi'ne mütevâsıl olmağla, aşağıdan yukaru ve yukarudan aşağı sefînelerle zehâ'ir ve eşyâ gelüp gitmekden hâlî\ndeğildir. Müceddeden yapulan hâneleri bir çırpıda yek-dîvâr ve hem-vâr ve sokakları kırkar ellişer arşûn vüsʿatde nizâm-pezîr oldukdan sonra şimâl tarafı nehr-i mezkûr ve etrâf-ı selâsesi hafifce sûr ile ihâta olunup, etval-i nehârı on altı buçuk sâʿat elli ʿarzında bir güzel şehir olmuşdur. Nehr-i mezkûr kenârında Kral'ın serâyı ve cebe-hânesi mevcûd olup, içinde ve etrafında bağçeler ve serâylar ve âvgâh ve kiştzârlar vardır. Yetmiş dört senesi hilâlinde Nemçe ve Moskov askeri biribiri ardınca bu beldeye gelüp, Kral'ın cebe-hâne ve kâşânelerin tâlân ve belde ehâlîsine mâl-ı emân salup, çok ziyân etmişler. Böyle iken yine sükkânı tecemmülden hâlî olmayup, güzelce hâneleri ve esbâb-ı ihtişâmları mevcûddur. Hevâsı iʿtidâlden hâric olmamağın, ricâl ü nisvânında ashâb-ı hüsn ü cemâl çokdur. Hâneleri üçer dörder kāt kârgîr olup, kış günü sovukdan yaz günü sıcakdan baʿzı eşyaların muhâfaza içün hânelerinin [M1 250] birer tabakası zîr-i zemîn misillü yer içinde olmak mültezemdir. Hânelerinin üzerleri örgüçlü tekne olup, bir nevʿ kalınca kiremit ile örtülmüşdür ki, kırk senede bir kerre aktarma gā'ilesinden müberrâdır. İhrâkdan havf ve tehaffuz etmeleriyle gice ve gündüz bekcilerinden mâ-ʿadâ her sokakda beşer onar tulunbalı kuyular ve her kuyu başında kızaklı fıçular müheyyâdır. Sûru gāyetde vâsiʿ olmağla, hâlâ çok yeri hâlî olup, bir tarafdan hâne ve bağçeler ihdâs olunmakdadır. Nebâtât ve ezhârın ekseri mevcûd ve etrâf ü eknâfdan getürdilüp, terbiye ve kışlarda sobalarla tenmiye olunmağla, kahve ağacı ve sâ'ir eşcâr-ı garîbe görülmüşdür. Taşradan kumaş ve metâʿ gelmek yasak olmağla, ehâlîsi biz-zarûre bunda yapılan kumaşa muhtâc olmak behânesiyle her şeyleri behâlıdır. Ehâlîsi fagfûrîye mâ'il olmağla, kibârlarının mahsûs ve müretteb fagfûrî odaları olup, bağçe seyri gibi gâh gâh içinde teferrüc ederler. Aslında Hind ve Çin'den getürdürler imiş. Saksonya fagfûrîsi zuhûr edeliden beri buna gāyetde magrem ve bir kâsesi yirmi altûna ve bir musannaʿca tabağı beş on altûna alup, satmağa rağbetleri haddi tecâvüz etmeğin, akçaları taşra gitmemek içün Kral şimdi Saksonya'dan fagfûrî gelmeği yasak ve Saksonya'dan üstâdlar getürdüp, müceddeden fagfûr kârhânesi îcâd ü iʿmâl etmekle birkaç seneye dek Saksonya'ya benzetmek ihtimâli vardır. Brandeburg Sancağı kumsal olup, mahsûlleri kendülere vefâ etmemeğin, ekser zahîreleri Saksonya ve Leh'den ve devâbb ü mevâşîleri Eflâk ve Boğdan ve Bucak'dan gelür. Kral Berlin'de olan elçiler zihâmından ve mübâşir olduğu umûra ıttılâʿları havfından ekser-i eyyâmda Berlin'e yedi sâʿat buʿdu olan Potsdam nâm beldede eğlene geldiği yazılmışdır. Ehâlîsi Lüteran olmağla, her ne kadar diyânet dağdağasından müberrâ iseler kenîselerinde sanem olmayup, muvahhidlik ile iftihâr ve Katolikler'e küllî ʿadâvet izhâr ederler. Nübüvvet-i Muhammediyye'yi inkâr etmeyüp: “Müslümân oluruz” dimekden ʿâr etmezler.",
          "caption": "Vasf-ı Berlin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_519.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı Berlin",
          "text": "Belde-i mezkûre hâlâ Brandeburg Kralı'nın makarr-ı emâreti olmağla, ol havâlîde misli bulunmamak ile meşhûrdur. Kırk elli sene mukaddem bir mütevassıt şehir iken, kralın ikinci ceddi tevsîʿ murâd etmekle, kenârında cereyân eden nehri şehrin iki üç yerinde Kâğıd-hâne nehri gibi icrâ ve etrafını seng-i tırâşîde ile tutdurup ahşâbdan otuz kadar köprü ihdâs ve kendi sûretini tuçdan at üzerinde bir kârgîr köprü başında tasvîr etdirmişdir. Murûr-i zemânla nehir üzerine hâne ve bağçeler ve suya muhtâc olan sanâyiʿden değirmân ve şekerhâne ve çithâne misillü kârhâneler yapdurulup, günden güne büyût ve dekâkîni tevfîr ve taşradan edevât ve metâʿ makūlesi bir nesneye muhtâc olmamak içün çukâ ve kumâş ve sâyir âlât ü emtiʿa kârhâneleri îcâd ve nehr-i mezkûr gā'ile-i tuğyândan berî olmağla, herkesin hâne ve bağçesine iktizâsı mertebe icrâ ve îrâd olunup, derûnunda bî-nihâye çekdiri gibi çâmlar ve şâyka misillü maʿunalar muttasıl hareket ve nehr-i mezkûrun yukarı tarafı Silezya ve Breslav şehri kurbunda Oder Nehri'ne ve aşağı tarafı Bahr-i şimâlî kenârında Hamburg İskelesi'ne mütevâsıl olmağla, aşağıdan yukaru ve yukarudan aşağı sefînelerle zehâ'ir ve eşyâ gelüp gitmekden hâlî\ndeğildir. Müceddeden yapulan hâneleri bir çırpıda yek-dîvâr ve hem-vâr ve sokakları kırkar ellişer arşûn vüsʿatde nizâm-pezîr oldukdan sonra şimâl tarafı nehr-i mezkûr ve etrâf-ı selâsesi hafifce sûr ile ihâta olunup, etval-i nehârı on altı buçuk sâʿat elli ʿarzında bir güzel şehir olmuşdur. Nehr-i mezkûr kenârında Kral'ın serâyı ve cebe-hânesi mevcûd olup, içinde ve etrafında bağçeler ve serâylar ve âvgâh ve kiştzârlar vardır. Yetmiş dört senesi hilâlinde Nemçe ve Moskov askeri biribiri ardınca bu beldeye gelüp, Kral'ın cebe-hâne ve kâşânelerin tâlân ve belde ehâlîsine mâl-ı emân salup, çok ziyân etmişler. Böyle iken yine sükkânı tecemmülden hâlî olmayup, güzelce hâneleri ve esbâb-ı ihtişâmları mevcûddur. Hevâsı iʿtidâlden hâric olmamağın, ricâl ü nisvânında ashâb-ı hüsn ü cemâl çokdur. Hâneleri üçer dörder kāt kârgîr olup, kış günü sovukdan yaz günü sıcakdan baʿzı eşyaların muhâfaza içün hânelerinin [M1 250] birer tabakası zîr-i zemîn misillü yer içinde olmak mültezemdir. Hânelerinin üzerleri örgüçlü tekne olup, bir nevʿ kalınca kiremit ile örtülmüşdür ki, kırk senede bir kerre aktarma gā'ilesinden müberrâdır. İhrâkdan havf ve tehaffuz etmeleriyle gice ve gündüz bekcilerinden mâ-ʿadâ her sokakda beşer onar tulunbalı kuyular ve her kuyu başında kızaklı fıçular müheyyâdır. Sûru gāyetde vâsiʿ olmağla, hâlâ çok yeri hâlî olup, bir tarafdan hâne ve bağçeler ihdâs olunmakdadır. Nebâtât ve ezhârın ekseri mevcûd ve etrâf ü eknâfdan getürdilüp, terbiye ve kışlarda sobalarla tenmiye olunmağla, kahve ağacı ve sâ'ir eşcâr-ı garîbe görülmüşdür. Taşradan kumaş ve metâʿ gelmek yasak olmağla, ehâlîsi biz-zarûre bunda yapılan kumaşa muhtâc olmak behânesiyle her şeyleri behâlıdır. Ehâlîsi fagfûrîye mâ'il olmağla, kibârlarının mahsûs ve müretteb fagfûrî odaları olup, bağçe seyri gibi gâh gâh içinde teferrüc ederler. Aslında Hind ve Çin'den getürdürler imiş. Saksonya fagfûrîsi zuhûr edeliden beri buna gāyetde magrem ve bir kâsesi yirmi altûna ve bir musannaʿca tabağı beş on altûna alup, satmağa rağbetleri haddi tecâvüz etmeğin, akçaları taşra gitmemek içün Kral şimdi Saksonya'dan fagfûrî gelmeği yasak ve Saksonya'dan üstâdlar getürdüp, müceddeden fagfûr kârhânesi îcâd ü iʿmâl etmekle birkaç seneye dek Saksonya'ya benzetmek ihtimâli vardır. Brandeburg Sancağı kumsal olup, mahsûlleri kendülere vefâ etmemeğin, ekser zahîreleri Saksonya ve Leh'den ve devâbb ü mevâşîleri Eflâk ve Boğdan ve Bucak'dan gelür. Kral Berlin'de olan elçiler zihâmından ve mübâşir olduğu umûra ıttılâʿları havfından ekser-i eyyâmda Berlin'e yedi sâʿat buʿdu olan Potsdam nâm beldede eğlene geldiği yazılmışdır. Ehâlîsi Lüteran olmağla, her ne kadar diyânet dağdağasından müberrâ iseler kenîselerinde sanem olmayup, muvahhidlik ile iftihâr ve Katolikler'e küllî ʿadâvet izhâr ederler. Nübüvvet-i Muhammediyye'yi inkâr etmeyüp: “Müslümân oluruz” dimekden ʿâr etmezler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikri sebk eden Silezya Sancağı mahall-i nizâʿ u cidâl ve mebnây-ı kīl ü kāl olup, taʿrîf ve tavsîfi muktezây-ı hâl olduğuna binâ'en, makāle-i muʿarrefesinin bir mukaddime-i lâzimetü'l-iʿtibâr ile temhîd ü terşîhine tahrîk-i hâme-i garâ'ib-nigâr olunmuşdur.\n\nCenâb-ı Hak hikmet-i Samadâniyye'siyle Anadolu ve Rumeli'nin [M1 251] ʿalettedrîc karârgâh-ı ümmet-i cenâb-ı hâtemiyyet olmasın irâde buyurmağın, evâ'il-i zuhûr-i nûr-i Muhammedî'de Mısır ve Şâm dest-yârî-yi samsâm-ı muhâlif-endâz ile me'vây-ı ehl-i İslâm oldukdan sonra mürûr-i zemân ile gayret-keşân-ı ashâb-ı îmândan birâz merdân-ı şecâʿat-nihâd ʿalem-efrâz-ı meydân-ı gazv ü cihâd ve pîşvây-ı erbâb-ı ısdâr ü îrâd ola gelmek tarîkasınca, beş yüz târîhleri hılâlinde Anadolu'da Dânişmendlü ve Âl-i Selçuk ve Benî Artuk tâ'ifeleri ve altı yüzde Ekrâd-ı Eyyübiyye şubeleri, yedi yüzde ʿOsmâniyye-i ʿâlîşâniyye Devleti, sekiz yüzde Timur-i pûr-zûr savleti, dokuz yüzde Sultân Selîm ve Sultân Süleymân hazretlerinin debdebe-i memleket-güşâlarıyla Şâh İsmâʿîl-i Safevî'nin âsâr-ı tugyân ve fücûru vech-i meşhûr üzere cilveger-i zuhûr olmuş idi.\n\nDokuz yüz elli haddinden sonra bi-hikmetillâhi Teʿâlâ dünyânın kuvâsına rehâvet ü herem ʿârız olup, devlet-i müstecidde-i müstemirre mümehhidi bir sâhib-zuhûr intâcında izhâr-ı fütûr ve câ-be-câ isbât-ı vücûd dağdağasına düşenler nihâyetü'l-emr ʿasrımızda hâdis olan Mîr Veys ve Nâdir Şâh misillü zemân-ı istiʿlâ ve istîlâları yirmi otuz seneye mütenâhiz ve efʿâl-i ikbâlleri kendi zâtlarını müteʿaddî ve mütecâviz olmamak sırrından zühûl ü gaflet ve mücerred tedbîr u himmet ile pezîrây-ı sûret olur mülâhazasıyla hâlâ Brandeburg Kralı mârrü'z-zikr Friderikos'un Cermanya ve Alamanya eyâletlerine ve belki Avrupâ'nın ekserine istîlâ sevdâları dimâğında galeyân ve maʿîşetgâh-ı kadîmi Brandeburg Sancağı'na muʿâdil Silezya gibi güzîde ve müntefaʿun bihâ nâhiyeye dest-res ve Saksonya'ya feres-rân-ı heves olmak zımnında taraf taraf hasmına gâlibiyyet ile gûyâ ki mâ-fi'z-zamîri mukaddimesi nümâyân olmuşidi. Ammâ çün düstûr-i mestûr üzere mazhar-ı takdîr-i cenâb-ı Kadîr olan tabîʿat-ı dehri tağyîr emr-i mümtenîʿ u müteʿazzir ve düvel-i Nasârâ beyninde ʿale'd-devâm münâfese ve müvâzene kayıdları mültezem, yaʿnî kendülerden pes-pâye olanlara ʿunvân ve emâret\ncihetleriyle haddini tecâvüz etdirmemek belki husemâsıyla musâlaha veyâ bir hânedân-ı muʿteberden münâkaha murâd etdiği sûretde encâm-ı kâr fikriyle re'y ü meşvereleri munzam olmadıkca, husûl-pezîr olmamak hâletleri merʿî ve mübremdir. Françe ve Rusya devletleri mûmâ ileyhin sevret ü şiddetini kesr ve evvelki mertebesinde habs ve kasr içün Nemçe Devleti tarafına muʿâvenete kıyâm ü imtisâl ve takrîb-i mücâveretle evvelâ Prusya [M1 252] Sancağı bilâ-ceng ü cidâl Rusya haşerâtına pâymâl oldukdan sonra Brandeburg Sancağı'na hücûm u iktihâma mübâderet ve yüz yetmiş dört târîhi hilâlinde makarr-ı emâret Brandeburg olup, Kral-ı merkūmun mâye-i ibtihâc ü iftihârı olan Berlin şehrine ve etrâfında ekser dâr ü diyârına biribiri ardınca cereb-i frengî gibi sirâyet ve ehâlî-i bilâddan bî-nihâye mâl-i emân tahsîli ile küllî hasâret ve Kral'ın cebe-hâne ve kâşânelelerin nehb ü gāret etmeleriyle, savlet-i ʿalevgîr ve hiddet-i ʿadüv ü tedmîrînin inhitât ve fütûruna ʿillet olmalarına müteʿâkib Rusya Devleti'ndete bdîl-i Çâr hudûsu ve Nemçe tarafında telef-i asker ve nefâd-ı hazîne husûsu ve Kral-ı mevsûfun Devlet-i ʿaliyye ile muʿâhedesi mâddesi eğerçi beynlerinde şimdilik vech-i maʿhûd üzere mütâreke ve müsâleme vukūʿuna bâʿis olmuşdur. Ammâ Silezya Nâhiyesi havsala-i hazmdan hâric bir büyük lokma olup, Nemçe Çâsârı'nın kuvvetu'z-zahrı ve mâ-bihi'l-iftihârı olan Çeh, nâm-ı diğer Bohemya Eyâleti ile Leh memleketi miyânında cânib-i şimâlîsi Brandeburg Sancağı'na muttasıl ve cânib-i cenûbîsi Tımışvar semtinde olan Macaristan'a mütekârib aslında birkaç dükalıkdan mürekkeb otuz kırk bin asker oturmağa mütehammil, vefret-i hâsılât ve nefâyis-i me'kûlât ile müşârün bi'l-benân kılâʿ ve husūnu müştemil, husūsan Breslav gibi kalʿa-i nâmdâr ve me'vây-ı tüccârı mutazammın ekall-i müteyakkan tûlen yüz ve ʿarzan altmış sâʿat çeker tûlânî bir hıtta olup, ez-cümle Uyvar Sulh-nâmesi'nde taʿdâd-ı bilâd ü emsâr ve mevkiʿ-i mübâhât ü iftihârda Aşağı Silezya ve Yukarı Silezya deyü îrâd olunan nâhiye olmağla, olur olmaz ʿavârız ile ne Nemçelü tarafından kasr-ı yed mutasavver ve ne Brandeburg cânibinden redde semâhat müyesserdir. Belki iki tâ'ife miyânında gudde-i baʿîr (deve vebâsı) gibi bir derd-i nâ-devâ ve bir meşgale-i ârâm-fersâ olup, Nemçelü'ye göre müsāʿade-i rûzgâra intizâr ile mağdūriyyete mülâbis sâhib-i evvellik istihkākı mülâhazası oldukca vesîle-i tesliyyet ammâ Brandeburg'a göre bir tarîkle redd iktizâ etse ʿâr-ı mağlūbiyet ve şinâr-ı hamiyyetden başka yirmi beş seneden berü çekilen meşakkatler heder olmağla, hasım tarafında galebe zuhūru elbetde mahall-i iztirâb ve hayretdir. Binâ’en ʿalâ zâlik ya hasmını cânib-i âhardan işgālle Silezya tarafına teveccühden menʿ vâdîlerine intihâc veyâ memleketlerinin baʿzısını konşulara pîşkeş çekmekle, kuvâsına îrâs-ı zaʿf esbâbına teşebbüse\nmuhtâc olmağın, bi'z-zarûre ümmîdvâr olduğu mâddenin husûlüne [M1 253] talebkârlıkda ibrâm ve ısrârdan gayri çâresi olmadığı zâhir u bedîdârdır.\nBer-vech-i muharrer cumâdelûlâ gurresinde Berlin'e vusûl ve cânib-i garbîsinde ferş ve müheyyâ kılınmış hâneye nüzûl ve on günden sonra Başvekîl'e varılup, 'inâyetli sâhib-i devlet efendimizin mektûb-i ʿâlîleri iblâğ ve Kral'a buluşmak günü müzâkere ve taʿyîn olunmağın, hedâyâ-yı hümâyûndan otâk-ı behcet-nümûn evvelâ konağımızda kurulup, etrâf ve levâzımına bakıldıkdan sonra Kral'a varmakdan bir gün mukaddem ʿakkâmlarımız ile Kral serâyına irsâl ve anda bir münâsib mahalle nasbla mefrûşâtı bast ü ikmâl olundu. Ertesi gün sorguc ve atlardan gayri hedâyâ-yı mütenevviʿa boğçaları üzerinde ism ü resmlerini mübeyyin yâfteler ile ʿarabaya tahmîl ve baʿzı havâss-ı etbâʿımız maʿrifeti ve tercemân maʿiyyeti ile Kral serâyına gönderilüp, yedlerinde olan defter müterceme tatbîk olunarak dîvânhâne kenârında ʿAcem kālîçeleri üzerinde tertîb ve teslîm olundukdan sonra hedâyâdan üç re's at dahi tesrîc ü tezyîn ve Hâs ahur'dan taʿyîn olunmuş âdemler yedeğine verilüp ve kendi atlarımız dahi mükemmel raht ü bisât ile yedek etdirilüp, kendimiz ʿâdet üzere Kral'dan gelen hinto[y]va ve havâss-ı etbâʿımız ʿOsmanlı bisâtıyla yine Kral'dan gelen atlara râkib olup, bizi daʿvet ve istikbâle gelen karşucular ardınca altmış kadar tevâbiʿ u levâhık ile alay tertîb olunup, Kral serâyına varıldı. Nemçeliler tarafından sûret-i defter getürdilüp, onların rüsûm ve âdâbına riʿâyetle hareket etmeleriyle nâme-i hümâyûn Dîvân Efendisi yedinde ve sorguc-i behcet-nümûn zarfıyla kethudâmız elinde on beş kadar etbâʿıyla dîvânhâneye girilüp, mor katîfe ile döşenmiş üç kademeli bir suffe üzerinde bir tarafında mufazzaz sandalî ve bir tarafında nâme koyacak serîr ortasında mâ'î katîfeden siyâb-ı her rûze-i gubâr-âlûd ile Kral'a ayak üzerinde mülâkāt: “Hâlâ erîke-pîrây-ı saltanat-ı ʿOsmânî şevketlü mehâbetlü Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh Sultân Mustafa efendimiz hazretlerinin siz haşmetlü menziletlü dostlarına temhîd-i müvâlât zemîninde ihdâ buyurdukları hedâyâ-yı Hüsrevâne'lerini müşʿir nâme-i meveddet-ʿallâme-i Mülûkâne'leridir” deyerek nâme ve sorgucu biribiri ardınca Kral yedine iʿtâ ve ol dahi vâhiden baʿde vâhid alup, sorgucu gûşe-i çeşmle mülâhaza ederek, yanında duran serîr üzere vazʿ u ibkā ve tercemân vesâtatıyla Devlet-i ʿaliyye'den kendü hakkında zuhûra gelen iltifât ü ʿinâyetden [M1 254] minnetdâr ve elçiliğimizden mahzûz olduğun yâd ü tezkâr eyleyüp, vardığımız heyetde konağımıza ricʿat olundu. Rucûʿumuz ʿakabinde Kral hediyye atları Hâs ahurlular yediyle serây havlusu içinde iki üç defʿa dolandırup, havluya nâzır pencereden mülâhaza ve: “Kendiler soyup, âdemlerine teslîm edeler” deyü tenbîh esnâsında mücevher rahtlar ve mutallâ kesmeler şaşaʿası safâsından Kral kendüyi bitirüp, kimesneye bir şey vermek ʿâdetleri değil iken, hâs ahurlulara bir sâʿatle birkaç altûn iʿtâ eylemişdir. İblâğ-nâme ve hedâyâ bu keyfiyyetde hitâm-pezîr oldukdan sonra kış behânesiyle Berlin'de altı ay ikāmete niyyet ve Âsitâne-i saʿâdet'de kendi elçilerine on sekiz ayda verilen taʿyînât behâsı tarafımıza altı ayda verilmek üzere kavl ü karâr ve kendisi ekseriyyâ ekline geldiği Potsdam\nnâm beldeye reftâr eyledi. Birkaç günden sonra tenakkul ve zıyâfetle bizi Potsdam'a daʿvet ve serây ve askerini ve kendünün bizzât tertîb ve nizâmlarına kıyâm hâletlerini seyr etdirüp, birâder-zâdeleriyle iki üç gün Potsdam korularında sayd u şikâr temâşâsı etdirdikden sonra, bir gün bizi yanına tenhâ daʿvet ve hoş âmed makūlesi nevâziş ve istînâs zımnında derûnunda câygîr olan ittifâk mâddesin dermiyân ve yanında olan harîta ile ʿavâ'id ve fevâ'idin beyân etmeğin, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'e ʿarz olunan vech üzere me'yûs olmayacak sûretde cevabı verilüp, yine Berlin'e ricʿat olundu.\n\nPotsdam, Berlin'in cânib-i garbîsinde Berlin'e yedi sekiz sâʿat buʿd ile Berlin içinden cereyân eden su üzerinde bir mütevassıt şehir olup, ekser mahalli Kral'ın ihyâ-kerdesi olmağla, bunda mükellef serây ve bağçe ve av-gâhları olup, Berlin'de elçiler zihâmından ve ashâb-ı maslahat ve şikâyet dağdasından âzâde-i hâtır olmak içün ekser-i evkātda bunda eğlenüp, tedbîr-i mülkiyye ile hiyel-i harbiyye bâbında hâtırına gelen umûru mülâhaza ve zabt ü tahrîrden ve ricâl ve sergerdelerine ihtâr u tenbîhi iktizâ eden umûru başka başka telkīn ve taʿlîmden hâlî değildir. Minvâl-i muharrer üzere Berlin'de ikāmetimiz eyyâmında hâtırhâhımız olan mahallere varmak içün konağımıza bir koçu taʿyîn ve aʿyân ü ekâbiri bizi daʿvet ve ikrâm eylemek hâleti tenbîh ü telkīn olunmağın, birâder-zâdeleri ve sâyir ricâl ve zâbitânı bizi iki üç günde bir bağçe ve hânelerine daʿvet ve nihâyet vüsʿ-i behcetleri olan şeker zıyâfetleriyle icrây-ı levâzım-ı üns ü ülfet etmeleriyle, dârihim mâ-dümte fî dârihim mazmûnuna riʿâyetle imrâr-ı zemânına bezl-i miknet olundu. Eyyâm-ı şitânın uzun gicelerinde Kral Potsdam'dan Berlin'e gelüp, [M1 255] hilâf-ı muʿtâd iki ay kadar Berlin'de ikāmet ve komadiye taʿbîr olunur hayâlhâne nizâmına sarf-ı himmet etmekle, bizim içün bir suffe tahsîs ve birkaç kerre daʿvet ve kendisi aʿvân ü akrıbâsıyla hâzır-ı meclis olanlara bahşende-i lutf ü beşâşet olup, rakkās kızlar ve yoğurtcu (يوغورتجی) nâmına mukallidler lisânından ʿaşk u mahabbet ve ʿâşık u maʿşûk miyânında teshîl-i maslahata dâʾir vesâtat ve kıyâdet hikâyetleri ve aralıkda sâz ü söz inbısâtlarıyla üç dört sâʿat imrâr-ı zemân-ı kâmrânî ve izhâr-ı şâdmânî ederler. Baʿzı kerre redûd (ردود) [redoute] nâmına başka bir cemiʿiyyet tertîb eyleyüp, ricâl ü nisvânı karma-karış kırmızı sandal ve cânfesden cilbâb ve kerrâke resminde üzerlerine birer şey geyüp ve yüzlerine âdem çehresi sûretinde birer burunduruk tutup, kim olduğu bilinmekden kaldıkdan sonra kârhâne içinde deverâna âgāz ve harekât ü sekenâtından his ile herkes gönlü çekdiği bânûyu elinden tutup, beynlerinde gayret ve hamiyyet dağdağası bertaraf olmağla, dûr u dırâz neşîb ü firâz olta ile icrây-ı levâzım-ı ihtizâz ederler.\nve gûyâ mestûru'l-hâl olmak zuʿmuyla kol kol beğendikleri mahalle giderler. Bu cemʿiyyet ʿakabinde kârhânenin bir odasında Kral sofrası döşenüp, ref-i nikāb-ı vahşetle güzelce nüdemâyı yanına daʿvet ve sâʿat beşe ve altıya varınca ʿîş ü ʿişret ile izhâr-ı meserret ve bu bezm-i hâssa dâhil olanlar istîfây-ı lezâyiz-i müfâharet ederler. Bu esnâda Kral bir gice konağımıza yakīn aʿyân-ı beldeden bir kimesnenin hânesine gelüp, bizi yanına daʿvet ve: “Eyâ Devlet-i ʿaliyye'nin birkaç sene zarfında ceng ü cidâle niyetleri var mıdır?” deyerek kelâmı semt-i âhara tevcîh ve: “Yüz yirmi üç târîhinde Prut Suyu kenârında vech-i maʿhûd üzere tazyîk olunan Moskov Çarı ahz ü esîr olunmak mümkün iken niçün müsâmaha olundu?” deyü su'âl eyledikde: “Vakʿa-i mezkûre Devlet-i ʿaliyye'nin dört kralla on yedi sene ʿale't-tevâlî müdâfaʿa vü mücâdele eylediği evkātdan çok uzak olmadığına binâ'en, öyle etrâfı açık mahallerde reʿâyâ vü berâyânın pâymâl olması tecvîz-kerde-i cenâb-ı Hudâvendigâr olmayup, mücerred defʿ-i sâ'il ve sedd-i Sikender gibi Seyl-i ʿArim'e hâ'il olmak içün ol vakt bir asker taʿyîn olunmuş idi. Çâr-ı mezkûr kendinin sû'-i ʿameli belâsına giriftâr ekl-i evrâk-ı eşcâr misillü meşakkatlere dûçâr olmağla, istîmâna müsâraʿat ve etrâfıyla Azak Kalʿa'sın teslîme mübâderet etmeğin, el-ʿafvü zekâtü'z-zafer medlûlünce recâsına müsâʿade ve sebîli tahliye olunmak şîme-i kerîme-i [M1 256] Pâdişâhâne'ye münâsib olan umûrdandır” deyü cevâb verilüp, eğerçi kabûl sûretinde sükût eyledi. Ammâ Moskovlu'dan gāyetde âzûrde-hâtır olmağla, elli dört yıl mukaddem mazhar oldukları ʿafv ü ʿâtıfetden hâlâ müte'essif ü dilgîr olduğu ihsâs olunmuşdur.\nMurûr-i eyyâmla altı ay temâm olmağa ve kış nihâyet bulmağa yaklaşmağla, mâh-ı şevvâlin yirminci günü yine üslûb-i sâbık üzere nâme-i hümâyûn cevabın almağa Kral tarafından daʿvet ve bu kerre başka bir odada ʿakd-i cemʿiyyet olunmak tarîkı üzere Kral yanına girilüp, itmâm-ı levâzım-ı müsâferetle ʿavdete ʿazîmet üzere olduğumuz ve nâme-i hümâyûn cevabın almağa vardığımız takrîr ü tefhîm olundukda, elçiliğimizden izhâr-ı şükrân ve bizden Âsitâne-i saʿâdet'de merâmları husûlüne dâ'ir dostluk ümmîdinde olduğun zikr ü beyân ederek cevâb-nâmeye müteʿâkıb Başvekîl yediyle baʿzı hedâyâ-yı cüz'iyye itâ olundu. Bundan sonra bizi hudûddan istikbâl eden mihmândâriyle Leh hudûduna ircâʿ u îsâl içün ʿaraba ve bârgîr ihzâr etmeğin, gurre-i zilkāʿdede Berlin'den hurûc ve on dört günde makarr-ı emâret-i Silezya olan mârrü'z-zikr Breslav şehrine vülûc olunup, anda beş altı gün ikāmet ve müceddeden ʿaraba maslahatına temşiyet verilmekle, kurây-ı hudûd-i Leh'den Utripeça nâm karyeye dâhil ve katʿ-ı merâhil olunarak zilhiccenin beşinci günü Hotin'e on beş sâʿat buʿdu olup, Leh ile Boğdan toprağı miyânında hadd-ı fâsıl olan Horodenka nâm kasabaya vusûlümüzde üslûb-i sâbık üzere Boğdan Voyvodası mihmândârı istikbâl ve ihzâr-ı levâzım-ı hatt ü\ntirhâl ederek on sâʿat berüde Nehr-i Prut üzerinden mürûr ile Çernaviç nâm karyeye bundan dahi Podşan nâm kasabaya gelüp, ʿîd-i adhâ tevassut ve yağmurlar mütemâdî olmağın, bunda üç gün ikāmet ve bu mahalden dahi üç günde makarr-ı emâret-i Boğdan olan Yaş'a vâsıl ve henüz vârid olmuş Boğdan Voyvodası Üçüncü Ligor Bey'e musâdefe ve bundan dahi tekrar ʿaraba ve bârgîr mâddesine nizâm verilüp, Kalas ve Maçin yolu iktizây-ı vaktle zahmetli olduğu maʿlûm olmağın, Burlat nâm mahalden Eflâk'a doğru teveccüh ve üç günde Boğdan ile Eflak miyânında hâdd-ı fâsıl olan Fohşan nâm şehre varılup, bunda dahi Eflak Voyvodası'nın mihmândârı istikbâl ve Bükreş'e uğramaksızın dört beş günde Tuna ile Arces [=Argeș] nâm nehir miyânında Oltelic [=Oltenita] nâm karyeden gurre-i muharremde Tuna üzerinde Tutrakan nâm kasabaya [M1 257] dâhil ve bunda on aydan berü hasret-keş olduğumuz câmiʿ ve minâre müşâhedesiyle küllî meserret hâsıl olmağın, secde-i şükre mübâderet ve duʿây-ı devâm-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muvâzabet zımnında Hezargrad ve Karînâbâd ve Kırkkilise üzerinden Âsitâne-i saʿâdet'e bâl-güşây-ı müsâraʿat ve bi-fazlihî sübhânehû sene-i kâmile temâmı olan mâh-ı muharremin on dördüncü günü İstanbul'a duhûl ile bir müddetden berü etrâf u eknâfa perîşân olmuş havâss-ı arâmiş ü müsûl menzilgâh-ı evvelîne rücûʿ u hulûl eyledi. Fe hamden sümme hamden sümme hamden.",
          "caption": "Sâniha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_520.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Sâniha",
          "text": "Zikri sebk eden Silezya Sancağı mahall-i nizâʿ u cidâl ve mebnây-ı kīl ü kāl olup, taʿrîf ve tavsîfi muktezây-ı hâl olduğuna binâ'en, makāle-i muʿarrefesinin bir mukaddime-i lâzimetü'l-iʿtibâr ile temhîd ü terşîhine tahrîk-i hâme-i garâ'ib-nigâr olunmuşdur.\n\nCenâb-ı Hak hikmet-i Samadâniyye'siyle Anadolu ve Rumeli'nin [M1 251] ʿalettedrîc karârgâh-ı ümmet-i cenâb-ı hâtemiyyet olmasın irâde buyurmağın, evâ'il-i zuhûr-i nûr-i Muhammedî'de Mısır ve Şâm dest-yârî-yi samsâm-ı muhâlif-endâz ile me'vây-ı ehl-i İslâm oldukdan sonra mürûr-i zemân ile gayret-keşân-ı ashâb-ı îmândan birâz merdân-ı şecâʿat-nihâd ʿalem-efrâz-ı meydân-ı gazv ü cihâd ve pîşvây-ı erbâb-ı ısdâr ü îrâd ola gelmek tarîkasınca, beş yüz târîhleri hılâlinde Anadolu'da Dânişmendlü ve Âl-i Selçuk ve Benî Artuk tâ'ifeleri ve altı yüzde Ekrâd-ı Eyyübiyye şubeleri, yedi yüzde ʿOsmâniyye-i ʿâlîşâniyye Devleti, sekiz yüzde Timur-i pûr-zûr savleti, dokuz yüzde Sultân Selîm ve Sultân Süleymân hazretlerinin debdebe-i memleket-güşâlarıyla Şâh İsmâʿîl-i Safevî'nin âsâr-ı tugyân ve fücûru vech-i meşhûr üzere cilveger-i zuhûr olmuş idi.\n\nDokuz yüz elli haddinden sonra bi-hikmetillâhi Teʿâlâ dünyânın kuvâsına rehâvet ü herem ʿârız olup, devlet-i müstecidde-i müstemirre mümehhidi bir sâhib-zuhûr intâcında izhâr-ı fütûr ve câ-be-câ isbât-ı vücûd dağdağasına düşenler nihâyetü'l-emr ʿasrımızda hâdis olan Mîr Veys ve Nâdir Şâh misillü zemân-ı istiʿlâ ve istîlâları yirmi otuz seneye mütenâhiz ve efʿâl-i ikbâlleri kendi zâtlarını müteʿaddî ve mütecâviz olmamak sırrından zühûl ü gaflet ve mücerred tedbîr u himmet ile pezîrây-ı sûret olur mülâhazasıyla hâlâ Brandeburg Kralı mârrü'z-zikr Friderikos'un Cermanya ve Alamanya eyâletlerine ve belki Avrupâ'nın ekserine istîlâ sevdâları dimâğında galeyân ve maʿîşetgâh-ı kadîmi Brandeburg Sancağı'na muʿâdil Silezya gibi güzîde ve müntefaʿun bihâ nâhiyeye dest-res ve Saksonya'ya feres-rân-ı heves olmak zımnında taraf taraf hasmına gâlibiyyet ile gûyâ ki mâ-fi'z-zamîri mukaddimesi nümâyân olmuşidi. Ammâ çün düstûr-i mestûr üzere mazhar-ı takdîr-i cenâb-ı Kadîr olan tabîʿat-ı dehri tağyîr emr-i mümtenîʿ u müteʿazzir ve düvel-i Nasârâ beyninde ʿale'd-devâm münâfese ve müvâzene kayıdları mültezem, yaʿnî kendülerden pes-pâye olanlara ʿunvân ve emâret\ncihetleriyle haddini tecâvüz etdirmemek belki husemâsıyla musâlaha veyâ bir hânedân-ı muʿteberden münâkaha murâd etdiği sûretde encâm-ı kâr fikriyle re'y ü meşvereleri munzam olmadıkca, husûl-pezîr olmamak hâletleri merʿî ve mübremdir. Françe ve Rusya devletleri mûmâ ileyhin sevret ü şiddetini kesr ve evvelki mertebesinde habs ve kasr içün Nemçe Devleti tarafına muʿâvenete kıyâm ü imtisâl ve takrîb-i mücâveretle evvelâ Prusya [M1 252] Sancağı bilâ-ceng ü cidâl Rusya haşerâtına pâymâl oldukdan sonra Brandeburg Sancağı'na hücûm u iktihâma mübâderet ve yüz yetmiş dört târîhi hilâlinde makarr-ı emâret Brandeburg olup, Kral-ı merkūmun mâye-i ibtihâc ü iftihârı olan Berlin şehrine ve etrâfında ekser dâr ü diyârına biribiri ardınca cereb-i frengî gibi sirâyet ve ehâlî-i bilâddan bî-nihâye mâl-i emân tahsîli ile küllî hasâret ve Kral'ın cebe-hâne ve kâşânelelerin nehb ü gāret etmeleriyle, savlet-i ʿalevgîr ve hiddet-i ʿadüv ü tedmîrînin inhitât ve fütûruna ʿillet olmalarına müteʿâkib Rusya Devleti'ndete bdîl-i Çâr hudûsu ve Nemçe tarafında telef-i asker ve nefâd-ı hazîne husûsu ve Kral-ı mevsûfun Devlet-i ʿaliyye ile muʿâhedesi mâddesi eğerçi beynlerinde şimdilik vech-i maʿhûd üzere mütâreke ve müsâleme vukūʿuna bâʿis olmuşdur. Ammâ Silezya Nâhiyesi havsala-i hazmdan hâric bir büyük lokma olup, Nemçe Çâsârı'nın kuvvetu'z-zahrı ve mâ-bihi'l-iftihârı olan Çeh, nâm-ı diğer Bohemya Eyâleti ile Leh memleketi miyânında cânib-i şimâlîsi Brandeburg Sancağı'na muttasıl ve cânib-i cenûbîsi Tımışvar semtinde olan Macaristan'a mütekârib aslında birkaç dükalıkdan mürekkeb otuz kırk bin asker oturmağa mütehammil, vefret-i hâsılât ve nefâyis-i me'kûlât ile müşârün bi'l-benân kılâʿ ve husūnu müştemil, husūsan Breslav gibi kalʿa-i nâmdâr ve me'vây-ı tüccârı mutazammın ekall-i müteyakkan tûlen yüz ve ʿarzan altmış sâʿat çeker tûlânî bir hıtta olup, ez-cümle Uyvar Sulh-nâmesi'nde taʿdâd-ı bilâd ü emsâr ve mevkiʿ-i mübâhât ü iftihârda Aşağı Silezya ve Yukarı Silezya deyü îrâd olunan nâhiye olmağla, olur olmaz ʿavârız ile ne Nemçelü tarafından kasr-ı yed mutasavver ve ne Brandeburg cânibinden redde semâhat müyesserdir. Belki iki tâ'ife miyânında gudde-i baʿîr (deve vebâsı) gibi bir derd-i nâ-devâ ve bir meşgale-i ârâm-fersâ olup, Nemçelü'ye göre müsāʿade-i rûzgâra intizâr ile mağdūriyyete mülâbis sâhib-i evvellik istihkākı mülâhazası oldukca vesîle-i tesliyyet ammâ Brandeburg'a göre bir tarîkle redd iktizâ etse ʿâr-ı mağlūbiyet ve şinâr-ı hamiyyetden başka yirmi beş seneden berü çekilen meşakkatler heder olmağla, hasım tarafında galebe zuhūru elbetde mahall-i iztirâb ve hayretdir. Binâ’en ʿalâ zâlik ya hasmını cânib-i âhardan işgālle Silezya tarafına teveccühden menʿ vâdîlerine intihâc veyâ memleketlerinin baʿzısını konşulara pîşkeş çekmekle, kuvâsına îrâs-ı zaʿf esbâbına teşebbüse\nmuhtâc olmağın, bi'z-zarûre ümmîdvâr olduğu mâddenin husûlüne [M1 253] talebkârlıkda ibrâm ve ısrârdan gayri çâresi olmadığı zâhir u bedîdârdır.\nBer-vech-i muharrer cumâdelûlâ gurresinde Berlin'e vusûl ve cânib-i garbîsinde ferş ve müheyyâ kılınmış hâneye nüzûl ve on günden sonra Başvekîl'e varılup, 'inâyetli sâhib-i devlet efendimizin mektûb-i ʿâlîleri iblâğ ve Kral'a buluşmak günü müzâkere ve taʿyîn olunmağın, hedâyâ-yı hümâyûndan otâk-ı behcet-nümûn evvelâ konağımızda kurulup, etrâf ve levâzımına bakıldıkdan sonra Kral'a varmakdan bir gün mukaddem ʿakkâmlarımız ile Kral serâyına irsâl ve anda bir münâsib mahalle nasbla mefrûşâtı bast ü ikmâl olundu. Ertesi gün sorguc ve atlardan gayri hedâyâ-yı mütenevviʿa boğçaları üzerinde ism ü resmlerini mübeyyin yâfteler ile ʿarabaya tahmîl ve baʿzı havâss-ı etbâʿımız maʿrifeti ve tercemân maʿiyyeti ile Kral serâyına gönderilüp, yedlerinde olan defter müterceme tatbîk olunarak dîvânhâne kenârında ʿAcem kālîçeleri üzerinde tertîb ve teslîm olundukdan sonra hedâyâdan üç re's at dahi tesrîc ü tezyîn ve Hâs ahur'dan taʿyîn olunmuş âdemler yedeğine verilüp ve kendi atlarımız dahi mükemmel raht ü bisât ile yedek etdirilüp, kendimiz ʿâdet üzere Kral'dan gelen hinto[y]va ve havâss-ı etbâʿımız ʿOsmanlı bisâtıyla yine Kral'dan gelen atlara râkib olup, bizi daʿvet ve istikbâle gelen karşucular ardınca altmış kadar tevâbiʿ u levâhık ile alay tertîb olunup, Kral serâyına varıldı. Nemçeliler tarafından sûret-i defter getürdilüp, onların rüsûm ve âdâbına riʿâyetle hareket etmeleriyle nâme-i hümâyûn Dîvân Efendisi yedinde ve sorguc-i behcet-nümûn zarfıyla kethudâmız elinde on beş kadar etbâʿıyla dîvânhâneye girilüp, mor katîfe ile döşenmiş üç kademeli bir suffe üzerinde bir tarafında mufazzaz sandalî ve bir tarafında nâme koyacak serîr ortasında mâ'î katîfeden siyâb-ı her rûze-i gubâr-âlûd ile Kral'a ayak üzerinde mülâkāt: “Hâlâ erîke-pîrây-ı saltanat-ı ʿOsmânî şevketlü mehâbetlü Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh Sultân Mustafa efendimiz hazretlerinin siz haşmetlü menziletlü dostlarına temhîd-i müvâlât zemîninde ihdâ buyurdukları hedâyâ-yı Hüsrevâne'lerini müşʿir nâme-i meveddet-ʿallâme-i Mülûkâne'leridir” deyerek nâme ve sorgucu biribiri ardınca Kral yedine iʿtâ ve ol dahi vâhiden baʿde vâhid alup, sorgucu gûşe-i çeşmle mülâhaza ederek, yanında duran serîr üzere vazʿ u ibkā ve tercemân vesâtatıyla Devlet-i ʿaliyye'den kendü hakkında zuhûra gelen iltifât ü ʿinâyetden [M1 254] minnetdâr ve elçiliğimizden mahzûz olduğun yâd ü tezkâr eyleyüp, vardığımız heyetde konağımıza ricʿat olundu. Rucûʿumuz ʿakabinde Kral hediyye atları Hâs ahurlular yediyle serây havlusu içinde iki üç defʿa dolandırup, havluya nâzır pencereden mülâhaza ve: “Kendiler soyup, âdemlerine teslîm edeler” deyü tenbîh esnâsında mücevher rahtlar ve mutallâ kesmeler şaşaʿası safâsından Kral kendüyi bitirüp, kimesneye bir şey vermek ʿâdetleri değil iken, hâs ahurlulara bir sâʿatle birkaç altûn iʿtâ eylemişdir. İblâğ-nâme ve hedâyâ bu keyfiyyetde hitâm-pezîr oldukdan sonra kış behânesiyle Berlin'de altı ay ikāmete niyyet ve Âsitâne-i saʿâdet'de kendi elçilerine on sekiz ayda verilen taʿyînât behâsı tarafımıza altı ayda verilmek üzere kavl ü karâr ve kendisi ekseriyyâ ekline geldiği Potsdam\nnâm beldeye reftâr eyledi. Birkaç günden sonra tenakkul ve zıyâfetle bizi Potsdam'a daʿvet ve serây ve askerini ve kendünün bizzât tertîb ve nizâmlarına kıyâm hâletlerini seyr etdirüp, birâder-zâdeleriyle iki üç gün Potsdam korularında sayd u şikâr temâşâsı etdirdikden sonra, bir gün bizi yanına tenhâ daʿvet ve hoş âmed makūlesi nevâziş ve istînâs zımnında derûnunda câygîr olan ittifâk mâddesin dermiyân ve yanında olan harîta ile ʿavâ'id ve fevâ'idin beyân etmeğin, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'e ʿarz olunan vech üzere me'yûs olmayacak sûretde cevabı verilüp, yine Berlin'e ricʿat olundu.\n\nPotsdam, Berlin'in cânib-i garbîsinde Berlin'e yedi sekiz sâʿat buʿd ile Berlin içinden cereyân eden su üzerinde bir mütevassıt şehir olup, ekser mahalli Kral'ın ihyâ-kerdesi olmağla, bunda mükellef serây ve bağçe ve av-gâhları olup, Berlin'de elçiler zihâmından ve ashâb-ı maslahat ve şikâyet dağdasından âzâde-i hâtır olmak içün ekser-i evkātda bunda eğlenüp, tedbîr-i mülkiyye ile hiyel-i harbiyye bâbında hâtırına gelen umûru mülâhaza ve zabt ü tahrîrden ve ricâl ve sergerdelerine ihtâr u tenbîhi iktizâ eden umûru başka başka telkīn ve taʿlîmden hâlî değildir. Minvâl-i muharrer üzere Berlin'de ikāmetimiz eyyâmında hâtırhâhımız olan mahallere varmak içün konağımıza bir koçu taʿyîn ve aʿyân ü ekâbiri bizi daʿvet ve ikrâm eylemek hâleti tenbîh ü telkīn olunmağın, birâder-zâdeleri ve sâyir ricâl ve zâbitânı bizi iki üç günde bir bağçe ve hânelerine daʿvet ve nihâyet vüsʿ-i behcetleri olan şeker zıyâfetleriyle icrây-ı levâzım-ı üns ü ülfet etmeleriyle, dârihim mâ-dümte fî dârihim mazmûnuna riʿâyetle imrâr-ı zemânına bezl-i miknet olundu. Eyyâm-ı şitânın uzun gicelerinde Kral Potsdam'dan Berlin'e gelüp, [M1 255] hilâf-ı muʿtâd iki ay kadar Berlin'de ikāmet ve komadiye taʿbîr olunur hayâlhâne nizâmına sarf-ı himmet etmekle, bizim içün bir suffe tahsîs ve birkaç kerre daʿvet ve kendisi aʿvân ü akrıbâsıyla hâzır-ı meclis olanlara bahşende-i lutf ü beşâşet olup, rakkās kızlar ve yoğurtcu (يوغورتجی) nâmına mukallidler lisânından ʿaşk u mahabbet ve ʿâşık u maʿşûk miyânında teshîl-i maslahata dâʾir vesâtat ve kıyâdet hikâyetleri ve aralıkda sâz ü söz inbısâtlarıyla üç dört sâʿat imrâr-ı zemân-ı kâmrânî ve izhâr-ı şâdmânî ederler. Baʿzı kerre redûd (ردود) [redoute] nâmına başka bir cemiʿiyyet tertîb eyleyüp, ricâl ü nisvânı karma-karış kırmızı sandal ve cânfesden cilbâb ve kerrâke resminde üzerlerine birer şey geyüp ve yüzlerine âdem çehresi sûretinde birer burunduruk tutup, kim olduğu bilinmekden kaldıkdan sonra kârhâne içinde deverâna âgāz ve harekât ü sekenâtından his ile herkes gönlü çekdiği bânûyu elinden tutup, beynlerinde gayret ve hamiyyet dağdağası bertaraf olmağla, dûr u dırâz neşîb ü firâz olta ile icrây-ı levâzım-ı ihtizâz ederler.\nve gûyâ mestûru'l-hâl olmak zuʿmuyla kol kol beğendikleri mahalle giderler. Bu cemʿiyyet ʿakabinde kârhânenin bir odasında Kral sofrası döşenüp, ref-i nikāb-ı vahşetle güzelce nüdemâyı yanına daʿvet ve sâʿat beşe ve altıya varınca ʿîş ü ʿişret ile izhâr-ı meserret ve bu bezm-i hâssa dâhil olanlar istîfây-ı lezâyiz-i müfâharet ederler. Bu esnâda Kral bir gice konağımıza yakīn aʿyân-ı beldeden bir kimesnenin hânesine gelüp, bizi yanına daʿvet ve: “Eyâ Devlet-i ʿaliyye'nin birkaç sene zarfında ceng ü cidâle niyetleri var mıdır?” deyerek kelâmı semt-i âhara tevcîh ve: “Yüz yirmi üç târîhinde Prut Suyu kenârında vech-i maʿhûd üzere tazyîk olunan Moskov Çarı ahz ü esîr olunmak mümkün iken niçün müsâmaha olundu?” deyü su'âl eyledikde: “Vakʿa-i mezkûre Devlet-i ʿaliyye'nin dört kralla on yedi sene ʿale't-tevâlî müdâfaʿa vü mücâdele eylediği evkātdan çok uzak olmadığına binâ'en, öyle etrâfı açık mahallerde reʿâyâ vü berâyânın pâymâl olması tecvîz-kerde-i cenâb-ı Hudâvendigâr olmayup, mücerred defʿ-i sâ'il ve sedd-i Sikender gibi Seyl-i ʿArim'e hâ'il olmak içün ol vakt bir asker taʿyîn olunmuş idi. Çâr-ı mezkûr kendinin sû'-i ʿameli belâsına giriftâr ekl-i evrâk-ı eşcâr misillü meşakkatlere dûçâr olmağla, istîmâna müsâraʿat ve etrâfıyla Azak Kalʿa'sın teslîme mübâderet etmeğin, el-ʿafvü zekâtü'z-zafer medlûlünce recâsına müsâʿade ve sebîli tahliye olunmak şîme-i kerîme-i [M1 256] Pâdişâhâne'ye münâsib olan umûrdandır” deyü cevâb verilüp, eğerçi kabûl sûretinde sükût eyledi. Ammâ Moskovlu'dan gāyetde âzûrde-hâtır olmağla, elli dört yıl mukaddem mazhar oldukları ʿafv ü ʿâtıfetden hâlâ müte'essif ü dilgîr olduğu ihsâs olunmuşdur.\nMurûr-i eyyâmla altı ay temâm olmağa ve kış nihâyet bulmağa yaklaşmağla, mâh-ı şevvâlin yirminci günü yine üslûb-i sâbık üzere nâme-i hümâyûn cevabın almağa Kral tarafından daʿvet ve bu kerre başka bir odada ʿakd-i cemʿiyyet olunmak tarîkı üzere Kral yanına girilüp, itmâm-ı levâzım-ı müsâferetle ʿavdete ʿazîmet üzere olduğumuz ve nâme-i hümâyûn cevabın almağa vardığımız takrîr ü tefhîm olundukda, elçiliğimizden izhâr-ı şükrân ve bizden Âsitâne-i saʿâdet'de merâmları husûlüne dâ'ir dostluk ümmîdinde olduğun zikr ü beyân ederek cevâb-nâmeye müteʿâkıb Başvekîl yediyle baʿzı hedâyâ-yı cüz'iyye itâ olundu. Bundan sonra bizi hudûddan istikbâl eden mihmândâriyle Leh hudûduna ircâʿ u îsâl içün ʿaraba ve bârgîr ihzâr etmeğin, gurre-i zilkāʿdede Berlin'den hurûc ve on dört günde makarr-ı emâret-i Silezya olan mârrü'z-zikr Breslav şehrine vülûc olunup, anda beş altı gün ikāmet ve müceddeden ʿaraba maslahatına temşiyet verilmekle, kurây-ı hudûd-i Leh'den Utripeça nâm karyeye dâhil ve katʿ-ı merâhil olunarak zilhiccenin beşinci günü Hotin'e on beş sâʿat buʿdu olup, Leh ile Boğdan toprağı miyânında hadd-ı fâsıl olan Horodenka nâm kasabaya vusûlümüzde üslûb-i sâbık üzere Boğdan Voyvodası mihmândârı istikbâl ve ihzâr-ı levâzım-ı hatt ü\ntirhâl ederek on sâʿat berüde Nehr-i Prut üzerinden mürûr ile Çernaviç nâm karyeye bundan dahi Podşan nâm kasabaya gelüp, ʿîd-i adhâ tevassut ve yağmurlar mütemâdî olmağın, bunda üç gün ikāmet ve bu mahalden dahi üç günde makarr-ı emâret-i Boğdan olan Yaş'a vâsıl ve henüz vârid olmuş Boğdan Voyvodası Üçüncü Ligor Bey'e musâdefe ve bundan dahi tekrar ʿaraba ve bârgîr mâddesine nizâm verilüp, Kalas ve Maçin yolu iktizây-ı vaktle zahmetli olduğu maʿlûm olmağın, Burlat nâm mahalden Eflâk'a doğru teveccüh ve üç günde Boğdan ile Eflak miyânında hâdd-ı fâsıl olan Fohşan nâm şehre varılup, bunda dahi Eflak Voyvodası'nın mihmândârı istikbâl ve Bükreş'e uğramaksızın dört beş günde Tuna ile Arces [=Argeș] nâm nehir miyânında Oltelic [=Oltenita] nâm karyeden gurre-i muharremde Tuna üzerinde Tutrakan nâm kasabaya [M1 257] dâhil ve bunda on aydan berü hasret-keş olduğumuz câmiʿ ve minâre müşâhedesiyle küllî meserret hâsıl olmağın, secde-i şükre mübâderet ve duʿây-ı devâm-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muvâzabet zımnında Hezargrad ve Karînâbâd ve Kırkkilise üzerinden Âsitâne-i saʿâdet'e bâl-güşây-ı müsâraʿat ve bi-fazlihî sübhânehû sene-i kâmile temâmı olan mâh-ı muharremin on dördüncü günü İstanbul'a duhûl ile bir müddetden berü etrâf u eknâfa perîşân olmuş havâss-ı arâmiş ü müsûl menzilgâh-ı evvelîne rücûʿ u hulûl eyledi. Fe hamden sümme hamden sümme hamden."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh fünûn-i meʿârifden hissedâr, husûsan âşinây-ı tevârîh u ahbâr olmağla, leyl ü nehâr İskender ve Timur makūlesi sâhib-i zuhûrların etvâr u âsârını mutâlaʿa ile ceng ü cidâl bâbında sudûra gelen hîle vü tedbîrlerine iktidâ ve evlâd ü ʿiyâl gāʾilesinden bî-pervâ mezheb ü diyânet kaydından müberrâ olup, efkâr ü etvârı tevsîʿ-i dâʾire-i memleket ve tahsîl-i şân ü şöhrete masrûf ve maksûr olmağın, muhtâc ve merâciʿ olduğu âdemlere izhâr-ı tevâzuʿ ve müvâlât ve etrafında bulunan hem-civâr ve akrıbâsıyla iktizây-ı hâle göre müdârât ve mücârât edüp, hâlâ işe yarar iki birâderi ve iki birâder-zâdesi ve iki hemşîre-zâdesinden başka kavm-i kabîlesi vâfir olmağla, bunları Serʿaskerlik ve asker-perverlik umûrunda istihdâm ve ekser-i evkātda yanından ayırmayup: \"Benim saʿy ü himmetim semerâtı size râciʿdir” diyerek kendüye râm eyleyüp, ricâl ve sergerdelerine ikrâm ü iʿtibâr ve her birine meʾmûr olduğu hidmetde istiklâl verüp, tenbîh ve tefhîmi iktizâ eden mevâddı sırran ifâde ve âharı mahrem etmemekle zuʿmunca kâmkâr ve celb-i hâtır ile minnetdâr eyleyüp, ceng esnasında mecrûh ve ʿamelmânde olanlar içün taʿyîn ve vezāʾif ile tavhâneler ve evlâd ü ʿiyyâllerine terbiye içün kâşâneler ihdâs eyleyüp, bu makūleden ceneral-zâde ve beyzâde olanları on dört on beş yaşına varınca okudup, yazdırmak ve harekât-ı harbiyye taʿlîm etdirmek üzere mahsûs mahaller taʿyîn ve hâllerine göre elvân çukadan güzelce libâs geydirüp, hadd-ı\ntemyîze bâliğ oldukdan sonra sırtına mâ’î scerlet çukadan bir gümüş çaprazlı timür koparan ilbâs eylediğinden başka, kiminin omzuna sırmalı şerit takmak ve kiminin boynuna palheng sûretinde gümüşden bir şey sarkıtmak ile emsâlinden temyîz ve ikrâm ve derhâl bir bölük askere bayrakdâr veya onbaşılık ve yüzbaşılık misillü hidmetler ile tevkīr ü ihtirâm eyleyüp, [M1 258] her kande bir serv-i kāmet hûbrû gulâm var ise bu makūle sergerdelik iʻtibârıyla mümtâz ve muhtâr ve derd-mend sultâtlar bu misillü zâbitlerinin güzelliği ile ihtizâz ve iftihâr eyleyüp, askerî makūlesin gice gündüz kal'adan kal'aya ve kollukdan kolluğa tahrîkden hâlî koymamak ve evkāt-ı mahsûsada şehir içinde ve etrafında muʻayyen meydânlarda tüfeng tutmak ve üç yüzü birden doldurup, boşandırmak ve dîvâr gibi yekpâre yürüyüp, ikdâm ve ihcâmda nizâm-ı saffı bozmamak üzere taʿlîm ü terbiye ve kendilerini ölmeyecek kadar bir parça nân ile esîrden bed-ter hayrân ve ser-gerdân gice gündüz tüfeng elde, palaska belde, karnındaki karnında, sırtındaki sırtında, tahte'l-kahr kullandırup, ber-vech-i muharrer bayrakdâr nâmına bir tâze oğlan elinde mızrak bir bölük sultâtı önüne katup, her ne işaret ederse bir tarîkıyla muhalefet mümkün değildir. İkişer ikişer şehirlü hânelerine taksîm edüp, boğazları tokluğuna ev sahibine hidmet ederler. Haftada iki gün kâr ü kisbe ruhsat verüp, san'atdan behresi olmayanlar halkın bağçesin kazmak ve odun yarmak makūlesi hidmetlerle sedd-i ramak ederler. İki sâʿatde bir kerre onbaşıları elinde esâmî defteri kollukda olanları kollukda, âzâde ise eğlenüp yatdığı mahalde yoklayup, firâr ü gaybet etmiş olursa derhâl zâhir ola düşmekle, hâric-i beldede bir küçük kalʿadan iki üç pâre top atılup, keyfiyyet maʻlûm ve etrâfa arayıcılar yayılup, müsâmaha mümkin olmamağın, elbette ahz ederler ve bölüğüne îsâl ile kapudanına teslîm ve meydân-ı siyasete takdîm ederler. İki tarafında otuz kırk kadar yoldaşları ellerinde birer kırılmaz çubuk firârîyi belinden yukarı ʻuryân ederler ve feryâd ü istirhâma mecâl olmamak içün ağzına bir parça kurşun verilüp, on beş yirmi kerre içlerinde gidüp geldikçe cümlesi çubuk ile çarparlar. Canı çıkmağa yaklaşdıkda siyâbını arkasına verüp dükkânlardan merhem akçası nâmına birer pâre düşürtmekle, zımnen teşhîr-i ʻâlem ederler. Bu mertebe ile mütenebbih olmayup, iki üç kerre firâr eder ise ayağına pranga urulup, bir dama habs ederler. Aʻyân-ı beldeden umûr-ı şâkka içün hidmetkâr isteyen getürdüp, günde bir pâre etmekle istihdâm ve ahşâm yine mahalline îsâl eder. Her bölüğün tâʼifesi âhardan mümtâz olmak içün kimi Boşnak ve kimi Macar kıyafetinde uʻcûbe hey'etlerle gören bir şey kıyâs eder. Ekserine yeşil [M1 259] çuka geydürüp ehl-i İslâm'a izhâr-ı meveddet etmekle hem-civârlarının bu vazʻına canı sıkılup, “Brandeburg Kral'ı müslüman olacak imiş” deyü ta'n ü telmîh ederler. Mûmâ ileyhin bu makūle hiyel-i harbiyye ve umûr-ı siyâsiyyede ihtimâmı temâm olduğundan gayri kimin yedinde nâtık ve sâmitden bir külliyyetlice şey' görürse mahşerde haklaşmak şartıyla alup, baʻzı kerre edâ ve ekserinde leyte ve leʿalle ile ihmâl ü igzâ eder. Nazm ü nesr ile idâre-i kelâma kādir, hadîʿakâr-ı mâhir\nolmağın, lâbe-i şâʿirâne ve mutâyebe-i münşiyâne bilür. Hattâ geçen sene Nemçe Kraliçesi'ne hâb-ı hargûş niyyetiyle bir mektûb-i mübhemü'l-mefhûm yazmış imiş. Hattârlık ve hadî akârlıkda keyfiyyeti maʿlûm olmağın ortalığa yayulup, Lehlüler istinsâh ve mübhem olan fıkralarına dürlü dürlü maʿnâlar yakışdırmağla nakl-i meclis ittihâz ve Leh'den murûrumuzda bize kırâ'et ve irâ'et etdiler. Bir kimesnenin nazm ü nesri tercemân-ı ʿakl ü fikri olmak mülâhazasıyla keşîde-i silk-i sutûr kılınmışdır. Mazmûnu bu ki: “Benim muhibb ü mihriban ve hem-civâr-ı kâmrânım, müvâlât-ı derûnî ve musâfât-ı bîrûnîye münâsib tahiyyât-ı râyıka ve teslîmât-ı fâ'ika iblâğından sonra münhâ-yı mahlas-ı dil-rubûde budur ki, ber-muktezây-ı şîve-i rûzgâr miyânımızda olan kâr-zâr sebebiyle birbirimizi istîsâl mertebeleri bedîdâr olduğu muhtâc-ı beyân değildir. Böyle zarar-ı küllîye kādir olan âdem mahallinde fâ'ide-i ʿuzmâya ʿâlet ü ʿillet olmak kavāʿid-i mücerrebeden hâric olmadığın mülâhaza ederek dâ'imâ bizimle musâfât ve müsâlemeye himmet ve yanınızda bulunup, sizi semt-i münâfereye tergîb edenlerin kelâmını ısgā etmemeğe ʿinâyet buyurmanız mercûdur. Size hulûs ve muhabbetde râsih-dem ve sâbit-kadem olduğumu ibrâz ve isbât içün inşâ'allâhü Teâlâ karîben cenâbınıza bir mürû'et ve âdemiyet etmek zamîr-güzârımdır ki, sûret-i hâli görenler şâbâş u tahsîn ve gûş edenler himmet-i sâdıkāneye âferîn edeler. Bu mensûresidir. Manzûmesi şöyle ki, şuʿarâ vü hükemâdan ve kadîmî-mensûb ve âşinâlarından biri kendüye nasîhat sûretinde kâğıd tahrîr edüp: “Benim efendim, eğerçi şimdilik size baht-ı yâver ve pertev-i ikbâliniz reşk-hâverdir. Ammâ harekât-ı felekiyye bir ber-karâr olmayup, nâgehân merâmınız ʿaksince deverân eylemek ʿâdât-ı dehrden müstebʿid olmamağın, meydân-ı nusrat ü gālibiyyet sizde iken, husemânızla musâfât ve müsâleme mesleğin ihtiyâr ve muhâfaza-i sît ü sadâya ibtidâr buyursanız size hayırludur” [M1 260] sûretinde baʿzı terhîb ü terbiye mazmûnunu derc etmeğin, cevabında yazmış ki: “Benim muhibb-i sadâkatkâr ve hikmet-şiʿârım farazâ sen ağniyâdan olup, akçayı çok sarf etsen sana müsrif ü mütlif ve az harc eylesen mümsik ü müfrit derler. Lâ büd ikisi miyânında hadd-i vasat ve tarîka-i iʿtidâl tahsîline muhtâcsın, bu mukaddime üzere sen şimdiki hâlde pek cesîm ve behâdır değilsin ki, senden havf ü haşyet oluna. Pek sagîrü'l-cism ve kasîr değilsin ki, masharalar gürûhuna lâhik olmağla, halk seni udhûke ittihâz edüp, musâhabetinle kesb ü safâ eyleye. Çün hakīkat-i hâl böyledir. Ya sende bu raʿd ü berk ve haddinden hâric retk u fetk nedir? İşte böyle nâ-becâ harekâtın seni muʿâhaze iktizâ ederdi. Ammâ sen bu irşâd ve îrâdı kendi nefsine kıyâsla etdiğine binâ'en, maʿzûr ve maʿfuvsun. Fi'l-hakīka ben de senin gibi edîb ve feylesof ve selâmet-i sadr ile mevsûf olsam ahbabıma böyle nasîhat ederdim. Lâkin çünki benim ʿinân-ı ʿazîmetim irgām-ı husemâya maʿtûf ve nakdîne-i hayâtım temhîd-i mülke masrûfdur. Senin re’y ü nasîhatine tebaʿiyyet mümkün değildir. Ve seninle benim muhâvere vü mükâtebem ol sûrete benzer ki, bir gün İskender-i Rûmî'nin huzûruna ʿikāb ü ʿitâba müstehak bir âdem getürmüşler. ʿAfv ü lutf ile muʿâmele etmiş. Nüdemâsından bir sâde dil: “Yâ emîr ben senin yerine olsam bu herife\n'ikāb ederdim\" dedikde, İskender: “Sahîhdir ben de senin yerine olmadığım içün bu âdemi 'afv ü âzâd eyledim” demiş ola.",
          "caption": "Vasf-ı etvâr-ı Kral",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_521.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı etvâr-ı Kral",
          "text": "Mûmâ ileyh fünûn-i meʿârifden hissedâr, husûsan âşinây-ı tevârîh u ahbâr olmağla, leyl ü nehâr İskender ve Timur makūlesi sâhib-i zuhûrların etvâr u âsârını mutâlaʿa ile ceng ü cidâl bâbında sudûra gelen hîle vü tedbîrlerine iktidâ ve evlâd ü ʿiyâl gāʾilesinden bî-pervâ mezheb ü diyânet kaydından müberrâ olup, efkâr ü etvârı tevsîʿ-i dâʾire-i memleket ve tahsîl-i şân ü şöhrete masrûf ve maksûr olmağın, muhtâc ve merâciʿ olduğu âdemlere izhâr-ı tevâzuʿ ve müvâlât ve etrafında bulunan hem-civâr ve akrıbâsıyla iktizây-ı hâle göre müdârât ve mücârât edüp, hâlâ işe yarar iki birâderi ve iki birâder-zâdesi ve iki hemşîre-zâdesinden başka kavm-i kabîlesi vâfir olmağla, bunları Serʿaskerlik ve asker-perverlik umûrunda istihdâm ve ekser-i evkātda yanından ayırmayup: \"Benim saʿy ü himmetim semerâtı size râciʿdir” diyerek kendüye râm eyleyüp, ricâl ve sergerdelerine ikrâm ü iʿtibâr ve her birine meʾmûr olduğu hidmetde istiklâl verüp, tenbîh ve tefhîmi iktizâ eden mevâddı sırran ifâde ve âharı mahrem etmemekle zuʿmunca kâmkâr ve celb-i hâtır ile minnetdâr eyleyüp, ceng esnasında mecrûh ve ʿamelmânde olanlar içün taʿyîn ve vezāʾif ile tavhâneler ve evlâd ü ʿiyyâllerine terbiye içün kâşâneler ihdâs eyleyüp, bu makūleden ceneral-zâde ve beyzâde olanları on dört on beş yaşına varınca okudup, yazdırmak ve harekât-ı harbiyye taʿlîm etdirmek üzere mahsûs mahaller taʿyîn ve hâllerine göre elvân çukadan güzelce libâs geydirüp, hadd-ı\ntemyîze bâliğ oldukdan sonra sırtına mâ’î scerlet çukadan bir gümüş çaprazlı timür koparan ilbâs eylediğinden başka, kiminin omzuna sırmalı şerit takmak ve kiminin boynuna palheng sûretinde gümüşden bir şey sarkıtmak ile emsâlinden temyîz ve ikrâm ve derhâl bir bölük askere bayrakdâr veya onbaşılık ve yüzbaşılık misillü hidmetler ile tevkīr ü ihtirâm eyleyüp, [M1 258] her kande bir serv-i kāmet hûbrû gulâm var ise bu makūle sergerdelik iʻtibârıyla mümtâz ve muhtâr ve derd-mend sultâtlar bu misillü zâbitlerinin güzelliği ile ihtizâz ve iftihâr eyleyüp, askerî makūlesin gice gündüz kal'adan kal'aya ve kollukdan kolluğa tahrîkden hâlî koymamak ve evkāt-ı mahsûsada şehir içinde ve etrafında muʻayyen meydânlarda tüfeng tutmak ve üç yüzü birden doldurup, boşandırmak ve dîvâr gibi yekpâre yürüyüp, ikdâm ve ihcâmda nizâm-ı saffı bozmamak üzere taʿlîm ü terbiye ve kendilerini ölmeyecek kadar bir parça nân ile esîrden bed-ter hayrân ve ser-gerdân gice gündüz tüfeng elde, palaska belde, karnındaki karnında, sırtındaki sırtında, tahte'l-kahr kullandırup, ber-vech-i muharrer bayrakdâr nâmına bir tâze oğlan elinde mızrak bir bölük sultâtı önüne katup, her ne işaret ederse bir tarîkıyla muhalefet mümkün değildir. İkişer ikişer şehirlü hânelerine taksîm edüp, boğazları tokluğuna ev sahibine hidmet ederler. Haftada iki gün kâr ü kisbe ruhsat verüp, san'atdan behresi olmayanlar halkın bağçesin kazmak ve odun yarmak makūlesi hidmetlerle sedd-i ramak ederler. İki sâʿatde bir kerre onbaşıları elinde esâmî defteri kollukda olanları kollukda, âzâde ise eğlenüp yatdığı mahalde yoklayup, firâr ü gaybet etmiş olursa derhâl zâhir ola düşmekle, hâric-i beldede bir küçük kalʿadan iki üç pâre top atılup, keyfiyyet maʻlûm ve etrâfa arayıcılar yayılup, müsâmaha mümkin olmamağın, elbette ahz ederler ve bölüğüne îsâl ile kapudanına teslîm ve meydân-ı siyasete takdîm ederler. İki tarafında otuz kırk kadar yoldaşları ellerinde birer kırılmaz çubuk firârîyi belinden yukarı ʻuryân ederler ve feryâd ü istirhâma mecâl olmamak içün ağzına bir parça kurşun verilüp, on beş yirmi kerre içlerinde gidüp geldikçe cümlesi çubuk ile çarparlar. Canı çıkmağa yaklaşdıkda siyâbını arkasına verüp dükkânlardan merhem akçası nâmına birer pâre düşürtmekle, zımnen teşhîr-i ʻâlem ederler. Bu mertebe ile mütenebbih olmayup, iki üç kerre firâr eder ise ayağına pranga urulup, bir dama habs ederler. Aʻyân-ı beldeden umûr-ı şâkka içün hidmetkâr isteyen getürdüp, günde bir pâre etmekle istihdâm ve ahşâm yine mahalline îsâl eder. Her bölüğün tâʼifesi âhardan mümtâz olmak içün kimi Boşnak ve kimi Macar kıyafetinde uʻcûbe hey'etlerle gören bir şey kıyâs eder. Ekserine yeşil [M1 259] çuka geydürüp ehl-i İslâm'a izhâr-ı meveddet etmekle hem-civârlarının bu vazʻına canı sıkılup, “Brandeburg Kral'ı müslüman olacak imiş” deyü ta'n ü telmîh ederler. Mûmâ ileyhin bu makūle hiyel-i harbiyye ve umûr-ı siyâsiyyede ihtimâmı temâm olduğundan gayri kimin yedinde nâtık ve sâmitden bir külliyyetlice şey' görürse mahşerde haklaşmak şartıyla alup, baʻzı kerre edâ ve ekserinde leyte ve leʿalle ile ihmâl ü igzâ eder. Nazm ü nesr ile idâre-i kelâma kādir, hadîʿakâr-ı mâhir\nolmağın, lâbe-i şâʿirâne ve mutâyebe-i münşiyâne bilür. Hattâ geçen sene Nemçe Kraliçesi'ne hâb-ı hargûş niyyetiyle bir mektûb-i mübhemü'l-mefhûm yazmış imiş. Hattârlık ve hadî akârlıkda keyfiyyeti maʿlûm olmağın ortalığa yayulup, Lehlüler istinsâh ve mübhem olan fıkralarına dürlü dürlü maʿnâlar yakışdırmağla nakl-i meclis ittihâz ve Leh'den murûrumuzda bize kırâ'et ve irâ'et etdiler. Bir kimesnenin nazm ü nesri tercemân-ı ʿakl ü fikri olmak mülâhazasıyla keşîde-i silk-i sutûr kılınmışdır. Mazmûnu bu ki: “Benim muhibb ü mihriban ve hem-civâr-ı kâmrânım, müvâlât-ı derûnî ve musâfât-ı bîrûnîye münâsib tahiyyât-ı râyıka ve teslîmât-ı fâ'ika iblâğından sonra münhâ-yı mahlas-ı dil-rubûde budur ki, ber-muktezây-ı şîve-i rûzgâr miyânımızda olan kâr-zâr sebebiyle birbirimizi istîsâl mertebeleri bedîdâr olduğu muhtâc-ı beyân değildir. Böyle zarar-ı küllîye kādir olan âdem mahallinde fâ'ide-i ʿuzmâya ʿâlet ü ʿillet olmak kavāʿid-i mücerrebeden hâric olmadığın mülâhaza ederek dâ'imâ bizimle musâfât ve müsâlemeye himmet ve yanınızda bulunup, sizi semt-i münâfereye tergîb edenlerin kelâmını ısgā etmemeğe ʿinâyet buyurmanız mercûdur. Size hulûs ve muhabbetde râsih-dem ve sâbit-kadem olduğumu ibrâz ve isbât içün inşâ'allâhü Teâlâ karîben cenâbınıza bir mürû'et ve âdemiyet etmek zamîr-güzârımdır ki, sûret-i hâli görenler şâbâş u tahsîn ve gûş edenler himmet-i sâdıkāneye âferîn edeler. Bu mensûresidir. Manzûmesi şöyle ki, şuʿarâ vü hükemâdan ve kadîmî-mensûb ve âşinâlarından biri kendüye nasîhat sûretinde kâğıd tahrîr edüp: “Benim efendim, eğerçi şimdilik size baht-ı yâver ve pertev-i ikbâliniz reşk-hâverdir. Ammâ harekât-ı felekiyye bir ber-karâr olmayup, nâgehân merâmınız ʿaksince deverân eylemek ʿâdât-ı dehrden müstebʿid olmamağın, meydân-ı nusrat ü gālibiyyet sizde iken, husemânızla musâfât ve müsâleme mesleğin ihtiyâr ve muhâfaza-i sît ü sadâya ibtidâr buyursanız size hayırludur” [M1 260] sûretinde baʿzı terhîb ü terbiye mazmûnunu derc etmeğin, cevabında yazmış ki: “Benim muhibb-i sadâkatkâr ve hikmet-şiʿârım farazâ sen ağniyâdan olup, akçayı çok sarf etsen sana müsrif ü mütlif ve az harc eylesen mümsik ü müfrit derler. Lâ büd ikisi miyânında hadd-i vasat ve tarîka-i iʿtidâl tahsîline muhtâcsın, bu mukaddime üzere sen şimdiki hâlde pek cesîm ve behâdır değilsin ki, senden havf ü haşyet oluna. Pek sagîrü'l-cism ve kasîr değilsin ki, masharalar gürûhuna lâhik olmağla, halk seni udhûke ittihâz edüp, musâhabetinle kesb ü safâ eyleye. Çün hakīkat-i hâl böyledir. Ya sende bu raʿd ü berk ve haddinden hâric retk u fetk nedir? İşte böyle nâ-becâ harekâtın seni muʿâhaze iktizâ ederdi. Ammâ sen bu irşâd ve îrâdı kendi nefsine kıyâsla etdiğine binâ'en, maʿzûr ve maʿfuvsun. Fi'l-hakīka ben de senin gibi edîb ve feylesof ve selâmet-i sadr ile mevsûf olsam ahbabıma böyle nasîhat ederdim. Lâkin çünki benim ʿinân-ı ʿazîmetim irgām-ı husemâya maʿtûf ve nakdîne-i hayâtım temhîd-i mülke masrûfdur. Senin re’y ü nasîhatine tebaʿiyyet mümkün değildir. Ve seninle benim muhâvere vü mükâtebem ol sûrete benzer ki, bir gün İskender-i Rûmî'nin huzûruna ʿikāb ü ʿitâba müstehak bir âdem getürmüşler. ʿAfv ü lutf ile muʿâmele etmiş. Nüdemâsından bir sâde dil: “Yâ emîr ben senin yerine olsam bu herife\n'ikāb ederdim\" dedikde, İskender: “Sahîhdir ben de senin yerine olmadığım içün bu âdemi 'afv ü âzâd eyledim” demiş ola."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Saksonya Eyâleti, cenûbden şimâle mümted olmuş bir tûlânî hutta olup, cenûb tarafına Yukarı Saksonya ve şimâl cânibinde bahra mücâvir olan semtine Aşağı Saksonya taʿbîr olunmağla, Brandeburg memleketi bu Saksonya Eyâleti'nin böğründe aslında Saksonya'dan maʿdûd bir sancak yer olup, Yanık Kalʿa maʿnâsıve Brandeburg Şehri, Berlin Nehri'ne muttasıl Hâbil nâm nehir kenârında fi'l-asl Brandeburg elektörlerinin makarr-ı emâreti olmağla, bu nâmla şöhret bulmuşlardır. Brandeburg Kalʿası, Berlin'e on altı sâʿat buʿd ile Berlin'in cânib-i garbîsinde bir şehr-i muhtasardır. Bundan gayri Nemçe Memleketi içinde şunda bunda birkaç parça yerleri dahi vardır. Prusya Sancağı, Brandeburg'dan iki yüz sâʿat cânib-i şarka Leh ve Moskov memleketlerine mücâvir olup, bunun yanında Pomeranya nâmına Bahr-i Baltık'a muttasıl bir parça yerleri dahi vardır. Kral'ın ecdâdı aslında [M1 261] dükalık ve elektörlük ile Brandeburg'da Nemçe Devleti himâyetinde iken, yetmiş sene mukaddem Moskov ile Şved [İsveç] beyninde hâdis olan külliyyetli cengler esnâsında Kral'ın ikinci ceddi işe karışup, o keşmekeşler hilâlinde Prusya'ya mâlik ve Prusya Krallığı nâmını tahsîl etmiş[tir.] Ol zemândan berü tevsîʿ-i dâ'ire-i emâret kasdıyla Berlin şehri taʿmîrine sarf-ı himmet ve mâlik oldukları yerlerin nizâmına gayret eyleyüp, Berlin'i makarr-ı emâret ittihâz etmişler. Şimdiki kral, tevârîh-âşinâ ve ceng ü cidâlden bî-pervâ bâlâ-pervâz âdem olmağla, ecdâdının mülküne kanâʿat etmeyüp, yüz elli üç târîhi hilâlinde pederinin vefâtı Nemçe Çâsârı Altıncı Karlos'un rıhletine mürâdif ve Nemçe Devleti'nin ihtilâli zemânına musâdif olmağın, imparatorluk sevdâsıyla Françe Devleti'ni kendüye uydurup Nemçe üzerine kalkmış ve ol zemânda Nemçeliler'in mâ-bihi'l-iftihârı olan Silezya Nâhiyesi'ni ihtilâs etmiş idi. Silezya mâddesi bir derd-i nâ-devâ olmağla, mürûr-i zemânla miyânelerinde küllî cidâl ü münâzaʿaya mü'eddî ve Saksonya Eyâleti'nin pâymâl olmasına ve bilâhare Françe ve Moskov devletlerinin Brandeburg ʿaleyhine ittifâk etmelerine bâʿis olmak keyfiyyetleri meşhûrdur. Bu behânelerle Brandeburg Kral'ı, vilâyetinin tehammülünden ziyâde asker tedârüküne bezl-i miknet ve leyl ü nehâr Silezya Sancağı muhâfazasına sarf-ı himmete muztarr olmuşdur.",
          "caption": "Vasf-ı memleket-i Brandeburg",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_522.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vasf-ı memleket-i Brandeburg",
          "text": "Saksonya Eyâleti, cenûbden şimâle mümted olmuş bir tûlânî hutta olup, cenûb tarafına Yukarı Saksonya ve şimâl cânibinde bahra mücâvir olan semtine Aşağı Saksonya taʿbîr olunmağla, Brandeburg memleketi bu Saksonya Eyâleti'nin böğründe aslında Saksonya'dan maʿdûd bir sancak yer olup, Yanık Kalʿa maʿnâsıve Brandeburg Şehri, Berlin Nehri'ne muttasıl Hâbil nâm nehir kenârında fi'l-asl Brandeburg elektörlerinin makarr-ı emâreti olmağla, bu nâmla şöhret bulmuşlardır. Brandeburg Kalʿası, Berlin'e on altı sâʿat buʿd ile Berlin'in cânib-i garbîsinde bir şehr-i muhtasardır. Bundan gayri Nemçe Memleketi içinde şunda bunda birkaç parça yerleri dahi vardır. Prusya Sancağı, Brandeburg'dan iki yüz sâʿat cânib-i şarka Leh ve Moskov memleketlerine mücâvir olup, bunun yanında Pomeranya nâmına Bahr-i Baltık'a muttasıl bir parça yerleri dahi vardır. Kral'ın ecdâdı aslında [M1 261] dükalık ve elektörlük ile Brandeburg'da Nemçe Devleti himâyetinde iken, yetmiş sene mukaddem Moskov ile Şved [İsveç] beyninde hâdis olan külliyyetli cengler esnâsında Kral'ın ikinci ceddi işe karışup, o keşmekeşler hilâlinde Prusya'ya mâlik ve Prusya Krallığı nâmını tahsîl etmiş[tir.] Ol zemândan berü tevsîʿ-i dâ'ire-i emâret kasdıyla Berlin şehri taʿmîrine sarf-ı himmet ve mâlik oldukları yerlerin nizâmına gayret eyleyüp, Berlin'i makarr-ı emâret ittihâz etmişler. Şimdiki kral, tevârîh-âşinâ ve ceng ü cidâlden bî-pervâ bâlâ-pervâz âdem olmağla, ecdâdının mülküne kanâʿat etmeyüp, yüz elli üç târîhi hilâlinde pederinin vefâtı Nemçe Çâsârı Altıncı Karlos'un rıhletine mürâdif ve Nemçe Devleti'nin ihtilâli zemânına musâdif olmağın, imparatorluk sevdâsıyla Françe Devleti'ni kendüye uydurup Nemçe üzerine kalkmış ve ol zemânda Nemçeliler'in mâ-bihi'l-iftihârı olan Silezya Nâhiyesi'ni ihtilâs etmiş idi. Silezya mâddesi bir derd-i nâ-devâ olmağla, mürûr-i zemânla miyânelerinde küllî cidâl ü münâzaʿaya mü'eddî ve Saksonya Eyâleti'nin pâymâl olmasına ve bilâhare Françe ve Moskov devletlerinin Brandeburg ʿaleyhine ittifâk etmelerine bâʿis olmak keyfiyyetleri meşhûrdur. Bu behânelerle Brandeburg Kral'ı, vilâyetinin tehammülünden ziyâde asker tedârüküne bezl-i miknet ve leyl ü nehâr Silezya Sancağı muhâfazasına sarf-ı himmete muztarr olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Husûsât-ı mestûre şimdilik herkesin bildiği şeyler olmağla, bu mertebe tafsîle ne hâcet sûretinde ihvânü's-safâdan iʿtirâz-ı mukaddere şöyle cevâb verilür ki, yirmi otuz seneden sonra bu sadedlere ʿârif-i ehl-i hidmet ü dirâyet mefkūd ve mevcûd olanların rivâyet ve haberleri mütehâlif olmağla, kavline iʿtimâd olunur âdem makūle-i kîmyâ ve\n'Ankā'dan ma'dûd ola düşer. Binâ'en ʿalâ zâlik, kalem-i râ'id ve sâʿid müsâʿid iken kıssayı hakīkati üzere serd ü beyân ve sebt-i cerîde-i itkān eylemek, vaktiyle fevâ'id-i şettâyı müntic ü mûris ve elbetde zikr-i cemîle bâʿisdir. Taraf taraf tahrîr-i havâdis ü âsâra hâcet mess etdikce, muharrir ve mütekellimde 'adem-i kudret veyâ muhâtab ve müstemiʿde kusûr-i rağbet zuhûrundan nâşî vâcibü't-tezkâr ve lâzimü'l-ihtâr niçe ehâdîs ü ahbâr ihmâl ve nisyân peygûlelerinde karâr etdiği şâyiʿdir. İmdî eslâf ve ihvânımız zabt-ı tevârîh u vekāyiʿ ile bizi bin yıllık umûra vukūf ve ıttılâʿ fâ'idesinden hissedâr etdiği gibi bizden de ahlâfımıza böyle [M1 262] Pâdişâh-ı Cemcâh ve Şehinşâh-ı ʿâlem-penâh veffakahüllâhü ve kavvâhü hazretlerinin nâm-ı nâmîleriyle musaddar ve müzeyyen bir makāle-i müşgîn-külâle yâdigâr olmak vâcibe-i mürüvvet ve lâzime-i fütüvvet ve 'ubûdiyyetdir. Cenâb-ı Hak zıll-i zalîl-i re'fet ü ʿatûfetlerin bilâd ü ʿibâd üzere müstedâm ve zemân-ı behcet-iktirân-ı Husrevâne'lerin envâʿ-ı fütûh u beşâ'ir ile şâd-kâm eyleye âmîn.",
          "caption": "Hâtime",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_523.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Hâtime",
          "text": "Husûsât-ı mestûre şimdilik herkesin bildiği şeyler olmağla, bu mertebe tafsîle ne hâcet sûretinde ihvânü's-safâdan iʿtirâz-ı mukaddere şöyle cevâb verilür ki, yirmi otuz seneden sonra bu sadedlere ʿârif-i ehl-i hidmet ü dirâyet mefkūd ve mevcûd olanların rivâyet ve haberleri mütehâlif olmağla, kavline iʿtimâd olunur âdem makūle-i kîmyâ ve\n'Ankā'dan ma'dûd ola düşer. Binâ'en ʿalâ zâlik, kalem-i râ'id ve sâʿid müsâʿid iken kıssayı hakīkati üzere serd ü beyân ve sebt-i cerîde-i itkān eylemek, vaktiyle fevâ'id-i şettâyı müntic ü mûris ve elbetde zikr-i cemîle bâʿisdir. Taraf taraf tahrîr-i havâdis ü âsâra hâcet mess etdikce, muharrir ve mütekellimde 'adem-i kudret veyâ muhâtab ve müstemiʿde kusûr-i rağbet zuhûrundan nâşî vâcibü't-tezkâr ve lâzimü'l-ihtâr niçe ehâdîs ü ahbâr ihmâl ve nisyân peygûlelerinde karâr etdiği şâyiʿdir. İmdî eslâf ve ihvânımız zabt-ı tevârîh u vekāyiʿ ile bizi bin yıllık umûra vukūf ve ıttılâʿ fâ'idesinden hissedâr etdiği gibi bizden de ahlâfımıza böyle [M1 262] Pâdişâh-ı Cemcâh ve Şehinşâh-ı ʿâlem-penâh veffakahüllâhü ve kavvâhü hazretlerinin nâm-ı nâmîleriyle musaddar ve müzeyyen bir makāle-i müşgîn-külâle yâdigâr olmak vâcibe-i mürüvvet ve lâzime-i fütüvvet ve 'ubûdiyyetdir. Cenâb-ı Hak zıll-i zalîl-i re'fet ü ʿatûfetlerin bilâd ü ʿibâd üzere müstedâm ve zemân-ı behcet-iktirân-ı Husrevâne'lerin envâʿ-ı fütûh u beşâ'ir ile şâd-kâm eyleye âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh saferu'l-muzafferin yirmi ikinci rikâb günü Enderûn-i hümâyûn'da kahve fincanı yedinde iken, mevt-i fücâ'î ile ʿâlem-i fânîden baʿîd ü nâ'î oldu. Sadrıaʿzam Mektûbcusu olan Mehmed Emîn Efendi'nin kābiliyyet ü istiʿdâdı zâhir ve efânîn-i aklâma vukūfu evzahu min bedri's-sâfir olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda hidmet-i refîʿa-i riyâsetle tatrîb ve Resmî Ahmed Efendi Mektûbculuk ile tatyîb olundu.\n\nMütevaffâ-yı mûmâ ileyh Sadr-ı maktûl İbrâhîm Paşa'nın Mühürdârı olup, müddet-i medîdeden berü Tezkirecilik hidemâtında istihdâm olunup, kavânîn-i devlete riʿâyet ve mezlaka-i kadem olan umûrdan mücânebet ve ihtilât-ı nâsdan mübâʿadet üzere olduğundan, cümleye zâtı maʿlûm ve menâsıb-ı devletden gayr-i mahrûm olup, giderek Riyâset-i Defterdârlık gibi menâsıb-ı celîlede müstahdem ve her mansıbda şöhreti ke-nârin ʿalâ ʿalem olmuşidi. Ancak maʿarrat-i cehlden vâreste olacak kadar kesb-i hünere zemân müsâʿid olmayup, tahrîrâtı habt ü halelden ve kelimâtı lahn ü zelelden hâlî olmayup, kesret-i emvâl ü nukūd ile tüvângerân-ı zemânaden maʿdûd iken, imsâk ü buhl ile mezmûm ve âsâr-ı hayriyye ve istınâʿ-ı maʿrûfa muvaffak olamadığı erbâb-ı tahkīka maʿlûmdur.",
          "caption": "Fevt-i Re'îsülküttâb el-Hâc ʿAbdî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_524.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Re'îsülküttâb el-Hâc ʿAbdî Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh saferu'l-muzafferin yirmi ikinci rikâb günü Enderûn-i hümâyûn'da kahve fincanı yedinde iken, mevt-i fücâ'î ile ʿâlem-i fânîden baʿîd ü nâ'î oldu. Sadrıaʿzam Mektûbcusu olan Mehmed Emîn Efendi'nin kābiliyyet ü istiʿdâdı zâhir ve efânîn-i aklâma vukūfu evzahu min bedri's-sâfir olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda hidmet-i refîʿa-i riyâsetle tatrîb ve Resmî Ahmed Efendi Mektûbculuk ile tatyîb olundu.\n\nMütevaffâ-yı mûmâ ileyh Sadr-ı maktûl İbrâhîm Paşa'nın Mühürdârı olup, müddet-i medîdeden berü Tezkirecilik hidemâtında istihdâm olunup, kavânîn-i devlete riʿâyet ve mezlaka-i kadem olan umûrdan mücânebet ve ihtilât-ı nâsdan mübâʿadet üzere olduğundan, cümleye zâtı maʿlûm ve menâsıb-ı devletden gayr-i mahrûm olup, giderek Riyâset-i Defterdârlık gibi menâsıb-ı celîlede müstahdem ve her mansıbda şöhreti ke-nârin ʿalâ ʿalem olmuşidi. Ancak maʿarrat-i cehlden vâreste olacak kadar kesb-i hünere zemân müsâʿid olmayup, tahrîrâtı habt ü halelden ve kelimâtı lahn ü zelelden hâlî olmayup, kesret-i emvâl ü nukūd ile tüvângerân-ı zemânaden maʿdûd iken, imsâk ü buhl ile mezmûm ve âsâr-ı hayriyye ve istınâʿ-ı maʿrûfa muvaffak olamadığı erbâb-ı tahkīka maʿlûmdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sevdâ-zedenin biri mücevvef bir sandık îcâd ve derûnuna baʿzı silâh teşhîn ve i'dâd ve Sultân Ahmed Câmiʿi hâricinde vâkiʿ Dikilitaş kurbuna vazʿ ve: “Âsumâna ʿurûc edeceğim” deyü jâjhâ olmağla ahz ve tîmârhâneye defʿ olundu.\n\nÂhır-ı erbiʿây-ı saferde Mehmed Emîn Efendi, Defterdârlık'dan ʿazl ve o yevm-i nahs-i müstemirde ʿAvnî Efendi yerine vasl olundu.\n\nMukaddemâ Yanya Mutasarrıfı iken, zulm ü iʿtisâfı sebebi ile Vezâreti refʿ olunduğunu istihbâr ve Arnabudluğ'a firâr eden Vezîr İsmâʿîl Paşa, mukterif olduğu hatî'et ü havbeden istiğfâr ü tevbe eyleyüp, Vezâret'i ibkā olunmuşidi. Müşârun ileyh yine hâlinde durmayup, pâ-nihâde-i zirve-i lecc ü ʿinâd ve rehrev-i girîve-i ʿutuvv ü fesâd olup, Avlonya ehâlîsi ile fuzûlî işʿâl-i nâyire-i harb ü nizâl ve maʿrekede kurşun ile urulup, [M1 263] müte'essiren dârü'l-cezâya intikāl eyledi.\n\nBâb-ı ʿâlî'de Sadrıaʿzam dîvânda hâzır iken mîrâs iddiʿâsıyla bir şahs-ı tebehkâr dîvân kalemi küttâbından hasm ittihâz etdiği Fâhir nâm kimseyi bıçak ile zahmdâr edüp, dîvân yerinde kasd-ı telef-i nefs etdiğiyçün ahz ü habs olundu.\n\nVezîr ʿAbdî Paşa, Aʿzâz ve Kilis'den ʿazl olunup, Trabzon Eyâleti'yle memnûn ve selefi Vezîr Nuʿmân Paşa'nın Van Eyâleti'ne irsâli emr-i hümâyûn olup, Aʿzâz ve Kilis sancaklarıyla Hâs Ağası Ahmed Paşa'nın kadri efzûn oldu. Âsitâne-i saʿâdet'de müttekî-yi visâde-i râhat olan Rumeli Vâlîsi Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa ve Anadolu Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa, işbu rebîʿulevvelin yirmi üçüncü günü mansıblarına râhî olmaları irâde-i hazret-i Pâdişâhî oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_525.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Sevdâ-zedenin biri mücevvef bir sandık îcâd ve derûnuna baʿzı silâh teşhîn ve i'dâd ve Sultân Ahmed Câmiʿi hâricinde vâkiʿ Dikilitaş kurbuna vazʿ ve: “Âsumâna ʿurûc edeceğim” deyü jâjhâ olmağla ahz ve tîmârhâneye defʿ olundu.\n\nÂhır-ı erbiʿây-ı saferde Mehmed Emîn Efendi, Defterdârlık'dan ʿazl ve o yevm-i nahs-i müstemirde ʿAvnî Efendi yerine vasl olundu.\n\nMukaddemâ Yanya Mutasarrıfı iken, zulm ü iʿtisâfı sebebi ile Vezâreti refʿ olunduğunu istihbâr ve Arnabudluğ'a firâr eden Vezîr İsmâʿîl Paşa, mukterif olduğu hatî'et ü havbeden istiğfâr ü tevbe eyleyüp, Vezâret'i ibkā olunmuşidi. Müşârun ileyh yine hâlinde durmayup, pâ-nihâde-i zirve-i lecc ü ʿinâd ve rehrev-i girîve-i ʿutuvv ü fesâd olup, Avlonya ehâlîsi ile fuzûlî işʿâl-i nâyire-i harb ü nizâl ve maʿrekede kurşun ile urulup, [M1 263] müte'essiren dârü'l-cezâya intikāl eyledi.\n\nBâb-ı ʿâlî'de Sadrıaʿzam dîvânda hâzır iken mîrâs iddiʿâsıyla bir şahs-ı tebehkâr dîvân kalemi küttâbından hasm ittihâz etdiği Fâhir nâm kimseyi bıçak ile zahmdâr edüp, dîvân yerinde kasd-ı telef-i nefs etdiğiyçün ahz ü habs olundu.\n\nVezîr ʿAbdî Paşa, Aʿzâz ve Kilis'den ʿazl olunup, Trabzon Eyâleti'yle memnûn ve selefi Vezîr Nuʿmân Paşa'nın Van Eyâleti'ne irsâli emr-i hümâyûn olup, Aʿzâz ve Kilis sancaklarıyla Hâs Ağası Ahmed Paşa'nın kadri efzûn oldu. Âsitâne-i saʿâdet'de müttekî-yi visâde-i râhat olan Rumeli Vâlîsi Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa ve Anadolu Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa, işbu rebîʿulevvelin yirmi üçüncü günü mansıblarına râhî olmaları irâde-i hazret-i Pâdişâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh devr-i Mahmûd Hânî'de Enderûn-i hümâyûn'a çırâğ olup, üsve'-i hâl ile imrâr-ı guduvv ü âsâl eyler iken, Hâkān-ı zemân ʿasrında nahl-i emeli bâr-âver-i ikbâl olup, rüşd ü istiʿdâdına nazar ve Kahveci-başılık ile kadr ü iʿtibârını füzûnter buyurduklarından gayri, Hazîne Kethudâlığı'ndan muhrec mütevaffâ Vezîr Halîl Paşa mahlûlünden yetmiş kîse fâyizlü bir mukātaʿa dahi bilâ-muʿaccele merkūma ihsân ve inʿâmât-ı sâyire ile vâreste-i muzâyaka-i dehr-i bî-emân kılınmışidi. İktizây-ı mahlas ile baʿzı umûrda münâkaşa vü mücadele ve muʿzamât-ı hutûb-i devlete müdahale tedrîcî hayyiz ü rağbetini izâle edüp, bir zemân sâkıt ʿani'l-iʿtibâr geşt ü güzâr ve istiskâl olunduğunu ağyârdan istitâr edüp, hücûm-i endûh ü ekdâr cânına kâr eyleyerek ʿâkıbet hasta vü bîmâr ve evâhır-ı rebîʿde ʿâzim-i dârü'l-karâr oldu. Mûmâ ileyh sahî ve civân-merd\nve kāniʿ ü hursend bir şahs-ı tenûmend olup, Enderûn-i hümâyûn'da bî-îrâd olanlara yed ü lisânıyla imdâd ve kati çok mekkâre-i ahvâle kuvvetu'z-zahr-ı temânüʿ u sedâd olmuşidi.",
          "caption": "Ahvâl-i Nakşî Mustafa Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_526.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Nakşî Mustafa Ağa",
          "text": "Mûmâ ileyh devr-i Mahmûd Hânî'de Enderûn-i hümâyûn'a çırâğ olup, üsve'-i hâl ile imrâr-ı guduvv ü âsâl eyler iken, Hâkān-ı zemân ʿasrında nahl-i emeli bâr-âver-i ikbâl olup, rüşd ü istiʿdâdına nazar ve Kahveci-başılık ile kadr ü iʿtibârını füzûnter buyurduklarından gayri, Hazîne Kethudâlığı'ndan muhrec mütevaffâ Vezîr Halîl Paşa mahlûlünden yetmiş kîse fâyizlü bir mukātaʿa dahi bilâ-muʿaccele merkūma ihsân ve inʿâmât-ı sâyire ile vâreste-i muzâyaka-i dehr-i bî-emân kılınmışidi. İktizây-ı mahlas ile baʿzı umûrda münâkaşa vü mücadele ve muʿzamât-ı hutûb-i devlete müdahale tedrîcî hayyiz ü rağbetini izâle edüp, bir zemân sâkıt ʿani'l-iʿtibâr geşt ü güzâr ve istiskâl olunduğunu ağyârdan istitâr edüp, hücûm-i endûh ü ekdâr cânına kâr eyleyerek ʿâkıbet hasta vü bîmâr ve evâhır-ı rebîʿde ʿâzim-i dârü'l-karâr oldu. Mûmâ ileyh sahî ve civân-merd\nve kāniʿ ü hursend bir şahs-ı tenûmend olup, Enderûn-i hümâyûn'da bî-îrâd olanlara yed ü lisânıyla imdâd ve kati çok mekkâre-i ahvâle kuvvetu'z-zahr-ı temânüʿ u sedâd olmuşidi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dîvân-ı ʿâlîde Çavuş-başı olan Halîl Bey, ʿazl-i bî-hengâm ile mütelâşî ve o hidmet-i refîʿa Teşrîfâtî olan Ahmed Efendi'nin medâr-ı nümüvv ü intiʿâşı olup, Mukābele-i Süvârî bulunan ʿAkif Efendi, ber-vech-i ilhâk hidmet-i teşrîfât ile mazhar-ı işfâk oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_527.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-çavuşân",
          "text": "Dîvân-ı ʿâlîde Çavuş-başı olan Halîl Bey, ʿazl-i bî-hengâm ile mütelâşî ve o hidmet-i refîʿa Teşrîfâtî olan Ahmed Efendi'nin medâr-ı nümüvv ü intiʿâşı olup, Mukābele-i Süvârî bulunan ʿAkif Efendi, ber-vech-i ilhâk hidmet-i teşrîfât ile mazhar-ı işfâk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eğin Kasabası'nda Nakībü'l-eşrâf Vekîli olan şahısdan ehâlî iştikâ ve hakkından gelinmesini istidʿâ eylediklerine binâ'en, mahallinde mübâşir maʿrifetiyle daʿvâları şerʿan [M1 264] ruʾyet olunmak bâbında ısdâr-ı hükm-i kazâ mazâ olmuşidi. Mahalline varıldıkda, Nakīb'in kātil olduğunu sarrâf gürûhundan baʿzı eşrâr bir takrîb iʿlâm etdirdüp, iʿdâmına ihtimâm eylediklerini Nakīb'in eytâm-ı sigārı vü ʿıyâli ve sâdâtdan baʿzı kimseler rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz-ı hâl ve keyfiyyet kemâ yenbagī tefahhus ve bu tarafa inhâ olunmaksızın mezkûrun izâlesi mûcib-i tehevvür-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-hısâl olmağla, kazıyyede medhali ve bu fesâdda eli olan dört nefer sarraf küşte-i dest-i seyyâf ve ʿibret-i enzâl ü eclâf oldu.",
          "caption": "İʿdâm-ı baʿzı sarrâfân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_528.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı baʿzı sarrâfân",
          "text": "Eğin Kasabası'nda Nakībü'l-eşrâf Vekîli olan şahısdan ehâlî iştikâ ve hakkından gelinmesini istidʿâ eylediklerine binâ'en, mahallinde mübâşir maʿrifetiyle daʿvâları şerʿan [M1 264] ruʾyet olunmak bâbında ısdâr-ı hükm-i kazâ mazâ olmuşidi. Mahalline varıldıkda, Nakīb'in kātil olduğunu sarrâf gürûhundan baʿzı eşrâr bir takrîb iʿlâm etdirdüp, iʿdâmına ihtimâm eylediklerini Nakīb'in eytâm-ı sigārı vü ʿıyâli ve sâdâtdan baʿzı kimseler rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz-ı hâl ve keyfiyyet kemâ yenbagī tefahhus ve bu tarafa inhâ olunmaksızın mezkûrun izâlesi mûcib-i tehevvür-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-hısâl olmağla, kazıyyede medhali ve bu fesâdda eli olan dört nefer sarraf küşte-i dest-i seyyâf ve ʿibret-i enzâl ü eclâf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü ve Mısır Vâlîsi olan Vezîr Defterdâr Ahmed Paşa, hatfe enfihî vefât ve Kapudân-ı sâbık Vezîr el-Hâc Hasan Paşa, mansıb-ı mezkûr ile kesb-i meserrât edüp, Marʿaş Beylerbeyisi Rişvân-zâde Süleymân Paşa dahi âhirete mürtahil ve yerine Mîr-i mîrân'dan Melek Ahmed Paşa muttasıl oldu.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_529.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Mısır",
          "text": "Bir müddetden berü ve Mısır Vâlîsi olan Vezîr Defterdâr Ahmed Paşa, hatfe enfihî vefât ve Kapudân-ı sâbık Vezîr el-Hâc Hasan Paşa, mansıb-ı mezkûr ile kesb-i meserrât edüp, Marʿaş Beylerbeyisi Rişvân-zâde Süleymân Paşa dahi âhirete mürtahil ve yerine Mîr-i mîrân'dan Melek Ahmed Paşa muttasıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağası ʿazl ve Tekfurdağı'na iclâ ve Kul Kethudâsı Ağalık ile kâm-revâ kılınup, silsile-i ocağ üzere Zağarcı-başı, Kul Kethudâsı ve Seksoncu, Zağarcı ve Turnacı, Seksoncu ve Muhzır Ağa, Turnacı-başı taʿyîn ve menâkib-i istihkākları hılaʿ-i zâhire ile tezyîn olundu.\n\nŞehr-i rebîʿulâhırın onuncu günü cünûd-i muvahhidînin bir kıst mevâcibleri hazîne-i mevâhib-defîne-i Şâhâne'den ifrâz ve me'mûrlara tevdîʿ ve Paşa-kapusu'nda dahi süvârî ocağlarının ʿulûfeleri tevzîʿ olunup, baʿde'd-devr taraf-ı hümâyûndan şerefrîz olan teşrîfât-ı seniyye kadr-i Sadrıaʿzam'ı terfîʿ eyledi.\nMevsim-i deryâ güzerân olduğuna binâʾen, Ak-deniz'e kapudan olan Vezîr Mehmed Paşa, Donanma-yı hümâyûn'u mahsûben bi's-selâme mersây-ı Tersâne'ye îsâl ve huzûr-i Sadrıaʿzamî'ye gelüp, telebbüs-i hilʿat ile mâye-i şeref istihsâl eyledi.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_530.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Yeniçeri Ağası ʿazl ve Tekfurdağı'na iclâ ve Kul Kethudâsı Ağalık ile kâm-revâ kılınup, silsile-i ocağ üzere Zağarcı-başı, Kul Kethudâsı ve Seksoncu, Zağarcı ve Turnacı, Seksoncu ve Muhzır Ağa, Turnacı-başı taʿyîn ve menâkib-i istihkākları hılaʿ-i zâhire ile tezyîn olundu.\n\nŞehr-i rebîʿulâhırın onuncu günü cünûd-i muvahhidînin bir kıst mevâcibleri hazîne-i mevâhib-defîne-i Şâhâne'den ifrâz ve me'mûrlara tevdîʿ ve Paşa-kapusu'nda dahi süvârî ocağlarının ʿulûfeleri tevzîʿ olunup, baʿde'd-devr taraf-ı hümâyûndan şerefrîz olan teşrîfât-ı seniyye kadr-i Sadrıaʿzam'ı terfîʿ eyledi.\nMevsim-i deryâ güzerân olduğuna binâʾen, Ak-deniz'e kapudan olan Vezîr Mehmed Paşa, Donanma-yı hümâyûn'u mahsûben bi's-selâme mersây-ı Tersâne'ye îsâl ve huzûr-i Sadrıaʿzamî'ye gelüp, telebbüs-i hilʿat ile mâye-i şeref istihsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "cesâret-i müfrita ile meşhûr ve ʿâkıbet-i hâli mülâhazadan dûr olmak hasebiyle hudûdda tahte'r-remâd istitâr olan nâr-ı fitneyi îkād ve şurût-i musâlahayı ifsâd eyleyeceği ihtimâlâtından fazla tekâlîf-i şâkka ile devleti tasdîʿ ve metâlib-i nâ-bercây-ı nâsı iltizâm ile nezd-i devletde olan vakaʿ u nüfûzunu tazyîʿ edüp, [mısra]: Ve men yüksiru't-tesâʾele lâ büdde yahrum mefhûmunu zarûrî iktisâb ve mesned-i Hânî'den sukūtunu herkes istisvâb edüp, Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî taʿyîn ve müşârun ileyh Kırım'dan ihrâc ve Sakız'da temkîn olunup, mesned-i Hânî'ye şâyân görülen Selîm Girây Hân'ı Âsitâne'ye îsâl zımnında Kapucu-başı [M1 265] Süleymân Ağa irsâl olundu.\nHasan Paşa Tütüncüsü dimekle meşhûr Kapucu-başı ʿAbdî Ağa, bundan akdem İsakçı Anbâr Emîni olup, Hân-ı maʿzûle istinâd ile ʿibâd-ı zaʿîfü'l-eyâdı berbâd ve mutâlebât-ı ʿanîfe ile evtân-ı kadîmelerinden perâkende ve ibdâd etmişidi. Hân-ı maʿzûl vaktinde harekât-ı nâ-hemvârı hazm olunup, ʿazl olunduğu ân Yedikulle'ye habs ve iʿdâm ve re's-i maktûʿu mevzûʿ-i ʿibretgâh-ı hâss u ʿâmm kılındı.\nBelgrad Vâlîsi Kapudan-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa'ya Rakka Eyâleti ve İç-il Mutasarrıfı Vezîr Mustafa Paşa'ya, Belgrad Muhâfazası tevcîh olundu.\nKıbrıs Muhassılı Çil ʿOsmân Ağa'nın üzerine cezîre halkı hücûm ile muhârebede merkūm maʿdûm olup, keyfiyyet ehâlî tarafından inhâ ve maktûlün mezâlimi taʿdâd ü ihsâ olunmuşidi. Tatmîn-i reʿâyâ ve teskîn-i âteş-i gavgā zımnında sâbıkā Topçu-başı Mustafa Ağa ve Müvellâ o tarafa isrâ olunup, fi'l-hakīka Muhassıl'ın kesret-i zulmü ehâlîyi bu kâr-ı mekrûha ilcâ etdiğini mübâşir ve Müvellâ ʿarz-ı pâye-i serîr-i aʿlâ etdiler ise dahi Muhassıl'ın tamaʿ ve zulmü devlete tahrîr ve iktizâsına göre bu tarafdan te'dîb ü taʿzîr lâzım iken, îkāz-ı fitne ile zâbitân-ı devlete itâle-i yed cürm-i sarîh ve bir fi'l-i kabîh olup, cezîrenin nizâmı ve sebeb-i şûriş olanların iʿdâmı, siyâset-i mülkiyeden maʿdûd olmağla, şimdilik kabâhatlerinden iğmâz-ı ʿayn ve vaktiyle gûşmâl ve teʾdîbleri zimmet-i devlete deyn kayd olundu.\nKadırga Limânı ahurunda kesret-i cemâʿat-i Müslimîn olup, cemâʿatle salât edâsından muhrûm ve bir mescid binâsı beyyinü'l-lüzûm olduğundan, taraf-ı\nhümâyûndan mahall-i mezkûrda bir mescid-i sagīr binasına mübâşeret ve Cumâdelâhıre'de tekmîline himmet olunup, imâm ve mü’ezzini tanzîm ve sâyir levâzımı tetmîm olundu.",
          "caption": "Kırım Hânı Kırım Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_531.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Kırım Hânı Kırım Girây Hân",
          "text": "cesâret-i müfrita ile meşhûr ve ʿâkıbet-i hâli mülâhazadan dûr olmak hasebiyle hudûdda tahte'r-remâd istitâr olan nâr-ı fitneyi îkād ve şurût-i musâlahayı ifsâd eyleyeceği ihtimâlâtından fazla tekâlîf-i şâkka ile devleti tasdîʿ ve metâlib-i nâ-bercây-ı nâsı iltizâm ile nezd-i devletde olan vakaʿ u nüfûzunu tazyîʿ edüp, [mısra]: Ve men yüksiru't-tesâʾele lâ büdde yahrum mefhûmunu zarûrî iktisâb ve mesned-i Hânî'den sukūtunu herkes istisvâb edüp, Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî taʿyîn ve müşârun ileyh Kırım'dan ihrâc ve Sakız'da temkîn olunup, mesned-i Hânî'ye şâyân görülen Selîm Girây Hân'ı Âsitâne'ye îsâl zımnında Kapucu-başı [M1 265] Süleymân Ağa irsâl olundu.\nHasan Paşa Tütüncüsü dimekle meşhûr Kapucu-başı ʿAbdî Ağa, bundan akdem İsakçı Anbâr Emîni olup, Hân-ı maʿzûle istinâd ile ʿibâd-ı zaʿîfü'l-eyâdı berbâd ve mutâlebât-ı ʿanîfe ile evtân-ı kadîmelerinden perâkende ve ibdâd etmişidi. Hân-ı maʿzûl vaktinde harekât-ı nâ-hemvârı hazm olunup, ʿazl olunduğu ân Yedikulle'ye habs ve iʿdâm ve re's-i maktûʿu mevzûʿ-i ʿibretgâh-ı hâss u ʿâmm kılındı.\nBelgrad Vâlîsi Kapudan-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa'ya Rakka Eyâleti ve İç-il Mutasarrıfı Vezîr Mustafa Paşa'ya, Belgrad Muhâfazası tevcîh olundu.\nKıbrıs Muhassılı Çil ʿOsmân Ağa'nın üzerine cezîre halkı hücûm ile muhârebede merkūm maʿdûm olup, keyfiyyet ehâlî tarafından inhâ ve maktûlün mezâlimi taʿdâd ü ihsâ olunmuşidi. Tatmîn-i reʿâyâ ve teskîn-i âteş-i gavgā zımnında sâbıkā Topçu-başı Mustafa Ağa ve Müvellâ o tarafa isrâ olunup, fi'l-hakīka Muhassıl'ın kesret-i zulmü ehâlîyi bu kâr-ı mekrûha ilcâ etdiğini mübâşir ve Müvellâ ʿarz-ı pâye-i serîr-i aʿlâ etdiler ise dahi Muhassıl'ın tamaʿ ve zulmü devlete tahrîr ve iktizâsına göre bu tarafdan te'dîb ü taʿzîr lâzım iken, îkāz-ı fitne ile zâbitân-ı devlete itâle-i yed cürm-i sarîh ve bir fi'l-i kabîh olup, cezîrenin nizâmı ve sebeb-i şûriş olanların iʿdâmı, siyâset-i mülkiyeden maʿdûd olmağla, şimdilik kabâhatlerinden iğmâz-ı ʿayn ve vaktiyle gûşmâl ve teʾdîbleri zimmet-i devlete deyn kayd olundu.\nKadırga Limânı ahurunda kesret-i cemâʿat-i Müslimîn olup, cemâʿatle salât edâsından muhrûm ve bir mescid binâsı beyyinü'l-lüzûm olduğundan, taraf-ı\nhümâyûndan mahall-i mezkûrda bir mescid-i sagīr binasına mübâşeret ve Cumâdelâhıre'de tekmîline himmet olunup, imâm ve mü’ezzini tanzîm ve sâyir levâzımı tetmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı Tokādî Ebûbekir Efendi, bir sene kadar icrây-ı ahkâm ve evâsıt-ı Şehr-i mezkûrda Yûsuf-zâde Efendi yerine kıyâm eyledi. Teşrîfâtçılık'dan Çavuş-başı olan Ahmed Efendi'nin hidmeti nezd-i Âsafî'de meşkûr ve târîh-i mezkûrda Kethudâlık hidmeti menîʿasıyla mesrûr olup, Çelik Paşa Kapu Kethudâsı ʿAli Ağa, Çavuş-başılık ile pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü ʿalâ oldu.",
          "caption": "Ba'zı 'azl ü nasb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_532.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Ba'zı 'azl ü nasb",
          "text": "İstanbul Kadısı Tokādî Ebûbekir Efendi, bir sene kadar icrây-ı ahkâm ve evâsıt-ı Şehr-i mezkûrda Yûsuf-zâde Efendi yerine kıyâm eyledi. Teşrîfâtçılık'dan Çavuş-başı olan Ahmed Efendi'nin hidmeti nezd-i Âsafî'de meşkûr ve târîh-i mezkûrda Kethudâlık hidmeti menîʿasıyla mesrûr olup, Çelik Paşa Kapu Kethudâsı ʿAli Ağa, Çavuş-başılık ile pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü ʿalâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birâder-i cân berâber-i dâver-i devrân Şehzâde Sultân Nuʿmân birkaç günden berü hummây-ı rediyye ile vücûd-i nâzenîni lerzân olup, mâh-ı recebü'l-ferdin beşinci günü kırk üç yaşında iken, [M1 266] ʿâzim-i serâbistân-ı cinân oldu. Kānûn üzere erkân-ı saltanat na'ş-ı mağfiret-nakşını menâkib-i taʿzîme tahmîl ve Yeni Câmiʿ hazîresinde defn ile hakkında tahrîk-i silsile-i rahmet-i Rabb-i Celîl kılındı.",
          "caption": "Vefât-ı Şehzâde Sultân Nuʿmân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_533.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şehzâde Sultân Nuʿmân",
          "text": "Birâder-i cân berâber-i dâver-i devrân Şehzâde Sultân Nuʿmân birkaç günden berü hummây-ı rediyye ile vücûd-i nâzenîni lerzân olup, mâh-ı recebü'l-ferdin beşinci günü kırk üç yaşında iken, [M1 266] ʿâzim-i serâbistân-ı cinân oldu. Kānûn üzere erkân-ı saltanat na'ş-ı mağfiret-nakşını menâkib-i taʿzîme tahmîl ve Yeni Câmiʿ hazîresinde defn ile hakkında tahrîk-i silsile-i rahmet-i Rabb-i Celîl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskov tâ'ifesi Gilan ve Derbend ve Taygān münâsebetleriyle Gürcistân'a mücâvir olup, ittihâd-ı mezheb ve tevâfuk-i meşreb ile miyânelerinde i’tilâf peydâ ve menâʿat-i emkine mahkûmiyyetden vâreste olmağa, ʿillet-i akvâ olduğunu inhâ ve iktizâ eylediği hâlde asker ve akça ve mühimmât ile iʿânet edeceklerini vaʿd edüp, bu sırr-ı lâzimü'l-kitmânı miyânelerinde ihfâ etmişler idi. Gürcistân halkı Moskovlu'nun kelâm-ı vahîmü'l-encâmını mahz-ı nasîhat ʿadd edüp, refte refte Çıldır vâlîlerine dayanup, be-her sâl vere geldiklerini gâh nâkıs ve gâh temâm vererek mümâtaleye mübâşeret ve giderek bi'l-külliyye vergilerini katʿ ile izhâr-ı husûmet ve hılaʿ-i ribka-i itāʿat eyledikleri, serhadlerden gelen tahrîrâtdan müstebân olup, irgām-ı unûfleri zımnında Trabzon Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, üzerlerine asker-i kesîf ile taʿyîn olunmuşidi. Müşârun ileyh Gürcistan'a vardıkda, ehâlî saʿbü's-sülûk cibâl-i şâhikāta firâr ve çok geçmeden eyyâm-ı şitâ dahi hulûl edüp, müşârun ileyh ʿavdete karâr ve hezâr suʿûbet ü meşakkatle Çıldır Eyâleti'ne çıkup, Gürcüler'in ʿakab-gîrleri ve şitânın şiddeti asker-i İslâm'a haylî tezâyuk u nefâr vermişidi. Ülke-i mezbûrenin pezîrefte-i hüsn-i nizâm olması, matlûb-i Şehriyâr-ı enâm olduğundan, Çıldır Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın o havâlî umûruna vukūf u ittılāʿı sâyirden ziyâde ve Serʿaskerliği ittifâk-ı ârâ ile karârdâde olup, menşûr-i Seraskerî tarafına irsâl ve maʿiyyetine me'mûr olacak ʿasâkir ve zehâyir dahi tertîb\nolunup, evvel-behârda tâ'ife-i mezbûra üzerine sevk-i ebtâl-i ricâl eylemesi diğer emr-i ʿâlîde tafsîl ü icmâl olundu.",
          "caption": "Mukaddime-i sefer-i Gürcistân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_534.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Mukaddime-i sefer-i Gürcistân",
          "text": "Moskov tâ'ifesi Gilan ve Derbend ve Taygān münâsebetleriyle Gürcistân'a mücâvir olup, ittihâd-ı mezheb ve tevâfuk-i meşreb ile miyânelerinde i’tilâf peydâ ve menâʿat-i emkine mahkûmiyyetden vâreste olmağa, ʿillet-i akvâ olduğunu inhâ ve iktizâ eylediği hâlde asker ve akça ve mühimmât ile iʿânet edeceklerini vaʿd edüp, bu sırr-ı lâzimü'l-kitmânı miyânelerinde ihfâ etmişler idi. Gürcistân halkı Moskovlu'nun kelâm-ı vahîmü'l-encâmını mahz-ı nasîhat ʿadd edüp, refte refte Çıldır vâlîlerine dayanup, be-her sâl vere geldiklerini gâh nâkıs ve gâh temâm vererek mümâtaleye mübâşeret ve giderek bi'l-külliyye vergilerini katʿ ile izhâr-ı husûmet ve hılaʿ-i ribka-i itāʿat eyledikleri, serhadlerden gelen tahrîrâtdan müstebân olup, irgām-ı unûfleri zımnında Trabzon Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa, üzerlerine asker-i kesîf ile taʿyîn olunmuşidi. Müşârun ileyh Gürcistan'a vardıkda, ehâlî saʿbü's-sülûk cibâl-i şâhikāta firâr ve çok geçmeden eyyâm-ı şitâ dahi hulûl edüp, müşârun ileyh ʿavdete karâr ve hezâr suʿûbet ü meşakkatle Çıldır Eyâleti'ne çıkup, Gürcüler'in ʿakab-gîrleri ve şitânın şiddeti asker-i İslâm'a haylî tezâyuk u nefâr vermişidi. Ülke-i mezbûrenin pezîrefte-i hüsn-i nizâm olması, matlûb-i Şehriyâr-ı enâm olduğundan, Çıldır Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın o havâlî umûruna vukūf u ittılāʿı sâyirden ziyâde ve Serʿaskerliği ittifâk-ı ârâ ile karârdâde olup, menşûr-i Seraskerî tarafına irsâl ve maʿiyyetine me'mûr olacak ʿasâkir ve zehâyir dahi tertîb\nolunup, evvel-behârda tâ'ife-i mezbûra üzerine sevk-i ebtâl-i ricâl eylemesi diğer emr-i ʿâlîde tafsîl ü icmâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ber-muktezây-ı vakt ü hâl Hotin Muhâfızı Vezîr Hamza Paşa'nın evâyil-i şaʿbânda Vezâret'i refʿ ve Resmo'da ikāmetine isdâr-ı misâl ve mîr-i mîrân-ı kirâmdan Ohri Sancağı Mutasarrıfı olan İsmâʿîl Paşa'nın rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kadri terfîʿ ve ibcâl olundu.\n\nŞehr-i mezkûrun on beşinci günü sunûf-i ʿasâkir-i zafer-me'âsirin müstehak oldukları kısteyn mevâcibi ihrâc olunup, iktizâ edenlere teslîm ve miyânelerinde tevzîʿ u taksîm olundu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Silahdâr Hamza Paşa ve ihsân-ı Vezâret be-Mutasarrıf-ı Ohri ve ihrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_535.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Silahdâr Hamza Paşa ve ihsân-ı Vezâret be-Mutasarrıf-ı Ohri ve ihrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "Ber-muktezây-ı vakt ü hâl Hotin Muhâfızı Vezîr Hamza Paşa'nın evâyil-i şaʿbânda Vezâret'i refʿ ve Resmo'da ikāmetine isdâr-ı misâl ve mîr-i mîrân-ı kirâmdan Ohri Sancağı Mutasarrıfı olan İsmâʿîl Paşa'nın rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kadri terfîʿ ve ibcâl olundu.\n\nŞehr-i mezkûrun on beşinci günü sunûf-i ʿasâkir-i zafer-me'âsirin müstehak oldukları kısteyn mevâcibi ihrâc olunup, iktizâ edenlere teslîm ve miyânelerinde tevzîʿ u taksîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M1 267] Kapudân-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa, Vidin Muhâfazasına me'mûr ve Râgıb Paşa dâmâdı Vezîr Hüseyin Paşa, Eğriboz Sancağı'yla nâyil-i etemm-i hubûr olup, Yeniçeri Ağası, Mîr-i mîrânlık ile Deryâya kapudan ve Kul Kethudâsı, Ağalık ile şâdân oldu.\n\nʿİffetlü Zeyneb Sultân ʿaliyyetü'ş-şân Belgrad Vâlîsi Kapudân-ı esbak Vezîr Mehmed Paşa'ya bundan akdem ʿakd ü tezvîc olunup, müşârun ileyh şehr-i mezkûr hilâlinde Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve haclegâh-ı Sultânî'ye dâhil oldu.\n\nSefâret'le Moskov diyârına ʿâzim ve hıtâm-ı me'mûriyyetle bu tarafa ʿâyid ü kādim olan Dervîş Efendi, hilâl-i râhda vefât ve teslîm-i vedîʿa-i hayât edüp, hezâr mihen ile cenâzesi Bender'e tavsîl ve bir münâsib mahalde tenzîl olundu.\n\nEvâsıt-ı ramazânda Tezkire-i Evvel olan Bekir Bey maʿzûl ve yerine Küçük Tezkireci Yesrî Efendi menkūl olup, Küçük Tezkirecilik ile ʿArif Süleymân Bey dilşâd ve Kethudâ Bey Kitâbetiyle, Penâh Süleymân Efendi ʿazlinden sâbıkı İbrâhîm Efendi ber-murâd oldu.\n\nʿÎd-i fıtr gecesi erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm telsîm-i dâmen-i Şehriyâr-ı enâm ile şâd-kâm oldular.",
          "caption": "Baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_536.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vukūʿât",
          "text": "[M1 267] Kapudân-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa, Vidin Muhâfazasına me'mûr ve Râgıb Paşa dâmâdı Vezîr Hüseyin Paşa, Eğriboz Sancağı'yla nâyil-i etemm-i hubûr olup, Yeniçeri Ağası, Mîr-i mîrânlık ile Deryâya kapudan ve Kul Kethudâsı, Ağalık ile şâdân oldu.\n\nʿİffetlü Zeyneb Sultân ʿaliyyetü'ş-şân Belgrad Vâlîsi Kapudân-ı esbak Vezîr Mehmed Paşa'ya bundan akdem ʿakd ü tezvîc olunup, müşârun ileyh şehr-i mezkûr hilâlinde Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve haclegâh-ı Sultânî'ye dâhil oldu.\n\nSefâret'le Moskov diyârına ʿâzim ve hıtâm-ı me'mûriyyetle bu tarafa ʿâyid ü kādim olan Dervîş Efendi, hilâl-i râhda vefât ve teslîm-i vedîʿa-i hayât edüp, hezâr mihen ile cenâzesi Bender'e tavsîl ve bir münâsib mahalde tenzîl olundu.\n\nEvâsıt-ı ramazânda Tezkire-i Evvel olan Bekir Bey maʿzûl ve yerine Küçük Tezkireci Yesrî Efendi menkūl olup, Küçük Tezkirecilik ile ʿArif Süleymân Bey dilşâd ve Kethudâ Bey Kitâbetiyle, Penâh Süleymân Efendi ʿazlinden sâbıkı İbrâhîm Efendi ber-murâd oldu.\n\nʿÎd-i fıtr gecesi erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm telsîm-i dâmen-i Şehriyâr-ı enâm ile şâd-kâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin dördüncü günü tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb şeref-i ibkā ile kâm-yâb ve ancak Resmî Ahmed Efendi, Çavuş-başılığa intihâb ve intisâb olunup, Şıkk-ı Evvel ve Sânî ibkā ve Sâlis bulunan Safâyî Efendi, ʿazm-i dâr-ı ʿukbâ eylediğinden, mansıbı ile Mihrî Mehmed Efendi kâm-revâ oldu. Nişancılık, Nuʿmân Efendi'ye; Defter Emâneti, Mehmed Emîn Efendi'ye; Büyük Rûznâme, Bekir Bey'e; Baş-muhâsebe, muvakkaten Hâşim ʿAli Bey'e; Emânet-i Şehr, Tıflî Efendi'ye; Tersâne, Recâ’î Mehmed Efendi'ye; Darbhâne, Râ'if İsmâʿîl Bey'e; Arpa Emâneti, ʿAli Ağa'ya; Anadolu, Reʼîs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye; Mukābele-i Süvârî, Süleymân Bey'e; Haremeyn, Mehmed Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, el-Hâc Mustafa Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye; Cizye, Sıdkı Efendi'ye; Mevkūfât, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye; tevcîh ü ibkā ve menâsıb-ı bâkīye dahi erbâbına tevcîh olunup, mansıbdan bî-nasîb olanlara ʿatâyây-ı vâfire iʿtâ olundu. Yeniçeri Ağası ve sâyir rikâb ağaları ibkā olunup, Sipâh Ağalığı, Şîrin-zâde'ye; Silahdâr Ağalığı, Vâlide Kethudâsı-zâde Ahmed Ağa'ya; Başbâkī-kulluğu, Yûsuf Ağa'ya tevcîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmın ekseri ibkā olunup, fekat Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa'ya Anadolu Eyâleti ve sabıkı Silahdâr Vezîr Mehmed Paşa'ya Selânik [M1 268] ve Haleb Vâlîsi Mehmed Paşaya Rakka ve Mîr-i mîrândan Ahmed Paşa'ya Haleb ve Köprülü-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya Rumeli tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Vukū'-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_537.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-i tevcîhât",
          "text": "Şevvâlin dördüncü günü tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb şeref-i ibkā ile kâm-yâb ve ancak Resmî Ahmed Efendi, Çavuş-başılığa intihâb ve intisâb olunup, Şıkk-ı Evvel ve Sânî ibkā ve Sâlis bulunan Safâyî Efendi, ʿazm-i dâr-ı ʿukbâ eylediğinden, mansıbı ile Mihrî Mehmed Efendi kâm-revâ oldu. Nişancılık, Nuʿmân Efendi'ye; Defter Emâneti, Mehmed Emîn Efendi'ye; Büyük Rûznâme, Bekir Bey'e; Baş-muhâsebe, muvakkaten Hâşim ʿAli Bey'e; Emânet-i Şehr, Tıflî Efendi'ye; Tersâne, Recâ’î Mehmed Efendi'ye; Darbhâne, Râ'if İsmâʿîl Bey'e; Arpa Emâneti, ʿAli Ağa'ya; Anadolu, Reʼîs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye; Mukābele-i Süvârî, Süleymân Bey'e; Haremeyn, Mehmed Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, el-Hâc Mustafa Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye; Cizye, Sıdkı Efendi'ye; Mevkūfât, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye; tevcîh ü ibkā ve menâsıb-ı bâkīye dahi erbâbına tevcîh olunup, mansıbdan bî-nasîb olanlara ʿatâyây-ı vâfire iʿtâ olundu. Yeniçeri Ağası ve sâyir rikâb ağaları ibkā olunup, Sipâh Ağalığı, Şîrin-zâde'ye; Silahdâr Ağalığı, Vâlide Kethudâsı-zâde Ahmed Ağa'ya; Başbâkī-kulluğu, Yûsuf Ağa'ya tevcîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmın ekseri ibkā olunup, fekat Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa'ya Anadolu Eyâleti ve sabıkı Silahdâr Vezîr Mehmed Paşa'ya Selânik [M1 268] ve Haleb Vâlîsi Mehmed Paşaya Rakka ve Mîr-i mîrândan Ahmed Paşa'ya Haleb ve Köprülü-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya Rumeli tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tevcîhâtın altıncı günü Sadrıaʿzam Kethudâsı Ahmed Efendi, bâ-irâde-i hümâyûn ʿazl ve Defter Emâneti'ne nakl olunup, Kâşif Mehmed Emîn Efendi'nin bu defʿa dahi baht-ı meymûnu yâver ve Kethudâlık mansıbı ile muvakkar oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_538.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "text": "Tevcîhâtın altıncı günü Sadrıaʿzam Kethudâsı Ahmed Efendi, bâ-irâde-i hümâyûn ʿazl ve Defter Emâneti'ne nakl olunup, Kâşif Mehmed Emîn Efendi'nin bu defʿa dahi baht-ı meymûnu yâver ve Kethudâlık mansıbı ile muvakkar oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin ʿale'l-ittısâl nümâyende olan ikbâline zevâl tetarruk ve ʿazl ü katline irâde-i kāhire-i Samedâniyye teʿalluk eyleyüp, şevvâlin yedinci hamîs günü mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ ü istirdâd ve mübâşir maʿrifetiyle Midillü Cezîresi'ne nefy ü ibʿâd olunup, mühr-i hümâyûn Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa tarafına irsâl ve Zeyneb Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şânın şevher-i pâkîze-güherleri Vezîr Mehmed Paşa, Kāyim-makāmlık ile mahsûd-i emsâl kılındı. Sadr-ı sâbıka şiddet-i ittisâl ile teʿalluk ve intisâb şöhretini veren Defter Emîni Ahmed Kethudâ ve sâbıkā Tezkire-i Evvel Nâyilî birâderi Bekir Bey ve Kethudâ Kâtibi Penâh Süleymân Efendi ve Devâtdâr Tiryâkî Ahmed Ağa, Yedi-kulle'de bir iki gün habs olunup, hayâtlarından kemâl-i ye's hâsıl olmuşiken, Ah-\nmed Kethudâ ve Bekir Bey, Limni'ye ve Penâh Efendi ile Devâtdâr Magosa'ya nefy ü iclâ olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Mustafa Paşa ve nasb-ı Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_539.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Mustafa Paşa ve nasb-ı Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin ʿale'l-ittısâl nümâyende olan ikbâline zevâl tetarruk ve ʿazl ü katline irâde-i kāhire-i Samedâniyye teʿalluk eyleyüp, şevvâlin yedinci hamîs günü mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ ü istirdâd ve mübâşir maʿrifetiyle Midillü Cezîresi'ne nefy ü ibʿâd olunup, mühr-i hümâyûn Muhsin-zâde Vezîr Mehmed Paşa tarafına irsâl ve Zeyneb Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şânın şevher-i pâkîze-güherleri Vezîr Mehmed Paşa, Kāyim-makāmlık ile mahsûd-i emsâl kılındı. Sadr-ı sâbıka şiddet-i ittisâl ile teʿalluk ve intisâb şöhretini veren Defter Emîni Ahmed Kethudâ ve sâbıkā Tezkire-i Evvel Nâyilî birâderi Bekir Bey ve Kethudâ Kâtibi Penâh Süleymân Efendi ve Devâtdâr Tiryâkî Ahmed Ağa, Yedi-kulle'de bir iki gün habs olunup, hayâtlarından kemâl-i ye's hâsıl olmuşiken, Ah-\nmed Kethudâ ve Bekir Bey, Limni'ye ve Penâh Efendi ile Devâtdâr Magosa'ya nefy ü iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Surre Emîni Maktûl Hasan Ağa'nın hânesinden işbu şevvâlin on yedinci günü âteş-i serkeş-i zebânekeş iltihâb ve on beş sâʿat imtidâd ile hûş-rübây-ı erbâb-ı elbâb olup, ʿavn-i Müsteʿân ve saʿy-ı zâbitân ile o beliyye-i tehammül-i kesel mündefiʿ u zâʾil olmuşiken, bir iki günden sonra Cihângîr'de dahi harîk vâkiʿ ve on sâʿat o taraf halkı mübtelây-ı mesâ'ib ü fevâkiʿ olup, o belây-ı âsumânî dahi sükûn-yâfte-i fazl-ı Sübhânî oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i ihrâk der-Tophâne ve Cihângîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_540.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ihrâk der-Tophâne ve Cihângîr",
          "text": "Surre Emîni Maktûl Hasan Ağa'nın hânesinden işbu şevvâlin on yedinci günü âteş-i serkeş-i zebânekeş iltihâb ve on beş sâʿat imtidâd ile hûş-rübây-ı erbâb-ı elbâb olup, ʿavn-i Müsteʿân ve saʿy-ı zâbitân ile o beliyye-i tehammül-i kesel mündefiʿ u zâʾil olmuşiken, bir iki günden sonra Cihângîr'de dahi harîk vâkiʿ ve on sâʿat o taraf halkı mübtelây-ı mesâ'ib ü fevâkiʿ olup, o belây-ı âsumânî dahi sükûn-yâfte-i fazl-ı Sübhânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin zulmünden iştikâ olunup, tenbîhât-ı Şâhâne'den müte'essir olmadığına binâ'en, Sivas Vâlîsi'ne hükm-i Cihân-mutâʿ irsâl ve kaydı görülüp, ser-i maktûʿu Âsitâne'ye îsâl olundu.",
          "caption": "İ'dâm-ı Çapar-zâde Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_541.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Çapar-zâde Ahmed Paşa",
          "text": "Mûmâ ileyhin zulmünden iştikâ olunup, tenbîhât-ı Şâhâne'den müte'essir olmadığına binâ'en, Sivas Vâlîsi'ne hükm-i Cihân-mutâʿ irsâl ve kaydı görülüp, ser-i maktûʿu Âsitâne'ye îsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin daʿvetini hâvî hatt-ı hümâyûn ile Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî Rumeli'ye tesyîr olunup, lede'l-mülâkāt teslîm-i emânet ve teblîğ-i hükm sürʿat-i icâbet ile bi'l-mürâfaka işbu zilkaʿdenin sekizinci günü Behâriyye'ye vusûlü maʿlûm-i erkân-ı devlet olup, fi'l-hâl istikbâl-i erbâbı yekdiğeri taʿkīb ve îfây-ı [M1 269] resm-i hoş-âmedî ve terhîb eyleyüp, yemeklik gā'ilesi bertaraf olduğundan, celse-i hafîfeden sonra Şeyhulislâm Dürrî-zâde Efendi ile sandala süvâr ve ʿatebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye ruhsây-ı meskenet ü iftikār olup, zimâm-ı Vekâlet-i kübrâ yed-i emânetine teslîm ve serâsere dûhte-i semmûr ile kadr ü şânı tefhîm olunup, kemâl-i âdâb ile zemîn-bûs-i vedâ olarak Bâb-ı ʿâlî'yi teşrîf ve hilaʿ-ı ʿumûmiyye ile kulûb-i erbâb-ı menâsıbı te'lîf eyledi.",
          "caption": "Vürûd-i Sadrıaʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_542.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Sadrıaʿzam be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Müşârun ileyhin daʿvetini hâvî hatt-ı hümâyûn ile Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî Rumeli'ye tesyîr olunup, lede'l-mülâkāt teslîm-i emânet ve teblîğ-i hükm sürʿat-i icâbet ile bi'l-mürâfaka işbu zilkaʿdenin sekizinci günü Behâriyye'ye vusûlü maʿlûm-i erkân-ı devlet olup, fi'l-hâl istikbâl-i erbâbı yekdiğeri taʿkīb ve îfây-ı [M1 269] resm-i hoş-âmedî ve terhîb eyleyüp, yemeklik gā'ilesi bertaraf olduğundan, celse-i hafîfeden sonra Şeyhulislâm Dürrî-zâde Efendi ile sandala süvâr ve ʿatebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye ruhsây-ı meskenet ü iftikār olup, zimâm-ı Vekâlet-i kübrâ yed-i emânetine teslîm ve serâsere dûhte-i semmûr ile kadr ü şânı tefhîm olunup, kemâl-i âdâb ile zemîn-bûs-i vedâ olarak Bâb-ı ʿâlî'yi teşrîf ve hilaʿ-ı ʿumûmiyye ile kulûb-i erbâb-ı menâsıbı te'lîf eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bir buçuk sene mikdârı bu defʿa dahi Sadr-ı devletde kâr-fermâ olup, Kıbrıs hâssına zâmm-ı mâl ile sebeb-i şûriş ü kıtâl olduğundan başka, kemâl-i hırs u tamaʿ ile Âsitâne ve hâric-i Âsitâne'de bulunan erbâb-ı servet ü sâmânı birer vesîle ile tecrîm ve bilâ-mûcib Âsitâne'de baʿzı serây binâ ve hedmiyle izâʿat-i mâl-ı ʿazîm eyleyüp, sirran ve ʿalenen ahvâli taraf-ı hümâyûndan teftîş ü tashîh ve baʿzan nâzikâne tenbîh ile vehâmet-i âkıbet telmîh olunmuşiken, kizb ü dürûğ ile ahvâlini ihfâ ve lağviyyât ü ebâtîl ile zimmetini ibrâ eyler idi. Bilâhare ʿazl ile dâyire-i saltanatdan tebʿîd ve musâdere-i emvâl ile tehdîd olundukdan sonra, mecrûh-i şeş-per-i gadri olanlar seyyi'âtını yek-be-yek şümârende-i benân ve hakkında tehyîc-i gazab-ı Hâkān-ı zemân et-\nmeleriyle, mübâşiri olan Kapucu-başı Kelleci ʿOsmân Ağa'ya hatt-ı nihânî ile Hasekî irsâl ve Midilli'de kaydı görülüp, ser-i maktûʿu mevzû-i siyâset-gâh-ı eşrâf ü enzâl kılındı.",
          "caption": "İ'dâm-ı Sadr-ı sabık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_543.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Sadr-ı sabık",
          "text": "Müşârun ileyh bir buçuk sene mikdârı bu defʿa dahi Sadr-ı devletde kâr-fermâ olup, Kıbrıs hâssına zâmm-ı mâl ile sebeb-i şûriş ü kıtâl olduğundan başka, kemâl-i hırs u tamaʿ ile Âsitâne ve hâric-i Âsitâne'de bulunan erbâb-ı servet ü sâmânı birer vesîle ile tecrîm ve bilâ-mûcib Âsitâne'de baʿzı serây binâ ve hedmiyle izâʿat-i mâl-ı ʿazîm eyleyüp, sirran ve ʿalenen ahvâli taraf-ı hümâyûndan teftîş ü tashîh ve baʿzan nâzikâne tenbîh ile vehâmet-i âkıbet telmîh olunmuşiken, kizb ü dürûğ ile ahvâlini ihfâ ve lağviyyât ü ebâtîl ile zimmetini ibrâ eyler idi. Bilâhare ʿazl ile dâyire-i saltanatdan tebʿîd ve musâdere-i emvâl ile tehdîd olundukdan sonra, mecrûh-i şeş-per-i gadri olanlar seyyi'âtını yek-be-yek şümârende-i benân ve hakkında tehyîc-i gazab-ı Hâkān-ı zemân et-\nmeleriyle, mübâşiri olan Kapucu-başı Kelleci ʿOsmân Ağa'ya hatt-ı nihânî ile Hasekî irsâl ve Midilli'de kaydı görülüp, ser-i maktûʿu mevzû-i siyâset-gâh-ı eşrâf ü enzâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh devr-i Ahmed Hânî'de Sadr-ı ʿâlî-kadr olan Çorlulu ʿAli Paşa merhûmun Kethudâsı ve baʿdehû Vezâret'le gars-i yemîn-i himmet-i vâlâsı olan Vezîr Sûfî ʿAbdurrahmân Paşa'nın mahdûm-i dilârâsı olup, bülûğ-i eşedd ile necm-i şebâbiyyeti büzûg eyledikde, Silahşorân zümresine ilhâk ve bir müddetden sonra kapucu-başılara ilsâk olunup, elli dokuz ramazânında Mîrâhûr-i Sânî ve bir müddetden sonra Büyük Mîrâhûrluk ile nâyil-i aksa'l-gāye-i emânî oldu. Altmış beş şaʿbânında Sadrıaʿzam ve baʿzı hıdemât-ı cesîme ru'yeti ile nezd-i ferd-i Şehinşâhî'de ʿazîz ü muhtarem olmuşidi. Altmış sekizde cülûs-i hümâyûn vâkiʿ olup, sevk-i hilâf-gîrân ile üç mâhdan sonra ʿazl ü tekdîr ve bi-tarîki'n-nefy Limni'ye tesyîr olunup, sene-i mezbûr ramazânında kayd-ı nefyden rehyâb ve Mora Muhassıllığı ile kâm-yâb ve altmış dokuz recebinde Saʿîd Paşa ʿazlinden sâniyen Sadr-ı vâlâ-cenâb oldu. Yetmiş rebîʿulâhırında [M1 270] mesnedinden tenzîl ve Cezîre-i Rodos'a tesbîl olunup, sene-i mezbûra zilhiccesinde visâk-ı gurbetden âzâd ve Eğriboz Sancağı'yla ber-murâd ve yetmiş bir şevvâlinde Mısır mansıbı ile kadri bülend ve ʿâlî ve yetmiş üçde Cidde'ye Vâlî olmuşiken, izhâr-ı butûʿ ü rehâvet ve baʿzı aʿzâr-ı bâride îrâdıyla hilâf-ı rızâ hareket eylediği nuhustîn-i ʿukde-i kalb-i Pâdişâhî olup, ne hâl ise Haleb Eyâleti'yle Mısr-ı Kāhire'den ihrâc ve yetmiş yedide tekrar mühr-i hümâyûn dest-i kifâyetine idrâc olunup, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere ʿazl ve Midillü'de katl olundu. ʿAsr-ı bâhirü'n-nasr-ı Mahmûd Hânî'de müddet-i Sadâreti yirmi dokuz buçuk mâh olup, ʿahd-ı ʿOsmân Hânî'de bir defʿası altmış yedi gün ve defʿa-i sâniyesi sekiz ay yirmi gün ve Şehriyâr-ı zemân vaktinde müddet-i Sadâreti bir buçuk senedir. Müşârun ileyh tamaʿ u hırs ile mevsûf ve kizb ü dürûğ ile meʾlûf olup, âsâr-ı hayriyyeye meyli ve baʿzı mesâcid ü meʿâbid taʿmîri gibi hüsn-i fiʿli mahalleri geldikçe güzâreş-pezîr-i hâme-i tahrîr olmuşdur.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_544.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh devr-i Ahmed Hânî'de Sadr-ı ʿâlî-kadr olan Çorlulu ʿAli Paşa merhûmun Kethudâsı ve baʿdehû Vezâret'le gars-i yemîn-i himmet-i vâlâsı olan Vezîr Sûfî ʿAbdurrahmân Paşa'nın mahdûm-i dilârâsı olup, bülûğ-i eşedd ile necm-i şebâbiyyeti büzûg eyledikde, Silahşorân zümresine ilhâk ve bir müddetden sonra kapucu-başılara ilsâk olunup, elli dokuz ramazânında Mîrâhûr-i Sânî ve bir müddetden sonra Büyük Mîrâhûrluk ile nâyil-i aksa'l-gāye-i emânî oldu. Altmış beş şaʿbânında Sadrıaʿzam ve baʿzı hıdemât-ı cesîme ru'yeti ile nezd-i ferd-i Şehinşâhî'de ʿazîz ü muhtarem olmuşidi. Altmış sekizde cülûs-i hümâyûn vâkiʿ olup, sevk-i hilâf-gîrân ile üç mâhdan sonra ʿazl ü tekdîr ve bi-tarîki'n-nefy Limni'ye tesyîr olunup, sene-i mezbûr ramazânında kayd-ı nefyden rehyâb ve Mora Muhassıllığı ile kâm-yâb ve altmış dokuz recebinde Saʿîd Paşa ʿazlinden sâniyen Sadr-ı vâlâ-cenâb oldu. Yetmiş rebîʿulâhırında [M1 270] mesnedinden tenzîl ve Cezîre-i Rodos'a tesbîl olunup, sene-i mezbûra zilhiccesinde visâk-ı gurbetden âzâd ve Eğriboz Sancağı'yla ber-murâd ve yetmiş bir şevvâlinde Mısır mansıbı ile kadri bülend ve ʿâlî ve yetmiş üçde Cidde'ye Vâlî olmuşiken, izhâr-ı butûʿ ü rehâvet ve baʿzı aʿzâr-ı bâride îrâdıyla hilâf-ı rızâ hareket eylediği nuhustîn-i ʿukde-i kalb-i Pâdişâhî olup, ne hâl ise Haleb Eyâleti'yle Mısr-ı Kāhire'den ihrâc ve yetmiş yedide tekrar mühr-i hümâyûn dest-i kifâyetine idrâc olunup, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere ʿazl ve Midillü'de katl olundu. ʿAsr-ı bâhirü'n-nasr-ı Mahmûd Hânî'de müddet-i Sadâreti yirmi dokuz buçuk mâh olup, ʿahd-ı ʿOsmân Hânî'de bir defʿası altmış yedi gün ve defʿa-i sâniyesi sekiz ay yirmi gün ve Şehriyâr-ı zemân vaktinde müddet-i Sadâreti bir buçuk senedir. Müşârun ileyh tamaʿ u hırs ile mevsûf ve kizb ü dürûğ ile meʾlûf olup, âsâr-ı hayriyyeye meyli ve baʿzı mesâcid ü meʿâbid taʿmîri gibi hüsn-i fiʿli mahalleri geldikçe güzâreş-pezîr-i hâme-i tahrîr olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿdenin yirmi altıncı günü [1] Bahr-i sefîd'de be-her sâl ihrâcı muʿtâd olan Donanma-yı hümâyûn'u Kapudân-ı deryâ âlây-ı vâlâ ile pîşgâh-ı hümâyûndan imrâr ve iktisây-ı hilʿat ile kesb-i mesâr eyleyüp, bir iki gün Kabataş'da ikāmet ve tetmîm-i levâzım ile Ak-deniz muhâfazasına ʿazîmet eyledi.\n\nHademe-i Bâb-ı vâlâ-cenâbdan baʿzı kapucu-başılar ve silahşörlerin zîk-ı meʿâş ile teng-dil oldukları maʿlûm-i Pâdişâh-ı deryâ-dil olduğundan, o makūleler hakkında bahr-ı bî-gerân-ı ihsân-ı Şehriyâr-ı devrân mütemevvic ü hurûşân olup, hâllerine göre taksîm olunmak içün vâfir meblağ inʿâm ve deʿavât-ı hayriyyeleri igtinâm olundu.\n\nAydın Sancağı'yla bir seneden berü çeşm-i ibtihâcı rûşen olan Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa Eyâlet-i Anadolu ile maʿnûn ve Aydın Sancağı hilʿatiyle Kāyim-makām-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa'nın dûş-i istîhâli müzeyyen kılındı.\n\nBaʿzı evzâʿ u etvârı hilâf-ı rızâ-yı Tâcdârî olan Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'nın kayd-ı Vezâret'i terkīn ve Dimetoka'ya temkîn olunmuşidi. Abyârî-yi ilhâm-ı Hudâvend-i âsumân ü zemîn ile harâret-i infiʿâl-i Şâhâne teskîn ve ibkā-yı Vezâret'iyle mansıb verilen Selânik Sancağı'na taʿyîn olundu.\n\nReʾîsülküttâb-ı ʿUtârid-nisâb olan Mehmed Emîn Efendi, her mâddede izhâr-ı sadâkat ü ihlâs ve bu sebeble taraf-ı hümâyûna kesb-i temahhuz u ihtisâs eyleyüp, evâyil-i zilhiccede [2] Vezâret'le kadri terfîʿ [M1 271] ve Mora ve Nişancılık mansıbları ile hakkında sunûf-i ʿâtıfet-i Şâhâne tenvîʿ olunup, Yeniçeri Kâtibi olan Hammâmî-zâde ʿÖmer Efendi, hidmet-i Riyâset'le mümtâz ve Yeniçeri Kitâbeti ile Nuʿmân Efendi ser-efrâz oldu.\n\nNakībü'l-eşrâf olan Mîrzâ-zâde Efendi'nin ʿillet-i mizâcı, istiʿfâsını îcâb ve asâlet ü nebâleti maʿlûm-i şeyh u şâbb olan es-Seyyid ʿAbdullah Efendi, Nekābet-i eşrâf ile dest-mâye-i hürmet iktisâb eyledi.\n\nʿÎd-i adhâ tehniyesiyçün ictimâʿları iktizâ eden erkân-ı devlet dâmenbûs-i Şâhâne ile kesb-i mefharet eylediler. Mektûbî-yi hazret-i Sadâret-penâhî matʿûnan semt-i âhirete râhî olup, Reʾîs-i benâm Mustafa Efendi merhûmun necl-i meʿârif-irtisâmı ʿAbdurrezzâk Efendi, o hidmet ile şâd-kâm ve mutasarrıf olduğu mevkūfât ile Hâlisa-zâde ʿAli Efendi, nâyil-i merâm oldu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_545.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1178"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Zilkaʿdenin yirmi altıncı günü [1] Bahr-i sefîd'de be-her sâl ihrâcı muʿtâd olan Donanma-yı hümâyûn'u Kapudân-ı deryâ âlây-ı vâlâ ile pîşgâh-ı hümâyûndan imrâr ve iktisây-ı hilʿat ile kesb-i mesâr eyleyüp, bir iki gün Kabataş'da ikāmet ve tetmîm-i levâzım ile Ak-deniz muhâfazasına ʿazîmet eyledi.\n\nHademe-i Bâb-ı vâlâ-cenâbdan baʿzı kapucu-başılar ve silahşörlerin zîk-ı meʿâş ile teng-dil oldukları maʿlûm-i Pâdişâh-ı deryâ-dil olduğundan, o makūleler hakkında bahr-ı bî-gerân-ı ihsân-ı Şehriyâr-ı devrân mütemevvic ü hurûşân olup, hâllerine göre taksîm olunmak içün vâfir meblağ inʿâm ve deʿavât-ı hayriyyeleri igtinâm olundu.\n\nAydın Sancağı'yla bir seneden berü çeşm-i ibtihâcı rûşen olan Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa Eyâlet-i Anadolu ile maʿnûn ve Aydın Sancağı hilʿatiyle Kāyim-makām-ı sâbık Vezîr Mehmed Paşa'nın dûş-i istîhâli müzeyyen kılındı.\n\nBaʿzı evzâʿ u etvârı hilâf-ı rızâ-yı Tâcdârî olan Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'nın kayd-ı Vezâret'i terkīn ve Dimetoka'ya temkîn olunmuşidi. Abyârî-yi ilhâm-ı Hudâvend-i âsumân ü zemîn ile harâret-i infiʿâl-i Şâhâne teskîn ve ibkā-yı Vezâret'iyle mansıb verilen Selânik Sancağı'na taʿyîn olundu.\n\nReʾîsülküttâb-ı ʿUtârid-nisâb olan Mehmed Emîn Efendi, her mâddede izhâr-ı sadâkat ü ihlâs ve bu sebeble taraf-ı hümâyûna kesb-i temahhuz u ihtisâs eyleyüp, evâyil-i zilhiccede [2] Vezâret'le kadri terfîʿ [M1 271] ve Mora ve Nişancılık mansıbları ile hakkında sunûf-i ʿâtıfet-i Şâhâne tenvîʿ olunup, Yeniçeri Kâtibi olan Hammâmî-zâde ʿÖmer Efendi, hidmet-i Riyâset'le mümtâz ve Yeniçeri Kitâbeti ile Nuʿmân Efendi ser-efrâz oldu.\n\nNakībü'l-eşrâf olan Mîrzâ-zâde Efendi'nin ʿillet-i mizâcı, istiʿfâsını îcâb ve asâlet ü nebâleti maʿlûm-i şeyh u şâbb olan es-Seyyid ʿAbdullah Efendi, Nekābet-i eşrâf ile dest-mâye-i hürmet iktisâb eyledi.\n\nʿÎd-i adhâ tehniyesiyçün ictimâʿları iktizâ eden erkân-ı devlet dâmenbûs-i Şâhâne ile kesb-i mefharet eylediler. Mektûbî-yi hazret-i Sadâret-penâhî matʿûnan semt-i âhirete râhî olup, Reʾîs-i benâm Mustafa Efendi merhûmun necl-i meʿârif-irtisâmı ʿAbdurrezzâk Efendi, o hidmet ile şâd-kâm ve mutasarrıf olduğu mevkūfât ile Hâlisa-zâde ʿAli Efendi, nâyil-i merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremü'l-harâmın altıncı günü sâhib-i dîhîm ü tâc ve Şehriyâr-ı kerrûbî-mizâc Kara-ağac Sâhil-serâyı'na nakl ile kesb-i neşât ibtihâc buyurdular.\nKırım Hânı nasb olunan Selîm Girây Âsitâne'ye daʿvet olunduğuna binâʾen, mâh-ı mezkûrun onuncu günü vusûlleri haberi karʿ-ı sâmiʿa-i devlet eyleyüp, Dâvudpaşa'da yemeklik tertîb ve Sadrıaʿzam ve sâyirleri mahall-i mezbûra varup, icrây-ı resm-i terhîb ʿakībinde tenâvül-i taʿâm ve müretteb alay ile Bâb-ı ʿâlî'ye nüzûl olunup, îfây-ı de'b-i ʿâdîden sonra müzeyyen esb ve bârgîr ve bir sevb-i semmûr irâʾeti ile edây-ı hakk-ı taʿzîm ü ihtirâm kılındığından başka, iki nefer mahdûmlarına birer sevb-i semmûr ve birer müzeyyen esb ve maʿiyyetinde olan sâyir şîrîn ve mîrzâlara kākım kürkler ilbâs ve teşyîd-i esâs-ı iʿtilâf ü istînâs kılınup, Hân-ı müşârun ileyh Bâb-ı ʿâlî'den mükerremen nehzat ve Kaba-sakal'da mukaddemce ferş ü âmâde olunan konağa vusûl ile kesb-i râhat eyledi. Üç beş gün sonra Behâriyye'de hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ruhsây-ı ʿubûdiyyet ve suʾâl-i hâtır şerefine neyl ile ihrâz-ı dest-mâye-i mefharet eyleyüp, serâsere kablu semmûr kürk ve müzeyyen esb ile taraf-ı Şâhâne'den manzûr ve serkerem-i sülâfe-i sürûr olduğundan gayri, Küçük-su binişinde dahi bu vechile mükerrem ve ʿavdeti esnâsında kapâniçe taʿbîr olunur semmûr ve nakd-i mevfûr ve gevher-i şemşîr ve incûlü terkeş ile müstağrak-ı deryây-ı niʿam olup, Sadr-ı vâlâ-menkabet, Hân-ı müşârun ileyh ile hem-ʿinân-ı mürâfakat olarak Dâvud-paşa'ya dek ʿazîmet ve icrây-ı resm-i vedâ ile ʿavdet ve anlar dahi [M1 272] Kırım cânibine ʿazîmet eylediler.\nEvâhir-i saferde Yeniçeri Ağası ʿazl ve Dimetoka'da iskân ve Kul Kethudâsı Hüseyin Ağa mansıbı ile ferhân kılınup, bu takrîb ocağ silsilesi vâkiʿ olup, tarîkleri üzere cümlesi kesb-i pâye ve tahsîl-i istiʿdâd ü mâye eylediler.\nEflâk Kapu Kethudâsı İstavraki-oğlu haddini teʿaddî ve muʿzamât-ı umûra tesaddî ve leyl ü nehâr devr-i ebvâb-ı kibâr ve serîre-i devleti istihbâr, hakkında îcâb-ı dimâr etmekle, rebîʿulevvelde Bostâncılar mahbesine kaldırılup, birkaç gün tazyîk u istintâk ve yalısı cenbinde salb ve dûzahîlere ilhâk olundu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene ti̇sʿa ve sebʿîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_546.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene ti̇sʿa ve sebʿîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "text": "Muharremü'l-harâmın altıncı günü sâhib-i dîhîm ü tâc ve Şehriyâr-ı kerrûbî-mizâc Kara-ağac Sâhil-serâyı'na nakl ile kesb-i neşât ibtihâc buyurdular.\nKırım Hânı nasb olunan Selîm Girây Âsitâne'ye daʿvet olunduğuna binâʾen, mâh-ı mezkûrun onuncu günü vusûlleri haberi karʿ-ı sâmiʿa-i devlet eyleyüp, Dâvudpaşa'da yemeklik tertîb ve Sadrıaʿzam ve sâyirleri mahall-i mezbûra varup, icrây-ı resm-i terhîb ʿakībinde tenâvül-i taʿâm ve müretteb alay ile Bâb-ı ʿâlî'ye nüzûl olunup, îfây-ı de'b-i ʿâdîden sonra müzeyyen esb ve bârgîr ve bir sevb-i semmûr irâʾeti ile edây-ı hakk-ı taʿzîm ü ihtirâm kılındığından başka, iki nefer mahdûmlarına birer sevb-i semmûr ve birer müzeyyen esb ve maʿiyyetinde olan sâyir şîrîn ve mîrzâlara kākım kürkler ilbâs ve teşyîd-i esâs-ı iʿtilâf ü istînâs kılınup, Hân-ı müşârun ileyh Bâb-ı ʿâlî'den mükerremen nehzat ve Kaba-sakal'da mukaddemce ferş ü âmâde olunan konağa vusûl ile kesb-i râhat eyledi. Üç beş gün sonra Behâriyye'de hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ruhsây-ı ʿubûdiyyet ve suʾâl-i hâtır şerefine neyl ile ihrâz-ı dest-mâye-i mefharet eyleyüp, serâsere kablu semmûr kürk ve müzeyyen esb ile taraf-ı Şâhâne'den manzûr ve serkerem-i sülâfe-i sürûr olduğundan gayri, Küçük-su binişinde dahi bu vechile mükerrem ve ʿavdeti esnâsında kapâniçe taʿbîr olunur semmûr ve nakd-i mevfûr ve gevher-i şemşîr ve incûlü terkeş ile müstağrak-ı deryây-ı niʿam olup, Sadr-ı vâlâ-menkabet, Hân-ı müşârun ileyh ile hem-ʿinân-ı mürâfakat olarak Dâvud-paşa'ya dek ʿazîmet ve icrây-ı resm-i vedâ ile ʿavdet ve anlar dahi [M1 272] Kırım cânibine ʿazîmet eylediler.\nEvâhir-i saferde Yeniçeri Ağası ʿazl ve Dimetoka'da iskân ve Kul Kethudâsı Hüseyin Ağa mansıbı ile ferhân kılınup, bu takrîb ocağ silsilesi vâkiʿ olup, tarîkleri üzere cümlesi kesb-i pâye ve tahsîl-i istiʿdâd ü mâye eylediler.\nEflâk Kapu Kethudâsı İstavraki-oğlu haddini teʿaddî ve muʿzamât-ı umûra tesaddî ve leyl ü nehâr devr-i ebvâb-ı kibâr ve serîre-i devleti istihbâr, hakkında îcâb-ı dimâr etmekle, rebîʿulevvelde Bostâncılar mahbesine kaldırılup, birkaç gün tazyîk u istintâk ve yalısı cenbinde salb ve dûzahîlere ilhâk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cidde Vâlîsi olan Vezîr Sâlih Paşa bundan akdem Medîne-i münevvere muhâfazasına taʿyîn ve ehâlî-yi Tîbe-i tayyibe'yi gezend-i Aʿrâb-ı bevâdîden teʾmîn etmişidi. Vücûduna ʿillet târî ve ser-nihâde-i visâde-i bîmârî olup, rebîʿulâhirda terk-i hayât-ı\nmüsteʿâr ve 'azm-i dâru'l-karâr eyleyüp, mahlûl olan mansıbı, Eğriboz Muhâfızı Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup, Eğriboz'dan müşârun ileyhi kaldırmak ve Medîne-i münevvere'den müteveffânın emvâl ü eşyâsını getürmek üzere Kapucu-başı Uzun İbrâhîm Bey me'mûr oldu. Rumeli Kadıʿaskeri'nin eyyâm-ı maʿdûdesi karîn-i inkızâ olduğuna binâʾen, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi, o mesned-i refîʿa ber-vech-i tekerrür tesaddur eyledi. Târîh-i mezkûrda sâbıkā İstanbul Kadısı Tokādî Bekir Efendi ve Mekke Pâyesi olup fuhûl-i ʿulemâdan Kilîsî Hüseyin Efendi, irtihâl-i dâr-ı bekā eylediler.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Cidde ve ʿazl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_547.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Cidde ve ʿazl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "text": "Cidde Vâlîsi olan Vezîr Sâlih Paşa bundan akdem Medîne-i münevvere muhâfazasına taʿyîn ve ehâlî-yi Tîbe-i tayyibe'yi gezend-i Aʿrâb-ı bevâdîden teʾmîn etmişidi. Vücûduna ʿillet târî ve ser-nihâde-i visâde-i bîmârî olup, rebîʿulâhirda terk-i hayât-ı\nmüsteʿâr ve 'azm-i dâru'l-karâr eyleyüp, mahlûl olan mansıbı, Eğriboz Muhâfızı Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup, Eğriboz'dan müşârun ileyhi kaldırmak ve Medîne-i münevvere'den müteveffânın emvâl ü eşyâsını getürmek üzere Kapucu-başı Uzun İbrâhîm Bey me'mûr oldu. Rumeli Kadıʿaskeri'nin eyyâm-ı maʿdûdesi karîn-i inkızâ olduğuna binâʾen, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi, o mesned-i refîʿa ber-vech-i tekerrür tesaddur eyledi. Târîh-i mezkûrda sâbıkā İstanbul Kadısı Tokādî Bekir Efendi ve Mekke Pâyesi olup fuhûl-i ʿulemâdan Kilîsî Hüseyin Efendi, irtihâl-i dâr-ı bekā eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hamevî-zâde Devâtdârı olup, ʿakl ü rüşdü nümâyân ve merâtib-i devlete her vechile şâyân olan Ahmed Ağa'ya bundan akdem Mîr-i mîrânlık verilüp, tavr-ı pesendîdesiyle tasdîk-i iʿtikād-ı evliyây-ı umûr eylediğinden, Haleb Eyâleti ile mesrûr kılınmışidi. Mûmâ ileyhin cevher-i istiʿdâdı yevmen fe-yevmen kesb-i terakkī vü izdiyâd ve sît-i bülendi ihâta-i ekāsî-yi bilâd eyleyüp, Vezâret'e lâyık u sezâ ve nazar-ı iltifâta cedîr u ahrâ olmağla, Cumâdelâhıre'de silkü'l-leʾâl vüzerây-ı ʿizâma idhâl ve kemâ-kân Eyâlet-i Haleb ile makziyyu'l-âmâl kılındı.\n\nNehb-i huccâc, zemân-ı emâretinde vâkiʿ olan Mekkî-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'nın Vezâret'i refʿ u ilgā ve bir müddetden sonra Marʿaş Eyâleti câh-ı refîʿi ile Vezâret'i ibkā ve baʿdehû Gazze'de iskân ü îvâ kılınmışidi. Gazze taraflarına nüzûl eden Benî Sahr [M1 273] ve edüp, esnây-ı muhârebede zahmdâr ve teʾsîr-i zahm ile üftâde-i tîr-i dimâr oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîri mîrân-ı Haleb ve fevt-i Vezîr Mekkî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_548.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîri mîrân-ı Haleb ve fevt-i Vezîr Mekkî-zâde",
          "text": "Hamevî-zâde Devâtdârı olup, ʿakl ü rüşdü nümâyân ve merâtib-i devlete her vechile şâyân olan Ahmed Ağa'ya bundan akdem Mîr-i mîrânlık verilüp, tavr-ı pesendîdesiyle tasdîk-i iʿtikād-ı evliyây-ı umûr eylediğinden, Haleb Eyâleti ile mesrûr kılınmışidi. Mûmâ ileyhin cevher-i istiʿdâdı yevmen fe-yevmen kesb-i terakkī vü izdiyâd ve sît-i bülendi ihâta-i ekāsî-yi bilâd eyleyüp, Vezâret'e lâyık u sezâ ve nazar-ı iltifâta cedîr u ahrâ olmağla, Cumâdelâhıre'de silkü'l-leʾâl vüzerây-ı ʿizâma idhâl ve kemâ-kân Eyâlet-i Haleb ile makziyyu'l-âmâl kılındı.\n\nNehb-i huccâc, zemân-ı emâretinde vâkiʿ olan Mekkî-zâde Vezîr Hüseyin Paşa'nın Vezâret'i refʿ u ilgā ve bir müddetden sonra Marʿaş Eyâleti câh-ı refîʿi ile Vezâret'i ibkā ve baʿdehû Gazze'de iskân ü îvâ kılınmışidi. Gazze taraflarına nüzûl eden Benî Sahr [M1 273] ve edüp, esnây-ı muhârebede zahmdâr ve teʾsîr-i zahm ile üftâde-i tîr-i dimâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh asîl u ʿarîk ve ʿilm ü edebi sebebi ile nevâziş-i devlete hakīk olup, bi-makziyyi't-tarîk şehr-i recebde kazâ-i İstanbul ile nahl-i emeli pür-berg ü verîk oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kādî-yi İstanbul Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_549.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kādî-yi İstanbul Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh asîl u ʿarîk ve ʿilm ü edebi sebebi ile nevâziş-i devlete hakīk olup, bi-makziyyi't-tarîk şehr-i recebde kazâ-i İstanbul ile nahl-i emeli pür-berg ü verîk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbân-ı şerîfin ikinci gicesi sulb-i pâk-i Şehriyâr-ı Felâtûn-idrâkden bir duhter-i girân-mâye ve bir kerîme-i hümâ-sâye gehvâre-zîb-i vücûd ve kımât-ârâ-yı şuhûd olup, kudûm-i meymenet-lüzûmu ekdâr ü efkârdan kulûb-i nâsı tahliye ve Beyhân Sultân ismiyle tesmiyye olunup, sâbıkları gibi esvâk u dekâkîn ve büyût-i ağniyâ vü mesâkîn kemâl-i zîb ü zîver ile donanup, her tarafda âvâz-ı sâz ve her cânibde negame-i cân-güdâz kulûb-i nâsa ilkāy-ı mâdde-i inşirâh ve ifâza-i sürûr u ifrâh eyleyüp, Enderûn-i hümâyûn'da vâkiʿ odalar dahi pür nakş u nigâr ve envâʿ-ı dîbâc ve âvîzeler ile zînet-yâb-ı iştihâr olup, sadây-ı kös ve tabl u mizmâr tanîn-endâz-ı kubbe-i çarh-ı devvâr ve\nsavt-ı mehîb müdâfiʿ-i dehşet-resân-ı eskāʿ u aktâr olup, eyyâm-ı surûr-i mütenâhî ve fukarâ vü zuʿafâ mazhar-ı ihsân-ı Pâdişâhî oldu.",
          "caption": "Velâdet-i Beyhân Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_550.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Beyhân Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân",
          "text": "Şaʿbân-ı şerîfin ikinci gicesi sulb-i pâk-i Şehriyâr-ı Felâtûn-idrâkden bir duhter-i girân-mâye ve bir kerîme-i hümâ-sâye gehvâre-zîb-i vücûd ve kımât-ârâ-yı şuhûd olup, kudûm-i meymenet-lüzûmu ekdâr ü efkârdan kulûb-i nâsı tahliye ve Beyhân Sultân ismiyle tesmiyye olunup, sâbıkları gibi esvâk u dekâkîn ve büyût-i ağniyâ vü mesâkîn kemâl-i zîb ü zîver ile donanup, her tarafda âvâz-ı sâz ve her cânibde negame-i cân-güdâz kulûb-i nâsa ilkāy-ı mâdde-i inşirâh ve ifâza-i sürûr u ifrâh eyleyüp, Enderûn-i hümâyûn'da vâkiʿ odalar dahi pür nakş u nigâr ve envâʿ-ı dîbâc ve âvîzeler ile zînet-yâb-ı iştihâr olup, sadây-ı kös ve tabl u mizmâr tanîn-endâz-ı kubbe-i çarh-ı devvâr ve\nsavt-ı mehîb müdâfiʿ-i dehşet-resân-ı eskāʿ u aktâr olup, eyyâm-ı surûr-i mütenâhî ve fukarâ vü zuʿafâ mazhar-ı ihsân-ı Pâdişâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânın on yedinci günü kısteyn mevâcibi ihrâc olunup, kabzına me'mûrlara iʿtâ ve birkaç günden sonra Paşa-kapusu'nda devr olup, Sadrıaʿzam hakkında resm-i kadîm icrâ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_551.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şaʿbânın on yedinci günü kısteyn mevâcibi ihrâc olunup, kabzına me'mûrlara iʿtâ ve birkaç günden sonra Paşa-kapusu'nda devr olup, Sadrıaʿzam hakkında resm-i kadîm icrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tophâne harîkında tuʿme-i dehân-ı âteş olan ʿAbdulkādir-i Rûmî Tekyesi'nin ve Galata Mevlevîhânesi'nin binâ vü ihyâsı havâlî-gerd-i zamîr-i Tâcdârî olup, Yenişehirli ʿOsmân Efendi, emr-i binâya me'mûr ve ol dahi saʿy-i mevfûr ile endek vakitde zikr olunan tekyeleri maʿmûr edüp, bu cihetle Şehriyâr-ı enâm fukarâ vü dervîşânın daʿavât-ı hayriyyesini igtinâm eylediler.",
          "caption": "Binây-ı Âsitâne-i Kādiriyye ve Mevleviyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_552.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "Binây-ı Âsitâne-i Kādiriyye ve Mevleviyye",
          "text": "Tophâne harîkında tuʿme-i dehân-ı âteş olan ʿAbdulkādir-i Rûmî Tekyesi'nin ve Galata Mevlevîhânesi'nin binâ vü ihyâsı havâlî-gerd-i zamîr-i Tâcdârî olup, Yenişehirli ʿOsmân Efendi, emr-i binâya me'mûr ve ol dahi saʿy-i mevfûr ile endek vakitde zikr olunan tekyeleri maʿmûr edüp, bu cihetle Şehriyâr-ı enâm fukarâ vü dervîşânın daʿavât-ı hayriyyesini igtinâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÎd-i fıtr gicesi erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm Serây-ı hümâyûn'a ʿatf-ı zimâm ve dâmen-bûs-i Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm ile ihrâz-ı rütbe-i merâm eylediler.\n\nİstanbul Pâyesi olup, ʿAli Paşa ahfâdından ʿOsmân Beyefendi, baʿzı ʿilel ile bî-tâb ü tüvân ve târîh-i mezkûrda hırâmân-ı ravza-i cinân oldu.\n\nŞöhreti âfâk-gîr olan Tâhir Ağa, Âsitâne-i saʿâdet'den Gümüşhâne Emâneti ile istiskāl ve Mehmed Emîn Ağa etbâʿından Hasan Ağa, Ergani ve Kebân Maʿdenleri Emâneti ile münşerihu'l-bâl [M1 274] kılındı.\n\nMuhassıl-ı maktûlün ahvâline ıttılâʿ içün mukaddemâ Kıbrıs'a kapucu-başılardan Topçu-başı-yı sâbık mübâşir ve Yemliha Efendi, müvellâ nasb olunmuşidi. Mûmâ ileyhimâdan celb-i menfaʿate dâ'yir hareket, vâhid-i tarafeyni li-garazın iltizâma müteʿallık tavra cesâret eyledikleri hufyeten inhâ olunup, Kapucu-başı Limni'ye ve Yemliha Efendi, Edirne'ye iclâ olundu. Bir iki mâh mukaddem Beylikçilik'den maʿzûl ve hânesinde kûşe-güzîn-i vahdet ü humûl olan Kudsî Efendi, evâyil-i zilhiccede hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sübhânî'ye mümtesil ve dâr-ı âhirete müntakıl oldu. Mûmâ ileyh Kıbleli-zâde dâ'iresinde neşv ü nemâ kesb edüp, kadr-i müşterek hüner ü kemâli ve sâye-i devletde vâfir ʿakār ü emvâli var idi.\n\nÂsitâne'de bast-ı kālîçe-i ârâm ü istirahat eden Kāyim-makām Vezîr Mehmed Paşa'ya, Rumeli Eyâleti ʿinâyet olunup, Âsitâne'den hareket ve o tarafa tevcîh-i veche-i\nʿazîmet ve Köprülü-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya dahi Bosna Eyâleti verilüp, mansıbına bir ân akdem lüzûm-i lühûku tarafına işâret olundu.\nEvâyil-i şevvâlde tevcîhât vukūʿ bulup,\n\nhademe-i bâb ibkā olunup, fekat Çavuşbaşılık, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye ve Beğlikçilik, Kudsî Efendi mahlûlünden Âmedci Râfet Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu. Defterdârân ibkā olunup, Defter Emâneti, Râkım Efendi'ye; Büyük Rûznâme, Sadrıaʿzam birâderi Ahmed Bey'e; Darb-hâne Emâneti, Râyif İsmâʿîl Bey ʿazlinden Yazıcı-yı esbak ʿİzzet Mehmed Bey'e; Matbah Emâneti, ʿAbdullatîf Bey'e; Arpa Emâneti, Sadrıaʿzam etbâʿından İbrâhîm Ağa'ya; Anadolu, Elmas Paşa-zâde'ye; Mukābele-i Süvârî, Ebûbekir Bey'e; Haremeyn, Yûsuf Efendi dâmâdı Ahmed Efendi'ye; Cizye, Nûrî Bey'e; Mâliyye, Münîb Efendiye; tevcîh olunup, sâ'ir menâsıb dahi erbâbına tevcîh ve ibkā ve baʿzılar dahi ʿatâyâ ile irzâ olundular. Büyük Mîrahûrluk, Selîm Ağa'ya; Sipâh Ağalığı, Süleymân Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, ʿAli Bey'e tevcîh ve kusûr-i menâsıb dahi mutasarrıflarına ibkā olundu.\nDonanma-yı hümâyûn'un kâffe-i levâzımı pezîrefte-i hüsn-i temşiyet olduğuna binâ'en, mâh-ı zilhiccede Kapudan Paşa, mersây-ı Tersâne'den hareket ve alay irâ'eti ile huzûr-i hümâyûnda telebbüs-i hilʿat ve Ak-deniz'e doğru feth-i râyet-i ʿazîmet eyledi.\nMısr-ı Kāhire'den be-her sene vürûd ede gelen hazînenin Üsküdar'a geldiği ihbâr ve fi'l-hâl çekdiri taʿyîn ve Âsitâne'ye imrâr olunup, Hazîne-i hümâyûn'a teslîm ü edâ ve üzerine taʿyîn olunan mîr ve sâyir kimselere hilʿatler iksâ olundu.\nʿÎd-i adhâ [M1 275] gicesi vücûdu muʿtâd olan ashâb-ı câh Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ile muntazır-ı talʿat-ı Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh olmuşlar idi.\n\nBeyâz-ı sabah be-dîdâr oldukda, Hâkān-ı İskender-tüvân [mısra]: \n\n Gün gibi oldu ʿayân müjde o Cemşîd-i zemân \n\n mefhûmu nümâyân ve etrâf ü eknâfa tahrîk-i ebruvân-ı birr ü ihsân buyurup, ʿaleyke ʿavnullâh sadâsı vâsıl-ı ʿinân-ı âsumân ve ferîde-i: \n\n Çeşm-i bed ez-rûy-i tû bâdâ baʿîd \n\n Sabbehakallâhü sabâhe's-saʿîd \n\n nâtıka-güzâr-ı ehl-i dîvân olup, zeyl ve dâmen-i hümâyûnları takbîl ve resm-i tehniyyet tekmîl olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_553.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "ʿÎd-i fıtr gicesi erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm Serây-ı hümâyûn'a ʿatf-ı zimâm ve dâmen-bûs-i Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm ile ihrâz-ı rütbe-i merâm eylediler.\n\nİstanbul Pâyesi olup, ʿAli Paşa ahfâdından ʿOsmân Beyefendi, baʿzı ʿilel ile bî-tâb ü tüvân ve târîh-i mezkûrda hırâmân-ı ravza-i cinân oldu.\n\nŞöhreti âfâk-gîr olan Tâhir Ağa, Âsitâne-i saʿâdet'den Gümüşhâne Emâneti ile istiskāl ve Mehmed Emîn Ağa etbâʿından Hasan Ağa, Ergani ve Kebân Maʿdenleri Emâneti ile münşerihu'l-bâl [M1 274] kılındı.\n\nMuhassıl-ı maktûlün ahvâline ıttılâʿ içün mukaddemâ Kıbrıs'a kapucu-başılardan Topçu-başı-yı sâbık mübâşir ve Yemliha Efendi, müvellâ nasb olunmuşidi. Mûmâ ileyhimâdan celb-i menfaʿate dâ'yir hareket, vâhid-i tarafeyni li-garazın iltizâma müteʿallık tavra cesâret eyledikleri hufyeten inhâ olunup, Kapucu-başı Limni'ye ve Yemliha Efendi, Edirne'ye iclâ olundu. Bir iki mâh mukaddem Beylikçilik'den maʿzûl ve hânesinde kûşe-güzîn-i vahdet ü humûl olan Kudsî Efendi, evâyil-i zilhiccede hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sübhânî'ye mümtesil ve dâr-ı âhirete müntakıl oldu. Mûmâ ileyh Kıbleli-zâde dâ'iresinde neşv ü nemâ kesb edüp, kadr-i müşterek hüner ü kemâli ve sâye-i devletde vâfir ʿakār ü emvâli var idi.\n\nÂsitâne'de bast-ı kālîçe-i ârâm ü istirahat eden Kāyim-makām Vezîr Mehmed Paşa'ya, Rumeli Eyâleti ʿinâyet olunup, Âsitâne'den hareket ve o tarafa tevcîh-i veche-i\nʿazîmet ve Köprülü-zâde Vezîr Ahmed Paşa'ya dahi Bosna Eyâleti verilüp, mansıbına bir ân akdem lüzûm-i lühûku tarafına işâret olundu.\nEvâyil-i şevvâlde tevcîhât vukūʿ bulup,\n\nhademe-i bâb ibkā olunup, fekat Çavuşbaşılık, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye ve Beğlikçilik, Kudsî Efendi mahlûlünden Âmedci Râfet Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu. Defterdârân ibkā olunup, Defter Emâneti, Râkım Efendi'ye; Büyük Rûznâme, Sadrıaʿzam birâderi Ahmed Bey'e; Darb-hâne Emâneti, Râyif İsmâʿîl Bey ʿazlinden Yazıcı-yı esbak ʿİzzet Mehmed Bey'e; Matbah Emâneti, ʿAbdullatîf Bey'e; Arpa Emâneti, Sadrıaʿzam etbâʿından İbrâhîm Ağa'ya; Anadolu, Elmas Paşa-zâde'ye; Mukābele-i Süvârî, Ebûbekir Bey'e; Haremeyn, Yûsuf Efendi dâmâdı Ahmed Efendi'ye; Cizye, Nûrî Bey'e; Mâliyye, Münîb Efendiye; tevcîh olunup, sâ'ir menâsıb dahi erbâbına tevcîh ve ibkā ve baʿzılar dahi ʿatâyâ ile irzâ olundular. Büyük Mîrahûrluk, Selîm Ağa'ya; Sipâh Ağalığı, Süleymân Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, ʿAli Bey'e tevcîh ve kusûr-i menâsıb dahi mutasarrıflarına ibkā olundu.\nDonanma-yı hümâyûn'un kâffe-i levâzımı pezîrefte-i hüsn-i temşiyet olduğuna binâ'en, mâh-ı zilhiccede Kapudan Paşa, mersây-ı Tersâne'den hareket ve alay irâ'eti ile huzûr-i hümâyûnda telebbüs-i hilʿat ve Ak-deniz'e doğru feth-i râyet-i ʿazîmet eyledi.\nMısr-ı Kāhire'den be-her sene vürûd ede gelen hazînenin Üsküdar'a geldiği ihbâr ve fi'l-hâl çekdiri taʿyîn ve Âsitâne'ye imrâr olunup, Hazîne-i hümâyûn'a teslîm ü edâ ve üzerine taʿyîn olunan mîr ve sâyir kimselere hilʿatler iksâ olundu.\nʿÎd-i adhâ [M1 275] gicesi vücûdu muʿtâd olan ashâb-ı câh Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ile muntazır-ı talʿat-ı Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh olmuşlar idi.\n\nBeyâz-ı sabah be-dîdâr oldukda, Hâkān-ı İskender-tüvân [mısra]: \n\n Gün gibi oldu ʿayân müjde o Cemşîd-i zemân \n\n mefhûmu nümâyân ve etrâf ü eknâfa tahrîk-i ebruvân-ı birr ü ihsân buyurup, ʿaleyke ʿavnullâh sadâsı vâsıl-ı ʿinân-ı âsumân ve ferîde-i: \n\n Çeşm-i bed ez-rûy-i tû bâdâ baʿîd \n\n Sabbehakallâhü sabâhe's-saʿîd \n\n nâtıka-güzâr-ı ehl-i dîvân olup, zeyl ve dâmen-i hümâyûnları takbîl ve resm-i tehniyyet tekmîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccenin on üçüncü hamîs günü tulûʿ-ı âfitâbdan yarım sâʿat murûrunda iki dakīkadan ekal İstanbul ve civârında zelzele-i ʿazîme vukūʿ bulup, şiddet-i rehz ve hareket-i arz sebebi ile kârgîr binâların ve ahşâbdan masnûʿ büyût ve dekâkîn ve sâyir mahallerin ekserîsi rahne-yâb ve baʿzısı bi'l-külliyye vîrân ü harâb olup, vâfir âdem dahi tahte't-turâb rehrev-i yevmü'l-hisâb olmağla, kulûb-i nâsa dehşet ve herkese hayret ve vahşet târî ve iltizâm-ı nefs ile sagīr u kebîr dest-ber-efrâşte-i dergâh-ı Kird-gârî oldular. Bu musîbet-i ʿuzmâdan birkaç gün mürûrunda salât-ı cumʿa edâ olunur iken, kemâ fi'l-evvel hareket-i arz vâkiʿ olup, evvelki zelzeleden ehaf ise dahi kalb-i nâs merʿûb ve râhat-ı halk meslûb olup, şehr-i rebîʿulevvele dek bu hâl müstemir ve aralık aralık hareket-i zemîn müstekar olduğundan ekser-i nâs kazây-ı vâsiʿ ve küşâde mahallerde nasb-ı hıyâm ile ârâm ve ebniye semtine varmamağı iltizâm etmişler iken, cenâb-ı Perverdigâr zaʿîfü'l-eyâd olan ʿibâdına rahm ü şefekat ve o kadar tenbîh ile elâne-i ʿarîke-i ehl-i maʿsiyyet etdikden sonra, o belây-ı âsumânî ve kazây-ı nâgehânîyi izâle vü izâha ve hirâs ü bîm ile kalbi dü-nîm olanları irâha eyledi. Şehriyâr-ı merhametkâr meşâyih ve fukarâ ve dervişân ve zuʿafâyı ʿatâyây-ı Şâhâne ve menâyih-i Pâdişâhâne ile nâyil-i dînâr-ı bî-şümâr ve vâreste-i muzâyaka vü iftikār eyleyüp, inâbet ü istiğfâra halkı tahrîz içün vâʿizlere tenbîh ve defʿ-i belâ ve redd-i kazâ içün leyl ü nehâr duʿâya meşgûl olmalarını tavsiye ile hâllerini terfîh eyledi.\n\nZelzeleden harâb olan emâkini binâ içün himmet-i Şâhâne rû-nümâ olup, cennet-mekân-ı huld-âşiyân Sultân Mehmed Câmiʿi'nin mâl-ı vakfında vefâ edecek kadar fazla nükūd bulunamayup, Hazîne-i hümâyûn'dan imdâd ü iʿâne ile Hâşim ʿAli Bey'i, Binâ Emâneti'ne meʾmûr buyurduklarından gayri, çarşuya Tıflî Efendi'yi ve kalʿa [M1 276] dîvârlarına el-Hâc Mehmed Ağa'yı ve Baruthâne'ye, Şehdî ʿOsmân Efendi'yi ve Serrâchâne'ye ʿAtıf-zâde ʿÖmer Efendi'yi ve Enderûn-i hümâyûn'a, Şehr-emîni Ahmed Efendi'yi ve Yeniçeri odalarına, Hasekî Mustafa Ağa'yı ve Tophâne'ye, Mahmûd Bey'i taʿyîn buyurup, herkes hidmetlerini edâ ve tehvîn içün berzede-i dâmân ü âstîn oldular. Sultân Selîm ve Şehzâde ve Süleymâniyye ve Nûr-i ʿOsmânî ve Lâleli ve Vâlide ve Ayasofya cevâmiʿinden maʿadâ câmiʿlerin baʿzan minâreleri ve baʿzan kubbeleri münhedim ü müzmahil ve kalʿa dîvârları ve Çekmeçeler ve Bergos ve Çorlu ve Karışdıran dahi mütezelzil olup, zikr olunan mahallerin cümlesi binâ ve taʿmîri fermân ve taʿyîn-i mübâşirân kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı zelzele-i ʿazîme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_554.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1179"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı zelzele-i ʿazîme",
          "text": "Zilhiccenin on üçüncü hamîs günü tulûʿ-ı âfitâbdan yarım sâʿat murûrunda iki dakīkadan ekal İstanbul ve civârında zelzele-i ʿazîme vukūʿ bulup, şiddet-i rehz ve hareket-i arz sebebi ile kârgîr binâların ve ahşâbdan masnûʿ büyût ve dekâkîn ve sâyir mahallerin ekserîsi rahne-yâb ve baʿzısı bi'l-külliyye vîrân ü harâb olup, vâfir âdem dahi tahte't-turâb rehrev-i yevmü'l-hisâb olmağla, kulûb-i nâsa dehşet ve herkese hayret ve vahşet târî ve iltizâm-ı nefs ile sagīr u kebîr dest-ber-efrâşte-i dergâh-ı Kird-gârî oldular. Bu musîbet-i ʿuzmâdan birkaç gün mürûrunda salât-ı cumʿa edâ olunur iken, kemâ fi'l-evvel hareket-i arz vâkiʿ olup, evvelki zelzeleden ehaf ise dahi kalb-i nâs merʿûb ve râhat-ı halk meslûb olup, şehr-i rebîʿulevvele dek bu hâl müstemir ve aralık aralık hareket-i zemîn müstekar olduğundan ekser-i nâs kazây-ı vâsiʿ ve küşâde mahallerde nasb-ı hıyâm ile ârâm ve ebniye semtine varmamağı iltizâm etmişler iken, cenâb-ı Perverdigâr zaʿîfü'l-eyâd olan ʿibâdına rahm ü şefekat ve o kadar tenbîh ile elâne-i ʿarîke-i ehl-i maʿsiyyet etdikden sonra, o belây-ı âsumânî ve kazây-ı nâgehânîyi izâle vü izâha ve hirâs ü bîm ile kalbi dü-nîm olanları irâha eyledi. Şehriyâr-ı merhametkâr meşâyih ve fukarâ ve dervişân ve zuʿafâyı ʿatâyây-ı Şâhâne ve menâyih-i Pâdişâhâne ile nâyil-i dînâr-ı bî-şümâr ve vâreste-i muzâyaka vü iftikār eyleyüp, inâbet ü istiğfâra halkı tahrîz içün vâʿizlere tenbîh ve defʿ-i belâ ve redd-i kazâ içün leyl ü nehâr duʿâya meşgûl olmalarını tavsiye ile hâllerini terfîh eyledi.\n\nZelzeleden harâb olan emâkini binâ içün himmet-i Şâhâne rû-nümâ olup, cennet-mekân-ı huld-âşiyân Sultân Mehmed Câmiʿi'nin mâl-ı vakfında vefâ edecek kadar fazla nükūd bulunamayup, Hazîne-i hümâyûn'dan imdâd ü iʿâne ile Hâşim ʿAli Bey'i, Binâ Emâneti'ne meʾmûr buyurduklarından gayri, çarşuya Tıflî Efendi'yi ve kalʿa [M1 276] dîvârlarına el-Hâc Mehmed Ağa'yı ve Baruthâne'ye, Şehdî ʿOsmân Efendi'yi ve Serrâchâne'ye ʿAtıf-zâde ʿÖmer Efendi'yi ve Enderûn-i hümâyûn'a, Şehr-emîni Ahmed Efendi'yi ve Yeniçeri odalarına, Hasekî Mustafa Ağa'yı ve Tophâne'ye, Mahmûd Bey'i taʿyîn buyurup, herkes hidmetlerini edâ ve tehvîn içün berzede-i dâmân ü âstîn oldular. Sultân Selîm ve Şehzâde ve Süleymâniyye ve Nûr-i ʿOsmânî ve Lâleli ve Vâlide ve Ayasofya cevâmiʿinden maʿadâ câmiʿlerin baʿzan minâreleri ve baʿzan kubbeleri münhedim ü müzmahil ve kalʿa dîvârları ve Çekmeçeler ve Bergos ve Çorlu ve Karışdıran dahi mütezelzil olup, zikr olunan mahallerin cümlesi binâ ve taʿmîri fermân ve taʿyîn-i mübâşirân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muʿzamât-ı umûr-ı devletde istihdâm ve refte refte tahsîl-i nîk-nâm eden Monlacık-zâde ʿAlî Ağa, ber-muktezây-ı baht-ı nâ-sâzkâr gâh ü bî-gâh masrûʿ-ı ser-pençe-i rûzgâr olup, bu defʿa dahi şems-i ikbâli ʿukde-i vebâle giriftâr ve iki tûğ ile İnebahtı mansıbı kaydına dûçâr oldu. Şıkk-ı Evvel Defterdârı olan ʿAvnî Efendi, mâl-i mîrî tahsîlinde izhâr-ı butûʿ u rehâvet eylediği hasebiyle merârât-ı ʿazli zâyik ve Tersâne Emîni olan Sârım İbrâhîm Efendi fenn-i istîfâya vâkıf ve semt-i tahsîlâta ʿârif olduğundan, mansıb-ı mezkûr mûmâ ileyhe muvâfık ve gayr-ı muhâlif görülmekle, saferu'l-hayr evâsıtında hilʿat-ı istîfâ dûş-ı liyâkatine iksâ olundu. Baş-muhasebeci olan Ahmed Efendi, Emîn-i Tersâne-i ʿâmire ve Hâşim ʿAlî Bey, Baş-muhâsebe ile mükteseb-i meserret-i vâfire oldu. Defterdâr-ı sâbıkın Mühürdârı ve Târîhci bulunan ʿAlî Efendi ve yamağı ʿAlî Şâh nâm kimse ahz-ı bertîl ü rîşâ ile şöhret-nümâ olduklarından ikisi de Limni Cezîresi'ne iclâ olundular.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʻ sene semânîn ve mi̇ʼete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_555.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʻ sene semânîn ve mi̇ʼete ve elf]",
          "text": "Muʿzamât-ı umûr-ı devletde istihdâm ve refte refte tahsîl-i nîk-nâm eden Monlacık-zâde ʿAlî Ağa, ber-muktezây-ı baht-ı nâ-sâzkâr gâh ü bî-gâh masrûʿ-ı ser-pençe-i rûzgâr olup, bu defʿa dahi şems-i ikbâli ʿukde-i vebâle giriftâr ve iki tûğ ile İnebahtı mansıbı kaydına dûçâr oldu. Şıkk-ı Evvel Defterdârı olan ʿAvnî Efendi, mâl-i mîrî tahsîlinde izhâr-ı butûʿ u rehâvet eylediği hasebiyle merârât-ı ʿazli zâyik ve Tersâne Emîni olan Sârım İbrâhîm Efendi fenn-i istîfâya vâkıf ve semt-i tahsîlâta ʿârif olduğundan, mansıb-ı mezkûr mûmâ ileyhe muvâfık ve gayr-ı muhâlif görülmekle, saferu'l-hayr evâsıtında hilʿat-ı istîfâ dûş-ı liyâkatine iksâ olundu. Baş-muhasebeci olan Ahmed Efendi, Emîn-i Tersâne-i ʿâmire ve Hâşim ʿAlî Bey, Baş-muhâsebe ile mükteseb-i meserret-i vâfire oldu. Defterdâr-ı sâbıkın Mühürdârı ve Târîhci bulunan ʿAlî Efendi ve yamağı ʿAlî Şâh nâm kimse ahz-ı bertîl ü rîşâ ile şöhret-nümâ olduklarından ikisi de Limni Cezîresi'ne iclâ olundular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Girne Dizdârı Halîl, bundan akdem esâre-i gubâr-ı fitne vü gavgā ile Kıbrıs ehâlîsini Muhassıl bulunan Çil ʿOsmân'ın katline igrâ etmişidi. Taʿyîn-i asker ve tertîb-i leşker ile nizâm-ı beldeye mübâşeret fukarâ vü zuʿafâyı pâ-zede-i hasâret eyleyeceği zâhir olduğundan, hüsn-i tedbîr ve nush-ı serîʿu't-te'sîr ile nizâmına teşebbüs olunup, Muhassıllık, Süleymân Ağa'ya tevcîh ve bâlâda mezkûr meʾmûrlara ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve defʿ-i vahşet-i tarafeyn husûsu tenbîh olunmuşidi. Meʾmûrlar cihet-i intifâʿa mâyil olduklarından, fesâd-ı memleket zâyil olmayup, şakī-yi merkūmun dahi gün-be-gün cemʿiyyetine kesret ve rekîz-i zamîri olan mevâdd-ı fesâda kuvvet gelüp, bir iki bin âdem ile Muhassıl'ı tazyîk ve Lefkoşa'ya nazarını taʿlîk ile âgāz-ı muhâsara ve âheng-i müşâcere eylediği Der-i devlet'e işʿâr ve istinsâr olunmuşidi. [M1 277] Teke Sancağı Mutasarrıfı Hâs Ağası Mîr-i mîrân Ahmed Paşa'ya irsâl-i menşûr ve Kıbrıs nizâmına me'mûr kılındığından başka, Caʿfer Bey'in iki kıtʿa sefînesiyle iki kıtʿa mîrî firkatesi asker ve levâzım teşhîni ile o tarafa taʿyîn olunup, imdâd-ı rûzgâr ile Caʿfer Bey fî esraʿi'z-zemân Girîne sularına dehşet-resân oldukda, dizdârın kalʿa muhâfazasına taʿyîn eylediği şirzime-i kalîle, sedd-i ebvâb ve emr-i muhâfazada terk-i râhat ü hâb ve Caʿfer Bey ise top dâneleriyle kalʿayı müşrif-i harâb edüp, bu hâlde iken Ahmed Paşa dahi vâfir asker ile cezîreye ayak basdığını dizdâr-ı mezkûr tahkīk edüp, Lefkoşe muhâsarasından ferâgat ve mukābele niyyetiyle Değirmenlik nâm mahalde mutarassıd-ı fursat olup, paşa-yı mûmâ ileyh zâtında merkûz cevher-i besâlet ve mâye-i şecâʿat iktizâsıyla şakī-yi merkūmun üzerine râyet-keş-i celâdet olup, ictimâʿ-ı ferîkayn ve telâkī-yi hasmeyn vukūʿunda merkūm tâb-âver-i mukāvemet olamayup, başında olan haşerât-ı nâs perîşân ve birkaç yüz âdem ile kalʿaya girüp, tehassun ve çâre-cûy-i emn ü emân olmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh kalʿanın cevânib-i erbiʿasını istîʿâb ve Caʿfer Bey dahi levendâtıyla sâhile çıkup, her tarafdan esbâb-ı muhâsara şakī-yi merkūmu pâ-beste-i havf ü ıztırâb edüp, ʿâkıbet ʿavenesinden otuz nefer kimse kalʿadan bir-takrîb yol bulup, or-\nduya dahîl ve şakī-yi merkūm dahi irtikâb etdiği kâr-ı nâ-hencârdan nâdim ü hacîl olup, bi'z-zarûre müteşebbis-i dâmân-ı istîmân olarak orduya geldikde, seng-i gadriyle dil-şikeste olan askerî tâyifesi hücûm ve rüfekāsıyla kendüsünü dâyire-i hestîden maʿdûm edüp, ru'ûs-i maktûʿaları Âsitâne'ye vâsıl ve fazl-ı Hak ile cezîrede tekevvün eden şûriş ü ihtilâl bi'l-külliyye zâyil olup, ehâlîyi dahi nezr-i girâne katʿ ve derûnlarında olan havf ü veceli defʿ edüp, Paşa-yı mûmâ ileyhin hidmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olduğundan, rütbe-i vâlây-ı Vezâret ile eltâf-ı Şâhâne'ye mazhar ve Karaman Eyâleti'yle nâyil-i sürûr-i evfer oldu. Sâbıkā Karaman Vâlîsi Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa bilâ-mansıb kaldığundan, Kars Muhâfazası'na taʿyîn ve fitne-i Gürcistân sebebi ile o havâlî müşârun ileyhin bu me'mûriyyeti ile tahsîn olundu.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı Kıbrıs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_556.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı Kıbrıs",
          "text": "Girne Dizdârı Halîl, bundan akdem esâre-i gubâr-ı fitne vü gavgā ile Kıbrıs ehâlîsini Muhassıl bulunan Çil ʿOsmân'ın katline igrâ etmişidi. Taʿyîn-i asker ve tertîb-i leşker ile nizâm-ı beldeye mübâşeret fukarâ vü zuʿafâyı pâ-zede-i hasâret eyleyeceği zâhir olduğundan, hüsn-i tedbîr ve nush-ı serîʿu't-te'sîr ile nizâmına teşebbüs olunup, Muhassıllık, Süleymân Ağa'ya tevcîh ve bâlâda mezkûr meʾmûrlara ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve defʿ-i vahşet-i tarafeyn husûsu tenbîh olunmuşidi. Meʾmûrlar cihet-i intifâʿa mâyil olduklarından, fesâd-ı memleket zâyil olmayup, şakī-yi merkūmun dahi gün-be-gün cemʿiyyetine kesret ve rekîz-i zamîri olan mevâdd-ı fesâda kuvvet gelüp, bir iki bin âdem ile Muhassıl'ı tazyîk ve Lefkoşa'ya nazarını taʿlîk ile âgāz-ı muhâsara ve âheng-i müşâcere eylediği Der-i devlet'e işʿâr ve istinsâr olunmuşidi. [M1 277] Teke Sancağı Mutasarrıfı Hâs Ağası Mîr-i mîrân Ahmed Paşa'ya irsâl-i menşûr ve Kıbrıs nizâmına me'mûr kılındığından başka, Caʿfer Bey'in iki kıtʿa sefînesiyle iki kıtʿa mîrî firkatesi asker ve levâzım teşhîni ile o tarafa taʿyîn olunup, imdâd-ı rûzgâr ile Caʿfer Bey fî esraʿi'z-zemân Girîne sularına dehşet-resân oldukda, dizdârın kalʿa muhâfazasına taʿyîn eylediği şirzime-i kalîle, sedd-i ebvâb ve emr-i muhâfazada terk-i râhat ü hâb ve Caʿfer Bey ise top dâneleriyle kalʿayı müşrif-i harâb edüp, bu hâlde iken Ahmed Paşa dahi vâfir asker ile cezîreye ayak basdığını dizdâr-ı mezkûr tahkīk edüp, Lefkoşe muhâsarasından ferâgat ve mukābele niyyetiyle Değirmenlik nâm mahalde mutarassıd-ı fursat olup, paşa-yı mûmâ ileyh zâtında merkûz cevher-i besâlet ve mâye-i şecâʿat iktizâsıyla şakī-yi merkūmun üzerine râyet-keş-i celâdet olup, ictimâʿ-ı ferîkayn ve telâkī-yi hasmeyn vukūʿunda merkūm tâb-âver-i mukāvemet olamayup, başında olan haşerât-ı nâs perîşân ve birkaç yüz âdem ile kalʿaya girüp, tehassun ve çâre-cûy-i emn ü emân olmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh kalʿanın cevânib-i erbiʿasını istîʿâb ve Caʿfer Bey dahi levendâtıyla sâhile çıkup, her tarafdan esbâb-ı muhâsara şakī-yi merkūmu pâ-beste-i havf ü ıztırâb edüp, ʿâkıbet ʿavenesinden otuz nefer kimse kalʿadan bir-takrîb yol bulup, or-\nduya dahîl ve şakī-yi merkūm dahi irtikâb etdiği kâr-ı nâ-hencârdan nâdim ü hacîl olup, bi'z-zarûre müteşebbis-i dâmân-ı istîmân olarak orduya geldikde, seng-i gadriyle dil-şikeste olan askerî tâyifesi hücûm ve rüfekāsıyla kendüsünü dâyire-i hestîden maʿdûm edüp, ru'ûs-i maktûʿaları Âsitâne'ye vâsıl ve fazl-ı Hak ile cezîrede tekevvün eden şûriş ü ihtilâl bi'l-külliyye zâyil olup, ehâlîyi dahi nezr-i girâne katʿ ve derûnlarında olan havf ü veceli defʿ edüp, Paşa-yı mûmâ ileyhin hidmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olduğundan, rütbe-i vâlây-ı Vezâret ile eltâf-ı Şâhâne'ye mazhar ve Karaman Eyâleti'yle nâyil-i sürûr-i evfer oldu. Sâbıkā Karaman Vâlîsi Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa bilâ-mansıb kaldığundan, Kars Muhâfazası'na taʿyîn ve fitne-i Gürcistân sebebi ile o havâlî müşârun ileyhin bu me'mûriyyeti ile tahsîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi olan ʿArab ʿAli-zâde ʿAbdurrahîm Ziyâ Efendi, terk-i târikhâne-i cihân ve ʿazm-i riyâz-ı kesîru'l-hıyâz-ı cinân eyledi. Mekke Pâyesi olan Re'îs-zâde ʿAbdulkādir Efendi'nin dahi ahkâm-ı ʿömrü [M1 278] tay-kerde-i dest-i Hâdimü'l-lezzât ve sâbıkā Dârü's-saʿâde Ağası Kâtibi ʿOsmân Efendi Ruha'da ve Yancıklı-zâde ʿAbdullah Bey, Tırhala'da mehcûr-i şâhid-i hayât oldular. Sadr-ı Rûm olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi, tekmîl-i müddet ve rebîʿulâhırın altıncı günü ʿİvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi, Sadâret-i Rumeli ile tahsîl-i kemâl-i meserret eyledi.",
          "caption": "Baʿzı vefeyât ve ʿazl-i Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_557.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vefeyât ve ʿazl-i Sadr-ı Rûm",
          "text": "Anadolu Pâyesi olan ʿArab ʿAli-zâde ʿAbdurrahîm Ziyâ Efendi, terk-i târikhâne-i cihân ve ʿazm-i riyâz-ı kesîru'l-hıyâz-ı cinân eyledi. Mekke Pâyesi olan Re'îs-zâde ʿAbdulkādir Efendi'nin dahi ahkâm-ı ʿömrü [M1 278] tay-kerde-i dest-i Hâdimü'l-lezzât ve sâbıkā Dârü's-saʿâde Ağası Kâtibi ʿOsmân Efendi Ruha'da ve Yancıklı-zâde ʿAbdullah Bey, Tırhala'da mehcûr-i şâhid-i hayât oldular. Sadr-ı Rûm olan Pîrî-zâde ʿOsmân Monla Efendi, tekmîl-i müddet ve rebîʿulâhırın altıncı günü ʿİvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi, Sadâret-i Rumeli ile tahsîl-i kemâl-i meserret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âdem deryâsından kinâyet ve müzdahimgâh-ı haşr ü neşrden ʿibâret olan Âsitâne-i saʿâdet-âşiyânede hengâm-ı germâ kıllet-i mâ ile şeyh u şâbb-tefsîde-i leb-i iztırâb olup, ihdâs-ı bend-i cedîd ile nâsa ifâza-i hayât-ı câvid niyyet-i hâlisası zamîr-i münîr-i Şehriyârî'de lâyih ü bedîd olup, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'yi ʿâm-ı mâzîde bu hidmet-i celîleye me'mûr buyurmuşlar idi. Bend-i kadîme bir sâʿat mesâfe olan Evhadüddîn Deresi denmekle maʿrûf ve lisân-ı ʿavâmda Ayvâd Deresi şöhretiyle mevsûf olan mahalde vazʿ-ı esâs ve taʿyîn-i mikyâs kılınup, birkaç sâʿatlik mahalden mecârî-yi âba lağımlar ile istihkâm verilerek müceddeden inşâ ve âmâde olunan havuzda bir lüle mikdârı insıbâb-ı âb hâsıl ve mezkûr dere ile bend-i ʿatîka vâsıl olup, bu sebeble sulara kesret ve sekene-i İstanbul'a min-ciheti'l-mâ vüsʿat gelüp, duʿây-ı Pâdişâhî'ye muvâzabet eylediklerinden gayri, bu fiʿl-i cemîl Hudâvend-i İskender-mânend cenâblarına mûcib-i ecr-i cezîl ve sebeb-i tahsîl-i rızây-ı Rabb-i Celîl oldu. Zelzele sebebi ile bend-i ʿatîk yolları dahi rahne-gîr ve muhtâc-ı taʿmîr olduğu taraf-ı hümâyûna tezkîr olunup, bu bâbda dahi himmet-i Şâhâne ser-zede-i zuhûr ve taʿmîr ü termîmi içün muʿtemed kimseler me'mûr kılındı.",
          "caption": "Zikr-i binây-ı bend-i cedîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_558.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binây-ı bend-i cedîd",
          "text": "Âdem deryâsından kinâyet ve müzdahimgâh-ı haşr ü neşrden ʿibâret olan Âsitâne-i saʿâdet-âşiyânede hengâm-ı germâ kıllet-i mâ ile şeyh u şâbb-tefsîde-i leb-i iztırâb olup, ihdâs-ı bend-i cedîd ile nâsa ifâza-i hayât-ı câvid niyyet-i hâlisası zamîr-i münîr-i Şehriyârî'de lâyih ü bedîd olup, Yenişehirli ʿOsmân Efendi'yi ʿâm-ı mâzîde bu hidmet-i celîleye me'mûr buyurmuşlar idi. Bend-i kadîme bir sâʿat mesâfe olan Evhadüddîn Deresi denmekle maʿrûf ve lisân-ı ʿavâmda Ayvâd Deresi şöhretiyle mevsûf olan mahalde vazʿ-ı esâs ve taʿyîn-i mikyâs kılınup, birkaç sâʿatlik mahalden mecârî-yi âba lağımlar ile istihkâm verilerek müceddeden inşâ ve âmâde olunan havuzda bir lüle mikdârı insıbâb-ı âb hâsıl ve mezkûr dere ile bend-i ʿatîka vâsıl olup, bu sebeble sulara kesret ve sekene-i İstanbul'a min-ciheti'l-mâ vüsʿat gelüp, duʿây-ı Pâdişâhî'ye muvâzabet eylediklerinden gayri, bu fiʿl-i cemîl Hudâvend-i İskender-mânend cenâblarına mûcib-i ecr-i cezîl ve sebeb-i tahsîl-i rızây-ı Rabb-i Celîl oldu. Zelzele sebebi ile bend-i ʿatîk yolları dahi rahne-gîr ve muhtâc-ı taʿmîr olduğu taraf-ı hümâyûna tezkîr olunup, bu bâbda dahi himmet-i Şâhâne ser-zede-i zuhûr ve taʿmîr ü termîmi içün muʿtemed kimseler me'mûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl Sultân Ahmed Câmi‘inde mevlid-i şerîf kırâ'et olunur iken, câmi‘-i mezkûrun baʿzı mahalleri rahnedâr ve tetâbüʿ-i tezelzül-i arz sebebi ile muhâtara vü tehlike be-dîdâr olduğundan, Pâdişâh-sûtûde-elkāb Vâlide Câmiʿine tahrîk-i rikâb ve istimâʿ-ı mevlid-i şerîf ile feyz ü bereket isticlâb eyledi.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf der-Câmi‘-i Vâlide Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_559.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf der-Câmi‘-i Vâlide Sultân",
          "text": "Beher sâl Sultân Ahmed Câmi‘inde mevlid-i şerîf kırâ'et olunur iken, câmi‘-i mezkûrun baʿzı mahalleri rahnedâr ve tetâbüʿ-i tezelzül-i arz sebebi ile muhâtara vü tehlike be-dîdâr olduğundan, Pâdişâh-sûtûde-elkāb Vâlide Câmiʿine tahrîk-i rikâb ve istimâʿ-ı mevlid-i şerîf ile feyz ü bereket isticlâb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehzâde-i ferhunde-baht hazretleri fark-ı sevâd ü beyaz ve temyîz-i cevâhir ü aʿrâz derecelerine intihâz buyurduklarından, destyârî-yi zihn-i vekkād-ı mâder-zâd ile taʿlîm-i Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'a kesb-i istiʿdâd buyurmalarıyla cumâdelûlânın yirminci mübârek hamîs günü İncûli Köşk pîşgâhında hıyâm ve sâyebânlar nasb olunup, Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Tevkīʿî Paşa ve Sadreyn [M1 279] ve Nakībü'l-eşrâf ve sâyir huzûrları muʿtâd olan zevât-ı kirâm müteʿâkıben gelüp, haymelerine nâzil ve muntazır-ı kudûm-i Şehriyâr-ı bergüzîde-hasâyil oldular. Âsâr-ı makdem-i Şâhâne bedîdâr oldukda, Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve sâyirleri kemâl-i huzûʿ u ihtirâm ile vakfegîr-i selâm ve Şehriyâr-ı enâm dahi alay tertîbi üzere süvâr-ı esb-i dilkeş-hırâm olarak kasr-ı mezkûre sâye-endâz-ı tekarrub ve fi'l-hâl Sadriaʿzam otuz hatve mikdârı yerden zemîn-bûs-i te'eddüb olup, seng-i rikâba dek rikâb-ı hümâyûnda devân ve bagal-gîrlik hidmet-i menîʿasıyla mükteseb-i şeref-i firâvân olup, Şehriyâr-ı kerem-me'nûs sadr-ı sürâdikāt-ı iclâle cülûs buyurduklarından sonra haymelerine ʿavdet ve ihzâr-ı taʿâma işâret eyledi. Sadrıaʿzam, Şeyhülislâm and Tevkīʿî Paşa ile bir sofrada ekl-i taʿâm ve sâyirlere dahi başka sofralar kurulup, cümlesi dilsîr-i niʿam-ı Şehriyâr-ı enâm oldu. Maslahat-ı taʿâm hıtâmında Şehzâde-i civân-baht hazretlerini alay ile getürmek içün bi'l-cümle hâzır olan zevât atlarına binüp, Orta kapuda nüzûl ve mâşiyen ʿArz Kapusu'na vusûlleri ihbâr olunduğuna binâ'en, mazhar-ı ser-kerîm olan Şehzâde Sultân Selîm hazretleri pîşgâh-ı devlet-penâhlarında müzeyyen ve maʿnûn pûşîdeli rahle, Lalaları başında ve Dârü's-saʿâde Ağası ve Hazînedâr Ağa yemîn ü şimâllerinde nur gibi pertev-pâş-ı zuhûr olduklarında, Sadreyn ve Nakībü'l-eşrâf ve İmâm-ı Evvel ve Sânî efendiler nâyil-i şeref-i dest-bûs oldukları hâlde mâşiyen pîşgâhlarında revân ve Orta-kapu'da atlara binüp, alay-ı sâbık üzere İncûli Köşk semtine irhây-ı ʿinân ve kasra karîb mahalde Sadriaʿzam istikbâl ve dîdâr-ı fâyizu'l-envârlarıyla kesb-i dest-mâye-i ikbâl eyleyüp, huzûr-ı hümâyûna maʿan duhûl etmeleriyle Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtına ruhsat-ı kuʿûd erzânî kılındığı hâlde Şeyhülislâm Efendi, mukābiline vazʿ olunan rahle pîşgâhında bed'-i besmeleye mübâşeret ve min gayr-i tekellüfin kırâ'et ile dest-i Fetvâ-penâhî'yi takbîl edebine riʿâyet eyleyeceğini müşârun ileyhe teferrüs ile menkib-i ʿâlîlerini bûs ve devâm-ı ʿömr ü devletini îsâl-i karârgâh-ı nâmûs eyledi. Şükran li-hâzihî'n-niʿam Şehriyâr-ı Cem-haşem tarafından Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve\nsudûr hazerâtına ve İmâm-ı Evvel ve Sânî'ye kürkler iksâ ve icrây-ı resm-i duʿâ eden Ayasofya Şeyhi dahi [M1 280] iktisây-ı kürk ile melhûz-i lihâza-i birr-i evfâ oldu. Bundan sonra herkes haymesine gelüp, istirahât ve yine alay ile Şehzâde-i saʿîdü't-tâliʿ hazretlerini istikbâl etdikleri mahalle dek îsâl ve fi'l-hâl ağayân-ı Harem o nev-nihâl-bâğ-ı saltanatı makām-ı ʿâlîlerine idhâl eyleyüp, bundan sonra erbâb-ı alaya icâzet ve ʿavdetlerine ruhsat verildi. [Mısra]: Bed'-i bismillâh-ı Kur'ân eyledi Sultân Selîm (بدأ بسم الله قرآن ايلدي سلطان سليم) bu meclis-i akdese târîh vâkiʿ olmuşdur.",
          "caption": "Tertîb-i meclis-i melâyik-hadîm berây-ı ta‘lîm-i Şehzâde Sultân Selîm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_560.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i meclis-i melâyik-hadîm berây-ı ta‘lîm-i Şehzâde Sultân Selîm",
          "text": "Şehzâde-i ferhunde-baht hazretleri fark-ı sevâd ü beyaz ve temyîz-i cevâhir ü aʿrâz derecelerine intihâz buyurduklarından, destyârî-yi zihn-i vekkād-ı mâder-zâd ile taʿlîm-i Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'a kesb-i istiʿdâd buyurmalarıyla cumâdelûlânın yirminci mübârek hamîs günü İncûli Köşk pîşgâhında hıyâm ve sâyebânlar nasb olunup, Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Tevkīʿî Paşa ve Sadreyn [M1 279] ve Nakībü'l-eşrâf ve sâyir huzûrları muʿtâd olan zevât-ı kirâm müteʿâkıben gelüp, haymelerine nâzil ve muntazır-ı kudûm-i Şehriyâr-ı bergüzîde-hasâyil oldular. Âsâr-ı makdem-i Şâhâne bedîdâr oldukda, Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve sâyirleri kemâl-i huzûʿ u ihtirâm ile vakfegîr-i selâm ve Şehriyâr-ı enâm dahi alay tertîbi üzere süvâr-ı esb-i dilkeş-hırâm olarak kasr-ı mezkûre sâye-endâz-ı tekarrub ve fi'l-hâl Sadriaʿzam otuz hatve mikdârı yerden zemîn-bûs-i te'eddüb olup, seng-i rikâba dek rikâb-ı hümâyûnda devân ve bagal-gîrlik hidmet-i menîʿasıyla mükteseb-i şeref-i firâvân olup, Şehriyâr-ı kerem-me'nûs sadr-ı sürâdikāt-ı iclâle cülûs buyurduklarından sonra haymelerine ʿavdet ve ihzâr-ı taʿâma işâret eyledi. Sadrıaʿzam, Şeyhülislâm and Tevkīʿî Paşa ile bir sofrada ekl-i taʿâm ve sâyirlere dahi başka sofralar kurulup, cümlesi dilsîr-i niʿam-ı Şehriyâr-ı enâm oldu. Maslahat-ı taʿâm hıtâmında Şehzâde-i civân-baht hazretlerini alay ile getürmek içün bi'l-cümle hâzır olan zevât atlarına binüp, Orta kapuda nüzûl ve mâşiyen ʿArz Kapusu'na vusûlleri ihbâr olunduğuna binâ'en, mazhar-ı ser-kerîm olan Şehzâde Sultân Selîm hazretleri pîşgâh-ı devlet-penâhlarında müzeyyen ve maʿnûn pûşîdeli rahle, Lalaları başında ve Dârü's-saʿâde Ağası ve Hazînedâr Ağa yemîn ü şimâllerinde nur gibi pertev-pâş-ı zuhûr olduklarında, Sadreyn ve Nakībü'l-eşrâf ve İmâm-ı Evvel ve Sânî efendiler nâyil-i şeref-i dest-bûs oldukları hâlde mâşiyen pîşgâhlarında revân ve Orta-kapu'da atlara binüp, alay-ı sâbık üzere İncûli Köşk semtine irhây-ı ʿinân ve kasra karîb mahalde Sadriaʿzam istikbâl ve dîdâr-ı fâyizu'l-envârlarıyla kesb-i dest-mâye-i ikbâl eyleyüp, huzûr-ı hümâyûna maʿan duhûl etmeleriyle Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtına ruhsat-ı kuʿûd erzânî kılındığı hâlde Şeyhülislâm Efendi, mukābiline vazʿ olunan rahle pîşgâhında bed'-i besmeleye mübâşeret ve min gayr-i tekellüfin kırâ'et ile dest-i Fetvâ-penâhî'yi takbîl edebine riʿâyet eyleyeceğini müşârun ileyhe teferrüs ile menkib-i ʿâlîlerini bûs ve devâm-ı ʿömr ü devletini îsâl-i karârgâh-ı nâmûs eyledi. Şükran li-hâzihî'n-niʿam Şehriyâr-ı Cem-haşem tarafından Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve\nsudûr hazerâtına ve İmâm-ı Evvel ve Sânî'ye kürkler iksâ ve icrây-ı resm-i duʿâ eden Ayasofya Şeyhi dahi [M1 280] iktisây-ı kürk ile melhûz-i lihâza-i birr-i evfâ oldu. Bundan sonra herkes haymesine gelüp, istirahât ve yine alay ile Şehzâde-i saʿîdü't-tâliʿ hazretlerini istikbâl etdikleri mahalle dek îsâl ve fi'l-hâl ağayân-ı Harem o nev-nihâl-bâğ-ı saltanatı makām-ı ʿâlîlerine idhâl eyleyüp, bundan sonra erbâb-ı alaya icâzet ve ʿavdetlerine ruhsat verildi. [Mısra]: Bed'-i bismillâh-ı Kur'ân eyledi Sultân Selîm (بدأ بسم الله قرآن ايلدي سلطان سليم) bu meclis-i akdese târîh vâkiʿ olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dâniş Süleymân Efendi ʿazlinden Cebeciler Kitâbeti ile Hâkim Efendi mesrûr ve ʿÂkif Bey ʿazlinden Teşrîfâtcılık ile Vahdetî Ebûbekir Efendi manzûr-i sadru's-sudûr oldu.\n\nTertîb-i dîvân ʿan-asl istimâʿ-ı dâd-ı mazlumân içün mevzûʿ ve bu ʿâdet-i hasene bir zemândan berü metrûk ve merfûʿ olduğuna binâ'en, beher sülesâ günü yaʿnî haftada bir kerre dîvân tertîbine irâde-i Şâhâne cereyân eyledi.\n\nYenişehir'den munfasıl ʿAbdullah Efendi-zâde ʿAbdulvâhid Monla, Edirne Kazâsı ile tevsîʿ-i dâ'ire-i şân ve Çelebi-zâde mahdûmu Mehmed Esʿad Efendi, Galata Kazâsı ile kesb-i debdebe vü ʿunvân eyledi.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_561.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Dâniş Süleymân Efendi ʿazlinden Cebeciler Kitâbeti ile Hâkim Efendi mesrûr ve ʿÂkif Bey ʿazlinden Teşrîfâtcılık ile Vahdetî Ebûbekir Efendi manzûr-i sadru's-sudûr oldu.\n\nTertîb-i dîvân ʿan-asl istimâʿ-ı dâd-ı mazlumân içün mevzûʿ ve bu ʿâdet-i hasene bir zemândan berü metrûk ve merfûʿ olduğuna binâ'en, beher sülesâ günü yaʿnî haftada bir kerre dîvân tertîbine irâde-i Şâhâne cereyân eyledi.\n\nYenişehir'den munfasıl ʿAbdullah Efendi-zâde ʿAbdulvâhid Monla, Edirne Kazâsı ile tevsîʿ-i dâ'ire-i şân ve Çelebi-zâde mahdûmu Mehmed Esʿad Efendi, Galata Kazâsı ile kesb-i debdebe vü ʿunvân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki mücelled-i dahmdan ʿibâret olan Hâkim Târîhi, fazl-ı Îzed-i bî-minnet ve himmet-i Şehriyâr-ı Felâtun-fıtnat ile müceddeden kaleme alınup, nüsha-i asliyye fihris sûretine tenzîl ve lâzımü't-tahrîr olan mâddeler ibkā ve şâyân-ı nazar olmayan keyfiyyetler ilgā ve tabtîl olunup, nevâdir-i hikâyât ve garâyib-i kinâyât ile zînet-yâb ve ʿavâmm ü havâssa elverecek bir kitâb olup, lede'l-muʿâraza Târîh-i ʿâcizânemin meziyyeti maʿlûm ve kadr-ı dürr ü hazef-i mefhûm olacağı meczûmdur. Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrârın on yedi senelik vekāyiʿi üftâde-i tâk-ı nisyân olup, nazar ü iʿtibâra şâyân değil iken, Şehriyâr-ı sütûde-hısâl, Dânende-i kadr-ı erbâb-ı kemâl, Cihân-bahş ve Deryâ-cûd, Vâkıf-ı esrâr-ı gayb ü şühûd, Pâdişâh-ı hulefâ-reviş, Hakān-ı İskender-meniş hazretlerinin tahrîk-i âb-rûy-i Şâhâne'leri ile dört mâh müddetde terk-i râhat ve bezl-i cehd ü tâkât ile şîrâze-gîr-i hıtâm ve zîb-ârây-ı mıstara-i hüsn-i nizâm olup, [mısrâ]:",
          "caption": "Tekmile",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_562.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Tekmile",
          "text": "İki mücelled-i dahmdan ʿibâret olan Hâkim Târîhi, fazl-ı Îzed-i bî-minnet ve himmet-i Şehriyâr-ı Felâtun-fıtnat ile müceddeden kaleme alınup, nüsha-i asliyye fihris sûretine tenzîl ve lâzımü't-tahrîr olan mâddeler ibkā ve şâyân-ı nazar olmayan keyfiyyetler ilgā ve tabtîl olunup, nevâdir-i hikâyât ve garâyib-i kinâyât ile zînet-yâb ve ʿavâmm ü havâssa elverecek bir kitâb olup, lede'l-muʿâraza Târîh-i ʿâcizânemin meziyyeti maʿlûm ve kadr-ı dürr ü hazef-i mefhûm olacağı meczûmdur. Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrârın on yedi senelik vekāyiʿi üftâde-i tâk-ı nisyân olup, nazar ü iʿtibâra şâyân değil iken, Şehriyâr-ı sütûde-hısâl, Dânende-i kadr-ı erbâb-ı kemâl, Cihân-bahş ve Deryâ-cûd, Vâkıf-ı esrâr-ı gayb ü şühûd, Pâdişâh-ı hulefâ-reviş, Hakān-ı İskender-meniş hazretlerinin tahrîk-i âb-rûy-i Şâhâne'leri ile dört mâh müddetde terk-i râhat ve bezl-i cehd ü tâkât ile şîrâze-gîr-i hıtâm ve zîb-ârây-ı mıstara-i hüsn-i nizâm olup, [mısrâ]:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "mefhûmunca bi-hasebi'l-beşeriyye vâkiʿ olan sakātât ve tuğyân-ı kalem ile min gayr-i kasdin ser-zede-i zuhûr olan hefv, etemm-i mestûr ve beyne'n-nâs mâ-bihi'l-iʿtibâr olacak nevâziş ü iltifât-ı Tâcdârâne ile kalb-i vîrân-şüdem maʿmûr kılınmak der-hâst-ı ʿazîm ve recâ-kerde-i ʿabd-i kadîmdir. Bundan sonra Çeşmî-zâde ve Mûsâ-zâde vekāyi'nâmeleri dahi tenkīh ve zevâyid-i kelimâtdan tecrîd ve bu eczâya mezc [M1 281] u tanzîd olunup, bu mecmûʿa-i matbûʿaya sebeb olan Pâdişâh-ı bâhirü't-te'yîdin ism-i Sâmî-yi Mülûkâne'si dâmen-i kıyâmete dek ibkā vü tahlîd olundu.",
          "caption": "Men-zellezî mâ-sâ'e kattu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_563.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Men-zellezî mâ-sâ'e kattu",
          "text": "mefhûmunca bi-hasebi'l-beşeriyye vâkiʿ olan sakātât ve tuğyân-ı kalem ile min gayr-i kasdin ser-zede-i zuhûr olan hefv, etemm-i mestûr ve beyne'n-nâs mâ-bihi'l-iʿtibâr olacak nevâziş ü iltifât-ı Tâcdârâne ile kalb-i vîrân-şüdem maʿmûr kılınmak der-hâst-ı ʿazîm ve recâ-kerde-i ʿabd-i kadîmdir. Bundan sonra Çeşmî-zâde ve Mûsâ-zâde vekāyi'nâmeleri dahi tenkīh ve zevâyid-i kelimâtdan tecrîd ve bu eczâya mezc [M1 281] u tanzîd olunup, bu mecmûʿa-i matbûʿaya sebeb olan Pâdişâh-ı bâhirü't-te'yîdin ism-i Sâmî-yi Mülûkâne'si dâmen-i kıyâmete dek ibkā vü tahlîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir seneden berü hükûmet-i İstanbul ile meşgül olan Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi maʿzûl ve Esʿad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi, kazây-ı mezbûr ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_564.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Bir seneden berü hükûmet-i İstanbul ile meşgül olan Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi maʿzûl ve Esʿad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi, kazây-ı mezbûr ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem baʿzı mesʼûlâtına müsâʿade olunduğu hâlde, Gürcistân nizâmını iltizâm eden Çıldır Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın kâffe-i müstedʿiyâtına müsâʿade ve menşûr-i Serʿaskerî tarafına firistâde olunduğu bâlâda ifade olunmuşidi. Maʿiyyetine tertîb olunan piyâde ve süvârî ve Trabzon ve Sivas eyâletleri asâkiriyle Çıldır'dan hareket ve Gürcistân semtine tahrîk-i aʿlâm-ı nusrat ve Gürcistân'ın cânib-i şimâlîsinde vâkiʿ Gürel ülkesine teveccüh ü ʿazîmet edüp, bir iki kalʿa ehâlîsi dâd-hâh ve tâlib-i ʿafv-ı günâh olmalarıyla istîmânları kabûl ve zâbiti firâr ile istihlâs-ı nefs-i zelûl ve küçük birâderi yerine mevsûl kılındı. Zikr olunan kalʿalara mücâvir Bori (بوری) Kalʿası'na râyet-keş-i heybet ve ehâlîsi izhâr-ı rûy-i dürüştî ve muhâlefet eylediklerinden, ekserî tuʿme-i şîr-i şemşîr ve bâkīsi berde vü esîr olup, kalʿa muhâfazasına asker-i vâfî taʿyîn ve top ve baʿzı edevât ile tahsîn olundu. Bu hilâlde Odiş (اودیش) Mutasarrıfı Dâdyân dahi ser ü bürde-i tavʿ u inkıyâd olup, orduya zahîre ve zâd ile imdâd etmek şartını inʿikād eyledi. Bundan sonra Gürcüler'in iʿtimâd ü istînâd eyledikleri Senyançu (سنیانچو) Kalʿası dahi ʿanveten müsahhar-ı asker-i zafer-rehber olup, muhâfazasına Açıkbaş Meliki nasb olunan Tahmuras taʿyîn ve o havâlîde vâkiʿ olup, Salomon-ı bed-peymâna mutîʿ kurânın ehâlîsi dahi Tahmuras'a tebaʿiyyet ile kahr-ı askerden te'mîn olundu. Bu sâl-i ferah-fâlde bu fütûhât ile iktifâ ve evvel-behârda yine Gürcüler'e irâ'e-i kuvvet-i kāhire-i devlet etmek kasdıyla o havâlî meştâ ittihâz olunmak savâb-nümây-ı ru'esây-ı asker-i zafer-intimâ olduğunu Serʿasker-i müşârun ileyh Der-i devlet'e ʿarz u inhâ edüp, re'yi tasvîb ü istihsân ve o taraflarda kışlamak bâbında ruhsatı hâvî tarafına\nirsâl-i emr-i celîlü'ş-şân kılındı. Eyyâm-ı rebîʿ hulûlüyle Serʿasker Paşa meştâdan nehzat ü kıyâm ve Bağdâdcık Kalʿası pîşgâhında nasb-ı hıyâm edüp, ru'esây-ı asker ile kadh-ı zinâd-ı meşveret [M1 282] ve kangi tarafa ʿazîmet nâfiʿ olduğu su'âliyle re'ylerine mürâcaʿat eyledikde, nizâm-ı Gürcistân Salomon'ın maʿkıl-ı metîn ittihâz etdiği Sevir (سویر) Kalʿası'nın feth u teshîrine ve hevâdârı olan eşkıyânın istîsâl ü tedmîrine vâbeste olduğunda ru'esây-ı ʿasâkir yek-zebân-ı vifâk olduklarından, kalʿa-yı mezbûreye doğru şakka-güşây-ı ʿazîmet ve esnây-ı râhda şakī-yi mezbûra itâʿat üzere olanların hâneleri ihrâk ve etfâl ü nisvânları seby ü istirkāk olunarak ve dâyire-i itâʿate duhûl edenlere nevâziş ü istîmâlet sûreti irâ'et kılınarak kalʿa-i mezkûreye varılup, her ne kadar menâʿati nümâyân ve fethi hâric-i tasavvur u gümân ise dahi mütevekkilen ʿalellâh muhâsarasına mübâşeret ve münâsib mahallerde toplar ve humbaralar vazʿıyla ʿarz-ı übbehet ve kuvvet-i devlet kılınup, her tarafdan iʿmâl-i edevât-ı darb ve her cânibden işʿâl-i nevâyir-i harb ve müddet-i muhâsaranın yirmi dokuzuncu günü burc-i hisârdan sadâ-yı el-emân peyveste-i nüh-kubbe-i âsumân olup, istîmânları isgā ve sûret-i niyâzları mütekābil-i mecelây-ı rızâ kılınup, kalʿa-i mezkûre Melik-i cedîd olan Tahmuras'a teslîm ve levâzım-ı muhâfazası tekmîl olundukdan sonra Kutais (کوتاتس) Kalʿası ârâm-gâh-ı asker-i zafer-i iktinâh oldu. Sanâdîd-i Gürciyân kalʿa-yı mezkûreye bir sâʿat mahalde müctemiʿ olup, merâmlarını ifâde içün ordu müteʿayyinlerinden birkaç nefer kimsenin vürûdunu iltimâs etmeleriyle, Serʿasker Paşa dahi orduda mevcûd Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Ağa'yı ve Kethudâsı'nı ve Kapucu-başı el-Hâc Mehmed Bey'i ve Ordu Kadısı İsmâʿîl Efendi'yi ve Ordu Ağası'nı irsâl edüp, mesfûrlar ʿale'l-ittifâk ribka-i itâʿati zîver-i gerden-i cân ve terk-i muhâlefet ü ʿisyân eylediklerin takrîr ü beyân ve mukaddemâ sudûr eden etvâr-ı nâ-hemvârları Salomon-ı bed-girdârın pençe-i kahrında zebûn olmalarından neş'et eylediğini ifâde ile: “Mesfûrun firârı defʿ-i mahzûr edüp, cümlemiz Devlet-i ʿaliyye'nin bende-i sadâkat-kârıyuz, cürmümüz ʿafv buyurulduğu hâlde dâ'ire-i itâʿatdan hâric yere vazʿ-ı kadem emr-i muhâl ve Salomon'u semtimize uğratmak ʿadîmü'l-ihtimâldir. Ancak nizâm-ı memlekete medâr olmak içün feth olunan Sevir Kalʿası melik-i cedîde verilüp, asker-i İslâm dahi bu mahalden ricʿat etdiklerinde mesfûrun bir mahalden zuhûru muhtemel olup, üzerine varıldıkda be-her hâl Devlet-i ʿaliyye askerinin muʿâvenet ü muzâheretine ihtiyâcımız bedîhî olmağla, mücerreb bu maslahat içün Canik Muhassılı el-Hâc ʿAli Bey [M1 283] bir mikdâr askeri ile Kuta'is'de meştâya taʿyîn olunduğu hâlde kuvvet-i zahrımıza ve istikrâr-ı nizâmımıza bâʿis olacağı zâhirdir” deyü bast-ı kelâm ve bu recâlarını inhâ vü ifhâm içün Baş-râhibleri Kutalküz'ü (کوتالكوز) cümlesi taraflarından tevkîl ve orduya tesbîl eylediklerinde tertîb-i dîvân ve cümle muvâcehesinde Râhib-i mesfûr itâʿat ü inkıyâdların yegân yegân takrîr ve tefhîm ve erkân-ı ordunun istisvâb ü istihsânlarıyla niyâzlarına müsâʿade ve kalʿa-i mezkûre Melik-i cedîde teslîm ve teʿahhüd eyledikleri umûrun şurût u kuyûdunu hâvî yedlerinden kavî senedler ahz ve li-ecli'l-iʿtimâd Melik-i mesfûra rehin-\nler verdiler. Ol dahi itmi’nân-ı kulûb içün ehl ü ʿıyâlin Kuta'is (كوتاتس) Kalası'na rehn vazʿ edüp, mîr-i mûmâ ileyh üç dört bin kadar Canik ve Trabzon askeriyle Kuta'is (كوتاتس) Kalası'nda kışlamak üzere meks ü ârâm ve Serʿasker Paşa dahi makarr-ı hükûmeti olan Ahıska tarafına ʿatf-ı zimâm eyledi.\n\nSenedât-ı merkūme Kapucular Kethudâsı İbrâhîm Ağa'ya teslîm ve Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl ve Salomon'un hayâtı, şîrâze-i nizâm-ı Gürcistân'ın inhilâline ʿillet-i tâmme olacağı ve bi-eyyi vechin kân mesfûrun ele getürülmesi murâd-ı katʿî-i Padişâhî idüği Serʿasker Paşa tarafına ifâde vü tebyîn ve verdikleri nizâm şimdilik tasvîb ü tahsîn olundu.",
          "caption": "Hareket-i Serʻasker-i Gürcistân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_565.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serʻasker-i Gürcistân",
          "text": "Bundan akdem baʿzı mesʼûlâtına müsâʿade olunduğu hâlde, Gürcistân nizâmını iltizâm eden Çıldır Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın kâffe-i müstedʿiyâtına müsâʿade ve menşûr-i Serʿaskerî tarafına firistâde olunduğu bâlâda ifade olunmuşidi. Maʿiyyetine tertîb olunan piyâde ve süvârî ve Trabzon ve Sivas eyâletleri asâkiriyle Çıldır'dan hareket ve Gürcistân semtine tahrîk-i aʿlâm-ı nusrat ve Gürcistân'ın cânib-i şimâlîsinde vâkiʿ Gürel ülkesine teveccüh ü ʿazîmet edüp, bir iki kalʿa ehâlîsi dâd-hâh ve tâlib-i ʿafv-ı günâh olmalarıyla istîmânları kabûl ve zâbiti firâr ile istihlâs-ı nefs-i zelûl ve küçük birâderi yerine mevsûl kılındı. Zikr olunan kalʿalara mücâvir Bori (بوری) Kalʿası'na râyet-keş-i heybet ve ehâlîsi izhâr-ı rûy-i dürüştî ve muhâlefet eylediklerinden, ekserî tuʿme-i şîr-i şemşîr ve bâkīsi berde vü esîr olup, kalʿa muhâfazasına asker-i vâfî taʿyîn ve top ve baʿzı edevât ile tahsîn olundu. Bu hilâlde Odiş (اودیش) Mutasarrıfı Dâdyân dahi ser ü bürde-i tavʿ u inkıyâd olup, orduya zahîre ve zâd ile imdâd etmek şartını inʿikād eyledi. Bundan sonra Gürcüler'in iʿtimâd ü istînâd eyledikleri Senyançu (سنیانچو) Kalʿası dahi ʿanveten müsahhar-ı asker-i zafer-rehber olup, muhâfazasına Açıkbaş Meliki nasb olunan Tahmuras taʿyîn ve o havâlîde vâkiʿ olup, Salomon-ı bed-peymâna mutîʿ kurânın ehâlîsi dahi Tahmuras'a tebaʿiyyet ile kahr-ı askerden te'mîn olundu. Bu sâl-i ferah-fâlde bu fütûhât ile iktifâ ve evvel-behârda yine Gürcüler'e irâ'e-i kuvvet-i kāhire-i devlet etmek kasdıyla o havâlî meştâ ittihâz olunmak savâb-nümây-ı ru'esây-ı asker-i zafer-intimâ olduğunu Serʿasker-i müşârun ileyh Der-i devlet'e ʿarz u inhâ edüp, re'yi tasvîb ü istihsân ve o taraflarda kışlamak bâbında ruhsatı hâvî tarafına\nirsâl-i emr-i celîlü'ş-şân kılındı. Eyyâm-ı rebîʿ hulûlüyle Serʿasker Paşa meştâdan nehzat ü kıyâm ve Bağdâdcık Kalʿası pîşgâhında nasb-ı hıyâm edüp, ru'esây-ı asker ile kadh-ı zinâd-ı meşveret [M1 282] ve kangi tarafa ʿazîmet nâfiʿ olduğu su'âliyle re'ylerine mürâcaʿat eyledikde, nizâm-ı Gürcistân Salomon'ın maʿkıl-ı metîn ittihâz etdiği Sevir (سویر) Kalʿası'nın feth u teshîrine ve hevâdârı olan eşkıyânın istîsâl ü tedmîrine vâbeste olduğunda ru'esây-ı ʿasâkir yek-zebân-ı vifâk olduklarından, kalʿa-yı mezbûreye doğru şakka-güşây-ı ʿazîmet ve esnây-ı râhda şakī-yi mezbûra itâʿat üzere olanların hâneleri ihrâk ve etfâl ü nisvânları seby ü istirkāk olunarak ve dâyire-i itâʿate duhûl edenlere nevâziş ü istîmâlet sûreti irâ'et kılınarak kalʿa-i mezkûreye varılup, her ne kadar menâʿati nümâyân ve fethi hâric-i tasavvur u gümân ise dahi mütevekkilen ʿalellâh muhâsarasına mübâşeret ve münâsib mahallerde toplar ve humbaralar vazʿıyla ʿarz-ı übbehet ve kuvvet-i devlet kılınup, her tarafdan iʿmâl-i edevât-ı darb ve her cânibden işʿâl-i nevâyir-i harb ve müddet-i muhâsaranın yirmi dokuzuncu günü burc-i hisârdan sadâ-yı el-emân peyveste-i nüh-kubbe-i âsumân olup, istîmânları isgā ve sûret-i niyâzları mütekābil-i mecelây-ı rızâ kılınup, kalʿa-i mezkûre Melik-i cedîd olan Tahmuras'a teslîm ve levâzım-ı muhâfazası tekmîl olundukdan sonra Kutais (کوتاتس) Kalʿası ârâm-gâh-ı asker-i zafer-i iktinâh oldu. Sanâdîd-i Gürciyân kalʿa-yı mezkûreye bir sâʿat mahalde müctemiʿ olup, merâmlarını ifâde içün ordu müteʿayyinlerinden birkaç nefer kimsenin vürûdunu iltimâs etmeleriyle, Serʿasker Paşa dahi orduda mevcûd Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Ağa'yı ve Kethudâsı'nı ve Kapucu-başı el-Hâc Mehmed Bey'i ve Ordu Kadısı İsmâʿîl Efendi'yi ve Ordu Ağası'nı irsâl edüp, mesfûrlar ʿale'l-ittifâk ribka-i itâʿati zîver-i gerden-i cân ve terk-i muhâlefet ü ʿisyân eylediklerin takrîr ü beyân ve mukaddemâ sudûr eden etvâr-ı nâ-hemvârları Salomon-ı bed-girdârın pençe-i kahrında zebûn olmalarından neş'et eylediğini ifâde ile: “Mesfûrun firârı defʿ-i mahzûr edüp, cümlemiz Devlet-i ʿaliyye'nin bende-i sadâkat-kârıyuz, cürmümüz ʿafv buyurulduğu hâlde dâ'ire-i itâʿatdan hâric yere vazʿ-ı kadem emr-i muhâl ve Salomon'u semtimize uğratmak ʿadîmü'l-ihtimâldir. Ancak nizâm-ı memlekete medâr olmak içün feth olunan Sevir Kalʿası melik-i cedîde verilüp, asker-i İslâm dahi bu mahalden ricʿat etdiklerinde mesfûrun bir mahalden zuhûru muhtemel olup, üzerine varıldıkda be-her hâl Devlet-i ʿaliyye askerinin muʿâvenet ü muzâheretine ihtiyâcımız bedîhî olmağla, mücerreb bu maslahat içün Canik Muhassılı el-Hâc ʿAli Bey [M1 283] bir mikdâr askeri ile Kuta'is'de meştâya taʿyîn olunduğu hâlde kuvvet-i zahrımıza ve istikrâr-ı nizâmımıza bâʿis olacağı zâhirdir” deyü bast-ı kelâm ve bu recâlarını inhâ vü ifhâm içün Baş-râhibleri Kutalküz'ü (کوتالكوز) cümlesi taraflarından tevkîl ve orduya tesbîl eylediklerinde tertîb-i dîvân ve cümle muvâcehesinde Râhib-i mesfûr itâʿat ü inkıyâdların yegân yegân takrîr ve tefhîm ve erkân-ı ordunun istisvâb ü istihsânlarıyla niyâzlarına müsâʿade ve kalʿa-i mezkûre Melik-i cedîde teslîm ve teʿahhüd eyledikleri umûrun şurût u kuyûdunu hâvî yedlerinden kavî senedler ahz ve li-ecli'l-iʿtimâd Melik-i mesfûra rehin-\nler verdiler. Ol dahi itmi’nân-ı kulûb içün ehl ü ʿıyâlin Kuta'is (كوتاتس) Kalası'na rehn vazʿ edüp, mîr-i mûmâ ileyh üç dört bin kadar Canik ve Trabzon askeriyle Kuta'is (كوتاتس) Kalası'nda kışlamak üzere meks ü ârâm ve Serʿasker Paşa dahi makarr-ı hükûmeti olan Ahıska tarafına ʿatf-ı zimâm eyledi.\n\nSenedât-ı merkūme Kapucular Kethudâsı İbrâhîm Ağa'ya teslîm ve Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl ve Salomon'un hayâtı, şîrâze-i nizâm-ı Gürcistân'ın inhilâline ʿillet-i tâmme olacağı ve bi-eyyi vechin kân mesfûrun ele getürülmesi murâd-ı katʿî-i Padişâhî idüği Serʿasker Paşa tarafına ifâde vü tebyîn ve verdikleri nizâm şimdilik tasvîb ü tahsîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl Haremeyn-i şerîfeyne irsâl olunan Surre-i hümâyûn recebü'l-ferdin on ikinci günü Surre Emîni nasb olunan Ser-bostâniyân-ı sâbık Ahmed Ağa'ya teslîm ve çekdirme sefînesine tahmîl ve Üsküdar cânibine tesbîl olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_566.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Beher sâl Haremeyn-i şerîfeyne irsâl olunan Surre-i hümâyûn recebü'l-ferdin on ikinci günü Surre Emîni nasb olunan Ser-bostâniyân-ı sâbık Ahmed Ağa'ya teslîm ve çekdirme sefînesine tahmîl ve Üsküdar cânibine tesbîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Bahr-i sefîd muhâfazasına taʿyîn olunan Kapudân-ı deryâ Tosun Mehmed Paşa ʿavdet ve ber-muʿtâd huzûr-i hümâyûn'da iktisây-ı hilʿat eyledi.",
          "caption": "Âmeden-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_567.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Bundan akdem Bahr-i sefîd muhâfazasına taʿyîn olunan Kapudân-ı deryâ Tosun Mehmed Paşa ʿavdet ve ber-muʿtâd huzûr-i hümâyûn'da iktisây-ı hilʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kışla sefâyininden biri Bağçe-kapusu'yla Galata beyninde lenger-endâz-ı istikrâr ve hübûb-i bâd-ı muvâfaka talebkâr iken, sâʿat altıda bi-kazâ’illâhi Teʿâlâ derûnundan âteş zuhûr edüp, yerinden hareket ve Galata önünde merbût baʿzı kebîr kayıklara musâdefet ile birkaçını ihrâk ve o mahalden iftirâk ile Cübb-i ʿAlî ile Tüfeng-hâne arasında olan Yehûd hânelere iltisâk ve ol hâneleri ve Cübb-i ʿAlî Çarşusu'nu bi'l-külliyye sûzân ve isâbet-i nâr havfından alarga olan küçük kayıklar Halîc-i İstanbul'un her tarafına müteferrik ve perîşân ve şiddet-i hevâ ve telâtum-i deryâ ekserîsini ifnâ eylediğinden gayri birisi Tersâne önünden mürûr ile Tersâne Serâyı [M1 284] Kasrı'nı yakup, dehşet ilkā ve altı sâʿatden sonra ʿavn-i Îzed-i bîçûn ile bu hâlet-i garîbe sükûn buldu.",
          "caption": "Sûhten-i kalyon",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_568.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûhten-i kalyon",
          "text": "Kışla sefâyininden biri Bağçe-kapusu'yla Galata beyninde lenger-endâz-ı istikrâr ve hübûb-i bâd-ı muvâfaka talebkâr iken, sâʿat altıda bi-kazâ’illâhi Teʿâlâ derûnundan âteş zuhûr edüp, yerinden hareket ve Galata önünde merbût baʿzı kebîr kayıklara musâdefet ile birkaçını ihrâk ve o mahalden iftirâk ile Cübb-i ʿAlî ile Tüfeng-hâne arasında olan Yehûd hânelere iltisâk ve ol hâneleri ve Cübb-i ʿAlî Çarşusu'nu bi'l-külliyye sûzân ve isâbet-i nâr havfından alarga olan küçük kayıklar Halîc-i İstanbul'un her tarafına müteferrik ve perîşân ve şiddet-i hevâ ve telâtum-i deryâ ekserîsini ifnâ eylediğinden gayri birisi Tersâne önünden mürûr ile Tersâne Serâyı [M1 284] Kasrı'nı yakup, dehşet ilkā ve altı sâʿatden sonra ʿavn-i Îzed-i bîçûn ile bu hâlet-i garîbe sükûn buldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânü'l-muʿazzamın dokuzuncu yevm-i sebt sâʿat dokuzda gülzâr-ı peyveste-i behâr-ı saltanatın bir gonçe-i bûyâsı ve bahr-i şevket ü iclâl-i Hilâfet'in bir dürr-i yektâsı, ser-nümây-ı mekmen-i zuhûr ve Sultân Mehmed ismiyle sahîfe-i ʿâlemde\nmestûr olup, aʿyün-i Mü'minîn'e ifâza-i pertev-i nûr ve sudûr-i muvahhidîne ilkāy-ı ferah u hubûr eyledi. Velâdet-i bâ-saʿâdetde kānûn olduğu vechile kudûm-i meymenet-lüzûm-i Şehzâde-i civân-tâliʿi tebşîr içün Dârü's-saʿâde Ağası Serây-ı Sadrıaʿzamî'ye vürûd ve teblîğ-i peyâm-ı meserret-endûd eyleyüp, bu müjde-i cihân-behâya mükâfât ve cezâ zımnında muʿtâd olan sunûf-i ʿatâyâ taraf-ı sadru'l-vüzerâdan îfâ olunduğuna müteʿâkib müjde-i revân-bahş-ı velâdet bi'l-cümle erkân-ı saltanata işâʿat olunup, kemâl-i inbisât ile her biri nisâr-ı nakdîne-i iktidâr ve icrây-ı levâzım-ı istibşâr eylediler. Ferdâsı Sadrıaʿzam ve Şeyhul-islâm ve Tevkīʿî Paşa ve Kapudan Paşa ve Sadreyn ve Nakībü'l-eşrâf ve Yeniçeri Ağası Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve tebrîk-i velâdet eylediklerinde, mazhar-ı iltifât-ı Şehriyâr-ı ʿâlem ve semmûr kürkler ile münbasit u hurrem oldu.",
          "caption": "Velâdet-i Şehzâde Sultân Mehmed",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_569.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Şehzâde Sultân Mehmed",
          "text": "Şaʿbânü'l-muʿazzamın dokuzuncu yevm-i sebt sâʿat dokuzda gülzâr-ı peyveste-i behâr-ı saltanatın bir gonçe-i bûyâsı ve bahr-i şevket ü iclâl-i Hilâfet'in bir dürr-i yektâsı, ser-nümây-ı mekmen-i zuhûr ve Sultân Mehmed ismiyle sahîfe-i ʿâlemde\nmestûr olup, aʿyün-i Mü'minîn'e ifâza-i pertev-i nûr ve sudûr-i muvahhidîne ilkāy-ı ferah u hubûr eyledi. Velâdet-i bâ-saʿâdetde kānûn olduğu vechile kudûm-i meymenet-lüzûm-i Şehzâde-i civân-tâliʿi tebşîr içün Dârü's-saʿâde Ağası Serây-ı Sadrıaʿzamî'ye vürûd ve teblîğ-i peyâm-ı meserret-endûd eyleyüp, bu müjde-i cihân-behâya mükâfât ve cezâ zımnında muʿtâd olan sunûf-i ʿatâyâ taraf-ı sadru'l-vüzerâdan îfâ olunduğuna müteʿâkib müjde-i revân-bahş-ı velâdet bi'l-cümle erkân-ı saltanata işâʿat olunup, kemâl-i inbisât ile her biri nisâr-ı nakdîne-i iktidâr ve icrây-ı levâzım-ı istibşâr eylediler. Ferdâsı Sadrıaʿzam ve Şeyhul-islâm ve Tevkīʿî Paşa ve Kapudan Paşa ve Sadreyn ve Nakībü'l-eşrâf ve Yeniçeri Ağası Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve tebrîk-i velâdet eylediklerinde, mazhar-ı iltifât-ı Şehriyâr-ı ʿâlem ve semmûr kürkler ile münbasit u hurrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tavâyif-i askerînin iki kıst mevâcibleri evâsıt-ı şehr-i mezkûrda ihrâc ve eyâdî-yi emânetkârâna idrâc olunup, aʿlâ vü ednâ zâten ve ʿirzen ihsân-ı bî-pâyân-ı Hakān-ı cihândan hisse-yâb ve rehyâb-ı düşâha-i zarûret ü ıztırâb oldular.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_570.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Tavâyif-i askerînin iki kıst mevâcibleri evâsıt-ı şehr-i mezkûrda ihrâc ve eyâdî-yi emânetkârâna idrâc olunup, aʿlâ vü ednâ zâten ve ʿirzen ihsân-ı bî-pâyân-ı Hakān-ı cihândan hisse-yâb ve rehyâb-ı düşâha-i zarûret ü ıztırâb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muhterik olan sefînenin kapudanı Çunkar Kapudan harîk gicesi sefînede bulunmayup, keyfiyyete vâkıf olduğu ân havf-i cân ile gürîzân olduğundan başka, Kapudan Paşa subh u mesâ hazm ü ihtiyâtı elden bırakmamak veyâ kendüsü bizzât ve yâhûd iʿtimâd eylediği kimseler ahvâl-i sefâyine ıttılâʿdan hâlî olmayup, vücûd ve ʿadem-i zâbitânı tahkīk u tashîh ve iktizâsına göre icrây-ı lâzime-i tebrîh u takrîh etmek eczây-ı mürekkebât-ı meʾmûriyyetinden iken, vukūʿ bulan mâdde mahzâ gaflet ve tekâsülüne mahmûl ve bâʿis-i iğbirâr-ı Pâdişâh-ı gayret-şümûl olup, Bostâncı-başı Ağa mübâşeretiyle Balıkhâne'de habs ve hayâtından kendüye ye's gelmişiken, Şehriyâr-ı Rüstem-be's, zuhûr eden hâlet-i müdhişeyi hükm-i kadere haml ile cürmünden iğmizâz ve muvâhaze-den iʿrâz eylediklerinden başka, Eğriboz Sancağı tevcîhiyle ihsân ve mürûʾeti tekmîl ve bu sunʿ-i cemîl ile mekârim-nâme-i Şâhâne'lerin sahâyif-i [M1 285] ʿâleme tabʿ ü temsîl eylediler.\n\nRumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa, sâniyen Deryâ Kapudanlığı ile tebcîl ve Âsitâne'ye gelinceye dek Vezîr Tevkīʿî Paşa tevkîl olunup, münhal olan Rumeli Eyâleti, Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Vidin Muhâfızlığı, Hotin Muhâfızı Vezîr Receb Paşa'ya ve Hotin, Eğriboz Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan Ahmed Paşa-zâde Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu.\n\nTersâne Emîni Ahmed ʿİzzet Efendi dahi bu hâlet vukūʿu sebebi ile mebgūz u menfûr ve mübtelây-ı ʿazl-i nâgeh-zuhûr olup, Ağa-zâde Hüseyin Ağa, yerine meʾmûr ve Liman Reʾîsi Magosa Kalʿası'na iclâ ve hakkında o kadar ile iktifâ olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kapudan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_571.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kapudan Paşa",
          "text": "Muhterik olan sefînenin kapudanı Çunkar Kapudan harîk gicesi sefînede bulunmayup, keyfiyyete vâkıf olduğu ân havf-i cân ile gürîzân olduğundan başka, Kapudan Paşa subh u mesâ hazm ü ihtiyâtı elden bırakmamak veyâ kendüsü bizzât ve yâhûd iʿtimâd eylediği kimseler ahvâl-i sefâyine ıttılâʿdan hâlî olmayup, vücûd ve ʿadem-i zâbitânı tahkīk u tashîh ve iktizâsına göre icrây-ı lâzime-i tebrîh u takrîh etmek eczây-ı mürekkebât-ı meʾmûriyyetinden iken, vukūʿ bulan mâdde mahzâ gaflet ve tekâsülüne mahmûl ve bâʿis-i iğbirâr-ı Pâdişâh-ı gayret-şümûl olup, Bostâncı-başı Ağa mübâşeretiyle Balıkhâne'de habs ve hayâtından kendüye ye's gelmişiken, Şehriyâr-ı Rüstem-be's, zuhûr eden hâlet-i müdhişeyi hükm-i kadere haml ile cürmünden iğmizâz ve muvâhaze-den iʿrâz eylediklerinden başka, Eğriboz Sancağı tevcîhiyle ihsân ve mürûʾeti tekmîl ve bu sunʿ-i cemîl ile mekârim-nâme-i Şâhâne'lerin sahâyif-i [M1 285] ʿâleme tabʿ ü temsîl eylediler.\n\nRumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa, sâniyen Deryâ Kapudanlığı ile tebcîl ve Âsitâne'ye gelinceye dek Vezîr Tevkīʿî Paşa tevkîl olunup, münhal olan Rumeli Eyâleti, Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Vidin Muhâfızlığı, Hotin Muhâfızı Vezîr Receb Paşa'ya ve Hotin, Eğriboz Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan Ahmed Paşa-zâde Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu.\n\nTersâne Emîni Ahmed ʿİzzet Efendi dahi bu hâlet vukūʿu sebebi ile mebgūz u menfûr ve mübtelây-ı ʿazl-i nâgeh-zuhûr olup, Ağa-zâde Hüseyin Ağa, yerine meʾmûr ve Liman Reʾîsi Magosa Kalʿası'na iclâ ve hakkında o kadar ile iktifâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânın yirmi ikinci gicesi Hoca-paşa semtinde vâkiʿ Bostâncı-başı-zâde hânesinden zuhûr eden âteş, Aydın-oğlu Tekyesi'nden Kapı Ağası Medresesi'ne ve andan Bâb-ı âlî'ye gelince menâzil ve büyûtu ihrâk ve şiddet-i rûzgâr halka mûcib-i hayret ü istiğrâk olmuşiken, o nâr-ı zâti'l-vekūd intifâ-kerde-i sehâb-ı lütf-i Vâcibü'l-vücûd oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_572.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şaʿbânın yirmi ikinci gicesi Hoca-paşa semtinde vâkiʿ Bostâncı-başı-zâde hânesinden zuhûr eden âteş, Aydın-oğlu Tekyesi'nden Kapı Ağası Medresesi'ne ve andan Bâb-ı âlî'ye gelince menâzil ve büyûtu ihrâk ve şiddet-i rûzgâr halka mûcib-i hayret ü istiğrâk olmuşiken, o nâr-ı zâti'l-vekūd intifâ-kerde-i sehâb-ı lütf-i Vâcibü'l-vücûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl ramazânında vazʿ-ı Şâhâne olan Tefsîr tedrîsine rağbet-i hümâyûn ber-kemâl olduğuna binâ'en, mevâlî ve müderrisînden yüz yirmi altı nefer kimse on dokuz meclise taksîm ve her biri bir gün içün tertîb ü tanzîm olunup, her meclis erbâbından zâten ve zemânen akdem ve ercah bulunan sâyirelere re'îs ve bâlâ-nişîn-i makām-ı taʿlîm ü tedrîs olup, evâyil-i Sûre-i Bakara'dan makāma münâsib niçe nükât ve mezâyâ takrîr ü beyân ve o meclis-i nefîs-i melâyik-celîs müşâbih-i ravza-i cinân kılınup, ders temâmında surre-i muʿayyene ile herkes bâliğ-i meblağ-ı refâh-ı hâl ve ramazâniyye ve 'îdiyye sıkletinden mutma’innü'l-bâl oldular.",
          "caption": "ʿAkd-i cemʿiyyet-i ders der-huzûr-i Pâdişâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_573.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAkd-i cemʿiyyet-i ders der-huzûr-i Pâdişâhî",
          "text": "Beher sâl ramazânında vazʿ-ı Şâhâne olan Tefsîr tedrîsine rağbet-i hümâyûn ber-kemâl olduğuna binâ'en, mevâlî ve müderrisînden yüz yirmi altı nefer kimse on dokuz meclise taksîm ve her biri bir gün içün tertîb ü tanzîm olunup, her meclis erbâbından zâten ve zemânen akdem ve ercah bulunan sâyirelere re'îs ve bâlâ-nişîn-i makām-ı taʿlîm ü tedrîs olup, evâyil-i Sûre-i Bakara'dan makāma münâsib niçe nükât ve mezâyâ takrîr ü beyân ve o meclis-i nefîs-i melâyik-celîs müşâbih-i ravza-i cinân kılınup, ders temâmında surre-i muʿayyene ile herkes bâliğ-i meblağ-ı refâh-ı hâl ve ramazâniyye ve 'îdiyye sıkletinden mutma’innü'l-bâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i fesîhatü'l-ercây-ı Anadolu'da vâkiʿ baʿzı emâkinin muktezây-ı âb ü hâki üzere sevdây-ı şöhret ve teʿayyün ile bir şahs-ı bâhirü'n-naks zuhûr ve dest-res olabildiği mahallere neşr-i bezr-i mefâsid ü şurûr edüp, sahte kâmrânlık ve âyende vü revendeye hemyân-ı fukarâdan mîzbânlık ederek etrâf ü enhâya itâle-i dest ve muʿârızlarının kadrini pest etmek zımnında harb ü kıtâle âheng ve iʿmâl-i seyf ü tüfeng edüp, akviyâ ser-pençe-i kahrında zebûn ve fukarâ vü zuʿafâ zencîr-i tegallübünde ser-nigûn olup, eyyâm-ı istidrâcı zevâle karîn olarak taraf-ı saltanatdan nâgâh kedû-yi mezbelegâh-ı mezellet [M1 286] olan ser-i nühûset-eserine darb-ı tabanca-i âteş-hîz ve havâle-i tîğ-i sertîz kılındığı, hezâr bâr tecribet-güzâr-ı erbâb-ı tedkīk ü temyîz olup, binâ'en ʿalâ zâlik Eğirdir ehâlîsinden Yılânlı Mûsâ dahi o reftâr-ı nâ-hem-vâra sâlik olduğundan, kahr ü istîsâline Aydın Muhassılı Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa me'mûr olmağla, Çelik Paşa-zâde'yi üzerine taʿyîn ve levâzımını tanzîm ile hey'et-i ictimâʿiyyesini sedd-i âhenîn eyleyüp, Paşa-yı mûmâ ileyh Eğirdir kurbunda merkūm ile âgāz-ı kıtâl ve miyânelerinde el-harbü sicâlün keyfiyyeti nümû-dâr olarak Musâ, kalʿaya çıkup, mütehassınan müteheyyi’-i cidâl olduğu mûmâ ileyhe maʿlûm oldukda, muhâsaraya şurûʿ u mübâşeret ile vukūʿ bulan keyfiyyeti müşârun ileyhe ʿarz ü işâret eyledikde yerinden hareket ve Eğirdir tarafına tahrîk-i râyet-i hey’et eylediğini bâgī-yi mezkûr istihbâr ve nevâhî-yi Ermenâk'e doğru firâr ve birkaç gün serserî geşt ü güzâr-\ndan sonra Hâdim Kasabası'na varup, ʿulûm-ı zâhire vü bâtınede kaʿbı ʿâlî olan müteveffâ Hâdim Müftüsü Şeyh Efendi'nin evlâdına ilticâ, anlar dahi Vezîr-i müşârun ileyhden ʿafv-ı cürmünü recâ etmişler idi. Müftî-yi merhûm, müşârun ileyhin Şeyh ve muʿtekadı ve müsellem ve muʿtemedi olduğundan, ʿadem-i müsâʿadeye imkân bulamayup, peyder-pey bâb-ı şefâʿati bâz ve merreten baʿde uhrâ ʿafvını niyâz etmekle, Eğirdir Kasabası'na fîmâ baʿd ʿazîmetden mücânebet ve Hâdim'de ikāmet etmek üzere recâsı karîn-i isʿâf ve merkūm ʿafv ile mazhar-ı eltâf olup, Eğirdir Kasabası ehâlîsi dahi pâ-beste-i nezr-i girân ve merkūmu kasabalarına idhâl eyledikleri hâlde tahsîl-i nezrden başka, her biri mazhar-ı gazab-ı Hakān-ı zemân olacağları bâbında taraflarına hitâben isdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı. Müşârun ileyh irâde-i devleti temhîd ve esâs-ı nizâmı teşyîd etdikden sonra Isparta Kazâsı'na gelüp, vücûduna tareyân-ı ʿillet ve semt-i şehrâh-ı ʿâlem-i bekāya derre-zen-i kûs-ı rihlet ve kişver-füshat-i âbâd-ı hâmûşâna esbrân-ı ʿazîmet oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyh Dârende mütemekkinlerinden olup, tefâsîl-i ahvâli mahallerinde mestûr ve tekrârı sebeb-i se'âmet ü fütûr olacağı zâhirdir. Talîku'l-lisân ve nüktedân-ı şedîdü'ş-şekîme, kaviyyü'l-ʿazîme, meʿârif-âşinâ bir Vezîr-i bî-hemtâ idi.",
          "caption": "Ahvâl-i Beylânlı-zâde ve vefât-ı Muhassıl-ı Aydın Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_574.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Beylânlı-zâde ve vefât-ı Muhassıl-ı Aydın Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa",
          "text": "Memâlik-i fesîhatü'l-ercây-ı Anadolu'da vâkiʿ baʿzı emâkinin muktezây-ı âb ü hâki üzere sevdây-ı şöhret ve teʿayyün ile bir şahs-ı bâhirü'n-naks zuhûr ve dest-res olabildiği mahallere neşr-i bezr-i mefâsid ü şurûr edüp, sahte kâmrânlık ve âyende vü revendeye hemyân-ı fukarâdan mîzbânlık ederek etrâf ü enhâya itâle-i dest ve muʿârızlarının kadrini pest etmek zımnında harb ü kıtâle âheng ve iʿmâl-i seyf ü tüfeng edüp, akviyâ ser-pençe-i kahrında zebûn ve fukarâ vü zuʿafâ zencîr-i tegallübünde ser-nigûn olup, eyyâm-ı istidrâcı zevâle karîn olarak taraf-ı saltanatdan nâgâh kedû-yi mezbelegâh-ı mezellet [M1 286] olan ser-i nühûset-eserine darb-ı tabanca-i âteş-hîz ve havâle-i tîğ-i sertîz kılındığı, hezâr bâr tecribet-güzâr-ı erbâb-ı tedkīk ü temyîz olup, binâ'en ʿalâ zâlik Eğirdir ehâlîsinden Yılânlı Mûsâ dahi o reftâr-ı nâ-hem-vâra sâlik olduğundan, kahr ü istîsâline Aydın Muhassılı Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa me'mûr olmağla, Çelik Paşa-zâde'yi üzerine taʿyîn ve levâzımını tanzîm ile hey'et-i ictimâʿiyyesini sedd-i âhenîn eyleyüp, Paşa-yı mûmâ ileyh Eğirdir kurbunda merkūm ile âgāz-ı kıtâl ve miyânelerinde el-harbü sicâlün keyfiyyeti nümû-dâr olarak Musâ, kalʿaya çıkup, mütehassınan müteheyyi’-i cidâl olduğu mûmâ ileyhe maʿlûm oldukda, muhâsaraya şurûʿ u mübâşeret ile vukūʿ bulan keyfiyyeti müşârun ileyhe ʿarz ü işâret eyledikde yerinden hareket ve Eğirdir tarafına tahrîk-i râyet-i hey’et eylediğini bâgī-yi mezkûr istihbâr ve nevâhî-yi Ermenâk'e doğru firâr ve birkaç gün serserî geşt ü güzâr-\ndan sonra Hâdim Kasabası'na varup, ʿulûm-ı zâhire vü bâtınede kaʿbı ʿâlî olan müteveffâ Hâdim Müftüsü Şeyh Efendi'nin evlâdına ilticâ, anlar dahi Vezîr-i müşârun ileyhden ʿafv-ı cürmünü recâ etmişler idi. Müftî-yi merhûm, müşârun ileyhin Şeyh ve muʿtekadı ve müsellem ve muʿtemedi olduğundan, ʿadem-i müsâʿadeye imkân bulamayup, peyder-pey bâb-ı şefâʿati bâz ve merreten baʿde uhrâ ʿafvını niyâz etmekle, Eğirdir Kasabası'na fîmâ baʿd ʿazîmetden mücânebet ve Hâdim'de ikāmet etmek üzere recâsı karîn-i isʿâf ve merkūm ʿafv ile mazhar-ı eltâf olup, Eğirdir Kasabası ehâlîsi dahi pâ-beste-i nezr-i girân ve merkūmu kasabalarına idhâl eyledikleri hâlde tahsîl-i nezrden başka, her biri mazhar-ı gazab-ı Hakān-ı zemân olacağları bâbında taraflarına hitâben isdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı. Müşârun ileyh irâde-i devleti temhîd ve esâs-ı nizâmı teşyîd etdikden sonra Isparta Kazâsı'na gelüp, vücûduna tareyân-ı ʿillet ve semt-i şehrâh-ı ʿâlem-i bekāya derre-zen-i kûs-ı rihlet ve kişver-füshat-i âbâd-ı hâmûşâna esbrân-ı ʿazîmet oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyh Dârende mütemekkinlerinden olup, tefâsîl-i ahvâli mahallerinde mestûr ve tekrârı sebeb-i se'âmet ü fütûr olacağı zâhirdir. Talîku'l-lisân ve nüktedân-ı şedîdü'ş-şekîme, kaviyyü'l-ʿazîme, meʿârif-âşinâ bir Vezîr-i bî-hemtâ idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ramazân-ı şerîf hitâm-pezîr ve leyletü'l-ʿîd bi'l-cümle erkân-ı Devlet-i ebed-masîr hâk-i ʿatebe-i Şâhâne ile cebhe-i iftihârların taʿfîr ve tehniyet-i ʿîd-i sâʿîd ile duʿây-ı devâm-ı saltanatı îsâl-i küngüre-i çarh-ı esîr eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_575.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd",
          "text": "Ramazân-ı şerîf hitâm-pezîr ve leyletü'l-ʿîd bi'l-cümle erkân-ı Devlet-i ebed-masîr hâk-i ʿatebe-i Şâhâne ile cebhe-i iftihârların taʿfîr ve tehniyet-i ʿîd-i sâʿîd ile duʿây-ı devâm-ı saltanatı îsâl-i küngüre-i çarh-ı esîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ümerâdan Çavuşlar Kethudâsı [M1 287] Çırağı denmekle meşhûr Hasan Bey, emsâline tefavvuk ve istiʿlâ fikriyle beyne'l-ümerâ kuvvet-i batş ile şöhret-nümâ olan Keşkeş Hüseyin Bey'i iʿdâm ve Mısr-ı Kāhire'de mâlik-i zimâm-ı kabz u ibrâm olmak hevâsını kalbinde ihfâ eylediğini Hüseyin Bey'in hevâdârları tahkīk ve merkūma vehâmet-i ʿâkıbet-i kârı beyân ile irâ'e-i istikāmet-i tarîk etmişler iken, müte'essir olmayup, Hüseyin Bey yedinde helâk ve üftâde-i hâk-i megāk oldu. Mensûb olduğu Çavuşlar Kethudâsı Dimyat'a ve tarafdarlarından diğer Hasan Bey ve Mehmed Bey, Cidde'ye nefy ü ibʿâd ve defʿ-i şûriş ü fesâd kılındı.",
          "caption": "Havâdis-i Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_576.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i Mısriyye",
          "text": "Ümerâdan Çavuşlar Kethudâsı [M1 287] Çırağı denmekle meşhûr Hasan Bey, emsâline tefavvuk ve istiʿlâ fikriyle beyne'l-ümerâ kuvvet-i batş ile şöhret-nümâ olan Keşkeş Hüseyin Bey'i iʿdâm ve Mısr-ı Kāhire'de mâlik-i zimâm-ı kabz u ibrâm olmak hevâsını kalbinde ihfâ eylediğini Hüseyin Bey'in hevâdârları tahkīk ve merkūma vehâmet-i ʿâkıbet-i kârı beyân ile irâ'e-i istikāmet-i tarîk etmişler iken, müte'essir olmayup, Hüseyin Bey yedinde helâk ve üftâde-i hâk-i megāk oldu. Mensûb olduğu Çavuşlar Kethudâsı Dimyat'a ve tarafdarlarından diğer Hasan Bey ve Mehmed Bey, Cidde'ye nefy ü ibʿâd ve defʿ-i şûriş ü fesâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlin beşinci günü hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve defterdârân ve Darb-hâne ve Şehremânet'leri cümleten ibkā olunup, Defter Emâneti, Ebûbekir Efendi'ye; Baş-muhasebe, Subhî Mehmed Efendi'ye; Matbah, Ahmed Resmî Efendi'ye; Arpa Emâneti, Recâyî Mehmed Efendi'ye; Anadolu Muhasebesi, ʿÂtıf-zâde ʿÖmer Efendi'ye; Atlu-\nmukābeleciliği, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Haremeyn Muhâsebesi Benlî-zâdeye; Yeniçeriyân Kitâbeti, Re’îs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Sıdkı Mustafa Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Gürcistân Defterdârı Ahmed Efendi'ye; Cizye, Merâkī Hüseyin Efendi'ye; Maliyye Tezkireciliği, Kesriyyeli-zâde Ebûbekir Bey'e; Küçük Rûznâme, Vuslatî Mustafa Efendi'ye; Piyâde Mukābelesi, Saʿdullâh Efendi'ye; Cebeciler Kitâbeti, Bekir Paşa-zâde ʿAtâʾullâh Bey'e tevcîh ve sâyir menâsıb dahi erbâb-ı istihkāka tefvîz olunup, baʿzı hâcegân dahi ʿatâyâ-yı Pâdişâhî ile muterassid-ı hall-i İlâhî oldular. Sipâh Ağalığı, Abdâl Mehmed Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, Çeteci yeğeni Hüseyin Bey'e; Cebeci-başılık, sâbıkā Kethudâ Mustafa Ağa'ya; Topçu-başılık, Mehmed Ağa'ya tevcîh olunup, menâsıb-ı bâkıye ashâbına ibkā olundu.\n\nYevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Bosna Eyâleti, sâbıkā Özi Muhâfızı Silahdâr Mehmed Paşa'ya ve Özi Muhâfazası, selefi Köprülü-zâde Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; Eyâlet-i Girid, Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Selânik, Vezîr es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa'ya; Eyâlet-i Karaman, Aksaray ve Akşehir ve Beyşehri sancakları ilhâkıyla Vezîr ʿAbdî Paşa'ya; Haleb Eyâleti, Gül Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAlî Paşa'ya ve Diyârbe-kir Eyâleti, Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve sâyir eyâlât ve elviye vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâma ibkā vü tevcîh ile her biri hân-ı niʿamâ-yı devletden hisse-mend-i nevâl-i ihsân ve mütereşşif-i zülâl-i birr ü imtinân oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_577.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şevvâlin beşinci günü hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve defterdârân ve Darb-hâne ve Şehremânet'leri cümleten ibkā olunup, Defter Emâneti, Ebûbekir Efendi'ye; Baş-muhasebe, Subhî Mehmed Efendi'ye; Matbah, Ahmed Resmî Efendi'ye; Arpa Emâneti, Recâyî Mehmed Efendi'ye; Anadolu Muhasebesi, ʿÂtıf-zâde ʿÖmer Efendi'ye; Atlu-\nmukābeleciliği, Bekir Paşa-zâde Süleymân Bey'e; Haremeyn Muhâsebesi Benlî-zâdeye; Yeniçeriyân Kitâbeti, Re’îs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye; Sipâh Kitâbeti, Sıdkı Mustafa Efendi'ye; Silahdâr Kitâbeti, Gürcistân Defterdârı Ahmed Efendi'ye; Cizye, Merâkī Hüseyin Efendi'ye; Maliyye Tezkireciliği, Kesriyyeli-zâde Ebûbekir Bey'e; Küçük Rûznâme, Vuslatî Mustafa Efendi'ye; Piyâde Mukābelesi, Saʿdullâh Efendi'ye; Cebeciler Kitâbeti, Bekir Paşa-zâde ʿAtâʾullâh Bey'e tevcîh ve sâyir menâsıb dahi erbâb-ı istihkāka tefvîz olunup, baʿzı hâcegân dahi ʿatâyâ-yı Pâdişâhî ile muterassid-ı hall-i İlâhî oldular. Sipâh Ağalığı, Abdâl Mehmed Ağa'ya; Silahdâr Ağalığı, Çeteci yeğeni Hüseyin Bey'e; Cebeci-başılık, sâbıkā Kethudâ Mustafa Ağa'ya; Topçu-başılık, Mehmed Ağa'ya tevcîh olunup, menâsıb-ı bâkıye ashâbına ibkā olundu.\n\nYevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Bosna Eyâleti, sâbıkā Özi Muhâfızı Silahdâr Mehmed Paşa'ya ve Özi Muhâfazası, selefi Köprülü-zâde Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; Eyâlet-i Girid, Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Selânik, Vezîr es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa'ya; Eyâlet-i Karaman, Aksaray ve Akşehir ve Beyşehri sancakları ilhâkıyla Vezîr ʿAbdî Paşa'ya; Haleb Eyâleti, Gül Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAlî Paşa'ya ve Diyârbe-kir Eyâleti, Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve sâyir eyâlât ve elviye vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâma ibkā vü tevcîh ile her biri hân-ı niʿamâ-yı devletden hisse-mend-i nevâl-i ihsân ve mütereşşif-i zülâl-i birr ü imtinân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Kırım Hân'ı nasb olunan Selîm Girây Hân, [M1 288] rızây-ı devlete muvâfık harekete muvaffak olamayup, ʿazline irâde-i hümâyûn teʿalluk ve sâbıkā Kırım Hân'ı Arslan Girây Hân, mâh-ı mezkûrun on üçüncü günü mesned-i Hânî'ye tefavvuk eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Selîm Girây Hân ve nasb-ı Arslan Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_578.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Selîm Girây Hân ve nasb-ı Arslan Girây Hân",
          "text": "Bundan akdem Kırım Hân'ı nasb olunan Selîm Girây Hân, [M1 288] rızây-ı devlete muvâfık harekete muvaffak olamayup, ʿazline irâde-i hümâyûn teʿalluk ve sâbıkā Kırım Hân'ı Arslan Girây Hân, mâh-ı mezkûrun on üçüncü günü mesned-i Hânî'ye tefavvuk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Burusa Kazâsı, sâbıkā Üsküdar Kadısı Hâfız İbrâhîm Efendi'ye ve Şâm Kazâsı, sâbıkā Kudüs Kadısı Sır-kâtibi es-Seyyid ʿÖmer Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_579.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Burusa Kazâsı, sâbıkā Üsküdar Kadısı Hâfız İbrâhîm Efendi'ye ve Şâm Kazâsı, sâbıkā Kudüs Kadısı Sır-kâtibi es-Seyyid ʿÖmer Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Bey, Ahıska hânedânından ve o havâlî müteʿayyinlerinden olup, Gürcistân'ın istikrâr-ı nizâmına medâr olur mülâhazasıyla rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'e irtikā ve Anadolu Eyâleti ilhâkıyla zimâm-ı Eyâlet-i Çıldır dest-i sadâkat-peyvestine iʿtâ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-İbrâhîm Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_580.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-İbrâhîm Bey",
          "text": "Sâbıkā Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Bey, Ahıska hânedânından ve o havâlî müteʿayyinlerinden olup, Gürcistân'ın istikrâr-ı nizâmına medâr olur mülâhazasıyla rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'e irtikā ve Anadolu Eyâleti ilhâkıyla zimâm-ı Eyâlet-i Çıldır dest-i sadâkat-peyvestine iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve bedr-i efham bu esnâda Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa'nın oğlu Mehmed Saʿîd Bey'de müşâhede-i liyâkat ü istiʿdâd ve mîr-i mûmâ ileyhi kendüye\ndâmâd eyleyüp, Şehriyâr-ı sütûde-hisâl mahzâ Sadrıaʿzam'ı taltîf ve kadr ü şânını tazʿîf içün bir sevb-i semmûr ve bir kabza mücevher hancer Berber-başı Ağa ile irsâl ve hatt-ı hümâyûnlarında tebrîk ve istifsâr-ı hâl buyurdular.\nZilkaʿdenin yedinci isneyn günü Mesken-i Gāzî ismiyle mevsûm olan kalyonun deryâya tenzîli içün Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Tevkīʿî Paşa hazerâtı ʿale't-teʿâkub Tersâne-i ʿâmire'ye ʿazîmet ile teşrîf-i hümâyûna terakkub etmişler idi. Şehriyâr-ı bahr ü berr dâme mâ-dâme'l-bahrü'l-ahdar hazretleri dahi şeref-resân-ı vürûd ve üç anbarlı nâm sefînede bi'd-devleti ve'l-ikbâl kuʿûd ve vakt-ı muhtâr hulûlünde sefîne-i mezkûre ber vech-i sühûlet deryâya nâzil ve cümlede inşirâh-ı kalb hâsıl olup, müşârun ileyhime kürkler iksâ ve sâyirlere hilʿat ilbâs ve bahşîşler iʿtâ olundu.\nHaleb eşrâfından olup, kati çok zemândan berü Nekābet ile kesb-i teʿayyün ü şöhret ve giderek tevsîʿ-i dâ'ire-i maʿîşet eden Tâhâ-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'nin kapusu ekâbir ü esâgire küşâde ve Haleb halkına ve sâyire nefʿ-i mazarratından ziyâde iken, mütemevvilân-ı zemâneye gedâ-çeşmân-ı rüzgârın ez-kadîm husûmeti olduğundan gayri, Haleb monlaları dahi mûmâ ileyhe hased ve şiddet-i sevretinden emvâl-i nâsa itâle-i yed edemediklerinden, bâb-ı zemm ü kadhını feth ve dervâze-i mehâsinini sed eyleyüp, o makūle fî kulûbihim merazun olan baʿzı ehl-i garaz tarafından sû'-i hâlî devlete ilkā ve men yesmaʿ yehal kāʿidesi üzere ihrâz etdiği İzmir Pâyesi kaydı terkīn ü ilgā ve nâmı cerîde-i Mevâlî'den hakk ü imhâ ve Edirne'ye nefy ü iclâ olunmuşidi. Kudüs'den maʿzûl pederi Ahmed Efendi Âsitâne'de bulunup, mahdûmu [M1 289] hakkında muktezây-ı hannâniyyet-i übüvvet üzere sû’-i zikr üzere olanları iskât ü ifhâm ve tahrîk ile şey' da'vâ edenleri kavlen irzâ vü ilzâm kaydına düşdüğünden, ol dahi Edirne'ye tagrîb ve belây-ı celâ ile taʿzîb olundu.\nSakā Çeşmesi kurbunda vâkiʿ bir Ermeni, şâhid-i zûr ve baʿzı ehl-i şurûr ile cemʿiyyet ve envâʿ-1 fesâda cesâret eylediği mesmûʿ-i evliyây-ı devlet olup, Ermeni-yi mesfûr salb ve o makūle sâʿî bi'l-fesâd olanlara îrâs-ı ruʿb-i kalb olup, dâhil-i cemʿiyyet olan birkaç küştenî dahi Limni Cezîresi'nde kalʿa-bend olunmak içün mübâşire teslîm ve bilâ-emr-i ʿâlî sebîlleri tahliye olunmamak husûsu Dizdâr ve sâyire tefhîm olundu.\n\nMîrahûr-i Evvel-i hazret-i Cihânbânî pîr-i fânî ve müttekî-yi visâde-i nâ-tüvânî olup, Baş-silâhşör Mahmûd Bey, makāmıyla nâyil-i aksa'l-gāye-i emânî oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_581.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Sadrıaʿzam ve bedr-i efham bu esnâda Sadr-ı esbak ʿAbdullah Paşa'nın oğlu Mehmed Saʿîd Bey'de müşâhede-i liyâkat ü istiʿdâd ve mîr-i mûmâ ileyhi kendüye\ndâmâd eyleyüp, Şehriyâr-ı sütûde-hisâl mahzâ Sadrıaʿzam'ı taltîf ve kadr ü şânını tazʿîf içün bir sevb-i semmûr ve bir kabza mücevher hancer Berber-başı Ağa ile irsâl ve hatt-ı hümâyûnlarında tebrîk ve istifsâr-ı hâl buyurdular.\nZilkaʿdenin yedinci isneyn günü Mesken-i Gāzî ismiyle mevsûm olan kalyonun deryâya tenzîli içün Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Tevkīʿî Paşa hazerâtı ʿale't-teʿâkub Tersâne-i ʿâmire'ye ʿazîmet ile teşrîf-i hümâyûna terakkub etmişler idi. Şehriyâr-ı bahr ü berr dâme mâ-dâme'l-bahrü'l-ahdar hazretleri dahi şeref-resân-ı vürûd ve üç anbarlı nâm sefînede bi'd-devleti ve'l-ikbâl kuʿûd ve vakt-ı muhtâr hulûlünde sefîne-i mezkûre ber vech-i sühûlet deryâya nâzil ve cümlede inşirâh-ı kalb hâsıl olup, müşârun ileyhime kürkler iksâ ve sâyirlere hilʿat ilbâs ve bahşîşler iʿtâ olundu.\nHaleb eşrâfından olup, kati çok zemândan berü Nekābet ile kesb-i teʿayyün ü şöhret ve giderek tevsîʿ-i dâ'ire-i maʿîşet eden Tâhâ-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'nin kapusu ekâbir ü esâgire küşâde ve Haleb halkına ve sâyire nefʿ-i mazarratından ziyâde iken, mütemevvilân-ı zemâneye gedâ-çeşmân-ı rüzgârın ez-kadîm husûmeti olduğundan gayri, Haleb monlaları dahi mûmâ ileyhe hased ve şiddet-i sevretinden emvâl-i nâsa itâle-i yed edemediklerinden, bâb-ı zemm ü kadhını feth ve dervâze-i mehâsinini sed eyleyüp, o makūle fî kulûbihim merazun olan baʿzı ehl-i garaz tarafından sû'-i hâlî devlete ilkā ve men yesmaʿ yehal kāʿidesi üzere ihrâz etdiği İzmir Pâyesi kaydı terkīn ü ilgā ve nâmı cerîde-i Mevâlî'den hakk ü imhâ ve Edirne'ye nefy ü iclâ olunmuşidi. Kudüs'den maʿzûl pederi Ahmed Efendi Âsitâne'de bulunup, mahdûmu [M1 289] hakkında muktezây-ı hannâniyyet-i übüvvet üzere sû’-i zikr üzere olanları iskât ü ifhâm ve tahrîk ile şey' da'vâ edenleri kavlen irzâ vü ilzâm kaydına düşdüğünden, ol dahi Edirne'ye tagrîb ve belây-ı celâ ile taʿzîb olundu.\nSakā Çeşmesi kurbunda vâkiʿ bir Ermeni, şâhid-i zûr ve baʿzı ehl-i şurûr ile cemʿiyyet ve envâʿ-1 fesâda cesâret eylediği mesmûʿ-i evliyây-ı devlet olup, Ermeni-yi mesfûr salb ve o makūle sâʿî bi'l-fesâd olanlara îrâs-ı ruʿb-i kalb olup, dâhil-i cemʿiyyet olan birkaç küştenî dahi Limni Cezîresi'nde kalʿa-bend olunmak içün mübâşire teslîm ve bilâ-emr-i ʿâlî sebîlleri tahliye olunmamak husûsu Dizdâr ve sâyire tefhîm olundu.\n\nMîrahûr-i Evvel-i hazret-i Cihânbânî pîr-i fânî ve müttekî-yi visâde-i nâ-tüvânî olup, Baş-silâhşör Mahmûd Bey, makāmıyla nâyil-i aksa'l-gāye-i emânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Karaman Eyâleti'nden ʿazl ve Kars Muhâfazası'na meʾmûr ve külliyetlü dâyire ile o tarafa sevk-i sütûr ve Kars'a duhûlünde askerinin vefretinden ehâlî bî-şuʿûr olup, serhad eşbehlerinden Kara-gülle ve ʿAbū Bayrakdâr ve bunların emsâli serkeşler havfa zâhib ve fitne ihdâsını selâmet-i nefîslerine ihtimâl-i gâlib ʿaddıyla ibtidâ kalʿayı zabt ve sâniyen rişte-i cemʿiyyeti rabt ve müşârun ileyh dahi sühûletle fitneyi teskîn ve müsteşʿir olanları tatmîn dâʿiyesine düşüp, nasîhati ehâlîye ʿadem-i teʾsîr, belki ruʿûnet ve huşûnetlerin teksîr edüp, serâyını sengsâr ve taşın biri müşârun ileyhin kazâ-i hâsırasına îrâs-ı mazârr edüp, ne hâl ise rîş-sefîdân-ı memleket ve kelanterân-ı vilâyet havf-i ʿakıbet ile defʿ-i cemʿiyyet ve izâle-i şûr u fitneye ikdâm ü gayret eylediler. Müşârun ileyh dahi birkaç gün vecaʿ-ı hâsıra ile nâlân ve mübtelây-ı âh u figân olup, müteʾessiren vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi. Kars'ın nizâmı, Van Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan Sarı-zâde Mehmed Paşa'ya havâle olunup, kazıyyede medhali ve bu fesâdda eli olanları birer birer ele getürüp, ekserîsini gümnâm eyleyerek ahz-ı sâr ü intikām eylediği, evân-ı tahsîlde Kars ve Van semtlerinde bulunduğumuz hasebiyle reʾye'l-ʿayn meşhûdumuz ve mâdde bu vechile mazbûtumuz olmuşdur. Vezîr-i müşârun ileyh ʿan-asl Çıldır vâlîlerine Dîvân Kitâbeti ve Kethudâlık ederek kesb-i neşv ü nemâ ve Devlet-i ʿaliyye'ye gelüp, Başbâkī-kulluğu ve Çavuş-başılık ve Sadâret Kethudâlığı gibi menâsıb-ı cesîmede tahsîl-i rızâ edüp, giderek nâyil-i Vezâret ve Vâlî olduğu memleketlerde dahi mümkün mertebe rehneverd-i semt-i ʿadâlet [M1 290] olup, etvârı müsellem-i sâhib-i kalem ü rakam, sinnî-yi ʿömrü yetmişe yetmiş bir Vezîr-i Âsaf-meniş idi.",
          "caption": "Fevt-i Muhafız-ı Kars Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_582.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhafız-ı Kars Vezîr Kethudâ Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Karaman Eyâleti'nden ʿazl ve Kars Muhâfazası'na meʾmûr ve külliyetlü dâyire ile o tarafa sevk-i sütûr ve Kars'a duhûlünde askerinin vefretinden ehâlî bî-şuʿûr olup, serhad eşbehlerinden Kara-gülle ve ʿAbū Bayrakdâr ve bunların emsâli serkeşler havfa zâhib ve fitne ihdâsını selâmet-i nefîslerine ihtimâl-i gâlib ʿaddıyla ibtidâ kalʿayı zabt ve sâniyen rişte-i cemʿiyyeti rabt ve müşârun ileyh dahi sühûletle fitneyi teskîn ve müsteşʿir olanları tatmîn dâʿiyesine düşüp, nasîhati ehâlîye ʿadem-i teʾsîr, belki ruʿûnet ve huşûnetlerin teksîr edüp, serâyını sengsâr ve taşın biri müşârun ileyhin kazâ-i hâsırasına îrâs-ı mazârr edüp, ne hâl ise rîş-sefîdân-ı memleket ve kelanterân-ı vilâyet havf-i ʿakıbet ile defʿ-i cemʿiyyet ve izâle-i şûr u fitneye ikdâm ü gayret eylediler. Müşârun ileyh dahi birkaç gün vecaʿ-ı hâsıra ile nâlân ve mübtelây-ı âh u figân olup, müteʾessiren vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi. Kars'ın nizâmı, Van Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan Sarı-zâde Mehmed Paşa'ya havâle olunup, kazıyyede medhali ve bu fesâdda eli olanları birer birer ele getürüp, ekserîsini gümnâm eyleyerek ahz-ı sâr ü intikām eylediği, evân-ı tahsîlde Kars ve Van semtlerinde bulunduğumuz hasebiyle reʾye'l-ʿayn meşhûdumuz ve mâdde bu vechile mazbûtumuz olmuşdur. Vezîr-i müşârun ileyh ʿan-asl Çıldır vâlîlerine Dîvân Kitâbeti ve Kethudâlık ederek kesb-i neşv ü nemâ ve Devlet-i ʿaliyye'ye gelüp, Başbâkī-kulluğu ve Çavuş-başılık ve Sadâret Kethudâlığı gibi menâsıb-ı cesîmede tahsîl-i rızâ edüp, giderek nâyil-i Vezâret ve Vâlî olduğu memleketlerde dahi mümkün mertebe rehneverd-i semt-i ʿadâlet [M1 290] olup, etvârı müsellem-i sâhib-i kalem ü rakam, sinnî-yi ʿömrü yetmişe yetmiş bir Vezîr-i Âsaf-meniş idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿdenin yirmi dördüncü hamîs günü Müftiyyü'l-enâm ve hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi bi-hasebi't-takdîr ʿazl ve mükerremen sâhil-hânesine tesyîr olunup, sâbıkā Şeyhulislâm ve cevdet-i hat ile benâm olan Veliyyüddîn Efendi cenâbları bu defʿa dahi mesned-i Meşîhat'e irtikā ve huzûr-ı hümâyûnda hılʿat-i beyzâ iktisâsıyla sipehsâlâr-ı gürûh-ı ʿulemâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Dürrî-zâde Efendi ve nasb-ı Veliyyüddîn Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_583.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm Dürrî-zâde Efendi ve nasb-ı Veliyyüddîn Efendi",
          "text": "Zilkaʿdenin yirmi dördüncü hamîs günü Müftiyyü'l-enâm ve hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi bi-hasebi't-takdîr ʿazl ve mükerremen sâhil-hânesine tesyîr olunup, sâbıkā Şeyhulislâm ve cevdet-i hat ile benâm olan Veliyyüddîn Efendi cenâbları bu defʿa dahi mesned-i Meşîhat'e irtikā ve huzûr-ı hümâyûnda hılʿat-i beyzâ iktisâsıyla sipehsâlâr-ı gürûh-ı ʿulemâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı serîʿu's-seyr gibi menâsıb-ı devletin ekserîsini devr eden Râkım Mehmed Efendi, ehl-i ʿakl ü kiyâset ve lâyık-ı câh-ı Vezâret olduğu hasebiyle manzûr-ı Şehriyâr-\nsâhib-i dîhîm ve işbu zilkaʿdetü'ş-şerîfenin yirmi sekizinci günü neyl-i Vezâret'le nâyil-i fahr-i ʿazîm olduğundan başka, menşûr-i Eyâlet-i Mısır ismine terkîm olundu. Selefi Vezîr Silahdâr Hamza Paşa, Eyâlet-i Haleb ile mutayyeb ve selefi Gü Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAli Paşa, Kars Muhâfazası'yla muʿazzeb oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret ve Tevliyyet-i Mısır be-Râkım Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_584.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret ve Tevliyyet-i Mısır be-Râkım Mehmed Efendi",
          "text": "Mâh-ı serîʿu's-seyr gibi menâsıb-ı devletin ekserîsini devr eden Râkım Mehmed Efendi, ehl-i ʿakl ü kiyâset ve lâyık-ı câh-ı Vezâret olduğu hasebiyle manzûr-ı Şehriyâr-\nsâhib-i dîhîm ve işbu zilkaʿdetü'ş-şerîfenin yirmi sekizinci günü neyl-i Vezâret'le nâyil-i fahr-i ʿazîm olduğundan başka, menşûr-i Eyâlet-i Mısır ismine terkîm olundu. Selefi Vezîr Silahdâr Hamza Paşa, Eyâlet-i Haleb ile mutayyeb ve selefi Gü Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAli Paşa, Kars Muhâfazası'yla muʿazzeb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccenin beşinci günü Donanma-yı hümâyûn'un Bahr-i sefîd'e ihrâcı tasmîm ve Şehriyâr-ı heft-iklîm ber-muʿtâd-ı kadîm Yalı Köşkü'nü kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-endâz-ı kasr-ı naʿîm buyurduklarında, kûh-endâm keştîler top şenliği ile güzer eyleyerek Dolma-bağçe açığında istikrâr ve birkaç gün zarfında Kapudan Paşa, tekmîl-i noksâna ibtidâr edüp, muvâfık-ı rüzgâr ile şukka-güşâ-yı bahr-i zehhâr oldu.\n\nŞehr-i mezkûrun onuncu gicesi vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı aʿlâm ve sâyir huzûrları muʿtâd olan bendegân-ı ʿatebe-i gerdûn-ihtişâm Serây-ı hümâyûn'da ihtişâd ve ʿale's-seher dâmen-bûs-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd ile ihrâz-ı dest-mâye-i murâd-ı mâ-fî'l-fu'âd eylediler.\n\nʿAn asl Hısnımansûr sâkinlerinden olup, gazâret-i ʿilm sebebi ile nâyil-i ru'ûs olan es-Seyyid Mehmed Efendi, Şehr-i mezkûrda tekmîl-i nüsha-i hayât ve ʿazm-i cennât-i ʿâliyât eyledi. Mûmâ ileyh kesret-i ihâta vü maʿlûmât ile şöhret-nümâ ve dekāyik ve nükât-i menkūlât ü maʿkūlâta âşinâ bir fâzıl-ı yektâ idi.\n\nBurusa Kazâsı'ndan munfasıl Konevî Mustafa Efendi erzel-i ʿömre vâsıl ve bu cihetle şâyân-ı lütf-i Pâdişâh-ı memdûhu'ş-şemâyil olmağla, târîh-i mezkûrda Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle matlabına nâyil oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı donanma ve tebrîk-i ʿîd-i adhâ ve baʿzı vefeyât-ı aʿyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_585.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı donanma ve tebrîk-i ʿîd-i adhâ ve baʿzı vefeyât-ı aʿyân",
          "text": "Zilhiccenin beşinci günü Donanma-yı hümâyûn'un Bahr-i sefîd'e ihrâcı tasmîm ve Şehriyâr-ı heft-iklîm ber-muʿtâd-ı kadîm Yalı Köşkü'nü kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-endâz-ı kasr-ı naʿîm buyurduklarında, kûh-endâm keştîler top şenliği ile güzer eyleyerek Dolma-bağçe açığında istikrâr ve birkaç gün zarfında Kapudan Paşa, tekmîl-i noksâna ibtidâr edüp, muvâfık-ı rüzgâr ile şukka-güşâ-yı bahr-i zehhâr oldu.\n\nŞehr-i mezkûrun onuncu gicesi vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı aʿlâm ve sâyir huzûrları muʿtâd olan bendegân-ı ʿatebe-i gerdûn-ihtişâm Serây-ı hümâyûn'da ihtişâd ve ʿale's-seher dâmen-bûs-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd ile ihrâz-ı dest-mâye-i murâd-ı mâ-fî'l-fu'âd eylediler.\n\nʿAn asl Hısnımansûr sâkinlerinden olup, gazâret-i ʿilm sebebi ile nâyil-i ru'ûs olan es-Seyyid Mehmed Efendi, Şehr-i mezkûrda tekmîl-i nüsha-i hayât ve ʿazm-i cennât-i ʿâliyât eyledi. Mûmâ ileyh kesret-i ihâta vü maʿlûmât ile şöhret-nümâ ve dekāyik ve nükât-i menkūlât ü maʿkūlâta âşinâ bir fâzıl-ı yektâ idi.\n\nBurusa Kazâsı'ndan munfasıl Konevî Mustafa Efendi erzel-i ʿömre vâsıl ve bu cihetle şâyân-ı lütf-i Pâdişâh-ı memdûhu'ş-şemâyil olmağla, târîh-i mezkûrda Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle matlabına nâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "hevlnâk-i zebânekeş sûy-i sakf-ı eflâk olup, [M1 291] me'mûrlar müsâraʿat ve defʿ-i sirâyet etdilerse dahi zikr olunan hâneden bir şey çıkmayup, bevn-i baʿîdden berü cemʿ olunan sanâdîk-ı tefârîk ve mücevherât-ı hurşîd-berîk ve esâs-ı beyt ve bisât u raht bi'l-külliyye sûzân ve sâhib-i hâne dahi haste bulunup, güc ile semt-i selâmete revân oldu. Yağma-gerân-ı zemân nâr-ı fürûzâna bakmayup, vâfir eşyâ tâlân etmeleriyle, bir mikdârına zafer hâsıl ve kusûru zâyiʿ ve muzmahil oldu.\nMâh-ı mezbûrun on beşinci günü Selânik Kazâsı, Dürrî-zâde mahdûmu Mehmed Tâhir Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ, Kethudâ-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye ve İzmir, Hekîm-başı Saʿîd Efendi-zâde İbrâhîm Nedîm Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Defterdâr-ı vakt olan Sârim İbrâhîm Efendi'nin Simkeş-hâne verâsında bu esnâda binâ eylediği hânesinden âteş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_586.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Defterdâr-ı vakt olan Sârim İbrâhîm Efendi'nin Simkeş-hâne verâsında bu esnâda binâ eylediği hânesinden âteş",
          "text": "hevlnâk-i zebânekeş sûy-i sakf-ı eflâk olup, [M1 291] me'mûrlar müsâraʿat ve defʿ-i sirâyet etdilerse dahi zikr olunan hâneden bir şey çıkmayup, bevn-i baʿîdden berü cemʿ olunan sanâdîk-ı tefârîk ve mücevherât-ı hurşîd-berîk ve esâs-ı beyt ve bisât u raht bi'l-külliyye sûzân ve sâhib-i hâne dahi haste bulunup, güc ile semt-i selâmete revân oldu. Yağma-gerân-ı zemân nâr-ı fürûzâna bakmayup, vâfir eşyâ tâlân etmeleriyle, bir mikdârına zafer hâsıl ve kusûru zâyiʿ ve muzmahil oldu.\nMâh-ı mezbûrun on beşinci günü Selânik Kazâsı, Dürrî-zâde mahdûmu Mehmed Tâhir Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ, Kethudâ-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye ve İzmir, Hekîm-başı Saʿîd Efendi-zâde İbrâhîm Nedîm Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kabâyil-i ʿUrbân'dan Benî ʿAli ve Benî Sefer kabîleleri öteden berü civâr-ı Medîne-i münevvere'de ahbiye-nişîn-i râhat iken, Medîne ehâlîsinden birkaç kimse ile miyânelerinde vukūʿ bulan muhâvere müʿeddî-yi kıtâl ü müşâcere olup, tarafeynden birkaç âdem rehneverd-i bâdiye-i inʿidâm ve o kadar eşhâs dahi mecrûh-i tîğ-i hûn-âşâm olup, ehâlî-yi Medîne'nin emniyyetleri bi'l-külliyye münselib olduğundan, hasımlarının derûn-i şehre duhûllerini mâniʿ mukaddemâ hâric-i sûrda ahcârdan sed ve ahşâbdan bâb îcâd eyledikleri ʿilâve-i mevâdd-ı husûmet olmağla, ittihâd-ı kadîmleri halel-pezîr ve miyânelerinde nâr-ı şûr u fiten ʿalevgîr olup, şöyle ki, hâric-i şehirde vâkiʿ nahlistânda ve ʿUrbân'dan biri şehirde bulunsa, ahadühümâ âhara havâle-i şemşîr-i âteş-tâb ve binâ-yı ömrünü harâb etmeğe şitâb ederler idi. Sükkân-ı Tîbe-i tayyibe'nin insilâb-ı râhat ü sükûnları revâ-dâşte-i tabʿ-ı hümâyûn olmayup, bu nâyire-i râhatsûz-i fesâdın âbyârî-yi tedâbîr-i hasene ile intıfâsı, mukaddemâ Cidde Vâlîsi olan Vezîr Sâlih Paşa'ya sipâriş olunduğu hâlde dâr-ı bekāya irtihâl ve Cidde mansıbı, Eğriboz Muhâfızı Vezîr Seyyid Ahmed Paşa'ya intikāl edüp, Şâm-ı şerîfe vusûlünde husûs-i mezkûr Mîrü'l-hâc Vezîr ʿOsmân Paşa ile ve Mekke-i mükerreme'de Şerîf Müsâʿid cenâblarıyla müşâvere olunup, baʿde'l-hac Medîne-i münevvere'ye geldiklerinde kādî-yı belde ve Şeyhu'l-harem ve sâyirleri cemʿ olunup, defʿ-i fesâd ü şikāk ve kemâ fi'l-evvel ʿakd-ı rişte-i vifâk husûsları cümlesine tenbîh ü te'kîd olundukdan sonra mürâcaʿat ve müşârun ileyh dahi Mekke'ye ʿazîmet ve ʿillet-i vücûd ʿözriyle Medîne-i münevvere'ye varmayup, Şerîf Müsâʿid ile tanzîm-i emre mübâşeret eyleyüp, tarafeyne irsâl-i rusül ü resâyil ve ʿUrbân'dan [M1 292] baʿzı tekâlîf ve mesâyil zuhûruyla saʿyleri lâ-tâyil kabîlinden olduğu maʿlûm olup, müşârun ileyh dahi o aralıkda Rûm menâsıbından birine tâlib olduğundan Cidde'den ʿazl ve Karaman Vâlîsi Vezîr Ahmed Paşa yerine nakl olunup, Medîne-i münevvere'de ikāmeti tenbîh ü te'kîd ve kapusu halkından gayri, taraf-ı mîrîden ʿulûfe ve bahşîşleri verilmek üzere üç yüz kadar tâmmü's-silâh asker ile bâzû-yı iktidârı tesdîd ve zahîreleri ber-vech-i evfâ Mısır tarafından edâ olunmak zımnında ısdâr-ı hükm-i kazâ mazâ kılınmışidi. Ancak mukaddemâ Seyyid Ahmed Paşa ve Şerîf Müsâʿid'in temhîd eyledikleri mukaddimât-ı sulh zuhûra başlayup, kabâyil-i mezkûre meşâyihinden Mekke-i mükerreme'ye haberler müteʿâkib ve tevfîk-i tarafeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn ihtimâl-i gālib olduğundan, müşârun ileyh kethudâsını ve Şerîf dahi birâderini tevkîl ve Hanefiyye ve Şâfiʿiyye müftîlerini ve sâyir müteʿayyinleri dört yüz kadar piyâde ve süvâriyle Medîne-i münevvere'ye ber-vech-i taʿcîl tesbîl eylediler. Mûmâ ileyhim ve meşâyih-i ʿUrbân Medîne-i münevvere'de ictimâʿ ve ahadühümâ âharın\nkelâmını istimâʿ ile ıslâh-ı cânibeyn emrinde rişte-i kāl ü kīl tatvîl ve ʿâkıbetü'l-emr mâdde-i âştî vü muvâfakat teshîl olunup, tarafeynin mecrûh ve maktûllerinin diyetleri ve cânibeynden dest-zede-i gâret olan devâbb ü mevâşî behâları Vezîr-i müşârun ileyh tarafından verilüp, biribirilerinin zimmetlerini ibrâ ve refʿ-i ʿadâvet ü bağzâ eylediklerinden mâ-ʿadâ, bundan sonra katle dâ'ir nizâʿ vâkiʿ olduğu hâlde ahz u kısâsda te'ennî cihetini ihtiyâr ve tarafeyn ru'esâsına kazıyye işʿâr olundukdan sonra muktezâsı icrâ olunmak ve eğer Medîne ehâlîsinden biri ʿUrbân'ın birinden mutezarrır olursa, mensûb olduğu şahs zarara zâmin ve eğer ʿUrbân'dan biri Medîneli'nin birinden zarar görür ise onlar kabîle-i vâhide hükmünde olmalarıyla, cümle ehâlîden tazmîn ve esnây-ı nizâʿda ehâlî-yi harbden biri Medîne'de yâhûd ehâlîden biri hurmalıkda veyâ bâdiyede bulunsa, âharın cinâyeti içün tarafeynden ol kimselere sell-i seyf ve habs ü tazyîk tecvîz olunmaya. Ve bâlâda mezkûr seddin inhidâmı ve ebvâbın intikāzı Der-i devlet-medâra ifâde olunup, ne gûne emr sudûr ederse ol vechile ʿamel olunmak husûslarına tarafeyn sûret-i rızâ gösterüp, sulha vazʿ-ı esâs ve cümleye hilʿatler ilbâs ve hücec-i şerʿiyye ile te'kîd-i hâl ve iki taraf biribirinden mutma'innü'l-bâl oldukdan sonra Nebiyy-i muhterem ve eşref-i nevʿ-i benî Âdem sallallâhü Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretlerinin Ravza-i mutahharalarına mâlîde-i rûy-ı ibtihâl ve evzâʿ-ı [M1 293] küstâhânelerinden şermende olduklarını güzârende-i zebân-ı makāl eylediler. Birkaç gün sonra ʿUrbân-ı Benî ʿAlî'den baʿzı etvâr-ı nâ-hemvâr bedîdâr ve ehâlîden birkaç kimseyi darb ü cerh ve baʿzı mahalleri hark eyledikleri hasebiyle tavâyif-i askerî dahi ʿaşîret-i mezkûrenin birkaç neferini giriftâr-ı mazîk-ı demâr etmeleriyle, yine aralığa muslih girüp, maktûllerin diyetleri ber-vech-i mukāvele ehâlîden tazmîn ve âteş-i fitne teskîn olunmuşiken, ʿUrbân-ı bî-emân tekrâr isâre-i gubâr-ı fitne ile Ahmediyye Bağçesi hubûbâtını devşürüp, sâyir besâtîne dahi îsâl-i zarar ü hüsrân ve emâkin-i müteberrikeyi ziyâretden ve Mescid-i Kubâ'da salât-ı cumʿayı edâ vü ikāmetden menʿ eyledikleri tekrâr pâye-i serîr-i aʿlâya ʿarz u mahzar olunmağla, ʿUrbân'ın hedm ü kalʿ murâd etdikleri sedd ve ebvâb hâli üzere ibkā ve Medîne ehâlîsinin zararları istîfâsıyla mukaddemâ nizâm bulan sulhun esbâb-ı bekāsına ihtimâm etmeleri bâbında Cidde Vâlîsi'ne ve Şerîf-i Mekke'ye hükm-i Cihân-mutâʿ irsâl olundu. Medîne-i münevvere'de olan ocağlar dahi muhtellü'n-nizâm olup, sunûf-ı askerînin umûr-ı şerʿiyyelerinden mâ-ʿadâ zabt ü rabt ve te'dîbleri zâbitlerine müfevvaz ve umûr-ı şerʿiyyeleri hükkâm-ı beldeye muhavvel iken, vukūʿ bulan deʿâvî-yi şerʿiyyeye mümânaʿat ve: “Kāʿide-i ocak budur” deyü re'yleri üzere fasl ve hasm-ı daʿvâya mücâseret etmeleriyle, bu keyfiyyetin dahi nizâmına ikdâm olunmak bâbında ısdâr-ı ahkâm olundu. Müceddeden Vâlî-yi Cidde nasb olunan Vezîr Ahmed Paşa dahi o hilâlde Medîne-i münevvere'ye vusûl bulup, ber-muktezây-ı me'mûriyyet te'kîd-i maslahata dâmen-çîn-i himmet ve Mîrü'l-hac ve sâyir müteʿayyinân ile ictimâʿ ve tarafına hitâben sâdır olan emr-ı lâzimü'l-ittibâʿı cümlesi istimâʿ edüp, ehâlî-yi Medîne'den bu makūle fesâda ictirâ edenler istikşâf ve istıtlâʿ olunup, ehâlî bu kabâhatden zimmetlerini\nibrâ ve fesâda mâyil olanlar âyende vü revende makūleleri olup, el-hâletü hâzihî havf-i cezâ ile her biri bir tarafda ihtifâ etmekle: \"Fî-mâ baʿd zuhûr etdikleri hâlde ahz u te'dîbleri husûsunda hem-dest-i ittifâk oluruz” deyü ʿahd-i vesîk ile birbirini tasdîk eylediklerinden gayri esvâk u bâzârda bundan böyle ehâlî ve beyʿ u şirâ içün Medîne'ye gelen ʿUrbân esliha ve âlât ile geşt ü güzâr etmeyüp, herkes kâr ü kisbiyle meşgūl ve musâfâta dâyir mukaddemâ verilen senedât maʿmûl olmak üzere müşârun ileyh tekmîl-i hidmet eylediğini Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr ü işâret [M1 294] eyledi.",
          "caption": "İcmâl-i vekāyiʿ-i Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_587.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i vekāyiʿ-i Medîne-i münevvere",
          "text": "Kabâyil-i ʿUrbân'dan Benî ʿAli ve Benî Sefer kabîleleri öteden berü civâr-ı Medîne-i münevvere'de ahbiye-nişîn-i râhat iken, Medîne ehâlîsinden birkaç kimse ile miyânelerinde vukūʿ bulan muhâvere müʿeddî-yi kıtâl ü müşâcere olup, tarafeynden birkaç âdem rehneverd-i bâdiye-i inʿidâm ve o kadar eşhâs dahi mecrûh-i tîğ-i hûn-âşâm olup, ehâlî-yi Medîne'nin emniyyetleri bi'l-külliyye münselib olduğundan, hasımlarının derûn-i şehre duhûllerini mâniʿ mukaddemâ hâric-i sûrda ahcârdan sed ve ahşâbdan bâb îcâd eyledikleri ʿilâve-i mevâdd-ı husûmet olmağla, ittihâd-ı kadîmleri halel-pezîr ve miyânelerinde nâr-ı şûr u fiten ʿalevgîr olup, şöyle ki, hâric-i şehirde vâkiʿ nahlistânda ve ʿUrbân'dan biri şehirde bulunsa, ahadühümâ âhara havâle-i şemşîr-i âteş-tâb ve binâ-yı ömrünü harâb etmeğe şitâb ederler idi. Sükkân-ı Tîbe-i tayyibe'nin insilâb-ı râhat ü sükûnları revâ-dâşte-i tabʿ-ı hümâyûn olmayup, bu nâyire-i râhatsûz-i fesâdın âbyârî-yi tedâbîr-i hasene ile intıfâsı, mukaddemâ Cidde Vâlîsi olan Vezîr Sâlih Paşa'ya sipâriş olunduğu hâlde dâr-ı bekāya irtihâl ve Cidde mansıbı, Eğriboz Muhâfızı Vezîr Seyyid Ahmed Paşa'ya intikāl edüp, Şâm-ı şerîfe vusûlünde husûs-i mezkûr Mîrü'l-hâc Vezîr ʿOsmân Paşa ile ve Mekke-i mükerreme'de Şerîf Müsâʿid cenâblarıyla müşâvere olunup, baʿde'l-hac Medîne-i münevvere'ye geldiklerinde kādî-yı belde ve Şeyhu'l-harem ve sâyirleri cemʿ olunup, defʿ-i fesâd ü şikāk ve kemâ fi'l-evvel ʿakd-ı rişte-i vifâk husûsları cümlesine tenbîh ü te'kîd olundukdan sonra mürâcaʿat ve müşârun ileyh dahi Mekke'ye ʿazîmet ve ʿillet-i vücûd ʿözriyle Medîne-i münevvere'ye varmayup, Şerîf Müsâʿid ile tanzîm-i emre mübâşeret eyleyüp, tarafeyne irsâl-i rusül ü resâyil ve ʿUrbân'dan [M1 292] baʿzı tekâlîf ve mesâyil zuhûruyla saʿyleri lâ-tâyil kabîlinden olduğu maʿlûm olup, müşârun ileyh dahi o aralıkda Rûm menâsıbından birine tâlib olduğundan Cidde'den ʿazl ve Karaman Vâlîsi Vezîr Ahmed Paşa yerine nakl olunup, Medîne-i münevvere'de ikāmeti tenbîh ü te'kîd ve kapusu halkından gayri, taraf-ı mîrîden ʿulûfe ve bahşîşleri verilmek üzere üç yüz kadar tâmmü's-silâh asker ile bâzû-yı iktidârı tesdîd ve zahîreleri ber-vech-i evfâ Mısır tarafından edâ olunmak zımnında ısdâr-ı hükm-i kazâ mazâ kılınmışidi. Ancak mukaddemâ Seyyid Ahmed Paşa ve Şerîf Müsâʿid'in temhîd eyledikleri mukaddimât-ı sulh zuhûra başlayup, kabâyil-i mezkûre meşâyihinden Mekke-i mükerreme'ye haberler müteʿâkib ve tevfîk-i tarafeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn ihtimâl-i gālib olduğundan, müşârun ileyh kethudâsını ve Şerîf dahi birâderini tevkîl ve Hanefiyye ve Şâfiʿiyye müftîlerini ve sâyir müteʿayyinleri dört yüz kadar piyâde ve süvâriyle Medîne-i münevvere'ye ber-vech-i taʿcîl tesbîl eylediler. Mûmâ ileyhim ve meşâyih-i ʿUrbân Medîne-i münevvere'de ictimâʿ ve ahadühümâ âharın\nkelâmını istimâʿ ile ıslâh-ı cânibeyn emrinde rişte-i kāl ü kīl tatvîl ve ʿâkıbetü'l-emr mâdde-i âştî vü muvâfakat teshîl olunup, tarafeynin mecrûh ve maktûllerinin diyetleri ve cânibeynden dest-zede-i gâret olan devâbb ü mevâşî behâları Vezîr-i müşârun ileyh tarafından verilüp, biribirilerinin zimmetlerini ibrâ ve refʿ-i ʿadâvet ü bağzâ eylediklerinden mâ-ʿadâ, bundan sonra katle dâ'ir nizâʿ vâkiʿ olduğu hâlde ahz u kısâsda te'ennî cihetini ihtiyâr ve tarafeyn ru'esâsına kazıyye işʿâr olundukdan sonra muktezâsı icrâ olunmak ve eğer Medîne ehâlîsinden biri ʿUrbân'ın birinden mutezarrır olursa, mensûb olduğu şahs zarara zâmin ve eğer ʿUrbân'dan biri Medîneli'nin birinden zarar görür ise onlar kabîle-i vâhide hükmünde olmalarıyla, cümle ehâlîden tazmîn ve esnây-ı nizâʿda ehâlî-yi harbden biri Medîne'de yâhûd ehâlîden biri hurmalıkda veyâ bâdiyede bulunsa, âharın cinâyeti içün tarafeynden ol kimselere sell-i seyf ve habs ü tazyîk tecvîz olunmaya. Ve bâlâda mezkûr seddin inhidâmı ve ebvâbın intikāzı Der-i devlet-medâra ifâde olunup, ne gûne emr sudûr ederse ol vechile ʿamel olunmak husûslarına tarafeyn sûret-i rızâ gösterüp, sulha vazʿ-ı esâs ve cümleye hilʿatler ilbâs ve hücec-i şerʿiyye ile te'kîd-i hâl ve iki taraf biribirinden mutma'innü'l-bâl oldukdan sonra Nebiyy-i muhterem ve eşref-i nevʿ-i benî Âdem sallallâhü Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretlerinin Ravza-i mutahharalarına mâlîde-i rûy-ı ibtihâl ve evzâʿ-ı [M1 293] küstâhânelerinden şermende olduklarını güzârende-i zebân-ı makāl eylediler. Birkaç gün sonra ʿUrbân-ı Benî ʿAlî'den baʿzı etvâr-ı nâ-hemvâr bedîdâr ve ehâlîden birkaç kimseyi darb ü cerh ve baʿzı mahalleri hark eyledikleri hasebiyle tavâyif-i askerî dahi ʿaşîret-i mezkûrenin birkaç neferini giriftâr-ı mazîk-ı demâr etmeleriyle, yine aralığa muslih girüp, maktûllerin diyetleri ber-vech-i mukāvele ehâlîden tazmîn ve âteş-i fitne teskîn olunmuşiken, ʿUrbân-ı bî-emân tekrâr isâre-i gubâr-ı fitne ile Ahmediyye Bağçesi hubûbâtını devşürüp, sâyir besâtîne dahi îsâl-i zarar ü hüsrân ve emâkin-i müteberrikeyi ziyâretden ve Mescid-i Kubâ'da salât-ı cumʿayı edâ vü ikāmetden menʿ eyledikleri tekrâr pâye-i serîr-i aʿlâya ʿarz u mahzar olunmağla, ʿUrbân'ın hedm ü kalʿ murâd etdikleri sedd ve ebvâb hâli üzere ibkā ve Medîne ehâlîsinin zararları istîfâsıyla mukaddemâ nizâm bulan sulhun esbâb-ı bekāsına ihtimâm etmeleri bâbında Cidde Vâlîsi'ne ve Şerîf-i Mekke'ye hükm-i Cihân-mutâʿ irsâl olundu. Medîne-i münevvere'de olan ocağlar dahi muhtellü'n-nizâm olup, sunûf-ı askerînin umûr-ı şerʿiyyelerinden mâ-ʿadâ zabt ü rabt ve te'dîbleri zâbitlerine müfevvaz ve umûr-ı şerʿiyyeleri hükkâm-ı beldeye muhavvel iken, vukūʿ bulan deʿâvî-yi şerʿiyyeye mümânaʿat ve: “Kāʿide-i ocak budur” deyü re'yleri üzere fasl ve hasm-ı daʿvâya mücâseret etmeleriyle, bu keyfiyyetin dahi nizâmına ikdâm olunmak bâbında ısdâr-ı ahkâm olundu. Müceddeden Vâlî-yi Cidde nasb olunan Vezîr Ahmed Paşa dahi o hilâlde Medîne-i münevvere'ye vusûl bulup, ber-muktezây-ı me'mûriyyet te'kîd-i maslahata dâmen-çîn-i himmet ve Mîrü'l-hac ve sâyir müteʿayyinân ile ictimâʿ ve tarafına hitâben sâdır olan emr-ı lâzimü'l-ittibâʿı cümlesi istimâʿ edüp, ehâlî-yi Medîne'den bu makūle fesâda ictirâ edenler istikşâf ve istıtlâʿ olunup, ehâlî bu kabâhatden zimmetlerini\nibrâ ve fesâda mâyil olanlar âyende vü revende makūleleri olup, el-hâletü hâzihî havf-i cezâ ile her biri bir tarafda ihtifâ etmekle: \"Fî-mâ baʿd zuhûr etdikleri hâlde ahz u te'dîbleri husûsunda hem-dest-i ittifâk oluruz” deyü ʿahd-i vesîk ile birbirini tasdîk eylediklerinden gayri esvâk u bâzârda bundan böyle ehâlî ve beyʿ u şirâ içün Medîne'ye gelen ʿUrbân esliha ve âlât ile geşt ü güzâr etmeyüp, herkes kâr ü kisbiyle meşgūl ve musâfâta dâyir mukaddemâ verilen senedât maʿmûl olmak üzere müşârun ileyh tekmîl-i hidmet eylediğini Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr ü işâret [M1 294] eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Mısr-ı Kāhire'ye verilen nizâm ve on mâddeye rabt ile ümerânın verdikleri hüccet ve fî-mâ baʿd mürettebât-ı devletin edâ vü temşiyetinde kusûr etmemek üzere teʿahhüdleri bâlâda güzâreş-pezîr-i kalem-i nâdire-taʿbîr olmuşidi. ʿUhûd-i mezkûreyi üftâde-i tâk-ı nisyân ve kemâ-kân mahsûlât-ı memleketi tâlân ve hevâ vü heveslerine sarf ile girîve-gerd-i vâdî-yi bağy ü tuğyân olduklarından gayri, vâlîleri olan Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'yı kendülerini semt-i salâha tergîb etdiği içün mesnedinden tecnîb ve gûnâ-gûn hiyel ü tezvîri mutazammın Der-i devlet-medâr'a ʿarz ve mahzar tertîb etmişler idi. Vech-i meşrûh üzere Mısr-ı Kāhire Vezîr Râkım Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, rahmen lil-ʿibâd mücâzât-ı efʿâl-i nâ-bercâları bu defʿa dahi te'hîr ve ihtiyâr-ı cihet-i inzâr ü tahzîr olunup, şöyle ki, baʿde-zîn şurût-i sâbıkalarını icrâda kusûr ve gılâl-i Haremeyn ve her sene Âsitâne'ye vürûd edegelen Hazîne-i Mısrıyye'nin irsâlinde îrâd-ı ʿözr ü fütûr ederlerse, mukaddemâ tasmîm olunan sûret-i vaʿîd ile te'dîb ve tehdîd olunacağları bu defʿa dahi sâdır olan evâmir-i ʿaliyyede te'kîd olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_588.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "text": "Bundan akdem Mısr-ı Kāhire'ye verilen nizâm ve on mâddeye rabt ile ümerânın verdikleri hüccet ve fî-mâ baʿd mürettebât-ı devletin edâ vü temşiyetinde kusûr etmemek üzere teʿahhüdleri bâlâda güzâreş-pezîr-i kalem-i nâdire-taʿbîr olmuşidi. ʿUhûd-i mezkûreyi üftâde-i tâk-ı nisyân ve kemâ-kân mahsûlât-ı memleketi tâlân ve hevâ vü heveslerine sarf ile girîve-gerd-i vâdî-yi bağy ü tuğyân olduklarından gayri, vâlîleri olan Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'yı kendülerini semt-i salâha tergîb etdiği içün mesnedinden tecnîb ve gûnâ-gûn hiyel ü tezvîri mutazammın Der-i devlet-medâr'a ʿarz ve mahzar tertîb etmişler idi. Vech-i meşrûh üzere Mısr-ı Kāhire Vezîr Râkım Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, rahmen lil-ʿibâd mücâzât-ı efʿâl-i nâ-bercâları bu defʿa dahi te'hîr ve ihtiyâr-ı cihet-i inzâr ü tahzîr olunup, şöyle ki, baʿde-zîn şurût-i sâbıkalarını icrâda kusûr ve gılâl-i Haremeyn ve her sene Âsitâne'ye vürûd edegelen Hazîne-i Mısrıyye'nin irsâlinde îrâd-ı ʿözr ü fütûr ederlerse, mukaddemâ tasmîm olunan sûret-i vaʿîd ile te'dîb ve tehdîd olunacağları bu defʿa dahi sâdır olan evâmir-i ʿaliyyede te'kîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kars Muhâfazası tevcîh olunuran Vezîr ʿAli Paşa, baʿzı aʿzâra mebnî mansıbının tahvîlini recâ etmişidi. Zilhicce evâhirında İç-il Sancağı müşârun ileyhe ve Kars Muhâfazası, Mîr-i mîrân'dan Sârı-zâde Mehmed Paşa'ya ve Van Muhâfazası, sâbıkā İç-il Mutasarrıfı Hasan Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_589.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1180"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Kars Muhâfazası tevcîh olunuran Vezîr ʿAli Paşa, baʿzı aʿzâra mebnî mansıbının tahvîlini recâ etmişidi. Zilhicce evâhirında İç-il Sancağı müşârun ileyhe ve Kars Muhâfazası, Mîr-i mîrân'dan Sârı-zâde Mehmed Paşa'ya ve Van Muhâfazası, sâbıkā İç-il Mutasarrıfı Hasan Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke-i mükerreme Kazâsı, Uncu-zâde Hâfız Mustafa Efendiye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, Kevâkibî-zâde ʿUbeydullah Efendi'ye sene-i âtiye muharreminden zabt etmek şartıyla tevcîh ü ʿinâyet ve Kuds-i şerîf Kazâsı, ʿAbdulgaffâr-zâde Necîb Efendiye himmet olundu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene i̇hdâ ve semânîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_590.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene i̇hdâ ve semânîn ve mi̇ʾete ve elf]",
          "text": "Mekke-i mükerreme Kazâsı, Uncu-zâde Hâfız Mustafa Efendiye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, Kevâkibî-zâde ʿUbeydullah Efendi'ye sene-i âtiye muharreminden zabt etmek şartıyla tevcîh ü ʿinâyet ve Kuds-i şerîf Kazâsı, ʿAbdulgaffâr-zâde Necîb Efendiye himmet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fermân fermâ-yı hıtta-i Fâs olan ʿAbdullah bin İsmaʿîl cenâbları tarafından Devlet-i ʿaliyye'nin reʿâyâsı mesâbesinde olan Dubrovniklü'nün iki defʿada vâfir âdemleri ahz ü esîr kılındığı Âsitâne'de olan maslahat-güzârları tarafından takrîr olunduğuna binâ'en, Râgıb Paşa zemânında ve dahi sonra ıtlakları içün makām-ı Sadâret'den müşârun-ileyhe mektûblar tahrîr olunmuşidi. Mesfûrlardan zuhûr eden teʿaddî ve kabâhat her ne kadar bâ-beste-i hizy [M1 295] ü mezellet olmalarını îcab etmiş ise dahi, tıpk-ı irâde-i Devlet-i ebed müddet üzere sebîlleri tahliye olunduğunu şâmil bu defʿa der-bâr-ı ʿatûfet-karara bir kıtʿa nâmesi ve dört re's maʿlûmu'l-asl ve meşhûru'n-nesl esb hediyyesi ki birinin serci zehebden masnûʿ ve yâkūt ile murassaʿ idi. Tefârîk-ı sâyiresine mashûben ʿAbdulkerîm nâm âdemiyle vârid-i Dergâh-ı Hilâfet-penâhî olup, bu tarafdan dahi mukābele bi'l-misl kāʿidesine riʿâyet ve matlûbu olan husûslar me'mûlü üzere pezîrefte-i hüsn-i temşiyet kılınup, âdemîsi merkūm iktizâ eden cevâb-nâme ile mükerremen tarafına ʿavdet eyledi.",
          "caption": "Vürûd-ı Nâme-i Hâkim-i Fâs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_591.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Nâme-i Hâkim-i Fâs",
          "text": "Fermân fermâ-yı hıtta-i Fâs olan ʿAbdullah bin İsmaʿîl cenâbları tarafından Devlet-i ʿaliyye'nin reʿâyâsı mesâbesinde olan Dubrovniklü'nün iki defʿada vâfir âdemleri ahz ü esîr kılındığı Âsitâne'de olan maslahat-güzârları tarafından takrîr olunduğuna binâ'en, Râgıb Paşa zemânında ve dahi sonra ıtlakları içün makām-ı Sadâret'den müşârun-ileyhe mektûblar tahrîr olunmuşidi. Mesfûrlardan zuhûr eden teʿaddî ve kabâhat her ne kadar bâ-beste-i hizy [M1 295] ü mezellet olmalarını îcab etmiş ise dahi, tıpk-ı irâde-i Devlet-i ebed müddet üzere sebîlleri tahliye olunduğunu şâmil bu defʿa der-bâr-ı ʿatûfet-karara bir kıtʿa nâmesi ve dört re's maʿlûmu'l-asl ve meşhûru'n-nesl esb hediyyesi ki birinin serci zehebden masnûʿ ve yâkūt ile murassaʿ idi. Tefârîk-ı sâyiresine mashûben ʿAbdulkerîm nâm âdemiyle vârid-i Dergâh-ı Hilâfet-penâhî olup, bu tarafdan dahi mukābele bi'l-misl kāʿidesine riʿâyet ve matlûbu olan husûslar me'mûlü üzere pezîrefte-i hüsn-i temşiyet kılınup, âdemîsi merkūm iktizâ eden cevâb-nâme ile mükerremen tarafına ʿavdet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Menâsıb-ı Devlet-i ʿaliyye'nin ekserîsini ihrâz ve Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla dahi kesb-i imtiyâz eden Uzun İbrâhîm Bey'in nahl-i bâsik-ı vücûdu berkende-i tîşe-i nâ-bûdî oldu.\n\nMuharremin on ikinci salı günü tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri hazîne-i mevâhib-i defîneden ifrâz ve ihsâ ve kabzına me'mûr olanlara teslîm ü edâ olunup aʿlâ ve ednâ bu behâne ile eltâf-ı Şâhâne'den hâyiz-i kıst-i evfây-ı meserret-i bî-intihâ oldular.\n\nLeb-i deryây-ı gam-ı fersâda vâkiʿ Karaağaç sahil-serâyının nezâret-i ezhâr-ı behcet-efzâsının eyyâmı ve nedâret-i eşcâr-ı letâfet-bahşâsının hengâmı olduğuna binâ'en, mâh-ı mezkûrun on sekizinci günü Serây-ı ʿâmire'den nakl ü hareket ve o mahall-i bî-bedeli şeref-i makdem-i Şâhâneleri'yle reşk-sâz-ı guref-i cennet buyurdular.\n\nMâh-ı merkūmun yirminci gicesi Haleb Kethudâsı Mehmed Ağa'nın hânesinden zuhûr eden âteş-i zâti'l-vekūd ol taraf ehâlîsini me'yûs-i bûd u ne-bûd etmişiken, yümn-i makdem-i Şehriyâr-ı bedîʿul-âsâr ile etrâfa sirâyetden masûn ve sühûletle vakfa-gîr-i sükûn oldu.\nAnadolu Kādıʻaskeri Şerîf-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi tekmîl-i müddet ve Sadâret-i mezkûre ile Salih-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi kesb-i ibtihâc ü beşâşet eyledi.\n\nBirkaç gün mukaddem Mekke Pâyesi'yle dilşâd olan Konevî Mustafa Efendi, ʻâzim-i füshat-serây-ı ʻadem-âbâd oldu. Sâl-i ömrü seksen senesine mütenâhiz mahrûru'l-mîzâc ve ölünceye dek kış ve yaz kār ve bûz ekliyle imtizâc ve pend-pezîr-i erbab-ı ʻilac olmayup ʻâkibet sehm-i serîʻu’n-nüfûzâ-i ecele âmâc oldu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_592.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Menâsıb-ı Devlet-i ʿaliyye'nin ekserîsini ihrâz ve Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla dahi kesb-i imtiyâz eden Uzun İbrâhîm Bey'in nahl-i bâsik-ı vücûdu berkende-i tîşe-i nâ-bûdî oldu.\n\nMuharremin on ikinci salı günü tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri hazîne-i mevâhib-i defîneden ifrâz ve ihsâ ve kabzına me'mûr olanlara teslîm ü edâ olunup aʿlâ ve ednâ bu behâne ile eltâf-ı Şâhâne'den hâyiz-i kıst-i evfây-ı meserret-i bî-intihâ oldular.\n\nLeb-i deryây-ı gam-ı fersâda vâkiʿ Karaağaç sahil-serâyının nezâret-i ezhâr-ı behcet-efzâsının eyyâmı ve nedâret-i eşcâr-ı letâfet-bahşâsının hengâmı olduğuna binâ'en, mâh-ı mezkûrun on sekizinci günü Serây-ı ʿâmire'den nakl ü hareket ve o mahall-i bî-bedeli şeref-i makdem-i Şâhâneleri'yle reşk-sâz-ı guref-i cennet buyurdular.\n\nMâh-ı merkūmun yirminci gicesi Haleb Kethudâsı Mehmed Ağa'nın hânesinden zuhûr eden âteş-i zâti'l-vekūd ol taraf ehâlîsini me'yûs-i bûd u ne-bûd etmişiken, yümn-i makdem-i Şehriyâr-ı bedîʿul-âsâr ile etrâfa sirâyetden masûn ve sühûletle vakfa-gîr-i sükûn oldu.\nAnadolu Kādıʻaskeri Şerîf-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi tekmîl-i müddet ve Sadâret-i mezkûre ile Salih-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi kesb-i ibtihâc ü beşâşet eyledi.\n\nBirkaç gün mukaddem Mekke Pâyesi'yle dilşâd olan Konevî Mustafa Efendi, ʻâzim-i füshat-serây-ı ʻadem-âbâd oldu. Sâl-i ömrü seksen senesine mütenâhiz mahrûru'l-mîzâc ve ölünceye dek kış ve yaz kār ve bûz ekliyle imtizâc ve pend-pezîr-i erbab-ı ʻilac olmayup ʻâkibet sehm-i serîʻu’n-nüfûzâ-i ecele âmâc oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Kanlıca'da vâkiʻ sâhil-hânesinde ferâğ-ı bâl ile mekîn ve tâʻat-güzîn [M1 296] Îzid-i cihân-âferîn iken saferin beşinci gicesi enfâs-ı hayâtı tamâm ve rızk-ı maksûmu hıtâm bulup, hirâmân-ı nüzhetgâh-ı rıdvân ve ʻâzim-i riyâz-ı kesîrul-hiyâz-ı cinân olup, Behâyî Efendi mezâristânında pederi cenbinde defîn-hâk-i ʻıtr-nâk oldu.",
          "caption": "İntikāl-i Şeyhulislâm-ı esbak Ebûbekir Efendi-zâde Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_593.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İntikāl-i Şeyhulislâm-ı esbak Ebûbekir Efendi-zâde Ahmed Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh Kanlıca'da vâkiʻ sâhil-hânesinde ferâğ-ı bâl ile mekîn ve tâʻat-güzîn [M1 296] Îzid-i cihân-âferîn iken saferin beşinci gicesi enfâs-ı hayâtı tamâm ve rızk-ı maksûmu hıtâm bulup, hirâmân-ı nüzhetgâh-ı rıdvân ve ʻâzim-i riyâz-ı kesîrul-hiyâz-ı cinân olup, Behâyî Efendi mezâristânında pederi cenbinde defîn-hâk-i ʻıtr-nâk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun-ileyh bin doksan yedi senesinde dest ârâ-yı mînâ-serây-ı vücûd olup, nisâb-ı fark u temyîze resîde ve nilüfer-zâr-ı hatt-ı ʻizârı demîde oldukda, Şeyhulislâm Mahmûd Efendi'ye dâmâd ve Hâric ru’ûsuyla ber-murâd olmuşidi. Kırk ikide Galata ve kırk sekizde Mısır ile hurrem ve elli üçde Mekke-i mükerreme ile mükerrem olup, elli yedide İstanbul Kadısı nasb ü taʻyîn ve altmış dörtde Sadr-ı Anadolu'da temkîn olunup, altmış dokuzda Sadr-ı Rûm, yetmiş bir senesi tekerrür-i Sadâret ile mahsûd-i ʻulemây-ı rüsûm olmuşidi. Yetmiş beş saferinde Şeyhulislâm ve müşkil-güşâ-yı enâm olup, sekiz aydan sonra zâtına butûʻ u rehâvet isnâd ve o mesned-i vâlâdan ibʻâd olundıysa dahi, sunûf-ı mekârim-i Şâhâne ile memnûn ve kış günleri hânesinde ve yaz geldikde sâhil-hânesinde ikāmete meʼzûn olup, ekser ʻulûmdan haberdâr ve hân-ı niʻmeti mebsût-ı kibâr u sığār bir zât-ı ʻâlî-tebâr idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_594.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun-ileyh bin doksan yedi senesinde dest ârâ-yı mînâ-serây-ı vücûd olup, nisâb-ı fark u temyîze resîde ve nilüfer-zâr-ı hatt-ı ʻizârı demîde oldukda, Şeyhulislâm Mahmûd Efendi'ye dâmâd ve Hâric ru’ûsuyla ber-murâd olmuşidi. Kırk ikide Galata ve kırk sekizde Mısır ile hurrem ve elli üçde Mekke-i mükerreme ile mükerrem olup, elli yedide İstanbul Kadısı nasb ü taʻyîn ve altmış dörtde Sadr-ı Anadolu'da temkîn olunup, altmış dokuzda Sadr-ı Rûm, yetmiş bir senesi tekerrür-i Sadâret ile mahsûd-i ʻulemây-ı rüsûm olmuşidi. Yetmiş beş saferinde Şeyhulislâm ve müşkil-güşâ-yı enâm olup, sekiz aydan sonra zâtına butûʻ u rehâvet isnâd ve o mesned-i vâlâdan ibʻâd olundıysa dahi, sunûf-ı mekârim-i Şâhâne ile memnûn ve kış günleri hânesinde ve yaz geldikde sâhil-hânesinde ikāmete meʼzûn olup, ekser ʻulûmdan haberdâr ve hân-ı niʻmeti mebsût-ı kibâr u sığār bir zât-ı ʻâlî-tebâr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cûybâr-ı merhameti tâb-efgen-i melhûfân-ı zemân ve nehr-i selsâl-i ʿinâyet, seyrâb-kerde-i hâcet-mendân olan Hakān-ı deryâ keff ve beyyinü'ş-şeref hazretleri âsâr-ı Hüsrevâneleri'nden olan bend-i bî-mânendi seyr u temâşâya rağbet ve Karaağaç Sâhil-serâyı'ndan o mahall-i dil-güşâya berren ʿazîmet buyurup, geşt-i bâğ u râğ ve revâyih-i ezhâr-ı müşk-bâr ile taʿtîr-i dimâğ eyleyerek, mevkiʿ-i mezbûra vâsıl derûn-ı safâ-meşhûn-ı Hüsrevâneleri'nde güşâyiş ü inbisât hâsıl olup, hem yân-ı ihsânı bâz ve mülâzim-i rikâb-ı cihân-tâbları olan bendegânı bezl-i direm-i kerem ile kāmet-efrâz-ı beşâşet ü ihtizâz buyurduklarından gayri, bend-i cedîd keşfinin nısf mikdârı ile binâsına bezl ü saʿy u kudret ile izhâr-ı kemâl-i sadâkat eden Çavuş-başı Yenişehirli Osman Efendi'ye on bin gurûş ihsân ve yevm-i mezkûrda mûmâ ileyhi bir sevb-i semmûr ile fâyiku'l-akrân buyurdular.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Şehriyârî be-temâşây-ı bend-i cedîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_595.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Şehriyârî be-temâşây-ı bend-i cedîd",
          "text": "Cûybâr-ı merhameti tâb-efgen-i melhûfân-ı zemân ve nehr-i selsâl-i ʿinâyet, seyrâb-kerde-i hâcet-mendân olan Hakān-ı deryâ keff ve beyyinü'ş-şeref hazretleri âsâr-ı Hüsrevâneleri'nden olan bend-i bî-mânendi seyr u temâşâya rağbet ve Karaağaç Sâhil-serâyı'ndan o mahall-i dil-güşâya berren ʿazîmet buyurup, geşt-i bâğ u râğ ve revâyih-i ezhâr-ı müşk-bâr ile taʿtîr-i dimâğ eyleyerek, mevkiʿ-i mezbûra vâsıl derûn-ı safâ-meşhûn-ı Hüsrevâneleri'nde güşâyiş ü inbisât hâsıl olup, hem yân-ı ihsânı bâz ve mülâzim-i rikâb-ı cihân-tâbları olan bendegânı bezl-i direm-i kerem ile kāmet-efrâz-ı beşâşet ü ihtizâz buyurduklarından gayri, bend-i cedîd keşfinin nısf mikdârı ile binâsına bezl ü saʿy u kudret ile izhâr-ı kemâl-i sadâkat eden Çavuş-başı Yenişehirli Osman Efendi'ye on bin gurûş ihsân ve yevm-i mezkûrda mûmâ ileyhi bir sevb-i semmûr ile fâyiku'l-akrân buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm-ı vakt sânehüllâhü ʿani'l-makt cenâbları bir silsile-i celîle tertîb ve mahdûm-i mükerremleri Mehmed Emin Efendi'yi Üsküdâr Kazâsı'yla tatrîb ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı'yla, Mesʿûd-zâde Mehmed Saʿdeddîn Efendi'yi [M1 297] tatyîb buyurup, bir kāç günden sonra Mısr-ı Kāhire'yi Girîdî Ahmed Efendi'ye telhîs ve Âmid Kazâsı'nı Nûr-i ʿOsmânî Müderrisi Hâfız Mehmed Efendi'ye tahsîs eyledi.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_596.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Şeyhulislâm-ı vakt sânehüllâhü ʿani'l-makt cenâbları bir silsile-i celîle tertîb ve mahdûm-i mükerremleri Mehmed Emin Efendi'yi Üsküdâr Kazâsı'yla tatrîb ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı'yla, Mesʿûd-zâde Mehmed Saʿdeddîn Efendi'yi [M1 297] tatyîb buyurup, bir kāç günden sonra Mısr-ı Kāhire'yi Girîdî Ahmed Efendi'ye telhîs ve Âmid Kazâsı'nı Nûr-i ʿOsmânî Müderrisi Hâfız Mehmed Efendi'ye tahsîs eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā İstanbul Kadısı Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi, rebîʿulevvelin dördüncü günü terk-i dağdağa-i dünyâ ve ʿazm-i semt-i ʿukbâ eyledi. Mûmâ ileyh fenn-i târîhe âşinâ ve leyl ü nehâr tahsîl-i kemâlât ile şöhret-nümâ, rûhu hafîf, zâtı latîf bir kimse idi.\n\nMâh-ı mezkûrun on ikinci günü resm-i maʿrûf ve tavr-ı meʾlûf üzere Sultân Ahmed Câmiʿinde mevlid-i şerîf kırâʾet olunup, mevcûd olan zevât o meclis-i hatîrden istifâza-i meyâmin ü berekât eylediler.\n\nŞehriyâr-i vâlâ-menkabet Kara-ağaç Sâhil-serâyı'ndan istifây-ı hazz u rağbet buyurduklarından, ecved-i mevâkiʿ ve mültekāy-ı bahreynde vâkiʿ serây-ı cedîd-i nüzhet-efzâlarına mâh-ı mezkûrda nakl ü hareket buyurdular.\n\nRûmeli Kadıʿaskerliği ile defʿ-i hâhiş ve arzû-mendî eden İvaz Paşa-zâde İbrâhim Beyefendi, bir sene terk-i hâb ü sîne ve ibrâz-ı meʾâsir-i müstahsine edüp, bu esnâda münʿazil ve Rûmeli Pâyesi'yle Anadolu'dan munfasıl Feyzullah Nâfiz Efendi, o mesned-i bülend-i pâye ile tahsîl-i behre vü vâye eyledi.\nYeniçeri Ağası olan Hüseyin Ağa, mizâc-ı Devlet'e evfak hidmete muvaffak olamayup, ʿazl ve Tekfürdâğı'na tagrîb ve Kul Kethudâsı ʿOsman Ağa mansıbıyla tatrîb olundu.\n\nRevâtib-i Devlet ile her bâr kesb-i refâhiyyet eden dergâh-ı âlî mülâzimlarının bir kıst ʿulûfeleri iʿtâ vü inʿâm ve Sadr-ı vâlâ-makām maslahat-ı devri itmâm eyledikde, teşrîfât-ı seniyye-i Şehinşâhî ile ser-kerem-i câm-ı ʿizz ü ihtişâm oldu.\n\nBeşiktaş Sâhil-serâyı'nın hareket-i arz sebebi ile baʿzı mahallerine vehn ü indirâs târî olduğu maʿlûm-i Tâcdârî olup, Defterdâr-ı vakt olan Sârim İbrâhim Efendi'ye bu hidmet ihâle, ol dahi cûy-bâr-ı nakd ü vaktini isâle ile âsâr u vehn ü tezelzülü izâle eylediğinden gayri, Sultân Mehmed Hân; “eskenhüllâhü fî buhbûhati'l-cinân” hazretlerine mensûb ve vazʿ ve resmî ʿinde'n-nâs gāyet matbûʿ ve mergūb olan kasr-ı dil-ârânın dahi taʿmîr ü termîmi temâm ve şâyeste-i tahsîn-i hâss u ʿâmm oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Neylî-zâde ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_597.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Neylî-zâde ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Sâbıkā İstanbul Kadısı Neylî-zâde Mehmed Hamîd Efendi, rebîʿulevvelin dördüncü günü terk-i dağdağa-i dünyâ ve ʿazm-i semt-i ʿukbâ eyledi. Mûmâ ileyh fenn-i târîhe âşinâ ve leyl ü nehâr tahsîl-i kemâlât ile şöhret-nümâ, rûhu hafîf, zâtı latîf bir kimse idi.\n\nMâh-ı mezkûrun on ikinci günü resm-i maʿrûf ve tavr-ı meʾlûf üzere Sultân Ahmed Câmiʿinde mevlid-i şerîf kırâʾet olunup, mevcûd olan zevât o meclis-i hatîrden istifâza-i meyâmin ü berekât eylediler.\n\nŞehriyâr-i vâlâ-menkabet Kara-ağaç Sâhil-serâyı'ndan istifây-ı hazz u rağbet buyurduklarından, ecved-i mevâkiʿ ve mültekāy-ı bahreynde vâkiʿ serây-ı cedîd-i nüzhet-efzâlarına mâh-ı mezkûrda nakl ü hareket buyurdular.\n\nRûmeli Kadıʿaskerliği ile defʿ-i hâhiş ve arzû-mendî eden İvaz Paşa-zâde İbrâhim Beyefendi, bir sene terk-i hâb ü sîne ve ibrâz-ı meʾâsir-i müstahsine edüp, bu esnâda münʿazil ve Rûmeli Pâyesi'yle Anadolu'dan munfasıl Feyzullah Nâfiz Efendi, o mesned-i bülend-i pâye ile tahsîl-i behre vü vâye eyledi.\nYeniçeri Ağası olan Hüseyin Ağa, mizâc-ı Devlet'e evfak hidmete muvaffak olamayup, ʿazl ve Tekfürdâğı'na tagrîb ve Kul Kethudâsı ʿOsman Ağa mansıbıyla tatrîb olundu.\n\nRevâtib-i Devlet ile her bâr kesb-i refâhiyyet eden dergâh-ı âlî mülâzimlarının bir kıst ʿulûfeleri iʿtâ vü inʿâm ve Sadr-ı vâlâ-makām maslahat-ı devri itmâm eyledikde, teşrîfât-ı seniyye-i Şehinşâhî ile ser-kerem-i câm-ı ʿizz ü ihtişâm oldu.\n\nBeşiktaş Sâhil-serâyı'nın hareket-i arz sebebi ile baʿzı mahallerine vehn ü indirâs târî olduğu maʿlûm-i Tâcdârî olup, Defterdâr-ı vakt olan Sârim İbrâhim Efendi'ye bu hidmet ihâle, ol dahi cûy-bâr-ı nakd ü vaktini isâle ile âsâr u vehn ü tezelzülü izâle eylediğinden gayri, Sultân Mehmed Hân; “eskenhüllâhü fî buhbûhati'l-cinân” hazretlerine mensûb ve vazʿ ve resmî ʿinde'n-nâs gāyet matbûʿ ve mergūb olan kasr-ı dil-ârânın dahi taʿmîr ü termîmi temâm ve şâyeste-i tahsîn-i hâss u ʿâmm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAyn-ı ʿArafât ve sâyir ʿuyûnun mecrâları tekādüm-i zemân ile vîrân ve kıllet-i mâdan hâlleri perîşân olduğunu, ehâlî-yi Mekke bi'l-ittifâk ʿarz-ı südde-i Cevzâ-nitâk etmişleridi. Yedi sekiz [M1 298] sâʿat mesâfede vâkiʿ ʿAyn-ı Huneyn, ʿArafât'a ilhâk ile miyâh-ı sâyirenin mecârîsi tathîr ve tecdîd ü taʿmîr olunmak husûsuna irâde-i Şehriyâr-ı kişver-gîr taʿalluk edüp, Feyzullah Efendi Emîn-i Binâ taʿyîn ve Cidde Vâlîsi ve Mekke-i mükerreme Şerîfi tarafına emr-i ʿâlî irsâl olunup, ber-vech-i tahmîn taleb olunan altmış sekiz bin guruşun bir mikdârı nakd ve bir mikdârı Mısır cizyesinden havâle ile maslahat-ı mezkûre teshîl ü tehvîn olunmuşidi. Üç sene zarfında bu maslahat-ı hayriyye himmet-i Şâhâne ile husûl ve mâ’-i Huneyn sâyir miyâha imtizâc ü imtişâc ile Mekke-i mükerreme'ye vüsûl bulup mücâvirîn ve huccâc ser-şâr-ı zülâl-i inbisât u ibtihâc olup, mevârid ve meşâriʿ-i umûr-i devlet vâreste-i hass ü hâşâk-i küdûret olmak deʿavâtıyla cümlesi ter-zebân-ı muvâzabet oldular.",
          "caption": "Vüsûl-i ʿAyn-ı ʿArafât ve mâ’-i Huneyn der Mekke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_598.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vüsûl-i ʿAyn-ı ʿArafât ve mâ’-i Huneyn der Mekke",
          "text": "ʿAyn-ı ʿArafât ve sâyir ʿuyûnun mecrâları tekādüm-i zemân ile vîrân ve kıllet-i mâdan hâlleri perîşân olduğunu, ehâlî-yi Mekke bi'l-ittifâk ʿarz-ı südde-i Cevzâ-nitâk etmişleridi. Yedi sekiz [M1 298] sâʿat mesâfede vâkiʿ ʿAyn-ı Huneyn, ʿArafât'a ilhâk ile miyâh-ı sâyirenin mecârîsi tathîr ve tecdîd ü taʿmîr olunmak husûsuna irâde-i Şehriyâr-ı kişver-gîr taʿalluk edüp, Feyzullah Efendi Emîn-i Binâ taʿyîn ve Cidde Vâlîsi ve Mekke-i mükerreme Şerîfi tarafına emr-i ʿâlî irsâl olunup, ber-vech-i tahmîn taleb olunan altmış sekiz bin guruşun bir mikdârı nakd ve bir mikdârı Mısır cizyesinden havâle ile maslahat-ı mezkûre teshîl ü tehvîn olunmuşidi. Üç sene zarfında bu maslahat-ı hayriyye himmet-i Şâhâne ile husûl ve mâ’-i Huneyn sâyir miyâha imtizâc ü imtişâc ile Mekke-i mükerreme'ye vüsûl bulup mücâvirîn ve huccâc ser-şâr-ı zülâl-i inbisât u ibtihâc olup, mevârid ve meşâriʿ-i umûr-i devlet vâreste-i hass ü hâşâk-i küdûret olmak deʿavâtıyla cümlesi ter-zebân-ı muvâzabet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Malta Cezîresi'nden üç sefîne donanup, sevâhil-i Bahr-ı sefîd'in baʿzı mahallerine îsâl-i zarar ve tüccâr ve züvvâr sefînelerine ilkāy-ı şer edecekleri haberi, Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa'nın sâmiʿasına güzer eyledikde, muhâfazaya taʿyîn olunan kalyonların Kapudanlarına ve bâ-husûs Caʿfer Bey'e mü'ekked haberler ibʿâs ve mesfûrların ahz ü istîsallerine isrâʿ u ihsâs olunup, Caʿfer Bey, kazıyyeye vâkıf olduğu sâʿat, feth-i bâd-bân-ı teveccüh ü ʿazîmet ve Kıbrıs sularına varup Kerpe sularına doğru mürûr eyledikleri ihbâr olunduğuna binâ'en, o taraflara şitâb ve rebîʿulevvelin yirmi\nsekizinci günü korsanların iki kıtʿa fırkatesi, manzûr-i guzât-ı zafer-nisâb olup, iki fırkatenin biri rûzgâr üstünde bulunmağla, yelken-kürek firâr ve diğeri kaçamayup bi'z-zarûre ceng ihtiyâr etmişidi. Yek hamlede tîz-dendân-ı gürâzân-ı küffâr, mağlûb-i tîg-i gâziyân-ı zafer-girdâr ve hîn-i maʿrekede dâr-ı cehennemi karâr edenlerden mâʿadâ, kavâlyer taʿbîr olunan ser-gerdeleriyle yirmi dokuz neferi bend-i kemend-i üsâr oldu. Kurûn fırkatesi Kapudanı İbrâhîm Bey dahi bu maslahata me'mûr ve bir kıtʿa korsân işkānpoyesinin baʿzı kayıklara hücûmununu istimâʿ ile münselibü'ş-şuʿûr olup, hemân fırkatesine küşâd ve Manya açıklarında zikr olunan korsânı görüp üzerine hecme-endâz-ı tırâd olup, düşmen bu hâli müşâhede ile necâtdan nevmîd ve hevl-i cân ile muktehim-i harb-i şedîd olup, bir iki sâʿat muhârebeden sonra müdâfaʿadan ʿâciz u dermân-de ve sefînelerini başdan kara eyleyerek sahrâya perâkende [M1 299] oldular. Sefîneleri mazbût ve bakıyyetü's-süyûfu hibâl-i mezellete merbût kılındığı haberi müteʿâkiben, Der-i devlet medâra vürûd eylediğinden başka, Meskov (مسقو) nâm bir korsân işkampoyasıyla Lazkiyetü'l-Arab sularında ricâl ü nisvândan yirmi dört nefer ehl-i İslâm'a tesadüf birle esîr ve şehtiyelerin zabt ve Malta'ya tesyîr üzere iken, hatabla pür-bâr Giridli el-Hâc Hüseyin nâm kimesnenin Mısır'a ʿazîmet eder sefinesine dûçâr olup, meyânede ceng ü ʿaşûb vukūʿuyle zikr olunan korsân mağlûb olup, şehtiye ile esîrleri terk ü firâr ve sefîne re’isi dahi zikr olunan şehtiyeyi ve üserây-ı İslâmiyye'yi ve Malta'ya îsâl içün üzerlerine taʿyîn olunan yedi nefer kefereyi İskenderiyye Limanı'na götürüp, Mısır Vâlîsi dahi keyfe mâ-ittefak İskenderiye'de bulunmağla, sefîne re’isi kazıyyeyi müşârun ileyhe ihbâr ve sadâkat izhâr etdiğine binâʾen hilʿat ve bahşîş ile minnetdâr kılındığından gayri, cizyeden muʿafiyetleri husûsu müşârun ileyh tarafından ihtâr olunup, tıbk-ı tahrîri üzere hakkında müsâʿade derkâr oldu.",
          "caption": "Ahvâl-i Donanmâ-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_599.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Donanmâ-yı hümâyûn",
          "text": "Malta Cezîresi'nden üç sefîne donanup, sevâhil-i Bahr-ı sefîd'in baʿzı mahallerine îsâl-i zarar ve tüccâr ve züvvâr sefînelerine ilkāy-ı şer edecekleri haberi, Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa'nın sâmiʿasına güzer eyledikde, muhâfazaya taʿyîn olunan kalyonların Kapudanlarına ve bâ-husûs Caʿfer Bey'e mü'ekked haberler ibʿâs ve mesfûrların ahz ü istîsallerine isrâʿ u ihsâs olunup, Caʿfer Bey, kazıyyeye vâkıf olduğu sâʿat, feth-i bâd-bân-ı teveccüh ü ʿazîmet ve Kıbrıs sularına varup Kerpe sularına doğru mürûr eyledikleri ihbâr olunduğuna binâ'en, o taraflara şitâb ve rebîʿulevvelin yirmi\nsekizinci günü korsanların iki kıtʿa fırkatesi, manzûr-i guzât-ı zafer-nisâb olup, iki fırkatenin biri rûzgâr üstünde bulunmağla, yelken-kürek firâr ve diğeri kaçamayup bi'z-zarûre ceng ihtiyâr etmişidi. Yek hamlede tîz-dendân-ı gürâzân-ı küffâr, mağlûb-i tîg-i gâziyân-ı zafer-girdâr ve hîn-i maʿrekede dâr-ı cehennemi karâr edenlerden mâʿadâ, kavâlyer taʿbîr olunan ser-gerdeleriyle yirmi dokuz neferi bend-i kemend-i üsâr oldu. Kurûn fırkatesi Kapudanı İbrâhîm Bey dahi bu maslahata me'mûr ve bir kıtʿa korsân işkānpoyesinin baʿzı kayıklara hücûmununu istimâʿ ile münselibü'ş-şuʿûr olup, hemân fırkatesine küşâd ve Manya açıklarında zikr olunan korsânı görüp üzerine hecme-endâz-ı tırâd olup, düşmen bu hâli müşâhede ile necâtdan nevmîd ve hevl-i cân ile muktehim-i harb-i şedîd olup, bir iki sâʿat muhârebeden sonra müdâfaʿadan ʿâciz u dermân-de ve sefînelerini başdan kara eyleyerek sahrâya perâkende [M1 299] oldular. Sefîneleri mazbût ve bakıyyetü's-süyûfu hibâl-i mezellete merbût kılındığı haberi müteʿâkiben, Der-i devlet medâra vürûd eylediğinden başka, Meskov (مسقو) nâm bir korsân işkampoyasıyla Lazkiyetü'l-Arab sularında ricâl ü nisvândan yirmi dört nefer ehl-i İslâm'a tesadüf birle esîr ve şehtiyelerin zabt ve Malta'ya tesyîr üzere iken, hatabla pür-bâr Giridli el-Hâc Hüseyin nâm kimesnenin Mısır'a ʿazîmet eder sefinesine dûçâr olup, meyânede ceng ü ʿaşûb vukūʿuyle zikr olunan korsân mağlûb olup, şehtiye ile esîrleri terk ü firâr ve sefîne re’isi dahi zikr olunan şehtiyeyi ve üserây-ı İslâmiyye'yi ve Malta'ya îsâl içün üzerlerine taʿyîn olunan yedi nefer kefereyi İskenderiyye Limanı'na götürüp, Mısır Vâlîsi dahi keyfe mâ-ittefak İskenderiye'de bulunmağla, sefîne re’isi kazıyyeyi müşârun ileyhe ihbâr ve sadâkat izhâr etdiğine binâʾen hilʿat ve bahşîş ile minnetdâr kılındığından gayri, cizyeden muʿafiyetleri husûsu müşârun ileyh tarafından ihtâr olunup, tıbk-ı tahrîri üzere hakkında müsâʿade derkâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karaman Eyâleti, Akşehir ve Akseray ve Beyşehri sancakları ilhâkıyla, sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa'ya ve Sivas Eyâleti, selefi Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Eğriboz Sancağı, sâbıkā Selânik Mutasarrıfı Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup, Selânik Sancağı, mukaddemâ Derbendler Başbûğluğu ile haydûd eşkiyâsının ahz ü istîsâllerine me'mûr olup, hıdemâtı şâyeste-i tahsîn ve hüsn-i mükâfâta mazhariyyeti cevlân-ger-i zamîr-i Pâdişâh-ı İskender-i temkîn olan Sarı Mehmed Paşa-zâde Ali Bey'e rütbe-i Mîr-i mîrânî ile tevcîh ü ihsân ve kemâ-kân derbendler muhafazasına sarf-ı tâb ü tuvân eylemesi bâbında tarafına hıtâben ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_600.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Karaman Eyâleti, Akşehir ve Akseray ve Beyşehri sancakları ilhâkıyla, sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa'ya ve Sivas Eyâleti, selefi Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Eğriboz Sancağı, sâbıkā Selânik Mutasarrıfı Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup, Selânik Sancağı, mukaddemâ Derbendler Başbûğluğu ile haydûd eşkiyâsının ahz ü istîsâllerine me'mûr olup, hıdemâtı şâyeste-i tahsîn ve hüsn-i mükâfâta mazhariyyeti cevlân-ger-i zamîr-i Pâdişâh-ı İskender-i temkîn olan Sarı Mehmed Paşa-zâde Ali Bey'e rütbe-i Mîr-i mîrânî ile tevcîh ü ihsân ve kemâ-kân derbendler muhafazasına sarf-ı tâb ü tuvân eylemesi bâbında tarafına hıtâben ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın üçüncü gicesi Galata'da ihrâk zuhûr edüp, Sicilyateyn ve Moskov ve Felemenk elçilerinin konakları ve kırk kadar sagīr u kebîr kefere hâneleri hâkister ve dört yol ağzı beraberine geldikde intifâ mukarrer oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_601.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı harîk",
          "text": "Cumâdelûlânın üçüncü gicesi Galata'da ihrâk zuhûr edüp, Sicilyateyn ve Moskov ve Felemenk elçilerinin konakları ve kırk kadar sagīr u kebîr kefere hâneleri hâkister ve dört yol ağzı beraberine geldikde intifâ mukarrer oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh mâh-ı merkūmun yirmi beşinci gicesi terk-i mansıb-ı hayât ve mahsûl-i ʿömr-i girân-mâyesin müsellem-i dest-i hâdimü'l-lezzât eyleyüp, Nakībül-eşrâf olan es-Seyyid Abdullah Efendi Sadâret'le mübeccel ve Nekābet hidmet-i pür-meymeneti ile Mîrzâ-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi mest-i rahîk-i matlab ü emel oldu.\n\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh tasarruf-ı dahl ü harcında kāsır ve idâre-i umûrunda hâyim ü mütehayyir olduğundan, [M1 300] düyûn-ı kesîreye mübtelâ ve eyyâm-ı zindegânîsi muzâyaka vü zarûretle hebâ olduğundan gayri, bahtı dahi yâver olmadığı yalnız elli bir gün kadar Kadıʿaskerlik etdiğinden maʿlûm-ı erbâb-ı hüccet ü nazardır. Kābil-i tahsîn olur eşʿârı ve selâsetden gayr-ı hâlî güftârı var idi. Üç gün sonra Sadâret-i Anadolu'dan munfasıl Halîl Efendi dahi dâr-ı âhirete mürtahil oldu.",
          "caption": "İrtihâl-i Sadr-ı Rûm Nâfiz Feyzullah Efendi ve Sadr-ı Anadolu-yı sâbık Halîl Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_602.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Sadr-ı Rûm Nâfiz Feyzullah Efendi ve Sadr-ı Anadolu-yı sâbık Halîl Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh mâh-ı merkūmun yirmi beşinci gicesi terk-i mansıb-ı hayât ve mahsûl-i ʿömr-i girân-mâyesin müsellem-i dest-i hâdimü'l-lezzât eyleyüp, Nakībül-eşrâf olan es-Seyyid Abdullah Efendi Sadâret'le mübeccel ve Nekābet hidmet-i pür-meymeneti ile Mîrzâ-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi mest-i rahîk-i matlab ü emel oldu.\n\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh tasarruf-ı dahl ü harcında kāsır ve idâre-i umûrunda hâyim ü mütehayyir olduğundan, [M1 300] düyûn-ı kesîreye mübtelâ ve eyyâm-ı zindegânîsi muzâyaka vü zarûretle hebâ olduğundan gayri, bahtı dahi yâver olmadığı yalnız elli bir gün kadar Kadıʿaskerlik etdiğinden maʿlûm-ı erbâb-ı hüccet ü nazardır. Kābil-i tahsîn olur eşʿârı ve selâsetden gayr-ı hâlî güftârı var idi. Üç gün sonra Sadâret-i Anadolu'dan munfasıl Halîl Efendi dahi dâr-ı âhirete mürtahil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çıldır Eyâleti, sâbıkā Erzurûm Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Nuʿmân Paşa'ya ve Erzurum selefi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya; Marʿaş Eyâleti, Vezîr Hasan Paşa'ya; Vân Muhâfazası, Mîr-i mîrândan Tuz Paşa-zâde Ahmed Paşa'ya; Yânya Sancağı ilhâkıyla Çirmen Sancağı, Vezîr Receb Paşa'ya; Vidin muhâfazası, Vezîr Kapu-kıran Mehmed Paşa'ya; Adana Eyâleti, Mîr-i mîrândan ʿAli Paşa'ya cumâde'l-âhırede tevcîh olundu.\n\nVezîr-i aʿzam Kethudâsı olan Kâşif Mehmed Emîn Efendi, mâh-ı merkūmda terk-i dâr-ı fenâ ve ʿazm-i iklîm-i bekā edüp, Re'îsü'l-küttâb bulunan Hammâmî-zâde ʿÖmer Efendi Kethudâlık mesnedine irtikā ve câh-ı refîʿ-i Riyâset'e, Çavuşbaşı ʿOsmân Efendi iʿtilâ eyleyüp, Çavuş-başılık ile ʿAbdullatîf Bey merreten baʿde uhrâ kâm-revâ oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm ve fevt-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî Kâşif Efendi ve vefât-ı ʿAvnî Efendi ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_603.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm ve fevt-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî Kâşif Efendi ve vefât-ı ʿAvnî Efendi ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Çıldır Eyâleti, sâbıkā Erzurûm Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Nuʿmân Paşa'ya ve Erzurum selefi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya; Marʿaş Eyâleti, Vezîr Hasan Paşa'ya; Vân Muhâfazası, Mîr-i mîrândan Tuz Paşa-zâde Ahmed Paşa'ya; Yânya Sancağı ilhâkıyla Çirmen Sancağı, Vezîr Receb Paşa'ya; Vidin muhâfazası, Vezîr Kapu-kıran Mehmed Paşa'ya; Adana Eyâleti, Mîr-i mîrândan ʿAli Paşa'ya cumâde'l-âhırede tevcîh olundu.\n\nVezîr-i aʿzam Kethudâsı olan Kâşif Mehmed Emîn Efendi, mâh-ı merkūmda terk-i dâr-ı fenâ ve ʿazm-i iklîm-i bekā edüp, Re'îsü'l-küttâb bulunan Hammâmî-zâde ʿÖmer Efendi Kethudâlık mesnedine irtikā ve câh-ı refîʿ-i Riyâset'e, Çavuşbaşı ʿOsmân Efendi iʿtilâ eyleyüp, Çavuş-başılık ile ʿAbdullatîf Bey merreten baʿde uhrâ kâm-revâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müteveffây-ı mûmâ ileyh Şâtır Yûsuf Ağa nâm kimesnenin ferzend-i ercümendi olup, güldeste-i vücûdu bâğzâr-ı ʿâlemde bûyâ ve nihâl-i istiʿdâdı âbyârî-yi feyz-i Hudâ\nile reşha-gîr-i neşv ü nümâ oldukda, Mektûbî Kalemi'ne müdâvemet ve Baş-halîfelik ile kesb-i taʿayyün ü şöhret eyleyüp, giderek Sadrıaʿzam Mektûbculuğu ile be-kâm ve bir müddet mürûrunda Riyâset-i küttâb ile vâsıl-ı ser-menzil-i merâm olup, ba'de'l-'azl tekrâr Re'îs ve fülk-i devlete bercîs ve bi-tarîki'n-nakl Sadrıaʿzam'a Kethudâ ve bundan sonra Defterdârlık ile âzmâyiş-i fenn-i istîfâ ve andan Defter Emâneti'ne tahvîl ve çok geçmeden yine Kethudâlık ile tebcîl ve bilâhıre enfâs-ı hayâtını tekmîl eyledi.\n\nMûmâ ileyh edîb ve vakūr ve etvâr-ı cemîle ile meşhûr, zihn-i nakkâd ve tabʿ-ı vekkād ile ekser ‘ulûma ıttılâʿı ve fî külli gadâtin ve 'aşiyy füzûnî-yi fazl ü kemâle sâʿî olduğundan başka, mûşikâf-ı gavâmiz-i umûr ve medâr-ı inhilâl-i mu‘dilât-ı cumhûr idi. Ancak bâ-vücûd-i kudret tabʿında husset ve zâtında denâ’et olup, bir şahsa medd-i bâʿ-ı kerem ü sehâ ve bir derd-mendin derdine hubb-i dînâr ile [M1 301] ile devâ etdiği mesmûʿ olmamışdır.\n\nDefterdâr-ı sâbık Seyyid Mehmed ‘Avnî Efendi dahi bu hilâlde terk-i ‘âlem-i zindegânî ve 'azm-i semt-i câvidânî eyledi. Mûmâ ileyh dahi mahall-i feyz olan Mektûbî Kalemi'nden neş'et ve Bâş-halîfelik'den Beylikçiliğe nakl ile kat‘-ı menzilet ve giderek Tezkire-i Sânî ve Re'îsülküttâb ve Defterdâr Emîni ve Defterdâr olmuşidi. Maʿârif ve kemâlâtdan hissedâr olduğu âsârından be-dîdârdır.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_604.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müteveffây-ı mûmâ ileyh Şâtır Yûsuf Ağa nâm kimesnenin ferzend-i ercümendi olup, güldeste-i vücûdu bâğzâr-ı ʿâlemde bûyâ ve nihâl-i istiʿdâdı âbyârî-yi feyz-i Hudâ\nile reşha-gîr-i neşv ü nümâ oldukda, Mektûbî Kalemi'ne müdâvemet ve Baş-halîfelik ile kesb-i taʿayyün ü şöhret eyleyüp, giderek Sadrıaʿzam Mektûbculuğu ile be-kâm ve bir müddet mürûrunda Riyâset-i küttâb ile vâsıl-ı ser-menzil-i merâm olup, ba'de'l-'azl tekrâr Re'îs ve fülk-i devlete bercîs ve bi-tarîki'n-nakl Sadrıaʿzam'a Kethudâ ve bundan sonra Defterdârlık ile âzmâyiş-i fenn-i istîfâ ve andan Defter Emâneti'ne tahvîl ve çok geçmeden yine Kethudâlık ile tebcîl ve bilâhıre enfâs-ı hayâtını tekmîl eyledi.\n\nMûmâ ileyh edîb ve vakūr ve etvâr-ı cemîle ile meşhûr, zihn-i nakkâd ve tabʿ-ı vekkād ile ekser ‘ulûma ıttılâʿı ve fî külli gadâtin ve 'aşiyy füzûnî-yi fazl ü kemâle sâʿî olduğundan başka, mûşikâf-ı gavâmiz-i umûr ve medâr-ı inhilâl-i mu‘dilât-ı cumhûr idi. Ancak bâ-vücûd-i kudret tabʿında husset ve zâtında denâ’et olup, bir şahsa medd-i bâʿ-ı kerem ü sehâ ve bir derd-mendin derdine hubb-i dînâr ile [M1 301] ile devâ etdiği mesmûʿ olmamışdır.\n\nDefterdâr-ı sâbık Seyyid Mehmed ‘Avnî Efendi dahi bu hilâlde terk-i ‘âlem-i zindegânî ve 'azm-i semt-i câvidânî eyledi. Mûmâ ileyh dahi mahall-i feyz olan Mektûbî Kalemi'nden neş'et ve Bâş-halîfelik'den Beylikçiliğe nakl ile kat‘-ı menzilet ve giderek Tezkire-i Sânî ve Re'îsülküttâb ve Defterdâr Emîni ve Defterdâr olmuşidi. Maʿârif ve kemâlâtdan hissedâr olduğu âsârından be-dîdârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rütbe-i Vezâret ile Mısr-ı Kāhire'ye geştî-yi süvâr-ı ‘azîmet olan Vezîr Râkım Mehmed Paşa imdâd-ı rüzgâr ile İskenderiyye'ye vusûlünde, sâbıkā Cidde Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa dahi huccâc ile Mısır'a dâhil olmuşidi. Birkaç sene mukaddem Mısır'dan ihrâc olunup, bâdiye-i hayretde ser-gerdân ve zuhûr-i fursata nigerân olan Mîru'l-hâcc-ı esbâk Sâlih Bey ve Şeyhu'l-beled-i sâbık Bulut-kapan ‘Ali Bey sâyir menkûb ve matrûd olan keşşâf ve ümerâ ile safka-zen-i ittifâk ve maʿiyyetlerinde mütehaşşid olan Magribî ve Mısrî ve 'Urbân askeriyle Mısır'ı zabta yek-sâk-ı vifâk olarak, diyâr-ı Saʿîd'den Mısır'a doğru teveccüh ve ‘azîmetleri şâyiʿ ve Cerce'ye vusûlleri ihbârı mütetâbiʿ olup, Vâlî-yi sâbık Vezîr Hamza Paşa dahi Mısır'da vâkiʿ bir hânede mukīm olmağla, üç vezîrin ictimâʿından ümerâ müsteşʿir ve havf-i mâl ü cân ile ne edecekliklerinde mütehayyir olduklarından gayri, Vâlî-yi cedîdi resmen istikbâl lâzım iken müsâmaha ve ihmâl eylediklerini Ocağlu'nun baʿzısı istikbâh ve anlar dahi âdem irsâliyle icrây-ı şerâyit-i ikrâm edeceklerini îzâh-ı hâlinde hasımları olan beyler asker-i kesîf ile Mısır'a karîb mahalle geldikleri, evhâm ü hayâlâtların tazʿîf etmek hasebiyle istikbâl gāyilesi ber-taraf olduğundan başka, berü tarafda bulunan ümerâ ve kendilerine tâbiʿ süfehâ izhâr-ı rûy-ı ʿisyân ve baʿzı türrehât ile dehen-bâz-ı hezeyân olmağa başla-\nyup, merâmlarına temşiyet bâbında ʿakd-ı meclis-i meşveret ve Darb-hâne Emîni bulunan sâbıkā Kethudây-ı Sadriāʿzamî Ahmed ʿİzzet Efendi'yi dahi meclislerine daʿvet etmişler idi. Caʿcʿa kabîlinden olan kelimât-ı bî-maʿnâya mübâşeretlerinde Efendi-yi mûmâ ileyh: “İzhâr-ı cesâret ve Devlet-i ʿaliyye'non merâmı iʿdâmınız olsa bu teklîfe ne hâcet? Bana bir emir gönderilse Mısr-ı Kāhire'yi size harâm ve ele geçenlerinizi tuʿme-i hısâm eyler idim. Bîhûde efkâr ile izâʿat-i vakt etmeyüp, vâlînizi istikbâl ve derûnunuzdan ihrâc-ı vahşet ve melâl edin” dedikde, Keşkeş Hüseyin Bey bu kelâmdan müteʾessir ve: “İşte ben şimdi [M1 302] vâlî-yi Mısr'ı istikbâl içün haymelerimi taşra ihrâc ederim.\" Sâyir Ocağlu dahi, nakl-i hıyâm içün münteşir olmalarıyla, vâlî-yi cedîdi ʿAdiliyye nâm mahalde nasb eyledikleri sâyebâne getürüp, birkaç günden sonra kenâr-ı Nîl'de vâkiʿ ʿAbdurrahmân Kethudâ kasrına ikʿâd ve baʿdehû müretteb alay ile kalʿaya ısʿâd eylediler. Kasd-ı Mısır eden ümerânın askeri yevmen fe-yevmen kabûl-i kesret ve Cerce'de matrûden mukīm olan Harburûtlu ʿAli Kethudâ ve ibn Hümâm dahi dâhil-i dâʾire-i cemʿiyyetleri olmağla, Mısır'da olan beyler vâlî-yi Mısır'a mürâcaʿat ve merkūmlar başlarında olan haşerâtı defʿ ile mukaddem sâkin oldukları mahalle ʿavdet etmeleriyçün buyuruldular ahz ü irsâl ve kazıyye ise, “belaga's-seylü'r-zübâ” medlûlü üzere müntic-i hüsn-i meʾâl olmayup, Mısır'a iki günlük mahalle geldikleri sâmiʿa güzâr-ı ümerây-ı ber-geşte ahvâl olmağla, nâ-çâr asker tahrîrine ibtidâr ve ser-gerde-i ümerâ Keşkeş Hüseyin Bey top ve cebehâne ve cemʿ olunan asker ile hâric-i Mısır'da karâr ve Mumcu ʿAli Kethudâ'yı beylerin olduğu mahalle tesyâr eyledi. Merkūmlar Nîl'in öte giçesine güzer ve top u tüfeng ile uzakdan ʿarz-ı hüner eylediklerini ümerâ mütemekkin oldukları karyede muʿâyene ile mukābeleden keff-i yed ve bâb-ı harbi sedd edüp, ihtiyâr-ı semt-i iğfâl ü firâr itmişler gibi katʿ-ı makāl ve setr-i ahvâl etdikleri hasımlarına medâr-ı kuvvet olup, karyeye hücûm eyledikleri müteʿayyen oldukda, kemîn-gâhdan ser-nümâ ve bir hamlede ifnây-ı husemâ ve ser-kerdeleri olan Mumcu ʿAli Kethudâʾyı ve vâfir adamlarını helâk ve üftâde-i hâk-i magāk eylediklerini Keşkeş istimâʿ ve asker-i ber-geştesine tekrâr sûret-i ictimâʿ verdiğinden gayri, Şeyhu'l-beled Mısır'da olan beylerden üç nefer kimseyi bir mikdâr asker ile imdâdına isrâʿ etmişidi. Bunların lühûkundandan mukaddem iki asker birbiriyle mülâkāt ve îkād-nevâyir-i muʿâdât itmiş bulunmalarıyla Keşkeş mağlûb ve askeri menkûb olup, bâr u büngâh ve hayme vü hârgâhın terk ü firâr ve imdâdına giden asker bu hâli görüp, kendüye kafâdâr olup, ne hâl ise, Mısır'a duhûl ve telâfî-yi mâ-fâte meşgūl ve Mısır hazînesinden hâh u nâ-hâh iki yüz kîse istidâne ile asker tahrîr ve tekrâr ʿazm-i semt-i dâr ü gîr etmek hılâlinde Mısır'da kalan ümerâdan Cüce Hasan Bey cebr ile kapuyu açdırup, cemm-i gafîr ve asker-i kesîr ile muhâlifler semtine ʿazîmet eylediği ve ocakluda dahi fütûr ve betâʾet [M1 303] müşâhedesiyle, nusrat meʾmûl olmadığını tahkīk ile Keşkeş ve hevâdârı olan ümerâ:\n\"Ve dâkati'l-ʿardu hattâ sâra hâribühüm / İzâ reâ ğayre şey'in zannehü racülen” mazmûnunu iltizâm ile ser-dâde-i fezây-ı vesîʿu'l-ircâ oldular. Hâricden gelen ümerâ Mısır'a duhûl içün Mısır Vâlîsi'nden izin ü ruhsat istidʿâ etmeleriyle, haşerâtı defʿ ve ancak kendi etbâʿlarıyla Mısır'a duhûllerine ruhsat verilüp gelüp, hânelerinde ikāmet ve defʿ-i ihtilâl-i memleket eyleyüp, hatt u tirhâllerinde fukârâdan bir kimse rencîde ve şahs-ı vâhidin zarar u ziyânı şinîde olmaması vukūʿât-ı nâdiredendir. Zikr olunan beyler, Mısır Vâlîsi Râkım Paşa ile mülâkāt ve mazhar-ı nevâziş ü iltifât oldukları hâlde, nizâma dâ'yir yedinde olan hatt-ı hümâyûnu fermâ ʿalâ ru'ûsi'l-eşhâd kırâ'et ettirdüp, cümlesi resm-i tavʿu inkıyâdı takdîm ve sâlifü'l-beyân ʿuhûdun icrâ vü tenfîzini cezmen tasmîm etmeleriyle, taksîrâtları ʿafv olunmak bâbında müşârun ileyhâden tahrîrât recâ ve kendüleri dahi ʿarz-ı mahzar tertîbi ile nakl-i mâ-cerâ eylediklerinden gayrî, dâmen-i gayreti teşmîr ve müddet-i yesîrede bin beş yüz kîse akça tahsîl ve Der-i devlet'e berren tesyîr eylediler.",
          "caption": "Vukūʿât-ı Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_605.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿât-ı Mısriyye",
          "text": "Rütbe-i Vezâret ile Mısr-ı Kāhire'ye geştî-yi süvâr-ı ‘azîmet olan Vezîr Râkım Mehmed Paşa imdâd-ı rüzgâr ile İskenderiyye'ye vusûlünde, sâbıkā Cidde Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa dahi huccâc ile Mısır'a dâhil olmuşidi. Birkaç sene mukaddem Mısır'dan ihrâc olunup, bâdiye-i hayretde ser-gerdân ve zuhûr-i fursata nigerân olan Mîru'l-hâcc-ı esbâk Sâlih Bey ve Şeyhu'l-beled-i sâbık Bulut-kapan ‘Ali Bey sâyir menkûb ve matrûd olan keşşâf ve ümerâ ile safka-zen-i ittifâk ve maʿiyyetlerinde mütehaşşid olan Magribî ve Mısrî ve 'Urbân askeriyle Mısır'ı zabta yek-sâk-ı vifâk olarak, diyâr-ı Saʿîd'den Mısır'a doğru teveccüh ve ‘azîmetleri şâyiʿ ve Cerce'ye vusûlleri ihbârı mütetâbiʿ olup, Vâlî-yi sâbık Vezîr Hamza Paşa dahi Mısır'da vâkiʿ bir hânede mukīm olmağla, üç vezîrin ictimâʿından ümerâ müsteşʿir ve havf-i mâl ü cân ile ne edecekliklerinde mütehayyir olduklarından gayri, Vâlî-yi cedîdi resmen istikbâl lâzım iken müsâmaha ve ihmâl eylediklerini Ocağlu'nun baʿzısı istikbâh ve anlar dahi âdem irsâliyle icrây-ı şerâyit-i ikrâm edeceklerini îzâh-ı hâlinde hasımları olan beyler asker-i kesîf ile Mısır'a karîb mahalle geldikleri, evhâm ü hayâlâtların tazʿîf etmek hasebiyle istikbâl gāyilesi ber-taraf olduğundan başka, berü tarafda bulunan ümerâ ve kendilerine tâbiʿ süfehâ izhâr-ı rûy-ı ʿisyân ve baʿzı türrehât ile dehen-bâz-ı hezeyân olmağa başla-\nyup, merâmlarına temşiyet bâbında ʿakd-ı meclis-i meşveret ve Darb-hâne Emîni bulunan sâbıkā Kethudây-ı Sadriāʿzamî Ahmed ʿİzzet Efendi'yi dahi meclislerine daʿvet etmişler idi. Caʿcʿa kabîlinden olan kelimât-ı bî-maʿnâya mübâşeretlerinde Efendi-yi mûmâ ileyh: “İzhâr-ı cesâret ve Devlet-i ʿaliyye'non merâmı iʿdâmınız olsa bu teklîfe ne hâcet? Bana bir emir gönderilse Mısr-ı Kāhire'yi size harâm ve ele geçenlerinizi tuʿme-i hısâm eyler idim. Bîhûde efkâr ile izâʿat-i vakt etmeyüp, vâlînizi istikbâl ve derûnunuzdan ihrâc-ı vahşet ve melâl edin” dedikde, Keşkeş Hüseyin Bey bu kelâmdan müteʾessir ve: “İşte ben şimdi [M1 302] vâlî-yi Mısr'ı istikbâl içün haymelerimi taşra ihrâc ederim.\" Sâyir Ocağlu dahi, nakl-i hıyâm içün münteşir olmalarıyla, vâlî-yi cedîdi ʿAdiliyye nâm mahalde nasb eyledikleri sâyebâne getürüp, birkaç günden sonra kenâr-ı Nîl'de vâkiʿ ʿAbdurrahmân Kethudâ kasrına ikʿâd ve baʿdehû müretteb alay ile kalʿaya ısʿâd eylediler. Kasd-ı Mısır eden ümerânın askeri yevmen fe-yevmen kabûl-i kesret ve Cerce'de matrûden mukīm olan Harburûtlu ʿAli Kethudâ ve ibn Hümâm dahi dâhil-i dâʾire-i cemʿiyyetleri olmağla, Mısır'da olan beyler vâlî-yi Mısır'a mürâcaʿat ve merkūmlar başlarında olan haşerâtı defʿ ile mukaddem sâkin oldukları mahalle ʿavdet etmeleriyçün buyuruldular ahz ü irsâl ve kazıyye ise, “belaga's-seylü'r-zübâ” medlûlü üzere müntic-i hüsn-i meʾâl olmayup, Mısır'a iki günlük mahalle geldikleri sâmiʿa güzâr-ı ümerây-ı ber-geşte ahvâl olmağla, nâ-çâr asker tahrîrine ibtidâr ve ser-gerde-i ümerâ Keşkeş Hüseyin Bey top ve cebehâne ve cemʿ olunan asker ile hâric-i Mısır'da karâr ve Mumcu ʿAli Kethudâ'yı beylerin olduğu mahalle tesyâr eyledi. Merkūmlar Nîl'in öte giçesine güzer ve top u tüfeng ile uzakdan ʿarz-ı hüner eylediklerini ümerâ mütemekkin oldukları karyede muʿâyene ile mukābeleden keff-i yed ve bâb-ı harbi sedd edüp, ihtiyâr-ı semt-i iğfâl ü firâr itmişler gibi katʿ-ı makāl ve setr-i ahvâl etdikleri hasımlarına medâr-ı kuvvet olup, karyeye hücûm eyledikleri müteʿayyen oldukda, kemîn-gâhdan ser-nümâ ve bir hamlede ifnây-ı husemâ ve ser-kerdeleri olan Mumcu ʿAli Kethudâʾyı ve vâfir adamlarını helâk ve üftâde-i hâk-i magāk eylediklerini Keşkeş istimâʿ ve asker-i ber-geştesine tekrâr sûret-i ictimâʿ verdiğinden gayri, Şeyhu'l-beled Mısır'da olan beylerden üç nefer kimseyi bir mikdâr asker ile imdâdına isrâʿ etmişidi. Bunların lühûkundandan mukaddem iki asker birbiriyle mülâkāt ve îkād-nevâyir-i muʿâdât itmiş bulunmalarıyla Keşkeş mağlûb ve askeri menkûb olup, bâr u büngâh ve hayme vü hârgâhın terk ü firâr ve imdâdına giden asker bu hâli görüp, kendüye kafâdâr olup, ne hâl ise, Mısır'a duhûl ve telâfî-yi mâ-fâte meşgūl ve Mısır hazînesinden hâh u nâ-hâh iki yüz kîse istidâne ile asker tahrîr ve tekrâr ʿazm-i semt-i dâr ü gîr etmek hılâlinde Mısır'da kalan ümerâdan Cüce Hasan Bey cebr ile kapuyu açdırup, cemm-i gafîr ve asker-i kesîr ile muhâlifler semtine ʿazîmet eylediği ve ocakluda dahi fütûr ve betâʾet [M1 303] müşâhedesiyle, nusrat meʾmûl olmadığını tahkīk ile Keşkeş ve hevâdârı olan ümerâ:\n\"Ve dâkati'l-ʿardu hattâ sâra hâribühüm / İzâ reâ ğayre şey'in zannehü racülen” mazmûnunu iltizâm ile ser-dâde-i fezây-ı vesîʿu'l-ircâ oldular. Hâricden gelen ümerâ Mısır'a duhûl içün Mısır Vâlîsi'nden izin ü ruhsat istidʿâ etmeleriyle, haşerâtı defʿ ve ancak kendi etbâʿlarıyla Mısır'a duhûllerine ruhsat verilüp gelüp, hânelerinde ikāmet ve defʿ-i ihtilâl-i memleket eyleyüp, hatt u tirhâllerinde fukârâdan bir kimse rencîde ve şahs-ı vâhidin zarar u ziyânı şinîde olmaması vukūʿât-ı nâdiredendir. Zikr olunan beyler, Mısır Vâlîsi Râkım Paşa ile mülâkāt ve mazhar-ı nevâziş ü iltifât oldukları hâlde, nizâma dâ'yir yedinde olan hatt-ı hümâyûnu fermâ ʿalâ ru'ûsi'l-eşhâd kırâ'et ettirdüp, cümlesi resm-i tavʿu inkıyâdı takdîm ve sâlifü'l-beyân ʿuhûdun icrâ vü tenfîzini cezmen tasmîm etmeleriyle, taksîrâtları ʿafv olunmak bâbında müşârun ileyhâden tahrîrât recâ ve kendüleri dahi ʿarz-ı mahzar tertîbi ile nakl-i mâ-cerâ eylediklerinden gayrî, dâmen-i gayreti teşmîr ve müddet-i yesîrede bin beş yüz kîse akça tahsîl ve Der-i devlet'e berren tesyîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'l-iftâ'ya mülâzım olan müsevvidînin îrâdları kalîl ve hıdmetleri celîl olduğundan dank ü dîk-i mâʿâşa mübtelâ ve huzûr-i kalb ile hizmetlerin edâ edemeyüp, muhtâc-ı iʿânet-i evliyây-ı niʿamâ olmuşlar idi. Bu âna dek hâllerine nazar ile dâ'ire-i meʿâşları tevsîʿ ve nâme-i niyâz ve recâları tevkīʿ olunamayup: “Kem tereke'l-evvelü li'l-âhiri” mefhûmu üzere zîynet-bahş-ı mesned-i Fetvâ olan Veliyyüddîn Efendi cenâblarına zaʿf-ı hâlleri zâhir olduğundan, Bolu Kazâsı'nın mahsûlü mûmâ ileyhime meʿâş kayd olunmak husûsu vârid-i hâtırları olmağla, fi'l-hâl işâret ve tahsîl-i ruhsat eyleyüp, mahsûlün humusu Fetvâ emînlerine ihrâc ve bâkīsi müsevvidlere taksîm olunmak üzere tanzîm ve bu cihet ile tîregî-yi baht-ı müsevvidîn-i pertev-nazar-ı fetvâ-penâhiyle zâyil ve refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâlleri hâsıl olup, müşârun ileyh cenâblarının bu eser-i hayr cümle-i mehâsinlerinden maʿdûd ve ilâ hâze'l-ân o makūle ketebenin haklarında olan esbâb-ı duʿâları ʿinân-ı semâya memdûd olmuşdur.",
          "caption": "Taʿyîn-i mahsûl-i Kazây-ı Bolu be-müsevvidîn-i Fetvâhâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_606.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿyîn-i mahsûl-i Kazây-ı Bolu be-müsevvidîn-i Fetvâhâne",
          "text": "Dârü'l-iftâ'ya mülâzım olan müsevvidînin îrâdları kalîl ve hıdmetleri celîl olduğundan dank ü dîk-i mâʿâşa mübtelâ ve huzûr-i kalb ile hizmetlerin edâ edemeyüp, muhtâc-ı iʿânet-i evliyây-ı niʿamâ olmuşlar idi. Bu âna dek hâllerine nazar ile dâ'ire-i meʿâşları tevsîʿ ve nâme-i niyâz ve recâları tevkīʿ olunamayup: “Kem tereke'l-evvelü li'l-âhiri” mefhûmu üzere zîynet-bahş-ı mesned-i Fetvâ olan Veliyyüddîn Efendi cenâblarına zaʿf-ı hâlleri zâhir olduğundan, Bolu Kazâsı'nın mahsûlü mûmâ ileyhime meʿâş kayd olunmak husûsu vârid-i hâtırları olmağla, fi'l-hâl işâret ve tahsîl-i ruhsat eyleyüp, mahsûlün humusu Fetvâ emînlerine ihrâc ve bâkīsi müsevvidlere taksîm olunmak üzere tanzîm ve bu cihet ile tîregî-yi baht-ı müsevvidîn-i pertev-nazar-ı fetvâ-penâhiyle zâyil ve refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâlleri hâsıl olup, müşârun ileyh cenâblarının bu eser-i hayr cümle-i mehâsinlerinden maʿdûd ve ilâ hâze'l-ân o makūle ketebenin haklarında olan esbâb-ı duʿâları ʿinân-ı semâya memdûd olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı olan Esʿad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi, kemâl-i ʿiffet ü nezâhet ile tekmîl-i müddet ve Şâm'dan maʿzûl Pâyedâr-ı Mekke [M1 304] olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi, cümleden akdem ve İstanbul Kazâsı tarafına tevcîh olunmak musammem iken, bi'l-fi'l Medîne-i münevvereyi zabt ile maʿzûl bulunanlar daʿvây-ı evleviyyet ü rüchân ve herkes daʿvâsına ityân-ı delîl ü bürhân etmekle, defʿan li'n-nizâʿ gurre-i recebden yine İstanbul Pâyesi'yle İstanbul Kadılığı es-Seyyid İbrâhîm Efendi'ye tevcîh olunup, muʿârızlarından ʿAli Paşa-zâde ʿAbdullah Bey'e dahi recebin beşinci gününden ve Altunuçok-zâde ʿAbdullah Efendi'ye recebin on beşinden pâyeler ihsân ve Kara Halîl Efendi-zâde Ahmed Efendi dahi hasbe't-tarîk Edirne Kazâsı'yla şâdân kılındı.\nMüberrât-ı müstedîme ve hasenât-ı kadîme-i Devlet-i ʿaliyye'den olan Surre-i hümâyûn recebü'l-ferdin on ikinci günü Haremeyn Hazînesi'nden ifrâz ve Surre Emîni'ne teslîm olunup, Üsküdar'da birkaç gün ârâm ve umûruna nizâm verdikden sonra, hadd-i hân-ı semt-i Beytu'l-harâm oldu.",
          "caption": "Baʿzı Vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_607.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Vekāyiʿ",
          "text": "İstanbul Kadısı olan Esʿad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi, kemâl-i ʿiffet ü nezâhet ile tekmîl-i müddet ve Şâm'dan maʿzûl Pâyedâr-ı Mekke [M1 304] olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi, cümleden akdem ve İstanbul Kazâsı tarafına tevcîh olunmak musammem iken, bi'l-fi'l Medîne-i münevvereyi zabt ile maʿzûl bulunanlar daʿvây-ı evleviyyet ü rüchân ve herkes daʿvâsına ityân-ı delîl ü bürhân etmekle, defʿan li'n-nizâʿ gurre-i recebden yine İstanbul Pâyesi'yle İstanbul Kadılığı es-Seyyid İbrâhîm Efendi'ye tevcîh olunup, muʿârızlarından ʿAli Paşa-zâde ʿAbdullah Bey'e dahi recebin beşinci gününden ve Altunuçok-zâde ʿAbdullah Efendi'ye recebin on beşinden pâyeler ihsân ve Kara Halîl Efendi-zâde Ahmed Efendi dahi hasbe't-tarîk Edirne Kazâsı'yla şâdân kılındı.\nMüberrât-ı müstedîme ve hasenât-ı kadîme-i Devlet-i ʿaliyye'den olan Surre-i hümâyûn recebü'l-ferdin on ikinci günü Haremeyn Hazînesi'nden ifrâz ve Surre Emîni'ne teslîm olunup, Üsküdar'da birkaç gün ârâm ve umûruna nizâm verdikden sonra, hadd-i hân-ı semt-i Beytu'l-harâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı bahr u berr-i duhter-i tâbende-ahterleri olan Şâh Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şânı gars-i yemîn-i cihân-bânîleri olan Tevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya nâmzed kılmağı tasmîm ve o Vezîr-i Âsaf-ı nazîrin kadrini bu cihetle dahi, tefhîm-i irâde-i ʿaliyyesi'nde olduğunu lâzım gelenlere ifâde vü tefhîm buyurmuşlar idi. Müşârun-ileyh şaʿbânu'l-muʿazzamın onuncu cuma günü resmen Bâb-ı ʿâlî'yi teşrîf eylediklerinde, bu haber-i hayr-ı dâfiʿu'd-dayr ile gûş-i iʿtibârı teşnîf ve sıhriyyet hilʿat-i pür behcetiyle taltîf olunup birkaç gün murûrunda ʿâdet olan nişân takımı teşrîfât defteri mûcebince tehyi'e vü ihzâr ve Bâb-ı ʿâlî'ye getürülüp, andan Serây-ı hümâyûn'a tesyâr olundu. Nişân takımının defteri Dârü's-saʿâde Ağası'na Kethudâ Bey tarafından teslîm ve ol dahi mahalline takdîm ʿakabinde nişân yağlığı boğçasını ârâyiş-i dest-i ibcâl eyleyerek, Kethudâ Bey'e iʿtâ ve ol dahi Dâmâd Paşa Kethudâsı'na verüp, taraf-ı Cihândârî'den Dârü's-saʿâde Ağası huzûrunda Kethudâ Bey'e semmûr kürk ve sâyirlere hılaʿ-ı fâhire iksâ olundu. Bâlâda zikr olunan nişân takımı bir kebîr elmâs yüzük ve bir kıtʿa elmâslı kebîr zümürrüd küpe ve bir kıtʿa elmâs ve zümürrüd incü ile müzeyyen şâl nikâb ve bir çift zümürrüd tügmelü incü âvizeli çep-râst ve bir çift elmâs bilazik ve bir kıtʿa murassaʿ ko-\nlanlı elmâs kuşâk ve elmâs ile müzeyyen [M1 305] bir âyîne ve bir çift elmâs ve zümürrüd ve lü'lü’-i şehvâr ve laʿl-i âbdâr ile müzeyyen filâr ve bir çift elmâs ve zümürrüd ve laʿl ve incû ile murassaʿ pâbûş kezâlik elmâs ve sâyir cevâhir ile masnûʿ naʿleyn ve pây-endâz içün üç top İslâmbol dîbâsı ve sâyir meyve ve şükûfeden ʿibâret idi. Bundan başka taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye müzeyyen esb ve bir takım şükûfe ve meyve-i ter ve şekerlemeden başka, ferkadeyn-i semâʿ-i necâbet olan Şehzāde Sultân Selîm ve Sultân Mehmed hazerâtına ve dürr-i sadef-i ʿismet olan Beyhân Sultân hazretlerine dahi şekerleme bâğçeleri ve meyve-i âbdâr ve envâʿ-ı ezhâr tertîb olunmuşidi.",
          "caption": "Nâmzed-şuden-i Şâh Sultân be-Vezîr Tevkīʿ-i Mehmed Emîn Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_608.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Nâmzed-şuden-i Şâh Sultân be-Vezîr Tevkīʿ-i Mehmed Emîn Paşa",
          "text": "Şehriyâr-ı bahr u berr-i duhter-i tâbende-ahterleri olan Şâh Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şânı gars-i yemîn-i cihân-bânîleri olan Tevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya nâmzed kılmağı tasmîm ve o Vezîr-i Âsaf-ı nazîrin kadrini bu cihetle dahi, tefhîm-i irâde-i ʿaliyyesi'nde olduğunu lâzım gelenlere ifâde vü tefhîm buyurmuşlar idi. Müşârun-ileyh şaʿbânu'l-muʿazzamın onuncu cuma günü resmen Bâb-ı ʿâlî'yi teşrîf eylediklerinde, bu haber-i hayr-ı dâfiʿu'd-dayr ile gûş-i iʿtibârı teşnîf ve sıhriyyet hilʿat-i pür behcetiyle taltîf olunup birkaç gün murûrunda ʿâdet olan nişân takımı teşrîfât defteri mûcebince tehyi'e vü ihzâr ve Bâb-ı ʿâlî'ye getürülüp, andan Serây-ı hümâyûn'a tesyâr olundu. Nişân takımının defteri Dârü's-saʿâde Ağası'na Kethudâ Bey tarafından teslîm ve ol dahi mahalline takdîm ʿakabinde nişân yağlığı boğçasını ârâyiş-i dest-i ibcâl eyleyerek, Kethudâ Bey'e iʿtâ ve ol dahi Dâmâd Paşa Kethudâsı'na verüp, taraf-ı Cihândârî'den Dârü's-saʿâde Ağası huzûrunda Kethudâ Bey'e semmûr kürk ve sâyirlere hılaʿ-ı fâhire iksâ olundu. Bâlâda zikr olunan nişân takımı bir kebîr elmâs yüzük ve bir kıtʿa elmâslı kebîr zümürrüd küpe ve bir kıtʿa elmâs ve zümürrüd incü ile müzeyyen şâl nikâb ve bir çift zümürrüd tügmelü incü âvizeli çep-râst ve bir çift elmâs bilazik ve bir kıtʿa murassaʿ ko-\nlanlı elmâs kuşâk ve elmâs ile müzeyyen [M1 305] bir âyîne ve bir çift elmâs ve zümürrüd ve lü'lü’-i şehvâr ve laʿl-i âbdâr ile müzeyyen filâr ve bir çift elmâs ve zümürrüd ve laʿl ve incû ile murassaʿ pâbûş kezâlik elmâs ve sâyir cevâhir ile masnûʿ naʿleyn ve pây-endâz içün üç top İslâmbol dîbâsı ve sâyir meyve ve şükûfeden ʿibâret idi. Bundan başka taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye müzeyyen esb ve bir takım şükûfe ve meyve-i ter ve şekerlemeden başka, ferkadeyn-i semâʿ-i necâbet olan Şehzāde Sultân Selîm ve Sultân Mehmed hazerâtına ve dürr-i sadef-i ʿismet olan Beyhân Sultân hazretlerine dahi şekerleme bâğçeleri ve meyve-i âbdâr ve envâʿ-ı ezhâr tertîb olunmuşidi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudemâyı ricâl-i devlet-i ʿaliyye'den hâlâ Defter Emîni bulunan Ebûbekir Bey şaʿbânın onuncu günü dakākatü'r-rikāb olan şeyhûhat sebebi ile defîn-i turâb ve Defter Emâneti ile sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Yûsuf Efendi kâm-yâb oldu. Mûmâ ileyh merhum Sultân Ahmed Hân “sabbet ʿaleyhi şâbîb-i rahmeti'r-Rahmân” hazretlerinin zemân-ı saltanatlarında Çukādâr Ağa bulunup mevkūfât ile çırâğ olmuşidi. On üç defʿa Nişancı sekiz defʿa Yeniçeri Kâtibi ve yedi nevbet Defter Emîni ve birkaç defʿa Anadolu Muhâbebesi olmuş, ʿömrü tabîʿî derecesine vâsıl ve vakti refâh-ı hâl ile geçmiş bir merd-i kâmil idi.\n\nEvâsıt-ı şaʿbânda sunûf-ı askerînin iki kıst mevâcibleri ihsân ve devr-i ʿakabinde Silâhdâr-ı hazret-i Şehriyârî teşrîfât-ı seniyye getürüp Sadrıaʿzam iltifât-ı Dâver-i zemân ile cezlân olundu.\n\nMâh-ı mezbûrda sâbıkā Galata Kadısı Murâd-zâde Seyyid Ahmed Efendi, mahrûse-i Burusa Kazâsı'yla tatyîb ve Yeniçeri Ağası ʿOsmân Ağa, Kul Kethudâsı'na dil-gîr ve hakkında olan siʿâyeti resîde-i hayyiz-i te’sîr olup, mesnedinden ibʿâd ü tecnîb ve Vidin Ağalığı'yla tağrîb ve Kul Kethudâlığı'yla Zağarcı-başı Ali Ağâ tatrîb olundu.",
          "caption": "İrtihâl-i Ebûbekir Bey ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_609.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Ebûbekir Bey ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Kudemâyı ricâl-i devlet-i ʿaliyye'den hâlâ Defter Emîni bulunan Ebûbekir Bey şaʿbânın onuncu günü dakākatü'r-rikāb olan şeyhûhat sebebi ile defîn-i turâb ve Defter Emâneti ile sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Yûsuf Efendi kâm-yâb oldu. Mûmâ ileyh merhum Sultân Ahmed Hân “sabbet ʿaleyhi şâbîb-i rahmeti'r-Rahmân” hazretlerinin zemân-ı saltanatlarında Çukādâr Ağa bulunup mevkūfât ile çırâğ olmuşidi. On üç defʿa Nişancı sekiz defʿa Yeniçeri Kâtibi ve yedi nevbet Defter Emîni ve birkaç defʿa Anadolu Muhâbebesi olmuş, ʿömrü tabîʿî derecesine vâsıl ve vakti refâh-ı hâl ile geçmiş bir merd-i kâmil idi.\n\nEvâsıt-ı şaʿbânda sunûf-ı askerînin iki kıst mevâcibleri ihsân ve devr-i ʿakabinde Silâhdâr-ı hazret-i Şehriyârî teşrîfât-ı seniyye getürüp Sadrıaʿzam iltifât-ı Dâver-i zemân ile cezlân olundu.\n\nMâh-ı mezbûrda sâbıkā Galata Kadısı Murâd-zâde Seyyid Ahmed Efendi, mahrûse-i Burusa Kazâsı'yla tatyîb ve Yeniçeri Ağası ʿOsmân Ağa, Kul Kethudâsı'na dil-gîr ve hakkında olan siʿâyeti resîde-i hayyiz-i te’sîr olup, mesnedinden ibʿâd ü tecnîb ve Vidin Ağalığı'yla tağrîb ve Kul Kethudâlığı'yla Zağarcı-başı Ali Ağâ tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sükkân-ı Belde-i Tayyibe'den iken, vâkiʿ olan ihtilâl sebebi ile terk-i vatan ve ʿUrbân içinde ittihâz-ı mesken edenler ʿUrbân'ı tahrîkden hâlî olmayup fesâda hass ü iğrâ ve ağrâz-ı kâminelerini icrâ iderler idi. Savâb-dîd-i vücûh-i ehâlî ile merkūmların cerâyim-i güzeşteleri mütevârî-yi tâk-ı nisyân ve emlâk ü ʿakârları kemâ-kân kendülere terk ile Medîne-i münevvere'de iskân ve vahşetleri ülfete tahvîl ve ʿadâvetleri mehabbete tebdîl [M1 306] olundu.\nMedîne-i münevvere'de bâbü'l-feth ve'l-gazâ isimleriyle müsemmâ olan Bâb-ı gerdûn-kıbâb Sâlih nâm mütegallibin dest-i tesallutuyla mesdûd ve bu esnâda merkūm kazây-ı pehnây-ı hestîden nâ-bûd olup, cümlenin sevk u iltimâsıyle bâb-ı mezkûr küşâd ve kesb-i sühûletle ehâli ber-murâd kılındı.\n\nEsliha ile derûn-ı feyz-i meşhûn-i Medîne'de geşt ü güzârdan iki taraf menʿ olunmuşiken, mefkūd olan Sâlih'in hevâdârlarından iki şahs-ı zenîm kurb-i Ravza-i melâ'ik hadîmde ser-mest geşt ve birkaç adamı cerh ve baʿzı kimsenin ʿırzını şikest etdikleri ihbâr olunup, dest-beste-i ihzâr ve bekā-yı nizâm zımnında ikisi dahi ber-dâr olundu.\n\nMuhâfaza-i Medîne-i münevvere zımnında Şeyhu'l-harem bulunanlar elli nefer tâmmü's-silâh asker tedârük edüp, iktizâ eden ʿulûfelerine medâr olmak içün senevî iki bin altûn taʿyîn olunup, be-her sâl muhâsebesi ru'yet ve fazlası hıfz olunmak üzere Medîne-i münevvere'nin nizâmı hıtâm bulduğu muhâfız bulunan Cidde Vâlîsi Vezîr Ahmed Paşa tarafından ʿarz-ı südde-i vâlâ-makām kılındı.",
          "caption": "Bekāyâ-yı ahvâl-i Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_610.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Bekāyâ-yı ahvâl-i Medîne-i münevvere",
          "text": "Sükkân-ı Belde-i Tayyibe'den iken, vâkiʿ olan ihtilâl sebebi ile terk-i vatan ve ʿUrbân içinde ittihâz-ı mesken edenler ʿUrbân'ı tahrîkden hâlî olmayup fesâda hass ü iğrâ ve ağrâz-ı kâminelerini icrâ iderler idi. Savâb-dîd-i vücûh-i ehâlî ile merkūmların cerâyim-i güzeşteleri mütevârî-yi tâk-ı nisyân ve emlâk ü ʿakârları kemâ-kân kendülere terk ile Medîne-i münevvere'de iskân ve vahşetleri ülfete tahvîl ve ʿadâvetleri mehabbete tebdîl [M1 306] olundu.\nMedîne-i münevvere'de bâbü'l-feth ve'l-gazâ isimleriyle müsemmâ olan Bâb-ı gerdûn-kıbâb Sâlih nâm mütegallibin dest-i tesallutuyla mesdûd ve bu esnâda merkūm kazây-ı pehnây-ı hestîden nâ-bûd olup, cümlenin sevk u iltimâsıyle bâb-ı mezkûr küşâd ve kesb-i sühûletle ehâli ber-murâd kılındı.\n\nEsliha ile derûn-ı feyz-i meşhûn-i Medîne'de geşt ü güzârdan iki taraf menʿ olunmuşiken, mefkūd olan Sâlih'in hevâdârlarından iki şahs-ı zenîm kurb-i Ravza-i melâ'ik hadîmde ser-mest geşt ve birkaç adamı cerh ve baʿzı kimsenin ʿırzını şikest etdikleri ihbâr olunup, dest-beste-i ihzâr ve bekā-yı nizâm zımnında ikisi dahi ber-dâr olundu.\n\nMuhâfaza-i Medîne-i münevvere zımnında Şeyhu'l-harem bulunanlar elli nefer tâmmü's-silâh asker tedârük edüp, iktizâ eden ʿulûfelerine medâr olmak içün senevî iki bin altûn taʿyîn olunup, be-her sâl muhâsebesi ru'yet ve fazlası hıfz olunmak üzere Medîne-i münevvere'nin nizâmı hıtâm bulduğu muhâfız bulunan Cidde Vâlîsi Vezîr Ahmed Paşa tarafından ʿarz-ı südde-i vâlâ-makām kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâl'in dördüncü günü kāʿide-i Devlet-ebed müddet üzere tevcîhât vâkiʿ olup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve defterdârân ve sâyir menâsıbın ekseri mutasarrıflarına ibkā olunup, fekat Büyük Rûz-nâme, Hâşim ʿAli Bey'e ve Baş-muhâsebe Sadr-ı ʿazam birâderi Ahmed Bey'e ve Anadolu Muhâsebesi Elmâs Paşa-zâde Mustafa Bey'e, Tersâne Emâneti, Resmî Ahmed Efendi'ye; Matbah Emâneti, Hâsekî Mustafa Ağa'ya; Cizye Muhâsebesi, Veliyyü'd-din Efendi'ye; Haremeyn Muhâsebesi, Şehrî İsmâʿîl Efendi'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Defterdâr-ı sâbık İbrâhîm Efendi'ye; Arpa Emâneti, ʿİvaz Paşa-zâde Ali Bey'e tevcîh olunup, bunlardan mâʿadâ menâsıb-ı mevcûde erbâb-ı istihkāka ʿinâyet ve baʿzılarına dahi ʿatâyâ ile iʿânet olundu. Sipâh Ağalığı, Gül Ahmed Paşa-zâde Feyzî Bey'e; Silahdâr Ağalığı, Çakırcıbaşı ʿOsmân Ağâ'ya tevcîh olundu. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Özi Eyâleti, Vezîr Mustafa Paşa'ya; Haleb Eyâleti, mansıb-ı Tevkīʿî izâfesiyle hâlâ Tevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya; Tırhala ve Semendire sancakları Vezîr el-Hâc Hasan Paşa'ya; Aydın Muhassıllığı, Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'ya; Hânya, Sadr-ı sâbık Hamza Hâmid Paşa'ya; Eğriboz Sancağı, Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; Selânik ve Köstendîl Vezîr Hasan Paşa'ya; tevcîh ve sâ'ir eyâlât ü elviye mutasarrıflarına [M1 307] ibkā olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_611.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "text": "Şevvâl'in dördüncü günü kāʿide-i Devlet-ebed müddet üzere tevcîhât vâkiʿ olup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve defterdârân ve sâyir menâsıbın ekseri mutasarrıflarına ibkā olunup, fekat Büyük Rûz-nâme, Hâşim ʿAli Bey'e ve Baş-muhâsebe Sadr-ı ʿazam birâderi Ahmed Bey'e ve Anadolu Muhâsebesi Elmâs Paşa-zâde Mustafa Bey'e, Tersâne Emâneti, Resmî Ahmed Efendi'ye; Matbah Emâneti, Hâsekî Mustafa Ağa'ya; Cizye Muhâsebesi, Veliyyü'd-din Efendi'ye; Haremeyn Muhâsebesi, Şehrî İsmâʿîl Efendi'ye; Yeniçeri Kitâbeti, Defterdâr-ı sâbık İbrâhîm Efendi'ye; Arpa Emâneti, ʿİvaz Paşa-zâde Ali Bey'e tevcîh olunup, bunlardan mâʿadâ menâsıb-ı mevcûde erbâb-ı istihkāka ʿinâyet ve baʿzılarına dahi ʿatâyâ ile iʿânet olundu. Sipâh Ağalığı, Gül Ahmed Paşa-zâde Feyzî Bey'e; Silahdâr Ağalığı, Çakırcıbaşı ʿOsmân Ağâ'ya tevcîh olundu. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Özi Eyâleti, Vezîr Mustafa Paşa'ya; Haleb Eyâleti, mansıb-ı Tevkīʿî izâfesiyle hâlâ Tevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya; Tırhala ve Semendire sancakları Vezîr el-Hâc Hasan Paşa'ya; Aydın Muhassıllığı, Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'ya; Hânya, Sadr-ı sâbık Hamza Hâmid Paşa'ya; Eğriboz Sancağı, Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya; Selânik ve Köstendîl Vezîr Hasan Paşa'ya; tevcîh ve sâ'ir eyâlât ü elviye mutasarrıflarına [M1 307] ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çeteci Yeğenî Hüseyin Ağa'da mehâyil-i rüşd ü reviyyet-i mahsûs ve hasâyil-i fütüvvet ve hasâfet ile me'nûs olduğundan, Rikâb hizmetlerine takrîb ve huşk-zâr-ı nihâlistân-i ikbâli sehâb-ı midrâr-ı ʿâtıfet-i Pâdişâhî ile tartîb olunmuşidi. Zâtında olan istiʿdâd yevmen fe-yevmen müzdâd ve rifʿat-ı şân ve sümmüvv-i mekân ile fâyiku'l-akrân olmasına ʿillet-i irşâd olduğundan gayri, hâl-i bedîʿu'l-faʿâlinin dâʿiresi şemʿ-i cemʿine pervâne ve o makūle rem-hûrde-i ʿikāb-ı felâkete âşiyâne olacağı mütehakkak olmağla, hakkında nazar-ı kimyâ-eser-i Şâhâne erzânî ve işbu zilkaʿdenin ikinci günü bâ-rütbe-i vâlâ-yı Vezâret Karaman Vâlîliği ile ʿâric-i süllem-i kâmrânî oldu. Çend rûz mürûrunda iktizây-ı hâl ile Karaman Eyâleti, Vezîr ʿAli Paşa'ya ve Anadolu Eyâleti müşârun ileyhe ve ʿAlâ'iyye Sancağı Vezîr Feyzullah Paşa'ya tevcîh olundu.\n\nGalata Kazâsı'yla Müftî-zâde Ahmed Efendi nâyil-i mevleviyyet ve Selânik Kazâsı'yla Bükâ'î-zâde Ahmed Efendi, hande-rûy-i beşâşet oldu.\n\nÇavuş-başı ʿAbdullatîf Bey yek-nazar-ı ʿâtıfetden sâkıt u üftâde ve mansıbı ile Kethudây-ı bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî Ahmed Ağa'nın derîçe-i bahtı küşâde oldu.\n\nZilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi kānûn-i kadîm ve de'b-i müstedîm üzere Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve inbilâc-ı subh-ı sâdıkda Hûrşîd-i talʿat-ı hümâyûn iltimâʿ edüp, erkân-ı devlet ve aʿyân-ı Saltanat tebrîk ve tehniye-i ʿîd-i adhâya şitâb ve dâmen-bûs-i Şâhâne ile fahr u şeref iktisâb eylediler.\n\nMâh-ı merkūmun on yedinci günü Donânma-yı hümâyûn aʿdâ-yı bed-sigâli ciğer-hûn eyleyerek, Yâlı-köşkü pîş-gâhından murûr ve Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa, huzûr-i mevâhib-i mahsûrda iktisâ-y-ı semmûr-i fâyizu's-sürür edüp, birkaç günden sonra imdâd-ı mürsilü'r-riyâh ile Ak-deniz'e bâd-bân-ı güşâ-yı revâh oldu. Hacıbektâş taraflarında fitne-bâş olan baʿzı evbâş-ı fukarâ ve ebnâ-i sebîli pür-bîm ü telâş eylediklerine binâ'en, Çapar-zâde Mustafa Bey üzerlerine me'mûr ve ol dahi Bâr'a süvâr-ı istiʿcâl olarak, mahall-i mezkûre ekserîsini müdemmir u makhûr ve vâfir kelle Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ile hizmeti meşkûr oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret-be-Mirâhûr-i Evvel ve havâdis-i sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_612.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret-be-Mirâhûr-i Evvel ve havâdis-i sâ'ire",
          "text": "Çeteci Yeğenî Hüseyin Ağa'da mehâyil-i rüşd ü reviyyet-i mahsûs ve hasâyil-i fütüvvet ve hasâfet ile me'nûs olduğundan, Rikâb hizmetlerine takrîb ve huşk-zâr-ı nihâlistân-i ikbâli sehâb-ı midrâr-ı ʿâtıfet-i Pâdişâhî ile tartîb olunmuşidi. Zâtında olan istiʿdâd yevmen fe-yevmen müzdâd ve rifʿat-ı şân ve sümmüvv-i mekân ile fâyiku'l-akrân olmasına ʿillet-i irşâd olduğundan gayri, hâl-i bedîʿu'l-faʿâlinin dâʿiresi şemʿ-i cemʿine pervâne ve o makūle rem-hûrde-i ʿikāb-ı felâkete âşiyâne olacağı mütehakkak olmağla, hakkında nazar-ı kimyâ-eser-i Şâhâne erzânî ve işbu zilkaʿdenin ikinci günü bâ-rütbe-i vâlâ-yı Vezâret Karaman Vâlîliği ile ʿâric-i süllem-i kâmrânî oldu. Çend rûz mürûrunda iktizây-ı hâl ile Karaman Eyâleti, Vezîr ʿAli Paşa'ya ve Anadolu Eyâleti müşârun ileyhe ve ʿAlâ'iyye Sancağı Vezîr Feyzullah Paşa'ya tevcîh olundu.\n\nGalata Kazâsı'yla Müftî-zâde Ahmed Efendi nâyil-i mevleviyyet ve Selânik Kazâsı'yla Bükâ'î-zâde Ahmed Efendi, hande-rûy-i beşâşet oldu.\n\nÇavuş-başı ʿAbdullatîf Bey yek-nazar-ı ʿâtıfetden sâkıt u üftâde ve mansıbı ile Kethudây-ı bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî Ahmed Ağa'nın derîçe-i bahtı küşâde oldu.\n\nZilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi kānûn-i kadîm ve de'b-i müstedîm üzere Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve inbilâc-ı subh-ı sâdıkda Hûrşîd-i talʿat-ı hümâyûn iltimâʿ edüp, erkân-ı devlet ve aʿyân-ı Saltanat tebrîk ve tehniye-i ʿîd-i adhâya şitâb ve dâmen-bûs-i Şâhâne ile fahr u şeref iktisâb eylediler.\n\nMâh-ı merkūmun on yedinci günü Donânma-yı hümâyûn aʿdâ-yı bed-sigâli ciğer-hûn eyleyerek, Yâlı-köşkü pîş-gâhından murûr ve Kapudân-ı deryâ Vezîr Mehmed Paşa, huzûr-i mevâhib-i mahsûrda iktisâ-y-ı semmûr-i fâyizu's-sürür edüp, birkaç günden sonra imdâd-ı mürsilü'r-riyâh ile Ak-deniz'e bâd-bân-ı güşâ-yı revâh oldu. Hacıbektâş taraflarında fitne-bâş olan baʿzı evbâş-ı fukarâ ve ebnâ-i sebîli pür-bîm ü telâş eylediklerine binâ'en, Çapar-zâde Mustafa Bey üzerlerine me'mûr ve ol dahi Bâr'a süvâr-ı istiʿcâl olarak, mahall-i mezkûre ekserîsini müdemmir u makhûr ve vâfir kelle Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ile hizmeti meşkûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh zilhiccede vedâʿ-ı ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i sûy-i câvidânî eyledi. [M1 308] Merhûm Cidde Vâlîsi iken vefât eden Muhsin-zâde Mehmed Paşa'nın gevher-i dar-\nü'l-hizâne-i sulbü olup, refte refte mirkāt-ı kemâlâta suʿûd ve kesb-i meʿâlî zımnında terk-i rukūd edüp, bi'l-fi'l Anadolu Kadıaskerliği'yle isbât-ı vücûd etmişiken lebbeyk-zen-i dâʿîy-i ecel ve dünyâdan güsiste târ-ı emel oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Muhsin-zâde Ahmed Efendi ez-sudûr-i Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_613.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Muhsin-zâde Ahmed Efendi ez-sudûr-i Anadolu",
          "text": "Mûmâ ileyh zilhiccede vedâʿ-ı ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i sûy-i câvidânî eyledi. [M1 308] Merhûm Cidde Vâlîsi iken vefât eden Muhsin-zâde Mehmed Paşa'nın gevher-i dar-\nü'l-hizâne-i sulbü olup, refte refte mirkāt-ı kemâlâta suʿûd ve kesb-i meʿâlî zımnında terk-i rukūd edüp, bi'l-fi'l Anadolu Kadıaskerliği'yle isbât-ı vücûd etmişiken lebbeyk-zen-i dâʿîy-i ecel ve dünyâdan güsiste târ-ı emel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vak'a-i Mısriyye'de terk-i kâr u bâr ve Gazze taraflarına firâr eden Şeyhu'l-beled-i sâbık Keşkeş Hüseyin Bey ve hevâdârı bulunan ser-geşteler ʿAli Bey'den intikām almak dâʿiyesiyle, bir mikdâr Mağribî asker tahrîr ve ʿAkka'da ser-nümây-ı bağy ü şekā olan Zahir ʿÖmer'den celb eyledikleri haşerât ile sevâd-ı cemʿiyyetlerin teksîr ve Gazze'den hareket ve Sâlihiyye nâm mahalde ʿAli Bey askerini ru’yet ve Dimyât tarafına berren ʿazîmet eylediklerini berü taraf askeri tahkīk u taʿkīb ve Keşkeş gerüye dönüp ʿAli Bey askerini istîsâl ve tenkîb edüp, Mısır'a firâr ve merkūm dahi askeriyle Dimyat'a duhûl ve aʿyân ü eşrâfını mukayyed ve mekbûl edüp, ahz ve emvâl ü eşyalarını ahz u tasarruf ve nehb ü gāretle izhâr-ı ânife ve tasalluf ettiğini ʿAli Bey Vâlî-yi Mısır'a ifade edüp, üzerlerine asker tertîbi karâr-dâde olmuşidi. Fi'l-hâl Ocağlu ve sâyirden cemm-i gafîr ve leşker-i kesîr tedârük ve Ebu'z-Zeheb Mehmed Bey askere Emîr nasb olunup, ʿAli Bey askeri vakt-i şâm mukābele-i husemâda nasb-ı hıyâm ve Keşkeş dahi: “Tagdü bi'l-ʿadüvvi kable en yete 'aşşâ bike” mefhûmunu mülâhaza ile aʿdâsı üzerine şebhûn ve bir lahzada hâllerini dîger-gûn edüp, ağırlık ve top ve mühimmatların zabt ve vâfirini silsile-i mezellete rabt ve bu rüsvâylık ile ʿAli Bey askeri Mısır'a ʿavdet ve Keşkeş dahi taʿkībe mübâderet ve vâlî buyuruldusuyla, meʾmûren muhâlifler cengine mübâşeretini işāʿa ile mâbeyne ilkāy-ı vahşet eylediğini Vezîr Râkım Paşa istimaʿ etdikde, hemân kapusu halkıyla ʿAzeb Kubbesi'ne nüzûl ve tertîb-i asker ile meşgûl olup, müddet-i yesîrede vâfir asker tertîb ü tahrîr ve Keşkeş Hüseyin Bey üzerine tesyîr eyledi. Bu hücûmdan vücûd-i Keşkeş lerzân ve mürtaʿiş olup, piyâde ve ağırlığını terk ve Saʿîd cânibine firâr ve bunlar dahi, taʿkībe ibtidâr ve yetişüp Keşkeş Hüseyin Bey'i ve Sekrân Halîl Bey'i ve sâyirlerini katl ve irâde-i vâlî üzere sâbık Şeyhu'l-beled Halîl Bey ve iki nefer çirâğları âsûde-i şemşîr-i hûnbâr olup, Kıbrıs'a nefy [M1 309] ü tagrîbleriyle iktifâ\nve sâyirlerinin ru’ûs-i maktuʿaları Âsitâne'ye gönderilüp, târîh-i mezkûrda ʿibret-gâh-ı erbâb-ı şekāya ilkā olundu.",
          "caption": "VEKĀYİ-İ SENE İSNEYN VE SEMÂNÎN VE Mİ’ETE VE ELF",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_614.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "VEKĀYİ-İ SENE İSNEYN VE SEMÂNÎN VE Mİ’ETE VE ELF",
          "text": "Vak'a-i Mısriyye'de terk-i kâr u bâr ve Gazze taraflarına firâr eden Şeyhu'l-beled-i sâbık Keşkeş Hüseyin Bey ve hevâdârı bulunan ser-geşteler ʿAli Bey'den intikām almak dâʿiyesiyle, bir mikdâr Mağribî asker tahrîr ve ʿAkka'da ser-nümây-ı bağy ü şekā olan Zahir ʿÖmer'den celb eyledikleri haşerât ile sevâd-ı cemʿiyyetlerin teksîr ve Gazze'den hareket ve Sâlihiyye nâm mahalde ʿAli Bey askerini ru’yet ve Dimyât tarafına berren ʿazîmet eylediklerini berü taraf askeri tahkīk u taʿkīb ve Keşkeş gerüye dönüp ʿAli Bey askerini istîsâl ve tenkîb edüp, Mısır'a firâr ve merkūm dahi askeriyle Dimyat'a duhûl ve aʿyân ü eşrâfını mukayyed ve mekbûl edüp, ahz ve emvâl ü eşyalarını ahz u tasarruf ve nehb ü gāretle izhâr-ı ânife ve tasalluf ettiğini ʿAli Bey Vâlî-yi Mısır'a ifade edüp, üzerlerine asker tertîbi karâr-dâde olmuşidi. Fi'l-hâl Ocağlu ve sâyirden cemm-i gafîr ve leşker-i kesîr tedârük ve Ebu'z-Zeheb Mehmed Bey askere Emîr nasb olunup, ʿAli Bey askeri vakt-i şâm mukābele-i husemâda nasb-ı hıyâm ve Keşkeş dahi: “Tagdü bi'l-ʿadüvvi kable en yete 'aşşâ bike” mefhûmunu mülâhaza ile aʿdâsı üzerine şebhûn ve bir lahzada hâllerini dîger-gûn edüp, ağırlık ve top ve mühimmatların zabt ve vâfirini silsile-i mezellete rabt ve bu rüsvâylık ile ʿAli Bey askeri Mısır'a ʿavdet ve Keşkeş dahi taʿkībe mübâderet ve vâlî buyuruldusuyla, meʾmûren muhâlifler cengine mübâşeretini işāʿa ile mâbeyne ilkāy-ı vahşet eylediğini Vezîr Râkım Paşa istimaʿ etdikde, hemân kapusu halkıyla ʿAzeb Kubbesi'ne nüzûl ve tertîb-i asker ile meşgûl olup, müddet-i yesîrede vâfir asker tertîb ü tahrîr ve Keşkeş Hüseyin Bey üzerine tesyîr eyledi. Bu hücûmdan vücûd-i Keşkeş lerzân ve mürtaʿiş olup, piyâde ve ağırlığını terk ve Saʿîd cânibine firâr ve bunlar dahi, taʿkībe ibtidâr ve yetişüp Keşkeş Hüseyin Bey'i ve Sekrân Halîl Bey'i ve sâyirlerini katl ve irâde-i vâlî üzere sâbık Şeyhu'l-beled Halîl Bey ve iki nefer çirâğları âsûde-i şemşîr-i hûnbâr olup, Kıbrıs'a nefy [M1 309] ü tagrîbleriyle iktifâ\nve sâyirlerinin ru’ûs-i maktuʿaları Âsitâne'ye gönderilüp, târîh-i mezkûrda ʿibret-gâh-ı erbâb-ı şekāya ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh eğerçi bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere hizmet-i meşkûreye muvaffak olup, bir müddet dahi iklîm-i Mısır'da kâr-fermâ olmağa lâyık u ehakk idi. Ancak, hücûm-i zaʿf-ı pîrî vü herem ile kaddi ham ve yevmen fe-yevmen ahvâli perîşân ve derhem olup, o makūle devâhî-yi umûra tâb-âver olmayacağı nezd-i evliyây-ı devletde mukarrer olmağla, Mısr-ı Kāhire'den ʿazl ve Rakka Vâlîsi Vezîr Devât-dâr Mehmed Paşa yerine vasl olunup, vâlî-yi cedîd vürûduna dek ikāmeti ve evvel ve âhir zuhûr eden hidmetinin makbûliyyeti ve ümerâ hakkında sebkat eden safvet-i taviyyeti derciyle tarafına ve ümerâya hitâben ısdâr-ı emr-i celîllü'l-iʿtibâr kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Vâlî-yi Mısır Râkım Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_615.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vâlî-yi Mısır Râkım Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh eğerçi bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere hizmet-i meşkûreye muvaffak olup, bir müddet dahi iklîm-i Mısır'da kâr-fermâ olmağa lâyık u ehakk idi. Ancak, hücûm-i zaʿf-ı pîrî vü herem ile kaddi ham ve yevmen fe-yevmen ahvâli perîşân ve derhem olup, o makūle devâhî-yi umûra tâb-âver olmayacağı nezd-i evliyây-ı devletde mukarrer olmağla, Mısr-ı Kāhire'den ʿazl ve Rakka Vâlîsi Vezîr Devât-dâr Mehmed Paşa yerine vasl olunup, vâlî-yi cedîd vürûduna dek ikāmeti ve evvel ve âhir zuhûr eden hidmetinin makbûliyyeti ve ümerâ hakkında sebkat eden safvet-i taviyyeti derciyle tarafına ve ümerâya hitâben ısdâr-ı emr-i celîllü'l-iʿtibâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Girid Eyâleti ile Hanya tevcîh olunan Sadr-ı esbâk Hamza Paşa, manzûr ve selefi es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa, Eğriboz Sancağı muhâfazasına me'mûr ve Vezîr Feyzullah Paşa'nın Hanya Sancağı'yla kalb-i münkesiri mecbûr ve Rakka Eyâleti'yle Çelik Paşa Hazînedârı mîr-i mîrândan ʿAli Paşa mesrûr oldu.\n\nAhısha hânedânından Vezîr Hasan Paşa'nın o havâlî ile kemâl-i ülfeti olduğundan, mukaddemâ Çıldır Eyâleti'ne Vâli ve Gürcistân'ın nizâm-ı hâli süpürde-i ʿuhde-i istiklâli kılınmışidi. Zarûriyyât-ı vakt îcâbıyla ʿazl ve yerine âharı nakl lâzım geldiğinden, yine o hânedâna müntemî olup, sâbıkā Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Bey'e, Vezâret ve Çıldır Vâliliği ʿinâyet olunmuşidi. Ahısha'ya vusûlünde baʿzı erbâb-ı şekāvet emr ü nehyine muhâlefet ve şehirden ihrâc ile müşârun ileyhi izʿâc eylediklerine binâʾen, Erzurum Eyâleti'yle tatyîb ve Çıldır'a selefi Vezîr Nuʿmân Paşa tesrîb olunup, memleketin nizâmı ve fesâda sebeb olanların iʿdâmı, havâle-i zimmet-i ihtimâmı kılınmışidi. Müşârun ileyh dahi teksîr-i sevâd irâdesiyle Trabzon'dan bir mikdâr asker celb edüp, zikr olunan fesâd-pîşeler askerin bir mikdârını telef ve bir mikdârını cebr ile kendülerine hevâdâr ve hem-taraf eylediklerinden gayri, Nuʿmân Paşa'nın haklarında olan niyyeti ve mukaddemâ cesâret eyledikleri fesâdın vehâmet-i ʿâkibeti maʿlûmları olduğundan bir dürlü emîn olamayup, Ahısha kalʿasını zabt ve icrây-ı melʿanet [M1 310] ve feth-i bâb-ı husûmet eyledikleri müşârun ileyhe münʿakis oldukda, mütevekkilen ʿalallâh cemʿiyyetleri olan mahalle dâʾiresinde mevcûd askeriyle hecme-endâz-ı cesâret ve cemʿiyyetlerini tefrîk ile kulûb-i hâşiyelerine ilkāy-ı ruʿb u satvet edüp, bir mikdârı küşte-i tîğ-ı âteş-bâr ve kusûru firâr ve taşrada olan hevâdârlarına iltihâk eyledikleri ihbâr olundukda, üzerlerine asker taʿyîn ve iki gün ʿale'l-ittısâl âteş-i ceng ü cidâl iştiʿâl bu-\nlup, bi'l-âhare oldukları mahalden dahi münhezim ve bir iki mahalde dahi ceng vukūʿuyla binây-ı iktidârları münhedim olduğundan gayri, fî-mâ baʿd o makūle sâʿî-yi bi'l-fesâd olanlara iʿânet ü imdâd olunmamak üzere hâric ve dâhilde bulunanlar nezr-i girâna katʿ ve memleket-i mezbûreden bu vechile şûriş ü fitne fazl-ı hak ile defʿ olundu.\nNizâm-ı mülke dâ'ir aralık aralık memâlik-i Pâdişâhî'ye evâmir-i şerîfe neşri muʿtâd olduğundan, bu defʿa dahi âsâyiş-i ʿibâd ve ʿumrân-ı bilâdı mûcib olur mukaddemâtı mutazammın etrâf u eknâfa ısdâr-ı evâmir ve neşr-i nevâhî ve zevâcir olundu.\nMuharremu'l-harâmda sunuf-ı âsâkirin müstahek oldukları bir kıst mevâcib teslîm-i eyâdî-i erbâb-ı revâtib kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı baʿzı menâsıb ve vukūʿ-ı hâdise der-Ahısha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_616.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı baʿzı menâsıb ve vukūʿ-ı hâdise der-Ahısha",
          "text": "Girid Eyâleti ile Hanya tevcîh olunan Sadr-ı esbâk Hamza Paşa, manzûr ve selefi es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa, Eğriboz Sancağı muhâfazasına me'mûr ve Vezîr Feyzullah Paşa'nın Hanya Sancağı'yla kalb-i münkesiri mecbûr ve Rakka Eyâleti'yle Çelik Paşa Hazînedârı mîr-i mîrândan ʿAli Paşa mesrûr oldu.\n\nAhısha hânedânından Vezîr Hasan Paşa'nın o havâlî ile kemâl-i ülfeti olduğundan, mukaddemâ Çıldır Eyâleti'ne Vâli ve Gürcistân'ın nizâm-ı hâli süpürde-i ʿuhde-i istiklâli kılınmışidi. Zarûriyyât-ı vakt îcâbıyla ʿazl ve yerine âharı nakl lâzım geldiğinden, yine o hânedâna müntemî olup, sâbıkā Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî İbrâhîm Bey'e, Vezâret ve Çıldır Vâliliği ʿinâyet olunmuşidi. Ahısha'ya vusûlünde baʿzı erbâb-ı şekāvet emr ü nehyine muhâlefet ve şehirden ihrâc ile müşârun ileyhi izʿâc eylediklerine binâʾen, Erzurum Eyâleti'yle tatyîb ve Çıldır'a selefi Vezîr Nuʿmân Paşa tesrîb olunup, memleketin nizâmı ve fesâda sebeb olanların iʿdâmı, havâle-i zimmet-i ihtimâmı kılınmışidi. Müşârun ileyh dahi teksîr-i sevâd irâdesiyle Trabzon'dan bir mikdâr asker celb edüp, zikr olunan fesâd-pîşeler askerin bir mikdârını telef ve bir mikdârını cebr ile kendülerine hevâdâr ve hem-taraf eylediklerinden gayri, Nuʿmân Paşa'nın haklarında olan niyyeti ve mukaddemâ cesâret eyledikleri fesâdın vehâmet-i ʿâkibeti maʿlûmları olduğundan bir dürlü emîn olamayup, Ahısha kalʿasını zabt ve icrây-ı melʿanet [M1 310] ve feth-i bâb-ı husûmet eyledikleri müşârun ileyhe münʿakis oldukda, mütevekkilen ʿalallâh cemʿiyyetleri olan mahalle dâʾiresinde mevcûd askeriyle hecme-endâz-ı cesâret ve cemʿiyyetlerini tefrîk ile kulûb-i hâşiyelerine ilkāy-ı ruʿb u satvet edüp, bir mikdârı küşte-i tîğ-ı âteş-bâr ve kusûru firâr ve taşrada olan hevâdârlarına iltihâk eyledikleri ihbâr olundukda, üzerlerine asker taʿyîn ve iki gün ʿale'l-ittısâl âteş-i ceng ü cidâl iştiʿâl bu-\nlup, bi'l-âhare oldukları mahalden dahi münhezim ve bir iki mahalde dahi ceng vukūʿuyla binây-ı iktidârları münhedim olduğundan gayri, fî-mâ baʿd o makūle sâʿî-yi bi'l-fesâd olanlara iʿânet ü imdâd olunmamak üzere hâric ve dâhilde bulunanlar nezr-i girâna katʿ ve memleket-i mezbûreden bu vechile şûriş ü fitne fazl-ı hak ile defʿ olundu.\nNizâm-ı mülke dâ'ir aralık aralık memâlik-i Pâdişâhî'ye evâmir-i şerîfe neşri muʿtâd olduğundan, bu defʿa dahi âsâyiş-i ʿibâd ve ʿumrân-ı bilâdı mûcib olur mukaddemâtı mutazammın etrâf u eknâfa ısdâr-ı evâmir ve neşr-i nevâhî ve zevâcir olundu.\nMuharremu'l-harâmda sunuf-ı âsâkirin müstahek oldukları bir kıst mevâcib teslîm-i eyâdî-i erbâb-ı revâtib kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berû Dârü's-saʿâde ağaları'na İmâm ve nazar-ı iltifâtlarıyle nâyil-i merâm olan Altmışlı Müderrisi Girîdî İbrâhîm Efendi, hâlâ Dârü's-saʿâde Ağası Beşîr Ağâ'nın sû'-i mîzâcına vâkıf ve kendi tabîbi olan bir şahs-ı mechûlü'l-hâli muʿarref olup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde mezbûru ihzâr ve bir şerbet tertîb ve istiʿmâl ʿakabinde ağa-yı müşârun ileyh intikāl ve civâr-ı rahmet-i Îzed-i zü'l-Celâl'e irtihâl eyledi. İmâm-ı merkūm tehdîd olundukda, tabîbi irâ'e ile tebrie-i zimmet ve tabîb istintâk olundukda, verdiği şerbetin eczâsını deftere mübâderet ve bu hâl ile ikisinin dahi te'dîb u gûşmâli lâzım-ı maslahat ʿadd olunup, İmâm'ın medrese kaydı terkīn u ilgâ ve tabîb-i mezkûr iclâ olunup, fîmâ baʿd bilâ-imtihân etibbâ feth-i dükkân etmemek üzere isdâr-ı fermân ve hakîm-başılar huzûrunda mehâretleri maʿlûm olanlar ibkā ve yedlerine Ru'ûs-i hümâyûn iʿtâ ve nâdân ü câhil olanların dükkânları tesmîr ve muntasıh olmadıkları hâlde seyf-i siyâsetle iʿdâm ve tedmîr olunacağları beyânıyle, takdîm-i şart-ı enzâr [M1 311] u tahzîr olundu.",
          "caption": "Fevt-şuden-i Ağa-yı Dârü's-saʿâde ve nefy-i İmâmeş ve sudûr-i emr-i ʿâlî berây-ı imtihân-ı etıbbâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_617.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-şuden-i Ağa-yı Dârü's-saʿâde ve nefy-i İmâmeş ve sudûr-i emr-i ʿâlî berây-ı imtihân-ı etıbbâ",
          "text": "Bir zemândan berû Dârü's-saʿâde ağaları'na İmâm ve nazar-ı iltifâtlarıyle nâyil-i merâm olan Altmışlı Müderrisi Girîdî İbrâhîm Efendi, hâlâ Dârü's-saʿâde Ağası Beşîr Ağâ'nın sû'-i mîzâcına vâkıf ve kendi tabîbi olan bir şahs-ı mechûlü'l-hâli muʿarref olup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde mezbûru ihzâr ve bir şerbet tertîb ve istiʿmâl ʿakabinde ağa-yı müşârun ileyh intikāl ve civâr-ı rahmet-i Îzed-i zü'l-Celâl'e irtihâl eyledi. İmâm-ı merkūm tehdîd olundukda, tabîbi irâ'e ile tebrie-i zimmet ve tabîb istintâk olundukda, verdiği şerbetin eczâsını deftere mübâderet ve bu hâl ile ikisinin dahi te'dîb u gûşmâli lâzım-ı maslahat ʿadd olunup, İmâm'ın medrese kaydı terkīn u ilgâ ve tabîb-i mezkûr iclâ olunup, fîmâ baʿd bilâ-imtihân etibbâ feth-i dükkân etmemek üzere isdâr-ı fermân ve hakîm-başılar huzûrunda mehâretleri maʿlûm olanlar ibkā ve yedlerine Ru'ûs-i hümâyûn iʿtâ ve nâdân ü câhil olanların dükkânları tesmîr ve muntasıh olmadıkları hâlde seyf-i siyâsetle iʿdâm ve tedmîr olunacağları beyânıyle, takdîm-i şart-ı enzâr [M1 311] u tahzîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Hüdâvendigâr-ı cennet-mekân Sultân Ahmed Hân hazretlerinin vezîr-i müstakilli olan İbrâhîm Paşa merhûmun semere-i fevâdı ve Gülşen-i emelinin serviser-âzâdı olup, o zaman-ı meserret-iktirânda rütbe-i refîʿa-i Vezâret'le ber-murâd ve dâmâd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmuşidi. ʿİllet-i hâ'ile-i sarʿa ibtilâsı hasebiyle, rûhânî vü cismânî tertîb olunan ʿilâc ve devâ hazîneler ifnâ edüp, o derd-i cân-hırâşdan halâs ve o beliyye-i tâkat-fersâden melce' ve menâs bulamayup, pederi vefâtından sonra Beşiktaş'a karîb Yahya Efendi pîş-gâhında vâkiʿ sâhil-hânede karâr ve bir kimse ile musâhabe ve mücâleseye kudreti olmayup kendi hâliyle imrâr-ı leyl ü nehâr eyler idi. Taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den baʿzı muʿtemed kimse taʿyîn ve pederi evkāfının nizâmıyle\numûr-ı lâzimesin tehvîn eyler idi. İş bu muharremü'l-harâmın yirminci günü geşt-gîr-i ecel yedinde masrûʿ ve mürg-i rûhu kafes-i tenden menzûʿ oldu.",
          "caption": "Fevt-i İbrâhîm Paşa-zâde Genç Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_618.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i İbrâhîm Paşa-zâde Genç Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Hüdâvendigâr-ı cennet-mekân Sultân Ahmed Hân hazretlerinin vezîr-i müstakilli olan İbrâhîm Paşa merhûmun semere-i fevâdı ve Gülşen-i emelinin serviser-âzâdı olup, o zaman-ı meserret-iktirânda rütbe-i refîʿa-i Vezâret'le ber-murâd ve dâmâd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmuşidi. ʿİllet-i hâ'ile-i sarʿa ibtilâsı hasebiyle, rûhânî vü cismânî tertîb olunan ʿilâc ve devâ hazîneler ifnâ edüp, o derd-i cân-hırâşdan halâs ve o beliyye-i tâkat-fersâden melce' ve menâs bulamayup, pederi vefâtından sonra Beşiktaş'a karîb Yahya Efendi pîş-gâhında vâkiʿ sâhil-hânede karâr ve bir kimse ile musâhabe ve mücâleseye kudreti olmayup kendi hâliyle imrâr-ı leyl ü nehâr eyler idi. Taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den baʿzı muʿtemed kimse taʿyîn ve pederi evkāfının nizâmıyle\numûr-ı lâzimesin tehvîn eyler idi. İş bu muharremü'l-harâmın yirminci günü geşt-gîr-i ecel yedinde masrûʿ ve mürg-i rûhu kafes-i tenden menzûʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fazl-ı Hak ile Çeşmî-zâde merhûmun dahi minvâl-i sâbık üzere vekāyinâmesi kaleme alınup Mûsâ-zâdenin ve sâyirin bir iki cüzden ʿibâret olan âsârları dahi, bâ-fazl-ı Hak hüsn-i sebk ü insicâm ile bu mecelleye mülhak kılındı. Ve hâ ene eşreʿu ile'l-maksûdi müstemidden mine'l-kādiri'l-maʿbûd.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_619.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Fazl-ı Hak ile Çeşmî-zâde merhûmun dahi minvâl-i sâbık üzere vekāyinâmesi kaleme alınup Mûsâ-zâdenin ve sâyirin bir iki cüzden ʿibâret olan âsârları dahi, bâ-fazl-ı Hak hüsn-i sebk ü insicâm ile bu mecelleye mülhak kılındı. Ve hâ ene eşreʿu ile'l-maksûdi müstemidden mine'l-kādiri'l-maʿbûd."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremü'l-harâmın yedinci mübârek isneyn günü sulb-i pâkîze-i hazret-i Şehriyârî'den bir duhter-i ferhunde ahter-i zîver âgûş-i şuhûd ve ârâyiş-i bahş-ı gehvâre-i vücûd olup, Hadîce Sultân ismiyle be-nâm ve mukaddem feyz-i tev’emi bâʿis-i sürûr-ı enâm oldu. Üç gün top şenlikleriyle iʿlân-ı sürûr gûnâ gûn ve giceler ocağların âmâde eyledikleri eczâ-yı nâriyeden masnuʿ heyâkil-i garîbe temâşâsından hâsıl olan inşirâh-ı derûn havsala-i taʿbîrden bîrûn oldu.",
          "caption": "Velâdet-i Hadîce Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_620.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Velâdet-i Hadîce Sultân",
          "text": "Muharremü'l-harâmın yedinci mübârek isneyn günü sulb-i pâkîze-i hazret-i Şehriyârî'den bir duhter-i ferhunde ahter-i zîver âgûş-i şuhûd ve ârâyiş-i bahş-ı gehvâre-i vücûd olup, Hadîce Sultân ismiyle be-nâm ve mukaddem feyz-i tev’emi bâʿis-i sürûr-ı enâm oldu. Üç gün top şenlikleriyle iʿlân-ı sürûr gûnâ gûn ve giceler ocağların âmâde eyledikleri eczâ-yı nâriyeden masnuʿ heyâkil-i garîbe temâşâsından hâsıl olan inşirâh-ı derûn havsala-i taʿbîrden bîrûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna hudûdunda vâkiʿ Karadağ ehâlîsi reʿâyâ-yı devletden maʿdûd ve sâyebân-ı emn ü emân-ı saltanat-ı seniyye üzerlerine dâyimâ memdûd iken, menâʿat-ı mekân ve baʿzı ruhbân ifsâdıyla ʿâric-i zirve-i tuğyân olduklarından gayri, bir şahs-ı tebehkâr cebel-i mezbûrde istikrâr ve o havâlîde bulunan ehl-i İslâm'ı dağlı iʿâneti ile ızrâr eylediğini Bosna Vâlîsi ve o taraf kazâların hükkâmı ve zâbıtânı işʿâr etmişleridi. Şahs-ı mesfûru ve kendülerine taʿlîm-i şerr u-şûr eden [M1 312] râhib-i makhûru teslîm ve istîfâ-yı cerâyim-i sâlife ile kemâ fi'l-evvel cizye-i şerʿiyyelerini edâ etmedikleri sûretde ber-mûceb-i fetvâ ricâli makhûr ve nisvân ve sıbyânı me'sûr olacağı mukaddemce ifade olunup, pend-pezîr olmadıkları ʿarz-ı pâye-i serîr-i Devlet-masîr kılındıkda, Bosna Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa ve Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa eyâletleri dâhilinde olan Mîr-i mîrân ve erbâb-ı tımâr ve zeʿâmet ve sâyir harb ü darb askeriyle iki koldan üzerlerine me'mûr kılındı.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı Karadağ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_621.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı Karadağ",
          "text": "Bosna hudûdunda vâkiʿ Karadağ ehâlîsi reʿâyâ-yı devletden maʿdûd ve sâyebân-ı emn ü emân-ı saltanat-ı seniyye üzerlerine dâyimâ memdûd iken, menâʿat-ı mekân ve baʿzı ruhbân ifsâdıyla ʿâric-i zirve-i tuğyân olduklarından gayri, bir şahs-ı tebehkâr cebel-i mezbûrde istikrâr ve o havâlîde bulunan ehl-i İslâm'ı dağlı iʿâneti ile ızrâr eylediğini Bosna Vâlîsi ve o taraf kazâların hükkâmı ve zâbıtânı işʿâr etmişleridi. Şahs-ı mesfûru ve kendülerine taʿlîm-i şerr u-şûr eden [M1 312] râhib-i makhûru teslîm ve istîfâ-yı cerâyim-i sâlife ile kemâ fi'l-evvel cizye-i şerʿiyyelerini edâ etmedikleri sûretde ber-mûceb-i fetvâ ricâli makhûr ve nisvân ve sıbyânı me'sûr olacağı mukaddemce ifade olunup, pend-pezîr olmadıkları ʿarz-ı pâye-i serîr-i Devlet-masîr kılındıkda, Bosna Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa ve Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa eyâletleri dâhilinde olan Mîr-i mîrân ve erbâb-ı tımâr ve zeʿâmet ve sâyir harb ü darb askeriyle iki koldan üzerlerine me'mûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin tavr u hareketi pesen-dîde-i Şehriyâr-ı bende perver ve taşralarda hizmete yarayacağı mekşûf-i zamîr-i enverleri olduğuna binâʿen, mâh-ı saferu'l-hayrda\nrütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsânıyla, şânı terfîʿ ve Bozok ve Yânya sancâkları ilhâkıyla Hotîn muhâfazası ʿuhde-i kifâyetine tevdîʿ olundu. Münhal olan büyük Mîrahûrluk ile Çavuşbaşı bulunan el-Hâc Ahmed Ağâ mükerrem ve mansıb-ı mezkûr ile sâbıkā Anadolu Muhâsebecisi ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi dil-şâd u hurrem oldu.\n\nGurre-i rebîʿulevvelde Anadolu Eyâleti, sâbıkā Aydın Muhassılı Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'ya ve Aydın Sancağı ilhâkıyla Bender Muhâfazası, selefi Vezîr el-Hâc Hüseyin Paşa'ya ve Kefe Eyâleti bâ-ibkā-yı Vezâret Kalʿa-i cedîde muhâfazası şartıyla, Vezîr Süleymân Paşa'ya ve Musul Eyâleti, sâbıkā Diyâbekir Vâlîsi Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Diyârbekir Eyâleti, ʿAbdu'l-celîl-zâde Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya ve Kangırı Sancağı, sâbıkā Kars Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Cidde Sancağı, Vezîr Râkım Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret-i be-Mîrahûr-ı evvel Halîl Ağa ve tevcîhât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_622.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret-i be-Mîrahûr-ı evvel Halîl Ağa ve tevcîhât-ı sâyire",
          "text": "Mûmâ ileyhin tavr u hareketi pesen-dîde-i Şehriyâr-ı bende perver ve taşralarda hizmete yarayacağı mekşûf-i zamîr-i enverleri olduğuna binâʿen, mâh-ı saferu'l-hayrda\nrütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsânıyla, şânı terfîʿ ve Bozok ve Yânya sancâkları ilhâkıyla Hotîn muhâfazası ʿuhde-i kifâyetine tevdîʿ olundu. Münhal olan büyük Mîrahûrluk ile Çavuşbaşı bulunan el-Hâc Ahmed Ağâ mükerrem ve mansıb-ı mezkûr ile sâbıkā Anadolu Muhâsebecisi ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi dil-şâd u hurrem oldu.\n\nGurre-i rebîʿulevvelde Anadolu Eyâleti, sâbıkā Aydın Muhassılı Vezîr Silahdâr Hamza Paşa'ya ve Aydın Sancağı ilhâkıyla Bender Muhâfazası, selefi Vezîr el-Hâc Hüseyin Paşa'ya ve Kefe Eyâleti bâ-ibkā-yı Vezâret Kalʿa-i cedîde muhâfazası şartıyla, Vezîr Süleymân Paşa'ya ve Musul Eyâleti, sâbıkā Diyâbekir Vâlîsi Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Diyârbekir Eyâleti, ʿAbdu'l-celîl-zâde Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya ve Kangırı Sancağı, sâbıkā Kars Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Cidde Sancağı, Vezîr Râkım Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Leh Kralı mukaddemâ hâlik olup Leh cumhûru fırak-ı müteʿaddideden mürekkeb olmağla, bir fırkası moskovluya ilticâ ve mürâcaʿat ve Çâriçe'nin inzımâm-ı re'y ü maʿrifetiyle kral nasbına mübâderet eyleyüp, tarafdârlar kral-ı cedîde münkād ve mutāʿ ve muhâlifler gerden-pîç imtinâʿ olmuşlar idi. Moskov Çâriçesi zâhiren Lehlü'nün serbestlik şurûtunu vikāye ve bâtinen nasb-gerdesi olan kralı himâye ve giderek baʿzı ağrâzının husûlüne kesb-i dest-mâye zimnında vâfir süvârî ve piyâde ve sâyir levâzım-ı muhârebe ile müteʿayyen cenerâllerinden birini Leh'e idhâl eylediği serhâdlerde kâyin vülât ü hükkâm taraflarından südde-i saʿâdete ʿarz olunup Sugûr ve Tuhûm'da vâkiʿ kılâʿ ve hisânâtın muhâfaza [M1 313] ve istihkâmı muvâfık-ı hazm ü ihtiyât olduğuna binâ'en, Bender Muhâfızı Vezîr el-Hâc Hüseyin Paşa ve Hotîn Muhâfızı Vezîr es-Seyyid Halîl Paşa ve Özi Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa maʿiyyetlerine ikişer bin nefer mîrî piyâde ve dört bin mikdârı yeniçeri ve cebeci ve topçu mühimmât-ı vâfiye ile taʿyîn ve zikr olunan meʿâkıl tahsîl olunduğundan gayrı, beyne'd-Devleteyn vukūʿ bulan mükâtebe bir megzây-ı: \n\n Fe inne'n nâre min ʿûdeyni tüzkâ \n Ve inne'l-harbe evvelühâ kelâmü\nmuhârebeye müncer olmak ihtimâliyle zehâyir ve beksimâd ve sâyir zâd ü zevâd ve taʿmîr-i kanâtir ve tesviye-i meʿâbir bâbında etrâf ü eknâfa neşr-i evâmir kılındı.",
          "caption": "Taʿyîn-i asker be-muhâfaza-i Sugûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_623.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿyîn-i asker be-muhâfaza-i Sugûr",
          "text": "Leh Kralı mukaddemâ hâlik olup Leh cumhûru fırak-ı müteʿaddideden mürekkeb olmağla, bir fırkası moskovluya ilticâ ve mürâcaʿat ve Çâriçe'nin inzımâm-ı re'y ü maʿrifetiyle kral nasbına mübâderet eyleyüp, tarafdârlar kral-ı cedîde münkād ve mutāʿ ve muhâlifler gerden-pîç imtinâʿ olmuşlar idi. Moskov Çâriçesi zâhiren Lehlü'nün serbestlik şurûtunu vikāye ve bâtinen nasb-gerdesi olan kralı himâye ve giderek baʿzı ağrâzının husûlüne kesb-i dest-mâye zimnında vâfir süvârî ve piyâde ve sâyir levâzım-ı muhârebe ile müteʿayyen cenerâllerinden birini Leh'e idhâl eylediği serhâdlerde kâyin vülât ü hükkâm taraflarından südde-i saʿâdete ʿarz olunup Sugûr ve Tuhûm'da vâkiʿ kılâʿ ve hisânâtın muhâfaza [M1 313] ve istihkâmı muvâfık-ı hazm ü ihtiyât olduğuna binâ'en, Bender Muhâfızı Vezîr el-Hâc Hüseyin Paşa ve Hotîn Muhâfızı Vezîr es-Seyyid Halîl Paşa ve Özi Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa maʿiyyetlerine ikişer bin nefer mîrî piyâde ve dört bin mikdârı yeniçeri ve cebeci ve topçu mühimmât-ı vâfiye ile taʿyîn ve zikr olunan meʿâkıl tahsîl olunduğundan gayrı, beyne'd-Devleteyn vukūʿ bulan mükâtebe bir megzây-ı: \n\n Fe inne'n nâre min ʿûdeyni tüzkâ \n Ve inne'l-harbe evvelühâ kelâmü\nmuhârebeye müncer olmak ihtimâliyle zehâyir ve beksimâd ve sâyir zâd ü zevâd ve taʿmîr-i kanâtir ve tesviye-i meʿâbir bâbında etrâf ü eknâfa neşr-i evâmir kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'de ve etrafında vâkiʿ mahallât hammâmları kadr-i kifâyeden dûn değil iken, teksîr-i îrâd fikriyle baʿzı tamaʿkârân refte refte hammâm ihdâsıyle suların kılletine ve hatabın nedretine ʿillet olmalarıyla, bundan böyle müceddeden hammâm binâ olunmayup, binâ olunursa bânîsi te'dîb ve hammâmı tahrîb olunacağı bâbında, bilâd-ı erbaʿa kadılarına ve Miʿmâr Ağâya hitâben bâ-emr-i celîlü'ş-şân ısdâr olundu.",
          "caption": "Menʿ-i ihdâs-ı hammâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_624.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Menʿ-i ihdâs-ı hammâm",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'de ve etrafında vâkiʿ mahallât hammâmları kadr-i kifâyeden dûn değil iken, teksîr-i îrâd fikriyle baʿzı tamaʿkârân refte refte hammâm ihdâsıyle suların kılletine ve hatabın nedretine ʿillet olmalarıyla, bundan böyle müceddeden hammâm binâ olunmayup, binâ olunursa bânîsi te'dîb ve hammâmı tahrîb olunacağı bâbında, bilâd-ı erbaʿa kadılarına ve Miʿmâr Ağâya hitâben bâ-emr-i celîlü'ş-şân ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü de'b-i dîrîn ve resm-i pîşîn üzere Pâdişâh-ı cemm-i câh Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfine ʿazîmet ve muntazır-ı kudûm-i Şâhâneleri olan bendegânı tahrîk âbrûy-i iltifâtlarıyle hâyiz-i rehîne-i meserret buyurup, mevlidhânlar kudüm-nâme-i hazret-i Fahru'l-enbiyâyı negamât-ı dil-dûz ve iscaʿ-ı şevki efrûz ile kırâʾet ve meşâyih-i ʿizâm dahi neşr-i revâyih-i vaʿz u nasîhat ile âlâne-i kulûb-i hâss u ʿâmm ve o meclis-i akdesi miskiyyü'l-hıtâm eyleyüp, Şehriyâr-ı enâm debdebe-i ʿizz ü ihtişâmlarıyla Serây-ı hümâyûnlarına ʿatf-ı zimâm buyurdular.\n\nÜsküdâr Kazâsı, sâbıkā Hekîmbaşı Mehmed ʿArif Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı Kahveci-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye, Mekke-i mükerreme Kazâsı Hayâtî-zâde Mehmed Saʿîd Efendi'ye, Medîne-i münevvere Kazâsı, Hafîd Mehmed Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve yedlerine başka başka iʿtâ-yı emr-i celîlü'ş-şân kılındı. Anadolu Kadıaskeri Mehmed Sâlih Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin müddet-i sadâreti on dört mâha resîde ve bu cihetle bisât-ı mansıbı pîçîde kılunup Sadâret-i Anadolu ile ʿAbdullah Efendi-zâde Mehmed Esʿad Efendi'nin rûy-i emeli handîde kılındı.\n\nMâh-ı merkūmun on yedinci günü askerî tâyifesinin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına meʾmûrlara [M1 314] iʿtâ ve râtibe-hârân-ı Devlet-i ebed bünyân bu cihetle, terfîh ü iğnâ olundu.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf ve baʿzı tevcîhât-ı ʿilmiyye ve seyfiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_625.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf ve baʿzı tevcîhât-ı ʿilmiyye ve seyfiyye",
          "text": "Şehr-i rebîʿulevvelin on ikinci günü de'b-i dîrîn ve resm-i pîşîn üzere Pâdişâh-ı cemm-i câh Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfine ʿazîmet ve muntazır-ı kudûm-i Şâhâneleri olan bendegânı tahrîk âbrûy-i iltifâtlarıyle hâyiz-i rehîne-i meserret buyurup, mevlidhânlar kudüm-nâme-i hazret-i Fahru'l-enbiyâyı negamât-ı dil-dûz ve iscaʿ-ı şevki efrûz ile kırâʾet ve meşâyih-i ʿizâm dahi neşr-i revâyih-i vaʿz u nasîhat ile âlâne-i kulûb-i hâss u ʿâmm ve o meclis-i akdesi miskiyyü'l-hıtâm eyleyüp, Şehriyâr-ı enâm debdebe-i ʿizz ü ihtişâmlarıyla Serây-ı hümâyûnlarına ʿatf-ı zimâm buyurdular.\n\nÜsküdâr Kazâsı, sâbıkā Hekîmbaşı Mehmed ʿArif Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı Kahveci-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye, Mekke-i mükerreme Kazâsı Hayâtî-zâde Mehmed Saʿîd Efendi'ye, Medîne-i münevvere Kazâsı, Hafîd Mehmed Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve yedlerine başka başka iʿtâ-yı emr-i celîlü'ş-şân kılındı. Anadolu Kadıaskeri Mehmed Sâlih Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin müddet-i sadâreti on dört mâha resîde ve bu cihetle bisât-ı mansıbı pîçîde kılunup Sadâret-i Anadolu ile ʿAbdullah Efendi-zâde Mehmed Esʿad Efendi'nin rûy-i emeli handîde kılındı.\n\nMâh-ı merkūmun on yedinci günü askerî tâyifesinin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına meʾmûrlara [M1 314] iʿtâ ve râtibe-hârân-ı Devlet-i ebed bünyân bu cihetle, terfîh ü iğnâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Şumnu meştâsında bir münâsebetle sebeb-i ʿazlini bu Fakîr'e takrîr ve bî-kem ü kâst ve sahîh u râst olarak işbu mecelleye meʾâl-i takrîri tastîr olundu. \"Moskovlu'nun Leh memleketine duhûlleri Şehriyâr-ı ʿâkibet-bin ve Pâdişâh-ı İskender-temkîne bâʿis-i teşvîş ve etrâf dahi baʿzı mugālata ile sebeb-i tevhîş olduklarına binâʾen, defʿaten sefer kapularını açmak ve mechûlü'l-ʿâkıbe ve hatarı muhtemel fitne-i\nnâyime-i harbi uyandırmak mukaddimâtını temhîd etdikce, askerin metrûkiyyeti ve serhadlerin zehâyir ve mühimmâtdan huluvvu hasebiyle, ser-rişte-i mükâleme vü muhâbereyi tatvîl ve refte refte levâzım-ı harbi tekmîl etdikden sonra kuvvetlice bulunup, zarûret ilcâ eder ise, o zemân muhâbereye mübâşeret olunmak lâzımdır; zirâ serhadlerin hâli benim maʿlûmum ve Ordu-yi hümâyûn Tuna'ya varmadan aʿdâ o taraflara hücûm edüp, serhadlerde müdâfaʿaya vâfî asker olmayup, bir bâdire zuhûru meczûmdur” demişdim. “Kelâm-ı sadıkāneme havâle-i semʿ-i iʿtibâr olunmayup, kazâ vü kader dahi ihdâs-ı efâʿîl-i ʿacîbe ve tertîb-i esbâb-ı garîbe eyleyüp, ʿazlimizden sonra feth-i bâb-ı hısâm ve ilâ hâze'l-ân iʿmâl-i rimâh ü hısâm olunmakdadır\" dedikde, Moskovlu'nun memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'ye sû-i kasdı ve Leh ve Tâtâristân dağdağasını defʿa elli seneden berü tedârükü beyne'd-düvel şâyiʿ ve Petro dedikleri gebr-i hâlikin vasiyyet-nâmesinde bu mukaddimât münderic olduğu emr-i vâkiʿ iken, Moskovlu hasmına vakit kazandırmak ve askerine nizâm verüp, davrandırmak müstahîl görülür” dediğimde, fi'l-vâkiʿ benim dahi bu keyfiyyet tahkīkātımdandır, ancak düşmen fesh-i sulh mâddesini devlete isnâd içün tedrîcî maslahatına revâc vereceği ve ekalli bu mâdde bir sene süreceği ve bir senede Devlet-i ʿaliyye serhadlere müstevfâ asker taʿyîn ve mühimmât ve zehâyir teşhîn edüp, Ordu-yi hümâyûn varıncaya dek serhadlü düşmen ile cenge müstaʿid bulunurlar idi” deyü, teʾessüf-günân mâ-cerâyı beyân eyledi.\nBiz yine sadede gelelim. Şehr-i rebîʿulevvelin yirmi üçüncü günü müşârun ileyh devir kürkü teşekküriyçün fetvâ-penâh [M1 315] cenâblaryle Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmetlerinde Silahdâr Ağa gelüp emâneti istirdâd ve bir hılâline vazʿ-ı yed olunmayup, Bozcaada'ya fekat ibʿâd olundu.\n\nAnadolu Vâlîsi Vezîr Hamza Paşa'nın istiʿdâd ü liyâkati ʿan-asl maʿlûm-i hümâyûn olduğundan, Vekâlet-i kübrâ ile ibcâl ve daʿveti mutazammın hatt-ı şerîf ile Silahdâr Ağa Kütahya cânibine irsâl olunup, Âsitâne'ye gelinceye dek Tevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya Kāyim-makāmlık tevcîhi, Sadâreti'ne berâʿatü'l-istihlâl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Muhsin-zâde Mehmed Paşa ve nasb-ı Silahdâr Hamza Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_626.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Muhsin-zâde Mehmed Paşa ve nasb-ı Silahdâr Hamza Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Şumnu meştâsında bir münâsebetle sebeb-i ʿazlini bu Fakîr'e takrîr ve bî-kem ü kâst ve sahîh u râst olarak işbu mecelleye meʾâl-i takrîri tastîr olundu. \"Moskovlu'nun Leh memleketine duhûlleri Şehriyâr-ı ʿâkibet-bin ve Pâdişâh-ı İskender-temkîne bâʿis-i teşvîş ve etrâf dahi baʿzı mugālata ile sebeb-i tevhîş olduklarına binâʾen, defʿaten sefer kapularını açmak ve mechûlü'l-ʿâkıbe ve hatarı muhtemel fitne-i\nnâyime-i harbi uyandırmak mukaddimâtını temhîd etdikce, askerin metrûkiyyeti ve serhadlerin zehâyir ve mühimmâtdan huluvvu hasebiyle, ser-rişte-i mükâleme vü muhâbereyi tatvîl ve refte refte levâzım-ı harbi tekmîl etdikden sonra kuvvetlice bulunup, zarûret ilcâ eder ise, o zemân muhâbereye mübâşeret olunmak lâzımdır; zirâ serhadlerin hâli benim maʿlûmum ve Ordu-yi hümâyûn Tuna'ya varmadan aʿdâ o taraflara hücûm edüp, serhadlerde müdâfaʿaya vâfî asker olmayup, bir bâdire zuhûru meczûmdur” demişdim. “Kelâm-ı sadıkāneme havâle-i semʿ-i iʿtibâr olunmayup, kazâ vü kader dahi ihdâs-ı efâʿîl-i ʿacîbe ve tertîb-i esbâb-ı garîbe eyleyüp, ʿazlimizden sonra feth-i bâb-ı hısâm ve ilâ hâze'l-ân iʿmâl-i rimâh ü hısâm olunmakdadır\" dedikde, Moskovlu'nun memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'ye sû-i kasdı ve Leh ve Tâtâristân dağdağasını defʿa elli seneden berü tedârükü beyne'd-düvel şâyiʿ ve Petro dedikleri gebr-i hâlikin vasiyyet-nâmesinde bu mukaddimât münderic olduğu emr-i vâkiʿ iken, Moskovlu hasmına vakit kazandırmak ve askerine nizâm verüp, davrandırmak müstahîl görülür” dediğimde, fi'l-vâkiʿ benim dahi bu keyfiyyet tahkīkātımdandır, ancak düşmen fesh-i sulh mâddesini devlete isnâd içün tedrîcî maslahatına revâc vereceği ve ekalli bu mâdde bir sene süreceği ve bir senede Devlet-i ʿaliyye serhadlere müstevfâ asker taʿyîn ve mühimmât ve zehâyir teşhîn edüp, Ordu-yi hümâyûn varıncaya dek serhadlü düşmen ile cenge müstaʿid bulunurlar idi” deyü, teʾessüf-günân mâ-cerâyı beyân eyledi.\nBiz yine sadede gelelim. Şehr-i rebîʿulevvelin yirmi üçüncü günü müşârun ileyh devir kürkü teşekküriyçün fetvâ-penâh [M1 315] cenâblaryle Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmetlerinde Silahdâr Ağa gelüp emâneti istirdâd ve bir hılâline vazʿ-ı yed olunmayup, Bozcaada'ya fekat ibʿâd olundu.\n\nAnadolu Vâlîsi Vezîr Hamza Paşa'nın istiʿdâd ü liyâkati ʿan-asl maʿlûm-i hümâyûn olduğundan, Vekâlet-i kübrâ ile ibcâl ve daʿveti mutazammın hatt-ı şerîf ile Silahdâr Ağa Kütahya cânibine irsâl olunup, Âsitâne'ye gelinceye dek Tevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa'ya Kāyim-makāmlık tevcîhi, Sadâreti'ne berâʿatü'l-istihlâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ve hâlâ Re'îsü'l-etıbbâ Kâtib-zâde Mehmed Refîʿ Efendi, halka tertîb-ı ʿilâc ederken sû-i mîzâcına devâ bulamayup, ʿillet-i pîrî ile süvâr gerdûne-i hammâm ve matiyye-rân-ı şifâ-hâne-i dârü's-selâm oldu. Etıbbâʿ-ı hâssadan ve Süleymâniyye müderrislerinden Mehmed Emîn Efendi hazâkatle şöhret-nümâ olduğundan, Riyâset-i etıbbâ mûmâ ileyhe sezâ görüldü.",
          "caption": "Vefât-ı Re’îsü'l-etıbbâ Kâtib-zâde Mehmed Refîʿ Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_627.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Re’îsü'l-etıbbâ Kâtib-zâde Mehmed Refîʿ Efendi",
          "text": "Sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ve hâlâ Re'îsü'l-etıbbâ Kâtib-zâde Mehmed Refîʿ Efendi, halka tertîb-ı ʿilâc ederken sû-i mîzâcına devâ bulamayup, ʿillet-i pîrî ile süvâr gerdûne-i hammâm ve matiyye-rân-ı şifâ-hâne-i dârü's-selâm oldu. Etıbbâʿ-ı hâssadan ve Süleymâniyye müderrislerinden Mehmed Emîn Efendi hazâkatle şöhret-nümâ olduğundan, Riyâset-i etıbbâ mûmâ ileyhe sezâ görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i Gürcistan'da vâkiʿ baʿzı kılaʿ harâbe-müşrif olup, ta'mîri vü termîmi içün Çıldır Vâlîsi, Kethudâsını ve müteʿayyinân-ı memleketden baʿzı kimseleri o tarafa taʿyîn etmişidi. Me'mûrlar Bağdâdcık Kalʿası'na vardıklarında, mukaddemâ girîve-gerd-i vâdi-yi nifâk ve alem-efrâz-ı meydân-ı ʿisyân ü şikāk olan Salomon merkūmların yanına gelüp, eban ʿan-ceddin Devlet-i ʿaliyye'nin bendesi ve kerem ü ʿinâyetinin şermendesi olup, hakkında isnâd olunan töhmet Çıldır Vâlîsi maktül Vezîr Ahmed Paşa'nın nefsâniyyet ü siʿâyetinden neş'et eylediğini ifâde ile kemâ-kân Hükûmet-i Gürcistân ile mazhar-ı lutf u ihsân olmasını recâ ve eslâfı gününde cârî olduğu vech üzere beyʿ u şirây-ı üserâya mâniʿ olmayup herhâlde tahsîl-i rızâ eyeleyeceğini beyân ve inhâ ve Gürcistân reʿâyâsını idlâl ve efrenc-i âyînine idhâl kasd eden Katalkuz nâm râhib memleketden tard ve diyâr-ı baʿîdeye nefy olunup, Suyer (سویره) Kalʿası hedm ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye tarafından muhâfaza olunmak ve yâhûd kendüye zabt etdirmek ve ihtilâl-i memleket hasebiyle reʿâyâ istîfây-ı dîne kudret-yâb olamayup, mürâbaha talebiyle dâyinler tarafından izʿâc olunmamak şurûtunu temhîd ve berât [M1 316] ʿubûdiyyetini tecdîd eylediğini me'mûrlar vezîr-i müşârun ileyhe işʿâr ve ol dahi cümle ile bu mâddeyi meşveret edüp, istisvâb-ı kelân-terân-ı memleket ile keyfiyyet Der-i devlet'e ʿarz u işâret olundukda, Suyer Kalʿası hedm ve râhib-i mesfûr Hısn-ı keyf Kalʿası'nda habs ve sâyir mes'ûlâtına müsâʿade ile kemâ-kân hâkim-i Gürcistân nasb olunup, yedine berât-ı ʿâlişân ihsân olundu.",
          "caption": "İtâʿat-ı Salomon Hâkim-i sâbık-ı Gürcistân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_628.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İtâʿat-ı Salomon Hâkim-i sâbık-ı Gürcistân",
          "text": "Memâlik-i Gürcistan'da vâkiʿ baʿzı kılaʿ harâbe-müşrif olup, ta'mîri vü termîmi içün Çıldır Vâlîsi, Kethudâsını ve müteʿayyinân-ı memleketden baʿzı kimseleri o tarafa taʿyîn etmişidi. Me'mûrlar Bağdâdcık Kalʿası'na vardıklarında, mukaddemâ girîve-gerd-i vâdi-yi nifâk ve alem-efrâz-ı meydân-ı ʿisyân ü şikāk olan Salomon merkūmların yanına gelüp, eban ʿan-ceddin Devlet-i ʿaliyye'nin bendesi ve kerem ü ʿinâyetinin şermendesi olup, hakkında isnâd olunan töhmet Çıldır Vâlîsi maktül Vezîr Ahmed Paşa'nın nefsâniyyet ü siʿâyetinden neş'et eylediğini ifâde ile kemâ-kân Hükûmet-i Gürcistân ile mazhar-ı lutf u ihsân olmasını recâ ve eslâfı gününde cârî olduğu vech üzere beyʿ u şirây-ı üserâya mâniʿ olmayup herhâlde tahsîl-i rızâ eyeleyeceğini beyân ve inhâ ve Gürcistân reʿâyâsını idlâl ve efrenc-i âyînine idhâl kasd eden Katalkuz nâm râhib memleketden tard ve diyâr-ı baʿîdeye nefy olunup, Suyer (سویره) Kalʿası hedm ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye tarafından muhâfaza olunmak ve yâhûd kendüye zabt etdirmek ve ihtilâl-i memleket hasebiyle reʿâyâ istîfây-ı dîne kudret-yâb olamayup, mürâbaha talebiyle dâyinler tarafından izʿâc olunmamak şurûtunu temhîd ve berât [M1 316] ʿubûdiyyetini tecdîd eylediğini me'mûrlar vezîr-i müşârun ileyhe işʿâr ve ol dahi cümle ile bu mâddeyi meşveret edüp, istisvâb-ı kelân-terân-ı memleket ile keyfiyyet Der-i devlet'e ʿarz u işâret olundukda, Suyer Kalʿası hedm ve râhib-i mesfûr Hısn-ı keyf Kalʿası'nda habs ve sâyir mes'ûlâtına müsâʿade ile kemâ-kân hâkim-i Gürcistân nasb olunup, yedine berât-ı ʿâlişân ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müjde-i Sadâret-i ʿuzmâ, Anadolu Vâlîsi Vezîr Silâhdâr Hamza Paşa'ya resâ oldukda, yerinden hareket ve katʿ-ı menâzil ile mâh-ı cumâde'ûlânın onuncu hamîs günü Üsküdar'da vâkiʿ Mehmed Paşa Kasrı'na vürûd eyleyeceği maʿlûm-i erkân-ı devlet olup, huzûrları muʿtâd olan zevât vâhiden baʿde vâhidin mülâkāt ve taʿâm ʿakabinde taraf-ı hümâyûndan keşîde kılınân esb-i dilkeş hirâma-pây-endâz-ı tevkīr u ihtirâm olup, Şeyhulislâm Efendi ile bi'l-murâfaka Huzûr-i hümâyûn'a duhûl ve ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, hilʿat-i hâssu'l-hâss-ı Sadâretle menkib-i istîhâli müzeyyen ve Vekâlet-i kübrâ şerefi ile muʿanven olup, Bâb-ı ʿâlî'ye vârid ve ʿArz odası'nda Sadr-ı devlet'e sâʿid oldukda Sâyib'in:\n\nHifz-i devlet der-perîşân kerden sîm ü zer-est\nMedd-i ihsân rişte-i şîrâze-i în defter-est\nbeytini âverde-i zebân ve neşr-i zer ile maʿnâsını ifâde vü beyân eyledi.",
          "caption": "Kudûm-i Sadr-ı ʿâlî be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_629.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Kudûm-i Sadr-ı ʿâlî be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Müjde-i Sadâret-i ʿuzmâ, Anadolu Vâlîsi Vezîr Silâhdâr Hamza Paşa'ya resâ oldukda, yerinden hareket ve katʿ-ı menâzil ile mâh-ı cumâde'ûlânın onuncu hamîs günü Üsküdar'da vâkiʿ Mehmed Paşa Kasrı'na vürûd eyleyeceği maʿlûm-i erkân-ı devlet olup, huzûrları muʿtâd olan zevât vâhiden baʿde vâhidin mülâkāt ve taʿâm ʿakabinde taraf-ı hümâyûndan keşîde kılınân esb-i dilkeş hirâma-pây-endâz-ı tevkīr u ihtirâm olup, Şeyhulislâm Efendi ile bi'l-murâfaka Huzûr-i hümâyûn'a duhûl ve ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, hilʿat-i hâssu'l-hâss-ı Sadâretle menkib-i istîhâli müzeyyen ve Vekâlet-i kübrâ şerefi ile muʿanven olup, Bâb-ı ʿâlî'ye vârid ve ʿArz odası'nda Sadr-ı devlet'e sâʿid oldukda Sâyib'in:\n\nHifz-i devlet der-perîşân kerden sîm ü zer-est\nMedd-i ihsân rişte-i şîrâze-i în defter-est\nbeytini âverde-i zebân ve neşr-i zer ile maʿnâsını ifâde vü beyân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü hidmet-i Riyâset'de olan Yenişehirli ʿOsmân Efendi, Sadr-ı sâbıkın pederine Dîvân Kâtibi olmak cihetiyle, Sadâreti'nde ʿubûdiyyet-i mevrûsesini tecdîd ve râbıta-i ihtisâsını teşdîd ve ʿale'l-husûs sefer husûsunda re'yine tâbiʿ mutlak-ı vâhid hümânın mütâlaʿası âhara evfak olduğundan, Riyâset'de vücûdu der-dest olan maslahata muhâlif görülüp, fi'l-hâl ʿazl ve Tersâne Emîni Recâ'î Efendi mesned-i Riyâset'e nakl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_630.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb",
          "text": "Bir müddetden berü hidmet-i Riyâset'de olan Yenişehirli ʿOsmân Efendi, Sadr-ı sâbıkın pederine Dîvân Kâtibi olmak cihetiyle, Sadâreti'nde ʿubûdiyyet-i mevrûsesini tecdîd ve râbıta-i ihtisâsını teşdîd ve ʿale'l-husûs sefer husûsunda re'yine tâbiʿ mutlak-ı vâhid hümânın mütâlaʿası âhara evfak olduğundan, Riyâset'de vücûdu der-dest olan maslahata muhâlif görülüp, fi'l-hâl ʿazl ve Tersâne Emîni Recâ'î Efendi mesned-i Riyâset'e nakl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Edirne Kazâsı, Yûsûf-zâde Ahmed Efendi'ye; Mısr-ı Kāhire Kazâsı, ʿArab-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye; Yenişehir-i Fener Kazâsı, Re'îs-zâde ʿÂşir Efendi'ye tevcîh olundu. Anadolu Eyâleti, Hânya muhâfazasında olan Zâreli-zâde Vezîr Feyzullah Paşa'ya ve Adana ve Marʿaş eyâletleri Vezîr ʿAli Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_631.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât",
          "text": "Edirne Kazâsı, Yûsûf-zâde Ahmed Efendi'ye; Mısr-ı Kāhire Kazâsı, ʿArab-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye; Yenişehir-i Fener Kazâsı, Re'îs-zâde ʿÂşir Efendi'ye tevcîh olundu. Anadolu Eyâleti, Hânya muhâfazasında olan Zâreli-zâde Vezîr Feyzullah Paşa'ya ve Adana ve Marʿaş eyâletleri Vezîr ʿAli Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâdde-i mezkûre muʿzamât-ı vekāyiʿ-i devletden olup sûret-i meclis [M1 317] ʿaynî ile bu mahalle kayd olundu. Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istikrâr ile Rusya Devleti beyninde münʿakid olan musâlaha şurûtuna, taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den riʿâyet ve hifz u vikāyetine ihtimâm ü dikkat olunurken, mukaddemâ beyân olunduğu üzere Moskov Devleti tarafından Leh cumhûruna nasb olunan krala cumhûr-ı mezkûrdan taraf-ı hılâfda bulunan fırkaları tebaʿiyyet ü itāʿat etdirmekiyçün, Lehlü tâ'ifesinin hifz-ı nizâmı behânesiyle, mugāyir-i şurût-ı ʿahdnâme Leh Memleketi'ne top ve cebehâne ile ʿasâkir-i vâfire sevk ü tesyîr edüp, şurût-ı serbestiyyet Leh'i cebren ve kerhen ilgâ ve kendi istediği gibi nizâm-ı cedîd ihtirāʿıyla ʿinâd ü muhâlefet üzere olanları katl ü iʿdâm ve emvâl ü eşyalarını yağmâ vü gâret misüllü gûnâ gûn fezâhata cesâret eylediğinden gayri, Moskov tâ'ifesinin bu hareketlerinden maksûd-ı aslîsi, Leh Memleketi'ni ber âverde-i kabza-i tasarruf ve Lehlü tâ'ifesin kendüye tebaʿiyyet etdirdikden sonra, memâlik-i İslâmiyye'ye dahi sû'-i kasd etmek fikr-i fâsidinde olduğu âşikâr olmağla, Leh Memleketi'nden askerini ihrâc etmekiyçün kirâren ve mirâren kendüye tenbîh ü te'kîd olunmuşiken, ʿadem-i kabûlde ısrâr ve bundan mâʿadâ Leh cûmhûrundan baʿzıları ırz u cânını tahlîs zımnında, Devlet-i ʿaliyye hudûduna firâr eylediklerinde, taʿkīb ederek hudûd-ı İslâmiyye'ye gelmeleriyle, hudûdda olan reʿâyâ ve muhâfazaya me'mûr asker mütevahhiş olup, ol vechile ihtilâl-i memlekete bâʿis ve ʿale'l-husûs şehâmetlü celâdetlü Hân-ı ʿâlişân hazretlerinin hâss-ı mahsûslarından olan Balta nâm mahalle cebehâne ve top ve tüfeng ve sâyir edevât-ı harb ü ceng ile gelüp, ehl-i İslâm üzerlerine hücûm ve\nmuhârebe vü mukātele edüp, ehl-i İslâm'dan niçe kimesneleri şehîd ve mahall-i merkūmu ihrâk ve tahrîb edüp, bunlara mümâsil niçe niçe hılâf-ı şurût-i ʿahid-nâme-i hümâyûn nakz-ı ʿahdi mûcib harekâta tasaddî eyledikleri, huzûr-i fâ'izü'n-nûr-i hümâyûnda bi'l-cümle vüzerâ’-i ʿizâm ve ʿulemâ'-i fihâm ve yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh ve silahdâr ağaları ve sâ'ir zabıtân-ı asker ve ricâl-i Devlet-i ʿaliyye ile müzâkere vü müşâvere olundukda, Moskov tâ'ifesinin bu makūle hareketi, sarâhaten nakz-i ʿahdi mûcib olmağla, şerr u şûrundan bilâd ü ʿibâd teʾmîn olunmağiyçün üzerine sefer olunmak emr-i meşruʿ olduğuna ʿulemâ’-i aʿlâm bi'l-ittifâk cevâb verüp, lâkin sâhib-i devlet [M1 318] hazretleri mesned-i Sadâret'i henüz teşrîf etmiş bulunmalarıyla, huzûr-i ʿâlîlerine Moskov Kapu Kethudâsı'nı ihzâr ve Moskov askerinin Leh Memleketi'ne duhûl ve hudûd-i İslâmiyye'ye bu makūle cesâretleri ehl-i İslâm'ın ʿadem-i emn ü râhatlarını mûcib olmağla, fîmâ baʿd Leh cumhûruna kral intihâbı ve mezheb nizâʿı ve âhar behâne ile sevk u tesyîr eylediği askeri, Leh Memleketi içinden bi'l-külliyye ihrâc ve Lehlü'nün memleketlerine ve umûruna bir dürlü taʿarruz etmeyüp, Lehlü kemâ fi'l-evvel serbestiyyetleri üzere kalması ve mukaddemâ verilen ʿahid-nâme-i hümâyûn mûcebince beynehümâda münʿakid sulh u salâhın şurûtuna bi-temâmihâ riʿâyet etmek üzere taʿahhüd edüp, ve bu vechile müttefikleri bulunan Danimarka ve Prusya ve İngiltere ve İsveç devletleri tekeffül ve tasdiknâme verirlerse fe-bihâ ve illâ nakz-ı ʿahd Rusyalu tarafından zuhûr etmekle, ber-muktezâ-yı şerʿ-i şerîf üzerlerine sefer-i hümâyûn vukūʿı musammem ve muhakkak olduğunu ifâde etmek üzere karâr verildi.",
          "caption": "ʿAkd-i encümen-i meşveret berây-ı sefer der-Huzûr-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_632.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAkd-i encümen-i meşveret berây-ı sefer der-Huzûr-ı hümâyûn",
          "text": "Mâdde-i mezkûre muʿzamât-ı vekāyiʿ-i devletden olup sûret-i meclis [M1 317] ʿaynî ile bu mahalle kayd olundu. Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istikrâr ile Rusya Devleti beyninde münʿakid olan musâlaha şurûtuna, taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den riʿâyet ve hifz u vikāyetine ihtimâm ü dikkat olunurken, mukaddemâ beyân olunduğu üzere Moskov Devleti tarafından Leh cumhûruna nasb olunan krala cumhûr-ı mezkûrdan taraf-ı hılâfda bulunan fırkaları tebaʿiyyet ü itāʿat etdirmekiyçün, Lehlü tâ'ifesinin hifz-ı nizâmı behânesiyle, mugāyir-i şurût-ı ʿahdnâme Leh Memleketi'ne top ve cebehâne ile ʿasâkir-i vâfire sevk ü tesyîr edüp, şurût-ı serbestiyyet Leh'i cebren ve kerhen ilgâ ve kendi istediği gibi nizâm-ı cedîd ihtirāʿıyla ʿinâd ü muhâlefet üzere olanları katl ü iʿdâm ve emvâl ü eşyalarını yağmâ vü gâret misüllü gûnâ gûn fezâhata cesâret eylediğinden gayri, Moskov tâ'ifesinin bu hareketlerinden maksûd-ı aslîsi, Leh Memleketi'ni ber âverde-i kabza-i tasarruf ve Lehlü tâ'ifesin kendüye tebaʿiyyet etdirdikden sonra, memâlik-i İslâmiyye'ye dahi sû'-i kasd etmek fikr-i fâsidinde olduğu âşikâr olmağla, Leh Memleketi'nden askerini ihrâc etmekiyçün kirâren ve mirâren kendüye tenbîh ü te'kîd olunmuşiken, ʿadem-i kabûlde ısrâr ve bundan mâʿadâ Leh cûmhûrundan baʿzıları ırz u cânını tahlîs zımnında, Devlet-i ʿaliyye hudûduna firâr eylediklerinde, taʿkīb ederek hudûd-ı İslâmiyye'ye gelmeleriyle, hudûdda olan reʿâyâ ve muhâfazaya me'mûr asker mütevahhiş olup, ol vechile ihtilâl-i memlekete bâʿis ve ʿale'l-husûs şehâmetlü celâdetlü Hân-ı ʿâlişân hazretlerinin hâss-ı mahsûslarından olan Balta nâm mahalle cebehâne ve top ve tüfeng ve sâyir edevât-ı harb ü ceng ile gelüp, ehl-i İslâm üzerlerine hücûm ve\nmuhârebe vü mukātele edüp, ehl-i İslâm'dan niçe kimesneleri şehîd ve mahall-i merkūmu ihrâk ve tahrîb edüp, bunlara mümâsil niçe niçe hılâf-ı şurût-i ʿahid-nâme-i hümâyûn nakz-ı ʿahdi mûcib harekâta tasaddî eyledikleri, huzûr-i fâ'izü'n-nûr-i hümâyûnda bi'l-cümle vüzerâ’-i ʿizâm ve ʿulemâ'-i fihâm ve yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh ve silahdâr ağaları ve sâ'ir zabıtân-ı asker ve ricâl-i Devlet-i ʿaliyye ile müzâkere vü müşâvere olundukda, Moskov tâ'ifesinin bu makūle hareketi, sarâhaten nakz-i ʿahdi mûcib olmağla, şerr u şûrundan bilâd ü ʿibâd teʾmîn olunmağiyçün üzerine sefer olunmak emr-i meşruʿ olduğuna ʿulemâ’-i aʿlâm bi'l-ittifâk cevâb verüp, lâkin sâhib-i devlet [M1 318] hazretleri mesned-i Sadâret'i henüz teşrîf etmiş bulunmalarıyla, huzûr-i ʿâlîlerine Moskov Kapu Kethudâsı'nı ihzâr ve Moskov askerinin Leh Memleketi'ne duhûl ve hudûd-i İslâmiyye'ye bu makūle cesâretleri ehl-i İslâm'ın ʿadem-i emn ü râhatlarını mûcib olmağla, fîmâ baʿd Leh cumhûruna kral intihâbı ve mezheb nizâʿı ve âhar behâne ile sevk u tesyîr eylediği askeri, Leh Memleketi içinden bi'l-külliyye ihrâc ve Lehlü'nün memleketlerine ve umûruna bir dürlü taʿarruz etmeyüp, Lehlü kemâ fi'l-evvel serbestiyyetleri üzere kalması ve mukaddemâ verilen ʿahid-nâme-i hümâyûn mûcebince beynehümâda münʿakid sulh u salâhın şurûtuna bi-temâmihâ riʿâyet etmek üzere taʿahhüd edüp, ve bu vechile müttefikleri bulunan Danimarka ve Prusya ve İngiltere ve İsveç devletleri tekeffül ve tasdiknâme verirlerse fe-bihâ ve illâ nakz-ı ʿahd Rusyalu tarafından zuhûr etmekle, ber-muktezâ-yı şerʿ-i şerîf üzerlerine sefer-i hümâyûn vukūʿı musammem ve muhakkak olduğunu ifâde etmek üzere karâr verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ânifen beyân olunduğu üzere Rusya Devleti'nin Âsitâne-i saʿâdetde mukīm olan Kapu Kethudâsı huzûr-i Âsafî'ye ihzâr ve bâlâda mestûr-i fermân-ı hümâyûn buyurulan husûslar gereği gibi kendüye ifâde ü tefhîm ve istintâk olundukda: “Benim murahhaslığım mahdûddur bu mâddelere murahhas değilim. Devlet-i ʿaliyye tarafından iki ay kadar zemân mehil verirlerse devletim tarafına tahrîr ederim ne gûne cevâb gelürse hâkipâyinize ifâde ederim. Sefer husûsunda sultânım aʿlemdir” deyü cevâb ve mukaddemâ verdiği takrîr kâğıdlarında: “Leh Memleketi'ne tesyîr olunan Moskov askeri yedi bin mikdârıdır” deyü tahrîr etmişiken, hâlâ yirmi yedi binden mütecâviz olduğunu ve Balta nâm mahalde harb ü kıtâl vukūʿuyla ehl-i İslâm'dan niçe kimseleri şehîd etdiklerini dahi ikrâr u iʿtirâf eyleüp, bu cevâbdan murâdı Devlet-i ʿaliyye'yi iğfâl ve devleti tarafından cevâb vürûduna intizâr ile işgāl etmek idüği zâhir ü âşikâr olmağla, kāʿide-i devlet üzere Moskov Memleketi'nde bulunan Devlet-i ʿaliyye tüccârına zarar u ziyân erişmeyüp, emn ü selâmetle ʿavdetlerine dek firâr etmemek içün Kapu Kethudâsı mesfûr on nefer etbâʿiyle Yedikulle'ye [M1 319] irsâl ve anda meks ü ârâm etmesi bâbında sâdır olan musahhah fermân-ı Âsafî mûcebince habs olunup, mâh-ı merkūmun yirmi altıncı sebt günü bi'l-cümle vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı zevi'l-ihtirâm ve Ocak ağaları ve zâbıtân ve sâ'ir ricâl-i Devlet-i ʿaliyye, huzûr-i lâmiʿu'n-nûr-i hazret-i Şehriyârî'de ictimâʿ ve evvel-behâr-ı huceste-âsârda ʿAlem-i nusrat-tev'em-i hazret-i Fahr-i ʿâlem sallallâhü\nteʿâlâ ʿaleyhi ve selem sâyesinde Vekîl-i mutlak-ı kavîyyü'l-himem hazretleriyle maʿan vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm ve Dergâh-ı ʿâlî gedüklü zuʿamâsı ve erbâb-ı tîmâr ve sâyir tavâyif-i asâkir-i zafer-te'sîr bi-ʿinâyeti'llâhi'l-Meliki'l-Kadîr sefer-i hümâyûn-i nusret-makrûna ʿazîmet etmek bâbında, fâtiha-i şerîfe kırâ'etiyle duʿâ vü senâ olundu.",
          "caption": "İhzâr-ı Kethudây-ı bâb-ı Moskov be-huzûr-i Âsafî ve istintâk ve habs-ı vey der-Yedikulle",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_633.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhzâr-ı Kethudây-ı bâb-ı Moskov be-huzûr-i Âsafî ve istintâk ve habs-ı vey der-Yedikulle",
          "text": "Ânifen beyân olunduğu üzere Rusya Devleti'nin Âsitâne-i saʿâdetde mukīm olan Kapu Kethudâsı huzûr-i Âsafî'ye ihzâr ve bâlâda mestûr-i fermân-ı hümâyûn buyurulan husûslar gereği gibi kendüye ifâde ü tefhîm ve istintâk olundukda: “Benim murahhaslığım mahdûddur bu mâddelere murahhas değilim. Devlet-i ʿaliyye tarafından iki ay kadar zemân mehil verirlerse devletim tarafına tahrîr ederim ne gûne cevâb gelürse hâkipâyinize ifâde ederim. Sefer husûsunda sultânım aʿlemdir” deyü cevâb ve mukaddemâ verdiği takrîr kâğıdlarında: “Leh Memleketi'ne tesyîr olunan Moskov askeri yedi bin mikdârıdır” deyü tahrîr etmişiken, hâlâ yirmi yedi binden mütecâviz olduğunu ve Balta nâm mahalde harb ü kıtâl vukūʿuyla ehl-i İslâm'dan niçe kimseleri şehîd etdiklerini dahi ikrâr u iʿtirâf eyleüp, bu cevâbdan murâdı Devlet-i ʿaliyye'yi iğfâl ve devleti tarafından cevâb vürûduna intizâr ile işgāl etmek idüği zâhir ü âşikâr olmağla, kāʿide-i devlet üzere Moskov Memleketi'nde bulunan Devlet-i ʿaliyye tüccârına zarar u ziyân erişmeyüp, emn ü selâmetle ʿavdetlerine dek firâr etmemek içün Kapu Kethudâsı mesfûr on nefer etbâʿiyle Yedikulle'ye [M1 319] irsâl ve anda meks ü ârâm etmesi bâbında sâdır olan musahhah fermân-ı Âsafî mûcebince habs olunup, mâh-ı merkūmun yirmi altıncı sebt günü bi'l-cümle vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı zevi'l-ihtirâm ve Ocak ağaları ve zâbıtân ve sâ'ir ricâl-i Devlet-i ʿaliyye, huzûr-i lâmiʿu'n-nûr-i hazret-i Şehriyârî'de ictimâʿ ve evvel-behâr-ı huceste-âsârda ʿAlem-i nusrat-tev'em-i hazret-i Fahr-i ʿâlem sallallâhü\nteʿâlâ ʿaleyhi ve selem sâyesinde Vekîl-i mutlak-ı kavîyyü'l-himem hazretleriyle maʿan vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm ve Dergâh-ı ʿâlî gedüklü zuʿamâsı ve erbâb-ı tîmâr ve sâyir tavâyif-i asâkir-i zafer-te'sîr bi-ʿinâyeti'llâhi'l-Meliki'l-Kadîr sefer-i hümâyûn-i nusret-makrûna ʿazîmet etmek bâbında, fâtiha-i şerîfe kırâ'etiyle duʿâ vü senâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin tavr u hareketinden rehâvet ü futûr istidlâl ve sefere el vermiyeceği muktezây-ı karîne-i hâl olduğuna binâ'en, ʿazl ve Fındıklı'da vâkiʿ çiftliğine irsâl olundu. Bergos Kasabası'nda mukīm olan Kırım Girây Hân ʿan-asl maʿreke-ârâ ve arbede cû ve talebkâr-ı sît-i bülend ve nâm-nigû olmağla Âsitâne-i saʿâdet'e daʿvet ve Dâvud Paşa'da yemeklik tertîbi ile ihzâr-ı levâzım-ı ziyâfet ve Sadrıaʿzam ile hem-ʿinân-ı mürâfakat olarak Bâb-ı ʿâlî'ye ve celse-i hafîfeden sonra Süleymâniyye kurbunda ferş olunan Mollacık-zâde konağına ʿazîmet eyledi. Cumâdelâhırenin yedinci günü müşârun ileyhimâ ʿatebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye rû-mâl ve sefere dâyir baʿzı kīl ü kālden sonra Hân-ı ʿâlîşân'ın bir kıtʿa sar-gūc ile ser-i iftihârı ve bir kabza mücevher hançer ve incûli tirkeş ile meyân-bendi tezyîn ve bir sevb-i semmûr ve bir donanmış at ile kadr u rifʿatı hemser-pervîn kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Maksûd Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_634.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Maksûd Girây Hân",
          "text": "Müşârun ileyhin tavr u hareketinden rehâvet ü futûr istidlâl ve sefere el vermiyeceği muktezây-ı karîne-i hâl olduğuna binâ'en, ʿazl ve Fındıklı'da vâkiʿ çiftliğine irsâl olundu. Bergos Kasabası'nda mukīm olan Kırım Girây Hân ʿan-asl maʿreke-ârâ ve arbede cû ve talebkâr-ı sît-i bülend ve nâm-nigû olmağla Âsitâne-i saʿâdet'e daʿvet ve Dâvud Paşa'da yemeklik tertîbi ile ihzâr-ı levâzım-ı ziyâfet ve Sadrıaʿzam ile hem-ʿinân-ı mürâfakat olarak Bâb-ı ʿâlî'ye ve celse-i hafîfeden sonra Süleymâniyye kurbunda ferş olunan Mollacık-zâde konağına ʿazîmet eyledi. Cumâdelâhırenin yedinci günü müşârun ileyhimâ ʿatebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye rû-mâl ve sefere dâyir baʿzı kīl ü kālden sonra Hân-ı ʿâlîşân'ın bir kıtʿa sar-gūc ile ser-i iftihârı ve bir kabza mücevher hançer ve incûli tirkeş ile meyân-bendi tezyîn ve bir sevb-i semmûr ve bir donanmış at ile kadr u rifʿatı hemser-pervîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Enderûn-i hümâyûn'da vakt-i girân-mâyesini tehzîb-i ahlâk ve istikmâl-i nefs tarafına habs ve baʿzı efâzılın cezve-i ʿilminden şuʿle-i maʿlûmât kabs edüp, ʿakl ü rüşdüne gāyet ve fehm ü zekâsına nihâyet olmadığı bi't-tecribe maʿlûm-i Şehriyâr-ı felâtûn-fitnat olduğundan, Silahdârlık ile kadrini ʿâlî ve bir müddetden sonra câh-ı Vezâret'le baʿzı eyâlata Vâlî etmişidi. Mutasarrıf olduğu memâlikde cevdet-i karîha ve fikret-i sahîha ile idâre-i umûr ve fukarâ vü zuʿafâyı duʿasına mecbûr etmişiken, Mısr-ı Kāhire'de mütegallibe-i ümerânın kasd-i iʿdâm ile üzerine hücûmları dimâğına ihtilâl ve kuvve-i müdrikesine şiken-i zevâl verüp, dâ'iresinde bulunan [M1 320] baʿzı ehl-i ʿukūl, vâkiʿ olan umûr-ı cüz'iyye ve külliyyesini ru'yet ve hâlini ihfâ ve bu sırr-ı mübhemi kimseye ifşâ etmezler idi. Hâl-i evveline nazaran herkes Sadâreti'ne arzû-mend ve giderek o rütbe-i celîle ile kadri bülend olup, baʿde's-Sadâre vazʿ u tavrına bakıldıkda, siyâset-i mülkiyyeden bî-haber ve idâre-i umûrdan ʿâciz ve muztarr ve bâ-husûs sefer gāyilesi şuʿûruna bi'l-külliyye îrâs-ı halel ve der-mânde-i fikr u ʿamel etmekle, vaktiyle çâresine bakılmak ve bir Vezîr-i sütûde-tedbîrin bu hatb-ı cesîm ʿuhdesine havâle ve tefvîz olunmak lâzım geldiğinden, cumâdelâhırenin sekizinci günü mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ ve bilâ-musâdereten Hanya mansıbına defʿ olunup,\nTevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa huzûr-ı hümâyûn'a daʿvet ve dûş-ı istihkākına ilbâs-ı ferve-i Sadâret kılınup, umûr-ı külliyye ve cüz'iyye-i Devlet müfevvaz-ı ʿuhde-i kifâyeti ve zimâm-ı nakz ve ibrâm-ı hutûb-ı Saltanat müsellem-i dest-i emâneti kılındı. Münhal olan Nişancılık Re'îs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Hamza Paşa ve nasb-ı Tevkîʿî Mehmed Emîn Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_635.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Hamza Paşa ve nasb-ı Tevkîʿî Mehmed Emîn Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Enderûn-i hümâyûn'da vakt-i girân-mâyesini tehzîb-i ahlâk ve istikmâl-i nefs tarafına habs ve baʿzı efâzılın cezve-i ʿilminden şuʿle-i maʿlûmât kabs edüp, ʿakl ü rüşdüne gāyet ve fehm ü zekâsına nihâyet olmadığı bi't-tecribe maʿlûm-i Şehriyâr-ı felâtûn-fitnat olduğundan, Silahdârlık ile kadrini ʿâlî ve bir müddetden sonra câh-ı Vezâret'le baʿzı eyâlata Vâlî etmişidi. Mutasarrıf olduğu memâlikde cevdet-i karîha ve fikret-i sahîha ile idâre-i umûr ve fukarâ vü zuʿafâyı duʿasına mecbûr etmişiken, Mısr-ı Kāhire'de mütegallibe-i ümerânın kasd-i iʿdâm ile üzerine hücûmları dimâğına ihtilâl ve kuvve-i müdrikesine şiken-i zevâl verüp, dâ'iresinde bulunan [M1 320] baʿzı ehl-i ʿukūl, vâkiʿ olan umûr-ı cüz'iyye ve külliyyesini ru'yet ve hâlini ihfâ ve bu sırr-ı mübhemi kimseye ifşâ etmezler idi. Hâl-i evveline nazaran herkes Sadâreti'ne arzû-mend ve giderek o rütbe-i celîle ile kadri bülend olup, baʿde's-Sadâre vazʿ u tavrına bakıldıkda, siyâset-i mülkiyyeden bî-haber ve idâre-i umûrdan ʿâciz ve muztarr ve bâ-husûs sefer gāyilesi şuʿûruna bi'l-külliyye îrâs-ı halel ve der-mânde-i fikr u ʿamel etmekle, vaktiyle çâresine bakılmak ve bir Vezîr-i sütûde-tedbîrin bu hatb-ı cesîm ʿuhdesine havâle ve tefvîz olunmak lâzım geldiğinden, cumâdelâhırenin sekizinci günü mühr-i hümâyûn yedinden nezʿ ve bilâ-musâdereten Hanya mansıbına defʿ olunup,\nTevkīʿî Vezîr Mehmed Emîn Paşa huzûr-ı hümâyûn'a daʿvet ve dûş-ı istihkākına ilbâs-ı ferve-i Sadâret kılınup, umûr-ı külliyye ve cüz'iyye-i Devlet müfevvaz-ı ʿuhde-i kifâyeti ve zimâm-ı nakz ve ibrâm-ı hutûb-ı Saltanat müsellem-i dest-i emâneti kılındı. Münhal olan Nişancılık Re'îs-i esbak ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh pîr-i fânî ve bâliğ-i nisâb-ı zindegânî olup, bu defʿa vücûduna târî olan maraz u sekam, ʿilâve-i derd-i şeyhûhat ü herem olup, cumâdelâhırenin üçüncü salı günü kazây-ı bî-intihây-ı âhirete refʿ-i ʿalem ve minassa-i gurfe-i Cennet-i aʿlâya vazʿ-ı kadem eyledi. Ferdâsı Sadrıaʿzam ve sudûr-ı ʿulemâ, Koca Mustafa Paşa Câmiʿi'nde nemâzlarını edâ ve Kasaba-i Hazret-i Hâlid hâricinde Otakçılar kurbunda Murâd Efendi Zâviyesi'nde o ʿakīle-i dâru'l-hizâne-i kemâli aʿyun-ı ağyârdan ihfâ eylediler. Üç defʿa Rumeli Sadâreti'ne ziynet veren Re'îsü'l-ʿulemâ Pîrî-zâde Osmân Efendi, maʿiyyet-i cenâb-ı Sadâret-penâhî ile rû-mâl-i ʿatebe-i Şehinşâhî olup, hilʿat-i beyzây-ı Meşîhat ile hâyiz-i rehîne-i sürûr-ı nâ-mütenâhî oldu.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhülislâm Veliyyüddîn Efendi ve Müftiyyü'l-enâm şüden-i Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_636.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhülislâm Veliyyüddîn Efendi ve Müftiyyü'l-enâm şüden-i Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh pîr-i fânî ve bâliğ-i nisâb-ı zindegânî olup, bu defʿa vücûduna târî olan maraz u sekam, ʿilâve-i derd-i şeyhûhat ü herem olup, cumâdelâhırenin üçüncü salı günü kazây-ı bî-intihây-ı âhirete refʿ-i ʿalem ve minassa-i gurfe-i Cennet-i aʿlâya vazʿ-ı kadem eyledi. Ferdâsı Sadrıaʿzam ve sudûr-ı ʿulemâ, Koca Mustafa Paşa Câmiʿi'nde nemâzlarını edâ ve Kasaba-i Hazret-i Hâlid hâricinde Otakçılar kurbunda Murâd Efendi Zâviyesi'nde o ʿakīle-i dâru'l-hizâne-i kemâli aʿyun-ı ağyârdan ihfâ eylediler. Üç defʿa Rumeli Sadâreti'ne ziynet veren Re'îsü'l-ʿulemâ Pîrî-zâde Osmân Efendi, maʿiyyet-i cenâb-ı Sadâret-penâhî ile rû-mâl-i ʿatebe-i Şehinşâhî olup, hilʿat-i beyzây-ı Meşîhat ile hâyiz-i rehîne-i sürûr-ı nâ-mütenâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Silivri-kapusu dâhilinde Yaylâk semtinde sâkin Solak-başı el-Hâc Mustafa Ağa'nın semere-i fu'âdı ve reyhân-ı reyʿân-gülistân-ı murâdı olup, terbiye-i feyz-i kadr ile mümeyyiz meyân-ı huşk u ter oldukda, pederlerinin binâ-kerdesi olan Medrese İbtidâ-i Hâric'le Ebe-zâde ʿAbdullah Efendi Meşîhati'nde bunlara müyesser olunmuşidi. Bir müddetden sonra Müfettiş-i Haremeyn ve nesak-sâz-ı Evkāf-ı Bukʿateyn-i mübâreketeyn olup, devre-i muʿtâdesin [M1 321] ikmâl ile Halebü'ş-şehbâya Hâkim ve hengâm-ı fetretde zûr-bâzû-yı ser-keşân ile mansıbı alınıp, dört mâh mürûrunda Galata Kazâsı'yla hadşe-i derûndan sâlim olmuşidi. Bundan sonra Mısr-ı Kāhire mansıbı ile be-kâm ve Medîne-i münevvere Kazâsı'na neyl ile zâ'ir-i Ravza-i Seyyidü'l-enâm ve ruhsây-ı ʿatebe-i Beytü'l-Harâm olup, baʿdehû İstanbul Pâyesi'yle vâye-dâr ve altmış dokuz şaʿbânında Sadâret-i Anadolu ile kâm-kâr ve yetmiş birde Rumeli Sadâreti'yle tatyîb ve altı mâhdan sonra Mağnisa'ya tagrîb olunmuşidi. Bir seneden sonra vâreste-i kayd-ı gurbet ve vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, yetmiş üçde Çelebi-zâde vefât ve ʿazm-i dâr-ı mükâfât eyledikde, târîh-i nasbları olan fazl-ı Rabbânî ile nâyil-i dest-mâye-i kâm-rânî ve Cumâdelâhıre selhinde Şeyhülislâm ve kürre-güşây-ı muʿdilât-ı umûr-ı hâss u ʿâmm oldular. Halîl Resâ Efendi'nin nazmen:\n\"Ola dâyim Veliyyü'd-dîn Efendi Sadr-ı Fetvâda” (اوله دايم ولی الدین افندی صدر فتواده) ve Müstakīm-zâde'nin neşren;",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_637.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Silivri-kapusu dâhilinde Yaylâk semtinde sâkin Solak-başı el-Hâc Mustafa Ağa'nın semere-i fu'âdı ve reyhân-ı reyʿân-gülistân-ı murâdı olup, terbiye-i feyz-i kadr ile mümeyyiz meyân-ı huşk u ter oldukda, pederlerinin binâ-kerdesi olan Medrese İbtidâ-i Hâric'le Ebe-zâde ʿAbdullah Efendi Meşîhati'nde bunlara müyesser olunmuşidi. Bir müddetden sonra Müfettiş-i Haremeyn ve nesak-sâz-ı Evkāf-ı Bukʿateyn-i mübâreketeyn olup, devre-i muʿtâdesin [M1 321] ikmâl ile Halebü'ş-şehbâya Hâkim ve hengâm-ı fetretde zûr-bâzû-yı ser-keşân ile mansıbı alınıp, dört mâh mürûrunda Galata Kazâsı'yla hadşe-i derûndan sâlim olmuşidi. Bundan sonra Mısr-ı Kāhire mansıbı ile be-kâm ve Medîne-i münevvere Kazâsı'na neyl ile zâ'ir-i Ravza-i Seyyidü'l-enâm ve ruhsây-ı ʿatebe-i Beytü'l-Harâm olup, baʿdehû İstanbul Pâyesi'yle vâye-dâr ve altmış dokuz şaʿbânında Sadâret-i Anadolu ile kâm-kâr ve yetmiş birde Rumeli Sadâreti'yle tatyîb ve altı mâhdan sonra Mağnisa'ya tagrîb olunmuşidi. Bir seneden sonra vâreste-i kayd-ı gurbet ve vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, yetmiş üçde Çelebi-zâde vefât ve ʿazm-i dâr-ı mükâfât eyledikde, târîh-i nasbları olan fazl-ı Rabbânî ile nâyil-i dest-mâye-i kâm-rânî ve Cumâdelâhıre selhinde Şeyhülislâm ve kürre-güşây-ı muʿdilât-ı umûr-ı hâss u ʿâmm oldular. Halîl Resâ Efendi'nin nazmen:\n\"Ola dâyim Veliyyü'd-dîn Efendi Sadr-ı Fetvâda” (اوله دايم ولی الدین افندی صدر فتواده) ve Müstakīm-zâde'nin neşren;"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "meşîhatlerine târîh vâkiʻ olmuşdur. Balâda tafsîl olunduğu vech üzere teveccüh-i Meşîhat hılâlinde haste bulunup, ferve-i beyzâ hânelerine irsâl olunmak zemânlarında vukûʻ bulan keyfiyyatdandır. Yetmiş beşde mesnedinden infisâl ile mümtehan ve nâ’î-yi 'ani'l-vatan olmuşidi. Bir müddetden sonra Âsitâne-i saʻâdet'e 'avdet ve evkātını vakf-ı tâʻat-ı cenâb-ı Ahadiyyet eyleyüp, seksen zilka‘desinde mükerreren Şeyhuislâm, yetmiş iki cumâdelâhıresinde ‘âzim-i semt-i dâru's-selâm oldu. Müşârun ileyhin çîre-desti himmetiyle nüvişte olan kıtaʻât-ı taʻlîk, müsellem-i erbâb-ı tedkīk olup, şîve-i hattına İrâniyân dil-dâde ve cevdet-i kalemine hoş-nüvîsân-ı rüzgâr-ı ‘âşık-ı üftâde olup, kâşâne ve kusûr-i şâhâne eser-hâme-i Behzâd-nümâyişleriyle hem-nakş-ı nigar-hâne-i çîn ve sevâd-ı midâd-gülün mûşikâfları veseme-i âb-rûy-i hûr-i ‘în olup, Sultân Bâyezîd Câmiʻi dâhilinde bir kitabhâne-i bedîʻu'l-inşâ binâ ve derûnuna nefâyis-i kütüb imlâ ve bâliğan mâ belağ vakfını tertîb ile ihrâz-ı dest-mâye-i senâ edüp, ekser mahallerde bulunmayan kütüb-i nâdire, o kitabhânede mevcûd ve izdihâm-ı talebe ile dâyimâ istifâde-i 'ulûm olunduğu meşhûd olup, hâric-i sûrda zât-ı muʻallâ-sıfatlarına mesned olan çeşme-sâr nüzhet-gâh-ı sıgār u kibârdır. Mahdûm-i meʻâlî lüzûmları hâlâ Reʼîsü'l-‘ulemâ Mehmed Emîn Efendi cenâbları, birkaç seneden berü kütüb-i girân-behâ iştirâ [M1 322] ve pederleri merhûmun kitabhânesine vazʻ ile hakk-ı bünüvveti icrâ etdiklerinden fazla talebe ve sâyirin su'âl edüp, kitabhânede bulunmayan kitabları ilâ yevminâ hâzâ yâ 'aynen veyâ tahrîren tedârük ü izâfe eyledikleri meşhûr u mütevâtirdir.",
          "caption": "Hoş-nüvîs-i ‘ulemâ (خوشنویس علما)",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_638.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Hoş-nüvîs-i ‘ulemâ (خوشنویس علما)",
          "text": "meşîhatlerine târîh vâkiʻ olmuşdur. Balâda tafsîl olunduğu vech üzere teveccüh-i Meşîhat hılâlinde haste bulunup, ferve-i beyzâ hânelerine irsâl olunmak zemânlarında vukûʻ bulan keyfiyyatdandır. Yetmiş beşde mesnedinden infisâl ile mümtehan ve nâ’î-yi 'ani'l-vatan olmuşidi. Bir müddetden sonra Âsitâne-i saʻâdet'e 'avdet ve evkātını vakf-ı tâʻat-ı cenâb-ı Ahadiyyet eyleyüp, seksen zilka‘desinde mükerreren Şeyhuislâm, yetmiş iki cumâdelâhıresinde ‘âzim-i semt-i dâru's-selâm oldu. Müşârun ileyhin çîre-desti himmetiyle nüvişte olan kıtaʻât-ı taʻlîk, müsellem-i erbâb-ı tedkīk olup, şîve-i hattına İrâniyân dil-dâde ve cevdet-i kalemine hoş-nüvîsân-ı rüzgâr-ı ‘âşık-ı üftâde olup, kâşâne ve kusûr-i şâhâne eser-hâme-i Behzâd-nümâyişleriyle hem-nakş-ı nigar-hâne-i çîn ve sevâd-ı midâd-gülün mûşikâfları veseme-i âb-rûy-i hûr-i ‘în olup, Sultân Bâyezîd Câmiʻi dâhilinde bir kitabhâne-i bedîʻu'l-inşâ binâ ve derûnuna nefâyis-i kütüb imlâ ve bâliğan mâ belağ vakfını tertîb ile ihrâz-ı dest-mâye-i senâ edüp, ekser mahallerde bulunmayan kütüb-i nâdire, o kitabhânede mevcûd ve izdihâm-ı talebe ile dâyimâ istifâde-i 'ulûm olunduğu meşhûd olup, hâric-i sûrda zât-ı muʻallâ-sıfatlarına mesned olan çeşme-sâr nüzhet-gâh-ı sıgār u kibârdır. Mahdûm-i meʻâlî lüzûmları hâlâ Reʼîsü'l-‘ulemâ Mehmed Emîn Efendi cenâbları, birkaç seneden berü kütüb-i girân-behâ iştirâ [M1 322] ve pederleri merhûmun kitabhânesine vazʻ ile hakk-ı bünüvveti icrâ etdiklerinden fazla talebe ve sâyirin su'âl edüp, kitabhânede bulunmayan kitabları ilâ yevminâ hâzâ yâ 'aynen veyâ tahrîren tedârük ü izâfe eyledikleri meşhûr u mütevâtirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel Sârim Efendi'nin seyf-i lisânıyle erbâb-ı mesâlih, mecrûh ve her ne kadar tahsîlât-ı mîrîde saʻyi zâhir ise dahi, huşûnet-i tab'ı sebebi ile makdûh ve gayr-i memdûh olduğundan, mesned-i defterîden ibʻâd ve Çavuş-başı olan 'Atıf-zâde ‘Ömer Efendi o mansıb-ı kesîru'l-îrâd ile ber-murâd ve Çavuş-başılık ile Yesrî Ahmed Efendi ve Büyük Tezkirecilik ile İbrâhîm Efendi ve Küçük Tezkirecilik ile ‘Abdurrezzâk Efendi ve Mektûpçuluk ile Süleymân Feyzî Efendi ısʻâd olundu.\nBostâncı-başı olan ʿAli Ağa maʿzûl ve Hasekî Ağa olan Yaʿkūb Ağa yerine mevsûl ve Bostâncılar Oda-başısı İsmâʿîl Ağa, Edirne Bostâncı-başılığı ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu.\n\nSadr-ı sâbık Silahdâr Hamza Paşa, Hanya'ya ʿazîmet içün Gelibolu'da mukīm iken, ʿilleti müzdâd ve ʿâzim-i ʿadem-i âbâd oldu.\n\nCumâdelâhırenin yirmi ikinci pençşenbih günü Nasr-ı ceng ve Feth u zafer isimleriyle müsemmâ iki kıtʿa kalyon suhûletle deryâyâ nâzil ve derûn-i Şehriyârî'de inbisât hâsıl olup, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm cenâblarına birer ferve-i semmûr ile iltifât ve Sadrıaʿzam dahi Tersâne Emîni ile sâyirlerini hilʿa-ı zâhirât ile nâyil-i meserrât eylediler.\n\nŞehr-i recebü'l-ferdin on ikinci günü Haremeyn-i muhteremeyn fukarasına irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn, Surre Emîni olan Saʿîd Paşa Hazînedârı el-Hâc Hasan Ağa'ya teslîm ve Üsküdar'a imrâr ve birkaç günden sonra mûmâ ileyh cânib-i Hicâz'a tesyâr olundu.\n\nAk-deniz muhâfazasına meʾmûr Donanma-yı hümâyûn'un vakt-i şitâ hulûlüyle deryâda geşt ü güzârı muhâtara ve ʿavdeti husûsunu Kapudan Paşa muhâbere etmişidi. Tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Donanma-yı hümâyûn'u mashûben bi's-selâme Âsitâne'ye getürüp, muʿtâd üzere huzûr-i Sadr-i surûşî-hasletde telebbüs-i hilʿat ve sefâyin-i donanmayı mersây-ı tersâneye idhâl ile kesb-i râhat eyledi.\n\nEflâk Voyvodası Aleksandr'a bi'l-iktizâ tebdîl ve Ligor Voyvoda yerine tavsîl olundu.",
          "caption": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_639.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "text": "Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel Sârim Efendi'nin seyf-i lisânıyle erbâb-ı mesâlih, mecrûh ve her ne kadar tahsîlât-ı mîrîde saʻyi zâhir ise dahi, huşûnet-i tab'ı sebebi ile makdûh ve gayr-i memdûh olduğundan, mesned-i defterîden ibʻâd ve Çavuş-başı olan 'Atıf-zâde ‘Ömer Efendi o mansıb-ı kesîru'l-îrâd ile ber-murâd ve Çavuş-başılık ile Yesrî Ahmed Efendi ve Büyük Tezkirecilik ile İbrâhîm Efendi ve Küçük Tezkirecilik ile ‘Abdurrezzâk Efendi ve Mektûpçuluk ile Süleymân Feyzî Efendi ısʻâd olundu.\nBostâncı-başı olan ʿAli Ağa maʿzûl ve Hasekî Ağa olan Yaʿkūb Ağa yerine mevsûl ve Bostâncılar Oda-başısı İsmâʿîl Ağa, Edirne Bostâncı-başılığı ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu.\n\nSadr-ı sâbık Silahdâr Hamza Paşa, Hanya'ya ʿazîmet içün Gelibolu'da mukīm iken, ʿilleti müzdâd ve ʿâzim-i ʿadem-i âbâd oldu.\n\nCumâdelâhırenin yirmi ikinci pençşenbih günü Nasr-ı ceng ve Feth u zafer isimleriyle müsemmâ iki kıtʿa kalyon suhûletle deryâyâ nâzil ve derûn-i Şehriyârî'de inbisât hâsıl olup, Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm cenâblarına birer ferve-i semmûr ile iltifât ve Sadrıaʿzam dahi Tersâne Emîni ile sâyirlerini hilʿa-ı zâhirât ile nâyil-i meserrât eylediler.\n\nŞehr-i recebü'l-ferdin on ikinci günü Haremeyn-i muhteremeyn fukarasına irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn, Surre Emîni olan Saʿîd Paşa Hazînedârı el-Hâc Hasan Ağa'ya teslîm ve Üsküdar'a imrâr ve birkaç günden sonra mûmâ ileyh cânib-i Hicâz'a tesyâr olundu.\n\nAk-deniz muhâfazasına meʾmûr Donanma-yı hümâyûn'un vakt-i şitâ hulûlüyle deryâda geşt ü güzârı muhâtara ve ʿavdeti husûsunu Kapudan Paşa muhâbere etmişidi. Tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Donanma-yı hümâyûn'u mashûben bi's-selâme Âsitâne'ye getürüp, muʿtâd üzere huzûr-i Sadr-i surûşî-hasletde telebbüs-i hilʿat ve sefâyin-i donanmayı mersây-ı tersâneye idhâl ile kesb-i râhat eyledi.\n\nEflâk Voyvodası Aleksandr'a bi'l-iktizâ tebdîl ve Ligor Voyvoda yerine tavsîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAn-asl tevcîhât şevvâlü'l-mükerremde vâkiʿ iken, sefer takrîbi ile Ordu-yi hümâyûn'un hareketi [M1 323] karîb olup, asîl ve vekîl ve meʾmûr ikāmet ve rahîl olanların teʿayyün ü tebeyyünü lâzım gelmekle, gurre-i şevvâlden mutasarrıf olmak üzere Sadâret Kethudâlığı, ʿÖmer Efendi'ye ve Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, ʿÖmer Vahîd Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb, el-Hac Mehmed Recâyî Efendi'ye ve Çavuş-bâşılık, Yesrî Ahmed Efendi'ye ve Büyük Tezkirecilik, İbrâhîm Münîb Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye ve Teşrîfâtçılık, Süvârî mukābeleciliği ilhâkıyla Vahdetî Ebûbekir Bey'e ve Mektûpçuluk Feyzî Süleymân Efendi'ye ve Beylikçilik Mustafa Râfet Efendi'ye ve Kethudâ Kitâbeti, İbrâhîm Efendi'ye, Defter Emâneti Elmâs Paşa-zâde'ye, Rûznâmçe-i Evvel, Hâşim ʿAli Bey'e ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tevcîh\nve tertîbât-ı seferiyyelerini tanzîm, cümlesine tenbîh olundu. Defter Emâneti birkaç günden sonra ʿÂrif Süleymân Bey'e ve Anadolu, Şâmî Hüseyin Efendi'ye ve Cizye Muhâsebeciliği Bender Defterdârı Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi'ye tahvîl olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ricâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_640.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ricâl",
          "text": "ʿAn-asl tevcîhât şevvâlü'l-mükerremde vâkiʿ iken, sefer takrîbi ile Ordu-yi hümâyûn'un hareketi [M1 323] karîb olup, asîl ve vekîl ve meʾmûr ikāmet ve rahîl olanların teʿayyün ü tebeyyünü lâzım gelmekle, gurre-i şevvâlden mutasarrıf olmak üzere Sadâret Kethudâlığı, ʿÖmer Efendi'ye ve Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, ʿÖmer Vahîd Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb, el-Hac Mehmed Recâyî Efendi'ye ve Çavuş-bâşılık, Yesrî Ahmed Efendi'ye ve Büyük Tezkirecilik, İbrâhîm Münîb Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye ve Teşrîfâtçılık, Süvârî mukābeleciliği ilhâkıyla Vahdetî Ebûbekir Bey'e ve Mektûpçuluk Feyzî Süleymân Efendi'ye ve Beylikçilik Mustafa Râfet Efendi'ye ve Kethudâ Kitâbeti, İbrâhîm Efendi'ye, Defter Emâneti Elmâs Paşa-zâde'ye, Rûznâmçe-i Evvel, Hâşim ʿAli Bey'e ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tevcîh\nve tertîbât-ı seferiyyelerini tanzîm, cümlesine tenbîh olundu. Defter Emâneti birkaç günden sonra ʿÂrif Süleymân Bey'e ve Anadolu, Şâmî Hüseyin Efendi'ye ve Cizye Muhâsebeciliği Bender Defterdârı Cânibî dâmâdı Ahmed Efendi'ye tahvîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ergene ve Kebân maʿdenleri emîni olup, Mîr-i mîrân'dan Hâfız Mustafa Paşa, müstaʿidd-i Vezâret ve şâyân-ı lütf u mürüvvet olduğuna binâ'en, rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ ve kemâ-kân umûr-ı meʿâdin ʿuhdesine tevdîʿ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Hâfız Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_641.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Hâfız Mustafa Paşa",
          "text": "Ergene ve Kebân maʿdenleri emîni olup, Mîr-i mîrân'dan Hâfız Mustafa Paşa, müstaʿidd-i Vezâret ve şâyân-ı lütf u mürüvvet olduğuna binâ'en, rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ ve kemâ-kân umûr-ı meʿâdin ʿuhdesine tevdîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânu'l-muʿazzamda tavâyif-i askerînin iki kıst mevâcibleri, kabzına me'mûrlara teslîm ve bây u gedâhân niʿamây-ı Şâhâne ile tenʿîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_642.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şaʿbânu'l-muʿazzamda tavâyif-i askerînin iki kıst mevâcibleri, kabzına me'mûrlara teslîm ve bây u gedâhân niʿamây-ı Şâhâne ile tenʿîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Kapudan olan Vezîr Mehmed Paşa Mora Muhassıllığı ilhâkıyla Kāyim-makām nasb u taʿyîn ve ümerâ-i deryâdan ʿOsmân Paşa-zâde İbrâhîm Bey bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Deryâ Kapudanı nasb olunup, dûş-i istihkākı hılʿat-ı hâssu'l-hâss ile tezyîn olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Kāyim-makām-ı Rikâb-ı hümâyûn ve Kapudan-ı deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_643.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kāyim-makām-ı Rikâb-ı hümâyûn ve Kapudan-ı deryâ",
          "text": "Bir müddetden berü Kapudan olan Vezîr Mehmed Paşa Mora Muhassıllığı ilhâkıyla Kāyim-makām nasb u taʿyîn ve ümerâ-i deryâdan ʿOsmân Paşa-zâde İbrâhîm Bey bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Deryâ Kapudanı nasb olunup, dûş-i istihkākı hılʿat-ı hâssu'l-hâss ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esbâb-ı mütenevviʿa ile nakz-ı ʿahd eden Moskovlu üzerine Sadr-ı gayret-medâr, taraf-ı Şehriyârî'den Sipeh-sâlâr nasb olunduğuna binâ'en, evâsıt-ı şevvâlde kānûn üzere ʿulemâ ve meşâyih ve ricâl-i devlet, Serây-ı Âsafî'de âmâde vü hâzır ve duʿâ-yı vâfîreden sonra tûg-i hurşîd-fürûğ sahn-ı nerdübâna rekz ile zebh-i karâbîn ve iġnây-ı mesâkîn kılındı.\n\nʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey Kāyim-makām Kethudâlığı hılʿati ile mümtâz ve Hâşim ʿAlî Bey Tersâne Emâneti ile ricâl-ı Ordûy-ı hümâyûn'dan ifrâz kılınup, Resmî Ahmed Efendi Rûznâmçe-i Evvel ve Sâliha Sultân Kethudâsı [M1 324] Mustafa Efendi, Matbah Emâneti ile vâsıl-ı ser-menzil-i emel oldu.\n\nDuhter-i pâkîze güher-i Hazret-i Pâdişâh olan Mihrişâh Sultân, hırâmân-ı serâbistân-ı cinân olup, Lâleli'de vâkiʿ türbe-i latîfede defn-i hâk-i ʿitrnâk oldu. Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿÖmer Efendi, bîmâr ve mütehammil-i aʿbâ-i seferiyye olamayacağı be-dîdâr olup, Mîrahûr-ı Evvel bulunan Ahmed Ağa Kethudâlık mesnedine takrîb ve Cebeci-başı nasb olunan İbrâhîm Paşa-zâde Mustafa Bey Büyük Mîrahûrluğ'la tatyîb ve Cebeci-başılık ile Ocak Kethudâsı Mehmed Ağa tatrîb olunmuşiken, birkaç gün\nmurûrunda vefât edüp, Cebeci-başılık-ı esbakı Mustafa Ağa'ya ve Silahdâr Ağalığı, Hasan Ağa'ya ve Arpa Emâneti, Hasekî Mustafa Ağa'ya tevcîh olundu. Edirne Pâyesi'yle kesb-i mâye eden 'Arab-zâde Ahmed ʿAtâullah Efendi, Şâm-ı şerîf Kazâsı'yla mâlik-i nisâb-ı hubûr ve Galata Kazâsı'yla, Ebulhayr Hasan Efendi nâyil-i sürûr oldu. Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan ʿAtıf-zâde ʿÖmer Efendi, dağdağa-i seferden tefâʿus ve Baş-muhâsebeci olan İbrâhîm Efendi o makām-ı bülend ile teneffüs eyledi. Derbendler Başbuğu olan ʿAli Paşa'nın Vezâret'e liyâkati mübeyyen olduğundan, mâh-ı zilkaʿdede câme-i istiʿdâdı tırâz-ı Vezâret ile müzeyyen kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı tûg-i zafer-furûğ ve baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_644.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı tûg-i zafer-furûğ ve baʿzı vukūʿât",
          "text": "Esbâb-ı mütenevviʿa ile nakz-ı ʿahd eden Moskovlu üzerine Sadr-ı gayret-medâr, taraf-ı Şehriyârî'den Sipeh-sâlâr nasb olunduğuna binâ'en, evâsıt-ı şevvâlde kānûn üzere ʿulemâ ve meşâyih ve ricâl-i devlet, Serây-ı Âsafî'de âmâde vü hâzır ve duʿâ-yı vâfîreden sonra tûg-i hurşîd-fürûğ sahn-ı nerdübâna rekz ile zebh-i karâbîn ve iġnây-ı mesâkîn kılındı.\n\nʿİvaz Paşa-zâde Halîl Bey Kāyim-makām Kethudâlığı hılʿati ile mümtâz ve Hâşim ʿAlî Bey Tersâne Emâneti ile ricâl-ı Ordûy-ı hümâyûn'dan ifrâz kılınup, Resmî Ahmed Efendi Rûznâmçe-i Evvel ve Sâliha Sultân Kethudâsı [M1 324] Mustafa Efendi, Matbah Emâneti ile vâsıl-ı ser-menzil-i emel oldu.\n\nDuhter-i pâkîze güher-i Hazret-i Pâdişâh olan Mihrişâh Sultân, hırâmân-ı serâbistân-ı cinân olup, Lâleli'de vâkiʿ türbe-i latîfede defn-i hâk-i ʿitrnâk oldu. Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿÖmer Efendi, bîmâr ve mütehammil-i aʿbâ-i seferiyye olamayacağı be-dîdâr olup, Mîrahûr-ı Evvel bulunan Ahmed Ağa Kethudâlık mesnedine takrîb ve Cebeci-başı nasb olunan İbrâhîm Paşa-zâde Mustafa Bey Büyük Mîrahûrluğ'la tatyîb ve Cebeci-başılık ile Ocak Kethudâsı Mehmed Ağa tatrîb olunmuşiken, birkaç gün\nmurûrunda vefât edüp, Cebeci-başılık-ı esbakı Mustafa Ağa'ya ve Silahdâr Ağalığı, Hasan Ağa'ya ve Arpa Emâneti, Hasekî Mustafa Ağa'ya tevcîh olundu. Edirne Pâyesi'yle kesb-i mâye eden 'Arab-zâde Ahmed ʿAtâullah Efendi, Şâm-ı şerîf Kazâsı'yla mâlik-i nisâb-ı hubûr ve Galata Kazâsı'yla, Ebulhayr Hasan Efendi nâyil-i sürûr oldu. Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan ʿAtıf-zâde ʿÖmer Efendi, dağdağa-i seferden tefâʿus ve Baş-muhâsebeci olan İbrâhîm Efendi o makām-ı bülend ile teneffüs eyledi. Derbendler Başbuğu olan ʿAli Paşa'nın Vezâret'e liyâkati mübeyyen olduğundan, mâh-ı zilkaʿdede câme-i istiʿdâdı tırâz-ı Vezâret ile müzeyyen kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on ikinci salı günü Ordu-yi hümâyûn ile ʿazîmetleri muʿtâd olan erbâb-ı hıref ü sanâyiʿ ve erbâb-ı ticâret ve bezâyiʿ alaylarını pezîrüfte-i hüsn-i nizâm ve Serây-ı hümâyûn'dan Dîvân-yolu'yla Muʿasker-i Sultânî olan Dâvud Paşa'ya varup, nasb-ı hıyâm eylediler. On dördüncü pençşenbih günü Yeniçeri Ağası, dilâverân-ı Bektâşiyân ile pîşgâh-ı Şehriyâr-ı kişver-i güşâdan alay ile mürûr edüp, Topkapu yoluyla zikr olunan sahrâda nasb olunan haymelerine nüzûl ve ferdâsı sâyir ocağlar dahi tertîbleri üzere alay gösterüp, mahall-i mezkûrda olan hıyâm-ı mansûbelerine duhûl eylediler.",
          "caption": "Vukūʿ-i âlây-ı Ordûy-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_645.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i âlây-ı Ordûy-i hümâyûn",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on ikinci salı günü Ordu-yi hümâyûn ile ʿazîmetleri muʿtâd olan erbâb-ı hıref ü sanâyiʿ ve erbâb-ı ticâret ve bezâyiʿ alaylarını pezîrüfte-i hüsn-i nizâm ve Serây-ı hümâyûn'dan Dîvân-yolu'yla Muʿasker-i Sultânî olan Dâvud Paşa'ya varup, nasb-ı hıyâm eylediler. On dördüncü pençşenbih günü Yeniçeri Ağası, dilâverân-ı Bektâşiyân ile pîşgâh-ı Şehriyâr-ı kişver-i güşâdan alay ile mürûr edüp, Topkapu yoluyla zikr olunan sahrâda nasb olunan haymelerine nüzûl ve ferdâsı sâyir ocağlar dahi tertîbleri üzere alay gösterüp, mahall-i mezkûrda olan hıyâm-ı mansûbelerine duhûl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mah-ı merkūmun on sekizinci isneyn günü Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem ve Şeyhülislâm ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm ve Kudât-ı asâkir ve ricâl-i devlet medʿuvven Serây-ı hümâyûn'a daʿvet olunup, Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm Efendi hazerâtı huzûr-i fâyizu'n-nûr-i Hüsrevâne'ye duhûl edüp, ikisine dahi semmûr kürkler ilbâs olunduğundan fazla, Serdâr-ı ekrem'in miyân-ı bendi mücevher tîğ u tirkeş ile ârâste ve kallâvîsi otâğa mücevher ile [M1 325] pîrâste kılındıkdan sonra, Livâ-i saʿâdet-iltivâyı mazhar-ı “İnneke leʿalâ hulukin ʿazîm” dest-i mekârîm-peyvest-i Mülûkâne ile yed-i Serdâr-ı ekremî'ye teslîm olunup, Şehriyâr-ı vâlâ-tebâr tarafından keşîde kılınan müzeyyen esbe süvâr ve bi'l-cümle ʿulemâ ve sâyir erkân-ı devlet esvâb-ı dîvâniyyeleriyle pîş-gâh-ı Sipeh-sâlârî'de revân olarak ve Sâdât-ı kirâm havâlî-yi Livây-ı nusret-ihtivâda salât ü\nselâm eyleyerek Topkapu'dan çıkup, Dâvûdpaşa Sahrâsı'nda nasb olunan otâk-ı cevzâ-nitâka sâye endâz-ı şeref ü iʿzâz oldular. Bir haftadan sonra Yeniçeri ve sâyir ocağlar kānûn-i kadîm üzere birer gün tefâvüt ile Dâvûdpaşa Sahrâsı'nda nehzat ve Serdâr-ı ekrem'in hareketi günü Şehriyâr-ı kerrûbî-haslet, Muʿasker-i hümâyûn'larına zıll-efgen-i şevket olup, yemeklik içün taʿyîn olunan mahalde Serdâr-ı ekrem pây-ı ferkad-sây-ı Mülûkâne'ye ruhsâ ve baʿzı vasâyâdan sonra resm-i vedâʿ u teşyîʿ icrâ ve Serdâr-ı ekrem ordu tarafına ve Hâkān-ı zemân Serây-ı hümâyûn'a tahrîk-i bâd-pâ eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı aʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_646.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı aʿzam",
          "text": "Mah-ı merkūmun on sekizinci isneyn günü Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem ve Şeyhülislâm ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm ve Kudât-ı asâkir ve ricâl-i devlet medʿuvven Serây-ı hümâyûn'a daʿvet olunup, Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm Efendi hazerâtı huzûr-i fâyizu'n-nûr-i Hüsrevâne'ye duhûl edüp, ikisine dahi semmûr kürkler ilbâs olunduğundan fazla, Serdâr-ı ekrem'in miyân-ı bendi mücevher tîğ u tirkeş ile ârâste ve kallâvîsi otâğa mücevher ile [M1 325] pîrâste kılındıkdan sonra, Livâ-i saʿâdet-iltivâyı mazhar-ı “İnneke leʿalâ hulukin ʿazîm” dest-i mekârîm-peyvest-i Mülûkâne ile yed-i Serdâr-ı ekremî'ye teslîm olunup, Şehriyâr-ı vâlâ-tebâr tarafından keşîde kılınan müzeyyen esbe süvâr ve bi'l-cümle ʿulemâ ve sâyir erkân-ı devlet esvâb-ı dîvâniyyeleriyle pîş-gâh-ı Sipeh-sâlârî'de revân olarak ve Sâdât-ı kirâm havâlî-yi Livây-ı nusret-ihtivâda salât ü\nselâm eyleyerek Topkapu'dan çıkup, Dâvûdpaşa Sahrâsı'nda nasb olunan otâk-ı cevzâ-nitâka sâye endâz-ı şeref ü iʿzâz oldular. Bir haftadan sonra Yeniçeri ve sâyir ocağlar kānûn-i kadîm üzere birer gün tefâvüt ile Dâvûdpaşa Sahrâsı'nda nehzat ve Serdâr-ı ekrem'in hareketi günü Şehriyâr-ı kerrûbî-haslet, Muʿasker-i hümâyûn'larına zıll-efgen-i şevket olup, yemeklik içün taʿyîn olunan mahalde Serdâr-ı ekrem pây-ı ferkad-sây-ı Mülûkâne'ye ruhsâ ve baʿzı vasâyâdan sonra resm-i vedâʿ u teşyîʿ icrâ ve Serdâr-ı ekrem ordu tarafına ve Hâkān-ı zemân Serây-ı hümâyûn'a tahrîk-i bâd-pâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrânlık ile Deryâ Kapudanı olan İbrâhîm Paşa Vezîr-zâde ve rüşd ü reviyyeti fevka'l-ʿâde olduğundan başka, fî esraʿi'z-zemân Donanma-yı hümâyûn'u bi-levâzımihâ hâzır u âmâde eylediği, hakkında müstemirrü'z-zuhûr olan iltifât ü rağbet-i Tâcdârî'yi ziyâde etmekle, mâh-ı zilkaʿdenin yirmi dördüncü günü câh-ı Vezâret'le gonçe-i ikbâli küşâde kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Kapudan-ı Deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_647.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Kapudan-ı Deryâ",
          "text": "Mîr-i mîrânlık ile Deryâ Kapudanı olan İbrâhîm Paşa Vezîr-zâde ve rüşd ü reviyyeti fevka'l-ʿâde olduğundan başka, fî esraʿi'z-zemân Donanma-yı hümâyûn'u bi-levâzımihâ hâzır u âmâde eylediği, hakkında müstemirrü'z-zuhûr olan iltifât ü rağbet-i Tâcdârî'yi ziyâde etmekle, mâh-ı zilkaʿdenin yirmi dördüncü günü câh-ı Vezâret'le gonçe-i ikbâli küşâde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem mesned-i Hânî ile reşk-endâz-ı etrâb ü ekfâ ve me'mûr-i terk-tâz-ı memâlik-i aʿdâ olan Kırım Girây Han maʿiyyetinde olan Devlet-i ʿaliyye ve Tatar askeriyle Moskov memleketini taht ü târâc ve on bin kadar kefereyi sihâm-ı kazâya âmâc edüp, vâfir esîr u berde ile Kırım'a gelüp, bisât-ı râhatı küsterde etmişidi. Müşârun ileyh mevt-i fücâ'î ile rıhlet eylediği haberi, Silivri menzilinde vâsıl-ı sâmiʿa-i sudûr-i vâlâ-menzilet olmağla, maʿiyyetinde olan selâtîn ve mîrzâyân ve sâyir rü'esâ-yı kabâyil, Selâmet Girây Han-zâde Devlet Girây'ın hanlığını istisvâb eyledikleri vârid olan maʿrûzâtlarıyla ʿarz-ı südde-i muʿallâ-kıbâb kılınup, müsâʿade-i hümâyûn erzânî ve mûmâ ileyh ikʿâd-ı mastaba-i hânî kılındı.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i vefât-ı Hân-ı Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_648.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i vefât-ı Hân-ı Kırım",
          "text": "Bundan akdem mesned-i Hânî ile reşk-endâz-ı etrâb ü ekfâ ve me'mûr-i terk-tâz-ı memâlik-i aʿdâ olan Kırım Girây Han maʿiyyetinde olan Devlet-i ʿaliyye ve Tatar askeriyle Moskov memleketini taht ü târâc ve on bin kadar kefereyi sihâm-ı kazâya âmâc edüp, vâfir esîr u berde ile Kırım'a gelüp, bisât-ı râhatı küsterde etmişidi. Müşârun ileyh mevt-i fücâ'î ile rıhlet eylediği haberi, Silivri menzilinde vâsıl-ı sâmiʿa-i sudûr-i vâlâ-menzilet olmağla, maʿiyyetinde olan selâtîn ve mîrzâyân ve sâyir rü'esâ-yı kabâyil, Selâmet Girây Han-zâde Devlet Girây'ın hanlığını istisvâb eyledikleri vârid olan maʿrûzâtlarıyla ʿarz-ı südde-i muʿallâ-kıbâb kılınup, müsâʿade-i hümâyûn erzânî ve mûmâ ileyh ikʿâd-ı mastaba-i hânî kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İzmîr Kazâsı, Ser-etibbâ'-i Hâssa Mehmed Emîn Efendi'ye; Üsküdâr; ʿAyntâbî Mehmed Efendi'ye; Kuds-i şerîf; Müzellef Mehmed Efendi'ye; Mekke-i mükerreme, Şâfiʿî es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Medine-i münevvere, ʿAli Paşa İmâmı [M1 326] es-Seyyid Ahmed Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_649.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1181"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "İzmîr Kazâsı, Ser-etibbâ'-i Hâssa Mehmed Emîn Efendi'ye; Üsküdâr; ʿAyntâbî Mehmed Efendi'ye; Kuds-i şerîf; Müzellef Mehmed Efendi'ye; Mekke-i mükerreme, Şâfiʿî es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Medine-i münevvere, ʿAli Paşa İmâmı [M1 326] es-Seyyid Ahmed Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cidde Vâlîsi Vezîr Râkım Mehmed Paşa'nın sinni-yi ömrü mütenâhiz-i râdde-i sebʿîn ve kıyâm u kuʿûdda muhtâc-ı muʿîn olduğundan gayri, hücûm-i ʿillet-i samem ile âvâre-i tabl u ʿalem ve ʿacz-âver-i dağdağa-i hayl ü haşem olduğuna binâʿen, bir mahalde ber-vech-i tekāʿüd-ikāmetini niyâz ve dakk-ı bâb-ı merhamet-i Şehriyâr-ı bende-\nnüvâz etmekle, mes'ûlü müsâʿadeye makrûn ve husûl-i merâmıyla memnûn olmuşidi. Münhal olan Cidde mansıbı, Sadr-ı esbak Vezîr Hâmid Hamza Paşa'ya ve Kandiye, Anabolu Muhâfızı Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Anabolu Muhâfızlığı, Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu. Râkım Paşa eğerçi husûl-i matlabı ile dilşâd ve gāyile-i Vezâret'den ser-âzâd oldu. Ancak, çok geçmeden fevt ve zâyık-i şerbet-i “Küllü nefsin zâ'ikatü'l-mevt” oldu.\nRikâb-ı hümâyûn Defterdârı İbrâhîm Efendi pîr-i-kühen-sâl ve idâre-i umûr-i istîfâda ʿacz ü fütûru vâreste-i tafsîl u icmâl olup, mansıbı ile ʿÂtıf-zâde ʿÖmer Efendi bülend-iştihâr oldu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene selâse ve semânîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_650.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene selâse ve semânîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "text": "Cidde Vâlîsi Vezîr Râkım Mehmed Paşa'nın sinni-yi ömrü mütenâhiz-i râdde-i sebʿîn ve kıyâm u kuʿûdda muhtâc-ı muʿîn olduğundan gayri, hücûm-i ʿillet-i samem ile âvâre-i tabl u ʿalem ve ʿacz-âver-i dağdağa-i hayl ü haşem olduğuna binâʿen, bir mahalde ber-vech-i tekāʿüd-ikāmetini niyâz ve dakk-ı bâb-ı merhamet-i Şehriyâr-ı bende-\nnüvâz etmekle, mes'ûlü müsâʿadeye makrûn ve husûl-i merâmıyla memnûn olmuşidi. Münhal olan Cidde mansıbı, Sadr-ı esbak Vezîr Hâmid Hamza Paşa'ya ve Kandiye, Anabolu Muhâfızı Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Anabolu Muhâfızlığı, Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu. Râkım Paşa eğerçi husûl-i matlabı ile dilşâd ve gāyile-i Vezâret'den ser-âzâd oldu. Ancak, çok geçmeden fevt ve zâyık-i şerbet-i “Küllü nefsin zâ'ikatü'l-mevt” oldu.\nRikâb-ı hümâyûn Defterdârı İbrâhîm Efendi pîr-i-kühen-sâl ve idâre-i umûr-i istîfâda ʿacz ü fütûru vâreste-i tafsîl u icmâl olup, mansıbı ile ʿÂtıf-zâde ʿÖmer Efendi bülend-iştihâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Kalʿası aʿdây-ı bed-sigâlin nazar-gâhı olduğundan, asker-i Pâdişâhî o taraflara râhî olmazdan mukaddem, intihâz-ı fursat ve Turla'yı berü geçüp, kalʿayı muhâsaraya mübâderet etmişidi. Talâyiʿ-i Muʿasker-i hümâyûn bu peyâm-ı bâridden bî-sabr u sükûn olup, fevc fevc o tarafa ʿinân-tâb-ı celâdet ve düşmen askerini ru’yet etdikleri gibi sell-i şemşîr-i salâbet eyleyüp, birkaç saʿat mâ beyne'l-ferîkayn muhârebe vâkiʿ ve katʿî çok nüfûs zâyiʿ olup, fazl-ı Hayrü'n-nâsırîn ile aʿdây-ı dîn hayyiz-i haybet ü husrâna karîn ve asker-i İslâm mazhar-ı nasr-ı mübîn olup, katʿî vâfir hazele-i müşrikîn reh-rev-i semt-i siccîn ve hâyiz-ı mâ'-i gislîn olduklarından başka, Hotin Kalʿası tahlîs olunduğu, taraf-ı Serdâr-ı Ekremî'den telhîs olunmağla, “Men cehheze gāziyen fî sebîlillâh fe-kad gaza” medlûl-i şerîfi üzere ism-i Sâmî-yi mülûkâne elsine-i muʿarrifân ve hutebâda, ʿunvân-ı Gāzî ile yâd ü tezkâr olunmak içün tebşîri hâvî etrâf-ı memâlik-i mahrûseye evâmir-i şerîfe ısdâr ü tesyâr olundu.",
          "caption": "Tavsîf-şüden-i nâm-ı Şehriyâr-ı sâhib-i megāzî be-hilye-i lafz-ı Gāzî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_651.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Tavsîf-şüden-i nâm-ı Şehriyâr-ı sâhib-i megāzî be-hilye-i lafz-ı Gāzî",
          "text": "Hotin Kalʿası aʿdây-ı bed-sigâlin nazar-gâhı olduğundan, asker-i Pâdişâhî o taraflara râhî olmazdan mukaddem, intihâz-ı fursat ve Turla'yı berü geçüp, kalʿayı muhâsaraya mübâderet etmişidi. Talâyiʿ-i Muʿasker-i hümâyûn bu peyâm-ı bâridden bî-sabr u sükûn olup, fevc fevc o tarafa ʿinân-tâb-ı celâdet ve düşmen askerini ru’yet etdikleri gibi sell-i şemşîr-i salâbet eyleyüp, birkaç saʿat mâ beyne'l-ferîkayn muhârebe vâkiʿ ve katʿî çok nüfûs zâyiʿ olup, fazl-ı Hayrü'n-nâsırîn ile aʿdây-ı dîn hayyiz-i haybet ü husrâna karîn ve asker-i İslâm mazhar-ı nasr-ı mübîn olup, katʿî vâfir hazele-i müşrikîn reh-rev-i semt-i siccîn ve hâyiz-ı mâ'-i gislîn olduklarından başka, Hotin Kalʿası tahlîs olunduğu, taraf-ı Serdâr-ı Ekremî'den telhîs olunmağla, “Men cehheze gāziyen fî sebîlillâh fe-kad gaza” medlûl-i şerîfi üzere ism-i Sâmî-yi mülûkâne elsine-i muʿarrifân ve hutebâda, ʿunvân-ı Gāzî ile yâd ü tezkâr olunmak içün tebşîri hâvî etrâf-ı memâlik-i mahrûseye evâmir-i şerîfe ısdâr ü tesyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda zikr ü beyân olunduğu vech üzere, on yedi senelik vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-müddet, emr ü fermân sâhib-i serîr ü Saltanat ve irâde-i Şehinşâh-ı İskender-sîret ile bâ-hüsn-i taʿbîr ve sebk-i dil-pezîr-i nakş-i [M1 327] harîr-tahrîr kılınup, âharın zafer bu-\nlamadığı serâyir-i Kem tereke'l-evvelü li'l-âhir mefhûmu üzere dest-yârî-yi kalem-i şikeste-rakam ile şâyeste-i tahsîn-i erbâb-ı sıdk u yakīn ve nikât ü rumûz ve ebyât-ı hikem efrûz ve escâʿ-ı meʾnûsetü'l-istiʿmâl ve kavâfî-yi masûnatü'l-intihâl ve terâcim-i aʿyân ve tafsîl-i ahvâl-i ebnây-ı zemân ile mecelle-i mezkûre tezyîn olunup, hezâr ʿacz ü iftikār ve envâʿ-ı meskenet ü ihtikār ile takdîm-i hâk-i pây-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn kılındı. Cenâb-ı Kādir-i mutlak serîr-i Saltanat'a her vechile zîb ü revnak veren Pâdişâh-ı Cem-câh hazretlerini bu makūle umûr-ı hayriyyeye her bâr muvaffak edüp, sâye-i hemâ-vâye-i cihândârîlerin mefârık-ı ʿibâd ve be-tahsîs-ı fırak-bende-i hâlisu'l-fu'âdlarında müstekarr ve envâʿ-ı âsâr-ı ʿâdâletlerin hemîşe aktâr-ı arza münteşir eyleye, âmîn.\n\nBundan sonra tekevvün eden etvâr-ı rüzgârın tahrîrine Enverî Efendi me'mûr olup, ʿAbd-i ʿâcizin meʾmûriyyetine dek mûmâ ileyh zabt-ı vekāyiʿ-i duhûr ve iki cildden ʿibâret târîh ile ismini vekāyiʿnüvisler cerîdesinde mestûr eyledi.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_652.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Bâlâda zikr ü beyân olunduğu vech üzere, on yedi senelik vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-müddet, emr ü fermân sâhib-i serîr ü Saltanat ve irâde-i Şehinşâh-ı İskender-sîret ile bâ-hüsn-i taʿbîr ve sebk-i dil-pezîr-i nakş-i [M1 327] harîr-tahrîr kılınup, âharın zafer bu-\nlamadığı serâyir-i Kem tereke'l-evvelü li'l-âhir mefhûmu üzere dest-yârî-yi kalem-i şikeste-rakam ile şâyeste-i tahsîn-i erbâb-ı sıdk u yakīn ve nikât ü rumûz ve ebyât-ı hikem efrûz ve escâʿ-ı meʾnûsetü'l-istiʿmâl ve kavâfî-yi masûnatü'l-intihâl ve terâcim-i aʿyân ve tafsîl-i ahvâl-i ebnây-ı zemân ile mecelle-i mezkûre tezyîn olunup, hezâr ʿacz ü iftikār ve envâʿ-ı meskenet ü ihtikār ile takdîm-i hâk-i pây-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn kılındı. Cenâb-ı Kādir-i mutlak serîr-i Saltanat'a her vechile zîb ü revnak veren Pâdişâh-ı Cem-câh hazretlerini bu makūle umûr-ı hayriyyeye her bâr muvaffak edüp, sâye-i hemâ-vâye-i cihândârîlerin mefârık-ı ʿibâd ve be-tahsîs-ı fırak-bende-i hâlisu'l-fu'âdlarında müstekarr ve envâʿ-ı âsâr-ı ʿâdâletlerin hemîşe aktâr-ı arza münteşir eyleye, âmîn.\n\nBundan sonra tekevvün eden etvâr-ı rüzgârın tahrîrine Enverî Efendi me'mûr olup, ʿAbd-i ʿâcizin meʾmûriyyetine dek mûmâ ileyh zabt-ı vekāyiʿ-i duhûr ve iki cildden ʿibâret târîh ile ismini vekāyiʿnüvisler cerîdesinde mestûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M2 2] BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHÎM Hamd-i bî-hadd ü ihsâ, Hâlik-i arz u semâ olan cenâb-ı zi'l-celâli ve'l-kibriyâya sezâdır ki, ashâb-ı erâyik ü tîcân ve tasarruf-i kunendegân-ı ekālîm ü büldâna kemâl-i hikmet-i 'ilm ü ʿameli ile tâb ü kudret-ihsân ve şevket-i siyâset-i fâzılalarıyla nazm-ı umûr-i efrâd-ı insân eyleyüp, “Hüccetü'l-hakk ʿale'l-halk\" olan mülûk-i bihterîn sülûk-i İslâmiyye'yi temessük-i hablü'l-metîn-i şerîʿat ile mümtâz ve vücûd-i ʿâlem-sûdların hilʿat-i zerrîn-tırâz-ı übbehet ve teşrîf-i latîf-i sâʿâdet ile iʿzâz eyleyüp, takviyyet-i kānûn-i nâmûs-i aʿzam ve takvîm-i iʿvicâc-ı mesâlih-i ümem zımnında, sahîfe-pîrây-ı hudûs olan siyer-i mergūbe ve efâʿîl-i mevhûbelerin ahlâf-ı bâhiru'l-insâfa mahall-i ʿiber ve bâlâ-nişîn-i taht-gâh-ı Saltanat olan havâkīn-i ʿadl âyîne zerîʿa-i taʿlîm-i nefʿ ü darr eyledi. Ve salât ü selâm sebeb-i âferîniş-i enâm ve mefhar-i enbiyây-ı ʿizâm olan peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafâ ʿaleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerinin nisâr-ı türbe-i melâyik-makāmları kılınur ki, teʾyîd-i dîn-i mübîn ve refʿ-i zalâm-i müşrikîn zımnında, tîg-i âteş-bâr-ı şerîʿatı âhte ve ʿalem-i zer-i mencûk-i ferr u şevket-i İslâmiyye'yi efrâhte eyledi. Âl ü ashâbına da subh u mesâ, ola rıdvân-ı cenâb-ı Mevlâ.\n\nEmmâ baʿdü: Maʿlûm ola ki, fevâyid-i fenn-i târîh u siyer cild-i evvelde mufassalan güzâriş-pezîr-i kilk-i çâker-i kemter olup, bu emr-i zâhiru'n-nefʿin mebâdî vü makāsıd ve masâdır ü mevâridine aʿzam-ı Selâtîn-i cihân, Eflâtûn-i ʿasr ve İskender-i zemân, mazhar-ı sırru's-Sultân-ı Zillu'llâhı ye'vî ileyhi küllü [M2 3] mazlûmin, el-Muzdaribu min-be'sin seyfühü şidâdü'l-ʿacem ve gılâzu'r-Rûm aʿnî bihi es-Sultân el-Gāzî Selîm Hân bin es-Sultân el-Gāzî Mustafâ Hân hazretlerinin ʿilm-i ʿâlem-ârây-ı Şâhâneleri şâmil olup, zemân-ı saʿd-iktirân-ı saltanatlarında ve eslâf-ı güzînleri ʿasrında teʿâkub-i melevân ve tetâbuʿ-i hadesân ile levha-tırâz-ı sünûh olan ahvâlin tedvîni ahlâf u aʿkāb-ı şâhânelerine ber-güzâr olmak irâde-i seniyyesi, her bâr hâtır-güzâr-ı Hüsrevâne'leri olduğuna binâ'en, bundan akdem Hâkim ve sâyir vekāyiʿ-nüvislerin tahrîr etdikleri vekāyiʿin cemʿ u telfîk ve müceddeden kaleme alınarak zabt u tensîk olunması, Devlet-i ʿaliyye'lerinde el-yevm Tevkīʿî ve Vekāyiʿ-nüvîs olan ʿAbd-i kalîlü'l-bizâʿaya emr ü fermân ve zikr olunan mücelledât, şâyeste-i istihsân olacak vechile ber-vech-i muharrer kaleme alınup, merfûʿ-i ʿatebe-i refîʿu'l-bünyânları kılınup, bu mukābelede ʿAbd-i nâ-tuvân mazhar-ı cûd ü ihsân-ı Hüsrevâne'leri olmuşidim.\n\nCild-i mezkûre zeyl olan Enverî Efendi'nin zabt eylediği vekāyiʿ, suver-i mekâtîb ve sâyir eʿâcib ile meleʾân ve her hâle ʿadem-i vukūfundan nâşî, târîh-i mecmâʿ sehv ü noksân olduğundan gayri, târîhe kaydı sezâ olmayan baʿzı ahvâli tahrîr u imlâ ile teksîr-i sevâd-ı eczâ eylediği mehbit-i feyz-i cenâb-ı Mevlâ olan tabʿ-ı mücellâ-yı hazret-i Şeh-\nriyârî'ye hüveydâ olmağla, târîh-i mezkûr dahi Hâkim ve sâyirlerinin âsârı gibi müceddeden kaleme alınup, mâddeleri tashîh ve hefveleri tenkīh olunmak irâde-i sâmiyesi, bu 'Abd-i kem-bizâʿaya telmîh olunup, târîh-i mezkûrun mebde'inden bir sene sonra fakīr-i pür-taksîr Mektûbî ve Âmedî kalemlerinde zuʿm-i nâsa göre, fenn-i inşâda vücûd-i meleke ve liyâkatla kesb-i iştihâr etmiş hulefâdan bulunup, serâyir-i devlete mahrem ve nâme-reslik ve mükâleme hidmetlerinde müstahdem olduğumdan başka, Rikâb-ı hümâyûna sırran takdîm olunun takārîrin ekserîsi reʼsen kalem-i ʿâcizânemle müzeyyen ve münemnem olup, bu cihetle mücelled-i mezkûrun hâvî olduğu vekāyiʿin dekāyik ve butûn-i ahvâline vukūf-i 'abîdânem ber-vech-i evfâ vü etemm olup, her mâddeyi fazl-ı Hak ile vukūʿu üzere safha-zîb-i tahrîr ve her fikrayı vech-i lâyıkı üzere pîrâye-bahş-i hüsn-i tabîr etmek ve terâcim-i aʿyân ve tekmîl-i noksân ve mübhemât-ı umûru îzâha vü beyân eylemek vâdîleri [M2 4] iltizâm ve seksen üç târîhinden bed' ile îfây-ı me'mûriyyete teşmîr-i sâk-ı akdâm kılınup, cenâb-ı Hak itmâmını mukadder ve bu matlab-ı 'azîzu'l-menâli müyesser eyler ise, evâhır-i devr-i hazret-i Mahmûd Hânî'den ilâ yevminâ hâzâ zuhûr eden vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-müddet serâpâ eser-i kalem-i ʿAbd-i bî-kıymet olacağı zâhir olup, hemân cenâb-ı Âferînende-i besâyit ü mürekkebât ve nizâm-ı dihende-i şevârid-i ahvâl-i mahlûkāt-ı Teʿâlâ zâtühü 'ani'ş-şubuhât, kutb-i zemân ve gavs-i devrân ve bâʿis-i nizâm-ı cihân ü cihâniyân olan Şehriyâr-ı kîtî-sitân ve Pâdişâh-ı sâmî-mekân hazretlerini serîr-i şevket-masîr-i mülükânelerinde ʿömr-i tavîl ve fi'l-i cemîl ile mü'eyyed ve bu makūle âsâr-ı hayriyyenin bürûzuna mazhariyyetle ism-i sâmî ve nâm-ı kirâmîlerin sahîfe-i ʿâlemde muhalled eyliye, âmîn.",
          "caption": "[introduction to II. cilt]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_653.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to II. cilt]",
          "text": "[M2 2] BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHÎM Hamd-i bî-hadd ü ihsâ, Hâlik-i arz u semâ olan cenâb-ı zi'l-celâli ve'l-kibriyâya sezâdır ki, ashâb-ı erâyik ü tîcân ve tasarruf-i kunendegân-ı ekālîm ü büldâna kemâl-i hikmet-i 'ilm ü ʿameli ile tâb ü kudret-ihsân ve şevket-i siyâset-i fâzılalarıyla nazm-ı umûr-i efrâd-ı insân eyleyüp, “Hüccetü'l-hakk ʿale'l-halk\" olan mülûk-i bihterîn sülûk-i İslâmiyye'yi temessük-i hablü'l-metîn-i şerîʿat ile mümtâz ve vücûd-i ʿâlem-sûdların hilʿat-i zerrîn-tırâz-ı übbehet ve teşrîf-i latîf-i sâʿâdet ile iʿzâz eyleyüp, takviyyet-i kānûn-i nâmûs-i aʿzam ve takvîm-i iʿvicâc-ı mesâlih-i ümem zımnında, sahîfe-pîrây-ı hudûs olan siyer-i mergūbe ve efâʿîl-i mevhûbelerin ahlâf-ı bâhiru'l-insâfa mahall-i ʿiber ve bâlâ-nişîn-i taht-gâh-ı Saltanat olan havâkīn-i ʿadl âyîne zerîʿa-i taʿlîm-i nefʿ ü darr eyledi. Ve salât ü selâm sebeb-i âferîniş-i enâm ve mefhar-i enbiyây-ı ʿizâm olan peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafâ ʿaleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerinin nisâr-ı türbe-i melâyik-makāmları kılınur ki, teʾyîd-i dîn-i mübîn ve refʿ-i zalâm-i müşrikîn zımnında, tîg-i âteş-bâr-ı şerîʿatı âhte ve ʿalem-i zer-i mencûk-i ferr u şevket-i İslâmiyye'yi efrâhte eyledi. Âl ü ashâbına da subh u mesâ, ola rıdvân-ı cenâb-ı Mevlâ.\n\nEmmâ baʿdü: Maʿlûm ola ki, fevâyid-i fenn-i târîh u siyer cild-i evvelde mufassalan güzâriş-pezîr-i kilk-i çâker-i kemter olup, bu emr-i zâhiru'n-nefʿin mebâdî vü makāsıd ve masâdır ü mevâridine aʿzam-ı Selâtîn-i cihân, Eflâtûn-i ʿasr ve İskender-i zemân, mazhar-ı sırru's-Sultân-ı Zillu'llâhı ye'vî ileyhi küllü [M2 3] mazlûmin, el-Muzdaribu min-be'sin seyfühü şidâdü'l-ʿacem ve gılâzu'r-Rûm aʿnî bihi es-Sultân el-Gāzî Selîm Hân bin es-Sultân el-Gāzî Mustafâ Hân hazretlerinin ʿilm-i ʿâlem-ârây-ı Şâhâneleri şâmil olup, zemân-ı saʿd-iktirân-ı saltanatlarında ve eslâf-ı güzînleri ʿasrında teʿâkub-i melevân ve tetâbuʿ-i hadesân ile levha-tırâz-ı sünûh olan ahvâlin tedvîni ahlâf u aʿkāb-ı şâhânelerine ber-güzâr olmak irâde-i seniyyesi, her bâr hâtır-güzâr-ı Hüsrevâne'leri olduğuna binâ'en, bundan akdem Hâkim ve sâyir vekāyiʿ-nüvislerin tahrîr etdikleri vekāyiʿin cemʿ u telfîk ve müceddeden kaleme alınarak zabt u tensîk olunması, Devlet-i ʿaliyye'lerinde el-yevm Tevkīʿî ve Vekāyiʿ-nüvîs olan ʿAbd-i kalîlü'l-bizâʿaya emr ü fermân ve zikr olunan mücelledât, şâyeste-i istihsân olacak vechile ber-vech-i muharrer kaleme alınup, merfûʿ-i ʿatebe-i refîʿu'l-bünyânları kılınup, bu mukābelede ʿAbd-i nâ-tuvân mazhar-ı cûd ü ihsân-ı Hüsrevâne'leri olmuşidim.\n\nCild-i mezkûre zeyl olan Enverî Efendi'nin zabt eylediği vekāyiʿ, suver-i mekâtîb ve sâyir eʿâcib ile meleʾân ve her hâle ʿadem-i vukūfundan nâşî, târîh-i mecmâʿ sehv ü noksân olduğundan gayri, târîhe kaydı sezâ olmayan baʿzı ahvâli tahrîr u imlâ ile teksîr-i sevâd-ı eczâ eylediği mehbit-i feyz-i cenâb-ı Mevlâ olan tabʿ-ı mücellâ-yı hazret-i Şeh-\nriyârî'ye hüveydâ olmağla, târîh-i mezkûr dahi Hâkim ve sâyirlerinin âsârı gibi müceddeden kaleme alınup, mâddeleri tashîh ve hefveleri tenkīh olunmak irâde-i sâmiyesi, bu 'Abd-i kem-bizâʿaya telmîh olunup, târîh-i mezkûrun mebde'inden bir sene sonra fakīr-i pür-taksîr Mektûbî ve Âmedî kalemlerinde zuʿm-i nâsa göre, fenn-i inşâda vücûd-i meleke ve liyâkatla kesb-i iştihâr etmiş hulefâdan bulunup, serâyir-i devlete mahrem ve nâme-reslik ve mükâleme hidmetlerinde müstahdem olduğumdan başka, Rikâb-ı hümâyûna sırran takdîm olunun takārîrin ekserîsi reʼsen kalem-i ʿâcizânemle müzeyyen ve münemnem olup, bu cihetle mücelled-i mezkûrun hâvî olduğu vekāyiʿin dekāyik ve butûn-i ahvâline vukūf-i 'abîdânem ber-vech-i evfâ vü etemm olup, her mâddeyi fazl-ı Hak ile vukūʿu üzere safha-zîb-i tahrîr ve her fikrayı vech-i lâyıkı üzere pîrâye-bahş-i hüsn-i tabîr etmek ve terâcim-i aʿyân ve tekmîl-i noksân ve mübhemât-ı umûru îzâha vü beyân eylemek vâdîleri [M2 4] iltizâm ve seksen üç târîhinden bed' ile îfây-ı me'mûriyyete teşmîr-i sâk-ı akdâm kılınup, cenâb-ı Hak itmâmını mukadder ve bu matlab-ı 'azîzu'l-menâli müyesser eyler ise, evâhır-i devr-i hazret-i Mahmûd Hânî'den ilâ yevminâ hâzâ zuhûr eden vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-müddet serâpâ eser-i kalem-i ʿAbd-i bî-kıymet olacağı zâhir olup, hemân cenâb-ı Âferînende-i besâyit ü mürekkebât ve nizâm-ı dihende-i şevârid-i ahvâl-i mahlûkāt-ı Teʿâlâ zâtühü 'ani'ş-şubuhât, kutb-i zemân ve gavs-i devrân ve bâʿis-i nizâm-ı cihân ü cihâniyân olan Şehriyâr-ı kîtî-sitân ve Pâdişâh-ı sâmî-mekân hazretlerini serîr-i şevket-masîr-i mülükânelerinde ʿömr-i tavîl ve fi'l-i cemîl ile mü'eyyed ve bu makūle âsâr-ı hayriyyenin bürûzuna mazhariyyetle ism-i sâmî ve nâm-ı kirâmîlerin sahîfe-i ʿâlemde muhalled eyliye, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÂlem, bi-eczâ'ihâ hâdis ve mütegayyer olmak hasebiyle, rûy-i ʿarzda kâh âştî vü ceng ve kâh zârî vü âheng-ʿavârızâtının dem-be-dem zuhûru, tahkīkāt-ı erbâb-ı yakīne nazaran emr-i hükmî olup, bu emreyn-i muhtelefeynin vukūʿu dahi, bi-hasebi'l-meşiyye verây-ı sitâre-i gayb u kümûndan rû-nümâ-yı menâzır-ı ümem olan baʿzı esbâb bürûzuna menût olup, şöyle ki, mebde-i hilkat-i Âdem'den bu ʿasra gelince âlem, kevn ü fesâdda ser-ber-âverde-i zuhûr olan havâdisât-ı külliyye ve cüzʾiyyeye imʿân-ı nazar ile dikkat olunsa her biri birer sebebe müstenid olup, cemîʿ-i eşyâ “Faʿâlün limâ şâ'dan” sudûr bulup, efʿâl-i 'ibâdın, bel mutlakan esbâb ü istiʿdâdın cereyân-ı umûrda dahl ü te'sîri olmadığı muhakkak ise dahi, Feyyâz-ı mutlak celle celâlühû hazretleri'nin bir şey'i esbâb-ı zâhiresi ʿakabinde halk etmek ʿâdet-i ilâhiyyesi olduğu muhtâc-ı beyân olmayup, hattâ hükemânın: “Emr; îcâbsız; îcâb, istîʿdâdsız; istiʿdâd, esbâbsız olmaz” dedikleri bu maʿnâya karîbdir. Binâ-berîn yüz seneden berü devlet-i müteceddide merkezini bulan Rusyalu mülk ü askerine nizâm ve birkaç devlet ile baht u tâliʿini tecribe ve imtihan içün muhârebeye kıyâm ve bi-hükm-i istidrâc ekser-i eyyâm muhârebelerine\ngalebe ve baʿzı memâliki zabt ile kulûb-i erbâb-ı düvele ihtilâc vermişidi. Dâ'ire-i tegallübe idhâl etdikleri arâzi, kendü memleketleri gibi aksây-ı bilâd-ı şimâliyyeden olup, nefʿ u cedvâsı kalîl ve hars ü zirâʿatinden hâsıl olan hubûbât ve sâyir mahsûlâtı ednâ min-fetîl olmağla, cihât-ı müntefiʿadan [M2 5] hisse-mend ve ticâret ve dâd ü sited-i ʿâlemden sûd-mend olmak devâʿîsi leyl ü nehâr derûn-i mekâyid-i meşhûnlarında tezebzüb edüp, hasb ü rehâ ve kesret-i ʿuşb ü kelâ ile kesîru'l-enhâr ve vesîʿil-aktâr olan Leh memleketine tâmiʿ ve refte refte bu matlaba vusûl zımnında tertîb etdikleri dâm ü tezvîre konfederât taʿbîr olunan müteʿayyinân-ı Lehlü'den baʿzı kimseler mutâviʿ olup, kurbiyyet-i hudûd ve cinsiyyet, sebeb-i germî-yi ülfet olarak, tâyife-i mezkûrenin bi't-tedrîc ʿurûkuna duhûl ile mukaddimât-ı netâyici metâlibe vusûl buldular. Yaʿnî giderek Lehlü'nün bir tâyifesini zîr-i livây-ı himâyeye alarak haklarında hüsn-i muʿâmeleyi tefrît ve tâyife-i uhrâ üzerine teslît edüp, beyne't-tâ'ifeteyn nefret ü vahşet hudûsuna ʿillet ve kendüleri dahi, gâh ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve gâh yek-tarafı iltizâm ile taraf-ı âhara tahvîl-i ʿayn ederek, kral nasbı gibi ve Lehlü'ye dâ'yir sâyir merâtib-i ahvâline taʿarruz gibi umûr-ı nizâmiyyeye teʿaddî ve bir aralıkda serbestlik-i zımânî mâddesine dahi tesaddî edüp, hılâf-gîrleri te'dîb sûretinde Leh memleketine asker tesyîr ve hevâlarına mütâbaʿat etmeyenleri tekdîr ve Moskovlu'ya buğz eden tâyife sırran Devlet-i ʿaliyye'ye bi'l-iştikâ ilticâ ve ʿuzamây-ı Lehlüyân'dan olan Potoski Moskovlu'nun tesallutu refʿ ve li-hâzihî ictimâʿ eden askerini ibʿâd ile ʿalâkaları bi'l-külliyye inkıtāʿ bulduğu hâlde Leh memleketinin ser-âmedî olan Podolya Eyâleti bi-hazâfirihâ Devlet-i ʿaliyye'ye bi't-tavʿ u ve'r-rızâ terk olunacağını îmâ etmekle o, ʿasrın ricâli bu emr-i ʿazîmi sehl ü heyyin farz edüp, kavlen ve fiʿlen Moskovlu'yu Leh'den ihrâc esbâbına teşebbüs ile mechûlü'l-ʿâkıbe bir emr-i hatîre şurûʿ u mübâşeret ve fevâyid-i ticâret ve cihet-i uhrâ ile celb-i menfaʿat kasdıyla Devlet-i ʿaliyye'yi Fransızlar dahi, cenge tahrîz ve mâniʿ olan devletlere itâle-i lisân-ı tevbîh u taʿrîz eylediler. Moskovlu ise, usûl-i umûrunu mukaddemce mülâhaza ve iʿtirâz edenlere müskit ve gayr-i müskit cevâb ihzâr edüp, tarafeynden kāle gelen su'âl ü cevâb bi'l-âhıre harb ü cidâli îcâb edüp, Moskovlu bu mâdde içün ihtiyâr-ı ceng etmeyüp, Devlet-i ʿaliyye askeri Edirne'ye ve gāyeti Tuna kenârına varur varmaz Leh'i tahliye etmek ve Devlet-i ʿaliyye bir mikdâr masrafa dûçâr olursa da Podolya gibi bir eyâlet-i kesîru'n-nemâya mâlik olmak [M2 6] husûslarını, baʿzı kimseler îrâd ve Sadr-ı vakt dahi böyle ictihâd edüp, nakz-ı ʿahd emrini iki taraf birbirine isnâd ile muhârebeye karar verdiler. Ordu-yi hümâyûn minvâl-i muharrer üzere Âsitâne-i saʿâdet'den yer gök götürmez asker ile hareket ve tayy-i menâzil etdikçe Moskovlu izhâr-ı ruʿûnet edüp, sû'-i tedbîr ve kıllet-i zâd ve ʿadem-i vefâdârî ecnâd ile sefer ne netîce verdiği inşâ'allâh mahalleri geldikçe tahrîr ve mükâleme ve sâyir ahvâlde vâkıf olduğumuz umûr-i remz ü kinâyet ve işâret ü sarâhatle tastîr olunur.",
          "caption": "Mukaddime",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_654.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Mukaddime",
          "text": "ʿÂlem, bi-eczâ'ihâ hâdis ve mütegayyer olmak hasebiyle, rûy-i ʿarzda kâh âştî vü ceng ve kâh zârî vü âheng-ʿavârızâtının dem-be-dem zuhûru, tahkīkāt-ı erbâb-ı yakīne nazaran emr-i hükmî olup, bu emreyn-i muhtelefeynin vukūʿu dahi, bi-hasebi'l-meşiyye verây-ı sitâre-i gayb u kümûndan rû-nümâ-yı menâzır-ı ümem olan baʿzı esbâb bürûzuna menût olup, şöyle ki, mebde-i hilkat-i Âdem'den bu ʿasra gelince âlem, kevn ü fesâdda ser-ber-âverde-i zuhûr olan havâdisât-ı külliyye ve cüzʾiyyeye imʿân-ı nazar ile dikkat olunsa her biri birer sebebe müstenid olup, cemîʿ-i eşyâ “Faʿâlün limâ şâ'dan” sudûr bulup, efʿâl-i 'ibâdın, bel mutlakan esbâb ü istiʿdâdın cereyân-ı umûrda dahl ü te'sîri olmadığı muhakkak ise dahi, Feyyâz-ı mutlak celle celâlühû hazretleri'nin bir şey'i esbâb-ı zâhiresi ʿakabinde halk etmek ʿâdet-i ilâhiyyesi olduğu muhtâc-ı beyân olmayup, hattâ hükemânın: “Emr; îcâbsız; îcâb, istîʿdâdsız; istiʿdâd, esbâbsız olmaz” dedikleri bu maʿnâya karîbdir. Binâ-berîn yüz seneden berü devlet-i müteceddide merkezini bulan Rusyalu mülk ü askerine nizâm ve birkaç devlet ile baht u tâliʿini tecribe ve imtihan içün muhârebeye kıyâm ve bi-hükm-i istidrâc ekser-i eyyâm muhârebelerine\ngalebe ve baʿzı memâliki zabt ile kulûb-i erbâb-ı düvele ihtilâc vermişidi. Dâ'ire-i tegallübe idhâl etdikleri arâzi, kendü memleketleri gibi aksây-ı bilâd-ı şimâliyyeden olup, nefʿ u cedvâsı kalîl ve hars ü zirâʿatinden hâsıl olan hubûbât ve sâyir mahsûlâtı ednâ min-fetîl olmağla, cihât-ı müntefiʿadan [M2 5] hisse-mend ve ticâret ve dâd ü sited-i ʿâlemden sûd-mend olmak devâʿîsi leyl ü nehâr derûn-i mekâyid-i meşhûnlarında tezebzüb edüp, hasb ü rehâ ve kesret-i ʿuşb ü kelâ ile kesîru'l-enhâr ve vesîʿil-aktâr olan Leh memleketine tâmiʿ ve refte refte bu matlaba vusûl zımnında tertîb etdikleri dâm ü tezvîre konfederât taʿbîr olunan müteʿayyinân-ı Lehlü'den baʿzı kimseler mutâviʿ olup, kurbiyyet-i hudûd ve cinsiyyet, sebeb-i germî-yi ülfet olarak, tâyife-i mezkûrenin bi't-tedrîc ʿurûkuna duhûl ile mukaddimât-ı netâyici metâlibe vusûl buldular. Yaʿnî giderek Lehlü'nün bir tâyifesini zîr-i livây-ı himâyeye alarak haklarında hüsn-i muʿâmeleyi tefrît ve tâyife-i uhrâ üzerine teslît edüp, beyne't-tâ'ifeteyn nefret ü vahşet hudûsuna ʿillet ve kendüleri dahi, gâh ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve gâh yek-tarafı iltizâm ile taraf-ı âhara tahvîl-i ʿayn ederek, kral nasbı gibi ve Lehlü'ye dâ'yir sâyir merâtib-i ahvâline taʿarruz gibi umûr-ı nizâmiyyeye teʿaddî ve bir aralıkda serbestlik-i zımânî mâddesine dahi tesaddî edüp, hılâf-gîrleri te'dîb sûretinde Leh memleketine asker tesyîr ve hevâlarına mütâbaʿat etmeyenleri tekdîr ve Moskovlu'ya buğz eden tâyife sırran Devlet-i ʿaliyye'ye bi'l-iştikâ ilticâ ve ʿuzamây-ı Lehlüyân'dan olan Potoski Moskovlu'nun tesallutu refʿ ve li-hâzihî ictimâʿ eden askerini ibʿâd ile ʿalâkaları bi'l-külliyye inkıtāʿ bulduğu hâlde Leh memleketinin ser-âmedî olan Podolya Eyâleti bi-hazâfirihâ Devlet-i ʿaliyye'ye bi't-tavʿ u ve'r-rızâ terk olunacağını îmâ etmekle o, ʿasrın ricâli bu emr-i ʿazîmi sehl ü heyyin farz edüp, kavlen ve fiʿlen Moskovlu'yu Leh'den ihrâc esbâbına teşebbüs ile mechûlü'l-ʿâkıbe bir emr-i hatîre şurûʿ u mübâşeret ve fevâyid-i ticâret ve cihet-i uhrâ ile celb-i menfaʿat kasdıyla Devlet-i ʿaliyye'yi Fransızlar dahi, cenge tahrîz ve mâniʿ olan devletlere itâle-i lisân-ı tevbîh u taʿrîz eylediler. Moskovlu ise, usûl-i umûrunu mukaddemce mülâhaza ve iʿtirâz edenlere müskit ve gayr-i müskit cevâb ihzâr edüp, tarafeynden kāle gelen su'âl ü cevâb bi'l-âhıre harb ü cidâli îcâb edüp, Moskovlu bu mâdde içün ihtiyâr-ı ceng etmeyüp, Devlet-i ʿaliyye askeri Edirne'ye ve gāyeti Tuna kenârına varur varmaz Leh'i tahliye etmek ve Devlet-i ʿaliyye bir mikdâr masrafa dûçâr olursa da Podolya gibi bir eyâlet-i kesîru'n-nemâya mâlik olmak [M2 6] husûslarını, baʿzı kimseler îrâd ve Sadr-ı vakt dahi böyle ictihâd edüp, nakz-ı ʿahd emrini iki taraf birbirine isnâd ile muhârebeye karar verdiler. Ordu-yi hümâyûn minvâl-i muharrer üzere Âsitâne-i saʿâdet'den yer gök götürmez asker ile hareket ve tayy-i menâzil etdikçe Moskovlu izhâr-ı ruʿûnet edüp, sû'-i tedbîr ve kıllet-i zâd ve ʿadem-i vefâdârî ecnâd ile sefer ne netîce verdiği inşâ'allâh mahalleri geldikçe tahrîr ve mükâleme ve sâyir ahvâlde vâkıf olduğumuz umûr-i remz ü kinâyet ve işâret ü sarâhatle tastîr olunur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı Ekrem hazretleri sâl-i sâlif zilhiccesinde Edirne Sahrâsı'nı madrib-i hıyâm ve Edirne Bostancı-başısı olan İsmâʿîl Ağa'yı, Kapucu-başılık ile be-kâm edüp, mütevaffâ Kırım Girây Hân'ın Dîvân Kâtibi olan Besîm Ömer Efendi'nin huşûnet-i tahrîrât ile baʿzı umûra mübâşereti, sebeb-i idbâr ü nekbeti olup, Bihke Kalʿası'na nefy ü tesrîb ve o mîzâcda olan kimseler bu takrîb terhîb olundu.\n\nSûret-i etıbbâda birkaç nefer kâfir hasebîce tîmâr-ı merzâ dâʿiyesiyle mevkib-i hümâyûnda sâyir oldukları mütevâtir olup, lede'l-istintâk Moskovlu tarafından eczây-ı semûmiyye ile taʿyîn olunduklarını takrîr ve vasıta-i tîğ-i hûnbâr ile ʿazm-i dereke-i saʿîr eylediler.\n\nSipehsâlâr-ı vâlâ-câh leyl ü nehâr teksîr-i cünd ü sipâh ve şimdiye dek on bin nefer yeniçerileri tashîh be-dergâh edüp, sâyir piyâde ocağları dahi, tashîhe ruhsat-hâh olduklarından, bin üç yüz nefer Cebehâne'den ve ol mikdâr Tophâne'den ve sekiz yüz nefer ʿarabacılardan tashîh ve anlar dahi bu imtiyâzât ile tefrîh olundu.",
          "caption": "Zikr-i baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_655.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i baʿzı havâdis",
          "text": "Serdâr-ı Ekrem hazretleri sâl-i sâlif zilhiccesinde Edirne Sahrâsı'nı madrib-i hıyâm ve Edirne Bostancı-başısı olan İsmâʿîl Ağa'yı, Kapucu-başılık ile be-kâm edüp, mütevaffâ Kırım Girây Hân'ın Dîvân Kâtibi olan Besîm Ömer Efendi'nin huşûnet-i tahrîrât ile baʿzı umûra mübâşereti, sebeb-i idbâr ü nekbeti olup, Bihke Kalʿası'na nefy ü tesrîb ve o mîzâcda olan kimseler bu takrîb terhîb olundu.\n\nSûret-i etıbbâda birkaç nefer kâfir hasebîce tîmâr-ı merzâ dâʿiyesiyle mevkib-i hümâyûnda sâyir oldukları mütevâtir olup, lede'l-istintâk Moskovlu tarafından eczây-ı semûmiyye ile taʿyîn olunduklarını takrîr ve vasıta-i tîğ-i hûnbâr ile ʿazm-i dereke-i saʿîr eylediler.\n\nSipehsâlâr-ı vâlâ-câh leyl ü nehâr teksîr-i cünd ü sipâh ve şimdiye dek on bin nefer yeniçerileri tashîh be-dergâh edüp, sâyir piyâde ocağları dahi, tashîhe ruhsat-hâh olduklarından, bin üç yüz nefer Cebehâne'den ve ol mikdâr Tophâne'den ve sekiz yüz nefer ʿarabacılardan tashîh ve anlar dahi bu imtiyâzât ile tefrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un asker-i vâfir ile Âsitâne'den hareketi serhadlerde müştehir olduğuna binâ'en, Hotin yamakları Rizvanice (رزوانجه) [Zvonice] tarafına güzâr etmek zımnında muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'dan izin ü ruhsata hâst-kâr olduklarında müşârun ileyh kalʿa muhâfazasına meʾmûr ve tecâvüz-i hudûd zımnında tarafına emr-i ʿâlî zuhûr etmediğinden, menʿe mecbûr olup, ne hâl ise iskât ve birkaç gün mürûrunda fitnekârân-ı serhad, kemâ fi'l-evvel cemʿ-i haşerât edüp, tahsîl-i ruhsat içün hadd ü edebden [M2 7] bîrûn nâ-maʿkūl harekât izhâr eylediklerinde düşmenin Turla'ya otuz sâʿat buʿdu olup, serhadlere tecâvüzü vukūʿ bulmadan askere izn ü insırâf, müşârun ileyhe bâʿis-i ictinâb ü istinkâf olduğundan gayri, Lehlü himâyesiyle Devlet-i ʿaliyye bu tekellüf-i ʿazîmi ihtiyâr edüp, Hotin halkının ise murâdları iʿlâʾ-i kelime-i Mevlâ olmayup, Lehlü'yü nehb ü seby olmağla, bu iki mahzûru mülâhaza ve Ordu-yi hümâyûn'dan haber gelinceye dek serhadd-i Pâdişâhî muhâfaza olunmak hususunda îrâd ettiği cevâb-ı maʿkūl, o makūle ʿâkibet-i umûrdan gâfil olanların sâmiʿa-i idrâklerine mevsûl olmayup, hemân bağteten Vezîr-i müşârun ileyhin üzerine hücûm ve askerinin ekserîsi hâric-i kalʿada bulunup, intihâz-ı fursatla o Vezîr-i müşterî-tedbîri dâire-i hestîden maʿdûm eylediler. Bu haber-i hâyil Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl oldukda, mukaddemâ Boğdan tarafına taʿyîn ve şecâʿat ü dirâyeti maʿlûm-i erbâb-ı yakīn olan Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ahıshalı Hasan Paşa, Hotin Muhâfızı nasb olunup, bir ân akdem meʿmûr olduğu emr-i\nmuhâfazaya isti‘câl eylemesi bâbında tarafına hitâben ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı.\n\nMütevaffâ-yı müşârun ileyh Çeteci ‘Abdullah Paşa'nın yeğeni olup, Rikâb-ı müstetâb-ı hazret-i Şehriyârî'de teʿayyün ve şeref-i iktisâb eyleyerek nâyil-i Vezâret ve mükemmel kapu halkı ile sefer müzâkeresi hılâlinde ibtidâ Bender, ba‘dehû Hotin cânibine şukka-perdâz-ı livây-ı ‘azîmet olmuşidi. Müsinn ü ihtiyâr ve salâh-ı hâl ve evrâd ü ezkâr iştigâli ile şöhret-şi‘âr bir Vezîr-i nâmdâr idi.",
          "caption": "Telef-kerden-i Hüseyin Paşa ve Tevcîh-i muhâfaza-i Hotin be-Vezîr Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_656.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Telef-kerden-i Hüseyin Paşa ve Tevcîh-i muhâfaza-i Hotin be-Vezîr Hasan Paşa",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un asker-i vâfir ile Âsitâne'den hareketi serhadlerde müştehir olduğuna binâ'en, Hotin yamakları Rizvanice (رزوانجه) [Zvonice] tarafına güzâr etmek zımnında muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'dan izin ü ruhsata hâst-kâr olduklarında müşârun ileyh kalʿa muhâfazasına meʾmûr ve tecâvüz-i hudûd zımnında tarafına emr-i ʿâlî zuhûr etmediğinden, menʿe mecbûr olup, ne hâl ise iskât ve birkaç gün mürûrunda fitnekârân-ı serhad, kemâ fi'l-evvel cemʿ-i haşerât edüp, tahsîl-i ruhsat içün hadd ü edebden [M2 7] bîrûn nâ-maʿkūl harekât izhâr eylediklerinde düşmenin Turla'ya otuz sâʿat buʿdu olup, serhadlere tecâvüzü vukūʿ bulmadan askere izn ü insırâf, müşârun ileyhe bâʿis-i ictinâb ü istinkâf olduğundan gayri, Lehlü himâyesiyle Devlet-i ʿaliyye bu tekellüf-i ʿazîmi ihtiyâr edüp, Hotin halkının ise murâdları iʿlâʾ-i kelime-i Mevlâ olmayup, Lehlü'yü nehb ü seby olmağla, bu iki mahzûru mülâhaza ve Ordu-yi hümâyûn'dan haber gelinceye dek serhadd-i Pâdişâhî muhâfaza olunmak hususunda îrâd ettiği cevâb-ı maʿkūl, o makūle ʿâkibet-i umûrdan gâfil olanların sâmiʿa-i idrâklerine mevsûl olmayup, hemân bağteten Vezîr-i müşârun ileyhin üzerine hücûm ve askerinin ekserîsi hâric-i kalʿada bulunup, intihâz-ı fursatla o Vezîr-i müşterî-tedbîri dâire-i hestîden maʿdûm eylediler. Bu haber-i hâyil Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl oldukda, mukaddemâ Boğdan tarafına taʿyîn ve şecâʿat ü dirâyeti maʿlûm-i erbâb-ı yakīn olan Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ahıshalı Hasan Paşa, Hotin Muhâfızı nasb olunup, bir ân akdem meʿmûr olduğu emr-i\nmuhâfazaya isti‘câl eylemesi bâbında tarafına hitâben ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı.\n\nMütevaffâ-yı müşârun ileyh Çeteci ‘Abdullah Paşa'nın yeğeni olup, Rikâb-ı müstetâb-ı hazret-i Şehriyârî'de teʿayyün ve şeref-i iktisâb eyleyerek nâyil-i Vezâret ve mükemmel kapu halkı ile sefer müzâkeresi hılâlinde ibtidâ Bender, ba‘dehû Hotin cânibine şukka-perdâz-ı livây-ı ‘azîmet olmuşidi. Müsinn ü ihtiyâr ve salâh-ı hâl ve evrâd ü ezkâr iştigâli ile şöhret-şi‘âr bir Vezîr-i nâmdâr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berü hasta ve ba‘zı emrâz ile dem-beste olan Yeniçeri Kâtibi Mehmed Subhî Efendi'nin sabâh-ı hayâtı şâm-ı memâta mübeddel ve kitâbet-i mezkûre Başmuhasebeci olan Kesriyeli-zâde Ebûbekir Beyefendi'ye muhavvel olup, Baş-muhasebe ile Şehdî 'Osmân Efendi huluvvü'l-mezâk ve üzerinde bulunan Sipâh Kitâbeti ile Âsitâne'den vürûdu fermân olunan 'Abdî Efendi yeğeni Mustafa Efendi mazhar-ı işfâk oldu.",
          "caption": "Fevt-i Kâtib-i Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_657.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kâtib-i Yeniçeriyân",
          "text": "Bir zemândan berü hasta ve ba‘zı emrâz ile dem-beste olan Yeniçeri Kâtibi Mehmed Subhî Efendi'nin sabâh-ı hayâtı şâm-ı memâta mübeddel ve kitâbet-i mezkûre Başmuhasebeci olan Kesriyeli-zâde Ebûbekir Beyefendi'ye muhavvel olup, Baş-muhasebe ile Şehdî 'Osmân Efendi huluvvü'l-mezâk ve üzerinde bulunan Sipâh Kitâbeti ile Âsitâne'den vürûdu fermân olunan 'Abdî Efendi yeğeni Mustafa Efendi mazhar-ı işfâk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mütevaffâ-yı mûmâ ileyh devr-i İbrâhim Paşa'da Beylikçi olan Halîl Fehmî Efendi'nin mahdûmu olup, tera'ru‘-i şebâb hengāmında Mektûbî hulefâsına iltihâk ve bir zemân taşrada vüzerây-ı ‘izâma [M2 8] Dîvân Kitâbeti ile neyyir-i kadr-i hüneri kâmilü'l-işrâk olup, ba‘dehû Âsitâne-i sa‘âdet'e vârid ve hocalık rütbesine mütesâ‘id olarak, ba‘zı menâsıb ile refî‘u'ş-şân ve giderek Beylikçi-yi Dîvân-ı şâmihu'l-erkân olmuşidi. Ba'dehû Mâliyye ve Darbhâne ve Arpa ve Defter emânetleriyle hurrem ve Başmuhasebe ve Yeniçeri Kitabeti ile şöhreti ke-nârin ‘alâ 'alem olup, târîh-i mezkûrda vefât ve teslîm ve vedî‘a-i hayât eyledi. Sâmî ve Şakir Bey'in tahrîr etdikleri vekāyi‘i cem' ve kendüsü dahi birkaç senelik havâdis zammıyla makbûl-i kavâbil olur târîh yazup, el-yevm mütedâvel ü meşhûr ve Dâru't-tıbâ‘-ı 'Âmire'de nüshaları mevfûr kılınup, eş‘âr-ı dilârâsı nazar-ı i‘tibâra sezâ ve pesendîde-i gürûh-i bulegādır. [Mısra]:\n\nHer şâmı kadr-i va‘îd ola Subhî Mehmed'in\n\nnakş-ı mührü ve zâde-i tab‘ıdır. Hâlâ Tezkire-i Sânî ‘Abdulhamid Efendi sâhib-i tercemenin ahfâdındandır. Müteveffâ-yı mûmâ ileyh esîr-i sohbet-i ahbâb ve neşvedâr-ı ülfet-i erbâb-ı elbâb iken, bir zemân ihtiyâr-ı kûşe-i hamûl ve sahve-i mu‘aşeretden nüzûl edüp, bitâne-i ahvâline vâkıf ba‘zı ehl-i ma‘ârif, bu reftârdan su’âl ü istikşâf-ı mâ fi'l-bâl eyledikde, şu vechile cevab vermiş ki: “Pâk-bâzân-ı mahabbet beyninde 'alâka'-i mu'âşeret ta'alluk-i karâbetden mü'ekked olup, giderek havâşî-yi 'uzamâya nüfûs-i\nrezîle ashâbı muhtelit olup, temahhuz-i mahabbete mübtenî olan muʿâmele-i sâdıkāne galebe-i hırs u hevâ sebebi ile muʿâşeret-i ehl-i nifâk u tezvîre mütebeddel olup, yâr-ı sadık dediğin câsûs-i ʿuyûb u mahrem, muvâfık dediğin nümâyende-i zünûb oldu. Harîm-i sohbet-i havâssa rezâl-i nâs müdahale etmekle, meclis-i üns ü ittifâk, berhemzede-i dest-i nifâk olup, tevâbiʿ-i gayr-i mutâviʿden hırs u şerre ve cesâret ve sefeh-i zuhûru dahi, mahdûm-i metbû tarafından buhl ü kahr sudûruna ʿillet olduğu içün elsine-i herf-gîrân-ı zemân zemm ü kadha âmâde ve ebvâb-ı töhmet ve sû'-i zann-ı enâmil-i iftirâ ile küşâde olarak havâss-ı kirâm ve ʿuzamâ-yı be-nâm bisât-ı ʿîş ve inbısâtı tayy edüp, nefislerin bi'l-iktizâ melzûzât-ı hevâ'iyyeden menʿ ve ol maʿnâ levâzımından olan eşyâ ve kurenâyı tedrîc ile terk ü red' eylediler.\n\nBinâ-berîn meclis-i cihânın keremi mahabbeti bürûdet ü huşûnete mübeddel ve ehl-i cûd u sehânın semâhat u mekremetleri taktîr u zinnete muhavvel oldu. ʿAşk bazîn-ı [M2 9] cemâl-i mehabbet olan yârân-ı pâkîze-sîret, âlûdegân-ı vâdî-yi mecâz olan ashâb-ı hiyânet müşâreketinden ibâ edüp, lafz-ı ülfet ü mehabbeti ve harf-i iʿtilâf ü muvâneseti lisâna almakdan tevakkī eder oldular\".",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_658.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mütevaffâ-yı mûmâ ileyh devr-i İbrâhim Paşa'da Beylikçi olan Halîl Fehmî Efendi'nin mahdûmu olup, tera'ru‘-i şebâb hengāmında Mektûbî hulefâsına iltihâk ve bir zemân taşrada vüzerây-ı ‘izâma [M2 8] Dîvân Kitâbeti ile neyyir-i kadr-i hüneri kâmilü'l-işrâk olup, ba‘dehû Âsitâne-i sa‘âdet'e vârid ve hocalık rütbesine mütesâ‘id olarak, ba‘zı menâsıb ile refî‘u'ş-şân ve giderek Beylikçi-yi Dîvân-ı şâmihu'l-erkân olmuşidi. Ba'dehû Mâliyye ve Darbhâne ve Arpa ve Defter emânetleriyle hurrem ve Başmuhasebe ve Yeniçeri Kitabeti ile şöhreti ke-nârin ‘alâ 'alem olup, târîh-i mezkûrda vefât ve teslîm ve vedî‘a-i hayât eyledi. Sâmî ve Şakir Bey'in tahrîr etdikleri vekāyi‘i cem' ve kendüsü dahi birkaç senelik havâdis zammıyla makbûl-i kavâbil olur târîh yazup, el-yevm mütedâvel ü meşhûr ve Dâru't-tıbâ‘-ı 'Âmire'de nüshaları mevfûr kılınup, eş‘âr-ı dilârâsı nazar-ı i‘tibâra sezâ ve pesendîde-i gürûh-i bulegādır. [Mısra]:\n\nHer şâmı kadr-i va‘îd ola Subhî Mehmed'in\n\nnakş-ı mührü ve zâde-i tab‘ıdır. Hâlâ Tezkire-i Sânî ‘Abdulhamid Efendi sâhib-i tercemenin ahfâdındandır. Müteveffâ-yı mûmâ ileyh esîr-i sohbet-i ahbâb ve neşvedâr-ı ülfet-i erbâb-ı elbâb iken, bir zemân ihtiyâr-ı kûşe-i hamûl ve sahve-i mu‘aşeretden nüzûl edüp, bitâne-i ahvâline vâkıf ba‘zı ehl-i ma‘ârif, bu reftârdan su’âl ü istikşâf-ı mâ fi'l-bâl eyledikde, şu vechile cevab vermiş ki: “Pâk-bâzân-ı mahabbet beyninde 'alâka'-i mu'âşeret ta'alluk-i karâbetden mü'ekked olup, giderek havâşî-yi 'uzamâya nüfûs-i\nrezîle ashâbı muhtelit olup, temahhuz-i mahabbete mübtenî olan muʿâmele-i sâdıkāne galebe-i hırs u hevâ sebebi ile muʿâşeret-i ehl-i nifâk u tezvîre mütebeddel olup, yâr-ı sadık dediğin câsûs-i ʿuyûb u mahrem, muvâfık dediğin nümâyende-i zünûb oldu. Harîm-i sohbet-i havâssa rezâl-i nâs müdahale etmekle, meclis-i üns ü ittifâk, berhemzede-i dest-i nifâk olup, tevâbiʿ-i gayr-i mutâviʿden hırs u şerre ve cesâret ve sefeh-i zuhûru dahi, mahdûm-i metbû tarafından buhl ü kahr sudûruna ʿillet olduğu içün elsine-i herf-gîrân-ı zemân zemm ü kadha âmâde ve ebvâb-ı töhmet ve sû'-i zann-ı enâmil-i iftirâ ile küşâde olarak havâss-ı kirâm ve ʿuzamâ-yı be-nâm bisât-ı ʿîş ve inbısâtı tayy edüp, nefislerin bi'l-iktizâ melzûzât-ı hevâ'iyyeden menʿ ve ol maʿnâ levâzımından olan eşyâ ve kurenâyı tedrîc ile terk ü red' eylediler.\n\nBinâ-berîn meclis-i cihânın keremi mahabbeti bürûdet ü huşûnete mübeddel ve ehl-i cûd u sehânın semâhat u mekremetleri taktîr u zinnete muhavvel oldu. ʿAşk bazîn-ı [M2 9] cemâl-i mehabbet olan yârân-ı pâkîze-sîret, âlûdegân-ı vâdî-yi mecâz olan ashâb-ı hiyânet müşâreketinden ibâ edüp, lafz-ı ülfet ü mehabbeti ve harf-i iʿtilâf ü muvâneseti lisâna almakdan tevakkī eder oldular\"."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskovlu ile mutâraha-i kâr-zâr mütehakkak u âşikâr olup, henûz tecavüz-i hudûda ikdâm ve cesâretleri müşâhade olunmamış iken, muhafız paşanın fikdânı sebebi ile askerî beyninde fesâd ve bu sebeble istihlâs-ı kalʿada istiʿdâd vehmiyle Turla'dan bir mikdar asker imrâr eyledikleri, Hotin'de olan dilâverân-ı İslâm'a be-dîdâr oldukda, varoşda bulunanlar üç gün muharebeden sonra bir fırkası kalʿaya mütehassın ve bir fırkası Boğdan tarafına teveccüh eylediği, kalʿada olanlara mütebeyyin oldukda, aʿdâ temekkün ü teterrüs etmemek kasdıyla maʿmûriyyeti şühre-i âfâk olan varoşu ihrâk ve kal'adan ceng ü peygâre teşmîr-i sâk eylediler. Kalʿada olanların sebât ile mukāvemetleri aʿdânın hesabına uymayup, geldikleri semte hâyiben ʿavdet hilâlinde, Hotin me'mûrlarından Teke Mutasarrıfı Abaza Mehmed Paşa yetüşüp, düşmen ile âheng-i ceng ve beş sâʿat kadar iʿmâl-i top ve tüfeng eyleyüp, Paşa-yı mûmâ ileyhin emvâl ü eşyâsı gāret ve maʿiyyetinde olan askerin ekeserîsi nâyil-i şehâdet olduysa dahi, vâfir küffârı rumh-i hatar ve tîğ-i âteşbâr ile îsâl-i dereke-i nâr eylediği ihbârı Babadağ'ı Sahrâsı'nda muʿasker-i hümâyûna vâsıl olup, top şenliği ile izhâr-ı beşâşet ü mesârr kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe bâ-tabûr-i aʿdâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_659.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe bâ-tabûr-i aʿdâ",
          "text": "Moskovlu ile mutâraha-i kâr-zâr mütehakkak u âşikâr olup, henûz tecavüz-i hudûda ikdâm ve cesâretleri müşâhade olunmamış iken, muhafız paşanın fikdânı sebebi ile askerî beyninde fesâd ve bu sebeble istihlâs-ı kalʿada istiʿdâd vehmiyle Turla'dan bir mikdar asker imrâr eyledikleri, Hotin'de olan dilâverân-ı İslâm'a be-dîdâr oldukda, varoşda bulunanlar üç gün muharebeden sonra bir fırkası kalʿaya mütehassın ve bir fırkası Boğdan tarafına teveccüh eylediği, kalʿada olanlara mütebeyyin oldukda, aʿdâ temekkün ü teterrüs etmemek kasdıyla maʿmûriyyeti şühre-i âfâk olan varoşu ihrâk ve kal'adan ceng ü peygâre teşmîr-i sâk eylediler. Kalʿada olanların sebât ile mukāvemetleri aʿdânın hesabına uymayup, geldikleri semte hâyiben ʿavdet hilâlinde, Hotin me'mûrlarından Teke Mutasarrıfı Abaza Mehmed Paşa yetüşüp, düşmen ile âheng-i ceng ve beş sâʿat kadar iʿmâl-i top ve tüfeng eyleyüp, Paşa-yı mûmâ ileyhin emvâl ü eşyâsı gāret ve maʿiyyetinde olan askerin ekeserîsi nâyil-i şehâdet olduysa dahi, vâfir küffârı rumh-i hatar ve tîğ-i âteşbâr ile îsâl-i dereke-i nâr eylediği ihbârı Babadağ'ı Sahrâsı'nda muʿasker-i hümâyûna vâsıl olup, top şenliği ile izhâr-ı beşâşet ü mesârr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı Ekrem Babadağ'ından tahrîk-i kadem ve İsakçı Sahrâsı'na rekz-i ʿalem edüp, mühimmât ve levâzım-ı seferiyyeyi tekmîl ü itmâm zımnında yirmi gün kadar ârâm ve münâsib olan mahalle hirâm etmek irâdesiyle Ordu-yi hümâyûn ricâli ve Ocağlu ve sâyir erbâb-ı vukūf ile ʿakd-i encümen-i meşveret ve ne mahalle\nʿazîmet münâsib olduğunu keşf ü îzâha mübâderet edüp, hattâ bu su’âl ʿakabinde: “Benim sefer ile ülfetim olmayup, ne tarafa hareket Devlet-i ʿaliyye'ye hayırlu ise o mahalli taʿyîn ve cihet-i nâfiʿayı bilâ-ketm ü tereddüd tebyîn edin” dedikde aʿdâ-yı dînin çigûnegi-yi ahvâli verây-ı perde-i hafâda mütevârî ve bu sebeble huzzâra vâleh ü [M2 10] hayret-târî olup, herkes mühür-zen-i leb-i sükût ve birbirine nazar ile mebhût oldular. Baş-muhâsebeci Şehdî ʿOsmân Efendi tahrîk-i zebân ve aʿdâ bundan akdem Hotin tarafından nümâyân olup, bu defʿa Bender tarafından zuhûru ihtimâle karîb olduğunu beyân ile kelâmı tatvîl ve Serdâr-ı ekrem hazretleri: “Yetüşür sâyirleri dahi söylesün” kelâmıyla mûmâ ileyhi tahcîl eyleyüp, Ocak ihtiyârlarından baʿzıları Özi ve Bender kal'alarının hasânet ü metânetinden bahs ile Hotin tarafına hareketi tercîh ve baʿzıları Nehr-i Tuna mürûrundan sonra iktizây-ı hâle göre hareket olunmasını tasrîh etmeleriyle, re'y-i ahîr pesen-dîde-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, muharremu'l-harâmın yirmi altıncı günü sunûf-ı asâkir, kānûnları üzere Tuna üzerine memdûd olan cisrden Kartal cânibine güzâr ve yerlü yerlerinde nasb-ı hıyâm ve ittihâz-ı makām ile karâr eylediler.",
          "caption": "Vürûd-i Ordu-yi hümâyûn be-İsakçı ve vukūʿ-ı meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_660.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Ordu-yi hümâyûn be-İsakçı ve vukūʿ-ı meşveret",
          "text": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı Ekrem Babadağ'ından tahrîk-i kadem ve İsakçı Sahrâsı'na rekz-i ʿalem edüp, mühimmât ve levâzım-ı seferiyyeyi tekmîl ü itmâm zımnında yirmi gün kadar ârâm ve münâsib olan mahalle hirâm etmek irâdesiyle Ordu-yi hümâyûn ricâli ve Ocağlu ve sâyir erbâb-ı vukūf ile ʿakd-i encümen-i meşveret ve ne mahalle\nʿazîmet münâsib olduğunu keşf ü îzâha mübâderet edüp, hattâ bu su’âl ʿakabinde: “Benim sefer ile ülfetim olmayup, ne tarafa hareket Devlet-i ʿaliyye'ye hayırlu ise o mahalli taʿyîn ve cihet-i nâfiʿayı bilâ-ketm ü tereddüd tebyîn edin” dedikde aʿdâ-yı dînin çigûnegi-yi ahvâli verây-ı perde-i hafâda mütevârî ve bu sebeble huzzâra vâleh ü [M2 10] hayret-târî olup, herkes mühür-zen-i leb-i sükût ve birbirine nazar ile mebhût oldular. Baş-muhâsebeci Şehdî ʿOsmân Efendi tahrîk-i zebân ve aʿdâ bundan akdem Hotin tarafından nümâyân olup, bu defʿa Bender tarafından zuhûru ihtimâle karîb olduğunu beyân ile kelâmı tatvîl ve Serdâr-ı ekrem hazretleri: “Yetüşür sâyirleri dahi söylesün” kelâmıyla mûmâ ileyhi tahcîl eyleyüp, Ocak ihtiyârlarından baʿzıları Özi ve Bender kal'alarının hasânet ü metânetinden bahs ile Hotin tarafına hareketi tercîh ve baʿzıları Nehr-i Tuna mürûrundan sonra iktizây-ı hâle göre hareket olunmasını tasrîh etmeleriyle, re'y-i ahîr pesen-dîde-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, muharremu'l-harâmın yirmi altıncı günü sunûf-ı asâkir, kānûnları üzere Tuna üzerine memdûd olan cisrden Kartal cânibine güzâr ve yerlü yerlerinde nasb-ı hıyâm ve ittihâz-ı makām ile karâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Serʿaskeri nasb olunan Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa, mukaddemâ maʿiyyetine me'mûr olan tavâyif-i askeri ile bi'n-nefs karşu tarafa mürûr irâdesinde olup, Moskovlu ile zünnâr-bend-i ittifâk olan Lehlü'yü seby ü istirkāk ve Moskovlu'yu dahi hîn-i musâdefede zor-ı bâzû ile dûzahîlere ilhâk etmek bâbında tâlib-i izn ü ruhsat ve husûs-ı mezkûr bâdî-yi nazarda menâfiʿ-ı harbiyyeden maʿdûd ise dahi cüz’î tedâruk ile müşârun ileyhin hareketi, şerîta-ı hazm ü ihtiyâta ʿadem-i riʿâyet kabîlinden olup, binâ-berîn müşârun ileyh Ordu-yı hümâyûn'a gelüp, istîzân etdigi maslahatın zîr u bâlâsı mutâla'a ve müşâvere ve dûş-i gayretine mahmûl olan hatb-ı cesîm Seraskerî'nin tekmîl-i şevârid-ı umûru ʿakabinde icrây-ı muktezayât-ı hâle mübâdere olunmak üzere tarafına hükm-i şerîf itâre olundu.\n\nLeh boyarlarının müteşahhıslarından olup, Moskovlu'ya muhâlefet ile terk-i ceyl ü memleket eden Potoski bir zemân Kırım Girây Hân dâ'iresinde ikāmet-güzîn ve bir müddet Bender'de kûşe-nişîn olup, Ordu-yı hümâyûn'un Hân-tepesi'ne vürûdunu istimâʿ ile Bender'den derre-zen-ı hareket ve Mevkib-i hümâyûn'a geldiği, gûş-zed-ı Sadr-ı vâlâ-menkabet olmağla, saferu'l-hayrın on birinci penç-şenbih günü otâk-ı Süreyyâ-nitâk-ı Serdar-ı ekremi tezyîn ve mesfûra mahal taʿyîn [M2 11] olundukda, cevaba âgāz ve: \"Moskovlu'dan şükûh-perdâz olup, beyne'd-düvel serbestlik ile imtiyâz bulan Leh memâlikini Moskovlu pâ-zede-i mazâr ve dâʿiye-i istimlâk ile mecmaʿ-ı leşker-i cerrâr edüp, bu vazʿ-ı nâ-hencâr Devlet-i ʿaliyye ile olan ʿuhûdun mugāyiri olmak iʿtibârıyla Moskovlu'ya haddini bildirmek ve Lehlü'nün imtiyâzât-ı kadîmelerini iʿâde eylemek içün cenâb-ı Niʿamü'l-meâblarının 'unvân-ı Sipehsâlârî ile mükerrem oldukları, Leh cumhûruna bâʿis-i memnuniyet ü iftihâr olmuşdur” dedikde, Sadri-aʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri bu vechile bast-ı güftâr-ı garâyib-nigâr buyurdular ki, Moskovlu'nun hılâf-ı şurût Leh memleketine itâle-i dest-i teʿaddîsi, mukaddemâ Leh cumhûru tarafın-\ndan Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr olunduğuna binâʾen, serbestlik lâzimesi vikāye olunarak Lehlü'nün istihsâl-i esbâb-ı rahatı ve beyne'd-devleteyn cârî olan ʿuhûd u şurûtun ʿadem-i mugāyereti, cumhûra mü'ekkeden tahrîr ve vukūʿu muhtemel olan baʿzı mekârihden menʿ u tahzîr olunmuşlar iken, ʿadem-i isgā ve kemâl-i gaflet ve gurur ile düşmenin ʿinân-ı ʿazîmetini irhâ eylediler. Ancak, Devlet-i ʿaliyye Lehlü'nün himâyesinden dest-keş-i ferâğ olmayup, ihâta-i ʿâlem eder asâkir ile meʾmûriyyetimiz hasebiyle sayf u şitâ, subh u mesâ demeyüp, ne mahalde aʿdâyı bulursak şemşîr-i zafer-teʾsîr ile kahr u tedmîrlerinde taksîr olunmaz.\n\nBen ki Pâdişâh-ı ʿalem-penâh hazretlerinin necli makāmında dâmâd ve Serdâr-ı ekremi'yim, seyrim seyr-i İskender ve hareketim berk-i lâmiʿu'l-eserden bâlâ-ter olup, Devlet-i ʿaliyye'ye iddiâ ettiğiniz safvet, şâ'ibe-i küdûretden vâreste ise, hasmın gayr-i metbûʿu olan Lehlüler'i ifrâz etmek hususunu tarafından cumhûra işâet ve sen dahi başında olan Lehlüler ile hâzır u müheyyâ olup, o tarafa Serʿasker nasb olunan Vezîr Mehmed Paşa ile bi'l-maʿiyye Turla'yı güzâra sürʿat edüp, vüsʿ u tâkatiniz yetişdiği kadar îfây-ı lâzime-i dostî ve tarafdârîye dikkat eyleyesiz” dimekle meclise gāyet ve kelâma nihâyet verildi.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_661.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Hotin Serʿaskeri nasb olunan Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa, mukaddemâ maʿiyyetine me'mûr olan tavâyif-i askeri ile bi'n-nefs karşu tarafa mürûr irâdesinde olup, Moskovlu ile zünnâr-bend-i ittifâk olan Lehlü'yü seby ü istirkāk ve Moskovlu'yu dahi hîn-i musâdefede zor-ı bâzû ile dûzahîlere ilhâk etmek bâbında tâlib-i izn ü ruhsat ve husûs-ı mezkûr bâdî-yi nazarda menâfiʿ-ı harbiyyeden maʿdûd ise dahi cüz’î tedâruk ile müşârun ileyhin hareketi, şerîta-ı hazm ü ihtiyâta ʿadem-i riʿâyet kabîlinden olup, binâ-berîn müşârun ileyh Ordu-yı hümâyûn'a gelüp, istîzân etdigi maslahatın zîr u bâlâsı mutâla'a ve müşâvere ve dûş-i gayretine mahmûl olan hatb-ı cesîm Seraskerî'nin tekmîl-i şevârid-ı umûru ʿakabinde icrây-ı muktezayât-ı hâle mübâdere olunmak üzere tarafına hükm-i şerîf itâre olundu.\n\nLeh boyarlarının müteşahhıslarından olup, Moskovlu'ya muhâlefet ile terk-i ceyl ü memleket eden Potoski bir zemân Kırım Girây Hân dâ'iresinde ikāmet-güzîn ve bir müddet Bender'de kûşe-nişîn olup, Ordu-yı hümâyûn'un Hân-tepesi'ne vürûdunu istimâʿ ile Bender'den derre-zen-ı hareket ve Mevkib-i hümâyûn'a geldiği, gûş-zed-ı Sadr-ı vâlâ-menkabet olmağla, saferu'l-hayrın on birinci penç-şenbih günü otâk-ı Süreyyâ-nitâk-ı Serdar-ı ekremi tezyîn ve mesfûra mahal taʿyîn [M2 11] olundukda, cevaba âgāz ve: \"Moskovlu'dan şükûh-perdâz olup, beyne'd-düvel serbestlik ile imtiyâz bulan Leh memâlikini Moskovlu pâ-zede-i mazâr ve dâʿiye-i istimlâk ile mecmaʿ-ı leşker-i cerrâr edüp, bu vazʿ-ı nâ-hencâr Devlet-i ʿaliyye ile olan ʿuhûdun mugāyiri olmak iʿtibârıyla Moskovlu'ya haddini bildirmek ve Lehlü'nün imtiyâzât-ı kadîmelerini iʿâde eylemek içün cenâb-ı Niʿamü'l-meâblarının 'unvân-ı Sipehsâlârî ile mükerrem oldukları, Leh cumhûruna bâʿis-i memnuniyet ü iftihâr olmuşdur” dedikde, Sadri-aʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri bu vechile bast-ı güftâr-ı garâyib-nigâr buyurdular ki, Moskovlu'nun hılâf-ı şurût Leh memleketine itâle-i dest-i teʿaddîsi, mukaddemâ Leh cumhûru tarafın-\ndan Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr olunduğuna binâʾen, serbestlik lâzimesi vikāye olunarak Lehlü'nün istihsâl-i esbâb-ı rahatı ve beyne'd-devleteyn cârî olan ʿuhûd u şurûtun ʿadem-i mugāyereti, cumhûra mü'ekkeden tahrîr ve vukūʿu muhtemel olan baʿzı mekârihden menʿ u tahzîr olunmuşlar iken, ʿadem-i isgā ve kemâl-i gaflet ve gurur ile düşmenin ʿinân-ı ʿazîmetini irhâ eylediler. Ancak, Devlet-i ʿaliyye Lehlü'nün himâyesinden dest-keş-i ferâğ olmayup, ihâta-i ʿâlem eder asâkir ile meʾmûriyyetimiz hasebiyle sayf u şitâ, subh u mesâ demeyüp, ne mahalde aʿdâyı bulursak şemşîr-i zafer-teʾsîr ile kahr u tedmîrlerinde taksîr olunmaz.\n\nBen ki Pâdişâh-ı ʿalem-penâh hazretlerinin necli makāmında dâmâd ve Serdâr-ı ekremi'yim, seyrim seyr-i İskender ve hareketim berk-i lâmiʿu'l-eserden bâlâ-ter olup, Devlet-i ʿaliyye'ye iddiâ ettiğiniz safvet, şâ'ibe-i küdûretden vâreste ise, hasmın gayr-i metbûʿu olan Lehlüler'i ifrâz etmek hususunu tarafından cumhûra işâet ve sen dahi başında olan Lehlüler ile hâzır u müheyyâ olup, o tarafa Serʿasker nasb olunan Vezîr Mehmed Paşa ile bi'l-maʿiyye Turla'yı güzâra sürʿat edüp, vüsʿ u tâkatiniz yetişdiği kadar îfây-ı lâzime-i dostî ve tarafdârîye dikkat eyleyesiz” dimekle meclise gāyet ve kelâma nihâyet verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hıdemât-ı seferiyyede izhâr-ı sadâkat etmek irâdesiyle Boğdan Voyvodası nasb olunan Ligor'a câyize-i muʿayyene inʿâm ve Boğdan'dan mübâyaʿa ve iştirâsı fermân olunan zehâyiri istikmâl etmek meʾmûl-i Sadr-ı vâlâ-makām iken melhûz olan derecede celb-i zehâyir etmediği hasebiyle elsine-i nâsda hıyâneti mezkûr ve bu esnâda [M2 12] ahz olunan delîllerden dahi Moskovlu'ya meyl ü rükûnu mahsûs ve meşhûr olup, fi'l-hâl ʿazl u ihzâr ve Çavuş-başı mahbesine verilüp, delîllerin takrîri rû be-rû kendüye işʿâr olundukda, dâmen-i inkâra teşebbüs ve birkaç gün telebbüsden sonra tafsîl-i hâl Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl olunmuşidi. Lede'l-vusûl seyf-i siyâsetle maktûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_662.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Hıdemât-ı seferiyyede izhâr-ı sadâkat etmek irâdesiyle Boğdan Voyvodası nasb olunan Ligor'a câyize-i muʿayyene inʿâm ve Boğdan'dan mübâyaʿa ve iştirâsı fermân olunan zehâyiri istikmâl etmek meʾmûl-i Sadr-ı vâlâ-makām iken melhûz olan derecede celb-i zehâyir etmediği hasebiyle elsine-i nâsda hıyâneti mezkûr ve bu esnâda [M2 12] ahz olunan delîllerden dahi Moskovlu'ya meyl ü rükûnu mahsûs ve meşhûr olup, fi'l-hâl ʿazl u ihzâr ve Çavuş-başı mahbesine verilüp, delîllerin takrîri rû be-rû kendüye işʿâr olundukda, dâmen-i inkâra teşebbüs ve birkaç gün telebbüsden sonra tafsîl-i hâl Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl olunmuşidi. Lede'l-vusûl seyf-i siyâsetle maktûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sivas Vâlîsi Gül Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAli Paşa, kemâl-i übbehet ü dârât ve küllî asker ve neferât ile mevkib-i hümâyûna vâsıl ve gösterdiği alay-ı dilârâdan tabʿ-ı Serdar-ı ekremî'ye inşirâh hâsıl olup, müşârun ileyhi semmûr kürk ilbâsıyla cezlân ve Ordu-yi hümâyûn'da ikāmetini fermân eyledi. Halebî Receb Paşa ve Mûsulî ʿAbdulcelîl-zâde Emîn Paşa, ve Maldovancı ʿAli Paşa'nın tavr u hareketlerinden Serdâr-ı ekrem hazretleri müşme'izz ü müteneffir ve ʿAli Paşa sâhib-i haseb ve Âsitâne-i saʿâdet'de tahsîl-i edeb etmiş vüzerâdan olduğuna binâʾen, mülâkātda “vazʿ u reftârından müteşekkir olup: \"Birâder-i cenâbınızı reʾye'l-ʿayn müşâhade ile sohbbetinize gûş-dâde olmasa idim, vüzerây-ı ʿizâma inkırâz geldiğine cezm ederdim” dediğini Fakîr-i kasîru'l-bâl müşârun ileyhden şifâhen istimâʿ eyledim. Sâbıkā İbrâ'îl Muhâfızı Canikli Süleymân Paşa dahi Ordu-yi hümâyûn'a celb olunduğuna binâʾen Özi muhâfazası ʿuhdesi-\nne tefvîz ve bir ân akdem ʿazîmetle emr-i muhâfazaya kıyâm eylemesi igrâ vü tahrîz olundu.",
          "caption": "Kudûm-i baʿzı vüzerâ be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_663.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Kudûm-i baʿzı vüzerâ be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Sivas Vâlîsi Gül Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿAli Paşa, kemâl-i übbehet ü dârât ve küllî asker ve neferât ile mevkib-i hümâyûna vâsıl ve gösterdiği alay-ı dilârâdan tabʿ-ı Serdar-ı ekremî'ye inşirâh hâsıl olup, müşârun ileyhi semmûr kürk ilbâsıyla cezlân ve Ordu-yi hümâyûn'da ikāmetini fermân eyledi. Halebî Receb Paşa ve Mûsulî ʿAbdulcelîl-zâde Emîn Paşa, ve Maldovancı ʿAli Paşa'nın tavr u hareketlerinden Serdâr-ı ekrem hazretleri müşme'izz ü müteneffir ve ʿAli Paşa sâhib-i haseb ve Âsitâne-i saʿâdet'de tahsîl-i edeb etmiş vüzerâdan olduğuna binâʾen, mülâkātda “vazʿ u reftârından müteşekkir olup: \"Birâder-i cenâbınızı reʾye'l-ʿayn müşâhade ile sohbbetinize gûş-dâde olmasa idim, vüzerây-ı ʿizâma inkırâz geldiğine cezm ederdim” dediğini Fakîr-i kasîru'l-bâl müşârun ileyhden şifâhen istimâʿ eyledim. Sâbıkā İbrâ'îl Muhâfızı Canikli Süleymân Paşa dahi Ordu-yi hümâyûn'a celb olunduğuna binâʾen Özi muhâfazası ʿuhdesi-\nne tefvîz ve bir ân akdem ʿazîmetle emr-i muhâfazaya kıyâm eylemesi igrâ vü tahrîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Leh cumhûruyla Karlofça Musâlahası'nda münʿakid olan şurûtun kemâ yenbağī icrâsında Devlet-i ʿaliyye tarafından ihtimâm ber-kemâl iken, Moskovlu mukaddemede beyân olunan vücûh-i menâfiʿ-i istihsâl içün her lahzada bir nakş-ı garîb ve her demde bir fiʿl-i ʿacîb izhârıyla Lehlüler'in baʿzı müteʿayyinlerini taraflarına imâle ve fekat Devlet-i ʿaliyye hakkında olarak tahaffuzî ve tedâfuʿî baʿzı şurût-i mukāvele ve hufyeten senedlerini münâvele eyledikleri mukaddemâ karʿ-ı sâmiʿa-i Devlet edüp, Moskov Kapı Kethudâsı Abreşkof'dan [Obreskov] bu keyfiyyet istihbâr olundukda ketme mecâli olmayup, sıdk-ı mâddeyi ikrâr etmişidi. Moskovlu'nun Lehlüler ile ittihâd ve muvâfakatından garazı tedrîc ile [M2 13] evvelen Leh memleketine istîlâ ve sâniyen Devlet-i ʿaliyye hudûduna mazarrat u fesâd ilkāsına dâ'ir bir maʿnâ olup, kizb ü durûğ ile memzûc kelâmlarına ve li-maslahatin temhîd etdikleri mukaddemât-ı lâgiyelerine iʿtibâr olunmamak hususu, pend ü nasîhat sûretinde taraflarına ifade olunmuşiken mütenebbih olmayup, dost ittihâz etdikleri kavim giderek miyânelerine ilkāy-ı fesâd ve akviyâsını taraflarına bend ve zuʿâfâsını diyâr-ı ecânibe ibʿâd edüp, Moskovlu'nun derûn-i Leh'e duhûlü hılâf-ı ʿuhûd olduğuna binâ'en askerini çekmek ve umûr-i Leh'e taʿarruz etmemek husûsu, her çend ifâde olunduysa dahi müfîd olmayup, zararları hudûd-i İslâmiyye'ye isâbet ve serhad nişîn olanları mübtelâ-yı endîşe ve zucret edüp, ʿâkıbet Moskovlu nakz-ı ʿahd ve tecavüz-i hudûd ve Hotin muhâsarasına bezl-i mechûd edüp, ahbâr-ı sikāta göre, muhâsarada bulunan küffarın sülüsânı Lehlü'den olup, Devlet-i ʿaliyye imtiyâzât-ı sabıkalarını ibkā ve himâyeleri zımnında hazâyin ifnâ etmiş iken, bu niʿmetin kadrini bilmeyup, kahr u istîsâllerini izmâr eden kavme iʿânet ve esbâb-ı şerr ü mazarrata delâlet eylediklerinden, üzerlerine dahi sefer etmek vacib ve tâ'ife-i mezkûreden istîmâna râgıb olmayanların seby ü istirkāklariyçün asâkir-i kesîre ile bir Serʿasker nasbı evliyây-ı umûr beyninde münâsib görülüp, derhâl otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de bu hatb-ı ehemm içün meclis-i meşveret inʿikād ve vüzerây-ı ʿizâm ve ocağlu ve ricâl-i devlet ihzârıyla bâlâda beyân olunan mevâdd taʿdâd olunduğundan gayri Leh tâyifesinden Moskovlu tarafına tebaʿiyyet edenlerin seby ü istirkāk ve büyût ü emâkin ve mevâziʿ u mesâkinleri tahrîb ü ihrâk olunmak meşrûʿiyyetini şâmil taraf-ı şerʿ-i enverden verilen dört kıtʿa fetvâ, Ordu Kadısı Efendi'ye li-ecli'l-kırâ'e meclisde iʿtâ ve ol dahi fetvâları vâhiden baʿde vâhidin kırâ'et ile beyân-ı hükm-i Mevlâ edüp, Serdâr-ı ekrem hazretleri meclisde bulunanlara hitâb ve: “Keyfiyyet cümlenin maʿlûmu olup, bu emre müteferriʿ-i hâtıra hutûr eden tedbîr ü tasarruf ne ise beyân olunsun” deyü isticvâb eyedikde: “Başımız hablü'l-metîn-i şerʿ-i şerîfe merbût olup, bu bâbda sarf-ı makdûr cümleye min\nehemmi'l-umûr olduğunu” beyân ve nasb-ı Serʿasker ve Leh memleketine duhûl [M2 14] ile izhâr-ı kerr u ferr maslahatında yek-zebân ü cenân oldular.\n\nBundan sonra Potoski ve Leh boyârlarından birkaç nefer kimseler ve Ordu-yi hümâyûn'da bulunan düvel tercemanları getürdilüp, Leh cânibine Serʿasker nasb olunduğu beyânıyla Potoski'nin mukaddemâ taʿahhüdü üzere Moskovlu ve metbûʿlarının tarîk-i istîsâllerini irâ'et ve Leh derûnuna idhâl olunacak asâkirin zahîrelerini tedârüke mübâşeret eylemek ve Moskovlu'nun muhâliflerini cemʿ ile kendü dahi bir tarafdan cenge ikdâm ü gayret eylemek mâddeleri îrâd olundukda, ol vechile ʿamel edeceğini ve altmış bin kadar asker-i İslâm'a zahîre yetişdireceğini teʿahhüd edüp, hitâm-ı meclis hilâlinde mesfûr bir kıtʿa takrîr ʿarz etmekle, ʿumûm-i nâs mahzarında kırâʾeti münâsib görülmeyüp, vakt-i âhara taʿvîk ve cevabı mütâlaʿaya taʿlîk olundu.\n\nHotin ve Boğdan Serʿaskeri olan Vezîr Mehmed Paşa hudûda karîb Tabûr nâm mahalde darb-ı hıyâm edüp, kable'l-meclis sebükbârca Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr ve mekāsıd-ı devlet yegân yegân tarafına ihbâr olunup, Serʿaskerlik kürkü ile tebcîl ve maʿiyyetine tertîb olunan asâkir ve mühimmât ve levâzım-ı Serʿaskerî ve edevât cümlesi tekmîl ve saferu'l-hayrın on sekizinci cumʿa günü savb-ı Maksûd'a tesbîl olunup, bâlâda beyân olunan ahvâl ve Lehlü'nün gadre sülükleri haklarında îcâb-ı ceng ü cidâl eylediğini mübeyyin düvel-i Nasârâ'ya beyân-nâmeler neşr ü irsâl olundu.",
          "caption": "Zikr-i istişâre-i erkân-ı Devlet ve karâr-yâften-i irsâl-i Serʿasker be-cânib-i Leh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_664.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istişâre-i erkân-ı Devlet ve karâr-yâften-i irsâl-i Serʿasker be-cânib-i Leh",
          "text": "Leh cumhûruyla Karlofça Musâlahası'nda münʿakid olan şurûtun kemâ yenbağī icrâsında Devlet-i ʿaliyye tarafından ihtimâm ber-kemâl iken, Moskovlu mukaddemede beyân olunan vücûh-i menâfiʿ-i istihsâl içün her lahzada bir nakş-ı garîb ve her demde bir fiʿl-i ʿacîb izhârıyla Lehlüler'in baʿzı müteʿayyinlerini taraflarına imâle ve fekat Devlet-i ʿaliyye hakkında olarak tahaffuzî ve tedâfuʿî baʿzı şurût-i mukāvele ve hufyeten senedlerini münâvele eyledikleri mukaddemâ karʿ-ı sâmiʿa-i Devlet edüp, Moskov Kapı Kethudâsı Abreşkof'dan [Obreskov] bu keyfiyyet istihbâr olundukda ketme mecâli olmayup, sıdk-ı mâddeyi ikrâr etmişidi. Moskovlu'nun Lehlüler ile ittihâd ve muvâfakatından garazı tedrîc ile [M2 13] evvelen Leh memleketine istîlâ ve sâniyen Devlet-i ʿaliyye hudûduna mazarrat u fesâd ilkāsına dâ'ir bir maʿnâ olup, kizb ü durûğ ile memzûc kelâmlarına ve li-maslahatin temhîd etdikleri mukaddemât-ı lâgiyelerine iʿtibâr olunmamak hususu, pend ü nasîhat sûretinde taraflarına ifade olunmuşiken mütenebbih olmayup, dost ittihâz etdikleri kavim giderek miyânelerine ilkāy-ı fesâd ve akviyâsını taraflarına bend ve zuʿâfâsını diyâr-ı ecânibe ibʿâd edüp, Moskovlu'nun derûn-i Leh'e duhûlü hılâf-ı ʿuhûd olduğuna binâ'en askerini çekmek ve umûr-i Leh'e taʿarruz etmemek husûsu, her çend ifâde olunduysa dahi müfîd olmayup, zararları hudûd-i İslâmiyye'ye isâbet ve serhad nişîn olanları mübtelâ-yı endîşe ve zucret edüp, ʿâkıbet Moskovlu nakz-ı ʿahd ve tecavüz-i hudûd ve Hotin muhâsarasına bezl-i mechûd edüp, ahbâr-ı sikāta göre, muhâsarada bulunan küffarın sülüsânı Lehlü'den olup, Devlet-i ʿaliyye imtiyâzât-ı sabıkalarını ibkā ve himâyeleri zımnında hazâyin ifnâ etmiş iken, bu niʿmetin kadrini bilmeyup, kahr u istîsâllerini izmâr eden kavme iʿânet ve esbâb-ı şerr ü mazarrata delâlet eylediklerinden, üzerlerine dahi sefer etmek vacib ve tâ'ife-i mezkûreden istîmâna râgıb olmayanların seby ü istirkāklariyçün asâkir-i kesîre ile bir Serʿasker nasbı evliyây-ı umûr beyninde münâsib görülüp, derhâl otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de bu hatb-ı ehemm içün meclis-i meşveret inʿikād ve vüzerây-ı ʿizâm ve ocağlu ve ricâl-i devlet ihzârıyla bâlâda beyân olunan mevâdd taʿdâd olunduğundan gayri Leh tâyifesinden Moskovlu tarafına tebaʿiyyet edenlerin seby ü istirkāk ve büyût ü emâkin ve mevâziʿ u mesâkinleri tahrîb ü ihrâk olunmak meşrûʿiyyetini şâmil taraf-ı şerʿ-i enverden verilen dört kıtʿa fetvâ, Ordu Kadısı Efendi'ye li-ecli'l-kırâ'e meclisde iʿtâ ve ol dahi fetvâları vâhiden baʿde vâhidin kırâ'et ile beyân-ı hükm-i Mevlâ edüp, Serdâr-ı ekrem hazretleri meclisde bulunanlara hitâb ve: “Keyfiyyet cümlenin maʿlûmu olup, bu emre müteferriʿ-i hâtıra hutûr eden tedbîr ü tasarruf ne ise beyân olunsun” deyü isticvâb eyedikde: “Başımız hablü'l-metîn-i şerʿ-i şerîfe merbût olup, bu bâbda sarf-ı makdûr cümleye min\nehemmi'l-umûr olduğunu” beyân ve nasb-ı Serʿasker ve Leh memleketine duhûl [M2 14] ile izhâr-ı kerr u ferr maslahatında yek-zebân ü cenân oldular.\n\nBundan sonra Potoski ve Leh boyârlarından birkaç nefer kimseler ve Ordu-yi hümâyûn'da bulunan düvel tercemanları getürdilüp, Leh cânibine Serʿasker nasb olunduğu beyânıyla Potoski'nin mukaddemâ taʿahhüdü üzere Moskovlu ve metbûʿlarının tarîk-i istîsâllerini irâ'et ve Leh derûnuna idhâl olunacak asâkirin zahîrelerini tedârüke mübâşeret eylemek ve Moskovlu'nun muhâliflerini cemʿ ile kendü dahi bir tarafdan cenge ikdâm ü gayret eylemek mâddeleri îrâd olundukda, ol vechile ʿamel edeceğini ve altmış bin kadar asker-i İslâm'a zahîre yetişdireceğini teʿahhüd edüp, hitâm-ı meclis hilâlinde mesfûr bir kıtʿa takrîr ʿarz etmekle, ʿumûm-i nâs mahzarında kırâʾeti münâsib görülmeyüp, vakt-i âhara taʿvîk ve cevabı mütâlaʿaya taʿlîk olundu.\n\nHotin ve Boğdan Serʿaskeri olan Vezîr Mehmed Paşa hudûda karîb Tabûr nâm mahalde darb-ı hıyâm edüp, kable'l-meclis sebükbârca Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr ve mekāsıd-ı devlet yegân yegân tarafına ihbâr olunup, Serʿaskerlik kürkü ile tebcîl ve maʿiyyetine tertîb olunan asâkir ve mühimmât ve levâzım-ı Serʿaskerî ve edevât cümlesi tekmîl ve saferu'l-hayrın on sekizinci cumʿa günü savb-ı Maksûd'a tesbîl olunup, bâlâda beyân olunan ahvâl ve Lehlü'nün gadre sülükleri haklarında îcâb-ı ceng ü cidâl eylediğini mübeyyin düvel-i Nasârâ'ya beyân-nâmeler neşr ü irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım Girây Hân-zâde Kaplan Girây Sultân, zehâyir-i mîrî anbarları hirâsetine Kırım Hân'ı Kaplan Girây Hân tarafından meʾmûr ve muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere emr-i muhâfazada saʿyi meşkûr olup, bu mukābelede ferve-i kākum ilbâsıyla mesrûr oldu. İç-il Sancağı ilhâkıyla Bender Muhâfızı Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Sarı-zâde Mehmed Paşa fî'l-asl Sivas Alay-beyisi olup, tuğyân-ı levendât zemânında Sivas Mütesellimi bulunmağla, ser-âmed-i evbâş olan Kadı-oğlu maʿrekesinde izhâr-ı şecâʿat ve merdânegî etdiğinden, Mîr-i mîrânlık ile Çorum Sancağı, ʿunvân-ı ser-nâme-i ikbâli olmuşidi. Trabzon ve Van ve Kars eyâletlerinde dâyir ve Gürcü Mehmed Paşa vakʿasından sonra Kars nizâmına taʿyîn kılınup, zorbaları tedmîr ve serhadd-i Pâdişâhî'yi tathîr eylediğine mukābele [M2 15] ve maskat-ı re'si olan Sivas Eyâleti'yle hakkında muʿâmele bi'l-mücâmele kılınmışdı. Sefer-i hümâyûn takrîbi ile Sivas Güllü Ahmed Paşa-zâde Vezîr el-Hâc ʿAlî Paşa'ya tevcîh ve mûmâ ileyh ʿan-asıl sefer görmüş ve âzmâyiş-i umûr etmiş kimselerden olduğuna binâ'en, İç-il Sancağı'yla kadri tenvîh olunup, baʿdehû Bender Muhâfazası'na ʿinân-ı meʾmûriyyeti tahvîl ve bir müddet umûr-i muhâfazaya kıyâm ve takviye-i etrâf u enhâya ihtimâm üzere iken, enfâs-ı hayâtını tekmîl eyledi. Paşa-yı mûmâ ileyh cesûr ve behâdır ve iʿmâl-i askere kādir ve umûr-i siyâsiyyede mâhir, latîfe-gûy, maʿârif-âşinâ ve tehdîdini îkāʿa kādir bir merd-i tüvânâ idi.\nSugūr-ı İslâmiyye'de mutarassıd-ı ruhsat-ı ceng ü peykâr olan vülât, ve serân-ı askere a'dânın bulundukları mahallerde kahr u tedmîrleri husûsu mukaddemâ ahkâm-ı Sultânî ile tenbîh ü işʿâr olunduğuna binâ'en, bu hılâlde Nureddîn Sultân, Aksu'yu bir mikdâr Tatar ile güzâr edüp, bin kadar Kazak'a tesadüf edüp, tarafeyn birbirine ʿale'l-gafle hücûm u hamle etmekle, Kazaklar firâr ve bir mahalde tehassun etdikleri aşikâr oldukda, etrâfları istîʿâb ve ekserîsi küşte-i şemşîr-i âteş-tâb kılınup, ecel-i nâresîdeleriyle bir nefer fuçyal, üftâde-i kemend-i ibtâl olup, Ordu-yi hümâyûn'a gönderildiği Hân tarafından tahrîr ve zikr olunan üserâ telhîs ile Âsitâne tarafına tesyîr olundu. Muhzır Ağa Yazıcısı ʿAbdusselâm Efendi, ahz-ı takrîr-i üserâ ve iblâğ-ı havâdis-i küberâ zımnında, Serdâr-ı ekrem'e olan intisâbını ocağlusu hazm edemeyüp, kurb-i Bâb-ı ʿâlî'den dûr ve şeref-i musâhabet-i Sadru's-sudûr'dan mehcûr olmak dâʿiyesiyle, sûret-i ikrâmda Baş-yazıcı nasb olunup, birkaç gün mürûrunda bir Ağalık ile tagrîb ve yerine Zindan Kâtibi ʿÖmer Efendi tatrîb olundu. Diyârbekir muzâfâtından Palu Bey'i İsmâʿîl Bey yarar asker ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, alayını ruʾyet ve bu mukābelede müstehakk-ı tahsîn ve pâ-der-rikâb-ı ʿazîmet olan Leh cânibi Serʿaskeri maʿiyyetine taʿyîn olundu.\n\nOrdu-yi hümâyûn Kadısı olup, lisân-ı ʿavâmda Altunuçok dimekle şehîr olan ʿAbdullah Efendi ehl-i ʿilm ü fazîlet ve sahib-i hûş u dirâyet olup, seferber olan emsâline riʿâyet olunduğu gibi, Efendi-yi mûmâ ileyh dahi melhûz-i nigâh-ı [M2 16] ʿâtıfet olmak, muktezây-ı şîme-i Devlet-i ebed-müddet olmağla, saferu'l-hayrın evâhirinde lutf-i hazret-i Cihân-bânî olan Anadolu Pâyesi fermânı Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den yedine iʿtâ ile mahsûd-i erbâb-ı mesânid oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_665.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Kırım Girây Hân-zâde Kaplan Girây Sultân, zehâyir-i mîrî anbarları hirâsetine Kırım Hân'ı Kaplan Girây Hân tarafından meʾmûr ve muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere emr-i muhâfazada saʿyi meşkûr olup, bu mukābelede ferve-i kākum ilbâsıyla mesrûr oldu. İç-il Sancağı ilhâkıyla Bender Muhâfızı Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Sarı-zâde Mehmed Paşa fî'l-asl Sivas Alay-beyisi olup, tuğyân-ı levendât zemânında Sivas Mütesellimi bulunmağla, ser-âmed-i evbâş olan Kadı-oğlu maʿrekesinde izhâr-ı şecâʿat ve merdânegî etdiğinden, Mîr-i mîrânlık ile Çorum Sancağı, ʿunvân-ı ser-nâme-i ikbâli olmuşidi. Trabzon ve Van ve Kars eyâletlerinde dâyir ve Gürcü Mehmed Paşa vakʿasından sonra Kars nizâmına taʿyîn kılınup, zorbaları tedmîr ve serhadd-i Pâdişâhî'yi tathîr eylediğine mukābele [M2 15] ve maskat-ı re'si olan Sivas Eyâleti'yle hakkında muʿâmele bi'l-mücâmele kılınmışdı. Sefer-i hümâyûn takrîbi ile Sivas Güllü Ahmed Paşa-zâde Vezîr el-Hâc ʿAlî Paşa'ya tevcîh ve mûmâ ileyh ʿan-asıl sefer görmüş ve âzmâyiş-i umûr etmiş kimselerden olduğuna binâ'en, İç-il Sancağı'yla kadri tenvîh olunup, baʿdehû Bender Muhâfazası'na ʿinân-ı meʾmûriyyeti tahvîl ve bir müddet umûr-i muhâfazaya kıyâm ve takviye-i etrâf u enhâya ihtimâm üzere iken, enfâs-ı hayâtını tekmîl eyledi. Paşa-yı mûmâ ileyh cesûr ve behâdır ve iʿmâl-i askere kādir ve umûr-i siyâsiyyede mâhir, latîfe-gûy, maʿârif-âşinâ ve tehdîdini îkāʿa kādir bir merd-i tüvânâ idi.\nSugūr-ı İslâmiyye'de mutarassıd-ı ruhsat-ı ceng ü peykâr olan vülât, ve serân-ı askere a'dânın bulundukları mahallerde kahr u tedmîrleri husûsu mukaddemâ ahkâm-ı Sultânî ile tenbîh ü işʿâr olunduğuna binâ'en, bu hılâlde Nureddîn Sultân, Aksu'yu bir mikdâr Tatar ile güzâr edüp, bin kadar Kazak'a tesadüf edüp, tarafeyn birbirine ʿale'l-gafle hücûm u hamle etmekle, Kazaklar firâr ve bir mahalde tehassun etdikleri aşikâr oldukda, etrâfları istîʿâb ve ekserîsi küşte-i şemşîr-i âteş-tâb kılınup, ecel-i nâresîdeleriyle bir nefer fuçyal, üftâde-i kemend-i ibtâl olup, Ordu-yi hümâyûn'a gönderildiği Hân tarafından tahrîr ve zikr olunan üserâ telhîs ile Âsitâne tarafına tesyîr olundu. Muhzır Ağa Yazıcısı ʿAbdusselâm Efendi, ahz-ı takrîr-i üserâ ve iblâğ-ı havâdis-i küberâ zımnında, Serdâr-ı ekrem'e olan intisâbını ocağlusu hazm edemeyüp, kurb-i Bâb-ı ʿâlî'den dûr ve şeref-i musâhabet-i Sadru's-sudûr'dan mehcûr olmak dâʿiyesiyle, sûret-i ikrâmda Baş-yazıcı nasb olunup, birkaç gün mürûrunda bir Ağalık ile tagrîb ve yerine Zindan Kâtibi ʿÖmer Efendi tatrîb olundu. Diyârbekir muzâfâtından Palu Bey'i İsmâʿîl Bey yarar asker ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, alayını ruʾyet ve bu mukābelede müstehakk-ı tahsîn ve pâ-der-rikâb-ı ʿazîmet olan Leh cânibi Serʿaskeri maʿiyyetine taʿyîn olundu.\n\nOrdu-yi hümâyûn Kadısı olup, lisân-ı ʿavâmda Altunuçok dimekle şehîr olan ʿAbdullah Efendi ehl-i ʿilm ü fazîlet ve sahib-i hûş u dirâyet olup, seferber olan emsâline riʿâyet olunduğu gibi, Efendi-yi mûmâ ileyh dahi melhûz-i nigâh-ı [M2 16] ʿâtıfet olmak, muktezây-ı şîme-i Devlet-i ebed-müddet olmağla, saferu'l-hayrın evâhirinde lutf-i hazret-i Cihân-bânî olan Anadolu Pâyesi fermânı Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den yedine iʿtâ ile mahsûd-i erbâb-ı mesânid oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsakçı menzilinde münʿakid olan meşveret-i ʿumûmiyyede Serdâr-ı ekrem hazretlerinin ne cânibe teveccüh edeceği katʿ olunmayup, Tuna'yı murûrdan sonra maslahat-ı vakte nazaran hareket olunması karar-gîr-i erbâb-ı reʾy ü tedbîr olmuşidi. Ber-minvâl-i muharrer Tuna'yı geçüp, tayy-ı menâzil ile Hân-tepesi nâm sahrâ, muhayyem-i asker-i zafer-eser olup, Hotin tarafına gereği gibi takviye ve istihkâm ve ʿale'l-husûs asker-i kesîr ile Leh cânibi Serʿaskeri'nin nasbı maslahatına hıtâm verilüp, Ordu-yi hümâyûn'un Bender tarafına teveccühü istisvâb ve saferin yirmi dördüncü günü Bender'e karîb Yassı-tepe dimekle şöhret-yâb olan fezây-ı vâsiʿ, ârâm-gâh-ı cünd ü sipâh oldu.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_666.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "İsakçı menzilinde münʿakid olan meşveret-i ʿumûmiyyede Serdâr-ı ekrem hazretlerinin ne cânibe teveccüh edeceği katʿ olunmayup, Tuna'yı murûrdan sonra maslahat-ı vakte nazaran hareket olunması karar-gîr-i erbâb-ı reʾy ü tedbîr olmuşidi. Ber-minvâl-i muharrer Tuna'yı geçüp, tayy-ı menâzil ile Hân-tepesi nâm sahrâ, muhayyem-i asker-i zafer-eser olup, Hotin tarafına gereği gibi takviye ve istihkâm ve ʿale'l-husûs asker-i kesîr ile Leh cânibi Serʿaskeri'nin nasbı maslahatına hıtâm verilüp, Ordu-yi hümâyûn'un Bender tarafına teveccühü istisvâb ve saferin yirmi dördüncü günü Bender'e karîb Yassı-tepe dimekle şöhret-yâb olan fezây-ı vâsiʿ, ârâm-gâh-ı cünd ü sipâh oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cizye Muhasebesi'yle Bender Defterdârı olan Cânibî Dâmâdı Ahmed Efendi'ye hîn-i me'mûriyyetinde o havâlîden zehâyir iştirâ ve anbârlara imlâ ve Bender Serʿaskeri ordusuna rûz-i merre taʿyînat iʿtâsıyla fazlasını der-anbâr ve Sancağ-ı Şerîf ordusiyçün\niddihâr etmek ve bu maslahat içün cânib-i mîrîden vâfir meblağ teslîm ve masrûfâtının kāʿide-i mîrî üzere mahsubiyyeti dahi tarafına tefhîm olunmuşidi. Bender'e vusûlünde hükm-i Hânî ile Bucak Tatarı Bender'e zahîre getürüp, farz olunan behâsıyla beyʿa ʿarz eylediklerinde, her ne kadar kıyem-i zehâyir tenezzülde görüldüyse dahi, giderek tenezzül ziyâde olacağını mülâhaza ile katʿ-ı rağbet ve Tatarlar dahi intifây-ı nefâk ü revâc ile zahîreye ʿadem-i ihtiyâç mülâhazasını edüp, hamûlelerini nakl ve âhar mahallere beyʿ etdiklerinden, Bender'de kaht ü galâ zuhûruyla, Serʿasker ordusunun idâresi müşkil ve bu sûretde iddihâr mâddesi dahi nâ-kābil olup, zarûrî mukaddemâ der-anbâr olunan zehâyiri sarf ü ifnâ ve baʿzan bedel iʿtâsıyla ashâb-ı taʿyînâtı irzâ üzere iken Ordu-yi hümâyûn ile hisabdan bîrûn süvârî ve piyâde Bender Sahrâsı'nı hem-reng-i bukalemûn edüp, mukaddemce furûnlar ihzâr ve zehâyir iddihâr olunmadığından, hemân o gün tâyife-i askerîyi zarûret-i istîʿâb ve nân ü şâʿir [M2 17] sevdâsı cümlesini endâhte-i hılâb-ı ıztırâb edüp, Bender muhtekirleri bir ʿalîkı evvelki gün bir guruşa ve ikinci gün üç guruşa dek furûht edüp, anların dahi sevdây-ı tamaʿ ile zahîreleri tekmîl ve zarûret-i ekli defʿ etmeyecek nakde tebdîl olunduğu ve Hân-tepesi'nden Bender'e gelince, esnây-ı râhda zehâyirden zarûret çekilerek, Bender'de refâhiyyet-i tesliyyeti havâtır-ı askerde cevelân eder iken, Bender'e vusûl günü fıkdân-ı zehâyir âz kaldı ki, sebeb-i guluvv-i asâkir ola. Binâʾen ʿalâ zâlik Bender Defterdârı ʿazl ve hılâf-ı ʿâde Muhzır Ağa mahbesine nakl ve bir iki günden sonra hisâbı ru’yet olunmak içün Baş-bâkīkulu Ağa çadırına habs ile endâhte-i hâviye-i mezellet ü ezell olup, Baş-muhasebeci Şehdî ʿOsmân Efendi Bender ordusuna Defterdâr nasb u taʿyîn ve mehmâ-emken suʿûbet-i umûru tehvîn olundu. Kıllet-i zâd behânesiyle iki günden sonra dirlikde ʿalâkası olmayup, nehb ü gāret kasdıyla Ordu-yi hümâyûn'a tebeʿiyyet edenlerden beş on bin âdem İsmâʿîl Geçidi'ne ve sâyir mahallere müteferrik ve âharlara sirâyet emri mütehakkak olduğundan meʿâbir ve mesâlike evâmir-i ʿaliyye tesyâr ve o makūlelerin râh gürîzleri sedd olunmak tenbîhâtı vülâta ü hükkâma işʿâr olundu. Bundan sonra yirmi yedi gün Bender'de ikāmet olunup, Kili ve Akkermân ve sâyir emâkinden ʿaraba ve hayvânât ile zahîre nakl olunup, yevmiyye yüz yirmi beş kîle şaʿîr ve altı bin dokuz yüz çuval dakīk ve dört bin kantâr beksemâd verilüp, gâh ʿaynen gâh nısfı bedelen iʿtâ olunmağla, Bender'de ve Tuna havâlîsinde olan zehâyire bi'l-külliyye nefâd gelüp, zahîresizlikden sâl-i kābilde o mahallere aʿdây-ı dîn ber-vech-i sühûlet müstevlî olduğu mahalleri geldikce îzâh ü tebyîn olunur. Bi'l-fi'l Defterdar olan İbrâhîm Efendi bu hâl-i ʿibret-iştimâli müşâhede ile sarf-ı makdûr ve Bender'de furûnlar binâsında ve askere zahîre yetişdirmek emrinde saʿy-i nâ-mahsûr eylediği, reʿye'l-ʿayn manzûr olduysa dahi sû-i tedbîr kabîlinden olan serhadleri zehâyirden ifrâğ ve vaktinde serhad-nişînleri elem-i cûʿdan hâlet-i mahmasaya iblâğ eyledi.",
          "caption": "Ahz u habs-i Defterdâr-ı Bender",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_667.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahz u habs-i Defterdâr-ı Bender",
          "text": "Cizye Muhasebesi'yle Bender Defterdârı olan Cânibî Dâmâdı Ahmed Efendi'ye hîn-i me'mûriyyetinde o havâlîden zehâyir iştirâ ve anbârlara imlâ ve Bender Serʿaskeri ordusuna rûz-i merre taʿyînat iʿtâsıyla fazlasını der-anbâr ve Sancağ-ı Şerîf ordusiyçün\niddihâr etmek ve bu maslahat içün cânib-i mîrîden vâfir meblağ teslîm ve masrûfâtının kāʿide-i mîrî üzere mahsubiyyeti dahi tarafına tefhîm olunmuşidi. Bender'e vusûlünde hükm-i Hânî ile Bucak Tatarı Bender'e zahîre getürüp, farz olunan behâsıyla beyʿa ʿarz eylediklerinde, her ne kadar kıyem-i zehâyir tenezzülde görüldüyse dahi, giderek tenezzül ziyâde olacağını mülâhaza ile katʿ-ı rağbet ve Tatarlar dahi intifây-ı nefâk ü revâc ile zahîreye ʿadem-i ihtiyâç mülâhazasını edüp, hamûlelerini nakl ve âhar mahallere beyʿ etdiklerinden, Bender'de kaht ü galâ zuhûruyla, Serʿasker ordusunun idâresi müşkil ve bu sûretde iddihâr mâddesi dahi nâ-kābil olup, zarûrî mukaddemâ der-anbâr olunan zehâyiri sarf ü ifnâ ve baʿzan bedel iʿtâsıyla ashâb-ı taʿyînâtı irzâ üzere iken Ordu-yi hümâyûn ile hisabdan bîrûn süvârî ve piyâde Bender Sahrâsı'nı hem-reng-i bukalemûn edüp, mukaddemce furûnlar ihzâr ve zehâyir iddihâr olunmadığından, hemân o gün tâyife-i askerîyi zarûret-i istîʿâb ve nân ü şâʿir [M2 17] sevdâsı cümlesini endâhte-i hılâb-ı ıztırâb edüp, Bender muhtekirleri bir ʿalîkı evvelki gün bir guruşa ve ikinci gün üç guruşa dek furûht edüp, anların dahi sevdây-ı tamaʿ ile zahîreleri tekmîl ve zarûret-i ekli defʿ etmeyecek nakde tebdîl olunduğu ve Hân-tepesi'nden Bender'e gelince, esnây-ı râhda zehâyirden zarûret çekilerek, Bender'de refâhiyyet-i tesliyyeti havâtır-ı askerde cevelân eder iken, Bender'e vusûl günü fıkdân-ı zehâyir âz kaldı ki, sebeb-i guluvv-i asâkir ola. Binâʾen ʿalâ zâlik Bender Defterdârı ʿazl ve hılâf-ı ʿâde Muhzır Ağa mahbesine nakl ve bir iki günden sonra hisâbı ru’yet olunmak içün Baş-bâkīkulu Ağa çadırına habs ile endâhte-i hâviye-i mezellet ü ezell olup, Baş-muhasebeci Şehdî ʿOsmân Efendi Bender ordusuna Defterdâr nasb u taʿyîn ve mehmâ-emken suʿûbet-i umûru tehvîn olundu. Kıllet-i zâd behânesiyle iki günden sonra dirlikde ʿalâkası olmayup, nehb ü gāret kasdıyla Ordu-yi hümâyûn'a tebeʿiyyet edenlerden beş on bin âdem İsmâʿîl Geçidi'ne ve sâyir mahallere müteferrik ve âharlara sirâyet emri mütehakkak olduğundan meʿâbir ve mesâlike evâmir-i ʿaliyye tesyâr ve o makūlelerin râh gürîzleri sedd olunmak tenbîhâtı vülâta ü hükkâma işʿâr olundu. Bundan sonra yirmi yedi gün Bender'de ikāmet olunup, Kili ve Akkermân ve sâyir emâkinden ʿaraba ve hayvânât ile zahîre nakl olunup, yevmiyye yüz yirmi beş kîle şaʿîr ve altı bin dokuz yüz çuval dakīk ve dört bin kantâr beksemâd verilüp, gâh ʿaynen gâh nısfı bedelen iʿtâ olunmağla, Bender'de ve Tuna havâlîsinde olan zehâyire bi'l-külliyye nefâd gelüp, zahîresizlikden sâl-i kābilde o mahallere aʿdây-ı dîn ber-vech-i sühûlet müstevlî olduğu mahalleri geldikce îzâh ü tebyîn olunur. Bi'l-fi'l Defterdar olan İbrâhîm Efendi bu hâl-i ʿibret-iştimâli müşâhede ile sarf-ı makdûr ve Bender'de furûnlar binâsında ve askere zahîre yetişdirmek emrinde saʿy-i nâ-mahsûr eylediği, reʿye'l-ʿayn manzûr olduysa dahi sû-i tedbîr kabîlinden olan serhadleri zehâyirden ifrâğ ve vaktinde serhad-nişînleri elem-i cûʿdan hâlet-i mahmasaya iblâğ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım Hânı'nın ahvâl-i aʿdâya oldukça vukūfu olup, düşmen kankı tarafdan zuhûr eyleceği tahkīk olunmak hâtırası, kalb-i Serdâr-ı ekremî'ye lâyih ve ârâm-gâhı olan Kavşan Karyesi'nden [M2 18] Ordu-yi hümâyûn'a gelmesi bâbında daʿveti mutazammın tarafına âdem râyih olmuşidi. Hân-ı müşârun ileyh yerinden hareket ve Ordu-yi hümâyûn'a bir sâʿat mahalde tertîb olunan yemeklik resmi icrâsından sonra alay ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, Serdâr-ı ekrem hazretleri birkaç hatve istikbâl ile lâzime-i mihmân-nüvâzîye riʿâyet eyleyüp, sefere dâ'yir baʿzı umûr müzâkeresinden sonra taraf-ı Hânî'lerine iʿdâd olunan hıyâma atf-ı ʿinân eylediler. Yeniçeri Ağası'nın hall ü ʿakde iktidârı olmayup, kıllet-i taʿyînât sebebi ile zâbitleri kelâm-ı maʿkūl ile ilzâm, farîza-i zimmeti iken, rûy-i dürüştî ve huşûnetle herkese cevâb-dâde ve askeri ʿadem-i zabt ile birer tarafa üftâde eylediği gayzı, hâtır-ı erkân-ı Saltanat'da muzmerr ve Kırım Hânı dahi Serdâr-ı ekrem ile hîn-i mülākātda bu kazıyyeyi mü’ekked ü mukarrar edüp, fi'l-hâl Ağalık'dan ʿazl ü tekdîr ve Dimetoka'ya nakl ü tesyîr ve Bender Ordusu Ağası olan Kul Kethudâsı sâbık Süleymân Ağa Yeniçeri Ağalığı ile mazhar-ı lutf-i vefîr kılındı.",
          "caption": "Havâdis-i müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_668.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i müteferrika",
          "text": "Kırım Hânı'nın ahvâl-i aʿdâya oldukça vukūfu olup, düşmen kankı tarafdan zuhûr eyleceği tahkīk olunmak hâtırası, kalb-i Serdâr-ı ekremî'ye lâyih ve ârâm-gâhı olan Kavşan Karyesi'nden [M2 18] Ordu-yi hümâyûn'a gelmesi bâbında daʿveti mutazammın tarafına âdem râyih olmuşidi. Hân-ı müşârun ileyh yerinden hareket ve Ordu-yi hümâyûn'a bir sâʿat mahalde tertîb olunan yemeklik resmi icrâsından sonra alay ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, Serdâr-ı ekrem hazretleri birkaç hatve istikbâl ile lâzime-i mihmân-nüvâzîye riʿâyet eyleyüp, sefere dâ'yir baʿzı umûr müzâkeresinden sonra taraf-ı Hânî'lerine iʿdâd olunan hıyâma atf-ı ʿinân eylediler. Yeniçeri Ağası'nın hall ü ʿakde iktidârı olmayup, kıllet-i taʿyînât sebebi ile zâbitleri kelâm-ı maʿkūl ile ilzâm, farîza-i zimmeti iken, rûy-i dürüştî ve huşûnetle herkese cevâb-dâde ve askeri ʿadem-i zabt ile birer tarafa üftâde eylediği gayzı, hâtır-ı erkân-ı Saltanat'da muzmerr ve Kırım Hânı dahi Serdâr-ı ekrem ile hîn-i mülākātda bu kazıyyeyi mü’ekked ü mukarrar edüp, fi'l-hâl Ağalık'dan ʿazl ü tekdîr ve Dimetoka'ya nakl ü tesyîr ve Bender Ordusu Ağası olan Kul Kethudâsı sâbık Süleymân Ağa Yeniçeri Ağalığı ile mazhar-ı lutf-i vefîr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i rebîʿulevvel evâsıtında Hân-ı ʿâlîşân ve vüzerây-ı ʿizâm ve sâyir erkân-ı devlet, otâk-ı Süreyyâ-nitâkda ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet ve tarh-ı kurʿa-i meşveret eyleyüp, aʿdây-ı bed-sigālin Ak-su tarafından Memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'ye hücûmu karâyin-i hâliye ile istidlâl ve Boğdan boyarlarının baʿzısı Moskovlu ile müttahid ve baʿzısı firâra müstaʿid olmağla, Yaş Kasabası'nı muhâfazaya kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr-i nâmdârın taʿyîn olunması münâsib-i hâl ʿadd olunup, bu sûretde Moskovlu'nun Ak-su boynunda müceddeden inşâ eylediği İlsâvât ve Orhangrad ve Mîrhorâd kalʿalarının feth u teshîri ve kasd-1 mukābele ile ser-nümâ olan Moskovlu'nun kahr u tedmîri zımnında: “Müretteb ordu ile bir Serʿasker nasb u tesyîri münâsib midir?\" deyü Serdâr-ı ekrem cümleye hitâb ile cûyende-i cevâb-i bâ-savâb oldukda, Moskovlu'nun zikr olunan kılaʿda askeri mevcûd iken, âhar mahalle taʿyîn-i cünûd sû-i tedbîrden maʿdûd olup, hemân kılâʿ-ı mezkûrenin istihlâsı içün kifâyet mikdârı asker ve mühimmât ile bir Vezîr-i sütûde-tedbîrin Serʿasker nasbı ve Boğdan memleketi ile Yaş Kasabası'nı muhâfazaya âhar bir Vezîr'in taʿyîni enseb ve mecârî-yi ahvâle nazaran müstasvab olup, bu maslahat hitâmında verây-ı estâr-ı Takdîr'den ne sûret rû-nümây-ı zuhûr olursa, [M2 19] iktizâsına göre hareket olunur” deyü meclisde olan erbâb-ı elbâb, sedd-i ebvâb-ı sû’al ü cevâb eylediler. Binâ'en ʿalâ zâlik Bender Serʿaskeri olan Moldovâncı Vezîr ʿAli Paşa Serʿasker'likden ʿazl olunup, Yaş Muhâfazası'na taʿyîn ve Ak-su boynunda vâkiʿ kılâʿ-ı mezkûrenin teshîriyçün tertîb olununan askere Vezîr Gürcü Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa Serʿasker nasb olunup, dûş-i istîhâli semmûr-i fâyizi's-surûr ile tezyîn olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_669.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i meşveret",
          "text": "İşbu şehr-i rebîʿulevvel evâsıtında Hân-ı ʿâlîşân ve vüzerây-ı ʿizâm ve sâyir erkân-ı devlet, otâk-ı Süreyyâ-nitâkda ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet ve tarh-ı kurʿa-i meşveret eyleyüp, aʿdây-ı bed-sigālin Ak-su tarafından Memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'ye hücûmu karâyin-i hâliye ile istidlâl ve Boğdan boyarlarının baʿzısı Moskovlu ile müttahid ve baʿzısı firâra müstaʿid olmağla, Yaş Kasabası'nı muhâfazaya kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr-i nâmdârın taʿyîn olunması münâsib-i hâl ʿadd olunup, bu sûretde Moskovlu'nun Ak-su boynunda müceddeden inşâ eylediği İlsâvât ve Orhangrad ve Mîrhorâd kalʿalarının feth u teshîri ve kasd-1 mukābele ile ser-nümâ olan Moskovlu'nun kahr u tedmîri zımnında: “Müretteb ordu ile bir Serʿasker nasb u tesyîri münâsib midir?\" deyü Serdâr-ı ekrem cümleye hitâb ile cûyende-i cevâb-i bâ-savâb oldukda, Moskovlu'nun zikr olunan kılaʿda askeri mevcûd iken, âhar mahalle taʿyîn-i cünûd sû-i tedbîrden maʿdûd olup, hemân kılâʿ-ı mezkûrenin istihlâsı içün kifâyet mikdârı asker ve mühimmât ile bir Vezîr-i sütûde-tedbîrin Serʿasker nasbı ve Boğdan memleketi ile Yaş Kasabası'nı muhâfazaya âhar bir Vezîr'in taʿyîni enseb ve mecârî-yi ahvâle nazaran müstasvab olup, bu maslahat hitâmında verây-ı estâr-ı Takdîr'den ne sûret rû-nümây-ı zuhûr olursa, [M2 19] iktizâsına göre hareket olunur” deyü meclisde olan erbâb-ı elbâb, sedd-i ebvâb-ı sû’al ü cevâb eylediler. Binâ'en ʿalâ zâlik Bender Serʿaskeri olan Moldovâncı Vezîr ʿAli Paşa Serʿasker'likden ʿazl olunup, Yaş Muhâfazası'na taʿyîn ve Ak-su boynunda vâkiʿ kılâʿ-ı mezkûrenin teshîriyçün tertîb olununan askere Vezîr Gürcü Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa Serʿasker nasb olunup, dûş-i istîhâli semmûr-i fâyizi's-surûr ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârun ileyh gāyet-bîn ve sâhib-i temkîn bir Vezîr olup, tavâyif-i askerînin me'lûf-i tereffüh ü âsâyiş ve ceng husûsunda terk-i idmân ü âzmâyiş eyledikleri sebebi ile rûz-i mesâffda pây-dâr ve uğûr-i Pâdişâhî'de cân-sipâr olmayacağlarını istişʿâr eylediğinden gayri, kıllet-i zehâyir bâdî-yi perîşânî-yi asâkir olacağını yâd ve dâmen-i istifa'ya teşebbüs ile refʿ-i ʿakīre-i feryâd edüp, bilâhıre Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi kâffe-i umûr-i Serʿaskerî'yi iltizâm ile her irâdesinin husûlü zımnında berçîde-i dâmen-i ihtimâm olacağları mukaddemâtını temhîd ve hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî'yi gerden-i himmetine taklîd eylediler. Kırım Hânı dahi kırk bin kadar Tatar düşmen-i şikâr ile İlsâvât tarafına mürûr ve tahrîb ü ihrâk ve seby ü istirkāk maslahatıyla diyâr-ı küffârı berhem-zede-i heyyâc u şûr etmek üzere me'mûr oldu.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_670.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Vezîr-i müşârun ileyh gāyet-bîn ve sâhib-i temkîn bir Vezîr olup, tavâyif-i askerînin me'lûf-i tereffüh ü âsâyiş ve ceng husûsunda terk-i idmân ü âzmâyiş eyledikleri sebebi ile rûz-i mesâffda pây-dâr ve uğûr-i Pâdişâhî'de cân-sipâr olmayacağlarını istişʿâr eylediğinden gayri, kıllet-i zehâyir bâdî-yi perîşânî-yi asâkir olacağını yâd ve dâmen-i istifa'ya teşebbüs ile refʿ-i ʿakīre-i feryâd edüp, bilâhıre Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi kâffe-i umûr-i Serʿaskerî'yi iltizâm ile her irâdesinin husûlü zımnında berçîde-i dâmen-i ihtimâm olacağları mukaddemâtını temhîd ve hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî'yi gerden-i himmetine taklîd eylediler. Kırım Hânı dahi kırk bin kadar Tatar düşmen-i şikâr ile İlsâvât tarafına mürûr ve tahrîb ü ihrâk ve seby ü istirkāk maslahatıyla diyâr-ı küffârı berhem-zede-i heyyâc u şûr etmek üzere me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda aʿdâ tarafından deliller ahz ve istintâk olundukda, Rusya askeri sergerdesi olan Galçin nâm Ceneralin mukaddemâ Hotin tarafına irsâl etdiği Dolgoroki nâm Başbûğ ile Abaza Paşa ve sâyir behâdıran-ı İslâm münâvele-i âlât-ı hısâm eylediklerinde, zikr olunan Başbûğ ve iki nefer Cenerâl ve üç nefer Mayor ile altı nefer ofiçyâl ve vâfir piyâde ve süvârî, müsellem-i eyâdî-yi zebâniyân ve pesmânde-gân-ı küffâr Hotin'e yirmi sâʿat mesâfe olan Bâr Kalası'nda ittihâz-ı mekân ve Kamaniçe Kalası'na mesâmet olan karyelerde dört bin kadar Kazak etrâfdan henüz idrâk etmiş zahîreyi döğdürüp, Bâr Kalası'nda olan küffâra îsâl ü infâk ve Kiyeve tarafından bu esnâda bir mikdâr asker gelüp, cemʿiyyet-i ûlâ'ya iltisâk ve Rusya hılâf-gîrlerinden olup, baʿzı becenelere mutahassın olan Leh reʿayâsını Kazâklar nehb ü gāret ve karîben Hotin üzerine geleceklerini îmâ vü işâret eylediklerini baʿzı cevâsîs tahkīk ve bu hılâlde Leh tarafından firâr eden Yehûdîler dahi [M2 20] ahbâr-ı mezkûreyi tasdîk eylediler.\n\nMîr-i mîrân-ı kirâmdan Karesi Sancağı mutasarrıfı olan Uzun ʿAbdullah Paşa çetecilik ünvânıyla Nehr-i Turla'yı karşu geçüp, kerhen ev tavʿan Rusyalu'nun yed-i tehakkümuna giriftâr olan Lehlü'nün baʿzısı Derbika (دربقه) ve Loje (لوژه) nâm mahallere mücâvir becenelere tehassun edüp, o taraf Bâşbuğu olan Ceneral tarafından muhafazalarına dokuz bin kadar eşkı-yây-ı Kazak ilhâk olunduğu haberini Paşa-yı mûmâ ileyh istirâk etmekle, mütevekkilen ʿala'llah üzerlerine hücûm ve dokuz yüz kadar kâfiri seyf-i sakīl-i salâbet ile maʿdûm eylediğinden gayri, vâfirini kayd-ı esre rabt ile mahallerini âşiyâne-i gurâb ü bûm eyleyüp, elviye-i bâz-gûne ve ru'ûs-i maktûʿa ile Ordu-yi hümâyûn'a ricʿat ve kürk ve çelenk ve sâyir inʿâmât ile kāyid-i leşker ve serân-ı asker kesb-i mefharet eylediler.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_671.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Bu esnâda aʿdâ tarafından deliller ahz ve istintâk olundukda, Rusya askeri sergerdesi olan Galçin nâm Ceneralin mukaddemâ Hotin tarafına irsâl etdiği Dolgoroki nâm Başbûğ ile Abaza Paşa ve sâyir behâdıran-ı İslâm münâvele-i âlât-ı hısâm eylediklerinde, zikr olunan Başbûğ ve iki nefer Cenerâl ve üç nefer Mayor ile altı nefer ofiçyâl ve vâfir piyâde ve süvârî, müsellem-i eyâdî-yi zebâniyân ve pesmânde-gân-ı küffâr Hotin'e yirmi sâʿat mesâfe olan Bâr Kalası'nda ittihâz-ı mekân ve Kamaniçe Kalası'na mesâmet olan karyelerde dört bin kadar Kazak etrâfdan henüz idrâk etmiş zahîreyi döğdürüp, Bâr Kalası'nda olan küffâra îsâl ü infâk ve Kiyeve tarafından bu esnâda bir mikdâr asker gelüp, cemʿiyyet-i ûlâ'ya iltisâk ve Rusya hılâf-gîrlerinden olup, baʿzı becenelere mutahassın olan Leh reʿayâsını Kazâklar nehb ü gāret ve karîben Hotin üzerine geleceklerini îmâ vü işâret eylediklerini baʿzı cevâsîs tahkīk ve bu hılâlde Leh tarafından firâr eden Yehûdîler dahi [M2 20] ahbâr-ı mezkûreyi tasdîk eylediler.\n\nMîr-i mîrân-ı kirâmdan Karesi Sancağı mutasarrıfı olan Uzun ʿAbdullah Paşa çetecilik ünvânıyla Nehr-i Turla'yı karşu geçüp, kerhen ev tavʿan Rusyalu'nun yed-i tehakkümuna giriftâr olan Lehlü'nün baʿzısı Derbika (دربقه) ve Loje (لوژه) nâm mahallere mücâvir becenelere tehassun edüp, o taraf Bâşbuğu olan Ceneral tarafından muhafazalarına dokuz bin kadar eşkı-yây-ı Kazak ilhâk olunduğu haberini Paşa-yı mûmâ ileyh istirâk etmekle, mütevekkilen ʿala'llah üzerlerine hücûm ve dokuz yüz kadar kâfiri seyf-i sakīl-i salâbet ile maʿdûm eylediğinden gayri, vâfirini kayd-ı esre rabt ile mahallerini âşiyâne-i gurâb ü bûm eyleyüp, elviye-i bâz-gûne ve ru'ûs-i maktûʿa ile Ordu-yi hümâyûn'a ricʿat ve kürk ve çelenk ve sâyir inʿâmât ile kāyid-i leşker ve serân-ı asker kesb-i mefharet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh temşiyet-i sâz u seleb ile diyâr-ı aʿdâyı engîhte-i şûr u şagab etmek üzere me'mûr olduğundan, şehr-i rebîʿulevvelin beşinci günü Serdâr-ı ekrem ile resm-i vedâʿı icrâ ve seksen altı bin guruş cânib-i mîrîden tarafına iʿtâ olunup, geldiği minvâl üzere vüzerây-ı ʿizâm ve sâyir erkân-ı devlet teşyîʿine dâmen-dermeyân-ı riʿâyet ve tantana vü dârât ile Kavşan'a doğru ʿinân-rîz-i ʿazîmet oldu.",
          "caption": "‘Azîmet-i Hân-ı ‘âlîşân be-Kavşan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_672.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azîmet-i Hân-ı ‘âlîşân be-Kavşan",
          "text": "Müşârun ileyh temşiyet-i sâz u seleb ile diyâr-ı aʿdâyı engîhte-i şûr u şagab etmek üzere me'mûr olduğundan, şehr-i rebîʿulevvelin beşinci günü Serdâr-ı ekrem ile resm-i vedâʿı icrâ ve seksen altı bin guruş cânib-i mîrîden tarafına iʿtâ olunup, geldiği minvâl üzere vüzerây-ı ʿizâm ve sâyir erkân-ı devlet teşyîʿine dâmen-dermeyân-ı riʿâyet ve tantana vü dârât ile Kavşan'a doğru ʿinân-rîz-i ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh İbrâ'îl Muhâfızı iken, aʿdâ Hotin Kalʿası'nı muhâsara ve agâz-ı müşâcere edüp, mahsûrlara bi'n-nefs imdâd eylemesi bâbında tarafına mü’ekked emr-i ʿâlî şeref-sudûr olmuşiken, me'mûr olduğu mahalle ʿazîmetden izhâr-ı ʿacz ile bir zemân Özi havâlîsinde geşt ü güzâr ve bir müddet Bender'de ikāmet ile imrâr-ı rûzgâr eyler idi. Müşârun ileyhin ʿuhdesinde Haleb Eyâleti gibi nemâdâr bir mansıb var iken, Bender varoşunda bir hâne istîcâr ve yirmi beş sene kadar derbeder etbâʿ ile karâr edüp, tedârük etdiği cevârîye mukārenet ve leyl ü nehâr idâre-i perkâr-ı mubâzaʿa ile ifrâğ-ı cerâb-ı şehvet edüp, bu reftâr ü evzâʿı, her hâlde muhıll-i şân-ı Vezâret olduğundan defter-i vüzerâdan ismi ilgā ve Dimetoka'ya nefy ü iclâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i Vâlî-yi Haleb Receb Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_673.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Vâlî-yi Haleb Receb Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh İbrâ'îl Muhâfızı iken, aʿdâ Hotin Kalʿası'nı muhâsara ve agâz-ı müşâcere edüp, mahsûrlara bi'n-nefs imdâd eylemesi bâbında tarafına mü’ekked emr-i ʿâlî şeref-sudûr olmuşiken, me'mûr olduğu mahalle ʿazîmetden izhâr-ı ʿacz ile bir zemân Özi havâlîsinde geşt ü güzâr ve bir müddet Bender'de ikāmet ile imrâr-ı rûzgâr eyler idi. Müşârun ileyhin ʿuhdesinde Haleb Eyâleti gibi nemâdâr bir mansıb var iken, Bender varoşunda bir hâne istîcâr ve yirmi beş sene kadar derbeder etbâʿ ile karâr edüp, tedârük etdiği cevârîye mukārenet ve leyl ü nehâr idâre-i perkâr-ı mubâzaʿa ile ifrâğ-ı cerâb-ı şehvet edüp, bu reftâr ü evzâʿı, her hâlde muhıll-i şân-ı Vezâret olduğundan defter-i vüzerâdan ismi ilgā ve Dimetoka'ya nefy ü iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mora taraflarının muhâfazası, muktezây-ı hâle göre ehem ve sâhib-i şân bir Vezîr'in o havâlîde bulunması elzem olduğuna binâ'en, Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya Anabolu Muhâfazası çesbân [M2 21] görülüp, ol babda tarafına hitâben irsâl-i emr-i celîlü'ş-şân ve Kandiye Muhâfızı Sadr-ı esbak Hamza Paşa'ya Cidde Sancağı'yla Habeş Eyâleti ve sâbıkā Anabolu Muhâfızı Vezîr Hüseyin Paşa'ya Kandiye Eyâleti tevcîh ü ihsân olundu.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_674.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Mora taraflarının muhâfazası, muktezây-ı hâle göre ehem ve sâhib-i şân bir Vezîr'in o havâlîde bulunması elzem olduğuna binâ'en, Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya Anabolu Muhâfazası çesbân [M2 21] görülüp, ol babda tarafına hitâben irsâl-i emr-i celîlü'ş-şân ve Kandiye Muhâfızı Sadr-ı esbak Hamza Paşa'ya Cidde Sancağı'yla Habeş Eyâleti ve sâbıkā Anabolu Muhâfızı Vezîr Hüseyin Paşa'ya Kandiye Eyâleti tevcîh ü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hasm-ı mekkâr Leh memleketinde cemʿ u tertîb etdiği küffâr ile şehr-i rebîʿulevvelin ikinci günü Hotin'e sekiz sâʿat buʿdu olan Goroki (قوروکه) nâm maʿberden köprüsünü kurup, berü tarafa güzâr etdiğini ve Hotin Kalʿası'na zahîre ile imdâd ve Serʿasker ordusuna mühimmât ve asker ve cebehâne ile muʿâvenet olunup, mukābeleye istiʿdâd verilmek husûsunu Serʿasker Paşa ve mukaddemâ o tarafa me'mûr İslâm Girây Sultân tahrîr u ihbâr eylediklerine binâ'en, vücûh-i Ordu-yi hümâyûn Kethudâ Bey çadırında ictimâʿ ve mefhûm-i kā'imeye cümlesi kesb-i ıttılâʿ edüp, Kırım Hânı'nın mukaddemâ İlsavat tarafına tasmîm olunan me'mûriyyeti fesh olunmaksızın Nûreddîn Sultân'ın mikdâr-ı vâfî Tatâr ile o tarafa me'mûriyyeti ve yâhûd tertîb-i âhar ile imdâd ü iʿâne olunmak bahsi dermeyân ve emreynin biri tercîh olunamayup, bi'l-âhıra Hân-ı ʿâlişân ile müzâkere ve mücâvebe olunmak istihsân olunmağla emr-i mezbûru şifâhen\nmüzâkere ve haberini îsâl etmek üzere Sadriazam Mektûbçusu Süleymân Feyzî Efendi Kavşan'a irsâl olunmuşidi. Ordu-yi hümâyûn'a gelen tahrîrâtı mûmâ ileyh Kırım Hânı'na takdîm ve ne gûne tedbîr muktezî olduğunu istikşâf ile Nureddîn Sultân'ın taʿyîn olunmasını tefhîm eyledikde, Sultân'ın bu mâdde dâyire-i istitâʿatından hâric olup, bi'n-nefs kendüsünün hareketi lâzım geldiğini ve Tatar tâyifesi top ve humbaraya tâb-âver olmayup, maʿiyyetine lüzûmu kadar ʿOsmânlu askerinin me'mûriyyetini ve Hân-tepesi'nde olan anbarlar ve Yaş Kasabası muhâfaza olunmak husûslarını ifâde ve bu cevâb ile mûmâ ileyhi iʿâde etmişidi. Mâh-ı merkūmun sekizinci günü ʿumûm meşvereti tertîb ve Bender ihtiyârlarından birkaç kimse meclise idhâl ile usûl-i maslahat cümle muvâcehesinde tefrîʿ ve tebvîb olundukda, Hân cenâbının serhadlerin aʿzamı olan Bender ve Özi kalʿalarını terk ile Hotin'e teveccühü her çend münâsib değil ise dahi bu bâbda re'y u irâdelerine muvâfakāt, mûcibât-ı maslahatdan olup bi'n-nefs ʿazîmetlerini ehl-i şûrâ [M2 22] vücûd-i mahzûr ile maʿkūl görüp, ancak: “Bu tarafları muhâfaza içün Nureddîn Sultân'ın Kavşan nâm mahalde darb-ı hıyâm-ı ârâm eylemesi lâzımdır” deyü huzzâr-ı meclis ıtlâk-ı zimâm-ı kelâm etmeleriyle, Hân-ı müşârun ileyhin me'mûriyyeti zımnında iktizâ eden nâme-i hümâyûn ve hulâsa-i ârâ’-i ehl-i meşvereti mutazammın tahrîrât, taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den ibʿâs ve harekete tergīb ü ihsâs olundu. Bundan sonra Hân maʿiyyetine Diyârbekir Vâlîsi Vezîr Mehmed Emîn Paşa ve Yeniçeri Ocağı'ndan on beş bin süvârî ile yirmi bin piyâde ve müstevfâ top ve barut ve sâyir eşyâ tertîb ve firistâde ve anbarlar muhâfazasına dahi asker taʿyîn olunup, mukaddemâ iki bin Arnabûd ile Ordu-yi hümâyûn'a vârid Mîr-i mîrân'dan Ahmed Paşa-zâde Mehmed Paşa dahi Yaş Kasabası muhâfazasına me'mûr Vezîr ʿAli Paşa maʿiyyetine tesbîl ve hareketi taʿcîl olundu.",
          "caption": "Mürûr-i aʿdâ be-cânib-i Hotin ve vukūʿ-i meşveret ve taʿyîn-i asâkir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_675.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Mürûr-i aʿdâ be-cânib-i Hotin ve vukūʿ-i meşveret ve taʿyîn-i asâkir",
          "text": "Hasm-ı mekkâr Leh memleketinde cemʿ u tertîb etdiği küffâr ile şehr-i rebîʿulevvelin ikinci günü Hotin'e sekiz sâʿat buʿdu olan Goroki (قوروکه) nâm maʿberden köprüsünü kurup, berü tarafa güzâr etdiğini ve Hotin Kalʿası'na zahîre ile imdâd ve Serʿasker ordusuna mühimmât ve asker ve cebehâne ile muʿâvenet olunup, mukābeleye istiʿdâd verilmek husûsunu Serʿasker Paşa ve mukaddemâ o tarafa me'mûr İslâm Girây Sultân tahrîr u ihbâr eylediklerine binâ'en, vücûh-i Ordu-yi hümâyûn Kethudâ Bey çadırında ictimâʿ ve mefhûm-i kā'imeye cümlesi kesb-i ıttılâʿ edüp, Kırım Hânı'nın mukaddemâ İlsavat tarafına tasmîm olunan me'mûriyyeti fesh olunmaksızın Nûreddîn Sultân'ın mikdâr-ı vâfî Tatâr ile o tarafa me'mûriyyeti ve yâhûd tertîb-i âhar ile imdâd ü iʿâne olunmak bahsi dermeyân ve emreynin biri tercîh olunamayup, bi'l-âhıra Hân-ı ʿâlişân ile müzâkere ve mücâvebe olunmak istihsân olunmağla emr-i mezbûru şifâhen\nmüzâkere ve haberini îsâl etmek üzere Sadriazam Mektûbçusu Süleymân Feyzî Efendi Kavşan'a irsâl olunmuşidi. Ordu-yi hümâyûn'a gelen tahrîrâtı mûmâ ileyh Kırım Hânı'na takdîm ve ne gûne tedbîr muktezî olduğunu istikşâf ile Nureddîn Sultân'ın taʿyîn olunmasını tefhîm eyledikde, Sultân'ın bu mâdde dâyire-i istitâʿatından hâric olup, bi'n-nefs kendüsünün hareketi lâzım geldiğini ve Tatar tâyifesi top ve humbaraya tâb-âver olmayup, maʿiyyetine lüzûmu kadar ʿOsmânlu askerinin me'mûriyyetini ve Hân-tepesi'nde olan anbarlar ve Yaş Kasabası muhâfaza olunmak husûslarını ifâde ve bu cevâb ile mûmâ ileyhi iʿâde etmişidi. Mâh-ı merkūmun sekizinci günü ʿumûm meşvereti tertîb ve Bender ihtiyârlarından birkaç kimse meclise idhâl ile usûl-i maslahat cümle muvâcehesinde tefrîʿ ve tebvîb olundukda, Hân cenâbının serhadlerin aʿzamı olan Bender ve Özi kalʿalarını terk ile Hotin'e teveccühü her çend münâsib değil ise dahi bu bâbda re'y u irâdelerine muvâfakāt, mûcibât-ı maslahatdan olup bi'n-nefs ʿazîmetlerini ehl-i şûrâ [M2 22] vücûd-i mahzûr ile maʿkūl görüp, ancak: “Bu tarafları muhâfaza içün Nureddîn Sultân'ın Kavşan nâm mahalde darb-ı hıyâm-ı ârâm eylemesi lâzımdır” deyü huzzâr-ı meclis ıtlâk-ı zimâm-ı kelâm etmeleriyle, Hân-ı müşârun ileyhin me'mûriyyeti zımnında iktizâ eden nâme-i hümâyûn ve hulâsa-i ârâ’-i ehl-i meşvereti mutazammın tahrîrât, taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den ibʿâs ve harekete tergīb ü ihsâs olundu. Bundan sonra Hân maʿiyyetine Diyârbekir Vâlîsi Vezîr Mehmed Emîn Paşa ve Yeniçeri Ocağı'ndan on beş bin süvârî ile yirmi bin piyâde ve müstevfâ top ve barut ve sâyir eşyâ tertîb ve firistâde ve anbarlar muhâfazasına dahi asker taʿyîn olunup, mukaddemâ iki bin Arnabûd ile Ordu-yi hümâyûn'a vârid Mîr-i mîrân'dan Ahmed Paşa-zâde Mehmed Paşa dahi Yaş Kasabası muhâfazasına me'mûr Vezîr ʿAli Paşa maʿiyyetine tesbîl ve hareketi taʿcîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Serʿaskeri, Marʿaş Beylerbeyisi Abaza Mehmed Paşa ile Canikli ʿAli Bey'i tavâyif-i askerî ile karşı tarafa geçürmek kaydında iken, cisr binâsına bakılmayup, İzvance tarafına ʿubûr ve mahall-i mezkûrda küffârdan birkaç alay zuhûr edüp, fi'l-hâl cenge şurûʿ ve düşmen ʿasker-i İslâmı taburları üzerine çekmek hudʿasıyla meyl-i rucûʿ edüp, bu hudʿadan ehl-i İslâm gâfil ve taʿkīb ederek nâ-gâh tabûr-i hasma vâsıl olmalarıyla düşmen göz açdırmayup, toplara âteş ve süvârîsine ruhsat verüp, nâ-çâr birkaç dakîka mutârada ve kesret-i düşmen mâniʿ-i sebât ü mecâlde olup, birkâç nefer merd-i mücâhid ser-suffa-i behîşte mütesâʿid ve vâfir küffâr reh-rev-i dâru'l-bevvâr olduğu hâlde, cünûd-i muvahhidîn ʿavdet ve Canikli ʿAli Bey'i o aralıkda düşmen ihâta edüp, hayâtından nevmîd olduğu Abaza Paşa'ya be-dîd oldukda, mecmaʿı küffâra hücûm u îlgār ve merkūmu tahlîs ile ʿatîk-i seyf-i hûnbâr edüp, bundan sonra bî-nân ü ʿalef ve mukābele-i aʿdâda ikâmet sebeb-i telef olacağını Paşa-yı mûmâ ileyh idrâk ile askeri\nHotin tarafına imrâr ve vâkiʿ olan ahvâli Serʿasker Paşa'ya ihbâr eyledi. Birkaç gün teneffüs ü râhatdan sonra tekrar asker-i bî-şümâr ile o tarafa güzâr musammem iken, bâlâda ifade olunduğu gibi, düşmen Nehr-i Turla'ya birkaç mahalde köprü kurup, askerini pey-der-pey bu tarafa geçürdüğü Serʿasker Paşa'ya inhâ olunmağla, orduda mevcûd asâkir ile İslâm Girây'ı mukābele-i düşmene taʿyîn ve Hotin'e iki sâʿat [M2 23] mesâfede tertîb-i sâk u yemîn kılınup, her tarafdan ceng ve savaş kapuları küşâde ve iki tarafdan vâfir âdem hâke üftâde olup, düşmen-i hadîʿat esâs-ı savlet-i İslâmiyân'a nazar ile endâhte-i hâviye-i bîm ü hirâs ve cenb-i maʿrekede vâkiʿ bîşeye istizhâr ile meydân-ı cengi hâlî bırakdığını İslâm askeri müşâhede ve ihsâs eyledikde meyl-i karar-gâh ve ʿale's-sabâh zîr-i perde-i hafâdan rû-nümây-ı bürûz olacak nakş-ı garîbe medd-i târ-ı nigâh eylediler.\n\nZehâyirde olan kıllet ve üç beş günden berü zehâyir vaktiyle yetişemeyüp, elem-i cûʿ ile insân ve hayvân bî-tâb ü tâkat olduklarından, askeri beyninde erâcif ve guft-gû tekevvün ve bâ-husûs ru'esây-ı asker yek-dîğere izmâr-ı tebâguz ve tedâgun edüp, ne hâl ise Hotin Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa tavâyif-i askerîye nush u pend edüp, kelimât-ı maʿkūlesi ancak dört yüz kadar merd-i mübarize te'sîr ve ertesi gün meydân-ı cengde sell-i şemşîr eyleyüp, altmış bin kadar lâyık-ı migzel ü miʿcer olan asker tilâl ü vihâdda zikr olunan behâdırların cengine nazar ve ezyâl-i imdâd u iʿâneyi cerr ile âmâde-i firâr ve mağrur-i hayât-ı müsteʿâr olmuşlar idi. O makūlelere medâr-ı cür'et olmak içün birkaç defʿa dahi sâlifu'l-beyân dilâverler düşmene hecme-endâz-ı salâbet ve giderek bir mikdârı nâyil-i rütbe-i şehâdet ve bir mikdârı cerîhan ʿavdet ve bu hamelât pey-der-pey sebebi ile vâfir kâfir muste'sıl-i seyf-i bâtir oldular. Bu hücûmun dahi fâ'idesi olmayup, encâm-ı kâr ibtidâ Yeniçeri serden-geçdileri gürîzân ve giderek meterislerde olan piyâdeye dahi bu hâlet sereyân edüp, baʿzısı Boğdan tarafına ve baʿzısı Hân-tepe'si etrâfına şitâbân oldular. Serʿasker Paşa bu keyfiyyetden müte'ellim ü müte'essif ve muhafız bulunan Vezîr Hasan Paşa ile kalʿa tarafına munsarıf olarak muhafaza-i kalʿaya ihtimâm ve îfây-ı hakk-ı nân u nemek-i Şehriyâr-ı enâm eylediler. Küffâr dahi meydânı askerden hâlî bulup, kalʿayı her cânibden mahsûr ve leyl ü nehâr top ve humbara ile mahsûrları bî-huzûr eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe ve perîşânî-i asâkir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_676.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe ve perîşânî-i asâkir",
          "text": "Hotin Serʿaskeri, Marʿaş Beylerbeyisi Abaza Mehmed Paşa ile Canikli ʿAli Bey'i tavâyif-i askerî ile karşı tarafa geçürmek kaydında iken, cisr binâsına bakılmayup, İzvance tarafına ʿubûr ve mahall-i mezkûrda küffârdan birkaç alay zuhûr edüp, fi'l-hâl cenge şurûʿ ve düşmen ʿasker-i İslâmı taburları üzerine çekmek hudʿasıyla meyl-i rucûʿ edüp, bu hudʿadan ehl-i İslâm gâfil ve taʿkīb ederek nâ-gâh tabûr-i hasma vâsıl olmalarıyla düşmen göz açdırmayup, toplara âteş ve süvârîsine ruhsat verüp, nâ-çâr birkaç dakîka mutârada ve kesret-i düşmen mâniʿ-i sebât ü mecâlde olup, birkâç nefer merd-i mücâhid ser-suffa-i behîşte mütesâʿid ve vâfir küffâr reh-rev-i dâru'l-bevvâr olduğu hâlde, cünûd-i muvahhidîn ʿavdet ve Canikli ʿAli Bey'i o aralıkda düşmen ihâta edüp, hayâtından nevmîd olduğu Abaza Paşa'ya be-dîd oldukda, mecmaʿı küffâra hücûm u îlgār ve merkūmu tahlîs ile ʿatîk-i seyf-i hûnbâr edüp, bundan sonra bî-nân ü ʿalef ve mukābele-i aʿdâda ikâmet sebeb-i telef olacağını Paşa-yı mûmâ ileyh idrâk ile askeri\nHotin tarafına imrâr ve vâkiʿ olan ahvâli Serʿasker Paşa'ya ihbâr eyledi. Birkaç gün teneffüs ü râhatdan sonra tekrar asker-i bî-şümâr ile o tarafa güzâr musammem iken, bâlâda ifade olunduğu gibi, düşmen Nehr-i Turla'ya birkaç mahalde köprü kurup, askerini pey-der-pey bu tarafa geçürdüğü Serʿasker Paşa'ya inhâ olunmağla, orduda mevcûd asâkir ile İslâm Girây'ı mukābele-i düşmene taʿyîn ve Hotin'e iki sâʿat [M2 23] mesâfede tertîb-i sâk u yemîn kılınup, her tarafdan ceng ve savaş kapuları küşâde ve iki tarafdan vâfir âdem hâke üftâde olup, düşmen-i hadîʿat esâs-ı savlet-i İslâmiyân'a nazar ile endâhte-i hâviye-i bîm ü hirâs ve cenb-i maʿrekede vâkiʿ bîşeye istizhâr ile meydân-ı cengi hâlî bırakdığını İslâm askeri müşâhede ve ihsâs eyledikde meyl-i karar-gâh ve ʿale's-sabâh zîr-i perde-i hafâdan rû-nümây-ı bürûz olacak nakş-ı garîbe medd-i târ-ı nigâh eylediler.\n\nZehâyirde olan kıllet ve üç beş günden berü zehâyir vaktiyle yetişemeyüp, elem-i cûʿ ile insân ve hayvân bî-tâb ü tâkat olduklarından, askeri beyninde erâcif ve guft-gû tekevvün ve bâ-husûs ru'esây-ı asker yek-dîğere izmâr-ı tebâguz ve tedâgun edüp, ne hâl ise Hotin Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa tavâyif-i askerîye nush u pend edüp, kelimât-ı maʿkūlesi ancak dört yüz kadar merd-i mübarize te'sîr ve ertesi gün meydân-ı cengde sell-i şemşîr eyleyüp, altmış bin kadar lâyık-ı migzel ü miʿcer olan asker tilâl ü vihâdda zikr olunan behâdırların cengine nazar ve ezyâl-i imdâd u iʿâneyi cerr ile âmâde-i firâr ve mağrur-i hayât-ı müsteʿâr olmuşlar idi. O makūlelere medâr-ı cür'et olmak içün birkaç defʿa dahi sâlifu'l-beyân dilâverler düşmene hecme-endâz-ı salâbet ve giderek bir mikdârı nâyil-i rütbe-i şehâdet ve bir mikdârı cerîhan ʿavdet ve bu hamelât pey-der-pey sebebi ile vâfir kâfir muste'sıl-i seyf-i bâtir oldular. Bu hücûmun dahi fâ'idesi olmayup, encâm-ı kâr ibtidâ Yeniçeri serden-geçdileri gürîzân ve giderek meterislerde olan piyâdeye dahi bu hâlet sereyân edüp, baʿzısı Boğdan tarafına ve baʿzısı Hân-tepe'si etrâfına şitâbân oldular. Serʿasker Paşa bu keyfiyyetden müte'ellim ü müte'essif ve muhafız bulunan Vezîr Hasan Paşa ile kalʿa tarafına munsarıf olarak muhafaza-i kalʿaya ihtimâm ve îfây-ı hakk-ı nân u nemek-i Şehriyâr-ı enâm eylediler. Küffâr dahi meydânı askerden hâlî bulup, kalʿayı her cânibden mahsûr ve leyl ü nehâr top ve humbara ile mahsûrları bî-huzûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem İlsavât üzerine asker tertîb ve birkaç orta dahi karşuya eğerçi imrâr u tesrîb olunmuşidi. Ancak Serʿasker ordusuna zahîre îsâlinde ʿusret ve ʿale'l-husûs Hotin vakʿası dahi beyne'n-nâs vâsıl-ı ser-menzil-i şöhret olup, bâri şu kadar tedârük [M2 24] ve emek zâyiʿ olmamak içün aʿdâyı işgāl ve çete tarîkıyla bir mikdâr asker o tarafa taʿyîn ve irsâl olunsa, fâyideden hâlî olmayacağını bu defʿa münʿakid olan meclisde baʿzı ehl-i tedbîr takrîr etdiklerinde, re’y ü tedbîrlerine lâ-be's denilerek birkaç kimseye hilʿat ilbâs olunmuşidi. Asâkir beyninde olan ihtilâl ve zahîre kılletiyle hâsıl olan teşvîş-\ni bâl bu mâddeyi dahi ilgā ve Hotin tarafı şuglüne ilcâ eyledi. Ordu-yi hümâyûn'da bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ vukūʿ bulan kaht ü galâ sebebi ile nev-be-nev urcûfe hâdis ve hall ü ʿakd erbâbının kemâl-i iztırâb-ı vahşetine bâʿis olup, Serdâr-ı ekrem dahi ʿadem-i müsâʿade-i rûzgâr ile münharifü'l-mizâc ve muhtâc-ı tedbîr u ʿilâc olup, herkes mütehayyir ve gāyet-i ahvâle nâzır iken, nâ-gâh Bender varoşunda câdde ile gider bir şahs-ı küştenî: “Kâfir basdı” sadâsıyla feryâd ve hâric u dâhilde bulunanların dehşetini müzdâd edüp, az kaldı deryây-ı mevvâc-ı asker latme-endâz-ı hurûş ve nehb-i ordu gibi bir emr-i mekrûh vukūʿuyla ʿâlem-i ser-mest ve medhûş ola! Hele ne hâl ise: “Mekr-i câsûsdur” deyü dellâllar nidâ ve serhad halkı dahi bu maʿnâya zehâb ile defʿ-i hareket-i erbâb-ı hevâ eylediler. Boğdan Voyvodası Ligor'un ʿazl ü istîsâli mukaddemâ işrâb ve Âsitâne'den Voyvoda vürûduna dek umûr-i Boğdan'ın iki üç Boyar'a tefvîz olunması istisvâb olunmuşidi. İskerlet Suyu'ndan Kostantîn bu defʿa Boğdan Voyvodalığı'na taʿyîn ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, ilbâs-ı hilʿat olundukdan sonra, izhâr-ı mâye-i sadâkat eylemesi tenbîhâtıyla gûş-i gafleti taʿrîk ve mukaddemâ Boğdan tarafına me'mûr Çerkes Bey mübâşiriyyeti ile zimâm-ı ʿazimeti tahrîk olundu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_677.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Bundan akdem İlsavât üzerine asker tertîb ve birkaç orta dahi karşuya eğerçi imrâr u tesrîb olunmuşidi. Ancak Serʿasker ordusuna zahîre îsâlinde ʿusret ve ʿale'l-husûs Hotin vakʿası dahi beyne'n-nâs vâsıl-ı ser-menzil-i şöhret olup, bâri şu kadar tedârük [M2 24] ve emek zâyiʿ olmamak içün aʿdâyı işgāl ve çete tarîkıyla bir mikdâr asker o tarafa taʿyîn ve irsâl olunsa, fâyideden hâlî olmayacağını bu defʿa münʿakid olan meclisde baʿzı ehl-i tedbîr takrîr etdiklerinde, re’y ü tedbîrlerine lâ-be's denilerek birkaç kimseye hilʿat ilbâs olunmuşidi. Asâkir beyninde olan ihtilâl ve zahîre kılletiyle hâsıl olan teşvîş-\ni bâl bu mâddeyi dahi ilgā ve Hotin tarafı şuglüne ilcâ eyledi. Ordu-yi hümâyûn'da bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ vukūʿ bulan kaht ü galâ sebebi ile nev-be-nev urcûfe hâdis ve hall ü ʿakd erbâbının kemâl-i iztırâb-ı vahşetine bâʿis olup, Serdâr-ı ekrem dahi ʿadem-i müsâʿade-i rûzgâr ile münharifü'l-mizâc ve muhtâc-ı tedbîr u ʿilâc olup, herkes mütehayyir ve gāyet-i ahvâle nâzır iken, nâ-gâh Bender varoşunda câdde ile gider bir şahs-ı küştenî: “Kâfir basdı” sadâsıyla feryâd ve hâric u dâhilde bulunanların dehşetini müzdâd edüp, az kaldı deryây-ı mevvâc-ı asker latme-endâz-ı hurûş ve nehb-i ordu gibi bir emr-i mekrûh vukūʿuyla ʿâlem-i ser-mest ve medhûş ola! Hele ne hâl ise: “Mekr-i câsûsdur” deyü dellâllar nidâ ve serhad halkı dahi bu maʿnâya zehâb ile defʿ-i hareket-i erbâb-ı hevâ eylediler. Boğdan Voyvodası Ligor'un ʿazl ü istîsâli mukaddemâ işrâb ve Âsitâne'den Voyvoda vürûduna dek umûr-i Boğdan'ın iki üç Boyar'a tefvîz olunması istisvâb olunmuşidi. İskerlet Suyu'ndan Kostantîn bu defʿa Boğdan Voyvodalığı'na taʿyîn ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, ilbâs-ı hilʿat olundukdan sonra, izhâr-ı mâye-i sadâkat eylemesi tenbîhâtıyla gûş-i gafleti taʿrîk ve mukaddemâ Boğdan tarafına me'mûr Çerkes Bey mübâşiriyyeti ile zimâm-ı ʿazimeti tahrîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem aʿdânın berü taraflara mürûr etdiği haberi mütevâtir ve meşhûr olduğuna binâ'en, Hân ve sâ'ir me'mûrlar Hotin tarafına teveccüh ve hilâl-i tarîkde bozgun askere tesâdüf ile el-yevm düşmen Kanlı-köprü'de olduğunu tefevvüh etmeleriyle, râh-ı gürîzleri katʿ ve cümlesi cemʿ olunduğu ve bir mikdâr zahîre ve piyâde asker ile imdâd olunması Hân ve ʿAli Paşa taraflarından tahrîr olunmağla, mümkin mertebe piyâde ve zehâyir tesyârından başka ʿAli Paşa Başbûğluk ʿunvânıyla iʿzâz ve Ordu-yi hümâyûn hazînesinden guzâta lede'l-iktizâ sarf-ı tevzîʿ içün beş bin altun ve bir mikdâr çelenk ifrâzıyla bâzûy-ı [M2 25] iktidârı tesdîd ve Hân-ı ʿâlişân ile müzâkere-i umûr ve ittifâk etmek husûsâtı tarafına te'kîd ve on bin guruş dahi be-resm-i ʿatiyye Abaza Paşa tarafına irsâl ve cümleye evâmir ve kavâyim ile ifâde-i hâl olundu.",
          "caption": "Başbûğ-şüden-i ʿAli Paşa be-cânib-i Hotin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_678.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Başbûğ-şüden-i ʿAli Paşa be-cânib-i Hotin",
          "text": "Bundan akdem aʿdânın berü taraflara mürûr etdiği haberi mütevâtir ve meşhûr olduğuna binâ'en, Hân ve sâ'ir me'mûrlar Hotin tarafına teveccüh ve hilâl-i tarîkde bozgun askere tesâdüf ile el-yevm düşmen Kanlı-köprü'de olduğunu tefevvüh etmeleriyle, râh-ı gürîzleri katʿ ve cümlesi cemʿ olunduğu ve bir mikdâr zahîre ve piyâde asker ile imdâd olunması Hân ve ʿAli Paşa taraflarından tahrîr olunmağla, mümkin mertebe piyâde ve zehâyir tesyârından başka ʿAli Paşa Başbûğluk ʿunvânıyla iʿzâz ve Ordu-yi hümâyûn hazînesinden guzâta lede'l-iktizâ sarf-ı tevzîʿ içün beş bin altun ve bir mikdâr çelenk ifrâzıyla bâzûy-ı [M2 25] iktidârı tesdîd ve Hân-ı ʿâlişân ile müzâkere-i umûr ve ittifâk etmek husûsâtı tarafına te'kîd ve on bin guruş dahi be-resm-i ʿatiyye Abaza Paşa tarafına irsâl ve cümleye evâmir ve kavâyim ile ifâde-i hâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Serʿaskeri Vezîr Mehmed Paşa'nın ordusunda ihtişâd eden ecnâdın, mukābele-i aʿdâda ʿadem-i sebât ile müteferrik-i berârî vü felât oldukları, Ordu-yi hümâyûn halkına bâʿis-i fütûr u kesel ve düşmenin kasdı Yaş tarafında İbrâ’îl Kalʿası'na hücûm olduğunu askerî tâ'ifesi takavvül ile tedâbîr-i evvele îrâs-ı vehn ü halel eylediklerinden gayri Bender anbarlarında mutlakā me'kûlât kalmayup, bi-zarûre sevâhil-i Tuna'dan çâr-pâ ile isticlâb ve vaktiyle zehâyir yetişemediğinden sunûf-ı asâkir ızdırâb çeküp, bu esbâb ile yevmiyye iki bin üç bin kadar âdem Ordu-yi hümâyûn'dan ser-dâde-\ni vâdî-yi firâr ve iʿâdeleri nâ-güncây-ı havsala-i iktidâr olup, askere bu cihetle kıllet tarayân ve beyne'n-nâs nev-be-nev erâcîf ve ükzûbe deverân etmişidi. İbrâ'îl ve İsakçı anbarlarından nakl-i zahîre âsân ü heyyin ve Hotin'e imdâdın sühûleti mütebeyyen olmak haysiyyeti ile Hân-tepesi'ndı Ordu-yi hümâyûn'un mehâsin-i istikrârını kâr-fermâyân-ı Devlet tedbîr ve Bender'e bir ser-asker ve muhâfız taʿyîn olunmasını tezkîr eylediler. İlsâvât cânibi Serʿaskeri Vezîr Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa Serʿaskerliğe şâyân görülüp, ilbâs-ı hilʿat zımnında Serdâr-ı ekrem tarafından daʿvet olundukda, perîşânî-yi asâkir ve kıllet-i zehâyir ile kabûl-i hatb-ı Serʿaskerî'den rû-tâb-ı ictinâb ve Kethudâ Bey haymesine gelüp, mehâzîr-i Serʿaskerî'yi itnâb ü ishâb ile ʿadem-i kabûlünü işrâb edüp, taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den ilbâs-1 hilʿat maslahatı taʿcîl olundukça, sebeb-i taleb ne olduğu maʿlûm olduğundan, izhâr-ı tereddüd ve suʿûbet-i hâl fikriyle bi'z-zarûre irâ'et-i rûy-i dürüştî ve taʿannüd edüp, iki sâʿat kadar kīl ü kāl ve cevâb ü su'âl-i mütemâdî ve iki tarafın mândegî ve taʿbına bâdî olup, bi'l-âhıra Ordu Kadısı ʿAbdullah Efendi ve Kapu Kethudâsı Bayburdî Mustafa Ağa Meclis'e gelüp, ebhâs-ı kesîre ile müşârun ileyhi ilzâm ve yetmiş beş bin guruş mîrîden yirmi beş bin guruş Kapu Kethudâsı'ndan ber-vech-i karz tarafına teslîm olunup, sâyir metâlibin husûlüne dahi bi'l-ittifâk [M2 26] ihtimâm edeceklerini teʿahhüd ve iltizâm eylediklerinden, sûret-i rızâ ile Otâk-ı Serdâr-ı ekremî'ye tahrîk-i pâ ve dûş-i istîhâline Serʿaskerlik hilʿati iksâ olunup, Mîr-i mîrân'dan dîger Abaza Paşa dahi Bender Kalʿası muhâfazasına taʿyîn ve onun dahi metâlibine müsâʿade ile harâreti teskîn olundukdan sonra Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri işbu rebîʿulevvelin yirmi ikinci çehârşenbih günü Bender Sahrâsı'ndan fekk-i evtâd-ı ikāmet ve Hân-tepesi'ne doğru tahrîk-i livâ-i ʿazîmet edüp, Karahisâr Mutasarrıfı Mîr-i mîrân'dan Seyyid Mehmed Paşa çarhacılığı ihtiyâr ve Çirmen Beyi Cevher Paşa dümdâr kılındı. Serʿasker-i müşârun ileyhin maʿiyyetine tertîb-i cunûdun lüzûmu zâhir olduğundan, Karahisâr Sancağı mutasarrıfı olup, Mîr-i mîrân'dan Esîrî Bekir Paşa ve Hacı-zâde Mehmed Paşa ve Haleb Eyâleti ve Sipâh ve Silahdâr ocağlarından biner nefer terakkīlü tahrîr olunup, Yahyâ Paşa Mektupçusu Hüsnü Efendi dahi Bender Defterdârı yerine kāyim ve selefi Şehdî ʿOsmân Efendi Ordu-yi hümâyûn ile Hân-tepesi'ne ʿâzim oldu.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ve nasb-ı Serʿasker ve Muhâfız-ı Bender",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_679.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ve nasb-ı Serʿasker ve Muhâfız-ı Bender",
          "text": "Hotin Serʿaskeri Vezîr Mehmed Paşa'nın ordusunda ihtişâd eden ecnâdın, mukābele-i aʿdâda ʿadem-i sebât ile müteferrik-i berârî vü felât oldukları, Ordu-yi hümâyûn halkına bâʿis-i fütûr u kesel ve düşmenin kasdı Yaş tarafında İbrâ’îl Kalʿası'na hücûm olduğunu askerî tâ'ifesi takavvül ile tedâbîr-i evvele îrâs-ı vehn ü halel eylediklerinden gayri Bender anbarlarında mutlakā me'kûlât kalmayup, bi-zarûre sevâhil-i Tuna'dan çâr-pâ ile isticlâb ve vaktiyle zehâyir yetişemediğinden sunûf-ı asâkir ızdırâb çeküp, bu esbâb ile yevmiyye iki bin üç bin kadar âdem Ordu-yi hümâyûn'dan ser-dâde-\ni vâdî-yi firâr ve iʿâdeleri nâ-güncây-ı havsala-i iktidâr olup, askere bu cihetle kıllet tarayân ve beyne'n-nâs nev-be-nev erâcîf ve ükzûbe deverân etmişidi. İbrâ'îl ve İsakçı anbarlarından nakl-i zahîre âsân ü heyyin ve Hotin'e imdâdın sühûleti mütebeyyen olmak haysiyyeti ile Hân-tepesi'ndı Ordu-yi hümâyûn'un mehâsin-i istikrârını kâr-fermâyân-ı Devlet tedbîr ve Bender'e bir ser-asker ve muhâfız taʿyîn olunmasını tezkîr eylediler. İlsâvât cânibi Serʿaskeri Vezîr Gül Ahmed Paşa-zâde ʿAli Paşa Serʿaskerliğe şâyân görülüp, ilbâs-ı hilʿat zımnında Serdâr-ı ekrem tarafından daʿvet olundukda, perîşânî-yi asâkir ve kıllet-i zehâyir ile kabûl-i hatb-ı Serʿaskerî'den rû-tâb-ı ictinâb ve Kethudâ Bey haymesine gelüp, mehâzîr-i Serʿaskerî'yi itnâb ü ishâb ile ʿadem-i kabûlünü işrâb edüp, taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den ilbâs-1 hilʿat maslahatı taʿcîl olundukça, sebeb-i taleb ne olduğu maʿlûm olduğundan, izhâr-ı tereddüd ve suʿûbet-i hâl fikriyle bi'z-zarûre irâ'et-i rûy-i dürüştî ve taʿannüd edüp, iki sâʿat kadar kīl ü kāl ve cevâb ü su'âl-i mütemâdî ve iki tarafın mândegî ve taʿbına bâdî olup, bi'l-âhıra Ordu Kadısı ʿAbdullah Efendi ve Kapu Kethudâsı Bayburdî Mustafa Ağa Meclis'e gelüp, ebhâs-ı kesîre ile müşârun ileyhi ilzâm ve yetmiş beş bin guruş mîrîden yirmi beş bin guruş Kapu Kethudâsı'ndan ber-vech-i karz tarafına teslîm olunup, sâyir metâlibin husûlüne dahi bi'l-ittifâk [M2 26] ihtimâm edeceklerini teʿahhüd ve iltizâm eylediklerinden, sûret-i rızâ ile Otâk-ı Serdâr-ı ekremî'ye tahrîk-i pâ ve dûş-i istîhâline Serʿaskerlik hilʿati iksâ olunup, Mîr-i mîrân'dan dîger Abaza Paşa dahi Bender Kalʿası muhâfazasına taʿyîn ve onun dahi metâlibine müsâʿade ile harâreti teskîn olundukdan sonra Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri işbu rebîʿulevvelin yirmi ikinci çehârşenbih günü Bender Sahrâsı'ndan fekk-i evtâd-ı ikāmet ve Hân-tepesi'ne doğru tahrîk-i livâ-i ʿazîmet edüp, Karahisâr Mutasarrıfı Mîr-i mîrân'dan Seyyid Mehmed Paşa çarhacılığı ihtiyâr ve Çirmen Beyi Cevher Paşa dümdâr kılındı. Serʿasker-i müşârun ileyhin maʿiyyetine tertîb-i cunûdun lüzûmu zâhir olduğundan, Karahisâr Sancağı mutasarrıfı olup, Mîr-i mîrân'dan Esîrî Bekir Paşa ve Hacı-zâde Mehmed Paşa ve Haleb Eyâleti ve Sipâh ve Silahdâr ocağlarından biner nefer terakkīlü tahrîr olunup, Yahyâ Paşa Mektupçusu Hüsnü Efendi dahi Bender Defterdârı yerine kāyim ve selefi Şehdî ʿOsmân Efendi Ordu-yi hümâyûn ile Hân-tepesi'ne ʿâzim oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Asker-i İslâm'ı tevhîm ve işgāl kasdıyla Özi Kalʿası etrâfına bir mikdâr Kazak ve katana irsâl eyleyüp, hazm ü ihtiyâta riʿâyeten asker ve akça talebini mutazammın Özi Muhâfızı Vezîr Süleymân Paşa ve Defterdâr ve sâ'ir zâbitânın Ordu-yi hümâyûn'a ʿarîzaları gelmekle, İsmâʿîl ve Kili taraflarından üç bin kadar dalkılıç tahrîrine ruhsat verildiğinden başka, sâyir Yeniçeri ve Cebeci ve Topçu ocağlarından iki bin piyâde o tarafa firistâde ve taʿyînât-ı asâkire medâr olmak içün Özi Defterdârı tarafına dahi yirmi beş bin guruş irsâliyle matlûblarına müsâʿade olundu.",
          "caption": "Aʿdây-ı bed-sigâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_680.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Aʿdây-ı bed-sigâl",
          "text": "Asker-i İslâm'ı tevhîm ve işgāl kasdıyla Özi Kalʿası etrâfına bir mikdâr Kazak ve katana irsâl eyleyüp, hazm ü ihtiyâta riʿâyeten asker ve akça talebini mutazammın Özi Muhâfızı Vezîr Süleymân Paşa ve Defterdâr ve sâ'ir zâbitânın Ordu-yi hümâyûn'a ʿarîzaları gelmekle, İsmâʿîl ve Kili taraflarından üç bin kadar dalkılıç tahrîrine ruhsat verildiğinden başka, sâyir Yeniçeri ve Cebeci ve Topçu ocağlarından iki bin piyâde o tarafa firistâde ve taʿyînât-ı asâkire medâr olmak içün Özi Defterdârı tarafına dahi yirmi beş bin guruş irsâliyle matlûblarına müsâʿade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dukakin Sancağı Mutasarrıfı Kahraman Paşa, altı bin mîrîlü asker ile sefere me'mûr olup, ancak üç bin nefer tahrîr ve mîrînin bâkī akçasını müstelezzât-ı hevâ vü hevesine sarf vü tebzîr edüp, yollarda hetk-i aʿrâz-ı Müslimîn ve nehb-i emvâl-i mesâkîn ederek Tuna'ya kurbiyyeti haberi alındıkda, Hotin muhafazasına me'mûr ve bu cünha-i 'azîmesi mektûm-i sudûr-i evliyây-ı umûr olmuşidi. Hotin'e vardıkda muktezây-ı cibilleti olan fesâda âgāz ve askerî tâyifesini iğvâ vü tesvîl ile her bâr derîce-i fitneyi bâz edüp, Hotin Muhafızı Vezîr Hasan Paşa'nın meftûnu olan asker vâsıtasıyla in'idâmına 'illet [M2 27] ve aʿdây-ı liʼam Hotin'e geldikde, henüz rihây-ı harb idâre ve gubâr-ı ceng isâre olunmadan: “Asker bozuldu!” âvâzesiyle sebeb-i dehşet ve cümleden evvel firâra mübâşeret ve müstekıllen tefrika-i askere âlet olup, ‘adem-i tevhîş-i ru'esâ kasdıyla cezây-ı mâ-yelîkı teʼhîr ü izmâr ve Bender Serʿaskeri maʿiyyetine varmak üzere emr-i ‘âlî ısdâr olunmuşidi. ‘Adem-i imtisâl semtine râhî ve bu sebeble mebgūz-ı Pâdişâhî olup, i‘dâmına her çend teşmîr-i sâk olunduysa dahi hayvân-ı vahşî gibi şikâr-dan remân ve henûz tekmîl-i enfâs-ı hayât etmediği sebebi ile ele girmesi vâbeste-i vakt ü zemân olup, Hüseyin Paşa vakasında Vezâret'e taleb ve hâhişini telmîh ve i'mâl-i asker ve hıdemât-ı sâyirede yed-i gālibe erbâbından ziyâde mesâlih-i devlete yarayacağını tasrîh etmiş bulunduğundan, o zemân Hotin'e Kāyim-i makām ve semmûr kürk irsâlinden başka li-maslahatin merâmına müsâʿade olunacağı îhâm olunmuşidi. Bu va'd-i garîbü'l-üslûba igtirâr ve bî-bâk ü pervâ sâniyen Hân-tepesi'ne nasb-ı hıyâm olunacağı gün yemeklik yerinde dâmen-i Sadriaʿzamî'ye ruh-sâ olduğu hîn-i i‘dâmına âmâde kılınan Silahdâr ve Enderûnîler'den birkaç nefer kimseler mahbûs olduğunu ifâde ile verây-ı sâyebânda kayd ü bendiyle iştigāllerini Silahdâr'ı müşâhade ve fi'l-hâl tabancasını çeküp, Pîşkîr Ağası'nı dağdağa-i dünyadan âzâde etmekle, şahs-ı merkūm katl olunup, Paşa-yı mûmâ ileyhe dahi yer yer hançer havâle ve şöhret ü nâmı sahife-i 'âlemden izâle olundu. Mûmâ ileyhin etbâ'ı Arnabud tâyifesinden olup, muhallefâtını kabza meʼmûr olanlara: “Mebâdâ! Teslîmde izhâr-ı huşûnet u 'inâd ve yağma vü gārete itâle-i dest-i fesâd eyleyeler\" deyü bu vakʿada hâzır olan Karesi Mutasarrıfı ‘Abdullah Paşa zikr olunan muhallefâtın hırâsetine me'mûr olup, maktûlün ordusuna vardıkda kabz-ı muhallefâta şahs-ı vâhid mâniʿ olmamışiken maʿiyyetinde olan levendât, muhallefâtı yağma vü tâlân ve etbâʿını ‘uryân ve baʿzısını cerh u darb ile nâ-tuvân eylediklerini o makūle felâket-zedeler gelüp, Serdar-ı Ekrem otağı pîş-gâhında dâd-hâhâne şikâyet ve bu tavr-ı garîb Sadrıaʿzam'a mûcib-i melâlet olarak, fi'l-hâl Çavuş-başı maʿrifetiyle nehb ü gasb olunan eşyânın baʿzısını istirdâd ve baʿzısını tâyife-i levendât ketm [M2 28] ve nefs-i habîslerine zuhûrât-ı îrâd kayd eylediler.",
          "caption": "İ‘dâm-ı Kahramân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_681.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "İ‘dâm-ı Kahramân Paşa",
          "text": "Dukakin Sancağı Mutasarrıfı Kahraman Paşa, altı bin mîrîlü asker ile sefere me'mûr olup, ancak üç bin nefer tahrîr ve mîrînin bâkī akçasını müstelezzât-ı hevâ vü hevesine sarf vü tebzîr edüp, yollarda hetk-i aʿrâz-ı Müslimîn ve nehb-i emvâl-i mesâkîn ederek Tuna'ya kurbiyyeti haberi alındıkda, Hotin muhafazasına me'mûr ve bu cünha-i 'azîmesi mektûm-i sudûr-i evliyây-ı umûr olmuşidi. Hotin'e vardıkda muktezây-ı cibilleti olan fesâda âgāz ve askerî tâyifesini iğvâ vü tesvîl ile her bâr derîce-i fitneyi bâz edüp, Hotin Muhafızı Vezîr Hasan Paşa'nın meftûnu olan asker vâsıtasıyla in'idâmına 'illet [M2 27] ve aʿdây-ı liʼam Hotin'e geldikde, henüz rihây-ı harb idâre ve gubâr-ı ceng isâre olunmadan: “Asker bozuldu!” âvâzesiyle sebeb-i dehşet ve cümleden evvel firâra mübâşeret ve müstekıllen tefrika-i askere âlet olup, ‘adem-i tevhîş-i ru'esâ kasdıyla cezây-ı mâ-yelîkı teʼhîr ü izmâr ve Bender Serʿaskeri maʿiyyetine varmak üzere emr-i ‘âlî ısdâr olunmuşidi. ‘Adem-i imtisâl semtine râhî ve bu sebeble mebgūz-ı Pâdişâhî olup, i‘dâmına her çend teşmîr-i sâk olunduysa dahi hayvân-ı vahşî gibi şikâr-dan remân ve henûz tekmîl-i enfâs-ı hayât etmediği sebebi ile ele girmesi vâbeste-i vakt ü zemân olup, Hüseyin Paşa vakasında Vezâret'e taleb ve hâhişini telmîh ve i'mâl-i asker ve hıdemât-ı sâyirede yed-i gālibe erbâbından ziyâde mesâlih-i devlete yarayacağını tasrîh etmiş bulunduğundan, o zemân Hotin'e Kāyim-i makām ve semmûr kürk irsâlinden başka li-maslahatin merâmına müsâʿade olunacağı îhâm olunmuşidi. Bu va'd-i garîbü'l-üslûba igtirâr ve bî-bâk ü pervâ sâniyen Hân-tepesi'ne nasb-ı hıyâm olunacağı gün yemeklik yerinde dâmen-i Sadriaʿzamî'ye ruh-sâ olduğu hîn-i i‘dâmına âmâde kılınan Silahdâr ve Enderûnîler'den birkaç nefer kimseler mahbûs olduğunu ifâde ile verây-ı sâyebânda kayd ü bendiyle iştigāllerini Silahdâr'ı müşâhade ve fi'l-hâl tabancasını çeküp, Pîşkîr Ağası'nı dağdağa-i dünyadan âzâde etmekle, şahs-ı merkūm katl olunup, Paşa-yı mûmâ ileyhe dahi yer yer hançer havâle ve şöhret ü nâmı sahife-i 'âlemden izâle olundu. Mûmâ ileyhin etbâ'ı Arnabud tâyifesinden olup, muhallefâtını kabza meʼmûr olanlara: “Mebâdâ! Teslîmde izhâr-ı huşûnet u 'inâd ve yağma vü gārete itâle-i dest-i fesâd eyleyeler\" deyü bu vakʿada hâzır olan Karesi Mutasarrıfı ‘Abdullah Paşa zikr olunan muhallefâtın hırâsetine me'mûr olup, maktûlün ordusuna vardıkda kabz-ı muhallefâta şahs-ı vâhid mâniʿ olmamışiken maʿiyyetinde olan levendât, muhallefâtı yağma vü tâlân ve etbâʿını ‘uryân ve baʿzısını cerh u darb ile nâ-tuvân eylediklerini o makūle felâket-zedeler gelüp, Serdar-ı Ekrem otağı pîş-gâhında dâd-hâhâne şikâyet ve bu tavr-ı garîb Sadrıaʿzam'a mûcib-i melâlet olarak, fi'l-hâl Çavuş-başı maʿrifetiyle nehb ü gasb olunan eşyânın baʿzısını istirdâd ve baʿzısını tâyife-i levendât ketm [M2 28] ve nefs-i habîslerine zuhûrât-ı îrâd kayd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh yeke-tâz-i meydân-ı celâdet ve kûy-rûbây-ı fezây-ı sarâmet olup, Hekîm-zâde ʿAli Paşa merhûmun Enderûn Çukadârı iken Sivas Sahrâsı'nda zorba ve eşkıyâları tedmîrde fevka'l-me'mûl hidmet edüp, mürûr-i ezmân ile Mîr-i mîrân ve bu seferde dahi sarf-ı tâb ü tüvân ile uğûr-ı Pâdişâhî'de bezl-i mâl ü cân eylediği, Serdâr-ı ekrem hazretlerine nümâyân olmağla, câh-ı vâlây-ı Vezâret ile kadri terfîʿ ve sebkat eden hidmeti vâreste-i girih-i tazyîʿ kılındığından başka, el-hâletü hâzihî seferde mevcûd ve emvâl ü eşyâsı nehb-kerde-i düşmen-i bed-bûd olmağla, muʿtâd olan Vezâret câyizesi tarafına inʿâm ve bu vechile dahi seyrâb-ı zülâl-i ikrâm kılındı.\n\nMîrâhûr-i Evvel iken Sadâret Kethudâlığı'na lâyık u mahal görülen el-Hâc Ahmed Ağa, muhavvel-i ʿuhde-i sadâkati olan hidemâtda ihâta-i ʿakl ü idrâki kadar kusûr etmemiş iken Ordu-yi hümâyûn'da baʿzı müteneffis, umûruna taʿarruz ve mûmâ ileyh dahi gâh teʿâruz ve gâh temâruz üzere görünüp, bu vesîle ile kevkeb-i müstaʿlî-yi ikbâli hâbıt ve giderek nazar-ı Serdâr-ı ekremî'den sâkıt olup, bu keyfiyyet maʿlûm-i hazret-i Tâcdârî ve ʿazline irâde-i seniyye cârî olmuşidi. Binâ'en ʿalâ zâlik Ordu-yi hümâyûn'a hazîne îsâl etmek me'mûriyyeti ile pâder-i rikâb olan Mîrâhûr-i Evvel Mustafa Bey'e hufyeten Kethudâlık hatt-ı şerîfi verildiyse dahi, hazîne ile ʿazîmeti zemâna muhtâc olduğundan, zikr olunan hazîne Edirne tarafında olan Kapucu-başı ʿAbdullah Ağa'ya teslîm ile verâdan îsâlini te'kîd etmek ve kendisi dahi bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a ʿazîmet eylemek vasâyâsı retîme-i bâzû-yı me'mûriyyeti kılınmışidi. Mîr-i mûmâ ileyh Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ibrâz-ı hatt-ı şerîf eyledikde, fi'l-hâl mesned-i Kethudâyî'ye sâʿid olup, selefi dahi hidmeti meşkûr olmak zemîninde iktisây-ı hılʿat-i semmûr ile mesrûr ve ber-vefk-i irâde-i Şâhî Âsitâne-i saʿâdet tarafına râhî oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i Vezâret be Abaza Mehmed Paşa ve 'azl-i Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_682.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i Vezâret be Abaza Mehmed Paşa ve 'azl-i Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "text": "Müşârun ileyh yeke-tâz-i meydân-ı celâdet ve kûy-rûbây-ı fezây-ı sarâmet olup, Hekîm-zâde ʿAli Paşa merhûmun Enderûn Çukadârı iken Sivas Sahrâsı'nda zorba ve eşkıyâları tedmîrde fevka'l-me'mûl hidmet edüp, mürûr-i ezmân ile Mîr-i mîrân ve bu seferde dahi sarf-ı tâb ü tüvân ile uğûr-ı Pâdişâhî'de bezl-i mâl ü cân eylediği, Serdâr-ı ekrem hazretlerine nümâyân olmağla, câh-ı vâlây-ı Vezâret ile kadri terfîʿ ve sebkat eden hidmeti vâreste-i girih-i tazyîʿ kılındığından başka, el-hâletü hâzihî seferde mevcûd ve emvâl ü eşyâsı nehb-kerde-i düşmen-i bed-bûd olmağla, muʿtâd olan Vezâret câyizesi tarafına inʿâm ve bu vechile dahi seyrâb-ı zülâl-i ikrâm kılındı.\n\nMîrâhûr-i Evvel iken Sadâret Kethudâlığı'na lâyık u mahal görülen el-Hâc Ahmed Ağa, muhavvel-i ʿuhde-i sadâkati olan hidemâtda ihâta-i ʿakl ü idrâki kadar kusûr etmemiş iken Ordu-yi hümâyûn'da baʿzı müteneffis, umûruna taʿarruz ve mûmâ ileyh dahi gâh teʿâruz ve gâh temâruz üzere görünüp, bu vesîle ile kevkeb-i müstaʿlî-yi ikbâli hâbıt ve giderek nazar-ı Serdâr-ı ekremî'den sâkıt olup, bu keyfiyyet maʿlûm-i hazret-i Tâcdârî ve ʿazline irâde-i seniyye cârî olmuşidi. Binâ'en ʿalâ zâlik Ordu-yi hümâyûn'a hazîne îsâl etmek me'mûriyyeti ile pâder-i rikâb olan Mîrâhûr-i Evvel Mustafa Bey'e hufyeten Kethudâlık hatt-ı şerîfi verildiyse dahi, hazîne ile ʿazîmeti zemâna muhtâc olduğundan, zikr olunan hazîne Edirne tarafında olan Kapucu-başı ʿAbdullah Ağa'ya teslîm ile verâdan îsâlini te'kîd etmek ve kendisi dahi bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a ʿazîmet eylemek vasâyâsı retîme-i bâzû-yı me'mûriyyeti kılınmışidi. Mîr-i mûmâ ileyh Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ibrâz-ı hatt-ı şerîf eyledikde, fi'l-hâl mesned-i Kethudâyî'ye sâʿid olup, selefi dahi hidmeti meşkûr olmak zemîninde iktisây-ı hılʿat-i semmûr ile mesrûr ve ber-vefk-i irâde-i Şâhî Âsitâne-i saʿâdet tarafına râhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı sâbık vaktinde nisâr-ı dirhem ü dînâr ile Dîvân Tercemânlığı'nı tahsîl eden Nikolaki, umûr-i seferiyyeye dâ'ir müzâkerât ile Sadrıaʿzam'a izhâr-ı maʿlûmât ve bu sebeble tahsîl-i husûsiyyet ve imtiyâzât edüp, [M2 29] ehl-i İslâm'a nazarını kec ve her mâddede girîve-kerd-i vâdî-yi ʿinâd ü lec ile tervîc-i re'y-i muʿavvec eylediğinden fazla, mukaddemâ hayâl-hâne-i fikr-i fâsidinde sûret verdiği evhâm u hayâlâtın butlânı zâhir u âşikâr ve Serdâr-ı ekrem'i bu vesîle ile hacl ve şerm-sâr etdiği ve buna dâ'ir kat'î çok mel'anete ictisâr eylediği, maʿlûm-i Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr olmağla, Kethudây-ı sâbık maʿiyyeti ile Âsitâne-i saʿâdet'e ihzâr olunup, Alay-köşkü altında gerdenine havâle-i tîg-i hûnhâr ve ʿibret-i hadd-i nâ-şinâsân-ı rüzgâr kılındı. Mihâl Voyvoda'nın oğlu Mihâlika Tercemânlığa intihâb ve işbu rebîʿulâhirin üçüncü günü Ordu-yi hümâyûn'a iyâb ve Tercemânlık hıdmetini iktisâb eyledi.",
          "caption": "İ'dâm-ı Tercemân-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_683.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Tercemân-ı Dîvân",
          "text": "Sadr-ı sâbık vaktinde nisâr-ı dirhem ü dînâr ile Dîvân Tercemânlığı'nı tahsîl eden Nikolaki, umûr-i seferiyyeye dâ'ir müzâkerât ile Sadrıaʿzam'a izhâr-ı maʿlûmât ve bu sebeble tahsîl-i husûsiyyet ve imtiyâzât edüp, [M2 29] ehl-i İslâm'a nazarını kec ve her mâddede girîve-kerd-i vâdî-yi ʿinâd ü lec ile tervîc-i re'y-i muʿavvec eylediğinden fazla, mukaddemâ hayâl-hâne-i fikr-i fâsidinde sûret verdiği evhâm u hayâlâtın butlânı zâhir u âşikâr ve Serdâr-ı ekrem'i bu vesîle ile hacl ve şerm-sâr etdiği ve buna dâ'ir kat'î çok mel'anete ictisâr eylediği, maʿlûm-i Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr olmağla, Kethudây-ı sâbık maʿiyyeti ile Âsitâne-i saʿâdet'e ihzâr olunup, Alay-köşkü altında gerdenine havâle-i tîg-i hûnhâr ve ʿibret-i hadd-i nâ-şinâsân-ı rüzgâr kılındı. Mihâl Voyvoda'nın oğlu Mihâlika Tercemânlığa intihâb ve işbu rebîʿulâhirin üçüncü günü Ordu-yi hümâyûn'a iyâb ve Tercemânlık hıdmetini iktisâb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Teferruk-i asker sebebi ile Serʿasker Paşa ve Muhafız Hasan Paşa ve on bin kadar piyâde Hotin Kalʿası'na tehassun ve her tarafda cenge teheyyüʿ ile temekkün ve düşmen-i ʿahd-şiken dahi huluvv-i meydân ve teferruk-i mübârizân sebebi ile Hotin Kalʿası'na nısf sâʿat mahalde meterisler inşâ ve toplar vazʿıyla tertîb-i levâzım hasr u ezâ etmişidi. Serʿasker ordusunda kırk pâre top ve mühimmât-ı sâyire mukaddemâ terk olunup, nakle zemân müsâʿid olmadığından kalʿada olan ehl-i İslâm mübtelây-ı endûh ü âlâm olup, düşmen ise o makūle mühimmâtın terkini hudʿa-i harbiyyeye haml ile ordusuna nakl eylemediği tehakkuk etmekle, yevm-i muhâsaranın ferdâsı Muhafız-ı müşârun ileyh ile Ordu Ağası Ser-seksonî ʿAbdullah Ağa ittifâk ve mühimmât-ı mezkûrenin kalʿaya idhâliyçün miyân-ı hamiyyete şedd-i nıtâk eyleyüp, üç bin kadar dilâverân meydân-ı ceng ü vegā ile Serʿasker ordusu yerine geldiklerinde, top ve hıyâm ve mühimmât ve sâyir eşyayı kalʿaya nakl ü idhâl ve bir hılâl taşrada terk etmemekle, nâm u şânların sahîfe-zîb-i abtâl-i ricâl eylediler. Aʿdâ kalʿa tamaʿıyla meterislerin takrîb ve on dakîka mahalde hendekler hafrıyla askerin taʿbiyye ve tertîb ve on bir kıtʿa top iʿmâl ve baş-tabya ile Hacı ʿOsmân ve Maktûl-oğlu tabyaların döğmeye iştigāl edüp, fazl-ı Hakk ile bu topların kalʿa ve ehâlîye zararı olmayup, fekat İzvance tarafında vâkiʿ Parga Karyesi altında îcâd etdiği [M2 30] hısânât-ı müstahkemenin topları, mahsûrîn-i İslâm'a iztirâb ve kemâl mertebe pîç ü tâb verüp, Hotin Muhafızı Vezîr Hasan Paşa ise himâyet-i dîn ve muhâfaza-i aʿrâz-ı Müslimîn irâdesiyle Yûsuf Paşa Tabyası'ndan ve sâyir mahallerden düşmene göz açdırmayup, top u tüfeng ile işʿal-i nâyire-i ceng ve tabyalarda olan guzâtı igrâ ile meterisleri düşmene halka-i mîmden teng edüp, muhâsaranın on birinci Pazar-ertesi günü Vezîr-i müşârun ileyh me'vâsında cüz'î râhat içün mahall-i maʿrekeden ʿavdet eyledikde, aʿdânın bir gün evvel karşu tarafa vâfir piyâdesi gelüp, irtiyâd-ı mâdan mahsûrları menʿ içün kemîn-gâhlar peydâ etdiklerini re'ye'l-ʿayn müşâhede etmekle, kendüye mahsûs tüfenglerini bir mikdâr barut ile ihzâr ve müstekar olduğu mahalden der-kemîn olan müşrikîni dâne-i tüfeng ile bî-zâr ve bir kaçını îsâl-i dereke-i nâr eylediği hâlde, aʿdâ tarafından atılan topların bir güllesi ve tüfenglerin bir dânesi ârâm-gâhları olan mahalle isâbet ve fi'l-hâl etrâfında olan barutu işʿâl ve ondan iʿmâl etdikleri memlû tüfenglere sirâyet ve kurşunun biri topuğuna râst gelüp, o hizebr-i bîşe-i celâdeti zahmdâr ve üç günden sonra ʿazm-i dâru'l-karâr eyledi.",
          "caption": "Keyfiyyet-i muhâsara-i Hotin ve şehâdet-i Muhafız Paşa ve istihlâs-ı kal'a ez-muhâsara ve vekāyiʿ-i sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_684.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Keyfiyyet-i muhâsara-i Hotin ve şehâdet-i Muhafız Paşa ve istihlâs-ı kal'a ez-muhâsara ve vekāyiʿ-i sâ'ire",
          "text": "Teferruk-i asker sebebi ile Serʿasker Paşa ve Muhafız Hasan Paşa ve on bin kadar piyâde Hotin Kalʿası'na tehassun ve her tarafda cenge teheyyüʿ ile temekkün ve düşmen-i ʿahd-şiken dahi huluvv-i meydân ve teferruk-i mübârizân sebebi ile Hotin Kalʿası'na nısf sâʿat mahalde meterisler inşâ ve toplar vazʿıyla tertîb-i levâzım hasr u ezâ etmişidi. Serʿasker ordusunda kırk pâre top ve mühimmât-ı sâyire mukaddemâ terk olunup, nakle zemân müsâʿid olmadığından kalʿada olan ehl-i İslâm mübtelây-ı endûh ü âlâm olup, düşmen ise o makūle mühimmâtın terkini hudʿa-i harbiyyeye haml ile ordusuna nakl eylemediği tehakkuk etmekle, yevm-i muhâsaranın ferdâsı Muhafız-ı müşârun ileyh ile Ordu Ağası Ser-seksonî ʿAbdullah Ağa ittifâk ve mühimmât-ı mezkûrenin kalʿaya idhâliyçün miyân-ı hamiyyete şedd-i nıtâk eyleyüp, üç bin kadar dilâverân meydân-ı ceng ü vegā ile Serʿasker ordusu yerine geldiklerinde, top ve hıyâm ve mühimmât ve sâyir eşyayı kalʿaya nakl ü idhâl ve bir hılâl taşrada terk etmemekle, nâm u şânların sahîfe-zîb-i abtâl-i ricâl eylediler. Aʿdâ kalʿa tamaʿıyla meterislerin takrîb ve on dakîka mahalde hendekler hafrıyla askerin taʿbiyye ve tertîb ve on bir kıtʿa top iʿmâl ve baş-tabya ile Hacı ʿOsmân ve Maktûl-oğlu tabyaların döğmeye iştigāl edüp, fazl-ı Hakk ile bu topların kalʿa ve ehâlîye zararı olmayup, fekat İzvance tarafında vâkiʿ Parga Karyesi altında îcâd etdiği [M2 30] hısânât-ı müstahkemenin topları, mahsûrîn-i İslâm'a iztirâb ve kemâl mertebe pîç ü tâb verüp, Hotin Muhafızı Vezîr Hasan Paşa ise himâyet-i dîn ve muhâfaza-i aʿrâz-ı Müslimîn irâdesiyle Yûsuf Paşa Tabyası'ndan ve sâyir mahallerden düşmene göz açdırmayup, top u tüfeng ile işʿal-i nâyire-i ceng ve tabyalarda olan guzâtı igrâ ile meterisleri düşmene halka-i mîmden teng edüp, muhâsaranın on birinci Pazar-ertesi günü Vezîr-i müşârun ileyh me'vâsında cüz'î râhat içün mahall-i maʿrekeden ʿavdet eyledikde, aʿdânın bir gün evvel karşu tarafa vâfir piyâdesi gelüp, irtiyâd-ı mâdan mahsûrları menʿ içün kemîn-gâhlar peydâ etdiklerini re'ye'l-ʿayn müşâhede etmekle, kendüye mahsûs tüfenglerini bir mikdâr barut ile ihzâr ve müstekar olduğu mahalden der-kemîn olan müşrikîni dâne-i tüfeng ile bî-zâr ve bir kaçını îsâl-i dereke-i nâr eylediği hâlde, aʿdâ tarafından atılan topların bir güllesi ve tüfenglerin bir dânesi ârâm-gâhları olan mahalle isâbet ve fi'l-hâl etrâfında olan barutu işʿâl ve ondan iʿmâl etdikleri memlû tüfenglere sirâyet ve kurşunun biri topuğuna râst gelüp, o hizebr-i bîşe-i celâdeti zahmdâr ve üç günden sonra ʿazm-i dâru'l-karâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh yetmiş üç târihinde mazhar-ı kahr-ı sâhib-i ʿasr olan el-Hâc Ahmed Paşa'nın mahdûmu olup, maskat-i re'sî olan Oltu'da mukīm iken bâ rutbe-i Mîr-i mîrânî Çıldır Eyâleti ile nâyil-i emânî ve yetmiş beş târihinde Vezîr ve üç sene bilâ-infisâl\nGürcistan Serʿaskerliği'yle nâm ü şânı felek-mesîr olmuşidi. Seksen iki târîhinde Köstendil Sancağı ilhâkıyla Selânik'e mutasarrıf ve seksen üç muharreminde tevcîh olunan Özi Muhâfızlığı'ndan me'mûriyyeti Hotin'e munsarıf olup, vech-i meşrûh üzere terk-i ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i semt-i câvidânî eyledi. Müşârun ileyh fart-ı cesâretle maʿrûf ve hilm ü vekār ile me'lûf, reʿâyâ-perver ve dâd-güster ve beyne'l-vüzerâ muvakkar u muʿteber, şecâʿatde kahramân ve ʿuluvv-i himmet ü ikdâmda Rüstem-i dâstân, vechi sabîh ve sadrı fesîh ve iʿtikādı sahîh bir Vezîr-i sâhib-i tedbîr idi. Biz yine sadede gelelim, Hân-ı [M2 31] ʿâlî-şân maʿiyyetine me'mûr tavâyif-i askerî ve Bâşbûğ nasb olunan Vezîr ʿAli Paşa ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm Yaş Kasabası'nda ictimâʿ ve ahvâl-i aʿdâya ıttılâʿ ʿakabinde Hotin cânibine ʿazîmet ve hasım ile tarh-ı bezm-i rezm etmek fikrinde iken, nâ-gâh o tarafdan bozgun askeri zuhûr ve me'murları güm-kerde-i râh-ı şuʿûr edüp, ne hâl ise mezkûrlar taʿvîk ve etrâfa münteşir olanları cemʿ içün ulaklar tefrîk olunup, anlar dahi gelüp, orduya iltihâk ve baʿzı deliller istintâk olundukda, düşmen-i bî-mîsâk Hotin'in berü tarafında vâkiʿ Ak-mescid nâm mahalle dek meterisler hafr edüp, Katana ve Kazak tâyifesini karagola taʿyîn ile rasad-ı bîn-i şikāk oldukları Serdâr-ı ekrem tarafına inhâ ve bir mikdâr zehâyir ve mühimmât istidʿâ eylediler. Üç bin kadar dalkılıç ve mühimmât ve zehâyir ve vücûh-i sâyire ile imdâd olunduğundan gayri elli bin guruş dil ve kelle getürenlere vermek üzere irsâl olunup, bir ân akdem aʿdây-ı bed-nihâd üzerine sevk-i ketâyib ü ecnâd etmeleri bâbında cümlesine hitâben emr-i celîlü'l-iʿtibâr ısdâr olunmuşidi. Bu tertîbât vusûl bulmazdan mukaddem Mîr-i mîrân'dan Çelik Paşa hazînedârı olan ʿAli Paşa, kendü askeri ve maʿiyyetine müretteb sâyir asâkir ile taʿyîn olunup, küffârın katanalarına Kanlı-köprü nâm mahalde musâdefe ile ekserîsin kantara-i tîg-i tâb-dârdan imrâr ve birkaç meterislerini ârâm-gâh-ı cünd-i nusrat-şiʿâr eyleyüp, bakıyyesi Hotin pîrâmeninde olan sûrâh-ı tabura mâr-dem-i bürîde gibi insiyâb eylediler. Taraf-ı İslâm'dan ser-zede-i zuhûr olan cür'et ü ikdâm bâʿis-i havf u haşyet-i aʿdây-ı li'âm olup, kalʿa tarafından şeb-hûn ve o tarafdan hücûm ile halleri dîger-gûn olacağını kavmiyle müzâkere ve meterislerini terk ve mugādere ve ehâlî-yi kalʿa bu vechile vâreste-i iztırâb-ı muhâsara olup, düşmen dahi Kireç-hâne verâsında ihdâs etdiği istihkâmâta saʿy-ı pûç ile vülûc ve sedd-i bâb-ı hurûc eyledi. Bundan sonra aʿdânın tehassun etdiği mahalle yürüyüş husûsu Hân-ı ʿâlişân ve Serʿasker Paşa ve Başbûğ ve sâyir efrâd-ı askerî ile meşveret ve cümlesi re'ylerine muvâfakat ile bi'l-ittifâk meterisler hafrına mübâşeret ve kalʿada [M2 32] ve berü tarafda olan piyâdegān zümresi meterislere teşhîn ve süvârîleri etrâfa taʿyîn olunup, bu tedbîr-i dil-pezîr düşmen-i dîne tîr-i mesmûm gibi te'sîr ve kendülerine mukaddeme-i istîsâl ü tedmîr olacağını mülâhaza ile şehr-i rebîʿulâhirın onuncu pazar gicesi meterislerden karşu tarafa mürûr esbâbının tehyi'esine şurûʿ etdikleri, maʿlûm cünd-i zafer metbûʿ oldukda ʿale's-seher hân ve vüzerâ ve sâyirleri taʿkīb ve Nehr-i Turla'da olan köprülerine dek o kavm-i müstahıkku'l-levmi taʿcîz ü taʿzîb eylediklerinden gayri, cisr-i memdûdların fesh edinceye dek vâfiri küşte-i hısâm-ı İslâm ve lağımlara taʿbiye etdikleri elli kantar barut resîde-i maʿraz-i nakl ü iğtinâm oldu.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_685.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh yetmiş üç târihinde mazhar-ı kahr-ı sâhib-i ʿasr olan el-Hâc Ahmed Paşa'nın mahdûmu olup, maskat-i re'sî olan Oltu'da mukīm iken bâ rutbe-i Mîr-i mîrânî Çıldır Eyâleti ile nâyil-i emânî ve yetmiş beş târihinde Vezîr ve üç sene bilâ-infisâl\nGürcistan Serʿaskerliği'yle nâm ü şânı felek-mesîr olmuşidi. Seksen iki târîhinde Köstendil Sancağı ilhâkıyla Selânik'e mutasarrıf ve seksen üç muharreminde tevcîh olunan Özi Muhâfızlığı'ndan me'mûriyyeti Hotin'e munsarıf olup, vech-i meşrûh üzere terk-i ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i semt-i câvidânî eyledi. Müşârun ileyh fart-ı cesâretle maʿrûf ve hilm ü vekār ile me'lûf, reʿâyâ-perver ve dâd-güster ve beyne'l-vüzerâ muvakkar u muʿteber, şecâʿatde kahramân ve ʿuluvv-i himmet ü ikdâmda Rüstem-i dâstân, vechi sabîh ve sadrı fesîh ve iʿtikādı sahîh bir Vezîr-i sâhib-i tedbîr idi. Biz yine sadede gelelim, Hân-ı [M2 31] ʿâlî-şân maʿiyyetine me'mûr tavâyif-i askerî ve Bâşbûğ nasb olunan Vezîr ʿAli Paşa ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm Yaş Kasabası'nda ictimâʿ ve ahvâl-i aʿdâya ıttılâʿ ʿakabinde Hotin cânibine ʿazîmet ve hasım ile tarh-ı bezm-i rezm etmek fikrinde iken, nâ-gâh o tarafdan bozgun askeri zuhûr ve me'murları güm-kerde-i râh-ı şuʿûr edüp, ne hâl ise mezkûrlar taʿvîk ve etrâfa münteşir olanları cemʿ içün ulaklar tefrîk olunup, anlar dahi gelüp, orduya iltihâk ve baʿzı deliller istintâk olundukda, düşmen-i bî-mîsâk Hotin'in berü tarafında vâkiʿ Ak-mescid nâm mahalle dek meterisler hafr edüp, Katana ve Kazak tâyifesini karagola taʿyîn ile rasad-ı bîn-i şikāk oldukları Serdâr-ı ekrem tarafına inhâ ve bir mikdâr zehâyir ve mühimmât istidʿâ eylediler. Üç bin kadar dalkılıç ve mühimmât ve zehâyir ve vücûh-i sâyire ile imdâd olunduğundan gayri elli bin guruş dil ve kelle getürenlere vermek üzere irsâl olunup, bir ân akdem aʿdây-ı bed-nihâd üzerine sevk-i ketâyib ü ecnâd etmeleri bâbında cümlesine hitâben emr-i celîlü'l-iʿtibâr ısdâr olunmuşidi. Bu tertîbât vusûl bulmazdan mukaddem Mîr-i mîrân'dan Çelik Paşa hazînedârı olan ʿAli Paşa, kendü askeri ve maʿiyyetine müretteb sâyir asâkir ile taʿyîn olunup, küffârın katanalarına Kanlı-köprü nâm mahalde musâdefe ile ekserîsin kantara-i tîg-i tâb-dârdan imrâr ve birkaç meterislerini ârâm-gâh-ı cünd-i nusrat-şiʿâr eyleyüp, bakıyyesi Hotin pîrâmeninde olan sûrâh-ı tabura mâr-dem-i bürîde gibi insiyâb eylediler. Taraf-ı İslâm'dan ser-zede-i zuhûr olan cür'et ü ikdâm bâʿis-i havf u haşyet-i aʿdây-ı li'âm olup, kalʿa tarafından şeb-hûn ve o tarafdan hücûm ile halleri dîger-gûn olacağını kavmiyle müzâkere ve meterislerini terk ve mugādere ve ehâlî-yi kalʿa bu vechile vâreste-i iztırâb-ı muhâsara olup, düşmen dahi Kireç-hâne verâsında ihdâs etdiği istihkâmâta saʿy-ı pûç ile vülûc ve sedd-i bâb-ı hurûc eyledi. Bundan sonra aʿdânın tehassun etdiği mahalle yürüyüş husûsu Hân-ı ʿâlişân ve Serʿasker Paşa ve Başbûğ ve sâyir efrâd-ı askerî ile meşveret ve cümlesi re'ylerine muvâfakat ile bi'l-ittifâk meterisler hafrına mübâşeret ve kalʿada [M2 32] ve berü tarafda olan piyâdegān zümresi meterislere teşhîn ve süvârîleri etrâfa taʿyîn olunup, bu tedbîr-i dil-pezîr düşmen-i dîne tîr-i mesmûm gibi te'sîr ve kendülerine mukaddeme-i istîsâl ü tedmîr olacağını mülâhaza ile şehr-i rebîʿulâhirın onuncu pazar gicesi meterislerden karşu tarafa mürûr esbâbının tehyi'esine şurûʿ etdikleri, maʿlûm cünd-i zafer metbûʿ oldukda ʿale's-seher hân ve vüzerâ ve sâyirleri taʿkīb ve Nehr-i Turla'da olan köprülerine dek o kavm-i müstahıkku'l-levmi taʿcîz ü taʿzîb eylediklerinden gayri, cisr-i memdûdların fesh edinceye dek vâfiri küşte-i hısâm-ı İslâm ve lağımlara taʿbiye etdikleri elli kantar barut resîde-i maʿraz-i nakl ü iğtinâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rivâyet-i sahîhaya göre müşârun ileyhin Âsitâne'den hareketi Moskovlu'yu ihâfe vü tevhîm ile Leh memleketinden ihrâca ve kavm-i mezkûrun beyne'd-düvel meşrût olan serbestliklerini ibkāya mebnî olup, İsakça'ya varınca tevâyif-i askerîyi dâd ü dihiş ve inʿâm ü bahşiş ile mazhar-ı iltifât ü nevâziş edüp, Tuna'yı murûrdan sonra Memâlik-i mahrûse'den deryâ gibi asâkir-i İslâm cûş u hurûşa gelüp, bir merhaleden nehzat ve yurd yerine gelinceye dek merhaleteynin ibtidâsından intihâsına dek sevâd-ı asker zâyil olmayup, bu kadar nüfûsa zahîre îsâli, hâric-i tâkat-i beşer ve fi'l-asl iddihâr olunan zehâyir dahi kalîl olup asker-i kesîreye vefâ etmeyeceği mukarrer iken, Hân-tepesi'ne varıncaya dek ne hâl ise halka müstevfâ zahîre tevzîʿ olunup, Ordu-yi hümâyûn Bender'e ve ikinci defʿada Hân-tepesi'ne geldikde, müddahar olan zehâyire nefâd gelüp, etrâfdan celbe zarûret ilcâ ve me'mûrlar hâb-ı râhatı terk ile o makūle bî-insâflara zahîre yetişdirmek emrinde saʿy-i evfâ ederler idi.\n\nFezâyil-i gazâ vü cihâddan bî-haber ve nevâyib ü şedâyid-i seferiyyeye mütehammil olmayan erbâb-ı tereffüh ü batar, kıllet-i zehâyiri behâne ile arzûy-i lezzet-i bâlîn ü pister ve birer maʿberden Tuna'yı güzer ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, maʿlûm-i cihâniyân olan seyyi’elerin dürlü dürlü ʿilel ile mütevârî ve tehyîc-i gazab-ı cenâb-ı Şehriyârî eylediler. Düşmen dahi Leh memleketinden askerini ihrâc [M2 33] etmeyüp, hılâf-ı mülâhaza mukābeleye cesâret ve Turla'yı berü geçüp, Serʿasker ordusunu ber-minvâl-i muharrer perîşân etdikden sonra, ikinci defʿada kalʿa muhâsarasına mübâşeret eyledi. Askerin ʿadem-i sebâtı ve zâd ü zahîre tedârükünün suʿûbeti ve ru'esânın bir mahalle me'mûriyyetleri iktizâ eyledikde, gûnâ-gûn aʿzâr îrâdıyla emr-i şerîfe ʿadem-i imtisâlleri Sadrıaʿzam'ı iʿlâm ve mübtelây-ı ʿilel ü eskām eyleyüp, meşhûr-i milel olan ʿakl u dirâyetine halel ve zihn-i mûşikâfına fütûr u kesel ve sevdây-ı merâk u hulyâya mübtelâ ve ricâl-i devlet baʿzı umûr-ı maʿkūleyi ifâdede çîn-i cebîn ve eser-i gazab ü nefrîn müşâhadesinden, her biri ʿuzlet-güzîn-i kûşe-i inzivâ olup, bu esbâb ile bir iki defʿa Sadâret'den istiʿfâ ve inhırâf-ı mîzâc ile umûr-i devlet gerüye kalmak rütbelerine resîde olduğunu dergâh-ı vâlâya bi'l-istirhâm ʿarz u inhâ etmişidi. ʿİlel-i cüz’iyye giderek ʿillet-i tâmme makāmına kâyim ve efvâh-ı nâsda olan erâcîf u uğlûtanın defʿi bâbında ʿazli nezd-i ferd-i Mülûkâne'de emr-i lâzım olmağla, cümle emvâl ü eşyâsı inʿâm ve kendüsi Dimetoka'da ikāmet ü ârâm ile ikrâm olunup, nezʿ u defʿ-i mühr-i hümâyûn maslahatı zımnında Mîrâhûr-i Sânî Gül Ahmed Paşa-zâde Feyzî Bey Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr olmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh Rebîʿulâhırın dokuzuncu sebt günü Ordu-yi hümâyûn'un karâr-gâhı olan Hân-tepesi'ne vâsıl ve ibtidâ Kethudâ Bey Kâtibi İbrâhîm Efendi'nin çadırına nâzil olup, ricâl-i bâbı ihzâr ve me'mûriyyetini cümlesine işʿâr eyledikde, Kethudây-ı Sadrıaʿzamî Mustafa Bey ve Kâtibi İbrâhîm Efendi sâyebân-ı Serdâr-ı ekremî'ye dâhil olup, müşârun ileyh Feyzî Bey'in me'mûriyyetini\nsu'âl eyledikde, Kethudâ Bey teblîğ-i hâle muktedir olamayup, hemân Kâtib Efendi feth-i derîce-i makāl ve mukaddemâ sû-i mîzâc sebebi ile taraf-ı hümâyûndan ʿazl istidʿâsında olduklarına binâ’en merâm-ı Âsafâne'leri karîn-i isʿâf ü müsâʿade ve tedbîr ü ʿilâc zımnında bilâ-musâdere Dimetoka'da ikāmetleri irâde-i hümâyûn oluduğunu ifâde eyledikde, Mîr-i mûmâ ileyhi fi'l-hâl daʿvet ve Çavuş-başı Ağa maʿiyyeti ile bu maslahata dâyir olan hatt-ı hümâyûnu irâʾet ʿakabinde mühr-i şerîf istirdâd ve Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa Kāyim-makāmlık [M2 34] mesnedine isʿâd olunup, Hotin tarafında Başbûğ olan Vezîr ʿAli Paşa'ya mühr-i hümâyûnu teslîm içün mîr-i mûmâ ileyh Teşrîfâtî Vahdetî Bekir Efendi'yi istishâb ve Hotin tarafına ʿazm ü şitâb eyledi. Sadr-ı sâbık dahi bir gice ke'l-evvel obasında ikāmet ve ferdâsı Nehr-i Prut kenârında nasb olunan haymesine ʿazîmet ve muhtârları olan Silahşör ʿOsmân Bey ile sefîneye râkib ve Tomar-ova'dan Nehr-i Tuna'ya ve andan İsakçı'ya ve andan dahi meʿmûr olduğu Dimetoka'ya zâhib oldu. Mâh-ı mezbûrun on üçüncü günü Hotin'e iki buçuk sâʿat mesafede vâki Yemeklik nâm mahalle mîr-i mûmâ ileyh vâsıl olup, tebşîr-i mühr-i hümâyûn zımnında şâtırını irsâl ve istikşâf-ı irâde-i Sadr-ı ferâh-fâl eyledikde bir gün te'hîr ve ferdâsı pençşenbih günü vürûdu tezkîr olunmuşidi. Yevm-i mezkûrda mîr-i mûmâ ileyh harekete teʾehhüb ve orduya nısf sâʿat mahalle tekarrub eyledikde, müşârun ileyh karşu tarafdan zuhûr eden küffâr üzerine asker tertîb etmek şuglu ile berzede-i dâmân-ı tâb ü tüvân ve nâ-çâr birkaç sâʿat dahi olduğu mahalde zuhûr-ı irâdeye nigerân olması beyân ve ol vechile müterakkıb-ı emr ü fermân olmuşidi. Şugl-i askerden âzâde-ser oldukları ân mîr-i mûmâ ileyhe irsâl-i peyâm ve otâka tekarrubları hengâm otuz hatve yerden istikbâl ve sunûf-i tekrîm ile mühr-i hümâyûnu takbîl ve nihâde-i ceyb-i ikbâl edüp, ber-mûceb-i teşrîfât cümleye ilbâs-ı hılʿat ve kemâ-kân reviyyet-i mehâmm-ı seferiyyeye mübâşeret eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam el-Hâc Mehmed Emîn Paşa ve nasb-ı ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_686.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam el-Hâc Mehmed Emîn Paşa ve nasb-ı ʿAli Paşa",
          "text": "Rivâyet-i sahîhaya göre müşârun ileyhin Âsitâne'den hareketi Moskovlu'yu ihâfe vü tevhîm ile Leh memleketinden ihrâca ve kavm-i mezkûrun beyne'd-düvel meşrût olan serbestliklerini ibkāya mebnî olup, İsakça'ya varınca tevâyif-i askerîyi dâd ü dihiş ve inʿâm ü bahşiş ile mazhar-ı iltifât ü nevâziş edüp, Tuna'yı murûrdan sonra Memâlik-i mahrûse'den deryâ gibi asâkir-i İslâm cûş u hurûşa gelüp, bir merhaleden nehzat ve yurd yerine gelinceye dek merhaleteynin ibtidâsından intihâsına dek sevâd-ı asker zâyil olmayup, bu kadar nüfûsa zahîre îsâli, hâric-i tâkat-i beşer ve fi'l-asl iddihâr olunan zehâyir dahi kalîl olup asker-i kesîreye vefâ etmeyeceği mukarrer iken, Hân-tepesi'ne varıncaya dek ne hâl ise halka müstevfâ zahîre tevzîʿ olunup, Ordu-yi hümâyûn Bender'e ve ikinci defʿada Hân-tepesi'ne geldikde, müddahar olan zehâyire nefâd gelüp, etrâfdan celbe zarûret ilcâ ve me'mûrlar hâb-ı râhatı terk ile o makūle bî-insâflara zahîre yetişdirmek emrinde saʿy-i evfâ ederler idi.\n\nFezâyil-i gazâ vü cihâddan bî-haber ve nevâyib ü şedâyid-i seferiyyeye mütehammil olmayan erbâb-ı tereffüh ü batar, kıllet-i zehâyiri behâne ile arzûy-i lezzet-i bâlîn ü pister ve birer maʿberden Tuna'yı güzer ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, maʿlûm-i cihâniyân olan seyyi’elerin dürlü dürlü ʿilel ile mütevârî ve tehyîc-i gazab-ı cenâb-ı Şehriyârî eylediler. Düşmen dahi Leh memleketinden askerini ihrâc [M2 33] etmeyüp, hılâf-ı mülâhaza mukābeleye cesâret ve Turla'yı berü geçüp, Serʿasker ordusunu ber-minvâl-i muharrer perîşân etdikden sonra, ikinci defʿada kalʿa muhâsarasına mübâşeret eyledi. Askerin ʿadem-i sebâtı ve zâd ü zahîre tedârükünün suʿûbeti ve ru'esânın bir mahalle me'mûriyyetleri iktizâ eyledikde, gûnâ-gûn aʿzâr îrâdıyla emr-i şerîfe ʿadem-i imtisâlleri Sadrıaʿzam'ı iʿlâm ve mübtelây-ı ʿilel ü eskām eyleyüp, meşhûr-i milel olan ʿakl u dirâyetine halel ve zihn-i mûşikâfına fütûr u kesel ve sevdây-ı merâk u hulyâya mübtelâ ve ricâl-i devlet baʿzı umûr-ı maʿkūleyi ifâdede çîn-i cebîn ve eser-i gazab ü nefrîn müşâhadesinden, her biri ʿuzlet-güzîn-i kûşe-i inzivâ olup, bu esbâb ile bir iki defʿa Sadâret'den istiʿfâ ve inhırâf-ı mîzâc ile umûr-i devlet gerüye kalmak rütbelerine resîde olduğunu dergâh-ı vâlâya bi'l-istirhâm ʿarz u inhâ etmişidi. ʿİlel-i cüz’iyye giderek ʿillet-i tâmme makāmına kâyim ve efvâh-ı nâsda olan erâcîf u uğlûtanın defʿi bâbında ʿazli nezd-i ferd-i Mülûkâne'de emr-i lâzım olmağla, cümle emvâl ü eşyâsı inʿâm ve kendüsi Dimetoka'da ikāmet ü ârâm ile ikrâm olunup, nezʿ u defʿ-i mühr-i hümâyûn maslahatı zımnında Mîrâhûr-i Sânî Gül Ahmed Paşa-zâde Feyzî Bey Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr olmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh Rebîʿulâhırın dokuzuncu sebt günü Ordu-yi hümâyûn'un karâr-gâhı olan Hân-tepesi'ne vâsıl ve ibtidâ Kethudâ Bey Kâtibi İbrâhîm Efendi'nin çadırına nâzil olup, ricâl-i bâbı ihzâr ve me'mûriyyetini cümlesine işʿâr eyledikde, Kethudây-ı Sadrıaʿzamî Mustafa Bey ve Kâtibi İbrâhîm Efendi sâyebân-ı Serdâr-ı ekremî'ye dâhil olup, müşârun ileyh Feyzî Bey'in me'mûriyyetini\nsu'âl eyledikde, Kethudâ Bey teblîğ-i hâle muktedir olamayup, hemân Kâtib Efendi feth-i derîce-i makāl ve mukaddemâ sû-i mîzâc sebebi ile taraf-ı hümâyûndan ʿazl istidʿâsında olduklarına binâ’en merâm-ı Âsafâne'leri karîn-i isʿâf ü müsâʿade ve tedbîr ü ʿilâc zımnında bilâ-musâdere Dimetoka'da ikāmetleri irâde-i hümâyûn oluduğunu ifâde eyledikde, Mîr-i mûmâ ileyhi fi'l-hâl daʿvet ve Çavuş-başı Ağa maʿiyyeti ile bu maslahata dâyir olan hatt-ı hümâyûnu irâʾet ʿakabinde mühr-i şerîf istirdâd ve Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa Kāyim-makāmlık [M2 34] mesnedine isʿâd olunup, Hotin tarafında Başbûğ olan Vezîr ʿAli Paşa'ya mühr-i hümâyûnu teslîm içün mîr-i mûmâ ileyh Teşrîfâtî Vahdetî Bekir Efendi'yi istishâb ve Hotin tarafına ʿazm ü şitâb eyledi. Sadr-ı sâbık dahi bir gice ke'l-evvel obasında ikāmet ve ferdâsı Nehr-i Prut kenârında nasb olunan haymesine ʿazîmet ve muhtârları olan Silahşör ʿOsmân Bey ile sefîneye râkib ve Tomar-ova'dan Nehr-i Tuna'ya ve andan İsakçı'ya ve andan dahi meʿmûr olduğu Dimetoka'ya zâhib oldu. Mâh-ı mezbûrun on üçüncü günü Hotin'e iki buçuk sâʿat mesafede vâki Yemeklik nâm mahalle mîr-i mûmâ ileyh vâsıl olup, tebşîr-i mühr-i hümâyûn zımnında şâtırını irsâl ve istikşâf-ı irâde-i Sadr-ı ferâh-fâl eyledikde bir gün te'hîr ve ferdâsı pençşenbih günü vürûdu tezkîr olunmuşidi. Yevm-i mezkûrda mîr-i mûmâ ileyh harekete teʾehhüb ve orduya nısf sâʿat mahalle tekarrub eyledikde, müşârun ileyh karşu tarafdan zuhûr eden küffâr üzerine asker tertîb etmek şuglu ile berzede-i dâmân-ı tâb ü tüvân ve nâ-çâr birkaç sâʿat dahi olduğu mahalde zuhûr-ı irâdeye nigerân olması beyân ve ol vechile müterakkıb-ı emr ü fermân olmuşidi. Şugl-i askerden âzâde-ser oldukları ân mîr-i mûmâ ileyhe irsâl-i peyâm ve otâka tekarrubları hengâm otuz hatve yerden istikbâl ve sunûf-i tekrîm ile mühr-i hümâyûnu takbîl ve nihâde-i ceyb-i ikbâl edüp, ber-mûceb-i teşrîfât cümleye ilbâs-ı hılʿat ve kemâ-kân reviyyet-i mehâmm-ı seferiyyeye mübâşeret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da hazînenin fıkdânı ve etrâf u eknâfda olan meʾmûrların izhâr-ı sûret-i teng-destî ve nâ-tüvânî eyledikleri maʿlûm-i hazret-i Cihân-bânî olduğuna binâ'en, bu defʿa dahi üç bin beş yüz kîseye karîb meblağ Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz olunup, Kapucu-başı ʿAbdullah Ağa mübâşeretiyle Hân-tepesi'ne irsâl ve mevkib-i hümâyûn hazînesine idhâl olundu.\n\nAnadolu Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa'nın mükemmel kapu halkı ile eyâleti alup, bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a iltihâkı fermân olunmuşiken Serdâr-ı ekrem Bender'e ve kemâ fi'l-evvel Hân-tepesi'ne vürûdundan sonra, âheste [M2 35] reftâr ile yerinden kıyâm ve İsakçı Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm etmişidi. Bu defʿa dahi hareketi istiʿcâl olundukda, başında olan levend bahşiş talebi ile râh-ı ʿazîmetini bend ve Ordu-yi hümâyûn hazînesinden yirmi beş bin guruş karzan tarafına iʿtâ olunmasını recâ edüp, matlûbuna\nmüsâʿade bî-dirîğ ve recâsı karîn-i tecvîz ü tevsîğ kılınmışidi. Bu defʿa dahi harekete mecâli olmadığını eyâletlü hiss ile bilâ-istîzân ordusundan infikâk ve Hân-tepesi'ne ʿatf-ı ʿinân ve alaylarını irâʾet ile tebriʾe-i zimmet ve bundan sonra tekrar müşârun ileyhe istiʿcâl emri ısdâr ve kemâ-kân ʿözr-i bârid izhâr ve iʿânete heves-kâr olup, bu defʿa dahi matlûbu kadar meblağ istikrâz ve hezâr suʿûbetle yerinden intihâz eyleyüp, kapusu halkından mâ-ʿadâ bin kadar levendât ile Hân-tepesi'ne gelüp, Kāyim-makām Paşa ile mülâkāt ve Ordu-yi hümâyûn'un bir cânibinde rekz-i râyât eyledi. Livây-ı şerîf-i saʿâdet-redîfin kudûm-i şitâ ve mehâzîr-i uhrâ ile Hân-tepesi'nde ikāmesi, ricâl-i Devlet-i ʿaliyye tarafından istisvâb ve ifâdesi Feyzî Bey'e işrâb olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh husûs-i mezkûru beyân ve müşârun ileyh dahi bu re'yi istihsân edüp, ancak baʿzı umûr-i dîvâniyye rü'yeti içün Reʾîsülküttâb Mehmed Recâʾî Efendi ile Tezkire-i Sânî ʿAbdurrezzâk Efendi'nin vürûdunu fermân ve onlar dahi bilâ-tevakkuf Sadrıaʿzam tarafına sevk-i yek-rân eylediler.\nKüffâr-ı eşrâr her tarafdan Memâlik-i İslâmiyye'yi pâ-zede-i muzârr etmek mekāsıdıyla bu defʿa Aksu'yu geçüp, Özi etrâfında olan kışlakların baʿzısını ihrâk ve harâbe-zâr ve devâbb ü mevâşîyi sevk ile birkaç kimseyi zahm-dâr eylediklerini, muhâfızı Vezîr Süleymân Paşa istihbâr ve bi'n-nefs üzerlerine ilgār etmişidi. Mesfûrlar havf-i taʿkīb ile geldikleri mahalle ʿazîmet ve müşârun ileyh dahi ʿadem-i vusûl elemiyle ʿavdet edüp, bundan sonra câ-be-câ aʿdâ bu taraflara dehşet ilkāsından hâlî olmayacağı hüveydâ ve kendüsünün bi'n-nefs kahr-ı düşmen vesîlesiyle kalʿadan çıkması hılâf-ı meʾmûriyyeti olup lede'l-iktizâ aʿdâ ile muhârebe etmek içün bir mikdar süvârî taʿyînini inhâ ve Özi'de [M2 36] olan vücûh-i kavm bu ʿazîmeti imzâ etmişleridi. Hotin'de askerin eşedd-i lüzûmu zâhir ve o tarafdan taleb-i asker muktezây-ı hâle mugāyir olduğundan, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd Karesi Sancağı Mutasarrıfı ʿAbdullah Paşa ve maʿiyyetinde olan levendâtın levâzım u havâyicleri rü'yet ve Özi'ye taʿyîn ve kalʿa-i mezbûrenin etrâfı bu vechile tahsîn olundu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_687.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da hazînenin fıkdânı ve etrâf u eknâfda olan meʾmûrların izhâr-ı sûret-i teng-destî ve nâ-tüvânî eyledikleri maʿlûm-i hazret-i Cihân-bânî olduğuna binâ'en, bu defʿa dahi üç bin beş yüz kîseye karîb meblağ Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz olunup, Kapucu-başı ʿAbdullah Ağa mübâşeretiyle Hân-tepesi'ne irsâl ve mevkib-i hümâyûn hazînesine idhâl olundu.\n\nAnadolu Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa'nın mükemmel kapu halkı ile eyâleti alup, bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a iltihâkı fermân olunmuşiken Serdâr-ı ekrem Bender'e ve kemâ fi'l-evvel Hân-tepesi'ne vürûdundan sonra, âheste [M2 35] reftâr ile yerinden kıyâm ve İsakçı Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm etmişidi. Bu defʿa dahi hareketi istiʿcâl olundukda, başında olan levend bahşiş talebi ile râh-ı ʿazîmetini bend ve Ordu-yi hümâyûn hazînesinden yirmi beş bin guruş karzan tarafına iʿtâ olunmasını recâ edüp, matlûbuna\nmüsâʿade bî-dirîğ ve recâsı karîn-i tecvîz ü tevsîğ kılınmışidi. Bu defʿa dahi harekete mecâli olmadığını eyâletlü hiss ile bilâ-istîzân ordusundan infikâk ve Hân-tepesi'ne ʿatf-ı ʿinân ve alaylarını irâʾet ile tebriʾe-i zimmet ve bundan sonra tekrar müşârun ileyhe istiʿcâl emri ısdâr ve kemâ-kân ʿözr-i bârid izhâr ve iʿânete heves-kâr olup, bu defʿa dahi matlûbu kadar meblağ istikrâz ve hezâr suʿûbetle yerinden intihâz eyleyüp, kapusu halkından mâ-ʿadâ bin kadar levendât ile Hân-tepesi'ne gelüp, Kāyim-makām Paşa ile mülâkāt ve Ordu-yi hümâyûn'un bir cânibinde rekz-i râyât eyledi. Livây-ı şerîf-i saʿâdet-redîfin kudûm-i şitâ ve mehâzîr-i uhrâ ile Hân-tepesi'nde ikāmesi, ricâl-i Devlet-i ʿaliyye tarafından istisvâb ve ifâdesi Feyzî Bey'e işrâb olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh husûs-i mezkûru beyân ve müşârun ileyh dahi bu re'yi istihsân edüp, ancak baʿzı umûr-i dîvâniyye rü'yeti içün Reʾîsülküttâb Mehmed Recâʾî Efendi ile Tezkire-i Sânî ʿAbdurrezzâk Efendi'nin vürûdunu fermân ve onlar dahi bilâ-tevakkuf Sadrıaʿzam tarafına sevk-i yek-rân eylediler.\nKüffâr-ı eşrâr her tarafdan Memâlik-i İslâmiyye'yi pâ-zede-i muzârr etmek mekāsıdıyla bu defʿa Aksu'yu geçüp, Özi etrâfında olan kışlakların baʿzısını ihrâk ve harâbe-zâr ve devâbb ü mevâşîyi sevk ile birkaç kimseyi zahm-dâr eylediklerini, muhâfızı Vezîr Süleymân Paşa istihbâr ve bi'n-nefs üzerlerine ilgār etmişidi. Mesfûrlar havf-i taʿkīb ile geldikleri mahalle ʿazîmet ve müşârun ileyh dahi ʿadem-i vusûl elemiyle ʿavdet edüp, bundan sonra câ-be-câ aʿdâ bu taraflara dehşet ilkāsından hâlî olmayacağı hüveydâ ve kendüsünün bi'n-nefs kahr-ı düşmen vesîlesiyle kalʿadan çıkması hılâf-ı meʾmûriyyeti olup lede'l-iktizâ aʿdâ ile muhârebe etmek içün bir mikdar süvârî taʿyînini inhâ ve Özi'de [M2 36] olan vücûh-i kavm bu ʿazîmeti imzâ etmişleridi. Hotin'de askerin eşedd-i lüzûmu zâhir ve o tarafdan taleb-i asker muktezây-ı hâle mugāyir olduğundan, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd Karesi Sancağı Mutasarrıfı ʿAbdullah Paşa ve maʿiyyetinde olan levendâtın levâzım u havâyicleri rü'yet ve Özi'ye taʿyîn ve kalʿa-i mezbûrenin etrâfı bu vechile tahsîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh metâʿib-i hatt-ı tirhâl-i seferiyye ile zaʿîfu'l-hâl olup, Bender'den Hân-tepesi'ne geldikde zaʿf-ı vücûdu iştidâd ve ʿilleti giderek imtidâd bulup, kışlak tarafına Ordu-yi hümâyûn'un ʿavdeti vakti dahi nâ-maʿlûm ve giderek esbâb-ı râhat ü huzûru maʿdûm olduğundan, bi'l-istîzân Nehr-i İsakçı Kasabası'na revân olmuşidi. Birkaç gün kasaba-i mezkûrede ikāmet ve şehr-i mezkûrun yirmi beşinci isneyn günü sefer-i âhiret eyleyüp, Sultân ʿOsmân Câmiʿ-i şerîfinde Sadr-ı esbak Semîn İbrâhîm Paşa kurbunda o hâyiz-i kâffe-i ʿulûm u fünûn medfûn kılındı.\nMüşârun ileyh Su Nâzırı Altunuçok Mehmed Ağa'nın sulbünden yüz on sekiz târihinde ketm-i ʿademden sâha-i vücûda kudûm ve ʿunfuvân-ı şebâbında vaktini hasr-ı envâʿ-ı ʿulûm edüp, Neylî Ahmed Efendi'den ve Mudurnulu Mehmed Efendi'den her fennî tarîkı üzere ahz u telakkī ve gûn be-gûn derece-i istiʿdâdı kesb-i terakkī ve yirmi beş târihinde mülâzım ve kırk dört senesinde Şeyhulislâm Mirzâ-zâde Mehmed Efendi'den bi'l-imtihân rü'ûs ahzıyla mazhar-ı mekârim olmuşidi. Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi Meşîhati'nde Kudüs'e hâkim ve inkızây-ı müddet-i hükümet ile İstanbul'a kādim oldukda, Huzûr Dersi'nin birinde Mukarrir olup, siʿa-i ʿilmi maʿlûm-i hazret-i Cihândârî olmağla, Şâm Pâyesi'yle dil-nüvâzende-i ikrâm ve yetmiş dörtde Medîne-i münevvere Kazâsıyla ruhsây-ı Ravza-i Mutahhara-i Seyyidü'l-enâm oldu. Seksen bir sâlinde İstanbul Pâyesi'ni ihrâz ile bâlâr ve ser-menzil-i imtiyâz ve bir seneden sonra Ordu-yi hümâyûn Kadılığı'yla mazhar-ı sunûf-i iʿzâz olup, seksen üç evâyilinde Anadolu pâyesi'yle kadri efzûn ve târîh-i mezkûrda zâyik-i merâret-i reybe'l-menûn oldu. Müşârun ileyhin [M2 37] Sûre-i Bakara evâyiline yazdığı hâşiye-i Beyzâvî müsellem-i fuhûl ve fünûn-i sâyireye müteʿallık risâleleri mütedâvel ü makbûldür. Baʿzı Türkî eşʿâr inşâdına dahi meyl ü rağbet ve ʿAbdî mahlası ile âzmâyiş-i maʿrifet eylep, Hotin Kalʿası tahlîs olundukda, inşâd etdiği târîhdir:\n\n'Abdiyâ târîh-i kahrın dedi ehl-i ʿarş u ferş,\nMoskovu kıldı müdemmir seyf-i Sultân Mustafa\n(مسقوى قلدى مدمر سيف سلطان مصطفى)",
          "caption": "Fevt-i Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn ʿAbdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_688.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn ʿAbdullah Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh metâʿib-i hatt-ı tirhâl-i seferiyye ile zaʿîfu'l-hâl olup, Bender'den Hân-tepesi'ne geldikde zaʿf-ı vücûdu iştidâd ve ʿilleti giderek imtidâd bulup, kışlak tarafına Ordu-yi hümâyûn'un ʿavdeti vakti dahi nâ-maʿlûm ve giderek esbâb-ı râhat ü huzûru maʿdûm olduğundan, bi'l-istîzân Nehr-i İsakçı Kasabası'na revân olmuşidi. Birkaç gün kasaba-i mezkûrede ikāmet ve şehr-i mezkûrun yirmi beşinci isneyn günü sefer-i âhiret eyleyüp, Sultân ʿOsmân Câmiʿ-i şerîfinde Sadr-ı esbak Semîn İbrâhîm Paşa kurbunda o hâyiz-i kâffe-i ʿulûm u fünûn medfûn kılındı.\nMüşârun ileyh Su Nâzırı Altunuçok Mehmed Ağa'nın sulbünden yüz on sekiz târihinde ketm-i ʿademden sâha-i vücûda kudûm ve ʿunfuvân-ı şebâbında vaktini hasr-ı envâʿ-ı ʿulûm edüp, Neylî Ahmed Efendi'den ve Mudurnulu Mehmed Efendi'den her fennî tarîkı üzere ahz u telakkī ve gûn be-gûn derece-i istiʿdâdı kesb-i terakkī ve yirmi beş târihinde mülâzım ve kırk dört senesinde Şeyhulislâm Mirzâ-zâde Mehmed Efendi'den bi'l-imtihân rü'ûs ahzıyla mazhar-ı mekârim olmuşidi. Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi Meşîhati'nde Kudüs'e hâkim ve inkızây-ı müddet-i hükümet ile İstanbul'a kādim oldukda, Huzûr Dersi'nin birinde Mukarrir olup, siʿa-i ʿilmi maʿlûm-i hazret-i Cihândârî olmağla, Şâm Pâyesi'yle dil-nüvâzende-i ikrâm ve yetmiş dörtde Medîne-i münevvere Kazâsıyla ruhsây-ı Ravza-i Mutahhara-i Seyyidü'l-enâm oldu. Seksen bir sâlinde İstanbul Pâyesi'ni ihrâz ile bâlâr ve ser-menzil-i imtiyâz ve bir seneden sonra Ordu-yi hümâyûn Kadılığı'yla mazhar-ı sunûf-i iʿzâz olup, seksen üç evâyilinde Anadolu pâyesi'yle kadri efzûn ve târîh-i mezkûrda zâyik-i merâret-i reybe'l-menûn oldu. Müşârun ileyhin [M2 37] Sûre-i Bakara evâyiline yazdığı hâşiye-i Beyzâvî müsellem-i fuhûl ve fünûn-i sâyireye müteʿallık risâleleri mütedâvel ü makbûldür. Baʿzı Türkî eşʿâr inşâdına dahi meyl ü rağbet ve ʿAbdî mahlası ile âzmâyiş-i maʿrifet eylep, Hotin Kalʿası tahlîs olundukda, inşâd etdiği târîhdir:\n\n'Abdiyâ târîh-i kahrın dedi ehl-i ʿarş u ferş,\nMoskovu kıldı müdemmir seyf-i Sultân Mustafa\n(مسقوى قلدى مدمر سيف سلطان مصطفى)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Kalʿası muhâsaradan tahlîs ve tedmîr-i aʿdâ beyne'r-ru'esâ tansîs olunup, rûz-be-rûz dilâverân aʿdâ-i sûzden cesâretine iʿtimâdı olanlar fevc fevc Nehr-i Turla'yı karşu geçüp, düşmen süvârîsiyle mükâfeha ve mutârada ve dil ü kelle ahzıyla yine berü tarafa muʿâvede ederler idi. Ordu-yi hümâyûn'dan eczâ-yı cisr bu esnâda temâmen celb olunup, kalʿa civârında vâkiʿ geçid mahalline cisr inşâ ve karşu tarafda meterisler ve baʿzı istihkâmât vazʿı ile defʿ-i keyd-i aʿdâ kılındığı mütehakkak oldukda, küffâr kemâl-i havf ü haşyete dûçâr ve cisr-i mezkûrun inhidâmına âlet olur bir nevʿ sanʿat icrâsını netîce-i efkâr edüp, bi'l-âhıra bir buçuk zirâʿ murabbaʿu'ş-şekl bir sandûka ihdâs ve derûnunu eczây-ı nâriye ile imlâ ve etrâf-ı erbaʿasına dört kıtʿa memlû tabanca taʿbiye edüp, şöyle ki cereyân-ı mâ ile eczây-ı cisrin bir mahalline tabancaların biri dokunsa fi'l-hâl iştiʿâl ve sandûkaya sirâyet ile cisri katʿ ve ʿamelden ibtâl eyleyeceğini delâ'il-\ni binâ'iyye ile istidlâl ve bir gice zikr olunan sandûkayı üç mil yukarıdan nehr-i Turla'ya ilkā ve emvâc-ı nehr ile eğerçi tahmîn eyledikleri cisrin muhâzîsine isâbet ve iltikā eyledi. Ancak tabancalar bir mahalle isâbet etmeyüp, sandûkada olan eczây-ı nâriye dahi reşâşe-i âb ile mübettel ve sandûka-i mezkûre ʿalâ hâlihâ bir mahalde tevakkuf ile desîseleri muʿattal olup, bu keyfiyyete baʿzı guzât hidâyet-i minhâc-ı vukūf ile zikr olunan sandûkayı hey'et-i mecmûʿasıyla nehirden ihrâc ve huzûr-i Serdâr-ı ekremî'ye takdîm edüp, bu mukābelede ceyb-i ümmîdleri nakd-i bî-ʿad ile teşhîn ve ser-i iftihârları çeleng-i pervîn deng ile tezyîn olundu. Düşmen-i bed-endîş iʿmâl etdiği [M2 38] mekr u firîbin bir maslahata yaramadığını müşâhede ile mübtelây-ı endûh u teşvîş olup, karşu tarafda kasd-ı muhâfaza-i cisr ile derûn-i meterisde der-kemîn olan cünd-i muvahhidîni ser-âzerde-i şebhûn etmek bâbında iʿmâl-i neyyir-i necât ü füsûn etmişidi. Cisr-i mezkûrun bir tarafı münhafız olmak cihetiyle re's-i cisrde hafr-i meteris mümkin olmayup, firâz-ı nehirde vâkiʿ püştede fekat bir mikdâr mahal hafr ve meteris ittihâz olunduğundan, bir taraf istihkâmdan hâlî ve aʿdânın bu cihetle îrâs-ı mazarrata mecâli olup, leylen askerini tertîb ve bir fırkasını meteris ve diğer fırkasını cisr üzerine tesrîb etmişidi. Asker-i İslâm düşmenin hücûmunu ʿadem-i takrîb ile fâriğu'l-bâl oldukları hâlde iki tarafdan hamleye tâb-âver olamayup, meterisleri terk ve arzûy-i cisr ile ʿavdetde küffâra musâdefe ve iki tarafdan âgāz-ı musâdeme ve muvâfaka etmeleriyle, aʿdânın ekserini îsâl-i dereke-i nâr ve bakıyyelerini reh-rev-i vâdî-yi firâr eyleyüp, cünd-i muvahhidînin perîşânlığı mûcib-i nusrat ve sebeb-i fevz ü saʿâdet olup, edevât-ı cisr kemâ-kân mahallinde rasînu'l-bünyân ve vâreste-i gezend-i ehl-i şirk ü tuğyân oldu.\n\nAnadolu Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa ve sâyir tavâyif-i askerî, Ordu-yi hümâyûn'da ihtişâd ve aʿdd ü şumârları mütefâvit-i râdde-i aʿdâd olduğuna binâ'en, birkaç gün sonra huzûr-i Serdâr-ı ekremî'de ʿakd-i cemʿiyyet ve aʿdânın tedmîrine dâ'ir sohbet olunup, karşu tarafa müceddeden tertîb-i asker ve aʿdâyı makhûr u müdemmir etmek husûsu mukarrer olup, cumâdelûlânın sekizinci sebt günü ittifâk-ı ârây-ı kâr-âzmûdegân-ı rûzgâr ile sunûf-i asâkir karşu tarafa imrâr olunup, karar-gâh-ı aʿdâ olan Mataracı Karyesi pîş-gâhında tertîb-i sâk u kalb ve âgāz-ı harb ü darb kılındıysa dahi düşmen mîşe-zâr içinde bulunup, mecâl-i kerr u ferr müteʿazzir olmak hasebiyle muhâsara-i etrâf u enhâ ve tazyîk-i aʿdâ evlâ görülüp, Anadolu Vâlîsi bir tarafdan ve Diyârbekir Vâlîsi bir tarafdan ve Rumeli Vâlîsi Mehmed Paşa bir tarafdan ve Hân-ı ʿâlî-şân Kamaniçe tarafından ve Serdâr-ı ekrem hazretleri mîşe-zâr tarafından âheng-i ceng ü kıtâl ve dil ü kelle getürenlere feth-i hemyân ifzâl [M2 39] kılınup, her tarafdan ikrâr-ı gird-gân-ı vahdet-i Hudâ envâʿ-ı vaʿd ile teşvîk u iğrâ ve giderek düşmenin üç dört meterisi ve altı kıtʿa top iki kıtʿa cebehâne ʿarabaları resîde-i eyâdî-yi guzât ve Hân ve sâyir dilâverân tarafından ahz olunan kelle ve dil sekiz yüz ʿadede müntehî olduğu tahkīk-kerde-i ruvât-ı sikāt olup, bu keyfiyyetle tabûr-i aʿdâ muzmahil ve derûnunda\nolan hazele-i müşrikîn müsta'sil olacağı tehakkuk etmiş iken, bîşe-zâra ta'yîn olunan piyâde bin beş yüz mikdârı olup, ba'zısı kelle ve dil ahzıyla ve ba'zısı mecrûh u şehîdlerin nakl ile meşgûl ve bu takrîb mukābele-i a'dâda mübâreze edenlerin 'adedi beş altı yüze mevsûl ve vech-i âhar ile imdâd mümkin olmayup, süvârînin dahi top ve humbara âteşlerinden bîzâr oldukları meşhûd-ı küffâr olmağla, hemân balkānlarda olan meterislerden hurûc ve müteferrik olan askerini devşürüp, mukaddemâ taraf-ı İslâm'dan teshîr olunan meterislerini zabt ve kıllet-i piyâde hasebiyle müdâfa'a mümkin olmayup, yevm-i mezkûrda hâsıl olan fevz ü zafer ile kanâ'at ve karâr-gâh-ı asker olan mahalle ric'at eylediler. Bundan sonra tekrar tedmîr-i küffâr maslahatı zımnında istişâre ve pergâr-ı efkâr idâre olunup, on iki bin kadar dalkılıç tahrîri istisvâb ve bir tarafdan karşuya imrâr ile a'dâyı mübtelây-ı dü-şâha-i iztırâb etmek emrinde ittifâk olunup, tedbîr-i mezkûre mübâşeret hılâlinde birkaç gün 'ale't-tevâlî nüzûl eden bârân sebebi ile Nehr-i Turla tuğyân ve cisrin tonbazları noksân olmak haysiyyeti ile iki cânibi 'arabalar ile tekmîl ve tezâyüd-i mevc-i mâ 'arabaları tahlîl edüp, mâh-ı mezbûrun on altıncı pazar gicesi bi-kazâ'i'llâh-i Te'âlâ köprü vasatından şikest olup, tekrâr rabt ve karşuda olan askere imdâd husûsunda Serdâr-ı ekrem ve sâyirlerinin re'y ü tedbîri kat'â müfîd olmayup, bu tarafda olanlar karşuda olanların hâline nigâh ve medd-i enîn ü âh ile eflâke itâre-i dûd-ı siyah eylediler. A'dâ bu hâl-i pür-melâle ıttılâ' ve ibtidâ levend tâyifesi üzerine hücûm ve birkaç sâ'at muhârebe edüp, zaferden mahrûm olduğundan yeniçeri meterislerine kelb-i 'akūr gibi [M2 40] muhâcim ve guzât-ı İslâm dahi mahallerinde sâbit ü kāyim olup, sabaha dek bu hâl müstemir ve kat-ı çok kâfir nâr-ı dûzahda müstekar olup, serân-ı guzât-ı zafer-simâtdan Kul Kethudâsı ve Turnacı-başı ve neferâtdan dahi ba'zı kimseler nâyil-i rütbe-i şehâdet ve 'âzim-ı hıyâz-ı riyâz-ı cennet oldular. Ferdâsı zümre-i muvahhidînin bir mikdârı berü tarafdan tedârük olan tombâzlar ile ve bir mikdârı Tatar tâyifesi yedleriyle berü tarafa imrâr ve Anadolu Vâlîsi dahi bir takrîb kenâr-ı selâmete çıkup, şükür-güzâr-ı Îzed-i Settâr oldu. Ertesi gün bu tarafda mürûr-ı kudretini tahsîl etmeyen İslâm üzerine tekrâr a'dây-ı li'âm hücûm u ikdâm ve ye's-i medâhil ü mehâric ile bunlar dahi mukābeleye ihtimâm edüp, beş altı sâ'at îkād-ı nâyire-i ceng ve hûn-ı a'dâ ile rûy-ı sahrâyı şengerf-ı reng eyleyüp, bu fırka-i nâciyenin dahi bir mikdârı şehîd ve bir mikdârı berü tarafa geçürülmekle, câme-pûş-ı zindegânî-yi cedîd oldu. Karşu tarafda levend tâyifesinden kalan altı yüz mikdârı süvârî ve sâyir askeri Leh'den Bender'e vusûl hulyâsıyla Kamaniçe tarafına ilgār ve üç dört mahalde a'dâ katanalarıyla tarh-ı kur'a-i kârzâr ederek vâfir müşrik-ı bî-imânî ta'n-ı seyf ü sinân ile reh-gîrây-ı nâr-ı sûzân ve bunlardan dahi bir iki yüz kadar merd-i dilâver 'azm-i serâbistân-ı cinân ve bâkīsi berü tarafa mürûr ile tahlîs-ı cân eylediler. Karşu tarafda mukābele-i a'dâda şahs-ı vâhid kalmayup, berü taraflara geçen tavâyif-ı askerî dahi bilâ-tevakkuf herbiri bir tarafa şitâbân ve Hotin Kal'ası dahi iki def'a muhâsara görüp, eser-i binâdan 'ârî ve her tarafına vehn ü tezelzül târî olduğundan başka, mevcûd olan zahîre dahi yirmi güne vefâ edüp, tekarrub-ı şitâ dahi bu havâlîde meks ü istikrâra mâni' ve ru'esâ beyninde ise envâ'-ı ihtilâf vâki' olup, hâl böyle iken bâliğan mâ-belağ bahşiş u 'ulûfe 'arzıyla Hotin muhâfazasını Serdâr-ı ekrem iltizâm ve dellâllar vesâtatıyla iblâğ-ı peyâm etmiş iken\n'adem-i rağbet-i askerîden başka muhâfız taʿyîn olunan Vezîr Abaza Paşa ile Hotin Ağası'nın ancak, beşer altışar âdemleri kalup, anlar dahi havf-i cân ile kalʿadan gürîzân oldular. Bu suretle muhâfaza-i kalʿadan me'yûs ve Serdâr-ı [M2 41] ekrem ru'esâya nazar ile dest-zen-i hayf u efsûs olup: “Eğer aʿkābıma ʿâdet olmasa kendüm bi'n-nefs etbâʿım ile muhâfaz-ı kalʿaya gayret ve verây-ı meşîyyetde Hak Teʿâlâ ne takdîr etdiyse rü'yet ve cân-ı ʿazîzim fedây-ı sâhib-i serîr-i saltanat eyleridim” deyerek, eşk-rîz-i hasret ve kalʿada üç yüz pâre top ve mükemmel cebehâne ve bir mikdâr zahîre terkiyle mâh-ı mezbûrun yirminci pençşenbih gicesi Sadrıaʿzam hazretleri ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm bi-ecmaʿihim Ordu-yi hümâyûn tarafına seyl-i münhadir gibi seyelân ve ol hısn-ı hasîni bilâ-taʿb teslîm-i eyâdî-yi aʿdây-ı bed-gümân eylediler. Sadrıaʿzam mühr-i hümâyûn ile mükerrem oldukda Hân ve sâyir erbâb-ı vukūf Hotin'in şitâsı sâyir mahallerden mukaddem geleceğini ifâde ile üç beş mâhdan berü cünd-i İslâm küffâr-ı bed-encâm ile cenge ikdâm edüp, bâzûy-ı iktidârlarına fütûr ve gayret ü himmetlerine kusûr tareyân edüp, tahlîs-i kalʿayı ganîmet ʿaddiyle harâbe-müşrif mahallerini taʿmîr ve muhâfız u asker ve sâyir mühimmât ü levâzımını tertîb ü tedbîr etdikden sonra: “Ordu-yi hümâyûn'u Tunâ'dan imrâr ve mahall-i münâsibde kışlamak maslahat-ı hayriyyeden maʿdûddur” deyü yer yer bast-ı güftâr etmişler idi. Kelâmları mahz-ı savâb olduğu maʿlûm-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb olup, ancak Hotin Sahrâsı yetmiş bin kadar ceng-âver-i asker ile memlû ve terk-i ceng ile gerüye ʿavdet beyne'n-nâs sebeb-i güft-gû, belki bâʿis-i guluv olacağını îmâ ve nâ-çâr köprü inşâ ve karşuya asker isrâ eyleyüp, tahrîz u igrâ ve cûd u sehâda kusûr etmemiş iken kazâ vü kader bu şîveyi icrâ ve şe'âmet-i gurûr ve cühhâl-i leşkerin yollarda irtikâb etdikleri zulm-i mevfûra pâdâş ü cezâ eyledi.",
          "caption": "Nasb-ı cisr ve ʿubûr-i asker ve zuhûr-i perîşânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_689.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı cisr ve ʿubûr-i asker ve zuhûr-i perîşânî",
          "text": "Hotin Kalʿası muhâsaradan tahlîs ve tedmîr-i aʿdâ beyne'r-ru'esâ tansîs olunup, rûz-be-rûz dilâverân aʿdâ-i sûzden cesâretine iʿtimâdı olanlar fevc fevc Nehr-i Turla'yı karşu geçüp, düşmen süvârîsiyle mükâfeha ve mutârada ve dil ü kelle ahzıyla yine berü tarafa muʿâvede ederler idi. Ordu-yi hümâyûn'dan eczâ-yı cisr bu esnâda temâmen celb olunup, kalʿa civârında vâkiʿ geçid mahalline cisr inşâ ve karşu tarafda meterisler ve baʿzı istihkâmât vazʿı ile defʿ-i keyd-i aʿdâ kılındığı mütehakkak oldukda, küffâr kemâl-i havf ü haşyete dûçâr ve cisr-i mezkûrun inhidâmına âlet olur bir nevʿ sanʿat icrâsını netîce-i efkâr edüp, bi'l-âhıra bir buçuk zirâʿ murabbaʿu'ş-şekl bir sandûka ihdâs ve derûnunu eczây-ı nâriye ile imlâ ve etrâf-ı erbaʿasına dört kıtʿa memlû tabanca taʿbiye edüp, şöyle ki cereyân-ı mâ ile eczây-ı cisrin bir mahalline tabancaların biri dokunsa fi'l-hâl iştiʿâl ve sandûkaya sirâyet ile cisri katʿ ve ʿamelden ibtâl eyleyeceğini delâ'il-\ni binâ'iyye ile istidlâl ve bir gice zikr olunan sandûkayı üç mil yukarıdan nehr-i Turla'ya ilkā ve emvâc-ı nehr ile eğerçi tahmîn eyledikleri cisrin muhâzîsine isâbet ve iltikā eyledi. Ancak tabancalar bir mahalle isâbet etmeyüp, sandûkada olan eczây-ı nâriye dahi reşâşe-i âb ile mübettel ve sandûka-i mezkûre ʿalâ hâlihâ bir mahalde tevakkuf ile desîseleri muʿattal olup, bu keyfiyyete baʿzı guzât hidâyet-i minhâc-ı vukūf ile zikr olunan sandûkayı hey'et-i mecmûʿasıyla nehirden ihrâc ve huzûr-i Serdâr-ı ekremî'ye takdîm edüp, bu mukābelede ceyb-i ümmîdleri nakd-i bî-ʿad ile teşhîn ve ser-i iftihârları çeleng-i pervîn deng ile tezyîn olundu. Düşmen-i bed-endîş iʿmâl etdiği [M2 38] mekr u firîbin bir maslahata yaramadığını müşâhede ile mübtelây-ı endûh u teşvîş olup, karşu tarafda kasd-ı muhâfaza-i cisr ile derûn-i meterisde der-kemîn olan cünd-i muvahhidîni ser-âzerde-i şebhûn etmek bâbında iʿmâl-i neyyir-i necât ü füsûn etmişidi. Cisr-i mezkûrun bir tarafı münhafız olmak cihetiyle re's-i cisrde hafr-i meteris mümkin olmayup, firâz-ı nehirde vâkiʿ püştede fekat bir mikdâr mahal hafr ve meteris ittihâz olunduğundan, bir taraf istihkâmdan hâlî ve aʿdânın bu cihetle îrâs-ı mazarrata mecâli olup, leylen askerini tertîb ve bir fırkasını meteris ve diğer fırkasını cisr üzerine tesrîb etmişidi. Asker-i İslâm düşmenin hücûmunu ʿadem-i takrîb ile fâriğu'l-bâl oldukları hâlde iki tarafdan hamleye tâb-âver olamayup, meterisleri terk ve arzûy-i cisr ile ʿavdetde küffâra musâdefe ve iki tarafdan âgāz-ı musâdeme ve muvâfaka etmeleriyle, aʿdânın ekserini îsâl-i dereke-i nâr ve bakıyyelerini reh-rev-i vâdî-yi firâr eyleyüp, cünd-i muvahhidînin perîşânlığı mûcib-i nusrat ve sebeb-i fevz ü saʿâdet olup, edevât-ı cisr kemâ-kân mahallinde rasînu'l-bünyân ve vâreste-i gezend-i ehl-i şirk ü tuğyân oldu.\n\nAnadolu Vâlîsi Vezîr Feyzullah Paşa ve sâyir tavâyif-i askerî, Ordu-yi hümâyûn'da ihtişâd ve aʿdd ü şumârları mütefâvit-i râdde-i aʿdâd olduğuna binâ'en, birkaç gün sonra huzûr-i Serdâr-ı ekremî'de ʿakd-i cemʿiyyet ve aʿdânın tedmîrine dâ'ir sohbet olunup, karşu tarafa müceddeden tertîb-i asker ve aʿdâyı makhûr u müdemmir etmek husûsu mukarrer olup, cumâdelûlânın sekizinci sebt günü ittifâk-ı ârây-ı kâr-âzmûdegân-ı rûzgâr ile sunûf-i asâkir karşu tarafa imrâr olunup, karar-gâh-ı aʿdâ olan Mataracı Karyesi pîş-gâhında tertîb-i sâk u kalb ve âgāz-ı harb ü darb kılındıysa dahi düşmen mîşe-zâr içinde bulunup, mecâl-i kerr u ferr müteʿazzir olmak hasebiyle muhâsara-i etrâf u enhâ ve tazyîk-i aʿdâ evlâ görülüp, Anadolu Vâlîsi bir tarafdan ve Diyârbekir Vâlîsi bir tarafdan ve Rumeli Vâlîsi Mehmed Paşa bir tarafdan ve Hân-ı ʿâlî-şân Kamaniçe tarafından ve Serdâr-ı ekrem hazretleri mîşe-zâr tarafından âheng-i ceng ü kıtâl ve dil ü kelle getürenlere feth-i hemyân ifzâl [M2 39] kılınup, her tarafdan ikrâr-ı gird-gân-ı vahdet-i Hudâ envâʿ-ı vaʿd ile teşvîk u iğrâ ve giderek düşmenin üç dört meterisi ve altı kıtʿa top iki kıtʿa cebehâne ʿarabaları resîde-i eyâdî-yi guzât ve Hân ve sâyir dilâverân tarafından ahz olunan kelle ve dil sekiz yüz ʿadede müntehî olduğu tahkīk-kerde-i ruvât-ı sikāt olup, bu keyfiyyetle tabûr-i aʿdâ muzmahil ve derûnunda\nolan hazele-i müşrikîn müsta'sil olacağı tehakkuk etmiş iken, bîşe-zâra ta'yîn olunan piyâde bin beş yüz mikdârı olup, ba'zısı kelle ve dil ahzıyla ve ba'zısı mecrûh u şehîdlerin nakl ile meşgûl ve bu takrîb mukābele-i a'dâda mübâreze edenlerin 'adedi beş altı yüze mevsûl ve vech-i âhar ile imdâd mümkin olmayup, süvârînin dahi top ve humbara âteşlerinden bîzâr oldukları meşhûd-ı küffâr olmağla, hemân balkānlarda olan meterislerden hurûc ve müteferrik olan askerini devşürüp, mukaddemâ taraf-ı İslâm'dan teshîr olunan meterislerini zabt ve kıllet-i piyâde hasebiyle müdâfa'a mümkin olmayup, yevm-i mezkûrda hâsıl olan fevz ü zafer ile kanâ'at ve karâr-gâh-ı asker olan mahalle ric'at eylediler. Bundan sonra tekrar tedmîr-i küffâr maslahatı zımnında istişâre ve pergâr-ı efkâr idâre olunup, on iki bin kadar dalkılıç tahrîri istisvâb ve bir tarafdan karşuya imrâr ile a'dâyı mübtelây-ı dü-şâha-i iztırâb etmek emrinde ittifâk olunup, tedbîr-i mezkûre mübâşeret hılâlinde birkaç gün 'ale't-tevâlî nüzûl eden bârân sebebi ile Nehr-i Turla tuğyân ve cisrin tonbazları noksân olmak haysiyyeti ile iki cânibi 'arabalar ile tekmîl ve tezâyüd-i mevc-i mâ 'arabaları tahlîl edüp, mâh-ı mezbûrun on altıncı pazar gicesi bi-kazâ'i'llâh-i Te'âlâ köprü vasatından şikest olup, tekrâr rabt ve karşuda olan askere imdâd husûsunda Serdâr-ı ekrem ve sâyirlerinin re'y ü tedbîri kat'â müfîd olmayup, bu tarafda olanlar karşuda olanların hâline nigâh ve medd-i enîn ü âh ile eflâke itâre-i dûd-ı siyah eylediler. A'dâ bu hâl-i pür-melâle ıttılâ' ve ibtidâ levend tâyifesi üzerine hücûm ve birkaç sâ'at muhârebe edüp, zaferden mahrûm olduğundan yeniçeri meterislerine kelb-i 'akūr gibi [M2 40] muhâcim ve guzât-ı İslâm dahi mahallerinde sâbit ü kāyim olup, sabaha dek bu hâl müstemir ve kat-ı çok kâfir nâr-ı dûzahda müstekar olup, serân-ı guzât-ı zafer-simâtdan Kul Kethudâsı ve Turnacı-başı ve neferâtdan dahi ba'zı kimseler nâyil-i rütbe-i şehâdet ve 'âzim-ı hıyâz-ı riyâz-ı cennet oldular. Ferdâsı zümre-i muvahhidînin bir mikdârı berü tarafdan tedârük olan tombâzlar ile ve bir mikdârı Tatar tâyifesi yedleriyle berü tarafa imrâr ve Anadolu Vâlîsi dahi bir takrîb kenâr-ı selâmete çıkup, şükür-güzâr-ı Îzed-i Settâr oldu. Ertesi gün bu tarafda mürûr-ı kudretini tahsîl etmeyen İslâm üzerine tekrâr a'dây-ı li'âm hücûm u ikdâm ve ye's-i medâhil ü mehâric ile bunlar dahi mukābeleye ihtimâm edüp, beş altı sâ'at îkād-ı nâyire-i ceng ve hûn-ı a'dâ ile rûy-ı sahrâyı şengerf-ı reng eyleyüp, bu fırka-i nâciyenin dahi bir mikdârı şehîd ve bir mikdârı berü tarafa geçürülmekle, câme-pûş-ı zindegânî-yi cedîd oldu. Karşu tarafda levend tâyifesinden kalan altı yüz mikdârı süvârî ve sâyir askeri Leh'den Bender'e vusûl hulyâsıyla Kamaniçe tarafına ilgār ve üç dört mahalde a'dâ katanalarıyla tarh-ı kur'a-i kârzâr ederek vâfir müşrik-ı bî-imânî ta'n-ı seyf ü sinân ile reh-gîrây-ı nâr-ı sûzân ve bunlardan dahi bir iki yüz kadar merd-i dilâver 'azm-i serâbistân-ı cinân ve bâkīsi berü tarafa mürûr ile tahlîs-ı cân eylediler. Karşu tarafda mukābele-i a'dâda şahs-ı vâhid kalmayup, berü taraflara geçen tavâyif-ı askerî dahi bilâ-tevakkuf herbiri bir tarafa şitâbân ve Hotin Kal'ası dahi iki def'a muhâsara görüp, eser-i binâdan 'ârî ve her tarafına vehn ü tezelzül târî olduğundan başka, mevcûd olan zahîre dahi yirmi güne vefâ edüp, tekarrub-ı şitâ dahi bu havâlîde meks ü istikrâra mâni' ve ru'esâ beyninde ise envâ'-ı ihtilâf vâki' olup, hâl böyle iken bâliğan mâ-belağ bahşiş u 'ulûfe 'arzıyla Hotin muhâfazasını Serdâr-ı ekrem iltizâm ve dellâllar vesâtatıyla iblâğ-ı peyâm etmiş iken\n'adem-i rağbet-i askerîden başka muhâfız taʿyîn olunan Vezîr Abaza Paşa ile Hotin Ağası'nın ancak, beşer altışar âdemleri kalup, anlar dahi havf-i cân ile kalʿadan gürîzân oldular. Bu suretle muhâfaza-i kalʿadan me'yûs ve Serdâr-ı [M2 41] ekrem ru'esâya nazar ile dest-zen-i hayf u efsûs olup: “Eğer aʿkābıma ʿâdet olmasa kendüm bi'n-nefs etbâʿım ile muhâfaz-ı kalʿaya gayret ve verây-ı meşîyyetde Hak Teʿâlâ ne takdîr etdiyse rü'yet ve cân-ı ʿazîzim fedây-ı sâhib-i serîr-i saltanat eyleridim” deyerek, eşk-rîz-i hasret ve kalʿada üç yüz pâre top ve mükemmel cebehâne ve bir mikdâr zahîre terkiyle mâh-ı mezbûrun yirminci pençşenbih gicesi Sadrıaʿzam hazretleri ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm bi-ecmaʿihim Ordu-yi hümâyûn tarafına seyl-i münhadir gibi seyelân ve ol hısn-ı hasîni bilâ-taʿb teslîm-i eyâdî-yi aʿdây-ı bed-gümân eylediler. Sadrıaʿzam mühr-i hümâyûn ile mükerrem oldukda Hân ve sâyir erbâb-ı vukūf Hotin'in şitâsı sâyir mahallerden mukaddem geleceğini ifâde ile üç beş mâhdan berü cünd-i İslâm küffâr-ı bed-encâm ile cenge ikdâm edüp, bâzûy-ı iktidârlarına fütûr ve gayret ü himmetlerine kusûr tareyân edüp, tahlîs-i kalʿayı ganîmet ʿaddiyle harâbe-müşrif mahallerini taʿmîr ve muhâfız u asker ve sâyir mühimmât ü levâzımını tertîb ü tedbîr etdikden sonra: “Ordu-yi hümâyûn'u Tunâ'dan imrâr ve mahall-i münâsibde kışlamak maslahat-ı hayriyyeden maʿdûddur” deyü yer yer bast-ı güftâr etmişler idi. Kelâmları mahz-ı savâb olduğu maʿlûm-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb olup, ancak Hotin Sahrâsı yetmiş bin kadar ceng-âver-i asker ile memlû ve terk-i ceng ile gerüye ʿavdet beyne'n-nâs sebeb-i güft-gû, belki bâʿis-i guluv olacağını îmâ ve nâ-çâr köprü inşâ ve karşuya asker isrâ eyleyüp, tahrîz u igrâ ve cûd u sehâda kusûr etmemiş iken kazâ vü kader bu şîveyi icrâ ve şe'âmet-i gurûr ve cühhâl-i leşkerin yollarda irtikâb etdikleri zulm-i mevfûra pâdâş ü cezâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Kalʿası'nın istihlâsı ve Kamaniçe ve İzvanice taraflarına baʿzan asker taʿyîni ile cünûd-i muvahhidînin galebesi mukaddemâ sâmiʿa res-i hümâyûn olduğuna binâʾen, ugūr-i dîn-î mübînde sebkat eden hidmetlerine mükâfât ve bundan sonra zuhûra gelecek ikdâm ü himmetlerine sebeb-i şevk-i bî-gāyât olmak irâdesiyle ber-mûceb-i Rûz-nâmçe Serdâr-ı ekrem ve Hân ve sâyir vüzerâ ve rû'esâya teşrîfât ve ʿatiyyât tertîb olunup, mikdâr-ı vâfî hazîne ile taraf-ı [M2 42] müstecmiʿu'ş-şeref-i Şehriyârî'den Silahdârlık hidmet-i menîʿalarıyla şeref-yâb olan Mehmed Emîn Ağa taʿyîn ve ve tayy-ı menâzil ile Hân-tepesi'ne tekarrubu vâsıl-ı semʿ-i yakīn olduğuna binâʾen, müşârun ileyhi yemeklik yerinden ricâl-i bâb Mehter-hâne ile istikbâl ve Kāyim-makām Paşa haymesinin cânib-i yemîninde nasb olunan obaya tenzîl ile resm-i mihmân-nüvâzî hakkında ikmâl ve müstashabı olan eşyâ vü nukūd Ordu-yi hümâyûn hazînesine nakl u idhâl olundu.",
          "caption": "Vürûd-i Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_690.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Hotin Kalʿası'nın istihlâsı ve Kamaniçe ve İzvanice taraflarına baʿzan asker taʿyîni ile cünûd-i muvahhidînin galebesi mukaddemâ sâmiʿa res-i hümâyûn olduğuna binâʾen, ugūr-i dîn-î mübînde sebkat eden hidmetlerine mükâfât ve bundan sonra zuhûra gelecek ikdâm ü himmetlerine sebeb-i şevk-i bî-gāyât olmak irâdesiyle ber-mûceb-i Rûz-nâmçe Serdâr-ı ekrem ve Hân ve sâyir vüzerâ ve rû'esâya teşrîfât ve ʿatiyyât tertîb olunup, mikdâr-ı vâfî hazîne ile taraf-ı [M2 42] müstecmiʿu'ş-şeref-i Şehriyârî'den Silahdârlık hidmet-i menîʿalarıyla şeref-yâb olan Mehmed Emîn Ağa taʿyîn ve ve tayy-ı menâzil ile Hân-tepesi'ne tekarrubu vâsıl-ı semʿ-i yakīn olduğuna binâʾen, müşârun ileyhi yemeklik yerinden ricâl-i bâb Mehter-hâne ile istikbâl ve Kāyim-makām Paşa haymesinin cânib-i yemîninde nasb olunan obaya tenzîl ile resm-i mihmân-nüvâzî hakkında ikmâl ve müstashabı olan eşyâ vü nukūd Ordu-yi hümâyûn hazînesine nakl u idhâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Ordu-yi hümâyûn ile Dâvud Paşa Sahrâsı'ndan nehzat ve ru'esâ ve tavâyif-i askerîyi mazhar-ı nevâziş u rağbet ederek Bender'e ve andan Hân-tepesi'ne ʿavdet edüp, kâffe-i ahvâlde hılâf-ı emr-i hümâyûn vazʿ u harekete ictisâr ve lâzime-i Serdârî-yi askerde zerretün-mâ kusûr ve tuvânî ihtiyâr etmemiş iken, bir târîhde ictimâʿ etmemiş askerin zehâyiri tedârükünde terk-i hâb-ı nûşîn ve kıllet-i zehâyir zâhir olduğu hîn baʿzan nısf ve baʿzan bedel ile idâre-i akvât-ı muvahhidîn etmiş iken, nazm:\n\nİzâ lem yekün ʿavnun minallâhi li'l-fetâ\nFe-evvelü mâ yücnî ʿaleyhi ictihâdüh\n\nmefhûmu üzere saʿyi hebâ ve himmet-i sebeb-i cefâ olup, cengi, luʿb cengi ʿaddeden başıboş askerin şedâyid-i sefere ʿadem-i tahammülleri ve zahîre behânesiyle gaybet u firârları müşârun ileyhin sû-i tedbîrine haml ü isnâd ve ʿâlem-gîr olan medâyihi nekāyis u muʿâyebe ibdâl ve hiddet-i mizâc u nâs ile ʿadem-i imtizâc zemîmelerini neşr u işâʿa ile kendü seyyi'âtların mestûr ve giderek tekavvul eyledikleri ekâzîb ü erâcîf izhâr-ı gazab u tehevvürde Hâkān-ı zemânı maʿzûr, \n\nVe ʿale'l-mürîbi şevâhidün lâ tüdfaʿu\n\nmısraʿ-ı meşhûrunu hakkında mezkûr eyledi. Binâʾen ʿalâ-zâlik müşârun ileyh Dimetoka'ya ʿazîmet niyyeti ile İsakçı'dan hareket esnâsında iʿdâmına irâde teʿalluk edüp, Kapucu-başı Şîrîn Halîl Ağa, hatt-ı nihânî ile bu maslahata taʿyîn olunup, müşârun ileyh Edirne'ye mütekārib oldukda, Edirne Bostancı-başısı İsmâʿîl Ağa'ya Kapucu-başı kazıyyeyi sırran ifâde ve tarîk-i iʿdâmını bi'l-istişâre âmâde etdikden sonra, birkaç sâʿat mesâfeden Bostancı-başı istikbâle şitâb ve lede'l-mülâkāt serâya nüzûlünü [M2 43] sûret-i ikramda işrâb edüp, mûmâ ileyh gars-i yemîni olduğundan başka, mülâhazaya zâhib olmayup, dâʿvetini temahhuz-i ʿubûdiyyete haml ile serâya nüzûl ve birkaç dakīka hulûlünden kaziyyeyi ifâde ile o düstûru vakūru merciʿ-i aslîsine mevsûl ve tarîf ü telîd ve ʿatîk u cedîd her neye mâlik ise mübâşir-i merkūm bi'l-cümle kabz ve Âsitâne'ye îsâl ve teslîm-i eyâdî-yi emânet-kârân-ı Devlet-i ebed-ittisâl eyledi.",
          "caption": "İʿdâm-ı Sadr-ı sabık Mehmed Emîn Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_691.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Sadr-ı sabık Mehmed Emîn Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Ordu-yi hümâyûn ile Dâvud Paşa Sahrâsı'ndan nehzat ve ru'esâ ve tavâyif-i askerîyi mazhar-ı nevâziş u rağbet ederek Bender'e ve andan Hân-tepesi'ne ʿavdet edüp, kâffe-i ahvâlde hılâf-ı emr-i hümâyûn vazʿ u harekete ictisâr ve lâzime-i Serdârî-yi askerde zerretün-mâ kusûr ve tuvânî ihtiyâr etmemiş iken, bir târîhde ictimâʿ etmemiş askerin zehâyiri tedârükünde terk-i hâb-ı nûşîn ve kıllet-i zehâyir zâhir olduğu hîn baʿzan nısf ve baʿzan bedel ile idâre-i akvât-ı muvahhidîn etmiş iken, nazm:\n\nİzâ lem yekün ʿavnun minallâhi li'l-fetâ\nFe-evvelü mâ yücnî ʿaleyhi ictihâdüh\n\nmefhûmu üzere saʿyi hebâ ve himmet-i sebeb-i cefâ olup, cengi, luʿb cengi ʿaddeden başıboş askerin şedâyid-i sefere ʿadem-i tahammülleri ve zahîre behânesiyle gaybet u firârları müşârun ileyhin sû-i tedbîrine haml ü isnâd ve ʿâlem-gîr olan medâyihi nekāyis u muʿâyebe ibdâl ve hiddet-i mizâc u nâs ile ʿadem-i imtizâc zemîmelerini neşr u işâʿa ile kendü seyyi'âtların mestûr ve giderek tekavvul eyledikleri ekâzîb ü erâcîf izhâr-ı gazab u tehevvürde Hâkān-ı zemânı maʿzûr, \n\nVe ʿale'l-mürîbi şevâhidün lâ tüdfaʿu\n\nmısraʿ-ı meşhûrunu hakkında mezkûr eyledi. Binâʾen ʿalâ-zâlik müşârun ileyh Dimetoka'ya ʿazîmet niyyeti ile İsakçı'dan hareket esnâsında iʿdâmına irâde teʿalluk edüp, Kapucu-başı Şîrîn Halîl Ağa, hatt-ı nihânî ile bu maslahata taʿyîn olunup, müşârun ileyh Edirne'ye mütekārib oldukda, Edirne Bostancı-başısı İsmâʿîl Ağa'ya Kapucu-başı kazıyyeyi sırran ifâde ve tarîk-i iʿdâmını bi'l-istişâre âmâde etdikden sonra, birkaç sâʿat mesâfeden Bostancı-başı istikbâle şitâb ve lede'l-mülâkāt serâya nüzûlünü [M2 43] sûret-i ikramda işrâb edüp, mûmâ ileyh gars-i yemîni olduğundan başka, mülâhazaya zâhib olmayup, dâʿvetini temahhuz-i ʿubûdiyyete haml ile serâya nüzûl ve birkaç dakīka hulûlünden kaziyyeyi ifâde ile o düstûru vakūru merciʿ-i aslîsine mevsûl ve tarîf ü telîd ve ʿatîk u cedîd her neye mâlik ise mübâşir-i merkūm bi'l-cümle kabz ve Âsitâne'ye îsâl ve teslîm-i eyâdî-yi emânet-kârân-ı Devlet-i ebed-ittisâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merhûm-i müşârun ileyh Hind elçiliği ile nâmdâr ve vüsʿat-i hâl ile şühre-i rûzgâr olan el-Hâc Yûsuf Ağa'nın bin yüz otuz altı târîhinde sulb-i pâkinden sâha-i pîrây-ı ʿâlem-i vücûd olup, fark-ı sevâd ü beyâz ve temyîz-i cevâhir u aʿrâz eyledikde;\nEl-ʿilmü li'n-nefsi nûrun testedilü bihî ʿAle'l-hakāyıki misle'n-nûri li'l-ʿayni mazmûnunu fehm ü idrâk ve leyl ü nehâr maʿrifete gûşiş ile gâh seyr-i basît-ı arz ve gâh seyr-i eflâk eyler idi. Bir müddet mürûrunda, İzâ lezime'n-nâsü'l-büyûte vecedtehüm, ʿumâten ʿani'l-ahbâri hurka'l-mekâsibi mefhûmunu pîş-nihâd ve baʿzan pederleri maʿiyyeti ile ve baʿzan ʿale'l-infirâd katʿ-ı iğvâr u incâd edüp, şöyle ki, beş defʿa haddi hân-ı râh-ı hac ve iskāt-ı farîza-i ʿacc ü secc etdikden sonra elli yedi târihinde kasd-ı sevdâ-gerî ve ticâret eden pederi ile Hind'e sefer ve altı mâh kadar meşâhir-i buldân-ı Hind'i seyr ile masnûʿât-ı Hâliku'l-beşer'e taʿlîk-i nazar etdikden sonra, Bender-i Cidde'ye imâle-i sükkân-ı ʿavd u kufûl ve andan Kaʿbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdet'e hatt-ı rahl-i vusûl etmişidi. Devlet-i ʿaliyye tarafından Sâlim Efendi Hind Elçisi nasb olunup, sâhib-i tercemenin pederleri merhûm tüvânger u zî-mâl ve Hind'e sefer ile vâkıf-ı ahvâl olmak sebebi ile bi'l-istiʿâne maʿan murâfakatını istidʿâ ve mûmâ ileyh dahi tekmîl-i nâmûs-ı devlet kasdıyla kâffe-i umûrunu rü'yet ile tahsîl-i rızâ ve mahdûmunu bile alup, bu cemʿiyyet ile zimâm-ı ʿazîmeti taraf-ı Hind'e irhâ eylediler. Bâ-delâlet-i hızır-ı Tevfîk Hind iklîminden Örnek-âbâd nâm mahalle vusûl-i hılâlinde, Sâlim Efendi baʿzı emrâz ile ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârî ve birkaç günden sonra hulûl-i ecel-i mevʿûduyla dürr-i vücûdu sadef-i zemînde mütevârî olup, [M2 44] Devlet-i Hind merâtibinde Sadâret-ʿuzmâ mustalahı olan Nizâmu'l-mülk emr-i emerr-i sefâreti, sâhib-i tercemenin pederleri mûmâ ileyhe ihâle vü tefvîz ve nazar-ı iltifât ile nigeh-dâşte vü termîz edüp, sefârete vekâletleri Nâdir Şâh ile Hindîler'in mücâdele vü mücâledeleri hengâmına tesâdüf edüp, altı sene kadar tahammül-i aʿbâ-i gurbet ve tecerruʿ-i zehr-âbe-i meşakkat ʿakabinde, o tarafdan fekk-i lenger-i irticâʿ ve müsâʿade-i eyyâm ile Mersây-ı Cidde'de leff-i şirâʿ eylediler. Vâlidleri yedinden cevâb-ı kabâle-i hümâyûnu alup, bahren Mısır'a gelür iken, nâ-gâh rûy-i Bahr-i Kulzüm mükfehir ve emvâc-ı yemm-i zehhâr, cibâl-i râsiyât gibi münhadir olup, sefîneleri münkesir ve telef-i nefs-i emmâreleri zâhir olmuşiken, imdâd-ı cenâb-ı Rabbu'l-ʿibâd ile bu varta-i hevl-nâkden tahlîs-i cân ve Mısır'a vusûl ile şükür-güzâr-ı cenâb-ı Sübhân oldu. Mısır'dan dahi Âsitâne'ye vâsıl ve hâmil olduğu tahrîrâtı mahalline teslîm ile envâʿ-ı iltifâta nâyil olduğundan gayri, kaleme aldığı takrîrin sebk ü reftârı hûş âyende-i tabʿ-ı hazret-i Tâcdârî olup, o zemân mecmaʿ-i ehl-i ʿirfân ü ʿizzeti min külli'l-vücûh nümâyân olan Mektubî Kalemi hulefâsına\nilhâk ve neyyir-i ikbâli işrâk olunmuşidi. Yetmiş bir cumâdelûlâsının onuncu günü Baş-halîfelik ile pâ-nihâde-i evvelîn-i mirkāt-ı kâm-kârî ve yetmiş beş saferinde Sadrıaʿzam Mektupçuluğu ile minnetdâr-ı baht-ı sâz-kârî olup, yetmiş sekiz saferinin yirmi ikinci günü aksây-ı merâtib-i küttâb-ı Dîvânî olan mesned-i Riyâset'e iʿtilâ ve sâl-i mezkûr zilhiccesinde ism-i sâmîsi dâhil-i defter-i vüzerâ ve Tevkīʿî ve Mora Muhassıllığı ile dagzen-i kulûb-i emsâl ü ekfâ olup, seksen şaʿbânında Kapudân-ı deryâ Tosun Mehmed Paşa vakʿasında vekîl ve Âsitâne'ye gelinceye dek tesviye-i umûr-i donanmada burûzende-i saʿy-i cemîl olup, sâl-i merkūm tevcîhâtında Aydın Muhassıllığı ile çeşm-i ibtihâcı tenvîr ve seksen bir şaʿbânının onuncu günü nâmzedi-yi Şâh Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân ile kadr ü şânı tevfîr olundu. Birkaç mâhdan sonra Haleb Eyâleti ile be-kâm ve seksen iki rebîʿulâhırının yirminci günü Silahdâr Hamza Paşa'ya Kāyim-makâm olup, sene-i merkūme cumâdelâhırasında Sadrıaʿzam ve Sipehsâlâr-ı ekrem oldu.\n\nBâlâda tahrîr [M2 45] olunan ʿilel ü esbâb ile ʿazl ve Dimetoka'ya izhâb olunmuşiken, El-mevtü mâ yüncîke min âfâtihi, hısnun velev şeyyedtehü bi'l-cendeli mefhûmu üzere dest-i gerîbângîr-gîr-i ecelden reh-yâb-ı necât olmayup, muktezây-ı ser-nüvişt-i ezel ile dâyire-i hestîden maʿdûm ve ʿâzim-i şeh-râh-ı yevm-i maʿlûm oldu. Müşârun ileyh cevdet-i hatt ile meşhûr ve mukaddimât-ı ʿulûma ıttılâʿ ile fârik-ı miyân-ı gayb u huzûr olup, pâk-sîret, sâhib-i fitnat mesânid-i ʿulyâya şâyân ve müstehakk u iʿtibâr-ı mülûke cedîr u lâyık bir vezîr idi. Baʿzan meyl-i inşâd-ı eşʿâr ve makbûl-i bülegā olur ibrâz-ı âsâr ede-geldiklerinden başka, fenn-i inşâda derece-i istiʿdâdları vâreste-i kāl ü kīl ve Gülşen-i Hayâl nâmında olan te'lîfleri sıdk-ı müddeʿîye delîldir. Mütevaffâ-yı müşârun ileyh merâtib-i beşeriyyet iktizâsından olan vekār u sekîneye ber-vech-i ifrât riʿâyet edüp, ʿulûvv-i himmet sebebi ile halkın re'y-i zâyifini istihkār ve istibdâd vâdîlerinde şahs-ı vâhide bile baʿzan ruhsat-ı güftâr vermemekle nâsı zemm ü mesâvîsine mecbûr eylediğinden gayri, ihtilâf-ı devâʿî ile halkın ʿale'l-ʿumûm metâlibine müsâʿade-i devlet mümkin olmayup, hasran husûlü mümteniʿ olan me'ârib-i muhtelifeden ye's ü hırmân müşâhede edenler, tehallüf-i matlublarını müşârun ileyhin menʿ-i mücerredine ʿazv ile hakkında lisân-ı mesâvî vü iftirâyı hakka şebîh mugālata ile ıtlâk ve teheyyüc-i gazab-ı Şehriyâr-ı âfâk ile ʿalâ zu mihim teşeffî-yi gayz ve rûhunu izhâk ettirdiler. Müşârun ileyhin şecere-i ʿizz u rifʿati Hâkān-ı ʿasrın nişânde-i dest-i ʿinâyeti olup, her\ncihetle kendüye hüsn-i zann u iʿtimâdı ve hall-i gavâmız-ı umûrda re'y-i savâb-nümâsına istinâdı derkâr iken zâhir-bînân-ı ʿavâmmın uglûtaları, mir'ât-ı tâb-nâkden musaffâ vü pâk olan kalb-i hümâyûna te'sîr ve mücerred katʿ-ı lisân-ı nâs ve sâde dilân-ı rûzgârın tevhîminden lâzım gelen endîşe vebâsın indifâʿı irâdesiyle o düstûr-i vakūra havâle-i şemşîr-i kahr u tedmîr etdiler. Bu hâl ile merhûma müteʿallikāt ve akrıbâsından ziyâde müte'ellim olup, hakkında hâst-kâr-ı rahmet-i cenâb-ı Gaffâr oldular. Evâyil-i sadâretlerinde fi'l-hakīka bast u keff ile şöhret-nümâ olup, bezl ü infâkdan maksûd olan emr-i mefrûz-i gazâya tevâyif-i ʿaskerîyi tahrîz ü igrâ [M2 46] kasd etmişiken askerîde olan cübn ü rehâvet ve cihâd fî sebîlillâh mesleğine ʿadem-i zihâb ile mahzâ celb-i menfaʿat irâdesinde olduklarını tahkīk edüp, sıyânet-i beytü'l-mâl ictihâdıyla imsâk u ıtlâk beyninde peydâ etdiği tavrı, halk taktîr u zınnete haml ve mesâvîsini mahal be-mahal nakl eder oldular. Bu fesâdâtdan nâşî merhûmun dimâğı muhtell ve gayret u ʿârından vücûdu muʿtell olup, Hân-tepesi'nde umûr-i seferiyyeden katʿ-ı nazar mesâlih-i dîvâniyyeyi bile ru’yetden ʿâciz ve derd-mânde olup, zarûrî birkaç defʿa teşebbüs-i zeyl-i istiʿfâ ve dağdağa-i sadâretden tahlîsini recâ eyledi ʿâkibet, ve men lem yemut bi's-seyfi mâte bi-gayrihi, tenevveʿati'l-esbâbü ve'l-mevtü vâhidun kantarasından güzer ü istîfây-ı rızk-ı maksûm ile ʿazm ü mahşer eyledi, tecâvezallâhü ʿan seyyi’âtihi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_692.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Merhûm-i müşârun ileyh Hind elçiliği ile nâmdâr ve vüsʿat-i hâl ile şühre-i rûzgâr olan el-Hâc Yûsuf Ağa'nın bin yüz otuz altı târîhinde sulb-i pâkinden sâha-i pîrây-ı ʿâlem-i vücûd olup, fark-ı sevâd ü beyâz ve temyîz-i cevâhir u aʿrâz eyledikde;\nEl-ʿilmü li'n-nefsi nûrun testedilü bihî ʿAle'l-hakāyıki misle'n-nûri li'l-ʿayni mazmûnunu fehm ü idrâk ve leyl ü nehâr maʿrifete gûşiş ile gâh seyr-i basît-ı arz ve gâh seyr-i eflâk eyler idi. Bir müddet mürûrunda, İzâ lezime'n-nâsü'l-büyûte vecedtehüm, ʿumâten ʿani'l-ahbâri hurka'l-mekâsibi mefhûmunu pîş-nihâd ve baʿzan pederleri maʿiyyeti ile ve baʿzan ʿale'l-infirâd katʿ-ı iğvâr u incâd edüp, şöyle ki, beş defʿa haddi hân-ı râh-ı hac ve iskāt-ı farîza-i ʿacc ü secc etdikden sonra elli yedi târihinde kasd-ı sevdâ-gerî ve ticâret eden pederi ile Hind'e sefer ve altı mâh kadar meşâhir-i buldân-ı Hind'i seyr ile masnûʿât-ı Hâliku'l-beşer'e taʿlîk-i nazar etdikden sonra, Bender-i Cidde'ye imâle-i sükkân-ı ʿavd u kufûl ve andan Kaʿbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdet'e hatt-ı rahl-i vusûl etmişidi. Devlet-i ʿaliyye tarafından Sâlim Efendi Hind Elçisi nasb olunup, sâhib-i tercemenin pederleri merhûm tüvânger u zî-mâl ve Hind'e sefer ile vâkıf-ı ahvâl olmak sebebi ile bi'l-istiʿâne maʿan murâfakatını istidʿâ ve mûmâ ileyh dahi tekmîl-i nâmûs-ı devlet kasdıyla kâffe-i umûrunu rü'yet ile tahsîl-i rızâ ve mahdûmunu bile alup, bu cemʿiyyet ile zimâm-ı ʿazîmeti taraf-ı Hind'e irhâ eylediler. Bâ-delâlet-i hızır-ı Tevfîk Hind iklîminden Örnek-âbâd nâm mahalle vusûl-i hılâlinde, Sâlim Efendi baʿzı emrâz ile ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârî ve birkaç günden sonra hulûl-i ecel-i mevʿûduyla dürr-i vücûdu sadef-i zemînde mütevârî olup, [M2 44] Devlet-i Hind merâtibinde Sadâret-ʿuzmâ mustalahı olan Nizâmu'l-mülk emr-i emerr-i sefâreti, sâhib-i tercemenin pederleri mûmâ ileyhe ihâle vü tefvîz ve nazar-ı iltifât ile nigeh-dâşte vü termîz edüp, sefârete vekâletleri Nâdir Şâh ile Hindîler'in mücâdele vü mücâledeleri hengâmına tesâdüf edüp, altı sene kadar tahammül-i aʿbâ-i gurbet ve tecerruʿ-i zehr-âbe-i meşakkat ʿakabinde, o tarafdan fekk-i lenger-i irticâʿ ve müsâʿade-i eyyâm ile Mersây-ı Cidde'de leff-i şirâʿ eylediler. Vâlidleri yedinden cevâb-ı kabâle-i hümâyûnu alup, bahren Mısır'a gelür iken, nâ-gâh rûy-i Bahr-i Kulzüm mükfehir ve emvâc-ı yemm-i zehhâr, cibâl-i râsiyât gibi münhadir olup, sefîneleri münkesir ve telef-i nefs-i emmâreleri zâhir olmuşiken, imdâd-ı cenâb-ı Rabbu'l-ʿibâd ile bu varta-i hevl-nâkden tahlîs-i cân ve Mısır'a vusûl ile şükür-güzâr-ı cenâb-ı Sübhân oldu. Mısır'dan dahi Âsitâne'ye vâsıl ve hâmil olduğu tahrîrâtı mahalline teslîm ile envâʿ-ı iltifâta nâyil olduğundan gayri, kaleme aldığı takrîrin sebk ü reftârı hûş âyende-i tabʿ-ı hazret-i Tâcdârî olup, o zemân mecmaʿ-i ehl-i ʿirfân ü ʿizzeti min külli'l-vücûh nümâyân olan Mektubî Kalemi hulefâsına\nilhâk ve neyyir-i ikbâli işrâk olunmuşidi. Yetmiş bir cumâdelûlâsının onuncu günü Baş-halîfelik ile pâ-nihâde-i evvelîn-i mirkāt-ı kâm-kârî ve yetmiş beş saferinde Sadrıaʿzam Mektupçuluğu ile minnetdâr-ı baht-ı sâz-kârî olup, yetmiş sekiz saferinin yirmi ikinci günü aksây-ı merâtib-i küttâb-ı Dîvânî olan mesned-i Riyâset'e iʿtilâ ve sâl-i mezkûr zilhiccesinde ism-i sâmîsi dâhil-i defter-i vüzerâ ve Tevkīʿî ve Mora Muhassıllığı ile dagzen-i kulûb-i emsâl ü ekfâ olup, seksen şaʿbânında Kapudân-ı deryâ Tosun Mehmed Paşa vakʿasında vekîl ve Âsitâne'ye gelinceye dek tesviye-i umûr-i donanmada burûzende-i saʿy-i cemîl olup, sâl-i merkūm tevcîhâtında Aydın Muhassıllığı ile çeşm-i ibtihâcı tenvîr ve seksen bir şaʿbânının onuncu günü nâmzedi-yi Şâh Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân ile kadr ü şânı tevfîr olundu. Birkaç mâhdan sonra Haleb Eyâleti ile be-kâm ve seksen iki rebîʿulâhırının yirminci günü Silahdâr Hamza Paşa'ya Kāyim-makâm olup, sene-i merkūme cumâdelâhırasında Sadrıaʿzam ve Sipehsâlâr-ı ekrem oldu.\n\nBâlâda tahrîr [M2 45] olunan ʿilel ü esbâb ile ʿazl ve Dimetoka'ya izhâb olunmuşiken, El-mevtü mâ yüncîke min âfâtihi, hısnun velev şeyyedtehü bi'l-cendeli mefhûmu üzere dest-i gerîbângîr-gîr-i ecelden reh-yâb-ı necât olmayup, muktezây-ı ser-nüvişt-i ezel ile dâyire-i hestîden maʿdûm ve ʿâzim-i şeh-râh-ı yevm-i maʿlûm oldu. Müşârun ileyh cevdet-i hatt ile meşhûr ve mukaddimât-ı ʿulûma ıttılâʿ ile fârik-ı miyân-ı gayb u huzûr olup, pâk-sîret, sâhib-i fitnat mesânid-i ʿulyâya şâyân ve müstehakk u iʿtibâr-ı mülûke cedîr u lâyık bir vezîr idi. Baʿzan meyl-i inşâd-ı eşʿâr ve makbûl-i bülegā olur ibrâz-ı âsâr ede-geldiklerinden başka, fenn-i inşâda derece-i istiʿdâdları vâreste-i kāl ü kīl ve Gülşen-i Hayâl nâmında olan te'lîfleri sıdk-ı müddeʿîye delîldir. Mütevaffâ-yı müşârun ileyh merâtib-i beşeriyyet iktizâsından olan vekār u sekîneye ber-vech-i ifrât riʿâyet edüp, ʿulûvv-i himmet sebebi ile halkın re'y-i zâyifini istihkār ve istibdâd vâdîlerinde şahs-ı vâhide bile baʿzan ruhsat-ı güftâr vermemekle nâsı zemm ü mesâvîsine mecbûr eylediğinden gayri, ihtilâf-ı devâʿî ile halkın ʿale'l-ʿumûm metâlibine müsâʿade-i devlet mümkin olmayup, hasran husûlü mümteniʿ olan me'ârib-i muhtelifeden ye's ü hırmân müşâhede edenler, tehallüf-i matlublarını müşârun ileyhin menʿ-i mücerredine ʿazv ile hakkında lisân-ı mesâvî vü iftirâyı hakka şebîh mugālata ile ıtlâk ve teheyyüc-i gazab-ı Şehriyâr-ı âfâk ile ʿalâ zu mihim teşeffî-yi gayz ve rûhunu izhâk ettirdiler. Müşârun ileyhin şecere-i ʿizz u rifʿati Hâkān-ı ʿasrın nişânde-i dest-i ʿinâyeti olup, her\ncihetle kendüye hüsn-i zann u iʿtimâdı ve hall-i gavâmız-ı umûrda re'y-i savâb-nümâsına istinâdı derkâr iken zâhir-bînân-ı ʿavâmmın uglûtaları, mir'ât-ı tâb-nâkden musaffâ vü pâk olan kalb-i hümâyûna te'sîr ve mücerred katʿ-ı lisân-ı nâs ve sâde dilân-ı rûzgârın tevhîminden lâzım gelen endîşe vebâsın indifâʿı irâdesiyle o düstûr-i vakūra havâle-i şemşîr-i kahr u tedmîr etdiler. Bu hâl ile merhûma müteʿallikāt ve akrıbâsından ziyâde müte'ellim olup, hakkında hâst-kâr-ı rahmet-i cenâb-ı Gaffâr oldular. Evâyil-i sadâretlerinde fi'l-hakīka bast u keff ile şöhret-nümâ olup, bezl ü infâkdan maksûd olan emr-i mefrûz-i gazâya tevâyif-i ʿaskerîyi tahrîz ü igrâ [M2 46] kasd etmişiken askerîde olan cübn ü rehâvet ve cihâd fî sebîlillâh mesleğine ʿadem-i zihâb ile mahzâ celb-i menfaʿat irâdesinde olduklarını tahkīk edüp, sıyânet-i beytü'l-mâl ictihâdıyla imsâk u ıtlâk beyninde peydâ etdiği tavrı, halk taktîr u zınnete haml ve mesâvîsini mahal be-mahal nakl eder oldular. Bu fesâdâtdan nâşî merhûmun dimâğı muhtell ve gayret u ʿârından vücûdu muʿtell olup, Hân-tepesi'nde umûr-i seferiyyeden katʿ-ı nazar mesâlih-i dîvâniyyeyi bile ru’yetden ʿâciz ve derd-mânde olup, zarûrî birkaç defʿa teşebbüs-i zeyl-i istiʿfâ ve dağdağa-i sadâretden tahlîsini recâ eyledi ʿâkibet, ve men lem yemut bi's-seyfi mâte bi-gayrihi, tenevveʿati'l-esbâbü ve'l-mevtü vâhidun kantarasından güzer ü istîfây-ı rızk-ı maksûm ile ʿazm ü mahşer eyledi, tecâvezallâhü ʿan seyyi’âtihi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı ekrem hazretleri bâlâda tahrîr olunan sûret ile Hân-tepesi'ne ʿavdet edüp, üç-beş sâʿatden sonra Hân-ı ʿâlîşân dahi orduya vâsıl ve nasb olunan hıyâma nâzil oldu. Ferdâsı müşârun ileyh ve vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân ve sâyir erkân-ı devlet müctemiʿ olup, Hân cümleden evvel tahrîk-i lisân ve; “Düşmen Nehr-i Turla'yı berü geçmeden şu kadar ru'esâ ve ecnâd ile kilîd-i memleket-i Hâkānî olan Hotin'i terk ve zor görmeden asker birbirinden münfekk olarak, her biri bir tarafa müteferrik u perîşân olması beni gam-gîn ve nâlân etmişdir” kelâmını bast eyledikde, Serdâr-ı ekrem dahi Hân'ı tasdîk ve vukūʿ bulan hâlet-i müdhişeyi meşiyyet-i kazâ vü kadere taʿlîk eyledi. Esnây-ı râhda Yaş havâlîsinin muhafazasını Abaza Mehmed Paşa'ya ve bin nefer âdem tahrîriyle Sorika ve Moylova maʿberlerini Bender Sağ Kol Ağası Hacı Bey'e sipâriş ü tenbîh ve Kapucu-başılık ile kadrini terfîʿ u tenvîh etdiğini Serdâr-ı ekrem hazretleri meclisde beyân ve bu sûreti herkes istihsân eyledikleri hıtâmında, Ordu-yi hümâyûn'un meks ü hareketi husûsları dermeyân kılınup, hulûl-i şitâdan mukaddem kebîr topların İsakçı'ya îsâli karar-gîr olmağla Topçu Ocağı'nın İsakçı'ya hareketi irâde ve muhafazasına Anadolu Vâlîsi Feyzullah Paşa, eyâleti askeriyle taʿyîn ve Karaman Beylerbeyisi [M2 47] Hazînedâr ʿAli Paşa dahi Yaş tarafına me'mûr Abaza Paşa maʿiyyetine gitmek hususu tahsîn olunup, meclise hıtâm ve meşverete encâm verildi. Bundan sonra taraf-ı\nhümâyûndan Silahdâr Ağa vesâtatıyla Hân-ı âlîşân tarafına şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye ki, serâsere kaplu semmûr kürk ve kalpak ve murassaʿ sorgûc ve şemşîr ve tirkeşden ʿibâret idi. Huzûr-i Serdâr-ı ekremî'de ilbâs ü taklîd ile şeref-mend kılındıkdan sonra, ordusu tarafına sevk-i semend eyledi.",
          "caption": "Vusûl-i Sadriaʿzam be-Ordu-yi hümâyûn ve ʿakd-i Meclis-i Meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_693.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vusûl-i Sadriaʿzam be-Ordu-yi hümâyûn ve ʿakd-i Meclis-i Meşveret",
          "text": "Serdâr-ı ekrem hazretleri bâlâda tahrîr olunan sûret ile Hân-tepesi'ne ʿavdet edüp, üç-beş sâʿatden sonra Hân-ı ʿâlîşân dahi orduya vâsıl ve nasb olunan hıyâma nâzil oldu. Ferdâsı müşârun ileyh ve vüzerây-ı ʿizâm ve mîr-i mîrân ve sâyir erkân-ı devlet müctemiʿ olup, Hân cümleden evvel tahrîk-i lisân ve; “Düşmen Nehr-i Turla'yı berü geçmeden şu kadar ru'esâ ve ecnâd ile kilîd-i memleket-i Hâkānî olan Hotin'i terk ve zor görmeden asker birbirinden münfekk olarak, her biri bir tarafa müteferrik u perîşân olması beni gam-gîn ve nâlân etmişdir” kelâmını bast eyledikde, Serdâr-ı ekrem dahi Hân'ı tasdîk ve vukūʿ bulan hâlet-i müdhişeyi meşiyyet-i kazâ vü kadere taʿlîk eyledi. Esnây-ı râhda Yaş havâlîsinin muhafazasını Abaza Mehmed Paşa'ya ve bin nefer âdem tahrîriyle Sorika ve Moylova maʿberlerini Bender Sağ Kol Ağası Hacı Bey'e sipâriş ü tenbîh ve Kapucu-başılık ile kadrini terfîʿ u tenvîh etdiğini Serdâr-ı ekrem hazretleri meclisde beyân ve bu sûreti herkes istihsân eyledikleri hıtâmında, Ordu-yi hümâyûn'un meks ü hareketi husûsları dermeyân kılınup, hulûl-i şitâdan mukaddem kebîr topların İsakçı'ya îsâli karar-gîr olmağla Topçu Ocağı'nın İsakçı'ya hareketi irâde ve muhafazasına Anadolu Vâlîsi Feyzullah Paşa, eyâleti askeriyle taʿyîn ve Karaman Beylerbeyisi [M2 47] Hazînedâr ʿAli Paşa dahi Yaş tarafına me'mûr Abaza Paşa maʿiyyetine gitmek hususu tahsîn olunup, meclise hıtâm ve meşverete encâm verildi. Bundan sonra taraf-ı\nhümâyûndan Silahdâr Ağa vesâtatıyla Hân-ı âlîşân tarafına şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye ki, serâsere kaplu semmûr kürk ve kalpak ve murassaʿ sorgûc ve şemşîr ve tirkeşden ʿibâret idi. Huzûr-i Serdâr-ı ekremî'de ilbâs ü taklîd ile şeref-mend kılındıkdan sonra, ordusu tarafına sevk-i semend eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hân-tepesi'nde vücûd-i vücûh-i mehâzîr ile ikāmet mümteniʿ olduğundan, İsakçı tarafına ʿazîmet savâb-nümây-ı erbâb-ı elbâb olmuşidi. Yaş muhâfazasına taʿyîn olunan Abaza Paşa maʿiyyetine Nüzul Emîni taʿyîn olunup, rûz-merre tevzîʿ-i akvât içün yedine yirmi beş bin guruş teslîm ve düşmene yâr ve nihânî ittifâk ile hevâdâr olan reʿâyânın ahz u istîsâlleri müşârun ileyhe ve Boğdan Voyvodası'na tenbîh ü te'kîd ve Hân-tepesi'nde mevcûd anbarların emr-i muhâfazası dahi teşyîd olunup, Hân cenâbları dahi o tarafların muhârese ve gezend-i aʿdâdan vikāyesine tergîb ve vücûh-i nevâziş ü iltifât ile tatyîb olundukdan sonra, cumâdelâhırenin gurresinde Hân-tepesi'nden fekk-i tınâb-ı ârâm ve İsakçı tarafına tahrîk-i zimâm olundu. Kesret-i bârân sebebi ile ilerüce gönderilen topların nakli müteʿassir ve şiddet-i berd meʾmûrları mütezaccir edüp, Hân-tepesi'ne beş sâʿat mesâfede çadırlarını nasb etdikleri huzûr-i Serdâr-ı ekremî'yi selb edüp, Lopoşte nâm menzilde dört gün ikāmet ve Kethudâ Bey maʿrifetiyle halka ücret vererek zikr olunan topları nakle himmet eylediler. Mevsim-i mezkûr teşrînin ibtidâsı ve bürûdetin vakt ü nemâsı olduğundan, yevmen fe-yevmen sermânın şiddeti firâvân ve ebr-i midrârın tuğyânı nümâyân olduğundan gayri, kıllet-i zehâyir ile nevʿ-i insân cins-i hayvân bî-tâb u tüvân olmalarıyla bilâ-fermân yaʿni min gayri istîzânin nâs İsakçı tarafına revân oludular. Yaş tarafına me'mûr cünd-i mevfûr dahi Nehr-i Prut kenârında ikāmet ve şiddet-i hevâyı ʿillet eyledikleri mesmûʿ olduğundan tınâb-ı ikāmetleri tefkîk ve savb-ı meʿmûrlarına tahrîk irâdesiyle [M2 48] Canik Muhassılı ʿAli Bey, maʿiyyetinde olan askeriyle taʿyîn ve bu maslahat dahi tehvîn olundukdan sonra Sadrıaʿzam li-maslahatin ikāmet etdiği mahalden refʿ-i raht-ı ârâm ve İsakçı maʿberinden güzâr ile karşu tarafa nasb-ı hıyâm eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-cânib-i İsakçı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_694.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-cânib-i İsakçı",
          "text": "Hân-tepesi'nde vücûd-i vücûh-i mehâzîr ile ikāmet mümteniʿ olduğundan, İsakçı tarafına ʿazîmet savâb-nümây-ı erbâb-ı elbâb olmuşidi. Yaş muhâfazasına taʿyîn olunan Abaza Paşa maʿiyyetine Nüzul Emîni taʿyîn olunup, rûz-merre tevzîʿ-i akvât içün yedine yirmi beş bin guruş teslîm ve düşmene yâr ve nihânî ittifâk ile hevâdâr olan reʿâyânın ahz u istîsâlleri müşârun ileyhe ve Boğdan Voyvodası'na tenbîh ü te'kîd ve Hân-tepesi'nde mevcûd anbarların emr-i muhâfazası dahi teşyîd olunup, Hân cenâbları dahi o tarafların muhârese ve gezend-i aʿdâdan vikāyesine tergîb ve vücûh-i nevâziş ü iltifât ile tatyîb olundukdan sonra, cumâdelâhırenin gurresinde Hân-tepesi'nden fekk-i tınâb-ı ârâm ve İsakçı tarafına tahrîk-i zimâm olundu. Kesret-i bârân sebebi ile ilerüce gönderilen topların nakli müteʿassir ve şiddet-i berd meʾmûrları mütezaccir edüp, Hân-tepesi'ne beş sâʿat mesâfede çadırlarını nasb etdikleri huzûr-i Serdâr-ı ekremî'yi selb edüp, Lopoşte nâm menzilde dört gün ikāmet ve Kethudâ Bey maʿrifetiyle halka ücret vererek zikr olunan topları nakle himmet eylediler. Mevsim-i mezkûr teşrînin ibtidâsı ve bürûdetin vakt ü nemâsı olduğundan, yevmen fe-yevmen sermânın şiddeti firâvân ve ebr-i midrârın tuğyânı nümâyân olduğundan gayri, kıllet-i zehâyir ile nevʿ-i insân cins-i hayvân bî-tâb u tüvân olmalarıyla bilâ-fermân yaʿni min gayri istîzânin nâs İsakçı tarafına revân oludular. Yaş tarafına me'mûr cünd-i mevfûr dahi Nehr-i Prut kenârında ikāmet ve şiddet-i hevâyı ʿillet eyledikleri mesmûʿ olduğundan tınâb-ı ikāmetleri tefkîk ve savb-ı meʿmûrlarına tahrîk irâdesiyle [M2 48] Canik Muhassılı ʿAli Bey, maʿiyyetinde olan askeriyle taʿyîn ve bu maslahat dahi tehvîn olundukdan sonra Sadrıaʿzam li-maslahatin ikāmet etdiği mahalden refʿ-i raht-ı ârâm ve İsakçı maʿberinden güzâr ile karşu tarafa nasb-ı hıyâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam mektupçusu olan Feyzî Süleyman Efendi, Sadr-ı esbâk'ın manzûru olmak hasebiyle baʿzı umûra muktahim ve zâtında dahi kiber-i nefs erbâbından bir merd-i mutaʿazzım olup, hıdmet-i mezkûreden tecnîb ve Eğri-dere Palangası'na tagrîb olunup, mukaddemâ Mektupçuluk hıdmetinde mehâreti ve idare-i umûrda mümâreseti olan Re'îs-zâde ʿAbdurrezzâk Efendi, Mektûbî ve cümlenin mergūbu olan Baş-halîfe es-Seyyid Mehmed Hayri Efendi dahi Küçük İbrâhim Efendi ʿazlinden Kethudâ Kâtibi nasb olundu. Defter Emîni olan Süleymân Bey hılâl-i râhda ʿilel-i gûnâ-gûn ile dem-beste ve meʾzûnen İsakçı'ya gelüp, tedbîr-i vücûd ile meşgûl iken nâ-gâh seng-i ecel ile\nmînâ-serây-ı ʿömrü şikeste olup, o gül-i mutarrây-ı gülistân-ı dâniş ü ʿirfân mesâcidin birinde mücâvir-i güzeşte-gân-ı erbâb-ı tevhîd ü îkān oldu. Efendi-yi mûmâ ileyh yeketâz-ı mizmâr-ı maʿrifet ve hâyiz-i kadeh-i muʿallây-ı dirâyet, vâsıl-ı ser-menzil-i sühangûy, sâhib-i talâkat ve küşâde-rûy, edîb-i Câhız-beyân, revnâk-şiken-i bedîʿ ve hâce-i cihân bir merd-i sâhib-i dîvân idi. Gazaliyyât u kasâyidi meşhûr u mütevâtir ve vüsʿat-i ihâtası âsârından zâhirdir. Bu gazel cümle-i âsârındandır:\n\nHam etdi kāmetim ol çîn-i ebrû gösterişcikler\nʿİtâb eyler yüzünden vech-i ihsâna girişcikler\nYüzün göstermemek yüz vermemekdir mihre maksûdu\nEdüp destin nikāb ol nâz u nahvetle gülüşcükler\nNe bülbülden ne tûtîden işitdim bezm-i gülşende\nO lüknetler o şeker-handelerle söyleyişcikler\nRevâc-ı kadr-i hüsnün kasd eder, ʿuşşâk-ı nâlâna\nTecâhül eyleyişcikler bilişler bilmeyişcikler\nHelâk etdi beni bâzîçe-i tıflânesi ʿÂrif\nSaded-i kûy-i niyâz-ı vasla geldikçe çelişcikler\n\nHânende-gânın makām-ı beyâtîde nağme-perdâz oldukları beste-i meşhûrenin ebyâtı dahi zâde-i tabʿlarıdır.\n\nDil-rubâlar sen gibi hep böyle müstesnâ mıdır?\nYâ kemân ebrûların illâ-yı istisnâ mıdır? [M2 49]\nBöyle nâzik perverişyâb eylemiş ey meh seni\nMâderin bâd-ı sabâ, dâyen gül-i raʿnâ mıdır?\nMünhal olan Defter Emâneti ile Tevkīʿî bulunan ʿAbdullah Efendi mükerrem ve bi'l-vekâle Nişancılık dahi mansıbına munzam oldu.\nMüteveffâ Ordu Kadısı hîn-i marazında Ordu Hekîm-başısı Ahmed Efendi'ye tedbîr etdirdüp, ecele müdâvâtın fâyidesi olmadığından, gaflet ile fenninde olan cehlini Âsitâne'ye tahrîr ve âharın celbini tezkîr etmişidi. İnhâsı mevsûl-i hayyiz-i husûl olup, fi'l-hâl ʿazl, ve yerine Hâric rütbesi verilen Gevrek-zâde Hasan Efendi nakl olunup, Ordu-yi hümâyûn'un perîşânî vü tefrikasına nigâh ve bazı ʿilel îrâdıyla mâyil-i semt-i\ntaht-gâh olup, tedârük-i vesâyil ile tahsîl-i izn ü ruhsat ve bir şahsı yerine tevkîl ile ricʿat eyleyi. \n\n Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'nın i'mâl-i askerde cehl ü rehâveti sebeb-i idbâr u nekbeti olup, askeri beyninde sû-i zikr ile maʿrûf ve kibr u enfe ile mevsûf olduğundan başka, kable's-sadâre Serdâr-ı ekrem ile baʿzı husûsda muhâvere eylediğine binâ'en 'azl ü tekdîr ve Vezâret'i refʿiyle Şumnu Kasabası'nda ikāmeti tedbîr olundu.",
          "caption": "Nefy-i Mektûbî ve tebdîl-i Kâtib-i Kethudâ ve baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_695.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Mektûbî ve tebdîl-i Kâtib-i Kethudâ ve baʿzı havâdis",
          "text": "Sadrıaʿzam mektupçusu olan Feyzî Süleyman Efendi, Sadr-ı esbâk'ın manzûru olmak hasebiyle baʿzı umûra muktahim ve zâtında dahi kiber-i nefs erbâbından bir merd-i mutaʿazzım olup, hıdmet-i mezkûreden tecnîb ve Eğri-dere Palangası'na tagrîb olunup, mukaddemâ Mektupçuluk hıdmetinde mehâreti ve idare-i umûrda mümâreseti olan Re'îs-zâde ʿAbdurrezzâk Efendi, Mektûbî ve cümlenin mergūbu olan Baş-halîfe es-Seyyid Mehmed Hayri Efendi dahi Küçük İbrâhim Efendi ʿazlinden Kethudâ Kâtibi nasb olundu. Defter Emîni olan Süleymân Bey hılâl-i râhda ʿilel-i gûnâ-gûn ile dem-beste ve meʾzûnen İsakçı'ya gelüp, tedbîr-i vücûd ile meşgûl iken nâ-gâh seng-i ecel ile\nmînâ-serây-ı ʿömrü şikeste olup, o gül-i mutarrây-ı gülistân-ı dâniş ü ʿirfân mesâcidin birinde mücâvir-i güzeşte-gân-ı erbâb-ı tevhîd ü îkān oldu. Efendi-yi mûmâ ileyh yeketâz-ı mizmâr-ı maʿrifet ve hâyiz-i kadeh-i muʿallây-ı dirâyet, vâsıl-ı ser-menzil-i sühangûy, sâhib-i talâkat ve küşâde-rûy, edîb-i Câhız-beyân, revnâk-şiken-i bedîʿ ve hâce-i cihân bir merd-i sâhib-i dîvân idi. Gazaliyyât u kasâyidi meşhûr u mütevâtir ve vüsʿat-i ihâtası âsârından zâhirdir. Bu gazel cümle-i âsârındandır:\n\nHam etdi kāmetim ol çîn-i ebrû gösterişcikler\nʿİtâb eyler yüzünden vech-i ihsâna girişcikler\nYüzün göstermemek yüz vermemekdir mihre maksûdu\nEdüp destin nikāb ol nâz u nahvetle gülüşcükler\nNe bülbülden ne tûtîden işitdim bezm-i gülşende\nO lüknetler o şeker-handelerle söyleyişcikler\nRevâc-ı kadr-i hüsnün kasd eder, ʿuşşâk-ı nâlâna\nTecâhül eyleyişcikler bilişler bilmeyişcikler\nHelâk etdi beni bâzîçe-i tıflânesi ʿÂrif\nSaded-i kûy-i niyâz-ı vasla geldikçe çelişcikler\n\nHânende-gânın makām-ı beyâtîde nağme-perdâz oldukları beste-i meşhûrenin ebyâtı dahi zâde-i tabʿlarıdır.\n\nDil-rubâlar sen gibi hep böyle müstesnâ mıdır?\nYâ kemân ebrûların illâ-yı istisnâ mıdır? [M2 49]\nBöyle nâzik perverişyâb eylemiş ey meh seni\nMâderin bâd-ı sabâ, dâyen gül-i raʿnâ mıdır?\nMünhal olan Defter Emâneti ile Tevkīʿî bulunan ʿAbdullah Efendi mükerrem ve bi'l-vekâle Nişancılık dahi mansıbına munzam oldu.\nMüteveffâ Ordu Kadısı hîn-i marazında Ordu Hekîm-başısı Ahmed Efendi'ye tedbîr etdirdüp, ecele müdâvâtın fâyidesi olmadığından, gaflet ile fenninde olan cehlini Âsitâne'ye tahrîr ve âharın celbini tezkîr etmişidi. İnhâsı mevsûl-i hayyiz-i husûl olup, fi'l-hâl ʿazl, ve yerine Hâric rütbesi verilen Gevrek-zâde Hasan Efendi nakl olunup, Ordu-yi hümâyûn'un perîşânî vü tefrikasına nigâh ve bazı ʿilel îrâdıyla mâyil-i semt-i\ntaht-gâh olup, tedârük-i vesâyil ile tahsîl-i izn ü ruhsat ve bir şahsı yerine tevkîl ile ricʿat eyleyi. \n\n Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'nın i'mâl-i askerde cehl ü rehâveti sebeb-i idbâr u nekbeti olup, askeri beyninde sû-i zikr ile maʿrûf ve kibr u enfe ile mevsûf olduğundan başka, kable's-sadâre Serdâr-ı ekrem ile baʿzı husûsda muhâvere eylediğine binâ'en 'azl ü tekdîr ve Vezâret'i refʿiyle Şumnu Kasabası'nda ikāmeti tedbîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un Hân-tepesi'nden rıhleti ve İsakçı'ya ʿazîmeti aʿdâya münʿakis oldukda, Yaş cânibine hücûmları hasebiyle mukaddemâ peyvend-i muʿâhedeye bend etdikleri Boğdan reʿâyâsı dahi cemʿiyyetlerine mültehak ve Yaş muhâfızı olan müşârun ileyhin tarafında bulunan Boğdanlu dahi giderek müteferrik olup, aʿdâ ile mukābele vüsʿundan hâric olduğunu mülâhaza ile Boğdan Voyvodası'nı istishâb ve Tomarova tarafına ʿazm ü şitâb ve düşmen dahi Yaş kasabasını hâlî bulup, askerini idhâl ve etrâfına meteris ve hendek hafrıyla reʿâyâyı işgāl eylediğinden başka Yaş'dan zahîre nakli maslahatı içün sâhil-i Nehr-i Prut'da merbût olan kayıklara hücûm ve mellâhlarıyla cidâl ve birkaç nefer ehl-i İslâm'ı zümre-i şühedâya îsâl eyledikleri İsakçı'da semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye vâsıl ve budan sonra kasd-ı aʿdâ İbrâ’îl ve Kalas havâlîsine olduğuna baʿzı erbâb-ı vukūf ikāme-i delâyil eylediler. Rakka Vâlîsi Dümdâr Mehmed Paşa [M2 50] Ordu-yi hümâyûn'a henûz vârid ve kapusu halkı sâyirlerinin kapusu halkından zâyid olup, Kalas havâlisinde ikāmetle Devlet-i ʿaliyye tarafına müncezib olan reʿâyâyı vikāye ve İbrâ'îl muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa ile muhâbere ve lede'l-iktizâ düşmen ile muhârebe husūsu müstasveb-i erbâb-ı istişâre olmağla, Boğdan Serʿaskerliği hilʿatı dûş-i istihkākına iksâ ve mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu günü Maçin üzerinden savb-ı maksûda isrâ ve Abaza Paşa ve Anadolu Vâlîsi Feyzullah Paşa ve Selânik Mutasarrıfı Mehmed Paşa ve Canikli ʿAli Bey, dâyirelerinde mevcûd asâkir ile müşârun ileyhin maʿiyyetine varup, her hâlde emr u re'yine mutâvaʿat ve emr-i yek-cihetî ve ittihâda riʿâyet eylemeleri bâbında her birine başka başka ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "Nasb-ı Ser'asker-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_696.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Ser'asker-i Boğdan",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un Hân-tepesi'nden rıhleti ve İsakçı'ya ʿazîmeti aʿdâya münʿakis oldukda, Yaş cânibine hücûmları hasebiyle mukaddemâ peyvend-i muʿâhedeye bend etdikleri Boğdan reʿâyâsı dahi cemʿiyyetlerine mültehak ve Yaş muhâfızı olan müşârun ileyhin tarafında bulunan Boğdanlu dahi giderek müteferrik olup, aʿdâ ile mukābele vüsʿundan hâric olduğunu mülâhaza ile Boğdan Voyvodası'nı istishâb ve Tomarova tarafına ʿazm ü şitâb ve düşmen dahi Yaş kasabasını hâlî bulup, askerini idhâl ve etrâfına meteris ve hendek hafrıyla reʿâyâyı işgāl eylediğinden başka Yaş'dan zahîre nakli maslahatı içün sâhil-i Nehr-i Prut'da merbût olan kayıklara hücûm ve mellâhlarıyla cidâl ve birkaç nefer ehl-i İslâm'ı zümre-i şühedâya îsâl eyledikleri İsakçı'da semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye vâsıl ve budan sonra kasd-ı aʿdâ İbrâ’îl ve Kalas havâlîsine olduğuna baʿzı erbâb-ı vukūf ikāme-i delâyil eylediler. Rakka Vâlîsi Dümdâr Mehmed Paşa [M2 50] Ordu-yi hümâyûn'a henûz vârid ve kapusu halkı sâyirlerinin kapusu halkından zâyid olup, Kalas havâlisinde ikāmetle Devlet-i ʿaliyye tarafına müncezib olan reʿâyâyı vikāye ve İbrâ'îl muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa ile muhâbere ve lede'l-iktizâ düşmen ile muhârebe husūsu müstasveb-i erbâb-ı istişâre olmağla, Boğdan Serʿaskerliği hilʿatı dûş-i istihkākına iksâ ve mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu günü Maçin üzerinden savb-ı maksûda isrâ ve Abaza Paşa ve Anadolu Vâlîsi Feyzullah Paşa ve Selânik Mutasarrıfı Mehmed Paşa ve Canikli ʿAli Bey, dâyirelerinde mevcûd asâkir ile müşârun ileyhin maʿiyyetine varup, her hâlde emr u re'yine mutâvaʿat ve emr-i yek-cihetî ve ittihâda riʿâyet eylemeleri bâbında her birine başka başka ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un meştâya ʿavdeti ʿakabinde Bender Serʿaskeri Güllü Ahmed Paşa-zâde el-Hâc ʿAli Paşa, râyet-i himmeti tehzîz ve Moskovlu ile ittihâd eden Lehlü'nün Turla karşusında olan karyelerine bir mikdâr asker techîz edüp, nâyil-i nefl ü ganîmet ve seby ü istirkāk-ı üserâ ile ʿavdet etmişleridi. Boğdan reʿâyâsından olup, Devlet-i ʿaliyye'ye muhâlefet ve aʿdây-ı dîne mutâvaʿat edenlerin dimâ-i fâsideleri ihrâk ve evlâd ü ʿiyâlleri istirkāk olunmak üzere bu esnâda kıbel-i Şerʿ-i enver'den verilen fetvâ o makūle gerden-pîç-i tavk-ı inkıyâd olanların mesmûʿu olup, ehl-i İslâm'ı işgāl ve düşmene sevk-i menâfiʿ-i ahvâl kasdıyla Bender'de olan asker perîşân ve zabt-ı kalʿa\nâsân olduğunu taraf-ı hasma işâʿa vü iʿlân etmişler idi. Düşmen dahi yirmi bin kadar asker ile Bender'in karşu tarafından zuhûr ve maʿiyyet-i Serʿaskerî'de tehaşşüd eden dilâverlerden cemʿ-i kesîr, aʿdâyı tedmîr kasdıyla o tarafa mürûr edüp, Hân-ı âlîşân dahi bir tarafdan düşmen-i bed-tıynete endâhte-i tîr ve darb-ı şemşîr ve o fırka-i dâllenin vâfirini dereke-i cahîme tesyîr edüp, bakiyyetü's-süyûf olan küffâr hûk-i zahmhurde gibi serdâde-i vâdî-yi idbâr olmağla, asker-i İslâm vâyedâr-ı nasr-ı Melik-i ʿAlâm olduklarını Hân-ı ʿâlîşân ve Serʿasker [M2 51] Paşa ifâde ü iʿlâm eylediklerinden, tirkeş-behâ ve Segbân ʿulûfesi nâmıyla Hân-ı müşârun ileyh tarafına yüz bin guruşa karîb meblağ inʿâm ve Serʿasker Paşa'ya dahi nakd-i vâfir ile ikrâm olundu.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i meserret ez-cânib-i Bender",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_697.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i meserret ez-cânib-i Bender",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un meştâya ʿavdeti ʿakabinde Bender Serʿaskeri Güllü Ahmed Paşa-zâde el-Hâc ʿAli Paşa, râyet-i himmeti tehzîz ve Moskovlu ile ittihâd eden Lehlü'nün Turla karşusında olan karyelerine bir mikdâr asker techîz edüp, nâyil-i nefl ü ganîmet ve seby ü istirkāk-ı üserâ ile ʿavdet etmişleridi. Boğdan reʿâyâsından olup, Devlet-i ʿaliyye'ye muhâlefet ve aʿdây-ı dîne mutâvaʿat edenlerin dimâ-i fâsideleri ihrâk ve evlâd ü ʿiyâlleri istirkāk olunmak üzere bu esnâda kıbel-i Şerʿ-i enver'den verilen fetvâ o makūle gerden-pîç-i tavk-ı inkıyâd olanların mesmûʿu olup, ehl-i İslâm'ı işgāl ve düşmene sevk-i menâfiʿ-i ahvâl kasdıyla Bender'de olan asker perîşân ve zabt-ı kalʿa\nâsân olduğunu taraf-ı hasma işâʿa vü iʿlân etmişler idi. Düşmen dahi yirmi bin kadar asker ile Bender'in karşu tarafından zuhûr ve maʿiyyet-i Serʿaskerî'de tehaşşüd eden dilâverlerden cemʿ-i kesîr, aʿdâyı tedmîr kasdıyla o tarafa mürûr edüp, Hân-ı âlîşân dahi bir tarafdan düşmen-i bed-tıynete endâhte-i tîr ve darb-ı şemşîr ve o fırka-i dâllenin vâfirini dereke-i cahîme tesyîr edüp, bakiyyetü's-süyûf olan küffâr hûk-i zahmhurde gibi serdâde-i vâdî-yi idbâr olmağla, asker-i İslâm vâyedâr-ı nasr-ı Melik-i ʿAlâm olduklarını Hân-ı ʿâlîşân ve Serʿasker [M2 51] Paşa ifâde ü iʿlâm eylediklerinden, tirkeş-behâ ve Segbân ʿulûfesi nâmıyla Hân-ı müşârun ileyh tarafına yüz bin guruşa karîb meblağ inʿâm ve Serʿasker Paşa'ya dahi nakd-i vâfir ile ikrâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esfâr-ı sâbıkada Serdâr-ı ekrem bulunanlar ekser evkātda Âsitâne'de kışlayup, bi'l-iktizâ evvel-behârda yine maʿreke-gâh-ı cünd ü sipâha teveccüh ederler idi. Bu kıyâs ile Hân-tepesi'nden Âsitâne'ye varınca baʿzı mahallere zehâyir ihzârı ve sabu's-sülûk meʿâbirin tathîri zımnında mübâşirler tesyâr ve bu kazıyye havâtır-ı ru'esâda ızmâr olunmuşidi. Düşmenin serhadd-i Hâkānî'ye istîlâsı ve berü taraflara tecâvüz ü iʿtidâsı hasebiyle Tuna'nın bu cânibinde meştâ ittihâzıyla İbrâ'îl ve Kalas ve Maçin ve Silistire'yi keyd-i düşmenden muhâfaza evlâ olduğunu Serdâr-ı ekrem fikr ü mülâhaza etmekle, keyfiyyet hâk-kadem-i Şehriyârî'ye bâ-takrîr ifâde ve işâret olunduğuna binâ'en, Âsitâne-i saʿâdet'de bu husûs münʿakid olan meclis-i meşveretde müzâkere olunup, Sâhibu'd-dâri üdrî bi-mâ fîhâ kavli üzere Ordu-yi İslâm'da olan zevât-ı müteşahhısa, mevziʿ-i meştây-ı ihtiyârda terhîs olunmak re'yi savâb idüğünü îmâ eylediklerine binâ'en, tercîh olunan mahalde meştâ-nişîn ve serhadleri muhâfaza ile defʿ-i gezend-i aʿdâ-yı dîn tenbîhâtını hâvî hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i vürûd olmağla, herkes hevâsına muvâfık olan mahalli tezkîr ve baʿzıları küllî mehâsin beyânıyla Âsitâne tarafın tedbîr edüp, bil-âhıra Babadağ'ı her cânibe mütekārib ve min külli'l-vücûh meştâ ittihâzına münâsib olduğunu hayr-hâhân-ı devletden baʿzıları tasrîh ve Edirne ve Âsitâne'yi sevk edenlerin reʿylerini delâyil-i mülzime ile takbîh eylediler ise dahi, Silistire'nin evleviyyeti karârgîr olup, şehr-i recebin onuncu günü İsakçı'dan hareket tasmîm ve Konakçı Paşa kānûn üzere bir gün evvel askere takdîm ve ordu halkının baʿzısı Silistire niyyeti ile o tarafa ʿazîmet ve Ordu-yi hümâyûn dahi ʿale's-seher hareket etmek üzere iken nâ-gâh Tuna tarafından top sadâları ʿâlem-gîr ve istihbâr-ı ahvâl içün Ordu'nun hareketi giriftâr-ı ʿukde-i te'hîr olup, mekr-i düşmen-i şûm Kalas üzerine hücûm ve cünd-i İslâm [M2 52] müdâfaʿa vü mukāteleye ikdâm ederler imiş. Bu sebeble Ordu-yi hümâyûn'un hareketinden evvel Silistire'ye ʿazîmet edenlerin iʿâdesiyçün âdemler irsâl ve Ordu-yi hümâyûn'dan ve İsakçı ve sâyir mahallerden imdâd içün asker tahrîrini bi'l-\ncümle kibâr u ricâl lâzım-ı hâl ʿadd etmişler idi. İlerü gidenler Babadağı'na vusûl ve ʿavdetleri irâdesinden bir mahalle meʾmûriyyet maʿnâlarını istınbât ve şiddet-i şitâ ve nâ-tüvânî-yi çârpâ behâneleriyle zimnen ʿavdetden nükûl eyledikleri ve İsakçı'dan tertîb-i asker müşkil ve Babadağı'na vardıkdan sonra her şey mümkin ve kābil olduğunu baʿzı kimseler Sadriaʿzam hazretlerine ilkā ve bi'z-zarûre livây-ı şerîfi alup, bekāyâ-yı asker ile Babadağı'na sevk-i matâyâ eyledi. Şöyle ki, kasaba-i mezkûrede birkaç gün ikāmet ve imdâd lâzım olan mahallere asker ve vech-i âhar ile iʿânetden sonra musammem olan Silistire meştâsına ʿazîmet edecekler idi. Babadağı Sahrâsı'nda şiddet-i sermâ ile ikāmet, hâric-i hîta-i vüsʿ u tâkat olduğundan herkes kasabaya girüp, birer hâne tedârüküyle tahsîl-i râhat ve kâfât-ı şitâ tedârüküne sürʿat edüp, bu takdîrde Silistire'ye ʿazîmet râbıtası münhal ve Sadr-ı ecel içün dahi derûn-i kasabada taʿyîn-i mahal kılındı.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-meştây-ı Babadağı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_698.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-meştây-ı Babadağı",
          "text": "Esfâr-ı sâbıkada Serdâr-ı ekrem bulunanlar ekser evkātda Âsitâne'de kışlayup, bi'l-iktizâ evvel-behârda yine maʿreke-gâh-ı cünd ü sipâha teveccüh ederler idi. Bu kıyâs ile Hân-tepesi'nden Âsitâne'ye varınca baʿzı mahallere zehâyir ihzârı ve sabu's-sülûk meʿâbirin tathîri zımnında mübâşirler tesyâr ve bu kazıyye havâtır-ı ru'esâda ızmâr olunmuşidi. Düşmenin serhadd-i Hâkānî'ye istîlâsı ve berü taraflara tecâvüz ü iʿtidâsı hasebiyle Tuna'nın bu cânibinde meştâ ittihâzıyla İbrâ'îl ve Kalas ve Maçin ve Silistire'yi keyd-i düşmenden muhâfaza evlâ olduğunu Serdâr-ı ekrem fikr ü mülâhaza etmekle, keyfiyyet hâk-kadem-i Şehriyârî'ye bâ-takrîr ifâde ve işâret olunduğuna binâ'en, Âsitâne-i saʿâdet'de bu husûs münʿakid olan meclis-i meşveretde müzâkere olunup, Sâhibu'd-dâri üdrî bi-mâ fîhâ kavli üzere Ordu-yi İslâm'da olan zevât-ı müteşahhısa, mevziʿ-i meştây-ı ihtiyârda terhîs olunmak re'yi savâb idüğünü îmâ eylediklerine binâ'en, tercîh olunan mahalde meştâ-nişîn ve serhadleri muhâfaza ile defʿ-i gezend-i aʿdâ-yı dîn tenbîhâtını hâvî hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i vürûd olmağla, herkes hevâsına muvâfık olan mahalli tezkîr ve baʿzıları küllî mehâsin beyânıyla Âsitâne tarafın tedbîr edüp, bil-âhıra Babadağ'ı her cânibe mütekārib ve min külli'l-vücûh meştâ ittihâzına münâsib olduğunu hayr-hâhân-ı devletden baʿzıları tasrîh ve Edirne ve Âsitâne'yi sevk edenlerin reʿylerini delâyil-i mülzime ile takbîh eylediler ise dahi, Silistire'nin evleviyyeti karârgîr olup, şehr-i recebin onuncu günü İsakçı'dan hareket tasmîm ve Konakçı Paşa kānûn üzere bir gün evvel askere takdîm ve ordu halkının baʿzısı Silistire niyyeti ile o tarafa ʿazîmet ve Ordu-yi hümâyûn dahi ʿale's-seher hareket etmek üzere iken nâ-gâh Tuna tarafından top sadâları ʿâlem-gîr ve istihbâr-ı ahvâl içün Ordu'nun hareketi giriftâr-ı ʿukde-i te'hîr olup, mekr-i düşmen-i şûm Kalas üzerine hücûm ve cünd-i İslâm [M2 52] müdâfaʿa vü mukāteleye ikdâm ederler imiş. Bu sebeble Ordu-yi hümâyûn'un hareketinden evvel Silistire'ye ʿazîmet edenlerin iʿâdesiyçün âdemler irsâl ve Ordu-yi hümâyûn'dan ve İsakçı ve sâyir mahallerden imdâd içün asker tahrîrini bi'l-\ncümle kibâr u ricâl lâzım-ı hâl ʿadd etmişler idi. İlerü gidenler Babadağı'na vusûl ve ʿavdetleri irâdesinden bir mahalle meʾmûriyyet maʿnâlarını istınbât ve şiddet-i şitâ ve nâ-tüvânî-yi çârpâ behâneleriyle zimnen ʿavdetden nükûl eyledikleri ve İsakçı'dan tertîb-i asker müşkil ve Babadağı'na vardıkdan sonra her şey mümkin ve kābil olduğunu baʿzı kimseler Sadriaʿzam hazretlerine ilkā ve bi'z-zarûre livây-ı şerîfi alup, bekāyâ-yı asker ile Babadağı'na sevk-i matâyâ eyledi. Şöyle ki, kasaba-i mezkûrede birkaç gün ikāmet ve imdâd lâzım olan mahallere asker ve vech-i âhar ile iʿânetden sonra musammem olan Silistire meştâsına ʿazîmet edecekler idi. Babadağı Sahrâsı'nda şiddet-i sermâ ile ikāmet, hâric-i hîta-i vüsʿ u tâkat olduğundan herkes kasabaya girüp, birer hâne tedârüküyle tahsîl-i râhat ve kâfât-ı şitâ tedârüküne sürʿat edüp, bu takdîrde Silistire'ye ʿazîmet râbıtası münhal ve Sadr-ı ecel içün dahi derûn-i kasabada taʿyîn-i mahal kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin maʿiyyetine meʿmûr olan vüzerâ ve rüesâ ve sâyir askerînin ekseri betâʾet üzere hareket ve maʿiyyet-i müşârun ileyhe ʿazîmetden intikâs ile oldukları mahalde ikāmet ve bu keyfiyyete Sadriaʿzam vukūf ile pey-der-pey istiʿcâl emri ısdâr u irsâl eyler idi. Anadolu Vâlîsi Feyzullah Paşa: “Dâyirem bi'l-külliyye perişân ve maʿiyyetimde ancak beş on âdem kalup, bu hâl ile hareket, hâric-i dâyire-i imkân olduğunu” beyân ve sâyir me'mûrlar dahi bu iʿtizârât ile itāʿat-ı fermân eylemeyüp, Serʿasker Paşa maʿiyyetinde ancak beş altı yüz kadar âdem mevcûd ve bâ-husûs Boğdanlu vâsıtasıyla ehl-i İslâm'ın kâffe-i ahvâline aʿdâ muttaliʿ olup, tehâlüf-i cünûd ile nüfûzun intifâsına ve serhadlerin askerden huluvv u ferâğına vâkıf olup, Kalas üzerine hücûm ve cenge mübâşeret ve Serʿasker Paşa dahi mevcûd-i maʿiyyeti olan behâdırân ile hâric-i kasabada mukābeleye kasd u niyyet eyleyüp, [M2 53] henüz âteş-i harb gereği gibi müştaʿil olmadan, kasaba derûnunda olan reʿâyâ ʿahd-i nihânîye binâʾen, bi'l-külliyye taraf-ı aʿdâya meyl ve müşârun ileyhin dâhil-i kasabada olan hazînedâr ve sâyir etbâʿını hışt ü seng ve sâyir âlât-ı ceng ile katl eylediklerinden gayri Boğdan Beyi'ni bend-i kemend eyleyüp, Serʿasker Paşa'nın başında olan sipâh-ı endek-şumâr dahi birer tarafa firâr eylediğinden, nâ-çâr kasabaya ʿavdet ve vâkıf-ı keyfiyyet oldukda kasabada olan havene-i reʿâyâ kendüsünü dahi esîr etmek iddiʿâsında olduklarını idrâk ile Nehr-i Prut kenârında olan Açıklara süvâr ve terk-i kâr u bâr ederek berü tarafa güzâr ve vâkiʿ olan hadise-i hevl-nâki Ordu-yi hümâyûn'a işʿâr eyledi. Müdâfaʿa-i aʿdâya tekayyüd eder o taraflarda şahs-ı vâhid kalmadığını düşmen tahkīk ve kasaba-i mezkûre derûnuna duhûl ile reʿâyâya izhâr-ı rûy-i ilf ü tezrîk etdikden sonra Eflâk tarafına sevk-i tabûr-i makhûr ve Eflâk Voyvodası Ligor'u meʾsûr eyledi.",
          "caption": "Muhârebe-i Serʿasker-i Boğdan Vezîr Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_699.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Muhârebe-i Serʿasker-i Boğdan Vezîr Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin maʿiyyetine meʿmûr olan vüzerâ ve rüesâ ve sâyir askerînin ekseri betâʾet üzere hareket ve maʿiyyet-i müşârun ileyhe ʿazîmetden intikâs ile oldukları mahalde ikāmet ve bu keyfiyyete Sadriaʿzam vukūf ile pey-der-pey istiʿcâl emri ısdâr u irsâl eyler idi. Anadolu Vâlîsi Feyzullah Paşa: “Dâyirem bi'l-külliyye perişân ve maʿiyyetimde ancak beş on âdem kalup, bu hâl ile hareket, hâric-i dâyire-i imkân olduğunu” beyân ve sâyir me'mûrlar dahi bu iʿtizârât ile itāʿat-ı fermân eylemeyüp, Serʿasker Paşa maʿiyyetinde ancak beş altı yüz kadar âdem mevcûd ve bâ-husûs Boğdanlu vâsıtasıyla ehl-i İslâm'ın kâffe-i ahvâline aʿdâ muttaliʿ olup, tehâlüf-i cünûd ile nüfûzun intifâsına ve serhadlerin askerden huluvv u ferâğına vâkıf olup, Kalas üzerine hücûm ve cenge mübâşeret ve Serʿasker Paşa dahi mevcûd-i maʿiyyeti olan behâdırân ile hâric-i kasabada mukābeleye kasd u niyyet eyleyüp, [M2 53] henüz âteş-i harb gereği gibi müştaʿil olmadan, kasaba derûnunda olan reʿâyâ ʿahd-i nihânîye binâʾen, bi'l-külliyye taraf-ı aʿdâya meyl ve müşârun ileyhin dâhil-i kasabada olan hazînedâr ve sâyir etbâʿını hışt ü seng ve sâyir âlât-ı ceng ile katl eylediklerinden gayri Boğdan Beyi'ni bend-i kemend eyleyüp, Serʿasker Paşa'nın başında olan sipâh-ı endek-şumâr dahi birer tarafa firâr eylediğinden, nâ-çâr kasabaya ʿavdet ve vâkıf-ı keyfiyyet oldukda kasabada olan havene-i reʿâyâ kendüsünü dahi esîr etmek iddiʿâsında olduklarını idrâk ile Nehr-i Prut kenârında olan Açıklara süvâr ve terk-i kâr u bâr ederek berü tarafa güzâr ve vâkiʿ olan hadise-i hevl-nâki Ordu-yi hümâyûn'a işʿâr eyledi. Müdâfaʿa-i aʿdâya tekayyüd eder o taraflarda şahs-ı vâhid kalmadığını düşmen tahkīk ve kasaba-i mezkûre derûnuna duhûl ile reʿâyâya izhâr-ı rûy-i ilf ü tezrîk etdikden sonra Eflâk tarafına sevk-i tabûr-i makhûr ve Eflâk Voyvodası Ligor'u meʾsûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhimânın vukūʿ bulan meʿârikde hasbe'l-imkân sarf-ı mechûd eyledikleri meşhûd olduğuna binâ'en, rütbe-i Vezâret'e suʿûdları Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafından ʿarz-ı dergâh-ı Hilâfet-penâhî kılınmağla, niyâzı müsâʿade-i Seniyye'ye makrûn ve ikisine bir günde Vezâret ihsânıyla kadr u iʿtibârları vâsıl-ı çarh-ı nîlgûn oldu. Müşârun ileyhimâ Kalas vakʿasında bulunup, hezîmetleri günü Vezâret'e nâyil olmaları beyne'n-nâs güft-gûya bâʿis ü ʿillet ve hudûs-i urcûfe vü ekâzîbe sebeb ü âlet oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mehmed Paşa ve Hazînedâr ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_700.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mehmed Paşa ve Hazînedâr ʿAli Paşa",
          "text": "Mûmâ ileyhimânın vukūʿ bulan meʿârikde hasbe'l-imkân sarf-ı mechûd eyledikleri meşhûd olduğuna binâ'en, rütbe-i Vezâret'e suʿûdları Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafından ʿarz-ı dergâh-ı Hilâfet-penâhî kılınmağla, niyâzı müsâʿade-i Seniyye'ye makrûn ve ikisine bir günde Vezâret ihsânıyla kadr u iʿtibârları vâsıl-ı çarh-ı nîlgûn oldu. Müşârun ileyhimâ Kalas vakʿasında bulunup, hezîmetleri günü Vezâret'e nâyil olmaları beyne'n-nâs güft-gûya bâʿis ü ʿillet ve hudûs-i urcûfe vü ekâzîbe sebeb ü âlet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Bender üzerine gelen aʿdâ ile birkaç defʿa muhârebe edüp, fazl-ı Hakk ile her defʿada gālib ve seyf-i savletinden düşmen mağlûb u hârib olup, endîşe-i fitne vü fesâd dâyimâ muʿtâdları olan Bender yamakları Ayağ Dîvânı talebiyle pâ-bercây-ı merkez-i ısrâr ve merâmları bir iki ihtiyârlarıyla iblâğ olunmak taraf-ı müşârun ileyhden işʿâr olunduysa dahi ʿadem-i kabûl ile redd-ı ahbâr [M2 54] etmişler idi. Bi'z-zarûre merâmlarına müsâʿade olunup, müstağrak-ı silâh ve âmâde-i kifâh olarak Serây'a vürûd ve emr-i muhâfazada baʿzı taksîrât isnâdıyla lisân-ı hezeyânı memdûd eylediler. Müşârun ileyhin dâ'iresi fevka'l-had ve etrâfı asker-i mevvâc ile müşeyyed bulunduğundan rekîz-ı zamîrleri olan habâsete zafer bulmayup, ricʿat-ı kahkarî ile ʿavdet ve merkūmların perde-birûn olan vazʿ-ı nâ-hem-vârları müşârun ileyhi tekdîr ve hâric-i dâyire-i hadd ü edeb olan tahakkümleri, tabʿ-ı nâziklerine teʿsîr edüp, bir iki günden sonra ʿillet-i insibâb ile bî-mâr ve taʿtîl-i cevârih ile bî-zâr olup, Cumâdelâhire evâsıtında terk-i cân ü ser ve dâr-ı âhirete sefer eyledi.",
          "caption": "Vefât-ı Ser-asker-i Bender Gül Ahmed Paşa-zâde el-Hâc ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_701.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Ser-asker-i Bender Gül Ahmed Paşa-zâde el-Hâc ʿAli Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Bender üzerine gelen aʿdâ ile birkaç defʿa muhârebe edüp, fazl-ı Hakk ile her defʿada gālib ve seyf-i savletinden düşmen mağlûb u hârib olup, endîşe-i fitne vü fesâd dâyimâ muʿtâdları olan Bender yamakları Ayağ Dîvânı talebiyle pâ-bercây-ı merkez-i ısrâr ve merâmları bir iki ihtiyârlarıyla iblâğ olunmak taraf-ı müşârun ileyhden işʿâr olunduysa dahi ʿadem-i kabûl ile redd-ı ahbâr [M2 54] etmişler idi. Bi'z-zarûre merâmlarına müsâʿade olunup, müstağrak-ı silâh ve âmâde-i kifâh olarak Serây'a vürûd ve emr-i muhâfazada baʿzı taksîrât isnâdıyla lisân-ı hezeyânı memdûd eylediler. Müşârun ileyhin dâ'iresi fevka'l-had ve etrâfı asker-i mevvâc ile müşeyyed bulunduğundan rekîz-ı zamîrleri olan habâsete zafer bulmayup, ricʿat-ı kahkarî ile ʿavdet ve merkūmların perde-birûn olan vazʿ-ı nâ-hem-vârları müşârun ileyhi tekdîr ve hâric-i dâyire-i hadd ü edeb olan tahakkümleri, tabʿ-ı nâziklerine teʿsîr edüp, bir iki günden sonra ʿillet-i insibâb ile bî-mâr ve taʿtîl-i cevârih ile bî-zâr olup, Cumâdelâhire evâsıtında terk-i cân ü ser ve dâr-ı âhirete sefer eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Sadr-ı esbak Çorlulu ʿAli Paşa merhûmun hafîdi ve Gül Ahmed Paşa'nın necl-i reşîdi olup, Rikâb-ı hümâyûn'da Mîrâhûr-ı Sânî ve Kapucular Kethudâsı ve Mîrâhûr-ı Evvel hidemâtıyla mübeccel ve Kantarcılar'da kâyine olan Hânım Sultân cenâblarını evride-i hibâle-i nikâh ve bu sebeble şeb-i deycûr-ı bahtını hem-reng-i beyaz-ı sabah edüp, Firdevs-mekân Sultân ʿOsmân merhûmun mutarrah-ı eşiʿa-i nazar-ı ʿâtıfeti olarak rütbe-i Vezâret'e irtikā ve Rumeli Eyâleti'yle ser-menzil-i ikbâle iʿtilâ edüp, cild-i evvelde tafsîl olununan esbâb-ı zâhire müşârun ileyhe bâʿis-i ʿazl ü nefy ve musâdere olup, üç seneye karîb İstanköy'de mukīm ve muntazır-ı lutf-ı Hüdâvend-ı ʿalîm olmuşiken Vezâret'i ibkā ve İç-il Sancağı'yla ihyâ olunmuşidi. Baʿdehû Cidde mansıbı ile mübâhî ve pederleri gibi Şerîf-i Mekke ile muʿâraza ve münâkaşa eyleyerek bilâ-emr-ı Pâdişâhî berren Mısır'a râhî oldu. Hâlini Devlet'e ʿarz u tefhîm ve Adana Eyâleti ile iʿzâz ü te'vîm ve birkaç mâh mürûrundan sonra Aydın Muhassıllığı ile çeşm-\ni bahtı rûşen ve bir seneden sonra Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, kapusuz eşkıyâsının teftîş ü istîsâline bi'n-nefs ʿâzîmetle hidmeti müstahsen olmuşidi. Sadr-ı esbak Mustafa Paşa'nın talep etdiği ʿubûdiyyetde taksîr eylediğine binâʾen, tekdîr irâdesiyle mansıbından ʿazl ve Diyârbekir'e tesyîr edüp, çok giçmeden Halebü'ş-şehbâ Eyâleti ile sûd-mend [M2 55] ve az müddetde İç-il Sancağı'na sevk-i semend edüp, mansıb-ı mezkûr dahi pây-dâr olmayup, birkaç mâhdan sonra Eyâlet-i Sivas'a tahvîl ve Sefer-i hümâyûn'a me'mûriyetle Bender'e vürûdunda İlsâvât ve baʿdehû Bender Serʿaskerliği'yle tebcîl olunmuşidi. Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi. Müşârun ileyh hüsnü's-sûre, muʿtedilü'l-kāme edîb ü vakūr ve dâniş ü hüner ile meşhûr, ʿâkil ve dirâyet-mend ve akrânı miyânında ser-bülend bir Vezîr-i ʿadîmü'n-nazîr idi. Vâlî olduğu memâlikde ʿadl ü nasafeti zâhir ve reʿâyâ vü berâyâ sâyesinde mecbûru'l-hâtır olup, kesret-i îrâd-ı tabîʿî ile her diyârda sâlik-i meslek-i iktisâd ve dâyiresi kemâl-i zînet ü intizâm ile dâğ-zen-i kulûb-i hussâd idi. Bu Fakīr'den ʿÖrfi Kasayidini ve Makāmât-ı Harîrî'yi temâmen kırâ'et ve üç sene dâyiresinden münfek etmeyüp, kadr-i ʿâcizâneme fevka'l-meʾmûl hürmet ile mazhar-ı sunûf-i mekremet eyleyüp, vefâtından sonra rûh bedenden müfârakat eder gibi merhûmdan cüdâ ve bir zemân bu elem-i cângâh ile serserî geşt-i deşt ü sahrâ oldum. Sinnî-yi ʿömri altmış beş ʿakdine makrûn ve Bender'in iç kalʿasında vâkîʿ mekābir-i vüzerâda medfûn oldu.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_702.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Sadr-ı esbak Çorlulu ʿAli Paşa merhûmun hafîdi ve Gül Ahmed Paşa'nın necl-i reşîdi olup, Rikâb-ı hümâyûn'da Mîrâhûr-ı Sânî ve Kapucular Kethudâsı ve Mîrâhûr-ı Evvel hidemâtıyla mübeccel ve Kantarcılar'da kâyine olan Hânım Sultân cenâblarını evride-i hibâle-i nikâh ve bu sebeble şeb-i deycûr-ı bahtını hem-reng-i beyaz-ı sabah edüp, Firdevs-mekân Sultân ʿOsmân merhûmun mutarrah-ı eşiʿa-i nazar-ı ʿâtıfeti olarak rütbe-i Vezâret'e irtikā ve Rumeli Eyâleti'yle ser-menzil-i ikbâle iʿtilâ edüp, cild-i evvelde tafsîl olununan esbâb-ı zâhire müşârun ileyhe bâʿis-i ʿazl ü nefy ve musâdere olup, üç seneye karîb İstanköy'de mukīm ve muntazır-ı lutf-ı Hüdâvend-ı ʿalîm olmuşiken Vezâret'i ibkā ve İç-il Sancağı'yla ihyâ olunmuşidi. Baʿdehû Cidde mansıbı ile mübâhî ve pederleri gibi Şerîf-i Mekke ile muʿâraza ve münâkaşa eyleyerek bilâ-emr-ı Pâdişâhî berren Mısır'a râhî oldu. Hâlini Devlet'e ʿarz u tefhîm ve Adana Eyâleti ile iʿzâz ü te'vîm ve birkaç mâh mürûrundan sonra Aydın Muhassıllığı ile çeşm-\ni bahtı rûşen ve bir seneden sonra Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, kapusuz eşkıyâsının teftîş ü istîsâline bi'n-nefs ʿâzîmetle hidmeti müstahsen olmuşidi. Sadr-ı esbak Mustafa Paşa'nın talep etdiği ʿubûdiyyetde taksîr eylediğine binâʾen, tekdîr irâdesiyle mansıbından ʿazl ve Diyârbekir'e tesyîr edüp, çok giçmeden Halebü'ş-şehbâ Eyâleti ile sûd-mend [M2 55] ve az müddetde İç-il Sancağı'na sevk-i semend edüp, mansıb-ı mezkûr dahi pây-dâr olmayup, birkaç mâhdan sonra Eyâlet-i Sivas'a tahvîl ve Sefer-i hümâyûn'a me'mûriyetle Bender'e vürûdunda İlsâvât ve baʿdehû Bender Serʿaskerliği'yle tebcîl olunmuşidi. Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi. Müşârun ileyh hüsnü's-sûre, muʿtedilü'l-kāme edîb ü vakūr ve dâniş ü hüner ile meşhûr, ʿâkil ve dirâyet-mend ve akrânı miyânında ser-bülend bir Vezîr-i ʿadîmü'n-nazîr idi. Vâlî olduğu memâlikde ʿadl ü nasafeti zâhir ve reʿâyâ vü berâyâ sâyesinde mecbûru'l-hâtır olup, kesret-i îrâd-ı tabîʿî ile her diyârda sâlik-i meslek-i iktisâd ve dâyiresi kemâl-i zînet ü intizâm ile dâğ-zen-i kulûb-i hussâd idi. Bu Fakīr'den ʿÖrfi Kasayidini ve Makāmât-ı Harîrî'yi temâmen kırâ'et ve üç sene dâyiresinden münfek etmeyüp, kadr-i ʿâcizâneme fevka'l-meʾmûl hürmet ile mazhar-ı sunûf-i mekremet eyleyüp, vefâtından sonra rûh bedenden müfârakat eder gibi merhûmdan cüdâ ve bir zemân bu elem-i cângâh ile serserî geşt-i deşt ü sahrâ oldum. Sinnî-yi ʿömri altmış beş ʿakdine makrûn ve Bender'in iç kalʿasında vâkîʿ mekābir-i vüzerâda medfûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin vefâtı hasebiyle Bender Serʿasker'liği mahlûl ve efrâd-ı müteʿayyineden birinin nasbı rütbe-i vücûba mevsûl olduğuna binâʾen, Kethudây-ı Sadrıaʿzamî bulunan Yazıcı İbrâhîm Paşa-zâde Mustafa Beyefendi'nin Vezâret'e heveskâr olduğu, maʿlûm-i Sadr-ı kâm-kâr olmağla, işbu şehr-i recebin yirmi üçüncü günü Aydın Sancağı ilhâkıyla Bender Serʿaskerliği mîr-i mûmâ ileyhe ihsân ve umûr-i lâzimesini rü'yet içün bir hafta kadar Ordu-yi hümâyûn'da meksine ruhsat verilüp, itmâm-ı mehâmmı ʿakabinde Bender cânibine ʿazîmeti fermân olundu. Rûznâmçe-i Evvel olan Resmî Ahmed Efendi, ʿazâyim-i umûr-i Devlet'de istihdâm olunarak mâhiyyeti maʿlûm-\ni kâr-dânâyân-ı zemân ve Kethudâlık mesned-i refîʿine istihkākı bî-şübhe vü gümân olmağla, şehr-i mezkûrun yirmi ikinci günü o câh-ı refîʿ ile cezelân kılındı.\n\nBaşbâkî-kulu olan Eyyûbî Ahmed Ağa bilâ-sebeb mansıbını terk [M2 56] ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿazîmet eylediği maʿlûm-i Sadr-ı vâlâ-menkabet olup, ʿavdetiyçün ısdâr-ı misâl ve verâsından mahsûs mübâşir irsâl olunmuşiken, emr-i şerîfe ʿadem-i itâʿat ve mübâşirini âzürde-i ʿunf ü nahvet etmekle, yerine âharın nasbı lâzım gelüp, Sadrıaʿzam hazretlerinin Kethudâsı Hasan Ağa mansıb-ı mezkûr ile kâm-revâ oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Serʿasker-i Bender ve Kethudâ-şüden-Resmî Ahmed Efendi ve havâdis-i sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_703.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Serʿasker-i Bender ve Kethudâ-şüden-Resmî Ahmed Efendi ve havâdis-i sâyire",
          "text": "Müşârun ileyhin vefâtı hasebiyle Bender Serʿasker'liği mahlûl ve efrâd-ı müteʿayyineden birinin nasbı rütbe-i vücûba mevsûl olduğuna binâʾen, Kethudây-ı Sadrıaʿzamî bulunan Yazıcı İbrâhîm Paşa-zâde Mustafa Beyefendi'nin Vezâret'e heveskâr olduğu, maʿlûm-i Sadr-ı kâm-kâr olmağla, işbu şehr-i recebin yirmi üçüncü günü Aydın Sancağı ilhâkıyla Bender Serʿaskerliği mîr-i mûmâ ileyhe ihsân ve umûr-i lâzimesini rü'yet içün bir hafta kadar Ordu-yi hümâyûn'da meksine ruhsat verilüp, itmâm-ı mehâmmı ʿakabinde Bender cânibine ʿazîmeti fermân olundu. Rûznâmçe-i Evvel olan Resmî Ahmed Efendi, ʿazâyim-i umûr-i Devlet'de istihdâm olunarak mâhiyyeti maʿlûm-\ni kâr-dânâyân-ı zemân ve Kethudâlık mesned-i refîʿine istihkākı bî-şübhe vü gümân olmağla, şehr-i mezkûrun yirmi ikinci günü o câh-ı refîʿ ile cezelân kılındı.\n\nBaşbâkî-kulu olan Eyyûbî Ahmed Ağa bilâ-sebeb mansıbını terk [M2 56] ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿazîmet eylediği maʿlûm-i Sadr-ı vâlâ-menkabet olup, ʿavdetiyçün ısdâr-ı misâl ve verâsından mahsûs mübâşir irsâl olunmuşiken, emr-i şerîfe ʿadem-i itâʿat ve mübâşirini âzürde-i ʿunf ü nahvet etmekle, yerine âharın nasbı lâzım gelüp, Sadrıaʿzam hazretlerinin Kethudâsı Hasan Ağa mansıb-ı mezkûr ile kâm-revâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zaralı-zâde Vezîr Feyzullah Paşa Anadolu Eyâleti gibi kesîru'n-nemâ bir mansıb ile müstesnâ olmuşiken, Sefer-i hümâyûn'a bî-hengâm vürûd etdiğinden gayri, Hotin'de dîn ü devlete müfîd tarafından bir hıdmet be-dîd olmayup, Kalas cenginde dahi reh-peymây-ı semt-i cübn ü bed-dilî ve bu sebeble düşmen Kalas'a müstevlî olup, bundan sonra müşârun ileyhden hıdmet me'mûl olmadığından, vezâreti refʿ ve ʿalâ tarîki'n-nefy Dimetoka'ya defʿ olundu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Vâlî-yi Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_704.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Vâlî-yi Anadolu",
          "text": "Zaralı-zâde Vezîr Feyzullah Paşa Anadolu Eyâleti gibi kesîru'n-nemâ bir mansıb ile müstesnâ olmuşiken, Sefer-i hümâyûn'a bî-hengâm vürûd etdiğinden gayri, Hotin'de dîn ü devlete müfîd tarafından bir hıdmet be-dîd olmayup, Kalas cenginde dahi reh-peymây-ı semt-i cübn ü bed-dilî ve bu sebeble düşmen Kalas'a müstevlî olup, bundan sonra müşârun ileyhden hıdmet me'mûl olmadığından, vezâreti refʿ ve ʿalâ tarîki'n-nefy Dimetoka'ya defʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAdem-i sebât-ı askerîyle düşmen Kalas Karyesi'ni zabt etdikden sonra Tomarova tarafına ʿazîmet ve o havâlîde olan enbârlardan ecnâs-ı zehâyir nakline mübâşeret eylediği derece-i tevâtüre resâ ve defʿ-i gezend-i aʿdâ şiddet-i şitâ hasebiyle mümkin olmayup, min kıbeli'r-Rahmân kulûb-i müslîmînde havf ü vecel ve bîm ü feşil dahi hüveydâ olmağla, bu ahvâl-i pür-ehvâl Sadr-ı gayret-iştimâli muzdaribü'l-bâl etmişiken, İsakçı'da Anbar Emîni olan Kapucu-başı Dağıstânî ʿAlî Ağa yirmişer otuzar guruş bahşîş ile kırk elli âdem tedârük ve karşu tarafa ʿubûr husûsunda izhâr-ı rağbet ü tehâlük etmekle, mûmâ ileyhe Sadrıaʿzam tarafından kemâ-yenbağî ruhsat ve İsmâʿîl Kasabası'nda ikāmet üzere olan İskenderiyyeli Mustafa Bey dahi maʿiyyetine taʿyîn olunup, re'yine mutâvaʿat tarafına işâret olunmuş idi. Ağa-yı mûmâ ileyh mîr-i merkūmun vürûduna bakmayup, müstaʿînen billâh enbârlardan zehâyir nakline taʿyîn olununan müşrikîn üzerine sell-i seyf ve tehzîz-i sinân ve ekserîsini hûn-i sürh-gûn-i merg ü helâke galtân edüp, bu hareket-i cemîle dikkat olunsa te'yîd-i maʿnây-ı, “kem min fi’etin kalîletin” eylediği nümâyân ve düşmen-i bed-peymân bu asker-i endek-şümârı talîʿa-i ceyş-i mevfûr ve ʿadem-i mübâlât ile hücûmlarını o maʿnâya maksûr ederek tahlîs-i cân sevdâsıyla gürîzân oldular. [M2 57] O hılâlde İskenderiyyeli Mustafa Bey dahi askeriyle vârid olup, İbrâ'îl Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa kapusu halkı ve sevâhilden cemʿ etdiği asâkir-i vâfire ile Kalas kurbunda vâkîʿ bir karyede tehaşşüd eden düşmen üzerine hareket etdiğini mûmâ ileyhimâ istihbâr edüp, intizâr-ı tekarrub ile bunlar dahi bir tarafdan düşme-\nne iztırâb vermeğe te'ehhüb etmişler iken nâ-gâh âvâze-i top ʿâlem-gîr ve velvele-i dâr u gîr felek-mesîr olup, istidlâl-i muhârebe vü musâdeme ile mûmâ ileyhimâ bi'l-ittifâk Kalas Karyesi'ne duhûl ve muhâceme edüp, derûnunda olan düşmen ekall-i kalîl olmağla, savlet-i İslâmiyân'dan zehre-tirâk ve ekserîsi dâhil-i hufra-i helâk olup, bu haber-i melâlet-eser vezîr-i müşârun ileyh ile muhârebe eden küştenîlerin, gûş-i gaflet-pûşlarına güzer eyledikde, reh-peymâ-yı semt-i meferr ve ekserîsi şemşîr-i tîz-i İslâm ile ʿâzim-i dereke-i sekar olup, iki asker birbiriyle mülâkāt ve bu ʿatıyye-i Mevle'l-mevâliyye hamd-i bî-gāyât eylediler. Düşmen-i dînin kasaba-i mezkûrede tekrar tehassun eylemesi melhûz-i asker-i zafer-eser olduğundan mahall-i merkūmu ihrâk u tahrîb ile hâke berâber eyledikleri haberi Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve kulûb-i müslimînde sunûf-i meserret hâsıl olup, müşârun ileyhin işbu hengâm-ı ʿibret-nümâda zuhûra gelen ikdâm ü gayreti sebeb-i takviyyet-i kulûb-i İslâm ve bâʿis-i halecân-ı aʿdây-ı li'âm olup, saʿyı meşkûr ve hıdmeti mebrûr olduğundan gayri hakkında yemm-i mekârim-i Şâhâne mevc-endâz-ı zuhûr ve Boğdan Serʿaskerliği ʿunvânıyla mültefet ü manzûr olup, şimdilik yirmi beş bin guruş nakd ve mikdâr-ı kifâye çelenk tarafına irsâl ve Kethudâsı Mîr-i mîrânlık ve Dîvân Kâtibi Hâcelik rütbelerini ihrâz ile mecbûru'l-hâtır ve makziyyu'l-âmâl kılındılar.",
          "caption": "Vukūʿ-i muhârebe der-Kalas ve firâr-ı aʿdâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_705.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i muhârebe der-Kalas ve firâr-ı aʿdâ",
          "text": "ʿAdem-i sebât-ı askerîyle düşmen Kalas Karyesi'ni zabt etdikden sonra Tomarova tarafına ʿazîmet ve o havâlîde olan enbârlardan ecnâs-ı zehâyir nakline mübâşeret eylediği derece-i tevâtüre resâ ve defʿ-i gezend-i aʿdâ şiddet-i şitâ hasebiyle mümkin olmayup, min kıbeli'r-Rahmân kulûb-i müslîmînde havf ü vecel ve bîm ü feşil dahi hüveydâ olmağla, bu ahvâl-i pür-ehvâl Sadr-ı gayret-iştimâli muzdaribü'l-bâl etmişiken, İsakçı'da Anbar Emîni olan Kapucu-başı Dağıstânî ʿAlî Ağa yirmişer otuzar guruş bahşîş ile kırk elli âdem tedârük ve karşu tarafa ʿubûr husûsunda izhâr-ı rağbet ü tehâlük etmekle, mûmâ ileyhe Sadrıaʿzam tarafından kemâ-yenbağî ruhsat ve İsmâʿîl Kasabası'nda ikāmet üzere olan İskenderiyyeli Mustafa Bey dahi maʿiyyetine taʿyîn olunup, re'yine mutâvaʿat tarafına işâret olunmuş idi. Ağa-yı mûmâ ileyh mîr-i merkūmun vürûduna bakmayup, müstaʿînen billâh enbârlardan zehâyir nakline taʿyîn olununan müşrikîn üzerine sell-i seyf ve tehzîz-i sinân ve ekserîsini hûn-i sürh-gûn-i merg ü helâke galtân edüp, bu hareket-i cemîle dikkat olunsa te'yîd-i maʿnây-ı, “kem min fi’etin kalîletin” eylediği nümâyân ve düşmen-i bed-peymân bu asker-i endek-şümârı talîʿa-i ceyş-i mevfûr ve ʿadem-i mübâlât ile hücûmlarını o maʿnâya maksûr ederek tahlîs-i cân sevdâsıyla gürîzân oldular. [M2 57] O hılâlde İskenderiyyeli Mustafa Bey dahi askeriyle vârid olup, İbrâ'îl Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa kapusu halkı ve sevâhilden cemʿ etdiği asâkir-i vâfire ile Kalas kurbunda vâkîʿ bir karyede tehaşşüd eden düşmen üzerine hareket etdiğini mûmâ ileyhimâ istihbâr edüp, intizâr-ı tekarrub ile bunlar dahi bir tarafdan düşme-\nne iztırâb vermeğe te'ehhüb etmişler iken nâ-gâh âvâze-i top ʿâlem-gîr ve velvele-i dâr u gîr felek-mesîr olup, istidlâl-i muhârebe vü musâdeme ile mûmâ ileyhimâ bi'l-ittifâk Kalas Karyesi'ne duhûl ve muhâceme edüp, derûnunda olan düşmen ekall-i kalîl olmağla, savlet-i İslâmiyân'dan zehre-tirâk ve ekserîsi dâhil-i hufra-i helâk olup, bu haber-i melâlet-eser vezîr-i müşârun ileyh ile muhârebe eden küştenîlerin, gûş-i gaflet-pûşlarına güzer eyledikde, reh-peymâ-yı semt-i meferr ve ekserîsi şemşîr-i tîz-i İslâm ile ʿâzim-i dereke-i sekar olup, iki asker birbiriyle mülâkāt ve bu ʿatıyye-i Mevle'l-mevâliyye hamd-i bî-gāyât eylediler. Düşmen-i dînin kasaba-i mezkûrede tekrar tehassun eylemesi melhûz-i asker-i zafer-eser olduğundan mahall-i merkūmu ihrâk u tahrîb ile hâke berâber eyledikleri haberi Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve kulûb-i müslimînde sunûf-i meserret hâsıl olup, müşârun ileyhin işbu hengâm-ı ʿibret-nümâda zuhûra gelen ikdâm ü gayreti sebeb-i takviyyet-i kulûb-i İslâm ve bâʿis-i halecân-ı aʿdây-ı li'âm olup, saʿyı meşkûr ve hıdmeti mebrûr olduğundan gayri hakkında yemm-i mekârim-i Şâhâne mevc-endâz-ı zuhûr ve Boğdan Serʿaskerliği ʿunvânıyla mültefet ü manzûr olup, şimdilik yirmi beş bin guruş nakd ve mikdâr-ı kifâye çelenk tarafına irsâl ve Kethudâsı Mîr-i mîrânlık ve Dîvân Kâtibi Hâcelik rütbelerini ihrâz ile mecbûru'l-hâtır ve makziyyu'l-âmâl kılındılar."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh sâdık ve gayret-keş-i dîn ve fart-ı şecâʿatla dil-rübûde-i zümre-i muvahhidîn, sehâveti fevka'l-had ve ikdâm ü himmeti müsellem-i erbâb-ı kabûl ü red olup, ancak fesâd-ı tabâyiʿ-i ecnâd ve ru'esâ beyninde mütemerrin olan ʿadem-i tevâfuk ve ittihâd sebebleriyle her ne kadar saʿy ü tedbîr ve igrâ vü teşvîk zımnında her çend bezl ü tebzîr etdiyse dahi muvâfık-ı mecrây-ı takdîr [M2 58] olmayup, hasm-ı ʿanîd memâlik-i Sultânî'ye kilîd olan Hotin gibi bir hısn-ı müşeyyedi zabt ü istîlâdan katʿ-ı nazar Tuna sevâhiline resîde ve yemîn ü yesârda vâkiʿ kurâ ve kasabât ehâlîsini gāret ü remîde edüp, müşârun ileyhin bu bevâʿis ile nüfûz ü iʿtibârına halel ve bundan sonra fetk u ratk-ı umûr ve tanzîm-i ahvâl cumhûra yaramayacağı maʿlûm-i ashâb-ı ʿakd ü hal olmağla, beş mâh kadar Sadr-ı devletde hezâr mihen ü meşâkk ile evkāt-güzâr oldukdan sonra mühr-i Vezâret işbu şaʿbânu'l-muʿazzamın on üçüncü günü Kapucu-başı Çerkes Bey mübâşiriyyeti ile yedinden nezʿ u istirdâd olunup, bundan evvel rütbe-i Vezâret ile kâm-yâb olan ʿIvaz Paşa-zâde Halîl Paşa'ya teslîm ile vedîʿa-i kûze-i hâfızası kılınan vesâyây-ı Şâhâne'yi şifâhen müşârun ileyh hazretlerine ifâde vü tefhîm eyledi.\nHayri Efendi'nin ʿarz etdiği Sadâret-i târîhidir:\nMü'ebbed eyleye Mevlâ Halîl Paşa'yı\n(مؤبد ايليه مولی خلیل پاشای)\nEnverî Efendi'nin dahi verdiği târihdir:\nHarf-i mücevher ile bir hoşca düşdü târîh,\nHak bu ki, verdi revnak Sadr'a Halîl Paşa.\n(حق بو که وردی رونق صدره خلیل پاشا)\nSadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri Babadağı meştâsına duhûl ile tensîk-i şevârid-i ahvâl-i Devlet'e meşgûl olup, Anadolu ve Trabzon eyâletlerinin sâl-i âtiyede Kırım tarafına taʿyîn olunması zarûriyyât-ı vakt îcâb eylediğinden, Anadolu Eyâleti sâbıkā Erzurum Vâlîsi olup, Kırım Serʿaskeri nasb olunan Silahdâr İbrâhîm Paşa'ya ve Kars ve Çıldır etrâfını muhâfaza şartıyla Erzurum Eyâleti dahi Maʿdenler Emîni ve Malatya Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Hâfız Mustafa Paşa'ya ve iki bin nefer süvâriyle evvelbehârda Muʿasker-i hümâyûn'da isbât-ı vücûd etmek şartıyla Marʿaş Eyâleti Hamevîzâde Ahmed Paşa'nın mahdûmu ʿÖmer Bey'e ve Haleb Eyâleti, sâbıkā Selânik Mutasarrıfı Ahmed Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Rumeli Eyâleti, Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Özi Eyâleti, Vezîr Hazînedâr ʿAli Paşa'ya ve Eyâlet-i Karaman, Canikli Süleyman Paşa'ya ve Selânik ve Kavala sancakları, Derbendler Başbuğu olan Vezîr ʿAli Paşa'ya ve Üsküb Sancağı, İskenderiyye Mutasarrıfı pederi Mehmed Paşa'nın göndereceği askerden mâʿadâ iki yüz [M2 59] nefer ile Ordu-yi hümâyûn'a gelmek şartıyla bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Mustafa Bey'e ve Kilis ve Aʿzâz sancakları ilhâkıyla Rakka Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya Bender Serʿaskerliği tevcîh ve selefi Aydın Muhassılı Kethudâ Mustafa Paşa'nın Kili muhâfazasına ʿazîmeti ve baʿzı mîr-i mîrân Tuna üzerine nasb olunacak cisrin berü ve öte yakalarına taʿyîn ve Topçu-başı Hezârfen Mustafa Ağa bâliğ-i derece-i sinn sebʿîn olup, pîr ü nâ-tüvân ve şedâyid-i seferiyyeye tâb-âver olamayacağı nümâyân olduğundan ʿazl ve yerine Âsitâne'de vekîl olan Kapucu-başı Mehmed Emîn Ağa nakl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam ʿAli Paşa ve Serdâr-ı Ekrem-şüden-i Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_706.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam ʿAli Paşa ve Serdâr-ı Ekrem-şüden-i Halîl Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh sâdık ve gayret-keş-i dîn ve fart-ı şecâʿatla dil-rübûde-i zümre-i muvahhidîn, sehâveti fevka'l-had ve ikdâm ü himmeti müsellem-i erbâb-ı kabûl ü red olup, ancak fesâd-ı tabâyiʿ-i ecnâd ve ru'esâ beyninde mütemerrin olan ʿadem-i tevâfuk ve ittihâd sebebleriyle her ne kadar saʿy ü tedbîr ve igrâ vü teşvîk zımnında her çend bezl ü tebzîr etdiyse dahi muvâfık-ı mecrây-ı takdîr [M2 58] olmayup, hasm-ı ʿanîd memâlik-i Sultânî'ye kilîd olan Hotin gibi bir hısn-ı müşeyyedi zabt ü istîlâdan katʿ-ı nazar Tuna sevâhiline resîde ve yemîn ü yesârda vâkiʿ kurâ ve kasabât ehâlîsini gāret ü remîde edüp, müşârun ileyhin bu bevâʿis ile nüfûz ü iʿtibârına halel ve bundan sonra fetk u ratk-ı umûr ve tanzîm-i ahvâl cumhûra yaramayacağı maʿlûm-i ashâb-ı ʿakd ü hal olmağla, beş mâh kadar Sadr-ı devletde hezâr mihen ü meşâkk ile evkāt-güzâr oldukdan sonra mühr-i Vezâret işbu şaʿbânu'l-muʿazzamın on üçüncü günü Kapucu-başı Çerkes Bey mübâşiriyyeti ile yedinden nezʿ u istirdâd olunup, bundan evvel rütbe-i Vezâret ile kâm-yâb olan ʿIvaz Paşa-zâde Halîl Paşa'ya teslîm ile vedîʿa-i kûze-i hâfızası kılınan vesâyây-ı Şâhâne'yi şifâhen müşârun ileyh hazretlerine ifâde vü tefhîm eyledi.\nHayri Efendi'nin ʿarz etdiği Sadâret-i târîhidir:\nMü'ebbed eyleye Mevlâ Halîl Paşa'yı\n(مؤبد ايليه مولی خلیل پاشای)\nEnverî Efendi'nin dahi verdiği târihdir:\nHarf-i mücevher ile bir hoşca düşdü târîh,\nHak bu ki, verdi revnak Sadr'a Halîl Paşa.\n(حق بو که وردی رونق صدره خلیل پاشا)\nSadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri Babadağı meştâsına duhûl ile tensîk-i şevârid-i ahvâl-i Devlet'e meşgûl olup, Anadolu ve Trabzon eyâletlerinin sâl-i âtiyede Kırım tarafına taʿyîn olunması zarûriyyât-ı vakt îcâb eylediğinden, Anadolu Eyâleti sâbıkā Erzurum Vâlîsi olup, Kırım Serʿaskeri nasb olunan Silahdâr İbrâhîm Paşa'ya ve Kars ve Çıldır etrâfını muhâfaza şartıyla Erzurum Eyâleti dahi Maʿdenler Emîni ve Malatya Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Hâfız Mustafa Paşa'ya ve iki bin nefer süvâriyle evvelbehârda Muʿasker-i hümâyûn'da isbât-ı vücûd etmek şartıyla Marʿaş Eyâleti Hamevîzâde Ahmed Paşa'nın mahdûmu ʿÖmer Bey'e ve Haleb Eyâleti, sâbıkā Selânik Mutasarrıfı Ahmed Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Rumeli Eyâleti, Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Özi Eyâleti, Vezîr Hazînedâr ʿAli Paşa'ya ve Eyâlet-i Karaman, Canikli Süleyman Paşa'ya ve Selânik ve Kavala sancakları, Derbendler Başbuğu olan Vezîr ʿAli Paşa'ya ve Üsküb Sancağı, İskenderiyye Mutasarrıfı pederi Mehmed Paşa'nın göndereceği askerden mâʿadâ iki yüz [M2 59] nefer ile Ordu-yi hümâyûn'a gelmek şartıyla bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Mustafa Bey'e ve Kilis ve Aʿzâz sancakları ilhâkıyla Rakka Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya Bender Serʿaskerliği tevcîh ve selefi Aydın Muhassılı Kethudâ Mustafa Paşa'nın Kili muhâfazasına ʿazîmeti ve baʿzı mîr-i mîrân Tuna üzerine nasb olunacak cisrin berü ve öte yakalarına taʿyîn ve Topçu-başı Hezârfen Mustafa Ağa bâliğ-i derece-i sinn sebʿîn olup, pîr ü nâ-tüvân ve şedâyid-i seferiyyeye tâb-âver olamayacağı nümâyân olduğundan ʿazl ve yerine Âsitâne'de vekîl olan Kapucu-başı Mehmed Emîn Ağa nakl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Resmî Ahmed Efendi'ye baʿzı rehâvet isnâd ve o makāmdan ibʿâd olunup, mukaddemâ Kethudâ nasb olundukda, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı kimseye tevcîh olunmamağla, baʿde'l-ʿazl kemâ-kân mansıb-ı mezkûr ile ferhân kılındı. Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı Şıkk-ı Evvel ve medâr-ı ʿakd ü hal olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi'ye lâyık u mahal görülüp, Defterdâr Mektubcusu ʿİsmetî ʿAli Efendi dahi Defterdârlık câh-ı refîʿiyle hâyiz-i rehîne-i istibşâr ve Âsitâne'den vürûdu muntazar olan Veli Efendi'ye Defter Emâneti ve Rıfat Ahmed Bey'e Süvârî Mukābeleciliği ve Penâh Süleyman Efendi'ye Sipâh Kitâbeti ve ʿAbdülkerîm Efendi'ye, Nüzül Emâneti tevcîhiyle cümlesi minnetdâr-ı baht-ı sâz-kâr olduklarından gayri, sâbıkā Kethudâ Kâtibi Küçük İbrâhîm Efendi'ye, Anadolu Muhâsebesi ve Şâmî Hüseyin Efendi'ye Cizye Muhâsebesi ve Köp-\nrü Binâ Emîni Süleyman Efendi'ye, Mâliyye Tezkireciliği ve Çerkes Mehmed Bey'e Silahdâr Ağalığı ve Devâtdâr Mehmed Paşa-zâde ʿAbdî Bey'e Baş-bâkī Kulluğu tevcîh ü ihsân ve bunlar dahi dil-sîr-i niʿam-i Şehriyâr-ı zemân kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_707.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "text": "Resmî Ahmed Efendi'ye baʿzı rehâvet isnâd ve o makāmdan ibʿâd olunup, mukaddemâ Kethudâ nasb olundukda, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı kimseye tevcîh olunmamağla, baʿde'l-ʿazl kemâ-kân mansıb-ı mezkûr ile ferhân kılındı. Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı Şıkk-ı Evvel ve medâr-ı ʿakd ü hal olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi'ye lâyık u mahal görülüp, Defterdâr Mektubcusu ʿİsmetî ʿAli Efendi dahi Defterdârlık câh-ı refîʿiyle hâyiz-i rehîne-i istibşâr ve Âsitâne'den vürûdu muntazar olan Veli Efendi'ye Defter Emâneti ve Rıfat Ahmed Bey'e Süvârî Mukābeleciliği ve Penâh Süleyman Efendi'ye Sipâh Kitâbeti ve ʿAbdülkerîm Efendi'ye, Nüzül Emâneti tevcîhiyle cümlesi minnetdâr-ı baht-ı sâz-kâr olduklarından gayri, sâbıkā Kethudâ Kâtibi Küçük İbrâhîm Efendi'ye, Anadolu Muhâsebesi ve Şâmî Hüseyin Efendi'ye Cizye Muhâsebesi ve Köp-\nrü Binâ Emîni Süleyman Efendi'ye, Mâliyye Tezkireciliği ve Çerkes Mehmed Bey'e Silahdâr Ağalığı ve Devâtdâr Mehmed Paşa-zâde ʿAbdî Bey'e Baş-bâkī Kulluğu tevcîh ü ihsân ve bunlar dahi dil-sîr-i niʿam-i Şehriyâr-ı zemân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mora'da vâkiʿ kılaʿ-ı Hâkāniyye'nin taʿmîr ü termîmi iktizây-ı hâle nazaran emr-i mühim ve şimdiden maslahat-ı mezkûreye mübâşeret lâzım olduğundan gayri o havâlîyi mazarrat-ı aʿdâdan himâye ve reʿâyâ vü berâyâyı her cihetden vikāye zımnında, Mora'ya mücâvir olan kazâlardan mikdâr-ı kifâye asker tahrîrine mübâşeret etmek bâbında, Anabolu Muhâfızı Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya hitâben emr-i ʿâlî sâdır ve elli bin guruş irsâliyle cebr-i hâtır kazıyyesine tebâdür olundu. Aydın Muhassıllığı, Rikâb-ı [M2 60] hümâyûn Kāyim-makāmı Vezîr Melek Mehmed Paşa'ya ve Eğriboz Sancağı, Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ve İç-il Sancağı'yla Vezîr Abaza Mehmed Paşa'nın hâli terfîh ve Sultan-önü Sancağı, Bender Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan diğer Abaza Paşa'ya ʿinâyet ve Diyârbekir Vâlîsi ʿAbdulcelîl-zâde Mehmed Emîn Paşa ve Kengiri Sancağı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Ebûbekir Paşa, Bender Serʿaskeri maʿiyyetine taʿyîn olunup, bir ân akdem hidmet-i meʾmûrelerine vusûlleri tenbîh ü işâret olundu. Kırk gün inkızâsına dek levâzım-ı seferiyyesini itmâm ve Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf-ı zimâm etmek şartıyla Mîr-i mîrân Süleymân Paşa vilâyeti tarafına gitmek ruhsatını tahsîl ve Ohri Sancağı Mutasarrıfı Bayram Paşa Kılburun Kalası muhâfazasına zâmile bend-i taʿcîl oldu. Kulle Kalası'nın muhâfazası dahi vâcib ve bir mikdâr asker taʿyîni ile ihtiyâta riʿâyet münâsib olduğuna binâʾen, Niğbolu Kazâsı'ndan iki ʿaded süvârî ve on dokuz kadar piyâde serdengeçdileri tahrîr olunup, iʿmâl ü idârelerine kādir mütemevvil kimselerden iki ağa intihâb ve tashîh-be-dergāh kılındıkdan sonra edây-ı hıdmet-i meʾmûrelerine şitâb etmeleri bâbında Ocak'dan mektûb ve Dîvân'dan emr-i bedîʿu'l-üslûb tahrîr ve münâsib Mübâşir ile tesyîr olundu. Mîr-i mîrândan Adana Aʿyânı Karslı-zâde Hasan Paşa iki bin piyâde tarafından techîz ve kesel ü betâʾeti ʿadem-i tecvîz ile vakt ü zemânında Ordu-yi hümâyûn'a gelmek irâde ve bu mukâbelede Adana Eyâleti ile gonça-i ikbâli küşâde kılındı. Sâyir eyâlât ü elviye askerine dahi evâmir-i ʿaliyye irsâl ve vaktiyle meʿmûr oldukları mahalle ʿazîmetleri istiʿcâl olunduğundan başka, Memâlik-i mahrûse'de dirlik erbâbı ve dûdmân-ı Bektâşiyye'ye intisâbı olanlara dahi evâmir ü mekâtîb ibʿâs ve sefer-i hümâyûna teveccühleri igrâ vü ihsâs olundu.",
          "caption": "Bazı tevcîhât ü tedbîrât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_708.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Bazı tevcîhât ü tedbîrât",
          "text": "Mora'da vâkiʿ kılaʿ-ı Hâkāniyye'nin taʿmîr ü termîmi iktizây-ı hâle nazaran emr-i mühim ve şimdiden maslahat-ı mezkûreye mübâşeret lâzım olduğundan gayri o havâlîyi mazarrat-ı aʿdâdan himâye ve reʿâyâ vü berâyâyı her cihetden vikāye zımnında, Mora'ya mücâvir olan kazâlardan mikdâr-ı kifâye asker tahrîrine mübâşeret etmek bâbında, Anabolu Muhâfızı Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya hitâben emr-i ʿâlî sâdır ve elli bin guruş irsâliyle cebr-i hâtır kazıyyesine tebâdür olundu. Aydın Muhassıllığı, Rikâb-ı [M2 60] hümâyûn Kāyim-makāmı Vezîr Melek Mehmed Paşa'ya ve Eğriboz Sancağı, Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ve İç-il Sancağı'yla Vezîr Abaza Mehmed Paşa'nın hâli terfîh ve Sultan-önü Sancağı, Bender Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan diğer Abaza Paşa'ya ʿinâyet ve Diyârbekir Vâlîsi ʿAbdulcelîl-zâde Mehmed Emîn Paşa ve Kengiri Sancağı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Ebûbekir Paşa, Bender Serʿaskeri maʿiyyetine taʿyîn olunup, bir ân akdem hidmet-i meʾmûrelerine vusûlleri tenbîh ü işâret olundu. Kırk gün inkızâsına dek levâzım-ı seferiyyesini itmâm ve Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf-ı zimâm etmek şartıyla Mîr-i mîrân Süleymân Paşa vilâyeti tarafına gitmek ruhsatını tahsîl ve Ohri Sancağı Mutasarrıfı Bayram Paşa Kılburun Kalası muhâfazasına zâmile bend-i taʿcîl oldu. Kulle Kalası'nın muhâfazası dahi vâcib ve bir mikdâr asker taʿyîni ile ihtiyâta riʿâyet münâsib olduğuna binâʾen, Niğbolu Kazâsı'ndan iki ʿaded süvârî ve on dokuz kadar piyâde serdengeçdileri tahrîr olunup, iʿmâl ü idârelerine kādir mütemevvil kimselerden iki ağa intihâb ve tashîh-be-dergāh kılındıkdan sonra edây-ı hıdmet-i meʾmûrelerine şitâb etmeleri bâbında Ocak'dan mektûb ve Dîvân'dan emr-i bedîʿu'l-üslûb tahrîr ve münâsib Mübâşir ile tesyîr olundu. Mîr-i mîrândan Adana Aʿyânı Karslı-zâde Hasan Paşa iki bin piyâde tarafından techîz ve kesel ü betâʾeti ʿadem-i tecvîz ile vakt ü zemânında Ordu-yi hümâyûn'a gelmek irâde ve bu mukâbelede Adana Eyâleti ile gonça-i ikbâli küşâde kılındı. Sâyir eyâlât ü elviye askerine dahi evâmir-i ʿaliyye irsâl ve vaktiyle meʿmûr oldukları mahalle ʿazîmetleri istiʿcâl olunduğundan başka, Memâlik-i mahrûse'de dirlik erbâbı ve dûdmân-ı Bektâşiyye'ye intisâbı olanlara dahi evâmir ü mekâtîb ibʿâs ve sefer-i hümâyûna teveccühleri igrâ vü ihsâs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dîvân-ı bülend-erkânda Çavuş-başı olan Yesrî Ahmed Efendi'nin ʿazline bâdî ve hıdmet-i mezkûreden infisâline sebeb-i ʿâdî yoğiken, sâbıkā Kethudây-ı Bevvâbîn-i haz-\nret-i Şehriyârî ʿArabgirli Kapucu-başı İbrâhîm Bey'in Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine şiddet-i ittisâli o hidmetde istihdâm olunmasını îcâb ve şevvâlü'l-mükerremin on sekizinci günü mîr-i mûmâ ileyhi Çavuş-başılık ile kâm-yâb eyledi. [M2 61]",
          "caption": "ʿAzl-i ser-çavuşânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_709.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i ser-çavuşânî",
          "text": "Dîvân-ı bülend-erkânda Çavuş-başı olan Yesrî Ahmed Efendi'nin ʿazline bâdî ve hıdmet-i mezkûreden infisâline sebeb-i ʿâdî yoğiken, sâbıkā Kethudây-ı Bevvâbîn-i haz-\nret-i Şehriyârî ʿArabgirli Kapucu-başı İbrâhîm Bey'in Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine şiddet-i ittisâli o hidmetde istihdâm olunmasını îcâb ve şevvâlü'l-mükerremin on sekizinci günü mîr-i mûmâ ileyhi Çavuş-başılık ile kâm-yâb eyledi. [M2 61]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh on bir mâh kadar yarlığ-i fermây-ı iklîm-i Kırım olup, ʿazline dek mücevherât ve tirkeş-behâ ve sâyir ʿatâyâ olarak altı bin kîse kadar nefʿ-i ʿazîm müşâhadesiyle mes’ûlât-ı tâkat-güdâzına her bâr müsâʿade olunmuşiken, şâyân-ı tahsîn ve sebeb-i âferîn olur tarafından bir hıdmet meşhûd olmadığından başka, inkıtâʿ-ı cisr hengâmında Turla'nın karşu tarafından berüye ʿubûr eden ehl-i İslâm'a gereği gibi muʿâvenet etmeyüp, şinâverlik ile meşhûr olan Tatarlar ceyb ü hemyânlarında nakid bulunan muvahhidîni imrâr ve nukūdu bulunmayanları terk ile sebeb-i gark-ı nüfûs-i bî-şümâr olduklarını menʿ ü tahzîrden rû-pûş ve düşmen, tefrika-i asâkirden üç beş gün sonra Hotin tarafına geçüp, hafîfü'l-me’ûne olan Tatar leşkeriyle Hotin etrâfında irâ’e-i sevâd-ı cüyûş etmek lâzım gelse idi, düşmen berü tarafa giçmemek ihtimâlini baʿzı nâs tefevvüh ve müşârun ileyh ise Serdâr-ı ekrem hareket etdiği gibi Yaş tarafına teveccüh edüp, aʿdâ dahi bî-bâk ü pervâ Turla'yı berü geçüp, Boğdan ve Eflâk taraflarını zabt u yağmâ ve katanalarını etrâfa havâle ile envâʿ-ı mefsedet icrâ edüp, cübn ü rehâvetinden nâşî düşmenin katana ve kazaklarına siper-keş-i mümânaʿat olarak bir mahalde ibrâz-ı celâdet eylemediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr olmağla, ʿazline irâde-i ʿaliyye teʿalluk ve Selîm Girây Hân-zâde Kaplan Girây Hân mesned-i Hânî'ye tefavvuk edüp, çiftliğinden nehzat ve Muʿasker-i hümâyûn'a ilkāy-ı raht eyleyeceği haberi maʿlûm-i Sadr-ı vâlâ-menkabet oldukda, bi'n-nefs ricâl-i Devlet ile yemeklik yerinde icrây-ı resm-i istikbâl ve istifsâr-ı çi-gûnegî-yi hâlden sonra Babadağı'na sevk-i yek-rân-ı ikbâl ve ber-mûceb-i teşrîfât-ı hümâyûn haklarında lâzım gelen rusûm-i ʿâdiye ikmâl olunup, Zilkaʿdenin beşinci günü İsmâʿîl üzerinden Kavşan'a revâne ve selefi dahi Kıbrıs Cezîresi'ne menfiyyen tahrîk-i tâziyâne ile ʿibret-i bî-nâmûsân-ı zemâne oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Devlet Girây Hân ve nasb-ı Kaplan Girây",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_710.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Devlet Girây Hân ve nasb-ı Kaplan Girây",
          "text": "Müşârun ileyh on bir mâh kadar yarlığ-i fermây-ı iklîm-i Kırım olup, ʿazline dek mücevherât ve tirkeş-behâ ve sâyir ʿatâyâ olarak altı bin kîse kadar nefʿ-i ʿazîm müşâhadesiyle mes’ûlât-ı tâkat-güdâzına her bâr müsâʿade olunmuşiken, şâyân-ı tahsîn ve sebeb-i âferîn olur tarafından bir hıdmet meşhûd olmadığından başka, inkıtâʿ-ı cisr hengâmında Turla'nın karşu tarafından berüye ʿubûr eden ehl-i İslâm'a gereği gibi muʿâvenet etmeyüp, şinâverlik ile meşhûr olan Tatarlar ceyb ü hemyânlarında nakid bulunan muvahhidîni imrâr ve nukūdu bulunmayanları terk ile sebeb-i gark-ı nüfûs-i bî-şümâr olduklarını menʿ ü tahzîrden rû-pûş ve düşmen, tefrika-i asâkirden üç beş gün sonra Hotin tarafına geçüp, hafîfü'l-me’ûne olan Tatar leşkeriyle Hotin etrâfında irâ’e-i sevâd-ı cüyûş etmek lâzım gelse idi, düşmen berü tarafa giçmemek ihtimâlini baʿzı nâs tefevvüh ve müşârun ileyh ise Serdâr-ı ekrem hareket etdiği gibi Yaş tarafına teveccüh edüp, aʿdâ dahi bî-bâk ü pervâ Turla'yı berü geçüp, Boğdan ve Eflâk taraflarını zabt u yağmâ ve katanalarını etrâfa havâle ile envâʿ-ı mefsedet icrâ edüp, cübn ü rehâvetinden nâşî düşmenin katana ve kazaklarına siper-keş-i mümânaʿat olarak bir mahalde ibrâz-ı celâdet eylemediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr olmağla, ʿazline irâde-i ʿaliyye teʿalluk ve Selîm Girây Hân-zâde Kaplan Girây Hân mesned-i Hânî'ye tefavvuk edüp, çiftliğinden nehzat ve Muʿasker-i hümâyûn'a ilkāy-ı raht eyleyeceği haberi maʿlûm-i Sadr-ı vâlâ-menkabet oldukda, bi'n-nefs ricâl-i Devlet ile yemeklik yerinde icrây-ı resm-i istikbâl ve istifsâr-ı çi-gûnegî-yi hâlden sonra Babadağı'na sevk-i yek-rân-ı ikbâl ve ber-mûceb-i teşrîfât-ı hümâyûn haklarında lâzım gelen rusûm-i ʿâdiye ikmâl olunup, Zilkaʿdenin beşinci günü İsmâʿîl üzerinden Kavşan'a revâne ve selefi dahi Kıbrıs Cezîresi'ne menfiyyen tahrîk-i tâziyâne ile ʿibret-i bî-nâmûsân-ı zemâne oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʿdây-ı Millet-i beyzâ Tuna sâhillerinde vâkiʿ kılaʿdan birini istîlâdan sonra berü câniblere itâle-i dest-i iʿtidâ etmek hulyâsıyla Kalas firârîlerini ve sâyir [M2 62] mahallere münteşir olan asker-i haybet-eserlerini cemʿ ve Fokşan'da ihtişâd ve İsmaʿîl ve yâhud İbrâ'îl üzerine ʿazîmete kesb-i istiʿdâd eylediklerinden fazla Bükreş tarafından dahi Kulle ve Yergöğü'ye hücûm ve Tuna'nın incimâdı vukūʿ bulduğu hâlde İsakçı Kasabası'na ve berü taraflarda olan sâyir meʿâkıla vazʿ-ı pây-ı şûm edecekleri vazʿ u reftâr-\nlarından maʿlûm olup, sugūr-i İslâmiyye'nin mehâlik ü âfât ve nevâyib ü mehâfatdan vikāyesi lâzım idüğünü serhadlerde mukīm olan serân-ı asker ve vücûh-i ehâlî ʿarz u ihbâr ve şimdiden çâresine bakılmasını tezkîr ü ihtâr etmişler idi.\n\nMeştâlarda mevcûd olan cünûdun mecmûʿu bir selmeye sed ve bir rahneye bend olmayacağları maʿlûm-i her hûş-mend olduğuna binâ'en, etrâf ü eknâfa evâmir-i ʿaliyye irsâl ve müddet-i yesîrede egerçih bir mikdâr asker cemʿ ve serhadlere taksîm ile mehmâ-emken esbâb-ı müdâfaʿa istihsâl olunmuşidi. Ancak tedârük olunan askerin garaz u maksadları iʿlâ’-i kelimetullâh ile ıskāt-ı farîza-i gazā olmayup, mukaddemâ gûş-güzârları olan ruhsat-i seby ile ihrâk-ı memleket ve ahz-i berde ve celb-i menfaʿat ve bu ticâretden sonra vilâyetlerine ʿavd ü ricʿat olup, serhadleri hâliyetü'l-hâliye terk edecekleri zâhir u âşikâr ve bu hareket-i nâ-hem-vâr sebeb-i kuvvet-i hasm-ı mekkâr olarak sugūr-i mülk-i Hâkānî'ye teʿaddî ve envâʿ-i mazarrata tesaddî eyleyecekleri be-dîdâr olduğundan, ru'esây-ı asker bu fikr-i sâyib ile karşu tarafa asker imrârından mücânib olup, el-yevm karâr-gâhları olan emâkini muhâfaza ile kanâʿat ve düşmen vürûdunda defʿ-i sâyil semtini tercîhde muvâfakat etmişler idi. Lâkin temâdî-yi eyyâm-ı ikāmet ü sükûn sûret-i zâhirde askerî tâ'ifesini mahzûn edüp, karşu tarafa ʿubûrdan memnûʿ ve yed-i bâtışaları emr-i gazâdan menzûʿ olduğunu miyânelerinde tekavvül ve gulüvvû-yi askere sebeb olacak hâlâtı tehayyül eder oldular. Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa'nın dahi bu keyfiyyet sahîfe-i zihninde mürtesem ve mecbûren Fokşan'a hareketini müstelzim olup, kapusunda mevcûd beş altı yüz kadar asker ile Deliorman haşerâtını ve kesb-i ganâyim dāʿiyesiyle ictimâʿ edenleri istishâb ve kahr-ı aʿdâya min akva'l-esbâb olan top ve mühimmâta bakmayarak [M2 63] İbrâ'îl'den hareket ve müşârun ileyhden birkaç gün sonra Ruscuk ve Silistire ve Yergöğü askeriyle Ruscuk Aʿyânı Çelebi el-Hâc Süleyman Ağa dahi Bükreş'e doğru ʿazîmet etmişidi. Vezîr-i müşârun ileyh Fokşan'a karîb mahalle geldikde, vücûh ve efrâd-ı askerîye leyyin-i kelâm ile hıtâb ve düşmen bi'l-külliyye ifnâ olunmadan kelle vü dil ve ahz-ı ganîmete mübâşeret olunmamak tahzîrâtını ıtnâb ve: El-ganîmetü baʿde'l-hezîme maʿnâsını işrâb etdikden sonra fazl-ı gazâ vü cihâdı beyân ve tahrîk-i devāʿî-yi şecâʿat eder kelimâtı âverde-i zebân edüp, bu kavl üzere Kasaba-i mezkûreye vardıklarında düşmen alaylarını tertîb ve toplarını lâzım gelen mahallere taʿbiye vü terkîb edüp, ehl-i İslâm'dan elli kadar merd-i mübâriz cenge vügül ve kusûru kasabaya duhûl ile seby ü ganâyim maslahatına meşgûl ve bir mikdârı bilâ-muhârebe geldikleri tarafa ʿavd ü kufûl etdikleri ru'esây-ı asâkire bâʿis-i iztırâb ve düşmen-i dîne sebeb-i miknet ü tâb olup, bu hâli Serʿasker Paşa müşâhede ve İbrâ'îl tarafına muʿâvede ve Bükreş tarafına giden asker dahi bu keyfiyyete mümâselet ile rûy-i nusratdan mahcûb ve inhizâm-ı fâhiş ile maʿyûb oldular. Tezelzül-i akdâm-i İslâm, sebeb-i cesâret-i aʿdây-ı li’âm olup, serhadlere hücûmu kâr-âzmûdegân-ı enâmın maʿlûmu\nolup, Libka tâ'ifesinden iki bin nefer İbrâ'îl'e taʿyîn ve karagol ve sâyir hıdemâtda istihdâm olunmaları İbrâ'îl muhâfızına tavsiye vü telkîn olunmuşidi. Mezbûrlar dahi izhâr-ı sadâkat ve leyl ü nehâr İbrâ’îl hâricini muhâfazaya mübâşeret etdiklerinden gayri, lisân âşinâ olmak mülâbesesiyle baʿzı reʿâyâ ve Kazak tâ'ifesinden düşmenin İbrâ'îl üzerine geleceklerini istihbâr ve müşârun ileyh tarafına ihbâr eylediklerinde, tecribe-i umûrdan ʿâtıl ve reftâr-ı düşmenden gâfil olan İbrâ'îl serdengeçdileri ve yerlüsü haber-i mezkûru tekzîb ve düşmenin hücûmunu ʿadem-i takrîb ile haber verenlere melâmet ü te'nîb eylediler. Birkaç günden sonra hasm-ı hîle-kâr levâzım-ı mühimmât-ı kalʿa-gîrî ile be-dîdâr olup, Serʿasker Paşa kapusunda mevcûd beş altı yüz kadar âdem ile hâric-i kalʿaya tahrîk-i ʿalem ve yerlü ve sâyirden beş altı bin kadar ecnâs-ı muhtelife cemʿiyyetine munzam olarak müdâfaʿya [M2 64] kıyâm ve intizâr-ı aʿdâ-yı li'âm ile ihzâr-ı esbâb-ı hısâm eylediler. Aʿdâ varoşa karîb geldikde, çep ü rast taburunda olan toplara ateş verüp, bi-hikmetillâhi Teʿâlâ kulûb-i müslimîne ruʿb u hirâs inʿikâs edüp, bî-ceng ü sitîz her biri bir tarafa gürîz ve ehl-i kalʿa dahi ihtiyâr-ı tehassun ile defʿ-i savlet-i düşmen-i fitne-engîz eylediler. Bu haber-i dehşet-eser sâmiʿa-i Serdâr-ı ekremî'ye güzer edüp, sûret-i imdâdda bir mikdâr asker tahrîrini tasvîb ve şiddet-i şitâ sebebi ile bir kimsede hâhiş-i ʿazîmet olmadığını tahkīk etdiler ise dahi kendü Enderûn ağalarına at ve bahşîş vererek gazâya tergīb buyurup, tahmînen iki yüz kadar âdem evâyil-i Şevvâlde o tarafa tesrîb olunmuşidi. Kable'l-vusûl aʿdâ varoşu ihrâkdan sonra muhâsara-i kalʿa ile meşgûl olup, bunlar dahi incimâd-ı Tuna sebebi ile yeh-pâreleri mânend-i kûh rûy-i Nehir'de cârî olduğun görüp ʿubûr ve imdâdın tarîkını bulmayarak dûrdan mahsûrlara duʿâ ve kalʿayı vedîʿa-i cenâb-ı Mevlâ eylediler. Düşmen dahi tazyîk ve hasr-ı kalʿada ifrâğ-ı cehd ü tâkat eder iken, Hotin yamaklarından yirmi otuz nefer-i pür-dilân-ı İslâm bâlâ-yı hisâra birkaç top ihrâcıyla aʿdâyı nişâne-i dâne-i intikām etmeleriyle pîş-gâh-ı kalʿa kuh-sâr u eşcârdan hâlî olduğuna binâ'en, dâneler hayvan ve insâna isâbetle küffâra meydânı teng ü târ ve iki sâʿat tevakkufa mecâl bulmayup, gerüye refʿ-i kâr u bâr ve iki üç gün uzakdan kalʿaya nigerân ve hâyiben ʿâzim-i semt-i Fokşân oldular. Bu maʿrekede bulunan hazele-i müşrikînin bir mikdârı Yergöğü Kalʿası'nı zabt dâʿiyesiyle Bükreş'de olan hem-cinslerine mültehak oldukları istihbâr ve vücûb-ı imdâd, karâr-gîr-i ulu'l-ebsâr olmuşidi.\n\nBinâ'en ʿalâ zâlik Silistire'de zahîre mâddesiyçün vukūʿ bulan fitnede aʿyân ile birkaç kimseyi ehâlî iʿdâm ve o makūle eşrârı seyf-i siyâsetle ilzâm me'mûriyyeti ile Silistire Kazâsı'nda meştâ-nişîn olan Sivas Vâlîsi Vezîr Sârım İbrâhîm Paşa o esnâda Ruscuk havâlîsine gelüp, aʿdânın Yergöğü Kasabası'na olan fikr-i fâsidi müşârun ileyhe i'lâm ve Ruscuk'da ikāmetle karşunun umûruna nizâm vermeleri min ehemmi'l-mehâm\nolduğunu ifâde [M2 65] hilâlinde düşmenin Yergöğü'ye hareketi şâyiʿ olup, iltimâs-ı ehâlî ile Silistire nizâmı teʾhîr ve müşârun ileyhin Ruscuk'da ikāmetinin eşedd-i lüzûmu ehâlî-yi Ruscuk tarafından Ordu-yi hümâyûn'a tahrîr olunup, iltimâslarına müsâʿade ve bu mazmûnda müşârun ileyhe emr-i ʿâlî firistâde olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi o havâlîde mevcûd beş altı bin askere Kethudâ'sını Başbuğ nasb eyleyüp, dâiresi askerîyle Yergöğü'ye imrâr ve düşmen dahi şevvâlin on sekizinci çehâr-şenbih günü Yergöğü'yü zabt içün taburlar gösterüp, kuvve-i istidrâciyyesin izhâr eyledi. Asker-i İslâm'ın süvârîsi düşmen süvârîsiyle iltikā ve birkaç sâʿat yek-digere hamle ile isâre-i gubâr-ı vegā eyleyüp, düşmen-i makhûr ve bin kadarı şikâl-i zebâniyân ile dereke-i dûzaha mecrûr oldu. Ferdâsı yine âgāz-ı ceng ve iki tarafdan iʿmâl-i top ve tüfeng olunur iken, nâ-gâh hevâda gaym ü zabâb peydâ ve herkes nâ-bînâ gibi âvâre-i fark-ı arz u semâ olup, düşmen ise bu fursatı ganîmet ʿadd ve dest-i habâsetini âteş-bâzlık semtine medd ve yirmi kıtʿa nev-îcâd toplarına peyder-pey âteş verüp, ehl-i İslâm'ı taʿcîz ü tazyîk ve berü tarafda eğerçih dört beş kıtʿa top olup, ancak birkaç kıtʿası sâkıt ʿani'l-ʿamel ve ʿamele selâhiyyeti olanlar dahi bir iki defʿa atıldıkda, falyeleri berhem-zede-i halel olduğundan gayri, mukaddemâ hafri fermân olunan hendek dahi ancak nısf zirâʿa vâsıl ve tehassun u teterrüse kābil mahal olmadığından, tevakkuf müşkil olup, nâ-çâr asker-i İslâm birer cânibe gürîzân ve Turnacı-başı Hüseyin Ağa ile üç yüz behâdır kalʿaya can atup, emr-i muhâfazada nisâr-ı ser u cân eylediler. Hasmın kalʿa kûp topları olmadığından iʿmâl etdiği çerha topları ve el humbaraları maʿa ʿademi'l-metâne kalʿanın bir taşını elâne edemeyüp, Ruscuk tarafından dahi asker ve mühimmât ve zahîre ile imdâd ü iʿâne olunmağla, aʿdâ zabt-ı kalʿadan me'yûs ve ikāmetde itlâf-ı nüfûs edeceğini cezm ile varoşun bir tarafını ihrâk ve zimâm-ı ʿazîmini hâyiben Bükreş tarafına ıtlâk eyledi. Müşârun ileyhin iʿâne vü imdâd ve pey-der-pey irsâl-i zahîre [M2 66] vü zâd husûsunda cilve-ger olan meʾâsir-i cemîlesi, resîde-i hayyiz-i tahsîn ve kâffe-i mültemesâtı mevkiʿ-i müsâʿadeye karîn olduğundan başka, meblağ-ı vâfî ile terfîh ve ol havâlînin Başbuğluğu tarafına tevcîh ile muhâfaza-i enhâ ve muhârese-i ercâ husûsları tarafına te'kîd ü tenbîh olundu.",
          "caption": "Teveccüh-i asker-i İslâm be-Fokşan ve ʿavdet-i îşân ve zikr-i muhâsara-i İbrâ’îl ve Yergöğü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_711.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Teveccüh-i asker-i İslâm be-Fokşan ve ʿavdet-i îşân ve zikr-i muhâsara-i İbrâ’îl ve Yergöğü",
          "text": "Aʿdây-ı Millet-i beyzâ Tuna sâhillerinde vâkiʿ kılaʿdan birini istîlâdan sonra berü câniblere itâle-i dest-i iʿtidâ etmek hulyâsıyla Kalas firârîlerini ve sâyir [M2 62] mahallere münteşir olan asker-i haybet-eserlerini cemʿ ve Fokşan'da ihtişâd ve İsmaʿîl ve yâhud İbrâ'îl üzerine ʿazîmete kesb-i istiʿdâd eylediklerinden fazla Bükreş tarafından dahi Kulle ve Yergöğü'ye hücûm ve Tuna'nın incimâdı vukūʿ bulduğu hâlde İsakçı Kasabası'na ve berü taraflarda olan sâyir meʿâkıla vazʿ-ı pây-ı şûm edecekleri vazʿ u reftâr-\nlarından maʿlûm olup, sugūr-i İslâmiyye'nin mehâlik ü âfât ve nevâyib ü mehâfatdan vikāyesi lâzım idüğünü serhadlerde mukīm olan serân-ı asker ve vücûh-i ehâlî ʿarz u ihbâr ve şimdiden çâresine bakılmasını tezkîr ü ihtâr etmişler idi.\n\nMeştâlarda mevcûd olan cünûdun mecmûʿu bir selmeye sed ve bir rahneye bend olmayacağları maʿlûm-i her hûş-mend olduğuna binâ'en, etrâf ü eknâfa evâmir-i ʿaliyye irsâl ve müddet-i yesîrede egerçih bir mikdâr asker cemʿ ve serhadlere taksîm ile mehmâ-emken esbâb-ı müdâfaʿa istihsâl olunmuşidi. Ancak tedârük olunan askerin garaz u maksadları iʿlâ’-i kelimetullâh ile ıskāt-ı farîza-i gazā olmayup, mukaddemâ gûş-güzârları olan ruhsat-i seby ile ihrâk-ı memleket ve ahz-i berde ve celb-i menfaʿat ve bu ticâretden sonra vilâyetlerine ʿavd ü ricʿat olup, serhadleri hâliyetü'l-hâliye terk edecekleri zâhir u âşikâr ve bu hareket-i nâ-hem-vâr sebeb-i kuvvet-i hasm-ı mekkâr olarak sugūr-i mülk-i Hâkānî'ye teʿaddî ve envâʿ-i mazarrata tesaddî eyleyecekleri be-dîdâr olduğundan, ru'esây-ı asker bu fikr-i sâyib ile karşu tarafa asker imrârından mücânib olup, el-yevm karâr-gâhları olan emâkini muhâfaza ile kanâʿat ve düşmen vürûdunda defʿ-i sâyil semtini tercîhde muvâfakat etmişler idi. Lâkin temâdî-yi eyyâm-ı ikāmet ü sükûn sûret-i zâhirde askerî tâ'ifesini mahzûn edüp, karşu tarafa ʿubûrdan memnûʿ ve yed-i bâtışaları emr-i gazâdan menzûʿ olduğunu miyânelerinde tekavvül ve gulüvvû-yi askere sebeb olacak hâlâtı tehayyül eder oldular. Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa'nın dahi bu keyfiyyet sahîfe-i zihninde mürtesem ve mecbûren Fokşan'a hareketini müstelzim olup, kapusunda mevcûd beş altı yüz kadar asker ile Deliorman haşerâtını ve kesb-i ganâyim dāʿiyesiyle ictimâʿ edenleri istishâb ve kahr-ı aʿdâya min akva'l-esbâb olan top ve mühimmâta bakmayarak [M2 63] İbrâ'îl'den hareket ve müşârun ileyhden birkaç gün sonra Ruscuk ve Silistire ve Yergöğü askeriyle Ruscuk Aʿyânı Çelebi el-Hâc Süleyman Ağa dahi Bükreş'e doğru ʿazîmet etmişidi. Vezîr-i müşârun ileyh Fokşan'a karîb mahalle geldikde, vücûh ve efrâd-ı askerîye leyyin-i kelâm ile hıtâb ve düşmen bi'l-külliyye ifnâ olunmadan kelle vü dil ve ahz-ı ganîmete mübâşeret olunmamak tahzîrâtını ıtnâb ve: El-ganîmetü baʿde'l-hezîme maʿnâsını işrâb etdikden sonra fazl-ı gazâ vü cihâdı beyân ve tahrîk-i devāʿî-yi şecâʿat eder kelimâtı âverde-i zebân edüp, bu kavl üzere Kasaba-i mezkûreye vardıklarında düşmen alaylarını tertîb ve toplarını lâzım gelen mahallere taʿbiye vü terkîb edüp, ehl-i İslâm'dan elli kadar merd-i mübâriz cenge vügül ve kusûru kasabaya duhûl ile seby ü ganâyim maslahatına meşgûl ve bir mikdârı bilâ-muhârebe geldikleri tarafa ʿavd ü kufûl etdikleri ru'esây-ı asâkire bâʿis-i iztırâb ve düşmen-i dîne sebeb-i miknet ü tâb olup, bu hâli Serʿasker Paşa müşâhede ve İbrâ'îl tarafına muʿâvede ve Bükreş tarafına giden asker dahi bu keyfiyyete mümâselet ile rûy-i nusratdan mahcûb ve inhizâm-ı fâhiş ile maʿyûb oldular. Tezelzül-i akdâm-i İslâm, sebeb-i cesâret-i aʿdây-ı li’âm olup, serhadlere hücûmu kâr-âzmûdegân-ı enâmın maʿlûmu\nolup, Libka tâ'ifesinden iki bin nefer İbrâ'îl'e taʿyîn ve karagol ve sâyir hıdemâtda istihdâm olunmaları İbrâ'îl muhâfızına tavsiye vü telkîn olunmuşidi. Mezbûrlar dahi izhâr-ı sadâkat ve leyl ü nehâr İbrâ’îl hâricini muhâfazaya mübâşeret etdiklerinden gayri, lisân âşinâ olmak mülâbesesiyle baʿzı reʿâyâ ve Kazak tâ'ifesinden düşmenin İbrâ'îl üzerine geleceklerini istihbâr ve müşârun ileyh tarafına ihbâr eylediklerinde, tecribe-i umûrdan ʿâtıl ve reftâr-ı düşmenden gâfil olan İbrâ'îl serdengeçdileri ve yerlüsü haber-i mezkûru tekzîb ve düşmenin hücûmunu ʿadem-i takrîb ile haber verenlere melâmet ü te'nîb eylediler. Birkaç günden sonra hasm-ı hîle-kâr levâzım-ı mühimmât-ı kalʿa-gîrî ile be-dîdâr olup, Serʿasker Paşa kapusunda mevcûd beş altı yüz kadar âdem ile hâric-i kalʿaya tahrîk-i ʿalem ve yerlü ve sâyirden beş altı bin kadar ecnâs-ı muhtelife cemʿiyyetine munzam olarak müdâfaʿya [M2 64] kıyâm ve intizâr-ı aʿdâ-yı li'âm ile ihzâr-ı esbâb-ı hısâm eylediler. Aʿdâ varoşa karîb geldikde, çep ü rast taburunda olan toplara ateş verüp, bi-hikmetillâhi Teʿâlâ kulûb-i müslimîne ruʿb u hirâs inʿikâs edüp, bî-ceng ü sitîz her biri bir tarafa gürîz ve ehl-i kalʿa dahi ihtiyâr-ı tehassun ile defʿ-i savlet-i düşmen-i fitne-engîz eylediler. Bu haber-i dehşet-eser sâmiʿa-i Serdâr-ı ekremî'ye güzer edüp, sûret-i imdâdda bir mikdâr asker tahrîrini tasvîb ve şiddet-i şitâ sebebi ile bir kimsede hâhiş-i ʿazîmet olmadığını tahkīk etdiler ise dahi kendü Enderûn ağalarına at ve bahşîş vererek gazâya tergīb buyurup, tahmînen iki yüz kadar âdem evâyil-i Şevvâlde o tarafa tesrîb olunmuşidi. Kable'l-vusûl aʿdâ varoşu ihrâkdan sonra muhâsara-i kalʿa ile meşgûl olup, bunlar dahi incimâd-ı Tuna sebebi ile yeh-pâreleri mânend-i kûh rûy-i Nehir'de cârî olduğun görüp ʿubûr ve imdâdın tarîkını bulmayarak dûrdan mahsûrlara duʿâ ve kalʿayı vedîʿa-i cenâb-ı Mevlâ eylediler. Düşmen dahi tazyîk ve hasr-ı kalʿada ifrâğ-ı cehd ü tâkat eder iken, Hotin yamaklarından yirmi otuz nefer-i pür-dilân-ı İslâm bâlâ-yı hisâra birkaç top ihrâcıyla aʿdâyı nişâne-i dâne-i intikām etmeleriyle pîş-gâh-ı kalʿa kuh-sâr u eşcârdan hâlî olduğuna binâ'en, dâneler hayvan ve insâna isâbetle küffâra meydânı teng ü târ ve iki sâʿat tevakkufa mecâl bulmayup, gerüye refʿ-i kâr u bâr ve iki üç gün uzakdan kalʿaya nigerân ve hâyiben ʿâzim-i semt-i Fokşân oldular. Bu maʿrekede bulunan hazele-i müşrikînin bir mikdârı Yergöğü Kalʿası'nı zabt dâʿiyesiyle Bükreş'de olan hem-cinslerine mültehak oldukları istihbâr ve vücûb-ı imdâd, karâr-gîr-i ulu'l-ebsâr olmuşidi.\n\nBinâ'en ʿalâ zâlik Silistire'de zahîre mâddesiyçün vukūʿ bulan fitnede aʿyân ile birkaç kimseyi ehâlî iʿdâm ve o makūle eşrârı seyf-i siyâsetle ilzâm me'mûriyyeti ile Silistire Kazâsı'nda meştâ-nişîn olan Sivas Vâlîsi Vezîr Sârım İbrâhîm Paşa o esnâda Ruscuk havâlîsine gelüp, aʿdânın Yergöğü Kasabası'na olan fikr-i fâsidi müşârun ileyhe i'lâm ve Ruscuk'da ikāmetle karşunun umûruna nizâm vermeleri min ehemmi'l-mehâm\nolduğunu ifâde [M2 65] hilâlinde düşmenin Yergöğü'ye hareketi şâyiʿ olup, iltimâs-ı ehâlî ile Silistire nizâmı teʾhîr ve müşârun ileyhin Ruscuk'da ikāmetinin eşedd-i lüzûmu ehâlî-yi Ruscuk tarafından Ordu-yi hümâyûn'a tahrîr olunup, iltimâslarına müsâʿade ve bu mazmûnda müşârun ileyhe emr-i ʿâlî firistâde olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi o havâlîde mevcûd beş altı bin askere Kethudâ'sını Başbuğ nasb eyleyüp, dâiresi askerîyle Yergöğü'ye imrâr ve düşmen dahi şevvâlin on sekizinci çehâr-şenbih günü Yergöğü'yü zabt içün taburlar gösterüp, kuvve-i istidrâciyyesin izhâr eyledi. Asker-i İslâm'ın süvârîsi düşmen süvârîsiyle iltikā ve birkaç sâʿat yek-digere hamle ile isâre-i gubâr-ı vegā eyleyüp, düşmen-i makhûr ve bin kadarı şikâl-i zebâniyân ile dereke-i dûzaha mecrûr oldu. Ferdâsı yine âgāz-ı ceng ve iki tarafdan iʿmâl-i top ve tüfeng olunur iken, nâ-gâh hevâda gaym ü zabâb peydâ ve herkes nâ-bînâ gibi âvâre-i fark-ı arz u semâ olup, düşmen ise bu fursatı ganîmet ʿadd ve dest-i habâsetini âteş-bâzlık semtine medd ve yirmi kıtʿa nev-îcâd toplarına peyder-pey âteş verüp, ehl-i İslâm'ı taʿcîz ü tazyîk ve berü tarafda eğerçih dört beş kıtʿa top olup, ancak birkaç kıtʿası sâkıt ʿani'l-ʿamel ve ʿamele selâhiyyeti olanlar dahi bir iki defʿa atıldıkda, falyeleri berhem-zede-i halel olduğundan gayri, mukaddemâ hafri fermân olunan hendek dahi ancak nısf zirâʿa vâsıl ve tehassun u teterrüse kābil mahal olmadığından, tevakkuf müşkil olup, nâ-çâr asker-i İslâm birer cânibe gürîzân ve Turnacı-başı Hüseyin Ağa ile üç yüz behâdır kalʿaya can atup, emr-i muhâfazada nisâr-ı ser u cân eylediler. Hasmın kalʿa kûp topları olmadığından iʿmâl etdiği çerha topları ve el humbaraları maʿa ʿademi'l-metâne kalʿanın bir taşını elâne edemeyüp, Ruscuk tarafından dahi asker ve mühimmât ve zahîre ile imdâd ü iʿâne olunmağla, aʿdâ zabt-ı kalʿadan me'yûs ve ikāmetde itlâf-ı nüfûs edeceğini cezm ile varoşun bir tarafını ihrâk ve zimâm-ı ʿazîmini hâyiben Bükreş tarafına ıtlâk eyledi. Müşârun ileyhin iʿâne vü imdâd ve pey-der-pey irsâl-i zahîre [M2 66] vü zâd husûsunda cilve-ger olan meʾâsir-i cemîlesi, resîde-i hayyiz-i tahsîn ve kâffe-i mültemesâtı mevkiʿ-i müsâʿadeye karîn olduğundan başka, meblağ-ı vâfî ile terfîh ve ol havâlînin Başbuğluğu tarafına tevcîh ile muhâfaza-i enhâ ve muhârese-i ercâ husûsları tarafına te'kîd ü tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i Eflâk giriftâr-ı dest-i hasm-ı bî-mîsâk olduğuna binâʾen, kenarda vâkiʿ bazı kurâ halkını taraflarına münkād etmek içün üzerlerine şeyâtîn-i rehâbîni taslît ve bi-hükm-i cinsiyyet o makūle bî-hûşları nîreng ü füsûn ile tağlît etmişler idi. Reʿâyâ ise, el-Hükmü li-men galebe, lâ li-men herebe kavliyle ʿamel ve seby ü istirkāk mâddesini dahi ihsâs ile müdârâ-yı düşmeni kusârây-ı emel ederek zarûrî mümâşât ve zehâyir ve sâyir cihât ile iʿânetde selb-i taksîrât ederler idi. Binâʾen ʿalâ zâlik Eflâk\nkurâsından Nehr-i Olt kenârında vâkiʿ Islanta (اصلانته) Karyesi halkını minvâl-i muharrer üzere taraflarına cezb ve derûnuna bir mikdâr asker vazʿından başka karşuda vâkiʿ Krayova Kazâsı'na dahi tamaʿ etdikleri haberini Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa celb edüp, Vidin yamaklarından ve dâyiresi halkından bir mikdâr asker intihâb ve Tuna'yı karşu geçürüp, Krayova semtine izhâb etmişidi. Düşmene meyl ile zümre-i havâneye zeyl olan Eflâk Voyvodası tarafından Krayova'ya nasb olunan Bân Voyvoda'nın Moskovlu'ya tebeʿiyyetinden gazbân olup, hıdmet-i devleti sermâye-i iftihâr ʿadd ü şümâr ederek Krayova'yı vikāye ve Eflâk derûnunda olan Arnabûdlar'ı başına cemʿ ile icrây-ı hakk-ı himâye eylediğinden başka, hareket-i aʿdâyı nev-be-nev Vidin Muhâfızı'na tahrîr ile îfây-ı hakk-ı sadâkatde irtikâb-ı taksîr etmez idi. Vidin askerinin mürûrunu tahkīk etdiği ân ictimâʿa şitâbân ve asker-i mezkûru alup, Krayova etrâfında olan küffâr-ı hâksâr ile birkaç defʿa tarh-ı kurʿa-i kâr-zâr ve inkızây-ı mevsim-i şitâya dek o havâlîyi masûn-i gezend-i eşrâr eylediği, resîde-i derece-i iştihâr olup, kâyinen men kân uġūr-i Devlet'de fedây-ı cân eden hidmet-güzârâna iltifât ü nevâziş sâyirin mâye-i hamiyyetine sebeb-i efzâyiş olacağı zâhir olduğundan, Bân-ı mesfûr Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr ve ilbâs-ı [M2 67] hilʿatle minnet-dâr kılındığından gayri, kemâ fi'l-evvel Vidin askeriyle muhâfaza-i enhâ ve celb-i reʿâyâya ıkdâm etmek husûsları zarf-ı sâmiʿasına ilkā olunup, şöyle ki dil-hâh-ı Devlet ʿaliyye üzere izhâr-ı sadâkat etdiği hâlde husûl-i matlabıyla mesrûr ve harâbe-zâr-ı emeli maʿmûr olacağı vaʿd-i bî-mutâliyle geldiği semte irsâl olundu. Mesfûr bu ümniyye ile Krayova'ya vâsıl oldukda, zîr-i idâresinde olan reʿâyâyı Moskovlu iġfâl üzere olduğunu istidlâl ve nush u pend ile mesfûrları vâreste-i şikâl-i mekr u âl eylediğini düşmen tahkīk ve müretteb tabur ile tâht ü târâc kasdında olduğunu Bân-ı mesfûr Vidin tarafına tenmîk ve müşârun ileyh ke'l-evvel asker tertîb edüp, bi'n-nefs Kethudâsını terfîk edüp, asker varıncaya dek düşmen Olt suyunu mürûr ve nehb ü ġāretle reʿâyây-ı bî-huzûr eyledikleri müşâhede olundukda, her tarafdan düşmen üzerine hecme-endâz-ı celâdet ve ekserîsini tuʿme-i şemşîr-i salâbet ve bakıyyesi hâl-i münkalib ve nefs-i muzdarib ile nehri güzâr ve Bükreş tarafına ılgār eylediler.",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe der-Krayova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_712.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe der-Krayova",
          "text": "Memleket-i Eflâk giriftâr-ı dest-i hasm-ı bî-mîsâk olduğuna binâʾen, kenarda vâkiʿ bazı kurâ halkını taraflarına münkād etmek içün üzerlerine şeyâtîn-i rehâbîni taslît ve bi-hükm-i cinsiyyet o makūle bî-hûşları nîreng ü füsûn ile tağlît etmişler idi. Reʿâyâ ise, el-Hükmü li-men galebe, lâ li-men herebe kavliyle ʿamel ve seby ü istirkāk mâddesini dahi ihsâs ile müdârâ-yı düşmeni kusârây-ı emel ederek zarûrî mümâşât ve zehâyir ve sâyir cihât ile iʿânetde selb-i taksîrât ederler idi. Binâʾen ʿalâ zâlik Eflâk\nkurâsından Nehr-i Olt kenârında vâkiʿ Islanta (اصلانته) Karyesi halkını minvâl-i muharrer üzere taraflarına cezb ve derûnuna bir mikdâr asker vazʿından başka karşuda vâkiʿ Krayova Kazâsı'na dahi tamaʿ etdikleri haberini Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa celb edüp, Vidin yamaklarından ve dâyiresi halkından bir mikdâr asker intihâb ve Tuna'yı karşu geçürüp, Krayova semtine izhâb etmişidi. Düşmene meyl ile zümre-i havâneye zeyl olan Eflâk Voyvodası tarafından Krayova'ya nasb olunan Bân Voyvoda'nın Moskovlu'ya tebeʿiyyetinden gazbân olup, hıdmet-i devleti sermâye-i iftihâr ʿadd ü şümâr ederek Krayova'yı vikāye ve Eflâk derûnunda olan Arnabûdlar'ı başına cemʿ ile icrây-ı hakk-ı himâye eylediğinden başka, hareket-i aʿdâyı nev-be-nev Vidin Muhâfızı'na tahrîr ile îfây-ı hakk-ı sadâkatde irtikâb-ı taksîr etmez idi. Vidin askerinin mürûrunu tahkīk etdiği ân ictimâʿa şitâbân ve asker-i mezkûru alup, Krayova etrâfında olan küffâr-ı hâksâr ile birkaç defʿa tarh-ı kurʿa-i kâr-zâr ve inkızây-ı mevsim-i şitâya dek o havâlîyi masûn-i gezend-i eşrâr eylediği, resîde-i derece-i iştihâr olup, kâyinen men kân uġūr-i Devlet'de fedây-ı cân eden hidmet-güzârâna iltifât ü nevâziş sâyirin mâye-i hamiyyetine sebeb-i efzâyiş olacağı zâhir olduğundan, Bân-ı mesfûr Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr ve ilbâs-ı [M2 67] hilʿatle minnet-dâr kılındığından gayri, kemâ fi'l-evvel Vidin askeriyle muhâfaza-i enhâ ve celb-i reʿâyâya ıkdâm etmek husûsları zarf-ı sâmiʿasına ilkā olunup, şöyle ki dil-hâh-ı Devlet ʿaliyye üzere izhâr-ı sadâkat etdiği hâlde husûl-i matlabıyla mesrûr ve harâbe-zâr-ı emeli maʿmûr olacağı vaʿd-i bî-mutâliyle geldiği semte irsâl olundu. Mesfûr bu ümniyye ile Krayova'ya vâsıl oldukda, zîr-i idâresinde olan reʿâyâyı Moskovlu iġfâl üzere olduğunu istidlâl ve nush u pend ile mesfûrları vâreste-i şikâl-i mekr u âl eylediğini düşmen tahkīk ve müretteb tabur ile tâht ü târâc kasdında olduğunu Bân-ı mesfûr Vidin tarafına tenmîk ve müşârun ileyh ke'l-evvel asker tertîb edüp, bi'n-nefs Kethudâsını terfîk edüp, asker varıncaya dek düşmen Olt suyunu mürûr ve nehb ü ġāretle reʿâyây-ı bî-huzûr eyledikleri müşâhede olundukda, her tarafdan düşmen üzerine hecme-endâz-ı celâdet ve ekserîsini tuʿme-i şemşîr-i salâbet ve bakıyyesi hâl-i münkalib ve nefs-i muzdarib ile nehri güzâr ve Bükreş tarafına ılgār eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i behâr tekarrub ve asker-i İslâm teharrub etmeye başlayup, erbâb-ı şûrâ tûġ-i zafer-furûgun ihrâc ve rekzini istisvâb ile vücûh-i mehâsin iddiʿâ eylediklerine binâ'en, zilhiccenin altıncı yevm-i ahad, huzûrları muʿtâd olan zâbitân ve sâyir erkân-ı Devlet Serây-ı Serdâr-ı ekremî'ye daʿvet ve ihrâc-ı tûġ resmine riʿâyet olunup, yirmi dört günden sonra Kethudâ Bey ve Konakçı Paşa maʿrifetleriyle Babadağı halîcinin cânib-i şarkīsine nasb ve bu sebeble pey-der-pey asker-i etrâf celb olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı tûġ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_713.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı tûġ",
          "text": "Mevsim-i behâr tekarrub ve asker-i İslâm teharrub etmeye başlayup, erbâb-ı şûrâ tûġ-i zafer-furûgun ihrâc ve rekzini istisvâb ile vücûh-i mehâsin iddiʿâ eylediklerine binâ'en, zilhiccenin altıncı yevm-i ahad, huzûrları muʿtâd olan zâbitân ve sâyir erkân-ı Devlet Serây-ı Serdâr-ı ekremî'ye daʿvet ve ihrâc-ı tûġ resmine riʿâyet olunup, yirmi dört günden sonra Kethudâ Bey ve Konakçı Paşa maʿrifetleriyle Babadağı halîcinin cânib-i şarkīsine nasb ve bu sebeble pey-der-pey asker-i etrâf celb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezâret'le bi'l-fiʿl Yeniçeri Ağası olan Süleyman Paşa'nın nüfûz-i kelâmı zâyil ve ru'yet-i umûrdan gāfil olduğuna binâ'en, Ocâğ-ı ʿâmire umûru merkez-i aslîsinden ʿâtıl olup, ortalar karakollukçulardan ʿibâret ve aldıkları taʿyînât hâric-i kudret-i Devlet olduğundan başka, İbrâ'îl vakʿasında bin nefer-i imdâd fermân olundukda, temâmen irsâlini ihbâr u tahkīk olundukda, ancak üç yüz nefer tedârük edebildiği âşikâr ve bâ-husûs kısteyn mevâcibinden kîseleri refʿa âdem bulamayup, Babadağı halkından [M2 68] istimdâd ve bu esbâb ile tenfîr-i tabʿ-ı Sadr-ı vâlâ-nijâd edüp, hulâsa müşârun ileyhin feyâlet ü re'y ü tedbîri ve zabt-ı askerîde olan rehâvet ü taksîri ʿazlini îcâb ve bu husûs etrâfıyla ʿarz-ı Rikâb-ı müstetâb kılınup, âharının nasbına ruhsat iktisâb olunduğuna binâ'en, Vidin Muâfızı olup, sâbıkā Yeniçeri Ağası olan Kapukıran Vezîr Mehmed Paşa kānûn-i Ocağa vâkıf ve dirâyet ve hüsn-i idâre ile muttasıf olduğundan, Kırım Serʿasker'liği ʿunvânıyla orduya ihzâr ve Yeniçeri Ağalığı ile kâm-kâr kılınup, selefi Kili Muhâfazası'na me'mûr olmuşiken, Hanya Mutasarrıfı'nın vefâtı haberi vürûduna binâ'en mansıb-ı mezkûr ile mesrûr kılınup, Vidin Muhâfızlığı dahi sâbıkā Haleb Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya ihsân ve bir ân akdem muhâfaza-i kalʿaya şitâbân olması bâbında tarafına hıtâben ısdâr-ı fermân-ı celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_714.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Vezâret'le bi'l-fiʿl Yeniçeri Ağası olan Süleyman Paşa'nın nüfûz-i kelâmı zâyil ve ru'yet-i umûrdan gāfil olduğuna binâ'en, Ocâğ-ı ʿâmire umûru merkez-i aslîsinden ʿâtıl olup, ortalar karakollukçulardan ʿibâret ve aldıkları taʿyînât hâric-i kudret-i Devlet olduğundan başka, İbrâ'îl vakʿasında bin nefer-i imdâd fermân olundukda, temâmen irsâlini ihbâr u tahkīk olundukda, ancak üç yüz nefer tedârük edebildiği âşikâr ve bâ-husûs kısteyn mevâcibinden kîseleri refʿa âdem bulamayup, Babadağı halkından [M2 68] istimdâd ve bu esbâb ile tenfîr-i tabʿ-ı Sadr-ı vâlâ-nijâd edüp, hulâsa müşârun ileyhin feyâlet ü re'y ü tedbîri ve zabt-ı askerîde olan rehâvet ü taksîri ʿazlini îcâb ve bu husûs etrâfıyla ʿarz-ı Rikâb-ı müstetâb kılınup, âharının nasbına ruhsat iktisâb olunduğuna binâ'en, Vidin Muâfızı olup, sâbıkā Yeniçeri Ağası olan Kapukıran Vezîr Mehmed Paşa kānûn-i Ocağa vâkıf ve dirâyet ve hüsn-i idâre ile muttasıf olduğundan, Kırım Serʿasker'liği ʿunvânıyla orduya ihzâr ve Yeniçeri Ağalığı ile kâm-kâr kılınup, selefi Kili Muhâfazası'na me'mûr olmuşiken, Hanya Mutasarrıfı'nın vefâtı haberi vürûduna binâ'en mansıb-ı mezkûr ile mesrûr kılınup, Vidin Muhâfızlığı dahi sâbıkā Haleb Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya ihsân ve bir ân akdem muhâfaza-i kalʿaya şitâbân olması bâbında tarafına hıtâben ısdâr-ı fermân-ı celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'den Ordu-yi hümâyûn'a tertîb olunan cebecî neferâtı ve mühimmât, bahran ve nehran İsakçı'ya vârid olduğunu münhiyân-ı ahbâr ifâde vü tasrîh ve mühimmâtı emâkin-i mahfûzaya vazʿ ve neferâtı tashîh zımnında Cebeci-başı ile Ocağ'da mevcûd zâbıtân ve neferâtın İsakçı'ya vücûb-i ʿazîmetlerini hayr-hâhân-ı Devlet telmîh eylediklerine binâ'en, zilhiccenin yirmi ikinci hamîs günü Ağa-yı mûmâ ileyh ve sâyir zâbıtân Babadağı'ndan tahrîk ile İsakçı'ya tesrîh olundu.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Ser-Cebeciyân be-İsakçı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_715.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Ser-Cebeciyân be-İsakçı",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'den Ordu-yi hümâyûn'a tertîb olunan cebecî neferâtı ve mühimmât, bahran ve nehran İsakçı'ya vârid olduğunu münhiyân-ı ahbâr ifâde vü tasrîh ve mühimmâtı emâkin-i mahfûzaya vazʿ ve neferâtı tashîh zımnında Cebeci-başı ile Ocağ'da mevcûd zâbıtân ve neferâtın İsakçı'ya vücûb-i ʿazîmetlerini hayr-hâhân-ı Devlet telmîh eylediklerine binâ'en, zilhiccenin yirmi ikinci hamîs günü Ağa-yı mûmâ ileyh ve sâyir zâbıtân Babadağı'ndan tahrîk ile İsakçı'ya tesrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bundan akdem Bahr-i siyâh'a me'mûr ve ʿavdetinde baʿzı taksîr isnâdıyla nazar-ı ʿâtıfetden mehcûr olup, evâhir-i zilhiccede maʿzûl ve ümerâ'-i deryâdan Cânım Hâce nebîresi Hüsâmeddin Paşa rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le yerine mevsûl ve Mora Cezîresi etrâfında Moskovlu'nun ceng gemileri geşt ü güzâr üzere oldukları menkūl olduğundan, Donanma-yı hümâyûn ile bir ân akdem havâlî-yi mezkûreye varup, defʿ-i keyd-i aʿdây-ı şûm ve muhâfaza-i etrâf ü tuhum eylemesi tarafına tenbîh ü îsâ ve selefi dahi maskat-ı re'si olan Eğriboz Sancağı'yla mahfûf-i ʿavârif-i bî-intihâ kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Kapudân-ı deryâ Vezîr İbrâhîm Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_716.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kapudân-ı deryâ Vezîr İbrâhîm Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh bundan akdem Bahr-i siyâh'a me'mûr ve ʿavdetinde baʿzı taksîr isnâdıyla nazar-ı ʿâtıfetden mehcûr olup, evâhir-i zilhiccede maʿzûl ve ümerâ'-i deryâdan Cânım Hâce nebîresi Hüsâmeddin Paşa rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le yerine mevsûl ve Mora Cezîresi etrâfında Moskovlu'nun ceng gemileri geşt ü güzâr üzere oldukları menkūl olduğundan, Donanma-yı hümâyûn ile bir ân akdem havâlî-yi mezkûreye varup, defʿ-i keyd-i aʿdây-ı şûm ve muhâfaza-i etrâf ü tuhum eylemesi tarafına tenbîh ü îsâ ve selefi dahi maskat-ı re'si olan Eğriboz Sancağı'yla mahfûf-i ʿavârif-i bî-intihâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hasm-ı bed-kîş memâlik-i mahrûseye ilkāy-ı fesâd [M2 69] ve teşvîşden hâlî olmayup, ez-cümle müstaʿidd-i ʿisyân ve behâne cûy-i tuğyân olan Mora reʿâyâsını gûnâgûn tesvîlât ü tergîbât ile ıdlâl ve o havâlîyi berhem-zede-i ihtilâl eyledikleri etvâr-ı reʿâyâdan istidlâl olunup, takviye-i kılâʿ ve tarsîn-i bikāʿ lâzım geldiğini serhad-nişînler tafsîl ü işbâʿ etmeleriyle, her kalʿaya mücâvir olan kasabât ü kurâdan tashîh tarîkıyla vâfir asker tahrîr ve kılâʿ-ı mezkûreye teşhîn ile icrây-ı hüsn-i tedbîr kılındığından başka, Dukakin Mütesellimi Hudâverdi-zâde Ahmed Bey kendü malından kifâyet mikdârı asker tanzîm ve bu defʿa İnebahtı tevcîh olunan Vezîr Mustafa Paşa maʿiyyetine varup, emr ü nehyine imtisâl eylemesi tarafına tefhîm ve bu mukābelede Mîr-i mîrânlık ile ber-murâd ve Dukakin Sancağı'yla neşîde-i ikbâli müstezâd kılındı.",
          "caption": "Zikr-i istihkâm-ı baʿzı kılâʿ ve tevcîh-i İnebahtı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_717.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istihkâm-ı baʿzı kılâʿ ve tevcîh-i İnebahtı",
          "text": "Hasm-ı bed-kîş memâlik-i mahrûseye ilkāy-ı fesâd [M2 69] ve teşvîşden hâlî olmayup, ez-cümle müstaʿidd-i ʿisyân ve behâne cûy-i tuğyân olan Mora reʿâyâsını gûnâgûn tesvîlât ü tergîbât ile ıdlâl ve o havâlîyi berhem-zede-i ihtilâl eyledikleri etvâr-ı reʿâyâdan istidlâl olunup, takviye-i kılâʿ ve tarsîn-i bikāʿ lâzım geldiğini serhad-nişînler tafsîl ü işbâʿ etmeleriyle, her kalʿaya mücâvir olan kasabât ü kurâdan tashîh tarîkıyla vâfir asker tahrîr ve kılâʿ-ı mezkûreye teşhîn ile icrây-ı hüsn-i tedbîr kılındığından başka, Dukakin Mütesellimi Hudâverdi-zâde Ahmed Bey kendü malından kifâyet mikdârı asker tanzîm ve bu defʿa İnebahtı tevcîh olunan Vezîr Mustafa Paşa maʿiyyetine varup, emr ü nehyine imtisâl eylemesi tarafına tefhîm ve bu mukābelede Mîr-i mîrânlık ile ber-murâd ve Dukakin Sancağı'yla neşîde-i ikbâli müstezâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezîre-i Mora'da şuyûʿ bulan ihtilâl muhtemelü'l-vukūʿ olduğuna binâ'en, Yenişehir'de bir vezîrin vücûdunu erbâb-ı elbâb istisvâb eylediklerine binâ'en, Yeniçeri Ağalığı'ndan infisâl ile Dimetoka'da müterakkıb-ı ʿâtıfet-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olan ʿOsmân Ağa'ya rütbe-i Vezâret ile Tırhal'a Sancağı ʿinâyet ve o havâlîye itâre-câsûs-i fikret ile muhâfazaya dikkat eylemesi tarafına mü'ekkeden tahrîr ü işâret olundu. Vidin tevcîhiyle Haleb Eyâleti bundan akdem mahlûl olup, Silistre nizâmına me'mûr sâbikā Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîhi emr-i maʿkūl görüldüğünden başka, Niğbolu etrafı muhâfazaya Karaman Vâlîsi Vezîr Süleyman Paşa taʿyîn ve Yeni kalʿay'ı muhâfaza şartıyla Kefe Eyâleti, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî ʿAbdulvelî nâm kimseye tevcîh ile o taraf dahi tahsîn olundu. İki bin nefer süvâriyle mukaddemâ Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr ve bu mukābelede Mîr-i mîrânlık ve Marʿaş Eyâleti ile mesrûr olan Hamevî-zâde ʿÖmer Paşa olmikdâr süvâriyle hareket, tavk ü kudretinden hâric idüğünü inhâ ve taklîlini recâ etdiğine binâ'en, eslâfı gibi sekiz yüz nefer süvâriyle isbât-ı vücûd etmek üzere matlabı pür-sûd kılındı.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_718.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât",
          "text": "Cezîre-i Mora'da şuyûʿ bulan ihtilâl muhtemelü'l-vukūʿ olduğuna binâ'en, Yenişehir'de bir vezîrin vücûdunu erbâb-ı elbâb istisvâb eylediklerine binâ'en, Yeniçeri Ağalığı'ndan infisâl ile Dimetoka'da müterakkıb-ı ʿâtıfet-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olan ʿOsmân Ağa'ya rütbe-i Vezâret ile Tırhal'a Sancağı ʿinâyet ve o havâlîye itâre-câsûs-i fikret ile muhâfazaya dikkat eylemesi tarafına mü'ekkeden tahrîr ü işâret olundu. Vidin tevcîhiyle Haleb Eyâleti bundan akdem mahlûl olup, Silistre nizâmına me'mûr sâbikā Rumeli Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîhi emr-i maʿkūl görüldüğünden başka, Niğbolu etrafı muhâfazaya Karaman Vâlîsi Vezîr Süleyman Paşa taʿyîn ve Yeni kalʿay'ı muhâfaza şartıyla Kefe Eyâleti, bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî ʿAbdulvelî nâm kimseye tevcîh ile o taraf dahi tahsîn olundu. İki bin nefer süvâriyle mukaddemâ Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr ve bu mukābelede Mîr-i mîrânlık ve Marʿaş Eyâleti ile mesrûr olan Hamevî-zâde ʿÖmer Paşa olmikdâr süvâriyle hareket, tavk ü kudretinden hâric idüğünü inhâ ve taklîlini recâ etdiğine binâ'en, eslâfı gibi sekiz yüz nefer süvâriyle isbât-ı vücûd etmek üzere matlabı pür-sûd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe İmperatoru ʿillet-i merâk ü sevdâya mübtelâ ve hall ü ʿakd-i umûrdan dâmen-keş-i istiğnâ olduğundan Beç'den gaybet ve Venedik ve Prusya ve Macar memleketlerini [M2 70] seyr ile defʿ-i sıklet ve Beç'e ʿavdet eylediği ve bir mahalde ʿadem-i istikrâr ile mânend-i sîm-âb hareket-i tabîʿî ile dâyimâ inkılâb üzere olduğu, vücûduna ʿârız olan ʿillet iktizâsından olduğunu mâderi olan İmperatoriçe tahkīk ve seyr-i büldân ile defʿ-i hafakān eylemesini teşvîk edüp, mücâveret sebebi ile Leh hudûduna dahi asker taʿyîn etdiklerini, câsûslar vesâtatıyla Belgrad Muhâfızı tashîh eylediğini ʿarîzasında îmâ vü tasrîh eyledi.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_719.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Nemçe İmperatoru ʿillet-i merâk ü sevdâya mübtelâ ve hall ü ʿakd-i umûrdan dâmen-keş-i istiğnâ olduğundan Beç'den gaybet ve Venedik ve Prusya ve Macar memleketlerini [M2 70] seyr ile defʿ-i sıklet ve Beç'e ʿavdet eylediği ve bir mahalde ʿadem-i istikrâr ile mânend-i sîm-âb hareket-i tabîʿî ile dâyimâ inkılâb üzere olduğu, vücûduna ʿârız olan ʿillet iktizâsından olduğunu mâderi olan İmperatoriçe tahkīk ve seyr-i büldân ile defʿ-i hafakān eylemesini teşvîk edüp, mücâveret sebebi ile Leh hudûduna dahi asker taʿyîn etdiklerini, câsûslar vesâtatıyla Belgrad Muhâfızı tashîh eylediğini ʿarîzasında îmâ vü tasrîh eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i çendînden berü Rusyalu Bahr-ı Baltık kenârlarında ve makarr-ı dalâl-i Kral olan Peterburg'un cânib-i garbîsinden cereyân eden nehr-i kebîr sevâhilinde sağīr u kebîr sefîneler inşâ ve ticâret-i bahriyyeye heves-kâr olarak tahsîl-i nefʿ ü cedvâ edegeldiklerinden başka, Devlet-i ʿaliyye ile muhârebeleri vukūʿ bulduğu hâlde, Deryây-ı Baltık'dan Bahr-i Muhît'a ve Sebte Boğazı'ndan Ak-deniz'e çıkup, cezâyir-i İslâmiyye'ye îsâl-i mazarrat ve reʿâyâyı bed-endîş ile hem-kîş olduklarından ekseriyle zünnâr-bend-i ittihâd ve delâletleriyle pâ-nihâde-i mevkiʿ-i ihtilâl ü fesâd olmak hülyâları dâyimâ semîr-i zamîrleri olup, bu defʿa vukūʿ bulan muhârebede sefînelerinde kıllet ve deryâ fennini kemâ-yenbağî ihâta eder kapudanlarında nedret olduğundan, Venedik ve İngilizlü ile istimzâc ü istîcâr ile sefâyine muhtâc olduklarını ifâde ve matlablarını intâc eylediklerinden başka, bihâra mücâvir olan düvel-i Nasârâ'dan kuvvet-i nakdiyye ile deryâ ʿilminde mâhir ve muhârebe-i bahriyyede mümâreseti zâhir âdemler tedârük eylediklerini Moskovlu'ya buğz eden baʿzı düvel hufyeten Devlet-i ʿaliyye'ye ihbâr ve vaktiyle âmâde-i harb ü peykâr olmak kazıyyesini ihtâr etmişler idi. O vaktin ricâl ü kibârı bu keyfiyyeti maglataya haml ve ʿadem-i tasdîk ile Peterburg'dan Ak-deniz'e Moskovlu'nun donanma ihrâcını bir vechile mutâlaʿalarına tatbîk edemeyüp, umûr-ı müstahîleden ʿadd ve muʿâraza edenlerin delâyilini mükâbere-i mahz ile redd eylediler. Nâgâh düşmen-i rû-siyâh İnebahtı açıklarında nümâyân ve sevâhilinde bulunan ehl-i İslâm'a dehşet-resân olmalarıyla, fi'l-hâl her cânibden Devlet-i ʿaliyye'ye ʿarz-ı mâcerâ ve zahîre ve asker talebiyle küllî iʿânet istidʿâ olunup, Moskovlu'nun [M2 71] Bahr-i Sefîd'e donanma ihrâcını müstahîl ʿadd edenler, garîk-ı bahr-i şerm ve muʿârazât-ı sâbıkalarında teceşşüm etdikleri şiddet leyyin ü nerm olup, der-ʿakab İskenderiyye Mutasarrıfı Mehmed Paşa'ya hükm-i Sultânî ısdâr ve Ülgün ve Bar etrâfından asker tahrîri işʿâr olunup, şöyle ki, Paşa-yı mûmâ ileyh on kıtʿa sefîne ihzâr edüp, cânib-i mîrîden her sefîneye beşer kîse ve peksemâd-behâ olarak biner guruş tahsîs olunup, mebâliğ-i merkūmeyi taksîm ve yeğeni Yahyâ Bey'i Başbuğ nasbı ile bir ân akdem Mora sevâhiline ihrâc eylemesi ber-vech-i te'kîd tarafına tefhîm olunduğundan başka, ümerâ-i deryâdan Rodos Mutasarrıfı Caʿfer Bey dahi o sulara ber-vech-i taʿcîl tavsîl ve Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿAlî Paşa Arnabûdluk'dan sefere me'mûr olmayanları mahallerinden ihrâc ü tenkīl ve beşer yüz sipâh ve silâhdâr neferâtı bâ-terakkī tahrîr olunup, bu cemʿiyyete idrâc ile Mora Serʿaskeri nasb olunan Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa tarafına îsâl olunmak üzere Ordu-yi hümâyûn ve Rikâb-ı müstetâb tarafından evâmir-i ekîde ile istiʿcâl olundu.\n\nDüşmen-i dîn ise itâʿatleri nakş-ber-âb olan Manya halkını bu hilâlde taraflarına cezb ü imâle ve ʿahd ü peymânı mutazammın ahedühümâ âhara ʿarz-ı kabâle edüp, Mora Cezîresi reʿâyâsını dahi idlâl ü tesvîl içün on kıtʿa sefîne Manya cânibine tesbîl etmişler idi. Zikr olunan sefînelerin iki kıtʿası kuvvet-i hût ve üç kıtʿası tünd-bâd-ı hevâ\nile âvâre-i temekkün ü sübût olup, süfün-i bâkıye sâhile vâsıl ve Manya keferesiyle müttefikan Mora reʿâyâsını peyvend-i ittifaka bend ve dâ'ire-i cemʿiyyetlerine dâhil etdikden sonra tahmînen altmış bin kadar eşrâr-ı küffâr Mizistre Kasabası'nı pâ-zede-i hasâr ve üç yüz kadar muvahhidîni giriftâr-ı kayd-ı üsâr eylediklerinden gayri, muhârebeye kıyâm eden dört yüz kadar merd-i be-nâm dahi nûş-i şerbet-i şehâdet ile tabaka-i ʿulyâ-yı huld-i berîni makām eylediler. Kefere-i mezbûrenin kasaba-i mezkûre ehâlîsine etdikleri ihânet tafsîl olunsa, sebeb-i rikkat ve ez-cümle birkaç tıfl-ı nev-resîdeyi bâlây-ı menâreden hâke ilkā ve envâʿ-1 fezâhata ictirâ ile âyîn-i [M2 72] migveli ibdâ eylediler. Bu hâl-i ʿibret-me'âl gûş-zed-i Serʿasker-i gayret-iştimâl oldukda, müretteb askerin vürûduna zemân müsâʿid olmadığını müşâhede ve etrâfa buyuruldular perâkende edüp, Tırhalalı Niʿmetî-zâde'yi ve Yenişehirli Müderris ʿOsmân Bey ile Kapucu-başı İsmâʿîl Ağa'yı ve Çatalcalı ʿAli Ağa ve İzdinli Bey-zâde'yi biner ikişer bin asker ile celb eylediği hâlde, ʿusât-ı reʿâyâdan on beş bin kadar küffâr Manya Limanı'ndan hurûc eden eşrâra iltihâk ü inzımâm ile Trabolice üzerine hücûm edecekleri Serʿasker Paşa'nın maʿlûmu oldukda, dâ'iresi halkını ve Trabolice Mütesellimi Hasan Efendi'yi ve celb olunan sâyir asâkir-i Müslimîn'i üzerlerine taʿyîn ve zilhiccenin on üçüncü isneyn günü telâkī-yi saffeyn vâkiʿ olup, fi'e-i muvahhidîn zümre-i müşrikîni ser-furû-bürde-i zemîn ve iki bin mikdarını küşte-i samsâm ü sikkîn edüp, nısf sâʿat hamle-i ʿaduv sûz-i İslâm'a mütehammil olamayarak, küffâr-ı tebeh-kâr top ve mühimmâtların terk ve firâr eylediler. Gaston Kazâsı'nda ser-ber âverde-i bağy ü şekā olan ʿusât-ı reʿâyâ, kasaba-i mezbûreyi târâc ü yağma etdikden sonra Balyabadra Panin reʿâyâsıyla muhâbere ve o tarafı nehb ve emvâl-i Müslimîn'i gasb ü musâdere ile kalʿayı muhâsara etmişler idi. Tesallut-i reʿâyâdan tahlîs-i cân eden ehl-i îmân Badra ehâlîsiyle ittihâd ve kalʿaya duhûl ile ehâlîye küllî imdâd etmişler idi. Yirmi gün eyyâm-ı muhâsara temâdî-yi kabûl ve bir tarafından imdâd vüsûl bulmadığından gayri, kıllet-i mâ mahsûrîne aʿzam-ı belvâ olup, nâ-çâr istîmân ile kalʿayı teslîme tavtîn-i nefs eylediklerini, Serʿasker Paşa'nın vekîl-i harcı olup, Kastel muhâfazasına me'mûr Mustafa Ağa istimâʿ ve maʿiyyetinde olan Arnabûd behâdırlarıyla istihlâs-ı kalʿaya isrâʿ etmeleriyle yek-hamlede cemʿiyyet-i aʿdâyı muzmahil ve ekserîsini musta'sil eylediklerinden gayri, vâfirini kayd-ı esre rabt ve top ve mühimmât ve sâyir edevâtların zabt eylediler. Lutf-ı Bârî ve himmet-i Tâcdârî ve dest-yârî-yi düstûr-ı dîn-perverî ile Mora Cezîresi'nde olan şûriş ü ihtilâl resîde-i ʿurza-i zevâl olup, Serʿasker Paşa'ya bu nusrat-ı ʿazîme sebeb-i füzûnî-yi iʿtibâr ve Fâtih-i Mora ʿunvânına sezâ-vâr olduğu zâhir ü âşikârdır. [M2 73]",
          "caption": "Mukaddime-i zuhûr-i muhârebe-i deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_720.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Mukaddime-i zuhûr-i muhârebe-i deryâ",
          "text": "Sinîn-i çendînden berü Rusyalu Bahr-ı Baltık kenârlarında ve makarr-ı dalâl-i Kral olan Peterburg'un cânib-i garbîsinden cereyân eden nehr-i kebîr sevâhilinde sağīr u kebîr sefîneler inşâ ve ticâret-i bahriyyeye heves-kâr olarak tahsîl-i nefʿ ü cedvâ edegeldiklerinden başka, Devlet-i ʿaliyye ile muhârebeleri vukūʿ bulduğu hâlde, Deryây-ı Baltık'dan Bahr-i Muhît'a ve Sebte Boğazı'ndan Ak-deniz'e çıkup, cezâyir-i İslâmiyye'ye îsâl-i mazarrat ve reʿâyâyı bed-endîş ile hem-kîş olduklarından ekseriyle zünnâr-bend-i ittihâd ve delâletleriyle pâ-nihâde-i mevkiʿ-i ihtilâl ü fesâd olmak hülyâları dâyimâ semîr-i zamîrleri olup, bu defʿa vukūʿ bulan muhârebede sefînelerinde kıllet ve deryâ fennini kemâ-yenbağî ihâta eder kapudanlarında nedret olduğundan, Venedik ve İngilizlü ile istimzâc ü istîcâr ile sefâyine muhtâc olduklarını ifâde ve matlablarını intâc eylediklerinden başka, bihâra mücâvir olan düvel-i Nasârâ'dan kuvvet-i nakdiyye ile deryâ ʿilminde mâhir ve muhârebe-i bahriyyede mümâreseti zâhir âdemler tedârük eylediklerini Moskovlu'ya buğz eden baʿzı düvel hufyeten Devlet-i ʿaliyye'ye ihbâr ve vaktiyle âmâde-i harb ü peykâr olmak kazıyyesini ihtâr etmişler idi. O vaktin ricâl ü kibârı bu keyfiyyeti maglataya haml ve ʿadem-i tasdîk ile Peterburg'dan Ak-deniz'e Moskovlu'nun donanma ihrâcını bir vechile mutâlaʿalarına tatbîk edemeyüp, umûr-ı müstahîleden ʿadd ve muʿâraza edenlerin delâyilini mükâbere-i mahz ile redd eylediler. Nâgâh düşmen-i rû-siyâh İnebahtı açıklarında nümâyân ve sevâhilinde bulunan ehl-i İslâm'a dehşet-resân olmalarıyla, fi'l-hâl her cânibden Devlet-i ʿaliyye'ye ʿarz-ı mâcerâ ve zahîre ve asker talebiyle küllî iʿânet istidʿâ olunup, Moskovlu'nun [M2 71] Bahr-i Sefîd'e donanma ihrâcını müstahîl ʿadd edenler, garîk-ı bahr-i şerm ve muʿârazât-ı sâbıkalarında teceşşüm etdikleri şiddet leyyin ü nerm olup, der-ʿakab İskenderiyye Mutasarrıfı Mehmed Paşa'ya hükm-i Sultânî ısdâr ve Ülgün ve Bar etrâfından asker tahrîri işʿâr olunup, şöyle ki, Paşa-yı mûmâ ileyh on kıtʿa sefîne ihzâr edüp, cânib-i mîrîden her sefîneye beşer kîse ve peksemâd-behâ olarak biner guruş tahsîs olunup, mebâliğ-i merkūmeyi taksîm ve yeğeni Yahyâ Bey'i Başbuğ nasbı ile bir ân akdem Mora sevâhiline ihrâc eylemesi ber-vech-i te'kîd tarafına tefhîm olunduğundan başka, ümerâ-i deryâdan Rodos Mutasarrıfı Caʿfer Bey dahi o sulara ber-vech-i taʿcîl tavsîl ve Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿAlî Paşa Arnabûdluk'dan sefere me'mûr olmayanları mahallerinden ihrâc ü tenkīl ve beşer yüz sipâh ve silâhdâr neferâtı bâ-terakkī tahrîr olunup, bu cemʿiyyete idrâc ile Mora Serʿaskeri nasb olunan Sadr-ı esbak Muhsin-zâde Mehmed Paşa tarafına îsâl olunmak üzere Ordu-yi hümâyûn ve Rikâb-ı müstetâb tarafından evâmir-i ekîde ile istiʿcâl olundu.\n\nDüşmen-i dîn ise itâʿatleri nakş-ber-âb olan Manya halkını bu hilâlde taraflarına cezb ü imâle ve ʿahd ü peymânı mutazammın ahedühümâ âhara ʿarz-ı kabâle edüp, Mora Cezîresi reʿâyâsını dahi idlâl ü tesvîl içün on kıtʿa sefîne Manya cânibine tesbîl etmişler idi. Zikr olunan sefînelerin iki kıtʿası kuvvet-i hût ve üç kıtʿası tünd-bâd-ı hevâ\nile âvâre-i temekkün ü sübût olup, süfün-i bâkıye sâhile vâsıl ve Manya keferesiyle müttefikan Mora reʿâyâsını peyvend-i ittifaka bend ve dâ'ire-i cemʿiyyetlerine dâhil etdikden sonra tahmînen altmış bin kadar eşrâr-ı küffâr Mizistre Kasabası'nı pâ-zede-i hasâr ve üç yüz kadar muvahhidîni giriftâr-ı kayd-ı üsâr eylediklerinden gayri, muhârebeye kıyâm eden dört yüz kadar merd-i be-nâm dahi nûş-i şerbet-i şehâdet ile tabaka-i ʿulyâ-yı huld-i berîni makām eylediler. Kefere-i mezbûrenin kasaba-i mezkûre ehâlîsine etdikleri ihânet tafsîl olunsa, sebeb-i rikkat ve ez-cümle birkaç tıfl-ı nev-resîdeyi bâlây-ı menâreden hâke ilkā ve envâʿ-1 fezâhata ictirâ ile âyîn-i [M2 72] migveli ibdâ eylediler. Bu hâl-i ʿibret-me'âl gûş-zed-i Serʿasker-i gayret-iştimâl oldukda, müretteb askerin vürûduna zemân müsâʿid olmadığını müşâhede ve etrâfa buyuruldular perâkende edüp, Tırhalalı Niʿmetî-zâde'yi ve Yenişehirli Müderris ʿOsmân Bey ile Kapucu-başı İsmâʿîl Ağa'yı ve Çatalcalı ʿAli Ağa ve İzdinli Bey-zâde'yi biner ikişer bin asker ile celb eylediği hâlde, ʿusât-ı reʿâyâdan on beş bin kadar küffâr Manya Limanı'ndan hurûc eden eşrâra iltihâk ü inzımâm ile Trabolice üzerine hücûm edecekleri Serʿasker Paşa'nın maʿlûmu oldukda, dâ'iresi halkını ve Trabolice Mütesellimi Hasan Efendi'yi ve celb olunan sâyir asâkir-i Müslimîn'i üzerlerine taʿyîn ve zilhiccenin on üçüncü isneyn günü telâkī-yi saffeyn vâkiʿ olup, fi'e-i muvahhidîn zümre-i müşrikîni ser-furû-bürde-i zemîn ve iki bin mikdarını küşte-i samsâm ü sikkîn edüp, nısf sâʿat hamle-i ʿaduv sûz-i İslâm'a mütehammil olamayarak, küffâr-ı tebeh-kâr top ve mühimmâtların terk ve firâr eylediler. Gaston Kazâsı'nda ser-ber âverde-i bağy ü şekā olan ʿusât-ı reʿâyâ, kasaba-i mezbûreyi târâc ü yağma etdikden sonra Balyabadra Panin reʿâyâsıyla muhâbere ve o tarafı nehb ve emvâl-i Müslimîn'i gasb ü musâdere ile kalʿayı muhâsara etmişler idi. Tesallut-i reʿâyâdan tahlîs-i cân eden ehl-i îmân Badra ehâlîsiyle ittihâd ve kalʿaya duhûl ile ehâlîye küllî imdâd etmişler idi. Yirmi gün eyyâm-ı muhâsara temâdî-yi kabûl ve bir tarafından imdâd vüsûl bulmadığından gayri, kıllet-i mâ mahsûrîne aʿzam-ı belvâ olup, nâ-çâr istîmân ile kalʿayı teslîme tavtîn-i nefs eylediklerini, Serʿasker Paşa'nın vekîl-i harcı olup, Kastel muhâfazasına me'mûr Mustafa Ağa istimâʿ ve maʿiyyetinde olan Arnabûd behâdırlarıyla istihlâs-ı kalʿaya isrâʿ etmeleriyle yek-hamlede cemʿiyyet-i aʿdâyı muzmahil ve ekserîsini musta'sil eylediklerinden gayri, vâfirini kayd-ı esre rabt ve top ve mühimmât ve sâyir edevâtların zabt eylediler. Lutf-ı Bârî ve himmet-i Tâcdârî ve dest-yârî-yi düstûr-ı dîn-perverî ile Mora Cezîresi'nde olan şûriş ü ihtilâl resîde-i ʿurza-i zevâl olup, Serʿasker Paşa'ya bu nusrat-ı ʿazîme sebeb-i füzûnî-yi iʿtibâr ve Fâtih-i Mora ʿunvânına sezâ-vâr olduğu zâhir ü âşikârdır. [M2 73]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i mezkûreye tasarruf ve bir sene kadar o mesned-i bülend ile teşerrüf eden Esʿad Efendi ʿazl ve nevbet-i Sadâret bi-hasebi't-tarîk İstanbul'dan munfasıl Mehmed Nebîh Efendi'nin iken bir gün mukaddem ser-sâm-ı dârû-yi hammâm ve enfâs-ı mukadderesi temâm olup, İstanbul râddesinde halefi olan Dâmâd-zâde Mehmed Murad Efendi Anadolu Sadâreti'yle der-âgūş-gerde-i şâhid-i merâm oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Sadâret-i Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_721.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Sadâret-i Anadolu",
          "text": "Sadâret-i mezkûreye tasarruf ve bir sene kadar o mesned-i bülend ile teşerrüf eden Esʿad Efendi ʿazl ve nevbet-i Sadâret bi-hasebi't-tarîk İstanbul'dan munfasıl Mehmed Nebîh Efendi'nin iken bir gün mukaddem ser-sâm-ı dârû-yi hammâm ve enfâs-ı mukadderesi temâm olup, İstanbul râddesinde halefi olan Dâmâd-zâde Mehmed Murad Efendi Anadolu Sadâreti'yle der-âgūş-gerde-i şâhid-i merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı olan Dürrî-zâde Mehmed Nurullâh Efendi nâmzed olduğu hükûmetden dâmen-keş-i istiʿfâ ve birâder-i saʿd-ahteri olup, Mekke Pâyesi'yle sâbıkā Selânik Kadısı olan es-Seyyid Mehmed ʿAtâullah Efendi şehr-i rebîʿulevvelin on beşinci günü İstanbul Kazâsı'yla kâm-revâ oldu. Üsküdar'da bundan akdem menâr-ı şerîʿatı râfiʿ olan Mehmed Nâfiʿ Efendi, şehr-i receb gurresinden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı'yla hürrem ve Çiçekçibaşı-zâde Feyzullah Efendi'nin Yenişehir-i Fenâr Kazası'yla gül-zâr-ı âmâli tarâvet-yâb-ı feyz-i Hâliku'n-nesem oldu. Sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri Karabekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi tekmîl-i müddet-i hayât ve terk-i meşgale-i kâyinât eyledi. Re'îsü'l-ʿulemâ olan Mirzâ-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi, bir sene kadar Rumeli Sadâreti'ne sâye-endâz-ı şeref ve Anadolu'dan maʿzûl Başmakçı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi gurre-i recebde müşârun ileyhe niʿme'l-halef ve İstanbul Kadısı olan Dürrî-zâde ʿAtâʿullah Efendi birâderi isrine iktifâ ve kâr-ı düşvâr-ı hükûmetden istiʿfâ edüp, bâ-Pâye-i Mekke sâbıkā Mısır Kadısı olan İshak Efendi gurre-i cumâdelâhirede İstanbul Kadısı nasb u taʿyîn ve Şeyhulislâm İshak Efendi-zâde es-Seyyid Yahya Şerîf Efendi mâh-ı mezbûrun onuncu gününden İstanbul Pâyesi'ni ihrâz ile nâyil-i ʿizz ü temkîn olup, Mektûbî ʿAbdurrahîm Efendi'nin dahi hükûmet-i Burusa ile ser-i iʿtibârı vâsıl-ı çerh-i heftümîn oldu.",
          "caption": "Zikr-i baʿzı tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_722.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i baʿzı tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "İstanbul Kadısı olan Dürrî-zâde Mehmed Nurullâh Efendi nâmzed olduğu hükûmetden dâmen-keş-i istiʿfâ ve birâder-i saʿd-ahteri olup, Mekke Pâyesi'yle sâbıkā Selânik Kadısı olan es-Seyyid Mehmed ʿAtâullah Efendi şehr-i rebîʿulevvelin on beşinci günü İstanbul Kazâsı'yla kâm-revâ oldu. Üsküdar'da bundan akdem menâr-ı şerîʿatı râfiʿ olan Mehmed Nâfiʿ Efendi, şehr-i receb gurresinden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı'yla hürrem ve Çiçekçibaşı-zâde Feyzullah Efendi'nin Yenişehir-i Fenâr Kazası'yla gül-zâr-ı âmâli tarâvet-yâb-ı feyz-i Hâliku'n-nesem oldu. Sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri Karabekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi tekmîl-i müddet-i hayât ve terk-i meşgale-i kâyinât eyledi. Re'îsü'l-ʿulemâ olan Mirzâ-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi, bir sene kadar Rumeli Sadâreti'ne sâye-endâz-ı şeref ve Anadolu'dan maʿzûl Başmakçı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi gurre-i recebde müşârun ileyhe niʿme'l-halef ve İstanbul Kadısı olan Dürrî-zâde ʿAtâʿullah Efendi birâderi isrine iktifâ ve kâr-ı düşvâr-ı hükûmetden istiʿfâ edüp, bâ-Pâye-i Mekke sâbıkā Mısır Kadısı olan İshak Efendi gurre-i cumâdelâhirede İstanbul Kadısı nasb u taʿyîn ve Şeyhulislâm İshak Efendi-zâde es-Seyyid Yahya Şerîf Efendi mâh-ı mezbûrun onuncu gününden İstanbul Pâyesi'ni ihrâz ile nâyil-i ʿizz ü temkîn olup, Mektûbî ʿAbdurrahîm Efendi'nin dahi hükûmet-i Burusa ile ser-i iʿtibârı vâsıl-ı çerh-i heftümîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Başmakçı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi, üç mâh Sadâret-i Rumeli'ye mutasarrıf ve işbu ramazan-ı şerîfin on altıncı günü şems-i ziyâ-dâr-ı hayâtı münkesif olup, sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri [M2 74] Şerîf-zâde Şerîf Mehmed Efendi o câh-ı menîʿ ile isʿâd ve huzûr-i Kāyim-makāmî'de telebbüs-i ferve-i semmûr ile dil-şâd kılındı.",
          "caption": "Vefât-ı Sadr-ı Rum",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_723.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Sadr-ı Rum",
          "text": "Başmakçı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi, üç mâh Sadâret-i Rumeli'ye mutasarrıf ve işbu ramazan-ı şerîfin on altıncı günü şems-i ziyâ-dâr-ı hayâtı münkesif olup, sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri [M2 74] Şerîf-zâde Şerîf Mehmed Efendi o câh-ı menîʿ ile isʿâd ve huzûr-i Kāyim-makāmî'de telebbüs-i ferve-i semmûr ile dil-şâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Seksen dört rebîʿulevvelinden zabt etmek şartıyla Şâm Kazâsı, Haleb'den munfasıl es-Seyyid Ahmed Efendi-zâde es-Seyyid Mustafa Efendi'ye ve Selânik Kazâsı, Yemlihâ Hasan Efendi'ye ve Galata Kazâsı, Kudüs Pâyesi'yle, es-Seyyid Mehmed Kâmil Efendi'ye ve Haleb Kazâsı, Kadı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Üsküdar Kazâsı, İmâm es-Seyyid İbrâhîm Efendi'ye tevârîh-i muhtelife ile tevcîh ü ihsân ve başka başka yedlerine iʿtây-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_724.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Seksen dört rebîʿulevvelinden zabt etmek şartıyla Şâm Kazâsı, Haleb'den munfasıl es-Seyyid Ahmed Efendi-zâde es-Seyyid Mustafa Efendi'ye ve Selânik Kazâsı, Yemlihâ Hasan Efendi'ye ve Galata Kazâsı, Kudüs Pâyesi'yle, es-Seyyid Mehmed Kâmil Efendi'ye ve Haleb Kazâsı, Kadı-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Üsküdar Kazâsı, İmâm es-Seyyid İbrâhîm Efendi'ye tevârîh-i muhtelife ile tevcîh ü ihsân ve başka başka yedlerine iʿtây-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm olan Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi Zilkaʿdenin beşinci günü terk-i dâr-ı garûr ve mücâvir-i ehl-i kubûr olup, Emânet-i ʿUzmây-ı Fetvâ üç defʿa Sadâret-i Anadolu ile kesb-i kıdem-i tarîk eden Mîrzâ-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'nin gerdan-i istihkākına taʿlîk olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Şeyhulislâm Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi ve Müftiyyü'l-enâm-şüden-i Mîrzâ-zâde Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_725.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şeyhulislâm Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi ve Müftiyyü'l-enâm-şüden-i Mîrzâ-zâde Efendi",
          "text": "Şeyhulislâm olan Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi Zilkaʿdenin beşinci günü terk-i dâr-ı garûr ve mücâvir-i ehl-i kubûr olup, Emânet-i ʿUzmây-ı Fetvâ üç defʿa Sadâret-i Anadolu ile kesb-i kıdem-i tarîk eden Mîrzâ-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'nin gerdan-i istihkākına taʿlîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Şeyhulislâm-ı merhûm Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Efendi'nin cürsûme-i pâkîzesi olup, eyyâm-ı civânîde lisân-ı hâl ile [mısra]: ʿUlâ'ike âbâ'î fe-ci'nî bi-mislihim mefhûmuyla terâne-sâz ve medrese ru'ûsuyla kāmet-efrâz-ı imtiyâz olup devre-i muʿtâdeyi tekmîl ve Mevleviyyet rütbesini tahsîl ve bir müddetden sonra Mekke Pâyesi'yle tatyîb ve Meşîhat-i pederîde İstanbul Kadılığı ile tatrîb olunup, üç mâhdan sonra istîfâ ve ihrâz-ı pâye ile iktifâ etmişidi. Yüz altmış beşde Anadolu Kadıʿaskerliği dîbâce-i ʿunvân-ı ikbâli olup, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ve altmış dokuzda Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine birkaç mâh imâmet ile ihrâz-ı dest-mâye-i merâm edüp, sene-i mezbûre vasatında Rumeli Sadâreti'ne şâyân ve yetmiş târîhinde ʿazl ve Burusa'ya tağrîb ile dil-rîş-i hümûm ü ahzân olup, zemân-ı ikāmeti medîd olmuşiken, hakkında lutf-i İlâhî bedîd ve kayd-ı gurbetden intılâk ile yevm-i mükfehirr-i emeli hem-reng-i sabâhu'l-ʿîd olup, yetmiş beşde mükerreren Sadr-ı Rum ve yedi mâh icrây-ı ahkâm ile\nfâsıl-ı mâ-beyn-i husûm olup, yetmiş [M2 75] dokuzda merreten baʿde uhrâ Sadâret-i mezkûre ile kâm-revâ ve birkaç mâhdan sonra istiʿfâ ve ihtiyâr-ı meslek-i inzivâ etmişiken, seksen iki târihinde Müftiyyü'l-vakt bulunan Veliyyüddîn Efendi rıhlet ve müşârun ileyh Mesned-i Fetvâ ile kesb-i etemm-i rifʿat eyledi. Seksen üçde fevt ve mazhar-ı “Küllü nefsin zâ'ikatü'l-mevt” olup, Murâd Paşa Câmiʿi hazîresinde o tavd-ı bâzıh-i ʿulûm ü fünûn mütevârî ve medfûn oldu. Müşârun ileyh ser-âmed-i ʿulemây-ı Rum ve fehm ü dânişi zâhir u maʿlûm olup, nazm ü nesre kādir ve cedel ü bahsde misli nâdir ve Sâhib mahlası ile manzûr olan gazel ve târîhleri rengîn ve makbûl-i tibâʿ-ı bülegāy-ı maʿârif-âyîn olup, ekser evkātı müdârese-i ʿulûm ile geçüp, ʿAbdullah Monla ve Gelembeli ve Küçük Âmedî gibi fuhûl dâyiresine tereddüd ve duhûl ve mübâhase-i gûnâ-gûn ile meclisini merkez-i dâyire-i menkūl ü maʿkūl ederler idi. Ebnây-ı cinsi her hâline hased ve der-i mesâvîsini feth ve mehâsinini sedd edüp, hattâ vefâtında: “Lâ tesübbü'l-emvâte fe-innehüm kad efdû mâ kaddemû” mefhûmundan ʿadem-i iʿrâz ile: \n\n Nazm: \n Mâte'l-hannâs \n (مات الخناس) \n\n târîhini inşâd ve nâr-ı ʿadâvetlerini îkād eylediler. Lisân-ı ebnây-ı zemân ile cerîhu'l-cenân oldukları hasebiyle: \n\n Nazm: \n ʿOsmân-ı sitem-dîde \n (عثمان ستم دیده) \n\n terkîbi vefâtlarına târîh vâkiʿ olduğu garâyib-i ittifakıyyâtdandır.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_726.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1182"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Şeyhulislâm-ı merhûm Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Efendi'nin cürsûme-i pâkîzesi olup, eyyâm-ı civânîde lisân-ı hâl ile [mısra]: ʿUlâ'ike âbâ'î fe-ci'nî bi-mislihim mefhûmuyla terâne-sâz ve medrese ru'ûsuyla kāmet-efrâz-ı imtiyâz olup devre-i muʿtâdeyi tekmîl ve Mevleviyyet rütbesini tahsîl ve bir müddetden sonra Mekke Pâyesi'yle tatyîb ve Meşîhat-i pederîde İstanbul Kadılığı ile tatrîb olunup, üç mâhdan sonra istîfâ ve ihrâz-ı pâye ile iktifâ etmişidi. Yüz altmış beşde Anadolu Kadıʿaskerliği dîbâce-i ʿunvân-ı ikbâli olup, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ve altmış dokuzda Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine birkaç mâh imâmet ile ihrâz-ı dest-mâye-i merâm edüp, sene-i mezbûre vasatında Rumeli Sadâreti'ne şâyân ve yetmiş târîhinde ʿazl ve Burusa'ya tağrîb ile dil-rîş-i hümûm ü ahzân olup, zemân-ı ikāmeti medîd olmuşiken, hakkında lutf-i İlâhî bedîd ve kayd-ı gurbetden intılâk ile yevm-i mükfehirr-i emeli hem-reng-i sabâhu'l-ʿîd olup, yetmiş beşde mükerreren Sadr-ı Rum ve yedi mâh icrây-ı ahkâm ile\nfâsıl-ı mâ-beyn-i husûm olup, yetmiş [M2 75] dokuzda merreten baʿde uhrâ Sadâret-i mezkûre ile kâm-revâ ve birkaç mâhdan sonra istiʿfâ ve ihtiyâr-ı meslek-i inzivâ etmişiken, seksen iki târihinde Müftiyyü'l-vakt bulunan Veliyyüddîn Efendi rıhlet ve müşârun ileyh Mesned-i Fetvâ ile kesb-i etemm-i rifʿat eyledi. Seksen üçde fevt ve mazhar-ı “Küllü nefsin zâ'ikatü'l-mevt” olup, Murâd Paşa Câmiʿi hazîresinde o tavd-ı bâzıh-i ʿulûm ü fünûn mütevârî ve medfûn oldu. Müşârun ileyh ser-âmed-i ʿulemây-ı Rum ve fehm ü dânişi zâhir u maʿlûm olup, nazm ü nesre kādir ve cedel ü bahsde misli nâdir ve Sâhib mahlası ile manzûr olan gazel ve târîhleri rengîn ve makbûl-i tibâʿ-ı bülegāy-ı maʿârif-âyîn olup, ekser evkātı müdârese-i ʿulûm ile geçüp, ʿAbdullah Monla ve Gelembeli ve Küçük Âmedî gibi fuhûl dâyiresine tereddüd ve duhûl ve mübâhase-i gûnâ-gûn ile meclisini merkez-i dâyire-i menkūl ü maʿkūl ederler idi. Ebnây-ı cinsi her hâline hased ve der-i mesâvîsini feth ve mehâsinini sedd edüp, hattâ vefâtında: “Lâ tesübbü'l-emvâte fe-innehüm kad efdû mâ kaddemû” mefhûmundan ʿadem-i iʿrâz ile: \n\n Nazm: \n Mâte'l-hannâs \n (مات الخناس) \n\n târîhini inşâd ve nâr-ı ʿadâvetlerini îkād eylediler. Lisân-ı ebnây-ı zemân ile cerîhu'l-cenân oldukları hasebiyle: \n\n Nazm: \n ʿOsmân-ı sitem-dîde \n (عثمان ستم دیده) \n\n terkîbi vefâtlarına târîh vâkiʿ olduğu garâyib-i ittifakıyyâtdandır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı behâr-ı huceste-âsâr resîde vü idrâk ve benât-ı nebât meşîme-i arzı çâk ve bûy-i dil-âvîz-i ʿanber-âmîz ile meşâmm-ı ʿâlemi ʿitr-nâk edüp, neşîb ü firâz-ı kühsâr ezhâr-ı rengâ-reng ile izhâr-ı sunʿ-i Hâlık-ı bî-enbâz ve agsân ü eşcâr destyârî-i nesîm-i ürd-i bihişt ile tebahtur u ihtizâz eyledi. Enhâr ü cedâvil sukūt-ı sayyib-i tayyib ile mütehalhil ve bürûdet-i hevâ kesb-i cevher-i safâ ile mülâyim ü muʿtedil olup, hatîb-i minber-i çemen-zâr olan ʿandelîb, meşk-i ʿaşk ile velvele-endâz-ı tilâl ü vihâd ve mürgān-ı ülî-ecniha ihtilâf-ı lügāt ile isbât-kerde-i bahs-i meʿâd oldu.\nSahn-ı mürg-zâr nesrîn ü benefsic ile behcet-bahş-ı menâzır ve lâle-i dagdâr-ı reng-i ahmer kānı ile küşâyende-i hâtır-ı dîde-i nergis-i hâb-düşmen nigehdâr-ı tâc-ı nesteren ve giyâh-ı nev-demîde sitâyiş-i nazrat ü hazratıyla gûyây-ı [M2 76] İyyâke ve hadra'e'd-dimen oldu. Bu esbâb ile fî-mâ baʿd Ordu-yi hümâyûn'un meştâda ikāmeti münâsib ve bir ân akdem sahrâya hurûcu vâcib olduğuna binâ'en muharremü'l-harâmın ikinci günü kānûn üzere Dergâh-ı âlî yeniçerileri ve dördüncü günü müretteb alay ile Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem cenâbları Livây-ı fevz iltivâ-yı Fahr-i ʿâlem'i pîşuvây-ı menhec-i saʿâdet eyleyerek, Babadağı Meştâsı'ndan dürre-zen-i hareket ü kıyâm ve mukaddemâ ihtiyâr-kerde-i erbâb-ı nakz u ibrâm olan kazây-ı dil-güşâda nasb olunan hıyâm-ı Süreyyâ-nizâma pâ-nihâde-i ʿizz ü ihtişâm oldu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene erbaʿa ve semânîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_727.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene erbaʿa ve semânîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "text": "Eyyâm-ı behâr-ı huceste-âsâr resîde vü idrâk ve benât-ı nebât meşîme-i arzı çâk ve bûy-i dil-âvîz-i ʿanber-âmîz ile meşâmm-ı ʿâlemi ʿitr-nâk edüp, neşîb ü firâz-ı kühsâr ezhâr-ı rengâ-reng ile izhâr-ı sunʿ-i Hâlık-ı bî-enbâz ve agsân ü eşcâr destyârî-i nesîm-i ürd-i bihişt ile tebahtur u ihtizâz eyledi. Enhâr ü cedâvil sukūt-ı sayyib-i tayyib ile mütehalhil ve bürûdet-i hevâ kesb-i cevher-i safâ ile mülâyim ü muʿtedil olup, hatîb-i minber-i çemen-zâr olan ʿandelîb, meşk-i ʿaşk ile velvele-endâz-ı tilâl ü vihâd ve mürgān-ı ülî-ecniha ihtilâf-ı lügāt ile isbât-kerde-i bahs-i meʿâd oldu.\nSahn-ı mürg-zâr nesrîn ü benefsic ile behcet-bahş-ı menâzır ve lâle-i dagdâr-ı reng-i ahmer kānı ile küşâyende-i hâtır-ı dîde-i nergis-i hâb-düşmen nigehdâr-ı tâc-ı nesteren ve giyâh-ı nev-demîde sitâyiş-i nazrat ü hazratıyla gûyây-ı [M2 76] İyyâke ve hadra'e'd-dimen oldu. Bu esbâb ile fî-mâ baʿd Ordu-yi hümâyûn'un meştâda ikāmeti münâsib ve bir ân akdem sahrâya hurûcu vâcib olduğuna binâ'en muharremü'l-harâmın ikinci günü kānûn üzere Dergâh-ı âlî yeniçerileri ve dördüncü günü müretteb alay ile Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem cenâbları Livây-ı fevz iltivâ-yı Fahr-i ʿâlem'i pîşuvây-ı menhec-i saʿâdet eyleyerek, Babadağı Meştâsı'ndan dürre-zen-i hareket ü kıyâm ve mukaddemâ ihtiyâr-kerde-i erbâb-ı nakz u ibrâm olan kazây-ı dil-güşâda nasb olunan hıyâm-ı Süreyyâ-nizâma pâ-nihâde-i ʿizz ü ihtişâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Babadağı'nda ittihâz-ı meştâ ʿan-asl musammem olmadığından, zahîrede kıllet ve mekânda ʿadem-i vüsʿat, ricâl ü kibârı mübtelây-ı çâr-mevce-i zarûret eylediğinden başka, incimâd-ı mâ ve nâ-bûdî-yi erbâb-ı harb-i vegā ile düşmenin bir tarafdan zuhûru endîşesi ve mukāvemetin fikdân-ı imkânıyla perîşânlık ihtimâlât-ı karîbesi râhat-fersây-ı erbâb-ı nühâ olmuşiken, feyz-i rûhâniyyet-i Livây-ı Mahbûb-i Hûdâ ile o hâtıralar bi'l-külliyye zâyil ve kudûm-i behâr ve fevc fevc vürûd-i asâkir-i rîg-şumâr ile ordu halkında sebât-ı kalb ve tuma'nînet hâsıl oldu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_728.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Babadağı'nda ittihâz-ı meştâ ʿan-asl musammem olmadığından, zahîrede kıllet ve mekânda ʿadem-i vüsʿat, ricâl ü kibârı mübtelây-ı çâr-mevce-i zarûret eylediğinden başka, incimâd-ı mâ ve nâ-bûdî-yi erbâb-ı harb-i vegā ile düşmenin bir tarafdan zuhûru endîşesi ve mukāvemetin fikdân-ı imkânıyla perîşânlık ihtimâlât-ı karîbesi râhat-fersây-ı erbâb-ı nühâ olmuşiken, feyz-i rûhâniyyet-i Livây-ı Mahbûb-i Hûdâ ile o hâtıralar bi'l-külliyye zâyil ve kudûm-i behâr ve fevc fevc vürûd-i asâkir-i rîg-şumâr ile ordu halkında sebât-ı kalb ve tuma'nînet hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şakīk ve ah-ı şefîk-i Sadrıaʿzam olup, bi'l-fiʿl Sipâhîler Ağası olan ʿAli Bey dehr-i fânîde niçe zemân tahsîl-i metâlib ve iktisâb-ı meʾârib ile kâm-rân olmuşiken, nâ-gâh hasta ve zücâc-ı mizâc-ı sengi-i hâdisât ile şikeste olup, birâder-i vâlâ-güherleri tarafından irsâl-i etıbbâ ile müdâvâtda ihtimâm olunmuşiken, dâ'-i mevte dermân ve ecel-i mevʿûda imkân-ı terâhî-yi zemân mümteni olduğundan, mâh-ı mezkûrun dokuzuncu günü dest-keş-i ʿâlem-i fânî ve ʿâzim-i semt-i câvidânî oldu. Mîr-i mûmâ ileyh Başbâkî Kulu ve Arpa Emîni ve Çavuş-başı ve Silahdâr ve Sipâh ağalıkları menâsıbı ile kesb-i iştihâr etmiş bir mîr-i nâmdâr idi. Münhal olan mansıbı Hatîb-zâde Kapucu-başı Ahmed Ağa'ya tevcîh olunup, bir gün sonra Ordu Şeyhi Bükâyî [Bükâî] Veli Efendi dahi hayât-ı müsteʿâr-ı dünyeviyye ile handân iken, derd-i nâgeh zuhûr ile giryân ve ol dahi cânib-i\nâhirete revân olup, Ordu meşîhati ile Meşâyih-i Halvetiyye'den Hâfız Mustafa Efendi kesb-i mâye-i ârzû-mendi eyledi.",
          "caption": "Ba'zı vefeyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_729.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Ba'zı vefeyât",
          "text": "Şakīk ve ah-ı şefîk-i Sadrıaʿzam olup, bi'l-fiʿl Sipâhîler Ağası olan ʿAli Bey dehr-i fânîde niçe zemân tahsîl-i metâlib ve iktisâb-ı meʾârib ile kâm-rân olmuşiken, nâ-gâh hasta ve zücâc-ı mizâc-ı sengi-i hâdisât ile şikeste olup, birâder-i vâlâ-güherleri tarafından irsâl-i etıbbâ ile müdâvâtda ihtimâm olunmuşiken, dâ'-i mevte dermân ve ecel-i mevʿûda imkân-ı terâhî-yi zemân mümteni olduğundan, mâh-ı mezkûrun dokuzuncu günü dest-keş-i ʿâlem-i fânî ve ʿâzim-i semt-i câvidânî oldu. Mîr-i mûmâ ileyh Başbâkî Kulu ve Arpa Emîni ve Çavuş-başı ve Silahdâr ve Sipâh ağalıkları menâsıbı ile kesb-i iştihâr etmiş bir mîr-i nâmdâr idi. Münhal olan mansıbı Hatîb-zâde Kapucu-başı Ahmed Ağa'ya tevcîh olunup, bir gün sonra Ordu Şeyhi Bükâyî [Bükâî] Veli Efendi dahi hayât-ı müsteʿâr-ı dünyeviyye ile handân iken, derd-i nâgeh zuhûr ile giryân ve ol dahi cânib-i\nâhirete revân olup, Ordu meşîhati ile Meşâyih-i Halvetiyye'den Hâfız Mustafa Efendi kesb-i mâye-i ârzû-mendi eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M2 77] Fazl-ı cenâb-ı Kahhâr ve imdâd-ı ruhâniyyet-i hazret-i nebiyy-i Muhtâr ile aʿdây-ı dinden ahz-ı sâr ve şevket-i İslâmiyye'yi izhâr niyyeti ile bu sâl-i ferruh-fâlda ʿâmm-ı mâzîden müzdâd cemʿ-i erbâb-ı cihâd ve tekmîl-i ʿudde-i ʿatâd kılınup, madrıb-ı hıyâm-ı asker-i İslâm olan Babadağı Sahrâsı'ndan işbu muharremül-harâmın bidâyetinde fevc fevc sunûf-i asker hareket ü kıyâm ve İsakçı Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_730.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "[M2 77] Fazl-ı cenâb-ı Kahhâr ve imdâd-ı ruhâniyyet-i hazret-i nebiyy-i Muhtâr ile aʿdây-ı dinden ahz-ı sâr ve şevket-i İslâmiyye'yi izhâr niyyeti ile bu sâl-i ferruh-fâlda ʿâmm-ı mâzîden müzdâd cemʿ-i erbâb-ı cihâd ve tekmîl-i ʿudde-i ʿatâd kılınup, madrıb-ı hıyâm-ı asker-i İslâm olan Babadağı Sahrâsı'ndan işbu muharremül-harâmın bidâyetinde fevc fevc sunûf-i asker hareket ü kıyâm ve İsakçı Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merhûm Enverî Efendi Babadağı Kasabası'nı meblağ-ı ʿilmi kadar keşf ve bâğ ü râğını vasf edüp, makālesinde habt ü zelel ve tahkīkātında kusûr u halel olduğu, bürhân-ı ʿaklî ile müdellel olmağla, bu bâbda ʿabd-i kem-bizâʿaya müşâhadeten maʿlûm ve sikāt-ı ruvât ile mefhûm olan baʿzı âsâr-ı coğrafîler revişinde-nakş ü nigâr ve reh-âverd-i mecâlis-i muhtebirân-ı ahvâl-i rûzgâr kılındı. Babadağı kırk yedi derece tûl ve kırk beş derece ʿarzda otuz sekiz derece inhırâf-ı kıble ile iki bayır arasında sazlık ve bataklık düz dere içinde hayli vâsiʿ bir şehir olup, Sultân Bâyezîd-i Velî kurşun örtülü bir câmiʿ binâsıyla şehr-i mezkûru tezyîn eylemişdir. Bundan başka vüzerây-ı ʿizâma mensub, birkaç câmiʿ ve iki üç çifte hammâmı ve maʿmûr hân ü esvâkı olup, seferler esnâsında Serdâr-ı ekremlere baʿzan meştâ olmuşdur. ʿAn-asl mâ-i cârîsi olmayup, âbârdan celb olunduğuna binâʿen, ihrâc olunan âbın üç sâʿat geçmeden tatarruk-fesâd ile istiʿmâle selâhiyyeti olmadığı maʿlûmdur. Şehrin garb tarafında dâmen-i kûhda Yûsuf Paşa Çeşmesi nâmında iki masura kadar bir suyu olup, andan gayri şurba sezâ suyu yokdur. Şehre bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Yemeklik Çeşmesi nâmıyla olan suyu Vezîr-i müşârun ileyh kanavât ile getürdüp, şehre icrâ ve birkaç yerde çeşmeler ihdâsıyla ʿatâş-ı nâsı irvâ etmişdir. Şehr-i mezkûrun behârı ferah-fezâ ve envâʿ-ı ezhâr ile nümûne-nümâ-yı cennetü'l-me'vâ olup, hânelerinin ekserî müttesiʿu ferâh-nâk ve eşcârı birbirine iştibâk ile selvet-bahş-ı dil-i gamnâk olup, agsân ü efnânında lâne-gîr olan kumârî vü tuyûr escâʿ-ı dilsûz ve terennümât-ı hâtır-ı fürûz ile kulûb-i hâfikaya bahşende-i sükûn u sürûr olduğundan [M2 78] başka, sahrâları sebze-zâr ve tilâl ü cibâli atlas-ı hadrâ ile kisve-dâr olup, ancak ehâlîsinin ekserîsi terk-i salât ile şöhret-şiʿâr ve vakt-i duhâya dek hâb-ı gafletle âvâre-i feyz-i eshâr olduklarından fazla, kâr u kisbleri ebnây-ı sebîli verây-ı eşcârdan darb ile nehb ü selb ve bi'l-müvâcehe on neferi iki nefere mukāvemet edemediği mücerreb-i erbâb-ı harb olup, cümlesi kesel ü batâlete meftûn ve iki üç sâʿat mahalde kûh-sârları eşcâr ile meşhûn iken, hânelerinde hâzır olan ʿarabalarını iʿmâl etmeyüp, askerîden taleb-i hatab ile zarûretlerin defʿ ede-geldikleri sıhhate makrûn bir emr-i\ngarâyib-nümûndur. Vech-i tesmiyesine sebeb olan Baba nâm kimse, şehre müşrif cebelin zirvesinde medfûn ve kubbe vü hîtân tekellüfünden bîrûndur. Ehâlîsi baʿzı hârik-ʿâde şey' nakliyle kerâmetini beyân ü işâʿat ve baʿzı nüzûr u kurbân ile vâsıl-ı maksad olduklarını rivâyet ederler. Şehrin kurbunda Kara-denizden münşaʿib bir gadîr-i kebîr olup, selefde Kazak kayıkları girüp, şehri gāret ederler idi. Kayık gelecek boğaz sed ile tahsîn ve şehir gāretden te'mîn olunmuşdur. Zikr olunan gadîre havâle Yeni-sâle nâmında bir harâb kalʿa olup, âsârı bâkīdir. Kurbunda el-yevm meşhûd olan karye kalʿaya nisbet olunmuşdur. İneb ve sâyir fevâkih o havâlîde Hudâ-yı nâbit kabîlinden olup, ehâlîde himmet ve sanʿat-ı filâhata kābil meleke vü tabîʿat olsa, ʿumûmen esmâr ü fevâkihi aʿlâ olup, etrâfdan celbe zarûret ilcâ etmez idi. Şehr-i mezkûr ʿan-asl vesîʿu'l-ercâ ve maʿmûr bir şehr-i bî-kusûr iken, surûf-i rûzgâr ile harâbe-zâr ve el-hâletü hâzihî sagīr bir kasaba şeklinde nümû-dâr olmuşdur.\n\n“Böyledir reftâr-ı çerh-i kec-i şitâb\nBir mahal maʿmûr olur gâhî harâb”",
          "caption": "İstıtrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_731.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İstıtrâd",
          "text": "Merhûm Enverî Efendi Babadağı Kasabası'nı meblağ-ı ʿilmi kadar keşf ve bâğ ü râğını vasf edüp, makālesinde habt ü zelel ve tahkīkātında kusûr u halel olduğu, bürhân-ı ʿaklî ile müdellel olmağla, bu bâbda ʿabd-i kem-bizâʿaya müşâhadeten maʿlûm ve sikāt-ı ruvât ile mefhûm olan baʿzı âsâr-ı coğrafîler revişinde-nakş ü nigâr ve reh-âverd-i mecâlis-i muhtebirân-ı ahvâl-i rûzgâr kılındı. Babadağı kırk yedi derece tûl ve kırk beş derece ʿarzda otuz sekiz derece inhırâf-ı kıble ile iki bayır arasında sazlık ve bataklık düz dere içinde hayli vâsiʿ bir şehir olup, Sultân Bâyezîd-i Velî kurşun örtülü bir câmiʿ binâsıyla şehr-i mezkûru tezyîn eylemişdir. Bundan başka vüzerây-ı ʿizâma mensub, birkaç câmiʿ ve iki üç çifte hammâmı ve maʿmûr hân ü esvâkı olup, seferler esnâsında Serdâr-ı ekremlere baʿzan meştâ olmuşdur. ʿAn-asl mâ-i cârîsi olmayup, âbârdan celb olunduğuna binâʿen, ihrâc olunan âbın üç sâʿat geçmeden tatarruk-fesâd ile istiʿmâle selâhiyyeti olmadığı maʿlûmdur. Şehrin garb tarafında dâmen-i kûhda Yûsuf Paşa Çeşmesi nâmında iki masura kadar bir suyu olup, andan gayri şurba sezâ suyu yokdur. Şehre bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Yemeklik Çeşmesi nâmıyla olan suyu Vezîr-i müşârun ileyh kanavât ile getürdüp, şehre icrâ ve birkaç yerde çeşmeler ihdâsıyla ʿatâş-ı nâsı irvâ etmişdir. Şehr-i mezkûrun behârı ferah-fezâ ve envâʿ-ı ezhâr ile nümûne-nümâ-yı cennetü'l-me'vâ olup, hânelerinin ekserî müttesiʿu ferâh-nâk ve eşcârı birbirine iştibâk ile selvet-bahş-ı dil-i gamnâk olup, agsân ü efnânında lâne-gîr olan kumârî vü tuyûr escâʿ-ı dilsûz ve terennümât-ı hâtır-ı fürûz ile kulûb-i hâfikaya bahşende-i sükûn u sürûr olduğundan [M2 78] başka, sahrâları sebze-zâr ve tilâl ü cibâli atlas-ı hadrâ ile kisve-dâr olup, ancak ehâlîsinin ekserîsi terk-i salât ile şöhret-şiʿâr ve vakt-i duhâya dek hâb-ı gafletle âvâre-i feyz-i eshâr olduklarından fazla, kâr u kisbleri ebnây-ı sebîli verây-ı eşcârdan darb ile nehb ü selb ve bi'l-müvâcehe on neferi iki nefere mukāvemet edemediği mücerreb-i erbâb-ı harb olup, cümlesi kesel ü batâlete meftûn ve iki üç sâʿat mahalde kûh-sârları eşcâr ile meşhûn iken, hânelerinde hâzır olan ʿarabalarını iʿmâl etmeyüp, askerîden taleb-i hatab ile zarûretlerin defʿ ede-geldikleri sıhhate makrûn bir emr-i\ngarâyib-nümûndur. Vech-i tesmiyesine sebeb olan Baba nâm kimse, şehre müşrif cebelin zirvesinde medfûn ve kubbe vü hîtân tekellüfünden bîrûndur. Ehâlîsi baʿzı hârik-ʿâde şey' nakliyle kerâmetini beyân ü işâʿat ve baʿzı nüzûr u kurbân ile vâsıl-ı maksad olduklarını rivâyet ederler. Şehrin kurbunda Kara-denizden münşaʿib bir gadîr-i kebîr olup, selefde Kazak kayıkları girüp, şehri gāret ederler idi. Kayık gelecek boğaz sed ile tahsîn ve şehir gāretden te'mîn olunmuşdur. Zikr olunan gadîre havâle Yeni-sâle nâmında bir harâb kalʿa olup, âsârı bâkīdir. Kurbunda el-yevm meşhûd olan karye kalʿaya nisbet olunmuşdur. İneb ve sâyir fevâkih o havâlîde Hudâ-yı nâbit kabîlinden olup, ehâlîde himmet ve sanʿat-ı filâhata kābil meleke vü tabîʿat olsa, ʿumûmen esmâr ü fevâkihi aʿlâ olup, etrâfdan celbe zarûret ilcâ etmez idi. Şehr-i mezkûr ʿan-asl vesîʿu'l-ercâ ve maʿmûr bir şehr-i bî-kusûr iken, surûf-i rûzgâr ile harâbe-zâr ve el-hâletü hâzihî sagīr bir kasaba şeklinde nümû-dâr olmuşdur.\n\n“Böyledir reftâr-ı çerh-i kec-i şitâb\nBir mahal maʿmûr olur gâhî harâb”"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eflâk mülhakātından Krayova'da vâkiʿ Palovince (پالوونجه) nâm karyeyi tazyîk zımnında düşmen-i dîn tarafından taʿyîn olunan Donce (دونجه) nâm boyara dört nefer kapudân ve beş yüz kadar katana terfîk olunduğunu, o havâli muhâfazasına meʿmûr serdengeçdi ağaları tahkīk eylediklerine binâʾen, mukābele-i aʿdâya sîne-keş-i celâdet ve iki sâʿat kadar şedâyid-i muhârebeye [M2 79] musâberet ile düşmeni tedmîr ve mesfûr boyar ile dört nefer müteʿayyen kimseleri ve elli kadar sâyir müşrikîni küşte-i şemşîr-i berk-te'sîr eyleyüp, sâyirleri ümmîd-i necât ile müteferrik-i girîve vü felât oldukları, Vidin Muhâfızı Ahmed Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa tarafından işʿâr ve bu haber-i hayr, dâfiʿu'd-dayr kulûb-i Müslimîn'i mâlâ-mâl-i hubûr ve istibşâr eyledi. Bükreş Kasabası'nı eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ bâbında Başbuğ nasb olunan Vezîr Sârım İbrâhîm Paşa'nın maʿiyyetine meʿmûr asâkir-i İslâm ictimâʿ ve bir ân akdem Tuna'yı karşuya mürûr ile infâz-ı emr-i Cihân-mutâʿ eylemesi, tarafına pey-der-pey tahrîr u ilmâʿ olunmuşiken, mühimmâtda olan kusûr ve sunûf-i askerîde olan fütûr, pây-i ʿazîmetine şikâl olduğunu ʿarz u imlâ etdiyse dahi îrâd etdiği ʿözr-i leng Serdâr-ı ekrem hazretlerini dil-teng edüp, bâzûy-ı iktidârına kuvvet ve binây-ı ʿazîmetine metânet kasdıyla Mîr-i mîrân'dan Mehmed Paşa'ya Rumeli Beylerbeyliği Pâyesi ihsân ve Çerhacılık ile zâtına vasf u ʿunvân verilüp, müşârun ileyhi bir ân akdem mahallinden tahrîk ve râbıta-i aʿdây-ı tefkîk vasâyâsıyla gûş-i me'mûriyyeti taʿrîk olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh müşârun ileyhin ordusuna vusûl bulup, irâde-i devleti ifâdeye fursat-yâb olamadığını işrâb ve harekete niyyeti olmayup, hezâr-ı suʿûbetle ictimâʿ eden askere tûl-i\nikāmet sebebi ile karîben teferruk tareyân eyleyeceğini beyân edüp, kazıyye-i mezkûre ʿakd olunan meclisde dermeyân kılınup, ʿazli karâr-gîr-i müsteşâr u müsteşîr ve sâbıkā Hotin Serʿaskeri ve Haleb Vâlîsi olan Vezîr Mehmed Paşa da mehâyil-i rüşd ü sedâd tecribet-güzâr-ı erbâb-ı ictihâd olduğundan, mâh-ı mezbûrun on beşinci cumʿa günü Eflâk Serʿaskeri nasbı ile tevkīr olunup, selefi Vezîr İbrâhîm Paşa mukaddemâ Silistire nizâmına me'mûr bulunmuş olmağla, meʿmûriyyeti istînâf ve tecdîd ve bir ân akdem Silistire'ye ʿazîmeti tarafına hitâben şeref-rîz-i sudûr olan emr-i ʿâlîde te'kîd olundu. Müşârun ileyh Âsitâne'de Defterdâr ve kemâl-i istiklâl ve istibdâd ile şöhret-şiʿâr iken, Sadrıaʿzam olan Halîl Paşa'nın mutasarrıf olduğu mukātaʿâtın mîrîsini talebde izhâr-ı şiddet ve müşârun ileyh dahi recây-ı mühlet ile izhâr-ı [M2 80] vech-i mülâyemet etmişiken, tabʿ-ı vekkād ve vesîle-i kurb-i istinâd ile ıtlâk-ı lisân ve Halîl Paşa dahi redd-i cevâb-ı dürüşt ile irâ'e-i hançer-i berrân eylediği, o vaktin ricâli lisânından gûş-zed-i erbâb-ı izʿân olmağla, bu sebeb ile miyânelerinde tekevvün eden sudâʿ-ı şikāk, mülte'im-i dest-i vifâk olmayacağını İbrâhîm Paşa taʿakkul ve bu meʾmûriyyetde mizâc-ı askere nazaran bir bâdire zuhûruyla telef-i nefs mühlikesini tehayyül edüp, nâ-çâr kusûr-i mühimmât ve asâkir beyninde olan ihlâlâtı sened ittihâzıyla hareketden ictinâb ü intikâs ve sühûletle nefsini istihlâs eyledi. Müşârun ileyhin ʿazl ve Silistire'ye ʿavdeti fermânı yedine vâsıl olduğu gün, aʿdânın Bükreş'den hurûcu haberi şâyiʿ olup, “Hayfâ! karşuya mürûr ve aʿdâyı müstaʾsal ve makhûr eyleyeceğimiz hılâlde ʿazlimiz zuhûr eyledi” dediği mütevâtir ü meşhûrdur. Müşârun ileyh nefsini muhâfaza ve askerinin ʿadem-i vefâsını mülâhaza ile üç mâh kadar Ruscuk'da temekkün edüp, ifâte-i evkāt ve askeri itʿâb ve taʿyîn ve mânde nâmıyla bâʿis-i isrâfât olup, halefi dahi tekmîl-i esbâb-ı ihtişâm dâʿiyesiyle bir müddet berü taraflarda ârâm ü mükâtebât ve mücâvebât ile tazyîʿ-i eyyâm eylediği hengâm düşmen-i dîn Bükreş'den hurûc ile cemʿiyyet-gâhlarına vusûl ve Mîr-i mîrân Mehmed Paşa ile Krayova Bânı Bükreş'e duhûl eylediler. Bân-ı mesfûr Krayova ve sâyir mahallerde fevka mâ yutasavver sadâkati mukarrer olup, reʿâyâyı sunûf-i vaʿd ü vaʿîd ile hasm-ı ʿanîdden tebrîd ve Fenerli takımlarının kulûbünü nâr-ı hasedle tevkīd edüp, istıhlâs-ı Bükreş ʿakabinde Eflâk Voyvodalığı'yla taraf-ı Sadr-ı muvakkardan mübeşşir olduğuna binâ'en, tahliye-i Bükreş haberi vürûdunda mesfûra Voyvodalık tevcîh ve himâyet-i reʿâyâ ve celb-i havâtır-ı zuʿafâ husûsları tarafına mü'ekked tenbîh olundu. Bükreş'den firâr ve Yaş cânibine ilgār eden ʿanede-i müşrikîn Fokşan derûnundan cereyân eden Nehr-i Seret'den güzerân olacağlarını Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa tahkīk ü îkān etmekle, külliyyetlü asker ile yetişüp, nehri mürûr eden küffârın baʿzısını tuʿme-i şemşîr ve baʿzısını esîr eyleyüp, bâkīsi Yaş tarafına firâr ve istihlâs-ı [M2 81] nefs-i bed-kâr eylediler.",
          "caption": "Baʿzı havâdisât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_732.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdisât",
          "text": "Eflâk mülhakātından Krayova'da vâkiʿ Palovince (پالوونجه) nâm karyeyi tazyîk zımnında düşmen-i dîn tarafından taʿyîn olunan Donce (دونجه) nâm boyara dört nefer kapudân ve beş yüz kadar katana terfîk olunduğunu, o havâli muhâfazasına meʿmûr serdengeçdi ağaları tahkīk eylediklerine binâʾen, mukābele-i aʿdâya sîne-keş-i celâdet ve iki sâʿat kadar şedâyid-i muhârebeye [M2 79] musâberet ile düşmeni tedmîr ve mesfûr boyar ile dört nefer müteʿayyen kimseleri ve elli kadar sâyir müşrikîni küşte-i şemşîr-i berk-te'sîr eyleyüp, sâyirleri ümmîd-i necât ile müteferrik-i girîve vü felât oldukları, Vidin Muhâfızı Ahmed Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa tarafından işʿâr ve bu haber-i hayr, dâfiʿu'd-dayr kulûb-i Müslimîn'i mâlâ-mâl-i hubûr ve istibşâr eyledi. Bükreş Kasabası'nı eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ bâbında Başbuğ nasb olunan Vezîr Sârım İbrâhîm Paşa'nın maʿiyyetine meʿmûr asâkir-i İslâm ictimâʿ ve bir ân akdem Tuna'yı karşuya mürûr ile infâz-ı emr-i Cihân-mutâʿ eylemesi, tarafına pey-der-pey tahrîr u ilmâʿ olunmuşiken, mühimmâtda olan kusûr ve sunûf-i askerîde olan fütûr, pây-i ʿazîmetine şikâl olduğunu ʿarz u imlâ etdiyse dahi îrâd etdiği ʿözr-i leng Serdâr-ı ekrem hazretlerini dil-teng edüp, bâzûy-ı iktidârına kuvvet ve binây-ı ʿazîmetine metânet kasdıyla Mîr-i mîrân'dan Mehmed Paşa'ya Rumeli Beylerbeyliği Pâyesi ihsân ve Çerhacılık ile zâtına vasf u ʿunvân verilüp, müşârun ileyhi bir ân akdem mahallinden tahrîk ve râbıta-i aʿdây-ı tefkîk vasâyâsıyla gûş-i me'mûriyyeti taʿrîk olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh müşârun ileyhin ordusuna vusûl bulup, irâde-i devleti ifâdeye fursat-yâb olamadığını işrâb ve harekete niyyeti olmayup, hezâr-ı suʿûbetle ictimâʿ eden askere tûl-i\nikāmet sebebi ile karîben teferruk tareyân eyleyeceğini beyân edüp, kazıyye-i mezkûre ʿakd olunan meclisde dermeyân kılınup, ʿazli karâr-gîr-i müsteşâr u müsteşîr ve sâbıkā Hotin Serʿaskeri ve Haleb Vâlîsi olan Vezîr Mehmed Paşa da mehâyil-i rüşd ü sedâd tecribet-güzâr-ı erbâb-ı ictihâd olduğundan, mâh-ı mezbûrun on beşinci cumʿa günü Eflâk Serʿaskeri nasbı ile tevkīr olunup, selefi Vezîr İbrâhîm Paşa mukaddemâ Silistire nizâmına me'mûr bulunmuş olmağla, meʿmûriyyeti istînâf ve tecdîd ve bir ân akdem Silistire'ye ʿazîmeti tarafına hitâben şeref-rîz-i sudûr olan emr-i ʿâlîde te'kîd olundu. Müşârun ileyh Âsitâne'de Defterdâr ve kemâl-i istiklâl ve istibdâd ile şöhret-şiʿâr iken, Sadrıaʿzam olan Halîl Paşa'nın mutasarrıf olduğu mukātaʿâtın mîrîsini talebde izhâr-ı şiddet ve müşârun ileyh dahi recây-ı mühlet ile izhâr-ı [M2 80] vech-i mülâyemet etmişiken, tabʿ-ı vekkād ve vesîle-i kurb-i istinâd ile ıtlâk-ı lisân ve Halîl Paşa dahi redd-i cevâb-ı dürüşt ile irâ'e-i hançer-i berrân eylediği, o vaktin ricâli lisânından gûş-zed-i erbâb-ı izʿân olmağla, bu sebeb ile miyânelerinde tekevvün eden sudâʿ-ı şikāk, mülte'im-i dest-i vifâk olmayacağını İbrâhîm Paşa taʿakkul ve bu meʾmûriyyetde mizâc-ı askere nazaran bir bâdire zuhûruyla telef-i nefs mühlikesini tehayyül edüp, nâ-çâr kusûr-i mühimmât ve asâkir beyninde olan ihlâlâtı sened ittihâzıyla hareketden ictinâb ü intikâs ve sühûletle nefsini istihlâs eyledi. Müşârun ileyhin ʿazl ve Silistire'ye ʿavdeti fermânı yedine vâsıl olduğu gün, aʿdânın Bükreş'den hurûcu haberi şâyiʿ olup, “Hayfâ! karşuya mürûr ve aʿdâyı müstaʾsal ve makhûr eyleyeceğimiz hılâlde ʿazlimiz zuhûr eyledi” dediği mütevâtir ü meşhûrdur. Müşârun ileyh nefsini muhâfaza ve askerinin ʿadem-i vefâsını mülâhaza ile üç mâh kadar Ruscuk'da temekkün edüp, ifâte-i evkāt ve askeri itʿâb ve taʿyîn ve mânde nâmıyla bâʿis-i isrâfât olup, halefi dahi tekmîl-i esbâb-ı ihtişâm dâʿiyesiyle bir müddet berü taraflarda ârâm ü mükâtebât ve mücâvebât ile tazyîʿ-i eyyâm eylediği hengâm düşmen-i dîn Bükreş'den hurûc ile cemʿiyyet-gâhlarına vusûl ve Mîr-i mîrân Mehmed Paşa ile Krayova Bânı Bükreş'e duhûl eylediler. Bân-ı mesfûr Krayova ve sâyir mahallerde fevka mâ yutasavver sadâkati mukarrer olup, reʿâyâyı sunûf-i vaʿd ü vaʿîd ile hasm-ı ʿanîdden tebrîd ve Fenerli takımlarının kulûbünü nâr-ı hasedle tevkīd edüp, istıhlâs-ı Bükreş ʿakabinde Eflâk Voyvodalığı'yla taraf-ı Sadr-ı muvakkardan mübeşşir olduğuna binâ'en, tahliye-i Bükreş haberi vürûdunda mesfûra Voyvodalık tevcîh ve himâyet-i reʿâyâ ve celb-i havâtır-ı zuʿafâ husûsları tarafına mü'ekked tenbîh olundu. Bükreş'den firâr ve Yaş cânibine ilgār eden ʿanede-i müşrikîn Fokşan derûnundan cereyân eden Nehr-i Seret'den güzerân olacağlarını Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa tahkīk ü îkān etmekle, külliyyetlü asker ile yetişüp, nehri mürûr eden küffârın baʿzısını tuʿme-i şemşîr ve baʿzısını esîr eyleyüp, bâkīsi Yaş tarafına firâr ve istihlâs-ı [M2 81] nefs-i bed-kâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn hazînesine bundan akdem firistâde kılınan hazîne mevâcib ve sâyir metâlibe sarf olunup, akçaya mess-i ihtiyâç maʿrûz-i bâr-gâh-ı sâhib-i taht ü tâc kılınmışidi. Bu defʿa dahi dört bin kîseye karîb meblağ, Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz ve Ordu-yi zafer-bûy hazînesine irsâl ile gürûh-i müstevfiyân, âzâde-i muzâyaka vü işmi'zâz kılındı. Gazâ vü cihâda hass ü igrâ zımnında taraf-ı Cihânbânî'den teşrîfât-ı seniyye-i mashûb bir kıtʿa hatt-ı belîğu'l-üslûb şeref-rîz-i vürûd olup, fermân ʿalâ rü'ûsi'l-eşhâd kırâ'et ve teşrîfât-ı hümâyûn ile Sadr-ı vâlâ-menkabet hâyiz-i rehîne-i envâʿ-ı meserret oldu.",
          "caption": "Vürûd-i hazîne ve hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_733.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hazîne ve hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn hazînesine bundan akdem firistâde kılınan hazîne mevâcib ve sâyir metâlibe sarf olunup, akçaya mess-i ihtiyâç maʿrûz-i bâr-gâh-ı sâhib-i taht ü tâc kılınmışidi. Bu defʿa dahi dört bin kîseye karîb meblağ, Hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz ve Ordu-yi zafer-bûy hazînesine irsâl ile gürûh-i müstevfiyân, âzâde-i muzâyaka vü işmi'zâz kılındı. Gazâ vü cihâda hass ü igrâ zımnında taraf-ı Cihânbânî'den teşrîfât-ı seniyye-i mashûb bir kıtʿa hatt-ı belîğu'l-üslûb şeref-rîz-i vürûd olup, fermân ʿalâ rü'ûsi'l-eşhâd kırâ'et ve teşrîfât-ı hümâyûn ile Sadr-ı vâlâ-menkabet hâyiz-i rehîne-i envâʿ-ı meserret oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tafsîl ü beyân olunduğu vech üzere aʿdây-ı dînin sefâyini Bahr-i sefîd'de geşt ü güzâr ve cezâyir ve sevâhil-i İslâmiyye'ye îsâl-i hasâr eylediği tevâtür-yâb-ı iştihâr olduğuna binâ'en, defʿ-i mekîdet-i düşmen kasdıyla yirmi kıtʿadan mütecâviz sefâyinin levâzımâtı tîz elden tanzîm ve Kupudân-ı deryâ olan Hüsâmeddîn Paşa maʿiyyetine verilüp, muhâfaza-i etrâf husûsu tarafına gereği gibi tefhîm olunmuşidi. Müşârun ileyh bir vakt-i nahs-ı müstemirrede Âsitâne'den hareket ve Gelibolu'da ikmâl-i levâzım-ı cidâl sûretinde meks ü ikāmetden sonra birkaç kıtʿa sefîne ile Mora taraflarına ʿazîmet ve sefâyin-i bâkıyeyi dahi iktizâ eden mahallerin muhâfazasına taʿyîn ile hazm ü ihtiyâta riʿâyet etmişidi. Hubûb eden hevâ hılâf-ı matlûb olduğundan, harekete mecâl muhâl olup, bir müddetden sonra bâd-ı muvâfık-vezân ve süfün-i bâkıye mahall-i maksûda cereyân edüp, Kapudân Paşa dahi Mora sularına vâsıl ve sefâyin-i aʿdâ ile mütekābil olup, fi'l-hâl işʿâl-i nâ'ire-i ceng ü kıtâl ve der-ʿakab Anabolu Limanı'na duhûl ile bu tarafa ifâde-i hâl etmişidi. Müşârun ileyhin düşmen gemilerinden tenahhî ve limana duhûlü, mûcib-i cesâret-i aʿdâ ve limana vügül ü iktihâmlarına ʿillet-i akvâ olup, ne hâl ise mukābele ve hîn-i mukātelede hasmın üç anbarlı bir sefînesi sademât-ı toprâ dâ-şûbdan mütezelzil ve eczâsı mütehalhil olmağla, der-ʿakab garîk-i girdâb-ı fenâ ve ahşamdan sonra zikr olunan düşmen sefineleri ârâm edemeyüp, [M2 82] deryâ-yı vesîʿu'l-ercânın bir semtine sükkân-ı haybeti irhâ eylediler. Aʿdânın gaybeti sebebiyle Kapudân Paşa Anabolu Limanı'ndan bâd-bân-ı ʿazîmete küşâd verüp, Benefşe Burunu'na doğru ʿazîmet eyledikde, düşmen ile tekrar âgāz-ı ceng ü vegā ve ʿadem-i\nmüsâʿade-i rûzgâr ile gerü kalan sefînelere Sakız Limanı'nda iltikā ve tekmîl-i levâzım ile bi'l-ittifâk limandan çıkup, kasd-ı aʿdâ etmişleridi. Düşmen Sakız Cezîresi verâsından nümâyân ve Donanma-yı hümâyûn'a îrâs-ı ziyân edeceği Kapudân Paşa'ya beyân olundukda, Koyun Adaları etrafında mühimmât-ı cengi âmâde ve revzene-i ʿazîmeti sûy-i aʿdâya küşâde eylediklerinde, nâ-gâh aʿdâ gemileri be-dîdâr olup, nâr-ı pür-şirâr-ı kıtâl merreten baʿde uhrâ iltihâb ve lehîb-i mehîb-i cidâl iştiʿâl bulduğu hılâlde, “Nerre” deyü kāf-ı mesâff olan Cezâyirli Hasan Bey -ki, o esnâda Kapudâne-i hümâyûn'a râkib idi- düşmen-i dînin kapudânesine mukârenet ve iki tarafdan cenge mübâşeret olunup, aʿdâda mecâl-i mukābele ve ihtimâl-i mukātele ber-taraf ve sefîneleri zabt-kerde-i İslâm olacağını cezm ile mübtelây-ı endûh u esef olmalarıyla, râkib oldukları sefîneyi ihrâk ve bi-kazâʼillâhi Teʿâlâ sefîne-i mezkûre Kapudâne-i hümâyûna iltisâk edüp, iftirâk mümkin olmadığından, ikisi birden sûzân ve Cezâyirli Hasan Bey hezâr-mihnetle tahlîs-i cân eyledi. Bundan sonra Donanmay-ı hümâyûn Çeşme Limanı'na duhûl ve aʿdâ dahi o mahalle vüsûl ve tekrar cenge ibtidâr ve kavâriʿ-i top ile rûy-i deryâyı müvâzî-yi kûre-i nâr eylediler. Derya muhârebesinde aʿdâ yelken üzerinde iken limana tehassun mûcib-i muhâtara ve mühlike iken, Kapudan Paşa'nın limana duhûlü, zevâhir-i hâle nazaran kazâyı da'vet kabîlinden olup, şöyle ki defʿ-i sâyil sûretinde müşârun ileyh muhârebeye meşgūl iken aʿdâ neft ve sâyir eczây-ı nâriye ile memlû birkaç kayık işʿâl ve donanmaya îsâl eyleyüp, yek-diğere mücâveret ile iʿânet kasdında olan sefâyinin cümlesi mâh-ı mezbûrun on dördüncü cumʿa ertesi gicesi muhterik ve derûnunda olan asâkir bilâ-muhârebe İzmir ve sâyir sevâhile müteferrik ve Kapudân Paşa ve Cezâyirli Hasan Bey zahm-dâr [M2 83] ve Patrona Kapudanı ʿAli Kapudan ile diğer bir nefer kapudan, şinâver-i deryây-ı mağfiret-i hazret-i Âferîd-kâr oldular. O havâlî askerden hâlî kaldığına binâʾen, düşmen İzmir Körfezi'ne duhûl etmek ve rûy-i deryâda bulacağı sefîneyi gasb eylemek vâridât-ı hâtırdan olmağla, İzmir'den beş kıtʿa tüccâr sefînesi iştirâ olunup, İzmir'e on iki mîl buʿdu olan Sancak-burnu sugruna batırdulup, kalʿa-i mezkûreeye mehmâ-emken metânet verildiğinden başka, mukaddemâ iʿânet içün techîz olunan karaveleler dahi bulundukları mahallerde tevkīf olunmak içün Seddü'l-bahr muhafızı olan Sadr-ı sabık ʿAli Paşa'ya mahsûs emr-i ʿâlî ısdâr ve sevâhilde ve deryâda bulunan tüccâra dahi bu keyfiyyet ihtâr olunup, tufân-ı muhârebe sükûn buluncaya dek oldukları mahallerde ikāmet ve ʿadem-i hareketleri teʾkîd ve kılāʿ u suğûr mustahfızlarına teyakkuz üzere bulunmaları emrinde teşdîd olundu. Etrâf ü eknâfın insidâdı maʿlûm-i cumûʿ-i eʿâdî olduğuna binâ'en, îsâl-i zarardan nevmîd ve sefînelerini Koyun Adası etrafında taʿmîr ʿakabinde nâ-bedîd oldular. Bu kazıyye-yi ʿibret-nümûn kâffe-i Müslimîn'i mahzûn ve bâ-husûs Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr hazretlerini mübtelây-ı kalak ve ihtilâc-ı derûn eyleyüp, ahz-ı sâr-ı İslâm ve te'yîd-i şerîʿat-ı Fahr-i enâm zimnında dergâh-ı Hâlık-ı bî-enbâza refʿ-i eküff-i niyâz eylediler. Kapudan Paşa'nın bu hâlet-i\nmüdhişe, taksîrâtına mahmûl ve fi'l-hâl maʿzûl olup, ümerâ-i deryâdan Caʿfer Bey'e Mîr-i mîrânlık ihsân ve deryaya Kapudan nasbıyla kâm-rân kılınup, mersây-ı tersânede mevcûd altı kıtʿa sefîne techîz ü tertîb ve ʿale'l-ʿacele maʿiyyetine tesrîb olunduğundan başka, Ülgün ve Bar taraflarından dahi otuz kıt'a kadar sefâyin tanzîm ve Ak-deniz muhafazasına taʿyîn ile sadd-i gezend-i hasm leʿîm kılınmak üzere iktizâ eden mebâliği mübâşirine teslîm ve lâzım gelen evâmiri İskenderiyye Mutasarrıfı'na hitâben terkīm olundu.",
          "caption": "İhtirâk-ı donanma ve ʿazl-i Kapudân-ı deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_734.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İhtirâk-ı donanma ve ʿazl-i Kapudân-ı deryâ",
          "text": "Bâlâda tafsîl ü beyân olunduğu vech üzere aʿdây-ı dînin sefâyini Bahr-i sefîd'de geşt ü güzâr ve cezâyir ve sevâhil-i İslâmiyye'ye îsâl-i hasâr eylediği tevâtür-yâb-ı iştihâr olduğuna binâ'en, defʿ-i mekîdet-i düşmen kasdıyla yirmi kıtʿadan mütecâviz sefâyinin levâzımâtı tîz elden tanzîm ve Kupudân-ı deryâ olan Hüsâmeddîn Paşa maʿiyyetine verilüp, muhâfaza-i etrâf husûsu tarafına gereği gibi tefhîm olunmuşidi. Müşârun ileyh bir vakt-i nahs-ı müstemirrede Âsitâne'den hareket ve Gelibolu'da ikmâl-i levâzım-ı cidâl sûretinde meks ü ikāmetden sonra birkaç kıtʿa sefîne ile Mora taraflarına ʿazîmet ve sefâyin-i bâkıyeyi dahi iktizâ eden mahallerin muhâfazasına taʿyîn ile hazm ü ihtiyâta riʿâyet etmişidi. Hubûb eden hevâ hılâf-ı matlûb olduğundan, harekete mecâl muhâl olup, bir müddetden sonra bâd-ı muvâfık-vezân ve süfün-i bâkıye mahall-i maksûda cereyân edüp, Kapudân Paşa dahi Mora sularına vâsıl ve sefâyin-i aʿdâ ile mütekābil olup, fi'l-hâl işʿâl-i nâ'ire-i ceng ü kıtâl ve der-ʿakab Anabolu Limanı'na duhûl ile bu tarafa ifâde-i hâl etmişidi. Müşârun ileyhin düşmen gemilerinden tenahhî ve limana duhûlü, mûcib-i cesâret-i aʿdâ ve limana vügül ü iktihâmlarına ʿillet-i akvâ olup, ne hâl ise mukābele ve hîn-i mukātelede hasmın üç anbarlı bir sefînesi sademât-ı toprâ dâ-şûbdan mütezelzil ve eczâsı mütehalhil olmağla, der-ʿakab garîk-i girdâb-ı fenâ ve ahşamdan sonra zikr olunan düşmen sefineleri ârâm edemeyüp, [M2 82] deryâ-yı vesîʿu'l-ercânın bir semtine sükkân-ı haybeti irhâ eylediler. Aʿdânın gaybeti sebebiyle Kapudân Paşa Anabolu Limanı'ndan bâd-bân-ı ʿazîmete küşâd verüp, Benefşe Burunu'na doğru ʿazîmet eyledikde, düşmen ile tekrar âgāz-ı ceng ü vegā ve ʿadem-i\nmüsâʿade-i rûzgâr ile gerü kalan sefînelere Sakız Limanı'nda iltikā ve tekmîl-i levâzım ile bi'l-ittifâk limandan çıkup, kasd-ı aʿdâ etmişleridi. Düşmen Sakız Cezîresi verâsından nümâyân ve Donanma-yı hümâyûn'a îrâs-ı ziyân edeceği Kapudân Paşa'ya beyân olundukda, Koyun Adaları etrafında mühimmât-ı cengi âmâde ve revzene-i ʿazîmeti sûy-i aʿdâya küşâde eylediklerinde, nâ-gâh aʿdâ gemileri be-dîdâr olup, nâr-ı pür-şirâr-ı kıtâl merreten baʿde uhrâ iltihâb ve lehîb-i mehîb-i cidâl iştiʿâl bulduğu hılâlde, “Nerre” deyü kāf-ı mesâff olan Cezâyirli Hasan Bey -ki, o esnâda Kapudâne-i hümâyûn'a râkib idi- düşmen-i dînin kapudânesine mukârenet ve iki tarafdan cenge mübâşeret olunup, aʿdâda mecâl-i mukābele ve ihtimâl-i mukātele ber-taraf ve sefîneleri zabt-kerde-i İslâm olacağını cezm ile mübtelây-ı endûh u esef olmalarıyla, râkib oldukları sefîneyi ihrâk ve bi-kazâʼillâhi Teʿâlâ sefîne-i mezkûre Kapudâne-i hümâyûna iltisâk edüp, iftirâk mümkin olmadığından, ikisi birden sûzân ve Cezâyirli Hasan Bey hezâr-mihnetle tahlîs-i cân eyledi. Bundan sonra Donanmay-ı hümâyûn Çeşme Limanı'na duhûl ve aʿdâ dahi o mahalle vüsûl ve tekrar cenge ibtidâr ve kavâriʿ-i top ile rûy-i deryâyı müvâzî-yi kûre-i nâr eylediler. Derya muhârebesinde aʿdâ yelken üzerinde iken limana tehassun mûcib-i muhâtara ve mühlike iken, Kapudan Paşa'nın limana duhûlü, zevâhir-i hâle nazaran kazâyı da'vet kabîlinden olup, şöyle ki defʿ-i sâyil sûretinde müşârun ileyh muhârebeye meşgūl iken aʿdâ neft ve sâyir eczây-ı nâriye ile memlû birkaç kayık işʿâl ve donanmaya îsâl eyleyüp, yek-diğere mücâveret ile iʿânet kasdında olan sefâyinin cümlesi mâh-ı mezbûrun on dördüncü cumʿa ertesi gicesi muhterik ve derûnunda olan asâkir bilâ-muhârebe İzmir ve sâyir sevâhile müteferrik ve Kapudân Paşa ve Cezâyirli Hasan Bey zahm-dâr [M2 83] ve Patrona Kapudanı ʿAli Kapudan ile diğer bir nefer kapudan, şinâver-i deryây-ı mağfiret-i hazret-i Âferîd-kâr oldular. O havâlî askerden hâlî kaldığına binâʾen, düşmen İzmir Körfezi'ne duhûl etmek ve rûy-i deryâda bulacağı sefîneyi gasb eylemek vâridât-ı hâtırdan olmağla, İzmir'den beş kıtʿa tüccâr sefînesi iştirâ olunup, İzmir'e on iki mîl buʿdu olan Sancak-burnu sugruna batırdulup, kalʿa-i mezkûreeye mehmâ-emken metânet verildiğinden başka, mukaddemâ iʿânet içün techîz olunan karaveleler dahi bulundukları mahallerde tevkīf olunmak içün Seddü'l-bahr muhafızı olan Sadr-ı sabık ʿAli Paşa'ya mahsûs emr-i ʿâlî ısdâr ve sevâhilde ve deryâda bulunan tüccâra dahi bu keyfiyyet ihtâr olunup, tufân-ı muhârebe sükûn buluncaya dek oldukları mahallerde ikāmet ve ʿadem-i hareketleri teʾkîd ve kılāʿ u suğûr mustahfızlarına teyakkuz üzere bulunmaları emrinde teşdîd olundu. Etrâf ü eknâfın insidâdı maʿlûm-i cumûʿ-i eʿâdî olduğuna binâ'en, îsâl-i zarardan nevmîd ve sefînelerini Koyun Adası etrafında taʿmîr ʿakabinde nâ-bedîd oldular. Bu kazıyye-yi ʿibret-nümûn kâffe-i Müslimîn'i mahzûn ve bâ-husûs Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr hazretlerini mübtelây-ı kalak ve ihtilâc-ı derûn eyleyüp, ahz-ı sâr-ı İslâm ve te'yîd-i şerîʿat-ı Fahr-i enâm zimnında dergâh-ı Hâlık-ı bî-enbâza refʿ-i eküff-i niyâz eylediler. Kapudan Paşa'nın bu hâlet-i\nmüdhişe, taksîrâtına mahmûl ve fi'l-hâl maʿzûl olup, ümerâ-i deryâdan Caʿfer Bey'e Mîr-i mîrânlık ihsân ve deryaya Kapudan nasbıyla kâm-rân kılınup, mersây-ı tersânede mevcûd altı kıtʿa sefîne techîz ü tertîb ve ʿale'l-ʿacele maʿiyyetine tesrîb olunduğundan başka, Ülgün ve Bar taraflarından dahi otuz kıt'a kadar sefâyin tanzîm ve Ak-deniz muhafazasına taʿyîn ile sadd-i gezend-i hasm leʿîm kılınmak üzere iktizâ eden mebâliği mübâşirine teslîm ve lâzım gelen evâmiri İskenderiyye Mutasarrıfı'na hitâben terkīm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAn-asl fevz ü zafer ve mecârî-yi umûr-i beşer bâz-beste-i ahkâm-ı kader olup, hâyız-ı gımâr-ı umûr-i ʿizâm olanlara isnâd-ı kusûr, hayyiz-i insâfdan dûrdur. Niʿam-perverde-i düvel olanların ekserîsi umûr-i devletlerini ber vefk-i merâm temşiyete kıyâm ile tahsîl-i [M2 84] nîk-nâm kaydında oldukları ekser-i ahyân nümâyân iken, merâtib-i sâmiye-i devlete nâyil olanlar min tarîki'l-ûlâ bu mesleğe iktifâ ile zemânlarında sebeb-i şeyn ü ʿâr ve bâʿis-i sukūt-i iʿtibâr olacak mekkâre umûrdan ictinâb edegeldikleri, mücerribân-ı ahvâl-i rûzgâra be-dîdârdır.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_735.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "ʿAn-asl fevz ü zafer ve mecârî-yi umûr-i beşer bâz-beste-i ahkâm-ı kader olup, hâyız-ı gımâr-ı umûr-i ʿizâm olanlara isnâd-ı kusûr, hayyiz-i insâfdan dûrdur. Niʿam-perverde-i düvel olanların ekserîsi umûr-i devletlerini ber vefk-i merâm temşiyete kıyâm ile tahsîl-i [M2 84] nîk-nâm kaydında oldukları ekser-i ahyân nümâyân iken, merâtib-i sâmiye-i devlete nâyil olanlar min tarîki'l-ûlâ bu mesleğe iktifâ ile zemânlarında sebeb-i şeyn ü ʿâr ve bâʿis-i sukūt-i iʿtibâr olacak mekkâre umûrdan ictinâb edegeldikleri, mücerribân-ı ahvâl-i rûzgâra be-dîdârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Babadağı Meştâsı'nda Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem ile mülâkāt ve sefere dâ'yir miyânelerinde sebk-ı müzâkerât ʿakabinde, Bucak cânibine tahrîk-i tâziyâne-i ʿazîmet ve maʿiyyetlerinde olan asâkirin levâzım-ı harbiyyesini rü'yet ile muharremu'l-harâmın dördüncü günü Kişnev Kasabası'na nasb-ı hayme-i ikāmet etmişidi. Tatar tâ'ifesi top ve tüfenge tâb-âver olamayup, o makūle âlât-ı nâriye ile i'tilâf eden Devlet-i ʿaliyye askerinden mikdâr-ı vâfî cemʿiyyetine muzâf olmak keyfiyyetini mukaddemâ Hân-ı ʿâlişân metâlib-i sâyiresine irdâf etdiğinden, İsmâʿîl Muhafızı Vezîr Abaza Mehmed Paşa ve Mîr-i mîrân'dan Çorum Sancağı Mutasarrıfı Seyyid Hasan Paşa ve Kapucu-başı Dağıstânî ʿAli Ağa maʿiyyet-i müşârun ileyhe meʾmûr oldukça sevâd-ı cemʿiyyetleri mevfûr ve bu debdebe ile kasaba-ı mezkûreden sevk-i sutûr etmişler idi. Yaş Kasabası'nda ihtişâd eden Rusyalu'ya baş olan gebr-i zenîm ehl-i İslâm'ın ceyş-i ʿazîm ile her tarafdan hareketlerini ve Boğdan memleketini zabt niyyetinde olduklarını tashîh ile müteferrik olan askerini cemʿ u tetmîm ve o etrafı gereği gibi sedd ü tahkîm edüp, Nehr-i Prut'un kesreti ve cereyânında olan kemâl-i şiddeti, mürûr-ı askere hâyil ve cisr binâsına ihtiyâc mess eylediğini mutazammın Hân ve sâyir ru'esânın Serdâr-ı ekrem tarafına ʿarîzaları vâsıl olup, cisr inşâsına niyyet olunduğunu dahi küffâr istihbâr eylediklerine binâʾen, meʿâbir ü mesâliki top vazʿıyla tarsîn ve tabya ve sâyir istihkâmât ile tahsîn eyledikleri serân-ı askere nümâyân oldukda, piyâdenin kılleti ve inşây-ı cisrin suʿûbeti karşu tarafa mürûr kasdını fesh edüp, Hân-tepesi'nde ictimâʿ eden aʿdâ üzerine teveccüh vecîh görülüp, bu niyyet ile cânib-i mezkûre ʿazîmet olunmuşidi. Düşmen ta-\nburuna istihkâm ve her cânibden hey'et-i ictimâʿiyyesine nizâm verdiğinden, asker-i İslâm gâh tekaddüm ve gâh te’ahhur ile [M2 85] cenge kıyâm ve çerha sûretinde bir iki defʿa i'mâl-i seyf ü hüsâm etdiler ise dahi necâh-i merâm kesret-i piyâdeye mevkūf olduğunu birkaç defʿa Serdâr-ı ekrem hazretlerine tahrîr u iʿlâm etmeleriyle, binâ'en ʿalâ zâlik Ordu-yi hümâyûn'a vürûd eden asâkir pey-der-pey Tuna'dan imrâr ve Hân maʿiyyetine tesyâr olunduğundan fazla Rumeli Vâlîsi ve Boğdan Serʿaskeri olan Vezîr ʿAbdî Paşa dahi Rumeli Eyâleti ve sâyir tavâyif-i askerîyle ol cânibe meʾmûr ve iltikāy-ı ferîkayn ile deşt ü sahrâ mânend-i deryâ mütemevvic olduğu bu ʿAbd-i ahkara manzûr olmuşidi. Zümre-i muvahhidîn kangi geçide gelüp, cisr inşâsını tasavvur eylediler ise düşmen müsabakat ve karşu karşuya top cengiyle itʿâb-ı askerîye mübâderet etdiklerinden gayri Falcı nâm geçidden leylen düşmen mürûr ve Hân ordusuna bilâ-infısâl top atup, tarfatu'l-ʿaynda Tatar kavmini firâra mecbûr ve mâdde-i firâr sâyir askere sirâyet ve bâr ü büngâhı terk ile muʿâvedet eylediler. Bu vakʿa-i garîbeden sonra nâ-çâr Hân tarafından isti'âne vü istimdâd ve küffârın kesreti hasebiyle bi'n-nefs Serdâr-ı ekrem hazretlerinin kudûmü îrâd olundu.",
          "caption": "Hareket-i Hân be-kasd-ı teshîr-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_736.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Hân be-kasd-ı teshîr-i Boğdan",
          "text": "Müşârun ileyh Babadağı Meştâsı'nda Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem ile mülâkāt ve sefere dâ'yir miyânelerinde sebk-ı müzâkerât ʿakabinde, Bucak cânibine tahrîk-i tâziyâne-i ʿazîmet ve maʿiyyetlerinde olan asâkirin levâzım-ı harbiyyesini rü'yet ile muharremu'l-harâmın dördüncü günü Kişnev Kasabası'na nasb-ı hayme-i ikāmet etmişidi. Tatar tâ'ifesi top ve tüfenge tâb-âver olamayup, o makūle âlât-ı nâriye ile i'tilâf eden Devlet-i ʿaliyye askerinden mikdâr-ı vâfî cemʿiyyetine muzâf olmak keyfiyyetini mukaddemâ Hân-ı ʿâlişân metâlib-i sâyiresine irdâf etdiğinden, İsmâʿîl Muhafızı Vezîr Abaza Mehmed Paşa ve Mîr-i mîrân'dan Çorum Sancağı Mutasarrıfı Seyyid Hasan Paşa ve Kapucu-başı Dağıstânî ʿAli Ağa maʿiyyet-i müşârun ileyhe meʾmûr oldukça sevâd-ı cemʿiyyetleri mevfûr ve bu debdebe ile kasaba-ı mezkûreden sevk-i sutûr etmişler idi. Yaş Kasabası'nda ihtişâd eden Rusyalu'ya baş olan gebr-i zenîm ehl-i İslâm'ın ceyş-i ʿazîm ile her tarafdan hareketlerini ve Boğdan memleketini zabt niyyetinde olduklarını tashîh ile müteferrik olan askerini cemʿ u tetmîm ve o etrafı gereği gibi sedd ü tahkîm edüp, Nehr-i Prut'un kesreti ve cereyânında olan kemâl-i şiddeti, mürûr-ı askere hâyil ve cisr binâsına ihtiyâc mess eylediğini mutazammın Hân ve sâyir ru'esânın Serdâr-ı ekrem tarafına ʿarîzaları vâsıl olup, cisr inşâsına niyyet olunduğunu dahi küffâr istihbâr eylediklerine binâʾen, meʿâbir ü mesâliki top vazʿıyla tarsîn ve tabya ve sâyir istihkâmât ile tahsîn eyledikleri serân-ı askere nümâyân oldukda, piyâdenin kılleti ve inşây-ı cisrin suʿûbeti karşu tarafa mürûr kasdını fesh edüp, Hân-tepesi'nde ictimâʿ eden aʿdâ üzerine teveccüh vecîh görülüp, bu niyyet ile cânib-i mezkûre ʿazîmet olunmuşidi. Düşmen ta-\nburuna istihkâm ve her cânibden hey'et-i ictimâʿiyyesine nizâm verdiğinden, asker-i İslâm gâh tekaddüm ve gâh te’ahhur ile [M2 85] cenge kıyâm ve çerha sûretinde bir iki defʿa i'mâl-i seyf ü hüsâm etdiler ise dahi necâh-i merâm kesret-i piyâdeye mevkūf olduğunu birkaç defʿa Serdâr-ı ekrem hazretlerine tahrîr u iʿlâm etmeleriyle, binâ'en ʿalâ zâlik Ordu-yi hümâyûn'a vürûd eden asâkir pey-der-pey Tuna'dan imrâr ve Hân maʿiyyetine tesyâr olunduğundan fazla Rumeli Vâlîsi ve Boğdan Serʿaskeri olan Vezîr ʿAbdî Paşa dahi Rumeli Eyâleti ve sâyir tavâyif-i askerîyle ol cânibe meʾmûr ve iltikāy-ı ferîkayn ile deşt ü sahrâ mânend-i deryâ mütemevvic olduğu bu ʿAbd-i ahkara manzûr olmuşidi. Zümre-i muvahhidîn kangi geçide gelüp, cisr inşâsını tasavvur eylediler ise düşmen müsabakat ve karşu karşuya top cengiyle itʿâb-ı askerîye mübâderet etdiklerinden gayri Falcı nâm geçidden leylen düşmen mürûr ve Hân ordusuna bilâ-infısâl top atup, tarfatu'l-ʿaynda Tatar kavmini firâra mecbûr ve mâdde-i firâr sâyir askere sirâyet ve bâr ü büngâhı terk ile muʿâvedet eylediler. Bu vakʿa-i garîbeden sonra nâ-çâr Hân tarafından isti'âne vü istimdâd ve küffârın kesreti hasebiyle bi'n-nefs Serdâr-ı ekrem hazretlerinin kudûmü îrâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hân ve sâyir ru'esânın otuz günden berü mukābele-i düşmende muhârebeleri kabûl-i imtidâd ve düşmenin cemʿiyyeti meʾmûlden müzdâd olup, mukābeleye kesb-i istiʿdâd içün Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Ordu-yi hümâyûn ile Tuna'nın karşu tarafına mürûrunu maslahat-ı vakt îcâb eylediğini hâvî irsâl olunan tahrîrât, ʿakd olunan meclis-i meşveretde kırâʾet olunup, Tuna'nın bu sâl-i ʿibret-iştimâlde sinîn-i mâzıyeden ziyâde cûş u tuğyânı olup, cisr binâsı bi't-tabʿ memnûʿ ve Ordu-yi hümâyûn'un sâyir cihetle karşu tarafa imrârında mühlike vü hatar emr-i maktûʿ olmağla, sebükbârca Serdâr-ı ekrem hazretlerinin ʿazîmetini erbâb-ı istişâre istisvâb ve müşârun ileyh hazretleri dahi bi'z-zarûre mümâşât ile ketm-i iztırâb eylediği hâlde, Yeniçeri Ağası bulunan Kapukıran Mehmed Paşa Vidin Vâlîsi iken, Krayova'da bulunan perâkende Moskovlu ve metbûʿları olan reʿâyânın istîsâline taʿyîn etdiği [M2 86] askerden baʿzan sûret-i galebe müşâhedesini düşmenin zaʿfına ve kendinün kuvet-i tâliʿine haml edüp, neyl-i zafer ile karşuya güzer etmek içün birkaç defʿa Serdâr-ı âlî-câh tarafından ruhsat-hâh olmuşidi. Serdâr-ı ekrem hazretlerinin sûret-i maʿlûme ile karşu tarafa meyl-i mürûrunu Ağa Paşa meclis-i meşveretde hiss eyledikde, hemân cevâba âgāz ve: “Bizler Devlet-i ʿaliyye'nin râtıbe-hârı ve bu eyyâm içün iʿdâd olunmuş ʿibâd-ı sadâkat-kârı olup, mâl ü cânımız ugūr-ı Pâdişâhî'ye fedâ ve cümlemiz nisâr-ı râh-ı gazâ olmak saʿâdetini ihrâza dest-i ber-endâz-ı dergâh-ı Hâlık-ı bî-enbâz olduğumuz zâhir u rûşenâ olmağla, hemân cenâb-ı devletiniz kutub-vâr merkezinizde ber karâr ve askere zahîre vü mühimmât îsâline ibtidâr buyurun, bu kulları ocağlu ile karşuya ʿubûr ve üç mahalden sâyir\nme'mûrlar ile bâ-fazl-ı Hak aʿdâyı makhûr ederiz” kelâmıyla derîçe-bâz-ı niyâz oldukda, müşârun ileyhin bilâ-taleb karşuya geçmek irâde-i kātıʿası hâzır bi'l-meclis olanlara hûş gelüp, hemân fâtiha-hân ve tekmîl-i esbâb ʿazîmetine berçîde-dâmân oldular. Bu niyyet ile Açıklar ihzâr ve Rebîʿulevvel evâyilinde baʿzı müteʿayyinân-ı devlet mübâşiriyyetleriyle Yeniçeri Ordusu ve Ağa Paşa karşu tarafa imrâr olunup, Kartal Sahrâsı madrib-i hıyâm-ı asker ve belki hem-reng-i deryâ-yı ahdar oldu. Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa asker-i bî-şümâr ile Nehr-i Seret'den güzâr ve istıhlâs-ı Yaş endîşe vü telâşıyla Fokşan üzerinden ʿazîmet edeceğini eşrâr-ı küffâr istihbâr eylediklerine binâʾen, mukābele kasdıyla Yaş'dan vâfir kâfir çıkup, kemîn-gâhda ihtifâ ve berü tarafda olan kefere dahi Hân ordusuna nazaran ekall-i kalîl olup, anlar dahi karagol tavrında baʿzan îkād-ı zinâd-ı harb ü vegā eyledikleri hâlde, Rusya askeri Merşalı Romançof on altı bin mürettep piyâde ile hareket eylediğini ahz olunan deliller ifâde vü tebyîn ve Hân ordusunda olanları tevhîş ü tevhîn edüp, cümlesi: “El-firâru mimmâ lâ yutâku min süneni'l-mürselîn\" kavliyle ʿâmil ve sâyir asker dahi nehr-i sâyil gibi Falcı nâm menzile vâsıl ve meteris hafrıyla müştağil olduklarını ve ʿAbdî Paşa'nın bu cemiyyete inzimâmını o tarafda bulunan ehl-i tedbîr [M2 87] katʿan Serdâr-ı ekrem'e tahrîr ve maglatayı tevfîr eylediler. Müşârun ileyh top ve mühimmât ve asâkir-i kesîre ile Yaş istihlâsına meʾmûr ve aʿdâya sedd-i râh-ı ʿubûr iken Hân'ın ilhâhına ʿadem-i tehammül ile Silahdâr Ağası Çerkes Bey'i bu husûsa ordudan taʿyîn ve Nehr-i Prut'u berü geçüp, Hân ordusuna iltihâkını tavsiye vü telkīn eylediler. Müşârun ileyh dahi imtisâl-i emr-i kazâ cereyân ve nehr-i mezkûru ʿubûr ile Hân ordusuna karîb mahalde ittihâz-ı mekân eylediğine, vesâtat-i cevâsîs ile Merşal vâkıf ve hatar-ı taʿkībden emîn ve gayr-i hâyif olarak köprüsünü nasb ü inşâ ve berü tarafa geçüp, ʿAbdî Paşa ile mutârada üzere olan küffâra iltikā ve çerha şeklinde askerine ruhsat iʿtâ edüp, on gün kadar bu hâl müstemir ve cünd-i İslâm kelle ve dil ahzıyla müstebşir olmuşlar iken, düşmen-i mekkâr Yeniçeri Ocağı'nın berü tarafa geçdiğinden haberdar olup, iki orduyu bir yere getürmek mahzûrunu defʿ içün mâh-ı mezbûrun yirmi beşinci çeharşenbih gicesi sülüs-i âhîrede yerinden hareket ve karagola taʿyîn olununan Aydoslu Mehmed Hasekî ve sâyirleri ancak bir iki sâʿat kadar hâb-ı nûşînu musâberet ile orduya yarım sâʿat mahalde beytûtet etmiş bulunduklarından, küffâr ayaklarıyla merkūmları bîdâr ve ser-rişte vermemek içün sebîllerini tahliye ve kasd-ı bedlerin tahbiye eyleyerek meterislere tekarrub ve fi'l-hâl ateş-i top u tüfeng telehhüb edüp, ser-nihâde-i bâlîn-i gaflet olanlar bu tarrâka-i nâ-geh-zuhûrdan yakazân ve cümlesi serâsime vü hayrân olup, ibtidâ Arnabûd tâyifesi meterislerden firâr ve sâyir asker dahi bunlara kafâdâr olup, terk-i mühimmât ü hıyâm ve bilâ-\nmuhârebe ʿavdet ile firâr ʿani'z-zahf kebîresini iltizâm eylediler. Ağa Paşa birkaç gün Kartal'da ikāmetden sonra Gölbaşı nâm mahalle nüzûl ve ferdâsı Hân ordusuna vüsûl kasdında iken, askerin bir mikdârı münhezimen ordusuna geldiğini müşâhede ile Hân ve ʿAbdî Paşa ordularının perîşanlığını idrâk ve ol dahi ricʿat-ı kahkarî ile Kartal'ın bir tarafına gelüp, bilâ-sebeb müşârun ileyhimâya hem-dest-i iştirâk oldu. Keyfiyyet-i mezkûreye Serdâr-ı ekrem hazretleri muttaliʿ [M2 88] olup, vukūʿ bulan ahvâli hükm-i kazâ vü kadere nisbetle Hân ve ʿAbdî Paşa ve Abaza Paşa ve sâyire fermânlar irsâl ve iʿtây-ı tesliyetle cümlesini mutmaʾinnü'l-bâl eylediğinden başka hıyâm ve sâyir levâzımlarını müceddeden tertîb ve ber-vech-i istiʿcâl taraflarına tesrîb ve Kartal ve gayri mahallerde perîşân olan asker dahi Ağa Paşa ordusuna ircâʿ u tergîb ve istimâlet-nâmeler ile tatyîb olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-i meşveret ve meʿmûriyyet-i Ağay-ı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_737.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i meşveret ve meʿmûriyyet-i Ağay-ı Yeniçeriyân",
          "text": "Hân ve sâyir ru'esânın otuz günden berü mukābele-i düşmende muhârebeleri kabûl-i imtidâd ve düşmenin cemʿiyyeti meʾmûlden müzdâd olup, mukābeleye kesb-i istiʿdâd içün Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Ordu-yi hümâyûn ile Tuna'nın karşu tarafına mürûrunu maslahat-ı vakt îcâb eylediğini hâvî irsâl olunan tahrîrât, ʿakd olunan meclis-i meşveretde kırâʾet olunup, Tuna'nın bu sâl-i ʿibret-iştimâlde sinîn-i mâzıyeden ziyâde cûş u tuğyânı olup, cisr binâsı bi't-tabʿ memnûʿ ve Ordu-yi hümâyûn'un sâyir cihetle karşu tarafa imrârında mühlike vü hatar emr-i maktûʿ olmağla, sebükbârca Serdâr-ı ekrem hazretlerinin ʿazîmetini erbâb-ı istişâre istisvâb ve müşârun ileyh hazretleri dahi bi'z-zarûre mümâşât ile ketm-i iztırâb eylediği hâlde, Yeniçeri Ağası bulunan Kapukıran Mehmed Paşa Vidin Vâlîsi iken, Krayova'da bulunan perâkende Moskovlu ve metbûʿları olan reʿâyânın istîsâline taʿyîn etdiği [M2 86] askerden baʿzan sûret-i galebe müşâhedesini düşmenin zaʿfına ve kendinün kuvet-i tâliʿine haml edüp, neyl-i zafer ile karşuya güzer etmek içün birkaç defʿa Serdâr-ı âlî-câh tarafından ruhsat-hâh olmuşidi. Serdâr-ı ekrem hazretlerinin sûret-i maʿlûme ile karşu tarafa meyl-i mürûrunu Ağa Paşa meclis-i meşveretde hiss eyledikde, hemân cevâba âgāz ve: “Bizler Devlet-i ʿaliyye'nin râtıbe-hârı ve bu eyyâm içün iʿdâd olunmuş ʿibâd-ı sadâkat-kârı olup, mâl ü cânımız ugūr-ı Pâdişâhî'ye fedâ ve cümlemiz nisâr-ı râh-ı gazâ olmak saʿâdetini ihrâza dest-i ber-endâz-ı dergâh-ı Hâlık-ı bî-enbâz olduğumuz zâhir u rûşenâ olmağla, hemân cenâb-ı devletiniz kutub-vâr merkezinizde ber karâr ve askere zahîre vü mühimmât îsâline ibtidâr buyurun, bu kulları ocağlu ile karşuya ʿubûr ve üç mahalden sâyir\nme'mûrlar ile bâ-fazl-ı Hak aʿdâyı makhûr ederiz” kelâmıyla derîçe-bâz-ı niyâz oldukda, müşârun ileyhin bilâ-taleb karşuya geçmek irâde-i kātıʿası hâzır bi'l-meclis olanlara hûş gelüp, hemân fâtiha-hân ve tekmîl-i esbâb ʿazîmetine berçîde-dâmân oldular. Bu niyyet ile Açıklar ihzâr ve Rebîʿulevvel evâyilinde baʿzı müteʿayyinân-ı devlet mübâşiriyyetleriyle Yeniçeri Ordusu ve Ağa Paşa karşu tarafa imrâr olunup, Kartal Sahrâsı madrib-i hıyâm-ı asker ve belki hem-reng-i deryâ-yı ahdar oldu. Boğdan Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa asker-i bî-şümâr ile Nehr-i Seret'den güzâr ve istıhlâs-ı Yaş endîşe vü telâşıyla Fokşan üzerinden ʿazîmet edeceğini eşrâr-ı küffâr istihbâr eylediklerine binâʾen, mukābele kasdıyla Yaş'dan vâfir kâfir çıkup, kemîn-gâhda ihtifâ ve berü tarafda olan kefere dahi Hân ordusuna nazaran ekall-i kalîl olup, anlar dahi karagol tavrında baʿzan îkād-ı zinâd-ı harb ü vegā eyledikleri hâlde, Rusya askeri Merşalı Romançof on altı bin mürettep piyâde ile hareket eylediğini ahz olunan deliller ifâde vü tebyîn ve Hân ordusunda olanları tevhîş ü tevhîn edüp, cümlesi: “El-firâru mimmâ lâ yutâku min süneni'l-mürselîn\" kavliyle ʿâmil ve sâyir asker dahi nehr-i sâyil gibi Falcı nâm menzile vâsıl ve meteris hafrıyla müştağil olduklarını ve ʿAbdî Paşa'nın bu cemiyyete inzimâmını o tarafda bulunan ehl-i tedbîr [M2 87] katʿan Serdâr-ı ekrem'e tahrîr ve maglatayı tevfîr eylediler. Müşârun ileyh top ve mühimmât ve asâkir-i kesîre ile Yaş istihlâsına meʾmûr ve aʿdâya sedd-i râh-ı ʿubûr iken Hân'ın ilhâhına ʿadem-i tehammül ile Silahdâr Ağası Çerkes Bey'i bu husûsa ordudan taʿyîn ve Nehr-i Prut'u berü geçüp, Hân ordusuna iltihâkını tavsiye vü telkīn eylediler. Müşârun ileyh dahi imtisâl-i emr-i kazâ cereyân ve nehr-i mezkûru ʿubûr ile Hân ordusuna karîb mahalde ittihâz-ı mekân eylediğine, vesâtat-i cevâsîs ile Merşal vâkıf ve hatar-ı taʿkībden emîn ve gayr-i hâyif olarak köprüsünü nasb ü inşâ ve berü tarafa geçüp, ʿAbdî Paşa ile mutârada üzere olan küffâra iltikā ve çerha şeklinde askerine ruhsat iʿtâ edüp, on gün kadar bu hâl müstemir ve cünd-i İslâm kelle ve dil ahzıyla müstebşir olmuşlar iken, düşmen-i mekkâr Yeniçeri Ocağı'nın berü tarafa geçdiğinden haberdar olup, iki orduyu bir yere getürmek mahzûrunu defʿ içün mâh-ı mezbûrun yirmi beşinci çeharşenbih gicesi sülüs-i âhîrede yerinden hareket ve karagola taʿyîn olununan Aydoslu Mehmed Hasekî ve sâyirleri ancak bir iki sâʿat kadar hâb-ı nûşînu musâberet ile orduya yarım sâʿat mahalde beytûtet etmiş bulunduklarından, küffâr ayaklarıyla merkūmları bîdâr ve ser-rişte vermemek içün sebîllerini tahliye ve kasd-ı bedlerin tahbiye eyleyerek meterislere tekarrub ve fi'l-hâl ateş-i top u tüfeng telehhüb edüp, ser-nihâde-i bâlîn-i gaflet olanlar bu tarrâka-i nâ-geh-zuhûrdan yakazân ve cümlesi serâsime vü hayrân olup, ibtidâ Arnabûd tâyifesi meterislerden firâr ve sâyir asker dahi bunlara kafâdâr olup, terk-i mühimmât ü hıyâm ve bilâ-\nmuhârebe ʿavdet ile firâr ʿani'z-zahf kebîresini iltizâm eylediler. Ağa Paşa birkaç gün Kartal'da ikāmetden sonra Gölbaşı nâm mahalle nüzûl ve ferdâsı Hân ordusuna vüsûl kasdında iken, askerin bir mikdârı münhezimen ordusuna geldiğini müşâhede ile Hân ve ʿAbdî Paşa ordularının perîşanlığını idrâk ve ol dahi ricʿat-ı kahkarî ile Kartal'ın bir tarafına gelüp, bilâ-sebeb müşârun ileyhimâya hem-dest-i iştirâk oldu. Keyfiyyet-i mezkûreye Serdâr-ı ekrem hazretleri muttaliʿ [M2 88] olup, vukūʿ bulan ahvâli hükm-i kazâ vü kadere nisbetle Hân ve ʿAbdî Paşa ve Abaza Paşa ve sâyire fermânlar irsâl ve iʿtây-ı tesliyetle cümlesini mutmaʾinnü'l-bâl eylediğinden başka hıyâm ve sâyir levâzımlarını müceddeden tertîb ve ber-vech-i istiʿcâl taraflarına tesrîb ve Kartal ve gayri mahallerde perîşân olan asker dahi Ağa Paşa ordusuna ircâʿ u tergîb ve istimâlet-nâmeler ile tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʿzı kimseler bu hezîmeti askerin gafletine ve ʿAbdî Paşa henüz zedelenmeyüp, ol dahi hem-reng olmak içün Hân ve Abaza Paşa'nın vakt-i mesâfda desîse ve ʿadem-i sebâtlarına haml eylemiş, cenâb-ı Hak bizi mü'min ve muvahhid halk edüp, şerâ'it ü mûcibât-ı İslâmiyye'yi icrâ ile iʿlâ-i kelimesi zimnında gazâ vü cihâdı üzerimize farz ve fezâyilini nusûs-i Furkāniyye ile beyân buyurup, guzât ü şühedânın merâtib-i ʿuzmâ ve mesûbât-ı evfâsını dahi âyât-ı beyyinâtında zikr edüp, emrine itâʿat ve nehy eylediği muharremâtdan mücânebet etmeyenlere fevz ü nusrat teʿalluk kudretden baʿîd görülür. Bu sefer-i pür-ʿiberde ictimâʿ eden askerî tâyifesi hılâf-ı şerʿ-i enver irtikâb-ı münker ve menhiyyâta iktihâm ile yollarda fukarâ vü zuʿafâyı pâ-zede-i cevr ü zarar etdiklerinden gayri, uli'l-emre ʿadem-i itâʿat ile hod-pesendâne seyr u hareketleri iktirâf-ı envâʿ-ı maʿsiyyet kabîlinden olduğuna binâ'en, taraf-ı kahhâr-ı müntakımden haklarında bu vechile mücâzât ve taslît-i kefere ile icrây-ı hükm-i muʿâkebât kılındı. “İn tensurû'llâhe yensurküm” âyet-i şerîfesi, “İn tensurû dînehû ve Resûlehü yensurküm ʿalâ ʿaduvviküm” ʿibâresiyle tefsîr olunup, nusrat ne makūle fiʿle bâz-beste olduğu erbâbına maʿlûmdur. İşte emrin hakīkatı budur ancak, erbâb-ı zevâhire göre düşmen askeri müceddeden ihtirâʿ olunan kānûn-i muhârebe ve üslûb-i mudârabe üzere müretteb, ve zâbitlerine inkıyâd ü itâʿatları mücerreb olup, sanâyiʿ-i nâriyyeyi bi-esbâbihâ taʿlîm ü taʿallümden bir lahza hâlî olmadıklarından gayri, askerîlerini semt-i tereffühden menʿ ve râhat ü sükûndan redʿ edüp, taburlarında gayri muʿallim bir şahsa mahal ve hılâl-i\nsufûflarında nâ-be-mahal ednâ fürce vü halel olmadığından imtihân ü ihtibâr olunmamış ve tereffüh ü râhata [M2 89] alışmış perîşân ve gayr-i müretteb askere galebeleri fî ekseri'l-ahyân nümâyân olmakdadır. Lâ cerem, bu bâbda ru'esâya isnâd-ı cinâyet ü bühtân mahzâ kusûr-i nazardan nâşî daʿvây-ı bî-bürhândır. Be-în cümle Hân ve Abaza Paşa ve sâyir mîrîlü asker müteferrik olmuşiken Vezîr ʿAbdî Paşa ve Adanalı Hasan Paşa kazıyyeye ʿadem-i vukūf ile üzerlerine gelen düşmen ile bir sâʿat kadar âgāz-ı kifâh ve iʿmâl-i süyûf ü rimâh eyleyüp, cânib-i muvahhidînde galebe sûretleri be-dîdâr ve aʿdâda sûret-i perîşânî âşikâr olmuşiken, Hân kolunda olup, meterisler gāyilesini ber-taraf eden ʿanede-i ʿabede-i esnâm, fırka-i mezkûreye imdâd ile bâʿis-i tefrika-i ehl-i İslâm olduğu hâzır-fi'l-maʿreke olan muharrir-i Fakīr'in re’ye'l-ʿayn meşhûdu olmuşdur.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_738.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Baʿzı kimseler bu hezîmeti askerin gafletine ve ʿAbdî Paşa henüz zedelenmeyüp, ol dahi hem-reng olmak içün Hân ve Abaza Paşa'nın vakt-i mesâfda desîse ve ʿadem-i sebâtlarına haml eylemiş, cenâb-ı Hak bizi mü'min ve muvahhid halk edüp, şerâ'it ü mûcibât-ı İslâmiyye'yi icrâ ile iʿlâ-i kelimesi zimnında gazâ vü cihâdı üzerimize farz ve fezâyilini nusûs-i Furkāniyye ile beyân buyurup, guzât ü şühedânın merâtib-i ʿuzmâ ve mesûbât-ı evfâsını dahi âyât-ı beyyinâtında zikr edüp, emrine itâʿat ve nehy eylediği muharremâtdan mücânebet etmeyenlere fevz ü nusrat teʿalluk kudretden baʿîd görülür. Bu sefer-i pür-ʿiberde ictimâʿ eden askerî tâyifesi hılâf-ı şerʿ-i enver irtikâb-ı münker ve menhiyyâta iktihâm ile yollarda fukarâ vü zuʿafâyı pâ-zede-i cevr ü zarar etdiklerinden gayri, uli'l-emre ʿadem-i itâʿat ile hod-pesendâne seyr u hareketleri iktirâf-ı envâʿ-ı maʿsiyyet kabîlinden olduğuna binâ'en, taraf-ı kahhâr-ı müntakımden haklarında bu vechile mücâzât ve taslît-i kefere ile icrây-ı hükm-i muʿâkebât kılındı. “İn tensurû'llâhe yensurküm” âyet-i şerîfesi, “İn tensurû dînehû ve Resûlehü yensurküm ʿalâ ʿaduvviküm” ʿibâresiyle tefsîr olunup, nusrat ne makūle fiʿle bâz-beste olduğu erbâbına maʿlûmdur. İşte emrin hakīkatı budur ancak, erbâb-ı zevâhire göre düşmen askeri müceddeden ihtirâʿ olunan kānûn-i muhârebe ve üslûb-i mudârabe üzere müretteb, ve zâbitlerine inkıyâd ü itâʿatları mücerreb olup, sanâyiʿ-i nâriyyeyi bi-esbâbihâ taʿlîm ü taʿallümden bir lahza hâlî olmadıklarından gayri, askerîlerini semt-i tereffühden menʿ ve râhat ü sükûndan redʿ edüp, taburlarında gayri muʿallim bir şahsa mahal ve hılâl-i\nsufûflarında nâ-be-mahal ednâ fürce vü halel olmadığından imtihân ü ihtibâr olunmamış ve tereffüh ü râhata [M2 89] alışmış perîşân ve gayr-i müretteb askere galebeleri fî ekseri'l-ahyân nümâyân olmakdadır. Lâ cerem, bu bâbda ru'esâya isnâd-ı cinâyet ü bühtân mahzâ kusûr-i nazardan nâşî daʿvây-ı bî-bürhândır. Be-în cümle Hân ve Abaza Paşa ve sâyir mîrîlü asker müteferrik olmuşiken Vezîr ʿAbdî Paşa ve Adanalı Hasan Paşa kazıyyeye ʿadem-i vukūf ile üzerlerine gelen düşmen ile bir sâʿat kadar âgāz-ı kifâh ve iʿmâl-i süyûf ü rimâh eyleyüp, cânib-i muvahhidînde galebe sûretleri be-dîdâr ve aʿdâda sûret-i perîşânî âşikâr olmuşiken, Hân kolunda olup, meterisler gāyilesini ber-taraf eden ʿanede-i ʿabede-i esnâm, fırka-i mezkûreye imdâd ile bâʿis-i tefrika-i ehl-i İslâm olduğu hâzır-fi'l-maʿreke olan muharrir-i Fakīr'in re’ye'l-ʿayn meşhûdu olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskovlu kemâl-i istidrâc ile orduda bulduğu hıyâm ü mühimmât ve sâyir tarâyif-i eşyâyı taht ü târâc etdikden sonra, pes-mânde-i tavâyif-i askerîyi verâdan yetüşüp, nehb ü esîr etmek içün Katana ve Kazak tâyifesine ruhsat verüp, kefere-i mesfûre dahi taʿkībe şitâb ve ehl-i İslâm'ı giriftâr-ı ıztırâb eylediklerini, deryây-ı şecâʿatde neheng ve Rüstem-i destâne deng olan Abaza Paşa Hazînedârı Feyzullah Ağa müşâhede ve maʿiyyetinde olan levend süvârîleri ile muʿâvede edüp, ʿakab-gîrân-ı küffârı zor-bâzû-yı celâdet ile târ ü mâr ve vâfirini küşte-i seyf-i bettâr ve zahm-dâr-ı rumh-i hattâr edüp, bu ʿazîmet-i pür-heybet sebebi ile verâda kalan piyâdegân vâsıl-ı ser-menzil-i emn ü emân ve düşmen süvârîleri dahi baʿzı mürtefiʿ mahallerde encâm-ı hâle nigerân oldular. Kul Kethudâsı Süleyman Ağa mühr-i cihangerd gibi seyyâh-ı ʿâlem ve serhadlerde ifnây-ı ʿömr etmiş bir âdem olduğundan gayri, Hotin muhâsarasında zuhûr eden hıdmeti, bâʿis-i ʿizz ü rifʿati olup, Kul Kethudâlığı'nda istihdâm ve zabt-ı haşerât ve kahr-ı neferât husûslarında dahi şiddet-i siyâseti tecribet-güzâr-ı enâm olduğundan, sefere dâ'ir baʿzı mevâd mûmâ ileyhden iftikād olunur idi. Ağa Paşa'nın karşuya mürûru hengâmında Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi Ağa-yı mûmâ ileyhi sırran haymesine ihzâr ve Ağa Paşa'nın ʿale'l-ʿumûm Yeniçeri Ocağlusu'yla karşuya mürûrunun hüsn ü kubhunu [M2 90] istifsâr eyledikde, Ağa-yı mûmâ ileyh cevaba âgāz ve: “Nehr-i Tuna'nın tuğyânı hasebiyle inşâ olunan cisrin fâyidesi olmadığını beyân ve emr bi'l-ʿaks olursa mevcûd olan Açıklar imrâr-ı askere vefâ etmeyüp, nüfûs-i kesîre itlâfı hâtıra tebârdür etmekle, defʿ-i hatar-ı vârideyi sarfdan sonra muntazır-ı hükm-i kader olmak kâr-ı erbâb-ı nazar olup, bu sûretde Kartal'da fî bâdiyyi'l-emr bir mahallin etrâfı şeranpo ile ihâta ve top ve sâyir âlât-ı ceng ile tahsîn olunmadan ʿaskerin öte tarafa geçürülmesi gāyet muhâtaradır\" deyü per-gâr-ı fikr-i dûr-endîşini idâre etmişidi. Mûmâ ileyhin tedbîri, tavr-ı maslahata muvâfık ve şart-ı ihtiyâta mutâbık iken, “el-muhlisûn ʿalâ hatarin ʿazîm” mefhûmu üzere sevk eylediği emr-i hayr hakkında müsteclib-i gezend ü\ndayr olup, Ocağlu ʿumûmen karşu geçüp, bu dahi mürûra tehyyüʿ göstermiş iken ʿazl olunup, Edirne Ağalığı ʿunvânıyla Ordu-yi hümâyûn'dan ibʿâd ü tenzîh ve kemâl-i hüzn ü endûh ile meʾmûr olduğu semte viche-i ʿazîmeti tevcîh eyledi. “Ve kem sehmin tusîbü zerye'l-merâmî” mefhûmunca Ağa-yı mûmâ ileyhin bu bâbda re'yi sâyib ve sevk etdiği hısn-ı menîʿin ittihâzı emr-i vâcib olup, kavliyle ʿadem-i ʿamelin seyyi’esi çok geçmeden ser-zede-i zuhûr ve hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn nüfûs ü çâr-pâ güm-kerde vü telef olduğu, erbâb-ı vukūfa manzûr oldu. Kartal'da şeranpo ile bir mahall-i münâsib muhât ve top ve sâyir âlât-ı ceng taʿbiyesiyle riʿâyet-i şart-ı ihtiyât kılınsa idi, asker-i İslâm ʿavdetde mütehassın ve İsakçı'dan Açıklar ile imdâd irsâli dahi mümkin olup, tedârük-i hâciz ü hâyil ile defʿ-i sâyil ve hasma mukābil olmak sûretleri hâsıl olduğundan başka maslahat-ı harbin gāyeti dahi mechûl olup, [mısra]:\n\nVe ʿinde bulûgi'l-keddi saffû'l-meşârib\n\nmü'eddâsınca şâyed nusrat u fevze dahi nâyil olurlar idi. “İzâ-lem tekün fî menzili'l-mer'i hurretün tüdebbiruhü dâʿat mesâliha dârihi”.",
          "caption": "Bakıyye-i ahvâl-i ceng ve maʿzûlî-yi Kethudây-ı Kul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_739.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Bakıyye-i ahvâl-i ceng ve maʿzûlî-yi Kethudây-ı Kul",
          "text": "Moskovlu kemâl-i istidrâc ile orduda bulduğu hıyâm ü mühimmât ve sâyir tarâyif-i eşyâyı taht ü târâc etdikden sonra, pes-mânde-i tavâyif-i askerîyi verâdan yetüşüp, nehb ü esîr etmek içün Katana ve Kazak tâyifesine ruhsat verüp, kefere-i mesfûre dahi taʿkībe şitâb ve ehl-i İslâm'ı giriftâr-ı ıztırâb eylediklerini, deryây-ı şecâʿatde neheng ve Rüstem-i destâne deng olan Abaza Paşa Hazînedârı Feyzullah Ağa müşâhede ve maʿiyyetinde olan levend süvârîleri ile muʿâvede edüp, ʿakab-gîrân-ı küffârı zor-bâzû-yı celâdet ile târ ü mâr ve vâfirini küşte-i seyf-i bettâr ve zahm-dâr-ı rumh-i hattâr edüp, bu ʿazîmet-i pür-heybet sebebi ile verâda kalan piyâdegân vâsıl-ı ser-menzil-i emn ü emân ve düşmen süvârîleri dahi baʿzı mürtefiʿ mahallerde encâm-ı hâle nigerân oldular. Kul Kethudâsı Süleyman Ağa mühr-i cihangerd gibi seyyâh-ı ʿâlem ve serhadlerde ifnây-ı ʿömr etmiş bir âdem olduğundan gayri, Hotin muhâsarasında zuhûr eden hıdmeti, bâʿis-i ʿizz ü rifʿati olup, Kul Kethudâlığı'nda istihdâm ve zabt-ı haşerât ve kahr-ı neferât husûslarında dahi şiddet-i siyâseti tecribet-güzâr-ı enâm olduğundan, sefere dâ'ir baʿzı mevâd mûmâ ileyhden iftikād olunur idi. Ağa Paşa'nın karşuya mürûru hengâmında Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi Ağa-yı mûmâ ileyhi sırran haymesine ihzâr ve Ağa Paşa'nın ʿale'l-ʿumûm Yeniçeri Ocağlusu'yla karşuya mürûrunun hüsn ü kubhunu [M2 90] istifsâr eyledikde, Ağa-yı mûmâ ileyh cevaba âgāz ve: “Nehr-i Tuna'nın tuğyânı hasebiyle inşâ olunan cisrin fâyidesi olmadığını beyân ve emr bi'l-ʿaks olursa mevcûd olan Açıklar imrâr-ı askere vefâ etmeyüp, nüfûs-i kesîre itlâfı hâtıra tebârdür etmekle, defʿ-i hatar-ı vârideyi sarfdan sonra muntazır-ı hükm-i kader olmak kâr-ı erbâb-ı nazar olup, bu sûretde Kartal'da fî bâdiyyi'l-emr bir mahallin etrâfı şeranpo ile ihâta ve top ve sâyir âlât-ı ceng ile tahsîn olunmadan ʿaskerin öte tarafa geçürülmesi gāyet muhâtaradır\" deyü per-gâr-ı fikr-i dûr-endîşini idâre etmişidi. Mûmâ ileyhin tedbîri, tavr-ı maslahata muvâfık ve şart-ı ihtiyâta mutâbık iken, “el-muhlisûn ʿalâ hatarin ʿazîm” mefhûmu üzere sevk eylediği emr-i hayr hakkında müsteclib-i gezend ü\ndayr olup, Ocağlu ʿumûmen karşu geçüp, bu dahi mürûra tehyyüʿ göstermiş iken ʿazl olunup, Edirne Ağalığı ʿunvânıyla Ordu-yi hümâyûn'dan ibʿâd ü tenzîh ve kemâl-i hüzn ü endûh ile meʾmûr olduğu semte viche-i ʿazîmeti tevcîh eyledi. “Ve kem sehmin tusîbü zerye'l-merâmî” mefhûmunca Ağa-yı mûmâ ileyhin bu bâbda re'yi sâyib ve sevk etdiği hısn-ı menîʿin ittihâzı emr-i vâcib olup, kavliyle ʿadem-i ʿamelin seyyi’esi çok geçmeden ser-zede-i zuhûr ve hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn nüfûs ü çâr-pâ güm-kerde vü telef olduğu, erbâb-ı vukūfa manzûr oldu. Kartal'da şeranpo ile bir mahall-i münâsib muhât ve top ve sâyir âlât-ı ceng taʿbiyesiyle riʿâyet-i şart-ı ihtiyât kılınsa idi, asker-i İslâm ʿavdetde mütehassın ve İsakçı'dan Açıklar ile imdâd irsâli dahi mümkin olup, tedârük-i hâciz ü hâyil ile defʿ-i sâyil ve hasma mukābil olmak sûretleri hâsıl olduğundan başka maslahat-ı harbin gāyeti dahi mechûl olup, [mısra]:\n\nVe ʿinde bulûgi'l-keddi saffû'l-meşârib\n\nmü'eddâsınca şâyed nusrat u fevze dahi nâyil olurlar idi. “İzâ-lem tekün fî menzili'l-mer'i hurretün tüdebbiruhü dâʿat mesâliha dârihi”."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sevâlif-i ezmândan ziyâde Nehr-i Tuna'nın tuğyânı ve inşây-ı cisrin ʿadem-i imkânı ve Açıklar ile Serdâr-ı ekrem'in Kartal cânibine ʿubûru her ne kadar müstelzim-i muhâtara olduğu Sadr-ı müşârun ileyhin maʿlûmu olduysa dahi Hân ve sâyir vüzerâ ve Ağa-paşa'nın pey-der-pey vürûd eden tahrîrâtlarında eğerçi [M2 91] perâkende olan askerî tâyifesi cemʿ olunup, meterisler hafrıyla harbe istiʿdâd verildi. Ancak askerin mizâcında olan fesâd, cengi görmeyen ecnâda sirâyet etmeden Serdâr-ı ekrem hazretlerinin İsakçı tarafına vücûb-i ʿubûrunu îrâd etmeleriyle, bu husûs içün meclis-i meşveret ʿakd olunup, bundan sonra karşu tarafa murûrdan istinkâf, bâʿis-i fütûr-i erbâb-ı mesâf olacağını işrâb ile ehl-i şûrâ Serdâr-ı ekrem hazretlerinin mürûrunu istisvâb eylediler. Bu haber ile Sipâhîler Ağası Hatîb-zâde Kartal tarafına irsâl ve kudûm-i Serdâr-ı ekremî sebebi ile sunûf-i askerî mutayyebü'l-bâl kılınup, Ordu-yi hümâyûn'un hey'et-i asliyyesi üzere İsakçı'da terki evlâ ve vukūʿ bulan rü’yet ü îfâ ve ʿale't-teʿâkub zahîre ve gerüden gelen askeri karşuya geçürmek mesâlihiyle Nişancı ʿAbdullah Efendi Kāyim-makām\nnasb ve bir mikdâr meblağ dahi yedine iʿtâ olunduğundan gayri ʿilm ü feyz-tev'em Resûl-i Ekrem sallallâhü Teâlâ ʿaleyhi ve selemi leyl ü nehâr muhâfazaya ibtidâr eylemeleri husûsu dahi Süvârî Ocağları zâbitânına müʾekkeden işʿâr ve şehr-i rebîʿulâhırın üçüncü günü Ordu Kadısı Niʿmetullah Efendi ve Kethudây-ı Sadrıaʿzamî Seyyid İbrâhîm Efendi ve Şıkk-ı Evvel Defterdârı ʿİsmet İsmâʿîl Efendi ve Reʾîsülküttâb Recâ’î Mehmed Efendi ve Çavuş-başı ʿArabgirli İbrâhîm Bey ve Defter Emîni Velî Efendi ve Rûznâmçe-i Evvel Resmî Ahmed Efendi ve Muhâsebe-i Evvel Yesrî Ahmed Efendi ve Tezkire-i Evvel İbrâhîm Efendi ve Tezkire-i Sânî Mustafa Efendi ve Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi ve Teşrîfâtî Vahdetî Ebûbekir Efendi ve Kethudâ Kâtibi Seyyid Mehmed Hayrî Efendi ve Beylikçi Mustafa Efendi'yi Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri istishâb ve otuz bin kadar asker intihâbıyla karşuya geçüp, kudûmüne muntazır olan cumûʿ-i müslimîni vâreste-i pîç ü tâb buyurdular. Serdâr-ı ekrem hazretlerinin maksadı Kartal'da ikāmet ve Ağa Paşa ordusuna takviyyet vermek olup, ancak Hân ve Ağa Paşa ve sâyirlerinin müteʿâkib olan tahrîrâtları müşârun ileyh hazretlerinin kendülerine iltihâkından ibâret olup, bu takdîrde fî-mâ baʿd meks ü tevakkuf [M2 92] zâhir-bînân-ı askerîye sebeb-i teʾessüf olacağı maʿlûm-i erbâb-ı tasarruf olduğundan, ilerüye teşrîfleri hass ü tahrîz ve sedd-i ebvâb-ı münâkaşa vü taʿrîz kılındı. Ertesi cumʿa günü Serdâr-ı ekrem refʿ-i zer-mencûk-i ʿalem ve Ağa Paşa ordusuna karîb mahalle vazʿ-ı kadem buyurup, ferdâsı yevm-i sebt vüzerây-ı ʿizâm ve ricâl-i devlet ʿakd-i encümen-i meşveret ve beş sâʿat buʿdu olan aʿdâ taburuna mukārebet ile yurd-i mezkûrdan nehzat bâbında safka-zen-i muvâfakat olmalarıyla, vücûh-i asâkir dahi rûz-i mesâfda kalb-i bî-gişş ü sâf ile mukābele-i aʿdâdan rû-tâb-ı inhirâf olmayacağlarını ʿahd ü peymân ile teʾkîd ve bu ʿazîmetlerin sevgend ü îmân ile teşyîd eylediler. Ertesi isneyn günü Hân askeri aʿdâ süvârîleriyle tarh-ı kurʿa-i kâr-zâr ve yirmi iki nefer küştenîleri bend-i kemend-i üsâr eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından zikr olunan üserâ ile vâsıl-ı Muʿasker-i hümâyûn ve mûcib-i inşirâh-ı derûn olup, düşmen-i bed-tıynet kıllet-i zehâyir ile giriftâr-ı mihnet-i zarûret olduğu, Hân-ı müşârun ileyh tarafından tahrîr ve istıntâk olunan deliller dahi böylece takrîr eylediler. Düşmenin min külli'l-cihât zaʿf u muzâyakasını ve imrâr-ı ezmân ile maslahat fevt olacağını merreten baʿde uhrâ Hân ʿarz u îmâ ve bir ân akdem Sadr-ı ʿâlî-kadr hazretlerinin kudûmünü istidʿâ eylediğinden başka, iltikāy-ı tarafeyn ile sadây-ı top vâsıl-ı sımâh-ı şehâmeti oldukda, verây-ı düşmenden hücûm ve ordularını âşiyâne-i gurâb ü bûm edeceğini dahi telmîh ve bundan sonra ikāmetin maʿnâsı olmayup, sıdk-ı ʿazîmetini Serdâr-ı ekrem tasrîh eyledi.",
          "caption": "Mürûr-i Sadrıaʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_740.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Mürûr-i Sadrıaʿzam",
          "text": "Sevâlif-i ezmândan ziyâde Nehr-i Tuna'nın tuğyânı ve inşây-ı cisrin ʿadem-i imkânı ve Açıklar ile Serdâr-ı ekrem'in Kartal cânibine ʿubûru her ne kadar müstelzim-i muhâtara olduğu Sadr-ı müşârun ileyhin maʿlûmu olduysa dahi Hân ve sâyir vüzerâ ve Ağa-paşa'nın pey-der-pey vürûd eden tahrîrâtlarında eğerçi [M2 91] perâkende olan askerî tâyifesi cemʿ olunup, meterisler hafrıyla harbe istiʿdâd verildi. Ancak askerin mizâcında olan fesâd, cengi görmeyen ecnâda sirâyet etmeden Serdâr-ı ekrem hazretlerinin İsakçı tarafına vücûb-i ʿubûrunu îrâd etmeleriyle, bu husûs içün meclis-i meşveret ʿakd olunup, bundan sonra karşu tarafa murûrdan istinkâf, bâʿis-i fütûr-i erbâb-ı mesâf olacağını işrâb ile ehl-i şûrâ Serdâr-ı ekrem hazretlerinin mürûrunu istisvâb eylediler. Bu haber ile Sipâhîler Ağası Hatîb-zâde Kartal tarafına irsâl ve kudûm-i Serdâr-ı ekremî sebebi ile sunûf-i askerî mutayyebü'l-bâl kılınup, Ordu-yi hümâyûn'un hey'et-i asliyyesi üzere İsakçı'da terki evlâ ve vukūʿ bulan rü’yet ü îfâ ve ʿale't-teʿâkub zahîre ve gerüden gelen askeri karşuya geçürmek mesâlihiyle Nişancı ʿAbdullah Efendi Kāyim-makām\nnasb ve bir mikdâr meblağ dahi yedine iʿtâ olunduğundan gayri ʿilm ü feyz-tev'em Resûl-i Ekrem sallallâhü Teâlâ ʿaleyhi ve selemi leyl ü nehâr muhâfazaya ibtidâr eylemeleri husûsu dahi Süvârî Ocağları zâbitânına müʾekkeden işʿâr ve şehr-i rebîʿulâhırın üçüncü günü Ordu Kadısı Niʿmetullah Efendi ve Kethudây-ı Sadrıaʿzamî Seyyid İbrâhîm Efendi ve Şıkk-ı Evvel Defterdârı ʿİsmet İsmâʿîl Efendi ve Reʾîsülküttâb Recâ’î Mehmed Efendi ve Çavuş-başı ʿArabgirli İbrâhîm Bey ve Defter Emîni Velî Efendi ve Rûznâmçe-i Evvel Resmî Ahmed Efendi ve Muhâsebe-i Evvel Yesrî Ahmed Efendi ve Tezkire-i Evvel İbrâhîm Efendi ve Tezkire-i Sânî Mustafa Efendi ve Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi ve Teşrîfâtî Vahdetî Ebûbekir Efendi ve Kethudâ Kâtibi Seyyid Mehmed Hayrî Efendi ve Beylikçi Mustafa Efendi'yi Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri istishâb ve otuz bin kadar asker intihâbıyla karşuya geçüp, kudûmüne muntazır olan cumûʿ-i müslimîni vâreste-i pîç ü tâb buyurdular. Serdâr-ı ekrem hazretlerinin maksadı Kartal'da ikāmet ve Ağa Paşa ordusuna takviyyet vermek olup, ancak Hân ve Ağa Paşa ve sâyirlerinin müteʿâkib olan tahrîrâtları müşârun ileyh hazretlerinin kendülerine iltihâkından ibâret olup, bu takdîrde fî-mâ baʿd meks ü tevakkuf [M2 92] zâhir-bînân-ı askerîye sebeb-i teʾessüf olacağı maʿlûm-i erbâb-ı tasarruf olduğundan, ilerüye teşrîfleri hass ü tahrîz ve sedd-i ebvâb-ı münâkaşa vü taʿrîz kılındı. Ertesi cumʿa günü Serdâr-ı ekrem refʿ-i zer-mencûk-i ʿalem ve Ağa Paşa ordusuna karîb mahalle vazʿ-ı kadem buyurup, ferdâsı yevm-i sebt vüzerây-ı ʿizâm ve ricâl-i devlet ʿakd-i encümen-i meşveret ve beş sâʿat buʿdu olan aʿdâ taburuna mukārebet ile yurd-i mezkûrdan nehzat bâbında safka-zen-i muvâfakat olmalarıyla, vücûh-i asâkir dahi rûz-i mesâfda kalb-i bî-gişş ü sâf ile mukābele-i aʿdâdan rû-tâb-ı inhirâf olmayacağlarını ʿahd ü peymân ile teʾkîd ve bu ʿazîmetlerin sevgend ü îmân ile teşyîd eylediler. Ertesi isneyn günü Hân askeri aʿdâ süvârîleriyle tarh-ı kurʿa-i kâr-zâr ve yirmi iki nefer küştenîleri bend-i kemend-i üsâr eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından zikr olunan üserâ ile vâsıl-ı Muʿasker-i hümâyûn ve mûcib-i inşirâh-ı derûn olup, düşmen-i bed-tıynet kıllet-i zehâyir ile giriftâr-ı mihnet-i zarûret olduğu, Hân-ı müşârun ileyh tarafından tahrîr ve istıntâk olunan deliller dahi böylece takrîr eylediler. Düşmenin min külli'l-cihât zaʿf u muzâyakasını ve imrâr-ı ezmân ile maslahat fevt olacağını merreten baʿde uhrâ Hân ʿarz u îmâ ve bir ân akdem Sadr-ı ʿâlî-kadr hazretlerinin kudûmünü istidʿâ eylediğinden başka, iltikāy-ı tarafeyn ile sadây-ı top vâsıl-ı sımâh-ı şehâmeti oldukda, verây-ı düşmenden hücûm ve ordularını âşiyâne-i gurâb ü bûm edeceğini dahi telmîh ve bundan sonra ikāmetin maʿnâsı olmayup, sıdk-ı ʿazîmetini Serdâr-ı ekrem tasrîh eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünkü düşmen taburuyla muhârebe mütehakkak oldu, Vezîr ʿAbdî Paşa çerhaya ve Abaza Paşa levendât ve mîrî askeriyle sağ kola ve Adanalı Karslı-oğlu Hasan Paşa sol kola taʿyîn ve her birine onar Şâhî top verilüp, dûş-i gayretleri hılaʿ-ı fâhire ile tez-\nyîn ve sâyir edevât ü mühimmât-ı harbiyye istikmâl ve ferdâsı Gölbaşı yurdundan Serdâr-ı ekrem hazretleri tavâyif-i askeriyle refʿ-i eskāl ve Hân Kışlağı'na iki sâʿat mesâfede vâkiʿ düşmen görülecek mahall-i mürtefiʿde [M2 93] nasb-ı hıyâm-ı iclâl eyledikleri hâlde, efrâd ü cumhûr meteris hafrına şurûʿ eylediler. İlerüde olan süvârî gürûhuyla vüzerây-ı ʿizâm münâsib ordu mahallini cüst-cû ile ahşama karîb bir mahall-i gayr-i münâsibde taʿyîn-i makām etmiş bulunduklarından, meterisin bir mikdâr mahalli hengâm-ı şâma kalup, Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî İbrâhîm Efendi meşʿaller ile mehmâ emken meterisleri perdâhte-i dest-i ihtitâm ve baʿzı nemek be-harâm Meşʿaleci şöhretiyle müşârun ileyhi mülakkab ü be-nâm eyledi. Karagol hıdmeti o şeb-i bû'l-ʿacebde Abaza Paşa'ya sipâriş olunup, Hazînedârı Feyzullah Ağa'yı ince karagol'a taʿyîn etmişidi. Rusya Feldmerşal ise üzerine gelen asker-i bî-şumârı gündüzden seyr edüp, ezʿâf-ı muzâʿafı olduğunu muʿâyene ve Kaplan Girây Hân dahi verâsında zahîreyi katʿ ve kavm-i Tatar ile hücûma muterassıd olduğunu Ceneral ve zâbitlerine ibâne edüp, mesfûrları bahr-i hayrete ilkā ve fî-mâ baʿd rûy-i selâmet görmeyeceklerini îmâ edüp, cümlesi bu varta-i hevl-nâkden halâsa çâre-cû ve selâmet-i nefisleri tarîkını irâ'e içün tarafına tekâpû eylediklerinde, askerimizin kılleti maʿlûm olmamak içün hemân bu gice ʿale'l-gafleh hasmımız üzerine hücûmdan gayri tedbîr olmayup, gice hâliyle top ve tüfeng ve hevâyî fişekler ile bir maslahat görülür ise tahlîs-i nefs maslahatı kābil olur. Etdiğimiz tertîb fâyide vermez ise cümlemiz helâk ve endâhte-i hâk-i magāk oluruz” dedikde, mecmûʿu buraya karar-dâde ve cenge âmâde oldular. Sâʿat beşde düşmen-i dîn tertîb etdiği vech üzere yerinden hareket eylediğini ilerüde olan ince karagol müşâhede ve gerüde olanları âgâh etmek içün piştov atup, anlar dahi yedlerinde olan tüfeng ve piştovlarını ifrâğ ile orduya haber firistâde eylediler. Bu peyâm-ı bârid vârid olmazdan mukaddem, orduda sadây-ı hây ü hûy ʿayyûka resîde olup, meterislerden top atmağa mübâşeret olunduğunu düşmen hiss edüp, asker-i İslâm'ın cenge teheyyü'ünü zihninde tasvîr ve şeb-hûn maslahatını vakt-i sehere te'hîr eyledi. Gice ile Ordu-yi hümâyûn'dan top atılması zâhir-i hâlde müstekreh görüldüyse [M2 94] dahi aʿdâ o tarrâka-i hûş-rübâyı ehl-i İslâm'ın teyakkuz ü intibâhına haml ile ikdâmdan ihtirâz ve olduğu mahalde bî-dem ve âvâz-ı kemîn-sâz olup, böyle iken gice firârîlerinin mukaddimesi sabah olmadan Kartal'a vusûl buldukları menkūldur. Düşmen-i meş'ûmun leylen hücûmu gündüzden ziyâde zarar u ziyâna bâdî ve halk birbirini itlâf ü ifnâya mü'eddî olacağı zâhir idi. Subh-i kâzib nümû-dâr olduğu hîn gürûh-i müşrikîn üç koldan yürüyüp, sâk u yemîn ve çerhaya taʿyîn olunan cünûd-i muvahhidîn mukābele ve her kolda işʿâl-i nâyire-i mukātele olunup, kalb ü yesârda bulunanlar sufûf-i aʿdâyı perîşân edecekleri zemânda yemînde bulunan süvârî üzerine düşmen-i mekkâr, toplarının ekserîsini havâle ile cümlesini âvâre-i sebât ü istikrâr eyleyüp, başbuğları olan Abaza Paşa ve Hazînedârı ve bin-başılardan birkaç kimse meydân-ı cengde pâyidâr ve anlar dahi düşmen ateşine tehammül edeme-\nyüp, ihtiyâr-ı girîve vü kenâr eylediler. Sâyir asker bunlara nazar ve ʿillet-i sirâyetle ihtiyâr-ı semt-i mefer eylediklerini müşâhede ile Serdâr-ı ekrem tîgini ʿuryân ve firârîleri ircâʿa sarf-ı tâb ü tüvân etdiyse dahi, menʿ-i seylâb ve defʿ-i berk-i şihâb mümkin olmayup, o hılâlde aʿdâ dahi çadırlara duhûl ve pesmândegân-ı askeri sâyir firârîlere mevsûl eyledi. Dümdâr taʿyîn olunan Arnavud Mustafa Paşa firârîlerin baʿzısını katʿ-ı gûş ve hurrem-i ânif ile siyâset etmişiken, bu züll ü hevânı irtikâb ve dâreynde saʿâdeti müstevcib olan gazâ vü cihâd maslahat-ı hayriyyesinden rücûʿ ve intiyâbları min a'cebi'l-ʿuccâbdır. Perâkende olan gümrâhlar, rezm-gâhdan iki üç sâʿat infisallerinde, Diyârbekir Eyâleti ki, ekser düzdân-ı Ekrâd'dan ʿibâret idi. O gün Kartal'dan kalkup savb-ı muʿaskere râhî olmuşlar idi. Kasd-ı ircâʿ ile kerr ü ferden gâfil etbâʿ ve gâret içün ictimâʿ etmiş baʿzı behâyim-tıbâʿı nehb ü talân ve asker-i mağlûb bi't-tabʿ müttehem olmak haysiyyeti ile müdâfaʿaya cihet-i imkân bulamayup, her biri “ene'n-nezîru'l-ʿuryân” kavliyle âh ü figân eyledikleri, kenâr-güzînân-ı zemâneye rûşen u ʿiyân oldu.\n\nSerdar-ı ekrem hazretleri sebük-bâr Kartal ordusuna ʿazm ü reftâr [M2 95] etmek dâʿiyesiyle ricâl-i devlet ve sâyirlerinin ağırlık istishâb etmemelerini ber-vech-i teʾkîd işʿâr etmişiken, ümmîd-i galebe ile düşmen Hotin tarafına firâr eyleyeceğini tasavvur ve tûl-i meks iktizâsıyla baʿzı şey'in lüzûmunu tefekkür eylediklerinden, ağırlığa dâ'ir ve sîm ü zer evânîye müteʿallık katʿî çok şey' istishâb ü tenkîl ve etbâʿ makūlelerinin ferzâneleri dahi efendilerine yaranmak içün hâtıra hutûr etmemiş eşyayı bilâ-istîzân cimâl ü bigāle tahmîl edüp, rûz-i nâ-fîrûz-i hezîmetde o makūle turaf-i eşyâ vü tuhaf-i girân-behâ dest-bürd-i aʿdâ oldu. Aʿdâ askerinin mâldârları dâd ü sitedde kemâl-i revâcı olan hazîne tezkirelerini hâmil ve lede'l-iktizâ sarf ve zarûretlerin zâyil edüp, evrâk-ı mezkûre hasımları yedine mütevâsıl olsa bir fâyide hâsıl olmadığından gayri, esâfil-i askerîleri sîm ü zerin levn ü hey'etini bilmeyüp, kıtaʿât-ı nühâsa madrûb beş altısı bir para farz olunan yedi sekiz kıtʿa nühâs pâreye yevmiyye mâlik ve anı dahi ordularında mevcûd mey-kede ve sâyir melʿanete sarf ü iʿtâya mütehâlik oldukları zâhir olup, bu tavr-ı ʿacîb dikkat olunsa, bir nevʿ mekr u firîb ve arzûy-i mâl ile hasm-ı tüvân-gere ʿillet-i taglîbdir. Fâtih-i hıtta-i ʿArab Şehriyâr-ı ʿâlî-neseb, yaʿnî Sultân Selîm Hân “es-kenehüllâhü fî buhbûhati'l-cinân” hazretleri Mercidâbık'da Gavrî lakabıyla mülakkab olan Melik-i mülk-i Mısr ile mukābeleden bir gün evvel bir tell-i refîʿa çıkup, asker-i Çerâkise'ye meddi-târ-i nazar eyledikde, ekserîsinin başında zerrîn migfer ve miyânelerinde murassaʿ tîg ü hancer olduğundan başka, atları sîm ü mutallâ takımlar ile müzeyyen ve hıyâm ü har-gâhları gāyet maʿnûn olduğunu seyr ü temâşâ ve kendü askerinin âlât-ı harbiyyeleri tîmürden ve hayme vü sitârelerinin enderûn u bîrûnu kirpâs-ı hâmdan masnûʿ olduğunu fikr ile hüzn ü melâl ibdâ ve bu keyfiyyeti bitâne-i umûr-ı Şâhâne'si\nolan Kemâl Paşa-zâdeye îmâ eyledikde: “Hasmın zînet-i melbûs u merkûbu askerimizin dâʿiye-i şevkını efzûn ve mâl tamaʿıyla ıkdâm ü cesâretlerini hadden bîrûn eyleyeceği inşâ'allâhü Teʿâlâ yârınki gün meşhûd-i hümâyûnları olur” dimekle, tab‘-ı Tâcdârî'lerine [M2 96] tesliyet ve kalb-i tâbdârlarına kuvvet verüp, ferdâsı maslahat-ı ceng ne netîce verdiği târihlerde mastûrdur.\n\nSadrıazam Kartal'a gelüp, vüzerâ vü vükelâ ile istişâre ve herkes âsiyâb-ı fikrini idare edüp, baʿzıları meteris hafrıyla perîşân olan askeri cem' etmek ve karşudan baʿzı mühimmât ve asker celbi ile müdâfa-i düşmene kıyâm etmek re'yini takdîm ve bu tedbîrin icrâsı ekalli beş on güne muhtâc olup, düşmen birkaç sâʿat mahalde iken istiʿdâd-ı müdâfaʿa vermeyüp, maʿâzallah Elmas Paşa Vak'ası gibi bir hatar-ı ʿazîm zuhûr eyleyeceğini tefhîm ve bu cevâb emzice-i askerîye muvâfık olduğundan, cümlesi ser-be-zemîn teslîm oldular. Kulûb-ı nâs bi-hikmetillâhi Teʿâlâ pür-bîm ü hirâs ve karşu tarafa can atmak sevdasıyla çâre-cûy-i selâmet ve bu hâl maʿlûm-i Sadr-ı pür-gayret olup, nâ-çâr hâlini agyârdan istitâr ve Kartal'a karîb sazlık bir mahalden leylen karşuya güzâr eyledi. Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa ve Abaza Mehmed Paşa ve Ağa Paşa ve Re'îsülküttâb Efendi ve Tezkire-i Evvel otuz bin kadar süvârî ile İsmâʿîl cânibine ʿazîmet ve şâh-râhdan ʿudûl ile kasaba-i mezkûreye vusûl ü istirahat edüp, Sadrıazam dahi İsakçı'ya geldikde, mevcûd olan Açıklar ve sağîr ü kebîr kayıkları Kartal tarafına irsâl edüp, kudreti olanlar hufyeten sazlık arasına varup, kayık istîcârıyla İsakçı'ya mıkzâf ü cünbân-ı istiʿcâl oldular. Kartal'da terk ü mugādere olunup, hamlinde hiffet ve nakl ü imrârında sühûlet ʿadd olunan eşyayı baʿzı tamaʿkârân-ı nâs karşuya imrâr ile fâyide-mend ü râbih ve bu mikdâra kanâʿat bir emr-i râcih iken, kasd-ı nemâ ile tekrîr-i ʿavdet ve bir mikdâr şey tedârüküyle rücûʿa niyyet etmişiken, düşmen-i dîn yetişüp, cümlesini me'sûr ve hîş ve tebârlarından mehcûr eyledi. “Ve kem min harîsin ehlekethü metâmi ʿuhü”\n\nSadrıazam mürûrundan sonra bekāyây-ı asker Kartal Sahrâsı'nda bî-pâ vü ser geşt ü güzâr edüp, karşuya vusûlün ʿadem-i imkânını tasavvur ve bu hâl ile cümlesi şinâver-i bahr-i jerf-i tehayyür iken, Teşrîfâtî Vahdetî Ebûbekir Bey sûret-i istîmân ile tahlîs-i cân tedbîr-i [M2 97] muʿavvicini âverde-i zebân eyledikde, baʿzı ʿukalâ düşmen hâl-i düşmene âşînâ olmayup, asker-i me'yûs çok kerre neyl-i zafer ile râyet-i hasmını menkûs\neylediği Rusyalu'ya dahi bir emr-i mahsûs olup, bu takdîrde düşmene kâğıd tahrîriyle taleb-i emân kemâl-i zâʿf ü ʿaczi beyân ve belki bir sâʿat evvel bu tarafa tahrîk-i pây-ı tuğyân eylemesini iltizâmdır” deyü redd-i cevâb ve ertesi gün Açıklar zuhûr edüp, cümle nâs İsakçı'ya ʿavd ü iyâb eyleyüp, bu kelime-i şerâz kaldı Bekir Beyi âvâre-i ser eyleyüp, tefevvüh etdiği kavl gayr-i maʿkūl, humk u belâdetine mahmûl kılınup, Teşrîfatçılık'dan maʿzûl ve nefy ü tağrîb ile mahzûl oldu.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ve teferruk-i asker",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_741.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ve teferruk-i asker",
          "text": "Çünkü düşmen taburuyla muhârebe mütehakkak oldu, Vezîr ʿAbdî Paşa çerhaya ve Abaza Paşa levendât ve mîrî askeriyle sağ kola ve Adanalı Karslı-oğlu Hasan Paşa sol kola taʿyîn ve her birine onar Şâhî top verilüp, dûş-i gayretleri hılaʿ-ı fâhire ile tez-\nyîn ve sâyir edevât ü mühimmât-ı harbiyye istikmâl ve ferdâsı Gölbaşı yurdundan Serdâr-ı ekrem hazretleri tavâyif-i askeriyle refʿ-i eskāl ve Hân Kışlağı'na iki sâʿat mesâfede vâkiʿ düşmen görülecek mahall-i mürtefiʿde [M2 93] nasb-ı hıyâm-ı iclâl eyledikleri hâlde, efrâd ü cumhûr meteris hafrına şurûʿ eylediler. İlerüde olan süvârî gürûhuyla vüzerây-ı ʿizâm münâsib ordu mahallini cüst-cû ile ahşama karîb bir mahall-i gayr-i münâsibde taʿyîn-i makām etmiş bulunduklarından, meterisin bir mikdâr mahalli hengâm-ı şâma kalup, Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî İbrâhîm Efendi meşʿaller ile mehmâ emken meterisleri perdâhte-i dest-i ihtitâm ve baʿzı nemek be-harâm Meşʿaleci şöhretiyle müşârun ileyhi mülakkab ü be-nâm eyledi. Karagol hıdmeti o şeb-i bû'l-ʿacebde Abaza Paşa'ya sipâriş olunup, Hazînedârı Feyzullah Ağa'yı ince karagol'a taʿyîn etmişidi. Rusya Feldmerşal ise üzerine gelen asker-i bî-şumârı gündüzden seyr edüp, ezʿâf-ı muzâʿafı olduğunu muʿâyene ve Kaplan Girây Hân dahi verâsında zahîreyi katʿ ve kavm-i Tatar ile hücûma muterassıd olduğunu Ceneral ve zâbitlerine ibâne edüp, mesfûrları bahr-i hayrete ilkā ve fî-mâ baʿd rûy-i selâmet görmeyeceklerini îmâ edüp, cümlesi bu varta-i hevl-nâkden halâsa çâre-cû ve selâmet-i nefisleri tarîkını irâ'e içün tarafına tekâpû eylediklerinde, askerimizin kılleti maʿlûm olmamak içün hemân bu gice ʿale'l-gafleh hasmımız üzerine hücûmdan gayri tedbîr olmayup, gice hâliyle top ve tüfeng ve hevâyî fişekler ile bir maslahat görülür ise tahlîs-i nefs maslahatı kābil olur. Etdiğimiz tertîb fâyide vermez ise cümlemiz helâk ve endâhte-i hâk-i magāk oluruz” dedikde, mecmûʿu buraya karar-dâde ve cenge âmâde oldular. Sâʿat beşde düşmen-i dîn tertîb etdiği vech üzere yerinden hareket eylediğini ilerüde olan ince karagol müşâhede ve gerüde olanları âgâh etmek içün piştov atup, anlar dahi yedlerinde olan tüfeng ve piştovlarını ifrâğ ile orduya haber firistâde eylediler. Bu peyâm-ı bârid vârid olmazdan mukaddem, orduda sadây-ı hây ü hûy ʿayyûka resîde olup, meterislerden top atmağa mübâşeret olunduğunu düşmen hiss edüp, asker-i İslâm'ın cenge teheyyü'ünü zihninde tasvîr ve şeb-hûn maslahatını vakt-i sehere te'hîr eyledi. Gice ile Ordu-yi hümâyûn'dan top atılması zâhir-i hâlde müstekreh görüldüyse [M2 94] dahi aʿdâ o tarrâka-i hûş-rübâyı ehl-i İslâm'ın teyakkuz ü intibâhına haml ile ikdâmdan ihtirâz ve olduğu mahalde bî-dem ve âvâz-ı kemîn-sâz olup, böyle iken gice firârîlerinin mukaddimesi sabah olmadan Kartal'a vusûl buldukları menkūldur. Düşmen-i meş'ûmun leylen hücûmu gündüzden ziyâde zarar u ziyâna bâdî ve halk birbirini itlâf ü ifnâya mü'eddî olacağı zâhir idi. Subh-i kâzib nümû-dâr olduğu hîn gürûh-i müşrikîn üç koldan yürüyüp, sâk u yemîn ve çerhaya taʿyîn olunan cünûd-i muvahhidîn mukābele ve her kolda işʿâl-i nâyire-i mukātele olunup, kalb ü yesârda bulunanlar sufûf-i aʿdâyı perîşân edecekleri zemânda yemînde bulunan süvârî üzerine düşmen-i mekkâr, toplarının ekserîsini havâle ile cümlesini âvâre-i sebât ü istikrâr eyleyüp, başbuğları olan Abaza Paşa ve Hazînedârı ve bin-başılardan birkaç kimse meydân-ı cengde pâyidâr ve anlar dahi düşmen ateşine tehammül edeme-\nyüp, ihtiyâr-ı girîve vü kenâr eylediler. Sâyir asker bunlara nazar ve ʿillet-i sirâyetle ihtiyâr-ı semt-i mefer eylediklerini müşâhede ile Serdâr-ı ekrem tîgini ʿuryân ve firârîleri ircâʿa sarf-ı tâb ü tüvân etdiyse dahi, menʿ-i seylâb ve defʿ-i berk-i şihâb mümkin olmayup, o hılâlde aʿdâ dahi çadırlara duhûl ve pesmândegân-ı askeri sâyir firârîlere mevsûl eyledi. Dümdâr taʿyîn olunan Arnavud Mustafa Paşa firârîlerin baʿzısını katʿ-ı gûş ve hurrem-i ânif ile siyâset etmişiken, bu züll ü hevânı irtikâb ve dâreynde saʿâdeti müstevcib olan gazâ vü cihâd maslahat-ı hayriyyesinden rücûʿ ve intiyâbları min a'cebi'l-ʿuccâbdır. Perâkende olan gümrâhlar, rezm-gâhdan iki üç sâʿat infisallerinde, Diyârbekir Eyâleti ki, ekser düzdân-ı Ekrâd'dan ʿibâret idi. O gün Kartal'dan kalkup savb-ı muʿaskere râhî olmuşlar idi. Kasd-ı ircâʿ ile kerr ü ferden gâfil etbâʿ ve gâret içün ictimâʿ etmiş baʿzı behâyim-tıbâʿı nehb ü talân ve asker-i mağlûb bi't-tabʿ müttehem olmak haysiyyeti ile müdâfaʿaya cihet-i imkân bulamayup, her biri “ene'n-nezîru'l-ʿuryân” kavliyle âh ü figân eyledikleri, kenâr-güzînân-ı zemâneye rûşen u ʿiyân oldu.\n\nSerdar-ı ekrem hazretleri sebük-bâr Kartal ordusuna ʿazm ü reftâr [M2 95] etmek dâʿiyesiyle ricâl-i devlet ve sâyirlerinin ağırlık istishâb etmemelerini ber-vech-i teʾkîd işʿâr etmişiken, ümmîd-i galebe ile düşmen Hotin tarafına firâr eyleyeceğini tasavvur ve tûl-i meks iktizâsıyla baʿzı şey'in lüzûmunu tefekkür eylediklerinden, ağırlığa dâ'ir ve sîm ü zer evânîye müteʿallık katʿî çok şey' istishâb ü tenkîl ve etbâʿ makūlelerinin ferzâneleri dahi efendilerine yaranmak içün hâtıra hutûr etmemiş eşyayı bilâ-istîzân cimâl ü bigāle tahmîl edüp, rûz-i nâ-fîrûz-i hezîmetde o makūle turaf-i eşyâ vü tuhaf-i girân-behâ dest-bürd-i aʿdâ oldu. Aʿdâ askerinin mâldârları dâd ü sitedde kemâl-i revâcı olan hazîne tezkirelerini hâmil ve lede'l-iktizâ sarf ve zarûretlerin zâyil edüp, evrâk-ı mezkûre hasımları yedine mütevâsıl olsa bir fâyide hâsıl olmadığından gayri, esâfil-i askerîleri sîm ü zerin levn ü hey'etini bilmeyüp, kıtaʿât-ı nühâsa madrûb beş altısı bir para farz olunan yedi sekiz kıtʿa nühâs pâreye yevmiyye mâlik ve anı dahi ordularında mevcûd mey-kede ve sâyir melʿanete sarf ü iʿtâya mütehâlik oldukları zâhir olup, bu tavr-ı ʿacîb dikkat olunsa, bir nevʿ mekr u firîb ve arzûy-i mâl ile hasm-ı tüvân-gere ʿillet-i taglîbdir. Fâtih-i hıtta-i ʿArab Şehriyâr-ı ʿâlî-neseb, yaʿnî Sultân Selîm Hân “es-kenehüllâhü fî buhbûhati'l-cinân” hazretleri Mercidâbık'da Gavrî lakabıyla mülakkab olan Melik-i mülk-i Mısr ile mukābeleden bir gün evvel bir tell-i refîʿa çıkup, asker-i Çerâkise'ye meddi-târ-i nazar eyledikde, ekserîsinin başında zerrîn migfer ve miyânelerinde murassaʿ tîg ü hancer olduğundan başka, atları sîm ü mutallâ takımlar ile müzeyyen ve hıyâm ü har-gâhları gāyet maʿnûn olduğunu seyr ü temâşâ ve kendü askerinin âlât-ı harbiyyeleri tîmürden ve hayme vü sitârelerinin enderûn u bîrûnu kirpâs-ı hâmdan masnûʿ olduğunu fikr ile hüzn ü melâl ibdâ ve bu keyfiyyeti bitâne-i umûr-ı Şâhâne'si\nolan Kemâl Paşa-zâdeye îmâ eyledikde: “Hasmın zînet-i melbûs u merkûbu askerimizin dâʿiye-i şevkını efzûn ve mâl tamaʿıyla ıkdâm ü cesâretlerini hadden bîrûn eyleyeceği inşâ'allâhü Teʿâlâ yârınki gün meşhûd-i hümâyûnları olur” dimekle, tab‘-ı Tâcdârî'lerine [M2 96] tesliyet ve kalb-i tâbdârlarına kuvvet verüp, ferdâsı maslahat-ı ceng ne netîce verdiği târihlerde mastûrdur.\n\nSadrıazam Kartal'a gelüp, vüzerâ vü vükelâ ile istişâre ve herkes âsiyâb-ı fikrini idare edüp, baʿzıları meteris hafrıyla perîşân olan askeri cem' etmek ve karşudan baʿzı mühimmât ve asker celbi ile müdâfa-i düşmene kıyâm etmek re'yini takdîm ve bu tedbîrin icrâsı ekalli beş on güne muhtâc olup, düşmen birkaç sâʿat mahalde iken istiʿdâd-ı müdâfaʿa vermeyüp, maʿâzallah Elmas Paşa Vak'ası gibi bir hatar-ı ʿazîm zuhûr eyleyeceğini tefhîm ve bu cevâb emzice-i askerîye muvâfık olduğundan, cümlesi ser-be-zemîn teslîm oldular. Kulûb-ı nâs bi-hikmetillâhi Teʿâlâ pür-bîm ü hirâs ve karşu tarafa can atmak sevdasıyla çâre-cûy-i selâmet ve bu hâl maʿlûm-i Sadr-ı pür-gayret olup, nâ-çâr hâlini agyârdan istitâr ve Kartal'a karîb sazlık bir mahalden leylen karşuya güzâr eyledi. Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa ve Abaza Mehmed Paşa ve Ağa Paşa ve Re'îsülküttâb Efendi ve Tezkire-i Evvel otuz bin kadar süvârî ile İsmâʿîl cânibine ʿazîmet ve şâh-râhdan ʿudûl ile kasaba-i mezkûreye vusûl ü istirahat edüp, Sadrıazam dahi İsakçı'ya geldikde, mevcûd olan Açıklar ve sağîr ü kebîr kayıkları Kartal tarafına irsâl edüp, kudreti olanlar hufyeten sazlık arasına varup, kayık istîcârıyla İsakçı'ya mıkzâf ü cünbân-ı istiʿcâl oldular. Kartal'da terk ü mugādere olunup, hamlinde hiffet ve nakl ü imrârında sühûlet ʿadd olunan eşyayı baʿzı tamaʿkârân-ı nâs karşuya imrâr ile fâyide-mend ü râbih ve bu mikdâra kanâʿat bir emr-i râcih iken, kasd-ı nemâ ile tekrîr-i ʿavdet ve bir mikdâr şey tedârüküyle rücûʿa niyyet etmişiken, düşmen-i dîn yetişüp, cümlesini me'sûr ve hîş ve tebârlarından mehcûr eyledi. “Ve kem min harîsin ehlekethü metâmi ʿuhü”\n\nSadrıazam mürûrundan sonra bekāyây-ı asker Kartal Sahrâsı'nda bî-pâ vü ser geşt ü güzâr edüp, karşuya vusûlün ʿadem-i imkânını tasavvur ve bu hâl ile cümlesi şinâver-i bahr-i jerf-i tehayyür iken, Teşrîfâtî Vahdetî Ebûbekir Bey sûret-i istîmân ile tahlîs-i cân tedbîr-i [M2 97] muʿavvicini âverde-i zebân eyledikde, baʿzı ʿukalâ düşmen hâl-i düşmene âşînâ olmayup, asker-i me'yûs çok kerre neyl-i zafer ile râyet-i hasmını menkûs\neylediği Rusyalu'ya dahi bir emr-i mahsûs olup, bu takdîrde düşmene kâğıd tahrîriyle taleb-i emân kemâl-i zâʿf ü ʿaczi beyân ve belki bir sâʿat evvel bu tarafa tahrîk-i pây-ı tuğyân eylemesini iltizâmdır” deyü redd-i cevâb ve ertesi gün Açıklar zuhûr edüp, cümle nâs İsakçı'ya ʿavd ü iyâb eyleyüp, bu kelime-i şerâz kaldı Bekir Beyi âvâre-i ser eyleyüp, tefevvüh etdiği kavl gayr-i maʿkūl, humk u belâdetine mahmûl kılınup, Teşrîfatçılık'dan maʿzûl ve nefy ü tağrîb ile mahzûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kartal şiddetini müşâhade edenlerin ekserîsi terk-i menâsıb ü revâtıb ve ʿazîmete tâlib olup, ez-cümle gediklülerden Feyzî Ağa Âsitâne'ye bilâ-istîzân revân olduğuna binâʾen, zeʿâmeti Defter Emîni Velî Efendi'ye tevcîh ve fî-mâ baʿd her kim firâr ve terk-i hıdmet ihtiyâr eyler ise dirliği âhara verileceği lâzım gelenlere işâʿa vü tenbîh olundu. Vukūʿ bulan şevârid-i ahvâl min-gayri icmâl ʿarz u mahzar ile hâk-i ʿatebe-i mülûkâneye ʿarz u imlâl olunup, şahs-ı vâhide isnâd-ı kusûr ve bir kimseye ʿizz ü tehâvün ü fütûr olunmayarak mühimmât ve sâyir cihât ile Şehriyâr-ı vâlâ-nijâddan istiʿâne vü istimdâd olundu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_742.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Kartal şiddetini müşâhade edenlerin ekserîsi terk-i menâsıb ü revâtıb ve ʿazîmete tâlib olup, ez-cümle gediklülerden Feyzî Ağa Âsitâne'ye bilâ-istîzân revân olduğuna binâʾen, zeʿâmeti Defter Emîni Velî Efendi'ye tevcîh ve fî-mâ baʿd her kim firâr ve terk-i hıdmet ihtiyâr eyler ise dirliği âhara verileceği lâzım gelenlere işâʿa vü tenbîh olundu. Vukūʿ bulan şevârid-i ahvâl min-gayri icmâl ʿarz u mahzar ile hâk-i ʿatebe-i mülûkâneye ʿarz u imlâl olunup, şahs-ı vâhide isnâd-ı kusûr ve bir kimseye ʿizz ü tehâvün ü fütûr olunmayarak mühimmât ve sâyir cihât ile Şehriyâr-ı vâlâ-nijâddan istiʿâne vü istimdâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muhârebe vukūʿundan sonra süvârî ve baʿzı piyâde bir hâl ile Kartal'dan İsakçı'ya mürûr edemeyeceklerini sencîde-i mîzân-ı şuʿûr eylediklerinden, ekserî İsmâʿîl tarafına şitâbân ve bi'z-zarûre o tarafları muhâfazaya sarf-ı tâb ü tüvân eyleyecekleri vârid-i ezhân olduğundan, asker ile imdâd gāyilesinden istiğnâ hâsıl olup, sâyir emâkinin tesviye-i şevârid-i ahvâliyle Sadr-ı vâlâ-makām tekayyüd ü ihtimâm eylemişidi. Şehr-i rebîʿulâhırın on ikinci sebt günü Hân Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf ü ʿinân ve Sadrıaʿzam ile mülâkātında İsmâʿîl cânibinde tehaşşüd eden vüzerâ ve serân-ı askerî cemʿ edüp, esbâb-ı umûrun fıkdânını ve vücûd-ı mühimmât ile mukābele-i düşmen dâhil-i hayyiz-i imkân olacağını beyân eyleyüp, kendü dahi maʿiyyetinde olan asker-i Tatar düşmen-i şikâr ile muʿâvenet ü muzâharetde kusûr etmeyeceğini cümlesine tefhîm ve hâzır bi'l-meclis olanlar dahi bu tedbîrden gayri [M2 98] çâre kalmadığını teslîm edüp, inkıtâʿ-ı habl-i verîde dek müdâfaʿa-i düşmen-i ʿanîd eyleyeceklerini ifâde vü takrîr ve İsmâʿîl Kasabası ehâlîsi dahi ʿiyâl ü evlâdların husûn-ı Sultâniyye'den Kili ve Akkermân'a tesyîr ve kendüleri İsmâʿîl'de ikāmet ile muntazır-ı dâr u gîr olduklarını tezkîr ve bir mîkdâr zahîre ile meh-mâ emken dâ'ire-i maʿîşetleri tevsîʿ ve Abaza Paşa be-her hâl maʿiyyetine taʿyîn olunmak mesâyilini tefrîʿ eyledi. Bundan başka, kabâyil-i Tatar'dan Yedisan Kabîlesi sâyir kabîlelerden vâfir ve fi'l-asl Moskovlu'dan iftirâk ve berü tarafa ʿâbir olduklarına binâ’en: “El-cemelü yehinnü ilâ ʿatenihi” mefhûmu üzere o tarafa\nmeyl ü rükûnları vârid-i hâtır olmağla, kendüleri maʿiyyet-i müşârun ileyhde ibkā ve evlâd ü ʿıyâlleri mikdârı vâfî Açık taʿyîni ile İsakçı tarafına imrâr olunmak husûsunu istidʿâ eyledi. Hân-ı müşârun ileyhin takrîri maʿkūl ve cümle ʿindinde makbûl olup, istidʿâsı üzere Abaza Paşa baʿzı süvâriyân ile maʿiyyetine taʿyîn ve Yedisan Kabîlesi'nin evlâd ü ıyâlleri berü tarafa geçürülmek içün Açıklar, ihzârı lâzım gelenlere ifade vü telkīn olunduğundan, nazarı katʿ ile fi'l-hâl beş yüz kantar peksemâd Açıklar'a teşhîn ile o tarafa irsâl ve ʿAbdî Paşa dahi piyâdeyi meterislere vazʿ etdikden sonra Ordu-yi hümâyûn'a neşr-i bâl-i istiʿcâl etmek üzere isdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl ve Hân cenâblarına dahi Ordu Hazînesi'nden on bir bin guruş harçlık iʿtâ ve geldiği mahalle isrâ olundu. Müşârun ileyh İsmâʿil'e vârid ve askerîde hilâf-ı teʿahhüd İsakçı'ya mürûr sevdâsını müşâhade ile münharid ü gazbân, ordusuna zâhib ü ʿâyid olup, İsmâʿîl'de olanlar Hân tarafından meʾyûs-i husûl-i merâm olduklarında, İsakçı'ya mürûrlarını hâvî bir kıtʿa ʿarz u mahzar tertîb ve Vezîr ʿAbdî Paşa'yı Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb eylediler. Otuz bin kadar askere vefâ edecek Açıklar maʿdûm ve farz-ı muhâl ile tedârükü mümkin olsa bile, altmış günde ancak berü tarafa ʿubûr eyleyecekleri meczûm ve düşmen, askerin mürûrunu his ile lâ-mehâle o taraflara hücûm ve haylî zarar eyleyeceği maʿlûm olduğundan başka, Tatar tâyifesinin İsmâʿîl Kasabası etrâfında ve sâyir mahallerde evlâd ü ʿıyâlleri sâkin ve asker-i Pâdişâhî kuvvetiyle mütemekkin iken o tarafları askerden ihlâ ile giriftâr-ı eyâdî-yi aʿdâ [M2 99] etmek fiʿlen ve ʿaklen câyiz olmadığını hayr-hâhân-ı devlet inhâ eyleyüp, der-ʿakab Abaza Paşa'ya Serʿaskerlik menşûru tahrîr ve o havâlîde bulunan tavâyif-i askerînin istikrârına dâ'yir lâzım gelen vasâyâ vü tenbîhât me'mûriyyeti emrine derc ü tastîr olunup, emr-i mezkûr müşârun ileyhin yedine vâsıl olmazdan mukaddem beksemâd tahmîl olunan kayıklara İsmâʿîl'de olan askerin zorâver ve kuvvet-mendleri birbirini kırarak râkib ve ekserîsi Tuna'ya gark ile bir mikdârı Tulça tarafına hârib olduğunun ferdâsı, Repnin Ceneral tahmînen beş on bin Rusyalu ile zuhûr edüp, İsmâʿîl'de bulunan süvâriyân, mukābele sûretinde o tarafa şitâbân ve nefislerini muhafaza ile Kili ve Akkermân yoluna gürîzân oldular. Süvâriyân-ı İslâm'ın cânib-i yemîni gadîr ve cânib-i yesârı hasm-ı dûzah-masîr olup miyân-ı âb ve nârdan güzerân olduklarında, haylî zahmet ve hadden bîrûn meşakkat çeküp, düşmen-i bedpeymân dahi huluvv-i meydân ile vâfir esîr ahz eylediğinden başka, meterislerde olan piyâde dahi mütezelzilü'l-akdâm ve Tatarlığ'a ve Bender semtine doğru reh-girây-ı inhizâm olup, Abaza Paşa bir Çırnığa süvâr ve üç beş âdem ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, vukūʿ bulan hâdiseyi ve Ağa Paşa'nın on bin kadar asker ile Kili tarafına şitâb eylediğini ihbâr eyledi. Bu sâl-i ʿibret-iştimâlde mühimmât ü zehâyirde zerre mikdârı kusûr ve cemʿ-i askerde ednâ mertebe fütûr ihtiyâr olunmayup, niçe hazâyin ü defâyin sarf olunmuşiken, bâlâda beyan olunduğu vech üzere askerînin evâmir ü zevâcir-i İlâhiyye'ye ʿadem-i itâʿat ile irtikâb-ı envâʿ-ı maʿsiyyet ve muvâcehe-i aʿdâda izhâr-ı sebât etmeyerek, girîve-gerd-i cübn ü rehâvet oldukları bu hâdise-i cân-güdâza ʿillet oldu. Kasaba-i mezbûreyi terk ve zeber-teng-i hanek-i hezîmeti pirk eden askerin bir mikdârı Kili'ye ʿâzim ve bir mîkdârı Bucak vâdilerinde mütehayyir ü hâyim olup, elli altmış günden\nsonra akça kuvvetiyle Akkerman ve Özi taraflarında istîcâr-ı merâkib ve bir mikdârı İsakçı'ya ve bakıyyesi vilâyetlerine âyib oldular.",
          "caption": "Vürûd-i Hân be-Ordu-yi hümâyûn ve beyân-ı vakʿa-i İsmâʿîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_743.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Hân be-Ordu-yi hümâyûn ve beyân-ı vakʿa-i İsmâʿîl",
          "text": "Muhârebe vukūʿundan sonra süvârî ve baʿzı piyâde bir hâl ile Kartal'dan İsakçı'ya mürûr edemeyeceklerini sencîde-i mîzân-ı şuʿûr eylediklerinden, ekserî İsmâʿîl tarafına şitâbân ve bi'z-zarûre o tarafları muhâfazaya sarf-ı tâb ü tüvân eyleyecekleri vârid-i ezhân olduğundan, asker ile imdâd gāyilesinden istiğnâ hâsıl olup, sâyir emâkinin tesviye-i şevârid-i ahvâliyle Sadr-ı vâlâ-makām tekayyüd ü ihtimâm eylemişidi. Şehr-i rebîʿulâhırın on ikinci sebt günü Hân Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf ü ʿinân ve Sadrıaʿzam ile mülâkātında İsmâʿîl cânibinde tehaşşüd eden vüzerâ ve serân-ı askerî cemʿ edüp, esbâb-ı umûrun fıkdânını ve vücûd-ı mühimmât ile mukābele-i düşmen dâhil-i hayyiz-i imkân olacağını beyân eyleyüp, kendü dahi maʿiyyetinde olan asker-i Tatar düşmen-i şikâr ile muʿâvenet ü muzâharetde kusûr etmeyeceğini cümlesine tefhîm ve hâzır bi'l-meclis olanlar dahi bu tedbîrden gayri [M2 98] çâre kalmadığını teslîm edüp, inkıtâʿ-ı habl-i verîde dek müdâfaʿa-i düşmen-i ʿanîd eyleyeceklerini ifâde vü takrîr ve İsmâʿîl Kasabası ehâlîsi dahi ʿiyâl ü evlâdların husûn-ı Sultâniyye'den Kili ve Akkermân'a tesyîr ve kendüleri İsmâʿîl'de ikāmet ile muntazır-ı dâr u gîr olduklarını tezkîr ve bir mîkdâr zahîre ile meh-mâ emken dâ'ire-i maʿîşetleri tevsîʿ ve Abaza Paşa be-her hâl maʿiyyetine taʿyîn olunmak mesâyilini tefrîʿ eyledi. Bundan başka, kabâyil-i Tatar'dan Yedisan Kabîlesi sâyir kabîlelerden vâfir ve fi'l-asl Moskovlu'dan iftirâk ve berü tarafa ʿâbir olduklarına binâ’en: “El-cemelü yehinnü ilâ ʿatenihi” mefhûmu üzere o tarafa\nmeyl ü rükûnları vârid-i hâtır olmağla, kendüleri maʿiyyet-i müşârun ileyhde ibkā ve evlâd ü ʿıyâlleri mikdârı vâfî Açık taʿyîni ile İsakçı tarafına imrâr olunmak husûsunu istidʿâ eyledi. Hân-ı müşârun ileyhin takrîri maʿkūl ve cümle ʿindinde makbûl olup, istidʿâsı üzere Abaza Paşa baʿzı süvâriyân ile maʿiyyetine taʿyîn ve Yedisan Kabîlesi'nin evlâd ü ıyâlleri berü tarafa geçürülmek içün Açıklar, ihzârı lâzım gelenlere ifade vü telkīn olunduğundan, nazarı katʿ ile fi'l-hâl beş yüz kantar peksemâd Açıklar'a teşhîn ile o tarafa irsâl ve ʿAbdî Paşa dahi piyâdeyi meterislere vazʿ etdikden sonra Ordu-yi hümâyûn'a neşr-i bâl-i istiʿcâl etmek üzere isdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl ve Hân cenâblarına dahi Ordu Hazînesi'nden on bir bin guruş harçlık iʿtâ ve geldiği mahalle isrâ olundu. Müşârun ileyh İsmâʿil'e vârid ve askerîde hilâf-ı teʿahhüd İsakçı'ya mürûr sevdâsını müşâhade ile münharid ü gazbân, ordusuna zâhib ü ʿâyid olup, İsmâʿîl'de olanlar Hân tarafından meʾyûs-i husûl-i merâm olduklarında, İsakçı'ya mürûrlarını hâvî bir kıtʿa ʿarz u mahzar tertîb ve Vezîr ʿAbdî Paşa'yı Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb eylediler. Otuz bin kadar askere vefâ edecek Açıklar maʿdûm ve farz-ı muhâl ile tedârükü mümkin olsa bile, altmış günde ancak berü tarafa ʿubûr eyleyecekleri meczûm ve düşmen, askerin mürûrunu his ile lâ-mehâle o taraflara hücûm ve haylî zarar eyleyeceği maʿlûm olduğundan başka, Tatar tâyifesinin İsmâʿîl Kasabası etrâfında ve sâyir mahallerde evlâd ü ʿıyâlleri sâkin ve asker-i Pâdişâhî kuvvetiyle mütemekkin iken o tarafları askerden ihlâ ile giriftâr-ı eyâdî-yi aʿdâ [M2 99] etmek fiʿlen ve ʿaklen câyiz olmadığını hayr-hâhân-ı devlet inhâ eyleyüp, der-ʿakab Abaza Paşa'ya Serʿaskerlik menşûru tahrîr ve o havâlîde bulunan tavâyif-i askerînin istikrârına dâ'yir lâzım gelen vasâyâ vü tenbîhât me'mûriyyeti emrine derc ü tastîr olunup, emr-i mezkûr müşârun ileyhin yedine vâsıl olmazdan mukaddem beksemâd tahmîl olunan kayıklara İsmâʿîl'de olan askerin zorâver ve kuvvet-mendleri birbirini kırarak râkib ve ekserîsi Tuna'ya gark ile bir mikdârı Tulça tarafına hârib olduğunun ferdâsı, Repnin Ceneral tahmînen beş on bin Rusyalu ile zuhûr edüp, İsmâʿîl'de bulunan süvâriyân, mukābele sûretinde o tarafa şitâbân ve nefislerini muhafaza ile Kili ve Akkermân yoluna gürîzân oldular. Süvâriyân-ı İslâm'ın cânib-i yemîni gadîr ve cânib-i yesârı hasm-ı dûzah-masîr olup miyân-ı âb ve nârdan güzerân olduklarında, haylî zahmet ve hadden bîrûn meşakkat çeküp, düşmen-i bedpeymân dahi huluvv-i meydân ile vâfir esîr ahz eylediğinden başka, meterislerde olan piyâde dahi mütezelzilü'l-akdâm ve Tatarlığ'a ve Bender semtine doğru reh-girây-ı inhizâm olup, Abaza Paşa bir Çırnığa süvâr ve üç beş âdem ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, vukūʿ bulan hâdiseyi ve Ağa Paşa'nın on bin kadar asker ile Kili tarafına şitâb eylediğini ihbâr eyledi. Bu sâl-i ʿibret-iştimâlde mühimmât ü zehâyirde zerre mikdârı kusûr ve cemʿ-i askerde ednâ mertebe fütûr ihtiyâr olunmayup, niçe hazâyin ü defâyin sarf olunmuşiken, bâlâda beyan olunduğu vech üzere askerînin evâmir ü zevâcir-i İlâhiyye'ye ʿadem-i itâʿat ile irtikâb-ı envâʿ-ı maʿsiyyet ve muvâcehe-i aʿdâda izhâr-ı sebât etmeyerek, girîve-gerd-i cübn ü rehâvet oldukları bu hâdise-i cân-güdâza ʿillet oldu. Kasaba-i mezbûreyi terk ve zeber-teng-i hanek-i hezîmeti pirk eden askerin bir mikdârı Kili'ye ʿâzim ve bir mîkdârı Bucak vâdilerinde mütehayyir ü hâyim olup, elli altmış günden\nsonra akça kuvvetiyle Akkerman ve Özi taraflarında istîcâr-ı merâkib ve bir mikdârı İsakçı'ya ve bakıyyesi vilâyetlerine âyib oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tahrîr olunduğu üzere, Ağa Paşa'nın orduya ʿavdeti irâde ve tarafına emr-i ʿâlî firistâde olunup, müşârun ileyh ʿavdete [M2 100] âmâde iken düşmen zuhûr ve Kili tarafına ʿazîmet eylediği karʿ-ı sâmiʿa-i Sadrı's-sudûr edüp, ne vakit vürûd edeceği mechûl-i mutlak ve Ocağ-ı ʿâmire umûru müşevveş ü muğlak olduğundan gayri, Ocaklu'nun baʿzısını dahi müşârun ileyh birer sebeble tekdîr ve cümlesini dilgîr eylediği, ʿakd olunan meclis-i meşveretde zebân-zed-i sagîr u kebîr olup, ʿazli tasmîm ve şehr-i rebîʿulâhirın yirminci pazar günü Kul Kethudâsı Mehmed Ağa, Yeniçeri Ağası nasb olunup, kāʿideleri üzere silsileleri tanzîm olundu. Top ʿArabacı-başısı olan Mustafa Ağa'nın dahi, Kili tarafına ʿazîmeti menkūl ve el-yevm hâli mechûl olduğundan, ol dahi maʿzûl ve Ocak-ı mezkûr Baş-çavuşu Mehmed Ağa yerine mevsûl oldu.\nİsmâʿîl Kasabası'nı aʿdâ istîlâ etmek takrîbi ile berü tarafda vâkiʿ Tulça'ya sû-i kasd hâtırası ehâlîyi tevhîş ve mübtelây-ı endûh u teşvîş edüp, kalʿayı tahliye ve esbâb-ı firârı tesviye eyledikleri, sâmiʿa-res-i Serdâr-ı ekremî olmağla, o makūleleri zecr ü tahzîr ve top u mühimmâtlarında kusûr var ise işâret ü tahrîr, ʿakabinde imdâd ü iʿânede irtikâb-ı taksîr olunmayacağı siyâkında, Muʿasker-i hümâyûn'dan fermân-ı ʿâlî tastîr ve Anadolu Muhâsebecisi İbrâhîm Nazîf Efendi mübâşiriyyeti ile tesyîr olunup, mûmâ ileyh Tulça'ya vusûl buldukda, ehâlînin vahşetini teskîn, ve imdâd ü iʿânede katʿâ kusûr olunmayacağını ifade vü tebyîn etdikden sonra Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet ve istihkâmâta dâ'ir olan baʿzı mahallerde tabyalar inşâsıyla, toplar vazʿının eşedd-i lüzûmunu ve kalʿa-yı muhâfaza içün bin nefer dalkılıç tahrîriyle bir mikdâr topçu gönderilmesini takrîr etmekle, gerek mahall-i mezkûr ve gerek mesâmeti olan Sünne Boğazı'nın muhâfaza vü istihkâmına dâ'ir ahvâlin tesviyesi me'mûrlara havâle ve bu esbâb ile kulûb-i ehâlîde olan kalak ü ıztırâb izâle olundu.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân ve ser-Arabaciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_744.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân ve ser-Arabaciyân",
          "text": "Bâlâda tahrîr olunduğu üzere, Ağa Paşa'nın orduya ʿavdeti irâde ve tarafına emr-i ʿâlî firistâde olunup, müşârun ileyh ʿavdete [M2 100] âmâde iken düşmen zuhûr ve Kili tarafına ʿazîmet eylediği karʿ-ı sâmiʿa-i Sadrı's-sudûr edüp, ne vakit vürûd edeceği mechûl-i mutlak ve Ocağ-ı ʿâmire umûru müşevveş ü muğlak olduğundan gayri, Ocaklu'nun baʿzısını dahi müşârun ileyh birer sebeble tekdîr ve cümlesini dilgîr eylediği, ʿakd olunan meclis-i meşveretde zebân-zed-i sagîr u kebîr olup, ʿazli tasmîm ve şehr-i rebîʿulâhirın yirminci pazar günü Kul Kethudâsı Mehmed Ağa, Yeniçeri Ağası nasb olunup, kāʿideleri üzere silsileleri tanzîm olundu. Top ʿArabacı-başısı olan Mustafa Ağa'nın dahi, Kili tarafına ʿazîmeti menkūl ve el-yevm hâli mechûl olduğundan, ol dahi maʿzûl ve Ocak-ı mezkûr Baş-çavuşu Mehmed Ağa yerine mevsûl oldu.\nİsmâʿîl Kasabası'nı aʿdâ istîlâ etmek takrîbi ile berü tarafda vâkiʿ Tulça'ya sû-i kasd hâtırası ehâlîyi tevhîş ve mübtelây-ı endûh u teşvîş edüp, kalʿayı tahliye ve esbâb-ı firârı tesviye eyledikleri, sâmiʿa-res-i Serdâr-ı ekremî olmağla, o makūleleri zecr ü tahzîr ve top u mühimmâtlarında kusûr var ise işâret ü tahrîr, ʿakabinde imdâd ü iʿânede irtikâb-ı taksîr olunmayacağı siyâkında, Muʿasker-i hümâyûn'dan fermân-ı ʿâlî tastîr ve Anadolu Muhâsebecisi İbrâhîm Nazîf Efendi mübâşiriyyeti ile tesyîr olunup, mûmâ ileyh Tulça'ya vusûl buldukda, ehâlînin vahşetini teskîn, ve imdâd ü iʿânede katʿâ kusûr olunmayacağını ifade vü tebyîn etdikden sonra Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet ve istihkâmâta dâ'ir olan baʿzı mahallerde tabyalar inşâsıyla, toplar vazʿının eşedd-i lüzûmunu ve kalʿa-yı muhâfaza içün bin nefer dalkılıç tahrîriyle bir mikdâr topçu gönderilmesini takrîr etmekle, gerek mahall-i mezkûr ve gerek mesâmeti olan Sünne Boğazı'nın muhâfaza vü istihkâmına dâ'ir ahvâlin tesviyesi me'mûrlara havâle ve bu esbâb ile kulûb-i ehâlîde olan kalak ü ıztırâb izâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskovlu'nun berü taraflarda nâyil oldukları fevâyid-i harbiyye hırs u tamaʿların efzûn ve Kırım Adası'na dahi sevk-i asker ile Tatar halkını ser-gerdân ü zebûn ve tıbâʿ-ı câsiyelerine melâyim-i havâdis [M2 101] ve urcûfe ilkāsıyla magrem ü meftûn etmek içün Kalmuk, ve Ten Kazağı tâyifesinden vâfir kâfir ihzâr ve Rus askeri olarak bir mikdâr kefereyi dahi bu cemʿiyyete ilhâk ile her fırkaya birer ceneral nasb edüp, muntazır-ı hulûl-i behâr olduklarını, Kırım Serʿaskeri Vezîr İbrâhîm Paşa istihbâr etmişidi. Ülke-i mezbûrenin baʿzı mahalli bahr ile muhât ve düşmenin Or Kalʿası tarafından gayri maʿberi olmayup, ibtidây-ı emirde kalʿa-i mezkûreye taʿarruz edeceklerini Kırım Serʿaskeri Vezîr Silahdâr İbrâhîm Paşa karâyin-i hâliye ile istinbât eylediğine binâʾen,\nmaʿiyyetinde mevcûd olan cünûd-i zafer-mevʿûd ile Or Kalʿası tarafına sevk-i semend-i iclâl ve Çinişke ve Çongar boğazlarına dahi Nureddîn Sultân'ı kavm-i Tatar ile taʿyîn ü irsâl etmişidi. Hazele-i müşrikîn Or Kalʿasına bir buçuk sâʿat mesâfede hayme-nişîn ve teterrüs kasdıyla hark-ı zemîn ve top u humbara ve sâyir hisânât ile cevânib-i erbaʿalarını tarsîn eyledikleri haberi hılâl-i râhda Serʿasker Paşa semʿine vâsıl ve hareket-i müsarraʿa ile gelüp, Or Kalʿasına dâhil oldu. Ferdâsı askere icâzet ve iʿmâl-i tîr ü sinâna ruhsat vermekle, bir tarafdan Anadolu Eyâleti ve Yeniçeri dilâverleri ve bir tarafdan Kalgāy Sultân çerha şeklinde aʿdây-ı dalâlet-peymâyı ceng ü sitîze daʿvet ve düşmen dahi katanasını ihrâc ile izhâr-ı celâdet edüp, hîn-i mukābelede kavâriʿ-i rimâh u süyûf iblâğ-ı peyâm-ı hutûf ve ser-bâzân-ı İslâm şakk-ı sufûf ve gubâr-ı sümm-i semendleriyle icrây-ı hükm-i küsûf eyleyüp, bu hâl ile vakt-ı şâm hulûl ve herkes mahall-i menîʿine duhûl edüp, işbu rûz-i nusrat-bürûzda vâfir küffâr müsellim-i eyâdî-yi hazene-i nâr ve cünûd-i İslâmiyye'den ancak yirmi kadar merd-i celâdet-şiʿârın baʿzısı şiken-i zahm ile âzurde-dil ve baʿzısı rütbe-i şehâdete nâyil olarak kasr-ı dil-nişîn-i Firdevsî-mev'il eyledi. Muhârebe-i mezkûrede müşâhede olunan galebe, pür-dilân-ı İslâm'a bâʿis-i şevk-i tâm ve tabûr-i aʿdâ üzerine hücûm ü iktihâma sebeb-i cür'et ü ikdâm olup, mükemmel top ve piyâde ile harekete âmâde olduklarını düşmen ihsâs ü müşâhede eyledikde, hemân o gice meterislerini terk ve taburlarını [M2 102] fesh edüp, diyâr-ı nekbet-medârları tarafına firâr eylediler. Kasd-ı taʿkīb ile tesrîb olunan kavm-i Tatar, karargâh-ı düşmende baʿzı kalîb-i cüses-i katlâ ile imlâ olunduğunu ihbâr edüp, bu rivâyete göre, rûz-i mesâfda katî çok kâfir müdemmir-i seyf-i bâtir olduğu zâhirdir. Tabûr-i makhûr-i ʿaduvv-i istihkâmât sû-be-sû ile burc u bârû-yi muhît bir kalʿa-i tûy-der-tûy iken, eyyâm-ı vegā ile taburlarına vehn ü zaʿf-ı küllî tareyân etmeden firâra âgāzları, eser-i muʿcize-i bâkıyye-i hazret-i Nebevî olduğunda iştibâh yokdur.",
          "caption": "İnhizâm-ı küffâr-ı li’âm ve nusrat-i ehl-i İslâm der-Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_745.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İnhizâm-ı küffâr-ı li’âm ve nusrat-i ehl-i İslâm der-Kırım",
          "text": "Moskovlu'nun berü taraflarda nâyil oldukları fevâyid-i harbiyye hırs u tamaʿların efzûn ve Kırım Adası'na dahi sevk-i asker ile Tatar halkını ser-gerdân ü zebûn ve tıbâʿ-ı câsiyelerine melâyim-i havâdis [M2 101] ve urcûfe ilkāsıyla magrem ü meftûn etmek içün Kalmuk, ve Ten Kazağı tâyifesinden vâfir kâfir ihzâr ve Rus askeri olarak bir mikdâr kefereyi dahi bu cemʿiyyete ilhâk ile her fırkaya birer ceneral nasb edüp, muntazır-ı hulûl-i behâr olduklarını, Kırım Serʿaskeri Vezîr İbrâhîm Paşa istihbâr etmişidi. Ülke-i mezbûrenin baʿzı mahalli bahr ile muhât ve düşmenin Or Kalʿası tarafından gayri maʿberi olmayup, ibtidây-ı emirde kalʿa-i mezkûreye taʿarruz edeceklerini Kırım Serʿaskeri Vezîr Silahdâr İbrâhîm Paşa karâyin-i hâliye ile istinbât eylediğine binâʾen,\nmaʿiyyetinde mevcûd olan cünûd-i zafer-mevʿûd ile Or Kalʿası tarafına sevk-i semend-i iclâl ve Çinişke ve Çongar boğazlarına dahi Nureddîn Sultân'ı kavm-i Tatar ile taʿyîn ü irsâl etmişidi. Hazele-i müşrikîn Or Kalʿasına bir buçuk sâʿat mesâfede hayme-nişîn ve teterrüs kasdıyla hark-ı zemîn ve top u humbara ve sâyir hisânât ile cevânib-i erbaʿalarını tarsîn eyledikleri haberi hılâl-i râhda Serʿasker Paşa semʿine vâsıl ve hareket-i müsarraʿa ile gelüp, Or Kalʿasına dâhil oldu. Ferdâsı askere icâzet ve iʿmâl-i tîr ü sinâna ruhsat vermekle, bir tarafdan Anadolu Eyâleti ve Yeniçeri dilâverleri ve bir tarafdan Kalgāy Sultân çerha şeklinde aʿdây-ı dalâlet-peymâyı ceng ü sitîze daʿvet ve düşmen dahi katanasını ihrâc ile izhâr-ı celâdet edüp, hîn-i mukābelede kavâriʿ-i rimâh u süyûf iblâğ-ı peyâm-ı hutûf ve ser-bâzân-ı İslâm şakk-ı sufûf ve gubâr-ı sümm-i semendleriyle icrây-ı hükm-i küsûf eyleyüp, bu hâl ile vakt-ı şâm hulûl ve herkes mahall-i menîʿine duhûl edüp, işbu rûz-i nusrat-bürûzda vâfir küffâr müsellim-i eyâdî-yi hazene-i nâr ve cünûd-i İslâmiyye'den ancak yirmi kadar merd-i celâdet-şiʿârın baʿzısı şiken-i zahm ile âzurde-dil ve baʿzısı rütbe-i şehâdete nâyil olarak kasr-ı dil-nişîn-i Firdevsî-mev'il eyledi. Muhârebe-i mezkûrede müşâhede olunan galebe, pür-dilân-ı İslâm'a bâʿis-i şevk-i tâm ve tabûr-i aʿdâ üzerine hücûm ü iktihâma sebeb-i cür'et ü ikdâm olup, mükemmel top ve piyâde ile harekete âmâde olduklarını düşmen ihsâs ü müşâhede eyledikde, hemân o gice meterislerini terk ve taburlarını [M2 102] fesh edüp, diyâr-ı nekbet-medârları tarafına firâr eylediler. Kasd-ı taʿkīb ile tesrîb olunan kavm-i Tatar, karargâh-ı düşmende baʿzı kalîb-i cüses-i katlâ ile imlâ olunduğunu ihbâr edüp, bu rivâyete göre, rûz-i mesâfda katî çok kâfir müdemmir-i seyf-i bâtir olduğu zâhirdir. Tabûr-i makhûr-i ʿaduvv-i istihkâmât sû-be-sû ile burc u bârû-yi muhît bir kalʿa-i tûy-der-tûy iken, eyyâm-ı vegā ile taburlarına vehn ü zaʿf-ı küllî tareyân etmeden firâra âgāzları, eser-i muʿcize-i bâkıyye-i hazret-i Nebevî olduğunda iştibâh yokdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Enverî Efendi merhûm inşây-ı cisrin el-hâletü hâzihî şahs-1 vâhide inhisârını beyân edüp, cisr binâsına dâ'ir şahs-ı mezkûrun bu defʿa Serdâr-ı ekrem hazretlerine ʿarz etdiği takrîr her ne kadar Baş-muhasebe defâtirine kayd ü tastîr olunmuş ise dahi, nefʿ ü fâ'ide zannıyla takrîr-i mezkûru bi-ʿibâretihi târîhine kayd eylemiş, fenn-i cedîd-i muhârebe intişâr bulduğu günden berü her vazʿın semt-i sühûleti iftikād olunup, cumûʿ-i kesîre ile idâre olunan efâʿîl ü mevâd giderek pezîrefte-i çîre-desti efrâd ü evzâʿ-ı harbiyye-i kadîmenin bi-esbâbihâ etvârı lağv olup, el-yevm ceng başka hey'ete ve esbâbı âhar sûrete girüp, şöyle ki ʿan-asl Tuna üzerine yirmi günde cisr binâsı ancak mümkin iken, el-yevm huzûr-i eczâ ile iki günde kābil-i binâ olduğu tecribe olunmuşdur. Fenn-i cedîd-i muhârebeye Sultân-ı selâtîn-i cihân-ı sâhib-kırân devr-i zemân hazretlerinin cell-i himmet-i Şâhâneleri mebzûl ve te'yîd-i dîn-i mübîn zımnında, bu fenn-i lâzimü'l-iʿtinâya iʿtibârları derece-i kemâle mevsûl olduğundan, evzâʿ-ı cisre ve sâyir\nesâlîb-i ceng ve aʿdây-ı kahra âşinâ Devlet-i ebed-müddet'lerinde vâfir âdem peydâ olup, lede'l-iktizâ o makūle efâʿîl-i müteceddidenin icrâsına eshel vech ile ikdâm eyleyecekleri emr-i müteyâkkan ve vâreste-i şekk ü zandır. Hükmi lağv ve Baş-muhâsebe'de kaydı olan takrîri târîhe sebt-i teksîr-i sevâd ve bîhûde tahrîk-i kalem ve sarf-ı midâd kabîlinden olduğu zihn-i nakkād ashâbına rûşendir.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_746.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Enverî Efendi merhûm inşây-ı cisrin el-hâletü hâzihî şahs-1 vâhide inhisârını beyân edüp, cisr binâsına dâ'ir şahs-ı mezkûrun bu defʿa Serdâr-ı ekrem hazretlerine ʿarz etdiği takrîr her ne kadar Baş-muhasebe defâtirine kayd ü tastîr olunmuş ise dahi, nefʿ ü fâ'ide zannıyla takrîr-i mezkûru bi-ʿibâretihi târîhine kayd eylemiş, fenn-i cedîd-i muhârebe intişâr bulduğu günden berü her vazʿın semt-i sühûleti iftikād olunup, cumûʿ-i kesîre ile idâre olunan efâʿîl ü mevâd giderek pezîrefte-i çîre-desti efrâd ü evzâʿ-ı harbiyye-i kadîmenin bi-esbâbihâ etvârı lağv olup, el-yevm ceng başka hey'ete ve esbâbı âhar sûrete girüp, şöyle ki ʿan-asl Tuna üzerine yirmi günde cisr binâsı ancak mümkin iken, el-yevm huzûr-i eczâ ile iki günde kābil-i binâ olduğu tecribe olunmuşdur. Fenn-i cedîd-i muhârebeye Sultân-ı selâtîn-i cihân-ı sâhib-kırân devr-i zemân hazretlerinin cell-i himmet-i Şâhâneleri mebzûl ve te'yîd-i dîn-i mübîn zımnında, bu fenn-i lâzimü'l-iʿtinâya iʿtibârları derece-i kemâle mevsûl olduğundan, evzâʿ-ı cisre ve sâyir\nesâlîb-i ceng ve aʿdây-ı kahra âşinâ Devlet-i ebed-müddet'lerinde vâfir âdem peydâ olup, lede'l-iktizâ o makūle efâʿîl-i müteceddidenin icrâsına eshel vech ile ikdâm eyleyecekleri emr-i müteyâkkan ve vâreste-i şekk ü zandır. Hükmi lağv ve Baş-muhâsebe'de kaydı olan takrîri târîhe sebt-i teksîr-i sevâd ve bîhûde tahrîk-i kalem ve sarf-ı midâd kabîlinden olduğu zihn-i nakkād ashâbına rûşendir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsakçı pîş-gâhında inşâ olunup, mürûr-i sefâyin içün Kartal'dan tarafa hedm olunan cisrin sülüsânı keyd-i aʿdâdan muhâfaza içün vasatında nasb olunan haymede ikāmet [M2 103] ve emr-i muhâfazaya müdâvemet içün dört bölük neferâtı ʿalâ tarîki'l-münâvebe taʿyîn olunmuşidi. Düşmen Kartal Sahrâsı'na vürûd ve tarîk-i nehr bi'l-külliyye mesdûd olmağla, cisr-i mezkûrun nakz ve eczâsı hıfz olunmak lâzım iken, leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı subh u mesâ kılınup, nâ-gâh işbu cumâdelûlânın on beşinci günü bir rîh-i ʿakīm hubûb ve orduda olan çadırların ekserini hedm ile teştît-i cemʿiyyet-i kulûb edüp, zikr olunan cisr kıtʿasının râbıtasını fekk ile dest-i emvâca teslîm ve Tuna'nın karşu tarafında vâkiʿ sazlık derûnuna îsâl ile hıdmetin tetmîm edüp, muhâfazasına me'mûr olanlar kedd ü taʿbdan fâriğu'l-bâl ve birkaç günden sonra bulunduğu mahalde eczâsı tefrîk olunup, İsakçı'nın üst tarafında vâkiʿ halîce nakl ü îsâl olundu.",
          "caption": "Şikesten-i cisr-i Tuna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_747.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Şikesten-i cisr-i Tuna",
          "text": "İsakçı pîş-gâhında inşâ olunup, mürûr-i sefâyin içün Kartal'dan tarafa hedm olunan cisrin sülüsânı keyd-i aʿdâdan muhâfaza içün vasatında nasb olunan haymede ikāmet [M2 103] ve emr-i muhâfazaya müdâvemet içün dört bölük neferâtı ʿalâ tarîki'l-münâvebe taʿyîn olunmuşidi. Düşmen Kartal Sahrâsı'na vürûd ve tarîk-i nehr bi'l-külliyye mesdûd olmağla, cisr-i mezkûrun nakz ve eczâsı hıfz olunmak lâzım iken, leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı subh u mesâ kılınup, nâ-gâh işbu cumâdelûlânın on beşinci günü bir rîh-i ʿakīm hubûb ve orduda olan çadırların ekserini hedm ile teştît-i cemʿiyyet-i kulûb edüp, zikr olunan cisr kıtʿasının râbıtasını fekk ile dest-i emvâca teslîm ve Tuna'nın karşu tarafında vâkiʿ sazlık derûnuna îsâl ile hıdmetin tetmîm edüp, muhâfazasına me'mûr olanlar kedd ü taʿbdan fâriğu'l-bâl ve birkaç günden sonra bulunduğu mahalde eczâsı tefrîk olunup, İsakçı'nın üst tarafında vâkiʿ halîce nakl ü îsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiyyeli Mehmed Paşa-zâde Mîr-i mîrân Mustafa Paşa ve Humbaracı ve Lağımcı-başı ve Rumeli'nin sağ ve sol alaybeyleri iki bin kadar âdem ile İsmâʿîl vakʿasında Kili'ye doğru ʿazîmet ve ehâlînin ekserîsi Eski Kili ve Akkermân taraflarına hicret etmiş bulunmalarıyla, Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh mezbûrlar ile bizzât hıfz-ı kalʿaya mübâderet ve nüfûzuna ʿillet ve bâzû-yı iktidarına bâʿis-i kuvvet olmak içün, Vezâret'le be-kâm olmasını ifâde vü ifhâm etmişidi. Merkūmların kalʿaya duhûl ve emr-i muhâfazaya kıyâmları Sadrıaʿzam hazretlerine mûcib-i inşirâh-ı sadr olup, ehâlîden perâkende ve perîşân olanları cemʿ ve lede'l-iktizâ keyd-i aʿdâyı defʿ etmek bâbında tarafına hitâben mü'ekked emr-i ʿâlî ısdâr ve şimdilik Rumeli Pâyesi'yle kâm-kâr kılınup, bundan sonra ber vefk-i me'mûl hıfz-ı kalʿa ve cemʿ-i müteşerridîn ve sâyir müteretteb-i ʿuhdesi olan umûrda ibrâz-ı eser-i maʿkūl eylediği hâlde, rütbe-i Vezâret'le merâmına mevsûl kılınacağı beyânıyla, yedi bin beş yüz guruş Ordu-yi hümâyûn hazînesinden ifrâz ve tarafına irsâl ile dest-nüvâzende-i iʿzâz kılınmışidi. Kili etrafında deverân ve istirâk-ı semʿ ile o etrafın ahvâlini beyân etmek içün dört kıtʿa fırkate ve bir kıtʿa bergende irsâline dahi sebk-i fermân edüp, oldukça o havâlî mahfûz [M2 104] ve keyd-i aʿdâdan selâmeti melhûz iken, asker-i mezkûr birkaç defʿa muhârebelerden rû-gerdân ve gözü korkmuş bir tâyife-i cebân olduklarından, dâ'imâ girîve-gerd-i semt-i\nşikāk ve revâc-dâde-i bâzâr-ı nifâk olduklarından fazla, ednâ behâne ile ihdâs-ı uglûta ve güft ü gû ve dâyimâ terk ü neng ü ʿâr ile firârı ʿâdet ü hû[y] edüp, o makūle fesâd-endîşleri iʿmâle kādir rızây-ı Hakk'ı ve kadr-i niʿmet-i Pâdişâhî'yi bilür o tarafda bir merd-i behâdır bulunmayup, ʿâkıbet vifâkları şikāka muhavvel ve safvetleri küdûrete mübeddel olarak, Mustafa Paşa başında olan Arnabudlar'ı alup, baʿzı şey' yağma ederek Akkerman'a doğru ʿinân-ı melʿaneti irhâ eylediği haberi, Ordu-yi hümâyûn'a münʿakis oldukda, bakıyye-i askeri iʿmâl ve düşmen zuhûrunda müdâfaʿa ile iştigāl etmek irâdesiyle, Muʿasker-i hümâyûn'da mevcûd Konakçı ʿAbdî Paşa Kili'ye taʿyîn ve on beş kîse ihsânıyla maslahat-ı ʿazîmeti tehvîn olundu. Paşa-yı mûmâ ileyh Kili'ye vusûl bulmazdan mukaddem, İsmâʿîl'i istîlâ eden Ceneral Repnin bir mikdâr kefere taʿyîn edüp, on gün muhâsaradan sonra hayât-ı se-rûzeye mağrûr baʿzı ehl-i şürür müftî ile ittihâd ve o maʿkıl-ı metîni şiddet-i muhâsara görmeksizin mâh-ı mezbûrun on birinci günü istîmân ile teslîm-i hasm-ı bed-nihâd eylediler. Zikr olunan kalʿa metîn ü müstahkem ve derûnunda bulunan askerin muhâfazaya kifâyetleri müsellem olup, yirmi gün kadar muhâsaraya tehammül ve Hak Sübhânehü ve Teʿâlâ'ya tevekkül etseler idi, kurbiyyet-i mevsim-i şitâ ile sukût-i berf ü bârân düşmeni rû-gerdân etmek vârid-i hâtır-ı hûşmendân olup, ancak Dizdâr nâmıyla olan Adanalı Furûgī ve Müftî ve sâyir melʿanetkârlar yirmi gün sabr edemeyüp, kalʿa-i Pâdişâhî'yi bilâ-ıztırâb düşmene teslîm ile müstahikk-ı nefrîn-i şeyh ü şâbb oldular.",
          "caption": "İstîlây-ı küffâr be-Kalʿa-i Kili",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_748.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlây-ı küffâr be-Kalʿa-i Kili",
          "text": "İskenderiyyeli Mehmed Paşa-zâde Mîr-i mîrân Mustafa Paşa ve Humbaracı ve Lağımcı-başı ve Rumeli'nin sağ ve sol alaybeyleri iki bin kadar âdem ile İsmâʿîl vakʿasında Kili'ye doğru ʿazîmet ve ehâlînin ekserîsi Eski Kili ve Akkermân taraflarına hicret etmiş bulunmalarıyla, Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh mezbûrlar ile bizzât hıfz-ı kalʿaya mübâderet ve nüfûzuna ʿillet ve bâzû-yı iktidarına bâʿis-i kuvvet olmak içün, Vezâret'le be-kâm olmasını ifâde vü ifhâm etmişidi. Merkūmların kalʿaya duhûl ve emr-i muhâfazaya kıyâmları Sadrıaʿzam hazretlerine mûcib-i inşirâh-ı sadr olup, ehâlîden perâkende ve perîşân olanları cemʿ ve lede'l-iktizâ keyd-i aʿdâyı defʿ etmek bâbında tarafına hitâben mü'ekked emr-i ʿâlî ısdâr ve şimdilik Rumeli Pâyesi'yle kâm-kâr kılınup, bundan sonra ber vefk-i me'mûl hıfz-ı kalʿa ve cemʿ-i müteşerridîn ve sâyir müteretteb-i ʿuhdesi olan umûrda ibrâz-ı eser-i maʿkūl eylediği hâlde, rütbe-i Vezâret'le merâmına mevsûl kılınacağı beyânıyla, yedi bin beş yüz guruş Ordu-yi hümâyûn hazînesinden ifrâz ve tarafına irsâl ile dest-nüvâzende-i iʿzâz kılınmışidi. Kili etrafında deverân ve istirâk-ı semʿ ile o etrafın ahvâlini beyân etmek içün dört kıtʿa fırkate ve bir kıtʿa bergende irsâline dahi sebk-i fermân edüp, oldukça o havâlî mahfûz [M2 104] ve keyd-i aʿdâdan selâmeti melhûz iken, asker-i mezkûr birkaç defʿa muhârebelerden rû-gerdân ve gözü korkmuş bir tâyife-i cebân olduklarından, dâ'imâ girîve-gerd-i semt-i\nşikāk ve revâc-dâde-i bâzâr-ı nifâk olduklarından fazla, ednâ behâne ile ihdâs-ı uglûta ve güft ü gû ve dâyimâ terk ü neng ü ʿâr ile firârı ʿâdet ü hû[y] edüp, o makūle fesâd-endîşleri iʿmâle kādir rızây-ı Hakk'ı ve kadr-i niʿmet-i Pâdişâhî'yi bilür o tarafda bir merd-i behâdır bulunmayup, ʿâkıbet vifâkları şikāka muhavvel ve safvetleri küdûrete mübeddel olarak, Mustafa Paşa başında olan Arnabudlar'ı alup, baʿzı şey' yağma ederek Akkerman'a doğru ʿinân-ı melʿaneti irhâ eylediği haberi, Ordu-yi hümâyûn'a münʿakis oldukda, bakıyye-i askeri iʿmâl ve düşmen zuhûrunda müdâfaʿa ile iştigāl etmek irâdesiyle, Muʿasker-i hümâyûn'da mevcûd Konakçı ʿAbdî Paşa Kili'ye taʿyîn ve on beş kîse ihsânıyla maslahat-ı ʿazîmeti tehvîn olundu. Paşa-yı mûmâ ileyh Kili'ye vusûl bulmazdan mukaddem, İsmâʿîl'i istîlâ eden Ceneral Repnin bir mikdâr kefere taʿyîn edüp, on gün muhâsaradan sonra hayât-ı se-rûzeye mağrûr baʿzı ehl-i şürür müftî ile ittihâd ve o maʿkıl-ı metîni şiddet-i muhâsara görmeksizin mâh-ı mezbûrun on birinci günü istîmân ile teslîm-i hasm-ı bed-nihâd eylediler. Zikr olunan kalʿa metîn ü müstahkem ve derûnunda bulunan askerin muhâfazaya kifâyetleri müsellem olup, yirmi gün kadar muhâsaraya tehammül ve Hak Sübhânehü ve Teʿâlâ'ya tevekkül etseler idi, kurbiyyet-i mevsim-i şitâ ile sukût-i berf ü bârân düşmeni rû-gerdân etmek vârid-i hâtır-ı hûşmendân olup, ancak Dizdâr nâmıyla olan Adanalı Furûgī ve Müftî ve sâyir melʿanetkârlar yirmi gün sabr edemeyüp, kalʿa-i Pâdişâhî'yi bilâ-ıztırâb düşmene teslîm ile müstahikk-ı nefrîn-i şeyh ü şâbb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tavâyif-i askerî her ne cânibe meʾmûr oldular ise izhâr-ı ʿözr-i müşevveş ve her kangi maslahata taʿyîn olundular ise gerden-pîç ü dâmen-keş olup, bu maraz-ı ʿasîrü'd-devâ ne vechile pezîrây-ı ʿilâc olacağı erbâb-ı istişâreden suʾâl olundukda; “Baʿzısı firâr edenler te'dîb ve nân-pâreleri erbâb-ı istihkāka tevcîh ile [M2 105] terhîb ü tenkîb olunmasını sevk u tergīb ve baʿzısı Devlet-i ʿaliyye'nin seyf-i kātıʿ ve hısn-ı mâniʿi olan ocağlara ʿadem-i rağbet ile taht-ı zâbıtaya duhûlleri mümteniʿ olan levend ü Türkmân ve sâyir feşârîlere mahabbet olunup, iʿtây-ı nukūd ve tergībât-ı nâ-mahdûd ile sefere getürdilüp, düşmen ile muhârebeye mübâşeret hengâmında cümleden evvel şedd-i zeberteng-i hezîmet ve nüfûs-i sârika ve tıbâʿ-ı mâyile olmak hasebiyle, sâyir askere mâdde-i firâr sirâyet eylediği zâhir olup, bundan böyle o makūle mutlaku'l-ʿinân askere iʿtibâr olunmayup, mîrî nâmıyla mezbûrlara iʿtâ olunan mâl neferâta tevzîʿ olunduğu hâlde, fevâyid-i harbiyye müşâhede olunacağı vâreste-i kayd-ı işkâldir” dediler. \n\n Ve baʿzıları dahi: “Bu tertîb olunan mukaddddimât vüsʿat-i vakte mevkūf keyfiyyatdan olup, tîz elden Akkerman ve Özi kalʿalarının esbâb-ı müdâfaʿasına ikdâm lâzım ve bâhusûs Tuna'nın berü tarafına aʿdânın mürûru ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olup, bu sûretde hıfz-ı sevâhil bir emr-i mühim görünür” dediler. Bu mübâhase ʿakabinde Sünne Boğazı'nın hatar-ı ʿazîmi beyân olunarak, muhâresesi husûsu dermeyân kılınup, keşf ü\nmuʿâyene ve şeranpo ile istihkâmı münâsib görülüp, meclisde bu hidmet kime sevk olunduysa, şahs-ı vâhid izhâr-ı şevk etmeyüp, herkes nigeh-güzâr-ı taht ü fevk olarak hâric-i hîta-i tavk olduğunu îrâd ile bu emr-i ehemme sebeb-i ʿavk oldular. Gâyet-i mâ fi'l-bâb gediklülerden Eyyûbî Ahmed Ağa'nın bu hıdmet gerdenine taʿlîk ve yarım kîse harclık ile habl-i ʿazîmeti tevsîk olunup, merkūm mahall-i mezkûre vardığının ikinci günü orduya ʿavdet ve Sünne'nin etrâfı kum olup, şeranponun ʿadem-i imkânını rivâyet eyledikde, Kili muhâfazasına bundan akdem taʿyîn olunup, el-yevm Tulça'da mekîn olan ʿAbdî Paşa, meştâ askeri vürûd edinceye dek, zikr olunan boğazda vâkiʿ palangada ikāmet eylemesi istihsân ve bu mazmûnda tarafına ısdâr-ı fermân olunup, mûmâ ileyh mustashab olan yetmiş kadar âdem ile palangaya vardığı haberi Ordu-yi hümâyûn'a resîde olmağla, [M2 106] sebâtına âlet ve hiç olmadıysa mukaddemâ Kili muhâfazasına me'mûriyyetinde mîrîden verilen on beş kîseyi hazm içün mahall-i merkūmda bir müddet ikāmet eder me'mûlüyle tarafına vâfir peksemâd ve zehâyir-i sâyire bir kayığa teşhîn ve bir münâsib âdem taʿyîn olunup, mahalline vardıkda, Paşa-yı mûmâ ileyh ikāmetden hâyif ve gerüye munsarıf olup, palangaya nazar ve huluvv-i beşer ile kilidini ber-der bulup, zehâyiri iʿâde ve keyfiyyeti ifâde eyledi. Kili'yi muhâfaza eder ümmîdiyle mukaddemâ Arnabud Mustafa Paşa'ya gönderilen on beş kîse istirdâd ve kabz ü refʿ-i tûga bedel sitem-âmîz kelâm ile kadri hafz olunduğundan gayri, Ordu-yi hümâyûn kurbunda tecnîb ve Bükreş Muhâfızı Mehmed Paşa maʿiyyetine tesrîb olundu. Konakcı ʿAbdî Paşa pîr ü nâ-tüvân ve hücûm-ı fakr u fâka ile perîşân olduğuna binâ'en mazhar-ı lutf u ihsân ve ʿadem-i redd-i meblağ ile cezlân oldu.",
          "caption": "Zikr-i güzâriş-i kīl ü kāl der-meclis-i meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_749.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i güzâriş-i kīl ü kāl der-meclis-i meşveret",
          "text": "Tavâyif-i askerî her ne cânibe meʾmûr oldular ise izhâr-ı ʿözr-i müşevveş ve her kangi maslahata taʿyîn olundular ise gerden-pîç ü dâmen-keş olup, bu maraz-ı ʿasîrü'd-devâ ne vechile pezîrây-ı ʿilâc olacağı erbâb-ı istişâreden suʾâl olundukda; “Baʿzısı firâr edenler te'dîb ve nân-pâreleri erbâb-ı istihkāka tevcîh ile [M2 105] terhîb ü tenkîb olunmasını sevk u tergīb ve baʿzısı Devlet-i ʿaliyye'nin seyf-i kātıʿ ve hısn-ı mâniʿi olan ocağlara ʿadem-i rağbet ile taht-ı zâbıtaya duhûlleri mümteniʿ olan levend ü Türkmân ve sâyir feşârîlere mahabbet olunup, iʿtây-ı nukūd ve tergībât-ı nâ-mahdûd ile sefere getürdilüp, düşmen ile muhârebeye mübâşeret hengâmında cümleden evvel şedd-i zeberteng-i hezîmet ve nüfûs-i sârika ve tıbâʿ-ı mâyile olmak hasebiyle, sâyir askere mâdde-i firâr sirâyet eylediği zâhir olup, bundan böyle o makūle mutlaku'l-ʿinân askere iʿtibâr olunmayup, mîrî nâmıyla mezbûrlara iʿtâ olunan mâl neferâta tevzîʿ olunduğu hâlde, fevâyid-i harbiyye müşâhede olunacağı vâreste-i kayd-ı işkâldir” dediler. \n\n Ve baʿzıları dahi: “Bu tertîb olunan mukaddddimât vüsʿat-i vakte mevkūf keyfiyyatdan olup, tîz elden Akkerman ve Özi kalʿalarının esbâb-ı müdâfaʿasına ikdâm lâzım ve bâhusûs Tuna'nın berü tarafına aʿdânın mürûru ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olup, bu sûretde hıfz-ı sevâhil bir emr-i mühim görünür” dediler. Bu mübâhase ʿakabinde Sünne Boğazı'nın hatar-ı ʿazîmi beyân olunarak, muhâresesi husûsu dermeyân kılınup, keşf ü\nmuʿâyene ve şeranpo ile istihkâmı münâsib görülüp, meclisde bu hidmet kime sevk olunduysa, şahs-ı vâhid izhâr-ı şevk etmeyüp, herkes nigeh-güzâr-ı taht ü fevk olarak hâric-i hîta-i tavk olduğunu îrâd ile bu emr-i ehemme sebeb-i ʿavk oldular. Gâyet-i mâ fi'l-bâb gediklülerden Eyyûbî Ahmed Ağa'nın bu hıdmet gerdenine taʿlîk ve yarım kîse harclık ile habl-i ʿazîmeti tevsîk olunup, merkūm mahall-i mezkûre vardığının ikinci günü orduya ʿavdet ve Sünne'nin etrâfı kum olup, şeranponun ʿadem-i imkânını rivâyet eyledikde, Kili muhâfazasına bundan akdem taʿyîn olunup, el-yevm Tulça'da mekîn olan ʿAbdî Paşa, meştâ askeri vürûd edinceye dek, zikr olunan boğazda vâkiʿ palangada ikāmet eylemesi istihsân ve bu mazmûnda tarafına ısdâr-ı fermân olunup, mûmâ ileyh mustashab olan yetmiş kadar âdem ile palangaya vardığı haberi Ordu-yi hümâyûn'a resîde olmağla, [M2 106] sebâtına âlet ve hiç olmadıysa mukaddemâ Kili muhâfazasına me'mûriyyetinde mîrîden verilen on beş kîseyi hazm içün mahall-i merkūmda bir müddet ikāmet eder me'mûlüyle tarafına vâfir peksemâd ve zehâyir-i sâyire bir kayığa teşhîn ve bir münâsib âdem taʿyîn olunup, mahalline vardıkda, Paşa-yı mûmâ ileyh ikāmetden hâyif ve gerüye munsarıf olup, palangaya nazar ve huluvv-i beşer ile kilidini ber-der bulup, zehâyiri iʿâde ve keyfiyyeti ifâde eyledi. Kili'yi muhâfaza eder ümmîdiyle mukaddemâ Arnabud Mustafa Paşa'ya gönderilen on beş kîse istirdâd ve kabz ü refʿ-i tûga bedel sitem-âmîz kelâm ile kadri hafz olunduğundan gayri, Ordu-yi hümâyûn kurbunda tecnîb ve Bükreş Muhâfızı Mehmed Paşa maʿiyyetine tesrîb olundu. Konakcı ʿAbdî Paşa pîr ü nâ-tüvân ve hücûm-ı fakr u fâka ile perîşân olduğuna binâ'en mazhar-ı lutf u ihsân ve ʿadem-i redd-i meblağ ile cezlân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hasm-ı bed-mâl Kili ve İsmâʿîl'i kabza-i tasarrufa idhâl ve Bender Kalʿası'na dahi vâfir asker irsâl edüp, tavâyif-i Tatar'ın mütemekkin oldukları Bucak erâzîsi memerr-i gürûh-ı aʿdâ ve insilâb-ı kudret-i müdâfaʿa ile baʿd-ezîn o taraflarda ikāmetleri muhâtarayı müstelzim bir maʿnâ olduğundan gayri, bâlâda îmâ olunduğu vech üzere Yedisan Kabîlesi ʿan-asl Moskovlu'dan müntezaʿ ve bir müddetden berü miyânelerinde muhâbere-i yek-ciheti ve muvâfakat gayr-i munkatıʿ olup, himâyet-i aʿdâ ile mekânlarında istikrâra karar verdikleri şâyiʿ ve bu hâle Hân ve sâyirleri muttaliʿ olmağla, bu keyfiyyet sâyir kabâyile sirâyet etmemek içün Hân-ı ʿâlîşân mutâviʿ olan kabâyili alup, Akkerman'a doğru râciʿ olmuşidi. Kabâyil-i mezkûrenin bir mikdârı Akkerman'a dahil ve bâkīsi müşârun ileyh ile Özi'ye doğru râhil olup, düşmen Bucak taraflarının Tatar ve sâyir askerden hâlî kaldığını istimâʿ ve altı bin kadar hazele ile Özi Kalʿası etrafında ictimâʿ edüp, bu keyfiyyet Hân'ın o taraflara vürûdu vaktine tesâdüf edüp, maʿiyyet-i Hânî'lerinde olan asker ile mukābeleye ikdâm ve tarafeynden müdâvele-i rumh u hüsâm ve aʿdânın vâfiri iʿdâm olunup, bâkīsi reh-gîr-i vâdî-yi inhizâm oldu. Birkaç [M2 107] günden sonra düşmen-i li'âm cemʿiyyet-i kesîfesine nizâm verüp, Özi'ye doğru tekrar\nhücûm eyleyeceği maʿlûm olduğuna binâʾen, Hân cenâbları Özi'den üç kıtʿa top ve üç yüz mikdârı piyâde ihrâc ve Kartal ve İsmâʿîl firârîlerini bu cemʿiyyete idrâc edüp, aʿdâ ile mukābil ve hamle-i ûlâda sevret-i düşmen zâyil olup, geldikleri mahalle ʿazm ü şitâb ve bu tavr-ı garîb İslâm'ı mazhar-ı kuvvet ü tâb edüp, kasd-ı taʿkīb ile hecme-endâz-ı sûy-i düşmen ve nâ-gâh kemîn-gâhdan bir gürûh-i âhen-pûş meşhûd-i erbâb-ı tîg u cevşen olup, firârîler dahi ʿavdet ve ehl-i İslâm'ı iki tarafdan hasr u tazyîka mübâderet eyleyüp, ne hâl ise mahall-i maʿrekeden rû-tâb ve bir mikdârı esîr ve bakıyyesi kalʿaya duhûl ile vâreste-i kayd-ı ıztırâb oldular. Bundan sonra Hân, Kırım tarafına güzâr ve maʿiyyetinde olan asâkirin bir mikdârı maʿan Kırım'a ve bir mikdârı Donanma-yı hümâyûn gemilerine girüp, zuʿafây-ı askerin bir mikdârı dahi bi'z-zarûre Özi Kalʿası'nda ikāmet ihtiyâr eyledi.",
          "caption": "Muhârebe-i Hân ve ʿavdet-i û be-hıtta-i Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_750.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Muhârebe-i Hân ve ʿavdet-i û be-hıtta-i Kırım",
          "text": "Hasm-ı bed-mâl Kili ve İsmâʿîl'i kabza-i tasarrufa idhâl ve Bender Kalʿası'na dahi vâfir asker irsâl edüp, tavâyif-i Tatar'ın mütemekkin oldukları Bucak erâzîsi memerr-i gürûh-ı aʿdâ ve insilâb-ı kudret-i müdâfaʿa ile baʿd-ezîn o taraflarda ikāmetleri muhâtarayı müstelzim bir maʿnâ olduğundan gayri, bâlâda îmâ olunduğu vech üzere Yedisan Kabîlesi ʿan-asl Moskovlu'dan müntezaʿ ve bir müddetden berü miyânelerinde muhâbere-i yek-ciheti ve muvâfakat gayr-i munkatıʿ olup, himâyet-i aʿdâ ile mekânlarında istikrâra karar verdikleri şâyiʿ ve bu hâle Hân ve sâyirleri muttaliʿ olmağla, bu keyfiyyet sâyir kabâyile sirâyet etmemek içün Hân-ı ʿâlîşân mutâviʿ olan kabâyili alup, Akkerman'a doğru râciʿ olmuşidi. Kabâyil-i mezkûrenin bir mikdârı Akkerman'a dahil ve bâkīsi müşârun ileyh ile Özi'ye doğru râhil olup, düşmen Bucak taraflarının Tatar ve sâyir askerden hâlî kaldığını istimâʿ ve altı bin kadar hazele ile Özi Kalʿası etrafında ictimâʿ edüp, bu keyfiyyet Hân'ın o taraflara vürûdu vaktine tesâdüf edüp, maʿiyyet-i Hânî'lerinde olan asker ile mukābeleye ikdâm ve tarafeynden müdâvele-i rumh u hüsâm ve aʿdânın vâfiri iʿdâm olunup, bâkīsi reh-gîr-i vâdî-yi inhizâm oldu. Birkaç [M2 107] günden sonra düşmen-i li'âm cemʿiyyet-i kesîfesine nizâm verüp, Özi'ye doğru tekrar\nhücûm eyleyeceği maʿlûm olduğuna binâʾen, Hân cenâbları Özi'den üç kıtʿa top ve üç yüz mikdârı piyâde ihrâc ve Kartal ve İsmâʿîl firârîlerini bu cemʿiyyete idrâc edüp, aʿdâ ile mukābil ve hamle-i ûlâda sevret-i düşmen zâyil olup, geldikleri mahalle ʿazm ü şitâb ve bu tavr-ı garîb İslâm'ı mazhar-ı kuvvet ü tâb edüp, kasd-ı taʿkīb ile hecme-endâz-ı sûy-i düşmen ve nâ-gâh kemîn-gâhdan bir gürûh-i âhen-pûş meşhûd-i erbâb-ı tîg u cevşen olup, firârîler dahi ʿavdet ve ehl-i İslâm'ı iki tarafdan hasr u tazyîka mübâderet eyleyüp, ne hâl ise mahall-i maʿrekeden rû-tâb ve bir mikdârı esîr ve bakıyyesi kalʿaya duhûl ile vâreste-i kayd-ı ıztırâb oldular. Bundan sonra Hân, Kırım tarafına güzâr ve maʿiyyetinde olan asâkirin bir mikdârı maʿan Kırım'a ve bir mikdârı Donanma-yı hümâyûn gemilerine girüp, zuʿafây-ı askerin bir mikdârı dahi bi'z-zarûre Özi Kalʿası'nda ikāmet ihtiyâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Asker-i İslâm Kartal'dan İsakçı'ya pâ-nihâde-i sükûn u ârâm olduklarında, Serdâr-ı ekrem hazretleri rûz-i maʿrekede mecrûh olanları Rûznâmçe-i Evvel Ahmed Resmî Efendi maʿrifetiyle taʿdâd edüp, nazm:\n\nBedâ bi-devâ'in müsriʿin fî şifâ'ihi\nDerâhime bîzin li'l-cürûhi merâhimü,\n\nmefhûmu üzere cümlesine on bir bin guruş bahşîş iʿtâ ve harâret-i cerîhaların şerbet-i dînâr ile ıtfâ eyledi. Bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ İsmâʿîl ve Kili'ye aʿdâ müstevlî oldukdan sonra, İsakçı'da mevcûd askerin akdâm-ı sebâtları mütezelzil ve kuvve-i vâhimeleri mütehalhil olarak fevc fevc firâra yüz tutup, her ne kadar güzer-gâhları sedd ve meʿâbir ü mesâlikleri bend olunduysa dahi, girîve vü şiʿâfdan yol bulup, memleketlerine insırâf ve bu sebeble muhâfaza-i Livâ-yı saʿâdet-iltivâda vâfî asker kalmadığından başka, sevâhil-i Tuna'nın muhâfazası dahi vücûd-i asker ile iktinâf olunacağı zâhir olup, şitâ askeri vürûd edinceye dek, Edirne ve havâlîsi kazâlarından mikdâr-ı vâfî asker ihrâc ve İsakçı'ya îsâl olunmak ve Ordu-yi hümâyûn hazînesinde umûr-i mühimmeye sarf içün vücûd-i nukūd mefkūd [M2 108] olmağla, bir mikdâr akça gönderilmek ve sevk-i asker bir vezîr-i dilîrin ikdâmına mevkūf olup, bu mâdde dahi Rikâb-ı müstetâb tarafından tedbîr olunmak tazarruʿâtıyla, bir kıtʿa takrîr, merfûʿ-i Der-i Şevket-masîr kılınmışidi. Takrîr-i mezkûr manzûr-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr oldukda, verây-ı perde-i takdîrden rû-nümâ olan suver-i hayr u şerr meşiyyet-i Faʿâl-i Mutlak ile cilveger olduğunu fehm ile himmet kûh-efgen-i Şâhâneleri'ne fütûr getürmeyüp, Rumeli'nin sol ve orta kollarında vâkiʿ kazâların darb ü harbe muktedirleri bir ân akdem İsakçı'ya varup, emr-i muhâfazaya ihtimâm etmeleri zımnında lâzım gelenlere ısdâr-ı ahkâm ve bâlâları hutût-ı\nşerîfe ile tezyîn ve mukddem kapucu-başılar taʿyîn olunduğundan gayri, umûr-i sefere harc olunmak içün bin kîse akça dahi irsâl ve ordu hazînesine teslîm ü îsâl olunup, muhafaza-i enhâ ve muhârese-i ercâ husûslarına kemâl-i tekayyüd ü iʿtinâ olunmak emrini hâvî bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn dahi sâbıkā Kethudây-ı Sadriaʿzamî Ahmed ʿİzzet Efendi vesâtatıyla şeref-rîz-i vürûd ve otak-ı Sadrıaʿzamî'de Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi'ye kırâʾet etdirilüp, mahzâ lutf-i hazret-i Tâcdârî'den levha-tırâz-ı vuzûh olan iltifât ü istimâlet cümleye sebeb-i tuma'nînet ve sürûr-i nâ-mahdûd oldu. Ordu-yi hümâyûn ricâli râkib oldukları hayvânâtı Kartal'dan berü tarafa imrâr imkânını bulamadıkları, mekşûf-i zamîr-i Şehriyârî olup, [mısra]: “Huyûlün tudâhî'l-berka ʿadven ve rekzaten” mazmûnuna sezâ-vâr otuz re's esb-i berk-reftâr ve on re's rehvâr Efendi-yi mûmâ ileyh ile tesyâr buyurup, herkesin haddine göre taksîm ve cümlesi memnûn-i lutf-i sâhib-i tâc ü dîhîm kılındı. Efendi-yi mûmâ ileyh birkaç gün Ordu-yi hümâyûn'da ikâmet ve taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den mazhar-ı birr ü mekremet kılındığından başka, maʿiyyetinde olan Hâs-ahûr takımı dahi kesb-i mâye-i menfaʿat eyleyerek, cümlesi Âsitâne-i saʿâdet'e ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_751.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Asker-i İslâm Kartal'dan İsakçı'ya pâ-nihâde-i sükûn u ârâm olduklarında, Serdâr-ı ekrem hazretleri rûz-i maʿrekede mecrûh olanları Rûznâmçe-i Evvel Ahmed Resmî Efendi maʿrifetiyle taʿdâd edüp, nazm:\n\nBedâ bi-devâ'in müsriʿin fî şifâ'ihi\nDerâhime bîzin li'l-cürûhi merâhimü,\n\nmefhûmu üzere cümlesine on bir bin guruş bahşîş iʿtâ ve harâret-i cerîhaların şerbet-i dînâr ile ıtfâ eyledi. Bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ İsmâʿîl ve Kili'ye aʿdâ müstevlî oldukdan sonra, İsakçı'da mevcûd askerin akdâm-ı sebâtları mütezelzil ve kuvve-i vâhimeleri mütehalhil olarak fevc fevc firâra yüz tutup, her ne kadar güzer-gâhları sedd ve meʿâbir ü mesâlikleri bend olunduysa dahi, girîve vü şiʿâfdan yol bulup, memleketlerine insırâf ve bu sebeble muhâfaza-i Livâ-yı saʿâdet-iltivâda vâfî asker kalmadığından başka, sevâhil-i Tuna'nın muhâfazası dahi vücûd-i asker ile iktinâf olunacağı zâhir olup, şitâ askeri vürûd edinceye dek, Edirne ve havâlîsi kazâlarından mikdâr-ı vâfî asker ihrâc ve İsakçı'ya îsâl olunmak ve Ordu-yi hümâyûn hazînesinde umûr-i mühimmeye sarf içün vücûd-i nukūd mefkūd [M2 108] olmağla, bir mikdâr akça gönderilmek ve sevk-i asker bir vezîr-i dilîrin ikdâmına mevkūf olup, bu mâdde dahi Rikâb-ı müstetâb tarafından tedbîr olunmak tazarruʿâtıyla, bir kıtʿa takrîr, merfûʿ-i Der-i Şevket-masîr kılınmışidi. Takrîr-i mezkûr manzûr-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr oldukda, verây-ı perde-i takdîrden rû-nümâ olan suver-i hayr u şerr meşiyyet-i Faʿâl-i Mutlak ile cilveger olduğunu fehm ile himmet kûh-efgen-i Şâhâneleri'ne fütûr getürmeyüp, Rumeli'nin sol ve orta kollarında vâkiʿ kazâların darb ü harbe muktedirleri bir ân akdem İsakçı'ya varup, emr-i muhâfazaya ihtimâm etmeleri zımnında lâzım gelenlere ısdâr-ı ahkâm ve bâlâları hutût-ı\nşerîfe ile tezyîn ve mukddem kapucu-başılar taʿyîn olunduğundan gayri, umûr-i sefere harc olunmak içün bin kîse akça dahi irsâl ve ordu hazînesine teslîm ü îsâl olunup, muhafaza-i enhâ ve muhârese-i ercâ husûslarına kemâl-i tekayyüd ü iʿtinâ olunmak emrini hâvî bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn dahi sâbıkā Kethudây-ı Sadriaʿzamî Ahmed ʿİzzet Efendi vesâtatıyla şeref-rîz-i vürûd ve otak-ı Sadrıaʿzamî'de Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi'ye kırâʾet etdirilüp, mahzâ lutf-i hazret-i Tâcdârî'den levha-tırâz-ı vuzûh olan iltifât ü istimâlet cümleye sebeb-i tuma'nînet ve sürûr-i nâ-mahdûd oldu. Ordu-yi hümâyûn ricâli râkib oldukları hayvânâtı Kartal'dan berü tarafa imrâr imkânını bulamadıkları, mekşûf-i zamîr-i Şehriyârî olup, [mısra]: “Huyûlün tudâhî'l-berka ʿadven ve rekzaten” mazmûnuna sezâ-vâr otuz re's esb-i berk-reftâr ve on re's rehvâr Efendi-yi mûmâ ileyh ile tesyâr buyurup, herkesin haddine göre taksîm ve cümlesi memnûn-i lutf-i sâhib-i tâc ü dîhîm kılındı. Efendi-yi mûmâ ileyh birkaç gün Ordu-yi hümâyûn'da ikâmet ve taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den mazhar-ı birr ü mekremet kılındığından başka, maʿiyyetinde olan Hâs-ahûr takımı dahi kesb-i mâye-i menfaʿat eyleyerek, cümlesi Âsitâne-i saʿâdet'e ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda ifade olunduğu vech üzere, otuz bin kadar asker bî-pâ vü ser Akkerman ve Özi taraflarında vâleh ü hayrân pûyân olup, o makūleleri cemʿ ve aʿdâ tasarrufuna dâhil olmayan [M2 109] memâliki muhafaza ile hasbe'l-makdûr zarar-ı düşmeni defʿ etmek makāsıdıyla, Bucak taraflarında bulunanlardan bir şahs-ı müteʿayyine Vezâret verilüp, askere Başbuğ nasb olunması erkân-ı saltanat ve ehl-i meşveret sevk u îrâd etmişler idi. Dergâh-ı âlî Kapucu-başılarından İsakçı Anbar Emîni Dağıstânî ʿAli Ağa, vâkiʿ olan maʿrekelerde izhâr-ı celâdet ve bâ-husûs İsmâʿîl vakʿasında vüzerâ vü ru’esâ kenâre-gîr-i selâmet olduklarında, mûmâ ileyh o havâlîde ikāmet ve müdâfaʿa-i aʿdâya mübâderet eylediği menkūl ve hakkında her tarafdan hüsn-i şehâdet, semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye mevsûl kılınup, bâlâda beyân olunan garaz u hikmete binâʾen, rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kadri iʿlâ ve menşûr-i Vezâret etbâʿ-ı Sadriaʿzamî'den biriyle karşu tarafa isrâ olunmuşidi. Düşmen tarafından insidâd-ı meʿâbir zâhir olduğundan, resânende-i menşûr-i Vezâret gerüye ʿavdet ve ifâde-i keyfiyyet eyleyüp, bu sûretde kasd-ı mezkûr bi't-tabʿ mülgā ve mevkūf-i meşiyyet ve hükm-i cenâb-ı Hudâ olmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh ise, hakkında muzmer olan ʿinâyetden bî-haber ve o havâlîde olan asker-i güm-kerde râha rehber olarak Özi'ye vürûd ve aʿdâ ile câ-be-câ muhârebe ederek, asker-i mezkûr nâ-çâr atlarını bırakup, Özi'ye ve Akkerman taraflarında mevcûd olan sefâyine rükûb ve birer tarafa vüsûb eyleyüp, o aralıkda Ağa Paşa dahi kenâr-ı selâmete vâsıl ve Ordu-yi\nhümâyûn'a dâhil olup, Ağa-yı mûmâ ileyh bir zemân dahi o havâlîde geşt ü güzâr ve âhıru'l-emr bir sefîneye süvâr ve Varna İskelesi'ne resîde ve andan sonra Ordu-yi hümâyûn'da 'inân-keşîde oldu. Düşmen Kartal Sahrâsı'nda hayme-nişîn ve berü tarafa sû-i kasd niyyeti ile der-kemîn olduğundan başka, Ordu-yi hümâyûn halkı meştâ tarafına 'akd-ı niyyet ve İsakçı'yı muhâfaza ve bâ-husûs anbarları muhârese içün Serdâr-ı ekrem bir vezîr taʿyînine ʿazîmet edüp, rütbe-i Vezâret ʿan-asl mûmâ ileyhe musammem olduğundan, işbu cumâdelûlâ evâhırında rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kadri terfîʿ ve İsakçı Serʿaskerliği'yle ʿunvân-ı menşûr-i Vezâret'i tevkīʿ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Dağıstânî ʿAli Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_752.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Dağıstânî ʿAli Ağa",
          "text": "Bâlâda ifade olunduğu vech üzere, otuz bin kadar asker bî-pâ vü ser Akkerman ve Özi taraflarında vâleh ü hayrân pûyân olup, o makūleleri cemʿ ve aʿdâ tasarrufuna dâhil olmayan [M2 109] memâliki muhafaza ile hasbe'l-makdûr zarar-ı düşmeni defʿ etmek makāsıdıyla, Bucak taraflarında bulunanlardan bir şahs-ı müteʿayyine Vezâret verilüp, askere Başbuğ nasb olunması erkân-ı saltanat ve ehl-i meşveret sevk u îrâd etmişler idi. Dergâh-ı âlî Kapucu-başılarından İsakçı Anbar Emîni Dağıstânî ʿAli Ağa, vâkiʿ olan maʿrekelerde izhâr-ı celâdet ve bâ-husûs İsmâʿîl vakʿasında vüzerâ vü ru’esâ kenâre-gîr-i selâmet olduklarında, mûmâ ileyh o havâlîde ikāmet ve müdâfaʿa-i aʿdâya mübâderet eylediği menkūl ve hakkında her tarafdan hüsn-i şehâdet, semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye mevsûl kılınup, bâlâda beyân olunan garaz u hikmete binâʾen, rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kadri iʿlâ ve menşûr-i Vezâret etbâʿ-ı Sadriaʿzamî'den biriyle karşu tarafa isrâ olunmuşidi. Düşmen tarafından insidâd-ı meʿâbir zâhir olduğundan, resânende-i menşûr-i Vezâret gerüye ʿavdet ve ifâde-i keyfiyyet eyleyüp, bu sûretde kasd-ı mezkûr bi't-tabʿ mülgā ve mevkūf-i meşiyyet ve hükm-i cenâb-ı Hudâ olmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh ise, hakkında muzmer olan ʿinâyetden bî-haber ve o havâlîde olan asker-i güm-kerde râha rehber olarak Özi'ye vürûd ve aʿdâ ile câ-be-câ muhârebe ederek, asker-i mezkûr nâ-çâr atlarını bırakup, Özi'ye ve Akkerman taraflarında mevcûd olan sefâyine rükûb ve birer tarafa vüsûb eyleyüp, o aralıkda Ağa Paşa dahi kenâr-ı selâmete vâsıl ve Ordu-yi\nhümâyûn'a dâhil olup, Ağa-yı mûmâ ileyh bir zemân dahi o havâlîde geşt ü güzâr ve âhıru'l-emr bir sefîneye süvâr ve Varna İskelesi'ne resîde ve andan sonra Ordu-yi hümâyûn'da 'inân-keşîde oldu. Düşmen Kartal Sahrâsı'nda hayme-nişîn ve berü tarafa sû-i kasd niyyeti ile der-kemîn olduğundan başka, Ordu-yi hümâyûn halkı meştâ tarafına 'akd-ı niyyet ve İsakçı'yı muhâfaza ve bâ-husûs anbarları muhârese içün Serdâr-ı ekrem bir vezîr taʿyînine ʿazîmet edüp, rütbe-i Vezâret ʿan-asl mûmâ ileyhe musammem olduğundan, işbu cumâdelûlâ evâhırında rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kadri terfîʿ ve İsakçı Serʿaskerliği'yle ʿunvân-ı menşûr-i Vezâret'i tevkīʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i mütetâvileden berü, Mekke-i mükerreme'de dest-ârâ-yı çemen-i suffa-i Şerâfet olan Şerîf [M2 110] Müsâʿid, Cidde vâlîlerine mahsûs olan fevâyide müdâhale ile umûrunda fârid olup, eşbâhında umûr-i Şerâfeti idâreye kādir ve müşârun ileyh ile muʿârazaya kābil bir merd-i behâdır bulunmadığından, ʿazli müteʿazzir ve keyfe mâ-yeşâ o tarafları tasarruf ile istimâʿ-ı ahkâm-ı Sultânî'de mukassır olmuşidi. Seksen dört senesi muharreminin yirmi yedinci hamîs günü [mısra]: \n\n “Ve küllü mesʿadatin yevmen se-tünhadir\" \n\n mefhûmu üzere müşârun ileyh fevt ve zâyik-i merâret-i, “küllü nefsin zâʾikatü'l-mevt\" olup, silsile-i ʿAdnâniyye'den Şerîf Ahmed cümle ʿindinde mümtâz ve ser-âmed olduğundan, mesned-i Şerâfet'e ihtiyâr olunduğunu hâvî o taraf-ı bâhiru'ş-şerefden ʿarz ü mahzar tesyâr olunmağla, lâzım gelen teşrîfâtın bir sûreti ve tahrîr olunacak Nâme-i hümâyûn'un müsveddesi, Beylik ve Teşrîfât kalemlerinden ihrâc ü terkīm ve Rikâb-ı hümâyûn tarafına takdîm olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Şerîf-i Mekke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_753.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şerîf-i Mekke",
          "text": "Sinîn-i mütetâvileden berü, Mekke-i mükerreme'de dest-ârâ-yı çemen-i suffa-i Şerâfet olan Şerîf [M2 110] Müsâʿid, Cidde vâlîlerine mahsûs olan fevâyide müdâhale ile umûrunda fârid olup, eşbâhında umûr-i Şerâfeti idâreye kādir ve müşârun ileyh ile muʿârazaya kābil bir merd-i behâdır bulunmadığından, ʿazli müteʿazzir ve keyfe mâ-yeşâ o tarafları tasarruf ile istimâʿ-ı ahkâm-ı Sultânî'de mukassır olmuşidi. Seksen dört senesi muharreminin yirmi yedinci hamîs günü [mısra]: \n\n “Ve küllü mesʿadatin yevmen se-tünhadir\" \n\n mefhûmu üzere müşârun ileyh fevt ve zâyik-i merâret-i, “küllü nefsin zâʾikatü'l-mevt\" olup, silsile-i ʿAdnâniyye'den Şerîf Ahmed cümle ʿindinde mümtâz ve ser-âmed olduğundan, mesned-i Şerâfet'e ihtiyâr olunduğunu hâvî o taraf-ı bâhiru'ş-şerefden ʿarz ü mahzar tesyâr olunmağla, lâzım gelen teşrîfâtın bir sûreti ve tahrîr olunacak Nâme-i hümâyûn'un müsveddesi, Beylik ve Teşrîfât kalemlerinden ihrâc ü terkīm ve Rikâb-ı hümâyûn tarafına takdîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nehr-i Tuna'nın berü taraflarına bir takrîb mürûr ile ehl-i İslâm'ı âvâre-i huzûr etmek hasm-ı bergeşte-i ahvâle ecell-i meʾârib olduğu zihne mütekārib olduğundan,\nsevâhil-i İslâmiyye'yi muhâfaza vâcib olmağla, binâ-berîn Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa bundan akdem İsakçı Serʿaskerliği'ne intihâb ü intikā olunup, şimdiye dek mülâzemet-i Ordu-yi hümâyûn ile visâde-i râhata ittikâ etmişidi. Dağıstânî ʿAli Paşa'nın vürûdu Serʿaskerlik niyyetini ilgā ve müşârun ileyhin bir tarafa me'mûriyyetini ilcâ eylediğine binâʾen, ʿAbdî Paşa Maçin muhâfazasına ve İç-il Mutasarrıfı Vezîr Abaza Paşa Hırsova tarafına taʿyîn ü irsâl ve onar bin guruş karzen taraflarına iʿtâ olunup, me'mûr oldukları mahallere teveccüh ü ʿazîmetleri istiʿcâl olundu. Müşârun ileyhimâ gāret-zede-i aʿdâ ve tabl ü surnâ ve ʿunvân-ı Vezâret'den muʿarrâ ellişer altmışar etbâʿ ile reh-peymâ oldular.\nTefâsîl-i ahvâli bundan akdem bast u ifâde ve el-yevm Silistire'de ikāmeti irâde olunan Vezîr Sârım İbrâhîm Paşa'yı mübtelâ olduğu ʿillet-i merâk-ı ihtinâk ve evâsıt-ı Cumâdelâhıre'da hükmü irâde-i hazret-i Hallâk mâh-ı serîʿus-seyr ʿömrünü giriftâr-ı ʿukde-i mehâk edüp, mutasarrıf olduğu Sivas [M2 111] Eyâleti, Özi Muhâfızı ve Silistire Vâlîsi Vezîr Hazînedâr ʿAli Paşa'ya ve Silistire Eyâleti, İsakçı Serʿaskeri Vezîr Dağıstânî ʿAli Paşa'ya tevcîh ve bu vechile halleri terfîh olundu.\nMüteveffâ-yı müşârun ileyh bir defʿa Rikâb Defterdârı olan ʿAcem Kılıcı Mustafa Efendi'nin necl-i necâbet-güsteri ve Defterdâr-ı nâmdâr olan Behcet Efendi'nin birâder-i vâlâ-güheri olup, Maliyye Kalemi'nden neş'et ile âzmâyiş-i maʿrifet ve tahsîl-i meleke-i kitâbet edüp, hakkında nazm:\n\n“Babası seyf-i ʿacemdir anası gaddâre \n Tîgān huyludur, ʿuşşâka cefâlar kılıcı”\n\nbeyt-i meşhûrunu ehâcî vü mücûne mâyil ʿasrın baʿzı kavâbili terâne-sâz-ı terkîb ve sirran miyânelerinde inşâd ü teşbîb ile müstehakk-ı levm ü te'nîb olmuşlar idi. Tayy-ı ʿakabât-ı tarîk ile seksen senesi Tersâne Emîni iken ʿAvnî Efendi yerine Defterdâr-ı sâhib-i iştihâr ve melhûz-i nazar-ı Şehriyâr-ı İskender iʿtibâr olup, Devlet-i ʿaliyye'de ser-nümâ-yı zuhûr olan müstevfîlerin eşiddâsından ve fenn-i defterîye vukūf-i tâmm tahsîl etmiş ketebenin akviyâsından olup, defterdarlığında kaʿr-ı deryâya rüsûb etmiş emvâl-i mîrîyi gavvâs-ı ʿakl-ı dûr-endîşiyle tahsîl ve Âsitâne'de ve taşrada niçe erbâb taʿyîn ü iştihârı şiddet-i takāzâ ile kavlen ve fiʿlen terzîl etmişidi. Vezâreti halinde li-emrin mâ-sadara bî-hemtâdan müsteşʿir olup, ednâ bir maslahata hod be-hod mübâşeretden ictinâb ve devlete nâfiʿ bir hıdmete muvaffak olmadığı maʿlûm-i erbâb-ı elbâbdır. Müşârun ileyh tüvân-gerân-ı zemâneden olup, iddihâr etdiği emvâl, matlaʿ-i Vezâret'inden maktaʿ-i vefâtına dek bîhûde yere sarf ü ibzâl ve ne vârislerine ve ne Beytülmâl'e fâʾide etmediği zâhir-i hâldir. Kable'l-vezâre mutasarrıf olduğu menâsıb ve dahi\nsonra Ruscuk'da vukūʿ bulan menâkıb, mahallerinde mukayyed ü mastûr ve tekrarı sebeb-i se'âmet-i erbâb-ı şuʿûr olduğundan, bu mikdâr ile iktifâ ve: “Hayru'l-kelâmi mâ kalle ve delle\" mesleğine i'tisâ olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i ʿAbdî Paşa be-muhâfaza-i Maçin ve Abaza Paşa be-cânib-i Hırsova ve fevt-i İbrâhîm Paşa ve vukūʿ-i tevcîhât-ı vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_754.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i ʿAbdî Paşa be-muhâfaza-i Maçin ve Abaza Paşa be-cânib-i Hırsova ve fevt-i İbrâhîm Paşa ve vukūʿ-i tevcîhât-ı vüzerâ",
          "text": "Nehr-i Tuna'nın berü taraflarına bir takrîb mürûr ile ehl-i İslâm'ı âvâre-i huzûr etmek hasm-ı bergeşte-i ahvâle ecell-i meʾârib olduğu zihne mütekārib olduğundan,\nsevâhil-i İslâmiyye'yi muhâfaza vâcib olmağla, binâ-berîn Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAbdî Paşa bundan akdem İsakçı Serʿaskerliği'ne intihâb ü intikā olunup, şimdiye dek mülâzemet-i Ordu-yi hümâyûn ile visâde-i râhata ittikâ etmişidi. Dağıstânî ʿAli Paşa'nın vürûdu Serʿaskerlik niyyetini ilgā ve müşârun ileyhin bir tarafa me'mûriyyetini ilcâ eylediğine binâʾen, ʿAbdî Paşa Maçin muhâfazasına ve İç-il Mutasarrıfı Vezîr Abaza Paşa Hırsova tarafına taʿyîn ü irsâl ve onar bin guruş karzen taraflarına iʿtâ olunup, me'mûr oldukları mahallere teveccüh ü ʿazîmetleri istiʿcâl olundu. Müşârun ileyhimâ gāret-zede-i aʿdâ ve tabl ü surnâ ve ʿunvân-ı Vezâret'den muʿarrâ ellişer altmışar etbâʿ ile reh-peymâ oldular.\nTefâsîl-i ahvâli bundan akdem bast u ifâde ve el-yevm Silistire'de ikāmeti irâde olunan Vezîr Sârım İbrâhîm Paşa'yı mübtelâ olduğu ʿillet-i merâk-ı ihtinâk ve evâsıt-ı Cumâdelâhıre'da hükmü irâde-i hazret-i Hallâk mâh-ı serîʿus-seyr ʿömrünü giriftâr-ı ʿukde-i mehâk edüp, mutasarrıf olduğu Sivas [M2 111] Eyâleti, Özi Muhâfızı ve Silistire Vâlîsi Vezîr Hazînedâr ʿAli Paşa'ya ve Silistire Eyâleti, İsakçı Serʿaskeri Vezîr Dağıstânî ʿAli Paşa'ya tevcîh ve bu vechile halleri terfîh olundu.\nMüteveffâ-yı müşârun ileyh bir defʿa Rikâb Defterdârı olan ʿAcem Kılıcı Mustafa Efendi'nin necl-i necâbet-güsteri ve Defterdâr-ı nâmdâr olan Behcet Efendi'nin birâder-i vâlâ-güheri olup, Maliyye Kalemi'nden neş'et ile âzmâyiş-i maʿrifet ve tahsîl-i meleke-i kitâbet edüp, hakkında nazm:\n\n“Babası seyf-i ʿacemdir anası gaddâre \n Tîgān huyludur, ʿuşşâka cefâlar kılıcı”\n\nbeyt-i meşhûrunu ehâcî vü mücûne mâyil ʿasrın baʿzı kavâbili terâne-sâz-ı terkîb ve sirran miyânelerinde inşâd ü teşbîb ile müstehakk-ı levm ü te'nîb olmuşlar idi. Tayy-ı ʿakabât-ı tarîk ile seksen senesi Tersâne Emîni iken ʿAvnî Efendi yerine Defterdâr-ı sâhib-i iştihâr ve melhûz-i nazar-ı Şehriyâr-ı İskender iʿtibâr olup, Devlet-i ʿaliyye'de ser-nümâ-yı zuhûr olan müstevfîlerin eşiddâsından ve fenn-i defterîye vukūf-i tâmm tahsîl etmiş ketebenin akviyâsından olup, defterdarlığında kaʿr-ı deryâya rüsûb etmiş emvâl-i mîrîyi gavvâs-ı ʿakl-ı dûr-endîşiyle tahsîl ve Âsitâne'de ve taşrada niçe erbâb taʿyîn ü iştihârı şiddet-i takāzâ ile kavlen ve fiʿlen terzîl etmişidi. Vezâreti halinde li-emrin mâ-sadara bî-hemtâdan müsteşʿir olup, ednâ bir maslahata hod be-hod mübâşeretden ictinâb ve devlete nâfiʿ bir hıdmete muvaffak olmadığı maʿlûm-i erbâb-ı elbâbdır. Müşârun ileyh tüvân-gerân-ı zemâneden olup, iddihâr etdiği emvâl, matlaʿ-i Vezâret'inden maktaʿ-i vefâtına dek bîhûde yere sarf ü ibzâl ve ne vârislerine ve ne Beytülmâl'e fâʾide etmediği zâhir-i hâldir. Kable'l-vezâre mutasarrıf olduğu menâsıb ve dahi\nsonra Ruscuk'da vukūʿ bulan menâkıb, mahallerinde mukayyed ü mastûr ve tekrarı sebeb-i se'âmet-i erbâb-ı şuʿûr olduğundan, bu mikdâr ile iktifâ ve: “Hayru'l-kelâmi mâ kalle ve delle\" mesleğine i'tisâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kartal vakʿasından mukaddem Rusyalu Bender üzerine dahi bir tabur tertîb ü irsâl ve uzakdan muhâsaraya iştigāl etmişler idi. Perîşanlık vukūʿundan sonra düşmen Bender Kalʿası'na tekarrub ve her tarafdan [M2 112] hasr u tazyîk ile ateş-i ceng telehhüb edüp, mahsûrân-ı İslâm müdâfaʿaya kıyâm ve leyl ü nehâr nâr-ı küffâra ıstıbâr ile kalʿanın medâhil ü mehâricini muhâfazaya ihtimâm eyledikleri hâlde, bi-emrillâhi Teʿâlâ İslâm'a tâʿûn müstevlî olup, mevtây-ı Müslîmîn'i defne vakit bulamadıklarından, hânelerinde pinhân ve yine bu hâl ile emr-i müdâfaʿada bezl-i cân edüp, o esnâda Ser-askerleri Vezîr Mehmed Paşa dahi matʿûn ve şehâdet-i hakīkiyye ile memnûn olup, bi'l-ittifâk ʿAbdülcelîl-zâde Vezîr Mehmed Emîn Paşa'yı tavâyif-i askerî Ser-askerliğe takdîm ve zimâm-ı mehâmm-ı nâsı yedine teslîm eylediler. Düşmen-i nâ-bekâr birkaç defʿa teshîr-i kalʿa kasdıyla hücûma ibtidâr eyleüp, her hamlede hâyib ü hâsir ve zor-i bâzû-yi mücâhidîn ile esve-i hâl ile münkesir olduysa dahi, imdâdları ʿale't-tevâlî vürûd ile hasr-ı kalʿadan gayr-i fâriğ ve müddet-i muhâsara dahi üç mâha bâliğ olup, turuk-i imdâd mesdûd ve esbâb-ı necât mefkūd olduğundan gayri, kalʿada mevcûd guzâtın bir mikdârı tâʿûndan nâ-bedîd ve bir mikdârı vukūʿ bulan yürüyüşlerde şehîd olup, nâ-gâh bir gice aʿdâ, askerini iki kısma taksîm ve sâʿat dörtde yürüyüşü tasmîm edüp, bir fırkası ehl-i İslâm'ı işgāl ve diğer fırkasını mustahfızdan hâlî İstanbul kapusuna irsâl ve nerdübânlar nasbı ile kalʿaya vülûc ve her ne kadar müdâfaʿaya ihtimâm olunduysa, mücâhidîn-i İslâm'ın kazâ vü kader saʿyini pûç edüp, hâh ü nâ-hâh istîmân ile tahlîs-i cân eylediler. Kalʿada mevcûd ricâl ü nisvânı Nehr-i Turla'dan imrâr ve ʿarabalara tahmîl ile Leh tarafına tesyâr eyledi. Bender yürüyüşlerinde Rusyalu'nun katʿî çok askeri zâyiʿ ve ser-kerdeleri baş-vekîlin birâderi Panin bu sebeble İmperatoriçe tarafından muʿâkab olup: “O mikdâr askeri kırdırmadan ise, kalʿayı terk evlâ idi” dediği miyânelerinde şâyiʿdir. Akkerman tarafında olan aʿdâ hasr-ı kalʿaya mübâşeret eylediklerinde, derûnunda bulunan gayretsizler: “Bender eğer kabza-i tasarrufa geçer ise Akkerman hâzır ve müheyyâdır” deyerek mukāvele ve müddet-i mezkûrede birbiriyle hüsn-i muʿâmele [M2 113] ederler idi. Bender keyfiyyeti vukūʿunda kalʿayı bilâ-nizâʿ teslîm ve seng-i melâmetle vücûd-i bed-bûdların tercîm eylediler. Yedisan Kabîlesi nüfûs u emvâlleriyle sâlim ve yerlerinde kāyim olmak üzere Rusyalu ile muʿâhede ve birbirine sened iʿtâsıyla kavî mevâʿideleri sebkat etmişidi. Bender'i istîlâlarında ehâlî-yi Bender'in ekserîsi bizim ile hısm u akribâ olup: “ʿAlâka-i iltihâm ile bize mesned olanlar,\nmu'âhedeye dâhildir\" deyü ısrâr u ibrâm ve hâh u nâ-hâh bin yedi yüz kadar ehl-i İslâm'ı kayd-ı esrden tahlîs ile Aksu'dan imrâr ve Özi'ye çıkarup, andan Kırım'a tesyâr etdikleri baʿzı sikātdan mesmûʿ olmuşdur. Haber-i Bender bir müddetden berü munkatıʿ ve imdâd irsâli bi'l-külliyye mümteniʿ olduğundan, Serdâr-ı ekrem leyl ü nehâr mübtelây-ı endûh u gam ve nâ-gâh Kartal tarafında olan aʿdâ ordusunda taraf taraf top şenliği vâsıl-ı semʿ-i nâs ve istihbâr mümkin olmadığından, hâlet-i mezkûre bâ'is-i ihtilâl-i havâs olup, Sadrıaʿzam Bender'den havfını izhâr ve bu hâtırayı baʿzı hem-râzlarına işʿâr eyledi. Cumâdelûlânın yirmi ikisinde Bender Defterdârı Tayyib Efendi maʿiyyetiyle Bender'e ʿazîmet eden Baş-muhasebe kâtiplerinden Pîrî Efendi'ye Moskovlu Yuvan Petro nâmıyla lisân-âşinâ bir Bin-başı koşup, İsmâʿîl'e baʿde'l-vusûl Ordu-yi hümâyûn'a gelmek istidʿâsında oldukları haberi tevârüd edüp, mesfûrun Ordu-yi hümâyûn'a gelmesi sebeb-i kīl ü kāl ve bâʿis-i ihtilâl olur maʿnâlarıyla, Tulça'da keyfiyyete vukūf u ıttılâʿ içün Anadolu Muhasebecisi Nazîf İbrâhîm Efendi o tarafa isrâ olunmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh kasaba-i mezkûrede Pîrî Efendi ile mülâkāt ve sebeb-i vürûdunu su'âl ve ol dahi Bender'in giriftâr-ı dest düşmen-i bed-sigâl olduğu keyfiyyetini icmâl ve Emîn Paşa harclık istidʿâsı ile kendüyü bu tarafa gönderdiğini beyân ve ifâde-i hâl eyledi. Bundan sonra Bin-başı istıntâk ve Merşal tarafından kâğıd ile gelüp, mefhûmu beyne'd-devleteyn tecdîd-i ʿahd ü mîsâk olduğunu Efendi-yi mûmâ ileyh karâyin-i hâliyye ile istirâk edüp, orduya lüzûm-i ihzârı mûmâ ileyh tarafından tahrîr ve tıbk-ı işareti üzere [M2 114] maʿan getürülmesi husûsu taraf-ı Sadru's-sudûrdan tastîr olunup, mâh-ı mezkûrun yirmi beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve Re'îs Efendi dâ'iresinde ihzâr olunan haymeye nâzil oldu. Merşalın mektûbu tercüme olunup, me'âli şurût-i musâlaha inʿıkādına ruhsat-ı kâmilesi olmakdan ibâret olup, keyfiyyet Rikâb-ı kâmyâbdan istîzâna dek mesfûrun Ordu-yi hümâyûn'da ikāmeti çendân münâsib görülmeyüp, bundan sonra cevâb-ı mektûb Merşal dostumuza tahrîr olunur” deyü mesfûra iʿâde ve keyfiyyet Âsitâne tarafından tahrîr u ifâde olunmuşidi. Nemçe ve Prusya taraflarından mâdde-i tevassut bundan akdem istidʿâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi rûy-i mümâşât ibdâ olunmağla, tevassutları kabûl olunmadığı, renciş-i hâtırlarına mü'eddî olacağı beyânıyla, Rikâb tarafından zuhûr eden müsveddeye nazaran Merşal'e cevabnâme tahrîr u isrâ olundu. Ceng vaktinde tavr-ı sulh ve vakt-i sulhda tavr-ı ceng irâ'esi fiʿl-i kudemâ ve cengin netîcesi mâlûm olmayup, galebe el vermişiken fursatı fevt etmemek kâr-ı ʿukālâ olduğundan, Frenk tâyifesi dahi dâyim bu mesleğe iktidâ eylediklerinden, Ordu-yi hümâyûn'da bulunanlar Moskovlu'nun sulha talebini zaʿfına haml ile gün be-gün itlâf-ı ricâl ve izâʿat-ı maldan gayri bir fâyide etmedikleri vâreste-i kayd-ı istidlâldir.",
          "caption": "Duhûl-i küffâr be-kalʿa-i Bender ve Akkerman ve âmeden-i Sefîr-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_755.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Duhûl-i küffâr be-kalʿa-i Bender ve Akkerman ve âmeden-i Sefîr-i Moskov",
          "text": "Kartal vakʿasından mukaddem Rusyalu Bender üzerine dahi bir tabur tertîb ü irsâl ve uzakdan muhâsaraya iştigāl etmişler idi. Perîşanlık vukūʿundan sonra düşmen Bender Kalʿası'na tekarrub ve her tarafdan [M2 112] hasr u tazyîk ile ateş-i ceng telehhüb edüp, mahsûrân-ı İslâm müdâfaʿaya kıyâm ve leyl ü nehâr nâr-ı küffâra ıstıbâr ile kalʿanın medâhil ü mehâricini muhâfazaya ihtimâm eyledikleri hâlde, bi-emrillâhi Teʿâlâ İslâm'a tâʿûn müstevlî olup, mevtây-ı Müslîmîn'i defne vakit bulamadıklarından, hânelerinde pinhân ve yine bu hâl ile emr-i müdâfaʿada bezl-i cân edüp, o esnâda Ser-askerleri Vezîr Mehmed Paşa dahi matʿûn ve şehâdet-i hakīkiyye ile memnûn olup, bi'l-ittifâk ʿAbdülcelîl-zâde Vezîr Mehmed Emîn Paşa'yı tavâyif-i askerî Ser-askerliğe takdîm ve zimâm-ı mehâmm-ı nâsı yedine teslîm eylediler. Düşmen-i nâ-bekâr birkaç defʿa teshîr-i kalʿa kasdıyla hücûma ibtidâr eyleüp, her hamlede hâyib ü hâsir ve zor-i bâzû-yi mücâhidîn ile esve-i hâl ile münkesir olduysa dahi, imdâdları ʿale't-tevâlî vürûd ile hasr-ı kalʿadan gayr-i fâriğ ve müddet-i muhâsara dahi üç mâha bâliğ olup, turuk-i imdâd mesdûd ve esbâb-ı necât mefkūd olduğundan gayri, kalʿada mevcûd guzâtın bir mikdârı tâʿûndan nâ-bedîd ve bir mikdârı vukūʿ bulan yürüyüşlerde şehîd olup, nâ-gâh bir gice aʿdâ, askerini iki kısma taksîm ve sâʿat dörtde yürüyüşü tasmîm edüp, bir fırkası ehl-i İslâm'ı işgāl ve diğer fırkasını mustahfızdan hâlî İstanbul kapusuna irsâl ve nerdübânlar nasbı ile kalʿaya vülûc ve her ne kadar müdâfaʿaya ihtimâm olunduysa, mücâhidîn-i İslâm'ın kazâ vü kader saʿyini pûç edüp, hâh ü nâ-hâh istîmân ile tahlîs-i cân eylediler. Kalʿada mevcûd ricâl ü nisvânı Nehr-i Turla'dan imrâr ve ʿarabalara tahmîl ile Leh tarafına tesyâr eyledi. Bender yürüyüşlerinde Rusyalu'nun katʿî çok askeri zâyiʿ ve ser-kerdeleri baş-vekîlin birâderi Panin bu sebeble İmperatoriçe tarafından muʿâkab olup: “O mikdâr askeri kırdırmadan ise, kalʿayı terk evlâ idi” dediği miyânelerinde şâyiʿdir. Akkerman tarafında olan aʿdâ hasr-ı kalʿaya mübâşeret eylediklerinde, derûnunda bulunan gayretsizler: “Bender eğer kabza-i tasarrufa geçer ise Akkerman hâzır ve müheyyâdır” deyerek mukāvele ve müddet-i mezkûrede birbiriyle hüsn-i muʿâmele [M2 113] ederler idi. Bender keyfiyyeti vukūʿunda kalʿayı bilâ-nizâʿ teslîm ve seng-i melâmetle vücûd-i bed-bûdların tercîm eylediler. Yedisan Kabîlesi nüfûs u emvâlleriyle sâlim ve yerlerinde kāyim olmak üzere Rusyalu ile muʿâhede ve birbirine sened iʿtâsıyla kavî mevâʿideleri sebkat etmişidi. Bender'i istîlâlarında ehâlî-yi Bender'in ekserîsi bizim ile hısm u akribâ olup: “ʿAlâka-i iltihâm ile bize mesned olanlar,\nmu'âhedeye dâhildir\" deyü ısrâr u ibrâm ve hâh u nâ-hâh bin yedi yüz kadar ehl-i İslâm'ı kayd-ı esrden tahlîs ile Aksu'dan imrâr ve Özi'ye çıkarup, andan Kırım'a tesyâr etdikleri baʿzı sikātdan mesmûʿ olmuşdur. Haber-i Bender bir müddetden berü munkatıʿ ve imdâd irsâli bi'l-külliyye mümteniʿ olduğundan, Serdâr-ı ekrem leyl ü nehâr mübtelây-ı endûh u gam ve nâ-gâh Kartal tarafında olan aʿdâ ordusunda taraf taraf top şenliği vâsıl-ı semʿ-i nâs ve istihbâr mümkin olmadığından, hâlet-i mezkûre bâ'is-i ihtilâl-i havâs olup, Sadrıaʿzam Bender'den havfını izhâr ve bu hâtırayı baʿzı hem-râzlarına işʿâr eyledi. Cumâdelûlânın yirmi ikisinde Bender Defterdârı Tayyib Efendi maʿiyyetiyle Bender'e ʿazîmet eden Baş-muhasebe kâtiplerinden Pîrî Efendi'ye Moskovlu Yuvan Petro nâmıyla lisân-âşinâ bir Bin-başı koşup, İsmâʿîl'e baʿde'l-vusûl Ordu-yi hümâyûn'a gelmek istidʿâsında oldukları haberi tevârüd edüp, mesfûrun Ordu-yi hümâyûn'a gelmesi sebeb-i kīl ü kāl ve bâʿis-i ihtilâl olur maʿnâlarıyla, Tulça'da keyfiyyete vukūf u ıttılâʿ içün Anadolu Muhasebecisi Nazîf İbrâhîm Efendi o tarafa isrâ olunmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh kasaba-i mezkûrede Pîrî Efendi ile mülâkāt ve sebeb-i vürûdunu su'âl ve ol dahi Bender'in giriftâr-ı dest düşmen-i bed-sigâl olduğu keyfiyyetini icmâl ve Emîn Paşa harclık istidʿâsı ile kendüyü bu tarafa gönderdiğini beyân ve ifâde-i hâl eyledi. Bundan sonra Bin-başı istıntâk ve Merşal tarafından kâğıd ile gelüp, mefhûmu beyne'd-devleteyn tecdîd-i ʿahd ü mîsâk olduğunu Efendi-yi mûmâ ileyh karâyin-i hâliyye ile istirâk edüp, orduya lüzûm-i ihzârı mûmâ ileyh tarafından tahrîr ve tıbk-ı işareti üzere [M2 114] maʿan getürülmesi husûsu taraf-ı Sadru's-sudûrdan tastîr olunup, mâh-ı mezkûrun yirmi beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve Re'îs Efendi dâ'iresinde ihzâr olunan haymeye nâzil oldu. Merşalın mektûbu tercüme olunup, me'âli şurût-i musâlaha inʿıkādına ruhsat-ı kâmilesi olmakdan ibâret olup, keyfiyyet Rikâb-ı kâmyâbdan istîzâna dek mesfûrun Ordu-yi hümâyûn'da ikāmeti çendân münâsib görülmeyüp, bundan sonra cevâb-ı mektûb Merşal dostumuza tahrîr olunur” deyü mesfûra iʿâde ve keyfiyyet Âsitâne tarafından tahrîr u ifâde olunmuşidi. Nemçe ve Prusya taraflarından mâdde-i tevassut bundan akdem istidʿâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi rûy-i mümâşât ibdâ olunmağla, tevassutları kabûl olunmadığı, renciş-i hâtırlarına mü'eddî olacağı beyânıyla, Rikâb tarafından zuhûr eden müsveddeye nazaran Merşal'e cevabnâme tahrîr u isrâ olundu. Ceng vaktinde tavr-ı sulh ve vakt-i sulhda tavr-ı ceng irâ'esi fiʿl-i kudemâ ve cengin netîcesi mâlûm olmayup, galebe el vermişiken fursatı fevt etmemek kâr-ı ʿukālâ olduğundan, Frenk tâyifesi dahi dâyim bu mesleğe iktidâ eylediklerinden, Ordu-yi hümâyûn'da bulunanlar Moskovlu'nun sulha talebini zaʿfına haml ile gün be-gün itlâf-ı ricâl ve izâʿat-ı maldan gayri bir fâyide etmedikleri vâreste-i kayd-ı istidlâldir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Münâvî Câmiʿu's-Sagīr Şerhi'nde, ehl-i İslâm'a aʿdâ-yı dînin galebesi vâkiʿ ve müdâfaʿa müteʿazzir ü mümteniʿ olursa, sâyir müslimînin vikāye-i erâzî ve vesâyet-i nefs ü mâlları garazıyla inʿikād-ı sulh, feth u nusrat kabîlinden maʿdûd olduğunu tahrîr etmişdir. Müslime bin ʿAbdulmelik niyyet-i cihâd ile şucceʿân-ı ʿArab'dan müretteb pür-sâz ü seleb yetmiş seksen bin asker-i müntehab ile Şâm'dan râyet-efrâz-ı kıyâm ve sügūr-i İslâmiyye'den Kostantiniyye'ye varınca küffâr ile birkaç mahalde ber-zede-dâmân-ı hısâm olup, çend-în-bâr fevz ü zafere neyl ile mübtehic ve hadden bîrûn küffâr hufra-i nâra mütedahrac olmuşiken: “El-harbü sicâlün” kāʿidesi üzere cünûd-i muvahhidîne dahi bir defʿa şiken-i tefrika ʿârız olup, şedâyid ve nevâyib-i harbiyyeye ʿadem-i musâberetle ʿavdete niyyet etmişler idi. [M2 115] Mesleme bin ʿAbdülmelik bir mîr-i zâhiru'l-keşf ve gazâya hırs u şevki zâyid ʿani'l-vasf olduğundan, guzâtı vücûh-i istimâlet ve şevk ile igrâ ve niyyet-i ʿavd ü insırafların fesh u ilgā ve Kostantiniyye'ye gelüp, müsâmere-i hazret-i Şeyh-i Ekber'de tafsîl olunan mâ-cerâ vukūʿundan sonra mü'eyyeden ʿinân-ı ʿazîmeti Şâm tarafına irhâ etmişidi. Katʿ-ı felevât ve tayy-ı ʿakabât ile hâric-i Şâm'a vusûl ve ruhsat-hâh-ı duhûl oldukda, nasafat ü ʿadlde ahadü'l-ʿÖmereyn olan ʿÖmer bin ʿAbdülazîz halîfe bulunup, mülâkāta cevâz vermeyerek, Emîr-i müşârun ileyhi giriftâr-ı çâr-mevce-i işmiʾzâz edüp, ne hâl ise birkaç günden sonra bi-vâsıtati'ş-şüfeʿâ dâhil-i Şâm ve rü'yet-i hîş ü tebârıyla şâd-kâm olmuşidi. Birkaç defʿa dîvân-ı Halîfe'ye ʿazîmet ve rü'yet-i pür-behcetleriyle defʿ-i uvâʾim-i hasret kasdın edüp, ʿadem-i encâh-ı matlab ile âvâre-i huzûr ve bir müddetden sonra, meclis-i Halîfe'ye duhûl ile mesrûr olup, cürm ü günâhını suʾâl ve mukaddemât-ı rikkat-engîz ile istikşâf-ı serîre-i hâl eyledikde: \"Sana renciş ü ʿitâba sebeb, asker-i İslâm'ı dûr-dırâz mahallere sevk ile itʿâb ve envâʿ-ı elem ü zahmet irtikâb etdirdigindir. Risâlet-penâh salla ʿaleyhi'l-İlâh hazretlerinin lü'lü'-pâş-ı tabakçe-i beyân oldukları kavl-i muʿteber üzere: \"Kıyâmet gününde ʿÂdil-i hakīkī, ihkāk-ı hukūk-i mahlûkāt eyledikde, bir mü'minin ʿillet-i ifnây-ı vücûduyla muvâhaza olanlar tahlîs-i girîbânda ʿâciz iken, bu tarîkde maktûl olan cemʿ-i kesîr-i İslâm'ın cevâbında ne vechile tedârük-i ʿözr edersin Havâlî-yi ʿAmûriyye'nin -ki şimdi Ankara dimekle maʿrûfdur- fethi ile iktifâ lâzım iken, hadd ü kıyâsdan bîrûn ehl-i İslâm'ı aksây-ı diyâr-ı Rûm'a sefer etdirmek neden lâzım idi? Sana ʿârız olan cehl ü gafletden terettüb eden seyyî'âtına el- hâletü hâzihi muʿâmele-i ʿafv ile kalem-zen-i mazâ mâ-mazâ oldum” deyü ruhsat-ı kuʿûd ile Emîr-i mezkûru şeref-mend ü mesʿûd eyledi. Halîfe'nin Mesleme'yi ʿunf ile muvâhazesi sefer-i\nbaʿîd ile itlâf-ı nüfûsdan tahzîr ve askeri mehleke ve muhâtaraya ilkādan menʿ ü tenzîr idi.\n\nKartal ve İsmâʿîl vakʿalarında zâyiʿ olan nüfûs u çâr-pâ ve firâra iktidârı olmayarak me'sûr olan zuʿafâ lâ yuʿad ve lâ yuhsâ kabîlinden olup, düşmen sulha [M2 116] hâhiş göstermişiken, mümâşât olunmak lâzım gelse idi, cengin gāyetinde vukūʿ bulan musâlahadan birkaç kāt ziyâde Devlet-i ebed müddet'in fâyide edeceği mukarrer idi; “Zâlike takdîru'l-ʿAzîzi'l-ʿAlîm”.",
          "caption": "Matlab-ı nefîs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_756.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Matlab-ı nefîs",
          "text": "Münâvî Câmiʿu's-Sagīr Şerhi'nde, ehl-i İslâm'a aʿdâ-yı dînin galebesi vâkiʿ ve müdâfaʿa müteʿazzir ü mümteniʿ olursa, sâyir müslimînin vikāye-i erâzî ve vesâyet-i nefs ü mâlları garazıyla inʿikād-ı sulh, feth u nusrat kabîlinden maʿdûd olduğunu tahrîr etmişdir. Müslime bin ʿAbdulmelik niyyet-i cihâd ile şucceʿân-ı ʿArab'dan müretteb pür-sâz ü seleb yetmiş seksen bin asker-i müntehab ile Şâm'dan râyet-efrâz-ı kıyâm ve sügūr-i İslâmiyye'den Kostantiniyye'ye varınca küffâr ile birkaç mahalde ber-zede-dâmân-ı hısâm olup, çend-în-bâr fevz ü zafere neyl ile mübtehic ve hadden bîrûn küffâr hufra-i nâra mütedahrac olmuşiken: “El-harbü sicâlün” kāʿidesi üzere cünûd-i muvahhidîne dahi bir defʿa şiken-i tefrika ʿârız olup, şedâyid ve nevâyib-i harbiyyeye ʿadem-i musâberetle ʿavdete niyyet etmişler idi. [M2 115] Mesleme bin ʿAbdülmelik bir mîr-i zâhiru'l-keşf ve gazâya hırs u şevki zâyid ʿani'l-vasf olduğundan, guzâtı vücûh-i istimâlet ve şevk ile igrâ ve niyyet-i ʿavd ü insırafların fesh u ilgā ve Kostantiniyye'ye gelüp, müsâmere-i hazret-i Şeyh-i Ekber'de tafsîl olunan mâ-cerâ vukūʿundan sonra mü'eyyeden ʿinân-ı ʿazîmeti Şâm tarafına irhâ etmişidi. Katʿ-ı felevât ve tayy-ı ʿakabât ile hâric-i Şâm'a vusûl ve ruhsat-hâh-ı duhûl oldukda, nasafat ü ʿadlde ahadü'l-ʿÖmereyn olan ʿÖmer bin ʿAbdülazîz halîfe bulunup, mülâkāta cevâz vermeyerek, Emîr-i müşârun ileyhi giriftâr-ı çâr-mevce-i işmiʾzâz edüp, ne hâl ise birkaç günden sonra bi-vâsıtati'ş-şüfeʿâ dâhil-i Şâm ve rü'yet-i hîş ü tebârıyla şâd-kâm olmuşidi. Birkaç defʿa dîvân-ı Halîfe'ye ʿazîmet ve rü'yet-i pür-behcetleriyle defʿ-i uvâʾim-i hasret kasdın edüp, ʿadem-i encâh-ı matlab ile âvâre-i huzûr ve bir müddetden sonra, meclis-i Halîfe'ye duhûl ile mesrûr olup, cürm ü günâhını suʾâl ve mukaddemât-ı rikkat-engîz ile istikşâf-ı serîre-i hâl eyledikde: \"Sana renciş ü ʿitâba sebeb, asker-i İslâm'ı dûr-dırâz mahallere sevk ile itʿâb ve envâʿ-ı elem ü zahmet irtikâb etdirdigindir. Risâlet-penâh salla ʿaleyhi'l-İlâh hazretlerinin lü'lü'-pâş-ı tabakçe-i beyân oldukları kavl-i muʿteber üzere: \"Kıyâmet gününde ʿÂdil-i hakīkī, ihkāk-ı hukūk-i mahlûkāt eyledikde, bir mü'minin ʿillet-i ifnây-ı vücûduyla muvâhaza olanlar tahlîs-i girîbânda ʿâciz iken, bu tarîkde maktûl olan cemʿ-i kesîr-i İslâm'ın cevâbında ne vechile tedârük-i ʿözr edersin Havâlî-yi ʿAmûriyye'nin -ki şimdi Ankara dimekle maʿrûfdur- fethi ile iktifâ lâzım iken, hadd ü kıyâsdan bîrûn ehl-i İslâm'ı aksây-ı diyâr-ı Rûm'a sefer etdirmek neden lâzım idi? Sana ʿârız olan cehl ü gafletden terettüb eden seyyî'âtına el- hâletü hâzihi muʿâmele-i ʿafv ile kalem-zen-i mazâ mâ-mazâ oldum” deyü ruhsat-ı kuʿûd ile Emîr-i mezkûru şeref-mend ü mesʿûd eyledi. Halîfe'nin Mesleme'yi ʿunf ile muvâhazesi sefer-i\nbaʿîd ile itlâf-ı nüfûsdan tahzîr ve askeri mehleke ve muhâtaraya ilkādan menʿ ü tenzîr idi.\n\nKartal ve İsmâʿîl vakʿalarında zâyiʿ olan nüfûs u çâr-pâ ve firâra iktidârı olmayarak me'sûr olan zuʿafâ lâ yuʿad ve lâ yuhsâ kabîlinden olup, düşmen sulha [M2 116] hâhiş göstermişiken, mümâşât olunmak lâzım gelse idi, cengin gāyetinde vukūʿ bulan musâlahadan birkaç kāt ziyâde Devlet-i ebed müddet'in fâyide edeceği mukarrer idi; “Zâlike takdîru'l-ʿAzîzi'l-ʿAlîm”."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ güzâriş-pezîr-i kilk-i tahrîr olduğu vech üzere ʿusât-ı reʿâyânın seby ü tedmîrleri zımnında verilen fetâvâ-yı şerîfe etrâfa neşr ü iʿlân ve fevc fevc asâkir-i İslâm sevâhil-i Tuna'da ictimâʿ ile karşuya murûr içün istîzân ʿakabinde, Çengîzîler'den Mesʿûd Girây Sultân dahi altı bin kadar askeriyle Niğbolu'ya gelüp, ol dahi bir tarafdan çapula gitmek ruhsatını cûyân olmuşidi. Ol vakt Kırım Hân'ı olan Devlet Girây, kabâyil-i Tatar ve sâyir sunûf-i askerî ile bi'l-istihbâr Yaş Kasabası'nı tâlân ve düşmeni perîşân etmek kasdını işʿâr edüp, mûmâ ileyhin yarlığ-i Hânî'ye ʿadem-i iʿtibâr ile hod be-hod hareketini icâzet-i devlete haml ile ʿazlini istidlâl ve kara-gâhı olan Kavşan'dan kıyâm etmeyerek izhâr-ı infiʿâl edüp: “Hân'ın hâtırına riʿâyet lâzımdır” deyü, karşu tarafa mürûruna ruhsat verilmeyüp, Mayosa Çiftliği'ne ʿavdet etdirilmişidi. Tatar tâyifesinin bir mikdârı bu defʿa Hân ile Kırım tarafına ʿâzim ve baʿzısı bi'l-istîmân Bucak erâzîsinde mütemekkin ü kāyim olup, bunların bir mikdârı Tuna'yı berü geçüp, İsakçı ve Babadağı ve sâyir mahallerde çerge-nişîn ve himâyet-i devlet ile emîn olmuşlar idi. Ordu-yi hümâyûn'da olan asker fevc fevc vilâyetlerine şitâb ve hücûm-i ceyş-i şitâ ile Ordu-yi hümâyûn'un meştâ tarafına çekilmesini zarûriyyât-ı vakt îcâb edüp, herkes bu makāleyi tefevvüh ve tehyi’e-i levâzıma teveccüh edüp, kable'l-hareke muhafaza-i sevâhil, emr-i lâzım ise dahi, bu garazın husûli vücûd-i askere mevkūf ve rikâb tarafından taʿyîn olunan asâkir henüz vârid olmadığından, İsakçı'da ikāmet muhâtara ve mahûf olduğunu erkân-ı devlet müzâkere ile erbâb-ı istişâreden taleb-i tedbîr ve herkes ifrâğ-ı mâ-fi'z-zamîr edüp, encâm-ı kâr sâlifü-zikr Mesʿûd Girây tedârük edebildiği asker ile bu taraflara gelüp, Tuna'nın berü yakasına geçen Tatarlar'ı dahi maʿiyyetine [M2 117] istishâb ve hey'et-i ictimâʿiyyesine kuvvet ü tâb vererek, emr-i muhafazaya kıyâm eylemesi münâsibdir” deyü erbâb-ı vukūf ittifâk ve cümlesi yek-sâk u vifâk oldular. Sadrıaʿzam ve Sipeh-sâlâr-ı ekrem hazretleri Selâtîn-i Çengîziyye'nin istihdâmı hanlara münhasır ve bu âna dek mesnedimizde kāyim olanların emriyle hatt u tirhâllerine taʿarruz müteʿazzir olduğu zâhir ve henüz Hân ne tarafda olduğu nümâyân olmamışiken, Sultân-ı mûmâ ileyhin me'mûriyyeti mahzûrdan hâlî değildir kavliyle ısrâr ve Ordu Kadısı ve Resmî\nEfendi cevâba iktidâr edüp, vakt-i şiddet ü muzâyakada hıdmet-i devletden dûr ve Kırım cânibinde mahsûr olan Hân'ın ʿâyîn-i Çengîziyân'a muhâlefeti vâzıh u beyyin ve bu ʿilletle hâtırına riʿâyet lâzım gelmediği müteʿayyen olup, devletin husûl-i maslahatına nazar ve: “Zeyd ü ʿAmr'ın hâtırına hürmet ile taʿvîk-i emr-i ehem mûcib-i hatardır” demişler iken kârger olmayup, kazıyye bu hâl ile kalmışidi. Mûmâ ileyhin bilâ meʾmûriyye vech-i meşrûh üzere gazâya meyl ü şevkini Şehriyâr-ı dîndâr hazretleri istimâʿ buyurup, Rikâb-ı hümâyûn tarafından Bükreş cânibine meʾmûriyyet emri isdâr ve tarafına irsâl ve fî'l-hâl emr-i ʿâlîye imtisâl ile vâfir asker cemʿ edüp, Yergöğü tarafına neşr-i bâl-i istiʿcâl ve o havâlîyi vâreste-i ihtimâl-i zarar-ı aʿdâ-yı bed-meâl eyledi.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Mesʿûd Girây Sultân be-cânib-i Bükreş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_757.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Mesʿûd Girây Sultân be-cânib-i Bükreş",
          "text": "Mukaddemâ güzâriş-pezîr-i kilk-i tahrîr olduğu vech üzere ʿusât-ı reʿâyânın seby ü tedmîrleri zımnında verilen fetâvâ-yı şerîfe etrâfa neşr ü iʿlân ve fevc fevc asâkir-i İslâm sevâhil-i Tuna'da ictimâʿ ile karşuya murûr içün istîzân ʿakabinde, Çengîzîler'den Mesʿûd Girây Sultân dahi altı bin kadar askeriyle Niğbolu'ya gelüp, ol dahi bir tarafdan çapula gitmek ruhsatını cûyân olmuşidi. Ol vakt Kırım Hân'ı olan Devlet Girây, kabâyil-i Tatar ve sâyir sunûf-i askerî ile bi'l-istihbâr Yaş Kasabası'nı tâlân ve düşmeni perîşân etmek kasdını işʿâr edüp, mûmâ ileyhin yarlığ-i Hânî'ye ʿadem-i iʿtibâr ile hod be-hod hareketini icâzet-i devlete haml ile ʿazlini istidlâl ve kara-gâhı olan Kavşan'dan kıyâm etmeyerek izhâr-ı infiʿâl edüp: “Hân'ın hâtırına riʿâyet lâzımdır” deyü, karşu tarafa mürûruna ruhsat verilmeyüp, Mayosa Çiftliği'ne ʿavdet etdirilmişidi. Tatar tâyifesinin bir mikdârı bu defʿa Hân ile Kırım tarafına ʿâzim ve baʿzısı bi'l-istîmân Bucak erâzîsinde mütemekkin ü kāyim olup, bunların bir mikdârı Tuna'yı berü geçüp, İsakçı ve Babadağı ve sâyir mahallerde çerge-nişîn ve himâyet-i devlet ile emîn olmuşlar idi. Ordu-yi hümâyûn'da olan asker fevc fevc vilâyetlerine şitâb ve hücûm-i ceyş-i şitâ ile Ordu-yi hümâyûn'un meştâ tarafına çekilmesini zarûriyyât-ı vakt îcâb edüp, herkes bu makāleyi tefevvüh ve tehyi’e-i levâzıma teveccüh edüp, kable'l-hareke muhafaza-i sevâhil, emr-i lâzım ise dahi, bu garazın husûli vücûd-i askere mevkūf ve rikâb tarafından taʿyîn olunan asâkir henüz vârid olmadığından, İsakçı'da ikāmet muhâtara ve mahûf olduğunu erkân-ı devlet müzâkere ile erbâb-ı istişâreden taleb-i tedbîr ve herkes ifrâğ-ı mâ-fi'z-zamîr edüp, encâm-ı kâr sâlifü-zikr Mesʿûd Girây tedârük edebildiği asker ile bu taraflara gelüp, Tuna'nın berü yakasına geçen Tatarlar'ı dahi maʿiyyetine [M2 117] istishâb ve hey'et-i ictimâʿiyyesine kuvvet ü tâb vererek, emr-i muhafazaya kıyâm eylemesi münâsibdir” deyü erbâb-ı vukūf ittifâk ve cümlesi yek-sâk u vifâk oldular. Sadrıaʿzam ve Sipeh-sâlâr-ı ekrem hazretleri Selâtîn-i Çengîziyye'nin istihdâmı hanlara münhasır ve bu âna dek mesnedimizde kāyim olanların emriyle hatt u tirhâllerine taʿarruz müteʿazzir olduğu zâhir ve henüz Hân ne tarafda olduğu nümâyân olmamışiken, Sultân-ı mûmâ ileyhin me'mûriyyeti mahzûrdan hâlî değildir kavliyle ısrâr ve Ordu Kadısı ve Resmî\nEfendi cevâba iktidâr edüp, vakt-i şiddet ü muzâyakada hıdmet-i devletden dûr ve Kırım cânibinde mahsûr olan Hân'ın ʿâyîn-i Çengîziyân'a muhâlefeti vâzıh u beyyin ve bu ʿilletle hâtırına riʿâyet lâzım gelmediği müteʿayyen olup, devletin husûl-i maslahatına nazar ve: “Zeyd ü ʿAmr'ın hâtırına hürmet ile taʿvîk-i emr-i ehem mûcib-i hatardır” demişler iken kârger olmayup, kazıyye bu hâl ile kalmışidi. Mûmâ ileyhin bilâ meʾmûriyye vech-i meşrûh üzere gazâya meyl ü şevkini Şehriyâr-ı dîndâr hazretleri istimâʿ buyurup, Rikâb-ı hümâyûn tarafından Bükreş cânibine meʾmûriyyet emri isdâr ve tarafına irsâl ve fî'l-hâl emr-i ʿâlîye imtisâl ile vâfir asker cemʿ edüp, Yergöğü tarafına neşr-i bâl-i istiʿcâl ve o havâlîyi vâreste-i ihtimâl-i zarar-ı aʿdâ-yı bed-meâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma vakʿasında Kapudan Paşa ve Cezayirli Hasan Bey ve Caʿfer Bey berren İzmir'e geldikleri, sâmiʿa-res-i hazret-i Şehriyârî olup, Deryâ Kapudanlığı ile Caʿfer Bey'in bâd-bân-ı ikbâli küşâde ve Cezayirli Hasan Bey iki tûg ile Kapudâne nasb olunup, Boğazhisar'a gelmeleri ifâdesiyle, Kapudân-ı sabıkın Gelibolu'da ikāmeti irâde olunmuşidi. Müşârun ileyh vukūʿ bulan dâhiye-i ʿuzmâdan müteʾessir ve zücâc-ı hâtırı seng-i gayretle münkesir olup, birkaç gün zarfında keştî-yi ʿömrünü mevc-i tûfân-ı ecel gark ve şirâʿ-ı zindegânîsini tünd-bâd-ı merg-i bî-emân hark edüp, oğlu Hamdullah Bey hakkında bahr-i jerf-i ʿâtıfet-i Şâhâne mütemevvic ve pederinin süvâr olduğu Çektirme Kapudanlığı ile mesrûr u mübtehic oldu. Ak-deniz'de [M2 118] geşt ü güzâr eden küffâr, Limni Cezîresin'i istîlâya heveskâr olup, nâ-gâh Cezîre-i mezkûreye asker ihrâc ve ekser mahallini zabt ü târâc etdikden sonra altmış gün kadar kalʿayı mahsûr ve ehâlîsini istîmâna mecbûr edüp, ehl-i hisâr nâ-çâr istîmân ile teslîm-i kalʿaya karar verüp, tevsîk-i peymân zımnında hattâ iʿtây-ı erhân ve bir gün sonra îfây-ı ʿahdı halîde-i ezhân etmişler iken, neheng-i deryâ-yı vegā Cezayirli Hasan Paşa asâkir-i kesîre ile hemân o gice Cezîre-i mezkûreye idrâk ve güzergâhında olan düşmen gāfil ve mağrûrîyi seyf-i meslûl ve tîg-i maskūl ile ifnâ vü helâk edüp, kalʿayı fazl-ı Zi'l-minen ile âzâde-i dest-i düşmen ve mahsûrları vâreste-i terk ü vatan eyledi. ʿAle's-sabâh serkerde-i düşmene mûmâ ileyh irsâl-i peyâm edüp, mukaddemâ ehâlî tarafından verilen erhân, tahliye-i kalʿa maslahatı içün meşrût olduğu bâhiru'l-bürhân ve el-hâletü hâzihi zikr olunan kalʿa, tîg-i mîg-ı reng-i celâdetimiz ile tahlîs olunmağla, şart-ı mezkûr münfesih ü mülgā ve bundan sonra rehinleri tevkīf şartın hılâfını tahkīk eder bir maʿnâ olup, ʿahdi îfâ ile tarafınızda rehin olan kimseleri bu tarafa tesyîr ve: “Kalʿayı yedimizden istihlâsa takatınız var ise, işte meydan görelim âyine-i devrân ne sûret nümâyân eder” kelimâtıyla düşmeni tagrîr edüp, nakz-ı ʿahd şuyûʿuyla reʿâyâ lisânına düşmekden hazer ve rehinleri iʿâde ve Limni Cezîresi muzâfâtından Mondoroz nâm mahalle asker ihrâc\neyleyeceğini taʿyîn-i vakt ile ifâde eyledi. Fi'l-hakīka mahall-i merkūma asker ve top çıkarup muhârebeye hâzır olduğu zâhir ve fi'l-hâl Paşa-yı mûmâ ileyh dahi maʿiyyetinde olan behâdırlar ile ceng yerine gelüp, havl ü kuvvet-i cenâb-ı Hakk'a iʿtızâd ile ebvâb-ı muhârebeyi küşâd ve âgāz-ı nizâl ü tırâd edüp, çok geçmeden nesîm-i ʿanber-şemîm-i nusrat hübûbuyla gürûh-i aʿdâ perîşân ü müzmahil ve cümlesi seyf-i cân-sitân-ı guzât ile müdemmir ü müste'sıl olup, ancak sekiz nefer ecel-i nâ-resîdeleri tahlîs-i cân u ser ve donanmalarına îsâl-i haber eylediler. Aʿdâ-yı dîn Cezîre-i mezkûrede kışlamak tahmîn eylediğine binâʾen, mühimmât ü zehâyir ve sâyir edevâtını gemilerden ihrâc ve Cezîreye idrâc etmişidi. Zikr olunan mühimmât ve sâyir edevât baʿde'l-inhizâm [M2 119] makbûz-i dest-i igtinâm-ı dilâverân-ı İslâm oldu. Düşmen bu inkisâr-ı fâhişe ʿadem-i kanâʿat ve tekrar istihlâs-ı kalʿa sevdâsıyla cezîrenin bir tarafına asker ihrâc eylediği resîde-i rütbe-i şöhret olup, Paşa-yı mûmâ ileyh fi'l-hâl mahall-i mezbûra sevk-i asker ve rezm-gâha vusûllerinde kemâ fi'l-evvel miyânelerinde ceng ü sitîz kâr-ger olup, bu defʿa dahi düşmen makhûr ve ekserîsi serdâde-i \"gayâbeti'l-cübb\" helâk ü sübûr olup, bevâkī-yi eşrâr-ı küffâr Nakşe-pâre câniblerine firâr eylediler. Bundan sonra deryâ ve sevâhilden şerr-i aʿdâ münteziʿ ve ʿadem-i emniyyet şâyibeleri oldukça mündefiʿ olmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhin peyveste-i mevkiʿ-i zuhûr olan celâdet ü şecâʿati mûcib-i teleʾlüʾ-i kevkeb-i rifʿati olup, Deryâ Kapudanlığı tarafına tevcîh ve rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kadri terfîʿ u tenvîh olundu. Ülgün-Bâr havâlîsinden bundan akdem teçhîzi fermân olunan sefâyin Mora sularına geldiği ihbâr olunduğuna binâ'en, Âsitâne-i saʿâdet'den dahi on kıtʿa sagīr u kebîr sefâyin tedârük olunup, levâzımı tekmîl ve Akdeniz boğazı'na tesbîl olunduğundan gayri elli beş ve elli üç zirâʿ olarak iki kıtʿa kalyon inşâsına irâde-i hümâyûn cereyân ve Tersâne Emîni Yûsuf Efendi'ye ol vechile sudûr-i fermân ve Sinob ve Midilli ve Rodos adalarında dahi ikişer kıtʿa sefîne inşâsı irâde ve deryâ kaleminin zuʿamâ vü erbâb-ı tîmârı tavʿan ve revʿan Boğaz muhâfazasına firistâde olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Hüsâmeddin Paşa ve Kapudân-ı deryâ şüden-i Cezayirli Hasan Paşa bâ-rütbe-i Vezâret ve vukūʿ-ı nusrat der-Cezîre-i Limni",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_758.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Hüsâmeddin Paşa ve Kapudân-ı deryâ şüden-i Cezayirli Hasan Paşa bâ-rütbe-i Vezâret ve vukūʿ-ı nusrat der-Cezîre-i Limni",
          "text": "Donanma vakʿasında Kapudan Paşa ve Cezayirli Hasan Bey ve Caʿfer Bey berren İzmir'e geldikleri, sâmiʿa-res-i hazret-i Şehriyârî olup, Deryâ Kapudanlığı ile Caʿfer Bey'in bâd-bân-ı ikbâli küşâde ve Cezayirli Hasan Bey iki tûg ile Kapudâne nasb olunup, Boğazhisar'a gelmeleri ifâdesiyle, Kapudân-ı sabıkın Gelibolu'da ikāmeti irâde olunmuşidi. Müşârun ileyh vukūʿ bulan dâhiye-i ʿuzmâdan müteʾessir ve zücâc-ı hâtırı seng-i gayretle münkesir olup, birkaç gün zarfında keştî-yi ʿömrünü mevc-i tûfân-ı ecel gark ve şirâʿ-ı zindegânîsini tünd-bâd-ı merg-i bî-emân hark edüp, oğlu Hamdullah Bey hakkında bahr-i jerf-i ʿâtıfet-i Şâhâne mütemevvic ve pederinin süvâr olduğu Çektirme Kapudanlığı ile mesrûr u mübtehic oldu. Ak-deniz'de [M2 118] geşt ü güzâr eden küffâr, Limni Cezîresin'i istîlâya heveskâr olup, nâ-gâh Cezîre-i mezkûreye asker ihrâc ve ekser mahallini zabt ü târâc etdikden sonra altmış gün kadar kalʿayı mahsûr ve ehâlîsini istîmâna mecbûr edüp, ehl-i hisâr nâ-çâr istîmân ile teslîm-i kalʿaya karar verüp, tevsîk-i peymân zımnında hattâ iʿtây-ı erhân ve bir gün sonra îfây-ı ʿahdı halîde-i ezhân etmişler iken, neheng-i deryâ-yı vegā Cezayirli Hasan Paşa asâkir-i kesîre ile hemân o gice Cezîre-i mezkûreye idrâk ve güzergâhında olan düşmen gāfil ve mağrûrîyi seyf-i meslûl ve tîg-i maskūl ile ifnâ vü helâk edüp, kalʿayı fazl-ı Zi'l-minen ile âzâde-i dest-i düşmen ve mahsûrları vâreste-i terk ü vatan eyledi. ʿAle's-sabâh serkerde-i düşmene mûmâ ileyh irsâl-i peyâm edüp, mukaddemâ ehâlî tarafından verilen erhân, tahliye-i kalʿa maslahatı içün meşrût olduğu bâhiru'l-bürhân ve el-hâletü hâzihi zikr olunan kalʿa, tîg-i mîg-ı reng-i celâdetimiz ile tahlîs olunmağla, şart-ı mezkûr münfesih ü mülgā ve bundan sonra rehinleri tevkīf şartın hılâfını tahkīk eder bir maʿnâ olup, ʿahdi îfâ ile tarafınızda rehin olan kimseleri bu tarafa tesyîr ve: “Kalʿayı yedimizden istihlâsa takatınız var ise, işte meydan görelim âyine-i devrân ne sûret nümâyân eder” kelimâtıyla düşmeni tagrîr edüp, nakz-ı ʿahd şuyûʿuyla reʿâyâ lisânına düşmekden hazer ve rehinleri iʿâde ve Limni Cezîresi muzâfâtından Mondoroz nâm mahalle asker ihrâc\neyleyeceğini taʿyîn-i vakt ile ifâde eyledi. Fi'l-hakīka mahall-i merkūma asker ve top çıkarup muhârebeye hâzır olduğu zâhir ve fi'l-hâl Paşa-yı mûmâ ileyh dahi maʿiyyetinde olan behâdırlar ile ceng yerine gelüp, havl ü kuvvet-i cenâb-ı Hakk'a iʿtızâd ile ebvâb-ı muhârebeyi küşâd ve âgāz-ı nizâl ü tırâd edüp, çok geçmeden nesîm-i ʿanber-şemîm-i nusrat hübûbuyla gürûh-i aʿdâ perîşân ü müzmahil ve cümlesi seyf-i cân-sitân-ı guzât ile müdemmir ü müste'sıl olup, ancak sekiz nefer ecel-i nâ-resîdeleri tahlîs-i cân u ser ve donanmalarına îsâl-i haber eylediler. Aʿdâ-yı dîn Cezîre-i mezkûrede kışlamak tahmîn eylediğine binâʾen, mühimmât ü zehâyir ve sâyir edevâtını gemilerden ihrâc ve Cezîreye idrâc etmişidi. Zikr olunan mühimmât ve sâyir edevât baʿde'l-inhizâm [M2 119] makbûz-i dest-i igtinâm-ı dilâverân-ı İslâm oldu. Düşmen bu inkisâr-ı fâhişe ʿadem-i kanâʿat ve tekrar istihlâs-ı kalʿa sevdâsıyla cezîrenin bir tarafına asker ihrâc eylediği resîde-i rütbe-i şöhret olup, Paşa-yı mûmâ ileyh fi'l-hâl mahall-i mezbûra sevk-i asker ve rezm-gâha vusûllerinde kemâ fi'l-evvel miyânelerinde ceng ü sitîz kâr-ger olup, bu defʿa dahi düşmen makhûr ve ekserîsi serdâde-i \"gayâbeti'l-cübb\" helâk ü sübûr olup, bevâkī-yi eşrâr-ı küffâr Nakşe-pâre câniblerine firâr eylediler. Bundan sonra deryâ ve sevâhilden şerr-i aʿdâ münteziʿ ve ʿadem-i emniyyet şâyibeleri oldukça mündefiʿ olmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhin peyveste-i mevkiʿ-i zuhûr olan celâdet ü şecâʿati mûcib-i teleʾlüʾ-i kevkeb-i rifʿati olup, Deryâ Kapudanlığı tarafına tevcîh ve rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kadri terfîʿ u tenvîh olundu. Ülgün-Bâr havâlîsinden bundan akdem teçhîzi fermân olunan sefâyin Mora sularına geldiği ihbâr olunduğuna binâ'en, Âsitâne-i saʿâdet'den dahi on kıtʿa sagīr u kebîr sefâyin tedârük olunup, levâzımı tekmîl ve Akdeniz boğazı'na tesbîl olunduğundan gayri elli beş ve elli üç zirâʿ olarak iki kıtʿa kalyon inşâsına irâde-i hümâyûn cereyân ve Tersâne Emîni Yûsuf Efendi'ye ol vechile sudûr-i fermân ve Sinob ve Midilli ve Rodos adalarında dahi ikişer kıtʿa sefîne inşâsı irâde ve deryâ kaleminin zuʿamâ vü erbâb-ı tîmârı tavʿan ve revʿan Boğaz muhâfazasına firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskovlu Tuna'nın öte yakasında vâkiʿ kılâʿ u bikāʿın ekserini bilâ-tekellüf ahz u tasarruf ve bu hâle te'ellüf ile İbrâ'îl Kalası'nı teshîre dahi izhâr-ı nahvet ü tasalluf edüp Kiyov (كيوو) ve Podgorican nâmında iki cenerale vâfir kâfir koşup Nehr-i Prut'dan imrâr ve Fokşan Kasabası'ndan güzâr ile cumâdelâhirenin on altıncı günü -ki eylülün yirmi beşinci günü idi- kalʿa-i mezbûreyi muhâsaraya ibtidâr eylediler. Ferdâsı yürüyüş sûretinde düşmen kalʿa üzerine hücûm edüp, muhâfız bulunan Canikli Vezîr Süleyman\nPaşa mukaddemce ihzâr eylediği cünûd-i muvahhidîni dervâze-i kalʿadan ihrâc ve düşmeni her tarafdan [M2 120] izʿâc ile yetmiş kadar kelle ve on iki nefer zinde ahz ve aʿdâyı ʿavdet-i kasrîye muhtâc eylediler. Tarrâka-i raʿda hem-âheng olan sadây-ı top, Ordu-yı hümâyûn tarafından istimâʿ ve İbrâ'îl'in mahsûriyyetine kesb-i ıttılâʿ olunup, ahvâl-i kalʿaya vukūf ve vâkiʿ olan ahvâli iʿlâm içün fart-ı istikāmetle maʿrûf bir kimsenin me'mûriyyetini hayr-hâhân-ı devlet tahsîn ve Sadrıaʿzam Mektûbçusu olan ʿAbdurrezzâk Efendi bu hatb-ı ehemme taʿyîn olunup, istihkâm-ı kalʿaya dâ'ir umûrun temşiyetine ikdâm ü gayret eylemesi, kûze-i dirâyetine tevdîʿ ile dâ'ire-i me'mûriyyeti tevsîʿ olunup, mûmâ ileyh dahi İsakçı'dan hareket ve me'mûr olduğu cânibe ʿazîmet eylemişidi.\n\nAʿdâ tarafından ahz olunan dil ü kelle Muhâfız Paşa'nın oğlu Mehmed Bey ile Ordu-yı hümâyûn'a vürûd ve kalʿanın su kapusundan gayri cemîʿ-i ebvâbı mesdûd olup, el-yevm muhâsaradan zahmet-keş ve halleri katʿâ müşevveş olmayup, düşmen ber-geşte vü zebûn ve ehl-i İslâm gûn be-gûn nasr-ı ʿazîze makrûn olduğunu müşârun ileyh tahrîr ve ordu halkını tebşîr edüp, dillerden Moskovlu olanlar der-zencîr ve reʿâyâdan bulunanlar seyf-i siyâsetle tedmîr olunup, mîr-i mûmâ ileyh taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den me'mûlü derecesinde ikrâm olundukdan sonra pederi tarafına ʿatf-ı zimâm eyledi. Kalʿa-i mezkûreye imdâd ü iʿânet, erbâb-ı cihâda vâcib ve bu bâbda Sadr-ı sütûde-menâkıb leyl ü nehâr bu husûsa mükib olup, İsakçı Serʿaskeri Dağıstânî ʿAli Paşa askerinden ve sâyir ocağlardan bir mikdâr âdem tedârük ve berren ve nehren İbrâ'îl'e irsâl ve o vakte dek Mektûbî Efendi dahi Maçin'e varup, Maçin Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa ile vürûd eden askeri kalʿaya îsâl eylediler. Aʿdâ kalʿaya rûz-be-rûz takviye ve istihkâm verildiğini müşâhade ve bir buçuk sâʿat kalʿadan mübâʿade ile bir şeb-i târda top altına girmek kasdını mülâhaza eylediği maʿlûm-ı erbâb-ı muhâfaza olmağla, hatar-nâk olan mahaller hücûmlarından hirâset ve tekarrub kasd ettiklerinde top ve humbara ve sâyir sanâyiʿ-i nâriyye iʿmâline mübâşeret olunarak, pîrâmen-i kalʿadan müstebʿid ve bâb-ı maksadları her tarafdan münsed olduğunu muʿayene ile mahallerinde [M2 121] pâ-bercây-ı ârâm ve bu hâl birkaç gün ber-devâm olup, keyfiyyet-i hareketleri enzâr-ı guzâtdan nihân ve fî-mâ baʿd ne makūle evzâʿ ihtirâʿ eyleyeceklerinin mechûliyyeti, bâʿis-i teşettüt-i zann ü gümân olup, mâh-ı mezkûrun yirmi beşinci günü kalʿada olan âlât-ı nâriyyeyi âmâde edüp, kalʿa kapusunu küşâde ve düşmen meterislerine hücûm ile vâfir kâfiri hâviye-i sakara üftâde eyledikden sonra yine kalʿaya rücûʿ ve emr-i muhâfazaya şurûʿ eylediler. Düşmen-i dîn ehl-i İslâm'ın ʿavdetini inhizâma haml ile taʿkīb ve top menziline karîb geldikde, tasmîm olunduğu vech üzere toplara âteş verülüp, bir mikdârı refîk-i dûzahiyân ve bâkīsi meterislerine gürîzân oldular. Mezbûrların her hücûmda me'yûs oldukları bi'l-istihbâr Merşal tarafından mahsûs olmağla, Kartal'da kâyin ordusundan kifâyet mikdârı asker ifrâz u tesyîr ve istihlâs-ı kalʿa husûsunu zikr\nolunan cenerallere ber-vech-i te’kîd sipâriş ve tahrîr eyledi. Mezbûrlar İbrâ’îl havâlîsine vürûdlarında Muhâfız Paşa mâh-ı mezkûrun yirmi sekizinci günü bi-takdîrillâhi Teâlâ mat'ûn ve dağdağa-i dünyadan râhât-yâb-ı sükûn olup, kalʿada olan ru'esâ, keyfiyyeti Maçin'de mukīm Vezîr ʿAbdî Paşa'ya inhâ ve ol dahi Ordu-yi hümâyûn'a ihbâr u inbâ ve Mektûbî Efendi dahi kāyimesinde, ʿAbdî Paşa ile bi'l-ittihâd İbrâ'îl'e tâze imdâd irsâliyle kalʿa ehâlisine bâʿis-i kuvvet-i fu'âd olduğundan gayri Maçin-burunu ve mahâll-i sâyireye inşâsı ehemm olan tabyaların binâsına mübâşeret ve top vazʿıyla İbrâ'îl'in Su-kapusu tarafını muhâfazaya bezl-i cell-i gayret eylediklerini îmâ ve ʿAbdî Paşa muhâfız nasb olunur ise mâl-ı firâvân sarfıyla Maçin'de ictimâʿ eden asker perâkende vü perîşân olacağlarından başka, asker imrârı ve tabya inşâsı kendüsüne münhasır olup, iki cesîm maslahatı şahs-ı vâhid idâreye kudret-yâb olmayup, ahad-i emreynin iltizâmı dahi emr-i dîgerin taʿtîlini îcâb edeceği bî-irtiyâb olup, ʿAbdî Paşa kemâ-kân Maçin'de ibkā ve bir gayri muhâfız tedârükü her vechile evlâ olduğunu mukaddimât-ı masnûʿa ile temhîd ve ordu halkı dahi inhâsını [M2 122] tasdîk u te’yîd edüp, etrâfda olan vüzerâ birer şugl ile me'mûr ve mahallerinden tahrîk, müstelzim-i mahzûr olduğundan, İsakçı Serʿaskeri ʿAli Paşa Hırsova'dan mürûr ve mahsûrlara hâricden iʿânete bezl-i makdûr etmek üzere ısdâr-ı menşûr kılınup, müşârun ileyh iki bin kadar âdem ile o tarafa sevk-i sütûr eyledi. Düşmen-i fitne-engîz kalʿanın her tarafında işʿâl-i nâyire-i ceng ü sitîz ve su kapusun zabt ve şeranpolarda olan piyâdegânı refʿ u tebʿîde cehd ü takātını ifrâğ ve asker-i İslâm ise her tarafa gereği gibi metânet verüp, ne cânibe düşmen teveccüh etdiyse, o cânibden mezbûrlara peyâm-ı merg iblâğ ederler idi. Su kapusu Maçin'de müceddeden inşâ olunan tabyaya muhâzî olmağla, o tarafdan dahi dâne-i top ile vâfir müşrik hâlik olarak silsile-i emânîleri güsiste ve kemâ fi'l-evvel karar-gâhları olan mahalde nişeste oldular.",
          "caption": "Zikr-i muhâsara-i İbrâ’îl ve me'mûriyyet-i Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_759.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i muhâsara-i İbrâ’îl ve me'mûriyyet-i Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi",
          "text": "Moskovlu Tuna'nın öte yakasında vâkiʿ kılâʿ u bikāʿın ekserini bilâ-tekellüf ahz u tasarruf ve bu hâle te'ellüf ile İbrâ'îl Kalası'nı teshîre dahi izhâr-ı nahvet ü tasalluf edüp Kiyov (كيوو) ve Podgorican nâmında iki cenerale vâfir kâfir koşup Nehr-i Prut'dan imrâr ve Fokşan Kasabası'ndan güzâr ile cumâdelâhirenin on altıncı günü -ki eylülün yirmi beşinci günü idi- kalʿa-i mezbûreyi muhâsaraya ibtidâr eylediler. Ferdâsı yürüyüş sûretinde düşmen kalʿa üzerine hücûm edüp, muhâfız bulunan Canikli Vezîr Süleyman\nPaşa mukaddemce ihzâr eylediği cünûd-i muvahhidîni dervâze-i kalʿadan ihrâc ve düşmeni her tarafdan [M2 120] izʿâc ile yetmiş kadar kelle ve on iki nefer zinde ahz ve aʿdâyı ʿavdet-i kasrîye muhtâc eylediler. Tarrâka-i raʿda hem-âheng olan sadây-ı top, Ordu-yı hümâyûn tarafından istimâʿ ve İbrâ'îl'in mahsûriyyetine kesb-i ıttılâʿ olunup, ahvâl-i kalʿaya vukūf ve vâkiʿ olan ahvâli iʿlâm içün fart-ı istikāmetle maʿrûf bir kimsenin me'mûriyyetini hayr-hâhân-ı devlet tahsîn ve Sadrıaʿzam Mektûbçusu olan ʿAbdurrezzâk Efendi bu hatb-ı ehemme taʿyîn olunup, istihkâm-ı kalʿaya dâ'ir umûrun temşiyetine ikdâm ü gayret eylemesi, kûze-i dirâyetine tevdîʿ ile dâ'ire-i me'mûriyyeti tevsîʿ olunup, mûmâ ileyh dahi İsakçı'dan hareket ve me'mûr olduğu cânibe ʿazîmet eylemişidi.\n\nAʿdâ tarafından ahz olunan dil ü kelle Muhâfız Paşa'nın oğlu Mehmed Bey ile Ordu-yı hümâyûn'a vürûd ve kalʿanın su kapusundan gayri cemîʿ-i ebvâbı mesdûd olup, el-yevm muhâsaradan zahmet-keş ve halleri katʿâ müşevveş olmayup, düşmen ber-geşte vü zebûn ve ehl-i İslâm gûn be-gûn nasr-ı ʿazîze makrûn olduğunu müşârun ileyh tahrîr ve ordu halkını tebşîr edüp, dillerden Moskovlu olanlar der-zencîr ve reʿâyâdan bulunanlar seyf-i siyâsetle tedmîr olunup, mîr-i mûmâ ileyh taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den me'mûlü derecesinde ikrâm olundukdan sonra pederi tarafına ʿatf-ı zimâm eyledi. Kalʿa-i mezkûreye imdâd ü iʿânet, erbâb-ı cihâda vâcib ve bu bâbda Sadr-ı sütûde-menâkıb leyl ü nehâr bu husûsa mükib olup, İsakçı Serʿaskeri Dağıstânî ʿAli Paşa askerinden ve sâyir ocağlardan bir mikdâr âdem tedârük ve berren ve nehren İbrâ'îl'e irsâl ve o vakte dek Mektûbî Efendi dahi Maçin'e varup, Maçin Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa ile vürûd eden askeri kalʿaya îsâl eylediler. Aʿdâ kalʿaya rûz-be-rûz takviye ve istihkâm verildiğini müşâhade ve bir buçuk sâʿat kalʿadan mübâʿade ile bir şeb-i târda top altına girmek kasdını mülâhaza eylediği maʿlûm-ı erbâb-ı muhâfaza olmağla, hatar-nâk olan mahaller hücûmlarından hirâset ve tekarrub kasd ettiklerinde top ve humbara ve sâyir sanâyiʿ-i nâriyye iʿmâline mübâşeret olunarak, pîrâmen-i kalʿadan müstebʿid ve bâb-ı maksadları her tarafdan münsed olduğunu muʿayene ile mahallerinde [M2 121] pâ-bercây-ı ârâm ve bu hâl birkaç gün ber-devâm olup, keyfiyyet-i hareketleri enzâr-ı guzâtdan nihân ve fî-mâ baʿd ne makūle evzâʿ ihtirâʿ eyleyeceklerinin mechûliyyeti, bâʿis-i teşettüt-i zann ü gümân olup, mâh-ı mezkûrun yirmi beşinci günü kalʿada olan âlât-ı nâriyyeyi âmâde edüp, kalʿa kapusunu küşâde ve düşmen meterislerine hücûm ile vâfir kâfiri hâviye-i sakara üftâde eyledikden sonra yine kalʿaya rücûʿ ve emr-i muhâfazaya şurûʿ eylediler. Düşmen-i dîn ehl-i İslâm'ın ʿavdetini inhizâma haml ile taʿkīb ve top menziline karîb geldikde, tasmîm olunduğu vech üzere toplara âteş verülüp, bir mikdârı refîk-i dûzahiyân ve bâkīsi meterislerine gürîzân oldular. Mezbûrların her hücûmda me'yûs oldukları bi'l-istihbâr Merşal tarafından mahsûs olmağla, Kartal'da kâyin ordusundan kifâyet mikdârı asker ifrâz u tesyîr ve istihlâs-ı kalʿa husûsunu zikr\nolunan cenerallere ber-vech-i te’kîd sipâriş ve tahrîr eyledi. Mezbûrlar İbrâ’îl havâlîsine vürûdlarında Muhâfız Paşa mâh-ı mezkûrun yirmi sekizinci günü bi-takdîrillâhi Teâlâ mat'ûn ve dağdağa-i dünyadan râhât-yâb-ı sükûn olup, kalʿada olan ru'esâ, keyfiyyeti Maçin'de mukīm Vezîr ʿAbdî Paşa'ya inhâ ve ol dahi Ordu-yi hümâyûn'a ihbâr u inbâ ve Mektûbî Efendi dahi kāyimesinde, ʿAbdî Paşa ile bi'l-ittihâd İbrâ'îl'e tâze imdâd irsâliyle kalʿa ehâlisine bâʿis-i kuvvet-i fu'âd olduğundan gayri Maçin-burunu ve mahâll-i sâyireye inşâsı ehemm olan tabyaların binâsına mübâşeret ve top vazʿıyla İbrâ'îl'in Su-kapusu tarafını muhâfazaya bezl-i cell-i gayret eylediklerini îmâ ve ʿAbdî Paşa muhâfız nasb olunur ise mâl-ı firâvân sarfıyla Maçin'de ictimâʿ eden asker perâkende vü perîşân olacağlarından başka, asker imrârı ve tabya inşâsı kendüsüne münhasır olup, iki cesîm maslahatı şahs-ı vâhid idâreye kudret-yâb olmayup, ahad-i emreynin iltizâmı dahi emr-i dîgerin taʿtîlini îcâb edeceği bî-irtiyâb olup, ʿAbdî Paşa kemâ-kân Maçin'de ibkā ve bir gayri muhâfız tedârükü her vechile evlâ olduğunu mukaddimât-ı masnûʿa ile temhîd ve ordu halkı dahi inhâsını [M2 122] tasdîk u te’yîd edüp, etrâfda olan vüzerâ birer şugl ile me'mûr ve mahallerinden tahrîk, müstelzim-i mahzûr olduğundan, İsakçı Serʿaskeri ʿAli Paşa Hırsova'dan mürûr ve mahsûrlara hâricden iʿânete bezl-i makdûr etmek üzere ısdâr-ı menşûr kılınup, müşârun ileyh iki bin kadar âdem ile o tarafa sevk-i sütûr eyledi. Düşmen-i fitne-engîz kalʿanın her tarafında işʿâl-i nâyire-i ceng ü sitîz ve su kapusun zabt ve şeranpolarda olan piyâdegânı refʿ u tebʿîde cehd ü takātını ifrâğ ve asker-i İslâm ise her tarafa gereği gibi metânet verüp, ne cânibe düşmen teveccüh etdiyse, o cânibden mezbûrlara peyâm-ı merg iblâğ ederler idi. Su kapusu Maçin'de müceddeden inşâ olunan tabyaya muhâzî olmağla, o tarafdan dahi dâne-i top ile vâfir müşrik hâlik olarak silsile-i emânîleri güsiste ve kemâ fi'l-evvel karar-gâhları olan mahalde nişeste oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahsûrların bu gûne ikdâm ü cür'etine Efendi-yi mûmâ ileyhin hass ü igrâsı ve pey-der-pey asker imrârıyla bezl-i mâl ve îsâl-i nevâl eylemesi ʿillet-i akvâ olup, bu keyfiyyet maʿlûm-i Sadr-ı-vâlâ menkabet oldukda, mûmâ ileyhi tatyîb ve fî-mâ baʿd o makūle hıdmete tergīb içün bin ʿaded altun ve mûsâ-kârî bir tîgān irsâliyle mazhar-ı pâdâş u tesvîb eylediler. Kalʿa muhâfızdan hâlî ve bir vezîrin taʿyîn olunması mukaddemâ matlûb-i ehâlî olup, mîr-î mîrândan ʿAlâ’iyyeli Sâdık Paşa el-yevm muhâfaza-i kalʿada mevcûd ve Vezâret'e liyâkati meşhûd olduğunu Vezîr ʿAbdî Paşa tahrîr ü işʿâr ve fi'l-hâl mûmâ ileyhe Vezâret verilüp, emr-i muhâfazaya kıyâm eylemesi bâbında emr-i ʿâlî ısdâr ve beş bin guruş harclık tesyâr olunup, İşbozlu ʿAbdullah Paşa dahi kalʿada iʿmâl-i asker ile fedây-ı cân ü ser etmek üzere olup, mûmâ ileyhin dahi cihete'm-mâ ile memnûniyyeti müvecceh ve münâsib görülüp, mutasarrıf olduğu Karahisâr-ı sâhib Sancağı'na ilhâkan Sultan-önü Sancağı tevcîh ve hâli terfîh olundu. Kalʿa-i\nmezbûrede Yeniçeri zabıtı olan Süleyman Ağa'nın Seksonculuk Pâyesi'yle kadri efzûn ve iki bin guruş ʿatıyye ile merkūm memnûn kılınup, zahîre mübâşiriyyeti ile Silistire'de mütemekkin Maldovancı ʿAli Paşa [M2 123] Kethudâsı Hasan Ağa dahi Mîr-î mîrânlık ile be-kâm ve Teke Sancağı'yla makziyyu'l-merâm olup, tedârük edebildiği asker ile Dağıstânî ʿAli Paşa maʿiyyetine varup, andan karşu cânibe mürûr eylemesi bâbında emr-i ʿâlî sudûr ve fi'l-hakīka müşârun ileyh ve Mîr-î mîrân-ı mûmâ ileyh asker-i bî-şümâr ile şehr-i recebin on üçüncü günü Hırsova maʿberinden geçüp, İbrâ'îl cânibine doğru ʿinân-tâb ve kahr-ı aʿdâya râyet-efrâz-ı ʿazm ü şitâb oldular.",
          "caption": "Zikr-i baʿzı tevcîhât ü inʿâmât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_760.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i baʿzı tevcîhât ü inʿâmât",
          "text": "Mahsûrların bu gûne ikdâm ü cür'etine Efendi-yi mûmâ ileyhin hass ü igrâsı ve pey-der-pey asker imrârıyla bezl-i mâl ve îsâl-i nevâl eylemesi ʿillet-i akvâ olup, bu keyfiyyet maʿlûm-i Sadr-ı-vâlâ menkabet oldukda, mûmâ ileyhi tatyîb ve fî-mâ baʿd o makūle hıdmete tergīb içün bin ʿaded altun ve mûsâ-kârî bir tîgān irsâliyle mazhar-ı pâdâş u tesvîb eylediler. Kalʿa muhâfızdan hâlî ve bir vezîrin taʿyîn olunması mukaddemâ matlûb-i ehâlî olup, mîr-î mîrândan ʿAlâ’iyyeli Sâdık Paşa el-yevm muhâfaza-i kalʿada mevcûd ve Vezâret'e liyâkati meşhûd olduğunu Vezîr ʿAbdî Paşa tahrîr ü işʿâr ve fi'l-hâl mûmâ ileyhe Vezâret verilüp, emr-i muhâfazaya kıyâm eylemesi bâbında emr-i ʿâlî ısdâr ve beş bin guruş harclık tesyâr olunup, İşbozlu ʿAbdullah Paşa dahi kalʿada iʿmâl-i asker ile fedây-ı cân ü ser etmek üzere olup, mûmâ ileyhin dahi cihete'm-mâ ile memnûniyyeti müvecceh ve münâsib görülüp, mutasarrıf olduğu Karahisâr-ı sâhib Sancağı'na ilhâkan Sultan-önü Sancağı tevcîh ve hâli terfîh olundu. Kalʿa-i\nmezbûrede Yeniçeri zabıtı olan Süleyman Ağa'nın Seksonculuk Pâyesi'yle kadri efzûn ve iki bin guruş ʿatıyye ile merkūm memnûn kılınup, zahîre mübâşiriyyeti ile Silistire'de mütemekkin Maldovancı ʿAli Paşa [M2 123] Kethudâsı Hasan Ağa dahi Mîr-î mîrânlık ile be-kâm ve Teke Sancağı'yla makziyyu'l-merâm olup, tedârük edebildiği asker ile Dağıstânî ʿAli Paşa maʿiyyetine varup, andan karşu cânibe mürûr eylemesi bâbında emr-i ʿâlî sudûr ve fi'l-hakīka müşârun ileyh ve Mîr-î mîrân-ı mûmâ ileyh asker-i bî-şümâr ile şehr-i recebin on üçüncü günü Hırsova maʿberinden geçüp, İbrâ'îl cânibine doğru ʿinân-tâb ve kahr-ı aʿdâya râyet-efrâz-ı ʿazm ü şitâb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Asâkir-i mezkûrenin İbrâ'îl tarafına me'mûriyyetleri maʿlûm-i eʿâdî olup, iki asker bir mahalle geldiğinden sonra maslahatları müşkil ve belki cümlesi müzmahil olacaklarını mütehayyil olmalarıyla, süvârîlerini imdâda gelenler ile mukābeleye irsâl ve kendüleri kalʿa ile iştigāl etmek üzere berçîde-dâmen-i ihtiyâl oldular. Binâ-berîn şehr-i recebü'l-esammın on altıncı Pazar gicesi ahşâmdan ehl-i kalʿayı darb-ı top ile tazyîk ve çend İslâm dahi her tarafa birer ferîk taʿyîni ile emr-i müdâfaʿada yek-dîğeri teşvîk ve sufûf-i aʿdâyı dâne-i top ve humbara âteşîyle temzîk eylediler. Bu hâl üç dört sâʿat kadar mümted ve inkıtâʿ-ı dâd ü sited-i neberd ile burc u bârûda olan rahneler sedd olunup: “Bundan sonra düşmen ne makūle hîleye sülûk eder?\" intızârıyla asker hâzır u müheyyâ ve burûc u zevâyây-ı kalʿayı hâle-i kameri istîʿâb eder gibi asker ile ihâta ve imlâ eyledikleri esnâda aʿdây-ı mekkâr dört yüz kadar nerdübân tedârük ü ihzâr ve sülüs-i ahîrede meterislerden çıkup, şeranpolara hücûm ve cünd-i İslâm dahi mukābele ile vâfirini maʿdûm etmişleriken, verâlarından pey-der-pey imdâdları vusûl ve ʿillet-i kesret ile bir-takrîb şeranpolara duhûl ve asker-i İslâm dahi zarûrî kalʿaya girüp, müdâfaʿaya meşgûl oldukları hâlde, aʿdâ şeranpo maslahatını itmâm etdikden sonra, nerdübânlarını cudrân-ı kalʿaya vazʿ u suʿûda ikdâm ve asker-i İslâm dahi bâlây-ı kalʿadan sû-be-sû muhârebeye ihtimâm eyleyüp, el humbaralarıyla ve sâyir âlât-ı harbiyye ile vâfirini iʿdâm eyledikleri hâlde, iki yüz kadar kâfir kalʿanın hâlî mahallini bulup, tabyalara hücûm eyledikleri cünûd-i nusrat mevʿûda maʿlûm oldukda, o tarafa şitâb ve zikr olunan keferenin hass ü hâşâk-ı vücûdların [M2 124] sûziş-pezîr-i tîg-i âteş-tâb eylediler. Bakıyye-i küffâr puşteler gibi tûy der tûy olan küştelerine bakmayup, zâbitlerinin ibrâmı kendülerini medhûş ve bâ-husûs ekserî mest ü ser-hûş olup, dâmen-i kalʿadan bir vechile dûr olmadıkları ehl-i İslâm'ı bahr-i hayrete ilkā ve ʿâkıbet tîg-i celâdeti intizâ ve kalʿa kapuların açup, pîrâmen-i kalʿada mevcûd küffâr ile idâre-i rehâ-yı ceng ü vegā eylediler. Ser-bâzân-ı İslâm'ın bu cür’et ü ikdâmı aʿdâ-yı dîni vâle hü hayrân, cemʿiyyet-i kesîfe-lerini fi'l-hâl perîşân edüp, hâric ez-tasavvur şumâr-ı kefere-i eşrâr endâhte-i hâviye-i kahr u demâr olup, nerdübânların terk ile meterisleri cânibine firâr eylediler. Bakıyye-\ntü's-süyûf olan ehl-i işrâk hücûm-i İslâmiyân'dan havf-nâk ve rûz-i fîrûz-i zaferin ferdâsı râbıta-i ikāmetleri karîn-i infikâk olup, mürg-i nîm-i bismil gibi hareket ve aʿyun-i guzât ü mücâhîdinden gaybûbet eylediler.",
          "caption": "Hücûm-i küffâr ve makhûr-şüden-i ân kavm-i mekkâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_761.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-i küffâr ve makhûr-şüden-i ân kavm-i mekkâr",
          "text": "Asâkir-i mezkûrenin İbrâ'îl tarafına me'mûriyyetleri maʿlûm-i eʿâdî olup, iki asker bir mahalle geldiğinden sonra maslahatları müşkil ve belki cümlesi müzmahil olacaklarını mütehayyil olmalarıyla, süvârîlerini imdâda gelenler ile mukābeleye irsâl ve kendüleri kalʿa ile iştigāl etmek üzere berçîde-dâmen-i ihtiyâl oldular. Binâ-berîn şehr-i recebü'l-esammın on altıncı Pazar gicesi ahşâmdan ehl-i kalʿayı darb-ı top ile tazyîk ve çend İslâm dahi her tarafa birer ferîk taʿyîni ile emr-i müdâfaʿada yek-dîğeri teşvîk ve sufûf-i aʿdâyı dâne-i top ve humbara âteşîyle temzîk eylediler. Bu hâl üç dört sâʿat kadar mümted ve inkıtâʿ-ı dâd ü sited-i neberd ile burc u bârûda olan rahneler sedd olunup: “Bundan sonra düşmen ne makūle hîleye sülûk eder?\" intızârıyla asker hâzır u müheyyâ ve burûc u zevâyây-ı kalʿayı hâle-i kameri istîʿâb eder gibi asker ile ihâta ve imlâ eyledikleri esnâda aʿdây-ı mekkâr dört yüz kadar nerdübân tedârük ü ihzâr ve sülüs-i ahîrede meterislerden çıkup, şeranpolara hücûm ve cünd-i İslâm dahi mukābele ile vâfirini maʿdûm etmişleriken, verâlarından pey-der-pey imdâdları vusûl ve ʿillet-i kesret ile bir-takrîb şeranpolara duhûl ve asker-i İslâm dahi zarûrî kalʿaya girüp, müdâfaʿaya meşgûl oldukları hâlde, aʿdâ şeranpo maslahatını itmâm etdikden sonra, nerdübânlarını cudrân-ı kalʿaya vazʿ u suʿûda ikdâm ve asker-i İslâm dahi bâlây-ı kalʿadan sû-be-sû muhârebeye ihtimâm eyleyüp, el humbaralarıyla ve sâyir âlât-ı harbiyye ile vâfirini iʿdâm eyledikleri hâlde, iki yüz kadar kâfir kalʿanın hâlî mahallini bulup, tabyalara hücûm eyledikleri cünûd-i nusrat mevʿûda maʿlûm oldukda, o tarafa şitâb ve zikr olunan keferenin hass ü hâşâk-ı vücûdların [M2 124] sûziş-pezîr-i tîg-i âteş-tâb eylediler. Bakıyye-i küffâr puşteler gibi tûy der tûy olan küştelerine bakmayup, zâbitlerinin ibrâmı kendülerini medhûş ve bâ-husûs ekserî mest ü ser-hûş olup, dâmen-i kalʿadan bir vechile dûr olmadıkları ehl-i İslâm'ı bahr-i hayrete ilkā ve ʿâkıbet tîg-i celâdeti intizâ ve kalʿa kapuların açup, pîrâmen-i kalʿada mevcûd küffâr ile idâre-i rehâ-yı ceng ü vegā eylediler. Ser-bâzân-ı İslâm'ın bu cür’et ü ikdâmı aʿdâ-yı dîni vâle hü hayrân, cemʿiyyet-i kesîfe-lerini fi'l-hâl perîşân edüp, hâric ez-tasavvur şumâr-ı kefere-i eşrâr endâhte-i hâviye-i kahr u demâr olup, nerdübânların terk ile meterisleri cânibine firâr eylediler. Bakıyye-\ntü's-süyûf olan ehl-i işrâk hücûm-i İslâmiyân'dan havf-nâk ve rûz-i fîrûz-i zaferin ferdâsı râbıta-i ikāmetleri karîn-i infikâk olup, mürg-i nîm-i bismil gibi hareket ve aʿyun-i guzât ü mücâhîdinden gaybûbet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sevâhil-i Tuna'nın karşu tarafında vâkiʿ olan hâlet-i perîşânî ki ʿadem-i sebât-ı asker ve ihtilâf-ı kelime-i ru'esâdan neş'et etmiş bir keyfiyyet idi, ʿUmûm-i nâsa sebeb-i vahşet ve baʿzı kılâʿın giriftâr-ı dest-i aʿdâ olmasına ʿillet olup, muhâfaza-i kılâʿ u sügūr zımnında cemʿ-i asker müşkil ve her ne gûne bezl-i ihsân ve sarf-ı mâl firâvân olunduysa, rabt-ı kulûb-ı nâs gayr-i kābil olduğundan, hayr-hâhân-ı Saltanat dâg-ber-dil olup, ez-cümle İbrâ'îl Kalʿası'nın yamak ve sâyir müstahfızları ber-mahalde geşt ü güzâr ve kalʿa-i mezkûre dahi husûn-i menîʿadan olmayup, bir maʿkıl-i sagîr olduğu âşikâr iken, hadden bîrûn küffâr birkaç defʿa yürüyüş edüp, bâlâ-yı kalʿaya suʿûd etmişiken ittifâk-ı derûn ve sebât-ı asker semeresiyle düşmen makhûr u münhezim ve bir mahalde bu misillü sıklet çekmeyüp, beş on bin müretteb askeri ve reʿâyâdan müctemiʿ vâfir hevâdârları seyf-i sakîl-i İslâm ile münʿadim oldu.\n\nMektubî ʿAbdurrezzâk Efendi'nin hıfz-ı kalʿada eli ve halâsı husûsunda küllî medhali olup, şöyle ki pey-der-pey kalʿaya asker imrâr ve Maçin'de tabyalar binâ ve ordudan götürdüğü topları derûnuna taʿbiye ile İbrâ'îl'in su kapusunu vâreste-i keyd-i aʿdâ eyleyerek, ʿatâş-ı guzâtı min gayr-i kedd irvâya saʿy-i evfâ eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyh bundan sonra kalʿaya duhûl ile [M2 125] guzât-ı zafer-simâtı envâʿ-ı tergîbât ile dil-sîr-i ferhat ve kutelây-ı aʿdâyı bilmek içün mahall-i maʿrekeye ʿazîmet edüp, dîvâr-ı hisâr ile şeranpo miyânında iki bine karîb ehl-i salîb âguşte-i hûn-i demâr ve şeranpo hâricinde ilkāy-ı hufre-i istitâr edemedikleri eşrâr-ı mütefâvit râdde-i ʿadd ü şumâr olduğun tahkīk ve kalʿanın hasbe'l-makdûr râbıta-i nizâmını tevsîk ve bir mâh ikāmetden sonra Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet ve tafsîl-i mâ-cerâya mübâşeret eyledi. Vukūʿ bulan fevz ü zafer ʿale't-tafsîl maʿrûz-ı dergâh-ı Şehriyâr-ı İskender-fer kılınup, mûcib-i neşât ve sebeb-i inbısât-ı tabʿ-ı hümâyûn olmağla, taraf taraf beşâret-nâmeler neşriyle kulûb-ı müslimîne ilkāy-ı surûr ve îrâs-ı sunûf-ı hubûr kılındı.",
          "caption": "Tetimme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_762.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme",
          "text": "Sevâhil-i Tuna'nın karşu tarafında vâkiʿ olan hâlet-i perîşânî ki ʿadem-i sebât-ı asker ve ihtilâf-ı kelime-i ru'esâdan neş'et etmiş bir keyfiyyet idi, ʿUmûm-i nâsa sebeb-i vahşet ve baʿzı kılâʿın giriftâr-ı dest-i aʿdâ olmasına ʿillet olup, muhâfaza-i kılâʿ u sügūr zımnında cemʿ-i asker müşkil ve her ne gûne bezl-i ihsân ve sarf-ı mâl firâvân olunduysa, rabt-ı kulûb-ı nâs gayr-i kābil olduğundan, hayr-hâhân-ı Saltanat dâg-ber-dil olup, ez-cümle İbrâ'îl Kalʿası'nın yamak ve sâyir müstahfızları ber-mahalde geşt ü güzâr ve kalʿa-i mezkûre dahi husûn-i menîʿadan olmayup, bir maʿkıl-i sagîr olduğu âşikâr iken, hadden bîrûn küffâr birkaç defʿa yürüyüş edüp, bâlâ-yı kalʿaya suʿûd etmişiken ittifâk-ı derûn ve sebât-ı asker semeresiyle düşmen makhûr u münhezim ve bir mahalde bu misillü sıklet çekmeyüp, beş on bin müretteb askeri ve reʿâyâdan müctemiʿ vâfir hevâdârları seyf-i sakîl-i İslâm ile münʿadim oldu.\n\nMektubî ʿAbdurrezzâk Efendi'nin hıfz-ı kalʿada eli ve halâsı husûsunda küllî medhali olup, şöyle ki pey-der-pey kalʿaya asker imrâr ve Maçin'de tabyalar binâ ve ordudan götürdüğü topları derûnuna taʿbiye ile İbrâ'îl'in su kapusunu vâreste-i keyd-i aʿdâ eyleyerek, ʿatâş-ı guzâtı min gayr-i kedd irvâya saʿy-i evfâ eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyh bundan sonra kalʿaya duhûl ile [M2 125] guzât-ı zafer-simâtı envâʿ-ı tergîbât ile dil-sîr-i ferhat ve kutelây-ı aʿdâyı bilmek içün mahall-i maʿrekeye ʿazîmet edüp, dîvâr-ı hisâr ile şeranpo miyânında iki bine karîb ehl-i salîb âguşte-i hûn-i demâr ve şeranpo hâricinde ilkāy-ı hufre-i istitâr edemedikleri eşrâr-ı mütefâvit râdde-i ʿadd ü şumâr olduğun tahkīk ve kalʿanın hasbe'l-makdûr râbıta-i nizâmını tevsîk ve bir mâh ikāmetden sonra Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet ve tafsîl-i mâ-cerâya mübâşeret eyledi. Vukūʿ bulan fevz ü zafer ʿale't-tafsîl maʿrûz-ı dergâh-ı Şehriyâr-ı İskender-fer kılınup, mûcib-i neşât ve sebeb-i inbısât-ı tabʿ-ı hümâyûn olmağla, taraf taraf beşâret-nâmeler neşriyle kulûb-ı müslimîne ilkāy-ı surûr ve îrâs-ı sunûf-ı hubûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalʿa-i mezkûre düşmen tesallutundan halâs ve ehl-i İslâm fevz ü zafer ile ihtisâs bulup, Ordu-yi hümâyûn'un İsakçı Sahrâsı'nda ikāmeti altı yedi mâha resîde ve tûl-i meks ü ikāmetle sahrâ-nişîn olanların kabây-ı sabr u tâkatleri derîde olup, Dağıstânî ʿAlî Paşa'nın İsakçı'ya vürûdundan sonra fekk-i hıyâm ve meştâ tarafına şedd-i hirâm-ı ârâm olunacağı hâss u ʿâmm miyânında karar-gîr-i nizâm olmuşidi. Recebü'l-ferdin yirmi dördüncü salı günü müşârun ileyh İbrâ'îl tarafından ʿavdet ve iki bin kadar askerini otâk-ı Serdâr-ı ekremî pîşgâhından imrâr ile ʿarz-ı debdebe vü heybet edüp, vech-i\nmusammem üzere Ordu-yi hümâyûn'un hareketi esbâbına teşebbüs olunmuş iken, İbrâ'îl Kalası'nda mevcûd cünûd miyânına ihtilâl vâkiʿ ve zabt u rabtları mümteniʿ olup, düşmen dahi kurb ü civârda mütemekkin ve üç dört gün zarfında on iki bin asker gönderilmediği takdirde bir bâdire zuhûru müteʿayyen olduğunu Muhâfız Vezîr Sâdık Paşa ve sâyir ru'esâ tahrîr ü imlâ etmişleridi. Mevcûd Ordu-yi hümâyûn üç bin neferden efzûn olmadığı derece-i sıhhate makrûn ve anların dahi baʿzısı kisb ü kâra meftûn olmalarıyla, meştâ tertîbâtından o tarafa irsâl-i asker olunur deyü haber gönderildikden sonra bir meclis-i hâfil ʿakd olunup: “Bu emr-i düşvâra çâre nedir?” denildikde, huzzâr-ı meclisin kimi tenahnuh ile tathîr-i gelû ve kimi beht ü sükût ile [M2 126] tâfte-rû olup, âhıru'l-emr Yeniçeri Ocağı Maçin'e ʿazîmet ve beyne'l-ehâlî vâkiʿ olan ihtilâli refʿ ile defʿ-i vahşet etmek ve o tarafda olan asker derdest bulunup, hâricden dahi taʿyîn-i neferâta ihtimâm olunmak reʾyine nizâm ve meclise hitâm verildi. Yeniçeri zâbitleri haymelerine vardıklarında, defʿ-i ihtilâl endîşe-i muhâl kabîlinden olduğunu miyânelerinde tezkâr ve intifây-ı nefʿ-i hareketle bast-ı aʿzâr eylediler. Fi'l-hakīka baʿzı sâde-dilân-ı rüzgâr Ocâğ-ı ʿâmirenin Ordu-yi hümâyûn'dan infikâkı metrûk olduğunu tekavvul ve bu keyfiyyete binâʾen, tekrar ʿakd-ı meclis olunup, refʿ-i ihtilâl kazıyyesi teemmül olundu. Niçe kīl u kāldan sonra Livâ-i şerîf-i saʿâdet-redîf ile o tarafa teveccüh beyne'l-havâss tefevvüh olunup, bu re'yi herkes tasvîb ve ocağların kānûn üzere evvelâ hareketleri tertîb ve baʿdehû Ordu-yi hümâyûn taʿkīb etmek hilâlinde İbrâʾîl'de mütehaşşid-i cünûd henüz hendek ve şeranpo aralarında mevcûd olan aʿdâ lâşelerinin tathîr olunmadığını ve nân-pâreleri ber-vefk-i matlûb meclûbları olmayup, hılâf-ı semt olan Sinop ve ana mümâsil mahallere masrûf olup, bâ-husûs baʿzı kimseler inʿâmât-ı firâvân ile memnûn ve bazıları cihât-ı imtiyâziyyeden bir şey'e nâyil olmamağla, mükedder u mahzûn olduklarını takrîr ile ihdâs-ı şerr u şûr ve düşmenin kurbiyyeti sebebinden neş'et eden maglatalarını bu aʿzâr-ı gayr-i vâride ile mestûr ve encâm-ı kâr kalʿayı bırakup, cümlesi Maçin tarafına ʿubûr etdikden sonra dâyimâ kalʿa ahvâline nâzır olan düşmen-i gādir bî-kedd ü taʿb kalʿaya duhûl ile dest-zen-i şevk u tarab oldu. Bu takdîrde Ordu-yi hümâyûn'un Maçin tarafına hareketi bî-fâyide ve âhar vechile ʿilâcına bakılmak irâde olundu.",
          "caption": "Terk-i Kalʿa-i İbrâ'îl ve mürûr-i ehâlî be-cânib-i Maçin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_763.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Terk-i Kalʿa-i İbrâ'îl ve mürûr-i ehâlî be-cânib-i Maçin",
          "text": "Kalʿa-i mezkûre düşmen tesallutundan halâs ve ehl-i İslâm fevz ü zafer ile ihtisâs bulup, Ordu-yi hümâyûn'un İsakçı Sahrâsı'nda ikāmeti altı yedi mâha resîde ve tûl-i meks ü ikāmetle sahrâ-nişîn olanların kabây-ı sabr u tâkatleri derîde olup, Dağıstânî ʿAlî Paşa'nın İsakçı'ya vürûdundan sonra fekk-i hıyâm ve meştâ tarafına şedd-i hirâm-ı ârâm olunacağı hâss u ʿâmm miyânında karar-gîr-i nizâm olmuşidi. Recebü'l-ferdin yirmi dördüncü salı günü müşârun ileyh İbrâ'îl tarafından ʿavdet ve iki bin kadar askerini otâk-ı Serdâr-ı ekremî pîşgâhından imrâr ile ʿarz-ı debdebe vü heybet edüp, vech-i\nmusammem üzere Ordu-yi hümâyûn'un hareketi esbâbına teşebbüs olunmuş iken, İbrâ'îl Kalası'nda mevcûd cünûd miyânına ihtilâl vâkiʿ ve zabt u rabtları mümteniʿ olup, düşmen dahi kurb ü civârda mütemekkin ve üç dört gün zarfında on iki bin asker gönderilmediği takdirde bir bâdire zuhûru müteʿayyen olduğunu Muhâfız Vezîr Sâdık Paşa ve sâyir ru'esâ tahrîr ü imlâ etmişleridi. Mevcûd Ordu-yi hümâyûn üç bin neferden efzûn olmadığı derece-i sıhhate makrûn ve anların dahi baʿzısı kisb ü kâra meftûn olmalarıyla, meştâ tertîbâtından o tarafa irsâl-i asker olunur deyü haber gönderildikden sonra bir meclis-i hâfil ʿakd olunup: “Bu emr-i düşvâra çâre nedir?” denildikde, huzzâr-ı meclisin kimi tenahnuh ile tathîr-i gelû ve kimi beht ü sükût ile [M2 126] tâfte-rû olup, âhıru'l-emr Yeniçeri Ocağı Maçin'e ʿazîmet ve beyne'l-ehâlî vâkiʿ olan ihtilâli refʿ ile defʿ-i vahşet etmek ve o tarafda olan asker derdest bulunup, hâricden dahi taʿyîn-i neferâta ihtimâm olunmak reʾyine nizâm ve meclise hitâm verildi. Yeniçeri zâbitleri haymelerine vardıklarında, defʿ-i ihtilâl endîşe-i muhâl kabîlinden olduğunu miyânelerinde tezkâr ve intifây-ı nefʿ-i hareketle bast-ı aʿzâr eylediler. Fi'l-hakīka baʿzı sâde-dilân-ı rüzgâr Ocâğ-ı ʿâmirenin Ordu-yi hümâyûn'dan infikâkı metrûk olduğunu tekavvul ve bu keyfiyyete binâʾen, tekrar ʿakd-ı meclis olunup, refʿ-i ihtilâl kazıyyesi teemmül olundu. Niçe kīl u kāldan sonra Livâ-i şerîf-i saʿâdet-redîf ile o tarafa teveccüh beyne'l-havâss tefevvüh olunup, bu re'yi herkes tasvîb ve ocağların kānûn üzere evvelâ hareketleri tertîb ve baʿdehû Ordu-yi hümâyûn taʿkīb etmek hilâlinde İbrâʾîl'de mütehaşşid-i cünûd henüz hendek ve şeranpo aralarında mevcûd olan aʿdâ lâşelerinin tathîr olunmadığını ve nân-pâreleri ber-vefk-i matlûb meclûbları olmayup, hılâf-ı semt olan Sinop ve ana mümâsil mahallere masrûf olup, bâ-husûs baʿzı kimseler inʿâmât-ı firâvân ile memnûn ve bazıları cihât-ı imtiyâziyyeden bir şey'e nâyil olmamağla, mükedder u mahzûn olduklarını takrîr ile ihdâs-ı şerr u şûr ve düşmenin kurbiyyeti sebebinden neş'et eden maglatalarını bu aʿzâr-ı gayr-i vâride ile mestûr ve encâm-ı kâr kalʿayı bırakup, cümlesi Maçin tarafına ʿubûr etdikden sonra dâyimâ kalʿa ahvâline nâzır olan düşmen-i gādir bî-kedd ü taʿb kalʿaya duhûl ile dest-zen-i şevk u tarab oldu. Bu takdîrde Ordu-yi hümâyûn'un Maçin tarafına hareketi bî-fâyide ve âhar vechile ʿilâcına bakılmak irâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir kalʿada şedâyid-i muhâsara ile teng-dil olan ecnâd, neyl-i zafer ile ber-murâd olduklarında, der-ʿakab asker-i cedîd ile imdâd ve hîn-i muhâsarada zamîrlerinde cevelân eden terk-i kalʿa ve gaybet hülyâlarını envâʿ-i vaʿd ve bezl-i nakd ile izâle vü ibdâd lâzım olduğundan gayri, asker-i cedîde sebeb-i havf u haşyet ve ceng görmemişlerine bâʿis-i ruʿb-i vahşet olmamak içün pîrâmen-i kalʿada cây-gîr olan küşteleri hufralara ilkā ile nazardan ihfâ ve kalʿanın [M2 127] top darbından rahnedâr olan mahallerini bilâ-teʾhîr taʿmîr ve mühimmât-ı nâkısasını tekmîl ü tevfîr vacib olup, derûn-i kalʿada bulunan kāyid-i leşker dahi kaviyyü'l-kalb ve ʿâlî-himmet olup, dâyimâ fazl-ı cihâdı ve zaferden hâsıl olan imtiyâz u ecr-i meʿâdı beyân ederek, murâbıtların dâʿiye-i şevk u gayretlerin efzûn ve aʿdânın rücûʿuna magrem ü meftûn etmek fenn-i harbin\nfurûʿâtından olduğunu erbâb-ı tedkīk tahkīk etmişlerdir. Ordu-yi hümâyûn'dan ve civârda vâkiʿ kazâlardan ve bâ-husûs Maçin'de müstekarr ʿAbdî Paşa dâ'iresinden kalʿaya birer mikdâr asker idhâl ve muhâsara görmüşlere istedikleri serhadden li-maslahatin esâmeler tahrîri, vesîle-i sebâtları olacağı agleb-i ihtimâl iken, bâlâda beyân olunan keyfiyyâtın icrâsına himmet olunmadığından fazla askerin hılâf-ı matlûbu olan serhadlere esâmeleri tahrîr ve hıtâm-ı maslahatda terk-i hıdmet nâmıyla refʿ u ilgā hâtıralarını kalblerine ilkā ile tevhîş ü tenfîr ve şu kadar top ve mühimmât ile kalʿayı terk ve irtikâb-ı tehâvün ü taksîr etmelerine ʿillet olarak, âyine-i gîtî-nümâdan sâf olan tabʿ-ı şegâf-ı Şâhâneyi tekdîr eylediler.",
          "caption": "Sû'-i tedbîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_764.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Sû'-i tedbîr",
          "text": "Bir kalʿada şedâyid-i muhâsara ile teng-dil olan ecnâd, neyl-i zafer ile ber-murâd olduklarında, der-ʿakab asker-i cedîd ile imdâd ve hîn-i muhâsarada zamîrlerinde cevelân eden terk-i kalʿa ve gaybet hülyâlarını envâʿ-i vaʿd ve bezl-i nakd ile izâle vü ibdâd lâzım olduğundan gayri, asker-i cedîde sebeb-i havf u haşyet ve ceng görmemişlerine bâʿis-i ruʿb-i vahşet olmamak içün pîrâmen-i kalʿada cây-gîr olan küşteleri hufralara ilkā ile nazardan ihfâ ve kalʿanın [M2 127] top darbından rahnedâr olan mahallerini bilâ-teʾhîr taʿmîr ve mühimmât-ı nâkısasını tekmîl ü tevfîr vacib olup, derûn-i kalʿada bulunan kāyid-i leşker dahi kaviyyü'l-kalb ve ʿâlî-himmet olup, dâyimâ fazl-ı cihâdı ve zaferden hâsıl olan imtiyâz u ecr-i meʿâdı beyân ederek, murâbıtların dâʿiye-i şevk u gayretlerin efzûn ve aʿdânın rücûʿuna magrem ü meftûn etmek fenn-i harbin\nfurûʿâtından olduğunu erbâb-ı tedkīk tahkīk etmişlerdir. Ordu-yi hümâyûn'dan ve civârda vâkiʿ kazâlardan ve bâ-husûs Maçin'de müstekarr ʿAbdî Paşa dâ'iresinden kalʿaya birer mikdâr asker idhâl ve muhâsara görmüşlere istedikleri serhadden li-maslahatin esâmeler tahrîri, vesîle-i sebâtları olacağı agleb-i ihtimâl iken, bâlâda beyân olunan keyfiyyâtın icrâsına himmet olunmadığından fazla askerin hılâf-ı matlûbu olan serhadlere esâmeleri tahrîr ve hıtâm-ı maslahatda terk-i hıdmet nâmıyla refʿ u ilgā hâtıralarını kalblerine ilkā ile tevhîş ü tenfîr ve şu kadar top ve mühimmât ile kalʿayı terk ve irtikâb-ı tehâvün ü taksîr etmelerine ʿillet olarak, âyine-i gîtî-nümâdan sâf olan tabʿ-ı şegâf-ı Şâhâneyi tekdîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbrâ'îl'de vukūʿ bulan fütûhât bundan akdem maʿrûz-i hâk-i ʿatebe-i Şehriyâr-ı bedîʿu's-sıfât kılınmış iken, iki üç gün sonra hudûs eden terk-i kalʿa keyfiyyetini terkīm, mûcib-i hicâb-ı ʿazîm olduğundan, efrâd-ı müteşahhısadan birinin Rikâb-ı hümâyûn'a ʿazîmeti ve iki seneden berü takdîr-i cenâb-ı İlâhî ile çekîlen taʿb ü meşakkati ifâde ile hazîne ve askere mess-i ihtiyâc eylediğini tafsîl etmek, Ordu-yi hümâyûn tarafından irâde olunmağla, Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî olan el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi talâkat-i lisân ve ʿuzûbet-i beyân ile mümtâz-ı etrâb ve bâ-husûs İbrâ'îl'in ve sâyir meʿârikin her keyfiyyetine müşâhadeten vukūf u ıttılâʿ kesb etmiş olup, vâkiʿ olan ahvâli yegân yegân şümürde-i benân-ı beyân etmek mekāsıdıyla Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl olunmasını kârgüzârân-ı Ordu-yi hümâyûn istisvâb eyleyüp, fi'l-hâl mûmâ ileyh olsavb-ı şeref-evbe matıyye-rân-ı istiʿcâl olmuşidi. Birkaç sâʿatden sonra kalʿayı terk edenler ʿazz-ı benân-ı nedâmet ve ahadühümâ âhara gayret vererek Tuna'yı geçüp, kemâ-kân hifz-ı [M2 128] kalʿaya mübâşeret etmek üzere olduklarını ru'esây-ı asker tahrîr ü işâret etmeleriyle, bu haber-i gayr-i me'mûl vusûlünden derûn-i nâsda pertev-sürûr-i iltimâʿ ve der-ʿakab Efendi-yi mûmâ ileyh ircâʿ olunup, tasmîm-i evvel üzere Maçin'e ʿazîmet ve kalʿaya takviyyet vermek dâʿiyesi derûn-i Serdâr-ı ekremî'de cevelân ve ocağların ʿale't-tertîb hareketlerine sebk-i fermân edüp, Şaʿbanın üçüncü günü sukūt-i berf ü bârâna bakılmayarak, Yeniçeri ordusu Maçin'e şitâbân olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn dahi harekete tehyi'e etmiş iken, feyâlet-i re'y-i ru'esâ ile tekrar askeri beyninde âteş-i ihtilâf iltihâb ve hâricde vücûd-i aʿdâ yoğiken, tekerrür-i hasr-ı kalʿa vehminden nâşî kasd u niyyetlerin fesh ile tekrâr Maçin tarafına geçdikleri haberi Sadrıaʿzamı dil-âzâr-ı ıztırâb edüp, düşmen dahi bu hâle vukūf ile kalʿaya duhûl ve bilâ-meşakkat bî-hadd mühimmât ü edevâtı be-resm-i hediyye âverde-i dest kabûl eyledi. Bu sûretde Efendi-yi mûmâ ileyhin haber-\ni evvel ile Âsitâne'ye tesyîri lâzım gelüp, mâh-ı mezbûrun beşinci günü Rikâb-ı hümâyûn cânibine ʿâzim oldu.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_765.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Mektûbî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "İbrâ'îl'de vukūʿ bulan fütûhât bundan akdem maʿrûz-i hâk-i ʿatebe-i Şehriyâr-ı bedîʿu's-sıfât kılınmış iken, iki üç gün sonra hudûs eden terk-i kalʿa keyfiyyetini terkīm, mûcib-i hicâb-ı ʿazîm olduğundan, efrâd-ı müteşahhısadan birinin Rikâb-ı hümâyûn'a ʿazîmeti ve iki seneden berü takdîr-i cenâb-ı İlâhî ile çekîlen taʿb ü meşakkati ifâde ile hazîne ve askere mess-i ihtiyâc eylediğini tafsîl etmek, Ordu-yi hümâyûn tarafından irâde olunmağla, Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî olan el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi talâkat-i lisân ve ʿuzûbet-i beyân ile mümtâz-ı etrâb ve bâ-husûs İbrâ'îl'in ve sâyir meʿârikin her keyfiyyetine müşâhadeten vukūf u ıttılâʿ kesb etmiş olup, vâkiʿ olan ahvâli yegân yegân şümürde-i benân-ı beyân etmek mekāsıdıyla Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl olunmasını kârgüzârân-ı Ordu-yi hümâyûn istisvâb eyleyüp, fi'l-hâl mûmâ ileyh olsavb-ı şeref-evbe matıyye-rân-ı istiʿcâl olmuşidi. Birkaç sâʿatden sonra kalʿayı terk edenler ʿazz-ı benân-ı nedâmet ve ahadühümâ âhara gayret vererek Tuna'yı geçüp, kemâ-kân hifz-ı [M2 128] kalʿaya mübâşeret etmek üzere olduklarını ru'esây-ı asker tahrîr ü işâret etmeleriyle, bu haber-i gayr-i me'mûl vusûlünden derûn-i nâsda pertev-sürûr-i iltimâʿ ve der-ʿakab Efendi-yi mûmâ ileyh ircâʿ olunup, tasmîm-i evvel üzere Maçin'e ʿazîmet ve kalʿaya takviyyet vermek dâʿiyesi derûn-i Serdâr-ı ekremî'de cevelân ve ocağların ʿale't-tertîb hareketlerine sebk-i fermân edüp, Şaʿbanın üçüncü günü sukūt-i berf ü bârâna bakılmayarak, Yeniçeri ordusu Maçin'e şitâbân olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn dahi harekete tehyi'e etmiş iken, feyâlet-i re'y-i ru'esâ ile tekrar askeri beyninde âteş-i ihtilâf iltihâb ve hâricde vücûd-i aʿdâ yoğiken, tekerrür-i hasr-ı kalʿa vehminden nâşî kasd u niyyetlerin fesh ile tekrâr Maçin tarafına geçdikleri haberi Sadrıaʿzamı dil-âzâr-ı ıztırâb edüp, düşmen dahi bu hâle vukūf ile kalʿaya duhûl ve bilâ-meşakkat bî-hadd mühimmât ü edevâtı be-resm-i hediyye âverde-i dest kabûl eyledi. Bu sûretde Efendi-yi mûmâ ileyhin haber-\ni evvel ile Âsitâne'ye tesyîri lâzım gelüp, mâh-ı mezbûrun beşinci günü Rikâb-ı hümâyûn cânibine ʿâzim oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsakçı Sahrâsı'nda yedi mâh ikāmet ve bu müddet hilâlinde vukūʿ bulan keyfiyyet mahallerden bast ü işâret olunmuşidi. İnsidâd-ı etrâf ile zehâyire kıllet târî ve mevsim-i şitâ hulûlüyle haymelerde ikāmet sebeb-i zahmet ü zârî olup, meştâya ʿazîmet husûsu Ordu-yi hümâyûn'da tekellüme kādir baʿzı kimseler tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine ifade olundukça, ikāmetde isrâr ve mukaddemâ Bazarcık'da kışlamak husûsiyçün Rikâb-ı hümâyûn'a refʿ etdiği ʿarîzanın cevabına intızâr üzere idi. Bu hengâm-ı ʿibret-encâmda İbrâ’îl vakʿası zuhûr ve fî-mâ baʿd İsakçı Sahrâsı'nda ikāmet müstevcib-i telef-i nüfûs ü sütûr olduğunu Sadr-ı vakūr teyakkun etmekle, o havâlinin umûrunu İsakçı Serʿaskeri Vezîr Dağıstânî ʿAli Paşa'ya sipâriş ve yüz bin guruş iʿtâsıyla müşârun ileyhi mazhar-ı lutf ü nevâziş edüp, mâh-ı şaʿbânın altıncı günü ittifâk-ı ârâ ile nakz-ı hıyâm ve bir gice beytûtet ile Babadağı Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm olundu. Elli bir târîhi meştâsında Matbah Emîni Halîl Efendi maʿrifeti ile müceddeden binâ olunan dokuz ʿaded çeşmenin mürûr-ı aʿsâr ile vakfı [M2 129] muhtel ve tarîk-i cereyânı muʿattal olmuşidi. Serdar-ı ekrem hazretleri mukaddemâ Babadağı'nı teşrîf buyurduklarında, çeşmelerin keyfiyyeti tavsîf ve ʿimâra muhtâc olduğu taʿrîf olunmuşidi. Hazînelerinden on bin guruş ifrâz ve Defterhâne küttâbından Saʿdullah Efendi hıdmet-i taʿmîr ile mümtâz kılınmışidi. Mevkib-i hümâyûn ile Babadağı'na ʿavdetlerinde zikr olunan çeşmelerin kemâ fi's-sâbık binâsıyla suları icrâ olunduğunu, re'ye'l-ʿayn müşâhede ve bu eser-i hayrmâye ibtihâc ü beşâşetini ziyâde eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-meştâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_766.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-meştâ",
          "text": "İsakçı Sahrâsı'nda yedi mâh ikāmet ve bu müddet hilâlinde vukūʿ bulan keyfiyyet mahallerden bast ü işâret olunmuşidi. İnsidâd-ı etrâf ile zehâyire kıllet târî ve mevsim-i şitâ hulûlüyle haymelerde ikāmet sebeb-i zahmet ü zârî olup, meştâya ʿazîmet husûsu Ordu-yi hümâyûn'da tekellüme kādir baʿzı kimseler tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine ifade olundukça, ikāmetde isrâr ve mukaddemâ Bazarcık'da kışlamak husûsiyçün Rikâb-ı hümâyûn'a refʿ etdiği ʿarîzanın cevabına intızâr üzere idi. Bu hengâm-ı ʿibret-encâmda İbrâ’îl vakʿası zuhûr ve fî-mâ baʿd İsakçı Sahrâsı'nda ikāmet müstevcib-i telef-i nüfûs ü sütûr olduğunu Sadr-ı vakūr teyakkun etmekle, o havâlinin umûrunu İsakçı Serʿaskeri Vezîr Dağıstânî ʿAli Paşa'ya sipâriş ve yüz bin guruş iʿtâsıyla müşârun ileyhi mazhar-ı lutf ü nevâziş edüp, mâh-ı şaʿbânın altıncı günü ittifâk-ı ârâ ile nakz-ı hıyâm ve bir gice beytûtet ile Babadağı Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm olundu. Elli bir târîhi meştâsında Matbah Emîni Halîl Efendi maʿrifeti ile müceddeden binâ olunan dokuz ʿaded çeşmenin mürûr-ı aʿsâr ile vakfı [M2 129] muhtel ve tarîk-i cereyânı muʿattal olmuşidi. Serdar-ı ekrem hazretleri mukaddemâ Babadağı'nı teşrîf buyurduklarında, çeşmelerin keyfiyyeti tavsîf ve ʿimâra muhtâc olduğu taʿrîf olunmuşidi. Hazînelerinden on bin guruş ifrâz ve Defterhâne küttâbından Saʿdullah Efendi hıdmet-i taʿmîr ile mümtâz kılınmışidi. Mevkib-i hümâyûn ile Babadağı'na ʿavdetlerinde zikr olunan çeşmelerin kemâ fi's-sâbık binâsıyla suları icrâ olunduğunu, re'ye'l-ʿayn müşâhede ve bu eser-i hayrmâye ibtihâc ü beşâşetini ziyâde eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silistire Muhâfızı Vezîr Abaza Mehmed Paşa, zâtında şecîʿ u dilâver ve kaviyyu'l-kalb ve nâmver olup, bi-takdîrillâhi Teʿâlâ vukūʿ bulan muhârebelerde sâyirleri gibi bu dahi ednâ bir hıdmete muvaffak olamayup, akrânının tebeʿâtı mestûr ve müşârun ileyh baht ü ârûn ve tâliʿ-i bâzgûn iktizâsıyla her cengde nakīsa-i inhizâm ile meşhûr olduğundan başka, cânib-i mîrîden şimdiye dek altı yüz kîse istıkrâz nâmıyla ihtitâf ve vefâdâr ʿadd ü şumâr etdiği evbâş-ı levendâta bezl ü itlâf ve bu mukābelede cüz'î ve küllî dîn ü devlete nâfiʿ bir maslahata zafer bulmadığını kendü dahi ikrâr ü iʿtirâf edüp, munhiyân-ı ahbâr vâsıtalarıyla bu ahvâl sâmiʿa-res-i Şehriyâr-ı ferhunde-hısâl olduğuna binâʿen, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince işbu şaʿbânül-muʿazzamın\nsekizinci günü rütbe-i Vezâret'den tenzîl ve ʿalâ-tarîkı'n-nefy Köstendil Kasabası'na tesbîl olundu.\n\nYeniçeri Ağası olan Vezîr Kapukıran Mehmed Paşa'nın İsmâʿîl vakʿasından sonra ne tarafa gitdiği mechûl ve râbıta-i ocak mağlûl olmamak içün Kul Kethudâsı Mehmed Ağa Yeniçeri Ağası nasb olunması nezd-i erbâb-ı şûrâda bir emr-i müstahsen ü maʿkūl görülüp, savâb-dîde-i erbâb-ı bîniş ü dîd ile Ağa-yı mûmâ ileyhin kadr u rifʿati mezîd kılınmışidi. Müteretteb-i ʿuhde-i kifâyeti olan umûrda butû-i hareketi ve o mesned-i refîʿa ʿadem-i liyâkati, sâmiʿa-res-i hazret-i Tâcdârî ve ʿazline irâde-i ʿaliyye cârî olup, mukaddemâ Kul Kethudâsı iken karşuya murûrdan evvel Kartal'da lede'l-iktizâ tehaffuz içün bir mahall-i menîʿ tedârük olunmasını telaffuz ile istirkāb ve Edirne Ağalığı'yla ʿazl ve izhâb olunan Süleyman Ağa'nın rüşdü reviyyeti bu defʿa [M2 130] Ordu-yi hümâyûn'a asker sevk u ihrâcında ser-zede-i sünûh olan kemâl-i gayreti mû-be-mû maʿlûm-i Hudâvend-i Aristo-mânend olmağla, Ağalık mesnedine isʿâd olunması mukaddemâ Sadrıaʿzam tarafına tenbîh ve mûmâ ileyh dahi sevk-i asker ederek Babadağı'na gelüp, ferdâsı Yeniçeri Ağalığı tevcîhiyle kadri tenvîh ve selefi Tekfurdağı'nda ikāmet ʿunvânıyla Ordu-yi hümâyûn'dan tebʿîd ü tenzîh olundu.\n\nTuna'nın incimâdıyla gürûh-i eʿâdî berü taraflara medd-i eyâdî edeceği beyne'n-nâs şöhret-gîr ve Ordu-yi hümâyûn'un İstanbul ve yâhûd Edirne taraflarına ʿazîmeti hüsn-i tedbîr ʿadd olunup, Serdâr-ı ekrem bu hâle vâkıf ve meştâ keyfiyyetinde re'yi cümleye muhâlif olduğundan başka, Babadağı'ndan hareket Tuna'nın berü yakasında bulunan ehâlîye sebeb-i vahşet ve belki Edirne taraflarına ʿazîmet edeceklerine ʿillet olacağını mukaddemâ Rikâb-ı kâm-yâba îmâ vü işâret eyledikde, Hân-ı âlişânın Ordu-yi hümâyûn'a vusûlüne dek meştâ husûsu tevkīf ve bi'l-müzâkere taʿyîn-i mahal olunması Rikâb tarafından taʿrîf olunduğuna binâʾen, Babadağı Sahrâsı'nda kudûm-i Hân'a intizâr ile herkes mütereffil-i ridây-ı şekîb ü ıstıbâr olmuşidi. Ancak şiddet-i şitâ ve ʿadem-i tehassus-i meştâ, guft ü gûy-i nâsa sebeb ile bâʿis-i terk-i hürmet ü edeb olup, bu keyfiyyet Serdâr-ı ekrem hazretlerine münʿakis ve derhâl meşveret içün tertîb-sâz-ı meclis olup, ʿumûm-i nâs taʿyîn-i meştâ olunacağını cezm ü tahkīk ve ol vechile emânî vü ahlâmların tasdîk etmişler iken, Serdâr-ı ekrem Hân gelmedikçe meştâ taʿyîn olunmamak irâdesini iʿlân ve: “Herkes haymesinde söyleyeceğini meclisde beyân eylesün” deyü tahrîk-i zebân eyledikde, huzzâr pâ-bend-i efkâr ve darb-ı nutka ʿadem-i iktidâr ile inşâʾallâh karîben meştâ taʿyîn ve herkes râhat-güzîn olur” kavliyle ser-cünbân-ı hayret ve haymelerine ʿavdet eylediler.",
          "caption": "Ref-i Vezâret-i Vezîr Abaza Mehmed Paşa ve ʿazl-i Ağa-yı Yeniçeriyân ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_767.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Ref-i Vezâret-i Vezîr Abaza Mehmed Paşa ve ʿazl-i Ağa-yı Yeniçeriyân ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Silistire Muhâfızı Vezîr Abaza Mehmed Paşa, zâtında şecîʿ u dilâver ve kaviyyu'l-kalb ve nâmver olup, bi-takdîrillâhi Teʿâlâ vukūʿ bulan muhârebelerde sâyirleri gibi bu dahi ednâ bir hıdmete muvaffak olamayup, akrânının tebeʿâtı mestûr ve müşârun ileyh baht ü ârûn ve tâliʿ-i bâzgûn iktizâsıyla her cengde nakīsa-i inhizâm ile meşhûr olduğundan başka, cânib-i mîrîden şimdiye dek altı yüz kîse istıkrâz nâmıyla ihtitâf ve vefâdâr ʿadd ü şumâr etdiği evbâş-ı levendâta bezl ü itlâf ve bu mukābelede cüz'î ve küllî dîn ü devlete nâfiʿ bir maslahata zafer bulmadığını kendü dahi ikrâr ü iʿtirâf edüp, munhiyân-ı ahbâr vâsıtalarıyla bu ahvâl sâmiʿa-res-i Şehriyâr-ı ferhunde-hısâl olduğuna binâʿen, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince işbu şaʿbânül-muʿazzamın\nsekizinci günü rütbe-i Vezâret'den tenzîl ve ʿalâ-tarîkı'n-nefy Köstendil Kasabası'na tesbîl olundu.\n\nYeniçeri Ağası olan Vezîr Kapukıran Mehmed Paşa'nın İsmâʿîl vakʿasından sonra ne tarafa gitdiği mechûl ve râbıta-i ocak mağlûl olmamak içün Kul Kethudâsı Mehmed Ağa Yeniçeri Ağası nasb olunması nezd-i erbâb-ı şûrâda bir emr-i müstahsen ü maʿkūl görülüp, savâb-dîde-i erbâb-ı bîniş ü dîd ile Ağa-yı mûmâ ileyhin kadr u rifʿati mezîd kılınmışidi. Müteretteb-i ʿuhde-i kifâyeti olan umûrda butû-i hareketi ve o mesned-i refîʿa ʿadem-i liyâkati, sâmiʿa-res-i hazret-i Tâcdârî ve ʿazline irâde-i ʿaliyye cârî olup, mukaddemâ Kul Kethudâsı iken karşuya murûrdan evvel Kartal'da lede'l-iktizâ tehaffuz içün bir mahall-i menîʿ tedârük olunmasını telaffuz ile istirkāb ve Edirne Ağalığı'yla ʿazl ve izhâb olunan Süleyman Ağa'nın rüşdü reviyyeti bu defʿa [M2 130] Ordu-yi hümâyûn'a asker sevk u ihrâcında ser-zede-i sünûh olan kemâl-i gayreti mû-be-mû maʿlûm-i Hudâvend-i Aristo-mânend olmağla, Ağalık mesnedine isʿâd olunması mukaddemâ Sadrıaʿzam tarafına tenbîh ve mûmâ ileyh dahi sevk-i asker ederek Babadağı'na gelüp, ferdâsı Yeniçeri Ağalığı tevcîhiyle kadri tenvîh ve selefi Tekfurdağı'nda ikāmet ʿunvânıyla Ordu-yi hümâyûn'dan tebʿîd ü tenzîh olundu.\n\nTuna'nın incimâdıyla gürûh-i eʿâdî berü taraflara medd-i eyâdî edeceği beyne'n-nâs şöhret-gîr ve Ordu-yi hümâyûn'un İstanbul ve yâhûd Edirne taraflarına ʿazîmeti hüsn-i tedbîr ʿadd olunup, Serdâr-ı ekrem bu hâle vâkıf ve meştâ keyfiyyetinde re'yi cümleye muhâlif olduğundan başka, Babadağı'ndan hareket Tuna'nın berü yakasında bulunan ehâlîye sebeb-i vahşet ve belki Edirne taraflarına ʿazîmet edeceklerine ʿillet olacağını mukaddemâ Rikâb-ı kâm-yâba îmâ vü işâret eyledikde, Hân-ı âlişânın Ordu-yi hümâyûn'a vusûlüne dek meştâ husûsu tevkīf ve bi'l-müzâkere taʿyîn-i mahal olunması Rikâb tarafından taʿrîf olunduğuna binâʾen, Babadağı Sahrâsı'nda kudûm-i Hân'a intizâr ile herkes mütereffil-i ridây-ı şekîb ü ıstıbâr olmuşidi. Ancak şiddet-i şitâ ve ʿadem-i tehassus-i meştâ, guft ü gûy-i nâsa sebeb ile bâʿis-i terk-i hürmet ü edeb olup, bu keyfiyyet Serdâr-ı ekrem hazretlerine münʿakis ve derhâl meşveret içün tertîb-sâz-ı meclis olup, ʿumûm-i nâs taʿyîn-i meştâ olunacağını cezm ü tahkīk ve ol vechile emânî vü ahlâmların tasdîk etmişler iken, Serdâr-ı ekrem Hân gelmedikçe meştâ taʿyîn olunmamak irâdesini iʿlân ve: “Herkes haymesinde söyleyeceğini meclisde beyân eylesün” deyü tahrîk-i zebân eyledikde, huzzâr pâ-bend-i efkâr ve darb-ı nutka ʿadem-i iktidâr ile inşâʾallâh karîben meştâ taʿyîn ve herkes râhat-güzîn olur” kavliyle ser-cünbân-ı hayret ve haymelerine ʿavdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yarlîğ-i fermây-ı hıtta-i Kırım olan Kaplan Girây Hân hatt-ı zâtında dilîr ü cesûr ve iʿmâl-i askere kādir bir merd-i gayûr olup, ancak hadâset-i sinn ve ʿunfüvân-ı şebâb ile tecribe-i umûrdan ʿâtıl ve keyd ü firîb-i düşmenden gāfil olduğuna binâʾen, birkaç defʿa Prut kenarında ve sâyir mahallerde rağdet-i gaflet ʿilleti ile münhezim ve beyne'n-nâs müstefîz olan sevret ve şânı münʿadim olup, Tatar tâyifesinin dahi düşmen ile muhârebesi vâkiʿ ve bir pâdişâh-ı kāhirin [M2 131] taht-ı tesallutunda makhûr olmakdan ise serbestlik imtiyâzını kesb ile bir kavm-i ser-âzâd olup, Hânlık ihtiyârı dahi re'y ü irâdelerine mufavvaz olmak muʿâhede-i hafiyyesi şâyiʿ olduğundan, bâzû-yı tasarruf u iktidârına bi'l-külliyye vehn ü fütûr ʿârız olup, Gölbaşı cenginde bu sebeb ile yerinde müstekarr ve gāyet-i emre muntazır ve perîşânlık vukūʿundan sonra İsmâʿîl'e ve andan birkaç âdem ile İsakçı'ya gelüp, Serdâr-ı ekrem ile baʿzı husûs müzâkeresinden sonra tekrar İsmâ'îl'e vürûdunda asker ile istimzâc ü sebât emâresini ʿadem-i ihsâs ile Kırım'a doğru ve ʿazm ü insırâfa muhtâc olup, lede'l-vüsûl Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl-i peyâm ve mesârıfât-ı seferiyyesine medâr olmak içün bin kîse akça gönderilmediği hâlde Hânlığın âhara ihâle olunmasını ifhâm eylemişidi. Tahrîrâtı südde-i aʿlâya ʿarz olundukda, şimdiye dek müşârun ileyhe katʿî çok mebâliğ iʿtâ ve kâffe-i mes’ûlâtı kalem-i isʿâf ile imzâ olunup, farz-ı muhâl ile bu iltimâsına dahi müsâʿade derkâr olsa cüz’î ve küllî tarafından bir maslahat-ı nâfiʿa bürûz etmeyeceği delâlet-i ʿakl ile cezm ü tahkīk olunup, ʿazli tasmîm ve sâbıkā Kırım Hân'ı Selîm Girây Hân Rikâb-ı hümâyûn'a daʿvet olunup, o mesned-i refîʿ ile tekrîm ve müşârun ileyh dahi tarafında bulunan selâtîn-i Çengîziyye'yi istishâb ve mevkib-i hümâyûn tarafına ʿazm ü şitâb eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Hân-ı Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_768.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Hân-ı Kırım",
          "text": "Yarlîğ-i fermây-ı hıtta-i Kırım olan Kaplan Girây Hân hatt-ı zâtında dilîr ü cesûr ve iʿmâl-i askere kādir bir merd-i gayûr olup, ancak hadâset-i sinn ve ʿunfüvân-ı şebâb ile tecribe-i umûrdan ʿâtıl ve keyd ü firîb-i düşmenden gāfil olduğuna binâʾen, birkaç defʿa Prut kenarında ve sâyir mahallerde rağdet-i gaflet ʿilleti ile münhezim ve beyne'n-nâs müstefîz olan sevret ve şânı münʿadim olup, Tatar tâyifesinin dahi düşmen ile muhârebesi vâkiʿ ve bir pâdişâh-ı kāhirin [M2 131] taht-ı tesallutunda makhûr olmakdan ise serbestlik imtiyâzını kesb ile bir kavm-i ser-âzâd olup, Hânlık ihtiyârı dahi re'y ü irâdelerine mufavvaz olmak muʿâhede-i hafiyyesi şâyiʿ olduğundan, bâzû-yı tasarruf u iktidârına bi'l-külliyye vehn ü fütûr ʿârız olup, Gölbaşı cenginde bu sebeb ile yerinde müstekarr ve gāyet-i emre muntazır ve perîşânlık vukūʿundan sonra İsmâʿîl'e ve andan birkaç âdem ile İsakçı'ya gelüp, Serdâr-ı ekrem ile baʿzı husûs müzâkeresinden sonra tekrar İsmâ'îl'e vürûdunda asker ile istimzâc ü sebât emâresini ʿadem-i ihsâs ile Kırım'a doğru ve ʿazm ü insırâfa muhtâc olup, lede'l-vüsûl Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl-i peyâm ve mesârıfât-ı seferiyyesine medâr olmak içün bin kîse akça gönderilmediği hâlde Hânlığın âhara ihâle olunmasını ifhâm eylemişidi. Tahrîrâtı südde-i aʿlâya ʿarz olundukda, şimdiye dek müşârun ileyhe katʿî çok mebâliğ iʿtâ ve kâffe-i mes’ûlâtı kalem-i isʿâf ile imzâ olunup, farz-ı muhâl ile bu iltimâsına dahi müsâʿade derkâr olsa cüz’î ve küllî tarafından bir maslahat-ı nâfiʿa bürûz etmeyeceği delâlet-i ʿakl ile cezm ü tahkīk olunup, ʿazli tasmîm ve sâbıkā Kırım Hân'ı Selîm Girây Hân Rikâb-ı hümâyûn'a daʿvet olunup, o mesned-i refîʿ ile tekrîm ve müşârun ileyh dahi tarafında bulunan selâtîn-i Çengîziyye'yi istishâb ve mevkib-i hümâyûn tarafına ʿazm ü şitâb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Hân cenâbları: “Kırım ülkesinin muhâfazası bin kîseye muhtâc ve kırk gün zarfında vürûd etmez ise Kırım'dan havf olunur\" maʿnâlarını tahrîrâtına idrâc ve Serʿasker bulunan Silahdâr İbrâhîm Paşa dahi bu kavli tasdîk ile erkân-ı devlete bâʿis-i iztırâb u ihtilâc olmuşidi. Meblağ-ı mezkûrun cihet-i îsâli berr ü bahra mevkūf olup, berrin insidâd-ı cihâtı ve bahrın hatarât-ı âfâtı, bâʿis-i hayret-kâr-ı şinâsân-ı devlet olup, huzûr-ı hümâyûna duhûl saʿâdetiyle kesb-i imtiyâz eden Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye sudûr-ı hitâb ve: “Sen böyle teng vakitde güzel mülâhazalar eder idin bu müşkil mâddeye ʿilâc nedir?” deyü isticvâb buyurduklarında: “Bu mâdde işden midir?” deyerek, bilâ-teʾemmül kalem ü kâğıd taleb edüp: “Hân ve Vezîr-i müşârun ileyhimânın matlûbları [M2 132] olan meblağ Kefe cizyesinden havâle ile emri yazılmak” deyü, Rikâb Defterdârı'na hitâben buyuruldu ısdâr edüp, delâlet-i sühûlet, matlab-ı makrûn-ı tahsîn olarak inkişâf-ı derûna sebeb olmuşidi. Buyuruldu kaleme vardıkda: “On yedi kîse mahsûlü olan Kefe cizyesi Kalgay sultânlara harc-ı ceyb kaydolunduğu defterde mastûrdur” cevâbını ehl-i kalem tahrîr ve Şehriyâr-ı şefe-\nkat-âsâr bu vazʿ-ı nâdir berâbere zarûrî hande-nâk olarak mûmâ ileyhin ʿaklını tehcîn ve re'yini tevhîn ve ilcây-ı maslahatla Hân-ı müşârun ileyhin ʿazline karar verildiği, esahh-ı rivâyetle yâd-dâşt-ı erbâb-ı ihtibârdır; “Ve kad yekûnü maʿa'l-müstaʿcili'z-zilel”.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_769.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Hân cenâbları: “Kırım ülkesinin muhâfazası bin kîseye muhtâc ve kırk gün zarfında vürûd etmez ise Kırım'dan havf olunur\" maʿnâlarını tahrîrâtına idrâc ve Serʿasker bulunan Silahdâr İbrâhîm Paşa dahi bu kavli tasdîk ile erkân-ı devlete bâʿis-i iztırâb u ihtilâc olmuşidi. Meblağ-ı mezkûrun cihet-i îsâli berr ü bahra mevkūf olup, berrin insidâd-ı cihâtı ve bahrın hatarât-ı âfâtı, bâʿis-i hayret-kâr-ı şinâsân-ı devlet olup, huzûr-ı hümâyûna duhûl saʿâdetiyle kesb-i imtiyâz eden Yenişehirli ʿOsmân Efendi'ye sudûr-ı hitâb ve: “Sen böyle teng vakitde güzel mülâhazalar eder idin bu müşkil mâddeye ʿilâc nedir?” deyü isticvâb buyurduklarında: “Bu mâdde işden midir?” deyerek, bilâ-teʾemmül kalem ü kâğıd taleb edüp: “Hân ve Vezîr-i müşârun ileyhimânın matlûbları [M2 132] olan meblağ Kefe cizyesinden havâle ile emri yazılmak” deyü, Rikâb Defterdârı'na hitâben buyuruldu ısdâr edüp, delâlet-i sühûlet, matlab-ı makrûn-ı tahsîn olarak inkişâf-ı derûna sebeb olmuşidi. Buyuruldu kaleme vardıkda: “On yedi kîse mahsûlü olan Kefe cizyesi Kalgay sultânlara harc-ı ceyb kaydolunduğu defterde mastûrdur” cevâbını ehl-i kalem tahrîr ve Şehriyâr-ı şefe-\nkat-âsâr bu vazʿ-ı nâdir berâbere zarûrî hande-nâk olarak mûmâ ileyhin ʿaklını tehcîn ve re'yini tevhîn ve ilcây-ı maslahatla Hân-ı müşârun ileyhin ʿazline karar verildiği, esahh-ı rivâyetle yâd-dâşt-ı erbâb-ı ihtibârdır; “Ve kad yekûnü maʿa'l-müstaʿcili'z-zilel”."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi ʿakl ü dirâyetle müştehir ve hidemât-ı devletde saʿy ü gayreti mütekâsir iken, bilâ-sebeb muzga-i efvâh-ı hasedkârân-ı cihân ve mevzûʿ-i bahs-i sebük-magzân-ı zemân olup, ʿazline irâde-i hümâyûn teʿalluk ve Âsitâne-i saʿâdet'den henüz vârid olan Ahmed ʿİzzet Efendi muntasıf-ı Şaʿbân-ı şerîfde ber-vech-i tekerrür Kethudâlık câh-ı bülendine tefavvuk edüp, selefi İbrâhîm Efendi zahîre mübâşirlerinin ahvâlini teftîş ü tenkīb ve maslahata nazaran o makūleleri tergîb ü terhîb ʿunvânıyla Silistire ve Ruscuk ve Şumnu taraflarına tesrîb ve mutlakā dilediği mahalde teneffüs ü ikāmet ile me'mûr ve bu sebeble vâreste-i endîşe-i dûrâ-dûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_770.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi ʿakl ü dirâyetle müştehir ve hidemât-ı devletde saʿy ü gayreti mütekâsir iken, bilâ-sebeb muzga-i efvâh-ı hasedkârân-ı cihân ve mevzûʿ-i bahs-i sebük-magzân-ı zemân olup, ʿazline irâde-i hümâyûn teʿalluk ve Âsitâne-i saʿâdet'den henüz vârid olan Ahmed ʿİzzet Efendi muntasıf-ı Şaʿbân-ı şerîfde ber-vech-i tekerrür Kethudâlık câh-ı bülendine tefavvuk edüp, selefi İbrâhîm Efendi zahîre mübâşirlerinin ahvâlini teftîş ü tenkīb ve maslahata nazaran o makūleleri tergîb ü terhîb ʿunvânıyla Silistire ve Ruscuk ve Şumnu taraflarına tesrîb ve mutlakā dilediği mahalde teneffüs ü ikāmet ile me'mûr ve bu sebeble vâreste-i endîşe-i dûrâ-dûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Halîl Paşa, pederi ʿİvaz Mehmed Paşa ile Nemçe seferinde bulunup, iʿmâl-i asker fennini ezber ve tahsîl-i semt-i fevz ü zafer etmiş ihtimâlâtıyla, taraf-ı Cihân-dârî'den Sadrıaʿzam ve Sipehsâlâr-ı ekrem nasb olunup, asker-i firâvân ve nukūd-i bî-pâyân ve zehâyir u mühimmât ve sâyir levâzım u edevât ile bâzûy-i iktidârı tesdîd ve mültemisât ü matlûbâtı vâreste-i kayd-ı taʿrîz u terdîd kılınmışidi. Tuna'nın tuğyânı ve cisr binâsının ʿadem-i imkânı sebebi ile Kartal tarafına bi'n-nefs Açıklar ile mürûrun suʿûbet ve hatar-ı ʿazîmini te'emmül ederek, İsakçı'da ikāmet ve pey-der-pey karşuya zahîre ve asker îsâliyle iʿtây-ı takviyyet fikrinde iken, Hân ve sâyir taraflardan ibrâm-ı tâm zuhûruyla, râbıta-i niyyeti münhal olup, nâ-çâr karşuya güzâr etmişidi. Birkaç defʿa derd-i neberd ile tâfte-rûy-i [M2 133] mürâcaʿat olan asker ile ihtilât ve müdâfaʿa-i aʿdâ husûsunda iştirât etmişler iken, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere fikdân-ı müsâʿade-i kader ve ʿadem-i sebât-ı asker ile ʿârıza-i perîşânî zuhûr ve hadden bîrûn emvâl ü nüfûs telef olarak berü tarafa mürûr etmişidi. Zikr olunan tefrika sebebi ile nüfûz u iʿtibârı halel-pezîr ve bi-hükm-i: “Lâ-ra'ye li-men lâ yutâʿ” her ne tarafı hifz u hirâset murâd etdiyse emr ü hükmü fürû-nühufte-i te'sîr olduğundan başka, ʿan-asl medyûn ve ser-pençe-i tekāzâ ile zâr u zebûn iken, bezl ü inʿâmda memdûh olmayan cihet-i ifrâta sülûk ile hâsıl-ı sadâreti bî-câ mahallere sarf u intifâz ve mîrîden dahi altı yedi yüz kîse istikrâz edüp, tereffüh ü teneʿʿuma dahi i’tîlâf ile huzûzât-ı şehevâniyye ve müstelezzât-ı\nnefsâniyyeye mâyil olup, hususan aʿbâ-i seferiyyeyi dahi tehammülde ʿacz u fütûrunu îhâm eder baʿzı taʿbîrât ile refte refte irsâl-i telhîsât eyleyüp, bu hâl ile bir sene kadar sadr-ı devletde mekîn ve bundan böyle o makām-ı hatîrde ibkāsı bâʿis-i efzâyiş-i tecâvüz-i müşrikîn olacağı cezmiyle, intizâ-ı mühr-i hümâyûn maslahatı içün Kapucubaşı Vidinli ʿAli Ağa me'mûr olup, Sadr-ı cedîd mevkib-i hümâyûna vusûl buluncaya dek bir Kāyim-makām nasbı lâzım ve sâbıkā Bostancı-başı olup, rütbe-i Vezâret'le kadri tefhîm ve sevk-i asâkir meʾmûriyyeti ile Edirne'de mukīm olup, Tulça muhâfızlığı hakkında tasmîm olunan Vezîr Ahmed Paşa'ya Kāyim-makāmlık hatt-ı şerîfi Ağa-yı mûmâ ileyh ile gönderilmişidi. Edirne'de hatt-ı hümâyûnu müşârun ileyhe inbâz ile vâkıf-ı râz edüp, maʿan Babadağı'na pây-endâz olduklarında, mûmâ ileyh tekaddüm ile Yeniçeri Ağası'nı görüp, kazıyyeyi sırran tefevvüh ve hey'et-i mütenekkire ile maʿan Kethudâ Bey çadırına teveccüh eylediler. Mûmâ ileyh Sadrıaʿzam yanında müzâkere-i umûr eder olduğu istihbâr olunup, sırran isticlâb ve mâdde işrâb olundukda, ʿAli Ağa'yı beraberce alup, müşârun ileyhden mühr-i hümâyûnu istirdâd ve kurb-i Ordu-yi hümâyûn'da habere intızâr üzere olan Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa Kāyim-makāmlık mesnedine isʿâd olundu. Sadr-ı sâbık Halîl Paşa hakkında yemm-i lutf u kerem-i Şâhâne temevvüc edüp, emvâl ü eşyâsı inʿâm ve kendüsüne Filibe Kasabası'nda taʿyîn-i makām olundu.\nŞehriyâr-ı sütûde-hisâl [M2 134] bu sâl-i ʿibret-iştimâlde vukūʿ bulan ahvâli takdîrât-ı Rabbâniyye'ye haml ile himmet-i Şâhâne'lerine îrâs-ı seʾâmet ü melâl etmeyüp, telâfî-yi mâ-fât zımnında sene-i âtiyeye terettüb eden levâzım-ı seferiyyeyi zihn-i tâb-nâk-i Cihândârî'lerinde tasvîr ve her tarafa asker ihrâcı içün bâlâları hutût-i hümâyûn ile müveşşah evâmir-i ʿaliyye tesyîr buyurdular ise dahi, iʿmâl-i ketâ'ib-i muvahhidîne kādir ve vukūʿ bulan melâhim ü megāzîde mişvârı zâhir bir Vezîr-i dilîrin mukaddemce câh-ı refîʿ-i Sadâret'e tasdîrini mülâhaza buyurup, Bosna Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa vicâhat ü vekār ve mehâbet ü iktidâr ile şöhret-şiʿâr ve bâ-husûs Karadağ seferinde bahtı meymûn ve tâliʿi saʿda makrûn olduğu tecribe vü ihtibâr olunup, şöyle ki ser-keşân-ı müşrikîni tîg-i celâdet ile makhûr ve benîn ü benâtını meʾsûr ve sâyirlerini ber-vech-i maktûʿ cizyeye ilcâ ile meşkûru'l-hidme ve mansûru'l-livâ olduğuna binâʾen, hakk-ı müşârun ileyhde hüsn-i zann-ı Şâhâne mukarrer ve lede'l-hâce hıdmet-i Sadâret'e takrîbini zihn-i ʿâlîlerinde muzmar buyurmuşlar idi.\n\nKartal bozgunundan sonra Halîl Paşa'ya olan teveccüh refte refte zâyil ve tabʿ-ı Şâhâne müşârun ileyh tarafına müncezib ü mâyil olup, binâ-berîn şehr-i recebü'l-ferdin beşinci günü nüvîd-i beşâret-i Sadâret kalem-rev-i hükûmeti olan Bosna'da dehlîz-i semʿine dâhil ve beş on âdem ile o tarafdan hareket edüp, ramazânın beşinci günü\nkurb-i mevkib-i hümâyûna vâsıl olduğu Kāyim-makām Paşa'ya iʿlân ve fi'l-hâl Yemeklik çeşmesinde nasb-ı sâybân kılınup, ramazan-ı şerîfin altıncı pazarertesi günü Kāyim-makām Paşa ve Kethudâ Bey ve ʿale'l-ʿumûm kapu ricâli resm-i istikbâli icrâ ve şurût-i duʿâ vü senâyı îfâ eylediler. Maslahat-ı ekl-i taʿâm encâm buldukda, müretteb alay ile Yemeklik mahallinden hareket ve Livâ-i Şerîf obasına tekarrubunda fi'l-hâl nüzûl ile vüzerây-ı ʿizâma rûh-i sânî ve hayât-ı câvidânî olan mühr-i hümâyûnu Kapucu-başı ʿAli Ağa'dan ahz ve nihâde-i ceyb-i mefharet ve otâk-ı Âsafâneleri'ne vazʿ-ı pây-ı heybet eylediklerinde, sû-i tedbîr-i Vezîr-i sâlif ile vukūʿ bulan vazʿ-ı zâyif ne mertebelerde zarar u ziyâna bâʿis olduğuna erbâb-ı hibret u imtihân vâkıf olup, havl-i cenâb-ı Kahhâr ile ahz-ı sâr husûsuna bu sâl-i ferruh-fâlda nakd-i gayreti [M2 135] nisâr ve hıdemât-ı pesendîde izhâr etmek meâlini mutazammın şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn kırâ'et olunup, hâzır-ı bi'l-meclis olanlar isâle-i dümûʿ-i rikkat ile duʿâ-yı Şâhâne'ye muvâzabet eylediler.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Halîl Paşa ve nasb-ı Silahdâr Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_771.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadrıaʿzam Halîl Paşa ve nasb-ı Silahdâr Mehmed Paşa",
          "text": "Sadrıaʿzam Halîl Paşa, pederi ʿİvaz Mehmed Paşa ile Nemçe seferinde bulunup, iʿmâl-i asker fennini ezber ve tahsîl-i semt-i fevz ü zafer etmiş ihtimâlâtıyla, taraf-ı Cihân-dârî'den Sadrıaʿzam ve Sipehsâlâr-ı ekrem nasb olunup, asker-i firâvân ve nukūd-i bî-pâyân ve zehâyir u mühimmât ve sâyir levâzım u edevât ile bâzûy-i iktidârı tesdîd ve mültemisât ü matlûbâtı vâreste-i kayd-ı taʿrîz u terdîd kılınmışidi. Tuna'nın tuğyânı ve cisr binâsının ʿadem-i imkânı sebebi ile Kartal tarafına bi'n-nefs Açıklar ile mürûrun suʿûbet ve hatar-ı ʿazîmini te'emmül ederek, İsakçı'da ikāmet ve pey-der-pey karşuya zahîre ve asker îsâliyle iʿtây-ı takviyyet fikrinde iken, Hân ve sâyir taraflardan ibrâm-ı tâm zuhûruyla, râbıta-i niyyeti münhal olup, nâ-çâr karşuya güzâr etmişidi. Birkaç defʿa derd-i neberd ile tâfte-rûy-i [M2 133] mürâcaʿat olan asker ile ihtilât ve müdâfaʿa-i aʿdâ husûsunda iştirât etmişler iken, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere fikdân-ı müsâʿade-i kader ve ʿadem-i sebât-ı asker ile ʿârıza-i perîşânî zuhûr ve hadden bîrûn emvâl ü nüfûs telef olarak berü tarafa mürûr etmişidi. Zikr olunan tefrika sebebi ile nüfûz u iʿtibârı halel-pezîr ve bi-hükm-i: “Lâ-ra'ye li-men lâ yutâʿ” her ne tarafı hifz u hirâset murâd etdiyse emr ü hükmü fürû-nühufte-i te'sîr olduğundan başka, ʿan-asl medyûn ve ser-pençe-i tekāzâ ile zâr u zebûn iken, bezl ü inʿâmda memdûh olmayan cihet-i ifrâta sülûk ile hâsıl-ı sadâreti bî-câ mahallere sarf u intifâz ve mîrîden dahi altı yedi yüz kîse istikrâz edüp, tereffüh ü teneʿʿuma dahi i’tîlâf ile huzûzât-ı şehevâniyye ve müstelezzât-ı\nnefsâniyyeye mâyil olup, hususan aʿbâ-i seferiyyeyi dahi tehammülde ʿacz u fütûrunu îhâm eder baʿzı taʿbîrât ile refte refte irsâl-i telhîsât eyleyüp, bu hâl ile bir sene kadar sadr-ı devletde mekîn ve bundan böyle o makām-ı hatîrde ibkāsı bâʿis-i efzâyiş-i tecâvüz-i müşrikîn olacağı cezmiyle, intizâ-ı mühr-i hümâyûn maslahatı içün Kapucubaşı Vidinli ʿAli Ağa me'mûr olup, Sadr-ı cedîd mevkib-i hümâyûna vusûl buluncaya dek bir Kāyim-makām nasbı lâzım ve sâbıkā Bostancı-başı olup, rütbe-i Vezâret'le kadri tefhîm ve sevk-i asâkir meʾmûriyyeti ile Edirne'de mukīm olup, Tulça muhâfızlığı hakkında tasmîm olunan Vezîr Ahmed Paşa'ya Kāyim-makāmlık hatt-ı şerîfi Ağa-yı mûmâ ileyh ile gönderilmişidi. Edirne'de hatt-ı hümâyûnu müşârun ileyhe inbâz ile vâkıf-ı râz edüp, maʿan Babadağı'na pây-endâz olduklarında, mûmâ ileyh tekaddüm ile Yeniçeri Ağası'nı görüp, kazıyyeyi sırran tefevvüh ve hey'et-i mütenekkire ile maʿan Kethudâ Bey çadırına teveccüh eylediler. Mûmâ ileyh Sadrıaʿzam yanında müzâkere-i umûr eder olduğu istihbâr olunup, sırran isticlâb ve mâdde işrâb olundukda, ʿAli Ağa'yı beraberce alup, müşârun ileyhden mühr-i hümâyûnu istirdâd ve kurb-i Ordu-yi hümâyûn'da habere intızâr üzere olan Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa Kāyim-makāmlık mesnedine isʿâd olundu. Sadr-ı sâbık Halîl Paşa hakkında yemm-i lutf u kerem-i Şâhâne temevvüc edüp, emvâl ü eşyâsı inʿâm ve kendüsüne Filibe Kasabası'nda taʿyîn-i makām olundu.\nŞehriyâr-ı sütûde-hisâl [M2 134] bu sâl-i ʿibret-iştimâlde vukūʿ bulan ahvâli takdîrât-ı Rabbâniyye'ye haml ile himmet-i Şâhâne'lerine îrâs-ı seʾâmet ü melâl etmeyüp, telâfî-yi mâ-fât zımnında sene-i âtiyeye terettüb eden levâzım-ı seferiyyeyi zihn-i tâb-nâk-i Cihândârî'lerinde tasvîr ve her tarafa asker ihrâcı içün bâlâları hutût-i hümâyûn ile müveşşah evâmir-i ʿaliyye tesyîr buyurdular ise dahi, iʿmâl-i ketâ'ib-i muvahhidîne kādir ve vukūʿ bulan melâhim ü megāzîde mişvârı zâhir bir Vezîr-i dilîrin mukaddemce câh-ı refîʿ-i Sadâret'e tasdîrini mülâhaza buyurup, Bosna Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mehmed Paşa vicâhat ü vekār ve mehâbet ü iktidâr ile şöhret-şiʿâr ve bâ-husûs Karadağ seferinde bahtı meymûn ve tâliʿi saʿda makrûn olduğu tecribe vü ihtibâr olunup, şöyle ki ser-keşân-ı müşrikîni tîg-i celâdet ile makhûr ve benîn ü benâtını meʾsûr ve sâyirlerini ber-vech-i maktûʿ cizyeye ilcâ ile meşkûru'l-hidme ve mansûru'l-livâ olduğuna binâʾen, hakk-ı müşârun ileyhde hüsn-i zann-ı Şâhâne mukarrer ve lede'l-hâce hıdmet-i Sadâret'e takrîbini zihn-i ʿâlîlerinde muzmar buyurmuşlar idi.\n\nKartal bozgunundan sonra Halîl Paşa'ya olan teveccüh refte refte zâyil ve tabʿ-ı Şâhâne müşârun ileyh tarafına müncezib ü mâyil olup, binâ-berîn şehr-i recebü'l-ferdin beşinci günü nüvîd-i beşâret-i Sadâret kalem-rev-i hükûmeti olan Bosna'da dehlîz-i semʿine dâhil ve beş on âdem ile o tarafdan hareket edüp, ramazânın beşinci günü\nkurb-i mevkib-i hümâyûna vâsıl olduğu Kāyim-makām Paşa'ya iʿlân ve fi'l-hâl Yemeklik çeşmesinde nasb-ı sâybân kılınup, ramazan-ı şerîfin altıncı pazarertesi günü Kāyim-makām Paşa ve Kethudâ Bey ve ʿale'l-ʿumûm kapu ricâli resm-i istikbâli icrâ ve şurût-i duʿâ vü senâyı îfâ eylediler. Maslahat-ı ekl-i taʿâm encâm buldukda, müretteb alay ile Yemeklik mahallinden hareket ve Livâ-i Şerîf obasına tekarrubunda fi'l-hâl nüzûl ile vüzerây-ı ʿizâma rûh-i sânî ve hayât-ı câvidânî olan mühr-i hümâyûnu Kapucu-başı ʿAli Ağa'dan ahz ve nihâde-i ceyb-i mefharet ve otâk-ı Âsafâneleri'ne vazʿ-ı pây-ı heybet eylediklerinde, sû-i tedbîr-i Vezîr-i sâlif ile vukūʿ bulan vazʿ-ı zâyif ne mertebelerde zarar u ziyâna bâʿis olduğuna erbâb-ı hibret u imtihân vâkıf olup, havl-i cenâb-ı Kahhâr ile ahz-ı sâr husûsuna bu sâl-i ferruh-fâlda nakd-i gayreti [M2 135] nisâr ve hıdemât-ı pesendîde izhâr etmek meâlini mutazammın şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn kırâ'et olunup, hâzır-ı bi'l-meclis olanlar isâle-i dümûʿ-i rikkat ile duʿâ-yı Şâhâne'ye muvâzabet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu defʿa Kırım Hân'ı nasb olunan Selîm Girây Hân ile Âsitâne-i saʿâdet'de birkaç defʿa ʿakd-i meclis olunup meştâ husûsu der-meyân ve hayli ebhâs güzerân ederek, taʿyîn-i meştâ Ordu-yi hümâyûn halkının re'yine tefvîz olunmak istihsân olunup, Hân dahi bu sene-i mübârekede Kırım'a ʿadem-i zihâb ile münâsib mahalde meştâ intihâb ve Tuna müncemid olursa vakt ü hâle nazaran karşuya geçmek ve yâhûd berü tarafları muhâfazaya ihtimâm etmek sûretleri istisvâb olunup, bu sûret ile Hân-ı müşârun ileyh Âsitâne'den hareket ve ramazân-ı şerîfin dokuzuncu günü mevkib-i hümâyûna gelüp, bu husûs içün nezd-i Serdâr-ı ekremî'de ʿakd-i encümen-i meşveret kılınup, ibtidâ serhadlerin keyfiyyetini Sadrıaʿzam su’âl ve Yeniçeri Ağası: “Ehl-yevm on beş bin kadar asker emr-i muhâfazada kıyâm eylediklerini” ifâde ile Defterdar Efendi dahi: “O mikdâr taʿyînât verdiğini” âverde-i zebân-ı makāl eyledi. Sadr-ı müşârun ileyh: “İttihâz-ı meştâya ne mahal münâsibdir?” deyü hitâb eyledikde, meştâ husûsu erbâb-ı hall ü ʿakd miyânelerinde yâ İstanbul yâhûd Edirne ve hiç olmadıysa Şumnu tarafları tahmîn olunmuşidi. Hân cenâbıyla kışlak husūsu Âsitâne'de karar ü sübût bulmuş ihtimâliyle herkes mühür-zen-i leb-i sükût olup, baʿde'l-ibrâm huzzârdan baʿzıları bu emri telmîh u işrâb ve Sadrıaʿzam dahi: “Vâkıʿā cenâbınız karîbu'l-ʿahdde Rikâb-ı hümâyûn tarafından iyâb ve bu husûs o tarafda ne vechile râbıta-bend-i nizâm oldu?” deyü isticvâb eyledikde, meştâ husûsu “Leyse'l-mücerreb misle men lem yuʿlem” mefhûmu üzere Muʿasker-i cihândârîde olanların re'yine ihâle olunduğunu îmâ eyledikde, herkes medhûş ve ʿavâkıb-i ahvâli fikr ile dem-beste ve hâmûş oldular. Bu sûretde mâdde meclis-i âhara\nteʼhîr ve: “Herkes yarınki gün ifrâğ-ı mâ-fî'z-zamîr ile ihzâr-ı tedbîr eylesün” deyü cümleye icâzet verilüp, haymelerine ‘avdet eylediler. Ferdâsı kemâ-kân ictimâʿ ile mecâl-i kelâma ittisâ verilüp, huzzâr-ı meclis ibtidây-ı emrde [M2 136] sevk-i kelâmdan imtinâʿ ve rîkların ibtilâʿ eylediler. Encâm-ı kâr baʿzıları Babadağı'nda meştânın mahzûrunu beyân ve Bazarcığ'ı istihsân edüp, Hân cenâblarının dahi Babdağı'nda kışlamasını tasrîh ve bu re'y müşârun ileyhi tekdîr ve tebrîh edüp, dâmen-efşân-ı infiʿâl ve behâne-cûy-i irtihâl olmuşiken, Sadrıaʿzam cevâba âgāz ve: “Bazarcık'da kışlandığı hâlde Babadağı ehâlîsi o sâʿat perîşân olacağlarını tahkīk u îkân ve bu keyfiyyet sâyir sevâhile sirâyet ile hey'et-i ictimâʿiyyelerine tefrika tareyân eyleyeceğini” beyân edüp, nihâyet-i kâr Babadağı'nda kışlamağa karar verilüp, ramazânın yirminci günü Serdâr-ı ekrem alay ile Babadağı'na duhûl ve sâyirleri dahi birer mahall-i münâsib tedârüküyle levâzım-ı şitâ tedârüküne meşgūl oldular.\nVezîr el-Hâc Ahmed Paşa üç dört gün kadar Kāyim-makāmlık edüp, Sadrıaʿzam hazretlerinin şeref-endâz-ı kudûm oldukları sebebi ile me'mûriyyeti lağv olup, Tulça tarafına olan me'mûriyyet-i sâbıkasın tahvîl bâbında dâmen-i Âsafî'yi takbîl ve recâsı hayyiz-i isʿâfa tavsîl olunup, Silistire etrâfını muhâfazaya me'mûr ve birkaç günden sonra Niğbolu havâlîsinin muhâresesi dahi elzem görülüp, o tarafa ‘azîmet bâbında emr-i celîlü'l-ʿunvân şeref-sudûr oldu.",
          "caption": "Âmeden-i Hân-ı ʿâlîşân ve ʿakd-i meşveret berây-ı meştâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_772.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Hân-ı ʿâlîşân ve ʿakd-i meşveret berây-ı meştâ",
          "text": "Bu defʿa Kırım Hân'ı nasb olunan Selîm Girây Hân ile Âsitâne-i saʿâdet'de birkaç defʿa ʿakd-i meclis olunup meştâ husûsu der-meyân ve hayli ebhâs güzerân ederek, taʿyîn-i meştâ Ordu-yi hümâyûn halkının re'yine tefvîz olunmak istihsân olunup, Hân dahi bu sene-i mübârekede Kırım'a ʿadem-i zihâb ile münâsib mahalde meştâ intihâb ve Tuna müncemid olursa vakt ü hâle nazaran karşuya geçmek ve yâhûd berü tarafları muhâfazaya ihtimâm etmek sûretleri istisvâb olunup, bu sûret ile Hân-ı müşârun ileyh Âsitâne'den hareket ve ramazân-ı şerîfin dokuzuncu günü mevkib-i hümâyûna gelüp, bu husûs içün nezd-i Serdâr-ı ekremî'de ʿakd-i encümen-i meşveret kılınup, ibtidâ serhadlerin keyfiyyetini Sadrıaʿzam su’âl ve Yeniçeri Ağası: “Ehl-yevm on beş bin kadar asker emr-i muhâfazada kıyâm eylediklerini” ifâde ile Defterdar Efendi dahi: “O mikdâr taʿyînât verdiğini” âverde-i zebân-ı makāl eyledi. Sadr-ı müşârun ileyh: “İttihâz-ı meştâya ne mahal münâsibdir?” deyü hitâb eyledikde, meştâ husûsu erbâb-ı hall ü ʿakd miyânelerinde yâ İstanbul yâhûd Edirne ve hiç olmadıysa Şumnu tarafları tahmîn olunmuşidi. Hân cenâbıyla kışlak husūsu Âsitâne'de karar ü sübût bulmuş ihtimâliyle herkes mühür-zen-i leb-i sükût olup, baʿde'l-ibrâm huzzârdan baʿzıları bu emri telmîh u işrâb ve Sadrıaʿzam dahi: “Vâkıʿā cenâbınız karîbu'l-ʿahdde Rikâb-ı hümâyûn tarafından iyâb ve bu husûs o tarafda ne vechile râbıta-bend-i nizâm oldu?” deyü isticvâb eyledikde, meştâ husûsu “Leyse'l-mücerreb misle men lem yuʿlem” mefhûmu üzere Muʿasker-i cihândârîde olanların re'yine ihâle olunduğunu îmâ eyledikde, herkes medhûş ve ʿavâkıb-i ahvâli fikr ile dem-beste ve hâmûş oldular. Bu sûretde mâdde meclis-i âhara\nteʼhîr ve: “Herkes yarınki gün ifrâğ-ı mâ-fî'z-zamîr ile ihzâr-ı tedbîr eylesün” deyü cümleye icâzet verilüp, haymelerine ‘avdet eylediler. Ferdâsı kemâ-kân ictimâʿ ile mecâl-i kelâma ittisâ verilüp, huzzâr-ı meclis ibtidây-ı emrde [M2 136] sevk-i kelâmdan imtinâʿ ve rîkların ibtilâʿ eylediler. Encâm-ı kâr baʿzıları Babadağı'nda meştânın mahzûrunu beyân ve Bazarcığ'ı istihsân edüp, Hân cenâblarının dahi Babdağı'nda kışlamasını tasrîh ve bu re'y müşârun ileyhi tekdîr ve tebrîh edüp, dâmen-efşân-ı infiʿâl ve behâne-cûy-i irtihâl olmuşiken, Sadrıaʿzam cevâba âgāz ve: “Bazarcık'da kışlandığı hâlde Babadağı ehâlîsi o sâʿat perîşân olacağlarını tahkīk u îkân ve bu keyfiyyet sâyir sevâhile sirâyet ile hey'et-i ictimâʿiyyelerine tefrika tareyân eyleyeceğini” beyân edüp, nihâyet-i kâr Babadağı'nda kışlamağa karar verilüp, ramazânın yirminci günü Serdâr-ı ekrem alay ile Babadağı'na duhûl ve sâyirleri dahi birer mahall-i münâsib tedârüküyle levâzım-ı şitâ tedârüküne meşgūl oldular.\nVezîr el-Hâc Ahmed Paşa üç dört gün kadar Kāyim-makāmlık edüp, Sadrıaʿzam hazretlerinin şeref-endâz-ı kudûm oldukları sebebi ile me'mûriyyeti lağv olup, Tulça tarafına olan me'mûriyyet-i sâbıkasın tahvîl bâbında dâmen-i Âsafî'yi takbîl ve recâsı hayyiz-i isʿâfa tavsîl olunup, Silistire etrâfını muhâfazaya me'mûr ve birkaç günden sonra Niğbolu havâlîsinin muhâresesi dahi elzem görülüp, o tarafa ‘azîmet bâbında emr-i celîlü'l-ʿunvân şeref-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nehr-i Tuna müncemid ve o deryâçe-i baʿîdu'l-gavr münʿakid olduğu takdîrde, düşmen üzerine çapul etmek üzere sevâhilin bir münâsib mahallinde meştâya Hân cenâblarının duhûlü tasmîm olunmuşidi. Ancak sevâhil asâkir-i İslâm ile mâl-â-mâl ve iktizâ eden taʿyînâtları etrâf kurâlarından istihsâl olunarak, me'mûrlar envâʿ-ı suʿûbete dûçâr oldukları zâhir-i hâl olup, Hân ise el-yevm sahrâda hıyâm ile ârâm ve sukūt-i berf ü bârân ile mübtelây-ı eskām olup, müdâvât ve nefsini ihtirâs içün Babadağı'nda bir hâne ihzârını iltimâs ve zîk-ı mekân hasebiyle kebîr ü sagīr bir mahal tedârükü mümteniʿ u ʿasîr olduğundan, Kethudâ Bey hânesinden hurûc ve Hân cenâbları vülûc etmek üzere sahrâda ikāmet ihtiyâr eylediğini Hân tafattun ve Babadağı'na iki sâʿat mesâfe olan Kanber Karyesi'nde bi'z-zarûre ihtiyâr-ı temekkün eyledi.\n\nHân'ın o taraflarda kışlaması zehâyirin kıllet [M2 137] ü inkıtâʿını îcâb ve meclûbât-ı etrâf ancak dâyiresine ihâta ile sâyir mustahfızların idâre-i taʿyînâtları min asʿabi's-sıʿâb olacağı efkârıyla Sadr-ı vâlâ-cenâb dilhırâş-ı inkılâb olup, müşârun ileyhin beş altı yüz âdem ile mahall-i mezkûrda ikāmeti meştâ-nişîn olanlara külfet ve etrâfdan celb edecekleri me'kûlâtın bulunmamasına ʿillet olduğundan gayri, Âsitâne-i saʿâdet'de sarf u iʿtâ olunan altı yedi yüz kîse meblağdan mâʿadâ yevmiyye Ordu-yi hümâyûn\nhazînesinden yedişer kîse taʿyînât-behâ ile kesb-i râhat ü safâ edüp, Tuna'nın ʿadem-i incimâdı hasebiyle çapul gāyilesini dahi ber-taraf ve minvâl-i muharrer üzere mîrînin vâfir malını telef eyledi.",
          "caption": "Keyfiyyet-i Hân-ı Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_773.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Keyfiyyet-i Hân-ı Kırım",
          "text": "Nehr-i Tuna müncemid ve o deryâçe-i baʿîdu'l-gavr münʿakid olduğu takdîrde, düşmen üzerine çapul etmek üzere sevâhilin bir münâsib mahallinde meştâya Hân cenâblarının duhûlü tasmîm olunmuşidi. Ancak sevâhil asâkir-i İslâm ile mâl-â-mâl ve iktizâ eden taʿyînâtları etrâf kurâlarından istihsâl olunarak, me'mûrlar envâʿ-ı suʿûbete dûçâr oldukları zâhir-i hâl olup, Hân ise el-yevm sahrâda hıyâm ile ârâm ve sukūt-i berf ü bârân ile mübtelây-ı eskām olup, müdâvât ve nefsini ihtirâs içün Babadağı'nda bir hâne ihzârını iltimâs ve zîk-ı mekân hasebiyle kebîr ü sagīr bir mahal tedârükü mümteniʿ u ʿasîr olduğundan, Kethudâ Bey hânesinden hurûc ve Hân cenâbları vülûc etmek üzere sahrâda ikāmet ihtiyâr eylediğini Hân tafattun ve Babadağı'na iki sâʿat mesâfe olan Kanber Karyesi'nde bi'z-zarûre ihtiyâr-ı temekkün eyledi.\n\nHân'ın o taraflarda kışlaması zehâyirin kıllet [M2 137] ü inkıtâʿını îcâb ve meclûbât-ı etrâf ancak dâyiresine ihâta ile sâyir mustahfızların idâre-i taʿyînâtları min asʿabi's-sıʿâb olacağı efkârıyla Sadr-ı vâlâ-cenâb dilhırâş-ı inkılâb olup, müşârun ileyhin beş altı yüz âdem ile mahall-i mezkûrda ikāmeti meştâ-nişîn olanlara külfet ve etrâfdan celb edecekleri me'kûlâtın bulunmamasına ʿillet olduğundan gayri, Âsitâne-i saʿâdet'de sarf u iʿtâ olunan altı yedi yüz kîse meblağdan mâʿadâ yevmiyye Ordu-yi hümâyûn\nhazînesinden yedişer kîse taʿyînât-behâ ile kesb-i râhat ü safâ edüp, Tuna'nın ʿadem-i incimâdı hasebiyle çapul gāyilesini dahi ber-taraf ve minvâl-i muharrer üzere mîrînin vâfir malını telef eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un meştâya duhûlünden sonra tavâyif-i askerînin bir kıst mevâcibleri iʿtâ olunmasının lüzûmu bundan akdem ʿarz-ı serîr-i aʿlâ kılınmışidi. Binâberîn mevâcib ve sâyir metâlibe sarf olunmak içün iki bin dört yüz kîseye karîb meblağ Rikâb-ı hümâyûn tarafından tesyîr ve Bazarcık'da meştâ tahmînî takrîbî ile bir mahall-i me'mende hifz olunması Bazarcık'da kâ'in zâbitâna Ordu-yi hümâyûn tarafından mü'ekked tahrîr olunmuşidi. Ordu hazînesinde akça nefâd bulup, Özi mevâcibinin dahi bir ân akdem irsâli iktizâ eylediğinden, hazîne-i mezkûre dest-i emânet-kârân ile bâz ve dört yüz kîse ifrâz olunup, Özi serhaddine irsâl ve Dağıstanî ʿAli Paşa dahi bu akçanin bir mikdârıyla tanzîm-i hâl ve bâkīsi meştâya duhûl ʿakabinde Bazarcık'dan celb olunup, mevâcib nâmıyla ocağlara teslîm ve zâbitân dahi hevâyî taksîm ile meblağ-ı mezkûrun ekserîsini ihfâ vü tektîm eylediler. Bu akçaye müteʿâkib Şehriyâr-ı seniyyü'l-menâkıb bin kîselik zer-i kamer-tâb ile me'mûrların dest-i iktidarına kuvvet ü tâb verdi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve tevzîʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_774.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve tevzîʿât-ı sâyire",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un meştâya duhûlünden sonra tavâyif-i askerînin bir kıst mevâcibleri iʿtâ olunmasının lüzûmu bundan akdem ʿarz-ı serîr-i aʿlâ kılınmışidi. Binâberîn mevâcib ve sâyir metâlibe sarf olunmak içün iki bin dört yüz kîseye karîb meblağ Rikâb-ı hümâyûn tarafından tesyîr ve Bazarcık'da meştâ tahmînî takrîbî ile bir mahall-i me'mende hifz olunması Bazarcık'da kâ'in zâbitâna Ordu-yi hümâyûn tarafından mü'ekked tahrîr olunmuşidi. Ordu hazînesinde akça nefâd bulup, Özi mevâcibinin dahi bir ân akdem irsâli iktizâ eylediğinden, hazîne-i mezkûre dest-i emânet-kârân ile bâz ve dört yüz kîse ifrâz olunup, Özi serhaddine irsâl ve Dağıstanî ʿAli Paşa dahi bu akçanin bir mikdârıyla tanzîm-i hâl ve bâkīsi meştâya duhûl ʿakabinde Bazarcık'dan celb olunup, mevâcib nâmıyla ocağlara teslîm ve zâbitân dahi hevâyî taksîm ile meblağ-ı mezkûrun ekserîsini ihfâ vü tektîm eylediler. Bu akçaye müteʿâkib Şehriyâr-ı seniyyü'l-menâkıb bin kîselik zer-i kamer-tâb ile me'mûrların dest-i iktidarına kuvvet ü tâb verdi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rikâb-ı kâmyâba ifâde-i hâl maksadıyla irsâl olunan Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi, birkaç defʿa huzûr-ı hümâyûna duhûl ile ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, asâkir-i İslâm'ın perîşânlığına dâ'yir olan ʿilel ü esbâbı âverde-i zebân ve düşmene galebe levâzımını yegân yegân bast ü beyân edüp, takrîri münakkah u müvecceh ve tedbîri müraccah ve gayr-i müşevveh olduğuna binâ'en, birkaç defʿa Bâb-ı ʿâlî'de [M2 138] ve bir defʿa huzûr-ı hümâyûnda tarh-ı kurʿa-i müşâvere ve kadh-ı zinâd müzâkere olunup, Efendi-yi mûmâ ileyh mecâlis-i mezkûrede: “Mîrîlü askere sarf olunan nukūd-i bî-şümâr telef-i sırf kabîlinden olduğu âşikâr ve o makūle serserî ve şiʿâr-ı gayretden berî olan eşhâs u erâzil, cümleden evvel firâr ile Devlet-i ʿaliyye'nin askerini mütezelzil etdikden sonra, yemîn ve yesârlarında buldukları emvâl ü eşyâyı gāret ve memleketlerine ʿavdet ve mezkûrlara olan rağbet, ocağlar halkına bâʿis-i fütûr u rehâvet olup, fî-mâ-baʿd Devlet-i ʿaliyye'nin muvazzaf askerine iʿtibâr ve kānûn-i kadîmlerine mürâcaʿat ile istihsâl-i vesâyil-i nizâmlarına sarf-ı iktidâr lâzım olduğunu tezkâr edüp, iʿmâl olunan topların dahi kiber ü irtifâʿından bahs ile istiʿmâli müteʿazzir ve nakl ü tahrîki müteʿassir olup, nev-îcâd toplar tedârükünü îmâ ve şimdîden meştâ askerini yerlü yerinden ihrâc ile Muʿasker-i hümâyûn'a takviyyet vermek iktizâ eylediğini sâyir mevâd ile ihsâ eyledi\". Takrîr-i mezkûr zihn-i Şehinşâhî'de cilveger olan suver-i maʿkūlâta mütelâzim ve bu defʿa Ordu-yi hümâyûn tarafından vürûd eden tedbîrât ve tasarrufâtın me'âline mülâyim olup, Şehriyâr-ı enâm sevk-i kelâm-ı dürriyyü'n-nizâm ve\nşimdiye dek emvâl ü asâkir ve mühimmât ü zehâyirde katʿâ kusûr olunmadığını o meclisde olanlara mesned-i Hüsrevâneleri'ne lâyık ʿibârât-ı reşîka ile ifâde vü ifhâm buyurup, münâsib görüldüğü takdîrde askere kuvvet-i kalb olmak içün bizzât Edirne'ye ve yâhûd mahall-i tekābül-i aʿdâya devlet ü ikbâl ile hareket buyuracaklarını keşîde-i silk-i takrîr ve hâzır-ı bi'l-meclis olanların aʿsâb-ı hamiyyet ü gayretlerin tahrîk ile ocağlar zâbıtânı bu bâbda ifrâğ-ı cehd ü tâkat eyleyeceklerini rişte keş-i hüsn-i taʿbîr eylediler. Bundan sonra ocağların tanzîm-i şevârid-i umûrlarına ihtimâm ve tashîh be-dergâh ile teksîr-i neferâta ikdâm olunmak semtine sevk-i kelâm olunup, ocağlu bu bâbda dahi ser-fürû-bürde-i tavk-ı inkıyâd ve bu emr-i ehemmin tesviyesinde yek-sâk-ı ittihâd olacakların îrâd eyleyerek, fi'l-hakīka vâfir neferât tertîb ve berran ve bahran Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb eylediler. Süvârî ocağlarında dahi bozma ve sâyir tasarrufât ile müstekinn olan fesâd dahi izâle olunup, [M2 139] kānunları üzere Livâʾ-i Şerîf muhâfazasında isbât-ı vücûd ve me'mûr oldukları cihâtda bezl-i mechûd etmeleri mezkûr olup, anlar dahi usûl-i kānûnlarına riʿâyet ve rezm-gâh-ı düşmende bezl-i tâkat eyleyeceklerini teʿahhüd ile meclis hitâm ve meşveret encâm bulup, bu vukūʿâtı Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem'e ifâde ve ocağlar nizâmını mutazammın ve fî-mâ baʿd mahall-i rezm ü maʿrekede sebât ü istikrâra sebeb olacak efâʿîlin tedârük ve icrâsını mütebeyyin iki kıtʿa mufassal hatt-ı hümâyûn ile Efendi-yi mûmâ ileyh iʿâde olunup, ramazânın yirmi sekizinci günü Babadağı'na pâ-nihâde ve şevvâlin üçüncü günü ocağlu ve Anadolu'ya varınca ricâl-i devlet ʿakd olunan meclisde âmâde olup, zikr olunan iki kıtʿa hatt-ı hümâyûn cehren kırâʾet ve mefhûm-i şerîfi cümleye iʿlân ü işâʿat olunup, emr-i veliyyü'l-emr üzere emr-i cihâd ve teksîr-i cumûʿ u efrâd ve mukābele-i aʿdâ ve mukāraʿa vü gavgāda tesebbüt-i mühce vü fuʾâd ile ser ü cân fedâ eyleyeceklerinde yek-sâk u vifâk u ittihâd oldular.",
          "caption": "ʿAvdet-i Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_775.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî",
          "text": "Rikâb-ı kâmyâba ifâde-i hâl maksadıyla irsâl olunan Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi, birkaç defʿa huzûr-ı hümâyûna duhûl ile ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, asâkir-i İslâm'ın perîşânlığına dâ'yir olan ʿilel ü esbâbı âverde-i zebân ve düşmene galebe levâzımını yegân yegân bast ü beyân edüp, takrîri münakkah u müvecceh ve tedbîri müraccah ve gayr-i müşevveh olduğuna binâ'en, birkaç defʿa Bâb-ı ʿâlî'de [M2 138] ve bir defʿa huzûr-ı hümâyûnda tarh-ı kurʿa-i müşâvere ve kadh-ı zinâd müzâkere olunup, Efendi-yi mûmâ ileyh mecâlis-i mezkûrede: “Mîrîlü askere sarf olunan nukūd-i bî-şümâr telef-i sırf kabîlinden olduğu âşikâr ve o makūle serserî ve şiʿâr-ı gayretden berî olan eşhâs u erâzil, cümleden evvel firâr ile Devlet-i ʿaliyye'nin askerini mütezelzil etdikden sonra, yemîn ve yesârlarında buldukları emvâl ü eşyâyı gāret ve memleketlerine ʿavdet ve mezkûrlara olan rağbet, ocağlar halkına bâʿis-i fütûr u rehâvet olup, fî-mâ-baʿd Devlet-i ʿaliyye'nin muvazzaf askerine iʿtibâr ve kānûn-i kadîmlerine mürâcaʿat ile istihsâl-i vesâyil-i nizâmlarına sarf-ı iktidâr lâzım olduğunu tezkâr edüp, iʿmâl olunan topların dahi kiber ü irtifâʿından bahs ile istiʿmâli müteʿazzir ve nakl ü tahrîki müteʿassir olup, nev-îcâd toplar tedârükünü îmâ ve şimdîden meştâ askerini yerlü yerinden ihrâc ile Muʿasker-i hümâyûn'a takviyyet vermek iktizâ eylediğini sâyir mevâd ile ihsâ eyledi\". Takrîr-i mezkûr zihn-i Şehinşâhî'de cilveger olan suver-i maʿkūlâta mütelâzim ve bu defʿa Ordu-yi hümâyûn tarafından vürûd eden tedbîrât ve tasarrufâtın me'âline mülâyim olup, Şehriyâr-ı enâm sevk-i kelâm-ı dürriyyü'n-nizâm ve\nşimdiye dek emvâl ü asâkir ve mühimmât ü zehâyirde katʿâ kusûr olunmadığını o meclisde olanlara mesned-i Hüsrevâneleri'ne lâyık ʿibârât-ı reşîka ile ifâde vü ifhâm buyurup, münâsib görüldüğü takdîrde askere kuvvet-i kalb olmak içün bizzât Edirne'ye ve yâhûd mahall-i tekābül-i aʿdâya devlet ü ikbâl ile hareket buyuracaklarını keşîde-i silk-i takrîr ve hâzır-ı bi'l-meclis olanların aʿsâb-ı hamiyyet ü gayretlerin tahrîk ile ocağlar zâbıtânı bu bâbda ifrâğ-ı cehd ü tâkat eyleyeceklerini rişte keş-i hüsn-i taʿbîr eylediler. Bundan sonra ocağların tanzîm-i şevârid-i umûrlarına ihtimâm ve tashîh be-dergâh ile teksîr-i neferâta ikdâm olunmak semtine sevk-i kelâm olunup, ocağlu bu bâbda dahi ser-fürû-bürde-i tavk-ı inkıyâd ve bu emr-i ehemmin tesviyesinde yek-sâk-ı ittihâd olacakların îrâd eyleyerek, fi'l-hakīka vâfir neferât tertîb ve berran ve bahran Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb eylediler. Süvârî ocağlarında dahi bozma ve sâyir tasarrufât ile müstekinn olan fesâd dahi izâle olunup, [M2 139] kānunları üzere Livâʾ-i Şerîf muhâfazasında isbât-ı vücûd ve me'mûr oldukları cihâtda bezl-i mechûd etmeleri mezkûr olup, anlar dahi usûl-i kānûnlarına riʿâyet ve rezm-gâh-ı düşmende bezl-i tâkat eyleyeceklerini teʿahhüd ile meclis hitâm ve meşveret encâm bulup, bu vukūʿâtı Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem'e ifâde ve ocağlar nizâmını mutazammın ve fî-mâ baʿd mahall-i rezm ü maʿrekede sebât ü istikrâra sebeb olacak efâʿîlin tedârük ve icrâsını mütebeyyin iki kıtʿa mufassal hatt-ı hümâyûn ile Efendi-yi mûmâ ileyh iʿâde olunup, ramazânın yirmi sekizinci günü Babadağı'na pâ-nihâde ve şevvâlin üçüncü günü ocağlu ve Anadolu'ya varınca ricâl-i devlet ʿakd olunan meclisde âmâde olup, zikr olunan iki kıtʿa hatt-ı hümâyûn cehren kırâʾet ve mefhûm-i şerîfi cümleye iʿlân ü işâʿat olunup, emr-i veliyyü'l-emr üzere emr-i cihâd ve teksîr-i cumûʿ u efrâd ve mukābele-i aʿdâ ve mukāraʿa vü gavgāda tesebbüt-i mühce vü fuʾâd ile ser ü cân fedâ eyleyeceklerinde yek-sâk u vifâk u ittihâd oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Özi Kalʿası'nın muhâfazası mûcibât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâʾen, on iki bin nefere karîb yeniçeri serdengeçdileri tahrîr ve bayrakları küşâd ve üzerlerine birer münâsib ağa taʿyîn olunup, mühimmât ve masârıfları iʿdâd ve zemân-ı kalîlde ocak tarafından taʿyîn olunun mübâşirler ile tekmîl-i maslahat-i imdâd kılınmışidi. Zikr olunan neferâtın baʿzısı rü'yet-i levâzım nâmıyla Köstence ve Varna iskelelerine resîde ve müşâcere vü muhâsara vukūʿundan lerzân ve tersîde olarak, etrâfa perîşân olmağa şurûʿ eyledikleri sâmiʿa-güzâr-ı Serdâr-ı ekremî olmağla, o makūle usûl-i ʿahde muhâlif ve emr-i gazâ vü cihâddan mütecânif olanların teʾdîbât-ı lâzimeleri maʿrifet-i zâbitân ile icrâ olunarak sefînelerine irkâb ve me'mûr oldukları mahallere izhâb olundu.\n\nAʿdây-ı dînin sevâhil-i Tunâ'nın ekseri mahallini zabt ve baʿzan berü câniblere mürûr ile sevâhil halkını mübtelây-ı teşvîş ü habt eyledikleri, mesmûʿ-ı Şâhâne olmak-\ndan nâşî defʿ-i gezend ve mümkin olursa karşu yakada medâr-ı tehassun olur bir mahalle rabt-ı peyvend kılınmak dâʿiyesiyle, on bin kadar yeniçeri dilâverlerini ihâta eder [M2 140] kırk kıtʿa sefâyin techîz ve Sünne Boğazı'ndan Tulça ve İsakçı'ya varup, kasdı mezbûrun îkāʿı zımnında sükkân-ı ʿazîmetleri tahrîk ü tehzîz olunmuşidi. Seksen beş senesi nisânında Karaharman sularında ʿarz-ı cemʿiyyet ü sevâd eyledikleri, maʿlûm-i Sadr-ı kaviyyü'l-fu'âd oldukda, on kıtʿası Prutça Boğazı'nın hıfzına meʾmûr ve bâkīsi Sünne Boğazı'ndan duhûl ile sevâhil-i Tuna'nın bir mahallini zabt etmek bâbında zâbitlerine hitâben emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu. Eflâk Voyvodası Manolaki derece-i mikneti kadar Bükreş Kasabası'nı muhâfaza ile aʿdâyı hudûda duhûlden menʿ ve ʿusât-ı reʿâyânın vahşetlerin defʿ kasdında olup, Eflâk Serʿaskeri Vezîr Mehmed Paşa tarafından iʿânet ü imdâdda zuhûr eden kusûr mesfûra sebeb-i futûr olduğundan başka, Devlet-i ʿaliyye'ye sıdk u istikāmetle hidmeti düşmen-i dîne dâg-ı derûn ve ahz ü taʿzîbini ızmâr ile îcâd-ı envâʿ-ı mekr u füsûn eylediklerini mesfûr derk ve zarûrî Eflâk tarafını terk edüp, Krayova'da ʿinân-keş ve bu hâl-i müşevveş ile o tarafda dahi ikāmet edemeyüp, Vidin Kalʿası'na dâhil olduğu semʿ-i tahkīka vâsıl ve düşmen dahi terk olunan mahalleri zabt ve iddihâr olunan zehâyir-i ehâyire mâlik ve bu cihetle dahi kuvvet peydâ edüp, râh-ı tecâvüze sâlik oldu. Aʿdâ-yı dînin berü yakada bir maʿkıl-i metîne dest-res olarak, etrâfa îsâl-i zarar derûn-i habâset-meşhûnlarında muzmar olduğuna binâʾen, Ada-i Kebîr'in muhâfazası lâzım ve top ve cebehânesine nazar olunarak asker ve sâyir cihetler ile takviyesi emr-i mühim olmağla, beş yüz kadar asker istishâb ve kalʿayı muhâfaza ve muhâreseye sarf-ı kudret u tâb eylemek şartıyla, Prizrin sükkânından Emrullah Ağa'ya iki tuğ ihsân ve cihât-ı sâyire ile tekmîl-i noksân kılınup, Vidin Kalʿası'nın dahi iktizâ eden mahalleri taʿmîr ve muhâfızı olan Vezîr Mehmed Paşa'ya on beş bin ve defterdârına on bin guruş irsâl olunup, muhâfaza-i kalʿa husûsu ber-vech-i teʾkîd tezkîr olundu.\nMora Cezîresi'ni tesallut-i aʿdâdan masûn ve Cezîre'ye duhûl kasd edenleri dûrbâş-ı celâdet ile bîrûn eden Sadr-ı sâbık Muhsin-zâde Mehmed Paşa [M2 141] Vidin tarafına sevk-i asker ile meʾmûr ve Rikâb-ı kâm-yâbdan müşârun ileyhe ısdâr-ı menşûr kılındı. Taʿyîn-i meştâ emrinde vukūʿ bulan tereddüd iktizâsıyla, inkızây-ı şitâya dek fikr-i cemʿ-i zehâyir kulûb-i ekâbirde dâ'yir olmayup, Babadağı'na duhûlde zahîre cihetiyle zarûret çekileceği maʿlûm-i cenâb-ı Şehriyârî olmağla, Ordu-yi hümâyûn'a ve Özi Kalʿası'na vefâ edecek kadar zehâyir sevâhil-i Bahr-i siyâh'dan nakl olunduysa dahi, vaktiyle vusûl bulmadığından, Babadağı'nda kışlayanların râbıta-i taʿayyüşleri münfekk ve dûr u dırâz mahallerden zahîre celbi ile mâ-melekleri müstehlek oldu. İsâğası vazʿ-ı kadîm olan topların bu muhârebede istiʿmâlleri kayd-ı ʿazîm olduğu keyfiyyâtı mukaddemâ huzûr-i hümâyûna ʿarz u takdîm olup, ʿArabacı-başı Mehmed Ağa'nın bu fende\nfart-ı mehâreti hasebiyle ifâde-i hâl içün Âsitâne'ye irsâl olunmuşidi. Mûmâ ileyh Der-i devlet-medâr'a vazʿ-ı ruhsâr eyledikde, istiʿmâle selâhiyyeti olan topların resm ü hey'et ve siklet ü hıffetini şâmil Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olunan takrîri istihsân olunup, zemân-ı yesîrde vech-i muʿarref üzere üç vukıyyeden yüz dirheme dek kifâyet mikdârı top isâğa vü tetmîm ve arabaları dahi yesîru'l-idâre ve sehlü'l-istiʿmâl olarak müceddeden inşâ ve tanzîm olunup, mühimmât ü levâzımâtıyla sefâyine tahmîl ve altmış kadarı berren Ordu-yi hümâyûn'a tesbîl olunmuşidi. Hübûb-ı bâd-ı kabûl ile Karaharman iskelesine vusûl bulduğu ihbâr olunup, derhâl ʿarabalar ile Ordu-yi hümâyûn'a nakl ve lâzım gelen mahallere tevzîʿ ve ʿArabacı-başı Ağa dahi berren getürdiği topları sekiz yüz güzîde nefer ile pîş-gâh-ı otâk-ı Sadr-ı ʿâlî-câhdan imrâr edüp, bu mukābelede hılʿat-i hâssu'l-hâs ile kadri terfîʿ olunup, on kıtʿa yüzer dirhemlik toplar dahi iki kāt barut ile lede'l-imtihân Sancağ-ı Şerîf obası mukābiline vazʿ u tertîb ve bâkīsi Topçu-başı tarafına teslîm olunmak tasvîb olundu.\nVezâreti refʿ olunan Abaza Mehmed Paşa Köstendil'e gider iken Hân-ı ʿâlişâna tesadüf ve giriftâr olduğu musîbet sebebi ile izhâr-ı telehhüf edüp, müşârun ileyh dahi hâline te'essüf ile maʿan Ordu-yi hümâyûn'a getürüp, câme-i Vezâreti'ni tecdîd [M2 142] içün dâmen-gîr-i Sadr-ı cedîd olmuşidi. ʿUnfuvân-ı zemân-ı Hânî sebebi ile recâsı, hayyiz-i resân-ı isʿâf ve ibkā-yı Vezâret'i mâddesine Köstendil mansıbı irdâf olunarak mazhar-ı sunûf-ı eltâf olup, savb-ı maksûda ʿazîmet etmişiken, Kırım ülkesinde vâkiʿ Yeni Kalʿa'ya vüzerây-ı ʿizâmdan bir vezîr-i nâmdârın taʿyînini zarûriyyât-ı vakt îcâb eylediğine binâ'en, müşârun ileyhe beş bin guruş harçlık irsâl olunup, Köstence İskelesi'nden seksen kadar etbâʿ ile ol-savba şirâ-güşây-ı istiʿcâl oldu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_776.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Özi Kalʿası'nın muhâfazası mûcibât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâʾen, on iki bin nefere karîb yeniçeri serdengeçdileri tahrîr ve bayrakları küşâd ve üzerlerine birer münâsib ağa taʿyîn olunup, mühimmât ve masârıfları iʿdâd ve zemân-ı kalîlde ocak tarafından taʿyîn olunun mübâşirler ile tekmîl-i maslahat-i imdâd kılınmışidi. Zikr olunan neferâtın baʿzısı rü'yet-i levâzım nâmıyla Köstence ve Varna iskelelerine resîde ve müşâcere vü muhâsara vukūʿundan lerzân ve tersîde olarak, etrâfa perîşân olmağa şurûʿ eyledikleri sâmiʿa-güzâr-ı Serdâr-ı ekremî olmağla, o makūle usûl-i ʿahde muhâlif ve emr-i gazâ vü cihâddan mütecânif olanların teʾdîbât-ı lâzimeleri maʿrifet-i zâbitân ile icrâ olunarak sefînelerine irkâb ve me'mûr oldukları mahallere izhâb olundu.\n\nAʿdây-ı dînin sevâhil-i Tunâ'nın ekseri mahallini zabt ve baʿzan berü câniblere mürûr ile sevâhil halkını mübtelây-ı teşvîş ü habt eyledikleri, mesmûʿ-ı Şâhâne olmak-\ndan nâşî defʿ-i gezend ve mümkin olursa karşu yakada medâr-ı tehassun olur bir mahalle rabt-ı peyvend kılınmak dâʿiyesiyle, on bin kadar yeniçeri dilâverlerini ihâta eder [M2 140] kırk kıtʿa sefâyin techîz ve Sünne Boğazı'ndan Tulça ve İsakçı'ya varup, kasdı mezbûrun îkāʿı zımnında sükkân-ı ʿazîmetleri tahrîk ü tehzîz olunmuşidi. Seksen beş senesi nisânında Karaharman sularında ʿarz-ı cemʿiyyet ü sevâd eyledikleri, maʿlûm-i Sadr-ı kaviyyü'l-fu'âd oldukda, on kıtʿası Prutça Boğazı'nın hıfzına meʾmûr ve bâkīsi Sünne Boğazı'ndan duhûl ile sevâhil-i Tuna'nın bir mahallini zabt etmek bâbında zâbitlerine hitâben emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu. Eflâk Voyvodası Manolaki derece-i mikneti kadar Bükreş Kasabası'nı muhâfaza ile aʿdâyı hudûda duhûlden menʿ ve ʿusât-ı reʿâyânın vahşetlerin defʿ kasdında olup, Eflâk Serʿaskeri Vezîr Mehmed Paşa tarafından iʿânet ü imdâdda zuhûr eden kusûr mesfûra sebeb-i futûr olduğundan başka, Devlet-i ʿaliyye'ye sıdk u istikāmetle hidmeti düşmen-i dîne dâg-ı derûn ve ahz ü taʿzîbini ızmâr ile îcâd-ı envâʿ-ı mekr u füsûn eylediklerini mesfûr derk ve zarûrî Eflâk tarafını terk edüp, Krayova'da ʿinân-keş ve bu hâl-i müşevveş ile o tarafda dahi ikāmet edemeyüp, Vidin Kalʿası'na dâhil olduğu semʿ-i tahkīka vâsıl ve düşmen dahi terk olunan mahalleri zabt ve iddihâr olunan zehâyir-i ehâyire mâlik ve bu cihetle dahi kuvvet peydâ edüp, râh-ı tecâvüze sâlik oldu. Aʿdâ-yı dînin berü yakada bir maʿkıl-i metîne dest-res olarak, etrâfa îsâl-i zarar derûn-i habâset-meşhûnlarında muzmar olduğuna binâʾen, Ada-i Kebîr'in muhâfazası lâzım ve top ve cebehânesine nazar olunarak asker ve sâyir cihetler ile takviyesi emr-i mühim olmağla, beş yüz kadar asker istishâb ve kalʿayı muhâfaza ve muhâreseye sarf-ı kudret u tâb eylemek şartıyla, Prizrin sükkânından Emrullah Ağa'ya iki tuğ ihsân ve cihât-ı sâyire ile tekmîl-i noksân kılınup, Vidin Kalʿası'nın dahi iktizâ eden mahalleri taʿmîr ve muhâfızı olan Vezîr Mehmed Paşa'ya on beş bin ve defterdârına on bin guruş irsâl olunup, muhâfaza-i kalʿa husûsu ber-vech-i teʾkîd tezkîr olundu.\nMora Cezîresi'ni tesallut-i aʿdâdan masûn ve Cezîre'ye duhûl kasd edenleri dûrbâş-ı celâdet ile bîrûn eden Sadr-ı sâbık Muhsin-zâde Mehmed Paşa [M2 141] Vidin tarafına sevk-i asker ile meʾmûr ve Rikâb-ı kâm-yâbdan müşârun ileyhe ısdâr-ı menşûr kılındı. Taʿyîn-i meştâ emrinde vukūʿ bulan tereddüd iktizâsıyla, inkızây-ı şitâya dek fikr-i cemʿ-i zehâyir kulûb-i ekâbirde dâ'yir olmayup, Babadağı'na duhûlde zahîre cihetiyle zarûret çekileceği maʿlûm-i cenâb-ı Şehriyârî olmağla, Ordu-yi hümâyûn'a ve Özi Kalʿası'na vefâ edecek kadar zehâyir sevâhil-i Bahr-i siyâh'dan nakl olunduysa dahi, vaktiyle vusûl bulmadığından, Babadağı'nda kışlayanların râbıta-i taʿayyüşleri münfekk ve dûr u dırâz mahallerden zahîre celbi ile mâ-melekleri müstehlek oldu. İsâğası vazʿ-ı kadîm olan topların bu muhârebede istiʿmâlleri kayd-ı ʿazîm olduğu keyfiyyâtı mukaddemâ huzûr-i hümâyûna ʿarz u takdîm olup, ʿArabacı-başı Mehmed Ağa'nın bu fende\nfart-ı mehâreti hasebiyle ifâde-i hâl içün Âsitâne'ye irsâl olunmuşidi. Mûmâ ileyh Der-i devlet-medâr'a vazʿ-ı ruhsâr eyledikde, istiʿmâle selâhiyyeti olan topların resm ü hey'et ve siklet ü hıffetini şâmil Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olunan takrîri istihsân olunup, zemân-ı yesîrde vech-i muʿarref üzere üç vukıyyeden yüz dirheme dek kifâyet mikdârı top isâğa vü tetmîm ve arabaları dahi yesîru'l-idâre ve sehlü'l-istiʿmâl olarak müceddeden inşâ ve tanzîm olunup, mühimmât ü levâzımâtıyla sefâyine tahmîl ve altmış kadarı berren Ordu-yi hümâyûn'a tesbîl olunmuşidi. Hübûb-ı bâd-ı kabûl ile Karaharman iskelesine vusûl bulduğu ihbâr olunup, derhâl ʿarabalar ile Ordu-yi hümâyûn'a nakl ve lâzım gelen mahallere tevzîʿ ve ʿArabacı-başı Ağa dahi berren getürdiği topları sekiz yüz güzîde nefer ile pîş-gâh-ı otâk-ı Sadr-ı ʿâlî-câhdan imrâr edüp, bu mukābelede hılʿat-i hâssu'l-hâs ile kadri terfîʿ olunup, on kıtʿa yüzer dirhemlik toplar dahi iki kāt barut ile lede'l-imtihân Sancağ-ı Şerîf obası mukābiline vazʿ u tertîb ve bâkīsi Topçu-başı tarafına teslîm olunmak tasvîb olundu.\nVezâreti refʿ olunan Abaza Mehmed Paşa Köstendil'e gider iken Hân-ı ʿâlişâna tesadüf ve giriftâr olduğu musîbet sebebi ile izhâr-ı telehhüf edüp, müşârun ileyh dahi hâline te'essüf ile maʿan Ordu-yi hümâyûn'a getürüp, câme-i Vezâreti'ni tecdîd [M2 142] içün dâmen-gîr-i Sadr-ı cedîd olmuşidi. ʿUnfuvân-ı zemân-ı Hânî sebebi ile recâsı, hayyiz-i resân-ı isʿâf ve ibkā-yı Vezâret'i mâddesine Köstendil mansıbı irdâf olunarak mazhar-ı sunûf-ı eltâf olup, savb-ı maksûda ʿazîmet etmişiken, Kırım ülkesinde vâkiʿ Yeni Kalʿa'ya vüzerây-ı ʿizâmdan bir vezîr-i nâmdârın taʿyînini zarûriyyât-ı vakt îcâb eylediğine binâ'en, müşârun ileyhe beş bin guruş harçlık irsâl olunup, Köstence İskelesi'nden seksen kadar etbâʿ ile ol-savba şirâ-güşây-ı istiʿcâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serv-i ser-âzâd-ı çemenistân-ı Saltanat olan Şeh-zâdegândan Sultân Bayezîd hazretlerinin gül-i mutarrâdan nâzikter olan vücûd-ı şerîflerinde inhirâf ve ʿunsur-ı pâkizelerinde ihtilâf vâkiʿ olup, ihzâr-ı etıbbâ ile tedbîr-i devâ olunduysa dahi, [mısra]: Vedâ’ü'l-mevti leyse lehü devâ'ün Mefhûmu üzere ʿilâc-ı etıbbâ kâr-ger olmayup, evâhır-ı şehr-i ramazânda ʿazm-i hıyâbân-zâr-ı dârü'l-karâr ve dâhil-i “cennâtün tecrî min tahtihe'l-enhâr” oldu.\nüzere naʿş-ı mağfiret-nakşı büyük vâlideleri camîʿ-ı şerîfinde ihzâr olunan mahalle defn ile o semer-i şecer-i sâbitü'l-asl-ı Tâcdârî aʿyün-i nâsdan nühüfte vü mütevârî oldu. Şeh-zâde-i müşârun ileyh subbet sicâlü'r-rahmeti ʿaleyh otuz târîhinde pîrâye-bahş-ı ʿâlem-i vücûd olup, kırk üç târîhine gelince talîku'l-ʿinân ve bundan sonra sâyir şehzâdegân ile Harem-i Serây-ı hümâyûnda ihtiyâr-ı mekân ve muntazır-ı bürûz-i feyz-i Rahmân olmuşiken, vedâʿ-ı ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i semt-i bekā vü câvidânî eyledi.",
          "caption": "Vefât-ı Şeh-zâde Sultân Bayezîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_777.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şeh-zâde Sultân Bayezîd",
          "text": "Serv-i ser-âzâd-ı çemenistân-ı Saltanat olan Şeh-zâdegândan Sultân Bayezîd hazretlerinin gül-i mutarrâdan nâzikter olan vücûd-ı şerîflerinde inhirâf ve ʿunsur-ı pâkizelerinde ihtilâf vâkiʿ olup, ihzâr-ı etıbbâ ile tedbîr-i devâ olunduysa dahi, [mısra]: Vedâ’ü'l-mevti leyse lehü devâ'ün Mefhûmu üzere ʿilâc-ı etıbbâ kâr-ger olmayup, evâhır-ı şehr-i ramazânda ʿazm-i hıyâbân-zâr-ı dârü'l-karâr ve dâhil-i “cennâtün tecrî min tahtihe'l-enhâr” oldu.\nüzere naʿş-ı mağfiret-nakşı büyük vâlideleri camîʿ-ı şerîfinde ihzâr olunan mahalle defn ile o semer-i şecer-i sâbitü'l-asl-ı Tâcdârî aʿyün-i nâsdan nühüfte vü mütevârî oldu. Şeh-zâde-i müşârun ileyh subbet sicâlü'r-rahmeti ʿaleyh otuz târîhinde pîrâye-bahş-ı ʿâlem-i vücûd olup, kırk üç târîhine gelince talîku'l-ʿinân ve bundan sonra sâyir şehzâdegân ile Harem-i Serây-ı hümâyûnda ihtiyâr-ı mekân ve muntazır-ı bürûz-i feyz-i Rahmân olmuşiken, vedâʿ-ı ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i semt-i bekā vü câvidânî eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı sâbık tevcîhât defterini tertîb ü imlâ ve merfûʿ-i südde-i serîr-i aʿlâ etmişidi. İnhilâl-i Sadâret-i ʿuzmâ takrîbi ile te'hîri enseb ve Sadr-ı cedîd tarafından tekrar ʿarz olunması mustasveb görülüp, binâʾen ʿalâ zâlik Serdâr-ı ekrem hazretleri Babadağı'na vusûllerinde defter-i tevcîhâtı iktizâsına göre tahrîr ve Rikâb-ı hümâyûn'a geldikde: “İzn-i hümâyûnum sâdır olmuşdur” ziyneti ile bâlâsı tevşîh ü tahbîr ve ordu-yi zaferbûya tesyîr olunmuşidi. Şevvâlin yirmi üçüncü günü tevcîhât vukūʿ bulup, menâsıb-ı ricâl ibkā ve fekat Çavuş-başılık Sadr-ı vakūrun taşrada kethudâları olan Kapucu-başı Rûhî Süleyman Ağa'ya ve Silahdâr [M2 143] Ağalığı selefi ʿArabgîrli İbrâhîm Bey'e ve Piyâde Mukābeleciliği Bekir Paşa-zâde ʿAtâʾullâh Bey'e ve Cebeciler Kitâbeti, Sırrı Selîm Efendi'ye tevcîh olunup, vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi mansıbları ibkā vü takrîr ve Adana Eyâleti menşûru fekat Râgıb Paşa dâmâdı Vezîr Hüseyin Paşa nâmına tahrîr olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_778.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Sadr-ı sâbık tevcîhât defterini tertîb ü imlâ ve merfûʿ-i südde-i serîr-i aʿlâ etmişidi. İnhilâl-i Sadâret-i ʿuzmâ takrîbi ile te'hîri enseb ve Sadr-ı cedîd tarafından tekrar ʿarz olunması mustasveb görülüp, binâʾen ʿalâ zâlik Serdâr-ı ekrem hazretleri Babadağı'na vusûllerinde defter-i tevcîhâtı iktizâsına göre tahrîr ve Rikâb-ı hümâyûn'a geldikde: “İzn-i hümâyûnum sâdır olmuşdur” ziyneti ile bâlâsı tevşîh ü tahbîr ve ordu-yi zaferbûya tesyîr olunmuşidi. Şevvâlin yirmi üçüncü günü tevcîhât vukūʿ bulup, menâsıb-ı ricâl ibkā ve fekat Çavuş-başılık Sadr-ı vakūrun taşrada kethudâları olan Kapucu-başı Rûhî Süleyman Ağa'ya ve Silahdâr [M2 143] Ağalığı selefi ʿArabgîrli İbrâhîm Bey'e ve Piyâde Mukābeleciliği Bekir Paşa-zâde ʿAtâʾullâh Bey'e ve Cebeciler Kitâbeti, Sırrı Selîm Efendi'ye tevcîh olunup, vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi mansıbları ibkā vü takrîr ve Adana Eyâleti menşûru fekat Râgıb Paşa dâmâdı Vezîr Hüseyin Paşa nâmına tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâdî-yi nâsda mütedâvel ecnâs-ı zer-i meskûk bi'l-külliyye nâ-bûd ve metrûk olup, yedlerinde bulunanları herkes ketm ü ihfâ ve muʿâmele-i zarûriyyeyi beyaz akça ile idâre ve baʿzan râyicinden ziyâde ile bir şey'i beyʿ u şirâ edegeldikleri rû-nümâ olup, baʿzı erbâb-ı ʿukūl, altunun ecnâsına tehammülü kadar terakkī vazʿ olunsa, tamaʿkârân-ı nâs nefʿ u nemâ iltimâsıyla ihtizân etdikleri altunu ihrâc ve dâd ü sited ber-vech-i sühûlet revâc bulacağından gayri, cânib-i mîrîye dahi vâfir fâyide terettüb eyleyeceğini zevâhir-i ahvâlden istinbât ü istihrâc etmeleriyle, yüz on pâreye tedâvül olunun zer-i mahbûb, fî-mâ baʿd yüz yirmi pâreye ve yüz elli beş pâreye cârî olan fındık, yüz altmış pâreye teʿâtî olunmak fermân olunup, Memâlik-i mahrûseye neşr-i ihbâr ve Ordu-yi hümâyûn'a dahi hatt-ı hümâyûn ısdâr olunmuşidi. Ordu hazînesinde vâfir altun me'mûl\niken, veznedâr-başının melʿaneti ile istibdâl ve cüz'î altun bulunduğu me'mûrlara sebeb-i infiʿâl ve ne hâl ise infâz-ı irâde ile her tarafa emr-i ʿâlî irsâl olundu.\n\nOrdu-yı hümâyûn hazînesinde akçanın fıkdânı maʿlûm-ı hazret-i Cihân-bânî olduğuna binâ'en, bu defʿa dahi dört yüz kîse akça irsâl ve lede'l-vusûl hazîneye idhâl ve ber-vech-i iʿtidâl umûr-ı seferiyyeye sarfıyla iştigāl olundu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_779.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Eyâdî-yi nâsda mütedâvel ecnâs-ı zer-i meskûk bi'l-külliyye nâ-bûd ve metrûk olup, yedlerinde bulunanları herkes ketm ü ihfâ ve muʿâmele-i zarûriyyeyi beyaz akça ile idâre ve baʿzan râyicinden ziyâde ile bir şey'i beyʿ u şirâ edegeldikleri rû-nümâ olup, baʿzı erbâb-ı ʿukūl, altunun ecnâsına tehammülü kadar terakkī vazʿ olunsa, tamaʿkârân-ı nâs nefʿ u nemâ iltimâsıyla ihtizân etdikleri altunu ihrâc ve dâd ü sited ber-vech-i sühûlet revâc bulacağından gayri, cânib-i mîrîye dahi vâfir fâyide terettüb eyleyeceğini zevâhir-i ahvâlden istinbât ü istihrâc etmeleriyle, yüz on pâreye tedâvül olunun zer-i mahbûb, fî-mâ baʿd yüz yirmi pâreye ve yüz elli beş pâreye cârî olan fındık, yüz altmış pâreye teʿâtî olunmak fermân olunup, Memâlik-i mahrûseye neşr-i ihbâr ve Ordu-yi hümâyûn'a dahi hatt-ı hümâyûn ısdâr olunmuşidi. Ordu hazînesinde vâfir altun me'mûl\niken, veznedâr-başının melʿaneti ile istibdâl ve cüz'î altun bulunduğu me'mûrlara sebeb-i infiʿâl ve ne hâl ise infâz-ı irâde ile her tarafa emr-i ʿâlî irsâl olundu.\n\nOrdu-yı hümâyûn hazînesinde akçanın fıkdânı maʿlûm-ı hazret-i Cihân-bânî olduğuna binâ'en, bu defʿa dahi dört yüz kîse akça irsâl ve lede'l-vusûl hazîneye idhâl ve ber-vech-i iʿtidâl umûr-ı seferiyyeye sarfıyla iştigāl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Hotin vakʿasında Serʿasker iken sâyirleri gibi bu dahi bir maslahata muvaffak olamayup, kâr-şinâsî ve reviyyet ile verdiği şöhret-i ʿavâm, askerî miyânında cübn ü rehâvet belki mahz-ı ihânet maʿnâlarına haml olunup, bundan sonra Bükreş istihlâsı içün tehaşşüd eden askere Başbuğ nasb ü taʿyîn ve bir ân akdem hareket eylemesi tenbîh ü telkīn olundukda, Gölbaşı ve Kartal hâdiselerinden Bükreş üzerine düşmen geleceğini tehayyül ile refte refte kâr u bârını Ruscuk ve Silistire taraflarına nakl ü imrâr ve kendüsü dahi meşîme-i ʿâlem-i kevn ü fesâddan tevellüd edecek ahvâle intizâren celse-i müstevfiz sûretinde [M2 144] karar ve bu reftâr-ı nâ-hencâr, askerî tâyifesine Hotin vakʿasında olan isnâdâtı tezkâr edüp, cümle nâs kendüden müteneffir ve kulûb-ı câsiyelerinde kîn ve husûmet müstekarr olmuşidi. Düşmen büyük orduya mukābele niyyeti ile etrâfda olan müteferrik askerini cemʿ ve baʿzı mahûf mahallere birkaç top ve ekall-i kalîl âdem vazʿ ve bu mülâbese ile Bükreş taraflarını dahi ifrâğ eylediği haberi mukaddemâ Bükreş Voyvodasına iblâğ olunup, bilâ-hâyil kasabaya dâhil ve Moskovlu maslahatına temşiyet ve İbrâ'îl'i âverde-i dest-i melʿanet eyledikden sonra, matmah-ı nazarı olan Bükreş'e bir mikdar asker irsâl ve ednâ mertebe ceng ü cidâl vukūʿ bulmadan müşârun ileyh berü tarafa ve Voyvoda Krayova'ya irtihâl etmişler idi. Mesʿûd Girây cemʿ etdiği asker ile Yergöğü tarafına geçüp, birkaç defʿa aʿdâ ile cenge ikdâm ve neyl-i zafer ile şâd-kâm olduğunu tavâyif-i askerî Serʿasker Paşa'ya işʿâr ve bizzât kendülerinin dahi karşu tarafa mürûr ile cünûd-ı muvahhidîni iʿmâl eylemeleri ihtâr olundukda, askerin ʿadem-i sebât ü istikrarını tecribe vü imtihân eylediğinden, hareketi istihsân etmeyüp, Ruscuk'dan imdâd ü iʿâneyi iltizâm ve ʿözr ü behâne ile halkı ilzâm semtine ihtimâm edüp, giderek düşmene kesret cihetiyle kuvvet ve ehl-i İslâm'a kıllet sebebi ile vehn ü rehâvet ʿârız olup, asker iltimasda ısrâr ve müşârun ileyhi hezâr lâbe vü firîb ile karşuya imrâr eylediler. Müşârun ileyh nehâran Yergöğü'ye ve leylen Ruscuğ'a âyib ü zâhib ve bu vazʿ-ı garîb bi'l-külliyye ihtilâli mûcib olup, bu sûret ber-karar olursa: “Cümlemiz Ruscuğ'a ʿubûr ile kalʿayı ihlâ ederiz” peyâmı, lisân-ı askerden zarf-ı gûşuna ilkā olundukda, terk-i kalʿadan tersân ve lisân-ı kazâ [mısra]: Garrûke hattâ sırte te’menü şerrehüm\nme'âlini hakkında gûyâ olarak Yergöğü tarafına ʿatf-ı ʿinân eyledi. Aʿyân-ı asker ve zâbitân-ı leşker sû-i kasd-ı askerden bî-haber olarak icrây-ı resm-i istikbâl içün iskeleye doğru rekz ve hervele ile iʿtizâm ve neferât dahi kāt ender kāt güzergâh-ı müşârun ileyhi ihâta ile selâma intizârlarını îhâm edüp, müşârun ileyh iskeleye kādim ve evzâʿ-ı askerden kasd-ı bed emâresini fehm ile geldiğine nâdim olup, nâ-çâr kalʿaya doğru ʿazîmet ve süfehây-ı askerî sell-i seyf ile üzerine hücûm edüp, [M2 145] kurbunda olan mahzene duhûl ve çâre-cûy-i semt-i selâmet oldukda, [mısrâ]:\n\nİnne'l-firâre lâ-yüzîdü fi'l-ecel\n\nmeâlî üzere mahall-i merkūmda o Vezîr-i müşterî tedbîri küşte-i tîg-i gadr u tezvîr eylediler. Eşrâr-ı askerin hücûmu hılâlinde Ordu Ağası Ahmed Ağa ve Yergöğü Ağası tevâbiʿleriyle ile menʿ sadedinde olduklarıyçün Ordu Ağası'na dahi kılıç üşürüp, darb-ı saht ile aʿzâsını leht leht ve Yergöğü Ağası'na dahi birkaç mahalden zahm-i mühlik açup, kadrini pest ve ırzını şikest eylediler.",
          "caption": "Maktûlî-yi Vezîr Mehmed Paşa Ser‘asker-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_780.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Maktûlî-yi Vezîr Mehmed Paşa Ser‘asker-i Eflâk",
          "text": "Müşârun ileyh Hotin vakʿasında Serʿasker iken sâyirleri gibi bu dahi bir maslahata muvaffak olamayup, kâr-şinâsî ve reviyyet ile verdiği şöhret-i ʿavâm, askerî miyânında cübn ü rehâvet belki mahz-ı ihânet maʿnâlarına haml olunup, bundan sonra Bükreş istihlâsı içün tehaşşüd eden askere Başbuğ nasb ü taʿyîn ve bir ân akdem hareket eylemesi tenbîh ü telkīn olundukda, Gölbaşı ve Kartal hâdiselerinden Bükreş üzerine düşmen geleceğini tehayyül ile refte refte kâr u bârını Ruscuk ve Silistire taraflarına nakl ü imrâr ve kendüsü dahi meşîme-i ʿâlem-i kevn ü fesâddan tevellüd edecek ahvâle intizâren celse-i müstevfiz sûretinde [M2 144] karar ve bu reftâr-ı nâ-hencâr, askerî tâyifesine Hotin vakʿasında olan isnâdâtı tezkâr edüp, cümle nâs kendüden müteneffir ve kulûb-ı câsiyelerinde kîn ve husûmet müstekarr olmuşidi. Düşmen büyük orduya mukābele niyyeti ile etrâfda olan müteferrik askerini cemʿ ve baʿzı mahûf mahallere birkaç top ve ekall-i kalîl âdem vazʿ ve bu mülâbese ile Bükreş taraflarını dahi ifrâğ eylediği haberi mukaddemâ Bükreş Voyvodasına iblâğ olunup, bilâ-hâyil kasabaya dâhil ve Moskovlu maslahatına temşiyet ve İbrâ'îl'i âverde-i dest-i melʿanet eyledikden sonra, matmah-ı nazarı olan Bükreş'e bir mikdar asker irsâl ve ednâ mertebe ceng ü cidâl vukūʿ bulmadan müşârun ileyh berü tarafa ve Voyvoda Krayova'ya irtihâl etmişler idi. Mesʿûd Girây cemʿ etdiği asker ile Yergöğü tarafına geçüp, birkaç defʿa aʿdâ ile cenge ikdâm ve neyl-i zafer ile şâd-kâm olduğunu tavâyif-i askerî Serʿasker Paşa'ya işʿâr ve bizzât kendülerinin dahi karşu tarafa mürûr ile cünûd-ı muvahhidîni iʿmâl eylemeleri ihtâr olundukda, askerin ʿadem-i sebât ü istikrarını tecribe vü imtihân eylediğinden, hareketi istihsân etmeyüp, Ruscuk'dan imdâd ü iʿâneyi iltizâm ve ʿözr ü behâne ile halkı ilzâm semtine ihtimâm edüp, giderek düşmene kesret cihetiyle kuvvet ve ehl-i İslâm'a kıllet sebebi ile vehn ü rehâvet ʿârız olup, asker iltimasda ısrâr ve müşârun ileyhi hezâr lâbe vü firîb ile karşuya imrâr eylediler. Müşârun ileyh nehâran Yergöğü'ye ve leylen Ruscuğ'a âyib ü zâhib ve bu vazʿ-ı garîb bi'l-külliyye ihtilâli mûcib olup, bu sûret ber-karar olursa: “Cümlemiz Ruscuğ'a ʿubûr ile kalʿayı ihlâ ederiz” peyâmı, lisân-ı askerden zarf-ı gûşuna ilkā olundukda, terk-i kalʿadan tersân ve lisân-ı kazâ [mısra]: Garrûke hattâ sırte te’menü şerrehüm\nme'âlini hakkında gûyâ olarak Yergöğü tarafına ʿatf-ı ʿinân eyledi. Aʿyân-ı asker ve zâbitân-ı leşker sû-i kasd-ı askerden bî-haber olarak icrây-ı resm-i istikbâl içün iskeleye doğru rekz ve hervele ile iʿtizâm ve neferât dahi kāt ender kāt güzergâh-ı müşârun ileyhi ihâta ile selâma intizârlarını îhâm edüp, müşârun ileyh iskeleye kādim ve evzâʿ-ı askerden kasd-ı bed emâresini fehm ile geldiğine nâdim olup, nâ-çâr kalʿaya doğru ʿazîmet ve süfehây-ı askerî sell-i seyf ile üzerine hücûm edüp, [M2 145] kurbunda olan mahzene duhûl ve çâre-cûy-i semt-i selâmet oldukda, [mısrâ]:\n\nİnne'l-firâre lâ-yüzîdü fi'l-ecel\n\nmeâlî üzere mahall-i merkūmda o Vezîr-i müşterî tedbîri küşte-i tîg-i gadr u tezvîr eylediler. Eşrâr-ı askerin hücûmu hılâlinde Ordu Ağası Ahmed Ağa ve Yergöğü Ağası tevâbiʿleriyle ile menʿ sadedinde olduklarıyçün Ordu Ağası'na dahi kılıç üşürüp, darb-ı saht ile aʿzâsını leht leht ve Yergöğü Ağası'na dahi birkaç mahalden zahm-i mühlik açup, kadrini pest ve ırzını şikest eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ceng zemânında mu'âhaze-i asker ve teftîş-i ahvâl-i ehl-i şerr her ne kadar ʿukalâ beyninde memnûʿ ve masrûf ve vakt-i ferâğa vâbeste ve mevkūf ise dahi, Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa izhâr-ı celâdet edüp, Ordu-yi hümâyûn Şumnu Sahrâsı'nda iken, “cezâ min cinsi'l-ʿamel” maʿnâsı rû-nümâ ve müşârun ileyhin katelesini yek be-yek ele getürüp, katl ü ifnâ ve kuyulara vazʿ u ilkā ile Kuyucu lakâbıyla şöhret-nümâ oldu.\n\nMüteveffây-ı müşârun ileyh Niş kurâsından neş'et ve Şahin Paşa dâmâdı el-Hâc Hasan Paşa'nın hemşîre-zâdesi olmak takrîbi ile kethudâlığı hıdmetinde kesb-i şöhret edüp, mahdûmunun hayâtında Benefşe Ağalığı'yla dilşâd ve giderek dâyireye duhûl ve katʿ-ı tarîk ederek Kul Kethudâlığı ve Yeniçeri Ağalığı'yla ber-murâd olmuşidi. Yetmiş yedi senesi evâhırında rütbe-i Vezâret'i ihrâz ve Sadâret-i ʿuzmâ Kāim-makāmlığı ile ser-efrâz olup, bundan sonra kapudân ve şeref-i sıhrıyyet ile refîʿu'ş-şân ve bir müddet sâyir menâsıb-ı devleti devr ederek müşârun <ileyh> bi'l-benân olmuşidi. Sefer\nvukūʿunda Rumeli Eyâleti ile Hotin Serʿaskeri nasb ü taʿyîn ve askere perîşanlık târî oldu ise dahi, dest-yârî-yi ikdâm ü himmeti ile o hisn-ı menîʿ mahfûz-i eyâdî-yi düşmen-i dîn olup, îkāʿ-1 tehdîd zımnında tarafından zuhûr eden mu'âhaze vü teşdîd, hakkında baʿzı erâcîf tevlîd edüp, Hotin istîlâsından sonra Vezâret'i refʿ u ilgā ve Şumnu'da iskân ü îvâ olunmuşidi. Birkaç mâhdan sonra Vezâret'i ibkā ve kemâ fi'l-evvel dâhil-i defter-i vüzerâ olup, Sârım Paşa'dan sonra Bükreş Serʿaskerliği'yle kesb-i imtiyâz ve târîh-i mezkûrda gadr-i leşker ile tâyir-i rûhu semt-i cinâna pervâz eyledi.\n\nMüşârun ileyh fi'l-asl Yeniçeri ocağı'ndan münşaʿib olduğundan, yeniçeri askerini kahr u tezlîl ile istihdâm kābil olup: [M2 146] “Zâbitân, emrimden nükûl ve neferât re'yimden ʿudûl etmeyüp, gayret-i ocak iktizâsıyla her hâlde irâdeme tâbiʿ ve nehy ü zecrime mutâviʿ olurlar” zuʿmuyla Hotin ve Ruscuk ve Yergöğü semtlerinde yeniçerilerin süvârî ve piyâdesine ʿale'l-ʿumûm ʿunf ile muʿâmele ve lisânını şetm ü cereb ile itâle edüp, bu vazʿ-ı gayr-i maʿkūl, hıkd-i derûn ve gayz-ı gûnâ-gûnlerin rütbe-i gāyete mevsûl edüp, âhıru'l-emr iʿtimâd etdiği eşhâs elinde katîl ve köhne-destân-ı cihân olan hezâr yâreye bedîl oldu.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_781.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Ceng zemânında mu'âhaze-i asker ve teftîş-i ahvâl-i ehl-i şerr her ne kadar ʿukalâ beyninde memnûʿ ve masrûf ve vakt-i ferâğa vâbeste ve mevkūf ise dahi, Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa izhâr-ı celâdet edüp, Ordu-yi hümâyûn Şumnu Sahrâsı'nda iken, “cezâ min cinsi'l-ʿamel” maʿnâsı rû-nümâ ve müşârun ileyhin katelesini yek be-yek ele getürüp, katl ü ifnâ ve kuyulara vazʿ u ilkā ile Kuyucu lakâbıyla şöhret-nümâ oldu.\n\nMüteveffây-ı müşârun ileyh Niş kurâsından neş'et ve Şahin Paşa dâmâdı el-Hâc Hasan Paşa'nın hemşîre-zâdesi olmak takrîbi ile kethudâlığı hıdmetinde kesb-i şöhret edüp, mahdûmunun hayâtında Benefşe Ağalığı'yla dilşâd ve giderek dâyireye duhûl ve katʿ-ı tarîk ederek Kul Kethudâlığı ve Yeniçeri Ağalığı'yla ber-murâd olmuşidi. Yetmiş yedi senesi evâhırında rütbe-i Vezâret'i ihrâz ve Sadâret-i ʿuzmâ Kāim-makāmlığı ile ser-efrâz olup, bundan sonra kapudân ve şeref-i sıhrıyyet ile refîʿu'ş-şân ve bir müddet sâyir menâsıb-ı devleti devr ederek müşârun <ileyh> bi'l-benân olmuşidi. Sefer\nvukūʿunda Rumeli Eyâleti ile Hotin Serʿaskeri nasb ü taʿyîn ve askere perîşanlık târî oldu ise dahi, dest-yârî-yi ikdâm ü himmeti ile o hisn-ı menîʿ mahfûz-i eyâdî-yi düşmen-i dîn olup, îkāʿ-1 tehdîd zımnında tarafından zuhûr eden mu'âhaze vü teşdîd, hakkında baʿzı erâcîf tevlîd edüp, Hotin istîlâsından sonra Vezâret'i refʿ u ilgā ve Şumnu'da iskân ü îvâ olunmuşidi. Birkaç mâhdan sonra Vezâret'i ibkā ve kemâ fi'l-evvel dâhil-i defter-i vüzerâ olup, Sârım Paşa'dan sonra Bükreş Serʿaskerliği'yle kesb-i imtiyâz ve târîh-i mezkûrda gadr-i leşker ile tâyir-i rûhu semt-i cinâna pervâz eyledi.\n\nMüşârun ileyh fi'l-asl Yeniçeri ocağı'ndan münşaʿib olduğundan, yeniçeri askerini kahr u tezlîl ile istihdâm kābil olup: [M2 146] “Zâbitân, emrimden nükûl ve neferât re'yimden ʿudûl etmeyüp, gayret-i ocak iktizâsıyla her hâlde irâdeme tâbiʿ ve nehy ü zecrime mutâviʿ olurlar” zuʿmuyla Hotin ve Ruscuk ve Yergöğü semtlerinde yeniçerilerin süvârî ve piyâdesine ʿale'l-ʿumûm ʿunf ile muʿâmele ve lisânını şetm ü cereb ile itâle edüp, bu vazʿ-ı gayr-i maʿkūl, hıkd-i derûn ve gayz-ı gûnâ-gûnlerin rütbe-i gāyete mevsûl edüp, âhıru'l-emr iʿtimâd etdiği eşhâs elinde katîl ve köhne-destân-ı cihân olan hezâr yâreye bedîl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bükreş'de hudûs eden vâkıʿa-i fâciʿa sebebi ile cism-i maslahat muʿtel ve mizâc-ı asker muhtell olarak, düşmen ihtilâs-ı fursat ve Yergöğü'ye itâle-i dest-i mazarrat eyleyeceği ihtimâli, hâtır-hırâş-ı Sadr-ı vâlâ-menkabet olup, Ruscuk Serʿaskerliği'ni idâreye kādir o havâlîde bir Vezîr-i müdebbir ü mutebassır bulunmadığından, Kethudâ Bey de vücûd-i tavr-ı meʾnûs ile bu hatb-ı ehemme liyâkat-i mahsûs olmağla, zilkaʿdenin yedinci sebt günü mûmâ ileyh bâ-rütbe-i Vezâret Ruscuk cânibi Serʿaskerliği'yle sebk-i akrân ve üç beş gün zarfında kapusunu tanzîm ve savb-ı mezkûre sevk-i yek-rân-ı ʿizz ü şân eyledi.\n\nKethudây-ı sâbık Resmî el-Hâc Ahmed Efendi'nin mişvârı maʿlûm ve ʿakl ü dirâyeti müsellem-i erbâb-ı fuhûm olduğundan gayri, ahvâl-i ʿâleme muttaliʿ ve eser-i re'yinden herkes müntefiʿ olup, târih-âşinâ ve birkaç defʿa sefâretle Avrupa'ya gidüp, kefere devletlerinin dahi hallerine vukūf peydâ etmiş bir zât-ı yektâ olmağla, hemân o günkü gün Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla kemâ-kân cezlân ve mutasarrıf olduğu Rûznâme mansıbı Nişancılık ile idâre-i umûr-i zarûriyyesinden ʿâciz olan Reʾîsülküttâb-ı esbak ʿAbdullah Efendi'ye ber-vech-i ilhâk tevcîh ü ihsân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Vezâret be-Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve Kethudâ-şüden-i Resmî Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_782.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Vezâret be-Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve Kethudâ-şüden-i Resmî Ahmed Efendi",
          "text": "Bükreş'de hudûs eden vâkıʿa-i fâciʿa sebebi ile cism-i maslahat muʿtel ve mizâc-ı asker muhtell olarak, düşmen ihtilâs-ı fursat ve Yergöğü'ye itâle-i dest-i mazarrat eyleyeceği ihtimâli, hâtır-hırâş-ı Sadr-ı vâlâ-menkabet olup, Ruscuk Serʿaskerliği'ni idâreye kādir o havâlîde bir Vezîr-i müdebbir ü mutebassır bulunmadığından, Kethudâ Bey de vücûd-i tavr-ı meʾnûs ile bu hatb-ı ehemme liyâkat-i mahsûs olmağla, zilkaʿdenin yedinci sebt günü mûmâ ileyh bâ-rütbe-i Vezâret Ruscuk cânibi Serʿaskerliği'yle sebk-i akrân ve üç beş gün zarfında kapusunu tanzîm ve savb-ı mezkûre sevk-i yek-rân-ı ʿizz ü şân eyledi.\n\nKethudây-ı sâbık Resmî el-Hâc Ahmed Efendi'nin mişvârı maʿlûm ve ʿakl ü dirâyeti müsellem-i erbâb-ı fuhûm olduğundan gayri, ahvâl-i ʿâleme muttaliʿ ve eser-i re'yinden herkes müntefiʿ olup, târih-âşinâ ve birkaç defʿa sefâretle Avrupa'ya gidüp, kefere devletlerinin dahi hallerine vukūf peydâ etmiş bir zât-ı yektâ olmağla, hemân o günkü gün Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla kemâ-kân cezlân ve mutasarrıf olduğu Rûznâme mansıbı Nişancılık ile idâre-i umûr-i zarûriyyesinden ʿâciz olan Reʾîsülküttâb-ı esbak ʿAbdullah Efendi'ye ber-vech-i ilhâk tevcîh ü ihsân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAkīb-i mevâcibde Sadrıaʿzam olanlara Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd tarafından irsâl-i teşrîfât muʿtâd olduğuna binâ'en, münâsebet-i mahal iltizâmıyla bir re's müzeyyen esb ve bir re's müzeyyen bârgîr ve yirmi ʿaded at Sadrıaʿzam birâderi Mîrâhûr-i Sânî Hüseyin Bey ile Ordu-yi hümâyûn'a irsâl ve Mîr-i mûmâ ileyhin Babadağı'na tekarrubu istidlâl olunup, Kethudâ Bey ve Çavuş-başı Ağa Yemeklik çeşmesinde mehterhâne ile istikbâl ve kemâl-i tevkīr ile Serây-ı Sadriaʿzamî'ye îsâl eylediler. [M2 147] Sadr-ı müşârun ileyh hutuvât-ı iclâl ile hatt-ı hümâyûnu ahz ve sûde-i çeşm-i ibtihâl ve hançer-i mücevheri bend-i kemer-i ikbâl eyleyüp, tetmîm-i levâzım-ı cihâd ü gazâ ve muhâfaza-i sügūr u enhâya mûcib-i hass ü iğrâ olan hatt-ı hümâyûn ʿalâ rü'ûsi'l-eşhâd kırâʾet ve mazmûn-i münîfi cümleye bâʿis-i şevk u kuvvet olup, yek-dil ü zebân duʿây-ı bekāy-ı Şâhâne'yi resîde-i eyvân-ı keyvân eylediler.",
          "caption": "Zuhûr-i teşrîfât-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_783.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i teşrîfât-ı hümâyûn",
          "text": "ʿAkīb-i mevâcibde Sadrıaʿzam olanlara Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd tarafından irsâl-i teşrîfât muʿtâd olduğuna binâ'en, münâsebet-i mahal iltizâmıyla bir re's müzeyyen esb ve bir re's müzeyyen bârgîr ve yirmi ʿaded at Sadrıaʿzam birâderi Mîrâhûr-i Sânî Hüseyin Bey ile Ordu-yi hümâyûn'a irsâl ve Mîr-i mûmâ ileyhin Babadağı'na tekarrubu istidlâl olunup, Kethudâ Bey ve Çavuş-başı Ağa Yemeklik çeşmesinde mehterhâne ile istikbâl ve kemâl-i tevkīr ile Serây-ı Sadriaʿzamî'ye îsâl eylediler. [M2 147] Sadr-ı müşârun ileyh hutuvât-ı iclâl ile hatt-ı hümâyûnu ahz ve sûde-i çeşm-i ibtihâl ve hançer-i mücevheri bend-i kemer-i ikbâl eyleyüp, tetmîm-i levâzım-ı cihâd ü gazâ ve muhâfaza-i sügūr u enhâya mûcib-i hass ü iğrâ olan hatt-ı hümâyûn ʿalâ rü'ûsi'l-eşhâd kırâʾet ve mazmûn-i münîfi cümleye bâʿis-i şevk u kuvvet olup, yek-dil ü zebân duʿây-ı bekāy-ı Şâhâne'yi resîde-i eyvân-ı keyvân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silahdâr Ağası olan İbrâhîm Bey ʿan-asl Sadr-ı sâbıka müntesib ve her hâlde tarafına mütemâyil ü müncezib olup, müşârun ileyhin Sadâret'den infısâli sebebi ile mûmâ ileyh dahi istiskāl ve Çavuş-başılığı'nda tîmâr ve zeʿâmete dâ'ir zann ü hayâli mûcib baʿzı ahvâl tarafına isnâd olunarak, Tırnova taraflarında sevk-i zehâyir maslahatı ile Ordu-yi hümâyûn'dan ibʿâd ü tecnîb ve Teşrîfâtî Bekir Bey Kartal vakʿasında kāle getürdiği re'y-i sahîf sebebi ile Samakov'a nefy ü tağrîb olundu. Müverrih Enverî Efendi, Kethudâ Bey sevkiyle Teşrîfâtçılık hıdmetiyle mazhar-ı nevâziş ve Silahdâr Ağalığı taʿyîn edinceye dek vekâleti Ocak Kethudâsı'na sipâriş kılındı.",
          "caption": "Nefy-i Ağa-yı Silahdârân ve Teşrîfâtî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_784.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Ağa-yı Silahdârân ve Teşrîfâtî",
          "text": "Silahdâr Ağası olan İbrâhîm Bey ʿan-asl Sadr-ı sâbıka müntesib ve her hâlde tarafına mütemâyil ü müncezib olup, müşârun ileyhin Sadâret'den infısâli sebebi ile mûmâ ileyh dahi istiskāl ve Çavuş-başılığı'nda tîmâr ve zeʿâmete dâ'ir zann ü hayâli mûcib baʿzı ahvâl tarafına isnâd olunarak, Tırnova taraflarında sevk-i zehâyir maslahatı ile Ordu-yi hümâyûn'dan ibʿâd ü tecnîb ve Teşrîfâtî Bekir Bey Kartal vakʿasında kāle getürdiği re'y-i sahîf sebebi ile Samakov'a nefy ü tağrîb olundu. Müverrih Enverî Efendi, Kethudâ Bey sevkiyle Teşrîfâtçılık hıdmetiyle mazhar-ı nevâziş ve Silahdâr Ağalığı taʿyîn edinceye dek vekâleti Ocak Kethudâsı'na sipâriş kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîrîlü askere fî-mâ baʿd rağbet olunmayup, ocağlar ahvâline tekayyüd olunmak Rikâb ve Ordu-yi hümâyûn'da vâkiʿ mecâlis-i şûrâda karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmuşidi. Sipâh ve Silâhdâr ocağlarından müceddeden neferât tahrîr olunmak irâdesiyle iki bin ru'ûs Rikâb-ı hümâyûn tarafından mübâşirlere teslîm ve Rumeli taraflarına irsâl olunup, bir ân akdem hıdmetlerini tetmîm tavsiye vü taʿlîm olunmuşidi. Mübâşirlerin mustashabı olan ruʾûslara kimse iʿtibâr etmeyüp, ancak iki yüz âdem kabûl-i ru'ûs ile izhâr-ı hâhiş ve kusûru yedlerinde kalup, tabîʿat-i vakte nazaran tâlib bulunmayacağını tahkīk ile keyfiyyeti maʿrûz-i huzûr-i Sadr-ı Âsaf-meniş eylediklerinde, bu makūle rağbeti munkatıʿ asker yazılup, müctemiʿ olsalar dahi seferde devlet bunlardan müntefiʿ olamayacağına erbâb-ı vukūf u tecribe muttaliʿ olduklarından, zikr olunan ru'ûslar istirdâd olunup, kaydlarına hatt-ı butlân çekilerek, endâhte-i zâviye-i nisyân kılındı.",
          "caption": "İstirdâd-ı senedât-ı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_785.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "İstirdâd-ı senedât-ı Yeniçeriyân",
          "text": "Mîrîlü askere fî-mâ baʿd rağbet olunmayup, ocağlar ahvâline tekayyüd olunmak Rikâb ve Ordu-yi hümâyûn'da vâkiʿ mecâlis-i şûrâda karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmuşidi. Sipâh ve Silâhdâr ocağlarından müceddeden neferât tahrîr olunmak irâdesiyle iki bin ru'ûs Rikâb-ı hümâyûn tarafından mübâşirlere teslîm ve Rumeli taraflarına irsâl olunup, bir ân akdem hıdmetlerini tetmîm tavsiye vü taʿlîm olunmuşidi. Mübâşirlerin mustashabı olan ruʾûslara kimse iʿtibâr etmeyüp, ancak iki yüz âdem kabûl-i ru'ûs ile izhâr-ı hâhiş ve kusûru yedlerinde kalup, tabîʿat-i vakte nazaran tâlib bulunmayacağını tahkīk ile keyfiyyeti maʿrûz-i huzûr-i Sadr-ı Âsaf-meniş eylediklerinde, bu makūle rağbeti munkatıʿ asker yazılup, müctemiʿ olsalar dahi seferde devlet bunlardan müntefiʿ olamayacağına erbâb-ı vukūf u tecribe muttaliʿ olduklarından, zikr olunan ru'ûslar istirdâd olunup, kaydlarına hatt-ı butlân çekilerek, endâhte-i zâviye-i nisyân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yergöğü tarafında vâkiʿ olan tuğyân, düşmen-i bed-peymâna vesîle-i tâb ü tüvân olup, bir mikdâr asker ile kalʿa-i mezkûreyi [M2 148] istihlâs dâʿiyesiyle tahrîk-i pây-i melʿanet ve müceddeden o tarafa Serʿasker nasb olunan ʿİzzet Ahmed Paşa dahi vukūʿ bulan ihtilâl ü fetret ve Sultân ve askerinin ekserîsi Ruscuk tarafına geçüp, bu esbâb-ı rediyye Yergöğü'nün yed-i aʿdâya giriftâr olmasına ʿillet olacağını fikr ile bu emr-i mekrûhda bulunmamak kasdını derpîş eyleyerek, seyr ü hareketde bi'l-ıztırâr irtikâb-ı betâʾet etmişidi. Hasm-ı ʿanîd zilkaʿdenin on dördüncü cuma günü top ve edevât-ı sâyire ile nâ-gâh Bükreş tarafından bedîd olup, cünd-i İslâm dahi hâric-i kalʿadan mukābele ve birkaç dakīka mukātele edüp, düşmenin ateşine ʿadem-i tahammül ile meterislerden hurûc ve hisara vülûc eyledikleri hâlde, düşmen hisarı mukaddemce nişân-gâh eylediğinden, nice merd-i saʿîdî top ile şehîd ve mukaddemâ Mehmed Paşa vakasında mecrûh-i dest-i bî-dâdiyân olan Yergöğü Ağası'nı dahi dâyire-i hestîden nâ-bedîd eyledi. Kalʿada bir senelik zâd ve vücûd-i mühimmât ile harbe istîʿdâd derkâr olduğundan, cünûd-i muvahhidîn oldukça kalʿanın baʿzı mahallerini tarsîn ile âmâde-i ceng-i müşrikîn olumuşlar idi. Ancak kalʿa fi'l-asl mütezelzil ve sademât-ı topa gayr-i mütehammil olduğundan, fekat üç gün kadar hevl-i cenge müsâberet ve bu müddetde kalʿa top ve humbara darbından kalb-i ʿâşık gibi vîrân ve sîne-i erbâb-ı hüner gibi dağdâr-ı akrân olup, nâ-çâr ʿahd ü peymân ile kalʿayı düşmene teslîm ve Ruscuğ'a geçüp, vukūʿ bulan ahvâli Serdar-ı ekrem tarafına tefhîm eylediler. Hâdise-i mezkûre müşârun ileyhin evâyil-i sadâretlerinde ser-nümâ-yı zuhûr olduğundan, şîşe-i hâtırı meksûr ve bi'l-külliyye bî-sabr u şuʿûr olup, cümleyi huzûruna daʿvet ve vukūʿ bulan keyfiyyeti ifâde ile düşmen bundan sonra Kulle Kalʿası'na ve Yergöğü'ye müstevlî olanlar Ruscuk taraflarına hasârete cesâret edeceklerin îmâ ve ne gûne tedbîr lâzım geldiğin istıksâ eyledikde, Ruscuk ve Niğbolu taraflarında ʿİzzet Ahmed Paşa ve Kāyim-mâkām-ı sâbık el-Hâc Ahmed Paşa mevcûd ve maʿiyyetlerinde vâfir cünûd olup: “Herkes semtini muhafazaya bezl-i mechûd edecekleri muhakkakdır” dediklerinde, Serdar-ı ekrem hazretleri kelâmlarını tasdîk etdiyse dahi, o havâlîye imdâd etmedi şâʾibesinden istinkâf ile yerlerinden henüz hareket eylemeyen askeri ihrâc ve zahîre mübâşirlerini tazyîk u izʿâc zımnında zevât-ı müteşahhısadan [M2 149] bir kimsenin meʾmûriyyetini tasvîb ve Çavuşbaşı Ağa'nın ikdâm ü gayreti mücerrebi olduğundan, mûmâ ileyhi bu hidmete takrîb eyledi. Bu re'y-i rezîn huzzâr-ı meclis tarafından tahsîn ve birkaç nefer Zaʿîm ve Turnacı beş on kadar Telli-Çavuş, Ağa-yı mûmâ ileyhin maʿiyyetine taʿyîn olundu.",
          "caption": "Duhûl-i küffâr be-Kalʿa-i Yergöğü ve meʾmûriyyet-i Ser-çavuşân be-cânib-i Niğbolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_786.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Duhûl-i küffâr be-Kalʿa-i Yergöğü ve meʾmûriyyet-i Ser-çavuşân be-cânib-i Niğbolu",
          "text": "Yergöğü tarafında vâkiʿ olan tuğyân, düşmen-i bed-peymâna vesîle-i tâb ü tüvân olup, bir mikdâr asker ile kalʿa-i mezkûreyi [M2 148] istihlâs dâʿiyesiyle tahrîk-i pây-i melʿanet ve müceddeden o tarafa Serʿasker nasb olunan ʿİzzet Ahmed Paşa dahi vukūʿ bulan ihtilâl ü fetret ve Sultân ve askerinin ekserîsi Ruscuk tarafına geçüp, bu esbâb-ı rediyye Yergöğü'nün yed-i aʿdâya giriftâr olmasına ʿillet olacağını fikr ile bu emr-i mekrûhda bulunmamak kasdını derpîş eyleyerek, seyr ü hareketde bi'l-ıztırâr irtikâb-ı betâʾet etmişidi. Hasm-ı ʿanîd zilkaʿdenin on dördüncü cuma günü top ve edevât-ı sâyire ile nâ-gâh Bükreş tarafından bedîd olup, cünd-i İslâm dahi hâric-i kalʿadan mukābele ve birkaç dakīka mukātele edüp, düşmenin ateşine ʿadem-i tahammül ile meterislerden hurûc ve hisara vülûc eyledikleri hâlde, düşmen hisarı mukaddemce nişân-gâh eylediğinden, nice merd-i saʿîdî top ile şehîd ve mukaddemâ Mehmed Paşa vakasında mecrûh-i dest-i bî-dâdiyân olan Yergöğü Ağası'nı dahi dâyire-i hestîden nâ-bedîd eyledi. Kalʿada bir senelik zâd ve vücûd-i mühimmât ile harbe istîʿdâd derkâr olduğundan, cünûd-i muvahhidîn oldukça kalʿanın baʿzı mahallerini tarsîn ile âmâde-i ceng-i müşrikîn olumuşlar idi. Ancak kalʿa fi'l-asl mütezelzil ve sademât-ı topa gayr-i mütehammil olduğundan, fekat üç gün kadar hevl-i cenge müsâberet ve bu müddetde kalʿa top ve humbara darbından kalb-i ʿâşık gibi vîrân ve sîne-i erbâb-ı hüner gibi dağdâr-ı akrân olup, nâ-çâr ʿahd ü peymân ile kalʿayı düşmene teslîm ve Ruscuğ'a geçüp, vukūʿ bulan ahvâli Serdar-ı ekrem tarafına tefhîm eylediler. Hâdise-i mezkûre müşârun ileyhin evâyil-i sadâretlerinde ser-nümâ-yı zuhûr olduğundan, şîşe-i hâtırı meksûr ve bi'l-külliyye bî-sabr u şuʿûr olup, cümleyi huzûruna daʿvet ve vukūʿ bulan keyfiyyeti ifâde ile düşmen bundan sonra Kulle Kalʿası'na ve Yergöğü'ye müstevlî olanlar Ruscuk taraflarına hasârete cesâret edeceklerin îmâ ve ne gûne tedbîr lâzım geldiğin istıksâ eyledikde, Ruscuk ve Niğbolu taraflarında ʿİzzet Ahmed Paşa ve Kāyim-mâkām-ı sâbık el-Hâc Ahmed Paşa mevcûd ve maʿiyyetlerinde vâfir cünûd olup: “Herkes semtini muhafazaya bezl-i mechûd edecekleri muhakkakdır” dediklerinde, Serdar-ı ekrem hazretleri kelâmlarını tasdîk etdiyse dahi, o havâlîye imdâd etmedi şâʾibesinden istinkâf ile yerlerinden henüz hareket eylemeyen askeri ihrâc ve zahîre mübâşirlerini tazyîk u izʿâc zımnında zevât-ı müteşahhısadan [M2 149] bir kimsenin meʾmûriyyetini tasvîb ve Çavuşbaşı Ağa'nın ikdâm ü gayreti mücerrebi olduğundan, mûmâ ileyhi bu hidmete takrîb eyledi. Bu re'y-i rezîn huzzâr-ı meclis tarafından tahsîn ve birkaç nefer Zaʿîm ve Turnacı beş on kadar Telli-Çavuş, Ağa-yı mûmâ ileyhin maʿiyyetine taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı sabık vaktinde meştâ tertîbâtından olarak Bolu havâlîsinden bin nefer mîrîlü asker tahrîri Voyvodası Yûsuf Bey'e fermân ve lâzım gelen mebâliği nakden irsâl\nolunup, bir ân akdem cemʿ u tesyîri ifâde vü beyân olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh emr-i ʿâlîye imtisâl ve tevzîʿ-i mîrî ile cemʿ-i ibtâl-i ricâl edüp, Genç ʿAli nâmında bir şahsı üzerlerine baş ve ber-vech-i evfâ tahsîs-i meʿâş ile esnây-ı râhda ferd-i âferîdeye teʿaddî zuhûrunda mazhar-ı cezâ ve pâ-dâş olacağı râzını merkūma fâş edüp, [mısrâ]: Lekad nâdeytü lev esmaʿte hayyen mefhûmu üzere merkūmun pend ü nasîhatini ʿadem-i kabûl ve seyr-i batî ile yollarda fukarâyı pâ-zede-i suyûl-i huyûl eylediği havâdisi, semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye vusûl bulup, Ordu-yi hümâyûn'a geldikde, ser-i nuhûset-eserine havâle-i seyf-i siyâset ve mahall-i ʿibret-i erbâb-ı zulm ü gavâyet kılınup, Bin-başılık maslahatını idâre içün Baş-ağası ihzâr ve hılʿat ilbâsıyla zabt-ı neferât etmek tenbîhi ile inzâr olundu.",
          "caption": "Maktûlî-yi Genç ʿAli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_787.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Maktûlî-yi Genç ʿAli",
          "text": "Sadr-ı sabık vaktinde meştâ tertîbâtından olarak Bolu havâlîsinden bin nefer mîrîlü asker tahrîri Voyvodası Yûsuf Bey'e fermân ve lâzım gelen mebâliği nakden irsâl\nolunup, bir ân akdem cemʿ u tesyîri ifâde vü beyân olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh emr-i ʿâlîye imtisâl ve tevzîʿ-i mîrî ile cemʿ-i ibtâl-i ricâl edüp, Genç ʿAli nâmında bir şahsı üzerlerine baş ve ber-vech-i evfâ tahsîs-i meʿâş ile esnây-ı râhda ferd-i âferîdeye teʿaddî zuhûrunda mazhar-ı cezâ ve pâ-dâş olacağı râzını merkūma fâş edüp, [mısrâ]: Lekad nâdeytü lev esmaʿte hayyen mefhûmu üzere merkūmun pend ü nasîhatini ʿadem-i kabûl ve seyr-i batî ile yollarda fukarâyı pâ-zede-i suyûl-i huyûl eylediği havâdisi, semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye vusûl bulup, Ordu-yi hümâyûn'a geldikde, ser-i nuhûset-eserine havâle-i seyf-i siyâset ve mahall-i ʿibret-i erbâb-ı zulm ü gavâyet kılınup, Bin-başılık maslahatını idâre içün Baş-ağası ihzâr ve hılʿat ilbâsıyla zabt-ı neferât etmek tenbîhi ile inzâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsmâʿîl'de ihtişâd eden kefere-i bed-nihâd zilhiccenin on sekizinci gicesi kayıklar ile Tulça'ya bir sâʿat mesâfe Değirmen-boğazı dimekle maʿrûf mahalde ʿarz-ı sevâd eyledikleri, karagollar tarafından muhâfazada bulunan Mîr-î mîrân Ferâşeli-zâde Mehmed Paşa'ya ve Ser-seksonî Halîl Ağa'ya ihbâr ve anlar dahi mevcûd-i maʿiyyetleri olan bin beş yüz kadar süvârî ve piyâde ile âmâde-i ceng ü peykâr olduklarından gayri, Ordu-yi hümâyûn ve Hân tarafından istimdâd niyyeti ile leylen sâʿat yedide üç top atup, keyfiyyeti zımnen işʿâr etmişler idi. Düşmen-i dîn asker-i haybet-eserini üç kol edüp, şeb-i târda top atmaksızın tüfeng sadâlarıyla müstahfızları tahdîş ve Tulça Kasabası'na hücûm ile tevlîd-i teşvîş edüp, zalâm-ı leyl kemmiyyet-i aʿdâyı farka mâni olduğundan, kesret-i aʿdâ hulyâsıyla ehl-i İslâm Paşa Tabyası'na tehassun ve müdâfaʿa-i aʿdâ zımnında ibrâz-ı şart tesebbüt ü temekkün etmişidi. Düşmen askerinin bir mikdârı harbe kıyâm ve bir mikdârı Mustafa Paşa Tabyası'nı zabtdan sonra [M2 150] Tulça Kasabası'na girüp, nehb ü gārete ikdâm ve reʿâyâyı kayıklara imlâ ve tabyada buldukları topları Nehr-i Tuna'ya ilkā eylediler. Sadây-ı top Hân tarafından Serdâr-ı ekrem tarafına inhâ ve Sadrıaʿzam dahi baʿzı karâyin ile keyfiyyete âşinâ ve fi'l-hâl Hân tarafına imdâd içün haber irsâl ve meştâda bulunan harb ü darb erbâbından bir mikdâr askere Kul Kethudâsı, baş nasb ve o tarafa îsâl olundu. Tertîb-i olunan asker mahalline varıncaya dek küffâr maslahatını ikmâl ve imdâd zuhûru ihtimâliyle İsmâʿîl'e doğru nakl-i eskāl eyledi. Bu haber-i bârid Sadrıaʿzam tarafına vârid oldukda, kasaba-i mezkûreye istihkâm verilinceye dek, Kul Kethudâsı ve Sipâh Ağası'na Tulça'da ârâm etmek irâdesi ifhâm olunup, maʿreke-i mezbûrede üç yüz kadar eşrâr-ı küffâr mücâvir-i ehl-i nâr ve ehl-i İslâm'dan iki yüz mikdârı merd-i nâmdâr hılʿat-i gülgûn-tırâz-ı şehâdet ile ʿâzim-i dâru'l-karâr oldu. Serdâr-ı ekrem hazretleri bu cengde mecrûh olanları bahşîş ile taltîf ve yararlığı nümûdâr olanları guzâtın çeleng ü hılʿatler ile devâʿî-yi şevk u himmetlerin tazʿîf eyledi.",
          "caption": "Hücûm-i düşmen be-Tulça",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_788.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-i düşmen be-Tulça",
          "text": "İsmâʿîl'de ihtişâd eden kefere-i bed-nihâd zilhiccenin on sekizinci gicesi kayıklar ile Tulça'ya bir sâʿat mesâfe Değirmen-boğazı dimekle maʿrûf mahalde ʿarz-ı sevâd eyledikleri, karagollar tarafından muhâfazada bulunan Mîr-î mîrân Ferâşeli-zâde Mehmed Paşa'ya ve Ser-seksonî Halîl Ağa'ya ihbâr ve anlar dahi mevcûd-i maʿiyyetleri olan bin beş yüz kadar süvârî ve piyâde ile âmâde-i ceng ü peykâr olduklarından gayri, Ordu-yi hümâyûn ve Hân tarafından istimdâd niyyeti ile leylen sâʿat yedide üç top atup, keyfiyyeti zımnen işʿâr etmişler idi. Düşmen-i dîn asker-i haybet-eserini üç kol edüp, şeb-i târda top atmaksızın tüfeng sadâlarıyla müstahfızları tahdîş ve Tulça Kasabası'na hücûm ile tevlîd-i teşvîş edüp, zalâm-ı leyl kemmiyyet-i aʿdâyı farka mâni olduğundan, kesret-i aʿdâ hulyâsıyla ehl-i İslâm Paşa Tabyası'na tehassun ve müdâfaʿa-i aʿdâ zımnında ibrâz-ı şart tesebbüt ü temekkün etmişidi. Düşmen askerinin bir mikdârı harbe kıyâm ve bir mikdârı Mustafa Paşa Tabyası'nı zabtdan sonra [M2 150] Tulça Kasabası'na girüp, nehb ü gārete ikdâm ve reʿâyâyı kayıklara imlâ ve tabyada buldukları topları Nehr-i Tuna'ya ilkā eylediler. Sadây-ı top Hân tarafından Serdâr-ı ekrem tarafına inhâ ve Sadrıaʿzam dahi baʿzı karâyin ile keyfiyyete âşinâ ve fi'l-hâl Hân tarafına imdâd içün haber irsâl ve meştâda bulunan harb ü darb erbâbından bir mikdâr askere Kul Kethudâsı, baş nasb ve o tarafa îsâl olundu. Tertîb-i olunan asker mahalline varıncaya dek küffâr maslahatını ikmâl ve imdâd zuhûru ihtimâliyle İsmâʿîl'e doğru nakl-i eskāl eyledi. Bu haber-i bârid Sadrıaʿzam tarafına vârid oldukda, kasaba-i mezkûreye istihkâm verilinceye dek, Kul Kethudâsı ve Sipâh Ağası'na Tulça'da ârâm etmek irâdesi ifhâm olunup, maʿreke-i mezbûrede üç yüz kadar eşrâr-ı küffâr mücâvir-i ehl-i nâr ve ehl-i İslâm'dan iki yüz mikdârı merd-i nâmdâr hılʿat-i gülgûn-tırâz-ı şehâdet ile ʿâzim-i dâru'l-karâr oldu. Serdâr-ı ekrem hazretleri bu cengde mecrûh olanları bahşîş ile taltîf ve yararlığı nümûdâr olanları guzâtın çeleng ü hılʿatler ile devâʿî-yi şevk u himmetlerin tazʿîf eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da Cebeci-başı olan Kürd Mehmed Ağa 'azl olunup, maʿzullere 'âdet olduğu vech üzere sevk-i zehâyir ʿunvânıyla Babadağı'ndan ihrâc ü ibʿâd ve Cebeci-başılık ile Baş-kethudâ Mustafa Ağa isʿâd olundu.\n\nEyyâm-ı behâr hulûl ve Ordu-yi hümâyûn'un sahrâya hurûcu vakti duhûl edüp, tavâyif-i askerînin iki kıst mevâciblerinin lüzûm-i iʿtâsı bundan akdem Rikâb-ı kâm-yâb tarafına 'arz ü inhâ olunduğuna binâʾen, mevâcib ve sâyir umûr-i seferiyyeye sarf içün zilhiccenin altıncı günü [1] iki bin dört yüz kîse akça vâsıl-ı Muʿasker-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn ve dâhil-i hazîne-i Ordu-yi hümâyûn oldu.\n\nSilahdâr Ağası zahîre mübâşiriyyeti ile bundan akdem tağrîb ve yerine Ocağ Kethudâsı vekâleten takrîb olunmuşidi. İle'l-ân Ağalık mesnedi hâlî olmak takrîbî ile resânende-i hazîne olan Kapucu-başı Kuru İbrâhîm Ağa'nın Silahdâr Ağalığı'yla şecer-i zâyil-i ikbâli tartîb ve mâh-ı zilhiccenin on yedinci günü [2] iki kıst mevâcib dahi ihrâc ve eyâdî-yi emânet-kârâne idrâc olundu.",
          "caption": "Tetimme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_789.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da Cebeci-başı olan Kürd Mehmed Ağa 'azl olunup, maʿzullere 'âdet olduğu vech üzere sevk-i zehâyir ʿunvânıyla Babadağı'ndan ihrâc ü ibʿâd ve Cebeci-başılık ile Baş-kethudâ Mustafa Ağa isʿâd olundu.\n\nEyyâm-ı behâr hulûl ve Ordu-yi hümâyûn'un sahrâya hurûcu vakti duhûl edüp, tavâyif-i askerînin iki kıst mevâciblerinin lüzûm-i iʿtâsı bundan akdem Rikâb-ı kâm-yâb tarafına 'arz ü inhâ olunduğuna binâʾen, mevâcib ve sâyir umûr-i seferiyyeye sarf içün zilhiccenin altıncı günü [1] iki bin dört yüz kîse akça vâsıl-ı Muʿasker-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn ve dâhil-i hazîne-i Ordu-yi hümâyûn oldu.\n\nSilahdâr Ağası zahîre mübâşiriyyeti ile bundan akdem tağrîb ve yerine Ocağ Kethudâsı vekâleten takrîb olunmuşidi. İle'l-ân Ağalık mesnedi hâlî olmak takrîbî ile resânende-i hazîne olan Kapucu-başı Kuru İbrâhîm Ağa'nın Silahdâr Ağalığı'yla şecer-i zâyil-i ikbâli tartîb ve mâh-ı zilhiccenin on yedinci günü [2] iki kıst mevâcib dahi ihrâc ve eyâdî-yi emânet-kârâne idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin yüz seksen beş senesi muharreminden zabt etmek üzere Mekke-i mükerreme Kazâsı, Mısr-ı Kāhire'den munfasıl ʿİlmî Yeğeni ʿAli Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, [M2 151] târîh-i mezkûrdan sâbıkā Şâm Kadısı Elmâs Paşa İmâmı-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye ve seksen dört cumâdelâhırasından mutasarrıf olmak üzere Kuds-i Şerîf Kazâsı, Veliyyüddîn Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, Mehmed Sâlih Efendi-zâde Ahmed Es'ad Efendi'ye ve gurre-i şaʿbândan Yenişehir-i Fenâr Kazâsı, Ders-i ʿâmm ʿAbbas Efendi'ye ve Âmid Kazâsı, Hâmise'de bulunan müderrislerden es-Seyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve silsileleri tertîb ve bi-hasebi't-tarîk cümlesi tatyîb olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı 'ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_790.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı 'ilmiyye",
          "text": "Bin yüz seksen beş senesi muharreminden zabt etmek üzere Mekke-i mükerreme Kazâsı, Mısr-ı Kāhire'den munfasıl ʿİlmî Yeğeni ʿAli Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, [M2 151] târîh-i mezkûrdan sâbıkā Şâm Kadısı Elmâs Paşa İmâmı-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye ve seksen dört cumâdelâhırasından mutasarrıf olmak üzere Kuds-i Şerîf Kazâsı, Veliyyüddîn Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, Mehmed Sâlih Efendi-zâde Ahmed Es'ad Efendi'ye ve gurre-i şaʿbândan Yenişehir-i Fenâr Kazâsı, Ders-i ʿâmm ʿAbbas Efendi'ye ve Âmid Kazâsı, Hâmise'de bulunan müderrislerden es-Seyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve silsileleri tertîb ve bi-hasebi't-tarîk cümlesi tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene kadar mesned-i Sadâret'e şeref-bahş olan Mehmed Murâd Efendi maʿzûl ve şehr-i rebîʿulâhırın ikinci günü sâbıkā İstanbul Kadısı ʿAtıf Mehmed Emîn Efendi, o mesned-i bülende menkül oldu.\nEdirne Kazası, İzmir'den munfasıl Evliyâ-zâde Zeynelʿâbidîn Efendi'ye, gurre-i recebden ve Edirne Pâyesi'yle Mısr-ı Kāhire, Kuds-i Şerîf'den münʿazil Tarsûsî-zâde Mustafa Efendi'ye gurre-i ramazândan tevcîh u ihsân olunup, sâbıkā Edirne Kadısı es-Seyyid Mehmed Gānim Efendi'ye sene-i merkūme rebîʿulevveli gurresinden ve Edirne Pâyesi'yle, sâbıkā Şâm Kadısı olan Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye seksen beş senesi muharreminin onuncu gününden Mekke-i mükerreme pâyeleri verilüp, bu mülâbese ile mahsûd-i akrân ve mağbût-i emsâl ü ahdân oldular.\n\nSâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ve hâlâ Nakībuleşrâf ve Re'îsü'l-ʿulemâ olan Şeyhulislâm es-Seyyid Mustafa Efendi-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi nâvek-i ecel-i nâgeh-res ile matʿûn ve rebîʿulâhırın yirmi sekizinci günü masrûʿ-i ser-pençe-i raybü'l-menûn olup, mansıb-ı eşref-i nekābetle sâbıkā İstanbul Kadısı es-Seyyid İbrâhîm Efendi memnûn oldu.\n\nLeff ü neşr-i müretteb üzere Burusa ve Yenişehir ve yine Burusa'dan maʿzûl ʿAbdulvehhâb Efendi ve ʿArab-zâde ʿAli Rıza Efendi ve Murâd-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi müteʿâkiben terk-i hayât-ı müsteʿâr ve ihtiyâr-ı dârü'l-hulûdi ve'l-karâr eylediler.\n\nRumeli Kadıʿaskeri Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi müddet-i ʿörfiyyesin ikmâl ve Sadâret-i Anadolu'dan maʿzûl Sâlih-zâde Mehmed Emîn Efendi ramazân-ı şerîf evâsıtında o mansıb-ı ʿazîzü'l-menâl ile tahsîl-i derecât-ı ʿizz u ikbâl eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_791.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1183"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Bir sene kadar mesned-i Sadâret'e şeref-bahş olan Mehmed Murâd Efendi maʿzûl ve şehr-i rebîʿulâhırın ikinci günü sâbıkā İstanbul Kadısı ʿAtıf Mehmed Emîn Efendi, o mesned-i bülende menkül oldu.\nEdirne Kazası, İzmir'den munfasıl Evliyâ-zâde Zeynelʿâbidîn Efendi'ye, gurre-i recebden ve Edirne Pâyesi'yle Mısr-ı Kāhire, Kuds-i Şerîf'den münʿazil Tarsûsî-zâde Mustafa Efendi'ye gurre-i ramazândan tevcîh u ihsân olunup, sâbıkā Edirne Kadısı es-Seyyid Mehmed Gānim Efendi'ye sene-i merkūme rebîʿulevveli gurresinden ve Edirne Pâyesi'yle, sâbıkā Şâm Kadısı olan Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye seksen beş senesi muharreminin onuncu gününden Mekke-i mükerreme pâyeleri verilüp, bu mülâbese ile mahsûd-i akrân ve mağbût-i emsâl ü ahdân oldular.\n\nSâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ve hâlâ Nakībuleşrâf ve Re'îsü'l-ʿulemâ olan Şeyhulislâm es-Seyyid Mustafa Efendi-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi nâvek-i ecel-i nâgeh-res ile matʿûn ve rebîʿulâhırın yirmi sekizinci günü masrûʿ-i ser-pençe-i raybü'l-menûn olup, mansıb-ı eşref-i nekābetle sâbıkā İstanbul Kadısı es-Seyyid İbrâhîm Efendi memnûn oldu.\n\nLeff ü neşr-i müretteb üzere Burusa ve Yenişehir ve yine Burusa'dan maʿzûl ʿAbdulvehhâb Efendi ve ʿArab-zâde ʿAli Rıza Efendi ve Murâd-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi müteʿâkiben terk-i hayât-ı müsteʿâr ve ihtiyâr-ı dârü'l-hulûdi ve'l-karâr eylediler.\n\nRumeli Kadıʿaskeri Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi müddet-i ʿörfiyyesin ikmâl ve Sadâret-i Anadolu'dan maʿzûl Sâlih-zâde Mehmed Emîn Efendi ramazân-ı şerîf evâsıtında o mansıb-ı ʿazîzü'l-menâl ile tahsîl-i derecât-ı ʿizz u ikbâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i şitâ karîn-i ınkızâ ve düşmen-i dîn birkaç tarafdan Memâlik-i mahrûse'ye [M2 152] itâle-i pây-i tecâvüz ile mübâşir-i harb ü gavgā olup, meştây-ı Ordu-yi hümâyûn'da asker her ne kadar ekall-i kalîl ise dahi, esbâb-ı teheyyüʿ ve hareket hâricden gelecek askere iʿlân ü işâʿat olunmak içün mâh-ı muharremin ikinci günü tûğ-ı Âsafî ocak ağaları maʿrifetiyle rekz olunup, etrâf ü eknâfa haberler irsâl ve vürûdu muntazar olan cünûd-i muvahhidîne ifâde-i hâl zımnında irsâl-i misâl-i lâzimu'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene hams ve semânîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_792.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ʿ-i̇ sene hams ve semânîn ve mi̇'ete ve elf]",
          "text": "Mevsim-i şitâ karîn-i ınkızâ ve düşmen-i dîn birkaç tarafdan Memâlik-i mahrûse'ye [M2 152] itâle-i pây-i tecâvüz ile mübâşir-i harb ü gavgā olup, meştây-ı Ordu-yi hümâyûn'da asker her ne kadar ekall-i kalîl ise dahi, esbâb-ı teheyyüʿ ve hareket hâricden gelecek askere iʿlân ü işâʿat olunmak içün mâh-ı muharremin ikinci günü tûğ-ı Âsafî ocak ağaları maʿrifetiyle rekz olunup, etrâf ü eknâfa haberler irsâl ve vürûdu muntazar olan cünûd-i muvahhidîne ifâde-i hâl zımnında irsâl-i misâl-i lâzimu'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Keyfiyyet-i hatt u tirhâl vaktiyle müzâkere ve hükmünü kuvvetden fiʿle îsâl, mûcibât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, ʿakd olunan meclis-i meşveretde bu mübâhasât güzerân ve herkes maʿlûmâtını âverde-i zebân edüp, âhir-i kâr Nehr-i Tuna üzerine inşâ olunacak cisrin termîmi husûsuna ıkdâm ve eyyâm-ı sayf içün müretteb olan asker dahi sefâyine teşhîn ve Sünne'den Tuna'ya duhûl üzere oldukları resîde-i rütbe-i ʿayne'l-yakīn olup, bu sûretde Ordu-yi hümâyûn'un Babadağı Sahrâsı'na darb-ı hıyâm ve karşu tarafa mürûr esbâbını tahsîle ihtimâm etmesi min ehemmi'l-mehâmdır deyü her tarafdan idâre-i kelâm olunmağla, bu tedbîr-i dil-pezîr muhtâr-ı müşîr u müsteşîr olduğuna binâ'en, üç beş gün zarfında bu emre mübâşeret rekîz-i zamâyir-i erkân-ı devlet olmuşidi. Meşveretden bir iki gün sonra aʿdânın ya Tulça ve yâhûd İsakçı üzerine hücûm edecekleri baʿzı delillerden tahkīk olunup, Dağıstânî ʿAli Paşa'ya bu keyfiyyet telmîh ve maddeye lede'l-vukūf ifşâsı bâʿis-i vahşet-i asker olacağını fehm ile ketm tarafını tercîh etmişidi. Binâ'en ʿalâ zâlik nâ-gâh sabaha iki sâʿat kalarak düşmen-i gümkerde-i râh berü tarafa mürûr ve Eski İsakçı dimekle meşhûr olan mahalde tertîb-i tabûr edüp, cisr muhâfazasına me'mûr olanları perâkende vü perîşân ve eczâ-i cisri sûzân eyleyüp, asker keyd-i aʿdâdan gāfil ve taʿyînâtlarında zarûriyyü'l-ihtiyâr olan kusûru müsâmaha ve tegāfüle haml ile ihdâs-ı fesâd ü teferruka mâyil olup, mukābele böyle dursun taraf-ı düşmene nigâh etmeyerek, katʿ-ı râh ve kimi Babadağı'nı ve kimi Tulça'yı penâh ve baʿzısı püştelere çıkup, düşmenin İsakçı'ya etdiği hasârâtı temâşâ ile nâme-i a'mâllerin firâr ʿani'z-zahf hatī'atıyla siyah eylediler. Sadr-ı ʿâlî-câh bu kazıyyeden [M2 153] âgâh oldukda, dûd-i âh ü te'essüfü ʿanân-i âsumâna peyveste ve bu havâdis-i müteʿâkıb-i zuhûr sebebi ile zücâc-ı mizâcı şikeste olup, küffâr İsakçı Kalʿası'nı zabt ü ikāmet akabinde Babadağı'na ʿazîmet ve müdâfaʿaya vâfî asker olmamağla, bir hâdise-i ʿazîme zuhûrundan zihni perîşân ve ne edeceğinde vâ-lehû hayrân olup, bu takdirde meclis-i şûrâda karar verilen vakte intızâr mecâli kalmayup, mâh-ı mezbûrun on birinci günü ʿalem-i şerîf sütûnuna bend ve birkaç günden sonra sahrâya çıkılmak üzere tevsîk-i râbıta-i ʿahd ü peyvend olundu. İsakçı üzerine gelen küffâr üç bini tecâvüz eylemediği tashîh-kerde-i erbâb-ı iʿtibâr olup, ehl-i İslâm'da mukābele ve işgāl edecek kadar u kuvvet var iken gayret-i dîniyyeyi bırakup, firâra âgāz etmeleri, metânet-i dîn ile muttasıf olanlara dâğ-ı derûn ve sebeb-i hüzn ü elem-i gûnâ-gûn oldu. Düşmen İsakçı ve cisr edevâtını ihrâk u tahrîb ve palangasını barut ile atup, reʿâyâdan alabildiklerini kayıklara tefrîk u tertîb ve İsmâʿîl tarafına mürûr ile ber-minvâl-i muharrer ehl-i İslâm'ı hazîn ü ke'îb eyledi. Bundan sonra yedi gün Babadağı meştâsında ârâm ve muharremin\non sekizinci günü Serdâr-ı ekrem ve ocağlu ve sâyir hadem ü haşem İsakçı semtine nasb olunan hıyâma çıkup, muntazır-ı cemʿiyyet-i cünûd-i İslâm oldular.",
          "caption": "İstîlâ-yı küffâr ber-İsakçı ve nehzat-ı Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Babadağı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_793.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlâ-yı küffâr ber-İsakçı ve nehzat-ı Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Babadağı",
          "text": "Keyfiyyet-i hatt u tirhâl vaktiyle müzâkere ve hükmünü kuvvetden fiʿle îsâl, mûcibât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, ʿakd olunan meclis-i meşveretde bu mübâhasât güzerân ve herkes maʿlûmâtını âverde-i zebân edüp, âhir-i kâr Nehr-i Tuna üzerine inşâ olunacak cisrin termîmi husûsuna ıkdâm ve eyyâm-ı sayf içün müretteb olan asker dahi sefâyine teşhîn ve Sünne'den Tuna'ya duhûl üzere oldukları resîde-i rütbe-i ʿayne'l-yakīn olup, bu sûretde Ordu-yi hümâyûn'un Babadağı Sahrâsı'na darb-ı hıyâm ve karşu tarafa mürûr esbâbını tahsîle ihtimâm etmesi min ehemmi'l-mehâmdır deyü her tarafdan idâre-i kelâm olunmağla, bu tedbîr-i dil-pezîr muhtâr-ı müşîr u müsteşîr olduğuna binâ'en, üç beş gün zarfında bu emre mübâşeret rekîz-i zamâyir-i erkân-ı devlet olmuşidi. Meşveretden bir iki gün sonra aʿdânın ya Tulça ve yâhûd İsakçı üzerine hücûm edecekleri baʿzı delillerden tahkīk olunup, Dağıstânî ʿAli Paşa'ya bu keyfiyyet telmîh ve maddeye lede'l-vukūf ifşâsı bâʿis-i vahşet-i asker olacağını fehm ile ketm tarafını tercîh etmişidi. Binâ'en ʿalâ zâlik nâ-gâh sabaha iki sâʿat kalarak düşmen-i gümkerde-i râh berü tarafa mürûr ve Eski İsakçı dimekle meşhûr olan mahalde tertîb-i tabûr edüp, cisr muhâfazasına me'mûr olanları perâkende vü perîşân ve eczâ-i cisri sûzân eyleyüp, asker keyd-i aʿdâdan gāfil ve taʿyînâtlarında zarûriyyü'l-ihtiyâr olan kusûru müsâmaha ve tegāfüle haml ile ihdâs-ı fesâd ü teferruka mâyil olup, mukābele böyle dursun taraf-ı düşmene nigâh etmeyerek, katʿ-ı râh ve kimi Babadağı'nı ve kimi Tulça'yı penâh ve baʿzısı püştelere çıkup, düşmenin İsakçı'ya etdiği hasârâtı temâşâ ile nâme-i a'mâllerin firâr ʿani'z-zahf hatī'atıyla siyah eylediler. Sadr-ı ʿâlî-câh bu kazıyyeden [M2 153] âgâh oldukda, dûd-i âh ü te'essüfü ʿanân-i âsumâna peyveste ve bu havâdis-i müteʿâkıb-i zuhûr sebebi ile zücâc-ı mizâcı şikeste olup, küffâr İsakçı Kalʿası'nı zabt ü ikāmet akabinde Babadağı'na ʿazîmet ve müdâfaʿaya vâfî asker olmamağla, bir hâdise-i ʿazîme zuhûrundan zihni perîşân ve ne edeceğinde vâ-lehû hayrân olup, bu takdirde meclis-i şûrâda karar verilen vakte intızâr mecâli kalmayup, mâh-ı mezbûrun on birinci günü ʿalem-i şerîf sütûnuna bend ve birkaç günden sonra sahrâya çıkılmak üzere tevsîk-i râbıta-i ʿahd ü peyvend olundu. İsakçı üzerine gelen küffâr üç bini tecâvüz eylemediği tashîh-kerde-i erbâb-ı iʿtibâr olup, ehl-i İslâm'da mukābele ve işgāl edecek kadar u kuvvet var iken gayret-i dîniyyeyi bırakup, firâra âgāz etmeleri, metânet-i dîn ile muttasıf olanlara dâğ-ı derûn ve sebeb-i hüzn ü elem-i gûnâ-gûn oldu. Düşmen İsakçı ve cisr edevâtını ihrâk u tahrîb ve palangasını barut ile atup, reʿâyâdan alabildiklerini kayıklara tefrîk u tertîb ve İsmâʿîl tarafına mürûr ile ber-minvâl-i muharrer ehl-i İslâm'ı hazîn ü ke'îb eyledi. Bundan sonra yedi gün Babadağı meştâsında ârâm ve muharremin\non sekizinci günü Serdâr-ı ekrem ve ocağlu ve sâyir hadem ü haşem İsakçı semtine nasb olunan hıyâma çıkup, muntazır-ı cemʿiyyet-i cünûd-i İslâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kısteyn mevâcibi tevzîʿ u taksîm ve mesârıfât-ı seferiyyeye akçanın lüzûmu dahi maʿrûz-i dergâh-ı Şehriyâr-ı cemm-i hadîm kılınmışidi. Bu defʿa Kapucular Kethudâsı Sâlih Ağa ile beş yüz kîse teşrîfât-ı hümâyûn Muʿasker-i Cihândârî'ye tekarrub eylediği ihbar ve der-ʿakab Mehterhâne ile îfây-ı resm-i istikbâle ibtidâr olunup, Sadr-ı vakūr teşrîfât-ı seniyye-i Cihândârî ile mesrûr ve Defterdâr Efendi'ye dahi vürûd-i hazîne ile hiffet-i maslahat meysûr oldu. Tulça vakʿası sâmiʿa-güzâr-ı hazret-i Tâcdârî olmakdan nâşî, renciş-i hâtır-ı mülûkânelerine bâdî ve tenbîhât ü tergībâtı hâvî üç kıtʿa hatt-ı mehâbet-makrûn sudûruna sebeb-i ʿâdî olup, Re’îsülküttâb Efendi cehren kırâʾetine leb-i cunbân-ı şurûʿ ve meʾâl-i rikkat-iştimâlinden herkes müteʾessir ü cezûʿ oldu.",
          "caption": "Vürûd-i hazîne ve teşrîfât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_794.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hazîne ve teşrîfât",
          "text": "Kısteyn mevâcibi tevzîʿ u taksîm ve mesârıfât-ı seferiyyeye akçanın lüzûmu dahi maʿrûz-i dergâh-ı Şehriyâr-ı cemm-i hadîm kılınmışidi. Bu defʿa Kapucular Kethudâsı Sâlih Ağa ile beş yüz kîse teşrîfât-ı hümâyûn Muʿasker-i Cihândârî'ye tekarrub eylediği ihbar ve der-ʿakab Mehterhâne ile îfây-ı resm-i istikbâle ibtidâr olunup, Sadr-ı vakūr teşrîfât-ı seniyye-i Cihândârî ile mesrûr ve Defterdâr Efendi'ye dahi vürûd-i hazîne ile hiffet-i maslahat meysûr oldu. Tulça vakʿası sâmiʿa-güzâr-ı hazret-i Tâcdârî olmakdan nâşî, renciş-i hâtır-ı mülûkânelerine bâdî ve tenbîhât ü tergībâtı hâvî üç kıtʿa hatt-ı mehâbet-makrûn sudûruna sebeb-i ʿâdî olup, Re’îsülküttâb Efendi cehren kırâʾetine leb-i cunbân-ı şurûʿ ve meʾâl-i rikkat-iştimâlinden herkes müteʾessir ü cezûʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn'dan refʿ-i münker ü fahşâ emrine mezîd-i dikkat ü iʿtinâ edüp: [M2 154] “Hattâ devâyir-i kibârda olan tâze-rûlar mazânn-ı töhmet ve peyk-i serîʿu's-seyr-i hırs u şehvet olup bunların tard u ibʿâdları lâzımdır” deyerek şifâhen ve vicâhen tenbîh ü teʾkîd ve ekser-i nâs muʿtemer olarak dâyirelerinde bulunanları tebʿîd edüp, Cebeci-başı Kürd Ağa her zemân bir âfet-i devrânın bend-i kemend-i mehabbeti ve her bâr bir mahbûb-i dil-âşûbun masrûʿ-i hüsn ü behceti olduğundan, bu hâl kendüye mukaddime-i çîn-i cebîn-i infiʿâl olup, dûrbâş-ı inʿizâl ile mazhar-ı tevbîh u gûşmâl olmuşidi. Tezkireci Münîb Efendi: “Bu ne demek ister, Padişahlar baʿzan mücevherât istiʿmâlini muhkem yasâğ itdikleri hâlde bile ricâl-i devlet miyânında bulunan sağīr mücevher bıçaklardan tegāfül edüp, muʾâhaze etmezler. Benim dâyiremde olan tıfl-i emred ki bana rûh-i izâfî ve cism-i nahîfimi vikāyede bir dirʿ-i zâfidir. Murâhik u şîr-hâre iken zîr-i serâ-perde-i haremimde demsâz-ı hacr-ı terbiye olup, sekiz yaşına buluğunda başına vazʿ-ı destâr ve üzerine gubâr kondurmayarak, veled-i maʿnevî mesâbesinde bir hidmetkâr iken merkūmu dâyiremden tebʿîd baʿzı hevâ-perestler yedine vermekden gayri neyi müfîddir” dedikde, mûmâ ileyh riʿâyeti vâcib zeber-dest bir kâtib olduğundan, hakkında ihtiyâr-ı sükût ve tevânî ve bu makāle o meşrebde olanlara bâʿis-i inbısât-ı nihânî oldu.",
          "caption": "Kıssa-i garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_795.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Kıssa-i garîbe",
          "text": "Sadrıaʿzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn'dan refʿ-i münker ü fahşâ emrine mezîd-i dikkat ü iʿtinâ edüp: [M2 154] “Hattâ devâyir-i kibârda olan tâze-rûlar mazânn-ı töhmet ve peyk-i serîʿu's-seyr-i hırs u şehvet olup bunların tard u ibʿâdları lâzımdır” deyerek şifâhen ve vicâhen tenbîh ü teʾkîd ve ekser-i nâs muʿtemer olarak dâyirelerinde bulunanları tebʿîd edüp, Cebeci-başı Kürd Ağa her zemân bir âfet-i devrânın bend-i kemend-i mehabbeti ve her bâr bir mahbûb-i dil-âşûbun masrûʿ-i hüsn ü behceti olduğundan, bu hâl kendüye mukaddime-i çîn-i cebîn-i infiʿâl olup, dûrbâş-ı inʿizâl ile mazhar-ı tevbîh u gûşmâl olmuşidi. Tezkireci Münîb Efendi: “Bu ne demek ister, Padişahlar baʿzan mücevherât istiʿmâlini muhkem yasâğ itdikleri hâlde bile ricâl-i devlet miyânında bulunan sağīr mücevher bıçaklardan tegāfül edüp, muʾâhaze etmezler. Benim dâyiremde olan tıfl-i emred ki bana rûh-i izâfî ve cism-i nahîfimi vikāyede bir dirʿ-i zâfidir. Murâhik u şîr-hâre iken zîr-i serâ-perde-i haremimde demsâz-ı hacr-ı terbiye olup, sekiz yaşına buluğunda başına vazʿ-ı destâr ve üzerine gubâr kondurmayarak, veled-i maʿnevî mesâbesinde bir hidmetkâr iken merkūmu dâyiremden tebʿîd baʿzı hevâ-perestler yedine vermekden gayri neyi müfîddir” dedikde, mûmâ ileyh riʿâyeti vâcib zeber-dest bir kâtib olduğundan, hakkında ihtiyâr-ı sükût ve tevânî ve bu makāle o meşrebde olanlara bâʿis-i inbısât-ı nihânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsakçı'da vukūʿ bulan hâdise müşârun ileyhin gaflet ve sû-i tedbîrine haml olunarak, te'dîb ü takrîʿî irâdesiyle Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr olunmuşidi. Lede'l-vusûl\nserʻaskerlere lâzım olan sebât-ı kalb ve bezl-i mevcûd ve hass ü tahrîzîde katʻâ kusûr etmeyüp, asker bilâ-muzâyaka terk-i kıtâl ve bu takdîrde münferiden müdâfaʿaya iktihâm emr-i muhâl olduğunu âverde-i zebân makāl etmekle, bast etdiği mukaddime maʿkūl olup, 'özrü her ne kadar makbûl olduysa dahi, Serʿaskerlik'den maʿzûl ve Tutrakan câniblerini muhâfaza ile muʿâteb ü mes'ûl oldu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Dağıstânî ʿAli Paşa be-muhâfaza-i Tutrakān",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_796.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Dağıstânî ʿAli Paşa be-muhâfaza-i Tutrakān",
          "text": "İsakçı'da vukūʿ bulan hâdise müşârun ileyhin gaflet ve sû-i tedbîrine haml olunarak, te'dîb ü takrîʿî irâdesiyle Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr olunmuşidi. Lede'l-vusûl\nserʻaskerlere lâzım olan sebât-ı kalb ve bezl-i mevcûd ve hass ü tahrîzîde katʻâ kusûr etmeyüp, asker bilâ-muzâyaka terk-i kıtâl ve bu takdîrde münferiden müdâfaʿaya iktihâm emr-i muhâl olduğunu âverde-i zebân makāl etmekle, bast etdiği mukaddime maʿkūl olup, 'özrü her ne kadar makbûl olduysa dahi, Serʿaskerlik'den maʿzûl ve Tutrakan câniblerini muhâfaza ile muʿâteb ü mes'ûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fi'l Şıkk-ı Evvel Defterdârı olan ʿİsmet ʿAli Efendi kıllet-i vâridât ve kesret-i mesârıfat sebebi ile leyl ü nehâr âvâre-i huzûr u sükûn ve giderek bu tehayyülât mûmâ ileyhe îrâs-ı mukaddime-i cünûn edüp, buyuruldularında habt u halel ve umûr-i mâliyyeye dâ'yir sehv ü zelel vukūʿunu hulefâ ve kîsedârân-ı aklâm [M2 155] sırran ifâde vü ifhâm ve o makūle muhtebitât-ı ahvâline medd-i târ-ı enzâr ve mîrîye muzır olan tahrîrâtına ʿadem-i iʿtibâr lâzım gelenlere ʿale'l-infirâd ihtâr olunduğundan başka, mübtelâ olduğu sevdâ, kābil-i müdâvâ olur zannıyla, taʿyîn-i etıbbâ olunmuşidi. ʿİlâcın te'sîri olmayup, bir günde üç beş defʿa Sadrıaʿzam yanına girüp, bilâ-münâsebe baʿzı umûr istîzân ve çadırına geldikde, esâs ü mesâsdan ʿârî ısdâr-ı fermân eylediği maʿlûm-i hakāyik-şinâsân-ı umûr u hutûb ve bu takdîrde ʿazl ve âharının nasbi resîde-i derece-i vücûb olmağla, Zimmet halîfesi İsmâʿîl Efendi'de liyâkat ü mehâret muhayyel ve Defterdârlığa müstehakk u mahal görülüp, o câh-ı bülend ile şeref-mend ve selefi etbâʿına teslîm ve Âsitâne'ye îsâli husûsu merkūmlara tefhîm olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterdâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_797.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterdâr",
          "text": "Bi'l-fi'l Şıkk-ı Evvel Defterdârı olan ʿİsmet ʿAli Efendi kıllet-i vâridât ve kesret-i mesârıfat sebebi ile leyl ü nehâr âvâre-i huzûr u sükûn ve giderek bu tehayyülât mûmâ ileyhe îrâs-ı mukaddime-i cünûn edüp, buyuruldularında habt u halel ve umûr-i mâliyyeye dâ'yir sehv ü zelel vukūʿunu hulefâ ve kîsedârân-ı aklâm [M2 155] sırran ifâde vü ifhâm ve o makūle muhtebitât-ı ahvâline medd-i târ-ı enzâr ve mîrîye muzır olan tahrîrâtına ʿadem-i iʿtibâr lâzım gelenlere ʿale'l-infirâd ihtâr olunduğundan başka, mübtelâ olduğu sevdâ, kābil-i müdâvâ olur zannıyla, taʿyîn-i etıbbâ olunmuşidi. ʿİlâcın te'sîri olmayup, bir günde üç beş defʿa Sadrıaʿzam yanına girüp, bilâ-münâsebe baʿzı umûr istîzân ve çadırına geldikde, esâs ü mesâsdan ʿârî ısdâr-ı fermân eylediği maʿlûm-i hakāyik-şinâsân-ı umûr u hutûb ve bu takdîrde ʿazl ve âharının nasbi resîde-i derece-i vücûb olmağla, Zimmet halîfesi İsmâʿîl Efendi'de liyâkat ü mehâret muhayyel ve Defterdârlığa müstehakk u mahal görülüp, o câh-ı bülend ile şeref-mend ve selefi etbâʿına teslîm ve Âsitâne'ye îsâli husûsu merkūmlara tefhîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi itmâm-ı hidmet ile Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet edüp, münhal olan mansıb-ı Defterî'nin hakkında tehallüfü, sebeb-i ye's ü hırmân ve Âsitâne'ye ʿazîmet içün dâmengîr-i istîzân olup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde-i vusûl ve teskîn-i üvâm-ı hasret etmeden me'mûr-i ʿavd u kufûl olup, Ordu-yi hümâyûn'a geldikde, Nişancılık'a ilhâk olunan Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ifrâz ve Efendi-yi mûmâ ileyhe tevcîh ile mazhar-ı iʿzâz kılındı.\n\nSügūr-i İslâmiyye'de Serʿasker ve muhâfız bulunanların tehâvün ü taksîrleri şâyiʿ ve taʿyînât ve sâyir meclûbâtdan gayri fikr u mülâhazaları olmayup, iki üç seneden berü bezl olunan emvâl ve zehâyir ki, hisâbında erbâb-ı kalem ü rakam mütehayyirdir, bi'l-cümle telef ü zâyiʿ olduğundan başka, çep ü râstlarından aʿdâ eyyâm-ı şitâda kayıklar ile berü tarafa geçüp, ehl-i İslâm ve reʿâyâyı refte refte giriftâr-ı kayd-ı isâr ve karşuya imrâr ile ikdâm ve cür'et izhâr edüp, mânend-i havâlif ü ʿacâyîz-i müdâfaʿadan dermânde ve ʿâciz oldukları, sebeb-i kalak u iztırâb Sadr-ı vâlâ-cenâb olmağla, Rumeli Vâlîsi ve Maçin Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Hırsova Muhâfızı Vezîr Sâdık Paşa'ya bu keyfiyyetleri şifâhen inhâ ve muhâfaza-i etrâf ve karşuya mürûr esbâbını iktinâf irâdelerini beyân ile fî-mâ baʿd aks-i kazıyye rû-nümâ olduğu hâlde, cevâba kudret-yâb olamayacağlarını sâmiʿalarına [M2 156] ilkādan fazla, o taraflarda vâkiʿ olan ahvâli\nhakīkati üzere sırran inbâ etmek zımnında müşârun ileyhimânın Kapu Kethudâları taraflarına isrâ olunmuşidi. Tıbk-ı me'mûriyyetleri üzere o cânibe ʿazîmet ve ifâde-i keyfiyyet eylediklerinde, asker ve cihât-ı uhrâ ile ʿadem-i kuvvetlerin serd ü beyân ve ikdâr olundukları sûretde bezl-i cân edeceklerini âverde-i zebân ve ikāmetlerinde bir fâ'ide olmadığını cezm ü îkān ile Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf-ı ʿinân eylediler.",
          "caption": "Tevcîh-i Rûznâmçe-i Evvel ve baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_798.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Rûznâmçe-i Evvel ve baʿzı havâdis",
          "text": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi itmâm-ı hidmet ile Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet edüp, münhal olan mansıb-ı Defterî'nin hakkında tehallüfü, sebeb-i ye's ü hırmân ve Âsitâne'ye ʿazîmet içün dâmengîr-i istîzân olup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde-i vusûl ve teskîn-i üvâm-ı hasret etmeden me'mûr-i ʿavd u kufûl olup, Ordu-yi hümâyûn'a geldikde, Nişancılık'a ilhâk olunan Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ifrâz ve Efendi-yi mûmâ ileyhe tevcîh ile mazhar-ı iʿzâz kılındı.\n\nSügūr-i İslâmiyye'de Serʿasker ve muhâfız bulunanların tehâvün ü taksîrleri şâyiʿ ve taʿyînât ve sâyir meclûbâtdan gayri fikr u mülâhazaları olmayup, iki üç seneden berü bezl olunan emvâl ve zehâyir ki, hisâbında erbâb-ı kalem ü rakam mütehayyirdir, bi'l-cümle telef ü zâyiʿ olduğundan başka, çep ü râstlarından aʿdâ eyyâm-ı şitâda kayıklar ile berü tarafa geçüp, ehl-i İslâm ve reʿâyâyı refte refte giriftâr-ı kayd-ı isâr ve karşuya imrâr ile ikdâm ve cür'et izhâr edüp, mânend-i havâlif ü ʿacâyîz-i müdâfaʿadan dermânde ve ʿâciz oldukları, sebeb-i kalak u iztırâb Sadr-ı vâlâ-cenâb olmağla, Rumeli Vâlîsi ve Maçin Muhâfızı Vezîr ʿAbdî Paşa'ya ve Hırsova Muhâfızı Vezîr Sâdık Paşa'ya bu keyfiyyetleri şifâhen inhâ ve muhâfaza-i etrâf ve karşuya mürûr esbâbını iktinâf irâdelerini beyân ile fî-mâ baʿd aks-i kazıyye rû-nümâ olduğu hâlde, cevâba kudret-yâb olamayacağlarını sâmiʿalarına [M2 156] ilkādan fazla, o taraflarda vâkiʿ olan ahvâli\nhakīkati üzere sırran inbâ etmek zımnında müşârun ileyhimânın Kapu Kethudâları taraflarına isrâ olunmuşidi. Tıbk-ı me'mûriyyetleri üzere o cânibe ʿazîmet ve ifâde-i keyfiyyet eylediklerinde, asker ve cihât-ı uhrâ ile ʿadem-i kuvvetlerin serd ü beyân ve ikdâr olundukları sûretde bezl-i cân edeceklerini âverde-i zebân ve ikāmetlerinde bir fâ'ide olmadığını cezm ü îkān ile Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf-ı ʿinân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İltikāy-ı aʿdây-ı li’âmda ihlâs-ı tâm ve sebât ü ikdâm ve hevl-i cenge müsâberet ve iʿlâ-i kelimetullâha kasd u niyyet ekser-i ahyânda fevz ü nusrata sebeb ve tedmîr-i ehl-i şirk ü tuğyâna ʿillet olduğu mümtehan ü mücerrebdir. Lâ-cerem bu defʿa Yergöğü tarafında kıbel-i cenâb-ı Vâcibü'l-vücûd'dan cünûd-i muvahhidîne mevʿûd olan metn-i fevz ü fütûh bu vechile meşrûh kılınur ki, Ruscuk Serʿaskeri Vezîr ʿİzzet Ahmed Paşa yed-i aʿdâya giriftâr olan Yergöğü'nün esbâb-ı istihlâsını te'emmül ve maʿiyyetinde olan serân-ı asker ve sâyir erbâ-ı vukūf ile bu maslahatın semt-i sühûletini tefekkür ü tehayyül eyler idi. Kudûm-i behâr ile basît-i gabrâ lâlezâr ve mukābele-i aʿdâ zemân-ı nümûdâr olup, ʿillet-i kerr u ferr olan huyûl-i erbâb-ı gazâ içün çerâgâh ü merâtiʿ, Ruscuk taraflarında derece-i ihâtadan dûr u şâsiʿ olup, Yergöğü ile Ruscuk miyânında vâkiʿ adada giyâhın kesreti olduğundan, katʿ-ı ʿalef ve mümkin olursa düşmeni tîr-i merg-i helâke hedef etmek niyyeti ile bir mikdâr âdem zikr olunan adaya taʿyîn ve düşmene bu hâl müstebîn oldukda, bir gürûh asker ifrâz ve tüfeng ile cenge âgāz eyledikleri Serʿasker Paşa'ya maʿlûm oldukda, bî-mehâbâ münferiden o tarafa mürûr ve Ordu Ağası Yeğen Ağa'ya bu hâl manzûr oldukda, ol dahi berzede-dâmân-ı ʿubûr ve istîsâl-i düşmene bezl-i makdûr eylediler. Ruscuk tarafında bulunan pür-dilân-ı İslâm'ın dahi tenevvür-i şevk u hamiyyetleri feverân ve kadr-i celâdet ü gayretleri galeyân edüp, zevraklarla adaya geçüp, cemʿiyyetleri ʿaded-i ehl-i Bedr'e mütekārib oldukda, adadan güzâr ve Yergöğü'ye bir buçuk sâʿat mahal olan İslabozi [Slabozia] nâmıyla şöhret-medâr olan çiftliği zabt içün Serʿasker Paşa Ordu Ağası'nı taʿyîn ve ol dahi çiftliğe varup, derûnunda bulunan aʿdây-ı [M2 157] dîn ile muhârebeye dâmen-çîn-i kahr u kîn oldu. Müşârun ileyh ile adada ceng ü harbe mübâşeret eden aʿdâ dahi havl ü kuvvet-i cenâb-ı Hudâ ile münhezim olup, köprülerini fekk ile kalʿa kurbunda olan meterislere firâr ve istinâdları olan toplar ile asker-i İslâm'ı ʿadem-i takrîbe bezl-i iktidâr ve cünûd-i İslâmiyye'de tüfengden gayri âlet-i harb olmadığından, Serʿasker-i müşârun ileyhe askeri mahall-i tehlike vü muhâtaradan ʿavk ve tehyîc-i devâʿî-i şevk ile çiftlik tarafına sevk eyleyüp, kendüsü dahi bir piyâdeye rükûb ve tâlib-i nahçîr olan şîr gibi çiftlik tarafına vüsûb edüp, iki asker birbirine ittisâl ve meteris hafrına iştigāl ve iki sâʿatden sonra teterrüse kābil bir mahall-i menîʿ istihsâl eylediler. Ferdâsı sehere karîb ehl-i nâkūs u salîb taburlarını tertîb ve cünûd-i muvahhidînin meterislerine mânende-i gürâz hücûma âgāz edüp, berü tarafdan merdâne mukābele ve âlât-ı ceng müdâvele olunarak meteris-\nlerde izhâr-ı sebât ü istikrâr ve o gürûh-i mekrûhu nişâne-i dâne-i tüfeng eyleyerek, fi'l-hâl perîşân ü târumâr eyleyüp, bu sebeble düşmen kalʿaya rucûʿ ve der u dervâzesin sedd ve top cengine şurûʿ eylediler. Ruscuk tarafında ictimâʿ eden cünd-i mutâʿ bu keyfiyyete bi'l-müşâhede tahsîl-i ıttılâʿ eyledikde, şevk-i cihâd u gazâ derûn-i gayret-ihtivâlarında rû-nümâ olup, iki bin kadar dilâver, dâhil-i zîr-i Livây-ı Serʿasker-i zafer-rehber olup, açıkdan aʿdânın meterisleri üzerine hecme-endâz ve vaʿd-i nasr-ı mübîni istincâz ile beş sâʿat kadar şuʿle-i cevvâle-i ceng ü cidâl harmen-sûz-i sâmân-ı aʿdây-ı bed-âmâl olarak bir mikdârı küşte-i samsâm-ı kahr ü istîsâl ve baʿzısı zahmdâr-ı şeşper-i hizy ü nekâl olup, bakıyyetü's-süyûf süvârî ve piyâdesi mahlût olarak meterislerden hurûc ve esve'-i hâl ile kalʿaya vülûc eylediler. Düşmen terk etdiği hısânât asker-i İslâm'a me'men ve karşudan celb olunan dört kıtʿa top ile kalʿayı döğüp, bir müddetden berü istidrâcdan hâsıl olan sürûrları mübeddel-i mâtem ü şîven oldu. Yergöğü semtinde hudûs eden vekāyiʿ her tarafda müstefîz u şâyiʿ olduğundan, Mesʿûd Girây Sultân Ziştovi maʿberinden vâfir asker ile geçüp, rûz-i mesâffın üçüncü günü neberd-gâha vâsıl ve kulûb-i muvahhidînde [M2 158] mâye-i kuvvet hâsıl olup, kalʿaya yürüyüş tedbîri dermeyân ve berren bu garaza vusûl ʿasîru'l-imkân ve nehren hücûm her hâlde sehl ü âsân olduğundan, dalkılıç tahrîriyle emr-i mezkûrun îkāʿına karar vermişler iken, meteris hizâsında vâkiʿ cisrin zencîri ehl-i İslâm tarafından atılan top darbından şikest olup, hemân birden kalʿanın hendeklerine sevk-i ketâyib ve içinde bulunan melâʿînin ekserini müste'sıl-i suyûf-i kavâzıb eyleyüp, bakıyyesi istîmân ve kalʿayı bir iki gün mehl ile teslîm edeceklerini tefhîm ü beyân etdiklerinde, ʿale's-seher kalʿayı tahliye ve âminen mecmaʿları olan mahalle giderlerse emân verileceği haberiyle bir âdem gönderilüp, zarûrî bu sûrete rızâ ve kalʿadan çıkup, orduları tarafına ʿinân-ı haybet ü husrânı irhâ eylediler. Yergöğü'nün istihlâsı haberi miftâh-ı kalʿa ile müşârun ileyh tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vârid olup, bir müddetden berü nevîd-i feth u nusrat gûş-zed-i erbâb-ı tevhîd olmadığından, kâffe-i nâs kesb-i sürûr-i bî-kıyâs edüp, dâyimâ mansûriyyet-i İslâm ve makhûriyyet-i düşmen-i bed-fercâm edʿiyesini felek-i Atlas'a mümâs eylediler. ʿAvn-i hazret-i Bârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Tâcdârî'yle vukūʿ bulan feth u zafer tefâsîl-i ahvâl-i muhârebe ile maʿrûz-ı ʿatebe-i Şehriyâr-ı heft-kişver kılınup, mir'ât-ı tabʿ-ı hümâyûn meclây-ı suver-i sürûr-i gûnâ-gûn oldu.",
          "caption": "Zikr-i nusrat-i ehl-i İslâm ve istihlâs-ı Kalʿa-i Yergöğü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_799.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nusrat-i ehl-i İslâm ve istihlâs-ı Kalʿa-i Yergöğü",
          "text": "İltikāy-ı aʿdây-ı li’âmda ihlâs-ı tâm ve sebât ü ikdâm ve hevl-i cenge müsâberet ve iʿlâ-i kelimetullâha kasd u niyyet ekser-i ahyânda fevz ü nusrata sebeb ve tedmîr-i ehl-i şirk ü tuğyâna ʿillet olduğu mümtehan ü mücerrebdir. Lâ-cerem bu defʿa Yergöğü tarafında kıbel-i cenâb-ı Vâcibü'l-vücûd'dan cünûd-i muvahhidîne mevʿûd olan metn-i fevz ü fütûh bu vechile meşrûh kılınur ki, Ruscuk Serʿaskeri Vezîr ʿİzzet Ahmed Paşa yed-i aʿdâya giriftâr olan Yergöğü'nün esbâb-ı istihlâsını te'emmül ve maʿiyyetinde olan serân-ı asker ve sâyir erbâ-ı vukūf ile bu maslahatın semt-i sühûletini tefekkür ü tehayyül eyler idi. Kudûm-i behâr ile basît-i gabrâ lâlezâr ve mukābele-i aʿdâ zemân-ı nümûdâr olup, ʿillet-i kerr u ferr olan huyûl-i erbâb-ı gazâ içün çerâgâh ü merâtiʿ, Ruscuk taraflarında derece-i ihâtadan dûr u şâsiʿ olup, Yergöğü ile Ruscuk miyânında vâkiʿ adada giyâhın kesreti olduğundan, katʿ-ı ʿalef ve mümkin olursa düşmeni tîr-i merg-i helâke hedef etmek niyyeti ile bir mikdâr âdem zikr olunan adaya taʿyîn ve düşmene bu hâl müstebîn oldukda, bir gürûh asker ifrâz ve tüfeng ile cenge âgāz eyledikleri Serʿasker Paşa'ya maʿlûm oldukda, bî-mehâbâ münferiden o tarafa mürûr ve Ordu Ağası Yeğen Ağa'ya bu hâl manzûr oldukda, ol dahi berzede-dâmân-ı ʿubûr ve istîsâl-i düşmene bezl-i makdûr eylediler. Ruscuk tarafında bulunan pür-dilân-ı İslâm'ın dahi tenevvür-i şevk u hamiyyetleri feverân ve kadr-i celâdet ü gayretleri galeyân edüp, zevraklarla adaya geçüp, cemʿiyyetleri ʿaded-i ehl-i Bedr'e mütekārib oldukda, adadan güzâr ve Yergöğü'ye bir buçuk sâʿat mahal olan İslabozi [Slabozia] nâmıyla şöhret-medâr olan çiftliği zabt içün Serʿasker Paşa Ordu Ağası'nı taʿyîn ve ol dahi çiftliğe varup, derûnunda bulunan aʿdây-ı [M2 157] dîn ile muhârebeye dâmen-çîn-i kahr u kîn oldu. Müşârun ileyh ile adada ceng ü harbe mübâşeret eden aʿdâ dahi havl ü kuvvet-i cenâb-ı Hudâ ile münhezim olup, köprülerini fekk ile kalʿa kurbunda olan meterislere firâr ve istinâdları olan toplar ile asker-i İslâm'ı ʿadem-i takrîbe bezl-i iktidâr ve cünûd-i İslâmiyye'de tüfengden gayri âlet-i harb olmadığından, Serʿasker-i müşârun ileyhe askeri mahall-i tehlike vü muhâtaradan ʿavk ve tehyîc-i devâʿî-i şevk ile çiftlik tarafına sevk eyleyüp, kendüsü dahi bir piyâdeye rükûb ve tâlib-i nahçîr olan şîr gibi çiftlik tarafına vüsûb edüp, iki asker birbirine ittisâl ve meteris hafrına iştigāl ve iki sâʿatden sonra teterrüse kābil bir mahall-i menîʿ istihsâl eylediler. Ferdâsı sehere karîb ehl-i nâkūs u salîb taburlarını tertîb ve cünûd-i muvahhidînin meterislerine mânende-i gürâz hücûma âgāz edüp, berü tarafdan merdâne mukābele ve âlât-ı ceng müdâvele olunarak meteris-\nlerde izhâr-ı sebât ü istikrâr ve o gürûh-i mekrûhu nişâne-i dâne-i tüfeng eyleyerek, fi'l-hâl perîşân ü târumâr eyleyüp, bu sebeble düşmen kalʿaya rucûʿ ve der u dervâzesin sedd ve top cengine şurûʿ eylediler. Ruscuk tarafında ictimâʿ eden cünd-i mutâʿ bu keyfiyyete bi'l-müşâhede tahsîl-i ıttılâʿ eyledikde, şevk-i cihâd u gazâ derûn-i gayret-ihtivâlarında rû-nümâ olup, iki bin kadar dilâver, dâhil-i zîr-i Livây-ı Serʿasker-i zafer-rehber olup, açıkdan aʿdânın meterisleri üzerine hecme-endâz ve vaʿd-i nasr-ı mübîni istincâz ile beş sâʿat kadar şuʿle-i cevvâle-i ceng ü cidâl harmen-sûz-i sâmân-ı aʿdây-ı bed-âmâl olarak bir mikdârı küşte-i samsâm-ı kahr ü istîsâl ve baʿzısı zahmdâr-ı şeşper-i hizy ü nekâl olup, bakıyyetü's-süyûf süvârî ve piyâdesi mahlût olarak meterislerden hurûc ve esve'-i hâl ile kalʿaya vülûc eylediler. Düşmen terk etdiği hısânât asker-i İslâm'a me'men ve karşudan celb olunan dört kıtʿa top ile kalʿayı döğüp, bir müddetden berü istidrâcdan hâsıl olan sürûrları mübeddel-i mâtem ü şîven oldu. Yergöğü semtinde hudûs eden vekāyiʿ her tarafda müstefîz u şâyiʿ olduğundan, Mesʿûd Girây Sultân Ziştovi maʿberinden vâfir asker ile geçüp, rûz-i mesâffın üçüncü günü neberd-gâha vâsıl ve kulûb-i muvahhidînde [M2 158] mâye-i kuvvet hâsıl olup, kalʿaya yürüyüş tedbîri dermeyân ve berren bu garaza vusûl ʿasîru'l-imkân ve nehren hücûm her hâlde sehl ü âsân olduğundan, dalkılıç tahrîriyle emr-i mezkûrun îkāʿına karar vermişler iken, meteris hizâsında vâkiʿ cisrin zencîri ehl-i İslâm tarafından atılan top darbından şikest olup, hemân birden kalʿanın hendeklerine sevk-i ketâyib ve içinde bulunan melâʿînin ekserini müste'sıl-i suyûf-i kavâzıb eyleyüp, bakıyyesi istîmân ve kalʿayı bir iki gün mehl ile teslîm edeceklerini tefhîm ü beyân etdiklerinde, ʿale's-seher kalʿayı tahliye ve âminen mecmaʿları olan mahalle giderlerse emân verileceği haberiyle bir âdem gönderilüp, zarûrî bu sûrete rızâ ve kalʿadan çıkup, orduları tarafına ʿinân-ı haybet ü husrânı irhâ eylediler. Yergöğü'nün istihlâsı haberi miftâh-ı kalʿa ile müşârun ileyh tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vârid olup, bir müddetden berü nevîd-i feth u nusrat gûş-zed-i erbâb-ı tevhîd olmadığından, kâffe-i nâs kesb-i sürûr-i bî-kıyâs edüp, dâyimâ mansûriyyet-i İslâm ve makhûriyyet-i düşmen-i bed-fercâm edʿiyesini felek-i Atlas'a mümâs eylediler. ʿAvn-i hazret-i Bârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Tâcdârî'yle vukūʿ bulan feth u zafer tefâsîl-i ahvâl-i muhârebe ile maʿrûz-ı ʿatebe-i Şehriyâr-ı heft-kişver kılınup, mir'ât-ı tabʿ-ı hümâyûn meclây-ı suver-i sürûr-i gûnâ-gûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serʿasker-i müşârun ileyh matlaʿ-ı Vezâreti'nde müsâʿade-i kader ile kârger olan hidmet-i bâhiru'l-eserini istihsâl-i Sadâret'e mukaddime ve yâhûd peyâm-ı feth evvelce semʿ-i hümâyûna resîde olmak mülâhazalarıyla, ordudan evvel bu haber-i hayrı Rikâb-ı hümâyûna tahrîr etdiği, maʿlûm-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, bu vazʿ-ı nâdir tavr-ı kadîm-i devlete mugâyir olduğundan, müşârun ileyh münfaʿil ve miyânelerinde nâr-ı münâfese müştaʿil olup, ahadühümâ âharı gamz ve şiken-i hâtırı müstelzim tahrîrât ile tarafeyn iltizâm-ı semt-i kinâye vü remz eylediler. Makām-ı Sadâret'de olanların müterettib-i ʿuhde-i kifâyetleri olan umûrda muhâletat ve şirket-i ağyâr her ne kadar mûcib-i intifây-ı nüfûz ü iʿtibâr ise dahi, mecârî-yi ahkâm-ı kadere rabt-ı rişte-i iʿtikād eden\nSudûr-ı ʿizâm kâse kâse tecerruʿ-i zehr-âbe-i sitem ü âlâm ile zât-ı maslahatı iltizâm ve umûr-ı devlet ber-vefk-i irâdet ne vechile pezîrây-ı hüsn-i temşiyet olursa, hemân olsun tavrıyla, [M2 159] hod-re'ylik vâdîsinden iʿrâz ve mü'essir-i hakīkī tarafından bila-irâde eseri mümteniʿ olan evzâʿ muhâlifînden iğmâz-ı hazerde ʿumûmen ve seferde husûsen lâzım geldiği vâreste-i kayd-ı iʿtirâzdır. Sadrıaʿzam şâyibe-i hased ile mevsûf ve zaʿf-ı kalb ve feyâlet hiss ile maʿrûf olduğundan, himâyet-i makām ve istirzây-ı nefs-i bed-râm iktizâsıyla, Serʿasker-i müşârun ileyhi istirkāb ve muhassenâtını maʿraz-ı isâ'etde ʿâlem-i bâlâya tahrîr ile kesr-i sevretine inkibâb bir emr-i nâ-savâb olduğu zâhir idi. Lâkin enefe vü nahvet-i Vezâret, fazlan ʿani'l-beşeriyye mütehâmmil-i bârgirân-ı müşâreket olmayup, o makūleleri Sadr-ı rahîb ve muʿâmele-i dil-firîb ile hâllerine terk ve ʿavâkib-i umûra nazar edenler ekall-i kalîldir.",
          "caption": "Tetimme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_800.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme",
          "text": "Serʿasker-i müşârun ileyh matlaʿ-ı Vezâreti'nde müsâʿade-i kader ile kârger olan hidmet-i bâhiru'l-eserini istihsâl-i Sadâret'e mukaddime ve yâhûd peyâm-ı feth evvelce semʿ-i hümâyûna resîde olmak mülâhazalarıyla, ordudan evvel bu haber-i hayrı Rikâb-ı hümâyûna tahrîr etdiği, maʿlûm-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, bu vazʿ-ı nâdir tavr-ı kadîm-i devlete mugâyir olduğundan, müşârun ileyh münfaʿil ve miyânelerinde nâr-ı münâfese müştaʿil olup, ahadühümâ âharı gamz ve şiken-i hâtırı müstelzim tahrîrât ile tarafeyn iltizâm-ı semt-i kinâye vü remz eylediler. Makām-ı Sadâret'de olanların müterettib-i ʿuhde-i kifâyetleri olan umûrda muhâletat ve şirket-i ağyâr her ne kadar mûcib-i intifây-ı nüfûz ü iʿtibâr ise dahi, mecârî-yi ahkâm-ı kadere rabt-ı rişte-i iʿtikād eden\nSudûr-ı ʿizâm kâse kâse tecerruʿ-i zehr-âbe-i sitem ü âlâm ile zât-ı maslahatı iltizâm ve umûr-ı devlet ber-vefk-i irâdet ne vechile pezîrây-ı hüsn-i temşiyet olursa, hemân olsun tavrıyla, [M2 159] hod-re'ylik vâdîsinden iʿrâz ve mü'essir-i hakīkī tarafından bila-irâde eseri mümteniʿ olan evzâʿ muhâlifînden iğmâz-ı hazerde ʿumûmen ve seferde husûsen lâzım geldiği vâreste-i kayd-ı iʿtirâzdır. Sadrıaʿzam şâyibe-i hased ile mevsûf ve zaʿf-ı kalb ve feyâlet hiss ile maʿrûf olduğundan, himâyet-i makām ve istirzây-ı nefs-i bed-râm iktizâsıyla, Serʿasker-i müşârun ileyhi istirkāb ve muhassenâtını maʿraz-ı isâ'etde ʿâlem-i bâlâya tahrîr ile kesr-i sevretine inkibâb bir emr-i nâ-savâb olduğu zâhir idi. Lâkin enefe vü nahvet-i Vezâret, fazlan ʿani'l-beşeriyye mütehâmmil-i bârgirân-ı müşâreket olmayup, o makūleleri Sadr-ı rahîb ve muʿâmele-i dil-firîb ile hâllerine terk ve ʿavâkib-i umûra nazar edenler ekall-i kalîldir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa'nın ʿakl ü dirâyeti tahkīk-kerde-i hazret-i Şehriyârî olup, şevkini tecdîd ve kadrini mezîd etmek kasdıyla taraf-ı hümâyûndan bir mücevher hançer Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına gönderilüp, yeden bi-yedin mûmâ ileyhe iʿtâ ve kadr ü iʿtibârı dü-bâlâ kılındı. Mîr-i mîrân-ı kirâmdan olup, Tulça muhâfazasına me'mûr olan es-Seyyid Ahmed Paşa mahall-i mezkûrda bir maslahata muvaffak olmadığı muhakkak ise dahi, o havâlî ile ülfet ve bi-hasebi'l-istitâʿa ibrâz-ı gayret edüp, maʿiyyetine dahi vâfir asker taʿyîn ve nüfûzuna sebeb olmak içün kāmet-i liyâkati câme-i zerrîn-tırâz-ı Vezâret ile tezyîn olunmasını erkân-ı muʿasker-i hümâyûn tahsîn etmeleriyle, gurre-i rebîʿulevvelde matlabıyla be-kâm ve dâhil-i silsiletü'z-zeheb-i vüzerây-ı ʿizâm oldu.",
          "caption": "Vürûd-i hançer-i mücevher be-Ağay-ı Yeniçeriyân ve ihsân-ı Vezâret be-muhâfız-ı Tulça",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_801.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hançer-i mücevher be-Ağay-ı Yeniçeriyân ve ihsân-ı Vezâret be-muhâfız-ı Tulça",
          "text": "Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa'nın ʿakl ü dirâyeti tahkīk-kerde-i hazret-i Şehriyârî olup, şevkini tecdîd ve kadrini mezîd etmek kasdıyla taraf-ı hümâyûndan bir mücevher hançer Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına gönderilüp, yeden bi-yedin mûmâ ileyhe iʿtâ ve kadr ü iʿtibârı dü-bâlâ kılındı. Mîr-i mîrân-ı kirâmdan olup, Tulça muhâfazasına me'mûr olan es-Seyyid Ahmed Paşa mahall-i mezkûrda bir maslahata muvaffak olmadığı muhakkak ise dahi, o havâlî ile ülfet ve bi-hasebi'l-istitâʿa ibrâz-ı gayret edüp, maʿiyyetine dahi vâfir asker taʿyîn ve nüfûzuna sebeb olmak içün kāmet-i liyâkati câme-i zerrîn-tırâz-ı Vezâret ile tezyîn olunmasını erkân-ı muʿasker-i hümâyûn tahsîn etmeleriyle, gurre-i rebîʿulevvelde matlabıyla be-kâm ve dâhil-i silsiletü'z-zeheb-i vüzerây-ı ʿizâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Krayova'yı yağmâ eden aʿdâ Kulle'yi istîlâ kasdıyla Yergögü'de olan cumûʿ-ı dalâlet-metbûʿlarından istimdâd ve bin beş yüz kadar kâfir imdâdıyla bi'l-ittihâd Kulle üzerine gelüp, ʿale'l-gafle hecme-endâz-ı şerr ü fesâd olmuşlar idi. Niğbolu muhâfazasında olan Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya bu kazıyye ihbâr ve mümkin mertebe iʿânete ibtidâr ile saferu'l-hayrın yirminci günü cenge mübâşeret ve dört gün kadar iki taraf ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve iki üç defʿa zümre-i muvahhidîn düşmen-i dînin meteris ve tabyâların zabt ile izhâr-ı metânet edüp, vâfir kâfire izâka-i zehrâbe-i merg ü fenâ ve niçelerini zahm-ı mühlik ile [M2 160] âh ü enîne mübtelâ eyleyüp, küffâr bu hâle nazar ile bi'l-külliyye müdemmir olacağların mukarrer bilüp, hemân hıyâm ü hargâhlârını intikāz ve sûret-i firârda Bükreş tarafına intihâz eylediler. Bu muhârebede elli kadar merd-i dilîr niʿmet-i şehd-i şehâdetden dil-sîr ve seksen kadar mübâriz-i nâmdâr zahm-dâr\nolup, Yergöğü'den bi'l-istîmân hurûc eden kefere dahi Kulle'de olan kefereye iltihâk üzere oldukları haberi istirâk olunduğuna binâ'en, Ruscuk Ser'askeri Vezîr 'İzzet Ahmed Paşa verâlarından asker ta'yîn ve Kulle'den hemcinslerinin darb-ı sahîn ile mazhar-ı hışm ü kîn oldukları haberinden gam-gîn ve bundan kat'-ı nazar İslâm askerinin iki fırkası miyânında kalup, tahlîs-i cân edinceye dek haylî meşakkat çekdikleri vâsıl-ı derece-i yakīn oldu.",
          "caption": "Nusrat-ı ʿAsâkir-i İslâm der-Kulle",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_802.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Nusrat-ı ʿAsâkir-i İslâm der-Kulle",
          "text": "Krayova'yı yağmâ eden aʿdâ Kulle'yi istîlâ kasdıyla Yergögü'de olan cumûʿ-ı dalâlet-metbûʿlarından istimdâd ve bin beş yüz kadar kâfir imdâdıyla bi'l-ittihâd Kulle üzerine gelüp, ʿale'l-gafle hecme-endâz-ı şerr ü fesâd olmuşlar idi. Niğbolu muhâfazasında olan Vezîr el-Hâc Ahmed Paşa'ya bu kazıyye ihbâr ve mümkin mertebe iʿânete ibtidâr ile saferu'l-hayrın yirminci günü cenge mübâşeret ve dört gün kadar iki taraf ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve iki üç defʿa zümre-i muvahhidîn düşmen-i dînin meteris ve tabyâların zabt ile izhâr-ı metânet edüp, vâfir kâfire izâka-i zehrâbe-i merg ü fenâ ve niçelerini zahm-ı mühlik ile [M2 160] âh ü enîne mübtelâ eyleyüp, küffâr bu hâle nazar ile bi'l-külliyye müdemmir olacağların mukarrer bilüp, hemân hıyâm ü hargâhlârını intikāz ve sûret-i firârda Bükreş tarafına intihâz eylediler. Bu muhârebede elli kadar merd-i dilîr niʿmet-i şehd-i şehâdetden dil-sîr ve seksen kadar mübâriz-i nâmdâr zahm-dâr\nolup, Yergöğü'den bi'l-istîmân hurûc eden kefere dahi Kulle'de olan kefereye iltihâk üzere oldukları haberi istirâk olunduğuna binâ'en, Ruscuk Ser'askeri Vezîr 'İzzet Ahmed Paşa verâlarından asker ta'yîn ve Kulle'den hemcinslerinin darb-ı sahîn ile mazhar-ı hışm ü kîn oldukları haberinden gam-gîn ve bundan kat'-ı nazar İslâm askerinin iki fırkası miyânında kalup, tahlîs-i cân edinceye dek haylî meşakkat çekdikleri vâsıl-ı derece-i yakīn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i rebî'ulevvelin yedinci günü ahvâl-i sefer müzâkeresiyçün Mu'asker-i hümâyûn'da bulunan erbâb-ı 'ukūl ü ârâ 'akd-i meclis-i şûrâ edüp, Sadria'zam Ordu-yi hümâyûn'a geldikde, Kartal ve sâyir sevâhilde vâki' olan nevâyibât sebebi ile mevkib-i İslâm'ı mühimmât ve ashâb-ı harb ü darbdan hâlî bulup, bâdî-yi emrde mütelâşî ve bir bâdire zuhûrundan mütehâşî olup, ne hâl ise derdest bulunanlar ile hifz-ı sevâhil umûruna mübâşeret etdiyse dahi, ta'yîn olunan asâkir me'mûr oldukları mahallerde müstakar olmayup, bu sebeble düşmen kesb-i mâye-i cür’et ve birkaç def'a Tulça'ya çıkup, vâfir hasâret eylediğinden başka, kırk elli gün zarfında hezâr mihnet ile cem' olunan asâkir ve zehâyir ile İsakçı'ya istihkâm verildi i'tikādında iken, hasm-ı güm-kerde-i tarîk o tarafa dahi çıkup, bilâ-muhârebe askeri tefrîk ve eczây-ı cisri ihrâk ve etrâfdan imdâd varıncaya dek karşuda olan cem'iyyetlerine iltihâk eyledikleri, Sadr-ı müşârun ileyhi mahzûn ve âvâre-i sabr u sükûn edüp, bu esnâda asker ile pür-bâr ince donanma Tulça taraflarında be-dîdâr ve mevkib-i hümâyûnda dahi kesret hâsıl olmağla, karşu tarafa mürûr ve ahz ü sâr ü intikāma bezl-i makdûr fikri hâtır-ı Serdâr-ı ekremî'de cevelân eylediği, sibâk u siyâk-ı kelâmdan müstebân olup, bu niyyet her ne kadar mahz-ı isâbet ise dahi, fıkdân-ı esbâb ile kuvvetden fi'le çıkmayacağı meczûm olduğundan, huzzâr-ı meclis dem-beste vü hâmûş ve hücûm vâlihü [M2 161] hayret ile medhûş oldular.\n\nSevâhilde vâki' olan fevz ü nusratı yâd ve kendülerinin altı yedi mâhdan berü ahvâl-i etrâf ile iştigālini ve ordu halkıyla 'ale'l-infirâd bir maslahat göremeyüp, fî-mâ ba'd ne makūle vaz' u hareket iktizâ eyleyeceğini ma'raz-ı su'âlde îrâd eyledikde: “Ordu-yi hümâyûn ta'yînâtı iki günde bir verilüp, bu tasarrufdan hâsıl olan zehâyir sevâhilde temekkün eden asâkirin akvât-ı yevmiyyelerine tertîb ü tanzîm ve ceste ceste vürûd eden asker dahi buna kıyâsen serhadlere taksîm olunup, karşuya murûrun 'illet-i gā'iyyesi olan cisr dahi bi-eczâ'ihâ muhterik olmağla, zâhir-i hâle nazaran Tuna'nın öte cânibine sevk-i askerin sebîl-i imkânı maktû' ve neyl-i matlab bu tarîk ile memnû' görülür. Tuna donanmasını İsmâ'îl'e me'mûr ve bâ-fazl-ı Hak istihlâsı meysûr olursa karşu tarafda bir mahal derdest bulunup, ba'de zâlik maslahat neyi îcâb ederse ana göre hareket olunur” dediklerinden sonra, düşmen Krayova ve sâyir mahalleri terk ü firâr edüp, niçün tevakkuf olunur ma'nâsını şâmil serhadlerden gelen ahbâr ve maglataya havâle-i sem'-i i'tibâr câyiz olmayup, zîrâ vücûd-i mühimmât ve zehâyir ile serhadlerden karşu geçüp,\nhasım ile mukābeleye vâfî asker olmadığından fazla, Muhsin-zâde'nin asâkir-i vâfire ile o havâlîye tekarrubü düşmenin müteferrik bulunan askerinin bir iki mahalle tehaşşüd ve sevâhilden dûr olmalarını îcâb ve öte yakaya asker-i İslâm'ın mürûr ihtimâli olursa kıllet-i zahîre sebebi ile askere iztirâb verüp, tecrübe-i düşmen üzere kıllet-i zahîreyi asker behâne edüp, giderek hod be-hod tefrika ve inkılâb hâletleri zuhûr etmek maʿnâlarına mahmûl olduğunu, meclisde bulunanların baʿzısı işrâb eyledi. Ve'l-hâsıl niçe kīl ü kāl ve i'mâl-i fikr ve beyân-ı ihtimâl ʿakîbinde Tulça pîşgâhında olan donanma askeri İsmâʿîl tarafına geçüp, kasabada mevcûd küffârı tedmîr ve mahall-i mezkûru teshîr etmek üzere meclis karar-gîr ve donanma askerinin Baş-buğlarına bu kazıyye şifâhen emr ü tezkîr olundu.",
          "caption": "Vukū'-i meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_803.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-i meşveret",
          "text": "Şehr-i rebî'ulevvelin yedinci günü ahvâl-i sefer müzâkeresiyçün Mu'asker-i hümâyûn'da bulunan erbâb-ı 'ukūl ü ârâ 'akd-i meclis-i şûrâ edüp, Sadria'zam Ordu-yi hümâyûn'a geldikde, Kartal ve sâyir sevâhilde vâki' olan nevâyibât sebebi ile mevkib-i İslâm'ı mühimmât ve ashâb-ı harb ü darbdan hâlî bulup, bâdî-yi emrde mütelâşî ve bir bâdire zuhûrundan mütehâşî olup, ne hâl ise derdest bulunanlar ile hifz-ı sevâhil umûruna mübâşeret etdiyse dahi, ta'yîn olunan asâkir me'mûr oldukları mahallerde müstakar olmayup, bu sebeble düşmen kesb-i mâye-i cür’et ve birkaç def'a Tulça'ya çıkup, vâfir hasâret eylediğinden başka, kırk elli gün zarfında hezâr mihnet ile cem' olunan asâkir ve zehâyir ile İsakçı'ya istihkâm verildi i'tikādında iken, hasm-ı güm-kerde-i tarîk o tarafa dahi çıkup, bilâ-muhârebe askeri tefrîk ve eczây-ı cisri ihrâk ve etrâfdan imdâd varıncaya dek karşuda olan cem'iyyetlerine iltihâk eyledikleri, Sadr-ı müşârun ileyhi mahzûn ve âvâre-i sabr u sükûn edüp, bu esnâda asker ile pür-bâr ince donanma Tulça taraflarında be-dîdâr ve mevkib-i hümâyûnda dahi kesret hâsıl olmağla, karşu tarafa mürûr ve ahz ü sâr ü intikāma bezl-i makdûr fikri hâtır-ı Serdâr-ı ekremî'de cevelân eylediği, sibâk u siyâk-ı kelâmdan müstebân olup, bu niyyet her ne kadar mahz-ı isâbet ise dahi, fıkdân-ı esbâb ile kuvvetden fi'le çıkmayacağı meczûm olduğundan, huzzâr-ı meclis dem-beste vü hâmûş ve hücûm vâlihü [M2 161] hayret ile medhûş oldular.\n\nSevâhilde vâki' olan fevz ü nusratı yâd ve kendülerinin altı yedi mâhdan berü ahvâl-i etrâf ile iştigālini ve ordu halkıyla 'ale'l-infirâd bir maslahat göremeyüp, fî-mâ ba'd ne makūle vaz' u hareket iktizâ eyleyeceğini ma'raz-ı su'âlde îrâd eyledikde: “Ordu-yi hümâyûn ta'yînâtı iki günde bir verilüp, bu tasarrufdan hâsıl olan zehâyir sevâhilde temekkün eden asâkirin akvât-ı yevmiyyelerine tertîb ü tanzîm ve ceste ceste vürûd eden asker dahi buna kıyâsen serhadlere taksîm olunup, karşuya murûrun 'illet-i gā'iyyesi olan cisr dahi bi-eczâ'ihâ muhterik olmağla, zâhir-i hâle nazaran Tuna'nın öte cânibine sevk-i askerin sebîl-i imkânı maktû' ve neyl-i matlab bu tarîk ile memnû' görülür. Tuna donanmasını İsmâ'îl'e me'mûr ve bâ-fazl-ı Hak istihlâsı meysûr olursa karşu tarafda bir mahal derdest bulunup, ba'de zâlik maslahat neyi îcâb ederse ana göre hareket olunur” dediklerinden sonra, düşmen Krayova ve sâyir mahalleri terk ü firâr edüp, niçün tevakkuf olunur ma'nâsını şâmil serhadlerden gelen ahbâr ve maglataya havâle-i sem'-i i'tibâr câyiz olmayup, zîrâ vücûd-i mühimmât ve zehâyir ile serhadlerden karşu geçüp,\nhasım ile mukābeleye vâfî asker olmadığından fazla, Muhsin-zâde'nin asâkir-i vâfire ile o havâlîye tekarrubü düşmenin müteferrik bulunan askerinin bir iki mahalle tehaşşüd ve sevâhilden dûr olmalarını îcâb ve öte yakaya asker-i İslâm'ın mürûr ihtimâli olursa kıllet-i zahîre sebebi ile askere iztirâb verüp, tecrübe-i düşmen üzere kıllet-i zahîreyi asker behâne edüp, giderek hod be-hod tefrika ve inkılâb hâletleri zuhûr etmek maʿnâlarına mahmûl olduğunu, meclisde bulunanların baʿzısı işrâb eyledi. Ve'l-hâsıl niçe kīl ü kāl ve i'mâl-i fikr ve beyân-ı ihtimâl ʿakîbinde Tulça pîşgâhında olan donanma askeri İsmâʿîl tarafına geçüp, kasabada mevcûd küffârı tedmîr ve mahall-i mezkûru teshîr etmek üzere meclis karar-gîr ve donanma askerinin Baş-buğlarına bu kazıyye şifâhen emr ü tezkîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kasaba-i mezkûre pîşgâhında olan altmış kıtʿa mikdarı donanma gemilerinde mevcûd sunûf-i cünûda Ordu-yi hümâyûn tarafından dahi imdâd [M2 162] olunup, karşu tarafa ne vechile mürûr edecekleri peyâmına Sadrıaʿzam dîde-be-râh-ı intızâr iken, donanmanın ru'esây-ı askerî Ordu-yi hümâyûn'dan nehzat ve Tulça'ya varıncaya dek aʿdâ İsmâʿîl tarafına kasd u niyyet olduğunu tashîh ile evvelce perîşanlık îrâsını tasmîm ve şehr-i rebîʿulevvelin on altıncı gicesi Tulça ile İsmâʿîl miyânında vâki olan adaya top ve asker çıkarup, etrafını tahkîm ve o havâlîde geşt ü güzâr eden İslâm kayıklarını toplamaya mübâşeret eylediklerini yeniçeri serden-geçdileri muʿâyene ile ʿavâkıb-ı umûru fikr etmeden maʿiyyetlerinde olan dalkılıçlar ile ittihâd ve kayıklara süvâr ve adaya güzâr edüp, hamle-i ûlâda bir iki meterislerin zabt ile bir ceneral ve iki yüzden mütecâviz küffârı resîde-i hayyiz-i helâk ü demâr eylediler. Düşmen sûret-i firârı izhâr ve bunlar dahi bakıyyesin tuʿme-i seyf-i tâbdâr ederiz zuʿmuyla, emr-i taʿkībi tasvîb ve seyf ü hançerlerin teşhîz ü tezrîb ve düşmen dahi mukaddemce der-kemîn olan müretteb taburları üzerine ehl-i İslâmı çeküp, fi'l-hâl taburdan top ve sâyir âlât-ı nâriye ile cünûd-i muvahhidîni rû-tâb-ı iztirâb edüp, nâ-çâr kayıklara cân atarak Tulça'ya ʿavd ü iyâb eylediler. Mecârî-yi ahvâlden düşmenin Tulça'ya hücûmu istidlâl ve Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına Muhâfız Paşa tarafından ifâde-i hâl olundukda, darb ü harb erbâbından sekiz bin kadar dilâver cemʿ olunup, zahîre ve sâyir levâzım ne ise istikmâl ve Tulça'ya irsâl olundu. Küffâr Açıklar ile Tulça'ya nısf sâʿat olan Taşlıburun'a çıkup, altı bin kadar askerden müretteb taburuna nizâm verüp, berren kasaba üzerine hücûm üzere olduğu cünûd-i İslâmiyye'ye maʿlûm oldukda, beş altı yüz mikdârı süvârî mukābeleye taʿyîn olunup, yevm-i mezkûrde kesret-i riyâh u emtâr sebebi ile cevv ü semâ mükfehir ve savt-ı raʿd ve vemîz-i berk nevʿ-i insan ve cins-i hayvanı mütezaccır edüp, tîn-i lâzib resîde-i menâkib ve miyâh-ı müctemiʿadan her yerde bir gadîr-i ʿamîk ve şiddet-i hübûb-i ʿavâsıfdan her mahalde bir cebel-i mümteniʿu't-tarîk peydâ olup, tesâdüm-i ricâl\nve kerr ü ferr-i ebtâl muhâl iken, yine gayret kemerin bend-i miyân-ı ikdâm ve her tarafdan müdâfaʿa emrine ihtimâm etdilerse dahi, adada vâkiʿ cengden çıkan mecrûhlar düşmenin kesretinden ve âteşinin savletinden bahs ile berü tarafda olan askerîye vahşet îrâs ü tenahhî ve tecânüflerine vesîle ihdâs eylediler. Bu sebeble sefâyinde levend yazılan neferâtın [M2 163] baʿzıları sefînelerini terk ve mîşe-zârda ihtifâ ve bazıları sefînelerini Nehr-i Tuna ile icrâ ederek kenâr-ı selâmeti istiksâ eylediler. Sâyir askere dahi bu hâlet sârî ve bi-hikmetillâhi Teâlâ derûnlarına ruʿb u hirâs târî olup, mahall-i maʿrekeden gürîzân ve her biri bir tarafa perâkende vü perîşân olup, ruʾesây-ı asâkir her ne kadar saʿy etdiler ise, rücûʿları mutasavver ve tekrâr cenge şurûʿları müyesser olmayup, düşmen dahi askerini tansîf ve bir mikdarı müdâfaʿaya ve bir mikdârı hıyâm ve kasabada olan eşyayı kayıklarına nakl ü tarsîf ederler iken, Ordu-yi hümâyûn'dan tertîb olunan askerin talîʿası yetüşüp, muhâfız Paşa ile mülâkī olduklarında, bâzûy-i himmetlerine bir nevi kudret terettüb edüp, yedi sekiz yüz kadar piyâde ve süvârî birkaç defâ düşmen üzerine hücûm u iktihâm ve vâfirini ihlâk ü iʿdâm ve perîşân olan ehl-i İslâm dahi beşer onar mahall-i maʿrekeye gelmeye başlayup, giderek cemʿiyyetleri mütekessir ve tâkat-ı mukāvemet müteʿazzir olduğunu küffâr cezm ile yirmi sekiz sâʿat berü cânibde ikāmetden sonra şeb-i târda İsmâʿîl tarafına güzâr eylediler.",
          "caption": "Mürûr-i küffâr be-Tulça ve perîşânî-yi sefâyin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_804.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Mürûr-i küffâr be-Tulça ve perîşânî-yi sefâyin",
          "text": "Kasaba-i mezkûre pîşgâhında olan altmış kıtʿa mikdarı donanma gemilerinde mevcûd sunûf-i cünûda Ordu-yi hümâyûn tarafından dahi imdâd [M2 162] olunup, karşu tarafa ne vechile mürûr edecekleri peyâmına Sadrıaʿzam dîde-be-râh-ı intızâr iken, donanmanın ru'esây-ı askerî Ordu-yi hümâyûn'dan nehzat ve Tulça'ya varıncaya dek aʿdâ İsmâʿîl tarafına kasd u niyyet olduğunu tashîh ile evvelce perîşanlık îrâsını tasmîm ve şehr-i rebîʿulevvelin on altıncı gicesi Tulça ile İsmâʿîl miyânında vâki olan adaya top ve asker çıkarup, etrafını tahkîm ve o havâlîde geşt ü güzâr eden İslâm kayıklarını toplamaya mübâşeret eylediklerini yeniçeri serden-geçdileri muʿâyene ile ʿavâkıb-ı umûru fikr etmeden maʿiyyetlerinde olan dalkılıçlar ile ittihâd ve kayıklara süvâr ve adaya güzâr edüp, hamle-i ûlâda bir iki meterislerin zabt ile bir ceneral ve iki yüzden mütecâviz küffârı resîde-i hayyiz-i helâk ü demâr eylediler. Düşmen sûret-i firârı izhâr ve bunlar dahi bakıyyesin tuʿme-i seyf-i tâbdâr ederiz zuʿmuyla, emr-i taʿkībi tasvîb ve seyf ü hançerlerin teşhîz ü tezrîb ve düşmen dahi mukaddemce der-kemîn olan müretteb taburları üzerine ehl-i İslâmı çeküp, fi'l-hâl taburdan top ve sâyir âlât-ı nâriye ile cünûd-i muvahhidîni rû-tâb-ı iztirâb edüp, nâ-çâr kayıklara cân atarak Tulça'ya ʿavd ü iyâb eylediler. Mecârî-yi ahvâlden düşmenin Tulça'ya hücûmu istidlâl ve Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına Muhâfız Paşa tarafından ifâde-i hâl olundukda, darb ü harb erbâbından sekiz bin kadar dilâver cemʿ olunup, zahîre ve sâyir levâzım ne ise istikmâl ve Tulça'ya irsâl olundu. Küffâr Açıklar ile Tulça'ya nısf sâʿat olan Taşlıburun'a çıkup, altı bin kadar askerden müretteb taburuna nizâm verüp, berren kasaba üzerine hücûm üzere olduğu cünûd-i İslâmiyye'ye maʿlûm oldukda, beş altı yüz mikdârı süvârî mukābeleye taʿyîn olunup, yevm-i mezkûrde kesret-i riyâh u emtâr sebebi ile cevv ü semâ mükfehir ve savt-ı raʿd ve vemîz-i berk nevʿ-i insan ve cins-i hayvanı mütezaccır edüp, tîn-i lâzib resîde-i menâkib ve miyâh-ı müctemiʿadan her yerde bir gadîr-i ʿamîk ve şiddet-i hübûb-i ʿavâsıfdan her mahalde bir cebel-i mümteniʿu't-tarîk peydâ olup, tesâdüm-i ricâl\nve kerr ü ferr-i ebtâl muhâl iken, yine gayret kemerin bend-i miyân-ı ikdâm ve her tarafdan müdâfaʿa emrine ihtimâm etdilerse dahi, adada vâkiʿ cengden çıkan mecrûhlar düşmenin kesretinden ve âteşinin savletinden bahs ile berü tarafda olan askerîye vahşet îrâs ü tenahhî ve tecânüflerine vesîle ihdâs eylediler. Bu sebeble sefâyinde levend yazılan neferâtın [M2 163] baʿzıları sefînelerini terk ve mîşe-zârda ihtifâ ve bazıları sefînelerini Nehr-i Tuna ile icrâ ederek kenâr-ı selâmeti istiksâ eylediler. Sâyir askere dahi bu hâlet sârî ve bi-hikmetillâhi Teâlâ derûnlarına ruʿb u hirâs târî olup, mahall-i maʿrekeden gürîzân ve her biri bir tarafa perâkende vü perîşân olup, ruʾesây-ı asâkir her ne kadar saʿy etdiler ise, rücûʿları mutasavver ve tekrâr cenge şurûʿları müyesser olmayup, düşmen dahi askerini tansîf ve bir mikdarı müdâfaʿaya ve bir mikdârı hıyâm ve kasabada olan eşyayı kayıklarına nakl ü tarsîf ederler iken, Ordu-yi hümâyûn'dan tertîb olunan askerin talîʿası yetüşüp, muhâfız Paşa ile mülâkī olduklarında, bâzûy-i himmetlerine bir nevi kudret terettüb edüp, yedi sekiz yüz kadar piyâde ve süvârî birkaç defâ düşmen üzerine hücûm u iktihâm ve vâfirini ihlâk ü iʿdâm ve perîşân olan ehl-i İslâm dahi beşer onar mahall-i maʿrekeye gelmeye başlayup, giderek cemʿiyyetleri mütekessir ve tâkat-ı mukāvemet müteʿazzir olduğunu küffâr cezm ile yirmi sekiz sâʿat berü cânibde ikāmetden sonra şeb-i târda İsmâʿîl tarafına güzâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tulça'ya üç sâʿat buʿdu olan Beş-tepeler'de Ten Kazağı'ndan yüz nefer cizye-güzâr reʿâyâya taʿyîn-i mesken ü meʾvâ kılınup, vâkiʿ olan muhârebelerde asâkir-i İslâm'a iʿânet ve sadâkatleri hüveydâ olduğundan başka, sagīr kayıklar ile kemîn-gâhlarda terabbus ve ahvâl-i düşmeni tefahhus ve cünûd-i muvahhidîni âgâh ve kasd-ı fâsidlerinden refʿ-i iştibâh eylediklerine binâ'en, başları Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr olunup, hılʿat ilbâsıyla mîrîden taʿyîn-i tertîb ve şehriyye otuzar guruş ile tatyîb olunmuşidi. Moskovlu bu hâle vâkıf ve fiʿl ü hareketlerinden tersende vü hâyif olduklarından, zevâl ü izmihlâllerine tâlib ve beş altı yüz kadar asker ile şehr-i rebîʿulâhırın on sekizinci günü [1] mahall-i mezkûre çıkup, ʿillet-i kesretle Kazaklar'a gālib olup, bu hâl o taraflarda karagol şeklinde mukīm Sadrıaʿzam Deli-başısı tarafından Ordu-yi hümâyûn'a ifâde vü tefhîm olundukda, Bin-başı Kütahyalı Süleyman Ağa'yı ve iki bin piyâde ve süvâriyle Seksoncu-başıyı ve Morovî Ahmed Ağa'yı Serdâr-ı ekrem derhal taʿyîn ve asker-i mezkûr mahall-i maʿrekeye gelinceye dek düşmen Kazaklar'ın yurdunu tahrîb [M2 164] ve hânelerinde buldukları eşyâyı yağma ve tabyada olan topları alup, geldikleri semte ʿazm ü şitâbı imzâ etmişler iken, nâ-gâh ordudan taʿyîn olunan asker-i zafer-rehber tilâl ü cibâlden Seylü'l-ʿArim gibi seyelân ve düşmen-i bed-peymân ile münâvele-i seyf ü sinân edüp, düşmene bu keyfiyyet nümâyân oldukda, üftân ü hîzân kayıklarına süvâr ve karşu tarafa gürîzân oldular. Küffâr Açığları'na süvâr ve bir mahall-i tengden mürûra mecbûr olduklarını asker-i muvahhidînden üç yüz kadar merd-i güzîn tashîh\nile der-kemîn ve Açığlar vürûdunda bir fetîlden tüfenglere ateş verüp, o kavm-i dalâlet-âyînî ateş ü âb arasında hâyim ve ekserine dâne-i tüfeng isâbet ile geldiklerine nâdim oldular. Kazakların gerçi yurd u meskenleri sûzân ve eşyâları magsûb-ı ʿaduvv-i cânları oldu. Ancak hasm-ı nâ-bekârın dahi nısfından ziyâdesi bu muhârebede hâlik ve semt-i dûzaha sâlik oldu. Beş altı ay zarfında Tulça ve İsakçı ve Beş-tepelere bir kaç defʿa düşmen hücûm edüp, müdâfaʿada kusûr ve himem-i askerde fütûr tehakkukuyla o arâzî-yi kesîru'n-nemâ âsâr-ı ʿimâretden muʿarrâ olup, âşiyâne-i bûm u gurâb ve kulûb-ı erbâb-ı meʿârif gibi vîrân ü harâb oldu. Ancak nazm:\n\nVe küllü şedîdetin nezelet bi-kavmin,\nSe-ye'tî baʿde şiddetihâ rehâ'ün\n\nmefhûmu medâr-ı tesliyyet-i derûn ve sebeb-i zedûdigî-yi gubâr-ı kalb-ı mahzûn olup, karîben bu devâhî-yi ʿuzmâ karîn-i intifâ ve her şahs mesken ü me'vâsında ikāmet ü sivâ ile vâreste-i envâʿ-ı musîbet ü belâ olacağları müstedʿâdır.",
          "caption": "Zuhûr-i düşmen ve vukūʿ-i kıtâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_805.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i düşmen ve vukūʿ-i kıtâl",
          "text": "Tulça'ya üç sâʿat buʿdu olan Beş-tepeler'de Ten Kazağı'ndan yüz nefer cizye-güzâr reʿâyâya taʿyîn-i mesken ü meʾvâ kılınup, vâkiʿ olan muhârebelerde asâkir-i İslâm'a iʿânet ve sadâkatleri hüveydâ olduğundan başka, sagīr kayıklar ile kemîn-gâhlarda terabbus ve ahvâl-i düşmeni tefahhus ve cünûd-i muvahhidîni âgâh ve kasd-ı fâsidlerinden refʿ-i iştibâh eylediklerine binâ'en, başları Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr olunup, hılʿat ilbâsıyla mîrîden taʿyîn-i tertîb ve şehriyye otuzar guruş ile tatyîb olunmuşidi. Moskovlu bu hâle vâkıf ve fiʿl ü hareketlerinden tersende vü hâyif olduklarından, zevâl ü izmihlâllerine tâlib ve beş altı yüz kadar asker ile şehr-i rebîʿulâhırın on sekizinci günü [1] mahall-i mezkûre çıkup, ʿillet-i kesretle Kazaklar'a gālib olup, bu hâl o taraflarda karagol şeklinde mukīm Sadrıaʿzam Deli-başısı tarafından Ordu-yi hümâyûn'a ifâde vü tefhîm olundukda, Bin-başı Kütahyalı Süleyman Ağa'yı ve iki bin piyâde ve süvâriyle Seksoncu-başıyı ve Morovî Ahmed Ağa'yı Serdâr-ı ekrem derhal taʿyîn ve asker-i mezkûr mahall-i maʿrekeye gelinceye dek düşmen Kazaklar'ın yurdunu tahrîb [M2 164] ve hânelerinde buldukları eşyâyı yağma ve tabyada olan topları alup, geldikleri semte ʿazm ü şitâbı imzâ etmişler iken, nâ-gâh ordudan taʿyîn olunan asker-i zafer-rehber tilâl ü cibâlden Seylü'l-ʿArim gibi seyelân ve düşmen-i bed-peymân ile münâvele-i seyf ü sinân edüp, düşmene bu keyfiyyet nümâyân oldukda, üftân ü hîzân kayıklarına süvâr ve karşu tarafa gürîzân oldular. Küffâr Açığları'na süvâr ve bir mahall-i tengden mürûra mecbûr olduklarını asker-i muvahhidînden üç yüz kadar merd-i güzîn tashîh\nile der-kemîn ve Açığlar vürûdunda bir fetîlden tüfenglere ateş verüp, o kavm-i dalâlet-âyînî ateş ü âb arasında hâyim ve ekserine dâne-i tüfeng isâbet ile geldiklerine nâdim oldular. Kazakların gerçi yurd u meskenleri sûzân ve eşyâları magsûb-ı ʿaduvv-i cânları oldu. Ancak hasm-ı nâ-bekârın dahi nısfından ziyâdesi bu muhârebede hâlik ve semt-i dûzaha sâlik oldu. Beş altı ay zarfında Tulça ve İsakçı ve Beş-tepelere bir kaç defʿa düşmen hücûm edüp, müdâfaʿada kusûr ve himem-i askerde fütûr tehakkukuyla o arâzî-yi kesîru'n-nemâ âsâr-ı ʿimâretden muʿarrâ olup, âşiyâne-i bûm u gurâb ve kulûb-ı erbâb-ı meʿârif gibi vîrân ü harâb oldu. Ancak nazm:\n\nVe küllü şedîdetin nezelet bi-kavmin,\nSe-ye'tî baʿde şiddetihâ rehâ'ün\n\nmefhûmu medâr-ı tesliyyet-i derûn ve sebeb-i zedûdigî-yi gubâr-ı kalb-ı mahzûn olup, karîben bu devâhî-yi ʿuzmâ karîn-i intifâ ve her şahs mesken ü me'vâsında ikāmet ü sivâ ile vâreste-i envâʿ-ı musîbet ü belâ olacağları müstedʿâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tulça'da vâkiʿ olan mesâ'ib muhâfız bulunan Ahmed Paşa'nın ʿadem-i idâresinden neş'et eylediği zannıyla ʿazli vâcib görülüp, Moravî Ahmed Ağa bir muhâfız tedârüküne dek o havâlîye me'mûr ve yedine iʿtây-ı menşûr kılındı.\n\nSadrıaʿzam birâderi Hüseyin Bey ile taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Cihândârî'den teşrîfât-ı seniyyeye mashûb bir kıtʿa hatt-ı bedîʿu'l-üslûb şeref-rîz-i vürûd olup, mazmûn-ı hatt-ı münîf aʿdânın her tarafdan hücûmu sebebi ile tabʿ-ı hümâyûna gubâr-ı melâl ʿârız olduğundan ve bundan böyle yek-dil ü yek-cihet defʿ-i keyd-i aʿdâya mübâderet kılınmasından ibâret olup, bu me'âl-i hatîr cümleye ifâde vü tezkîr olunup, ahz ü sâr ve recây-ı nasr-ı cenâb-ı Kahhâr ile dest-ber-âverde-i dergâh-ı ilâh oldular.\n\nOrdu-yi hümâyûn'un Babadağı Sahrâsı'ndan hareket ve aʿdâ üzerine [M2 165] ve yâhûd âhar tarafa teveccüh ü ʿazîmeti fıkdân-ı esbâb ile dâhil-i hîta-i tasavvur olmadığı cümleye maʿlûm olup, altmış gün kadar vakt-ı ikāmet mümtedd ve tûl-i meksden kulûb-ı nâsda fütûr u se'âmet giderek müşted olup, teferruk-ı hâletlerinden ihtirâz ile ʿale'l-ʿumûm ocağlara ve sâyirlere fermân-ı ʿâlî ısdâr ve Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa sevkıyle Kır Serdârı nasb olunup, iki yüz nefer ile dâyimâ geşt ü güzâr ve firâr edenleri mektûfu'l-eyâdî orduya ihzâr eylemesi tenbîh ü işʿâr olunmuşidi. Bu tedbîrin bir zemân fâyidesi zâhir u ʿıyân olup, firârdan herkes tersân ve ahz ve ircâʿ-ı iftizâhından lerzân\nolmuşlar iken, bu esnâda Babadağı kurbunda olan limanlardan ordu halkının baʿzısı İstanbul kayıklarına bilâ-mâniʿ râkib ü zâhib oldukları şâyiʿ olmağla, bu kapuyu dahi sed ve o mülâhazada olanları menʿ u sadd içün esnafdan maʿadâ şahs-ı vâhide Kethudâ Bey tezkiresi yedinde olmadıkça, ruhsat-ı ʿazîmet verilmemek üzere gedüklülerden Miftâhî İbrâhîm Ağa ve bir Turnacı o havâlîye taʿyîn olunmuşidi. [Mısrâ]ʿ: \n\n Ahabbü şey'in ile'l-insâni mâ-müniʿâ \n\n mefhûmu kulûb-i nâsda hüveydâ ve maʿberlerde bulunan gümâştegân-ı devleti akça ile itmâʿ edüp, bahran Âsitâne tarafına şirâʿ-güşâ oldukları ahbârı Ordu-yi hümâyûn'a münʿakis olmağla, bilâ-tecribe me'mûrları te'dîb tasvîb olunmayup, binâ'en ʿalâ zâlik fiʿlen dahi mâdde tashîh ve der-ʿakab Turnacı-başı nefy tarîkıyla tesrîh olunduğundan başka, zaʿîm-i mezbûrun dahi zeʿâmeti refʿ ve gediği âhara defʿ olunup, islâh-ı nefs sûretinde Platimana (پلاطمنه) Kalʿası'nda habs olundu.\nİklîm-i Mısır'da tugyân ve o iklîm-i ʿazîmde daʿvây-ı istibdâd ü infirâd ile ʿisyân eden ʿAli Bey'in haber-i helâki Rikâb-ı hümâyûn tarafından tahrîr olunup, gā'ile-i sefer hilâlinde merkūmun serkeşliği sebeb-i teşettüt-i bâl ve bâʿis-i tekessür-i endîşe vü hayâl olmağla, vefâtı haberi tenşît-ı havâtır ve tefrîh-i kulûb-i ekâbir eyledi.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_806.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Tulça'da vâkiʿ olan mesâ'ib muhâfız bulunan Ahmed Paşa'nın ʿadem-i idâresinden neş'et eylediği zannıyla ʿazli vâcib görülüp, Moravî Ahmed Ağa bir muhâfız tedârüküne dek o havâlîye me'mûr ve yedine iʿtây-ı menşûr kılındı.\n\nSadrıaʿzam birâderi Hüseyin Bey ile taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Cihândârî'den teşrîfât-ı seniyyeye mashûb bir kıtʿa hatt-ı bedîʿu'l-üslûb şeref-rîz-i vürûd olup, mazmûn-ı hatt-ı münîf aʿdânın her tarafdan hücûmu sebebi ile tabʿ-ı hümâyûna gubâr-ı melâl ʿârız olduğundan ve bundan böyle yek-dil ü yek-cihet defʿ-i keyd-i aʿdâya mübâderet kılınmasından ibâret olup, bu me'âl-i hatîr cümleye ifâde vü tezkîr olunup, ahz ü sâr ve recây-ı nasr-ı cenâb-ı Kahhâr ile dest-ber-âverde-i dergâh-ı ilâh oldular.\n\nOrdu-yi hümâyûn'un Babadağı Sahrâsı'ndan hareket ve aʿdâ üzerine [M2 165] ve yâhûd âhar tarafa teveccüh ü ʿazîmeti fıkdân-ı esbâb ile dâhil-i hîta-i tasavvur olmadığı cümleye maʿlûm olup, altmış gün kadar vakt-ı ikāmet mümtedd ve tûl-i meksden kulûb-ı nâsda fütûr u se'âmet giderek müşted olup, teferruk-ı hâletlerinden ihtirâz ile ʿale'l-ʿumûm ocağlara ve sâyirlere fermân-ı ʿâlî ısdâr ve Yeniçeri Ağası Süleyman Ağa sevkıyle Kır Serdârı nasb olunup, iki yüz nefer ile dâyimâ geşt ü güzâr ve firâr edenleri mektûfu'l-eyâdî orduya ihzâr eylemesi tenbîh ü işʿâr olunmuşidi. Bu tedbîrin bir zemân fâyidesi zâhir u ʿıyân olup, firârdan herkes tersân ve ahz ve ircâʿ-ı iftizâhından lerzân\nolmuşlar iken, bu esnâda Babadağı kurbunda olan limanlardan ordu halkının baʿzısı İstanbul kayıklarına bilâ-mâniʿ râkib ü zâhib oldukları şâyiʿ olmağla, bu kapuyu dahi sed ve o mülâhazada olanları menʿ u sadd içün esnafdan maʿadâ şahs-ı vâhide Kethudâ Bey tezkiresi yedinde olmadıkça, ruhsat-ı ʿazîmet verilmemek üzere gedüklülerden Miftâhî İbrâhîm Ağa ve bir Turnacı o havâlîye taʿyîn olunmuşidi. [Mısrâ]ʿ: \n\n Ahabbü şey'in ile'l-insâni mâ-müniʿâ \n\n mefhûmu kulûb-i nâsda hüveydâ ve maʿberlerde bulunan gümâştegân-ı devleti akça ile itmâʿ edüp, bahran Âsitâne tarafına şirâʿ-güşâ oldukları ahbârı Ordu-yi hümâyûn'a münʿakis olmağla, bilâ-tecribe me'mûrları te'dîb tasvîb olunmayup, binâ'en ʿalâ zâlik fiʿlen dahi mâdde tashîh ve der-ʿakab Turnacı-başı nefy tarîkıyla tesrîh olunduğundan başka, zaʿîm-i mezbûrun dahi zeʿâmeti refʿ ve gediği âhara defʿ olunup, islâh-ı nefs sûretinde Platimana (پلاطمنه) Kalʿası'nda habs olundu.\nİklîm-i Mısır'da tugyân ve o iklîm-i ʿazîmde daʿvây-ı istibdâd ü infirâd ile ʿisyân eden ʿAli Bey'in haber-i helâki Rikâb-ı hümâyûn tarafından tahrîr olunup, gā'ile-i sefer hilâlinde merkūmun serkeşliği sebeb-i teşettüt-i bâl ve bâʿis-i tekessür-i endîşe vü hayâl olmağla, vefâtı haberi tenşît-ı havâtır ve tefrîh-i kulûb-i ekâbir eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Mora'dan berü taraflara teveccühü ibtidây-ı emirde mühr-i hümâyûn ile müşerref olmak irâdesine mebnî iken, vakt ü zemânı hulûlune dek sâ'ik-ı takdîr bu emr-i hatîri bâz-beste-i girih-i te'hîr ve tehallüf-i matlab ile Sadâret, Silahdar Mehmed Paşa'da karar-gîr olmuşidi. Ancak [M2 166] müşârun ileyhin sît ü savleti münteşir-i âfâk ve elsine-i nâsda medh u senâsı mütecâviz-i hadd-i iğrâk olup, bu vakitlerde hâlün ʿani'l-ʿamel metrûk ve mühmel kalması münâsib görülmeyüp, Serdâr-ı ekrem İsakçı'dan mürûr etmek mukadder olduğu hâlde, müşârun ileyhin dahi Vidin taraflarından asâkir-i vâfire ile karşu geçmesi tasmîm ve seksen dört senesi evâhırında Rumeli mansıbı ve Serʿaskerlik ile kadr ü iʿtibârı tefhîm olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi mukaddemâ neşr olunan evâmir-i celîle iktizâsıyla her tarafdan sevk-ı asker ve cemʿ-i leşker eyleyüp, muntasıf-ı sayfda Vidin havâlîsine rekz-i aʿlâm ve Vidin mukābilinde olan Kalafat nâm mahalle geçüp, darb-ı hıyâm eyledi. Mahall-i mezkûrda birkaç gün ikāmet\nve Krayova'ya varup, ordusuna takviyyet verdikden sonra cumâdelûlânın sekizinci gününde Kulle'ye doğru tahrîk-i râyet eylediği, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem'e maʿlûm oldukda, berü tarafda olan vüzerâ ve mîr-i mîrân'a evâmir-i ʿaliyye irsâl ve müşârun ileyhden haber vardığı gibi karşu geçüp, maʿiyyet-i müşîrîlerinde ictimâʿ u ihtifâl ve emr ü nehyi üzere harekete ibtidâr eylemeleri tenbîhinde istiʿcâl olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Serʿasker-i Vidin Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_807.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Serʿasker-i Vidin Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin Mora'dan berü taraflara teveccühü ibtidây-ı emirde mühr-i hümâyûn ile müşerref olmak irâdesine mebnî iken, vakt ü zemânı hulûlune dek sâ'ik-ı takdîr bu emr-i hatîri bâz-beste-i girih-i te'hîr ve tehallüf-i matlab ile Sadâret, Silahdar Mehmed Paşa'da karar-gîr olmuşidi. Ancak [M2 166] müşârun ileyhin sît ü savleti münteşir-i âfâk ve elsine-i nâsda medh u senâsı mütecâviz-i hadd-i iğrâk olup, bu vakitlerde hâlün ʿani'l-ʿamel metrûk ve mühmel kalması münâsib görülmeyüp, Serdâr-ı ekrem İsakçı'dan mürûr etmek mukadder olduğu hâlde, müşârun ileyhin dahi Vidin taraflarından asâkir-i vâfire ile karşu geçmesi tasmîm ve seksen dört senesi evâhırında Rumeli mansıbı ve Serʿaskerlik ile kadr ü iʿtibârı tefhîm olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi mukaddemâ neşr olunan evâmir-i celîle iktizâsıyla her tarafdan sevk-ı asker ve cemʿ-i leşker eyleyüp, muntasıf-ı sayfda Vidin havâlîsine rekz-i aʿlâm ve Vidin mukābilinde olan Kalafat nâm mahalle geçüp, darb-ı hıyâm eyledi. Mahall-i mezkûrda birkaç gün ikāmet\nve Krayova'ya varup, ordusuna takviyyet verdikden sonra cumâdelûlânın sekizinci gününde Kulle'ye doğru tahrîk-i râyet eylediği, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem'e maʿlûm oldukda, berü tarafda olan vüzerâ ve mîr-i mîrân'a evâmir-i ʿaliyye irsâl ve müşârun ileyhden haber vardığı gibi karşu geçüp, maʿiyyet-i müşîrîlerinde ictimâʿ u ihtifâl ve emr ü nehyi üzere harekete ibtidâr eylemeleri tenbîhinde istiʿcâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hân-ı müşârun ileyhin Babadağı kurbunda kışlaması askerin kılletine mebnî olup, asker-i devlet her tarafdan teharruba mübâşeret eylediklerine binâ'en, fî-mâ baʿd bu havâlîde ikāmetinden mîrîye zarar-ı mesârifden gayri bir maʿnâ fehm olunmamağla, bir gün evvel Kırım'a teveccühü istihsân ve tarafına bu keyfiyyet beyân olundukda, hareketine teferruʿ eden mebâliğ ve levâzım ne ise defter ve Ordu-yi hümâyûn'da metâlibinin tesviyesi mümkin ve mutasavver olmadığından, keyfiyyet Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz u işâret olunmuşidi. Müşârun ileyhin kışlada ikāmeti evânında tavr u reftârından bir maslahat-ı nâfiʿaya muvaffak olamayacağı müstedlel ve bu defʿa dahi matlûbu kadar mebâliğ ve sâyir levâzımı te'diye olunsa, itlâf u izâʿadan gayri bir ʿamel vücûda getürmeyeceği meczûm-i erbâb-ı ʿakd ü hal olmağla, matlûbâtından igmâz olunarak müveşşâ vü münemnem kelimât ile ârâste ve baʿzı ârâ vü tedâbîr ile pîrâste cevâb-nâme zuhûr edüp, hattâ kabâ'il-i mechûle-i Tatar'dan baʿzılarını celb ile aʿdâya taslît-i me'âllerini [M2 167] şâmil Yenişehirli ʿOsmân Efendi'nin muhteraʿât-ı zihniyyesinden hâricde vücûdu olmayup, meʿânî-yi maʿkūle kabîlinden olan risâlesi dahi Serdâr-ı ekrem tarafına gelüp, [mısrâ]:\n\nTarrakū tarrakū ki Hân resîd\n\nmısraʿı dahi risâleye terdîf ve ordu ricâli Tatar her ne kadar bî-şümâr olsa dahi edevât-ı nâriyyeye tâb-âver olmayup, bezm-i rezm-germ oldukda, sademât-ı topa nazar ve birbirine: “Ferrikū ferrikū ki gülle resîd” mısraʿıyla tebliğ-i haber ederler” deyü, risâleyi tezyîf eylediler. Hân ise bu makūle kelâm ile ilzâm olmayup, akça verilmedikçe harekete mecâl muhâl olduğunu takrîr ve bir iki defʿa dahi bu keyfiyyet rikâb tarafına tahrîr olunmağla, Sadrıaʿzam o tarafdan me'yûs ve dest-zen-i efsûs olarak nâ-çâr yüz kise kendü hazinesinden iʿtâ ve savb-ı me'mûruna bahran isrâ eyledi.\nMuvâfık-ı rüzgâr ile Kırım Adası'na resîde ve makarr-ı kadîmleri olan Bağçeserâyda bisât-ı râhatı güsterde eyledi. Müşârun ileyh Kırım'a pâ-nihâde-i vusûl olduğu eyyâmda, Kırım Serʿaskeri'nin matlûbu olan ʿaraba ve sâyir sehletü'l-husûl levâzımını temşiyete berzede-dâmân-ı gayret olup, kendüsü dahi muhavvel-i ʿuhde-i kifâyeti olan müdâfaʿa-i aʿdâda izhâr-ı celâdet etmek lâzım iken, vakt-ı hazar gibi istikmâl-i esbâb-ı refâh semtine zihâb ve umûr-i ceng ve idâre-i askerîden idrâb eyledi. Serʿasker Paşa bu ahvâle hayrân ve bi'n-nefs levâzımını rü’yet ile meştâdan sahrâya çıkup, muntazır-ı hareket-i düşmen-i bed-peymân olup, nâ-gâh otuz bin kadar küffâr altmış bin kadar Nogāy Tatarı'yla Or Kalʿası'nı muhâsaraya ibtidâr eyledikleri ahbârı iştihâr bulup, keyfiyyet-i muhâsara Hân tarafına inhâ olundukda, maʿiyyetinde olan gürûh-i Tatar ile ilgār ve mahall-i mezkûrda birkaç defʿa tabur-i düşmene hücûm ile gayret ızhâr etdiyse dahi, maʿiyyetinde olanlar darb-ı topa mütehammil olmayup, nâ-çâr altı sâʿat berüde vâkiʿ Tuzla nâm mahalde karâr eylediler. Küffâr defʿ-i müzâhim ile kalʿayı tazyîk edüp, derûnunda olan serdengeçdi dilâverleri her ne kadar müdâfaʿada cân-sipârlık etdilerse dahi, esbâb-ı mümânaʿatları kalîl olduğundan, ʿâkıbet düşmen kalʿayı istîlâ ve kilîd-i Kırım mesâbesinde olan bir maʿkıl-ı metîni zabt ile zemân-ı mutetâvileden berü zamîrlerinde müstekin olan garazı icrâ [M2 168] eylediler. Bu haber-i hâyil Hân tarafından Serʿasker Paşa semʿine vâsıl oldukda, hatt u tirhâl kudretinden ʿârî olduğuna binâ'en, makāmında zarûrî mustekar ve verây-ı perde-i takdîrden zuhûr edecek suver-i nevâyibe nâzır oldu.\nBu hılâlde Kefe'ye dört sâʿat mesâfe olan Taman Kalʿasını dahi berren ve bahran on bin kadar düşmen muhâsara ve ʿan-asl bu kalʿa dahi esbâb-ı menâʿat ü hasânetden fârig olmak takrîbi ile cüz'î müşâcereden sonra mezbûreyi teshîr ve üzerlerine asker gelürse, muhârebe içün kalʿa pîşgâhında meteris hafrıyla âmâde-i dâr ü gîr oldular. Tuzla'da Hân bu keyfiyyet vukūʿundan girîbân çâk-i dâd ü figān ve ne hareket edeceğinde serâsîme vü hayrân olup, ʿâkıbet başında olan selâtîn ve mîrzâyân birer tarafa müteferrik u perîşân ve kendüsi ekall-i kalîl âdem ile kalup, fikr-i hatar ile ol dahi Bağçe-saray'a gelüp, ʿâkıbet-i hâle nigerân iken, her tarafdan aʿdânın hücûmunu mülâhaza ile mahall-i merkūmda dahi ikāmet edemeyüp, kurbunda vâkiʿ Karadağ nâm cebel-i şâhika suʿûd ve anda baʿzı ehl-i ʿıyâl li-ecli't-tehassun mevcûd olduğunu müşâhede ile ilgār ve birkaç âdem ile bir sefîneye süvâr ve Âsitâne tarafına firâr eyledi. Hân'ın firârı sebebi ile Kırım ehâlîsi miyânında ihtilâl vâkiʿ olup, akviyâ vü ağniyâsı sevâhilde buldukları sefâyine rükûb ile Anadolu ve sâyir mahallere ʿazîmet ve başına medârı olmayup, baʿîd mahallerde bulunanlar cebel-i mezkûre mütehassınan ikâmet eylediler. Yeni Kalʿa muhâfazasına me'mûr Abaza Paşa henüz sefîneden çıkmamış olup: “Bu hâdiseden sonra yüz yirmi âdem ile bir iklîmi feth etmek, tavk-ı beşerden hâricdir” deyerek, Sinop sâhiline resîde ve bu cürm ile âhır-i kâr câme-i hayâtı derîde kılınup, Serʿasker Paşa dahi ârâm-\ngâhı olan Karasu'dan nehzat ve iltimâs-ı ehâlî ile Kefe'ye 'azîmeti hılâlinde düşmen Karasu'ya müstevlî ve Kefe'ye geleceği zâhir ü celî olup, on bin kadar tîr-endâz, muhârebe-i aʿdâ içün ifrâz edüp, mukābele vaktinde Ur Bey'i zuhûr ve Moskovlu ile muʿâhedelerin beyân ile askeri dem-beste-i fütûr edüp, halkı Kefe'ye iʿâde ve kendüsi geldiği semti irâde eyledi. Düşmen dahi Taman tarafında olan asker ile mültehik ve birbiriyle müttefik olup, askerin işe yararları mukaddemce sefîneler ile münhezim ve Serʿasker [M2 169] Paşa'da yârây-ı mukāvemet münʿadim olup, bu hâl ile kayd-ı esre mübtelâ ve Peterburg'a gidüp, bir zemân mehcûr-i ehl ü ʿıyâl ve ehibbâ oldu.\n\nHân dahi şehr-i rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü Bahr-i siyâh Boğazı'na vâsıl ve Büyükdere'de vâkiʿ Murad Efendi sâhilhânesine nâzil olup, taraf-ı saltanatdan Nişancı Vekîli ʿOsmân Efendi, istiknâh-ı hâl içün tarafına firistâde ve ol dahi vukūʿ bulan kazâyâyı maʿa kıyâsâtihâ bast u ifâde ve Tatar'ın kendüsüyle sebkat eden ʿahd-i mevʿûd iktizâsıyla bi'z-zarûre Kırım terk olunup, el-hâletü hâzihi yed-i aʿdâya giriftâr olduğunu beyân ve bu keyfiyyet şîve-i kadere haml olunarak, müşârun ileyhin çiftliğinde ikāmetine irâde-i Şehinşâhî cereyân eyledi. İstîlây-ı Kırım havâdisi rikâb ve sâyir etrâfdan Ordu-yı hümâyûn'a münʿakis olmağla, gayret-keşân-ı dîn ü devlet itlâk-ı zimâm-ı âh ü hasret ve hilye-i hamiyyetden ʿârî olanlar havf ü haşyet izhârıyla, teferruka şurûʿ u mübâderet eylediler. Bundan sonra Hâne-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i meşveret münʿakid kılınup, selb ü îcâb-ı ehl-i meşveret, Bahr-i siyâh taraflarına muhâfızlar nasbını netîce vermekle, ol vechile hareket olunmak rikâb tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine tahrîr ü işâret olundu.",
          "caption": "Hareket-i Hân ve şuyûʿ-i haber-i istîlâ-yı küffâr be-Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_808.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Hân ve şuyûʿ-i haber-i istîlâ-yı küffâr be-Kırım",
          "text": "Hân-ı müşârun ileyhin Babadağı kurbunda kışlaması askerin kılletine mebnî olup, asker-i devlet her tarafdan teharruba mübâşeret eylediklerine binâ'en, fî-mâ baʿd bu havâlîde ikāmetinden mîrîye zarar-ı mesârifden gayri bir maʿnâ fehm olunmamağla, bir gün evvel Kırım'a teveccühü istihsân ve tarafına bu keyfiyyet beyân olundukda, hareketine teferruʿ eden mebâliğ ve levâzım ne ise defter ve Ordu-yi hümâyûn'da metâlibinin tesviyesi mümkin ve mutasavver olmadığından, keyfiyyet Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz u işâret olunmuşidi. Müşârun ileyhin kışlada ikāmeti evânında tavr u reftârından bir maslahat-ı nâfiʿaya muvaffak olamayacağı müstedlel ve bu defʿa dahi matlûbu kadar mebâliğ ve sâyir levâzımı te'diye olunsa, itlâf u izâʿadan gayri bir ʿamel vücûda getürmeyeceği meczûm-i erbâb-ı ʿakd ü hal olmağla, matlûbâtından igmâz olunarak müveşşâ vü münemnem kelimât ile ârâste ve baʿzı ârâ vü tedâbîr ile pîrâste cevâb-nâme zuhûr edüp, hattâ kabâ'il-i mechûle-i Tatar'dan baʿzılarını celb ile aʿdâya taslît-i me'âllerini [M2 167] şâmil Yenişehirli ʿOsmân Efendi'nin muhteraʿât-ı zihniyyesinden hâricde vücûdu olmayup, meʿânî-yi maʿkūle kabîlinden olan risâlesi dahi Serdâr-ı ekrem tarafına gelüp, [mısrâ]:\n\nTarrakū tarrakū ki Hân resîd\n\nmısraʿı dahi risâleye terdîf ve ordu ricâli Tatar her ne kadar bî-şümâr olsa dahi edevât-ı nâriyyeye tâb-âver olmayup, bezm-i rezm-germ oldukda, sademât-ı topa nazar ve birbirine: “Ferrikū ferrikū ki gülle resîd” mısraʿıyla tebliğ-i haber ederler” deyü, risâleyi tezyîf eylediler. Hân ise bu makūle kelâm ile ilzâm olmayup, akça verilmedikçe harekete mecâl muhâl olduğunu takrîr ve bir iki defʿa dahi bu keyfiyyet rikâb tarafına tahrîr olunmağla, Sadrıaʿzam o tarafdan me'yûs ve dest-zen-i efsûs olarak nâ-çâr yüz kise kendü hazinesinden iʿtâ ve savb-ı me'mûruna bahran isrâ eyledi.\nMuvâfık-ı rüzgâr ile Kırım Adası'na resîde ve makarr-ı kadîmleri olan Bağçeserâyda bisât-ı râhatı güsterde eyledi. Müşârun ileyh Kırım'a pâ-nihâde-i vusûl olduğu eyyâmda, Kırım Serʿaskeri'nin matlûbu olan ʿaraba ve sâyir sehletü'l-husûl levâzımını temşiyete berzede-dâmân-ı gayret olup, kendüsü dahi muhavvel-i ʿuhde-i kifâyeti olan müdâfaʿa-i aʿdâda izhâr-ı celâdet etmek lâzım iken, vakt-ı hazar gibi istikmâl-i esbâb-ı refâh semtine zihâb ve umûr-i ceng ve idâre-i askerîden idrâb eyledi. Serʿasker Paşa bu ahvâle hayrân ve bi'n-nefs levâzımını rü’yet ile meştâdan sahrâya çıkup, muntazır-ı hareket-i düşmen-i bed-peymân olup, nâ-gâh otuz bin kadar küffâr altmış bin kadar Nogāy Tatarı'yla Or Kalʿası'nı muhâsaraya ibtidâr eyledikleri ahbârı iştihâr bulup, keyfiyyet-i muhâsara Hân tarafına inhâ olundukda, maʿiyyetinde olan gürûh-i Tatar ile ilgār ve mahall-i mezkûrda birkaç defʿa tabur-i düşmene hücûm ile gayret ızhâr etdiyse dahi, maʿiyyetinde olanlar darb-ı topa mütehammil olmayup, nâ-çâr altı sâʿat berüde vâkiʿ Tuzla nâm mahalde karâr eylediler. Küffâr defʿ-i müzâhim ile kalʿayı tazyîk edüp, derûnunda olan serdengeçdi dilâverleri her ne kadar müdâfaʿada cân-sipârlık etdilerse dahi, esbâb-ı mümânaʿatları kalîl olduğundan, ʿâkıbet düşmen kalʿayı istîlâ ve kilîd-i Kırım mesâbesinde olan bir maʿkıl-ı metîni zabt ile zemân-ı mutetâvileden berü zamîrlerinde müstekin olan garazı icrâ [M2 168] eylediler. Bu haber-i hâyil Hân tarafından Serʿasker Paşa semʿine vâsıl oldukda, hatt u tirhâl kudretinden ʿârî olduğuna binâ'en, makāmında zarûrî mustekar ve verây-ı perde-i takdîrden zuhûr edecek suver-i nevâyibe nâzır oldu.\nBu hılâlde Kefe'ye dört sâʿat mesâfe olan Taman Kalʿasını dahi berren ve bahran on bin kadar düşmen muhâsara ve ʿan-asl bu kalʿa dahi esbâb-ı menâʿat ü hasânetden fârig olmak takrîbi ile cüz'î müşâcereden sonra mezbûreyi teshîr ve üzerlerine asker gelürse, muhârebe içün kalʿa pîşgâhında meteris hafrıyla âmâde-i dâr ü gîr oldular. Tuzla'da Hân bu keyfiyyet vukūʿundan girîbân çâk-i dâd ü figān ve ne hareket edeceğinde serâsîme vü hayrân olup, ʿâkıbet başında olan selâtîn ve mîrzâyân birer tarafa müteferrik u perîşân ve kendüsi ekall-i kalîl âdem ile kalup, fikr-i hatar ile ol dahi Bağçe-saray'a gelüp, ʿâkıbet-i hâle nigerân iken, her tarafdan aʿdânın hücûmunu mülâhaza ile mahall-i merkūmda dahi ikāmet edemeyüp, kurbunda vâkiʿ Karadağ nâm cebel-i şâhika suʿûd ve anda baʿzı ehl-i ʿıyâl li-ecli't-tehassun mevcûd olduğunu müşâhede ile ilgār ve birkaç âdem ile bir sefîneye süvâr ve Âsitâne tarafına firâr eyledi. Hân'ın firârı sebebi ile Kırım ehâlîsi miyânında ihtilâl vâkiʿ olup, akviyâ vü ağniyâsı sevâhilde buldukları sefâyine rükûb ile Anadolu ve sâyir mahallere ʿazîmet ve başına medârı olmayup, baʿîd mahallerde bulunanlar cebel-i mezkûre mütehassınan ikâmet eylediler. Yeni Kalʿa muhâfazasına me'mûr Abaza Paşa henüz sefîneden çıkmamış olup: “Bu hâdiseden sonra yüz yirmi âdem ile bir iklîmi feth etmek, tavk-ı beşerden hâricdir” deyerek, Sinop sâhiline resîde ve bu cürm ile âhır-i kâr câme-i hayâtı derîde kılınup, Serʿasker Paşa dahi ârâm-\ngâhı olan Karasu'dan nehzat ve iltimâs-ı ehâlî ile Kefe'ye 'azîmeti hılâlinde düşmen Karasu'ya müstevlî ve Kefe'ye geleceği zâhir ü celî olup, on bin kadar tîr-endâz, muhârebe-i aʿdâ içün ifrâz edüp, mukābele vaktinde Ur Bey'i zuhûr ve Moskovlu ile muʿâhedelerin beyân ile askeri dem-beste-i fütûr edüp, halkı Kefe'ye iʿâde ve kendüsi geldiği semti irâde eyledi. Düşmen dahi Taman tarafında olan asker ile mültehik ve birbiriyle müttefik olup, askerin işe yararları mukaddemce sefîneler ile münhezim ve Serʿasker [M2 169] Paşa'da yârây-ı mukāvemet münʿadim olup, bu hâl ile kayd-ı esre mübtelâ ve Peterburg'a gidüp, bir zemân mehcûr-i ehl ü ʿıyâl ve ehibbâ oldu.\n\nHân dahi şehr-i rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü Bahr-i siyâh Boğazı'na vâsıl ve Büyükdere'de vâkiʿ Murad Efendi sâhilhânesine nâzil olup, taraf-ı saltanatdan Nişancı Vekîli ʿOsmân Efendi, istiknâh-ı hâl içün tarafına firistâde ve ol dahi vukūʿ bulan kazâyâyı maʿa kıyâsâtihâ bast u ifâde ve Tatar'ın kendüsüyle sebkat eden ʿahd-i mevʿûd iktizâsıyla bi'z-zarûre Kırım terk olunup, el-hâletü hâzihi yed-i aʿdâya giriftâr olduğunu beyân ve bu keyfiyyet şîve-i kadere haml olunarak, müşârun ileyhin çiftliğinde ikāmetine irâde-i Şehinşâhî cereyân eyledi. İstîlây-ı Kırım havâdisi rikâb ve sâyir etrâfdan Ordu-yı hümâyûn'a münʿakis olmağla, gayret-keşân-ı dîn ü devlet itlâk-ı zimâm-ı âh ü hasret ve hilye-i hamiyyetden ʿârî olanlar havf ü haşyet izhârıyla, teferruka şurûʿ u mübâderet eylediler. Bundan sonra Hâne-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i meşveret münʿakid kılınup, selb ü îcâb-ı ehl-i meşveret, Bahr-i siyâh taraflarına muhâfızlar nasbını netîce vermekle, ol vechile hareket olunmak rikâb tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine tahrîr ü işâret olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci cuma günü aʿdây-ı dîn ü devlet tertîb-i tabur ve bir sudan bir suya dek Özi Kalʿası'nı mahsûr edüp, kalʿada mevcûd cünûd-i zafer-mevʿûd bî-ihtiyâr kalʿadan hurûc ve düşmen taburuna vülûc edüp, hamle-i ûlâda süvârîlerini perâkende ve bîh-ı cemʿiyyetlerini bergende etdikden sonra taburlarına duhûl ü iktihâm ve beş sâʿat kadar iʿmâl-i seyf-i ʿaduvv iltikām etdikden sonra düşmeni kalʿaya takrîb ve ve sanʿat-ı âteş-bâzî ile taʿzîb kasdıyla hîle-i harbiyye izhâr ve sûret-i firâr bedîdâr etmişler idi. Bu hareket aʿdâyı mağrûr ve hücûm u taʿkībe mecbûr edüp, bî-fikr-i encâm top menziline vazʿ-ı akdâm ve kalʿa ve limanda âmâde kılınan top ve humbaraya ateş verilüp, katʿî çok müşrik mürde vü hâlik ve niçe bergeşte-hâl-i inhisâm-ı aʿzâ vü cevârih ile giriftâr-ı eşedd-i nekâl olup, ʿarsa-gâhda ikāmet müşkil ve durdukça ekserî müsteʾsıl olacağlarını müteʾemmil [M2 170] olarak, firâra âgāz ve bu varta-i hevl-nâkden tahlîs-i nefs ganîmetini intihâz eylediler. Aʿdâ kuvve-i istidrâciyye ile her tarafda galebe müşâhede ve kibr ü nahveti gûn be-gûn ziyâde olarak bilâ-fâsıla Memâlik-i mahrûseye\npây-ı tecâvüzü itâle eyleyüp, Kılburun'a dahi vâfir laʿîn taʿyîn ve kalʿayı hasr u tazyîk ile muhâfızları endûh-nâk ü hazîn edüp, keyfiyyet-i mezkûre Özi muhâfızı Vezîr Hazînedâr ʿAlî Paşa'ya maʿlûm oldukda, iki yüz nefer dilâver ve on beş nefer topçu ile kalʿaya imdâd ve mahsûrlara kuvvet-i kalb ve müdâfaʿaya istiʿdâd vermişidi. Lîmânda olan sefâyin-i İslâmiyye'de ve sûr-i kalʿada mevcûd toplara ateş verülüp, tarfetü'l-ʿaynda aʿdâyı makhûr ve pîrâmen-i kalʿadan dûr edüp, nâdim ü sâdim geldikleri mahalle ʿazîm oldular.\n\nÖzi muhârebesinden firâr eden eşrâr, cebr-i kesr ile tekrar kalʿayı muhâsaraya ictisâr edüp, kemâ-kân kalʿadan top ve humbara ile cemʿiyyetleri perîşân kılındığı ahbârı Ordu-yi hümâyûn'a meserret-resân olup, şükran li-hâze'n-niʿam bu haber-i dâfiʿu'l-elem Sadrıaʿzam tarafından aʿyân ve efrâda neşr ve cümlesini hisse-i evfây-ı sürûr ile muğtenim eyledi. Vezîr-i müşârun ileyhin ser-zede-i mevkiʿ-i zuhûr olan hıdmeti şâbâş ü tahsîne sezâ-vâr kılınup, üç bin altun ceyb harçlığı ile hâtırı istifsâr olunduğundan başka, Kılburun Muhâfızı ʿAbdullah Paşa dahi bu ʿâtıfet-i dil-nüvâzdan hisse-yâb ve bin altun irsâliyle mazhar-ı nevâziş-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb oldu. Özi Kalʿasının gezend-i düşmenden vâreste olması aksây-ı meʾârib-i Şâhâne olduğuna binâʾen, idâre-i umûr-i serhad zımnında Rikâb-ı hümâyûn'ları tarafından üç yüz elli kîse Varna İskelesi'nden irsâl olunduğundan fazla her taraf mesdûd olmak hasebiyle, kalʿada vucûd-i lahm nâ-bûd ve leyl ü nehâr mukābele-i aʿdâda cân-sipâr olan murâbıtînin bu vechile dahi zarûrete dûçâr olmamaları matlûb-i Şehriyâr-ı İskender-vekār olmağla, emr ü irâde-i mülûkâne-leri üzere yirmi bin vukiyye lahm ordu kasap-başısı tarafından tertîb ve iskele-i mezbûreden îsâl ile mahsûrlar terfîh ü tatrîb olundu.",
          "caption": "İnhizâm-ı küffâr der-havâlî-yi Özi ve Kılburun",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_809.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İnhizâm-ı küffâr der-havâlî-yi Özi ve Kılburun",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci cuma günü aʿdây-ı dîn ü devlet tertîb-i tabur ve bir sudan bir suya dek Özi Kalʿası'nı mahsûr edüp, kalʿada mevcûd cünûd-i zafer-mevʿûd bî-ihtiyâr kalʿadan hurûc ve düşmen taburuna vülûc edüp, hamle-i ûlâda süvârîlerini perâkende ve bîh-ı cemʿiyyetlerini bergende etdikden sonra taburlarına duhûl ü iktihâm ve beş sâʿat kadar iʿmâl-i seyf-i ʿaduvv iltikām etdikden sonra düşmeni kalʿaya takrîb ve ve sanʿat-ı âteş-bâzî ile taʿzîb kasdıyla hîle-i harbiyye izhâr ve sûret-i firâr bedîdâr etmişler idi. Bu hareket aʿdâyı mağrûr ve hücûm u taʿkībe mecbûr edüp, bî-fikr-i encâm top menziline vazʿ-ı akdâm ve kalʿa ve limanda âmâde kılınan top ve humbaraya ateş verilüp, katʿî çok müşrik mürde vü hâlik ve niçe bergeşte-hâl-i inhisâm-ı aʿzâ vü cevârih ile giriftâr-ı eşedd-i nekâl olup, ʿarsa-gâhda ikāmet müşkil ve durdukça ekserî müsteʾsıl olacağlarını müteʾemmil [M2 170] olarak, firâra âgāz ve bu varta-i hevl-nâkden tahlîs-i nefs ganîmetini intihâz eylediler. Aʿdâ kuvve-i istidrâciyye ile her tarafda galebe müşâhede ve kibr ü nahveti gûn be-gûn ziyâde olarak bilâ-fâsıla Memâlik-i mahrûseye\npây-ı tecâvüzü itâle eyleyüp, Kılburun'a dahi vâfir laʿîn taʿyîn ve kalʿayı hasr u tazyîk ile muhâfızları endûh-nâk ü hazîn edüp, keyfiyyet-i mezkûre Özi muhâfızı Vezîr Hazînedâr ʿAlî Paşa'ya maʿlûm oldukda, iki yüz nefer dilâver ve on beş nefer topçu ile kalʿaya imdâd ve mahsûrlara kuvvet-i kalb ve müdâfaʿaya istiʿdâd vermişidi. Lîmânda olan sefâyin-i İslâmiyye'de ve sûr-i kalʿada mevcûd toplara ateş verülüp, tarfetü'l-ʿaynda aʿdâyı makhûr ve pîrâmen-i kalʿadan dûr edüp, nâdim ü sâdim geldikleri mahalle ʿazîm oldular.\n\nÖzi muhârebesinden firâr eden eşrâr, cebr-i kesr ile tekrar kalʿayı muhâsaraya ictisâr edüp, kemâ-kân kalʿadan top ve humbara ile cemʿiyyetleri perîşân kılındığı ahbârı Ordu-yi hümâyûn'a meserret-resân olup, şükran li-hâze'n-niʿam bu haber-i dâfiʿu'l-elem Sadrıaʿzam tarafından aʿyân ve efrâda neşr ve cümlesini hisse-i evfây-ı sürûr ile muğtenim eyledi. Vezîr-i müşârun ileyhin ser-zede-i mevkiʿ-i zuhûr olan hıdmeti şâbâş ü tahsîne sezâ-vâr kılınup, üç bin altun ceyb harçlığı ile hâtırı istifsâr olunduğundan başka, Kılburun Muhâfızı ʿAbdullah Paşa dahi bu ʿâtıfet-i dil-nüvâzdan hisse-yâb ve bin altun irsâliyle mazhar-ı nevâziş-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb oldu. Özi Kalʿasının gezend-i düşmenden vâreste olması aksây-ı meʾârib-i Şâhâne olduğuna binâʾen, idâre-i umûr-i serhad zımnında Rikâb-ı hümâyûn'ları tarafından üç yüz elli kîse Varna İskelesi'nden irsâl olunduğundan fazla her taraf mesdûd olmak hasebiyle, kalʿada vucûd-i lahm nâ-bûd ve leyl ü nehâr mukābele-i aʿdâda cân-sipâr olan murâbıtînin bu vechile dahi zarûrete dûçâr olmamaları matlûb-i Şehriyâr-ı İskender-vekār olmağla, emr ü irâde-i mülûkâne-leri üzere yirmi bin vukiyye lahm ordu kasap-başısı tarafından tertîb ve iskele-i mezbûreden îsâl ile mahsûrlar terfîh ü tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serʿasker Ahmed ʿİzzet Paşa Yergöğü Kalʿası'nı ne vechile yed-i aʿdâdan tahlîs eylediği mukaddemâ nüvişte-i sahîfe-i [M2 171] beyân kılınup, nüvîd-i feth etrâfa münteşir ve kulûb-i muvahhidînde şevk-i gazâ müstemir olarak etrâfdan vâfir asker müctemiʿ olduğundan, Eflâk cevânibinde olan gürûh-i aʿdâ üzerine müşârun ileyh câ-be-câ savlet-endâz-ı hücûm ve ekser-i ahyânda meserret-i galebe ile defʿ-i hümûm edüp, tebşîr-i sarîh ile ordu ehâlîsini tefrîh eyler idi. Bu hâlet düşmene dâğ-ı derûn ve sebeb-i efkâr gûnâ-gûn olup, Yergöğü Kalʿası'nı ke'l-evvel nezʿ zımnında haşerât-ı arzdan ʿibâret olan askerini cemʿ ve yirmi binden mütecâviz ʿusât-ı reʿâyâ ile mahlût asker-i merbûtunu alup, nerdübânlar ve sâyir âlât-ı kalʿa-gîrî istishâbıyla cumâdelûlânın ikinci salı günü Bağlar-tepesi nâm mahalde taburunu tertîb ü tanzîm ve meterisler ve hendekler hafrıyla etrâfını tahkîm etmişidi. Serʿasker Paşa maʿiyyetinde el-ân on bin kadar dilâver mevcûd bulunup, serân-ı asker ile baʿde'l-istişâre kalʿayı tarsîn ve hâric-i kalʿada\nhendek-i cedîd ile Toprak Kalʿa miyânında müdâfaʿa-i aʿdâya kıyâm etmek husûsunu tasvîb ü tahsîn eylediler. Müşârun ileyh piyâde askeriyle meterislerde pâ-nihâde-i zemîn-i temkîn ve süvâriyân ile Tatar Sultânı Mesʿud Girây'ı çerha cengine taʿyîn edüp, süvârîler düşmenin ateşine ʿadem-i tehammül ü istıbâr ile muʿasker-i muvahhidîne uğramayup, Kulle tarafına firâr ve irtikâb-ı nakīsa-i ʿâr eylediler. ʿAle's-sabâh düşmen mahallinden hareket ve etrâf-ı İslâm'ı ihâta eyleyerek âteş-efşânlığa mübâderet eyledikde, cünûd-i İslâmiyye birkaç günden berü peyâ-pey nüzûl eden bârân sebebi ile mübtel ve gül-i lâziceden tekevvün eden taʿb u meşakkatle muʿtel olduklarına bakmayup, idâre-i esbâb-ı müdâfaʿa ile düşmene irâ'et-i sûret-i kahr ve izâka-i şerbet-i pür-zehr etmişler idi. Mâh-ı mezbûrun yedinci günü düşmen-i dîn nerdübânlarını istishâb ve üç koldan ehl-i İslâm'ın mutehassın oldukları hendek üzerine yürüyüş göstermekle sebeb-i iztırâb ve mukābelede ikdâm-ı tâm olunmaz ise cümlesi müzmahil olacağlarını cezm ile bi'l-ittifak âmâde-i rezm oldular. ʿAduvvi-yi bed-hâr kuvvetin bâzûya getürüp, hendek üzerine guluv ve guzât-ı zafer-simât bu hâli müşâhede ile teşmîr-i sâk ve üzerlerine gelen düşmeni tuʿme-i şemşîr-i berrâk etdikden sonra meterisden taşra çıkup, Hak Teʿâlâ'dan [M2 172] nusrat ve rûhâniyyet-i hazret-i Fahr-i enbiyâdan muʿâvenet taleb eyleyerek, beş sâʿat kadar rû-be-rû cenge mübâderet ve düşmen savlet-i İslâmiyye'ye tâkat getürmeyüp, bâlây-ı hısâna çıkmak içün nerdübânlarını âmâde edenler ile firâra mübâşeret eylediklerinde, ʿakab-gîrân-ı İslâm verâlarından iʿmâl-i rumh u hisâm ve gereği gibi ahz-ı intikām edüp, bu hâl ile düşmen firâr ve mazhar-ı kahr-ı cenâb-ı Kahhâr oldular.\n\nʿAdâd-ı kutelây-ı müşrikîn iki bine bâliğ olup, meydân-ı maʿrekede terk eyledikleri yedi kıtʿa top ve üç kıt'a cebehâne ʿarabaları mazbût-i eyâdî-yi erbâb-ı cihâd ve bakıyye-i ehl-i küfr ü ʿinâd pey siper-i vâdî-yi haybet ü istibʿâd oldu. Sergerde-i düşmen-i menkûb bâdî-yi emirde Serʿasker Paşa'ya irsâl-i mektûb edüp, kalʿayı bilâ-muhârebe teslîm ve ʿinâd olunduğu sûretde katl-i ʿâmm kazıyyesini tefhîm edüp, berü tarafdan muʿâmele-i dürüşt ile vaʿd-i ʿikāb ve irâ'e-i tîg-ı ateştâb ile redd-i cevâb olunmuşidi. Hasm-ı ʿanîd gurûr u istikbâr ile hücûm-i şedîd etmişiken inkisâr-ı fâhiş ile mağlûb ve livây-ı sevreti bâz-gûne ve maklûb olması, te'yîdât-ı İlâhiyye ve vahdet-güzînân-ı İslâm'a bir nevʿ ʿinâyet-i ezeliyye olduğu zâhirdir. İki üç seneden berü ehl-i İslâm'a tareyân eden ʿârıza-i perîşânî cümleye sebeb-i futûr u tüvânî olmuşiken, bu esnâda vâkiʿ olan fütûhât kulûb-i müslîmîne ilkāy-ı envâʿ-ı meserrât eylyediğinden başka, şimdiye dek bir mahalde cemʿiyyetleri perîşân ve iki bin kadarı cehennemîlere dayf ve vâfiri mecrûh-i seyf olduğu mesbûk u nümâyân olmamışdır. Mesʿud Girây ile sâyir süvârîler Ziştovi'ye mürûr ve ehl-i kasabanın takrîʿât ü teşnîʿâtına dayanamayup, ʿârlarından yine berü tarafa güzâr ve Yergöğü'ye gelüp, ne gördüler seyelâb-ı ceng ü âşûb başdan âşûb, ne mahall-i sitîz ve ne cây-ı gürîz hemân nâ-çâr kalʿaya cân atup, sadme-i topdan eczâsı\ninhilâle karîb olan cisrden mürûr hengâmında, müzâhameden cisr munkatıʿ ve bu sebeble Sultân ve birâder-zâdesi ve sâyir rüfekāsı bi-ecmaʿihim Tuna'ya düşüp, ruhları müntezī olup, fekat Çadırcı-zâde tahlîs-i cân ve bu vakʿayı gelüp, Serʿasker Paşa'ya beyân eyledi. Mesûbât-ı gazâ vü şehâdeti terk ile reh-neverd-i semt-i firâr ve ʿâkıbet çok geçmeden gelüp, Tuna'da [M2 173] gark olmaları mahall-i iʿtibârdır.",
          "caption": "İnhizâm-ı küffâr der-pîşgâh-ı Yergöğü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_810.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İnhizâm-ı küffâr der-pîşgâh-ı Yergöğü",
          "text": "Serʿasker Ahmed ʿİzzet Paşa Yergöğü Kalʿası'nı ne vechile yed-i aʿdâdan tahlîs eylediği mukaddemâ nüvişte-i sahîfe-i [M2 171] beyân kılınup, nüvîd-i feth etrâfa münteşir ve kulûb-i muvahhidînde şevk-i gazâ müstemir olarak etrâfdan vâfir asker müctemiʿ olduğundan, Eflâk cevânibinde olan gürûh-i aʿdâ üzerine müşârun ileyh câ-be-câ savlet-endâz-ı hücûm ve ekser-i ahyânda meserret-i galebe ile defʿ-i hümûm edüp, tebşîr-i sarîh ile ordu ehâlîsini tefrîh eyler idi. Bu hâlet düşmene dâğ-ı derûn ve sebeb-i efkâr gûnâ-gûn olup, Yergöğü Kalʿası'nı ke'l-evvel nezʿ zımnında haşerât-ı arzdan ʿibâret olan askerini cemʿ ve yirmi binden mütecâviz ʿusât-ı reʿâyâ ile mahlût asker-i merbûtunu alup, nerdübânlar ve sâyir âlât-ı kalʿa-gîrî istishâbıyla cumâdelûlânın ikinci salı günü Bağlar-tepesi nâm mahalde taburunu tertîb ü tanzîm ve meterisler ve hendekler hafrıyla etrâfını tahkîm etmişidi. Serʿasker Paşa maʿiyyetinde el-ân on bin kadar dilâver mevcûd bulunup, serân-ı asker ile baʿde'l-istişâre kalʿayı tarsîn ve hâric-i kalʿada\nhendek-i cedîd ile Toprak Kalʿa miyânında müdâfaʿa-i aʿdâya kıyâm etmek husûsunu tasvîb ü tahsîn eylediler. Müşârun ileyh piyâde askeriyle meterislerde pâ-nihâde-i zemîn-i temkîn ve süvâriyân ile Tatar Sultânı Mesʿud Girây'ı çerha cengine taʿyîn edüp, süvârîler düşmenin ateşine ʿadem-i tehammül ü istıbâr ile muʿasker-i muvahhidîne uğramayup, Kulle tarafına firâr ve irtikâb-ı nakīsa-i ʿâr eylediler. ʿAle's-sabâh düşmen mahallinden hareket ve etrâf-ı İslâm'ı ihâta eyleyerek âteş-efşânlığa mübâderet eyledikde, cünûd-i İslâmiyye birkaç günden berü peyâ-pey nüzûl eden bârân sebebi ile mübtel ve gül-i lâziceden tekevvün eden taʿb u meşakkatle muʿtel olduklarına bakmayup, idâre-i esbâb-ı müdâfaʿa ile düşmene irâ'et-i sûret-i kahr ve izâka-i şerbet-i pür-zehr etmişler idi. Mâh-ı mezbûrun yedinci günü düşmen-i dîn nerdübânlarını istishâb ve üç koldan ehl-i İslâm'ın mutehassın oldukları hendek üzerine yürüyüş göstermekle sebeb-i iztırâb ve mukābelede ikdâm-ı tâm olunmaz ise cümlesi müzmahil olacağlarını cezm ile bi'l-ittifak âmâde-i rezm oldular. ʿAduvvi-yi bed-hâr kuvvetin bâzûya getürüp, hendek üzerine guluv ve guzât-ı zafer-simât bu hâli müşâhede ile teşmîr-i sâk ve üzerlerine gelen düşmeni tuʿme-i şemşîr-i berrâk etdikden sonra meterisden taşra çıkup, Hak Teʿâlâ'dan [M2 172] nusrat ve rûhâniyyet-i hazret-i Fahr-i enbiyâdan muʿâvenet taleb eyleyerek, beş sâʿat kadar rû-be-rû cenge mübâderet ve düşmen savlet-i İslâmiyye'ye tâkat getürmeyüp, bâlây-ı hısâna çıkmak içün nerdübânlarını âmâde edenler ile firâra mübâşeret eylediklerinde, ʿakab-gîrân-ı İslâm verâlarından iʿmâl-i rumh u hisâm ve gereği gibi ahz-ı intikām edüp, bu hâl ile düşmen firâr ve mazhar-ı kahr-ı cenâb-ı Kahhâr oldular.\n\nʿAdâd-ı kutelây-ı müşrikîn iki bine bâliğ olup, meydân-ı maʿrekede terk eyledikleri yedi kıtʿa top ve üç kıt'a cebehâne ʿarabaları mazbût-i eyâdî-yi erbâb-ı cihâd ve bakıyye-i ehl-i küfr ü ʿinâd pey siper-i vâdî-yi haybet ü istibʿâd oldu. Sergerde-i düşmen-i menkûb bâdî-yi emirde Serʿasker Paşa'ya irsâl-i mektûb edüp, kalʿayı bilâ-muhârebe teslîm ve ʿinâd olunduğu sûretde katl-i ʿâmm kazıyyesini tefhîm edüp, berü tarafdan muʿâmele-i dürüşt ile vaʿd-i ʿikāb ve irâ'e-i tîg-ı ateştâb ile redd-i cevâb olunmuşidi. Hasm-ı ʿanîd gurûr u istikbâr ile hücûm-i şedîd etmişiken inkisâr-ı fâhiş ile mağlûb ve livây-ı sevreti bâz-gûne ve maklûb olması, te'yîdât-ı İlâhiyye ve vahdet-güzînân-ı İslâm'a bir nevʿ ʿinâyet-i ezeliyye olduğu zâhirdir. İki üç seneden berü ehl-i İslâm'a tareyân eden ʿârıza-i perîşânî cümleye sebeb-i futûr u tüvânî olmuşiken, bu esnâda vâkiʿ olan fütûhât kulûb-i müslîmîne ilkāy-ı envâʿ-ı meserrât eylyediğinden başka, şimdiye dek bir mahalde cemʿiyyetleri perîşân ve iki bin kadarı cehennemîlere dayf ve vâfiri mecrûh-i seyf olduğu mesbûk u nümâyân olmamışdır. Mesʿud Girây ile sâyir süvârîler Ziştovi'ye mürûr ve ehl-i kasabanın takrîʿât ü teşnîʿâtına dayanamayup, ʿârlarından yine berü tarafa güzâr ve Yergöğü'ye gelüp, ne gördüler seyelâb-ı ceng ü âşûb başdan âşûb, ne mahall-i sitîz ve ne cây-ı gürîz hemân nâ-çâr kalʿaya cân atup, sadme-i topdan eczâsı\ninhilâle karîb olan cisrden mürûr hengâmında, müzâhameden cisr munkatıʿ ve bu sebeble Sultân ve birâder-zâdesi ve sâyir rüfekāsı bi-ecmaʿihim Tuna'ya düşüp, ruhları müntezī olup, fekat Çadırcı-zâde tahlîs-i cân ve bu vakʿayı gelüp, Serʿasker Paşa'ya beyân eyledi. Mesûbât-ı gazâ vü şehâdeti terk ile reh-neverd-i semt-i firâr ve ʿâkıbet çok geçmeden gelüp, Tuna'da [M2 173] gark olmaları mahall-i iʿtibârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire'de bir sene şiddet-i vebâ vâfir âdem ifnâ edüp, kırk kimse bir mahalle gelüp, bu âteş-i serkeşden rehâ ve ʿillet-i sirâyetden firâr ile rûhların ebdânda ibkā arzusuyla İskenderiyye'ye gelüp, fi'l-hâl bir sefîne istîcâr ve muvâfık-ı rüzgâr ile yirmi mîl yer katʿ etmişler iken, nâ-gâh safvet-i hevâ zâyil ve bir muhâlif rûzgâr hubûbuyla deryâ muztarib ü mütehalhıl olup, şiddet-i bâd sefînenin sütûnunu şikest ve yelkenini hark ve sâlifü'l-beyân kırk âdemi gark eylediği baʿzı tarîhlerde manzûr olup, bu menkabeye müşâbehet bulunduğundan li-ecli'l-iʿtibâr keşîde-i silk-i sütûr kılındı. Nazm:\n\nEdemez defʿ sakınmağla kazâyı kimse,\nBin sakınsan yine en son olacak olsa gerek.\n\nBu muhârebede otuz beş kadar merd-i pür-celâdet zâyik-i şerbet-i şehâdet ve Ordu Ağası ve iki yüzden mütecâviz dilâverler cerîh-i dest-i ehl-i gavâyet olduğu ahbârıyla Serʿasker Paşa mahzar siyâkında bir kıtʿa mufassal beşâret-nâme îsâl ve bu gazây-ı garrâda bulunan serdengeçdilerden dört nefer kimseyi maʿan irsâl edüp, varak-ı gül-i mutarrâdan eltaf ü erakk olan varak-pâre-i beşâret ʿalâ ru'ûsi'l-eşhâd feth u kırâ'et olunup, cümle ordu halkı nişvân-ı râh-ı meserret olmağla, bekūrî-yi aʿdâ mehterhâne ve top şenlikleriyle izhâr-ı şâdumânî vü sürür ve fi'l-hâl bu keyfiyyeti Serdâr-ı ekrem hazretleri ʿarz-ı ʿizz u huzûr eyledi.\n\nBeşâret-nâme ile gelen serdengeçdi ağaları hilʿat ve çelenk ile tatrîb ve yarımşar kîse akça ve âdemlerine kırkar guruş ihsân ve tatyîb olunduklarından fazla esâmelerine terakkī husûsu Yençeri Ağası'na fermân ve Serʿasker Paşa'ya serâ-sere kaplu bir sevb-i semmûr ve murassaʿ tîg ve üç bin altûn ihsân olunup, sâyir guzâta taksîm içün bin ʿaded sîm çelenk ile dört bin kıtʿa tüy çelenk dahi irsâl ve tahsîn ü sitâyişi şâmil ısdâr-ı misâl kılındı.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_811.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Mısr-ı Kāhire'de bir sene şiddet-i vebâ vâfir âdem ifnâ edüp, kırk kimse bir mahalle gelüp, bu âteş-i serkeşden rehâ ve ʿillet-i sirâyetden firâr ile rûhların ebdânda ibkā arzusuyla İskenderiyye'ye gelüp, fi'l-hâl bir sefîne istîcâr ve muvâfık-ı rüzgâr ile yirmi mîl yer katʿ etmişler iken, nâ-gâh safvet-i hevâ zâyil ve bir muhâlif rûzgâr hubûbuyla deryâ muztarib ü mütehalhıl olup, şiddet-i bâd sefînenin sütûnunu şikest ve yelkenini hark ve sâlifü'l-beyân kırk âdemi gark eylediği baʿzı tarîhlerde manzûr olup, bu menkabeye müşâbehet bulunduğundan li-ecli'l-iʿtibâr keşîde-i silk-i sütûr kılındı. Nazm:\n\nEdemez defʿ sakınmağla kazâyı kimse,\nBin sakınsan yine en son olacak olsa gerek.\n\nBu muhârebede otuz beş kadar merd-i pür-celâdet zâyik-i şerbet-i şehâdet ve Ordu Ağası ve iki yüzden mütecâviz dilâverler cerîh-i dest-i ehl-i gavâyet olduğu ahbârıyla Serʿasker Paşa mahzar siyâkında bir kıtʿa mufassal beşâret-nâme îsâl ve bu gazây-ı garrâda bulunan serdengeçdilerden dört nefer kimseyi maʿan irsâl edüp, varak-ı gül-i mutarrâdan eltaf ü erakk olan varak-pâre-i beşâret ʿalâ ru'ûsi'l-eşhâd feth u kırâ'et olunup, cümle ordu halkı nişvân-ı râh-ı meserret olmağla, bekūrî-yi aʿdâ mehterhâne ve top şenlikleriyle izhâr-ı şâdumânî vü sürür ve fi'l-hâl bu keyfiyyeti Serdâr-ı ekrem hazretleri ʿarz-ı ʿizz u huzûr eyledi.\n\nBeşâret-nâme ile gelen serdengeçdi ağaları hilʿat ve çelenk ile tatrîb ve yarımşar kîse akça ve âdemlerine kırkar guruş ihsân ve tatyîb olunduklarından fazla esâmelerine terakkī husûsu Yençeri Ağası'na fermân ve Serʿasker Paşa'ya serâ-sere kaplu bir sevb-i semmûr ve murassaʿ tîg ve üç bin altûn ihsân olunup, sâyir guzâta taksîm içün bin ʿaded sîm çelenk ile dört bin kıtʿa tüy çelenk dahi irsâl ve tahsîn ü sitâyişi şâmil ısdâr-ı misâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silahdâr Ağalığı'ndan infisâl ve Tırnovi'de ikāmet ile mazhar-ı takrîʿ u istiskāl olan ʿArabgîrli İbrâhîm Bey hakkında ʿukde-i infiʿâl karîn-i inhilâl ve bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Selânik Sancağı'yla nâyil-i dest-mâye-i ʿizz ü ikbâl ve bu teveccüh-i cedîd rütbe-i Vezâret ile be-kâm olmasına berâʿatü'l-istihlâl oldu.\nMuʿasker-i hümâyûnda [M2 174] tûl-i meks ü ikāmet sebeb-i tekevvün-i ʿufûnet olup, bu takrîb efrâd ve cumûʿ-i nâsda katʿî çok kimse mahmûm ve hadden bîrûn kimseler dâyire-i hestîden maʿdûm olup, bunlardan ʿilel-i müzmineye mübtelâ ve dûr u dırâz muhtâc-ı müdâvâ olanlar yâ Edirne ve yâhûd Âsitâne'ye gitmek bâbında dest-bâz-ı recâ olmalarıyla, haklarında müsâʿade-i insırâf rû-nümûn ve bi'l-fiʿl Baş-muhâsebeci olan Yesrî Ahmed Efendi ve Başbâkī-kulu Mehmed Emîn Ağa-zâde'nin zâdesi Tâhir Ağa ve sâbıkā Masraf Kâtibi Kîsedâr Yûsuf Efendi ve bunlara mümâsil baʿzı kimseler Edirne ve Âsitâne tarafına ʿazîmete meʾzûn oldular.\n\nBu sûretde baʿzı mansıb münhal ve mutasarrıflarının fıkdânıyla umûr-ı Mâliyye ve erbâb-ı mesâlih muhtell olmağla, Cizye Başbâkī-kulu Kara-kulak ʿAbdî Ağa'ya bi'l-fiʿl Başbâkī-kulluğu ve Hekîm-zâde Hazînedârı Ahmed Ağa'ya, Cizye Başbâkī-kulluğu tevcîh ve Tezkire-i Evvel Münîb İbrâhîm Efendi'ye, Baş-muhâsebe Vekâleti tefvîz olunup, evrâk-ı mühimmeyi temhîr içün tarafına tenbîh olundu.\n\nMeʾzûn-i insırâf olan Kîsedâr Yûsuf Efendi Babadağı'ndan bir merhale mufârakatında ser-pençe-i saht-gîr-i ecelde zebûn ve terk-i mâ-kân ve mâ-yekûn edüp, naʿşı Babadağı'na ircâʿ ile Sultân Bâyezîd Câmîʿi'nde medfûn oldu. Yesrî Ahmed Efendi'nin dahi ʿilleti yevmen fe-yevmen kabûl-i zemânet ve ʿâkıbet ʿazm-i sefer-i âhıret edüp, Yûsuf Efendi cenbinde ser-nihâde-i visâde-i râhat ve zebân-ı hâl ile, nazm:\n\nİcâretünâ innâ garîbân hâ-hünâ,\nVe küllü garîbin lil-garîbi nesîbün\n\ninşâd ü kırâʾet eyledi.\n\nMüteveffâ Yûsuf Efendi Bazarcık Kasaba kurâsından Kütüklü nâm karyede tevellüd ve rütbe-i fark u temyîze tesâʿud eyledikde, Reʾîsülküttâb ʿAbdî Efendi'ye intisâb ve giderek Hazînedârlığı'yla kâm-yâb ve on beş sene kadar riyâset hizmetlerinde olan zevâta Kîsedâr ve Piyâde ve Sipâh Kitâbeti ve Haremeyn muhâsebeciliğin zabt ile kâm-kâr olumuşidi. Ber-minvâl-i muharrer seferde merhûm ve ʿâzim-i semt-i yevm-i maʿlûm oldu.\n\nYesrî Efendi dahi müfredât-ı dünyâya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan İstanbul'da yirmi târîhlerinde kımât ârâ-yı vücûd ve tahsîl-i meleke-i bûd u ne-bûd eyledikde, Tahvîl [M2 175] Kalemi'ne Mülâzemet ve devr-i Sultân Mustafa Hânî'de Küçük Tezkirecilik ile kesb-i mezîd-i rifʿat edüp, birkaç seneden sonra Büyük Tezkireci ve seksen iki târîhinde ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi yerine Çavuş-başı olup, sefere meʾmûr ve\nseksen üç târîhinde mansıb-ı mezkûrdan mehcûr ve Baş-muhasebe ile hâtır-ı meksûru mecbûr olup, o esnâda Âsitâne'de olan hânesinde mevcûd benîn ü benât ve sâyir yirmi kadar havâşîsi âfet-i maʿlûm ile maʿdûm olduğundan, müte'essir ü mağmûm ve bu takrîb hummây-ı rediyye ile mahmûm ve ʿâkıbet kendü dahi vefât ve terk-i meşgale-i kâyinât eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe Mîr-i mîrânî be-İbrâhîm Bey ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_812.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe Mîr-i mîrânî be-İbrâhîm Bey ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Silahdâr Ağalığı'ndan infisâl ve Tırnovi'de ikāmet ile mazhar-ı takrîʿ u istiskāl olan ʿArabgîrli İbrâhîm Bey hakkında ʿukde-i infiʿâl karîn-i inhilâl ve bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî Selânik Sancağı'yla nâyil-i dest-mâye-i ʿizz ü ikbâl ve bu teveccüh-i cedîd rütbe-i Vezâret ile be-kâm olmasına berâʿatü'l-istihlâl oldu.\nMuʿasker-i hümâyûnda [M2 174] tûl-i meks ü ikāmet sebeb-i tekevvün-i ʿufûnet olup, bu takrîb efrâd ve cumûʿ-i nâsda katʿî çok kimse mahmûm ve hadden bîrûn kimseler dâyire-i hestîden maʿdûm olup, bunlardan ʿilel-i müzmineye mübtelâ ve dûr u dırâz muhtâc-ı müdâvâ olanlar yâ Edirne ve yâhûd Âsitâne'ye gitmek bâbında dest-bâz-ı recâ olmalarıyla, haklarında müsâʿade-i insırâf rû-nümûn ve bi'l-fiʿl Baş-muhâsebeci olan Yesrî Ahmed Efendi ve Başbâkī-kulu Mehmed Emîn Ağa-zâde'nin zâdesi Tâhir Ağa ve sâbıkā Masraf Kâtibi Kîsedâr Yûsuf Efendi ve bunlara mümâsil baʿzı kimseler Edirne ve Âsitâne tarafına ʿazîmete meʾzûn oldular.\n\nBu sûretde baʿzı mansıb münhal ve mutasarrıflarının fıkdânıyla umûr-ı Mâliyye ve erbâb-ı mesâlih muhtell olmağla, Cizye Başbâkī-kulu Kara-kulak ʿAbdî Ağa'ya bi'l-fiʿl Başbâkī-kulluğu ve Hekîm-zâde Hazînedârı Ahmed Ağa'ya, Cizye Başbâkī-kulluğu tevcîh ve Tezkire-i Evvel Münîb İbrâhîm Efendi'ye, Baş-muhâsebe Vekâleti tefvîz olunup, evrâk-ı mühimmeyi temhîr içün tarafına tenbîh olundu.\n\nMeʾzûn-i insırâf olan Kîsedâr Yûsuf Efendi Babadağı'ndan bir merhale mufârakatında ser-pençe-i saht-gîr-i ecelde zebûn ve terk-i mâ-kân ve mâ-yekûn edüp, naʿşı Babadağı'na ircâʿ ile Sultân Bâyezîd Câmîʿi'nde medfûn oldu. Yesrî Ahmed Efendi'nin dahi ʿilleti yevmen fe-yevmen kabûl-i zemânet ve ʿâkıbet ʿazm-i sefer-i âhıret edüp, Yûsuf Efendi cenbinde ser-nihâde-i visâde-i râhat ve zebân-ı hâl ile, nazm:\n\nİcâretünâ innâ garîbân hâ-hünâ,\nVe küllü garîbin lil-garîbi nesîbün\n\ninşâd ü kırâʾet eyledi.\n\nMüteveffâ Yûsuf Efendi Bazarcık Kasaba kurâsından Kütüklü nâm karyede tevellüd ve rütbe-i fark u temyîze tesâʿud eyledikde, Reʾîsülküttâb ʿAbdî Efendi'ye intisâb ve giderek Hazînedârlığı'yla kâm-yâb ve on beş sene kadar riyâset hizmetlerinde olan zevâta Kîsedâr ve Piyâde ve Sipâh Kitâbeti ve Haremeyn muhâsebeciliğin zabt ile kâm-kâr olumuşidi. Ber-minvâl-i muharrer seferde merhûm ve ʿâzim-i semt-i yevm-i maʿlûm oldu.\n\nYesrî Efendi dahi müfredât-ı dünyâya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan İstanbul'da yirmi târîhlerinde kımât ârâ-yı vücûd ve tahsîl-i meleke-i bûd u ne-bûd eyledikde, Tahvîl [M2 175] Kalemi'ne Mülâzemet ve devr-i Sultân Mustafa Hânî'de Küçük Tezkirecilik ile kesb-i mezîd-i rifʿat edüp, birkaç seneden sonra Büyük Tezkireci ve seksen iki târîhinde ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi yerine Çavuş-başı olup, sefere meʾmûr ve\nseksen üç târîhinde mansıb-ı mezkûrdan mehcûr ve Baş-muhasebe ile hâtır-ı meksûru mecbûr olup, o esnâda Âsitâne'de olan hânesinde mevcûd benîn ü benât ve sâyir yirmi kadar havâşîsi âfet-i maʿlûm ile maʿdûm olduğundan, müte'essir ü mağmûm ve bu takrîb hummây-ı rediyye ile mahmûm ve ʿâkıbet kendü dahi vefât ve terk-i meşgale-i kâyinât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn halkı altı mâhdan berü sahrâda ikāmet ü ârâm ve encâm-ı hâl neye müncer olur güft ü gûsuyla mübtelây-ı endîşe vü evhâm olduklarından gayri, ibtidây-ı sâlde küllî zehâyir cemʿ olunmuşiken, ber-vech-i seref askere bezl ile üç mâha varmadan zâyiʿ u telef olup, ordu hazînesinde dahi akça nâ-yâb ve sevâhilde bulunan ru'esâ ise akça ve zahîre mutâlebesiyle bâʿis-i iztırâb ve şimdiye dek ne hâl ise gâh ʿaynen ve gâh bedelen bu maslahat idâre olunur iken, akçaya nefâd ve zahîreye bi'l-külliyye kesâd ʿârız olduğundan, katʿ-ı nazar vücûd-i cisr farzıyla tuğyân-ı nehr mâniʿ-i nasb olduğundan bî-haber ü gāfil zâhir-bînân-ı askeri dahi karşuya mürûr kasd olunsa idi, keyd-i aʿdâdan eczây-ı cisr muhâfaza olunur idi behâneleriyle birbirini ifsâda mâyil ve iki mâh ikāmet eylemeden izhâr-ı fütûr ve fevc fevc âgāz-ı firâr ve vardıkları mahallerde bu kavl-i vâhî ile bast-ı güftâr ve temhîd-i mukaddeme-i aʿzâr ve evâyil-i eylüle dek ocağlar neferâtından Ordu-yi hümâyûn'da kimse kalmayup, ricâl-i devlet dahi vehâmet-i hevâdan haste ve bu hâlâtı tefekkür ile medhûş u dem-beste olmalarıyla, bu keyfiyyet vukūʿu üzere ʿatebe-i Cihândârî'ye ʿarz olunup, Babadağı'nda meştâ ittihâzından istîfâ eylediklerini bir iki defʿa ʿakd olunan mecâlis-i meşveretde erbâb-ı ʿukūl ü nühâ inhâ ve hasr-ı ʿaklî ile meştâ, ya Edirne yâhûd Âsitâne'de taʿyîn olunmak lâzım geldiğini ifade vü tebyîn ve sevâhili muhafaza içün serʿaskerler ve başbûğlara vürûdu muntazar olan [M2 176] meştâ askeri taksîm olunarak etrâf temtîn ve serhadler tahkîm olunacağını ʿarîzaya terkīm ve bâ-husûs Babadağı'na kaviyyü'l-iktidar bir Serʿasker nasb olunup, eyyâm-ı şitâda kangı tarafdan aʿdâ zuhûr ederse imdâd ile defʿ-i şerr u fesâd etmek tasmîm olunduysa dahi, şimdiden zahîresi tekmîl ve meştâ askerinin maʿiyyet-i Serʿaskerî'ye vaktiyle iltihâkları taʿcîl olunmak keyfiyyâtını şifâhen dahi ifâdeye kādir bir şahs-ı nâtıka-perdâz ve mütekellimin rikâb tarafına ʿazîmeti savâb-nümây-ı ekâbir ve Ordu-yi hümâyûn'dan taʿyîn olunacak şahıs tasrîh olunmayup, tercîh-i ihtiyârı muhavvel-i re'y-i hazret-i Cihândârî kılınmışidi. Maʿrûzât-ı Sadâret-penâhî manzûr-i Pâdişâhî olup, defʿ-i muzâyaka irâdesiyle yedi yüz elli kîse irsâl ve Ordu-yi hümâyûn'un hatt ü tirhâli ve sâyir hutûb-i eşgāli derdest tesviye vü temşiyet olup, kuvvetden fiʿle îsâli emrinde dakīka fevt olunmadığı beyânıyla, bu ahvâli ifâde içün Ordu-yi hümâyûn'un her hâline vâkıf olan Mektupçu Efendi'nin irsâline dahi emr-i hümâyûn\nsudûr eyledi. Sadrıaʿzam Mektupçusu el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi yedi sene kadar hizmet-i mezkûrede müstahdem ve her hâle vukūf u ıttılâʿı ke-nârin ʿalâ ʿalem zâhir u gayr-i mübhem olduğundan, bi'l-intihâb işbu Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu günü Âsitâne-i saʿâdete ʿazm ü şitâb eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyhin ʿazîmetinden üç-beş gün sonra beyne'l-asâkir ihtilâl ü erâcîf tekevvün ve emzice-i nâsda şûr u gavgāya istiʿdâd tebeyyün edüp, bu ahvâl tekrar bir ʿarîza-i müstakille ile ʿarz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı bî-hemâl ve meştâ husûsunda irâ'e olunan tarîkaynın biri taʿyîn olunmak bâbında Sadr-ı bedîʿu'l-fiʿâl dâmen-gîr-i istirhâm ü istidlâl oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-i meşveret ve reften-i Mektûbî-yi Sadâret-penâhî be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_813.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i meşveret ve reften-i Mektûbî-yi Sadâret-penâhî be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn halkı altı mâhdan berü sahrâda ikāmet ü ârâm ve encâm-ı hâl neye müncer olur güft ü gûsuyla mübtelây-ı endîşe vü evhâm olduklarından gayri, ibtidây-ı sâlde küllî zehâyir cemʿ olunmuşiken, ber-vech-i seref askere bezl ile üç mâha varmadan zâyiʿ u telef olup, ordu hazînesinde dahi akça nâ-yâb ve sevâhilde bulunan ru'esâ ise akça ve zahîre mutâlebesiyle bâʿis-i iztırâb ve şimdiye dek ne hâl ise gâh ʿaynen ve gâh bedelen bu maslahat idâre olunur iken, akçaya nefâd ve zahîreye bi'l-külliyye kesâd ʿârız olduğundan, katʿ-ı nazar vücûd-i cisr farzıyla tuğyân-ı nehr mâniʿ-i nasb olduğundan bî-haber ü gāfil zâhir-bînân-ı askeri dahi karşuya mürûr kasd olunsa idi, keyd-i aʿdâdan eczây-ı cisr muhâfaza olunur idi behâneleriyle birbirini ifsâda mâyil ve iki mâh ikāmet eylemeden izhâr-ı fütûr ve fevc fevc âgāz-ı firâr ve vardıkları mahallerde bu kavl-i vâhî ile bast-ı güftâr ve temhîd-i mukaddeme-i aʿzâr ve evâyil-i eylüle dek ocağlar neferâtından Ordu-yi hümâyûn'da kimse kalmayup, ricâl-i devlet dahi vehâmet-i hevâdan haste ve bu hâlâtı tefekkür ile medhûş u dem-beste olmalarıyla, bu keyfiyyet vukūʿu üzere ʿatebe-i Cihândârî'ye ʿarz olunup, Babadağı'nda meştâ ittihâzından istîfâ eylediklerini bir iki defʿa ʿakd olunan mecâlis-i meşveretde erbâb-ı ʿukūl ü nühâ inhâ ve hasr-ı ʿaklî ile meştâ, ya Edirne yâhûd Âsitâne'de taʿyîn olunmak lâzım geldiğini ifade vü tebyîn ve sevâhili muhafaza içün serʿaskerler ve başbûğlara vürûdu muntazar olan [M2 176] meştâ askeri taksîm olunarak etrâf temtîn ve serhadler tahkîm olunacağını ʿarîzaya terkīm ve bâ-husûs Babadağı'na kaviyyü'l-iktidar bir Serʿasker nasb olunup, eyyâm-ı şitâda kangı tarafdan aʿdâ zuhûr ederse imdâd ile defʿ-i şerr u fesâd etmek tasmîm olunduysa dahi, şimdiden zahîresi tekmîl ve meştâ askerinin maʿiyyet-i Serʿaskerî'ye vaktiyle iltihâkları taʿcîl olunmak keyfiyyâtını şifâhen dahi ifâdeye kādir bir şahs-ı nâtıka-perdâz ve mütekellimin rikâb tarafına ʿazîmeti savâb-nümây-ı ekâbir ve Ordu-yi hümâyûn'dan taʿyîn olunacak şahıs tasrîh olunmayup, tercîh-i ihtiyârı muhavvel-i re'y-i hazret-i Cihândârî kılınmışidi. Maʿrûzât-ı Sadâret-penâhî manzûr-i Pâdişâhî olup, defʿ-i muzâyaka irâdesiyle yedi yüz elli kîse irsâl ve Ordu-yi hümâyûn'un hatt ü tirhâli ve sâyir hutûb-i eşgāli derdest tesviye vü temşiyet olup, kuvvetden fiʿle îsâli emrinde dakīka fevt olunmadığı beyânıyla, bu ahvâli ifâde içün Ordu-yi hümâyûn'un her hâline vâkıf olan Mektupçu Efendi'nin irsâline dahi emr-i hümâyûn\nsudûr eyledi. Sadrıaʿzam Mektupçusu el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi yedi sene kadar hizmet-i mezkûrede müstahdem ve her hâle vukūf u ıttılâʿı ke-nârin ʿalâ ʿalem zâhir u gayr-i mübhem olduğundan, bi'l-intihâb işbu Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu günü Âsitâne-i saʿâdete ʿazm ü şitâb eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyhin ʿazîmetinden üç-beş gün sonra beyne'l-asâkir ihtilâl ü erâcîf tekevvün ve emzice-i nâsda şûr u gavgāya istiʿdâd tebeyyün edüp, bu ahvâl tekrar bir ʿarîza-i müstakille ile ʿarz-ı huzûr-i Şehriyâr-ı bî-hemâl ve meştâ husûsunda irâ'e olunan tarîkaynın biri taʿyîn olunmak bâbında Sadr-ı bedîʿu'l-fiʿâl dâmen-gîr-i istirhâm ü istidlâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâyife-i Rus, Deli Petro ve risâlesinde temhîd olunan mukaddimât-ı fâsideyi refte refte icrâ edüp, risâlenin ʿillet-i gāʼiyyesi olan Kırım Ülkesi'ni tergîb ü terhîb sûretinde teshîr ve beyne'd-düvel cârî olduğu gibi ibtidây-i emrde serbestlik ʿunvânıyla ehâlîyi tevkīr ve giderek zabt vesâyilini [M2 177] tedbîr etmek garazlarını teysîre başladılar. Binâʼen ʿalâ zâlik miyânede olan ihtilâf, mübeddel-i i’tilâf olmak sûretinde İmperatoriçe tarafından tahrîr olununan mektûb bu felâket-zede ile Ordu-yi hümâyûn'a gönderilüp, hılâl-i râhda Serʿasker Paşa'nın dahi bir boğça tahrîrâtı gelmekle, cümlesi Babadağı'nda Serdâr-ı ekrem'e teslîm ve vukūf derecesinde ahvâl-i düşmen ifâde vü tefhîm olunmuşidi. Takrîr-i ʿâcizânem manzûr-i Şâhâne olup, Âsitâne-i saʿâdet'e celb ü ihzâr irâdesi taʿyîn ve Mektupçu Efendi dahi o hilâlde pâ-der-rikâb bulunduğundan maʿan Âsitâne'ye gelüp, takrîren ve tahrîren her hâl tafsîl ü icmâl ve Serʿasker-i müşârun ileyhe yedi bin beş yüz guruş ʿatıyye-i hümâyûn zuhûr edüp, Sadrıaʿzam tarafından dahi iki kāt mükemmel libâs izâfe olunarak, îsâli bâbında Mareşal'a hitâben Sadr-ı müşârun ileyh tarafından mektûb tahrîr ü irsâl olundu.",
          "caption": "İbtidây-ı vukūʿ-i mükâtebât der-meyân-ı Devlet-i ʿaliyye ve Rusya ve irsâl-i meblağ be-Serʿasker-i sâbık-ı Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_814.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İbtidây-ı vukūʿ-i mükâtebât der-meyân-ı Devlet-i ʿaliyye ve Rusya ve irsâl-i meblağ be-Serʿasker-i sâbık-ı Kırım",
          "text": "Tâyife-i Rus, Deli Petro ve risâlesinde temhîd olunan mukaddimât-ı fâsideyi refte refte icrâ edüp, risâlenin ʿillet-i gāʼiyyesi olan Kırım Ülkesi'ni tergîb ü terhîb sûretinde teshîr ve beyne'd-düvel cârî olduğu gibi ibtidây-i emrde serbestlik ʿunvânıyla ehâlîyi tevkīr ve giderek zabt vesâyilini [M2 177] tedbîr etmek garazlarını teysîre başladılar. Binâʼen ʿalâ zâlik miyânede olan ihtilâf, mübeddel-i i’tilâf olmak sûretinde İmperatoriçe tarafından tahrîr olununan mektûb bu felâket-zede ile Ordu-yi hümâyûn'a gönderilüp, hılâl-i râhda Serʿasker Paşa'nın dahi bir boğça tahrîrâtı gelmekle, cümlesi Babadağı'nda Serdâr-ı ekrem'e teslîm ve vukūf derecesinde ahvâl-i düşmen ifâde vü tefhîm olunmuşidi. Takrîr-i ʿâcizânem manzûr-i Şâhâne olup, Âsitâne-i saʿâdet'e celb ü ihzâr irâdesi taʿyîn ve Mektupçu Efendi dahi o hilâlde pâ-der-rikâb bulunduğundan maʿan Âsitâne'ye gelüp, takrîren ve tahrîren her hâl tafsîl ü icmâl ve Serʿasker-i müşârun ileyhe yedi bin beş yüz guruş ʿatıyye-i hümâyûn zuhûr edüp, Sadrıaʿzam tarafından dahi iki kāt mükemmel libâs izâfe olunarak, îsâli bâbında Mareşal'a hitâben Sadr-ı müşârun ileyh tarafından mektûb tahrîr ü irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baş-muhasebeci olan Yesrî Ahmed Efendi civâr-ı rahmet-i Hakk'a intikāl ve mansıbı kabûl-i inhılâl edüp, cumâdelâhırenin yirmi beşinci günü mansıb-ı mezkûr ile Atlı Mukābelecisi Rıfat Ahmed Bey mesrûr ve anın mansıbı ile Mevkūfâtî ʿAbdulkerîm Efendi ve anın mansıbı ile Mâliyye Tezkirecisi Feyzî Süleyman Efendi nâyil-i etemm-i hubûr olup, Mâliyye Tezkireciliği dahi Defterdâr Kîsedârı Dervîş Mehmed Efendi'ye izâfe ile gusn-i ikbâli ratîb ve câme-i ʿizz ü rıfʿat-i cedîd ü kaşîb kılındı. Bir müddetden berü Şâm Vâlîsi olan Vezîr ʿOsmân Paşa rızây-ı devlete muvâfık hizmet ile şöhret-nümâ olduğundan, hakkında iltifât-ı Şâhâne mebzûl ve Emâret-i Hâc imtidâdıyla nâyil-i eʿazz-i me'mûl olduğundan başka, iki oğlu dahi Mîr-i mîrânlık rütbesin ihrâz ve bey-\nne'l-akrân kesb-i dest-mâye-i taʿyîn ü imtiyâz etmişler idi. Tetâvül-i dühûr ile cemʿ-i mâl-i mevfûr edüp, mukavvimler ile müşterek ve kesret-i nemâ ile sîmurga sinek ve feleke kelek demeye başlayup, Mısr-ı mahrûse'de Şeyhu'l-beled ve bağy ü şikāka nasb-ı rasad eden ʿAli Bey ile ber-muktezây-ı hıkd ü hased muʿâraza vü münâkaşaları hâric ez-derece-i resm ü hadd olup, tarafeyn birbirini sû-i hareketle tahrîr ve nesâyih-i devlet zegāyin-i derûnlarını ʿadem-i tagyîr ve ʿAli Bey zî-kuvvet ü mâl bulunmak hasebiyle, birkaç defʿa [M2 178] Mısr-ı Kāhire'den asker ihrâc ve Gazze ve Remle semtlerini tâht ü târâc ve müşârun ileyhin askeriyle dahi mukāvemet ve îrâ'-i zend-i müşâceret eylediklerinden gayri, ʿAli Bey ʿAkka etrâfında müstekin olan Tâhir ʿÖmer'i dahi ifsâd ve Devlet-i ʿaliyye'nin umûr-i sefer ile iştigālini fursat ʿaddiyle, birbiriyle rabt-ı peyvend-i ittihâd etmeleriyle, miyânelerinde şikāk-ı küllî be-dîdâr ve müşârun ileyh bi'n-nefs cemʿiyyet-gâhlarına varup, muhârebeye ibtidâr ile münhezimen gerüye çekildiği ahbârı vâsıl-ı derece-i iştihâr olup, her cânibe sevk-i asker ile sarf-ı hazâyin derkâr iken, himmet-i Şâhâne'ye katʿâ fütûr ʿârız olmayup, o tarafa dahi mükemmel asker taʿyîn ve sâbıkā Gürcistan Serʿaskeri Vezîr Nuʿmân Paşa'nın kāmet-i liyâkati Şâm Serʿaskerliği hılʿat-i pür-behcetiyle tezyîn ve Rakka Eyâleti dahi zamîme-i ʿinâyet-i Şehriyâr-ı Cem-temkîn olmuşidi. Müşârun ileyh Rakka'ya varup, umûr-i Serʿaskerî'yi ru'yet eder iken, ʿAli Bey ümerâdan birini Şâm'a irsâl ve ʿOsmân Paşa gāfil iken şehre duhûl ve mutesaddî-yi ceng ü cidâl olup, müşârun ileyh mukāvemetden ʿâciz ve ser-gerdân ve nâ-çâr şehri bırakup, gürîzân oldukda, Şâm Ağası kalʿadan top ve tüfeng yağdırup, müdâfaʿa ve mukāraʿada izhâr-ı sebât ve merdânegî eylediği esnâda, Mısır askeri beyninde ʿAli Bey'in fevti haberi şâyiʿ ve bu sebeble miyânelerinde ihtilâl vâkiʿ olup, ehl-i Şâm dûçâr-ı hasâret ü âlâm olmayarak Mısrîler bî-sabr u ârâm cânib-i Kāhire'ye ʿatf-ı zimâm eylediler. Mısır Şeyhu'l-beled'i ʿAli Bey'in tefarʿun ve şekāveti ʿOsmân Paşa'nın kusûr-i tedbîr ve sû-i hulkundan neş'et eylediği, zebân-güzâr-ı erbâb-ı iʿtibâr olduğuna binâʾen, Şâm'dan ʿazl ve Karaman Eyâleti'ne vasl olunup, Emâret-i Hacc, ʿAzm-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve oğullarının mutasarrıf oldukları Cerde Başbûğluğu ve Sayda mansıbı dahi üzerlerinden alınup, birine Niğde ve diğerine Akşehir sancağları tevcîh ü ihsân ve Cerde Başbûğluğu Musul inzımâmıyla bâ-rütbe-i Vezâret ʿAbdulfettâh Paşa'ya ve Sayda Eyâleti Sunbât-zâde Mehmed Paşa'ya tefvîz ile iʿlâm-ı hâli şâmil taraflarına ısdâr-ı fermân-ı celîlü'l-ʿunvân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı Dîvânî ve ʿazl-i Vâlî-yi Şâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_815.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı Dîvânî ve ʿazl-i Vâlî-yi Şâm",
          "text": "Baş-muhasebeci olan Yesrî Ahmed Efendi civâr-ı rahmet-i Hakk'a intikāl ve mansıbı kabûl-i inhılâl edüp, cumâdelâhırenin yirmi beşinci günü mansıb-ı mezkûr ile Atlı Mukābelecisi Rıfat Ahmed Bey mesrûr ve anın mansıbı ile Mevkūfâtî ʿAbdulkerîm Efendi ve anın mansıbı ile Mâliyye Tezkirecisi Feyzî Süleyman Efendi nâyil-i etemm-i hubûr olup, Mâliyye Tezkireciliği dahi Defterdâr Kîsedârı Dervîş Mehmed Efendi'ye izâfe ile gusn-i ikbâli ratîb ve câme-i ʿizz ü rıfʿat-i cedîd ü kaşîb kılındı. Bir müddetden berü Şâm Vâlîsi olan Vezîr ʿOsmân Paşa rızây-ı devlete muvâfık hizmet ile şöhret-nümâ olduğundan, hakkında iltifât-ı Şâhâne mebzûl ve Emâret-i Hâc imtidâdıyla nâyil-i eʿazz-i me'mûl olduğundan başka, iki oğlu dahi Mîr-i mîrânlık rütbesin ihrâz ve bey-\nne'l-akrân kesb-i dest-mâye-i taʿyîn ü imtiyâz etmişler idi. Tetâvül-i dühûr ile cemʿ-i mâl-i mevfûr edüp, mukavvimler ile müşterek ve kesret-i nemâ ile sîmurga sinek ve feleke kelek demeye başlayup, Mısr-ı mahrûse'de Şeyhu'l-beled ve bağy ü şikāka nasb-ı rasad eden ʿAli Bey ile ber-muktezây-ı hıkd ü hased muʿâraza vü münâkaşaları hâric ez-derece-i resm ü hadd olup, tarafeyn birbirini sû-i hareketle tahrîr ve nesâyih-i devlet zegāyin-i derûnlarını ʿadem-i tagyîr ve ʿAli Bey zî-kuvvet ü mâl bulunmak hasebiyle, birkaç defʿa [M2 178] Mısr-ı Kāhire'den asker ihrâc ve Gazze ve Remle semtlerini tâht ü târâc ve müşârun ileyhin askeriyle dahi mukāvemet ve îrâ'-i zend-i müşâceret eylediklerinden gayri, ʿAli Bey ʿAkka etrâfında müstekin olan Tâhir ʿÖmer'i dahi ifsâd ve Devlet-i ʿaliyye'nin umûr-i sefer ile iştigālini fursat ʿaddiyle, birbiriyle rabt-ı peyvend-i ittihâd etmeleriyle, miyânelerinde şikāk-ı küllî be-dîdâr ve müşârun ileyh bi'n-nefs cemʿiyyet-gâhlarına varup, muhârebeye ibtidâr ile münhezimen gerüye çekildiği ahbârı vâsıl-ı derece-i iştihâr olup, her cânibe sevk-i asker ile sarf-ı hazâyin derkâr iken, himmet-i Şâhâne'ye katʿâ fütûr ʿârız olmayup, o tarafa dahi mükemmel asker taʿyîn ve sâbıkā Gürcistan Serʿaskeri Vezîr Nuʿmân Paşa'nın kāmet-i liyâkati Şâm Serʿaskerliği hılʿat-i pür-behcetiyle tezyîn ve Rakka Eyâleti dahi zamîme-i ʿinâyet-i Şehriyâr-ı Cem-temkîn olmuşidi. Müşârun ileyh Rakka'ya varup, umûr-i Serʿaskerî'yi ru'yet eder iken, ʿAli Bey ümerâdan birini Şâm'a irsâl ve ʿOsmân Paşa gāfil iken şehre duhûl ve mutesaddî-yi ceng ü cidâl olup, müşârun ileyh mukāvemetden ʿâciz ve ser-gerdân ve nâ-çâr şehri bırakup, gürîzân oldukda, Şâm Ağası kalʿadan top ve tüfeng yağdırup, müdâfaʿa ve mukāraʿada izhâr-ı sebât ve merdânegî eylediği esnâda, Mısır askeri beyninde ʿAli Bey'in fevti haberi şâyiʿ ve bu sebeble miyânelerinde ihtilâl vâkiʿ olup, ehl-i Şâm dûçâr-ı hasâret ü âlâm olmayarak Mısrîler bî-sabr u ârâm cânib-i Kāhire'ye ʿatf-ı zimâm eylediler. Mısır Şeyhu'l-beled'i ʿAli Bey'in tefarʿun ve şekāveti ʿOsmân Paşa'nın kusûr-i tedbîr ve sû-i hulkundan neş'et eylediği, zebân-güzâr-ı erbâb-ı iʿtibâr olduğuna binâʾen, Şâm'dan ʿazl ve Karaman Eyâleti'ne vasl olunup, Emâret-i Hacc, ʿAzm-zâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve oğullarının mutasarrıf oldukları Cerde Başbûğluğu ve Sayda mansıbı dahi üzerlerinden alınup, birine Niğde ve diğerine Akşehir sancağları tevcîh ü ihsân ve Cerde Başbûğluğu Musul inzımâmıyla bâ-rütbe-i Vezâret ʿAbdulfettâh Paşa'ya ve Sayda Eyâleti Sunbât-zâde Mehmed Paşa'ya tefvîz ile iʿlâm-ı hâli şâmil taraflarına ısdâr-ı fermân-ı celîlü'l-ʿunvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Peleng-i pîşe-zâr-ı ceng ü kârzâr olan Vezîr ʿİzzet Ahmed Paşa'nın Yergöğü muhârebesinde igtinâm eylediği yedi kıtʿa musannaʿ top [M2 179] ve yüz altmış harbeli tüfeng ve üç kıtʿa mükemmel cebehâne ʿarabası ve beş tranpete ve hayyen ahz eylediği\nbir nefer mayor ve iki nefer yüzbaşı ve on bir nefer sultâtı mahdûm-i mükerremleri Kapucu-başı ʿAbdullah Bey ile Ordu-yi hümâyûn'a îsâl ve mîr-i mûmâ ileyh taraf-ı Âsafî'den mazhar-ı birr ü nevâl olup, hılʿat-i fâhire ile teşrîf ve maʿiyyetinde olanlar dahi hılʿat ü çelenk ile taltîf olundu. Müşârun ileyhin mahdûmlarına kemâl-i ikrâm matlûb-i Sadr-ı vâlâ-makām olduğuna binâʾen, yaldızlı bir kıtʿa çelenk dest-i Âsafâne'leriyle ser-i iftihârına âvîhte ve bir donanmış at ve iki bin beş yüz guruş ihsânıyla sâyir umûrunu tanzîm ü perdâhte etdikden sonra getirdüğü edevât-ı ceng ve üserâyı maʿan Âsitâne'ye irsâl ve iktizâ eden tahrîrâtı dahi yedine iʿtâ ile sunûf-i birr ü ihsânı hakkında ikmâl eyledi.\n\nMîr-i mûmâ ileyh toplar sebebi ile ihtiyâr-ı meşy-i hafîf ve Bazarcığ'a geldiği gün Babadağı vakʿası zuhûruyla Sadrıaʿzam Bazarcığ'ı teşrîf edüp, bu vâkıʿa-i fâciʿa mîr-i mûmâ ileyhi mütegayyiru'l-hâl ve ikdâm ü ihcâm husûsunu suʾâl eyledikde, Ordu-yi hümâyûn ile top olmayup, lâzım olur ihtimâliyle topların tevkīfi irâde ve yedinde olan tahrîrât istirdâd olunarak pederi tarafına iʿâde olundu.",
          "caption": "Âmeden-i üserâ ve tophâ ez-cânib-i Serʿasker-i Yergöğü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_816.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i üserâ ve tophâ ez-cânib-i Serʿasker-i Yergöğü",
          "text": "Peleng-i pîşe-zâr-ı ceng ü kârzâr olan Vezîr ʿİzzet Ahmed Paşa'nın Yergöğü muhârebesinde igtinâm eylediği yedi kıtʿa musannaʿ top [M2 179] ve yüz altmış harbeli tüfeng ve üç kıtʿa mükemmel cebehâne ʿarabası ve beş tranpete ve hayyen ahz eylediği\nbir nefer mayor ve iki nefer yüzbaşı ve on bir nefer sultâtı mahdûm-i mükerremleri Kapucu-başı ʿAbdullah Bey ile Ordu-yi hümâyûn'a îsâl ve mîr-i mûmâ ileyh taraf-ı Âsafî'den mazhar-ı birr ü nevâl olup, hılʿat-i fâhire ile teşrîf ve maʿiyyetinde olanlar dahi hılʿat ü çelenk ile taltîf olundu. Müşârun ileyhin mahdûmlarına kemâl-i ikrâm matlûb-i Sadr-ı vâlâ-makām olduğuna binâʾen, yaldızlı bir kıtʿa çelenk dest-i Âsafâne'leriyle ser-i iftihârına âvîhte ve bir donanmış at ve iki bin beş yüz guruş ihsânıyla sâyir umûrunu tanzîm ü perdâhte etdikden sonra getirdüğü edevât-ı ceng ve üserâyı maʿan Âsitâne'ye irsâl ve iktizâ eden tahrîrâtı dahi yedine iʿtâ ile sunûf-i birr ü ihsânı hakkında ikmâl eyledi.\n\nMîr-i mûmâ ileyh toplar sebebi ile ihtiyâr-ı meşy-i hafîf ve Bazarcığ'a geldiği gün Babadağı vakʿası zuhûruyla Sadrıaʿzam Bazarcığ'ı teşrîf edüp, bu vâkıʿa-i fâciʿa mîr-i mûmâ ileyhi mütegayyiru'l-hâl ve ikdâm ü ihcâm husûsunu suʾâl eyledikde, Ordu-yi hümâyûn ile top olmayup, lâzım olur ihtimâliyle topların tevkīfi irâde ve yedinde olan tahrîrât istirdâd olunarak pederi tarafına iʿâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl oldukda, birkaç defʿa huzûr-i hümâyûna getürdülüp, her hâl mûmâ ileyhden suʾâl olunur idi. Bir gün yine huzûrda meştâ müzâkeresi sebkat edüp, mûmâ ileyh: “Meştânın bir ân akdem berü taraflarda taʿyîni lâzımdır. Babadağı'nda asker ve zahîre yokdur. Düşmen her hâle âşinâ olmağla, bir tarafdan zuhûr ederse rüsvâylık mukarrerdir” dedikde, Babadağı'ndan Sadrıaʿzam tahrîk olunduğu gibi sevâhil halkı mütezelzil olup, celây-ı vatan ve vikāye-i beden fikriyle Balkān'ı berü tarafa aşmak niyyetinde oldukları meczûm olduğundan, taraf-ı Şâhâne'den yine o taraflarda meştâ ittihâzı mustasveb görülüp: “Bu takdîrde ordu müteneffislerinden berü tarafa meyl eder olursa teʾdîb olunur” buyurduklarında: “Ricâl ve sâyir rüʾesânın ıztırâbları kemâlde ise dahi bilâ-emr hareket, tavr-ı ʿubûdiyyetden hâric olduğunu bilürler; ancak kendi irâdeleriyle gelmeyüp, kasrî ve cebrî gelürler ise hâl neye müncer olur?” dedikde, meclisde bulunanlar mebhût ve taraf-ı Şâhâne'den [M2 180] muʿâmele-i sükût zuhûruyla fesh-i meclise işâret olunup, cümlesi nehzat ve yerlerine ʿazîmet ederler iken, yolda ʿOsmân Efendi: “Ne bu perde-bîrûn vazʿ-ı hareket!” deyerek, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye hitâb ve cürm-i lisânını işrâb edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh'e, nazm:\n\nVe eyyü cevâdin lem tuʿsirhü kebvetün\nVe eyyü hüsâmin lem tusibhü fülûlün\nmefhûmu üzere fi'l-hakīka sebkat-i lisân ile nefsini levm edüp, mânend-i sîm-âb esîr-i inkılâb ve bir mahalle me'mûr kılınacağında defʿ-i iştibâh ü irtiyâb etmişidi. O gün ahşama karîb âdem gelüp, mûmâ ileyhi huzûr-i Tâcdârî'ye götürdüklerinde, Efendi: “İşte sabahdan dediğin gibi harîfler bozulup, bu tarafa geleyorlar buna tedbîr nedir?” buyurduklarında: “Şimdilik Bazarcık'da ikāmet ile tesliyeti müşʿir bir hatt-ı katʿiyyü'l-medlûl ısdâr buyurulur ise, mehâbet-i Şehinşâhî'den bir hatve berüye hareket etmeyecekleri muhakkakdır\" deyüp, fi'l-hâl hatt-ı şerîf irsâl ve askerî nâmında olan eclâf münteşir-i etrâf olup, ricâl-i devlet ve ocağ ağaları emr-i hümâyûna imtisâl ve Bazarcık'da ârâm ile muntazır-ı ʿâkıbet-i hâl oldukları kıssa-i garîbesi, yine o gün merhûmun lisânından gûş-zed-i Fakīr-i ke'îbü'l-bâl oldu.",
          "caption": "Kıssa-i ʿacîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_817.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Kıssa-i ʿacîbe",
          "text": "Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl oldukda, birkaç defʿa huzûr-i hümâyûna getürdülüp, her hâl mûmâ ileyhden suʾâl olunur idi. Bir gün yine huzûrda meştâ müzâkeresi sebkat edüp, mûmâ ileyh: “Meştânın bir ân akdem berü taraflarda taʿyîni lâzımdır. Babadağı'nda asker ve zahîre yokdur. Düşmen her hâle âşinâ olmağla, bir tarafdan zuhûr ederse rüsvâylık mukarrerdir” dedikde, Babadağı'ndan Sadrıaʿzam tahrîk olunduğu gibi sevâhil halkı mütezelzil olup, celây-ı vatan ve vikāye-i beden fikriyle Balkān'ı berü tarafa aşmak niyyetinde oldukları meczûm olduğundan, taraf-ı Şâhâne'den yine o taraflarda meştâ ittihâzı mustasveb görülüp: “Bu takdîrde ordu müteneffislerinden berü tarafa meyl eder olursa teʾdîb olunur” buyurduklarında: “Ricâl ve sâyir rüʾesânın ıztırâbları kemâlde ise dahi bilâ-emr hareket, tavr-ı ʿubûdiyyetden hâric olduğunu bilürler; ancak kendi irâdeleriyle gelmeyüp, kasrî ve cebrî gelürler ise hâl neye müncer olur?” dedikde, meclisde bulunanlar mebhût ve taraf-ı Şâhâne'den [M2 180] muʿâmele-i sükût zuhûruyla fesh-i meclise işâret olunup, cümlesi nehzat ve yerlerine ʿazîmet ederler iken, yolda ʿOsmân Efendi: “Ne bu perde-bîrûn vazʿ-ı hareket!” deyerek, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye hitâb ve cürm-i lisânını işrâb edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh'e, nazm:\n\nVe eyyü cevâdin lem tuʿsirhü kebvetün\nVe eyyü hüsâmin lem tusibhü fülûlün\nmefhûmu üzere fi'l-hakīka sebkat-i lisân ile nefsini levm edüp, mânend-i sîm-âb esîr-i inkılâb ve bir mahalle me'mûr kılınacağında defʿ-i iştibâh ü irtiyâb etmişidi. O gün ahşama karîb âdem gelüp, mûmâ ileyhi huzûr-i Tâcdârî'ye götürdüklerinde, Efendi: “İşte sabahdan dediğin gibi harîfler bozulup, bu tarafa geleyorlar buna tedbîr nedir?” buyurduklarında: “Şimdilik Bazarcık'da ikāmet ile tesliyeti müşʿir bir hatt-ı katʿiyyü'l-medlûl ısdâr buyurulur ise, mehâbet-i Şehinşâhî'den bir hatve berüye hareket etmeyecekleri muhakkakdır\" deyüp, fi'l-hâl hatt-ı şerîf irsâl ve askerî nâmında olan eclâf münteşir-i etrâf olup, ricâl-i devlet ve ocağ ağaları emr-i hümâyûna imtisâl ve Bazarcık'da ârâm ile muntazır-ı ʿâkıbet-i hâl oldukları kıssa-i garîbesi, yine o gün merhûmun lisânından gûş-zed-i Fakīr-i ke'îbü'l-bâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un ahvâli vesâtet-i cevâsîs ile ân-be-ân Moskovlu'nun maʿlûmu olup, bâlâda beyân olunduğu vech üzere şûr u ihtilâl ve kıllet-i zehâyir ve refte refte ʿavd ü insırâf-ı asâkir hâletleriyle Ordu-yi hümâyûn bi'l-külliyye hâlî ve bulunanlar dahi ednâ bir behâne ile âmâde-i firâr oldukları meczûm-i esâfil ü eʿâlî olup, sevâhilde bulunan tavâyif-i askerî dahi beşer onar vilâyetlerine rucûʿ ile irtikâb-ı ʿâr u şeyn ve zâbitleri temâm-ı taʿyîn ve yâhûd bedel almak fevâyidini fikr ile tecâhül ve iğmâz-ı ʿayn ve zâbitler dahi düşmenin bir tarafdan zuhûruna terakkub ve firâra te'ehhüb eyledikleri efkârı, Sadrıaʿzam'ı dil-hırâş ve üftâde-i çâh-ı ʿamîku'l-gavr-ı vehm ü telâş eylediği hâlde, şehr-i recebin yirminci hamîs gicesi İsmâʿîl ve İbrâ'îl kasabalarında bulunan düşmen bir yere gelüp, Tuna'yı mürûr ve Maçin ve Tulça'da bulunan asker-i endek-şümâr-ı İslâm'ı firâra mecbûr etdikden sonra ilerüye sevk-i tabûr eyledikleri sevâhile me'mûr olanlar tarafından inhâ vü ihbâr [M2 181] ve müdâfaʿa eder kimse olmadığından, ordu halkı şinâver-i bahr-i efkâr olup, ne hâl ise orduya akreb olan Tulça'ya bir mikdâr asker tertîbini tasvîb eylediler. Düşmen ise berü geçdiği gibi Tulça'ya istihkâm verüp, râkib oldukları kayıkları birbirine rabt ile tehiyi’e-i esbâb-ı ikdâm u ihcâm etdikden sonra, ferdâsı ber-vech-i tahmîn maʿiyyetinde olan bin kadar süvârî ve beş bin kadar piyâdesini altı tabura tefrîk ile Ordu-yi hümâyûn üzerine hücûm üzere olduğu tahkīk olunup, Tulça muhâfazasında olan Caʿfer Paşa ve ʿAbdurrahîm Paşa ve ocağlar zâbıtânı beşer onar âdemleriyle çerha sûretinde ceng ve firâr ederek Babadağı'na üç sâʿat mesâfe olan Köprübaşına gelüp, berü tarafa ʿinân-rîz-i kufûl ve düşmen dahi defʿaten hücûm göstermeyüp, köprünün öte başında meteris hafrıyla meşgûl oldu. Sevâhilde bulunanların hecme-i aʿdâya tâkat getürmeyüp, mutarassıd-ı firâr oldukları her ne kadar havâtır-ı erbâb-ı elbâbda istikrâr bulmuş ise dahi, mukaddemâ düşmen birkaç defʿa berü taraflara\ngeçüp, târâc ü yağma ile iktifâ ve yâhûd hâliyetü'l-hâliye olan Tulça Kalʿası'nı zabt edüp, kal'aya istihkâm ve askerine nizâm ve birkaç gün ârâmdan sonra Ordu-yi hümâyûn'u kasd edüp, ihtılâs-ı eyyâm ile bu tarafdan esbâb-ı müdâfaʿa tedârük olunmak sûretleri kulûb-i ekâbirde rû-nümâ olmuşiken, düşmenin bilâ-tevakkuf berü taraflara tecavüzü bâʿis-i tahdîş-i ezhân olup, ne hâl ise Seksoncu-başı ile bir mikdâr asker mukābele-i düşmene tesyîr ve bundan sonra ne makūle tedbîr lâzım geldiği ʿakd olunan meclis-i meşveretde tezkîr olunur iken, Muhzır Ağa meclise duhûl ve düşmenin Köprübaşına geldiğini sırran sâmiʿa-i Sadriaʿzamî'ye mevsûl eyledikde, o esnâda ordu halkının baʿzısı ticaretde ve ru'esâ meşveretde ve bâkīleri çadırlarda düşmenin hücûmunu müzâkere ile kasd-ı firâr ve gaybetde olup, cenge müstaʿid şahs-ı vâhid bulunmadığından herkes hayretde kalup, bir tedbîr-i nâfiʿa muvaffak olamadıklarından gayri, Sadriaʿzam'ın bu haber-i hevl-engîzden levni mütegayyer ve ne edeceğinde mütehayyer olup, ihtinâk-ı rîh-i merâk aʿzâsını muʿattal ve havâss-ı zâhire vü bâtınasını muhtel edüp, meşveretde bulunanların baʿzısı mâniʿ-i mürûr-i aʿdâ olan [M2 182] köprüyü muhafazaya mevkib-i hümâyûnda bulunan askere Çavuş-başı Ağa Başbûğ nasb ü taʿyîn ve orduyu hifz içün Babadağı'ndan dahi bir mikdar âdem celb olunmasını tahmîn edüp, dellâllar nidâ ve: “En-nefîru, en-nefīru” sadâları küngüre-i ʿayyûka resâ ve Çavuş-başı Ağa yetmiş seksen kadar âdem ile ʿâzim-i semt-i aʿdâ olup, düşmenin vürûd edeceği mahal ise tilâl ü cibâlden hâlî arz-ı müsteviye olduğundan, seyr ü hareketi ve taburunun hey'eti ordu halkının meşhûdu olup, emvâl-i nefsiyyelerini ifrâz ve hıyâm ve eskāllerin terk ile firâre âgāz eylediler. Ber-vech-i tekrar ifâde vü işʿâr olunduğu fesâdât sebebi ile asker müteferrik bulunup, ricâl ü ekâbirin dahi ekserî esîr-i firâş ve fikr-i ʿâkıbet emri ile dil-hırâş bulunup, ordu halkı aʿdânın ezʿâfı derecesinde iken, ne mukābeleye lâzım gelen tedbîr icrâ ve ne firâr eden nâsı iʿâdeye kudret hüveydâ oldu. Bu hâlet aʿdânın maʿlûmu oldukda, mukābeleye gelen Çavuş-başı Ağa'yı ve yüz kadar neferi olan Binbaşı Battâl Bey'i önüne katarak top menziline geldikde, Sadriaʿzam dahi bu girdâb-ı belâdan tahlîs-i cân sevdâsına düşüp, Livây-ı saʿâdet-iltivâ'yı alup, beş on nefer ricâl-i devlet ile yola revân ve hıyâm ve top u mühimmâtı yerlerinde terk ile Bâzârcık semtine şitâbân oldular. Babadağı ehâlîsinin Ordu-yi hümâyûn'a vüsûk u iʿtimâdları olup, hiç olmadıysa bir iki gün mukāvemet ederler mülâhazasını derpîş ve bu mülâbese ile âzâde-i kayd-ı teşvîş olduklarından, yevm-i mezkûrda ahmâl ü eskāllerin nakle vakit bulamayup, tahlîs-i evlâd ü ʿıyâl ile iştigāl ve reʿâyâ yerlerinde sâbit olup, aʿdâyı istikbâl eylediler. Kasaba-i mezbûre boğazında vukūʿ izdihâm ile asker birbirini basarak semt-i selâmeti cûyân ve düşmen kendülerinin öşri kadarı olup, firâra zarûret mess etmemiş iken, sebeb-i saht-i hazret-i Rabb olacak hezîmeti bilâ-zarûretin irtikâb etdiklerini\nmaʿraz-i tevbîhde birbirine gûyân olarak gürîzân olurlar idi. Düşmen muktezây-ı fenn-i harb üzere riʿâyet-i hazm edüp, maʿâzallâh askeri taʿkīb etse idi katî kimseyi esîr ve Devlet-i ʿaliyye'ye küllî nakīsa îrâs eyleyeceği zâhir ve gayr-i setîr idi. Ancak cenâb-ı Hak bu ümmet-i merhûmeyi nazar-ı [M2 183] kelâʾet-i Samedâniyye'siyle melhûz ve ilâ yevmi'l-kıyâm gezend-i müşrikînden mahfûz eylediği zâhirdir. Boğazdan yarım sâʿat ilerü katʿ-ı mesâfe ve oldukça defʿ-ı mehâfe eylediklerinde, Serdâr-ı ekrem mevcûd olanlar ile meşveret ve ne tarafa ʿazîmet evlâ olduğunu istifsâra mübâderet edüp, bundan sonra Hacı-oğlu Kasabası'na teveccühü istisvâb ve ittifâk-ı ârâ ile ol-savba ʿazm ü şitâb eylediler. Livây-ı şerîfin ʿarabası ester yolundan gidüp, maʿan mevcûd olan ʿaraba ashâbı dahi merîz bulunmalarıyla, kimden ʿaraba taleb olunduysa hâl-i marazını ʿarz ile nâ-çâr bir boğçaya melfûfen yağmurluk kîsesine vazʿ ve Livây-ı şerîf atlarının birine bend olunarak sancakdârlara teslîm ve ʿOsmân Fakīh nâm mahalle vürûdlarında ʿaraba yetüşüp, o bergüzâr-ı Nebiyy-i muhtârı ʿarabasına tevdîʿ ile icrây-ı resm-i taʿzîm ve ʿAli Bey Karyesi'ne vusûl buldukda, Sadrıaʿzam vukūʿ bulan hâdiseyi rikâb-ı hümâyûna ʿarz u takdîm eyledi.",
          "caption": "Hücûm-i Moskov ve perîşânî-yi ordu ve ʿavdet-i Sadrıaʿzam be-Bazarcık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_818.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-i Moskov ve perîşânî-yi ordu ve ʿavdet-i Sadrıaʿzam be-Bazarcık",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un ahvâli vesâtet-i cevâsîs ile ân-be-ân Moskovlu'nun maʿlûmu olup, bâlâda beyân olunduğu vech üzere şûr u ihtilâl ve kıllet-i zehâyir ve refte refte ʿavd ü insırâf-ı asâkir hâletleriyle Ordu-yi hümâyûn bi'l-külliyye hâlî ve bulunanlar dahi ednâ bir behâne ile âmâde-i firâr oldukları meczûm-i esâfil ü eʿâlî olup, sevâhilde bulunan tavâyif-i askerî dahi beşer onar vilâyetlerine rucûʿ ile irtikâb-ı ʿâr u şeyn ve zâbitleri temâm-ı taʿyîn ve yâhûd bedel almak fevâyidini fikr ile tecâhül ve iğmâz-ı ʿayn ve zâbitler dahi düşmenin bir tarafdan zuhûruna terakkub ve firâra te'ehhüb eyledikleri efkârı, Sadrıaʿzam'ı dil-hırâş ve üftâde-i çâh-ı ʿamîku'l-gavr-ı vehm ü telâş eylediği hâlde, şehr-i recebin yirminci hamîs gicesi İsmâʿîl ve İbrâ'îl kasabalarında bulunan düşmen bir yere gelüp, Tuna'yı mürûr ve Maçin ve Tulça'da bulunan asker-i endek-şümâr-ı İslâm'ı firâra mecbûr etdikden sonra ilerüye sevk-i tabûr eyledikleri sevâhile me'mûr olanlar tarafından inhâ vü ihbâr [M2 181] ve müdâfaʿa eder kimse olmadığından, ordu halkı şinâver-i bahr-i efkâr olup, ne hâl ise orduya akreb olan Tulça'ya bir mikdâr asker tertîbini tasvîb eylediler. Düşmen ise berü geçdiği gibi Tulça'ya istihkâm verüp, râkib oldukları kayıkları birbirine rabt ile tehiyi’e-i esbâb-ı ikdâm u ihcâm etdikden sonra, ferdâsı ber-vech-i tahmîn maʿiyyetinde olan bin kadar süvârî ve beş bin kadar piyâdesini altı tabura tefrîk ile Ordu-yi hümâyûn üzerine hücûm üzere olduğu tahkīk olunup, Tulça muhâfazasında olan Caʿfer Paşa ve ʿAbdurrahîm Paşa ve ocağlar zâbıtânı beşer onar âdemleriyle çerha sûretinde ceng ve firâr ederek Babadağı'na üç sâʿat mesâfe olan Köprübaşına gelüp, berü tarafa ʿinân-rîz-i kufûl ve düşmen dahi defʿaten hücûm göstermeyüp, köprünün öte başında meteris hafrıyla meşgûl oldu. Sevâhilde bulunanların hecme-i aʿdâya tâkat getürmeyüp, mutarassıd-ı firâr oldukları her ne kadar havâtır-ı erbâb-ı elbâbda istikrâr bulmuş ise dahi, mukaddemâ düşmen birkaç defʿa berü taraflara\ngeçüp, târâc ü yağma ile iktifâ ve yâhûd hâliyetü'l-hâliye olan Tulça Kalʿası'nı zabt edüp, kal'aya istihkâm ve askerine nizâm ve birkaç gün ârâmdan sonra Ordu-yi hümâyûn'u kasd edüp, ihtılâs-ı eyyâm ile bu tarafdan esbâb-ı müdâfaʿa tedârük olunmak sûretleri kulûb-i ekâbirde rû-nümâ olmuşiken, düşmenin bilâ-tevakkuf berü taraflara tecavüzü bâʿis-i tahdîş-i ezhân olup, ne hâl ise Seksoncu-başı ile bir mikdâr asker mukābele-i düşmene tesyîr ve bundan sonra ne makūle tedbîr lâzım geldiği ʿakd olunan meclis-i meşveretde tezkîr olunur iken, Muhzır Ağa meclise duhûl ve düşmenin Köprübaşına geldiğini sırran sâmiʿa-i Sadriaʿzamî'ye mevsûl eyledikde, o esnâda ordu halkının baʿzısı ticaretde ve ru'esâ meşveretde ve bâkīleri çadırlarda düşmenin hücûmunu müzâkere ile kasd-ı firâr ve gaybetde olup, cenge müstaʿid şahs-ı vâhid bulunmadığından herkes hayretde kalup, bir tedbîr-i nâfiʿa muvaffak olamadıklarından gayri, Sadriaʿzam'ın bu haber-i hevl-engîzden levni mütegayyer ve ne edeceğinde mütehayyer olup, ihtinâk-ı rîh-i merâk aʿzâsını muʿattal ve havâss-ı zâhire vü bâtınasını muhtel edüp, meşveretde bulunanların baʿzısı mâniʿ-i mürûr-i aʿdâ olan [M2 182] köprüyü muhafazaya mevkib-i hümâyûnda bulunan askere Çavuş-başı Ağa Başbûğ nasb ü taʿyîn ve orduyu hifz içün Babadağı'ndan dahi bir mikdar âdem celb olunmasını tahmîn edüp, dellâllar nidâ ve: “En-nefîru, en-nefīru” sadâları küngüre-i ʿayyûka resâ ve Çavuş-başı Ağa yetmiş seksen kadar âdem ile ʿâzim-i semt-i aʿdâ olup, düşmenin vürûd edeceği mahal ise tilâl ü cibâlden hâlî arz-ı müsteviye olduğundan, seyr ü hareketi ve taburunun hey'eti ordu halkının meşhûdu olup, emvâl-i nefsiyyelerini ifrâz ve hıyâm ve eskāllerin terk ile firâre âgāz eylediler. Ber-vech-i tekrar ifâde vü işʿâr olunduğu fesâdât sebebi ile asker müteferrik bulunup, ricâl ü ekâbirin dahi ekserî esîr-i firâş ve fikr-i ʿâkıbet emri ile dil-hırâş bulunup, ordu halkı aʿdânın ezʿâfı derecesinde iken, ne mukābeleye lâzım gelen tedbîr icrâ ve ne firâr eden nâsı iʿâdeye kudret hüveydâ oldu. Bu hâlet aʿdânın maʿlûmu oldukda, mukābeleye gelen Çavuş-başı Ağa'yı ve yüz kadar neferi olan Binbaşı Battâl Bey'i önüne katarak top menziline geldikde, Sadriaʿzam dahi bu girdâb-ı belâdan tahlîs-i cân sevdâsına düşüp, Livây-ı saʿâdet-iltivâ'yı alup, beş on nefer ricâl-i devlet ile yola revân ve hıyâm ve top u mühimmâtı yerlerinde terk ile Bâzârcık semtine şitâbân oldular. Babadağı ehâlîsinin Ordu-yi hümâyûn'a vüsûk u iʿtimâdları olup, hiç olmadıysa bir iki gün mukāvemet ederler mülâhazasını derpîş ve bu mülâbese ile âzâde-i kayd-ı teşvîş olduklarından, yevm-i mezkûrda ahmâl ü eskāllerin nakle vakit bulamayup, tahlîs-i evlâd ü ʿıyâl ile iştigāl ve reʿâyâ yerlerinde sâbit olup, aʿdâyı istikbâl eylediler. Kasaba-i mezbûre boğazında vukūʿ izdihâm ile asker birbirini basarak semt-i selâmeti cûyân ve düşmen kendülerinin öşri kadarı olup, firâra zarûret mess etmemiş iken, sebeb-i saht-i hazret-i Rabb olacak hezîmeti bilâ-zarûretin irtikâb etdiklerini\nmaʿraz-i tevbîhde birbirine gûyân olarak gürîzân olurlar idi. Düşmen muktezây-ı fenn-i harb üzere riʿâyet-i hazm edüp, maʿâzallâh askeri taʿkīb etse idi katî kimseyi esîr ve Devlet-i ʿaliyye'ye küllî nakīsa îrâs eyleyeceği zâhir ve gayr-i setîr idi. Ancak cenâb-ı Hak bu ümmet-i merhûmeyi nazar-ı [M2 183] kelâʾet-i Samedâniyye'siyle melhûz ve ilâ yevmi'l-kıyâm gezend-i müşrikînden mahfûz eylediği zâhirdir. Boğazdan yarım sâʿat ilerü katʿ-ı mesâfe ve oldukça defʿ-ı mehâfe eylediklerinde, Serdâr-ı ekrem mevcûd olanlar ile meşveret ve ne tarafa ʿazîmet evlâ olduğunu istifsâra mübâderet edüp, bundan sonra Hacı-oğlu Kasabası'na teveccühü istisvâb ve ittifâk-ı ârâ ile ol-savba ʿazm ü şitâb eylediler. Livây-ı şerîfin ʿarabası ester yolundan gidüp, maʿan mevcûd olan ʿaraba ashâbı dahi merîz bulunmalarıyla, kimden ʿaraba taleb olunduysa hâl-i marazını ʿarz ile nâ-çâr bir boğçaya melfûfen yağmurluk kîsesine vazʿ ve Livây-ı şerîf atlarının birine bend olunarak sancakdârlara teslîm ve ʿOsmân Fakīh nâm mahalle vürûdlarında ʿaraba yetüşüp, o bergüzâr-ı Nebiyy-i muhtârı ʿarabasına tevdîʿ ile icrây-ı resm-i taʿzîm ve ʿAli Bey Karyesi'ne vusûl buldukda, Sadrıaʿzam vukūʿ bulan hâdiseyi rikâb-ı hümâyûna ʿarz u takdîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere, Vidin Serʿaskeri Sadr-ı esbâk Muhsin-zâde Mehmed Paşa Kulle semtine vürûd ve Niğbolu muhâfazasında olup, Moskovlu ile birkaç defʿa vukūʿ bulan muhârebelerde yararlığı meşhûd olan Kāyim-makām el-Hâc Ahmed Paşa dahi ordu-yi müşârun ileyhe inzımâm ile Yergöğü Sahrâsı'na darb-ı hıyâm etmişler idi. Teke Mutasarrıfı ve Silistire Muhâfızı olan Hasan Paşa'ya dahi hükm-i cihân-mutâʿ gönderilüp, o havâlînin darb ü harbe kādir olanlarını cemʿ ve karşuya güzâr ve Serʿasker-i müşârun ileyhin emr ü re'yine intızâr üzere olması işʿâr olunup, bu takrîb Yergöğü Sahrâsı'nda otuz bine karîb asker ihtişâd etdiyse dahi, asâkir-i mezkûrenin ekserîsi süvârî olup, Bükreş niyyetinde olduklarından piyâdeye mess-i ihtiyâç ve bu sebeble cemʿ-i piyâde içün Serʿasker Paşa etrâfa âdemler ihrâc etmişidi. Müşârun ileyh fi'l-asl umûrunda hâzim ve mizâc-ı askerîde olan fesâda câzim olup, tîz elden hareketi tecvîz ve iʿtimâda sezâ olmayan böyle bir asker-i gayr-i mutâviʿ ile Bükreş üzerine bilâ-tedbîr ʿinân-ı teveccühü tehzîr etmediğini eclâf-ı leşker hiss ile Ordu Ağası üzerine hücûm ve tûl-i ikāmetden şikâyet eylediklerinde: “Cemʿ-i piyâde ile iştigāl şimdiye dek mâniʿ-i ceng [M2 184] ü kıtâl olup, sizin ekseriniz yeniçeri olup, ocağ-ı mezbûru fi'l-asl piyâde askerinden müretteb olmağla, esblerinizi fedâ ve kānûnunuz üzere râcilen ihtiyâr-ı ceng ü vegā ederseniz, hemân şimdiden harekete hâzır u müheyyâyuz” deyerek ilzâm ve birkaç gün dahi bu münâkaşalar ile imrâr-ı eyyâm olunup, bilâhire müşârun ileyh Yergöğü'de ikāmet ve ilerüye kuvvet vermek üzere meşveret olunup, ʿİzzet Ahmed Paşa ve Kāyim-makām el-Hâc Ahmed Paşa Serʿasker ve dümdâr olarak Bükreş Kasabası'nda olan aʿdâ üzerine taʿyîn ve mevcûd olan piyâde vü süvârî ile heyet-i ictimâʿiyyeleri tarsîn olundu. Piyâdenin kılleti ve ruʾesânın yek-dîgere muhâlefeti yevm-i maʿrekede kazâyây-ı mağlûbiyyeti intâc edüp, süvâriyân-ı İslâm Kulle ve Vidin tarafla-\nrına ve piyâdegân Yergöğü tarafına firâr ve müşârun ileyhin ordugâhında ferd-i âferîde kalmayup, nâ-çâr bir zevraka süvâr ve Ruscuğ'a güzâr eyledi.",
          "caption": "Zikr-i perîşânî-yi Serʿasker-i Vidin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_819.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i perîşânî-yi Serʿasker-i Vidin",
          "text": "Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere, Vidin Serʿaskeri Sadr-ı esbâk Muhsin-zâde Mehmed Paşa Kulle semtine vürûd ve Niğbolu muhâfazasında olup, Moskovlu ile birkaç defʿa vukūʿ bulan muhârebelerde yararlığı meşhûd olan Kāyim-makām el-Hâc Ahmed Paşa dahi ordu-yi müşârun ileyhe inzımâm ile Yergöğü Sahrâsı'na darb-ı hıyâm etmişler idi. Teke Mutasarrıfı ve Silistire Muhâfızı olan Hasan Paşa'ya dahi hükm-i cihân-mutâʿ gönderilüp, o havâlînin darb ü harbe kādir olanlarını cemʿ ve karşuya güzâr ve Serʿasker-i müşârun ileyhin emr ü re'yine intızâr üzere olması işʿâr olunup, bu takrîb Yergöğü Sahrâsı'nda otuz bine karîb asker ihtişâd etdiyse dahi, asâkir-i mezkûrenin ekserîsi süvârî olup, Bükreş niyyetinde olduklarından piyâdeye mess-i ihtiyâç ve bu sebeble cemʿ-i piyâde içün Serʿasker Paşa etrâfa âdemler ihrâc etmişidi. Müşârun ileyh fi'l-asl umûrunda hâzim ve mizâc-ı askerîde olan fesâda câzim olup, tîz elden hareketi tecvîz ve iʿtimâda sezâ olmayan böyle bir asker-i gayr-i mutâviʿ ile Bükreş üzerine bilâ-tedbîr ʿinân-ı teveccühü tehzîr etmediğini eclâf-ı leşker hiss ile Ordu Ağası üzerine hücûm ve tûl-i ikāmetden şikâyet eylediklerinde: “Cemʿ-i piyâde ile iştigāl şimdiye dek mâniʿ-i ceng [M2 184] ü kıtâl olup, sizin ekseriniz yeniçeri olup, ocağ-ı mezbûru fi'l-asl piyâde askerinden müretteb olmağla, esblerinizi fedâ ve kānûnunuz üzere râcilen ihtiyâr-ı ceng ü vegā ederseniz, hemân şimdiden harekete hâzır u müheyyâyuz” deyerek ilzâm ve birkaç gün dahi bu münâkaşalar ile imrâr-ı eyyâm olunup, bilâhire müşârun ileyh Yergöğü'de ikāmet ve ilerüye kuvvet vermek üzere meşveret olunup, ʿİzzet Ahmed Paşa ve Kāyim-makām el-Hâc Ahmed Paşa Serʿasker ve dümdâr olarak Bükreş Kasabası'nda olan aʿdâ üzerine taʿyîn ve mevcûd olan piyâde vü süvârî ile heyet-i ictimâʿiyyeleri tarsîn olundu. Piyâdenin kılleti ve ruʾesânın yek-dîgere muhâlefeti yevm-i maʿrekede kazâyây-ı mağlûbiyyeti intâc edüp, süvâriyân-ı İslâm Kulle ve Vidin tarafla-\nrına ve piyâdegân Yergöğü tarafına firâr ve müşârun ileyhin ordugâhında ferd-i âferîde kalmayup, nâ-çâr bir zevraka süvâr ve Ruscuğ'a güzâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baş-muhasebeci olan Ahmed Rıfat Efendi merîz ve mansıbı bi'l-vekâle âhara tefvîz olunmak üzere meştâ me'mûl olunan Edirne'ye ʿazîmet içün rûy-i efgen-i hazîz-i recâ ve mes'ûlüne müsâʿade rû-nümâ olmuşidi. ʿAzîmetinden bir iki gün sonra mansıbı, Anadolu Muhasebecisi İbrâhîm Nazîf Efendi'ye tevcîh olunup, Anadolu ile Mustafa Efendi, Beylikcilik'den ihrâc ve ber-vech-i ilhâk hizmet-i mezkûre ile Kethudâ Bey Kâtibi Seyyid Mehmed Hayri Efendi mahfûf-i sunûf-i ibtihâc kılındı.\n\nDefter Emîni Velî Efendi ʿan-asl bîmâr ve Babadağı vakʿasında ʿilleti müştedd olarak Bazarcık'da terk-i hayât-ı müsteʿâr edüp, Nişancılığ'ın vâridâtı kalîl ve mutasarrıfı olan ʿAbdullah Efendi bâr-girân-ı mesârif ile sergerdân ü sefîl olup, defter emîni nasbına dek hâsılatını kabz etmek üzere cihet-i maʿîşetine vüsʿat verildi.\n\nMerhûm ebnây-ı A'câm'dan olup, bin yüz yirmi târihlerinde Dâmâd Hasan Paşa halîleleri Hadîce Sultân ile İznikmid'de ikāmet eder iken, vâlideleriyle Harem hizmetine taʿyîn ve Âsitâneye geldiklerinde, Sultân Ahmed Hân ʿaleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân hazretleri Harem-i Serây-ı Sultânî'de merkūmu müşâhede ile Harem-i hümâyûn'a alup, baʿdehû taşra ihrâc ve giderek Hazîne Kethudâlığı'yla bâzâr-ı iʿtibârı karîn-i revâc kılınmışidi. [M2 185] Sultân Mustafa Hân subbet ʿaleyhi şe'âbîbü'l-ʿafvi ve'l-gufrân hazretlerinin devr-i bî-cevrlerinde Baş-muhasebecilik ile çerâğ ve ber-minvâl-i muharrer Defter Emîni iken ʿâlem-i fânîden dest-şûy-i ferâğ oldu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_820.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Baş-muhasebeci olan Ahmed Rıfat Efendi merîz ve mansıbı bi'l-vekâle âhara tefvîz olunmak üzere meştâ me'mûl olunan Edirne'ye ʿazîmet içün rûy-i efgen-i hazîz-i recâ ve mes'ûlüne müsâʿade rû-nümâ olmuşidi. ʿAzîmetinden bir iki gün sonra mansıbı, Anadolu Muhasebecisi İbrâhîm Nazîf Efendi'ye tevcîh olunup, Anadolu ile Mustafa Efendi, Beylikcilik'den ihrâc ve ber-vech-i ilhâk hizmet-i mezkûre ile Kethudâ Bey Kâtibi Seyyid Mehmed Hayri Efendi mahfûf-i sunûf-i ibtihâc kılındı.\n\nDefter Emîni Velî Efendi ʿan-asl bîmâr ve Babadağı vakʿasında ʿilleti müştedd olarak Bazarcık'da terk-i hayât-ı müsteʿâr edüp, Nişancılığ'ın vâridâtı kalîl ve mutasarrıfı olan ʿAbdullah Efendi bâr-girân-ı mesârif ile sergerdân ü sefîl olup, defter emîni nasbına dek hâsılatını kabz etmek üzere cihet-i maʿîşetine vüsʿat verildi.\n\nMerhûm ebnây-ı A'câm'dan olup, bin yüz yirmi târihlerinde Dâmâd Hasan Paşa halîleleri Hadîce Sultân ile İznikmid'de ikāmet eder iken, vâlideleriyle Harem hizmetine taʿyîn ve Âsitâneye geldiklerinde, Sultân Ahmed Hân ʿaleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân hazretleri Harem-i Serây-ı Sultânî'de merkūmu müşâhede ile Harem-i hümâyûn'a alup, baʿdehû taşra ihrâc ve giderek Hazîne Kethudâlığı'yla bâzâr-ı iʿtibârı karîn-i revâc kılınmışidi. [M2 185] Sultân Mustafa Hân subbet ʿaleyhi şe'âbîbü'l-ʿafvi ve'l-gufrân hazretlerinin devr-i bî-cevrlerinde Baş-muhasebecilik ile çerâğ ve ber-minvâl-i muharrer Defter Emîni iken ʿâlem-i fânîden dest-şûy-i ferâğ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un Edirne'de kışlaması me'mûl ve şimdiden etrâf ü eknâfın muhâfazası emr-i maʿkūl olduğundan Deli-orman ve sâyir mahallerden celb-i asâkir ve geldikçe ru'esâları hılʿat ü nevâziş ile mutayyebü'l-hâtır kılınup, Karasu'da mütemekkin Vezîr ʿAbdî Paşa maʿiyyetine ceste ceste tesyîr ve Edirne'de kışlamak hisâbı üzere ʿAbdî Paşa Bazarcık'da ve Dağıstânî ʿAli Paşa Karasu'da ikāmet etmek emri re'y ü tedbîr olunup, kasd-ı mezkûr izmâr ve Bazarcık ehâlîsi tevhîş olunmamak kasdıyla kasaba-i mezkûrede ittihâz-ı meştâ revişleri izhâr olunur idi. Zîrde tafsîli îrâd olunacak vech üzere Bazarcık'da kışlamak talebiyle ehâlîden zuhûr eden harekât-ı nâ-bercâ zâhir-\nde Edirne ʿazîmetini ilgā edüp, müşârun ileyhimâ dahi o esnâda mevkib-i hümâyûna gelmiş bulunmalarıyla, me'mûriyyet-i hakīkiyyeleri ihfâ-i beyân ve şimdilik zâhirde ʿAbdî Paşa Karasu'ya ve Dağıstânî ʿAli Paşa Köstence'ye meʿmûr kılındıkları iʿlân olunup, şaʿbânın dokuzuncu günü müşârun ileyhimâ iktisây-ı hilʿat ve her biri savb-ı me'mûruna ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Serʿasker-şüden-i Vezîr ʿAbdî Paşa be-cânib-i Karasu ve me'mûriyyet-i Dağıstânî ʿAli Paşa be-Köstence",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_821.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Serʿasker-şüden-i Vezîr ʿAbdî Paşa be-cânib-i Karasu ve me'mûriyyet-i Dağıstânî ʿAli Paşa be-Köstence",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un Edirne'de kışlaması me'mûl ve şimdiden etrâf ü eknâfın muhâfazası emr-i maʿkūl olduğundan Deli-orman ve sâyir mahallerden celb-i asâkir ve geldikçe ru'esâları hılʿat ü nevâziş ile mutayyebü'l-hâtır kılınup, Karasu'da mütemekkin Vezîr ʿAbdî Paşa maʿiyyetine ceste ceste tesyîr ve Edirne'de kışlamak hisâbı üzere ʿAbdî Paşa Bazarcık'da ve Dağıstânî ʿAli Paşa Karasu'da ikāmet etmek emri re'y ü tedbîr olunup, kasd-ı mezkûr izmâr ve Bazarcık ehâlîsi tevhîş olunmamak kasdıyla kasaba-i mezkûrede ittihâz-ı meştâ revişleri izhâr olunur idi. Zîrde tafsîli îrâd olunacak vech üzere Bazarcık'da kışlamak talebiyle ehâlîden zuhûr eden harekât-ı nâ-bercâ zâhir-\nde Edirne ʿazîmetini ilgā edüp, müşârun ileyhimâ dahi o esnâda mevkib-i hümâyûna gelmiş bulunmalarıyla, me'mûriyyet-i hakīkiyyeleri ihfâ-i beyân ve şimdilik zâhirde ʿAbdî Paşa Karasu'ya ve Dağıstânî ʿAli Paşa Köstence'ye meʿmûr kılındıkları iʿlân olunup, şaʿbânın dokuzuncu günü müşârun ileyhimâ iktisây-ı hilʿat ve her biri savb-ı me'mûruna ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı ekrem vech-i muharrer üzere Hacı-oğlu Pazarcığı'na gelüp, oldukça etrâfın istihkâmına tekayyüd ve Bazarcık'da kışlamak husûsunu zâhirde teʿahhüd etmişidi. Sevâhil-i Tuna'nın berü tarafında sâkin olan ehl-i İslâm her tarafdan aʿdây-ı li’âm zuhûruyla muhâfazaya taʿyîn olunanların perâkende ve müteferrik olduklarını müşâhede ile evlâd ü ʿıyâllerin Bazarcık etrâfına getürüp, ʿarabalar üzerinde ârâm etdikleri ehâlî-yi kasabayı tevhîş ü îlâm eylediğinden gayri, ordu halkı Edirne tarafına mütemâyil ve husûl-i sûret-i ʿazm ile şimdiden maʿrûf u mechûl katî çok kimse o semte râhil olup, hattâ ordu hazînesi dahi cimâl ü bigāle tahmîl ve Edirne'ye tesbîl olunmuşidi. Bazarcık ehâlîsi bu keyfiyyetden habîr olup, vilâyetlerini ordu halkına bekletmek zımnında ricâl ve ocâğ ağaları nezd-i Sadâret-penâhî'de meşveret içün [M2 186] ictimâʿ etdikleri gün cemm-i gafîr ile mahall-i şûrâya müsellah duhûl ve havlîde dahi eli tüfengli haydûd-hey'et vâfir küştenî-yi bed-sîret tefevvüh-i kelâm-ı gayr-i maʿkûl edüp, yaʿnî bir ağızdan hitâb ve: “Kırım ülkesini verdikden sonra memleketimizi dahi vereceksiz” daʿvây-ı bâtılı ile meclisde olanları pür pîç ü tâb eylediler. Şöyle ki, der ü dervâze şâkiyyü's-silâh erbâb-ı kifâh ile mâl-â-mâl ve erkân-ı devlet mahsûr u bî-mecâl ve memnûʿ-i kuʿûd u irtihâl oldukları hâlde, kasaba-i mezkûrede meştâ-nişîn olacağını Sadrıaʿzam mü’ekked bi'l-yemîn ederek, zikr olunan haşerâtı güç ile iskât ve bir gün evvel katʿ-ı râh eden hazîne müvekkillerini iʿâde ile kesb-i hayât ve defʿ-i âfât edüp, bu teʿahhüd ile gavgā vü nizâʿ bertaraf ü zâyil ve kulûb-i ekâbirde fi'l-cümle tuma'nînet hâsıl oldu. Yevm-i mezkûrda Bazarcık serdengeçdilerinin cesâret etdikleri vazʿ u hareket-i nâ-bercâ ve lisâna aldıkları kelimât-ı nâ-revâ tahrîre sezâ görülmeyüp, bu tavr-ı garîb o makūle herze-gerd-i vâdî-i gevâyet olanlara vaktiyle sebeb-i te'dîb olup, ekserîsi kalîb-i Süleymânî ile mele’ân ve niçesi celây-ı vatan ve mu'âhaze-i şedîde ile bî-ser ü sâmân oldu.",
          "caption": "Vakʿa-i Bazarcık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_822.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i Bazarcık",
          "text": "Serdâr-ı ekrem vech-i muharrer üzere Hacı-oğlu Pazarcığı'na gelüp, oldukça etrâfın istihkâmına tekayyüd ve Bazarcık'da kışlamak husûsunu zâhirde teʿahhüd etmişidi. Sevâhil-i Tuna'nın berü tarafında sâkin olan ehl-i İslâm her tarafdan aʿdây-ı li’âm zuhûruyla muhâfazaya taʿyîn olunanların perâkende ve müteferrik olduklarını müşâhede ile evlâd ü ʿıyâllerin Bazarcık etrâfına getürüp, ʿarabalar üzerinde ârâm etdikleri ehâlî-yi kasabayı tevhîş ü îlâm eylediğinden gayri, ordu halkı Edirne tarafına mütemâyil ve husûl-i sûret-i ʿazm ile şimdiden maʿrûf u mechûl katî çok kimse o semte râhil olup, hattâ ordu hazînesi dahi cimâl ü bigāle tahmîl ve Edirne'ye tesbîl olunmuşidi. Bazarcık ehâlîsi bu keyfiyyetden habîr olup, vilâyetlerini ordu halkına bekletmek zımnında ricâl ve ocâğ ağaları nezd-i Sadâret-penâhî'de meşveret içün [M2 186] ictimâʿ etdikleri gün cemm-i gafîr ile mahall-i şûrâya müsellah duhûl ve havlîde dahi eli tüfengli haydûd-hey'et vâfir küştenî-yi bed-sîret tefevvüh-i kelâm-ı gayr-i maʿkûl edüp, yaʿnî bir ağızdan hitâb ve: “Kırım ülkesini verdikden sonra memleketimizi dahi vereceksiz” daʿvây-ı bâtılı ile meclisde olanları pür pîç ü tâb eylediler. Şöyle ki, der ü dervâze şâkiyyü's-silâh erbâb-ı kifâh ile mâl-â-mâl ve erkân-ı devlet mahsûr u bî-mecâl ve memnûʿ-i kuʿûd u irtihâl oldukları hâlde, kasaba-i mezkûrede meştâ-nişîn olacağını Sadrıaʿzam mü’ekked bi'l-yemîn ederek, zikr olunan haşerâtı güç ile iskât ve bir gün evvel katʿ-ı râh eden hazîne müvekkillerini iʿâde ile kesb-i hayât ve defʿ-i âfât edüp, bu teʿahhüd ile gavgā vü nizâʿ bertaraf ü zâyil ve kulûb-i ekâbirde fi'l-cümle tuma'nînet hâsıl oldu. Yevm-i mezkûrda Bazarcık serdengeçdilerinin cesâret etdikleri vazʿ u hareket-i nâ-bercâ ve lisâna aldıkları kelimât-ı nâ-revâ tahrîre sezâ görülmeyüp, bu tavr-ı garîb o makūle herze-gerd-i vâdî-i gevâyet olanlara vaktiyle sebeb-i te'dîb olup, ekserîsi kalîb-i Süleymânî ile mele’ân ve niçesi celây-ı vatan ve mu'âhaze-i şedîde ile bî-ser ü sâmân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Silahdâr Mehmed Paşa mesned-i Sadâret'e pâ-nihâde-i iʿtilâ olduğu günden ʿazline dek bi-hikmetillâhi Teʿâlâ Tulça ve İsakçı taraflarına aʿdâ birkaç defʿa geçüp, eczây-ı cisr ve zahîre enbarlarını ifnâ ve Âsitâne-i saʿâdet'den tertîb olunan altmış kadar sefîneye meşhûn sunûf-i askerîyi iʿmâle muvaffak olamayup, sefînelerin\nbaʿzısını düşmen ihrâk ve baʿzısını İsmâʿîl Kasabası'na götürmek takrîbi ile Devlet-i ʿaliyye'ye küllî rahne etdikleri rüveydâ olup, Yergöğü tarafından zuhûr eden nusrat ile fi'l-cümle teşeffî-yi gayz hâsıl olmuşiken, küffârın Tulça ve Maçin taraflarından zuhûru ve o havâlîyi gāretden sonra sâbıklarda manzûr olduğu gibi fi'l-hâl karşu tarafa mürûr edeceğini tevehhüm edüp, vaktiyle Ordu-yi hümâyûn muhâfazasından ve meteris ve sâyir esbâb-ı menâʿat tedârükünden gaflet ü ihmâl ve her hâlde serʾaskerlere ehem olan riʿâyet-i hazm ü ihtiyât meşgalesinden iʿtizâl edüp, lezâyiz-i etʿimeye harîs u menhûm ve nefâyis-i melâbis ü kisâya cüll-i himmeti masrûf olduğu maʿlûm olduğundan gayri, nüfûzu zâyil ü müntefî ve şûʿle-i cevvâle-i sevreti muntafî ve bundan böyle dîn ü devlete müfîd [M2 187] tarafından bir tavr-ı nâfiʿ bürûzu mülâhazadan baʿîd olduğuna binâʾen, ʿazli cây-gîr-i zamîr-i Pâdişâh Felâtûn-tedbîr oldu. Müşârun ileyh Sipehsâlârlık hatb-ı cesîmi böyle dursun hod-be-hod maslahat-ı ʿâmmeyi idârede ʿâciz iken, şöhret-i şâyiʿası Sadâret'e takrîbini müstelzim olup, maʿâzallâh bekāsı iki seneden sonra zuhûr edecek hâdiselerin hemân bu sâl içinde meşhûd olmasını mûcib olup, bu sûretde ʿazli, usûl-i hikmete mutâbık ve kānûn-i devlete muvâfık idi.",
          "caption": "Sadâret-i Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_823.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadâret-i Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "text": "Sadrıaʿzam Silahdâr Mehmed Paşa mesned-i Sadâret'e pâ-nihâde-i iʿtilâ olduğu günden ʿazline dek bi-hikmetillâhi Teʿâlâ Tulça ve İsakçı taraflarına aʿdâ birkaç defʿa geçüp, eczây-ı cisr ve zahîre enbarlarını ifnâ ve Âsitâne-i saʿâdet'den tertîb olunan altmış kadar sefîneye meşhûn sunûf-i askerîyi iʿmâle muvaffak olamayup, sefînelerin\nbaʿzısını düşmen ihrâk ve baʿzısını İsmâʿîl Kasabası'na götürmek takrîbi ile Devlet-i ʿaliyye'ye küllî rahne etdikleri rüveydâ olup, Yergöğü tarafından zuhûr eden nusrat ile fi'l-cümle teşeffî-yi gayz hâsıl olmuşiken, küffârın Tulça ve Maçin taraflarından zuhûru ve o havâlîyi gāretden sonra sâbıklarda manzûr olduğu gibi fi'l-hâl karşu tarafa mürûr edeceğini tevehhüm edüp, vaktiyle Ordu-yi hümâyûn muhâfazasından ve meteris ve sâyir esbâb-ı menâʿat tedârükünden gaflet ü ihmâl ve her hâlde serʾaskerlere ehem olan riʿâyet-i hazm ü ihtiyât meşgalesinden iʿtizâl edüp, lezâyiz-i etʿimeye harîs u menhûm ve nefâyis-i melâbis ü kisâya cüll-i himmeti masrûf olduğu maʿlûm olduğundan gayri, nüfûzu zâyil ü müntefî ve şûʿle-i cevvâle-i sevreti muntafî ve bundan böyle dîn ü devlete müfîd [M2 187] tarafından bir tavr-ı nâfiʿ bürûzu mülâhazadan baʿîd olduğuna binâʾen, ʿazli cây-gîr-i zamîr-i Pâdişâh Felâtûn-tedbîr oldu. Müşârun ileyh Sipehsâlârlık hatb-ı cesîmi böyle dursun hod-be-hod maslahat-ı ʿâmmeyi idârede ʿâciz iken, şöhret-i şâyiʿası Sadâret'e takrîbini müstelzim olup, maʿâzallâh bekāsı iki seneden sonra zuhûr edecek hâdiselerin hemân bu sâl içinde meşhûd olmasını mûcib olup, bu sûretde ʿazli, usûl-i hikmete mutâbık ve kānûn-i devlete muvâfık idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defʿ-i hücûm-i aʿdâ maʿrazında Sipehsâlârlığ'a intihâb ü intikā olunan şahs-ı mücerrebü'l-etvâr bu hatb-ı cesîmin racülü ve fenn-i muhârebede mümârese ve medhali olduğu medâr-ı hall ü ʿakd olanlara zâhir ü celî oldukda, bir iki defʿa perîşân olması ile ʿazli gayr-i lâyık ve tecribe sebkat etmemiş bir şahs-ı mechûlü'l-hâle emr-i emerri, taklîd-i usûl cenge nâ-muvâfık olduğu, fünûn-i riyâzıyyeden maʿdûd sanʿat-ı harbiyye kitâblarında musarrahdır. Ezmân-ı sâlifede Fransızlar Got ve sâyir milel-i Efrenc ile muhârebe edüp, yedi defʿa serʿaskerleri münhezim ve hadden bîrûn asker ve mühimmâtları münʿadim olup, erkân-ı devletleri Serʿaskerlerinin tâliʿ-i vârûn baht-ı vâjgûnundan bahs ile vücûb-i ʿazlini krallarına ifâde ve her sene bu kelâmı istînâf ü iʿâde ederler idi. Kral umûrunda hâzim ü mütemekkin ve ʿavâkıb-i ahvâle vâkıf bir hakîm-i mütefennin olup, o makūle sâde-dillerin takrîʿât ü taʿrîzâtından dâmenkeş-i istiğnâ ve her sâl takrîr ve ibkā-yı Serʿaskerî ile hükmünü icrâ ve sekizinci sene Serʿasker-i mesfûr aʿdâsını makhûr ve galebe-i külliyye ile cebr-i meksûr ve husamây-ı devletini hâh nâ-hâh sulha mecbûr edüp, Kral kavmine hitâb ve: “Serʿaskerimiz her sâl aʿdânın bir gûne hîle vü âline vukūf tahsîli ile âtiyede defʿ-i hîle-i düşmene tedârük-i esbâb edüp, ʿâkıbet galebe ile bizi vâreste-i iztirâb ve âzâde-i taʿn ü teşnîʿ-i etrâb eyledi\" dediği menkūldur. Vazʿ-ı merkūm fünûn-i siyâsiyyeden bir fiʿl-i gayr-i mezmûm\nolmağla, “El-hikmetü dâlletü'l-mü'min ahazehâ eyne vecedehâ\" mefhûmu üzere bu mahalle sebt ü tastîr ve yâdigâr-ı ashâb-ı re’y ü tedbîr kılındı.\n\nBiz yine sadede gelelim. Âsitâne-i saʿâdet'de olan Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi mühr-i hümâyûnu nezʿ ü istirdâd ve Yeniçeri Ağası'na Kāyim-makāmlık hatt-ı şerîfini ibrâz [M2 188] ve kazıyyeyi îrâddan sonra Ruscuk tarafında bulunan Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya tebşîr-i Sadâret ve teslîm-i emânet etmek üzere taraf-ı Cihândârî'den taʿyîn ve altı günde Bazarcığ'a gelüp, Kethudâ Bey'e mâddeyi sırran tebyîn ve fi'l-hâl Sadrıaʿzam'ın sâkin olduğu hâneye maʿan ʿazîmet ve kemâl-i tesliyyet ile yedinden mühr-i hümâyûnu nezʿ edüp, Yeniçeri Ağası bulunan Süleyman Ağa'ya, Ağalık in-zımâmıyla Vezâret ve Kāyim-makāmlık hatt-ı şerîfini verdikden sonra lisânen şeref-sudûr olan evâmir-i hümâyûnu tebliğe mübâderet eyledi. Sadr-ı sâbıkı bu keyfiyyet-i mer'ûbu'l-kalb ve havf-i cezâ vü ʿukûbet râhatını selb edüp, Efendi-yi mûmâ ileyhi bu bâbda tahlîf ve ol dahi eymân-ı mü’ekkede ile havfını tahfîf edüp, mühr-i hümâyûnu Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya Ruscuk'da teslîm ve meʾmûriyyetini ahsen vechile tetmîm eyledi. Sadr-ı cedîdin Mora istihlâsı emrinde levha-tırâz-ı sünûh olan hüsn-i tedbîri ve Manya'yı râbıta-i vesîkaya bend eylemesi ve bâ-husûs Sadâret-i ûlâsında îrâd-ı delâyil-i mülzime ile sulhu tercîh ve cengi takbîh ile ciheteynin mazârr ü menâfiʿini birkaç defʿa âverde-i zebân-ı makāl ederek, el-yevm ictihâdı mutabık-ı vakt ü hâl olması hakkında teveccüh ve iltifat-ı Şâhâne'yi müstelzim olup, Mektûbî Efendi Âsitâne'ye vusûlünde Sadr-ı vaktin ʿazli ve müşârun ileyhin nasb ü vaslı müzâkere olunur iken, Babadağı vakʿası teʿâkub edüp, niyyet-i ûlâ teʾekküd ve ʿazl ü nasb husûsunda refʿ-i şâyibe-i tereddüd ile müşârun ileyh Sadr-ı devlete tesâʿud eyledi. Fi'l-hakīka Sadâret-i ʿuzmâ'ya lâyık ve hatb-ı cesîm-i Sipehsâlârî'ye şâyân ve müstehakk-ı mürebbiy-i erbâb-ı hüner ü maʿrifet ve hakāyik-şinâs-ı hutûb-i devlet bir Vezîr-i Âsaf-menkabet olup, cümle ʿâlem kudûmünden handân olarak şükr-i Yezdân ve duʿây-ı bekāy-ı şân ü übbehet-i Şâhâne'yi resîde-i eyvân ü keyvân eylediler. Müşârun ileyh Ruscuk'dan Şumnu'ya vürûdlarında muharrir-i Fakīr dahi Âsitâne'den me'zûnen Şumnu'ya gelmişidi. Kalem-i ʿâcizânem ile keşîde-i silk-i tahrîr kılınan takrîrlere nazar-endâz-ı dikkat ve sebk ü reftâr-ı ʿâcizânem meşreblerine muvâfakat ile bilâ-sevk ü tergīb rütbe-i Hâcegânî ile gusn-i zâyil-i kadrimi tartîb edüp, rüʾûsu iʿtâ etdiklerinde: “Seni ketebeden etdik” taʿbîri lisânlarından mesmûʿ olup, ʿan-asl hâcegâna küttâb itlâk olunduğunu işrâb etmişler idi; rahimehüllâh.",
          "caption": "Fâyide",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_824.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Fâyide",
          "text": "Defʿ-i hücûm-i aʿdâ maʿrazında Sipehsâlârlığ'a intihâb ü intikā olunan şahs-ı mücerrebü'l-etvâr bu hatb-ı cesîmin racülü ve fenn-i muhârebede mümârese ve medhali olduğu medâr-ı hall ü ʿakd olanlara zâhir ü celî oldukda, bir iki defʿa perîşân olması ile ʿazli gayr-i lâyık ve tecribe sebkat etmemiş bir şahs-ı mechûlü'l-hâle emr-i emerri, taklîd-i usûl cenge nâ-muvâfık olduğu, fünûn-i riyâzıyyeden maʿdûd sanʿat-ı harbiyye kitâblarında musarrahdır. Ezmân-ı sâlifede Fransızlar Got ve sâyir milel-i Efrenc ile muhârebe edüp, yedi defʿa serʿaskerleri münhezim ve hadden bîrûn asker ve mühimmâtları münʿadim olup, erkân-ı devletleri Serʿaskerlerinin tâliʿ-i vârûn baht-ı vâjgûnundan bahs ile vücûb-i ʿazlini krallarına ifâde ve her sene bu kelâmı istînâf ü iʿâde ederler idi. Kral umûrunda hâzim ü mütemekkin ve ʿavâkıb-i ahvâle vâkıf bir hakîm-i mütefennin olup, o makūle sâde-dillerin takrîʿât ü taʿrîzâtından dâmenkeş-i istiğnâ ve her sâl takrîr ve ibkā-yı Serʿaskerî ile hükmünü icrâ ve sekizinci sene Serʿasker-i mesfûr aʿdâsını makhûr ve galebe-i külliyye ile cebr-i meksûr ve husamây-ı devletini hâh nâ-hâh sulha mecbûr edüp, Kral kavmine hitâb ve: “Serʿaskerimiz her sâl aʿdânın bir gûne hîle vü âline vukūf tahsîli ile âtiyede defʿ-i hîle-i düşmene tedârük-i esbâb edüp, ʿâkıbet galebe ile bizi vâreste-i iztirâb ve âzâde-i taʿn ü teşnîʿ-i etrâb eyledi\" dediği menkūldur. Vazʿ-ı merkūm fünûn-i siyâsiyyeden bir fiʿl-i gayr-i mezmûm\nolmağla, “El-hikmetü dâlletü'l-mü'min ahazehâ eyne vecedehâ\" mefhûmu üzere bu mahalle sebt ü tastîr ve yâdigâr-ı ashâb-ı re’y ü tedbîr kılındı.\n\nBiz yine sadede gelelim. Âsitâne-i saʿâdet'de olan Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi mühr-i hümâyûnu nezʿ ü istirdâd ve Yeniçeri Ağası'na Kāyim-makāmlık hatt-ı şerîfini ibrâz [M2 188] ve kazıyyeyi îrâddan sonra Ruscuk tarafında bulunan Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya tebşîr-i Sadâret ve teslîm-i emânet etmek üzere taraf-ı Cihândârî'den taʿyîn ve altı günde Bazarcığ'a gelüp, Kethudâ Bey'e mâddeyi sırran tebyîn ve fi'l-hâl Sadrıaʿzam'ın sâkin olduğu hâneye maʿan ʿazîmet ve kemâl-i tesliyyet ile yedinden mühr-i hümâyûnu nezʿ edüp, Yeniçeri Ağası bulunan Süleyman Ağa'ya, Ağalık in-zımâmıyla Vezâret ve Kāyim-makāmlık hatt-ı şerîfini verdikden sonra lisânen şeref-sudûr olan evâmir-i hümâyûnu tebliğe mübâderet eyledi. Sadr-ı sâbıkı bu keyfiyyet-i mer'ûbu'l-kalb ve havf-i cezâ vü ʿukûbet râhatını selb edüp, Efendi-yi mûmâ ileyhi bu bâbda tahlîf ve ol dahi eymân-ı mü’ekkede ile havfını tahfîf edüp, mühr-i hümâyûnu Muhsin-zâde Mehmed Paşa'ya Ruscuk'da teslîm ve meʾmûriyyetini ahsen vechile tetmîm eyledi. Sadr-ı cedîdin Mora istihlâsı emrinde levha-tırâz-ı sünûh olan hüsn-i tedbîri ve Manya'yı râbıta-i vesîkaya bend eylemesi ve bâ-husûs Sadâret-i ûlâsında îrâd-ı delâyil-i mülzime ile sulhu tercîh ve cengi takbîh ile ciheteynin mazârr ü menâfiʿini birkaç defʿa âverde-i zebân-ı makāl ederek, el-yevm ictihâdı mutabık-ı vakt ü hâl olması hakkında teveccüh ve iltifat-ı Şâhâne'yi müstelzim olup, Mektûbî Efendi Âsitâne'ye vusûlünde Sadr-ı vaktin ʿazli ve müşârun ileyhin nasb ü vaslı müzâkere olunur iken, Babadağı vakʿası teʿâkub edüp, niyyet-i ûlâ teʾekküd ve ʿazl ü nasb husûsunda refʿ-i şâyibe-i tereddüd ile müşârun ileyh Sadr-ı devlete tesâʿud eyledi. Fi'l-hakīka Sadâret-i ʿuzmâ'ya lâyık ve hatb-ı cesîm-i Sipehsâlârî'ye şâyân ve müstehakk-ı mürebbiy-i erbâb-ı hüner ü maʿrifet ve hakāyik-şinâs-ı hutûb-i devlet bir Vezîr-i Âsaf-menkabet olup, cümle ʿâlem kudûmünden handân olarak şükr-i Yezdân ve duʿây-ı bekāy-ı şân ü übbehet-i Şâhâne'yi resîde-i eyvân ü keyvân eylediler. Müşârun ileyh Ruscuk'dan Şumnu'ya vürûdlarında muharrir-i Fakīr dahi Âsitâne'den me'zûnen Şumnu'ya gelmişidi. Kalem-i ʿâcizânem ile keşîde-i silk-i tahrîr kılınan takrîrlere nazar-endâz-ı dikkat ve sebk ü reftâr-ı ʿâcizânem meşreblerine muvâfakat ile bilâ-sevk ü tergīb rütbe-i Hâcegânî ile gusn-i zâyil-i kadrimi tartîb edüp, rüʾûsu iʿtâ etdiklerinde: “Seni ketebeden etdik” taʿbîri lisânlarından mesmûʿ olup, ʿan-asl hâcegâna küttâb itlâk olunduğunu işrâb etmişler idi; rahimehüllâh."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M2 189] Serdâr-ı ekrem hatb-ı ehemm-i seferiyyeye mübâşeret ve ‘illet-i akvây-ı tehaşşüd-i asker olan zehâyir cem‘iyle icrây-ı lâzime-i basîret eylediklerinden gayri, sevâhil-i Tuna'yı rûz-i hızıra dek hifz u hirâset etmek üzere harçlıkları kazâlardan ve ta‘yînâtları cânib-i mîrîden verilmek üzere ‘Osmân-pazarı ve Şumnu ve Selvi ve Eski-cum'a kazâlarından on bin âdem tertîb ü tanzîm ve mübâşirler ta‘yîni ile beş on gün zarfında me'mûr oldukları mahallere taksîm olunup, Şumnu etrafında olan kazâların zehâyiri meştâ askerine ‘adem-i vefâ ile bu mâddenin dahi vaktiyle nizâmı umûr-i lâzimeden olmağla, mukaddemâ mesbûk olduğu gibi, Nemçelü'den kifâyet mikdârı zehâyir iştirâsiyçün Karahisârî Ahmed Bey'in Kapucu-başılık Pâyesi'yle kadri tevkīr ve Belgrad tarafına tesyîr olundu.\n\nBazarcık ve Edirne'de meştâ ittihâzı ba‘zı mahzûru mûcib ve Şumnu her hâlde münâsib olduğu ma‘lûm-i Sadr-ı seniyyü'l-menâkıb olduğuna binâ'en, bu keyfiyyet Kāyim-makām Paşa'ya inhâ ve Şumnu'da derhal zahîre zarûreti çekilmemek içün Ordu-yi hümâyûn hazînesinden yirmi beş bin guruş Şumnu A‘yânı'na irsâl olunması müşârun ileyhe tahrîr ü inbâ olunduğundan gayri, Karasu'da mukīm Vezîr ‘Abdî Paşa Bazarcığ'a gelüp, o havâlîyi keyd-i düşmenden te’mîn ve kulûb-i ehâlîde olan hafakānı teskîn vesâyâsını gûş-i hûşuna ilkā etdikden sonra, Livây-ı şerîfi zîb-i ‘âtık-ı rif‘at ve Şumnu'ya teveccüh ü ‘azîmet husûsu Kāyim-makām-ı müşârun ileyhe tahrîr ü işâret olundu. Emr ü fermân olunan umûru müşârun ileyh rü'yet ve ramazânü'l-mübârekin sekizinci günü Bazarcık'dan hareket etdiği mektûbundan ma‘lûm-i Sadr-ı Felâtûn-menkabet olmağla, ma‘iyyet-i Âsafî'lerinde olan bin kadar Bosna askerini Ruscuk Ser‘askeri 'İzzet Ahmed Paşa ma‘iyyetine ta‘yîn etdikden sonra, Ruscuk'dan fekk-i tınâb-ı ârâm ve kemâl-i ihtişâm ile ramâzanın on ikinci günü Şumnu Meştâsı'nı makām eyledi. Ordu-yi hümâyûn'un dahi ramazanın on beşinci günü vusûl bulacağı te‘ayyün edüp, Serdâr-ı ekrem hâric-i kasabadan Livây-ı Fahr-i enbiyâyı istikbâl ve mukaddemce ihzâr olunan mahalle o nahl-i revân-ı sûr-i sitân-ı şeref ü iclâli îsâl eylediler. Ferdâsı hatt-ı şerîf kırâ'at olunup, erbâb-ı menâsıba [M2 190] kānûn üzere ‘umûm hıl‘atleri ilbâs ve taraf-ı Sadr-ı bâhirü'ş-şerefden herkes mazhar-ı lütf u istînâs kılınup, dîvân yerinden kufûl ve ihzâr olunan konaklarına nüzûl eylediler.",
          "caption": "Şurû‘-i Sadrıaʻzam be-mehâmm-ı seferiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_825.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurû‘-i Sadrıaʻzam be-mehâmm-ı seferiyye",
          "text": "[M2 189] Serdâr-ı ekrem hatb-ı ehemm-i seferiyyeye mübâşeret ve ‘illet-i akvây-ı tehaşşüd-i asker olan zehâyir cem‘iyle icrây-ı lâzime-i basîret eylediklerinden gayri, sevâhil-i Tuna'yı rûz-i hızıra dek hifz u hirâset etmek üzere harçlıkları kazâlardan ve ta‘yînâtları cânib-i mîrîden verilmek üzere ‘Osmân-pazarı ve Şumnu ve Selvi ve Eski-cum'a kazâlarından on bin âdem tertîb ü tanzîm ve mübâşirler ta‘yîni ile beş on gün zarfında me'mûr oldukları mahallere taksîm olunup, Şumnu etrafında olan kazâların zehâyiri meştâ askerine ‘adem-i vefâ ile bu mâddenin dahi vaktiyle nizâmı umûr-i lâzimeden olmağla, mukaddemâ mesbûk olduğu gibi, Nemçelü'den kifâyet mikdârı zehâyir iştirâsiyçün Karahisârî Ahmed Bey'in Kapucu-başılık Pâyesi'yle kadri tevkīr ve Belgrad tarafına tesyîr olundu.\n\nBazarcık ve Edirne'de meştâ ittihâzı ba‘zı mahzûru mûcib ve Şumnu her hâlde münâsib olduğu ma‘lûm-i Sadr-ı seniyyü'l-menâkıb olduğuna binâ'en, bu keyfiyyet Kāyim-makām Paşa'ya inhâ ve Şumnu'da derhal zahîre zarûreti çekilmemek içün Ordu-yi hümâyûn hazînesinden yirmi beş bin guruş Şumnu A‘yânı'na irsâl olunması müşârun ileyhe tahrîr ü inbâ olunduğundan gayri, Karasu'da mukīm Vezîr ‘Abdî Paşa Bazarcığ'a gelüp, o havâlîyi keyd-i düşmenden te’mîn ve kulûb-i ehâlîde olan hafakānı teskîn vesâyâsını gûş-i hûşuna ilkā etdikden sonra, Livây-ı şerîfi zîb-i ‘âtık-ı rif‘at ve Şumnu'ya teveccüh ü ‘azîmet husûsu Kāyim-makām-ı müşârun ileyhe tahrîr ü işâret olundu. Emr ü fermân olunan umûru müşârun ileyh rü'yet ve ramazânü'l-mübârekin sekizinci günü Bazarcık'dan hareket etdiği mektûbundan ma‘lûm-i Sadr-ı Felâtûn-menkabet olmağla, ma‘iyyet-i Âsafî'lerinde olan bin kadar Bosna askerini Ruscuk Ser‘askeri 'İzzet Ahmed Paşa ma‘iyyetine ta‘yîn etdikden sonra, Ruscuk'dan fekk-i tınâb-ı ârâm ve kemâl-i ihtişâm ile ramâzanın on ikinci günü Şumnu Meştâsı'nı makām eyledi. Ordu-yi hümâyûn'un dahi ramazanın on beşinci günü vusûl bulacağı te‘ayyün edüp, Serdâr-ı ekrem hâric-i kasabadan Livây-ı Fahr-i enbiyâyı istikbâl ve mukaddemce ihzâr olunan mahalle o nahl-i revân-ı sûr-i sitân-ı şeref ü iclâli îsâl eylediler. Ferdâsı hatt-ı şerîf kırâ'at olunup, erbâb-ı menâsıba [M2 190] kānûn üzere ‘umûm hıl‘atleri ilbâs ve taraf-ı Sadr-ı bâhirü'ş-şerefden herkes mazhar-ı lütf u istînâs kılınup, dîvân yerinden kufûl ve ihzâr olunan konaklarına nüzûl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "“An-asl hâki âmihte-i şerrü fesâd ve ehâlîsi mâye-i lecâc ü ‘inâd olan Deli-orman ve Hâcı-oğlu Bazarı ve Şumnu ve Hezârgrad ve sâyir kazâlarda kâyin olanların ba‘zısı seferler takrîbi ile dâyire-i itâʿatden gerden-keş ve fukarâ ve ebnâ’-i sebîli dendân-ı tîz-\ni-gezend ile ledğ u izʿâcda mânend-i mâr-ı münakkaş olduklarından gayri, rîş-i sefîdân ve zâbitlerinin taht-ı itâʿatlarından hurûc ve nasîhatlarını ʿadem-i kabûl ile zirve-i ʿutüvv u istikbâra ʿurûc ve kemâl-i galebe ile havf-i cezâdan masûn ve rûz u şeb fetk ü batş ile tavr u reftâr-ı bâgiyâneleri dâyire-i hadden bîrûn olup, bu esbâb ile Yergöğü ve Bazarcık ve Tuna havâlîlerinde zikri sebkat etdiği vech üzere şekāvete cesâret edenlerin vasıta-i tîğ-i siyâsetle dimâʿ-ı fâsideleri isâle vü ihrâk ve münteşir-i âfâk olan ebâtîl-i aʿmâlleri dest-yârî-yi hüsn-i tedbîr ile imhâk olunmak rekîz-i zamîr-i Sadr-ı sütûde-ahlâk olmağla, o makūle zaleme ve ehl-i fesâdı kâr-âzmûde ve mukaddem gümâşteler ile sırran ve ʿalenen kahr u istîsâl ve sefer ü hazarda bağy ü şikākdan gayri ellerinden bir şey gelmeyen müfsidleri yek be yek iʿdâm ile sevâhil ü serhadleri âzâde-i şûriş ü ihtilâl eyledi.\n\nDeli-orman ve Arnabûdluk ber-minvâl-i muharrer menbaʿ-ı şûr u şerr olup, birkaç senede bir defʿa nizâm zımnında kaviyyü'l-iktidâr vüzerây-ı ʿizâmın me'mûriyyetleri serkeşleri kahr ve fukārayı âzâde-i zulm ü cevr etmek hikmetine mebnî olup, fi'l-hakīka bu nizâmdan sonra bir müddet tahsîl-i âsâyiş ve indifâʿ-ı mezâlim hâletleri meşhûd ve zıll-i re'fet bî-tâb ü tâkat olanlar hakkında memdûd olur idi.",
          "caption": "Te'dîb ü kahr-ı ba'zı bî-edebân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_826.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Te'dîb ü kahr-ı ba'zı bî-edebân",
          "text": "“An-asl hâki âmihte-i şerrü fesâd ve ehâlîsi mâye-i lecâc ü ‘inâd olan Deli-orman ve Hâcı-oğlu Bazarı ve Şumnu ve Hezârgrad ve sâyir kazâlarda kâyin olanların ba‘zısı seferler takrîbi ile dâyire-i itâʿatden gerden-keş ve fukarâ ve ebnâ’-i sebîli dendân-ı tîz-\ni-gezend ile ledğ u izʿâcda mânend-i mâr-ı münakkaş olduklarından gayri, rîş-i sefîdân ve zâbitlerinin taht-ı itâʿatlarından hurûc ve nasîhatlarını ʿadem-i kabûl ile zirve-i ʿutüvv u istikbâra ʿurûc ve kemâl-i galebe ile havf-i cezâdan masûn ve rûz u şeb fetk ü batş ile tavr u reftâr-ı bâgiyâneleri dâyire-i hadden bîrûn olup, bu esbâb ile Yergöğü ve Bazarcık ve Tuna havâlîlerinde zikri sebkat etdiği vech üzere şekāvete cesâret edenlerin vasıta-i tîğ-i siyâsetle dimâʿ-ı fâsideleri isâle vü ihrâk ve münteşir-i âfâk olan ebâtîl-i aʿmâlleri dest-yârî-yi hüsn-i tedbîr ile imhâk olunmak rekîz-i zamîr-i Sadr-ı sütûde-ahlâk olmağla, o makūle zaleme ve ehl-i fesâdı kâr-âzmûde ve mukaddem gümâşteler ile sırran ve ʿalenen kahr u istîsâl ve sefer ü hazarda bağy ü şikākdan gayri ellerinden bir şey gelmeyen müfsidleri yek be yek iʿdâm ile sevâhil ü serhadleri âzâde-i şûriş ü ihtilâl eyledi.\n\nDeli-orman ve Arnabûdluk ber-minvâl-i muharrer menbaʿ-ı şûr u şerr olup, birkaç senede bir defʿa nizâm zımnında kaviyyü'l-iktidâr vüzerây-ı ʿizâmın me'mûriyyetleri serkeşleri kahr ve fukārayı âzâde-i zulm ü cevr etmek hikmetine mebnî olup, fi'l-hakīka bu nizâmdan sonra bir müddet tahsîl-i âsâyiş ve indifâʿ-ı mezâlim hâletleri meşhûd ve zıll-i re'fet bî-tâb ü tâkat olanlar hakkında memdûd olur idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nüfûs-i rezîle erbâbı mutâlebe-i mâl ve temennî-yi tereffüh ile “bi'l-guduvvi ve'l-âsâl” üftâde-i hılâb-ı vehm ü hayâl ve dâm-efgen-i kemingâh-ı ihtiyâl olup, tahsîl-i mâl ise teʿaddî vü tecavüze ve baʿzan izhâk-ı rûh ve itlâf-ı nefs etmeğe muhtâc olmağla, garaz-ı mezkûre vusûl zımnında ne derecelerde zarar teʿayyün eyleyeceği zâhir olup, bu takdîrde umûr-ı siyâsiyyesini muhafaza eden düvel be's-i şedîd ile [M2 191] muttasıf olan hadîdi kırâbından sell ile o makūleleri tedmîr ve mülkünü tathîr hikmete muvâfık bir fi'l-i serîʿu't-te'sîrdir. Havâss-ı nâsda dahi bu hâlet nümâyân ve ser-i kâra geldikleri gibi müddet-i kalîlede nakd-i firâvân cemʿiyle tarsîs-i bünyân ve tezyîn-i eyvân eylediklerinden gayri, zâhir ve hafî envâʿ-ı mücevherât ile ceyb-i vebnân ve kîse vü enbânların mele'ân edüp, bu tecemmül ü tezeyyüne mansıbları îrâdı vefâ etmeyüp, lâ-mehâle mîrîye muzır ve mesâlih-i devlete muhil umûr vâhîmü'l-ʿâkıbeye iktihâm edecekleri ednâ mülâhaza ile maʿlûm olan mevâddandır. Sâyesinde mütenaʿîm oldukları devlete ihânet ü iltimâs, envâʿ-ı refâhiyetle Şehriyâr-ı ʿasr dâme fi'l-ʿizz-i ve'n-nasr hazretlerine cinâyet edenleri Hak celle ve ʿâlâ islâh ve niʿmet-i kanâʿatle iflâh eyleye âmîn.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_827.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "Nüfûs-i rezîle erbâbı mutâlebe-i mâl ve temennî-yi tereffüh ile “bi'l-guduvvi ve'l-âsâl” üftâde-i hılâb-ı vehm ü hayâl ve dâm-efgen-i kemingâh-ı ihtiyâl olup, tahsîl-i mâl ise teʿaddî vü tecavüze ve baʿzan izhâk-ı rûh ve itlâf-ı nefs etmeğe muhtâc olmağla, garaz-ı mezkûre vusûl zımnında ne derecelerde zarar teʿayyün eyleyeceği zâhir olup, bu takdîrde umûr-ı siyâsiyyesini muhafaza eden düvel be's-i şedîd ile [M2 191] muttasıf olan hadîdi kırâbından sell ile o makūleleri tedmîr ve mülkünü tathîr hikmete muvâfık bir fi'l-i serîʿu't-te'sîrdir. Havâss-ı nâsda dahi bu hâlet nümâyân ve ser-i kâra geldikleri gibi müddet-i kalîlede nakd-i firâvân cemʿiyle tarsîs-i bünyân ve tezyîn-i eyvân eylediklerinden gayri, zâhir ve hafî envâʿ-ı mücevherât ile ceyb-i vebnân ve kîse vü enbânların mele'ân edüp, bu tecemmül ü tezeyyüne mansıbları îrâdı vefâ etmeyüp, lâ-mehâle mîrîye muzır ve mesâlih-i devlete muhil umûr vâhîmü'l-ʿâkıbeye iktihâm edecekleri ednâ mülâhaza ile maʿlûm olan mevâddandır. Sâyesinde mütenaʿîm oldukları devlete ihânet ü iltimâs, envâʿ-ı refâhiyetle Şehriyâr-ı ʿasr dâme fi'l-ʿizz-i ve'n-nasr hazretlerine cinâyet edenleri Hak celle ve ʿâlâ islâh ve niʿmet-i kanâʿatle iflâh eyleye âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i Kırım dest-bürd-i düşmen-i leʾîm olduğuna binâʾen, mülk-i mezbûr ya ʿanveten ve yâhûd sulhen kemâ fi'l-evvel dâhil-i memâlik-i Pâdişâhî olmadıkça hânlara Kırım Hânı taʿbîri lağv olup, berü tarafda el-yevm mütemekkin olan Tatarlar'a ıstılahları üzere Hân olmak ve bir cemʿiyyet tedârüküyle, serhadlerde karîb bir mahalde muhâfazaya ihtimâm etmek husûsları Rikâb-ı hümâyûn tarafında müşâvere ve o mesnede lâyık bir şahsın nasb ü taʿyîni müzâkere olunup, Rumeli'nde sâkin selâtîn ve mîrzâyân Âsitâne-i saʿâdet'e ihzâr ve Dâvud Paşa Serâyı'nda bu husûs karargîr-i nizâm olmak zımnında ʿulemâ ve ricâl ictimâʿıyla bi'n-nefs Şehriyâr-ı sütûde-etvâr dahi mahall-i mezkûre sevk-i rehvâr-ı ʿizz u iʿtibâr etmişleridi. Her keyfiyyet huzûr-i hümâyûnda etrâfıyla söyleşilüp, âhir-i kâr Hânlık Maksûd Girây'da karâr edüp, fi'l-hâl dûş-i istîhâli teşrîf-i latîf ile tezyîn ve Kalgaylığ'a Kırım Girây-zâde Baht Girây Sultân taʿyîn olunup, Kırım halkının Moskovlu ile vâkiʿ olan muʿâhede-i zarûriyyeleri tağyîr ve o ülkenin ke'l-evvel Memâlik-i Pâdişâhî'ye iltihâkına medâr olur tedbîrin kuvvetden fiʿle îsâli husûsu yegân yegân ifâde ve tezkîr olunup, cümlesi mazhar-ı sunûf-i eltâf olarak çiftliklerine ruhsat-yâb-ı ʿavd u insırâf oldular.\n\nMaksûd Girây Hân Kırım'da olan Tatar'ın ilgāy-ı muʿâhedesi kavm-i Çerâkise'yi iğrâ ile hâsıl olacağını işrâb ve Kırım Girây Hân'ın oğlu Mehmed Girây Sultân'ın [M2 192] o tarafa teveccühünü istisvâb edüp, kabâyil-i mezkûreyi celb ü teʾlîf ve iʿdâd olunan inʿâmât-ı Şâhâne'yi tavsîl ve âzâde-i seniyyeyi taʿrîf içün Hâssa silahşörlerinden Gürcü ʿAli Ağa Sultân-ı mûmâ ileyhe terfîk ve ʿazîmetlerinde terk-i taʿvîk olunmuşidi. Kırım Adası küffâr ile mâl-â-mâl ve sevâhil-i Nehr-i Tuna'nın ekser mahalli eyâdî-yi menhûselerinde olduğu zâhir-i hâl olduğundan gayri, Bahr-i siyâh'da Moskov sefînelerinin geşt ü güzârı beyne'n-nâs şâyiʿ ve bu mülâbese ile tarîkları mütekātıʿ olduğu aʿzârıyla on binden mütecâviz Tatar ve ecnâs mahlûkātdan müterekkib âdemler ile Şumnu'ya ilgār eyledikleri, maʿlûm-i Sadr-ı gayret-şiʿâr olmağla, meştâ-nişîn olanların tedârük-i zâdlarında zahmet, vâsıl derece-i nihâyet olmuşiken, şu kadar mahlûka taʿyîn yetişdirmek tavk-ı istitâʿatdan hâric olup, her çend Hân cenâblarının dîk-i mekân ve ʿadem-i müsaʿade-i vakt ü zemân ile şânlarına muvâfık ikrâm mümkin olamayacağı merreten baʿde uhrâ taraflarına ifhâm ve sevâhil-i Tuna'da muhtarları olan mahalde ârâm etmeleri ibrâm olunmuşiken, kasd-ı ziyâret ve zimnen cerr-i menfaʿat irâdesiyle, mülâkāta meyl-i küllî izhâr ve nâ-çâr Piyâde Mukābelecisi ʿAtâʾullah Beyefendi mihmândârlık ile tarafına tesyâr olunup, maʿiyyetinde olan bin kadar mîrzâyân ve selâtîn ve sâyir efrâd-ı Tatarı mûmâ ileyh etrâf-ı kasabada vâkiʿ kurâya îvâ ve levâzım u havâyic-i zarûriyyelerin îfâ eyledi.\n\nHân beyân olunduğu gibi mülâkāt içün Şumnu'ya geleceğini inhâ ve bir donanmış at ile Kethudâ Bey istikbâline gidüp, yarım sâʿat mahalde nasb olununan yemeklik haymesine vâsıl ve Sadrıaʿzam dahi resm-i terhîb ü istikbâl siyâkında maʿnûn alay ile mahall-i mezkûre nâzil olup, Hân dahi vürûd ve resm-i hoş-âmedî itmâmından sonra hem-ʿinân\nSerây-ı Âsafî'ye gelüp, nısf sâʿat kuʿûd ve baʿde zâlik iʿdâd olunan konağa nüzûl ile mesned-i istirâhate suʿûd eyledi. Müşârun ileyhe henüz taʿyîn-i mekân olunmadığından, bu husûs kendüleriyle müzâkere ve her tarafın keyfiyyeti zımnında pergâr-ı meşveret idâre olundukda, incimâd-ı nehr sebebi ile Ruscuk taraflarına keyd-i aʿdâ melhûz olduğunu işʿâr ve kasaba-i mezkûreda ihtiyâr-ı meştâ münâsib olduğunu [M2 193] tezkâr edüp, re'yi istisvâb ve bundan sonra beş on gün ikāmet ve hevest-kâr-ı ruhsat-ı zihâb olup, Ordu-yi hümâyûn hazînesinden on beş bin guruş ve bir sevb-i semmûr ve tekrar müzeyyen bir esb-i sabâ-reftâr takdîminden sonra gıbta-zen-i mehâbîb-i hallâh (خلخ) nev-şâd ve âteş-endâz-ı kulûb-ı zühhâd ve muharrik-i ʿurûk-ı cemâd olan dört nefer tâze-rû oğullarına kürkler ilbâs olunup, ramazânın yirmi yedinci günü ifây-ı resm-i tevdîʿ ve geldikleri hey'et ile teşyîʿ olundular.",
          "caption": "Hân-ı şüden-i Maksûd Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_828.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Hân-ı şüden-i Maksûd Girây Hân",
          "text": "Memleket-i Kırım dest-bürd-i düşmen-i leʾîm olduğuna binâʾen, mülk-i mezbûr ya ʿanveten ve yâhûd sulhen kemâ fi'l-evvel dâhil-i memâlik-i Pâdişâhî olmadıkça hânlara Kırım Hânı taʿbîri lağv olup, berü tarafda el-yevm mütemekkin olan Tatarlar'a ıstılahları üzere Hân olmak ve bir cemʿiyyet tedârüküyle, serhadlerde karîb bir mahalde muhâfazaya ihtimâm etmek husûsları Rikâb-ı hümâyûn tarafında müşâvere ve o mesnede lâyık bir şahsın nasb ü taʿyîni müzâkere olunup, Rumeli'nde sâkin selâtîn ve mîrzâyân Âsitâne-i saʿâdet'e ihzâr ve Dâvud Paşa Serâyı'nda bu husûs karargîr-i nizâm olmak zımnında ʿulemâ ve ricâl ictimâʿıyla bi'n-nefs Şehriyâr-ı sütûde-etvâr dahi mahall-i mezkûre sevk-i rehvâr-ı ʿizz u iʿtibâr etmişleridi. Her keyfiyyet huzûr-i hümâyûnda etrâfıyla söyleşilüp, âhir-i kâr Hânlık Maksûd Girây'da karâr edüp, fi'l-hâl dûş-i istîhâli teşrîf-i latîf ile tezyîn ve Kalgaylığ'a Kırım Girây-zâde Baht Girây Sultân taʿyîn olunup, Kırım halkının Moskovlu ile vâkiʿ olan muʿâhede-i zarûriyyeleri tağyîr ve o ülkenin ke'l-evvel Memâlik-i Pâdişâhî'ye iltihâkına medâr olur tedbîrin kuvvetden fiʿle îsâli husûsu yegân yegân ifâde ve tezkîr olunup, cümlesi mazhar-ı sunûf-i eltâf olarak çiftliklerine ruhsat-yâb-ı ʿavd u insırâf oldular.\n\nMaksûd Girây Hân Kırım'da olan Tatar'ın ilgāy-ı muʿâhedesi kavm-i Çerâkise'yi iğrâ ile hâsıl olacağını işrâb ve Kırım Girây Hân'ın oğlu Mehmed Girây Sultân'ın [M2 192] o tarafa teveccühünü istisvâb edüp, kabâyil-i mezkûreyi celb ü teʾlîf ve iʿdâd olunan inʿâmât-ı Şâhâne'yi tavsîl ve âzâde-i seniyyeyi taʿrîf içün Hâssa silahşörlerinden Gürcü ʿAli Ağa Sultân-ı mûmâ ileyhe terfîk ve ʿazîmetlerinde terk-i taʿvîk olunmuşidi. Kırım Adası küffâr ile mâl-â-mâl ve sevâhil-i Nehr-i Tuna'nın ekser mahalli eyâdî-yi menhûselerinde olduğu zâhir-i hâl olduğundan gayri, Bahr-i siyâh'da Moskov sefînelerinin geşt ü güzârı beyne'n-nâs şâyiʿ ve bu mülâbese ile tarîkları mütekātıʿ olduğu aʿzârıyla on binden mütecâviz Tatar ve ecnâs mahlûkātdan müterekkib âdemler ile Şumnu'ya ilgār eyledikleri, maʿlûm-i Sadr-ı gayret-şiʿâr olmağla, meştâ-nişîn olanların tedârük-i zâdlarında zahmet, vâsıl derece-i nihâyet olmuşiken, şu kadar mahlûka taʿyîn yetişdirmek tavk-ı istitâʿatdan hâric olup, her çend Hân cenâblarının dîk-i mekân ve ʿadem-i müsaʿade-i vakt ü zemân ile şânlarına muvâfık ikrâm mümkin olamayacağı merreten baʿde uhrâ taraflarına ifhâm ve sevâhil-i Tuna'da muhtarları olan mahalde ârâm etmeleri ibrâm olunmuşiken, kasd-ı ziyâret ve zimnen cerr-i menfaʿat irâdesiyle, mülâkāta meyl-i küllî izhâr ve nâ-çâr Piyâde Mukābelecisi ʿAtâʾullah Beyefendi mihmândârlık ile tarafına tesyâr olunup, maʿiyyetinde olan bin kadar mîrzâyân ve selâtîn ve sâyir efrâd-ı Tatarı mûmâ ileyh etrâf-ı kasabada vâkiʿ kurâya îvâ ve levâzım u havâyic-i zarûriyyelerin îfâ eyledi.\n\nHân beyân olunduğu gibi mülâkāt içün Şumnu'ya geleceğini inhâ ve bir donanmış at ile Kethudâ Bey istikbâline gidüp, yarım sâʿat mahalde nasb olununan yemeklik haymesine vâsıl ve Sadrıaʿzam dahi resm-i terhîb ü istikbâl siyâkında maʿnûn alay ile mahall-i mezkûre nâzil olup, Hân dahi vürûd ve resm-i hoş-âmedî itmâmından sonra hem-ʿinân\nSerây-ı Âsafî'ye gelüp, nısf sâʿat kuʿûd ve baʿde zâlik iʿdâd olunan konağa nüzûl ile mesned-i istirâhate suʿûd eyledi. Müşârun ileyhe henüz taʿyîn-i mekân olunmadığından, bu husûs kendüleriyle müzâkere ve her tarafın keyfiyyeti zımnında pergâr-ı meşveret idâre olundukda, incimâd-ı nehr sebebi ile Ruscuk taraflarına keyd-i aʿdâ melhûz olduğunu işʿâr ve kasaba-i mezkûreda ihtiyâr-ı meştâ münâsib olduğunu [M2 193] tezkâr edüp, re'yi istisvâb ve bundan sonra beş on gün ikāmet ve hevest-kâr-ı ruhsat-ı zihâb olup, Ordu-yi hümâyûn hazînesinden on beş bin guruş ve bir sevb-i semmûr ve tekrar müzeyyen bir esb-i sabâ-reftâr takdîminden sonra gıbta-zen-i mehâbîb-i hallâh (خلخ) nev-şâd ve âteş-endâz-ı kulûb-ı zühhâd ve muharrik-i ʿurûk-ı cemâd olan dört nefer tâze-rû oğullarına kürkler ilbâs olunup, ramazânın yirmi yedinci günü ifây-ı resm-i tevdîʿ ve geldikleri hey'et ile teşyîʿ olundular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin dâyire ve havâşîsine lâzım gelen taʿyînâtın idâresi zımnında, Ordu-yi hümâyûn'da Baş-bâkīkulu olan Yek-çeşm Mehmed Ağa taʿyîn olunup, zaʿf-ı hâl ile bu maslahatı idârede ʿâciz olduğunu beyân ve müteşebbis-i dâmân-ı ʿafv olduğu, bâʿis-i tehyîc-i gazab-ı Sadrıʿâlî-kadr olup, ʿazl ile tesrîb ve yerine Sârbân-başı bulunan Ahmed Efendi takrîb olunmuşidi. Hân her tarafdan sîr-âb-ı zülâl-i birr u ihsân olup, her hâlde muktezây-ı vakt ü hâle nazar ile bulduğunu yeyüp, mevcûda kanâʿat lâzım iken, o havâlîde vücûdu maʿdûm-ı nefâyis etʿimeye harîs ve tâlib şey'-i gayr-i rahîs olup, başında olan hevâ-perestler dahi tahrîkden hâlî olmayarak, câ-be-câ devleti tasdîʿ ve Nüzûl Emîni'ni muvâhaze vü takrîʿ edüp, bu hâl Serdâr-ı ekrem'e îrâs-ı endûh u se'âmet ve bilâhare taʿyînâtlarını bedele katʿ edüp, be-her mâh otuz beş bin guruş hazîneye rabt ve tarafına ibʿâs ile kesb-i râhat etmişidi. Ancak başında olan haşerât buna kanâʿat etmeyüp, Hülâgû askeri gibi kurb u civârda olan kurâyı harâbe-zâr ve taleb-i şey'-i mevcûd u maʿdûm ile sükkânını giriftâr-ı çâr-mevce-i yemm-i iztırâb eylediklerinden gayri, bedel-i mezkûru istiklâl ve taleb-i zâyid ile ordu halkını işgāl etdikleri resîde-i sâmia-i hümâyûn ve sebeb-i infiʿâl-i gûnâ gûn olup, mukaddemâ huzûr-ı hümâyûnlarında münʿakid olan meclis-i hatîrde kendülerinin hânlığa intihâbı Kırım ülkesinde kâyin akvâm-ı Tatar'ın isticlâbıyla, miyânelerinde merbût muʿâhedenin feshine ve eyyâm-ı şitâda sevâhil muhâfazasına ve imkân müsâʿade olduğu hâlde, aʿdânın bulunduğu mahallere hücûm etmek ve birkaç seneden berü niçe hazâyin sarf ve reʿâyâda dahi tâkat kalmayup, hîn-i [M2 194] ikāmetde mümkini ile idâre-i umûr etmek ʿilletlerine mebnî olup, bu imkân endâhte-i tâkçe-i nisyân ve teklîf-i mâ-lâ yutâk ile tahsîl-i esbâb-ı râhat ü sâmân ve bâ-husûs maʿiyyetlerinde bulunan enzâl-i nâs fukarâyı cevr-i bî-kıyâs ile iftirâs edüp, fî-mâ baʿd bu tavr-ı gayr-ı me'lûf-ı masrûf ve huzûrda vâkī olan teʿahhüd-ı maʿrûf üzere ibrâz-ı hıdmet-ı mebrûreye saʿy ile ʿavârif-ı seniyyemize\nmahfûf olmaları ve hıfz-ı dâyire ile civârda vâkiʿ fukarâyı himâyet ve mü'temer olmayup, reʿâyâyı mutazarrır edenleri tard ü tebʿîd eyliyesiz deyü, bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn-i şeref-rîz vürûd olup, Sadrıaʿzam tarafından müşârun ileyhe irsâl ve bu vesîle ile başında olan halkı dûr-bâş-ı tenbîh ile tavk-ı tâʿate idhâl eyledi.",
          "caption": "Bakıyye-i ahvâl-i Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_829.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Bakıyye-i ahvâl-i Hân",
          "text": "Müşârun ileyhin dâyire ve havâşîsine lâzım gelen taʿyînâtın idâresi zımnında, Ordu-yi hümâyûn'da Baş-bâkīkulu olan Yek-çeşm Mehmed Ağa taʿyîn olunup, zaʿf-ı hâl ile bu maslahatı idârede ʿâciz olduğunu beyân ve müteşebbis-i dâmân-ı ʿafv olduğu, bâʿis-i tehyîc-i gazab-ı Sadrıʿâlî-kadr olup, ʿazl ile tesrîb ve yerine Sârbân-başı bulunan Ahmed Efendi takrîb olunmuşidi. Hân her tarafdan sîr-âb-ı zülâl-i birr u ihsân olup, her hâlde muktezây-ı vakt ü hâle nazar ile bulduğunu yeyüp, mevcûda kanâʿat lâzım iken, o havâlîde vücûdu maʿdûm-ı nefâyis etʿimeye harîs ve tâlib şey'-i gayr-i rahîs olup, başında olan hevâ-perestler dahi tahrîkden hâlî olmayarak, câ-be-câ devleti tasdîʿ ve Nüzûl Emîni'ni muvâhaze vü takrîʿ edüp, bu hâl Serdâr-ı ekrem'e îrâs-ı endûh u se'âmet ve bilâhare taʿyînâtlarını bedele katʿ edüp, be-her mâh otuz beş bin guruş hazîneye rabt ve tarafına ibʿâs ile kesb-i râhat etmişidi. Ancak başında olan haşerât buna kanâʿat etmeyüp, Hülâgû askeri gibi kurb u civârda olan kurâyı harâbe-zâr ve taleb-i şey'-i mevcûd u maʿdûm ile sükkânını giriftâr-ı çâr-mevce-i yemm-i iztırâb eylediklerinden gayri, bedel-i mezkûru istiklâl ve taleb-i zâyid ile ordu halkını işgāl etdikleri resîde-i sâmia-i hümâyûn ve sebeb-i infiʿâl-i gûnâ gûn olup, mukaddemâ huzûr-ı hümâyûnlarında münʿakid olan meclis-i hatîrde kendülerinin hânlığa intihâbı Kırım ülkesinde kâyin akvâm-ı Tatar'ın isticlâbıyla, miyânelerinde merbût muʿâhedenin feshine ve eyyâm-ı şitâda sevâhil muhâfazasına ve imkân müsâʿade olduğu hâlde, aʿdânın bulunduğu mahallere hücûm etmek ve birkaç seneden berü niçe hazâyin sarf ve reʿâyâda dahi tâkat kalmayup, hîn-i [M2 194] ikāmetde mümkini ile idâre-i umûr etmek ʿilletlerine mebnî olup, bu imkân endâhte-i tâkçe-i nisyân ve teklîf-i mâ-lâ yutâk ile tahsîl-i esbâb-ı râhat ü sâmân ve bâ-husûs maʿiyyetlerinde bulunan enzâl-i nâs fukarâyı cevr-i bî-kıyâs ile iftirâs edüp, fî-mâ baʿd bu tavr-ı gayr-ı me'lûf-ı masrûf ve huzûrda vâkī olan teʿahhüd-ı maʿrûf üzere ibrâz-ı hıdmet-ı mebrûreye saʿy ile ʿavârif-ı seniyyemize\nmahfûf olmaları ve hıfz-ı dâyire ile civârda vâkiʿ fukarâyı himâyet ve mü'temer olmayup, reʿâyâyı mutazarrır edenleri tard ü tebʿîd eyliyesiz deyü, bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn-i şeref-rîz vürûd olup, Sadrıaʿzam tarafından müşârun ileyhe irsâl ve bu vesîle ile başında olan halkı dûr-bâş-ı tenbîh ile tavk-ı tâʿate idhâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sâl-i ʿibret-iştimâlde kesret-i mesârif ve rüzgâr-ı rüzgârdan müşâhede olunan vazʿ-ı muhâlif sebebi ile kısteyn mevâcibine müretteb olan mebâliğ umûr-i mühimmeye sarf u istihlâk olunup, bu âna dek mevâcib kabûl-i te'ahhur ve bu sebeble ocağlu izhâr-ı tezaccur edüp, ramazân-ı şerîfin yirmi sekizinci günü [1] bir kıst mevâcib destyârî-yi Sadr-ı seniyyü'l-menâkıb ile ihrâc ü tevzîʿ ve râtibe-horân-ı devletin cihet-i taʿîşleri tevsîʿ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_830.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Bu sâl-i ʿibret-iştimâlde kesret-i mesârif ve rüzgâr-ı rüzgârdan müşâhede olunan vazʿ-ı muhâlif sebebi ile kısteyn mevâcibine müretteb olan mebâliğ umûr-i mühimmeye sarf u istihlâk olunup, bu âna dek mevâcib kabûl-i te'ahhur ve bu sebeble ocağlu izhâr-ı tezaccur edüp, ramazân-ı şerîfin yirmi sekizinci günü [1] bir kıst mevâcib destyârî-yi Sadr-ı seniyyü'l-menâkıb ile ihrâc ü tevzîʿ ve râtibe-horân-ı devletin cihet-i taʿîşleri tevsîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fi'l Re'îsülküttâb olan Mehmed Recâyî Efendi bir zemândan berü infiʿâlât-ı nefsâniyye ve inkılâbât-ı seferiyye ile hilye-i sıhhatden dûr ve üç mâhdan berü mülâzemet-i Bâb-ı ʿâlî'den mehcûr olup, nâ-çâr Âsitâne-i saʿâdet'e âzîmet içün istidʿây-ı ruhsat etmişidi. Fi'l-asl Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi'nin mesned-i riyâsete iʿtilâsı, taraf-ı hümâyûndan Sadrıaʿzam tarafına hufyeten fermân ve mûmâ ileyhin menzile-i ʿilm ü ʿirfân ve derece-i ʿakl ü izʿânı maʿlûm-i kāsî vü dânî olduğundan, o rütbe-i menîʿaya istihkākı nezd-i Sadâret-penâhî'de dahi bi't-tecribeti ve'l-imtihân nümâyân olup, şevvâlin on beşinci günü [2] fülk-i küttâba re'îs ve felek-i devlete Bercîs oldu.",
          "caption": "Re'îsülküttâb-şüden-i el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_831.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Re'îsülküttâb-şüden-i el-Hâc ʿAbdurrezzâk Efendi",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fi'l Re'îsülküttâb olan Mehmed Recâyî Efendi bir zemândan berü infiʿâlât-ı nefsâniyye ve inkılâbât-ı seferiyye ile hilye-i sıhhatden dûr ve üç mâhdan berü mülâzemet-i Bâb-ı ʿâlî'den mehcûr olup, nâ-çâr Âsitâne-i saʿâdet'e âzîmet içün istidʿây-ı ruhsat etmişidi. Fi'l-asl Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi'nin mesned-i riyâsete iʿtilâsı, taraf-ı hümâyûndan Sadrıaʿzam tarafına hufyeten fermân ve mûmâ ileyhin menzile-i ʿilm ü ʿirfân ve derece-i ʿakl ü izʿânı maʿlûm-i kāsî vü dânî olduğundan, o rütbe-i menîʿaya istihkākı nezd-i Sadâret-penâhî'de dahi bi't-tecribeti ve'l-imtihân nümâyân olup, şevvâlin on beşinci günü [2] fülk-i küttâba re'îs ve felek-i devlete Bercîs oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh, Râgıp Paşa Sadâreti'nde Kethudâ bulunan Kâşif Mehmed Efendi'ye kesb-i teʿalluk edenlere tefevvuk edüp, darb-ı nutk ve idâre-i kelâm-ı bedîʿu'l-insicâm ile Efendi-yi mûmâ ileyhe tekarrub ve yek-dîger ile tevâlüf ü tecâvüb ederler idi. Bir gün Sadrıaʿzam'a: “Şu ʿAbdurrezzâk Efendi yeke-tâz-ı meydân-ı [M2 195] maʿrifet ve vüfûr-i ʿilm ü hüner ile sebbâk-ı gāyât-ı dirâyet olduğundan başka, pederleri Re'îsü'l-hâc Mustafa Efendi ile bir müddet Bâb-ı ʿâlî'de murâfakat ve miyânenizde hukūk-i râsiha sebkat edüp, bu tevcîhâtda Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb ve Tezkirecilik ile mûmâ ileyhi tatrîb buyursanız” ehil-perverlik ve hukāka riʿâyet etmiş olurdunuz” dedikde: “Fi'l-hakīka pederleriyle râbıta-bend-i dest-i ülfet olan hukūk ferâmûş olunmayup, kendüsünün dahi mâhiyyet ü haysiyyeti mû-be-mû maʿlûmumdur ancak, insana nısf-ı devletden maʿdûd olan cesâmet-i vücûddan mahrûm olup, öyle bodur ve kasîru'l-kāme çelebîyi mahall-i heybet olan Dîvân-ı ʿâlî hıdmetine tevassul suhre-i erbâb-ı mesâlih ola-\ncağımızı îcâb eder” demekle katʿ-ı rişte-i kāl ü kīl eylediği sübût-yâfte-i sıhhat-rivâyetdir.\n\nHak celle ve ʿâlâ ezʿaf-ı mahlûkātı olan mûr-ı hakīri hazreti Süleyman gibi bir peygamber-i zî-şânın şeref-i muhâtabâtı ile muvakkar edüp, beyne'n-nâs min ciheti'l-mahlûkiyye tesâvî-yi mukarrer iken, âferîd-kâr-ı sunʿ-ı Cebbâr olanlara ʿayn-ı hakāretle nazar, şâyibe-i taʿrîz îhâmından gayri bir maʿnâ ifâde etmeyeceği cezm-kerde-i erbâb-ı istidlâl ü nazardır. “Sübhâne men lâ yakdiru en yünâziʿahü fî emrihi ahadün”.\n\nÇok geçmeden Efendi-yi mûmâ ileyh Mektupçu ve sefere çıkar iken Tezkireci ve yine Mektupçu olduğundan fazla, ʿuzâmây-ı ricâlin sîne-çâk-i hasret ü iştiyâk oldukları huzûr-i müstevcibü's-sürûr-i Şâhâne'ye ruhsat-yâb-ı müsûl ve birkaç defʿa şeref-i muhâtabât ile mahsûd-i erbâb-ı redd ü kabûl olduğundan başka, iki defʿa Reʾîsülküttâb menîʿu'l-cenâb olup, nüfûz u iʿtibâr ile merkez-i dâyire-i umûr ve müşâreket-i gayrdan sâlim olarak, medâr-ı ʿakd ü hall-i hutûb-i cumhûr oldu. Fi'l-hakīka zât-ı bedîʿu's-sıfatı bir cevher-i nâ-yâb ve zihn-i vekkādı gencîne-güşây-ı reʾy-i savâb olup, ugūr-i devletde cân fedâ ve istikāmetde müfred-i ʿalem gibi nidâ olunur bir zât-ı yektâ idi.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_832.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh, Râgıp Paşa Sadâreti'nde Kethudâ bulunan Kâşif Mehmed Efendi'ye kesb-i teʿalluk edenlere tefevvuk edüp, darb-ı nutk ve idâre-i kelâm-ı bedîʿu'l-insicâm ile Efendi-yi mûmâ ileyhe tekarrub ve yek-dîger ile tevâlüf ü tecâvüb ederler idi. Bir gün Sadrıaʿzam'a: “Şu ʿAbdurrezzâk Efendi yeke-tâz-ı meydân-ı [M2 195] maʿrifet ve vüfûr-i ʿilm ü hüner ile sebbâk-ı gāyât-ı dirâyet olduğundan başka, pederleri Re'îsü'l-hâc Mustafa Efendi ile bir müddet Bâb-ı ʿâlî'de murâfakat ve miyânenizde hukūk-i râsiha sebkat edüp, bu tevcîhâtda Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb ve Tezkirecilik ile mûmâ ileyhi tatrîb buyursanız” ehil-perverlik ve hukāka riʿâyet etmiş olurdunuz” dedikde: “Fi'l-hakīka pederleriyle râbıta-bend-i dest-i ülfet olan hukūk ferâmûş olunmayup, kendüsünün dahi mâhiyyet ü haysiyyeti mû-be-mû maʿlûmumdur ancak, insana nısf-ı devletden maʿdûd olan cesâmet-i vücûddan mahrûm olup, öyle bodur ve kasîru'l-kāme çelebîyi mahall-i heybet olan Dîvân-ı ʿâlî hıdmetine tevassul suhre-i erbâb-ı mesâlih ola-\ncağımızı îcâb eder” demekle katʿ-ı rişte-i kāl ü kīl eylediği sübût-yâfte-i sıhhat-rivâyetdir.\n\nHak celle ve ʿâlâ ezʿaf-ı mahlûkātı olan mûr-ı hakīri hazreti Süleyman gibi bir peygamber-i zî-şânın şeref-i muhâtabâtı ile muvakkar edüp, beyne'n-nâs min ciheti'l-mahlûkiyye tesâvî-yi mukarrer iken, âferîd-kâr-ı sunʿ-ı Cebbâr olanlara ʿayn-ı hakāretle nazar, şâyibe-i taʿrîz îhâmından gayri bir maʿnâ ifâde etmeyeceği cezm-kerde-i erbâb-ı istidlâl ü nazardır. “Sübhâne men lâ yakdiru en yünâziʿahü fî emrihi ahadün”.\n\nÇok geçmeden Efendi-yi mûmâ ileyh Mektupçu ve sefere çıkar iken Tezkireci ve yine Mektupçu olduğundan fazla, ʿuzâmây-ı ricâlin sîne-çâk-i hasret ü iştiyâk oldukları huzûr-i müstevcibü's-sürûr-i Şâhâne'ye ruhsat-yâb-ı müsûl ve birkaç defʿa şeref-i muhâtabât ile mahsûd-i erbâb-ı redd ü kabûl olduğundan başka, iki defʿa Reʾîsülküttâb menîʿu'l-cenâb olup, nüfûz u iʿtibâr ile merkez-i dâyire-i umûr ve müşâreket-i gayrdan sâlim olarak, medâr-ı ʿakd ü hall-i hutûb-i cumhûr oldu. Fi'l-hakīka zât-ı bedîʿu's-sıfatı bir cevher-i nâ-yâb ve zihn-i vekkādı gencîne-güşây-ı reʾy-i savâb olup, ugūr-i devletde cân fedâ ve istikāmetde müfred-i ʿalem gibi nidâ olunur bir zât-ı yektâ idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmen-i dâl sevâhil-i Tuna ve Kırım ülkesini istîlâ hasebiyle, evvel-behârda mevcûd olan gemilerini Bahr-i siyâh'a ihrâc ve baʿzı mahalleri târâc ile ehl-i İslâm gemilerinde olan tüccâr ve sefere meʾmûrları izʿâc eyleyecekleri, zevâhir-i hâlden istinbât ü istihrâc olunup, bu makālât huzûr-i mevâhib-mahsûr-i Şâhâne'de birkaç defʿa zebân-âver-i erbâb-ı temkîn [M2 196] ü sebât olup, binâ’en ʿaleyh bu sâl-i ferruh-fâlde tertîb olunacak sefâyinin neferâtı teksîr ve üzerlerine bir Serʿasker nasbi tedbîr olunup, bu keyfiyyet taraf-ı Cihânbânî'den Serdâr-ı ekrem tarafına tahrîr olunup, bu hidmete lâyık u cedîr olan Belgrad Muhâfızı Vezîr Halîl Paşa'nın Âsitâne tarafına tesyîri tenbîh ve bu tertîb nezd-i Sadâret-penâhî'de dahi bir emr-i vecîh görülüp, Belgrad, Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh ve Belgrad'a vusûlü günü Halîl Paşa'nın rikâb tarafında lühûku mü'ekkeden îmâ olunup, betâ'etden tahzîr u tenzîh olundu. Vidin serhaddi mukābele-i aʿdâda vâkiʿ olup, hifz u hirâseti min ehemmi'l-mehâmm ve bir Vezîr-i sütûde-tedbîr taʿyîni ile müdâfaʿa ve tecavüze ihtimâm havâlî-kerd-i zamîr-i Sadr-ı vâlâ-makām olmağla, Niğbolu muhâfazasında olan Kāyim-makām el-Hâc Ahmed Paşa bu maslahatın eri ve pîşe-zâr-ı celâdetin gazanferi olup, muhâfaza-yı mezkûreye\nme'mûriyyeti istihsân ve bir ân akdem vusûlü bâbında ısdâr-ı emr-i ʿâlî-şân kılındı. Bu tasarrufât ile Niğbolu muhâfızdan hâlî ve Çeteci hafîdi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'nın o tarafa taʿyîn olunmasıyla tahsîl-i itmi'nân-ı ehâlî kılındığından gayri, Tutrakan muhâfazasına dahi Amasyalı Halîl Paşa irsâl ve mehmâ-emken o tarafların esbâb-ı istihkâmı istihsâl olundu. Halîl Paşa Belgrad'dan hareket ve seyr-i serîʿ ile Âsitâne'ye gelüp, umûrunu rü'yet ve donanma sefâyini dahi techîz olunup, Bahr-i siyâh Serʿaskerliği hılʿatini huzûr-ı Şâhâne'de iktisâdan sonra me'mûr olduğu savba sükkân-ı ʿazîmeti tehzîz eyledi.\n\nBir iki seneden berü Vezîr ʿAbdî Paşa'nın vukūʿ bulan muhârebelerde tarîf ü telîd ve ʿatîk u cedîd her neye mâlik olduysa zâyiʿ ve nâ-bedîd olup, el-hâletü hâzihi Bazarcık ve Hırsova ve Babadağı etrâfını muhâreseye me'mûr ve her cihetle ikdârı matlûb-ı Sadru's-sudûr olmağla, mümkin mertebe iʿâne ile muzâyakası mündefiʿ ve tahvîl-i mansıb havfı derûnuna vâkiʿ olmak haysiyyeti ile mutasarrıf olduğu Rumeli Eyâleti dahi kubeyl-i tevcîhâtda ibkā olunarak, istibdâl-i mansıb haşyeti derûnundan mürtefiʿ kılındı.",
          "caption": "Serʿasker-şüden-i Vezîr Halîl Paşa be-Bahr-i siyah ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_833.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Serʿasker-şüden-i Vezîr Halîl Paşa be-Bahr-i siyah ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Düşmen-i dâl sevâhil-i Tuna ve Kırım ülkesini istîlâ hasebiyle, evvel-behârda mevcûd olan gemilerini Bahr-i siyâh'a ihrâc ve baʿzı mahalleri târâc ile ehl-i İslâm gemilerinde olan tüccâr ve sefere meʾmûrları izʿâc eyleyecekleri, zevâhir-i hâlden istinbât ü istihrâc olunup, bu makālât huzûr-i mevâhib-mahsûr-i Şâhâne'de birkaç defʿa zebân-âver-i erbâb-ı temkîn [M2 196] ü sebât olup, binâ’en ʿaleyh bu sâl-i ferruh-fâlde tertîb olunacak sefâyinin neferâtı teksîr ve üzerlerine bir Serʿasker nasbi tedbîr olunup, bu keyfiyyet taraf-ı Cihânbânî'den Serdâr-ı ekrem tarafına tahrîr olunup, bu hidmete lâyık u cedîr olan Belgrad Muhâfızı Vezîr Halîl Paşa'nın Âsitâne tarafına tesyîri tenbîh ve bu tertîb nezd-i Sadâret-penâhî'de dahi bir emr-i vecîh görülüp, Belgrad, Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh ve Belgrad'a vusûlü günü Halîl Paşa'nın rikâb tarafında lühûku mü'ekkeden îmâ olunup, betâ'etden tahzîr u tenzîh olundu. Vidin serhaddi mukābele-i aʿdâda vâkiʿ olup, hifz u hirâseti min ehemmi'l-mehâmm ve bir Vezîr-i sütûde-tedbîr taʿyîni ile müdâfaʿa ve tecavüze ihtimâm havâlî-kerd-i zamîr-i Sadr-ı vâlâ-makām olmağla, Niğbolu muhâfazasında olan Kāyim-makām el-Hâc Ahmed Paşa bu maslahatın eri ve pîşe-zâr-ı celâdetin gazanferi olup, muhâfaza-yı mezkûreye\nme'mûriyyeti istihsân ve bir ân akdem vusûlü bâbında ısdâr-ı emr-i ʿâlî-şân kılındı. Bu tasarrufât ile Niğbolu muhâfızdan hâlî ve Çeteci hafîdi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa'nın o tarafa taʿyîn olunmasıyla tahsîl-i itmi'nân-ı ehâlî kılındığından gayri, Tutrakan muhâfazasına dahi Amasyalı Halîl Paşa irsâl ve mehmâ-emken o tarafların esbâb-ı istihkâmı istihsâl olundu. Halîl Paşa Belgrad'dan hareket ve seyr-i serîʿ ile Âsitâne'ye gelüp, umûrunu rü'yet ve donanma sefâyini dahi techîz olunup, Bahr-i siyâh Serʿaskerliği hılʿatini huzûr-ı Şâhâne'de iktisâdan sonra me'mûr olduğu savba sükkân-ı ʿazîmeti tehzîz eyledi.\n\nBir iki seneden berü Vezîr ʿAbdî Paşa'nın vukūʿ bulan muhârebelerde tarîf ü telîd ve ʿatîk u cedîd her neye mâlik olduysa zâyiʿ ve nâ-bedîd olup, el-hâletü hâzihi Bazarcık ve Hırsova ve Babadağı etrâfını muhâreseye me'mûr ve her cihetle ikdârı matlûb-ı Sadru's-sudûr olmağla, mümkin mertebe iʿâne ile muzâyakası mündefiʿ ve tahvîl-i mansıb havfı derûnuna vâkiʿ olmak haysiyyeti ile mutasarrıf olduğu Rumeli Eyâleti dahi kubeyl-i tevcîhâtda ibkā olunarak, istibdâl-i mansıb haşyeti derûnundan mürtefiʿ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "“Faʿʿâlün mâ-yeşâ” olan cenâb-ı Mevlâ bu ʿâlem-i kevn ü fesâdı [M2 197] nevʿ-i benî Âdem ile âbâd edüp, tabâyiʿ-i beşeriyye ʿanâsır-ı mütezâddeden mürekkeb olduğuna binâ'en, ʿadâvet ü muhâlefet bu mahlûkda seciyyet ü tabîʿat olmağla, vakt be-vakt devletler miyânında hudûs eden cengler bir emr-i hükmî görülür. Ancak ʿâlem nesak-ı vâhid üzere ber-karâr olmayup, eyyâm-ı ceng her ne kadar mütemâdî olsa dahi, rûy-ı basît-i gabrâda mütemekkin olan tavâyif-i nâsa gâh râhat ve gâh meşakkat ve gâh ceng ü mühâdenet ʿârızaları ser-ber-âverde-i zuhûr olacağı, intikālât-ı ahvâl-i ʿâlemden tecrübe vü istidlâl olunmuşdur.\n\nLâ cerem, Devlet-i ʿaliyye ile Rusyalu beyninde zuhûr eden ceng ü âşûbun mübeddel-i safvet olmasına irâde-i cenâb-ı Hak teʿalluk edüp, gâh mütâreke ve gâh muhâvere olunarak, ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve indifâʿ-ı tenâfür-i cânibeyn mukaddemâtı zuhûra başladı. Tafsîli bu ki, Rusyalu bu muhârebenin vukūʿunu Françelü'nün nifâk ü tezvîrine haml edüp, Devlet-i ʿaliyye dahi hasmına sefâyin ile imdâd etmek cinâyetini ʿillet ve İngilizlü'den selb-i emniyyet etmekle, Nemçelü bu bâbda bir taraf olduğunu inhâ ile tevassut istidʿâ ve Prusya devleti dahi taraf-ı saltanata meyl ü rükûn izhâr edüp, Nemçelü ile bu bâbda müşâreket ve lutf u ʿunf ile emr-i musâlahaya teşmîr-i sâk-ı gayret edeceklerini Âsitâne'de mukīm elçilerine işâret etmişler idi.\nDevlet-i ʿaliyye'nin bekāy-ı şânıyla maslahatına muvâfık müşârekeye nizâm vermeleri tesvîğ ve recâlarına müsâʿade bî-dirîğ kılınup, seksen altı senesinin ibtidây-ı sayfından üç mâh inkızâsına dek mütâreke pezîrefte-i nizâm ve seyf-i husûmet der-niyâm kılınmak müzâkerâtı Peterburg'da karârgîr olup, bu peyâm ile Prusyalu'nun bir nefer mayoru Âsitâne'ye ʿazîmet içün Mareşal ordusuna gelüp mesfûr tarafından dahi yedine mektûb iʿtâ ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, mâddeye vukūf ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e isrâ olundu.",
          "caption": "Âmeden-i fuçyal-i Prusya ez-cânib-i Peterburg ve zuhûr-ı mektûb-ı Mareşal",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_834.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i fuçyal-i Prusya ez-cânib-i Peterburg ve zuhûr-ı mektûb-ı Mareşal",
          "text": "“Faʿʿâlün mâ-yeşâ” olan cenâb-ı Mevlâ bu ʿâlem-i kevn ü fesâdı [M2 197] nevʿ-i benî Âdem ile âbâd edüp, tabâyiʿ-i beşeriyye ʿanâsır-ı mütezâddeden mürekkeb olduğuna binâ'en, ʿadâvet ü muhâlefet bu mahlûkda seciyyet ü tabîʿat olmağla, vakt be-vakt devletler miyânında hudûs eden cengler bir emr-i hükmî görülür. Ancak ʿâlem nesak-ı vâhid üzere ber-karâr olmayup, eyyâm-ı ceng her ne kadar mütemâdî olsa dahi, rûy-ı basît-i gabrâda mütemekkin olan tavâyif-i nâsa gâh râhat ve gâh meşakkat ve gâh ceng ü mühâdenet ʿârızaları ser-ber-âverde-i zuhûr olacağı, intikālât-ı ahvâl-i ʿâlemden tecrübe vü istidlâl olunmuşdur.\n\nLâ cerem, Devlet-i ʿaliyye ile Rusyalu beyninde zuhûr eden ceng ü âşûbun mübeddel-i safvet olmasına irâde-i cenâb-ı Hak teʿalluk edüp, gâh mütâreke ve gâh muhâvere olunarak, ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve indifâʿ-ı tenâfür-i cânibeyn mukaddemâtı zuhûra başladı. Tafsîli bu ki, Rusyalu bu muhârebenin vukūʿunu Françelü'nün nifâk ü tezvîrine haml edüp, Devlet-i ʿaliyye dahi hasmına sefâyin ile imdâd etmek cinâyetini ʿillet ve İngilizlü'den selb-i emniyyet etmekle, Nemçelü bu bâbda bir taraf olduğunu inhâ ile tevassut istidʿâ ve Prusya devleti dahi taraf-ı saltanata meyl ü rükûn izhâr edüp, Nemçelü ile bu bâbda müşâreket ve lutf u ʿunf ile emr-i musâlahaya teşmîr-i sâk-ı gayret edeceklerini Âsitâne'de mukīm elçilerine işâret etmişler idi.\nDevlet-i ʿaliyye'nin bekāy-ı şânıyla maslahatına muvâfık müşârekeye nizâm vermeleri tesvîğ ve recâlarına müsâʿade bî-dirîğ kılınup, seksen altı senesinin ibtidây-ı sayfından üç mâh inkızâsına dek mütâreke pezîrefte-i nizâm ve seyf-i husûmet der-niyâm kılınmak müzâkerâtı Peterburg'da karârgîr olup, bu peyâm ile Prusyalu'nun bir nefer mayoru Âsitâne'ye ʿazîmet içün Mareşal ordusuna gelüp mesfûr tarafından dahi yedine mektûb iʿtâ ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, mâddeye vukūf ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿİllet-i cünûn ile bundan akdem dâyire-i defterîden bîrûn olan ʿİsmet ʿAli Efendi yerine makrûn olan el-Hâc İsmâʿîl Efendi dahi fakd-i nakd ile mütehayyir ve idâre-i umûr-i defterîde ʿâciz ve mütezaccir olup, giderek sâbıkı gibi mübtelây-ı sevdâ ve esîr-i firâş-ı renc ü ʿanâ ve beş mâh bu hâl ile imrâr-ı subh u mesâ edüp, ʿâkıbet harmen-ı ʿömrü telef-şüde-i sarsar-i ecel ve Zilkaʿdenin yirminci günü zîr-i zemîn mûmâ ileyhe [M2 198] mesken ü mahal oldu.\n\nRü'yet-i umûr-i defterî kime teklîf olunduysa, ahvâl-i selefe nazar ile feryâd ve defʿi bâbında etrâfdan istimdâd ederler idi. Mâliyye Tezkirecisi Dervîş Mehmed Efendi'de vücûd-i kābiliyyet ve mezîd-i şevk u rağbet maʿlûm-i Sadr-ı sütûde-haslet olduğuna binâʿen, ferdâsı kapuya daʿvet ve Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı hilʿatiyle memnûn-i lutf u mekremet kılındı. Defterdâr-ı cedîd birkaç gün mürûrundan sonra civâr-ı kasabada vâkiʿ hadîkaya Sadrıaʿzam hazretlerini daʿvet ve müşârun ileyh dahi tenezzülen mahall-i merkūma rağbet edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh tenâvül-i taʿâmdan sonra bir re's esb-i müzeyyen ile câme-i rikkatin tecdîd ve hâzır-bi'l-meclis olan zevât-ı müteşahhısaya dahi münâsib hedâyâ iʿtâsıyla hubb-i şegafların efzûn u mezîd eyledi. Levâzım-ı daʿvetden olan âlât-ı sâza ve hazara mahsûs savt u âvâza Serdâr-ı Ekrem iʿtibâr etmeyüp, hadîka-i mezkûrede şuğl-i kâr-zâr ve istihsâl-i cihet-i galebe-i düşmen-i mekkâr sohbetleriyle vakt-güzâr ve hîn-i hareketlerinde Defterdar Efendi'yi bir sevb-i semmûr ile vâye-gîr-i iftihâr eylediler. Defterdâr-ı merhûm Âsitâne'de tevellüd ile fârik-i miyân-ı mechûl ü maʿlûm oldukda, Baş-muhasebe Kalemi'ne yirmi üç sene müdâvim ve yetmiş dokuz târîhinde Zimmet Halîfeliği ile mazhar-ı mekârim olup, seksen beş senesinde Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla be-kâm ve târîh-i mezkûrda zâyik-i câm-ı hımâm oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_835.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "text": "ʿİllet-i cünûn ile bundan akdem dâyire-i defterîden bîrûn olan ʿİsmet ʿAli Efendi yerine makrûn olan el-Hâc İsmâʿîl Efendi dahi fakd-i nakd ile mütehayyir ve idâre-i umûr-i defterîde ʿâciz ve mütezaccir olup, giderek sâbıkı gibi mübtelây-ı sevdâ ve esîr-i firâş-ı renc ü ʿanâ ve beş mâh bu hâl ile imrâr-ı subh u mesâ edüp, ʿâkıbet harmen-ı ʿömrü telef-şüde-i sarsar-i ecel ve Zilkaʿdenin yirminci günü zîr-i zemîn mûmâ ileyhe [M2 198] mesken ü mahal oldu.\n\nRü'yet-i umûr-i defterî kime teklîf olunduysa, ahvâl-i selefe nazar ile feryâd ve defʿi bâbında etrâfdan istimdâd ederler idi. Mâliyye Tezkirecisi Dervîş Mehmed Efendi'de vücûd-i kābiliyyet ve mezîd-i şevk u rağbet maʿlûm-i Sadr-ı sütûde-haslet olduğuna binâʿen, ferdâsı kapuya daʿvet ve Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı hilʿatiyle memnûn-i lutf u mekremet kılındı. Defterdâr-ı cedîd birkaç gün mürûrundan sonra civâr-ı kasabada vâkiʿ hadîkaya Sadrıaʿzam hazretlerini daʿvet ve müşârun ileyh dahi tenezzülen mahall-i merkūma rağbet edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh tenâvül-i taʿâmdan sonra bir re's esb-i müzeyyen ile câme-i rikkatin tecdîd ve hâzır-bi'l-meclis olan zevât-ı müteşahhısaya dahi münâsib hedâyâ iʿtâsıyla hubb-i şegafların efzûn u mezîd eyledi. Levâzım-ı daʿvetden olan âlât-ı sâza ve hazara mahsûs savt u âvâza Serdâr-ı Ekrem iʿtibâr etmeyüp, hadîka-i mezkûrede şuğl-i kâr-zâr ve istihsâl-i cihet-i galebe-i düşmen-i mekkâr sohbetleriyle vakt-güzâr ve hîn-i hareketlerinde Defterdar Efendi'yi bir sevb-i semmûr ile vâye-gîr-i iftihâr eylediler. Defterdâr-ı merhûm Âsitâne'de tevellüd ile fârik-i miyân-ı mechûl ü maʿlûm oldukda, Baş-muhasebe Kalemi'ne yirmi üç sene müdâvim ve yetmiş dokuz târîhinde Zimmet Halîfeliği ile mazhar-ı mekârim olup, seksen beş senesinde Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla be-kâm ve târîh-i mezkûrda zâyik-i câm-ı hımâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı ekrem'in meştâya duhûlü tertîbât-ı seferiyyeye şurûʿ vaktine tesâdüf edüp, bu sebeble mesârıfın kesreti ve ordu hazînesinde akçanın kemâl-i kılleti maʿlûm-i hazret-i Cihândârî olduğuna binâʿen, emr-i mühimm-i sefere sarf olunmak içün altun olarak bin üç yüz kîse Hazîne-i hümâyun'dan ifrâz olunup, Kapucu-başı Nûh Bey ile\nmeştâya irsâl ve ordu hazînesine idhâl olundu. Vidin muhâfazası tevcîh olunan Ahmed Paşa pâ-der-i Rikâb-ı ʿazîmet iken, baʿzı emrâz burc-i bedenin intikāz edüp, mâh-ı merkūmun yirmi sekizinci günü fevti haberi resîde-i semʿ-i Sadâret-penâhî oldukda, Ruscuk Serʿaskeri ʿİzzet Ahmed Paşa'ya Vidin Muhâfızlığı ve Dağıstânî Vezîr ʿAli Paşa'ya Silistire Eyâleti'yle Ruscuk Serʿaskerliği tefvîz ve bir ân akdem hareket ve hıdmet-i me'mûrelerine kıyâm eylemeleri igrâ [M2 199] vü tahrîz olundu.\n\nMüteveffây-ı müşârun ileyh İlbasan sükkânından olup, bir zemân taşralarda geşt ü güzâr ve İstanbul'a gelüp, Bostâniyân Ocağı'na duhûl ile mutarassıd-ı müsâʿade-i rûzgâr olmuşidi. Giderek Bostancı-başılık ile ser-efrâz ve baʿde'l-ʿazl Emânet-i Surre ile müctâz-ı râh-ı Hicâz olup, ʿavdeti ʿakabinde Çavuş-başılık ve bir müddetden sonra Mîrâhûrluk ile kâm-kâr ve sefer hengâmında Sadrıaʿzam Kethudâlığı'yla nâmdâr olmuşidi. Seksen üç senesinde ʿazl ile Âsitâne'ye ʿazîmet ve bir müddetden sonra nâyil-i Vezâret olup, Silahdâr Mehmed Paşa'ya Kāyim-makām ve baʿdehû Tuna sevâhili muhâfazasıyla o taraflara ʿatf-ı zimâm edüp, târîh-i mezkûrda fevt ve medhûş-i sekret-i mevt oldu. Niğbolu Kasabası'nda medfûn ve makāma münâsib söz bulur bir Vezîr-i zâhiru's-sükûn olup, beyne'n-nâs evliyâ ve Ser-hoş Ahmed Paşa lakablarıyla iştihâr bulmuşidi.",
          "caption": "Âmeden-i hazîne ve vefât-ı el-Hâc Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_836.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i hazîne ve vefât-ı el-Hâc Ahmed Paşa",
          "text": "Serdâr-ı ekrem'in meştâya duhûlü tertîbât-ı seferiyyeye şurûʿ vaktine tesâdüf edüp, bu sebeble mesârıfın kesreti ve ordu hazînesinde akçanın kemâl-i kılleti maʿlûm-i hazret-i Cihândârî olduğuna binâʿen, emr-i mühimm-i sefere sarf olunmak içün altun olarak bin üç yüz kîse Hazîne-i hümâyun'dan ifrâz olunup, Kapucu-başı Nûh Bey ile\nmeştâya irsâl ve ordu hazînesine idhâl olundu. Vidin muhâfazası tevcîh olunan Ahmed Paşa pâ-der-i Rikâb-ı ʿazîmet iken, baʿzı emrâz burc-i bedenin intikāz edüp, mâh-ı merkūmun yirmi sekizinci günü fevti haberi resîde-i semʿ-i Sadâret-penâhî oldukda, Ruscuk Serʿaskeri ʿİzzet Ahmed Paşa'ya Vidin Muhâfızlığı ve Dağıstânî Vezîr ʿAli Paşa'ya Silistire Eyâleti'yle Ruscuk Serʿaskerliği tefvîz ve bir ân akdem hareket ve hıdmet-i me'mûrelerine kıyâm eylemeleri igrâ [M2 199] vü tahrîz olundu.\n\nMüteveffây-ı müşârun ileyh İlbasan sükkânından olup, bir zemân taşralarda geşt ü güzâr ve İstanbul'a gelüp, Bostâniyân Ocağı'na duhûl ile mutarassıd-ı müsâʿade-i rûzgâr olmuşidi. Giderek Bostancı-başılık ile ser-efrâz ve baʿde'l-ʿazl Emânet-i Surre ile müctâz-ı râh-ı Hicâz olup, ʿavdeti ʿakabinde Çavuş-başılık ve bir müddetden sonra Mîrâhûrluk ile kâm-kâr ve sefer hengâmında Sadrıaʿzam Kethudâlığı'yla nâmdâr olmuşidi. Seksen üç senesinde ʿazl ile Âsitâne'ye ʿazîmet ve bir müddetden sonra nâyil-i Vezâret olup, Silahdâr Mehmed Paşa'ya Kāyim-makām ve baʿdehû Tuna sevâhili muhâfazasıyla o taraflara ʿatf-ı zimâm edüp, târîh-i mezkûrda fevt ve medhûş-i sekret-i mevt oldu. Niğbolu Kasabası'nda medfûn ve makāma münâsib söz bulur bir Vezîr-i zâhiru's-sükûn olup, beyne'n-nâs evliyâ ve Ser-hoş Ahmed Paşa lakablarıyla iştihâr bulmuşidi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ baʿzı tasarrufât ile ocağlunun iki kıst mevâcibleri tetmîm ve yerlü yerine taksîm olunduğu, maʿrûz-i südde-i Şehriyâr-ı Cem-hadîm kılınmışidi. Müşârun ileyhin bu maslahat-ı ʿazîmeyi vakt ü hâle tatbîk ile tensîk-i ʿalâmet-tevfîk olduğundan, derûn-i ilhâm-meşhûn-i Cihândârî'de neşât ve mirât-ı temâsîl-i hakāyik-i eşyâ olan mirât-ı tâbnâk-ı Şehriyârî'lerinde suver-i inbisât rû-nümâ olmağla, mahzâ müşârun ileyhi taltîf ve taʿbîrât-ı bende-nüvâzî ile teşrîf irâde-i seniyyesiyle bir sevb aʿlâ semmûr ve bir hançer-i mücevhere mashûb hatt-ı bedîʿu'l-üslûb ʿAbdullah Paşa-zâde Saʿîd Bey ile meştây-ı Ordu-yi hümâyûn'a şeref-resân-ı vürûd olup, muʿtâd üzere istikbâl ve Serây-ı ʿâlî'ye alay ile îsâl olunup, Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem semmûr-i fâyizu's-sürûru zîver-i dûş-i ikbâl ve hançer-i süreyyâ-cevheri zîb-i meyân-bend-i iclâl edüp, kısteyn mevâcibinin ol vechile idâre ve tevzîʿi, mûcib-i tahsîn olduğunu mütebeyyin ve umûr-i seferiyyeye kemâ yenbagī ikdâm ü himmet olunmak vasâyâsını mutazammın hatt-ı hümâyûn dahi tahrîk-i leb-i edeb ile ehl-i dîvâna ismâ ve cümlesi ugūr-i Şâhâne'de bezl-i vücûd edecekleri emrinde tevâtuʿ u icmâʿ eylediler.",
          "caption": "Zuhûr-i teşrîfât be-cânib-i Serdâr-ı ekrem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_837.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i teşrîfât be-cânib-i Serdâr-ı ekrem",
          "text": "Mukaddemâ baʿzı tasarrufât ile ocağlunun iki kıst mevâcibleri tetmîm ve yerlü yerine taksîm olunduğu, maʿrûz-i südde-i Şehriyâr-ı Cem-hadîm kılınmışidi. Müşârun ileyhin bu maslahat-ı ʿazîmeyi vakt ü hâle tatbîk ile tensîk-i ʿalâmet-tevfîk olduğundan, derûn-i ilhâm-meşhûn-i Cihândârî'de neşât ve mirât-ı temâsîl-i hakāyik-i eşyâ olan mirât-ı tâbnâk-ı Şehriyârî'lerinde suver-i inbisât rû-nümâ olmağla, mahzâ müşârun ileyhi taltîf ve taʿbîrât-ı bende-nüvâzî ile teşrîf irâde-i seniyyesiyle bir sevb aʿlâ semmûr ve bir hançer-i mücevhere mashûb hatt-ı bedîʿu'l-üslûb ʿAbdullah Paşa-zâde Saʿîd Bey ile meştây-ı Ordu-yi hümâyûn'a şeref-resân-ı vürûd olup, muʿtâd üzere istikbâl ve Serây-ı ʿâlî'ye alay ile îsâl olunup, Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem semmûr-i fâyizu's-sürûru zîver-i dûş-i ikbâl ve hançer-i süreyyâ-cevheri zîb-i meyân-bend-i iclâl edüp, kısteyn mevâcibinin ol vechile idâre ve tevzîʿi, mûcib-i tahsîn olduğunu mütebeyyin ve umûr-i seferiyyeye kemâ yenbagī ikdâm ü himmet olunmak vasâyâsını mutazammın hatt-ı hümâyûn dahi tahrîk-i leb-i edeb ile ehl-i dîvâna ismâ ve cümlesi ugūr-i Şâhâne'de bezl-i vücûd edecekleri emrinde tevâtuʿ u icmâʿ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Maslahat-ı sulha dâ'yir ahbâr ile [M2 200] Ordu-yi hümâyûn'a vürûd edüp, serîʿan Âsitâne'ye irsâl olunan şahıs Âsitâne'den ʿavdet ve recâsıyla ıtlâk olunan bir nefer Rusya ofiçyaliyle meştâya ricʿat edüp, mesfûre ve refîkına harcırâh iʿtâ olunarak, Rusya Merşali tarafına iʿâde ve Merşal-i mersûme taraf-ı Sadâret-penâhî'den bir kıtʿa mektûb dahi firistâde olundu.",
          "caption": "ʿAvdet-i fuçyal-i Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_838.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i fuçyal-i Prusya",
          "text": "Maslahat-ı sulha dâ'yir ahbâr ile [M2 200] Ordu-yi hümâyûn'a vürûd edüp, serîʿan Âsitâne'ye irsâl olunan şahıs Âsitâne'den ʿavdet ve recâsıyla ıtlâk olunan bir nefer Rusya ofiçyaliyle meştâya ricʿat edüp, mesfûre ve refîkına harcırâh iʿtâ olunarak, Rusya Merşali tarafına iʿâde ve Merşal-i mersûme taraf-ı Sadâret-penâhî'den bir kıtʿa mektûb dahi firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le bi'l-fi'l Yeniçeri Ağası olan Süleyman Paşa'nın zabt-ı neferât ve te'dîb-i haşerâtda cilve-ger-i mecellây-ı zuhûr olan himmet-i ʿâlem-pesendi her hâlde rızây-ı devlete muvâfik ve reviş ü reftârı mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Şâhâne'ye mutâbık olduğundan gayri, mukaddemâ kirâren ve mirâren sebt-i sahîfe-i beyân kılındığı vech üzere gûş-mâl-i eşkıyâ ve te'dîb-i erbâb-ı bağy ü şekāda yed-i tûlâ gösterüp, bu sebeble ibkāsına irâde-i menâyih-ifâde-i Mülûkâne teʿalluk etmekle, şevvâlin on birinci günü Kapu'ya daʿvet olunup, menkib-i istihkākı ferve-i semmûr ile tezyîn ve fî-mâ baʿd tanzîm-i umûr-i Ocağ-ı ʿAmire ile bakıyye-i serkeşân-ı ocağı kahr u istîsâle tekayyüd ü ihtimâm eylemesi, taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den ber-vech-i te'kîd tavsiye vü telkīn olundu. Müşârun ileyh dahi hadd-i zâtında izhâr-ı fart-ı cesâret ve ʿAlemdâr ve Serdengeçdi Ağası olarak Rumeli Vâlîsi katelesini ve Bazarcık'da perde-bîrûn harekete mübâderet ve sevâhilde ednâ behâne ile îkāz-ı fitne vü âşûba mübâşeret edenleri yek-be-yek ahz ve hufyeten istîsâl ve pîrâmen-i ordusunda vâkiʿ hufrelere ilkā ile bâlâda îmâ olunduğu üzere, Kuyucu Süleyman Paşa nâmıyla şöhret-nümâ oldu.\n\nYevm-i mezkûrun ferdâsı menâsıb-ı vüzerây-ı ʿizâm ibkā olunup, fekat Hudâvendigâr Sancağı Silistire Muhâfızı Vezîr Seyyid Hasan Paşa'ya tevcîh ve bir iki sancaklık mahal ile seferber olan iki nefer mîr-i mîrânın hâlleri terfîh olundu.\n\nEmânet-i Defter-i Hâkānî ile Vahdetî Bekir Bey nâyil-i sürûr u şâdumânî ve Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile Muhâsebe-i Evvel İbrâhîm Nazîf Efendi dilşâd ü hurrem ve Muhâsebe-i Evvel ile Penâh Süleyman Efendi mazhar-ı lutf u kerem olup, Sipâh Kitâbeti iki bin guruş ʿatıyye ile Süleyman Feyzî Efendi'ye ihsân ve Yeniçeri Kitâbeti ile Lâleli Mustafa Efendi hândân ve Silahdâr Kitâbeti Bekir Paşa-zâde ʿAtâ'ullah Efendi'ye [M2 201] tefvîz ve Mevkūfâtçılık ile ʿArabacılar Kâtibi Behcet-zâde Mustafa Efendi nigâh nevâziş ile termîz olunup, bâkī menâsıb dahi ber-vech-i münâsib seferber olanlara tevcîh ile tayy-ı defter olundu. Sadr-ı sâbık Silahdâr Mehmed Paşa'nın Vezâret'i ibkā vü takrîr ve Eğriboz mansıbı ile çeşm-i ibtihâcı tenvîr olunmuşidi.\nGürcistan taraflarında ihtilâl peydâ ve o havâlîde sâhib-i şân bir vezîrin vücûdu iktizâ eylediğinden, Trabzon Eyâleti Rikâb tarafından müşârun ileyhe re'y olup, emr-i şerîfi Dîvân'dan tahrîr ve tarafına tesyîr olundu.\n\nKalgāy Sultân Kırım'a gitmek ve ilgāy-ı teʿahhüd-i tarafeyn mukaddemâtını temhîd içün Çerâkise'yi taslît etmek ve bu sûretin imkân-ı âdîsi bulunmadığı takdîrde, Sevâhil-i Tuna'nın bir münâsib mahallinde kışlamak me'mûriyyeti, bundan akdem huzûr-i Şâhâne'de münʿakid olan meclisde karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmuşidi. Kırım ülkesine sebîl-i vusûl mümteniʿ olduğundan gayri, insidâd-ı meʿâbir ü mesâlik ile derûnunda bulunanların ahvâline ıttılâʿ dahi mümkin ve mutasavver olmadığından, Sultân-ı mûmâ ileyh Şumnu'ya gelüp, Sadrıaʿzam ile mülâkāt ve hilʿat ve harclık ve esb-i müzeyyen ile mazhar-ı iltifât oldukdan sonra Varna taraflarını hıfz u hırâsete me'mûr kılınup, itmâm-ı maslahatı ile ol savba derre-zen-i ʿazîmet oldu.",
          "caption": "İbkā-yı Ağa-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı ʿâlî ve baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_839.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yı Ağa-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı ʿâlî ve baʿzı tevcîhât",
          "text": "Rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le bi'l-fi'l Yeniçeri Ağası olan Süleyman Paşa'nın zabt-ı neferât ve te'dîb-i haşerâtda cilve-ger-i mecellây-ı zuhûr olan himmet-i ʿâlem-pesendi her hâlde rızây-ı devlete muvâfik ve reviş ü reftârı mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Şâhâne'ye mutâbık olduğundan gayri, mukaddemâ kirâren ve mirâren sebt-i sahîfe-i beyân kılındığı vech üzere gûş-mâl-i eşkıyâ ve te'dîb-i erbâb-ı bağy ü şekāda yed-i tûlâ gösterüp, bu sebeble ibkāsına irâde-i menâyih-ifâde-i Mülûkâne teʿalluk etmekle, şevvâlin on birinci günü Kapu'ya daʿvet olunup, menkib-i istihkākı ferve-i semmûr ile tezyîn ve fî-mâ baʿd tanzîm-i umûr-i Ocağ-ı ʿAmire ile bakıyye-i serkeşân-ı ocağı kahr u istîsâle tekayyüd ü ihtimâm eylemesi, taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den ber-vech-i te'kîd tavsiye vü telkīn olundu. Müşârun ileyh dahi hadd-i zâtında izhâr-ı fart-ı cesâret ve ʿAlemdâr ve Serdengeçdi Ağası olarak Rumeli Vâlîsi katelesini ve Bazarcık'da perde-bîrûn harekete mübâderet ve sevâhilde ednâ behâne ile îkāz-ı fitne vü âşûba mübâşeret edenleri yek-be-yek ahz ve hufyeten istîsâl ve pîrâmen-i ordusunda vâkiʿ hufrelere ilkā ile bâlâda îmâ olunduğu üzere, Kuyucu Süleyman Paşa nâmıyla şöhret-nümâ oldu.\n\nYevm-i mezkûrun ferdâsı menâsıb-ı vüzerây-ı ʿizâm ibkā olunup, fekat Hudâvendigâr Sancağı Silistire Muhâfızı Vezîr Seyyid Hasan Paşa'ya tevcîh ve bir iki sancaklık mahal ile seferber olan iki nefer mîr-i mîrânın hâlleri terfîh olundu.\n\nEmânet-i Defter-i Hâkānî ile Vahdetî Bekir Bey nâyil-i sürûr u şâdumânî ve Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile Muhâsebe-i Evvel İbrâhîm Nazîf Efendi dilşâd ü hurrem ve Muhâsebe-i Evvel ile Penâh Süleyman Efendi mazhar-ı lutf u kerem olup, Sipâh Kitâbeti iki bin guruş ʿatıyye ile Süleyman Feyzî Efendi'ye ihsân ve Yeniçeri Kitâbeti ile Lâleli Mustafa Efendi hândân ve Silahdâr Kitâbeti Bekir Paşa-zâde ʿAtâ'ullah Efendi'ye [M2 201] tefvîz ve Mevkūfâtçılık ile ʿArabacılar Kâtibi Behcet-zâde Mustafa Efendi nigâh nevâziş ile termîz olunup, bâkī menâsıb dahi ber-vech-i münâsib seferber olanlara tevcîh ile tayy-ı defter olundu. Sadr-ı sâbık Silahdâr Mehmed Paşa'nın Vezâret'i ibkā vü takrîr ve Eğriboz mansıbı ile çeşm-i ibtihâcı tenvîr olunmuşidi.\nGürcistan taraflarında ihtilâl peydâ ve o havâlîde sâhib-i şân bir vezîrin vücûdu iktizâ eylediğinden, Trabzon Eyâleti Rikâb tarafından müşârun ileyhe re'y olup, emr-i şerîfi Dîvân'dan tahrîr ve tarafına tesyîr olundu.\n\nKalgāy Sultân Kırım'a gitmek ve ilgāy-ı teʿahhüd-i tarafeyn mukaddemâtını temhîd içün Çerâkise'yi taslît etmek ve bu sûretin imkân-ı âdîsi bulunmadığı takdîrde, Sevâhil-i Tuna'nın bir münâsib mahallinde kışlamak me'mûriyyeti, bundan akdem huzûr-i Şâhâne'de münʿakid olan meclisde karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmuşidi. Kırım ülkesine sebîl-i vusûl mümteniʿ olduğundan gayri, insidâd-ı meʿâbir ü mesâlik ile derûnunda bulunanların ahvâline ıttılâʿ dahi mümkin ve mutasavver olmadığından, Sultân-ı mûmâ ileyh Şumnu'ya gelüp, Sadrıaʿzam ile mülâkāt ve hilʿat ve harclık ve esb-i müzeyyen ile mazhar-ı iltifât oldukdan sonra Varna taraflarını hıfz u hırâsete me'mûr kılınup, itmâm-ı maslahatı ile ol savba derre-zen-i ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿdenin yirmi birinci salı günü Galata'da teferrüd eden altmış dört ve yirmi beş cemâʿatin yoldaşlarıyla kalyoncuların, cüz'î bir mâdde zımnında vâkiʿ olan münâkaşaları münâveşeye mübeddel olup, gitdikçe cemʿiyyetleri müzdâd ve iki tarafdan meterisler hafrıyla mütecâser-i şerr ü fesâd oldukları mesmûʿ ve Galata'ya âmed-şüd edenlerin bahran ve berren sebîlleri maktūʿ olarak mesâlih-i nâs giriftâr-ı ʿukde-i teʿassür ve bu keyfiyyet erkân-ı saltanatı şinâver-i deryây-ı tefekkür eyleyüp, her ne kadar ihtiyâr ve zâbitleri kelâm-ı maʿkūl ile ilzâmlarına meşgūl oldular ise dahi kârger olmayup, üç gün bu hâl müstemir ve ceng ü âşûb müstekar olup, encâm-ı kâr Çavuşbaşı ve Segban-başı Ağa o tarafa imrâr ve iki tarafın zâbitleri ihzâr olunup, cemʿiyyetleri perâkende olmaz ise âhar vechile tedârükleri görüleceği îmâ olundukda, hîn-i muhârebede [M2 202] fülkecilerden bir nefer zımmînin yeniçerilerden birini iʿdâm etdiği sâbit olup, mesfûrun salb ü izâlesi ile nizâʿa faysal verilüp, bu vechile cemʿiyyetleri tefrîk ve miyâneleri tevfîk olundu. Şehriyâr-ı zemân ve kahremân-ı kadrtüvân hazretlerinin serpûş-endâz-ı hukka-i dehân oldukları dürr-i şehvâr latîfe bu maʿreke hilâlinde zîb-i tabak-çe-i beyân olunduğu mütevâtir ü meşhûrdur.",
          "caption": "Vukūʿ-ı münâzaʿa der-Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_840.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı münâzaʿa der-Galata",
          "text": "Zilkaʿdenin yirmi birinci salı günü Galata'da teferrüd eden altmış dört ve yirmi beş cemâʿatin yoldaşlarıyla kalyoncuların, cüz'î bir mâdde zımnında vâkiʿ olan münâkaşaları münâveşeye mübeddel olup, gitdikçe cemʿiyyetleri müzdâd ve iki tarafdan meterisler hafrıyla mütecâser-i şerr ü fesâd oldukları mesmûʿ ve Galata'ya âmed-şüd edenlerin bahran ve berren sebîlleri maktūʿ olarak mesâlih-i nâs giriftâr-ı ʿukde-i teʿassür ve bu keyfiyyet erkân-ı saltanatı şinâver-i deryây-ı tefekkür eyleyüp, her ne kadar ihtiyâr ve zâbitleri kelâm-ı maʿkūl ile ilzâmlarına meşgūl oldular ise dahi kârger olmayup, üç gün bu hâl müstemir ve ceng ü âşûb müstekar olup, encâm-ı kâr Çavuşbaşı ve Segban-başı Ağa o tarafa imrâr ve iki tarafın zâbitleri ihzâr olunup, cemʿiyyetleri perâkende olmaz ise âhar vechile tedârükleri görüleceği îmâ olundukda, hîn-i muhârebede [M2 202] fülkecilerden bir nefer zımmînin yeniçerilerden birini iʿdâm etdiği sâbit olup, mesfûrun salb ü izâlesi ile nizâʿa faysal verilüp, bu vechile cemʿiyyetleri tefrîk ve miyâneleri tevfîk olundu. Şehriyâr-ı zemân ve kahremân-ı kadrtüvân hazretlerinin serpûş-endâz-ı hukka-i dehân oldukları dürr-i şehvâr latîfe bu maʿreke hilâlinde zîb-i tabak-çe-i beyân olunduğu mütevâtir ü meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nişancı ʿAbdullah Efendi iki üç seneden berü tehammül ü ʿusâ-i sefer ve ke'âbet-i münkaleb ile ʿalîl ve Âsitâne-i saʿâdet yoluna nigâh-endâz-ı hasret olarak her zemân gûyây-ı “hel min sebîl” olmuşidi. Rikkat-i hâl ve şeybine merhamet ve Âsitâne-i saʿâdet'e gitmek üzere nâyil-i izn ü ruhsat kılınup, beher sâl tarafına verilen üç bin beş\nyüz guruş mevkūf akçası kemâ-kân tarafına ihsân ve zilhiccenin on dördüncü günü münhal olan mansıbı ile Rıfat Ahmed Bey ferhân kılınup, Anadolu Muhâsebeciliği ile Kabakulak Yeğeni Süleyman Bey tebcîl ve mutasarrıf-ı sâbıkı olan Re'fet Mustafa Efendi mülâhaza-ı nemâ ile Cebeciler Kitâbeti'ne tenzîl olundu.",
          "caption": "Baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_841.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı tevcîhât",
          "text": "Nişancı ʿAbdullah Efendi iki üç seneden berü tehammül ü ʿusâ-i sefer ve ke'âbet-i münkaleb ile ʿalîl ve Âsitâne-i saʿâdet yoluna nigâh-endâz-ı hasret olarak her zemân gûyây-ı “hel min sebîl” olmuşidi. Rikkat-i hâl ve şeybine merhamet ve Âsitâne-i saʿâdet'e gitmek üzere nâyil-i izn ü ruhsat kılınup, beher sâl tarafına verilen üç bin beş\nyüz guruş mevkūf akçası kemâ-kân tarafına ihsân ve zilhiccenin on dördüncü günü münhal olan mansıbı ile Rıfat Ahmed Bey ferhân kılınup, Anadolu Muhâsebeciliği ile Kabakulak Yeğeni Süleyman Bey tebcîl ve mutasarrıf-ı sâbıkı olan Re'fet Mustafa Efendi mülâhaza-ı nemâ ile Cebeciler Kitâbeti'ne tenzîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ziştovi muhâfazasında olan Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Arnabûd Süleyman Paşa bir müddetden berü Ordu-yi hümâyûn'da sarf-ı tâb u tüvân ve me'mûr olduğu mahallerde kudreti kadar tekmîl-i şân-ı devlet-i ebed-bünyân edüp, bin nefer piyâde ve altı yüz nefer süvârîyi kendü mâlından tahrîr ile rûz-ı hızırdan kāsıma dek me'mûr olduğu mahalde istikrâr ve bu mukābelede rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kâm-kâr olmak niyâzını tekrâr edüp, niyâzı müsâʿadeye makrûn ve şartına îfâ etmek üzere zilhiccenin on beşinci günü o rütbe-i celîle ile kadri efzûn ve Yanya Sancağı'yla mazhar-ı lutf-ı gûnâ-gûn olup, bu haber-i meserret mesmûʿ olduğu gibi birâderini vilâyetine irsâl ve müteʿahhid olduğu askeri vaktiyle celb edüp, me'mûr olduğu mahallerde isbât-ı vücûd ile efrâd-ı vüzerâdan maʿdûd oldu.\n\nBundan akdem Ordu-yi hümâyûn'da vukūʿ bulan ihtilâl hasebiyle, sâyir askerî gibi zümre-i topçıyân dahi perîşân ve bu fende mehâreti zann ü husbân olunanlara noksan tareyân edüp, teksîr-i neferâta bâdî ve nev-âzmûdegân fenn-i mezkûrun tezâyüd-i şevkine sebeb-i ʿâdî olmak irâdesiyle Şumnu [M2 203] Kasabası hâricine birkaç kıtʿa hıyâm nasb olunup, Sadrıaʿzam Ağa Paşa ve Defterdar Efendi'yi istishâb ile zikr olunan mahalle zihâb ve mukaddemce ihzâr olunan topları iʿmâle mübâşeret ve nişân-gâha ʿadem-i isâbet ile Topçu-başı ve sâyir neferât ser be-zemîn-i şerm ü haclet olmuşlar iken, dördüncü defʿada dâne-i top mânend-i âh-ı mazlûmân-ı bî-günâh râster ve sîne-i nişân-gâh olduğundan, me'mûrlar kesb-i meserret ve defʿ-i hacâlet eyleyüp, her bâr tecribe vü imtihân ile evkāt-güzâr olmaları bâbında cânib-i Serdâr-ı ekremî'den tenbîh ü te'kîd ve ʿale'l-ʿumûm neferâta ʿatıyyeler verilüp, câme-i şevk u rağbetleri tecdîd olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Süleyman Paşa ve baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_842.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Süleyman Paşa ve baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Ziştovi muhâfazasında olan Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Arnabûd Süleyman Paşa bir müddetden berü Ordu-yi hümâyûn'da sarf-ı tâb u tüvân ve me'mûr olduğu mahallerde kudreti kadar tekmîl-i şân-ı devlet-i ebed-bünyân edüp, bin nefer piyâde ve altı yüz nefer süvârîyi kendü mâlından tahrîr ile rûz-ı hızırdan kāsıma dek me'mûr olduğu mahalde istikrâr ve bu mukābelede rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le kâm-kâr olmak niyâzını tekrâr edüp, niyâzı müsâʿadeye makrûn ve şartına îfâ etmek üzere zilhiccenin on beşinci günü o rütbe-i celîle ile kadri efzûn ve Yanya Sancağı'yla mazhar-ı lutf-ı gûnâ-gûn olup, bu haber-i meserret mesmûʿ olduğu gibi birâderini vilâyetine irsâl ve müteʿahhid olduğu askeri vaktiyle celb edüp, me'mûr olduğu mahallerde isbât-ı vücûd ile efrâd-ı vüzerâdan maʿdûd oldu.\n\nBundan akdem Ordu-yi hümâyûn'da vukūʿ bulan ihtilâl hasebiyle, sâyir askerî gibi zümre-i topçıyân dahi perîşân ve bu fende mehâreti zann ü husbân olunanlara noksan tareyân edüp, teksîr-i neferâta bâdî ve nev-âzmûdegân fenn-i mezkûrun tezâyüd-i şevkine sebeb-i ʿâdî olmak irâdesiyle Şumnu [M2 203] Kasabası hâricine birkaç kıtʿa hıyâm nasb olunup, Sadrıaʿzam Ağa Paşa ve Defterdar Efendi'yi istishâb ile zikr olunan mahalle zihâb ve mukaddemce ihzâr olunan topları iʿmâle mübâşeret ve nişân-gâha ʿadem-i isâbet ile Topçu-başı ve sâyir neferât ser be-zemîn-i şerm ü haclet olmuşlar iken, dördüncü defʿada dâne-i top mânend-i âh-ı mazlûmân-ı bî-günâh râster ve sîne-i nişân-gâh olduğundan, me'mûrlar kesb-i meserret ve defʿ-i hacâlet eyleyüp, her bâr tecribe vü imtihân ile evkāt-güzâr olmaları bâbında cânib-i Serdâr-ı ekremî'den tenbîh ü te'kîd ve ʿale'l-ʿumûm neferâta ʿatıyyeler verilüp, câme-i şevk u rağbetleri tecdîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu vech üzere Prusya ve Nemçe devletleri ʿakd-ı musâlaha tevassutunu südde-i aʿlâdan recâ ve mücerred âsâyiş-i askerî ve reʿâyâ mekāsıdıyla bi'l-ittifâk iltimâslarına müsâʿade-i seniyye rû-nümâ olup, anlar dahi Rusya me'mûrlarıyla mâdde-i mezkûreyi bi'l-müzâkere karar-gîr-i nizâm eylediklerini pâye-i serîr-i aʿlâya ʿarz u ifhâm etmişler idi. Binâ'en ʿalâ zâlik evvelâ inʿikād-ı şurût-ı mütâreke ve sâniyen Murahhas ve mütevassıtlar ictimâʿıyla teşyîd-i kavâʿid-i musâlaha olunmak ruhsatını hâvî taraf-ı Cihândârî'den bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i vürûd\nolup, Rusyalu mütevassıt bulunan devletler bî-garaz olmayup, her hâlde tâlib-i cezâ vü ʿıvaz olmalarıyla, bu takdîrde dâʿiye-i tavassut ile sulha râgıb olan devletlerden kesb-i fâyide-i zâyide etmek meczûm ve tarafeyne zararları isâbet etmek gayr-i mevhûm olmağla, iki devlet hod-be-hod murahhaslar taʿyîniyle mütâreke vü musâlaha emrine temşiyet verdikleri hâlde müşâreket ve ihtilât-ı ecânibden terettüb edecek zarar-ı mâlî ve mülkîden masûn ve musâlahayı bu vechile bi't-terâzî kuvvetden fiʿle îsâl eylemek bu iki devlete her hâlde hayr-ı mahz olduğu bir emr-i gayr-i maznûndur” deyerek, kavm-i Tatar serbest olmak ve Eflâk ve Boğdan ber-vech-i tazmîn musâlahadan sonra Devlet-i ʿaliyye'ye red olunmak mâddeleri dahi esâs olarak der-meyân ve murahhaslar taʿyîn eylediklerini beyân etmişler. Mâdde-i Tatar her ne kadar müşkil ü düşvâr ise dahi murahhaslar bir mahalle gelüp, iktizâsı üzere mükâlemeye şurûʿ etmeleri husûslarına ittifâk-ı ʿulemâ ve erkân-ı saltanat ile cevâz u ruhsat [M2 204] verilüp, ʿakd-i şurût-i mütâreke ve buna müteferri olan ahvâl fî-mâ baʿd Serdâr-ı ekrem ve Rusya Feld merşali ile muhâbere ve istimzâc olunmak emri, hatt-ı hümâyûna idrâc olunmuşidi. Çünkü Devlet-i ʿaliyye min ciheti'l-mesârif mübtelây-ı meşâkk-ı zarûret ve reʿâyâ vü berâyâ tekâlîf-i seferiyye ile giriftâr-ı dü-şâha-i zarar u hasâret olup, mîzâc-ı askerîde fesâd ve rûz-i mesâfda ʿadem-i sebât ü inkıyâd birkaç seneden berü mücerreb-i erbâb-ı ictihâd olup, bu esbâb ile bir müddet seyf-i hısâm der-niyâm kılınmak zarûriyyât-ı mülkiyyeden olduğu, Ordu-yi hümâyûn halkının ise cezmen maʿlûmu olup, Rusyalu dahi her ne kadar galebe ile ser-nümây-ı ʿucb u gurûr oldular ise dahi, mâl ve asker cihetiyle mübtelây-ı zarar-ı nâ-mahsûr ve sulha meyl ü rağbet maslahat-ı dâhiliyye vü hâriciyyelerine muvâfakat ile devletlerini mecbûr edüp, İmperatoriçe'nin muʿteber ve manzûru ve mahrem-i serâ-perde-i umûru olan Orlof Baş-murahhas ve yirmi seneden berü Âsitâne'de Kapu Kethudâları olan Obreşkof İkinci Murahhas nasb olunduğunu merşallerine tahrîr ve ol dahi bu keyfiyyeti Ordu-yi hümâyûn'a tastîr ile emr-i mütârekenin bir ân akdem kâr-ı bend-i nizâm olmasını îhâm etmişidi. Mütâreke şurûtu Ordu-yi hümâyûn'dan kaleme alınup, Serdâr-ı ekrem tarafından Merşal'e irsâl ve ol dahi birkaç kelime ʿilâvesiyle Yergögi'de ve yâhûd Bükreş'de ʿakd-i mütâreke olunmasını izhâr-ı inbisât ile istiʿcâl ve bu tarafdan dahi mukābele vü muʿâmele bi'l-mücâmele izhârıyla te'kîd-i hâl kılındı. Maksûd Girây Hân ulakların karşu tarafa zehâb u iyâblarından râyiha-i musâlaha istişmâm ve Sadrıaʿzam ise askere fütûr ʿârız olmamak niyyeti ile bu hatb-ı ehemmi nühüfte-i perde-i iktitâm edüp, nâ-gâh Hân cenâblarından mektûb vürûd edüp, maʿiyyetinde bulunan üç beş yüz âdem ile Ruscuk'dan hareket ve Niğbolu'da olan askerî cemʿiyyetine zamm ile karşu tarafa ilkā-ı ruʿb u haşyet ve düşmen ile mukāvemet\nmümkin olmadığı hâlde, 'usât-ı reʿâyâyı nehb ü gāret edeceğini tahrîr ü işâret etmiş, müşârun ileyhin temâm-ı mütâreke inʿikād olunur iken izhâr-ı cesâret eylemesi mahall-i taʿaccüb u istiğrâb olduğundan fazla, derdest olan maslahatın ifsâdını müstelzim bir emr-i nâ-savâb olduğu bî-irtiyâb olmağla, emr-i mütârekeye şurûʿ olunacağını sırran ifâde ve Ruscuk'dan hareket etmiş ise [M2 205] bir münâsib mahalle iʿâde olunmak üzere Silahdâr Kâtibi ʿAtâ'ullah Beyefendi ʿale'l-ʿacele müşârun ileyh tarafına firistâde olunup, mûmâ ileyh vârıncaya dek, Hân mânend-i berk-i âteş-efşân Niğbolu havâlîsine debdebe-endâz-ı tafra vü ʿunvân ve mîr-i mûmâ ileyh verâsından yetüşüp, bu sırr-ı nihânı ʿayân ve iʿâdesiyle mazhar-ı nevâziş-i Sadr-ı sâmî-mekân oldu.",
          "caption": "ʿAkd-ı mütâreke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_843.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAkd-ı mütâreke",
          "text": "Bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu vech üzere Prusya ve Nemçe devletleri ʿakd-ı musâlaha tevassutunu südde-i aʿlâdan recâ ve mücerred âsâyiş-i askerî ve reʿâyâ mekāsıdıyla bi'l-ittifâk iltimâslarına müsâʿade-i seniyye rû-nümâ olup, anlar dahi Rusya me'mûrlarıyla mâdde-i mezkûreyi bi'l-müzâkere karar-gîr-i nizâm eylediklerini pâye-i serîr-i aʿlâya ʿarz u ifhâm etmişler idi. Binâ'en ʿalâ zâlik evvelâ inʿikād-ı şurût-ı mütâreke ve sâniyen Murahhas ve mütevassıtlar ictimâʿıyla teşyîd-i kavâʿid-i musâlaha olunmak ruhsatını hâvî taraf-ı Cihândârî'den bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i vürûd\nolup, Rusyalu mütevassıt bulunan devletler bî-garaz olmayup, her hâlde tâlib-i cezâ vü ʿıvaz olmalarıyla, bu takdîrde dâʿiye-i tavassut ile sulha râgıb olan devletlerden kesb-i fâyide-i zâyide etmek meczûm ve tarafeyne zararları isâbet etmek gayr-i mevhûm olmağla, iki devlet hod-be-hod murahhaslar taʿyîniyle mütâreke vü musâlaha emrine temşiyet verdikleri hâlde müşâreket ve ihtilât-ı ecânibden terettüb edecek zarar-ı mâlî ve mülkîden masûn ve musâlahayı bu vechile bi't-terâzî kuvvetden fiʿle îsâl eylemek bu iki devlete her hâlde hayr-ı mahz olduğu bir emr-i gayr-i maznûndur” deyerek, kavm-i Tatar serbest olmak ve Eflâk ve Boğdan ber-vech-i tazmîn musâlahadan sonra Devlet-i ʿaliyye'ye red olunmak mâddeleri dahi esâs olarak der-meyân ve murahhaslar taʿyîn eylediklerini beyân etmişler. Mâdde-i Tatar her ne kadar müşkil ü düşvâr ise dahi murahhaslar bir mahalle gelüp, iktizâsı üzere mükâlemeye şurûʿ etmeleri husûslarına ittifâk-ı ʿulemâ ve erkân-ı saltanat ile cevâz u ruhsat [M2 204] verilüp, ʿakd-i şurût-i mütâreke ve buna müteferri olan ahvâl fî-mâ baʿd Serdâr-ı ekrem ve Rusya Feld merşali ile muhâbere ve istimzâc olunmak emri, hatt-ı hümâyûna idrâc olunmuşidi. Çünkü Devlet-i ʿaliyye min ciheti'l-mesârif mübtelây-ı meşâkk-ı zarûret ve reʿâyâ vü berâyâ tekâlîf-i seferiyye ile giriftâr-ı dü-şâha-i zarar u hasâret olup, mîzâc-ı askerîde fesâd ve rûz-i mesâfda ʿadem-i sebât ü inkıyâd birkaç seneden berü mücerreb-i erbâb-ı ictihâd olup, bu esbâb ile bir müddet seyf-i hısâm der-niyâm kılınmak zarûriyyât-ı mülkiyyeden olduğu, Ordu-yi hümâyûn halkının ise cezmen maʿlûmu olup, Rusyalu dahi her ne kadar galebe ile ser-nümây-ı ʿucb u gurûr oldular ise dahi, mâl ve asker cihetiyle mübtelây-ı zarar-ı nâ-mahsûr ve sulha meyl ü rağbet maslahat-ı dâhiliyye vü hâriciyyelerine muvâfakat ile devletlerini mecbûr edüp, İmperatoriçe'nin muʿteber ve manzûru ve mahrem-i serâ-perde-i umûru olan Orlof Baş-murahhas ve yirmi seneden berü Âsitâne'de Kapu Kethudâları olan Obreşkof İkinci Murahhas nasb olunduğunu merşallerine tahrîr ve ol dahi bu keyfiyyeti Ordu-yi hümâyûn'a tastîr ile emr-i mütârekenin bir ân akdem kâr-ı bend-i nizâm olmasını îhâm etmişidi. Mütâreke şurûtu Ordu-yi hümâyûn'dan kaleme alınup, Serdâr-ı ekrem tarafından Merşal'e irsâl ve ol dahi birkaç kelime ʿilâvesiyle Yergögi'de ve yâhûd Bükreş'de ʿakd-i mütâreke olunmasını izhâr-ı inbisât ile istiʿcâl ve bu tarafdan dahi mukābele vü muʿâmele bi'l-mücâmele izhârıyla te'kîd-i hâl kılındı. Maksûd Girây Hân ulakların karşu tarafa zehâb u iyâblarından râyiha-i musâlaha istişmâm ve Sadrıaʿzam ise askere fütûr ʿârız olmamak niyyeti ile bu hatb-ı ehemmi nühüfte-i perde-i iktitâm edüp, nâ-gâh Hân cenâblarından mektûb vürûd edüp, maʿiyyetinde bulunan üç beş yüz âdem ile Ruscuk'dan hareket ve Niğbolu'da olan askerî cemʿiyyetine zamm ile karşu tarafa ilkā-ı ruʿb u haşyet ve düşmen ile mukāvemet\nmümkin olmadığı hâlde, 'usât-ı reʿâyâyı nehb ü gāret edeceğini tahrîr ü işâret etmiş, müşârun ileyhin temâm-ı mütâreke inʿikād olunur iken izhâr-ı cesâret eylemesi mahall-i taʿaccüb u istiğrâb olduğundan fazla, derdest olan maslahatın ifsâdını müstelzim bir emr-i nâ-savâb olduğu bî-irtiyâb olmağla, emr-i mütârekeye şurûʿ olunacağını sırran ifâde ve Ruscuk'dan hareket etmiş ise [M2 205] bir münâsib mahalle iʿâde olunmak üzere Silahdâr Kâtibi ʿAtâ'ullah Beyefendi ʿale'l-ʿacele müşârun ileyh tarafına firistâde olunup, mûmâ ileyh vârıncaya dek, Hân mânend-i berk-i âteş-efşân Niğbolu havâlîsine debdebe-endâz-ı tafra vü ʿunvân ve mîr-i mûmâ ileyh verâsından yetüşüp, bu sırr-ı nihânı ʿayân ve iʿâdesiyle mazhar-ı nevâziş-i Sadr-ı sâmî-mekân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh merâkib ü revâhilden âzâde ve bu hâl ile mukaddem tevcîh olununan Trabzon'a ʿazîmeti mümkin olmadığı aʿzârını Rikâb ve Ordu-yi hümâyûn tarafına ifâde edüp, mansıbı tahvîl ve İnebahtı Sancağı tevcîhi ile mazhar-ı lutf-i cezîl oldu. Medîne-i münevvere Kazâsı'yla kesb-i şeref eden Elmâs Paşa İmâmı-zâde hulûl-i ecel-i mevʿûduyla vefât ve teslîm-i vedîʿa-i hayât edüp, bakıyye altı mâh müddetini Mısır Kadısı bulunan Hasan Paşa-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi itmâm etmek şerefiyle be-kâm oldu.\n\nMekke-i mükerreme Kazâsı'nın tevcîhi zemânı dahi hulûl eylediğine binâ'en, hükûmet-i mezbûre ile Şâm'dan maʿzûl Sır Kâtibi es-Seyyid ʿÖmer Efendi nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, Medîne-i münevvere Kazâsı dahi sâl-i âtiyede zabt etmek üzere sâbıkā Edirne Kadısı Halîl Efendi-zâde Ahmed Efendi'ye irâde olunundu.",
          "caption": "Tevcîh-i İnebahtı be-Sadr-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_844.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i İnebahtı be-Sadr-ı sâbık",
          "text": "Müşârun ileyh merâkib ü revâhilden âzâde ve bu hâl ile mukaddem tevcîh olununan Trabzon'a ʿazîmeti mümkin olmadığı aʿzârını Rikâb ve Ordu-yi hümâyûn tarafına ifâde edüp, mansıbı tahvîl ve İnebahtı Sancağı tevcîhi ile mazhar-ı lutf-i cezîl oldu. Medîne-i münevvere Kazâsı'yla kesb-i şeref eden Elmâs Paşa İmâmı-zâde hulûl-i ecel-i mevʿûduyla vefât ve teslîm-i vedîʿa-i hayât edüp, bakıyye altı mâh müddetini Mısır Kadısı bulunan Hasan Paşa-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi itmâm etmek şerefiyle be-kâm oldu.\n\nMekke-i mükerreme Kazâsı'nın tevcîhi zemânı dahi hulûl eylediğine binâ'en, hükûmet-i mezbûre ile Şâm'dan maʿzûl Sır Kâtibi es-Seyyid ʿÖmer Efendi nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, Medîne-i münevvere Kazâsı dahi sâl-i âtiyede zabt etmek üzere sâbıkā Edirne Kadısı Halîl Efendi-zâde Ahmed Efendi'ye irâde olunundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kazâ Bağdâd rütbesinin dûnunda menâsıb-ı Devriyye'den olup, belde-i merkūmede zânû-zede-i sadr-ı istirâhat ve pertev-pâş-ı feyz ü bereket olan zât-ı Sürûşî sıfâta hürmeten ve kurb-i Saltanat-ı ʿuzmâda bulunduğuna rağbeten terfîʿ-i rütbesi münâsib görülüp, Devriyye menâsıbından ihrâc ve Mahrec iʿtibârıyla Haleb ve Selânik mevleviyyetleri miyânına idrâc olunup, nemâsı kalîl olduğuna binâ'en, Uzunca-âbâd Kazâsı ilhâkıyla nefʿ u cedvâsı teksîr olunup, Süleymâniye müderrislerinden Şeyh-zâde es-Seyyid Mehmed Refîʿ Efendi'ye seksen beş saferinde tevcîh olundu. Gurre-i ramazândan zabt etmek üzere Mısr-ı Kāhire ile sâbıkā Haleb Kadısı Râşid-zâde es-Seyyid İbrâhîm Edhem Efendi nâyil-i ferhat ve cumâdelûlâ gurresinden İzmir Kazâsı'yla Çalkandı-zâde ʿArif Mustafa Efendi raks-âver-i bezm-i meserret olup, gurre-i\nşehr-i rebîʿulâhırdan tasarruf şartıyla Üsküdar Kazâsı, Nâlî Kāynı-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ihsân ve cumâde [M2 206] lâhıre gurresinden Kuds-i Şerîf Kazâsı, Gül Ahmed Paşa-zâde İsmâʿîl Beyefendi'ye tevcîh ile kadri muvâzî-yi eyvân-ı geyvân kılındı.",
          "caption": "Terfîʿ-i rütbe-i kuzât-ı Havâss-ı Refîʿa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_845.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "Terfîʿ-i rütbe-i kuzât-ı Havâss-ı Refîʿa",
          "text": "Zikr olunan kazâ Bağdâd rütbesinin dûnunda menâsıb-ı Devriyye'den olup, belde-i merkūmede zânû-zede-i sadr-ı istirâhat ve pertev-pâş-ı feyz ü bereket olan zât-ı Sürûşî sıfâta hürmeten ve kurb-i Saltanat-ı ʿuzmâda bulunduğuna rağbeten terfîʿ-i rütbesi münâsib görülüp, Devriyye menâsıbından ihrâc ve Mahrec iʿtibârıyla Haleb ve Selânik mevleviyyetleri miyânına idrâc olunup, nemâsı kalîl olduğuna binâ'en, Uzunca-âbâd Kazâsı ilhâkıyla nefʿ u cedvâsı teksîr olunup, Süleymâniye müderrislerinden Şeyh-zâde es-Seyyid Mehmed Refîʿ Efendi'ye seksen beş saferinde tevcîh olundu. Gurre-i ramazândan zabt etmek üzere Mısr-ı Kāhire ile sâbıkā Haleb Kadısı Râşid-zâde es-Seyyid İbrâhîm Edhem Efendi nâyil-i ferhat ve cumâdelûlâ gurresinden İzmir Kazâsı'yla Çalkandı-zâde ʿArif Mustafa Efendi raks-âver-i bezm-i meserret olup, gurre-i\nşehr-i rebîʿulâhırdan tasarruf şartıyla Üsküdar Kazâsı, Nâlî Kāynı-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ihsân ve cumâde [M2 206] lâhıre gurresinden Kuds-i Şerîf Kazâsı, Gül Ahmed Paşa-zâde İsmâʿîl Beyefendi'ye tevcîh ile kadri muvâzî-yi eyvân-ı geyvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Anadolu'da bir sene kadar icrây-ı ahkâm ve tesaddî-yi nakz u ibrâm eden ʿAtıf Mehmed Efendi tekmîl-i müddet ve yevm-i nasbından pâyesi muʿteber olmak üzere Anadolu Kadıʿaskerliği Şeyhulislâm-ı esbak Esʿad Efendi'nin mahdûm-i mükerremleri Şerîf Mehmed Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve Edirne Kazâsı'yla Birâder-zâde Yaʿkûb Efendi defʿ-i hüzn ü kâbet eyledi. İslâmbol Kadısı Yahyâ Efendi'nin muʿtâd olan müddet-i hükümeti resîde-i hayyiz-i intihâ ve Mekke-i mükerreme'den munfasıl İlmî Dâmâdı ʿAli Sâtıʿ Efendi gurre-i cumâdelâhıreden İstanbul Kadılığı ile feres-rân-ı meydân-ı iʿtilâ oldu.\n\nİstanbul Pâyesi olan ʿAli Paşa-zâde ʿAbdullah Bey ve sâbıkā Burusa Kadısı Mektûbî ʿAbdurrahîm Efendi birbirini teʿâkub ederek, merâret-i mevti zâyik ve dünyây-ı bî-bekādan vâreste-i dü-şâha-i ümniyye vü ʿalâyık oldular.\n\nRumeli Kadıʿaskeri olan Sâlih-zâde Mehmed Emîn Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ve İvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi mükerreren Sadâret-i Rumeli ile tahsîl-i nâm eyledi.\n\nİstanbul Kadısı İlmî Dâmâdı ʿAli Sâtıʿ Efendi'nin taʿdîl-i kıyem ü esʿâr ve teʾdîb-i erbâb-ı ihtikârda cehli be-dîdâr ve butûʿ u rehâveti âşikâr olduğuna binâʾen, istîfây-ı müddet etmezden mukaddem ʿazl ile tenkîb ve Nakībuleşrâf olup, sâbıkā İstanbul Kadısı iken vazʿ u reftârı mücerreb-i baʿîd u karîb olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi İstanbul Kazâsı'yla mükerreren tatyîb ve şevk u gayretine vesîle-i tezâyüd olmak içün Anadolu Pâyesi'yle tefrîh u tatyîb olundu.\n\nŞâm Kazâsı'nın vakt-i tevcîhi tekarrub ve şimdiden o tarîk-i sahîkın esbâbını tedârük ü temşiyete teʾehhüb lâzım geldiğine binâʾen, sene-i âtiye rebîʿulevveli gurresinden sâbıkā İzmir Kadısı Mukīm-zâde Dâmâdı İsmâʿîl Efendi, hükûmet-i Şâm ile makzıyyu'l-merâm oldu.\nSene-i âtiye rebîʿulâhirında zabt etmek üzere Kazây-ı Haleb ile Receb-zâde Mehmed ʿArîf Efendi, nâyil-i matlab ve Kāzâbâdî-zâde Mehmed Râfiʿ Efendi Kuds-i Şerîf hükümetiyle ser-ber-âverde-i erbâb-ı rüteb oldu. [M2 207]",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve tevcîh-i Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_846.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1184"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve tevcîh-i Edirne",
          "text": "Sadâret-i Anadolu'da bir sene kadar icrây-ı ahkâm ve tesaddî-yi nakz u ibrâm eden ʿAtıf Mehmed Efendi tekmîl-i müddet ve yevm-i nasbından pâyesi muʿteber olmak üzere Anadolu Kadıʿaskerliği Şeyhulislâm-ı esbak Esʿad Efendi'nin mahdûm-i mükerremleri Şerîf Mehmed Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet ve Edirne Kazâsı'yla Birâder-zâde Yaʿkûb Efendi defʿ-i hüzn ü kâbet eyledi. İslâmbol Kadısı Yahyâ Efendi'nin muʿtâd olan müddet-i hükümeti resîde-i hayyiz-i intihâ ve Mekke-i mükerreme'den munfasıl İlmî Dâmâdı ʿAli Sâtıʿ Efendi gurre-i cumâdelâhıreden İstanbul Kadılığı ile feres-rân-ı meydân-ı iʿtilâ oldu.\n\nİstanbul Pâyesi olan ʿAli Paşa-zâde ʿAbdullah Bey ve sâbıkā Burusa Kadısı Mektûbî ʿAbdurrahîm Efendi birbirini teʿâkub ederek, merâret-i mevti zâyik ve dünyây-ı bî-bekādan vâreste-i dü-şâha-i ümniyye vü ʿalâyık oldular.\n\nRumeli Kadıʿaskeri olan Sâlih-zâde Mehmed Emîn Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm ve İvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi mükerreren Sadâret-i Rumeli ile tahsîl-i nâm eyledi.\n\nİstanbul Kadısı İlmî Dâmâdı ʿAli Sâtıʿ Efendi'nin taʿdîl-i kıyem ü esʿâr ve teʾdîb-i erbâb-ı ihtikârda cehli be-dîdâr ve butûʿ u rehâveti âşikâr olduğuna binâʾen, istîfây-ı müddet etmezden mukaddem ʿazl ile tenkîb ve Nakībuleşrâf olup, sâbıkā İstanbul Kadısı iken vazʿ u reftârı mücerreb-i baʿîd u karîb olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi İstanbul Kazâsı'yla mükerreren tatyîb ve şevk u gayretine vesîle-i tezâyüd olmak içün Anadolu Pâyesi'yle tefrîh u tatyîb olundu.\n\nŞâm Kazâsı'nın vakt-i tevcîhi tekarrub ve şimdiden o tarîk-i sahîkın esbâbını tedârük ü temşiyete teʾehhüb lâzım geldiğine binâʾen, sene-i âtiye rebîʿulevveli gurresinden sâbıkā İzmir Kadısı Mukīm-zâde Dâmâdı İsmâʿîl Efendi, hükûmet-i Şâm ile makzıyyu'l-merâm oldu.\nSene-i âtiye rebîʿulâhirında zabt etmek üzere Kazây-ı Haleb ile Receb-zâde Mehmed ʿArîf Efendi, nâyil-i matlab ve Kāzâbâdî-zâde Mehmed Râfiʿ Efendi Kuds-i Şerîf hükümetiyle ser-ber-âverde-i erbâb-ı rüteb oldu. [M2 207]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beyne'd-devleteyn râbıta-bend-i nizâm olacak musâlahaya mukaddime olan mütârekenin bir ân akdem pezîrefte-i hüsn-i hıtâm olması tarafeynden bi'l-muhâbere karâr-gîr-i müzâkere olup, iki taraf murahhasları Yergögü'de ictimâʿ ve mükâlemeye şurûʿ ile defʿ-i ceng ü nizâʿ etmek mücâvebesi dahi inkıtâʿ üzere olup, lâ cerem Süvârî Mukābelecisi olan ʿAbdulkerîm Efendi mütâreke hidmetine taʿyîn ve yedine ruhsatnâme verilüp, kâffe-i me'ûneti taraf-ı mîrîden rü'yet ve maslahatı tehvîn olunduğundan başka, Devlet-i ʿaliyye ile düvel-i Nasârâ miyânında rişte-bend-i istihkâm olan ʿuhûd u şurûta bi'l-mümârese iktisâb-ı ʿilm-i icmâlî eden Dîvân Kalemi Kîsedârı Dürrî Efendi dahi mûmâ ileyhe hem-dûş-i murâfakat ve muharremul-harâmın beşinci günü Yergöğü tarafına ʿinân-tâb-ı teveccüh ü ʿazîmet oldular.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i ʿAbdulkerîm Efendi be-ʿakd-i mütâreke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_847.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i ʿAbdulkerîm Efendi be-ʿakd-i mütâreke",
          "text": "Beyne'd-devleteyn râbıta-bend-i nizâm olacak musâlahaya mukaddime olan mütârekenin bir ân akdem pezîrefte-i hüsn-i hıtâm olması tarafeynden bi'l-muhâbere karâr-gîr-i müzâkere olup, iki taraf murahhasları Yergögü'de ictimâʿ ve mükâlemeye şurûʿ ile defʿ-i ceng ü nizâʿ etmek mücâvebesi dahi inkıtâʿ üzere olup, lâ cerem Süvârî Mukābelecisi olan ʿAbdulkerîm Efendi mütâreke hidmetine taʿyîn ve yedine ruhsatnâme verilüp, kâffe-i me'ûneti taraf-ı mîrîden rü'yet ve maslahatı tehvîn olunduğundan başka, Devlet-i ʿaliyye ile düvel-i Nasârâ miyânında rişte-bend-i istihkâm olan ʿuhûd u şurûta bi'l-mümârese iktisâb-ı ʿilm-i icmâlî eden Dîvân Kalemi Kîsedârı Dürrî Efendi dahi mûmâ ileyhe hem-dûş-i murâfakat ve muharremul-harâmın beşinci günü Yergöğü tarafına ʿinân-tâb-ı teveccüh ü ʿazîmet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bekāy-ı şân-ı Saltanat-ı seniyye ile ʿakd-ı şurût-i mühâdenet eğerçi menviyy-i zamîr-i erkân-ı devlet olup, ancak netîce-i mükâleme mechûl-i mutlak ve husûl-i musâlaha bâz-beste-i emr-i cenâb-ı Hak olup, jâj-hâyân-ı aʿdâdan teklîf-i mâ-lâ yutak muʿâmelâtıyla inʿıkād-ı sulh mukadder olmadığı takdîrde, lâ-mehâle iʿâde-i harb iktizâ edüp, bu sûretde cemʿ-i askerde izhâr-ı kesel ü tüvânî bâʿis-i nedâmet ü peşîmânî olacağından başka, âvâze-i mütâreke ʿavâkıb-ı umûrdan gāfil olan askerînin dehlîz-i sâmialarına dâhil olmağla, zarûrî terk-i sürʿat ü istiʿcâl ve vaktiyle Muʿasker-i hümâyûn'a ʿadem-i vusûlleri min ağlebi'l-ihtimâl olup, binâ-berîn evvel-behâra tertîb olunan cünûd-i muvahhidînin bir ân akdem mevkib-i Serdâr-ı ekremî'ye iltihâkları bâbında her tarafa emr-i ʿâlî-şân şeref-sudûr ve Selânîk Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa sevk-i asâkire me'mûr oldu. Bu tedbîr-i dil-pezîrden sonra te'kîden lil-hâl tûğ-ı Âsafî dahi kānûn üzere ihrâc ve igrây-ı askerî tarîkasına intihâc olundu.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_848.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Bekāy-ı şân-ı Saltanat-ı seniyye ile ʿakd-ı şurût-i mühâdenet eğerçi menviyy-i zamîr-i erkân-ı devlet olup, ancak netîce-i mükâleme mechûl-i mutlak ve husûl-i musâlaha bâz-beste-i emr-i cenâb-ı Hak olup, jâj-hâyân-ı aʿdâdan teklîf-i mâ-lâ yutak muʿâmelâtıyla inʿıkād-ı sulh mukadder olmadığı takdîrde, lâ-mehâle iʿâde-i harb iktizâ edüp, bu sûretde cemʿ-i askerde izhâr-ı kesel ü tüvânî bâʿis-i nedâmet ü peşîmânî olacağından başka, âvâze-i mütâreke ʿavâkıb-ı umûrdan gāfil olan askerînin dehlîz-i sâmialarına dâhil olmağla, zarûrî terk-i sürʿat ü istiʿcâl ve vaktiyle Muʿasker-i hümâyûn'a ʿadem-i vusûlleri min ağlebi'l-ihtimâl olup, binâ-berîn evvel-behâra tertîb olunan cünûd-i muvahhidînin bir ân akdem mevkib-i Serdâr-ı ekremî'ye iltihâkları bâbında her tarafa emr-i ʿâlî-şân şeref-sudûr ve Selânîk Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa sevk-i asâkire me'mûr oldu. Bu tedbîr-i dil-pezîrden sonra te'kîden lil-hâl tûğ-ı Âsafî dahi kānûn üzere ihrâc ve igrây-ı askerî tarîkasına intihâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mütârekeye Murahhas taʿyîn olunan ʿAbdulkerîm Efendi ve maʿiyyetinde olan Dürrî Efendi ve Dîvân Tercemânı İskerlet Ruscuğ'a vusûl bulup, vusûllerini karşu tarafa\nihbâr ve Rusyalu tarafından taʿyîn olunan [İvan] Simolin nâm şahısdan fi'l-hâl âdem gelüp, vakt-ı [M2 208] mürûrların istifsâr etmişidi. Efendi-yi mûmâ ileyh dahi şehr-i mezkûrun on altıncı günü karşuya geçeceğini ifâde ve âdemîsini iʿâde ile yevm-i mezkûrda Yergögü tarafına ʿubûr ve kasabadan bir sâʿat ilerüde nasb olunan hıyâma nüzûl ʿakabinde Yergögü'de olan Ceneral tarafından ve Murahhas olan Simolin cânibinden resm-i hoş-âmedî icrâ ve hıdmetde olmak içün kırk nefer katana ve bir nefer mayor irsâliyle hukūk-ı riʿâyeti edâ eylediler. İki üç gün sonra Rusya Murahhası ile bir yere gelüp, birbiriyle icrây-ı hüsn-i muʿâmele ve ruhsat-nâmelerini mübâdele, ferdâsı mükâlemeye şurûʿ ve miyânelerinde otuz gün kadar münâkaşa vukūʿ bulup, mahall-i nizâ olan mevâd ve tahte'ş-şurût muzmer olan fesâd-ı çîre-destî-i Serdâr-ı ekremî ile cerh u taʿdîl ve kabûlü mümteniʿ olan îrâdât, delâyil-i ʿakliyye ile semt-i salâha tahvîl olunarak, sûret-i tevâfuk-i tahsîl olunup, saferu'l-hayrın yedinci günü temessükler terkīm ü tahtîm ve yek-dîgere teslîm ve Serdâr-ı ekrem ve Merşal taraflarından dahi tasdîk-nâmeler yazılup, maslahat-ı mütâreke tetmîm olundu.\nBundan sonra resm-i mühâdâta mübâşeret ve Efendi-yi mûmâ ileyh ve maʿiyyetinde olanlara ber-vech-i tefâvüt üç tulum semmûr verilüp, berü tarafdan dahi Rusya Murahhası'na bir donanmış at ve sır-kâtiblerine bin guruş ve tercemânlarına yedi yüz guruş iʿtâ ve resm-i vedâʿ îfâsıyla ʿinân-ı mürâcaʿat irhâ olundu. Efendi-yi mûmâ ileyhin hıdmeti istihsân ve bir ferve-i semmûr ile mazhar-ı ihsân kılındığından başka, Baş-muhâsebe Pâyesi'yle mahsûdü'l-akrân ve Dîvân Kîsedârı dahi bu mülâbese ile dâhil-i katâr-ı Hâcegân oldu.",
          "caption": "Hıtâm-ı emr-i mütâreke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_849.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Hıtâm-ı emr-i mütâreke",
          "text": "Mütârekeye Murahhas taʿyîn olunan ʿAbdulkerîm Efendi ve maʿiyyetinde olan Dürrî Efendi ve Dîvân Tercemânı İskerlet Ruscuğ'a vusûl bulup, vusûllerini karşu tarafa\nihbâr ve Rusyalu tarafından taʿyîn olunan [İvan] Simolin nâm şahısdan fi'l-hâl âdem gelüp, vakt-ı [M2 208] mürûrların istifsâr etmişidi. Efendi-yi mûmâ ileyh dahi şehr-i mezkûrun on altıncı günü karşuya geçeceğini ifâde ve âdemîsini iʿâde ile yevm-i mezkûrda Yergögü tarafına ʿubûr ve kasabadan bir sâʿat ilerüde nasb olunan hıyâma nüzûl ʿakabinde Yergögü'de olan Ceneral tarafından ve Murahhas olan Simolin cânibinden resm-i hoş-âmedî icrâ ve hıdmetde olmak içün kırk nefer katana ve bir nefer mayor irsâliyle hukūk-ı riʿâyeti edâ eylediler. İki üç gün sonra Rusya Murahhası ile bir yere gelüp, birbiriyle icrây-ı hüsn-i muʿâmele ve ruhsat-nâmelerini mübâdele, ferdâsı mükâlemeye şurûʿ ve miyânelerinde otuz gün kadar münâkaşa vukūʿ bulup, mahall-i nizâ olan mevâd ve tahte'ş-şurût muzmer olan fesâd-ı çîre-destî-i Serdâr-ı ekremî ile cerh u taʿdîl ve kabûlü mümteniʿ olan îrâdât, delâyil-i ʿakliyye ile semt-i salâha tahvîl olunarak, sûret-i tevâfuk-i tahsîl olunup, saferu'l-hayrın yedinci günü temessükler terkīm ü tahtîm ve yek-dîgere teslîm ve Serdâr-ı ekrem ve Merşal taraflarından dahi tasdîk-nâmeler yazılup, maslahat-ı mütâreke tetmîm olundu.\nBundan sonra resm-i mühâdâta mübâşeret ve Efendi-yi mûmâ ileyh ve maʿiyyetinde olanlara ber-vech-i tefâvüt üç tulum semmûr verilüp, berü tarafdan dahi Rusya Murahhası'na bir donanmış at ve sır-kâtiblerine bin guruş ve tercemânlarına yedi yüz guruş iʿtâ ve resm-i vedâʿ îfâsıyla ʿinân-ı mürâcaʿat irhâ olundu. Efendi-yi mûmâ ileyhin hıdmeti istihsân ve bir ferve-i semmûr ile mazhar-ı ihsân kılındığından başka, Baş-muhâsebe Pâyesi'yle mahsûdü'l-akrân ve Dîvân Kîsedârı dahi bu mülâbese ile dâhil-i katâr-ı Hâcegân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şart-ı evvel: İki asker bulundukları mahallerde muhârebeyi terk edeler.\n\nŞart-ı sânî: Ruscuk'da ve Yergögü'de olan ruʿesây-ı askere imzây-ı sened ʿakabinde haber verilüp, Anadolu ve Rumeli askerine dahi buʿdlarına göre ifâde-i hâl oluna.\n\nŞart-ı sâlis: Tarafeyn askeri müddet-i mütârekede hâlleri üzere kalup, sevâhil-i Tuna'da bulunan tarafeyn askeri devletleri tarafından taʿyîn-i hudûd oluncaya dek, Nehr-i Tuna hadd-ı fâsıl olup, müceddeden ebniye ihdâs olunmayup, tahrîb olunan yerler ve bâ-husûs Babadağı ve Tulça ve İsakçı ve Maçin ve Hırsova taʿmîr olunmayup, [M2 209] hâlleri üzere terk olunalar.\n\nŞart-ı râbiʿ: Mütâreke ʿakdine Rusyalu tarafından Murahhas olan kimseye Âsitâne'ye ve andan Bahr-ı sefîd'de vâkiʿ Rusya donanması sergerdesine mütârekeyi iʿlân içün ruhsat verilüp, sergerde-i mesfûr dahi Devlet-i ʿaliyye donanmasıyla emr-i\nmütârekeye nizâm verüp, sevâhile ve Kırım'a Devlet-i ʿaliyye tarafından haber irsâliyle Tuna ve Turla boğazlarına İslâm gemileri girmeyüp, kâyinen men-kân Kırım sevâhili lîmânlarında dahi zikr-i âtî şurûtdan mâʿadâ bilâ-zarûretin görünmeyeler. Ve Tuna Nehri'nde mevcûd olan sefâyinin had taʿyîn olunan nehr-i kebîrde tûlen ve ʿarzan âmed ü reftlerine mümânâʿat olunmayup, tarafeyn halkı miyânında hudûs eden nizâʿ, zâbitleri maʿrifetiyle ʿadâlet üzere fasl ve lâzım gelen teʾdîbleri icrâ oluna.\n\nŞart-ı hâmis: Özi ve Kılburun kalʿalarına mütâreke temşiyeti haberi vusûlünden sonra asker ve mühimmât-ı seferiyye irsâl olunmayup, zahîre irsâli câyiz ola.\n\nŞart-ı sâdis: Zehâyir ile mahmûl sefâyin, muhâlif-i hevâ ve âhar gûne kazâ ile Kırım sevâhiline ve karşusunda vâkiʿ Basarabya tarafından karaya düşer ise tahlîsına vücûhla iʿânet olunup, mürûrlarına mümânaʿat olunmaya.\n\nŞart-ı sâbiʿ: Tuna ve Kırım ve Basarabya taraflarına zahîre ile mahmûl Rusya sefînesi dahi kazâʾen Devlet-i ʿaliyye hudûduna düşer ise ehâlî tahlîsına ve defʿ-i muzâyakalarına saʿy ile mürûrlarına mâniʿ olmayalar.\n\nŞart-ı sâmin: Gürcistan ve Kuban ve sâyir Anadolu taraflarında vâkiʿ iki tarafın askerine mütâreke haberi vusûlünde ehâlî ve askerleri şurût-ı mütârekeye riʿâyet ve her şehir ve kalʿa ve sâyir mahaller kimlerin yedlerinde ise o hâl ile kalup, taʿyîn-i hudûd iktizâ eden mahallerde şurût-ı mütâreke merʿî ola.\n\nŞart-ı tâsiʿ: İşbu muhâdenenin müddeti Boğdan ve Eflâk ve Bucak ve Kırım ve Kuban ve sâyir tarafeynin arâzîsinde bilâ-istisnâ ve kezâlik Kara-deniz sularında musâlaha murahhasları ʿakd-i meclis edinceye dek, tarafeyn serʿaskerlerinin ittifâkıyla mütârekenin imtidâdı câyiz ola ve emâkin-i bâʿîdeye bu haberin ʿale'l-fevr iblâğı mümkin olmayup, mevâziʿ-i karîbeye kıyâs olunmayarak, müddetleri bu senenin teşrîn-i evveli ibtidâsına dek mümtedd ola.",
          "caption": "Zikr-i şurût-i mütâreke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_850.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i şurût-i mütâreke",
          "text": "Şart-ı evvel: İki asker bulundukları mahallerde muhârebeyi terk edeler.\n\nŞart-ı sânî: Ruscuk'da ve Yergögü'de olan ruʿesây-ı askere imzây-ı sened ʿakabinde haber verilüp, Anadolu ve Rumeli askerine dahi buʿdlarına göre ifâde-i hâl oluna.\n\nŞart-ı sâlis: Tarafeyn askeri müddet-i mütârekede hâlleri üzere kalup, sevâhil-i Tuna'da bulunan tarafeyn askeri devletleri tarafından taʿyîn-i hudûd oluncaya dek, Nehr-i Tuna hadd-ı fâsıl olup, müceddeden ebniye ihdâs olunmayup, tahrîb olunan yerler ve bâ-husûs Babadağı ve Tulça ve İsakçı ve Maçin ve Hırsova taʿmîr olunmayup, [M2 209] hâlleri üzere terk olunalar.\n\nŞart-ı râbiʿ: Mütâreke ʿakdine Rusyalu tarafından Murahhas olan kimseye Âsitâne'ye ve andan Bahr-ı sefîd'de vâkiʿ Rusya donanması sergerdesine mütârekeyi iʿlân içün ruhsat verilüp, sergerde-i mesfûr dahi Devlet-i ʿaliyye donanmasıyla emr-i\nmütârekeye nizâm verüp, sevâhile ve Kırım'a Devlet-i ʿaliyye tarafından haber irsâliyle Tuna ve Turla boğazlarına İslâm gemileri girmeyüp, kâyinen men-kân Kırım sevâhili lîmânlarında dahi zikr-i âtî şurûtdan mâʿadâ bilâ-zarûretin görünmeyeler. Ve Tuna Nehri'nde mevcûd olan sefâyinin had taʿyîn olunan nehr-i kebîrde tûlen ve ʿarzan âmed ü reftlerine mümânâʿat olunmayup, tarafeyn halkı miyânında hudûs eden nizâʿ, zâbitleri maʿrifetiyle ʿadâlet üzere fasl ve lâzım gelen teʾdîbleri icrâ oluna.\n\nŞart-ı hâmis: Özi ve Kılburun kalʿalarına mütâreke temşiyeti haberi vusûlünden sonra asker ve mühimmât-ı seferiyye irsâl olunmayup, zahîre irsâli câyiz ola.\n\nŞart-ı sâdis: Zehâyir ile mahmûl sefâyin, muhâlif-i hevâ ve âhar gûne kazâ ile Kırım sevâhiline ve karşusunda vâkiʿ Basarabya tarafından karaya düşer ise tahlîsına vücûhla iʿânet olunup, mürûrlarına mümânaʿat olunmaya.\n\nŞart-ı sâbiʿ: Tuna ve Kırım ve Basarabya taraflarına zahîre ile mahmûl Rusya sefînesi dahi kazâʾen Devlet-i ʿaliyye hudûduna düşer ise ehâlî tahlîsına ve defʿ-i muzâyakalarına saʿy ile mürûrlarına mâniʿ olmayalar.\n\nŞart-ı sâmin: Gürcistan ve Kuban ve sâyir Anadolu taraflarında vâkiʿ iki tarafın askerine mütâreke haberi vusûlünde ehâlî ve askerleri şurût-ı mütârekeye riʿâyet ve her şehir ve kalʿa ve sâyir mahaller kimlerin yedlerinde ise o hâl ile kalup, taʿyîn-i hudûd iktizâ eden mahallerde şurût-ı mütâreke merʿî ola.\n\nŞart-ı tâsiʿ: İşbu muhâdenenin müddeti Boğdan ve Eflâk ve Bucak ve Kırım ve Kuban ve sâyir tarafeynin arâzîsinde bilâ-istisnâ ve kezâlik Kara-deniz sularında musâlaha murahhasları ʿakd-i meclis edinceye dek, tarafeyn serʿaskerlerinin ittifâkıyla mütârekenin imtidâdı câyiz ola ve emâkin-i bâʿîdeye bu haberin ʿale'l-fevr iblâğı mümkin olmayup, mevâziʿ-i karîbeye kıyâs olunmayarak, müddetleri bu senenin teşrîn-i evveli ibtidâsına dek mümtedd ola."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevkib-i hümâyûna [M2 210] müretteb olan asâkirin Nevrûz'dan evvel vürûdları, mukaddemâ menâşîr-i Sultânî ile taʿcîl ve mütâreke behânesiyle müteʾahhar olanları eşedd-i ʿukūbet ile tenkîl olunacakları tafsîl olunduğuna binâʾen, cümlesi mümtesil-i emr ü fermân ve fevc feve Şumnu'ya doğru teveccüh eyledikleri vâsıl-ı semʿ-i îkān olduğuna binâʾen, Serdâr-ı ekrem hazretlerinin dahi bir ân akdem Şumnu Sahrâsı'na darb-ı hıyâm ile icrây-ı lâzıme-i nakz ü ibrâm eylemesi iktizâ etmekle, muharremü'l-harâmın on altıncı günü sâlâr-ı gürûh-ı enbiyâ râh-nümây-ı mehecce-i rüşd ü Hüdâ Habîb-i kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ ʿaleyhi mine't-tahiyyâti ezkâhâ hazretlerinin ʿalem-i feyz-\ntev'emleri salât ü selâm ile sandûkasından ihrâc olunup, huzûr-i erkân-ı devlet ile sütûnuna bend ve hâzır olanlar bu saʿâdet-i bî-mânend ile şeref-mend ve şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri dahi sahrâda mansûb haymelerine müretteb alay ile pâ-nihâde-i vusûl ve sâyir müteʿayyinân-i mevkib-i hümâyûn dahi haymelerine duhûl ile mesâlih-i seferiyyeyi netîce-i efkâr u ʿukūl eylediler.",
          "caption": "Nehzat-ı Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_851.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Nehzat-ı Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Şumnu",
          "text": "Mevkib-i hümâyûna [M2 210] müretteb olan asâkirin Nevrûz'dan evvel vürûdları, mukaddemâ menâşîr-i Sultânî ile taʿcîl ve mütâreke behânesiyle müteʾahhar olanları eşedd-i ʿukūbet ile tenkîl olunacakları tafsîl olunduğuna binâʾen, cümlesi mümtesil-i emr ü fermân ve fevc feve Şumnu'ya doğru teveccüh eyledikleri vâsıl-ı semʿ-i îkān olduğuna binâʾen, Serdâr-ı ekrem hazretlerinin dahi bir ân akdem Şumnu Sahrâsı'na darb-ı hıyâm ile icrây-ı lâzıme-i nakz ü ibrâm eylemesi iktizâ etmekle, muharremü'l-harâmın on altıncı günü sâlâr-ı gürûh-ı enbiyâ râh-nümây-ı mehecce-i rüşd ü Hüdâ Habîb-i kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ ʿaleyhi mine't-tahiyyâti ezkâhâ hazretlerinin ʿalem-i feyz-\ntev'emleri salât ü selâm ile sandûkasından ihrâc olunup, huzûr-i erkân-ı devlet ile sütûnuna bend ve hâzır olanlar bu saʿâdet-i bî-mânend ile şeref-mend ve şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri dahi sahrâda mansûb haymelerine müretteb alay ile pâ-nihâde-i vusûl ve sâyir müteʿayyinân-i mevkib-i hümâyûn dahi haymelerine duhûl ile mesâlih-i seferiyyeyi netîce-i efkâr u ʿukūl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da leyl ü nehâr hidmet-i kitâbetle nisâr-ı nakd-i iktidâr eden küttâb ve sâyir hademenin ʿatıyyeleri bu âna dek karîn-i ʿukde-i tesvîf ve bu sebeble hâlleri perîşân ü zaʿîf olmuşidi. Bu esnâda cemʿan müstehak oldukları yetmiş bin guruş otâk-ı Âsafî'de ber-mûceb-i defter yek-be-yek tevzîʿ ve dâyire-i maʿîşetleri tevsîʿ olundu. Müverrih Şumnu Kasabası'nın sâl-i fethiyle nâm-ı fâtihini tahrîr ve bu mikdâr ile iktifâ etdiğinden, Muharrir-i Fakīr tevsîʿ-i makāleye sâk-ı kalemi teşmîr ve nahl-i berûmend-i fevâyidi tesmîr eyledi.\n\nŞumnu: Zâmm-ı şîn ve sükûn-i mîm ve nûn ve yâ ve gâhî nûndan bedel lâm ile Dobrıca'dan bir depe tahtında bir şehr-i maʿmûr olup, kalʿasını Gâzî Sultân Murâd merhûmun vezîri Hayreddîn Paşa-zâde ʿAlî Paşa yedi yüz seksen dokuzda sulh ile almışdır. Bin yüz elli dokuz târîhinde Vezîr Kethudâsı olan Şerîf Halîl Efendi bu kasabadan olup, Tırnovî Kazâsı'nda olan zeʿâmetini hâssa çaldırup, vakf ü vezâyif tertîb ve bir mükellef câmiʿ binâsıyla medh ü senâsını zebân-zed-i baʿîd ü karîb eyledi. Şehre müşrif kalʿa altında Dağ-pınarı derler müferreh neşîmengâhı olup, [M2 211] eyyâm-ı sayfda ehâlîsi tenezzüh ve kesb-i hevâ ve mahall-i mezkûrede olan mâ-i karâh gāyet bârid ve hûşkâr olduğu, o taraflarda geşt ü güzâr edenlere hüveydâdır. Mâ-i mezkûr şehirde olan âsiyâbları idâre ile ehâlîsi dakīk öğütmede zahmet-keş olmazlar. Etrâfı bâg u râg ile müzeyyen ve hânelerinde olan hadâyik münbit-i sunûf-i ezhâr ü nesteren, hevâsı hûb ve mahbûbları dil-nişîn ü mergūb bir şehirdir.\n\nʿAn-asl zıbâʿ-i nâfire gibi vahşî ve ordu halkından dâmen-keş-i tebâʿüd ü tehâşî iken, o kavmin ʿuzûbet-i lisân ve bezl ü ihsânları bürûdet-i muʿâmelelerin germ ü sahtı dil-i sengînlerin mânend-i mûm nerm edüp, ordu rıhletinden sonra ekserî nuʿûmet-i ekl ü şirbe iʿtilâf ile celây-ı vatan ve birer şahsa rabt-ı tereddüd ile il ve vilâyetlerine düşmen-i şûr-efgen oldular. Hîn-i fetihde yedi sekiz yüz hâneden ʿibâret bir kasaba iken, mürûr-i zemân ile o cây-ı dil-güşâya rağbet-i nâs derkâr olup, tenâsül ü tevâlüd ve etrâfdan tevârüd ile bir şehr-i ʿazîm ve dört beş bin hâneyi müştemil bir şehr-i cesîm olmuşdur.",
          "caption": "İhrâc-ı ʿatıyye ve beyân-ı ahvâl-i Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_852.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı ʿatıyye ve beyân-ı ahvâl-i Şumnu",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da leyl ü nehâr hidmet-i kitâbetle nisâr-ı nakd-i iktidâr eden küttâb ve sâyir hademenin ʿatıyyeleri bu âna dek karîn-i ʿukde-i tesvîf ve bu sebeble hâlleri perîşân ü zaʿîf olmuşidi. Bu esnâda cemʿan müstehak oldukları yetmiş bin guruş otâk-ı Âsafî'de ber-mûceb-i defter yek-be-yek tevzîʿ ve dâyire-i maʿîşetleri tevsîʿ olundu. Müverrih Şumnu Kasabası'nın sâl-i fethiyle nâm-ı fâtihini tahrîr ve bu mikdâr ile iktifâ etdiğinden, Muharrir-i Fakīr tevsîʿ-i makāleye sâk-ı kalemi teşmîr ve nahl-i berûmend-i fevâyidi tesmîr eyledi.\n\nŞumnu: Zâmm-ı şîn ve sükûn-i mîm ve nûn ve yâ ve gâhî nûndan bedel lâm ile Dobrıca'dan bir depe tahtında bir şehr-i maʿmûr olup, kalʿasını Gâzî Sultân Murâd merhûmun vezîri Hayreddîn Paşa-zâde ʿAlî Paşa yedi yüz seksen dokuzda sulh ile almışdır. Bin yüz elli dokuz târîhinde Vezîr Kethudâsı olan Şerîf Halîl Efendi bu kasabadan olup, Tırnovî Kazâsı'nda olan zeʿâmetini hâssa çaldırup, vakf ü vezâyif tertîb ve bir mükellef câmiʿ binâsıyla medh ü senâsını zebân-zed-i baʿîd ü karîb eyledi. Şehre müşrif kalʿa altında Dağ-pınarı derler müferreh neşîmengâhı olup, [M2 211] eyyâm-ı sayfda ehâlîsi tenezzüh ve kesb-i hevâ ve mahall-i mezkûrede olan mâ-i karâh gāyet bârid ve hûşkâr olduğu, o taraflarda geşt ü güzâr edenlere hüveydâdır. Mâ-i mezkûr şehirde olan âsiyâbları idâre ile ehâlîsi dakīk öğütmede zahmet-keş olmazlar. Etrâfı bâg u râg ile müzeyyen ve hânelerinde olan hadâyik münbit-i sunûf-i ezhâr ü nesteren, hevâsı hûb ve mahbûbları dil-nişîn ü mergūb bir şehirdir.\n\nʿAn-asl zıbâʿ-i nâfire gibi vahşî ve ordu halkından dâmen-keş-i tebâʿüd ü tehâşî iken, o kavmin ʿuzûbet-i lisân ve bezl ü ihsânları bürûdet-i muʿâmelelerin germ ü sahtı dil-i sengînlerin mânend-i mûm nerm edüp, ordu rıhletinden sonra ekserî nuʿûmet-i ekl ü şirbe iʿtilâf ile celây-ı vatan ve birer şahsa rabt-ı tereddüd ile il ve vilâyetlerine düşmen-i şûr-efgen oldular. Hîn-i fetihde yedi sekiz yüz hâneden ʿibâret bir kasaba iken, mürûr-i zemân ile o cây-ı dil-güşâya rağbet-i nâs derkâr olup, tenâsül ü tevâlüd ve etrâfdan tevârüd ile bir şehr-i ʿazîm ve dört beş bin hâneyi müştemil bir şehr-i cesîm olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sunûf-ı askerînin bin yüz altmış kîse-i rûmîden ʿibâret olan bir kıst mevâcibleri Serdâr-ı ekrem sahrâya çıkdıkdan sonra ocağluya taksîm ve eltâf-ı Şâhâne ol vechile taʿmîm kılınup, hıdmet-i mezkûre istikmâl kılındığı, maʿrûz-ı südde-i Şehriyâr-ı Cem-hısâl kılınmışidi. Silahdâr-ı hazret-i Tâcdârî ʿAbdullah Ağa vesâtatıyla muʿtâd olan teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn şeref-resân vürûd olup, Sadr-ı bedîʿu'l-fiʿâl teşrîfât-ı müstelzimü'l-meserrâtı hutuvât-ı iclâl ile istikbâl ve mefhûm-ı hatt-ı şerîfi cümleye iblâğ ile şevk u rağbetlerin iksâr ve teşekkürü mutazammın takrîr ile Silahdâr Ağa'yı mutayyab ü memnûn Âsitâne-i saʿâdet'e tesyâr eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve zuhûr-i teşrîfât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_853.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve zuhûr-i teşrîfât",
          "text": "Sunûf-ı askerînin bin yüz altmış kîse-i rûmîden ʿibâret olan bir kıst mevâcibleri Serdâr-ı ekrem sahrâya çıkdıkdan sonra ocağluya taksîm ve eltâf-ı Şâhâne ol vechile taʿmîm kılınup, hıdmet-i mezkûre istikmâl kılındığı, maʿrûz-ı südde-i Şehriyâr-ı Cem-hısâl kılınmışidi. Silahdâr-ı hazret-i Tâcdârî ʿAbdullah Ağa vesâtatıyla muʿtâd olan teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn şeref-resân vürûd olup, Sadr-ı bedîʿu'l-fiʿâl teşrîfât-ı müstelzimü'l-meserrâtı hutuvât-ı iclâl ile istikbâl ve mefhûm-ı hatt-ı şerîfi cümleye iblâğ ile şevk u rağbetlerin iksâr ve teşekkürü mutazammın takrîr ile Silahdâr Ağa'yı mutayyab ü memnûn Âsitâne-i saʿâdet'e tesyâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silahdâr Ağası Kuru İbrâhîm Ağa bir merd-i câfî vü yâbis ve rutûbet-i mâliyyeden hâlî vü bâyis olup, bu esbâb ile iʿmâl-i neferâtdan ʿâciz ü muztarr ve ʿazli çokdan berü kalb-i Sadr-ı muvakkarda muzmerr olmuşidi. Birkaç seneden berü Ordu Kassâb-başısı olan ʿAli Ağa tüvânger ü mâldâr ve o makūle hıdemâtı ber-vefk-i me'mûl idâre eyleyeceği be-dîdâr olduğuna binâ'en, saferu'l-hayrın yirminci sebt günü Silahdâr Ağalığı'yla mazhar-ı mekârim ve selefi İbrâhîm Ağa [M2 212] me'zûnen Âsitâne tarafına ʿâzim oldu.\n\nNehr-i Tuna'nın ahad-ı tarafeyni yed-i aʿdâda olup, Sünne Boğazı'ndan Bahr-i siyâh'a donanma ihrâcıyla sevâhil-i İslâmiyye'yi izʿâc eyleyecekleri havâdisi beyne'n-nâs dâyir ve o tarafların vücûb-ı muhâfazası vârid-i hâtır olup, Aydoslu Mehmed Hasekî'nin bu hıdmete liyâkati zâhir ve Edirne Bostancı-başısı nasb olunduğu takdîrde beş on bin âdem ile muktezî olan mahallerde isbât-ı vücûd eyleyeceği Rikâb-ı hümâyûn tarafından meczûm-ı ekâbir olduğu, Kāyim-makām Paşa tarafından bâ-emr-i hümâyûn Sadr-ı sütûde-şiyem hazretlerine ʿarz u tahrîr ve berü tarafda dahi re'y-i mezkûr pesendîde-i sagīr u kebîr olup, Hasekî-yi merkūm fi'l-hâl ihzâr ve saferin yirmi üçüncü günü Edirne Bostancı-başılığı ile mazhar-ı iʿtibâr kılınup, sûret-i me'mûriyyeti tafsîl olunarak, Edirne tarafına tesbîl olundu.\n\nMora Muhassılı Vezîr Kelleci ʿOsmân Paşa zemânında baʿzı haydûd makūleleri reʿâyây-ı cezîreyi mübtelây-ı cevr ü iʿtisâf ve bu sebeble ehâlî-yi Mora miyânında ʿadem-i emniyyet âvâzeleri şâyiʿ olup, ebnây-ı sebîl ve sâyir kaviyy ü zaʿîf seyr ü ikāmetden istinkâf eyledikleri sâmia-res-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf olmağla, müşârun ileyh maʿzûl ve Eğriboz Sancağı'na mevsûl kılınup, Mora Muhassıllığı ile Derbendler Başbuğu Vezîr ʿAli Paşa nâyil-i eʿazz-ı me'mûl oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_854.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Silahdâr Ağası Kuru İbrâhîm Ağa bir merd-i câfî vü yâbis ve rutûbet-i mâliyyeden hâlî vü bâyis olup, bu esbâb ile iʿmâl-i neferâtdan ʿâciz ü muztarr ve ʿazli çokdan berü kalb-i Sadr-ı muvakkarda muzmerr olmuşidi. Birkaç seneden berü Ordu Kassâb-başısı olan ʿAli Ağa tüvânger ü mâldâr ve o makūle hıdemâtı ber-vefk-i me'mûl idâre eyleyeceği be-dîdâr olduğuna binâ'en, saferu'l-hayrın yirminci sebt günü Silahdâr Ağalığı'yla mazhar-ı mekârim ve selefi İbrâhîm Ağa [M2 212] me'zûnen Âsitâne tarafına ʿâzim oldu.\n\nNehr-i Tuna'nın ahad-ı tarafeyni yed-i aʿdâda olup, Sünne Boğazı'ndan Bahr-i siyâh'a donanma ihrâcıyla sevâhil-i İslâmiyye'yi izʿâc eyleyecekleri havâdisi beyne'n-nâs dâyir ve o tarafların vücûb-ı muhâfazası vârid-i hâtır olup, Aydoslu Mehmed Hasekî'nin bu hıdmete liyâkati zâhir ve Edirne Bostancı-başısı nasb olunduğu takdîrde beş on bin âdem ile muktezî olan mahallerde isbât-ı vücûd eyleyeceği Rikâb-ı hümâyûn tarafından meczûm-ı ekâbir olduğu, Kāyim-makām Paşa tarafından bâ-emr-i hümâyûn Sadr-ı sütûde-şiyem hazretlerine ʿarz u tahrîr ve berü tarafda dahi re'y-i mezkûr pesendîde-i sagīr u kebîr olup, Hasekî-yi merkūm fi'l-hâl ihzâr ve saferin yirmi üçüncü günü Edirne Bostancı-başılığı ile mazhar-ı iʿtibâr kılınup, sûret-i me'mûriyyeti tafsîl olunarak, Edirne tarafına tesbîl olundu.\n\nMora Muhassılı Vezîr Kelleci ʿOsmân Paşa zemânında baʿzı haydûd makūleleri reʿâyây-ı cezîreyi mübtelây-ı cevr ü iʿtisâf ve bu sebeble ehâlî-yi Mora miyânında ʿadem-i emniyyet âvâzeleri şâyiʿ olup, ebnây-ı sebîl ve sâyir kaviyy ü zaʿîf seyr ü ikāmetden istinkâf eyledikleri sâmia-res-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf olmağla, müşârun ileyh maʿzûl ve Eğriboz Sancağı'na mevsûl kılınup, Mora Muhassıllığı ile Derbendler Başbuğu Vezîr ʿAli Paşa nâyil-i eʿazz-ı me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vakt be-vakt ümerây-ı Mısrıyye'den bir şahs-ı zenîm kesb-i tehayyüz-i ‘azîm ederek, sâyir ümerâya gâlib ve teksîr-i hadem ü haşem ile Mısır hakkında zebân-zed-i nâs olan \"Ve hiye li-men galeb\" hükmünü ihtilâsa mugrem ü tâlib olup, Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan gılâl ve nefs-i Mısır'da edâsı lâzım gelen idrârât ve Devlet-i ʿaliyye'ye beher sâl takdîmi muʿtâd olan irsâliyye ve sâyir matlûbâtı bi-ecmaʿihâ nüfûs-i habîselerine tahlîs ve hevâdâr ittihâz eyledikleri eclâf-ı bî-insâfa ber-vech-i maktûʿ tahsîs eylediklerinden başka, zâhirde Devlet-i ʿaliyye'ye münkād ve bâtında her biri bir hasm-ı müstemirrü'l-ʿinâd olup, vülât-ı ʿizâma izhâr-ı ʿisyân ve ʿazl ü nasbları yed-i bâtışalarında olmak hasebiyle, mazarrat-ı tâkat-güzârlarından lerzân ve hîn-i hükûmetlerinde insılâb-ı esbâb ile hall ü ʿakde kudret-yâb olamayup, biz-zarûre re’y-i sahîf ve hükm-i zaʿîflerine râm ve vikāye-i ʿırz u şân ile müddetlerini ber-vech-i sühûlet itmâma kemer-bend-i ihtimâm [M2 213] olurlar idi.\n\nMerkūmları mâlikleri olan zaʿîfu'l-edyân ve hadîsü'l-îmân kimseler hîn-i ibtiyâʿda şurût-ı İslâmiyye'yi taʿlîm ve mefrûzât-ı edâya kifâyet edecek kadar meleke vü kābiliyyet şurûtunu takdîm lâzım iken, hemân o gün ʿilm-i fürûsiyyet ve ahz ü fetk semtlerini teʿallüme sevk u delâlet ve anlar dahi şeʿâyir-i İslâmiyye bundan ibâret olduğunu cezm ile fart-ı cehâlet ü gabâvetden evâmir-i Bârî'yi terk ü rafz ve ehl-i İslâm'a farz olan itâʿat-i uli'l-emrden çeşm-i basîretlerini iğmâz edüp, hattâ şehrîlerden biri seyâhat kasdıyla Mısır'a varup, halâvet-i savtı hasebiyle vaktin Şeyhu'l-beledine imâmet içün sevk olundukda, lahn-ı İstanbul'a âşinâ olmak içün merkūmu İmâm ve sadây-ı bülend ü hazînini mâye-i şevk u garâm etmişidi.\n\nYevm-i mezkûrda mîr-i mezbûr kölelerden birini Hazînedâr ve yedine teslîm-i zimâm-ı mâl ü ʿakār edüp, nemâz vakti geldikde, cemâʿatle edây-ı farîzaya kıyâm ve imâm dahi cümleye tekaddüm ile nemâzı kılup, taşra çıkar iken Hazînedâr-ı cedîd İmâm'a hitâb ve: \"Veliyy-i niʿmetimiz olan mîr-i muhteşemin niçün ilerüsünde bulunup, terk-i hürmet eyledin! Bir dahi bu vazʿ-ı nâ-bercâya cesâret eylediğin hâlde seni tuʿme-i şîr-i şemşîr edeceğim muhakkakdır” deyü, serzeniş ü ʿitâb eylediğini bî-çâre İmâm Bey'e hikâyet ve imâmlar muktedâ ve nemâzda cümleye pîşvâ olduğunu ifâde ile hazînedârın defʿ-ı savlet ü mazarratını ve yâhûd imâmetden ʿafvını recâ eyledikde: “Hazînedâr yabâne söylemiş; tenbîh ederiz, lâkin sen dahi İmâm pek ilerüye geçüp, hetk-i perde-i hürmet ve beyne'l-hadem kesr ü şân ü menzilet edeyorsun” deyü tevbîh eylediği meşhûr ve mâlik ü memlûkün ahvâli ve bunların derece-i nâdânı ve cehâletleri bu kıssadan maʿlûm-i erbâb-ı şuʿûrdur.\n\nKutr-i Mısır'da el-yevm ser-nümây-ı bağy ü şekā olan Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey, İbrâhîm Kethudâ memâlikînden olup, teʿâkub-i ezmân ile Mısır'da Şeyhu'l-beled ve merciʿ-i erbâb-ı kabûl ü redd olup, yetmiş yedi târîhlerinde Vezîr Gürcü Mehmed Paşa merkūmun fesâd-ı zamîrine vâkıf ve her bâr mekr u mazarratından mütecânif olduğun-\ndan, imdâd-kâr-ı âzmûdegân-ı Mısır ile merkūmu Mîru'l-hâc ve bu sebeble Kāhire'den ihrâc etmişiken, hacdan ʿavdeti müşârun ileyhin ʿazli hengâmına tesadüf edüp, hevâdârları iʿânesiyle tekrâr Mısır'a duhûl ve Şeyhu'l-beledlik hayyizine [M2 214] vusûl ile kemâ fi'l-evvel nakz u ibrâm ve hall ü ihkâm mesâlihine meşgûl oldu. Ancak muʿâsırı olan ümerâ'-i Mısrıyye'den baʿzıları kuvvetde kendüye müşâkil ve baʿzan umûruna müdâhale vü taʿarruz ile itmâm-ı garazına hadd-i fâsıl olduğunu taʿakkul ve bunlar Kāhire'den istısfâ vü istibʿâd olunmadıkça, sûret-i infirâd tarafına teveccüh etmeyeceğini teʾemmül üzere olduğunu leyl ü nehâr serîre-i ahvâlini teftîş edenlere be-dîdâr ve ifnây-ı vücûdu zımnında birbiriyle istizhâr ve bagteten hânesini kebs ü muhârebe-i cüzʾiyyeden sonra merkūm Saʿîd tarafına zâmile-bend-i hezîmet ü firâr oldu.\n\nYetmiş sekiz senesi evâyilinde beyne'l-ʿavâm Hammâm Şeyhi şöhretiyle nâmdâr olan şahs-ı kaviyyü'l-iktidârdan ber-nehc-i dehâlet taleb-i muʿâvenet ve ol dahi mahzâ Pâdişâh'a inkıyâd ü itâʿat etmek şartıyla kuvvet verüp, Mısır'a idhâl ve kemâ fi'l-evvel Şeyhu'l-beled olup, umûr-i bâtılasında da vây-ı şirket-i muʿâraza edenlerin baʿzısını istîsâl ve baʿzısını tard ile müşevvişü'l-hâl eylediği, Şâm Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa tarafından südde-i saʿâdete tahrîr ve emr-i gûş-mâl ü tedmîri gâh ʿOsmân Paşa tarafına ve gâh ehâlî-yi Mısır'a havâle olunduysa dahi, istîfây-ı hayât-ı se-rûzesi irâde-i hafiyyesiyle bu kâr-ı dûşvâr karîn-i ʿukde-i teʾhîr olmuşidi. Şakıyy-i merkūm bu ahvâle vâkıf ve izhâk-ı rûhûndan tersân ü hâyif olarak askerini teksîr ve agnîyây-ı Mısr'ı müsâdere ile cemʿ-i mâl-i kesîr eyledi.\n\nSeksen iki târîhine gelince, sûret-i ısyânını pûşîde-i perde-i ihtiyâl ve kâr-bend-i iştigāl olduğu desâyis ʿâlem-firîbi ihfâ ile zâhirde irâʾe-i hüsn-i hâl eyleyüp, sâl-i mezkûrda Moskovlu ile vukūʿ bulan muhârebeyi temâmca fursat ʿadd edüp, tedrîcî iʿlân-ı ısyân ve Yenbuʿı kahren zabt ve ehâlîsinin baʿzısını küşte-i seyf-i bagy ü ʿudvân ve sâhte fermân ihtırâʿıyla Şerîf-i Mekke'yi ʿazl ve Cidde Gümrüğü'ne tarafından bir Bey nasb etmek misillü harekete cesâret eylediğinden fazla, Şâm Vâlîsi'ni bâlâda ber-vech-i icmâl tahrîr olunduğu vechile Şâm'dan tebʿîd ve aralıkda nüvîd-i fevtiyle berîd zuhûru, zikr olunan ümerânın sebeb-i insilâb-ı şuʿûru olup, cümlesi perîşân ve nâ-bedîd olduğundan başka, ʿazl etdiği [M2 215] şerîf halefi Şerîf ʿAbdullah'ın nasbı, sahte emr ile vukūʿ bulduğunu tahkīk ile cemʿ-i asker ve kemâ-kân Şerâfet'e zîb ü fer verüp, bu cihetle ʿAlî Bey mütelâşî vü muztarib ve âhar gûne desâyis ve sûret-i hakdan gelerek nümâyiş ʿarz edüp, fermân sıyâkında vücûh-i Şâm'a bu minvâl üzere ʿArabiyyü'l-ʿibâre bir mektûb tertîb ve ikāme-i edille-i tergîb ü terhîb ederek, Şâm'a ibʿâs ve sükkânını bağy ü fesâda ihsâs eyledi. Mektûb-i mezbûr ʿaynı ile bu mahalle kayd olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_855.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey",
          "text": "Vakt be-vakt ümerây-ı Mısrıyye'den bir şahs-ı zenîm kesb-i tehayyüz-i ‘azîm ederek, sâyir ümerâya gâlib ve teksîr-i hadem ü haşem ile Mısır hakkında zebân-zed-i nâs olan \"Ve hiye li-men galeb\" hükmünü ihtilâsa mugrem ü tâlib olup, Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan gılâl ve nefs-i Mısır'da edâsı lâzım gelen idrârât ve Devlet-i ʿaliyye'ye beher sâl takdîmi muʿtâd olan irsâliyye ve sâyir matlûbâtı bi-ecmaʿihâ nüfûs-i habîselerine tahlîs ve hevâdâr ittihâz eyledikleri eclâf-ı bî-insâfa ber-vech-i maktûʿ tahsîs eylediklerinden başka, zâhirde Devlet-i ʿaliyye'ye münkād ve bâtında her biri bir hasm-ı müstemirrü'l-ʿinâd olup, vülât-ı ʿizâma izhâr-ı ʿisyân ve ʿazl ü nasbları yed-i bâtışalarında olmak hasebiyle, mazarrat-ı tâkat-güzârlarından lerzân ve hîn-i hükûmetlerinde insılâb-ı esbâb ile hall ü ʿakde kudret-yâb olamayup, biz-zarûre re’y-i sahîf ve hükm-i zaʿîflerine râm ve vikāye-i ʿırz u şân ile müddetlerini ber-vech-i sühûlet itmâma kemer-bend-i ihtimâm [M2 213] olurlar idi.\n\nMerkūmları mâlikleri olan zaʿîfu'l-edyân ve hadîsü'l-îmân kimseler hîn-i ibtiyâʿda şurût-ı İslâmiyye'yi taʿlîm ve mefrûzât-ı edâya kifâyet edecek kadar meleke vü kābiliyyet şurûtunu takdîm lâzım iken, hemân o gün ʿilm-i fürûsiyyet ve ahz ü fetk semtlerini teʿallüme sevk u delâlet ve anlar dahi şeʿâyir-i İslâmiyye bundan ibâret olduğunu cezm ile fart-ı cehâlet ü gabâvetden evâmir-i Bârî'yi terk ü rafz ve ehl-i İslâm'a farz olan itâʿat-i uli'l-emrden çeşm-i basîretlerini iğmâz edüp, hattâ şehrîlerden biri seyâhat kasdıyla Mısır'a varup, halâvet-i savtı hasebiyle vaktin Şeyhu'l-beledine imâmet içün sevk olundukda, lahn-ı İstanbul'a âşinâ olmak içün merkūmu İmâm ve sadây-ı bülend ü hazînini mâye-i şevk u garâm etmişidi.\n\nYevm-i mezkûrda mîr-i mezbûr kölelerden birini Hazînedâr ve yedine teslîm-i zimâm-ı mâl ü ʿakār edüp, nemâz vakti geldikde, cemâʿatle edây-ı farîzaya kıyâm ve imâm dahi cümleye tekaddüm ile nemâzı kılup, taşra çıkar iken Hazînedâr-ı cedîd İmâm'a hitâb ve: \"Veliyy-i niʿmetimiz olan mîr-i muhteşemin niçün ilerüsünde bulunup, terk-i hürmet eyledin! Bir dahi bu vazʿ-ı nâ-bercâya cesâret eylediğin hâlde seni tuʿme-i şîr-i şemşîr edeceğim muhakkakdır” deyü, serzeniş ü ʿitâb eylediğini bî-çâre İmâm Bey'e hikâyet ve imâmlar muktedâ ve nemâzda cümleye pîşvâ olduğunu ifâde ile hazînedârın defʿ-ı savlet ü mazarratını ve yâhûd imâmetden ʿafvını recâ eyledikde: “Hazînedâr yabâne söylemiş; tenbîh ederiz, lâkin sen dahi İmâm pek ilerüye geçüp, hetk-i perde-i hürmet ve beyne'l-hadem kesr ü şân ü menzilet edeyorsun” deyü tevbîh eylediği meşhûr ve mâlik ü memlûkün ahvâli ve bunların derece-i nâdânı ve cehâletleri bu kıssadan maʿlûm-i erbâb-ı şuʿûrdur.\n\nKutr-i Mısır'da el-yevm ser-nümây-ı bağy ü şekā olan Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey, İbrâhîm Kethudâ memâlikînden olup, teʿâkub-i ezmân ile Mısır'da Şeyhu'l-beled ve merciʿ-i erbâb-ı kabûl ü redd olup, yetmiş yedi târîhlerinde Vezîr Gürcü Mehmed Paşa merkūmun fesâd-ı zamîrine vâkıf ve her bâr mekr u mazarratından mütecânif olduğun-\ndan, imdâd-kâr-ı âzmûdegân-ı Mısır ile merkūmu Mîru'l-hâc ve bu sebeble Kāhire'den ihrâc etmişiken, hacdan ʿavdeti müşârun ileyhin ʿazli hengâmına tesadüf edüp, hevâdârları iʿânesiyle tekrâr Mısır'a duhûl ve Şeyhu'l-beledlik hayyizine [M2 214] vusûl ile kemâ fi'l-evvel nakz u ibrâm ve hall ü ihkâm mesâlihine meşgûl oldu. Ancak muʿâsırı olan ümerâ'-i Mısrıyye'den baʿzıları kuvvetde kendüye müşâkil ve baʿzan umûruna müdâhale vü taʿarruz ile itmâm-ı garazına hadd-i fâsıl olduğunu taʿakkul ve bunlar Kāhire'den istısfâ vü istibʿâd olunmadıkça, sûret-i infirâd tarafına teveccüh etmeyeceğini teʾemmül üzere olduğunu leyl ü nehâr serîre-i ahvâlini teftîş edenlere be-dîdâr ve ifnây-ı vücûdu zımnında birbiriyle istizhâr ve bagteten hânesini kebs ü muhârebe-i cüzʾiyyeden sonra merkūm Saʿîd tarafına zâmile-bend-i hezîmet ü firâr oldu.\n\nYetmiş sekiz senesi evâyilinde beyne'l-ʿavâm Hammâm Şeyhi şöhretiyle nâmdâr olan şahs-ı kaviyyü'l-iktidârdan ber-nehc-i dehâlet taleb-i muʿâvenet ve ol dahi mahzâ Pâdişâh'a inkıyâd ü itâʿat etmek şartıyla kuvvet verüp, Mısır'a idhâl ve kemâ fi'l-evvel Şeyhu'l-beled olup, umûr-i bâtılasında da vây-ı şirket-i muʿâraza edenlerin baʿzısını istîsâl ve baʿzısını tard ile müşevvişü'l-hâl eylediği, Şâm Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa tarafından südde-i saʿâdete tahrîr ve emr-i gûş-mâl ü tedmîri gâh ʿOsmân Paşa tarafına ve gâh ehâlî-yi Mısır'a havâle olunduysa dahi, istîfây-ı hayât-ı se-rûzesi irâde-i hafiyyesiyle bu kâr-ı dûşvâr karîn-i ʿukde-i teʾhîr olmuşidi. Şakıyy-i merkūm bu ahvâle vâkıf ve izhâk-ı rûhûndan tersân ü hâyif olarak askerini teksîr ve agnîyây-ı Mısr'ı müsâdere ile cemʿ-i mâl-i kesîr eyledi.\n\nSeksen iki târîhine gelince, sûret-i ısyânını pûşîde-i perde-i ihtiyâl ve kâr-bend-i iştigāl olduğu desâyis ʿâlem-firîbi ihfâ ile zâhirde irâʾe-i hüsn-i hâl eyleyüp, sâl-i mezkûrda Moskovlu ile vukūʿ bulan muhârebeyi temâmca fursat ʿadd edüp, tedrîcî iʿlân-ı ısyân ve Yenbuʿı kahren zabt ve ehâlîsinin baʿzısını küşte-i seyf-i bagy ü ʿudvân ve sâhte fermân ihtırâʿıyla Şerîf-i Mekke'yi ʿazl ve Cidde Gümrüğü'ne tarafından bir Bey nasb etmek misillü harekete cesâret eylediğinden fazla, Şâm Vâlîsi'ni bâlâda ber-vech-i icmâl tahrîr olunduğu vechile Şâm'dan tebʿîd ve aralıkda nüvîd-i fevtiyle berîd zuhûru, zikr olunan ümerânın sebeb-i insilâb-ı şuʿûru olup, cümlesi perîşân ve nâ-bedîd olduğundan başka, ʿazl etdiği [M2 215] şerîf halefi Şerîf ʿAbdullah'ın nasbı, sahte emr ile vukūʿ bulduğunu tahkīk ile cemʿ-i asker ve kemâ-kân Şerâfet'e zîb ü fer verüp, bu cihetle ʿAlî Bey mütelâşî vü muztarib ve âhar gûne desâyis ve sûret-i hakdan gelerek nümâyiş ʿarz edüp, fermân sıyâkında vücûh-i Şâm'a bu minvâl üzere ʿArabiyyü'l-ʿibâre bir mektûb tertîb ve ikāme-i edille-i tergîb ü terhîb ederek, Şâm'a ibʿâs ve sükkânını bağy ü fesâda ihsâs eyledi. Mektûb-i mezbûr ʿaynı ile bu mahalle kayd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadare hâze'l-fermânü'l-celîlü'ş-şân min dîvâni Mısr el-mahrûseti'l-ʿâlî dâmet lehü'l-mefâhiru ve'l-meʿâlî bi-emrin men menne bihi'l-kerîmi'l-mennân ʿalâ ehli hâze'z-zemân fe-ezhera'l-ʿadlü ve'l-emânü ve ʿamme bi'l-fazli ve'l-ihsân cemîʿi ehli'l-kurâ ve'l-büldân ve erğame unûfe ehli'l-cevri ve't-tuğyân. Emîru'l-ümerâ'i ve'l-kirâm ve kebîru'l-küberâi'l-ʿizâm el-muhtassu bi-mezîdi ʿinâyeti'l-meliki'l-ʿallâm mîru'l-livâyi'ş-şerîf es-Sultânî ve'l-ʿalemi'l-münîfi'l-hakānî'l-emîr ʿAli Bey Mîru'l-hâc sâbıkān ve Kāim-makām bi-Mısra el-mahrûse hâlen dâme ʿizzühû ve saʿdühû ve bekā emînü mazmûnihi hamden li-Bâriü'n-nesemi ve muhyi'r-rememi ellezî tekaddese ve ʿazume kadri'l-Haremi ve bâreke havlehû bi-cezîli'n-niʿami ve emera bi'l-ʿadl fî sâ’iri'l-ümemi ve evʿade'z-zâlime bi'l-helâki ve'n-nekami el-kā'ilü Teʿâlâ fî kitâbihi'l-mübîn: “Vallâhü lâ yuhibbü'z-zâlimîn” innellâhe lâ yuslihu ʿamele'l-müfsidîn”, felâ te'se ʿale'l-kavmi'l-fâsikīn” ve's-salâtü ve's-selâmü ʿalâ Rasûlihi'l-emîni seyyidi'l-halki ecmaʿîn el-kā’ilü ve hüve asdaku men kāle ez-zararu yezâlü ve ʿalâ âlihi ve ashâbihi'l-lezîne sâdû ve şâdû'd-dîn salâten ve selâmen dâ'imîne ilâ yevmi'd-dîn ve baʿdü fe-mezîdü's-selâmi ve't-tahiyyâti ve nevâmi'l-emri ve'l-berekâti ve cezîlü'n-ni'ami ve 'l-hayrâti fî sâ'iri'l-evkāt ve's-saʿâti ilâ hazreti'l-ʿulemâi'l-ʿâmilîne ve'l-fukahâi ve'l-muhaddisîne'l-müftîne bi-şerîʿati seyyidi'l-enâmi ve kuzâti'l-İslâmi ve erbâbi'l-menâsıbi ve'l-hükkâm ve'l-ekâbiri ve'l-aʿyâni'l-kirâmi ve'l-havâssu ve'l-ʿavâmmü min ehli medîneti Dımaşki'ş-Şâmi eʿazzehümullâhü bi-nûri'l-ʿadl ve ihkâmihi ve ecârehüm mine'z-zulmi ve zalâmihi ve ʿâmelehüm bi-eltâfihi ve ikrâmihi ve efâza ʿaleyhim cezîle inʿâmihi âmîn. Ellezî yuhîtu bihi kerîmü ʿilmiküm ve selîmü fehmiküm enne'l-ümmete lâ tecmaʿu ʿale'd-dalâleti ve kad ʿalimtum mâ faʿlehü ʿOsman Paşa fî arzikum ve fî ğayrihâ mine'z-zulmi ve'l-cehâleti ve ennehü kad teʿarraza [M2 216] lil-huccâci ve'z-zuvvâri ve sellata ʿaleyhimü'l-eşrâre ve'l-fuccâre bi'l-eziyyeti ve'l-izrâri ve zaleme'l-müsâfirîne ve't-tüccâra ve ezâ ehle'l-emâkini'ş-şerîfeti ve beddele emne'l-haremeyni'ş-şerîfeyni bi'l-hufyeti ve teʿaddâ hudûde'd-dîni ve sanaʿa mâ-lâ yelîku bi'l-müslimîn ve kad kāle men lâ terâhü'l-ʿuyûnü: “Ve men yetaʿadde hudûdallâhi fe-ulâʿike hümüʿz-zâlimûn” ve lemmâ belağanâ ʿanhü mâ belağa ve ennehû fi-izâ'i'l-arz'il-mukaddeseti ve kad velağa fe-bâdernâ\nli-sû'i fiʿlihî bi'n-nakzı kemâ ezellenâ fi'l-ʿâmi'l-mâzî min zulmihi'l-baʿzu ve eradnâ nutahhira minhü tilke'l-arz nusraten li'd-dîn ve gayreten ʿale'l-müslimîn ve aʿzamü'l-kasdi ve'l-ihtiyâcı defʿu zararihî ʿani'l-arzi'l-mukaddeseti ve'l-huccâci tebeʿan li'l-hadîsi'ş-şerîf, “mâ halle bi-haramiküm halle biküm\" ve beleğana eyzan mâ feʿale bi'l-ʿulemâi fî Gazzete ve kad ezâkahüm'üz-zülle baʿde'l-ʿizzeti ve defenehüm fi'l-arzi bi'l-hayâti ve'l-hadîsü'l-kudsiyyu ʿani'l-ilâhi: “Men ezâ lî veliyyen fekad âzentühü bi'l-harbi\" ve'l-ʿulemâü lâ şekke evliyâullâhi li-kavlihî Teʿâlâ fî kitâbihi'l-esmâ: “İnnemâ yahşallâhe min ʿibâdihi'l-ʿulemâ\" ve izâ küntüm bi zâlike gayre râzîne ve ʿalâ defi zararihî gayre kādirîne fe nahnü inşâallahü kādirûn ʿalâ izâleti mâ hünâlike ve kad eftîna'l-mezâhibe'l-erbaʿate bi zâlike festeharnâ'llâhe ve hüve niʿme'l-velî ve se'elnâhü en yansura dîne Muhammedin bi-ulâ. Ve sarafne'l-himmete ve'l-emvâle fî rıza'l-Meliki'l-müteʿâl ve veccehne'l-asâkire ve'l-ebtâle li-yerfaʿûne yede'z-zâlimi ve yesteriddûne'l-mezâlime ve yahfezûne'd-diyâre ve'l-meʿâlime ve yemîzûne'l-ʿâtibe mine's-sâlimi ve'l-maksûdu minküm terkü'z-zâlimîne ve'l-ʿabdü ʿanhüm ve men yetevellehüm minküm fe-innehû minhüm ve in techedû fîmâ yedfaʿu'ş-şurûra ve tûcibü lekümü'l-ferahu ve's-surûra ve'l-gıbtata bi'l-ʿadli ve'l-hubûri ve emîru'l-hâcc'iş-Şâmî min tarafinâ yetevellâhü hıfzan ve sıyâneten li-huccâci beytillâh fe teʿâvenû ʿale'l-birri ve't-takvâ velâ teʿâvenû ʿale'l-ismi ve'l-ʿudvân ve'n-nasru mine'l-kerîmi'l-fettâhu limen talebe'l-ʿadle ve's-salâhe ve hâ nahnü kad ahbernâküm ve li'l-muʿâveneti ʿale'l-hayri kad ihternâküm min kabûli hâze'z-zâlimi fî arziküm hazzernâküm fe'l-ʿasâkiru kāsidetün ileyhi ve cemîʿi mâ ledeyhi ve kad selletahâ gadabullâhi fahfezû minhü sâ'ire emvâliküm ve ahvâliküm ve lâ tedʿûhü yukīmu fî arziküm beyne ʿiyâliâhi ve sahatuhü ʿaleküm ve rayü'l-ʿulemâi ve'l-ekâbiri ʿalâ “ve entüm bi'l-muʿâveneti ʿale'l-hayri evlâ” ve “ale'l-karîbi minküm ve'l-baʿîdi ve't-târifi ve't-telîdi ve'l-ahrâri ve'l-ʿabîdi emânullâhi ve rasûlihî ve emânünâ's-\nsaʿîdü vallâhü yefʿalü mâ yeşâü ve yahkümu mâ yürîd ve'l-hayrü yekûnü ve's-saʿbu yehûnü min fazlin illâ lehû.\nBu şerefi yüksek ferman, yüce Mısır hükümeti tarafından -Allah onun yüceliğini devamlı kılsın- ihsânı ve keremi bol olan Allah'ın kendisine lütuf ve ihsânda bulunduğu emîrin emriyle yazılmıştır. O idaresinde yaşayanlar arasında emniyet ve adaleti sağladı, fazîlet ve ihsânını köylerde ve şehirlerde yaşayan bütün herkese yaydı. Zulüm ve isyankârların burnunu sürtmek için emirlerin emîri, sonsuz ilim sahibi ve meliklerin Melîki olan Allah'ın kendisine lütuf ve inâyette bulunduğu Mirlivâ ve Alem sâhibi, sâbık Emîru'l-hâc, hâlen Mısır hükümeti'nin Kaymakâm'ı bulunan Ali Bey ki, onun şerefini, başarısını ve emniyyetini Allah devamlı kılsın. O Allah ki, yoktan var eden ve çü-\n[M2 217] Merkūmun işbu mektûb ile bi'l-intihâb taʿyîn eylediği İsmâʿîl Bey ve Tantâvî ʿAli Bey ve Habeş ʿAli Bey, Zâhir ʿÖmer ile ittifâk ve Şâm etrâfında olan karümüş kemiklere hayat verendir. Harem'in kadrini yüceltmiş, çevresini bol bol verdiği nimetlerle mübarek kılmış, diğer ümmetlere de adaletle hükmetmeyi emretmiş ve zâlimleri, Kur'an'da: “Allah zâlimleri sevmez”, (Al-i imran 3/57, 140), şüphesiz “Allah bozguncuların işini düzeltmez” (Yunus 10/81), “Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme”, (el-Maide- 5/26) buyurarak, intikam almak ve helâk etmekle tehdît etmiştir. Bütün yaratılmışların efendisi ve sözü en doğru olan aleyhi's-salâtü ve's-selâm da şöyle buyurmuştur: “Zarar giderilir”, salât ve selâm kıyâmete kadar ona ve dine hizmet eden onun ashâbının üzerine olsun.\n\nBundan sonra, ziyâdesiyle selâm ve esenlik, bereket ve sayısız hayır ve nimetler her zaman âlimler, idareciler, fakîhler, muhaddisler ve Peygamberin şerîatiyle fetvâ veren müftüler, kadılar, makam sahipleri, ileri gelenler ve Şam şehrinin avâm ve havâssının; bütün hepsinin üzerine olsun.\n\nAllah onları adalet nuruyla ve yerlerini (idarelerini) sağlamlaştırmakla yüceltsin, zulümden ve zulmün karanlığından korusun, onlara lütuf ve ikrâmıyla muâmele etsin, sayısız nimetlerini onlara akıtsın, âmin. Ümmet dalâlet üzere birleşmez ki, sizin ilminizin yüceliği ve anlayışınızın doğruluğu bunu göstermektedir. Siz Osman Paşa'nın topraklarınızda ve başka yerlerde işlediği cehâlet ve zulümleri biliyorsunuz. O hacılara ve ziyaretçilere saldırmış, onların üzerine şerlileri ve fâcirleri, (günahkârları) eziyet etmek ve zarar vermek için musallat etti, misafirlere ve tüccara zulmetti. Kutsal yerlerin halkına eziyet etti. Haremeyn'deki emniyetin yerini korku aldı. Allah (cc) : “Kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa onlar zalimlerin tâ kendileridir\" (el-Bakara 2/229) buyurduğu halde, dinin koyduğu sınırları çiğnedi. Müslümanlara layık olmadıkları ve bu zamana kadar görülmemiş muamelelerde bulundu. Müslümanlara ve kutsallarına dil uzattı. Biz de Müslümanlara ve dine yardım etmek, onun geçen sene de benzerini yaptığı zulümlerini ve kötülüklerini ortadan kaldırmak ve bu toprakları ondan temizlemek için harekete geçtik. Maksadın ve niyetin en büyüğü; onun mukaddes yerlere ve hacılara verdiği zararı ortadan kaldırmaktır. Zira hadis-i şerifte: \"Sizin hareminize saldırana saldırmak helaldir\" buyurulmaktadır. Hadis-i Kudsî'de; \"Kim benim bir velîme (dostuma) eziyet ederse, şüphesiz ona harp ilan ederim” buyurulduğu, Kur'an-ı Kerim'de de: “Muhakkak Allah'dan hakkıyla âlimler korkar\" (el-Fâtır 35/28) âyetinde de belirtildiği gibi âlimler şüphesiz Allah'ın velîleridir. Ayrıca siz onun yaptıklarına râzı olmadığınız halde, zararını önlemeye gücünüz olmadığından, O'nun Gazze'de âlimleri izzetten sonra zelil ettiği ve onları diri diri toprağa gömdüğü haberleri geldi. İnşâallah biz onu ortadan kaldırmaya güç yetirecek durumdayız. Bize dört mezhebin müftüleri, onunla mücadele konusunda fetvâ verdi. Velîlerin en güzeli olan Allah bizi bu işle görevlendirdi. Biz Muhammed'in yüce dinine yardım etmek istedik; gücümüzü ve mallarımızı Yüce Allah'ın rızası için harcadık. Ordumuz ve cesur adamlarımız bu zâlime engel olmak, zulümlerini ortadan kaldırmak ve memleketi ve dini şeʿâirini korumak, eğriyi doğrudan ayırmak, maksadıyla ona karşı gittiler. Sizden istenen, zâlimleri terk etmek ve onlardan uzak olmaktır. Nitekim: “Kim onları dost edinirse o da onlardandır\" (el-Mâide 4/51) buyurulmaktadır. Yine eğer şerri def etmek için çalışırsanız, size sevinç ve mutluluk gerekli olur.\n\nTarafımızdan, Beytullah'ın hacılarını korumak ve emniyetlerin sağlamak için bir Emîrulhâc tayin edilmiştir. Çünkü; “İyilik ve takvâda yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” (el-Maide 5/2) buyurulmaktadır. Zafer Allah tarafından adalet ve salâhı isteyene verilecektir. İşte biz size hayırda yardımlaşmak için durumu bildirdik. Bu zâlimi memleketinize kabul etmeme konusunda sizi ikaz ettik ve uyardık, şimdi ordumuz onun üzerine harekete geçti. O, Allah'ı gazaplandırdı, Allah da ona ve sahip olduğu herşeye gazabını musallat etti. Siz mallarınızı ve kendinizi onun şerrinden koruyun. Onu evlâd ü ıyâliniz arasına ve memleketinize davet etmeyin, âlimler ve büyükler, sizin hayra yardımcı olmanızın daha evlâ olduğu görüşündedir. Sizden yakın ve uzak, yeni doğmuş ve küçük, hür ve köle olan Allah'ın, Resûlünün ve bizim emânımız altındadır. “Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar (Al-i İmran 3/40) ve istediği şekilde hükmeder” (el-Mâide 5/1) Allah'ın lütfuyla zor kolaylaşır, hayır gerçekleşir.\nsabâtı yağmâ vü ihrâk ve Şerîf cenâblarının mesned-i Şerâfet'e 'avd u kudûmüne mücâzât kasdıyla, gılâl ve sâyir idrârâtı katʿ ve mücâvir-i bukʿateyn-i mübareketeyni giriftâr-ı muzâyaka vü imlâk eylediği, Şerîf-i Mekke ve ʿulemâ ve vücûh-i nâs taraflarından 'arz-ı pâye-i serîr-i aʿlâ kılınup, aktâr-ı Mısriyye ve sâyir memâlik-i Pâdişâhî'den aʿvân ü ensârı izâle vü tathîr ve kendüsü dahi ele getürülüp, ʿibreten katl ü tedmîr kılınmak bâbında erkân-ı saltanat ittihad ve fetvâya müracaat olundukda, bağy mes'elesine kıyâs ile meşrûʿiyyet-i izâleleri bâbında fetvâ dahi verilüp, Nuʿmân Paşa vech-i muharrer üzere Serʿasker nasbıyla kesb-i istiʿdâd-ı nizâl ü tırâd ve Şâm'a varmazdan mukaddem Mısır askerine Serdar olan Ebû Zeheb encâm-ı kârı mülâhaza ile bu emr-i müstekrehden rucû' u inâbet ve selâmet-i nefs itâʿat-ı Pâdişâhî ile husûle geleceğini fehm ile izhar-ı peşîmânî vü nedâmet edüp, başında olan asker ile Mısır'a duhûl ve 'ulemâ ve sâyir müteneffisân-ı Mısriyye ile bu ahvâl-i vahîmü'l-encâmı müzakereye sırran ve 'alenen meşgül olup, ehâlî-yi Mısır ʿan-asl şakıyy-i merkūmdan bîzâr ve sûret-i zâhirde mütebeyyen olan itâʿatları îcâb-ı ıztırâr ile tenâvül-i ekl-i meyyite kabîlinden olduğu âşikâr olmağla, Ebû Zeheb ile hemân safkazen-i muvâfakat ve şakīyy-i merkūmun bağteten konağını muhâsara ile îkâd-1 nâyire-i husûmet eylediler. Merkūm müdâfaʿadan âyis ü nevmîd olup, nefâyis-i emvâlinden bir mikdârını har-vâr u enbâna imlâ ve mazhar-ı seg be-sahrâ olduğu haberi Ebû Zeheb tarafından saferu'l-hayrın yirmi altıncı günü Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve bu emr-i 'azîmden kulûb-i nâsa tetarruk eden endûh ü kâbet zâyil olup, bekūrî-yi aʿdâ tabl ü sûrnâ ve top u tüfeng ile âyîn-i sürûr u şâdumânî icrâ olundu. Şakıyy-i merkūmun bakıyye-i ahvâli bundan sonra inşâ'allâhü Teâlâ terkīm ve kıssa-i 'acîbesi tetmîm olunur.",
          "caption": "Sûret-i kâğıd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_856.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i kâğıd",
          "text": "Sadare hâze'l-fermânü'l-celîlü'ş-şân min dîvâni Mısr el-mahrûseti'l-ʿâlî dâmet lehü'l-mefâhiru ve'l-meʿâlî bi-emrin men menne bihi'l-kerîmi'l-mennân ʿalâ ehli hâze'z-zemân fe-ezhera'l-ʿadlü ve'l-emânü ve ʿamme bi'l-fazli ve'l-ihsân cemîʿi ehli'l-kurâ ve'l-büldân ve erğame unûfe ehli'l-cevri ve't-tuğyân. Emîru'l-ümerâ'i ve'l-kirâm ve kebîru'l-küberâi'l-ʿizâm el-muhtassu bi-mezîdi ʿinâyeti'l-meliki'l-ʿallâm mîru'l-livâyi'ş-şerîf es-Sultânî ve'l-ʿalemi'l-münîfi'l-hakānî'l-emîr ʿAli Bey Mîru'l-hâc sâbıkān ve Kāim-makām bi-Mısra el-mahrûse hâlen dâme ʿizzühû ve saʿdühû ve bekā emînü mazmûnihi hamden li-Bâriü'n-nesemi ve muhyi'r-rememi ellezî tekaddese ve ʿazume kadri'l-Haremi ve bâreke havlehû bi-cezîli'n-niʿami ve emera bi'l-ʿadl fî sâ’iri'l-ümemi ve evʿade'z-zâlime bi'l-helâki ve'n-nekami el-kā'ilü Teʿâlâ fî kitâbihi'l-mübîn: “Vallâhü lâ yuhibbü'z-zâlimîn” innellâhe lâ yuslihu ʿamele'l-müfsidîn”, felâ te'se ʿale'l-kavmi'l-fâsikīn” ve's-salâtü ve's-selâmü ʿalâ Rasûlihi'l-emîni seyyidi'l-halki ecmaʿîn el-kā’ilü ve hüve asdaku men kāle ez-zararu yezâlü ve ʿalâ âlihi ve ashâbihi'l-lezîne sâdû ve şâdû'd-dîn salâten ve selâmen dâ'imîne ilâ yevmi'd-dîn ve baʿdü fe-mezîdü's-selâmi ve't-tahiyyâti ve nevâmi'l-emri ve'l-berekâti ve cezîlü'n-ni'ami ve 'l-hayrâti fî sâ'iri'l-evkāt ve's-saʿâti ilâ hazreti'l-ʿulemâi'l-ʿâmilîne ve'l-fukahâi ve'l-muhaddisîne'l-müftîne bi-şerîʿati seyyidi'l-enâmi ve kuzâti'l-İslâmi ve erbâbi'l-menâsıbi ve'l-hükkâm ve'l-ekâbiri ve'l-aʿyâni'l-kirâmi ve'l-havâssu ve'l-ʿavâmmü min ehli medîneti Dımaşki'ş-Şâmi eʿazzehümullâhü bi-nûri'l-ʿadl ve ihkâmihi ve ecârehüm mine'z-zulmi ve zalâmihi ve ʿâmelehüm bi-eltâfihi ve ikrâmihi ve efâza ʿaleyhim cezîle inʿâmihi âmîn. Ellezî yuhîtu bihi kerîmü ʿilmiküm ve selîmü fehmiküm enne'l-ümmete lâ tecmaʿu ʿale'd-dalâleti ve kad ʿalimtum mâ faʿlehü ʿOsman Paşa fî arzikum ve fî ğayrihâ mine'z-zulmi ve'l-cehâleti ve ennehü kad teʿarraza [M2 216] lil-huccâci ve'z-zuvvâri ve sellata ʿaleyhimü'l-eşrâre ve'l-fuccâre bi'l-eziyyeti ve'l-izrâri ve zaleme'l-müsâfirîne ve't-tüccâra ve ezâ ehle'l-emâkini'ş-şerîfeti ve beddele emne'l-haremeyni'ş-şerîfeyni bi'l-hufyeti ve teʿaddâ hudûde'd-dîni ve sanaʿa mâ-lâ yelîku bi'l-müslimîn ve kad kāle men lâ terâhü'l-ʿuyûnü: “Ve men yetaʿadde hudûdallâhi fe-ulâʿike hümüʿz-zâlimûn” ve lemmâ belağanâ ʿanhü mâ belağa ve ennehû fi-izâ'i'l-arz'il-mukaddeseti ve kad velağa fe-bâdernâ\nli-sû'i fiʿlihî bi'n-nakzı kemâ ezellenâ fi'l-ʿâmi'l-mâzî min zulmihi'l-baʿzu ve eradnâ nutahhira minhü tilke'l-arz nusraten li'd-dîn ve gayreten ʿale'l-müslimîn ve aʿzamü'l-kasdi ve'l-ihtiyâcı defʿu zararihî ʿani'l-arzi'l-mukaddeseti ve'l-huccâci tebeʿan li'l-hadîsi'ş-şerîf, “mâ halle bi-haramiküm halle biküm\" ve beleğana eyzan mâ feʿale bi'l-ʿulemâi fî Gazzete ve kad ezâkahüm'üz-zülle baʿde'l-ʿizzeti ve defenehüm fi'l-arzi bi'l-hayâti ve'l-hadîsü'l-kudsiyyu ʿani'l-ilâhi: “Men ezâ lî veliyyen fekad âzentühü bi'l-harbi\" ve'l-ʿulemâü lâ şekke evliyâullâhi li-kavlihî Teʿâlâ fî kitâbihi'l-esmâ: “İnnemâ yahşallâhe min ʿibâdihi'l-ʿulemâ\" ve izâ küntüm bi zâlike gayre râzîne ve ʿalâ defi zararihî gayre kādirîne fe nahnü inşâallahü kādirûn ʿalâ izâleti mâ hünâlike ve kad eftîna'l-mezâhibe'l-erbaʿate bi zâlike festeharnâ'llâhe ve hüve niʿme'l-velî ve se'elnâhü en yansura dîne Muhammedin bi-ulâ. Ve sarafne'l-himmete ve'l-emvâle fî rıza'l-Meliki'l-müteʿâl ve veccehne'l-asâkire ve'l-ebtâle li-yerfaʿûne yede'z-zâlimi ve yesteriddûne'l-mezâlime ve yahfezûne'd-diyâre ve'l-meʿâlime ve yemîzûne'l-ʿâtibe mine's-sâlimi ve'l-maksûdu minküm terkü'z-zâlimîne ve'l-ʿabdü ʿanhüm ve men yetevellehüm minküm fe-innehû minhüm ve in techedû fîmâ yedfaʿu'ş-şurûra ve tûcibü lekümü'l-ferahu ve's-surûra ve'l-gıbtata bi'l-ʿadli ve'l-hubûri ve emîru'l-hâcc'iş-Şâmî min tarafinâ yetevellâhü hıfzan ve sıyâneten li-huccâci beytillâh fe teʿâvenû ʿale'l-birri ve't-takvâ velâ teʿâvenû ʿale'l-ismi ve'l-ʿudvân ve'n-nasru mine'l-kerîmi'l-fettâhu limen talebe'l-ʿadle ve's-salâhe ve hâ nahnü kad ahbernâküm ve li'l-muʿâveneti ʿale'l-hayri kad ihternâküm min kabûli hâze'z-zâlimi fî arziküm hazzernâküm fe'l-ʿasâkiru kāsidetün ileyhi ve cemîʿi mâ ledeyhi ve kad selletahâ gadabullâhi fahfezû minhü sâ'ire emvâliküm ve ahvâliküm ve lâ tedʿûhü yukīmu fî arziküm beyne ʿiyâliâhi ve sahatuhü ʿaleküm ve rayü'l-ʿulemâi ve'l-ekâbiri ʿalâ “ve entüm bi'l-muʿâveneti ʿale'l-hayri evlâ” ve “ale'l-karîbi minküm ve'l-baʿîdi ve't-târifi ve't-telîdi ve'l-ahrâri ve'l-ʿabîdi emânullâhi ve rasûlihî ve emânünâ's-\nsaʿîdü vallâhü yefʿalü mâ yeşâü ve yahkümu mâ yürîd ve'l-hayrü yekûnü ve's-saʿbu yehûnü min fazlin illâ lehû.\nBu şerefi yüksek ferman, yüce Mısır hükümeti tarafından -Allah onun yüceliğini devamlı kılsın- ihsânı ve keremi bol olan Allah'ın kendisine lütuf ve ihsânda bulunduğu emîrin emriyle yazılmıştır. O idaresinde yaşayanlar arasında emniyet ve adaleti sağladı, fazîlet ve ihsânını köylerde ve şehirlerde yaşayan bütün herkese yaydı. Zulüm ve isyankârların burnunu sürtmek için emirlerin emîri, sonsuz ilim sahibi ve meliklerin Melîki olan Allah'ın kendisine lütuf ve inâyette bulunduğu Mirlivâ ve Alem sâhibi, sâbık Emîru'l-hâc, hâlen Mısır hükümeti'nin Kaymakâm'ı bulunan Ali Bey ki, onun şerefini, başarısını ve emniyyetini Allah devamlı kılsın. O Allah ki, yoktan var eden ve çü-\n[M2 217] Merkūmun işbu mektûb ile bi'l-intihâb taʿyîn eylediği İsmâʿîl Bey ve Tantâvî ʿAli Bey ve Habeş ʿAli Bey, Zâhir ʿÖmer ile ittifâk ve Şâm etrâfında olan karümüş kemiklere hayat verendir. Harem'in kadrini yüceltmiş, çevresini bol bol verdiği nimetlerle mübarek kılmış, diğer ümmetlere de adaletle hükmetmeyi emretmiş ve zâlimleri, Kur'an'da: “Allah zâlimleri sevmez”, (Al-i imran 3/57, 140), şüphesiz “Allah bozguncuların işini düzeltmez” (Yunus 10/81), “Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme”, (el-Maide- 5/26) buyurarak, intikam almak ve helâk etmekle tehdît etmiştir. Bütün yaratılmışların efendisi ve sözü en doğru olan aleyhi's-salâtü ve's-selâm da şöyle buyurmuştur: “Zarar giderilir”, salât ve selâm kıyâmete kadar ona ve dine hizmet eden onun ashâbının üzerine olsun.\n\nBundan sonra, ziyâdesiyle selâm ve esenlik, bereket ve sayısız hayır ve nimetler her zaman âlimler, idareciler, fakîhler, muhaddisler ve Peygamberin şerîatiyle fetvâ veren müftüler, kadılar, makam sahipleri, ileri gelenler ve Şam şehrinin avâm ve havâssının; bütün hepsinin üzerine olsun.\n\nAllah onları adalet nuruyla ve yerlerini (idarelerini) sağlamlaştırmakla yüceltsin, zulümden ve zulmün karanlığından korusun, onlara lütuf ve ikrâmıyla muâmele etsin, sayısız nimetlerini onlara akıtsın, âmin. Ümmet dalâlet üzere birleşmez ki, sizin ilminizin yüceliği ve anlayışınızın doğruluğu bunu göstermektedir. Siz Osman Paşa'nın topraklarınızda ve başka yerlerde işlediği cehâlet ve zulümleri biliyorsunuz. O hacılara ve ziyaretçilere saldırmış, onların üzerine şerlileri ve fâcirleri, (günahkârları) eziyet etmek ve zarar vermek için musallat etti, misafirlere ve tüccara zulmetti. Kutsal yerlerin halkına eziyet etti. Haremeyn'deki emniyetin yerini korku aldı. Allah (cc) : “Kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa onlar zalimlerin tâ kendileridir\" (el-Bakara 2/229) buyurduğu halde, dinin koyduğu sınırları çiğnedi. Müslümanlara layık olmadıkları ve bu zamana kadar görülmemiş muamelelerde bulundu. Müslümanlara ve kutsallarına dil uzattı. Biz de Müslümanlara ve dine yardım etmek, onun geçen sene de benzerini yaptığı zulümlerini ve kötülüklerini ortadan kaldırmak ve bu toprakları ondan temizlemek için harekete geçtik. Maksadın ve niyetin en büyüğü; onun mukaddes yerlere ve hacılara verdiği zararı ortadan kaldırmaktır. Zira hadis-i şerifte: \"Sizin hareminize saldırana saldırmak helaldir\" buyurulmaktadır. Hadis-i Kudsî'de; \"Kim benim bir velîme (dostuma) eziyet ederse, şüphesiz ona harp ilan ederim” buyurulduğu, Kur'an-ı Kerim'de de: “Muhakkak Allah'dan hakkıyla âlimler korkar\" (el-Fâtır 35/28) âyetinde de belirtildiği gibi âlimler şüphesiz Allah'ın velîleridir. Ayrıca siz onun yaptıklarına râzı olmadığınız halde, zararını önlemeye gücünüz olmadığından, O'nun Gazze'de âlimleri izzetten sonra zelil ettiği ve onları diri diri toprağa gömdüğü haberleri geldi. İnşâallah biz onu ortadan kaldırmaya güç yetirecek durumdayız. Bize dört mezhebin müftüleri, onunla mücadele konusunda fetvâ verdi. Velîlerin en güzeli olan Allah bizi bu işle görevlendirdi. Biz Muhammed'in yüce dinine yardım etmek istedik; gücümüzü ve mallarımızı Yüce Allah'ın rızası için harcadık. Ordumuz ve cesur adamlarımız bu zâlime engel olmak, zulümlerini ortadan kaldırmak ve memleketi ve dini şeʿâirini korumak, eğriyi doğrudan ayırmak, maksadıyla ona karşı gittiler. Sizden istenen, zâlimleri terk etmek ve onlardan uzak olmaktır. Nitekim: “Kim onları dost edinirse o da onlardandır\" (el-Mâide 4/51) buyurulmaktadır. Yine eğer şerri def etmek için çalışırsanız, size sevinç ve mutluluk gerekli olur.\n\nTarafımızdan, Beytullah'ın hacılarını korumak ve emniyetlerin sağlamak için bir Emîrulhâc tayin edilmiştir. Çünkü; “İyilik ve takvâda yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” (el-Maide 5/2) buyurulmaktadır. Zafer Allah tarafından adalet ve salâhı isteyene verilecektir. İşte biz size hayırda yardımlaşmak için durumu bildirdik. Bu zâlimi memleketinize kabul etmeme konusunda sizi ikaz ettik ve uyardık, şimdi ordumuz onun üzerine harekete geçti. O, Allah'ı gazaplandırdı, Allah da ona ve sahip olduğu herşeye gazabını musallat etti. Siz mallarınızı ve kendinizi onun şerrinden koruyun. Onu evlâd ü ıyâliniz arasına ve memleketinize davet etmeyin, âlimler ve büyükler, sizin hayra yardımcı olmanızın daha evlâ olduğu görüşündedir. Sizden yakın ve uzak, yeni doğmuş ve küçük, hür ve köle olan Allah'ın, Resûlünün ve bizim emânımız altındadır. “Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar (Al-i İmran 3/40) ve istediği şekilde hükmeder” (el-Mâide 5/1) Allah'ın lütfuyla zor kolaylaşır, hayır gerçekleşir.\nsabâtı yağmâ vü ihrâk ve Şerîf cenâblarının mesned-i Şerâfet'e 'avd u kudûmüne mücâzât kasdıyla, gılâl ve sâyir idrârâtı katʿ ve mücâvir-i bukʿateyn-i mübareketeyni giriftâr-ı muzâyaka vü imlâk eylediği, Şerîf-i Mekke ve ʿulemâ ve vücûh-i nâs taraflarından 'arz-ı pâye-i serîr-i aʿlâ kılınup, aktâr-ı Mısriyye ve sâyir memâlik-i Pâdişâhî'den aʿvân ü ensârı izâle vü tathîr ve kendüsü dahi ele getürülüp, ʿibreten katl ü tedmîr kılınmak bâbında erkân-ı saltanat ittihad ve fetvâya müracaat olundukda, bağy mes'elesine kıyâs ile meşrûʿiyyet-i izâleleri bâbında fetvâ dahi verilüp, Nuʿmân Paşa vech-i muharrer üzere Serʿasker nasbıyla kesb-i istiʿdâd-ı nizâl ü tırâd ve Şâm'a varmazdan mukaddem Mısır askerine Serdar olan Ebû Zeheb encâm-ı kârı mülâhaza ile bu emr-i müstekrehden rucû' u inâbet ve selâmet-i nefs itâʿat-ı Pâdişâhî ile husûle geleceğini fehm ile izhar-ı peşîmânî vü nedâmet edüp, başında olan asker ile Mısır'a duhûl ve 'ulemâ ve sâyir müteneffisân-ı Mısriyye ile bu ahvâl-i vahîmü'l-encâmı müzakereye sırran ve 'alenen meşgül olup, ehâlî-yi Mısır ʿan-asl şakıyy-i merkūmdan bîzâr ve sûret-i zâhirde mütebeyyen olan itâʿatları îcâb-ı ıztırâr ile tenâvül-i ekl-i meyyite kabîlinden olduğu âşikâr olmağla, Ebû Zeheb ile hemân safkazen-i muvâfakat ve şakīyy-i merkūmun bağteten konağını muhâsara ile îkâd-1 nâyire-i husûmet eylediler. Merkūm müdâfaʿadan âyis ü nevmîd olup, nefâyis-i emvâlinden bir mikdârını har-vâr u enbâna imlâ ve mazhar-ı seg be-sahrâ olduğu haberi Ebû Zeheb tarafından saferu'l-hayrın yirmi altıncı günü Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve bu emr-i 'azîmden kulûb-i nâsa tetarruk eden endûh ü kâbet zâyil olup, bekūrî-yi aʿdâ tabl ü sûrnâ ve top u tüfeng ile âyîn-i sürûr u şâdumânî icrâ olundu. Şakıyy-i merkūmun bakıyye-i ahvâli bundan sonra inşâ'allâhü Teâlâ terkīm ve kıssa-i 'acîbesi tetmîm olunur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zağarcı-başı Sâlih Ağa Yeniçeri Ağası Vezîr Süleymân Paşa'nın bergeşîdesi iken, eşkıyânın katlinde semt-i ifrât ihtiyâr olunup: “Aralıkda bî-cürm ü günâh [M2 218] niçe kimseler mazhar-ı demâr u tebâh olunayor” kelâm-ı vahîmü'l-encâmıyla nâtıka-perdâz ve Kul Kethudâsı'nı hem-râz ederek, ser-rişte-i güft ü gûyu dirâz eyledikleri vâkiʿ ve gayr-i vâkiʿ Ağa Paşa tarafından cânib-i Sadâret-penâhî'ye ilkā ve lüzûm-i tebʿîdlerini îmâ etmekle, inhâsı semʿ-i kabûl-i Sadr-ı mekârim-şümûle mevsûl ve mukaddemâ Bazarcık tarafına me'mûriyyetle def-i eşkıyâda zuhûra gelen hidmeti resîde-i mevkiʿ-i hüsn-i kabûl olan sâbıkā Zağarcı-başı Halîl Ağa, Kul Kethudâsı ve Seksoncu-başı bulunan Yeğen Mehmed Ağa, Zağarcı-başı nasb u taʿyîn ve merkūmlar belây-ı lisân ile birer mahalde temkîn olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Ocâğ-ı ʿAmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_857.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Ocâğ-ı ʿAmire",
          "text": "Zağarcı-başı Sâlih Ağa Yeniçeri Ağası Vezîr Süleymân Paşa'nın bergeşîdesi iken, eşkıyânın katlinde semt-i ifrât ihtiyâr olunup: “Aralıkda bî-cürm ü günâh [M2 218] niçe kimseler mazhar-ı demâr u tebâh olunayor” kelâm-ı vahîmü'l-encâmıyla nâtıka-perdâz ve Kul Kethudâsı'nı hem-râz ederek, ser-rişte-i güft ü gûyu dirâz eyledikleri vâkiʿ ve gayr-i vâkiʿ Ağa Paşa tarafından cânib-i Sadâret-penâhî'ye ilkā ve lüzûm-i tebʿîdlerini îmâ etmekle, inhâsı semʿ-i kabûl-i Sadr-ı mekârim-şümûle mevsûl ve mukaddemâ Bazarcık tarafına me'mûriyyetle def-i eşkıyâda zuhûra gelen hidmeti resîde-i mevkiʿ-i hüsn-i kabûl olan sâbıkā Zağarcı-başı Halîl Ağa, Kul Kethudâsı ve Seksoncu-başı bulunan Yeğen Mehmed Ağa, Zağarcı-başı nasb u taʿyîn ve merkūmlar belây-ı lisân ile birer mahalde temkîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mora vakʿasında Sadrıaʿzam maʿiyyetinde bulunup, hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr-ı celâdet ve bu mukābelede ihrâz-ı rütbe-i Vezâret eden Tırhala Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve alay gösterüp, iktisây-ı ferve-i semmûr ile nâyil-i inbısât-ı nâ-mahdûd oldu.\n\nRûhâniyyet-i hazret-i Hayru'l-Mürselîn'den istimdâd ü istîʿânet kasdıyla Mevlid-i Şerîf kırâ'eti içün, erkân-ı devlet ʿakd-i rişte-i cemʿiyyet eyleyüp, nazm-ı güzîn-i Mevlid-i hazret-i Hayru'l-Mürselîn'i semʿ-i cân ile gûş ve kurta-i binâ-gûş-i hûş eylediler.",
          "caption": "Âmeden-i Mutasarrıf-ı Tırhala ve kırâ'et-i Mevlid-i Şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_858.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Mutasarrıf-ı Tırhala ve kırâ'et-i Mevlid-i Şerîf",
          "text": "Mora vakʿasında Sadrıaʿzam maʿiyyetinde bulunup, hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr-ı celâdet ve bu mukābelede ihrâz-ı rütbe-i Vezâret eden Tırhala Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve alay gösterüp, iktisây-ı ferve-i semmûr ile nâyil-i inbısât-ı nâ-mahdûd oldu.\n\nRûhâniyyet-i hazret-i Hayru'l-Mürselîn'den istimdâd ü istîʿânet kasdıyla Mevlid-i Şerîf kırâ'eti içün, erkân-ı devlet ʿakd-i rişte-i cemʿiyyet eyleyüp, nazm-ı güzîn-i Mevlid-i hazret-i Hayru'l-Mürselîn'i semʿ-i cân ile gûş ve kurta-i binâ-gûş-i hûş eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İnʿikād-ı mütâreke ile ʿAbdulkerîm Efendi'nin ʿavdeti ve Rusyalu tarafından taʿyîn olunan murahhaslar Yaş Kasabası'na gelüp, bu bâbda Merşal'in istiʿcâli hâvî vürûd eden mektûbu bundan akdem Rikâb-ı müstetâb-ı Cihândârî'ye ʿarz olunmuşidi. Rikâb-ı hümâyûn'dan Tevkīʿî bulunan Yenişehirli ʿOsmân Efendi, Murahhas-ı Evvel ʿunvânıyla mümtâz ve diyânete müteʿallık bir mâdde vukūʿ bulur ise cerh u taʿdîl etmek içün aʿlem-i belde olan Ayasofya Şeyhi, Murahhas-ı Sânî şânıyla ser-efrâz kılınup, o tarafda kâffe-i umûrları tensîk ve hatt u tirhâlleri hengâmında mesârıf-1 lâzımelerini mîrîden idâre içün Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Küçük İbrâhîm Efendi Defterdârlık maslahatıyla mûmâ ileyhimâya terfîk olunup, tevassut ümmîdiyle bunlar ile yola çıkan Nemçe ve Prusya elçilerine yirmi beşer bin guruş bedel-i taʿyînât verilüp, rebîʿulevvelin on ikinci Pazar günü Âsitâne'den hareket ve rebîʿulâhırın dördüncü günü Ordu-yi hümâyûn'a vürûd edecekleri haberi vâsıl-ı ser-menzil-i şöhret olup, Teşrîfâtî Efendi murahhasların istikbâline ve elçilerin su'âl-i [M2 219] hâtırına taʿyîn ve güzergâhları olan turuk u meʿâbire saf saf tavâyif-i askeri teşhîn ve irâ'e-i kuvvet-i Devlet-i ebed-karîn kılınarak, haymelerine îsâl ü temkîn kılındılar. Murahhaslar ile elçilerin su'al-i hâtırları Sadr-ı âlî-makām tarafından iltizâm olunup, otuzar miskāl ʿanber ve yüzer dirhem ʿûd birer kırmızı kîseye vazʿ ve işrâba ve fevâkih ve sâyir me'kûlâta müteʿallık birkaç tabla tertîb ü irsâl ile hâtırları tatyîb olundu.",
          "caption": "Âmeden-i murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_859.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "İnʿikād-ı mütâreke ile ʿAbdulkerîm Efendi'nin ʿavdeti ve Rusyalu tarafından taʿyîn olunan murahhaslar Yaş Kasabası'na gelüp, bu bâbda Merşal'in istiʿcâli hâvî vürûd eden mektûbu bundan akdem Rikâb-ı müstetâb-ı Cihândârî'ye ʿarz olunmuşidi. Rikâb-ı hümâyûn'dan Tevkīʿî bulunan Yenişehirli ʿOsmân Efendi, Murahhas-ı Evvel ʿunvânıyla mümtâz ve diyânete müteʿallık bir mâdde vukūʿ bulur ise cerh u taʿdîl etmek içün aʿlem-i belde olan Ayasofya Şeyhi, Murahhas-ı Sânî şânıyla ser-efrâz kılınup, o tarafda kâffe-i umûrları tensîk ve hatt u tirhâlleri hengâmında mesârıf-1 lâzımelerini mîrîden idâre içün Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Küçük İbrâhîm Efendi Defterdârlık maslahatıyla mûmâ ileyhimâya terfîk olunup, tevassut ümmîdiyle bunlar ile yola çıkan Nemçe ve Prusya elçilerine yirmi beşer bin guruş bedel-i taʿyînât verilüp, rebîʿulevvelin on ikinci Pazar günü Âsitâne'den hareket ve rebîʿulâhırın dördüncü günü Ordu-yi hümâyûn'a vürûd edecekleri haberi vâsıl-ı ser-menzil-i şöhret olup, Teşrîfâtî Efendi murahhasların istikbâline ve elçilerin su'âl-i [M2 219] hâtırına taʿyîn ve güzergâhları olan turuk u meʿâbire saf saf tavâyif-i askeri teşhîn ve irâ'e-i kuvvet-i Devlet-i ebed-karîn kılınarak, haymelerine îsâl ü temkîn kılındılar. Murahhaslar ile elçilerin su'al-i hâtırları Sadr-ı âlî-makām tarafından iltizâm olunup, otuzar miskāl ʿanber ve yüzer dirhem ʿûd birer kırmızı kîseye vazʿ ve işrâba ve fevâkih ve sâyir me'kûlâta müteʿallık birkaç tabla tertîb ü irsâl ile hâtırları tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Murahhas-ı Evvel nasb olunan ʿOsmân Efendi Rikâb'da Re'îsü'lküttâb ve merciʿ-i ru'ûs ü eznâb olan İsmâʿîl Beyefendi'nin maʿan me'mûriyyetini niyâz ve taraf-ı Şehriyâr-ı bende-nüvâzdan; “Senin gaybet ve bu mâddeeye me'mûriyyetin hasebiyle bu taraf hâlî kalup, musâlaha umûru ve sâyir ahvâl rü'yetden ʿatıl olacağı zâhir olmağla, bu\ntakdîrde beyin bu tarafda bulunması lâzım gibi görileyor” buyurduklarında, mûmâileyhin hod be-hod ihtiyâr-ı metâʿib ü meşâk nefsine gāyet güç gelüp, hemân cevaba âgāz ve: “Hatb-ı musâlaha mevâdd-ı müşkileden olup, katʿî müteʿazzir ve gayr-i yesîr ve bu mâddelere vukūf-i tâmmı olan Beyefendi kullarının murâfakatı, teshîl-i maslahatı mûcibdir” kelâmını tekrîr eylediğinden gayri: “Mûmâ ileyhe ruhsat-ı murâfakat verilmediği hâlde, bu kulları dahi ʿafv olunmak niyâz olunur” deyü dâmengîr-i Şehriyâr-ı İskender nazîr oldukda, li-maslahatin mümâşât ve zâhirde İsmâʿîl Beyefendi dahi levâzım-ı râh tedârüküyle iştigāl ve aralıkda: “Cenâbınız ile yollarda seyr-i bâg u râg ve bu maslahatı tanzîm ile kulûb-i hussâdı pür-dâg ederiz” kavlini yevm-i hareketine dek telaffuz ile rehgîr-i semt-i mugālata vü iğfâl olmuşidi. Mûmâ ileyhin orduya teveccühü günü İsmâʿîl Beyefendi'nin tedârüki sâhte ve musannaʿ ve garaz-ı aslî kendüsünün bi'l-infirâd ʿazîmeti olduğunu tahkīk ile ıtlâk-ı cürûb-i müseccaʿ eylediği mütevâtir u meşhûrdur.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_860.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Murahhas-ı Evvel nasb olunan ʿOsmân Efendi Rikâb'da Re'îsü'lküttâb ve merciʿ-i ru'ûs ü eznâb olan İsmâʿîl Beyefendi'nin maʿan me'mûriyyetini niyâz ve taraf-ı Şehriyâr-ı bende-nüvâzdan; “Senin gaybet ve bu mâddeeye me'mûriyyetin hasebiyle bu taraf hâlî kalup, musâlaha umûru ve sâyir ahvâl rü'yetden ʿatıl olacağı zâhir olmağla, bu\ntakdîrde beyin bu tarafda bulunması lâzım gibi görileyor” buyurduklarında, mûmâileyhin hod be-hod ihtiyâr-ı metâʿib ü meşâk nefsine gāyet güç gelüp, hemân cevaba âgāz ve: “Hatb-ı musâlaha mevâdd-ı müşkileden olup, katʿî müteʿazzir ve gayr-i yesîr ve bu mâddelere vukūf-i tâmmı olan Beyefendi kullarının murâfakatı, teshîl-i maslahatı mûcibdir” kelâmını tekrîr eylediğinden gayri: “Mûmâ ileyhe ruhsat-ı murâfakat verilmediği hâlde, bu kulları dahi ʿafv olunmak niyâz olunur” deyü dâmengîr-i Şehriyâr-ı İskender nazîr oldukda, li-maslahatin mümâşât ve zâhirde İsmâʿîl Beyefendi dahi levâzım-ı râh tedârüküyle iştigāl ve aralıkda: “Cenâbınız ile yollarda seyr-i bâg u râg ve bu maslahatı tanzîm ile kulûb-i hussâdı pür-dâg ederiz” kavlini yevm-i hareketine dek telaffuz ile rehgîr-i semt-i mugālata vü iğfâl olmuşidi. Mûmâ ileyhin orduya teveccühü günü İsmâʿîl Beyefendi'nin tedârüki sâhte ve musannaʿ ve garaz-ı aslî kendüsünün bi'l-infirâd ʿazîmeti olduğunu tahkīk ile ıtlâk-ı cürûb-i müseccaʿ eylediği mütevâtir u meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Eyâleti'nde kapusuz eşkıyâsının kesreti ve fukarâ vü zuʿafâya vüfûr mazarratı bundan akdem gûş-güzâr-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr olduğuna binâʾen, baʿzı elviye mütesellimleri o makūle eşrârın defʿ-i tesallutlarına havâle olunduysa dahi, me'mûl-i devlet üzere bir maslahat görülmeyüp, ebnây-ı sebîl ve fukarâ-yi raʿiyyet pâ-zede-i zulm-ü iʿtisâf oldukları tehakkuk ve bu fesâdın defʿini Sadr-ı âlî-kadr hazretleri dâʾimâ [M2 220] tefekkür ü teʾennuk edüp, âhır-i kâr birkaç seneden berü Kütahya'da Mütesellimlik ile şöhret-şiʿâr ve zabt ü rabt-ı memleketde izhâr-ı mâye-i cesâret eden Ömer Ağa'ya Kapusuz eşkıyâsını istîsâl ve o taraflardan defʿ-i ihtilâl etmek şartıyla, bâ-rütbe-i Vezâret Anadolu Eyâleti tevcîh ve Cidde Beylerbeyisi Adanalı ʿÖmer Paşa'nın dahi hüsn-i sülûk ü imtizâcı Şerîf-i Mekke ve Emîrü'l-Hac taraflarından tahrîr ile hakkında Vezâret recâ vü iltimâsları hayyiz-i kabûle resâ kılunup, târîh-i mezkûrda menşûr-i Vezâret tarafına firistâde ve muhavvel-i ʿuhde-i kifâyeti olan umûra kemâ-yenbagī ihtimâm eylemesi tarafına tenbîh ü ifade olundu.\n\nSürücü taʿyîn olunan Vezîr İbrâhîm Paşa askerin verâsın alup, rebîʿulâhırın onuncu günü mu'asker-i hümâyûna resîde ve hidmeti makbûl ü pesendîde olduğundan, ferve-i semmûr ve iltifât-ı Sadru's-sudûr ile ferah-nâk ü mesrûr oldu. Bu defa Anadolu'dan munfasıl Vezîr Sunʿullah Paşa, Eğriboz Sancağı'na nâyil ve selefi Kelleci ʿOsmân Paşa, Muʿârız (Saros) Boğazı muhafazasına müntakıl oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mütesellim-i Kütahya ve Mîr-i mîrân-ı Cidde ve havâdisât-ı sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_861.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mütesellim-i Kütahya ve Mîr-i mîrân-ı Cidde ve havâdisât-ı sâ'ire",
          "text": "Anadolu Eyâleti'nde kapusuz eşkıyâsının kesreti ve fukarâ vü zuʿafâya vüfûr mazarratı bundan akdem gûş-güzâr-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr olduğuna binâʾen, baʿzı elviye mütesellimleri o makūle eşrârın defʿ-i tesallutlarına havâle olunduysa dahi, me'mûl-i devlet üzere bir maslahat görülmeyüp, ebnây-ı sebîl ve fukarâ-yi raʿiyyet pâ-zede-i zulm-ü iʿtisâf oldukları tehakkuk ve bu fesâdın defʿini Sadr-ı âlî-kadr hazretleri dâʾimâ [M2 220] tefekkür ü teʾennuk edüp, âhır-i kâr birkaç seneden berü Kütahya'da Mütesellimlik ile şöhret-şiʿâr ve zabt ü rabt-ı memleketde izhâr-ı mâye-i cesâret eden Ömer Ağa'ya Kapusuz eşkıyâsını istîsâl ve o taraflardan defʿ-i ihtilâl etmek şartıyla, bâ-rütbe-i Vezâret Anadolu Eyâleti tevcîh ve Cidde Beylerbeyisi Adanalı ʿÖmer Paşa'nın dahi hüsn-i sülûk ü imtizâcı Şerîf-i Mekke ve Emîrü'l-Hac taraflarından tahrîr ile hakkında Vezâret recâ vü iltimâsları hayyiz-i kabûle resâ kılunup, târîh-i mezkûrda menşûr-i Vezâret tarafına firistâde ve muhavvel-i ʿuhde-i kifâyeti olan umûra kemâ-yenbagī ihtimâm eylemesi tarafına tenbîh ü ifade olundu.\n\nSürücü taʿyîn olunan Vezîr İbrâhîm Paşa askerin verâsın alup, rebîʿulâhırın onuncu günü mu'asker-i hümâyûna resîde ve hidmeti makbûl ü pesendîde olduğundan, ferve-i semmûr ve iltifât-ı Sadru's-sudûr ile ferah-nâk ü mesrûr oldu. Bu defa Anadolu'dan munfasıl Vezîr Sunʿullah Paşa, Eğriboz Sancağı'na nâyil ve selefi Kelleci ʿOsmân Paşa, Muʿârız (Saros) Boğazı muhafazasına müntakıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhim üç gün kadar Ordu-yi hümâyûn'da ârâm ü teneffüs ve bundan sonra mahall-i mükâlemeye varup, Prusya murahhaslarının matlûbât-ı kâminelerini tecessüs vakitleri geldiğini Sadrıaʿzam teferrüs edüp, ibtidâ Murahhas-ı Evvel ve Sânî'ye birer semmûr kürk ile birer müzeyyen esb ilbâs ü ihdâ ve sâniyen Nemçe ve Prusya elçilerine kezâlik bu muʿâmele icrâ ve baʿzı zâdegân ve tercemân makūlelerine dahi hilʿatler ve işleme yağlıklar iksâ vü iʿtâ ve şehr-i mezkûrun on birinci günü me'mûr oldukları mahalle semend-i ʿazîmetlerin tahrîk ü ircâ eylediler. Üç günden sonra Ruscuğ'a vürûd ve Serʿasker ʿAlî Paşa tarafından teksîr-i cünûd ile alay tertîb olunup, birer mahalle tenzîl ve lâzimeleri bâliğan mâ belağ ihzâr u tekmîl olundu. Bu haber karşuya münʿakis olup, Yergöğü Cenerali: “Eğer Murahhas-ı Evvel'de Büyükelçilik Pâyesi yoğise ibtidâ anlar bizi mülâkāt ile mesrûr ederler\" cevabını irsâl ve ʿOsmân Efendi dahi rütbe-i mezkûrenın vücudunu beyân ve sâye-i Pâdişâhî'de o makūle pâyeleri âharlara ihrâz etdirmek kudreti olduğunu kemâl-i tesalluf ile âverde-i zebân-ı beyân eyleyüp, bu daʿvâyı musaddak hidmetlerinde olan tercemân, memhûr kâğıdıyla, [M2 221] Ceneral'e hakīkat-i hâli beyân eyledi. Ol vechile karşu karşuya mesfûr ile cüzvî münâkaşadan sonra Yergöğü'ye mürûr ve nasb olunan hıyâmda dâmen-efşân-ı huzûr olduklarına müteʿâkıb Ceneral-i mersûm tebrîk-i kudûm edüp, ʿavdetinde bir re's müzeyyen esb ile tatrîb ve ferdâsı Devlet-i ʿaliyye murahhasları dahi Ceneral'in çadırlarına varmağla, mesfûru tatyîb eylediler. Bir gün sonra Yergöğü'den hareket ve mâh-ı merkūmun selhinde Fokşan Kasabası kenârında tahsîs olunan mahalle ilkāy-ı raht-ı ikāmet eylediler.",
          "caption": "ʿAzîmet-i murahhasân-ı devlet berây-ı mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_862.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i murahhasân-ı devlet berây-ı mükâleme",
          "text": "Mûmâ ileyhim üç gün kadar Ordu-yi hümâyûn'da ârâm ü teneffüs ve bundan sonra mahall-i mükâlemeye varup, Prusya murahhaslarının matlûbât-ı kâminelerini tecessüs vakitleri geldiğini Sadrıaʿzam teferrüs edüp, ibtidâ Murahhas-ı Evvel ve Sânî'ye birer semmûr kürk ile birer müzeyyen esb ilbâs ü ihdâ ve sâniyen Nemçe ve Prusya elçilerine kezâlik bu muʿâmele icrâ ve baʿzı zâdegân ve tercemân makūlelerine dahi hilʿatler ve işleme yağlıklar iksâ vü iʿtâ ve şehr-i mezkûrun on birinci günü me'mûr oldukları mahalle semend-i ʿazîmetlerin tahrîk ü ircâ eylediler. Üç günden sonra Ruscuğ'a vürûd ve Serʿasker ʿAlî Paşa tarafından teksîr-i cünûd ile alay tertîb olunup, birer mahalle tenzîl ve lâzimeleri bâliğan mâ belağ ihzâr u tekmîl olundu. Bu haber karşuya münʿakis olup, Yergöğü Cenerali: “Eğer Murahhas-ı Evvel'de Büyükelçilik Pâyesi yoğise ibtidâ anlar bizi mülâkāt ile mesrûr ederler\" cevabını irsâl ve ʿOsmân Efendi dahi rütbe-i mezkûrenın vücudunu beyân ve sâye-i Pâdişâhî'de o makūle pâyeleri âharlara ihrâz etdirmek kudreti olduğunu kemâl-i tesalluf ile âverde-i zebân-ı beyân eyleyüp, bu daʿvâyı musaddak hidmetlerinde olan tercemân, memhûr kâğıdıyla, [M2 221] Ceneral'e hakīkat-i hâli beyân eyledi. Ol vechile karşu karşuya mesfûr ile cüzvî münâkaşadan sonra Yergöğü'ye mürûr ve nasb olunan hıyâmda dâmen-efşân-ı huzûr olduklarına müteʿâkıb Ceneral-i mersûm tebrîk-i kudûm edüp, ʿavdetinde bir re's müzeyyen esb ile tatrîb ve ferdâsı Devlet-i ʿaliyye murahhasları dahi Ceneral'in çadırlarına varmağla, mesfûru tatyîb eylediler. Bir gün sonra Yergöğü'den hareket ve mâh-ı merkūmun selhinde Fokşan Kasabası kenârında tahsîs olunan mahalle ilkāy-ı raht-ı ikāmet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Murahhaslar henüz Ruscuk'da iken, mübâhasesi sebkat ve Moskovlu'nun İkinci Murahhası'nda Büyükelçilik Pâyesi olduğu dahi tashîh olunup: “Yâsînî-zâde Efendi'nin fazîlet-i zâtiyyesi hasmın mechûlü ve pâyesi yok vâʿiz bir âdemdir” deyü, şâyed meclise idhâlden mümânaʿat zuhûr eder deyü, Serdâr-ı ekrem hazretlerine bu keyfiyyet tahrîr u işâret ve İstanbul Pâyesi'yle refîʿu'ş-şân kılınması ʿOsmân Efendi tarafından inhâ ve bu keyfiyyet südde-i ʿarz-ı aʿlâ kılınup, Efendi-yi mûmâ ileyh hakkında ʿavâtıf-ı ʿaliyye-i Cihânbânî erzânî ve pâye-i mezkûr ile dâric-i silm-i kâmrânî olmuşidi. Murahhaslar bir mahalle gelüp, herkes yedinde olan ruhsat-nâmesini ibrâz ve defʿ-i şübhe ile kâr-sâz oldukları ʿakabinde rütbe husûsuna sarf-ı kelâm ve Baş-murahhaslarda ve İkinci Murahhas olan Obreşkof'da Büyükelçilik rütbeleri olup, yedlerinde olan senedât ile rütbelerini tashîh ve Devlet-i ʿaliyye tarafından İkinci Elçi olan efendi-yi mûmâ ileyhin o meclisde henüz pâye fermânı resîde olmayup, karîben vürûd edeceği telmîh olunduysa dahi, Rusya murahhasları kavl-i mücerred ile mülzem olmayup, Pâye geleceğine dâ'yir Mu-\nrahhas-ı Evvel ʿOsmân Efendi mührüyle mahtûm sened aldıkdan sonra Pâye emri dahi vâsıl ve miyânede vukūʿ bulan muʿâraza müntefî vü zâyil oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i İstanbul be-Yâsînî-zâde Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_863.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i İstanbul be-Yâsînî-zâde Efendi",
          "text": "Murahhaslar henüz Ruscuk'da iken, mübâhasesi sebkat ve Moskovlu'nun İkinci Murahhası'nda Büyükelçilik Pâyesi olduğu dahi tashîh olunup: “Yâsînî-zâde Efendi'nin fazîlet-i zâtiyyesi hasmın mechûlü ve pâyesi yok vâʿiz bir âdemdir” deyü, şâyed meclise idhâlden mümânaʿat zuhûr eder deyü, Serdâr-ı ekrem hazretlerine bu keyfiyyet tahrîr u işâret ve İstanbul Pâyesi'yle refîʿu'ş-şân kılınması ʿOsmân Efendi tarafından inhâ ve bu keyfiyyet südde-i ʿarz-ı aʿlâ kılınup, Efendi-yi mûmâ ileyh hakkında ʿavâtıf-ı ʿaliyye-i Cihânbânî erzânî ve pâye-i mezkûr ile dâric-i silm-i kâmrânî olmuşidi. Murahhaslar bir mahalle gelüp, herkes yedinde olan ruhsat-nâmesini ibrâz ve defʿ-i şübhe ile kâr-sâz oldukları ʿakabinde rütbe husûsuna sarf-ı kelâm ve Baş-murahhaslarda ve İkinci Murahhas olan Obreşkof'da Büyükelçilik rütbeleri olup, yedlerinde olan senedât ile rütbelerini tashîh ve Devlet-i ʿaliyye tarafından İkinci Elçi olan efendi-yi mûmâ ileyhin o meclisde henüz pâye fermânı resîde olmayup, karîben vürûd edeceği telmîh olunduysa dahi, Rusya murahhasları kavl-i mücerred ile mülzem olmayup, Pâye geleceğine dâ'yir Mu-\nrahhas-ı Evvel ʿOsmân Efendi mührüyle mahtûm sened aldıkdan sonra Pâye emri dahi vâsıl ve miyânede vukūʿ bulan muʿâraza müntefî vü zâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Topal ʿOsmân Paşa hafîdi Vezîr ʿOsmân Paşa'nın Kethudâsı olup, Mora hâdisesinde hidmet-i pesendîdesi meşhûd-i nâs ve bu defʿa Mîr-i mîrânlık ile irtifâʿ-ı kadri Vezîr-i müşârun ileyh tarafından iltimâs ve işbu şehr-i rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü mîr-i mûmâ ileyh rütbe-i Mîr-i mîrânî ile mazhar-ı lutf-i bî-kıyâs oldu.",
          "caption": "Mîr-i mîrân-şüden-i Arslan Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_864.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Mîr-i mîrân-şüden-i Arslan Bey",
          "text": "Mûmâ ileyh Topal ʿOsmân Paşa hafîdi Vezîr ʿOsmân Paşa'nın Kethudâsı olup, Mora hâdisesinde hidmet-i pesendîdesi meşhûd-i nâs ve bu defʿa Mîr-i mîrânlık ile irtifâʿ-ı kadri Vezîr-i müşârun ileyh tarafından iltimâs ve işbu şehr-i rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü mîr-i mûmâ ileyh rütbe-i Mîr-i mîrânî ile mazhar-ı lutf-i bî-kıyâs oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Murahhaslar [M2 222] Âsitâne-i saʿâdet'den gelür iken, Prusya elçisi Devlet-i ʿaliyye askeri birkaç senedir tahsîne elyak bir maslahat-ı nâfiʿaya muvaffak olmayup, hâl-i bedâvetden menzile-i hadariyyete intikāl ve düşmen dahi ru'esânın ʿadem-i mübâlâtıyla askerinin terk-i âzmâyiş-i cidâl ve ihtiyâr-ı fütûr u ihmâl eylemesini müşâhade ve tecribe ile pâ-bercây-ı nahvet ü istikbâr ve Devlet-i ʿaliyye askerini gözlerine gösterüp, mübâhasede celâdet ve evzâʿ-1 zor-mendî izhâr eyleyeceklerini işʿâr ve böyle bir devlet-i kaviyyü'ş-şekîmeye Moskovlu'nun nazar-ı hakāret ile bakması lâyık u sezâ-vâr olmayup, Serdâr-ı ekrem hazretleri aralık aralık tebdîl-i yurd u mekân ve harbe istiʿdâd sûretini iʿlân eylese, teshîl-i maslahata ʿillet olacağını beyân etmişidi. ʿOsmân Efendi Prusya elçisinin takrîrini Sadr-ı sütûde-tedbîre ifâde ve bu mâdde kasd u irâde-i Serdâr-ı ekremî'ye tevâfuk etdiyse dahi, kıllet-i zehâyir mâniʿ-i hatt u tirhâl-i asker olup, Ordu-yi hümâyûn'un ikişer üçer sâʿat ilerüsünde birer ordu tertîb ve düşmene mukābele muʿâmelesini izhâr ile mükâlemeyi âzâde-i ʿârıza-i tasʿîb suver-i mergūbesi tasvîb olunup, fi'l-hakīka bu tedbîr-i sâyib min külli'l-vücûh münâsib ve Harb iʿâde eder ise asâkir-i İslâm cenge müte'ehhib bulunmuş olacağlarını münʿakid olan meclis-i şûrâda medâr-ı kabz u bast olanlar bilâ-ihtilâf ikrâr u iʿtirâf ve bu re'y-i savâbın fiʿle çıkmak bahsini dem-be-dem tecdîd ü istînâf eylediler.\n\nBinâ'en ʿalâ zâlik Tırhala ve Selânik mutasarrıfları Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ve İbrâhîm Paşa'ya birer ordu tanzîm ve asâkir ü mühimmatları tetmîm olunarak, râbıta-i ikāmetleri tefkîk ve Ordu-yi hümâyûn'dan birer ikişer sâʿat infisâl ile Silistire ve Ruscuk semtlerine tahrîk olundular. Serdâr-ı ekrem müşârun ileyhimâyı tevkīr ve maʿiyyetlerinde olan asâkirin şevk u gayretlerini tevfîr irâdesiyle, birer defʿa ordularına biniş tarîkı üzere ʿazîmet ve sunûf-i askerîyi ʿatâyâ ve ru'esâsını iltifât ile ser-germ-i silâfe-i memnûniyyet eylediler.",
          "caption": "Vukūʿ-i meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_865.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i meşveret",
          "text": "Murahhaslar [M2 222] Âsitâne-i saʿâdet'den gelür iken, Prusya elçisi Devlet-i ʿaliyye askeri birkaç senedir tahsîne elyak bir maslahat-ı nâfiʿaya muvaffak olmayup, hâl-i bedâvetden menzile-i hadariyyete intikāl ve düşmen dahi ru'esânın ʿadem-i mübâlâtıyla askerinin terk-i âzmâyiş-i cidâl ve ihtiyâr-ı fütûr u ihmâl eylemesini müşâhade ve tecribe ile pâ-bercây-ı nahvet ü istikbâr ve Devlet-i ʿaliyye askerini gözlerine gösterüp, mübâhasede celâdet ve evzâʿ-1 zor-mendî izhâr eyleyeceklerini işʿâr ve böyle bir devlet-i kaviyyü'ş-şekîmeye Moskovlu'nun nazar-ı hakāret ile bakması lâyık u sezâ-vâr olmayup, Serdâr-ı ekrem hazretleri aralık aralık tebdîl-i yurd u mekân ve harbe istiʿdâd sûretini iʿlân eylese, teshîl-i maslahata ʿillet olacağını beyân etmişidi. ʿOsmân Efendi Prusya elçisinin takrîrini Sadr-ı sütûde-tedbîre ifâde ve bu mâdde kasd u irâde-i Serdâr-ı ekremî'ye tevâfuk etdiyse dahi, kıllet-i zehâyir mâniʿ-i hatt u tirhâl-i asker olup, Ordu-yi hümâyûn'un ikişer üçer sâʿat ilerüsünde birer ordu tertîb ve düşmene mukābele muʿâmelesini izhâr ile mükâlemeyi âzâde-i ʿârıza-i tasʿîb suver-i mergūbesi tasvîb olunup, fi'l-hakīka bu tedbîr-i sâyib min külli'l-vücûh münâsib ve Harb iʿâde eder ise asâkir-i İslâm cenge müte'ehhib bulunmuş olacağlarını münʿakid olan meclis-i şûrâda medâr-ı kabz u bast olanlar bilâ-ihtilâf ikrâr u iʿtirâf ve bu re'y-i savâbın fiʿle çıkmak bahsini dem-be-dem tecdîd ü istînâf eylediler.\n\nBinâ'en ʿalâ zâlik Tırhala ve Selânik mutasarrıfları Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ve İbrâhîm Paşa'ya birer ordu tanzîm ve asâkir ü mühimmatları tetmîm olunarak, râbıta-i ikāmetleri tefkîk ve Ordu-yi hümâyûn'dan birer ikişer sâʿat infisâl ile Silistire ve Ruscuk semtlerine tahrîk olundular. Serdâr-ı ekrem müşârun ileyhimâyı tevkīr ve maʿiyyetlerinde olan asâkirin şevk u gayretlerini tevfîr irâdesiyle, birer defʿa ordularına biniş tarîkı üzere ʿazîmet ve sunûf-i askerîyi ʿatâyâ ve ru'esâsını iltifât ile ser-germ-i silâfe-i memnûniyyet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yergöğü'de ʿAbdulkerîm Efendi ile vâkiʿ olan mükâlemede imtidâd-ı mütâreke, murahhasların re'yine ihâle ile tayy-ı makāle olunmuşidi. Murahhaslar bir mahalle ge-\nlüp, mütârekeyi ʿâşir-i eylüle dek medd ve tarafeynden tarh-ı külfet ve ahadühümâ âharın kadrine [M2 223] riʿâyet ve iktizâ eyler ise murahhaslar râkiben ve râcilen münferiden ve cemʿan mülâkāt edüp, sır kâtibleri ve tercemânlarından mâʿadâ istirâk-ı esrâr ve celb-i havâdis ü ahbâr içün mahall-i mükâlemeye şahs-ı vâhid takrîb olunmayup, murahhaslardan gayrîleri baʿde'l-magrib mahallerinden hareket etmemelerine tenbîh olunmak ve musâlaha mukadder olmadığı hâlde, hudûda dek iktizâ eden levâzım ile esbâb-ı emniyyet ü râhat iltizâm ve eyyâm-ı mükâlemede baʿzı bed-hâhlar siʿâyet ve ilkāy-ı nifâk ile maslahatı ifsâd içün ihtırâʿ-1 urcûfe eyledikleri lede't-tahkīk iki tarafdan ketm olunmayup, yek-diğeri âgâh ve refʿ-i iştibâh etmek husûsları mükâlemeden evvel mukāvele ve cumâdelûlânın yedinci günü bu resme riʿâyet olunarak, tarafeyn murahhasları mahall-i mükâlemede ictimâʿ ve sânihalarını birbirine ismâʿ eyledikden sonra mutevassıtların meclis-i mükâlemeye duhûl ve ʿadem-i duhûlleri nizâʿı mümtedd olup, ne hâl ise şurût-ı sâlifeyi mutazammın mütâreke senedleri iki tarafdan tahrîr ü imzâ ve temhîr ve baʿde'l-mübâdele Devlet-i ʿaliyye'ye irsâli muktezî olan senedât vâsıl olduğu gibi taʿyîn-i müddet ile eyyâm-ı mütâreke serhadlere ve sâyir iktizâ eden mahallere iʿlân ve ol bâbda neşr ü fermân ve defʿ-i ʿudvân kılındı.",
          "caption": "Şurûʿ-i murahhasân be-mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_866.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ-i murahhasân be-mükâleme",
          "text": "Yergöğü'de ʿAbdulkerîm Efendi ile vâkiʿ olan mükâlemede imtidâd-ı mütâreke, murahhasların re'yine ihâle ile tayy-ı makāle olunmuşidi. Murahhaslar bir mahalle ge-\nlüp, mütârekeyi ʿâşir-i eylüle dek medd ve tarafeynden tarh-ı külfet ve ahadühümâ âharın kadrine [M2 223] riʿâyet ve iktizâ eyler ise murahhaslar râkiben ve râcilen münferiden ve cemʿan mülâkāt edüp, sır kâtibleri ve tercemânlarından mâʿadâ istirâk-ı esrâr ve celb-i havâdis ü ahbâr içün mahall-i mükâlemeye şahs-ı vâhid takrîb olunmayup, murahhaslardan gayrîleri baʿde'l-magrib mahallerinden hareket etmemelerine tenbîh olunmak ve musâlaha mukadder olmadığı hâlde, hudûda dek iktizâ eden levâzım ile esbâb-ı emniyyet ü râhat iltizâm ve eyyâm-ı mükâlemede baʿzı bed-hâhlar siʿâyet ve ilkāy-ı nifâk ile maslahatı ifsâd içün ihtırâʿ-1 urcûfe eyledikleri lede't-tahkīk iki tarafdan ketm olunmayup, yek-diğeri âgâh ve refʿ-i iştibâh etmek husûsları mükâlemeden evvel mukāvele ve cumâdelûlânın yedinci günü bu resme riʿâyet olunarak, tarafeyn murahhasları mahall-i mükâlemede ictimâʿ ve sânihalarını birbirine ismâʿ eyledikden sonra mutevassıtların meclis-i mükâlemeye duhûl ve ʿadem-i duhûlleri nizâʿı mümtedd olup, ne hâl ise şurût-ı sâlifeyi mutazammın mütâreke senedleri iki tarafdan tahrîr ü imzâ ve temhîr ve baʿde'l-mübâdele Devlet-i ʿaliyye'ye irsâli muktezî olan senedât vâsıl olduğu gibi taʿyîn-i müddet ile eyyâm-ı mütâreke serhadlere ve sâyir iktizâ eden mahallere iʿlân ve ol bâbda neşr ü fermân ve defʿ-i ʿudvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tarafeyn murahhasları vech-i meşrûh üzere mahall-i mükâlemede ictimâʿ edüp, ibtidâ Nemçe ve Prusya elçilerinin meclis-i mükâlemeye duhûlleri mebhasi dermeyân kılındıkda, Rusya Baş-murahhası Orlof, mukaddemâ Nemçe Devleti ıslâh-ı cânibeyn kasdıyla tevassut taleb eyledikde: “Devletimiz müteʿayyin bir devlet olup, âharın tevassutuna ʿadem-i tenezzül ile maslahatını hod-be-hod ru'yet eyleyeceği haberini Nemçelü'ye teblîğ ve gāyeten mâ-fî'l-bâb riʿâyet-i hâtır iltizâmıyla hâricden müşkili teshîl ve mevâdd-ı saʿbeyi tahlîl üzere Nemçelü ve bi't-tebaʿ Prusyalu'nun maʿan bulunmalarını devletimiz tesvîğ edüp, bu takdîrde elçilerinin meclis-i mükâlemeye duhûlleri memnûʿ olduğunu hasran ifhâm ve metâlib-i sâyirelerini bâdî-yi emrde setr ü ibhâm eylediler.\n\nMeclis-i dîgerde tarafeyn elgāz u rumûz ile bir zemân sahn-perdâz ve neden sonra îzâh-ı mübhemât ve tasrîh-i kinâyâta âgāz ederek, Rusyalu sebebiyet daʿvâsına temessük ve nakz-ı ʿahdı Devlet-i ʿaliyye'ye isnâd ve tazmîn talebini pîş-nihâd eyleyüp, berü tarafdan dahi [M2 224] mebde-i ceng kendüleri olup, Leh ve Balta'da olan tecavüz ve teʿaddîleri taʿdâd olundukda, şimdilik bu sohbetden iʿrâz u idrâb ve garaz-ı aslîleri olan serbestiyyet-i Tatar mâddesini işrâb eylediler.\n\nDevlet-i ʿaliyye murahhasları serbestiyyet-i Tatar'da nümâyân olan aʿzâr-ı şerʿiyyeyi bast ü beyân ve kabûlü ʿadîmü'l-imkân olduğunu mukaddemât-ı müselleme ile âverde-i zebân eylediklerinde, Rusya murahhasları tekrîr-i kelâm ve: “Tatar iki devlet miyânına her bâr ilkāy-ı fesâd eyleyerek, sebeb-i kâr-zâr u hisâm olup, serbest oldukları hâlde istinâd eyledikleri devlet zâhiru'l-iktidârdan rişte-i ümmîdleri munkatıʿ olarak,\ntervîc-i fesâda bâ-re'y-i istitâʿatları kalmayup, kendi halleriyle müştağil olacağları zâhirdir” dediklerinde, berü tarafdan mukābele ve mâdde-i serbestiyyet ictimâʿ-i halîfeteyn kazıyyesini intâc ve bu sûretde Devlet-i ʿaliyye yine muhârebeye muhtâc olarak musâlahanın semeresi gayr-i muʿayyen olacağını tasrîh ve Rusyalu bahr-i hâciz olmasa teʿaddüd lâzım geleceğini telmih ile baʿzı mümâselât ikāmesine mübâşeret ve berü tarafdan dahi daʿvây-ı sâdık olsa bile fasl-ı bahr kazıyyesini ittisâl-i arz-ı müntefî eylediğini îmâ ile nakz-ı müddeʿâlarına mübâderet ve giderek tekessür-i kīl ü kāl ile nizâʿ ü cidâl vâsıl-ı derece-i gāyet ü kemâl olup, encâm-ı kâr serbestiyyet, musâlahanın esâsı ve sâyir mevâddın mebnâsı olup, kabûl olunmadığı sûretde âhar mâddelerin mükâleme ve kat'ına ruhsatları olmadığını Rusya murahhasları takrîr ve fesh-i meclis ile husûl ve 'adem-i husûl-i mühâdeneyi bâz-beste-i hükm-i takdîr eylediler.\nBir iki gün sonra baʿde'l-magrib Orlof tek ü tenhâ ʿOsmân Efendi'nin haymesine varup, serbestiyyet mâddesinin kabûlü zımnında haylî muʿâraza vü muhâcce edüp, ʿOsmân Efendi her su'âline cevâb ile mesfûru nevmîd ve Peterburg'da İmperatoriçe muvâcehesinde nizâmına müteʿahhid olduğu serbestiyyet mâddesinden tebrîd eyledikde, ferdâsı arabalar ihzârıyla Devlet-i ʿaliyye murahhaslarının ʿavdetini îhâm ve anlar dahi bilâ-istîzân Ruscuk tarafına ʿatf-i zimâm eyleyüp, serbestiyyet mâddesinde îrâd olunan 'özr-i şerʿîyi gûyâ ifâde zımnında Orlof Peterburg tarafına ʿâzim ve Obreşkof Merşal miyânında kāyim oldu. ʿOsmân Efendi fenn-i mugālata vü muhâverede yektâ ve semt-i cedel [M2 225] ü muʿârazada bir dâhiye-i dehyâ olup, Moskov murahhaslarını söz ile itʿâb ve maslahatı akça ile tesviye ederim zuʿmuna zehâb ile haylî iztırâb çeküp, ancak Rusyalu kelâm-ı müdellel ve garazlarına muvâfık bedel ile mülzim olmayup, temşiyet-i metâliblerinde ibtidâ sabr u te'ennî ihtıyâr ve ümmidleri munkatıʿ oldukda, tedrîcî sebât ü metânet ve giderek metânet ve ısrâr izhâr edegeldikleri mücerreb-i erbâb-ı hunket ü ihtibâr olup, 'Osmân Efendi dahi serbestiyyet mâddesini bir kālibe ifrâğ etsem lisân-ı ʿulemâya düşüp, âharını bir varta-i hevl-nâke ilkā ile maʿmûre-i bedenimi ifnâ ederler havfıyla zehre-tirâk olup, gāyetine nazaran katında sühûlet ve devlete küllî menfaʿat olacak musâlahayı tanzîme cesâret edemeyüp, bu sebeble ceng teceddüd ü tekarrur ederek, kati çok nüfûs u emvâl berhem-zede-i dest-i izmihlâl olup, giderek düşmen memleket-i Kırım'a dahi mâlik ve yevmen fe-yevmen menâfiʿ-i ticareti tevsîʿa mütehâlik oldular. Mükâleme meclislerinde Efendi'nin yaygarasını Rusya murahhasları istimâʿ etdikçe: “Bu âdem dîvânedir desek sû'-i edebdir, ʿâkildir desek tavrı dâ'ire-i ʿakıldan hâricdir, ancak bu ʿakıl bizim bilip işitdiğimiz ʿukūlden değildir” dedikleri meşhûrdur.\nSadrıaʿzam maslahatın ʿadem-i reviyyetinden ve askerin bir müddet istihsâl-i râhatına vesîle olan mütârekenin inkızâsından gāyet müte'essir ü dil-gîr olduğu hâlde,\nRusya Merşali'nin bir mektûbu gelüp, iki tarafın murahhaslarını zimnen zemm ü kadh ve vakitleri muʿaraza ve mükâbere ile geçüp, envâʿ-ı suʿûbetle tertîb etdiğimiz mütâreke eyyâmını ve maksûdun bi'zzât olan musâlaha mevâddını halel-pezîr eylediklerini kemâl-i sûz u güdâz ile Serdâr-ı ekrem tarafına tahrîr etmişidi. Fi'l-hâl otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de meclis-i meşveret münʿakid olup, askerin kılleti ve her cânibi ihâtaya ʿadem-i kudret ile şitânın kudûmunu ve meştâya müretteb olan askerin üç mâha dek verâsı alınamayup, düşmen her tarafdan zuhûr eyledikde, miknet-i mukāvemet meslûb olduğunu ve bu sûretde ser-rişte-i mütârekenin inhilâli mesâlih-i harbiyye-i devlete bir vechile muvâfık olmadığını yegân yegân beyân ve ʿan-asl Mareşal sulh u mühâdeneye tâlib ve Halîl Paşa vaktinden berü bu maslahatın temşiyetine mükibb ü râgıb olup, ʿOsmân Efendi berüye geçmeden mesfûra makām-ı Sadâret'den bir mektûb yazılsa ve imtidâd-ı mütâreke ile iʿâde-i mükâlemeye hâhiş gösterilse, garaz-ı devlet hâsıl oldu ne aʿlâ, [M2 226] olmadığı sûretde devlet asker ü zehâyir cemʿiyle nizâm-ı ahvâl-i sevâhile tekayyüd ü ihtimâm ve istiʿdâd-ı mukābele kesbi ile izhâr-ı kuvvet-i Devlet-i ebed kıyâm eder\" deyü, meşveretde bulunan ekâbirân-ı devlet Sadrıaʿzam'ın bu re'ye muvâfık selîkasına tâb-dâde-i iʿânet ü dirâyet-mend ve bu keyfiyyâta vâkıf hâcegândan bir âdem irsâlinde yek-zebân-ı muvâfakat oldular. Bu re'y üzere meʿânî-yi sâbıkâyı şâmil Merşal'in vârid olan mektûbuna cevâb yazılup, Muharrir-i Fakīr'i intıhâb ile Serdâr-ı ekrem hazretleri: “Efendi göreyim seni! Mütâreke bu hılâlde devlete ʿazîm hidmet ve mahz-ı menfaʿatdir, ʿacaba vardıkda ne söylersin ve ne vechile bu emr-i ʿasîru'l-husûlü tanzîm edersin” dediklerinde: “Hasmın ne söyleyeceği mechûl olup, mahallinde iktizây-ı hâle nazaran inşâʿallâh makdûrum olan saʿyda kusûr etmem” cevâbıyla, çıkar iken hâzır bi'l-meclis Vezîr Kethudâsı Resmî Efendi evvelce kalkup, kenâr-ı haymede Fakīr'e intızâr ve: “Mütârekeyi ber-vech-i eşedd-i te’kîde ibtidâr edüp, hattâ on gün ihtılâs-ı vakt olunsa bile fâyide derkârdır. Zîra ʿOsmân Efendi'nin ʿavdeti şuyûʿ bulalı askerin sülüsânı firâr ve kusûru dahi birer behâne ile kenâr çizüp, serhadler hâli ise bu kıyâs ile ne sûrete girdiği be-dîdârdır” dedikde, mütevekkilen ʿalellâh menzile süvâr Şumnu'dan hareketin yedinci sâʿatinde Ruscuğ'a varup, mukaddemâ Serʿasker Dağıstânî ʿAli Paşa'ya Açık ihzârıyçün Tatar gönderilmişidi. Açığı hâzır edüp, müşârun ileyh ile mülâkātda meşvereti beyân ve ʿavdet edinceye dek husûmete müteʿallık bir hâlet vukūʿ bulmaması bâbında lisânen sâdır olan fermân nihâde-i taraf-ı izʿânî kılındıkda, müşârun ileyh: “Re’y-i mezkûru tezyîf ü tehcîn mütârekeye rağbet niçün olsun, başımda mâ-lâ-nihâye asker olup, karşuya mürûr içün câ-be-câ zûr u ibrâmdan hâlî değiller, Sadrıaʿzam hazretleri izin versünler karşuya geçer Kiyev'e dek feth ederim” dedikde, çünkü bu tedbîr erkân-ı devlet ittifâkıyla karâr-gîr oldu. “Mütâreke ber-vefk-i me’mûl karîn-i husûl olmadığı takdîrde inşâallâh bu kasd-ı kahramâneden nükûl etmeyüp, kahr-ı aʿdâ ile beyne'l-vüzerâ muʿteber u makbûl olursuz” deyerek, hatm-ı kelâm ve karşu tarafa nüzûl ve ilmâm olunmuşidi.\n\nYergöğü kumandanı ile mülâkāt olunup, ihzâr etdiği Kaliska'ya ki yarım Hinto'dan ʿibâretdir [M2 227] süvâr olarak üç sâʿat mesâfe katında ʿOsmân Efendi'yi ʿav-\ndet etmiş bulduğumdan ‘arabasına yanaşup, Sadrıaʿzam'ın kāyimesini yedine teslîm ve sûret-i me'mûriyyetimi hâricden dahi edâ ve tefhîm etdiğimde: “Merşal olan Romançof, on gün mütâreke 'akdine muktedir olmayup, sizi bîhûde it'âb eylediklerinden fazla, husûlü mümteniʿât-ı ʿakliyyeden olan taleb-i mütâreke, Devlet-i ʿaliyye'ye mûris-i şeyn ve mûcib-i fevt-i vakitdir\" dedikde, Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazîmu'ş-şân fettân ve muhâliflerine izmârı ʿudvân etmekle meşhûr-i zemân olduğundan: “El-hâletü hâzihi re'yinize tâyiʿ ve emr ü nehyinize tâbiʿim. Git derseniz giderim, gitme derseniz gitmem\" dedikde bu rızâcûlukdan memnûn ve izhâr-ı teveccüh-i gûnâ-gûn eyleyüp, maʿan 'avdet ve hılâl-i tarîkde Yâsînci-zâde'den haylî şikâyet edüp, mükâlemede katʿâ bize muʿâvenet etmeyüp, tavk-ı cemʿinden gayri bir şeye yaramadı. “İʿtimâd etmezsen bak şu kafeslere\" deyü işâret ve bu hâl ile Yergöğü pîşgâhında mansûb olan haymelere nüzûl ve bu keyfiyyeti endîşe ile gark-ı ʿarak-ı hayrett olmuşidim. Bir sâʿatden sonra Efendi-yi mûmâ ileyh bizi haymesine ihzâr ve teshîl-i mevâdd-ı musâlaha zımnında terfîk olunan elçiler dahi haymesinde mevcûd olduğu hâlde: “Hâcegândan buna Vâsıf Efendi derler, mütâreke içün ordudan gönderilmiş 'abes değil mi? ve Romançof mütârekeye kâdir midir?” deyü Nemçe elçisine hitâb, elçi dahi: “Romançof devletinin vekîli olup, mütâreke edemez diyemem” der demez Prusya Elçisi Behî Efendi: “Bu hod-reʿylik ve ʿinâd u ısrâr niçeye dek! İttifâk-ı ârâ ile devletiniz bir âdem taʿyîn etmiş bunu yolundan red edebe muhil bir vazʿ-ı yed olduğundan başka, mütâreke mukadder ise vücûd bulur, değil ise giden âdem hiç olmadıysa düşmen hâline vukūf ile devletinizi âgâh etmek fâyidesi melhûz değil mi?” dedikde, ʿOsmân Efendi'nin rengi mutağayyer u mütehavvel ve fi'l-hâl tavrı mütebeddel olup: “Efendi bu sûretde ʿazîmetiniz vacib oldu” dedikde: \"Mahsûs izʿâc içün ben sizin emriniz üzere ʿavdet eyledim, inşâ'allâh hayır bundadır. Elçilerin maglatasına bakmayın ve ilzâm kaydına düşün” dediğimde: “Efendi sen bizi belâya uğratmak istiyorsun, elçiler böyle dedikden sonra be-her hâl gitmelüsün” dedikde, bir vâfir muʿârazadan sonra Yaş'a doğru ıtlâk-ı zimâm-ı iʿtizâm eyledik. [M2 228] Yaş Kasabası'nda Rusya Mareşal'i Romançof ile mülâkāt ve mektûb-i Serdâr-ı ekremî'yi teslîm ve me'ali maʿlûm oldukda, izhâr-ı beşâşet ü inbısât edüp: \"Tarafeyn murahhasları mükâbere ile vakt zâyi' edüp, bu hayırlı maslahatı ifsâd ve müceddeden iki devleti varta-i cenge ilcâ ile berbâd etmeği istediler. Sadrıaʿzam ile biz mâddeyi görür temşiyet veririz\" dedikde: “Hak Teʿâlâ devletimize maslahat-ı hayriyye ne ise anı nasîb ede\" cevabıyla iʿdâd etdikleri bir hâneye nüzûl ve birkaç sâʿat istirahatden sonra leylen Romançof ve Obreşkof ile bir mahalle gelinüp, ʿakd-i mütâreke mebhasına şurûʿ olundukda, Romançof feth-i kelâm ve: “Ola ki Devlet-i ʿaliyye bizi iğfâl içün bu sûreti ihtiyâr edüp, bizi maslahatımızdan taʿvîk etmeyeydiler ve sulha rağbet ü hâhişleri bizim gibi samîmî olaydı” dedikde: “Devlet-i ʿaliyye'nin niyeti, şân u maslahatına muvâfık sulhdur, garaz-ı âharı yokdur” denildikde: “Garazı şu kadar olabilir ki, kış askerini celb içün vakit kazanurlar” deyüp, Fakīr dahi: “Kış askerinin vürûduna hâcet mess etmez\nmuhârebe murâd olunsa Ruscuk ve Silistire'de kırkar ellişer bin ve Ordu-yi hümâyûn'da seksen bin kadar müretteb askerimiz mevcûd ve sevâhilde Açıkları müheyyâ ve emre muntazırdırlar, ednâ işâret ile berü tarafa geçüp, âgāz-ı muhârebe ederler idi. Hattâ Ruscuk Serʿaskeri bizim bu tarafa geldiğimizden mahzûn olup, himmetine fütûr ʿârız olduğunu cezm ile gidüp gelinceye dek meksini mahsûs niyâz eyledim ve Silistire Serʿasker'ine dahi böylece haber gönderildi. Safvet murâd olunmasa bu tekellüfât ihtiyâr olunmaz idi\" deyüp, hatm-ı kelâm eylediğimde, Abraşkof cihân-dîde ve maslahata nazar eder pâyân bîn şahıs olup: “Bu makūle kelimât ile ifâte-i vakt olunmasun. Tarafeynin hâli maʿlûm hemân maslahata bakalım” dedikde, biz dahi: “Maslahat görmeye geldik zamîrinizi yoklayup, hulûs üzere musâlahaya rağbetiniz hiss olunur ise mütârekeyi maʿkūl görürüz” dedik. “Mütâreke eyyâmı ne mikdâr olsun” dediklerinde: “Eyyâm-ı mütârekenin bir hadd-i vâsiʿ ile imtidâdı ehemm-i umûrdandır zîrâ mâddelerin baʿzısı istîzâna muhtâc olup, buʿd-i mesâfe sebebi ile murahhasların kâğıdı gidüp gelinceye dek mütâreke müddeti inkızâ ve ceng etmek iktizâ eylediği bu defʿa mücerreb-i uli'n-nühâ oldu. İmtidâd üzere mütârekeye [M2 229] kudretim meslûb olup, ancak İmperatoriçe'ye yazar istirhâs ederim. Haber gidüp, gelmesi kırk güne tevakkuf eder. İşte bu kırk gün mütârekeye cesâret ve ruhsat aldıkdan sonra birkaç mâh izâfesine nizâm veririm\" dedikde, Devlet-i ʿaliyye kırk gün mütârekeye rızâ-dâde olmaz, ekalli yedi sekiz mâh müddet ile mülzim olabilir. Zîrâ hücneti size beyân olundu. Bundan katʿ-ı nazar “İmperatoriçe'nin size ruhsat vereceği dahi mechûlümüzdür der iken, ruhsat vereceğine yedinize memhûr ve mumzâ devletce sened verebilürüm, lâkin sen dahi bu minvâl üzere sened verir misin?” dedikde, maslahatda mülâyemet ihsâs olunup: “Sened alup vermeğe ruhsatım yoğiken cesâret edüp, öyle olursa ben dahi sened veririm\" dedim. Romançof: \"Bu sûrete devlet râzı olur mu olmaz mı maʿlûmumuz olmayup, tarafeyn maslahatı teʼehhur kabûl etmemek içün kabûl ve ʿadem-i kabûl haberini kaç günde îsâl edebilürsün?” “İnşâʼallâh on günde gönderebilürüm” dedikde, Obreşkof: “On günde mümkin değil, on iki gün olsun” dedikde: “Sözümden nükûl etmem ʿavn-i Hak'la on günde haber size gelür yetüşür” dediğimde: “Buna dahi sened ver” deyüp, bu mâddeye dahi sened verülüp, cenâb-ı Hakk bu ʿAbd-i ʿâcizi tekzîb etmeyüp, on günde kabûl haberinin Moskovlu'ya vusûlü garâyib-i ittifâkıyyâtdandır.\n\nYaş'a gelür iken Moskov askeri fevc fevc sevâhile doğru ʿazîmet ve karşu taraflara mürûr ile îsâl-i mazarrat fikrinde oldukları nümâyân olan vazʿ u hareketlerinden istidlâl olunup, bizim asker dahi fevc fevc firâra âgāz ile serhadler hâliyetü'l-hâliye kaldığını tashîh etdiğime binâ'en, ʿavdetimize dek: “Mebâdâ! Düşmen geçüp, bir şaşgınlık vere” deyü şuʿurum münselib olmuşidi. Moskovlu'yu tecâvüzden menʿ kasdıyla Rusya Merşalî'nin senedi alındıkdan sonra mesfûra hitâb ve: “Bu dostunuz gelür iken sügūr-i İslâmiyye'de olan serʿaskerlere, gidüp gelinceye dek hudûdu tecâvüz etmemek ve Rusyalu gelür ise fekat müdâfaʿa etmek husûsları ifâde vü işrâb olunmuşidi. “Siz dahi askerinize bu haberi iblâğ etseniz münâsib olur zannederim” dedikde, derhâl yolda bulunanlara ve Tuna'nın berü tarafında olanlara serîʿu'l-hareke ulağlar gönderüp, habere intizâr-\nlarını tenbîh ve biz dahi hıtâm-ı maslahat ile yola düşüp, ikinci gün [M2 230] Yergöğü'ye ve andan Ruscuğa vusûl bulduk. Ne gördük! Ortalık tebdîl ve gördüğümüz usûl tahvîl olunmuş, Serʿasker Paşa ile mülâkātda: “Efendi ne sûret verdiniz çapûk söyle” dedikde, tecâhülâne: “Harb tehakkuk eyledi, hemân üç beş gün evvel buyurduğunuz gibi karşuya geçmeğe ve düşmeni o havâlîden kaldırmağa himmet ü ıkdâm buyurun” dediğimizde, levnine ısfırâr ve vücûduna ıkşıʿrâr ʿârız olup: “Efendi! Cenge bir vechile iktıdâr yok, maʿiyyetimde olan Bosna askerine ishâl ʿârız olup, ekserîsi vefât ile şu karşuda müceddeden bir mezarlık peyda oldu. Sâyir asker dahi kış geldi deyü firâra yüz tutup, akça ve zahîre dersen biri mevcûd olmayup, bu hâl ile tecavüz böyle dursun müdâfaʿada ʿâcizim. Serdar-ı ekrem hazretlerine tafsîlen bu ahvâli ifâde ile asker ve zahîre ve akça îsâline himmet etsünler, yoğise Ruscuk Allah'a emânet” dedikde: “Evvelki celâdet noldu? Ne tîz himmetinize fütûr îrâs eylediniz, Vezîrâne tavrınız haylî pesendîde olunmuşidi, bu rehâvet neden iktizâ eyledi?” dedigimde: “Siz geçer iken yine hâl böyle idi, ancak size kuvvet gelmek içün kemâl-i tekellüf ile izhâr-ı tesalluf etmişidik” dedi. Zarûrî hâlden haberdar olması lâzım gelüp, sûret-i mükâleme nihânî taraflarına inhâ ve haber gelinceye dek kimseye ser-rişte verilmemek îsâ olundu. ʿOsmân Efendi orduya geldikden sonra Moskovlu'nun kemâl-i zâʿfını ve içlerine hastalık girüp, izmihlâl derecesini bulduklarını neşr ile karşu geçilmek tedbîrini cümleye iʿlân ve Moskov Merşal'i beş gün mütârekeye kudret-yâb olamayup, be-her hâl me'mûr olan kimse ye's cevabıyla gelecekdir. “Askerimiz karşuya bir hamle etseler düşmen Hotin'e dek firâr edeceği meczûmumdur” deyerek, her tarafa me'mûrlar gönderdüp, cenge igrâ etdirmiş idi. Mûmâ ileyhin herkes şerrinden hâyif ve Âsitâne'ye gidecek olduğundan şiddet-i tekarrubu hasebiyle, bir nevʿ nifâk eder” deyü küberây-ı devlet muhalefetinden mütebâʿid ve mütecânif ve sırran re'y-i zâyifini zikr ve tahti'e ile endûh-gîn ü müte'essif oldukları hâlde, Silistire karşusunda Rusya askeri Sergerdesi Potemkin, muhafız Seyyid Hasan Paşa'ya kâğıd yazup: “Müceddeden mütâreke haberlerini istimâʿ edeyoruz, sizde dahi bu haber var mı?\" deyü istifsâr ve ol dahi: “ Çifte Tatar ile bu haberi orduya tesyâr eyledi. Kâr-fermâyân-ı devlet mütâreke inʿıkādını istidlâl ile [M2 231] ser-germ-i silâfe-i ferhat olup, haberin sıdk u kizbine ıttılâʿ içün kudûmümüze muntazır oldular. Fakīr dahi Ruscuk'dan çıkup, leylen Hezargrad'a geldiğimde, Nâyilî Paşa birâderi Bekir Bey'in kasabada olduğunu haber verdiler. Bizi istimâʿ etdiği gibi mâşiyen olduğumuz mahalle gelüp: “Beyefendi ne gezeyorsuz?” dediğimde, ʿOsmân Efendi orduya gelüp, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere: “Mütâreke mümkin olmayup, me'mûr karîben me'yûs gelür serhadlere istihkâm verün!” deyü yaygarayı basmağla: “Usûl değişüp ricâl-i devleti birer mahalle taʿyîn ve bizi dahi Ruscuğa gönderdiler. Karşuya asker geçürmek istiʿdâdını bulursak geçüreceğiz, bulmazsak Ruscuğ'a metânet vereceğiz, sizde ne haber?” dedikde: “Bizde şifây-ı sadr olacak nesne yokdur lâkin, âheste reftâr ile Ruscuğa ʿazîmet edin, verâdan şâyet me'mûriyyetiniz tahvîl olunur” deyerek cüz’î ser-rişte verilüp, yine leylen Ordu-yi hümâyûn'a geldik. Salât-ı subhu Livây-ı şerîf çadırında edâ ve Kethudâ Bey ve Re'îs Efendi ile Sadrıaʿzam'ın yatağ çadırına varup, sûret-i hâli ʿale't-tafsîl ifâde eylediğimde, ibtidâ Bekir Bey'in te'hîrinden ve ʿOsmân Efendi ile ge-\nrüye gelüp, sonra ibrâmıyla ʿazîmet etdiğimizden gāyet mahzûz olduğunu ifadeden sonra, mütâreke beşâşeti ile tîz elden ne ikrâm edeceğin bilmeyüp, ceyblerinde her ne kadar altûn bulunduysa ihsân ve: “Bugün Âmedci olsun\" deyü fermân edüp, Âmedî Nûrî Efendi \"alîl ü ihtiyâr ve Devlet-i ʿaliyye'de emekdâr olup, inkisârından hazer ederim. Vaktiyle kulunuzu inşâ'allâh çırâğ buyurursuz” deyü niyâz ve bu tavr dahi tabʿ-ı Âsâfâneleri'ne hûş gelüp, izhâr-ı tabahtur u ihtizâz ve âhar cihetle imtiyaz vereceğini vaʿd ile hayme-i fakīrâneme ʿavdet ve kesb-i râhat eyledim”. Bir sâʿatden sonra Sarı Selîm Efendi hayme-i ʿâcizâneme gelüp: “Sadriaʿzam hazretleri Karahisâr-ı sahib kurbunda vâkiʿ Çay zeʿâmetini size tevcîh edüp, berâtını yaptırmak içün şimdi tenbîh buyurdular. Kaleme gönderdüm” deyü tebşîr eyledi. İki sâʿatden sonra haber-i mütâreke erkân-ı devlete münʿakis olup, cümlesi mahzûz ve bu Fakîri nazar-ı ʿâtıfetle melhûz eylediklerinden gayri, otâk-ı Asafî'de ʿazîm meşveret olup, Merşal'ın mektûbu ve senedi ve mazbata-i mükâleme kırâʼet olunup, cümlesi Devlet-i ʿaliyye'ye el-yevm bundan aʿlâ maslahat olmayup, hattâ Ağa Paşa iki gün zarfında yeniçerilerden bin beş yüz kadar âdem firâr edüp, [M2 232] Çalık-kavak Muhafızı'nın askerini bozup, Balkān'ı aşdıkları haberi şimdi tevârüd eyledi. “Hemân sened-i mezkûrun tasdîknâmesi bir sâʿat evvel yazılup, irsâl olunması münasibdir” deyerek, her tarafdan müşârun ileyhin kelâmı tasdîk olunup, fi'l-hâl sened-i mezkûr tahrîr ve Tatar-ı çâpük-pâ ile Merşal tarafına irsâl olundu. ʿOsmân Efendi, da‘vâsında kâzib çıkup: “Biz hiç me'mûl etmez idik ʿacâyib!” deyerek, meclisden nehzat ve Yasînî-zâde Efendi ile ülfetleri muhavvel-i husûmet olduğundan: \"Senin hep re'y ü tedbîrin böyledir da‘vây-ı teferrüd ile Hak Teʿâlâ seni her yerde müftazıh etmektedir” deyü nefsâniyyetini meclisde izhâr ile meclis hitâm ve meşveret encâm buldu. Birkaç gün mukaddem iʿâde-i harb ü hısâm ve bu defa mütârekeye nizâm verilmek umûr-ı mütebâyineden olduğuna binâʼen, îcâb-ı mâddeteyn eden esbâbı şâmil Ordu Kadısı hüccet yazup, bu husûs içün münʿakid olan meclis-i meşveretde ictimâʿ eden ekâbirân-ı devlet hücceti hatm ü imzâ ve mütârekenin hüsn-i kabûlünü îmâ eylediler. Bu mâdde-i cesîme mazbatası ʿaynı ile mevcûd iken ihrâkdan zâyi olup, otuz senelik bir mükâleme olmağla, fikirde kalan ne ise bu mahalle temâmen tahrîr ve sıdk u kizbi maʿlûm-i cenâb-ı Hayy-ı Kadîr'dir.\n\nZeʿâmet-i mezkûreyi sefer hıtâmına dek zabt ü tasarruf ile o târîhlerde terâdüf-i mesârifa medâr-ı tekeffüf iken, merhûm ve mağfûrun leh Sultân ʿAbdulhamîd Hân vaktinde Muhsin-zâde vefât ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikde Esmâ Sultân: “Bu zeʿâmeti Paşam vekîl-i harcıma verecek idi, sen zor ile almışsın” deyü, kemâl mertebe tahvîf ve kime feryâd olunduysa bidâyet-i saltanat olduğundan, şefâʿat ü recâya kādir olamayup, zor ile yedimden bilâ-bedel ü ʿıvaz ahz ve dilediği âdemi çırâğ ve taltîf edüp, hikmet-i Hak ile dört âdemine geçüp, el-yevm kimin yedinde kaldığı maʿlûmum olmadı. Cenâb-ı Hak ve Feyyaz-ı mutlak Şehriyâr-ı deryâ kerem ve ʿâleme müfeyyiz-i cûd ve veliyy-i niʿam olan Pâdişâhımızı cihân durdukça sağ ve devletine bedhâh olanların kulûb-i kāsiyelerini dag-ı ber-belây-ı dag eylesün. Sâye-i merâhim-vâye-i Hüsrevâne'lerinde niçe sinîn ü sâl zeʿâmet ve îrâdsız taʿîş ile her bâr ihsân-ı hümâyûnlarına mazhar\nve kemâl-i [M2 233] refâhiyyetim yoğise dahi, kanâʿat ve tasarruf ile beyne'l-akrân gayr-i muztarr olduğum emr-i dâyirden ezhardır.",
          "caption": "İcmâl-i mükâleme ve ʿavdet-i murahhasân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_867.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i mükâleme ve ʿavdet-i murahhasân",
          "text": "Tarafeyn murahhasları vech-i meşrûh üzere mahall-i mükâlemede ictimâʿ edüp, ibtidâ Nemçe ve Prusya elçilerinin meclis-i mükâlemeye duhûlleri mebhasi dermeyân kılındıkda, Rusya Baş-murahhası Orlof, mukaddemâ Nemçe Devleti ıslâh-ı cânibeyn kasdıyla tevassut taleb eyledikde: “Devletimiz müteʿayyin bir devlet olup, âharın tevassutuna ʿadem-i tenezzül ile maslahatını hod-be-hod ru'yet eyleyeceği haberini Nemçelü'ye teblîğ ve gāyeten mâ-fî'l-bâb riʿâyet-i hâtır iltizâmıyla hâricden müşkili teshîl ve mevâdd-ı saʿbeyi tahlîl üzere Nemçelü ve bi't-tebaʿ Prusyalu'nun maʿan bulunmalarını devletimiz tesvîğ edüp, bu takdîrde elçilerinin meclis-i mükâlemeye duhûlleri memnûʿ olduğunu hasran ifhâm ve metâlib-i sâyirelerini bâdî-yi emrde setr ü ibhâm eylediler.\n\nMeclis-i dîgerde tarafeyn elgāz u rumûz ile bir zemân sahn-perdâz ve neden sonra îzâh-ı mübhemât ve tasrîh-i kinâyâta âgāz ederek, Rusyalu sebebiyet daʿvâsına temessük ve nakz-ı ʿahdı Devlet-i ʿaliyye'ye isnâd ve tazmîn talebini pîş-nihâd eyleyüp, berü tarafdan dahi [M2 224] mebde-i ceng kendüleri olup, Leh ve Balta'da olan tecavüz ve teʿaddîleri taʿdâd olundukda, şimdilik bu sohbetden iʿrâz u idrâb ve garaz-ı aslîleri olan serbestiyyet-i Tatar mâddesini işrâb eylediler.\n\nDevlet-i ʿaliyye murahhasları serbestiyyet-i Tatar'da nümâyân olan aʿzâr-ı şerʿiyyeyi bast ü beyân ve kabûlü ʿadîmü'l-imkân olduğunu mukaddemât-ı müselleme ile âverde-i zebân eylediklerinde, Rusya murahhasları tekrîr-i kelâm ve: “Tatar iki devlet miyânına her bâr ilkāy-ı fesâd eyleyerek, sebeb-i kâr-zâr u hisâm olup, serbest oldukları hâlde istinâd eyledikleri devlet zâhiru'l-iktidârdan rişte-i ümmîdleri munkatıʿ olarak,\ntervîc-i fesâda bâ-re'y-i istitâʿatları kalmayup, kendi halleriyle müştağil olacağları zâhirdir” dediklerinde, berü tarafdan mukābele ve mâdde-i serbestiyyet ictimâʿ-i halîfeteyn kazıyyesini intâc ve bu sûretde Devlet-i ʿaliyye yine muhârebeye muhtâc olarak musâlahanın semeresi gayr-i muʿayyen olacağını tasrîh ve Rusyalu bahr-i hâciz olmasa teʿaddüd lâzım geleceğini telmih ile baʿzı mümâselât ikāmesine mübâşeret ve berü tarafdan dahi daʿvây-ı sâdık olsa bile fasl-ı bahr kazıyyesini ittisâl-i arz-ı müntefî eylediğini îmâ ile nakz-ı müddeʿâlarına mübâderet ve giderek tekessür-i kīl ü kāl ile nizâʿ ü cidâl vâsıl-ı derece-i gāyet ü kemâl olup, encâm-ı kâr serbestiyyet, musâlahanın esâsı ve sâyir mevâddın mebnâsı olup, kabûl olunmadığı sûretde âhar mâddelerin mükâleme ve kat'ına ruhsatları olmadığını Rusya murahhasları takrîr ve fesh-i meclis ile husûl ve 'adem-i husûl-i mühâdeneyi bâz-beste-i hükm-i takdîr eylediler.\nBir iki gün sonra baʿde'l-magrib Orlof tek ü tenhâ ʿOsmân Efendi'nin haymesine varup, serbestiyyet mâddesinin kabûlü zımnında haylî muʿâraza vü muhâcce edüp, ʿOsmân Efendi her su'âline cevâb ile mesfûru nevmîd ve Peterburg'da İmperatoriçe muvâcehesinde nizâmına müteʿahhid olduğu serbestiyyet mâddesinden tebrîd eyledikde, ferdâsı arabalar ihzârıyla Devlet-i ʿaliyye murahhaslarının ʿavdetini îhâm ve anlar dahi bilâ-istîzân Ruscuk tarafına ʿatf-i zimâm eyleyüp, serbestiyyet mâddesinde îrâd olunan 'özr-i şerʿîyi gûyâ ifâde zımnında Orlof Peterburg tarafına ʿâzim ve Obreşkof Merşal miyânında kāyim oldu. ʿOsmân Efendi fenn-i mugālata vü muhâverede yektâ ve semt-i cedel [M2 225] ü muʿârazada bir dâhiye-i dehyâ olup, Moskov murahhaslarını söz ile itʿâb ve maslahatı akça ile tesviye ederim zuʿmuna zehâb ile haylî iztırâb çeküp, ancak Rusyalu kelâm-ı müdellel ve garazlarına muvâfık bedel ile mülzim olmayup, temşiyet-i metâliblerinde ibtidâ sabr u te'ennî ihtıyâr ve ümmidleri munkatıʿ oldukda, tedrîcî sebât ü metânet ve giderek metânet ve ısrâr izhâr edegeldikleri mücerreb-i erbâb-ı hunket ü ihtibâr olup, 'Osmân Efendi dahi serbestiyyet mâddesini bir kālibe ifrâğ etsem lisân-ı ʿulemâya düşüp, âharını bir varta-i hevl-nâke ilkā ile maʿmûre-i bedenimi ifnâ ederler havfıyla zehre-tirâk olup, gāyetine nazaran katında sühûlet ve devlete küllî menfaʿat olacak musâlahayı tanzîme cesâret edemeyüp, bu sebeble ceng teceddüd ü tekarrur ederek, kati çok nüfûs u emvâl berhem-zede-i dest-i izmihlâl olup, giderek düşmen memleket-i Kırım'a dahi mâlik ve yevmen fe-yevmen menâfiʿ-i ticareti tevsîʿa mütehâlik oldular. Mükâleme meclislerinde Efendi'nin yaygarasını Rusya murahhasları istimâʿ etdikçe: “Bu âdem dîvânedir desek sû'-i edebdir, ʿâkildir desek tavrı dâ'ire-i ʿakıldan hâricdir, ancak bu ʿakıl bizim bilip işitdiğimiz ʿukūlden değildir” dedikleri meşhûrdur.\nSadrıaʿzam maslahatın ʿadem-i reviyyetinden ve askerin bir müddet istihsâl-i râhatına vesîle olan mütârekenin inkızâsından gāyet müte'essir ü dil-gîr olduğu hâlde,\nRusya Merşali'nin bir mektûbu gelüp, iki tarafın murahhaslarını zimnen zemm ü kadh ve vakitleri muʿaraza ve mükâbere ile geçüp, envâʿ-ı suʿûbetle tertîb etdiğimiz mütâreke eyyâmını ve maksûdun bi'zzât olan musâlaha mevâddını halel-pezîr eylediklerini kemâl-i sûz u güdâz ile Serdâr-ı ekrem tarafına tahrîr etmişidi. Fi'l-hâl otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de meclis-i meşveret münʿakid olup, askerin kılleti ve her cânibi ihâtaya ʿadem-i kudret ile şitânın kudûmunu ve meştâya müretteb olan askerin üç mâha dek verâsı alınamayup, düşmen her tarafdan zuhûr eyledikde, miknet-i mukāvemet meslûb olduğunu ve bu sûretde ser-rişte-i mütârekenin inhilâli mesâlih-i harbiyye-i devlete bir vechile muvâfık olmadığını yegân yegân beyân ve ʿan-asl Mareşal sulh u mühâdeneye tâlib ve Halîl Paşa vaktinden berü bu maslahatın temşiyetine mükibb ü râgıb olup, ʿOsmân Efendi berüye geçmeden mesfûra makām-ı Sadâret'den bir mektûb yazılsa ve imtidâd-ı mütâreke ile iʿâde-i mükâlemeye hâhiş gösterilse, garaz-ı devlet hâsıl oldu ne aʿlâ, [M2 226] olmadığı sûretde devlet asker ü zehâyir cemʿiyle nizâm-ı ahvâl-i sevâhile tekayyüd ü ihtimâm ve istiʿdâd-ı mukābele kesbi ile izhâr-ı kuvvet-i Devlet-i ebed kıyâm eder\" deyü, meşveretde bulunan ekâbirân-ı devlet Sadrıaʿzam'ın bu re'ye muvâfık selîkasına tâb-dâde-i iʿânet ü dirâyet-mend ve bu keyfiyyâta vâkıf hâcegândan bir âdem irsâlinde yek-zebân-ı muvâfakat oldular. Bu re'y üzere meʿânî-yi sâbıkâyı şâmil Merşal'in vârid olan mektûbuna cevâb yazılup, Muharrir-i Fakīr'i intıhâb ile Serdâr-ı ekrem hazretleri: “Efendi göreyim seni! Mütâreke bu hılâlde devlete ʿazîm hidmet ve mahz-ı menfaʿatdir, ʿacaba vardıkda ne söylersin ve ne vechile bu emr-i ʿasîru'l-husûlü tanzîm edersin” dediklerinde: “Hasmın ne söyleyeceği mechûl olup, mahallinde iktizây-ı hâle nazaran inşâʿallâh makdûrum olan saʿyda kusûr etmem” cevâbıyla, çıkar iken hâzır bi'l-meclis Vezîr Kethudâsı Resmî Efendi evvelce kalkup, kenâr-ı haymede Fakīr'e intızâr ve: “Mütârekeyi ber-vech-i eşedd-i te’kîde ibtidâr edüp, hattâ on gün ihtılâs-ı vakt olunsa bile fâyide derkârdır. Zîra ʿOsmân Efendi'nin ʿavdeti şuyûʿ bulalı askerin sülüsânı firâr ve kusûru dahi birer behâne ile kenâr çizüp, serhadler hâli ise bu kıyâs ile ne sûrete girdiği be-dîdârdır” dedikde, mütevekkilen ʿalellâh menzile süvâr Şumnu'dan hareketin yedinci sâʿatinde Ruscuğ'a varup, mukaddemâ Serʿasker Dağıstânî ʿAli Paşa'ya Açık ihzârıyçün Tatar gönderilmişidi. Açığı hâzır edüp, müşârun ileyh ile mülâkātda meşvereti beyân ve ʿavdet edinceye dek husûmete müteʿallık bir hâlet vukūʿ bulmaması bâbında lisânen sâdır olan fermân nihâde-i taraf-ı izʿânî kılındıkda, müşârun ileyh: “Re’y-i mezkûru tezyîf ü tehcîn mütârekeye rağbet niçün olsun, başımda mâ-lâ-nihâye asker olup, karşuya mürûr içün câ-be-câ zûr u ibrâmdan hâlî değiller, Sadrıaʿzam hazretleri izin versünler karşuya geçer Kiyev'e dek feth ederim” dedikde, çünkü bu tedbîr erkân-ı devlet ittifâkıyla karâr-gîr oldu. “Mütâreke ber-vefk-i me’mûl karîn-i husûl olmadığı takdîrde inşâallâh bu kasd-ı kahramâneden nükûl etmeyüp, kahr-ı aʿdâ ile beyne'l-vüzerâ muʿteber u makbûl olursuz” deyerek, hatm-ı kelâm ve karşu tarafa nüzûl ve ilmâm olunmuşidi.\n\nYergöğü kumandanı ile mülâkāt olunup, ihzâr etdiği Kaliska'ya ki yarım Hinto'dan ʿibâretdir [M2 227] süvâr olarak üç sâʿat mesâfe katında ʿOsmân Efendi'yi ʿav-\ndet etmiş bulduğumdan ‘arabasına yanaşup, Sadrıaʿzam'ın kāyimesini yedine teslîm ve sûret-i me'mûriyyetimi hâricden dahi edâ ve tefhîm etdiğimde: “Merşal olan Romançof, on gün mütâreke 'akdine muktedir olmayup, sizi bîhûde it'âb eylediklerinden fazla, husûlü mümteniʿât-ı ʿakliyyeden olan taleb-i mütâreke, Devlet-i ʿaliyye'ye mûris-i şeyn ve mûcib-i fevt-i vakitdir\" dedikde, Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazîmu'ş-şân fettân ve muhâliflerine izmârı ʿudvân etmekle meşhûr-i zemân olduğundan: “El-hâletü hâzihi re'yinize tâyiʿ ve emr ü nehyinize tâbiʿim. Git derseniz giderim, gitme derseniz gitmem\" dedikde bu rızâcûlukdan memnûn ve izhâr-ı teveccüh-i gûnâ-gûn eyleyüp, maʿan 'avdet ve hılâl-i tarîkde Yâsînci-zâde'den haylî şikâyet edüp, mükâlemede katʿâ bize muʿâvenet etmeyüp, tavk-ı cemʿinden gayri bir şeye yaramadı. “İʿtimâd etmezsen bak şu kafeslere\" deyü işâret ve bu hâl ile Yergöğü pîşgâhında mansûb olan haymelere nüzûl ve bu keyfiyyeti endîşe ile gark-ı ʿarak-ı hayrett olmuşidim. Bir sâʿatden sonra Efendi-yi mûmâ ileyh bizi haymesine ihzâr ve teshîl-i mevâdd-ı musâlaha zımnında terfîk olunan elçiler dahi haymesinde mevcûd olduğu hâlde: “Hâcegândan buna Vâsıf Efendi derler, mütâreke içün ordudan gönderilmiş 'abes değil mi? ve Romançof mütârekeye kâdir midir?” deyü Nemçe elçisine hitâb, elçi dahi: “Romançof devletinin vekîli olup, mütâreke edemez diyemem” der demez Prusya Elçisi Behî Efendi: “Bu hod-reʿylik ve ʿinâd u ısrâr niçeye dek! İttifâk-ı ârâ ile devletiniz bir âdem taʿyîn etmiş bunu yolundan red edebe muhil bir vazʿ-ı yed olduğundan başka, mütâreke mukadder ise vücûd bulur, değil ise giden âdem hiç olmadıysa düşmen hâline vukūf ile devletinizi âgâh etmek fâyidesi melhûz değil mi?” dedikde, ʿOsmân Efendi'nin rengi mutağayyer u mütehavvel ve fi'l-hâl tavrı mütebeddel olup: “Efendi bu sûretde ʿazîmetiniz vacib oldu” dedikde: \"Mahsûs izʿâc içün ben sizin emriniz üzere ʿavdet eyledim, inşâ'allâh hayır bundadır. Elçilerin maglatasına bakmayın ve ilzâm kaydına düşün” dediğimde: “Efendi sen bizi belâya uğratmak istiyorsun, elçiler böyle dedikden sonra be-her hâl gitmelüsün” dedikde, bir vâfir muʿârazadan sonra Yaş'a doğru ıtlâk-ı zimâm-ı iʿtizâm eyledik. [M2 228] Yaş Kasabası'nda Rusya Mareşal'i Romançof ile mülâkāt ve mektûb-i Serdâr-ı ekremî'yi teslîm ve me'ali maʿlûm oldukda, izhâr-ı beşâşet ü inbısât edüp: \"Tarafeyn murahhasları mükâbere ile vakt zâyi' edüp, bu hayırlı maslahatı ifsâd ve müceddeden iki devleti varta-i cenge ilcâ ile berbâd etmeği istediler. Sadrıaʿzam ile biz mâddeyi görür temşiyet veririz\" dedikde: “Hak Teʿâlâ devletimize maslahat-ı hayriyye ne ise anı nasîb ede\" cevabıyla iʿdâd etdikleri bir hâneye nüzûl ve birkaç sâʿat istirahatden sonra leylen Romançof ve Obreşkof ile bir mahalle gelinüp, ʿakd-i mütâreke mebhasına şurûʿ olundukda, Romançof feth-i kelâm ve: “Ola ki Devlet-i ʿaliyye bizi iğfâl içün bu sûreti ihtiyâr edüp, bizi maslahatımızdan taʿvîk etmeyeydiler ve sulha rağbet ü hâhişleri bizim gibi samîmî olaydı” dedikde: “Devlet-i ʿaliyye'nin niyeti, şân u maslahatına muvâfık sulhdur, garaz-ı âharı yokdur” denildikde: “Garazı şu kadar olabilir ki, kış askerini celb içün vakit kazanurlar” deyüp, Fakīr dahi: “Kış askerinin vürûduna hâcet mess etmez\nmuhârebe murâd olunsa Ruscuk ve Silistire'de kırkar ellişer bin ve Ordu-yi hümâyûn'da seksen bin kadar müretteb askerimiz mevcûd ve sevâhilde Açıkları müheyyâ ve emre muntazırdırlar, ednâ işâret ile berü tarafa geçüp, âgāz-ı muhârebe ederler idi. Hattâ Ruscuk Serʿaskeri bizim bu tarafa geldiğimizden mahzûn olup, himmetine fütûr ʿârız olduğunu cezm ile gidüp gelinceye dek meksini mahsûs niyâz eyledim ve Silistire Serʿasker'ine dahi böylece haber gönderildi. Safvet murâd olunmasa bu tekellüfât ihtiyâr olunmaz idi\" deyüp, hatm-ı kelâm eylediğimde, Abraşkof cihân-dîde ve maslahata nazar eder pâyân bîn şahıs olup: “Bu makūle kelimât ile ifâte-i vakt olunmasun. Tarafeynin hâli maʿlûm hemân maslahata bakalım” dedikde, biz dahi: “Maslahat görmeye geldik zamîrinizi yoklayup, hulûs üzere musâlahaya rağbetiniz hiss olunur ise mütârekeyi maʿkūl görürüz” dedik. “Mütâreke eyyâmı ne mikdâr olsun” dediklerinde: “Eyyâm-ı mütârekenin bir hadd-i vâsiʿ ile imtidâdı ehemm-i umûrdandır zîrâ mâddelerin baʿzısı istîzâna muhtâc olup, buʿd-i mesâfe sebebi ile murahhasların kâğıdı gidüp gelinceye dek mütâreke müddeti inkızâ ve ceng etmek iktizâ eylediği bu defʿa mücerreb-i uli'n-nühâ oldu. İmtidâd üzere mütârekeye [M2 229] kudretim meslûb olup, ancak İmperatoriçe'ye yazar istirhâs ederim. Haber gidüp, gelmesi kırk güne tevakkuf eder. İşte bu kırk gün mütârekeye cesâret ve ruhsat aldıkdan sonra birkaç mâh izâfesine nizâm veririm\" dedikde, Devlet-i ʿaliyye kırk gün mütârekeye rızâ-dâde olmaz, ekalli yedi sekiz mâh müddet ile mülzim olabilir. Zîrâ hücneti size beyân olundu. Bundan katʿ-ı nazar “İmperatoriçe'nin size ruhsat vereceği dahi mechûlümüzdür der iken, ruhsat vereceğine yedinize memhûr ve mumzâ devletce sened verebilürüm, lâkin sen dahi bu minvâl üzere sened verir misin?” dedikde, maslahatda mülâyemet ihsâs olunup: “Sened alup vermeğe ruhsatım yoğiken cesâret edüp, öyle olursa ben dahi sened veririm\" dedim. Romançof: \"Bu sûrete devlet râzı olur mu olmaz mı maʿlûmumuz olmayup, tarafeyn maslahatı teʼehhur kabûl etmemek içün kabûl ve ʿadem-i kabûl haberini kaç günde îsâl edebilürsün?” “İnşâʼallâh on günde gönderebilürüm” dedikde, Obreşkof: “On günde mümkin değil, on iki gün olsun” dedikde: “Sözümden nükûl etmem ʿavn-i Hak'la on günde haber size gelür yetüşür” dediğimde: “Buna dahi sened ver” deyüp, bu mâddeye dahi sened verülüp, cenâb-ı Hakk bu ʿAbd-i ʿâcizi tekzîb etmeyüp, on günde kabûl haberinin Moskovlu'ya vusûlü garâyib-i ittifâkıyyâtdandır.\n\nYaş'a gelür iken Moskov askeri fevc fevc sevâhile doğru ʿazîmet ve karşu taraflara mürûr ile îsâl-i mazarrat fikrinde oldukları nümâyân olan vazʿ u hareketlerinden istidlâl olunup, bizim asker dahi fevc fevc firâra âgāz ile serhadler hâliyetü'l-hâliye kaldığını tashîh etdiğime binâ'en, ʿavdetimize dek: “Mebâdâ! Düşmen geçüp, bir şaşgınlık vere” deyü şuʿurum münselib olmuşidi. Moskovlu'yu tecâvüzden menʿ kasdıyla Rusya Merşalî'nin senedi alındıkdan sonra mesfûra hitâb ve: “Bu dostunuz gelür iken sügūr-i İslâmiyye'de olan serʿaskerlere, gidüp gelinceye dek hudûdu tecâvüz etmemek ve Rusyalu gelür ise fekat müdâfaʿa etmek husûsları ifâde vü işrâb olunmuşidi. “Siz dahi askerinize bu haberi iblâğ etseniz münâsib olur zannederim” dedikde, derhâl yolda bulunanlara ve Tuna'nın berü tarafında olanlara serîʿu'l-hareke ulağlar gönderüp, habere intizâr-\nlarını tenbîh ve biz dahi hıtâm-ı maslahat ile yola düşüp, ikinci gün [M2 230] Yergöğü'ye ve andan Ruscuğa vusûl bulduk. Ne gördük! Ortalık tebdîl ve gördüğümüz usûl tahvîl olunmuş, Serʿasker Paşa ile mülâkātda: “Efendi ne sûret verdiniz çapûk söyle” dedikde, tecâhülâne: “Harb tehakkuk eyledi, hemân üç beş gün evvel buyurduğunuz gibi karşuya geçmeğe ve düşmeni o havâlîden kaldırmağa himmet ü ıkdâm buyurun” dediğimizde, levnine ısfırâr ve vücûduna ıkşıʿrâr ʿârız olup: “Efendi! Cenge bir vechile iktıdâr yok, maʿiyyetimde olan Bosna askerine ishâl ʿârız olup, ekserîsi vefât ile şu karşuda müceddeden bir mezarlık peyda oldu. Sâyir asker dahi kış geldi deyü firâra yüz tutup, akça ve zahîre dersen biri mevcûd olmayup, bu hâl ile tecavüz böyle dursun müdâfaʿada ʿâcizim. Serdar-ı ekrem hazretlerine tafsîlen bu ahvâli ifâde ile asker ve zahîre ve akça îsâline himmet etsünler, yoğise Ruscuk Allah'a emânet” dedikde: “Evvelki celâdet noldu? Ne tîz himmetinize fütûr îrâs eylediniz, Vezîrâne tavrınız haylî pesendîde olunmuşidi, bu rehâvet neden iktizâ eyledi?” dedigimde: “Siz geçer iken yine hâl böyle idi, ancak size kuvvet gelmek içün kemâl-i tekellüf ile izhâr-ı tesalluf etmişidik” dedi. Zarûrî hâlden haberdar olması lâzım gelüp, sûret-i mükâleme nihânî taraflarına inhâ ve haber gelinceye dek kimseye ser-rişte verilmemek îsâ olundu. ʿOsmân Efendi orduya geldikden sonra Moskovlu'nun kemâl-i zâʿfını ve içlerine hastalık girüp, izmihlâl derecesini bulduklarını neşr ile karşu geçilmek tedbîrini cümleye iʿlân ve Moskov Merşal'i beş gün mütârekeye kudret-yâb olamayup, be-her hâl me'mûr olan kimse ye's cevabıyla gelecekdir. “Askerimiz karşuya bir hamle etseler düşmen Hotin'e dek firâr edeceği meczûmumdur” deyerek, her tarafa me'mûrlar gönderdüp, cenge igrâ etdirmiş idi. Mûmâ ileyhin herkes şerrinden hâyif ve Âsitâne'ye gidecek olduğundan şiddet-i tekarrubu hasebiyle, bir nevʿ nifâk eder” deyü küberây-ı devlet muhalefetinden mütebâʿid ve mütecânif ve sırran re'y-i zâyifini zikr ve tahti'e ile endûh-gîn ü müte'essif oldukları hâlde, Silistire karşusunda Rusya askeri Sergerdesi Potemkin, muhafız Seyyid Hasan Paşa'ya kâğıd yazup: “Müceddeden mütâreke haberlerini istimâʿ edeyoruz, sizde dahi bu haber var mı?\" deyü istifsâr ve ol dahi: “ Çifte Tatar ile bu haberi orduya tesyâr eyledi. Kâr-fermâyân-ı devlet mütâreke inʿıkādını istidlâl ile [M2 231] ser-germ-i silâfe-i ferhat olup, haberin sıdk u kizbine ıttılâʿ içün kudûmümüze muntazır oldular. Fakīr dahi Ruscuk'dan çıkup, leylen Hezargrad'a geldiğimde, Nâyilî Paşa birâderi Bekir Bey'in kasabada olduğunu haber verdiler. Bizi istimâʿ etdiği gibi mâşiyen olduğumuz mahalle gelüp: “Beyefendi ne gezeyorsuz?” dediğimde, ʿOsmân Efendi orduya gelüp, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere: “Mütâreke mümkin olmayup, me'mûr karîben me'yûs gelür serhadlere istihkâm verün!” deyü yaygarayı basmağla: “Usûl değişüp ricâl-i devleti birer mahalle taʿyîn ve bizi dahi Ruscuğa gönderdiler. Karşuya asker geçürmek istiʿdâdını bulursak geçüreceğiz, bulmazsak Ruscuğ'a metânet vereceğiz, sizde ne haber?” dedikde: “Bizde şifây-ı sadr olacak nesne yokdur lâkin, âheste reftâr ile Ruscuğa ʿazîmet edin, verâdan şâyet me'mûriyyetiniz tahvîl olunur” deyerek cüz’î ser-rişte verilüp, yine leylen Ordu-yi hümâyûn'a geldik. Salât-ı subhu Livây-ı şerîf çadırında edâ ve Kethudâ Bey ve Re'îs Efendi ile Sadrıaʿzam'ın yatağ çadırına varup, sûret-i hâli ʿale't-tafsîl ifâde eylediğimde, ibtidâ Bekir Bey'in te'hîrinden ve ʿOsmân Efendi ile ge-\nrüye gelüp, sonra ibrâmıyla ʿazîmet etdiğimizden gāyet mahzûz olduğunu ifadeden sonra, mütâreke beşâşeti ile tîz elden ne ikrâm edeceğin bilmeyüp, ceyblerinde her ne kadar altûn bulunduysa ihsân ve: “Bugün Âmedci olsun\" deyü fermân edüp, Âmedî Nûrî Efendi \"alîl ü ihtiyâr ve Devlet-i ʿaliyye'de emekdâr olup, inkisârından hazer ederim. Vaktiyle kulunuzu inşâ'allâh çırâğ buyurursuz” deyü niyâz ve bu tavr dahi tabʿ-ı Âsâfâneleri'ne hûş gelüp, izhâr-ı tabahtur u ihtizâz ve âhar cihetle imtiyaz vereceğini vaʿd ile hayme-i fakīrâneme ʿavdet ve kesb-i râhat eyledim”. Bir sâʿatden sonra Sarı Selîm Efendi hayme-i ʿâcizâneme gelüp: “Sadriaʿzam hazretleri Karahisâr-ı sahib kurbunda vâkiʿ Çay zeʿâmetini size tevcîh edüp, berâtını yaptırmak içün şimdi tenbîh buyurdular. Kaleme gönderdüm” deyü tebşîr eyledi. İki sâʿatden sonra haber-i mütâreke erkân-ı devlete münʿakis olup, cümlesi mahzûz ve bu Fakîri nazar-ı ʿâtıfetle melhûz eylediklerinden gayri, otâk-ı Asafî'de ʿazîm meşveret olup, Merşal'ın mektûbu ve senedi ve mazbata-i mükâleme kırâʼet olunup, cümlesi Devlet-i ʿaliyye'ye el-yevm bundan aʿlâ maslahat olmayup, hattâ Ağa Paşa iki gün zarfında yeniçerilerden bin beş yüz kadar âdem firâr edüp, [M2 232] Çalık-kavak Muhafızı'nın askerini bozup, Balkān'ı aşdıkları haberi şimdi tevârüd eyledi. “Hemân sened-i mezkûrun tasdîknâmesi bir sâʿat evvel yazılup, irsâl olunması münasibdir” deyerek, her tarafdan müşârun ileyhin kelâmı tasdîk olunup, fi'l-hâl sened-i mezkûr tahrîr ve Tatar-ı çâpük-pâ ile Merşal tarafına irsâl olundu. ʿOsmân Efendi, da‘vâsında kâzib çıkup: “Biz hiç me'mûl etmez idik ʿacâyib!” deyerek, meclisden nehzat ve Yasînî-zâde Efendi ile ülfetleri muhavvel-i husûmet olduğundan: \"Senin hep re'y ü tedbîrin böyledir da‘vây-ı teferrüd ile Hak Teʿâlâ seni her yerde müftazıh etmektedir” deyü nefsâniyyetini meclisde izhâr ile meclis hitâm ve meşveret encâm buldu. Birkaç gün mukaddem iʿâde-i harb ü hısâm ve bu defa mütârekeye nizâm verilmek umûr-ı mütebâyineden olduğuna binâʼen, îcâb-ı mâddeteyn eden esbâbı şâmil Ordu Kadısı hüccet yazup, bu husûs içün münʿakid olan meclis-i meşveretde ictimâʿ eden ekâbirân-ı devlet hücceti hatm ü imzâ ve mütârekenin hüsn-i kabûlünü îmâ eylediler. Bu mâdde-i cesîme mazbatası ʿaynı ile mevcûd iken ihrâkdan zâyi olup, otuz senelik bir mükâleme olmağla, fikirde kalan ne ise bu mahalle temâmen tahrîr ve sıdk u kizbi maʿlûm-i cenâb-ı Hayy-ı Kadîr'dir.\n\nZeʿâmet-i mezkûreyi sefer hıtâmına dek zabt ü tasarruf ile o târîhlerde terâdüf-i mesârifa medâr-ı tekeffüf iken, merhûm ve mağfûrun leh Sultân ʿAbdulhamîd Hân vaktinde Muhsin-zâde vefât ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikde Esmâ Sultân: “Bu zeʿâmeti Paşam vekîl-i harcıma verecek idi, sen zor ile almışsın” deyü, kemâl mertebe tahvîf ve kime feryâd olunduysa bidâyet-i saltanat olduğundan, şefâʿat ü recâya kādir olamayup, zor ile yedimden bilâ-bedel ü ʿıvaz ahz ve dilediği âdemi çırâğ ve taltîf edüp, hikmet-i Hak ile dört âdemine geçüp, el-yevm kimin yedinde kaldığı maʿlûmum olmadı. Cenâb-ı Hak ve Feyyaz-ı mutlak Şehriyâr-ı deryâ kerem ve ʿâleme müfeyyiz-i cûd ve veliyy-i niʿam olan Pâdişâhımızı cihân durdukça sağ ve devletine bedhâh olanların kulûb-i kāsiyelerini dag-ı ber-belây-ı dag eylesün. Sâye-i merâhim-vâye-i Hüsrevâne'lerinde niçe sinîn ü sâl zeʿâmet ve îrâdsız taʿîş ile her bâr ihsân-ı hümâyûnlarına mazhar\nve kemâl-i [M2 233] refâhiyyetim yoğise dahi, kanâʿat ve tasarruf ile beyne'l-akrân gayr-i muztarr olduğum emr-i dâyirden ezhardır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı ekrem hazretleri bâlâda ifâde olunduğu vech üzere, Vezîr ʿOsmân Paşa ve İbrâhîm Paşa ordularını teşrîf ile müşârun ileyhimâyı mazhar-ı iʿzâz ve bu imtiyâzdan Vezîr Ağa Paşa'ya dahi hisse-efrâz etmek içün evâhir-i cumâdelûlâda kapu halkı ile Yeniçeri ordusuna ʿazîmet ve Ağa Paşa'nın haymesine nüzûl ile müşârun ileyhi memnûn-i lutf u ʿinâyet edüp, birkaç sâʿat ikāmet ve hîn-i hareketlerinde müşârun ileyhi bir sevb ferve-i semmûr ile nüvâzende-i çeşm-i iʿtibâr ve ortalara ʿatâyây-ı vâfire bezl ü nisâr ile otaklarına tahrîk-i ʿinân-ı rehvâr eylediler.\n\nTeʿâkub-i eyyâm-ı esfâr ile zeʿâmet ve tîmârın ekseri nâ-ehil ve sıbyâna tevcîh olunarak, o makūlelere kıllet târî ve me'mûr oldukları mahallerde alay beylerinden gayri kimse bulunmayup, ekall-i kalîl neferleri dahi ʿadem-i idâre iktizâsıyla, mürtekib-i sefâlet-i hidmet-güzârî oldukları maʿlûm ve yoklanmaları resîde-i hayyiz-i lüzûm olup, Re'îsülküttâb ve Tevkīʿî ve Defter Emîni maʿrifetiyle defterlerine nazar ve nâmevcûdları mülâzım ve sefer eşmeğe muktedir kimselere tevcîh ile tahsîl-i esbâb-ı sefer kılındı.\n\nAbaza Mehmed Paşa Hazînedârı Feyzullah Ağa, paşası katl olundukdan sonra ihtiyâr-ı semt-i firâr ve Nasûh-oğlu yanına varup, muntazır-ı lutf-i Kird-gâr olmuşidi. Merkūmun derece-i şecâʿati maʿlûm ve istediği vakitde hayli âdem cemʿ edüp, Anadolu'ya velvele bırakacağı nezd-i Sadrıaʿzamî'de meczûm olup, dâyimâ bu fikr ile mütevehhım ve orduya bir-takrîb celb olunmasını kasd ü te'emmüm eder idi. Âhıru'l-emr orduda mevcûd merkūmun muʿtemedlerinden biri ihzârını iltizâm ve re'y-i mektûbu alup, tarafına irsâl ile o vahşî deşt-i nefreti râm edüp, orduya geldikde taraf-ı Sadâret-penâhî'den sunûf-i ikrâm hakkında erzânî ve çok geçmeden nâyil-i rütbe-i Mîr-i mîrânî olarak, kâffe-i umûru tehvîn ve Tutrakan'a muhâfız taʿyîn olundu. ʿAvdet-i harb ihtimâliyle Ordu-yi hümâyûn hazînesinde vücûd-i meblağ ehem olduğu maʿlûm-i Şehriyâr-ı İskender-hadem olduğuna binâ'en, birbirini velî ve teʿâkub ederek iki bin beş yüz kîse mikdârı mebâliğ hazîneye vâsıl ve dağdağa-i zarûret [M2 234] bu takrîb ile müntefî vü zâyil oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_868.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Serdâr-ı ekrem hazretleri bâlâda ifâde olunduğu vech üzere, Vezîr ʿOsmân Paşa ve İbrâhîm Paşa ordularını teşrîf ile müşârun ileyhimâyı mazhar-ı iʿzâz ve bu imtiyâzdan Vezîr Ağa Paşa'ya dahi hisse-efrâz etmek içün evâhir-i cumâdelûlâda kapu halkı ile Yeniçeri ordusuna ʿazîmet ve Ağa Paşa'nın haymesine nüzûl ile müşârun ileyhi memnûn-i lutf u ʿinâyet edüp, birkaç sâʿat ikāmet ve hîn-i hareketlerinde müşârun ileyhi bir sevb ferve-i semmûr ile nüvâzende-i çeşm-i iʿtibâr ve ortalara ʿatâyây-ı vâfire bezl ü nisâr ile otaklarına tahrîk-i ʿinân-ı rehvâr eylediler.\n\nTeʿâkub-i eyyâm-ı esfâr ile zeʿâmet ve tîmârın ekseri nâ-ehil ve sıbyâna tevcîh olunarak, o makūlelere kıllet târî ve me'mûr oldukları mahallerde alay beylerinden gayri kimse bulunmayup, ekall-i kalîl neferleri dahi ʿadem-i idâre iktizâsıyla, mürtekib-i sefâlet-i hidmet-güzârî oldukları maʿlûm ve yoklanmaları resîde-i hayyiz-i lüzûm olup, Re'îsülküttâb ve Tevkīʿî ve Defter Emîni maʿrifetiyle defterlerine nazar ve nâmevcûdları mülâzım ve sefer eşmeğe muktedir kimselere tevcîh ile tahsîl-i esbâb-ı sefer kılındı.\n\nAbaza Mehmed Paşa Hazînedârı Feyzullah Ağa, paşası katl olundukdan sonra ihtiyâr-ı semt-i firâr ve Nasûh-oğlu yanına varup, muntazır-ı lutf-i Kird-gâr olmuşidi. Merkūmun derece-i şecâʿati maʿlûm ve istediği vakitde hayli âdem cemʿ edüp, Anadolu'ya velvele bırakacağı nezd-i Sadrıaʿzamî'de meczûm olup, dâyimâ bu fikr ile mütevehhım ve orduya bir-takrîb celb olunmasını kasd ü te'emmüm eder idi. Âhıru'l-emr orduda mevcûd merkūmun muʿtemedlerinden biri ihzârını iltizâm ve re'y-i mektûbu alup, tarafına irsâl ile o vahşî deşt-i nefreti râm edüp, orduya geldikde taraf-ı Sadâret-penâhî'den sunûf-i ikrâm hakkında erzânî ve çok geçmeden nâyil-i rütbe-i Mîr-i mîrânî olarak, kâffe-i umûru tehvîn ve Tutrakan'a muhâfız taʿyîn olundu. ʿAvdet-i harb ihtimâliyle Ordu-yi hümâyûn hazînesinde vücûd-i meblağ ehem olduğu maʿlûm-i Şehriyâr-ı İskender-hadem olduğuna binâ'en, birbirini velî ve teʿâkub ederek iki bin beş yüz kîse mikdârı mebâliğ hazîneye vâsıl ve dağdağa-i zarûret [M2 234] bu takrîb ile müntefî vü zâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh sâhib-i servet ü gınâ ve mâlik-i cevher-i ʿakl ü zekâ olduğundan gayri, Mora'da bundan akdem vukūʿ bulan meʿârikde izhâr-ı tecellüd ile teferrüd ve bu sebeble Sadrıaʿzam'a kesb-i tereddüd eyleyüp, bin beş yüz nefer asker kendü mâlından tertîb ve kâffe-i levâzımların terkîb ile rûz-i kāsımdan mukaddem bizzât Ordu-yi\nhümâyûn'a gelmek şartıyla cumâdelâhırenin altıncı günü rütbe-i Vezâret'le tatrîb olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i Vezâret be-İsmâʿîl Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_869.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i Vezâret be-İsmâʿîl Ağa",
          "text": "Mûmâ ileyh sâhib-i servet ü gınâ ve mâlik-i cevher-i ʿakl ü zekâ olduğundan gayri, Mora'da bundan akdem vukūʿ bulan meʿârikde izhâr-ı tecellüd ile teferrüd ve bu sebeble Sadrıaʿzam'a kesb-i tereddüd eyleyüp, bin beş yüz nefer asker kendü mâlından tertîb ve kâffe-i levâzımların terkîb ile rûz-i kāsımdan mukaddem bizzât Ordu-yi\nhümâyûn'a gelmek şartıyla cumâdelâhırenin altıncı günü rütbe-i Vezâret'le tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna Eyâleti mesârif-ı zarûriyye-i seferiyyelerine medâr olmak zımnında bu âna dek Serdâr-ı ekrem hazretlerinin ʿuhdelerinde olup, Kāyim-makām ile esbâb-ı nizâmı istihsâl ve cizyesi cibâyet olunarak, hâsıl olan nemâsı hazîne-i hümâyûna idhâl olunur idi. Tırhala Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa bu esnâda Balya Boğazı'nı muhâfazaya me'mûr ve mümkin olduğu hâlde, karşuya ʿubûr etmek sûreti karâr-gîr-i erbâb-ı şuʿûr olup, ancak ʿuhdesinde olan mansıb bî-nemâ ve umûrunu idâre edemeyeceği hüveydâ olmağla, Bosna Eyâleti tarafına tevcîh ü ihsân ve münhal olan Tırhala Sancağı ile müceddeden Vezâret verilen İsmâʿîl Paşa'nın necm-i ikbâli fîrûzân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_870.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "text": "Bosna Eyâleti mesârif-ı zarûriyye-i seferiyyelerine medâr olmak zımnında bu âna dek Serdâr-ı ekrem hazretlerinin ʿuhdelerinde olup, Kāyim-makām ile esbâb-ı nizâmı istihsâl ve cizyesi cibâyet olunarak, hâsıl olan nemâsı hazîne-i hümâyûna idhâl olunur idi. Tırhala Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa bu esnâda Balya Boğazı'nı muhâfazaya me'mûr ve mümkin olduğu hâlde, karşuya ʿubûr etmek sûreti karâr-gîr-i erbâb-ı şuʿûr olup, ancak ʿuhdesinde olan mansıb bî-nemâ ve umûrunu idâre edemeyeceği hüveydâ olmağla, Bosna Eyâleti tarafına tevcîh ü ihsân ve münhal olan Tırhala Sancağı ile müceddeden Vezâret verilen İsmâʿîl Paşa'nın necm-i ikbâli fîrûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kandiye Muhâfızı Vezîr Hüsnü Hüseyin Paşa birkaç gün muttekî-yi bâlîn-i bîmârî ve evâyil-i cumâdelûlâda vâsıl-ı rahmet-i hazret-i Kird-gârî olup, münhal olan Kandiye mansıbı, Yeniçeri Ağalığı'ndan muhrec Kāyim-makām-ı esbak Vezîr Süleyman Paşa'ya sezâvâr ve elyak görüldü.\n\nEğriboz Sancağı tevcîh olunan Vezîr Sunʿullah Paşa dahi mansıbına ʿâzîmet eder iken, rehzen-i ecel sebîl-i hayâtını sed ve cevher-i rûhunu merciʿ-i aslîsine red edüp, mansıbı ile Derbendler Başbuğu Vezîr ʿAli Paşa nâyil-i surûr-i bî-had oldu. Müşârun ileyh Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî iken, seksen beş târîhinde Anadolu Eyâleti ile Çerâğ ve hâyiz-i dest-mâye-i refâg olup, bir müddet Muʿârız Boğazı'nı hıfz u hırâset ve ber-minvâl-i muharrer Eğriboz'a gider iken ʿâlem-i ʿukbâya rıhlet eyledi.",
          "caption": "Baʿzı vefeyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_871.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vefeyât",
          "text": "Kandiye Muhâfızı Vezîr Hüsnü Hüseyin Paşa birkaç gün muttekî-yi bâlîn-i bîmârî ve evâyil-i cumâdelûlâda vâsıl-ı rahmet-i hazret-i Kird-gârî olup, münhal olan Kandiye mansıbı, Yeniçeri Ağalığı'ndan muhrec Kāyim-makām-ı esbak Vezîr Süleyman Paşa'ya sezâvâr ve elyak görüldü.\n\nEğriboz Sancağı tevcîh olunan Vezîr Sunʿullah Paşa dahi mansıbına ʿâzîmet eder iken, rehzen-i ecel sebîl-i hayâtını sed ve cevher-i rûhunu merciʿ-i aslîsine red edüp, mansıbı ile Derbendler Başbuğu Vezîr ʿAli Paşa nâyil-i surûr-i bî-had oldu. Müşârun ileyh Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî iken, seksen beş târîhinde Anadolu Eyâleti ile Çerâğ ve hâyiz-i dest-mâye-i refâg olup, bir müddet Muʿârız Boğazı'nı hıfz u hırâset ve ber-minvâl-i muharrer Eğriboz'a gider iken ʿâlem-i ʿukbâya rıhlet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe ve Prusya elçileri Hezargrad'dan mufârakat ve Ordu-yi hümâyûn'a ve andan Âsitâne'ye maʿan teveccühleri husûsuna her ne kadar Devlet-i ʿaliyye murahhasları tarafından saʿy olunduysa dahi, sulhun ʿadem-i inʿıkādından izhâr-ı te'essür u haclet ile tevkīfleri [M2 235] mümkin olmayup, ol savb-ı şeref-evbe râhile-bend-i ʿazîmet olmuşlar idi. Zikr olunan murahhasların dahi Ordu-yi hümâyûn'da maslahatları kalmayup, tahsîl-i izn ü ruhsat ile anlar dahi Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve gelüp gitmeleri mîrîyi beş altı yüz kîse rahnedâr etdiği sübûtyâfte-i sıhhat-ı rivâyetdir.",
          "caption": "ʿAvdet-i murahhasân be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_872.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i murahhasân be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Nemçe ve Prusya elçileri Hezargrad'dan mufârakat ve Ordu-yi hümâyûn'a ve andan Âsitâne'ye maʿan teveccühleri husûsuna her ne kadar Devlet-i ʿaliyye murahhasları tarafından saʿy olunduysa dahi, sulhun ʿadem-i inʿıkādından izhâr-ı te'essür u haclet ile tevkīfleri [M2 235] mümkin olmayup, ol savb-ı şeref-evbe râhile-bend-i ʿazîmet olmuşlar idi. Zikr olunan murahhasların dahi Ordu-yi hümâyûn'da maslahatları kalmayup, tahsîl-i izn ü ruhsat ile anlar dahi Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve gelüp gitmeleri mîrîyi beş altı yüz kîse rahnedâr etdiği sübûtyâfte-i sıhhat-ı rivâyetdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İttifâk-ı ârâ ile istisvâb olunan mütârekenin tasdîknâmesi, Rusya Feldmerşal'i Romançof tarafından receb-i şerîfin dokuzuncu günü Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl olup, Rusya Murahhası Obroşkof mahall-i mükâleme tahsîs olunan Bükreş Kasabası'na varmak ve Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi sâhib-i rütbe bir zât taʻyîn olunmak husûslarını mektûb-i müstakil ile ifade etmişidi. Mâdde-i mezkûre muʿzamât-ı hutûb-i Devlet-i 'aliyye'den olduğuna binâ'en, fi'l-hâl bir meclis-i hâfil tertîb ve ekâbirân-ı devlet ihzâr u takrîb olunup, Serdâr-ı ekrem huzzâra hitâb ve: “Bu bâbda re'y-i savâb nedir?\" deyü isticvâb eyledikde: “Emr-i mütâreke ber-vech-i sühûlet pezîrây-ı temşiyet olduğuna nazaran inşâallâhü Teʿâlâ musâlaha husûsu dahi ber-vefk-i meʼmûl karîn-i hayyiz-i husûl olacağı mahsûs olup, hemân bir sâʿat akdem taʻyîn-i Murahhas ile maslahata bakılmak maʿkūldur” dediklerinde, Sadrıaʿzam: “Devlet-i ‘aliyye murahhaslarının ‘avdeti vakte mevkūf ve 'an-asl mevâdd-ı musâlaha Re'îsülküttâb bulunanlar ile 'akd oluna geldiği maʿrûf olup, Reʼîsülküttâb bulunan ‘Abdurrezzâk Efendi'nin cevelân-ı tabʿ ve hiddet-i zihn ile ittisâfı ve Devlet-i ‘aliyye'nin her hâlde iʿtimâd-kerdesi olmağla, Murahhas taʻyîn olunması re'yimize göre mahz-ı savâb ‘add olunayor siz ne dersiz?” Huzzâr-ı meclis re'y-i Sadâret-penâhî'yi her tarafdan istihsân ve mûmâ ileyhin mehâsin ü dirâyetini yek-be-yek şümürde-i benân-ı beyân eylediler.\n\nBinâ'en ʿalâ zâlik şehr-i recebin on birinci günü ittifâk-ı ârâ ile mûmâ ileyh Büyükelçi ve Murahhas nasb olunup, dûş-i istihkākına ilbâs-ı ferve-i semmûr kılındığından başka, istişâre-i umûr zımnında Baş-muhasebeci Süleyman Penâh Efendi ve Silahdâr Kâtibi ‘Atâʼullâh Beyefendi maʻiyyetine meʼmûr kılınup, Beylikçi es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi Sır Kâtibi ve bu Fakīr, Mükâleme Kâtibi ve Mektûbcu Kalemi'nden iki nefer mübeyyiz dahi terfîk ve ‘ıkdü'l-leʿâl-i Vekâlet-i Riyâset, Tezkire-i Evvel İbrâhîm Münîb Efendi'nin gerden-i [M2 236] liyâkatine taʿlîk olundu.",
          "caption": "Vukū‘-i meşveret ve Murahhas-şüden-i Re’îsülküttab el-Hâc ‘Abdurrezzák Efendi ve me'mûriyyet-i baʻzı kesân be-maʻiyyet-i û",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_873.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-i meşveret ve Murahhas-şüden-i Re’îsülküttab el-Hâc ‘Abdurrezzák Efendi ve me'mûriyyet-i baʻzı kesân be-maʻiyyet-i û",
          "text": "İttifâk-ı ârâ ile istisvâb olunan mütârekenin tasdîknâmesi, Rusya Feldmerşal'i Romançof tarafından receb-i şerîfin dokuzuncu günü Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl olup, Rusya Murahhası Obroşkof mahall-i mükâleme tahsîs olunan Bükreş Kasabası'na varmak ve Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi sâhib-i rütbe bir zât taʻyîn olunmak husûslarını mektûb-i müstakil ile ifade etmişidi. Mâdde-i mezkûre muʿzamât-ı hutûb-i Devlet-i 'aliyye'den olduğuna binâ'en, fi'l-hâl bir meclis-i hâfil tertîb ve ekâbirân-ı devlet ihzâr u takrîb olunup, Serdâr-ı ekrem huzzâra hitâb ve: “Bu bâbda re'y-i savâb nedir?\" deyü isticvâb eyledikde: “Emr-i mütâreke ber-vech-i sühûlet pezîrây-ı temşiyet olduğuna nazaran inşâallâhü Teʿâlâ musâlaha husûsu dahi ber-vefk-i meʼmûl karîn-i hayyiz-i husûl olacağı mahsûs olup, hemân bir sâʿat akdem taʻyîn-i Murahhas ile maslahata bakılmak maʿkūldur” dediklerinde, Sadrıaʿzam: “Devlet-i ‘aliyye murahhaslarının ‘avdeti vakte mevkūf ve 'an-asl mevâdd-ı musâlaha Re'îsülküttâb bulunanlar ile 'akd oluna geldiği maʿrûf olup, Reʼîsülküttâb bulunan ‘Abdurrezzâk Efendi'nin cevelân-ı tabʿ ve hiddet-i zihn ile ittisâfı ve Devlet-i ‘aliyye'nin her hâlde iʿtimâd-kerdesi olmağla, Murahhas taʻyîn olunması re'yimize göre mahz-ı savâb ‘add olunayor siz ne dersiz?” Huzzâr-ı meclis re'y-i Sadâret-penâhî'yi her tarafdan istihsân ve mûmâ ileyhin mehâsin ü dirâyetini yek-be-yek şümürde-i benân-ı beyân eylediler.\n\nBinâ'en ʿalâ zâlik şehr-i recebin on birinci günü ittifâk-ı ârâ ile mûmâ ileyh Büyükelçi ve Murahhas nasb olunup, dûş-i istihkākına ilbâs-ı ferve-i semmûr kılındığından başka, istişâre-i umûr zımnında Baş-muhasebeci Süleyman Penâh Efendi ve Silahdâr Kâtibi ‘Atâʼullâh Beyefendi maʻiyyetine meʼmûr kılınup, Beylikçi es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi Sır Kâtibi ve bu Fakīr, Mükâleme Kâtibi ve Mektûbcu Kalemi'nden iki nefer mübeyyiz dahi terfîk ve ‘ıkdü'l-leʿâl-i Vekâlet-i Riyâset, Tezkire-i Evvel İbrâhîm Münîb Efendi'nin gerden-i [M2 236] liyâkatine taʿlîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sefer takrîbi ile ashâb-ı ‘ulûfe ve vezâyif, dâyire-i haddi mütecâviz ve mutezâʿif olduklarına nazaran, hîn-i hâcetde cem'-i kesîr ile edây-ı hidmet lâzime-i 'uhde-i diyânetleri iken, baʿzısı esâmesini muhâfaza ve bu mülâhaza ile vilâyetine ‘âzim ve baʿzıları devâyir-i kibâra melî-i batn ve ednâ maʿîşet ile mütereddid ü mülâzim olup, bu hâl ile kayıdlarına bakılsa, yirmide biri mevcûd olmadığı cezmen meşhûd ve ocağlarda küllî mahlûlât meʼkel-i erbâb-ı hıyânât olduğu, mekşûf-i zamîr-i Sadr-ı sütûde-sıfât olmağla, zikr olunan husûs Reʼîsülküttâb Efendi'ye havâle ile ağaları ihzâr ve sûret-i terhîb ü tergībde muʿâmele-i hakîmâne izhâr olunup, hemân o günkü gün sipâh ve silahdâr ocağlarından yedişer bin akça mahlûl verilüp, sâyir ocağlardan dahi bi't-tedrîc\nvâfir mahlûl tahrîc olunup, beytü'l-mâl-i müslimîne iʿânet ve küllî hidmet ile Efendi-yi mûmâ ileyh taraf-ı Sadâret-penâhî'den dest-i nüvâzende-i ʿizz u hürmet oldu.",
          "caption": "Taleb-i mahlûl ez-ocağhâ ve ihrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_874.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Taleb-i mahlûl ez-ocağhâ ve ihrâc-ı mevâcib",
          "text": "Sefer takrîbi ile ashâb-ı ‘ulûfe ve vezâyif, dâyire-i haddi mütecâviz ve mutezâʿif olduklarına nazaran, hîn-i hâcetde cem'-i kesîr ile edây-ı hidmet lâzime-i 'uhde-i diyânetleri iken, baʿzısı esâmesini muhâfaza ve bu mülâhaza ile vilâyetine ‘âzim ve baʿzıları devâyir-i kibâra melî-i batn ve ednâ maʿîşet ile mütereddid ü mülâzim olup, bu hâl ile kayıdlarına bakılsa, yirmide biri mevcûd olmadığı cezmen meşhûd ve ocağlarda küllî mahlûlât meʼkel-i erbâb-ı hıyânât olduğu, mekşûf-i zamîr-i Sadr-ı sütûde-sıfât olmağla, zikr olunan husûs Reʼîsülküttâb Efendi'ye havâle ile ağaları ihzâr ve sûret-i terhîb ü tergībde muʿâmele-i hakîmâne izhâr olunup, hemân o günkü gün sipâh ve silahdâr ocağlarından yedişer bin akça mahlûl verilüp, sâyir ocağlardan dahi bi't-tedrîc\nvâfir mahlûl tahrîc olunup, beytü'l-mâl-i müslimîne iʿânet ve küllî hidmet ile Efendi-yi mûmâ ileyh taraf-ı Sadâret-penâhî'den dest-i nüvâzende-i ʿizz u hürmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyhin iktızâ eden havâyici tetmîm ve maʿiyyetinde olan efendilerin dahi harc-ı râhları tevzîʿ u taksîm olunup, taraf-ı hümâyûndan verilen ruhsatnâme dahi yedine teslîm ve şehr-i recebin yirmi beşinci günü Sadrıaʿzam hazretleriyle resm-i perdâz-ı vedâʿ ve taraf-ı Âsafâneleri'nden keşîde kılınan esb-i mutallâ kecîme süvâr olarak, menzile-i kadri vâsıl-ı ser-menzil-i irtifâʿ olup, yevm-i hareketlerinin beşinci günü Ruscuğ'a pâ-nihâde-i vürûd ve karşuda levâzım tedârükü içün altı gün kadar Kasaba-i mezkûrede ârâmsâz-ı kuʿûd olmuşlar idi. Şabân-ı şerîfin yedinci günü müretteb alay ve mehterhâne ile şaykalara râkib ve karşu tarafa zâhib olduklarında, kasabaya nısf sâʿat mesâfede nasb olunan hıyâma nüzûl ʿakabinde Yergöğü Kumandanı gelüp, îfây-ı resm-i terhîb ve berü tarafdan dahi su'âl-i hâtır ile tatyîb kılınup, ferdâsı Bükreş'e ʿazîmet ve dört günde kasabaya duhûl ile defʿ ü asâ-yı meşakkat eylediler. Tercemânlar vesâtatıyla tarafeynden icrây-ı muʿâmele-i hoş âmedî kılındıkdan sonra, Obreşkof bi'n-nefs Re'îs Efendi'nin konağına gelüp, tebrîk-i makām ve îfây-ı lâzime-i taʿzîm ü ikrâm edüp, ferdâsı Efendi-yi mûmâ ileyh tarafından Rusya Murahhası Obreşkofa [M2 237] müzeyyen bir re's esb ve mahdûmları Ahmed Hamîd tarafından Obreşkof'un maʿiyyetinde olan Merşal'in oğluna bir donanmış at irsâl ve anlar dahi semmûr ve kakım mukābelesiyle zeyl-i teşekkürü isbâl eylediler. Bir gün sonra Devlet-i ʿaliyye Murahhası dahi Obreşkof'un hânesine ʿazîmet ve cüz'îce âfâkī musâhabetden sonra mükâlemeye şurûʿ müzâkeresi sebkat ve yârınki gün bed' ve mübâşeretde demsâz-ı muvâfakat olmalarıyla, iki tarafın sır kâtipleri ve tercemânları mahall-i mükâlemeyi ru'yet ile ʿavdet eylediler.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Re'îsülküttâb be-cânib-i Bükreş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_875.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Re'îsülküttâb be-cânib-i Bükreş",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyhin iktızâ eden havâyici tetmîm ve maʿiyyetinde olan efendilerin dahi harc-ı râhları tevzîʿ u taksîm olunup, taraf-ı hümâyûndan verilen ruhsatnâme dahi yedine teslîm ve şehr-i recebin yirmi beşinci günü Sadrıaʿzam hazretleriyle resm-i perdâz-ı vedâʿ ve taraf-ı Âsafâneleri'nden keşîde kılınan esb-i mutallâ kecîme süvâr olarak, menzile-i kadri vâsıl-ı ser-menzil-i irtifâʿ olup, yevm-i hareketlerinin beşinci günü Ruscuğ'a pâ-nihâde-i vürûd ve karşuda levâzım tedârükü içün altı gün kadar Kasaba-i mezkûrede ârâmsâz-ı kuʿûd olmuşlar idi. Şabân-ı şerîfin yedinci günü müretteb alay ve mehterhâne ile şaykalara râkib ve karşu tarafa zâhib olduklarında, kasabaya nısf sâʿat mesâfede nasb olunan hıyâma nüzûl ʿakabinde Yergöğü Kumandanı gelüp, îfây-ı resm-i terhîb ve berü tarafdan dahi su'âl-i hâtır ile tatyîb kılınup, ferdâsı Bükreş'e ʿazîmet ve dört günde kasabaya duhûl ile defʿ ü asâ-yı meşakkat eylediler. Tercemânlar vesâtatıyla tarafeynden icrây-ı muʿâmele-i hoş âmedî kılındıkdan sonra, Obreşkof bi'n-nefs Re'îs Efendi'nin konağına gelüp, tebrîk-i makām ve îfây-ı lâzime-i taʿzîm ü ikrâm edüp, ferdâsı Efendi-yi mûmâ ileyh tarafından Rusya Murahhası Obreşkofa [M2 237] müzeyyen bir re's esb ve mahdûmları Ahmed Hamîd tarafından Obreşkof'un maʿiyyetinde olan Merşal'in oğluna bir donanmış at irsâl ve anlar dahi semmûr ve kakım mukābelesiyle zeyl-i teşekkürü isbâl eylediler. Bir gün sonra Devlet-i ʿaliyye Murahhası dahi Obreşkof'un hânesine ʿazîmet ve cüz'îce âfâkī musâhabetden sonra mükâlemeye şurûʿ müzâkeresi sebkat ve yârınki gün bed' ve mübâşeretde demsâz-ı muvâfakat olmalarıyla, iki tarafın sır kâtipleri ve tercemânları mahall-i mükâlemeyi ru'yet ile ʿavdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbânın on üçüncü günü iki devlet murahhasları mütesâviyyü'l-ikdâm mahall-i mükâlemeye duhûl ile rüsûm-ı ʿâdiyeyi itmâmdan sonra meclis tahliye ve Hayrî Efendi ve bu Fakīr ve öte tarafdan dahi iki nefer sır kâtipleri ve tarafeyn tercemânları meclisde kalup, Hayrî Efendi o tarafın ve Fakīr berü tarafın mübâhasesini zabta şurûʿ eyledik. İbtidâ iki taraf resm-i kadîm üzere sânihalarını kırâ'et ve sâniyen mütâreke sohbetine şurûʿ u mübâşeret ve Obreşkof: “Mütârekenin müddeti ne mikdâr olsun\" deyü su'âl eyledikde, Re'îs Efendi: “Ekalli altı mâh olsun\" dedikde, Obreşkof istiksâr ve: “Şu efendi ile mukāvelemiz kırk günü altı mâha takrîb idi, sözümüzden nükûl etmeyüz, aralıkda zâyiʿ olan eyyâmın üzerine üç mâh zam olunsa, ʿahd-i sâbıka mukārebet hâsıl\nolurdu\" dedikde, Re’îs Efendi: “Mütârekenin ʿadem-i vüsʿati bizden evvel bu maslahata me'mûr olanları ne mertebe izʿâc eylediği zâhirdir, baʿzan katʿ u fasla karîb mâddeler istîzâna tevakkuf edüp, Peterburg'a âdem varup gelinceye dek bir defʿada o mikdâr müddet münkazî olup, tekrar mütârekeye ihtiyâc mess eyleyeceği be-dîdârdır, yoğise mütâreke eyyâmının kıllet ü kesreti ʿindimizde müsâvîdir” dedikde, ruhsatı dört mâha munhasır olup, ziyâdesi elinden gelmeyeceğini katʿan ifâde vü beyân ve tarafeynden vâfir ebhâs güzerân edüp, âhıru'l-emr Gürcistan ve sâyir emâkin-i bâʿîdenin bir mâh zamîmesi ile berü tarafdan kabûl ve bâdî-yi emrde tenâfüri mûcib evzâʿ izhârından ʿudûl olundu. Tarafeyn ʿAbdulkerîm Efendi'nin mütâreke şurûtunu iltizâm ve tasdîk ile lâzım gelen senedleri tahrîr ü temhîr ve baʿde'l-mübâdele bir sûreti Ordu-yi hümâyûn'a gönderildikde, nevrûza dek temdîd-i müddet kalb-i Sadâret-penâhî'ye ilkāy-ı [M2 238] hizzet ü beşâşet edüp, fi'l-hâl mütâreke ahbârını serhadlara neşr ü iʿlân ve tavâyif-i askerî husûl-i âsâyiş ve ferâğ ile ihtilâs ve vakt ü zemân ve âlât-ı harbiyyeyi âvihte-i mismâr-nisyân eylediler.",
          "caption": "İbtidây-ı ictimâʿ-ı murahhasân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_876.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İbtidây-ı ictimâʿ-ı murahhasân",
          "text": "Şaʿbânın on üçüncü günü iki devlet murahhasları mütesâviyyü'l-ikdâm mahall-i mükâlemeye duhûl ile rüsûm-ı ʿâdiyeyi itmâmdan sonra meclis tahliye ve Hayrî Efendi ve bu Fakīr ve öte tarafdan dahi iki nefer sır kâtipleri ve tarafeyn tercemânları meclisde kalup, Hayrî Efendi o tarafın ve Fakīr berü tarafın mübâhasesini zabta şurûʿ eyledik. İbtidâ iki taraf resm-i kadîm üzere sânihalarını kırâ'et ve sâniyen mütâreke sohbetine şurûʿ u mübâşeret ve Obreşkof: “Mütârekenin müddeti ne mikdâr olsun\" deyü su'âl eyledikde, Re'îs Efendi: “Ekalli altı mâh olsun\" dedikde, Obreşkof istiksâr ve: “Şu efendi ile mukāvelemiz kırk günü altı mâha takrîb idi, sözümüzden nükûl etmeyüz, aralıkda zâyiʿ olan eyyâmın üzerine üç mâh zam olunsa, ʿahd-i sâbıka mukārebet hâsıl\nolurdu\" dedikde, Re’îs Efendi: “Mütârekenin ʿadem-i vüsʿati bizden evvel bu maslahata me'mûr olanları ne mertebe izʿâc eylediği zâhirdir, baʿzan katʿ u fasla karîb mâddeler istîzâna tevakkuf edüp, Peterburg'a âdem varup gelinceye dek bir defʿada o mikdâr müddet münkazî olup, tekrar mütârekeye ihtiyâc mess eyleyeceği be-dîdârdır, yoğise mütâreke eyyâmının kıllet ü kesreti ʿindimizde müsâvîdir” dedikde, ruhsatı dört mâha munhasır olup, ziyâdesi elinden gelmeyeceğini katʿan ifâde vü beyân ve tarafeynden vâfir ebhâs güzerân edüp, âhıru'l-emr Gürcistan ve sâyir emâkin-i bâʿîdenin bir mâh zamîmesi ile berü tarafdan kabûl ve bâdî-yi emrde tenâfüri mûcib evzâʿ izhârından ʿudûl olundu. Tarafeyn ʿAbdulkerîm Efendi'nin mütâreke şurûtunu iltizâm ve tasdîk ile lâzım gelen senedleri tahrîr ü temhîr ve baʿde'l-mübâdele bir sûreti Ordu-yi hümâyûn'a gönderildikde, nevrûza dek temdîd-i müddet kalb-i Sadâret-penâhî'ye ilkāy-ı [M2 238] hizzet ü beşâşet edüp, fi'l-hâl mütâreke ahbârını serhadlara neşr ü iʿlân ve tavâyif-i askerî husûl-i âsâyiş ve ferâğ ile ihtilâs ve vakt ü zemân ve âlât-ı harbiyyeyi âvihte-i mismâr-nisyân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karamân Vâlîsi'nin Şâm me'mûriyyeti munsarıf varakada dahi ictimâʿ-ı nâs ile mizâc-ı râhat ü sâmânı münharif olup, Karamân Eyâleti tarafına tevcîh ü ihsân ve Sürücülük ile refîʿu'ş-şân kılınmışidi. Bu behâne ile çep ü râstında vâkiʿ kurâ ve kasabâtı cuğd u bûma âşiyâne ve ehâlîsinin bünyâd-ı taʿîşlerini harâb ü virâne edüp, ne hâl ise Ordu-yi hümâyûn'a resîde ve beş altı yüz kadar ʿUrbân ve atları lağar ve nâ-tüvân asker ile saff-keşîde olup, emsâline erzânî kılındığı vech üzere ferve-i semmûr iktisâ ve Ordu-yi hümâyûn'un bir cânibinde haymelerini nasb ile visâde-i râhata istilkā eyledi. Tekâsüf-i ebr-i midrâr ile nâzil olan emtâr, insân ve hayvânı mübtelây-ı çâr-mevce-i iztırâb u nâ-tüvânî ve bürûdet-i cevv-i hevâ cümleyi giriftâr-ı ʿazâb-ı rûhânî vü cismânî edüp, bu sebeble ittihâz-ı meştâ ve bir şehr-i zâhirû'r-rehâda behâra dek defʿ-i sevret-i şitâ zamîr-i Sadr-ı âlî-kadrda cilve nümâ olup, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerâ vü vükelâ otâk-ı Süreyyâ-nitâka cemʿ ve bu keyfiyyete cümlesi havâle-i semʿ edüp, baʿzıları: “Sadrıaʿzam Ordu-yi hümâyûn ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿazîmet ve Murahhas Efendi tarafından pey-der-pey vürûd eden mevâddın hüsn-i temşiyetini ʿarz-ı pâye-i serîr-i Saltanat edüp, mahzâ buğz u hasedden nâşî safsata vü mağlatayı câmiʿ kelâm-ı gayr-i vâkiʿ ile bu maslahat-ı hayriyyeyi mâniʿ olanları redʿ ve fâyide-i ceng ü sulhu muvâzene ile muhayyel olan fesâdâtı defʿ ve her vechile münâsibdir” dediler. Baʿzıları dahi: “İhtimâl-i iʿâde-i harb ile Serdâr-ı ekrem'in buʿdu, maslahat-ı harbiyyeye bir vechile muvâfık olmayup, Edirne hısb u rehâ ile şöhret-nümâ ve Âsitâne-i saʿâdet'e nisbetle serhadlere karîb bir şehr-i vesîʿu'l-ercâ olmağla, ittihâz-ı meştâya evleviyyeti zâhir u hüveydâdır\" dediler. Baʿzı ashâb-ı ʿukūl: “Edirne ve İstanbul'da kışlamak lâzım gelürse, birkaç seneden berü\nmetâʿib-i seferiyye ile muztarib ve âteş-i firkat-i evlâd ü ʿıyâl ile mültehib olanlar refâhiyyet-i ʿîş ve nuʿûmet-i lihâf ile i’tilâf edüp, iʿâde-i harb [M2 239] lâzım geldikde, yerlerinden tahrîkleri müteʿassir ve tîz elden yine Şumnu'ya varılmak hayli müteʿazzir olup, şöyle ki her ne kadar hareketde sürʿat gösterilse dahi, asker mukābele-i aʿdâya varıncaya dek serhadlerin ekserîsi giriftâr-ı yed-i düşmen olacağı müteyakkan ve bu takdîrde kemâ-kân Şumnu'da ikāmet müstahsen olduğundan başka, Murahhas-ı devlete dahi sebeb-i kuvvet ve baʿzı mevâddın istimzâcına kasr-ı mesâfe sebebi ile medâr-ı sühûletdir\" dediler.\n\nErbâb-ı meşveret icrây-ı re’y-i ahîrde safka-zen-i ittihâd ü muvâfakat olup, gurre-i Ramazânda Serdâr-ı ekrem hazretleri ve sâyir ricâl ve ocağlu Şumnu'ya duhûl ve sâbıkı üzere herkes hânesine nüzûl edüp, hâric-i kasabada hayme-nişîn olan Vezîr Seyyid Nuʿmân Paşa Pravadi (Provadia) Kasabası'nda ve Vezîr İbrâhîm Paşa Hezargrad Kasabası'nda kışlamak husûsu dahi meclisde karar-dâde olup, bu irâde şifâhen müşârun ileyhimâya ifade olundu. Bundan akdem himmet-i Âsafâne ile ocağlardan tahsîl olunan küllî mahlûlât kısteyn mevâcibini taklîl ve edâsını teshîl edüp, bu hidmet nezd-i ferd-i Şâhâne'de bâʿis-i tahsîn ü pesend ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin kadr u iʿtibârını bâlâ-ter ü bülend edüp, Çakırcı Paşa Ağa vesâtatıyla semmûr kürk ve mücevher hançere mashûb hatt-ı hümâyûn, mevkiʿ-i vusûle makrûn ve birkaç günden sonra Ağa-yı mûmâ ileyh mültefit ü memnûn Âsitâne tarafına revâne oldu.",
          "caption": "Vürûd-i Vâlî-yi Karamân ve vukūʿ-i meşveret berây-ı meştâ ve âmeden-i teşrîfât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_877.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i Vâlî-yi Karamân ve vukūʿ-i meşveret berây-ı meştâ ve âmeden-i teşrîfât",
          "text": "Karamân Vâlîsi'nin Şâm me'mûriyyeti munsarıf varakada dahi ictimâʿ-ı nâs ile mizâc-ı râhat ü sâmânı münharif olup, Karamân Eyâleti tarafına tevcîh ü ihsân ve Sürücülük ile refîʿu'ş-şân kılınmışidi. Bu behâne ile çep ü râstında vâkiʿ kurâ ve kasabâtı cuğd u bûma âşiyâne ve ehâlîsinin bünyâd-ı taʿîşlerini harâb ü virâne edüp, ne hâl ise Ordu-yi hümâyûn'a resîde ve beş altı yüz kadar ʿUrbân ve atları lağar ve nâ-tüvân asker ile saff-keşîde olup, emsâline erzânî kılındığı vech üzere ferve-i semmûr iktisâ ve Ordu-yi hümâyûn'un bir cânibinde haymelerini nasb ile visâde-i râhata istilkā eyledi. Tekâsüf-i ebr-i midrâr ile nâzil olan emtâr, insân ve hayvânı mübtelây-ı çâr-mevce-i iztırâb u nâ-tüvânî ve bürûdet-i cevv-i hevâ cümleyi giriftâr-ı ʿazâb-ı rûhânî vü cismânî edüp, bu sebeble ittihâz-ı meştâ ve bir şehr-i zâhirû'r-rehâda behâra dek defʿ-i sevret-i şitâ zamîr-i Sadr-ı âlî-kadrda cilve nümâ olup, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerâ vü vükelâ otâk-ı Süreyyâ-nitâka cemʿ ve bu keyfiyyete cümlesi havâle-i semʿ edüp, baʿzıları: “Sadrıaʿzam Ordu-yi hümâyûn ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿazîmet ve Murahhas Efendi tarafından pey-der-pey vürûd eden mevâddın hüsn-i temşiyetini ʿarz-ı pâye-i serîr-i Saltanat edüp, mahzâ buğz u hasedden nâşî safsata vü mağlatayı câmiʿ kelâm-ı gayr-i vâkiʿ ile bu maslahat-ı hayriyyeyi mâniʿ olanları redʿ ve fâyide-i ceng ü sulhu muvâzene ile muhayyel olan fesâdâtı defʿ ve her vechile münâsibdir” dediler. Baʿzıları dahi: “İhtimâl-i iʿâde-i harb ile Serdâr-ı ekrem'in buʿdu, maslahat-ı harbiyyeye bir vechile muvâfık olmayup, Edirne hısb u rehâ ile şöhret-nümâ ve Âsitâne-i saʿâdet'e nisbetle serhadlere karîb bir şehr-i vesîʿu'l-ercâ olmağla, ittihâz-ı meştâya evleviyyeti zâhir u hüveydâdır\" dediler. Baʿzı ashâb-ı ʿukūl: “Edirne ve İstanbul'da kışlamak lâzım gelürse, birkaç seneden berü\nmetâʿib-i seferiyye ile muztarib ve âteş-i firkat-i evlâd ü ʿıyâl ile mültehib olanlar refâhiyyet-i ʿîş ve nuʿûmet-i lihâf ile i’tilâf edüp, iʿâde-i harb [M2 239] lâzım geldikde, yerlerinden tahrîkleri müteʿassir ve tîz elden yine Şumnu'ya varılmak hayli müteʿazzir olup, şöyle ki her ne kadar hareketde sürʿat gösterilse dahi, asker mukābele-i aʿdâya varıncaya dek serhadlerin ekserîsi giriftâr-ı yed-i düşmen olacağı müteyakkan ve bu takdîrde kemâ-kân Şumnu'da ikāmet müstahsen olduğundan başka, Murahhas-ı devlete dahi sebeb-i kuvvet ve baʿzı mevâddın istimzâcına kasr-ı mesâfe sebebi ile medâr-ı sühûletdir\" dediler.\n\nErbâb-ı meşveret icrây-ı re’y-i ahîrde safka-zen-i ittihâd ü muvâfakat olup, gurre-i Ramazânda Serdâr-ı ekrem hazretleri ve sâyir ricâl ve ocağlu Şumnu'ya duhûl ve sâbıkı üzere herkes hânesine nüzûl edüp, hâric-i kasabada hayme-nişîn olan Vezîr Seyyid Nuʿmân Paşa Pravadi (Provadia) Kasabası'nda ve Vezîr İbrâhîm Paşa Hezargrad Kasabası'nda kışlamak husûsu dahi meclisde karar-dâde olup, bu irâde şifâhen müşârun ileyhimâya ifade olundu. Bundan akdem himmet-i Âsafâne ile ocağlardan tahsîl olunan küllî mahlûlât kısteyn mevâcibini taklîl ve edâsını teshîl edüp, bu hidmet nezd-i ferd-i Şâhâne'de bâʿis-i tahsîn ü pesend ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin kadr u iʿtibârını bâlâ-ter ü bülend edüp, Çakırcı Paşa Ağa vesâtatıyla semmûr kürk ve mücevher hançere mashûb hatt-ı hümâyûn, mevkiʿ-i vusûle makrûn ve birkaç günden sonra Ağa-yı mûmâ ileyh mültefit ü memnûn Âsitâne tarafına revâne oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı ekrem hazretleri ʿan-asl Rumeli kutrunda kesret-i seyr ü hareketle zî kudret olanlarını ihtibâr ve tehammüllerine göre mîrî verüp, meştâya tertîb ve bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a vusûllerini işʿâr buyurmuşlar idi. Emr-i ʿâlîye imtisâl ve erbâʿîn içinde fevc fevc meştây-ı hümâyûna ittisâl ve alây gösterdikden sonra serhadlere tefrîk u irsâl bu cumûʿun efrâdından Çatalcalı Ali Ağa, Balya Boğazı'na me'mûr ve altı mâh kadar o mahalde askerini tefrîk etmeyerek, emr-i muhâfazada sarf-ı makdûr eylediği maʿlûm-i Sadru's-sudûr olduğundan başka, Vezâret'e istihkākı maʿlûm ve hidemât-ı devlete liyâkati meczûm olup, gurre-i Şevvâlde rütbe-i vâlây-ı Vezâret ile nâyil-i aksa'l-gāye-i menzilet ve müceddeden mansıb verilen Eğriboz'a kādime-cünbân-ı ʿazîmet oldu.",
          "caption": "Baʿzı vekâyiʿ ve ihsân-ı Vezâret be-ʿAli Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_878.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekâyiʿ ve ihsân-ı Vezâret be-ʿAli Ağa",
          "text": "Serdâr-ı ekrem hazretleri ʿan-asl Rumeli kutrunda kesret-i seyr ü hareketle zî kudret olanlarını ihtibâr ve tehammüllerine göre mîrî verüp, meştâya tertîb ve bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a vusûllerini işʿâr buyurmuşlar idi. Emr-i ʿâlîye imtisâl ve erbâʿîn içinde fevc fevc meştây-ı hümâyûna ittisâl ve alây gösterdikden sonra serhadlere tefrîk u irsâl bu cumûʿun efrâdından Çatalcalı Ali Ağa, Balya Boğazı'na me'mûr ve altı mâh kadar o mahalde askerini tefrîk etmeyerek, emr-i muhâfazada sarf-ı makdûr eylediği maʿlûm-i Sadru's-sudûr olduğundan başka, Vezâret'e istihkākı maʿlûm ve hidemât-ı devlete liyâkati meczûm olup, gurre-i Şevvâlde rütbe-i vâlây-ı Vezâret ile nâyil-i aksa'l-gāye-i menzilet ve müceddeden mansıb verilen Eğriboz'a kādime-cünbân-ı ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh sâl-hûrde vü pîr ve birkaç seneden berü germ ü serd-i [M2 240] rûzgârı muʿâyene ile kuvây-ı vücûdu bi'l-külliyye halel-pezîr olup, ʿâkıbet ʿaraz-ı maraz ile dil-hırâş ve bir müddet pehlû-zede-i kenâre-i firâş olup, Şevvâlin on ikinci\ngünü niʿmet-i hayâtdan dilsîr ve vâsıl-ı rahmet-i Hayy-i Kadîr oldu. Mûmâ ileyh yüz on iki sâlinde meşîme-i çâk-ı şühûd ve fârık-ı miyân-ı bûd u ne-bûd oldukda pederi vefât ve mevâlîden ceddi ʿOsmân Efendi'nin âgûş-i terbiyyesinde tahsîl-i kemâlât edüp, neyl-i mülâzemetle kâm-bîn ve kırk üç târîhinde min ihde'l-müderrisîn olmuşidi. Tabʿında zerâfet ve cildinde ʿadem-i sıklet hasebiyle, ekser kibâra enîs ve bâ-husûs baʿzı vüzerâya hem-râz u celîs olup, Dâmâd-zâde Meşîhati'nde ʿazl ve Defter-i müderrisînden ismi hakk ile mübtelây-ı zell ü ezell olup, bir müddetden sonra kemâ-kân tarîka duhûl ile baʿzı hidmetlerde istihdâm ve bâ-husûs Maktûl Beşîr Ağa zemânında Haremeyn Müfettişliği ile tertîb-sâz-ı esbâb-ı ʿizz u ihtişâm ve altmış sekizde Galata Mevleviyyeti ile mazhar-ı sunûf-i ikrâm olmuşidi. Baʿdehû Mısr-ı Kāhire ve Mekke-i mükerreme kazâlarıyla dilşâd ve ʿAbdullah Efendi yerine İstanbul Pâyesi'yle Ordu Kadısı nasb olunup, târîh-i mezkûrda ʿâzim-i semt-i meʿâd oldu. Efendi-yi mûmâ ileyh nisâc-ı kârgâh-ı meʿânî ve vâkıf-ı mezâyâ-yı meʿârif ü nüktedânî-yi hüsn-i selîka ile mezkûr ve Sultân Mahmûd merhûmun binâ eyledikleri bende, [mısrâ]: \"And[a] bend etdi bu bend-i âb-ı hayâtı sû-be-sû\" târîhi beyne'n-nâs mütevâtir u meşhûrdur.",
          "caption": "Vefât-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn Niʿmetullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_879.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn Niʿmetullah Efendi",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh sâl-hûrde vü pîr ve birkaç seneden berü germ ü serd-i [M2 240] rûzgârı muʿâyene ile kuvây-ı vücûdu bi'l-külliyye halel-pezîr olup, ʿâkıbet ʿaraz-ı maraz ile dil-hırâş ve bir müddet pehlû-zede-i kenâre-i firâş olup, Şevvâlin on ikinci\ngünü niʿmet-i hayâtdan dilsîr ve vâsıl-ı rahmet-i Hayy-i Kadîr oldu. Mûmâ ileyh yüz on iki sâlinde meşîme-i çâk-ı şühûd ve fârık-ı miyân-ı bûd u ne-bûd oldukda pederi vefât ve mevâlîden ceddi ʿOsmân Efendi'nin âgûş-i terbiyyesinde tahsîl-i kemâlât edüp, neyl-i mülâzemetle kâm-bîn ve kırk üç târîhinde min ihde'l-müderrisîn olmuşidi. Tabʿında zerâfet ve cildinde ʿadem-i sıklet hasebiyle, ekser kibâra enîs ve bâ-husûs baʿzı vüzerâya hem-râz u celîs olup, Dâmâd-zâde Meşîhati'nde ʿazl ve Defter-i müderrisînden ismi hakk ile mübtelây-ı zell ü ezell olup, bir müddetden sonra kemâ-kân tarîka duhûl ile baʿzı hidmetlerde istihdâm ve bâ-husûs Maktûl Beşîr Ağa zemânında Haremeyn Müfettişliği ile tertîb-sâz-ı esbâb-ı ʿizz u ihtişâm ve altmış sekizde Galata Mevleviyyeti ile mazhar-ı sunûf-i ikrâm olmuşidi. Baʿdehû Mısr-ı Kāhire ve Mekke-i mükerreme kazâlarıyla dilşâd ve ʿAbdullah Efendi yerine İstanbul Pâyesi'yle Ordu Kadısı nasb olunup, târîh-i mezkûrda ʿâzim-i semt-i meʿâd oldu. Efendi-yi mûmâ ileyh nisâc-ı kârgâh-ı meʿânî ve vâkıf-ı mezâyâ-yı meʿârif ü nüktedânî-yi hüsn-i selîka ile mezkûr ve Sultân Mahmûd merhûmun binâ eyledikleri bende, [mısrâ]: \"And[a] bend etdi bu bend-i âb-ı hayâtı sû-be-sû\" târîhi beyne'n-nâs mütevâtir u meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿdenin sekizinci günü Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd olan ricâl ve hademenin mansıbları ibkā olunup, fekat Nûh Bey Âsitâne'ye ʿazîmet etmek bâbında dâmengîr-i ilticâ olmağla, mutasarrıf olduğu Sipâh Ağalığı, Aydoslu Hasan Ağa'ya tevcîh ve Büyük Rûznâme Pâyesi'yle Re’îsülküttâb Efendi Vekîli Büyük Tezkireci olan İbrâhîm Münîb Efendi'nin kadr u menzileti terfîʿ u tenvîh olundu. Murahhas Efendi'nin ve maʿiyyetinde olan efendilerin dahi mutasarrıf oldukları menâsıbın ru'ûslarıyla hılʿatleri, Sadrıaʿzam Mühürdârı'yla Bükreş'e irsâl olunup, herkes iktisây-ı hılʿat ve ahz-ı ru'ûs ile hâyiz-i rehîne-i hubûr ve muharrir-i Fakīr bu cümle dâhilinde olup, mutasarrıf olduğum Gurebâ-i yesâr Kitâbet'i ibkāsıyla mesrûr oldum. Mühürdâr'a hîn-i ʿavdetinde Murahhas Efendi tarafından semmûr kürk ve üç bin guruş hidmet [M2 241] verilüp, maʿiyyetinde olan efendiler daʿvet ve ru'ûs mesârifinden vâreste ve bu takrîb efendi-yi mûmâ ileyhin senâsı târum-i çarh-ı esîre peyveste oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_880.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i tevcîhât",
          "text": "Zilkaʿdenin sekizinci günü Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd olan ricâl ve hademenin mansıbları ibkā olunup, fekat Nûh Bey Âsitâne'ye ʿazîmet etmek bâbında dâmengîr-i ilticâ olmağla, mutasarrıf olduğu Sipâh Ağalığı, Aydoslu Hasan Ağa'ya tevcîh ve Büyük Rûznâme Pâyesi'yle Re’îsülküttâb Efendi Vekîli Büyük Tezkireci olan İbrâhîm Münîb Efendi'nin kadr u menzileti terfîʿ u tenvîh olundu. Murahhas Efendi'nin ve maʿiyyetinde olan efendilerin dahi mutasarrıf oldukları menâsıbın ru'ûslarıyla hılʿatleri, Sadrıaʿzam Mühürdârı'yla Bükreş'e irsâl olunup, herkes iktisây-ı hılʿat ve ahz-ı ru'ûs ile hâyiz-i rehîne-i hubûr ve muharrir-i Fakīr bu cümle dâhilinde olup, mutasarrıf olduğum Gurebâ-i yesâr Kitâbet'i ibkāsıyla mesrûr oldum. Mühürdâr'a hîn-i ʿavdetinde Murahhas Efendi tarafından semmûr kürk ve üç bin guruş hidmet [M2 241] verilüp, maʿiyyetinde olan efendiler daʿvet ve ru'ûs mesârifinden vâreste ve bu takrîb efendi-yi mûmâ ileyhin senâsı târum-i çarh-ı esîre peyveste oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İkinci meclisde Devlet-i ʿaliyye Murahhası ile Rusiyye Murahhası ictimâ edüp, ibtidâ tazmîn mâddesi hasm tarafından îrâd ve daʿvây-ı sebebiyyet ile izhâr-ı sûret-i ʿinâd etmişidi. Re’îs Efendi tarafından: “Eğer maʿnây-ı tazmîn mesârıf-ı seferiyyeden\n'ibâret ise, Devlet-i ʿaliyye'non mesârifı resîde-i râdde-i azʿâf ve bi'l-istihkāk daʿvây-ı tazmîn eyler ise, muvâfık-ı tavr-ı insâfdır. Eğer tazmîn sefere ʿillet olmakdan kinâye ise, cümle devletlerin nezâretinde olan Lehlü'ye Rusyalu itâle-i pây-i teʿaddî eylediklerinden gayri, Memâlik-i ʿOsmâniyye'de vâkiʿ Balta'ya ne derecelerde zarar îrâs eyledikleri maʿlûmdur. Muhârebe niyyetinde olan devletler ekalli üç sene mukaddem levâzım-ı seferiyyelerini tanzîm ile iʿlân-ı harb etmek tavr-ı kadîm olup, Devlet-i ʿaliyye ise birkaç mâh Lehlü gavgāsıyla Âsitâne'de seninle imrâr-ı eyyâm ve bu maddeler serhadlerimize ihdâs-ı ihtılâl ediyor\" deyü feryâd olundukça, sûret-i nizâm iltizâmıyla bir şâfî cevâb verilmediği maʿlûm-i enâm olup, Devlet-i ʿaliyye umûrunu tesviye ve tertîb etmeden sefere çıkup, hattâ Bender'e varıldıkda, kıllet-i zehâyir sebebi ile ehâlî: “Çünkü sefer edecek idiniz, mukaddemce niçün anbarlar yapup küllî zehâyir iddihâr etmediniz” dedikleri, tevâtür-yâb-ı iştihârdır” dedikde, vâfir kīl ü kālden sonra Obreşkof cevâbdan ʿâciz olarak, Fokşan mükâlemesinde vâkiʿ olduğu gibi âhar mâddeye intikāl eyledi. Ber-minvâl-i muharrer haftada iki gün ictimâʿ ve tarafeynden münâkaşa vü nizâʿ inkıtâʿ bulmayup, gâh vesâtatan ve gâh şifâhen teshîl-i mesâlih edecek mukaddimât-ı maʿkūle ve tergībât-ı makbûle îkāʿ olunup, âhır-i kâr Rusya Murahhası Obreşkof devletinin sâyir agrâzını tahsîl siyâkında birkaç mâddeyi katʿ u tahlîl ve temessükât tahrîr ve tarafeynden temhîr olunup, meclislerde mübâdele ile defʿ-i mücâdele edüp, şöyle ki Eflâk ve Boğdan ve hîn-i muhârebede Devlet-i ʿaliyye'ye muhâlefet ve Rusyalu'ya muvâfakat eden reʿâyânın cürm ü günâhları ʿafv ile haklarında hüsn-i muʿâmele olunup, Gürcistân'da vâkiʿ bi'l-cümle kılâʿın Devlet-i ʿaliyye'ye redd [M2 242] ü teslîmi ve bu mukābelede Gürcüler fî-mâ baʿd seby ü istirkāk olunmayarak memnûʿiyyeti beyʿ u şîrâları ve Rusya elçilerinin Dîvân-ı ʿâlî'ye vürûdlarında bi-hasebi'r-rütbe tekaddüm ve te'ahhurlarına riʿâyet olunup, tercemân ve hademelerinin emsâllerine kıyâsen cizye ve sâyir tekâlîfden muʿâfiyetleri ve elçi etbâʿından Dîn-i İslâm'ı kabûl edenler tercemânları muvâcehesinde defʿ-i iştibâh ve ihtimâl içün birkaç defʿa tekrîr-i su'âl olunup, âyîn-i nasârâyı terk ve Dîn-i Muhammedî'yi kabûl eyledikleri sâbit oldukda, Rusyalu tarafından katʿâ cebr ve talep olunmayup, fekat elçinin baʿzı emvâl ü eşyâsını gāret ü nehb etmiş ise temâmen tahsîl u istirdâd olunması ve fırak-ı Çerâkise'den Küçük Kabartay ve Büyük Kabartay Rusyalu tarafına terk ü defʿ olunup, Kırım Hânı'nın nasb u taʿyîni dahi sunûf u kabâyil-i Tatar'ın re'y ü ihtiyârlarıyla vukūʿ bulması ve devleteyn üserâsı şükrâne-i musâlaha sûretinde bilâ-bedel iki devlet tarafından ıtlak u âzâd olunup, elli üç târîhinde ʿakd olunan musâlaha şurûtu iʿtibârdan sâkıt u metrûk olup, işbu ʿakd olunacak musâlaha şurûtu fî-mâ baʿd merʿî ve muʿteber ve düstûru'l-ʿamel olmak, hâsıl-ı kelâm on mâddenin senedleri birkaç gün zarfında mükâleme ve her mâddesinde haylî münâkaşa vü muʿâraza olunarak, vech-i meşrûh üzere katʿ ve tarafeynden hatm ü imzâ ve yek-dîgere mübâdeleten iʿtâ ile bu teshîlâtdan garaz-ı aslî olan, mebhas-i Tatar'a refte refte şurûʿ ve üss-i binây-ı musâlaha olduğuna binâʿen, murahhaslar beyninde haylî\nmünâkaşa ve mücâdele vukūʿ ve nihâyetü'l-emr Kırım'da vâkiʿ cevâmiʿ u mesâcidde cum'a günleri hutbe kırâ'et olunur iken, kemâ fi'l-evvel ism-i Sâmî-yi hazret-i Şehriyârî zikr u yâd olunup, ber-minvâl-i muharrer kavm-i Tatar'ın intıhâbıyla Hân nasb olunduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye menşûr-i izn ü ruhsat iʿtâ buyurup, ahkâm-ı şerʿiyyeleri câ’iz olmak içün Tatar ʿulemâsından icrây-ı ahkâma kādir kimselere bilâ-ʿivaz Kadıʿasker Efendi tarafından mürâsele olunmak mâddeleri dahi, tarafeynden bi'l-îcâb ve'l-kabûl karar-gîr-i husûl ve ancak nizâʿ, Kırım kılâʿının reddinde kalup, Rusya Murahhası cümle kılâʿ Tatar yedinde ve Kerş Limanı ve Yeni-kalʿa Rusyalu yedinde kalmak iddiʿâsında ısrâr ve mahzûru müteʿayyin olduğundan, Re'îs Efendi, kalʿalar mâddesine Devlet-i ʿaliyye [M2 243] vechen mine'l-vücûh râzı olmayacağını beyân ile fesh-i mükâleme sûreti nümâyân olmuşiken, tarafeyn bu mâddeyi kırk gün vaʿde ile devletlerine tahrîr etmek üzere karâr ve hulûl-i eyyâm-ı mevʿûde hengâmında, Obreşkof inʿikād-ı sulh birkaç mâddeye mütevakkıf olup, bunlara Devlet-i ʿaliyye müsâʿade eder ise Rusyalu tazmîn-i muʿtedilden geçer:\n\nBiri: Tatar'ın serbestiyetleri îbkāsına Rusyalu'nun tekeffülü ve\n\nİkincisi: Kerş ve Yeni-kalʿa'nın Rusyalu yedinde kalması,\n\nÜçüncüsü: Ak-deniz ve Kara-deniz'de gerek ceng ve gerek tüccâr sefînelerinin âmed ü reftine mümânaʿat olunmaması,\n\nDördüncüsü: Kılâʿ-ı Kırım'ın eyâdî-yi Tatar'da ibkāsı ve Rusyalu tarafında olan Ligor'a Boğdan ber-vech-i te'bîd tefvîz olunup, Voyvodalık münhal oldukda, evlâdı tevârüs ve Dubrovnikli gibi Boğdan'ın mîrîsini üç senede bir maktûʿân Devlet-i ʿaliyye'ye teslîm ve Âsitâne'de bir Kapu Kethudâsı ikāmesine ruhsat verilüp, Kılburun Rusyalu'ya terk ve Özi hedm olunmak mâddelerini şâmil elçi-yi mesfûr bir kâğıd ibrâz eyledikde, Re'îs Efendi: “Devlet-i ʿaliyye bu mâddelerin birine ruhsat vermeyüp, iʿâde-i harb lâzım geleceği zâhirdir. Bunları kabûlden ise dîn ü devletimiz uğrunda ifnây-ı vücûd etmek her hâlde bize hayırludur” deyü cevâb verüp: “Hele bir kerre bu sûret tarafınızdan Devlet-i ʿaliyye'ye 'arz olunsun, bakalım ne cevâb zuhûr eder” demekle, bilâ-istîzân ʿavdet, şart-ı edebe muhill bir vazʿ u hareket olduğundan, bu ahvâli lisânen ve Rusya Murahhası'nın mevâdd-ı kâğıdını aynen ifâde vü ʿarz etmek üzere Atâ'ullah Beyefendi'nin Ordu-yi hümâyûn'a irsâli tasvîb olundu. Mîr-i mûmâ ileyh orduya vürûdunda vücûh-i ricâl ve ʿumûmen ocağlu huzûr-i Serdâr-ı ekremî'ye celb olunup, mîr-i mûmâ ileyh ile tevârüd eden tahrîrât ve lisânen takrîr etdiği ma'lûmât cümleye ifâde olundukda, Moskovlu'nun garazı Kerş ve Yeni-kalʿa olup bâkīsi maglata ve tehvîn-i müddeʿâlarını istihsâl içün tevhîm ü safsata kabîlinden olup, seyr-i deryâ mâddesine dahi vech-i münâsibi üzere nizâm ehven görülür.\nDüşmenin “Tazmîn” deyü taleb etdiği elli bin kîse zâhirde âsân ve edâsı hâric-i ez-hadd-i imkân olup, Tatar başlu başına olmağla, küffârın şimdiki tesallutundan eşedd değildir. [M2 244] Mürûr-i zemân ile heyʾet-i ûlâsına ircâʿ dahi kābildir. Bundan sonra on sene harb mütemâdî olsa bundan aʿlâ sulh olmaz\" deyü, herkes Sadriaʿzam'ı tergîb ve kabûl-i ʿâmme bulunduğunu hâvî hüccet tertîb olunup, her keyfiyyete vukūf tahsîl eden ʿAtaullah Beyefendi ile zikr olunan maʿrûzât, takdîm-i dergâh-ı Pâdişâhî cemîlü's-sıfat kılınmışidi. Âsitâne'ye vusûlünde bir kaç defʿa ʿakd olunan mecâlisde zamân u kefâlet ve terk-i kılâʿ ve bilâ-istisnâ seyr-i deryâ cümleye kabîh görülüp, kabûlünde envâʿ-ı mehâzîr taʿdâd ve bâ-husûs ʿOsmân Efendi ıtlâk-ı zimâm-ı feryâd ederek imtinâʿ-ı kabûlü tasrîh ve îrâd etmekle, herkesin zihnini tağlît ve Şehriyâr-ı ʿasr hazretlerini tevhîm ile mâddeyi ifsâd ü tahbît edüp, mevâdd-ı mezkûre hasm tarafından kabûl olunmayacak sûretde taʿdîl ve temşiye ve Murahhas Efendi tarafına gönderilmek taraf-ı hümâyûndan tavsiye olundu. Sadrıaʿzam dahi vukūʿ bulan keyfiyyâtı Murahhas Efendi tarafına tahrîr ve ser-rişte-i mükâlemenin ʿadem-i inkıtâʿını sırran tezkîr edüp, murahhaslarına ictimâʿ ve maddelere ʿadem-i müsâʿade sûretini Reʾîs Efendi Obreşkofa ifâde ve ismâʿ eyledikde, muʿâraza teceddüd edüp, üç sâʿat kadar tarafeynden serd-i edille vü berâhîn ve herkes maslahatına muvâfık bast-ı reʾy-i rezîn edüp, Rusya Murahhası şu takdîm etdiğim mâddelerin cümlesi Devlet-i ʿaliyye tarafından kabûl olunmadığı sûretde fî-mâ-baʿd lafz-ı mükâlemeyi lisânıma almak semt-i ruhsatımdan sad fersah dûr ve bu bâbda maʿzûr olduğunu ifâdeye mecbûr oldu. Ferdâsı Beylikçi Efendi'yi ve bu Fakīr'i Reʾîs Efendi alup, Obreşkof'un hânesine insırâf ile yine ebhâs-ı sâlife istînâf olundukda, Rusya Murahhası: “Mukaddemâ ʿarz olunan mevâdda Devlet-i ʿaliyye rızâ-dâde olduğu hâlde, rızânıza muvâfakatla sebeb-i teneffür olan sâyir mevâddın temşiyeti kābildir. Kaldı ki, kesb-i emniyyet içün Taman yakasında bir kalʿa binâsına ruhsat verilüp, bundan sonra mükâleme ʿabes ve itʿâb-ı vücûd kabîlinden olduğu ve mütâreke hıtâm bulup, ʿavdet-i harb lâzım geldiği ve Bükreş zahîremizin mecmaʿı olup, anbar tutuşmak ve âhar bir kazâ zuhûruyla şânınıza nakīsa verecek bir hâl tertîbinden gāyetü'l-gāye [M2 245] havf üzereyim” dedikde, Reʾîs Efendi: “Yarınki gün konağımızda nihâyetü'n-nihâye olarak bir meclis tertîb edelim” demekle, ertesi gün Obreşkof ile tekrar mübâhase ve Âsitâne'den taʿlîm olunan sûretin biriyle katʿ-ı nizâʿa ifrâğ-ı cehd ü tâkat edüp, bu meclisde dahi bir fâyide ihsâsı mümkin olmamağla, murahhasların müfârakatı tehakkuk eyledi. Nihâyet meclisde bekā-yı ruhsat-ı tarafeyn ile karîb ü baʿîd mevâdd-ı musâlaha bi'l-mükâtebe temhîd olunmak ve maslahat husûl bulduğu takdîrde, Ruscuk ile Yergöğü miyânında vâkiʿ adada ve yahud âhar mahalde tasdîknâmeler mübâdele olunmak mukāvele olundukdan sonra zilhiccenin yirmi sekizinci günü Reʾîs Efendi Bükreş'den refʿ-i kâr ü bâr-ı ikâmet ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, vâkiʿ olan ahvâli maʿrûz-i huzûr-i Sadr-ı sütûde-haslet eyledi.",
          "caption": "İcmâl-i mükâleme-i murahhasân ve ʿavdet-i îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_881.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i mükâleme-i murahhasân ve ʿavdet-i îşân",
          "text": "İkinci meclisde Devlet-i ʿaliyye Murahhası ile Rusiyye Murahhası ictimâ edüp, ibtidâ tazmîn mâddesi hasm tarafından îrâd ve daʿvây-ı sebebiyyet ile izhâr-ı sûret-i ʿinâd etmişidi. Re’îs Efendi tarafından: “Eğer maʿnây-ı tazmîn mesârıf-ı seferiyyeden\n'ibâret ise, Devlet-i ʿaliyye'non mesârifı resîde-i râdde-i azʿâf ve bi'l-istihkāk daʿvây-ı tazmîn eyler ise, muvâfık-ı tavr-ı insâfdır. Eğer tazmîn sefere ʿillet olmakdan kinâye ise, cümle devletlerin nezâretinde olan Lehlü'ye Rusyalu itâle-i pây-i teʿaddî eylediklerinden gayri, Memâlik-i ʿOsmâniyye'de vâkiʿ Balta'ya ne derecelerde zarar îrâs eyledikleri maʿlûmdur. Muhârebe niyyetinde olan devletler ekalli üç sene mukaddem levâzım-ı seferiyyelerini tanzîm ile iʿlân-ı harb etmek tavr-ı kadîm olup, Devlet-i ʿaliyye ise birkaç mâh Lehlü gavgāsıyla Âsitâne'de seninle imrâr-ı eyyâm ve bu maddeler serhadlerimize ihdâs-ı ihtılâl ediyor\" deyü feryâd olundukça, sûret-i nizâm iltizâmıyla bir şâfî cevâb verilmediği maʿlûm-i enâm olup, Devlet-i ʿaliyye umûrunu tesviye ve tertîb etmeden sefere çıkup, hattâ Bender'e varıldıkda, kıllet-i zehâyir sebebi ile ehâlî: “Çünkü sefer edecek idiniz, mukaddemce niçün anbarlar yapup küllî zehâyir iddihâr etmediniz” dedikleri, tevâtür-yâb-ı iştihârdır” dedikde, vâfir kīl ü kālden sonra Obreşkof cevâbdan ʿâciz olarak, Fokşan mükâlemesinde vâkiʿ olduğu gibi âhar mâddeye intikāl eyledi. Ber-minvâl-i muharrer haftada iki gün ictimâʿ ve tarafeynden münâkaşa vü nizâʿ inkıtâʿ bulmayup, gâh vesâtatan ve gâh şifâhen teshîl-i mesâlih edecek mukaddimât-ı maʿkūle ve tergībât-ı makbûle îkāʿ olunup, âhır-i kâr Rusya Murahhası Obreşkof devletinin sâyir agrâzını tahsîl siyâkında birkaç mâddeyi katʿ u tahlîl ve temessükât tahrîr ve tarafeynden temhîr olunup, meclislerde mübâdele ile defʿ-i mücâdele edüp, şöyle ki Eflâk ve Boğdan ve hîn-i muhârebede Devlet-i ʿaliyye'ye muhâlefet ve Rusyalu'ya muvâfakat eden reʿâyânın cürm ü günâhları ʿafv ile haklarında hüsn-i muʿâmele olunup, Gürcistân'da vâkiʿ bi'l-cümle kılâʿın Devlet-i ʿaliyye'ye redd [M2 242] ü teslîmi ve bu mukābelede Gürcüler fî-mâ baʿd seby ü istirkāk olunmayarak memnûʿiyyeti beyʿ u şîrâları ve Rusya elçilerinin Dîvân-ı ʿâlî'ye vürûdlarında bi-hasebi'r-rütbe tekaddüm ve te'ahhurlarına riʿâyet olunup, tercemân ve hademelerinin emsâllerine kıyâsen cizye ve sâyir tekâlîfden muʿâfiyetleri ve elçi etbâʿından Dîn-i İslâm'ı kabûl edenler tercemânları muvâcehesinde defʿ-i iştibâh ve ihtimâl içün birkaç defʿa tekrîr-i su'âl olunup, âyîn-i nasârâyı terk ve Dîn-i Muhammedî'yi kabûl eyledikleri sâbit oldukda, Rusyalu tarafından katʿâ cebr ve talep olunmayup, fekat elçinin baʿzı emvâl ü eşyâsını gāret ü nehb etmiş ise temâmen tahsîl u istirdâd olunması ve fırak-ı Çerâkise'den Küçük Kabartay ve Büyük Kabartay Rusyalu tarafına terk ü defʿ olunup, Kırım Hânı'nın nasb u taʿyîni dahi sunûf u kabâyil-i Tatar'ın re'y ü ihtiyârlarıyla vukūʿ bulması ve devleteyn üserâsı şükrâne-i musâlaha sûretinde bilâ-bedel iki devlet tarafından ıtlak u âzâd olunup, elli üç târîhinde ʿakd olunan musâlaha şurûtu iʿtibârdan sâkıt u metrûk olup, işbu ʿakd olunacak musâlaha şurûtu fî-mâ baʿd merʿî ve muʿteber ve düstûru'l-ʿamel olmak, hâsıl-ı kelâm on mâddenin senedleri birkaç gün zarfında mükâleme ve her mâddesinde haylî münâkaşa vü muʿâraza olunarak, vech-i meşrûh üzere katʿ ve tarafeynden hatm ü imzâ ve yek-dîgere mübâdeleten iʿtâ ile bu teshîlâtdan garaz-ı aslî olan, mebhas-i Tatar'a refte refte şurûʿ ve üss-i binây-ı musâlaha olduğuna binâʿen, murahhaslar beyninde haylî\nmünâkaşa ve mücâdele vukūʿ ve nihâyetü'l-emr Kırım'da vâkiʿ cevâmiʿ u mesâcidde cum'a günleri hutbe kırâ'et olunur iken, kemâ fi'l-evvel ism-i Sâmî-yi hazret-i Şehriyârî zikr u yâd olunup, ber-minvâl-i muharrer kavm-i Tatar'ın intıhâbıyla Hân nasb olunduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye menşûr-i izn ü ruhsat iʿtâ buyurup, ahkâm-ı şerʿiyyeleri câ’iz olmak içün Tatar ʿulemâsından icrây-ı ahkâma kādir kimselere bilâ-ʿivaz Kadıʿasker Efendi tarafından mürâsele olunmak mâddeleri dahi, tarafeynden bi'l-îcâb ve'l-kabûl karar-gîr-i husûl ve ancak nizâʿ, Kırım kılâʿının reddinde kalup, Rusya Murahhası cümle kılâʿ Tatar yedinde ve Kerş Limanı ve Yeni-kalʿa Rusyalu yedinde kalmak iddiʿâsında ısrâr ve mahzûru müteʿayyin olduğundan, Re'îs Efendi, kalʿalar mâddesine Devlet-i ʿaliyye [M2 243] vechen mine'l-vücûh râzı olmayacağını beyân ile fesh-i mükâleme sûreti nümâyân olmuşiken, tarafeyn bu mâddeyi kırk gün vaʿde ile devletlerine tahrîr etmek üzere karâr ve hulûl-i eyyâm-ı mevʿûde hengâmında, Obreşkof inʿikād-ı sulh birkaç mâddeye mütevakkıf olup, bunlara Devlet-i ʿaliyye müsâʿade eder ise Rusyalu tazmîn-i muʿtedilden geçer:\n\nBiri: Tatar'ın serbestiyetleri îbkāsına Rusyalu'nun tekeffülü ve\n\nİkincisi: Kerş ve Yeni-kalʿa'nın Rusyalu yedinde kalması,\n\nÜçüncüsü: Ak-deniz ve Kara-deniz'de gerek ceng ve gerek tüccâr sefînelerinin âmed ü reftine mümânaʿat olunmaması,\n\nDördüncüsü: Kılâʿ-ı Kırım'ın eyâdî-yi Tatar'da ibkāsı ve Rusyalu tarafında olan Ligor'a Boğdan ber-vech-i te'bîd tefvîz olunup, Voyvodalık münhal oldukda, evlâdı tevârüs ve Dubrovnikli gibi Boğdan'ın mîrîsini üç senede bir maktûʿân Devlet-i ʿaliyye'ye teslîm ve Âsitâne'de bir Kapu Kethudâsı ikāmesine ruhsat verilüp, Kılburun Rusyalu'ya terk ve Özi hedm olunmak mâddelerini şâmil elçi-yi mesfûr bir kâğıd ibrâz eyledikde, Re'îs Efendi: “Devlet-i ʿaliyye bu mâddelerin birine ruhsat vermeyüp, iʿâde-i harb lâzım geleceği zâhirdir. Bunları kabûlden ise dîn ü devletimiz uğrunda ifnây-ı vücûd etmek her hâlde bize hayırludur” deyü cevâb verüp: “Hele bir kerre bu sûret tarafınızdan Devlet-i ʿaliyye'ye 'arz olunsun, bakalım ne cevâb zuhûr eder” demekle, bilâ-istîzân ʿavdet, şart-ı edebe muhill bir vazʿ u hareket olduğundan, bu ahvâli lisânen ve Rusya Murahhası'nın mevâdd-ı kâğıdını aynen ifâde vü ʿarz etmek üzere Atâ'ullah Beyefendi'nin Ordu-yi hümâyûn'a irsâli tasvîb olundu. Mîr-i mûmâ ileyh orduya vürûdunda vücûh-i ricâl ve ʿumûmen ocağlu huzûr-i Serdâr-ı ekremî'ye celb olunup, mîr-i mûmâ ileyh ile tevârüd eden tahrîrât ve lisânen takrîr etdiği ma'lûmât cümleye ifâde olundukda, Moskovlu'nun garazı Kerş ve Yeni-kalʿa olup bâkīsi maglata ve tehvîn-i müddeʿâlarını istihsâl içün tevhîm ü safsata kabîlinden olup, seyr-i deryâ mâddesine dahi vech-i münâsibi üzere nizâm ehven görülür.\nDüşmenin “Tazmîn” deyü taleb etdiği elli bin kîse zâhirde âsân ve edâsı hâric-i ez-hadd-i imkân olup, Tatar başlu başına olmağla, küffârın şimdiki tesallutundan eşedd değildir. [M2 244] Mürûr-i zemân ile heyʾet-i ûlâsına ircâʿ dahi kābildir. Bundan sonra on sene harb mütemâdî olsa bundan aʿlâ sulh olmaz\" deyü, herkes Sadriaʿzam'ı tergîb ve kabûl-i ʿâmme bulunduğunu hâvî hüccet tertîb olunup, her keyfiyyete vukūf tahsîl eden ʿAtaullah Beyefendi ile zikr olunan maʿrûzât, takdîm-i dergâh-ı Pâdişâhî cemîlü's-sıfat kılınmışidi. Âsitâne'ye vusûlünde bir kaç defʿa ʿakd olunan mecâlisde zamân u kefâlet ve terk-i kılâʿ ve bilâ-istisnâ seyr-i deryâ cümleye kabîh görülüp, kabûlünde envâʿ-ı mehâzîr taʿdâd ve bâ-husûs ʿOsmân Efendi ıtlâk-ı zimâm-ı feryâd ederek imtinâʿ-ı kabûlü tasrîh ve îrâd etmekle, herkesin zihnini tağlît ve Şehriyâr-ı ʿasr hazretlerini tevhîm ile mâddeyi ifsâd ü tahbît edüp, mevâdd-ı mezkûre hasm tarafından kabûl olunmayacak sûretde taʿdîl ve temşiye ve Murahhas Efendi tarafına gönderilmek taraf-ı hümâyûndan tavsiye olundu. Sadrıaʿzam dahi vukūʿ bulan keyfiyyâtı Murahhas Efendi tarafına tahrîr ve ser-rişte-i mükâlemenin ʿadem-i inkıtâʿını sırran tezkîr edüp, murahhaslarına ictimâʿ ve maddelere ʿadem-i müsâʿade sûretini Reʾîs Efendi Obreşkofa ifâde ve ismâʿ eyledikde, muʿâraza teceddüd edüp, üç sâʿat kadar tarafeynden serd-i edille vü berâhîn ve herkes maslahatına muvâfık bast-ı reʾy-i rezîn edüp, Rusya Murahhası şu takdîm etdiğim mâddelerin cümlesi Devlet-i ʿaliyye tarafından kabûl olunmadığı sûretde fî-mâ-baʿd lafz-ı mükâlemeyi lisânıma almak semt-i ruhsatımdan sad fersah dûr ve bu bâbda maʿzûr olduğunu ifâdeye mecbûr oldu. Ferdâsı Beylikçi Efendi'yi ve bu Fakīr'i Reʾîs Efendi alup, Obreşkof'un hânesine insırâf ile yine ebhâs-ı sâlife istînâf olundukda, Rusya Murahhası: “Mukaddemâ ʿarz olunan mevâdda Devlet-i ʿaliyye rızâ-dâde olduğu hâlde, rızânıza muvâfakatla sebeb-i teneffür olan sâyir mevâddın temşiyeti kābildir. Kaldı ki, kesb-i emniyyet içün Taman yakasında bir kalʿa binâsına ruhsat verilüp, bundan sonra mükâleme ʿabes ve itʿâb-ı vücûd kabîlinden olduğu ve mütâreke hıtâm bulup, ʿavdet-i harb lâzım geldiği ve Bükreş zahîremizin mecmaʿı olup, anbar tutuşmak ve âhar bir kazâ zuhûruyla şânınıza nakīsa verecek bir hâl tertîbinden gāyetü'l-gāye [M2 245] havf üzereyim” dedikde, Reʾîs Efendi: “Yarınki gün konağımızda nihâyetü'n-nihâye olarak bir meclis tertîb edelim” demekle, ertesi gün Obreşkof ile tekrar mübâhase ve Âsitâne'den taʿlîm olunan sûretin biriyle katʿ-ı nizâʿa ifrâğ-ı cehd ü tâkat edüp, bu meclisde dahi bir fâyide ihsâsı mümkin olmamağla, murahhasların müfârakatı tehakkuk eyledi. Nihâyet meclisde bekā-yı ruhsat-ı tarafeyn ile karîb ü baʿîd mevâdd-ı musâlaha bi'l-mükâtebe temhîd olunmak ve maslahat husûl bulduğu takdîrde, Ruscuk ile Yergöğü miyânında vâkiʿ adada ve yahud âhar mahalde tasdîknâmeler mübâdele olunmak mukāvele olundukdan sonra zilhiccenin yirmi sekizinci günü Reʾîs Efendi Bükreş'den refʿ-i kâr ü bâr-ı ikâmet ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, vâkiʿ olan ahvâli maʿrûz-i huzûr-i Sadr-ı sütûde-haslet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusyalu'nun nihâyetü'n-nihâye maksadları fekat Kıl-burun'un hedmi ve mâdde-yi ticâret ve mahdûda karîb seyr-i deryâ ve Kerş ve Yeni-kal'a'nın istihlâsı olup, kusûr iddiʿaları mağlata olduğu biz ve cümle o tarafda bulunan me'mûrların tahkīk-kerdesi olmuşidi. Bundan başka, Şehriyâr-ı zemân hazretleri Rusyalu Yeni-kalʿa ve Kerş lîmânından geçer ise, on beş bin kîse vaʿd eylemesini gāyetü'l-gāye hafî olarak bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ile Murahhas Efendi tarafına işrâb ü tesvîğ ve mâdde-i mezkûre Obreşkof'a teblîğ olundukda: “Müflis iʿtikād etdiğiniz devlet o mikdâr şey'i size vermekde teʿallül etmeyeceğini resmen teʿahhüd ederim. Hemân siz şu dört mâddeyi kabûl edin” dediği gibi, hâzır-bi'l-meclis olan Re’îs Efendi ve Hayrî Efendi ve bu Fakīr'e büht ü hayret târî olup, bundan sonra mâdde-i musâlahaya zaferden me'yûs olduk.” Serdâr-ı Ekrem hazretleri ʿAtaullah Beyefendi ile ʿarz olunan sûret-i hâle nazaran cüz’î cerhden sonra rızâ verileceğini cezm edüp, kemâl-i vesvesesinden ve Sadâret'e hırs u rağbetinden hüccet ve mâddeyi tasdîk eder te'kîdâtdan istiğnâ ve re'ye ihâle ile izhâr-ı semt-i istirhâ edüp, mâddenin ʿadem-i nizâmına küllî sebeb olduğu cümleye hüveydâ ve bu mevâniʿ esbâb-ı zâhireye nisbetle serd olunup, hakīkatde cenâb-ı Hakk'ın irâdesi başka yüzden olup, şu kadar nüfûs zâyiʿ ve ber-muktezây-ı istidrâc katʿi çok emâkin ve mevâzıʿı istîlâ ile düşmen dilsîr-i menâfiʿ olacak [M2 246] imiş.\n\nBu bâbda ʿukalây-ı devletin re'y ü tedbîrini takdîr-i İlâhî tağyîr ve ʿakıbet Kaynarca Musâlahası gibi kerîh bir musâlaha vukūʿ bulup, vahdet-güzînân-ı İslâm'a ilâ yevminâ hâzâ dâğ-ı derûn ve sebeb-i hüzn-i gûnâ-gûn oldu. Her şeye kādir olan cenâb-ı Mevlâ karîben bu matlabı eʿazzi, Devlet-i ʿaliyye'ye teysîr ile ahz ü sâr u intikāma kudret vermek niyâz-kerde-i aʿlâ vü ednâdır. “Ve-mâ zâlike ʿalallâhi bi-ʿazîz”\n\nRe'îs Efendi'nin birâderi mevâlîden bulunup, kadıʿaskerlerin biri hufyeten: “Birâderin ne yapıyor? Padişâh'ın lisânından işitdim, bu maslahatın böylece katʿı mahz-ı hayr olduğu meczûmumdur” ve Re’îs Efendi: “Cesâret edüp, katʿ ederse devlete hizmet etmiş olur. Ancak nâsda kīl ü kāl hissedersem mükâlemede olanları birer adaya tağrîb ile lisân-ı halkdan vâreste olurum” buyurdular. “ʿAklını başına cemʿ ve nasîhatıma havâle-i semʿ ile mutabassır bulunsun” dediği birâderi tarafından ʿaks ve Efendi-yi mûmâ ileyhin himmetine îrâs-ı fütûr edüp, müfârakat-ı evlâd ü ʿıyâl ve adalarda maʿiyyetinde bulunan bî-cürm o kadar kimseleri tekdîr ü ızrârdan havf ile maslahatı bi'z-zarûre tabîʿatına terk ve râbıta-i mükâlemeyi münfekk eyledi. Rusya Murahhası: “Yeni-kal'a ve Kerş Lîmânı'na iki cihetle muhtâcız. Yeni-kalʿa'yı istihlâsdan garaz,\numûr-ı Tatar'a nezâretdir, Kerş'i talebden murâd, tahsîl-i menâfiʿ-i ticâretdir” dedikde, Re'îs Efendi: “Kalʿanın tarafınızdan zabtı emniyyet-i devleti selb edüp, dâ'imâ muhârebeye hazır bulunmak gibi Devlet-i ʿaliyye'yi bir kayd-ı ʿazîme düşürmek mukaddimesine tavti'edir\" dedikde: “Tahsîl-i mâye-i emniyyet ve bizim ve kavm-i Tatar'ın her vazʿ u reftârına nezâret içün Yeni-kalʿa mukābilinde vâkiʿ adada Devlet-i ʿaliyye dahi müstahkem ü metîn bir kalʿa binâsıyla, mikdâr-ı kifâye müstahfiz vazʿ eylesün” dedikde, Re'îs Efendi: “Mâ-i cârî ve âbârdan ve âsâr-ı âbâdânî ve ʿimârdan hâlî mahall-i mûhişe kalʿa yapmak, bir mikdâr âdemi zimnen habs etmekden gayri ne fâyide terettüb eder?” dedikde: \"Garaz su ise sahrıçlar ile peydâ mümkindür” deyüp, Re’îs Efendi dahi: “Takdîr-i İlâhî ile vakten mine'l-evkāt şâyed beyne'd-devleteyn harb vukūʿ bula; Rusyalu kurb-i mekân cihetiyle ibtidây-ı emrde kalʿaya hücûm ve imdâd gelinceye dek suya nefâd târî olup, kazıyye-i istîlâ ber-vech-i suhûlet hâsıl olacağı maʿlûmdur” deyerek, cebel-i Kāf ve büht u tela'sümden âzâde ve sâf deliller îrâdiyle her bâr Obreşkofu mülzim ve mukābeleden ʿâciz [M2 247] ve derhem eyleyüp: “Âkıbet matlûbâtımız semere-i galebeeye mübtenî olup, ʿacaba nâyil olduğumuz fursat Devlet-i ʿaliyye'ye teveccüh ede idi, vüsʿ-i beşerden hâric tekâlif îrâdıyla Kiyev'den katʿ-ı hudûd irâde eder idi” dedikde, Re'îs Efendi cevaba âgāz edüp: “Kralınız Petro mağlûbiyyet-i saht ile ormanda tenâvül-i kışr-ı dıraht eylediği hâlde, Tatar Hân ve ekser erkân kral ve sâyirlerini bend-i kemend-üsâr edüp, reʿâyâ hükmüne idhâl emrinde ısrarları sebkat etmişiken, Devlet-i ʿaliyye katl ü esîrde ifrât mesleğinden dâmenkeş-i istiğnâ olup, hukn-i dimânızdan ferâğat ve Azak reddiyle kanāʿat edüp, bu mâddeyi dahi vakti maʿhûddan birkaç mâh sonraya dek tatvîl edüp, tekrar üzerinize hareket olunacağını his etmedikçe söze yatmayup, hattâ o zemandan berü yalancılık ile şöhret vermiş idiniz” dedikde, Obreşkof: “Tabur cenginde bulunan serdârınız Baltacı Mehmed Paşa ʿâkil ü dânâ ve ʿavâkıb-ı umûra âşinâ bir Vezîr olup, ormanda mahbûs ve hayatından me'yûs askerin hücûmundan tevehhüm ve şâyed tesâdümden hâsıl-ı galebe ile tezâhüm ederler deyü, yedinde bulunan ser-rişte-i galebe vü nusratı zâyiʿ etmeyüp, sulhu ihtiyâr eyledi” deyerek, bu mâddeye mümâsil katʿî çok münâkaşaları zuhûr edüp, yazılmak lâzım gelse teksîr-i sevâdı mûcib olur. Binâ'en ʿalâ zâlik bu mikdâr ile tercîh-i semt-i ihtısâr olundu.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_882.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Rusyalu'nun nihâyetü'n-nihâye maksadları fekat Kıl-burun'un hedmi ve mâdde-yi ticâret ve mahdûda karîb seyr-i deryâ ve Kerş ve Yeni-kal'a'nın istihlâsı olup, kusûr iddiʿaları mağlata olduğu biz ve cümle o tarafda bulunan me'mûrların tahkīk-kerdesi olmuşidi. Bundan başka, Şehriyâr-ı zemân hazretleri Rusyalu Yeni-kalʿa ve Kerş lîmânından geçer ise, on beş bin kîse vaʿd eylemesini gāyetü'l-gāye hafî olarak bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ile Murahhas Efendi tarafına işrâb ü tesvîğ ve mâdde-i mezkûre Obreşkof'a teblîğ olundukda: “Müflis iʿtikād etdiğiniz devlet o mikdâr şey'i size vermekde teʿallül etmeyeceğini resmen teʿahhüd ederim. Hemân siz şu dört mâddeyi kabûl edin” dediği gibi, hâzır-bi'l-meclis olan Re’îs Efendi ve Hayrî Efendi ve bu Fakīr'e büht ü hayret târî olup, bundan sonra mâdde-i musâlahaya zaferden me'yûs olduk.” Serdâr-ı Ekrem hazretleri ʿAtaullah Beyefendi ile ʿarz olunan sûret-i hâle nazaran cüz’î cerhden sonra rızâ verileceğini cezm edüp, kemâl-i vesvesesinden ve Sadâret'e hırs u rağbetinden hüccet ve mâddeyi tasdîk eder te'kîdâtdan istiğnâ ve re'ye ihâle ile izhâr-ı semt-i istirhâ edüp, mâddenin ʿadem-i nizâmına küllî sebeb olduğu cümleye hüveydâ ve bu mevâniʿ esbâb-ı zâhireye nisbetle serd olunup, hakīkatde cenâb-ı Hakk'ın irâdesi başka yüzden olup, şu kadar nüfûs zâyiʿ ve ber-muktezây-ı istidrâc katʿi çok emâkin ve mevâzıʿı istîlâ ile düşmen dilsîr-i menâfiʿ olacak [M2 246] imiş.\n\nBu bâbda ʿukalây-ı devletin re'y ü tedbîrini takdîr-i İlâhî tağyîr ve ʿakıbet Kaynarca Musâlahası gibi kerîh bir musâlaha vukūʿ bulup, vahdet-güzînân-ı İslâm'a ilâ yevminâ hâzâ dâğ-ı derûn ve sebeb-i hüzn-i gûnâ-gûn oldu. Her şeye kādir olan cenâb-ı Mevlâ karîben bu matlabı eʿazzi, Devlet-i ʿaliyye'ye teysîr ile ahz ü sâr u intikāma kudret vermek niyâz-kerde-i aʿlâ vü ednâdır. “Ve-mâ zâlike ʿalallâhi bi-ʿazîz”\n\nRe'îs Efendi'nin birâderi mevâlîden bulunup, kadıʿaskerlerin biri hufyeten: “Birâderin ne yapıyor? Padişâh'ın lisânından işitdim, bu maslahatın böylece katʿı mahz-ı hayr olduğu meczûmumdur” ve Re’îs Efendi: “Cesâret edüp, katʿ ederse devlete hizmet etmiş olur. Ancak nâsda kīl ü kāl hissedersem mükâlemede olanları birer adaya tağrîb ile lisân-ı halkdan vâreste olurum” buyurdular. “ʿAklını başına cemʿ ve nasîhatıma havâle-i semʿ ile mutabassır bulunsun” dediği birâderi tarafından ʿaks ve Efendi-yi mûmâ ileyhin himmetine îrâs-ı fütûr edüp, müfârakat-ı evlâd ü ʿıyâl ve adalarda maʿiyyetinde bulunan bî-cürm o kadar kimseleri tekdîr ü ızrârdan havf ile maslahatı bi'z-zarûre tabîʿatına terk ve râbıta-i mükâlemeyi münfekk eyledi. Rusya Murahhası: “Yeni-kal'a ve Kerş Lîmânı'na iki cihetle muhtâcız. Yeni-kalʿa'yı istihlâsdan garaz,\numûr-ı Tatar'a nezâretdir, Kerş'i talebden murâd, tahsîl-i menâfiʿ-i ticâretdir” dedikde, Re'îs Efendi: “Kalʿanın tarafınızdan zabtı emniyyet-i devleti selb edüp, dâ'imâ muhârebeye hazır bulunmak gibi Devlet-i ʿaliyye'yi bir kayd-ı ʿazîme düşürmek mukaddimesine tavti'edir\" dedikde: “Tahsîl-i mâye-i emniyyet ve bizim ve kavm-i Tatar'ın her vazʿ u reftârına nezâret içün Yeni-kalʿa mukābilinde vâkiʿ adada Devlet-i ʿaliyye dahi müstahkem ü metîn bir kalʿa binâsıyla, mikdâr-ı kifâye müstahfiz vazʿ eylesün” dedikde, Re'îs Efendi: “Mâ-i cârî ve âbârdan ve âsâr-ı âbâdânî ve ʿimârdan hâlî mahall-i mûhişe kalʿa yapmak, bir mikdâr âdemi zimnen habs etmekden gayri ne fâyide terettüb eder?” dedikde: \"Garaz su ise sahrıçlar ile peydâ mümkindür” deyüp, Re’îs Efendi dahi: “Takdîr-i İlâhî ile vakten mine'l-evkāt şâyed beyne'd-devleteyn harb vukūʿ bula; Rusyalu kurb-i mekân cihetiyle ibtidây-ı emrde kalʿaya hücûm ve imdâd gelinceye dek suya nefâd târî olup, kazıyye-i istîlâ ber-vech-i suhûlet hâsıl olacağı maʿlûmdur” deyerek, cebel-i Kāf ve büht u tela'sümden âzâde ve sâf deliller îrâdiyle her bâr Obreşkofu mülzim ve mukābeleden ʿâciz [M2 247] ve derhem eyleyüp: “Âkıbet matlûbâtımız semere-i galebeeye mübtenî olup, ʿacaba nâyil olduğumuz fursat Devlet-i ʿaliyye'ye teveccüh ede idi, vüsʿ-i beşerden hâric tekâlif îrâdıyla Kiyev'den katʿ-ı hudûd irâde eder idi” dedikde, Re'îs Efendi cevaba âgāz edüp: “Kralınız Petro mağlûbiyyet-i saht ile ormanda tenâvül-i kışr-ı dıraht eylediği hâlde, Tatar Hân ve ekser erkân kral ve sâyirlerini bend-i kemend-üsâr edüp, reʿâyâ hükmüne idhâl emrinde ısrarları sebkat etmişiken, Devlet-i ʿaliyye katl ü esîrde ifrât mesleğinden dâmenkeş-i istiğnâ olup, hukn-i dimânızdan ferâğat ve Azak reddiyle kanāʿat edüp, bu mâddeyi dahi vakti maʿhûddan birkaç mâh sonraya dek tatvîl edüp, tekrar üzerinize hareket olunacağını his etmedikçe söze yatmayup, hattâ o zemandan berü yalancılık ile şöhret vermiş idiniz” dedikde, Obreşkof: “Tabur cenginde bulunan serdârınız Baltacı Mehmed Paşa ʿâkil ü dânâ ve ʿavâkıb-ı umûra âşinâ bir Vezîr olup, ormanda mahbûs ve hayatından me'yûs askerin hücûmundan tevehhüm ve şâyed tesâdümden hâsıl-ı galebe ile tezâhüm ederler deyü, yedinde bulunan ser-rişte-i galebe vü nusratı zâyiʿ etmeyüp, sulhu ihtiyâr eyledi” deyerek, bu mâddeye mümâsil katʿî çok münâkaşaları zuhûr edüp, yazılmak lâzım gelse teksîr-i sevâdı mûcib olur. Binâ'en ʿalâ zâlik bu mikdâr ile tercîh-i semt-i ihtısâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı esbak Moldovancı ʿAlî Paşa Serʿaskerlik ʿunvânıyla Boğaz'da mukīm iken, mübtelây-ı ʿillet-i felc ve kuvâ ve cevârihi âzâde-i dahl ü harc olduğu, sâmiʿa-i erkân-ı saltanata derc olunup, tahsîl-i kuvvet ü şuʿûr etmek zimnında, Tekfurdağı'nda ikāmete me'mûr ve Boğaz Serʿaskerliği ile Kapudân-ı deryâ Vezîr Hasan Paşa nâyil-i etemm-i hubûr oldu.\nCin ʿAlî Paşa oğlu İbrâhîm Bey vaʿd ü ʿahdini îfâ ve üç yüz piyâde ve süvâriyle vâsıl-ı meştâ olduğu hakkında istilzâm-ı teveccüh-i Sadr-ı meʿâlî-pîrâ etmekle, meʾmûr olduğu mahalde kıyâm etmek şartıyla, dâhil-i katâr-ı mîr-i mîrân-ı kirâm oldu.\n\nŞehr-i rebîʿulâhır gurresinden zabt etmek üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı'yla, Hâşim-zâde es-Seyyid Abdullah Efendi hâyiz-i rehîne-yi mesâr ve gurre-i cumâdelûlâdan Üsküdar Kazâsı ile Yaycı-başı-zâde Hâfız İsmâʿîl Efendi'nin nâvek-i râster ve merâmı, resîde-i hedef-i iʿtibâr oldu.",
          "caption": "Vekāyiʿ-i cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_883.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyiʿ-i cüz'iyye",
          "text": "Sadr-ı esbak Moldovancı ʿAlî Paşa Serʿaskerlik ʿunvânıyla Boğaz'da mukīm iken, mübtelây-ı ʿillet-i felc ve kuvâ ve cevârihi âzâde-i dahl ü harc olduğu, sâmiʿa-i erkân-ı saltanata derc olunup, tahsîl-i kuvvet ü şuʿûr etmek zimnında, Tekfurdağı'nda ikāmete me'mûr ve Boğaz Serʿaskerliği ile Kapudân-ı deryâ Vezîr Hasan Paşa nâyil-i etemm-i hubûr oldu.\nCin ʿAlî Paşa oğlu İbrâhîm Bey vaʿd ü ʿahdini îfâ ve üç yüz piyâde ve süvâriyle vâsıl-ı meştâ olduğu hakkında istilzâm-ı teveccüh-i Sadr-ı meʿâlî-pîrâ etmekle, meʾmûr olduğu mahalde kıyâm etmek şartıyla, dâhil-i katâr-ı mîr-i mîrân-ı kirâm oldu.\n\nŞehr-i rebîʿulâhır gurresinden zabt etmek üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı'yla, Hâşim-zâde es-Seyyid Abdullah Efendi hâyiz-i rehîne-yi mesâr ve gurre-i cumâdelûlâdan Üsküdar Kazâsı ile Yaycı-başı-zâde Hâfız İsmâʿîl Efendi'nin nâvek-i râster ve merâmı, resîde-i hedef-i iʿtibâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M2 248] Anadolu Kadıʿaskeri olan Esʿad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi'nin bir seneden ibâret olan müddet-i ʿörfiyyesi resîde-i derece-i hitâm ve şehr-i rebîʿulâhırın ikinci günü Sadâret-i mezkûre ile bâ-Pâye-i Anadolu, İslâmbol Kadısı ve Nakîbü'leşrâf olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi muhassılu'l-merâm olup, Nekâbet-i eşrâf mansıbı celîli ile sâbıkā Sadr-ı Rûm Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi müşerref ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle Burusa'dan maʿzûl Bâbî-zâde ʿAbdullah Efendi'nin teveccüh-i Kazâ-i İstanbul Pâyesiyle, gûş-i ümmîdi müşennef kılınup, sâbıkā İzmir Kadısı es-Seyyid Mehmed Dervîş Efendi dahi, gurre-i recebden Edirne Kazâsı'yla vâreste-i endûh u esef oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_884.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve sâyir",
          "text": "[M2 248] Anadolu Kadıʿaskeri olan Esʿad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi'nin bir seneden ibâret olan müddet-i ʿörfiyyesi resîde-i derece-i hitâm ve şehr-i rebîʿulâhırın ikinci günü Sadâret-i mezkûre ile bâ-Pâye-i Anadolu, İslâmbol Kadısı ve Nakîbü'leşrâf olan es-Seyyid İbrâhîm Efendi muhassılu'l-merâm olup, Nekâbet-i eşrâf mansıbı celîli ile sâbıkā Sadr-ı Rûm Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi müşerref ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle Burusa'dan maʿzûl Bâbî-zâde ʿAbdullah Efendi'nin teveccüh-i Kazâ-i İstanbul Pâyesiyle, gûş-i ümmîdi müşennef kılınup, sâbıkā İzmir Kadısı es-Seyyid Mehmed Dervîş Efendi dahi, gurre-i recebden Edirne Kazâsı'yla vâreste-i endûh u esef oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gurre-i Zilkaʿdeden Burusa Kazâsı, sâbıkā Yenişehir-i fenâr Kadısı Tokâdî Mustafa Efendi'ye ve şaʿbanın on beşinci gününden sâbıkā Edirne Kadısı Şeyhulislâm ʿAbdullah Efendi-zâde ʿAbdulvâhid Efendi'ye Mekke-i mükerreme Pâyesi ve İzmir'den munfasıl Hekîm-başı Ahmed Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye Edirne Pâyesi ve Selânik'den maʿzûl es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi'ye gurre-i zilhicceden Şâm-ı şerîf Kazâsı ve Süleymâniye müderrislerinden Ahmed Muhtâr Efendi'ye İzmir Kazâsı ve Şeyhulislâm Ahmed Efendi-zâde Hâmid Efendi'ye, sene-i âtıye muharremi gurresinden Selânik Kazâsı ve Kassâm-zâde Feyzullah Efendi'ye târîh-i mezkûrdan Yenişehir-i\nfenâr Kazâsı tevcîh ve mûmâ ileyhimin baʿzısı pâye ile tefrîh ve baʿzısı temettuʿât-ı menâsıb ile terfîh olundu. Rumeli Sadr-ı ecelli olan İbrâhîm Efendi'nin, müddeti gāyete resîde ve işbu şevvâlin on beşinci günü sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Vassâf-zâde Mehmed Esʿad Efendi'nin Sadâret-i mezkûre ile sitâre-i bahtı dirahşîde kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_885.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Gurre-i Zilkaʿdeden Burusa Kazâsı, sâbıkā Yenişehir-i fenâr Kadısı Tokâdî Mustafa Efendi'ye ve şaʿbanın on beşinci gününden sâbıkā Edirne Kadısı Şeyhulislâm ʿAbdullah Efendi-zâde ʿAbdulvâhid Efendi'ye Mekke-i mükerreme Pâyesi ve İzmir'den munfasıl Hekîm-başı Ahmed Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye Edirne Pâyesi ve Selânik'den maʿzûl es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi'ye gurre-i zilhicceden Şâm-ı şerîf Kazâsı ve Süleymâniye müderrislerinden Ahmed Muhtâr Efendi'ye İzmir Kazâsı ve Şeyhulislâm Ahmed Efendi-zâde Hâmid Efendi'ye, sene-i âtıye muharremi gurresinden Selânik Kazâsı ve Kassâm-zâde Feyzullah Efendi'ye târîh-i mezkûrdan Yenişehir-i\nfenâr Kazâsı tevcîh ve mûmâ ileyhimin baʿzısı pâye ile tefrîh ve baʿzısı temettuʿât-ı menâsıb ile terfîh olundu. Rumeli Sadr-ı ecelli olan İbrâhîm Efendi'nin, müddeti gāyete resîde ve işbu şevvâlin on beşinci günü sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Vassâf-zâde Mehmed Esʿad Efendi'nin Sadâret-i mezkûre ile sitâre-i bahtı dirahşîde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evâsıt-ı mâh-ı zilhiccede Müneccim-başı Halîl Efendi'nin mâh-ı serîʿu's-seyr-i ʿömrü giriftâr-ı mehâk-ı zevâl ve Müneccim-i sânî ʿAbdullah Efendi riyâset-i mezkûre ile nâyil-i rasadgâh-ı ikbâl olup, Âsitâne-i saʿâdet'de zabt-ı vekāyiʿ ile meşgûl ve fenn-i necâmetde Ebû Maʿşer Belhî derecesine mevsûl olan Musâ-zâde Efendi, Müneccim-i Sânî ʿunvânını kesb ile nazar-ı ʿâtıfete meşmûl oldu.\nRebîʿulâhır gurresinden Halebü'ş-şehbâ ve Kuds-i Şerîf ve gurre-i muharremden bâ-Pâye-i Kudüs, Galata leff ü neşr-i müretteb üzere etıbbâ-i Hâssa'dan [M2 249] Surre Emîni-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve İlâhî-zâde es-Seyyid Süleymân Efendi'ye ve es-Seyyid Mehmed Tâhir Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Fevt-i Re'îsü'l-Müneccimîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_886.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1185"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Re'îsü'l-Müneccimîn",
          "text": "Evâsıt-ı mâh-ı zilhiccede Müneccim-başı Halîl Efendi'nin mâh-ı serîʿu's-seyr-i ʿömrü giriftâr-ı mehâk-ı zevâl ve Müneccim-i sânî ʿAbdullah Efendi riyâset-i mezkûre ile nâyil-i rasadgâh-ı ikbâl olup, Âsitâne-i saʿâdet'de zabt-ı vekāyiʿ ile meşgûl ve fenn-i necâmetde Ebû Maʿşer Belhî derecesine mevsûl olan Musâ-zâde Efendi, Müneccim-i Sânî ʿunvânını kesb ile nazar-ı ʿâtıfete meşmûl oldu.\nRebîʿulâhır gurresinden Halebü'ş-şehbâ ve Kuds-i Şerîf ve gurre-i muharremden bâ-Pâye-i Kudüs, Galata leff ü neşr-i müretteb üzere etıbbâ-i Hâssa'dan [M2 249] Surre Emîni-zâde es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve İlâhî-zâde es-Seyyid Süleymân Efendi'ye ve es-Seyyid Mehmed Tâhir Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İnkızây-ı müddet-i mütâreke ile murahhasların ʿavdeti âteş-i cengi ʿalevgîr ve iki taraf tertîb-i mukaddemât-ı dâr u gîr edüp Varna, Ordu-yi hümâyûn'un el-hâletü hâzihi iskelesi olmak hasebiyle, vücûb-i muhâfazası vârid-i hâtır ve Pravadi (Provadia) Meştâsı'nda mukīm olan Vezîr es-Seyyid Nuʿmân Paşa'nın emr-i muhâfazaya me'mûriyyeti, muvâfık-ı re'y-i ekâbir olduğuna binâʾen, müşârun ileyh Varna'ya varmak üzere Dîvân-ı ʿâlî'den fermân-ı celîlü'ş-şân sâdır oldu.\n\nBaşıboş askerde nizâm ve me'mûr oldukları mahallerde devâm ile pâ-bercây-ı merkez-i sebât ü kıyâm olmadıkları, mücerreb-i hâss u ʿâmm olduğuna binâʾen, Serdâr-ı ekrem ve sâyir ʿuzamây-ı devlet dâ'irelerinde bi-hasebi'l-imkân Tüfengçi ʿunvânıyla birer mikdâr âdem tahrîr olunsa, vakt ü bî-vakt müretteb asker gibi derdest bulunup, lüzûmu olan mahallere tîz elden irsâl ile izhâr-ı tâb ü tüvân edecekleri nümâyân olmağla, ʿulûfe ve kisve ve taʿyînâtları taraflarından verilmek üzere ibtidâ Sadrıaʿzam hazret-\nleri bin nefer ve Defterdâr Efendi iki yüz nefer ve Re’îs Efendi ve Çavuş-başı Ağa ve Sipâh ve Silahdâr ağaları yüz ellişer nefer ve Cebecî ve Topçu ve ‘Arabacı-başı ağalar yüzer nefer piyâde tahrîrine mübâşeret ve birkaç gün zarfında kisveleri tanzîm olunup, pîşgâh-ı Serdâr-ı ekremî'den alay irâ'eti ile her fırka dâyiresine mülâzemet eylediler.",
          "caption": "Vukūʿât-ı Müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_887.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿât-ı Müteferrika",
          "text": "İnkızây-ı müddet-i mütâreke ile murahhasların ʿavdeti âteş-i cengi ʿalevgîr ve iki taraf tertîb-i mukaddemât-ı dâr u gîr edüp Varna, Ordu-yi hümâyûn'un el-hâletü hâzihi iskelesi olmak hasebiyle, vücûb-i muhâfazası vârid-i hâtır ve Pravadi (Provadia) Meştâsı'nda mukīm olan Vezîr es-Seyyid Nuʿmân Paşa'nın emr-i muhâfazaya me'mûriyyeti, muvâfık-ı re'y-i ekâbir olduğuna binâʾen, müşârun ileyh Varna'ya varmak üzere Dîvân-ı ʿâlî'den fermân-ı celîlü'ş-şân sâdır oldu.\n\nBaşıboş askerde nizâm ve me'mûr oldukları mahallerde devâm ile pâ-bercây-ı merkez-i sebât ü kıyâm olmadıkları, mücerreb-i hâss u ʿâmm olduğuna binâʾen, Serdâr-ı ekrem ve sâyir ʿuzamây-ı devlet dâ'irelerinde bi-hasebi'l-imkân Tüfengçi ʿunvânıyla birer mikdâr âdem tahrîr olunsa, vakt ü bî-vakt müretteb asker gibi derdest bulunup, lüzûmu olan mahallere tîz elden irsâl ile izhâr-ı tâb ü tüvân edecekleri nümâyân olmağla, ʿulûfe ve kisve ve taʿyînâtları taraflarından verilmek üzere ibtidâ Sadrıaʿzam hazret-\nleri bin nefer ve Defterdâr Efendi iki yüz nefer ve Re’îs Efendi ve Çavuş-başı Ağa ve Sipâh ve Silahdâr ağaları yüz ellişer nefer ve Cebecî ve Topçu ve ‘Arabacı-başı ağalar yüzer nefer piyâde tahrîrine mübâşeret ve birkaç gün zarfında kisveleri tanzîm olunup, pîşgâh-ı Serdâr-ı ekremî'den alay irâ'eti ile her fırka dâyiresine mülâzemet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Padişâh-ı dil-âgâh birkaç seneden berü müstemirru'z-zuhûr olan fiten-i ceng ile bây u gedâ münselibü'ş-şuʿûr ve bâ-husûs reʿâyâ ve fukarâ tekâlîf-i zarûriyye ile munkasemu'z-zuhûr olup, âsâyiş-i kātıbe-i ‘ibâd ve ârâmiş-i mahlûk-ı zaʿîfu'l-ʿiyâd mekāsıdıyla, defʿ-i şûr-i muhârebeye meyl ü rükûn buyurup, bir sene kadar mütâreke ve mükâlemeler ile düşmen-i pür-mekr u füsûn teklîf-i şurût-ı gûnâ-gûn edüp, mevâniʿ-i şerʿiyye ve mülkiyye ile şartlarının kabûlü mümteni olduğundan, murahhaslar ilzâmdan ʿâciz olarak râciʿ oldukları mahallerinde tafsîl ve düşmenin bu derecelerde ısrârı, eyâdî-yi İslâm'dan gereği gibi darb-ı şemşîr ve sûret-i kahr u tedmîr görmediğinden neş'et eylediği vâreste-i delîl olup, bir defʿa ittihâd-ı [M2 250] kulûb ile üzerlerine varılup, cemʿiyyetleri teştît ve askerleri tenkît olunsa, musâlaha ber-vefk-i dil-hâh râbıta-bend-i nizâm olacağı bî-reyb ü iştibâh olduğunu mutazammın vüzerây-ı ʿizâm ve ocağlu ve serhad-nişîn olanlara hitâben mufassal ve meşrûh bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, mazmûn-i münîfi karîb ü baʿîde ifade ve herkes zemîn-i itâʿata rû-nihâde olarak bi'l-ittifak tefrîk-ı şeml-i düşmene hâzır u âmâde oldular.",
          "caption": "Zuhûr-i tenbîhât-ı Şahâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_888.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i tenbîhât-ı Şahâne",
          "text": "Padişâh-ı dil-âgâh birkaç seneden berü müstemirru'z-zuhûr olan fiten-i ceng ile bây u gedâ münselibü'ş-şuʿûr ve bâ-husûs reʿâyâ ve fukarâ tekâlîf-i zarûriyye ile munkasemu'z-zuhûr olup, âsâyiş-i kātıbe-i ‘ibâd ve ârâmiş-i mahlûk-ı zaʿîfu'l-ʿiyâd mekāsıdıyla, defʿ-i şûr-i muhârebeye meyl ü rükûn buyurup, bir sene kadar mütâreke ve mükâlemeler ile düşmen-i pür-mekr u füsûn teklîf-i şurût-ı gûnâ-gûn edüp, mevâniʿ-i şerʿiyye ve mülkiyye ile şartlarının kabûlü mümteni olduğundan, murahhaslar ilzâmdan ʿâciz olarak râciʿ oldukları mahallerinde tafsîl ve düşmenin bu derecelerde ısrârı, eyâdî-yi İslâm'dan gereği gibi darb-ı şemşîr ve sûret-i kahr u tedmîr görmediğinden neş'et eylediği vâreste-i delîl olup, bir defʿa ittihâd-ı [M2 250] kulûb ile üzerlerine varılup, cemʿiyyetleri teştît ve askerleri tenkît olunsa, musâlaha ber-vefk-i dil-hâh râbıta-bend-i nizâm olacağı bî-reyb ü iştibâh olduğunu mutazammın vüzerây-ı ʿizâm ve ocağlu ve serhad-nişîn olanlara hitâben mufassal ve meşrûh bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, mazmûn-i münîfi karîb ü baʿîde ifade ve herkes zemîn-i itâʿata rû-nihâde olarak bi'l-ittifak tefrîk-ı şeml-i düşmene hâzır u âmâde oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere, maslahat-ı sulh ʿukde-i ʿusrete dûçâr ve iki tarafdan âsâr-ı husûmet ü nefâr be-dîdâr olup, nevrûza birkaç gün kalarak düşmen-i bed-endîş Silistire ile Hırsova miyânında vâkiʿ Balya Boğazı'ndan ve Tulça'dan berü taraflara mürûr ile kulûb-i İslâm'a ilkāy-ı ihtilâc ü teşvîş eyledikleri, mesmûʿ-i Sadr-gayret-kîş olmağla, Silistire Serʿaskeri Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ve sevâhilde bulunan sâyir muhafızlara ekîd ü şedîd emr-i ʿâlî ısdârıyla, hazele-i müşrikîn tebʿîd ve geldikleri semte terdîd olunmuşlar idi. Tulça tarafından ser-nümây-ı vâdî-yi gurûr olan düşmen-i makhûrun dahi defʿ-i şurûrları Bazarcık Serʿaskeri ʿAbdî Paşa'ya ve bâ-husûs Babadağı muhafızı mîr-i mîrândan Çerkes Paşa'ya sipariş olunup, Serʿasker-i müşârun ileyhin birkaç defʿa esbâb-ı sâmâni nehb-kerde-i aʿdâ ve nemây-ı mansıbı mütesellimler yedinde telef ü hebâ olduğundan gayri, maʿiyyetinde olan Rumeli Eyâleti askeri dahi imtidâd-ı mütâreke hasebiyle sulhun inʿıkādını ictihâd ve harçlıkçı nâmıyla ekserîsi vilâyetlerine gidüp, yanında bulunan cüz’î asker ile imdâd mümkin olmadığı ve Babadağı ile Bazarcık mâbeyni kırk sâʿat mesâfe olup, şenlikden hâlî olmak hasebiyle hareket ve iʿâneye mecâlî olmayup, Çerkes Paşa dahi imdâddan nâ-ümmîd ve Babadağı Kasabası'nda olan evlad ü ʿiyâli semt-i selâmete ihrâc maslahatını re'y-i sedîd ʿadd etmekle, cümlesini Bazarcığ'a\nirsâl ve kendüsü Sivas Eyâleti ve sâyir maʿiyyetinde olan asker-i endek-şümâr ile mutarassıd-ı kâr-zâr olmuşidi. Düşmen dahi taburunu tertîb ve Babadağı pîşgâhında âmâde-i ceng olan İslâm dilâverlerine karîb oldukda, dört beş sâʿat kadar muhârebe ve tarafeynden iʿmâl-i âlât-ı mudârebe olunup, asker-i İslâm fevz ü zaferi igtinâm hengâmında Terekeme-[M2 251]oğlu ile baʿzı nâmerd, terk-i neberd ve Bazarcığ'a doğru firâr ve bakıyye-i asker dahi bunlara kafadâr olarak gayret-i dîniyyelerini târ ü mâr eylediler. Düşmen-i dîn Babadağı'ndan ihrâc olunan ʿıyâl ü evlâd ʿarabalarını taʿkīb ile bir mikdârını zabt eylediklerini Karasu cânibinde meştâ-nişîn olan Baht Girây Sultân istihbâr ve Babadağı'ndan müteşerrid ecnâdın baʿzısını tevkīf ve istishâb ile fi'l-hâl ilgār ve hayâl-i ganîmet ile karyelere münteşir olan eşrâr-ı küffârı hedef-i tîr-i belâ ve yedlerine giriftâr olan ʿarabaların bir mikdârını istihlâs ile hakk-ı niʿmet-i Şâhâne'yi icrâ eyledi. Sadr-ı sâbık zemânında hudûs eden vakʿa-i dil-hırâşdan hezâr-ı mihnetle vâreste olan Babadağı halkını Sadrıaʿzam bulunan Muhsin-zâde husûlü meşiyyet-i İlâhiyye'de olan keyfiyyet-i sulhu cezm ve gayba hükm ile vilâyetlerine iʿâde ve hars ü zirâʿatle meşgûliyyetlerini te'kîd ü ifade edüp, ʿavdet-i ceng tehakkukunda ya muhâfaza ve yâhud bir mahalle nakl dâʿiyesine düşmeyüp, derd-mendlerin ekserîsini meʾsûr-i aʿdây-ı bed-sigāl ve bu mukābelede kesb-i vizr ü vebâl eyledi.",
          "caption": "Mürûr-i küffâr ez-Balya ve Tulça",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_889.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Mürûr-i küffâr ez-Balya ve Tulça",
          "text": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere, maslahat-ı sulh ʿukde-i ʿusrete dûçâr ve iki tarafdan âsâr-ı husûmet ü nefâr be-dîdâr olup, nevrûza birkaç gün kalarak düşmen-i bed-endîş Silistire ile Hırsova miyânında vâkiʿ Balya Boğazı'ndan ve Tulça'dan berü taraflara mürûr ile kulûb-i İslâm'a ilkāy-ı ihtilâc ü teşvîş eyledikleri, mesmûʿ-i Sadr-gayret-kîş olmağla, Silistire Serʿaskeri Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ve sevâhilde bulunan sâyir muhafızlara ekîd ü şedîd emr-i ʿâlî ısdârıyla, hazele-i müşrikîn tebʿîd ve geldikleri semte terdîd olunmuşlar idi. Tulça tarafından ser-nümây-ı vâdî-yi gurûr olan düşmen-i makhûrun dahi defʿ-i şurûrları Bazarcık Serʿaskeri ʿAbdî Paşa'ya ve bâ-husûs Babadağı muhafızı mîr-i mîrândan Çerkes Paşa'ya sipariş olunup, Serʿasker-i müşârun ileyhin birkaç defʿa esbâb-ı sâmâni nehb-kerde-i aʿdâ ve nemây-ı mansıbı mütesellimler yedinde telef ü hebâ olduğundan gayri, maʿiyyetinde olan Rumeli Eyâleti askeri dahi imtidâd-ı mütâreke hasebiyle sulhun inʿıkādını ictihâd ve harçlıkçı nâmıyla ekserîsi vilâyetlerine gidüp, yanında bulunan cüz’î asker ile imdâd mümkin olmadığı ve Babadağı ile Bazarcık mâbeyni kırk sâʿat mesâfe olup, şenlikden hâlî olmak hasebiyle hareket ve iʿâneye mecâlî olmayup, Çerkes Paşa dahi imdâddan nâ-ümmîd ve Babadağı Kasabası'nda olan evlad ü ʿiyâli semt-i selâmete ihrâc maslahatını re'y-i sedîd ʿadd etmekle, cümlesini Bazarcığ'a\nirsâl ve kendüsü Sivas Eyâleti ve sâyir maʿiyyetinde olan asker-i endek-şümâr ile mutarassıd-ı kâr-zâr olmuşidi. Düşmen dahi taburunu tertîb ve Babadağı pîşgâhında âmâde-i ceng olan İslâm dilâverlerine karîb oldukda, dört beş sâʿat kadar muhârebe ve tarafeynden iʿmâl-i âlât-ı mudârebe olunup, asker-i İslâm fevz ü zaferi igtinâm hengâmında Terekeme-[M2 251]oğlu ile baʿzı nâmerd, terk-i neberd ve Bazarcığ'a doğru firâr ve bakıyye-i asker dahi bunlara kafadâr olarak gayret-i dîniyyelerini târ ü mâr eylediler. Düşmen-i dîn Babadağı'ndan ihrâc olunan ʿıyâl ü evlâd ʿarabalarını taʿkīb ile bir mikdârını zabt eylediklerini Karasu cânibinde meştâ-nişîn olan Baht Girây Sultân istihbâr ve Babadağı'ndan müteşerrid ecnâdın baʿzısını tevkīf ve istishâb ile fi'l-hâl ilgār ve hayâl-i ganîmet ile karyelere münteşir olan eşrâr-ı küffârı hedef-i tîr-i belâ ve yedlerine giriftâr olan ʿarabaların bir mikdârını istihlâs ile hakk-ı niʿmet-i Şâhâne'yi icrâ eyledi. Sadr-ı sâbık zemânında hudûs eden vakʿa-i dil-hırâşdan hezâr-ı mihnetle vâreste olan Babadağı halkını Sadrıaʿzam bulunan Muhsin-zâde husûlü meşiyyet-i İlâhiyye'de olan keyfiyyet-i sulhu cezm ve gayba hükm ile vilâyetlerine iʿâde ve hars ü zirâʿatle meşgûliyyetlerini te'kîd ü ifade edüp, ʿavdet-i ceng tehakkukunda ya muhâfaza ve yâhud bir mahalle nakl dâʿiyesine düşmeyüp, derd-mendlerin ekserîsini meʾsûr-i aʿdây-ı bed-sigāl ve bu mukābelede kesb-i vizr ü vebâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmen ile Babadağı mâ-beyni dört beş sâʿat mesâfe olup, sulh mâddesi dahi mechûl iken, o kadar ümmet-i Muhammedi girdâb-ı belâya ilgā etmek fi'l-hakīka tedbîr-i zaʿîf ve re'y-i sahîf idi. Belki düşmenin memerrini gavr-i mâ ve şenliğinden ihlâ ile seyr ü hareketlerin tasʿîb kesb-i emniyyet ve defʿ-i gā'ile-i düşmene sebeb-i karîbdir.\n\nÇin halkı Moskovlu'nun teʿaddîsinden bî-zâr olup, hudûdlarında vâkiʿ nehr-i kebîrin öte yakasında vâkiʿ on günlük memleketlerini fedâ ve kendü elleriyle tahrîb ü ifnâ edüp, âbâr u cedâvili nehr-i kebîre icrâ ve o mikdâr mesâfeyi arz-ı Tîh ve ʿimâretden hâlî deşt ü sahrâ gibi etmeleriyle Moskovlu'nun ağır asker ile gelüp, teʿaddî ve fesâdından sâlim ü âzâde oldular. Hattâ Moskov tüccarı hafaza ile nehr-i mezbûrun berü yakasına gelüp, metâʿlarını terk ve gerü çekilüp, Çînîler dahi nehri mürûr ve metaʿları kadar memleketleri bizâʿatını taʿdîlen vazʿ ve gerü çekildikleri zemân karîbe dek miyânelerinde cârî bir muʿâmele olduğu meşhûrdur.\n\nBabadağı vakʿası sâmiʿa-i Sadrıaʿzamî'ye resîde ve feyâlet-i re'yinden nâşî tekevvün eden mâdde-i müzʿiceden mütekeddir ve rencîde olup, fi'l-hâl [M2 252] Çavuş-başı olan İspir Ağa'yı Deli-orman askeriyle ve Bostancı-başı'yı mevcûd-i maʿiyyeti ile ʿAbdî Paşa tarafına gönderüp, bu cemʿiyyet ile Babadağı'na varmak niyyetinde iken, düşmen o tarafları nehb ü yağma ve istîlâʾ etdiği Kara-harmanı bırakup, Tulça tarafına raht-ı hay-\nbet ve ʿavdeti ilkā eylediler. Bundan sonra Çavuş-başı orduya ve Bostancı-başı Edirne'ye bî-fevz ü zafer ʿavdet ve: “Düşmeni kaçırdık” deyerek kesb-i mefharet eylediler.",
          "caption": "İstıtrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_890.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İstıtrâd",
          "text": "Düşmen ile Babadağı mâ-beyni dört beş sâʿat mesâfe olup, sulh mâddesi dahi mechûl iken, o kadar ümmet-i Muhammedi girdâb-ı belâya ilgā etmek fi'l-hakīka tedbîr-i zaʿîf ve re'y-i sahîf idi. Belki düşmenin memerrini gavr-i mâ ve şenliğinden ihlâ ile seyr ü hareketlerin tasʿîb kesb-i emniyyet ve defʿ-i gā'ile-i düşmene sebeb-i karîbdir.\n\nÇin halkı Moskovlu'nun teʿaddîsinden bî-zâr olup, hudûdlarında vâkiʿ nehr-i kebîrin öte yakasında vâkiʿ on günlük memleketlerini fedâ ve kendü elleriyle tahrîb ü ifnâ edüp, âbâr u cedâvili nehr-i kebîre icrâ ve o mikdâr mesâfeyi arz-ı Tîh ve ʿimâretden hâlî deşt ü sahrâ gibi etmeleriyle Moskovlu'nun ağır asker ile gelüp, teʿaddî ve fesâdından sâlim ü âzâde oldular. Hattâ Moskov tüccarı hafaza ile nehr-i mezbûrun berü yakasına gelüp, metâʿlarını terk ve gerü çekilüp, Çînîler dahi nehri mürûr ve metaʿları kadar memleketleri bizâʿatını taʿdîlen vazʿ ve gerü çekildikleri zemân karîbe dek miyânelerinde cârî bir muʿâmele olduğu meşhûrdur.\n\nBabadağı vakʿası sâmiʿa-i Sadrıaʿzamî'ye resîde ve feyâlet-i re'yinden nâşî tekevvün eden mâdde-i müzʿiceden mütekeddir ve rencîde olup, fi'l-hâl [M2 252] Çavuş-başı olan İspir Ağa'yı Deli-orman askeriyle ve Bostancı-başı'yı mevcûd-i maʿiyyeti ile ʿAbdî Paşa tarafına gönderüp, bu cemʿiyyet ile Babadağı'na varmak niyyetinde iken, düşmen o tarafları nehb ü yağma ve istîlâʾ etdiği Kara-harmanı bırakup, Tulça tarafına raht-ı hay-\nbet ve ʿavdeti ilkā eylediler. Bundan sonra Çavuş-başı orduya ve Bostancı-başı Edirne'ye bî-fevz ü zafer ʿavdet ve: “Düşmeni kaçırdık” deyerek kesb-i mefharet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hulûl-i eyyâm-ı behâr ile zuhûr-i bidâyet-i ceng ve her kolda mücâvezeten ve muhâfazatan iʿmâl-i seyf ü tüfeng iktizâsıyla, Serdâr-ı ekrem'in Şumnu Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm ve düşmenden ahz u intikām mekāsıdı erkân-ı devlet ve hayr-hâhân-ı saltanat taraflarından ilkā vü teşvîk ve ittifâk-ı ârâ ile saferu'l-hayrın yirmi birinci hamîs günü hareket tahkīk olunup, müretteb alay ile nasb olununan hıyâm-ı sebzîn-fâma nüzûl ü ilmâm ve râbıta-i ceng ü husûmeti teşyîd ü ihkâm eylediler.\n\nOrdu Kadısı Niʿmetullah Efendi irtıhâl ve yerine bir zâtın ibdâl olunmak husûsu, mukaddemâ Südde-i saʿâdet'e ʿarz u imlâ olunmuşidi. Fıkh-ı şerîfde Keydânî ve sâyir ʿulûmda Teftazânî olan sâbıkā Galata Kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi intihâb ve üç bin guruş harçlık ile ıtrâb ve Ordu-yi hümâyûn'a izhâb olunmuşidi. Evâyil-i saferde Ordu-yi hümâyûn'a kādim ve ilbâs-ı hılʿat ile meʾmûr-i fasl-ı miyân-ı mazlûm u zâlim oldu. Ağa-Paşa Kul Kethudâsı'ndan şikâyet ve ʿillet-i bihre mübtelâ olduğunu hikâyet ile baʿzı esrâr iblâğında netn-i dehânından müte'ezzî olduğunu ifâde ve ʿazlini irâde etmekle, recâsı karîn-i müsâʿade olup, ʿazl ve Selvi tarafına irsâl ve Zağarcı-başı Yeğen Mehmed Ağa, Kul Kethudâlığı'yla muhassilü'l-âmâl kılındı. Maʿzûl-i mûmâ ileyh gāyet cesûr u cerî ve tâyife-i Yeniçeri şiddet-i siyâsetle fermân-berî olup, tetâvul-i ezmine ile Bağdâd Ağalığı'nda dahi vâfir şeyʾ iddihâr ile sâhib-i servet ü yesâr olduğundan, Ağalığ'a ʿamel etmek hâtırası Ağa Paşa'nın şuʿurunu muhtel edüp, bu mahzûru defʿ ile nefsini tervîh ve mûmâ ileyhi tekdîr ü tebrîh eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Şumnu ve zikr-i baʿzı umûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_891.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Şumnu ve zikr-i baʿzı umûr",
          "text": "Hulûl-i eyyâm-ı behâr ile zuhûr-i bidâyet-i ceng ve her kolda mücâvezeten ve muhâfazatan iʿmâl-i seyf ü tüfeng iktizâsıyla, Serdâr-ı ekrem'in Şumnu Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm ve düşmenden ahz u intikām mekāsıdı erkân-ı devlet ve hayr-hâhân-ı saltanat taraflarından ilkā vü teşvîk ve ittifâk-ı ârâ ile saferu'l-hayrın yirmi birinci hamîs günü hareket tahkīk olunup, müretteb alay ile nasb olununan hıyâm-ı sebzîn-fâma nüzûl ü ilmâm ve râbıta-i ceng ü husûmeti teşyîd ü ihkâm eylediler.\n\nOrdu Kadısı Niʿmetullah Efendi irtıhâl ve yerine bir zâtın ibdâl olunmak husûsu, mukaddemâ Südde-i saʿâdet'e ʿarz u imlâ olunmuşidi. Fıkh-ı şerîfde Keydânî ve sâyir ʿulûmda Teftazânî olan sâbıkā Galata Kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi intihâb ve üç bin guruş harçlık ile ıtrâb ve Ordu-yi hümâyûn'a izhâb olunmuşidi. Evâyil-i saferde Ordu-yi hümâyûn'a kādim ve ilbâs-ı hılʿat ile meʾmûr-i fasl-ı miyân-ı mazlûm u zâlim oldu. Ağa-Paşa Kul Kethudâsı'ndan şikâyet ve ʿillet-i bihre mübtelâ olduğunu hikâyet ile baʿzı esrâr iblâğında netn-i dehânından müte'ezzî olduğunu ifâde ve ʿazlini irâde etmekle, recâsı karîn-i müsâʿade olup, ʿazl ve Selvi tarafına irsâl ve Zağarcı-başı Yeğen Mehmed Ağa, Kul Kethudâlığı'yla muhassilü'l-âmâl kılındı. Maʿzûl-i mûmâ ileyh gāyet cesûr u cerî ve tâyife-i Yeniçeri şiddet-i siyâsetle fermân-berî olup, tetâvul-i ezmine ile Bağdâd Ağalığı'nda dahi vâfir şeyʾ iddihâr ile sâhib-i servet ü yesâr olduğundan, Ağalığ'a ʿamel etmek hâtırası Ağa Paşa'nın şuʿurunu muhtel edüp, bu mahzûru defʿ ile nefsini tervîh ve mûmâ ileyhi tekdîr ü tebrîh eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Her cânibden düşmen-i ʿanîd üzerine sevk-i ketâʾib-i muvahhidîn husûsları, evâmir-i ʿaliyye ile [M2 253] teʾkîd olunup, Ruscuk Serʿaskeri dahi maʿiyyetinde olan asâkir ile Yergöğü Kalʿası'nı istıhlâs etmek üzere meʾmûr ve bu bâbda birkaç defʿa tarafına irsâl-i menşûr kılınmışidi. Fi'l-vâkiʿ müşârun ileyh merreten baʿde uhrâ karşu tarafa asker imrâr ve eşrâr-ı küffâr kalʿanın etrâfını metîn tabya ve meterisler ile muhkem ü üstüvâr edüp, kalʿaya zafer ʿasîr olduğundan, hâricde düşmen ile tarh-ı kurʿa-i dâr ü gîr ve yine Ruscuğ'u mevʾil ü masîr ederler idi. Düşmen bu reftâra mukābele kasdıyla iki tarafdan Ruscuk üzerine hücûm eyledikleri maʿlûm olmağla, asker-i İslâm dahi hâzır ve\ndüşmenin zuhûruna nâzır olup, Ruscuğ'a üç sâʿat mesâfede vâkiʿ Mertin (مرتین) [Marten] nâm mahalle vusûl ve top ve sâyir mühimmâtını taşraya ihrâc ile mahall-i mezkûru zabta meşgûl oldu. Muhâfazaya me'mûr sunûf-i asâkir ile Bosna'nın zuʿamâ vü erbâb-ı tîmârı dest-zen-i ittihâd ve aʿdâ üzerine âteş-i ceng ü kıtâli îkād eyledikleri hengâmda sadây-ı top Serʿasker Paşa'nın mesmûʿu olup, dâyiresinde mevcûd ve muhâfazada bulunan cünûd-i zafer-mevʿûd ile çarha toplarını istishâb ve berren ve nehren mahall-i cidâle ʿazm ü şitâb eyleyüp, bir hamlede cünûd-i aʿdâyı kesr ve her tarafdan düşmeni mübtelây-ı kahr u esr edüp, ecel-i nâ-resîdelerinin bir mikdârı nehre gark ve bir mikdârı Yergöğü'de olan cemʿiyyetgâhlarına mülhak olup, iki yüz mikdârı esîr bend-i zencîr ve üç kıtʿa top ve vâfir Açığları zabt olunduğundan gayri, zâbitlerinin ekseri vâsıl-ı dereke-i nâr-ı saʿîr ve Repnin Ceneral'in birâderi dahi mecrûhan giriftâr-ı şikâl-i isâr olduğu müşârun ileyh tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine ʿarz u tahrîr olunmağla, der-ʿakab izhâr-ı şâdumânî vü surûr ve Serʿasker Paşa'ya bir sevb-i semmûr ile bir kabza mücevher kılıç ibʿâs olunup, maʿiyyetinde olan mîr-i mîrân ve rü'esây-ı askerîye dahi hilaʿ ve çelenk irsâliyle şevk u himmetleri mevfûr kılındı.",
          "caption": "İnhizâm-ı düşmen-i dîn der-Ruscuk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_892.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İnhizâm-ı düşmen-i dîn der-Ruscuk",
          "text": "Her cânibden düşmen-i ʿanîd üzerine sevk-i ketâʾib-i muvahhidîn husûsları, evâmir-i ʿaliyye ile [M2 253] teʾkîd olunup, Ruscuk Serʿaskeri dahi maʿiyyetinde olan asâkir ile Yergöğü Kalʿası'nı istıhlâs etmek üzere meʾmûr ve bu bâbda birkaç defʿa tarafına irsâl-i menşûr kılınmışidi. Fi'l-vâkiʿ müşârun ileyh merreten baʿde uhrâ karşu tarafa asker imrâr ve eşrâr-ı küffâr kalʿanın etrâfını metîn tabya ve meterisler ile muhkem ü üstüvâr edüp, kalʿaya zafer ʿasîr olduğundan, hâricde düşmen ile tarh-ı kurʿa-i dâr ü gîr ve yine Ruscuğ'u mevʾil ü masîr ederler idi. Düşmen bu reftâra mukābele kasdıyla iki tarafdan Ruscuk üzerine hücûm eyledikleri maʿlûm olmağla, asker-i İslâm dahi hâzır ve\ndüşmenin zuhûruna nâzır olup, Ruscuğ'a üç sâʿat mesâfede vâkiʿ Mertin (مرتین) [Marten] nâm mahalle vusûl ve top ve sâyir mühimmâtını taşraya ihrâc ile mahall-i mezkûru zabta meşgûl oldu. Muhâfazaya me'mûr sunûf-i asâkir ile Bosna'nın zuʿamâ vü erbâb-ı tîmârı dest-zen-i ittihâd ve aʿdâ üzerine âteş-i ceng ü kıtâli îkād eyledikleri hengâmda sadây-ı top Serʿasker Paşa'nın mesmûʿu olup, dâyiresinde mevcûd ve muhâfazada bulunan cünûd-i zafer-mevʿûd ile çarha toplarını istishâb ve berren ve nehren mahall-i cidâle ʿazm ü şitâb eyleyüp, bir hamlede cünûd-i aʿdâyı kesr ve her tarafdan düşmeni mübtelây-ı kahr u esr edüp, ecel-i nâ-resîdelerinin bir mikdârı nehre gark ve bir mikdârı Yergöğü'de olan cemʿiyyetgâhlarına mülhak olup, iki yüz mikdârı esîr bend-i zencîr ve üç kıtʿa top ve vâfir Açığları zabt olunduğundan gayri, zâbitlerinin ekseri vâsıl-ı dereke-i nâr-ı saʿîr ve Repnin Ceneral'in birâderi dahi mecrûhan giriftâr-ı şikâl-i isâr olduğu müşârun ileyh tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine ʿarz u tahrîr olunmağla, der-ʿakab izhâr-ı şâdumânî vü surûr ve Serʿasker Paşa'ya bir sevb-i semmûr ile bir kabza mücevher kılıç ibʿâs olunup, maʿiyyetinde olan mîr-i mîrân ve rü'esây-ı askerîye dahi hilaʿ ve çelenk irsâliyle şevk u himmetleri mevfûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi ve Karasu Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa'nın dâyiresi perîşân ve ʿuhdesinde Rumeli Eyâleti gibi kesîru'l-cedvâ bir mansıb var iken, bir hidmet-i nâfiʿaya muvaffak olamadığı şimdiye dek vukūʿ bulan keyfiyyâtdan müstebân olup, bâ-husûs Babadağı üzerine [M2 254] bu defʿa gelen küffârın defʿ-i mazarratında kusûr eylediği maʿlûm-i Sadru's-sudûr olduğundan başka, Çavuş-başı İspir Ağa bu maʿnâya mülâyim îrâd-ı kīl ü kāl ve: “Eğer ʿazl olunmaz ise aʿdânın berü taraflara tecâvüzü ağleb-i ihtimâldir” deyerek, teşvîr-i gazab ve hâh-nâ-hâh müşârun ileyhin ʿazline sebeb olup, Varna Muhâfızı es-Seyyid Nuʿmân Paşa ʿillet-i sameme mübtelâ ve ru'yet-i umûrda ʿaczi maʿlûm-i aʿlâ vü ednâ iken, sevk-i kazâ vü kader ile Serʿaskerlik ve Rumeli Eyâleti hakkında cilve-ger olup, mâh-ı mezbûrun on altıncı günü ʿAbdî Paşa maʿzûl ve ber-minvâl-i muharrer müşârun ileyh bu iʿtibârât ile nâyil-i eʿazzi me'mûl oldu. Serʿasker-i cedîdin süvâr-ı cemʿiyyeti teksîr irâdesiyle, yedi yüz nefer sipâh ve silâhdâr serdengeçdîleri ve zî-kudret ve sâyirden müretteb üç bin nefer piyâde maʿiyyetine firistâde olunup, Sivas Eyâleti ʿAbdî Paşa'ya tevcîh ve Misivri Muhâfazası'na ʿazîmet eylemesi te'kîd ü tenbîh ve Karasu etrâfına ʿAbdî Paşa gereği gibi takviyyet ve hafr-i meteris ve tabyalar inşâsıyla metânet verüp, Nuʿmân Paşa varıncaya dek bu usûl tağyîr kabûl etmemek içün Mîr-i mîrân'dan İşbozlu ʿAbdullah Paşa Serʿasker Paşa'ya tevkîl ve Varna muhâfazası Mîr-i mîrân'dan Seyyid Ahmed Paşa'ya tahvîl olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Serʿasker-i Karasu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_893.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Serʿasker-i Karasu",
          "text": "Rumeli Vâlîsi ve Karasu Serʿaskeri Vezîr ʿAbdî Paşa'nın dâyiresi perîşân ve ʿuhdesinde Rumeli Eyâleti gibi kesîru'l-cedvâ bir mansıb var iken, bir hidmet-i nâfiʿaya muvaffak olamadığı şimdiye dek vukūʿ bulan keyfiyyâtdan müstebân olup, bâ-husûs Babadağı üzerine [M2 254] bu defʿa gelen küffârın defʿ-i mazarratında kusûr eylediği maʿlûm-i Sadru's-sudûr olduğundan başka, Çavuş-başı İspir Ağa bu maʿnâya mülâyim îrâd-ı kīl ü kāl ve: “Eğer ʿazl olunmaz ise aʿdânın berü taraflara tecâvüzü ağleb-i ihtimâldir” deyerek, teşvîr-i gazab ve hâh-nâ-hâh müşârun ileyhin ʿazline sebeb olup, Varna Muhâfızı es-Seyyid Nuʿmân Paşa ʿillet-i sameme mübtelâ ve ru'yet-i umûrda ʿaczi maʿlûm-i aʿlâ vü ednâ iken, sevk-i kazâ vü kader ile Serʿaskerlik ve Rumeli Eyâleti hakkında cilve-ger olup, mâh-ı mezbûrun on altıncı günü ʿAbdî Paşa maʿzûl ve ber-minvâl-i muharrer müşârun ileyh bu iʿtibârât ile nâyil-i eʿazzi me'mûl oldu. Serʿasker-i cedîdin süvâr-ı cemʿiyyeti teksîr irâdesiyle, yedi yüz nefer sipâh ve silâhdâr serdengeçdîleri ve zî-kudret ve sâyirden müretteb üç bin nefer piyâde maʿiyyetine firistâde olunup, Sivas Eyâleti ʿAbdî Paşa'ya tevcîh ve Misivri Muhâfazası'na ʿazîmet eylemesi te'kîd ü tenbîh ve Karasu etrâfına ʿAbdî Paşa gereği gibi takviyyet ve hafr-i meteris ve tabyalar inşâsıyla metânet verüp, Nuʿmân Paşa varıncaya dek bu usûl tağyîr kabûl etmemek içün Mîr-i mîrân'dan İşbozlu ʿAbdullah Paşa Serʿasker Paşa'ya tevkîl ve Varna muhâfazası Mîr-i mîrân'dan Seyyid Ahmed Paşa'ya tahvîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrân'dan Terekeme-zâde Hasan Paşa Babadağı muhârebesinde pîşvây-ı firâriyân olmak töhmetiyle, Çavuş-başı Ağa dâyiresinde katîl-i seyf-i sakīl ve mûcib-i 'ibret-i kavîyy ü za'îl oldu.\n\nMertin [Marten] vakʿasında bend-kemend-i isâr olan Rusyalu ve zûr-i bâzû-yi İslâm ile igtinâm olununan baʿzı âlât-ı harbiyye Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve bu zafer-i 'azîzü'l-vücûd sebebi ile zümre-i muvahhidîn ser-be-zemîn hayyiz-i sücûd ve şükür-güzâr-ı cenâb-ı Maʿbûd oldular. Zikr olunan üserâ vü edevât-ı sâyire ʿarabalara tahmîl ve Âsitâne-i saʿâdet tarafına tesbîl olunup, Repnin Ceneral'in birâderi zahm-dâr ve 'araba ile 'azîmete ʿadîmü'l-iktıdâr olup, zahmi tımâr olunmak içün Re’îs Efendi dâyiresinde mesfûra bir çadır nasb olunup, 'illetden ifrâk ihsâsıyla ol dahi refîklerine verâdan ilhâk olundu.\n\nBu defʿa dahi taraf-ı hümâyûndan gazâ vü cihâda igrâ vü tahrîz siyâkında bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olup, alâ rü'ûsi [M2 255]'l-işhâd kırâ'et olunup, mazmûn-ı münîfi cümleye iʿlân ʿakabinde sunûf-i asâkir-i Pâdişâhî'nin bir kıst mevâcibleri dahi ihrâc ve enbân-ı emânet-kârâna idrâc olunup, vazîfe-horân-ı Devlet-i ebed kıyâm duʿâ-yı Şâhâne'yi resîde-i heft-icrâm eylediler.",
          "caption": "İ'dâm-ı Terekeme-zâde ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_894.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Terekeme-zâde ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Mîr-i mîrân'dan Terekeme-zâde Hasan Paşa Babadağı muhârebesinde pîşvây-ı firâriyân olmak töhmetiyle, Çavuş-başı Ağa dâyiresinde katîl-i seyf-i sakīl ve mûcib-i 'ibret-i kavîyy ü za'îl oldu.\n\nMertin [Marten] vakʿasında bend-kemend-i isâr olan Rusyalu ve zûr-i bâzû-yi İslâm ile igtinâm olununan baʿzı âlât-ı harbiyye Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve bu zafer-i 'azîzü'l-vücûd sebebi ile zümre-i muvahhidîn ser-be-zemîn hayyiz-i sücûd ve şükür-güzâr-ı cenâb-ı Maʿbûd oldular. Zikr olunan üserâ vü edevât-ı sâyire ʿarabalara tahmîl ve Âsitâne-i saʿâdet tarafına tesbîl olunup, Repnin Ceneral'in birâderi zahm-dâr ve 'araba ile 'azîmete ʿadîmü'l-iktıdâr olup, zahmi tımâr olunmak içün Re’îs Efendi dâyiresinde mesfûra bir çadır nasb olunup, 'illetden ifrâk ihsâsıyla ol dahi refîklerine verâdan ilhâk olundu.\n\nBu defʿa dahi taraf-ı hümâyûndan gazâ vü cihâda igrâ vü tahrîz siyâkında bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olup, alâ rü'ûsi [M2 255]'l-işhâd kırâ'et olunup, mazmûn-ı münîfi cümleye iʿlân ʿakabinde sunûf-i asâkir-i Pâdişâhî'nin bir kıst mevâcibleri dahi ihrâc ve enbân-ı emânet-kârâna idrâc olunup, vazîfe-horân-ı Devlet-i ebed kıyâm duʿâ-yı Şâhâne'yi resîde-i heft-icrâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serʿasker-i sâbık Misivri muhâfazasına 'azîmet ve ordusunda bulunan askerin ekserîsi kendüye tebaʿiyyet ve bir mikdârı Karasu ordusunda ikāmet edüp, Nuʿmân Paşa vürûduna dek, İşbozlu 'Abdullah Paşa ber-minvâl-i muharrer icrây-ı lâzıme-i vekâlet ve 'illet-i kıllet ile herkes firâra hâzır ve düşmenin zuhûruna nigeh-dâr u nâzır olmuşlar idi. Hasm-ı nâ-bekâr vesâtat-ı reʿâyâ ile her bâr ehl-i İslâm ahvâlini istihbârdan hâlî olmayup, Serʿasker-i cedîdin bir mâha dek ancak umûru tesviye olunacağını cezm ile eyyâm-ı fâriğayı fursat ʿad edüp, Karasu ordusunu perîşân ve bulduğunu nehb ü tâlân etmek niyyet-i fâsidesinde olduğunu ru'esây-ı asker tahkīk u îkān etmeleriyle, bu keyfiyyeti o havâlîde mukīm olan Baht Girây Sultân Serdâr-ı ekrem'e beyân edüp, Varna ile Karasu'yun beyni yirmi beş sâʿati mütecâviz olmayup, hatb-ı Serʿaskerî müşârun ileyhin ʿuhdesine ihâle olunalı haylî vakit olup, bir sâʿat evvel hareket ve o tarafın istihkâmına gayret etmek lâzım iken, izhâr-ı betâ'et eylediğinden fazla hatt u tirhâline henüz kimse vâkıf olmadığına binâ'en, tekrâr istiʿcâli hâvî tarafına hükm-i Sultânî gönderilmişidi.\n\nMâh-ı mezbûrun on sekizinci günü düşmen-i bed-peymân nümâyân ve fırka-i gâziyân-ı âl-i tîg u sinâna urup, dimâ-i müşrikîn ile rûy-i zemîn surh-fâm ve rü'ûs-i düşmen mühre-i şeşder-i harb u hısâm olup, taraf-ı hasm tezelzüle karîb ve top ve ce-\nbehâneleri pür-dilân-ı muvahhidîne nasîb olacak hengâm cânib-i yemînde bulunan asker, akvây-ı esbâb-ı nusratdan olan sabr u sebâta riʿâyet etmeyüp, firâra mübâşeret ve bu keyfiyyet sâyirlere sirâyet ederek, terk-i kâr u bâr ve her biri bir tarafa firâr eyledi. Serʿasker Paşa hılâl-i râhda bozgun askere tesadüf edüp, bu hâl ile ilerü ʿazîmetde hatar ve henüz levâzım-ı Serʿaskerî'ye râbıta vermeden düşmen üzerine hücûmda zarar mülâhaza edüp, Bazarcığ'a ʿavdet üzere olduğu kasaba ehâlîsinin maʿlûmu oldukda, rücûʿunu bir vechile tecvîz etmeyüp, sekiz sâʿat ilerüde ârâm ve mümkin mertebe [M2 256] zâhîre ve sâyir cihetler ile iʿânet ü imdâdda kusûr etmeyeceklerini ifhâm etdiklerinden fazla, vukūʿ bulan mâ-cerâyı Ordu-yi hümâyûn'a dahi iʿlâm eylediler. Keyfiyyet cümle ile meşveret olunup, gāyet-i kelâm huzzâr bir mikdâr dalkılıç tahrîrinde karâr edüp, beş bin dalkılıç hîn-i tahrîrlerinden iʿtibâr olunarak tanzîm ü tertîb ve maʿiyyet-i müşârun ileyhe tesrîb ve bu cemʿiyyetin ru'esâsı hılaʿ u ʿatâyâ ile tatrîb olundu.",
          "caption": "Vakʿa-i Karasu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_895.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i Karasu",
          "text": "Serʿasker-i sâbık Misivri muhâfazasına 'azîmet ve ordusunda bulunan askerin ekserîsi kendüye tebaʿiyyet ve bir mikdârı Karasu ordusunda ikāmet edüp, Nuʿmân Paşa vürûduna dek, İşbozlu 'Abdullah Paşa ber-minvâl-i muharrer icrây-ı lâzıme-i vekâlet ve 'illet-i kıllet ile herkes firâra hâzır ve düşmenin zuhûruna nigeh-dâr u nâzır olmuşlar idi. Hasm-ı nâ-bekâr vesâtat-ı reʿâyâ ile her bâr ehl-i İslâm ahvâlini istihbârdan hâlî olmayup, Serʿasker-i cedîdin bir mâha dek ancak umûru tesviye olunacağını cezm ile eyyâm-ı fâriğayı fursat ʿad edüp, Karasu ordusunu perîşân ve bulduğunu nehb ü tâlân etmek niyyet-i fâsidesinde olduğunu ru'esây-ı asker tahkīk u îkān etmeleriyle, bu keyfiyyeti o havâlîde mukīm olan Baht Girây Sultân Serdâr-ı ekrem'e beyân edüp, Varna ile Karasu'yun beyni yirmi beş sâʿati mütecâviz olmayup, hatb-ı Serʿaskerî müşârun ileyhin ʿuhdesine ihâle olunalı haylî vakit olup, bir sâʿat evvel hareket ve o tarafın istihkâmına gayret etmek lâzım iken, izhâr-ı betâ'et eylediğinden fazla hatt u tirhâline henüz kimse vâkıf olmadığına binâ'en, tekrâr istiʿcâli hâvî tarafına hükm-i Sultânî gönderilmişidi.\n\nMâh-ı mezbûrun on sekizinci günü düşmen-i bed-peymân nümâyân ve fırka-i gâziyân-ı âl-i tîg u sinâna urup, dimâ-i müşrikîn ile rûy-i zemîn surh-fâm ve rü'ûs-i düşmen mühre-i şeşder-i harb u hısâm olup, taraf-ı hasm tezelzüle karîb ve top ve ce-\nbehâneleri pür-dilân-ı muvahhidîne nasîb olacak hengâm cânib-i yemînde bulunan asker, akvây-ı esbâb-ı nusratdan olan sabr u sebâta riʿâyet etmeyüp, firâra mübâşeret ve bu keyfiyyet sâyirlere sirâyet ederek, terk-i kâr u bâr ve her biri bir tarafa firâr eyledi. Serʿasker Paşa hılâl-i râhda bozgun askere tesadüf edüp, bu hâl ile ilerü ʿazîmetde hatar ve henüz levâzım-ı Serʿaskerî'ye râbıta vermeden düşmen üzerine hücûmda zarar mülâhaza edüp, Bazarcığ'a ʿavdet üzere olduğu kasaba ehâlîsinin maʿlûmu oldukda, rücûʿunu bir vechile tecvîz etmeyüp, sekiz sâʿat ilerüde ârâm ve mümkin mertebe [M2 256] zâhîre ve sâyir cihetler ile iʿânet ü imdâdda kusûr etmeyeceklerini ifhâm etdiklerinden fazla, vukūʿ bulan mâ-cerâyı Ordu-yi hümâyûn'a dahi iʿlâm eylediler. Keyfiyyet cümle ile meşveret olunup, gāyet-i kelâm huzzâr bir mikdâr dalkılıç tahrîrinde karâr edüp, beş bin dalkılıç hîn-i tahrîrlerinden iʿtibâr olunarak tanzîm ü tertîb ve maʿiyyet-i müşârun ileyhe tesrîb ve bu cemʿiyyetin ru'esâsı hılaʿ u ʿatâyâ ile tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tatar tâyifesinin Rusyalu'ya mümâşâtları zuʿmlarına göre mâl ve ırzlarının vikāyesine mebnî bir keyfiyyet olup, el-yevm miyânelerinde münʿakid olan şurûtun hılâfı olarak, cevre dâ'ir baʿzı tavr müşâhadesiyle, ʿukelâsı Devlet-i ʿaliyye'den istigāse vü istinsâr ve bu meʾâli şâmil taraflarından pey-der-pey tahrîrât vürûduyla teʾessüf ve nedâmet izhâr eylediklerine binâʾen, silmen ve harben temşiyet-i mesâlihlerine Devlet-i ʿaliyye tarafından himmetde kusûr olunmayacağı taraflarına işâret olunmuşidi. Silmen tesviye-i hâllerine kader müsâʿade etmeyüp, fazl-ı Hakk ile harben tahsîl-i metâliblerine ikdâm olunmak husûsu, Rikâb-ı hümâyûn'da karar-gîr-i nizâm olup, sâbıkā Kırım Hân'ı Devlet Girây, çiftliğinden Âsitâne'ye ihzâr ve cemʿ-i asker-i cerrâr ile ülke-i Kırım'ın istıhlâsı esbâbı tarafından istifsâr olundukda, semt-i suhûlet-i mâddeyi bildiği kadar îzâh u takrîr ve Canikli ʿAli Bey maʿrifetiyle yirmi bin piyâde tahrîr ve Sinob ve sâyir o mahallere karîb iskelelerden sefâyine teşhîn ü imlâ ve nüfûz u iʿtibârına sebeb-i tezâyüd olmak içün mîr-i mûmâ ileyhin rütbe-i Vezâret'le kadr u menzileti iʿlâ olunup, Kırım cânibine bu cemʿiyyet-i kübrâ ile isrâ olundular. Bu keyfiyyet bundan akdem Hân nasbı ile bir müddetden berü Ruscuk ve Niğbolu semtlerinde beher şehr otuz beşer bin guruş taʿyînât-behâ ile tesmîn-i vücûd ve iddihâr-ı nukūd eden Maksûd Girây'ın maʿlûmu oldukda, izhâr-ı çîn ü cebîn-i infiʿâl ve: “Bu mâdde bizden bir kerre suʾâl olunmadan Devlet Girây Hân'ın Rikâb-ı hümâyûn'a daʿveti ve Kırım'a ʿazîmeti bizim bu mesnedden infisâlimize dâldir” deyerek, rebîʿulevvelin yirminci günü refʿ-i eskāl ve tevâbiʿ u levâhıkını alup, çiftliğine doğru matiyye-rân-ı istiʿcâl olduğu peyâmı, makām-ı Sadâret'den semʿ-i hümâyûna resîde olup, fi'l-hâl bisât-ı ikāmeti ber-çîde ve Tatar-pazarcığı'na nefy ve mücâzât olunmak bâbında safha-i sûʾ-i ʿameline hatt-ı hümâyûn keşîde kılındı.",
          "caption": "Daʿvet-i Devlet Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_896.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Daʿvet-i Devlet Girây Hân",
          "text": "Tatar tâyifesinin Rusyalu'ya mümâşâtları zuʿmlarına göre mâl ve ırzlarının vikāyesine mebnî bir keyfiyyet olup, el-yevm miyânelerinde münʿakid olan şurûtun hılâfı olarak, cevre dâ'ir baʿzı tavr müşâhadesiyle, ʿukelâsı Devlet-i ʿaliyye'den istigāse vü istinsâr ve bu meʾâli şâmil taraflarından pey-der-pey tahrîrât vürûduyla teʾessüf ve nedâmet izhâr eylediklerine binâʾen, silmen ve harben temşiyet-i mesâlihlerine Devlet-i ʿaliyye tarafından himmetde kusûr olunmayacağı taraflarına işâret olunmuşidi. Silmen tesviye-i hâllerine kader müsâʿade etmeyüp, fazl-ı Hakk ile harben tahsîl-i metâliblerine ikdâm olunmak husûsu, Rikâb-ı hümâyûn'da karar-gîr-i nizâm olup, sâbıkā Kırım Hân'ı Devlet Girây, çiftliğinden Âsitâne'ye ihzâr ve cemʿ-i asker-i cerrâr ile ülke-i Kırım'ın istıhlâsı esbâbı tarafından istifsâr olundukda, semt-i suhûlet-i mâddeyi bildiği kadar îzâh u takrîr ve Canikli ʿAli Bey maʿrifetiyle yirmi bin piyâde tahrîr ve Sinob ve sâyir o mahallere karîb iskelelerden sefâyine teşhîn ü imlâ ve nüfûz u iʿtibârına sebeb-i tezâyüd olmak içün mîr-i mûmâ ileyhin rütbe-i Vezâret'le kadr u menzileti iʿlâ olunup, Kırım cânibine bu cemʿiyyet-i kübrâ ile isrâ olundular. Bu keyfiyyet bundan akdem Hân nasbı ile bir müddetden berü Ruscuk ve Niğbolu semtlerinde beher şehr otuz beşer bin guruş taʿyînât-behâ ile tesmîn-i vücûd ve iddihâr-ı nukūd eden Maksûd Girây'ın maʿlûmu oldukda, izhâr-ı çîn ü cebîn-i infiʿâl ve: “Bu mâdde bizden bir kerre suʾâl olunmadan Devlet Girây Hân'ın Rikâb-ı hümâyûn'a daʿveti ve Kırım'a ʿazîmeti bizim bu mesnedden infisâlimize dâldir” deyerek, rebîʿulevvelin yirminci günü refʿ-i eskāl ve tevâbiʿ u levâhıkını alup, çiftliğine doğru matiyye-rân-ı istiʿcâl olduğu peyâmı, makām-ı Sadâret'den semʿ-i hümâyûna resîde olup, fi'l-hâl bisât-ı ikāmeti ber-çîde ve Tatar-pazarcığı'na nefy ve mücâzât olunmak bâbında safha-i sûʾ-i ʿameline hatt-ı hümâyûn keşîde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire'de Şeyhu'l-beled ve daʿvây-ı [M2 257] teferrüd ile bir zemân yenbûʿ-i fitne vü neked olan ʿAli Bey dâmâdı Ebû Zeheb savletinden firâr ile bir sene kadar Yafa taraflarında derdine dermân taleb, yaʿnî Mısır'a duhûl zımnında cûyây-ı vesîle vü sebeb olup, ʿâkıbet Zâhir ʿÖmer ile tervîc-i bazâr-ı nifâk ile ittihâd ü ittifâk edüp, Mısır'ın yağmâsına niyyet ve bu behâne ile vâfir cemʿiyyet peydâsıyla Mısır'a doğru ʿinân-tâb-ı ʿazîmet olduğu, Ebû Zeheb'in gûş-zed-i izʿânı oldukda, vücûh-i Kāhire'yi cemʿ ile bâgî-yi mezkûrun kasdını beyân ve üzerine sell-i seyf-i kahr u husrân maslahatını askerî ve sâyir ile baʿde'l-istişâre cümlesi bu emrin temşiyetine ber-zede-dâmân olduklarından gayri, vücûb-i izâlesi zımnında ʿulemây-ı Ezher ve mezâhib-i erbaʿa müftîleri müteʿaddid fetevâ iʿtâ ve Sâlihiyye'de hasm-ı nâ-bekâra iltikā ve Ebû Zeheb askeri ez-cân ü dil sadme-i bugāta mütehammil olarak ekserîsini tedmîr ve beylerin beş neferi ile müteʿayyin vâfir âdemlerini tuʿme-i şemşîr eylediler.\n\nKāyid-i gürûh-i bugāt olan ʿAli Bey dahi, dört yerinde cerh-i kaviyyü't-te'sîr ile üftâde-i çâh-ı nâliş ü bîdâdî ve tevâbiʿ u levâhikı ile mektûfu'l-eyâdî olup, bâkīsi fülât ü be-yâbâna doğru firâr ve tahlîs-i cân-ı murdâr eylediler. Bu haber-i meserret-eser bâʿis-i inbısât-ı kihter ü mihter olup, darb-ı tabl-i şâdumânî ile kulûb-i nâsa ilkāy-ı sürûr-i câvidânî ve ol-müjde-i cân-behâ ile vârid olan şahs, Sadrıaʿzam'ın mazhar-ı cûd u ihsânı oldu.",
          "caption": "Giriftâr-ı ʿAli Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_897.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Giriftâr-ı ʿAli Bey",
          "text": "Mısr-ı Kāhire'de Şeyhu'l-beled ve daʿvây-ı [M2 257] teferrüd ile bir zemân yenbûʿ-i fitne vü neked olan ʿAli Bey dâmâdı Ebû Zeheb savletinden firâr ile bir sene kadar Yafa taraflarında derdine dermân taleb, yaʿnî Mısır'a duhûl zımnında cûyây-ı vesîle vü sebeb olup, ʿâkıbet Zâhir ʿÖmer ile tervîc-i bazâr-ı nifâk ile ittihâd ü ittifâk edüp, Mısır'ın yağmâsına niyyet ve bu behâne ile vâfir cemʿiyyet peydâsıyla Mısır'a doğru ʿinân-tâb-ı ʿazîmet olduğu, Ebû Zeheb'in gûş-zed-i izʿânı oldukda, vücûh-i Kāhire'yi cemʿ ile bâgî-yi mezkûrun kasdını beyân ve üzerine sell-i seyf-i kahr u husrân maslahatını askerî ve sâyir ile baʿde'l-istişâre cümlesi bu emrin temşiyetine ber-zede-dâmân olduklarından gayri, vücûb-i izâlesi zımnında ʿulemây-ı Ezher ve mezâhib-i erbaʿa müftîleri müteʿaddid fetevâ iʿtâ ve Sâlihiyye'de hasm-ı nâ-bekâra iltikā ve Ebû Zeheb askeri ez-cân ü dil sadme-i bugāta mütehammil olarak ekserîsini tedmîr ve beylerin beş neferi ile müteʿayyin vâfir âdemlerini tuʿme-i şemşîr eylediler.\n\nKāyid-i gürûh-i bugāt olan ʿAli Bey dahi, dört yerinde cerh-i kaviyyü't-te'sîr ile üftâde-i çâh-ı nâliş ü bîdâdî ve tevâbiʿ u levâhikı ile mektûfu'l-eyâdî olup, bâkīsi fülât ü be-yâbâna doğru firâr ve tahlîs-i cân-ı murdâr eylediler. Bu haber-i meserret-eser bâʿis-i inbısât-ı kihter ü mihter olup, darb-ı tabl-i şâdumânî ile kulûb-i nâsa ilkāy-ı sürûr-i câvidânî ve ol-müjde-i cân-behâ ile vârid olan şahs, Sadrıaʿzam'ın mazhar-ı cûd u ihsânı oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karasu ordusunun tanzîmi ile iştigāl esnâsında Silistire'ye altı sâʿat mesâfede vâkiʿ Balya Boğazı'na aʿdâ geçüp, etrafa münteşir olan kefereyi isticlâb ve sagr-i mezkûrda muhâfazaya meʾmûr Caʿfer Paşa ve Mustafa Paşa'nın cemʿiyyetlerini tefrîk eylediklerini Serʿasker ʿOsmân Paşa tahkīk edüp, ordusunda ihtişâd ve sebât ü metânetlerine iʿtimâd etdiği süvârîleri çarhaya taʿyîn ile kazıyyeyi Sadr-ı güzîne tahrîr ve istimdâd eylediğinden gayri, Silistire Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'nın bir kıtʿa kāyimesi gelüp, düşmenin vazʿ u hareketinden ibtidâ Serʿasker ordusunu perâkende etdikden sonra, Silistire'yi muhâsara etmek emâresi hiss olunup: “Bir ân akdem Silistire'ye imdâd ve irsâl-ı mühimmât ü ecnâd ile işbu serhadd-i ʿazîmi mahfûz-i gezend-i hasm-ı [M2 258] bed-nihâd eyleyesüz” deyü refʿ-i ʿakīre-i feryâd eylediğine binâʾen, ittifâk-ı ârâ ile yirmi ortaya Kul Kethudâsı Yeğen Ağa Serdâr ve ricâl dâyirelerinde olan tüfengçiler ve iki yüz kadar Enderûn ağaları, Çavuş-başı Ağa ile Silistire tarafına tesyâr kılınup, Ordu-yı hümâyûn çarhacısı Vezîr İbrâhîm Paşa, ordusundan dahi bir mikdâr âdem terfîk ve iktizâ eden zahîreleri husûsunda ber-vech-i kemâl tedkīk olunup, bu sûretle Serʿasker ʿOsmân Paşa'nın ordusuna istihkâm ve heyʾet-i ictimâʿiyyesine nizâm verileceği\nhengâm, Rusya Mareşali Romançof evvelce davranup, asker ictimâʿından mukaddem maslahat görmek ve iki askeri bir yere getürmemek garazına mebnî Balya'dan tahrîk-i pây-ı şûm ve Serʿasker Paşa ordusuna hücûm eyledi. Ehl-i İslâm çarhacıları küffârın katanasıyla âgāz-ı harb eyledikleri, müşârun ileyhin maʿlûmu oldukda, piyâdeyi mukaddem hafr ve âmâde etdiği meterislere taʿbiye ve vakti hulûl etmeden yürüyüş fikrinde olmamalarını tavsiye edüp, bakıyye-i süvâriyân ile bi'n-nefs maʿreke yerine şitâb ve tâ'ife-i askerîyi igrâ vü tahrîz ile dört sâʿat kadar âteş-i ceng iltihâb ve iki bin kadar küffâr sûhte-i seyf-i âteş-bâr olup, nesîm-i fevz ü zafer mir’ât-ı vukūʿda cilve-ger olacağı zemân, sağ kolda bulunan Deli-orman nâ-bekârları ʿıyâl ü evlâdlarını muhâfaza zımnında cân-nisâr ve meydân-ı maʿrekede cümleden ziyâde pâ-ber-cây-ı merkez-i istikrâr olacağları melhûz iken, zaʿf-ı diyânet ve ʿadem-i gayretle irtikâb-ı ʿâr-ı firâr ve bu hâlet sâyirin tezelzül-i ikdâmına vesîle olup, anlar dahi meterisler cânibine ilgār edüp, meterisde olanlar bu sûreti müşâhede ile firârîlere tâbiʿ ve kıyâsdan bîrûn mühimmât ve edevât-ı ceng bu takrîb telef-şüde ve zâyiʿ olup, Serʿasker Paşa ve piyâdegân ve baʿzı süvâri Silistire'ye duhûl ve hıfz-ı kalʿa ile meşgûl oldular.\nDüşmen-i dîn ehl-i İslâm meterislerin zabt eylediği gün Ordu-yi hümâyûn'dan pür-sâz ü seleb muntazam u müretteb olan cuyûş-i âhen-pûş dahi Silistire kurbuna vâsıl ve bir mikdârı şehir kurbunda vâkiʿ Küçük Mustafa Köşkü'nde tevakkuf ve bir mikdârı Silistire'ye duhûl ile ehâlîye medâr-ı defʿ-i tehavvüf oldular. Çerhacı Vezîr İbrâhîm Paşa dahi mahall-i mezkûre gelüp, Serʿasker Paşa ile mülâkāt ve hafr-ı meteris ve sâyir istihkâm ile te'diye-i esbâb-ı sebât üzere iken, rebîʿulâhırın [M2 259] üçüncü günü küffâr-ı tebehkâr hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn süvârî vü piyâde ve mükemmel top ve humbara ve sâyir edevât-ı nâriye ve âlât-ı kalʿa-gîrî ile Silistire'yi muhâsaraya niyyet ve cünûd-i İslâmiyye dahi kasr-ı mezbûr pîşgâhında hafr etdikleri meterislere girüp, bi-hulûsi'l-kalb mukābeleye tavtîn-i nefs ve izhâr-ı gayret etmişler idi. Çarhacı İbrâhîm Paşa sekiz bin kadar süvârî ve birkaç nefer Mîr-i mîrân ile bir iki sâʿat ilerüde düşmen askerine hecme-endâz ve muhârebeye âgāz ile meterislere düşmen-i dîni celb etmek fikrinde iken, müşârun ileyhin ihcâmını sunûf-i cünûd firâra haml ile her biri bir semte gürîzân ve düşmen atlusu süvâriyân-ı İslâm'ı taʿkīb edüp, piyâdeleri meterislere doğru yürüyüp, her tarafdan âteş-efşân oldular. Guzât-ı zafer-encâm eğerçi hasmın hücûmundan müte'essir olmayup, mümkin mertebe müdâfaʿaya kıyâm etmişler idi. Ancak birkaç defʿa mağlûbiyet ile âlât-ı ceng ve mühimmâtları telef-şüde-i dest-i hâdisât ve mevcûd olan edevâtları dahi defʿ-i savlet-i aʿdâya vefâ etmeyüp, piyâde olanları Serʿasker Paşa ve Kul Kethudâsı ve birkaç mîr-i mîrân ile Silistire varoşuna dâhil ve süvârîleri birer tarafa râhil oldu. Bu haber semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye resîde oldukda, Karasu Serʿaskeri Nu'mân Paşa'ya hükm-i Sultânî ısdâr ve maʿiyyetinde olan dalkılıç ve sâyir asâkir-i mürettebe ile Silistire imdâdına berk-i hâtif ve rîh-i ʿâsıf gibi yetişmek husûsu gāyet-i\nte'kîd ile işʿâr olunduğundan başka, İbrâhîm Paşa'ya dahi; “Hayâtın lâzım ise müteferrik olan süvâriyânı ve Ordu-yi hümâyûn'da kable'l-vakʿa Mîr-i mîrânlık verilen Priştineli İsmâʿîl Ağa ve Mehmed Ağa ve Kahraman Paşa-zâde Tâhir Bey o tarafa ihrâc olunup, perâkende askeri ru'yetle ilerüye ıkdâmdan bu defʿa tecânüf eden mîr-i mîrânları dahi cemʿ ve maʿiyyetine alup, bir ân akdem Silistire imdâdına gidesün” deyü, hatt-ı kat'iyyu'l-medlûl tarafına mevsûl ve Karasu Serʿaskeri'ni tahrîk içün Süvârî Mukābelecisi 'Abdulkerîm Efendi mersûl olduğundan başka, Ruscuk Serʿaskeri'ne dahi emir gönderilüp, müsâʿade-i imkân derecesinde zehâyir ve asâkir ile Silistire'ye imdâd eylemesi zikr u beyân ve Ordu-yi hümâyûn'da baʿzı havâss u edʿiyyeye dahi müdâvemet ile taleb-i [M2 260] feth u nusrat kılınmışidi.\n\nDüşmen Silistire'yi muhâsaraya şurûʿ hılâlinde Tutrakān mukābilinden dahi leylen dört bin kadar küffâr çıkup, meterisde olan Kesriyeli ʿÖmer Ağa'nın üzerine gulüv ve berü tarafdan dahi mukābele ile ceng-cû oldular ise dahi âhar koldan imdâd olunmayup, meterisleri terk ile tâfte-rû olduklarını, muhâfızı olan Abaza Paşa Hazînedârı Feyzullah Paşa müşâhede ile: “Şu küffârdan kaça kaça ne olmalu, bundan sonra şu hayâtı neylemeli?\" taʿbîriyle, kendin küffâra urup beş altısını iʿdâm ve kendüsü dahi birkaç yerinden mecrûh olup, birkaç sâʿatden sonra o şîr-i künâm-ı şecâʿat ü ikdâm cennet-i aʿlâyı makām eyledi.\n\nʿÖmer Ağa'nın dört yüz kadar askerinin dahi vâfiri şehîd ve hâyiz-i zindegânî-yi medîd oldular. Feyzullah Paşa birkaç defʿa Tutrakan Maʿberi'ni geçüp, düşmeni kahr u tezlîl ve dil ü kelle alarak karşu tarafda dâstân-ı şecâʿati tertîl olunduğuna binâ'en, hüsn-i sûret ve iʿtidâl-i kadd ü kāmetine nazaran hayyen ahz olunması düşmen tarafından kasd olunmuşiken kābil olmayup, ʿâkıbet darb-ı dâne ile tîr-i şehâdete nişâne olup, düşmen bu hâle gam-nâk oldukları mütevâtir ve Ordu-yi hümâyûn'da bulunanlar dahi o dilîr-i Rüstem-nazîrin fıkdânı sebeb-i hüzn ve endûh-i mütekâsir oldu. Paşa-yı mûmâ ileyhin başında olan etbâʿın ekserîsi Abaza Paşa dâ'iresinden münşaʿib ü munfasıl ve âzmâyiş-i ceng ile kesb-i fünûn-ı harbiyye etmiş cesûr ve pür-dil kimseler olup, perîşân olmamaları niyyeti ile yine Abaza Paşa memâlîkinden Enderûn-ı hümâyûn'a çerâğ ve Baş-çukādârlıkdan nemâlı bir zeʿâmet ile nâyil-i ʿiyş-i rahîb ü refâğ olan Uzun ʿAbdullah Ağa'ya Mîr-î mîrânlık tevcîh olunup, levâzımı rü'yet ve iki üç gün zarfında Tutrakan tarafına Başbuğ nasb olunup, tahrîk-i râyet-i ʿazîmet edüp, münhal olan Baş-bakī Kulluğ'u Bekir Paşa Hazînedârı Selîm Ağa'ya ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Mürûr-ı aʿdâ be-cânib-i Balya ve teferruk-ı asker ve muhâsara-i Silistire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_898.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Mürûr-ı aʿdâ be-cânib-i Balya ve teferruk-ı asker ve muhâsara-i Silistire",
          "text": "Karasu ordusunun tanzîmi ile iştigāl esnâsında Silistire'ye altı sâʿat mesâfede vâkiʿ Balya Boğazı'na aʿdâ geçüp, etrafa münteşir olan kefereyi isticlâb ve sagr-i mezkûrda muhâfazaya meʾmûr Caʿfer Paşa ve Mustafa Paşa'nın cemʿiyyetlerini tefrîk eylediklerini Serʿasker ʿOsmân Paşa tahkīk edüp, ordusunda ihtişâd ve sebât ü metânetlerine iʿtimâd etdiği süvârîleri çarhaya taʿyîn ile kazıyyeyi Sadr-ı güzîne tahrîr ve istimdâd eylediğinden gayri, Silistire Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'nın bir kıtʿa kāyimesi gelüp, düşmenin vazʿ u hareketinden ibtidâ Serʿasker ordusunu perâkende etdikden sonra, Silistire'yi muhâsara etmek emâresi hiss olunup: “Bir ân akdem Silistire'ye imdâd ve irsâl-ı mühimmât ü ecnâd ile işbu serhadd-i ʿazîmi mahfûz-i gezend-i hasm-ı [M2 258] bed-nihâd eyleyesüz” deyü refʿ-i ʿakīre-i feryâd eylediğine binâʾen, ittifâk-ı ârâ ile yirmi ortaya Kul Kethudâsı Yeğen Ağa Serdâr ve ricâl dâyirelerinde olan tüfengçiler ve iki yüz kadar Enderûn ağaları, Çavuş-başı Ağa ile Silistire tarafına tesyâr kılınup, Ordu-yı hümâyûn çarhacısı Vezîr İbrâhîm Paşa, ordusundan dahi bir mikdâr âdem terfîk ve iktizâ eden zahîreleri husûsunda ber-vech-i kemâl tedkīk olunup, bu sûretle Serʿasker ʿOsmân Paşa'nın ordusuna istihkâm ve heyʾet-i ictimâʿiyyesine nizâm verileceği\nhengâm, Rusya Mareşali Romançof evvelce davranup, asker ictimâʿından mukaddem maslahat görmek ve iki askeri bir yere getürmemek garazına mebnî Balya'dan tahrîk-i pây-ı şûm ve Serʿasker Paşa ordusuna hücûm eyledi. Ehl-i İslâm çarhacıları küffârın katanasıyla âgāz-ı harb eyledikleri, müşârun ileyhin maʿlûmu oldukda, piyâdeyi mukaddem hafr ve âmâde etdiği meterislere taʿbiye ve vakti hulûl etmeden yürüyüş fikrinde olmamalarını tavsiye edüp, bakıyye-i süvâriyân ile bi'n-nefs maʿreke yerine şitâb ve tâ'ife-i askerîyi igrâ vü tahrîz ile dört sâʿat kadar âteş-i ceng iltihâb ve iki bin kadar küffâr sûhte-i seyf-i âteş-bâr olup, nesîm-i fevz ü zafer mir’ât-ı vukūʿda cilve-ger olacağı zemân, sağ kolda bulunan Deli-orman nâ-bekârları ʿıyâl ü evlâdlarını muhâfaza zımnında cân-nisâr ve meydân-ı maʿrekede cümleden ziyâde pâ-ber-cây-ı merkez-i istikrâr olacağları melhûz iken, zaʿf-ı diyânet ve ʿadem-i gayretle irtikâb-ı ʿâr-ı firâr ve bu hâlet sâyirin tezelzül-i ikdâmına vesîle olup, anlar dahi meterisler cânibine ilgār edüp, meterisde olanlar bu sûreti müşâhede ile firârîlere tâbiʿ ve kıyâsdan bîrûn mühimmât ve edevât-ı ceng bu takrîb telef-şüde ve zâyiʿ olup, Serʿasker Paşa ve piyâdegân ve baʿzı süvâri Silistire'ye duhûl ve hıfz-ı kalʿa ile meşgûl oldular.\nDüşmen-i dîn ehl-i İslâm meterislerin zabt eylediği gün Ordu-yi hümâyûn'dan pür-sâz ü seleb muntazam u müretteb olan cuyûş-i âhen-pûş dahi Silistire kurbuna vâsıl ve bir mikdârı şehir kurbunda vâkiʿ Küçük Mustafa Köşkü'nde tevakkuf ve bir mikdârı Silistire'ye duhûl ile ehâlîye medâr-ı defʿ-i tehavvüf oldular. Çerhacı Vezîr İbrâhîm Paşa dahi mahall-i mezkûre gelüp, Serʿasker Paşa ile mülâkāt ve hafr-ı meteris ve sâyir istihkâm ile te'diye-i esbâb-ı sebât üzere iken, rebîʿulâhırın [M2 259] üçüncü günü küffâr-ı tebehkâr hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn süvârî vü piyâde ve mükemmel top ve humbara ve sâyir edevât-ı nâriye ve âlât-ı kalʿa-gîrî ile Silistire'yi muhâsaraya niyyet ve cünûd-i İslâmiyye dahi kasr-ı mezbûr pîşgâhında hafr etdikleri meterislere girüp, bi-hulûsi'l-kalb mukābeleye tavtîn-i nefs ve izhâr-ı gayret etmişler idi. Çarhacı İbrâhîm Paşa sekiz bin kadar süvârî ve birkaç nefer Mîr-i mîrân ile bir iki sâʿat ilerüde düşmen askerine hecme-endâz ve muhârebeye âgāz ile meterislere düşmen-i dîni celb etmek fikrinde iken, müşârun ileyhin ihcâmını sunûf-i cünûd firâra haml ile her biri bir semte gürîzân ve düşmen atlusu süvâriyân-ı İslâm'ı taʿkīb edüp, piyâdeleri meterislere doğru yürüyüp, her tarafdan âteş-efşân oldular. Guzât-ı zafer-encâm eğerçi hasmın hücûmundan müte'essir olmayup, mümkin mertebe müdâfaʿaya kıyâm etmişler idi. Ancak birkaç defʿa mağlûbiyet ile âlât-ı ceng ve mühimmâtları telef-şüde-i dest-i hâdisât ve mevcûd olan edevâtları dahi defʿ-i savlet-i aʿdâya vefâ etmeyüp, piyâde olanları Serʿasker Paşa ve Kul Kethudâsı ve birkaç mîr-i mîrân ile Silistire varoşuna dâhil ve süvârîleri birer tarafa râhil oldu. Bu haber semʿ-i Serdâr-ı ekremî'ye resîde oldukda, Karasu Serʿaskeri Nu'mân Paşa'ya hükm-i Sultânî ısdâr ve maʿiyyetinde olan dalkılıç ve sâyir asâkir-i mürettebe ile Silistire imdâdına berk-i hâtif ve rîh-i ʿâsıf gibi yetişmek husûsu gāyet-i\nte'kîd ile işʿâr olunduğundan başka, İbrâhîm Paşa'ya dahi; “Hayâtın lâzım ise müteferrik olan süvâriyânı ve Ordu-yi hümâyûn'da kable'l-vakʿa Mîr-i mîrânlık verilen Priştineli İsmâʿîl Ağa ve Mehmed Ağa ve Kahraman Paşa-zâde Tâhir Bey o tarafa ihrâc olunup, perâkende askeri ru'yetle ilerüye ıkdâmdan bu defʿa tecânüf eden mîr-i mîrânları dahi cemʿ ve maʿiyyetine alup, bir ân akdem Silistire imdâdına gidesün” deyü, hatt-ı kat'iyyu'l-medlûl tarafına mevsûl ve Karasu Serʿaskeri'ni tahrîk içün Süvârî Mukābelecisi 'Abdulkerîm Efendi mersûl olduğundan başka, Ruscuk Serʿaskeri'ne dahi emir gönderilüp, müsâʿade-i imkân derecesinde zehâyir ve asâkir ile Silistire'ye imdâd eylemesi zikr u beyân ve Ordu-yi hümâyûn'da baʿzı havâss u edʿiyyeye dahi müdâvemet ile taleb-i [M2 260] feth u nusrat kılınmışidi.\n\nDüşmen Silistire'yi muhâsaraya şurûʿ hılâlinde Tutrakān mukābilinden dahi leylen dört bin kadar küffâr çıkup, meterisde olan Kesriyeli ʿÖmer Ağa'nın üzerine gulüv ve berü tarafdan dahi mukābele ile ceng-cû oldular ise dahi âhar koldan imdâd olunmayup, meterisleri terk ile tâfte-rû olduklarını, muhâfızı olan Abaza Paşa Hazînedârı Feyzullah Paşa müşâhede ile: “Şu küffârdan kaça kaça ne olmalu, bundan sonra şu hayâtı neylemeli?\" taʿbîriyle, kendin küffâra urup beş altısını iʿdâm ve kendüsü dahi birkaç yerinden mecrûh olup, birkaç sâʿatden sonra o şîr-i künâm-ı şecâʿat ü ikdâm cennet-i aʿlâyı makām eyledi.\n\nʿÖmer Ağa'nın dört yüz kadar askerinin dahi vâfiri şehîd ve hâyiz-i zindegânî-yi medîd oldular. Feyzullah Paşa birkaç defʿa Tutrakan Maʿberi'ni geçüp, düşmeni kahr u tezlîl ve dil ü kelle alarak karşu tarafda dâstân-ı şecâʿati tertîl olunduğuna binâ'en, hüsn-i sûret ve iʿtidâl-i kadd ü kāmetine nazaran hayyen ahz olunması düşmen tarafından kasd olunmuşiken kābil olmayup, ʿâkıbet darb-ı dâne ile tîr-i şehâdete nişâne olup, düşmen bu hâle gam-nâk oldukları mütevâtir ve Ordu-yi hümâyûn'da bulunanlar dahi o dilîr-i Rüstem-nazîrin fıkdânı sebeb-i hüzn ve endûh-i mütekâsir oldu. Paşa-yı mûmâ ileyhin başında olan etbâʿın ekserîsi Abaza Paşa dâ'iresinden münşaʿib ü munfasıl ve âzmâyiş-i ceng ile kesb-i fünûn-ı harbiyye etmiş cesûr ve pür-dil kimseler olup, perîşân olmamaları niyyeti ile yine Abaza Paşa memâlîkinden Enderûn-ı hümâyûn'a çerâğ ve Baş-çukādârlıkdan nemâlı bir zeʿâmet ile nâyil-i ʿiyş-i rahîb ü refâğ olan Uzun ʿAbdullah Ağa'ya Mîr-î mîrânlık tevcîh olunup, levâzımı rü'yet ve iki üç gün zarfında Tutrakan tarafına Başbuğ nasb olunup, tahrîk-i râyet-i ʿazîmet edüp, münhal olan Baş-bakī Kulluğ'u Bekir Paşa Hazînedârı Selîm Ağa'ya ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusya Merşali bâlâda mesbûku'z-zikr galebe ile mesrûr u mest-bâde-i gurūr olup, Silistire'yi tahlîs zımnında cenerallerinin meşâhirlerinden Potemki ve Wissmân dedikleri bed-ahterler ile bi'n-nefs kendüsü bî-hadd ü kıyâs kefere ile hareket [M2 261] ve hendekleri imlâ vü teşhîn fikr-i fâsidiyle beş yüz ‘araba çıbuk ve vâfir yağlı paçavra tedârü küyle hasr u tazyîk-i kal‘aya mübâşeret ve yetmiş kadar top ve hâven ve yürüyüşde istiʻmâl olunur Puşki Skiliti yanî esrâr topu nâmıyla miyânelerinde müstetir olan beş kıtʿa top ki, ağzı kebîr hâven gibi vâsiʿ ve kaddi kasîr, âl çûka pûşîdeli bir garîb toplar idi. Cümlesini Silistire üzerine havâle ile şehre ‘azîm ıztırâb verdiler.\n\nMâh-ı mezbûrun sekizinci salı günü ‘ale's-seher Merşal-i mesfûr askerini beş kısma taksîm ve taburlarını tertîb ü tanzîm ve cevânib-i şehri ihâta ve mesfûrların zararını imâta zımnında süvâriyân-ı İslâm'ın baʿzıları hâric-i sûrda mutârada ile bed'-i muhârebe vü mücâlede ve düşmen bir fitîlden top ve tüfenge ateş verüp, âheste âheste meterisler üzerine ikdâm ve cünûd-i İslâm dahi mukābeleye hasr-ı sâk-ı ihtimâm eyleyüp, küffâr kurşun menziline geldikde, Serʻasker Paşa ve Çavuş-başı İspir Ağa ve Kul Kethudâsı asker-i zafer-rehberi teşvîk u igrâ ve mesûbât-ı gazâ vü cihâdı bi-etrâfihâ beyân ü imlâ ile dîn-i hamiyyetlerin iğlâ eylediler. Nasîhatleri kulûb-i cünûd-i müslimîne te'sîr ve her birini bîşe-zâr-ı şecâʻatde terbiye olunmuş bir nerre-şîr edüp, hemân düşmen saflarına muhâceme ve altı sâʻat kadar o gürûh-i mekrûha müzâhame vererek, kati çok kâfiri âguşte-i hûn-i bakkam-gûn ve vâfirini zahm-i seyf ile zâr u zebûn eylediler. Ancak düşmenin kesreti ve birkaç defʿa asker-i İslâm'ın muhârebesini tecribe ve 'adem-i sebâtlarını cezm derecesinde tahkīk medâr-ı kuvveti olup, askerini cebr ü ikrâh ile meterislere sevk ve cünûd-i muvahhidîn meterislerde ikāmetden muztar olarak cümlesi varoşa duhûl ve defʿ-i sâyile meşgül oldular. İki sâʻat istirahatden sonra varoşda mevcûd altı bin kadar piyâdeyi ru'esây-ı asker dalkılıç tahrîriyle müştağil oldukları hâlde, düşmen gülle ve humbara ile izʻâc ve tazyîkden hâlî olmayup, ru’esâ: “Vaktimiz bunları tahrîr ile izaʻa olunmak lâzım gelürse, düşmen her tarafdan hücûm ile maʻâzallah şehre fursat-yâb-ı duhûl olacağı zâhirdir. Bu sûretde cümlesi dalkılıç olmak üzere münâdîler nidâ etdirmek evlâdır” demeleriyle ol-vechile nidâ ve herkes bu imtiyâzı ısgā ve sekiz bin piyâde ve beş yüz süvârî hemân kemer-i gayreti miyâne-bend [M2 262] ve birbiriyle ‘ahd ü peyvend ederek, varoş kapuların küşâd ve Kul Kethudâsı pîşvâ olarak sufûf-i aʻdâya karışup, mutesaddî-yi nizâl ü tırâd oldular. Düşmen-i dîn bu cesâreti müşâhede ile san'at-ı nâriyede olan mümâresetini kemâl-i cehd ile izhâr ve her tarafdan şerer-bâr oldular ise dahi guzât-ı zafer-simât katʻâ meyl-i havf ü vecel ve izhâr-ı ihcâm ü feşel etmeyüp, Hak ‘azze ve cel hazretlerine tevekkül ve rûhâniyyet-i Sâlâr-ı enbiya'ya tevessül ile darb-ı şemşîr ve i‘mâl-i neyyire vü tîr ve dört sâʻat kadar nâr-ı mûkide-i ceng-i şerer-efşân ve niçeler terk-i ser ü cân ve zahm-i mühlik ile bî-tâb ü tüvân oldular.\nvân olup, sebât-ı Müslimîn sebeb-i nasr-ı mübîn ve bâʿis-i teşettüt-i aʿdây-ı dîn olup, karârları firâra mübeddel ve istidrâcları zevâle muhavvel olarak; nazm: \n\n Ve dâkati'l-arzu hattâ sâra hâribühüm, \n İzâ ra'â gayre şeyin zannehü raculen \n\n mâ-sadakıyla makhûr u müzellel oldular. Bir sâʿat mahalle dek kutelây-ı küffâr ile sahrâ memlû ve dimâ-i fâsideleriyle arz-ı kafrâ mânend-i cev olup, küştegân-ı müşrikîn sekiz bine ve mecrûhları bine bâliğ olduğu vâsıl-ı derece-i yakīn oldu. On iki kıtʿa top edevâtıyla taraf-ı İslâmiyân'dan iğtinâm düşmen dahi bu inhizâm-ı fâhiş ile berü taraflarda tevakkufdan ʿâciz olup, karşu tarafa mürûr ile dağ-ber-dil-i ekdâr ü âlâm oldu.\n\n Düşmenin kuvvetine nazaran şu kadar nüfûs-i İslâmiyye Silistire'de mahsûr u mahbûs ve necâtlarından Serdâr-ı ekrem nevmîd ü me'yûs iken, nâ-gâh haber-i zafer Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve gubâr-ı endîşe ile maʿkūd olan kulûb-i Müslimîn'de suver-i şâdumânî rû-nümûd olup, tebâşîr-i sabâhu'l-ʿîd gibi herkes hisse-yâb-ı sürûr ve şükürgüzâr-ı cenâb-ı Rabb-i Gafûr oldular.",
          "caption": "Bakıyye-i ahvâl-i Silistire ve inhizâm-ı küffâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_899.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Bakıyye-i ahvâl-i Silistire ve inhizâm-ı küffâr",
          "text": "Rusya Merşali bâlâda mesbûku'z-zikr galebe ile mesrûr u mest-bâde-i gurūr olup, Silistire'yi tahlîs zımnında cenerallerinin meşâhirlerinden Potemki ve Wissmân dedikleri bed-ahterler ile bi'n-nefs kendüsü bî-hadd ü kıyâs kefere ile hareket [M2 261] ve hendekleri imlâ vü teşhîn fikr-i fâsidiyle beş yüz ‘araba çıbuk ve vâfir yağlı paçavra tedârü küyle hasr u tazyîk-i kal‘aya mübâşeret ve yetmiş kadar top ve hâven ve yürüyüşde istiʻmâl olunur Puşki Skiliti yanî esrâr topu nâmıyla miyânelerinde müstetir olan beş kıtʿa top ki, ağzı kebîr hâven gibi vâsiʿ ve kaddi kasîr, âl çûka pûşîdeli bir garîb toplar idi. Cümlesini Silistire üzerine havâle ile şehre ‘azîm ıztırâb verdiler.\n\nMâh-ı mezbûrun sekizinci salı günü ‘ale's-seher Merşal-i mesfûr askerini beş kısma taksîm ve taburlarını tertîb ü tanzîm ve cevânib-i şehri ihâta ve mesfûrların zararını imâta zımnında süvâriyân-ı İslâm'ın baʿzıları hâric-i sûrda mutârada ile bed'-i muhârebe vü mücâlede ve düşmen bir fitîlden top ve tüfenge ateş verüp, âheste âheste meterisler üzerine ikdâm ve cünûd-i İslâm dahi mukābeleye hasr-ı sâk-ı ihtimâm eyleyüp, küffâr kurşun menziline geldikde, Serʻasker Paşa ve Çavuş-başı İspir Ağa ve Kul Kethudâsı asker-i zafer-rehberi teşvîk u igrâ ve mesûbât-ı gazâ vü cihâdı bi-etrâfihâ beyân ü imlâ ile dîn-i hamiyyetlerin iğlâ eylediler. Nasîhatleri kulûb-i cünûd-i müslimîne te'sîr ve her birini bîşe-zâr-ı şecâʻatde terbiye olunmuş bir nerre-şîr edüp, hemân düşmen saflarına muhâceme ve altı sâʻat kadar o gürûh-i mekrûha müzâhame vererek, kati çok kâfiri âguşte-i hûn-i bakkam-gûn ve vâfirini zahm-i seyf ile zâr u zebûn eylediler. Ancak düşmenin kesreti ve birkaç defʿa asker-i İslâm'ın muhârebesini tecribe ve 'adem-i sebâtlarını cezm derecesinde tahkīk medâr-ı kuvveti olup, askerini cebr ü ikrâh ile meterislere sevk ve cünûd-i muvahhidîn meterislerde ikāmetden muztar olarak cümlesi varoşa duhûl ve defʿ-i sâyile meşgül oldular. İki sâʻat istirahatden sonra varoşda mevcûd altı bin kadar piyâdeyi ru'esây-ı asker dalkılıç tahrîriyle müştağil oldukları hâlde, düşmen gülle ve humbara ile izʻâc ve tazyîkden hâlî olmayup, ru’esâ: “Vaktimiz bunları tahrîr ile izaʻa olunmak lâzım gelürse, düşmen her tarafdan hücûm ile maʻâzallah şehre fursat-yâb-ı duhûl olacağı zâhirdir. Bu sûretde cümlesi dalkılıç olmak üzere münâdîler nidâ etdirmek evlâdır” demeleriyle ol-vechile nidâ ve herkes bu imtiyâzı ısgā ve sekiz bin piyâde ve beş yüz süvârî hemân kemer-i gayreti miyâne-bend [M2 262] ve birbiriyle ‘ahd ü peyvend ederek, varoş kapuların küşâd ve Kul Kethudâsı pîşvâ olarak sufûf-i aʻdâya karışup, mutesaddî-yi nizâl ü tırâd oldular. Düşmen-i dîn bu cesâreti müşâhede ile san'at-ı nâriyede olan mümâresetini kemâl-i cehd ile izhâr ve her tarafdan şerer-bâr oldular ise dahi guzât-ı zafer-simât katʻâ meyl-i havf ü vecel ve izhâr-ı ihcâm ü feşel etmeyüp, Hak ‘azze ve cel hazretlerine tevekkül ve rûhâniyyet-i Sâlâr-ı enbiya'ya tevessül ile darb-ı şemşîr ve i‘mâl-i neyyire vü tîr ve dört sâʻat kadar nâr-ı mûkide-i ceng-i şerer-efşân ve niçeler terk-i ser ü cân ve zahm-i mühlik ile bî-tâb ü tüvân oldular.\nvân olup, sebât-ı Müslimîn sebeb-i nasr-ı mübîn ve bâʿis-i teşettüt-i aʿdây-ı dîn olup, karârları firâra mübeddel ve istidrâcları zevâle muhavvel olarak; nazm: \n\n Ve dâkati'l-arzu hattâ sâra hâribühüm, \n İzâ ra'â gayre şeyin zannehü raculen \n\n mâ-sadakıyla makhûr u müzellel oldular. Bir sâʿat mahalle dek kutelây-ı küffâr ile sahrâ memlû ve dimâ-i fâsideleriyle arz-ı kafrâ mânend-i cev olup, küştegân-ı müşrikîn sekiz bine ve mecrûhları bine bâliğ olduğu vâsıl-ı derece-i yakīn oldu. On iki kıtʿa top edevâtıyla taraf-ı İslâmiyân'dan iğtinâm düşmen dahi bu inhizâm-ı fâhiş ile berü taraflarda tevakkufdan ʿâciz olup, karşu tarafa mürûr ile dağ-ber-dil-i ekdâr ü âlâm oldu.\n\n Düşmenin kuvvetine nazaran şu kadar nüfûs-i İslâmiyye Silistire'de mahsûr u mahbûs ve necâtlarından Serdâr-ı ekrem nevmîd ü me'yûs iken, nâ-gâh haber-i zafer Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve gubâr-ı endîşe ile maʿkūd olan kulûb-i Müslimîn'de suver-i şâdumânî rû-nümûd olup, tebâşîr-i sabâhu'l-ʿîd gibi herkes hisse-yâb-ı sürûr ve şükürgüzâr-ı cenâb-ı Rabb-i Gafûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye askerinde şecâʿat fıtrî ve düşmen askerinin metâneti cebrî olup, her mahalde böylece izhâr-ı sebât ve düşmenin ateşine bir defʿa sabr ile mahv-ı mehâfât eyleseler, saʿâdet-i galebe ile mesʿûd ve havf-i tîğ-i celâdetleri her tarafa memdûd olur idi. Ancak askerimiz başları sıkılmadıkça cân ü dilden muhârebe etmezler ve etrâfı açık bulurlarsa durmazlar ve bu tecribeler her bâr meşhûd-i erbâb-ı iʿtibâr olmakdadır. “Sahrâda ehl-i İslâm'ın yüz bin askerine on bin müretteb asker vâfî ve kalʿada olan on bin askerine yüz bin müretteb asker gayr-i vâfî olduğunu el-yevm Françelü'nün Başkonsolosu [M2 263] olan Bonapart<a> tecribe etdim” deyü rivâyet eylediği meşhûrdur. Beşâret-nâme ile vârid olanları Sadrıaʿzam inʿâm-ı firâvâna karîn ve serv-i dûşlarını çelenk ve hılʿatler ile tezyîn eylediğinden gayri, ʿunvân-ı Gāzî Serʿasker Paşa'nın elkābına ilhâk ve semmûr kürk ve mücevher şemşîr ve çelenk ve on bin guruş ʿatıyye ile mazhar-ı lutf u eşfâk kılındığından başka, muhâfız olan Vezîr Hasan Paşa'ya ve Kul Kethudâsı'na ve sâyir rü'esâya dahi ber-vech-i sezâ irsâl-i hılaʿ u ʿatâyâ kılınup, cumûʿ u efrâd-ı askerîye dahi dört bin sîm ve üç bin tûy çelenk tesyîr ve hîn-i maʿrekede zahmdâr olan ser-bâzân-ı meydân-ı celâdete tîmâr içün mess-i ihtiyâc eden birkaç cerrâh irsâliyle, haklarında sunûf-i ʿinâyet tevfîr olundu. Bu haber-i hayr-i dâfiʿu'd-dayr fi'l-hâl takrîr-i dil-pezîr ile südde-i serîr-i aʿlâya ʿarz olunup, inbısât-ı Şâhâne'yi müstelzim ve\nmukaddemâ vukūʿ bulan gubâr-ı melâl, mir'ât-ı tabʿ-ı hümâyûnlarından mürtefiʿ ü münʿadim olup, bu gazve-i kübrâda yararlığı müşâhede olunanlara, nazm:\n\nNasârâ perîşân-dil ez-heybeteş,\nHirâsân Benî-asfar ez-şevketeş\n\nmefhûmuna mâ-sadak olan Şehriyâr-ı bedîʿu'l-fiʿâl mücevher ve altûn çelenkler irsâl ve Sadrıaʿzam tarafından müşâr u mûmâ ileyhime iʿtâ ile her biri devâm-ı ʿömr-i Tâcdârî'yi küngüre-i târem-i eflâke îsâl eylediler. Düşmen-i dîn tehdîdi mutazammın bâdî-yi emrde Serʿasker ve Muhâfız Paşa'ya mektûb terkîm ve derîce-bâz-ı tevhîm olmuşidi. Cevâbı zebân-ı şemşîre havâle olunduğundan, mesfûr izhâr-ı ʿucb u gurûr ve emr-i heyyin zann etdiği muhâtaraya vügül ile ser-dâde-i vâdî-yi idbâr olması, zuhûr-ı gayret-i İlâhiyye'den münbaʿis bir keyfiyyet olduğu maʿlûm-ı erbâb-ı intibâh u şuʿûrdur. Rusyalu muhâsara ile iştigāl üzere iken, bin kadar katanayı zehâyir ve sâyir eşyâ mutâlebesiyle irsâl ve leylen Eflatar nam karyeye duhûllerinde, karye-i mezkûreyi ehl-i İslâm askeriyle mâ-lâ-mâl bulup, fi'l-hâl iki asker tertîb-i sufûf ve iʿmâl-i rimâh u süyûf edüp, cünûd-i muvahhidîn fazl-ı Rabbu'l-ʿâlemîn ile mansûr ve katanaların ekserini küşte-i seyf-i me'sûr eyledikleri, dîbâce-i nusrat-nâme-i ehl-i Tevhîd ve mukaddem haber, mübtedây-ı fevz ü te'yîd oldu.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_900.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye askerinde şecâʿat fıtrî ve düşmen askerinin metâneti cebrî olup, her mahalde böylece izhâr-ı sebât ve düşmenin ateşine bir defʿa sabr ile mahv-ı mehâfât eyleseler, saʿâdet-i galebe ile mesʿûd ve havf-i tîğ-i celâdetleri her tarafa memdûd olur idi. Ancak askerimiz başları sıkılmadıkça cân ü dilden muhârebe etmezler ve etrâfı açık bulurlarsa durmazlar ve bu tecribeler her bâr meşhûd-i erbâb-ı iʿtibâr olmakdadır. “Sahrâda ehl-i İslâm'ın yüz bin askerine on bin müretteb asker vâfî ve kalʿada olan on bin askerine yüz bin müretteb asker gayr-i vâfî olduğunu el-yevm Françelü'nün Başkonsolosu [M2 263] olan Bonapart<a> tecribe etdim” deyü rivâyet eylediği meşhûrdur. Beşâret-nâme ile vârid olanları Sadrıaʿzam inʿâm-ı firâvâna karîn ve serv-i dûşlarını çelenk ve hılʿatler ile tezyîn eylediğinden gayri, ʿunvân-ı Gāzî Serʿasker Paşa'nın elkābına ilhâk ve semmûr kürk ve mücevher şemşîr ve çelenk ve on bin guruş ʿatıyye ile mazhar-ı lutf u eşfâk kılındığından başka, muhâfız olan Vezîr Hasan Paşa'ya ve Kul Kethudâsı'na ve sâyir rü'esâya dahi ber-vech-i sezâ irsâl-i hılaʿ u ʿatâyâ kılınup, cumûʿ u efrâd-ı askerîye dahi dört bin sîm ve üç bin tûy çelenk tesyîr ve hîn-i maʿrekede zahmdâr olan ser-bâzân-ı meydân-ı celâdete tîmâr içün mess-i ihtiyâc eden birkaç cerrâh irsâliyle, haklarında sunûf-i ʿinâyet tevfîr olundu. Bu haber-i hayr-i dâfiʿu'd-dayr fi'l-hâl takrîr-i dil-pezîr ile südde-i serîr-i aʿlâya ʿarz olunup, inbısât-ı Şâhâne'yi müstelzim ve\nmukaddemâ vukūʿ bulan gubâr-ı melâl, mir'ât-ı tabʿ-ı hümâyûnlarından mürtefiʿ ü münʿadim olup, bu gazve-i kübrâda yararlığı müşâhede olunanlara, nazm:\n\nNasârâ perîşân-dil ez-heybeteş,\nHirâsân Benî-asfar ez-şevketeş\n\nmefhûmuna mâ-sadak olan Şehriyâr-ı bedîʿu'l-fiʿâl mücevher ve altûn çelenkler irsâl ve Sadrıaʿzam tarafından müşâr u mûmâ ileyhime iʿtâ ile her biri devâm-ı ʿömr-i Tâcdârî'yi küngüre-i târem-i eflâke îsâl eylediler. Düşmen-i dîn tehdîdi mutazammın bâdî-yi emrde Serʿasker ve Muhâfız Paşa'ya mektûb terkîm ve derîce-bâz-ı tevhîm olmuşidi. Cevâbı zebân-ı şemşîre havâle olunduğundan, mesfûr izhâr-ı ʿucb u gurûr ve emr-i heyyin zann etdiği muhâtaraya vügül ile ser-dâde-i vâdî-yi idbâr olması, zuhûr-ı gayret-i İlâhiyye'den münbaʿis bir keyfiyyet olduğu maʿlûm-ı erbâb-ı intibâh u şuʿûrdur. Rusyalu muhâsara ile iştigāl üzere iken, bin kadar katanayı zehâyir ve sâyir eşyâ mutâlebesiyle irsâl ve leylen Eflatar nam karyeye duhûllerinde, karye-i mezkûreyi ehl-i İslâm askeriyle mâ-lâ-mâl bulup, fi'l-hâl iki asker tertîb-i sufûf ve iʿmâl-i rimâh u süyûf edüp, cünûd-i muvahhidîn fazl-ı Rabbu'l-ʿâlemîn ile mansûr ve katanaların ekserini küşte-i seyf-i me'sûr eyledikleri, dîbâce-i nusrat-nâme-i ehl-i Tevhîd ve mukaddem haber, mübtedây-ı fevz ü te'yîd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusya Feld Merşali Romançof Silistire üzerine hareketi hilâlında müteferrik olan askerini [M2 264] başına cemʿ edüp, İsmâʿîl cânibinde olan Nemçelü Wissmân nâm Cenerali dahi bu cemʿiyyete daʿvet ve ber-minvâl-i muharrer hey'et-i pür-haybetlerine tetarruk eden tezelzül ve hezîmet iktizâsıyla, Ceneral-i mesfûr müfârekat ve İsmâʿîl'e gider iken, Kaynarca'da Nuʿmân Paşa ordusuna musâdefet ile zarûrî cenge mübâşeret etmişler idi. Nuʿmân Paşa'nın maʿiyyetinde olan asker yirmi bine karîb ve bu cümlenin altı bin mikdârı dalkılıç olup, haylî zûrmend ve düşmenden rû-tâb olmayacakları bî-irtiyâb iken, küffâr meterislere karîb gelmedikçe bir kimsenin haberi olmayup, ne talîʿa vü dümdâr ve ne yemîn ü yesâr ve belki kemâl-i gaflet ile cümlesi ser-germ-i câm-ı tesalluf ü pindâr olup, düşmen-i-nâ-gâh zuhûrdan cümlesi bî-şuʿûr ve ne hâl ise, tetmîm-i kusûr ile cenge ibtidâr ve dalkılıçlar sabr edemeyüp, düşmen ile miyâneleri yarım sâʿatlik mahal iken, yürüyüşe ictisâr ve ceng mahalline varır varmaz ekserîsine intifâh ʿârız ve düşmen dahi bir yaylım âteş verüp, cümlesini mecbûr-i firâr eyledi. Serʿasker Paşa ʿillet-i samem iktizâsıyla, neden sonra keyfiyyete vukūf ile terk-i bâr u büngâh ve Bazarcığ'a doğru hezîmet ile iktirâf-ı maʿsiyyet ü günâh eyledi. Taraf-ı İslâmiyân'dan ibtidâ vâkiʿ olan hamlede Ceneral Wissman hâlik ve helâki kimseye ifşâ olunmayarak,\nber-muktezây-ı tertîb-i cedîd herkes kendü tarafında vâkiʿ olan maslahatın rü'yetini tâlib ve mürîd olarak bozgun u singin (صنغن) asker-i müşârun ileyhin ordusuna bi'l-külliyye mâlik olduğundan, işindenler müşârun ileyhi hedef-i tîr-i nefrîn ü melâm ve nişâne-i taʿna-i cerb ü düşnâm eylediler. Müşârun ileyh taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den hezâr tevbîh u âzâr ile Karasu tarafına tahrîk ve o havâlîde olan aʿdânın defʿ-i mazarratı zımnında gûş-i intibâhı taʿrîk olundu.",
          "caption": "Perîşân-şüden-i ordu-yi Nuʿmân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_901.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Perîşân-şüden-i ordu-yi Nuʿmân Paşa",
          "text": "Rusya Feld Merşali Romançof Silistire üzerine hareketi hilâlında müteferrik olan askerini [M2 264] başına cemʿ edüp, İsmâʿîl cânibinde olan Nemçelü Wissmân nâm Cenerali dahi bu cemʿiyyete daʿvet ve ber-minvâl-i muharrer hey'et-i pür-haybetlerine tetarruk eden tezelzül ve hezîmet iktizâsıyla, Ceneral-i mesfûr müfârekat ve İsmâʿîl'e gider iken, Kaynarca'da Nuʿmân Paşa ordusuna musâdefet ile zarûrî cenge mübâşeret etmişler idi. Nuʿmân Paşa'nın maʿiyyetinde olan asker yirmi bine karîb ve bu cümlenin altı bin mikdârı dalkılıç olup, haylî zûrmend ve düşmenden rû-tâb olmayacakları bî-irtiyâb iken, küffâr meterislere karîb gelmedikçe bir kimsenin haberi olmayup, ne talîʿa vü dümdâr ve ne yemîn ü yesâr ve belki kemâl-i gaflet ile cümlesi ser-germ-i câm-ı tesalluf ü pindâr olup, düşmen-i-nâ-gâh zuhûrdan cümlesi bî-şuʿûr ve ne hâl ise, tetmîm-i kusûr ile cenge ibtidâr ve dalkılıçlar sabr edemeyüp, düşmen ile miyâneleri yarım sâʿatlik mahal iken, yürüyüşe ictisâr ve ceng mahalline varır varmaz ekserîsine intifâh ʿârız ve düşmen dahi bir yaylım âteş verüp, cümlesini mecbûr-i firâr eyledi. Serʿasker Paşa ʿillet-i samem iktizâsıyla, neden sonra keyfiyyete vukūf ile terk-i bâr u büngâh ve Bazarcığ'a doğru hezîmet ile iktirâf-ı maʿsiyyet ü günâh eyledi. Taraf-ı İslâmiyân'dan ibtidâ vâkiʿ olan hamlede Ceneral Wissman hâlik ve helâki kimseye ifşâ olunmayarak,\nber-muktezây-ı tertîb-i cedîd herkes kendü tarafında vâkiʿ olan maslahatın rü'yetini tâlib ve mürîd olarak bozgun u singin (صنغن) asker-i müşârun ileyhin ordusuna bi'l-külliyye mâlik olduğundan, işindenler müşârun ileyhi hedef-i tîr-i nefrîn ü melâm ve nişâne-i taʿna-i cerb ü düşnâm eylediler. Müşârun ileyh taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den hezâr tevbîh u âzâr ile Karasu tarafına tahrîk ve o havâlîde olan aʿdânın defʿ-i mazarratı zımnında gûş-i intibâhı taʿrîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri hufyeten Çelebî-zâde Mehmed Efendi'yi ve Hasan Ağa'yı Ruscuk'dan getürdüp o tarafda fevka'l-had asker ictimâʿ ve Devlet-i ʿaliyye yevmiyye katʿî çok mesârıfa ibtilâ ile bu âna dek kalʿanın ʿadem-i istıhlâs ve intizâʿına sebeb ne olduğun su'âl ve anlar dahi: “Serʿasker Paşa'nın tevâyif-i askeriyle imtizâcı olmadığından neş'et eylediğini ifâde ve ʿazl ve âharı nasb olunursa ʿumûmen o tarafa geçüp, [M2 265] fazl-ı Müteʿâl ile tahlîs-i kalʿaya saʿy bî-hemâl olunur” deyü bast-ı makāl ve bundan garazları Hasan Ağa'nın rütbe-i Vezâret ile Ruscuk Serʿaskeri olmasını işrâb ve Devlet dahi bu mâddede ihtiyâr-ı semt-i tecâhül ve mâddeyi zâhirine haml ile Ruscuk Serʿaskeri Dağıstânî ʿAlî Paşa'yı ʿazl ve Mertin [Marten] muhâfazasına taʿyîn ve Yenişehirli İsmâʿîl Paşa o taraf Serʿaskerliği ile kâm-bîn kılındı. Müşârun ileyh Mertin'e [Marten] geldikden sonra Ordu-yi hümâyûn çarhacısı nasb olunup, muktezây-ı me'mûriyyeti üzere Muʿasker-i Sultânî'ye vâsıl ve Sadrıaʿzam pîşgâhından alay gösterüp, intizâm-ı dâyiresinden mahzûziyyet hâsıl olup, civâr-ı Ordu-yi hümâyûn'da taʿyîn-i mahal ve birkaç günden sonra Nu'mân Paşa'nın evzâʿ-ı nâ-bercâsı imlây-ı mesâmiʿ-i nâs ve o taraflarda ikāmeti sebeb-i tevellüd-i mahzûr u be's olduğu ihsâs olunmağla, ʿAlî Paşa'nın o taraflarda bulunması istihsân ve maʿiyyetine top ve asker verilüp, Karasu'ya karîb Hacı Köyü'nde ikāmetle, her tarafa havâle-i gûş-i izʿân kılması bâbında tarafına tenbîh ü fermân olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Serʿasker-i Ruscuk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_902.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Serʿasker-i Ruscuk",
          "text": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri hufyeten Çelebî-zâde Mehmed Efendi'yi ve Hasan Ağa'yı Ruscuk'dan getürdüp o tarafda fevka'l-had asker ictimâʿ ve Devlet-i ʿaliyye yevmiyye katʿî çok mesârıfa ibtilâ ile bu âna dek kalʿanın ʿadem-i istıhlâs ve intizâʿına sebeb ne olduğun su'âl ve anlar dahi: “Serʿasker Paşa'nın tevâyif-i askeriyle imtizâcı olmadığından neş'et eylediğini ifâde ve ʿazl ve âharı nasb olunursa ʿumûmen o tarafa geçüp, [M2 265] fazl-ı Müteʿâl ile tahlîs-i kalʿaya saʿy bî-hemâl olunur” deyü bast-ı makāl ve bundan garazları Hasan Ağa'nın rütbe-i Vezâret ile Ruscuk Serʿaskeri olmasını işrâb ve Devlet dahi bu mâddede ihtiyâr-ı semt-i tecâhül ve mâddeyi zâhirine haml ile Ruscuk Serʿaskeri Dağıstânî ʿAlî Paşa'yı ʿazl ve Mertin [Marten] muhâfazasına taʿyîn ve Yenişehirli İsmâʿîl Paşa o taraf Serʿaskerliği ile kâm-bîn kılındı. Müşârun ileyh Mertin'e [Marten] geldikden sonra Ordu-yi hümâyûn çarhacısı nasb olunup, muktezây-ı me'mûriyyeti üzere Muʿasker-i Sultânî'ye vâsıl ve Sadrıaʿzam pîşgâhından alay gösterüp, intizâm-ı dâyiresinden mahzûziyyet hâsıl olup, civâr-ı Ordu-yi hümâyûn'da taʿyîn-i mahal ve birkaç günden sonra Nu'mân Paşa'nın evzâʿ-ı nâ-bercâsı imlây-ı mesâmiʿ-i nâs ve o taraflarda ikāmeti sebeb-i tevellüd-i mahzûr u be's olduğu ihsâs olunmağla, ʿAlî Paşa'nın o taraflarda bulunması istihsân ve maʿiyyetine top ve asker verilüp, Karasu'ya karîb Hacı Köyü'nde ikāmetle, her tarafa havâle-i gûş-i izʿân kılması bâbında tarafına tenbîh ü fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin zabt u rabt-ı neferâtda fütûru ve ʿakl ü zekâda kusûru olmayup, bîm ü satvetinden haşerât-ı neferât tersân ve niçe gerden-keşân tavk-ı itâʿatı ikāme-i bürhân ʿakabinde seyf-i kâtıʿ-ı siyâsetle bî-ser ü sâmân edüp, piyâdenin her sınıfını ıslâh ve ehl-i ʿirz ve mü'eddiblerinin matlablarını incâh ve bu mülâbese ile ʿazlini mûcib bir hâl yoğiken, mücerred Kul Kethudâsı Yeğen Ağa'nın Silistire cenginde zuhûr eden yararlığına mükâfât zımnında ibrâm-ı etrâf ile cumâdelûlânın on altıncı günü ʿazl ve Kapu Kethudâsı mûmâ ileyh yerine vasl olundu. Müşârun ileyhe sûret-i zâhirede Rumeli Eyâleti tasmîm ve Bazarcığ'a ʿazîmeti tefhîm ve bu keyfiyyet müşârun ileyhi sakîm edüp, ilbâs-ı hılʿate daʿvet olundukda, bir iki gün temâruz izhâr ve Sırrı Selîm Efendi\nvesâtatıyle Kandiye mansıbını tahsîl ile mest-i rahîk-i istibşâr olup, Boğaz Serʿaskeri Vezîr Kapudân Paşa'nın orduya me'mûriyyeti lâzım gelmekle, Rikâb-ı hümâyûn tarafından Boğaz muhâfazasına taʿyîn ve çok geçmeden Anadolu'dan asker sürmek me'mûriyyeti inkılâbât-ı derûnunu teskîn eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_903.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Müşârun ileyhin zabt u rabt-ı neferâtda fütûru ve ʿakl ü zekâda kusûru olmayup, bîm ü satvetinden haşerât-ı neferât tersân ve niçe gerden-keşân tavk-ı itâʿatı ikāme-i bürhân ʿakabinde seyf-i kâtıʿ-ı siyâsetle bî-ser ü sâmân edüp, piyâdenin her sınıfını ıslâh ve ehl-i ʿirz ve mü'eddiblerinin matlablarını incâh ve bu mülâbese ile ʿazlini mûcib bir hâl yoğiken, mücerred Kul Kethudâsı Yeğen Ağa'nın Silistire cenginde zuhûr eden yararlığına mükâfât zımnında ibrâm-ı etrâf ile cumâdelûlânın on altıncı günü ʿazl ve Kapu Kethudâsı mûmâ ileyh yerine vasl olundu. Müşârun ileyhe sûret-i zâhirede Rumeli Eyâleti tasmîm ve Bazarcığ'a ʿazîmeti tefhîm ve bu keyfiyyet müşârun ileyhi sakîm edüp, ilbâs-ı hılʿate daʿvet olundukda, bir iki gün temâruz izhâr ve Sırrı Selîm Efendi\nvesâtatıyle Kandiye mansıbını tahsîl ile mest-i rahîk-i istibşâr olup, Boğaz Serʿaskeri Vezîr Kapudân Paşa'nın orduya me'mûriyyeti lâzım gelmekle, Rikâb-ı hümâyûn tarafından Boğaz muhâfazasına taʿyîn ve çok geçmeden Anadolu'dan asker sürmek me'mûriyyeti inkılâbât-ı derûnunu teskîn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vidin Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'dan [M2 266] fî'l-asl yararlık meşhûd olduğundan, mazhar-ı cûd-i Şehriyâr-ı ʿâlem-sûd olup, Rikâb tarafından yüz elli ve ordu tarafından elli kîse ihsân ve Serʿaskerlik ile refîʿu'ş-şân kılınup, maʿiyyetinde ihtişâd eden asker ile Kalafat tarafına geçüp, andan Kulle'ye ʿazîmet ve Niğbolu'dan vürûd edecek askeri isticlâb ile Ruscuk Serʿaskeri Yergöğü tarafına hücûm edeceği vakitde kendü dahi hareket ve bi'l-ittifâk istıhlâs-ı kalʿaya himmet etmek üzere me'mûr ve tarafına hitâben müteʿaddid evâmir-i celîle şeref-rîz-i sudûr olmuşidi. Müşârun ileyh ber-minvâl-i muharrer kalʿaya gelüp, Niğbolu'da müctemiʿ olan asker dahi maʿiyyetine vürûd ve levâzım-ı sâyiresin ikmâl ʿakabinde Yergöğü'de isbât-ı vücûd etmek kasdında iken, aʿdânın kalʿaya hücûmu beyne'l-asker şâyiʿ ve harekete mâniʿ olup, meteris hafrıyla cenge hâzır ve birkaç defʿa zuhûr eden düşmen ile muhârebeye müsâbir olup, bu sûret Yergöğü tarafına kasd ve ʿazîmetini ilgā ve mukîm olduğu mahalli muhâfaza ile iktifâ eyledi. Silistire'de vukūʿ bulan gazây-ı ekber mûcib-i inbısât-ı Pâdişâh-ı İskender-fer olduğuna binâʾen, Sadrıaʿzam'ı taltîf ve şevk-i mücâhidîni tazʿîf irâdesiyle, mufassal ü meşrûh bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ısdâr ve Serdâr-ı ekrem'i iki esb murassaʿ raht ile hâyiz-i rehîne-i iftihâr buyurdular.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_904.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Vidin Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'dan [M2 266] fî'l-asl yararlık meşhûd olduğundan, mazhar-ı cûd-i Şehriyâr-ı ʿâlem-sûd olup, Rikâb tarafından yüz elli ve ordu tarafından elli kîse ihsân ve Serʿaskerlik ile refîʿu'ş-şân kılınup, maʿiyyetinde ihtişâd eden asker ile Kalafat tarafına geçüp, andan Kulle'ye ʿazîmet ve Niğbolu'dan vürûd edecek askeri isticlâb ile Ruscuk Serʿaskeri Yergöğü tarafına hücûm edeceği vakitde kendü dahi hareket ve bi'l-ittifâk istıhlâs-ı kalʿaya himmet etmek üzere me'mûr ve tarafına hitâben müteʿaddid evâmir-i celîle şeref-rîz-i sudûr olmuşidi. Müşârun ileyh ber-minvâl-i muharrer kalʿaya gelüp, Niğbolu'da müctemiʿ olan asker dahi maʿiyyetine vürûd ve levâzım-ı sâyiresin ikmâl ʿakabinde Yergöğü'de isbât-ı vücûd etmek kasdında iken, aʿdânın kalʿaya hücûmu beyne'l-asker şâyiʿ ve harekete mâniʿ olup, meteris hafrıyla cenge hâzır ve birkaç defʿa zuhûr eden düşmen ile muhârebeye müsâbir olup, bu sûret Yergöğü tarafına kasd ve ʿazîmetini ilgā ve mukîm olduğu mahalli muhâfaza ile iktifâ eyledi. Silistire'de vukūʿ bulan gazây-ı ekber mûcib-i inbısât-ı Pâdişâh-ı İskender-fer olduğuna binâʾen, Sadrıaʿzam'ı taltîf ve şevk-i mücâhidîni tazʿîf irâdesiyle, mufassal ü meşrûh bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ısdâr ve Serdâr-ı ekrem'i iki esb murassaʿ raht ile hâyiz-i rehîne-i iftihâr buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿÖmer Paşa bundan akdem sevk-i asâkire me'mûr ve ihrâc etdiği cünûdu fevc fevc Ordu-yi hümâyûn'a tesyîr ile bezl-i vüsʿ ve sarf-ı makdûr etmişidi. Bu hidmeti ikmâl ve bi-hasebi'l-me'mûriyye kendü dahi bizzât Muʿasker-i hümâyûn'a neşr-i bâl-i istiʿcâl eyleyüp, cumâdelûlânın yirmi sekizinci günü Ordu-yi hümâyûn'a resîde ve nazar-gâh-ı Âsafî'den mürûr ile alayı pesendîde olup, emsâline kıyâsen serâ-sere dûhte bir sevb-i semmûr dûş-i iftihârına iksâ ve hılâl-i râhda vukūʿ bulan teʿaddîsinden bi-hasebi'l-iktizâ iğzâ olunmuşidi. Düşmenin Karasu ordusuna hücûmu beyne'n-nâs vâsıl-ı derece-i şöhret ve o taraf Serʿaskeri Nuʿmân Paşa'da Kaynarca Vakʿası sebebi ile kudret kalmayup, kalsa dahi fî-mâ baʿd yedinden bir hidmet zuhûra gelmeyeceği meczûm-i erkân-ı devlet olmağla, şimdilik Hacı-oğlu Pazarı tarafına Vezîr ʿÖmer Paşa'nın hareketi savâb-dîd-i erbâb-ı bîniş ü dîd ve işbu cumâdelâhirede ol-savba rişte-i ʿazîmeti temdîd [M2 267] eyledi.\nŞâm Vâlîsi Vezîr Hâfız Mustafa Paşa min-ciheti'l-vücûh ferbih ü semîn ve tâbiş-i Hicâz'a kudret-yâb olamadığını ʿarza-dâşt-ı südde-i ebed-karîn olmağla, Karaman Vâlîsi ʿAzm-zâde Vezîr Mehmed Paşa ile mansıbları mübâdele ve Van Eyâleti Vezîr Dâmâd Hüseyin Paşa'ya ihâle olunup, Sipâhîler Ağası iken vefât eden Aydoslu Hasan Ağa'nın mansıbı olan Sipâhîler Ağalığı Ziştovili Halîl Ağa'ya tevcîh ü ihsân ve neyyir-i bahtı firûzân kılındı.",
          "caption": "Vürûd-i vâlî-yi Anadolu ve me'mûriyyet-i û ve zikr-i baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_905.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i vâlî-yi Anadolu ve me'mûriyyet-i û ve zikr-i baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿÖmer Paşa bundan akdem sevk-i asâkire me'mûr ve ihrâc etdiği cünûdu fevc fevc Ordu-yi hümâyûn'a tesyîr ile bezl-i vüsʿ ve sarf-ı makdûr etmişidi. Bu hidmeti ikmâl ve bi-hasebi'l-me'mûriyye kendü dahi bizzât Muʿasker-i hümâyûn'a neşr-i bâl-i istiʿcâl eyleyüp, cumâdelûlânın yirmi sekizinci günü Ordu-yi hümâyûn'a resîde ve nazar-gâh-ı Âsafî'den mürûr ile alayı pesendîde olup, emsâline kıyâsen serâ-sere dûhte bir sevb-i semmûr dûş-i iftihârına iksâ ve hılâl-i râhda vukūʿ bulan teʿaddîsinden bi-hasebi'l-iktizâ iğzâ olunmuşidi. Düşmenin Karasu ordusuna hücûmu beyne'n-nâs vâsıl-ı derece-i şöhret ve o taraf Serʿaskeri Nuʿmân Paşa'da Kaynarca Vakʿası sebebi ile kudret kalmayup, kalsa dahi fî-mâ baʿd yedinden bir hidmet zuhûra gelmeyeceği meczûm-i erkân-ı devlet olmağla, şimdilik Hacı-oğlu Pazarı tarafına Vezîr ʿÖmer Paşa'nın hareketi savâb-dîd-i erbâb-ı bîniş ü dîd ve işbu cumâdelâhirede ol-savba rişte-i ʿazîmeti temdîd [M2 267] eyledi.\nŞâm Vâlîsi Vezîr Hâfız Mustafa Paşa min-ciheti'l-vücûh ferbih ü semîn ve tâbiş-i Hicâz'a kudret-yâb olamadığını ʿarza-dâşt-ı südde-i ebed-karîn olmağla, Karaman Vâlîsi ʿAzm-zâde Vezîr Mehmed Paşa ile mansıbları mübâdele ve Van Eyâleti Vezîr Dâmâd Hüseyin Paşa'ya ihâle olunup, Sipâhîler Ağası iken vefât eden Aydoslu Hasan Ağa'nın mansıbı olan Sipâhîler Ağalığı Ziştovili Halîl Ağa'ya tevcîh ü ihsân ve neyyir-i bahtı firûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Ruscuk Aʿyânı es-Seyyid Hasan Ağa bundan akdem Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr ve Ruscuk'da bî-hadd asker ictimâʿ etmişiken, Yergöğü tahlîsının bu âna dek ʿukde-i te'hîre giriftâr olmasının sebebi istifsâr olunmuşidi. Bâlâda işâret olunduğu vech üzere Serʿaskerliğe kendüsü tâlib ve sarâhaten beyandan hârib olarak, tabîʿatıyla zuhûr eder ihtimâline zâhib olarak, Serʿasker bulunan Dağıstânî ʿAli Paşa ile askerî tâ'ifesinin ʿadem-i imtizâcını îmâ ve garaz ne olduğu maʿlûm-i erbâb-ı nühâ olup, hadâset-i sin ve ʿadem-i tecribe ile hakkında bu hatb-ı cesîm sezâ görülmeyüp, Vezîr İsmâʿîl Paşa Serʿaskerlik ile o tarafa baʿs ü isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyhin birâderi Mehmed Efendi orduya gelüp, bu mâddeyi gâh tasrîh gâh izmâr ve: “Âkıbet birâderime rütbe-i Vezâret sezâ-vâr görülür ise, Yergöğü Kalʿası'nın fethini teʿahhüd ederiz\" dedikde, bu sûret mülâyim-tıbâʿ-ı kâr-şinâsân-ı rüzgâr olup, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyhe rütbe-i vâlây-ı Vezâret ihsân ve Ruscuk Muhâfızı ʿunvânıyla fâyiku'l-akrân kılındı.",
          "caption": "Vezâret-i Çelebi-zâde es-Seyyid Hasan Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_906.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vezâret-i Çelebi-zâde es-Seyyid Hasan Ağa",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Ruscuk Aʿyânı es-Seyyid Hasan Ağa bundan akdem Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr ve Ruscuk'da bî-hadd asker ictimâʿ etmişiken, Yergöğü tahlîsının bu âna dek ʿukde-i te'hîre giriftâr olmasının sebebi istifsâr olunmuşidi. Bâlâda işâret olunduğu vech üzere Serʿaskerliğe kendüsü tâlib ve sarâhaten beyandan hârib olarak, tabîʿatıyla zuhûr eder ihtimâline zâhib olarak, Serʿasker bulunan Dağıstânî ʿAli Paşa ile askerî tâ'ifesinin ʿadem-i imtizâcını îmâ ve garaz ne olduğu maʿlûm-i erbâb-ı nühâ olup, hadâset-i sin ve ʿadem-i tecribe ile hakkında bu hatb-ı cesîm sezâ görülmeyüp, Vezîr İsmâʿîl Paşa Serʿaskerlik ile o tarafa baʿs ü isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyhin birâderi Mehmed Efendi orduya gelüp, bu mâddeyi gâh tasrîh gâh izmâr ve: “Âkıbet birâderime rütbe-i Vezâret sezâ-vâr görülür ise, Yergöğü Kalʿası'nın fethini teʿahhüd ederiz\" dedikde, bu sûret mülâyim-tıbâʿ-ı kâr-şinâsân-ı rüzgâr olup, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyhe rütbe-i vâlây-ı Vezâret ihsân ve Ruscuk Muhâfızı ʿunvânıyla fâyiku'l-akrân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Ak-deniz adaları etrâfında geşt ü güzâr ve sefâyin-i tüccâr ve cezâyir halkına îrâs-ı hasâr eden Orlof nâm merd-i gaşûm Bodrum üzerine hücûm ve o havâlî muhâfazasına me'mûr olanlara kazıyye maʿlûm oldukda, emr-i müdâfaʿaya ber-zede-i dâmân-ı ihtimâm ve mesfûru o sâhilden tard ile nâm-yâfte-i enâm olmuşlar idi. Laʿîn-i mesfûr asker ve sefînelerini tertîb ve askerden hâli zan etdiği İstanköy Cezîresi'ne birkaç bin asker döküp, mütesadî-yi yağma vü tahrîb oldukları meşhûd-i ehâlî oldukda, hemân bir mahalle ihtişâd ve cenâb-ı Hak'dan istimdâd ile [M2 268] aʿdây-ı dîn üzerine mânend-i seylâb cereyân ve tîg-i âteş-tâbların ʿuryân eyleyerek, sekiz sâʿat kadar düşmene darb-ı tîg-i mîg-reng ve emtâr-ı dâne-i tüfeng edüp, düşmen bu hücûm-ı dilîrâneden dil-teng olarak münkesir ü perîşân sefînelerine gürîzân ve bir mikdârı mîşezâr içinde muhtefî vü pinhân oldular. Hîn-i maʿrekede düşmen-i dînden beş bin kadar müşrik hâlik ve yedi kıtʿa top ve yüz kantar barut ve vâfir mühimmâta guzât-ı zafer-simât mâlik olup, bu gazây-ı ʿazîmde hidmeti meşhûd olan ʿAbdurrahman Ağa'ya ve Bodrum Vak'ası'nda isbât-ı vücûd eden Cihân-zâde Mustafa Ağa'ya Kapucu-başılık ihsân olunup, Ordu-yi hümâyûn halkını tefrîh içün Kapudân Paşa tarafından vürûd eden beşâretnâme taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Tâcdârî'den taraf-ı Sadru's-sudûr'a irsâl olunup, hâvî olduğu beşâret kulûb-i nâsa ilkāy-ı sunûf-i beşâşet ve darb-ı tabl u top ile bu haber-i meserret-eser efrâd-ı nâsa işâʿat olundu.",
          "caption": "Zafer-yâften-i cünd-i İslâm der-Cezîre-i İstanköy",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_907.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Zafer-yâften-i cünd-i İslâm der-Cezîre-i İstanköy",
          "text": "Bir müddetden berü Ak-deniz adaları etrâfında geşt ü güzâr ve sefâyin-i tüccâr ve cezâyir halkına îrâs-ı hasâr eden Orlof nâm merd-i gaşûm Bodrum üzerine hücûm ve o havâlî muhâfazasına me'mûr olanlara kazıyye maʿlûm oldukda, emr-i müdâfaʿaya ber-zede-i dâmân-ı ihtimâm ve mesfûru o sâhilden tard ile nâm-yâfte-i enâm olmuşlar idi. Laʿîn-i mesfûr asker ve sefînelerini tertîb ve askerden hâli zan etdiği İstanköy Cezîresi'ne birkaç bin asker döküp, mütesadî-yi yağma vü tahrîb oldukları meşhûd-i ehâlî oldukda, hemân bir mahalle ihtişâd ve cenâb-ı Hak'dan istimdâd ile [M2 268] aʿdây-ı dîn üzerine mânend-i seylâb cereyân ve tîg-i âteş-tâbların ʿuryân eyleyerek, sekiz sâʿat kadar düşmene darb-ı tîg-i mîg-reng ve emtâr-ı dâne-i tüfeng edüp, düşmen bu hücûm-ı dilîrâneden dil-teng olarak münkesir ü perîşân sefînelerine gürîzân ve bir mikdârı mîşezâr içinde muhtefî vü pinhân oldular. Hîn-i maʿrekede düşmen-i dînden beş bin kadar müşrik hâlik ve yedi kıtʿa top ve yüz kantar barut ve vâfir mühimmâta guzât-ı zafer-simât mâlik olup, bu gazây-ı ʿazîmde hidmeti meşhûd olan ʿAbdurrahman Ağa'ya ve Bodrum Vak'ası'nda isbât-ı vücûd eden Cihân-zâde Mustafa Ağa'ya Kapucu-başılık ihsân olunup, Ordu-yi hümâyûn halkını tefrîh içün Kapudân Paşa tarafından vürûd eden beşâretnâme taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Tâcdârî'den taraf-ı Sadru's-sudûr'a irsâl olunup, hâvî olduğu beşâret kulûb-i nâsa ilkāy-ı sunûf-i beşâşet ve darb-ı tabl u top ile bu haber-i meserret-eser efrâd-ı nâsa işâʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silistire Vakʿası'nda münhezim olan düşmeni taʿkīb, asker-i İslâm'ın birkaç günden berü meşgūl-i mükâfehe olarak, kemâl-i taʿb ü meşakkatleri mülâhaza olunarak tasvîb olunmayup, küffâr dahi üç fırkaya münkasem ve bir kısmı mecrûhlarını karşuya imrâr ve bir kısmı Kaynarca üzerinden Babadağı'na doğru gidüp ve bir fırkası dahi ekser mahalli müşrif-i harâb olan Hırsova'ya tehassun ve fi'l-cümle taʿmîr ile derûnunda temekkün etmişler idi. Küffârın bundan sonra Bazarcık semtlerine kasd ü niyyet-i fâsideleri mücerreb olan hâllerinden maʿlûm ve Serʿasker Nuʿmân Paşa'nın yârây-i mukāvemeti maʿdûm olduğu dahi meczûm olduğundan, askeri iʿmâl ve müşârun ileyhe îrâs-ı kuvvet-i bâl etmek mülâhazasıyla, o havâlî askeri re'yine râm olan Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başısı el-Hâc İspir Ağa'nın maʿan Karasu'ya me'mûriyyeti istisvâb olunup, Kaynarca'da dest-i aʿdâya resîde olan top ve mühimmât bedeli dahi Ordu-yi hümâyûn'dan tertîb ve ol tarafa tesrîb olundu.\n\nOrdu-yi hümâyûn'da bulunan askerin ekserîsi zî-kudret ve hîn-i hâcetde sebâtlarına iʿtimâd olunmayacak asker olup, dalkılıç yazılanlar oldukça müretteb ve hidmetleri edâsına dek me'mûr oldukları mahalde sebât ve istikrarları mücerreb olmağla, bir mâh mukaddem bir mikdâr dalkılıç tahrîri Yeniçeri Ağası'na [M2 269] fermân ve oldahi iki bin kadar şücʿânı tahrîr u âmâde eylediğini Sadr-ı kerem-muʿtâda ifâde vü beyân etmişidi. Kaynarca'da olan dalkılıçların dahi baʿzısı orduya vürûd ve cemʿiyyetleri üç bine karîb olup, bunlar dahi Karasu ordusuna taʿyîn ile esbâb-ı zâhirenin istikmâline sarf-ı mechûd kılındı.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i ser-çavuşân be-maʿiyyet-i Serʿasker-i Karasu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_908.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i ser-çavuşân be-maʿiyyet-i Serʿasker-i Karasu",
          "text": "Silistire Vakʿası'nda münhezim olan düşmeni taʿkīb, asker-i İslâm'ın birkaç günden berü meşgūl-i mükâfehe olarak, kemâl-i taʿb ü meşakkatleri mülâhaza olunarak tasvîb olunmayup, küffâr dahi üç fırkaya münkasem ve bir kısmı mecrûhlarını karşuya imrâr ve bir kısmı Kaynarca üzerinden Babadağı'na doğru gidüp ve bir fırkası dahi ekser mahalli müşrif-i harâb olan Hırsova'ya tehassun ve fi'l-cümle taʿmîr ile derûnunda temekkün etmişler idi. Küffârın bundan sonra Bazarcık semtlerine kasd ü niyyet-i fâsideleri mücerreb olan hâllerinden maʿlûm ve Serʿasker Nuʿmân Paşa'nın yârây-i mukāvemeti maʿdûm olduğu dahi meczûm olduğundan, askeri iʿmâl ve müşârun ileyhe îrâs-ı kuvvet-i bâl etmek mülâhazasıyla, o havâlî askeri re'yine râm olan Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başısı el-Hâc İspir Ağa'nın maʿan Karasu'ya me'mûriyyeti istisvâb olunup, Kaynarca'da dest-i aʿdâya resîde olan top ve mühimmât bedeli dahi Ordu-yi hümâyûn'dan tertîb ve ol tarafa tesrîb olundu.\n\nOrdu-yi hümâyûn'da bulunan askerin ekserîsi zî-kudret ve hîn-i hâcetde sebâtlarına iʿtimâd olunmayacak asker olup, dalkılıç yazılanlar oldukça müretteb ve hidmetleri edâsına dek me'mûr oldukları mahalde sebât ve istikrarları mücerreb olmağla, bir mâh mukaddem bir mikdâr dalkılıç tahrîri Yeniçeri Ağası'na [M2 269] fermân ve oldahi iki bin kadar şücʿânı tahrîr u âmâde eylediğini Sadr-ı kerem-muʿtâda ifâde vü beyân etmişidi. Kaynarca'da olan dalkılıçların dahi baʿzısı orduya vürûd ve cemʿiyyetleri üç bine karîb olup, bunlar dahi Karasu ordusuna taʿyîn ile esbâb-ı zâhirenin istikmâline sarf-ı mechûd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cânib-i mezkûr Serʿaskeri olan Seyyid Nuʿmân Paşa'nın Kaynarca Vakʿası'ndan sonra telâfî-yi mâ-fât ile sebeb olduğu cerîhayı iltiyâm, lâzim-i ʿuhde-i diyâneti iken, bî-hûde ifâte-i evkāt ve ne hâl ise, Hırsova'yi yed-i aʿdâdan nezʿ içün dalkılıçlar ile birkaç bin âdem taʿyîn edüp, hâlden gāfil ve kalʿayı metânetden ʿâtıl mülâhaza eden asker Hırsova'ya hücûm ve baʿzı tabyaları zabt hılâlinde düşmen-i dîn zevâyây-ı kalʿada der-kemîn olup, her cânibe hendese ile tertîb etdikleri toplara âteş vererek, giyâh-ı hûd-reste gibi her tarafdan nümâyân ve cünûd-i İslâmiyye'yi ihâta vü istîʿâba şitâbân oldular. Asker-i İslâmʿda topun kılleti ve düşmenin ʿadem-i vefreti zannıyla, ber-vech-i kemâl esbâb-ı muhârebenin fıkdânı sebeb-i perîşânî olup, cünûd-i muvahhidînin vâfiri şehîd ve bakıyyeleri tahlîs-i nefs ile mahall-i maʿrekeden baʿîd ve Karasu'ya vusullerinde: “Nusrat ü hezîmet mevkūf-i meşiyyetdir” deyerek, temhîr-i evrâk ile dalkılıç bakıyyelerini mazhar-ı işfâk etmek ve sâyirlerine dahi istimâlet ü nevâziş muʿâmelesi takdîm olunmak lâzım iken, müşârun ileyh ʿunf ile askerîyi mes'ûl ve baʿzısına seyf-i kahr ü cerebi meslûl eylediğinden, cümlesi Karasu'yu terk ve Bazarcığ'a vusûl buldular. Bu keyfiyyet Bazarcık'da olan Çavuş-başı Ağa'ya maʿlûm oldukda, müteşerrid ü müteferrik olanları ve maʿiyyetinde olan dalkılıç ve sâyir askeri cemʿ u ihtifâl ve Bazarcık muhâfazasında olan Anadolu Vâlîsi'ni dahi alup, Karasu ordusuna neşr-i bâl-i istiʿcâl eylediler.\nMüşârun ileyhin mahall-i mezkûrdan ʿadem-i hareketi fi'l-hakīka askerin rucûʿuna ʿillet olduysa dahi, nüfûz u iʿtibârına halel târî ve bi-hikmetillâhi Teʿâlâ birkaç defʿa ordusuna ve me'mûr etdiği askere hezîmet vukūʿu sebebi ile beyne'n-nâs şe'âmet-i kadem ile iştihârı ve ʿale'l-husûs ʿillet-i samem, ʿazline ʿilleti-i etem olup, recebül-ferdin yirmi altıncı günü maʿzûl ve Hacıköyü'nde mukīm Dağıstânî ʿAli Paşa Serʿaskerlik menziline mevsûl oldu. [M2 270]",
          "caption": "ʿAzl-i Ser'asker-i Karasu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_909.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser'asker-i Karasu",
          "text": "Cânib-i mezkûr Serʿaskeri olan Seyyid Nuʿmân Paşa'nın Kaynarca Vakʿası'ndan sonra telâfî-yi mâ-fât ile sebeb olduğu cerîhayı iltiyâm, lâzim-i ʿuhde-i diyâneti iken, bî-hûde ifâte-i evkāt ve ne hâl ise, Hırsova'yi yed-i aʿdâdan nezʿ içün dalkılıçlar ile birkaç bin âdem taʿyîn edüp, hâlden gāfil ve kalʿayı metânetden ʿâtıl mülâhaza eden asker Hırsova'ya hücûm ve baʿzı tabyaları zabt hılâlinde düşmen-i dîn zevâyây-ı kalʿada der-kemîn olup, her cânibe hendese ile tertîb etdikleri toplara âteş vererek, giyâh-ı hûd-reste gibi her tarafdan nümâyân ve cünûd-i İslâmiyye'yi ihâta vü istîʿâba şitâbân oldular. Asker-i İslâmʿda topun kılleti ve düşmenin ʿadem-i vefreti zannıyla, ber-vech-i kemâl esbâb-ı muhârebenin fıkdânı sebeb-i perîşânî olup, cünûd-i muvahhidînin vâfiri şehîd ve bakıyyeleri tahlîs-i nefs ile mahall-i maʿrekeden baʿîd ve Karasu'ya vusullerinde: “Nusrat ü hezîmet mevkūf-i meşiyyetdir” deyerek, temhîr-i evrâk ile dalkılıç bakıyyelerini mazhar-ı işfâk etmek ve sâyirlerine dahi istimâlet ü nevâziş muʿâmelesi takdîm olunmak lâzım iken, müşârun ileyh ʿunf ile askerîyi mes'ûl ve baʿzısına seyf-i kahr ü cerebi meslûl eylediğinden, cümlesi Karasu'yu terk ve Bazarcığ'a vusûl buldular. Bu keyfiyyet Bazarcık'da olan Çavuş-başı Ağa'ya maʿlûm oldukda, müteşerrid ü müteferrik olanları ve maʿiyyetinde olan dalkılıç ve sâyir askeri cemʿ u ihtifâl ve Bazarcık muhâfazasında olan Anadolu Vâlîsi'ni dahi alup, Karasu ordusuna neşr-i bâl-i istiʿcâl eylediler.\nMüşârun ileyhin mahall-i mezkûrdan ʿadem-i hareketi fi'l-hakīka askerin rucûʿuna ʿillet olduysa dahi, nüfûz u iʿtibârına halel târî ve bi-hikmetillâhi Teʿâlâ birkaç defʿa ordusuna ve me'mûr etdiği askere hezîmet vukūʿu sebebi ile beyne'n-nâs şe'âmet-i kadem ile iştihârı ve ʿale'l-husûs ʿillet-i samem, ʿazline ʿilleti-i etem olup, recebül-ferdin yirmi altıncı günü maʿzûl ve Hacıköyü'nde mukīm Dağıstânî ʿAli Paşa Serʿaskerlik menziline mevsûl oldu. [M2 270]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki mevsimin askeri tarden ve ʿaksen tertîb ü âmâde kılınmak kâr-ı kadîm olduğuna binâ'en, sayf hılâlında her tarafdan meştâ askeri tahrîr ve mukaddem mübâşirler ile evâmir-i ʿaliyye tesyîr olunmuşidi. Vakt ü zemânıyla asâkir-i mezkûre fevc fevc Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve serhadlere ve sâyir lüzûmu olan mahallere taksîm ile bâ-fazl-ı Hak her cânibde min ciheti'l-asker kuvvet ü metânet hâsıl oldu. İhtiyâta riʿâyet ve tâyife-i askerîyi iʿmâl ile me'lûf-i râhat etmemek matlûb-i Sadr-ı ser-efrâz ve bu niyyet ile meştâ askerinden dört bin beş yüz nefer ifrâz ve müceddeden hafr ve inşâ olunan meterisler etrafına taʿyîn olunarak, âzmâyiş-i semt-i harb ü peygâr kılındığından başka, beş yüz nefer süvârî dahi leylen ve nehâran ber-vech-i münâvebe ikişer üçer sâʿat buʿd ile pîrâmen-i Ordu-yi hümâyûn'da geşt ü güzâr eylemeleri tenbîh olundu. Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Filibeli ʿIvâz Mehmed Ağa, evâsıt-ı eylülde beş yüz nefer ile alay gösterüp, pîşgâh-ı Sadâret-penâhî'den güzer ve ilbâs-ı hılʿat ile muvakkar olunmuşidi. Mevcûd-i maʿiyyeti olan neferâtın ʿaynen yâhûd bedelen taʿyînâtları teklif olundukda, ʿadem-i kabûl ve müddet-i ikāmetinde o mikdâr askeri malından idâreye taʿahhüdü mecbûl olduğu sadâkati te'yîd etdiğinden, cümle ʿindinde muʿteber ü makbûl oldu.",
          "caption": "Vürûd-i asâkir-i meştâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_910.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i asâkir-i meştâ",
          "text": "İki mevsimin askeri tarden ve ʿaksen tertîb ü âmâde kılınmak kâr-ı kadîm olduğuna binâ'en, sayf hılâlında her tarafdan meştâ askeri tahrîr ve mukaddem mübâşirler ile evâmir-i ʿaliyye tesyîr olunmuşidi. Vakt ü zemânıyla asâkir-i mezkûre fevc fevc Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve serhadlere ve sâyir lüzûmu olan mahallere taksîm ile bâ-fazl-ı Hak her cânibde min ciheti'l-asker kuvvet ü metânet hâsıl oldu. İhtiyâta riʿâyet ve tâyife-i askerîyi iʿmâl ile me'lûf-i râhat etmemek matlûb-i Sadr-ı ser-efrâz ve bu niyyet ile meştâ askerinden dört bin beş yüz nefer ifrâz ve müceddeden hafr ve inşâ olunan meterisler etrafına taʿyîn olunarak, âzmâyiş-i semt-i harb ü peygâr kılındığından başka, beş yüz nefer süvârî dahi leylen ve nehâran ber-vech-i münâvebe ikişer üçer sâʿat buʿd ile pîrâmen-i Ordu-yi hümâyûn'da geşt ü güzâr eylemeleri tenbîh olundu. Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Filibeli ʿIvâz Mehmed Ağa, evâsıt-ı eylülde beş yüz nefer ile alay gösterüp, pîşgâh-ı Sadâret-penâhî'den güzer ve ilbâs-ı hılʿat ile muvakkar olunmuşidi. Mevcûd-i maʿiyyeti olan neferâtın ʿaynen yâhûd bedelen taʿyînâtları teklif olundukda, ʿadem-i kabûl ve müddet-i ikāmetinde o mikdâr askeri malından idâreye taʿahhüdü mecbûl olduğu sadâkati te'yîd etdiğinden, cümle ʿindinde muʿteber ü makbûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn hazînesinde kıllet-i mebâliğ ile mesârıf-ı zarûriyyede me'mûrlar giriftâr-ı kayd-ı metâʿib oldukları maʿlûm-i Şehriyâr-ı İskender-menâkıb olmağla, bu defʿa dahi beş yüz kîse hazîne-i hümâyûndan ifrâz ve Ordu-yi hümâyûn'a resîde ve erbâb-ı istîfâ refâh-ı fi'l-cümle ile ârâmîde oldular.\n\nSerʿasker-i sâbık Nuʿmân Paşa Kulle'de ikāmete me'mûr iken, Misivri muhâfazasına nakl ve Rumeli Eyâleti, Silistire Serʿaskeri ʿOsmân Paşa'ya vasl olunup, Bosna Eyâleti, Karasu Serʿaskeri nasb olunan Dağıstânî ʿAli Paşa'ya ihsân ve Özi Eyâleti ile Silistire Muhâfızı es-Seyyid Hasan Paşa ferhân kılındı. Zikr olunan beş yüz kîseyi müteʿâkıb bin elli kîse dahi vârid olup, bir kıst mevâcib tevzîʿ ve tavâyif-i askerînin devâyir-i maʿîşetleri tevsîʿ olundu.",
          "caption": "Âmeden-i hazîne ve vukūʿ-i baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_911.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i hazîne ve vukūʿ-i baʿzı tevcîhât",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn hazînesinde kıllet-i mebâliğ ile mesârıf-ı zarûriyyede me'mûrlar giriftâr-ı kayd-ı metâʿib oldukları maʿlûm-i Şehriyâr-ı İskender-menâkıb olmağla, bu defʿa dahi beş yüz kîse hazîne-i hümâyûndan ifrâz ve Ordu-yi hümâyûn'a resîde ve erbâb-ı istîfâ refâh-ı fi'l-cümle ile ârâmîde oldular.\n\nSerʿasker-i sâbık Nuʿmân Paşa Kulle'de ikāmete me'mûr iken, Misivri muhâfazasına nakl ve Rumeli Eyâleti, Silistire Serʿaskeri ʿOsmân Paşa'ya vasl olunup, Bosna Eyâleti, Karasu Serʿaskeri nasb olunan Dağıstânî ʿAli Paşa'ya ihsân ve Özi Eyâleti ile Silistire Muhâfızı es-Seyyid Hasan Paşa ferhân kılındı. Zikr olunan beş yüz kîseyi müteʿâkıb bin elli kîse dahi vârid olup, bir kıst mevâcib tevzîʿ ve tavâyif-i askerînin devâyir-i maʿîşetleri tevsîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cânib-i mezkûr Serʿaskeri olan Dağıstânî ʿAlî Paşa [M2 271] ve maʿiyyetine me'mûr Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿÖmer Paşa ve Çavuş-başı İspir Ağa Karasu'ya gelüp, müteferrik olan askeri cemʿ ile cümlesini te'lîf ü te'mîn ve meteris ve sâyir esbâb-ı istihkâmâtı tekmîl ile mahall-i mezkûru tarsîn etmişler idi. Ancak Nuʿmân Paşa vaktinde tekevvün eden fesâd, mizâc-ı askerîde tekarrur ve pend ü nasîhat ve tedbîr u meşveret ile kābil-i tegayyür olmayup, câ-be-câ efrâd-ı askerî firâra müsâbir oldukları zâhir olduğundan, ittifâk-ı ârâ ile ağırlık Bazarcığ'a tesyîr ve kendüleri salt ve sebük-bâr müdâfaʿa-i düşmene sâk-ı gayreti teşmîr eylemek miyânelerinde karâr-gîr olduğu esnâda, aʿdây-ı dîn şaʿbânın on ikinci günü Kara-murâd Karyesi tarafından ser-ber-âverde-i vâdî-yi istikbâr ve Kazak ve katanalarını ilerü sevk ile ahvâl-i İslâm'ı istihbâr edüp, ber-minvâl-i muharrer orduda mevcûd asâkir miyânında cây-gîr-i istikrâr olan ihtilâf-ı kelime ve ʿadem-i ittihâd sebebi ile çerhaya ve yâhûd hücûm eden aʿdâ süvârîlerini müdâfaʿaya şahs-ı vâhid tecâsür etmeyüp, düşmen dahi meterisler kenârına tekarrub ve ne hâl ise, kenârlarda teharrub eden ehl-i İslâm'dan bir mikdâr süvârî taharrük ve tezebzüb edüp, feth-i derîce-i hisâm ve müdâvele-i rumh u hüsâm edüp, düşmenin kesreti ve berü tarafın esbâb-ı mezkûre ile ʿan-asl tezelzüle müstaʿid hey'eti ʿârıza-i tefrikayı îcâb ve ʿadem-i sebâta min-akva'l-esbâb olup, bir müddetden berü tanzîmine küllî ihtimâm olunan cemʿiyyet bir ân içinde perîşân ve bilâ-muzâyaka her biri bir semte gürîzân olup, ʿÖmer Paşa pîr ü nâ-tüvân ve Çavuş-başı dahi firârdan ʿâr ile halkı cenge tahrîz eder iken, ol dahi tahlîs-i girîbân edemeyüp, ikisi birden esîr ve hıyâm ü mühimmât bi'l-cümle nasîb-i düşmen-i şer-gîr oldu. Bu inkılâbât ile o tarafda olan kurâ ve kasabât ehâlîsi evlâd ü ʿıyâllerini Bazarcığ'a îsâl ve Serʿasker Paşa dahi Hacı-oğlu Kasabası'na karîb bir mahalle gelüp, Sadrıaʿzam'a ifâde-i hâl edüp, bu şîve-i gayr-i me'mûl dahi, mukadderât-ı İlâhiyye'ye mahmûl kılınarak, müşârun ileyh tîz elden tesliyeti müşʿir emr-i ʿâlî şeref-sudûr kılınup, o havâlîyi muhâfaza ile perîşân olan askeri cemʿ ve ahvâl-i düşmene havâle-i semʿ etmesi tenbîh ü te'kîd olundu.",
          "caption": "Zikr-i tefrîka-i Ordu-yı Karasu ve giriftârî-yi ʿÖmer Paşa ve İspir Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_912.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tefrîka-i Ordu-yı Karasu ve giriftârî-yi ʿÖmer Paşa ve İspir Ağa",
          "text": "Cânib-i mezkûr Serʿaskeri olan Dağıstânî ʿAlî Paşa [M2 271] ve maʿiyyetine me'mûr Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿÖmer Paşa ve Çavuş-başı İspir Ağa Karasu'ya gelüp, müteferrik olan askeri cemʿ ile cümlesini te'lîf ü te'mîn ve meteris ve sâyir esbâb-ı istihkâmâtı tekmîl ile mahall-i mezkûru tarsîn etmişler idi. Ancak Nuʿmân Paşa vaktinde tekevvün eden fesâd, mizâc-ı askerîde tekarrur ve pend ü nasîhat ve tedbîr u meşveret ile kābil-i tegayyür olmayup, câ-be-câ efrâd-ı askerî firâra müsâbir oldukları zâhir olduğundan, ittifâk-ı ârâ ile ağırlık Bazarcığ'a tesyîr ve kendüleri salt ve sebük-bâr müdâfaʿa-i düşmene sâk-ı gayreti teşmîr eylemek miyânelerinde karâr-gîr olduğu esnâda, aʿdây-ı dîn şaʿbânın on ikinci günü Kara-murâd Karyesi tarafından ser-ber-âverde-i vâdî-yi istikbâr ve Kazak ve katanalarını ilerü sevk ile ahvâl-i İslâm'ı istihbâr edüp, ber-minvâl-i muharrer orduda mevcûd asâkir miyânında cây-gîr-i istikrâr olan ihtilâf-ı kelime ve ʿadem-i ittihâd sebebi ile çerhaya ve yâhûd hücûm eden aʿdâ süvârîlerini müdâfaʿaya şahs-ı vâhid tecâsür etmeyüp, düşmen dahi meterisler kenârına tekarrub ve ne hâl ise, kenârlarda teharrub eden ehl-i İslâm'dan bir mikdâr süvârî taharrük ve tezebzüb edüp, feth-i derîce-i hisâm ve müdâvele-i rumh u hüsâm edüp, düşmenin kesreti ve berü tarafın esbâb-ı mezkûre ile ʿan-asl tezelzüle müstaʿid hey'eti ʿârıza-i tefrikayı îcâb ve ʿadem-i sebâta min-akva'l-esbâb olup, bir müddetden berü tanzîmine küllî ihtimâm olunan cemʿiyyet bir ân içinde perîşân ve bilâ-muzâyaka her biri bir semte gürîzân olup, ʿÖmer Paşa pîr ü nâ-tüvân ve Çavuş-başı dahi firârdan ʿâr ile halkı cenge tahrîz eder iken, ol dahi tahlîs-i girîbân edemeyüp, ikisi birden esîr ve hıyâm ü mühimmât bi'l-cümle nasîb-i düşmen-i şer-gîr oldu. Bu inkılâbât ile o tarafda olan kurâ ve kasabât ehâlîsi evlâd ü ʿıyâllerini Bazarcığ'a îsâl ve Serʿasker Paşa dahi Hacı-oğlu Kasabası'na karîb bir mahalle gelüp, Sadrıaʿzam'a ifâde-i hâl edüp, bu şîve-i gayr-i me'mûl dahi, mukadderât-ı İlâhiyye'ye mahmûl kılınarak, müşârun ileyh tîz elden tesliyeti müşʿir emr-i ʿâlî şeref-sudûr kılınup, o havâlîyi muhâfaza ile perîşân olan askeri cemʿ ve ahvâl-i düşmene havâle-i semʿ etmesi tenbîh ü te'kîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı mûmâ ileyh Yergöğü'de vâkiʿ maʿreke-i hevl-engîz ve Silistire'de [M2 272] zebâne-keş-i iştiʿâl olan âteş-i ceng ü sitîzde ikdâm u gayreti meşhûd-i sagîr u kebîr ve merâtib-i ʿâliyeye her vechile lâyık u cedîr olduğuna binâ'en, bilâ-mûcib Vezîr Süleyman Paşa ʿazl ve yerine nakl olunmuşidi. Emsâline kıyâsen nüfûzuna kuvvet ve iʿtibârına mezîd-i şân ü şöhret verilmek mekāsıdıyla, şaʿbân-ı şerîfin on beşinci günü Ağalık inzımâmıyla gāyet-i rütbe-i beşeriyye olan câh-ı vâlây-ı Vezâret'i tahsîl ve cemʿ-i riyâseteyn ile esbâb-ı ihtişâmı tekmîl eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_913.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Ağa-yı mûmâ ileyh Yergöğü'de vâkiʿ maʿreke-i hevl-engîz ve Silistire'de [M2 272] zebâne-keş-i iştiʿâl olan âteş-i ceng ü sitîzde ikdâm u gayreti meşhûd-i sagîr u kebîr ve merâtib-i ʿâliyeye her vechile lâyık u cedîr olduğuna binâ'en, bilâ-mûcib Vezîr Süleyman Paşa ʿazl ve yerine nakl olunmuşidi. Emsâline kıyâsen nüfûzuna kuvvet ve iʿtibârına mezîd-i şân ü şöhret verilmek mekāsıdıyla, şaʿbân-ı şerîfin on beşinci günü Ağalık inzımâmıyla gāyet-i rütbe-i beşeriyye olan câh-ı vâlây-ı Vezâret'i tahsîl ve cemʿ-i riyâseteyn ile esbâb-ı ihtişâmı tekmîl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmen-i mekkâr Tulça ve İsakçı sâhillerini zabt ile Babadağı'ndan Karasu'ya dek yemîn ü yesârını asker ve şenlikden ihlâ ve Bazarcık semtini yağma kasdında olduğu tahkīk-kerde-i erbâb-ı nühâ olup, mehmâ-emken o tarafın takviyesine ihtimâm ve Dağıstânî ʿAli Paşa'ya terk-i rakadet-i gafletle mutabassır bulunması, ber-vech-i tekrâr ifâde vü ifhâm olunmuşidi. Aʿdây-ı bî-dîn asker-i makhûrunu iki kol edüp, bir fırkasını Varna'ya ve bir fırkasını Bazarcığ'a taʿyîn edüp, kasaba-i mezkûre halkı ʿan-asl hücûm-i aʿdâyı tahkīk ve Devlet-i ʿaliyye askerinden ümmîdi katʿ ile celây-ı vatan zımnında birbirini tergīb ü teşvik edüp, fikr-i ʿıyâl dahi, fi'l-hakīka kendülere pâ-bend ü ʿikāl ve düşmenin Bazarcığ'a hücûmundan on sâʿat mukaddem ehâlînin nısf derecesi emvâl ü ʿiyâllerini Varna Kalʿası'na nakl ü idhâl ve nısf-ı âharı Balkān eteklerinde vâkiʿ kurâ vü kasabâta vazʿ-ı rihâl eylediler. Düşmen dahi Bazarcığ'a karîb olup, Serʿasker Paşa maʿiyyetinde mevcûd ve Ordu-yi hümâyûn'a gelen meştâ askerinden tarafına vürûd eden cemʿ-i maʿdûd ile düşmene mukābil olup, Katana ve Kazak ile ceng ü savaş ve vâfir kâfiri katl ü cerh ile giriftâr-ı çâr-mevce-i inkılâb ü telâş eyledikleri hâlde, düşmenin piyâde ve topları verâdan idrâk ve İslâm askeri âteş-i aʿdâdan vehm-nâk olarak Kozluca'ya ʿavdet ve Sadrıaʿzam'a vâkiʿ olan ahvâli tahrîr u işâret eylediler. Serʿasker-i müşârun ileyh Karasu'da top ve cebehâne ve vâfir hıyâm terkiyle reh-girây-ı vâdî-yi inhizâm olup, bahtı birkaç defʿa tecribe vü imtihân ve ʿazl ü te'dîbi musammem-i Sadr-ı zemân iken, şâyed müteferrik olan askeri cemʿ ve o havâlîyi muhafaza [M2 273] eder mülâhazasıyla, dâiresine nizâm ve bâzûy-i iktidârına istihkâm vermişidi. Bu defʿa dahi mukābeleye vâfî başında olan askeri iʿmâle muvaffak olamayup, düşmenden rû-gerdân olduğu erkân-ı Saltanat'a îrâs-ı ye's ü hırmân edüp, bu sebeble otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de istişâre ve tîz elden bu derd-i nâgeh-zuhûra erbâb-ı ârâdan çâre taleb olunup, Re'îs Efendi cevâba âgāz ve: “Düşmene fî-mâ baʿd haylûlet eder bir şey olmayup, doğru ordu üzerine gelmek ihtimalden baʿîd olmamağla, şimdiden muhârebeye münâsib bir mahal tahsîsi ile Ordu-yi hümâyûn'un tahrîki her cihetle, münâsib-i vakt ü hâl mülâhaza ve istısvâb olunduğu takdîrde bu kulları etbâʿ ve levâhıkımla Yeni-bazar'a ʿazîmet edüp, Karasu ve Bazarcığ'dan müteşerrid olan cünûd-i İslâmiyye'yi cemʿ ve düşmen üzerine havâle ile dîn ü devlet uğrunda fedây-ı ser ü cân ederim” dedikde, Sadrıaʿzam bu tedbîri tahsîn ve huzzâr-ı meclis: “Sellemekallâhü” âvâzesiyle îfây-ı şart-ı pesend ü âferîn eylediler. Efendi-yi mûmâ ileyh tekmîl-i levâzım u âlât ve cemʿ-i müteferrikāt ʿakabinde üç beş yüz âdem ile Yeni-bazar'a doğru feth-i şukka-i râyât eyledikden sonra, Şumnu'ya yarım sâʿat olan Makāk Sahrâsı'na Ordu-yi hümâyûn nakl olunup, ahmâl ü eskālden ʿârî olarak âmâde-i muhârebe vü mukāraʿa ve düşmen üzerine gitmek âvâzesi işâʿa olundu.",
          "caption": "Hücûm-i küffâr ve perîşânî-yi Ser‘asker-i Bazarcık ve me'mûr-şüden-i Re’îsülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_914.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-i küffâr ve perîşânî-yi Ser‘asker-i Bazarcık ve me'mûr-şüden-i Re’îsülküttâb",
          "text": "Düşmen-i mekkâr Tulça ve İsakçı sâhillerini zabt ile Babadağı'ndan Karasu'ya dek yemîn ü yesârını asker ve şenlikden ihlâ ve Bazarcık semtini yağma kasdında olduğu tahkīk-kerde-i erbâb-ı nühâ olup, mehmâ-emken o tarafın takviyesine ihtimâm ve Dağıstânî ʿAli Paşa'ya terk-i rakadet-i gafletle mutabassır bulunması, ber-vech-i tekrâr ifâde vü ifhâm olunmuşidi. Aʿdây-ı bî-dîn asker-i makhûrunu iki kol edüp, bir fırkasını Varna'ya ve bir fırkasını Bazarcığ'a taʿyîn edüp, kasaba-i mezkûre halkı ʿan-asl hücûm-i aʿdâyı tahkīk ve Devlet-i ʿaliyye askerinden ümmîdi katʿ ile celây-ı vatan zımnında birbirini tergīb ü teşvik edüp, fikr-i ʿıyâl dahi, fi'l-hakīka kendülere pâ-bend ü ʿikāl ve düşmenin Bazarcığ'a hücûmundan on sâʿat mukaddem ehâlînin nısf derecesi emvâl ü ʿiyâllerini Varna Kalʿası'na nakl ü idhâl ve nısf-ı âharı Balkān eteklerinde vâkiʿ kurâ vü kasabâta vazʿ-ı rihâl eylediler. Düşmen dahi Bazarcığ'a karîb olup, Serʿasker Paşa maʿiyyetinde mevcûd ve Ordu-yi hümâyûn'a gelen meştâ askerinden tarafına vürûd eden cemʿ-i maʿdûd ile düşmene mukābil olup, Katana ve Kazak ile ceng ü savaş ve vâfir kâfiri katl ü cerh ile giriftâr-ı çâr-mevce-i inkılâb ü telâş eyledikleri hâlde, düşmenin piyâde ve topları verâdan idrâk ve İslâm askeri âteş-i aʿdâdan vehm-nâk olarak Kozluca'ya ʿavdet ve Sadrıaʿzam'a vâkiʿ olan ahvâli tahrîr u işâret eylediler. Serʿasker-i müşârun ileyh Karasu'da top ve cebehâne ve vâfir hıyâm terkiyle reh-girây-ı vâdî-yi inhizâm olup, bahtı birkaç defʿa tecribe vü imtihân ve ʿazl ü te'dîbi musammem-i Sadr-ı zemân iken, şâyed müteferrik olan askeri cemʿ ve o havâlîyi muhafaza [M2 273] eder mülâhazasıyla, dâiresine nizâm ve bâzûy-i iktidârına istihkâm vermişidi. Bu defʿa dahi mukābeleye vâfî başında olan askeri iʿmâle muvaffak olamayup, düşmenden rû-gerdân olduğu erkân-ı Saltanat'a îrâs-ı ye's ü hırmân edüp, bu sebeble otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de istişâre ve tîz elden bu derd-i nâgeh-zuhûra erbâb-ı ârâdan çâre taleb olunup, Re'îs Efendi cevâba âgāz ve: “Düşmene fî-mâ baʿd haylûlet eder bir şey olmayup, doğru ordu üzerine gelmek ihtimalden baʿîd olmamağla, şimdiden muhârebeye münâsib bir mahal tahsîsi ile Ordu-yi hümâyûn'un tahrîki her cihetle, münâsib-i vakt ü hâl mülâhaza ve istısvâb olunduğu takdîrde bu kulları etbâʿ ve levâhıkımla Yeni-bazar'a ʿazîmet edüp, Karasu ve Bazarcığ'dan müteşerrid olan cünûd-i İslâmiyye'yi cemʿ ve düşmen üzerine havâle ile dîn ü devlet uğrunda fedây-ı ser ü cân ederim” dedikde, Sadrıaʿzam bu tedbîri tahsîn ve huzzâr-ı meclis: “Sellemekallâhü” âvâzesiyle îfây-ı şart-ı pesend ü âferîn eylediler. Efendi-yi mûmâ ileyh tekmîl-i levâzım u âlât ve cemʿ-i müteferrikāt ʿakabinde üç beş yüz âdem ile Yeni-bazar'a doğru feth-i şukka-i râyât eyledikden sonra, Şumnu'ya yarım sâʿat olan Makāk Sahrâsı'na Ordu-yi hümâyûn nakl olunup, ahmâl ü eskālden ʿârî olarak âmâde-i muhârebe vü mukāraʿa ve düşmen üzerine gitmek âvâzesi işâʿa olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh Yeni-bazar'a varup, etrâf ü eknâfa münteşir olan asâkiri ve Rumeli Eyâleti'ni ve sâyir harb ü darba kādir vâfir kimseyi cemʿ ve gazâya teşvîk u igrâ ve hafr-i meteris ile havâlî-yi kasabayı bir kalʿa-i kesîru'l-burûca hemtâ etdikden sonra, teftîş-i hâl-i aʿdâ kasdıyla Kozluca'ya üç beş yüz âdem irsâl ve düşmen haber alup, firâra âgāz eyledikleri hâlde süvâriyân-ı İslâm yetişüp, bir mikdârını tedmîr ve vâfirini esîr eyledikleri haberinin vürûdunda mütevekkilen ʿalallâh Kozluca'ya bi'n-nefs nehzat ve Bazarcık'da olan düşmen “Ordu-yi hümâyûn bi-külliyyâtihâ hareket eyledi” zannıyla tevakkufa mecâl bulmayup, fi'l-hâl âheng-i firâr ve Re'îs Efendi kazıyyeden haberdâr olmayarak Kozluca'dan hareket ve Bazarcığ'a karîb geldikde, karagollar bu haberi işʿâr ve gāyet-i sürʿatden küffârın baʿzı [M2 274] eşyâsı kenâre-i kasabada kalup, hattâ tabh etdikleri taʿâm-i nîm puhte kazgānlarda kaldığı bu Fakīr'e dahi be-dîdâr oldu. Dağıstânî ʿAli Paşa ve sâyir vücûh-i asker ile Bazarcığ'a duhûl ve karagollar taʿyîni ile istihbâr-ı ahvâl-i aʿdâya meşgûl olup, düşmenin Varna ile Bazarcık miyânını mütekātıʿ olan mahalde kıyâmı tashîh ve ferdâsı üzerlerine varulmak tedârüki tasrîh olunup, o gice sâʿat dörtde iken Fakīr ve Filibe Müftîsi Nasûhî Efendi Re’îs Efendi ile düşmen hâlini müzâkere ve Nasûhî Efendi yerine gitdikden sonra yalnız ikimiz kalup, yine bu sohbette iken nâ-gâh Varna tarafından mütelessim bir şahs zuhûr ve Re'îs Efendi'ye bir kâğıd sunup fi'l-hâl münselibü'ş-şuʿûr olup, kâğıdı bu Fakīr'e iʿtâ ve nazar olundukda, Varna'nın muhâsara ile gāyet sıkletde olduğunu, ehâlî inbâ ile efendiden istimdâd etdiklerine ıttılâ peydâ olundukda: “Küffâr iki sâʿat karîb iken mahsûr olan kalʿaya imdâd mümkün olmayup, yârınki gün mukābelemizde olan küffârı tebʿîd mümkin olursa Varna'ya iʿâne olunabilür lâkin, bu keyfiyyete Bazarcık'da olan asker vâkıf olursa cümlesi perîşân ve bir dahi cemʿ u tedârükleri ʿasîru'l-imkân olacağından başka, “Ordu halkını dahi izʿâc edecekleri zâhirdir” deyerek sabaha intızâr ve sâʿat beşde mufârakat ile cüz'î istirahata varmış iken nâ-gâh tarrâka-i raʿd-âşûb tanîn-endâz-ı kubbe-i âsumân olup, herkes hevl-i cân ile bîdâr ve: “Kâfir basdı” âvâzelerini münteşir-i çâr-cihet-i aktâr eylediler. İşidenler hezâr ıztırâb ile atına süvâr ve hârici-i şehre çıkup, bir mikdârı ordu tarafına firâr ve bir mikdârı keyfiyyete ıttılâʿ içün birer ikişer sâʿat yerlerde meks ü karâr edüp, Re'îs Efendi dahi yarım sâʿat mukaddem Varna muhâsarasını haber alup, Bazarcık'dan firâr eden küffâr şâyed ʿavdet eyledi deyü giriftâr-ı envâʿ-ı efkâr olup, tek ü tenhâ sâkin olduğu hânenin binek taşında taleb-i esb ile feryâd ve etbâʿ nâmında olan nemek-be-harâmlar kendü derdlerine düşüp, terk-i imdâd eylediler. Fakīr ve maʿiyyetimde olan iki nefer Mektûbî hulefâsından efendilerin atlarını yapdurup: “Şurada sâbit olunuz bakalım Re'îs Efendi ne hâlde” deyü, ittisâl-i beyt sebebi ile cest ü çâpın gelüp: \"Ne gördüm! Efendinin irtifâʿ-ı savtından nefesi inkıtâʿ bulmuş, [M2 275]\nhemân kâfir şeb-hûn etdiyse bir Balyemez atmağla iktifâ etmez ve murâd şaşkınlık vermek ise tevakkuf etmeyüp, tüfeng ve top atmakdan fâriğ olmaz, bunda bir hikmet var, görelim ne zuhûr eder” deyerek istînâs ü tesliyet üzere iken, Rumeli Eyâleti'nden bir şahs ʿacâleten gelüp: “Küffâr geldiğinin aslı yok, Bazarcık'da vâkiʿ câmiʿi düşmen hedm kasdıyla lağım alup, tedrîcî işleyerek, gice ile câmiʿin kubbesi atulup, tarrâkası cihânı tutdu” dedikde, haber-i vâhid olduğundan iʿtimâd olunur olunmaz ʿAli Paşa dahi vürûd ve merkūmun haberini teʾyîd etdiyse dahi asker perîşân bulunmağla, ne hâl ise münâdîler ve çâpük-süvâr-ı Tatarlar ile askerin bir mikdarı ictimâʿ ve bir mikdarı sürʿat-i seyr ile seherî orduya gelüp, aʿdâ şeb-hûn ve cümle asker firâr etdi havâdîsini neşr ile tevlîd-i evhâm ü zunûn etmişler idi. Re’îs Efendi bu kazıyyeyi vukūʿu üzere Serdâr-ı ekrem hazretlerine ifâde ile firârîleri te'dîb maslahatını tergîb ve etrafdan tashîh-i mâdde ile Bazarcığ'a ʿavdet edenleri dahi mûmâ ileyh bi'n-nefs taʿzîr ile tahvîf ü terhîb eyledi.",
          "caption": "İcmâl-i hüsn-i tedbîr-i Re’îsülküttâb Efendi ve firâr-ı aʿdâ ez-Bazarcık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_915.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i hüsn-i tedbîr-i Re’îsülküttâb Efendi ve firâr-ı aʿdâ ez-Bazarcık",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh Yeni-bazar'a varup, etrâf ü eknâfa münteşir olan asâkiri ve Rumeli Eyâleti'ni ve sâyir harb ü darba kādir vâfir kimseyi cemʿ ve gazâya teşvîk u igrâ ve hafr-i meteris ile havâlî-yi kasabayı bir kalʿa-i kesîru'l-burûca hemtâ etdikden sonra, teftîş-i hâl-i aʿdâ kasdıyla Kozluca'ya üç beş yüz âdem irsâl ve düşmen haber alup, firâra âgāz eyledikleri hâlde süvâriyân-ı İslâm yetişüp, bir mikdârını tedmîr ve vâfirini esîr eyledikleri haberinin vürûdunda mütevekkilen ʿalallâh Kozluca'ya bi'n-nefs nehzat ve Bazarcık'da olan düşmen “Ordu-yi hümâyûn bi-külliyyâtihâ hareket eyledi” zannıyla tevakkufa mecâl bulmayup, fi'l-hâl âheng-i firâr ve Re'îs Efendi kazıyyeden haberdâr olmayarak Kozluca'dan hareket ve Bazarcığ'a karîb geldikde, karagollar bu haberi işʿâr ve gāyet-i sürʿatden küffârın baʿzı [M2 274] eşyâsı kenâre-i kasabada kalup, hattâ tabh etdikleri taʿâm-i nîm puhte kazgānlarda kaldığı bu Fakīr'e dahi be-dîdâr oldu. Dağıstânî ʿAli Paşa ve sâyir vücûh-i asker ile Bazarcığ'a duhûl ve karagollar taʿyîni ile istihbâr-ı ahvâl-i aʿdâya meşgûl olup, düşmenin Varna ile Bazarcık miyânını mütekātıʿ olan mahalde kıyâmı tashîh ve ferdâsı üzerlerine varulmak tedârüki tasrîh olunup, o gice sâʿat dörtde iken Fakīr ve Filibe Müftîsi Nasûhî Efendi Re’îs Efendi ile düşmen hâlini müzâkere ve Nasûhî Efendi yerine gitdikden sonra yalnız ikimiz kalup, yine bu sohbette iken nâ-gâh Varna tarafından mütelessim bir şahs zuhûr ve Re'îs Efendi'ye bir kâğıd sunup fi'l-hâl münselibü'ş-şuʿûr olup, kâğıdı bu Fakīr'e iʿtâ ve nazar olundukda, Varna'nın muhâsara ile gāyet sıkletde olduğunu, ehâlî inbâ ile efendiden istimdâd etdiklerine ıttılâ peydâ olundukda: “Küffâr iki sâʿat karîb iken mahsûr olan kalʿaya imdâd mümkün olmayup, yârınki gün mukābelemizde olan küffârı tebʿîd mümkin olursa Varna'ya iʿâne olunabilür lâkin, bu keyfiyyete Bazarcık'da olan asker vâkıf olursa cümlesi perîşân ve bir dahi cemʿ u tedârükleri ʿasîru'l-imkân olacağından başka, “Ordu halkını dahi izʿâc edecekleri zâhirdir” deyerek sabaha intızâr ve sâʿat beşde mufârakat ile cüz'î istirahata varmış iken nâ-gâh tarrâka-i raʿd-âşûb tanîn-endâz-ı kubbe-i âsumân olup, herkes hevl-i cân ile bîdâr ve: “Kâfir basdı” âvâzelerini münteşir-i çâr-cihet-i aktâr eylediler. İşidenler hezâr ıztırâb ile atına süvâr ve hârici-i şehre çıkup, bir mikdârı ordu tarafına firâr ve bir mikdârı keyfiyyete ıttılâʿ içün birer ikişer sâʿat yerlerde meks ü karâr edüp, Re'îs Efendi dahi yarım sâʿat mukaddem Varna muhâsarasını haber alup, Bazarcık'dan firâr eden küffâr şâyed ʿavdet eyledi deyü giriftâr-ı envâʿ-ı efkâr olup, tek ü tenhâ sâkin olduğu hânenin binek taşında taleb-i esb ile feryâd ve etbâʿ nâmında olan nemek-be-harâmlar kendü derdlerine düşüp, terk-i imdâd eylediler. Fakīr ve maʿiyyetimde olan iki nefer Mektûbî hulefâsından efendilerin atlarını yapdurup: “Şurada sâbit olunuz bakalım Re'îs Efendi ne hâlde” deyü, ittisâl-i beyt sebebi ile cest ü çâpın gelüp: \"Ne gördüm! Efendinin irtifâʿ-ı savtından nefesi inkıtâʿ bulmuş, [M2 275]\nhemân kâfir şeb-hûn etdiyse bir Balyemez atmağla iktifâ etmez ve murâd şaşkınlık vermek ise tevakkuf etmeyüp, tüfeng ve top atmakdan fâriğ olmaz, bunda bir hikmet var, görelim ne zuhûr eder” deyerek istînâs ü tesliyet üzere iken, Rumeli Eyâleti'nden bir şahs ʿacâleten gelüp: “Küffâr geldiğinin aslı yok, Bazarcık'da vâkiʿ câmiʿi düşmen hedm kasdıyla lağım alup, tedrîcî işleyerek, gice ile câmiʿin kubbesi atulup, tarrâkası cihânı tutdu” dedikde, haber-i vâhid olduğundan iʿtimâd olunur olunmaz ʿAli Paşa dahi vürûd ve merkūmun haberini teʾyîd etdiyse dahi asker perîşân bulunmağla, ne hâl ise münâdîler ve çâpük-süvâr-ı Tatarlar ile askerin bir mikdarı ictimâʿ ve bir mikdarı sürʿat-i seyr ile seherî orduya gelüp, aʿdâ şeb-hûn ve cümle asker firâr etdi havâdîsini neşr ile tevlîd-i evhâm ü zunûn etmişler idi. Re’îs Efendi bu kazıyyeyi vukūʿu üzere Serdâr-ı ekrem hazretlerine ifâde ile firârîleri te'dîb maslahatını tergîb ve etrafdan tashîh-i mâdde ile Bazarcığ'a ʿavdet edenleri dahi mûmâ ileyh bi'n-nefs taʿzîr ile tahvîf ü terhîb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmen Bazarcığ'ı istîlâda nisvân tâyifesinden biri imkân-ı firâr bulamadığından, sakf-ı beytinde ihtıfâ ve düşmen beş on gün derûn-i kasabada kâr-ı bend-i yağma olarak tâkāt ve zevâyây-ı büyûtu teftîş etmişiken, cenâb-ı Hak o muhaddere-i tâhiretü'z-zeyli keyd-i düşmenden masûn edüp, Reʾîs Efendi Bazarcığ'a duhûl etdikde, mezbûre gelüp, ifâde-i hâl ve bir mikdar ʿatıyye ile muʿtemed bir kimseye koşulup, Varna'ya irsâl olundu. O taraflara gereği gibi nizâm ve asker ve sâ'ir cihetler ile muktezây-ı maslahatı itmâmdan sonra meşkûru'l-mesâʿî Ordu-yi hümâyûn'a ʿavd ü insırâf ve Dağıstânî ʿAli Paşa'nın Bazarcık'da ikāmeti husûsunu Sadr-ı mekârim-ittısâf ile bi'l-muhabere tecdîd ü istînâf eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyhin hüsn-i tedbîr ve heybet-i ʿâlem-gîrleriyle düşmen Karasu köprüsünü geçüp, verâdan vâfir dil ü kelle ahzıyla kâmrân ve Serʿaskerler temşiyetinden ʿâciz böyle bir hidmete muvaffak olması nezd-i Serdâr-ı ekremî'de sebeb-i mezîd-i istihsân olup, bir sevb-aʿlâ semmûr ile mükerrem ve envâʿ-ı nevâziş ü iltifât ile câme-i zer-târ kadr u rifʿati mutarraz ve muʿallem kılındı.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_916.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Düşmen Bazarcığ'ı istîlâda nisvân tâyifesinden biri imkân-ı firâr bulamadığından, sakf-ı beytinde ihtıfâ ve düşmen beş on gün derûn-i kasabada kâr-ı bend-i yağma olarak tâkāt ve zevâyây-ı büyûtu teftîş etmişiken, cenâb-ı Hak o muhaddere-i tâhiretü'z-zeyli keyd-i düşmenden masûn edüp, Reʾîs Efendi Bazarcığ'a duhûl etdikde, mezbûre gelüp, ifâde-i hâl ve bir mikdar ʿatıyye ile muʿtemed bir kimseye koşulup, Varna'ya irsâl olundu. O taraflara gereği gibi nizâm ve asker ve sâ'ir cihetler ile muktezây-ı maslahatı itmâmdan sonra meşkûru'l-mesâʿî Ordu-yi hümâyûn'a ʿavd ü insırâf ve Dağıstânî ʿAli Paşa'nın Bazarcık'da ikāmeti husûsunu Sadr-ı mekârim-ittısâf ile bi'l-muhabere tecdîd ü istînâf eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyhin hüsn-i tedbîr ve heybet-i ʿâlem-gîrleriyle düşmen Karasu köprüsünü geçüp, verâdan vâfir dil ü kelle ahzıyla kâmrân ve Serʿaskerler temşiyetinden ʿâciz böyle bir hidmete muvaffak olması nezd-i Serdâr-ı ekremî'de sebeb-i mezîd-i istihsân olup, bir sevb-aʿlâ semmûr ile mükerrem ve envâʿ-ı nevâziş ü iltifât ile câme-i zer-târ kadr u rifʿati mutarraz ve muʿallem kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda zikr olunduğu vech üzere, düşmenin [M2 276] bir sınıfı Varna muhâsarasına gidüp, imdâd tarîkleri mesdûd olduğundan, Sadrıaʿzam ve sâyir erkân-ı devlet mehmûm olmuşiken, her tarafa bu keyfiyyet ihbâr ve Varna imdâdına vusûlleri zımnında evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunmuşidi. Nâ-gâh Edirne Bostancı-başısı Mehmed Ağa'nın Pravadi'ye geldiği haberi istihsâl ve Varna imdâdına ʿazîmeti istiʿcâl olundu. Bahr-i siyah Serʿaskeri olan Vezîr Kelleci ʿOsmân Paşa maʿiyyetine verilen sefâyin ile Varna'da bulunup, kethudâsını beş altı yüz Kalyoncu ile şerânpolara ihrâc ve muhafazaya\nme'mûr Yeniçeri ve sâyir askeri dahi lüzûmu olan mahallere idrâc eylediğinden başka, memerr-i aʿdâ olan kâfir mahallesi dahi çend kıtʿa Çekdiri ile sedd ü bend olunmuşidi. Her taraf müstahkem ü metîn ve her cânib marsûn u hasîn kılındığına müteʿâkıb, Kethudây-ı mûmâ ileyh çerha şeklinde şeranpolardan taşra çıkup, düşmenin tahmînen altı bin piyâde ve üç bin süvârîsi olduğunu tahkīk ve üç sâʿat mahalde bağteten hücûm içün ihzâr-ı esbâb hasr u tazyîk eylediğini gelüp ifâde ve müşârun ileyh dahi mukābeleye âmâde olarak, bin beş yüz levend sefînelerden çıkarup, rasad-gâh-ı ceng ü perhâşde istâde oldu. Müşârun ileyh bîmâr ve meşy ü harekete ʿadîmü'l-iktıdâr iken, gerdûne-süvâr-gayret ve tabyanın birine şemsiyye nasbı ile tahrîz-i guzâta berzede-dâmân-ı himmet olup, düşmen dahi Şaʿbânın dördüncü çârşenbih günü Varna'ya nısf sâʿat mesâfe olan Kadıköyü semtinden tahrîk-i pây şûm ve çerhacılar ile muhârebe ederek üç koldan şeranpolara hücûm etmişler idi. Mübârizân-ı dîn top ve tüfeng ile meydân-ı cengi aʿdâya halka-i mîmden teng ve kazây-ı vegāyı dimâ-i fâsideleriyle sürh-reng eyledikleri hâlde, süvârîleri cesâret ile kâfir mahallesinden şehre duhûl ve piyâdesinden dahi vâfir küştenî altı kıtʿa top ile şehre vugūl edüp, bekāyây-ı kefere Voyvoda tabyasından varoşa cân atup, indihâş-ı sekret ile bî-şuʿûr ve ibrâm-ı zâbitân ile ikdâma mecbûr olan küffâr sadâmât-ı pey-der-pey top ve tüfenge bakmayarak, mühâcemede şiddet irâ'et eyledikleri ser-bâzân-ı meydân-ı celâdet olan guzât-ı muvahhidîne rû-nümâ ve mührebâzlık sanʿatını gereği gibi icrâ ve ne tarafdan aʿdâ zuhûr etdiyse, sufûf-i mersûsaların hark u ifnâ eylediler. [M2 277] Bu hâl birkaç sâʿat müstemirr ve düşmen me'mûl etmediği sebât ü metâneti muʿâyene ile haylî müte'essir olup, havf-i cân ile gerüye gürîzân oldular. Maʿreke-i mezbûrede bin beş yüz kadar müşrik-i bî-dîn vâsıl-ı dereke-i siccîn ve bakıyyesi zahm-dâr-ı gam-gîn yollarda mecrûhlarından mürde olanlarını matrûh-ı zîr-i zemîn eyleyerek, Karasu ve Babadağı semtlerine doğru firâr ve savlet-i İslâmiyân'dan emîn oldular.\n\nKable'l-vakʿa Kara-deniz Serʿaskeri müşârun ileyh, mevsim-i deryâ kuvvetiyle Âsitâne'ye ʿazîmetini istîzân ve tahsîl-i ruhsat ve peyâm-ı izni maʿiyyetinde olan kapudânlara işâʿat edüp, müsâʿade-i rûzgâra intizâr üzere iken, düşmenin Varna'ya hücûmununu his ile ber-muktezây-ı diyânet, ʿadem-i hareket ve müdâfaʿada bezl-i cell-i himmet ile kalʿa-i Pâdişâhî'yi tahlîsa mübâşereti ser-nâme-i hüsn-i aʿmâli olacağında iştibâh yokdur. Bu nasr-ı ʿazîz birkaç mâhdan berü zuhûr eden hâvâdisât-ı mülimme sebebi ile mükedder olan zümre-i muvahhidîni hak budur ki, şevk-engîz edüp, merâyây-ı havâtırda olan gubâr-ı küdûreti züdûde ve suver-i sürûr u şâdumânîyi nümûde eyledi. Müşârun ileyh maʿâzallâh Varna'da bulunup, defʿ-i müzâhame-i düşmen ile tekayyüd etmese idi, Ordu-yi nusrat merhûn iskelesi olan Varna'yı düşmen zabt ve Mevkib-i hümâyûn'u berhem-zede-i teşvîş ü habt eylemesi mukarrer idi. Kâfirin kuvve-i istid-\nrâciyyesi kemâlde olup şöyle ki, Edirne Bostancı-başısı'ndan bir gün sonra firâra âgāz edüp, vaktiyle mûmâ ileyh vusûl bulmak lâzım gelse idi Varna üzerine gelen düşmenden biri halâs ve tedârük-i cây-ı melce' ü menâs edemez idi.",
          "caption": "İnhizâm-ı küffâr der-Varna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_917.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İnhizâm-ı küffâr der-Varna",
          "text": "Bâlâda zikr olunduğu vech üzere, düşmenin [M2 276] bir sınıfı Varna muhâsarasına gidüp, imdâd tarîkleri mesdûd olduğundan, Sadrıaʿzam ve sâyir erkân-ı devlet mehmûm olmuşiken, her tarafa bu keyfiyyet ihbâr ve Varna imdâdına vusûlleri zımnında evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunmuşidi. Nâ-gâh Edirne Bostancı-başısı Mehmed Ağa'nın Pravadi'ye geldiği haberi istihsâl ve Varna imdâdına ʿazîmeti istiʿcâl olundu. Bahr-i siyah Serʿaskeri olan Vezîr Kelleci ʿOsmân Paşa maʿiyyetine verilen sefâyin ile Varna'da bulunup, kethudâsını beş altı yüz Kalyoncu ile şerânpolara ihrâc ve muhafazaya\nme'mûr Yeniçeri ve sâyir askeri dahi lüzûmu olan mahallere idrâc eylediğinden başka, memerr-i aʿdâ olan kâfir mahallesi dahi çend kıtʿa Çekdiri ile sedd ü bend olunmuşidi. Her taraf müstahkem ü metîn ve her cânib marsûn u hasîn kılındığına müteʿâkıb, Kethudây-ı mûmâ ileyh çerha şeklinde şeranpolardan taşra çıkup, düşmenin tahmînen altı bin piyâde ve üç bin süvârîsi olduğunu tahkīk ve üç sâʿat mahalde bağteten hücûm içün ihzâr-ı esbâb hasr u tazyîk eylediğini gelüp ifâde ve müşârun ileyh dahi mukābeleye âmâde olarak, bin beş yüz levend sefînelerden çıkarup, rasad-gâh-ı ceng ü perhâşde istâde oldu. Müşârun ileyh bîmâr ve meşy ü harekete ʿadîmü'l-iktıdâr iken, gerdûne-süvâr-gayret ve tabyanın birine şemsiyye nasbı ile tahrîz-i guzâta berzede-dâmân-ı himmet olup, düşmen dahi Şaʿbânın dördüncü çârşenbih günü Varna'ya nısf sâʿat mesâfe olan Kadıköyü semtinden tahrîk-i pây şûm ve çerhacılar ile muhârebe ederek üç koldan şeranpolara hücûm etmişler idi. Mübârizân-ı dîn top ve tüfeng ile meydân-ı cengi aʿdâya halka-i mîmden teng ve kazây-ı vegāyı dimâ-i fâsideleriyle sürh-reng eyledikleri hâlde, süvârîleri cesâret ile kâfir mahallesinden şehre duhûl ve piyâdesinden dahi vâfir küştenî altı kıtʿa top ile şehre vugūl edüp, bekāyây-ı kefere Voyvoda tabyasından varoşa cân atup, indihâş-ı sekret ile bî-şuʿûr ve ibrâm-ı zâbitân ile ikdâma mecbûr olan küffâr sadâmât-ı pey-der-pey top ve tüfenge bakmayarak, mühâcemede şiddet irâ'et eyledikleri ser-bâzân-ı meydân-ı celâdet olan guzât-ı muvahhidîne rû-nümâ ve mührebâzlık sanʿatını gereği gibi icrâ ve ne tarafdan aʿdâ zuhûr etdiyse, sufûf-i mersûsaların hark u ifnâ eylediler. [M2 277] Bu hâl birkaç sâʿat müstemirr ve düşmen me'mûl etmediği sebât ü metâneti muʿâyene ile haylî müte'essir olup, havf-i cân ile gerüye gürîzân oldular. Maʿreke-i mezbûrede bin beş yüz kadar müşrik-i bî-dîn vâsıl-ı dereke-i siccîn ve bakıyyesi zahm-dâr-ı gam-gîn yollarda mecrûhlarından mürde olanlarını matrûh-ı zîr-i zemîn eyleyerek, Karasu ve Babadağı semtlerine doğru firâr ve savlet-i İslâmiyân'dan emîn oldular.\n\nKable'l-vakʿa Kara-deniz Serʿaskeri müşârun ileyh, mevsim-i deryâ kuvvetiyle Âsitâne'ye ʿazîmetini istîzân ve tahsîl-i ruhsat ve peyâm-ı izni maʿiyyetinde olan kapudânlara işâʿat edüp, müsâʿade-i rûzgâra intizâr üzere iken, düşmenin Varna'ya hücûmununu his ile ber-muktezây-ı diyânet, ʿadem-i hareket ve müdâfaʿada bezl-i cell-i himmet ile kalʿa-i Pâdişâhî'yi tahlîsa mübâşereti ser-nâme-i hüsn-i aʿmâli olacağında iştibâh yokdur. Bu nasr-ı ʿazîz birkaç mâhdan berü zuhûr eden hâvâdisât-ı mülimme sebebi ile mükedder olan zümre-i muvahhidîni hak budur ki, şevk-engîz edüp, merâyây-ı havâtırda olan gubâr-ı küdûreti züdûde ve suver-i sürûr u şâdumânîyi nümûde eyledi. Müşârun ileyh maʿâzallâh Varna'da bulunup, defʿ-i müzâhame-i düşmen ile tekayyüd etmese idi, Ordu-yi nusrat merhûn iskelesi olan Varna'yı düşmen zabt ve Mevkib-i hümâyûn'u berhem-zede-i teşvîş ü habt eylemesi mukarrer idi. Kâfirin kuvve-i istid-\nrâciyyesi kemâlde olup şöyle ki, Edirne Bostancı-başısı'ndan bir gün sonra firâra âgāz edüp, vaktiyle mûmâ ileyh vusûl bulmak lâzım gelse idi Varna üzerine gelen düşmenden biri halâs ve tedârük-i cây-ı melce' ü menâs edemez idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmenin her tarafdan hücûmu sebebi ile gayret-keşân-ı dîn ü devlet şinâver-i bahr-i ʿamîk-ı fikret olup, her bâr mukābele tedârükünü mülâhaza ile şân ü übbehet-i devleti dâyimâ muhâfaza kaydına düşerek, sâl-i âtiyenin şimdiden tedârüküne mübâşeret ve Rumeli ve Anadolu eyâletleri kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr-i nâmdâra verilüp, mükemmel dâyireleri halkından başka, maʿiyyetlerine top ve yeniçeri ve sâyir ocağlardan mikdâr-ı vâfî asker ilhâk ve birine Sağ ve birine Sol Kol Serʿaskeri ıtlâk olunmak kezâlik talîʿa ve dümdârlık hidmetleri dahi birer vezîre tahsîs ve süvârî ocağları ile dâyireleri tahkîm ü tarsîs olunup, evvel-behârda Serʿaskerler birer cânibden [M2 278] Nehr-i Tuna'yı geçüp, ʿavn-i Kādir-i münaʿʿâm ile ahz-ı sâr u intikām etmek tertîbâtına şurûʿ u ihtimâm ve ihrâc-ı asker ve cemʿ-i zehâyir umûruna berçîde-i dâmen-i ıkdâm oldular.",
          "caption": "Bazı tedârükât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_918.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Bazı tedârükât",
          "text": "Düşmenin her tarafdan hücûmu sebebi ile gayret-keşân-ı dîn ü devlet şinâver-i bahr-i ʿamîk-ı fikret olup, her bâr mukābele tedârükünü mülâhaza ile şân ü übbehet-i devleti dâyimâ muhâfaza kaydına düşerek, sâl-i âtiyenin şimdiden tedârüküne mübâşeret ve Rumeli ve Anadolu eyâletleri kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr-i nâmdâra verilüp, mükemmel dâyireleri halkından başka, maʿiyyetlerine top ve yeniçeri ve sâyir ocağlardan mikdâr-ı vâfî asker ilhâk ve birine Sağ ve birine Sol Kol Serʿaskeri ıtlâk olunmak kezâlik talîʿa ve dümdârlık hidmetleri dahi birer vezîre tahsîs ve süvârî ocağları ile dâyireleri tahkîm ü tarsîs olunup, evvel-behârda Serʿaskerler birer cânibden [M2 278] Nehr-i Tuna'yı geçüp, ʿavn-i Kādir-i münaʿʿâm ile ahz-ı sâr u intikām etmek tertîbâtına şurûʿ u ihtimâm ve ihrâc-ı asker ve cemʿ-i zehâyir umûruna berçîde-i dâmen-i ıkdâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İspir Ağa dest-i aʿdâya giriftâr olduğuna binâ'en, mansıbı münhal ve bi'l-vekâle hidmetini idare eden Bekir Bey'e mansıb-ı mezkûr lâyık u mahal görülüp, huzûr-i Serdâr-ı ekremî'ye daʿvet ve bi'l-fiʿl Çavuş-başı olmak üzere iktisây-ı hılʿat eyledi.",
          "caption": "Nasb-ı Ser-çavûşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_919.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Ser-çavûşân",
          "text": "İspir Ağa dest-i aʿdâya giriftâr olduğuna binâ'en, mansıbı münhal ve bi'l-vekâle hidmetini idare eden Bekir Bey'e mansıb-ı mezkûr lâyık u mahal görülüp, huzûr-i Serdâr-ı ekremî'ye daʿvet ve bi'l-fiʿl Çavuş-başı olmak üzere iktisây-ı hılʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı gerdûn-bestat ve Tâcdâr-ı İskender-himmet hazretlerinin bâʿis-i âsâyiş kâffe-i ʿibâd ve sebeb-i emniyyet-i sâkinân-ı bilâd olan vücûd-i ʿâlem-sûd-i şâhânelerine birkaç mâh mukaddem taʿtîl-i cevârih edecek derecelerde insıbâb ʿârız olup, der-ʿakab etıbbâ vü hükemâ fasd u tedbîr ile o ʿillet-i ʿasîru'd-devâyı pezîrefte-i hayyiz-i şifâ edüp, şükran li-hâzihi'n-niʿam zebh-i karâbîn ve tevzîʿ-i nüzûr u sadakāt ile itʿâm ve ignây-ı fukārâ vü mesâkîn kılındığından başka, vech-i zemâna beşûş u mübtehic ve şevk u sürûr-i ʿâlem müteheyyic olmuşidi. Nezle-i hâddenin ʿan-asl insıbâbı, galebe-i hücûm ile vücûd bulduğuna binâ'en, Ordu-yi hümâyûn tarafından müteʿakibu'l-vürûd olan mükeddirât-ı ahbâr o Şehinşâh-ı dindârı ʿillet-i mezkûre ile bî-mâr edüp, zilkaʿdenin sekizinci cuma günü nazm:\n\nErâ'l-mevte yahtâru'l-kirâme ke-'ennehü\nLi-ehli'l-meʿâlî ve'l-mekârimi ʿâşıkun mefhûmunca o şemʿ-i bezm-efrûz-i dîn ve râz-ı âşinâ-yı ʿilme'l-yakîn hurşîd-i felek ʿizz u temkîn bârân-ı rahmet-zemîn hakān-ı cihân ve İsfendiyâr-ı tüvân hazretlerinin nefs-i mutma'innesi, “İrciʿî ilâ Rabbiki” emr-i Şerîfi'ne imtisâl ve ʿâlem-i vahdete tahrîk-i ecniha-i bâl eyledi. \n\nNazm:\nDâru's-selâm cilve-gehin ihtiyâr edüp,\nPeyvendi kesdi rişte-i kayd-ı zemâneden\nMeyl-i fezây-ı ravza-i mülk-i bekā edüp,\nŞeh-bâz rûhu uçdu bu teng-i âşiyâneden. \n\nYarlıg-i belîg, “Tü'ti'l-mülke men teşâ'ü” iktızâsı üzere nevbet-i hilâfet zât-ı hümâyûnlarına muhasses olan ah-i vâlâ güherleri Şehzâde-i civân-baht lâyık-ı serîr u taht gül-i nevreste-i hadîka-i kâm-kârî ve dürr-i şehdâne-i sadef-i bahtiyârî es-Sultân ʿAbdulhamîd Hân bin es-Sultân Ahmed Hân hazretleri etbâk-ı ümmet ve icmâʿ-ı erkân-ı saltanat ile câlis-i evreng-i [M2 279] ʿOsmânî ve zîb-ârây-ı mesned-i Cihânbânî olup, bi'lcümle vüzerâ vü ʿulemâ vü erkân-ı saltanat icrây-ı şart-ı beyʿat ve îfây-ı lâzime-i tehniyyet eyleyüp, [mısrâ] ʿAynün tesürru ve ʿaynün minke tebkînî mâ-sadakı üzere tabl u sûrnâ vü top ve sâyir esbâb-ı şâdümânî ile iʿlân-ı cülûs-i Hâkānî'ye mübâşeret eylediler. \n\nNesîb Efendi bir taʿmiyye ile, “Halîfetullah” (خليفة الله) terkîbini cülûs-i hümâyûn târîhi olarak inşâd ve câyize-i vefîre ahzıyla harâbe-zâr hâtırını âbâd eyledi. Dürrâc-ı rahmet-i Rabb-i gafûr olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretlerinin emr-i techîz ü tekfîni mülûk-i sütûde-sülük âyîni üzere tetmîm ü ikmâl ve müretteb alay ile bundan akdem binâ vü ihyâ buyurdukları Lâleli Câmiʿ-i şerîfinde iʿdâd etdikleri mezâr-ı pür-envârlarına taʿzîm ü ibcâl ile idhâl olundu. Sekene-i İstanbul bu Padişâh-ı mağfûrun gözden nihân ve ʿâlem-i vücûddan pinhân olduğuna nâlân ü giryân ve ol vâris-i erîke-i Saltanat'ın kudûmüyle şâd u handân olup, nazm:\nE-mâ terâ'l-gayme ke'l-bâkî bi-edmaʿihi\nVe'l-ardu tedhaku ke'l-cezlâni min ferahi\n\nmefhûmu ʿibret-güzînân-ı zemâneye nümâyân oldu. ʿAbd-i muhkar o Padişâh-ı devrânın zemân-ı saʿd-iktırânlarında Hâcelik ile çerâğ ve Peterburg'dan ʿavdetimde bi'l-vâsıta istintâk ve birkaç defʿa ʿatâyây-ı cezîle-i mülûkâneleriyle tahsîl-i vüsʿat-i ʿîş ü refâğ eylediğimden, “Hakk ʿalîm ü dânâdır ki, bu vakʿa-yı cân-sûzu yazar iken, nâvdân-ı sath-ı vücûd olan dü-çeşm-i hûn-âlûdüm mânend-i fevvâre feyezân ve sirişk-i dîde-i hasret-dîdem mânend-i nehr-i serîʿu's-seyelân cereyân eyledi”. Nazm:\n\nUkallibu't-tarfe lâ-arzâ bi-medmaʿihi\nHatta ta'asfara erdânî ʿalâmetühü\nLâ-zâle yehmî ʿaleyhi külle zî cezülin\nYüksi'r-riyâza deyâbîcâ kerâmetehü\n\nkeder u sürûrdan mürekkeb işbu haber, Kāyim-makām Paşa tarafından Ordu-yi hümâyûn'a üç günde vürûd edüp, fi'l-hâl işâʿası lâzım gelenlere keyfiyyet, iʿlân ü işʿâr-ı cülûs-i hümâyûn zımnında serhadlere neşr-i ahbâr kılındı.",
          "caption": "Zikr-i intikāl-i Hâkān-ı cihân es-Sultân Mustafa Hân bin es-Sultân Ahmed Hân bin es-Sultân Mehmed Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_920.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i intikāl-i Hâkān-ı cihân es-Sultân Mustafa Hân bin es-Sultân Ahmed Hân bin es-Sultân Mehmed Hân",
          "text": "Şehriyâr-ı gerdûn-bestat ve Tâcdâr-ı İskender-himmet hazretlerinin bâʿis-i âsâyiş kâffe-i ʿibâd ve sebeb-i emniyyet-i sâkinân-ı bilâd olan vücûd-i ʿâlem-sûd-i şâhânelerine birkaç mâh mukaddem taʿtîl-i cevârih edecek derecelerde insıbâb ʿârız olup, der-ʿakab etıbbâ vü hükemâ fasd u tedbîr ile o ʿillet-i ʿasîru'd-devâyı pezîrefte-i hayyiz-i şifâ edüp, şükran li-hâzihi'n-niʿam zebh-i karâbîn ve tevzîʿ-i nüzûr u sadakāt ile itʿâm ve ignây-ı fukārâ vü mesâkîn kılındığından başka, vech-i zemâna beşûş u mübtehic ve şevk u sürûr-i ʿâlem müteheyyic olmuşidi. Nezle-i hâddenin ʿan-asl insıbâbı, galebe-i hücûm ile vücûd bulduğuna binâ'en, Ordu-yi hümâyûn tarafından müteʿakibu'l-vürûd olan mükeddirât-ı ahbâr o Şehinşâh-ı dindârı ʿillet-i mezkûre ile bî-mâr edüp, zilkaʿdenin sekizinci cuma günü nazm:\n\nErâ'l-mevte yahtâru'l-kirâme ke-'ennehü\nLi-ehli'l-meʿâlî ve'l-mekârimi ʿâşıkun mefhûmunca o şemʿ-i bezm-efrûz-i dîn ve râz-ı âşinâ-yı ʿilme'l-yakîn hurşîd-i felek ʿizz u temkîn bârân-ı rahmet-zemîn hakān-ı cihân ve İsfendiyâr-ı tüvân hazretlerinin nefs-i mutma'innesi, “İrciʿî ilâ Rabbiki” emr-i Şerîfi'ne imtisâl ve ʿâlem-i vahdete tahrîk-i ecniha-i bâl eyledi. \n\nNazm:\nDâru's-selâm cilve-gehin ihtiyâr edüp,\nPeyvendi kesdi rişte-i kayd-ı zemâneden\nMeyl-i fezây-ı ravza-i mülk-i bekā edüp,\nŞeh-bâz rûhu uçdu bu teng-i âşiyâneden. \n\nYarlıg-i belîg, “Tü'ti'l-mülke men teşâ'ü” iktızâsı üzere nevbet-i hilâfet zât-ı hümâyûnlarına muhasses olan ah-i vâlâ güherleri Şehzâde-i civân-baht lâyık-ı serîr u taht gül-i nevreste-i hadîka-i kâm-kârî ve dürr-i şehdâne-i sadef-i bahtiyârî es-Sultân ʿAbdulhamîd Hân bin es-Sultân Ahmed Hân hazretleri etbâk-ı ümmet ve icmâʿ-ı erkân-ı saltanat ile câlis-i evreng-i [M2 279] ʿOsmânî ve zîb-ârây-ı mesned-i Cihânbânî olup, bi'lcümle vüzerâ vü ʿulemâ vü erkân-ı saltanat icrây-ı şart-ı beyʿat ve îfây-ı lâzime-i tehniyyet eyleyüp, [mısrâ] ʿAynün tesürru ve ʿaynün minke tebkînî mâ-sadakı üzere tabl u sûrnâ vü top ve sâyir esbâb-ı şâdümânî ile iʿlân-ı cülûs-i Hâkānî'ye mübâşeret eylediler. \n\nNesîb Efendi bir taʿmiyye ile, “Halîfetullah” (خليفة الله) terkîbini cülûs-i hümâyûn târîhi olarak inşâd ve câyize-i vefîre ahzıyla harâbe-zâr hâtırını âbâd eyledi. Dürrâc-ı rahmet-i Rabb-i gafûr olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretlerinin emr-i techîz ü tekfîni mülûk-i sütûde-sülük âyîni üzere tetmîm ü ikmâl ve müretteb alay ile bundan akdem binâ vü ihyâ buyurdukları Lâleli Câmiʿ-i şerîfinde iʿdâd etdikleri mezâr-ı pür-envârlarına taʿzîm ü ibcâl ile idhâl olundu. Sekene-i İstanbul bu Padişâh-ı mağfûrun gözden nihân ve ʿâlem-i vücûddan pinhân olduğuna nâlân ü giryân ve ol vâris-i erîke-i Saltanat'ın kudûmüyle şâd u handân olup, nazm:\nE-mâ terâ'l-gayme ke'l-bâkî bi-edmaʿihi\nVe'l-ardu tedhaku ke'l-cezlâni min ferahi\n\nmefhûmu ʿibret-güzînân-ı zemâneye nümâyân oldu. ʿAbd-i muhkar o Padişâh-ı devrânın zemân-ı saʿd-iktırânlarında Hâcelik ile çerâğ ve Peterburg'dan ʿavdetimde bi'l-vâsıta istintâk ve birkaç defʿa ʿatâyây-ı cezîle-i mülûkâneleriyle tahsîl-i vüsʿat-i ʿîş ü refâğ eylediğimden, “Hakk ʿalîm ü dânâdır ki, bu vakʿa-yı cân-sûzu yazar iken, nâvdân-ı sath-ı vücûd olan dü-çeşm-i hûn-âlûdüm mânend-i fevvâre feyezân ve sirişk-i dîde-i hasret-dîdem mânend-i nehr-i serîʿu's-seyelân cereyân eyledi”. Nazm:\n\nUkallibu't-tarfe lâ-arzâ bi-medmaʿihi\nHatta ta'asfara erdânî ʿalâmetühü\nLâ-zâle yehmî ʿaleyhi külle zî cezülin\nYüksi'r-riyâza deyâbîcâ kerâmetehü\n\nkeder u sürûrdan mürekkeb işbu haber, Kāyim-makām Paşa tarafından Ordu-yi hümâyûn'a üç günde vürûd edüp, fi'l-hâl işâʿası lâzım gelenlere keyfiyyet, iʿlân ü işʿâr-ı cülûs-i hümâyûn zımnında serhadlere neşr-i ahbâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ebrâr-ı güzeşte-gâna lâhık olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretleri bin yüz yirmi dokuz senesi saferul-hayrında Sultân Ahmed Hân ʿaleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân hazretlerinin sulb-i pâklerinden mahmiyye-i Edirne'de müşrif-sâz-ı ʿâlem-i vücûd ve zî-bende-i serây-ı huzûr u şuhûd olup, [M2 280] ʿömr-i nâzenînleri kırk üç senesi râddesine mütenâhiz oldukda, ʿammî-zâdeleri Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine halef ve tâc ü taht-ı Mülûkâne'ye bâʿis-i efzâyiş-i ʿizz ü şeref olmuşlar idi. Evâyil-i saltanatları eyyâm-ı sûr gibi mürûr ve sâye-i saltanatlarında herkes ihrâz-ı hisse-i sürür etmişiken, Moskov seferi bi-takdîrillâhi Teʿâlâ zuhûr edüp, leyl ü nehâr iʿlâ'-i kelimetullâha meşgül ve niçe hazâyin ü defâyin sarfıyla, zümre-i müşrikîni tâb-ı tîg-i maskūl ile mahzûl etmek irâdesinde iken, nazm:\nİzâ'l-mekâdîru lem tusbih müsâʿadeten / ʿAlâ bulûgi'l-münâ lem tenfeʿu'l-himem mefhûmu üzere saʿy ü himmetleri hebâ ve ihtilâf-ı kelime-i ru'esâ ve ʿadem-i vefâdârîyi erbâb-ı vegā ile gûn-be-gûn dil-şiken-i fikr ü ezâ ve giderek bu hâlet vücûd-i ʿâlem-sûdlarına te'sîr ve târîh-i mezkûrda terk-i tâc ü serîr ve mücâvir-i rahmet-i Hayy ü Kadîr oldular. On altı sene dokuz mâh hükümrân-ı mülk-i ʿOsmânî ve dilsîr-i niʿmet-i zindegânî oldu. Şehriyâr-ı mağfûr bir Padişâh-ı Felâtûn-dirâyet İskender-himmet, Edhemî-sîret mâyil-i hayrât ve rağib-i müberrât yemm-i kerem ve mekādir-şinâs ve mürebbî-yi efâzıl-ı nâs muhtebir-i ahvâl-i ʿâlem ve mücerrib-i etvâr-ı ümem vücûd-i iktidâr ile hamûl u sâbir ve ʿafv-i müsî' ile celb-i havâtır eder bir Şehriyâr-ı cemîlu'l-me'âsir idi.\n\nCüz'iyyât-ı ʿulûma meyl-i Şahâne'leri derkâr ve bu vesîle ile nîçe gümeşdegân, rûzgâr-ı zemân-ı bâ-emânlarında resîde-i hayyiz-i iʿtibâr olup, hattâ Mağrib halkı bu fende mâhir olmak cihetiyle, Fas Hâkimi'ne mahsûs nâme tahrîr ve mazmûnunda cemîʿ-i mugayyebâtın ʿilmi, zât-ı ecell ü aʿlâya mahsûs olup, ancak evkāt-ı sâʿât leyl ü nehârı tesvîğ-i şerʿ derecesinde ehâlî-yi İstanbul'a neşr içün bir şahıs irsâlini tezkîr buyurdukları, fenn-i mezkûre kemâl-i rağbetlerini mü'eyyeddir. Erkân-ı saltanat ʿale'l-ʿumûm sulha rağbet ve murahhaslar taʿyîni ile katʿ-ı sulh mâddesinde bî-şekk ü raybet iken, Hudâvendigâr mebrûr tebessüm ile ʿadem-i inʿikâdını işrâb ve: “Zemânımızda sulh bu kadar” deyü hitâb buyurduklarında, nevâdîy-i hâssu'l-hâslarına mahrem olanlardan biri: “Çünkü çehre-i kifâh mir'ât-ı ʿâlemde sûret-bend-i salâh olmayacağı meczûm-i Şâhâneleridir, yâ niçün murahhaslar irdâf ve levâzım ve havâyiclerine mâl bî-gâye itlâf olunur” dedikde: “Ve-kâne emrullâhi kadaran makdûra” [M2 281] buyurduklarını Yenişehirli ʿOsmân Efendi şifâhen baʿzı havâssa ifâde eylediği meşhûrdur.",
          "caption": "Terceme-i ân-Pâdişâh-ı mağfûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_921.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme-i ân-Pâdişâh-ı mağfûr",
          "text": "Ebrâr-ı güzeşte-gâna lâhık olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretleri bin yüz yirmi dokuz senesi saferul-hayrında Sultân Ahmed Hân ʿaleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân hazretlerinin sulb-i pâklerinden mahmiyye-i Edirne'de müşrif-sâz-ı ʿâlem-i vücûd ve zî-bende-i serây-ı huzûr u şuhûd olup, [M2 280] ʿömr-i nâzenînleri kırk üç senesi râddesine mütenâhiz oldukda, ʿammî-zâdeleri Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine halef ve tâc ü taht-ı Mülûkâne'ye bâʿis-i efzâyiş-i ʿizz ü şeref olmuşlar idi. Evâyil-i saltanatları eyyâm-ı sûr gibi mürûr ve sâye-i saltanatlarında herkes ihrâz-ı hisse-i sürür etmişiken, Moskov seferi bi-takdîrillâhi Teʿâlâ zuhûr edüp, leyl ü nehâr iʿlâ'-i kelimetullâha meşgül ve niçe hazâyin ü defâyin sarfıyla, zümre-i müşrikîni tâb-ı tîg-i maskūl ile mahzûl etmek irâdesinde iken, nazm:\nİzâ'l-mekâdîru lem tusbih müsâʿadeten / ʿAlâ bulûgi'l-münâ lem tenfeʿu'l-himem mefhûmu üzere saʿy ü himmetleri hebâ ve ihtilâf-ı kelime-i ru'esâ ve ʿadem-i vefâdârîyi erbâb-ı vegā ile gûn-be-gûn dil-şiken-i fikr ü ezâ ve giderek bu hâlet vücûd-i ʿâlem-sûdlarına te'sîr ve târîh-i mezkûrda terk-i tâc ü serîr ve mücâvir-i rahmet-i Hayy ü Kadîr oldular. On altı sene dokuz mâh hükümrân-ı mülk-i ʿOsmânî ve dilsîr-i niʿmet-i zindegânî oldu. Şehriyâr-ı mağfûr bir Padişâh-ı Felâtûn-dirâyet İskender-himmet, Edhemî-sîret mâyil-i hayrât ve rağib-i müberrât yemm-i kerem ve mekādir-şinâs ve mürebbî-yi efâzıl-ı nâs muhtebir-i ahvâl-i ʿâlem ve mücerrib-i etvâr-ı ümem vücûd-i iktidâr ile hamûl u sâbir ve ʿafv-i müsî' ile celb-i havâtır eder bir Şehriyâr-ı cemîlu'l-me'âsir idi.\n\nCüz'iyyât-ı ʿulûma meyl-i Şahâne'leri derkâr ve bu vesîle ile nîçe gümeşdegân, rûzgâr-ı zemân-ı bâ-emânlarında resîde-i hayyiz-i iʿtibâr olup, hattâ Mağrib halkı bu fende mâhir olmak cihetiyle, Fas Hâkimi'ne mahsûs nâme tahrîr ve mazmûnunda cemîʿ-i mugayyebâtın ʿilmi, zât-ı ecell ü aʿlâya mahsûs olup, ancak evkāt-ı sâʿât leyl ü nehârı tesvîğ-i şerʿ derecesinde ehâlî-yi İstanbul'a neşr içün bir şahıs irsâlini tezkîr buyurdukları, fenn-i mezkûre kemâl-i rağbetlerini mü'eyyeddir. Erkân-ı saltanat ʿale'l-ʿumûm sulha rağbet ve murahhaslar taʿyîni ile katʿ-ı sulh mâddesinde bî-şekk ü raybet iken, Hudâvendigâr mebrûr tebessüm ile ʿadem-i inʿikâdını işrâb ve: “Zemânımızda sulh bu kadar” deyü hitâb buyurduklarında, nevâdîy-i hâssu'l-hâslarına mahrem olanlardan biri: “Çünkü çehre-i kifâh mir'ât-ı ʿâlemde sûret-bend-i salâh olmayacağı meczûm-i Şâhâneleridir, yâ niçün murahhaslar irdâf ve levâzım ve havâyiclerine mâl bî-gâye itlâf olunur” dedikde: “Ve-kâne emrullâhi kadaran makdûra” [M2 281] buyurduklarını Yenişehirli ʿOsmân Efendi şifâhen baʿzı havâssa ifâde eylediği meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sulb-i pâk-i Şâhâne'lerinden Sultân Selîm nâmında bir Şehzâde-i bî-müdânî el-yevm ârâyişde ser-suffa-i zindegânî olduğundan başka, üç ʿaded selâtîn-i ʿismet-âyîn terkiyle, tahsîl-i ʿömr-i sânî buyurmuşlardır. Ramazânlarda ʿulemâyı fî külli yevm huzûr-i Mülûkâne'lerine getürdüp, Kadı Beyzâvî Tefsîri'nden mübâhase etdirerek, kesb-i feyz-i rûhânî ve istifâde-i nüket-i Furkānî ʿakībinde dersde hâzır olanları nakd-i firâvân ile taltîf ve nevâziş ü iltifât ile teşrîf muhteriât-ı Sultâniyye'lerindendir. Üsküdar'da vâlide-i müşfikalariyçün mükellef bir câmiʿ binâ ve evkāf-ı kesîre rabtıyla hademesini iğinâ buyurduklarından fazla, Lâleli civârında iki minâreli câmiʿ ve medrese ve ʿimâret ve türbe binâsıyla, ism-i sâmîlerin ihyâ ve zelzeleden münhedim olan Ebu'l-feth Sultân\nMehmed Hân Câmiʿini müceddeden inşâ ve Yenikapu hâricinde tûlen on iki bin ve ʿarzan altı bin zirâ mahalli imlâ ve niçe dil-güşâ büyût ve dekâkîn binâsıyla, bir mahalle-i cân-bahşâ îcâd buyurmuşlardır. Cenâb-ı Hak mezâr-ı pür-enverlerin mehbit-ı şuʿâ-i rahmet ve mevrid-i vüfûd-i mağfiret eyleye! Âmîn, bi-hurmet-i Seyyidi'l-enbiyâ-i ve'l-mürselîn.",
          "caption": "Zikr-i âsâr ü hayrât-ı ân-Pâdişâh-ı cemîlu's-sıfat",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_922.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i âsâr ü hayrât-ı ân-Pâdişâh-ı cemîlu's-sıfat",
          "text": "Sulb-i pâk-i Şâhâne'lerinden Sultân Selîm nâmında bir Şehzâde-i bî-müdânî el-yevm ârâyişde ser-suffa-i zindegânî olduğundan başka, üç ʿaded selâtîn-i ʿismet-âyîn terkiyle, tahsîl-i ʿömr-i sânî buyurmuşlardır. Ramazânlarda ʿulemâyı fî külli yevm huzûr-i Mülûkâne'lerine getürdüp, Kadı Beyzâvî Tefsîri'nden mübâhase etdirerek, kesb-i feyz-i rûhânî ve istifâde-i nüket-i Furkānî ʿakībinde dersde hâzır olanları nakd-i firâvân ile taltîf ve nevâziş ü iltifât ile teşrîf muhteriât-ı Sultâniyye'lerindendir. Üsküdar'da vâlide-i müşfikalariyçün mükellef bir câmiʿ binâ ve evkāf-ı kesîre rabtıyla hademesini iğinâ buyurduklarından fazla, Lâleli civârında iki minâreli câmiʿ ve medrese ve ʿimâret ve türbe binâsıyla, ism-i sâmîlerin ihyâ ve zelzeleden münhedim olan Ebu'l-feth Sultân\nMehmed Hân Câmiʿini müceddeden inşâ ve Yenikapu hâricinde tûlen on iki bin ve ʿarzan altı bin zirâ mahalli imlâ ve niçe dil-güşâ büyût ve dekâkîn binâsıyla, bir mahalle-i cân-bahşâ îcâd buyurmuşlardır. Cenâb-ı Hak mezâr-ı pür-enverlerin mehbit-ı şuʿâ-i rahmet ve mevrid-i vüfûd-i mağfiret eyleye! Âmîn, bi-hurmet-i Seyyidi'l-enbiyâ-i ve'l-mürselîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbtidây-ı cülûslarında, çâr-bâliş-nişîn-i Sadâret-i ʿuzmâ olan Râgıb Mehmed Paşa makāmında ibkā ve altı sene mikdârı mühimmât-ı Sadâret'i icrâdan sonra medhûş-i sekret-i reybe'l-menûn ve Koska'da binâ etdiği Kitâb-hâne hazîresinde medfûn oldu. Yerine Hamza Paşa Sadrıaʿzam olup, bir sene kadar kâr-sâz-ı umûr-i enâm ve baʿde'l-ʿazl Cidde'ye gidüp, ʿArafât'da mütenâvil-i câm-ı himâm oldu. Bundan sonra Mustafa Paşa bir buçuk sene kadar kâfil-i umûr-i Sadâret ve Midilli Cezîresi'nde mahnûkan ʿazm-i semt-i âhıret eyledi. Yetmiş sekiz senesi evâyilinde Muhsin-zâde Mehmed Paşa, Vezîr ve üç sene kadar o makāmda karar-gîr oldukdan sonra maʿzûl ve Silahdâr Hamza Paşa yerine menkūl oldu. Müşârun ileyh yirmi yedi gün muhtellü'ş-şuʿûr, mutesaddî-yi umûr oldukdan sonra ʿazl ve Gelibolu'ya vardıkda vefât ve terk-i dağdağa-i kâyinât eyledi. Bundan sonra Nişancı el-Hâc Mehmed Emîn Paşa Sadr-ı iclâle mütesâʿid ve Sipehsâlârlık şerefiyle umûrunda müstakil [M2 282] ü münferid olup, bâlâda tafsîl olunan esbâb ile ʿazl ve Edirne'ye geldikde, seyf-i kazâ' vü kader ile terk-i ser ve Tevfikī ʿAli Paşa bu mesnede zîb ü fer ve andan sonra Halîl Paşa ve bir sene murûrunda Silahdâr Mehmed Paşa mühr-i hümâyûn ile kâm-revâ olup, Bazarcık'da o dahi maʿzûl ve'l-yevm Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem olan Muhsin-zâde Mehmed Paşa, sâniyen neyl-i Sadâret'le vâsıl-ı ser-menzil-i me'mûl oldu.",
          "caption": "Mesned-ârâyân Vekâlet-i kübrâ der'ahd-i ân-Şehriyâr-ı müstahsinü'l-âsâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_923.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Mesned-ârâyân Vekâlet-i kübrâ der'ahd-i ân-Şehriyâr-ı müstahsinü'l-âsâr",
          "text": "İbtidây-ı cülûslarında, çâr-bâliş-nişîn-i Sadâret-i ʿuzmâ olan Râgıb Mehmed Paşa makāmında ibkā ve altı sene mikdârı mühimmât-ı Sadâret'i icrâdan sonra medhûş-i sekret-i reybe'l-menûn ve Koska'da binâ etdiği Kitâb-hâne hazîresinde medfûn oldu. Yerine Hamza Paşa Sadrıaʿzam olup, bir sene kadar kâr-sâz-ı umûr-i enâm ve baʿde'l-ʿazl Cidde'ye gidüp, ʿArafât'da mütenâvil-i câm-ı himâm oldu. Bundan sonra Mustafa Paşa bir buçuk sene kadar kâfil-i umûr-i Sadâret ve Midilli Cezîresi'nde mahnûkan ʿazm-i semt-i âhıret eyledi. Yetmiş sekiz senesi evâyilinde Muhsin-zâde Mehmed Paşa, Vezîr ve üç sene kadar o makāmda karar-gîr oldukdan sonra maʿzûl ve Silahdâr Hamza Paşa yerine menkūl oldu. Müşârun ileyh yirmi yedi gün muhtellü'ş-şuʿûr, mutesaddî-yi umûr oldukdan sonra ʿazl ve Gelibolu'ya vardıkda vefât ve terk-i dağdağa-i kâyinât eyledi. Bundan sonra Nişancı el-Hâc Mehmed Emîn Paşa Sadr-ı iclâle mütesâʿid ve Sipehsâlârlık şerefiyle umûrunda müstakil [M2 282] ü münferid olup, bâlâda tafsîl olunan esbâb ile ʿazl ve Edirne'ye geldikde, seyf-i kazâ' vü kader ile terk-i ser ve Tevfikī ʿAli Paşa bu mesnede zîb ü fer ve andan sonra Halîl Paşa ve bir sene murûrunda Silahdâr Mehmed Paşa mühr-i hümâyûn ile kâm-revâ olup, Bazarcık'da o dahi maʿzûl ve'l-yevm Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem olan Muhsin-zâde Mehmed Paşa, sâniyen neyl-i Sadâret'le vâsıl-ı ser-menzil-i me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbtidâ cülûs-i mülûkânelerinde, Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi makām-ı İftâ'da bulunup, çok geçmeden Mehmed Sâlih Efendi câh-ı refîʿ-i İftâ ile şeref-mend ve bir müddetden sonra Çelebî-zâde ʿAsım Efendi mesned-i Meşîhat'le ser-bülend olup, bir sene murûr etmezden mukaddem vefât ve katʿ-ı mesâfât-ı hayât edüp, Veliyyüddin Efendi'nin kāmet-i liyâkati kabâ-yı Fetvâ'ya sezâ görülüp, vakt-i mukadderini baʿde'l-istîfâ Karabekir Efendi-zâde Ahmed Efendi nesek-sâz-ı umûr-i ʿulemâ olup, bundan sonra Dürrî-zâde Mustafa Efendi iki sene kadar hutûb-i Fetvâ ile müştağil ve surûf-i rûzgâr ile yerine Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi müntakil ve ol dahi yedi sekiz mâh zarfında savb-ı ʿâlem-i bekāya mürtahil olup, Mîrzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi o makām-ı ʿâlî ile tebcîl ve baʿdehû mansıb-ı refîʿ-i Meşîhat-i İslâmiyye Şerîf-zâde Mehmed Monla Efendi'ye tahvîl olunduğu hengâm, Şehriyâr-ı enâm huld berîni makām eyledi.",
          "caption": "Zikr-i Meşâyih-i İslâm derʿahd-i ân-Pâdişâh-vâlâ-makām",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_924.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Meşâyih-i İslâm derʿahd-i ân-Pâdişâh-vâlâ-makām",
          "text": "İbtidâ cülûs-i mülûkânelerinde, Dâmâd-zâde Feyzullah Efendi makām-ı İftâ'da bulunup, çok geçmeden Mehmed Sâlih Efendi câh-ı refîʿ-i İftâ ile şeref-mend ve bir müddetden sonra Çelebî-zâde ʿAsım Efendi mesned-i Meşîhat'le ser-bülend olup, bir sene murûr etmezden mukaddem vefât ve katʿ-ı mesâfât-ı hayât edüp, Veliyyüddin Efendi'nin kāmet-i liyâkati kabâ-yı Fetvâ'ya sezâ görülüp, vakt-i mukadderini baʿde'l-istîfâ Karabekir Efendi-zâde Ahmed Efendi nesek-sâz-ı umûr-i ʿulemâ olup, bundan sonra Dürrî-zâde Mustafa Efendi iki sene kadar hutûb-i Fetvâ ile müştağil ve surûf-i rûzgâr ile yerine Pîrî-zâde ʿOsmân Efendi müntakil ve ol dahi yedi sekiz mâh zarfında savb-ı ʿâlem-i bekāya mürtahil olup, Mîrzâ-zâde Mehmed Saʿîd Efendi o makām-ı ʿâlî ile tebcîl ve baʿdehû mansıb-ı refîʿ-i Meşîhat-i İslâmiyye Şerîf-zâde Mehmed Monla Efendi'ye tahvîl olunduğu hengâm, Şehriyâr-ı enâm huld berîni makām eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden berü asâkir-i İslâm ‘asâ-i sefer ve envâʿ-ı hatar ile fedây-ı cân ü ser eyledikleri yegân yegân nümâyân olduğuna binâ'en, fî-mâ-baʿd şart-ı ittifâk u ittihâda riʿâyet ile düşmenden ahz-ı sâr ve gâlibâne tayy-ı tûmâr-ı harb ü peygâr etmelerini mutazammın ve Sadâret-i ‘uzmâ'nın ibkā ve takrîrini mütebeyyin bir kıt'a hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerâ ve vükelâ cemʿ olundukdan sonra, cümlesinin muvâcehesinde kırâ'et ve herkes Hudâvendigâr-ı sâbıka rahmet ve Şehriyâr-ı cedîde istidʿây-ı tevfîk-i ehadiyyet eylediler.",
          "caption": "Vürûd-i hatt-ı hümâyûn ve ibkā-yı Sadâret-i ‘uzmâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_925.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hatt-ı hümâyûn ve ibkā-yı Sadâret-i ‘uzmâ",
          "text": "Birkaç seneden berü asâkir-i İslâm ‘asâ-i sefer ve envâʿ-ı hatar ile fedây-ı cân ü ser eyledikleri yegân yegân nümâyân olduğuna binâ'en, fî-mâ-baʿd şart-ı ittifâk u ittihâda riʿâyet ile düşmenden ahz-ı sâr ve gâlibâne tayy-ı tûmâr-ı harb ü peygâr etmelerini mutazammın ve Sadâret-i ‘uzmâ'nın ibkā ve takrîrini mütebeyyin bir kıt'a hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerâ ve vükelâ cemʿ olundukdan sonra, cümlesinin muvâcehesinde kırâ'et ve herkes Hudâvendigâr-ı sâbıka rahmet ve Şehriyâr-ı cedîde istidʿây-ı tevfîk-i ehadiyyet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Hanya Muhâfızı Eğribozlu Zaʿîm-zâde Hasan Paşa baʿzı taʿahhüdât ile Vezâret'e tâlib ve câyiz görmeyenlere görenler gâlib gelüp, bi't-tedrîc matlabı tervîc ve zilkaʿdenin on yedinci günü Köstendil [M2 283] Sancağı ve Rumeli Sürücülüğü ile rütbe-i vâlây-ı Vezâret tarafına tevcîh olunup, bu mülâbese ile câme-i rez-i-târ-ı ikbâli tırâz-ı ‘izz ü rifʿatle tezyîn ü tebrîc olundu.\n\nKul Kethudâsı Mehmed Ağa ‘azl-i nâgeh-zûhûra mübtelâ ve Silistire cânibinde olan Ser-zağarî Mustafa Ağa mansıb-ı mezkûr ile kâm-revâ oldu.\n\nCülûs-i hümâyûn ahbârını mutazammın dost olan devletlere ber-vech-i sefâret birer âdem taʿyîni de'b-i kadîm-i devlet olduğuna binâ'en, Anadolu Muhâsebecisi Kabakulak yeğeni Süleyman Bey Nemçe'ye taʿyîn ve Ordu-yi hümâyûn'da kâffe-i levâzımı rü'yet olunup, bir sâʿat mukaddem ‘azîmet eylemesi tarafına ifâde vü tebyîn olundu.\n\nŞehriyâr-ı sütûde-âsâr cülûs-i hümâyûnlarının altıncı günü hıyre-sâz-ı çeşm-i eʿâdî ve bâʿis-i hayret-i hâzır ve bâdî olan alay-ı müzeyyen ile hazret-i Hâlid'i ziyâret ve tekallüd-i seyf ile kānûn-i âbâ-i kirâmlarını icrâ ve bu haber-i meserret-eseri şâmil hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı seniyye ile çerâğ-ı efrûhteleri olan Kapucular Kethudâları el-Hâc Mustafa Ağa'yı isrâ ve Sadrıaʿzamların nâyil-i sürûr-i evfâ buyurdular.\n\nŞeyhulislâm olan Şerîf-zâde Mehmed Monla Efendi ‘azl ü izʿâc ve Dürrî-zâde Mustafa Efendi o câh-ı refîʿ ile hâyiz-i rehîne-i ibtihâc oldu. Zilhicce evâsıtında Kāyim-makām-ı Rikâb Melek Mehmed Paşa ‘azl ve Deryâ Kapudanlığı ile kâm-yâb olup, Vezîr Kapucu Süleymân Paşa, Kāyim-makāmlık ile ‘izz ü şeref iktisâb ve el-yevm Rikâb Çavuş-başısı olan ‘Abdulkerîm Bey dahi maʿzûl ve yerine Lâleli Mustafa Efendi birâderi Mehmed Efendi bağteten menkūl ve çok geçmeden Rikâb Kethudâlığı makāmına mevsûl oldu.\nSeksen sekiz senesi muharreminden iʻtibâr ile Mekke-i mükerreme Kazâsı, Şâm'dan munfasıl ʻArab-zâde Ahmed ʻAtâʼullah Efendi'ye ve seksen yedi recebi gurresinden Medîne-i münevvere Kazâsı, Edirne'den münʻazil es-Seyyid Mehmed Nâfiʻ Efendi'ye ve seksen yedi recebinden Mısr-ı Kāhire Hükûmeti, sâbıkā Haleb Kadısı Paşmakcı-zâde es-Seyyid Nuʻmân Efendi'ye ve rebîʻulâhir gurresinden Havâss-ı Refîʻa Kazâsı, Şâmî-zâde Mustafa Efendi'ye ve Sadâret-i Anadolu, müddet-i ʻörfiyyesin tekmîl eden es-Seyyid İbrâhîm Efendi ʻazlinden sâbıkā İslâmbol Kadısı Dürrî-zâde Mehmed Nurullah Efendi'ye tevcîh ü ʻinâyet ile mazhar-ı birr ü mekremet kılındı. İstanbul Kadısı [M2 284] Bâbî-zâde bir sene kadar icrây-ı ahkâm ve Mekke'den maʻzûl Kethudâ-zâde Mehmed Sa'îd Efendi, şehr-i rebîʻulâhirin ikinci günü Kazâ-i İstanbul ile kesb-i ecell-i münye vü merâm edüp, Üsküdar Kazâsı dahi, Hıfzı-zâde Mustafa Efendi'ye ihsân ve 'unvân-ı Mevleviyyet ile gonçe-i iʻtibârı küşâde vü handân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Hasan Paşa ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_926.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Hasan Paşa ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Sâbıkā Hanya Muhâfızı Eğribozlu Zaʿîm-zâde Hasan Paşa baʿzı taʿahhüdât ile Vezâret'e tâlib ve câyiz görmeyenlere görenler gâlib gelüp, bi't-tedrîc matlabı tervîc ve zilkaʿdenin on yedinci günü Köstendil [M2 283] Sancağı ve Rumeli Sürücülüğü ile rütbe-i vâlây-ı Vezâret tarafına tevcîh olunup, bu mülâbese ile câme-i rez-i-târ-ı ikbâli tırâz-ı ‘izz ü rifʿatle tezyîn ü tebrîc olundu.\n\nKul Kethudâsı Mehmed Ağa ‘azl-i nâgeh-zûhûra mübtelâ ve Silistire cânibinde olan Ser-zağarî Mustafa Ağa mansıb-ı mezkûr ile kâm-revâ oldu.\n\nCülûs-i hümâyûn ahbârını mutazammın dost olan devletlere ber-vech-i sefâret birer âdem taʿyîni de'b-i kadîm-i devlet olduğuna binâ'en, Anadolu Muhâsebecisi Kabakulak yeğeni Süleyman Bey Nemçe'ye taʿyîn ve Ordu-yi hümâyûn'da kâffe-i levâzımı rü'yet olunup, bir sâʿat mukaddem ‘azîmet eylemesi tarafına ifâde vü tebyîn olundu.\n\nŞehriyâr-ı sütûde-âsâr cülûs-i hümâyûnlarının altıncı günü hıyre-sâz-ı çeşm-i eʿâdî ve bâʿis-i hayret-i hâzır ve bâdî olan alay-ı müzeyyen ile hazret-i Hâlid'i ziyâret ve tekallüd-i seyf ile kānûn-i âbâ-i kirâmlarını icrâ ve bu haber-i meserret-eseri şâmil hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı seniyye ile çerâğ-ı efrûhteleri olan Kapucular Kethudâları el-Hâc Mustafa Ağa'yı isrâ ve Sadrıaʿzamların nâyil-i sürûr-i evfâ buyurdular.\n\nŞeyhulislâm olan Şerîf-zâde Mehmed Monla Efendi ‘azl ü izʿâc ve Dürrî-zâde Mustafa Efendi o câh-ı refîʿ ile hâyiz-i rehîne-i ibtihâc oldu. Zilhicce evâsıtında Kāyim-makām-ı Rikâb Melek Mehmed Paşa ‘azl ve Deryâ Kapudanlığı ile kâm-yâb olup, Vezîr Kapucu Süleymân Paşa, Kāyim-makāmlık ile ‘izz ü şeref iktisâb ve el-yevm Rikâb Çavuş-başısı olan ‘Abdulkerîm Bey dahi maʿzûl ve yerine Lâleli Mustafa Efendi birâderi Mehmed Efendi bağteten menkūl ve çok geçmeden Rikâb Kethudâlığı makāmına mevsûl oldu.\nSeksen sekiz senesi muharreminden iʻtibâr ile Mekke-i mükerreme Kazâsı, Şâm'dan munfasıl ʻArab-zâde Ahmed ʻAtâʼullah Efendi'ye ve seksen yedi recebi gurresinden Medîne-i münevvere Kazâsı, Edirne'den münʻazil es-Seyyid Mehmed Nâfiʻ Efendi'ye ve seksen yedi recebinden Mısr-ı Kāhire Hükûmeti, sâbıkā Haleb Kadısı Paşmakcı-zâde es-Seyyid Nuʻmân Efendi'ye ve rebîʻulâhir gurresinden Havâss-ı Refîʻa Kazâsı, Şâmî-zâde Mustafa Efendi'ye ve Sadâret-i Anadolu, müddet-i ʻörfiyyesin tekmîl eden es-Seyyid İbrâhîm Efendi ʻazlinden sâbıkā İslâmbol Kadısı Dürrî-zâde Mehmed Nurullah Efendi'ye tevcîh ü ʻinâyet ile mazhar-ı birr ü mekremet kılındı. İstanbul Kadısı [M2 284] Bâbî-zâde bir sene kadar icrây-ı ahkâm ve Mekke'den maʻzûl Kethudâ-zâde Mehmed Sa'îd Efendi, şehr-i rebîʻulâhirin ikinci günü Kazâ-i İstanbul ile kesb-i ecell-i münye vü merâm edüp, Üsküdar Kazâsı dahi, Hıfzı-zâde Mustafa Efendi'ye ihsân ve 'unvân-ı Mevleviyyet ile gonçe-i iʻtibârı küşâde vü handân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olan Mîrzâ-zâde Mehmed Saʻîd Efendi, maraz-ı gûnâ-gûn ile ʻalîl olup, tebdîl-i hevâ ve derdine tedârük-i devâ maʻrazında Sultândepesi'nde vâkiʻ hânesinde temekkün ü sevâ niyâzından başka, meşgale-i Fetvâ'dan istiʻfâ eylediğine binâ'en, iltimâsı müsâʻade-i hazret-i Cihândârî'ye makrûn ve işbu Cumâdelâhıre gurresinde sâbıkā Sadr-ı Rum ve hâlâ Nakību'leşrâf olan Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi mesned-i Meşîhat ile memnûn kılınup, mansıb-ı celîl-i Nekābet-i eşrâf ile sâbıkā Sadr-ı Anadolu es-Seyyid İbrâhîm Efendi mazhar-ı eltâf oldu.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_927.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "text": "Şeyhulislâm ve Müftiyyü'l-enâm olan Mîrzâ-zâde Mehmed Saʻîd Efendi, maraz-ı gûnâ-gûn ile ʻalîl olup, tebdîl-i hevâ ve derdine tedârük-i devâ maʻrazında Sultândepesi'nde vâkiʻ hânesinde temekkün ü sevâ niyâzından başka, meşgale-i Fetvâ'dan istiʻfâ eylediğine binâ'en, iltimâsı müsâʻade-i hazret-i Cihândârî'ye makrûn ve işbu Cumâdelâhıre gurresinde sâbıkā Sadr-ı Rum ve hâlâ Nakību'leşrâf olan Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi mesned-i Meşîhat ile memnûn kılınup, mansıb-ı celîl-i Nekābet-i eşrâf ile sâbıkā Sadr-ı Anadolu es-Seyyid İbrâhîm Efendi mazhar-ı eltâf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir mâh mukaddem İstanbul Kazâsı'ndan munfasıl olan Bâbî-zâde es-Seyyid ʻAbdullah Efendi bir zemândan berü emrâz-ı gûnâ-gûn ile rencûr u haste ve ʻakıbet bâb-ı hayât ü zindegânîsi dest-i ecel ile muğlak u beste olup, füshat-serây-ı şehr-i hâmûşânda mukīm ve halkazen-i bâb-ı ni'me'l-me'âb-ı dâru'n-na'îm oldu.\n\nRamazân-ı şerîf gurresinden Edirne Kazâsı'yla, sâbıkā Yenişehir-i fenâr Kadısı Hâfız Mehmed Efendi, karîn-i iʻzâz ve gurre-i zilkāʻdeden Burusa Kazâsı'yla, Yahyâ-\nzâde İbrâhîm Efendi, kâmet-efrâz-ı tebahtur u ihtizâz olup, Yenişehir Kazâsı'yla, es-Seyyid ʿAli Efendi dahi kesb-i imtiyâz eyledi. İzmir Mevleviyyeti ile gurre-i zilkaʿdeden Kadıʿasker ʿOsmân Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed Emîn şâdân ve sene-i âtiye saferinden Şâm-ı cennet-meşâmm ile sâbıkā Galata Kadısı es-Seyyid Mehmed Efendi, pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Bâbî-zâde ve tevcîh-i baʻzı menâsıb-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_928.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Bâbî-zâde ve tevcîh-i baʻzı menâsıb-ı ‘ilmiyye",
          "text": "Bir mâh mukaddem İstanbul Kazâsı'ndan munfasıl olan Bâbî-zâde es-Seyyid ʻAbdullah Efendi bir zemândan berü emrâz-ı gûnâ-gûn ile rencûr u haste ve ʻakıbet bâb-ı hayât ü zindegânîsi dest-i ecel ile muğlak u beste olup, füshat-serây-ı şehr-i hâmûşânda mukīm ve halkazen-i bâb-ı ni'me'l-me'âb-ı dâru'n-na'îm oldu.\n\nRamazân-ı şerîf gurresinden Edirne Kazâsı'yla, sâbıkā Yenişehir-i fenâr Kadısı Hâfız Mehmed Efendi, karîn-i iʻzâz ve gurre-i zilkāʻdeden Burusa Kazâsı'yla, Yahyâ-\nzâde İbrâhîm Efendi, kâmet-efrâz-ı tebahtur u ihtizâz olup, Yenişehir Kazâsı'yla, es-Seyyid ʿAli Efendi dahi kesb-i imtiyâz eyledi. İzmir Mevleviyyeti ile gurre-i zilkaʿdeden Kadıʿasker ʿOsmân Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed Emîn şâdân ve sene-i âtiye saferinden Şâm-ı cennet-meşâmm ile sâbıkā Galata Kadısı es-Seyyid Mehmed Efendi, pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Rumeli ile muʿazzez olan Vassâf-zâde Esʿad Efendi'nin müddet-i hükûmet-i maʿrûfesi hayyiz-resân-ı inkızâ ve Sadâret-i mezkûre ile bi-hasebi't-tarîk Dâmâd-zâde Mehmed Murâd Efendi, şevvâlin ikinci günü mutesaddî-yi ahkâm-ı şerîʿat-i garrâ oldu. Sene-i âtiye muharreminden Selânik Kazâsı, Hâfız Feyzullah Efendi'ye ve Galata Kazâsı, bâ-Pâye-i Kuds Haremeyn Müfettişi Ahmed Necîb Efendi'ye, [M2 285] ve Haleb Kazâsı, Zeyrek İmamı-zâde Feyzullah Efendi'ye ve Kudüs Kazâsı, sâbıkā Filibe Kadısı Küçük Torun Mehmed Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_929.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "text": "Sadâret-i Rumeli ile muʿazzez olan Vassâf-zâde Esʿad Efendi'nin müddet-i hükûmet-i maʿrûfesi hayyiz-resân-ı inkızâ ve Sadâret-i mezkûre ile bi-hasebi't-tarîk Dâmâd-zâde Mehmed Murâd Efendi, şevvâlin ikinci günü mutesaddî-yi ahkâm-ı şerîʿat-i garrâ oldu. Sene-i âtiye muharreminden Selânik Kazâsı, Hâfız Feyzullah Efendi'ye ve Galata Kazâsı, bâ-Pâye-i Kuds Haremeyn Müfettişi Ahmed Necîb Efendi'ye, [M2 285] ve Haleb Kazâsı, Zeyrek İmamı-zâde Feyzullah Efendi'ye ve Kudüs Kazâsı, sâbıkā Filibe Kadısı Küçük Torun Mehmed Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cülûs-i hümâyûn ʿakabinde hekîm-başıların ʿazli ʿâdet olunduğuna binâʿen, Riyâset-i etıbbâ ile ser-efrâz olan Mehmed Efendi ʿazl ve sâbıkā Hekîm-başı olan Mehmed ʿArif Efendi yerine nakl olunduğundan gayri, Edirne Pâyesi'nde bulunan mevâlî-yi ʿizâmâ vasl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-etıbbâ-i hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_930.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-etıbbâ-i hâssa",
          "text": "Cülûs-i hümâyûn ʿakabinde hekîm-başıların ʿazli ʿâdet olunduğuna binâʿen, Riyâset-i etıbbâ ile ser-efrâz olan Mehmed Efendi ʿazl ve sâbıkā Hekîm-başı olan Mehmed ʿArif Efendi yerine nakl olunduğundan gayri, Edirne Pâyesi'nde bulunan mevâlî-yi ʿizâmâ vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Müftiyyü'l-enâm ve Hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olan Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi, müddet-i mukadderesin istîfâ ve zilhiccenin on beşinci günü Dürrî-zâde Mustafa Efendi sâlisen ziynet-bahş-ı mesned-i Fetvâ oldu. İmâm-ı Evvel-i Sultânî Hâfız Mehmed Efendi'ye, tarîk cihetiyle bir nevʿ ikrâm-ı hâtır-güzâr-ı Şehriyâr-ı enâm olduğuna binâʿen, seksen sekiz muharreminden Edirne Pâyesi'yle nâ'il-i evvelîn pâye-i merâm oldu. ʿArab ʿAli-zâde Mehmed Sânih Efendi, Havâss-ı Refîʿa Kazâsıyla ser-bülend ve Çavuş-başı-zâde Ahmed Efendi'nin şahsâr-ı emeli Üsküdar Kazâsı'yla berû-mend olup, Muğlavî Mehmed Efendi'ye, Mekke-i mükerreme ve es-Seyyid Mustafa Efendi'ye, Medîne-i münevvere ve es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye, Mısr-ı Kāhire tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Şeyhulislâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_931.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Şeyhulislâm",
          "text": "Bir müddetden berü Müftiyyü'l-enâm ve Hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olan Şerîf-zâde Mehmed Şerîf Efendi, müddet-i mukadderesin istîfâ ve zilhiccenin on beşinci günü Dürrî-zâde Mustafa Efendi sâlisen ziynet-bahş-ı mesned-i Fetvâ oldu. İmâm-ı Evvel-i Sultânî Hâfız Mehmed Efendi'ye, tarîk cihetiyle bir nevʿ ikrâm-ı hâtır-güzâr-ı Şehriyâr-ı enâm olduğuna binâʿen, seksen sekiz muharreminden Edirne Pâyesi'yle nâ'il-i evvelîn pâye-i merâm oldu. ʿArab ʿAli-zâde Mehmed Sânih Efendi, Havâss-ı Refîʿa Kazâsıyla ser-bülend ve Çavuş-başı-zâde Ahmed Efendi'nin şahsâr-ı emeli Üsküdar Kazâsı'yla berû-mend olup, Muğlavî Mehmed Efendi'ye, Mekke-i mükerreme ve es-Seyyid Mustafa Efendi'ye, Medîne-i münevvere ve es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye, Mısr-ı Kāhire tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm-ı vakt Dürrî-zâde Efendi'nin veled-i ekberi Nurullah Efendi, müddetini tekmîl ve Sadâret-i mezkûreyi diğer mahdûmları ʿAtâʾullah Efendi tahsîl edüp, bir seneden berü İstanbul Kadısı olan Kethudâ-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi dahi maʿzûl ve Mekke-i mükerreme'den munfasıl Hayâtî-zâde Mehmed Saʿîd Efendi, hükûmet-i mezkûreye menkūl oldu. Sâbıkā Yenişehir-i Fenâr Kadısı olup, asgar-ı evlâd-ı Fetvâ-penâhî olan Mehmed ʿArîf Efendi'ye Zilkaʿde gurresinden Mekke Pâyesi ile Burusa Kazâsı ve rebîʿulâhırın onuncu gününden Hekîm-başı ʿArîf Efendi'ye ve cumâdelâhire gurresinden İmâm-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî'ye Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân ve her biri sebk-i akrân ve îkād-ı nâyire-i gayz-ı ihvân eylediler. Zilkaʿdenin gurresinden İzmîr Kazâsı, Paşmakçı-zâde es-Seyyid Selîm Efendi'ye ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı, Hüseyin Ağa-zâde ʿAbdurrahmân Efendi'ye ve Galata Kazâsı, Yûsuf Efendi-zâde Mehmed Saʿîd Efendi'ye tevcîh olundu. [M2 286]",
          "caption": "ʿAzl-i Sadr-ı Anadolu ve Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_932.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadr-ı Anadolu ve Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Şeyhulislâm-ı vakt Dürrî-zâde Efendi'nin veled-i ekberi Nurullah Efendi, müddetini tekmîl ve Sadâret-i mezkûreyi diğer mahdûmları ʿAtâʾullah Efendi tahsîl edüp, bir seneden berü İstanbul Kadısı olan Kethudâ-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi dahi maʿzûl ve Mekke-i mükerreme'den munfasıl Hayâtî-zâde Mehmed Saʿîd Efendi, hükûmet-i mezkûreye menkūl oldu. Sâbıkā Yenişehir-i Fenâr Kadısı olup, asgar-ı evlâd-ı Fetvâ-penâhî olan Mehmed ʿArîf Efendi'ye Zilkaʿde gurresinden Mekke Pâyesi ile Burusa Kazâsı ve rebîʿulâhırın onuncu gününden Hekîm-başı ʿArîf Efendi'ye ve cumâdelâhire gurresinden İmâm-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî'ye Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân ve her biri sebk-i akrân ve îkād-ı nâyire-i gayz-ı ihvân eylediler. Zilkaʿdenin gurresinden İzmîr Kazâsı, Paşmakçı-zâde es-Seyyid Selîm Efendi'ye ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı, Hüseyin Ağa-zâde ʿAbdurrahmân Efendi'ye ve Galata Kazâsı, Yûsuf Efendi-zâde Mehmed Saʿîd Efendi'ye tevcîh olundu. [M2 286]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müftiyyü'l-vakt olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi ʿillet-i pîrî ile mesned-i Fetvâ'dan müteneziil ve sâbıkā Sadr-ı Rûm olan ʿIvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi o câh-ı menîʿa müntakil olup, birkaç gün murûrunda mahdûmu olan Mustafa Bey'i Burusa Pâyesi'yle idhâl-i dâyire-i Mevâlî ve Selânik Kazâsı tevcîhiyle, mazhar-ı sunûf-i mekârim ü meʿâlî eyledi. Rumeli Kadıʿaskeri Mehmed Murâd Efendi tekmîl-i müddet ve Sadâret-i mezkûre ile Sâlih Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi, sâniyen ihrâz-ı dest-mâye-i miknet eyledi. Şevvâlin on beşinden iʿtibâr olunmak üzere sâbıkā Mısır Kadısı ʿArab-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye ve Galata'dan maʿzûl olup, Edirne Pâyesi olan Ordu Kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye, Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân olunup, Edirne Pâyesi'yle sâbıkā Üsküdar Kadısı olan Veliyyüddin Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye rebîʿulevvel gurresinden Şâm Kazâsı ve gurre-i rebîʿulâhırdan Kuşadalı Mustafa Efendi'ye, Haleb ve Trabzonî Mehmed Efendi'ye Kuds-i Şerîf ve çend rûz mukaddem Edirne Pâyesini ihrâz eden mahdûm-ı Fetvâ-penâhî Mustafa Beyefendi'ye, Mekke-i mükerreme Pâyesi tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Şeyhulislâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_933.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1186"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Şeyhulislâm",
          "text": "Müftiyyü'l-vakt olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi ʿillet-i pîrî ile mesned-i Fetvâ'dan müteneziil ve sâbıkā Sadr-ı Rûm olan ʿIvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi o câh-ı menîʿa müntakil olup, birkaç gün murûrunda mahdûmu olan Mustafa Bey'i Burusa Pâyesi'yle idhâl-i dâyire-i Mevâlî ve Selânik Kazâsı tevcîhiyle, mazhar-ı sunûf-i mekârim ü meʿâlî eyledi. Rumeli Kadıʿaskeri Mehmed Murâd Efendi tekmîl-i müddet ve Sadâret-i mezkûre ile Sâlih Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi, sâniyen ihrâz-ı dest-mâye-i miknet eyledi. Şevvâlin on beşinden iʿtibâr olunmak üzere sâbıkā Mısır Kadısı ʿArab-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye ve Galata'dan maʿzûl olup, Edirne Pâyesi olan Ordu Kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye, Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân olunup, Edirne Pâyesi'yle sâbıkā Üsküdar Kadısı olan Veliyyüddin Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye rebîʿulevvel gurresinden Şâm Kazâsı ve gurre-i rebîʿulâhırdan Kuşadalı Mustafa Efendi'ye, Haleb ve Trabzonî Mehmed Efendi'ye Kuds-i Şerîf ve çend rûz mukaddem Edirne Pâyesini ihrâz eden mahdûm-ı Fetvâ-penâhî Mustafa Beyefendi'ye, Mekke-i mükerreme Pâyesi tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu sâl-i miyân-fâl miftetahı olan muharremül-harâmın üçüncü günü sunûf-i askerînin iki kıst mevâciblerini şeranpo hâricinde mansûb haymede bi'n-nefs Serdâr-ı ekrem hazretleri tevzîʿ u iʿtâ ve seferber olanları kayd-ı muzâyakadan vâreste vü rehâ edüp, itmâm-ı mevâcib, ʿarz-ı südde-i Şehriyâr-ı vâlâ-menâkıb kılındıkda, Silahdâr-ı bülend-itibar olan ʿAbdullah Ağa vesâtatıyla teşrîfât-ı ʿâlem-behâya mashûb hatt-ı hümâyûn-i şeref-makrûn mevhibet-rîz-i vürûd ve Serdâr-ı ekrem hazretleri bu nevâziş ü iltifat ile nâyil-i sürûr-i nâ-mahdûd oldu.",
          "caption": "[introduction to vekāyi̇ sene semân ve semânîn ve mi̇ʼete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_934.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyi̇ sene semân ve semânîn ve mi̇ʼete ve elf]",
          "text": "İşbu sâl-i miyân-fâl miftetahı olan muharremül-harâmın üçüncü günü sunûf-i askerînin iki kıst mevâciblerini şeranpo hâricinde mansûb haymede bi'n-nefs Serdâr-ı ekrem hazretleri tevzîʿ u iʿtâ ve seferber olanları kayd-ı muzâyakadan vâreste vü rehâ edüp, itmâm-ı mevâcib, ʿarz-ı südde-i Şehriyâr-ı vâlâ-menâkıb kılındıkda, Silahdâr-ı bülend-itibar olan ʿAbdullah Ağa vesâtatıyla teşrîfât-ı ʿâlem-behâya mashûb hatt-ı hümâyûn-i şeref-makrûn mevhibet-rîz-i vürûd ve Serdâr-ı ekrem hazretleri bu nevâziş ü iltifat ile nâyil-i sürûr-i nâ-mahdûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʿl Silahdâr Ağası olan ʿAli Ağa fi'l-asl tüvânger ü mütemevvil ve mesârıf-ı seferiyyeye mütehammil olduğuna binâ'en, bu hilâlde Kars cânibine tabîʿat-dehr bir Serʿasker taʿyînini dahi îcâb etmekle, şehr-i mezkûrun on birinci günü Erzurum Eyâleti ve Kars cânibi Serʿaskerliği tevcîhiyle dâhil-i defter-i vüzerây-ı ʿizâm olup, üç beş gün zarfında hareket ü kıyâm ve cânib-i mezkûre ʿatf-ı zimâm eyledi.",
          "caption": "İʿtâ-yı Vezâret be-Ağa-yı Silahdârân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_935.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿtâ-yı Vezâret be-Ağa-yı Silahdârân",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʿl Silahdâr Ağası olan ʿAli Ağa fi'l-asl tüvânger ü mütemevvil ve mesârıf-ı seferiyyeye mütehammil olduğuna binâ'en, bu hilâlde Kars cânibine tabîʿat-dehr bir Serʿasker taʿyînini dahi îcâb etmekle, şehr-i mezkûrun on birinci günü Erzurum Eyâleti ve Kars cânibi Serʿaskerliği tevcîhiyle dâhil-i defter-i vüzerây-ı ʿizâm olup, üç beş gün zarfında hareket ü kıyâm ve cânib-i mezkûre ʿatf-ı zimâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[M2 287] Rusya İmperatoriçesi Katerina ʿan-asl Nemçe herseklerinden birinin kızı olup, Moskov İmperatoru'na âyînleri üzere varup, hevâ-yı zabt-ı mülk derûnunda cevelân ve Orloflar'ı bu sırra âşinâ ederek, rabt-ı peyvend ü peymân ve mülk-i Rus tarafına teveccüh eyledikde, merkūmları tasarruf u idârede enbâz ve belki her birini rüteb-i sâmiye ile mümtâz eyleyeceğini ifâde ile hem-râz etmişidi. Merkūmlar birkaç birâder olup, levâhik u hevâdârları dahi mütekessir bulunduğundan, fiʿl-i mezkûru bağteten icrâ ve İmperatorun mülk-i vücûdunu ifnâ eylediler. Oğlu sabî bulunup, idâre-i umûr zımnında mâder-i bed-ahteri olan Katerina nâzır-ı mutlak ve birkaç günden sonra İmperatorluğ'a nefsini elyak görüp, Rusya müteneffislerini rütbe vü ihsân ile memnûn ve ʿale'l-husûs Orloflar'ın kadr u iʿtibârlarını efzûn etmişidi. Vâris-i mülk olan İmperator-i maktûlün oğlunu terbiyeye taraftarlarının baʿzısını taʿyîn ve hadd-i bülûga resîde oldukda, müstaʿiddân-ı hevâ vü hevese ʿillet-i iftinân olan duhterân-ı sîm-ber ve kenîzegân-ı sanem-peykeri üzerine teslît ile meşk u ʿaşk ve taʿlîm-i fisk etdirerek, hevâsını o tarafa munsarif ve kendüsü kayd-ı hayât ile bi'l-istiklâl İmperatorluğa mutasarrıf olup, Nemçe ve Prusya ile birkaç defʿa mütevâliyen tarh-ı kurʿa-i kâr-zâr ve baht-ı sâz-kâr ile galebesi nümû-dâr olduğundan, Rusyalu her hâlde irâdesine inkıyâd ve hubb ü şegaf ile itâʿatinde ittihâd gösterdiler. Kazak tâyifesinden Soganşef nâm bir şahıs, mesfûrenin zulmünden ve sefer tekarrubu ile kesret-i tekâlîfinden reʿâyâyı himâyet ve defʿ-i mezâlim ü mazarrat ile vâris-i mülkü makāmına ikāmet etdirmek daʿvâsıyla hurûc\nedüp, Dörinburg nâm mahalli zabt ve kat'î çok esliha ve âlât-ı harbî istimlâk ve muʿârızlarını ihlâk edüp, zindanda olan mahbûsları ıtlâk ve etrâfa neşr-i evrâk ederek, haylî yığınak peydâ eyledi. Maktûl İmperatorun cânibdârları bu keyfiyyetden memnûn oldular ise dahi, Orloflar'ın kuvve-i şekîmeleri iʿlân-ı ʿisyâna mâniʿ olup, Rusya memâlikine ʿazîm ihtilâl ilkāsından sonra, İmperatoriçe gümâşteleri yedinde mesfûr Soganşef ve tevâbiʿinin ekseri maktûl ve mesfûrenin kuvve-i [M2 288] istidrâciyyesiyle, diyâr-ı Rus'da misli nâdir zorbâ dağdağası hayyiz-i zevâle mevsûl olduğu ihbârı, Ordu-yi hümâyûn'da kesb-i iştihâr eyledi. Mesfûrenin bu hâdise-i nâgeh-zuhûr takrîbi ile zevâli muntazar-ı erbâb-ı ʿukūl iken, [mısra]: İnne'l-kelâme tavîletü'l-a'mâr mefhûmunca defʿ-i gāyile ve zemân-ı mutetâvile ihtilâsıyla, düvel hakkında tevlîd-i umûr-i hâyile edüp, hâlike oldukdan sonra Rusyalu'nun bahtı bergeşte ve zücâc-ı pâre-i sevretler şikeste oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-i ihtilâl der-memleket-i Rus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_936.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i ihtilâl der-memleket-i Rus",
          "text": "[M2 287] Rusya İmperatoriçesi Katerina ʿan-asl Nemçe herseklerinden birinin kızı olup, Moskov İmperatoru'na âyînleri üzere varup, hevâ-yı zabt-ı mülk derûnunda cevelân ve Orloflar'ı bu sırra âşinâ ederek, rabt-ı peyvend ü peymân ve mülk-i Rus tarafına teveccüh eyledikde, merkūmları tasarruf u idârede enbâz ve belki her birini rüteb-i sâmiye ile mümtâz eyleyeceğini ifâde ile hem-râz etmişidi. Merkūmlar birkaç birâder olup, levâhik u hevâdârları dahi mütekessir bulunduğundan, fiʿl-i mezkûru bağteten icrâ ve İmperatorun mülk-i vücûdunu ifnâ eylediler. Oğlu sabî bulunup, idâre-i umûr zımnında mâder-i bed-ahteri olan Katerina nâzır-ı mutlak ve birkaç günden sonra İmperatorluğ'a nefsini elyak görüp, Rusya müteneffislerini rütbe vü ihsân ile memnûn ve ʿale'l-husûs Orloflar'ın kadr u iʿtibârlarını efzûn etmişidi. Vâris-i mülk olan İmperator-i maktûlün oğlunu terbiyeye taraftarlarının baʿzısını taʿyîn ve hadd-i bülûga resîde oldukda, müstaʿiddân-ı hevâ vü hevese ʿillet-i iftinân olan duhterân-ı sîm-ber ve kenîzegân-ı sanem-peykeri üzerine teslît ile meşk u ʿaşk ve taʿlîm-i fisk etdirerek, hevâsını o tarafa munsarif ve kendüsü kayd-ı hayât ile bi'l-istiklâl İmperatorluğa mutasarrıf olup, Nemçe ve Prusya ile birkaç defʿa mütevâliyen tarh-ı kurʿa-i kâr-zâr ve baht-ı sâz-kâr ile galebesi nümû-dâr olduğundan, Rusyalu her hâlde irâdesine inkıyâd ve hubb ü şegaf ile itâʿatinde ittihâd gösterdiler. Kazak tâyifesinden Soganşef nâm bir şahıs, mesfûrenin zulmünden ve sefer tekarrubu ile kesret-i tekâlîfinden reʿâyâyı himâyet ve defʿ-i mezâlim ü mazarrat ile vâris-i mülkü makāmına ikāmet etdirmek daʿvâsıyla hurûc\nedüp, Dörinburg nâm mahalli zabt ve kat'î çok esliha ve âlât-ı harbî istimlâk ve muʿârızlarını ihlâk edüp, zindanda olan mahbûsları ıtlâk ve etrâfa neşr-i evrâk ederek, haylî yığınak peydâ eyledi. Maktûl İmperatorun cânibdârları bu keyfiyyetden memnûn oldular ise dahi, Orloflar'ın kuvve-i şekîmeleri iʿlân-ı ʿisyâna mâniʿ olup, Rusya memâlikine ʿazîm ihtilâl ilkāsından sonra, İmperatoriçe gümâşteleri yedinde mesfûr Soganşef ve tevâbiʿinin ekseri maktûl ve mesfûrenin kuvve-i [M2 288] istidrâciyyesiyle, diyâr-ı Rus'da misli nâdir zorbâ dağdağası hayyiz-i zevâle mevsûl olduğu ihbârı, Ordu-yi hümâyûn'da kesb-i iştihâr eyledi. Mesfûrenin bu hâdise-i nâgeh-zuhûr takrîbi ile zevâli muntazar-ı erbâb-ı ʿukūl iken, [mısra]: İnne'l-kelâme tavîletü'l-a'mâr mefhûmunca defʿ-i gāyile ve zemân-ı mutetâvile ihtilâsıyla, düvel hakkında tevlîd-i umûr-i hâyile edüp, hâlike oldukdan sonra Rusyalu'nun bahtı bergeşte ve zücâc-ı pâre-i sevretler şikeste oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Makāk Sahrâsı'nda hayme-nişîn olanlar, nazm:\n\nEz-ʿamel ʿâlem-i pür inkılâb\nNukre-i hâlis şüde sîmâb-ı âb\nKatre ki, ez-ebr çekân ber-hevâ\nMühre-i billûr şüde der-hevâ\n\nme'âliyle giriftâr-ı raʿdet-i berd ve lerzîde-i bürûdet-i mevsim serd olup, te'sîr-i kâfûr-i berf kuvvet-i nâmiyeden ıskāt-ı fiʿl tevlîd ve ʿurûk u şerâyînde mânend-i âb cereyân eden rûh-i hayvânı muʿattal berd-i şedîd olup, nevʿ-i insân cins-i hayvân, nazm:\n\nDitreyüb berk-i hazân gibi serâ-ser ʿâlem\nTeb-i hummâ sanasın ʿâleme olmuş sârî\n\nvefkınce sahrâlarda karârdan ʿâciz ve kesret-i emtâr ise bir çadırdan bir çadıra varmak tarîkını mâniʿ u hâciz ve fîmâ-baʿd bu hâl ile ikāmet itlâf-ı nüfûsa sebeb olacağı maʿlûm-i Sadr-ı vâlâ-neseb olmağla, meştâ husûsiyçün ʿakd-ı cemʿiyyet-i meşveret kı-\nlınmışidi. Herkes bir tarafı tercîh ve baʿzı ʿukalâ serhadlerden dûr olmağı ʿadem-i tecvîz ile Yanbolu Kasabası'nı tasrîh eylediler. Bu tedbîr karâr-gîr ve Rikâb-ı hümâyûn'dan istîzân ü istirhâs olunup, haber gelinceye dek, Şumnu'da ikāmeti erbâb-ı fark ü temyîz bi'-ittifâk tecvîz etmeleriyle, selh-i Şaʿbân-ı şerîfde meştâya duhûl ve herkes sâl-i güzeştede muʿayyen olan hânesine nüzûl eyledi. Şumnu Kasabası'nın etrâfında vâkiʿ kurâ vü kasabât ehâlîsinin ekserî beliyye-i mâ-selef ile berü taraflara hicret edüp, zehâyir ve ʿalef ve sâyir meʾûnet ü hûrdenî bu sebeble zâyiʿ ü telef olduğundan, her vechile zarûret çekilmek tasavvuru tahdîş-i ezhân etmişiken, fazl-ı Bârî ile Şumnu'ya duhûlden sonra bi'l-fi'l-cümle ehâlî yerlü yerine gelip, mevhum olan muzâyaka indifâʿıyla umûm-i nâs nâyil-i inbisât-ı bî-kıyâs olup, Şumnu Kasabası hısb u rehâ ve vüsʿat-i erzâk u gıdâ ile Mısr-ı sagīr ıtlâkına sezâ ve bu esbâb ile mahall-i mezkûr meştâya tahsîs ve rikâb tarafına [M2 289] ʿarz u telhîs olundu. Silistire Serʿaskeri Vezîr ʿOsmân Paşa Silistire'ye iki sâʿat buʿdu olan bir karyede ve Dağıstânî ʿAlî Paşa Kozluca'da kışlamak üzere taʿyîn-i mekân ve Selânik Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa'nın hâli perîşân olmak cihetiyle, mansıbı olan Selâniğ'e ʿazîmet üzere meʾzûn olmuşiken, hilâl-i râhda Kandiye Eyâleti ile memnûn kılınup, ʿİzzet Ahmed Paşa dahi Niğbolu'da ârâm ve Yenişehirli Vezîr İsmâʿîl Paşa İnebahtı'ya teveccüh ile tahsîl-i merâm eyledi.",
          "caption": "Duhûl-i Serdâr-ı ekrem be-Meştây-ı Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_937.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Duhûl-i Serdâr-ı ekrem be-Meştây-ı Şumnu",
          "text": "Makāk Sahrâsı'nda hayme-nişîn olanlar, nazm:\n\nEz-ʿamel ʿâlem-i pür inkılâb\nNukre-i hâlis şüde sîmâb-ı âb\nKatre ki, ez-ebr çekân ber-hevâ\nMühre-i billûr şüde der-hevâ\n\nme'âliyle giriftâr-ı raʿdet-i berd ve lerzîde-i bürûdet-i mevsim serd olup, te'sîr-i kâfûr-i berf kuvvet-i nâmiyeden ıskāt-ı fiʿl tevlîd ve ʿurûk u şerâyînde mânend-i âb cereyân eden rûh-i hayvânı muʿattal berd-i şedîd olup, nevʿ-i insân cins-i hayvân, nazm:\n\nDitreyüb berk-i hazân gibi serâ-ser ʿâlem\nTeb-i hummâ sanasın ʿâleme olmuş sârî\n\nvefkınce sahrâlarda karârdan ʿâciz ve kesret-i emtâr ise bir çadırdan bir çadıra varmak tarîkını mâniʿ u hâciz ve fîmâ-baʿd bu hâl ile ikāmet itlâf-ı nüfûsa sebeb olacağı maʿlûm-i Sadr-ı vâlâ-neseb olmağla, meştâ husûsiyçün ʿakd-ı cemʿiyyet-i meşveret kı-\nlınmışidi. Herkes bir tarafı tercîh ve baʿzı ʿukalâ serhadlerden dûr olmağı ʿadem-i tecvîz ile Yanbolu Kasabası'nı tasrîh eylediler. Bu tedbîr karâr-gîr ve Rikâb-ı hümâyûn'dan istîzân ü istirhâs olunup, haber gelinceye dek, Şumnu'da ikāmeti erbâb-ı fark ü temyîz bi'-ittifâk tecvîz etmeleriyle, selh-i Şaʿbân-ı şerîfde meştâya duhûl ve herkes sâl-i güzeştede muʿayyen olan hânesine nüzûl eyledi. Şumnu Kasabası'nın etrâfında vâkiʿ kurâ vü kasabât ehâlîsinin ekserî beliyye-i mâ-selef ile berü taraflara hicret edüp, zehâyir ve ʿalef ve sâyir meʾûnet ü hûrdenî bu sebeble zâyiʿ ü telef olduğundan, her vechile zarûret çekilmek tasavvuru tahdîş-i ezhân etmişiken, fazl-ı Bârî ile Şumnu'ya duhûlden sonra bi'l-fi'l-cümle ehâlî yerlü yerine gelip, mevhum olan muzâyaka indifâʿıyla umûm-i nâs nâyil-i inbisât-ı bî-kıyâs olup, Şumnu Kasabası hısb u rehâ ve vüsʿat-i erzâk u gıdâ ile Mısr-ı sagīr ıtlâkına sezâ ve bu esbâb ile mahall-i mezkûr meştâya tahsîs ve rikâb tarafına [M2 289] ʿarz u telhîs olundu. Silistire Serʿaskeri Vezîr ʿOsmân Paşa Silistire'ye iki sâʿat buʿdu olan bir karyede ve Dağıstânî ʿAlî Paşa Kozluca'da kışlamak üzere taʿyîn-i mekân ve Selânik Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa'nın hâli perîşân olmak cihetiyle, mansıbı olan Selâniğ'e ʿazîmet üzere meʾzûn olmuşiken, hilâl-i râhda Kandiye Eyâleti ile memnûn kılınup, ʿİzzet Ahmed Paşa dahi Niğbolu'da ârâm ve Yenişehirli Vezîr İsmâʿîl Paşa İnebahtı'ya teveccüh ile tahsîl-i merâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Her hâlde şart-ı hazm ü ihtiyâta riʿâyet ile fikr u endîşe-i ʿavâkıb, [mısra]: Fe-in sellemte femâ fi'l-hazmi min be'sin ictihâdında olan kâr-âzmûdegân-ı cihân ʿindinde olan reʾy-i sâyib ve bir emr-i muʿteber ü münâsib olduğuna binâʾen, Şumnu Kasabası'na hendek hafrı ve şeranpo binâsı mukaddemâ tasvîb olunup, etrâfdan ʿamele celb ve itmâma karîb olmuşidi. Meştâya duhûlden sonra bakıyye-i binâ ocağlara kıtʿa kıtʿa taksîm ve destyârî-yi erbâb-ı himmet ile bidâyet ü gāyeti yedi mâhda tetmîm olunup şöyle ki, ʿarzı altı ve ʿumku beş zirâʿ cemʿan on bin zirâʿdan mütecâviz bir hendek hafr olunup, etrâfı şeranpolar ile ihâta ve dâhil ü hâric maʿlûm olmak içün cihât-ı sitte iʿtibârıyle altı ʿaded kapu taʿlîk u inâta olunduğundan başka, mustahfızlar taʿyîn ve birkaç tabya binâ ve toplar taʿbiyesiyle gereği gibi tahsîn ve nümûne-nümây-ı kalʿa-i gevher-nigîn kılındı.",
          "caption": "Hafr-i hendek der-Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_938.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hafr-i hendek der-Şumnu",
          "text": "Her hâlde şart-ı hazm ü ihtiyâta riʿâyet ile fikr u endîşe-i ʿavâkıb, [mısra]: Fe-in sellemte femâ fi'l-hazmi min be'sin ictihâdında olan kâr-âzmûdegân-ı cihân ʿindinde olan reʾy-i sâyib ve bir emr-i muʿteber ü münâsib olduğuna binâʾen, Şumnu Kasabası'na hendek hafrı ve şeranpo binâsı mukaddemâ tasvîb olunup, etrâfdan ʿamele celb ve itmâma karîb olmuşidi. Meştâya duhûlden sonra bakıyye-i binâ ocağlara kıtʿa kıtʿa taksîm ve destyârî-yi erbâb-ı himmet ile bidâyet ü gāyeti yedi mâhda tetmîm olunup şöyle ki, ʿarzı altı ve ʿumku beş zirâʿ cemʿan on bin zirâʿdan mütecâviz bir hendek hafr olunup, etrâfı şeranpolar ile ihâta ve dâhil ü hâric maʿlûm olmak içün cihât-ı sitte iʿtibârıyle altı ʿaded kapu taʿlîk u inâta olunduğundan başka, mustahfızlar taʿyîn ve birkaç tabya binâ ve toplar taʿbiyesiyle gereği gibi tahsîn ve nümûne-nümây-ı kalʿa-i gevher-nigîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Boğazhisâr Serʿaskeri Kapudân-ı deryâ Vezîr Hasan Paşa'nın mişvârı maʿlûm ve saʿâdet-i tâliʿi mücerreb ü mefhûm olduğuna binâʾen, sefer-i hümâyûnda istihdâmı havâlî-gerd-i zamîr-i Şehriyârî olduğuna binâʾen, ʿÖmer Paşa'dan münhal olan Anadolu Eyâleti, tarafına tevcîh ü ihsân ve yetmiş beş bin guruş imdâdıyle tekmîl-i noksân eyle-\nyerek, mükemmel kapu halkı ile Ordu-yı hümâyûn tarafına ʿatf-ı ʿinân etmişidi. Ramazan evâsıtında Meştây-ı Şumnu'ya dâhil ve Serdâr-ı ekrem hazretleri'nin şeref-i mülâkātlarıyla fahr u mübâhâta nâyil olup, Ruscuk havâlîsinde vâkiʿ Mertin [Marten] maʿberinden baʿzan aʿdâ berü taraflarda rû-nümâ olmak haysiyyeti ile Ruscuk Serʿaskeri nasb olunması iktizâ etmekle, ramazânın on altıncı günü cânib-i mezbûr Serʿaskerliği'yle mümtâz ve taraf-ı Sadâret-penâhî'den bir re's esb-i müzeyyen ile serefrâz kılınup, bir iki gün zarfında umûrunu [M2 290] rü’yet ile ıtlâk-ı zimâm-ı ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Serʿasker-şüden-i Vezîr Gāzî Hasan Paşa be-cânib-i Ruscuk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_939.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Serʿasker-şüden-i Vezîr Gāzî Hasan Paşa be-cânib-i Ruscuk",
          "text": "Boğazhisâr Serʿaskeri Kapudân-ı deryâ Vezîr Hasan Paşa'nın mişvârı maʿlûm ve saʿâdet-i tâliʿi mücerreb ü mefhûm olduğuna binâʾen, sefer-i hümâyûnda istihdâmı havâlî-gerd-i zamîr-i Şehriyârî olduğuna binâʾen, ʿÖmer Paşa'dan münhal olan Anadolu Eyâleti, tarafına tevcîh ü ihsân ve yetmiş beş bin guruş imdâdıyle tekmîl-i noksân eyle-\nyerek, mükemmel kapu halkı ile Ordu-yı hümâyûn tarafına ʿatf-ı ʿinân etmişidi. Ramazan evâsıtında Meştây-ı Şumnu'ya dâhil ve Serdâr-ı ekrem hazretleri'nin şeref-i mülâkātlarıyla fahr u mübâhâta nâyil olup, Ruscuk havâlîsinde vâkiʿ Mertin [Marten] maʿberinden baʿzan aʿdâ berü taraflarda rû-nümâ olmak haysiyyeti ile Ruscuk Serʿaskeri nasb olunması iktizâ etmekle, ramazânın on altıncı günü cânib-i mezbûr Serʿaskerliği'yle mümtâz ve taraf-ı Sadâret-penâhî'den bir re's esb-i müzeyyen ile serefrâz kılınup, bir iki gün zarfında umûrunu [M2 290] rü’yet ile ıtlâk-ı zimâm-ı ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûz-i kâsım hulûlüne nazaran düşmen-i dîn serhadlerin askerden hulüvvünü zan ve Kaman ve Silistire ve Ruscuk üzerine iki tabur tertîbi ile kasd-ı ziyân etmişidi. Silistire tarafına geçemeyeceklerini cezm ile Tuna kenarının karşu tarafında müteʿaddid tabyalar binâ ve toplar vazʿıyla şehir halkını taʿcîz ve iznâ edüp, otuz iki gün bu musîbet bâkī ve: “Belağati'l-ervâhu ile't-terâkī” hayyizine hâl-i ehâlî râkī olmuşiken, muhafız bulunan Vezîr es-Seyyid Hasan Paşa ʿavn-i cenâb-ı Hallâk'ı, hizbe'l-emân-ı ʿazud ve sâkī edüp, leyl ü nehâr mukābelede ʿacz-âver olmayarak, mukābele bi'l-müdâfiʿ ile düşmen-i bed-peymânı husûl-i emelinden mâniʿ ve hâyib ü hâsir Silistire karşusundan zâyil ve mürtefiʿ eyledi. Ancak Yergöğü tarafından Mertin'e [=Marten] geçen küffâr bir müddet berü tarafda mukīm ve Serʿasker bulunan Vezîr İsmâʿîl Paşa o esnada ibtilây-ı renc-i elîm ile defʿ-i düşmen-i le'îm edemeyüp, Silistire Muhâfızı bulunan Çelebî-zâde Hasan Paşa ise, ancak muhafazaya meʾmûr olduğunu beyân ve tecavüz vazîfesinden hâric olduğunu ifâde ile Serʿaskerliğe nigerân olmuşidi. Düşmen dahi bu hâle nazar ve etrâf ü eknâfa üçer beşer yüz katana irsâliyle, fukarâ vü zuʿafâyı mübtelây-ı zarar edüp, Tutrakan muhafazasına meʾmûr Anadolu Eyâleti'nin bir fırkasına düşmen tesadüf ve hîn-i muhârebede ahz etdikleri dil ve ru’ûsu Tutrakan Başbuğu Uzun ʿAbdullah Paşa'ya îsâl ile vakıf-ı hâl eylediklerinde, Paşa-yı mûmâ ileyh etrâfdan cemʿ etdiği asâkirden başka, Kurd Paşa piyâdesinden beş yüz nefer alup Opar nâm karyede olan küffâr üzerine ʿazîmet ve ramazanın on sekizinci günü muhârebeye mübâşeret eylediler. Anadolu Eyâleti düşmen-i dînin katanasını târ u mâr ve ekserini kantara-i seyfden imrâr edüp, bakıyyesi atlarını bırakup, tabura ilkāy-ı nefs-i bed-kâr eyleyüp, asker-i İslâm bir yere müctemiʿ ve tabûr-i aʿdâyı dâyiren mâ-dâr istîʿâb ve dâne-i kurşûn ile binây-ı zindegânîlerin harâb ve birkaç defʿa sûret-i istîmânda ʿaczlerin işrâb eyledikleri hâlde,\nhücûm-i şeb-i târın îbhâm-ı hâl dûr u nezdîk edüp, o fırka-i mahsûru'l-cevânib masdaru'el-leyl cünnetü'l-hârib olarak, Mertin'de [Marten] vâkiʿ taburlarına duhûl ile reh-yâb-ı mesâ'ib oldular.\n\nBu ma'reke-i hevl-engîz ki, numûne-nümây-ı rûz-i [M2 291] rüstahîz idi. Fi'l-hakīka düşmene haylî iztirâb verüp, vâfir kâfir üftâde-i hâviye-i cehennem ve ekserîsi zahm-i cânsûz ile âvâze-gîr-i nâle vü elem olup, zümre-i muvahhidînden dahi Tutrakan ordusu Ağası ve Arnabûd dilâverlerinden ve eyâletlü askerinden bir mikdâr âdem, niʿam-i şehâdet ile mugtenim ve baʿzılarının şiken-i cerh ile câme-i gülgûn-tırâz vücûdları nişânedâr ve muʿallem oldu. Minvâl-i muharrer üzere küffârın akıncıları her tarafdan dûr-bâş-i heybet-i İslâm ile reh-peymây-ı hezîmet ve Mertin [Marten] Sâhilinde mütemekkin olan taburları derûnuna duhûl ile âzâde-i şemşîr-i ashâb-ı necdet oldukları Ruscuk sükkânından olup, vukūʿ bulan muhârebâtın ekserîsinde nâm-ver ve Çadırcı-oğlu şöhretiyle kulûb-i aʿdâda mehâbet ü satveti mukarrer olan Mehmed Ağa, Ruscuk'dan re'yine mutâviʿ askerden bir vâfir âdem ifrâz ve Mertin [Marten] cânibinde olan aʿdâ ile birkaç defʿa maʿreke-perdâz olarak, hadden ziyâde eşrâr-ı küffârı hâk-i mezellete üftâde ve sûy-i saʿîre firistâde etmeleriyle bi'l-ıztırâb düşmen-i mekkâr bir leyle-i muzlimede karşuya firâr eylediği haberi, sâmiʿa güzâr-ı Sadr-ı gayret-şiʿâr oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe der Ruscuk ve Silistire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_940.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe der Ruscuk ve Silistire",
          "text": "Rûz-i kâsım hulûlüne nazaran düşmen-i dîn serhadlerin askerden hulüvvünü zan ve Kaman ve Silistire ve Ruscuk üzerine iki tabur tertîbi ile kasd-ı ziyân etmişidi. Silistire tarafına geçemeyeceklerini cezm ile Tuna kenarının karşu tarafında müteʿaddid tabyalar binâ ve toplar vazʿıyla şehir halkını taʿcîz ve iznâ edüp, otuz iki gün bu musîbet bâkī ve: “Belağati'l-ervâhu ile't-terâkī” hayyizine hâl-i ehâlî râkī olmuşiken, muhafız bulunan Vezîr es-Seyyid Hasan Paşa ʿavn-i cenâb-ı Hallâk'ı, hizbe'l-emân-ı ʿazud ve sâkī edüp, leyl ü nehâr mukābelede ʿacz-âver olmayarak, mukābele bi'l-müdâfiʿ ile düşmen-i bed-peymânı husûl-i emelinden mâniʿ ve hâyib ü hâsir Silistire karşusundan zâyil ve mürtefiʿ eyledi. Ancak Yergöğü tarafından Mertin'e [=Marten] geçen küffâr bir müddet berü tarafda mukīm ve Serʿasker bulunan Vezîr İsmâʿîl Paşa o esnada ibtilây-ı renc-i elîm ile defʿ-i düşmen-i le'îm edemeyüp, Silistire Muhâfızı bulunan Çelebî-zâde Hasan Paşa ise, ancak muhafazaya meʾmûr olduğunu beyân ve tecavüz vazîfesinden hâric olduğunu ifâde ile Serʿaskerliğe nigerân olmuşidi. Düşmen dahi bu hâle nazar ve etrâf ü eknâfa üçer beşer yüz katana irsâliyle, fukarâ vü zuʿafâyı mübtelây-ı zarar edüp, Tutrakan muhafazasına meʾmûr Anadolu Eyâleti'nin bir fırkasına düşmen tesadüf ve hîn-i muhârebede ahz etdikleri dil ve ru’ûsu Tutrakan Başbuğu Uzun ʿAbdullah Paşa'ya îsâl ile vakıf-ı hâl eylediklerinde, Paşa-yı mûmâ ileyh etrâfdan cemʿ etdiği asâkirden başka, Kurd Paşa piyâdesinden beş yüz nefer alup Opar nâm karyede olan küffâr üzerine ʿazîmet ve ramazanın on sekizinci günü muhârebeye mübâşeret eylediler. Anadolu Eyâleti düşmen-i dînin katanasını târ u mâr ve ekserini kantara-i seyfden imrâr edüp, bakıyyesi atlarını bırakup, tabura ilkāy-ı nefs-i bed-kâr eyleyüp, asker-i İslâm bir yere müctemiʿ ve tabûr-i aʿdâyı dâyiren mâ-dâr istîʿâb ve dâne-i kurşûn ile binây-ı zindegânîlerin harâb ve birkaç defʿa sûret-i istîmânda ʿaczlerin işrâb eyledikleri hâlde,\nhücûm-i şeb-i târın îbhâm-ı hâl dûr u nezdîk edüp, o fırka-i mahsûru'l-cevânib masdaru'el-leyl cünnetü'l-hârib olarak, Mertin'de [Marten] vâkiʿ taburlarına duhûl ile reh-yâb-ı mesâ'ib oldular.\n\nBu ma'reke-i hevl-engîz ki, numûne-nümây-ı rûz-i [M2 291] rüstahîz idi. Fi'l-hakīka düşmene haylî iztirâb verüp, vâfir kâfir üftâde-i hâviye-i cehennem ve ekserîsi zahm-i cânsûz ile âvâze-gîr-i nâle vü elem olup, zümre-i muvahhidînden dahi Tutrakan ordusu Ağası ve Arnabûd dilâverlerinden ve eyâletlü askerinden bir mikdâr âdem, niʿam-i şehâdet ile mugtenim ve baʿzılarının şiken-i cerh ile câme-i gülgûn-tırâz vücûdları nişânedâr ve muʿallem oldu. Minvâl-i muharrer üzere küffârın akıncıları her tarafdan dûr-bâş-i heybet-i İslâm ile reh-peymây-ı hezîmet ve Mertin [Marten] Sâhilinde mütemekkin olan taburları derûnuna duhûl ile âzâde-i şemşîr-i ashâb-ı necdet oldukları Ruscuk sükkânından olup, vukūʿ bulan muhârebâtın ekserîsinde nâm-ver ve Çadırcı-oğlu şöhretiyle kulûb-i aʿdâda mehâbet ü satveti mukarrer olan Mehmed Ağa, Ruscuk'dan re'yine mutâviʿ askerden bir vâfir âdem ifrâz ve Mertin [Marten] cânibinde olan aʿdâ ile birkaç defʿa maʿreke-perdâz olarak, hadden ziyâde eşrâr-ı küffârı hâk-i mezellete üftâde ve sûy-i saʿîre firistâde etmeleriyle bi'l-ıztırâb düşmen-i mekkâr bir leyle-i muzlimede karşuya firâr eylediği haberi, sâmiʿa güzâr-ı Sadr-ı gayret-şiʿâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı esbâk el-Hâc Halîl Paşa bir müddetden berü Filibe'de mukīm ve muntazır-ı bürûz-i lutf-i Hudâvend-i ʿalîm olmuşidi. Bu hilâlde ibkā-yı Vezâreti'ne müsâʿade-i seniyye erzânî ve evâyil-i şevvâlde Eğriboz Sancağı tarafına tevcîh ile mazhar-ı ʿavârıf-1 Cihân-bânî oldu. Karasu'da esîr olan ʿÖmer Paşa ve Hacı İspir Ağa'nın birer kıtʿa ʿarîzaları Mareşal tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vârid olup, Serdâr-ı ekrem ve sâyir kibâr u münʿimân-ı devlet taraflarından müşâr ve mûmâ ileyhe hedâya tertîb ve mekâtîb-i tesliyet-âmîz ile icrây-ı lâzime-i tatyîb olundu. Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm Prusya Elçisi, Kılburu'nun fekat hedmiyle sulha müteʿahhid olduğunu şâmil südde-i Saʿâdet'e ʿarz-ı takrîr edüp, Rikâb-ı müstetâbda olanların baʿzısı bu sûreti lutf-i sarîh ve baʿzısı zişt ü kabîh farz etdiğinden, Şehriyâr-ı dîndâr emreyn beyninde mütereddid ve bu keyfiyyeti telhîs içün Serdâr-ı ekrem tarafına hatt-ı hümâyûnları vârid olmuş idi. Müşârun ileyh kable't-telhîs Rusya Feldmerşal'iyle istimzâc semtine zehâb ve irsâl etdiğin mekâtibde her bâr daʿvây-ı ihlâs ile sulha meyl ü rükûn izhâr etdiğin muhakkak ise, Prusya [M2 292] Elçisi'nin bu defʿa müteʿahhid olduğu sûretle: “ʿAkd-i sulha şurûʿ” edelim deyü bir kıtʿa mektûb yazup, bu cevabları işrâb eyledikde, Rusya Merşali bu kazıyyeden katʿâ haberi olmadığını ifâde ve giden âdemi iʿâde eyledikde, mektûb tahrîrinden nâdim ve taraf-ı hümâyûna teveccühle takrîr yazacağında mütehayyir u hâyim olup, o hilâlde\ntabʿ-ı hümâyûnda küllî inhırâf haberleri münteşir-i etrâf olduğundan, tarassud-i encâm ile mâddeyi nihâde-i ceyb-i iktitâm eyledi.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_941.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Sadr-ı esbâk el-Hâc Halîl Paşa bir müddetden berü Filibe'de mukīm ve muntazır-ı bürûz-i lutf-i Hudâvend-i ʿalîm olmuşidi. Bu hilâlde ibkā-yı Vezâreti'ne müsâʿade-i seniyye erzânî ve evâyil-i şevvâlde Eğriboz Sancağı tarafına tevcîh ile mazhar-ı ʿavârıf-1 Cihân-bânî oldu. Karasu'da esîr olan ʿÖmer Paşa ve Hacı İspir Ağa'nın birer kıtʿa ʿarîzaları Mareşal tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vârid olup, Serdâr-ı ekrem ve sâyir kibâr u münʿimân-ı devlet taraflarından müşâr ve mûmâ ileyhe hedâya tertîb ve mekâtîb-i tesliyet-âmîz ile icrây-ı lâzime-i tatyîb olundu. Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm Prusya Elçisi, Kılburu'nun fekat hedmiyle sulha müteʿahhid olduğunu şâmil südde-i Saʿâdet'e ʿarz-ı takrîr edüp, Rikâb-ı müstetâbda olanların baʿzısı bu sûreti lutf-i sarîh ve baʿzısı zişt ü kabîh farz etdiğinden, Şehriyâr-ı dîndâr emreyn beyninde mütereddid ve bu keyfiyyeti telhîs içün Serdâr-ı ekrem tarafına hatt-ı hümâyûnları vârid olmuş idi. Müşârun ileyh kable't-telhîs Rusya Feldmerşal'iyle istimzâc semtine zehâb ve irsâl etdiğin mekâtibde her bâr daʿvây-ı ihlâs ile sulha meyl ü rükûn izhâr etdiğin muhakkak ise, Prusya [M2 292] Elçisi'nin bu defʿa müteʿahhid olduğu sûretle: “ʿAkd-i sulha şurûʿ” edelim deyü bir kıtʿa mektûb yazup, bu cevabları işrâb eyledikde, Rusya Merşali bu kazıyyeden katʿâ haberi olmadığını ifâde ve giden âdemi iʿâde eyledikde, mektûb tahrîrinden nâdim ve taraf-ı hümâyûna teveccühle takrîr yazacağında mütehayyir u hâyim olup, o hilâlde\ntabʿ-ı hümâyûnda küllî inhırâf haberleri münteşir-i etrâf olduğundan, tarassud-i encâm ile mâddeyi nihâde-i ceyb-i iktitâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fart-ı şecâʿatle nâmdâr ve bu sâl-i ʿibret-iştimâlde Varna'yı eyâdî-yi düşmenden istihlâs ile kesb-i iftihâr ve nâmını mukayyed-i cerîde-i ebrâr eden Vezîr Kelleci ʿOsmân Paşa, Varna gāyilesini ber-taraf etdikden sonra donanmayı Tersâne-i ʿâmire'ye irsâl ve kendüsü bizzât Varna'yı muhâfaza etmek bâbında tarafına ısdâr-ı misâl olunmuşidi. Birkaç günden sonra derd-i ser-i dünyâdan keff-i yed ve ʿazm-i dâr-ı bekā ile ihrâz-ı hayât-ı sermed eyledi. Müşârun ileyh Gürciyyü'l-asl ve Rüstemiyyü'n-nesl olup, Segbân-başı Dalkılıç Mehmed Ağa'nın silk-i mülküne intizâm ve giderek Yazıcı-zâde İbrâhîm Paşa'ya tedrîc ile Kethudâ ve baʿzı hıdemâtda bulunarak, Kapucu-başılık ile tahsîl-i sît ü nâm eyledi. Baʿde-zemân Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve baʿzı hıdemât-ı hâyilede istihdâm olunarak, Kellecilik ile isbât-ı vücûd etmişidi. Seksen iki târîhinde Silahdâr Ağalığı ile mümtâz ve o aralıkda bir hidmet ile Mısır'a taʿyîn olunup, vâlîsi gürûh-i mevtâya hem-râz olduğundan, Tevliyyet-i Mısır ile rütbe-i Vezâret'i ihrâz etmişidi. Haber-i Vezâret tarafına vürûd etmezden mukaddem Mısır'dan hurûc ve İstanköy'de vâkıf-ı hâl ve bir sene kadar ʿAli Bey hâdisesiyle imrâr-ı eyyâm ü leyâl ve seksen dörtde Sivas'a Vâlî ve der-ʿakab Tırhala Sancağı'yla kadri ʿâlî olup, baʿdehû Mora ve Eğriboz sancaklarını tasarruf ve Varna'da vech-i meşrûh üzere berîd-i çâpük-süvâr hayâtı tevakkuf eyledi. Müşârun ileyh ʿâkil ü müdebbir ve hoş-mend ve mutabassır, îkāʿ-ı tehdîde kādir bir Vezîr-i behâdır idi.",
          "caption": "Fevt-i Ser'asker-i Kara-deniz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_942.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ser'asker-i Kara-deniz",
          "text": "Fart-ı şecâʿatle nâmdâr ve bu sâl-i ʿibret-iştimâlde Varna'yı eyâdî-yi düşmenden istihlâs ile kesb-i iftihâr ve nâmını mukayyed-i cerîde-i ebrâr eden Vezîr Kelleci ʿOsmân Paşa, Varna gāyilesini ber-taraf etdikden sonra donanmayı Tersâne-i ʿâmire'ye irsâl ve kendüsü bizzât Varna'yı muhâfaza etmek bâbında tarafına ısdâr-ı misâl olunmuşidi. Birkaç günden sonra derd-i ser-i dünyâdan keff-i yed ve ʿazm-i dâr-ı bekā ile ihrâz-ı hayât-ı sermed eyledi. Müşârun ileyh Gürciyyü'l-asl ve Rüstemiyyü'n-nesl olup, Segbân-başı Dalkılıç Mehmed Ağa'nın silk-i mülküne intizâm ve giderek Yazıcı-zâde İbrâhîm Paşa'ya tedrîc ile Kethudâ ve baʿzı hıdemâtda bulunarak, Kapucu-başılık ile tahsîl-i sît ü nâm eyledi. Baʿde-zemân Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve baʿzı hıdemât-ı hâyilede istihdâm olunarak, Kellecilik ile isbât-ı vücûd etmişidi. Seksen iki târîhinde Silahdâr Ağalığı ile mümtâz ve o aralıkda bir hidmet ile Mısır'a taʿyîn olunup, vâlîsi gürûh-i mevtâya hem-râz olduğundan, Tevliyyet-i Mısır ile rütbe-i Vezâret'i ihrâz etmişidi. Haber-i Vezâret tarafına vürûd etmezden mukaddem Mısır'dan hurûc ve İstanköy'de vâkıf-ı hâl ve bir sene kadar ʿAli Bey hâdisesiyle imrâr-ı eyyâm ü leyâl ve seksen dörtde Sivas'a Vâlî ve der-ʿakab Tırhala Sancağı'yla kadri ʿâlî olup, baʿdehû Mora ve Eğriboz sancaklarını tasarruf ve Varna'da vech-i meşrûh üzere berîd-i çâpük-süvâr hayâtı tevakkuf eyledi. Müşârun ileyh ʿâkil ü müdebbir ve hoş-mend ve mutabassır, îkāʿ-ı tehdîde kādir bir Vezîr-i behâdır idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Zilkaʿdenin yedinci günü tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ibkā ve Büyük Tezkireci İbrâhîm Efendi Büyük Rûz-nâme mansıbı ile be-kâm ve kırk elli gün zarfında gidüp gelmek üzere izin alup, [M2 293] mansıbı Küçük Tezkireci olan ʿAbdî Efendi Yeğeni el-Hâc Mustafa Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, Süleyman Feyzî Efendi'ye sezâ görülüp, Teşrîfâtî olan Enverî Efendi ʿazl ve Cebeciler Kitâbeti'ne zulmen tenzîl ve Sadrıaʿzam Dîvân Kâtibi Mehmed Efendi, hidmet-i mezkûreye tavsîl olundu. Bundan akdem Nuʿmân Bey, Mektûbçuluk'dan maʿzûl ve yerine Bekir Paşa-zâde ʿAtâʿullah Beyefendi vusûl ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, gerçi mîr-i merkūmun Silahdâr Kitâbeti ile hâtır-ı meksûru mecbûr kılınmışidi. Ancak nazarı hıdemât-ı Bâb-ı ʿâlî'de olduğunu Serdâr-ı ekrem intikāl ve fi'l-asl mahfûf-i nazar-ı Âsafâneleri olduğundan, bu defʿa Kethudâ Kitâbeti ile merkūmu münşerihu'l-bâl eylediler. Menâsıb-ı sâyire dahi erbâbına tevcîh ü ibkā olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_943.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şehr-i Zilkaʿdenin yedinci günü tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ibkā ve Büyük Tezkireci İbrâhîm Efendi Büyük Rûz-nâme mansıbı ile be-kâm ve kırk elli gün zarfında gidüp gelmek üzere izin alup, [M2 293] mansıbı Küçük Tezkireci olan ʿAbdî Efendi Yeğeni el-Hâc Mustafa Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, Süleyman Feyzî Efendi'ye sezâ görülüp, Teşrîfâtî olan Enverî Efendi ʿazl ve Cebeciler Kitâbeti'ne zulmen tenzîl ve Sadrıaʿzam Dîvân Kâtibi Mehmed Efendi, hidmet-i mezkûreye tavsîl olundu. Bundan akdem Nuʿmân Bey, Mektûbçuluk'dan maʿzûl ve yerine Bekir Paşa-zâde ʿAtâʿullah Beyefendi vusûl ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, gerçi mîr-i merkūmun Silahdâr Kitâbeti ile hâtır-ı meksûru mecbûr kılınmışidi. Ancak nazarı hıdemât-ı Bâb-ı ʿâlî'de olduğunu Serdâr-ı ekrem intikāl ve fi'l-asl mahfûf-i nazar-ı Âsafâneleri olduğundan, bu defʿa Kethudâ Kitâbeti ile merkūmu münşerihu'l-bâl eylediler. Menâsıb-ı sâyire dahi erbâbına tevcîh ü ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silahdar-ı hazret-i Şehriyârî olan Boşnak ʿAbdullah Ağa'da, emâre-i kābiliyyet ve istiʿdâd-ı Vezâret ihsâs olunup, muharremül-harâmın yirminci günü Anadolu'nun Sağ Kol askerini Ordu-yi hümâyûn'a sevk u ihrâc me'mûriyyeti ile mûmâ ileyhe rütbe-i Vezâret ihsân ve fetîle-i bahtı şuʿle-i eltâf-ı Şâhâne ile mütevakkıd ü firûzân kılındı. Rikâb Defterdârı olan ʿOsmân Efendi dahi zımnen istiskāl ve maʿnen Anadolu'nun Sol Kol askerini sevk ve Ordu-yi hümâyûn'a irsâl irâdesiyle câh-ı menîʿ-i Vezâret'e iʿtilâ etdiyse dahi, fi'l-asl mübtelây-ı ʿillet-i vücûd ve hücûm-i şeyb ile derece-i sittîne suʿûd ve bu mülâbese ile aʿbâ-i Vezâret'i tehammüle yârâ vü istitâʿati mefkūd olduğunu beyân ve müteşebbis-i dâmen-i ʿafv ü gufrân olmuşidi. Niyâzı dâhil-i semʿ-i kabûl olmayup, hâh ü nâ-hâh savb-ı me'mûriyyete ʿazîmet ile sevk-i cünd ü sipâh eyledi. Münhal olan Rikâb Defterdarlığı, Çavuş-başı olan ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi'ye ve Çavuş-başılık vekâleti el-Hâc Mehmed Recâyî Efendi'ye tevcîh ve nigâh-ı ʿâtıfet ile termîz ve Riyâset-i Küttâb vekâleti baʿde'l-lüteyyâ ve'lletî altı seneden berü o şugl-i hatîr ile sadâkati felek-mesîr olan Râyif İsmâʿîl Beyefendi'ye kemâ-kân ihâle vü tefvîz olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-baʿzı zevât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_944.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-baʿzı zevât",
          "text": "Silahdar-ı hazret-i Şehriyârî olan Boşnak ʿAbdullah Ağa'da, emâre-i kābiliyyet ve istiʿdâd-ı Vezâret ihsâs olunup, muharremül-harâmın yirminci günü Anadolu'nun Sağ Kol askerini Ordu-yi hümâyûn'a sevk u ihrâc me'mûriyyeti ile mûmâ ileyhe rütbe-i Vezâret ihsân ve fetîle-i bahtı şuʿle-i eltâf-ı Şâhâne ile mütevakkıd ü firûzân kılındı. Rikâb Defterdârı olan ʿOsmân Efendi dahi zımnen istiskāl ve maʿnen Anadolu'nun Sol Kol askerini sevk ve Ordu-yi hümâyûn'a irsâl irâdesiyle câh-ı menîʿ-i Vezâret'e iʿtilâ etdiyse dahi, fi'l-asl mübtelây-ı ʿillet-i vücûd ve hücûm-i şeyb ile derece-i sittîne suʿûd ve bu mülâbese ile aʿbâ-i Vezâret'i tehammüle yârâ vü istitâʿati mefkūd olduğunu beyân ve müteşebbis-i dâmen-i ʿafv ü gufrân olmuşidi. Niyâzı dâhil-i semʿ-i kabûl olmayup, hâh ü nâ-hâh savb-ı me'mûriyyete ʿazîmet ile sevk-i cünd ü sipâh eyledi. Münhal olan Rikâb Defterdarlığı, Çavuş-başı olan ʿAtıf-zâde ʿÖmer Vahîd Efendi'ye ve Çavuş-başılık vekâleti el-Hâc Mehmed Recâyî Efendi'ye tevcîh ve nigâh-ı ʿâtıfet ile termîz ve Riyâset-i Küttâb vekâleti baʿde'l-lüteyyâ ve'lletî altı seneden berü o şugl-i hatîr ile sadâkati felek-mesîr olan Râyif İsmâʿîl Beyefendi'ye kemâ-kân ihâle vü tefvîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı behâr kudûmüyle, Ordu-yi hümâyûn'un sahrâya hareketi beyyinü'l-lüzûm olduğundan fazla, asâkir-i mürettebenin bir ân akdem vürûduna medâr olmak mülâhazasıyla, şehr-i [M2 294] saferin yirmi ikinci günü tûg-ı Âsafî ihrâc ve pâ-pîn-i nerdübâna rekz ile kazâyây-ı istiʿcâl-i asker mukaddimeleri intâc olundu.\n\nMahzâ rûhâniyyet-i Nebiyy-i muhtârdan istiʿâne vü istinsâr niyyet-i hâlisasıyla, Mevlid-i hazret-i Nebevî kırâ'eti tasmîm ve birkaç seneden berü Ordu-yi hümâyûn'da mukīm olup, sened-i ʿâlî ile fenn-i Hadîs'e müntesib ve hıfz-ı Buhârî-yi şerîf ile sunûf-i feyz ü bereketi mükteseb olan Medenî Mehmed Efendi takdîm olunup, luhûn-i ʿArabiyye ve savt-ı şeciyye ile o Sâlâr-ı gürûh-i enbiyâ ʿaleyhi mine's-salâti ezkâhâ hazretlerinin ʿâlem-i vücûda kadem-nihâde-i saʿâdet oldukları keyfiyyâtını hâzır olan vüzerâ ve vükelây-ı devlete takrîr ü tekmîle muvaffak olduğu, Buhârî-yi şerîf hatmin dahi edüp, edmiga-i sâmiʿîni misk-i ezfer-i rûhâniyyetle taʿtîr eyledi.",
          "caption": "Baʿzı vukuʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_945.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vukuʿât",
          "text": "Eyyâm-ı behâr kudûmüyle, Ordu-yi hümâyûn'un sahrâya hareketi beyyinü'l-lüzûm olduğundan fazla, asâkir-i mürettebenin bir ân akdem vürûduna medâr olmak mülâhazasıyla, şehr-i [M2 294] saferin yirmi ikinci günü tûg-ı Âsafî ihrâc ve pâ-pîn-i nerdübâna rekz ile kazâyây-ı istiʿcâl-i asker mukaddimeleri intâc olundu.\n\nMahzâ rûhâniyyet-i Nebiyy-i muhtârdan istiʿâne vü istinsâr niyyet-i hâlisasıyla, Mevlid-i hazret-i Nebevî kırâ'eti tasmîm ve birkaç seneden berü Ordu-yi hümâyûn'da mukīm olup, sened-i ʿâlî ile fenn-i Hadîs'e müntesib ve hıfz-ı Buhârî-yi şerîf ile sunûf-i feyz ü bereketi mükteseb olan Medenî Mehmed Efendi takdîm olunup, luhûn-i ʿArabiyye ve savt-ı şeciyye ile o Sâlâr-ı gürûh-i enbiyâ ʿaleyhi mine's-salâti ezkâhâ hazretlerinin ʿâlem-i vücûda kadem-nihâde-i saʿâdet oldukları keyfiyyâtını hâzır olan vüzerâ ve vükelây-ı devlete takrîr ü tekmîle muvaffak olduğu, Buhârî-yi şerîf hatmin dahi edüp, edmiga-i sâmiʿîni misk-i ezfer-i rûhâniyyetle taʿtîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʿdây-ı dîn Tuna'nın berü taraflarında vâkiʿ ekser mahalli zabt ve fursat buldukça nehb ü ızrârdan hâlî olmayup, asker-i devlet dahi fevc fevc vürûda mübâşeret eylediklerinden, ne gûne hareket lâzım geldiği, münʿakid olan meclis-i meşveretde zebân-güzâr-ı\nSadr-ı gayret-şiʿâr oldukda, meclisde bulunanların baʿzısı düşmen berü taraflarda müstekarr iken fikr-i âhar ʿabes olup, hemân üzerlerine her tarafdan hücûm ile Tuna'nın berü tarafını istisfâ ve gāyile-i mezkûre ber-tarafdan sonra karşu tarafa geçmek elzem olduğunu inhâ eylediler. Baʿzısı dahi berü cânibde aʿdânın temekkün etdiği Hırsova, sâyir mahallerin akvâsı olup, mahall-i mezkûrun teshîrine bir Başbuğ nasbını tedbîr eylediler. Bu re'y-i fâyik, mutâlaʿa-i Serdâr-ı ekremî'ye muvâfık geldiyse dahi, asker-i mevcûd o tarafa taʿyîn olunduğu hâlde Ordu-yi hümâyûn hâlî kalacağından başka, askere Başbuğ olacak kimse dahi zâhirde nâbûd olmağla, bir zemân sükûtdan sonra: “Başbuğ kim olsun! deyü Sadrıaʿzam istifsâr eyledikde, kimse cevaba tesaddî etmediğini ihsâs ile Kethudâ Bey'e ibrâm ve medd-i rişte-i kelâm eyledikde, mûmâ ileyh cihândîde ve ʿâkıbet-bîn ve ahvâl-i askere vâkıf bir merd-i fatîn olduğundan, cevâba ʿadem-i tesaddî ile mühür-zen-i leb-i sükût oldukda, tekrar su'âl ve: “Mûmâ ileyhin askere iʿtimâdı olmadığından beni söyletme! Otuz bin asker ile Yergöğü'de meşhûdunuz olan hâl ma'lûmdur” deyerek, remz ile hall-i ʿukde-i [M2 295] işkâl eyledi. Her tarafdan îrâd-ı kāl ü kīl ve silsile-i mübâhase tatvîl ve âhır-i kâr Ağa Paşa'nın me'mûriyyeti tasvîb ü tecmîl olundukda, Ağa Paşa cevâba âgāz ve: “Şumnu'dan aʿdânın mütemekkin oldukları mahallere varınca etrâf ʿimâr ü âbâdânîden hâlî ve ʿale'l-husûs ilerülerde kıllet-i mâ dahi maʿlûm-i esâfil ü eʿâlîdir. Düşmene Hacı-oğlu-bazarı'nda iltikā hâsıl olursa ne aʿlâ, cenge ifrâğ-ı cehd ü tâkat olunur, mukāvemetden imtinâ sûretin irâ'et ile askeri içerüye çekmek ve yollarda itʿâb ile bî-ʿalef ü âb ıztırâb çekdirmek kasdında olursa, asker miyânına fesâd ʿârız olup, mücerreb olan perîşanlık zuhûr edeceği mukarrerdir” dedikde, Sadrıaʿzam Defterdâr Efendi'ye hitâb ve: “Ağa Paşa ordusuna zahîre îsâlini teʿahhüd eder misin\" dedikde: “Sâye-i Pâdişâhî'de vech-i sühûleti bulunmak mümkündür, emriniz olursa Ordu-yi hümâyûn mevcûdundan Varna İskelesi'nden Kozluca ve Bazarcığ'a şimdiden mikdâr-ı vâfî zahîre tertîb ü müheyyâ kılınsun” dedikde, Ağa Paşa: “Bu kavl-i mücerred ile hareket mûcib-i vehâmet-i ʿâkıbet olup, Ordu-yi hümâyûn'dan baʿîd oldukça himmete kusûr îrâsıyla, garaz bizi bir derd-i cângâha mübtelâ etmekdir. Be-her hâl ʿazîmetim lâzım gelürse mevâcib ve sâyir levâzımın vaktiyle temşiyet ü celbine kādir nâfizü'l-kelim ve ordu halkının kalbinde mehâbeti mütekarrar bir zât terfik olunursa, mütevekkilen ʿalellâh giderim” dedikde: “Kimi istersin?” denildikde, sükût ve izmâr-ı zamîr ile mebhût oldu. Re'îsülküttâb ʿAbdurrezzâk Efendi: “Bir cânım var ugūr-i dîn ü devlete fedâ olsun, işte ben beraber giderim\" dedikde, “Belî murâfakat ederseniz giderim ve inşâ'allâh yollarda asker muzâyaka çekmeyüp, kemâl-i nüfûz u iʿtibârınız sebebi ile iktizâ eden meclûbâtda meşakkat çekilmez\" dedi. Sadrıaʿzam: “Re'îs Efendi'nin Ordu-yi hümâyûn'da vücûdu lâzım ve âharı istishâba müsâʿademiz derkârdır” dedikde, Ağa Paşa mu'âmele-i sükût izhar ve Efendi-yi mûmâ ileyhin inhisâr-ı maʿiyyetini zımnen işʿâr etmekle, Efendi-yi mûmâ ileyh sözünden nükûl etmeyüp,\nʿazîmetde ısrâr ve bu vechile kavl ü karâr olunup, meclise hitâm ve meşverete encâm verildi. Bir iki gün sonra Ağa Paşa, piyâde askerini ve Re’îs Efendi süvârî askerini iʿmâl ve her hâlde biribiriyle iʿtızâd ederek, düşmen-i dînden [M2 296] ahz-ı sâr maslahatı ikisine dahi taraf-ı Sadrıaʿzamî'den tafsîl ü icmâl olunundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret ve me'mûriyyet-i Ağa Paşa ve Re'îsülküttâb Efendi be-cânib-i Hırsova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_946.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret ve me'mûriyyet-i Ağa Paşa ve Re'îsülküttâb Efendi be-cânib-i Hırsova",
          "text": "Aʿdây-ı dîn Tuna'nın berü taraflarında vâkiʿ ekser mahalli zabt ve fursat buldukça nehb ü ızrârdan hâlî olmayup, asker-i devlet dahi fevc fevc vürûda mübâşeret eylediklerinden, ne gûne hareket lâzım geldiği, münʿakid olan meclis-i meşveretde zebân-güzâr-ı\nSadr-ı gayret-şiʿâr oldukda, meclisde bulunanların baʿzısı düşmen berü taraflarda müstekarr iken fikr-i âhar ʿabes olup, hemân üzerlerine her tarafdan hücûm ile Tuna'nın berü tarafını istisfâ ve gāyile-i mezkûre ber-tarafdan sonra karşu tarafa geçmek elzem olduğunu inhâ eylediler. Baʿzısı dahi berü cânibde aʿdânın temekkün etdiği Hırsova, sâyir mahallerin akvâsı olup, mahall-i mezkûrun teshîrine bir Başbuğ nasbını tedbîr eylediler. Bu re'y-i fâyik, mutâlaʿa-i Serdâr-ı ekremî'ye muvâfık geldiyse dahi, asker-i mevcûd o tarafa taʿyîn olunduğu hâlde Ordu-yi hümâyûn hâlî kalacağından başka, askere Başbuğ olacak kimse dahi zâhirde nâbûd olmağla, bir zemân sükûtdan sonra: “Başbuğ kim olsun! deyü Sadrıaʿzam istifsâr eyledikde, kimse cevaba tesaddî etmediğini ihsâs ile Kethudâ Bey'e ibrâm ve medd-i rişte-i kelâm eyledikde, mûmâ ileyh cihândîde ve ʿâkıbet-bîn ve ahvâl-i askere vâkıf bir merd-i fatîn olduğundan, cevâba ʿadem-i tesaddî ile mühür-zen-i leb-i sükût oldukda, tekrar su'âl ve: “Mûmâ ileyhin askere iʿtimâdı olmadığından beni söyletme! Otuz bin asker ile Yergöğü'de meşhûdunuz olan hâl ma'lûmdur” deyerek, remz ile hall-i ʿukde-i [M2 295] işkâl eyledi. Her tarafdan îrâd-ı kāl ü kīl ve silsile-i mübâhase tatvîl ve âhır-i kâr Ağa Paşa'nın me'mûriyyeti tasvîb ü tecmîl olundukda, Ağa Paşa cevâba âgāz ve: “Şumnu'dan aʿdânın mütemekkin oldukları mahallere varınca etrâf ʿimâr ü âbâdânîden hâlî ve ʿale'l-husûs ilerülerde kıllet-i mâ dahi maʿlûm-i esâfil ü eʿâlîdir. Düşmene Hacı-oğlu-bazarı'nda iltikā hâsıl olursa ne aʿlâ, cenge ifrâğ-ı cehd ü tâkat olunur, mukāvemetden imtinâ sûretin irâ'et ile askeri içerüye çekmek ve yollarda itʿâb ile bî-ʿalef ü âb ıztırâb çekdirmek kasdında olursa, asker miyânına fesâd ʿârız olup, mücerreb olan perîşanlık zuhûr edeceği mukarrerdir” dedikde, Sadrıaʿzam Defterdâr Efendi'ye hitâb ve: “Ağa Paşa ordusuna zahîre îsâlini teʿahhüd eder misin\" dedikde: “Sâye-i Pâdişâhî'de vech-i sühûleti bulunmak mümkündür, emriniz olursa Ordu-yi hümâyûn mevcûdundan Varna İskelesi'nden Kozluca ve Bazarcığ'a şimdiden mikdâr-ı vâfî zahîre tertîb ü müheyyâ kılınsun” dedikde, Ağa Paşa: “Bu kavl-i mücerred ile hareket mûcib-i vehâmet-i ʿâkıbet olup, Ordu-yi hümâyûn'dan baʿîd oldukça himmete kusûr îrâsıyla, garaz bizi bir derd-i cângâha mübtelâ etmekdir. Be-her hâl ʿazîmetim lâzım gelürse mevâcib ve sâyir levâzımın vaktiyle temşiyet ü celbine kādir nâfizü'l-kelim ve ordu halkının kalbinde mehâbeti mütekarrar bir zât terfik olunursa, mütevekkilen ʿalellâh giderim” dedikde: “Kimi istersin?” denildikde, sükût ve izmâr-ı zamîr ile mebhût oldu. Re'îsülküttâb ʿAbdurrezzâk Efendi: “Bir cânım var ugūr-i dîn ü devlete fedâ olsun, işte ben beraber giderim\" dedikde, “Belî murâfakat ederseniz giderim ve inşâ'allâh yollarda asker muzâyaka çekmeyüp, kemâl-i nüfûz u iʿtibârınız sebebi ile iktizâ eden meclûbâtda meşakkat çekilmez\" dedi. Sadrıaʿzam: “Re'îs Efendi'nin Ordu-yi hümâyûn'da vücûdu lâzım ve âharı istishâba müsâʿademiz derkârdır” dedikde, Ağa Paşa mu'âmele-i sükût izhar ve Efendi-yi mûmâ ileyhin inhisâr-ı maʿiyyetini zımnen işʿâr etmekle, Efendi-yi mûmâ ileyh sözünden nükûl etmeyüp,\nʿazîmetde ısrâr ve bu vechile kavl ü karâr olunup, meclise hitâm ve meşverete encâm verildi. Bir iki gün sonra Ağa Paşa, piyâde askerini ve Re’îs Efendi süvârî askerini iʿmâl ve her hâlde biribiriyle iʿtızâd ederek, düşmen-i dînden [M2 296] ahz-ı sâr maslahatı ikisine dahi taraf-ı Sadrıaʿzamî'den tafsîl ü icmâl olunundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tûğ ihrâcından otuz gün sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Livây-ı feyz-iltivây-ı hazret-i fahru'l-Enbiyâ'yı pîşvây-ı mevkib-i hümâyûn eyleyerek, Şumnu Sahrâsı'nda bir iki gün mukaddem nasb olunnan hıyâma nüzûl ve ahvâl-i ceng ile meşgûl oldu.\n\nVakt-i muhârebe mukārebe üzere olup, ceng-cûyân-ı İslâm'ı tahrîz zımnında taraf-ı hümâyûndan munfasıl ve meşrûh bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ve bir sevb-i semmûr ve bir kabza mücevher hançer Mîrâhûr-i Evvel el-Hâc Mustafa Ağa ile vürûd edeceği istihbâr ve müretteb alay ile istikbâl olunup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı kâm-kâr hâyiz-i rehîne-i istibşâr oldu.",
          "caption": "Nehzat-ı Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Şumnu ve vürûd-i Mîrâhûr-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_947.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Nehzat-ı Serdâr-ı ekrem be-Sahrây-ı Şumnu ve vürûd-i Mîrâhûr-i Evvel",
          "text": "Tûğ ihrâcından otuz gün sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Livây-ı feyz-iltivây-ı hazret-i fahru'l-Enbiyâ'yı pîşvây-ı mevkib-i hümâyûn eyleyerek, Şumnu Sahrâsı'nda bir iki gün mukaddem nasb olunnan hıyâma nüzûl ve ahvâl-i ceng ile meşgûl oldu.\n\nVakt-i muhârebe mukārebe üzere olup, ceng-cûyân-ı İslâm'ı tahrîz zımnında taraf-ı hümâyûndan munfasıl ve meşrûh bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ve bir sevb-i semmûr ve bir kabza mücevher hançer Mîrâhûr-i Evvel el-Hâc Mustafa Ağa ile vürûd edeceği istihbâr ve müretteb alay ile istikbâl olunup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı kâm-kâr hâyiz-i rehîne-i istibşâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü düşmenin ahvâline ıttılâʿ mümkün olmadığından, el-yevm ne mahallerde oldukları istihbâr olunmak siyâkında Bazarcık Serʿaskeri Dağıstânî ʿAlî Paşa'ya hükm-i şerîf ısdâr olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi Kethudâsı'nı Karasu'ya ve Babadağı'na dek irsâl ve o taraflarda aʿdâdan bir kimse olmayup, fakat Hırsova'da bir iki yüz kadar kâfir mevcûd olduğu haberi ile Bazarcığ'a ʿavdet eylediğini müşârun ileyh ʿarz-ı huzûr-i Sadr-ı bedîʿul-fiʿâl etmişidi. Ancak Kethudâsı tecessüsde ʿadem-i ihtimâm ve Bazarcığ'a beş on sâʿat mahalle dek düşmen ittihâz-ı makām eylediği Deli-orman halkından dil talebiyle gidip gelenlerden istifhâm olunmuşiken, bu hilâlde düşmenin sekiz sâʿat mahalde karagolları nümâyân ve baʿzan miyânelerinde iʿmâl-i tîğ ü sinân olduğunu müşârun ileyh Sadrıaʿzam'a tahrîr ü beyân eyledikde, inhâsında televvün ve mugāyeret fehm olunduğundan, maglatasına haml ile vaktinde icrây-ı lâzime-i tedbîr ve irsâl-i asker ile selb-i taksîr kılınup, cell-i himmet Hırsova istihlâsına masrûf vürûd eden asker cânib-i mezkûr içün mevkūf olup, düşmen-i dîn bu meşgale hilâlinde Bazarcığ'a mühâcim ve berü tarafdan dahi mukavemete ʿâzim olarak feth-i derîce-i hısâm ve iki tarafdan âteş-i harb karîn-i iztırâb olup, asker-i İslâm'ın ekserîsi süvârî ve cemʿiyyetleri top ve piyâdeden ʿârî olmak hasebiyle, düşmenin âteşine tâb-âver olmayup, perîşân ve hîn-i maʿrekede ser-bâzân-ı [M2 297] muvahhidînden vâfiri ihrâz-ı rütbe-i şehâdet ve Bin-başı Battal Bey ve Kapucu-başı Turhan Ağa cerîhan esîr olup, aʿdâdan dahi vâfir kefere müste'sıl-i seyf-i celâdet ve bu hâl ile bakıyye-i asâkir-i İslâm Kozluca'ya gel-\ndiklerini Serʿasker Paşa tahrîr ü işaret edüp, der-ʿakab Hırsova üzerine tertîb olunan askerin tekmîl-i lâzimelerine ikdâm ve Bazarcık üzerine ʿazîmetleri iltizâm olundu.",
          "caption": "Hücûm-i küffâr ber-Bazarcık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_948.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-i küffâr ber-Bazarcık",
          "text": "Bir müddetden berü düşmenin ahvâline ıttılâʿ mümkün olmadığından, el-yevm ne mahallerde oldukları istihbâr olunmak siyâkında Bazarcık Serʿaskeri Dağıstânî ʿAlî Paşa'ya hükm-i şerîf ısdâr olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi Kethudâsı'nı Karasu'ya ve Babadağı'na dek irsâl ve o taraflarda aʿdâdan bir kimse olmayup, fakat Hırsova'da bir iki yüz kadar kâfir mevcûd olduğu haberi ile Bazarcığ'a ʿavdet eylediğini müşârun ileyh ʿarz-ı huzûr-i Sadr-ı bedîʿul-fiʿâl etmişidi. Ancak Kethudâsı tecessüsde ʿadem-i ihtimâm ve Bazarcığ'a beş on sâʿat mahalle dek düşmen ittihâz-ı makām eylediği Deli-orman halkından dil talebiyle gidip gelenlerden istifhâm olunmuşiken, bu hilâlde düşmenin sekiz sâʿat mahalde karagolları nümâyân ve baʿzan miyânelerinde iʿmâl-i tîğ ü sinân olduğunu müşârun ileyh Sadrıaʿzam'a tahrîr ü beyân eyledikde, inhâsında televvün ve mugāyeret fehm olunduğundan, maglatasına haml ile vaktinde icrây-ı lâzime-i tedbîr ve irsâl-i asker ile selb-i taksîr kılınup, cell-i himmet Hırsova istihlâsına masrûf vürûd eden asker cânib-i mezkûr içün mevkūf olup, düşmen-i dîn bu meşgale hilâlinde Bazarcığ'a mühâcim ve berü tarafdan dahi mukavemete ʿâzim olarak feth-i derîce-i hısâm ve iki tarafdan âteş-i harb karîn-i iztırâb olup, asker-i İslâm'ın ekserîsi süvârî ve cemʿiyyetleri top ve piyâdeden ʿârî olmak hasebiyle, düşmenin âteşine tâb-âver olmayup, perîşân ve hîn-i maʿrekede ser-bâzân-ı [M2 297] muvahhidînden vâfiri ihrâz-ı rütbe-i şehâdet ve Bin-başı Battal Bey ve Kapucu-başı Turhan Ağa cerîhan esîr olup, aʿdâdan dahi vâfir kefere müste'sıl-i seyf-i celâdet ve bu hâl ile bakıyye-i asâkir-i İslâm Kozluca'ya gel-\ndiklerini Serʿasker Paşa tahrîr ü işaret edüp, der-ʿakab Hırsova üzerine tertîb olunan askerin tekmîl-i lâzimelerine ikdâm ve Bazarcık üzerine ʿazîmetleri iltizâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünkü takdîm-i ehem kāʿidesine riʿâyet, kâr-ı kadîm-i erkân-ı ʿakl ü dirâyet olup, Bazarcığ'a gulüv eden düşmen üzerine teveccüh lâzım gelmişidi. Mevcûd olan piyâdeye minvâl-i meşrûh üzere Ağa Paşa ve süvârîye Re'îs Efendi Başbuğ nasb ve mîr-i mîrândan Uzun ʿAbdullah Paşa ve Süleymân Paşa maʿiyyetlerine meʾmûr kılınup, kâffe-i lâzimeleri tanzîm ve top ve sâyir âlât-ı müdâfaʿa ile orduları teşyîd ü tahkîm kılınup, alay ile savb-ı mezkûre ʿazîmet eylediler. Kable'l-hareke topçular hartûclar ile meşgül iken, bi-kazâʾillâh baruta âteş isâbet ve birkaç neferi mübtelây-ı sûziş ü hirkat edüp, nâs bu mâddeden tetayyur ve tefeʾül ve Ağa Paşa ordusuna tefrika resîde olacağını tekavvül eder oldular. Gerüden Muʿasker-i hümâyûn'a gelen asker pey-der-pey verâlarından ilhâk ve Ordu-yi hümâyûn'dan dahi vâfir âdem maʿan bulunmağa hâhiş-ker olarak Kozluca'ya varıncaya dek zikr olunan orduya âdem deryâsı ıtlâk olunmaya başladı. Evvelki gün Yeni-Bazar ve üçüncü gün Kozluca cây-gâh-ı asker-i cerrâr olup, ba'de'l-istişare Çerkes Hasan Paşa ile Gemalmaz nâm Bölük-başiyi tecessüs-i ahvâl-i aʿdâ içün Bazarcığ'a irsâl eylediler. Mûmâ ileyhimâ Bazarcığ'a üç sâʿat mesâfe olan Oşenli Deresi'ne vardıklarında, küffârın karagollarına musâdefe ve âgāz-ı muhârebe ve muvâfaka etmeleriyle, zikr olunan Bölük-başı şehîd ve düşmen dahi nâ-bedîd olup, anlar dahi ʿavdet ve tafsîl-i mâ-cerâ vü keyfiyyet eylediler. Ferdâsı Oşenli'ye varup, vücûd ve ʿadem-i aʿdâyı tashîh içün Bihke Kapudânı maʿiyyetinde olan bin nefer Bosna dilâverleriyle mahall-i mezkûre varup, aʿdâ iki tarafda mevâkıʿ-i şâhsâr hilâlinde istitâr ve bunlar dahi gelüp, aʿdâdan nâm ü nişân bulmadıklarını ihbâr eylediler. Düşmenin Bazarcık semtinde ihtişâdı baʿzı karâyin-i [M2 298] hâliye ile maʿlûm ve askerin verâsı alınup, Kozluca'dan hareket edinceye dek, meteris hafrı zâhiru'l-lüzûm olduğuna binâʾen, ru'esây-ı asker her tarafı keşf ü muʿâyene ve iktizây-ı zemîn ile meterise şâyân mahal bulmayup, cihet-i uhrâ ile tedârük görülmesini mikyâs-i ʿakl ile muvâzene eylediler. Bilâhıre Uzun ʿAbdullah Paşa'nın maʿiyyetine vâfir süvârî ve piyâde verilüp, Oşenli'yi zabt tedbîri karâr ve ol dahi âheste reftâr ile Oşenli'ye mütekārib oldukda, küffâr birkaç tabur irâʾeti ile cenge ibtidâr eyleüyp, mahall-i cengin iki tarafı mîşe-zâr ve süvârî gürûhu kerr ü ferre bî-iktıdâr olduklarından, bîhûde askeri kırdırmakdan ictinâb ile gerüye ʿavdet ve Kul Kethudâsı piyâdegân ile düşmeni tazyîk etmişiken, süvârînin ʿavdeti bunların dahi sebeb-i rehâveti olup, süvârîyi hedef-i taʿn-ı mülayim eyleyerek, Kozluca'ya tahrîk-i pây-ı iʿtizâm eylediler. ʿAbdullah Paşa dahi düşmenin kesreti olup, maʿiyyetinde olan asker mukāvemete vâfî olmamağla, imdâda içün Kozluca ordusuna âdem irsâl ve bu keyfiyyet Ağa Paşa ve Reʾîs Efendi'yi müteşettitü'l-bâl edüp, Re’îs Efendi bir sâʿat mukaddem Kozluca ordusuna vürûd eden Baht Girây Sultân'ı ve\nbir mikdâr süvârîyi alup, Kozluca bayırına doğru gider iken, yeniçerilerin bir avcı zuhûr edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh: “Yoldaşlar, niçün gazâdan insırâf ve muvâcehe-i aʿdâdan inhırâf gösterdiniz?” dedikde: “Mecrûhlarımızı mahall-i selâmete îsâl edeceğiz\" dediklerinde: “Bir mecrûhun yanında ellişer âdem ne lâzım! İkişer âdem götürsün, kusûrunuz cenge rucûʿ etsün işte ben dahi sizinle beraber giderim\" dedikde, yeniçeriler: “Sen atlu ve biz piyâdeyiz, cüz’î sıklet müşâhadesiyle firâr eder, bizi meydanda terk edersin” dediklerinde: “Hâşâ sizi terk etmem, isterseniz şimdi piyâde olur, maʿan ʿazîmet ederim” dedikde, habîsin biri: “Bunu ne söyledürsüz” deyü tüfengin Efendi-yi mûmâ ileyhe havâle vü ifrâğ ve yanında bulunan bî-dimâğlar dahi merkūma tebaʿiyyet ile haber ve surâg-ı şerri birbirine iblâğ eylediler. Efendi-yi mûmâ ileyhi cenâb-ı Hak hıfz etdiyse dahi, Sultân'ın birkaç âdemi maktûl ü mecrûh olup, ne hâl ise ilerüye şitâb ve Ağa Paşa neden sonra bâkī piyâdeleri âlup, ceng yerine [M2 299] gelür gelmez düşmen zorlayup her birini bir tarafa târ ü mâr eyledi. Fakīr Kozluca ordusunda düşmenin zuhûrunu ve el-yevm muhârebeye mübâşeret olunduğunu Re’îs Efendi tarafından Sadrıaʿzam'a tahrîr eder iken, Kozluca Boğazı'ndan asker seyl-i münhadir gibi akup, çadırlar tarafına ʿadem-i iltifât ile Ordu-yi hümâyûn'a doğru firâr ederler idi. Çok geçmeden aʿdâ dahi çadırlara müşrif tell-i refîʿin üzerine toplar taʿbiye edüp, bilâ-inkıtāʿ âteş-efşân ve orduda bulunanlar dahi bu hali görüp perîşân oldular. Silistire cenginde Moskovlu'nun yürüyüş toplarından biri ahz olunup, maʿan istishâb olunmuşidi. Zikr olunan top ve sâyirlerinin ekseri tahlîs olunmuşiken, bir sâʿat infisâlinde piyâdeler topları hâmil olan bârgîrlerin kayışların katʿ ile topu bırakup, bârgîrlere süvâr olduklarını Fakīr'den başka bin âdem re'ye'l-ʿayn müşâhade etmişidi. Baʿzı sâde diller küffârın bir muʿteber topu imiş ve İsvec'den bir kalʿaya bedel alınmış, “Açıkdan veremeyüp, bu sûretle verdiler” deyü, ru'esâyı ithâm etdikleri, umûr-i garîbeden ʿadd olunmuşdur. Bir gece mukaddem karagola taʿyîn olunanları leylen Re’îs Efendi yoklayup, bi-hikmetillâhi o gece karagolda Serdengeçdi Ağaları bulunup, cümlesini der-hâb bulduğundan serzeniş ü ʿitâbda ifrât etdiğinden başka, Ağa Paşa'ya dahi cân-güdâz baʿzı kelimât îrâdıyla, kulûb-i nâsı tahvîl ve sühûletle tenbîh ü îkāz ve nush u ittiʿâz mümkün iken izhâr-ı hiddet eylemesi, cümlesini ifnây-ı vücûduna teşne eylediği müstağnin ʿani'd-delîldir. Düşmen ile mukāvemetden mukaddem ru'esây-ı asâkir bir yere gelüp, düşmenden yüz döndürmemek üzere hilf-i billâh ile birbirine iʿtimâd vermiş iken, firâr-ı ʿani'z-zahf maʿnâsından câhil ve huns-i yemîn mefhûmundan gāfil olanlar, hetk-i nâmûs-i şerîʿat ve mâl-ı firâvân ile vücûd bulmuş katʿî çok mühimmât ve edevât-ı Pâdişâhî'yi terk ü mugāderet ile bilâ-muzâyaka gürûh-i müşrikînden hezîmetleri erbâb-ı diyânete dâğ-ı derûn ve bilâ-şübhe haklarında sebeb-i zuhûr-i gazab-ı Hâlik-i bî-çûn olacağı bir emr-i gayr-i maznûndur.",
          "caption": "Hareket-i Ağa Paşa ve Re’îs Efendi ve vukūʿ-i perîşânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_949.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ağa Paşa ve Re’îs Efendi ve vukūʿ-i perîşânî",
          "text": "Çünkü takdîm-i ehem kāʿidesine riʿâyet, kâr-ı kadîm-i erkân-ı ʿakl ü dirâyet olup, Bazarcığ'a gulüv eden düşmen üzerine teveccüh lâzım gelmişidi. Mevcûd olan piyâdeye minvâl-i meşrûh üzere Ağa Paşa ve süvârîye Re'îs Efendi Başbuğ nasb ve mîr-i mîrândan Uzun ʿAbdullah Paşa ve Süleymân Paşa maʿiyyetlerine meʾmûr kılınup, kâffe-i lâzimeleri tanzîm ve top ve sâyir âlât-ı müdâfaʿa ile orduları teşyîd ü tahkîm kılınup, alay ile savb-ı mezkûre ʿazîmet eylediler. Kable'l-hareke topçular hartûclar ile meşgül iken, bi-kazâʾillâh baruta âteş isâbet ve birkaç neferi mübtelây-ı sûziş ü hirkat edüp, nâs bu mâddeden tetayyur ve tefeʾül ve Ağa Paşa ordusuna tefrika resîde olacağını tekavvül eder oldular. Gerüden Muʿasker-i hümâyûn'a gelen asker pey-der-pey verâlarından ilhâk ve Ordu-yi hümâyûn'dan dahi vâfir âdem maʿan bulunmağa hâhiş-ker olarak Kozluca'ya varıncaya dek zikr olunan orduya âdem deryâsı ıtlâk olunmaya başladı. Evvelki gün Yeni-Bazar ve üçüncü gün Kozluca cây-gâh-ı asker-i cerrâr olup, ba'de'l-istişare Çerkes Hasan Paşa ile Gemalmaz nâm Bölük-başiyi tecessüs-i ahvâl-i aʿdâ içün Bazarcığ'a irsâl eylediler. Mûmâ ileyhimâ Bazarcığ'a üç sâʿat mesâfe olan Oşenli Deresi'ne vardıklarında, küffârın karagollarına musâdefe ve âgāz-ı muhârebe ve muvâfaka etmeleriyle, zikr olunan Bölük-başı şehîd ve düşmen dahi nâ-bedîd olup, anlar dahi ʿavdet ve tafsîl-i mâ-cerâ vü keyfiyyet eylediler. Ferdâsı Oşenli'ye varup, vücûd ve ʿadem-i aʿdâyı tashîh içün Bihke Kapudânı maʿiyyetinde olan bin nefer Bosna dilâverleriyle mahall-i mezkûre varup, aʿdâ iki tarafda mevâkıʿ-i şâhsâr hilâlinde istitâr ve bunlar dahi gelüp, aʿdâdan nâm ü nişân bulmadıklarını ihbâr eylediler. Düşmenin Bazarcık semtinde ihtişâdı baʿzı karâyin-i [M2 298] hâliye ile maʿlûm ve askerin verâsı alınup, Kozluca'dan hareket edinceye dek, meteris hafrı zâhiru'l-lüzûm olduğuna binâʾen, ru'esây-ı asker her tarafı keşf ü muʿâyene ve iktizây-ı zemîn ile meterise şâyân mahal bulmayup, cihet-i uhrâ ile tedârük görülmesini mikyâs-i ʿakl ile muvâzene eylediler. Bilâhıre Uzun ʿAbdullah Paşa'nın maʿiyyetine vâfir süvârî ve piyâde verilüp, Oşenli'yi zabt tedbîri karâr ve ol dahi âheste reftâr ile Oşenli'ye mütekārib oldukda, küffâr birkaç tabur irâʾeti ile cenge ibtidâr eyleüyp, mahall-i cengin iki tarafı mîşe-zâr ve süvârî gürûhu kerr ü ferre bî-iktıdâr olduklarından, bîhûde askeri kırdırmakdan ictinâb ile gerüye ʿavdet ve Kul Kethudâsı piyâdegân ile düşmeni tazyîk etmişiken, süvârînin ʿavdeti bunların dahi sebeb-i rehâveti olup, süvârîyi hedef-i taʿn-ı mülayim eyleyerek, Kozluca'ya tahrîk-i pây-ı iʿtizâm eylediler. ʿAbdullah Paşa dahi düşmenin kesreti olup, maʿiyyetinde olan asker mukāvemete vâfî olmamağla, imdâda içün Kozluca ordusuna âdem irsâl ve bu keyfiyyet Ağa Paşa ve Reʾîs Efendi'yi müteşettitü'l-bâl edüp, Re’îs Efendi bir sâʿat mukaddem Kozluca ordusuna vürûd eden Baht Girây Sultân'ı ve\nbir mikdâr süvârîyi alup, Kozluca bayırına doğru gider iken, yeniçerilerin bir avcı zuhûr edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh: “Yoldaşlar, niçün gazâdan insırâf ve muvâcehe-i aʿdâdan inhırâf gösterdiniz?” dedikde: “Mecrûhlarımızı mahall-i selâmete îsâl edeceğiz\" dediklerinde: “Bir mecrûhun yanında ellişer âdem ne lâzım! İkişer âdem götürsün, kusûrunuz cenge rucûʿ etsün işte ben dahi sizinle beraber giderim\" dedikde, yeniçeriler: “Sen atlu ve biz piyâdeyiz, cüz’î sıklet müşâhadesiyle firâr eder, bizi meydanda terk edersin” dediklerinde: “Hâşâ sizi terk etmem, isterseniz şimdi piyâde olur, maʿan ʿazîmet ederim” dedikde, habîsin biri: “Bunu ne söyledürsüz” deyü tüfengin Efendi-yi mûmâ ileyhe havâle vü ifrâğ ve yanında bulunan bî-dimâğlar dahi merkūma tebaʿiyyet ile haber ve surâg-ı şerri birbirine iblâğ eylediler. Efendi-yi mûmâ ileyhi cenâb-ı Hak hıfz etdiyse dahi, Sultân'ın birkaç âdemi maktûl ü mecrûh olup, ne hâl ise ilerüye şitâb ve Ağa Paşa neden sonra bâkī piyâdeleri âlup, ceng yerine [M2 299] gelür gelmez düşmen zorlayup her birini bir tarafa târ ü mâr eyledi. Fakīr Kozluca ordusunda düşmenin zuhûrunu ve el-yevm muhârebeye mübâşeret olunduğunu Re’îs Efendi tarafından Sadrıaʿzam'a tahrîr eder iken, Kozluca Boğazı'ndan asker seyl-i münhadir gibi akup, çadırlar tarafına ʿadem-i iltifât ile Ordu-yi hümâyûn'a doğru firâr ederler idi. Çok geçmeden aʿdâ dahi çadırlara müşrif tell-i refîʿin üzerine toplar taʿbiye edüp, bilâ-inkıtāʿ âteş-efşân ve orduda bulunanlar dahi bu hali görüp perîşân oldular. Silistire cenginde Moskovlu'nun yürüyüş toplarından biri ahz olunup, maʿan istishâb olunmuşidi. Zikr olunan top ve sâyirlerinin ekseri tahlîs olunmuşiken, bir sâʿat infisâlinde piyâdeler topları hâmil olan bârgîrlerin kayışların katʿ ile topu bırakup, bârgîrlere süvâr olduklarını Fakīr'den başka bin âdem re'ye'l-ʿayn müşâhade etmişidi. Baʿzı sâde diller küffârın bir muʿteber topu imiş ve İsvec'den bir kalʿaya bedel alınmış, “Açıkdan veremeyüp, bu sûretle verdiler” deyü, ru'esâyı ithâm etdikleri, umûr-i garîbeden ʿadd olunmuşdur. Bir gece mukaddem karagola taʿyîn olunanları leylen Re’îs Efendi yoklayup, bi-hikmetillâhi o gece karagolda Serdengeçdi Ağaları bulunup, cümlesini der-hâb bulduğundan serzeniş ü ʿitâbda ifrât etdiğinden başka, Ağa Paşa'ya dahi cân-güdâz baʿzı kelimât îrâdıyla, kulûb-i nâsı tahvîl ve sühûletle tenbîh ü îkāz ve nush u ittiʿâz mümkün iken izhâr-ı hiddet eylemesi, cümlesini ifnây-ı vücûduna teşne eylediği müstağnin ʿani'd-delîldir. Düşmen ile mukāvemetden mukaddem ru'esây-ı asâkir bir yere gelüp, düşmenden yüz döndürmemek üzere hilf-i billâh ile birbirine iʿtimâd vermiş iken, firâr-ı ʿani'z-zahf maʿnâsından câhil ve huns-i yemîn mefhûmundan gāfil olanlar, hetk-i nâmûs-i şerîʿat ve mâl-ı firâvân ile vücûd bulmuş katʿî çok mühimmât ve edevât-ı Pâdişâhî'yi terk ü mugāderet ile bilâ-muzâyaka gürûh-i müşrikînden hezîmetleri erbâb-ı diyânete dâğ-ı derûn ve bilâ-şübhe haklarında sebeb-i zuhûr-i gazab-ı Hâlik-i bî-çûn olacağı bir emr-i gayr-i maznûndur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cünûd-i İslâmiyye'nin bir sınıfı, muhârebede mecrûh olan ʿAbdullah Paşa ile Pravadi (Provadia) üzerinden Balkan'ı aşup, Karin-âbâd tarafına ʿazîmet ve kusûru bi'l-cümle ru'esâ ile Ordu-yi hümâyûn'a ricʿat ve bu keyfiyyet-i [M2 300] müdhişeden Sadrıaʿzam'ın hâsse-i sâmiʿası derece-i taʿtîle resîde ve bundan sonra ne gûne hareket ede-\nceği fikriyle kadd-hamîde olmuşiken, rebîʿulâhırın on beşinci günü düşmen-i dîn Kozluca'dan Şumnu kasdıyla kıyâm ve atlusu Yeni-pazar'a doğru geldiğini ilerüde bulunan Dağıstânî ʿAli Paşa iʿlâm etmişidi.\n\nDüşmenin Şumnu'ya geleceği muhakkak olup, hâric-i şehirde mütevekkilen ʿalallâh muhârebeye ihtimâm olunmak ve zafer mümkün olmadığı takdirde iki seneden berü istihkâmıyla tekayyüd olunan şeranpolar verâsında düşmen ile ez dil ü cân ceng etmek tedbîrini, erkân-ı devlet meclis-i meşveretde tebyîn ve herkes bu re'yi tahsîn eyledikleri hâlde, Dağıstânî ʿAli Paşa dahi Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, aʿdânın Yeni-bazar bayırına nasb-ı hıyâm etdiklerini ifâde ve Ordu-yi hümâyûn kurbunda müceddeden meterisler hafr edüp, cenge âmâde oldular. Ordu-yi hümâyûn'da sekiz bin kadar süvârî mevcûd ve hulûs-i kalb ile mukāvemet miyânelerinde meşrût u maʿhûd olup, Dağıstânî ʿAli Paşa maʿiyyeti ile çerhaya taʿyîn ve muharebe ederek, düşmeni meterislere celb etmek tenbîhâtı müşârun ileyhe tavsiye vü telkīn olundu.",
          "caption": "Vürûd-i küffâr be-Karye-i Yeni-bazar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_950.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i küffâr be-Karye-i Yeni-bazar",
          "text": "Cünûd-i İslâmiyye'nin bir sınıfı, muhârebede mecrûh olan ʿAbdullah Paşa ile Pravadi (Provadia) üzerinden Balkan'ı aşup, Karin-âbâd tarafına ʿazîmet ve kusûru bi'l-cümle ru'esâ ile Ordu-yi hümâyûn'a ricʿat ve bu keyfiyyet-i [M2 300] müdhişeden Sadrıaʿzam'ın hâsse-i sâmiʿası derece-i taʿtîle resîde ve bundan sonra ne gûne hareket ede-\nceği fikriyle kadd-hamîde olmuşiken, rebîʿulâhırın on beşinci günü düşmen-i dîn Kozluca'dan Şumnu kasdıyla kıyâm ve atlusu Yeni-pazar'a doğru geldiğini ilerüde bulunan Dağıstânî ʿAli Paşa iʿlâm etmişidi.\n\nDüşmenin Şumnu'ya geleceği muhakkak olup, hâric-i şehirde mütevekkilen ʿalallâh muhârebeye ihtimâm olunmak ve zafer mümkün olmadığı takdirde iki seneden berü istihkâmıyla tekayyüd olunan şeranpolar verâsında düşmen ile ez dil ü cân ceng etmek tedbîrini, erkân-ı devlet meclis-i meşveretde tebyîn ve herkes bu re'yi tahsîn eyledikleri hâlde, Dağıstânî ʿAli Paşa dahi Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, aʿdânın Yeni-bazar bayırına nasb-ı hıyâm etdiklerini ifâde ve Ordu-yi hümâyûn kurbunda müceddeden meterisler hafr edüp, cenge âmâde oldular. Ordu-yi hümâyûn'da sekiz bin kadar süvârî mevcûd ve hulûs-i kalb ile mukāvemet miyânelerinde meşrût u maʿhûd olup, Dağıstânî ʿAli Paşa maʿiyyeti ile çerhaya taʿyîn ve muharebe ederek, düşmeni meterislere celb etmek tenbîhâtı müşârun ileyhe tavsiye vü telkīn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şumnu ehâlîsi Ordu-yi hümâyûn askeriyle bi'l-ittihâd düşmen ile ceng edüp, nakl-i ʿiyâl ü evlâd etmemek üzere muʿâhede ve bu maʿnâyı ahadühümâ âhara ʿiyânen ifâde etmişler idi. Şumnu Kasabası bir müddetden berü meştâ ittihâz olunduğundan, ordu halkının baʿzısı ʿuzûbet ve tecerrüde gayr-i mütehammil ve şiddet-i şebek sebebiyle pâbend-i te'ehhül olmuşlar idi. Sâbıkā Kethudâ Kâtibi Nüzhet Efendi'nin tevâbiʿinden biri zevcesini libâs-ı merdâne ile alup firâr etmek niyyeti ile şeranpo kapusundan çıkar iken, mukaddemce iyâb ü zehâb üzere olanların ahvâli teftîş olunup, ferd-i âferîdeye ruhsat-ı hicret verilmemek husûsları dahi mü’ekked tenbîh olunduğuna binâ'en, merkūmenin hareket ü reftârından tâyife-i nisâdan olduğu istidlâl ve celiyye-i hâline vukūf içün şeranpo kapusunun bâlâsında olan hâneye idhâl olunup, giderek şübhe mündefiʿ ve fi'l-hâl kati çok kimse müctemiʿ olup, hılâf-ı ʿahd iddiʿâsıyla kılıç üşürüb, ikisinin dahi hiyel-i hayâtı munkatıʿ oldu. Reʾîs Efendi'nin şân ü şöhreti ber-kemâl olduğundan, belki [M2 301] nâs havf ü hirâs üzere olur zannıyla: “İşbu zen, Re'îs Efendi'nin câriyesi ve ben dahi hidmetkârıyım” deyü feryâd ü şîven eylediğini kātiller istimâʿ ve cemʿiyyetleri binden ziyâde olarak Efendi-yi mûmâ ileyhin çadırına doğru hücûm ve ihraʿ eylediler. Bu hadise henüz vukūʿ bulmuşiken Muhzır Ağa yazıcısı gelüp, mâddeyi Re’îs Efendi'ye sırran ihbâr ve gaybetini ihtâr eyledikde, fi'l-hâl çadırından nehzat ve Livâ-i şerîf haymesine duhûl ile mütemessik-i vikāyet-i cenâb-ı ahadiyyet olduğu ângürûh-i mezbûr Efendi-yi mûmâ ileyhin çadırlarına girüp, bir fetîlden tüfenglerine âteş vererek ahvâl-i halkı müşevviş edüp, çadırlarda kimseyi bulmadıklarından, yağma ve târâca mübâderet ve habîsin biri Efendi'nin, Livây-ı şerîf çadırında olduğunu işâret ile o tarafa hücûm gösterdiklerinde, Sadrıaʿzam'ın bin kadar Arnabud tüfengçileri otâk pîşgâhında hâzır ve yedlerine tüfenglerini alup, vürûdlarına nâzır olduklarını rü'yetle takaddüme ʿadem-i\ncesâret ve geldikleri semte ʿavdet eylediler. Re’îs Efendi dahi süvârî ocağlarının iʿâneti ile mütenekkiru'l-hey'e Âsitâne-i saʿâdet tarafına ʿazîmet ve zikr olunan ihtilâl fazl-ı Zü'l-celâl ile karîn-i zevâl oldu. Re'îs Efendi'nin gaybûbeti ile münhal olan hidmet-i Riyâset, İbrâhîm Münîb Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve üzerinde olan Büyük Rûznâme mansıbı ile sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı es-Seyyid İbrâhîm Efendi'nin necm-i tîre-i bahtı fürûzân kılındı. Reʾîs-i sâbıkın dahi Şarköyü'nde eğerçi ikāmeti bâbında fermân-ı ʿâlî ısdâr olundu. Ancak emr-i ʿâlî yerine vusûl bulmadan Âsitâneʿye varup, Burusa'ya iclâ ve andan Kütahya'da kalʿa-bend olmak irâdesiyle tahkīr u izrâ kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-i şûriş u ihtilâl ve reften-i Re’îsülküttâb be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_951.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-i şûriş u ihtilâl ve reften-i Re’îsülküttâb be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Şumnu ehâlîsi Ordu-yi hümâyûn askeriyle bi'l-ittihâd düşmen ile ceng edüp, nakl-i ʿiyâl ü evlâd etmemek üzere muʿâhede ve bu maʿnâyı ahadühümâ âhara ʿiyânen ifâde etmişler idi. Şumnu Kasabası bir müddetden berü meştâ ittihâz olunduğundan, ordu halkının baʿzısı ʿuzûbet ve tecerrüde gayr-i mütehammil ve şiddet-i şebek sebebiyle pâbend-i te'ehhül olmuşlar idi. Sâbıkā Kethudâ Kâtibi Nüzhet Efendi'nin tevâbiʿinden biri zevcesini libâs-ı merdâne ile alup firâr etmek niyyeti ile şeranpo kapusundan çıkar iken, mukaddemce iyâb ü zehâb üzere olanların ahvâli teftîş olunup, ferd-i âferîdeye ruhsat-ı hicret verilmemek husûsları dahi mü’ekked tenbîh olunduğuna binâ'en, merkūmenin hareket ü reftârından tâyife-i nisâdan olduğu istidlâl ve celiyye-i hâline vukūf içün şeranpo kapusunun bâlâsında olan hâneye idhâl olunup, giderek şübhe mündefiʿ ve fi'l-hâl kati çok kimse müctemiʿ olup, hılâf-ı ʿahd iddiʿâsıyla kılıç üşürüb, ikisinin dahi hiyel-i hayâtı munkatıʿ oldu. Reʾîs Efendi'nin şân ü şöhreti ber-kemâl olduğundan, belki [M2 301] nâs havf ü hirâs üzere olur zannıyla: “İşbu zen, Re'îs Efendi'nin câriyesi ve ben dahi hidmetkârıyım” deyü feryâd ü şîven eylediğini kātiller istimâʿ ve cemʿiyyetleri binden ziyâde olarak Efendi-yi mûmâ ileyhin çadırına doğru hücûm ve ihraʿ eylediler. Bu hadise henüz vukūʿ bulmuşiken Muhzır Ağa yazıcısı gelüp, mâddeyi Re’îs Efendi'ye sırran ihbâr ve gaybetini ihtâr eyledikde, fi'l-hâl çadırından nehzat ve Livâ-i şerîf haymesine duhûl ile mütemessik-i vikāyet-i cenâb-ı ahadiyyet olduğu ângürûh-i mezbûr Efendi-yi mûmâ ileyhin çadırlarına girüp, bir fetîlden tüfenglerine âteş vererek ahvâl-i halkı müşevviş edüp, çadırlarda kimseyi bulmadıklarından, yağma ve târâca mübâderet ve habîsin biri Efendi'nin, Livây-ı şerîf çadırında olduğunu işâret ile o tarafa hücûm gösterdiklerinde, Sadrıaʿzam'ın bin kadar Arnabud tüfengçileri otâk pîşgâhında hâzır ve yedlerine tüfenglerini alup, vürûdlarına nâzır olduklarını rü'yetle takaddüme ʿadem-i\ncesâret ve geldikleri semte ʿavdet eylediler. Re’îs Efendi dahi süvârî ocağlarının iʿâneti ile mütenekkiru'l-hey'e Âsitâne-i saʿâdet tarafına ʿazîmet ve zikr olunan ihtilâl fazl-ı Zü'l-celâl ile karîn-i zevâl oldu. Re'îs Efendi'nin gaybûbeti ile münhal olan hidmet-i Riyâset, İbrâhîm Münîb Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve üzerinde olan Büyük Rûznâme mansıbı ile sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı es-Seyyid İbrâhîm Efendi'nin necm-i tîre-i bahtı fürûzân kılındı. Reʾîs-i sâbıkın dahi Şarköyü'nde eğerçi ikāmeti bâbında fermân-ı ʿâlî ısdâr olundu. Ancak emr-i ʿâlî yerine vusûl bulmadan Âsitâneʿye varup, Burusa'ya iclâ ve andan Kütahya'da kalʿa-bend olmak irâdesiyle tahkīr u izrâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmen-i dîn dört sâʿat ilerüde mekîn ve Ordu-yi hümâyûn üzerine geleceği vâsıl-ı derece-i ʿilme'l-yakīn olmuşiken, mezhebde müttehid oldukları kimseleri âguşte-i hûn ve münkir-i vahdet-i zât-ı Hâlık-i bîçûn olan küffâr-ı dalâlet-makrûn muhârebesinde tecânüf ü firârı ʿâdet ü kānûn eden zaʿîfü'l-edyân kimseler, mâdde-i cüzʾiyye sebebi ile meterislerde olan tavâyif-i askerîyi izʿâc ve ordu halkını çadırlarından ihrâc eyleyüp, sâlt ve sebük-bâr herkes esbine süvâr ve Livây-ı şerîf sâyesine varup, iki düşmenden rest-gâr olmak ümniyyesiyle, dest-güşfây-ı ʿavn-i Perverdigâr [M2 302] oldular. Binâ'en ʿalâ zâlik, hâzır atlanmış iken, Serdâr-ı ekrem'i yerinden tahrîk ile köprü başına îsâl ve: “Müslimân olan zîr-i Livây-ı şerîfe gelsün!” deyü dellâllar nidâ ve hademe-i bâb ve ricâl-i devletin baʿzısından gayrîleri icâbet etmeyüp, orduyu yağma ve bir tarafa firâr hülyâsıyla sâyirleri müheyyâ olduğunu hayır-hâhân-ı devlet mutâlaʿa ve tercîh-i muʿâvede vü mürâcaʿa eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_952.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem",
          "text": "Düşmen-i dîn dört sâʿat ilerüde mekîn ve Ordu-yi hümâyûn üzerine geleceği vâsıl-ı derece-i ʿilme'l-yakīn olmuşiken, mezhebde müttehid oldukları kimseleri âguşte-i hûn ve münkir-i vahdet-i zât-ı Hâlık-i bîçûn olan küffâr-ı dalâlet-makrûn muhârebesinde tecânüf ü firârı ʿâdet ü kānûn eden zaʿîfü'l-edyân kimseler, mâdde-i cüzʾiyye sebebi ile meterislerde olan tavâyif-i askerîyi izʿâc ve ordu halkını çadırlarından ihrâc eyleyüp, sâlt ve sebük-bâr herkes esbine süvâr ve Livây-ı şerîf sâyesine varup, iki düşmenden rest-gâr olmak ümniyyesiyle, dest-güşfây-ı ʿavn-i Perverdigâr [M2 302] oldular. Binâ'en ʿalâ zâlik, hâzır atlanmış iken, Serdâr-ı ekrem'i yerinden tahrîk ile köprü başına îsâl ve: “Müslimân olan zîr-i Livây-ı şerîfe gelsün!” deyü dellâllar nidâ ve hademe-i bâb ve ricâl-i devletin baʿzısından gayrîleri icâbet etmeyüp, orduyu yağma ve bir tarafa firâr hülyâsıyla sâyirleri müheyyâ olduğunu hayır-hâhân-ı devlet mutâlaʿa ve tercîh-i muʿâvede vü mürâcaʿa eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rebîʿulâhırın yirminci günü düşmen yerinden hareket eylediği, bi'l-muʿâyene meşhûd-i erkân-ı devlet olup, bir iki gün zarfında etrâfdan gelenler ile süvârî askeri on iki bine bâliğ ve meterisler dahi piyâde ile mâl-â-mâl ve gayr-i fâriğ olmağla, Dağıstânî ʿAli Paşa ve Çerkes Hasan Paşa ve İlbasanlı Süleyman Paşa zikr olunan süvârîler ile bir sâʿat mahalden düşmeni karşılamak üzere şedd-i zeber-teng-i ʿazîmet eylediler.\n\nSadrıaʿzam vukūʿ bulan hâdiselerden mükedder ü derhem ve mübtelây-ı ʿillet-i samem olduğundan başka, at üzerinde durmayacak derecelerde vücûduna zaʿf târî ve ser-nihâde-i bâliş-i bîmârî olmuşiken, etrâfdan gayret verilerek hezâr mihnetle ata süvâr ve köprü-başına gelüp, askere gayret ü şevk vermeğe ibtidâr eyledi. Şumnu'ya yarım sâʿat mahalde süvâriyân-ı İslâm düşmen atlusuna mukābil ve beş yüz kadar mübarizîn-i dîn gürûh-ı müşrikîn ile mukābil olduğu hâlde, sâyir atlular uzakdan merhabâ ve terk-i gavgā ile makāmlarında cengi seyr ü temâşâ eylediler. Bu hâli baʿzı ruʾesâ müşâhede ile\nilerü varup, tahrîz u iğrâda ifrâğ-ı cehd ü tâkat etmişler iken, nush u pendleri sûd-mend ve sühûlet-i semt-i firâr zımnında rasad-bend olduklarını, muhârebeye meşgūl olan guzât-ı İslâm rü’yet ile bâzûy-i iktidârlarına fütûr ʿârız olup, imdâd ü iʿânetden nevmîd ve anlar dahi maʿreke-gâhdan dûr u baʿîd oldular. Düşmen-i mekkâr dahi iki tarafa top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyesini iʿmâl ile şerâre-bâr ve birkaç gülle temâşâciyân mecmaʿına atdıkda, fi'l-hâl cümlesi perîşân ve çadırlara gelüp, suht ü buht kabîlinden olan emvâl-i nâsı tâlân ve balkān tarafına ʿatf-ı ʿinân eylediler. Bundan sonra ʿillet-i vücûd sebebi ile Serdâr-ı ekrem kıyâma muktedir olmayup, çend nefer ricâl-i devlet ile köprüyü berü tarafa mürûr ve Sadrıaʿzam bî-şuʿûr olduğundan: “Ne tedbîr edelim?” dendikce: “Siz bilürsüz” [M2 303] dimekden gayri cevâba kādir olmayup, ancak piyâdegân meterislerde sâbit-kadem olduğundan, düşmen-i dîn berüye tecâvüz etmeyüp, yarım sâʿat mahalde vâkiʿ bir karyede mekîn oldular. Bu aralıkda ketebe-i aklâm ve hulefânın ekserîsi ve Beylikçi ve Kethudâ Kâtibi ve Âmedci, Sadrıaʿzam ilerü ʿazîmet eyledi zannıyla balkanı aşup, kimi Karinâbâd'a ve kimi Edirne'ye üftâde oldu.\n\nRusya Feldmareşali'nin sulha dâ'ir bir kıtʿa mektûbunu Rusyalu bir-takrîb askerî tâ'ifesinden birinin yedine teslîm ve ol dahi mektub-i mezbûru getürüp, Sadrıaʿzam'a takdîm eyledi. Livây-ı şerîf pîrâmeninde ʿasra dek pesmândegân-ı İslâm mütevakkıf ve herkesin re'yi bir semte munsarif olup, kimi balkanın öte cânibini tercîh ve kimi Edirne'ye ʿazîmeti tasrîh eyledikleri hâlde, nâgâh şiddet-i emtâr deşt ü sahrâyı numûne-numâ-yı bahr-i zahhâr edüp, bu sebeble ʿazîmet bi't-tabʿ mülgā ve şeranpolar kapusundan içerüye duhûl ve herkes bir hâne tedârüküyle mutarassıd-ı emr-i müntehâ oldular. Meterislerde olan piyâdegân dahi leylen meterisleri ifrâğ ile Şumnu'ya girmek takrîbi ile ricâl-i devlet bir yere gelüp, düşmen etrâfımızı muhâsara ile bir mahalle ʿazîmet mümkin olmadığından gayri, piyâdeler dâmen-gîr ve Şumnu'da olan evlâd ü ʿıyâl fikri ise, mûcib-i keder-i vefîr olup, hemân izhâr-ı metânet ve hazret-i Hakk'a tevekkül ile ibrâz-ı merdânegî ve celâdet etmek husûslarını ez-dil ü cân tasmîm ve piyâde gürûhunu şeranpolara taksîm eylediler.\n\nSüvârînin bir sınıfı Çerkes Paşa'ya ve bir sınıfı Dağıstânî ʿAli Paşa maʿiyyetine verilüp, baʿzan şeranpolardan hurûc ile muhârebeye mübâderet ve düşmen muzâyaka verdikçe gerüye ʿavdet eyleyüp, ehâlî-yi Şumnu dahi, leyl ü nehâr turuk-i cebeli muhâfazaya ihtimâm ve muʿâvenet ü muzâharetde saʿy ü ikdâm-ı tâm eylerleridi. Bu aralıkda Çerkes Hasan Paşa izhâr-ı sûz u güdâz ve altı sene zarfında vâkiʿ olan meʿârikde kudreti yetişdiği kadar mâye-i celâdet ibraz etmişiken, emsâli gibi nâyil-i Vezâret olmadığını hikâyet ve erkân-ı devlete bess ü şikâyet edüp, Serdâr-ı ekrem'e kazıyye ifhâm ve rütbe-i Vezâret'le Paşa-yı mûmâ ileyh nişvân-ı rahîk-ı merâm kılındı.\nBundan sonra Serdâr-ı ekrem'in Livây-ı şerîf ile hayme-nişîn olması, karar-gîr-i kâr-fermâyân-ı Devlet-i ebed-bünyân ve koşu meydânında [M2 304] nasb olunan sâyebâna müşârun ileyh esb-rân-ı ʿizz ü şân oldu. Rebîʿulâhırın yirmi üçüncü günü düşmen taburlarını tertîb ve birkaç koldan şeranpolar üzerine tesrîb etmek üzere olduğu maʿlûm-i baʿîd ü karîb olup, her tarafa dellallar nidâ ve zevâyâda kesb-i râhat eden erbâb-ı ceng ü vegā cemʿ ü izcâ ve şeranpolar verâsına taʿbiye vü imlâ olunup, o makūle ser-bâzân-ı İslâm'a müheyyic-i dâʿiye-i şevk olacak iltifât ve herkes gürûhuna bezl-i ʿatıyyât takrîbi ile gayr-i askerî olanlardan oldukça defʿ-i inkılâbât ve mehâfât kılındı. Düşmen dahi top menziline gelüp, mukābilinde olan toplara berü tarafdan âteş verildikde, taraf-ı âhara munsarıf ve yürüyüş tarîklarını teʾemmül ile mütevakkıf oldu. Şeranpoları ihâta edecek piyâde mevcûd olmadığı muhakkak iken, cenâb-ı Hak tâyife-i askerînin kulûbundan izâle-i ruʿb u hirâs ve her taraf memlû sûretinde izhâr-ı sebât eylemeleri, düşmen-i dîni ıktihâmdan ihtibâs ile sebeb-i nefy-i bî-kıyâs oldular.\n\nDüşmen-i dînin Şumnu üzerine gelmemek ve tazyîk u hasr ile sulha ilcâ etmek, yedinde olan taʿlîm-nâmenin hulâsası olduğundan başka, Silistire kıyâsıyla askerlerine rûy-i şikestegî be-dîdâr olmak dahi cümle-i mahsûsâtlarından olmağla, sûret-i kerr ü ferri ihtiyâr ile ʿâkıbet-i kâra intızâr üzere oldular.\n\n“Rusya Mareşali'nin mukaddemâ tevârüd eden mektûbu baʿzı hezeyân ü türrehâtdan ʿibârettir” deyü, nazar ve tercümesine iʿtibâr olunmadığından gayri, tercüme irâde olunsa bile tercemânlar nâbûd ve her birisi cây-ı selâmeti tahsîl içün ordudan mefkūd olup, Süvârî Mukābelecisi'nde müsâfereten mukīm olan Mareşal'ın âdemîsine mektûb-ı mezbûr tercüme etdirilüp, taleb-i sulhu muhbir ve mükâleme-i sulh içün âdem irsâlini müşʿir olmağla, şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü Serdâr-ı ekrem tarafından dahi âdem irsâl ve mukābelede bulunan düşmen bu keyfiyyetden inʿikād-ı sulhu istidlâl ile taburlarını çeküp, terk-i ceng ü kıtâl eylediler.\n\nEdirne ve sâyir taraflara perâkende olan hademenin mansıbları âharlara tevcîh olunmak münâsib görülüp, Beylikçilik, Mektûbî Baş-halîfesi Nahîfî Efendi'ye ve Baş-halîfelik, ʿAbdullah Birrî Efendi'ye ve Kethudâ Kitâbeti, Halîmî dâmâdı Şehrî Efendi'ye tevcîh olundu.\n\nMareşal tarafına irsâl olunan mektûbun cevâbı vürûd [M2 305] edüp, ʿakd-i sulh etmeye müstaʿid âdemi olmayup, o tarafdan âdem irsâlini beyân eylediğinden, mevcûd olan vüzerây-ı ʿizâm ve sâyir erkân-ı devlet meşveret edüp, taʿyîn-i Murahhas mâddesi\ndermeyân olundukda, vakt ü hâle nazaran maslahat-ı sulhu herkes istihsân ve ferâğ-ı bâl ile mükâleme olunmak içün elli altmış gün mütâreke rabtı Mareşal'e zikr ü beyân olundukdan sonra, Re'îs Efendi'yi Serdâr-ı ekrem hazretleri ihzâr ve Murahhaslık ile irsâl olunacağını ihbâr eyledikde, münferiden ʿazîmetden ibâ ve Kethudâ Bey'e Nişancılık Pâyesi verilüp, Murahhas-ı Evvel nasb ve kendüsü Murahhas-ı Sânî ʿunvânıyla ʿazîmet eyleyeceğini inbâ edüp, ikisinde ilbâs-ı hilʿat ve levâzım ü havâyicleri mehmâ-emken rü'yet ve bir iki gün zarfında âmâde-i ʿazîmet olmuşlar iken, iki askerin mukābele ve muhârebesi hengâmında mütârekenin imkânı olmadığını îmâ ve tekrâr cümleye bu keyfiyyet inhâ olundukda, şiddet-i muhâsara ve inkıtâʿ-1 imdâd ve askerde olan fütûr mehâzîri bast u beyân ve ʿaks-i mâddeden terettüb eden zarar ü hüsrân mülâhazâtıyla murahhasların bilâ-mütâreke ʿazîmetlerini istisvâb ve: \"Sulh her ne vechile münʿakid olursa mahz-ı hayırdır” deyü her tarafdan tekrîr-i cevâb eylediler. Ordu Kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi'den vech-i şerʿî istıksâ olundukda, mukaddemâ ʿAbdurrezzâk Efendi vaktinde karar bulan musâlaha mümkün olduğu hâlde: “Cevâz böyle dursun ʿakdi vâcibdir” deyü katʿ-ı kelâm ve ocağlu ve sâyirleri dahi ol vechile murahhasların ʿazîmeti husûsunu iltizâm eyleyüp, cumâdelûlânın üçüncü salı günü zikr olunan murahhaslar Rusya Feldmareşal'i tarafına ʿatf-i zimâm eylediler.\nKeyfiyyât-ı mezkûre bi-külliyyâtihâ ve cüz'iyyâtihâ Rikâb-ı hümâyûna ʿarz u mahzar olunup, Yeniçeri Kâtibi Lâleli Mustafa Efendi ile irsâl olundu. Mukābelede olan aʿdâ musâlaha müzâkere olunur iken cengden hâlî olmayup, etrâfa katana ve kazak tâyifelerini taslît edüp, şeranpodan âdem ihrâc etmemek sûretinde asâkir-i İslâm'ı izʿâc ve Çalık-kavak derbendinde emr-i muhafazaya kıyâm eden sâbıkā Segbân-başı Vezîr Yûsuf Paşa'yı ʿale'l-gafle basup, mecrûh eyledikleri şuyûʿuyla, mukābeleye mess-i ihtiyâc edüp, Dağıstânî ʿAlî Paşa maʿiyyetinde üç yüz kadar etbâʿ makūlesi ihtişâd [M2 306] edüp, şeranpolar kenârında olan bin beş yüz kadar kâfir süvârîsiyle muhârebeye ibtidâr etmeleriyle, iki üç sâʿat kadar ceng mütemâdî ve şeranpolardan katʿ-ı eyâdî-yi aʿdâ kılındığından başka, iki yüz kadar küffâr, dûzahîlere kafâdâr oldu. Ferdâsı Şumnu'da olan sâyir süvârîlere şevk u hâhiş târî ve tahmînen iki bin süvârî sell-i şemşîr-i tîzkârî edüp, düşmenin karagol-hânelerin tahrîb ve süvârîlerini nûk-i sinân ve seyf-i cân-sitân ile meydân-ı maʿrekeden tecnîb ve piyâdegân-ı İslâm'a dahi gayret gelüp, şeranpolardan hurûc ve mukaddemâ hafr etdikleri meterislere vülûc eyledikleri küffâra bi'l-muʿâyene be-dîdâr oldukda, hemân taburlarını tanzîm ile ordusu hâricinde mukîm oldu. Hizberân-ı İslâm gâlib ve meydanda olan düşmen, cemʿiyyetgâhlarına hârib olup, katʿî çok kâfir müste'sıl-i seyf-i bâtır ve cünûd-i Müslimîn mansûr u zâfir şeranpolar verâsına gelüp, ʿatıyye-i hazret-i Kādir'e şâkir oldular.",
          "caption": "Hâtime-i ceng ve inʿikād-ı sulh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_953.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hâtime-i ceng ve inʿikād-ı sulh",
          "text": "Rebîʿulâhırın yirminci günü düşmen yerinden hareket eylediği, bi'l-muʿâyene meşhûd-i erkân-ı devlet olup, bir iki gün zarfında etrâfdan gelenler ile süvârî askeri on iki bine bâliğ ve meterisler dahi piyâde ile mâl-â-mâl ve gayr-i fâriğ olmağla, Dağıstânî ʿAli Paşa ve Çerkes Hasan Paşa ve İlbasanlı Süleyman Paşa zikr olunan süvârîler ile bir sâʿat mahalden düşmeni karşılamak üzere şedd-i zeber-teng-i ʿazîmet eylediler.\n\nSadrıaʿzam vukūʿ bulan hâdiselerden mükedder ü derhem ve mübtelây-ı ʿillet-i samem olduğundan başka, at üzerinde durmayacak derecelerde vücûduna zaʿf târî ve ser-nihâde-i bâliş-i bîmârî olmuşiken, etrâfdan gayret verilerek hezâr mihnetle ata süvâr ve köprü-başına gelüp, askere gayret ü şevk vermeğe ibtidâr eyledi. Şumnu'ya yarım sâʿat mahalde süvâriyân-ı İslâm düşmen atlusuna mukābil ve beş yüz kadar mübarizîn-i dîn gürûh-ı müşrikîn ile mukābil olduğu hâlde, sâyir atlular uzakdan merhabâ ve terk-i gavgā ile makāmlarında cengi seyr ü temâşâ eylediler. Bu hâli baʿzı ruʾesâ müşâhede ile\nilerü varup, tahrîz u iğrâda ifrâğ-ı cehd ü tâkat etmişler iken, nush u pendleri sûd-mend ve sühûlet-i semt-i firâr zımnında rasad-bend olduklarını, muhârebeye meşgūl olan guzât-ı İslâm rü’yet ile bâzûy-i iktidârlarına fütûr ʿârız olup, imdâd ü iʿânetden nevmîd ve anlar dahi maʿreke-gâhdan dûr u baʿîd oldular. Düşmen-i mekkâr dahi iki tarafa top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyesini iʿmâl ile şerâre-bâr ve birkaç gülle temâşâciyân mecmaʿına atdıkda, fi'l-hâl cümlesi perîşân ve çadırlara gelüp, suht ü buht kabîlinden olan emvâl-i nâsı tâlân ve balkān tarafına ʿatf-ı ʿinân eylediler. Bundan sonra ʿillet-i vücûd sebebi ile Serdâr-ı ekrem kıyâma muktedir olmayup, çend nefer ricâl-i devlet ile köprüyü berü tarafa mürûr ve Sadrıaʿzam bî-şuʿûr olduğundan: “Ne tedbîr edelim?” dendikce: “Siz bilürsüz” [M2 303] dimekden gayri cevâba kādir olmayup, ancak piyâdegân meterislerde sâbit-kadem olduğundan, düşmen-i dîn berüye tecâvüz etmeyüp, yarım sâʿat mahalde vâkiʿ bir karyede mekîn oldular. Bu aralıkda ketebe-i aklâm ve hulefânın ekserîsi ve Beylikçi ve Kethudâ Kâtibi ve Âmedci, Sadrıaʿzam ilerü ʿazîmet eyledi zannıyla balkanı aşup, kimi Karinâbâd'a ve kimi Edirne'ye üftâde oldu.\n\nRusya Feldmareşali'nin sulha dâ'ir bir kıtʿa mektûbunu Rusyalu bir-takrîb askerî tâ'ifesinden birinin yedine teslîm ve ol dahi mektub-i mezbûru getürüp, Sadrıaʿzam'a takdîm eyledi. Livây-ı şerîf pîrâmeninde ʿasra dek pesmândegân-ı İslâm mütevakkıf ve herkesin re'yi bir semte munsarif olup, kimi balkanın öte cânibini tercîh ve kimi Edirne'ye ʿazîmeti tasrîh eyledikleri hâlde, nâgâh şiddet-i emtâr deşt ü sahrâyı numûne-numâ-yı bahr-i zahhâr edüp, bu sebeble ʿazîmet bi't-tabʿ mülgā ve şeranpolar kapusundan içerüye duhûl ve herkes bir hâne tedârüküyle mutarassıd-ı emr-i müntehâ oldular. Meterislerde olan piyâdegân dahi leylen meterisleri ifrâğ ile Şumnu'ya girmek takrîbi ile ricâl-i devlet bir yere gelüp, düşmen etrâfımızı muhâsara ile bir mahalle ʿazîmet mümkin olmadığından gayri, piyâdeler dâmen-gîr ve Şumnu'da olan evlâd ü ʿıyâl fikri ise, mûcib-i keder-i vefîr olup, hemân izhâr-ı metânet ve hazret-i Hakk'a tevekkül ile ibrâz-ı merdânegî ve celâdet etmek husûslarını ez-dil ü cân tasmîm ve piyâde gürûhunu şeranpolara taksîm eylediler.\n\nSüvârînin bir sınıfı Çerkes Paşa'ya ve bir sınıfı Dağıstânî ʿAli Paşa maʿiyyetine verilüp, baʿzan şeranpolardan hurûc ile muhârebeye mübâderet ve düşmen muzâyaka verdikçe gerüye ʿavdet eyleyüp, ehâlî-yi Şumnu dahi, leyl ü nehâr turuk-i cebeli muhâfazaya ihtimâm ve muʿâvenet ü muzâharetde saʿy ü ikdâm-ı tâm eylerleridi. Bu aralıkda Çerkes Hasan Paşa izhâr-ı sûz u güdâz ve altı sene zarfında vâkiʿ olan meʿârikde kudreti yetişdiği kadar mâye-i celâdet ibraz etmişiken, emsâli gibi nâyil-i Vezâret olmadığını hikâyet ve erkân-ı devlete bess ü şikâyet edüp, Serdâr-ı ekrem'e kazıyye ifhâm ve rütbe-i Vezâret'le Paşa-yı mûmâ ileyh nişvân-ı rahîk-ı merâm kılındı.\nBundan sonra Serdâr-ı ekrem'in Livây-ı şerîf ile hayme-nişîn olması, karar-gîr-i kâr-fermâyân-ı Devlet-i ebed-bünyân ve koşu meydânında [M2 304] nasb olunan sâyebâna müşârun ileyh esb-rân-ı ʿizz ü şân oldu. Rebîʿulâhırın yirmi üçüncü günü düşmen taburlarını tertîb ve birkaç koldan şeranpolar üzerine tesrîb etmek üzere olduğu maʿlûm-i baʿîd ü karîb olup, her tarafa dellallar nidâ ve zevâyâda kesb-i râhat eden erbâb-ı ceng ü vegā cemʿ ü izcâ ve şeranpolar verâsına taʿbiye vü imlâ olunup, o makūle ser-bâzân-ı İslâm'a müheyyic-i dâʿiye-i şevk olacak iltifât ve herkes gürûhuna bezl-i ʿatıyyât takrîbi ile gayr-i askerî olanlardan oldukça defʿ-i inkılâbât ve mehâfât kılındı. Düşmen dahi top menziline gelüp, mukābilinde olan toplara berü tarafdan âteş verildikde, taraf-ı âhara munsarıf ve yürüyüş tarîklarını teʾemmül ile mütevakkıf oldu. Şeranpoları ihâta edecek piyâde mevcûd olmadığı muhakkak iken, cenâb-ı Hak tâyife-i askerînin kulûbundan izâle-i ruʿb u hirâs ve her taraf memlû sûretinde izhâr-ı sebât eylemeleri, düşmen-i dîni ıktihâmdan ihtibâs ile sebeb-i nefy-i bî-kıyâs oldular.\n\nDüşmen-i dînin Şumnu üzerine gelmemek ve tazyîk u hasr ile sulha ilcâ etmek, yedinde olan taʿlîm-nâmenin hulâsası olduğundan başka, Silistire kıyâsıyla askerlerine rûy-i şikestegî be-dîdâr olmak dahi cümle-i mahsûsâtlarından olmağla, sûret-i kerr ü ferri ihtiyâr ile ʿâkıbet-i kâra intızâr üzere oldular.\n\n“Rusya Mareşali'nin mukaddemâ tevârüd eden mektûbu baʿzı hezeyân ü türrehâtdan ʿibârettir” deyü, nazar ve tercümesine iʿtibâr olunmadığından gayri, tercüme irâde olunsa bile tercemânlar nâbûd ve her birisi cây-ı selâmeti tahsîl içün ordudan mefkūd olup, Süvârî Mukābelecisi'nde müsâfereten mukīm olan Mareşal'ın âdemîsine mektûb-ı mezbûr tercüme etdirilüp, taleb-i sulhu muhbir ve mükâleme-i sulh içün âdem irsâlini müşʿir olmağla, şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü Serdâr-ı ekrem tarafından dahi âdem irsâl ve mukābelede bulunan düşmen bu keyfiyyetden inʿikād-ı sulhu istidlâl ile taburlarını çeküp, terk-i ceng ü kıtâl eylediler.\n\nEdirne ve sâyir taraflara perâkende olan hademenin mansıbları âharlara tevcîh olunmak münâsib görülüp, Beylikçilik, Mektûbî Baş-halîfesi Nahîfî Efendi'ye ve Baş-halîfelik, ʿAbdullah Birrî Efendi'ye ve Kethudâ Kitâbeti, Halîmî dâmâdı Şehrî Efendi'ye tevcîh olundu.\n\nMareşal tarafına irsâl olunan mektûbun cevâbı vürûd [M2 305] edüp, ʿakd-i sulh etmeye müstaʿid âdemi olmayup, o tarafdan âdem irsâlini beyân eylediğinden, mevcûd olan vüzerây-ı ʿizâm ve sâyir erkân-ı devlet meşveret edüp, taʿyîn-i Murahhas mâddesi\ndermeyân olundukda, vakt ü hâle nazaran maslahat-ı sulhu herkes istihsân ve ferâğ-ı bâl ile mükâleme olunmak içün elli altmış gün mütâreke rabtı Mareşal'e zikr ü beyân olundukdan sonra, Re'îs Efendi'yi Serdâr-ı ekrem hazretleri ihzâr ve Murahhaslık ile irsâl olunacağını ihbâr eyledikde, münferiden ʿazîmetden ibâ ve Kethudâ Bey'e Nişancılık Pâyesi verilüp, Murahhas-ı Evvel nasb ve kendüsü Murahhas-ı Sânî ʿunvânıyla ʿazîmet eyleyeceğini inbâ edüp, ikisinde ilbâs-ı hilʿat ve levâzım ü havâyicleri mehmâ-emken rü'yet ve bir iki gün zarfında âmâde-i ʿazîmet olmuşlar iken, iki askerin mukābele ve muhârebesi hengâmında mütârekenin imkânı olmadığını îmâ ve tekrâr cümleye bu keyfiyyet inhâ olundukda, şiddet-i muhâsara ve inkıtâʿ-1 imdâd ve askerde olan fütûr mehâzîri bast u beyân ve ʿaks-i mâddeden terettüb eden zarar ü hüsrân mülâhazâtıyla murahhasların bilâ-mütâreke ʿazîmetlerini istisvâb ve: \"Sulh her ne vechile münʿakid olursa mahz-ı hayırdır” deyü her tarafdan tekrîr-i cevâb eylediler. Ordu Kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi'den vech-i şerʿî istıksâ olundukda, mukaddemâ ʿAbdurrezzâk Efendi vaktinde karar bulan musâlaha mümkün olduğu hâlde: “Cevâz böyle dursun ʿakdi vâcibdir” deyü katʿ-ı kelâm ve ocağlu ve sâyirleri dahi ol vechile murahhasların ʿazîmeti husûsunu iltizâm eyleyüp, cumâdelûlânın üçüncü salı günü zikr olunan murahhaslar Rusya Feldmareşal'i tarafına ʿatf-i zimâm eylediler.\nKeyfiyyât-ı mezkûre bi-külliyyâtihâ ve cüz'iyyâtihâ Rikâb-ı hümâyûna ʿarz u mahzar olunup, Yeniçeri Kâtibi Lâleli Mustafa Efendi ile irsâl olundu. Mukābelede olan aʿdâ musâlaha müzâkere olunur iken cengden hâlî olmayup, etrâfa katana ve kazak tâyifelerini taslît edüp, şeranpodan âdem ihrâc etmemek sûretinde asâkir-i İslâm'ı izʿâc ve Çalık-kavak derbendinde emr-i muhafazaya kıyâm eden sâbıkā Segbân-başı Vezîr Yûsuf Paşa'yı ʿale'l-gafle basup, mecrûh eyledikleri şuyûʿuyla, mukābeleye mess-i ihtiyâc edüp, Dağıstânî ʿAlî Paşa maʿiyyetinde üç yüz kadar etbâʿ makūlesi ihtişâd [M2 306] edüp, şeranpolar kenârında olan bin beş yüz kadar kâfir süvârîsiyle muhârebeye ibtidâr etmeleriyle, iki üç sâʿat kadar ceng mütemâdî ve şeranpolardan katʿ-ı eyâdî-yi aʿdâ kılındığından başka, iki yüz kadar küffâr, dûzahîlere kafâdâr oldu. Ferdâsı Şumnu'da olan sâyir süvârîlere şevk u hâhiş târî ve tahmînen iki bin süvârî sell-i şemşîr-i tîzkârî edüp, düşmenin karagol-hânelerin tahrîb ve süvârîlerini nûk-i sinân ve seyf-i cân-sitân ile meydân-ı maʿrekeden tecnîb ve piyâdegân-ı İslâm'a dahi gayret gelüp, şeranpolardan hurûc ve mukaddemâ hafr etdikleri meterislere vülûc eyledikleri küffâra bi'l-muʿâyene be-dîdâr oldukda, hemân taburlarını tanzîm ile ordusu hâricinde mukîm oldu. Hizberân-ı İslâm gâlib ve meydanda olan düşmen, cemʿiyyetgâhlarına hârib olup, katʿî çok kâfir müste'sıl-i seyf-i bâtır ve cünûd-i Müslimîn mansûr u zâfir şeranpolar verâsına gelüp, ʿatıyye-i hazret-i Kādir'e şâkir oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlânın yedinci günü Devlet-i ʿaliyye murahhasları Mareşal ile Kaynarca'da mülâkāt edüp, ʿan-asl Sadrıaʿzam ile mevâdd-ı musâlaha bi'l-mükâtebe karârgîr-i nizâm olup, temessükler tahrîrinden gayri bir maslahat kalmadığını işrâb ve Repnin Cenerali bu maslahata taʿyîn ve bir iki gün zarfında inʿıkādını tebyîn ile katʿ-ı cevâb edüp, mükâlemelerde güzerân eden mebâhis kabûl-i tekerrür ve müddeʿây-ı tarafeyn tekessür ederek Özi ve Hoca-bey mukābelesinde Kılburun ve Kerş ve Yeni-kalʿa tasdîk olunmadıkça, saded-i âhar lisâna alınmayacağını katʿîce ifâde ile meclis ferdâya taʿvîk ve yevm-i mezkûrda yine Mareşal ile ʿakd-i meclis olunup, Rusyalu'nun müddeʿâsı istîzâna taʿlîk-ı irâde olundukda, Mareşal râzî olmayup: “Be-her hâl bunlar tasdîk olunmaludur” dedikde, bi'z-zarûra tasdîk olundu. Kusûr mâddeler dahi pezîrây-ı nizâm ve cumâdelûlânın sekizinci günü târîhiyle yirmi sekiz mâddeyi şâmil senedât-ı tarafeyn temhîd ü ihtitâm ve altı seneden berü müşâhade olunan ekdâr ü âlâm, fazl-ı cenâb-ı Münaʿâm ile mübeddel-i âsâyiş ü ârâm oldu.",
          "caption": "İctimâʿ-ı murahhasân bâ-Merşal-i Rusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_954.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "İctimâʿ-ı murahhasân bâ-Merşal-i Rusya",
          "text": "Cumâdelûlânın yedinci günü Devlet-i ʿaliyye murahhasları Mareşal ile Kaynarca'da mülâkāt edüp, ʿan-asl Sadrıaʿzam ile mevâdd-ı musâlaha bi'l-mükâtebe karârgîr-i nizâm olup, temessükler tahrîrinden gayri bir maslahat kalmadığını işrâb ve Repnin Cenerali bu maslahata taʿyîn ve bir iki gün zarfında inʿıkādını tebyîn ile katʿ-ı cevâb edüp, mükâlemelerde güzerân eden mebâhis kabûl-i tekerrür ve müddeʿây-ı tarafeyn tekessür ederek Özi ve Hoca-bey mukābelesinde Kılburun ve Kerş ve Yeni-kalʿa tasdîk olunmadıkça, saded-i âhar lisâna alınmayacağını katʿîce ifâde ile meclis ferdâya taʿvîk ve yevm-i mezkûrda yine Mareşal ile ʿakd-i meclis olunup, Rusyalu'nun müddeʿâsı istîzâna taʿlîk-ı irâde olundukda, Mareşal râzî olmayup: “Be-her hâl bunlar tasdîk olunmaludur” dedikde, bi'z-zarûra tasdîk olundu. Kusûr mâddeler dahi pezîrây-ı nizâm ve cumâdelûlânın sekizinci günü târîhiyle yirmi sekiz mâddeyi şâmil senedât-ı tarafeyn temhîd ü ihtitâm ve altı seneden berü müşâhade olunan ekdâr ü âlâm, fazl-ı cenâb-ı Münaʿâm ile mübeddel-i âsâyiş ü ârâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bükreş mükâlemesinde Kılburun'un hedmiyle iktifâ ve iddiʿây-ı tazmîn ilgā olunup, mâdde-yi ticaret dahi cerh u taʿdîl olunmak ve Kırım'dan Devlet-i ʿaliyye katʿ-ı ʿalâka etmemek zımnında kalʿa binâsı gibi sühûlet-i maslahat muhakkak iken, bir sene sonra [M2 307] münʿakid olan sulhda ne derece tefâvüt olup, düşmen ne mertebelerde fâyide-mend olduğu ednâ mülâhaza ile maʿlûm olur. Cengde iksâr-ı vezâyif-i cünûd ile itlâf-ı emvâl ve tekâlîf-i şâkka-i zarûriyye ile memâlikde tevellüd-i ihtilâl, vâreste-i kayd-ı istidlâl olup, bâ-husûs cengde zafer ü nusrat mevhûm ve sulhda râhat ü âsâyiş meczûm olup, meczûmu mevhûme ve maʿlûmu mechûle tercîh, nakşbendân-ı kâr-hâne-i umûr olan hükemây-ı eslâfın şiyem ü ʿâdetlerinden olduğu kitâplarında tasrîh olunmuşdur. “Recaʿnâ ilâ mâ künnâ fîhi”.\n\nMünʿakid olan musâlaha senedlerinin birer sûreti murahhaslar tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve bu keyfiyyetden cümleye inbısât-ı tâm hâsıl olup, Serdar-ı ekrem tarafından tasdîknâme tahrîr ve murahhaslar tarafına tesyir olunup, baʿde'l-mübâdele murahhaslar ʿavdet ve ahbâr-ı sulh etrafda olan askere tahrîr ü işâret olundu. Yeniçeri Kâtibi Efendi ʿarz u mahzarı südde-i aʿlâya takdîm ve bu sûretle sulhun cevâzını ʿulemây-ı aʿlâm teslîm eylediklerine binâ'en, ruhsatı mutazammın bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i vürûd olup, kulûbda olan hafakān zâyil ü mürtefi ve maslahatda\nmevhûm olan tereddüd müntefî vü mündefiʿ olup, herkes şâd ü hurrem ve reʿâyâ vü berâyâ vatanlarına ʿavdet ile âzâde-i derd ü gam oldular.",
          "caption": "Lâhika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_955.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhika",
          "text": "Bükreş mükâlemesinde Kılburun'un hedmiyle iktifâ ve iddiʿây-ı tazmîn ilgā olunup, mâdde-yi ticaret dahi cerh u taʿdîl olunmak ve Kırım'dan Devlet-i ʿaliyye katʿ-ı ʿalâka etmemek zımnında kalʿa binâsı gibi sühûlet-i maslahat muhakkak iken, bir sene sonra [M2 307] münʿakid olan sulhda ne derece tefâvüt olup, düşmen ne mertebelerde fâyide-mend olduğu ednâ mülâhaza ile maʿlûm olur. Cengde iksâr-ı vezâyif-i cünûd ile itlâf-ı emvâl ve tekâlîf-i şâkka-i zarûriyye ile memâlikde tevellüd-i ihtilâl, vâreste-i kayd-ı istidlâl olup, bâ-husûs cengde zafer ü nusrat mevhûm ve sulhda râhat ü âsâyiş meczûm olup, meczûmu mevhûme ve maʿlûmu mechûle tercîh, nakşbendân-ı kâr-hâne-i umûr olan hükemây-ı eslâfın şiyem ü ʿâdetlerinden olduğu kitâplarında tasrîh olunmuşdur. “Recaʿnâ ilâ mâ künnâ fîhi”.\n\nMünʿakid olan musâlaha senedlerinin birer sûreti murahhaslar tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve bu keyfiyyetden cümleye inbısât-ı tâm hâsıl olup, Serdar-ı ekrem tarafından tasdîknâme tahrîr ve murahhaslar tarafına tesyir olunup, baʿde'l-mübâdele murahhaslar ʿavdet ve ahbâr-ı sulh etrafda olan askere tahrîr ü işâret olundu. Yeniçeri Kâtibi Efendi ʿarz u mahzarı südde-i aʿlâya takdîm ve bu sûretle sulhun cevâzını ʿulemây-ı aʿlâm teslîm eylediklerine binâ'en, ruhsatı mutazammın bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i vürûd olup, kulûbda olan hafakān zâyil ü mürtefi ve maslahatda\nmevhûm olan tereddüd müntefî vü mündefiʿ olup, herkes şâd ü hurrem ve reʿâyâ vü berâyâ vatanlarına ʿavdet ile âzâde-i derd ü gam oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tasarrufât-ı mülkiyyede beyne'd-düvel muvâzene bir emr-i muʿteber ve mülk-i âhara bir devletin hırs u teʿaddîsi cemîʿ-i devletlerin ittifâk ve kahr-ı müteʿaddîye hücûmlarını istilzâm etmek resm-i mukarrer iken, nev-hudûs olan devletlerde el-hâletü hâzihi bu tavr-ı mergūb metrûk ü mühmel ve ahadühümâ âhardan intizâʿ-ı emâkin ü arâzî kasdıyla rasad-bîn-i mekr ü hiyel olup, nazm: \n\n Ez-zulmü min şiyemi'n-nüfûs \n Fe-in tecid zâʿifetün fe-leʿallehü lâ-yezlüm \n\n mefhûmunca tabâyiʿ-i nâs ki, şerr u fesâda mecbûl ve ʿale'd-devâm celb-i zevâyid ve taleb-i fevâyide meşgūliyyet ile izhâr-ı temelluk etmesi bir ʿillet ile maʿlûldür. Kahr-ı zaʿîf ve istidlâl-i mehzûl ve nahîfe bi't-tabʿ mâyil olmaları haysiyyeti ile devletlerden biri takdîr-i Mâlikü'l-mülk ile hasmına mağlûb ve mülâhaza-i mazarrat-ı müfrita ile râhatı meslûb olduğu hâlde, sulha râgıb olduğunu mücâviri olan devletler ihsâs ile hem-hudûd oldukları emâkinden bir kıtʿa arâziye medd-i yed ve yâhûd [M2 308] semm-i muvakkat nevʿinden olan baʿzı şurût-i fâside inʿikādı zımnında tasʿîr-i had etmek tabîʿat-i maslahatlarından olduğu, mücerreb-i erbâb-ı kabûl ü red olup, binâ'en ʿalâ zâlik Nemçelü bu seferde Devlet-i ʿaliyye'ye iʿânet ve hasmı olan Rusyalu'ya izhâr-ı ʿadâvet ile lede'l-iktizâ cenge mübâşeret mukāvelesini hafî olarak temhîd ve bu şartı hudûda baʿzı asker sevkiyle gûyâ te'kîd etmişidi. Daʿvâ etdikleri muzâharet ve iʿlân-ı cenge müteʿallık taraflarından bir eser ü ʿalâmet zuhûr etmeyüp, mesârıf nâmıyla Devlet-i ʿaliyye'yi min ciheti'n-nakd ızrâr ve Boğdan memleketinden dokuz kazâlık arâzîyi hâh ü nâ-hâh kabza-i tasarrufa alup, Devlet-i ʿaliyye altı sene zarfında hasmıyla vâkiʿ olan muhârebede yorgun olup bu zararı zarûrî hazm etdiği maʿlûm-i serîre-şinâsân-ı rûzgârdır. Nemçelü karîbü'l-ʿahdde Moskov ve Prusya cenglerinde zaʿîf ve nâ-tüvân ve memleketi elden gitmek derecelerinde tezelzülü nümâyân olup, her taraftan Devlet-i ʿaliyye'yi düvel-i sâyire tahrîk ü teşvîk ve mukaddemâ terk olunan kılâʿ u bukāʿın istirdâdına zâmin olarak irâ'e-i tarîk etmişler iken, bilâ-sebeb nakz-ı ʿahd şe'âmetini tehayyül ve zebûn-küşlük maʿarratından istiğnâ ile izhâr-ı sûret-i tegāfül eylediği Nemçelü'nün dahi maʿlûmu iken, bâlâda beyân olunan agrâz-ı düvel iktizâsıyla maslahatını itmâm ve intihâz-ı fursat ile tahsîl-i merâm eyledi.",
          "caption": "Gadr-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_956.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Gadr-i Nemçe",
          "text": "Tasarrufât-ı mülkiyyede beyne'd-düvel muvâzene bir emr-i muʿteber ve mülk-i âhara bir devletin hırs u teʿaddîsi cemîʿ-i devletlerin ittifâk ve kahr-ı müteʿaddîye hücûmlarını istilzâm etmek resm-i mukarrer iken, nev-hudûs olan devletlerde el-hâletü hâzihi bu tavr-ı mergūb metrûk ü mühmel ve ahadühümâ âhardan intizâʿ-ı emâkin ü arâzî kasdıyla rasad-bîn-i mekr ü hiyel olup, nazm: \n\n Ez-zulmü min şiyemi'n-nüfûs \n Fe-in tecid zâʿifetün fe-leʿallehü lâ-yezlüm \n\n mefhûmunca tabâyiʿ-i nâs ki, şerr u fesâda mecbûl ve ʿale'd-devâm celb-i zevâyid ve taleb-i fevâyide meşgūliyyet ile izhâr-ı temelluk etmesi bir ʿillet ile maʿlûldür. Kahr-ı zaʿîf ve istidlâl-i mehzûl ve nahîfe bi't-tabʿ mâyil olmaları haysiyyeti ile devletlerden biri takdîr-i Mâlikü'l-mülk ile hasmına mağlûb ve mülâhaza-i mazarrat-ı müfrita ile râhatı meslûb olduğu hâlde, sulha râgıb olduğunu mücâviri olan devletler ihsâs ile hem-hudûd oldukları emâkinden bir kıtʿa arâziye medd-i yed ve yâhûd [M2 308] semm-i muvakkat nevʿinden olan baʿzı şurût-i fâside inʿikādı zımnında tasʿîr-i had etmek tabîʿat-i maslahatlarından olduğu, mücerreb-i erbâb-ı kabûl ü red olup, binâ'en ʿalâ zâlik Nemçelü bu seferde Devlet-i ʿaliyye'ye iʿânet ve hasmı olan Rusyalu'ya izhâr-ı ʿadâvet ile lede'l-iktizâ cenge mübâşeret mukāvelesini hafî olarak temhîd ve bu şartı hudûda baʿzı asker sevkiyle gûyâ te'kîd etmişidi. Daʿvâ etdikleri muzâharet ve iʿlân-ı cenge müteʿallık taraflarından bir eser ü ʿalâmet zuhûr etmeyüp, mesârıf nâmıyla Devlet-i ʿaliyye'yi min ciheti'n-nakd ızrâr ve Boğdan memleketinden dokuz kazâlık arâzîyi hâh ü nâ-hâh kabza-i tasarrufa alup, Devlet-i ʿaliyye altı sene zarfında hasmıyla vâkiʿ olan muhârebede yorgun olup bu zararı zarûrî hazm etdiği maʿlûm-i serîre-şinâsân-ı rûzgârdır. Nemçelü karîbü'l-ʿahdde Moskov ve Prusya cenglerinde zaʿîf ve nâ-tüvân ve memleketi elden gitmek derecelerinde tezelzülü nümâyân olup, her taraftan Devlet-i ʿaliyye'yi düvel-i sâyire tahrîk ü teşvîk ve mukaddemâ terk olunan kılâʿ u bukāʿın istirdâdına zâmin olarak irâ'e-i tarîk etmişler iken, bilâ-sebeb nakz-ı ʿahd şe'âmetini tehayyül ve zebûn-küşlük maʿarratından istiğnâ ile izhâr-ı sûret-i tegāfül eylediği Nemçelü'nün dahi maʿlûmu iken, bâlâda beyân olunan agrâz-ı düvel iktizâsıyla maslahatını itmâm ve intihâz-ı fursat ile tahsîl-i merâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdâr-ı ekrem Muhsin-zâde'nin ʿilleti yevmen fe-yevmen efzûn ve ʿale'l-husûs savt-ı bülend istimâʿından ʿâciz olduğu semʿ-i hümâyûna makrûn olup, Sadâret'e tavti'e makāmında Şehremîni ʿİzzet Bey'in Kāyim-makām bulunması, havâlî-kerd-i zamîr-i Pâdişâhî olmağla, rebîʿulâhirin altıncı günü Kāyim-makām Paşa maʿzûl ve mîr-i mûmâ ileyh yerine mevsûl oldu.",
          "caption": "Kāyim-makām şüden-i ʿİzzet Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_957.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Kāyim-makām şüden-i ʿİzzet Mehmed Efendi",
          "text": "Serdâr-ı ekrem Muhsin-zâde'nin ʿilleti yevmen fe-yevmen efzûn ve ʿale'l-husûs savt-ı bülend istimâʿından ʿâciz olduğu semʿ-i hümâyûna makrûn olup, Sadâret'e tavti'e makāmında Şehremîni ʿİzzet Bey'in Kāyim-makām bulunması, havâlî-kerd-i zamîr-i Pâdişâhî olmağla, rebîʿulâhirin altıncı günü Kāyim-makām Paşa maʿzûl ve mîr-i mûmâ ileyh yerine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İnʿikād-ı sulh hasebiyle fî-mâ baʿd Şumnu'da ikāmet ʿabese iştigāl kabîlinden olduğuna binâ'en, Bosna Vâlîsi Vezîr Dağıstânî ʿAli Paşa Şumnu'ya Muhâfız nasb ü taʿyîn ve serhadlerde olan sâyir vüzerây-ı ʿizâm dahi yerlü yerinde temkîn olunup, murahhaslara müceddeden taraf-ı hümâyûndan verilen ruhsat-nâme dahi yedlerine vusûl ve senedleri ihticâca salâhiyyet kabûl edüp, Mareşal tarafından iʿtâsı lâzım gelen tasdîknâme taraf-ı Serdâr-ı ekremî'ye resîde [M2 309] ve bi'l-külliyye bisât-ı ʿadâvet berçîde oldu. Şumnu civârında olan küffâra dahi Mareşal tarafından haber vârid ve fi'l-hâl ordusunu kaldurup, Boğdan tarafına râciʿ u ʿâyid oldu.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_958.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "İnʿikād-ı sulh hasebiyle fî-mâ baʿd Şumnu'da ikāmet ʿabese iştigāl kabîlinden olduğuna binâ'en, Bosna Vâlîsi Vezîr Dağıstânî ʿAli Paşa Şumnu'ya Muhâfız nasb ü taʿyîn ve serhadlerde olan sâyir vüzerây-ı ʿizâm dahi yerlü yerinde temkîn olunup, murahhaslara müceddeden taraf-ı hümâyûndan verilen ruhsat-nâme dahi yedlerine vusûl ve senedleri ihticâca salâhiyyet kabûl edüp, Mareşal tarafından iʿtâsı lâzım gelen tasdîknâme taraf-ı Serdâr-ı ekremî'ye resîde [M2 309] ve bi'l-külliyye bisât-ı ʿadâvet berçîde oldu. Şumnu civârında olan küffâra dahi Mareşal tarafından haber vârid ve fi'l-hâl ordusunu kaldurup, Boğdan tarafına râciʿ u ʿâyid oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden berü metâʿib-i seferiyye ile mübtelây-ı envâʿ-ı mesâyib olan sunûf-i askerî ve küttâb-ı aklâm ve sâyir ru'esâ ve ricâl-i devleti fî-mâ-baʿd sahrâlarda bilâ-sebeb meks ü tevkīf revâ-dâşte-i tabʿ-ı Âsafî olmadığından gayri, Şumnu'da müddehar olan zehâyir on gün kadar askere vefâ etmeyeceği zâhir olmağla, işâʿat-ı hareket ile cümleyi ser-germ-i neş'e-i ferhat edüp, cumâdelûlânın yirminci günü Şumnu'dan hizâm-bend-i nehzat ve hâric-i şehirde mansûb haymede vakfe-gîr-i istirâhat oldu. Livây-ı saʿâdet-iltivâ ʿalâ sâhibihâ efzalü't-tehâyâyı kānûn üzere sandukasına tevdîʿ ve ʿarabasına tahmîl etdikden sonra Sadrıaʿzam Edirne cânibine sevk-i ʿAlem ve bir gün sonra ocağlu dahi tertîb-i kadîmleri üzere tahrîk-i kadem eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_959.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Birkaç seneden berü metâʿib-i seferiyye ile mübtelây-ı envâʿ-ı mesâyib olan sunûf-i askerî ve küttâb-ı aklâm ve sâyir ru'esâ ve ricâl-i devleti fî-mâ-baʿd sahrâlarda bilâ-sebeb meks ü tevkīf revâ-dâşte-i tabʿ-ı Âsafî olmadığından gayri, Şumnu'da müddehar olan zehâyir on gün kadar askere vefâ etmeyeceği zâhir olmağla, işâʿat-ı hareket ile cümleyi ser-germ-i neş'e-i ferhat edüp, cumâdelûlânın yirminci günü Şumnu'dan hizâm-bend-i nehzat ve hâric-i şehirde mansûb haymede vakfe-gîr-i istirâhat oldu. Livây-ı saʿâdet-iltivâ ʿalâ sâhibihâ efzalü't-tehâyâyı kānûn üzere sandukasına tevdîʿ ve ʿarabasına tahmîl etdikden sonra Sadrıaʿzam Edirne cânibine sevk-i ʿAlem ve bir gün sonra ocağlu dahi tertîb-i kadîmleri üzere tahrîk-i kadem eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh üç seneye karîb Serdâr-ı ekrem ve mâlik-i zimâm-ı tasarruf-ı ümem olup, zemânında baʿzan nusrat ve baʿzan hezîmet vukūʿuyla, fart-ı gayretinden mehmûm ve giderek ʿillet-i samem ve sâyir emrâz ile resîde-i maʿraz-ı ecel-i mahtûm olup, şöyle ki Şumnu'dan altı sâʿat müfârakatında bi'l-külliyye ekl ü şurbdan munkatıʿ ve kuvâ ve cevârihinden tâb ü tüvân münteziʿ olup, ne hâl ise Karinâbâd'a iki sâʿat kalarak, bir karyeye vusûl ile ordunun ilerüye geçmesini fermân ve ferdâsı orduya hezâr mihnetle revân olarak, bir gün oturak olunmasını beyân etmişidi.\nCumâdelûlânın yirmi altıncı hamîs günü taht-ı revân ile Karinâbâd'a gelür iken muntasıf-ı râhda mürg-i rûhu kafes-i tenden cüdâ ve me'vây-ı kadîmine bâl-güşâ oldu. Nâʿşı dört çift bârgîrli ʿarabaya tahmîl ve otuz altı sâʿatde Edirne'ye tavsîl olunup, Eski Câmiʿ sahasında vâlidesi cenbinde medfûn ve hakkında sû-be-sû istirhâm-ı ʿafv-ı Hâlik-ı Bîçûn kılındı.\n\nMüteneffisân-ı Ordu-yi hümâyûn maʿrifetleriyle mühr-i hümâyûn Livây-ı şerîf sandukasına vazʿ- u temhîr ve keyfiyyet Rikâb-ı hümâyûn tarafına ʿarz u tahrîr olundu. Müşârun ileyh vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mâldâr [M2 310] ve sâhib-i iktidârlarından olmağla, Karinâbâd'da mevcûd olan eşyây-ı firâvânı cümle maʿrifetiyle hatem ve Edirne'ye îsâl ve Âsitâne-i saʿâdet tarafından vürûd eden Mîrâhur-i Evvel Ağa'ya teslîm ve Hazîne-i hümâyûn'a idhâl olundu. Mütevaffây-ı müşârun ileyhin nâʿşı on gün kadar Edirne'de mütevârî-i hâk olmuşiken, İstanbul'a nakli fermân olunup, aʿzây-ı fersûdesi hezâr külfetle ihrâc ve hazret-i Hâlid civârında iʿdâd olunan mezâra idrâc olundu. Nazm:\n\nElâ inneme'd-dünyâ gadâratü eyketin,\nİzâ ahdarra minhâ cânibün ceffe cânibü\nVe mâ-hâzihi'l-eyyâmü illâ fecâyiʿun\nVe-me'l-ʿîşu ve'l-lezzâtü illâ mesâyibun.\n\nSadrıaʿzam'ın vefâtı sebebi ile Ağa Paşa'nın Ordu-yi hümâyûn'a gelmesini erkân-ı devlet istisvâb ve bu keyfiyyet ʿarz-ı südde-i nüh-kıbâb kılınup, Kul Kethudâsı Ağa ocağlu ile gelmek üzere gerüye tevkīf ve Ağa Paşa orduya gelüp, Edirne'ye dek iktizâ eden umûru mecrây-ı kadîmi üzere tasrîf eyledi.",
          "caption": "Vefât-ı Serdâr-ı ekrem Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_960.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Serdâr-ı ekrem Muhsin-zâde Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh üç seneye karîb Serdâr-ı ekrem ve mâlik-i zimâm-ı tasarruf-ı ümem olup, zemânında baʿzan nusrat ve baʿzan hezîmet vukūʿuyla, fart-ı gayretinden mehmûm ve giderek ʿillet-i samem ve sâyir emrâz ile resîde-i maʿraz-ı ecel-i mahtûm olup, şöyle ki Şumnu'dan altı sâʿat müfârakatında bi'l-külliyye ekl ü şurbdan munkatıʿ ve kuvâ ve cevârihinden tâb ü tüvân münteziʿ olup, ne hâl ise Karinâbâd'a iki sâʿat kalarak, bir karyeye vusûl ile ordunun ilerüye geçmesini fermân ve ferdâsı orduya hezâr mihnetle revân olarak, bir gün oturak olunmasını beyân etmişidi.\nCumâdelûlânın yirmi altıncı hamîs günü taht-ı revân ile Karinâbâd'a gelür iken muntasıf-ı râhda mürg-i rûhu kafes-i tenden cüdâ ve me'vây-ı kadîmine bâl-güşâ oldu. Nâʿşı dört çift bârgîrli ʿarabaya tahmîl ve otuz altı sâʿatde Edirne'ye tavsîl olunup, Eski Câmiʿ sahasında vâlidesi cenbinde medfûn ve hakkında sû-be-sû istirhâm-ı ʿafv-ı Hâlik-ı Bîçûn kılındı.\n\nMüteneffisân-ı Ordu-yi hümâyûn maʿrifetleriyle mühr-i hümâyûn Livây-ı şerîf sandukasına vazʿ- u temhîr ve keyfiyyet Rikâb-ı hümâyûn tarafına ʿarz u tahrîr olundu. Müşârun ileyh vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mâldâr [M2 310] ve sâhib-i iktidârlarından olmağla, Karinâbâd'da mevcûd olan eşyây-ı firâvânı cümle maʿrifetiyle hatem ve Edirne'ye îsâl ve Âsitâne-i saʿâdet tarafından vürûd eden Mîrâhur-i Evvel Ağa'ya teslîm ve Hazîne-i hümâyûn'a idhâl olundu. Mütevaffây-ı müşârun ileyhin nâʿşı on gün kadar Edirne'de mütevârî-i hâk olmuşiken, İstanbul'a nakli fermân olunup, aʿzây-ı fersûdesi hezâr külfetle ihrâc ve hazret-i Hâlid civârında iʿdâd olunan mezâra idrâc olundu. Nazm:\n\nElâ inneme'd-dünyâ gadâratü eyketin,\nİzâ ahdarra minhâ cânibün ceffe cânibü\nVe mâ-hâzihi'l-eyyâmü illâ fecâyiʿun\nVe-me'l-ʿîşu ve'l-lezzâtü illâ mesâyibun.\n\nSadrıaʿzam'ın vefâtı sebebi ile Ağa Paşa'nın Ordu-yi hümâyûn'a gelmesini erkân-ı devlet istisvâb ve bu keyfiyyet ʿarz-ı südde-i nüh-kıbâb kılınup, Kul Kethudâsı Ağa ocağlu ile gelmek üzere gerüye tevkīf ve Ağa Paşa orduya gelüp, Edirne'ye dek iktizâ eden umûru mecrây-ı kadîmi üzere tasrîf eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müteveffây-ı müşârun ileyh Sadr-ı esbak Musûlî Muhsin-zâde ʿAbdullah Paşa'nın ferzend-i dil-bend ve necl-i erîb ü ercümendi olup, matlaʿ-ı büdûr-i erbâb-ı tasavvur u şuʿûr olan Âsitâne-i saʿâdet'de pertev-pâş-ı encümen-i zuhûr olup, fark-ı sûd ü ziyân ve temyîz-i zemîn ü âsumân melekesine mâlik oldukda, silahşorân-ı hâssaya ilhâk ve Kapucu-başılık ile mihr-i tâbdâr-ı ikbâli bâhiru'l-işrâk kılınup, pederi Sadâret'le mükerrem oldukda, Kapucular Kethudâlığı'yla câme-i rez-târ-ı liyâkati muʿallem ve elli dokuz târîhinde rütbe-i Vezâret'le sâhib-i tabl ü ʿalem ve Marʿaş Eyâleti ile muhteşem olmuşi-\ndi. Ba'de zâlik Bender muhâfazasına ʿinân-ı ʿazîmeti müteharrik ve sânîyen Marʿaş Eyâleti ve Adana nizâmıyla, Anadolu teftîşine nâmzed ve izhâr-ı hüsn-i tedbîr ile makbûl-i ashâb-ı kabûl ü red olmuşidi. Bundan sonra vâfir zemân kılaʿ-ı Hâkānî muhâfazasında kıyâm ve üsve-i hâl ile imrâr-ı eyyâm edüp, nazm:\n\n“Asâ ferecün ye'tî bihillâh innehü lehü külle yevmin fî-halîkatihi emrün”\n\nmefhûmu üzere giderek tâliʿinde nümâyân olan nühûset, saʿâdete münkalib ve dâyiresine isâbet eden idbâr bi'l-külliyye münselib olup, Rumeli Eyâleti'yle kâm-rân ve Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân şevherligiyle hilâl-i ikbâli bedr-i tâbân oldu. Bundan sonra menâsıb-ı kesîrü'l-cedvâdan Anadolu ve Bosna ve Haleb ve Diyarbekir [M2 311] eyâletleriyle mübâhî ve yetmiş sekiz târîhinde hâmil-i mühr-i Pâdişâhî olup, seksen târîhinde Gürcistân ve ʿusât-ı Mısır gavâyili ve bâ-husûs Moskov seferi mukaddimâtı zuhûr ve birbirini teʿâkub eden işbu hutûb-i ʿazîme müşârun ileyhi güm-kerde-i ʿakl ü şuʿûr edüp, umûr-ı Sadâret'de pâ-beste-i terâhî vü fütûr ve seksen ikide ʿazl ve mâlı ihsân olunarak, Bozca-ada ve müteʿâkıben Rodos'da ikāmete me'mûr olmuşidi. Seksen üçde Mora ehâlîsini keyd-i düşmen-i dînden te'mîn mekāsıdı ile Anabolu muhâfazasına taʿyîn ve o hılâlde Rusyalu, Mora reʿâyâsıyla ber muktezây-ı cinsiyyet rabt-ı peyvend-i ittihâd ü muvâfakat edüp, hüsn-i tedbîr ile memleketi tathîr ve katʿ-ı çok serkeşleri kahr u tedmîr ile şân ü şöhreti felek-mesîr olup, seksen yedi zi'l-kaʿdesinde sânîyen mühr-i hümâyûn ile mükerrem ve Serdâr-ı ekrem olup, baʿzı mahallerde fevz ü zaferi igtinâm etmişiken, bâlâda bast olunan esbâb ile ʿâkıbet düşmen gālib ve başında olan asker bilâ-zarûra sârib olup, Şumnu muhâsarası gibi vaktinde misli gayr-i mesmûʿ bir keyfiyyet vukūʿ bulup, nâçâr sulha meyl ve birkaç günden sonra keşmekeş-i dünyâdan cerr-i zeyl eyledi.\n\nMüşârun ileyh kasîru'l-kāme kebîru's-sibâl, cehveriyyü's-savt ve kaviyyü'l-bâl, dânâ-yı ahvâl-i ahyâr ü eşrâr ve mümtehin-i surûf u nevâyib-i rûzgâr, sadâkat ü istikāmeti ke'ş-şemsi fî-râbiʿati'n-nehâr âşikâr olduğundan başka, dâyimâ fikr ü zikri tekmîl-i şân-ı saltanat ve takvîm-i eved-i nâmûs-i devlet olup, şuʿûru tâm ve mütâlaʿası dürüst bir Vezîr-i benâm idi. Evâyil-i hâlinde haylî felâket ve ʿadem-i müsâʿade-i rûzgâr ile envâʿ-ı muzâyaka vü meşakkat çeküp, hattâ Özi Muhâfızı iken ibkā emrini kimse kabûl etmeyüp, sâʿî-yi yediyle tarafına vusûl bulduğu lisânından istimâʿ olunmuşdur. Hoca-paşa'da Muhsin-oğlu Hânı zâtına mensûb ve âsâr-ı hayriyyeden bir gayri ʿamele\nmuvaffak olmadığı, tahkīk kerde-i erbâb-ı kulûbdür. Sadâret-i ûlâsı üç buçuk sene ve sâniyesi iki sene dokuz mâh olup, sinîn-i ʿömrü yetmişe yetmişidi. Beyne'n-nâs fart-ı buhl ü imsâk ile meʾlûf, meʿâkil ü melâbisinde iktisâr ile maʿrûf idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_961.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müteveffây-ı müşârun ileyh Sadr-ı esbak Musûlî Muhsin-zâde ʿAbdullah Paşa'nın ferzend-i dil-bend ve necl-i erîb ü ercümendi olup, matlaʿ-ı büdûr-i erbâb-ı tasavvur u şuʿûr olan Âsitâne-i saʿâdet'de pertev-pâş-ı encümen-i zuhûr olup, fark-ı sûd ü ziyân ve temyîz-i zemîn ü âsumân melekesine mâlik oldukda, silahşorân-ı hâssaya ilhâk ve Kapucu-başılık ile mihr-i tâbdâr-ı ikbâli bâhiru'l-işrâk kılınup, pederi Sadâret'le mükerrem oldukda, Kapucular Kethudâlığı'yla câme-i rez-târ-ı liyâkati muʿallem ve elli dokuz târîhinde rütbe-i Vezâret'le sâhib-i tabl ü ʿalem ve Marʿaş Eyâleti ile muhteşem olmuşi-\ndi. Ba'de zâlik Bender muhâfazasına ʿinân-ı ʿazîmeti müteharrik ve sânîyen Marʿaş Eyâleti ve Adana nizâmıyla, Anadolu teftîşine nâmzed ve izhâr-ı hüsn-i tedbîr ile makbûl-i ashâb-ı kabûl ü red olmuşidi. Bundan sonra vâfir zemân kılaʿ-ı Hâkānî muhâfazasında kıyâm ve üsve-i hâl ile imrâr-ı eyyâm edüp, nazm:\n\n“Asâ ferecün ye'tî bihillâh innehü lehü külle yevmin fî-halîkatihi emrün”\n\nmefhûmu üzere giderek tâliʿinde nümâyân olan nühûset, saʿâdete münkalib ve dâyiresine isâbet eden idbâr bi'l-külliyye münselib olup, Rumeli Eyâleti'yle kâm-rân ve Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân şevherligiyle hilâl-i ikbâli bedr-i tâbân oldu. Bundan sonra menâsıb-ı kesîrü'l-cedvâdan Anadolu ve Bosna ve Haleb ve Diyarbekir [M2 311] eyâletleriyle mübâhî ve yetmiş sekiz târîhinde hâmil-i mühr-i Pâdişâhî olup, seksen târîhinde Gürcistân ve ʿusât-ı Mısır gavâyili ve bâ-husûs Moskov seferi mukaddimâtı zuhûr ve birbirini teʿâkub eden işbu hutûb-i ʿazîme müşârun ileyhi güm-kerde-i ʿakl ü şuʿûr edüp, umûr-ı Sadâret'de pâ-beste-i terâhî vü fütûr ve seksen ikide ʿazl ve mâlı ihsân olunarak, Bozca-ada ve müteʿâkıben Rodos'da ikāmete me'mûr olmuşidi. Seksen üçde Mora ehâlîsini keyd-i düşmen-i dînden te'mîn mekāsıdı ile Anabolu muhâfazasına taʿyîn ve o hılâlde Rusyalu, Mora reʿâyâsıyla ber muktezây-ı cinsiyyet rabt-ı peyvend-i ittihâd ü muvâfakat edüp, hüsn-i tedbîr ile memleketi tathîr ve katʿ-ı çok serkeşleri kahr u tedmîr ile şân ü şöhreti felek-mesîr olup, seksen yedi zi'l-kaʿdesinde sânîyen mühr-i hümâyûn ile mükerrem ve Serdâr-ı ekrem olup, baʿzı mahallerde fevz ü zaferi igtinâm etmişiken, bâlâda bast olunan esbâb ile ʿâkıbet düşmen gālib ve başında olan asker bilâ-zarûra sârib olup, Şumnu muhâsarası gibi vaktinde misli gayr-i mesmûʿ bir keyfiyyet vukūʿ bulup, nâçâr sulha meyl ve birkaç günden sonra keşmekeş-i dünyâdan cerr-i zeyl eyledi.\n\nMüşârun ileyh kasîru'l-kāme kebîru's-sibâl, cehveriyyü's-savt ve kaviyyü'l-bâl, dânâ-yı ahvâl-i ahyâr ü eşrâr ve mümtehin-i surûf u nevâyib-i rûzgâr, sadâkat ü istikāmeti ke'ş-şemsi fî-râbiʿati'n-nehâr âşikâr olduğundan başka, dâyimâ fikr ü zikri tekmîl-i şân-ı saltanat ve takvîm-i eved-i nâmûs-i devlet olup, şuʿûru tâm ve mütâlaʿası dürüst bir Vezîr-i benâm idi. Evâyil-i hâlinde haylî felâket ve ʿadem-i müsâʿade-i rûzgâr ile envâʿ-ı muzâyaka vü meşakkat çeküp, hattâ Özi Muhâfızı iken ibkā emrini kimse kabûl etmeyüp, sâʿî-yi yediyle tarafına vusûl bulduğu lisânından istimâʿ olunmuşdur. Hoca-paşa'da Muhsin-oğlu Hânı zâtına mensûb ve âsâr-ı hayriyyeden bir gayri ʿamele\nmuvaffak olmadığı, tahkīk kerde-i erbâb-ı kulûbdür. Sadâret-i ûlâsı üç buçuk sene ve sâniyesi iki sene dokuz mâh olup, sinîn-i ʿömrü yetmişe yetmişidi. Beyne'n-nâs fart-ı buhl ü imsâk ile meʾlûf, meʿâkil ü melâbisinde iktisâr ile maʿrûf idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam'ın vefâtı haberi vâsıl-ı semʿ-i [M2 312] hümâyûn oldukda, Sadâret istiʿdâdı verilen Kāyim-makām ʿİzzet Mehmed Paşa cumâdelâhirenin ikinci çeharşenbih günü huzûr-i mülûkâneye daʿvet olunup, iʿtây-ı mühr-i hümâyûn ve iksây-ı ferve-i Sadâretle derece-i kadr u iʿtibârı efzûn kılınup, Ordu-yi hümâyûn'da Kāyim-makāmlık dahi, Yeniçeri Ağası olan Yeğen Mehmed Paşa'ya tevcîh ve bu keyfiyyeti nâtık Mîrahûr-i Evvel Ağa bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ve hılʿat-i seniyye getürüp, müşârun ileyhin dahi bu vechile şân ü rifʿati tenvîh olundu.\n\nSadr-ı müteveffânın emvâl ü eşyâsı altı günde tahrîr ve beş yüz kîseye bâliğ olan nakdi ile Edirne'de bir kıst mevâcib verilmesi tedbîr olundu.\n\nRikâb-ı müstetâbda birkaç seneden berü Reʾîsülküttâb olan Râʾif İsmâʿîl Beyefendi'nin kemâl-i sadâkat ü dirâyetine binâʾen, bi'l-fi'l Reʾîsülküttâb olması rekîz-i zamîr-i Şehriyâr-ı ʿâlem-gîr olduğuna binâʾen, cumâdelâhire evâyilinde hıdmet-i mezkûre ile tatrîb ve Bâb-ı ʿâlî'ye kemâ-kân takrîb olundu.",
          "caption": "Sadrıaʿzam şüden-i Kāyim-makām Paşa ve havâdis-i sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_962.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadrıaʿzam şüden-i Kāyim-makām Paşa ve havâdis-i sâyire",
          "text": "Sadrıaʿzam'ın vefâtı haberi vâsıl-ı semʿ-i [M2 312] hümâyûn oldukda, Sadâret istiʿdâdı verilen Kāyim-makām ʿİzzet Mehmed Paşa cumâdelâhirenin ikinci çeharşenbih günü huzûr-i mülûkâneye daʿvet olunup, iʿtây-ı mühr-i hümâyûn ve iksây-ı ferve-i Sadâretle derece-i kadr u iʿtibârı efzûn kılınup, Ordu-yi hümâyûn'da Kāyim-makāmlık dahi, Yeniçeri Ağası olan Yeğen Mehmed Paşa'ya tevcîh ve bu keyfiyyeti nâtık Mîrahûr-i Evvel Ağa bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ve hılʿat-i seniyye getürüp, müşârun ileyhin dahi bu vechile şân ü rifʿati tenvîh olundu.\n\nSadr-ı müteveffânın emvâl ü eşyâsı altı günde tahrîr ve beş yüz kîseye bâliğ olan nakdi ile Edirne'de bir kıst mevâcib verilmesi tedbîr olundu.\n\nRikâb-ı müstetâbda birkaç seneden berü Reʾîsülküttâb olan Râʾif İsmâʿîl Beyefendi'nin kemâl-i sadâkat ü dirâyetine binâʾen, bi'l-fi'l Reʾîsülküttâb olması rekîz-i zamîr-i Şehriyâr-ı ʿâlem-gîr olduğuna binâʾen, cumâdelâhire evâyilinde hıdmet-i mezkûre ile tatrîb ve Bâb-ı ʿâlî'ye kemâ-kân takrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Edirne'de bir kıst mevâcib kul tâyifesine tevzîʿ ve cümlesinin dâyire-i maʿîşetleri tevsîʿ olundukdan sonra, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mantûku üzere Edirne'den hareket ve tayy-ı merâhil ve katʿ-ı menâzil ederek, selh-i cumâdelâhirede Küçük-çekmece'ye vusûl ve yevm-i mezkûrda Sadr-ı cedîd içün otak nasb olunup, ferdâsı mahall-i mezkûru teşrîf ile ricâl-i Ordu-yi hümâyûn'u nazar-ı nevâziş ü iltifâta meşmûl eylediler. Recebü'l-müreccebin gurre-i garrâsı olan yevm-i hamîs Sadr-ı müşârun ileyh merhale-i mezkûreden refʿ-i eskāl ve İncirli Karyesi'ne sâye-endâz-ı iclâl oldukda, Livây-ı şerîf'i istikbâl içün âyende olan Şeyhülislâm Efendi ve Nakîbü'leşrâf ve sâyir sudûr-ı ʿizâm ve Mevâlî ve Müderrisîn-i kirâm ile salât-ı subh edâ olundukdan sonra müretteb alay ile İncirli'den hareket ve Dâvud-paşa'ya doğru ʿazîmet eylediler. Şehriyâr-ı enâm hazretleri dahi o vakte dek Dâvud-paşa Serâyı'ndan bir ablak sîm endâma rükûb ile Livây-ı meymenet-iltivây-ı hazret-i Seyyidü'l-Enbiyâ'yı ber-vech-i taʿzîm ü ibcâl\nistikbâl eyleyüp, Dâvud-paşa Sahrâsı'nda nasb olunan otak-ı cevâz-nitâk-ı Şâhâne'lerine zıll-efgen-şevket ve bir lahza ittika-pîrây-ı visâde-i istirahat ʿakabinde, dürr-i yektây-ı zât-ı hümâyûnlerine sadef ve âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı hüsrevânelerine beytü'ş-şeref olan serây-ı dil-güşâlarına [M2 313] kemâl-i haşmet ü şân ile ʿatf-ı ʿinân buyurdular. Bundan sonra matbah-ı Keykâvûs'a taʿne-zen olan Matbah-ı ʿâmire'lerinde tabh olunan lezâyiz-i etʿime ve hûrdenî ile fakīr u gınâ ve şerîf ü denî dilsîr-i niʿmet ve çâşnî-yâb-ı sunûf-i lezzet olup, Sadrıaʿzam yine alay ile Serây-ı hümâyûn'a gelüp, huzûr-i hümâyûnda ser-be-zemîn-taʿzîm olarak Livây-ı Şerîf'i yeden-bi-yedin teslîm eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_963.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Edirne'de bir kıst mevâcib kul tâyifesine tevzîʿ ve cümlesinin dâyire-i maʿîşetleri tevsîʿ olundukdan sonra, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mantûku üzere Edirne'den hareket ve tayy-ı merâhil ve katʿ-ı menâzil ederek, selh-i cumâdelâhirede Küçük-çekmece'ye vusûl ve yevm-i mezkûrda Sadr-ı cedîd içün otak nasb olunup, ferdâsı mahall-i mezkûru teşrîf ile ricâl-i Ordu-yi hümâyûn'u nazar-ı nevâziş ü iltifâta meşmûl eylediler. Recebü'l-müreccebin gurre-i garrâsı olan yevm-i hamîs Sadr-ı müşârun ileyh merhale-i mezkûreden refʿ-i eskāl ve İncirli Karyesi'ne sâye-endâz-ı iclâl oldukda, Livây-ı şerîf'i istikbâl içün âyende olan Şeyhülislâm Efendi ve Nakîbü'leşrâf ve sâyir sudûr-ı ʿizâm ve Mevâlî ve Müderrisîn-i kirâm ile salât-ı subh edâ olundukdan sonra müretteb alay ile İncirli'den hareket ve Dâvud-paşa'ya doğru ʿazîmet eylediler. Şehriyâr-ı enâm hazretleri dahi o vakte dek Dâvud-paşa Serâyı'ndan bir ablak sîm endâma rükûb ile Livây-ı meymenet-iltivây-ı hazret-i Seyyidü'l-Enbiyâ'yı ber-vech-i taʿzîm ü ibcâl\nistikbâl eyleyüp, Dâvud-paşa Sahrâsı'nda nasb olunan otak-ı cevâz-nitâk-ı Şâhâne'lerine zıll-efgen-şevket ve bir lahza ittika-pîrây-ı visâde-i istirahat ʿakabinde, dürr-i yektây-ı zât-ı hümâyûnlerine sadef ve âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı hüsrevânelerine beytü'ş-şeref olan serây-ı dil-güşâlarına [M2 313] kemâl-i haşmet ü şân ile ʿatf-ı ʿinân buyurdular. Bundan sonra matbah-ı Keykâvûs'a taʿne-zen olan Matbah-ı ʿâmire'lerinde tabh olunan lezâyiz-i etʿime ve hûrdenî ile fakīr u gınâ ve şerîf ü denî dilsîr-i niʿmet ve çâşnî-yâb-ı sunûf-i lezzet olup, Sadrıaʿzam yine alay ile Serây-ı hümâyûn'a gelüp, huzûr-i hümâyûnda ser-be-zemîn-taʿzîm olarak Livây-ı Şerîf'i yeden-bi-yedin teslîm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fazl ü şeref ile beyne'l-mülûk şöhret-nümâ olan Hüseyin Baykara'ya baʿzı nüdemâsı: “Niçün mülûk-i sâlife gibi hayr ile yâd olmağa vesîle olan ebniye-i ʿâliye ve hânkâh ve cevâmiʿ ve ʿibâdet-gâh ihdâsına meyl etmezsiz” demişler ʿİmâret ü binâ lâ-mehâle seng ü türâbdan müretteb ve hişt ü lebîneden mürekkeb olup, mürûr-i zemân ile müşrif-i harâb ve eczâ ve esâsı hem-seng-i türâb olacağı zâhirdir. Şöyle ki, kurâ ve musakkafât rabtıyla, ru’yet-i umûruna mütevellî ve nâzır nasb olunsa dahi o makūleler vakfı me'kel ittıhâz edüp, zemân-ı yesîrde merbûtât-ı vakf, mütevellîye hâs ve nâzıra ʿillet-i ihtisâs olup, fikdân-ı mâl ile ebniye-i münderisenin binâ ve taʿmîri müstahîl ve çok geçmeden ıtlâl ve âsârı bile mütegayyer ve tebdîl olacağı hayrât-ı eslâf ve ʿimârât-ı eşrâfdan nümâyândır. Binâ'en ʿalâ zâlik, bir nüsha-i kübrâdan ibâret olan vücûd-i erbâb-ı fazl ü ʿirfânı terbiye ve mutarrah-ı eşiʿa-i tecelliyât-ı İlâhî olan şecere-i pür-semere-i istiʿdâdlarını âb-yârı cûd ü ihsân ile her bâr tenmiye ile taʿmîr-i kulûblarını iltizâm etdiğimizden, ʿunvân-ı teʼlîf ve dîbâce-i tasnîflerin ismimiz ile tezyîn ü tevşîh edüp, bekāy-ı edvâr ile bu âsâr pâyidâr ve dâmen-i kıyâmete dek nâmımız zebân-zed-i sıgār ü kibâr olduğu âşikârdır. Nazm:\nHünere terbiyyet gerek hünerin\nTerbiyyet fi'l-hakīka ʿilletidir\nHer hüner kim cihânda buldu vücûd\nPadişâh-ı zemâne himmetidir,\nmefhûmuna mülâyim serd-i delîl ü ʿillet ve ikāme-i bürhân ü hüccet eylediğinden gayri, zikr olunan hayrât-ı celîle mütevellî ve nâzır tekellüfünden ʿârî ve ebniye-i ʿâliyeye târî olan tezelzül ve indirâsdan sâlim ve mütevârî olduğunu beyân ile redd-i cevâb eylediği muʿteberât-ı tevârîhde mestûrdur.\nŞehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr dâme-mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr hazretlerinin himmet-kûh-endâz-ı mülûkâneleri bu iki haslet-i haseneyi kâfil olup, şöyle ki, iʿlâ-i kelimetullâh niyyet-i hâlisasıyla [M2 314] tertîb buyurdukları cünûd-i muvahhidîne mahsûs birkaç mahalde refîʿu'l-bünyân ve rasînu'l-erkân ebniye ihdâs ve levâzım u havâyiclerin bâligan mâ-belağ tanzîm ile gazâ vü cihâda igrâ vü ihsâs buyurduklarından fazla, fünûn-i\nriyâzıyyeyi teʿallüm ve birkaç seneden berü gāyet-i sınâʿiyyesi hârice çıkan fenn-i cedîd-i muhârebeyi kavlen ve fiʿlen tefehhüm içün müteʿaddid devâyir-i ʿâliye bünyâd ve tevârîh ve sâyir tabʿ ve temsîle münâsib kütüb-i âliye içün Üsküdar'da mükellef Dârü't-tıbâʿ-ı ʿâmire îcâd buyurup, Hüseyin Baykara'nın mâ-bihi'l-iftihârı olan keyfiyyet ki, terbiye-i erbâb-ı meʿârifden ʿibâret idi. Ol dahi zemân-ı mülûkânelerinde bi-kemâlihâ vücûda gelüp, erbâb-ı tesânîf ü hüner-verân haklarında cilveger-i meclây-ı bürûz olan iʿtibârât-ı mülûkâne ve menâyih-i Şâhâneleri cihândârân-ı eslâfın birinden mesbûk olmadığı mütetebbiʿân-ı safahât-ı ahvâl-i mülûke müstebândır. ʿAle'l-husûs bu ʿabd-i nâ-tüvân leked-kûpî-yi hüssâd-ı tarîk ile üftâde-i çâh-ı mezellet ü hevân ve sigar-ı sinnimden berü tahsîl ve tecribe etdiğim meʿârif ve ahvâl-i zemân, nühüfte-i tâkçe-i nisyân olmuşiken, enzâr-ı şâmilü'l-aktâr-ı Hüsrevâne'lerinden nâm-ı ʿâcizânem bilinecek kadar kesb etdiğim teveccüh-i hümâyûn, meleke ve kābiliyyetimi yevmen fe-yevmen efzûn edüp, zebân-ı sârimîyyü'l-bürhân-ı hamım fesîh u talîk ve safahât-ı târîhim evrâk-ı gül-i mutarrâ gibi dil-âvîz ü enîk ve belki şöhretleri ʿâlem-gîr olan Vassâf ve Hâce-i Cihân-âsârı gibi müsellem-i erbâb-ı îkān ü tahkīk olup, Devlet-i ʿaliyye'de bu âna dek neşv ü nemâ bulan müverrihler ise kimi taʿkīd ve iğlâz-ı kelâm ile merâmı ibhâm ve kimi bu fenn-i celîlde dermân-de-i fark-ı nakz u ibrâm olarak kavl-i rekîk ve maʿkûs ve elfâz-ı hoşî ve gayr-i me'nûs ile sarf-ı midâd ve teksîr-i sevâd ve mevzûʿ-i fenn-i târîh olan fevâyid-i mülkiyye ve dekāyik-i hikemiyye ve hakāyik-i etvâr-ı kevniyyeyi ʿadem-i iltizâm ile muzga-i efvâh-ı erbâb-ı haysiyyet ü istiʿdâd ol-muşlardır.\n\nBu ʿilm-i kesîru'l-menâfiʿa kemâl-i teveccüh ve ikbâl-i Şâhâne derkâr olduğundan, bu cârûb-keş âsitân-ı devlet rûz-efzûnları olan ʿAbd-i kem-bizâʿa şeb ü rûz iʿmâl-i dekāyik-i fikriyye ile mülk ü devlete müfîd tavr-ı ʿatîk u cedîdi bi'l-münâsebe sahîfe-zîb-i tahrîr ve fevâyid-i ahlâk ve hikmet-i ʿilmiyye usûlünü derc ile cemʿ-i fâyideteyn maslahatını nigâşte-i levha-i tastîr edüp, [M2 315] müdebbirân-ı pür-kâr-ı umûr-ı sagīr u kebîr olan erbâb ü re'y ü tedbîr âsâr-ı kemterânemden iltikāt-ı cevâhir-i meʿânî ederek, her biri ʿasırlarında ʿilm-i müfred gibi münâdî ve bi'l-mukāyese feth-i kilîd-i müb-hemât-ı umûr ederek, beyne'l-akrân mümtaz ü müstesnâ olacağı ke'ş-şemsi fî ʿanâni's-semâ zâhir u hüveydâdır.\n\nHakk-ı ʿâcizânemde her bâr zuhûr eden ʿatâyây-ı Şâhâne ki, bir devirde müver-rihân-ı düvel haklarında levha-tırâz-ı sünûh olmadığı mütehakkiku's-sübûttur. Leyl ü nehâr dâʿiye-i şevkimi tehyîc ve kalây-ı bî-behây-i hüner ü istiʿdâdımı altmış altı târîhinden iki yüz on yedi târîhine gelince, yaʿnî elli bir seneden berü Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-ittisâlde vukūʿ-yâfte olan havâdis-i yevmiyye ve zuhûrât-ı kevniyye nesk-i vâhid üzere çekîde-i kalem-i nâdire-rakamım olup, inşâʾallâhü Teʿâlâ bundan sonra niçe sinîn ü sâl o Pâdişâh-ı ferhunde-fâl ve ol Şehinşâh-ı sürûşî-hısâl hazretlerinin şehnâme-i sitâyiş ü medîha ve zemân-ı saʿd-iktirânlarında nümûdâr olan âsâr-ı sahîhaların fikret-i\nsahîha ve safvet-i karîha ile nakş-perend-i tahrîr etmek eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʿad değildir.\n\nHemân cenâb-ı Müsebbibü'l-esbâb Teʿâlâ zâtühû ʿani'ş-şekki ve'l-irtiyâb Hidîv-i zemân ve İskender-i devrân Hûşeng-hûş eferr-i âsiyâb-ı cüyûş Sultânu'l-berreyn ve'l-bahreyn el-müştehir bi'l-ʿadli ve'l-ihsân fi'l-hâfikayn halîfetullâh fî-arzıhî el-kāyim bi-vâcibihi ve farzihî hazretlerini ilâ âhiri'l-edvâr serîr-i saltanatlarında ber-karâr edüp, aʿdây-ı devletlerini kuvve-i kāhire-i İlâhiyyesi'yle müdemmir u makhûr ve zîr-i sâye-i himâyet-i ʿadâletlerinde olan tüvânâ vü fukarâ ve reʿâyâ vü berâyâyı tûl-i ʿömr ve füzûnî-yi şevketiyle mesrûr ede âmîn.\n\nKemmele hâza't-târîhu'l-cedîd ve'l-eseru'l-müfîd el-müsemmâ bi-Mehâsini'l-Âsâr ve Hakāyiki'l-ahbâr li-Ahmed Vâsıf Efendi el-Müverrih fi'd-devleti'l-ʿaliyyeti'l-ʿOsmâniyyeti lâ-zâlet mahfûfeten bi-te'yîdâti's-Samedâniyye bi-maʿrifeti'l-Fakīr ilâ âlâ'-i Rabbihi'l-Kadîr ʿAbdurrahmân el-Müderris ve'r-Re'îs bi-Dârı't-tıbâʿi'l-ʿÂmire ve zâlike fî ʿâm tisʿa ve ʿaşere baʿde'l-mi'eteyn ve elf fî şehr-i şaʿbânil-muʿazzam.",
          "caption": "Hâtime",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_964.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1187"
        },
        "text": {
          "headline": "Hâtime",
          "text": "Fazl ü şeref ile beyne'l-mülûk şöhret-nümâ olan Hüseyin Baykara'ya baʿzı nüdemâsı: “Niçün mülûk-i sâlife gibi hayr ile yâd olmağa vesîle olan ebniye-i ʿâliye ve hânkâh ve cevâmiʿ ve ʿibâdet-gâh ihdâsına meyl etmezsiz” demişler ʿİmâret ü binâ lâ-mehâle seng ü türâbdan müretteb ve hişt ü lebîneden mürekkeb olup, mürûr-i zemân ile müşrif-i harâb ve eczâ ve esâsı hem-seng-i türâb olacağı zâhirdir. Şöyle ki, kurâ ve musakkafât rabtıyla, ru’yet-i umûruna mütevellî ve nâzır nasb olunsa dahi o makūleler vakfı me'kel ittıhâz edüp, zemân-ı yesîrde merbûtât-ı vakf, mütevellîye hâs ve nâzıra ʿillet-i ihtisâs olup, fikdân-ı mâl ile ebniye-i münderisenin binâ ve taʿmîri müstahîl ve çok geçmeden ıtlâl ve âsârı bile mütegayyer ve tebdîl olacağı hayrât-ı eslâf ve ʿimârât-ı eşrâfdan nümâyândır. Binâ'en ʿalâ zâlik, bir nüsha-i kübrâdan ibâret olan vücûd-i erbâb-ı fazl ü ʿirfânı terbiye ve mutarrah-ı eşiʿa-i tecelliyât-ı İlâhî olan şecere-i pür-semere-i istiʿdâdlarını âb-yârı cûd ü ihsân ile her bâr tenmiye ile taʿmîr-i kulûblarını iltizâm etdiğimizden, ʿunvân-ı teʼlîf ve dîbâce-i tasnîflerin ismimiz ile tezyîn ü tevşîh edüp, bekāy-ı edvâr ile bu âsâr pâyidâr ve dâmen-i kıyâmete dek nâmımız zebân-zed-i sıgār ü kibâr olduğu âşikârdır. Nazm:\nHünere terbiyyet gerek hünerin\nTerbiyyet fi'l-hakīka ʿilletidir\nHer hüner kim cihânda buldu vücûd\nPadişâh-ı zemâne himmetidir,\nmefhûmuna mülâyim serd-i delîl ü ʿillet ve ikāme-i bürhân ü hüccet eylediğinden gayri, zikr olunan hayrât-ı celîle mütevellî ve nâzır tekellüfünden ʿârî ve ebniye-i ʿâliyeye târî olan tezelzül ve indirâsdan sâlim ve mütevârî olduğunu beyân ile redd-i cevâb eylediği muʿteberât-ı tevârîhde mestûrdur.\nŞehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr dâme-mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr hazretlerinin himmet-kûh-endâz-ı mülûkâneleri bu iki haslet-i haseneyi kâfil olup, şöyle ki, iʿlâ-i kelimetullâh niyyet-i hâlisasıyla [M2 314] tertîb buyurdukları cünûd-i muvahhidîne mahsûs birkaç mahalde refîʿu'l-bünyân ve rasînu'l-erkân ebniye ihdâs ve levâzım u havâyiclerin bâligan mâ-belağ tanzîm ile gazâ vü cihâda igrâ vü ihsâs buyurduklarından fazla, fünûn-i\nriyâzıyyeyi teʿallüm ve birkaç seneden berü gāyet-i sınâʿiyyesi hârice çıkan fenn-i cedîd-i muhârebeyi kavlen ve fiʿlen tefehhüm içün müteʿaddid devâyir-i ʿâliye bünyâd ve tevârîh ve sâyir tabʿ ve temsîle münâsib kütüb-i âliye içün Üsküdar'da mükellef Dârü't-tıbâʿ-ı ʿâmire îcâd buyurup, Hüseyin Baykara'nın mâ-bihi'l-iftihârı olan keyfiyyet ki, terbiye-i erbâb-ı meʿârifden ʿibâret idi. Ol dahi zemân-ı mülûkânelerinde bi-kemâlihâ vücûda gelüp, erbâb-ı tesânîf ü hüner-verân haklarında cilveger-i meclây-ı bürûz olan iʿtibârât-ı mülûkâne ve menâyih-i Şâhâneleri cihândârân-ı eslâfın birinden mesbûk olmadığı mütetebbiʿân-ı safahât-ı ahvâl-i mülûke müstebândır. ʿAle'l-husûs bu ʿabd-i nâ-tüvân leked-kûpî-yi hüssâd-ı tarîk ile üftâde-i çâh-ı mezellet ü hevân ve sigar-ı sinnimden berü tahsîl ve tecribe etdiğim meʿârif ve ahvâl-i zemân, nühüfte-i tâkçe-i nisyân olmuşiken, enzâr-ı şâmilü'l-aktâr-ı Hüsrevâne'lerinden nâm-ı ʿâcizânem bilinecek kadar kesb etdiğim teveccüh-i hümâyûn, meleke ve kābiliyyetimi yevmen fe-yevmen efzûn edüp, zebân-ı sârimîyyü'l-bürhân-ı hamım fesîh u talîk ve safahât-ı târîhim evrâk-ı gül-i mutarrâ gibi dil-âvîz ü enîk ve belki şöhretleri ʿâlem-gîr olan Vassâf ve Hâce-i Cihân-âsârı gibi müsellem-i erbâb-ı îkān ü tahkīk olup, Devlet-i ʿaliyye'de bu âna dek neşv ü nemâ bulan müverrihler ise kimi taʿkīd ve iğlâz-ı kelâm ile merâmı ibhâm ve kimi bu fenn-i celîlde dermân-de-i fark-ı nakz u ibrâm olarak kavl-i rekîk ve maʿkûs ve elfâz-ı hoşî ve gayr-i me'nûs ile sarf-ı midâd ve teksîr-i sevâd ve mevzûʿ-i fenn-i târîh olan fevâyid-i mülkiyye ve dekāyik-i hikemiyye ve hakāyik-i etvâr-ı kevniyyeyi ʿadem-i iltizâm ile muzga-i efvâh-ı erbâb-ı haysiyyet ü istiʿdâd ol-muşlardır.\n\nBu ʿilm-i kesîru'l-menâfiʿa kemâl-i teveccüh ve ikbâl-i Şâhâne derkâr olduğundan, bu cârûb-keş âsitân-ı devlet rûz-efzûnları olan ʿAbd-i kem-bizâʿa şeb ü rûz iʿmâl-i dekāyik-i fikriyye ile mülk ü devlete müfîd tavr-ı ʿatîk u cedîdi bi'l-münâsebe sahîfe-zîb-i tahrîr ve fevâyid-i ahlâk ve hikmet-i ʿilmiyye usûlünü derc ile cemʿ-i fâyideteyn maslahatını nigâşte-i levha-i tastîr edüp, [M2 315] müdebbirân-ı pür-kâr-ı umûr-ı sagīr u kebîr olan erbâb ü re'y ü tedbîr âsâr-ı kemterânemden iltikāt-ı cevâhir-i meʿânî ederek, her biri ʿasırlarında ʿilm-i müfred gibi münâdî ve bi'l-mukāyese feth-i kilîd-i müb-hemât-ı umûr ederek, beyne'l-akrân mümtaz ü müstesnâ olacağı ke'ş-şemsi fî ʿanâni's-semâ zâhir u hüveydâdır.\n\nHakk-ı ʿâcizânemde her bâr zuhûr eden ʿatâyây-ı Şâhâne ki, bir devirde müver-rihân-ı düvel haklarında levha-tırâz-ı sünûh olmadığı mütehakkiku's-sübûttur. Leyl ü nehâr dâʿiye-i şevkimi tehyîc ve kalây-ı bî-behây-i hüner ü istiʿdâdımı altmış altı târîhinden iki yüz on yedi târîhine gelince, yaʿnî elli bir seneden berü Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-ittisâlde vukūʿ-yâfte olan havâdis-i yevmiyye ve zuhûrât-ı kevniyye nesk-i vâhid üzere çekîde-i kalem-i nâdire-rakamım olup, inşâʾallâhü Teʿâlâ bundan sonra niçe sinîn ü sâl o Pâdişâh-ı ferhunde-fâl ve ol Şehinşâh-ı sürûşî-hısâl hazretlerinin şehnâme-i sitâyiş ü medîha ve zemân-ı saʿd-iktirânlarında nümûdâr olan âsâr-ı sahîhaların fikret-i\nsahîha ve safvet-i karîha ile nakş-perend-i tahrîr etmek eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʿad değildir.\n\nHemân cenâb-ı Müsebbibü'l-esbâb Teʿâlâ zâtühû ʿani'ş-şekki ve'l-irtiyâb Hidîv-i zemân ve İskender-i devrân Hûşeng-hûş eferr-i âsiyâb-ı cüyûş Sultânu'l-berreyn ve'l-bahreyn el-müştehir bi'l-ʿadli ve'l-ihsân fi'l-hâfikayn halîfetullâh fî-arzıhî el-kāyim bi-vâcibihi ve farzihî hazretlerini ilâ âhiri'l-edvâr serîr-i saltanatlarında ber-karâr edüp, aʿdây-ı devletlerini kuvve-i kāhire-i İlâhiyyesi'yle müdemmir u makhûr ve zîr-i sâye-i himâyet-i ʿadâletlerinde olan tüvânâ vü fukarâ ve reʿâyâ vü berâyâyı tûl-i ʿömr ve füzûnî-yi şevketiyle mesrûr ede âmîn.\n\nKemmele hâza't-târîhu'l-cedîd ve'l-eseru'l-müfîd el-müsemmâ bi-Mehâsini'l-Âsâr ve Hakāyiki'l-ahbâr li-Ahmed Vâsıf Efendi el-Müverrih fi'd-devleti'l-ʿaliyyeti'l-ʿOsmâniyyeti lâ-zâlet mahfûfeten bi-te'yîdâti's-Samedâniyye bi-maʿrifeti'l-Fakīr ilâ âlâ'-i Rabbihi'l-Kadîr ʿAbdurrahmân el-Müderris ve'r-Re'îs bi-Dârı't-tıbâʿi'l-ʿÂmire ve zâlike fî ʿâm tisʿa ve ʿaşere baʿde'l-mi'eteyn ve elf fî şehr-i şaʿbânil-muʿazzam."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "(1b) Yârâb eserim kabûle şâyân eyle / Âzâde-i dahl-i ehl-i tuğyân eyle. / Târihimi mergūb-i enâm eyle beni / Ser-defter-i şehnâme-nüvisân eyle. \n\n Bismillâhirrahmânirrahîm \n\n Hamd ü dürûd-ı bî-ʻad lâ min haysü'l-aded ferd-i vâhid olan cenâb-ı Hâlikü'l-ümem ve Bârî'l-nesem hazretlerine olsun ki ahvâl-i mülûk-i mâziyeyi mutazammm nesâyih-i iber ve mikyâs-ı etvâr-ı siyer edüp adl ü dâdları sebebiyle zîr-i destân-ı cihânı gannûde-i pester-i emn ü emân ve kuvvet-i batş-ı be'sleriyle zaleme-i adîmetü'l-insâf ve cebâbire-i reddiyetü'l-evsâfı girîve-gerd-i beyâbân-ı hizy ü hazelân etmiştir. \n\n Ve-lev-lâ defʻu'llâhi'n-nâse baʻdahum bi-baʻdin le-fesedeti'l-ardu ve-lâkinne'llâhe zû-fadlin ʻale'l-ʻâlemîn. \n\n Ve salât-ı bî-hadd ü bisyâr ve selâm-ı bî-hasr u şumâr, ol teşrîf-yâfte-i levlâk ve serâser-i pûş ve mâ-erselnâke olan ser-hayl-i enbiyâ ve yeke süvâr-ı arsâ-i ıstıfâya cedîr ve ahrâdır ki şemşîr-i süreyyâ cevher-i cihâd ile ikrâr-ı vahdâniyet-i Hak'dan gerden-pîç tavk-ı istislâm olan abede-i cibt-i tâgūtî istisâl ve tedmîr ve kabûl-i cizyeden rû-pûş-i imtinâ olan muʻtekıdân-ı asnâm u ezlâmı kantara-i seyfden imrâr ile rehneverd-i vâdi-i cehennem ve bi'se'l-masîr etmiştir. Ve dahi hizebrân-ı eceme-i celâdet ve şîrân-ı gâye-i şecâʻat (2a) olan âl u tebâr ve ashâb-ı pür-sekîne ve vekārları üzerlerine olsun ki bârika-i esinne ve rimâhları hirmen-sûz-ı ehl-i küfr ü fesâd ve talîʿatü'l-hutûf olan eşiʻa-i suyûfları âteş-efrûz neyistân-ı ashâb-ı bagy u inad olup her biri Allah Allah fî ashâb-ı nevâziş ve iltifâtından hisse-mend-i hüsn-i iʻtibâr ve ashabî ke'n-nücûm bi-eyyihim iktedeytüm ihtedeytüm lutf u teveccühünden nâil-i aksâü'l-gâye-i şeref ve iftihâr olmuşlardır.\nEmmâ baʿdü merâyâ-yı ukûl-i mücerredât ve âyînehâ-yı nukûş-ı mugayyebât olan kulûb-ı erbâbü'l-bâba hafî ve müsterâb değildir ki maʿrifet-i eşyâ benî Âdeme min-tarîki'l-aklı ve'l-hiss müyesser olup cümle-i mahsûsâtın baʿzısı mubsarât ve baʿzısı mesmûʿât olduğu ecilden ahvâl-i âleme kemâ-yenbağî ıttılâʿ-ı dâhil-i hatt-ı imtinâ ve vâkıʿât u hâlât-ı âlem-i âlemiyânı bi'n-nefs müşâhede ve hayr u şerrine bi-tarîki'l-muʿâyene vâkıf olmak efrâd-ı beşeriyyeden şahs-ı vâhide mümkün olmamağla lâ-cerem ahvâl-i kâinâta ıttılâʿ ve usûr ve etvâr-ı ümeme vukūf-ı bî-kusûr evzâʿ u etvârlarını mutazammm tedvîn olunan kütüb-i tevârîhe tevaggul ve inkibâb ile hâsıl olacağı ve an-asıl ahbâr u istihbâr-ı cibillet-i beşeriyyede merkûz ve tıbâʿ-ı benî Âdem bu keyfiyet üzere mecbûl olduğuna binâen bu fende telîf olunan kütüb-i vekāyiʿ mütâlaʿasına müştagil olanların mücellâ-yı hâtırları zeng-i seâmet ve melâlden mücellâ ve zidûde ve bu vesile ile mâlik oldukları melekât kendülerini sâhib-i seyr-i sütûde eyleyeceği bedihî ve hâsseteyn-i semʿ u basar havâssın eşref ü aʿlâsı olup hiss-i basar mülâhaza-i hüsn-i suverden mahzûz ve münbasit olduğu (2b) misillü hiss-i semʿ dahi ahbâr-ı mülûk u selâtîn ve âsâr-ı pâdişâhân ve havâkîn mütâlaʿasıyla münşerih ve mübtehic olacağı zâhirdir. لا تشبع العين من نظر ولا السمع من خبر ولا الأرض من مطر.\nAle'l-husûs mesâlih-i külliye-i âlem ve mehâmm-ı muhtelfetü'ş-şuʿûn-ı ümem re'y ü rü'yetlerine müfevvez ve müsellem olan kâr-fermâyân-ı sütûde-şiyemin bu ilme eşedd-i ihtiyâç üzere muhtâc oldukları kenâr-ı alâ-ilmdir. Zîrâ vakitlerinde vukūʿ-yâfte olan hayr u şerr ve nefʿ ü zarrın temşiyet ve defiʿne mükelleftirler. Ve bu fenn bâ-vücûd kesret-i fevâid-i sehlü'l-me'haz ve istihsâlinde külfet ve meşakkat ber-taraf olup sermâyesi hıfz u zabttır. Ve ukalâ dimişler ki “umûrda tecrübe fezâil-i benî-Adem'den maʿdûd ve ârâ-yı nâs bi-vâsıtati't-tecribe kemâl bulmak muhakkak ve meşhûddur”. Ve akl için hükemâ merâtib isbât edüp her birini birer ism ile tesmiye etmişlerdir. Cümleden biri akl-ı tecâribîdir. Sâir ukûlü tahrîr her ne kadar hâriç ez-bahs ise dahi teksîren li'n-nefʿ ve riʿâyeten-li'l-istidrâd îrâd olundu. Amma ba‘dü Hafî olmaya ki akl için merâtib-i erbaʿa vardır:\nEvvelkisi: Akl-ı heyûlânîdir ki idrâk-i maʿkūlât için istiʿdâd-ı mahzdır. Ve bu bir kuvve-i mahzdır ki fiilden hâlîdir. Ukūl-i etfâl gibi nefs bu mertebede heyûlâ-yi evlâya müşâbihtir. Öyle heyûlâ ki suverin küllîsinden fî hadd-i zâtihî hâliyedir. İkincisi: Akl bi'l-melekedir ki zarûriyyât bununla maʿlûm olur, ve iktisâb-ı nazariyyât içün nefsin istiʿdâdma ıtlâk olunur. Üçüncüsü: Akl-ı müstefâddır ki müdrik olduğu nazariyyât (3a) indinde hâzır olup bir haysiyet ile ki kendüden gāib olmaya ve kuvve-i kudsiyye akl bi'l-melekenin nihâyet mertebesine derler. Dördüncüsü: Akl-ı tecâribîdir ki tetebbûʿ-ı ahbâr nev ü kühen ve mütâlaʿa-i surûf-ı dûr ü zemen ile hâsıldır. Ve hükemâ demişlerdir ki ilm-i târih bir ilm-i celîldir ki tahtında nice fevâid muzmer ve müdrec olup müteahhirü'l-ahd olanlara mûcib-i ibret ve basîret ve bâʿis-i teşhîs-i hüsn ve su-i sîret olduğundan fazla insanı, vekāyiʿ-i dühûra vukūf ile mücerrib-i umûr ve müdebbir-i mesâlih-i cumhûr eder. [Mısraʿ]: وللماضي لمن بقي إعتبار ومن حيث اللغة تاريخ taʿrîfi evkāt maʿnâsına olup أرخت الكتاب يوم كذا yani اى عينت وقته demektir. Ve târihin aslı tevrîhtir. Tefʿîl bâbından ورخ ve-re-ha fiilinin masdarıdır. Her bir ilmin ibtidâ-yı emirde taʿrîf ve mevzûʿu ve garaz ve fâidesi maʿlûm olmak kavâid-i merʿiyyeden olup, emme't-taʿrîf-i ilm-i târih bir ilimdir ki maʿrifetiyle ahvâl-i tavâif ve ensâb-ı mevâlîd ve sanâyiʿ-i eşhâs ve vekāyiʿ ve hâletleri maʿlûm olur. Ve mevzûʿu enbiyâ ve mülûk ve hükemâ ve gayrilerin eşhâs-ı mâziyelerini idrâkdir. Ve'l-garaz-ı minhu zikr olunan ahvâlin keyfiyâtına vukūftur. Ve fâidesi ibret ve tenassuhdur. Ve ulemâdan baʿzıları ilm-i târihi taʿlîm ve taʿallüm derece-i vücûba mütekārib olduğun tasrîh edüp şu sebebden ki hifz-ı nizâm-ı düvel ve zabt-ı vekāyiʿ-i milel bununla hâsıl olup âyîn-i mülûk-i sâlife ve kavânîn-i selâtîn-i mâziye ve\nânife min gayr-i habt ü halel mahfûz olduğu takdîrde maʿa'l-kıyâs ahkâmı düstûrü'l-amel (3b) ve vakt ü zemâna tatbîk-i hâl-i eslâf müntic-i fevâid-i kesîre olduğu berâhîn-i akliyye ile müstedelldir.\nNakl olunur ki hulefâ-yı Abbâsiyye'den Kāim-Biemrillâh vaktinde ehl-i Hayber'den birkaç nefer müteʿayyinân Yahûd, Dârü'l-hılâfe'ye vürûd ve cizyeden muʿâfiyetlerini müşʿir bâ-hatt-ı Hazret-i Ali sened sûretinde bir varak-pâre ibrâz ve teyîden li'l-müddeʿâ ashâb-ı kirâmdan birkaç zâtın şehâdetlerini tahrîr ve zuʿmlarınca taraf-ı Hazret-i Risâlet-penâhî'den yedlerine iʿtâ olunduğunu iddiʿâ ve takrîr eylediklerinde senedleri nezd-i halîfede karîn-i kabûl ve cizyeden muʿâf ve müsellem olmaları bâbında ısdâr-ı menşûr sadedinde iken reisü'r-rüesâsı olan Ebü'l-Kāsım ibn Mesleme'ye şekk ve şübhe ârız olup işbu sened mevzûʿ ve gayr-i muʿtemed olmak desâis-i Yahûdiyye'ye nazaran her ne kadar zâhir ise dahi defʿan li'ş-şübhe müverrih-i ahd olan Hatîb-i Bağdâdî'ye bir kere arz olunmak enseb idüğün ifade ile halîfeyi tergīb ve işbu re'y-i sedîdi halîfe der-akab tasvîb edüp müşârünileyhi ihzâr ve hakīkat-i hâli istihbâr eyledikte bâdî-i nazarda sened-i mezkûr müzevver ve masnûʿ olduğun takrîr ve müddeʿâları bâtıl ve senedleri ihticâcdan âtıl olduğunu beyân ile mesnedini şöyle tenvîr eyledi ki, sened-i merkūmda muharrer olan şuhûddan Hazret-i Muâviye Hicret-i nebeviyye'nin dokuzuncu senesi yevm-i fetihde şeref-i İslâm ile benâm ve Hayber'in fethi Hicretin yedinci sâlinde vukūʿ bulduğu mesbût-ı mecelle-i vekāyiʿ-nüvîsân-ı enâmdır. Kezâlik Saʿd bin Muʿâz Hazretleri dahi mâ-beynü'ş-şuhûd (4a) muharrer ve mevcûd olup müşârünileyh ise Hicretin beşinci senesi yevm-i Hendek'de cisr-i âlem-i fânîden güzer ve cânib-i illiyyine sefer edüp tevârih-i muhtelifeden hâsıl olan tefâvüt hasebiyle senedin mevzûʿiyyet ve butlânı zâhir ve müddeʿîler vechen-mine'l-vücûh cevâba kādir olamadıklarından sened-i mevzûʿları şakk-gerde-i enâmil-i redd ve dervâze-i iddiʿâları yed-i sadd ve iʿrâz ile sedd olunup ahz-i cizye için müceddeden taʿyîn-i ricâl ve fâzıl-ı mezkūrun işbu adâlet ve ıttılâʿ-ı mûcib-i füzûnu beytülmâl olduğu ve fenn-i târîhin şeref ve lüzûmu bundan maʿlûm olacağı muhtâc-ı delîl ve nazar değildir. Lâ-cerem şems-i tâbân-ı Devlet-i aliyye mefârık-ı ibâda zıll-i efgen-i adl ü dâd olaldan berü mülûk-i sütûde-sülûklerinin fenn-i târîhe riʿâyet ve rağbetleri nümâyân ve zâhir ve hasret-keş-i mülûk-i âfâk olan siyer ve âsâr ve gazavât ve ahbârları fî-küll-i yevm zabt olunmağla aktâr-ı kāsıye ve dâniyede şöhret ü şânları resîde-i rütbe-i\ntevâtür olup binâberîn bu hidmet-i seniyyeye her asırda bir münşî-i yegâne memûr ve her biri şahsına mahsûr olan reftâr u edâ ile izhâr-ı hünerde meşhûr olmuşidi. \n\n Hoca Sa'deddîn Efendi'nin yazdığı târih “sihr-i helâl” kabîlinden olup ancak inşâsı bu vaktin erbâb-ı maʿârifine beşîʿ görülüp filhakika \"taʿdîl-i kavâfî” zımnında mükerrerâtı hadden efzûn ve Türkî ve sâde ebyât ile târihi memlû ve meşhûndur. \n\n Âlî Efendi ise kelimât-ı gayr-i me'nûse istimâline mecbûr ve zabt ettiği vekāyiʿ “halâvet-i lafziyye” ve “letâfet-i maʿneviyye”den dûr olup (4b) Solakzâde ve Neşrî ve Oruç Bey ve Haddâdî ve Malkoçzâde'nin âsârları dahi âmiyâne ve rekîk ve anlardan sonra gelenler dahi vâdî-i mezkûrda anlara müsâhim ve şerîk olup Naʿîmâ merhûm Şârih-i Menârzâde'nin kemâl-i vukūf ile Enderûn-ı Hümâyûn'da cemʿ ettiği vekāyiʿi tertîb ve ilhâkāt-ı mühimme ile tebvîb edüp târih-i hoş-âyende-i tıbaʿ-ı hâss u âmm ve halefi olan Râşid Efendi ve Çelebizâde Efendi dahi bir târih-i mümtâz yazup âsâr-ı belîgāneleri pesendîde-i enâm olmuşidi. \n\n Bunlardan sonra zabt-ı vekāyiʿ edenlerin halleri târihlerinden zâhir u nümâyân ve habt u halel ile âmîhte olan müdevvenâtları fenn-i inşâda mahâreti olanlara rûşen ve ayân olup nevbet-i zabt-ı vekāyiʿ takdîr-i Rabbânî ile bu fakîr-i kem-bidâʿaya müyesser oldukda ne sâde ve ne muʿakkad bir tarz-ı bedîʿ ihtiyâr ve münâsebet geldikçe âharların adem-i maʿlûmât ile iltizâm etmedikleri nasâyih u fevâid ve hikmet-i ilmiyyeden müstenbat baʿzı kavâʿid tahrîriyle tekmîl-i makāsıd edüp hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân zamânında muhassenât-ı târihim pûşîde ve mestûr ve kadr-i kemterânem bilinmemek ile mağdûr olmuşidim. \n\n Serîr-i hilâfet ve erîke-i saltanat zât-ı bî-hemâl-i şâhâne ile kesb-i zînet ve alem-i âlemiyân kudûm-ı meyâmîn-i lüzûm-ı hidîvâneleriyle kesb-i mâye-i sürûr u behcet eyledikde, refte refte âsâr-ı âcizâneme imrâr-ı nazar ve sebk-i elfâz ve ihtirâʿ-ı meʿânîde olan tefettün ve mahâretim maʿlûm-ı hümâyûnları olmak hasebiyle kadr u iʿtibârım zerreden kemter iken vüfûr u mekârim-i dâverâneleriyle felek-i şemse beraber olup beyne'l-akrân rütbemi terfîʿ ve bilâ-infisâl (5a) atâyâ-yı şâhâneleriyle dâire-i taʿayyüşümü tevsîʿ ve dâʿiye-i şevk-i dem-be-dem ihtirâʿ-ı maʿnâ ve ibdâʿ-ı terâkîb-i sâdıkü'l-fehvâya illet-i akvâ olup altmışaltı târihinden seksensekiz senesi evâiline dek\nDevlet-i aliyye'lerinde vukūʿ-yâfte olan ahvâl-i tahbît-i vekāyiʿ nüvisân ile resîde-i derece-i izmihlâl olduğuna binâen vekāyiʿ-i mezkûre yerlü yerinden ala-vechi't-tahkīk cemʿ ve telfîk ve müceddeden kaleme alınarak tanzîm ü tensîk olunması bâbında bundan akdem emr-i hümâyûnları şeref-sudûr ve bu hidmet-i mûrisü'l-mefharete bu abd-i kesîrü'l-kusûr memûr olmuşidi. İfâ-yı memûriyete teşmîr-i sâʿid-i ihtimâm ve nice hakāik derciyle târîh-i mezkûr itmâm olunup, Dârü't-tıbâʿ-ı âmirelerinde tabʿ u temsîl ve birkaç mâh zarfında tekmîl olunup, heves-kârân-ı semt-i inşâ ve taleb-kârân-ı vukūf-ı ahvâl-i aʿlâ ve ednâ olanlar hâhiş-i tâm ve şevk-i mâ-lâ-kelâm ile birer nüshasını istimlâke tâlib ve re'is-i Dârü't-tıbâʿ-ı âmire hücûm-ı hâhişkerân sebebi ile teclîd ve îsâlde mübtelâ-yı metâʿib olup bu himmet-i cihânsûd-ı şâhâne cümleyi memnûn ve mesrûr ve füzûnu aʿvâm-ı ömr ü şevketleri daʿvâtına mecbûr eyledi. Umûm-ı nâsda olan rağbet-i hâhiş mesmûʿ-ı hümâyûnları olmaktan nâşî seksensekiz evâilinden sâl-i cülûs-ı cihândârîleri olan ikiyüzüç senesine gelince vâkiʿ olan ahvâl-i devlet ve vukūʿât-ı saltanat tenkīh ü ıslah ve zevâid-i mâ-lâ-yaʿnî ıtrâh olunup cild-i sânî iʿtibâriyle tabʿ olunmak bâbında irâde-i menâyih ifâde-i mülükâneleri taʿalluk eylediğine binâen emr-i cihân-mutaʿa imtisâl (5b) ve vekāyiʿ-i mezkûrenin tertîb ve tashîhine iştigāl olunup, iltizâm-ı vakt hasebiyle tahrîr olunnan baʿzı mevadd, ber-minvâl-i meşrûh cerh ve taʿdîl ve katı çok nevâdir-i ahbâr ve havâdis-i garîbe-i rüzgâr ve kavâid-i mülkiyye ve mesâil-i hükmiyye derciyle inşâallah tekmîl olunup, mukassem erzâk dâʿîl ü cesîm olan atebe-i gerdûn-ı mertebe-i şâhânelerine arz u takdîm olunur. [Arapça İbare:] واسئل الله الاعانة فيما اطلب وادوم بحرمة من له المقام المعلوم",
          "caption": "[introduction to metin]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_001.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to metin]",
          "text": "(1b) Yârâb eserim kabûle şâyân eyle / Âzâde-i dahl-i ehl-i tuğyân eyle. / Târihimi mergūb-i enâm eyle beni / Ser-defter-i şehnâme-nüvisân eyle. \n\n Bismillâhirrahmânirrahîm \n\n Hamd ü dürûd-ı bî-ʻad lâ min haysü'l-aded ferd-i vâhid olan cenâb-ı Hâlikü'l-ümem ve Bârî'l-nesem hazretlerine olsun ki ahvâl-i mülûk-i mâziyeyi mutazammm nesâyih-i iber ve mikyâs-ı etvâr-ı siyer edüp adl ü dâdları sebebiyle zîr-i destân-ı cihânı gannûde-i pester-i emn ü emân ve kuvvet-i batş-ı be'sleriyle zaleme-i adîmetü'l-insâf ve cebâbire-i reddiyetü'l-evsâfı girîve-gerd-i beyâbân-ı hizy ü hazelân etmiştir. \n\n Ve-lev-lâ defʻu'llâhi'n-nâse baʻdahum bi-baʻdin le-fesedeti'l-ardu ve-lâkinne'llâhe zû-fadlin ʻale'l-ʻâlemîn. \n\n Ve salât-ı bî-hadd ü bisyâr ve selâm-ı bî-hasr u şumâr, ol teşrîf-yâfte-i levlâk ve serâser-i pûş ve mâ-erselnâke olan ser-hayl-i enbiyâ ve yeke süvâr-ı arsâ-i ıstıfâya cedîr ve ahrâdır ki şemşîr-i süreyyâ cevher-i cihâd ile ikrâr-ı vahdâniyet-i Hak'dan gerden-pîç tavk-ı istislâm olan abede-i cibt-i tâgūtî istisâl ve tedmîr ve kabûl-i cizyeden rû-pûş-i imtinâ olan muʻtekıdân-ı asnâm u ezlâmı kantara-i seyfden imrâr ile rehneverd-i vâdi-i cehennem ve bi'se'l-masîr etmiştir. Ve dahi hizebrân-ı eceme-i celâdet ve şîrân-ı gâye-i şecâʻat (2a) olan âl u tebâr ve ashâb-ı pür-sekîne ve vekārları üzerlerine olsun ki bârika-i esinne ve rimâhları hirmen-sûz-ı ehl-i küfr ü fesâd ve talîʿatü'l-hutûf olan eşiʻa-i suyûfları âteş-efrûz neyistân-ı ashâb-ı bagy u inad olup her biri Allah Allah fî ashâb-ı nevâziş ve iltifâtından hisse-mend-i hüsn-i iʻtibâr ve ashabî ke'n-nücûm bi-eyyihim iktedeytüm ihtedeytüm lutf u teveccühünden nâil-i aksâü'l-gâye-i şeref ve iftihâr olmuşlardır.\nEmmâ baʿdü merâyâ-yı ukûl-i mücerredât ve âyînehâ-yı nukûş-ı mugayyebât olan kulûb-ı erbâbü'l-bâba hafî ve müsterâb değildir ki maʿrifet-i eşyâ benî Âdeme min-tarîki'l-aklı ve'l-hiss müyesser olup cümle-i mahsûsâtın baʿzısı mubsarât ve baʿzısı mesmûʿât olduğu ecilden ahvâl-i âleme kemâ-yenbağî ıttılâʿ-ı dâhil-i hatt-ı imtinâ ve vâkıʿât u hâlât-ı âlem-i âlemiyânı bi'n-nefs müşâhede ve hayr u şerrine bi-tarîki'l-muʿâyene vâkıf olmak efrâd-ı beşeriyyeden şahs-ı vâhide mümkün olmamağla lâ-cerem ahvâl-i kâinâta ıttılâʿ ve usûr ve etvâr-ı ümeme vukūf-ı bî-kusûr evzâʿ u etvârlarını mutazammm tedvîn olunan kütüb-i tevârîhe tevaggul ve inkibâb ile hâsıl olacağı ve an-asıl ahbâr u istihbâr-ı cibillet-i beşeriyyede merkûz ve tıbâʿ-ı benî Âdem bu keyfiyet üzere mecbûl olduğuna binâen bu fende telîf olunan kütüb-i vekāyiʿ mütâlaʿasına müştagil olanların mücellâ-yı hâtırları zeng-i seâmet ve melâlden mücellâ ve zidûde ve bu vesile ile mâlik oldukları melekât kendülerini sâhib-i seyr-i sütûde eyleyeceği bedihî ve hâsseteyn-i semʿ u basar havâssın eşref ü aʿlâsı olup hiss-i basar mülâhaza-i hüsn-i suverden mahzûz ve münbasit olduğu (2b) misillü hiss-i semʿ dahi ahbâr-ı mülûk u selâtîn ve âsâr-ı pâdişâhân ve havâkîn mütâlaʿasıyla münşerih ve mübtehic olacağı zâhirdir. لا تشبع العين من نظر ولا السمع من خبر ولا الأرض من مطر.\nAle'l-husûs mesâlih-i külliye-i âlem ve mehâmm-ı muhtelfetü'ş-şuʿûn-ı ümem re'y ü rü'yetlerine müfevvez ve müsellem olan kâr-fermâyân-ı sütûde-şiyemin bu ilme eşedd-i ihtiyâç üzere muhtâc oldukları kenâr-ı alâ-ilmdir. Zîrâ vakitlerinde vukūʿ-yâfte olan hayr u şerr ve nefʿ ü zarrın temşiyet ve defiʿne mükelleftirler. Ve bu fenn bâ-vücûd kesret-i fevâid-i sehlü'l-me'haz ve istihsâlinde külfet ve meşakkat ber-taraf olup sermâyesi hıfz u zabttır. Ve ukalâ dimişler ki “umûrda tecrübe fezâil-i benî-Adem'den maʿdûd ve ârâ-yı nâs bi-vâsıtati't-tecribe kemâl bulmak muhakkak ve meşhûddur”. Ve akl için hükemâ merâtib isbât edüp her birini birer ism ile tesmiye etmişlerdir. Cümleden biri akl-ı tecâribîdir. Sâir ukûlü tahrîr her ne kadar hâriç ez-bahs ise dahi teksîren li'n-nefʿ ve riʿâyeten-li'l-istidrâd îrâd olundu. Amma ba‘dü Hafî olmaya ki akl için merâtib-i erbaʿa vardır:\nEvvelkisi: Akl-ı heyûlânîdir ki idrâk-i maʿkūlât için istiʿdâd-ı mahzdır. Ve bu bir kuvve-i mahzdır ki fiilden hâlîdir. Ukūl-i etfâl gibi nefs bu mertebede heyûlâ-yi evlâya müşâbihtir. Öyle heyûlâ ki suverin küllîsinden fî hadd-i zâtihî hâliyedir. İkincisi: Akl bi'l-melekedir ki zarûriyyât bununla maʿlûm olur, ve iktisâb-ı nazariyyât içün nefsin istiʿdâdma ıtlâk olunur. Üçüncüsü: Akl-ı müstefâddır ki müdrik olduğu nazariyyât (3a) indinde hâzır olup bir haysiyet ile ki kendüden gāib olmaya ve kuvve-i kudsiyye akl bi'l-melekenin nihâyet mertebesine derler. Dördüncüsü: Akl-ı tecâribîdir ki tetebbûʿ-ı ahbâr nev ü kühen ve mütâlaʿa-i surûf-ı dûr ü zemen ile hâsıldır. Ve hükemâ demişlerdir ki ilm-i târih bir ilm-i celîldir ki tahtında nice fevâid muzmer ve müdrec olup müteahhirü'l-ahd olanlara mûcib-i ibret ve basîret ve bâʿis-i teşhîs-i hüsn ve su-i sîret olduğundan fazla insanı, vekāyiʿ-i dühûra vukūf ile mücerrib-i umûr ve müdebbir-i mesâlih-i cumhûr eder. [Mısraʿ]: وللماضي لمن بقي إعتبار ومن حيث اللغة تاريخ taʿrîfi evkāt maʿnâsına olup أرخت الكتاب يوم كذا yani اى عينت وقته demektir. Ve târihin aslı tevrîhtir. Tefʿîl bâbından ورخ ve-re-ha fiilinin masdarıdır. Her bir ilmin ibtidâ-yı emirde taʿrîf ve mevzûʿu ve garaz ve fâidesi maʿlûm olmak kavâid-i merʿiyyeden olup, emme't-taʿrîf-i ilm-i târih bir ilimdir ki maʿrifetiyle ahvâl-i tavâif ve ensâb-ı mevâlîd ve sanâyiʿ-i eşhâs ve vekāyiʿ ve hâletleri maʿlûm olur. Ve mevzûʿu enbiyâ ve mülûk ve hükemâ ve gayrilerin eşhâs-ı mâziyelerini idrâkdir. Ve'l-garaz-ı minhu zikr olunan ahvâlin keyfiyâtına vukūftur. Ve fâidesi ibret ve tenassuhdur. Ve ulemâdan baʿzıları ilm-i târihi taʿlîm ve taʿallüm derece-i vücûba mütekārib olduğun tasrîh edüp şu sebebden ki hifz-ı nizâm-ı düvel ve zabt-ı vekāyiʿ-i milel bununla hâsıl olup âyîn-i mülûk-i sâlife ve kavânîn-i selâtîn-i mâziye ve\nânife min gayr-i habt ü halel mahfûz olduğu takdîrde maʿa'l-kıyâs ahkâmı düstûrü'l-amel (3b) ve vakt ü zemâna tatbîk-i hâl-i eslâf müntic-i fevâid-i kesîre olduğu berâhîn-i akliyye ile müstedelldir.\nNakl olunur ki hulefâ-yı Abbâsiyye'den Kāim-Biemrillâh vaktinde ehl-i Hayber'den birkaç nefer müteʿayyinân Yahûd, Dârü'l-hılâfe'ye vürûd ve cizyeden muʿâfiyetlerini müşʿir bâ-hatt-ı Hazret-i Ali sened sûretinde bir varak-pâre ibrâz ve teyîden li'l-müddeʿâ ashâb-ı kirâmdan birkaç zâtın şehâdetlerini tahrîr ve zuʿmlarınca taraf-ı Hazret-i Risâlet-penâhî'den yedlerine iʿtâ olunduğunu iddiʿâ ve takrîr eylediklerinde senedleri nezd-i halîfede karîn-i kabûl ve cizyeden muʿâf ve müsellem olmaları bâbında ısdâr-ı menşûr sadedinde iken reisü'r-rüesâsı olan Ebü'l-Kāsım ibn Mesleme'ye şekk ve şübhe ârız olup işbu sened mevzûʿ ve gayr-i muʿtemed olmak desâis-i Yahûdiyye'ye nazaran her ne kadar zâhir ise dahi defʿan li'ş-şübhe müverrih-i ahd olan Hatîb-i Bağdâdî'ye bir kere arz olunmak enseb idüğün ifade ile halîfeyi tergīb ve işbu re'y-i sedîdi halîfe der-akab tasvîb edüp müşârünileyhi ihzâr ve hakīkat-i hâli istihbâr eyledikte bâdî-i nazarda sened-i mezkûr müzevver ve masnûʿ olduğun takrîr ve müddeʿâları bâtıl ve senedleri ihticâcdan âtıl olduğunu beyân ile mesnedini şöyle tenvîr eyledi ki, sened-i merkūmda muharrer olan şuhûddan Hazret-i Muâviye Hicret-i nebeviyye'nin dokuzuncu senesi yevm-i fetihde şeref-i İslâm ile benâm ve Hayber'in fethi Hicretin yedinci sâlinde vukūʿ bulduğu mesbût-ı mecelle-i vekāyiʿ-nüvîsân-ı enâmdır. Kezâlik Saʿd bin Muʿâz Hazretleri dahi mâ-beynü'ş-şuhûd (4a) muharrer ve mevcûd olup müşârünileyh ise Hicretin beşinci senesi yevm-i Hendek'de cisr-i âlem-i fânîden güzer ve cânib-i illiyyine sefer edüp tevârih-i muhtelifeden hâsıl olan tefâvüt hasebiyle senedin mevzûʿiyyet ve butlânı zâhir ve müddeʿîler vechen-mine'l-vücûh cevâba kādir olamadıklarından sened-i mevzûʿları şakk-gerde-i enâmil-i redd ve dervâze-i iddiʿâları yed-i sadd ve iʿrâz ile sedd olunup ahz-i cizye için müceddeden taʿyîn-i ricâl ve fâzıl-ı mezkūrun işbu adâlet ve ıttılâʿ-ı mûcib-i füzûnu beytülmâl olduğu ve fenn-i târîhin şeref ve lüzûmu bundan maʿlûm olacağı muhtâc-ı delîl ve nazar değildir. Lâ-cerem şems-i tâbân-ı Devlet-i aliyye mefârık-ı ibâda zıll-i efgen-i adl ü dâd olaldan berü mülûk-i sütûde-sülûklerinin fenn-i târîhe riʿâyet ve rağbetleri nümâyân ve zâhir ve hasret-keş-i mülûk-i âfâk olan siyer ve âsâr ve gazavât ve ahbârları fî-küll-i yevm zabt olunmağla aktâr-ı kāsıye ve dâniyede şöhret ü şânları resîde-i rütbe-i\ntevâtür olup binâberîn bu hidmet-i seniyyeye her asırda bir münşî-i yegâne memûr ve her biri şahsına mahsûr olan reftâr u edâ ile izhâr-ı hünerde meşhûr olmuşidi. \n\n Hoca Sa'deddîn Efendi'nin yazdığı târih “sihr-i helâl” kabîlinden olup ancak inşâsı bu vaktin erbâb-ı maʿârifine beşîʿ görülüp filhakika \"taʿdîl-i kavâfî” zımnında mükerrerâtı hadden efzûn ve Türkî ve sâde ebyât ile târihi memlû ve meşhûndur. \n\n Âlî Efendi ise kelimât-ı gayr-i me'nûse istimâline mecbûr ve zabt ettiği vekāyiʿ “halâvet-i lafziyye” ve “letâfet-i maʿneviyye”den dûr olup (4b) Solakzâde ve Neşrî ve Oruç Bey ve Haddâdî ve Malkoçzâde'nin âsârları dahi âmiyâne ve rekîk ve anlardan sonra gelenler dahi vâdî-i mezkûrda anlara müsâhim ve şerîk olup Naʿîmâ merhûm Şârih-i Menârzâde'nin kemâl-i vukūf ile Enderûn-ı Hümâyûn'da cemʿ ettiği vekāyiʿi tertîb ve ilhâkāt-ı mühimme ile tebvîb edüp târih-i hoş-âyende-i tıbaʿ-ı hâss u âmm ve halefi olan Râşid Efendi ve Çelebizâde Efendi dahi bir târih-i mümtâz yazup âsâr-ı belîgāneleri pesendîde-i enâm olmuşidi. \n\n Bunlardan sonra zabt-ı vekāyiʿ edenlerin halleri târihlerinden zâhir u nümâyân ve habt u halel ile âmîhte olan müdevvenâtları fenn-i inşâda mahâreti olanlara rûşen ve ayân olup nevbet-i zabt-ı vekāyiʿ takdîr-i Rabbânî ile bu fakîr-i kem-bidâʿaya müyesser oldukda ne sâde ve ne muʿakkad bir tarz-ı bedîʿ ihtiyâr ve münâsebet geldikçe âharların adem-i maʿlûmât ile iltizâm etmedikleri nasâyih u fevâid ve hikmet-i ilmiyyeden müstenbat baʿzı kavâʿid tahrîriyle tekmîl-i makāsıd edüp hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân zamânında muhassenât-ı târihim pûşîde ve mestûr ve kadr-i kemterânem bilinmemek ile mağdûr olmuşidim. \n\n Serîr-i hilâfet ve erîke-i saltanat zât-ı bî-hemâl-i şâhâne ile kesb-i zînet ve alem-i âlemiyân kudûm-ı meyâmîn-i lüzûm-ı hidîvâneleriyle kesb-i mâye-i sürûr u behcet eyledikde, refte refte âsâr-ı âcizâneme imrâr-ı nazar ve sebk-i elfâz ve ihtirâʿ-ı meʿânîde olan tefettün ve mahâretim maʿlûm-ı hümâyûnları olmak hasebiyle kadr u iʿtibârım zerreden kemter iken vüfûr u mekârim-i dâverâneleriyle felek-i şemse beraber olup beyne'l-akrân rütbemi terfîʿ ve bilâ-infisâl (5a) atâyâ-yı şâhâneleriyle dâire-i taʿayyüşümü tevsîʿ ve dâʿiye-i şevk-i dem-be-dem ihtirâʿ-ı maʿnâ ve ibdâʿ-ı terâkîb-i sâdıkü'l-fehvâya illet-i akvâ olup altmışaltı târihinden seksensekiz senesi evâiline dek\nDevlet-i aliyye'lerinde vukūʿ-yâfte olan ahvâl-i tahbît-i vekāyiʿ nüvisân ile resîde-i derece-i izmihlâl olduğuna binâen vekāyiʿ-i mezkûre yerlü yerinden ala-vechi't-tahkīk cemʿ ve telfîk ve müceddeden kaleme alınarak tanzîm ü tensîk olunması bâbında bundan akdem emr-i hümâyûnları şeref-sudûr ve bu hidmet-i mûrisü'l-mefharete bu abd-i kesîrü'l-kusûr memûr olmuşidi. İfâ-yı memûriyete teşmîr-i sâʿid-i ihtimâm ve nice hakāik derciyle târîh-i mezkûr itmâm olunup, Dârü't-tıbâʿ-ı âmirelerinde tabʿ u temsîl ve birkaç mâh zarfında tekmîl olunup, heves-kârân-ı semt-i inşâ ve taleb-kârân-ı vukūf-ı ahvâl-i aʿlâ ve ednâ olanlar hâhiş-i tâm ve şevk-i mâ-lâ-kelâm ile birer nüshasını istimlâke tâlib ve re'is-i Dârü't-tıbâʿ-ı âmire hücûm-ı hâhişkerân sebebi ile teclîd ve îsâlde mübtelâ-yı metâʿib olup bu himmet-i cihânsûd-ı şâhâne cümleyi memnûn ve mesrûr ve füzûnu aʿvâm-ı ömr ü şevketleri daʿvâtına mecbûr eyledi. Umûm-ı nâsda olan rağbet-i hâhiş mesmûʿ-ı hümâyûnları olmaktan nâşî seksensekiz evâilinden sâl-i cülûs-ı cihândârîleri olan ikiyüzüç senesine gelince vâkiʿ olan ahvâl-i devlet ve vukūʿât-ı saltanat tenkīh ü ıslah ve zevâid-i mâ-lâ-yaʿnî ıtrâh olunup cild-i sânî iʿtibâriyle tabʿ olunmak bâbında irâde-i menâyih ifâde-i mülükâneleri taʿalluk eylediğine binâen emr-i cihân-mutaʿa imtisâl (5b) ve vekāyiʿ-i mezkûrenin tertîb ve tashîhine iştigāl olunup, iltizâm-ı vakt hasebiyle tahrîr olunnan baʿzı mevadd, ber-minvâl-i meşrûh cerh ve taʿdîl ve katı çok nevâdir-i ahbâr ve havâdis-i garîbe-i rüzgâr ve kavâid-i mülkiyye ve mesâil-i hükmiyye derciyle inşâallah tekmîl olunup, mukassem erzâk dâʿîl ü cesîm olan atebe-i gerdûn-ı mertebe-i şâhânelerine arz u takdîm olunur. [Arapça İbare:] واسئل الله الاعانة فيما اطلب وادوم بحرمة من له المقام المعلوم"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Garîbe: Sinîn-i çendinden berü Ordu-yı hümâyûnda zahmet-i sefer ile muztarr olan ricâl-i devlet Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp istikrâr-ı makām ve nevâziş ü ikrâm ile bekâm olmak ümniyesinde iken kimi hilâl-i tarîkde ve kimi Dârüssaltana'da tecerrüʿ-i kâs-i azl ü infisâl ve hey'et-i mütenekkire ile erbâb-ı töhmet gibi vâhiden baʿde vâhid hânelerine gelüp\n[Mısraʿ]: radîtu mine'l-ganîmeti bi'l-iyâb makālesini güzârende-i lisân-ı hâl eyleyüp şerîf ü vazîʿ bu keyfiyeti emr-i beşîʿ görüp himmetlerine fütûr ve saʿy ü kûşişlerine kusûr târî olmuşidi. Mısır seferi avdetinde giriftâr-ı meşâkk u metâʿib olan ashâb-ı merâtib ve sâir hademe-i devlet vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet oldukları hîn-i şehriyâr-ı İskender-i temkîn dâme fî avni'l-meliki'l-muʿîn hazretleri hizmetlerini zâyiʿ buyurmayıp cümlesini makāmlarında ibkā u takrîr ve deycûr-ı hâne-i emellerin envâr-ı âtıfet-i cihân-bânîleriyle tenvîr buyurdukları kemâl-i adl ü nasafet-i hümâyûnlarını isbât ve te'yîd ve zamân-ı saʿd-ı (6a) iktirânlarında sadâkat-kârân-ı erbâb-ı sefer ü hazara her bâr hüsn-i mükâfât ve cezâ hasâis-i mülûkânelerinden olduğunu ezhân-ı âliye ashâbına rûşen ü bedîd buyurdular.",
          "caption": "[introduction to bakıyye-i vekāyiʿ-i sene semân ve semânîn ve mi'e ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_002.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to bakıyye-i vekāyiʿ-i sene semân ve semânîn ve mi'e ve elf]",
          "text": "Garîbe: Sinîn-i çendinden berü Ordu-yı hümâyûnda zahmet-i sefer ile muztarr olan ricâl-i devlet Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp istikrâr-ı makām ve nevâziş ü ikrâm ile bekâm olmak ümniyesinde iken kimi hilâl-i tarîkde ve kimi Dârüssaltana'da tecerrüʿ-i kâs-i azl ü infisâl ve hey'et-i mütenekkire ile erbâb-ı töhmet gibi vâhiden baʿde vâhid hânelerine gelüp\n[Mısraʿ]: radîtu mine'l-ganîmeti bi'l-iyâb makālesini güzârende-i lisân-ı hâl eyleyüp şerîf ü vazîʿ bu keyfiyeti emr-i beşîʿ görüp himmetlerine fütûr ve saʿy ü kûşişlerine kusûr târî olmuşidi. Mısır seferi avdetinde giriftâr-ı meşâkk u metâʿib olan ashâb-ı merâtib ve sâir hademe-i devlet vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet oldukları hîn-i şehriyâr-ı İskender-i temkîn dâme fî avni'l-meliki'l-muʿîn hazretleri hizmetlerini zâyiʿ buyurmayıp cümlesini makāmlarında ibkā u takrîr ve deycûr-ı hâne-i emellerin envâr-ı âtıfet-i cihân-bânîleriyle tenvîr buyurdukları kemâl-i adl ü nasafet-i hümâyûnlarını isbât ve te'yîd ve zamân-ı saʿd-ı (6a) iktirânlarında sadâkat-kârân-ı erbâb-ı sefer ü hazara her bâr hüsn-i mükâfât ve cezâ hasâis-i mülûkânelerinden olduğunu ezhân-ı âliye ashâbına rûşen ü bedîd buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāimmakāmlık ile yeniçeri ağalığını cemʿ eden Vezîr Yeğen Mehmed Paşa Aydın muhassılı nasb u taʿyîn ve Mehmed Ağa müşârünileyhe câ-nişîn kılındı. Şehriyâr-ı sütûde-girdâr hazretlerine şehzâdelikleri evânında birer cihetle kesb-i temahhuz ve ihtisâs edenler derece-i kurbiyetlerine nazaran melhûz-ı nigâh-ı re'fet ve mekârim ve ihrâz-ı merâtib ve kesb-i fevâid ü megānim ile mahsûd-ı halâyık u avâlim olup taraf taraf kâr-sâz-ı umûr ve mâ-yu'avvel-i cumhûr olmuşlar idi. Devletini hazm ile dâire-i hadd ü edebi tecâvüz etmeyenler câh u ikbâl ile pâyidâr ve semt-i hırs u tamaʿa sülûk ile mekkâr-ı umûra tasaddî edenler dûr-bâş-ı tevbîh ve muʿâheze ile mahall-i ibret-i veliyyü'l-ebsâr oldular. Tefâsîl-i hâlleri inşâallah zîrde zikr ü îrâd ve tehzîb-i ahlâk u istikmâl-i nefs dâ'iyesinde olanlar ikāz ve irşâd olunur.",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_003.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Kāimmakāmlık ile yeniçeri ağalığını cemʿ eden Vezîr Yeğen Mehmed Paşa Aydın muhassılı nasb u taʿyîn ve Mehmed Ağa müşârünileyhe câ-nişîn kılındı. Şehriyâr-ı sütûde-girdâr hazretlerine şehzâdelikleri evânında birer cihetle kesb-i temahhuz ve ihtisâs edenler derece-i kurbiyetlerine nazaran melhûz-ı nigâh-ı re'fet ve mekârim ve ihrâz-ı merâtib ve kesb-i fevâid ü megānim ile mahsûd-ı halâyık u avâlim olup taraf taraf kâr-sâz-ı umûr ve mâ-yu'avvel-i cumhûr olmuşlar idi. Devletini hazm ile dâire-i hadd ü edebi tecâvüz etmeyenler câh u ikbâl ile pâyidâr ve semt-i hırs u tamaʿa sülûk ile mekkâr-ı umûra tasaddî edenler dûr-bâş-ı tevbîh ve muʿâheze ile mahall-i ibret-i veliyyü'l-ebsâr oldular. Tefâsîl-i hâlleri inşâallah zîrde zikr ü îrâd ve tehzîb-i ahlâk u istikmâl-i nefs dâ'iyesinde olanlar ikāz ve irşâd olunur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kaynarca'da zarûriyyü'l-ihtiyâr olan musâlaha şurûtundan serbestiyet-i Tatar maddesiyçün tarafeyn murahhaslarının yek-dîğere iʿtā eyledikleri\nsened Âsitâne-i saʿâdet'de dahi tasdîk olunmak üzere iken Kırım halkı serbestiyet maddesinden zarâr-ı âcil fikriyle muztarib olup müteʿaddid mahzarlarıyla birkaç nefer-i müteʿayyin kimseyi Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve defʿ-i mazarrat-ı serbestiyet ile Kırım hanları (6b) kemâfi'l-evvel Devlet-i aliyye tarafından nasb ve hutbe ve sikke ism-i sâmî-i şâhâne ile tezyîn olunup Sâhib Giray hanlık mesnedine ikʿâd olunmak mes'ûlâtına müteferriʿ baʿzı mevâdd bast u îrâd etmeleriyle maʿrûzâtları südde-i serîr-i aʿlâya arz olunup filhâl bir meclis-i hâfil inʿikādiyle husûs-ı mezkûr ulemâ-yi izâm ve ricâl-i devlet miyânelerinde müzâkere olunup kavm-i mezkûrun iltimâsları her ne kadar şurût-ı maʿkūdeye mugāyir ise dahi Rusyalu tarafına inhâ ve bu madde muhâlif-i hükmi şerʿ-i garrâ olduğuna binâen tesvîg-i şerʿ-i şerîf derecesinde temşiyet-i maslahata Devlet-i aliyye mecbûr olduğunu ifade ve inbâda fâideten-mâ husûlü mümkün olmazsa dahi bir nevʿ-i mahzûr hâtıra hutûr etmeyüp fürûʿâtiyle bu maddeyi müstakillen söyleşmek ve baʿzı şurûtta olan mübhemâtı hall ve îzâh etmek zımnında vâkıf-ı hâl bir kimsenin taʿyînini erbâb-ı ârâ meclisde tefevvüh eylediler. Evvel ve âhir vâkiʿ olan mükâlemâtın mezâyâsına ıttılâʿ-ı âcizânem zâhir olduğundan başka birkaç defʿa re'sen Rusyalu tarafına memûriyetim hasebiyle derece-i istikāmetime bi't-tecrübe âşinâ olan uzemâ-yi devletin baʿzıları memûriyetimi işrâb ve meclisde bulunan zevâtın sâiri dahi bu re'y-i müveccehi istisvâb etmişler idi.\nMakām-ı sadâret-i uzmâdan zîrde âtiü'l-beyân olan mevâddı mutazammın tahrîrât ile Kırım cânibinden vârid olan mahzarlar yedime iʿtâ ve lisânen baʿzı mevâdd dahi tenbîh ve îsâ olunup hîn-i vedâʿda sît-i iştihârı münteşir-i aktâr ve umûr-ı (7a) külliye-i devlete re'y-i sakîm ve fikr-i akîm ile taʿarruz ve müdâhalesi bedîdâr olan Yazıcı Ahmed Efendi lisânen \"size baʿzı madde sipâriş edecek” deyü Reisülküttâb İsmâil Bey Efendi ihbâr edüp yazıcı yerinde mûmâileyh ile mülâkāt olundukta münʿakid olan şurût-ı musâlâhanın cümlesine vazʿ-ı engüşt dahl ü taʿrîz ve esâs-ı muhâdenenin her rüknünü hedm ve tenkīz edüp \"filân madde şöyle olsun ve serbestiyet bir veçhile kabûl olunmasın ve iʿâde-i harb iktizâ eyler ise de itsün\" kelâm-ı gayr-i maʿkūlünü tekrîr edüp muʿâraza ve cedel tevlîd-i âfet ü hatar eyleyeceği mukarrer olduğundan bi'z-zarûre mümâşât olunup hücûm-ı veleh ve hayret ile kıyâm hengâmında “Bâbıâlî'den size verilen harc-ı râhdan mâʿadâ şevketlü efendimiz dahi iki bin guruş inʿâm ettiler\" deyü âdemlerimize teslîm olunmasını tefhîm eyledi.\nFakīr der-akab re'îs efendiye gelüp mâcerâyı bast u takdîm ve mûmâileyhin tenbîhât-ı zâʿifesi mîr-i müşârünileyhi gāyetü'l-gāye te'lîm edüp maʿân sadrıazama keyfiyet beyân olundukta yazıcının tenbîh ettiği maddelerin ednâsı iʿâde-i harbi mûcib ve el-yevm Rusya Feld Mareşali Yaş'da mukīm olmak hasebiyle memâlik-i mahrûseye hücûm ve Devlet-i aliyye'yi muztarib eyleyeceği meczûm olmağla “Bâbıâlî'den size ne tenbîh olundise ol vechile edâ-yi hidmet ve mütabassırâne hareket eyleyesiz\" deyü tekîd-i hâl ve sâl-i mezkûr Şâbânı'nın onyedinci günü Yaş tarafına sevk-i semend-i istiʿcâl ve rûz-ı hareketin onüçüncü günü kasaba-yi mezkûreye (7b) dâhil ve ihzâr olunan hâneye nâzil olduk.\nBirkaç saatten sonra Rusya Feld Mareşali Romançof ile iltikā ve hâmil olduğumuz tahrîrât iʿtâ olunup tercümeye ihâle ile bir gün âsâyiş ve istirahatimizi îmâ eyledi. Ferdâsı bizi daʿvet ve feth-i derîçe-i sohbet edüp \"devletinizin lisânen size ifâdesi nedir? Ve mugāyir-i şart kaleme aldıkları keyfiyet televvün ve nakz-i ahdi müstevcib değilmidir?\" dediğinde fakīr cevâba âğâz edüp \"serbestiyet-i Kırım maddesi esâs-ı saltanat-ı islâmiyye olan dîn-i mübîn ve şerʿ-i güzîne mugāyir olmamak içün iki üç seneden berü imtidâd-ı hurûb ve muhâsamet ve bu sebeble tarafeyn giriftâr-ı envâʿ-ı hasâret oldukları sizin dahi ayânen maʿlûmunuzdur. Şurût-ı ahidnâmede kavm-i Tatar'ın serbestiyetlerine halel gelmemek üzere umûr-ı mezhebiyyelerin ser-i diyânet-i Muhammediyye olan pâdişâh-ı İslâm tarafından şerîʿatleri muktezâsınca tanzîm ederler\" deyü musarrah olup şerîʿat-i İslâmiyyede ictimâʿ-ı halîfeteynin imtinâʿı maʿlûm ve kavm-i Tatar'ın bu cihetle vücûb-ı bîʿatleri bir emr-i gayr-i mevhûm olup madde-i mezkûrede ke'l-evvel hutbede ism-i sâmî-i şâhâne ve baʿdehû nâm-ı hânî zikr olunup, Tatar serbest olmaları takrîbiyle müntehâbları olan hanı nasb ettiklerinde tebaʿiyyet-i dîniyyeleri taʿayyün etmek içün Devlet-i aliyye'den fermân ve teşrîfât gitmek maddeleri tasrîh olunmadığından ulemâ-yi Kırım taʿaddüd-i halîfeteyn kaziyesini ahâli-i kabâile işâʿat ve umûr-ı dîniyyelerine fesâd tatarrukunu beyân ile kavm-i mezkûru îkāz ve irşâd (8a) ve bu hutûb-ı lâzımü'l-ihtimâmı şerʿe tatbîk içün arz-ı mahzarlar ile Âsitâne'ye gelüp refʿ-i akīre-i feryâd eylediklerinden gayri mukaddemâ serbestiyete sûret-i rızâ irâ'etleri mâl u cân havfinden ve evlâd u ıyâlleri esîr olmak vehminden neş'et ettiğini beyân ve \"bâ-husûs Yenikale ve Kılburun ve Kerş limanı Devlet-i aliyye yedinden intizâʿ olunmak lâzım gelür ise etrafımız mesdûd ve\nrişte-i emniyetimiz maʿkûd olup giderek bu kaziyye ne netîce vereceği ezhân-ı âliye eshâbına meşhûd olup hâlimize rahm ve şefekat olunmadığı hâlde cümlemiz terk-i evtan ve memâlik-i mahrûsede ittihâz-ı mekân içün bize izn ü ruhsat ihsân olunsun\" dediklerinde iddiʿâları umûr-ı diyânete müteʿallik olduğundan ulemâ-yı ʿizâm ile meşveret ve beher hâl şerʿ-i şerîfe mutâbakat bulunması emrinde yek-sâk-ı muvâfakat olmalarıyla bi-hasebi'ş-şerʿ kavm-i Tatar'ın mebʿûslarına cevâb vermekte Devlet-i Aliyye'ye acz ve ıztırâb târî ve merkūmların halecân-ı derûnların izâle ile serbestiyetlerin şerʿe tatbîk lâzime-i himmet-i mülk-dârı ve dindârı olup şöyle ki \"mukaddemâ Yenikale ve Kerş limanı talebinden keff-i yedd ve bunlara bedel Kılburun kalesiyle iktifâ sûreti Prusya kralı tarafından der-i devlet-medâra tahrîr olunduğuna binâen Kılburun'a kanâʿat ve zikr olunan Yenikale ve Kerş'den ferâgat veyâhud bilakis tesviye-i maslahat ile kavm-i mezkûrun istihsâl-i emniyetine saʿy ü gayret eylemenizi sadrıazam hazretleri dostâne tarafınızdan memûl eder ve bu keyfiyeti inhâdan garaz-ı aslî, fesh-i mevâdd-ı musâlaha olmayup (8b) mücerred aʿzâr-ı şerʿiyyeyi beyân ve bu hatb-i cesîmi hüsn-i kālıba ifrâğ ile tekmîl noksandır\" denildikte, Romançof cevâba âğâz ve \"serbestiyet ve redd-i kılâʿ sohbetlerinde fî-mâ-baʿd îrâd-ı kīl u kāl abese iştigāl kabîlinden olup Prusyalu'nun vech-i muharrer üzere taʿahhüdü dahi fuzûlî ve Tatarların baʿzısı bu mağlatayı ettiyse dahi mağlataları tahrîke makrûn ve kavm-i mezkûrun ekserisi serbestiyetten memnûn olup devleteyn miyânında bunlar dâimâ ilkā-yı buğz u adâvet ettikleri, târihlerde mastûr ve serbestiyetleri sebeb-i râhat ve huzûr olacağı zâhirdir. Yâ mahlûliyyet-i hakîkiye veyâhud li-emrin-mâ han azli lâzım geldikte müntehâblarını nasb ve Devlet-i Osmâniyye tarafından tebrîki hâvî teşrîfât gönderilmekte beis yoktur. Ancak fermân irsâli iktizâ-yı mahkûmiyet ile serbestiyetlerini imhâ ve tavr-ı sâbıklarını ayni ile ibkā etmektir. Bu sûrette lafz-ı fermânın tasdik-nâmeye idhâli müteʿazzirdir\" denildikte filhâl mukābele ve “serbestiyetin şerîʿat-ı Muhammediyye'ye vücûb-ı tatbîki bâlâda tafsîlen beyân olunmuşidi. Fermân hânlığın cevâzına izin kabîlinden olup ictimâʿ-ı halîfeteyn maddesi ancak bununla müntefî ve bu takdîrde taʿallülü vâhîdir\" denildikte, “muhabbet-nâme yazılmasını tefevvüh edüp, muhabbet-nâme akrândan iki şahsın birbirine yazdığı kâğıda ıtlâk olunup, tesâvî-i elkāb tesâvî-i zevât îcâbiyle özr-i mezkûr alâ hâlihi kalmak iktizâ eder\" denildikte “şu fermân lafzı mümkün değil, bir gayr-i taʿbîr bulunsun\" dedikte, “nâçâr\nsemt-i muğālataya zehâb lâzım gelüp, fermâna bedel lafz-ı menşûr (9a) yazılsun\" denildikte maʿnâsını tercümânlarından istifsâr ve mesfûr dahi \"bu lafz muhabbet-nâme ile fermân meyânında müstaʿmel bir lafzdır\" deyü maʿlûmât izhâr edüp filhâl sûret-i rızâ irâet ve hutbe ve sikke ve sâir mübhemâtın îzâhına mübâşeret ve tarafeynden kīl u kāl-i resîde-i serhad gāyet olup nihâyetü'n-nihâye mukaddemâ Devlet-i aliyye murahhaslarıyla karâr-gīr-i nizâm olan şurûtun baʿzı mevaddı tenkīh ve mübhem add olunan husûslar tıbk-ı irâde-i Devlet-i aliyye üzere tavzîh olunup tafsîli ahid-nâmede mastûr olduğundan tekrîr ve iksârdan tehâşî olundu. Bundan sonra kelâm Eflâk ve Boğdan maddelerine müncer olup memleketeyn kemâkân dâhil-i kabza-i tasarruf-ı devlet olup ahâlisinin âsâyiş-i hâllerine bâdî olan muʿâfiyât ve imtiyâzât-ı kadîmenin hıfz ve vikāyesini hâvî şerâit-i ahid-nâme cümleye işâʿat olunup izhâr-ı teşekkür ve îfâ-yi uhûdu şâmil istirhâmât zımnında Boğdan ve Eflâk memleketlerinden bi'l-ittifâk ikişer nefer boyarlar intihâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e izhâb olunduğu bundan akdem bir kıtʿa mektûb-ı dostâneleriyle sadrıazam hazretleri tarafına ifade olunmuşidi.\n\nMemleketeyn-i mezbûreteynin Devlet-i aliyye'ye redd ve teslîmi husûsunda murahhaslarımız ile akd ü temhîd olunan şurûtta iki senelik cizyeleri taleb olunmayup \"baʿdehû cizyelerini mebʿûslarıyla teslîm ve cedd-i emced-i hazret-i şehriyârî Sultan Mehmed Hân tâbe-serâhu hazretleri devrinde mütemennî oldukları imtiyâzât ile kâmyâb ve tekâlîf-i muhdeseden siyânet olunalar\" deyü beyân olunmağla kāʿide-i merʿiyye-i (9b) düvel üzere maddesi muʿayyen ve maʿlûm olan şurûtun ibkāsına müsâʿade olunup, imtiyâz-ı taʿbîr-i mücmelinden himâyet ve siyânet-i kâmileden gayr-i maʿnâ mütebâdir-i ezhân olmamağla ol dahi icrâ ve iltimâsları üzere Boğdan voyvodalığı Ligor'a tevcîh ve bu mukābelede bir akçe alınmayup âsâyiş ve himâyet-i reʿâyâ tarafına te'kîd olunduğu mukaddemâ makām-ı sadâretten cânib-i dostânelerine tahrîr olunmuşidi.\n\nÂsitâne'de olan maslahat-güzârları \"devr-i Sultan Mehmed Hân-ı râbiʿde mütemettiʿ oldukları imtiyâzât taʿbîrinin müfâd-ı memleketeyn boyarlarının intihâb eyledikleri kimse kayd-ı hayât ile voyvoda nasb olunmak maʿnâsını mutazammmdır\" deyü iddiʿâ ve şurût ve ahidnâmelerde bu makūle lugaz ve muʿammâ misillü taʿbîrât-ı mücmele tahrîr, baʿdehû \"maʿnâsı budur\" deyü tefsîr-i mesbûk bi'l-misl olmayup ihticâcdan sukūtu\ninde'l-kül müsellem ise dahi mebde-i saltanat-ı Osmâniye'den bu âna gelince tedvîn olunan vekāyiʿ-nâmelere mürâcaʿat olundukta katʿan bu makūle kayıd bulunmayup maʿnâ-yı mezkûre nazaran Eflâk ve Boğdan'ın Devlet-i aliyye'ye redd ü teslîmi, teslîm lafzı ve maʿnâ-yı tasarruf-ı Devlet-i aliyye'den ârî olmak iktizâ eyleyeceği zâhir olmağla \"bu makūle el-gāzât ve mübhemât hall ü beyân olunmadığı sebebi ile bu taraftan verilecek tasdîknâme sûret-i te'ehhür kabûl eyledi\" denildikte, Memleketeyn Devlet-i Osmâniye'nin mülk-i mevrûsu olup himâyet ve siyânetleri ve voyvodaların tecrîm ve tagrîminden vikāyetleri ve reʿâyânın râhatla kesb ü kâra iştigāllerinden hâsıl ve fürû-nümâniye devlete râciʿ olduğu mülâhazâtı mukaddemâ (10a) dostâne o tarafa ifâde olunduğundan gayri Memleketeyn bu seferler takrîbi ile mâl ü cân ve evlâd u nisvândan dûr olup bunlara bir nevʿi mükâfât-ı cinsiyet iktizâsiyle lâzım geldiğini imparatoriçe teemmül ve birkaç defʿa tekavvül etmekle himâyeleri iltizâm olunmuşidi. Maslahat-güzârın bu maʿnâlara tasaddîsi hilâf-ı şart olup \"fî-mâ-baʿd izhâr-ı gılzet ve huşûnet ile miyâneyi tebrîdden fâriğ olması ve bu maddeyi mesâlih-i tarafeyne tevfîk ile rü'yet etmesi tarafına müekkeden tahrîr olunur” deyü hatm-i kelâm akabinde Devlet-i aliyye'nin büyük elçisi olan Abdülkerîm Paşa'nın Özi tarafından azîmeti tasvîb olunmuş, semt-i mezkûr iʿmâr ve âbâdânîden hâlî ve Devlet-i aliyye elçilerinin iʿtibâr ettikleri tarîkin hilâfı olmak cihetiyle hatt u tirhâlde zahmet ve meşakkat çekileceği tasavvur olunduğundan yine ke'l-evvel Leh derûnundan Kiev'e ve andan Peterburk'a gidilmek sûretini sadrıazam dostları lisânen tenbîh etmekle \"bu maddenin dahi bu vechile temşiyeti mûcib-i mahzûziyetleri olur\" denildikte, Leh'den Peterburk'a varınca reʿâyâ pâ-zede ve Özi'ye müsâmit olan Urhankrat ve Mirhorad ve sâir o tarîkde bulunan bilâd ve kasabât halkı tekâlif-i şâkkadan âzâde olmak cihetiyle mücerred elçi paşanın refâh u râhatı içün o taraf tercîh olunmuşidi. \"Çünki böylece münâsib görülmüş, ol vechile amel olunur\" deyü hatm-i kelâm eyledi. Mükâleme birkaç saat mümted olup tarafeynde sâmit ve kelâl müşâhede olunduğundan \"kusûr maddeler inşâallah yarınki gün müzâkere olunur\" diyerek (10b) meclisten nehzat ve sâkin olduğumuz menzile azîmet olundu. Bir günden sonra yine mülâkāt ve reisülküttâb efendinin seyr-i sefâin ve sâir mevaddı müşʿir tarafımıza irsâl eylediğin bir kıtʿa kāimesi hilâl-i tarîkde resîde olup hâvî olduğu husûsların müzâkeresine bed' ü mübâşeret ve Âsitâne'de mukīm maslahat-güzârın sû-i hareketi ve\ndevleteyni bir birinden tebrîd ile fesâd-ı niyyeti beyân olunup hattâ Eflâk ve Boğdan taraflarından gelen boyarları hânesinde habs edüp kapıya ofçiyal ile gönderdiğini ve Eflâk voyvodası tarafına varmalarını menʿ eylediğini ve üserâ mâddesi Rusya Devleti'nde rızâlarıyla tanassur eden ve kezâlik Devlet-i aliyye'de kabûl-i İslâm edenlerden mâ-ʿadâsı ıtlâk olunmak muʿâhede olunup bu cânibde bulunan üserâya baʿde's-su'âl rızâlarıyla İslâmiyeti ikrâr edenlerden mâ-ʿadâsı bilâ-tevkīf tarafına verilmekte iken tercümânı Gürciyü'l-asl şahs-ı nâdân “bilâ-su'âl üserâyı vermelisiz ve mukaddemâ beyʿ ü şirâ ile Âsitâne ve memâlik-i mahrûsede mevcûd olan Gürcü esirleri ale'l-ıtlâk tarafımıza teslîm olunsun\" deyü izhâr-ı huşûnet edüp Gürcü üserâsı sinîn-i mütetâvileden berü Devlet-i aliyye'de ibtiyâʿ ile istifrâş oluna gelüp tevâlüd ve tenâsül sebebi ile infikâkları müstahîl ve şerîʿata müteʿallik mevâddan olmakla istirdâdı mûcib-i fitne ve bâʿis-i kāl ü kīl olup “binâberîn bu iʿzâz merkūma işʿâr olundukça mülzem olmadığından gayri li-ecli'ş-şikâye yaʿnî bu maddeyi sûret-i uhrâda hikâye için bu tarafa geldiğini Âsitâne'den bize tahrîr etmişler. Mersûmun (11a) îrâd edeceği maglatasına vücûd verilmemek ve Gürcü üserâsı istisnâ olunmak meşhûr olan insâf ve reviyetlerinden memûldür” denildikte, ahid-nâmeden hâric vazʿ u hareketten tevakkī etmek zımnında mukaddemâ maslahat-güzâra tenbîh olunup Gürcü üserâsı mâddesini umûma haml ile iddiʿâya tasaddî etmiş vâkıʿa tevâlid ve tenâsül sebebi ile evlâd-ı vâlideden fekk olunmak lâzım gelüp ferʿ ü asl-ı âteş-i hicrân ile sûz u güdâzdan hâlî olmayacakları zâhirdir. Bu mâddeden keff-i yed eylemesi maslahat-güzâra tahrîr olunup \"mûcib-i nefret olan evzâʿdan menʿ ü zecr olunacağından başka tercümân dahi tedîb olunur\" deyü rû-yi mülâyemet izhâr eyledi. Tahrîrât-ı mezkûrenin bir mâddesi dahi seyr-i sefâin olup bu mâddenin dahi müzâkeresine ibtidâr ve mukaddemâ Bahr-i siyâh'da topsuz ve tüfengsiz müteʿârif ve maʿlûm tüccâr sefîneleri ticâret etmek ve Bahr-i siyâh ve sefîdden vârid olacak Rusya sefîneleri Âsitâne'ye dek gelüp, Bahr-i siyâh sefînesi Bahr-i sefîd'e ve Bahr-i sefîd sefînesi Bahr-i siyâh'a tecâvüz etmemek ve nihâyetü'n-nihâye Bahr-i siyâh sefîneleri Marmara Deryâsı'nda Erdek taʿbîr olunur ada ve emsâli şîre hâsıl olacak adalarda güzâr edüp bir tarîk ile Bahr-i sefîd Boğazı'nı geçmemek nizâmı karar-dâde olmak üzere iken bi-kazâ-illâhi teʿâlâ zarûriyyü'l-inʿikād olan musâlahada ale'l-ıtlâk \"sefâin-i Rusya bahreynde ve her türlü sularda geşt ü güzâr edeler\" deyü şart ve \"tasdîk-nâmeye kayd\nolunmuş mâdde-i mezkûrenin mesâlih-i Devlet-i aliyye'ye mugāyereti müberhen olup bâdî-i Bahr-i Siyah'da âlât-ı (11b) harbiyeden hâlî ve tüccâra mahsûs sagīr ve sâde sefîneler i'mâl olunup Bahr-i Sefîd Boğazı'nı tecâvüz etmemek ve Bahr-i Sefîd'e sâir düvel gibi Rusyalu'nun her gûne sefîneleri icrâ olunmak nizâmını sadr-ı müşârünileyh hasseten tarafınızdan me'mûl eder\" denildikte \"sinîn-i vâfireden berü bezl-i mâl ve ifnâ-yi asker ettiğimiz iki maddenin husûlü ümidiyle olup biri serbestiyet ki fitne-i Tatar ile çektiğimiz mihnetlerden kurtulmak illetine mebnî idi. Ve ikincisi sâir düvel gibi tahsîl-i fevâid-i ticâret etmek idi. Bu iki maddenin bundan ziyâde sohbetini etmek me'mûriyetimden hâric ve sa'y etsem dahi bir semere hâsıl olmaz\" deyü kat'î cevâb verdikten sonra Kırım Seraskeri Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ve Bender muhâfızı Vezîr Abdülcelîlzâde Mehmed Emîn Paşa'ya ve mîr-i mîrândan İşbozlu Abdullah Paşa'ya tertîb olunup yed-i emânetime teslîm olunan harçlık ve esvâb Rusya feld mareşaline teslîm ve müşârünileyhim tarafına müsâraʿaten îsâli tefhîm ve bir gün sonra yedimize cevâb-nâmeler i'tâ olunup ruhsâ-yi sû-yi Âsitâne-i saʿâdet ve evliyâ-yi devlete tafsîl-i mâcerâ ile tekmîl-i me'mûriyet eyledik.\n\nLâhika: Bu hidmet-i âcizânem irâde-i Devlet-i ebed-müddete tevâfuk eylediğinden sadrıazam ve sâir erkân-ı devlet taraflarından mazhar-ı şâbâş ve tahsîn ve va'd-i mükâfât-ı âcile düçâr olduğum zahmet ve meşakkat teskîn olunup tenkîhât-ı mezkûre tasdîk-nâmeye idrâc ve sâl-i mezkûr Zilkādesi'nin yirmidördüncü günü Rusya maslahat-güzârı Bâbıâlî'ye ihzâr ve tasdîk-nâmeler (12a) mübâdelesi akabinde \n\n Mihnet dîğeri keşîd ve işret dîğeri dîd \n\n Müeddâsınca evvelâ reîsülküttâb efendinin bol yenlü aʿlâ bir sevb-i semmûr ile kadri i'lâ ve sâniyen maslahat-güzâra ve dîvân tercümânına birer ferve-i semmûr giydirilüp, maslahat-güzâr ma'iyetinde olan sır kâtibi ve tercümâna dahi birer ferve-i kakum iksâ olundu.\n\n Sâhib Giray Han'ın çünki hanlığı karâr buldu, Mîr-i alem Mehmed Bey ile müşârünileyhe teşrîfât ve menşûr-ı pâdişâhî irsâl olunup, bu sebebler ile kulûb-i nâsda olan dağdağa ve ihtilâc zâil ve evliyâ-yi devlet memûnü'l-gāile dâd ü sited ve teʿâtî-i umûr ile müştagil oldular. İşbu mükâleme-i\nmühimme vaktiyle medâr-ı kelâm-ı erbâb-ı nakz u ibrâm olur cezmiyle vekāyi'nâme-i devlete kaydı muktezî iken Enverî Efendi'nin adem-i zabtı ve bu tenkīhâtı tahammül-i meşakkat-i saht ile bu fakīr-i bî-baht kuvvetten fiʿle îsâl etmiş iken reis efendiye azv ü isnâdı kasd-ı müdâhene ile husûl-i devâʿî metâlib garazına mahmûl olduğu müsellem-i erbâb-ı ukūldür.",
          "caption": "Vürûd-ı Kāsidân-ı Kabâil-i Tatar ve İstigāse-i ehl-i Kırım ve Memûriyet-i Fakīr bi-Tenkīh-i Mevâdd-ı Musâlaha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_004.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Kāsidân-ı Kabâil-i Tatar ve İstigāse-i ehl-i Kırım ve Memûriyet-i Fakīr bi-Tenkīh-i Mevâdd-ı Musâlaha",
          "text": "Kaynarca'da zarûriyyü'l-ihtiyâr olan musâlaha şurûtundan serbestiyet-i Tatar maddesiyçün tarafeyn murahhaslarının yek-dîğere iʿtā eyledikleri\nsened Âsitâne-i saʿâdet'de dahi tasdîk olunmak üzere iken Kırım halkı serbestiyet maddesinden zarâr-ı âcil fikriyle muztarib olup müteʿaddid mahzarlarıyla birkaç nefer-i müteʿayyin kimseyi Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve defʿ-i mazarrat-ı serbestiyet ile Kırım hanları (6b) kemâfi'l-evvel Devlet-i aliyye tarafından nasb ve hutbe ve sikke ism-i sâmî-i şâhâne ile tezyîn olunup Sâhib Giray hanlık mesnedine ikʿâd olunmak mes'ûlâtına müteferriʿ baʿzı mevâdd bast u îrâd etmeleriyle maʿrûzâtları südde-i serîr-i aʿlâya arz olunup filhâl bir meclis-i hâfil inʿikādiyle husûs-ı mezkûr ulemâ-yi izâm ve ricâl-i devlet miyânelerinde müzâkere olunup kavm-i mezkûrun iltimâsları her ne kadar şurût-ı maʿkūdeye mugāyir ise dahi Rusyalu tarafına inhâ ve bu madde muhâlif-i hükmi şerʿ-i garrâ olduğuna binâen tesvîg-i şerʿ-i şerîf derecesinde temşiyet-i maslahata Devlet-i aliyye mecbûr olduğunu ifade ve inbâda fâideten-mâ husûlü mümkün olmazsa dahi bir nevʿ-i mahzûr hâtıra hutûr etmeyüp fürûʿâtiyle bu maddeyi müstakillen söyleşmek ve baʿzı şurûtta olan mübhemâtı hall ve îzâh etmek zımnında vâkıf-ı hâl bir kimsenin taʿyînini erbâb-ı ârâ meclisde tefevvüh eylediler. Evvel ve âhir vâkiʿ olan mükâlemâtın mezâyâsına ıttılâʿ-ı âcizânem zâhir olduğundan başka birkaç defʿa re'sen Rusyalu tarafına memûriyetim hasebiyle derece-i istikāmetime bi't-tecrübe âşinâ olan uzemâ-yi devletin baʿzıları memûriyetimi işrâb ve meclisde bulunan zevâtın sâiri dahi bu re'y-i müveccehi istisvâb etmişler idi.\nMakām-ı sadâret-i uzmâdan zîrde âtiü'l-beyân olan mevâddı mutazammın tahrîrât ile Kırım cânibinden vârid olan mahzarlar yedime iʿtâ ve lisânen baʿzı mevâdd dahi tenbîh ve îsâ olunup hîn-i vedâʿda sît-i iştihârı münteşir-i aktâr ve umûr-ı (7a) külliye-i devlete re'y-i sakîm ve fikr-i akîm ile taʿarruz ve müdâhalesi bedîdâr olan Yazıcı Ahmed Efendi lisânen \"size baʿzı madde sipâriş edecek” deyü Reisülküttâb İsmâil Bey Efendi ihbâr edüp yazıcı yerinde mûmâileyh ile mülâkāt olundukta münʿakid olan şurût-ı musâlâhanın cümlesine vazʿ-ı engüşt dahl ü taʿrîz ve esâs-ı muhâdenenin her rüknünü hedm ve tenkīz edüp \"filân madde şöyle olsun ve serbestiyet bir veçhile kabûl olunmasın ve iʿâde-i harb iktizâ eyler ise de itsün\" kelâm-ı gayr-i maʿkūlünü tekrîr edüp muʿâraza ve cedel tevlîd-i âfet ü hatar eyleyeceği mukarrer olduğundan bi'z-zarûre mümâşât olunup hücûm-ı veleh ve hayret ile kıyâm hengâmında “Bâbıâlî'den size verilen harc-ı râhdan mâʿadâ şevketlü efendimiz dahi iki bin guruş inʿâm ettiler\" deyü âdemlerimize teslîm olunmasını tefhîm eyledi.\nFakīr der-akab re'îs efendiye gelüp mâcerâyı bast u takdîm ve mûmâileyhin tenbîhât-ı zâʿifesi mîr-i müşârünileyhi gāyetü'l-gāye te'lîm edüp maʿân sadrıazama keyfiyet beyân olundukta yazıcının tenbîh ettiği maddelerin ednâsı iʿâde-i harbi mûcib ve el-yevm Rusya Feld Mareşali Yaş'da mukīm olmak hasebiyle memâlik-i mahrûseye hücûm ve Devlet-i aliyye'yi muztarib eyleyeceği meczûm olmağla “Bâbıâlî'den size ne tenbîh olundise ol vechile edâ-yi hidmet ve mütabassırâne hareket eyleyesiz\" deyü tekîd-i hâl ve sâl-i mezkûr Şâbânı'nın onyedinci günü Yaş tarafına sevk-i semend-i istiʿcâl ve rûz-ı hareketin onüçüncü günü kasaba-yi mezkûreye (7b) dâhil ve ihzâr olunan hâneye nâzil olduk.\nBirkaç saatten sonra Rusya Feld Mareşali Romançof ile iltikā ve hâmil olduğumuz tahrîrât iʿtâ olunup tercümeye ihâle ile bir gün âsâyiş ve istirahatimizi îmâ eyledi. Ferdâsı bizi daʿvet ve feth-i derîçe-i sohbet edüp \"devletinizin lisânen size ifâdesi nedir? Ve mugāyir-i şart kaleme aldıkları keyfiyet televvün ve nakz-i ahdi müstevcib değilmidir?\" dediğinde fakīr cevâba âğâz edüp \"serbestiyet-i Kırım maddesi esâs-ı saltanat-ı islâmiyye olan dîn-i mübîn ve şerʿ-i güzîne mugāyir olmamak içün iki üç seneden berü imtidâd-ı hurûb ve muhâsamet ve bu sebeble tarafeyn giriftâr-ı envâʿ-ı hasâret oldukları sizin dahi ayânen maʿlûmunuzdur. Şurût-ı ahidnâmede kavm-i Tatar'ın serbestiyetlerine halel gelmemek üzere umûr-ı mezhebiyyelerin ser-i diyânet-i Muhammediyye olan pâdişâh-ı İslâm tarafından şerîʿatleri muktezâsınca tanzîm ederler\" deyü musarrah olup şerîʿat-i İslâmiyyede ictimâʿ-ı halîfeteynin imtinâʿı maʿlûm ve kavm-i Tatar'ın bu cihetle vücûb-ı bîʿatleri bir emr-i gayr-i mevhûm olup madde-i mezkûrede ke'l-evvel hutbede ism-i sâmî-i şâhâne ve baʿdehû nâm-ı hânî zikr olunup, Tatar serbest olmaları takrîbiyle müntehâbları olan hanı nasb ettiklerinde tebaʿiyyet-i dîniyyeleri taʿayyün etmek içün Devlet-i aliyye'den fermân ve teşrîfât gitmek maddeleri tasrîh olunmadığından ulemâ-yi Kırım taʿaddüd-i halîfeteyn kaziyesini ahâli-i kabâile işâʿat ve umûr-ı dîniyyelerine fesâd tatarrukunu beyân ile kavm-i mezkûru îkāz ve irşâd (8a) ve bu hutûb-ı lâzımü'l-ihtimâmı şerʿe tatbîk içün arz-ı mahzarlar ile Âsitâne'ye gelüp refʿ-i akīre-i feryâd eylediklerinden gayri mukaddemâ serbestiyete sûret-i rızâ irâ'etleri mâl u cân havfinden ve evlâd u ıyâlleri esîr olmak vehminden neş'et ettiğini beyân ve \"bâ-husûs Yenikale ve Kılburun ve Kerş limanı Devlet-i aliyye yedinden intizâʿ olunmak lâzım gelür ise etrafımız mesdûd ve\nrişte-i emniyetimiz maʿkûd olup giderek bu kaziyye ne netîce vereceği ezhân-ı âliye eshâbına meşhûd olup hâlimize rahm ve şefekat olunmadığı hâlde cümlemiz terk-i evtan ve memâlik-i mahrûsede ittihâz-ı mekân içün bize izn ü ruhsat ihsân olunsun\" dediklerinde iddiʿâları umûr-ı diyânete müteʿallik olduğundan ulemâ-yı ʿizâm ile meşveret ve beher hâl şerʿ-i şerîfe mutâbakat bulunması emrinde yek-sâk-ı muvâfakat olmalarıyla bi-hasebi'ş-şerʿ kavm-i Tatar'ın mebʿûslarına cevâb vermekte Devlet-i Aliyye'ye acz ve ıztırâb târî ve merkūmların halecân-ı derûnların izâle ile serbestiyetlerin şerʿe tatbîk lâzime-i himmet-i mülk-dârı ve dindârı olup şöyle ki \"mukaddemâ Yenikale ve Kerş limanı talebinden keff-i yedd ve bunlara bedel Kılburun kalesiyle iktifâ sûreti Prusya kralı tarafından der-i devlet-medâra tahrîr olunduğuna binâen Kılburun'a kanâʿat ve zikr olunan Yenikale ve Kerş'den ferâgat veyâhud bilakis tesviye-i maslahat ile kavm-i mezkûrun istihsâl-i emniyetine saʿy ü gayret eylemenizi sadrıazam hazretleri dostâne tarafınızdan memûl eder ve bu keyfiyeti inhâdan garaz-ı aslî, fesh-i mevâdd-ı musâlaha olmayup (8b) mücerred aʿzâr-ı şerʿiyyeyi beyân ve bu hatb-i cesîmi hüsn-i kālıba ifrâğ ile tekmîl noksandır\" denildikte, Romançof cevâba âğâz ve \"serbestiyet ve redd-i kılâʿ sohbetlerinde fî-mâ-baʿd îrâd-ı kīl u kāl abese iştigāl kabîlinden olup Prusyalu'nun vech-i muharrer üzere taʿahhüdü dahi fuzûlî ve Tatarların baʿzısı bu mağlatayı ettiyse dahi mağlataları tahrîke makrûn ve kavm-i mezkûrun ekserisi serbestiyetten memnûn olup devleteyn miyânında bunlar dâimâ ilkā-yı buğz u adâvet ettikleri, târihlerde mastûr ve serbestiyetleri sebeb-i râhat ve huzûr olacağı zâhirdir. Yâ mahlûliyyet-i hakîkiye veyâhud li-emrin-mâ han azli lâzım geldikte müntehâblarını nasb ve Devlet-i Osmâniyye tarafından tebrîki hâvî teşrîfât gönderilmekte beis yoktur. Ancak fermân irsâli iktizâ-yı mahkûmiyet ile serbestiyetlerini imhâ ve tavr-ı sâbıklarını ayni ile ibkā etmektir. Bu sûrette lafz-ı fermânın tasdik-nâmeye idhâli müteʿazzirdir\" denildikte filhâl mukābele ve “serbestiyetin şerîʿat-ı Muhammediyye'ye vücûb-ı tatbîki bâlâda tafsîlen beyân olunmuşidi. Fermân hânlığın cevâzına izin kabîlinden olup ictimâʿ-ı halîfeteyn maddesi ancak bununla müntefî ve bu takdîrde taʿallülü vâhîdir\" denildikte, “muhabbet-nâme yazılmasını tefevvüh edüp, muhabbet-nâme akrândan iki şahsın birbirine yazdığı kâğıda ıtlâk olunup, tesâvî-i elkāb tesâvî-i zevât îcâbiyle özr-i mezkûr alâ hâlihi kalmak iktizâ eder\" denildikte “şu fermân lafzı mümkün değil, bir gayr-i taʿbîr bulunsun\" dedikte, “nâçâr\nsemt-i muğālataya zehâb lâzım gelüp, fermâna bedel lafz-ı menşûr (9a) yazılsun\" denildikte maʿnâsını tercümânlarından istifsâr ve mesfûr dahi \"bu lafz muhabbet-nâme ile fermân meyânında müstaʿmel bir lafzdır\" deyü maʿlûmât izhâr edüp filhâl sûret-i rızâ irâet ve hutbe ve sikke ve sâir mübhemâtın îzâhına mübâşeret ve tarafeynden kīl u kāl-i resîde-i serhad gāyet olup nihâyetü'n-nihâye mukaddemâ Devlet-i aliyye murahhaslarıyla karâr-gīr-i nizâm olan şurûtun baʿzı mevaddı tenkīh ve mübhem add olunan husûslar tıbk-ı irâde-i Devlet-i aliyye üzere tavzîh olunup tafsîli ahid-nâmede mastûr olduğundan tekrîr ve iksârdan tehâşî olundu. Bundan sonra kelâm Eflâk ve Boğdan maddelerine müncer olup memleketeyn kemâkân dâhil-i kabza-i tasarruf-ı devlet olup ahâlisinin âsâyiş-i hâllerine bâdî olan muʿâfiyât ve imtiyâzât-ı kadîmenin hıfz ve vikāyesini hâvî şerâit-i ahid-nâme cümleye işâʿat olunup izhâr-ı teşekkür ve îfâ-yi uhûdu şâmil istirhâmât zımnında Boğdan ve Eflâk memleketlerinden bi'l-ittifâk ikişer nefer boyarlar intihâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e izhâb olunduğu bundan akdem bir kıtʿa mektûb-ı dostâneleriyle sadrıazam hazretleri tarafına ifade olunmuşidi.\n\nMemleketeyn-i mezbûreteynin Devlet-i aliyye'ye redd ve teslîmi husûsunda murahhaslarımız ile akd ü temhîd olunan şurûtta iki senelik cizyeleri taleb olunmayup \"baʿdehû cizyelerini mebʿûslarıyla teslîm ve cedd-i emced-i hazret-i şehriyârî Sultan Mehmed Hân tâbe-serâhu hazretleri devrinde mütemennî oldukları imtiyâzât ile kâmyâb ve tekâlîf-i muhdeseden siyânet olunalar\" deyü beyân olunmağla kāʿide-i merʿiyye-i (9b) düvel üzere maddesi muʿayyen ve maʿlûm olan şurûtun ibkāsına müsâʿade olunup, imtiyâz-ı taʿbîr-i mücmelinden himâyet ve siyânet-i kâmileden gayr-i maʿnâ mütebâdir-i ezhân olmamağla ol dahi icrâ ve iltimâsları üzere Boğdan voyvodalığı Ligor'a tevcîh ve bu mukābelede bir akçe alınmayup âsâyiş ve himâyet-i reʿâyâ tarafına te'kîd olunduğu mukaddemâ makām-ı sadâretten cânib-i dostânelerine tahrîr olunmuşidi.\n\nÂsitâne'de olan maslahat-güzârları \"devr-i Sultan Mehmed Hân-ı râbiʿde mütemettiʿ oldukları imtiyâzât taʿbîrinin müfâd-ı memleketeyn boyarlarının intihâb eyledikleri kimse kayd-ı hayât ile voyvoda nasb olunmak maʿnâsını mutazammmdır\" deyü iddiʿâ ve şurût ve ahidnâmelerde bu makūle lugaz ve muʿammâ misillü taʿbîrât-ı mücmele tahrîr, baʿdehû \"maʿnâsı budur\" deyü tefsîr-i mesbûk bi'l-misl olmayup ihticâcdan sukūtu\ninde'l-kül müsellem ise dahi mebde-i saltanat-ı Osmâniye'den bu âna gelince tedvîn olunan vekāyiʿ-nâmelere mürâcaʿat olundukta katʿan bu makūle kayıd bulunmayup maʿnâ-yı mezkûre nazaran Eflâk ve Boğdan'ın Devlet-i aliyye'ye redd ü teslîmi, teslîm lafzı ve maʿnâ-yı tasarruf-ı Devlet-i aliyye'den ârî olmak iktizâ eyleyeceği zâhir olmağla \"bu makūle el-gāzât ve mübhemât hall ü beyân olunmadığı sebebi ile bu taraftan verilecek tasdîknâme sûret-i te'ehhür kabûl eyledi\" denildikte, Memleketeyn Devlet-i Osmâniye'nin mülk-i mevrûsu olup himâyet ve siyânetleri ve voyvodaların tecrîm ve tagrîminden vikāyetleri ve reʿâyânın râhatla kesb ü kâra iştigāllerinden hâsıl ve fürû-nümâniye devlete râciʿ olduğu mülâhazâtı mukaddemâ (10a) dostâne o tarafa ifâde olunduğundan gayri Memleketeyn bu seferler takrîbi ile mâl ü cân ve evlâd u nisvândan dûr olup bunlara bir nevʿi mükâfât-ı cinsiyet iktizâsiyle lâzım geldiğini imparatoriçe teemmül ve birkaç defʿa tekavvül etmekle himâyeleri iltizâm olunmuşidi. Maslahat-güzârın bu maʿnâlara tasaddîsi hilâf-ı şart olup \"fî-mâ-baʿd izhâr-ı gılzet ve huşûnet ile miyâneyi tebrîdden fâriğ olması ve bu maddeyi mesâlih-i tarafeyne tevfîk ile rü'yet etmesi tarafına müekkeden tahrîr olunur” deyü hatm-i kelâm akabinde Devlet-i aliyye'nin büyük elçisi olan Abdülkerîm Paşa'nın Özi tarafından azîmeti tasvîb olunmuş, semt-i mezkûr iʿmâr ve âbâdânîden hâlî ve Devlet-i aliyye elçilerinin iʿtibâr ettikleri tarîkin hilâfı olmak cihetiyle hatt u tirhâlde zahmet ve meşakkat çekileceği tasavvur olunduğundan yine ke'l-evvel Leh derûnundan Kiev'e ve andan Peterburk'a gidilmek sûretini sadrıazam dostları lisânen tenbîh etmekle \"bu maddenin dahi bu vechile temşiyeti mûcib-i mahzûziyetleri olur\" denildikte, Leh'den Peterburk'a varınca reʿâyâ pâ-zede ve Özi'ye müsâmit olan Urhankrat ve Mirhorad ve sâir o tarîkde bulunan bilâd ve kasabât halkı tekâlif-i şâkkadan âzâde olmak cihetiyle mücerred elçi paşanın refâh u râhatı içün o taraf tercîh olunmuşidi. \"Çünki böylece münâsib görülmüş, ol vechile amel olunur\" deyü hatm-i kelâm eyledi. Mükâleme birkaç saat mümted olup tarafeynde sâmit ve kelâl müşâhede olunduğundan \"kusûr maddeler inşâallah yarınki gün müzâkere olunur\" diyerek (10b) meclisten nehzat ve sâkin olduğumuz menzile azîmet olundu. Bir günden sonra yine mülâkāt ve reisülküttâb efendinin seyr-i sefâin ve sâir mevaddı müşʿir tarafımıza irsâl eylediğin bir kıtʿa kāimesi hilâl-i tarîkde resîde olup hâvî olduğu husûsların müzâkeresine bed' ü mübâşeret ve Âsitâne'de mukīm maslahat-güzârın sû-i hareketi ve\ndevleteyni bir birinden tebrîd ile fesâd-ı niyyeti beyân olunup hattâ Eflâk ve Boğdan taraflarından gelen boyarları hânesinde habs edüp kapıya ofçiyal ile gönderdiğini ve Eflâk voyvodası tarafına varmalarını menʿ eylediğini ve üserâ mâddesi Rusya Devleti'nde rızâlarıyla tanassur eden ve kezâlik Devlet-i aliyye'de kabûl-i İslâm edenlerden mâ-ʿadâsı ıtlâk olunmak muʿâhede olunup bu cânibde bulunan üserâya baʿde's-su'âl rızâlarıyla İslâmiyeti ikrâr edenlerden mâ-ʿadâsı bilâ-tevkīf tarafına verilmekte iken tercümânı Gürciyü'l-asl şahs-ı nâdân “bilâ-su'âl üserâyı vermelisiz ve mukaddemâ beyʿ ü şirâ ile Âsitâne ve memâlik-i mahrûsede mevcûd olan Gürcü esirleri ale'l-ıtlâk tarafımıza teslîm olunsun\" deyü izhâr-ı huşûnet edüp Gürcü üserâsı sinîn-i mütetâvileden berü Devlet-i aliyye'de ibtiyâʿ ile istifrâş oluna gelüp tevâlüd ve tenâsül sebebi ile infikâkları müstahîl ve şerîʿata müteʿallik mevâddan olmakla istirdâdı mûcib-i fitne ve bâʿis-i kāl ü kīl olup “binâberîn bu iʿzâz merkūma işʿâr olundukça mülzem olmadığından gayri li-ecli'ş-şikâye yaʿnî bu maddeyi sûret-i uhrâda hikâye için bu tarafa geldiğini Âsitâne'den bize tahrîr etmişler. Mersûmun (11a) îrâd edeceği maglatasına vücûd verilmemek ve Gürcü üserâsı istisnâ olunmak meşhûr olan insâf ve reviyetlerinden memûldür” denildikte, ahid-nâmeden hâric vazʿ u hareketten tevakkī etmek zımnında mukaddemâ maslahat-güzâra tenbîh olunup Gürcü üserâsı mâddesini umûma haml ile iddiʿâya tasaddî etmiş vâkıʿa tevâlid ve tenâsül sebebi ile evlâd-ı vâlideden fekk olunmak lâzım gelüp ferʿ ü asl-ı âteş-i hicrân ile sûz u güdâzdan hâlî olmayacakları zâhirdir. Bu mâddeden keff-i yed eylemesi maslahat-güzâra tahrîr olunup \"mûcib-i nefret olan evzâʿdan menʿ ü zecr olunacağından başka tercümân dahi tedîb olunur\" deyü rû-yi mülâyemet izhâr eyledi. Tahrîrât-ı mezkûrenin bir mâddesi dahi seyr-i sefâin olup bu mâddenin dahi müzâkeresine ibtidâr ve mukaddemâ Bahr-i siyâh'da topsuz ve tüfengsiz müteʿârif ve maʿlûm tüccâr sefîneleri ticâret etmek ve Bahr-i siyâh ve sefîdden vârid olacak Rusya sefîneleri Âsitâne'ye dek gelüp, Bahr-i siyâh sefînesi Bahr-i sefîd'e ve Bahr-i sefîd sefînesi Bahr-i siyâh'a tecâvüz etmemek ve nihâyetü'n-nihâye Bahr-i siyâh sefîneleri Marmara Deryâsı'nda Erdek taʿbîr olunur ada ve emsâli şîre hâsıl olacak adalarda güzâr edüp bir tarîk ile Bahr-i sefîd Boğazı'nı geçmemek nizâmı karar-dâde olmak üzere iken bi-kazâ-illâhi teʿâlâ zarûriyyü'l-inʿikād olan musâlahada ale'l-ıtlâk \"sefâin-i Rusya bahreynde ve her türlü sularda geşt ü güzâr edeler\" deyü şart ve \"tasdîk-nâmeye kayd\nolunmuş mâdde-i mezkûrenin mesâlih-i Devlet-i aliyye'ye mugāyereti müberhen olup bâdî-i Bahr-i Siyah'da âlât-ı (11b) harbiyeden hâlî ve tüccâra mahsûs sagīr ve sâde sefîneler i'mâl olunup Bahr-i Sefîd Boğazı'nı tecâvüz etmemek ve Bahr-i Sefîd'e sâir düvel gibi Rusyalu'nun her gûne sefîneleri icrâ olunmak nizâmını sadr-ı müşârünileyh hasseten tarafınızdan me'mûl eder\" denildikte \"sinîn-i vâfireden berü bezl-i mâl ve ifnâ-yi asker ettiğimiz iki maddenin husûlü ümidiyle olup biri serbestiyet ki fitne-i Tatar ile çektiğimiz mihnetlerden kurtulmak illetine mebnî idi. Ve ikincisi sâir düvel gibi tahsîl-i fevâid-i ticâret etmek idi. Bu iki maddenin bundan ziyâde sohbetini etmek me'mûriyetimden hâric ve sa'y etsem dahi bir semere hâsıl olmaz\" deyü kat'î cevâb verdikten sonra Kırım Seraskeri Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ve Bender muhâfızı Vezîr Abdülcelîlzâde Mehmed Emîn Paşa'ya ve mîr-i mîrândan İşbozlu Abdullah Paşa'ya tertîb olunup yed-i emânetime teslîm olunan harçlık ve esvâb Rusya feld mareşaline teslîm ve müşârünileyhim tarafına müsâraʿaten îsâli tefhîm ve bir gün sonra yedimize cevâb-nâmeler i'tâ olunup ruhsâ-yi sû-yi Âsitâne-i saʿâdet ve evliyâ-yi devlete tafsîl-i mâcerâ ile tekmîl-i me'mûriyet eyledik.\n\nLâhika: Bu hidmet-i âcizânem irâde-i Devlet-i ebed-müddete tevâfuk eylediğinden sadrıazam ve sâir erkân-ı devlet taraflarından mazhar-ı şâbâş ve tahsîn ve va'd-i mükâfât-ı âcile düçâr olduğum zahmet ve meşakkat teskîn olunup tenkîhât-ı mezkûre tasdîk-nâmeye idrâc ve sâl-i mezkûr Zilkādesi'nin yirmidördüncü günü Rusya maslahat-güzârı Bâbıâlî'ye ihzâr ve tasdîk-nâmeler (12a) mübâdelesi akabinde \n\n Mihnet dîğeri keşîd ve işret dîğeri dîd \n\n Müeddâsınca evvelâ reîsülküttâb efendinin bol yenlü aʿlâ bir sevb-i semmûr ile kadri i'lâ ve sâniyen maslahat-güzâra ve dîvân tercümânına birer ferve-i semmûr giydirilüp, maslahat-güzâr ma'iyetinde olan sır kâtibi ve tercümâna dahi birer ferve-i kakum iksâ olundu.\n\n Sâhib Giray Han'ın çünki hanlığı karâr buldu, Mîr-i alem Mehmed Bey ile müşârünileyhe teşrîfât ve menşûr-ı pâdişâhî irsâl olunup, bu sebebler ile kulûb-i nâsda olan dağdağa ve ihtilâc zâil ve evliyâ-yi devlet memûnü'l-gāile dâd ü sited ve teʿâtî-i umûr ile müştagil oldular. İşbu mükâleme-i\nmühimme vaktiyle medâr-ı kelâm-ı erbâb-ı nakz u ibrâm olur cezmiyle vekāyi'nâme-i devlete kaydı muktezî iken Enverî Efendi'nin adem-i zabtı ve bu tenkīhâtı tahammül-i meşakkat-i saht ile bu fakīr-i bî-baht kuvvetten fiʿle îsâl etmiş iken reis efendiye azv ü isnâdı kasd-ı müdâhene ile husûl-i devâʿî metâlib garazına mahmûl olduğu müsellem-i erbâb-ı ukūldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İş bu Şevvâlülmükerrem'in altıncı günü Bâbıâlî'ye leylen da'vet ile kesb-i mâye-i meserret eden ricâl-i devlet ve sâir hademe-i saltanat hâzır ve müheyyâ oldukları sadr-ı vâlâ-kadre inhâ olunup ricâl-i bâb ve defterdârân şeref-i ibkā ile kâm-rân ve yalnız küçük tezkireci vekili Selim Efendi asl ve sâbıka mektûbî vekili Mehmed Emin Efendi kethüdâ kitâbetine nakl olundu. Mansıb-ı tevkī'i ile reis-i esbak Abdullah Efendi mesrûr ve defterdâr emânetiyle Atıfzâde Ahmed Bey nâil-i etemm-i hubûr (12b) olup rûznâmçe-i evvel mansıbı Said Efendi'ye ihsân ve baş muhâsebe ile Ali Râik Efendi ferhân ve tersâne emâneti ile Sırrı Selim Efendi memnûn ve şehremâneti ile Benli Mustafa Paşazâde Abdullah Bey'in kadr ü iʿtibârı efzûn olup, sâir menâsıb dahi erbâbına tevcîh ve bu ni'met-i bî-minnetten hisse-mend olmayanların baʿzısı atâyâ-yı şâhâne ile terfîh olunup Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa ve Bostancıbaşı Halil Ağa ve Mîrâhur-ı evvel Hacı Mustafa Ağa ve kapıcılar kethüdâsı Halil Bey ve Mîrâhur-ı sânî Said Bey ibkā ve sipâh ağalığı ile Çerkes Mehmed Bey ve silâhdâr ağalığıyla Sâdık Ağazâde Tâhir Ağa ve cebecibaşılık ile Kadri Ağazâde nâil-i eʿazz-ı matlab ü münâ ve sâir menâsıb ile erbâb-ı haysiyyet ve istihkāk-ı mazhar-ı mekârim ve işfāk oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı Tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_005.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı Tevcîhât",
          "text": "İş bu Şevvâlülmükerrem'in altıncı günü Bâbıâlî'ye leylen da'vet ile kesb-i mâye-i meserret eden ricâl-i devlet ve sâir hademe-i saltanat hâzır ve müheyyâ oldukları sadr-ı vâlâ-kadre inhâ olunup ricâl-i bâb ve defterdârân şeref-i ibkā ile kâm-rân ve yalnız küçük tezkireci vekili Selim Efendi asl ve sâbıka mektûbî vekili Mehmed Emin Efendi kethüdâ kitâbetine nakl olundu. Mansıb-ı tevkī'i ile reis-i esbak Abdullah Efendi mesrûr ve defterdâr emânetiyle Atıfzâde Ahmed Bey nâil-i etemm-i hubûr (12b) olup rûznâmçe-i evvel mansıbı Said Efendi'ye ihsân ve baş muhâsebe ile Ali Râik Efendi ferhân ve tersâne emâneti ile Sırrı Selim Efendi memnûn ve şehremâneti ile Benli Mustafa Paşazâde Abdullah Bey'in kadr ü iʿtibârı efzûn olup, sâir menâsıb dahi erbâbına tevcîh ve bu ni'met-i bî-minnetten hisse-mend olmayanların baʿzısı atâyâ-yı şâhâne ile terfîh olunup Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa ve Bostancıbaşı Halil Ağa ve Mîrâhur-ı evvel Hacı Mustafa Ağa ve kapıcılar kethüdâsı Halil Bey ve Mîrâhur-ı sânî Said Bey ibkā ve sipâh ağalığı ile Çerkes Mehmed Bey ve silâhdâr ağalığıyla Sâdık Ağazâde Tâhir Ağa ve cebecibaşılık ile Kadri Ağazâde nâil-i eʿazz-ı matlab ü münâ ve sâir menâsıb ile erbâb-ı haysiyyet ve istihkāk-ı mazhar-ı mekârim ve işfāk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhülislâm Efendi hannâniyyet-i übüvvet iktizâsıyla mahdûmları Mustafa Bey Efendi'yi refte refte terfî'-i câh ile iʿzâz ve diraht-ı âmâlini dest-i himmetle karîn-i tebahtur ve ihtizâz etmek fikrinde olup binâberîn bu ümniyyeyi arz-ı südde-i aʿlâ ve Edirne pâyesiyle Selânik kazâsını mahdûm-ı mûmâileyhe ricâ ve arzına müsaʿade-i seniyye-i cihân-dârî erzânî ve zikr olunan rütbe ve mansıb ile pâ-nihâde-i medâric-i kâm-rânî oldu. Sâbıka Üsküdâr kadısı Veliyyüddîn Efendizâde Mehmed Emin Efendi'nin bi-hasebi't-tarîk Şam-ı şerîf kazâsıyla küll-i mutarrâ-yı kadr ü iʿtibârı güşâde ve\nHaleb kazâsiyle Kuş adalı Mustafa Efendi'nin mürg-i emeli (13a) mahbes-i medârisden âzâde kılınıp Trabzonî Mehmed Efendi dahi Kuds-i şerîf ile dest-zen-i şevk ü tarab ve vukūʿ bulan silsileden hazz ve nasîbi olan müderrisîn-i kirâm dahi hâllerine göre nâil-i maksad u ireb oldular.",
          "caption": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_006.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "text": "Şeyhülislâm Efendi hannâniyyet-i übüvvet iktizâsıyla mahdûmları Mustafa Bey Efendi'yi refte refte terfî'-i câh ile iʿzâz ve diraht-ı âmâlini dest-i himmetle karîn-i tebahtur ve ihtizâz etmek fikrinde olup binâberîn bu ümniyyeyi arz-ı südde-i aʿlâ ve Edirne pâyesiyle Selânik kazâsını mahdûm-ı mûmâileyhe ricâ ve arzına müsaʿade-i seniyye-i cihân-dârî erzânî ve zikr olunan rütbe ve mansıb ile pâ-nihâde-i medâric-i kâm-rânî oldu. Sâbıka Üsküdâr kadısı Veliyyüddîn Efendizâde Mehmed Emin Efendi'nin bi-hasebi't-tarîk Şam-ı şerîf kazâsıyla küll-i mutarrâ-yı kadr ü iʿtibârı güşâde ve\nHaleb kazâsiyle Kuş adalı Mustafa Efendi'nin mürg-i emeli (13a) mahbes-i medârisden âzâde kılınıp Trabzonî Mehmed Efendi dahi Kuds-i şerîf ile dest-zen-i şevk ü tarab ve vukūʿ bulan silsileden hazz ve nasîbi olan müderrisîn-i kirâm dahi hâllerine göre nâil-i maksad u ireb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı sütûde-etvâr mahzâ cenâb-ı müftî'l-enâmı mahfûf-ı avârif-i kadr ü iʿtibâr etmek kasdiyle Şevvâl'in dokuzuncu günü müşârünileyhin hâsine-i hatve-cünbân-ı izz ü şeref ve nihânî baʿzı umûr müzâkeresiyle istinbât-ı ahkâm-ı halef ü selef edüp mahdûmları Mustafa Bey o meclis-i hassü'l-hâsda dâmen-çîn-i hıdmet olduğuna binâen taʿrîf-i eb-i rifʿat-câhına sebeb olup hemân o meclisde mahdûma Mekke pâyesiyle ikrâm ve baʿde't-taʿâm hidîv-i vâlâ-makām sarây-ı vâlâlarına azm ü hırâm buyurdular.",
          "caption": "Teşrîf-i Hümâyun be-Hâne-i Fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_007.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Teşrîf-i Hümâyun be-Hâne-i Fetvâ-penâhî",
          "text": "Şehriyâr-ı sütûde-etvâr mahzâ cenâb-ı müftî'l-enâmı mahfûf-ı avârif-i kadr ü iʿtibâr etmek kasdiyle Şevvâl'in dokuzuncu günü müşârünileyhin hâsine-i hatve-cünbân-ı izz ü şeref ve nihânî baʿzı umûr müzâkeresiyle istinbât-ı ahkâm-ı halef ü selef edüp mahdûmları Mustafa Bey o meclis-i hassü'l-hâsda dâmen-çîn-i hıdmet olduğuna binâen taʿrîf-i eb-i rifʿat-câhına sebeb olup hemân o meclisde mahdûma Mekke pâyesiyle ikrâm ve baʿde't-taʿâm hidîv-i vâlâ-makām sarây-ı vâlâlarına azm ü hırâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yazıcı Ahmed Efendi'nin taraf-ı hümâyûna hafî ve celî hıdmeti sebkat ve bu mukābelede mazhar-ı nevâziş ü rağbet olup az vakit içinde îrâd-ı kesîr ve nakd-i vefîr tedârik ve katı çok mücevherât ve nefâis âverde-i dest-i temellük edüp bu mikdâr ile iktifâ ve kanâʿat ve elsine-i nâsdan medâr-ı istihlâs olan hırs u tamaʿdan mücânebet lâzım iken celb-i mâla müstedʿî olacak efâʿil ve tasannuʿât-ı acîbe peydâ ve ez-cümle ordu-yi hümâyûn Şumnu'da iken mütemevvilân-ı ehl-i seferden baʿzılarına birer vâhî töhmet isnâdiyle haklarında hatt-ı hümâyûn ısdâr ve o makūlelere te'dîbât ve takrîʿât icrâ olunmasını hayr-hâhâne sevk u ihtâr etmişidi. Nazm: وإذا المحسة بين خيل قرقعت ثبت الصحيح وعنفص المعقود (13b) mefhûmu üzere kendü hâlleriyle mukayyed olanlar bu satvet-i nâgeh-zuhûrdan sâlim ve hevâ-perestân-ı rûzgâr-ı havf-ı muʿâheze ile müteellim oldukları hâlde reisülküttâb bulunan Abdürrezzak Efendi'ye bir mektûbu zuhûr edüp mazmûnunda “siz hânedân-ı devletten bulunduğunuz hasebiyle vâlideniz size vâfir tefârik ü tuhaf terk edüp siz dahi emedd-i\nba'îdden berü merâtib-i saltanat ve menâfi'i devlette kâm-rân olduğunuz takrîbiyle vâfîr mâl istihsâl ettiğiniz zâhir olmakla kadîm ve hadîs müddehir-i dârü'l-hizâne-i temellükünüz olan eşyânın defterini tarafımıza irsâl etmeniz hakkınızda mûcib-i hayr ve bâʿis-i indifâʿ-ı gezend ü zayrdır\" deyü ifade ve iş'âr ve Sırrı Selim Efendi'ye ve defterdar-ı vakt bulunan Derviş Mehmed Efendi'ye ve sâir mazanne-i menâfi' olan mahallere bu siyakta kāime ve ahbâr tahrîr ve tisyâr eyledi. Âsitâne-i saʿâdet'de o zaman mukīm olan Tâhir Ağa reis efendi'ye \"bu âteş-i cevvâlenin intifâsı âb-yârî-i bezl ü iʿtâ ile mündefi' olup imsâk-i mûcib-i emr-i hatar-nâkdir” deyü tahvîf ve sâirlerinin dahi birer mahalden inzâr olunarak vehm ü haşyetleri taz'îf olunmuşidi. Abdürrezzak Efendi muztarr olup \"pederim Reisülhâc Mustafa Efendi'den sûret-i teberrükde dürr-i şehvâr ile müzeyyen bir zümrüd tesbîhden gayri mücevher nâmında bir şeyim olmayup taraf-ı saʿâdetlerine takdîm için gönderilmiştir\" deyü Tâhir Ağa'ya irsâl-i peyâm ve ol dahi hediyeyi istisgar ile on bin guruş fuzûli zamm ve itmâm ve mûmâileyhin güyâ zararını defʿ ile icrâ-yi şime-i hukūk eylediğini ifhâm ve sâirlerinden dahi katı çok mebâliğ ve eşyâ intizâʿ velhâsıl (14a) dokuz mâh zarfında bin kîseden mütecâviz rüşvet ve ubûdiyet nâmiyle tav'an ve rav'an ahz eylediği dâhil-i dehlîz-i semâʿ olup mukarrebân-ı dâire-i hümâyûndan baʿzıları mûmâileyhin servet ü yesâr ve kesb ü iddihârına hased edüp refte refte mesâvî ve kabâyihini ta'dâd ve akıbet-i mûmâileyhi çâr-tâk-i izz ü rif'atten hazîz-i mezellete ilkā ile şeref-i kurbetten ibʿâd eylediler.\n\nBinâen-alâ-zâlik Bağçevanzâde Mustafa Efendi leyyinü'l-cânib ve bu makūle umûra tasaddîden hâif ü hâib olduğunda Şevval'in onuncu günü yazıcılık hidmetine takrîb olunup sâbıkının sukūt-ı i'tibârına sadrıazam i'timâd edemeyüp haftâna bedel ferve-i semmûr ile melhûz-ı nazar-ı ikbâl ve mansıb-ı mevkūfât ile zümre-i hâcegâna idhâl olundu.\n\nTeznîb: Efendi-i mûmâileyhin sadme-i musâderesine giriftâr olanlar tenezzül ve idbârına vâkıf oldukları hîn-i istirdâd-ı medfûʿâtlarına iştigāl ve bu keyfiyetin şuyû'undan havf ile o gürûhu irzâ ve defʿ-i ihtimâl eyledi.\n\nAbdürrezzak Efendi \"verdiğim meblağın reddi bâ'is-i ayb u şenâr olup ancak tesbîh-i pederim bergüzârı olmak hasebiyle reddi matlûbumdur, tereddüt olundukta âlem-i bâlâya istikā ile tevlîd-i belvâ edeceğim\nmukarrerdir\" dedikte filhâl icâbet ve reddiyle izhâr-ı teessüf ve nedâmet eyledi.",
          "caption": "Azl-i Kâtib-i Dârüssaâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_008.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Kâtib-i Dârüssaâde",
          "text": "Yazıcı Ahmed Efendi'nin taraf-ı hümâyûna hafî ve celî hıdmeti sebkat ve bu mukābelede mazhar-ı nevâziş ü rağbet olup az vakit içinde îrâd-ı kesîr ve nakd-i vefîr tedârik ve katı çok mücevherât ve nefâis âverde-i dest-i temellük edüp bu mikdâr ile iktifâ ve kanâʿat ve elsine-i nâsdan medâr-ı istihlâs olan hırs u tamaʿdan mücânebet lâzım iken celb-i mâla müstedʿî olacak efâʿil ve tasannuʿât-ı acîbe peydâ ve ez-cümle ordu-yi hümâyûn Şumnu'da iken mütemevvilân-ı ehl-i seferden baʿzılarına birer vâhî töhmet isnâdiyle haklarında hatt-ı hümâyûn ısdâr ve o makūlelere te'dîbât ve takrîʿât icrâ olunmasını hayr-hâhâne sevk u ihtâr etmişidi. Nazm: وإذا المحسة بين خيل قرقعت ثبت الصحيح وعنفص المعقود (13b) mefhûmu üzere kendü hâlleriyle mukayyed olanlar bu satvet-i nâgeh-zuhûrdan sâlim ve hevâ-perestân-ı rûzgâr-ı havf-ı muʿâheze ile müteellim oldukları hâlde reisülküttâb bulunan Abdürrezzak Efendi'ye bir mektûbu zuhûr edüp mazmûnunda “siz hânedân-ı devletten bulunduğunuz hasebiyle vâlideniz size vâfir tefârik ü tuhaf terk edüp siz dahi emedd-i\nba'îdden berü merâtib-i saltanat ve menâfi'i devlette kâm-rân olduğunuz takrîbiyle vâfîr mâl istihsâl ettiğiniz zâhir olmakla kadîm ve hadîs müddehir-i dârü'l-hizâne-i temellükünüz olan eşyânın defterini tarafımıza irsâl etmeniz hakkınızda mûcib-i hayr ve bâʿis-i indifâʿ-ı gezend ü zayrdır\" deyü ifade ve iş'âr ve Sırrı Selim Efendi'ye ve defterdar-ı vakt bulunan Derviş Mehmed Efendi'ye ve sâir mazanne-i menâfi' olan mahallere bu siyakta kāime ve ahbâr tahrîr ve tisyâr eyledi. Âsitâne-i saʿâdet'de o zaman mukīm olan Tâhir Ağa reis efendi'ye \"bu âteş-i cevvâlenin intifâsı âb-yârî-i bezl ü iʿtâ ile mündefi' olup imsâk-i mûcib-i emr-i hatar-nâkdir” deyü tahvîf ve sâirlerinin dahi birer mahalden inzâr olunarak vehm ü haşyetleri taz'îf olunmuşidi. Abdürrezzak Efendi muztarr olup \"pederim Reisülhâc Mustafa Efendi'den sûret-i teberrükde dürr-i şehvâr ile müzeyyen bir zümrüd tesbîhden gayri mücevher nâmında bir şeyim olmayup taraf-ı saʿâdetlerine takdîm için gönderilmiştir\" deyü Tâhir Ağa'ya irsâl-i peyâm ve ol dahi hediyeyi istisgar ile on bin guruş fuzûli zamm ve itmâm ve mûmâileyhin güyâ zararını defʿ ile icrâ-yi şime-i hukūk eylediğini ifhâm ve sâirlerinden dahi katı çok mebâliğ ve eşyâ intizâʿ velhâsıl (14a) dokuz mâh zarfında bin kîseden mütecâviz rüşvet ve ubûdiyet nâmiyle tav'an ve rav'an ahz eylediği dâhil-i dehlîz-i semâʿ olup mukarrebân-ı dâire-i hümâyûndan baʿzıları mûmâileyhin servet ü yesâr ve kesb ü iddihârına hased edüp refte refte mesâvî ve kabâyihini ta'dâd ve akıbet-i mûmâileyhi çâr-tâk-i izz ü rif'atten hazîz-i mezellete ilkā ile şeref-i kurbetten ibʿâd eylediler.\n\nBinâen-alâ-zâlik Bağçevanzâde Mustafa Efendi leyyinü'l-cânib ve bu makūle umûra tasaddîden hâif ü hâib olduğunda Şevval'in onuncu günü yazıcılık hidmetine takrîb olunup sâbıkının sukūt-ı i'tibârına sadrıazam i'timâd edemeyüp haftâna bedel ferve-i semmûr ile melhûz-ı nazar-ı ikbâl ve mansıb-ı mevkūfât ile zümre-i hâcegâna idhâl olundu.\n\nTeznîb: Efendi-i mûmâileyhin sadme-i musâderesine giriftâr olanlar tenezzül ve idbârına vâkıf oldukları hîn-i istirdâd-ı medfûʿâtlarına iştigāl ve bu keyfiyetin şuyû'undan havf ile o gürûhu irzâ ve defʿ-i ihtimâl eyledi.\n\nAbdürrezzak Efendi \"verdiğim meblağın reddi bâ'is-i ayb u şenâr olup ancak tesbîh-i pederim bergüzârı olmak hasebiyle reddi matlûbumdur, tereddüt olundukta âlem-i bâlâya istikā ile tevlîd-i belvâ edeceğim\nmukarrerdir\" dedikte filhâl icâbet ve reddiyle izhâr-ı teessüf ve nedâmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-i mûmâileyh erbâb-ı fazl ve maʿârifden olduğuna binâen kudât-ı asâkir dâirelerinde tezkirecilik ve sâ'ir hidemâtda müstahdem olup Sadr-ı Rum-ı esbak Abdullah Efendizâde Esad Efendi'nin tezkireciliği hengâmında kudât kethüdâsı olan (14b) Kasım Efendi mûmâileyhi muzga-i efvâh-ı enâm ve mevzûʿ-ı bahs-i hâss u ʿâm eylediğine binâen mâh-ı mezbûrun onbeşinci günü li-ecli't-tedîb mûmâileyh Limni'ye ve Kasım Efendi Magosa'ya tagrîb ve Abdullah Efendi Nazm: \"Gaynî cenâ ve ene'l-muʿâtebi fîkum fe-ke'ennenî sibâbetü'l-mütendemi\" makāliyle gûyân cezîre-i mezkûreye revân ve Kasım Efendi dahi [Mısraʿ]: \"Çünki takdîr çünîn est çe tedbîr künem\" mefhûmuyla terennüm-sâz ve Magosa'ya mikzâf-cünbân-sûz ü güdâz oldu.",
          "caption": "Nefy-i Tatarcık Abdullah Efendi ve Kethüdâ-yı Bâb-ı Kudât Kāsım Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_009.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Tatarcık Abdullah Efendi ve Kethüdâ-yı Bâb-ı Kudât Kāsım Efendi",
          "text": "Efendi-i mûmâileyh erbâb-ı fazl ve maʿârifden olduğuna binâen kudât-ı asâkir dâirelerinde tezkirecilik ve sâ'ir hidemâtda müstahdem olup Sadr-ı Rum-ı esbak Abdullah Efendizâde Esad Efendi'nin tezkireciliği hengâmında kudât kethüdâsı olan (14b) Kasım Efendi mûmâileyhi muzga-i efvâh-ı enâm ve mevzûʿ-ı bahs-i hâss u ʿâm eylediğine binâen mâh-ı mezbûrun onbeşinci günü li-ecli't-tedîb mûmâileyh Limni'ye ve Kasım Efendi Magosa'ya tagrîb ve Abdullah Efendi Nazm: \"Gaynî cenâ ve ene'l-muʿâtebi fîkum fe-ke'ennenî sibâbetü'l-mütendemi\" makāliyle gûyân cezîre-i mezkûreye revân ve Kasım Efendi dahi [Mısraʿ]: \"Çünki takdîr çünîn est çe tedbîr künem\" mefhûmuyla terennüm-sâz ve Magosa'ya mikzâf-cünbân-sûz ü güdâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Musâlaha sebebi ile istirdâd olunan Hotin kalʿasını taʿmîr ve sükkânını cemʿ ile yenbûʿ-ı adl ü dâdı tefcîr bir vezîr-i rûşen-zamîre muhtâc olduğu havâlî-gerd-i zamâ'ir-i erbâb-ı tedbîr olduğuna binâen sâbıka kā'immakām olan Vezîr Melek Mehmed Paşa müdebbir ü cerî ve bu hidmetin eri olmağın iʿmâr ve muhâfaza-i kalʿa siperde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılındığından fazla İnebahtı Sancağı ile Yenişehir'de mukīm ve muntazır-ı inâyet-i muhyi'r-remîm olan Vezir İsmail Paşa'nın esbâb-ı vezâreti tecdîd ve tanzîm olunup Bender muhâfazası şartıyla Kırşehir Sancağı mîrimîrândan Muhtar Paşazâde Mehmed Paşa'ya ihâle ve Rakka vâlisi Osman Paşazâde Mehmed Paşa'nın eyâlet-i Sivas ile endûh u seameti izâle olunup selefi Hafız Mustafa Paşa'ya\nRakka Eyâleti tasvîb ve ber-vech-i mâlikâne Kânkırı Sancağı tevcîhiyle Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa tatyîb olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İʿzâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_010.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İʿzâm",
          "text": "Musâlaha sebebi ile istirdâd olunan Hotin kalʿasını taʿmîr ve sükkânını cemʿ ile yenbûʿ-ı adl ü dâdı tefcîr bir vezîr-i rûşen-zamîre muhtâc olduğu havâlî-gerd-i zamâ'ir-i erbâb-ı tedbîr olduğuna binâen sâbıka kā'immakām olan Vezîr Melek Mehmed Paşa müdebbir ü cerî ve bu hidmetin eri olmağın iʿmâr ve muhâfaza-i kalʿa siperde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılındığından fazla İnebahtı Sancağı ile Yenişehir'de mukīm ve muntazır-ı inâyet-i muhyi'r-remîm olan Vezir İsmail Paşa'nın esbâb-ı vezâreti tecdîd ve tanzîm olunup Bender muhâfazası şartıyla Kırşehir Sancağı mîrimîrândan Muhtar Paşazâde Mehmed Paşa'ya ihâle ve Rakka vâlisi Osman Paşazâde Mehmed Paşa'nın eyâlet-i Sivas ile endûh u seameti izâle olunup selefi Hafız Mustafa Paşa'ya\nRakka Eyâleti tasvîb ve ber-vech-i mâlikâne Kânkırı Sancağı tevcîhiyle Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki mevadd-ı musâlaha tenkīh ve elgāz u kinâyât tasrîh olunup defʿ-i mücâdele ile tasdîknâmeler mübâdele olundu. Rumeli pâyesiyle büyük elçi nasb olunan Abdülkerim Paşa'nın (15a) Rusyalu tarafına sevk ü tesyîri lâzım gelüp Şevval'in yirmialtıncı günü teslîm-i nâme-i hümâyûn için mûmâileyh Bâbıâlî'ye daʿvet ile kādim ve sadrıazam ve şeyhülislâm efendi hazerâtı mukaddemce Saray-ı hümâyûna ʿâzim olmalarıyla mûmâileyh müşârünileyhimâya tâlî olarak vâsıl-ı Saray-ı ʿâlî oldukta ihtiyâr olunan vakit hulûlünde huzûr-ı hümâyûna maʿan vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl ve takbîl-i ʿatebe-i ulyâ ile tahsîl-i dest-mâye-i izz ü ikbâl eyledikleri hâlde hükm-i kazâ vü kader ile hem-ser olan nâme-i hümâyûnu reîsülküttâb efendi takdîm ve sadrıazam hazretleri alup elçi paşaya teslîm edüp müşârünileyhimâ birer sevb-i semmûr ile nâil-i izz-i evfer olup nâme-i hümâyûnu berârende-i dest-i ihtirâm ve kasr-ı hümâyûn pîşgâhında dîvân kâtibine iʿtâ ile hânesine azm ü hirâm eyledi. Paşa-yi mûmâileyhin sefârete dâir kâffe-i umûru rü'yet olunduğuna binâen aşr-i Zilhicce'de Defter-i Teşrîfât'ta sebt olunduğu vech üzere tertîb-i âlây olunup kemâl-i dârât ile hânesinden hurûc ve esbine süvâr ve tertîb-i dîl-firîb ile Alay Köşkü altına gelüp, esbinden nüzûl ve rû-yi zemîne ferş-i rû-yi zarâʿet ve iftihâr eyledikte bir sevb bol yenlü semmûr ile tekrâr nâil-i rehîne-i mesârr ve tertîb-i mezkûr üzere Dîvân-yoluna çıkup arz-ı debdebe-i sefâret ve me'mûr olduğu savba azîmet eyledi.\n\nLâhika: Erbâb-ı maʿârifden olan Nahîfî Efendi beylikçi olduğu hâlde Ordu-yi Hümâyûn ile gelüp bir müddet-i yesîre istihdâm ve avâid-i kalemin nısfına kanâʿat etmek teklîfiyle tebrîd ve îlâm olunduğuna binâen hidmetinden keff-i yed ve mübtelâ-yi (15b) envâʿ-ı meşakkat ve kedd olmuşidi. Nâçâr elçi paşanın sır kitâbetine tâlib ve niyâzına müsâʿade ile bi'l-maʿiyye o tarafa zâhib oldu.",
          "caption": "Azîmet-i Sefîr Abdülkerim Paşa be-cânib-i Rusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_011.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Azîmet-i Sefîr Abdülkerim Paşa be-cânib-i Rusya",
          "text": "Çünki mevadd-ı musâlaha tenkīh ve elgāz u kinâyât tasrîh olunup defʿ-i mücâdele ile tasdîknâmeler mübâdele olundu. Rumeli pâyesiyle büyük elçi nasb olunan Abdülkerim Paşa'nın (15a) Rusyalu tarafına sevk ü tesyîri lâzım gelüp Şevval'in yirmialtıncı günü teslîm-i nâme-i hümâyûn için mûmâileyh Bâbıâlî'ye daʿvet ile kādim ve sadrıazam ve şeyhülislâm efendi hazerâtı mukaddemce Saray-ı hümâyûna ʿâzim olmalarıyla mûmâileyh müşârünileyhimâya tâlî olarak vâsıl-ı Saray-ı ʿâlî oldukta ihtiyâr olunan vakit hulûlünde huzûr-ı hümâyûna maʿan vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl ve takbîl-i ʿatebe-i ulyâ ile tahsîl-i dest-mâye-i izz ü ikbâl eyledikleri hâlde hükm-i kazâ vü kader ile hem-ser olan nâme-i hümâyûnu reîsülküttâb efendi takdîm ve sadrıazam hazretleri alup elçi paşaya teslîm edüp müşârünileyhimâ birer sevb-i semmûr ile nâil-i izz-i evfer olup nâme-i hümâyûnu berârende-i dest-i ihtirâm ve kasr-ı hümâyûn pîşgâhında dîvân kâtibine iʿtâ ile hânesine azm ü hirâm eyledi. Paşa-yi mûmâileyhin sefârete dâir kâffe-i umûru rü'yet olunduğuna binâen aşr-i Zilhicce'de Defter-i Teşrîfât'ta sebt olunduğu vech üzere tertîb-i âlây olunup kemâl-i dârât ile hânesinden hurûc ve esbine süvâr ve tertîb-i dîl-firîb ile Alay Köşkü altına gelüp, esbinden nüzûl ve rû-yi zemîne ferş-i rû-yi zarâʿet ve iftihâr eyledikte bir sevb bol yenlü semmûr ile tekrâr nâil-i rehîne-i mesârr ve tertîb-i mezkûr üzere Dîvân-yoluna çıkup arz-ı debdebe-i sefâret ve me'mûr olduğu savba azîmet eyledi.\n\nLâhika: Erbâb-ı maʿârifden olan Nahîfî Efendi beylikçi olduğu hâlde Ordu-yi Hümâyûn ile gelüp bir müddet-i yesîre istihdâm ve avâid-i kalemin nısfına kanâʿat etmek teklîfiyle tebrîd ve îlâm olunduğuna binâen hidmetinden keff-i yed ve mübtelâ-yi (15b) envâʿ-ı meşakkat ve kedd olmuşidi. Nâçâr elçi paşanın sır kitâbetine tâlib ve niyâzına müsâʿade ile bi'l-maʿiyye o tarafa zâhib oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Üç defʿa mesned-i meşîhata zîb ü zînet veren Dürrîzâde Mustafa Efendi bir müddetten berü gunûde-i bâliş-i bîmârî ve işbu Zilhicce'nin yedinci\ngünüdür girân-kadr vücûdu sadef-i adem ü fenâda mütevârî olup namazı Câmiʿ-i Sultan Mehmed'de cemm-i gafîr ile edâ ve Edirne-kapı'sı hâricinde defn ile hakkında rahmet-i Mevlâ niyâz ü recâ olundu. Tercüme: Müşârünileyh yüz ondört târîhinde Dürrî Efendi merhûmun sulbünden lemʿa-pâş-i zuhûr ve firâk-künende-i miyân-ı gayb-i huzûr oldukta. Nazm: Hüner erbâb-ı câh elinde eğer / Bulunursa süvâr zerrîndir. Fukarâya medâr-ı kesb-i maʿâş / Dinle bu hikmeti ki rengîndir. Meʿâlini tahayyül ve taleb-i ilme tevaggul edüp otuzüç târîhinde ibtidâ-i hâric ile dâhil-i silsile-i müderrisîn ve devr-i medâris ederek ibtidâ-i altmışlı ile kâm-bîn olup bu esnâda pederleri mesned-i fetvâya dâric ve mahdûmu Galata kazâsıyla ve der-akab Edirne ve Mekke pâyeleriyle mübtehic etmişidi. Pederleri vefât ve itmâm-ı enfâs-ı hayât ettikten sonra İstanbul kazâsıyla icrâ-yi ahkâm ve elliüç târîhinde müddet-i örfiyyesin itmâm eyledi. Ellidokuzda Anadolu sadâretiyle sît-i şânı evc-gîr ve altmışdört ve altmışdokuzda ber-vech-i tekrîr sadâret-i Rumeli ile tevkîr ve ahd-i Osman Hânîde dokuz mâh mikdârı mutasaddî-i umûr-ı fetvâ ve bi-hükm-i takdîr-i emed-i yesîrde azl ile züccâc-ı (16a) hâtırı seng-zede-i cevr ü ezâ olup ahd-i Sultan Mustafa Hânîde ke'l-evvel sadr-ı fetvâya iʿtilâ ile mübeccel ve beş sene kadar medâr-ı akd ü hâl olduğu hengâm, yine zehrâbe-i azl ile telh-kâm olmuşidi. Devr-i Sultan Abdülhamîd Hânîde elmas-pâre-i iʿtibârı şekl-i müsellesde nümâyân, yaʿni üçüncü defʿa câh-ı meşîhat ile der-i vücûdu dirahşân olup yedi mâhdan sonra töhmet-i şeyb ve insilâb-ı şuʿûr ile maʿzûl ve hânesinde duʿâ-yi devlete meşgûl iken târîh-i merkūmda ber-vech-i muharrer terk-i ʿâlem-i nâsût ve azm-i sûy-i lâhût eyledi. Müşârünileyh hüsn-i sûret ve cemâl ve behcet ile mevsûm ve derece-i ilm ü kemâli beyne'l-ulemâ maʿlûm olup, zamânı zevk u safâ ile mürûr ve servet ü yesâr cihetiyle dahi mahsûl-i ömrü numûne-nümâ-yi eyyâm-ı sûr olduğundan başka vakt-i iftâsında bile müdârese-i ulûmdan fârig olmayup hem-asrı olan fuhûlü\nmeclisine idhâl ve mebâhis-i ilmiyyeden bir bahs açup tasarrûfât-ı ilmiyyelerinden sûrî ve maʿnevî lezzet-i rûhânî ve vicdânî istihsâl eyler idi. Teksîr-i kitâb ve taʿayyüş-i ketebeye ihzâr-ı esbâb kasdıyla zamânında müdevven ve dahmü'l-hacm katı çok kütüb-i nâfiʿa istiktâb ettirdiği meşhûd ve bu sebeble mazhar-ı duʿâ-yi nâ-maʿdûd olmuştur. Salâh-ı hâl ve nekāvet-i bâl ile dahi meşhûr olup şöyle ki etrâf u eknâfda dâir-i vüzerâ ve mütemevvilân-ı aʿyândan bir şey kabûl etmemekle mevsûf ve beyne'l-aşşaʿîn dergâh-ı Hakk'a tevessül ile hast-gâr-ı mağfiret olduğu maʿrûfdur. Hasılı dünyası min-külli'l-cihât maʿmûr ve kesret-i encâb-ı evlâd ile (16b) ferîde-i dühûr ve âlim-i âmil ve cehbez-i kâmil bir zât-ı hamîdü'l-hasâil idi.",
          "caption": "Fevt-şüden-i Şeyhülislâm-ı Sâbık Dürrîzâde Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_012.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-şüden-i Şeyhülislâm-ı Sâbık Dürrîzâde Mustafa Efendi",
          "text": "Üç defʿa mesned-i meşîhata zîb ü zînet veren Dürrîzâde Mustafa Efendi bir müddetten berü gunûde-i bâliş-i bîmârî ve işbu Zilhicce'nin yedinci\ngünüdür girân-kadr vücûdu sadef-i adem ü fenâda mütevârî olup namazı Câmiʿ-i Sultan Mehmed'de cemm-i gafîr ile edâ ve Edirne-kapı'sı hâricinde defn ile hakkında rahmet-i Mevlâ niyâz ü recâ olundu. Tercüme: Müşârünileyh yüz ondört târîhinde Dürrî Efendi merhûmun sulbünden lemʿa-pâş-i zuhûr ve firâk-künende-i miyân-ı gayb-i huzûr oldukta. Nazm: Hüner erbâb-ı câh elinde eğer / Bulunursa süvâr zerrîndir. Fukarâya medâr-ı kesb-i maʿâş / Dinle bu hikmeti ki rengîndir. Meʿâlini tahayyül ve taleb-i ilme tevaggul edüp otuzüç târîhinde ibtidâ-i hâric ile dâhil-i silsile-i müderrisîn ve devr-i medâris ederek ibtidâ-i altmışlı ile kâm-bîn olup bu esnâda pederleri mesned-i fetvâya dâric ve mahdûmu Galata kazâsıyla ve der-akab Edirne ve Mekke pâyeleriyle mübtehic etmişidi. Pederleri vefât ve itmâm-ı enfâs-ı hayât ettikten sonra İstanbul kazâsıyla icrâ-yi ahkâm ve elliüç târîhinde müddet-i örfiyyesin itmâm eyledi. Ellidokuzda Anadolu sadâretiyle sît-i şânı evc-gîr ve altmışdört ve altmışdokuzda ber-vech-i tekrîr sadâret-i Rumeli ile tevkîr ve ahd-i Osman Hânîde dokuz mâh mikdârı mutasaddî-i umûr-ı fetvâ ve bi-hükm-i takdîr-i emed-i yesîrde azl ile züccâc-ı (16a) hâtırı seng-zede-i cevr ü ezâ olup ahd-i Sultan Mustafa Hânîde ke'l-evvel sadr-ı fetvâya iʿtilâ ile mübeccel ve beş sene kadar medâr-ı akd ü hâl olduğu hengâm, yine zehrâbe-i azl ile telh-kâm olmuşidi. Devr-i Sultan Abdülhamîd Hânîde elmas-pâre-i iʿtibârı şekl-i müsellesde nümâyân, yaʿni üçüncü defʿa câh-ı meşîhat ile der-i vücûdu dirahşân olup yedi mâhdan sonra töhmet-i şeyb ve insilâb-ı şuʿûr ile maʿzûl ve hânesinde duʿâ-yi devlete meşgûl iken târîh-i merkūmda ber-vech-i muharrer terk-i ʿâlem-i nâsût ve azm-i sûy-i lâhût eyledi. Müşârünileyh hüsn-i sûret ve cemâl ve behcet ile mevsûm ve derece-i ilm ü kemâli beyne'l-ulemâ maʿlûm olup, zamânı zevk u safâ ile mürûr ve servet ü yesâr cihetiyle dahi mahsûl-i ömrü numûne-nümâ-yi eyyâm-ı sûr olduğundan başka vakt-i iftâsında bile müdârese-i ulûmdan fârig olmayup hem-asrı olan fuhûlü\nmeclisine idhâl ve mebâhis-i ilmiyyeden bir bahs açup tasarrûfât-ı ilmiyyelerinden sûrî ve maʿnevî lezzet-i rûhânî ve vicdânî istihsâl eyler idi. Teksîr-i kitâb ve taʿayyüş-i ketebeye ihzâr-ı esbâb kasdıyla zamânında müdevven ve dahmü'l-hacm katı çok kütüb-i nâfiʿa istiktâb ettirdiği meşhûd ve bu sebeble mazhar-ı duʿâ-yi nâ-maʿdûd olmuştur. Salâh-ı hâl ve nekāvet-i bâl ile dahi meşhûr olup şöyle ki etrâf u eknâfda dâir-i vüzerâ ve mütemevvilân-ı aʿyândan bir şey kabûl etmemekle mevsûf ve beyne'l-aşşaʿîn dergâh-ı Hakk'a tevessül ile hast-gâr-ı mağfiret olduğu maʿrûfdur. Hasılı dünyası min-külli'l-cihât maʿmûr ve kesret-i encâb-ı evlâd ile (16b) ferîde-i dühûr ve âlim-i âmil ve cehbez-i kâmil bir zât-ı hamîdü'l-hasâil idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda ahvâli güzâriş-pezîr-i kilk-i beyân ve tahrîr olan Mısrî Ali Bey'in tesvîlâtiyle hurûc ale's-sultân töhmetini irtikâb ve birkaç seneden beri Akkâ'da ikāmet ile emvâl-i mîriyyeyi iğtisâb eden Zâhir Ömer nâm şekāvet-pîşe Devlet-i aliyye'nin musâlaha sebebi ile âzâde-i meşâgil olduğunu endişe edüp müstenidi olan Ali Bey dahi hâlik ve bi'z-zarûre istîfâ semtine sâlik olup cerâim-i güzeştesinden rücûʿ ve inâbet ve sevâlif-i eyyâmdan beri muʿattal olan emvâl-i mukātaʿâtı teslîm edeceğinden gayri fî-mâ-baʿd sâl besâl mâl-i mîrîyi edâda müsâraʿat eyleyeceğini halîmi dâiresinden müteşerrid ve bir zamandan berü idare-i dâiresinde müteferrid olan Vânî Hüseyin Efendi taʿlîmiyle der-i devlet-medâra istîfânâme baʿs ve itâre edüp madde-i mezkûre erkân-ı saltanat ile meşveret olunup \"Devlet-i aliyye askeri birkaç seneden berü berren ve bahren metâʿib-i seferiyye ile bîzâr ve merkūmun istîsâlîçün vâfır mâl itlâf olunacağı dahi bedîdâr olup bu bâbda ehven-i şerr ihtiyâriyle sahîfe-i cerâimine hatt-ı afv keşîde kılınmak evlâdır\" deyü erbâb-ı şûrâ ittifâk etmeleriyle keyfiyet südde-i aʿlâya arz olundukta فلا تتركن العفو عن كل ذلة فما العفو مذموم وإن عظم الجرم mefhûmuyla merkümdan sudûr eden cünha ve günah karîn-i avf-ı padişah-ı merhamet-penâh olmağla îfâ-yi şerîta-i taʿahhüd ve fî-mâ-baʿd üzerine edâsı lâzım gelen emvâlin vaktiyle teslîminde terk-i tereddüd ve taʿannüd etmek bâbında bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müzeyyen bir kıtʿa (17a) emr-i âlî ısdâr ve bazı hilaʿ inzimâmiyle sabıkan kapıcılar kethüdâsı Hâşim Ahmed Ağa o tarafa tisyâr olundu.",
          "caption": "İstîfâ-yi Zâhir Ömer",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_013.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîfâ-yi Zâhir Ömer",
          "text": "Bâlâda ahvâli güzâriş-pezîr-i kilk-i beyân ve tahrîr olan Mısrî Ali Bey'in tesvîlâtiyle hurûc ale's-sultân töhmetini irtikâb ve birkaç seneden beri Akkâ'da ikāmet ile emvâl-i mîriyyeyi iğtisâb eden Zâhir Ömer nâm şekāvet-pîşe Devlet-i aliyye'nin musâlaha sebebi ile âzâde-i meşâgil olduğunu endişe edüp müstenidi olan Ali Bey dahi hâlik ve bi'z-zarûre istîfâ semtine sâlik olup cerâim-i güzeştesinden rücûʿ ve inâbet ve sevâlif-i eyyâmdan beri muʿattal olan emvâl-i mukātaʿâtı teslîm edeceğinden gayri fî-mâ-baʿd sâl besâl mâl-i mîrîyi edâda müsâraʿat eyleyeceğini halîmi dâiresinden müteşerrid ve bir zamandan berü idare-i dâiresinde müteferrid olan Vânî Hüseyin Efendi taʿlîmiyle der-i devlet-medâra istîfânâme baʿs ve itâre edüp madde-i mezkûre erkân-ı saltanat ile meşveret olunup \"Devlet-i aliyye askeri birkaç seneden berü berren ve bahren metâʿib-i seferiyye ile bîzâr ve merkūmun istîsâlîçün vâfır mâl itlâf olunacağı dahi bedîdâr olup bu bâbda ehven-i şerr ihtiyâriyle sahîfe-i cerâimine hatt-ı afv keşîde kılınmak evlâdır\" deyü erbâb-ı şûrâ ittifâk etmeleriyle keyfiyet südde-i aʿlâya arz olundukta فلا تتركن العفو عن كل ذلة فما العفو مذموم وإن عظم الجرم mefhûmuyla merkümdan sudûr eden cünha ve günah karîn-i avf-ı padişah-ı merhamet-penâh olmağla îfâ-yi şerîta-i taʿahhüd ve fî-mâ-baʿd üzerine edâsı lâzım gelen emvâlin vaktiyle teslîminde terk-i tereddüd ve taʿannüd etmek bâbında bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müzeyyen bir kıtʿa (17a) emr-i âlî ısdâr ve bazı hilaʿ inzimâmiyle sabıkan kapıcılar kethüdâsı Hâşim Ahmed Ağa o tarafa tisyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire tarafından vaktiyle vürûd eden hazîne bir müddetten berü ve baʿzı avâik sebebiyle pesmânde-i ukde-i te'hîr ve irsâlinde istiʿcâl olunması Devlet-i aliyye'ye izhâr-ı temahhuz-ı ihtisâs eden Şeyhü'l-beled Ebüzzeheb Mehmed Bey'e taraf-ı sadr-ı müşterî-tedbîrden tahrîr olunmuşidi. Mîr-i mûmâileyh bu bâbda ibrâz-ı saʿy-i cemîl ve hazîne-i mezkûreyi tedârik ve mevsim-i şitâda bir müste'men sefînesine tahmîl edüp hübûb-ı şurta-i tevfîk ile İzmir iskelesine çıktığı inhâ ve filhâl iktizâ eden devâbb müheyyâ kılınup İzmir'den berren hareket ve Üsküdar'a vusûlü maʿlûm-ı erkân-ı devlet olduğuna binâen ihzâr olunan çekdirme ile imrâr ve mahalline teslîm ve edâ ve cânib-i Mısır'dan bu husûsun tediyesiyçün taʿyîn olunan kâşife bir sevb-i semmûr iksâ ve bir re's donanmış esb iʿtâ olunup çekdirme kapudanı dahi bir sevb hilʿat ile nâil-i ferhat ve şâd-mânî oldu.",
          "caption": "Âmeden-i Hazîne-i Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_014.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Hazîne-i Mısriyye",
          "text": "Mısr-ı Kāhire tarafından vaktiyle vürûd eden hazîne bir müddetten berü ve baʿzı avâik sebebiyle pesmânde-i ukde-i te'hîr ve irsâlinde istiʿcâl olunması Devlet-i aliyye'ye izhâr-ı temahhuz-ı ihtisâs eden Şeyhü'l-beled Ebüzzeheb Mehmed Bey'e taraf-ı sadr-ı müşterî-tedbîrden tahrîr olunmuşidi. Mîr-i mûmâileyh bu bâbda ibrâz-ı saʿy-i cemîl ve hazîne-i mezkûreyi tedârik ve mevsim-i şitâda bir müste'men sefînesine tahmîl edüp hübûb-ı şurta-i tevfîk ile İzmir iskelesine çıktığı inhâ ve filhâl iktizâ eden devâbb müheyyâ kılınup İzmir'den berren hareket ve Üsküdar'a vusûlü maʿlûm-ı erkân-ı devlet olduğuna binâen ihzâr olunan çekdirme ile imrâr ve mahalline teslîm ve edâ ve cânib-i Mısır'dan bu husûsun tediyesiyçün taʿyîn olunan kâşife bir sevb-i semmûr iksâ ve bir re's donanmış esb iʿtâ olunup çekdirme kapudanı dahi bir sevb hilʿat ile nâil-i ferhat ve şâd-mânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyh bir müddetten beri dağdağa-i âlemden gûşe-güzîn-i humûl ve inzivâ ve meşgūl-i tâʿat-i cenâb-ı Mevlâ iken hulûl-i ecel-i mevʿûd ile terk-i meşgale-i dünyâ ve azm-i cânib-i ukbâ edüp namâzı cemʿ-i kesîr ile Sultân Mehmed Câmiʿi'nde edâ ve Üsküdar'da Karaca Ahmed Mahallesi'nde defn ile evtûd-ı meşâmih ve ilm-i bâzih-i aʿyên-i nâsdan ihfâ olundu. \n\nTercüme: Müşârünileyh cülûs-ı Sultân Mahmûd Hânî'de revnak-efzâ-yı mesned-i meşîhat olan Mirzazâde Esseyyid Mehmed Efendi'nin mahdûmu (17b) olup yüz yirmiiki târihinde kımât-ı ârâ-yı vücûd ve gehvâre-nişîn-i taʿayyün ve şühûd olup otuzdokuzda müderris ve muhâdîme muhtass olan hareket-i serîʿa ile pederleri meşîhatinde hâmise râddesiyle müteneffis olmuşidi. \n\nLi-müverrih: \n\nSür'at-i seyr ile zan-gerde-i hâmûn olanın \nPâ-yı matlûbu olur âbile dâr-ı idbâr. \n\nMefhûmu üzere mahdûmun rîh-i âsıf ve berk-i hâtıf gibi zuhûr eden tafarât-ı mütetâbiʿası ehl-i tarîkı dil-rîşi'l-ümm ve tefîf eylediğine binâen beş\nsene râdde-i mezkûrede tevkîf olunup baʿdehu İzmir ve Bursa mansıblarına tasarruf ve Mekke ve İstanbul pâyeleriyle teşerrüf etmişidi. Yetmiş târîhinde sadr-ı Anadolu'ya bahşende-i fer ü zîb ve iki defʿa eşrâf ve sâdâta nakîb ve üç defʿa sadâret-i Rum ile mahsûd-ı baʿîd ü karîb olup seksenüç senesi Zilkade'sinde Pîrîzâde'ye halef ve devlet-i meşîhat ile kesb-i izz ü şeref ve üçbuçuk sene kâr-sâz-ı ulemâ ve zaʿf-ı pîrî ve illet-i mizâc sebebi ile müteşebbis-i dâmen-i istiʿfâ olmuşidi. \n\n Ber-vech-i muharrer bu esnâda cisr-i fenâdan güzâr ve âhiret tarafına sefer eyledi. Müşârünileyh behre-dâr-ı maʿârif ve mâil-i semt-i letâif, dâmeni pâk, zihni tâb-nâk-i âbid ü zâhid bir zât-ı mücâhid idi. Kazaskerliği hengâmında vukūʿ bulan daʿâviye gâyet dikkat etmek meşrebi ve ihkāk-ı hakk-pîşe ve mezhebi olup rüşvet ve bertîl ile mesâlih-i nâsı teshîl edenleri dâimâ tazlîl ve mazhar-ı te'dîb ve tehvîl eder idi. Baʿzen meyl-i inşâ ve işʿâr ve güftâr-ı selîs (18a) ve maʿnâdâr ile azmâyiş-i tabʿ eyler idi. Ancak müddet-i ömrünü maraz-ı gûnâ-gûn istîfâ ve rû-yi sıhhati adem-i müşâhede ile rûz ü şeb âh u enîne mübtelâ olup hattâ muʿâyede ve sâir mevâsimde iyâb u zihâbdan avf olunup iştigāl-i derd ile hânesinde mekîn ve adem-i şikâyet ile hâst-gâr-ı merhamet-i Rabbülâlemîn olmakta idi. Derece-i hilmi serhadd-i gāyete resîde olup yevmen mine'l-eyyâm reîsülküttâb-ı vakt baʿzı mesâlih ile müşârünileyhe varup müzâkere-i umûr eder iken matlûbu olan cihetinden me'yûs evlâd-ı Arab'dan biri kâşânesine duhûl edip \"Allah'dan havf etmez, hakkımı ibtâl ettin, senden kime şikâyet etmeli\" deyü imâme-i kübrâsını endahte-i sâha-i kâşâne edüp hetk-i hürmet ve izhâr-ı gılzet etmişiken katʿâ cevâb vermeyüp samt u sükût meslek-i garîbine zâhib ve merkūm dahi şetm ü cereb ile gözden gāib oldukta reîs efendiye hitâb edüp \"efendi şu herifin remy-i imâmesinden hâsıl olan tarâke-i hol-nâke ne dersin” deyü tebessüm ve izhâr-ı beşâşet ve ol dahi kemâl-i hilm ü mürüvvetlerin beyân ile leb-i beste-i hayret olduğun bu fakîre nakl ü hikâyet eyledi. \n\n [Derkenâr]: Fakîr dirim ki, bu rütbe-i hikmet, maʿnâsı yoktur. Bir kimse istiğzâb murâd olunup gazaba gelmezse, fazâilden baʿîd olmuş olur. Zîrâ şecâʿat ve enefe hamiyyet-i mahmûde ve ahz-i sâr ve gayret-i fazâil-i zâtiyyeden maʿdûd olup fıkdânı ihânet ve rezâil-i müstelzemdir.\nالنفوس الشريفة تابي الاسترسال في الاحتمال لما يصدر من الجهال",
          "caption": "Fevt-i Şeyhülislâm-ı Esbak Mirzazâde Mehmed Esad Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_015.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhülislâm-ı Esbak Mirzazâde Mehmed Esad Efendi",
          "text": "Müşârünileyh bir müddetten beri dağdağa-i âlemden gûşe-güzîn-i humûl ve inzivâ ve meşgūl-i tâʿat-i cenâb-ı Mevlâ iken hulûl-i ecel-i mevʿûd ile terk-i meşgale-i dünyâ ve azm-i cânib-i ukbâ edüp namâzı cemʿ-i kesîr ile Sultân Mehmed Câmiʿi'nde edâ ve Üsküdar'da Karaca Ahmed Mahallesi'nde defn ile evtûd-ı meşâmih ve ilm-i bâzih-i aʿyên-i nâsdan ihfâ olundu. \n\nTercüme: Müşârünileyh cülûs-ı Sultân Mahmûd Hânî'de revnak-efzâ-yı mesned-i meşîhat olan Mirzazâde Esseyyid Mehmed Efendi'nin mahdûmu (17b) olup yüz yirmiiki târihinde kımât-ı ârâ-yı vücûd ve gehvâre-nişîn-i taʿayyün ve şühûd olup otuzdokuzda müderris ve muhâdîme muhtass olan hareket-i serîʿa ile pederleri meşîhatinde hâmise râddesiyle müteneffis olmuşidi. \n\nLi-müverrih: \n\nSür'at-i seyr ile zan-gerde-i hâmûn olanın \nPâ-yı matlûbu olur âbile dâr-ı idbâr. \n\nMefhûmu üzere mahdûmun rîh-i âsıf ve berk-i hâtıf gibi zuhûr eden tafarât-ı mütetâbiʿası ehl-i tarîkı dil-rîşi'l-ümm ve tefîf eylediğine binâen beş\nsene râdde-i mezkûrede tevkîf olunup baʿdehu İzmir ve Bursa mansıblarına tasarruf ve Mekke ve İstanbul pâyeleriyle teşerrüf etmişidi. Yetmiş târîhinde sadr-ı Anadolu'ya bahşende-i fer ü zîb ve iki defʿa eşrâf ve sâdâta nakîb ve üç defʿa sadâret-i Rum ile mahsûd-ı baʿîd ü karîb olup seksenüç senesi Zilkade'sinde Pîrîzâde'ye halef ve devlet-i meşîhat ile kesb-i izz ü şeref ve üçbuçuk sene kâr-sâz-ı ulemâ ve zaʿf-ı pîrî ve illet-i mizâc sebebi ile müteşebbis-i dâmen-i istiʿfâ olmuşidi. \n\n Ber-vech-i muharrer bu esnâda cisr-i fenâdan güzâr ve âhiret tarafına sefer eyledi. Müşârünileyh behre-dâr-ı maʿârif ve mâil-i semt-i letâif, dâmeni pâk, zihni tâb-nâk-i âbid ü zâhid bir zât-ı mücâhid idi. Kazaskerliği hengâmında vukūʿ bulan daʿâviye gâyet dikkat etmek meşrebi ve ihkāk-ı hakk-pîşe ve mezhebi olup rüşvet ve bertîl ile mesâlih-i nâsı teshîl edenleri dâimâ tazlîl ve mazhar-ı te'dîb ve tehvîl eder idi. Baʿzen meyl-i inşâ ve işʿâr ve güftâr-ı selîs (18a) ve maʿnâdâr ile azmâyiş-i tabʿ eyler idi. Ancak müddet-i ömrünü maraz-ı gûnâ-gûn istîfâ ve rû-yi sıhhati adem-i müşâhede ile rûz ü şeb âh u enîne mübtelâ olup hattâ muʿâyede ve sâir mevâsimde iyâb u zihâbdan avf olunup iştigāl-i derd ile hânesinde mekîn ve adem-i şikâyet ile hâst-gâr-ı merhamet-i Rabbülâlemîn olmakta idi. Derece-i hilmi serhadd-i gāyete resîde olup yevmen mine'l-eyyâm reîsülküttâb-ı vakt baʿzı mesâlih ile müşârünileyhe varup müzâkere-i umûr eder iken matlûbu olan cihetinden me'yûs evlâd-ı Arab'dan biri kâşânesine duhûl edip \"Allah'dan havf etmez, hakkımı ibtâl ettin, senden kime şikâyet etmeli\" deyü imâme-i kübrâsını endahte-i sâha-i kâşâne edüp hetk-i hürmet ve izhâr-ı gılzet etmişiken katʿâ cevâb vermeyüp samt u sükût meslek-i garîbine zâhib ve merkūm dahi şetm ü cereb ile gözden gāib oldukta reîs efendiye hitâb edüp \"efendi şu herifin remy-i imâmesinden hâsıl olan tarâke-i hol-nâke ne dersin” deyü tebessüm ve izhâr-ı beşâşet ve ol dahi kemâl-i hilm ü mürüvvetlerin beyân ile leb-i beste-i hayret olduğun bu fakîre nakl ü hikâyet eyledi. \n\n [Derkenâr]: Fakîr dirim ki, bu rütbe-i hikmet, maʿnâsı yoktur. Bir kimse istiğzâb murâd olunup gazaba gelmezse, fazâilden baʿîd olmuş olur. Zîrâ şecâʿat ve enefe hamiyyet-i mahmûde ve ahz-i sâr ve gayret-i fazâil-i zâtiyyeden maʿdûd olup fıkdânı ihânet ve rezâil-i müstelzemdir.\nالنفوس الشريفة تابي الاسترسال في الاحتمال لما يصدر من الجهال"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Egriboz Sancağı'na mutasarrıf sadr-ı esbak Halîl Paşa Bosna Eyâleti'yle tevkīr ve selefi Dağıstânî Alî Paşa'ya livâ-ı mezkûr tevcîh olunmuşiken Rumeli Vâlîsi Müderris Osman Paşa'nın nâle-i şikâtı evc-gîr ve hakkında muzmerr olan teveccüh resîde-i maʿraz-ı fakīr olmaktan nâşî Rumeli Eyâleti ile müşârünileyhin nahl-i emeli tesmîr ve Egriboz Sancağı Osman Paşa'ya tevcîh olunup (18b) hakkında ihzâr-ı esbâb tedmîr kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İzâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_016.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1188"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İzâm",
          "text": "Egriboz Sancağı'na mutasarrıf sadr-ı esbak Halîl Paşa Bosna Eyâleti'yle tevkīr ve selefi Dağıstânî Alî Paşa'ya livâ-ı mezkûr tevcîh olunmuşiken Rumeli Vâlîsi Müderris Osman Paşa'nın nâle-i şikâtı evc-gîr ve hakkında muzmerr olan teveccüh resîde-i maʿraz-ı fakīr olmaktan nâşî Rumeli Eyâleti ile müşârünileyhin nahl-i emeli tesmîr ve Egriboz Sancağı Osman Paşa'ya tevcîh olunup (18b) hakkında ihzâr-ı esbâb tedmîr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silahdârlık hidmet-i celîlesiyle ser-efrâz olan Mehmed Emîn Ağa'da olan kābiliyet ve istiʿdâd maʿlûm-ı pâdişâh-ı vâlâ-nijâd olup Muharremülharâm'ın üçüncü günü müntehâ-yı rüteb-i beşeriyye olan vezâret ile behrever ve an-asıl ocak yazıcılığından tarîk-i hâcegâna duhûl ve bir müddet tezkirecilik ve çavuşbaşılık hidemâtı ile meşgûl olan Abdüsselâm Efendi'nin tavr-ı melûfundan sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri muğberr olmakla hizmet-i mezkûrede tefennün ve mahâreti mücerreb olan Mehmed Saîd Efendi çavuşbaşılık ile mesrûr ve selefi hânesinde ikāmet ve ârâm ile me'mûr oldu.",
          "caption": "Çerâğ-Şüden-i Silahdâr-ı Hazret-i Şehriyârî be-Rütbe-i Vâlâ-yı Vezâret ve Tebdîl-i Ser-Çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_017.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Çerâğ-Şüden-i Silahdâr-ı Hazret-i Şehriyârî be-Rütbe-i Vâlâ-yı Vezâret ve Tebdîl-i Ser-Çavuşân",
          "text": "Silahdârlık hidmet-i celîlesiyle ser-efrâz olan Mehmed Emîn Ağa'da olan kābiliyet ve istiʿdâd maʿlûm-ı pâdişâh-ı vâlâ-nijâd olup Muharremülharâm'ın üçüncü günü müntehâ-yı rüteb-i beşeriyye olan vezâret ile behrever ve an-asıl ocak yazıcılığından tarîk-i hâcegâna duhûl ve bir müddet tezkirecilik ve çavuşbaşılık hidemâtı ile meşgûl olan Abdüsselâm Efendi'nin tavr-ı melûfundan sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri muğberr olmakla hizmet-i mezkûrede tefennün ve mahâreti mücerreb olan Mehmed Saîd Efendi çavuşbaşılık ile mesrûr ve selefi hânesinde ikāmet ve ârâm ile me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kibâr-ı hâcegân ve meşâhîr-ı ricâl-i Devlet-i ebed-bünyândan binâ emîni denmekle maʿrûf Yûsuf Efendi üç seneden berü mübtelâ-yı elem-i renc ve mâh-ı mezbûrun onsekizinci günü terk-i sarây-ı sipenc edüp Cağalazâde Sarayı kurbünde binâ eylediği mekteb kurbünde o sâhib-i akl ü idrâk, defîn-i hâk-ı ıtr-nâk oldu.\n\nTercüme: Müteveffâ-yı mûmâileyh Âsitâne-i saʿâdet'de Zâim Abdullah Ağa'nın sulbünden yüz on tarihinde meşîme-çâk-ı tevellüd olup istikmâl-ı derece-i akl-ı heyûlânî akībinde devr-i Ahmed Hânîde meşhûr-ı âfâk olan\nSadrıazam İbrahim Paşa'ya intisâb ve giderek iç çukadarlığı hizmetiyle kâmyâb olmuşidi. Devr-i Mahmud Hânîde şems-i ikbâli işrâk ve hâcegân zümresine (19a) ilhâk ve menâsıb-ı rüteb-i âliyeden başmuhâsebe ve rûznâmçe-i evvel ve şehir ve tersâne emânetlerini ihrâz ve kerre-i baʿde uhrâ sadâret-i uzmâ kethüdâlığı zât-ı vâlâsını merciʿ-i erbâb-ı niyâz edüp zâtında merkûz-i mahâil-i sadâkat ve cibilletinde mermûz-i âsâr-ı istikāmet hasebiyle mülûk-i sütûde-sülük ve vüzerâ-yı ʿizâm, mûmâileyh maʿrifetiyle nice kasr u kâşâne ve katı çok saray ve hâne binâ ve bâ-husûs Laleli'de vâkiʿ câmiʿ-i dilârâ-yı dest-yârı tabîʿat-ı miʿmârisiyle tekmîl edüp hüdâvendigâr-ı esbak Sultan Mustafa Hân-ı merhûm misillü bir padişah-ı hakāyık-ı beyyin ve bir şehriyâr-ı kadr-i temkîne hizmet beğendirüp bu sebeble emîn-i binâ ünvâniyle şöhret-nümâ olmuşidi. Hidmetinde bulunanlar havsala-i istiʿdâdları derecesinde kesb-i merâtib ve irtifâʿ-ı şan ve iddihâr-ı emvâl-i firâvân eyledikleri mütevâtir ve dâiresinde olan yümn ü bereket misl-i sâir gibi elsine-i nâsda dâir idi. Zâtına mensûb sebil ve mekteb hakkında istidʿâ-yı rahmet duʿâya sebeb olup hâsılı me'mûr olduğu hidemâtın cümlesinde hilye-i sadâkati nümâyân ve hafî ve celî bir töhmet ile telvîs-i dâmân etmediği hâline vâkıf olanlardan resîde-i gûş-i izʿân olmuştur.",
          "caption": "Fevt-i Yûsuf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_018.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Yûsuf Efendi",
          "text": "Kibâr-ı hâcegân ve meşâhîr-ı ricâl-i Devlet-i ebed-bünyândan binâ emîni denmekle maʿrûf Yûsuf Efendi üç seneden berü mübtelâ-yı elem-i renc ve mâh-ı mezbûrun onsekizinci günü terk-i sarây-ı sipenc edüp Cağalazâde Sarayı kurbünde binâ eylediği mekteb kurbünde o sâhib-i akl ü idrâk, defîn-i hâk-ı ıtr-nâk oldu.\n\nTercüme: Müteveffâ-yı mûmâileyh Âsitâne-i saʿâdet'de Zâim Abdullah Ağa'nın sulbünden yüz on tarihinde meşîme-çâk-ı tevellüd olup istikmâl-ı derece-i akl-ı heyûlânî akībinde devr-i Ahmed Hânîde meşhûr-ı âfâk olan\nSadrıazam İbrahim Paşa'ya intisâb ve giderek iç çukadarlığı hizmetiyle kâmyâb olmuşidi. Devr-i Mahmud Hânîde şems-i ikbâli işrâk ve hâcegân zümresine (19a) ilhâk ve menâsıb-ı rüteb-i âliyeden başmuhâsebe ve rûznâmçe-i evvel ve şehir ve tersâne emânetlerini ihrâz ve kerre-i baʿde uhrâ sadâret-i uzmâ kethüdâlığı zât-ı vâlâsını merciʿ-i erbâb-ı niyâz edüp zâtında merkûz-i mahâil-i sadâkat ve cibilletinde mermûz-i âsâr-ı istikāmet hasebiyle mülûk-i sütûde-sülük ve vüzerâ-yı ʿizâm, mûmâileyh maʿrifetiyle nice kasr u kâşâne ve katı çok saray ve hâne binâ ve bâ-husûs Laleli'de vâkiʿ câmiʿ-i dilârâ-yı dest-yârı tabîʿat-ı miʿmârisiyle tekmîl edüp hüdâvendigâr-ı esbak Sultan Mustafa Hân-ı merhûm misillü bir padişah-ı hakāyık-ı beyyin ve bir şehriyâr-ı kadr-i temkîne hizmet beğendirüp bu sebeble emîn-i binâ ünvâniyle şöhret-nümâ olmuşidi. Hidmetinde bulunanlar havsala-i istiʿdâdları derecesinde kesb-i merâtib ve irtifâʿ-ı şan ve iddihâr-ı emvâl-i firâvân eyledikleri mütevâtir ve dâiresinde olan yümn ü bereket misl-i sâir gibi elsine-i nâsda dâir idi. Zâtına mensûb sebil ve mekteb hakkında istidʿâ-yı rahmet duʿâya sebeb olup hâsılı me'mûr olduğu hidemâtın cümlesinde hilye-i sadâkati nümâyân ve hafî ve celî bir töhmet ile telvîs-i dâmân etmediği hâline vâkıf olanlardan resîde-i gûş-i izʿân olmuştur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezbûrun yimiüçüncü günü Havâss-ı refîʿa kazâsıyla Tokadî Ömer Efendi kesb-i ihtisâs ve Üsküdar kazâsını Mehmed Sâlih Efendizâde Abdullah Molla Efendi istihlâs edüp, sâbıkā Edirne kadısı Evliyâ Yûsuf Efendizâde Zeynelâbidin Efendi ve sâbıkā Bursa kadısı Şehlâ Ahmed Paşazâde Veli Bey Bilâd-ı erbaʿa (19b) kuzâtının akdemi iken zaʿf-ı hâl ve adem-i iktidâr izhâriyle bu matlab-ı azîzü'l-menâlden fâriğ ve niyâz ve istiʿfâları derece-i gāyete bâliğ olup, sâbıkā Mısır kadısı Tarsusîzâde Mustafa Efendi Mekke-i Mükerreme kazâsıyla dil-şâd ve sâbıkā Şam kadısı Mehmed Mekkî Efendi Medîne-i Münevvere kazâsıyla ber-murâd oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_019.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "text": "Mâh-ı mezbûrun yimiüçüncü günü Havâss-ı refîʿa kazâsıyla Tokadî Ömer Efendi kesb-i ihtisâs ve Üsküdar kazâsını Mehmed Sâlih Efendizâde Abdullah Molla Efendi istihlâs edüp, sâbıkā Edirne kadısı Evliyâ Yûsuf Efendizâde Zeynelâbidin Efendi ve sâbıkā Bursa kadısı Şehlâ Ahmed Paşazâde Veli Bey Bilâd-ı erbaʿa (19b) kuzâtının akdemi iken zaʿf-ı hâl ve adem-i iktidâr izhâriyle bu matlab-ı azîzü'l-menâlden fâriğ ve niyâz ve istiʿfâları derece-i gāyete bâliğ olup, sâbıkā Mısır kadısı Tarsusîzâde Mustafa Efendi Mekke-i Mükerreme kazâsıyla dil-şâd ve sâbıkā Şam kadısı Mehmed Mekkî Efendi Medîne-i Münevvere kazâsıyla ber-murâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı vakt olan Derviş Mehmed Efendi İspir Ağa vesâtatiyle o asrın sâhib-i nüfûzu olan ağa babası el-Hâc Mustafa Ağa ile imtizâc ve isâle-\ni cûybâr-ı denânîr ve tefârîk ile mûmâileyhi gâh ve bî-gâh tenşît ve ibhâc eyler idi. Bu esbâb-ı hafiyye ile medh ü sitâyişine mecbûr ve hidemât-ı aliyyeye takrîbini rûz u şeb semîr-i akl u şuʿûr edüp sadrıaʿzam kethüdâsı bulunan Recâî Mehmed Efendi'nin her maddede kemâl-i butu ve rehâveti sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve Derviş Mehmed Efendi hakkında tertîb ettiği şekl-i liyâkat ve istiʿdâd netîce-pezîr kabûl ve ısgā olup sadâret-i uzmâya temhîd-i mukaddeme kabîlinden olarak işbu Saferülhayrın üçüncü günü kethüdâlık mesnedine isʿâd ve selefi Recâî Efendi defterdarlık ile vâreste-i ihtilâc-ı fuâd kılındı.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_020.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "text": "Defterdâr-ı vakt olan Derviş Mehmed Efendi İspir Ağa vesâtatiyle o asrın sâhib-i nüfûzu olan ağa babası el-Hâc Mustafa Ağa ile imtizâc ve isâle-\ni cûybâr-ı denânîr ve tefârîk ile mûmâileyhi gâh ve bî-gâh tenşît ve ibhâc eyler idi. Bu esbâb-ı hafiyye ile medh ü sitâyişine mecbûr ve hidemât-ı aliyyeye takrîbini rûz u şeb semîr-i akl u şuʿûr edüp sadrıaʿzam kethüdâsı bulunan Recâî Mehmed Efendi'nin her maddede kemâl-i butu ve rehâveti sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve Derviş Mehmed Efendi hakkında tertîb ettiği şekl-i liyâkat ve istiʿdâd netîce-pezîr kabûl ve ısgā olup sadâret-i uzmâya temhîd-i mukaddeme kabîlinden olarak işbu Saferülhayrın üçüncü günü kethüdâlık mesnedine isʿâd ve selefi Recâî Efendi defterdarlık ile vâreste-i ihtilâc-ı fuâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Seferler takrîbi ile Âsitâne-i saʿâdet'de envâʿ-ı erzâk girân-bahâ ile beyʿ ü şirâ ve sekene-i İstanbul giriftâr-ı muzîk-i masârif ile mahrûm-ı rû-yi hısb u rehâ olup bu keyfiyyet-i lâzime erbâbiyle meşveret ve defʿ-i iğtirâr ve tahsîl-i esbâb-ı refâhiyet bâbında herkes idâre-i perkâr-ı fikret ve encâm-ı kâr huzzârm baʿzıları muhtekirlerin melʿaneti galâya illet olup fî-mâ-baʿd mecmaʿ-ı [20a] akvât olan mahallerden bâyiʿleri getürüp bi'n-nefs halka beyʿ ve muhtekirlere vermemek üzere memâlik-i mahrûseye evâmir neşrini beyân ve re'y-i dil-pezîri sâ'irleri dahi istihsân etmeleriyle her tarafa bu mazmûnda evâmir-i şerîfe ısdâr ve tatarlar tisyâr olunduysa dahi bu tedbîrin icrâsına nezâret, İstanbul kadılarının icrâ-yi me'mûriyetlerinden olup kādı-ı vakt olan Hayâtîzâde Mehmed Said Efendi bîmâr ve leyl ü nehâr illetini tîmâr ile evkāt-güzâr olup bu hidmeti edâdan âciz ve dermân-de olduğundan fazla vakt-i azli mütekārib ve bu maslahatı idâreye muktedir âharının tedâriki vâcib olup binâen-alâ-zâlik istîfâ-yi vaktine kırk elli gün kalarak azl olunup halefinden münhal olan arpalığa Edremid mahsûlü zamm ve bu mükâfat ile tabʿ-ı nâzekinden izâle-i hadşe-i elem kılındı.\n\nSâbıkā Mekke-i Mükerreme kadısı Alemî Yeğeni Ali Efendi'nin fatk u ratka kudreti ve îkāʿ-ı tehdîde mikneti tavr u hareketinden istidlâl ve iki eskisine takdîm ile İstanbul kadısı nasb olunup irâde-i devlet zarf-ı sâmiʿa-i intibâhına idhâl ve tehâllüf-i mansıb ile tasʿîr-i hadd-i infiʿâl eden Esseyyid Mehmed Gānim Efendi ve fuhûl-i ulemâdan Müftîzâde Ahmed Efendi birer pâye ile defʿ-i endûh ve melâl eylediler.",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_021.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Seferler takrîbi ile Âsitâne-i saʿâdet'de envâʿ-ı erzâk girân-bahâ ile beyʿ ü şirâ ve sekene-i İstanbul giriftâr-ı muzîk-i masârif ile mahrûm-ı rû-yi hısb u rehâ olup bu keyfiyyet-i lâzime erbâbiyle meşveret ve defʿ-i iğtirâr ve tahsîl-i esbâb-ı refâhiyet bâbında herkes idâre-i perkâr-ı fikret ve encâm-ı kâr huzzârm baʿzıları muhtekirlerin melʿaneti galâya illet olup fî-mâ-baʿd mecmaʿ-ı [20a] akvât olan mahallerden bâyiʿleri getürüp bi'n-nefs halka beyʿ ve muhtekirlere vermemek üzere memâlik-i mahrûseye evâmir neşrini beyân ve re'y-i dil-pezîri sâ'irleri dahi istihsân etmeleriyle her tarafa bu mazmûnda evâmir-i şerîfe ısdâr ve tatarlar tisyâr olunduysa dahi bu tedbîrin icrâsına nezâret, İstanbul kadılarının icrâ-yi me'mûriyetlerinden olup kādı-ı vakt olan Hayâtîzâde Mehmed Said Efendi bîmâr ve leyl ü nehâr illetini tîmâr ile evkāt-güzâr olup bu hidmeti edâdan âciz ve dermân-de olduğundan fazla vakt-i azli mütekārib ve bu maslahatı idâreye muktedir âharının tedâriki vâcib olup binâen-alâ-zâlik istîfâ-yi vaktine kırk elli gün kalarak azl olunup halefinden münhal olan arpalığa Edremid mahsûlü zamm ve bu mükâfat ile tabʿ-ı nâzekinden izâle-i hadşe-i elem kılındı.\n\nSâbıkā Mekke-i Mükerreme kadısı Alemî Yeğeni Ali Efendi'nin fatk u ratka kudreti ve îkāʿ-ı tehdîde mikneti tavr u hareketinden istidlâl ve iki eskisine takdîm ile İstanbul kadısı nasb olunup irâde-i devlet zarf-ı sâmiʿa-i intibâhına idhâl ve tehâllüf-i mansıb ile tasʿîr-i hadd-i infiʿâl eden Esseyyid Mehmed Gānim Efendi ve fuhûl-i ulemâdan Müftîzâde Ahmed Efendi birer pâye ile defʿ-i endûh ve melâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Takrîbî ile melekât-ı istiʿdâd ve liyâkatten mahrûm ve hüsn ü kubhu mestûr ve nâ-maʿlûm olan baʿzı nâs-ı kusvâ-yı merâtib-i necdet ve be's olan rütbe-i vâlâ-yı vezâreti bilâ-meşakkat rübûde ve ihtilâs edüp vâlî olacakları memâliki tahrîb ve fukarâ ve zuʿafâyı garâmet-i mâliye ile taʿzîb eyleyecekleri (20b) mebâdî-i hâllerinden müstebân ve o makūleleri vedîʿa-i hazret-i Sübhân olan reʿâyâ ve zîr-destâne taslîtin vizr ü vebâli hidîv-i zemâne râciʿ olacağı bî-şübhe ve gümân olduğundan başka kesret-i vüzerâ ve ummâl an-asl fukarâyı muztaribü'l-ahvâl edegeldiği zâhir olmakla vâsıta-i şüfeʿâ veyâhûd lâ-meremmâ nâ'il-i vezâret olanlardan sekiz nefer vüzerânın tuğ ve sancakları refʿ ve birer mahalle defʿ olunup sudûr-ı mevâliye mahsûs olan arpalıklar ve kudât mansıbları dahi beyʿ men yezîd sûretini kesb ve nüvvâb-ı emvâl-i fukarâyı bu vesîle ile gasb u nehb edüp bu fesâda illet ile bess-i şikâyet edenleri tard ve ibʿâda cesâret edenlerden beş nefer kapu kethüdâsı dahi birer cezîreye nefy ü iclâ ve arpalık sâhibleri dahi fî-mâ-baʿd müstakîmü'l-etvâr ve munsıf ve dindâr nâ'ibler istihdâm etmek bâbında müftî'l-enâm cenâblarına hitâben hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup mazmûn-ı münîfi kurta-i gûş-i ulemâ kılındı.",
          "caption": "Temâdî-i Sefer-i Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_022.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Temâdî-i Sefer-i Hümâyûn",
          "text": "Takrîbî ile melekât-ı istiʿdâd ve liyâkatten mahrûm ve hüsn ü kubhu mestûr ve nâ-maʿlûm olan baʿzı nâs-ı kusvâ-yı merâtib-i necdet ve be's olan rütbe-i vâlâ-yı vezâreti bilâ-meşakkat rübûde ve ihtilâs edüp vâlî olacakları memâliki tahrîb ve fukarâ ve zuʿafâyı garâmet-i mâliye ile taʿzîb eyleyecekleri (20b) mebâdî-i hâllerinden müstebân ve o makūleleri vedîʿa-i hazret-i Sübhân olan reʿâyâ ve zîr-destâne taslîtin vizr ü vebâli hidîv-i zemâne râciʿ olacağı bî-şübhe ve gümân olduğundan başka kesret-i vüzerâ ve ummâl an-asl fukarâyı muztaribü'l-ahvâl edegeldiği zâhir olmakla vâsıta-i şüfeʿâ veyâhûd lâ-meremmâ nâ'il-i vezâret olanlardan sekiz nefer vüzerânın tuğ ve sancakları refʿ ve birer mahalle defʿ olunup sudûr-ı mevâliye mahsûs olan arpalıklar ve kudât mansıbları dahi beyʿ men yezîd sûretini kesb ve nüvvâb-ı emvâl-i fukarâyı bu vesîle ile gasb u nehb edüp bu fesâda illet ile bess-i şikâyet edenleri tard ve ibʿâda cesâret edenlerden beş nefer kapu kethüdâsı dahi birer cezîreye nefy ü iclâ ve arpalık sâhibleri dahi fî-mâ-baʿd müstakîmü'l-etvâr ve munsıf ve dindâr nâ'ibler istihdâm etmek bâbında müftî'l-enâm cenâblarına hitâben hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup mazmûn-ı münîfi kurta-i gûş-i ulemâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyh Mora ve Silistire'de vâkiʿ gazavâtda bezl-i mâl ve cân ve sarf-ı tâb ü tüvân etmekten nâşî hıdmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olup nezd-i devlette vakʿ u iʿtibârı bâlâ-ter ve sît-i iştihârı kubbe-i feleğe beraber olmuşidi. Sefer hitâmında vüsûk u iʿtimâda sezâ ve serhad ahvâline âşinâ vüzerâ-yı ʿizâmdan birinin Bender kalesi muhâfazasına irsâlini zarûriyyât-ı vakt-i îcâb eylediğine binâen müşârünileyhde bu keyfiyet mahsûs ve muhayyel ve muhâfaza-i mezkûre tarafına ihâle ile azîmeti muntazır-ı erbâb-ı ʿakd ü hall iken baʿzı aʿzâr-ı vâhiye îrâdıyla azîmetden ibâ ve bu me'mûriyetten (21a) afvını ricâ ve Rumeli tarafına güzâr ve taraf-ı devletten zuhûr edecek muʿâmeleye medd-târ-ı intizâr etmişidi. Müşârünileyh eben an-cedd vezîr ve rızâ-yı devleti tahsîlde menâfiʿ-i dâreyni fehm ider bir müşîr-i dilîr olduğundan fazla servet ü yesârı zâhir ve kapusunda askeri vâfir, ihtiyâctan berî ve bir müddet bu meşakkate tahammül ile tekmîl-i hıdmet ve celb-i memnûniyet muktezâ-yı şîme-i dânişverî iken me'mûr olduğu savba adem-i azîmet, emr-i pâdişâhîye muhâlefet olup hakkında icrâ-\nyi te'dîb ile gümâşte-gân-ı sâire terhîb lâzım gelüp ancak sebkat eden hidmetine hürmet ve seyyiâtından tegāfül ve bu vazʿ-ı nâ-hencârına tahammül mûcibât-ı mürüvvetten olduğu arz-ı südde-i aʿlâ ve hakkında istidʿâ olunan sûret-i afv-ı şehinşâhî rû-nümâ olup Rumeli gibi kesîrü'l-cedvâ ve hasretü'l-vüzerâ bir mansıb ile kemâ-fi'l-evvel iltifâta sezâ görülüp cemîʿ-i aksâm-ı adâleti şâmil olan taʿzîm li-emrillâh ve şefakat-i alâ-halkillâh mesleğine sülûk lâzım iken tekâlîf-i seferiyye ile mübtelâ-yı envâʿ-ı mesâib olan fukarâ ve zuʿafâya dest-i zulm ü teʿaddîyi dırâz ve tecrîm ve tağrîm ile ekserini muhtâc-ı nân-ı huşk ve piyâz edüp ahâli-i mezkûre bi'z-zarûre Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp birkaç defʿa rikâb-ı kâmyâba refʿ-i rikʿa-i iştikâ ve sadrıazam ve şeyhülislâm efendi tarafından defʿ-i zulm ve nesâyihi mutazammın tarafına mekâtîb gönderilüp bu pend-i sûd-mendi katʿâ ısgā etmediğine binâen hakkında temhîd-i mukaddime-i sû-i cezâ olunup ibtidâ Rumeli'nden azl ve Egriboz Sancağı tevcîhi akabinde iʿdâmını müşʿir hatt-ı mehâbet-karîn ile haseki taʿyîn olunmuşidi.\nHilâl-i tarîkde zafer mümkün olmadığından haseki-i merkūm Eğriboz'a (21b) mütenekkirü'l-hey'e gelüp kaziyyeyi sırren kadı ve sâir kâr-azmûdegân-ı vilâyete ifâde ve anlar dahi icrâ-yı hükm-i padişâhîye âmâde olup müşârünileyh Eğriboz'a vusûl ve vücûh-ı memleket filhâl istikbâl ve şehre idhâl kasdıyla pîşgâhında yürüyüp kalenin iki kapısını tekātuʿ eden cisri güzâr eyledikte mukaddemce tasmîm olunduğu vech üzere cisr-i mezkûr refʿ olunup ilerüde bulunan ilerüde ve girüde bulunan girüde kalup tarafeyn yek-diğerin hâlinden bî-haber ve gāfil-i ahkâm-ı kazâ vü kader olup müşârünileyh dahi nefsine ihtimâl-i hatar vermediği hâlde üç beş âdem ile mürg-i bî-bâl u per gibi nâ-gâh şebeke-i belâya dûçâr olduğunu idrâk ve \"kazâya rızâ” diyerek abdest alup iki rekʿat namaz kıldıktan sonra cellâd-ı bî-pâk câme-i hayâtını çâk çâk edüp ser-i bürîdesini haseki-i merkūm Âsitâne'ye îsâl ve vazʿ-ı ibret-gâh-ı erbâb-ı zeyg ü dalâl eyledi.\nHikmet: İnsân gāfil hakk-ı ubûdiyeti edâda tekâsül ve hâiz-i sırr-ı hilâfet-i ilâhî olan padişahların emr-i meşrûʿunu icrâda tesâhül gösterüp âmil oldukları emsârda müştehiyât-ı nefsâniye ve tesvîlât-ı şeytâniyyeye sarf u tebzîr içün cemʿ-i dînâr ile reʿâyâyı ızrâr ve adâletinde muzmer olan menâfiʿ-i neş'eteyni terk ve mugāderede ısrâr eylediği hâlde dünyada seyf-i siyâsetten reh-yâb-ı necât olursa dahi ukbâda mazhar-ı eşedd-i azâb\nolacağını Aristâtâlîs [Aristoteles], \"Aksâm-ı Adâlet\" bahsinde tahrîr ve işâret etmiştir. Müşârünileyh oldukça bu maʿnâya vâkıf ve adâlet ve zulümden terettüb eden nefʿ ü zarra dânâ ve ârif iken perde-i gaflet çeşm-i basîretini mestûr (22a) ve dâiresinde bulunanların celb-i mâl maʿrazında verdikleri ünvân ve şâna firîfte ve mağrûr olup o makūle seyyâh-ı cihân-gerd ve fukarâya mâdde-i cevr ü derd olanlara dest-i ruhsatı medd edüp etrâf u eknâfı taht u târâc ve nâsı işbâʿ ve dilsîr-i intifâʿ etmek içün nefsini tîr-i belâya âmâc eyledi.\n\nلقد أباحك غشا في معاملة من كنت منه بغير الصدق تنتفع\n\nTercüme: Müteveffâ-yı müşârünileyh sadr-ı esbak Topal Osman Paşa merhûmun hafîdi ve Vezîr Ahmed Paşa'nın necl-i reşîdi olup meslek-i cedd ü ebden sarf-ı enzâr ve tarîk-i tedrîse heveskâr ve mûsıla-i sahn raddesini ihrâz ile çâr-bâliş-nişîn-i gurfe-i iʿtibâr olmuşidi.\n\nEvâil-i sefer-i hümâyûnda Mora cezîresinde tekevvün eden şûriş ve ihtilâl gûş-zed-i celâdeti oldukta maskat-ı re'si olan Yenişehir Fenâr'dan etbâʿ ve levâhıkını cemʿ ve bilâ-me'mûriye cezîre-i mezkûreye şitâb ve Anabolu muhâfazasında olan sadr-ı esbak Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın emr ve re'yi ile baʿzı hidemâta sarf-ı miknet ü tâb edüp hizmeti pesendîde, vüsʿu ve gayreti cezîre-i mezkûre ahâlisini teşvîş-i derûndan âremîde eylediği müşârünileyh tarafından der-i devlet-medâra inhâ ve çerâğlığını istidʿâ ve kendüsü dahi kıble-i erbâb-ı matlab ve münâ olan atebe-i devlet-i ebed-müddete cebhe-sâ olup Mora muhassıllığı ile kesb-i rütbe-i vezâret ve meslek-i âbâya ricʿat etmişidi.\n\nMora'da birkaç mâh ikāmetten sonra zulm ile şöhret-gîr ve Eğriboz'a nakl ile leked-hor-ı tekdîr olmuşidi. O esnâda ordu-yı hümâyûna me'mûr ve hîn-i vusûlünde Silistire ser-askerliği menşûru ismine (22b) mastûr kılınup bi'n-nefs Rusya Feld Mareşali Romançof ile Silistre hâricinde ceng ü peykâr ve sadme-i top ve tüfenge asker tahammül etmeyüp nâçâr kalede tahassun ile defʿ-i sâile ibtidâr edüp, Rusya askerinin kaleye hücûmunda izhâr-ı sebât u metânet ve mevcûd olan cünûd-ı İslâmiyyenin cümlesini serdengeçti iʿtibâriyle düşman üzerine hücûm ettirüp mazhar-ı fevz ü nusret olmuşidi.\nSefer akabinde Bender muhâfazasından Nikola ( نيكولى ) hakkında mukaddime-i iğbirâr ve Rumeli'nde vâkiʿ olan zulmü kendüye vesîle-i helâk u demâr oldu.\n\nCülûs-ı Hamîd Hânî'de iʿlân-ı cülûs-ı hümâyûnu müşʿir emr-i celîlü'ş-şân ve baʿzı vesâyâ-yı sadr-ı celîlü'l-ünvân ile müşârünileyhe me'mûr olmuşidim. Birkaç saat miyânede muhâtabât vâkiʿ olup sâhib-i fehm ü zekâ ve mezâyâ-yı şiʿre âşinâ olduğunu istişʿâr ettim ise dahi ulüvv-i himmet ve kibr-i nefs iktizâsıyla enâ lâ-gayr (أنا لا غير) makālesini medâr-ı tasallüf ve pindâr ve enâ ibnü'l-vezîr bini'l-vezîr (وأنا ابن الوزير بن الوزير) elkābını her bâr zebân-âver-i iftihâr edüp intizâm-ı dâ'ire ve merbûtiyet-i havâşî ile devlete arz-ı nâz u delâl ve kâr-fermâyân-ı asrın rey ü tedbîrini tezyîf ile temennî-i emr-i muhâl eyler idi. Yâ-hayf delâlet-i akl tecâribiyle müşârünileyh tehzîb-i ahlâk müyesser olmayup rezâ'il-i nefsâniyyeden istihlâs ile tarîk-i eslem-i nasâfete muvaffak olamayup âhirü'l-emr unfuvân-ı civânîde terk-i ser ü sırr ve vücûdunu berg-rîz-i sarsar-ı kahr-ı dehr eyledi.\n\n[Mısraʿ]: دریغ سود ندارد چو کار رفت از دست\n\nGarîbe: Sâhib-i tercemenin birâderi Nâşid İbrâhîm Bey memûriyetle (23a) müşârünileyhe varup avdetinde gālibâ me'mûlü derecesinde mükerrem olmadığından yâhûd\n\n[Mısraʿ]: بی حسد نبود برادر گر پیمبر زاده است\n\nmefhûmu üzere debdebe ve dârâtına hasedinden terâdüf-i zulm ve iʿtisâfını her mahalde nakl u hikâyet ve “inʿidâm-ı vücûdu fukarâya sebeb-i huzûr u râhattır” deyu izhâr-ı gayz u adâvet edüp mîr-i mûmâileyhin zâhirde şâ'ibe-i garazdan sâlim olan takrîri tasmîm-i devlete tevâfuk ile te'kîd-i kasd u niyyet eylediği katı çok kimseye maʿlûm olan keyfiyettendir.\n\nقريب المرء من أعدى أعاديه وإن دارا ولولا خشب الفوس لما قطعن اشجارا",
          "caption": "İ'dâm-ı Vezîr Osman Paşa Vâlî-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_023.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Vezîr Osman Paşa Vâlî-i Rumeli",
          "text": "Müşârünileyh Mora ve Silistire'de vâkiʿ gazavâtda bezl-i mâl ve cân ve sarf-ı tâb ü tüvân etmekten nâşî hıdmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olup nezd-i devlette vakʿ u iʿtibârı bâlâ-ter ve sît-i iştihârı kubbe-i feleğe beraber olmuşidi. Sefer hitâmında vüsûk u iʿtimâda sezâ ve serhad ahvâline âşinâ vüzerâ-yı ʿizâmdan birinin Bender kalesi muhâfazasına irsâlini zarûriyyât-ı vakt-i îcâb eylediğine binâen müşârünileyhde bu keyfiyet mahsûs ve muhayyel ve muhâfaza-i mezkûre tarafına ihâle ile azîmeti muntazır-ı erbâb-ı ʿakd ü hall iken baʿzı aʿzâr-ı vâhiye îrâdıyla azîmetden ibâ ve bu me'mûriyetten (21a) afvını ricâ ve Rumeli tarafına güzâr ve taraf-ı devletten zuhûr edecek muʿâmeleye medd-târ-ı intizâr etmişidi. Müşârünileyh eben an-cedd vezîr ve rızâ-yı devleti tahsîlde menâfiʿ-i dâreyni fehm ider bir müşîr-i dilîr olduğundan fazla servet ü yesârı zâhir ve kapusunda askeri vâfir, ihtiyâctan berî ve bir müddet bu meşakkate tahammül ile tekmîl-i hıdmet ve celb-i memnûniyet muktezâ-yı şîme-i dânişverî iken me'mûr olduğu savba adem-i azîmet, emr-i pâdişâhîye muhâlefet olup hakkında icrâ-\nyi te'dîb ile gümâşte-gân-ı sâire terhîb lâzım gelüp ancak sebkat eden hidmetine hürmet ve seyyiâtından tegāfül ve bu vazʿ-ı nâ-hencârına tahammül mûcibât-ı mürüvvetten olduğu arz-ı südde-i aʿlâ ve hakkında istidʿâ olunan sûret-i afv-ı şehinşâhî rû-nümâ olup Rumeli gibi kesîrü'l-cedvâ ve hasretü'l-vüzerâ bir mansıb ile kemâ-fi'l-evvel iltifâta sezâ görülüp cemîʿ-i aksâm-ı adâleti şâmil olan taʿzîm li-emrillâh ve şefakat-i alâ-halkillâh mesleğine sülûk lâzım iken tekâlîf-i seferiyye ile mübtelâ-yı envâʿ-ı mesâib olan fukarâ ve zuʿafâya dest-i zulm ü teʿaddîyi dırâz ve tecrîm ve tağrîm ile ekserini muhtâc-ı nân-ı huşk ve piyâz edüp ahâli-i mezkûre bi'z-zarûre Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp birkaç defʿa rikâb-ı kâmyâba refʿ-i rikʿa-i iştikâ ve sadrıazam ve şeyhülislâm efendi tarafından defʿ-i zulm ve nesâyihi mutazammın tarafına mekâtîb gönderilüp bu pend-i sûd-mendi katʿâ ısgā etmediğine binâen hakkında temhîd-i mukaddime-i sû-i cezâ olunup ibtidâ Rumeli'nden azl ve Egriboz Sancağı tevcîhi akabinde iʿdâmını müşʿir hatt-ı mehâbet-karîn ile haseki taʿyîn olunmuşidi.\nHilâl-i tarîkde zafer mümkün olmadığından haseki-i merkūm Eğriboz'a (21b) mütenekkirü'l-hey'e gelüp kaziyyeyi sırren kadı ve sâir kâr-azmûdegân-ı vilâyete ifâde ve anlar dahi icrâ-yı hükm-i padişâhîye âmâde olup müşârünileyh Eğriboz'a vusûl ve vücûh-ı memleket filhâl istikbâl ve şehre idhâl kasdıyla pîşgâhında yürüyüp kalenin iki kapısını tekātuʿ eden cisri güzâr eyledikte mukaddemce tasmîm olunduğu vech üzere cisr-i mezkûr refʿ olunup ilerüde bulunan ilerüde ve girüde bulunan girüde kalup tarafeyn yek-diğerin hâlinden bî-haber ve gāfil-i ahkâm-ı kazâ vü kader olup müşârünileyh dahi nefsine ihtimâl-i hatar vermediği hâlde üç beş âdem ile mürg-i bî-bâl u per gibi nâ-gâh şebeke-i belâya dûçâr olduğunu idrâk ve \"kazâya rızâ” diyerek abdest alup iki rekʿat namaz kıldıktan sonra cellâd-ı bî-pâk câme-i hayâtını çâk çâk edüp ser-i bürîdesini haseki-i merkūm Âsitâne'ye îsâl ve vazʿ-ı ibret-gâh-ı erbâb-ı zeyg ü dalâl eyledi.\nHikmet: İnsân gāfil hakk-ı ubûdiyeti edâda tekâsül ve hâiz-i sırr-ı hilâfet-i ilâhî olan padişahların emr-i meşrûʿunu icrâda tesâhül gösterüp âmil oldukları emsârda müştehiyât-ı nefsâniye ve tesvîlât-ı şeytâniyyeye sarf u tebzîr içün cemʿ-i dînâr ile reʿâyâyı ızrâr ve adâletinde muzmer olan menâfiʿ-i neş'eteyni terk ve mugāderede ısrâr eylediği hâlde dünyada seyf-i siyâsetten reh-yâb-ı necât olursa dahi ukbâda mazhar-ı eşedd-i azâb\nolacağını Aristâtâlîs [Aristoteles], \"Aksâm-ı Adâlet\" bahsinde tahrîr ve işâret etmiştir. Müşârünileyh oldukça bu maʿnâya vâkıf ve adâlet ve zulümden terettüb eden nefʿ ü zarra dânâ ve ârif iken perde-i gaflet çeşm-i basîretini mestûr (22a) ve dâiresinde bulunanların celb-i mâl maʿrazında verdikleri ünvân ve şâna firîfte ve mağrûr olup o makūle seyyâh-ı cihân-gerd ve fukarâya mâdde-i cevr ü derd olanlara dest-i ruhsatı medd edüp etrâf u eknâfı taht u târâc ve nâsı işbâʿ ve dilsîr-i intifâʿ etmek içün nefsini tîr-i belâya âmâc eyledi.\n\nلقد أباحك غشا في معاملة من كنت منه بغير الصدق تنتفع\n\nTercüme: Müteveffâ-yı müşârünileyh sadr-ı esbak Topal Osman Paşa merhûmun hafîdi ve Vezîr Ahmed Paşa'nın necl-i reşîdi olup meslek-i cedd ü ebden sarf-ı enzâr ve tarîk-i tedrîse heveskâr ve mûsıla-i sahn raddesini ihrâz ile çâr-bâliş-nişîn-i gurfe-i iʿtibâr olmuşidi.\n\nEvâil-i sefer-i hümâyûnda Mora cezîresinde tekevvün eden şûriş ve ihtilâl gûş-zed-i celâdeti oldukta maskat-ı re'si olan Yenişehir Fenâr'dan etbâʿ ve levâhıkını cemʿ ve bilâ-me'mûriye cezîre-i mezkûreye şitâb ve Anabolu muhâfazasında olan sadr-ı esbak Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın emr ve re'yi ile baʿzı hidemâta sarf-ı miknet ü tâb edüp hizmeti pesendîde, vüsʿu ve gayreti cezîre-i mezkûre ahâlisini teşvîş-i derûndan âremîde eylediği müşârünileyh tarafından der-i devlet-medâra inhâ ve çerâğlığını istidʿâ ve kendüsü dahi kıble-i erbâb-ı matlab ve münâ olan atebe-i devlet-i ebed-müddete cebhe-sâ olup Mora muhassıllığı ile kesb-i rütbe-i vezâret ve meslek-i âbâya ricʿat etmişidi.\n\nMora'da birkaç mâh ikāmetten sonra zulm ile şöhret-gîr ve Eğriboz'a nakl ile leked-hor-ı tekdîr olmuşidi. O esnâda ordu-yı hümâyûna me'mûr ve hîn-i vusûlünde Silistire ser-askerliği menşûru ismine (22b) mastûr kılınup bi'n-nefs Rusya Feld Mareşali Romançof ile Silistre hâricinde ceng ü peykâr ve sadme-i top ve tüfenge asker tahammül etmeyüp nâçâr kalede tahassun ile defʿ-i sâile ibtidâr edüp, Rusya askerinin kaleye hücûmunda izhâr-ı sebât u metânet ve mevcûd olan cünûd-ı İslâmiyyenin cümlesini serdengeçti iʿtibâriyle düşman üzerine hücûm ettirüp mazhar-ı fevz ü nusret olmuşidi.\nSefer akabinde Bender muhâfazasından Nikola ( نيكولى ) hakkında mukaddime-i iğbirâr ve Rumeli'nde vâkiʿ olan zulmü kendüye vesîle-i helâk u demâr oldu.\n\nCülûs-ı Hamîd Hânî'de iʿlân-ı cülûs-ı hümâyûnu müşʿir emr-i celîlü'ş-şân ve baʿzı vesâyâ-yı sadr-ı celîlü'l-ünvân ile müşârünileyhe me'mûr olmuşidim. Birkaç saat miyânede muhâtabât vâkiʿ olup sâhib-i fehm ü zekâ ve mezâyâ-yı şiʿre âşinâ olduğunu istişʿâr ettim ise dahi ulüvv-i himmet ve kibr-i nefs iktizâsıyla enâ lâ-gayr (أنا لا غير) makālesini medâr-ı tasallüf ve pindâr ve enâ ibnü'l-vezîr bini'l-vezîr (وأنا ابن الوزير بن الوزير) elkābını her bâr zebân-âver-i iftihâr edüp intizâm-ı dâ'ire ve merbûtiyet-i havâşî ile devlete arz-ı nâz u delâl ve kâr-fermâyân-ı asrın rey ü tedbîrini tezyîf ile temennî-i emr-i muhâl eyler idi. Yâ-hayf delâlet-i akl tecâribiyle müşârünileyh tehzîb-i ahlâk müyesser olmayup rezâ'il-i nefsâniyyeden istihlâs ile tarîk-i eslem-i nasâfete muvaffak olamayup âhirü'l-emr unfuvân-ı civânîde terk-i ser ü sırr ve vücûdunu berg-rîz-i sarsar-ı kahr-ı dehr eyledi.\n\n[Mısraʿ]: دریغ سود ندارد چو کار رفت از دست\n\nGarîbe: Sâhib-i tercemenin birâderi Nâşid İbrâhîm Bey memûriyetle (23a) müşârünileyhe varup avdetinde gālibâ me'mûlü derecesinde mükerrem olmadığından yâhûd\n\n[Mısraʿ]: بی حسد نبود برادر گر پیمبر زاده است\n\nmefhûmu üzere debdebe ve dârâtına hasedinden terâdüf-i zulm ve iʿtisâfını her mahalde nakl u hikâyet ve “inʿidâm-ı vücûdu fukarâya sebeb-i huzûr u râhattır” deyu izhâr-ı gayz u adâvet edüp mîr-i mûmâileyhin zâhirde şâ'ibe-i garazdan sâlim olan takrîri tasmîm-i devlete tevâfuk ile te'kîd-i kasd u niyyet eylediği katı çok kimseye maʿlûm olan keyfiyettendir.\n\nقريب المرء من أعدى أعاديه وإن دارا ولولا خشب الفوس لما قطعن اشجارا"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâileyhin mevkūfât mansıbı ile dâire-i hümâyûndan tebʿîdi, bâlâda bast u ifâde olunmuşidi. Eyyâm-ı ikbâlinde olan kuvvet ve taraf-ı hümâyûndan tarafına verilen ruhsata nazaran hâricde olan menâsıb-ı devletin birinde istihdâm olunacağını zâhir-i bî-nân-ı avâm tahayyül ve bu havâdis giderek beyne'l-kibâr tedâvül edüp katʿ-i lisân-ı nâs içün bir mahalle tağrîb olunmasını baʿzı hayrhâhân-ı saltanat taraflarından ilkā ve mâh-ı Safer'in yirminci günü ehl ü iyâliyle maskat-ı re'si olan İzmir'e nefy ü iclâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i Yazıcı-i Sâbık Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_024.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Yazıcı-i Sâbık Ahmed Efendi",
          "text": "Mûmâileyhin mevkūfât mansıbı ile dâire-i hümâyûndan tebʿîdi, bâlâda bast u ifâde olunmuşidi. Eyyâm-ı ikbâlinde olan kuvvet ve taraf-ı hümâyûndan tarafına verilen ruhsata nazaran hâricde olan menâsıb-ı devletin birinde istihdâm olunacağını zâhir-i bî-nân-ı avâm tahayyül ve bu havâdis giderek beyne'l-kibâr tedâvül edüp katʿ-i lisân-ı nâs içün bir mahalle tağrîb olunmasını baʿzı hayrhâhân-ı saltanat taraflarından ilkā ve mâh-ı Safer'in yirminci günü ehl ü iyâliyle maskat-ı re'si olan İzmir'e nefy ü iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sefer hilâlinde Kırım halkı ve kabâil-i Tatar ittifâkiyle Sâhib Giray Han mesned-i hânîye ikʿâd ve takrîr ve bu taraftan menşûr ve teşrîfât irsâl olunduğu mukaddemâ tahrîr olunmuşidi. Teşrîfât-ı hümâyûnu ber-vech-i taʿzîm istikbâl ile nihâde-i vecne-i tekrîm ve umûr-ı Tatarı şurût-ı serbestiyyet üzere idâre ve tanzîm eyler iken kable'l-musâlaha Vezîr (23b) Canikli Ali Paşa ile Kırım'a taʿyîn olunan Devlet Giray Han henüz o taraflarda olup güyâ kelânterân-ı kabâil-i Tatarı tahrîk ve Kırım halkını bu bâbda mezbûrlara teşrîk edüp adem-i kabûl-i serbestiyyeti taʿlîm ve müşârünileyhden emniyet câiz olmadığını tefhîm edüp havf-i cân ile nâçâr o taraftan fekk-i lenger-i istikrâr ve müsâʿade-i rüzgâr ile üç beş gün zarfında Büyükdere'ye vusûl ve keyfiyeti arz-ı südde-i ebediyyü'l-istimrâr eyledi. Müşârünileyhin lâzım gelen tedbîri bundan sonra Kırım'dan vürûd eyleyecek tahrîrâta taʿlîk olunup şimdilik bir mahalde ikāmesi tasvîb ve iktizâ eden meûneti tertîb olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Sâhib Giray Han ez-Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_025.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sâhib Giray Han ez-Kırım",
          "text": "Sefer hilâlinde Kırım halkı ve kabâil-i Tatar ittifâkiyle Sâhib Giray Han mesned-i hânîye ikʿâd ve takrîr ve bu taraftan menşûr ve teşrîfât irsâl olunduğu mukaddemâ tahrîr olunmuşidi. Teşrîfât-ı hümâyûnu ber-vech-i taʿzîm istikbâl ile nihâde-i vecne-i tekrîm ve umûr-ı Tatarı şurût-ı serbestiyyet üzere idâre ve tanzîm eyler iken kable'l-musâlaha Vezîr (23b) Canikli Ali Paşa ile Kırım'a taʿyîn olunan Devlet Giray Han henüz o taraflarda olup güyâ kelânterân-ı kabâil-i Tatarı tahrîk ve Kırım halkını bu bâbda mezbûrlara teşrîk edüp adem-i kabûl-i serbestiyyeti taʿlîm ve müşârünileyhden emniyet câiz olmadığını tefhîm edüp havf-i cân ile nâçâr o taraftan fekk-i lenger-i istikrâr ve müsâʿade-i rüzgâr ile üç beş gün zarfında Büyükdere'ye vusûl ve keyfiyeti arz-ı südde-i ebediyyü'l-istimrâr eyledi. Müşârünileyhin lâzım gelen tedbîri bundan sonra Kırım'dan vürûd eyleyecek tahrîrâta taʿlîk olunup şimdilik bir mahalde ikāmesi tasvîb ve iktizâ eden meûneti tertîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudemâ-yi ricâl-i devletten bilfiʿil tevkîʿi olan Abdullah Efendi pîr-i gühen-i sâl ve zaʿf-ı kuvâ ile bî-mecâl olmaktan nâşî mâh-ı mezkûrun yirmiyedinci günü tekmîl-i enfâs-ı hayât ile dâr-ı âhirete pâ-nihâde-i irtihâl ve münhâl olan mansıbı ile Atıfzâde Ömer Efendi münşerihü'l-bâl oldu. Mûmâileyh hüsn-i hulk u seciyyet ile nâm-âver ve cevdet-i hatt u tezyîn-ı hurûfda İbn Mukle'ye beraber muʿtemed ve emîn ve riyâset ve sâir menâsıbda sadâkati tecrübe olunmuş bir pîr-i cihân-bîn idi.\nCidde vâlisi Vezîr Halîl Paşa dahi mâh-ı mezbûr evâhirinde hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle vefât ve gadd-ı basar-ı hayât edüp münhal olan mansıbı Yenişehirli Vezîr Osman Paşa'ya bundan akdem tevcîh olunduğuna binâen bir an akdem Bender-i Cidde'ye luhûku emr ü tenbîh olundu. Müşârünileyh Çorlu kasabasında neşv ü nemâ bulup Nazm: Gidelim der ki vâlâ-yi şeh-i devrâna Şemʿ-i ikbâline biz de olalım pervâne. terânesiyle Âsitâne-i saʿâdete vârid ve bir müddet (24a) mütehammil-i nevâib ve şedâid olmuşidi. Ber-muktezâ-yı istiʿdâd hâsekilik ile ber-murâd ve revş ü reftârı pesendîde-i hazret-i cihândârî olduğuna binâen tebdîl-i hâsekiliği ile mümtâz ve giderek odabaşı ve hâseki ağalık ve bostancı başılık ile tâ'ir-i ikbâli bâlâ-pervâz olup baʿde'l-azl surre emîni ve kapucular kethüdâsı ve mîrâhur-ı evvel hidemâtiyle iktisâb-ı mefâhir ve merâtib-i ulyâ-yı devlete istihkākı mebâdî-i ahvâlinden bi'l-hiss ve'l-müşâhede zâhir olunduğundan rütbe-i vâlâ-yı vezâret ile manzûr-ı li-hâzâ-i mürüvvet ve Hotin ve Belgrad muhâfazalarına bi't-tevâlî taʿyîn olunarak tavr-ı âkilânesi resîde-i rütbe-i şöhret olmuşidi. Bir müddet mürûrunda şân-ı seraskerî ile donanmayı alup Özi cânibine şirâʿ-güşâ ve baʿdehû mutasarrıf-ı Ümm-i dünyâ olup bir zamân mürûrunda Cidde'ye vâli ve ber-minvâl-i muharrer kütvâl-i rûhu burc-ı bedenden hâlî oldu. Müşârünileyh müdebbir ve âkil ve umûrunda hâzım ve gayr-i gāfil haysiyyeti nümâyân ve bu cihetle sebk-i akrân etmiş bir vezîr-i kârdân idi.",
          "caption": "Baʿzı Vefeyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_026.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Vefeyât",
          "text": "Kudemâ-yi ricâl-i devletten bilfiʿil tevkîʿi olan Abdullah Efendi pîr-i gühen-i sâl ve zaʿf-ı kuvâ ile bî-mecâl olmaktan nâşî mâh-ı mezkûrun yirmiyedinci günü tekmîl-i enfâs-ı hayât ile dâr-ı âhirete pâ-nihâde-i irtihâl ve münhâl olan mansıbı ile Atıfzâde Ömer Efendi münşerihü'l-bâl oldu. Mûmâileyh hüsn-i hulk u seciyyet ile nâm-âver ve cevdet-i hatt u tezyîn-ı hurûfda İbn Mukle'ye beraber muʿtemed ve emîn ve riyâset ve sâir menâsıbda sadâkati tecrübe olunmuş bir pîr-i cihân-bîn idi.\nCidde vâlisi Vezîr Halîl Paşa dahi mâh-ı mezbûr evâhirinde hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle vefât ve gadd-ı basar-ı hayât edüp münhal olan mansıbı Yenişehirli Vezîr Osman Paşa'ya bundan akdem tevcîh olunduğuna binâen bir an akdem Bender-i Cidde'ye luhûku emr ü tenbîh olundu. Müşârünileyh Çorlu kasabasında neşv ü nemâ bulup Nazm: Gidelim der ki vâlâ-yi şeh-i devrâna Şemʿ-i ikbâline biz de olalım pervâne. terânesiyle Âsitâne-i saʿâdete vârid ve bir müddet (24a) mütehammil-i nevâib ve şedâid olmuşidi. Ber-muktezâ-yı istiʿdâd hâsekilik ile ber-murâd ve revş ü reftârı pesendîde-i hazret-i cihândârî olduğuna binâen tebdîl-i hâsekiliği ile mümtâz ve giderek odabaşı ve hâseki ağalık ve bostancı başılık ile tâ'ir-i ikbâli bâlâ-pervâz olup baʿde'l-azl surre emîni ve kapucular kethüdâsı ve mîrâhur-ı evvel hidemâtiyle iktisâb-ı mefâhir ve merâtib-i ulyâ-yı devlete istihkākı mebâdî-i ahvâlinden bi'l-hiss ve'l-müşâhede zâhir olunduğundan rütbe-i vâlâ-yı vezâret ile manzûr-ı li-hâzâ-i mürüvvet ve Hotin ve Belgrad muhâfazalarına bi't-tevâlî taʿyîn olunarak tavr-ı âkilânesi resîde-i rütbe-i şöhret olmuşidi. Bir müddet mürûrunda şân-ı seraskerî ile donanmayı alup Özi cânibine şirâʿ-güşâ ve baʿdehû mutasarrıf-ı Ümm-i dünyâ olup bir zamân mürûrunda Cidde'ye vâli ve ber-minvâl-i muharrer kütvâl-i rûhu burc-ı bedenden hâlî oldu. Müşârünileyh müdebbir ve âkil ve umûrunda hâzım ve gayr-i gāfil haysiyyeti nümâyân ve bu cihetle sebk-i akrân etmiş bir vezîr-i kârdân idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zümre-i müderrisînden Mehmed Tâhir Efendi neşve-dâr olduğu hâlde Bahâriye pîşgâhında vâkiʿ çayırdan mürûr eder iken nigeh-bânlarının menʿe tasaddîleri mollayı bî-huzûr edüp giderek muʿârazaları müşâtemeye ve müşâtemeleri mudârebe ve müsâdemeye müncer ve mûmâileyhi keyfiyyet-i câm-ı teşcîʿ ve zûr-âver edüp hemen miyân-bendinde âmâde olan bıçağını dest-âver-i insilâl ve yanında olan âdemlerine emr-i muʿâveneti tenbîh ile bostancıları önüne katup nâr-ı hâmîde-i arbedeyi işʿâl (24b) ve molla-yı mezbûrun asâlet ve nebâleti maʿlûm olduğundan bostancılar âlât-ı müdâfaʿa istiʿmâlinden ictinâb ve bu hâl ile iki üç nefer bostancıyı cerh-i elîm ile\nüftâde-i deşt-i iztırâb edüp keyfiyet resîde-i semʿ-i eşref-i pâdişâhî ve te'dîbi müfevvez-i re'y-i fetvâ-penâhî kılınup, baʿde'l-keşf ve'l-muʿâyene efendi-i mûmâileyh Gelibolu'ya iclâ ve iki ay mürûrundan sonra bostancılar elem-i cerhden rehâ ve birâderi sadr-ı Rûm-ı sâbık müteşebbis-i dâmen-i recâ olduğuna binâen kayd-ı gurbetten ihlâ olundu.\n\nÂsitâne'ye ricʿatinde fî-mâ-baʿd evbâş ve erâzile mahsûs olan reftâr-ı nâ-hem-vârdan dest-şû-yi ferâğ olmadığı hâlde eşedd-i takrîʿ ile te'dîb ve nefy-i ebed ile taʿzîb olunacağı şeyhülislâm efendi tarafından ifhâm ve esb-i serkeş ru'ûneti bu pend-i dil-pesend ile ilcâm olundu.",
          "caption": "Nefy-i Damadzâde Mehmed Tâhir Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_027.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Damadzâde Mehmed Tâhir Efendi",
          "text": "Zümre-i müderrisînden Mehmed Tâhir Efendi neşve-dâr olduğu hâlde Bahâriye pîşgâhında vâkiʿ çayırdan mürûr eder iken nigeh-bânlarının menʿe tasaddîleri mollayı bî-huzûr edüp giderek muʿârazaları müşâtemeye ve müşâtemeleri mudârebe ve müsâdemeye müncer ve mûmâileyhi keyfiyyet-i câm-ı teşcîʿ ve zûr-âver edüp hemen miyân-bendinde âmâde olan bıçağını dest-âver-i insilâl ve yanında olan âdemlerine emr-i muʿâveneti tenbîh ile bostancıları önüne katup nâr-ı hâmîde-i arbedeyi işʿâl (24b) ve molla-yı mezbûrun asâlet ve nebâleti maʿlûm olduğundan bostancılar âlât-ı müdâfaʿa istiʿmâlinden ictinâb ve bu hâl ile iki üç nefer bostancıyı cerh-i elîm ile\nüftâde-i deşt-i iztırâb edüp keyfiyet resîde-i semʿ-i eşref-i pâdişâhî ve te'dîbi müfevvez-i re'y-i fetvâ-penâhî kılınup, baʿde'l-keşf ve'l-muʿâyene efendi-i mûmâileyh Gelibolu'ya iclâ ve iki ay mürûrundan sonra bostancılar elem-i cerhden rehâ ve birâderi sadr-ı Rûm-ı sâbık müteşebbis-i dâmen-i recâ olduğuna binâen kayd-ı gurbetten ihlâ olundu.\n\nÂsitâne'ye ricʿatinde fî-mâ-baʿd evbâş ve erâzile mahsûs olan reftâr-ı nâ-hem-vârdan dest-şû-yi ferâğ olmadığı hâlde eşedd-i takrîʿ ile te'dîb ve nefy-i ebed ile taʿzîb olunacağı şeyhülislâm efendi tarafından ifhâm ve esb-i serkeş ru'ûneti bu pend-i dil-pesend ile ilcâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Manastır'a altı saat mesâfede vâkiʿ Florina'da sâkin Musli nâm şakī haşyet-i hakkı hâtırından ihrâc ile fukarâ ve zuʿafâya zulm u taʿaddîsi yevmen fe-yevmen kabûl-i terakkī edüp birkaç kasaba ve karye dest-i tetâvülünden vîrân ve baʿzıları celâ-yi evtân beliyyesiyle perîşân oldukları Rumeli vâlisi Vezîr Dağıstânî Ali Paşa'ya inhâ ve beyân olunup ber-takrîb Manastır'a ihzâr ve husemâsıyla terâfuʿ-ı şerʿ ve sübût bulan cerâ'im ve evzârına binâen ser-i nuhûset-eseri katʿ olunup sûret-i hâli mübeyyin tahrîrât müşârünileyh tarafından vâsıl-ı südde-i eşref-i selâtîn-i kâ'inât oldu.\n\nDüzce kasabasında mütemekkin Araboğlu nâm küştenî harâb-sâz-ı sâmân-ı fakīr ve ganî olduğuna (25a) binâen hakkında birkaç defʿa emr-i âlî sâdır ve füshat-i ecel sebebi ile bu âna dek me'mûrlar katline zâfir olmamışlar idi. Bolu voyvodası Hacı Ahmed Ağa bir mikdâr asker ile bu defʿa üzerine varup, yârâ-yi mukāvemeti mefkûd olduğundan Ankara semtlerine firâr ve o havâlide vâkiʿ cibâl-i şâhikaya istizhâr edüp bir müddetten sonra Düzce etrâfında geşt ü güzâr eylediği voyvoda-i mûmâileyhe ihbâr olundukta filhâl ilgār ve merkūmu küşte-i seyf-i tâb-dâr edüp ser-i maktûʿunu der-i devlet-medâra tesyâr eyledi.\n\nMaraş Eyâleti'nde Mandallu ve Kılıçlu aşîretleri aşâ'ir-i kesîretü'ş-şuʿûb ve kabâ'il-i me'lûfetü'l-hurûbdan olduklarına binâen öteden berü zabt u rabtlarında vulât ve hükkâm acz-âver ve bâ-husûs sâl-i çendînden berü o havâli vüzerâdan hâlî kaldığından etrâf ve eknâfa itâle-i dest-i hasâr u zarar etmeleriyle te'dîbleri emr-i mendûb, belki resîde-i derece-i vücûb olup bu irâde Maraş vâlisi Vezîr Abdullah Paşa'ya ifâde ve sırren tarafına emr-i âlî\nfiristâde olunmuşidi. Müşârünileyh dâiresi halkını ve baʿzı aşâiri istishâb ve meştâları semtine mânend-i berk-ı hâtıf-ı şitâb edüp eşkıyâ-yı merkūme bu savlet-i nâgeh-zuhûrdan tersân ve bir fırkası Çobanoğlu ve fırka-i uhrâsı Abdülfettahoğlu yanına varup pinhân ve bâkīsi saʿbü's-sülük cibâle gürîzân olup mukāvemete kudret iddiʿâsında olanlar muhârebeye mübâşeret ve müşârünileyhin ednâ hücûmuna adem-i tahammül ile firâr ve gaybet ve müşârünileyh sâlimen ve gānimen avdet eylediğini inhâ ve te'dîbât-ı mâ-yelîklarını icrâ eylediğini der-i devlet-medâra arz ve inhâ (25b) eyledi.\nEyâlet-i Bosna'da vâkiʿ Lügoşte Kalesi'nde dizdâr-ı sânî olan Yahya ve refîki Zeynel umûr-ı serhaddi muhtel ve fukarânın urve-i râhatlarını münhal eyledikleri, vâlisi sadr-ı esbak Halil Paşa'ya maʿlûm olup âsâyiş-i ibâd ve refʿ-i ihtilâl dâʿiyesiyle merkūmları izâle eylediğini mübeyyin der-i devlet-mekîne arz-ı kıbâle eyledi.\nBergama voyvodası ve aʿyânı olan Sağıncılı Veli an-asl Yörük tâ'ifesinden Sağıncı Karyesi'nde tavattun ve Bergama voyvodası Kocaoğlu Elhâc İsmâʿil Ağa'nın hizmetinde temekkün edüp baʿde'l-vefât oğlu Mehmed Ağa'ya dahi hidmet ve ol dahi vefât ettikte oğlu İbrâhîm Ağa'nın umûrunu rü'yet eyler idi. Ancak mezbûr idâre-i umûrdan bî-haber ve hevâ vü heves ile meşgûl bir şahs-ı der-beder olup merkūm Veli dâirelerinde emekdâr olmak takrîbiyle zimâm-ı umûr-ı kazâyı yedîne teslîm ve hânesinde fârigü'l-bâl ikāmet ile eyyâm ve sâʿatini lehv ü tarabe taksîm edüp merkūmun gaflet ve lezzât-ı dünyâya inhimâki muʿtemedi olan Veli'nin derûnunu ifsâd ve yerini zabt ve hânmânını berbâd etmeye ictihâd edüp dâiresinde olan halkı ıtmâʿ ile emrine râm ve merkūm Veli Ağa'yı o nemek-be-harâm on kadar bölükbaşısı ile iʿdâm ve tarafına müteʿallik ricâl ü nisvânı nehb ü gāretle fakīr ü gümnâm eylediğinden gayrı Araboğlu Dâmâdı Abdülfettah'ın mâ-melekini yağma ve menkûhasını nefsine istihlâs ile mutasaddî-i kâr-ı nâ-bercâ olduğundan mezbûr mâ-melek ve zevcesin alıp İzmir'e firâr ve şakī-i mezkûr ceyş-i mevfûr ile İzmir'e karîb mahalle geldiğini (26a) Abdülfettah teyakkun ile zevcesini İzmir'de terk ve Kütahya'ya gelüp muntazır-ı encâm-ı kâr olmuşidi.\nMezbûr Veli ahâli-i İzmir'i ihâfe ve terhîb ve merkūmun zevcesini vermedikleri hâlde hâric-i İzmir'de vâkiʿ mezâriʿ ve buyûtu ifsâd ve tahrîb eyleyeceğini inhâ ve ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn iktizâsiyle mezbûreyi yedine\ni'tâ ve nikâh ale'n-nikâh gayr-i câiz olduğunu her ne kadar ifade ettilerse dahi kelâm-ı ma'kūllerini dinlemeyüp irtikâb-ı sefâh eylediği ve bu maddelere müşâbih nice mezâlim ve taʿaddiyâta cesâret ettiği ma'lûm-ı kâr-fermâyân-ı devlet olup vücûb-i izâlesi atabe-i aliyye-i cihândâriye ifâde ve katli irâde olunduğuna binâen Anadolu vâlisi Vezîr Abdî Paşa üzerine taʿyîn ve Bergama'ya tahassun ve birkaç gün harb ü cidâl ile iştigāl ettiyse dahi mukāvemete kudreti olmadığı taʿayyün edüp zevcesini i'dâm ve firâra âğâz ve eyâdî-i akab-gîrânda ser-i nuhûset-eseri kâlbüd-i bedenden ifrâz olunduğu haberini müşârünileyh arz-ı atabe-i erbâb-ı hâcet ve niyâz eyledi.",
          "caption": "Zikr-i Tedmîr-i Baʿzı Eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_028.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Tedmîr-i Baʿzı Eşkıyâ",
          "text": "Manastır'a altı saat mesâfede vâkiʿ Florina'da sâkin Musli nâm şakī haşyet-i hakkı hâtırından ihrâc ile fukarâ ve zuʿafâya zulm u taʿaddîsi yevmen fe-yevmen kabûl-i terakkī edüp birkaç kasaba ve karye dest-i tetâvülünden vîrân ve baʿzıları celâ-yi evtân beliyyesiyle perîşân oldukları Rumeli vâlisi Vezîr Dağıstânî Ali Paşa'ya inhâ ve beyân olunup ber-takrîb Manastır'a ihzâr ve husemâsıyla terâfuʿ-ı şerʿ ve sübût bulan cerâ'im ve evzârına binâen ser-i nuhûset-eseri katʿ olunup sûret-i hâli mübeyyin tahrîrât müşârünileyh tarafından vâsıl-ı südde-i eşref-i selâtîn-i kâ'inât oldu.\n\nDüzce kasabasında mütemekkin Araboğlu nâm küştenî harâb-sâz-ı sâmân-ı fakīr ve ganî olduğuna (25a) binâen hakkında birkaç defʿa emr-i âlî sâdır ve füshat-i ecel sebebi ile bu âna dek me'mûrlar katline zâfir olmamışlar idi. Bolu voyvodası Hacı Ahmed Ağa bir mikdâr asker ile bu defʿa üzerine varup, yârâ-yi mukāvemeti mefkûd olduğundan Ankara semtlerine firâr ve o havâlide vâkiʿ cibâl-i şâhikaya istizhâr edüp bir müddetten sonra Düzce etrâfında geşt ü güzâr eylediği voyvoda-i mûmâileyhe ihbâr olundukta filhâl ilgār ve merkūmu küşte-i seyf-i tâb-dâr edüp ser-i maktûʿunu der-i devlet-medâra tesyâr eyledi.\n\nMaraş Eyâleti'nde Mandallu ve Kılıçlu aşîretleri aşâ'ir-i kesîretü'ş-şuʿûb ve kabâ'il-i me'lûfetü'l-hurûbdan olduklarına binâen öteden berü zabt u rabtlarında vulât ve hükkâm acz-âver ve bâ-husûs sâl-i çendînden berü o havâli vüzerâdan hâlî kaldığından etrâf ve eknâfa itâle-i dest-i hasâr u zarar etmeleriyle te'dîbleri emr-i mendûb, belki resîde-i derece-i vücûb olup bu irâde Maraş vâlisi Vezîr Abdullah Paşa'ya ifâde ve sırren tarafına emr-i âlî\nfiristâde olunmuşidi. Müşârünileyh dâiresi halkını ve baʿzı aşâiri istishâb ve meştâları semtine mânend-i berk-ı hâtıf-ı şitâb edüp eşkıyâ-yı merkūme bu savlet-i nâgeh-zuhûrdan tersân ve bir fırkası Çobanoğlu ve fırka-i uhrâsı Abdülfettahoğlu yanına varup pinhân ve bâkīsi saʿbü's-sülük cibâle gürîzân olup mukāvemete kudret iddiʿâsında olanlar muhârebeye mübâşeret ve müşârünileyhin ednâ hücûmuna adem-i tahammül ile firâr ve gaybet ve müşârünileyh sâlimen ve gānimen avdet eylediğini inhâ ve te'dîbât-ı mâ-yelîklarını icrâ eylediğini der-i devlet-medâra arz ve inhâ (25b) eyledi.\nEyâlet-i Bosna'da vâkiʿ Lügoşte Kalesi'nde dizdâr-ı sânî olan Yahya ve refîki Zeynel umûr-ı serhaddi muhtel ve fukarânın urve-i râhatlarını münhal eyledikleri, vâlisi sadr-ı esbak Halil Paşa'ya maʿlûm olup âsâyiş-i ibâd ve refʿ-i ihtilâl dâʿiyesiyle merkūmları izâle eylediğini mübeyyin der-i devlet-mekîne arz-ı kıbâle eyledi.\nBergama voyvodası ve aʿyânı olan Sağıncılı Veli an-asl Yörük tâ'ifesinden Sağıncı Karyesi'nde tavattun ve Bergama voyvodası Kocaoğlu Elhâc İsmâʿil Ağa'nın hizmetinde temekkün edüp baʿde'l-vefât oğlu Mehmed Ağa'ya dahi hidmet ve ol dahi vefât ettikte oğlu İbrâhîm Ağa'nın umûrunu rü'yet eyler idi. Ancak mezbûr idâre-i umûrdan bî-haber ve hevâ vü heves ile meşgûl bir şahs-ı der-beder olup merkūm Veli dâirelerinde emekdâr olmak takrîbiyle zimâm-ı umûr-ı kazâyı yedîne teslîm ve hânesinde fârigü'l-bâl ikāmet ile eyyâm ve sâʿatini lehv ü tarabe taksîm edüp merkūmun gaflet ve lezzât-ı dünyâya inhimâki muʿtemedi olan Veli'nin derûnunu ifsâd ve yerini zabt ve hânmânını berbâd etmeye ictihâd edüp dâiresinde olan halkı ıtmâʿ ile emrine râm ve merkūm Veli Ağa'yı o nemek-be-harâm on kadar bölükbaşısı ile iʿdâm ve tarafına müteʿallik ricâl ü nisvânı nehb ü gāretle fakīr ü gümnâm eylediğinden gayrı Araboğlu Dâmâdı Abdülfettah'ın mâ-melekini yağma ve menkûhasını nefsine istihlâs ile mutasaddî-i kâr-ı nâ-bercâ olduğundan mezbûr mâ-melek ve zevcesin alıp İzmir'e firâr ve şakī-i mezkûr ceyş-i mevfûr ile İzmir'e karîb mahalle geldiğini (26a) Abdülfettah teyakkun ile zevcesini İzmir'de terk ve Kütahya'ya gelüp muntazır-ı encâm-ı kâr olmuşidi.\nMezbûr Veli ahâli-i İzmir'i ihâfe ve terhîb ve merkūmun zevcesini vermedikleri hâlde hâric-i İzmir'de vâkiʿ mezâriʿ ve buyûtu ifsâd ve tahrîb eyleyeceğini inhâ ve ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn iktizâsiyle mezbûreyi yedine\ni'tâ ve nikâh ale'n-nikâh gayr-i câiz olduğunu her ne kadar ifade ettilerse dahi kelâm-ı ma'kūllerini dinlemeyüp irtikâb-ı sefâh eylediği ve bu maddelere müşâbih nice mezâlim ve taʿaddiyâta cesâret ettiği ma'lûm-ı kâr-fermâyân-ı devlet olup vücûb-i izâlesi atabe-i aliyye-i cihândâriye ifâde ve katli irâde olunduğuna binâen Anadolu vâlisi Vezîr Abdî Paşa üzerine taʿyîn ve Bergama'ya tahassun ve birkaç gün harb ü cidâl ile iştigāl ettiyse dahi mukāvemete kudreti olmadığı taʿayyün edüp zevcesini i'dâm ve firâra âğâz ve eyâdî-i akab-gîrânda ser-i nuhûset-eseri kâlbüd-i bedenden ifrâz olunduğu haberini müşârünileyh arz-ı atabe-i erbâb-ı hâcet ve niyâz eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Revnak-efzâ-yı sadr-ı Anadolu olan Dürrîzâde Esseyyid Mehmed Atâullah Efendi müddet-i örfiyyesin itmâm ve Mollacıkzâde İshâk Efendi sadâret-i mezkûre ile kesb-i izz ü ihtişâm eyledi. İshâk Efendizâde Şerîf Esseyyid Yahyâ Efendi bir cihetle iddiʿâ-yı kadem ve zâtında şeyhülislâmzâde bir pîr-i muhterem olduğuna binâen müteahhiren Anadolu pâyesiyle mükerrem olup Çelebizâde Mehmed Esʿad Efendi Ramazan gurresinden zabt etmek üzere Edirne kazâsıyla mütebahtir ve Mısr-ı Kahire kazâsıyla Saʿîd Efendizâde İbrâhim Nedîm Efendi (26b) müstebşir oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_029.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "text": "Revnak-efzâ-yı sadr-ı Anadolu olan Dürrîzâde Esseyyid Mehmed Atâullah Efendi müddet-i örfiyyesin itmâm ve Mollacıkzâde İshâk Efendi sadâret-i mezkûre ile kesb-i izz ü ihtişâm eyledi. İshâk Efendizâde Şerîf Esseyyid Yahyâ Efendi bir cihetle iddiʿâ-yı kadem ve zâtında şeyhülislâmzâde bir pîr-i muhterem olduğuna binâen müteahhiren Anadolu pâyesiyle mükerrem olup Çelebizâde Mehmed Esʿad Efendi Ramazan gurresinden zabt etmek üzere Edirne kazâsıyla mütebahtir ve Mısr-ı Kahire kazâsıyla Saʿîd Efendizâde İbrâhim Nedîm Efendi (26b) müstebşir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şam'da müddet-i medîdeden berü vâli ve hemyân-ı iktidârı nükūd-ı mütevâfire ile mâlı olan Osman Paşa vefât eyledikte oğlu Mehmed Paşa pederinin emvâli tarafına i'tâ ve rütbe-i vezâretle kadri i'lâ olunduğu takdîrde üç bin kise bedel ile Devlet-i aliyye'ye izhâr-ı hidmet eyleyeceğini inhâ ve taʿahhüdü üzere vezâret ile Haleb ve mütevâliyen Rakka ve Sivas eyâletleri gibi kesîrü'l-cedvâ menâsıb ile kayrılmışiken ancak üç yüz kise teslîm ve bâkīsi Şam Eyâleti'nin tevcîhine ta'lîk ile pey-der-pey der-i devlet-medâra tahrîrât takdîm etmişidi. Hadâset-i sinn ü kühûlet sebebi ile umûr-ı haccı idârede liyâkati ma'dûm ve farz-ı muhâl ile Şam tevcîh olunsa edâ-yı deyn eyleyeceği mevhûm ve bâ-husûs bu mutâlebe-i müteʿâkibesi Şam vâlisini tebrîd ve rü'yet-i umûrdan teb'îd etmekle kayd-ı vezâreti terkîn ve emvâl ü eşyâsı kabz olunmak zımnında Kapıcıbaşı Sâdık Ağa mübâşir taʿyîn olunup mübâşir-i merkūm, müşârünileyhin emvâlini zabt ve kendisini Sivas\nKalesi'ne vazʿ edüp Âsitâne-i saʿâdet'e ricʿat ve makbûzu olan emvâli mahalline teslîm ile edâ-yı hidmet eyledi. Adana vâlisi Kapıcı Vezîr Süleyman Paşa Adana'dan istiʿfâ ve Karaman vâlisi olan Çatalcalı Ali Paşa'dan ahâli iştikâ etmekle Karaman Eyâleti Süleyman Paşa'ya ve Haleb Eyâleti Çatalcalı Ali Paşa'ya ve Trablusşam Eğribozlu Vezir Mehmed Paşa'ya tevcîh ve bir an akdem mansıblarına lühûkları emr ü tenbîh olundu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Osman Paşazâde Mehmed Paşa ve Tebdîl-i Menâsıb-ı Baʿzı Vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_030.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Osman Paşazâde Mehmed Paşa ve Tebdîl-i Menâsıb-ı Baʿzı Vüzerâ",
          "text": "Şam'da müddet-i medîdeden berü vâli ve hemyân-ı iktidârı nükūd-ı mütevâfire ile mâlı olan Osman Paşa vefât eyledikte oğlu Mehmed Paşa pederinin emvâli tarafına i'tâ ve rütbe-i vezâretle kadri i'lâ olunduğu takdîrde üç bin kise bedel ile Devlet-i aliyye'ye izhâr-ı hidmet eyleyeceğini inhâ ve taʿahhüdü üzere vezâret ile Haleb ve mütevâliyen Rakka ve Sivas eyâletleri gibi kesîrü'l-cedvâ menâsıb ile kayrılmışiken ancak üç yüz kise teslîm ve bâkīsi Şam Eyâleti'nin tevcîhine ta'lîk ile pey-der-pey der-i devlet-medâra tahrîrât takdîm etmişidi. Hadâset-i sinn ü kühûlet sebebi ile umûr-ı haccı idârede liyâkati ma'dûm ve farz-ı muhâl ile Şam tevcîh olunsa edâ-yı deyn eyleyeceği mevhûm ve bâ-husûs bu mutâlebe-i müteʿâkibesi Şam vâlisini tebrîd ve rü'yet-i umûrdan teb'îd etmekle kayd-ı vezâreti terkîn ve emvâl ü eşyâsı kabz olunmak zımnında Kapıcıbaşı Sâdık Ağa mübâşir taʿyîn olunup mübâşir-i merkūm, müşârünileyhin emvâlini zabt ve kendisini Sivas\nKalesi'ne vazʿ edüp Âsitâne-i saʿâdet'e ricʿat ve makbûzu olan emvâli mahalline teslîm ile edâ-yı hidmet eyledi. Adana vâlisi Kapıcı Vezîr Süleyman Paşa Adana'dan istiʿfâ ve Karaman vâlisi olan Çatalcalı Ali Paşa'dan ahâli iştikâ etmekle Karaman Eyâleti Süleyman Paşa'ya ve Haleb Eyâleti Çatalcalı Ali Paşa'ya ve Trablusşam Eğribozlu Vezir Mehmed Paşa'ya tevcîh ve bir an akdem mansıblarına lühûkları emr ü tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kabâil-i Tatar ve Kırım halkının ekseri zarûriyyü'l-vukūʿ olan serbestiyet ve teslîm-i kılâʿ maddelerinden mahzûz olmayıp bu mevâddı ılgā matlûbları olduğuna binâen söz sâhibleri bir mahalle gelüp bu madde-i müşkileyi miyânelerinde meşveret ve Sâhib Giray Han'ı dahi meclislerine daʿvet etmişler idi. Madde-i serbestiyet müşârünileyhin zamânında nizâm bulmuş olduğundan dâire-i cemʿiyetlerine duhûlden ictinâb edüp bir sefîne ile Âsitâne-i saʿâdet'e vârid ve mesned-i hânî hâlî kalmamak garazına mebnî o havâlide bulunan Devlet Giray Han bi'l-intihâb süllem-i hânîye sâʿid olup bu keyfiyâtı Devlet-i aliyye'ye ifâde için ulemâ ve mirzayândan birkaç nefer kimseyi bu defʿa dahi der-i devlet-medâra irsâl ve tafsîl-i hâl etmişler idi. Erkân-ı saltanat bu madde-i mümteniʿü'l-husûl için tekrâr akd-i encümen-i meşveret edüp \"Tatar kavmi ve Kırım halkı mülâhaza-i fevâʿid-i ʿamîme ile fî-bâdi'i'l-emr serbestiyete kāil ve devleteyn muhârebe üzere iken miyânelerinde nihânî teʿâtî-i senedât ile ʿalâ-zuʿmihim defʿ-i gavâil etmişler idi. Giderek sûret-i serbestiyyet mizâclarına muvâfık ve me'mûl ve ümniyelerine mutâbık gelmeyüp feshini istidʿâ ve Devlet-i aliyye'yi müceddeden envâʿ-i tekellüfât ve meşakka mübtelâ edecekleri hüveydâ olduğundan başka iddiâları münâfî-i şurût-ı musâlaha ve fesh-i şurût-ı mûcib-i muhârebe ve mükâfaha olduğu mukarrer ise dahi kavm-i mezkûrun derece-i iltimâslarını sedd-i ye's ü hirmânlarını mûcib olacağı maʿlûm-ı erbâb-ı kabûl ve redd olup şimdilik bir mahalde îvâ ve Rusyalu'nun büyük elçisi vürûdunda bu maslahatın müzâkeresine şürûʿ ve usr ü yüsr-i madde vicâhen maʿlûmları olmak emr-i maʿkūldür\" deyü ehl-i meşveretin (27b) cümlesi yek-zebân-ı vifâk ve Sâhib Giray Han dahi Devlet-i aliyye'yi melce ve penâh ittihâz eylediğine binâen matlûbu olan mahalde ikāme olunması zımnında kâr-bend-i ittifâk olmalariyle re'y ü tedbîr-i vükelâ-yı devlet\nmuvâfık-ı re'y-i şehriyâr-ı gerdûn-rifʿat olup mebʿûslar bir mahalde iskân ve Sâhib Giray Han dahi iltimâs üzere Tekfur-Dağı'na gönderilüp levâzım ve havâyicleri temşiyeti ile ferhân kılındılar.",
          "caption": "Vürûd-ı Kāsidân-ı Tatar-ı Dîger-bâr be-Âsitâne-i Saʿâdet (27a)",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_031.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Kāsidân-ı Tatar-ı Dîger-bâr be-Âsitâne-i Saʿâdet (27a)",
          "text": "Kabâil-i Tatar ve Kırım halkının ekseri zarûriyyü'l-vukūʿ olan serbestiyet ve teslîm-i kılâʿ maddelerinden mahzûz olmayıp bu mevâddı ılgā matlûbları olduğuna binâen söz sâhibleri bir mahalle gelüp bu madde-i müşkileyi miyânelerinde meşveret ve Sâhib Giray Han'ı dahi meclislerine daʿvet etmişler idi. Madde-i serbestiyet müşârünileyhin zamânında nizâm bulmuş olduğundan dâire-i cemʿiyetlerine duhûlden ictinâb edüp bir sefîne ile Âsitâne-i saʿâdet'e vârid ve mesned-i hânî hâlî kalmamak garazına mebnî o havâlide bulunan Devlet Giray Han bi'l-intihâb süllem-i hânîye sâʿid olup bu keyfiyâtı Devlet-i aliyye'ye ifâde için ulemâ ve mirzayândan birkaç nefer kimseyi bu defʿa dahi der-i devlet-medâra irsâl ve tafsîl-i hâl etmişler idi. Erkân-ı saltanat bu madde-i mümteniʿü'l-husûl için tekrâr akd-i encümen-i meşveret edüp \"Tatar kavmi ve Kırım halkı mülâhaza-i fevâʿid-i ʿamîme ile fî-bâdi'i'l-emr serbestiyete kāil ve devleteyn muhârebe üzere iken miyânelerinde nihânî teʿâtî-i senedât ile ʿalâ-zuʿmihim defʿ-i gavâil etmişler idi. Giderek sûret-i serbestiyyet mizâclarına muvâfık ve me'mûl ve ümniyelerine mutâbık gelmeyüp feshini istidʿâ ve Devlet-i aliyye'yi müceddeden envâʿ-i tekellüfât ve meşakka mübtelâ edecekleri hüveydâ olduğundan başka iddiâları münâfî-i şurût-ı musâlaha ve fesh-i şurût-ı mûcib-i muhârebe ve mükâfaha olduğu mukarrer ise dahi kavm-i mezkûrun derece-i iltimâslarını sedd-i ye's ü hirmânlarını mûcib olacağı maʿlûm-ı erbâb-ı kabûl ve redd olup şimdilik bir mahalde îvâ ve Rusyalu'nun büyük elçisi vürûdunda bu maslahatın müzâkeresine şürûʿ ve usr ü yüsr-i madde vicâhen maʿlûmları olmak emr-i maʿkūldür\" deyü ehl-i meşveretin (27b) cümlesi yek-zebân-ı vifâk ve Sâhib Giray Han dahi Devlet-i aliyye'yi melce ve penâh ittihâz eylediğine binâen matlûbu olan mahalde ikāme olunması zımnında kâr-bend-i ittifâk olmalariyle re'y ü tedbîr-i vükelâ-yı devlet\nmuvâfık-ı re'y-i şehriyâr-ı gerdûn-rifʿat olup mebʿûslar bir mahalde iskân ve Sâhib Giray Han dahi iltimâs üzere Tekfur-Dağı'na gönderilüp levâzım ve havâyicleri temşiyeti ile ferhân kılındılar."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıâzam bulunan İzzet Mehmed Paşa umûr-ı cüziyye ve külliyyede gāyet beyyin ve ʿacele ve sürʿatten dâmen-çîn olmak haysiyeti ile her mâddede tarafına izz ü betâet ve isnâd-ı rehâvet kılındığından başka Tatar tâ'ifesinin mebʿûsları vürûdunda imtinâʿ-ı iltimâsları müşârünileyh ile şeyhülislâm efendi miyânında müzâkere olunur iken efendi-i müşârünileyh cenâbları delîl ü bürhândan ʿârî akvâl-i bî-maʿnâ ile perde-ber-endâz ve makām-ı sadârete lâyık olmayacak etvâra âğâz eylediği mesmûʿ-ı şehriyâr-ı bende-nüvâz olup keyfiyet hâzır-bi'l-meclis olan reîsülküttâb efendiden sırren istifsâr ve şeyhülislâm efendinin hiddet ü gılzeti ve fesh-i şurût-ı musâlahayı mûcib-i ibrâm ve huşûneti taraf-ı hümâyûna ihbâr olunup reîs efendi mücerreb ü muʿtemed ve her kavli hüccet ü sened olmak hasebiyle inhâsı semʿ-i kabûle karîn ve şuyûʿ-ı mâdde ile ikisinde dahi nüfûz ve iʿtibâr kalmadığı zâhir ve müstebîn olduğundan azl olunmaları pîrâmen-güzâr-ı şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr olduğunu Derviş Efendi hevâdârları ihsâs ve sadâretine vazʿ-ı esâs etmişler idi.\n\nTetâbuʿ-ı ilel ü esbâb ile iş bu Cumâdelulâ'nın sekizinci hamîs günü (28a) müşârünileyhden mühr-i hümâyûn istirdâd ve bilâ-suʾâl ve cevâb hemen o gün Aydın muhassıllığı ile dil-şâd kılınup mühr-i hümâyûn kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî bulunan Derviş Mehmed Efendi'ye iʿtâ ve menkib-i liyâkatine hilʿat-i zeriʿat-i sadâret iksâ olunup Bâbıâlî'ye vürûd ve şeyhülislâm efendi ʿavdetinden sonra dîvân yerine nüzûl ve halʿ-i umûmiyye ile erkân-ı devleti nâ'il-i sürûr-ı nâ-mahdûd eyledi. Münhal olan kethüdâlık hıdmeti câh-ı mezkûrdan munfasıl İbrahim Efendi'ye inâyet ü ihsân ve meşʿale-i ikbâli bu defʿa dahi müstenîr ve firûzân kılındı.\n\nİbret: Reîsülküttâb efendinin hayr-hâhâne taraf-ı saltanata sırren haber verdiği keyfiyet ki sadrıâzamın hüsn-i hâlini ve fetvâ-penâh cenâblarının mes'ulât-ı Tatara müsâʿade zımnında makām-ı bülend-i sadârete gayr-ı lâyık evzâʿını beyândan ibâret idi. Efendi-i müşârünileyhe münʿakis olup o\ngünden hakkında adâvet ü gayzını izmâr ve âkıbet o sadâkatkâr-ı Devlet-i aliyye'yi ihtilâs-ı fırsat ile mehcûr-ı dâr u diyâr eyledi ki tafsîli inşâallah mahallinde zikr ü işʿâr olunsa gerektir.\n\nÇavuşbaşı olan Saʿîd Efendi yevm-i mezkûrda maʿzûl ve yerine sadrıaʿzamın kayın atası Mehmed Ağa mevsûl oldu.",
          "caption": "Azl-i Vezîriâzam İzzet Mehmed Paşa ve Sadâret-i Kethüdâ Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_032.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Vezîriâzam İzzet Mehmed Paşa ve Sadâret-i Kethüdâ Bey",
          "text": "Sadrıâzam bulunan İzzet Mehmed Paşa umûr-ı cüziyye ve külliyyede gāyet beyyin ve ʿacele ve sürʿatten dâmen-çîn olmak haysiyeti ile her mâddede tarafına izz ü betâet ve isnâd-ı rehâvet kılındığından başka Tatar tâ'ifesinin mebʿûsları vürûdunda imtinâʿ-ı iltimâsları müşârünileyh ile şeyhülislâm efendi miyânında müzâkere olunur iken efendi-i müşârünileyh cenâbları delîl ü bürhândan ʿârî akvâl-i bî-maʿnâ ile perde-ber-endâz ve makām-ı sadârete lâyık olmayacak etvâra âğâz eylediği mesmûʿ-ı şehriyâr-ı bende-nüvâz olup keyfiyet hâzır-bi'l-meclis olan reîsülküttâb efendiden sırren istifsâr ve şeyhülislâm efendinin hiddet ü gılzeti ve fesh-i şurût-ı musâlahayı mûcib-i ibrâm ve huşûneti taraf-ı hümâyûna ihbâr olunup reîs efendi mücerreb ü muʿtemed ve her kavli hüccet ü sened olmak hasebiyle inhâsı semʿ-i kabûle karîn ve şuyûʿ-ı mâdde ile ikisinde dahi nüfûz ve iʿtibâr kalmadığı zâhir ve müstebîn olduğundan azl olunmaları pîrâmen-güzâr-ı şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr olduğunu Derviş Efendi hevâdârları ihsâs ve sadâretine vazʿ-ı esâs etmişler idi.\n\nTetâbuʿ-ı ilel ü esbâb ile iş bu Cumâdelulâ'nın sekizinci hamîs günü (28a) müşârünileyhden mühr-i hümâyûn istirdâd ve bilâ-suʾâl ve cevâb hemen o gün Aydın muhassıllığı ile dil-şâd kılınup mühr-i hümâyûn kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî bulunan Derviş Mehmed Efendi'ye iʿtâ ve menkib-i liyâkatine hilʿat-i zeriʿat-i sadâret iksâ olunup Bâbıâlî'ye vürûd ve şeyhülislâm efendi ʿavdetinden sonra dîvân yerine nüzûl ve halʿ-i umûmiyye ile erkân-ı devleti nâ'il-i sürûr-ı nâ-mahdûd eyledi. Münhal olan kethüdâlık hıdmeti câh-ı mezkûrdan munfasıl İbrahim Efendi'ye inâyet ü ihsân ve meşʿale-i ikbâli bu defʿa dahi müstenîr ve firûzân kılındı.\n\nİbret: Reîsülküttâb efendinin hayr-hâhâne taraf-ı saltanata sırren haber verdiği keyfiyet ki sadrıâzamın hüsn-i hâlini ve fetvâ-penâh cenâblarının mes'ulât-ı Tatara müsâʿade zımnında makām-ı bülend-i sadârete gayr-ı lâyık evzâʿını beyândan ibâret idi. Efendi-i müşârünileyhe münʿakis olup o\ngünden hakkında adâvet ü gayzını izmâr ve âkıbet o sadâkatkâr-ı Devlet-i aliyye'yi ihtilâs-ı fırsat ile mehcûr-ı dâr u diyâr eyledi ki tafsîli inşâallah mahallinde zikr ü işʿâr olunsa gerektir.\n\nÇavuşbaşı olan Saʿîd Efendi yevm-i mezkûrda maʿzûl ve yerine sadrıaʿzamın kayın atası Mehmed Ağa mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bayındır voyvodası olan İvaz Mehmed Ağa an-asl Aydın taraflarında sekbanlık ile meşhûr ve giderek İzmir voyvodalarına bölükbaşı olmakla kesb-i kuvvet ü zûr edüp, ber-takrîb gümrükçü İshak Ağa tarafına tevessül ve arz-ı merâm ve vâsıtasıyla baʿzı mukātaʿât iltizâm ve tevsîʿ-i dâire ile tahsîl-i dârât u ihtişâm etmişidi. Uhdesinde olan iltizâmâtın fâizleri masrûfâtına vefâ etmediğinden zulm (28b) ü iʿtisâfa mecbûr ve reʿâyâ ve berâyâyı bu vesîle ile evtân-ı me'lûflerinden dûr edüp baʿzı tenbîhât ile enf-i şâmihi irgām ve semt-i salâha meyl ü rükûnu iʿlâm olundukta kapucubaşılık ile câme-i rifʿati tezyîn ve sefer vaktinde İzmir muhâfazasına taʿyîn olunmuşidi.\n\nMûmâileyh İzmir voyvodası bulunan Kara Osmanzâde el-Hâc Ahmed Ağa ile muhâreşe ve giderek birbiriyle ağâz-ı müşâcere ve münâveşe edüp İzmir'i pâ-zede-i evbâş ve levendât ve emvâl-i tüccârı gasb-gerde-i erbâb-ı gārât eylediği sâir mezâlimi ile nigâşte-i sahîfe-i yâd-ı devlet ve tertîb-i cezâsı mevkūf-ı vakt-i vüsʿat kılınmışidi.\n\nSefer gavâili ber-taraf ve meşâgil-i devlet kesb-i sûret-i ahaff eylediğine binâen merkūmun esbâb-ı inʿidâmı tertîb ve Kapudan-ı Deryâ Vezîr Hasan Paşa üzerine taʿyîn ve tesrîb olunup maʿiyetine me'mûr asâkir-i müctemiʿa ile mukîm olduğu Bayındır'a ilgār ve merkūm makābeleden âciz olup Tire kazâsı etrâfında geşt ü güzâr eder iken akab-gîrler yedine giriftâr ve birkaç nefer bölükbaşısı ile kantara-i seyfden imrâr olunup rüûs-ı maktūʿaları Âsitâne'ye getirilüp mevzûʿ-ı ibret-gâh-ı eşrâr kılındı.",
          "caption": "İ'dâm-ı İvaz Mehmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_033.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı İvaz Mehmed Ağa",
          "text": "Bayındır voyvodası olan İvaz Mehmed Ağa an-asl Aydın taraflarında sekbanlık ile meşhûr ve giderek İzmir voyvodalarına bölükbaşı olmakla kesb-i kuvvet ü zûr edüp, ber-takrîb gümrükçü İshak Ağa tarafına tevessül ve arz-ı merâm ve vâsıtasıyla baʿzı mukātaʿât iltizâm ve tevsîʿ-i dâire ile tahsîl-i dârât u ihtişâm etmişidi. Uhdesinde olan iltizâmâtın fâizleri masrûfâtına vefâ etmediğinden zulm (28b) ü iʿtisâfa mecbûr ve reʿâyâ ve berâyâyı bu vesîle ile evtân-ı me'lûflerinden dûr edüp baʿzı tenbîhât ile enf-i şâmihi irgām ve semt-i salâha meyl ü rükûnu iʿlâm olundukta kapucubaşılık ile câme-i rifʿati tezyîn ve sefer vaktinde İzmir muhâfazasına taʿyîn olunmuşidi.\n\nMûmâileyh İzmir voyvodası bulunan Kara Osmanzâde el-Hâc Ahmed Ağa ile muhâreşe ve giderek birbiriyle ağâz-ı müşâcere ve münâveşe edüp İzmir'i pâ-zede-i evbâş ve levendât ve emvâl-i tüccârı gasb-gerde-i erbâb-ı gārât eylediği sâir mezâlimi ile nigâşte-i sahîfe-i yâd-ı devlet ve tertîb-i cezâsı mevkūf-ı vakt-i vüsʿat kılınmışidi.\n\nSefer gavâili ber-taraf ve meşâgil-i devlet kesb-i sûret-i ahaff eylediğine binâen merkūmun esbâb-ı inʿidâmı tertîb ve Kapudan-ı Deryâ Vezîr Hasan Paşa üzerine taʿyîn ve tesrîb olunup maʿiyetine me'mûr asâkir-i müctemiʿa ile mukîm olduğu Bayındır'a ilgār ve merkūm makābeleden âciz olup Tire kazâsı etrâfında geşt ü güzâr eder iken akab-gîrler yedine giriftâr ve birkaç nefer bölükbaşısı ile kantara-i seyfden imrâr olunup rüûs-ı maktūʿaları Âsitâne'ye getirilüp mevzûʿ-ı ibret-gâh-ı eşrâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müftilenâm olan İvâz Mehmed Paşazâde İbrâhim Bey Efendi'nin hiddet-i mizâcı hasebiyle semt-i müdârâdan rû-pûş-i gaflet ve kibr-i nefs ve ulüvv-i meşreb ile hâtır-şiken-i erbâb-ı câh u menzilet olduğundan gayri kemâ-yeşâ ahz-i bertîl ü rüşâ ile müştehir ve evzâʿından tarîk-i halkı mütekeddir ve müteneffir ve bâ-husûs sadr-ı sabıka olan evzâ-ı bâridesi meşrebü'l-azb teveccüh-i şâhâneyi mütegayyir edüp iş bu Cumâdel (29a) ûlâ'nın yirmidokuzuncu günü mesned-i meşîhatden tenzîl ve sadr-ı Rum ve reisü'l-ulemâ olan Sâlihzâde Mehmed Efendi o makām-ı bülend ile tebcîl olunup münhal olan sadâret-i Rumeli ile Esad Efendizâde Mehmed Şerîf Efendi bi-vücûdü'l-istihkāk mazhar-ı lutf u şehriyâr-ı âfâk oldu.\n\nTezyîl: Devlet-i aliyye menâsıbının eşref ü aʿlâsı ve merâtib-i beşeriyyenin gāyet ü müntehâsı sadâret-i uzmâ ve riyâset-i ulemâ olup zikr olunan mesnedlere zîb ü fer veren zevât-ı müteşahhısanın her hâlde kâr-bend-i muvâfakat yaʿni yek-dîl ü yek-cihet olarak takvîm-i iʿvicâc-ı umûr-ı devlet ve tevkīr-i sît ü şân-ı saltanata teşmîr-i sâk-ı himmet-i lâzime-i uhde-i hamiyyetleri iken ihtilâf-ı meşârib ve tebâyün-i metâlib sebebi ile ahadühümâ âhire izmâr-ı kîn ve izhâr-ı çîn-i cebîn edüp kâr-ı maʿkūl taraf-ı vâhidde bulunsa illet-i tenâfüs ve mübâgaze ile taraf-ı diğer ibtâline saʿy u ictihâd ve ulüvv-i menzilet sebebiyle muʿâraza mümkün olmayup emr-i matlûbu tabʿan hayyiz-resân-ı fesâd eyledikleri zâhir olup bu mülâbese ile der-dest-i nizâm olan umûr-ı mehâmm resîde-i cây-gâh-ı taʿtîl ve fevt-i fırsat ile hatb-i mezkûr memnûʿ-ı tesviye ve taʿdîl olduğundan fazla bu münâfesenin zararı çok geçmeden taraflarına ricʿat ve sukūt-ı mansıb ve baʿzen elem-i gurbet ile azz-ı nevâciz-i nedâmet edegeldikleri mesbût-ı mecelle-i ezhân-ı erbâb-ı dirâyetdir.\n\nHikmet-i hubb-i riyâsetle memkûr olan ehl-i garaz ve hased-i servet ü mâl ve tekmîl-i fazl u kemâl ile zâtını adîmü'l-misâl bulup benî-neviʿinden ana müşâreket ihtimâliyle fenâ-yi devletlerini ve nefsinin bekā-yi câh u izzetini taleb eder vüzerâ ve ulemâ (29b) ve sâir vükelâ miyânında olan hased bu kabildendir, ve hased an-asl cehl ile tamaʿın ictimâʿından hâsıl olur. Zîrâ hasûdun kısmet ve hazz taraf-ı Hak'dan idüğüne îmânı gayr-i sâbittir, ve hasedin rütbe-i süflîsi niʿmet-i münʿimin zevâlini taleb etmeyüp\nkendüye o makūle niʿamın husûlünü temennî etmektir ki buna gıbta ıtlâk olunur, bu dahi umûr-ı uhreviyeden ise mendûb ve umûr-ı dünyeviyeden ise mezmûm u maʿyûbdur.",
          "caption": "Azl u Nasb-ı Hazret-i Fetvâ-penâhî ve Sadr-ı Rum-şüden-i Esad Efendizâde Mehmed Şerîf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_034.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl u Nasb-ı Hazret-i Fetvâ-penâhî ve Sadr-ı Rum-şüden-i Esad Efendizâde Mehmed Şerîf Efendi",
          "text": "Müftilenâm olan İvâz Mehmed Paşazâde İbrâhim Bey Efendi'nin hiddet-i mizâcı hasebiyle semt-i müdârâdan rû-pûş-i gaflet ve kibr-i nefs ve ulüvv-i meşreb ile hâtır-şiken-i erbâb-ı câh u menzilet olduğundan gayri kemâ-yeşâ ahz-i bertîl ü rüşâ ile müştehir ve evzâʿından tarîk-i halkı mütekeddir ve müteneffir ve bâ-husûs sadr-ı sabıka olan evzâ-ı bâridesi meşrebü'l-azb teveccüh-i şâhâneyi mütegayyir edüp iş bu Cumâdel (29a) ûlâ'nın yirmidokuzuncu günü mesned-i meşîhatden tenzîl ve sadr-ı Rum ve reisü'l-ulemâ olan Sâlihzâde Mehmed Efendi o makām-ı bülend ile tebcîl olunup münhal olan sadâret-i Rumeli ile Esad Efendizâde Mehmed Şerîf Efendi bi-vücûdü'l-istihkāk mazhar-ı lutf u şehriyâr-ı âfâk oldu.\n\nTezyîl: Devlet-i aliyye menâsıbının eşref ü aʿlâsı ve merâtib-i beşeriyyenin gāyet ü müntehâsı sadâret-i uzmâ ve riyâset-i ulemâ olup zikr olunan mesnedlere zîb ü fer veren zevât-ı müteşahhısanın her hâlde kâr-bend-i muvâfakat yaʿni yek-dîl ü yek-cihet olarak takvîm-i iʿvicâc-ı umûr-ı devlet ve tevkīr-i sît ü şân-ı saltanata teşmîr-i sâk-ı himmet-i lâzime-i uhde-i hamiyyetleri iken ihtilâf-ı meşârib ve tebâyün-i metâlib sebebi ile ahadühümâ âhire izmâr-ı kîn ve izhâr-ı çîn-i cebîn edüp kâr-ı maʿkūl taraf-ı vâhidde bulunsa illet-i tenâfüs ve mübâgaze ile taraf-ı diğer ibtâline saʿy u ictihâd ve ulüvv-i menzilet sebebiyle muʿâraza mümkün olmayup emr-i matlûbu tabʿan hayyiz-resân-ı fesâd eyledikleri zâhir olup bu mülâbese ile der-dest-i nizâm olan umûr-ı mehâmm resîde-i cây-gâh-ı taʿtîl ve fevt-i fırsat ile hatb-i mezkûr memnûʿ-ı tesviye ve taʿdîl olduğundan fazla bu münâfesenin zararı çok geçmeden taraflarına ricʿat ve sukūt-ı mansıb ve baʿzen elem-i gurbet ile azz-ı nevâciz-i nedâmet edegeldikleri mesbût-ı mecelle-i ezhân-ı erbâb-ı dirâyetdir.\n\nHikmet-i hubb-i riyâsetle memkûr olan ehl-i garaz ve hased-i servet ü mâl ve tekmîl-i fazl u kemâl ile zâtını adîmü'l-misâl bulup benî-neviʿinden ana müşâreket ihtimâliyle fenâ-yi devletlerini ve nefsinin bekā-yi câh u izzetini taleb eder vüzerâ ve ulemâ (29b) ve sâir vükelâ miyânında olan hased bu kabildendir, ve hased an-asl cehl ile tamaʿın ictimâʿından hâsıl olur. Zîrâ hasûdun kısmet ve hazz taraf-ı Hak'dan idüğüne îmânı gayr-i sâbittir, ve hasedin rütbe-i süflîsi niʿmet-i münʿimin zevâlini taleb etmeyüp\nkendüye o makūle niʿamın husûlünü temennî etmektir ki buna gıbta ıtlâk olunur, bu dahi umûr-ı uhreviyeden ise mendûb ve umûr-ı dünyeviyeden ise mezmûm u maʿyûbdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Taraf-ı hümâyûna cihet-i mâ ile ihtisâsı olan Ahmed Nazîf Efendi mutasarrıf olduğu arpa emânetinden hazzını istîfâ ve âhar mansıba irtikāsını ricâ edüp Cumâdelâhire gurresinde başmuhâsebecilik rütbesini ihrâz ve arpa emâneti ile re'îs-i sâbık İbrâhîm Münîb Efendi ve matbah-ı âmire emâneti ile kethüdâ-yı sâbık Ahmed Resmî Efendi kesb-i şeref ve imtiyâz eyledi.\n\nSadr-ı sâbık Silâhdâr Mehmed Paşa Bosna Eyâleti'ne tâlib ve selefine dâd ü dihişde gâlib olup mâh-ı mezbûrun yedinci günü Bosna Eyâleti yed-i gâlibesinden intizâʿ ve selefi sadr-ı esbak Halîl Paşa'ya Selânik Sancağı istişfâ olundu.\n\nBaʿzı menâsıb-ı ilmiyyenin hengâm-ı tevcîhi takarrüb etmekten nâşî yevm-i mezkûrda Yenişehir Fenâr kazâsı şeyhi Mollazâde Ahmed Atâullah Efendi'ye ve İzmir Kazâsı Feyzullah Efendizâde Mehmed Refîʿ Efendi'ye ve Selânik Kazâsı Haremeyn Müfettişi Hammâmî Ali Efendi'ye ve Galata Kazâsı Osman Molla damadı İbrâhîm Bey'e tevcîh ve ihsân olunup bu tevcîhâttan hâsıl olan silsileden müderrisîn-i kirâm katʿ-ı merâtib ve menâzil ve tayy-i tavâmîr-i (30a) merâhil eyleyerek lebrîz-i câm-ı sürûr ve ibtisâm oldu.",
          "caption": "Baʿzı Tevcîhât-ı Resmiyye ve İlmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_035.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Tevcîhât-ı Resmiyye ve İlmiyye",
          "text": "Taraf-ı hümâyûna cihet-i mâ ile ihtisâsı olan Ahmed Nazîf Efendi mutasarrıf olduğu arpa emânetinden hazzını istîfâ ve âhar mansıba irtikāsını ricâ edüp Cumâdelâhire gurresinde başmuhâsebecilik rütbesini ihrâz ve arpa emâneti ile re'îs-i sâbık İbrâhîm Münîb Efendi ve matbah-ı âmire emâneti ile kethüdâ-yı sâbık Ahmed Resmî Efendi kesb-i şeref ve imtiyâz eyledi.\n\nSadr-ı sâbık Silâhdâr Mehmed Paşa Bosna Eyâleti'ne tâlib ve selefine dâd ü dihişde gâlib olup mâh-ı mezbûrun yedinci günü Bosna Eyâleti yed-i gâlibesinden intizâʿ ve selefi sadr-ı esbak Halîl Paşa'ya Selânik Sancağı istişfâ olundu.\n\nBaʿzı menâsıb-ı ilmiyyenin hengâm-ı tevcîhi takarrüb etmekten nâşî yevm-i mezkûrda Yenişehir Fenâr kazâsı şeyhi Mollazâde Ahmed Atâullah Efendi'ye ve İzmir Kazâsı Feyzullah Efendizâde Mehmed Refîʿ Efendi'ye ve Selânik Kazâsı Haremeyn Müfettişi Hammâmî Ali Efendi'ye ve Galata Kazâsı Osman Molla damadı İbrâhîm Bey'e tevcîh ve ihsân olunup bu tevcîhâttan hâsıl olan silsileden müderrisîn-i kirâm katʿ-ı merâtib ve menâzil ve tayy-i tavâmîr-i (30a) merâhil eyleyerek lebrîz-i câm-ı sürûr ve ibtisâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yenikapı Mevlevîhânesi'nde seccâde-nişîn-i irşâd ve mürebbî-i erbâb-ı istiʿdâd olan Ebubekir Efendi bir müddetten berü tenevvüre-nişîn-i emrâz-ı gûnâ-gûn ve nây-i gülû-yı hayâtı giriftâr-ı ser-pençe-i reybü'l-menûn olup semâʿhâne-i dünyâ çeşmine teng ü târ ve iş bu Recebülferd'in beşinci gecesi kudûm-zen-i semt-i dârü'l-karâr oldu. Şeyh-i mûmâileyh dânende-i usûl-i tarîk ve ârif-i vâdî-i tahkîk müstağrak-ı cezebât-ı Rabbânî ve mümtesil-i evâmir-i Sübhânî hakkında kerâmet-i me'mûl-i fâiz niʿmet-i resîd ki ve vusûl-i bir pîr-i makbûl idi.",
          "caption": "İrtihâl-i Ebubekir Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_036.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Ebubekir Efendi",
          "text": "Yenikapı Mevlevîhânesi'nde seccâde-nişîn-i irşâd ve mürebbî-i erbâb-ı istiʿdâd olan Ebubekir Efendi bir müddetten berü tenevvüre-nişîn-i emrâz-ı gûnâ-gûn ve nây-i gülû-yı hayâtı giriftâr-ı ser-pençe-i reybü'l-menûn olup semâʿhâne-i dünyâ çeşmine teng ü târ ve iş bu Recebülferd'in beşinci gecesi kudûm-zen-i semt-i dârü'l-karâr oldu. Şeyh-i mûmâileyh dânende-i usûl-i tarîk ve ârif-i vâdî-i tahkîk müstağrak-ı cezebât-ı Rabbânî ve mümtesil-i evâmir-i Sübhânî hakkında kerâmet-i me'mûl-i fâiz niʿmet-i resîd ki ve vusûl-i bir pîr-i makbûl idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sudûr-ı kirâmdan İrânîzâde Mehmed Esad Efendi bundan akdem nefy olunan Tatarcık Abdullah Efendi'nin derece-i ilm ü hünerine vâkıf ve kayd-ı nefye ibtilâsı nefsâniyet-i erbâb-ı garazdan neş'et ettiğine dânâ ve ârif olup ıtlâkını cenâb-ı fetvâ-penâhîden ricâ vü niyâzı hayyiz-i isʿâfa resâ olup kayd-ı gurbetten âzâd ve telâkî-i iyâl ü evlâd ile ber-murâd oldu.\n\nHamise raddesini zamân-ı karîbde ihrâz eden imâm-ı sânî bir müddet tevkīf olunduğuna tahammül edemeyüp şikâyeti mutazammın verdiği arz-ı hâl hakkında müstelzem-i iğbirâr ve infiʿâl olup Beykoz'a alâ-tarîki'n-nefy mübâʿade ve hakkında mütetâbiʿi'z-zuhûr olan niʿmetin hakkını edâda kusûr şeâmetini müşâhede eyledi.\n\nBostancıbaşı Halil Ağa mübtelâ-yı sû-ı mizâc olduğundan mâh-ı mezbûrun yirmibeşinci günü ihrâc ve yerine Haseki Ağa idrâc olundu.",
          "caption": "Itlâk-ı Abdullah Molla Efendi ve Nefy-i İmâm-ı Sânî ve Azl-i Serbostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_037.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Abdullah Molla Efendi ve Nefy-i İmâm-ı Sânî ve Azl-i Serbostâniyân",
          "text": "Sudûr-ı kirâmdan İrânîzâde Mehmed Esad Efendi bundan akdem nefy olunan Tatarcık Abdullah Efendi'nin derece-i ilm ü hünerine vâkıf ve kayd-ı nefye ibtilâsı nefsâniyet-i erbâb-ı garazdan neş'et ettiğine dânâ ve ârif olup ıtlâkını cenâb-ı fetvâ-penâhîden ricâ vü niyâzı hayyiz-i isʿâfa resâ olup kayd-ı gurbetten âzâd ve telâkî-i iyâl ü evlâd ile ber-murâd oldu.\n\nHamise raddesini zamân-ı karîbde ihrâz eden imâm-ı sânî bir müddet tevkīf olunduğuna tahammül edemeyüp şikâyeti mutazammın verdiği arz-ı hâl hakkında müstelzem-i iğbirâr ve infiʿâl olup Beykoz'a alâ-tarîki'n-nefy mübâʿade ve hakkında mütetâbiʿi'z-zuhûr olan niʿmetin hakkını edâda kusûr şeâmetini müşâhede eyledi.\n\nBostancıbaşı Halil Ağa mübtelâ-yı sû-ı mizâc olduğundan mâh-ı mezbûrun yirmibeşinci günü ihrâc ve yerine Haseki Ağa idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hemşîre-i muhtereme-i hazret-i cihân-dârî Ayşe Sultan Hazretleri'nin tabiʿat-ı şerîfelerinde şiken-i maraz nümâyân olduğuna binâen tebdîl-i hevâ ve derdine devâ kasdıyla Bahâriye'de olan sâhil-sarayına azîmet ve bir müddet ârâm u ikāmet etmiş idi. Mübtelâ olduğu illet munkalib-i sıhhat olmayup bu evânda kafes-i tende âşiyân-sâz olan tâir-i rûhu sû-yı illiyyîne pervâz eyledi. Na'ş-ı mağfiret-nakşı Âsitâne'ye nakl olunup sadrıazam ve şeyhülislâm ve sâir erkân-ı devlet namâzını edâ ve zâtına mensûb olan câmiʿ-i şerîfde cedd-i eşrefi mütevârî-serâ kılındı.",
          "caption": "İrtihâl-i Ayşe Sultan (30b)",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_038.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Ayşe Sultan (30b)",
          "text": "Hemşîre-i muhtereme-i hazret-i cihân-dârî Ayşe Sultan Hazretleri'nin tabiʿat-ı şerîfelerinde şiken-i maraz nümâyân olduğuna binâen tebdîl-i hevâ ve derdine devâ kasdıyla Bahâriye'de olan sâhil-sarayına azîmet ve bir müddet ârâm u ikāmet etmiş idi. Mübtelâ olduğu illet munkalib-i sıhhat olmayup bu evânda kafes-i tende âşiyân-sâz olan tâir-i rûhu sû-yı illiyyîne pervâz eyledi. Na'ş-ı mağfiret-nakşı Âsitâne'ye nakl olunup sadrıazam ve şeyhülislâm ve sâir erkân-ı devlet namâzını edâ ve zâtına mensûb olan câmiʿ-i şerîfde cedd-i eşrefi mütevârî-serâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zât-ı hümâyûna hidmet eden hekim-başılara tarîkleri üzere ikrâm-ı mu'tâd olduğuna binâen imâm-ı evvel-i sultânî Mehmed Emin Efendi'ye İstanbul pâyesi ihsân ve İstanbul kadısının taʿdîl-i evzân hususunda saʿy u dikkati nümâyân olduğundan mûmâileyh dahi pâye-i mezbûre ile sebk-i akrân ve Bursa Kazâsı ile Mesʿudzâde'nin kadri efzûn ve Şam-ı şerîf ile Recebzâde ve Kuds-ı şerîf ile Osman Efendizâde Abdullah Molla Efendi memnûn kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Pâyehâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_039.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâyehâ",
          "text": "Zât-ı hümâyûna hidmet eden hekim-başılara tarîkleri üzere ikrâm-ı mu'tâd olduğuna binâen imâm-ı evvel-i sultânî Mehmed Emin Efendi'ye İstanbul pâyesi ihsân ve İstanbul kadısının taʿdîl-i evzân hususunda saʿy u dikkati nümâyân olduğundan mûmâileyh dahi pâye-i mezbûre ile sebk-i akrân ve Bursa Kazâsı ile Mesʿudzâde'nin kadri efzûn ve Şam-ı şerîf ile Recebzâde ve Kuds-ı şerîf ile Osman Efendizâde Abdullah Molla Efendi memnûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devleteyn tarafından taʿyîn olunan sefîrler re's-i hudûdda mübâdele olunup Rusya elçisi Repnin General tayy-i merâhil ile Büyükçekmece'ye vâsıl olduğu mihmândârı tarafından ifâde ve dîvân tercümânı istikbâline firistâde kılınmışidi. Hâlâ çavuşbaşı olan Mehmed Ağa muttakī ve mutasallib bir kimse olup mesfûrun yemîn ü yesâr arbedesinden ve istihfâfa dâ'ir muhtemelü'l-vukūʿ olan baʿzı etvârından vesvese edüp sûret-i temârûzda çâr-bâliş (31a)-nişîn-i âh u enîn ve Maltepe'de tertîb olunan yemeklik akabinde alay ile mesfûru iʿdâd olunan hânesine tenzîl içün çavuşbaşı maʿzûllerinden Mehmed Said Efendi taʿyîn olunmuşidi. Elçi-i mesfûr devletinde muʿteber ve nâmdâr generallerden ve seferde vâkiʿ cemîʿ-i hurûbda bulunmuş eşrârdan sâhib-i nehvet ve nefsini beğenmiş bir şahs-ı bed-tıynet olup keyfiyyet-i sâlifeyi ʿamd ü kasda haml ile bilfiʿîl çavuşbaşı ağanın maʿiyetini taleb-kâr ve istikbâline me'mûr dîvân tercümânını istisgārdan başka yemeklik için tertîb olunan taʿyînâtı istihkār eylediği mütehakkık oldukta bâdî-i emirde mesfûru tenfîr revâ-dâşte-i erbâb-ı rey ü tedbîr olmadığına binâen Said Efendi'ye çavuşbaşılık vekâleti tevcîh olunup taʿyînâtına dahi baʿzı ecnâs zamm ve ilhâk olunarak irzâ ve ber-vech-i muharrer Maltepe'de tertîb olunan yemeklik resmi icrâ ve Galata'da âmâde kılınan konağa alay ile götürülüp ikāme ve îvâ olundu.",
          "caption": "Âmeden-i Sefîr-i Kebîr-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_040.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Sefîr-i Kebîr-i Moskov",
          "text": "Devleteyn tarafından taʿyîn olunan sefîrler re's-i hudûdda mübâdele olunup Rusya elçisi Repnin General tayy-i merâhil ile Büyükçekmece'ye vâsıl olduğu mihmândârı tarafından ifâde ve dîvân tercümânı istikbâline firistâde kılınmışidi. Hâlâ çavuşbaşı olan Mehmed Ağa muttakī ve mutasallib bir kimse olup mesfûrun yemîn ü yesâr arbedesinden ve istihfâfa dâ'ir muhtemelü'l-vukūʿ olan baʿzı etvârından vesvese edüp sûret-i temârûzda çâr-bâliş (31a)-nişîn-i âh u enîn ve Maltepe'de tertîb olunan yemeklik akabinde alay ile mesfûru iʿdâd olunan hânesine tenzîl içün çavuşbaşı maʿzûllerinden Mehmed Said Efendi taʿyîn olunmuşidi. Elçi-i mesfûr devletinde muʿteber ve nâmdâr generallerden ve seferde vâkiʿ cemîʿ-i hurûbda bulunmuş eşrârdan sâhib-i nehvet ve nefsini beğenmiş bir şahs-ı bed-tıynet olup keyfiyyet-i sâlifeyi ʿamd ü kasda haml ile bilfiʿîl çavuşbaşı ağanın maʿiyetini taleb-kâr ve istikbâline me'mûr dîvân tercümânını istisgārdan başka yemeklik için tertîb olunan taʿyînâtı istihkār eylediği mütehakkık oldukta bâdî-i emirde mesfûru tenfîr revâ-dâşte-i erbâb-ı rey ü tedbîr olmadığına binâen Said Efendi'ye çavuşbaşılık vekâleti tevcîh olunup taʿyînâtına dahi baʿzı ecnâs zamm ve ilhâk olunarak irzâ ve ber-vech-i muharrer Maltepe'de tertîb olunan yemeklik resmi icrâ ve Galata'da âmâde kılınan konağa alay ile götürülüp ikāme ve îvâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beyşehri mutasarrıfı Ahmed Paşa re's-i hudûddan Moskov elçisini alup muhâfaza ederek Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve hidmet-i pesendîde-i şehriyâr-ı cemîlü'l-fiʿâl olduğundan Rumeli Beylerbeyiliği ile nâ'il-i mükâfât ve mansıbı Hanya'ya tahvîl ile mazhar-ı iltifât oldu. Mahrûse-i Bursa'da Kādirî Tekyesi'ni âbâd ve icrâ-yı âyîn ile terkīk-i kulûb-ı ehl-i sedâd eden Eşrefzâde Abdülkadir Efendi'nin salâh-ı hâli Şeyhülislâm Efendi tarafından sâmiʿa-i hümâyûna resîde ve iktibâs-ı envâr tecelliyâtiyle bi'l-müşâhede, tasfiye-i kalb ü tenvîr (31b)-dîde etmek arzûsu tabʿ-ı şâhâneye hâlide olup ikrâm ve iʿzâz ile ihzârı bâbında hatt-ı hümâyûnları keşîde kılınmış idi. Şeyh-i mûmâileyh Âsitâne-i saʿâdet'e pâyendâz-ı vusûl ve leyle-i Berât'da şeref-i lakaba-i tâcdâriyle nâ'il-i eʿazz-ı me'mûl olup şehriyâr-ı kerâmet-disâr muhatabât-ı hakā'ik-âsârlarından\nmahzûz ve şeyh-i mûmâileyh nazar-ı âtıfet ve inâyetleriyle melhûz olup atâyâ-yı vâfire ile sahîfe-i hâtırı tezhîb ve bir sevb kākum kürk ilbâsiyle iʿzâz ve tatyîb olundu.\nŞeyhülislâm-ı sâbık İbrâhîm Bey-efendi bundan akdem Çırağan Sâhilhânesi'ni taraf-ı pâdişâhîden ber-vech-i istimlâk niyâz ve iʿrâz ve redd-i muhâlif tabʿ-ı şehriyâr-ı mekârim-perdâz olduğuna binâen niyâz-ı karîn-i isʿâf ve sâhilhâne-i mezkûre müşârünileyh tarafından ihtitâf olunmuşidi. Baʿde'l-azl mahall-i mezkûru makām ve şitâ kudûmiyle Sadefçiler'de iştirâ eylediği Acem Ali Hânesi'nde ârâm etmek kasdında olduğunu şeyhülislâm efendi cenâbları istimâʿ edüp baʿzı mülâhazaya mebnî Âsitâne'ye gelmesini tehcîn ve sâhilhâne-i mezkûrede ikāmetinin evleviyetini tebyîn etmekle tarafına ol vechile irsâl-i nüvîd ve Âsitâne'den bu vechile tebʿîd olundu.\nŞehr-i Ramazanda Huzûr dersi Hüdâvendigâr-ı sâbık Sultan Mustafa Han sît-i aleyh-i şeâbib-i rahmetü'r-rahmân hazretlerinin îcâd-gerde-i şâhâneleri olup bu eser-i cemîle-i iktidâ, sebeb-i celb-i menâfiʿ-i dünyâ ve ukbâ olmak maʿnâları birâder-i büzürg-vârları olan hidîv-i zamânenin kalb-i eşreflerinde hüveydâ olmağla müderrisîn-i kirâmdan yetmiş kadar erbâb-ı fazl ü hüner alâ-tarîki'l-münâvebe (32a) huzûr-ı hümâyûnda müdârese-i ilm-i tefsîr ve hâle münâsib vaʿz u tezkîr ve her birine alâ-hiddetin surreler ihsân ve teshîl-i masârif-i şehr-i Ramazan kılındı.\nMâh-ı mezbûrun sekizinci gecesi Galata'da Bağcı Mahallesi'nde vâkiʿ kefere hânelerinden birinde âteş-i cevvâle zebâne-keş-i iştiʿâl ve buyût u dekâkînin birbirine ittisâli me'mûrların saʿyini ibtâl edüp, sekiz saat kadar o âteş-i pür-şerer katı çok kimseyi mübtelâ-yı envâʿ-ı zarar edüp, nâgâh cenâb-ı perverd-gâr kuvve-i kāhiresin izhâr ve itfâ-yı sûret-i nâr eyledi.\nMuntasıf-ı Ramazan'da Hırka-i Şerîfe alâ-lâbis-hâ elf-i tahiyyeyi ziyâret resm ü âdet olduğuna binâen huzûrları muʿtâd olan erkân-ı saltanat yevm-i mezkûrda o yâdigâr-ı hazret-i risâlet-penâhîyi mâlide-i vecne-i zarâʿet edüp dergâh-ı âlî ocaklarına taksîmi resm-i dîrîn olan baklava dahi rûz-ı merkūmda tevzîʿ ve iʿtâ ve tavâif-i mezkûre hân-ı vâsiʿü'n-nevâl-i şâhâneden dilsîr-i niʿam-ı evfâ kılındı.\nKapudan-ı Deryâ Hasan Paşa Donanma-yı hümâyûn ile Akdeniz'e şirâ-güşâ olmuşidi. Donanma-yi Hümâyûn'u mashûben-bi's-selâme Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve mersâ-yi Tersâne-i âmire'ye idhâl ile hizmetin ikmâl eyledi.",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_041.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Beyşehri mutasarrıfı Ahmed Paşa re's-i hudûddan Moskov elçisini alup muhâfaza ederek Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve hidmet-i pesendîde-i şehriyâr-ı cemîlü'l-fiʿâl olduğundan Rumeli Beylerbeyiliği ile nâ'il-i mükâfât ve mansıbı Hanya'ya tahvîl ile mazhar-ı iltifât oldu. Mahrûse-i Bursa'da Kādirî Tekyesi'ni âbâd ve icrâ-yı âyîn ile terkīk-i kulûb-ı ehl-i sedâd eden Eşrefzâde Abdülkadir Efendi'nin salâh-ı hâli Şeyhülislâm Efendi tarafından sâmiʿa-i hümâyûna resîde ve iktibâs-ı envâr tecelliyâtiyle bi'l-müşâhede, tasfiye-i kalb ü tenvîr (31b)-dîde etmek arzûsu tabʿ-ı şâhâneye hâlide olup ikrâm ve iʿzâz ile ihzârı bâbında hatt-ı hümâyûnları keşîde kılınmış idi. Şeyh-i mûmâileyh Âsitâne-i saʿâdet'e pâyendâz-ı vusûl ve leyle-i Berât'da şeref-i lakaba-i tâcdâriyle nâ'il-i eʿazz-ı me'mûl olup şehriyâr-ı kerâmet-disâr muhatabât-ı hakā'ik-âsârlarından\nmahzûz ve şeyh-i mûmâileyh nazar-ı âtıfet ve inâyetleriyle melhûz olup atâyâ-yı vâfire ile sahîfe-i hâtırı tezhîb ve bir sevb kākum kürk ilbâsiyle iʿzâz ve tatyîb olundu.\nŞeyhülislâm-ı sâbık İbrâhîm Bey-efendi bundan akdem Çırağan Sâhilhânesi'ni taraf-ı pâdişâhîden ber-vech-i istimlâk niyâz ve iʿrâz ve redd-i muhâlif tabʿ-ı şehriyâr-ı mekârim-perdâz olduğuna binâen niyâz-ı karîn-i isʿâf ve sâhilhâne-i mezkûre müşârünileyh tarafından ihtitâf olunmuşidi. Baʿde'l-azl mahall-i mezkûru makām ve şitâ kudûmiyle Sadefçiler'de iştirâ eylediği Acem Ali Hânesi'nde ârâm etmek kasdında olduğunu şeyhülislâm efendi cenâbları istimâʿ edüp baʿzı mülâhazaya mebnî Âsitâne'ye gelmesini tehcîn ve sâhilhâne-i mezkûrede ikāmetinin evleviyetini tebyîn etmekle tarafına ol vechile irsâl-i nüvîd ve Âsitâne'den bu vechile tebʿîd olundu.\nŞehr-i Ramazanda Huzûr dersi Hüdâvendigâr-ı sâbık Sultan Mustafa Han sît-i aleyh-i şeâbib-i rahmetü'r-rahmân hazretlerinin îcâd-gerde-i şâhâneleri olup bu eser-i cemîle-i iktidâ, sebeb-i celb-i menâfiʿ-i dünyâ ve ukbâ olmak maʿnâları birâder-i büzürg-vârları olan hidîv-i zamânenin kalb-i eşreflerinde hüveydâ olmağla müderrisîn-i kirâmdan yetmiş kadar erbâb-ı fazl ü hüner alâ-tarîki'l-münâvebe (32a) huzûr-ı hümâyûnda müdârese-i ilm-i tefsîr ve hâle münâsib vaʿz u tezkîr ve her birine alâ-hiddetin surreler ihsân ve teshîl-i masârif-i şehr-i Ramazan kılındı.\nMâh-ı mezbûrun sekizinci gecesi Galata'da Bağcı Mahallesi'nde vâkiʿ kefere hânelerinden birinde âteş-i cevvâle zebâne-keş-i iştiʿâl ve buyût u dekâkînin birbirine ittisâli me'mûrların saʿyini ibtâl edüp, sekiz saat kadar o âteş-i pür-şerer katı çok kimseyi mübtelâ-yı envâʿ-ı zarar edüp, nâgâh cenâb-ı perverd-gâr kuvve-i kāhiresin izhâr ve itfâ-yı sûret-i nâr eyledi.\nMuntasıf-ı Ramazan'da Hırka-i Şerîfe alâ-lâbis-hâ elf-i tahiyyeyi ziyâret resm ü âdet olduğuna binâen huzûrları muʿtâd olan erkân-ı saltanat yevm-i mezkûrda o yâdigâr-ı hazret-i risâlet-penâhîyi mâlide-i vecne-i zarâʿet edüp dergâh-ı âlî ocaklarına taksîmi resm-i dîrîn olan baklava dahi rûz-ı merkūmda tevzîʿ ve iʿtâ ve tavâif-i mezkûre hân-ı vâsiʿü'n-nevâl-i şâhâneden dilsîr-i niʿam-ı evfâ kılındı.\nKapudan-ı Deryâ Hasan Paşa Donanma-yı hümâyûn ile Akdeniz'e şirâ-güşâ olmuşidi. Donanma-yi Hümâyûn'u mashûben-bi's-selâme Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve mersâ-yi Tersâne-i âmire'ye idhâl ile hizmetin ikmâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karaman Vâlîsi Vezîr Süleyman Paşa Anadolu teftîşi ile bir müddet heybet-endâz-ı kulûb-i eşkıyâ olup mansıbı olan Konya'ya avdetinde zaʿf-ı pîrî tesîriyle mâh-ı mezkûrun muntasıfında azm-i dâr-ı bekā edüp, mahlûl olan mansıbı ile Kayseriye Mutasarrıfı Çerkes Paşa nâil-i sürûr-ı bî-intihâ oldu.\n\nMüteveffâ-yı müşârünileyh şüceʿân-ı vüzerâ-yı izâmdan (32b) âkil ve müdebbir, hâzım ve mutabassır tehdîdini îkāʿa kādir, zâtında bahadır bir vezîr idi. Ordu-yı hümâyûnda perde-ber-endâz-ı hadd u edeb olan gümrâhları cild-i evvelde tafsîl olunduğu vech üzere seyf-i siyâsetle te'dîb ve cüsselerini ilkā-yı kalîb eylediği Kuyucu Süleyman Paşa nâmiyle tezkâr olunmasına sebeb olduğundan başka Âsitâne-i saʿâdet kā'immakāmlığında dahi muhtekirân rüzgârı tazyîk ve tesmîr ve baʿzısını tağrîb ve baʿzısını tedmîr eylediğini nev-devletân-ı vakte hevl-nâk ve muhavvif görülüp sıyânet-i nefs ü mâl ve himâyet-i câh u ikbâlleri kasdiyle hakkında pâdişâha si'âyet ve Anadolu teftîşiyle azl ü izʿâcına mübâderet eylediler. Bu me'mûriyette dahi devlete izhâr-ı hidmet-i pesendîde yaʿnî giyâh-ı hod-reste-i vücûd-ı bugātı dâs-ı siyâsetle direvîde edüp kadri bilinmedik bir vezîr ve merâtib-i aliyyede istihdâma cedîr bir pîr-i sütûde tedbîr idi.\n\nMısır Vâlîsi Arabgirli Vezîr İbrâhim Paşa bir müddetten beri hücûm-ı ilel ü eskām ile bî-zâr ve azm-i hıyâbân-zâr-ı dârü'l-karâr eylediği haberi vâsıl-ı der-i devlet-medâr olduğuna binâen Mısr-ı zâtü'l-ehrâm ile Aydın muhassılı sadr-ı sâbık İzzet Mehmed Paşa mazhar-ı ikrâm olup, münhal olan muhassıllık ile Mora muhassılı Hazînedâr Ali Paşa minnetdâr ve Mora muhassıllığı ile sâbıka Kefe seraskeri olup bir zaman kayd-ı esre giriftâr olan Vezîr Silahdâr İbrâhim Paşa nâil-i mesâr oldu.\n\nMüteveffâ-yı müşârünileyh rikâb-ı hümâyûn hizmetlerinde isbât-ı vücûd ve vezâreti hâlinde dahi efrâd-ı vüzerâdan maʿdûd olup hûşyâr ve müstakīm (33a) ve tenû-mend ü cesîm bir vezîr-i bî-nazîr idi.",
          "caption": "Fevt-i Vezîr Süleyman Paşa ve Arabgirî İbrâhim Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_042.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vezîr Süleyman Paşa ve Arabgirî İbrâhim Paşa",
          "text": "Karaman Vâlîsi Vezîr Süleyman Paşa Anadolu teftîşi ile bir müddet heybet-endâz-ı kulûb-i eşkıyâ olup mansıbı olan Konya'ya avdetinde zaʿf-ı pîrî tesîriyle mâh-ı mezkûrun muntasıfında azm-i dâr-ı bekā edüp, mahlûl olan mansıbı ile Kayseriye Mutasarrıfı Çerkes Paşa nâil-i sürûr-ı bî-intihâ oldu.\n\nMüteveffâ-yı müşârünileyh şüceʿân-ı vüzerâ-yı izâmdan (32b) âkil ve müdebbir, hâzım ve mutabassır tehdîdini îkāʿa kādir, zâtında bahadır bir vezîr idi. Ordu-yı hümâyûnda perde-ber-endâz-ı hadd u edeb olan gümrâhları cild-i evvelde tafsîl olunduğu vech üzere seyf-i siyâsetle te'dîb ve cüsselerini ilkā-yı kalîb eylediği Kuyucu Süleyman Paşa nâmiyle tezkâr olunmasına sebeb olduğundan başka Âsitâne-i saʿâdet kā'immakāmlığında dahi muhtekirân rüzgârı tazyîk ve tesmîr ve baʿzısını tağrîb ve baʿzısını tedmîr eylediğini nev-devletân-ı vakte hevl-nâk ve muhavvif görülüp sıyânet-i nefs ü mâl ve himâyet-i câh u ikbâlleri kasdiyle hakkında pâdişâha si'âyet ve Anadolu teftîşiyle azl ü izʿâcına mübâderet eylediler. Bu me'mûriyette dahi devlete izhâr-ı hidmet-i pesendîde yaʿnî giyâh-ı hod-reste-i vücûd-ı bugātı dâs-ı siyâsetle direvîde edüp kadri bilinmedik bir vezîr ve merâtib-i aliyyede istihdâma cedîr bir pîr-i sütûde tedbîr idi.\n\nMısır Vâlîsi Arabgirli Vezîr İbrâhim Paşa bir müddetten beri hücûm-ı ilel ü eskām ile bî-zâr ve azm-i hıyâbân-zâr-ı dârü'l-karâr eylediği haberi vâsıl-ı der-i devlet-medâr olduğuna binâen Mısr-ı zâtü'l-ehrâm ile Aydın muhassılı sadr-ı sâbık İzzet Mehmed Paşa mazhar-ı ikrâm olup, münhal olan muhassıllık ile Mora muhassılı Hazînedâr Ali Paşa minnetdâr ve Mora muhassıllığı ile sâbıka Kefe seraskeri olup bir zaman kayd-ı esre giriftâr olan Vezîr Silahdâr İbrâhim Paşa nâil-i mesâr oldu.\n\nMüteveffâ-yı müşârünileyh rikâb-ı hümâyûn hizmetlerinde isbât-ı vücûd ve vezâreti hâlinde dahi efrâd-ı vüzerâdan maʿdûd olup hûşyâr ve müstakīm (33a) ve tenû-mend ü cesîm bir vezîr-i bî-nazîr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağistânî İbrâhim Efendi âlim ve fâzıl ve taklîd-i kazâya müstehil bir zât-ı kâmil olup Şevvalü'l-mükerrem evâilinde bi-hasebi't-tarîk Haleb mevleviyeti emri ismine tahrîr ve tenmîk ve vâkiʿ olan silsile sebebi ile zümre-i müderrisîn iʿtilâ-yi derecât ile izz ü şerefe karîn oldular.",
          "caption": "Tevcîh-i Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_043.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Haleb",
          "text": "Dağistânî İbrâhim Efendi âlim ve fâzıl ve taklîd-i kazâya müstehil bir zât-ı kâmil olup Şevvalü'l-mükerrem evâilinde bi-hasebi't-tarîk Haleb mevleviyeti emri ismine tahrîr ve tenmîk ve vâkiʿ olan silsile sebebi ile zümre-i müderrisîn iʿtilâ-yi derecât ile izz ü şerefe karîn oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıazam cenâbları şehriyâr-ı menâyih-âsâr hazretlerini saray-i âsafânelerine daʿvet içün ferş ve cennât-ı zarâʿet ve padişah-ı gerdûn-bastat sadr-ı müşârünileyhi mücerred tevkīr içün ziyâfetine icâbet edüp Şevval'in yedinci günü kemâl-i debdebe ve dârât ile Paşa-kapusu'na şeref-res-i vürûd ve Sadrıazam, Paşa-kapusu mukābilinde vâkiʿ mektebden istikbâl ile pîşrev-i mevkib-i saʿâdet-endûdları olup seng-i rikâba vazʿ-ı kadem-i meymenet ve hidmet-i bagal-gîrî ile sadr-ı müşârünileyh nâil-i mefharet olup müftilenâm cenâbları dahi misafir odası pîş-gâhında istâde-i rasad-gâh-ı selâm ve hîn-i mukārenette kadd-i hamîde-i taʿzîm ve ihtirâm ve bu fürûşân ile Arz odası'na sâye-endâz ve müşârünileyhimâyı celse-i hafîfe ile manzûr-ı lihâza-i imtiyâz buyurdukları akabinde sâzende-gân ruhsat-yâb ve murâfakat-i hânende-gân ile tanîn-endâz-ı çarh-ı nüh kıbab oldular. Bundan sonra sâir bâzende-gân münâsebet-i îkāʿiye ile lerziş-nümâ-yi taht u fevk ve muharrik-i sâkin hâhiş ü şevk olup gürûh-ı canbâzân dahi sanʿatlarını icrâ ve bâzîçe-i gûnâ-gûn ile gürûh temâşâ beyâna hayret-efzâ oldukları hâlde hengâm-ı şâm mütekārib olup şehriyâr-ı vâlâ-makām (33b) tenâvül-i taʿâm akabinde sadrıazamını bir kabza-i mücevher hançer ile dest-nevâzende-i ihtirâm buyurduklarından fazla bir sevb-i semmûr ile menkib-i ikbâllerini zînet-yâb ve imâd-ı dîn olan şeyhülislâm efendi cenâblarını dahi beyâzâ kaplı semmûr ile kâm-yâb buyurup seng-i rikâbda sadrıazam tarafından ihzâr olunan esb-i sabâ-reftâra süvâr ve saray-ı âmirelerini kudûm-i meyâmin-lüzûm-ı dâverâneleriyle muttaliʿ-i hurşîd-i tâb-dâr buyurdular.",
          "caption": "Ziyâfet-i Sadrıazam be-Şehriyâr-ı Kerrûbî-şiyem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_044.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Sadrıazam be-Şehriyâr-ı Kerrûbî-şiyem",
          "text": "Sadrıazam cenâbları şehriyâr-ı menâyih-âsâr hazretlerini saray-i âsafânelerine daʿvet içün ferş ve cennât-ı zarâʿet ve padişah-ı gerdûn-bastat sadr-ı müşârünileyhi mücerred tevkīr içün ziyâfetine icâbet edüp Şevval'in yedinci günü kemâl-i debdebe ve dârât ile Paşa-kapusu'na şeref-res-i vürûd ve Sadrıazam, Paşa-kapusu mukābilinde vâkiʿ mektebden istikbâl ile pîşrev-i mevkib-i saʿâdet-endûdları olup seng-i rikâba vazʿ-ı kadem-i meymenet ve hidmet-i bagal-gîrî ile sadr-ı müşârünileyh nâil-i mefharet olup müftilenâm cenâbları dahi misafir odası pîş-gâhında istâde-i rasad-gâh-ı selâm ve hîn-i mukārenette kadd-i hamîde-i taʿzîm ve ihtirâm ve bu fürûşân ile Arz odası'na sâye-endâz ve müşârünileyhimâyı celse-i hafîfe ile manzûr-ı lihâza-i imtiyâz buyurdukları akabinde sâzende-gân ruhsat-yâb ve murâfakat-i hânende-gân ile tanîn-endâz-ı çarh-ı nüh kıbab oldular. Bundan sonra sâir bâzende-gân münâsebet-i îkāʿiye ile lerziş-nümâ-yi taht u fevk ve muharrik-i sâkin hâhiş ü şevk olup gürûh-ı canbâzân dahi sanʿatlarını icrâ ve bâzîçe-i gûnâ-gûn ile gürûh temâşâ beyâna hayret-efzâ oldukları hâlde hengâm-ı şâm mütekārib olup şehriyâr-ı vâlâ-makām (33b) tenâvül-i taʿâm akabinde sadrıazamını bir kabza-i mücevher hançer ile dest-nevâzende-i ihtirâm buyurduklarından fazla bir sevb-i semmûr ile menkib-i ikbâllerini zînet-yâb ve imâd-ı dîn olan şeyhülislâm efendi cenâblarını dahi beyâzâ kaplı semmûr ile kâm-yâb buyurup seng-i rikâbda sadrıazam tarafından ihzâr olunan esb-i sabâ-reftâra süvâr ve saray-ı âmirelerini kudûm-i meyâmin-lüzûm-ı dâverâneleriyle muttaliʿ-i hurşîd-i tâb-dâr buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevval'in dokuzuncu günü tevcîhâta şurûʿ olunup hademe-i Bâb-ı âsafî ve defterdârân takrîr ve ibkā ve defter emâneti ile reis-i sâbık İbrâhim Münib Efendi ve rûznâmçe-i evvel mansıbı ile Esmâ Sultân kethüdâsı Mehmed\nEfendi irzâ olunup darbhâne emâneti ile sâhib-i ayâr-ı sâbık Hâfız Efendi'nin nakd-i ikbâli râyic ve matbah emâneti ile sâbıkā Tersâne Emîni Mustafa Efendi mübtehic ve arpa emâneti ile Veli Ağazâde Ali Ağa şâdân ve sipâh ağalığı ile Selim Ağa handân ve silahdâr ağalığıyle Köprülüzâde Abdülvâhid Bey ferhân oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_045.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Tevcîhât",
          "text": "Şevval'in dokuzuncu günü tevcîhâta şurûʿ olunup hademe-i Bâb-ı âsafî ve defterdârân takrîr ve ibkā ve defter emâneti ile reis-i sâbık İbrâhim Münib Efendi ve rûznâmçe-i evvel mansıbı ile Esmâ Sultân kethüdâsı Mehmed\nEfendi irzâ olunup darbhâne emâneti ile sâhib-i ayâr-ı sâbık Hâfız Efendi'nin nakd-i ikbâli râyic ve matbah emâneti ile sâbıkā Tersâne Emîni Mustafa Efendi mübtehic ve arpa emâneti ile Veli Ağazâde Ali Ağa şâdân ve sipâh ağalığı ile Selim Ağa handân ve silahdâr ağalığıyle Köprülüzâde Abdülvâhid Bey ferhân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa sadrıazam hazretlerini Ağakapısı'na daʿvet ve tertîb-i çeşn ü ziyâfet edüp istimâʿ-ı egānî-i sâzende ve hânende-gân ile ruha kuvvet ve müşâhede-i bâzendegân tâze rûbân ile kalbe neşât ve ferhat verildikten sonra bast-ı mevâid ü ferş-i hân ve tenâvül-i etʿime-i mütenevevviʿü'l-elvân akabinde ağa-yi mûmâileyh huzûr-ı sadrü's-sudûr nisâr-ı tefârîk u tuhaf ve takdîm-i (34a) nutef ü turef edüp bu mukābelede dûş-i istîhâli ferve-i semmûr ile tezyîn ve makāmında istikrâr vaʿdesiyle te'mîn olundu.\n\nMedîne-i Münevvere sükkânından Kumkumcu Mehmed ve Kandilîzâde Abdurrahim yek-dil ve yek-cihet ve ehl-i tayyibeyi izrâra cesâret eylediklerinden gayri Hazîne-i Ravza-i Mutahhara'ya dest-i hıyâneti itâle ve birkaç nefer kimseyi bi-gayr-i hak izâle eyledikleri bâ-arz u mahzar südde-i aʿlâya inhâ ve o kutr-ı eşrefte bu makūle erbâb-ı ihânetin bekāsı hilâf-ı rızâ olduğuna binâen şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i cihân-mutâʿ iktizâsiyle merkūmân ve hevâlarına ittibâʿ edenler dûr-bâş-ı tevbîh ile taʿzîr ve alâ-tarîki'n-nefy diyâr-ı baʿîdeye tesyîr olundu.\n\nŞeyhülislâm efendi bu esnâda evlâd-ı encâb-ı ulemâ ile birkaç nefer erbâb-ı fehm ve zekâya rüuslar iʿtâ edüp imtihânda idâre-i dersden aczi zâhir ve bakiyye-i imtihân iddiʿâsiyle vakt-i fırsata nâzır olan baʿzı talebe nâ-sezâyi makām baʿzı kelâm arz-ı hâle derc ile merfûʿ-ı atebe-i şehriyâr-ı vâlâ-makām etmişler idi. Müşârünileyh bu kaziyyeden müsteşʿir ve hakkında vukūʿ-ı iğbirâr ihtimâliyle mütekeddir olduğu aks-endâz-ı mir'ât-i tabʿ-ı pâdişâhî olup derûnunda izâle-i hadşe ve evhâm irâdesiyle hatt-ı hümâyûna mashûb tarafına bir sevb bol yenli ve şık kürk irsâl ve ol vechile mutayyebü'l-bâl kılındı.\nSulb-i pâk-i hazret-i tâcdârîden zerârî-i mütetâbiʿi'z-zuhûr me'mûl-i erbâb-ı hads ü kıyâs ve bu esnâda Harem-serây-i hümâyûnda hâmil-i âvâzesi dahi sâmiʿa-res-i umûm-ı nâs olduğuna binâen eshâb-ı merâtib ü bedâyiʿ ve erbâb-ı hıref ve sanâyiʿ (34b) donanma levâzımâtım tehiyye ve âmâde ve zuhûr-ı vilâdete dîde-i intizârı güşâde ve vazʿ-ı haml hengâmında bir cesed-i bî-rûh zuhûr ve enderûn ve bîrûn halkını bî-şuʿûr edüp kable'l-istihlâl namazına mesâğ-ı şerʿî olmayup hemen resm-i taʿziye icrâsiyçün sadrıazam ve şeyhülislâm efendi hazerâtı ve sâir huzûru lâzım gelenler Enderun-ı hümâyûn'a şitâb ve baʿzı mukaddemât-ı müselleme ile şehriyâr-ı sütûde-etvârı tesliyet-yâb ettikten sonra o gonçe-i nâ-güşûde-i gülzâr-ı saltanatı Vâlide Câmiʿi'nde defîn-i taht-ı zemîn eylediler.",
          "caption": "Ziyâfet-i Ağa-yi Yeniçeriyân be-sadr-ı âlî ve Vukūʿât-ı Sâire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_046.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Ağa-yi Yeniçeriyân be-sadr-ı âlî ve Vukūʿât-ı Sâire",
          "text": "Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa sadrıazam hazretlerini Ağakapısı'na daʿvet ve tertîb-i çeşn ü ziyâfet edüp istimâʿ-ı egānî-i sâzende ve hânende-gân ile ruha kuvvet ve müşâhede-i bâzendegân tâze rûbân ile kalbe neşât ve ferhat verildikten sonra bast-ı mevâid ü ferş-i hân ve tenâvül-i etʿime-i mütenevevviʿü'l-elvân akabinde ağa-yi mûmâileyh huzûr-ı sadrü's-sudûr nisâr-ı tefârîk u tuhaf ve takdîm-i (34a) nutef ü turef edüp bu mukābelede dûş-i istîhâli ferve-i semmûr ile tezyîn ve makāmında istikrâr vaʿdesiyle te'mîn olundu.\n\nMedîne-i Münevvere sükkânından Kumkumcu Mehmed ve Kandilîzâde Abdurrahim yek-dil ve yek-cihet ve ehl-i tayyibeyi izrâra cesâret eylediklerinden gayri Hazîne-i Ravza-i Mutahhara'ya dest-i hıyâneti itâle ve birkaç nefer kimseyi bi-gayr-i hak izâle eyledikleri bâ-arz u mahzar südde-i aʿlâya inhâ ve o kutr-ı eşrefte bu makūle erbâb-ı ihânetin bekāsı hilâf-ı rızâ olduğuna binâen şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i cihân-mutâʿ iktizâsiyle merkūmân ve hevâlarına ittibâʿ edenler dûr-bâş-ı tevbîh ile taʿzîr ve alâ-tarîki'n-nefy diyâr-ı baʿîdeye tesyîr olundu.\n\nŞeyhülislâm efendi bu esnâda evlâd-ı encâb-ı ulemâ ile birkaç nefer erbâb-ı fehm ve zekâya rüuslar iʿtâ edüp imtihânda idâre-i dersden aczi zâhir ve bakiyye-i imtihân iddiʿâsiyle vakt-i fırsata nâzır olan baʿzı talebe nâ-sezâyi makām baʿzı kelâm arz-ı hâle derc ile merfûʿ-ı atebe-i şehriyâr-ı vâlâ-makām etmişler idi. Müşârünileyh bu kaziyyeden müsteşʿir ve hakkında vukūʿ-ı iğbirâr ihtimâliyle mütekeddir olduğu aks-endâz-ı mir'ât-i tabʿ-ı pâdişâhî olup derûnunda izâle-i hadşe ve evhâm irâdesiyle hatt-ı hümâyûna mashûb tarafına bir sevb bol yenli ve şık kürk irsâl ve ol vechile mutayyebü'l-bâl kılındı.\nSulb-i pâk-i hazret-i tâcdârîden zerârî-i mütetâbiʿi'z-zuhûr me'mûl-i erbâb-ı hads ü kıyâs ve bu esnâda Harem-serây-i hümâyûnda hâmil-i âvâzesi dahi sâmiʿa-res-i umûm-ı nâs olduğuna binâen eshâb-ı merâtib ü bedâyiʿ ve erbâb-ı hıref ve sanâyiʿ (34b) donanma levâzımâtım tehiyye ve âmâde ve zuhûr-ı vilâdete dîde-i intizârı güşâde ve vazʿ-ı haml hengâmında bir cesed-i bî-rûh zuhûr ve enderûn ve bîrûn halkını bî-şuʿûr edüp kable'l-istihlâl namazına mesâğ-ı şerʿî olmayup hemen resm-i taʿziye icrâsiyçün sadrıazam ve şeyhülislâm efendi hazerâtı ve sâir huzûru lâzım gelenler Enderun-ı hümâyûn'a şitâb ve baʿzı mukaddemât-ı müselleme ile şehriyâr-ı sütûde-etvârı tesliyet-yâb ettikten sonra o gonçe-i nâ-güşûde-i gülzâr-ı saltanatı Vâlide Câmiʿi'nde defîn-i taht-ı zemîn eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethüdâlık câh-ı refîʿine zînet veren Esseyyid İbrâhim Efendi Câmiʿ-i eştât-ı mehâsin-i hasâil ve dânende-i dakāyık-ı ahvâl-i evâhir ve evâil, müdebbir ü hüşmend ve âlim tavrına dil-bend iken âfâk ve enfüsü velvele-gîr eden sît-i bülendi sadrıazama tevlîd-i tahayyülât ve evhâm ve iş bu Zilkade'nin onsekizinci günü mûmâileyhi kethüdâlıktan azl ile pâ-beste-i efkâr u allâm edüp ordu-yi hümâyûnda meclisine ârâyiş ve kelimât-ı bî-esâs ile tabʿına güşâyiş veren Defter Emîni İbrâhim Nazif Efendi'yi o makām-ı hatîre te'hîl ve kethüdâlık hilʿati ile ser-i iʿtibârını kulle-i feleke tavsîl eyledi.",
          "caption": "Azl-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_047.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "text": "Kethüdâlık câh-ı refîʿine zînet veren Esseyyid İbrâhim Efendi Câmiʿ-i eştât-ı mehâsin-i hasâil ve dânende-i dakāyık-ı ahvâl-i evâhir ve evâil, müdebbir ü hüşmend ve âlim tavrına dil-bend iken âfâk ve enfüsü velvele-gîr eden sît-i bülendi sadrıazama tevlîd-i tahayyülât ve evhâm ve iş bu Zilkade'nin onsekizinci günü mûmâileyhi kethüdâlıktan azl ile pâ-beste-i efkâr u allâm edüp ordu-yi hümâyûnda meclisine ârâyiş ve kelimât-ı bî-esâs ile tabʿına güşâyiş veren Defter Emîni İbrâhim Nazif Efendi'yi o makām-ı hatîre te'hîl ve kethüdâlık hilʿati ile ser-i iʿtibârını kulle-i feleke tavsîl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezbûrun yirminci Cuma gecesi sulb-i pâkize-i hazret-i tâcdârîden bir duhter-i bülend-ahter nûr-pâş-ı sâha-i vücûd ve kâffe-i nâsa mûcib-i ferâh-ı nâ-maʿdûd olup bâkûre-i gülzâr-ı saltanat olduğuna binâen bâdî-i emirde top şenliği ile emr-i vilâdet iʿlân ve yedi gün yedi gece şehr-âyîn ile izhâr-ı sürûr-ı bî-pâyân kılındığı akībinde deryâ donanması dahi fermân ve bu keyfiyetten herkes şâd-mân kılındığımdan başka bu meserret-i (35a) nâgeh-zuhûrdan memâlik-i mahrûsede sâkin havâss u avâm hissemend-i ferhat ve ibtisâm olmak irâdesiyle her tarafa neşr-i ahkâm kılındı.",
          "caption": "Vilâdet-i Hatice Sultan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_048.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Hatice Sultan",
          "text": "Mâh-ı mezbûrun yirminci Cuma gecesi sulb-i pâkize-i hazret-i tâcdârîden bir duhter-i bülend-ahter nûr-pâş-ı sâha-i vücûd ve kâffe-i nâsa mûcib-i ferâh-ı nâ-maʿdûd olup bâkûre-i gülzâr-ı saltanat olduğuna binâen bâdî-i emirde top şenliği ile emr-i vilâdet iʿlân ve yedi gün yedi gece şehr-âyîn ile izhâr-ı sürûr-ı bî-pâyân kılındığı akībinde deryâ donanması dahi fermân ve bu keyfiyetten herkes şâd-mân kılındığımdan başka bu meserret-i (35a) nâgeh-zuhûrdan memâlik-i mahrûsede sâkin havâss u avâm hissemend-i ferhat ve ibtisâm olmak irâdesiyle her tarafa neşr-i ahkâm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâileyh otuz gün kadar nîk ü bed kethüdâlık umûrunu rü'yet \n\n Dest-i hicrân eyledi berkende şâh-ı sabrını \n Ni'met-i vuslatla dil-sîr-i meserret olmadan\nmefhûmu üzere iş bu Zilhicce'nin yirmiüçüncü günü vefât ve teslîm-i vedîʿa-yi hayât eyledi. Lâleli Mustafa Efendi'nin kâffe-i ahvâli muvâfık-ı mizâc-ı hazret-i sadr-ı ʿâlî olduğuna binâen ferdâsı hamîs günü Bâbıʿâlî'ye daʿvet ve sadâret-i uzmâ kethüdâlığı için ilbâs-ı hilʿat olundu. Müteveffâ-yı mûmâileyh Ankara kasabasında mütevellid olup terarʿu'-ı eyyâm-ı şebâb ile Âsitâne'ye gelüp baʿzı mahalle intisâb ve giderek kethüdâ bey kalemine müdâvemet ve baş halîfe ve kitâbet hizmetleriyle kesb-ı şöhret edüp seferden mukaddem kitâbetden dûr ve küçük evkāf mansıbı ile makhûr olmuşidi. Bidâyet-i seferde ke'l-evvel kethüdâ beye kâtib ve nâ'il-i eʿazz-ı metâlib olup Tevfîkî Ali Paşa sadâretinde maʿzûl ve Halil Paşa sadâretinde Anadolu muhâsebesiyle çeşm-ı ibtihâcı mekhûl kılınup, baʿdehû baş muhâsebe ve büyük rûznâme ve defter emâneti ile mükerrem ve Ordu-yı hümâyûn Âsitâne-i saʿâdet'e geldikte mükerreren defter emânetinde ve çok geçmeden kethüdâlık hidmet-ı refîʿasında müstahdem olup zikr olunduğu vech üzere henüz vuslat-res-i şâhid-merâm olmadan fevt ve giriftâr-ı ser-pençe-ı mevt oldu. Mûmâileyh safdil ve uʿcûbe-kıyâfet ve sagīrü'l-cüsse ve büzürg-himmet sahre-ı sammâdan istihrâc-ı revgana kādir yaʿnî dâd u dihişde akrânı nâdir idi. (35b)",
          "caption": "Fevt-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_049.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "text": "Mûmâileyh otuz gün kadar nîk ü bed kethüdâlık umûrunu rü'yet \n\n Dest-i hicrân eyledi berkende şâh-ı sabrını \n Ni'met-i vuslatla dil-sîr-i meserret olmadan\nmefhûmu üzere iş bu Zilhicce'nin yirmiüçüncü günü vefât ve teslîm-i vedîʿa-yi hayât eyledi. Lâleli Mustafa Efendi'nin kâffe-i ahvâli muvâfık-ı mizâc-ı hazret-i sadr-ı ʿâlî olduğuna binâen ferdâsı hamîs günü Bâbıʿâlî'ye daʿvet ve sadâret-i uzmâ kethüdâlığı için ilbâs-ı hilʿat olundu. Müteveffâ-yı mûmâileyh Ankara kasabasında mütevellid olup terarʿu'-ı eyyâm-ı şebâb ile Âsitâne'ye gelüp baʿzı mahalle intisâb ve giderek kethüdâ bey kalemine müdâvemet ve baş halîfe ve kitâbet hizmetleriyle kesb-ı şöhret edüp seferden mukaddem kitâbetden dûr ve küçük evkāf mansıbı ile makhûr olmuşidi. Bidâyet-i seferde ke'l-evvel kethüdâ beye kâtib ve nâ'il-i eʿazz-ı metâlib olup Tevfîkî Ali Paşa sadâretinde maʿzûl ve Halil Paşa sadâretinde Anadolu muhâsebesiyle çeşm-ı ibtihâcı mekhûl kılınup, baʿdehû baş muhâsebe ve büyük rûznâme ve defter emâneti ile mükerrem ve Ordu-yı hümâyûn Âsitâne-i saʿâdet'e geldikte mükerreren defter emânetinde ve çok geçmeden kethüdâlık hidmet-ı refîʿasında müstahdem olup zikr olunduğu vech üzere henüz vuslat-res-i şâhid-merâm olmadan fevt ve giriftâr-ı ser-pençe-ı mevt oldu. Mûmâileyh safdil ve uʿcûbe-kıyâfet ve sagīrü'l-cüsse ve büzürg-himmet sahre-ı sammâdan istihrâc-ı revgana kādir yaʿnî dâd u dihişde akrânı nâdir idi. (35b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kul kethüdâsı bulunan Turnacızâde Ahmed Ağa sefer esnâsında Hezargrad'da ârâm ve baʿzı hidemâtda istihdâm olunarak katara dâhil ve katʿ-ı menâzil ile kul kethüdâlığı raddesine vâsıl olmuşidi. Mûmâileyhin her taraf ile ihtilâtı vârid ve müteneffislerine olan şiddet-ı irtibâtı yeniçeri ağası olan Mustafa Ağa'nın maʿlûmu olup, belâ-yı istirkāb ile azlini irâde ve sadrıazamın tarafını bulup tebyîn-ı hadd-ı madde etmekle filhâl mûmâileyh zehrâbe-nûş-ı inʿizâl ve inziʿâc ve Hazînedâr Çiftliği'ne ihrâc olunmuşidi. Mûmâileyh sûret-ı zâhirde bir şahvâr u ehl-ı keyf ve bâtında dehâ ve re'yi emzâ mine's-seyf olup leylen esîr ağaya irsâl-ı peyâm ve etrâfa verilecek nakd ve cinsden başka mîrîye hadden efzûn mahlûl takdîm edeceğini ber-vech-ı taʿahhüd ifade ve tefhîm edüp tedbîri muvâfık-ı takdîr ve azlinin ferdâsı yeniçeri ağalığıyla tebşîr olunup Bâbıʿâlî'ye daʿvet ve telebbüs-ı hilʿat ile selefini garîk-ı bahr-ı hayret eyledi.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân Mustafa Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_050.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân Mustafa Ağa",
          "text": "Kul kethüdâsı bulunan Turnacızâde Ahmed Ağa sefer esnâsında Hezargrad'da ârâm ve baʿzı hidemâtda istihdâm olunarak katara dâhil ve katʿ-ı menâzil ile kul kethüdâlığı raddesine vâsıl olmuşidi. Mûmâileyhin her taraf ile ihtilâtı vârid ve müteneffislerine olan şiddet-ı irtibâtı yeniçeri ağası olan Mustafa Ağa'nın maʿlûmu olup, belâ-yı istirkāb ile azlini irâde ve sadrıazamın tarafını bulup tebyîn-ı hadd-ı madde etmekle filhâl mûmâileyh zehrâbe-nûş-ı inʿizâl ve inziʿâc ve Hazînedâr Çiftliği'ne ihrâc olunmuşidi. Mûmâileyh sûret-ı zâhirde bir şahvâr u ehl-ı keyf ve bâtında dehâ ve re'yi emzâ mine's-seyf olup leylen esîr ağaya irsâl-ı peyâm ve etrâfa verilecek nakd ve cinsden başka mîrîye hadden efzûn mahlûl takdîm edeceğini ber-vech-ı taʿahhüd ifade ve tefhîm edüp tedbîri muvâfık-ı takdîr ve azlinin ferdâsı yeniçeri ağalığıyla tebşîr olunup Bâbıʿâlî'ye daʿvet ve telebbüs-ı hilʿat ile selefini garîk-ı bahr-ı hayret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Süleyman Efendi devr-i Sultan Mustafa Hânîde kâr-sâz-ı umûr ve Vekîl Osman Paşa kapı kethüdâlığıyla meşhûr olup, hidmetinden hüdâvendigâr-ı sâbık mahzûz ve bu cihetle nezd-i şâhânelerinde nazar-ı iltifât ile melhûz olup, Mustafa Bey-efendi dahi o asırda nedîm ve mazhar-ı nevâziş-i şehriyâr-ı cem-hadîm olup, mukarribân-ı vakt bunların devletine hased ve birer cihetle tekdîr ve taʿzîm olunmalarına enfâs-ı siʿâyeti medd edüp Süleyman Efendi'yi Hotin taʿmîri ünvâniyle Âsitâne'den tebʿîd (36a) ve İbrâil ordusu defterdârı iken iʿdâm ve nâ-bedîd ettiklerinden başka Mustafa Bey'i dahi Niş tarafına nefy ile dil-rîş-i teşvîş eylediler. Süleyman Efendi kapı kethüdâsı olduğu Osman Paşa'ya mîrîden güyâ vâfir akçe istihlâs ve irsâl eylediğini husemâsı îrâd ve Mustafa Bey dahi Kurd Ahmed Paşa'ya kapı kethüdâlık edüp mezâlimine muʿîn olduğu zebân-zed-i ehl-i fesâd olup hülâsa mûmâileyhimâya zâhirde birer cünha isnâd eylediklerinden biri seyf-i gadr ile maktûl ve diğeri belâ-yı celâ ile mahzûl oldu.",
          "caption": "Nefy ü İʿdâm-ı Süleyman Efendi Yazıcı-i Esbak ve Tağrîb-i Mustafa Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_051.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1189"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy ü İʿdâm-ı Süleyman Efendi Yazıcı-i Esbak ve Tağrîb-i Mustafa Bey",
          "text": "Süleyman Efendi devr-i Sultan Mustafa Hânîde kâr-sâz-ı umûr ve Vekîl Osman Paşa kapı kethüdâlığıyla meşhûr olup, hidmetinden hüdâvendigâr-ı sâbık mahzûz ve bu cihetle nezd-i şâhânelerinde nazar-ı iltifât ile melhûz olup, Mustafa Bey-efendi dahi o asırda nedîm ve mazhar-ı nevâziş-i şehriyâr-ı cem-hadîm olup, mukarribân-ı vakt bunların devletine hased ve birer cihetle tekdîr ve taʿzîm olunmalarına enfâs-ı siʿâyeti medd edüp Süleyman Efendi'yi Hotin taʿmîri ünvâniyle Âsitâne'den tebʿîd (36a) ve İbrâil ordusu defterdârı iken iʿdâm ve nâ-bedîd ettiklerinden başka Mustafa Bey'i dahi Niş tarafına nefy ile dil-rîş-i teşvîş eylediler. Süleyman Efendi kapı kethüdâsı olduğu Osman Paşa'ya mîrîden güyâ vâfir akçe istihlâs ve irsâl eylediğini husemâsı îrâd ve Mustafa Bey dahi Kurd Ahmed Paşa'ya kapı kethüdâlık edüp mezâlimine muʿîn olduğu zebân-zed-i ehl-i fesâd olup hülâsa mûmâileyhimâya zâhirde birer cünha isnâd eylediklerinden biri seyf-i gadr ile maktûl ve diğeri belâ-yı celâ ile mahzûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâife-i Levend vüzerâ-yı ʿizâm dâirelerinde ictimâʿ ve fukarâ ve zuʿafânın meʾkûlât ve meşrûbât ve mevcûd olan nukūdların cebr ü ikrâh ile yedlerinden intizâʿ ve baʿzen kapusuz bulunup ebnâ-yı sebîl ve tüccârı nehb ü gāret ve etfâl-i müslimîni bend-i fitrâk-i hidmet eylediklerinden gayri Anadolu'dan Rumeli tarafına mürûr eden vüzerâdan münfekk ve Rumeli kutrunda mecâl-i kerr ü fer mümteniʿ olduğunu cezm ile sû-i sanîʿlerine emr-i mücâzât ihtimâli kulûb-ı kāsiyelerine îrâs-ı zann ve şekk edüp esfâr-ı hümâyûnda dahi vikāye-i nefs ve merkûb kasdıyla gazâ vü cihâddan rû-pûş ve sadme-i aʿdâya adem-i tahammül ile bâʿis-i hezîmet-i cüyûş oldukları sahâif-i kulûb-ı erbâb tecribe ve imtihânda menkūş olduğundan fazla seferler takrîbi ile Anadolu memleketi vüzerâ-yı ʿizâm ve sâir hükkâmdan hâlî olduğuna binâen gürûh-ı mezbûr âteş-i neyistân-ı sâmân-ı fukarâ ve tekâlîf-i gûnâ-gûn ile tahammül-güdâz-ı zuʿafâ olup bu takrîb ile memâlik-i sultânî berhem-zede-i dest-i perîşânî ve tüccâr ve züvvâr adem-i emniyet-i turuk u mesâlik ile reh-beste-i ʿacz ü nâ-tüvânî olduğuna (36b) binâen gûşmâl ve\ntedîbleri Anadolu müfettişi nasb olunan Vezîr Süleyman Paşa'ya tefvîz ve ihâle ve müşârünileyh dahi baʿzısını ıslâh ve baʿzısını izâle ve bu cihetle fürûmânde-gân-ı zulm ve hüsrân olan zîr-destân bir müddet müşâhede-i rû-yi râhat ile nâil-i dest-mâye-i itminân olmuşlar idi. Müşârünileyh hulûl-i ecel-i mev'ûdiyle vefât ettikte [Mısraʿ]: درون تیره دلان قابل نصیحت نیست müeddâsınca tâife-i mezkûre hirfet-i sâbıkaların istînâf ve tecdîd ve katʿ-ı tarîk ve nehb-i reʿâyâ maslahatını miyânelerinde tekîd eyleyerek o sunûf-ı bî-insâf münteşir-i etrâf ve zuʿafâyi memleketi pâ-zede-i huyûl-i zulm ü iʿtisâf eyledikleri bi'd-defaʿât arz-ı südde-i aʿlâ ve o makūle bugātın ahvâli istiftâ olundukta, “bir tâife ki itâʿat-i sultânîden hurûc edüp bir mahalle ictimâʿ ve baʿzı kimselerin emvâl ve erzâkını gâret edüp sefk-i dimâ etseler mezbûrlar ol fiʿlden rücûʿ etmedikçe katilleri helâl olur\" fetvâsı Yahyâ Efendi fetvâsından ihrâc ve etrâfa neşr olunacak evâmir ve ahkâm-ı şerîfeye idrâc olunup bilkülliye refʿ ü istîsâlleri ve tâib ü müstağfir olup sâir gürûha inzimâm irâdesinde olanlar afv ile muʿâmele olunmaları teşdîd ve bu sebeb ile bâ-fazl-ı Rabb mecîd-i cemʿiyetleri perâkende ve tebdîd kılınup ne cânibe teveccüh ettiler ise memerr ü güzer-gâhları mesdûd ve muhârebeye tasaddî edenleri dâire-i hestîden mefkûd olup reʿâyâ ve zuʿafâya dahi kuvvet-i kalb târî olmağla iki nefer levendden yüz kadar reʿâyâ ve hem-nâk iken beş on Türk yirmi otuz levend sütürüki necâğ ve das ile iʿdâm ve meydân-ı (37a) lâf ü güzâfda nefsini be-nâm addeden zalemeyi o makūle zaʿîfü'l-eyâdî kimseler birkaç mâh içinde kem-nâm eyledikleri tesîr-i enfâs-ı halîfe-i rû-yi zemînden münbaʿis bir keyfiyet olduğu bî-iştibâh ve o sınf-ı gümrâh, kesret ile maʿrûf iken müddet-i kalîlede resîde-i hayyiz-i izmihlâl ve tebâh olduğu teyîdât-ı ilâhiyeden maʿdûd bir hâlet idüğü vâreste-i delîl ü gevâhdır.\nBağdad ve Şam vâlileri kavm-i mezkûre muhtâc oldukları maʿlûm olduğundan savlet-i seyf-i siyâsetten reh-yâb-ı necât olanlar o taraflara can atup dâirelerine dest-bend ilticâ ve berü taraflara tecavüz ihtimâlâtı olmadığından ihtiyâr-ı sûret-i tegâfül ile nesyen mensiyyen oldular.",
          "caption": "[introduction to vekāyiʿ-i sene tisʿîn ve mie ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_052.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyiʿ-i sene tisʿîn ve mie ve elf]",
          "text": "Tâife-i Levend vüzerâ-yı ʿizâm dâirelerinde ictimâʿ ve fukarâ ve zuʿafânın meʾkûlât ve meşrûbât ve mevcûd olan nukūdların cebr ü ikrâh ile yedlerinden intizâʿ ve baʿzen kapusuz bulunup ebnâ-yı sebîl ve tüccârı nehb ü gāret ve etfâl-i müslimîni bend-i fitrâk-i hidmet eylediklerinden gayri Anadolu'dan Rumeli tarafına mürûr eden vüzerâdan münfekk ve Rumeli kutrunda mecâl-i kerr ü fer mümteniʿ olduğunu cezm ile sû-i sanîʿlerine emr-i mücâzât ihtimâli kulûb-ı kāsiyelerine îrâs-ı zann ve şekk edüp esfâr-ı hümâyûnda dahi vikāye-i nefs ve merkûb kasdıyla gazâ vü cihâddan rû-pûş ve sadme-i aʿdâya adem-i tahammül ile bâʿis-i hezîmet-i cüyûş oldukları sahâif-i kulûb-ı erbâb tecribe ve imtihânda menkūş olduğundan fazla seferler takrîbi ile Anadolu memleketi vüzerâ-yı ʿizâm ve sâir hükkâmdan hâlî olduğuna binâen gürûh-ı mezbûr âteş-i neyistân-ı sâmân-ı fukarâ ve tekâlîf-i gûnâ-gûn ile tahammül-güdâz-ı zuʿafâ olup bu takrîb ile memâlik-i sultânî berhem-zede-i dest-i perîşânî ve tüccâr ve züvvâr adem-i emniyet-i turuk u mesâlik ile reh-beste-i ʿacz ü nâ-tüvânî olduğuna (36b) binâen gûşmâl ve\ntedîbleri Anadolu müfettişi nasb olunan Vezîr Süleyman Paşa'ya tefvîz ve ihâle ve müşârünileyh dahi baʿzısını ıslâh ve baʿzısını izâle ve bu cihetle fürûmânde-gân-ı zulm ve hüsrân olan zîr-destân bir müddet müşâhede-i rû-yi râhat ile nâil-i dest-mâye-i itminân olmuşlar idi. Müşârünileyh hulûl-i ecel-i mev'ûdiyle vefât ettikte [Mısraʿ]: درون تیره دلان قابل نصیحت نیست müeddâsınca tâife-i mezkûre hirfet-i sâbıkaların istînâf ve tecdîd ve katʿ-ı tarîk ve nehb-i reʿâyâ maslahatını miyânelerinde tekîd eyleyerek o sunûf-ı bî-insâf münteşir-i etrâf ve zuʿafâyi memleketi pâ-zede-i huyûl-i zulm ü iʿtisâf eyledikleri bi'd-defaʿât arz-ı südde-i aʿlâ ve o makūle bugātın ahvâli istiftâ olundukta, “bir tâife ki itâʿat-i sultânîden hurûc edüp bir mahalle ictimâʿ ve baʿzı kimselerin emvâl ve erzâkını gâret edüp sefk-i dimâ etseler mezbûrlar ol fiʿlden rücûʿ etmedikçe katilleri helâl olur\" fetvâsı Yahyâ Efendi fetvâsından ihrâc ve etrâfa neşr olunacak evâmir ve ahkâm-ı şerîfeye idrâc olunup bilkülliye refʿ ü istîsâlleri ve tâib ü müstağfir olup sâir gürûha inzimâm irâdesinde olanlar afv ile muʿâmele olunmaları teşdîd ve bu sebeb ile bâ-fazl-ı Rabb mecîd-i cemʿiyetleri perâkende ve tebdîd kılınup ne cânibe teveccüh ettiler ise memerr ü güzer-gâhları mesdûd ve muhârebeye tasaddî edenleri dâire-i hestîden mefkûd olup reʿâyâ ve zuʿafâya dahi kuvvet-i kalb târî olmağla iki nefer levendden yüz kadar reʿâyâ ve hem-nâk iken beş on Türk yirmi otuz levend sütürüki necâğ ve das ile iʿdâm ve meydân-ı (37a) lâf ü güzâfda nefsini be-nâm addeden zalemeyi o makūle zaʿîfü'l-eyâdî kimseler birkaç mâh içinde kem-nâm eyledikleri tesîr-i enfâs-ı halîfe-i rû-yi zemînden münbaʿis bir keyfiyet olduğu bî-iştibâh ve o sınf-ı gümrâh, kesret ile maʿrûf iken müddet-i kalîlede resîde-i hayyiz-i izmihlâl ve tebâh olduğu teyîdât-ı ilâhiyeden maʿdûd bir hâlet idüğü vâreste-i delîl ü gevâhdır.\nBağdad ve Şam vâlileri kavm-i mezkûre muhtâc oldukları maʿlûm olduğundan savlet-i seyf-i siyâsetten reh-yâb-ı necât olanlar o taraflara can atup dâirelerine dest-bend ilticâ ve berü taraflara tecavüz ihtimâlâtı olmadığından ihtiyâr-ı sûret-i tegâfül ile nesyen mensiyyen oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremülharâm'ın onbeşinci günü Üsküdar kazâsiyle Bıçakçılar imâmı hafîdi Esseyyid Mehmed Fâiz Efendi'nin deşne-i emeli fesân-ı inâyetle teşhîz ve Havâss-ı refîʿa kazâsiyle ser-müneccimîn-i hassa Abdullah Efendi'nin ahkâm-ı zâirçe-i ikbâli tenfîz olundu.\n\nAhmed Paşazâde Veliyyüddîn Bey-efendi geçen sene Mekke Pâyesi memûliyle o tarîk-i meymenet-refîkden acz-âver ve zimâm-ı nevbeti teslîm-kerde-i dest-i âhar olup memûlünden nevmîd ve mahrûm ve hasâret-i tarîk ile beyne'l-akrân muʿâteb ve melûm olmuşidi.\n\nBu sâl-i ferhûnde-fâlde Mekke-i Mükerreme kazâsına dest-i temennî bî-dirâz ve mahdûm-ı endek-sâline ruûs iʿtâsını cenâb-ı fetvâ-penâhîden niyâz edüp bir sene kadar tarîkinde müteehhir olmak cihetiyle ricâsı hayyiz-i isʿâfa vâsıl ve yevm-i zabtından rütbesine iʿtibâr ile Mekke-i Mükerreme kazâsına nâil ve mahdûmunun dahi hâric (37b) ruûsiyle hilâl-i izz ü rifʿati bedr-i kâmil olup Medîne-i Münevvere kazâsiyle Yakub Efendi dahi refʿ-i endûh ve esef ve cânib-i mîrîden muʿîn olan idrârât ile ikisi dahi tahsîl-i mâye-i niʿmet ü teref eyledi.",
          "caption": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_053.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "text": "Muharremülharâm'ın onbeşinci günü Üsküdar kazâsiyle Bıçakçılar imâmı hafîdi Esseyyid Mehmed Fâiz Efendi'nin deşne-i emeli fesân-ı inâyetle teşhîz ve Havâss-ı refîʿa kazâsiyle ser-müneccimîn-i hassa Abdullah Efendi'nin ahkâm-ı zâirçe-i ikbâli tenfîz olundu.\n\nAhmed Paşazâde Veliyyüddîn Bey-efendi geçen sene Mekke Pâyesi memûliyle o tarîk-i meymenet-refîkden acz-âver ve zimâm-ı nevbeti teslîm-kerde-i dest-i âhar olup memûlünden nevmîd ve mahrûm ve hasâret-i tarîk ile beyne'l-akrân muʿâteb ve melûm olmuşidi.\n\nBu sâl-i ferhûnde-fâlde Mekke-i Mükerreme kazâsına dest-i temennî bî-dirâz ve mahdûm-ı endek-sâline ruûs iʿtâsını cenâb-ı fetvâ-penâhîden niyâz edüp bir sene kadar tarîkinde müteehhir olmak cihetiyle ricâsı hayyiz-i isʿâfa vâsıl ve yevm-i zabtından rütbesine iʿtibâr ile Mekke-i Mükerreme kazâsına nâil ve mahdûmunun dahi hâric (37b) ruûsiyle hilâl-i izz ü rifʿati bedr-i kâmil olup Medîne-i Münevvere kazâsiyle Yakub Efendi dahi refʿ-i endûh ve esef ve cânib-i mîrîden muʿîn olan idrârât ile ikisi dahi tahsîl-i mâye-i niʿmet ü teref eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sırrı Selim Efendi tersâneye emîn ve sadâkat ve istikāmeti müstebîn iken sadrıazam hazretlerinin mûmâileyhe ez-kadîm hüsn-i zannı olmadığımdan tekdîrini irâde ve itlâf-ı mâl-i mîrî ettiğini bâ-telhîs taraf-ı hümâyûna ifade edüp azli karâr-dâde ve Saferülhayr'da selefi Mustafa Efendi tersâne emânetine taʿyîn ve kendüsü hânesinde uzlet-nişîn olmuşidi.\n\nSadr-ı müşârünileyh hazretleri azline adem-i kanâʿat ve cânib-i mîrî ile kesret-i dâd ü sitedi olup zimmetinde terâküm-i mâl ihtimâliyle hesabını rü'yet ettirüp zimmetinde mîrînin bir akçesi zuhûr etmediği, mûmâileyhin sadâkatini te'yîd ve sadr-ı vaktin şerm ü hacâletini ber-mezîd eyledi.",
          "caption": "Azl-i Emîn-i Tersâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_054.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Emîn-i Tersâne",
          "text": "Sırrı Selim Efendi tersâneye emîn ve sadâkat ve istikāmeti müstebîn iken sadrıazam hazretlerinin mûmâileyhe ez-kadîm hüsn-i zannı olmadığımdan tekdîrini irâde ve itlâf-ı mâl-i mîrî ettiğini bâ-telhîs taraf-ı hümâyûna ifade edüp azli karâr-dâde ve Saferülhayr'da selefi Mustafa Efendi tersâne emânetine taʿyîn ve kendüsü hânesinde uzlet-nişîn olmuşidi.\n\nSadr-ı müşârünileyh hazretleri azline adem-i kanâʿat ve cânib-i mîrî ile kesret-i dâd ü sitedi olup zimmetinde terâküm-i mâl ihtimâliyle hesabını rü'yet ettirüp zimmetinde mîrînin bir akçesi zuhûr etmediği, mûmâileyhin sadâkatini te'yîd ve sadr-ı vaktin şerm ü hacâletini ber-mezîd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bukʿateyn-i mübareketeyne hasebü't-tarîk kādı nasb olunacaklarda baʿzen müsinn ve ihtiyâr ve azîmete adîmü'l-iktidâr bulunup pâye ile mazhar-ı merhamet olmalarını zarûriyyât-ı vakt-i ilcâ ve giderek bu keyfiyet\nmahâdîm sınıfına sirâyet ve bilfiil Mekke ve Medîne kudâtına takaddüm ile sebeb-i mağdûriyet oldukları rûşen ve ayân ve nefsü'l-emr hezâr-ı kedd ü taʿab ile müctâz-ı râh-ı Hicâz ve zahmet-keş-i râh-ı dûr ü dırâz olanlara meşakkat-i mâliye ve bedeniyeden ârî kimselerin takaddümünde gadr-i küllî ve musâdere ale'l-matlûb hâletleri nümâyân olup bu sebeble o arâzî-i mukaddeseye hasret-keş-i vusûl olan mevâlî-i izâmın râgıbları (38a) akall-i kalîl ve illet-i teehhür ile mehân ve zelîl olduklarını mutazammın Haremeyn maʿzûllerinden Arabzâde Atâullah Efendi ve Nâfi Efendi tafsîl-i madde ile refʿ-i rıkʿa-i iştikā ve mûmâileyhimânın tevcîh târihinden rütbelerine iʿtibâr olunmak husûsu şeyhülislâm-ı vakt tarafından inhâ ve fî-mâ-baʿd ihrâz-ı pâye edenler bilfiil Haremeyn kādılarından evvel İstanbul kādılığına daʿvâyi istihkāk etmemek bâbında hatt-ı hümâyûn sudûrunu istidʿâ etmekle mûmâileyhimânın tevcîh târihleri muʿteber olup bilfiil Haremeyn kādıları mevcûd iken pâyedâr olanlar İstanbul kādılığına tahsîs olunmamak bâbında evâil-i Saferülhayr'da hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr ve bu nizâm, mergūb-ı ulemâ-yı aʿlâmm ekserisine mâye-i hubûr ve sebeb-i efzâyiş-i sürûr oldu.",
          "caption": "Zikr-i Nizâm-ı Rütbe-i Haremeynü'ş-şerîfeyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_055.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Nizâm-ı Rütbe-i Haremeynü'ş-şerîfeyn",
          "text": "Bukʿateyn-i mübareketeyne hasebü't-tarîk kādı nasb olunacaklarda baʿzen müsinn ve ihtiyâr ve azîmete adîmü'l-iktidâr bulunup pâye ile mazhar-ı merhamet olmalarını zarûriyyât-ı vakt-i ilcâ ve giderek bu keyfiyet\nmahâdîm sınıfına sirâyet ve bilfiil Mekke ve Medîne kudâtına takaddüm ile sebeb-i mağdûriyet oldukları rûşen ve ayân ve nefsü'l-emr hezâr-ı kedd ü taʿab ile müctâz-ı râh-ı Hicâz ve zahmet-keş-i râh-ı dûr ü dırâz olanlara meşakkat-i mâliye ve bedeniyeden ârî kimselerin takaddümünde gadr-i küllî ve musâdere ale'l-matlûb hâletleri nümâyân olup bu sebeble o arâzî-i mukaddeseye hasret-keş-i vusûl olan mevâlî-i izâmın râgıbları (38a) akall-i kalîl ve illet-i teehhür ile mehân ve zelîl olduklarını mutazammın Haremeyn maʿzûllerinden Arabzâde Atâullah Efendi ve Nâfi Efendi tafsîl-i madde ile refʿ-i rıkʿa-i iştikā ve mûmâileyhimânın tevcîh târihinden rütbelerine iʿtibâr olunmak husûsu şeyhülislâm-ı vakt tarafından inhâ ve fî-mâ-baʿd ihrâz-ı pâye edenler bilfiil Haremeyn kādılarından evvel İstanbul kādılığına daʿvâyi istihkāk etmemek bâbında hatt-ı hümâyûn sudûrunu istidʿâ etmekle mûmâileyhimânın tevcîh târihleri muʿteber olup bilfiil Haremeyn kādıları mevcûd iken pâyedâr olanlar İstanbul kādılığına tahsîs olunmamak bâbında evâil-i Saferülhayr'da hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr ve bu nizâm, mergūb-ı ulemâ-yı aʿlâmm ekserisine mâye-i hubûr ve sebeb-i efzâyiş-i sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul'a kādı ve seyf-i hükümeti nâfiz ve mâzî olan Alemî Yeğeni Ali Meşreb Efendi taʿdîl-i esʿâr hususunda can-nisâr ve hidmeti makbûl-i sıgār u kibâr olup birkaç gün medd ile mazhar-ı iftihâr olmuşidi. Gurre-i şehr-i Rebîülevvel'de müddet-i örfiyye ve medd-karîn-i inkızâ ve hasbü't-tarîk Hasan Paşazâde Esseyyid Mehmed Said Efendi o makām-ı refîʿa itilâ ve Anadolu kazaskeri İshak Efendi dahi ikmâl-i müddet ve şeyhülislâm-ı esbak İshak Efendi merhûmun necl-i necîbi Şerîf Yahya Efendi yevm-i mezkûrda Anadolu sadâretiyle kesb-i sermâye-i beşâşet eyledi.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Kādı-i İstanbul ve Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_056.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Kādı-i İstanbul ve Sadr-ı Anadolu",
          "text": "İstanbul'a kādı ve seyf-i hükümeti nâfiz ve mâzî olan Alemî Yeğeni Ali Meşreb Efendi taʿdîl-i esʿâr hususunda can-nisâr ve hidmeti makbûl-i sıgār u kibâr olup birkaç gün medd ile mazhar-ı iftihâr olmuşidi. Gurre-i şehr-i Rebîülevvel'de müddet-i örfiyye ve medd-karîn-i inkızâ ve hasbü't-tarîk Hasan Paşazâde Esseyyid Mehmed Said Efendi o makām-ı refîʿa itilâ ve Anadolu kazaskeri İshak Efendi dahi ikmâl-i müddet ve şeyhülislâm-ı esbak İshak Efendi merhûmun necl-i necîbi Şerîf Yahya Efendi yevm-i mezkûrda Anadolu sadâretiyle kesb-i sermâye-i beşâşet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr Ömer Paşa bundan akdem İran-zemînde serîr-i âverde-i imtiyâz ve tagallüben şahlık rütbesin ihrâz eden Nâdir Şah-ı gümrâh defîn-i hâk-i siyâh oldukta, hânân-ı aʿcâm daʿvâ-yı (38b) teferrüd ile her mahalden ser-nümâ-yı zuhûr ve ahadü-hümâ-âhire arz-ı savlet ile baʿzısı kem-nâm ve baʿzısı اَلْحُكْمُ لِمَنْ غَلَبَ kavliyle makhûr olup Âzâd Han cümleden akvâ ve\nsâhib-i şân ve hanların ekserisi tarafına müncezib bulunmak hasebiyle Şirâz semtlerinde refʿ-i livâ-yi iʿtilâ eden Zend Kerîm ile birkaç defʿa muhârebe ve ekserinde nâil-i niʿmet-i mugālebe olmuşiken fî-gāyeti'l-emr Zend Kerîm'e mağlûb ve bilcümle sâmân u mikneti meslûb olduğundan Zend Kerîm temeyyüz edüp şah vekili ünvâniyle mülk-i Acem'de müstakill ve refte refte menâziʿ ve muhâliflerini müste'sıl etmişidi. Bu makūle haseb ü nesebden ârî olan mütegalliblere ârâm ve sükûn mûcib-i zarar-ı gûnâ-gûn olduğu muhakkak olduğundan hanları işgāl ve mevcûd olan askeri iʿmâl dâʿiyesi hân-ı mezbûra nekāve-i fikr ü hayâl olup hevâdârlarını şemʿ-i bezmine cemʿ ve Devlet-i Osmâniye el-hâletü hâzihi Moskovlu ile meşgūl-i kâr-zâr olup Bağdad ve muzâfâtı an-asl mülk-i Acem'den münteziʿ bir ülke olmakla nakz-i ahd o tarafa azv olunarak \"kutr-i mezbûru istihlâs lâzime-i zimmet-i fütüvvettir\" diyerek izhâr-ı rekîz-i zamîr ve bu kasd-ı fâsidi ukalâ-yi hânân tezyîf ve süfehâ-yi hânân tervîc ettiler ise dahi süfehâ-yi Afgāniyân ile İrâniyânın hîn-i münâzaʿalarında Devlet-i Osmâniye'nin ihtilâs-ı fırsat ile meleket-i Acem'e itâle-i pâ-yi tecâvüz ettiğini misâl eyleyerek ukalâya kavlen ve fiʿlen gālib gelüp bu kâr-ı düşvârın mukaddemât-ı husûlünü temhîde iʿmâl-i rey ü tedbîr ve tîrdân-ı haylden perîde eyledikleri nâvek-i hadîʿaları râster ü hedef-i takdîr olup tafsîli budur ki: (39a) Muzâfât-ı Eyâlet-i Bağdad'dan Baban Sancağı'na mutasarrıf olan Mehmed Bey müfsid ü muharrik ve batş u fetk ve gazab u nehbe mütehâlik bir şahıs olduğundan azl olundukta mîr-i mezbûr İran tarafına firâr ve Zend Kerîm'e ilticâ ile makāmını taleb-kâr olmağla husûs-ı mezkûru hân-ı mezbûr mukaddime-i netîce-i matlûbu add edüp bâdî-i emrde mîr-i merkūmu Bağdad Vâlîsi Ömer Paşa tarafından şefâʿat ve kemâ-kân Baban Sancağı'na ikāmesini tahrîr ve işâret edüp müşârünileyh dahi istişfâʿ-i ecânib ile mîr-i mezbûru Baban'a getürmekte mahzûr-ı azîm olduğunu müdrik ve kavl-i leyyin ile iʿtizâr savbına sâlik olduğunu hân-ı mezbûr tahkīk eyledikte mîr-i merkūmu cebren ikʿâd ve temkîn içün birâderzâdesi Ali Murâd Han'ı vâfir asker ile taʿyîn ve bu keyfiyet Bağdad vâlîsine münʿakis oldukta ol dahi müdâfaʿa ve memleketi muhâfaza sûretinde asker irsâl ve beyne'l-ferîkayn cidâl vâkiʿ olup Devlet-i aliyye askeri gālib ve İrânîler geldikleri semte hârib oldukları Zend Kerîm'in maʿlûmu oldukta baʿzı maglata ile setr-i maʿâyib ve Bağdad'a tâʿûn sebebi ile vâfir Kızılbaş hâlik olup muhallefâtları İran'da olan vereselerine teslîm için gönderilmek ve Kirmanşah'dan Derne tarîkiyle\nâmed şüd eden züvvâr-ı Aʿcâmı Derne paşası tecrîm edüp mazarratı defʿ olunmayup îlât ve kabâil-i İran'dan Basra havâlisinde tavattun eden hâneleri vatan-ı aslîlerine ircâ etmek bahânelerini der-pîş ve Bağdad vâlisini cürm-i nâ-kerde ile mübtelâ-yi endûh u teşvîş edüp Zend Kerim'in dimâğında fesâd ve zamîrine fikr-i zabt-ı Bağdad (39b) olduğu vâlî-i müşârünileyh tarafından der-i devlet-medâra arz olundukça kelâm-ı maʿkūlü maglataya mahmûl olup sefer takrîbi ile o tarafa asker ve sâir cihetle iʿânet dahi mümkün olmayup âkıbet zikr olunan hâneleri îtân sûretinde birâderi Sâdık Han'ı külliyetlü asker ve mühimmât ile Basra'ya me'mûr ve o Bender-i bî-nazîri mahsûr ettirmiş idi. Bu hâl merreten-baʿde uhrâ vezîr-i müşârünileyh tarafından tafsîl ve icmâl ve asker ve zehâir talebi ile istiʿâne ve istimdâd edüp zikr olunan mevâdd müşârünileyhin maglatasına isnâd olundu ise dahi, baʿzı tüccârdan istihbâr-ı serîre-i keyfiyet ve takrîrlerinde müşârünileyhin tahrîrâtına muvâfakat bulunup serhadlerde kâin vülât ve hükkâmdan kezâlik istiʿlâm ve onların dahi tahkīkātları Zend Kerim'in fesâd-ı niyyet ve kutr-ı Irak'a sû-i kasdını ibhâm edüp bununla iktifâ ve Ömer Paşa'ya kuvvet ve nüfüz iʿtâsıyla defʿ-i gāile ve gavga etmek lâzım iken Bağdad vülâtına adâvet-i kadîmeleri derkâr olan Abdülcelilzâdeler fürûʿundan Kerkük muhâfızı Süleyman Paşa şâyiʿ olan ahvâl-i bî-mâl ve bu fitneye sebeb müşârünileyh olduğunu inhâ ile hakkında nâr-ı gazab-ı şâhâneyi işʿâl ve filhâl Rakka Vâlisi Ömer Paşa maʿiyetine irsâl olunmak zemîninde ısdâr-ı misâl kılmup müşârünileyh dahi me'mûr-ı maʿiyeti olan asâkir ile Bağdad'a azîmet ve sırren eyâlet-i mezkûre tarafına tevcîh olunup, Diyarbekir tevcîh olunan Ömer Paşa imtisâl-i emr ederse febihâ, etmediği sûrette maʿmûre-i vücûdu ifnâ olunmak vesâyâsı me'mûriyet emrine idrâc ve imlâ ve Bağdad'a (40a) vusûlünde Ömer Paşa'ya kaziyyeyi inhâ ve ol dahi icrâ-yı resm semiʿnâ ve ataʿnâ edüp Dicle'nin karşı tarafına güzâr ve azîmete teheyyü izhâr etmişiken hilâf-ı emr-i âlî harekete mübâderet ve o vezîr-i bî-nazîri küşte-i seyf-i gadr ü ihânet eyledi. Ve \"seyaktulū kātiluke\" mefhûmu üzere bu kâr-ı nâ-savâb Hafız Mustafa Paşa'ya müstelzem-i eşedd-i ikāb olup \"mukâfât min cinsü'l-amel\" olduğuna binâen ol dahi Diyarbekir Kalesi'nde alef-i şîr-i şemşîr ve dünyada iktisâs ile mahall-i ibret-i sagīr ü kebîr oldu.\nBiz yine sadede gelelim: Zend Kerîm tarafından taʿyîn olunan Sâdık Han Basra etrâfını harâb ve vîrân ve kabâil-i şedîdetü'ş-şekîmeden Müntefik aşîreti delâletiyle baʿzı tüccâr ve mâldârları musâdere ve perîşân eylediği hâlde Moskovlu ile devletin musâlahası şuyûʿ ve şâyed bir emr-i mühevvil ve muhavvif vukūʿ bulur mülâhazasıyla ser-berâverde-i zuhûr olan fiten ü âşûbî kazâzede olan Ömer Paşa'nın sû-i sanîʿına binâ ve zimmetini ibrâ ve el-hâletü-hâzihî mâ-beyne'd-devleteyn cârî olan musâfât ve muhâdene ber-vech-i evfâ icrâ olunduğunu lâbe-i Acemâne ile Devlet-i aliyye'ye tahrîr ve imlâl ve Devlet-i ebed-ittisâli iğfâl edüp bender-i Basra'da olan ceyş-i mahzûlünü ve ruûs-ı hudûdda olan sâir Terekeme-i Aʿcâmı kaldırmak üzere olduğunu iʿlân-ı safvet ile beyân ve işâret eyledi.",
          "caption": "Havâdisât-ı Irak ve Maktûlî-i Vâlî-i Bağdad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_057.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Irak ve Maktûlî-i Vâlî-i Bağdad",
          "text": "Vezîr Ömer Paşa bundan akdem İran-zemînde serîr-i âverde-i imtiyâz ve tagallüben şahlık rütbesin ihrâz eden Nâdir Şah-ı gümrâh defîn-i hâk-i siyâh oldukta, hânân-ı aʿcâm daʿvâ-yı (38b) teferrüd ile her mahalden ser-nümâ-yı zuhûr ve ahadü-hümâ-âhire arz-ı savlet ile baʿzısı kem-nâm ve baʿzısı اَلْحُكْمُ لِمَنْ غَلَبَ kavliyle makhûr olup Âzâd Han cümleden akvâ ve\nsâhib-i şân ve hanların ekserisi tarafına müncezib bulunmak hasebiyle Şirâz semtlerinde refʿ-i livâ-yi iʿtilâ eden Zend Kerîm ile birkaç defʿa muhârebe ve ekserinde nâil-i niʿmet-i mugālebe olmuşiken fî-gāyeti'l-emr Zend Kerîm'e mağlûb ve bilcümle sâmân u mikneti meslûb olduğundan Zend Kerîm temeyyüz edüp şah vekili ünvâniyle mülk-i Acem'de müstakill ve refte refte menâziʿ ve muhâliflerini müste'sıl etmişidi. Bu makūle haseb ü nesebden ârî olan mütegalliblere ârâm ve sükûn mûcib-i zarar-ı gûnâ-gûn olduğu muhakkak olduğundan hanları işgāl ve mevcûd olan askeri iʿmâl dâʿiyesi hân-ı mezbûra nekāve-i fikr ü hayâl olup hevâdârlarını şemʿ-i bezmine cemʿ ve Devlet-i Osmâniye el-hâletü hâzihi Moskovlu ile meşgūl-i kâr-zâr olup Bağdad ve muzâfâtı an-asl mülk-i Acem'den münteziʿ bir ülke olmakla nakz-i ahd o tarafa azv olunarak \"kutr-i mezbûru istihlâs lâzime-i zimmet-i fütüvvettir\" diyerek izhâr-ı rekîz-i zamîr ve bu kasd-ı fâsidi ukalâ-yi hânân tezyîf ve süfehâ-yi hânân tervîc ettiler ise dahi süfehâ-yi Afgāniyân ile İrâniyânın hîn-i münâzaʿalarında Devlet-i Osmâniye'nin ihtilâs-ı fırsat ile meleket-i Acem'e itâle-i pâ-yi tecâvüz ettiğini misâl eyleyerek ukalâya kavlen ve fiʿlen gālib gelüp bu kâr-ı düşvârın mukaddemât-ı husûlünü temhîde iʿmâl-i rey ü tedbîr ve tîrdân-ı haylden perîde eyledikleri nâvek-i hadîʿaları râster ü hedef-i takdîr olup tafsîli budur ki: (39a) Muzâfât-ı Eyâlet-i Bağdad'dan Baban Sancağı'na mutasarrıf olan Mehmed Bey müfsid ü muharrik ve batş u fetk ve gazab u nehbe mütehâlik bir şahıs olduğundan azl olundukta mîr-i mezbûr İran tarafına firâr ve Zend Kerîm'e ilticâ ile makāmını taleb-kâr olmağla husûs-ı mezkûru hân-ı mezbûr mukaddime-i netîce-i matlûbu add edüp bâdî-i emrde mîr-i merkūmu Bağdad Vâlîsi Ömer Paşa tarafından şefâʿat ve kemâ-kân Baban Sancağı'na ikāmesini tahrîr ve işâret edüp müşârünileyh dahi istişfâʿ-i ecânib ile mîr-i mezbûru Baban'a getürmekte mahzûr-ı azîm olduğunu müdrik ve kavl-i leyyin ile iʿtizâr savbına sâlik olduğunu hân-ı mezbûr tahkīk eyledikte mîr-i merkūmu cebren ikʿâd ve temkîn içün birâderzâdesi Ali Murâd Han'ı vâfir asker ile taʿyîn ve bu keyfiyet Bağdad vâlîsine münʿakis oldukta ol dahi müdâfaʿa ve memleketi muhâfaza sûretinde asker irsâl ve beyne'l-ferîkayn cidâl vâkiʿ olup Devlet-i aliyye askeri gālib ve İrânîler geldikleri semte hârib oldukları Zend Kerîm'in maʿlûmu oldukta baʿzı maglata ile setr-i maʿâyib ve Bağdad'a tâʿûn sebebi ile vâfir Kızılbaş hâlik olup muhallefâtları İran'da olan vereselerine teslîm için gönderilmek ve Kirmanşah'dan Derne tarîkiyle\nâmed şüd eden züvvâr-ı Aʿcâmı Derne paşası tecrîm edüp mazarratı defʿ olunmayup îlât ve kabâil-i İran'dan Basra havâlisinde tavattun eden hâneleri vatan-ı aslîlerine ircâ etmek bahânelerini der-pîş ve Bağdad vâlisini cürm-i nâ-kerde ile mübtelâ-yi endûh u teşvîş edüp Zend Kerim'in dimâğında fesâd ve zamîrine fikr-i zabt-ı Bağdad (39b) olduğu vâlî-i müşârünileyh tarafından der-i devlet-medâra arz olundukça kelâm-ı maʿkūlü maglataya mahmûl olup sefer takrîbi ile o tarafa asker ve sâir cihetle iʿânet dahi mümkün olmayup âkıbet zikr olunan hâneleri îtân sûretinde birâderi Sâdık Han'ı külliyetlü asker ve mühimmât ile Basra'ya me'mûr ve o Bender-i bî-nazîri mahsûr ettirmiş idi. Bu hâl merreten-baʿde uhrâ vezîr-i müşârünileyh tarafından tafsîl ve icmâl ve asker ve zehâir talebi ile istiʿâne ve istimdâd edüp zikr olunan mevâdd müşârünileyhin maglatasına isnâd olundu ise dahi, baʿzı tüccârdan istihbâr-ı serîre-i keyfiyet ve takrîrlerinde müşârünileyhin tahrîrâtına muvâfakat bulunup serhadlerde kâin vülât ve hükkâmdan kezâlik istiʿlâm ve onların dahi tahkīkātları Zend Kerim'in fesâd-ı niyyet ve kutr-ı Irak'a sû-i kasdını ibhâm edüp bununla iktifâ ve Ömer Paşa'ya kuvvet ve nüfüz iʿtâsıyla defʿ-i gāile ve gavga etmek lâzım iken Bağdad vülâtına adâvet-i kadîmeleri derkâr olan Abdülcelilzâdeler fürûʿundan Kerkük muhâfızı Süleyman Paşa şâyiʿ olan ahvâl-i bî-mâl ve bu fitneye sebeb müşârünileyh olduğunu inhâ ile hakkında nâr-ı gazab-ı şâhâneyi işʿâl ve filhâl Rakka Vâlisi Ömer Paşa maʿiyetine irsâl olunmak zemîninde ısdâr-ı misâl kılmup müşârünileyh dahi me'mûr-ı maʿiyeti olan asâkir ile Bağdad'a azîmet ve sırren eyâlet-i mezkûre tarafına tevcîh olunup, Diyarbekir tevcîh olunan Ömer Paşa imtisâl-i emr ederse febihâ, etmediği sûrette maʿmûre-i vücûdu ifnâ olunmak vesâyâsı me'mûriyet emrine idrâc ve imlâ ve Bağdad'a (40a) vusûlünde Ömer Paşa'ya kaziyyeyi inhâ ve ol dahi icrâ-yı resm semiʿnâ ve ataʿnâ edüp Dicle'nin karşı tarafına güzâr ve azîmete teheyyü izhâr etmişiken hilâf-ı emr-i âlî harekete mübâderet ve o vezîr-i bî-nazîri küşte-i seyf-i gadr ü ihânet eyledi. Ve \"seyaktulū kātiluke\" mefhûmu üzere bu kâr-ı nâ-savâb Hafız Mustafa Paşa'ya müstelzem-i eşedd-i ikāb olup \"mukâfât min cinsü'l-amel\" olduğuna binâen ol dahi Diyarbekir Kalesi'nde alef-i şîr-i şemşîr ve dünyada iktisâs ile mahall-i ibret-i sagīr ü kebîr oldu.\nBiz yine sadede gelelim: Zend Kerîm tarafından taʿyîn olunan Sâdık Han Basra etrâfını harâb ve vîrân ve kabâil-i şedîdetü'ş-şekîmeden Müntefik aşîreti delâletiyle baʿzı tüccâr ve mâldârları musâdere ve perîşân eylediği hâlde Moskovlu ile devletin musâlahası şuyûʿ ve şâyed bir emr-i mühevvil ve muhavvif vukūʿ bulur mülâhazasıyla ser-berâverde-i zuhûr olan fiten ü âşûbî kazâzede olan Ömer Paşa'nın sû-i sanîʿına binâ ve zimmetini ibrâ ve el-hâletü-hâzihî mâ-beyne'd-devleteyn cârî olan musâfât ve muhâdene ber-vech-i evfâ icrâ olunduğunu lâbe-i Acemâne ile Devlet-i aliyye'ye tahrîr ve imlâl ve Devlet-i ebed-ittisâli iğfâl edüp bender-i Basra'da olan ceyş-i mahzûlünü ve ruûs-ı hudûdda olan sâir Terekeme-i Aʿcâmı kaldırmak üzere olduğunu iʿlân-ı safvet ile beyân ve işâret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müteveffâ-yı müşârünileyh zamân-ı mütetâvileden berü Bağdad'da vâlî ve sît-i adl ü şecâʿati maʿlûm-ı esâfil ve eʿâli olan Vezîr (40b) Süleyman Paşa, merhûmun memâlîkinden olup bir zamân hızn-ı terbiyede nümâ-yâfte-i vücûd ve giderek ilm-i fürûsiyyet ve edebde dâğ-zen-i kalb-i hasûd olup istiʿdâd ve kābiliyetine nazaran müşârünileyhi her umûruna âşinâ ve giderek dâiresine kethüdâ edüp baʿde'l-vefât hânesinde uzlet-güzîn-i emn ü emân ve eyâlet-i Bağdad, Basra vâlisi Ali Paşa'ya tevcîh olundukta tabʿına girân ve tenevvür-i himmetine feverân-ı tereyân edüp tekāzâ-yı nefs-i emmâre ile fitne-cûyân-ı memleketi tahrîk ve Ali Paşa'nın rişte-i hükûmetini Bağdad'dan tefkîk edüp katline min-akvâi'l-esbâb ve İrân halkıyla ittifâkını şâmil müzevver ve masnûʿ kâğıtlar ihtirâʿ edüp hakkında kizb ü dürûğ-ı irtikâb ve bu bâbda kaleme aldıkları arz u mahzar Sırrı Selim Efendi vesâtetiyle devlete takdîm ve icrâ-yı cûybâr-ı zer ü sîm kılınup Bağdad Eyâleti'ni âkıbet-i nefsine tahsîs ve Basra ve Şehrizor eyâletlerini dahi eyâdî-i bî-gâneden tahlîs edüp vâfir-i zamân kutr-ı Irak'da hükümrân ve encâm-ı kâr Ali Paşa'ya sebkat eden gadr sebebi ile mazhar-ı kahr-ı Cenâb-ı Yezdân oldu.\nMüşârünileyh salâh-ı hâl ve safvet-i bâl ile müştehir ve Zend Kerîm mâddesine gelince nefs-i Bağdad belki cümleten arz-ı Irak'da dest-yârî-i baht-ı mesʿûdiyle âsâr-ı râhat ve âsâyiş münteşir olup sinn-i ömrü yetmişe mütenâhiz ve ekser-i ömrü fevz ü saʿâdeti hâiz bir düstûr-ı vakūr idi.",
          "caption": "Tercüme-i Vezîr Ömer Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_058.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i Vezîr Ömer Paşa",
          "text": "Müteveffâ-yı müşârünileyh zamân-ı mütetâvileden berü Bağdad'da vâlî ve sît-i adl ü şecâʿati maʿlûm-ı esâfil ve eʿâli olan Vezîr (40b) Süleyman Paşa, merhûmun memâlîkinden olup bir zamân hızn-ı terbiyede nümâ-yâfte-i vücûd ve giderek ilm-i fürûsiyyet ve edebde dâğ-zen-i kalb-i hasûd olup istiʿdâd ve kābiliyetine nazaran müşârünileyhi her umûruna âşinâ ve giderek dâiresine kethüdâ edüp baʿde'l-vefât hânesinde uzlet-güzîn-i emn ü emân ve eyâlet-i Bağdad, Basra vâlisi Ali Paşa'ya tevcîh olundukta tabʿına girân ve tenevvür-i himmetine feverân-ı tereyân edüp tekāzâ-yı nefs-i emmâre ile fitne-cûyân-ı memleketi tahrîk ve Ali Paşa'nın rişte-i hükûmetini Bağdad'dan tefkîk edüp katline min-akvâi'l-esbâb ve İrân halkıyla ittifâkını şâmil müzevver ve masnûʿ kâğıtlar ihtirâʿ edüp hakkında kizb ü dürûğ-ı irtikâb ve bu bâbda kaleme aldıkları arz u mahzar Sırrı Selim Efendi vesâtetiyle devlete takdîm ve icrâ-yı cûybâr-ı zer ü sîm kılınup Bağdad Eyâleti'ni âkıbet-i nefsine tahsîs ve Basra ve Şehrizor eyâletlerini dahi eyâdî-i bî-gâneden tahlîs edüp vâfir-i zamân kutr-ı Irak'da hükümrân ve encâm-ı kâr Ali Paşa'ya sebkat eden gadr sebebi ile mazhar-ı kahr-ı Cenâb-ı Yezdân oldu.\nMüşârünileyh salâh-ı hâl ve safvet-i bâl ile müştehir ve Zend Kerîm mâddesine gelince nefs-i Bağdad belki cümleten arz-ı Irak'da dest-yârî-i baht-ı mesʿûdiyle âsâr-ı râhat ve âsâyiş münteşir olup sinn-i ömrü yetmişe mütenâhiz ve ekser-i ömrü fevz ü saʿâdeti hâiz bir düstûr-ı vakūr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda ifâde olunduğu vech üzere Moskov elçisi Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp birkaç gün (41a) istirâhatten sonra Bâbıâlî'ye gelmesi irâde ve teşrîfât-ı hümâyûnda musarrah rüsûm üzere Sarây-ı Âsafî'ye vürûd ile tahrîrâtını huzûr-ı sadrü's-sudûra nihâde edüp hakkında resm-i mihmân-nüvâzı icrâ ve me'mûlü derecesinde nevâziş ve iltifât îfâ olunup kendisiyle üç nefer-i muʿteber rüfekāsına semmûr kürkler ve on neferine kakum kürkler ve yüz kadar etbâʿ-ı mahsûsasına hilʿatler iksâ ve mutayyeben iʿâdesine iʿtinâ olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Sefîr-i Rusya be-Sarây-ı Âsafî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_059.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sefîr-i Rusya be-Sarây-ı Âsafî",
          "text": "Bâlâda ifâde olunduğu vech üzere Moskov elçisi Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp birkaç gün (41a) istirâhatten sonra Bâbıâlî'ye gelmesi irâde ve teşrîfât-ı hümâyûnda musarrah rüsûm üzere Sarây-ı Âsafî'ye vürûd ile tahrîrâtını huzûr-ı sadrü's-sudûra nihâde edüp hakkında resm-i mihmân-nüvâzı icrâ ve me'mûlü derecesinde nevâziş ve iltifât îfâ olunup kendisiyle üç nefer-i muʿteber rüfekāsına semmûr kürkler ve on neferine kakum kürkler ve yüz kadar etbâʿ-ı mahsûsasına hilʿatler iksâ ve mutayyeben iʿâdesine iʿtinâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Vâlîsi Vezîr Abdî Paşa'nın dâiresinde olan kesret-i etbâʿ u havâşî, ahâlinin mûcib-i hasâret ve telâşî olup zâhiren ve bâtınen hakkında bess-i şekvâ ve Haleb Vâlîsi Çatalcalı Ali Paşa ile ahâli meyânında vukūʿ bulan şûriş ü gavga, azlini iktizâ edüp Anadolu Eyâleti Aydın muhassılı Vezîr Hazinedâr Ali Paşa'ya ve Diyârbekir Eyâleti selefi Vezîr Abdî Paşa'ya ve Haleb Eyâleti Kars muhâfızı Vezîr İzzet Ahmed Paşa'ya ve Kars muhâfazası Çatalcalı Ali Paşa'ya ve Aydın Sancağı Vezîr Uzun Abdullah Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve bir an akdem mansıblarına revân olmaları bâbında başka başka taraflarına ısdâr-ı fermân-ı celîlü'l-ünvân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İzâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_060.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İzâm",
          "text": "Anadolu Vâlîsi Vezîr Abdî Paşa'nın dâiresinde olan kesret-i etbâʿ u havâşî, ahâlinin mûcib-i hasâret ve telâşî olup zâhiren ve bâtınen hakkında bess-i şekvâ ve Haleb Vâlîsi Çatalcalı Ali Paşa ile ahâli meyânında vukūʿ bulan şûriş ü gavga, azlini iktizâ edüp Anadolu Eyâleti Aydın muhassılı Vezîr Hazinedâr Ali Paşa'ya ve Diyârbekir Eyâleti selefi Vezîr Abdî Paşa'ya ve Haleb Eyâleti Kars muhâfızı Vezîr İzzet Ahmed Paşa'ya ve Kars muhâfazası Çatalcalı Ali Paşa'ya ve Aydın Sancağı Vezîr Uzun Abdullah Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve bir an akdem mansıblarına revân olmaları bâbında başka başka taraflarına ısdâr-ı fermân-ı celîlü'l-ünvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İş bu yevm-i Salı tertîb olunan dîvân-ı âlîye Rusya elçisi gelüp hedâyâ ve nâmesini teslîm ve dergâh-ı übbehet-penâh-ı pâdişâhîye ve vazʿ-ı cebîn-i meskenet ve taʿzîm edüp kendüsüne ve levâhikāt-ı mahsûsasına kürkler ve hilʿatler iksâ ve debdebe-i Devlet-i ebed-müddet cümlesini deryâ-yı hayrete ilkā ve bu hâl ile avdet ve ahadü-hümâ-âhire müşâhede ettiği tertîbât-ı dehşet- (41b) fezâ-yı nakl ü rivâyet eyledi.",
          "caption": "Ruh-sâ-yı Sefîr-i Rusya be-ʿatebe-i Hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_061.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Ruh-sâ-yı Sefîr-i Rusya be-ʿatebe-i Hazret-i Şehriyârî",
          "text": "İş bu yevm-i Salı tertîb olunan dîvân-ı âlîye Rusya elçisi gelüp hedâyâ ve nâmesini teslîm ve dergâh-ı übbehet-penâh-ı pâdişâhîye ve vazʿ-ı cebîn-i meskenet ve taʿzîm edüp kendüsüne ve levâhikāt-ı mahsûsasına kürkler ve hilʿatler iksâ ve debdebe-i Devlet-i ebed-müddet cümlesini deryâ-yı hayrete ilkā ve bu hâl ile avdet ve ahadü-hümâ-âhire müşâhede ettiği tertîbât-ı dehşet- (41b) fezâ-yı nakl ü rivâyet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elçi-i mezbûr rind-i cihân-dîde ve füsûn-sâz ve tesviye-i umûr-ı izâmda alâ-zuʿme yektâ-rev ve bâlâ-pervâz olup devletinde nüfûz-ı kelâmını iʿlân ve dil-hâhı olan maddeleri temşiyetde vücûd kudretini beyân ile cerr-i menfaʿat\nsemtini nefsine teshîl ve âsân edüp, şöyle ki, Devlet-i aliyye'nin serbestiyet ve zabt-ı kılâʿ mâddesinde olan iztırâbını ihsâs ile tehvîn-i maslahata taʿahhüd sûretini izhâr ve erkân-ı devleti bu hadîʿa-i serbeste pâ-bend-i ikāl-i iğtirâr edüp Avrupa ahvâlinden bî-haber baʿzı kimseler mesfûrun bast ettiği mukaddemât-ı lâgıyyesine vücûd verüp ikrâmında mübâlagayı teşvîk ve iğrâ ve girân-bahâ hedâyâ ile incizâbını sevk ve îmâ edüp mesfûrun ise mevâdd-ı münʿakidenin harfini lisâna almak hayta-i kudretinden bîrûn ve me'mûriyetinden hâric bir lafz tefevvüh etmek vücûduna müstelzim-i mazarrât-ı gûnâ-gûn olup bu hâl ile devleti iğfâl ve katı çok hedâyâ ahziyle mübtelâ-yi garâmet-i emvâl eyledi.\n\nBâlâda beyân olunan garaza mebnî taraf-ı sadrıazamîden mesfûra tertîb-i ziyâfet ve iş bu Zilhicce'nin onaltıncı günü Bâbıâlî'ye celb olunup sunûf-ı nevâziş ile mazhar-ı riʿâyet kılındıktan sonra bâzende ve sâzende ile meclise zînet ve hassateyn-i semʿ ve basara kuvvet verilüp maslahat-ı taʿâm dahi hitâm buldukta hilâf-ı âde sâhib-i devlet tarafından mesfûra bir kabza-i mücevher şemşîr ve bir mücevher piyâle ihdâ ve bir res müzeyyen esb dahi iʿtâ olunup sunûf-ı fevâid ve menâfiʿ ile hânesine râciʿ oldu.\n\nBundan sonra (42a) kapudan paşa ve kethüdâ bey ve yeniçeri ağası ve defterdar efendi ve reisülküttâb efendi vâhiden baʿde vâhid sefîr-i mezbûru daʿvet ile tertîb-i ziyâfet ve dest-âvîz ve hediye ile memnûn-ı lûtf u mürüvvet eylediler.\n\nTeshîl-i maslahat-ı Tatar zımnında mesfûra olan riʿâyet ve iltifât ve her taraftan verilen hedâyâ ve atiyyât-ı cüzî ve küllî bir fâideyi müntic olmadığı maʿlûm-ı serîre-şinâsân-ı kâniyât oldu.",
          "caption": "Ziyâfet-i Sadrıaʿzam be-Sefîr-i Rusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_062.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Sadrıaʿzam be-Sefîr-i Rusya",
          "text": "Elçi-i mezbûr rind-i cihân-dîde ve füsûn-sâz ve tesviye-i umûr-ı izâmda alâ-zuʿme yektâ-rev ve bâlâ-pervâz olup devletinde nüfûz-ı kelâmını iʿlân ve dil-hâhı olan maddeleri temşiyetde vücûd kudretini beyân ile cerr-i menfaʿat\nsemtini nefsine teshîl ve âsân edüp, şöyle ki, Devlet-i aliyye'nin serbestiyet ve zabt-ı kılâʿ mâddesinde olan iztırâbını ihsâs ile tehvîn-i maslahata taʿahhüd sûretini izhâr ve erkân-ı devleti bu hadîʿa-i serbeste pâ-bend-i ikāl-i iğtirâr edüp Avrupa ahvâlinden bî-haber baʿzı kimseler mesfûrun bast ettiği mukaddemât-ı lâgıyyesine vücûd verüp ikrâmında mübâlagayı teşvîk ve iğrâ ve girân-bahâ hedâyâ ile incizâbını sevk ve îmâ edüp mesfûrun ise mevâdd-ı münʿakidenin harfini lisâna almak hayta-i kudretinden bîrûn ve me'mûriyetinden hâric bir lafz tefevvüh etmek vücûduna müstelzim-i mazarrât-ı gûnâ-gûn olup bu hâl ile devleti iğfâl ve katı çok hedâyâ ahziyle mübtelâ-yi garâmet-i emvâl eyledi.\n\nBâlâda beyân olunan garaza mebnî taraf-ı sadrıazamîden mesfûra tertîb-i ziyâfet ve iş bu Zilhicce'nin onaltıncı günü Bâbıâlî'ye celb olunup sunûf-ı nevâziş ile mazhar-ı riʿâyet kılındıktan sonra bâzende ve sâzende ile meclise zînet ve hassateyn-i semʿ ve basara kuvvet verilüp maslahat-ı taʿâm dahi hitâm buldukta hilâf-ı âde sâhib-i devlet tarafından mesfûra bir kabza-i mücevher şemşîr ve bir mücevher piyâle ihdâ ve bir res müzeyyen esb dahi iʿtâ olunup sunûf-ı fevâid ve menâfiʿ ile hânesine râciʿ oldu.\n\nBundan sonra (42a) kapudan paşa ve kethüdâ bey ve yeniçeri ağası ve defterdar efendi ve reisülküttâb efendi vâhiden baʿde vâhid sefîr-i mezbûru daʿvet ile tertîb-i ziyâfet ve dest-âvîz ve hediye ile memnûn-ı lûtf u mürüvvet eylediler.\n\nTeshîl-i maslahat-ı Tatar zımnında mesfûra olan riʿâyet ve iltifât ve her taraftan verilen hedâyâ ve atiyyât-ı cüzî ve küllî bir fâideyi müntic olmadığı maʿlûm-ı serîre-şinâsân-ı kâniyât oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dîvân-ı âlî'de ser-çavuşân olan Mehmed Said Efendi'nin rehâveti bâʿis-i üfûl-i necm-i rifʿati olup şehr-i Rebîülâhir'in onyedinci günü zehr-âbe-nûş-i azl ü infisâl ve Hamza Paşa kethüdâsı Mehmed Ağa o hidmet-i refîʿa ile nâil-i izz ü ikbâl oldu.\n\nDefterdar-ı vakt olan Recâî Mehmed Efendi kesret-i mübâʿazadan nâşî zaʿf-ı basara mübtelâ ve hidmet-i istîfâya terettüb eden kesret-i tahrîrât illet-i\nmezkûreyi dü-bâlâ edüp mansıbından istiʿfâ ve niyâzı semʿ-i kabûle karîn ve iş bu Cumadelulâ'da azl ve hânesinde mekîn olup mâlikâne halîfesi olan Hasan Efendi fenn-i defterîde mâhir ve ahz ü defʿ hususlarında meleke ve kābiliyeti meczûm-ı erbâb-ı zavâhir olduğuna binâen yevm-i mezkûrda defterdâr ve emîn-i hazâin-i şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr oldu.\nDonanma-yi hümâyûnun eyyâm-ı baharda Bahr-i sefîd'e tesyîri ʿâdet-i dîrîn-i devlet olmaktan nâşî bu eyyâm-ı sürûr-ı encâmda tertîb olunan sefâin ve merâkib ile Kapudan-ı Derya Vezîr Hasan Paşa Akdeniz'e doğru zâhib oldu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Ser-çavuşân ve Defterdâr-ı Şıkk-ı evvel ve Reften-i Donanma-yi Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_063.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Ser-çavuşân ve Defterdâr-ı Şıkk-ı evvel ve Reften-i Donanma-yi Hümâyûn",
          "text": "Dîvân-ı âlî'de ser-çavuşân olan Mehmed Said Efendi'nin rehâveti bâʿis-i üfûl-i necm-i rifʿati olup şehr-i Rebîülâhir'in onyedinci günü zehr-âbe-nûş-i azl ü infisâl ve Hamza Paşa kethüdâsı Mehmed Ağa o hidmet-i refîʿa ile nâil-i izz ü ikbâl oldu.\n\nDefterdar-ı vakt olan Recâî Mehmed Efendi kesret-i mübâʿazadan nâşî zaʿf-ı basara mübtelâ ve hidmet-i istîfâya terettüb eden kesret-i tahrîrât illet-i\nmezkûreyi dü-bâlâ edüp mansıbından istiʿfâ ve niyâzı semʿ-i kabûle karîn ve iş bu Cumadelulâ'da azl ve hânesinde mekîn olup mâlikâne halîfesi olan Hasan Efendi fenn-i defterîde mâhir ve ahz ü defʿ hususlarında meleke ve kābiliyeti meczûm-ı erbâb-ı zavâhir olduğuna binâen yevm-i mezkûrda defterdâr ve emîn-i hazâin-i şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr oldu.\nDonanma-yi hümâyûnun eyyâm-ı baharda Bahr-i sefîd'e tesyîri ʿâdet-i dîrîn-i devlet olmaktan nâşî bu eyyâm-ı sürûr-ı encâmda tertîb olunan sefâin ve merâkib ile Kapudan-ı Derya Vezîr Hasan Paşa Akdeniz'e doğru zâhib oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâfız Mustafa Paşa, Ömer Paşa gāilesini ber-taraf edüp emvâl ve eşyasını kabz ettikten (42b) sonra Zend Kerim'in kutr-ı Irak'a tasarruf niyeti ile her tarafa asker taʿyîn ve Basra'yı muhâsara eden birâderi Sâdık Han Basra halkına zarar gelmemek üzere half ü yemîn edüp iʿtimâd verdikten sonra beyʿ ü şirâ sûretinde şehre askerinin duhûl ve hurûcunu istidʿâ ve tarafeyne fevâid-i ticaret husûlünü iddiʿâ edüp tamaʿ-kârân-ı belde bu kavle rızâ-dâde ve bir iki gün miyânelerinde dâd u sited kapuları güşâde olup nâ-gâh Sâdık Han Basra'ya duhûl ve şehri zabt ile hakk-ı şâhî cemʿine meşgûl olup mütesellimi olan Süleyman Ağa'yı ki sonra Bağdad'a vâli ve adl ü dâdı sebeb-i istirahat-i esâfil ü eʿâli olmuş idi.\nBasra'da cemʿ ve ihtilâs ettiği tefârik ve tuhaf ile şî-zâde ibʿâs ve etrâf ve eknâfa ruʿb u hirâs eylediğini ve bu masâibin defʿi dâireleri muntazam birkaç vezîr ve küllî asâkir ve zehâir irsâline menût idüğü müşârünileyh tarafından mufassal ve meşrûh tahrîrât ile karʿ-ı sâmiʿa-i devlet ve filhâl Diyarbekir Vâlisi Vezîr Abdi Paşa'ya vâfır asker koşulup külliyetli zehâir ve mühimmat dahi irsâl ve Bağdad'a vusûlü istiʿcâl olunmuşidi. Ömer Paşa emr-i ʿâlî-şâna imtisâl edüp mansıbı tarafına şedd-i ahmâl-i irtihâl üzere iken Hâfız Paşa'nın hilâf-ı emr-i ʿâlî tertîb-i cezasına müsâraʿati zabt-ı emvâl-i bî-şümârına tavtiʿa kabilinden olduğunu evliyâ-yi umûr tashîh ve bu garaz husûlünden sonra ağniyâ ve tüccâr-ı memleketi defʿ-i sevret-i Aʿcâm şâyiʿasiyle tecrîm eylediğini menhiyyen ihbâr-ı tasrîh edüp maddeteyn-i mezkûreteyn ahâlî-i Bağdad'ı tebrîd ve müşârünileyhe iʿânet ve imdâd etmek vâdisinden tebʿîd ettiğini Abdi Paşa dahi Bağdad'a vusûlünde tahkīk ve rivâyet-i evveliyi tasdîk edüp fî-mâ-baʿd Hâfız Paşa'nın Bağdad'da\nikāmeti muzırr ve bir fitne hudûsuna sebeb olacağı ezhân-ı kâr-şinâsân-ı (43a) zemânede müstakar olup Bağdad Eyâleti sırren Abdi Paşa'ya tevcîh ve bu keyfiyetin Bağdad'a duhûlünden mukaddem ifşâ olunmaması tenbîh olunup müşârünileyh dahi tevfîk-i Hak'dan mahrûm ve gulüvv-i ahâlî ile Bağdad'dan çıkup rû-be-râh-ı cânib-i Rum olduğu, kâr-fermâyân-ı devlete maʿlûm oldukta Bağdad Eyâleti ahvâl-i Irak'a âşinâ bir kimseye tevcîh olunmak ecânibden evlâ ve bâlâda beyân olunduğu vech üzere baʿde'l-istiftâ tavâif-i Kızılbaş üzerine asker taʿyîni karâr-dâde-i erbâb-ı şûrâ olup kethüdâlardan Abdullah Ağa ve Mardin voyvodası Hasan Ağa'da âsâr-ı meleke ve istiʿdâd nümâyân ve ikisi de şân-ı vezârete şâyân olmalarıyla Basra'yı dest-i Aʿcâm'dan tahlîs şartıyla Bağdad Eyâleti Abdullah Ağa'ya ve Şehrizor Eyâleti Hasan Ağa'ya rütbe-i vâlâ-yi vezâretle ihsân ve şimdilik bu tertîbât ile itfâ-yi nâr-ı sûzân kılındı.",
          "caption": "Tetimme-i Vukūʿât-ı Bağdad ve Basra",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_064.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i Vukūʿât-ı Bağdad ve Basra",
          "text": "Hâfız Mustafa Paşa, Ömer Paşa gāilesini ber-taraf edüp emvâl ve eşyasını kabz ettikten (42b) sonra Zend Kerim'in kutr-ı Irak'a tasarruf niyeti ile her tarafa asker taʿyîn ve Basra'yı muhâsara eden birâderi Sâdık Han Basra halkına zarar gelmemek üzere half ü yemîn edüp iʿtimâd verdikten sonra beyʿ ü şirâ sûretinde şehre askerinin duhûl ve hurûcunu istidʿâ ve tarafeyne fevâid-i ticaret husûlünü iddiʿâ edüp tamaʿ-kârân-ı belde bu kavle rızâ-dâde ve bir iki gün miyânelerinde dâd u sited kapuları güşâde olup nâ-gâh Sâdık Han Basra'ya duhûl ve şehri zabt ile hakk-ı şâhî cemʿine meşgûl olup mütesellimi olan Süleyman Ağa'yı ki sonra Bağdad'a vâli ve adl ü dâdı sebeb-i istirahat-i esâfil ü eʿâli olmuş idi.\nBasra'da cemʿ ve ihtilâs ettiği tefârik ve tuhaf ile şî-zâde ibʿâs ve etrâf ve eknâfa ruʿb u hirâs eylediğini ve bu masâibin defʿi dâireleri muntazam birkaç vezîr ve küllî asâkir ve zehâir irsâline menût idüğü müşârünileyh tarafından mufassal ve meşrûh tahrîrât ile karʿ-ı sâmiʿa-i devlet ve filhâl Diyarbekir Vâlisi Vezîr Abdi Paşa'ya vâfır asker koşulup külliyetli zehâir ve mühimmat dahi irsâl ve Bağdad'a vusûlü istiʿcâl olunmuşidi. Ömer Paşa emr-i ʿâlî-şâna imtisâl edüp mansıbı tarafına şedd-i ahmâl-i irtihâl üzere iken Hâfız Paşa'nın hilâf-ı emr-i ʿâlî tertîb-i cezasına müsâraʿati zabt-ı emvâl-i bî-şümârına tavtiʿa kabilinden olduğunu evliyâ-yi umûr tashîh ve bu garaz husûlünden sonra ağniyâ ve tüccâr-ı memleketi defʿ-i sevret-i Aʿcâm şâyiʿasiyle tecrîm eylediğini menhiyyen ihbâr-ı tasrîh edüp maddeteyn-i mezkûreteyn ahâlî-i Bağdad'ı tebrîd ve müşârünileyhe iʿânet ve imdâd etmek vâdisinden tebʿîd ettiğini Abdi Paşa dahi Bağdad'a vusûlünde tahkīk ve rivâyet-i evveliyi tasdîk edüp fî-mâ-baʿd Hâfız Paşa'nın Bağdad'da\nikāmeti muzırr ve bir fitne hudûsuna sebeb olacağı ezhân-ı kâr-şinâsân-ı (43a) zemânede müstakar olup Bağdad Eyâleti sırren Abdi Paşa'ya tevcîh ve bu keyfiyetin Bağdad'a duhûlünden mukaddem ifşâ olunmaması tenbîh olunup müşârünileyh dahi tevfîk-i Hak'dan mahrûm ve gulüvv-i ahâlî ile Bağdad'dan çıkup rû-be-râh-ı cânib-i Rum olduğu, kâr-fermâyân-ı devlete maʿlûm oldukta Bağdad Eyâleti ahvâl-i Irak'a âşinâ bir kimseye tevcîh olunmak ecânibden evlâ ve bâlâda beyân olunduğu vech üzere baʿde'l-istiftâ tavâif-i Kızılbaş üzerine asker taʿyîni karâr-dâde-i erbâb-ı şûrâ olup kethüdâlardan Abdullah Ağa ve Mardin voyvodası Hasan Ağa'da âsâr-ı meleke ve istiʿdâd nümâyân ve ikisi de şân-ı vezârete şâyân olmalarıyla Basra'yı dest-i Aʿcâm'dan tahlîs şartıyla Bağdad Eyâleti Abdullah Ağa'ya ve Şehrizor Eyâleti Hasan Ağa'ya rütbe-i vâlâ-yi vezâretle ihsân ve şimdilik bu tertîbât ile itfâ-yi nâr-ı sûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden beri mesned-i riyâset-i zât-ı cemîlü's-sıfatiyle kesb-i zînet eden Râif İsmâil Bey'in kâffe-i harekâtı muvâfık-ı kānûn-ı akl ü hûş ve tedbîr-i mülk ve tasarruf-ı umûrda Eflatun ile hem-dûş olup nekāvet-i bâl iktizâsiyle sadrıazama sevk ettiği sütûde-i a'mâl-i enefe ve nahvet-i sadâret sebebi ile tabʿına îrâs-ı nefret ü melâl edüp kurenâsı dahi mîr-i mûmâileyhin nüfûz ve iʿtibârına hased ve hakkında dâimâ si'âyet ile gayz-ı derûnunu eşedd etmeleriyle müşârünileyhin azlini ızmâr ve her maddede muhâlefetini serd ile istihdâmında aczini vicâhen arz-ı huzûr-ı şehriyâr-ı bülend-iktidâr edüp azline me'zûn ve iş bu Cumâdelâhire'de Kıbrıs'a nefy ü tağrîb ile râyet-i ikbâlini (43b) ser-nigûn edüp Âtıfzâde Ömer Vahîd Efendi'yi hidmet-i riyâsetle Babıâlî'ye takrîb ve üzerinde bulunan nişancılık mansıbı ile kethüdâ-yi sâbık Esseyyid İbrâhim Efendi'yi tatyîb eyledi.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Reisülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_065.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Reisülküttâb",
          "text": "Birkaç seneden beri mesned-i riyâset-i zât-ı cemîlü's-sıfatiyle kesb-i zînet eden Râif İsmâil Bey'in kâffe-i harekâtı muvâfık-ı kānûn-ı akl ü hûş ve tedbîr-i mülk ve tasarruf-ı umûrda Eflatun ile hem-dûş olup nekāvet-i bâl iktizâsiyle sadrıazama sevk ettiği sütûde-i a'mâl-i enefe ve nahvet-i sadâret sebebi ile tabʿına îrâs-ı nefret ü melâl edüp kurenâsı dahi mîr-i mûmâileyhin nüfûz ve iʿtibârına hased ve hakkında dâimâ si'âyet ile gayz-ı derûnunu eşedd etmeleriyle müşârünileyhin azlini ızmâr ve her maddede muhâlefetini serd ile istihdâmında aczini vicâhen arz-ı huzûr-ı şehriyâr-ı bülend-iktidâr edüp azline me'zûn ve iş bu Cumâdelâhire'de Kıbrıs'a nefy ü tağrîb ile râyet-i ikbâlini (43b) ser-nigûn edüp Âtıfzâde Ömer Vahîd Efendi'yi hidmet-i riyâsetle Babıâlî'ye takrîb ve üzerinde bulunan nişancılık mansıbı ile kethüdâ-yi sâbık Esseyyid İbrâhim Efendi'yi tatyîb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Lâleli Câmiʿi şeyhi olan Mardînî Halil Efendi me'lûf-ı hirfet-i cerr ve harîs-i iktinâ-yi sîm ü zer bir şahs-ı sebük-ser olup sadr-ı vakt Derviş Paşa hazretleri tarafından me'mûlü derecesinde mükerrem olmadığından kürsîlerde ber-vech-i îhâm ve kinâyet-i hevâ vü hevesinden bahse cesâret edüp ve lil-hîtâni âzân mefhûmu üzere bu keyfiyet sâmiʿa-res-i sadr-ı vâlâ-şân olunmuşidi.\nŞehzâde-i civân-baht lâyık-ı tâc ü taht olan Şehzâde Sultan Selîm hazretlerine kürsîlerde âğâz-ı duʿâ ve devâm-ı ömrü zımnında dest-güşâ-yı cânib-i mele-i aʿlâ olduğunu sadr-ı müşârünileyh ʿatebe-i hazret-i pâdişâhîye inhâ ve leyâli-i regā'ibin birinde enderûn-ı hümâyûnda bulunup akīb-i vaʿz u tezkîrde bu maʿnâ-yı mü'eyyed baʿzı taʿbîrât vâsıl-ı semʿ-i eşref-i şehriyârî olduğu kavl-i evveli mü'ekkid olmağla şeyh-i mezkûrun mahalli hakk u ilgā ve maskat-ı re'si olan Mardin'e nefy-i ebed sûretinde iclâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i Mardînî Halil Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_066.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Mardînî Halil Efendi",
          "text": "Lâleli Câmiʿi şeyhi olan Mardînî Halil Efendi me'lûf-ı hirfet-i cerr ve harîs-i iktinâ-yi sîm ü zer bir şahs-ı sebük-ser olup sadr-ı vakt Derviş Paşa hazretleri tarafından me'mûlü derecesinde mükerrem olmadığından kürsîlerde ber-vech-i îhâm ve kinâyet-i hevâ vü hevesinden bahse cesâret edüp ve lil-hîtâni âzân mefhûmu üzere bu keyfiyet sâmiʿa-res-i sadr-ı vâlâ-şân olunmuşidi.\nŞehzâde-i civân-baht lâyık-ı tâc ü taht olan Şehzâde Sultan Selîm hazretlerine kürsîlerde âğâz-ı duʿâ ve devâm-ı ömrü zımnında dest-güşâ-yı cânib-i mele-i aʿlâ olduğunu sadr-ı müşârünileyh ʿatebe-i hazret-i pâdişâhîye inhâ ve leyâli-i regā'ibin birinde enderûn-ı hümâyûnda bulunup akīb-i vaʿz u tezkîrde bu maʿnâ-yı mü'eyyed baʿzı taʿbîrât vâsıl-ı semʿ-i eşref-i şehriyârî olduğu kavl-i evveli mü'ekkid olmağla şeyh-i mezkûrun mahalli hakk u ilgā ve maskat-ı re'si olan Mardin'e nefy-i ebed sûretinde iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ferʿ-i Hazret-i Mevlânâ kuddise sırrahu'l-azîzden Çelebi Efendi hakkında Karaman Vâlîsi Çerkes Paşa hilâf-ı vâkiʿ-i baʿzı keyfiyet inhâ ve ihtilâl-i beldeye illet olduğunu işʿâr ile bir mahalle nefyini istidʿâ etmiş idi. Arzına binâen mûmâileyh Manisa'ya iclâ olunmuş idi. Hakkında tertîb olunan ifk-i (44a) iftirâ [ve] isnâdât erbâb-ı ağrâzdan tevellüd eylediği zâhir ve hüveydâ olup işâret-i cenâb-ı fetvâ-penâhî muktezâsınca ıtlâk ve hakkında ebvâb-ı isâet-i nâs iğlâk olundu.\n\nİş bu Zilkaʿde gurresinden zabt etmek üzere hükûmet-i İzmir Samancızâde Ömer Efendi ismine tahrîr ve Yenişehir kazâsı ile Celâl Molla Efendi tevkīr ve Selânik Mevleviyeti ile Köprülü İmâmzâde Ahmed Efendi'nin çeşm-i ibtihâcı tenvîr olundu. Zât-ı behcet-simât-ı mülûkâneye muhtass olan sandal ile fülke-i hümâyûnun bundan akdem inşâsına ibtidâr ve bu esnâda hitâma resîde olduğu ihbâr ve Şaʿbânülmuazzam'ın on sekizinci günü sadrıaʿzam ve şeyhülislâm efendi ve sâir memûrlar âmâde ve duʿâ-yı pâdişâhî zımnında dest-i ibtihâli güşâde ettikten sonra sandal ve fülkeyi rû-yı deryâya tenzîl ile hizmetlerin tekmîl eylediler.",
          "caption": "Itlâk-ı Çelebi Efendi ve Tevcîhât-ı İlmiyye ve Nüzûl-i Fülke-i Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_067.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Çelebi Efendi ve Tevcîhât-ı İlmiyye ve Nüzûl-i Fülke-i Hümâyûn",
          "text": "Ferʿ-i Hazret-i Mevlânâ kuddise sırrahu'l-azîzden Çelebi Efendi hakkında Karaman Vâlîsi Çerkes Paşa hilâf-ı vâkiʿ-i baʿzı keyfiyet inhâ ve ihtilâl-i beldeye illet olduğunu işʿâr ile bir mahalle nefyini istidʿâ etmiş idi. Arzına binâen mûmâileyh Manisa'ya iclâ olunmuş idi. Hakkında tertîb olunan ifk-i (44a) iftirâ [ve] isnâdât erbâb-ı ağrâzdan tevellüd eylediği zâhir ve hüveydâ olup işâret-i cenâb-ı fetvâ-penâhî muktezâsınca ıtlâk ve hakkında ebvâb-ı isâet-i nâs iğlâk olundu.\n\nİş bu Zilkaʿde gurresinden zabt etmek üzere hükûmet-i İzmir Samancızâde Ömer Efendi ismine tahrîr ve Yenişehir kazâsı ile Celâl Molla Efendi tevkīr ve Selânik Mevleviyeti ile Köprülü İmâmzâde Ahmed Efendi'nin çeşm-i ibtihâcı tenvîr olundu. Zât-ı behcet-simât-ı mülûkâneye muhtass olan sandal ile fülke-i hümâyûnun bundan akdem inşâsına ibtidâr ve bu esnâda hitâma resîde olduğu ihbâr ve Şaʿbânülmuazzam'ın on sekizinci günü sadrıaʿzam ve şeyhülislâm efendi ve sâir memûrlar âmâde ve duʿâ-yı pâdişâhî zımnında dest-i ibtihâli güşâde ettikten sonra sandal ve fülkeyi rû-yı deryâya tenzîl ile hizmetlerin tekmîl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pâdişâh-ı sâhib-i intibâh hazretlerinin kalb-i âgâhlarında ibtigā-yı merzât-ı ilâhiye cilve-ger ve bir imâret binâsıyla tahlîd-i zikr-i cemîlleri mukarrer olup binâen-alâ-zâlik Bahçe-kapusu kurbünde re'îs-i sâbık Râif İsmâʿîl Beyefendi'nin arsa-i hâliyesi iştirâ ve mâh-ı Cumâdelâhire'nin yirmiüçüncü günü sadrıaʿzam ve şeyhülislâm efendi hâzır oldukları hâlde\ndest-i duʿâ-yı berdâşte-i dergâh-ı Mevlâ ve zebh-i karâbîn ile itʿâm-ı fukarâ kılınup çîre-destî-i mehere-i binâyân ile vazʿ-ı fâs ve hafr-i esâs ve tekmîlini Hâlik-i umûm-ı nâsdan niyâz ve iltimâs eylediler.\n\nHotin kalesi (44b) muhâsara ve istilâ sebebi ile vîrân ve lüzûm-ı taʿmîri zâhir ü ayân olduğuna binâen kalʿa-i mezkûreyi taʿmîr ve hendeğini tathîr, Ohri mutasarrıfı Vezîr Ahmed Paşa uhdesine tefvîz ve selefi Melek Mehmed Paşa'nın Belgrad muhâfızlığı ile müsvedde-i ikbâli tebyîz olunup selefi Vezîr Seyyid Hasan Paşa Mora mansıbı ile minnettâr ve selefi Silahdâr İbrâhim Paşa Selânik Sancağıyla vâyedâr-ı izz ü iʿtibâr olup, selefi sadr-ı esbak Halil Paşa Sivas ile mazhar-ı lutf-ı bî-kıyâs ve selefi Kāimmakām Silahdâr Abdullah Paşa Anadolu Eyâletiyle vâreste-i ednâs-ı iflâs oldu. Selefi Hazînedâr Ali Paşa'ya Diyarbekir Eyâleti tasvîb ve selefi Vezîr Abdi Paşa Maraş Eyâleti ile tenkîb ve Karaman Vâlîsi Çerkes Hasan Paşa İç-il Sancağı'na mutasarrıf ve selefi Yazıcızâde Mustafa Paşa Karaman Eyâleti'ne mutasarrıf oldu.",
          "caption": "Zikr-i Vazʿ-ı Esâs be-İmâret-i Hümâyûn ve Vukūʿ-ı Tebeddülât-ı Menâsıb-ı Vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_068.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Vazʿ-ı Esâs be-İmâret-i Hümâyûn ve Vukūʿ-ı Tebeddülât-ı Menâsıb-ı Vüzerâ",
          "text": "Pâdişâh-ı sâhib-i intibâh hazretlerinin kalb-i âgâhlarında ibtigā-yı merzât-ı ilâhiye cilve-ger ve bir imâret binâsıyla tahlîd-i zikr-i cemîlleri mukarrer olup binâen-alâ-zâlik Bahçe-kapusu kurbünde re'îs-i sâbık Râif İsmâʿîl Beyefendi'nin arsa-i hâliyesi iştirâ ve mâh-ı Cumâdelâhire'nin yirmiüçüncü günü sadrıaʿzam ve şeyhülislâm efendi hâzır oldukları hâlde\ndest-i duʿâ-yı berdâşte-i dergâh-ı Mevlâ ve zebh-i karâbîn ile itʿâm-ı fukarâ kılınup çîre-destî-i mehere-i binâyân ile vazʿ-ı fâs ve hafr-i esâs ve tekmîlini Hâlik-i umûm-ı nâsdan niyâz ve iltimâs eylediler.\n\nHotin kalesi (44b) muhâsara ve istilâ sebebi ile vîrân ve lüzûm-ı taʿmîri zâhir ü ayân olduğuna binâen kalʿa-i mezkûreyi taʿmîr ve hendeğini tathîr, Ohri mutasarrıfı Vezîr Ahmed Paşa uhdesine tefvîz ve selefi Melek Mehmed Paşa'nın Belgrad muhâfızlığı ile müsvedde-i ikbâli tebyîz olunup selefi Vezîr Seyyid Hasan Paşa Mora mansıbı ile minnettâr ve selefi Silahdâr İbrâhim Paşa Selânik Sancağıyla vâyedâr-ı izz ü iʿtibâr olup, selefi sadr-ı esbak Halil Paşa Sivas ile mazhar-ı lutf-ı bî-kıyâs ve selefi Kāimmakām Silahdâr Abdullah Paşa Anadolu Eyâletiyle vâreste-i ednâs-ı iflâs oldu. Selefi Hazînedâr Ali Paşa'ya Diyarbekir Eyâleti tasvîb ve selefi Vezîr Abdi Paşa Maraş Eyâleti ile tenkîb ve Karaman Vâlîsi Çerkes Hasan Paşa İç-il Sancağı'na mutasarrıf ve selefi Yazıcızâde Mustafa Paşa Karaman Eyâleti'ne mutasarrıf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İş bu Recebülferd'in yedinci günü sulb-i pâk-i hazret-i tâcdârîden bir şehzâde-i pâkîze-güher-i pertev-pâş basar-ı kâffe-i beşer olup Mehmed ismiyle mevsûm ve filhâl bu nüvîd-i beşâret-lüzûm, sadrıazama maʿlûm olup şeyhülislâm efendi ile hem-inân olarak Saray-ı Hümâyûn'a azîmet ve tebrîk-i vilâdet ile icrâ-yı rüsûm-ı âmmeye mübâderet ve birer sevb-i semmûr ile iktisâb-ı dest-mâye-i mefharet eylediler. Akīb-i vilâdette şehr-âyîn-i resm-ı dîrîn olduğuna binâen esvâk ve büyût, suver ü nukūş-ı gûnâ-gûn ile zînet-yâb ve çeng ü cigâne sadâları resîde-i çarhma kıbâb olup bu eyyâm-ı zevd-güzâr resîde-i hayyiz-i encâm oldukta deryâ (45a) donanmasına nizâm verilüp her sınıf sanʿat-ı âteş-bâzîde icrâ-yı mahâret ve bu mukābelede celb-ı fâide ve menfaʿat eylediler.",
          "caption": "Vilâdet-i Şehzâde Sultan Mehmed",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_069.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Şehzâde Sultan Mehmed",
          "text": "İş bu Recebülferd'in yedinci günü sulb-i pâk-i hazret-i tâcdârîden bir şehzâde-i pâkîze-güher-i pertev-pâş basar-ı kâffe-i beşer olup Mehmed ismiyle mevsûm ve filhâl bu nüvîd-i beşâret-lüzûm, sadrıazama maʿlûm olup şeyhülislâm efendi ile hem-inân olarak Saray-ı Hümâyûn'a azîmet ve tebrîk-i vilâdet ile icrâ-yı rüsûm-ı âmmeye mübâderet ve birer sevb-i semmûr ile iktisâb-ı dest-mâye-i mefharet eylediler. Akīb-i vilâdette şehr-âyîn-i resm-ı dîrîn olduğuna binâen esvâk ve büyût, suver ü nukūş-ı gûnâ-gûn ile zînet-yâb ve çeng ü cigâne sadâları resîde-i çarhma kıbâb olup bu eyyâm-ı zevd-güzâr resîde-i hayyiz-i encâm oldukta deryâ (45a) donanmasına nizâm verilüp her sınıf sanʿat-ı âteş-bâzîde icrâ-yı mahâret ve bu mukābelede celb-ı fâide ve menfaʿat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Duhter-i pâkîze-sirişt-i pâdişâh-ı zamân olan Hatice Sultan şehr-ı Ramazan'ın yirmialtıncı günü hırâmân-ı ravza-i cenân olup sadrıazam ve şeyhülislâm ve sâir erkân-ı devlet namâzını edâ ve o dürr-ı akīle-i saltanatı defn ile vedîʿa-i tahte's-serâ eylediler.",
          "caption": "Fevt-i Hatice Sultan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_070.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Hatice Sultan",
          "text": "Duhter-i pâkîze-sirişt-i pâdişâh-ı zamân olan Hatice Sultan şehr-ı Ramazan'ın yirmialtıncı günü hırâmân-ı ravza-i cenân olup sadrıazam ve şeyhülislâm ve sâir erkân-ı devlet namâzını edâ ve o dürr-ı akīle-i saltanatı defn ile vedîʿa-i tahte's-serâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetten berü Akkâ ve Dürzî dağlarında muhâlefet-i pâdişâh-ı rû-yi zemîn ile şakk-ı asâ-yi müslimîn edüp cezâ-yi mâyelîki bundan akdem tertîb ve binâ-yi nâ-üstüvâr-ı ömrü tîşe-i siyâset ile tahrîb olunan Zâhir Ömer'in oğlu Ali Tâhir sergüzeşt-i peder-i bed-ahterden hisse-mend olmayup, hubs-ı tabîʿat ve fesâd-ı cibillet iktizâsıyla o havâlîde kesb-i taʿayyün ve iştihâr ve nehb-i emvâl-i zuʿafâ ile sâhib-i miknet ve iktidâr olup evâmir-i Devlet-i aliyye'ye muhâlefet ve Sayda vâlîlerine cevr ü eziyyet ve hakkından gelinmediği takdîrde babasından ziyâde fesâda tasaddî edeceğini o tarafta bulunan hükkâm arz u işâret etmişler idi. Gubâr-ı fitnesi tekâsüf ve kuvvet ü mikneti tezâʿuf kabûl etmeden iʿdâmına ikdâm, şerîta-i siyâsete muvâfık ve tarîka-i huzem ü ihtiyâta mutâbık olduğundan istîsâl-i husûlü kapudan paşa ve Sayda ve Şam vâlîlerine ihâle ve müşârünileyhim üzerine vardıklarında acz-âver mukābele olarak firâra âğâz ve bir müddetten sonra Sayda etrâfında vâkiʿ Mînâ gölü nâm mahalde cemʿ-i asker ile dest-i melʿanetini dırâz edüp o gürg-i bârân-dîdenin suhûletle dâm-ı sayda giriftâr olmayacağı (45b) Şam vâlîsine maʿlûm olup, levend baş ağasını sûret-i tasannuʿda dâiresinden tard u ibʿâd ve şakî-i merkūma tebaʿiyyet ve iʿtimâd verdikten sonra katlini tenbîh ile hakkında kerâim-i hüsn-i mükâfâtı iʿdâd etmişidi. Ağa-yi mûmâileyh Şam vâlîsinden rû-gerdân olduğunu beyân ve sıdk-ı kavlini te'vîl ile müekked-bi'l-îmân edüp bir hâl ile fırsat-yâb olup şakî-i merkūmu istîsâl ve ser-i maktūʿunu Şam vâlîsi berîd-i serîʿü's-seyr ile Âsitâne'ye irsâl eyledi.",
          "caption": "İʿdâm-ı Ali Tâhir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_071.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Ali Tâhir",
          "text": "Bir müddetten berü Akkâ ve Dürzî dağlarında muhâlefet-i pâdişâh-ı rû-yi zemîn ile şakk-ı asâ-yi müslimîn edüp cezâ-yi mâyelîki bundan akdem tertîb ve binâ-yi nâ-üstüvâr-ı ömrü tîşe-i siyâset ile tahrîb olunan Zâhir Ömer'in oğlu Ali Tâhir sergüzeşt-i peder-i bed-ahterden hisse-mend olmayup, hubs-ı tabîʿat ve fesâd-ı cibillet iktizâsıyla o havâlîde kesb-i taʿayyün ve iştihâr ve nehb-i emvâl-i zuʿafâ ile sâhib-i miknet ve iktidâr olup evâmir-i Devlet-i aliyye'ye muhâlefet ve Sayda vâlîlerine cevr ü eziyyet ve hakkından gelinmediği takdîrde babasından ziyâde fesâda tasaddî edeceğini o tarafta bulunan hükkâm arz u işâret etmişler idi. Gubâr-ı fitnesi tekâsüf ve kuvvet ü mikneti tezâʿuf kabûl etmeden iʿdâmına ikdâm, şerîta-i siyâsete muvâfık ve tarîka-i huzem ü ihtiyâta mutâbık olduğundan istîsâl-i husûlü kapudan paşa ve Sayda ve Şam vâlîlerine ihâle ve müşârünileyhim üzerine vardıklarında acz-âver mukābele olarak firâra âğâz ve bir müddetten sonra Sayda etrâfında vâkiʿ Mînâ gölü nâm mahalde cemʿ-i asker ile dest-i melʿanetini dırâz edüp o gürg-i bârân-dîdenin suhûletle dâm-ı sayda giriftâr olmayacağı (45b) Şam vâlîsine maʿlûm olup, levend baş ağasını sûret-i tasannuʿda dâiresinden tard u ibʿâd ve şakî-i merkūma tebaʿiyyet ve iʿtimâd verdikten sonra katlini tenbîh ile hakkında kerâim-i hüsn-i mükâfâtı iʿdâd etmişidi. Ağa-yi mûmâileyh Şam vâlîsinden rû-gerdân olduğunu beyân ve sıdk-ı kavlini te'vîl ile müekked-bi'l-îmân edüp bir hâl ile fırsat-yâb olup şakî-i merkūmu istîsâl ve ser-i maktūʿunu Şam vâlîsi berîd-i serîʿü's-seyr ile Âsitâne'ye irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İş bu Şevvalülmükerrem'in yedinci günü âdet-i dîrîn-i Devlet-i ebed-karîn üzere tevcîhât vâkiʿ olup hüddâm-ı Bâbıâlî ile rikâb ağaları ve şıkk-ı evvel ve sânî ve sâlis bi-ecmaʿihim ibkā olunup, defter emâneti ile re'îs-i esbak Elhâc Abdürrezzak Efendi taltîf ve baş muhâsebe ile Hâşim Ali Bey ve Anadolu muhâsebeciliği ile Esseyyid Abdülkerim Efendi te'lîf olunup Şehremâneti Nazîf Ahmed Efendi'ye tevcîh ve süvâri mukābeleciliği ile Âtıfzâde Ahmed Bey'in kadri tenvîh ve cizye muhâsebeciliği ile Nuri Bey'in hâli terfîh olundu.\nSipâh kitâbeti ile Nahîfî Efendi kuvvet-yâb ve küçük rûznâmeye Safiye Sultanzâde Mehmed Sâdık Efendi intihâb olunup piyâde mukābeleciliği ile Râfet Mustafa Efendi tebşîr ve küçük evkāf ruûsu Nâmık Efendi'nin defter-i âmâline kayd ü tahrîr ve bakāyā-yi erbâb-ı menâsıb, hall-i ilâhî sünûhuna ve sene-i âtiye tevcîhâtına, te'hîr olunup baʿzıları dahi atâyâ-yi şâhâne ile def-i zarûret ve ihzâr-ı esbâb-ı maʿîşet eyledi. Ocak ağalıklarından sipah ağalığı Hatibzâde (46a) Ahmed Ağa'ya sezâ ve silahdâr ağalığı müntemiyân-ı sadr-ı vâlâ-şândan Feyzi Ağa'ya revâ görülüp, cebecibaşılık sâbıkı Kürd Mehmed Ağa'ya ihsân ve arabacıbaşılık ile Süleyman Ağa ve Tophâne Nezâreti ile yazıcı-i sâbık Ahmed Efendi kâm-rân kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_072.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Tevcîhât",
          "text": "İş bu Şevvalülmükerrem'in yedinci günü âdet-i dîrîn-i Devlet-i ebed-karîn üzere tevcîhât vâkiʿ olup hüddâm-ı Bâbıâlî ile rikâb ağaları ve şıkk-ı evvel ve sânî ve sâlis bi-ecmaʿihim ibkā olunup, defter emâneti ile re'îs-i esbak Elhâc Abdürrezzak Efendi taltîf ve baş muhâsebe ile Hâşim Ali Bey ve Anadolu muhâsebeciliği ile Esseyyid Abdülkerim Efendi te'lîf olunup Şehremâneti Nazîf Ahmed Efendi'ye tevcîh ve süvâri mukābeleciliği ile Âtıfzâde Ahmed Bey'in kadri tenvîh ve cizye muhâsebeciliği ile Nuri Bey'in hâli terfîh olundu.\nSipâh kitâbeti ile Nahîfî Efendi kuvvet-yâb ve küçük rûznâmeye Safiye Sultanzâde Mehmed Sâdık Efendi intihâb olunup piyâde mukābeleciliği ile Râfet Mustafa Efendi tebşîr ve küçük evkāf ruûsu Nâmık Efendi'nin defter-i âmâline kayd ü tahrîr ve bakāyā-yi erbâb-ı menâsıb, hall-i ilâhî sünûhuna ve sene-i âtiye tevcîhâtına, te'hîr olunup baʿzıları dahi atâyâ-yi şâhâne ile def-i zarûret ve ihzâr-ı esbâb-ı maʿîşet eyledi. Ocak ağalıklarından sipah ağalığı Hatibzâde (46a) Ahmed Ağa'ya sezâ ve silahdâr ağalığı müntemiyân-ı sadr-ı vâlâ-şândan Feyzi Ağa'ya revâ görülüp, cebecibaşılık sâbıkı Kürd Mehmed Ağa'ya ihsân ve arabacıbaşılık ile Süleyman Ağa ve Tophâne Nezâreti ile yazıcı-i sâbık Ahmed Efendi kâm-rân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı âlî-kadr hazretleri âm-ı mâzîde sebkat ettiği gibi padişâh-ı dil-âgâh hazretlerini kemâl-i tazarruʿ ve meskenet ile Paşa-kapısı'na daʿvet ile tertîb-i ziyâfet ve şehinşâh-ı pâkize-tıynet daʿvetine icâbet buyurup: [Mısra:] Görse-ger tantana-i câhını çeşm-i hâkān [Mısra:] Olmak isterdi der-i maʿdeletinde derbân. Mefhûmunda münbaʿis debdebe-i mülûkâneleriyle Sarây-i âsafî'ye pâ-nihâde-i izz ü şân olup bir zamân istimâʿ-ı esvât-ı hânende-gân ve sâzende-gân ile kesb-i neşât ve bir zamân temâşâ-yi raks-ı hûb-rûyân ile celb-i mâye-i şâdî ve inbisât buyurup vakt-i şâm tenâvül-i taʿâm ve sadr-ı müşârünileyh ile hâzır-bi'l-meclis olan şeyhülislâm ve kapudan paşaya birer sevb-i semmûr kürk ilbâs ve azîmet-i şâhâneleri ihsâs olundukta mukaddemce ihzâr olunan cevâhir-i abdâr ve derârî-i tâb-dâr hâk-i pâ-yi hümâyûnlarına nisâr ve seng-i rikâbda keşîde ve ihzâr olunan esb-i berk-i reftâra süvâr ve saray-i âlîlerine pây-endâz-ı şevket ü vakār oldular.",
          "caption": "Ziyâfet-i Sadrıazam be-Şehriyâr-ı İskender-Haşem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_073.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Sadrıazam be-Şehriyâr-ı İskender-Haşem",
          "text": "Sadr-ı âlî-kadr hazretleri âm-ı mâzîde sebkat ettiği gibi padişâh-ı dil-âgâh hazretlerini kemâl-i tazarruʿ ve meskenet ile Paşa-kapısı'na daʿvet ile tertîb-i ziyâfet ve şehinşâh-ı pâkize-tıynet daʿvetine icâbet buyurup: [Mısra:] Görse-ger tantana-i câhını çeşm-i hâkān [Mısra:] Olmak isterdi der-i maʿdeletinde derbân. Mefhûmunda münbaʿis debdebe-i mülûkâneleriyle Sarây-i âsafî'ye pâ-nihâde-i izz ü şân olup bir zamân istimâʿ-ı esvât-ı hânende-gân ve sâzende-gân ile kesb-i neşât ve bir zamân temâşâ-yi raks-ı hûb-rûyân ile celb-i mâye-i şâdî ve inbisât buyurup vakt-i şâm tenâvül-i taʿâm ve sadr-ı müşârünileyh ile hâzır-bi'l-meclis olan şeyhülislâm ve kapudan paşaya birer sevb-i semmûr kürk ilbâs ve azîmet-i şâhâneleri ihsâs olundukta mukaddemce ihzâr olunan cevâhir-i abdâr ve derârî-i tâb-dâr hâk-i pâ-yi hümâyûnlarına nisâr ve seng-i rikâbda keşîde ve ihzâr olunan esb-i berk-i reftâra süvâr ve saray-i âlîlerine pây-endâz-ı şevket ü vakār oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri ağası olan Turnacızâde Ahmed Ağa selefi gibi sadrıazam hazretlerini daʿvet ve arz-ı firûtenî ve ubûdiyyet edüp sadr-ı nevâziş-mend Ağa-kapısı'na sevk-i semend edüp tefrîh-i kulûba bâdî olan sâz u âvâz istimâʿından sonra tenâvül-i etʿime-i gûnâ-gûn (46b) ve bu maslahat dahi\nhitâma makrûn oldukta ağa-yi mûmâileyh arz-ı tefârîk ve hedâyâ ile resm-i ubûdiyeti icrâ ve bu mukābelede sadr-ı âlî-kadr hazretleri dûş-i istihkākına bir sevb-i semmûr iksâ ve saray-ı âlîlerine irhâ-yı inân-ı esb-i bâd-pâ eylediler.",
          "caption": "Ziyâfet-i Ağa-yi Yeniçeriyân be-sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_074.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Ağa-yi Yeniçeriyân be-sadr-ı âlî",
          "text": "Yeniçeri ağası olan Turnacızâde Ahmed Ağa selefi gibi sadrıazam hazretlerini daʿvet ve arz-ı firûtenî ve ubûdiyyet edüp sadr-ı nevâziş-mend Ağa-kapısı'na sevk-i semend edüp tefrîh-i kulûba bâdî olan sâz u âvâz istimâʿından sonra tenâvül-i etʿime-i gûnâ-gûn (46b) ve bu maslahat dahi\nhitâma makrûn oldukta ağa-yi mûmâileyh arz-ı tefârîk ve hedâyâ ile resm-i ubûdiyeti icrâ ve bu mukābelede sadr-ı âlî-kadr hazretleri dûş-i istihkākına bir sevb-i semmûr iksâ ve saray-ı âlîlerine irhâ-yı inân-ı esb-i bâd-pâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhülislâm olan Mehmed Sâlih Efendizâde Mehmed Emin Efendi iştidâd-ı illet-i pîrî ile mübtelâ-yı zaʿf-ı basar ve tertîb ettiği silsileler medhûl-i erbâb-ı istidlâl ve nazar olduğundan başka hıfz-ı mesned sevdâsıyla uzemâ-yı ehl-i tarîki birer cihetle tekdîr ve ale'l-husûs huzûr-ı hümâyûnda edebe muhill baʿzı makālât ve mutayyebât-ı gayr-ı maʿkūlesi hakkında müstemirr olan teveccüh-i tâc-dârîyi tağyîr edüp mâh-ı mezkûrun ondokuzuncu sebt günü azl ve Üsküdar'da olan hânesine nakl olunup birkaç günden sonra kayd-ı gurbete giriftâr ve Bursa'ya nefy ile mehcûr-ı hîş ü tebâr oldu.\n\nVassaf Abdullah Efendizâde Mehmed Esad Efendi'nin o makām-ı bülende istihkākı nümâyân ve pederi makāmı olan meşîhata her vechile şâyân olduğuna binâen yevm-ı mezkûrda huzûr-ı hümâyûna daʿvet ve menkıb-ı liyâkati kabâ-yı fetvâ ile pür-zînet kılındı.\n\nGarîbe: Şeyhülislâm-ı sâbık Sâlihzâde Efendi'ye kesb-ı takarrüb ve istînâs maʿrazında baʿzı şaʿbda perdâz-ı siʿâyete âğâz ve “hâlâ şeyhülislâm olan Vassafzâde sûrî ve maʿnevî meşîhate amel ve karîben nâ'il-i emel olacaktır\" deyü nemîme-sâz olduklarında safvet-ı tabîʿat iktizâsıyla bu haber-ı sıdka haml ile müşârünileyhe “mübâşeret ettiği maddeden keff-ı yed (47a) etmezse hakkında zuhûr-ı keder mukarrerdir\" deyü irsâl-ı haber ve müşârünileyhe isnâd olunan keyfiyette hakīkaten sunʿ u medhali olmadığına binâen tebriye-ı zimmet ile tarafeyne emniyet gelmişiken hükm-ı kazâ vü kader ile bilâ-amel o câh-ı refîʿ ile mübeccel olması garâ'ib-ı ittifâkıyâttan maʿdûd olsa sezâ ve eshâb-ı merâtib-ı âliye makāmlarına kesb-ı liyâkat eden zevâtı istirkāb ile dem-be-dem mübtelâ-yı telâş ve ıztırâb olmaktan ise tâbiʿ-ı hükm-ı irâde ve kazâ olmak haklarında râhatı müstelzim bir maʿnâ olduğu zâhir ve hüveydâdır. Nazm: جرى قلم القضاء بما يكون فسيان التحرك والسكون",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Müftilenâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_075.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Müftilenâm",
          "text": "Şeyhülislâm olan Mehmed Sâlih Efendizâde Mehmed Emin Efendi iştidâd-ı illet-i pîrî ile mübtelâ-yı zaʿf-ı basar ve tertîb ettiği silsileler medhûl-i erbâb-ı istidlâl ve nazar olduğundan başka hıfz-ı mesned sevdâsıyla uzemâ-yı ehl-i tarîki birer cihetle tekdîr ve ale'l-husûs huzûr-ı hümâyûnda edebe muhill baʿzı makālât ve mutayyebât-ı gayr-ı maʿkūlesi hakkında müstemirr olan teveccüh-i tâc-dârîyi tağyîr edüp mâh-ı mezkûrun ondokuzuncu sebt günü azl ve Üsküdar'da olan hânesine nakl olunup birkaç günden sonra kayd-ı gurbete giriftâr ve Bursa'ya nefy ile mehcûr-ı hîş ü tebâr oldu.\n\nVassaf Abdullah Efendizâde Mehmed Esad Efendi'nin o makām-ı bülende istihkākı nümâyân ve pederi makāmı olan meşîhata her vechile şâyân olduğuna binâen yevm-ı mezkûrda huzûr-ı hümâyûna daʿvet ve menkıb-ı liyâkati kabâ-yı fetvâ ile pür-zînet kılındı.\n\nGarîbe: Şeyhülislâm-ı sâbık Sâlihzâde Efendi'ye kesb-ı takarrüb ve istînâs maʿrazında baʿzı şaʿbda perdâz-ı siʿâyete âğâz ve “hâlâ şeyhülislâm olan Vassafzâde sûrî ve maʿnevî meşîhate amel ve karîben nâ'il-i emel olacaktır\" deyü nemîme-sâz olduklarında safvet-ı tabîʿat iktizâsıyla bu haber-ı sıdka haml ile müşârünileyhe “mübâşeret ettiği maddeden keff-ı yed (47a) etmezse hakkında zuhûr-ı keder mukarrerdir\" deyü irsâl-ı haber ve müşârünileyhe isnâd olunan keyfiyette hakīkaten sunʿ u medhali olmadığına binâen tebriye-ı zimmet ile tarafeyne emniyet gelmişiken hükm-ı kazâ vü kader ile bilâ-amel o câh-ı refîʿ ile mübeccel olması garâ'ib-ı ittifâkıyâttan maʿdûd olsa sezâ ve eshâb-ı merâtib-ı âliye makāmlarına kesb-ı liyâkat eden zevâtı istirkāb ile dem-be-dem mübtelâ-yı telâş ve ıztırâb olmaktan ise tâbiʿ-ı hükm-ı irâde ve kazâ olmak haklarında râhatı müstelzim bir maʿnâ olduğu zâhir ve hüveydâdır. Nazm: جرى قلم القضاء بما يكون فسيان التحرك والسكون"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İş bu bin yüz doksan senesi Şevval'inin altıncı günü sulb-i pâk-i hazret-i tâcdârîden bir şehzâde-i tâbende-i ahter-i pertev-pâş basar-ı kih-ter ü mih-ter olup Dârüssaʿâde ağası hazretleri nüvîd-i vilâdeti, kānûn-ı saltanat üzere sadrıazam hazretlerine tebliğ ve sadr-ı müşârünileyh izhâr-ı envâʿ-ı mesarr ile ağa-yi müşârünileyh hakkında sunûf-ı atâya ve hedâyâyı bî-dirîğ buyurup filhâl şeyhülislâm ve kapudan paşa ve sadreyn hazerâtına irsâl-i peyâm ve vürûdları hengâm-ı hem-inân-ı murâfakat olarak Sarây-ı âlî'ye varup huzûr-ı hümâyûna duhûl ile kesb-i şeref-i tâm ve tehniyet-i vilâdet ile şâd-mânî ve ibtisâm ettikten sonra telebbüs-i hilʿat ile avdet ve top şenliği ve münâdîler nidâsı kulûb-i kâffe-i nâsa ilkā-yi beşâşet eyledi.\n\nBundan akdem serzede-i sâha-i vücûd olan vilâdetlerde isrâf ve tebzîr resîde-i derece-i kemâl ve tetâbuʿ-ı esbâb-ı lehv (47b) ü tarab ifsâd-ı tabâbiʿ-i ricâl eylediğinden gayri o rütbe-i halka ruhsatta meymenet müşâhede olunmayup baʿzı hayrât-ı nâfiʿa ile takarrüb ilâ-Allah maslahatı kalb-i eşref-i şehinşâhîde cilve-ger ve itʿâm-ı mesâkîn ve fukarâ ve ağniyâ-yi erâmil ve zuʿafâ niyyet-i sâdıkası derûn-ı ilhâm-meşhûnlarında muzmer olduğuna binâen Babıâlî'de tabh-ı taʿâm olunup o makūleler işbâʿ ve iʿtâ-yi denânîr ile vâsıl-ı ser-menzil-i intifâʿ olmaları bâbmda ısdâr-ı emr-i cihân-mutaʿ buyurdular.\n\nSadr-ı müşârünileyh hazretleri emr-i şerîfe imtisal ve her günde iki nevbet pilav ve zerde tabhıyla fukarayı dil-sîr-i niʿmet-i padişah-ı hamîdü'l-hısâl eylediğinden başka kulûb-i etfâle ilkā-yi sürûr-ı mesûbât-ı cezîleden maʿdûd olduğuna binâen Asitâne-i saʿâdet'de vâkiʿ mekteblerde taʿallüm-i Kur'ân eden sıbyân hâceleriyle âmîn-hân olarak Paşa-kapısı'na şitâbân olup ekl-i taʿâm akabinde hâceleri sof ferâce ve surre ile tefrîh ü tatyîb ve sıbyân u gûdek-ân-ı mekteb dahi nukûd-ı ihsân ile tenşît ü tatrîb olunup beş gün bu hâl ile mürûr ve fukarâ ve sıbyândan padişah-ı kâmilü'ş-şu'ûr isticlâb-ı duʿâ-yi me'sûr eyledi. Etrâfa neşr-i ahbâr-ı vilâdet takrîbi ile, [Mısra]: ʿAynün tesürru ve ʿaynün minke tübkînî mefhûmu üzere zuʿafâ-yı raʿiyyet iʿlân-ı mâye-i ferhat ettiler ise dahi hidmet-i mübâşiriye ve masârif-i şehr-âyin ile muztaribü'l-hâl oldukları\naklen tebeyyün etmiş bir keyfiyet olmağla bu maddeyi bahâne ederek tecrîm-i nâsdan tevakkî etmek bâbında memâlik-i mahrûsede vâkiʿ vulât u hükkâma ekîd ü şedîd evâmir-i şerîfe neşr olunup bu sûrette (48a) dahi celb-i duʿâ ve kesb-i senâ olundu.\nVilâdet-i hümâyûna Nâşid Bey'in inşâd ettiği târihdir:\n\nHarf-i cevher-dâr ile Nâşid dedim târihini\nMaşrık-ı şâhîde nûr-ı Ahmed'i etti tulûʿ.",
          "caption": "Zikr-i Vilâdet-i Şehzâde Sultan Ahmed",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_076.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Vilâdet-i Şehzâde Sultan Ahmed",
          "text": "İş bu bin yüz doksan senesi Şevval'inin altıncı günü sulb-i pâk-i hazret-i tâcdârîden bir şehzâde-i tâbende-i ahter-i pertev-pâş basar-ı kih-ter ü mih-ter olup Dârüssaʿâde ağası hazretleri nüvîd-i vilâdeti, kānûn-ı saltanat üzere sadrıazam hazretlerine tebliğ ve sadr-ı müşârünileyh izhâr-ı envâʿ-ı mesarr ile ağa-yi müşârünileyh hakkında sunûf-ı atâya ve hedâyâyı bî-dirîğ buyurup filhâl şeyhülislâm ve kapudan paşa ve sadreyn hazerâtına irsâl-i peyâm ve vürûdları hengâm-ı hem-inân-ı murâfakat olarak Sarây-ı âlî'ye varup huzûr-ı hümâyûna duhûl ile kesb-i şeref-i tâm ve tehniyet-i vilâdet ile şâd-mânî ve ibtisâm ettikten sonra telebbüs-i hilʿat ile avdet ve top şenliği ve münâdîler nidâsı kulûb-i kâffe-i nâsa ilkā-yi beşâşet eyledi.\n\nBundan akdem serzede-i sâha-i vücûd olan vilâdetlerde isrâf ve tebzîr resîde-i derece-i kemâl ve tetâbuʿ-ı esbâb-ı lehv (47b) ü tarab ifsâd-ı tabâbiʿ-i ricâl eylediğinden gayri o rütbe-i halka ruhsatta meymenet müşâhede olunmayup baʿzı hayrât-ı nâfiʿa ile takarrüb ilâ-Allah maslahatı kalb-i eşref-i şehinşâhîde cilve-ger ve itʿâm-ı mesâkîn ve fukarâ ve ağniyâ-yi erâmil ve zuʿafâ niyyet-i sâdıkası derûn-ı ilhâm-meşhûnlarında muzmer olduğuna binâen Babıâlî'de tabh-ı taʿâm olunup o makūleler işbâʿ ve iʿtâ-yi denânîr ile vâsıl-ı ser-menzil-i intifâʿ olmaları bâbmda ısdâr-ı emr-i cihân-mutaʿ buyurdular.\n\nSadr-ı müşârünileyh hazretleri emr-i şerîfe imtisal ve her günde iki nevbet pilav ve zerde tabhıyla fukarayı dil-sîr-i niʿmet-i padişah-ı hamîdü'l-hısâl eylediğinden başka kulûb-i etfâle ilkā-yi sürûr-ı mesûbât-ı cezîleden maʿdûd olduğuna binâen Asitâne-i saʿâdet'de vâkiʿ mekteblerde taʿallüm-i Kur'ân eden sıbyân hâceleriyle âmîn-hân olarak Paşa-kapısı'na şitâbân olup ekl-i taʿâm akabinde hâceleri sof ferâce ve surre ile tefrîh ü tatyîb ve sıbyân u gûdek-ân-ı mekteb dahi nukûd-ı ihsân ile tenşît ü tatrîb olunup beş gün bu hâl ile mürûr ve fukarâ ve sıbyândan padişah-ı kâmilü'ş-şu'ûr isticlâb-ı duʿâ-yi me'sûr eyledi. Etrâfa neşr-i ahbâr-ı vilâdet takrîbi ile, [Mısra]: ʿAynün tesürru ve ʿaynün minke tübkînî mefhûmu üzere zuʿafâ-yı raʿiyyet iʿlân-ı mâye-i ferhat ettiler ise dahi hidmet-i mübâşiriye ve masârif-i şehr-âyin ile muztaribü'l-hâl oldukları\naklen tebeyyün etmiş bir keyfiyet olmağla bu maddeyi bahâne ederek tecrîm-i nâsdan tevakkî etmek bâbında memâlik-i mahrûsede vâkiʿ vulât u hükkâma ekîd ü şedîd evâmir-i şerîfe neşr olunup bu sûrette (48a) dahi celb-i duʿâ ve kesb-i senâ olundu.\nVilâdet-i hümâyûna Nâşid Bey'in inşâd ettiği târihdir:\n\nHarf-i cevher-dâr ile Nâşid dedim târihini\nMaşrık-ı şâhîde nûr-ı Ahmed'i etti tulûʿ."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i mezbûreye mutasarrıf olan İshak Efendizâde Şerîf Molla Efendi pîr-i kühen-sâl olmak cihetiyle kuvâ ve havassı baʿzı emrâz-ı müzmine ile muʿattal ve mâh-ı Zilkade'de hazîne-i bedeninde vedîʿa olan cevher-i rûhu müsellem-i dest-i ecel olup münhal olan Anadolu kazaskerliği ile bi-hasebi'n-nevbe Alemî Damadı Ali Efendi mübeccel oldu. Müteveffâ-yi müşârünileyh ümmî ve sâde-dil ve ahvâl-i kâinâttan gâfil olup hattâ uzemâ-yi ulemâdan birinin meclisinde İsakçı Köprüsü'nün tuğyân-ı nehr-i Tuna sebebi ile imtinâʿ-ı inşâsı müzâkere ve harîta der-miyân olunup Kartal ile İsakçı miyânını tekātuʿ eden hatt-ı mefrûza müşârünileyh nazar ve \"bu ednâ mevziʿe köprü binâsı ne lâzım, süvâri şu kadar yerden bilâ-tekellüf güzâr etmek kābildir\". deyü tefevvüh ettiğini hâzır bi'l-meclis olanların baʿzısı etrâfa haber verüp bundan başka Anadolu sadâretine pâ-nihâde oldukta, huzûrda ve Bâbıâlî'de münʿakid olan meclis-i meşverete muktezâ-yi rütbe ile dâhil olup mahremlerinin birine \"şimdi hilye-i akl ile mümtâz olduğumu fehm ettim. Muhâtabı bu keyfiyete neden intikāl ettiniz” dedikte \"sudûr-ı kirâma mültehik olmazdan mukaddem bizi meşverete daʿvet etmezler idi. Bu rütbeye akl tabʿan mülâzim olduğundan derece-i hûş-mend-âne bülûğ ile hiffet ü tayş-ı akl-ı heyûllânîden vâreste olduğumu ancak şimdi idrâk ettim\" dediğini mevsûkü'l-kelim kimseler rivâyet ve bu keyfiyetler (48b) derece-i hâlini ifadeye kifâyet eyleyeceği maʿlûm-ı erbâb-ı dirâyettir.",
          "caption": "Nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_077.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Sadâret-i mezbûreye mutasarrıf olan İshak Efendizâde Şerîf Molla Efendi pîr-i kühen-sâl olmak cihetiyle kuvâ ve havassı baʿzı emrâz-ı müzmine ile muʿattal ve mâh-ı Zilkade'de hazîne-i bedeninde vedîʿa olan cevher-i rûhu müsellem-i dest-i ecel olup münhal olan Anadolu kazaskerliği ile bi-hasebi'n-nevbe Alemî Damadı Ali Efendi mübeccel oldu. Müteveffâ-yi müşârünileyh ümmî ve sâde-dil ve ahvâl-i kâinâttan gâfil olup hattâ uzemâ-yi ulemâdan birinin meclisinde İsakçı Köprüsü'nün tuğyân-ı nehr-i Tuna sebebi ile imtinâʿ-ı inşâsı müzâkere ve harîta der-miyân olunup Kartal ile İsakçı miyânını tekātuʿ eden hatt-ı mefrûza müşârünileyh nazar ve \"bu ednâ mevziʿe köprü binâsı ne lâzım, süvâri şu kadar yerden bilâ-tekellüf güzâr etmek kābildir\". deyü tefevvüh ettiğini hâzır bi'l-meclis olanların baʿzısı etrâfa haber verüp bundan başka Anadolu sadâretine pâ-nihâde oldukta, huzûrda ve Bâbıâlî'de münʿakid olan meclis-i meşverete muktezâ-yi rütbe ile dâhil olup mahremlerinin birine \"şimdi hilye-i akl ile mümtâz olduğumu fehm ettim. Muhâtabı bu keyfiyete neden intikāl ettiniz” dedikte \"sudûr-ı kirâma mültehik olmazdan mukaddem bizi meşverete daʿvet etmezler idi. Bu rütbeye akl tabʿan mülâzim olduğundan derece-i hûş-mend-âne bülûğ ile hiffet ü tayş-ı akl-ı heyûllânîden vâreste olduğumu ancak şimdi idrâk ettim\" dediğini mevsûkü'l-kelim kimseler rivâyet ve bu keyfiyetler (48b) derece-i hâlini ifadeye kifâyet eyleyeceği maʿlûm-ı erbâb-ı dirâyettir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʿzı zî-mâl olan sefele-i nâs tezyîn-i câme ve libâs ile kibâr-ı devlete taklîd ve pâdâşları olan zaʿîfü'l-yed kimseler dahi baʿzı irtikâbât ile o makūleler teşebbüh için mübtelâ-yi kedd-i şedîd olup giderek eşyâ-yi nefîse\ngirân-kadr ü kıymet ve husûlü muhtâc-ı külfet olduğundan başka sarf olunan mâl eyâdî-i ecânibe intikal edüp, Devlet-i aliyye'ye fâidesi mümteniʿ ve hakīkate nazaran mazarratı devlete râciʿ olduğunu evliyâ-yı umûr tefekkür ve tahayyül ve bu fesâdâtın refʿi bâbında ser-ber-âverde-i tefekkür ve te'emmül olduklarına binâen fî-mâ-baʿd ehl-i hirfet ve hademe makūlesi semmûr ve vaşak ve kākum ve emtiʿa-i Hindiyye ve Halebiyeden menʿ ü zecr ve mütenebbih olmayanları mazhar-ı pâdişâh-ı bahr u ber olacakları lâzım gelenlere tenbîh ve bu vesîle taʿyîn-i hadd-i nebîh ü sefîh kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Yasağ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_078.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Yasağ",
          "text": "Baʿzı zî-mâl olan sefele-i nâs tezyîn-i câme ve libâs ile kibâr-ı devlete taklîd ve pâdâşları olan zaʿîfü'l-yed kimseler dahi baʿzı irtikâbât ile o makūleler teşebbüh için mübtelâ-yi kedd-i şedîd olup giderek eşyâ-yi nefîse\ngirân-kadr ü kıymet ve husûlü muhtâc-ı külfet olduğundan başka sarf olunan mâl eyâdî-i ecânibe intikal edüp, Devlet-i aliyye'ye fâidesi mümteniʿ ve hakīkate nazaran mazarratı devlete râciʿ olduğunu evliyâ-yı umûr tefekkür ve tahayyül ve bu fesâdâtın refʿi bâbında ser-ber-âverde-i tefekkür ve te'emmül olduklarına binâen fî-mâ-baʿd ehl-i hirfet ve hademe makūlesi semmûr ve vaşak ve kākum ve emtiʿa-i Hindiyye ve Halebiyeden menʿ ü zecr ve mütenebbih olmayanları mazhar-ı pâdişâh-ı bahr u ber olacakları lâzım gelenlere tenbîh ve bu vesîle taʿyîn-i hadd-i nebîh ü sefîh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyhe bundan akdem Sivas Eyâleti tevcîh ve ihsân olunup Selânik'ten münharifü'l-mizâc olduğu hâlde Sivas'a doğru râhil ve Nallıhan nâm mahalle vâsıl oldukta dest-i garîm-i ecel müşârünileyhi zâr u zebûn ve herkes hakkında tertîl-i innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciʿûn eyledi. \n\nMünhal olan mansıbı Erzurum vâlîsi ve Kars cânibi seraskeri olan Vezîr Alî Paşa'ya tevcîh ve inâyet ve Hotin muhâfızı nasb olunan Vezîr Süleymân Paşa'da emârât-ı rehâvet zâhir ve bâ-husûs hilâl-i tarîkde kapısı halkı perîşân ve münteşir ve bu hâl ile (49a) icrâ-yı me'mûriyetde dest-i iktidarı kāsır olacağı vârid-i hâtır-ı ekâbir olduğuna binâen kalʿa-i mezkûre muhâfazası şurût-ı sâbıkası üzere İnebahtı muhâfızı olan Vezîr Mehmed Paşa'ya Yanya ve Üsküb sancakları inzimâmıyla tefvîz ve İnebahtı Sancağıyla Süleymân Paşa mazhar-ı dûr-bâş-ı dahl ü taʿrîz kılındı. \n\nTercüme: Müşârünileyh Belgrad fâtihi olan sadr-ı esbak İvaz Mehmed Paşa merhûmun sulbünden otuzyedi târîhinde ser-nümâ-yı sâha-i taʿayyün ve mebâdî-i cüvânî ve unfuvân-ı zindegânîyi tekmîl, akabinde pederleriyle seyr-i emsâr ü müdün eyleyüp devr-i Mahmûd Hânî'den vezâreti vaktine gelinceye dek rikâb hizmetlerinde müstahdem ve Tevfîkî Alî Paşa'dan sonra vezîriazam ve sipeh-sâlâr-ı ekrem olmuşidi. Vakt-i sadâretlerinde selefleri gibi Devlet-i aliyye'ye nâfî bir hidmete muvaffak olmayup azl ve bilâ-\nmusâdere Filibe'ye nakl olunup bir müddetden sonra ba'zı menâsıb ile mükerrem ve târih-i mezkûrda diyâr-ı ademe vazʿ-ı kadem eyledi.\n\nMüşârünileyh çelebi ve nâzik-mizâc ve zâtında tarîk-i ülfet ve istimzâc-ı hüner ü kemâlden behre-mend ve etvâr u harekâtı şâyân-ı tahsîn ü pesend, istimâʿ-ı agânî ve esvât-ı müessireye dil-dâde ve hüsn-i sûret ü ciyâdet-i sîret erbâbına âşık-ı üftâde olup hilye-i cûd ü sehâ ile mütehallî ve eshâb-ı hâcât kavlen ve fiʿlen vazʿ-ı âlem-pesendinden mütesellî idi. Cûd u sehâsı mertebe-i ifrâta resîde olduğundan beyliği ve vezâreti hâlinde müzâyakadan vâreste olmayup hattâ sadâretden azl olundukta mîrîye bin kîseye karîb deyn-i sahîhi zuhûr ettiği mütevâtir ve meşhûrdur.",
          "caption": "Vefât-ı Sadr-ı Esbak Halîl Paşa Ve Baʿzı Tevcîhât-ı Vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_079.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Sadr-ı Esbak Halîl Paşa Ve Baʿzı Tevcîhât-ı Vüzerâ",
          "text": "Müşârünileyhe bundan akdem Sivas Eyâleti tevcîh ve ihsân olunup Selânik'ten münharifü'l-mizâc olduğu hâlde Sivas'a doğru râhil ve Nallıhan nâm mahalle vâsıl oldukta dest-i garîm-i ecel müşârünileyhi zâr u zebûn ve herkes hakkında tertîl-i innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciʿûn eyledi. \n\nMünhal olan mansıbı Erzurum vâlîsi ve Kars cânibi seraskeri olan Vezîr Alî Paşa'ya tevcîh ve inâyet ve Hotin muhâfızı nasb olunan Vezîr Süleymân Paşa'da emârât-ı rehâvet zâhir ve bâ-husûs hilâl-i tarîkde kapısı halkı perîşân ve münteşir ve bu hâl ile (49a) icrâ-yı me'mûriyetde dest-i iktidarı kāsır olacağı vârid-i hâtır-ı ekâbir olduğuna binâen kalʿa-i mezkûre muhâfazası şurût-ı sâbıkası üzere İnebahtı muhâfızı olan Vezîr Mehmed Paşa'ya Yanya ve Üsküb sancakları inzimâmıyla tefvîz ve İnebahtı Sancağıyla Süleymân Paşa mazhar-ı dûr-bâş-ı dahl ü taʿrîz kılındı. \n\nTercüme: Müşârünileyh Belgrad fâtihi olan sadr-ı esbak İvaz Mehmed Paşa merhûmun sulbünden otuzyedi târîhinde ser-nümâ-yı sâha-i taʿayyün ve mebâdî-i cüvânî ve unfuvân-ı zindegânîyi tekmîl, akabinde pederleriyle seyr-i emsâr ü müdün eyleyüp devr-i Mahmûd Hânî'den vezâreti vaktine gelinceye dek rikâb hizmetlerinde müstahdem ve Tevfîkî Alî Paşa'dan sonra vezîriazam ve sipeh-sâlâr-ı ekrem olmuşidi. Vakt-i sadâretlerinde selefleri gibi Devlet-i aliyye'ye nâfî bir hidmete muvaffak olmayup azl ve bilâ-\nmusâdere Filibe'ye nakl olunup bir müddetden sonra ba'zı menâsıb ile mükerrem ve târih-i mezkûrda diyâr-ı ademe vazʿ-ı kadem eyledi.\n\nMüşârünileyh çelebi ve nâzik-mizâc ve zâtında tarîk-i ülfet ve istimzâc-ı hüner ü kemâlden behre-mend ve etvâr u harekâtı şâyân-ı tahsîn ü pesend, istimâʿ-ı agânî ve esvât-ı müessireye dil-dâde ve hüsn-i sûret ü ciyâdet-i sîret erbâbına âşık-ı üftâde olup hilye-i cûd ü sehâ ile mütehallî ve eshâb-ı hâcât kavlen ve fiʿlen vazʿ-ı âlem-pesendinden mütesellî idi. Cûd u sehâsı mertebe-i ifrâta resîde olduğundan beyliği ve vezâreti hâlinde müzâyakadan vâreste olmayup hattâ sadâretden azl olundukta mîrîye bin kîseye karîb deyn-i sahîhi zuhûr ettiği mütevâtir ve meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyh (49b) vücûd-ı kābiliyet ile kem-nâm ve taşrada baʿzen istihdâm olunarak zarûretini defʿe pâ-ber-câ-yi merkez-i ihtimâm olup sadrıazam olan Derviş Mehmed Paşa'nın evzâʿından şehriyâr-ı sütûde-girdâr dilgîr ve dekāyık-ı umûr-ı devlete vâkıf ve habîr olmadığından başka alenen lehv ü taraba inhimâki sebebi ile azli halîde-i zamîr-i münîr olup mukarribân-ı saltanattan baʿzıları ağa-yi mûmileyhin rüşd ü reviyyet ve kemâl ü dirâyetini tavsîf ve makām-ı sadârete şâyân olduğunu resm ü haddiyle taʿrîf edüp, şöyle ki bu makām-ı vâlâya nasb olunduğu hâlde bâdî-i emirde hâmilü'z-zikr ve sâkıt ani'n-nazar görülen Köprülü vezîr gibi Devlet-i aliyye'ye nizâm ve merkez-i aslîsini tahsîl ile kavânîn-i devlete devâm vereceğini müdellel ve müberhen mukaddimât ile arz-ı huzûr-ı pâdişâh-ı enâm eylediklerinde tabîʿat-ı câzibe ve nüfûs-ı mâile olmak haysiyeti ile bu tedbîr tabʿ-ı hümâyûna tesîr edüp, sadârete istiʿdâd gelmek sûretinde kethüdâlık mesnedine isʿâd ve selefi Lâleli Mustafa Efendi hânesinde ikʿâd olundu.",
          "caption": "Kethüdâ-şüden-i Dârendeli Mehmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_080.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Kethüdâ-şüden-i Dârendeli Mehmed Ağa",
          "text": "Müşârünileyh (49b) vücûd-ı kābiliyet ile kem-nâm ve taşrada baʿzen istihdâm olunarak zarûretini defʿe pâ-ber-câ-yi merkez-i ihtimâm olup sadrıazam olan Derviş Mehmed Paşa'nın evzâʿından şehriyâr-ı sütûde-girdâr dilgîr ve dekāyık-ı umûr-ı devlete vâkıf ve habîr olmadığından başka alenen lehv ü taraba inhimâki sebebi ile azli halîde-i zamîr-i münîr olup mukarribân-ı saltanattan baʿzıları ağa-yi mûmileyhin rüşd ü reviyyet ve kemâl ü dirâyetini tavsîf ve makām-ı sadârete şâyân olduğunu resm ü haddiyle taʿrîf edüp, şöyle ki bu makām-ı vâlâya nasb olunduğu hâlde bâdî-i emirde hâmilü'z-zikr ve sâkıt ani'n-nazar görülen Köprülü vezîr gibi Devlet-i aliyye'ye nizâm ve merkez-i aslîsini tahsîl ile kavânîn-i devlete devâm vereceğini müdellel ve müberhen mukaddimât ile arz-ı huzûr-ı pâdişâh-ı enâm eylediklerinde tabîʿat-ı câzibe ve nüfûs-ı mâile olmak haysiyeti ile bu tedbîr tabʿ-ı hümâyûna tesîr edüp, sadârete istiʿdâd gelmek sûretinde kethüdâlık mesnedine isʿâd ve selefi Lâleli Mustafa Efendi hânesinde ikʿâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetten berü sunûf-ı talebe zuhûr-ı imtihâna hasret-keş ve adem-i yümn tecrübesiyle makām-ı iftâda olanların fikri bu bâbda müşevveş olup \"laʿalle ve asâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve umûr-ı fitne merhûndur\" diyerek tâife-i mezkûreyi ye's derecelerine resâ eyledikleri hasebiyle selef efendi vaktinde refʿ-ı rukʿa-i iştikâ eyledikleri bâlâda îmâ olunmuşidi.\nŞeyhülislâm-ı vakt hazretleri hallerine merhamet edüp nasblarından beş on gün sonra Mutavvel'den bir bahis açup inde'l-imtihân [50a] \"Yükremü'l-mer'u ev yühan\" mefhûmu üzere kırâete muvaffak olanlar ruûs ile münşerihü's-sudûr ve olmayanlar bakıyye-i imtihân iʿtibâr olunup aralıkta ber-murâd olacakları va'diyle mesrûr oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı İmtihân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_081.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı İmtihân",
          "text": "Bir müddetten berü sunûf-ı talebe zuhûr-ı imtihâna hasret-keş ve adem-i yümn tecrübesiyle makām-ı iftâda olanların fikri bu bâbda müşevveş olup \"laʿalle ve asâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve umûr-ı fitne merhûndur\" diyerek tâife-i mezkûreyi ye's derecelerine resâ eyledikleri hasebiyle selef efendi vaktinde refʿ-ı rukʿa-i iştikâ eyledikleri bâlâda îmâ olunmuşidi.\nŞeyhülislâm-ı vakt hazretleri hallerine merhamet edüp nasblarından beş on gün sonra Mutavvel'den bir bahis açup inde'l-imtihân [50a] \"Yükremü'l-mer'u ev yühan\" mefhûmu üzere kırâete muvaffak olanlar ruûs ile münşerihü's-sudûr ve olmayanlar bakıyye-i imtihân iʿtibâr olunup aralıkta ber-murâd olacakları va'diyle mesrûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birbuçuk seneden efzûn sadâret-i uzmâ ile memnûn olan Derviş Mehmed Paşa'nın an-asl tâliʿi kuvvette ve necm-i bahtı evc-i rifʿatte olup dest-yâr-ı ikbâl ile sadrıazam oluncaya dek uhdesine tefvîz olunan hidemâtı meded-kârî-i muʿâvin ve nasîr ve inzimâm-ı himem-i ehl-i tedbîr ile temşiyet-pezîr eylediğinden başka bast-ı keff ve lâzım gelen mahallere bezl ü sarf semtini bilüp bu keyfiyet ikbâlini müzdâd ve giderek gāyet mertebe-i beşeriyye olan vekâlet-i mutlaka ile kesb-i aksâ-yı murâd eyledi. Aksâm-ı ubûdiyyet ve siyâseti şâmil olan adl ü dâd ve rahm-i sunûf-ı ibâd mesleğine zehâb ile tahsîl-i rızâ-yı Rabbü'l-erbâb etmek lâzım iken cell-i himmeti devâ'î hevâ vü hevese masrûf ve umûr-ı devlete mübâlât ile tarîk-i hakkı rü'yetten mahcûb ve mekfüf olup istilâ-yı aʿdâ ile harâb ve âşiyâne-i bûm u gurâb olan serhadler ahvâline dikkat etmeyüp ahâli-i sügür mübtelâ-yı nefsetü'l-masdûr ve zücâce-i hâtırları meksûr olup niʿam-ı celîlesiyle mütenaʿim olanlar ikāzdan tebâʿüd ve her fiʿlini istihsân ile meclûbâtlarına takayyüd edüp setr-i maʿâyibi ile iştigāl ve umûr-ı devleti kemâ-yenbagî icrâya saʿy-i bî-hemâl eden Reisülküttâb İsmail Bey-efendi'yi ve kethüdâ nasbettiği Esseyyid İbrahim Efendi'yi hakka delâlet ve irşâd ettikleri (50b) içün makāmlarından ibʿâd ve hatb-ı cesîm-i devleti keyfe-mâ erâd re'y-i muʿavveciyle idâre edüp tertîb ettiği mukaddemât müntic-i fesâd ve kâffe-i tedâbîri sebeb-i ihtilâl-i emsâr ü bilâd olup bu esbâb-ı mütetâbiʿüz-zuhûr tabʿ-ı şâhâneye müstelzim-i tevârüd-i nüfûr olup iş bu Zilkadetüşşerîfe'nin yirmibeşinci günü Kapıcılar Kethüdâsı Çerkes Mehmed Bey vesâtatiyle mühr-i hümâyûn yedinden ahz ve istirdâd ve Enderûn-ı Hümâyûn'da vâkiʿ Ağayeri taʿbîr olunan mahalde ikʿâd olunup ferdâsı sandal ile Silivri'ye îsâl ve çerâğ-ı efrûhtesi olan silahdâr ağası mübâşereti ile mahall-i ikāmet tahsîs olunan Gelibolu'ya irsâl olundu.\nBâlâda ahvâli iş'âr ve kethüdâlık ile sadâret-i uzmâya ihzâr olunan Darendeli Mehmed Ağa silahdâr-ı hazret-i şehriyârî vesâtatiyle Enderun'a celb olunup mühr-i sadâret-i uzmâ yedine teslîm ve ferve-i vekâlet-i kübrâ ile tekrîm olunup selefinin mesâvisi taʿdâd ve kendüsinden hidmet-i nâfiʿa me'mûl olunduğu zikr ü îrâd olunup erbâb-ı haysiyet ve istihkākı lâyıkıyla istihdâm ve meşreb ü meslekinde ihânet-i mahsûs olanları hüccet-i te'dîb ile ilzâm ve umûr-ı cüz'iye ve külliyeyi ittifâk-ı hayr-hâhân-ı saltanatla tesviye ve bâ-husûs serhadlerin esbâb-ı takviyesi tediye olunmak tenbîhâtı sadr-ı müşârünileyhe vicâhen ifâde ve duʿâ-yi hayr-ı mülûkâne ile saray-i âsafânelerine iʿâde olundu.\nMünhal olan kethüdâlık hidmet-i celîlesi iki defʿa o makām-ı refîʿi ihrâz ve beyne'r-ricâl kesb-i taʿayyün ü imtiyâz eden Esseyyid İbrâhim Efendi'ye sâlisen tevcîh-i bâʿis-i tahsîn hâmil ve tenbîh (51a) oldu.\nMünhal olan nişancılık mansıbı dahi kudemâ-yi ricâlden Recâi Mehmed Efendi'ye tevcîh ve inâyet ve celb-i hâtırma mübâderet olunup Feyzi Ağa'nın araz-ı mansıbı dahi sadr-ı sabıkın cevher-i zâtiyle kāim olup devletinden hisse-mend olduğu gibi eyyâm-ı edbârından dahi nasibini istîfâ yaʿni mutasarrıf olduğu silahdâr ağalığından azl olunup mansıb-ı mezkûr ile Kapıcıbaşı Genç Osman Ağa tahsîl-i zîb ü bahâ eyledi.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Sadrıazam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_082.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Sadrıazam",
          "text": "Birbuçuk seneden efzûn sadâret-i uzmâ ile memnûn olan Derviş Mehmed Paşa'nın an-asl tâliʿi kuvvette ve necm-i bahtı evc-i rifʿatte olup dest-yâr-ı ikbâl ile sadrıazam oluncaya dek uhdesine tefvîz olunan hidemâtı meded-kârî-i muʿâvin ve nasîr ve inzimâm-ı himem-i ehl-i tedbîr ile temşiyet-pezîr eylediğinden başka bast-ı keff ve lâzım gelen mahallere bezl ü sarf semtini bilüp bu keyfiyet ikbâlini müzdâd ve giderek gāyet mertebe-i beşeriyye olan vekâlet-i mutlaka ile kesb-i aksâ-yı murâd eyledi. Aksâm-ı ubûdiyyet ve siyâseti şâmil olan adl ü dâd ve rahm-i sunûf-ı ibâd mesleğine zehâb ile tahsîl-i rızâ-yı Rabbü'l-erbâb etmek lâzım iken cell-i himmeti devâ'î hevâ vü hevese masrûf ve umûr-ı devlete mübâlât ile tarîk-i hakkı rü'yetten mahcûb ve mekfüf olup istilâ-yı aʿdâ ile harâb ve âşiyâne-i bûm u gurâb olan serhadler ahvâline dikkat etmeyüp ahâli-i sügür mübtelâ-yı nefsetü'l-masdûr ve zücâce-i hâtırları meksûr olup niʿam-ı celîlesiyle mütenaʿim olanlar ikāzdan tebâʿüd ve her fiʿlini istihsân ile meclûbâtlarına takayyüd edüp setr-i maʿâyibi ile iştigāl ve umûr-ı devleti kemâ-yenbagî icrâya saʿy-i bî-hemâl eden Reisülküttâb İsmail Bey-efendi'yi ve kethüdâ nasbettiği Esseyyid İbrahim Efendi'yi hakka delâlet ve irşâd ettikleri (50b) içün makāmlarından ibʿâd ve hatb-ı cesîm-i devleti keyfe-mâ erâd re'y-i muʿavveciyle idâre edüp tertîb ettiği mukaddemât müntic-i fesâd ve kâffe-i tedâbîri sebeb-i ihtilâl-i emsâr ü bilâd olup bu esbâb-ı mütetâbiʿüz-zuhûr tabʿ-ı şâhâneye müstelzim-i tevârüd-i nüfûr olup iş bu Zilkadetüşşerîfe'nin yirmibeşinci günü Kapıcılar Kethüdâsı Çerkes Mehmed Bey vesâtatiyle mühr-i hümâyûn yedinden ahz ve istirdâd ve Enderûn-ı Hümâyûn'da vâkiʿ Ağayeri taʿbîr olunan mahalde ikʿâd olunup ferdâsı sandal ile Silivri'ye îsâl ve çerâğ-ı efrûhtesi olan silahdâr ağası mübâşereti ile mahall-i ikāmet tahsîs olunan Gelibolu'ya irsâl olundu.\nBâlâda ahvâli iş'âr ve kethüdâlık ile sadâret-i uzmâya ihzâr olunan Darendeli Mehmed Ağa silahdâr-ı hazret-i şehriyârî vesâtatiyle Enderun'a celb olunup mühr-i sadâret-i uzmâ yedine teslîm ve ferve-i vekâlet-i kübrâ ile tekrîm olunup selefinin mesâvisi taʿdâd ve kendüsinden hidmet-i nâfiʿa me'mûl olunduğu zikr ü îrâd olunup erbâb-ı haysiyet ve istihkākı lâyıkıyla istihdâm ve meşreb ü meslekinde ihânet-i mahsûs olanları hüccet-i te'dîb ile ilzâm ve umûr-ı cüz'iye ve külliyeyi ittifâk-ı hayr-hâhân-ı saltanatla tesviye ve bâ-husûs serhadlerin esbâb-ı takviyesi tediye olunmak tenbîhâtı sadr-ı müşârünileyhe vicâhen ifâde ve duʿâ-yi hayr-ı mülûkâne ile saray-i âsafânelerine iʿâde olundu.\nMünhal olan kethüdâlık hidmet-i celîlesi iki defʿa o makām-ı refîʿi ihrâz ve beyne'r-ricâl kesb-i taʿayyün ü imtiyâz eden Esseyyid İbrâhim Efendi'ye sâlisen tevcîh-i bâʿis-i tahsîn hâmil ve tenbîh (51a) oldu.\nMünhal olan nişancılık mansıbı dahi kudemâ-yi ricâlden Recâi Mehmed Efendi'ye tevcîh ve inâyet ve celb-i hâtırma mübâderet olunup Feyzi Ağa'nın araz-ı mansıbı dahi sadr-ı sabıkın cevher-i zâtiyle kāim olup devletinden hisse-mend olduğu gibi eyyâm-ı edbârından dahi nasibini istîfâ yaʿni mutasarrıf olduğu silahdâr ağalığından azl olunup mansıb-ı mezkûr ile Kapıcıbaşı Genç Osman Ağa tahsîl-i zîb ü bahâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem muhkem yasak ile ziyy ü libâs-ı nâs taʿdîl ve mü'temir olmayanlar tenkîl olunacağı tafsîl olunmuşidi. Hademe ve ehl-i hiref hükm-i yasağı ber-taraf edüp kemâkân tavr-ı sefîh-âneye cesâret ve telli pullu esvâb ile arz-ı zînet edüp baʿzısı bu vesîle ile müddehirini ifnâ ve baʿzısı irtikâb-ı mekârih-i umûr ile tahsîl-i metâʿ ve eşyâ edüp bu hâlet tâife-i nisvâna dahi sirâyet ve melbûsât-ı zâhire ve bâtınalarına envâʿ-ı zîb ile sûret vererek “velâ yübdîne zînetehenne illâ libuʿûletihinne” emr-i şerîfinden gaflet eyledikleri maʿlûm-ı sadr-ı cedîd ve bu bidʿat-ı seyyienin refʿinde dâʿiye-i himmetleri ber-mezîd olup İstanbul kadısına hitâben emr-i âlî ısdâr ve gürûh-ı hayyâtîn o makūle fâhiş esvâb katʿı için tahvîf ve inzâr ve fî-mâ-baʿd kâr-ı dîrîn üzere kesip biçmeye ibtidâr edüp bu defʿa dahi mütenebbih olmadıkları hâlde hâyıt ve\nlâbis üftâde-i matmûre-i mahâbis olacakları tenbîh ü ifhâm ve bu savlet-i nâgeh-zûrdan herkes haddini bilüp terk-i zînet ü ihtişâm ettiler.\n\nGarîbe: Derviş Paşa gününde mevkūfât mansıbı sâbıkā Mektûbî Besim (51b) Efendi üzerinde bulunup, bi'l-iktizâ Bağdad defterdârı nasb olundukta harc-ı râha tâlib ve mansıb-ı mezkûr Kirpasî İbrâhim Efendi'ye tevcîh ve bu mukābelede beş bin guruş alınup Besim Efendi'ye teslîm ile Bağdad'a zâhib olmuş idi. İbrâhim Efendi birkaç gün tasarruf-ı mansıb ile izhâr-ı beşâşet etmiş iken duhânî nasb ettiği tıfl-ı emrde tebdîlen sadrıazam hazretleri Bahçe Kapısı'nda tesâdüf ve destâr-ı perîşân ve mutallâ haftanına nazar ile efrâd-ı gazabı tezâʿuf edüp gulâm-ı mezkûru habs ü tenkîl ve Kirpasî'yi azl ile tezlîl edüp, bu vazʿ-ı garîb o makūle süfehâya medâr-ı te'dîb olup bir müddet bâbâyâne libâs telbîsiyle dâhil-i dâire-i hadd ü edeb ve zuhûr eden tehdîd-i şedîd ile bir zaman tersân-ı ukūbet ve gazab-ı sadr-ı sütûde-meşreb oldular.",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_083.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Bundan akdem muhkem yasak ile ziyy ü libâs-ı nâs taʿdîl ve mü'temir olmayanlar tenkîl olunacağı tafsîl olunmuşidi. Hademe ve ehl-i hiref hükm-i yasağı ber-taraf edüp kemâkân tavr-ı sefîh-âneye cesâret ve telli pullu esvâb ile arz-ı zînet edüp baʿzısı bu vesîle ile müddehirini ifnâ ve baʿzısı irtikâb-ı mekârih-i umûr ile tahsîl-i metâʿ ve eşyâ edüp bu hâlet tâife-i nisvâna dahi sirâyet ve melbûsât-ı zâhire ve bâtınalarına envâʿ-ı zîb ile sûret vererek “velâ yübdîne zînetehenne illâ libuʿûletihinne” emr-i şerîfinden gaflet eyledikleri maʿlûm-ı sadr-ı cedîd ve bu bidʿat-ı seyyienin refʿinde dâʿiye-i himmetleri ber-mezîd olup İstanbul kadısına hitâben emr-i âlî ısdâr ve gürûh-ı hayyâtîn o makūle fâhiş esvâb katʿı için tahvîf ve inzâr ve fî-mâ-baʿd kâr-ı dîrîn üzere kesip biçmeye ibtidâr edüp bu defʿa dahi mütenebbih olmadıkları hâlde hâyıt ve\nlâbis üftâde-i matmûre-i mahâbis olacakları tenbîh ü ifhâm ve bu savlet-i nâgeh-zûrdan herkes haddini bilüp terk-i zînet ü ihtişâm ettiler.\n\nGarîbe: Derviş Paşa gününde mevkūfât mansıbı sâbıkā Mektûbî Besim (51b) Efendi üzerinde bulunup, bi'l-iktizâ Bağdad defterdârı nasb olundukta harc-ı râha tâlib ve mansıb-ı mezkûr Kirpasî İbrâhim Efendi'ye tevcîh ve bu mukābelede beş bin guruş alınup Besim Efendi'ye teslîm ile Bağdad'a zâhib olmuş idi. İbrâhim Efendi birkaç gün tasarruf-ı mansıb ile izhâr-ı beşâşet etmiş iken duhânî nasb ettiği tıfl-ı emrde tebdîlen sadrıazam hazretleri Bahçe Kapısı'nda tesâdüf ve destâr-ı perîşân ve mutallâ haftanına nazar ile efrâd-ı gazabı tezâʿuf edüp gulâm-ı mezkûru habs ü tenkîl ve Kirpasî'yi azl ile tezlîl edüp, bu vazʿ-ı garîb o makūle süfehâya medâr-ı te'dîb olup bir müddet bâbâyâne libâs telbîsiyle dâhil-i dâire-i hadd ü edeb ve zuhûr eden tehdîd-i şedîd ile bir zaman tersân-ı ukūbet ve gazab-ı sadr-ı sütûde-meşreb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîriazam Tersâne-i âmire ahvâline vukūf içün taraf-ı hümâyûndan istîzân ve tahsîl-i ruhsat akabinde mahall-i mezkûre revân ve kapudan paşa ile mahzenleri seyr ü temâşâ ettikten sonra iki kıtʿa fırkateyn inşâsını emr ü fermân edüp İznikmid'de katʿ ve tersâneye îsâl oluna gelen kerestelere, kâtibi olan Ârif Efendi \"gâh kebîr gâh kasîr” diyerek ahâliyi tazyîk eylediğini sadr-ı müşârünileyh hazretleri tahkīk edüp tersâneye elverecek keresteleri nezâret eyleyerek katʿ ve îsâl maʿrazında tersâneden vücûdu istiskāl ve hemen o gün İznikmid tarafına irsâl olundu.",
          "caption": "Azîmet-i Sadr-ı âlî be-Tersâne-i Âmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_084.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Azîmet-i Sadr-ı âlî be-Tersâne-i Âmire",
          "text": "Vezîriazam Tersâne-i âmire ahvâline vukūf içün taraf-ı hümâyûndan istîzân ve tahsîl-i ruhsat akabinde mahall-i mezkûre revân ve kapudan paşa ile mahzenleri seyr ü temâşâ ettikten sonra iki kıtʿa fırkateyn inşâsını emr ü fermân edüp İznikmid'de katʿ ve tersâneye îsâl oluna gelen kerestelere, kâtibi olan Ârif Efendi \"gâh kebîr gâh kasîr” diyerek ahâliyi tazyîk eylediğini sadr-ı müşârünileyh hazretleri tahkīk edüp tersâneye elverecek keresteleri nezâret eyleyerek katʿ ve îsâl maʿrazında tersâneden vücûdu istiskāl ve hemen o gün İznikmid tarafına irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i vesîʿü'l-ercâ-yı İran'da kabl (52a) e'l-biʿse hükümrân olan ekâsire-i Acem daʿvet-i âmmeye dâhil olduklarından taraf-ı risâlet-penâhîden millet-i beyzâ-yı İslâmiyeye tergîb ve adem-i kabûlden terettüb eyleyecek mahâvif ve ehvâl ile terhîb olunmuşlar idi. Ru'ûnet-i riyâset ve vüsʿat-i mülk ü devlet kendülere perdedâr-ı gaflet olup nâme-i hümâyûn-ı fahrü'l-mürselîni temzîk ve haklarında مزق الله ملكهم kavl-i şerîfinin\nsudûrunu mehere-i müverrihîn tahkîk eyleyüp çok geçmeden şirâze-i devletleri münhâl ve az zamânda nizâm-ı devletleri muhtel olup, memâlik-i mezbûreden Fârs ve Irak-ı Acem'e istîlâ edenler dahi mütemekkin olamadıkları hasebiyle iklîm-i mezkûrun baʿzen bi-külliyâtihâ ve baʿzen bi-cüziyâtihâ gâh Âl-i Büveyh elinde ve gâh Şebânkâre mülûkü ve Salgurîler hükümetinde müstakarr olup yüz sene mikdârı Cengizîlere nasib ve sademât-ı fitne-engîzlerinden bi'l-külliye harâb olmağa karîb olmuşiken Muzafferîler zuhûriyle şûriş-i memleket teskîn ve bir az vakt Timurîler câ-nişîn olduktan sonra yirmi sene kadar İncûyân tasarrufunda kalup dokuz yüz elli tarihlerinde Safeviyye'ye intikāl ve o hilâlde rafz u ilhâd keyfiyetleri zuhûra başlayup ehl-i sünneti mübtelâ-yi hizy ü nekâl-i ehl-i dalâl etmişidi.\nMîr Veys Oğulları nâ-gâh zuhûr ve o kavm-i gavâyet-pîşeyi müdemmer ve makhûr edüp kırk tarihlerinde efrâd-ı askerî ve kabîle-i Afşar'dan dâʿiyyü'n-neseb ve mechûlü'l-haseb olan Nâdir refte refte mülk-i Acem'e zâfir ve yirmi sene mikdârı sırren ve alenen daʿvâ-yi hükümet edenleri iftihâs ve zûr-ı bâzû-yi tagallüb ile (52b) fürûʿ ve şubelerin katʿ ve târ ü mâr ve İran zemîni nefsine istihlâs edüp şahlık ünvânıyla kesb-i iştihâr ve âkıbet, ol dahi maktûl-i tîğ-i hûn-hâr ve evlâd u ahfâdı birkaç sene birer mahalde mütemekkin oldular ise dahi inkılâbât-ı rüzgâr ile onlar dahi muzmahill ve nâm u şânları sahîfe-i âlemden zâil olup bâlâda beyân olunduğu vech üzere tâb-âverân-ı hânân-ı Aʿcâmdan Âzâd Han ve Feth Ali Han ve bunlar eşbâhı zûr-mendler birer mahalli istîlâ ile muhârebeye mübâşeret ve Âzâd Han cümleye gâlib gelmişiken esâfil-i askerîden ve Zend aşîretinden Zend Kerim, nazar u iʿtibârdan sukūtu hâlinde onar onbeşer evbâş-ı Aʿcâm ile etrâfı tâht u târâc ve füls-i ahmere muhtâc iken giderek bâzâr-ı iştihârı revâc bulup, cemʿiyetine kesret ve bâzû-yi iktidarına kuvvet gelüp birkaç defʿa Âzâd Han ile muhârebe ve gâh muhâzeme ve gâh mugālebe ile imrâr-ı zamân ve âkıbet Âzâd Han askerini perîşân ve hân-ı mezbûr bu mezellet ve hârî sebebi ile diyâr-ı ademe şitâbân olup Vekîl-Şah ünvânını teşhîr ile Zend Kerim mülk-i Acem'in ekser mahalline mâlik ve sâir hanların baʿzısı tarafına meyl ve baʿzısı hâlik olup, hayatta olanların evlâd u akāriblerini alâ-tarîki'r-rehn dârü'l-mülk ittihâz ettiği Şîraz'da ibkā ve istihsâl-i emniyet, akabinde tevsîʿ-i mülk dâʿiyesine düşüp inân-ı azîmetini mülk-i âhara irhâ eyledi.\nÖmer Paşa vaktinde Basra ve Derne ve Mendelcin ve Kürdistan etrâfında birer bahâne-i zaʿîfe ile îkād ettiği nevâir-i fiten gün be-gün (53a) alevgîr olduğu bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olmuşidi. İnkılâbât-ı İran takrîbi ile Azâd Han ve sâirleri Devlet-i aliyye'yi teshîr-i İran'a iğra ve kendüleri Devlet-i aliyye'ye istizhâr ile ednâ bir mahalle kanâʿat eyleyeceklerini îmâ etmişler iken vakt-i Nâdirî'de İrâniyân ile münʿakid olan şurût-ı müsâlahaya Devlet-i aliyye riʿâyet edüp sugūrda vâkiʿ vülât ve hükkâma evâmir-i aliyye tisyâr ve tecavüz ve tahattîden inzâr olunduklarından başka züvvâr ve tüccârları kemâ-fi'l-evvel eyb ü zâhib olup vechen mine'l-vücûh rencîde olunmamaları tenbîh ü işʿâr ve hattâ Zend Kerîm Han şâyân-ı muhâtabât-ı mülûkâne olup iʿlân-ı cülûs-ı hümâyûn zımnında tarafına kerem-nâme tahrîr ve Vehbî Efendi tesyîr olunup bu cânibden uhûd-ı müsâlemenin riʿâyetinde izhâr-ı taksîr olunmadığı gibi o taraftan dahi vikāye-i şurût iltizâm olunması tezkîr olunmuşiken hân-ı mezkûr cibilletinde merkûz olan habâseti icrâ ile hilâf-ı şurût-ı muʿâhede bâʿis-i muhârebe ve mecâlde olur evzâʿ irâe ettiği Devlet-i aliyye'yi mukābeleye ilcâ edüp, verilen fetvâ mûcibince ebvâb-ı sefer güşâde ve her tarafa bu keyfiyet ifâde ile asker ve mühimmât âmâde kılınup bir taraftan Şehrizor vâlisi Vezîr Hasan Paşa ve bir taraftan Bağdad vâlisi Vezîr Abdullah Paşa tertîb olunan asâkir-i bî-şumâr ile tenkîl-i Aʿcâm'a ikdâm ve sugūrdan ihrâc ve tahattî ile o kavm-i güm-râhı müste'sıl-i hüsâm-ı intikām etmek bâbında evâmir-i aliyye isdâr ve Diyarbekir Vâlisi Vezîr Hazinedar Ali Paşa dahi Diyarbekir seraskerliği ile nâm-dâr olup Bağdad'a me'mûr asâkir-i (53b) mansûreyi pey-der-pey tesyîr ve iktizâ ettiği hâlde bi'n-nefs azîmet eylemesi tarafına tahrîr olunduğundan başka Aydın Muhassılı Vezîr Uzun Abdullah Paşa sürücü taʿyîn ve baʿzı aʿzâr ile harekete butu' ve rehâvet izhâr edenleri kerhen ve tavʿan ihrâc etmek me'mûriyeti tarafına ifâde ve tebyîn ve kul kethüdâsı iken Kuyucu Süleyman Paşa gadriyle maʿzûl olan Halil Ağa mukaddemâ Bağdad ağası olmak takrîbi ile o taraf ahvâline vâkıf ve kendüsi dahi hadd-i zâtında resm-i siyâset ve istihdâm-ı asker semtini ârif cerî ve cesûr bir merd-i gayûr olduğundan taʿyîn olunan ortalara ağa nasbiyle me'mûr oldu. Devlet-i aliyye muhâlifleri olan kavm-i Aʿcâmı her taraftan tazyîk ve izʿâc ile mutâlebe-i amâna muhtâc etmek tedbîrât-ı müstahseneden olduğuna\nbinâen Azerbaycan tarafına dahi Kars cânibinden asker taʿyînini baʿzı hayrhahlar sevk edüp ancak Azerbaycan halkının Zend Kerim Han'a mutâvaʿatları mechûl ve halleri istibâne olunmadan üzerlerine taʿyîn-i erbâb-ı huyûl sûret-i gadrde bir kâr-ı nâ-maʿkūl olmağla ibtidâ-yı emrde o havâlide olan hanlara Zend Kerim'in sû-i efʿâli ve memâlik-i mahrûseye tecâvüz ile fesh-i sulha bâdî olduğu inhâ ve her taraftan üzerine asker-i pâdişâhî taʿyîn olunduğu îmâ olunarak rekîz-i zamîrleri istiksâ olunmak evlâ görülüp zikr olunan hanlara bu zemînde mekâtîb tahrîr ve Kars ve Ahisha taraflarından irsâl ile istikşâf-ı zamîr kılınmış idi. Hânân-ı Azerbaycan tarafı (54a) müstelzimü'ş-şeref-i tâcdârîden haklarında sünûh eden rahm ü şefakatden her vechile minnetdâr ve şimdiye dek Zend Kerim'in taht-ı ribka-i itâʿatinde olmayup cânibdâr-ı saltanat-ı seniyye olacaklarını sıdka makrûn tahrîrâtlarıyla işʿâr eylediklerinden gayri ilelebed ubûdiyyet-i Devlet-i aliyye'yi kabûl edüp bu ahd-i vesîkden nükûl etmeyeceklerini dahi niyâz-nâmelerinde tafsîl ve Tiflis Hanı dahi ubûdiyyetini tezyîl ve mahsûs arîzasıyla âdemini dergâh-ı vâlâya tavsîl eyledi. \n\nİran halkı me'lûf-ı rafz u ilhâd ve sünnîlere adâvet ile mecbûl bir kavm-i zâhirü'l-fesâd olduklarına binâen “mâl ve cânlarını vikāye zımnında Zend Kerim taʿlîmi ile şâyed izhâr-ı firûtenî ve istizlâl eylediler\" deyü kulûb-ı ekâbire zann ü gümân müstevli olduğundan başka Kars cânibi seraskeri dahi bu maʿnâyı te'yîd ve zunûn-ı nâsı te'kîd eylediğine binâen hazm u ihtiyâta riʿâyeten o havâli askeri müşârünileyh maʿiyyetine tertîb ve Erzurum'dan hareket ile Kars sahrâsına nasb-ı hıyâm etmek tasvîb olunup, zikr olunan hanlar te'lîf ve adem-i tevhîş ile habâyâ-yı ahvâlleri teftîş olunup devlete itâʿat ve Zend Kerim'e muhâlefet üzere oldukları tahakkuk ettikte yedlerinden sened-i mevsûk ahzine mübâderet eylemesi serasker-i müşârünileyh tarafına makām-ı sadâretten tahrîr ve işâret olundu.",
          "caption": "İcmâl-i Ahvâl-i İraniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_085.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i Ahvâl-i İraniyân",
          "text": "Memâlik-i vesîʿü'l-ercâ-yı İran'da kabl (52a) e'l-biʿse hükümrân olan ekâsire-i Acem daʿvet-i âmmeye dâhil olduklarından taraf-ı risâlet-penâhîden millet-i beyzâ-yı İslâmiyeye tergîb ve adem-i kabûlden terettüb eyleyecek mahâvif ve ehvâl ile terhîb olunmuşlar idi. Ru'ûnet-i riyâset ve vüsʿat-i mülk ü devlet kendülere perdedâr-ı gaflet olup nâme-i hümâyûn-ı fahrü'l-mürselîni temzîk ve haklarında مزق الله ملكهم kavl-i şerîfinin\nsudûrunu mehere-i müverrihîn tahkîk eyleyüp çok geçmeden şirâze-i devletleri münhâl ve az zamânda nizâm-ı devletleri muhtel olup, memâlik-i mezbûreden Fârs ve Irak-ı Acem'e istîlâ edenler dahi mütemekkin olamadıkları hasebiyle iklîm-i mezkûrun baʿzen bi-külliyâtihâ ve baʿzen bi-cüziyâtihâ gâh Âl-i Büveyh elinde ve gâh Şebânkâre mülûkü ve Salgurîler hükümetinde müstakarr olup yüz sene mikdârı Cengizîlere nasib ve sademât-ı fitne-engîzlerinden bi'l-külliye harâb olmağa karîb olmuşiken Muzafferîler zuhûriyle şûriş-i memleket teskîn ve bir az vakt Timurîler câ-nişîn olduktan sonra yirmi sene kadar İncûyân tasarrufunda kalup dokuz yüz elli tarihlerinde Safeviyye'ye intikāl ve o hilâlde rafz u ilhâd keyfiyetleri zuhûra başlayup ehl-i sünneti mübtelâ-yi hizy ü nekâl-i ehl-i dalâl etmişidi.\nMîr Veys Oğulları nâ-gâh zuhûr ve o kavm-i gavâyet-pîşeyi müdemmer ve makhûr edüp kırk tarihlerinde efrâd-ı askerî ve kabîle-i Afşar'dan dâʿiyyü'n-neseb ve mechûlü'l-haseb olan Nâdir refte refte mülk-i Acem'e zâfir ve yirmi sene mikdârı sırren ve alenen daʿvâ-yi hükümet edenleri iftihâs ve zûr-ı bâzû-yi tagallüb ile (52b) fürûʿ ve şubelerin katʿ ve târ ü mâr ve İran zemîni nefsine istihlâs edüp şahlık ünvânıyla kesb-i iştihâr ve âkıbet, ol dahi maktûl-i tîğ-i hûn-hâr ve evlâd u ahfâdı birkaç sene birer mahalde mütemekkin oldular ise dahi inkılâbât-ı rüzgâr ile onlar dahi muzmahill ve nâm u şânları sahîfe-i âlemden zâil olup bâlâda beyân olunduğu vech üzere tâb-âverân-ı hânân-ı Aʿcâmdan Âzâd Han ve Feth Ali Han ve bunlar eşbâhı zûr-mendler birer mahalli istîlâ ile muhârebeye mübâşeret ve Âzâd Han cümleye gâlib gelmişiken esâfil-i askerîden ve Zend aşîretinden Zend Kerim, nazar u iʿtibârdan sukūtu hâlinde onar onbeşer evbâş-ı Aʿcâm ile etrâfı tâht u târâc ve füls-i ahmere muhtâc iken giderek bâzâr-ı iştihârı revâc bulup, cemʿiyetine kesret ve bâzû-yi iktidarına kuvvet gelüp birkaç defʿa Âzâd Han ile muhârebe ve gâh muhâzeme ve gâh mugālebe ile imrâr-ı zamân ve âkıbet Âzâd Han askerini perîşân ve hân-ı mezbûr bu mezellet ve hârî sebebi ile diyâr-ı ademe şitâbân olup Vekîl-Şah ünvânını teşhîr ile Zend Kerim mülk-i Acem'in ekser mahalline mâlik ve sâir hanların baʿzısı tarafına meyl ve baʿzısı hâlik olup, hayatta olanların evlâd u akāriblerini alâ-tarîki'r-rehn dârü'l-mülk ittihâz ettiği Şîraz'da ibkā ve istihsâl-i emniyet, akabinde tevsîʿ-i mülk dâʿiyesine düşüp inân-ı azîmetini mülk-i âhara irhâ eyledi.\nÖmer Paşa vaktinde Basra ve Derne ve Mendelcin ve Kürdistan etrâfında birer bahâne-i zaʿîfe ile îkād ettiği nevâir-i fiten gün be-gün (53a) alevgîr olduğu bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olmuşidi. İnkılâbât-ı İran takrîbi ile Azâd Han ve sâirleri Devlet-i aliyye'yi teshîr-i İran'a iğra ve kendüleri Devlet-i aliyye'ye istizhâr ile ednâ bir mahalle kanâʿat eyleyeceklerini îmâ etmişler iken vakt-i Nâdirî'de İrâniyân ile münʿakid olan şurût-ı müsâlahaya Devlet-i aliyye riʿâyet edüp sugūrda vâkiʿ vülât ve hükkâma evâmir-i aliyye tisyâr ve tecavüz ve tahattîden inzâr olunduklarından başka züvvâr ve tüccârları kemâ-fi'l-evvel eyb ü zâhib olup vechen mine'l-vücûh rencîde olunmamaları tenbîh ü işʿâr ve hattâ Zend Kerîm Han şâyân-ı muhâtabât-ı mülûkâne olup iʿlân-ı cülûs-ı hümâyûn zımnında tarafına kerem-nâme tahrîr ve Vehbî Efendi tesyîr olunup bu cânibden uhûd-ı müsâlemenin riʿâyetinde izhâr-ı taksîr olunmadığı gibi o taraftan dahi vikāye-i şurût iltizâm olunması tezkîr olunmuşiken hân-ı mezkûr cibilletinde merkûz olan habâseti icrâ ile hilâf-ı şurût-ı muʿâhede bâʿis-i muhârebe ve mecâlde olur evzâʿ irâe ettiği Devlet-i aliyye'yi mukābeleye ilcâ edüp, verilen fetvâ mûcibince ebvâb-ı sefer güşâde ve her tarafa bu keyfiyet ifâde ile asker ve mühimmât âmâde kılınup bir taraftan Şehrizor vâlisi Vezîr Hasan Paşa ve bir taraftan Bağdad vâlisi Vezîr Abdullah Paşa tertîb olunan asâkir-i bî-şumâr ile tenkîl-i Aʿcâm'a ikdâm ve sugūrdan ihrâc ve tahattî ile o kavm-i güm-râhı müste'sıl-i hüsâm-ı intikām etmek bâbında evâmir-i aliyye isdâr ve Diyarbekir Vâlisi Vezîr Hazinedar Ali Paşa dahi Diyarbekir seraskerliği ile nâm-dâr olup Bağdad'a me'mûr asâkir-i (53b) mansûreyi pey-der-pey tesyîr ve iktizâ ettiği hâlde bi'n-nefs azîmet eylemesi tarafına tahrîr olunduğundan başka Aydın Muhassılı Vezîr Uzun Abdullah Paşa sürücü taʿyîn ve baʿzı aʿzâr ile harekete butu' ve rehâvet izhâr edenleri kerhen ve tavʿan ihrâc etmek me'mûriyeti tarafına ifâde ve tebyîn ve kul kethüdâsı iken Kuyucu Süleyman Paşa gadriyle maʿzûl olan Halil Ağa mukaddemâ Bağdad ağası olmak takrîbi ile o taraf ahvâline vâkıf ve kendüsi dahi hadd-i zâtında resm-i siyâset ve istihdâm-ı asker semtini ârif cerî ve cesûr bir merd-i gayûr olduğundan taʿyîn olunan ortalara ağa nasbiyle me'mûr oldu. Devlet-i aliyye muhâlifleri olan kavm-i Aʿcâmı her taraftan tazyîk ve izʿâc ile mutâlebe-i amâna muhtâc etmek tedbîrât-ı müstahseneden olduğuna\nbinâen Azerbaycan tarafına dahi Kars cânibinden asker taʿyînini baʿzı hayrhahlar sevk edüp ancak Azerbaycan halkının Zend Kerim Han'a mutâvaʿatları mechûl ve halleri istibâne olunmadan üzerlerine taʿyîn-i erbâb-ı huyûl sûret-i gadrde bir kâr-ı nâ-maʿkūl olmağla ibtidâ-yı emrde o havâlide olan hanlara Zend Kerim'in sû-i efʿâli ve memâlik-i mahrûseye tecâvüz ile fesh-i sulha bâdî olduğu inhâ ve her taraftan üzerine asker-i pâdişâhî taʿyîn olunduğu îmâ olunarak rekîz-i zamîrleri istiksâ olunmak evlâ görülüp zikr olunan hanlara bu zemînde mekâtîb tahrîr ve Kars ve Ahisha taraflarından irsâl ile istikşâf-ı zamîr kılınmış idi. Hânân-ı Azerbaycan tarafı (54a) müstelzimü'ş-şeref-i tâcdârîden haklarında sünûh eden rahm ü şefakatden her vechile minnetdâr ve şimdiye dek Zend Kerim'in taht-ı ribka-i itâʿatinde olmayup cânibdâr-ı saltanat-ı seniyye olacaklarını sıdka makrûn tahrîrâtlarıyla işʿâr eylediklerinden gayri ilelebed ubûdiyyet-i Devlet-i aliyye'yi kabûl edüp bu ahd-i vesîkden nükûl etmeyeceklerini dahi niyâz-nâmelerinde tafsîl ve Tiflis Hanı dahi ubûdiyyetini tezyîl ve mahsûs arîzasıyla âdemini dergâh-ı vâlâya tavsîl eyledi. \n\nİran halkı me'lûf-ı rafz u ilhâd ve sünnîlere adâvet ile mecbûl bir kavm-i zâhirü'l-fesâd olduklarına binâen “mâl ve cânlarını vikāye zımnında Zend Kerim taʿlîmi ile şâyed izhâr-ı firûtenî ve istizlâl eylediler\" deyü kulûb-ı ekâbire zann ü gümân müstevli olduğundan başka Kars cânibi seraskeri dahi bu maʿnâyı te'yîd ve zunûn-ı nâsı te'kîd eylediğine binâen hazm u ihtiyâta riʿâyeten o havâli askeri müşârünileyh maʿiyyetine tertîb ve Erzurum'dan hareket ile Kars sahrâsına nasb-ı hıyâm etmek tasvîb olunup, zikr olunan hanlar te'lîf ve adem-i tevhîş ile habâyâ-yı ahvâlleri teftîş olunup devlete itâʿat ve Zend Kerim'e muhâlefet üzere oldukları tahakkuk ettikte yedlerinden sened-i mevsûk ahzine mübâderet eylemesi serasker-i müşârünileyh tarafına makām-ı sadâretten tahrîr ve işâret olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyh yâveri baht-ı sâz-kâr ile sâye-i devlette kesb-i debdebe ve iştihâr ve alelhusûs müddet-i medîdeden berü maʿdenler emânetinde emvâl-ı vâfire iddihâr edüp (54b) sefer hitâmına karîb Ordu-yı hümâyûn'a me'mûr ve beri yakadan Beşiktaş tarafına mürûr ve âheste-reftâr ile Edirne Sahrâsı'na darb-ı hıyâm ve at çayırtlamak sûretinde ferş-i kilim-i ârâm etmişidi.\nOrdu-yi hümâyûn Şumnu'da mahsûr olduğuna binâen rikâb ve ordu taraflarından bir an akdem imdâda müsâraʿat eylemesi evâmir ü mekâtîb ile tarafına inhâ ve vaʿd ü vaʿîd ile teşvîk ve iğrâ olunmuşiken mühr-i hümâyûn me'mûliyle izhâr-ı betâet ve şiddet-i muhâsaraya illet olup ne hâl ise Edirne'den tahrîk-i pâ ve birkaç günde ancak Yanbolu semtlerine resâ ve o esnâda sulh münʿakid ve müşârünileyh Anadolu tarafına geçüp tahallüf-i matlabdan dilgîr ve münharid olmuş idi. Hakkında tertîb-i cezâ muzmerr iken dâiresi mükemmel ve şöhreti âlemgîr bir vezîrdir. Şumnu'ya varmadığından \"belki maʿkūl sözü vardır” deyü etrâf taʿmîr kaydına düşüp sulh sürûru dahi teʿâkub ettiğinden sû-i fiʿline adem-i mukābele ve afv ile muʿâmele olunmuşidi. Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Bağdad'a varup Vezîr Ömer Paşa'yı hilâf-ı emr-i ʿâlî iʿdâm ve hazâ'in-i mülûkda vücûdu nâ-yâb, emvâl ve tefârıkını iğtinâm edüp lâbe-i Acemâneye firîfte olarak Basra'nın gāretine illet ve intifâ-yı nüfûz ile fî-mâ-baʿd yedinden bir maslahat gelmeyeceği maʿlûm-ı erkân-ı saltanat olmağla azl ve Diyârbekir'de kalʿa-bend ve haseki mübâşiriyeti ile katîl-i mâr-kemend oldu. Müşârünileyh beyne'l-ʿavâm Ispanakçı Mustafa Paşa ismiyle meşhûr olup sekîne ve vakār sıfatıyla muttasıf ve nahvet ü unfe ile (55a) mü'telif, cûd u sehâsı müsellem ve dâiresine müntemî olanların ekserisi sâhib-i tuğ ve alem olup hakkında bu sûretin vukūʿu bâʿis-i hüzn ü teessüf ve sebeb-i endûh ve telehhüf olup Ömer Paşa'ya ettiği gadr-i sarîh âkıbet-i vücûdunu ifnâ ve dest-i cezâ hakkında مَنْ قَتَلَ قُتِلَ hükmünü icrâ eyledi. Müşârünileyh ricâl-i devlet menâsıbında dahi devrân ve çavuşbaşılığı hengâmında fasl-ı daʿvâ ve irzâ-yı husemâda sebk-i akrân edüp, maʿden emîni iken mîrimîrân ve sefer vukūʿunda kā'immakāmlığa celb olunmuş iken nısf-ı tarîkden iʿâde ve vezâret ile mazhar-ı lutf u ihsân olmuşidi.",
          "caption": "İʿdâm-ı Vezîr Hâfız Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_086.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Vezîr Hâfız Mustafa Paşa",
          "text": "Müşârünileyh yâveri baht-ı sâz-kâr ile sâye-i devlette kesb-i debdebe ve iştihâr ve alelhusûs müddet-i medîdeden berü maʿdenler emânetinde emvâl-ı vâfire iddihâr edüp (54b) sefer hitâmına karîb Ordu-yı hümâyûn'a me'mûr ve beri yakadan Beşiktaş tarafına mürûr ve âheste-reftâr ile Edirne Sahrâsı'na darb-ı hıyâm ve at çayırtlamak sûretinde ferş-i kilim-i ârâm etmişidi.\nOrdu-yi hümâyûn Şumnu'da mahsûr olduğuna binâen rikâb ve ordu taraflarından bir an akdem imdâda müsâraʿat eylemesi evâmir ü mekâtîb ile tarafına inhâ ve vaʿd ü vaʿîd ile teşvîk ve iğrâ olunmuşiken mühr-i hümâyûn me'mûliyle izhâr-ı betâet ve şiddet-i muhâsaraya illet olup ne hâl ise Edirne'den tahrîk-i pâ ve birkaç günde ancak Yanbolu semtlerine resâ ve o esnâda sulh münʿakid ve müşârünileyh Anadolu tarafına geçüp tahallüf-i matlabdan dilgîr ve münharid olmuş idi. Hakkında tertîb-i cezâ muzmerr iken dâiresi mükemmel ve şöhreti âlemgîr bir vezîrdir. Şumnu'ya varmadığından \"belki maʿkūl sözü vardır” deyü etrâf taʿmîr kaydına düşüp sulh sürûru dahi teʿâkub ettiğinden sû-i fiʿline adem-i mukābele ve afv ile muʿâmele olunmuşidi. Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Bağdad'a varup Vezîr Ömer Paşa'yı hilâf-ı emr-i ʿâlî iʿdâm ve hazâ'in-i mülûkda vücûdu nâ-yâb, emvâl ve tefârıkını iğtinâm edüp lâbe-i Acemâneye firîfte olarak Basra'nın gāretine illet ve intifâ-yı nüfûz ile fî-mâ-baʿd yedinden bir maslahat gelmeyeceği maʿlûm-ı erkân-ı saltanat olmağla azl ve Diyârbekir'de kalʿa-bend ve haseki mübâşiriyeti ile katîl-i mâr-kemend oldu. Müşârünileyh beyne'l-ʿavâm Ispanakçı Mustafa Paşa ismiyle meşhûr olup sekîne ve vakār sıfatıyla muttasıf ve nahvet ü unfe ile (55a) mü'telif, cûd u sehâsı müsellem ve dâiresine müntemî olanların ekserisi sâhib-i tuğ ve alem olup hakkında bu sûretin vukūʿu bâʿis-i hüzn ü teessüf ve sebeb-i endûh ve telehhüf olup Ömer Paşa'ya ettiği gadr-i sarîh âkıbet-i vücûdunu ifnâ ve dest-i cezâ hakkında مَنْ قَتَلَ قُتِلَ hükmünü icrâ eyledi. Müşârünileyh ricâl-i devlet menâsıbında dahi devrân ve çavuşbaşılığı hengâmında fasl-ı daʿvâ ve irzâ-yı husemâda sebk-i akrân edüp, maʿden emîni iken mîrimîrân ve sefer vukūʿunda kā'immakāmlığa celb olunmuş iken nısf-ı tarîkden iʿâde ve vezâret ile mazhar-ı lutf u ihsân olmuşidi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bilfiil yeniçeri ağası olan Ahmed Ağa'nın Rumeli ve serhadler ahvâline ıttılâʿı zâid ani'l-vasf olduğu karâin-i hâliye ile keşf olunduğuna binâen vaktiyle o taraflarda istihdâm olunmak mülâhazasıyla Zilkade'nin onuncu\ngünü huzûr-ı sadâret-penâhiye daʿvet ve ihzâr ve tebdîl-i destâr ve câme-i zer-târ-ı vezâretle dûş-i istihkākı zînet-i dâr-ı kadr ü iʿtibâr kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı Âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_087.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Ağa-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı Âlî",
          "text": "Bilfiil yeniçeri ağası olan Ahmed Ağa'nın Rumeli ve serhadler ahvâline ıttılâʿı zâid ani'l-vasf olduğu karâin-i hâliye ile keşf olunduğuna binâen vaktiyle o taraflarda istihdâm olunmak mülâhazasıyla Zilkade'nin onuncu\ngünü huzûr-ı sadâret-penâhiye daʿvet ve ihzâr ve tebdîl-i destâr ve câme-i zer-târ-ı vezâretle dûş-i istihkākı zînet-i dâr-ı kadr ü iʿtibâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem inşâsına şürûʿ olunan Ejder-i Bahrî nâm kalyon eyâdî-i mehere-i sunnâʿ ile karîn-i hitâm olduğu istimâʿ olunup sadrıaʿzam ve şeyhülislâm efendi ve ağa paşa mukaddemce tersânede hâzır ve kudûm-ı şâhâneye nâzır olmuşlar idi. Padişâh-ı bahr ü berr Tersâne-i âmire'yi teşrîf-i latîfleriyle mânend-i hurşîd-i enver-i pür-zîb ü fer edüp vakt-i muhtâr hulûlünde (55b) o sefîne-i kûh-peykeri deryâya tenzîl ve ferve ve hilʿat erbâbını avârif-i seniyye-i cihân-dârîlerine tenvîl buyurdular. Ömer Vahîd Efendi etbâʿından Lutfî nâm şahsın bir taʿmiye ile inşâd ettiği târihdir: [Mısraʿ]: Çeküp dem püskürüp su, indi bahre Ejder-i Bahrî\n\nKandiye muhâfızı Vezîr Seyyid Numan Paşa nâ'il-i rütbe-i vâlâ olaldan berü tâliʿinde nekbet ve vâlî olduğu mahallerde mahrûm-ı rû-yi râhat olduğundan başka illet-i samem zâtına îrâs-ı naks u ayb ve hücûm-ı şeyb teʿâtî-i umûrda olan meleke ve liyâkatini selb edüp hâline merhamet ve bir mahalde mütekāʿiden duʿâ-yi devlete müdâvemet tasvîb-kerde-i veliyy-i devlet olduğuna binâen, Zilhicce'nin yirmidördüncü günü kayd-ı vezâreti terkīn ve İstanköy cezîresinde ikāme ve temkîn ve münhal olan Kandiye muhâfazasıyla Silistire Vâlîsi Silahdâr Mehmed Paşa memnûn ve Silistire ile Vezîr Yeğen Mehmed Paşa'nın kadr ü rifʿati bâlâ-ter ve efzûn oldu.\n\nTevcîhâtta baş muhâsebeden şehremânetine intikāl eden Nazîf Ahmed Efendi yevm-i mezkûrda Matbah-ı âmire'ye emîn ve selefleri Kirli İbrâhîm Efendi emânet-i şehr ile kâm-bîn oldu.\n\nSubhîzâde Azîz Efendi'nin zîrde âtî ilel ü esbâb ile azli iktizâ ve İstanbul'dan maʿzûl Ârif Efendi riyâset-i etibbâ ile bu defʿa dahi derece-i kurbiyete iʿtilâ eyledi.\n\nAnadolu kasabâtından Köprü ve Merzifon ve Amasya'da bi-emrillâh zelzele zuhûr edüp baʿzı ebniye sukūtundan fazla Köprülü Oğlu Câmiʿi ve\nbaʿzı mesâcidin inhidâma müstaʿid olan (56a) mahalleri mütesâkıt ve Köprü kasabasında yüz kadar âdemin helâkiyle ahvâl-i ahâli muhtebıt olduğu baʿzı vesâit ile dâhil-i dehlîz mesâmiʿ-i hükkâm ve zavâbıt oldu.",
          "caption": "Nüzûl-i Kalyon ve Refʿ-i Vezâret-i Numan Paşa ve Baʿzı Tevcîhât ve Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_088.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1190"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i Kalyon ve Refʿ-i Vezâret-i Numan Paşa ve Baʿzı Tevcîhât ve Havâdis",
          "text": "Bundan akdem inşâsına şürûʿ olunan Ejder-i Bahrî nâm kalyon eyâdî-i mehere-i sunnâʿ ile karîn-i hitâm olduğu istimâʿ olunup sadrıaʿzam ve şeyhülislâm efendi ve ağa paşa mukaddemce tersânede hâzır ve kudûm-ı şâhâneye nâzır olmuşlar idi. Padişâh-ı bahr ü berr Tersâne-i âmire'yi teşrîf-i latîfleriyle mânend-i hurşîd-i enver-i pür-zîb ü fer edüp vakt-i muhtâr hulûlünde (55b) o sefîne-i kûh-peykeri deryâya tenzîl ve ferve ve hilʿat erbâbını avârif-i seniyye-i cihân-dârîlerine tenvîl buyurdular. Ömer Vahîd Efendi etbâʿından Lutfî nâm şahsın bir taʿmiye ile inşâd ettiği târihdir: [Mısraʿ]: Çeküp dem püskürüp su, indi bahre Ejder-i Bahrî\n\nKandiye muhâfızı Vezîr Seyyid Numan Paşa nâ'il-i rütbe-i vâlâ olaldan berü tâliʿinde nekbet ve vâlî olduğu mahallerde mahrûm-ı rû-yi râhat olduğundan başka illet-i samem zâtına îrâs-ı naks u ayb ve hücûm-ı şeyb teʿâtî-i umûrda olan meleke ve liyâkatini selb edüp hâline merhamet ve bir mahalde mütekāʿiden duʿâ-yi devlete müdâvemet tasvîb-kerde-i veliyy-i devlet olduğuna binâen, Zilhicce'nin yirmidördüncü günü kayd-ı vezâreti terkīn ve İstanköy cezîresinde ikāme ve temkîn ve münhal olan Kandiye muhâfazasıyla Silistire Vâlîsi Silahdâr Mehmed Paşa memnûn ve Silistire ile Vezîr Yeğen Mehmed Paşa'nın kadr ü rifʿati bâlâ-ter ve efzûn oldu.\n\nTevcîhâtta baş muhâsebeden şehremânetine intikāl eden Nazîf Ahmed Efendi yevm-i mezkûrda Matbah-ı âmire'ye emîn ve selefleri Kirli İbrâhîm Efendi emânet-i şehr ile kâm-bîn oldu.\n\nSubhîzâde Azîz Efendi'nin zîrde âtî ilel ü esbâb ile azli iktizâ ve İstanbul'dan maʿzûl Ârif Efendi riyâset-i etibbâ ile bu defʿa dahi derece-i kurbiyete iʿtilâ eyledi.\n\nAnadolu kasabâtından Köprü ve Merzifon ve Amasya'da bi-emrillâh zelzele zuhûr edüp baʿzı ebniye sukūtundan fazla Köprülü Oğlu Câmiʿi ve\nbaʿzı mesâcidin inhidâma müstaʿid olan (56a) mahalleri mütesâkıt ve Köprü kasabasında yüz kadar âdemin helâkiyle ahvâl-i ahâli muhtebıt olduğu baʿzı vesâit ile dâhil-i dehlîz mesâmiʿ-i hükkâm ve zavâbıt oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tebrîk-i Muharremülharâm içün sadrıazam ruh-sâ-yi atabe-i şehriyâr-ı İskender-haşem oldukta bir müddetten berü Gelibolu'da mukîm ve muntazır-ı lutf-ı hüdâvend-i rahîm olan Derviş Mehmed Paşa'nın ibkā-yi tuğ ve sancağını istidʿâ ve ricâsı merrât-ı vukūʿda cilve-nümâ olduğundan fazla Hanya muhâfızlığı ile hâiz-i meserret-i evfâ oldu.\n\nTersâne-i âmire'de bir kıt'a fırkateyn inşâsını sadrıazam tasmîm ve Muharrem'in dördüncü günü Defterdâr Hasan Efendi tersâneye geçüp esâsını tanzîm eyledi.\n\nKapudan-ı Deryâ Vezîr Hasan Paşa kereste ahvâline ıttılâʿ ولي مأرب أخرى kavlini veliyy-i devlete ismâʿ akabinde Bursa tarafına âzim ve Bursa Yenişehri cânibinde mürtekib-i envâʿ-ı mezâlim olan Ahmed Bey nâm şakinin diraht-ı bî-bâr vücûdunu tîşe-i siyâsetle hâdim olup ser-i maktûʿunu Âsitâne'ye irsâl ve kerestenin katʿ ve Âsitâne'ye îsâl nizâmâtını verüp baş muhâsebeye kayd içün mufassal takrîr gönderdikten sonra Tersâne-i âmire'ye vazʿ-ı lenger-i istiʿcâl eyledi.",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_089.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Tebrîk-i Muharremülharâm içün sadrıazam ruh-sâ-yi atabe-i şehriyâr-ı İskender-haşem oldukta bir müddetten berü Gelibolu'da mukîm ve muntazır-ı lutf-ı hüdâvend-i rahîm olan Derviş Mehmed Paşa'nın ibkā-yi tuğ ve sancağını istidʿâ ve ricâsı merrât-ı vukūʿda cilve-nümâ olduğundan fazla Hanya muhâfızlığı ile hâiz-i meserret-i evfâ oldu.\n\nTersâne-i âmire'de bir kıt'a fırkateyn inşâsını sadrıazam tasmîm ve Muharrem'in dördüncü günü Defterdâr Hasan Efendi tersâneye geçüp esâsını tanzîm eyledi.\n\nKapudan-ı Deryâ Vezîr Hasan Paşa kereste ahvâline ıttılâʿ ولي مأرب أخرى kavlini veliyy-i devlete ismâʿ akabinde Bursa tarafına âzim ve Bursa Yenişehri cânibinde mürtekib-i envâʿ-ı mezâlim olan Ahmed Bey nâm şakinin diraht-ı bî-bâr vücûdunu tîşe-i siyâsetle hâdim olup ser-i maktûʿunu Âsitâne'ye irsâl ve kerestenin katʿ ve Âsitâne'ye îsâl nizâmâtını verüp baş muhâsebeye kayd içün mufassal takrîr gönderdikten sonra Tersâne-i âmire'ye vazʿ-ı lenger-i istiʿcâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem şeyhülislâm ve hallâl-i müşkilât-ı enâm olan Salihzâde Mehmed Emin Efendi alâ-tarîki'n-nefy Bursa'ya azîmet ve bir müddet ikāmetten sonra kesret-i ekl ve fart-ı nehem ile me'lûf iken iştihâsına zaʿf-ı (56b) küllî târî ve ekl ü şürbden ârî olup otuz gün bu hâl ile muztarib ve hayatı memâta munkalib olup Kara Çelebi Hüsâm Efendi merkadi kurbünde vâkiʿ suffede medfûn ve alâik-i dünyeviyyeden masûn oldu.\nTercüme: Müşârünileyh devr-i Sultan Mustafa Hânî'de sadr-ı Anadolu i'tibâriyle imâm-ı sultânî olan Sâlih Efendi'nin sulbünden mahrûse-i Edirne'de meşîme-çâk-i zuhûr ve nazar-ı ber-endâz-ı âlem-i gayb u huzûr olup bin yüz yirmibeş târihinde Şeyhülislâm Mahmud Efendi'den ahz-i varak-pâre-i mülâzemet ve otuzikide medrese ruûsiyle nâil-i evvelîn-i pâye-i rifʿat ve altmış târihinde Selânik kazâsiyle dâhil-i kıtâr-ı mevâlî ve altmışaltı Muharrem'inde Şam kazâsiyle kadri ʿâlî olmuşidi. Yetmişde Medîne-i Münevvere kazâsiyle kesb-i şeref ve yetmişdörtte İstanbul Hükümeti'yle zâtı mu'arref, seksenbir senesinde sadâret-i Anadolu ile mükerrem ve seksendörtte câme-i i'tibârı tırâz-ı sadâret-i Rum ile mu'lem olup seksendokuz Cumâdelûlâsı'nda nihâl-i ikbâli terbiye-i feyz-i hak ile pür-berk ü verîk ve rütbe-i vâlâ-yi meşîhat-i İslâmiyye ile nihâyet-res-i menzile-i tarîk olup onyedi ay kadar o mesned-i refîʿü'ş-şânı pür-zîb ü fer ve ber-minvâl-i muharrer Bursa'da cânib-i âhirete medd-i pâ-yi sefer eyledi. Müşârünileyhin hân-ı niʿmeti bây ü gedâya meftûh ve civârında vâkiʿ fukarâ ve zuʿafâya bezl-i nevâl ve ednâ hukūku olanlara i'ânet ve efdâl-i zâtına vasf-ı memdûh olup mutâyebâta mâil müctenib-i rezâil, iʿtikād-ı (57a) tâm hulvü'l-kelâm bir zât-ı cemîli's-sıfât idi.\nVâridâtı süls-i mâlinden ahz olunacak akārdan olmak üzere Şeyh Murad Efendi Tekyesi fukarasına nân-bahâ ve Hatm-i Hâcegân içün vezâif ve Topkapı havâlisinde vâkiʿ hânesi civârında olan Ahmed Paşa Câmiʿi hüddâmının vazîfelerine beşer akçe zamm ve medresesinde olan talebeye yevmiye birer pâre nân-bahâ ta'yîn ve vakfiyesini bu vechile tedvîn ile ibtigā-yi merzât-ı Rabbü'l-âlemîn eyledi.",
          "caption": "Vefât-ı Şeyhülislâm-ı Sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_090.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şeyhülislâm-ı Sâbık",
          "text": "Bundan akdem şeyhülislâm ve hallâl-i müşkilât-ı enâm olan Salihzâde Mehmed Emin Efendi alâ-tarîki'n-nefy Bursa'ya azîmet ve bir müddet ikāmetten sonra kesret-i ekl ve fart-ı nehem ile me'lûf iken iştihâsına zaʿf-ı (56b) küllî târî ve ekl ü şürbden ârî olup otuz gün bu hâl ile muztarib ve hayatı memâta munkalib olup Kara Çelebi Hüsâm Efendi merkadi kurbünde vâkiʿ suffede medfûn ve alâik-i dünyeviyyeden masûn oldu.\nTercüme: Müşârünileyh devr-i Sultan Mustafa Hânî'de sadr-ı Anadolu i'tibâriyle imâm-ı sultânî olan Sâlih Efendi'nin sulbünden mahrûse-i Edirne'de meşîme-çâk-i zuhûr ve nazar-ı ber-endâz-ı âlem-i gayb u huzûr olup bin yüz yirmibeş târihinde Şeyhülislâm Mahmud Efendi'den ahz-i varak-pâre-i mülâzemet ve otuzikide medrese ruûsiyle nâil-i evvelîn-i pâye-i rifʿat ve altmış târihinde Selânik kazâsiyle dâhil-i kıtâr-ı mevâlî ve altmışaltı Muharrem'inde Şam kazâsiyle kadri ʿâlî olmuşidi. Yetmişde Medîne-i Münevvere kazâsiyle kesb-i şeref ve yetmişdörtte İstanbul Hükümeti'yle zâtı mu'arref, seksenbir senesinde sadâret-i Anadolu ile mükerrem ve seksendörtte câme-i i'tibârı tırâz-ı sadâret-i Rum ile mu'lem olup seksendokuz Cumâdelûlâsı'nda nihâl-i ikbâli terbiye-i feyz-i hak ile pür-berk ü verîk ve rütbe-i vâlâ-yi meşîhat-i İslâmiyye ile nihâyet-res-i menzile-i tarîk olup onyedi ay kadar o mesned-i refîʿü'ş-şânı pür-zîb ü fer ve ber-minvâl-i muharrer Bursa'da cânib-i âhirete medd-i pâ-yi sefer eyledi. Müşârünileyhin hân-ı niʿmeti bây ü gedâya meftûh ve civârında vâkiʿ fukarâ ve zuʿafâya bezl-i nevâl ve ednâ hukūku olanlara i'ânet ve efdâl-i zâtına vasf-ı memdûh olup mutâyebâta mâil müctenib-i rezâil, iʿtikād-ı (57a) tâm hulvü'l-kelâm bir zât-ı cemîli's-sıfât idi.\nVâridâtı süls-i mâlinden ahz olunacak akārdan olmak üzere Şeyh Murad Efendi Tekyesi fukarasına nân-bahâ ve Hatm-i Hâcegân içün vezâif ve Topkapı havâlisinde vâkiʿ hânesi civârında olan Ahmed Paşa Câmiʿi hüddâmının vazîfelerine beşer akçe zamm ve medresesinde olan talebeye yevmiye birer pâre nân-bahâ ta'yîn ve vakfiyesini bu vechile tedvîn ile ibtigā-yi merzât-ı Rabbü'l-âlemîn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremülharâm'ın yirminci günü İsmail muhâfazası şartıyla taʿmîr-i Bender'e nâmzed olan Vezîr Dağıstanî Ali Paşa'ya Anadolu Eyâleti tevcîh olunup üzerinde olan Rumeli Eyâleti, Bender muhâfazası şartıyla selefi Vezîr Silahdâr Abdullah Paşa'ya ihsân ve Adana Eyâleti'nin ihtilâlini defʿ etmek şartıyla zikr olunan eyâlete İçil Sancağı ilhâk olunup Vezîr Abdullah Paşa'nın memûriyeti istihsân ve Aʿzâz ve Kilis sancağlarıyla Çerkes Hasan Paşa'ya terbiye ve Rakka Eyâleti ilhâkıyla Diyâr-ı Bekir vâlisi ve seraskeri olan Vezîr Hazînedâr Ali Paşa'nın bâzû-yi iktidârına takviye verildi.\nŞehr-i mezkûrun yirmidördüncü Salı günü tavâif-i askerînin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına memûr olanlara teslîm ve üç gün sonra devr vâki' olup teşrîfât-ı cihân-dâriyle sadrıazam tekrîm olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yi İzâm ve İhrâc-ı Mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_091.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerâ-yi İzâm ve İhrâc-ı Mevâcib",
          "text": "Muharremülharâm'ın yirminci günü İsmail muhâfazası şartıyla taʿmîr-i Bender'e nâmzed olan Vezîr Dağıstanî Ali Paşa'ya Anadolu Eyâleti tevcîh olunup üzerinde olan Rumeli Eyâleti, Bender muhâfazası şartıyla selefi Vezîr Silahdâr Abdullah Paşa'ya ihsân ve Adana Eyâleti'nin ihtilâlini defʿ etmek şartıyla zikr olunan eyâlete İçil Sancağı ilhâk olunup Vezîr Abdullah Paşa'nın memûriyeti istihsân ve Aʿzâz ve Kilis sancağlarıyla Çerkes Hasan Paşa'ya terbiye ve Rakka Eyâleti ilhâkıyla Diyâr-ı Bekir vâlisi ve seraskeri olan Vezîr Hazînedâr Ali Paşa'nın bâzû-yi iktidârına takviye verildi.\nŞehr-i mezkûrun yirmidördüncü Salı günü tavâif-i askerînin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına memûr olanlara teslîm ve üç gün sonra devr vâki' olup teşrîfât-ı cihân-dâriyle sadrıazam tekrîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlet-i Bağdad'a muzâf Baban Sancağı beyzâdelerinden Hâlid Paşa bundan akdem bahane-i cüz'iyye ile ribka-i itâʿatten rû-gerdân ve âzim-i semt-i (57b) İrân olup bir müddetten sonra sahîfe-i cürmüne rakam-ı afv keşîde ve vatan-ı me'lûfuna avd u insirâf ile mu'âheze ve itâbdan ârâmîde olmuşidi. Ancak merkūm muharrik ve müfsid ve İran halkıyla nihânî müttehid ve müteʿahhid olmaktan nâşî kemâ-kân zirve-i inâda su'ûd ve mücâvir ve hevâ-dârı olan Kelhor Hanı'ndan istimdâd ile cem'-i cünûd eyleyüp vekil-i şah olan Zend Kerim'in Kirmanşah tarafından hudûd-ı Bağdad'a Nazar Ali Han'ı ta'yîn ettiğini işâ'at ve bu tarafın seraskerliği tarafına tefvîz olunduğunu hikâyet ederek aʿmâl-i Bağdad'dan Mendelcin kasabası halkını tazyîke mübâderet eylediği, eyâlet-i mezkûre vâlisi Vezîr Abdullah Paşa'ya ihbâr ve der-akab o tarafa asâkir-i cerrâr tertîb ve tisyâr eyleyüp kenâre-i Mendelcin'de tekabül-i Sıffîn vâki' ve iki saat kadar a'mâl-i süyûf kavâri kılınup muhâlifler münhezim ve Bağdadiyân, nesîm-i fevz ü zafer ile mütebessim olup Hâlid Paşa ve akrabâsından Mehmed Bey ve gürûh ekrâd ve Terâkime-i A'câmdan birkaç nefer müteʿayyin kimseler ahz ü katl ve yüz elli kadar efrâd-ı askeri mezbûrlara vasl olunup bakiyetü's-süyûfu birer mahalle firâr eyledikleri ihbârı Saferülhayr'ın beşinci günü vâsıl-ı atebe-i şehriyârî oldu. Müşârünileyhin cilve-ger-i mücellâ-yi bürûz olan gayret ve hamiyeti nezd-i ferd-i mülükânede sezâvâr-ı tahsîn ve teşrîfât-ı seniyye ile dûş ve kemer-bend-i tezyîn ve fî-mâ-ba'd o tarafların tasfiye ve tathîri ve rû-yi muhalefet irâet eden güm-râhların ifnâ ve tedmîri muhavvel-i re'y-i rezînleri (58a) kılındı.",
          "caption": "Havâdisât-ı Irak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_092.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Irak",
          "text": "Eyâlet-i Bağdad'a muzâf Baban Sancağı beyzâdelerinden Hâlid Paşa bundan akdem bahane-i cüz'iyye ile ribka-i itâʿatten rû-gerdân ve âzim-i semt-i (57b) İrân olup bir müddetten sonra sahîfe-i cürmüne rakam-ı afv keşîde ve vatan-ı me'lûfuna avd u insirâf ile mu'âheze ve itâbdan ârâmîde olmuşidi. Ancak merkūm muharrik ve müfsid ve İran halkıyla nihânî müttehid ve müteʿahhid olmaktan nâşî kemâ-kân zirve-i inâda su'ûd ve mücâvir ve hevâ-dârı olan Kelhor Hanı'ndan istimdâd ile cem'-i cünûd eyleyüp vekil-i şah olan Zend Kerim'in Kirmanşah tarafından hudûd-ı Bağdad'a Nazar Ali Han'ı ta'yîn ettiğini işâ'at ve bu tarafın seraskerliği tarafına tefvîz olunduğunu hikâyet ederek aʿmâl-i Bağdad'dan Mendelcin kasabası halkını tazyîke mübâderet eylediği, eyâlet-i mezkûre vâlisi Vezîr Abdullah Paşa'ya ihbâr ve der-akab o tarafa asâkir-i cerrâr tertîb ve tisyâr eyleyüp kenâre-i Mendelcin'de tekabül-i Sıffîn vâki' ve iki saat kadar a'mâl-i süyûf kavâri kılınup muhâlifler münhezim ve Bağdadiyân, nesîm-i fevz ü zafer ile mütebessim olup Hâlid Paşa ve akrabâsından Mehmed Bey ve gürûh ekrâd ve Terâkime-i A'câmdan birkaç nefer müteʿayyin kimseler ahz ü katl ve yüz elli kadar efrâd-ı askeri mezbûrlara vasl olunup bakiyetü's-süyûfu birer mahalle firâr eyledikleri ihbârı Saferülhayr'ın beşinci günü vâsıl-ı atebe-i şehriyârî oldu. Müşârünileyhin cilve-ger-i mücellâ-yi bürûz olan gayret ve hamiyeti nezd-i ferd-i mülükânede sezâvâr-ı tahsîn ve teşrîfât-ı seniyye ile dûş ve kemer-bend-i tezyîn ve fî-mâ-ba'd o tarafların tasfiye ve tathîri ve rû-yi muhalefet irâet eden güm-râhların ifnâ ve tedmîri muhavvel-i re'y-i rezînleri (58a) kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Musul vâlisinden irsâl-i zehâir husûsunda müsâmaha itikādiyle Bağdad vâlisi şikâyet ve eyâlet-i merkūmede ibkāsı tevlîd-i mazarrat eyleyeceğini işâret eylediğinden gayri Şehrizor vâlisi Vezîr Hasan Paşa'ya iʿânet lâzım geldiğini beyân ve Musul Eyâleti ilhâkıyla mübtelâ olduğu ıztırâb-ı hâlden vâreste olmasını âverde-i zebân edüp, Musul Eyâleti iltimâs üzere Hasan Paşa'ya ilhâk olunup selefi Abdülcelilzâde Vezîr Süleyman Paşa'ya eyâlet-i Sivâs tevcîh ve o havâliden tebʿîd ü tenzîh ve selefi Vezîr Yeğen Ali Paşa Konya Eyâleti ile tevkīr ve Yazıcızâde Vezîr Mustafa Paşa Karahisar Sancağı'yla tahkīr olunup, Hotin muhâfızlığı tevcîh olunan Topal Osman Paşa hafîdi Vezîr Mehmed Paşa hilâl-i tarîkte iken Arnavud Süleyman Paşa'nın hüsn-i hâlini müeyyed, Hotin tarafından arz u mahzar vârid olduğuna binâen muhâfaza-i mezkûre kemâ-kân uhdesine tahvîl ve Mehmed Paşa'nın Deliorman nizâmâtı zımnında Hezargrad'da ikāmeti taʿcîl olundu. Yeniçeri ağalığiyle vezâreti cemʿ eden Turnacızâde Ahmed Paşa'nın Rumeli taraflarında istihdâmı menvî-i zamîr ve evâhir-i Muharremülharâm'da Tırhala Sancağı'yla mazhar-ı lutf-ı şehriyâr-ı kişvergîr olup yeniçeri ağalığından maʿzûl ve Gelibolu'da duʿâ-yi devlete meşgûl olan Mehmed Ağa sâniyen ağalık mesnedine mevsûl oldu.",
          "caption": "Baʿzı Tevcîhât ve Nasb-ı Ağa-yi Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_093.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Tevcîhât ve Nasb-ı Ağa-yi Yeniçeriyân",
          "text": "Musul vâlisinden irsâl-i zehâir husûsunda müsâmaha itikādiyle Bağdad vâlisi şikâyet ve eyâlet-i merkūmede ibkāsı tevlîd-i mazarrat eyleyeceğini işâret eylediğinden gayri Şehrizor vâlisi Vezîr Hasan Paşa'ya iʿânet lâzım geldiğini beyân ve Musul Eyâleti ilhâkıyla mübtelâ olduğu ıztırâb-ı hâlden vâreste olmasını âverde-i zebân edüp, Musul Eyâleti iltimâs üzere Hasan Paşa'ya ilhâk olunup selefi Abdülcelilzâde Vezîr Süleyman Paşa'ya eyâlet-i Sivâs tevcîh ve o havâliden tebʿîd ü tenzîh ve selefi Vezîr Yeğen Ali Paşa Konya Eyâleti ile tevkīr ve Yazıcızâde Vezîr Mustafa Paşa Karahisar Sancağı'yla tahkīr olunup, Hotin muhâfızlığı tevcîh olunan Topal Osman Paşa hafîdi Vezîr Mehmed Paşa hilâl-i tarîkte iken Arnavud Süleyman Paşa'nın hüsn-i hâlini müeyyed, Hotin tarafından arz u mahzar vârid olduğuna binâen muhâfaza-i mezkûre kemâ-kân uhdesine tahvîl ve Mehmed Paşa'nın Deliorman nizâmâtı zımnında Hezargrad'da ikāmeti taʿcîl olundu. Yeniçeri ağalığiyle vezâreti cemʿ eden Turnacızâde Ahmed Paşa'nın Rumeli taraflarında istihdâmı menvî-i zamîr ve evâhir-i Muharremülharâm'da Tırhala Sancağı'yla mazhar-ı lutf-ı şehriyâr-ı kişvergîr olup yeniçeri ağalığından maʿzûl ve Gelibolu'da duʿâ-yi devlete meşgûl olan Mehmed Ağa sâniyen ağalık mesnedine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hindistan sevâhilinden Surat ile Bengale meyânında vâkiʿ Melîbâr ülkesine hâkim olan Sultan Ali Raca etrâfında vâkiʿ Sâmirî keferesiyle (58b) dâimâ muhârebe ve ihrâz-ı mesûbât-ı gazâ eyler iken el-harbu sicâlün muktezâsıyla kefere-i mezbûre hâkim-i müşârünileyhe galebe ile mülkünü gāret ve cihet-i vahdet-i İslâmiyye ile muhtâc-ı iʿânet olduğunu Niyâznâme'sinde işâret etdiğinden fazla dokuz yüz kırkdokuz târîhinde Melîbâr hâkimi tazyîk-i küffâr ile muztarib olduğu hâlde Devlet-i aliyye'den istimdâd ve Yusuf ve Hüseyin isimleriyle mevsûm olan bahâdırlara asker koşulup iki kıtʿa sefîneye teşhîn ve mersâ-yi Cidde'den Melîbâr'a taʿyîn ve hîn-i vusûllerinde kefere üzerine hücûm ve ekserini dâne-i top ve tüfeng ile mercûm eylediklerinden melûf oldukları izrârdan mübâʿadet ve ilâ yevminâ\nhazâ memleket-i Melîbâr âsûde-i ihtilâl ü fetret iken ber-vech-i muharrer bu hilâlde tâ'ife-i mesfûre tahsîl-i kuvvet ü tâb ve ehl-i islâmı garîk-i lücce-i mihnet ve ıztırâb etmeleriyle kemâ-fi'l-evvel iʿânet ve imdâd olunması bâbında tahrîk-i silsile-i merhamet ü efdâl ve takdîm eylediği iki re's filden biri hâlik olup diğerini sefîri olan şahıs Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl edüp manzûr-ı şâhâne olduktan sonra Fazlı Paşa Sarayı'nda bir mahal taʿyîn ve sefîr-i mezbûr taʿyînât-ı vâfiye ile Soğancıbaşızâde Konağı'nda temkîn olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Elçi-i Melîbâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_094.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Elçi-i Melîbâr",
          "text": "Hindistan sevâhilinden Surat ile Bengale meyânında vâkiʿ Melîbâr ülkesine hâkim olan Sultan Ali Raca etrâfında vâkiʿ Sâmirî keferesiyle (58b) dâimâ muhârebe ve ihrâz-ı mesûbât-ı gazâ eyler iken el-harbu sicâlün muktezâsıyla kefere-i mezbûre hâkim-i müşârünileyhe galebe ile mülkünü gāret ve cihet-i vahdet-i İslâmiyye ile muhtâc-ı iʿânet olduğunu Niyâznâme'sinde işâret etdiğinden fazla dokuz yüz kırkdokuz târîhinde Melîbâr hâkimi tazyîk-i küffâr ile muztarib olduğu hâlde Devlet-i aliyye'den istimdâd ve Yusuf ve Hüseyin isimleriyle mevsûm olan bahâdırlara asker koşulup iki kıtʿa sefîneye teşhîn ve mersâ-yi Cidde'den Melîbâr'a taʿyîn ve hîn-i vusûllerinde kefere üzerine hücûm ve ekserini dâne-i top ve tüfeng ile mercûm eylediklerinden melûf oldukları izrârdan mübâʿadet ve ilâ yevminâ\nhazâ memleket-i Melîbâr âsûde-i ihtilâl ü fetret iken ber-vech-i muharrer bu hilâlde tâ'ife-i mesfûre tahsîl-i kuvvet ü tâb ve ehl-i islâmı garîk-i lücce-i mihnet ve ıztırâb etmeleriyle kemâ-fi'l-evvel iʿânet ve imdâd olunması bâbında tahrîk-i silsile-i merhamet ü efdâl ve takdîm eylediği iki re's filden biri hâlik olup diğerini sefîri olan şahıs Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl edüp manzûr-ı şâhâne olduktan sonra Fazlı Paşa Sarayı'nda bir mahal taʿyîn ve sefîr-i mezbûr taʿyînât-ı vâfiye ile Soğancıbaşızâde Konağı'nda temkîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul kadısı olan Hasan Paşazâde Mehmed Saîd Efendi bir sene kadar icrâ-yi ahkâm ve iş bu gurre-i Rebîülevvel'de Abdülvâhid Efendi o makām-ı refîʿ ile ihrâz-ı dest-mâye-i merâm eyledi.\n\nSadrıazam kethüdâsı olan (59a) Seyyid İbrâhim Efendi'nin her hizmete kābiliyet ve istiʿdâdı bedîdâr ve bu keyfiyet zâtına müstedʿî-i tenâfüs ü ihtâr olup sadra gelenler “erbâb-ı istihkākı istihdâm ediyor\" denmek için muttaliʿ-i ikbâllerinde müşârünileyhi hidemât-ı refîʿaya te'hîl ve giderek derece-i kābiliyetini derk ile makāmından tenzîl edegeldikleri tecribet-güzâr, her hâmil ve nebîl olup binâberîn sadr-ı vakt dahi tavrını tehcîn ile azlini telhîs ve sudûr-ı ruhsat akabinde müşârünileyhi surre emânetine tahsîs ve mektûbî bulunan Fevzi Süleyman Efendi'nin muhassenâtını tansîs ile kethüdâlık câh-ı vâlâsını efendî-i mûmâileyhe tahlîs eyledi.\n\nMünhal olan mektûbçuluk hidmetiyle Dârendeli Nâmık Efendi dest-âver-i şâhid-i emel ve kethüdâ-yi sâbık surre emâneti umûriyle zâhirde kâr-bend-i şugl u amel oldu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Kādı-i İstanbul ve Kethüdâ-yi Sadrıazam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_095.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Kādı-i İstanbul ve Kethüdâ-yi Sadrıazam",
          "text": "İstanbul kadısı olan Hasan Paşazâde Mehmed Saîd Efendi bir sene kadar icrâ-yi ahkâm ve iş bu gurre-i Rebîülevvel'de Abdülvâhid Efendi o makām-ı refîʿ ile ihrâz-ı dest-mâye-i merâm eyledi.\n\nSadrıazam kethüdâsı olan (59a) Seyyid İbrâhim Efendi'nin her hizmete kābiliyet ve istiʿdâdı bedîdâr ve bu keyfiyet zâtına müstedʿî-i tenâfüs ü ihtâr olup sadra gelenler “erbâb-ı istihkākı istihdâm ediyor\" denmek için muttaliʿ-i ikbâllerinde müşârünileyhi hidemât-ı refîʿaya te'hîl ve giderek derece-i kābiliyetini derk ile makāmından tenzîl edegeldikleri tecribet-güzâr, her hâmil ve nebîl olup binâberîn sadr-ı vakt dahi tavrını tehcîn ile azlini telhîs ve sudûr-ı ruhsat akabinde müşârünileyhi surre emânetine tahsîs ve mektûbî bulunan Fevzi Süleyman Efendi'nin muhassenâtını tansîs ile kethüdâlık câh-ı vâlâsını efendî-i mûmâileyhe tahlîs eyledi.\n\nMünhal olan mektûbçuluk hidmetiyle Dârendeli Nâmık Efendi dest-âver-i şâhid-i emel ve kethüdâ-yi sâbık surre emâneti umûriyle zâhirde kâr-bend-i şugl u amel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîülevvel'in onikinci günü kānûn-ı saltanat-ı Devlet-i aliyye'leri üzere padişâh-ı rûşen-dil istimâʿ-ı mevlid-i Hâtemü'r-rüsül kasdıyla Sultan Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne nâzil ve dîdâr-ı fâ'izü'l-envârlarıyla o meclis-i akdesde bulunanlar kusvâ-yi mertebe-i sürûr u şâd-mâniye vâsıl olup kırâ'at-i mevlid-i Hazret-i Nebevî hitâmında tevsen-süvâr-ı mecd ü şevket ve saray-ı âlîlerine pâ-nihâde-i yümn ü bereket oldular.\nErbâb-ı kalem vaktiyle Bâbıâlî ve defterîye gelmediği tabʿ-ı âsafîye bâʿis-i tahdîş ve erbâb-ı mesâlihin umûru dahi berhem-zede-i taʿtîl ve teşvîş olup fî-mâ-baʿd vakt ü zamâniyle iyâb ü zehâb üzere olmaları içün buyruldular tahrîr ve mütenebbih (59b) olmayanları vaʿîdât-ı ekîde ve tehdîdât-ı şedîde ile inzâr ve tahzîr olundu.\n\nEyyâm-ı bahâr kudûmüyle tabʿ-ı hümâyûnda nakl ü hareket emâreleri bedîdâr ve Muharremülharâm'ın yirmiüçüncü hamîs günü Karaağaç Sâhilhânesi mukaddem feyz-i tev'em-i şâhâneleriyle reşk-fermâ-yı gül-zâr olup letâfet-i bahâr zâil ve şems-i münîr-i burc-ı cevzâya dâhil oldukta taʿna-zen-i hercâ-yı latîf olan Beşiktaş Sarayı'nı teşrîf buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i Şerîf ve Havâdisât-ı Sâire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_096.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i Şerîf ve Havâdisât-ı Sâire",
          "text": "Şehr-i Rebîülevvel'in onikinci günü kānûn-ı saltanat-ı Devlet-i aliyye'leri üzere padişâh-ı rûşen-dil istimâʿ-ı mevlid-i Hâtemü'r-rüsül kasdıyla Sultan Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne nâzil ve dîdâr-ı fâ'izü'l-envârlarıyla o meclis-i akdesde bulunanlar kusvâ-yi mertebe-i sürûr u şâd-mâniye vâsıl olup kırâ'at-i mevlid-i Hazret-i Nebevî hitâmında tevsen-süvâr-ı mecd ü şevket ve saray-ı âlîlerine pâ-nihâde-i yümn ü bereket oldular.\nErbâb-ı kalem vaktiyle Bâbıâlî ve defterîye gelmediği tabʿ-ı âsafîye bâʿis-i tahdîş ve erbâb-ı mesâlihin umûru dahi berhem-zede-i taʿtîl ve teşvîş olup fî-mâ-baʿd vakt ü zamâniyle iyâb ü zehâb üzere olmaları içün buyruldular tahrîr ve mütenebbih (59b) olmayanları vaʿîdât-ı ekîde ve tehdîdât-ı şedîde ile inzâr ve tahzîr olundu.\n\nEyyâm-ı bahâr kudûmüyle tabʿ-ı hümâyûnda nakl ü hareket emâreleri bedîdâr ve Muharremülharâm'ın yirmiüçüncü hamîs günü Karaağaç Sâhilhânesi mukaddem feyz-i tev'em-i şâhâneleriyle reşk-fermâ-yı gül-zâr olup letâfet-i bahâr zâil ve şems-i münîr-i burc-ı cevzâya dâhil oldukta taʿna-zen-i hercâ-yı latîf olan Beşiktaş Sarayı'nı teşrîf buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i uzmâdan infisâl ile Gelibolu'da bisât-ı ârâ-yı ikāmet ve birûz-ı nefehât-ı eltâf-ı ilâhiyeye meşamm-güşâ-yı musâberet olan Derviş Mehmed Paşa hakkında avâtıf-ı aliyye-i cihân-bânî erzânî ve şimdilik Hanya Sancağı'yla mazhar-ı sürûr u şâd-mânî kılınmışidi. Gelibolu'dan münharifü'l-mizâc olduğu hâlde sefîneye râkib ve Hanya tarafına zâhib olup sefer-i deryâ ile an-asl me'lûf olmadığından telâtum-ı emvâc tahrîk-i ilel-i emrâz ile müşârünileyhe sebeb-i iztırâb ve ihtilâc olup [Mısraʿ]: ناز پرورد جهانم من کجا دریا کجا Nâz-perverd cihânem men kocâ deryâ kocâ diyerek Sakız cezîresine vusûl ile nefs-ı şehre pây-endâz-ı sükûn ve şehr-i Rebîülâhir'in yedinci isneyn günü masrûʿ-ı ser-pençe-i reybü'l-menûn oldu.\n\nTercüme: Müşârünileyh kırkiki târihinde Yeni Odalar kurbünde mütemekkin Yağlıkçı Kadri Ağa nâm kimsenin sulbünden zuhûr edüp fark-ı sevâd ü sefîd ve temyîz-i kevkeb ü hurşîd melekesine nâil oldukta zînet-bahş-ı sadâret olan zevât-ı refîʿü'ş-şânın evcine mütevâliyen devâtdâr ve nazar-ı iltifâtlarıyla (60a) nakd-i nâsere-i iʿtibârı kâmilü'l-aʿyâr olmuşidi. Bir müddetten sonra defterdâr mektubçusu kalemine müdâvemet ve giderek defterdâr kisedârlığıyla kesb-ı şöhret ve hâcegân zümresine iltihâk ile tahsîl-ı evvelîn pâye-ı merâtib-i devlet edüp sefer hengâmında mâliye tezkereciliği\nile nazm-ı ikbâli müstezâd ve çok geçmeden defterdarlık mansıb-ı celîli ile ber-murâd olup üç sene kadar emr-i hatîr-i istifâyı idâre ve Âsitâne'ye geldikte bu dahi sâir erbâb-ı merâtib gibi şugl ü amelden sâkıt ve âvâre olmuşidi. Meded-kâr-ı baht-ı meymûn ile baʿzı vesâit tedârik edüp defterdarlığı tahsîl ve senesini tekmîl etmeden kethüdâlık hidmet-i refîʿasıyla tebcîl olunup bir iki mâh mürûrunda sadrıazam ve vekîl-i mutlak-ı pâdişâh-ı sütûde-şiyem olup ondokuz mâh kadr-i mesned-i sadârette çâr-bâliş-nişîn-i izz ü vakār ve sâât ve evkātı sûr-ı mevsimlerine musâdefe ile ihtilâs-ı mâye-i envâʿ-ı mesâr edüp Nazm: فبتنا على رغم الحسود وبيننا حديث كطيب المسك شيب به الخمر فلما أضاء الصبح فرق بيننا وأي نعيم لا يكدره الدهر Mefhûmu üzere tabʿına ârız olan neşât ü hizzet mübeddel-i envâʿ-ı derd ü mihnet ve an-asl germ ü serd-i rüzgâr ile melûf olmadığından kayd-ı gurbet derûnuna ilkā-yı dehşet edüp giderek bîmâr ve ber-minvâl-i muharrer Sakız Cezîresi'nde raht-endâz-ı hayât-ı müsteʿâr oldu. Nazm: Cihânın kabz u bastı nefʿ ü zarrı ber-karâr olmaz Mücerrebtir binâ muhkem de olsa pây-dâr olmaz. Misâl-i Nûh bin yıl zinde olsa merdüm-i gāfil Peyâm-ı mergi gûş (60b) ettikte bir ân dem-güzâr olmaz. Müşârünileyh fenn-i defterîde mâhir, her maddede istikāmet ve sıtkı zâhir-i sahî ve cevâd ve hâline göre sübha-gerdân-ı ezkâr u evrâd idi. Tabiʿatında tâze rûyân-ı zemâneye meyl ü muhabbet ve her âfet-i nigehân-ı zemâneye incizâb u levʿat der-kâr ve sunʿ-ı ized-i zü'l-celâl olan mir'ât-ı tâb-nâk hüsn ü cemâli temâşâda meslûbü'l-ihtiyâr idi.",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı Sâbık Derviş Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_097.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı Sâbık Derviş Mehmed Paşa",
          "text": "Sadâret-i uzmâdan infisâl ile Gelibolu'da bisât-ı ârâ-yı ikāmet ve birûz-ı nefehât-ı eltâf-ı ilâhiyeye meşamm-güşâ-yı musâberet olan Derviş Mehmed Paşa hakkında avâtıf-ı aliyye-i cihân-bânî erzânî ve şimdilik Hanya Sancağı'yla mazhar-ı sürûr u şâd-mânî kılınmışidi. Gelibolu'dan münharifü'l-mizâc olduğu hâlde sefîneye râkib ve Hanya tarafına zâhib olup sefer-i deryâ ile an-asl me'lûf olmadığından telâtum-ı emvâc tahrîk-i ilel-i emrâz ile müşârünileyhe sebeb-i iztırâb ve ihtilâc olup [Mısraʿ]: ناز پرورد جهانم من کجا دریا کجا Nâz-perverd cihânem men kocâ deryâ kocâ diyerek Sakız cezîresine vusûl ile nefs-ı şehre pây-endâz-ı sükûn ve şehr-i Rebîülâhir'in yedinci isneyn günü masrûʿ-ı ser-pençe-i reybü'l-menûn oldu.\n\nTercüme: Müşârünileyh kırkiki târihinde Yeni Odalar kurbünde mütemekkin Yağlıkçı Kadri Ağa nâm kimsenin sulbünden zuhûr edüp fark-ı sevâd ü sefîd ve temyîz-i kevkeb ü hurşîd melekesine nâil oldukta zînet-bahş-ı sadâret olan zevât-ı refîʿü'ş-şânın evcine mütevâliyen devâtdâr ve nazar-ı iltifâtlarıyla (60a) nakd-i nâsere-i iʿtibârı kâmilü'l-aʿyâr olmuşidi. Bir müddetten sonra defterdâr mektubçusu kalemine müdâvemet ve giderek defterdâr kisedârlığıyla kesb-ı şöhret ve hâcegân zümresine iltihâk ile tahsîl-ı evvelîn pâye-ı merâtib-i devlet edüp sefer hengâmında mâliye tezkereciliği\nile nazm-ı ikbâli müstezâd ve çok geçmeden defterdarlık mansıb-ı celîli ile ber-murâd olup üç sene kadar emr-i hatîr-i istifâyı idâre ve Âsitâne'ye geldikte bu dahi sâir erbâb-ı merâtib gibi şugl ü amelden sâkıt ve âvâre olmuşidi. Meded-kâr-ı baht-ı meymûn ile baʿzı vesâit tedârik edüp defterdarlığı tahsîl ve senesini tekmîl etmeden kethüdâlık hidmet-i refîʿasıyla tebcîl olunup bir iki mâh mürûrunda sadrıazam ve vekîl-i mutlak-ı pâdişâh-ı sütûde-şiyem olup ondokuz mâh kadr-i mesned-i sadârette çâr-bâliş-nişîn-i izz ü vakār ve sâât ve evkātı sûr-ı mevsimlerine musâdefe ile ihtilâs-ı mâye-i envâʿ-ı mesâr edüp Nazm: فبتنا على رغم الحسود وبيننا حديث كطيب المسك شيب به الخمر فلما أضاء الصبح فرق بيننا وأي نعيم لا يكدره الدهر Mefhûmu üzere tabʿına ârız olan neşât ü hizzet mübeddel-i envâʿ-ı derd ü mihnet ve an-asl germ ü serd-i rüzgâr ile melûf olmadığından kayd-ı gurbet derûnuna ilkā-yı dehşet edüp giderek bîmâr ve ber-minvâl-i muharrer Sakız Cezîresi'nde raht-endâz-ı hayât-ı müsteʿâr oldu. Nazm: Cihânın kabz u bastı nefʿ ü zarrı ber-karâr olmaz Mücerrebtir binâ muhkem de olsa pây-dâr olmaz. Misâl-i Nûh bin yıl zinde olsa merdüm-i gāfil Peyâm-ı mergi gûş (60b) ettikte bir ân dem-güzâr olmaz. Müşârünileyh fenn-i defterîde mâhir, her maddede istikāmet ve sıtkı zâhir-i sahî ve cevâd ve hâline göre sübha-gerdân-ı ezkâr u evrâd idi. Tabiʿatında tâze rûyân-ı zemâneye meyl ü muhabbet ve her âfet-i nigehân-ı zemâneye incizâb u levʿat der-kâr ve sunʿ-ı ized-i zü'l-celâl olan mir'ât-ı tâb-nâk hüsn ü cemâli temâşâda meslûbü'l-ihtiyâr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i sâlifeden ezyed donanma sefâininin tertîbine sa'y-i bî-hadd kılınup, kapudan paşa az vakid içinde on dokuz kalyon ve birkaç kıt'a çekdirme ihzâr ettiğini ihbâr eylediğine binâen evâsıt-ı Rebîülâhir'de süfün-i mezkûre mersâ-yı tersâneden fekk olunup Yalı-köşkü pîşgâhında alay irâeti akabinde kapudan paşa ve sâirleri huzûr-ı hümâyûnda telebbüs-i hil'at ile ihrâz-ı derece-i mefharet eylediler. Zikr olunan sefâinden dört kıt'ası ifrâz olunup kethüdâsı maʿiyyeti ile Bahr-i sefîd cânibine irsâl ve iki kıt'ası Sinob'da inşâ ve tekmîl olunan iki kıt'a cedîd kalyonu Âsitâne'ye îsâl içün i'mâl ve bâkīsi hîn-i hâcette istihdâm olunmak içün Ortaköy pîşgâhında ibkā ve kapudan paşaya dahi Genç Mehmed Paşazâde İbrâhim Bey'in sâhil-hânesinde ikâmet ile ahvâl-i bahreyne nezâret etmek irâdesi îmâ olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Donanma-yı Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_098.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Donanma-yı Hümâyûn",
          "text": "Sinîn-i sâlifeden ezyed donanma sefâininin tertîbine sa'y-i bî-hadd kılınup, kapudan paşa az vakid içinde on dokuz kalyon ve birkaç kıt'a çekdirme ihzâr ettiğini ihbâr eylediğine binâen evâsıt-ı Rebîülâhir'de süfün-i mezkûre mersâ-yı tersâneden fekk olunup Yalı-köşkü pîşgâhında alay irâeti akabinde kapudan paşa ve sâirleri huzûr-ı hümâyûnda telebbüs-i hil'at ile ihrâz-ı derece-i mefharet eylediler. Zikr olunan sefâinden dört kıt'ası ifrâz olunup kethüdâsı maʿiyyeti ile Bahr-i sefîd cânibine irsâl ve iki kıt'ası Sinob'da inşâ ve tekmîl olunan iki kıt'a cedîd kalyonu Âsitâne'ye îsâl içün i'mâl ve bâkīsi hîn-i hâcette istihdâm olunmak içün Ortaköy pîşgâhında ibkā ve kapudan paşaya dahi Genç Mehmed Paşazâde İbrâhim Bey'in sâhil-hânesinde ikâmet ile ahvâl-i bahreyne nezâret etmek irâdesi îmâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkan sadrıazam kethüdâsı olan Esseyyid İbrâhim Efendi'nin surre emâneti ile cânib-i Hicâz'a musammem olan azîmeti fesh ve ilgā ve Kars (61a) cânibi seraskeri Ali Paşa ordusuna nezâret etmek ünvâniyle inân-ı azîmeti o tarafa irhâ olunup, Sırrı Selim Efendi'ye dahi sadrıazamın gayz-ı kadîmi olduğundan Bağdad kapı kethüdâsı olmak mülâbese-i za'îfesiyle Bağdad ve Şehrizor vâlilerine ve sâire bu def'a tertîb olunan hilâ' ve mebâliği îsâl etmek me'mûriyetini tasvîb ve büyük rûznâme pâyesiyle mûmâileyhi zâhirde tatyîb eyledi. Garîbe: Sadrıazam, kapıcıbaşılığı hâlinde Selim Efendi'nin ziyâretine varup haber verdiklerinde sûret-i istiskālde tesettür ve mûmâileyh dahi adem-i mülâkāt hacâletinden izhâr-ı teessür edüp sadrıazam oldukları hîn-i mâcerâyı tezekkür ile hakkında bir nev'-i gûşmâl ve tedîb-i tefekkür eder iken zuhûr eden me'mûriyeti hakkında tahsîl ve Bağdad'a tesbîl edüp bu maddede katı çok mâl itlâf eylediğinden başka Bağdad'da iken süfehâ-yı memleket ictimâʿında az kaldı ki vücûdu seyf ü nîze ile rîze rîze ola zikri fürûmânde ve hâmil ve sevret-i devleti li-illeti zâil olanları istisgār ve hâl ü\nşânlarını istihkār-ı ukalâ memnûʿ olup la tefrahû bimâ âtâküm medlûlü üzere devlet se-rûzeye iʿtimâd ve sûret-i imtihânda ihtilâs olunan mâl ü câha istinâd ile cihet-i mahlûkıyyetde tekâfü ve tesâvîsi müberhen olanlara izhâr-ı kibr ü nahvet kâr-ı süfehâ ve eşyâyı an-ʿilm-i hakāyıkı üzere görmek ve halkı bi-haseb-i tabakātihim rü'yet etmek meslek-i ukalâ olup çok kere muhakkar add ettiğin şahs-ı mestûrü'l-hâl sevk-i kazâ vü kader ile pâ-nihâde-i merkez-i ikbâl (61b) olup an-cehlin irtikâb olunan tavr-ı hakāret ve istihfâfdan nedâmet ve baʿzen zarar-ı mâlî ve nefsî ile küllî hasâret zuhûr ettiği mücerreb-i erbâb-ı akl ü dirâyettir. Nazm: Ve kem min sagîrin edrekethü ʿinâyetün minallâhi fahtâcet ileyhi'l-ekâbir.",
          "caption": "Me'mûr-şüden-i Esseyyid İbrâhim Efendi be-Cânib-i Kars ve Sırrı Selim Efendi be-Cânib-i Bağdad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_099.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûr-şüden-i Esseyyid İbrâhim Efendi be-Cânib-i Kars ve Sırrı Selim Efendi be-Cânib-i Bağdad",
          "text": "Sâbıkan sadrıazam kethüdâsı olan Esseyyid İbrâhim Efendi'nin surre emâneti ile cânib-i Hicâz'a musammem olan azîmeti fesh ve ilgā ve Kars (61a) cânibi seraskeri Ali Paşa ordusuna nezâret etmek ünvâniyle inân-ı azîmeti o tarafa irhâ olunup, Sırrı Selim Efendi'ye dahi sadrıazamın gayz-ı kadîmi olduğundan Bağdad kapı kethüdâsı olmak mülâbese-i za'îfesiyle Bağdad ve Şehrizor vâlilerine ve sâire bu def'a tertîb olunan hilâ' ve mebâliği îsâl etmek me'mûriyetini tasvîb ve büyük rûznâme pâyesiyle mûmâileyhi zâhirde tatyîb eyledi. Garîbe: Sadrıazam, kapıcıbaşılığı hâlinde Selim Efendi'nin ziyâretine varup haber verdiklerinde sûret-i istiskālde tesettür ve mûmâileyh dahi adem-i mülâkāt hacâletinden izhâr-ı teessür edüp sadrıazam oldukları hîn-i mâcerâyı tezekkür ile hakkında bir nev'-i gûşmâl ve tedîb-i tefekkür eder iken zuhûr eden me'mûriyeti hakkında tahsîl ve Bağdad'a tesbîl edüp bu maddede katı çok mâl itlâf eylediğinden başka Bağdad'da iken süfehâ-yı memleket ictimâʿında az kaldı ki vücûdu seyf ü nîze ile rîze rîze ola zikri fürûmânde ve hâmil ve sevret-i devleti li-illeti zâil olanları istisgār ve hâl ü\nşânlarını istihkār-ı ukalâ memnûʿ olup la tefrahû bimâ âtâküm medlûlü üzere devlet se-rûzeye iʿtimâd ve sûret-i imtihânda ihtilâs olunan mâl ü câha istinâd ile cihet-i mahlûkıyyetde tekâfü ve tesâvîsi müberhen olanlara izhâr-ı kibr ü nahvet kâr-ı süfehâ ve eşyâyı an-ʿilm-i hakāyıkı üzere görmek ve halkı bi-haseb-i tabakātihim rü'yet etmek meslek-i ukalâ olup çok kere muhakkar add ettiğin şahs-ı mestûrü'l-hâl sevk-i kazâ vü kader ile pâ-nihâde-i merkez-i ikbâl (61b) olup an-cehlin irtikâb olunan tavr-ı hakāret ve istihfâfdan nedâmet ve baʿzen zarar-ı mâlî ve nefsî ile küllî hasâret zuhûr ettiği mücerreb-i erbâb-ı akl ü dirâyettir. Nazm: Ve kem min sagîrin edrekethü ʿinâyetün minallâhi fahtâcet ileyhi'l-ekâbir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâileyh fi'l-asl ağa babası olup şehriyâr-ı şefakat-disâr hazretlerinin şehzâdelikleri hilâlinde icrâ-yi hakk-ı ubûdiyet ve îfâ-yi resm-i hidmet ile istiʿdâd-ı amel-i mükâfât zuhûruna hasr-ı evkāt etmişidi. Cülûs-ı hümâyûn vukūʿunda Nazm: Kaldırır hâk-i mezelletten eder lûtfa sezâ / Vakt-i fursatta gürûh-ı küremâ bendesini mazmûnu üzere mûmâileyhi mazhar-ı şefakat ve virâdât-ı kesîre ile müstağrak-ı teyyâr-ı refâhiyet buyurup giderek teksîr-i hadem ü havel ve nüfüz-ı tâmm ile medâr-ı akd ü hall-i erbâb-ı emel olduğundan gayri tarafına baʿzı tamaʿkârlar bulunup devlete muzırr ve kendülerine nâfiʿ baʿzı umûr rü'yetine sevk ile âleme teşhîr ve silâhdâr-ı vakt bulunan Mehmed Ağa dahi nüfüz ve istiklâl şahsına münhasır olmak kasdıyla mûmâileyhin mesâvîsini elsine-i nâsdan ismâʿ ile hakkında teveccühât-ı şâhâneyi tağyîr edüp azl ve hânesinde ikāmeti ber-takrîb yine zuhûruna illet olmak ihtimâlini virerek vezâretle ihrâc ve ibʿâdını kuvvetden fiʿle îsâl ve sadrıazam Cuma namâzında iken taraf-ı şâhâneden berîd-i berk mesîr-i acîbi'l-emîr nidâsını zebân-güzâr-ı tekrîr ve tahfîf-i namaz ile atabe-i mülûkâneye ruhsâ-yi tevkīr\noldukta ağa-yı mûmâileyhin sevâbık-ı hidmeti (62a) tezkîr ve bâ-rütbe-i vezâret Anadolu Eyâleti'yle mükerrem olması taraf-ı hümâyûndan tenbîh ve istiʿâl ve sadr-ı müşârünileyh icrâ-yı irâde zımnında filhâl kapuya gelüp daʿvetine âdem irsâl etmişidi. Mûmâileyh rûz-ı Hızır'da muʿtâd olan ziyâfet tedârikiyle iştigālini ifade ve yarınki gün vürûd eyleyeceğini îmâ ile daʿvetciyi iʿâde edüp sadr-ı müşârünileyh adem-i icâbetten muztarib ve teehhür, emr-i hümâyûndan terettüb eden endîşe ile râhatı münselib olup tekrar haber tesyâr ve \"kendüleriyle bir maslahat-ı mühimme müzâkere olunacaktır, bi-eyyi-vech-i kân gelmeleri lâzımdır\" deyü semt-i mugālatayı ihtiyâr edüp, tehîre mecâl bulamadığından bir iki âdem ile tebdîl kapusundan sadrıazama gelüp istikşâf-ı serîre-i ahvâl eyledi.\n\nİrâde-i hümâyûn makālât-ı şevk-efzûn ile tarafına inhâ olundukta dağdağa-i vezâretten istifâ ve kemâ-kân hidmeti ibkā olunmasını ricâ edüp muhassenât-ı vezâret tezkâr olundukça mûmâileyh dâmen-efşân-ı vahşet ve irâde-i kātıʿa-i cihân-dârî beyân olundukça perde ber-endâz-ı acz ü zucret olup, ahşama dek bu keyfiyet müstemirr ve sadrıazam tecdîd-i vuzûʿa kalkup mûmâileyh kaʿdetü'l-müstevfiz şeklinde yerinde müstakarr olmuşidi. Müşârünileyh gözden nihân olduğu gibi yerinden kıyâm ve hareket ve Kâğıdhâne'de vâkiʿ haymesine azîmet ettiği maʿlûm oldukta ircâʿına her ne kadar saʿy olundise dahi müfîd olmayup nâçâr vukūʿ bulan keyfiyet atebe-i mülûkâneye telhîs olunup bu turûb ve'l-aceb heyecân-ı gazab-ı şâhâneye sebeb olup aʿtı ileyhi temraten fein ebâ fecemraten meseli üzere bir münâsib mahalle nefy olunması bâbında hatt-ı hümâyûn ısdâr ve Mustafa Paşa kaynı Hasan Bey mübâşereti ile leylen haymesinden kaldırılup Üsküdar'a imrâr olundu. (62b) Mûmâileyh şiddet-i ittisâl sebebi ile nefsine bu ihtimâlâtı veremediğinden mest iken huş-yâr ve hâb-âlûd iken bîdâr olup vezârete rızâ-dâde ve bu mefhûmda Bâbıâlî'ye arz-ı hâl firistâde edüp yestevcibü’l-ʿafve’l-fetâ izâʿterefe bimâ cenâ ve’ntehâ ʿammâ’kterefe müeddasınca tarafından ser-zede-i zuhûr olan hefve ve kusûr dâmen-i afv ile mestûr kılınup rütbe-i vâlâ-yi vezâretle Hanya Sancağı tevcîh ve ihsân ve İznikmid'de kapusunu tanzîm ile bir an akdem mansıbı tarafına revân olması emr ü fermân\nolunmuşidi. Emvâc-ı deryâdan münzaʿic ve mukaddemâ tasmîm olunan Anadolu Eyâleti'yle mübtehic olacağını tekrâr işʿâr ve hakkında müsâʿade-i hazret-i cihân-dârî sezâ-vâr görülüp Anadolu Eyâleti ile defʿ-i endîşe ve efkâr eyledi.\n\nUhdesinde olan vâlide tevliyeti vezîr kethüdâsı Feyzi Efendi'ye ve mühürdârı Şerîf Efendi üzerinde olan vakf-ı hümâyûn kitâbeti bi'l-vekâle Haremeyn kisedârına ihâle olundu. Münhal olan büyük mîrâhurluk ile kapucular kethüdâsı olan Çerkes Mehmed Bey minnetdâr ve kapucular kethüdâlığı ile birâder[i] silahdâr-ı hazret-i şehriyârî Mustafa Ağa mazhar-ı sunûf-ı istibşâr ve küçük mîrâhurluk ile Şehsuvarzâde Hamdullah Bey neşve-dâr-ı câm-ı ferhat ü mesarr oldu.\n\nAnadolu Eyâleti müşârünileyhe tevcîh olunduğuna binâen selefi olan Dağıstânî Ali Paşa'ya Bosna (63a) Eyâleti ve selefi sadr-ı esbak Silahdâr Mehmed Paşa'ya, Selânik Sancağı ve selefi Silahdâr İbrahim Paşa'ya Hanya Sancağı tevcîh olundu. Müşârünileyhin eyyâm-ı ikbâlinde erbâb-ı hâcâtın takdîm ettikleri yetmiş bin guruş mikdârı rüşvet redd ve eshâbına edâ ve dâire-i hümâyûndan buʿd u nevâ sebebi ile dimâğına suʿûd eden buhâr-ı sevdâ ve vücûduna târî olan ilel-i asîrü'd-devâ sıhhat-pezîr oluncaya dek Bursa'da ikāmet eylemesi müdebbir-i umûru olanlara ifâde ve inhâ olundu.\n\nİbret: Müşârünileyh fukarâ-yi dervîşân için Karaağaç civârında müceddeden binâ olunan tekyenin inhidâm ve intikāzına sebeb olduğundan mazhar-ı inkisâr-ı kulûb ve âkıbet-i idrâk-i maʿkūlât ve mevcûdâttan mahcûb olarak sû-i hâl ile kaʿr-ı zemîne rüsûb eyledi. [Mısraʿ]: با درد کشان هرچه بر افتاد در افتاد Kabâyı abâya fenâyı bekāya tercîh ve metâlib-i nefsin cemîʿ esbâbını terk ve tatrîh eden ehl-i tecrîdin kalbi ki hakīkatte rûh ile nefis beyninde mutavassıt bir cevher-i nûrânî mücerredten ibârettir. Mirât-ı tecelliyât-ı sübhânî ve mevrid-i füyûzât-ı Rabbânî olup ednâ ârıza ile münkesir ve sebeb-i inkisâr olanlar mazhar-ı kahr-ı ilâhî olageldikleri mücerreb-i erbâb-ı basâirdir.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrâhor-ı evvel Mustafa Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_100.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrâhor-ı evvel Mustafa Ağa",
          "text": "Mûmâileyh fi'l-asl ağa babası olup şehriyâr-ı şefakat-disâr hazretlerinin şehzâdelikleri hilâlinde icrâ-yi hakk-ı ubûdiyet ve îfâ-yi resm-i hidmet ile istiʿdâd-ı amel-i mükâfât zuhûruna hasr-ı evkāt etmişidi. Cülûs-ı hümâyûn vukūʿunda Nazm: Kaldırır hâk-i mezelletten eder lûtfa sezâ / Vakt-i fursatta gürûh-ı küremâ bendesini mazmûnu üzere mûmâileyhi mazhar-ı şefakat ve virâdât-ı kesîre ile müstağrak-ı teyyâr-ı refâhiyet buyurup giderek teksîr-i hadem ü havel ve nüfüz-ı tâmm ile medâr-ı akd ü hall-i erbâb-ı emel olduğundan gayri tarafına baʿzı tamaʿkârlar bulunup devlete muzırr ve kendülerine nâfiʿ baʿzı umûr rü'yetine sevk ile âleme teşhîr ve silâhdâr-ı vakt bulunan Mehmed Ağa dahi nüfüz ve istiklâl şahsına münhasır olmak kasdıyla mûmâileyhin mesâvîsini elsine-i nâsdan ismâʿ ile hakkında teveccühât-ı şâhâneyi tağyîr edüp azl ve hânesinde ikāmeti ber-takrîb yine zuhûruna illet olmak ihtimâlini virerek vezâretle ihrâc ve ibʿâdını kuvvetden fiʿle îsâl ve sadrıazam Cuma namâzında iken taraf-ı şâhâneden berîd-i berk mesîr-i acîbi'l-emîr nidâsını zebân-güzâr-ı tekrîr ve tahfîf-i namaz ile atabe-i mülûkâneye ruhsâ-yi tevkīr\noldukta ağa-yı mûmâileyhin sevâbık-ı hidmeti (62a) tezkîr ve bâ-rütbe-i vezâret Anadolu Eyâleti'yle mükerrem olması taraf-ı hümâyûndan tenbîh ve istiʿâl ve sadr-ı müşârünileyh icrâ-yı irâde zımnında filhâl kapuya gelüp daʿvetine âdem irsâl etmişidi. Mûmâileyh rûz-ı Hızır'da muʿtâd olan ziyâfet tedârikiyle iştigālini ifade ve yarınki gün vürûd eyleyeceğini îmâ ile daʿvetciyi iʿâde edüp sadr-ı müşârünileyh adem-i icâbetten muztarib ve teehhür, emr-i hümâyûndan terettüb eden endîşe ile râhatı münselib olup tekrar haber tesyâr ve \"kendüleriyle bir maslahat-ı mühimme müzâkere olunacaktır, bi-eyyi-vech-i kân gelmeleri lâzımdır\" deyü semt-i mugālatayı ihtiyâr edüp, tehîre mecâl bulamadığından bir iki âdem ile tebdîl kapusundan sadrıazama gelüp istikşâf-ı serîre-i ahvâl eyledi.\n\nİrâde-i hümâyûn makālât-ı şevk-efzûn ile tarafına inhâ olundukta dağdağa-i vezâretten istifâ ve kemâ-kân hidmeti ibkā olunmasını ricâ edüp muhassenât-ı vezâret tezkâr olundukça mûmâileyh dâmen-efşân-ı vahşet ve irâde-i kātıʿa-i cihân-dârî beyân olundukça perde ber-endâz-ı acz ü zucret olup, ahşama dek bu keyfiyet müstemirr ve sadrıazam tecdîd-i vuzûʿa kalkup mûmâileyh kaʿdetü'l-müstevfiz şeklinde yerinde müstakarr olmuşidi. Müşârünileyh gözden nihân olduğu gibi yerinden kıyâm ve hareket ve Kâğıdhâne'de vâkiʿ haymesine azîmet ettiği maʿlûm oldukta ircâʿına her ne kadar saʿy olundise dahi müfîd olmayup nâçâr vukūʿ bulan keyfiyet atebe-i mülûkâneye telhîs olunup bu turûb ve'l-aceb heyecân-ı gazab-ı şâhâneye sebeb olup aʿtı ileyhi temraten fein ebâ fecemraten meseli üzere bir münâsib mahalle nefy olunması bâbında hatt-ı hümâyûn ısdâr ve Mustafa Paşa kaynı Hasan Bey mübâşereti ile leylen haymesinden kaldırılup Üsküdar'a imrâr olundu. (62b) Mûmâileyh şiddet-i ittisâl sebebi ile nefsine bu ihtimâlâtı veremediğinden mest iken huş-yâr ve hâb-âlûd iken bîdâr olup vezârete rızâ-dâde ve bu mefhûmda Bâbıâlî'ye arz-ı hâl firistâde edüp yestevcibü’l-ʿafve’l-fetâ izâʿterefe bimâ cenâ ve’ntehâ ʿammâ’kterefe müeddasınca tarafından ser-zede-i zuhûr olan hefve ve kusûr dâmen-i afv ile mestûr kılınup rütbe-i vâlâ-yi vezâretle Hanya Sancağı tevcîh ve ihsân ve İznikmid'de kapusunu tanzîm ile bir an akdem mansıbı tarafına revân olması emr ü fermân\nolunmuşidi. Emvâc-ı deryâdan münzaʿic ve mukaddemâ tasmîm olunan Anadolu Eyâleti'yle mübtehic olacağını tekrâr işʿâr ve hakkında müsâʿade-i hazret-i cihân-dârî sezâ-vâr görülüp Anadolu Eyâleti ile defʿ-i endîşe ve efkâr eyledi.\n\nUhdesinde olan vâlide tevliyeti vezîr kethüdâsı Feyzi Efendi'ye ve mühürdârı Şerîf Efendi üzerinde olan vakf-ı hümâyûn kitâbeti bi'l-vekâle Haremeyn kisedârına ihâle olundu. Münhal olan büyük mîrâhurluk ile kapucular kethüdâsı olan Çerkes Mehmed Bey minnetdâr ve kapucular kethüdâlığı ile birâder[i] silahdâr-ı hazret-i şehriyârî Mustafa Ağa mazhar-ı sunûf-ı istibşâr ve küçük mîrâhurluk ile Şehsuvarzâde Hamdullah Bey neşve-dâr-ı câm-ı ferhat ü mesarr oldu.\n\nAnadolu Eyâleti müşârünileyhe tevcîh olunduğuna binâen selefi olan Dağıstânî Ali Paşa'ya Bosna (63a) Eyâleti ve selefi sadr-ı esbak Silahdâr Mehmed Paşa'ya, Selânik Sancağı ve selefi Silahdâr İbrahim Paşa'ya Hanya Sancağı tevcîh olundu. Müşârünileyhin eyyâm-ı ikbâlinde erbâb-ı hâcâtın takdîm ettikleri yetmiş bin guruş mikdârı rüşvet redd ve eshâbına edâ ve dâire-i hümâyûndan buʿd u nevâ sebebi ile dimâğına suʿûd eden buhâr-ı sevdâ ve vücûduna târî olan ilel-i asîrü'd-devâ sıhhat-pezîr oluncaya dek Bursa'da ikāmet eylemesi müdebbir-i umûru olanlara ifâde ve inhâ olundu.\n\nİbret: Müşârünileyh fukarâ-yi dervîşân için Karaağaç civârında müceddeden binâ olunan tekyenin inhidâm ve intikāzına sebeb olduğundan mazhar-ı inkisâr-ı kulûb ve âkıbet-i idrâk-i maʿkūlât ve mevcûdâttan mahcûb olarak sû-i hâl ile kaʿr-ı zemîne rüsûb eyledi. [Mısraʿ]: با درد کشان هرچه بر افتاد در افتاد Kabâyı abâya fenâyı bekāya tercîh ve metâlib-i nefsin cemîʿ esbâbını terk ve tatrîh eden ehl-i tecrîdin kalbi ki hakīkatte rûh ile nefis beyninde mutavassıt bir cevher-i nûrânî mücerredten ibârettir. Mirât-ı tecelliyât-ı sübhânî ve mevrid-i füyûzât-ı Rabbânî olup ednâ ârıza ile münkesir ve sebeb-i inkisâr olanlar mazhar-ı kahr-ı ilâhî olageldikleri mücerreb-i erbâb-ı basâirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İrâniyân ile Devlet-i aliyye'yi gā'ile-i cenge ilcâ eden Baban Sancağı mutasarrıfı Mehmed Paşa ve karındaşı Ahmed Paşa ve sâ'ir aʿmân ve akāribi Bağdâd vâlisinden müsteşʿir ve mürgân-ı vahşî gibi sahrâ ve beyâbâna müstenfir olup giderek taht-ı minnet-i Aʿcâm'a duhûl ve ahz-i sâr daʿvâsıyla memâlik-i mahrûseye hücûm ve vügûl kasdın etmişler idi. Bu kasd muhtemelü'z-zarar Musul [63b] Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'ya sebeb-i efzâyiş-i keder olduğuna binâen merkūmları baʿzı tergībât ile itāʿat-i devlete celb ve iʿtimâd-ı küllî vererek havf u haşyetlerin selb edüp pîrâmen-gül-zâr-ı hudûd-ı Devlet-i aliyye'de mânend-i hass ü hâşâk terâküm eden Terkeme-i Aʿcâmı tîğ-i şuʿle-bâr-ı celâdet ile ifnâ ve o havâliyi tathîr ve tasfiye ile ferâ'ine-i İrâniyâne irâe-i yed-i beyzâ etmeleri bi'l-muhâbere müzâkere olunup maʿiyyetlerine vâfir asker taʿyîn ve mühimmât ve cebehâne ile bâzû-yı iktidârları tahkîm ve tarsîn kılınmışidi. Mûmâileyh dahi hulûs-ı bâl ile icrâ-yı me'mûriyete iştigāl ve mezbûr Mehmed Paşa Sine yolundan ve birâderi Dağ-ayağı yolundan asâkir-i deryâ-misâl ile cûş ü hurûşa gelüp Musul vâlîsi dahi verâlarından teʿâküb eyleyeceğini mukaddemâ atabe-i gerdûn-mertebe-i şâhâneye tafsîl ve icmâl etmişidi. Asâkir-i devlet hudûda takarrüb eylediklerinde onüç saat içerüde vâkiʿ Bâne Hânı'yla muhâbere ve Devlet-i aliyye'ye rû-yı itāʿat izhâr eylediği hâlde il ve memleketi vâreste-i gezend-i asker ve kendüsi dahi idrârât-ı hazret-i zıllullâhî ile nâ'il-i niʿam-ı evfer olacağı ifâde olunup, mezbûr cevâb-ı redd ile âmâde-i ceng ü neberd olduğu tahrîr etdiği mektûbundan müstebân ve berü taraftan \"kad aʿzera men anzera\" kavli güzârende-i zebân kılınarak ülke-i mezbûre mevtâ-yı huyûl-i asker-i şehriyâr-ı zamân oldu. Bâne Hânı bu hecme-i nâgeh-zuhûrdan mütelâşî ve etrâf ve eknâftan cemʿ-i leşker ve havâşî edüp hâric-i kasabada âğâz-ı kâr-zâr ve bir-iki sâat kadar pây-dâr olup encâm-ı kâr münhezim [64a] ve katı çok Aʿcâm münʿadim olduğundan gayri hân-ı mezbûrun emvâl ve eşyâsı dest-bürd-i yağmâ-gerân ve kasaba halkı dahi gāret-zede-i asker-i zafer-nişân olup rûz-ı maʿrekede üftâde-i tîh-i mezellet olan rüesâ-yı Aʿcâm'ın otuz mikdârı ser-\nbürîde-i asker-i zafer-rehber olup rüûs-ı maktûʿaları der-i devlet-medâra vâsıl ve kulûb-ı evliyâ-yi devlette inşirâh-ı tâm hâsıl oldu. Bu haber-i bârid sîne-i hânî tarafına vârid olup terk-i nevm ve sîne ve derhâl etrâf ve eknâfdan istiʿâne ile yirmi bin kadar asker cemʿ ve mübâşir-i kıtâl olduğu, rüesâ-yi cüyûş-i devlete münʿakis oldukda, Musul vâlisinden istimdâd ve ol dahi asker-i vâfir irsâliyle şevk ve hâhişlerin müzdâd etmişidi. Sîne'ye iki merhale yerden hân-ı mezbûr asker-i devleti karşulayup âğâz-ı muhârebe ve berü cânibden dahi feth-i derîçe-i mudârebe ve dört saat kadar iʿmâl-i seyf ü sinân ve nihâyetü'l-emr evbâş-ı kızılbaş girîzân olup, bir iki bin kadarı maktûl ve bakiyyetü's-süyûfu resâset-i hâl ve ıztırâb-ı bâl ile hâzım ve mahzûl olduğu haberi müşârünileyh tarafından vârid olup saʿy-i meşkûr ve hidmeti mebrûr olduğunu müşʿir tarafına hitâben emr-i âlî ısdâr ve teşrîfât-ı seniyyeden başka atiyye-i hümâyûn olarak on bin altın tarafına tesyâr olunup Baban hâkimi Mehmed Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr ve dört bin altın irsâl ve bu müjde ile vârid olan tatar ağasına bir zeʿâmet verilüp haklarında sunûf-ı ihsân ve nevâl tetmîm ve ikmâl olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Haber-i Nusret ez-Cânib-i Irak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_101.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Haber-i Nusret ez-Cânib-i Irak",
          "text": "İrâniyân ile Devlet-i aliyye'yi gā'ile-i cenge ilcâ eden Baban Sancağı mutasarrıfı Mehmed Paşa ve karındaşı Ahmed Paşa ve sâ'ir aʿmân ve akāribi Bağdâd vâlisinden müsteşʿir ve mürgân-ı vahşî gibi sahrâ ve beyâbâna müstenfir olup giderek taht-ı minnet-i Aʿcâm'a duhûl ve ahz-i sâr daʿvâsıyla memâlik-i mahrûseye hücûm ve vügûl kasdın etmişler idi. Bu kasd muhtemelü'z-zarar Musul [63b] Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'ya sebeb-i efzâyiş-i keder olduğuna binâen merkūmları baʿzı tergībât ile itāʿat-i devlete celb ve iʿtimâd-ı küllî vererek havf u haşyetlerin selb edüp pîrâmen-gül-zâr-ı hudûd-ı Devlet-i aliyye'de mânend-i hass ü hâşâk terâküm eden Terkeme-i Aʿcâmı tîğ-i şuʿle-bâr-ı celâdet ile ifnâ ve o havâliyi tathîr ve tasfiye ile ferâ'ine-i İrâniyâne irâe-i yed-i beyzâ etmeleri bi'l-muhâbere müzâkere olunup maʿiyyetlerine vâfir asker taʿyîn ve mühimmât ve cebehâne ile bâzû-yı iktidârları tahkîm ve tarsîn kılınmışidi. Mûmâileyh dahi hulûs-ı bâl ile icrâ-yı me'mûriyete iştigāl ve mezbûr Mehmed Paşa Sine yolundan ve birâderi Dağ-ayağı yolundan asâkir-i deryâ-misâl ile cûş ü hurûşa gelüp Musul vâlîsi dahi verâlarından teʿâküb eyleyeceğini mukaddemâ atabe-i gerdûn-mertebe-i şâhâneye tafsîl ve icmâl etmişidi. Asâkir-i devlet hudûda takarrüb eylediklerinde onüç saat içerüde vâkiʿ Bâne Hânı'yla muhâbere ve Devlet-i aliyye'ye rû-yı itāʿat izhâr eylediği hâlde il ve memleketi vâreste-i gezend-i asker ve kendüsi dahi idrârât-ı hazret-i zıllullâhî ile nâ'il-i niʿam-ı evfer olacağı ifâde olunup, mezbûr cevâb-ı redd ile âmâde-i ceng ü neberd olduğu tahrîr etdiği mektûbundan müstebân ve berü taraftan \"kad aʿzera men anzera\" kavli güzârende-i zebân kılınarak ülke-i mezbûre mevtâ-yı huyûl-i asker-i şehriyâr-ı zamân oldu. Bâne Hânı bu hecme-i nâgeh-zuhûrdan mütelâşî ve etrâf ve eknâftan cemʿ-i leşker ve havâşî edüp hâric-i kasabada âğâz-ı kâr-zâr ve bir-iki sâat kadar pây-dâr olup encâm-ı kâr münhezim [64a] ve katı çok Aʿcâm münʿadim olduğundan gayri hân-ı mezbûrun emvâl ve eşyâsı dest-bürd-i yağmâ-gerân ve kasaba halkı dahi gāret-zede-i asker-i zafer-nişân olup rûz-ı maʿrekede üftâde-i tîh-i mezellet olan rüesâ-yı Aʿcâm'ın otuz mikdârı ser-\nbürîde-i asker-i zafer-rehber olup rüûs-ı maktûʿaları der-i devlet-medâra vâsıl ve kulûb-ı evliyâ-yi devlette inşirâh-ı tâm hâsıl oldu. Bu haber-i bârid sîne-i hânî tarafına vârid olup terk-i nevm ve sîne ve derhâl etrâf ve eknâfdan istiʿâne ile yirmi bin kadar asker cemʿ ve mübâşir-i kıtâl olduğu, rüesâ-yi cüyûş-i devlete münʿakis oldukda, Musul vâlisinden istimdâd ve ol dahi asker-i vâfir irsâliyle şevk ve hâhişlerin müzdâd etmişidi. Sîne'ye iki merhale yerden hân-ı mezbûr asker-i devleti karşulayup âğâz-ı muhârebe ve berü cânibden dahi feth-i derîçe-i mudârebe ve dört saat kadar iʿmâl-i seyf ü sinân ve nihâyetü'l-emr evbâş-ı kızılbaş girîzân olup, bir iki bin kadarı maktûl ve bakiyyetü's-süyûfu resâset-i hâl ve ıztırâb-ı bâl ile hâzım ve mahzûl olduğu haberi müşârünileyh tarafından vârid olup saʿy-i meşkûr ve hidmeti mebrûr olduğunu müşʿir tarafına hitâben emr-i âlî ısdâr ve teşrîfât-ı seniyyeden başka atiyye-i hümâyûn olarak on bin altın tarafına tesyâr olunup Baban hâkimi Mehmed Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr ve dört bin altın irsâl ve bu müjde ile vârid olan tatar ağasına bir zeʿâmet verilüp haklarında sunûf-ı ihsân ve nevâl tetmîm ve ikmâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hicaz ile Irak mâbeyninde vâkiʿ Necid diyârında neş'et (64b) eden Abdülvehhâb nâm kimesne Hanâbile mezhebinden fakīh bir kimse olup, şerîf-i Mekke'nin mevsim-i hacda Necidîlere vâkiʿ olan taʿarruzunu mevzûʿ-ı bahs eyleyerek \"Aʿcâm'dan zulmen ahz olunduğu gibi bunlardan dahi resm-i hac alınmak hilâf-ı şerʿdir\" diyerek şerîf-i Mekke'ye irsâl-i ihbâr ve müşârünileyh dahi \"merkūmun dimâğı fesâdda olup Mekke-i Mükerreme üzerine gelecektir ve garazı zabt-ı mülk ve taleb-i taʿayyündür” deyü Devlet-i aliyye'ye refte refte tahrîrât tesyâr ve gubâr fitnesi tahalhul kabûl etmeden çâresi görülmek husûsunda kemâl-i mertebe ısrâr etmişidi. Havâdis-i mezkûre fakat şerîf tarafından vürûd eylediğine binâen mücerred menziline tenzîl ve tedârikinde taʿcîl olunmayup etrâfdan tashîh-i maddeye teʿcîl ve kâr-âgehân-ı devlet ittifâkıyla Bağdâd ve Basra ve Şam ve Cidde vülâtından istitlâʿ-ı hâl zımnında makām-ı sadâretten kāimeler irsâl olunmuşidi. Şam vâlisi merkūmun ahvâlini istisgār ve fakīh bir âdem olup başında olan beş on tâlibe mezheb-i Hanbelî mesâilini taʿlîm ile evkāt-güzâr olduğunu işʿâr ve baʿzıları dahi zuhûra müstaʿid bir şahıs olduğunu tahkīk ve\nvaktiyle tedâriki görülmediği takdîrde tâ'ife-i Karâmita gibi dünyâya velvele-endâz olacağını tahrîr ve tenmîk eyledi.\n\nCidde vâlîsi Vezîr Osman Paşa müdekkik bir vezîr olup bu keyfiyet müşârünileyhden dahi istikşâf olundukta merkūm Muhammed bin Abdülvehhâb otuz hâneli bir karyede mütemekkin ve ifâde-i ulûm ile meşgûl ve etrâf ve enhâsında bulunan kurâ halkı beş altı yüz kadar âdem olup makālâtını ekseri tefehhümden (65a) âciz ve ta'n ve teşnî'den hâlî olmadıkları menkūl olduğundan fazla meslek-i hükemâya zâhib ve akliyâta meyl ü rükûnu şer'iyâta gâlib olup Delâ'ilü'l-hayrât kırâ'at edenleri zecr ü tehdîd ve Şâm-ı şerîfde tahsîl-i ilm etdiğinden muhâvere-i Arabda talâkat ve zülâkat lisânı zâhir ve bedîd olduğunu beyân ve ashâb-ı asabiyetten olmayup hurûc ale's-sultân töhmetinden beriü's-sâha olduğunu ifâde ile def'-i şübhe ve gümân etdiyse dahi Şam'da ikāmeti hasebiyle mîrülhâc paşa ile muʿârefesi olup müşârünileyhe mahsûs âdem irsâl ve “şerîf-i Mekke devlete sû-i hâlimi arz etmiş o gûne mefsedetin izhârına liyâkatim olmadığından başka akl u diyânetim bu kâr-ı nâ-hencâra mâni' ve tâlib-i ilm bir fakīr âdem olduğumu devlete tahrîr eyle dediği bir emr-i müstefîz ve şâyi' ve o gûne bağy ü hurûca müteʿallik evzâʿını külliyen Şam vâlîsi selb ü inkâr ve murâd olunduğu hâlde ahz ve devlete irsâli mümkündür” deyü Osman Paşa'ya işʿâr eylediğini müşârünileyh tahrîr ve kendisi dahi iki sene Cidde'de ikāmeti hengâmında mübâhase-i ilmiyye da'vâsından gayri asabiyet ve cem'iyet ve bağy ü hurûca müteʿallik bir hâlet tarafından ihsâs olunmadığını mufassal bir kıt'a kā'imeye derc ve tastîr eyledi. Bu kazâyâ-yı mûcibe ve sâlibesiyle huzûr-ı hümâyûna arz olundukta \"Zend Kerîm'ın keyfiyeti dahi mukaddemâ istihkār olunup sonra ne netîce verdiği ma'lûmdur. Aşerru'ş-şerri sağāruhû meseli üzere bunun hâli, gereği gibi tecessüs olunsun ve hakkında olan güft ü gû sahîh ise taʿayyün ve zuhûra isti'dâd kesb etmeden tedâriki görülsün\" mefhûmunda hatt-ı hümâyûn sâdır olup (65b) vulât ve hükkâm etrâfa tekrâr evâmir ve kavâ'im tahrîriyle merkūmun ahvâli kemâ-yenbagî istiksâ olunup tahkīk-i mâdde akabinde mukteziyât-ı hâl ne ise kavlen ve fiʿlen icrâ olunmakta erkân-ı devlet kâr-bend-i muvâfakat oldular.",
          "caption": "İbtidâ-i Havâdisât-ı Vehhâbiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_102.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "İbtidâ-i Havâdisât-ı Vehhâbiyân",
          "text": "Hicaz ile Irak mâbeyninde vâkiʿ Necid diyârında neş'et (64b) eden Abdülvehhâb nâm kimesne Hanâbile mezhebinden fakīh bir kimse olup, şerîf-i Mekke'nin mevsim-i hacda Necidîlere vâkiʿ olan taʿarruzunu mevzûʿ-ı bahs eyleyerek \"Aʿcâm'dan zulmen ahz olunduğu gibi bunlardan dahi resm-i hac alınmak hilâf-ı şerʿdir\" diyerek şerîf-i Mekke'ye irsâl-i ihbâr ve müşârünileyh dahi \"merkūmun dimâğı fesâdda olup Mekke-i Mükerreme üzerine gelecektir ve garazı zabt-ı mülk ve taleb-i taʿayyündür” deyü Devlet-i aliyye'ye refte refte tahrîrât tesyâr ve gubâr fitnesi tahalhul kabûl etmeden çâresi görülmek husûsunda kemâl-i mertebe ısrâr etmişidi. Havâdis-i mezkûre fakat şerîf tarafından vürûd eylediğine binâen mücerred menziline tenzîl ve tedârikinde taʿcîl olunmayup etrâfdan tashîh-i maddeye teʿcîl ve kâr-âgehân-ı devlet ittifâkıyla Bağdâd ve Basra ve Şam ve Cidde vülâtından istitlâʿ-ı hâl zımnında makām-ı sadâretten kāimeler irsâl olunmuşidi. Şam vâlisi merkūmun ahvâlini istisgār ve fakīh bir âdem olup başında olan beş on tâlibe mezheb-i Hanbelî mesâilini taʿlîm ile evkāt-güzâr olduğunu işʿâr ve baʿzıları dahi zuhûra müstaʿid bir şahıs olduğunu tahkīk ve\nvaktiyle tedâriki görülmediği takdîrde tâ'ife-i Karâmita gibi dünyâya velvele-endâz olacağını tahrîr ve tenmîk eyledi.\n\nCidde vâlîsi Vezîr Osman Paşa müdekkik bir vezîr olup bu keyfiyet müşârünileyhden dahi istikşâf olundukta merkūm Muhammed bin Abdülvehhâb otuz hâneli bir karyede mütemekkin ve ifâde-i ulûm ile meşgûl ve etrâf ve enhâsında bulunan kurâ halkı beş altı yüz kadar âdem olup makālâtını ekseri tefehhümden (65a) âciz ve ta'n ve teşnî'den hâlî olmadıkları menkūl olduğundan fazla meslek-i hükemâya zâhib ve akliyâta meyl ü rükûnu şer'iyâta gâlib olup Delâ'ilü'l-hayrât kırâ'at edenleri zecr ü tehdîd ve Şâm-ı şerîfde tahsîl-i ilm etdiğinden muhâvere-i Arabda talâkat ve zülâkat lisânı zâhir ve bedîd olduğunu beyân ve ashâb-ı asabiyetten olmayup hurûc ale's-sultân töhmetinden beriü's-sâha olduğunu ifâde ile def'-i şübhe ve gümân etdiyse dahi Şam'da ikāmeti hasebiyle mîrülhâc paşa ile muʿârefesi olup müşârünileyhe mahsûs âdem irsâl ve “şerîf-i Mekke devlete sû-i hâlimi arz etmiş o gûne mefsedetin izhârına liyâkatim olmadığından başka akl u diyânetim bu kâr-ı nâ-hencâra mâni' ve tâlib-i ilm bir fakīr âdem olduğumu devlete tahrîr eyle dediği bir emr-i müstefîz ve şâyi' ve o gûne bağy ü hurûca müteʿallik evzâʿını külliyen Şam vâlîsi selb ü inkâr ve murâd olunduğu hâlde ahz ve devlete irsâli mümkündür” deyü Osman Paşa'ya işʿâr eylediğini müşârünileyh tahrîr ve kendisi dahi iki sene Cidde'de ikāmeti hengâmında mübâhase-i ilmiyye da'vâsından gayri asabiyet ve cem'iyet ve bağy ü hurûca müteʿallik bir hâlet tarafından ihsâs olunmadığını mufassal bir kıt'a kā'imeye derc ve tastîr eyledi. Bu kazâyâ-yı mûcibe ve sâlibesiyle huzûr-ı hümâyûna arz olundukta \"Zend Kerîm'ın keyfiyeti dahi mukaddemâ istihkār olunup sonra ne netîce verdiği ma'lûmdur. Aşerru'ş-şerri sağāruhû meseli üzere bunun hâli, gereği gibi tecessüs olunsun ve hakkında olan güft ü gû sahîh ise taʿayyün ve zuhûra isti'dâd kesb etmeden tedâriki görülsün\" mefhûmunda hatt-ı hümâyûn sâdır olup (65b) vulât ve hükkâm etrâfa tekrâr evâmir ve kavâ'im tahrîriyle merkūmun ahvâli kemâ-yenbagî istiksâ olunup tahkīk-i mâdde akabinde mukteziyât-ı hâl ne ise kavlen ve fiʿlen icrâ olunmakta erkân-ı devlet kâr-bend-i muvâfakat oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Cumâdelûlâ'nın dördüncü Salı günü tavâ'if-i askerînin bir kıst mevâcibleri tertîb olunan dîvân-ı âlîde eyâdî-i emânet-kârâne teslîm ve bu ârîfe-i cihân-sûd-ı pâdişâhî bây ü gedâ hakkında taʿmîm olundu. Mâh-ı mezbûrun onüçüncü günü İbrâil muhâfazası şartiyle Eyâlet-i Anadolu Aydoslu Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Vidin muhâfızlığı sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'ya ve Selânik Sancağı Vezîr Silâhdâr İbrâhim Paşa'ya ve Hanya muhâfızlığı Mîriâhur Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, Bender muhâfazasına me'mûr Rumeli Vâlîsi Vezîr Abdullah Paşa'nın vusûlü vakte muhtâc olduğuna binâen Deliorman nizâmına taʿyîn olunan Vezîr Mehmed Paşa müşârünileyhin vusûlüne dek Bender muhâfazasında kıyâm etmek bâbında tarafına hitâben misâl-i lâzımü'l-imtisâl irsâl olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Mevâcib ve Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İzâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_103.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Mevâcib ve Tevcîhât-ı Vüzerâ-yı İzâm",
          "text": "Şehr-i Cumâdelûlâ'nın dördüncü Salı günü tavâ'if-i askerînin bir kıst mevâcibleri tertîb olunan dîvân-ı âlîde eyâdî-i emânet-kârâne teslîm ve bu ârîfe-i cihân-sûd-ı pâdişâhî bây ü gedâ hakkında taʿmîm olundu. Mâh-ı mezbûrun onüçüncü günü İbrâil muhâfazası şartiyle Eyâlet-i Anadolu Aydoslu Vezîr Mehmed Paşa'ya ve Vidin muhâfızlığı sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'ya ve Selânik Sancağı Vezîr Silâhdâr İbrâhim Paşa'ya ve Hanya muhâfızlığı Mîriâhur Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, Bender muhâfazasına me'mûr Rumeli Vâlîsi Vezîr Abdullah Paşa'nın vusûlü vakte muhtâc olduğuna binâen Deliorman nizâmına taʿyîn olunan Vezîr Mehmed Paşa müşârünileyhin vusûlüne dek Bender muhâfazasında kıyâm etmek bâbında tarafına hitâben misâl-i lâzımü'l-imtisâl irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İmtidâd-ı sefer takrîbi ile serhadler hâlî ve adem-i takayyüd bâ'is-i endîşe-i ahâlî olmaktan nâşî sügūr-ı İslâmiyede vâkiʿ serhadlerin tekmîl taʿmîriyle mühimmât ve edevâtları tanzîm ve umûr-ı menzil dahi hadd-i iʿtidâle tenzîl olunmak tasmîm olunup sekene-i İstanbul müzâyakadan berî olmak içün, Rumeli câniblerinden beş yük zahîre tertîb ve esʿâr husûsuna dahi kemâl mertebe ihtimâm olunup pâdişâh-ı dîhîm-zîb bu vesîle ile (66a) celb-i duʿâ-yı baʿîd ü karîb eyledi.",
          "caption": "Zikr-ı Baʿzı Nizâmât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_104.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-ı Baʿzı Nizâmât",
          "text": "İmtidâd-ı sefer takrîbi ile serhadler hâlî ve adem-i takayyüd bâ'is-i endîşe-i ahâlî olmaktan nâşî sügūr-ı İslâmiyede vâkiʿ serhadlerin tekmîl taʿmîriyle mühimmât ve edevâtları tanzîm ve umûr-ı menzil dahi hadd-i iʿtidâle tenzîl olunmak tasmîm olunup sekene-i İstanbul müzâyakadan berî olmak içün, Rumeli câniblerinden beş yük zahîre tertîb ve esʿâr husûsuna dahi kemâl mertebe ihtimâm olunup pâdişâh-ı dîhîm-zîb bu vesîle ile (66a) celb-i duʿâ-yı baʿîd ü karîb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın ondokuzuncu günü bostancıbaşı azl olunup haseki ağa bulunan Kara İsmâil Paşazâde Ali Bey mansıb-ı mezkûr ile muğtenim ve Şaʿbânzâde İbrâhim Ağa makāmına kā'im oldu.",
          "caption": "Azl-i Serbostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_105.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Serbostâniyân",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın ondokuzuncu günü bostancıbaşı azl olunup haseki ağa bulunan Kara İsmâil Paşazâde Ali Bey mansıb-ı mezkûr ile muğtenim ve Şaʿbânzâde İbrâhim Ağa makāmına kā'im oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Medîne-i Münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-ilâhiyye-i müsevverede mütemeddin ve mutavattın ve mücâveret ile mütemekkin olan ağniyâ ve fukarâ ve akviyâ ve zuʿafânın kemâl-i emniyet ve râhatları nukāve-efkâr-ı şehriyâr-ı pâk-tıynet olup, ancak bir müddetten berü belde-i mezkûrede baʿzı eşhâs peydâ ve celb-i hutâm-ı dünyâ hâtıralarıyla kesb-i teferrüd ve istiʿlâ\nsadedinde olup rûz u şeb biri biriyle gavga ve sükkân-ı tayyibe-i tayyibeyi teşvîş-i hâtıra mübtelâ eylediklerinden fazla Harem-i Muhterem-i Nebevî'ye ba'zen tüfeng dânesi isâbet ve bu takrîb hetk-i perde-i hürmet eyledikleri sâmi'a-res-i veliyy-i devlet olup zikr olunan şûriş ü ihtilâli izâle ve tathîr ve Medîne-i Münevvere'de ikāmet ile hilâf-ı şer ve kānûn harekete tasaddî edenleri kahr u tedmîr etmek bâbında, bir vezîr-i dilîrin ol savb-ı eşrefe taʿyîni istisvâb ve Haleb vâlisi İzzet Ahmed Paşa bu emr-i ehemmi temşiyete intihâb olunup, fıkdân-ı kuvvet ile giriftâr-ı kayd-ı ıztırâb olmaması zımnında Mısır tarafından vâfir zahâir taʿyîn ve yüz elli kise Şam etrâfında olan mîrîden ihâle ile suʿûbet-i me'mûriyeti teshîl ve tehvîn olunduğundan başka Aydın muhassıllığı tarafına tevcîh ve hâsılâtı mütesellimi tarafından îsâl olunmak sûretiyle dahi terfîh olunmuşidi. Müşârünileyh Şam'a vardıkta havâle olunan malı tahsîlde âciz (66b) olup Şam vâlisi dahi hüccâcı alıp gitmiş bulunmağla bir hatve ilerüye gidemediği sâmi'a-i evliyâ-yi umûra mevsûl ve esbâb-ı azîmeti mefkûd olduğundan kāle getürdüğü iʿtizârât müvecceh ve makbûl olup Kudüs Sancağı ile müşârünileyhe medd-i yed-i nevâziş ve Medîne-i Münevvere muhâfazası Cidde vâlisi Nablusî Mustafa Paşa'ya sipariş olunup, münhal olan Haleb Eyâleti sâbıka Kuds-i şerîf mutasarrıfı olan İbrâhîm Paşa'ya bâ-rütbe-i vezâret ihsân ve Diyârbekir seraskeri Ali Paşa'dan çendân bir hıdmet nümâyân olmadığından başka ahâli ve asker ile hüsn-i ülfeti olmayup azli istihsân olunmağla Aʿzaz ve Kilis sancaklariyle tezlîl ve Diyârbekir Eyâleti ve seraskerliği Uzun Abdullah Paşa uhdesine tahvîl olunup Ali Paşa'nın mukaddemâ ber-vech-i ilhâk mutasarrıf olduğu Rakka Eyâleti Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya inâyet ve Hüdâvendigâr Sancağı'yle Mîrâhur Mustafa Paşa mazhar-ı lûtf u mürüvvet kılındı.",
          "caption": "Memûriyet-i İzzet Ahmed Paşa be-Cânib-i Medîne-i Münevvere ve Havâdisât-ı Sâire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_106.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Memûriyet-i İzzet Ahmed Paşa be-Cânib-i Medîne-i Münevvere ve Havâdisât-ı Sâire",
          "text": "Medîne-i Münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-ilâhiyye-i müsevverede mütemeddin ve mutavattın ve mücâveret ile mütemekkin olan ağniyâ ve fukarâ ve akviyâ ve zuʿafânın kemâl-i emniyet ve râhatları nukāve-efkâr-ı şehriyâr-ı pâk-tıynet olup, ancak bir müddetten berü belde-i mezkûrede baʿzı eşhâs peydâ ve celb-i hutâm-ı dünyâ hâtıralarıyla kesb-i teferrüd ve istiʿlâ\nsadedinde olup rûz u şeb biri biriyle gavga ve sükkân-ı tayyibe-i tayyibeyi teşvîş-i hâtıra mübtelâ eylediklerinden fazla Harem-i Muhterem-i Nebevî'ye ba'zen tüfeng dânesi isâbet ve bu takrîb hetk-i perde-i hürmet eyledikleri sâmi'a-res-i veliyy-i devlet olup zikr olunan şûriş ü ihtilâli izâle ve tathîr ve Medîne-i Münevvere'de ikāmet ile hilâf-ı şer ve kānûn harekete tasaddî edenleri kahr u tedmîr etmek bâbında, bir vezîr-i dilîrin ol savb-ı eşrefe taʿyîni istisvâb ve Haleb vâlisi İzzet Ahmed Paşa bu emr-i ehemmi temşiyete intihâb olunup, fıkdân-ı kuvvet ile giriftâr-ı kayd-ı ıztırâb olmaması zımnında Mısır tarafından vâfir zahâir taʿyîn ve yüz elli kise Şam etrâfında olan mîrîden ihâle ile suʿûbet-i me'mûriyeti teshîl ve tehvîn olunduğundan başka Aydın muhassıllığı tarafına tevcîh ve hâsılâtı mütesellimi tarafından îsâl olunmak sûretiyle dahi terfîh olunmuşidi. Müşârünileyh Şam'a vardıkta havâle olunan malı tahsîlde âciz (66b) olup Şam vâlisi dahi hüccâcı alıp gitmiş bulunmağla bir hatve ilerüye gidemediği sâmi'a-i evliyâ-yi umûra mevsûl ve esbâb-ı azîmeti mefkûd olduğundan kāle getürdüğü iʿtizârât müvecceh ve makbûl olup Kudüs Sancağı ile müşârünileyhe medd-i yed-i nevâziş ve Medîne-i Münevvere muhâfazası Cidde vâlisi Nablusî Mustafa Paşa'ya sipariş olunup, münhal olan Haleb Eyâleti sâbıka Kuds-i şerîf mutasarrıfı olan İbrâhîm Paşa'ya bâ-rütbe-i vezâret ihsân ve Diyârbekir seraskeri Ali Paşa'dan çendân bir hıdmet nümâyân olmadığından başka ahâli ve asker ile hüsn-i ülfeti olmayup azli istihsân olunmağla Aʿzaz ve Kilis sancaklariyle tezlîl ve Diyârbekir Eyâleti ve seraskerliği Uzun Abdullah Paşa uhdesine tahvîl olunup Ali Paşa'nın mukaddemâ ber-vech-i ilhâk mutasarrıf olduğu Rakka Eyâleti Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya inâyet ve Hüdâvendigâr Sancağı'yle Mîrâhur Mustafa Paşa mazhar-ı lûtf u mürüvvet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Rum'a şeref-bahş olan Esseyyid İbrâhîm Efendi işbu Cumâdelâhire gurresinde müddet-i örfiyesin tetmîm ve Murâd Molla Efendi sâniyen sadâret-i mezkûre ile tekrîm olunup sâbıka Anadolu kazaskeri olan Dürrîzâde Nurullah Efendi bi-hasebi'l-nevbe sadâret-i Rum'a müteheyyî iken halef-i matlab inkisâr-ı kalbine sebeb olduğundan şeyhülislâm-ı vakt Rumeli pâyesiyle cerîha-i derûnuna merhem-zen-i tesliyet oldu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_107.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "text": "Sadâret-i Rum'a şeref-bahş olan Esseyyid İbrâhîm Efendi işbu Cumâdelâhire gurresinde müddet-i örfiyesin tetmîm ve Murâd Molla Efendi sâniyen sadâret-i mezkûre ile tekrîm olunup sâbıka Anadolu kazaskeri olan Dürrîzâde Nurullah Efendi bi-hasebi'l-nevbe sadâret-i Rum'a müteheyyî iken halef-i matlab inkisâr-ı kalbine sebeb olduğundan şeyhülislâm-ı vakt Rumeli pâyesiyle cerîha-i derûnuna merhem-zen-i tesliyet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyhin eyyâm-ı ikbâlinde kethüdâsı ve ahz-i berâtil ve rüşâda saht u gazab hakkı nâsî olan Hüseyin Efendi cihet-i ma'lûme ile lisâna gelüp musâderesiyle (67a) iktifâ menvî havâtır şüfeʿâ iken gâh malını ihfâ ve gâh evliyâ-yi umûru zebân-zed-i cevr ü ezâ eyleyüp, erbâb-ı nasîhatin pend-i sûd-mendini tahkîr كالباحث عن حتفه بظلفه mefhûmu üzere sinân-ı lisân-ı taʿrîz ile o makūleleri dil-rîş-i tekdîr edüp zâtında dahi bir şahsın ikbâli idbâra intikāl ettikte bed-gûları tekâsür ve mesâvisi tevâtür derecesinde elsine-i âşinâ ve bî-gâneden tebâdür edüp bu ahvâl semʿ-i eşref-i şehen-şâhiye vâsıl oldukta mahdûmu zamânında ağraz ile meşûb olan umûr ve ahkâm merkūma isnâd olunarak mahbes-i teng-nây-i bûstâniyânda izʿâc ve îlâm ve nakd ü cins neye mâlik ise istiʿlâm ve tahkîk akabinde vâsıta-i habl-i mâr-endâm ile hank u iʿdâm olundu. Mûmâileyh sâye-i devlette sipâh kitâbeti râddesini iğtinâm ve vâfir nukūd ve îrâd ile kesb-i sermâye-i izz ü ihtişâm edüp kâr-sâzân-ı vakt vesâtetleriyle mevcûdunu fedâ ve yalnız îrâdiyle iktifâ etse idi, zâhir-i hâle nazaran seyf-i siyâsetten reh-yâb-ı necât olacağını o vaktin mukarribleri \"baʿzı mevsûkü'l-kelim kimselere ismâʿ ve fevt-i fursat etti\" deyü etbâk ü icmâʿ ettiler ise dahi merkūmun peymâne-i ikbâli mâlâ-mâl ve eceli dahi bu yüzden olduğuna binâen istîfâ-yi eyyâm-ı ömr ile mütevârî-i zîr-perde-i fenâ ve zevâl oldu.",
          "caption": "Azl-i Kethüdâ-yi Mîrâhur Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_108.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Kethüdâ-yi Mîrâhur Mustafa Paşa",
          "text": "Müşârünileyhin eyyâm-ı ikbâlinde kethüdâsı ve ahz-i berâtil ve rüşâda saht u gazab hakkı nâsî olan Hüseyin Efendi cihet-i ma'lûme ile lisâna gelüp musâderesiyle (67a) iktifâ menvî havâtır şüfeʿâ iken gâh malını ihfâ ve gâh evliyâ-yi umûru zebân-zed-i cevr ü ezâ eyleyüp, erbâb-ı nasîhatin pend-i sûd-mendini tahkîr كالباحث عن حتفه بظلفه mefhûmu üzere sinân-ı lisân-ı taʿrîz ile o makūleleri dil-rîş-i tekdîr edüp zâtında dahi bir şahsın ikbâli idbâra intikāl ettikte bed-gûları tekâsür ve mesâvisi tevâtür derecesinde elsine-i âşinâ ve bî-gâneden tebâdür edüp bu ahvâl semʿ-i eşref-i şehen-şâhiye vâsıl oldukta mahdûmu zamânında ağraz ile meşûb olan umûr ve ahkâm merkūma isnâd olunarak mahbes-i teng-nây-i bûstâniyânda izʿâc ve îlâm ve nakd ü cins neye mâlik ise istiʿlâm ve tahkîk akabinde vâsıta-i habl-i mâr-endâm ile hank u iʿdâm olundu. Mûmâileyh sâye-i devlette sipâh kitâbeti râddesini iğtinâm ve vâfir nukūd ve îrâd ile kesb-i sermâye-i izz ü ihtişâm edüp kâr-sâzân-ı vakt vesâtetleriyle mevcûdunu fedâ ve yalnız îrâdiyle iktifâ etse idi, zâhir-i hâle nazaran seyf-i siyâsetten reh-yâb-ı necât olacağını o vaktin mukarribleri \"baʿzı mevsûkü'l-kelim kimselere ismâʿ ve fevt-i fursat etti\" deyü etbâk ü icmâʿ ettiler ise dahi merkūmun peymâne-i ikbâli mâlâ-mâl ve eceli dahi bu yüzden olduğuna binâen istîfâ-yi eyyâm-ı ömr ile mütevârî-i zîr-perde-i fenâ ve zevâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelâhire'nin yirmidördüncü günü sulb-i pâk-i şehriyâr-ı Felatun-idrâkten bir duhter-i pâkîze güher-i mekmen-zuhûrda cilve-ger olup Ayşe Sultan ismiyle nâm-ver ve kırk gün kadar mass-ı sedâ-yi hayât ve gehvâre-i lâhde duhûl ile azm-i serâ-büstân-ı cennât-ı âliyât eyledi.",
          "caption": "Vilâdet ve Fevt-i Ayşe Sultan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_109.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet ve Fevt-i Ayşe Sultan",
          "text": "Cumâdelâhire'nin yirmidördüncü günü sulb-i pâk-i şehriyâr-ı Felatun-idrâkten bir duhter-i pâkîze güher-i mekmen-zuhûrda cilve-ger olup Ayşe Sultan ismiyle nâm-ver ve kırk gün kadar mass-ı sedâ-yi hayât ve gehvâre-i lâhde duhûl ile azm-i serâ-büstân-ı cennât-ı âliyât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Leh memleketi mukāsemesinde baʿzı reʿâyâ melûf olmadıkları hâkimin taht-ı hükümetinden hurûc ve memâlik-i mahrûseye vülûc edüp sevâhil-i Tuna'da tavattun ve sâye-i şevket-vâye-i hilâfet-penâhîde temekkün\netmişleridi. Tâife-i mezkûrenin verâları alınamayup fevc fevc berü yakaya mürûr ve taʿyîn olunan mahallere gitmekten izhâr-ı inâd ile ifsâd-ı ahvâl-i hudûd u sugūr eylediklerinden başka Leh mukāsımları dahi bu maddeyi mevzûʿ-i bahs eyleyerek devlete taʿrîz ve adem-i kabûl sûretlerini îmâ ve tahrîz etmeleriyle fî-mâ-baʿd o taraftan ubûr ve kasd edenleri sefîneye almamak tenbîhâtı sevâhil-i Tuna'da vâkiʿ hükkâm ve zâbitâna tekîd ve mü'temer olmayanlara iblâğ-ı vaʿîd-ı şedîd olundu.",
          "caption": "İstirdâd-ı Reʿâyâ-yi (67b) Lehlüyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_110.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "İstirdâd-ı Reʿâyâ-yi (67b) Lehlüyân",
          "text": "Leh memleketi mukāsemesinde baʿzı reʿâyâ melûf olmadıkları hâkimin taht-ı hükümetinden hurûc ve memâlik-i mahrûseye vülûc edüp sevâhil-i Tuna'da tavattun ve sâye-i şevket-vâye-i hilâfet-penâhîde temekkün\netmişleridi. Tâife-i mezkûrenin verâları alınamayup fevc fevc berü yakaya mürûr ve taʿyîn olunan mahallere gitmekten izhâr-ı inâd ile ifsâd-ı ahvâl-i hudûd u sugūr eylediklerinden başka Leh mukāsımları dahi bu maddeyi mevzûʿ-i bahs eyleyerek devlete taʿrîz ve adem-i kabûl sûretlerini îmâ ve tahrîz etmeleriyle fî-mâ-baʿd o taraftan ubûr ve kasd edenleri sefîneye almamak tenbîhâtı sevâhil-i Tuna'da vâkiʿ hükkâm ve zâbitâna tekîd ve mü'temer olmayanlara iblâğ-ı vaʿîd-ı şedîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı gerdûn-rifʿat bir zamân Karaağaç Hadîkası'nda nükhet-i dilâvîz bahârı istişmâm ile muʿattar-sâz-ı dimâʿ-ı inbisât ve behcet ve bir zamân Beşiktaş Sahilhânesi'nde bisât-ârâ-yı ikāmet ve mevsim-i şitâ takarrübü sebebiyle iş bu Şâban-ı şerîfin dokuzuncu günü Âsitâne-i aliyye'ye pây-endâz-ı mecd ü şevket oldular.",
          "caption": "Nakl-i Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_111.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i Hümâyûn",
          "text": "Şehriyâr-ı gerdûn-rifʿat bir zamân Karaağaç Hadîkası'nda nükhet-i dilâvîz bahârı istişmâm ile muʿattar-sâz-ı dimâʿ-ı inbisât ve behcet ve bir zamân Beşiktaş Sahilhânesi'nde bisât-ârâ-yı ikāmet ve mevsim-i şitâ takarrübü sebebiyle iş bu Şâban-ı şerîfin dokuzuncu günü Âsitâne-i aliyye'ye pây-endâz-ı mecd ü şevket oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Farîza-i gazâ vü cihâdı iʿtiyâd ve te'yîdât-ı ilâhiyye ile zabt-ı bilâd-ı erbâb-ı küfr ü inâd eden Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-istimrâr seferlerde süvâriye muhtâc olduğundan ıktâʿ-ı arâzî-i mîrîden her şahsa ifrâz-ı mekân ve tîmâr ve zeʿâmet iʿtibâriyle her birini sâhib-ı tâb ü tüvân edüp nânpâreleri mahsûlüyle kesb-i refâhiyet ve sefer vukūʿunda iʿmâl-ı seyf ü sinân ile izhâr-ı celâdet ve hafr-ı hendek ve hıfz-ı serhadde zâhir olan metânetleri (68a) ve sâir umûr-ı cengte mesbûk olan hidmetleri yâd-daşt-ı erbâb-ı tecrübe ve hunket olup ancak bir müddetten berü nizâm-ı hâlleri muhtel ve nânpâreleri eyâdî-i bî-gâneye geçüp seferber olduklarında mültezimleri yedinden akall-i kalîl bedel ahziyle idâre-i umûr edemeyüp âvâre-i şugl ü amel olduklarından gayrı sevret-i askerîye mâniʿ olan hidmet-i ağniyâya mübâderet ve ricâl dâirelerinde mil'i batna kanâʿat ve bu vechile nânpârelerini himâyet ve alay beğileri dahi ekser hâlde eclâf-ı nâstan bulunup kuvve-i mâliye ile o rütbeyi tahsîl ve hasımları tek durmayup üç ayda bir istediklerini makāmında tenzîl ve alaybeğilerin zimâm-ı azl ü nasbları yedlerinde olan ekâbir dahi istihsâl-ı câize ile nîk ü bedi aramayup azl-i muʿaccelde muzmer olan fesâdâta bakmayup tevcîhde istiʿcâl ve bu vesâil ile gürûh-ı mezkûr dahi giriftâr-ı ser-pençe-i iztırâb-ı hâl olup, bundan sonra sefer zuhûr ettiği takdîrde kavm-i mezkûr etvâr-ı sâbıkaların icrâda bî-tâb u\nkudret ve ekser-i tîmâr ve zeʿâmetden dest-şû-yi ferâğ olarak cünûd-ı mürettebe-i devlete taryân-ı kıllet ihtimâlinden başka seferlerde tecrübesi sebkat eden evbâş-ı levend ve süvârî-i aşâire devlet muhtâc olup muhârebe vukūʿunda yek-lahza şiddet-i âlât-ı nâriye-i aʿdâya tâb-âver olmayup firâr-ı ani'z-zahf hatîasını irtikâb ve bu sû-i sanîʿ sâir asâkire sirâyet ile evliyâ-yı umûru tâkat-güdâz-ı pîç ü tâb eyleyecekleri bî-irtiyâb olmağla tâ'ife-i mezkûrenin nizâm-ı hâlleri resîde-i derece-i vücûb ve kānûn-ı kadîmleri icrâ ve baʿzı avârız ile terk ve ilgā olunan şurûtları (68b) tecdîd ve ibkā olunması inde'l-ukalâ bir emr-i mergūb olduğundan kethüdâ-yı hazret-i âsafî Süleyman Feyzi Efendi ve re'îsülküttâb olan Ömer Vahîd Efendi ve bilfiʿil defter emîni olan Elhac Abdürrezzak Efendi bu husûs-ı lâzımü'l-iʿtinâya me'mûr olup verdikleri nizâm hatt-ı hümâyûn ile te'kîd ve cerâ'id-i aklâma kayd ile maʿü'l-izâfe kānûn-ı kadîmleri tecdîd olunup tafsîline ıttılâʿ-ı murâd edenler mahalline mürâcaʿat etmek üzere te'sîr-i sevâd-ı evrâktan ictinâb ve terk-i tavr-ı ıtnâb ile meslek-i ihtisâr istihbâb olundu.",
          "caption": "Tesviye-i Ahvâl-i Erbâb-ı Zeʿâmet ve Tîmâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_112.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Tesviye-i Ahvâl-i Erbâb-ı Zeʿâmet ve Tîmâr",
          "text": "Farîza-i gazâ vü cihâdı iʿtiyâd ve te'yîdât-ı ilâhiyye ile zabt-ı bilâd-ı erbâb-ı küfr ü inâd eden Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-istimrâr seferlerde süvâriye muhtâc olduğundan ıktâʿ-ı arâzî-i mîrîden her şahsa ifrâz-ı mekân ve tîmâr ve zeʿâmet iʿtibâriyle her birini sâhib-ı tâb ü tüvân edüp nânpâreleri mahsûlüyle kesb-i refâhiyet ve sefer vukūʿunda iʿmâl-ı seyf ü sinân ile izhâr-ı celâdet ve hafr-ı hendek ve hıfz-ı serhadde zâhir olan metânetleri (68a) ve sâir umûr-ı cengte mesbûk olan hidmetleri yâd-daşt-ı erbâb-ı tecrübe ve hunket olup ancak bir müddetten berü nizâm-ı hâlleri muhtel ve nânpâreleri eyâdî-i bî-gâneye geçüp seferber olduklarında mültezimleri yedinden akall-i kalîl bedel ahziyle idâre-i umûr edemeyüp âvâre-i şugl ü amel olduklarından gayrı sevret-i askerîye mâniʿ olan hidmet-i ağniyâya mübâderet ve ricâl dâirelerinde mil'i batna kanâʿat ve bu vechile nânpârelerini himâyet ve alay beğileri dahi ekser hâlde eclâf-ı nâstan bulunup kuvve-i mâliye ile o rütbeyi tahsîl ve hasımları tek durmayup üç ayda bir istediklerini makāmında tenzîl ve alaybeğilerin zimâm-ı azl ü nasbları yedlerinde olan ekâbir dahi istihsâl-ı câize ile nîk ü bedi aramayup azl-i muʿaccelde muzmer olan fesâdâta bakmayup tevcîhde istiʿcâl ve bu vesâil ile gürûh-ı mezkûr dahi giriftâr-ı ser-pençe-i iztırâb-ı hâl olup, bundan sonra sefer zuhûr ettiği takdîrde kavm-i mezkûr etvâr-ı sâbıkaların icrâda bî-tâb u\nkudret ve ekser-i tîmâr ve zeʿâmetden dest-şû-yi ferâğ olarak cünûd-ı mürettebe-i devlete taryân-ı kıllet ihtimâlinden başka seferlerde tecrübesi sebkat eden evbâş-ı levend ve süvârî-i aşâire devlet muhtâc olup muhârebe vukūʿunda yek-lahza şiddet-i âlât-ı nâriye-i aʿdâya tâb-âver olmayup firâr-ı ani'z-zahf hatîasını irtikâb ve bu sû-i sanîʿ sâir asâkire sirâyet ile evliyâ-yı umûru tâkat-güdâz-ı pîç ü tâb eyleyecekleri bî-irtiyâb olmağla tâ'ife-i mezkûrenin nizâm-ı hâlleri resîde-i derece-i vücûb ve kānûn-ı kadîmleri icrâ ve baʿzı avârız ile terk ve ilgā olunan şurûtları (68b) tecdîd ve ibkā olunması inde'l-ukalâ bir emr-i mergūb olduğundan kethüdâ-yı hazret-i âsafî Süleyman Feyzi Efendi ve re'îsülküttâb olan Ömer Vahîd Efendi ve bilfiʿil defter emîni olan Elhac Abdürrezzak Efendi bu husûs-ı lâzımü'l-iʿtinâya me'mûr olup verdikleri nizâm hatt-ı hümâyûn ile te'kîd ve cerâ'id-i aklâma kayd ile maʿü'l-izâfe kānûn-ı kadîmleri tecdîd olunup tafsîline ıttılâʿ-ı murâd edenler mahalline mürâcaʿat etmek üzere te'sîr-i sevâd-ı evrâktan ictinâb ve terk-i tavr-ı ıtnâb ile meslek-i ihtisâr istihbâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kısteyn mevâcibini bi-eyyi vech-i kân cemʿ ü temîm ve tavâ'if-i askerînin cümlesine tevzîʿ ve taksîm, şıkk-ı evvel defterdârı olan Hasan Efendi'nin lâzıme-i zimmeti iken kısteyn mürettebâtından dört yüz kise kadar meblağı umûr-ı sâ'ireye sarf edüp, vaktiyle mevâcib ihrâcı dahi merkûz-ı zamîri olmağla sergiye vefâ edecek akçeyi tehniye ve bâkî kalan dört yüz kise akçeyi an-yed ashâbı kabz ve alâ-mehlin lâzım gelenlere tediye eylediklerini cezm ile baʿde'd-devr zikr olunan meblağı tanzîm ve tesviye ile edâ eyleyeceğini sipâh ve silâhdâr ağalarına ve hulefâ-yı aklâma ifâde ve inhâ ve anlar dahi irâ'et-i sûret-i tavʿ u rızâ eyledikleri Bâbıâlî'ye takrîr ve iş bu Şaʿbân evâhirinde mevâcib ihrâc olunup agnâ-yı sagīr ü kebîr kılınmışidi.\n\nDevirden sonra sipâh ve silâhdâr ocakları müteʿayyinlerinden cemm-i gafîr ağalarına varup “mecmûʿ ocakların mevâcibi tamâmen verilmişiken bizim mevâcibimiz niçün te'hîr olundu\" deyü güft ü gûya âğâz ve ağaları ve sâ'ir zâbitleri dahi \"akçeyi virsünler, virelim\" kelâm-ı bâridiyle (69a) rişte-i zebân-dırâz eylediklerinde birkaç nefer bürehne-pâ ve üryân Paşa-kapusu'na varup nâle vü efgân ve ulûfe talebiyle çâk-i girîbân edüp tekmîl mevâcibleri vaʿdiyle ne hâl ise defʿ-i meclis olundise dahi bu vazʿ-ı garîb, tahrîk şâ'ibesini îhâm ve telmîh ile filhâl Sipâh Ağası Hatibzâde ve Silâhdar Kalemi\nBaş Halîfesi Halîl Efendi'ye sebeb-i nefy ü tağrîb olup inebâliğ-i bakiyyenin edâsı için defterdar efendi dahi tedârik ve teslîm-i bakiyye ile vâreste-i havf-i inʿizâl oldu.\n\nBundan akdem vezâreti refʿ ve maskat-ı re'si olan Yenişehir'de ikāmeti irâde olunan İsmâil Paşa'nın seferde olan zahmet ve meşakkati hüsrev-i devrâne taʿbîrât-ı rikkat-engîz ile serd ü beyân ve hakkında rahm ü şefakat-i hıdîvâne nümâyân olup kayd-ı vezâreti tecdîd ve Kandiye Eyâleti ile binâ-yı ikbâli teşyîd ve selefi Silâhdar Mehmed Emîn Paşa'ya Hanya ve selefi Yazıcızâde Mustafa Paşa'ya Resmo Sancağı tevcîh olunup bir an akdem mansıblarına azîmetleri tenbîh ve te'kîd olundu.\n\nYirmi seneden beri Tefsîr-i Beyzâvî ile talebe-i ulûma takrîr-i Hakāyık-ı Kur'ân-ı Azîmü'ş-şân eden Köprülü Halîl Efendi şehr-i Ramazan'ın onsekizinci günü Tefsîr-i mezkûru ikmâl ve meclisinde katı çok ekâbir ictimâʿ ve ihtifâl edüp Hatim duʿâsını kırâat ve pâdişâh-ı dil-âgâh hazretlerini senâ-ı mahsûs ile tezkâre mübâderet edüp yümn ü bereket-i meclis ile hâzır olanlar kesb-i lezzet-i rûhânî ve celb-i inbisât-ı cismânî eylediler.",
          "caption": "Tevzîʿ-i Mevâcib ve Zikr-i Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_113.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevzîʿ-i Mevâcib ve Zikr-i Baʿzı Havâdis",
          "text": "Kısteyn mevâcibini bi-eyyi vech-i kân cemʿ ü temîm ve tavâ'if-i askerînin cümlesine tevzîʿ ve taksîm, şıkk-ı evvel defterdârı olan Hasan Efendi'nin lâzıme-i zimmeti iken kısteyn mürettebâtından dört yüz kise kadar meblağı umûr-ı sâ'ireye sarf edüp, vaktiyle mevâcib ihrâcı dahi merkûz-ı zamîri olmağla sergiye vefâ edecek akçeyi tehniye ve bâkî kalan dört yüz kise akçeyi an-yed ashâbı kabz ve alâ-mehlin lâzım gelenlere tediye eylediklerini cezm ile baʿde'd-devr zikr olunan meblağı tanzîm ve tesviye ile edâ eyleyeceğini sipâh ve silâhdâr ağalarına ve hulefâ-yı aklâma ifâde ve inhâ ve anlar dahi irâ'et-i sûret-i tavʿ u rızâ eyledikleri Bâbıâlî'ye takrîr ve iş bu Şaʿbân evâhirinde mevâcib ihrâc olunup agnâ-yı sagīr ü kebîr kılınmışidi.\n\nDevirden sonra sipâh ve silâhdâr ocakları müteʿayyinlerinden cemm-i gafîr ağalarına varup “mecmûʿ ocakların mevâcibi tamâmen verilmişiken bizim mevâcibimiz niçün te'hîr olundu\" deyü güft ü gûya âğâz ve ağaları ve sâ'ir zâbitleri dahi \"akçeyi virsünler, virelim\" kelâm-ı bâridiyle (69a) rişte-i zebân-dırâz eylediklerinde birkaç nefer bürehne-pâ ve üryân Paşa-kapusu'na varup nâle vü efgân ve ulûfe talebiyle çâk-i girîbân edüp tekmîl mevâcibleri vaʿdiyle ne hâl ise defʿ-i meclis olundise dahi bu vazʿ-ı garîb, tahrîk şâ'ibesini îhâm ve telmîh ile filhâl Sipâh Ağası Hatibzâde ve Silâhdar Kalemi\nBaş Halîfesi Halîl Efendi'ye sebeb-i nefy ü tağrîb olup inebâliğ-i bakiyyenin edâsı için defterdar efendi dahi tedârik ve teslîm-i bakiyye ile vâreste-i havf-i inʿizâl oldu.\n\nBundan akdem vezâreti refʿ ve maskat-ı re'si olan Yenişehir'de ikāmeti irâde olunan İsmâil Paşa'nın seferde olan zahmet ve meşakkati hüsrev-i devrâne taʿbîrât-ı rikkat-engîz ile serd ü beyân ve hakkında rahm ü şefakat-i hıdîvâne nümâyân olup kayd-ı vezâreti tecdîd ve Kandiye Eyâleti ile binâ-yı ikbâli teşyîd ve selefi Silâhdar Mehmed Emîn Paşa'ya Hanya ve selefi Yazıcızâde Mustafa Paşa'ya Resmo Sancağı tevcîh olunup bir an akdem mansıblarına azîmetleri tenbîh ve te'kîd olundu.\n\nYirmi seneden beri Tefsîr-i Beyzâvî ile talebe-i ulûma takrîr-i Hakāyık-ı Kur'ân-ı Azîmü'ş-şân eden Köprülü Halîl Efendi şehr-i Ramazan'ın onsekizinci günü Tefsîr-i mezkûru ikmâl ve meclisinde katı çok ekâbir ictimâʿ ve ihtifâl edüp Hatim duʿâsını kırâat ve pâdişâh-ı dil-âgâh hazretlerini senâ-ı mahsûs ile tezkâre mübâderet edüp yümn ü bereket-i meclis ile hâzır olanlar kesb-i lezzet-i rûhânî ve celb-i inbisât-ı cismânî eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ligor voyvoda eben an cedd niʿam-ı devletle perverde olduğuna binâen Dîvân-ı Hümâyûn tercümânlığını tahsîl ve bir müddeten sonra beylik rütbesine (69b) neyl ile esbâb-ı ihtişâmı tekmîl etmişidi. Tavrından sadâkat-ı mahsûs olduğundan bidâyet-i seferde Eflâk voyvodalığıyla akrânına mahsûd ve sadâkatkârân-ı Devlet-i aliyye'den maʿdûd olup ancak cibilletinde merkûz olan hıyânet muktezâsıyla müterettib-i uhdesi olan hidemâtta kusûru hadden efzûn ve ittihâd-ı diyânet sebebi ile gürûh-ı aʿdâya izhâr-ı meyl ü rükûn eylediğinden başka Eflâk Sahrâsı'nda vukūʿ bulan maʿrekede perîşânlığa bâdî ve kendüsi dahi zâhirde giriftâr-ı eyâdî-i eʿâdî olup sulh inʿikādına dek Petreburg'da Rusya sergerdelerine taʿlîm-i envâʿ-ı melʿanet ve taʿrîf-i semt-i tazyîk ve hasâret eylediğinden her fiʿli kavm-i mezkûrun pesendîde ve müsellimi ve her hâlde bıtâne-i umûr-ı fâsidelerinin mahremi olup bu mülâbese ile giderek Rusya imparatoriçesi olan Katerina'ya mûnis ve hem-dem ve nazar-ı iltifâtıyla memnûn ve hurrem olup Devlet-i aliyye'ye\nettiği ihânet-i sarîhaya mükâfât kasdiyle müebbeden Boğdan'a bey olmak va'dini istihsâl ve idrâk-i vakt-i mevʿûdu semîr-i fikr ü hayâl etmişidi. Meşiyyet-i ezelî ile akd-i musâlahaya mübâşeret olundukta mesfûr hakkında sebkat eden va'di Rusyalu kasd-ı incâz ile mükâlemelerde arbede-sâz ve âkıbet-i Boğdan beyliğini ber-vech-i muharrer ihrâz ile müteşahhıs ve mümtâz olup Rusyalu ile kâr-bend-i ittihâd olduğunu bir müddet setr ile zâhirde izhâr-ı sadâkat ve giderek \"şu mâdde şurûta muhâliftir ve reʿâyâ Devlet-i aliyye'nin tekâlifine mütehammil değildir\" diyerek ikāʿ-ı şûr u şegab ve o tarafın istikmâl-i tertîbâtında mütereddit ve müzebzib (70a) olduğundan gayri devleteyn beynini ifsâd ameliyle iştigāl ve pey-der-pey irsâl-i mekâtîb ve istiʿâne ile mûcib-i ihtilâl olduğunu serhadlerden vürûd eden evrâk teyîd ve Devlet-i aliyye tarafına müncezib olan boyarların baʿzısı dahi bu maʿnâyı tekîd eylediğinden âsâm-ı sâbıka ve lâhikasına mükâfât min-ehemmi'l-mühimmât olmağla dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Karahisârî Ahmed Bey zâhirde başka husûsa me'mûr ve bâtında merkūmun azli bâbında şeref-sudûr olan emri erât ve itâʿat eylediği hâlde Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl etmek ve tereddüt ve inâd şâibeleri fehm olundukta bilâ-amân katl ve istîsâl eylemek vesâyâsı gûze-i hâfızasına îdâ ve Boğdan tarafına isrâ olunmuşidi. Mîr-i mûmâileyh îfâ-yı memûriyete kıyâm ve intisâb ve Yaş Kasabası'na iktirâb eyledikte, ilerü bir âdem irsâl ve voyvoda-i mesfûr kemâl-i tevehhümünden nâşî izhâr-ı sûret-i istiskāl eylediğini mersûlü olan şahıs gelüp ifâde eyledikte ale'l-gafle kasabaya dâhil ve izhâr-ı temâruz ile tabîb cüst ü cûsuna müştagil olup bir iki gün mürûrunda reʿâyâ ve sâire iʿlânı muktezî olan emr-i âlîyi konağında kırâat ettirmek için voyvoda ve sâire îsâl-i peyâm ve mesfûr dahi zâhirde arz-ı inkiyâd ederek beş altı yüz müsellah eşhâs ile gelüp mazmûn emri istifhâm dâʿiyesine düştüğünü Ahmed Bey mukaddemce tahkīk ve reftârından azli kabûl etmemek sûretini cezm ile pelâs-pâre vücûdunu temzîk tedbîrin edüp iʿtimâd ettiği âdemlere keşf-i sırr ve bir mahalde müstetir etmişidi. Mesfûr o debdebe-i kâzibe ile (70b) hâne-i mezkûreye vürûd ve henüz kuʿûd etmişiken der ü dervâze-i beyti iğlâk ve miyânede musammem olan işâret ile der-kemîn olan âdemler çıkup sevretini ibtâl ve imhâk ve hûn-ı vücûd-ı bed-bûdunu vâsıta-i deşne ve tîg-i berrâk ile rîhte ve ihrâk eylediler.\nMesfûre bedel bir voyvoda nasbı lâzım geldiğine binâen bir müddetten berü Dîvân-ı Hümâyûn'da tercümân ve hûş u sadakati bi't-tecrübe nümâyân olan Kostantin Beyzâde voyvodalığa ihtiyâr ve Dîvân-ı âlî'de telebbüs-i hil'at ve koka ile kesb-i iftihâr ve birkaç gün zarfında umûrunu itmâm ve Boğdan cânibine atf-ı zimâm eyledi.\nGarîbe: Bu defʿa Kalas Mükâlemesi'ne memûriyetimde Eflak ve Boğdan ahâlisi hakkında menfa'atli imtiyâzât icrâ olunmak Rusyalu tarafından mukaddemce îrâd olunan esâs kâğıdında münderic olup istikşâf-ı hâl sûretinde teşebbüs ve \"bu kayd-ı gayr-i maʿkūlden garaz nedir? Bilâ-ivaz istirdâd-ı mülk ettik da'vâsına bu makūle kuyûd-ı mübheme ilhâkı mugāyir değil mi? Ve bu ibâre farz-ı muhâl ile ibkā olunsa, vaktiyle şu lafz şu ma'nâya delâlet eder denileceği hâtıra tebâdür etmez mi?\" deyü muʿâraza olundukta \"Eflak ve Boğdan ahâlisi bu seferde dahi hayli maşakkat çeküp mücerred tatyîb için bu ibâre tertîb olundu, ilgāsında mahzûr dahi yoktur. Ligor Bey'in müeyyeden Boğdan voyvodalığı meşrût iken Ahmed Bey'i devletiniz ta'yîn edüp i'dâm ettikte Rusyalu nakz-i şart iddiʿâsiyle fesh-i musâlaha mı etti\"? deyü bi'n-nefs mükâlemeye mübâşeret eden Repnin Ceneral tekavvül ve bu keyfiyetten nesak-sâz-ı umûr-ı düvel olanlara (71a) ednâ mâdde için tevehhüm etmemek fâidesi ta'ayyün ve temessül eylediğinden bu mahalle kayd-ı ta'akkul olundu.",
          "caption": "Katl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_114.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Ligor voyvoda eben an cedd niʿam-ı devletle perverde olduğuna binâen Dîvân-ı Hümâyûn tercümânlığını tahsîl ve bir müddeten sonra beylik rütbesine (69b) neyl ile esbâb-ı ihtişâmı tekmîl etmişidi. Tavrından sadâkat-ı mahsûs olduğundan bidâyet-i seferde Eflâk voyvodalığıyla akrânına mahsûd ve sadâkatkârân-ı Devlet-i aliyye'den maʿdûd olup ancak cibilletinde merkûz olan hıyânet muktezâsıyla müterettib-i uhdesi olan hidemâtta kusûru hadden efzûn ve ittihâd-ı diyânet sebebi ile gürûh-ı aʿdâya izhâr-ı meyl ü rükûn eylediğinden başka Eflâk Sahrâsı'nda vukūʿ bulan maʿrekede perîşânlığa bâdî ve kendüsi dahi zâhirde giriftâr-ı eyâdî-i eʿâdî olup sulh inʿikādına dek Petreburg'da Rusya sergerdelerine taʿlîm-i envâʿ-ı melʿanet ve taʿrîf-i semt-i tazyîk ve hasâret eylediğinden her fiʿli kavm-i mezkûrun pesendîde ve müsellimi ve her hâlde bıtâne-i umûr-ı fâsidelerinin mahremi olup bu mülâbese ile giderek Rusya imparatoriçesi olan Katerina'ya mûnis ve hem-dem ve nazar-ı iltifâtıyla memnûn ve hurrem olup Devlet-i aliyye'ye\nettiği ihânet-i sarîhaya mükâfât kasdiyle müebbeden Boğdan'a bey olmak va'dini istihsâl ve idrâk-i vakt-i mevʿûdu semîr-i fikr ü hayâl etmişidi. Meşiyyet-i ezelî ile akd-i musâlahaya mübâşeret olundukta mesfûr hakkında sebkat eden va'di Rusyalu kasd-ı incâz ile mükâlemelerde arbede-sâz ve âkıbet-i Boğdan beyliğini ber-vech-i muharrer ihrâz ile müteşahhıs ve mümtâz olup Rusyalu ile kâr-bend-i ittihâd olduğunu bir müddet setr ile zâhirde izhâr-ı sadâkat ve giderek \"şu mâdde şurûta muhâliftir ve reʿâyâ Devlet-i aliyye'nin tekâlifine mütehammil değildir\" diyerek ikāʿ-ı şûr u şegab ve o tarafın istikmâl-i tertîbâtında mütereddit ve müzebzib (70a) olduğundan gayri devleteyn beynini ifsâd ameliyle iştigāl ve pey-der-pey irsâl-i mekâtîb ve istiʿâne ile mûcib-i ihtilâl olduğunu serhadlerden vürûd eden evrâk teyîd ve Devlet-i aliyye tarafına müncezib olan boyarların baʿzısı dahi bu maʿnâyı tekîd eylediğinden âsâm-ı sâbıka ve lâhikasına mükâfât min-ehemmi'l-mühimmât olmağla dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Karahisârî Ahmed Bey zâhirde başka husûsa me'mûr ve bâtında merkūmun azli bâbında şeref-sudûr olan emri erât ve itâʿat eylediği hâlde Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl etmek ve tereddüt ve inâd şâibeleri fehm olundukta bilâ-amân katl ve istîsâl eylemek vesâyâsı gûze-i hâfızasına îdâ ve Boğdan tarafına isrâ olunmuşidi. Mîr-i mûmâileyh îfâ-yı memûriyete kıyâm ve intisâb ve Yaş Kasabası'na iktirâb eyledikte, ilerü bir âdem irsâl ve voyvoda-i mesfûr kemâl-i tevehhümünden nâşî izhâr-ı sûret-i istiskāl eylediğini mersûlü olan şahıs gelüp ifâde eyledikte ale'l-gafle kasabaya dâhil ve izhâr-ı temâruz ile tabîb cüst ü cûsuna müştagil olup bir iki gün mürûrunda reʿâyâ ve sâire iʿlânı muktezî olan emr-i âlîyi konağında kırâat ettirmek için voyvoda ve sâire îsâl-i peyâm ve mesfûr dahi zâhirde arz-ı inkiyâd ederek beş altı yüz müsellah eşhâs ile gelüp mazmûn emri istifhâm dâʿiyesine düştüğünü Ahmed Bey mukaddemce tahkīk ve reftârından azli kabûl etmemek sûretini cezm ile pelâs-pâre vücûdunu temzîk tedbîrin edüp iʿtimâd ettiği âdemlere keşf-i sırr ve bir mahalde müstetir etmişidi. Mesfûr o debdebe-i kâzibe ile (70b) hâne-i mezkûreye vürûd ve henüz kuʿûd etmişiken der ü dervâze-i beyti iğlâk ve miyânede musammem olan işâret ile der-kemîn olan âdemler çıkup sevretini ibtâl ve imhâk ve hûn-ı vücûd-ı bed-bûdunu vâsıta-i deşne ve tîg-i berrâk ile rîhte ve ihrâk eylediler.\nMesfûre bedel bir voyvoda nasbı lâzım geldiğine binâen bir müddetten berü Dîvân-ı Hümâyûn'da tercümân ve hûş u sadakati bi't-tecrübe nümâyân olan Kostantin Beyzâde voyvodalığa ihtiyâr ve Dîvân-ı âlî'de telebbüs-i hil'at ve koka ile kesb-i iftihâr ve birkaç gün zarfında umûrunu itmâm ve Boğdan cânibine atf-ı zimâm eyledi.\nGarîbe: Bu defʿa Kalas Mükâlemesi'ne memûriyetimde Eflak ve Boğdan ahâlisi hakkında menfa'atli imtiyâzât icrâ olunmak Rusyalu tarafından mukaddemce îrâd olunan esâs kâğıdında münderic olup istikşâf-ı hâl sûretinde teşebbüs ve \"bu kayd-ı gayr-i maʿkūlden garaz nedir? Bilâ-ivaz istirdâd-ı mülk ettik da'vâsına bu makūle kuyûd-ı mübheme ilhâkı mugāyir değil mi? Ve bu ibâre farz-ı muhâl ile ibkā olunsa, vaktiyle şu lafz şu ma'nâya delâlet eder denileceği hâtıra tebâdür etmez mi?\" deyü muʿâraza olundukta \"Eflak ve Boğdan ahâlisi bu seferde dahi hayli maşakkat çeküp mücerred tatyîb için bu ibâre tertîb olundu, ilgāsında mahzûr dahi yoktur. Ligor Bey'in müeyyeden Boğdan voyvodalığı meşrût iken Ahmed Bey'i devletiniz ta'yîn edüp i'dâm ettikte Rusyalu nakz-i şart iddiʿâsiyle fesh-i musâlaha mı etti\"? deyü bi'n-nefs mükâlemeye mübâşeret eden Repnin Ceneral tekavvül ve bu keyfiyetten nesak-sâz-ı umûr-ı düvel olanlara (71a) ednâ mâdde için tevehhüm etmemek fâidesi ta'ayyün ve temessül eylediğinden bu mahalle kayd-ı ta'akkul olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlülmükerrem'in yedinci günü tevcîhât vâkiʿ olup hademe-i Bâbıâlî ve menâsıb-ı dîvâniyenin ekserisi ibkā olunup, fakat nişancılık sâbıka sadrıazam kethüdâsı Elhâc Mustafa Efendi'ye ve çavuşbaşılık Ahmed Nazîf Efendi'ye ve büyük rûznâme Nâilî Birâderi Vahdetî Ebubekir Bey'e ve baş muhâsebe İbrâhim Münib Efendi'ye ve arpa emâneti İspir Ağa'ya ve cizye muhâsebesi Rifat Ahmed Bey'e ve teşrîfâtcılık Enverî Efendi'ye tevcîh olunup mansıbından mahrûm olan hâcegân-ı dîvânın ekserisi mazhar-ı atiyye ve inʿâm ve zuhûr-ı hall-i ilâhî mevâʿidiyle şîrîn-kâm oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_115.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Tevcîhât",
          "text": "Şevvâlülmükerrem'in yedinci günü tevcîhât vâkiʿ olup hademe-i Bâbıâlî ve menâsıb-ı dîvâniyenin ekserisi ibkā olunup, fakat nişancılık sâbıka sadrıazam kethüdâsı Elhâc Mustafa Efendi'ye ve çavuşbaşılık Ahmed Nazîf Efendi'ye ve büyük rûznâme Nâilî Birâderi Vahdetî Ebubekir Bey'e ve baş muhâsebe İbrâhim Münib Efendi'ye ve arpa emâneti İspir Ağa'ya ve cizye muhâsebesi Rifat Ahmed Bey'e ve teşrîfâtcılık Enverî Efendi'ye tevcîh olunup mansıbından mahrûm olan hâcegân-ı dîvânın ekserisi mazhar-ı atiyye ve inʿâm ve zuhûr-ı hall-i ilâhî mevâʿidiyle şîrîn-kâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâl'in onbirinci günü sulb-i şehen-şâhîden bir cesed-i bî-rûh zuhûr edüp istihlâl vâkiʿ olmadığından resm-i âdî terk ve ilgā ve Dârüssaâde ağası mübâşeretiyle o laht-pâre-i bî-kuvâ gunûde-i pester serî kılındı.\nKapudan paşa lede'l-iktizâ bahreynin birine gitmek üzere hâzır ve müheyyâ ve rûz-ı Hızır'dan Kāsım'a dek Ortaköy pîşgâhında ârâm ve şehr-i mezkûrun yirmibeşinci günü alay resmi icrâ olunmayarak ma'iyetinde olan sefâini mersâ-yi tersâneye rabt ile memûriyetini itmâm eyledi.",
          "caption": "Vilâdet-i Şehzâde-i bî-Ruh ve Tekmîl-i İmâret ve Havâdisât-ı Sâire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_116.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Şehzâde-i bî-Ruh ve Tekmîl-i İmâret ve Havâdisât-ı Sâire",
          "text": "Şevvâl'in onbirinci günü sulb-i şehen-şâhîden bir cesed-i bî-rûh zuhûr edüp istihlâl vâkiʿ olmadığından resm-i âdî terk ve ilgā ve Dârüssaâde ağası mübâşeretiyle o laht-pâre-i bî-kuvâ gunûde-i pester serî kılındı.\nKapudan paşa lede'l-iktizâ bahreynin birine gitmek üzere hâzır ve müheyyâ ve rûz-ı Hızır'dan Kāsım'a dek Ortaköy pîşgâhında ârâm ve şehr-i mezkûrun yirmibeşinci günü alay resmi icrâ olunmayarak ma'iyetinde olan sefâini mersâ-yi tersâneye rabt ile memûriyetini itmâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "lem yuhlak misluhâ fî'l-bilâd kılınup her mâddesi bilâ-kusûr ve noksân serhadd-i gāyete resân olduğu hâk-i atebe-i mülûkâneye arz u beyân (71b) olunup re'ye'l-ayn müşâhede olunmak irâdesi tabʿ-ı hümâyûnda cilve-ger ve işbu Zilkaʿde'nin ondördüncü günü ihtiyâr olunan vakt-i mesʿûdda pâdişâh-ı ferhunde-eser hayre-sâz-ı çeşm-i Dârâb ve İskender olan tantana-i mülûkâneleriyle mahall-i mezkûru teşrîf ve kudûm-i meyâmin-lüzûm-i hıdîvânelerine saff-beste-i intizâr olan sadrıazam ve şeyhülislâm ve yeniçeri ağası ve defterdâr efendiyi tahrîk-i ebrû-yi nevâziş ile taltîf buyurduktan sonra vakf-ı hümâyûn mütevellîsi ve Darbhâne-i âmire emîni olan Hâfız Mustafa Efendi tarafından ferş ve tezyîn ve ezhâr-ı meşk-bâr ve esmâr-ı hoş-güvâr ile nümûne-nümâ-yi huld-i berîn kılınan mütevellî odasına vazʿ-ı kadem-i meymenet-karîn buyurup evvelâ Ayasofya şeyhi ve sâniyen İmâret-i âmire şeyhi dest-i duʿâ-yi ber-dâşte-i dergâh-ı kibriyâ ve bu mukābelede hilʿat iktisâ ve mütevellî-i mezkûr dahi telebbüs-i semmûr ile nâil-i akse'l-gāye-i sürûr olup emîn-i binâ ve miʿmârân dahi hisse-yâb-ı inʿâmât-ı şehinşâhî ve baʿzı kimseler dahi mazhar-ı atâyâ-yi hazret-i sadâret-penâhî olup bundan sonra şehriyâr-ı zemâne sânehu'llâhu ammâ şânehu Sarây-ı hümâyûna revâne oldular.\nBundan akdem kırkbeş arşun bir kıtʿa kalyon inşâsına ibtidâr ve evâhir-i Zilkaʿde'de tekmîl olunduğu kapudan paşa tarafından ihbâr olunup müşârünileyh ve defterdâr efendi maʿrifetiyle keştî-i mezbûr saʿy-i kalîl ile deryâya tenzîl olundu.\nErzurum seraskeri ordusuna nâzır ve İrânîyâne dâ'ir vâkiʿ olan umûra mübâşir olan sâbıka kethüdâ-yi sadr-ı âlî Esseyyid İbrâhim Efendi'nin\nmeleke ve iktidarı (72a) zâhir ve ordu-yi mezkûrda ağa olan sâbıka kul kethüdâsı Halil Ağa'nın dahi ehliyeti necm-i zâhir gibi firûzende ve bâhir ve ikisi dahi şân-ı vezâreti icrâya kādir oldukları pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir olduğuna binâen İbrâhim Efendi'ye Erzurum Eyâleti ve Halil Ağa'ya Uzun Abdullah Paşa mahlûlünden Diyarbekir Eyâleti bâ-rütbe-i vâlâ-yi vezâret tevcîh ve inâyet olundu.\nTırhala mutasarrıfı iken azl ve maskat-ı re'si olan Yenişehir'e nakl olunan Sarı Mehmed Paşazâde Vezir Ali Paşa zâtü'l-cenb illetiyle pehlû-zede-i hazîz-i hâk ve vâsıl-ı rahmet-i hâlikü'l-eflâk oldu. Müşârünileyh yüz kırk târihinde mütevellid ve rütbe-i fark u temyize mütesâʿid oldukta pederleri dâiresinde kesb-i neşv ü nemâ ve seyr-i etrâf u enhâ ile tavr-ı hükümete âşinâ olmuşidi. Pederleri vefâtından sonra Yenişehir'e vârid ve altmışsekizde kapucubaşılık ile kadr ü iʿtibârı zâid olup yetmişdokuz senesinde ceddi merhûmun makāmı olan Derbendler başbuğluğiyle kesb-i imtiyâz ve hidmeti müstahsen olduğundan seksenbirde mîrimîrânlık rütbesin ihrâz ve seksenikide câh-ı vâlâ-yi vezâret ile dest-nevâzende-i iğrâz olmuşidi. Bir zamân Mora ve Tırhala ve sâir menâsıbda mâh-ı serîʿü's-seyr gibi deverân ve bir defʿa Varna seraskerliğiyle dahi tetmîm-i lâzime-i şân ve târih-i mezkûrda mürg-i rûhu âşiyân-ı kadîmine tayerân eyledi. Müşârünileyh kâr-güzâr ve akl ü rüşd ile mezkûr-ı elsine-i sigār ü kibâr olup hidmet-i devlette bulunmak kârını medâr-ı iftihâr etmiş bir vezîr-i nâmdâr idi.\nRusya büyük elçisi olan Repnin Ceneral (72b) devletinde nâfizü'l-kelim ve mevâdd-ı azîmeyi teshîle iktidarı zannen münfehim olduğundan sadr-ı sâbık vaktinde hâric ez-hadd masdar-ı iltifât ve ahz ü kabz ettiği hedâyâ ve bedel nâmiyle iddihâr ettiği emvâl ve eşyâ resîde-i ser-menzil-i gāyât olup refte refte kavm-i Tatar serbestiyetten izhâr-ı vahşet ü nifâr ve me'mûllerine nâil olmadıkları halde mübâşir-i kâr-zâr ve cihet-i vahdet-i islâmiye takrîbi ile Devlet-i aliyye tarafından imdâd zarûriyü'l-ihtiyâr olup şurût-ı muhâdene bu sebeble münfesih olacağı maʿlûm ve iki tarafın râhat ve emniyeti maʿdûm olacağı meczûm olmağla \"bu maslahata tavassut ile defʿ-i vahşet nâm-âver olmanıza sebeb ve illet olur\" makālâtı tekrîr olundukça mesfûr mütereddid-i beyne'l-emreyn olduğu hâlde özr-i devleti teslîm ve imparatoriçeye bu keyfiyeti tefhîm ile izâle-i serbestiyeti vaʿd ve tasmîm etmişidi. Petreburk'a\nvardıkta bu maddeleri mu'arrız-ı hikâyette bast u takdîm edüp devletin rızâsına muhâlif harf-i vâhid tekellüm edemediğinden evliyâ-yi devlet meyûs ve mesfûre olan bezl ü infâk zımnında dest-zen-i hayf u efsûs olup istilâ-zede olan emâkin ve bıkā'ın ta'mîr ve termîmine şedd-i nitâk-ı himmet olunmuşiken zikr olunan hâtıra ve evhâm sebeb-i te'hîr sa'y ü ihtimâm olup giderek bu maddeye dâ'ir olan kîl ü kāl bâʿis-i galeyân-ı dîk-ı harb ü cidâl olacağını kâr-sâzân-ı Devlet-i ebed-ittisâl agleb-i ihtimâl addetdiklerinden Bender Kalesini ta'mîre büyük elçilik ile Rusyalu'dan avdet eden Abdülkerîm Efendi [Paşa] ve Vidin (73a) Kalesi ta'mîrine Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Gümüşhâne Emîni Hâfız Ağa ve Varna'dan boğaza gelince iktizâ eden mahalleri termîme sâbıka cizye muhâsebecisi Mehmed Emîn Efendi memûr oldu. Abdülkerîm Efendi'nin memûriyeti hutûb-ı cesîmeden olup bir nev'-i nevâziş ile şevki efzûn kılınmak iltizâm ve rûznâmçe-i evvel mansıbı tarafına muvakkaten tevcîh olunup vekîli zabt-ı avâ'id etmek üzere ser-germ-i sülâfe-i ikrâm olmuşiken sefârette vâfir akçe kazanup \"mansıba ihtiyâcı yoktur” deyü ba'zı kimseler ilkā ve an-asıl üserâ maddesinde olan rehâveti vâsıl-ı sem'-i şehriyârî olduğuna binâen hakkında muzmer olan hüsn-i teveccüh, karîn-i hayyiz-i intifâ olup azl ve mansıbı âhara vermek irâdesine ibtinâ, mansıb-ı mezkûr tevcîhâtta üzerinden refʿ ve Nâilî Paşa Birâderi Ebubekir Bey'e tevcîh ve ihsân ve bu sebeble selefinin dâ'iye-i şevkine îrâs-ı vehn ü noksân kılındı.\nAnadolu kazaskeri olan Ali Molla Efendi bir sene kadar Anadolu sadâretinde mekîn ve imâm-ı evvel-i Sultânî Mehmed Emîn Efendi'nin o câh-ı bülend ile câme-i iʿtibârı tezyîn olundu.",
          "caption": "Bahçekapusu kurbinde bundan akdem inşâsına irâde-i hümâyûn ta'alluk eden imâret ahsen-i vechile bünyâd ve bâligân-mâ-belag taʿyîn-i vezâif ve îrâd ile mâ-sadak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_117.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Bahçekapusu kurbinde bundan akdem inşâsına irâde-i hümâyûn ta'alluk eden imâret ahsen-i vechile bünyâd ve bâligân-mâ-belag taʿyîn-i vezâif ve îrâd ile mâ-sadak",
          "text": "lem yuhlak misluhâ fî'l-bilâd kılınup her mâddesi bilâ-kusûr ve noksân serhadd-i gāyete resân olduğu hâk-i atebe-i mülûkâneye arz u beyân (71b) olunup re'ye'l-ayn müşâhede olunmak irâdesi tabʿ-ı hümâyûnda cilve-ger ve işbu Zilkaʿde'nin ondördüncü günü ihtiyâr olunan vakt-i mesʿûdda pâdişâh-ı ferhunde-eser hayre-sâz-ı çeşm-i Dârâb ve İskender olan tantana-i mülûkâneleriyle mahall-i mezkûru teşrîf ve kudûm-i meyâmin-lüzûm-i hıdîvânelerine saff-beste-i intizâr olan sadrıazam ve şeyhülislâm ve yeniçeri ağası ve defterdâr efendiyi tahrîk-i ebrû-yi nevâziş ile taltîf buyurduktan sonra vakf-ı hümâyûn mütevellîsi ve Darbhâne-i âmire emîni olan Hâfız Mustafa Efendi tarafından ferş ve tezyîn ve ezhâr-ı meşk-bâr ve esmâr-ı hoş-güvâr ile nümûne-nümâ-yi huld-i berîn kılınan mütevellî odasına vazʿ-ı kadem-i meymenet-karîn buyurup evvelâ Ayasofya şeyhi ve sâniyen İmâret-i âmire şeyhi dest-i duʿâ-yi ber-dâşte-i dergâh-ı kibriyâ ve bu mukābelede hilʿat iktisâ ve mütevellî-i mezkûr dahi telebbüs-i semmûr ile nâil-i akse'l-gāye-i sürûr olup emîn-i binâ ve miʿmârân dahi hisse-yâb-ı inʿâmât-ı şehinşâhî ve baʿzı kimseler dahi mazhar-ı atâyâ-yi hazret-i sadâret-penâhî olup bundan sonra şehriyâr-ı zemâne sânehu'llâhu ammâ şânehu Sarây-ı hümâyûna revâne oldular.\nBundan akdem kırkbeş arşun bir kıtʿa kalyon inşâsına ibtidâr ve evâhir-i Zilkaʿde'de tekmîl olunduğu kapudan paşa tarafından ihbâr olunup müşârünileyh ve defterdâr efendi maʿrifetiyle keştî-i mezbûr saʿy-i kalîl ile deryâya tenzîl olundu.\nErzurum seraskeri ordusuna nâzır ve İrânîyâne dâ'ir vâkiʿ olan umûra mübâşir olan sâbıka kethüdâ-yi sadr-ı âlî Esseyyid İbrâhim Efendi'nin\nmeleke ve iktidarı (72a) zâhir ve ordu-yi mezkûrda ağa olan sâbıka kul kethüdâsı Halil Ağa'nın dahi ehliyeti necm-i zâhir gibi firûzende ve bâhir ve ikisi dahi şân-ı vezâreti icrâya kādir oldukları pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir olduğuna binâen İbrâhim Efendi'ye Erzurum Eyâleti ve Halil Ağa'ya Uzun Abdullah Paşa mahlûlünden Diyarbekir Eyâleti bâ-rütbe-i vâlâ-yi vezâret tevcîh ve inâyet olundu.\nTırhala mutasarrıfı iken azl ve maskat-ı re'si olan Yenişehir'e nakl olunan Sarı Mehmed Paşazâde Vezir Ali Paşa zâtü'l-cenb illetiyle pehlû-zede-i hazîz-i hâk ve vâsıl-ı rahmet-i hâlikü'l-eflâk oldu. Müşârünileyh yüz kırk târihinde mütevellid ve rütbe-i fark u temyize mütesâʿid oldukta pederleri dâiresinde kesb-i neşv ü nemâ ve seyr-i etrâf u enhâ ile tavr-ı hükümete âşinâ olmuşidi. Pederleri vefâtından sonra Yenişehir'e vârid ve altmışsekizde kapucubaşılık ile kadr ü iʿtibârı zâid olup yetmişdokuz senesinde ceddi merhûmun makāmı olan Derbendler başbuğluğiyle kesb-i imtiyâz ve hidmeti müstahsen olduğundan seksenbirde mîrimîrânlık rütbesin ihrâz ve seksenikide câh-ı vâlâ-yi vezâret ile dest-nevâzende-i iğrâz olmuşidi. Bir zamân Mora ve Tırhala ve sâir menâsıbda mâh-ı serîʿü's-seyr gibi deverân ve bir defʿa Varna seraskerliğiyle dahi tetmîm-i lâzime-i şân ve târih-i mezkûrda mürg-i rûhu âşiyân-ı kadîmine tayerân eyledi. Müşârünileyh kâr-güzâr ve akl ü rüşd ile mezkûr-ı elsine-i sigār ü kibâr olup hidmet-i devlette bulunmak kârını medâr-ı iftihâr etmiş bir vezîr-i nâmdâr idi.\nRusya büyük elçisi olan Repnin Ceneral (72b) devletinde nâfizü'l-kelim ve mevâdd-ı azîmeyi teshîle iktidarı zannen münfehim olduğundan sadr-ı sâbık vaktinde hâric ez-hadd masdar-ı iltifât ve ahz ü kabz ettiği hedâyâ ve bedel nâmiyle iddihâr ettiği emvâl ve eşyâ resîde-i ser-menzil-i gāyât olup refte refte kavm-i Tatar serbestiyetten izhâr-ı vahşet ü nifâr ve me'mûllerine nâil olmadıkları halde mübâşir-i kâr-zâr ve cihet-i vahdet-i islâmiye takrîbi ile Devlet-i aliyye tarafından imdâd zarûriyü'l-ihtiyâr olup şurût-ı muhâdene bu sebeble münfesih olacağı maʿlûm ve iki tarafın râhat ve emniyeti maʿdûm olacağı meczûm olmağla \"bu maslahata tavassut ile defʿ-i vahşet nâm-âver olmanıza sebeb ve illet olur\" makālâtı tekrîr olundukça mesfûr mütereddid-i beyne'l-emreyn olduğu hâlde özr-i devleti teslîm ve imparatoriçeye bu keyfiyeti tefhîm ile izâle-i serbestiyeti vaʿd ve tasmîm etmişidi. Petreburk'a\nvardıkta bu maddeleri mu'arrız-ı hikâyette bast u takdîm edüp devletin rızâsına muhâlif harf-i vâhid tekellüm edemediğinden evliyâ-yi devlet meyûs ve mesfûre olan bezl ü infâk zımnında dest-zen-i hayf u efsûs olup istilâ-zede olan emâkin ve bıkā'ın ta'mîr ve termîmine şedd-i nitâk-ı himmet olunmuşiken zikr olunan hâtıra ve evhâm sebeb-i te'hîr sa'y ü ihtimâm olup giderek bu maddeye dâ'ir olan kîl ü kāl bâʿis-i galeyân-ı dîk-ı harb ü cidâl olacağını kâr-sâzân-ı Devlet-i ebed-ittisâl agleb-i ihtimâl addetdiklerinden Bender Kalesini ta'mîre büyük elçilik ile Rusyalu'dan avdet eden Abdülkerîm Efendi [Paşa] ve Vidin (73a) Kalesi ta'mîrine Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Gümüşhâne Emîni Hâfız Ağa ve Varna'dan boğaza gelince iktizâ eden mahalleri termîme sâbıka cizye muhâsebecisi Mehmed Emîn Efendi memûr oldu. Abdülkerîm Efendi'nin memûriyeti hutûb-ı cesîmeden olup bir nev'-i nevâziş ile şevki efzûn kılınmak iltizâm ve rûznâmçe-i evvel mansıbı tarafına muvakkaten tevcîh olunup vekîli zabt-ı avâ'id etmek üzere ser-germ-i sülâfe-i ikrâm olmuşiken sefârette vâfir akçe kazanup \"mansıba ihtiyâcı yoktur” deyü ba'zı kimseler ilkā ve an-asıl üserâ maddesinde olan rehâveti vâsıl-ı sem'-i şehriyârî olduğuna binâen hakkında muzmer olan hüsn-i teveccüh, karîn-i hayyiz-i intifâ olup azl ve mansıbı âhara vermek irâdesine ibtinâ, mansıb-ı mezkûr tevcîhâtta üzerinden refʿ ve Nâilî Paşa Birâderi Ebubekir Bey'e tevcîh ve ihsân ve bu sebeble selefinin dâ'iye-i şevkine îrâs-ı vehn ü noksân kılındı.\nAnadolu kazaskeri olan Ali Molla Efendi bir sene kadar Anadolu sadâretinde mekîn ve imâm-ı evvel-i Sultânî Mehmed Emîn Efendi'nin o câh-ı bülend ile câme-i iʿtibârı tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kavm-i Tatar kā'il-i muhtâr olup nasb-ı hân iktizâ eyledikte sülâle-i Cengizyândan müntahablarını nasb ve Devlet-i aliyye'den menşûr ve teşrîfât celb edüp umûr-ı şer'iyelerini idâre içün Âsitâne'den bilâ-bedel sened istihsâl ve Rusya askerini ülke-i Kırım'a adem-i idhâl ve sâir şurûtları ba'de't-ta'dîl tafsîl ve icmâl kılınmışidi. Şimdiye dek hilâf-ı uhûd-ı Devlet-i aliyye tarafından bir vaz' u hareket rû-nümûd olmamış iken Rusyalu gāyet-i makāsıdlarının netîcesine vusûl (73b) içün ihzâr-ı mukaddemât ve temhîd-i muʿâlatât edüp bir müddetten berü imparatoriçenin hecr-i terbiyesinde perverde olan Şâhin Giray'ı hanlık mesnedine ikʿâd zımnında ma'iyetine\nonbeş bin kadar Rusya askerini koşup Kırımlı'dan zuhûr-ı muhâlefet ve inâd i'tikādıyla cebren hanlık maslahatına nizâm vermek içün kırk bin mikdârı başka bir asker tertîb ve i'dâd etmişler idi. Zikr olunan asâkir-i makhûre Kırım ülkesine vazʿ-ı pâ-yi şûm ve Tatar'ın intihâb-gerdesi olan Devlet Giray Han'ı mesnedinden tenzîl ile ahkâm-ı şurût-ı muhâdeneyi ma'dûm eylediklerinden fazla bu sene Kırım'da meştâ-nişîn olmak şâyiʿalarını i'lân ve ülke-i mezbûrede mevcûd olan şübbâne taʿallüm-i harb dâʿiyesiyle ziyy ü kisvetlerin teklîf eyledikleri havâdisi Kırım halkı miyânında deverân eylediğine binâen ahâli-i mezkûre bu bâr-girân-ı tahammülden bîzâr ve şurût-ı muhâdeneye riʿâyet etmeleriyçün Rusya askeri ser-gerdesine irsâl-i ihbâr ettiler ise dahi kelâm-ı ma'kūlleri tesîrden âtıl olup âkıbet-i muhâvereleri muhârebe îrâs ve münâkaşaları münâveşe ihdâs edüp Rusyalu top ve tüfenk ile tazyîka mübâşeret ve Kırımlu dahi defʿ-i sâile mübâderet ve tarafeynden vâfir âdem telef ve şîr-i şemşîre alef olup Kırım halkı dem ile mulattah pîrâhen ve sevblerin Âsitâne'ye irsâl ve istigāse ve istiʿâne sûretinde arz-ı hâl etmişler idi.\n\nMadde-i mezkûre içün bir meclis-i hâfil tertîb ve Rusyalu'dan hilâf-ı ahd Kırım ahâlisi hakkında zuhûr eden tavr-ı acîb huzzâr-ı meclisi endûh-gîn ve keîb edüp (74a) civâr-ı saltanatta olan ehl-i islâmın istigāsesi mesmûʿ ve haklarında imdâd ve iʿânet meşrûʿ olduğunu ulemâ-yi i'lâm-ı tefevvüh ve bu kavl-i vecîhin icrâsına herkes meyl ü teveccüh edüp filhâl donanma-yi hümâyûn kalyonlarından beş kıt'a sefâin ihzâr ve hâlâ Sivas ve Trabzon vâlisi Vezîr Elhâc Ali Paşa ma'rifetiyle yedi sekiz bin güzîde asker tertîb ve Kırım'a irsâl olunmak bâbında emr-i âlî ısdâr olunup Kırım'da vâkiʿ olan hâdiseyi setr ve merâmlarını tahsîl için Rusyalu Leh'e karîb mahallere sevk-i asker-i meyşûm ve hudûd-ı islâmiyeye tecâvüz âvâzelerini intişâr eyledikleri maʿlûm olduğundan müdâfaʿa ve mukābele esbâbına min-gayri telebbüs teşebbüs lâzım gelüp rûz-ı Hızır'da İsmâil Sahrâsı'nda isbât-ı vücûd etmek üzere Anadolu'nun üç koluna irsâl-i evâmir ve mecmaʿ-ı asâkir olan mahallere tertîb-i mühimmât ve zehâir olunup İsmâil seraskeri olan Abdullah Paşa'nın dahi kâffe-i umûru tanzîm ve bâzû-yi iktidârı metâlib-i sâ'iresinin temşiyeti ile tahkîm olunduğundan gayri Canik muhassılı vezîr-i müşârünileyh dahi şân-ı seraskerî ile tevkīr ve menşûr-ı seraskerî tarafına tesyîr olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_118.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1191"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Meşveret",
          "text": "Kavm-i Tatar kā'il-i muhtâr olup nasb-ı hân iktizâ eyledikte sülâle-i Cengizyândan müntahablarını nasb ve Devlet-i aliyye'den menşûr ve teşrîfât celb edüp umûr-ı şer'iyelerini idâre içün Âsitâne'den bilâ-bedel sened istihsâl ve Rusya askerini ülke-i Kırım'a adem-i idhâl ve sâir şurûtları ba'de't-ta'dîl tafsîl ve icmâl kılınmışidi. Şimdiye dek hilâf-ı uhûd-ı Devlet-i aliyye tarafından bir vaz' u hareket rû-nümûd olmamış iken Rusyalu gāyet-i makāsıdlarının netîcesine vusûl (73b) içün ihzâr-ı mukaddemât ve temhîd-i muʿâlatât edüp bir müddetten berü imparatoriçenin hecr-i terbiyesinde perverde olan Şâhin Giray'ı hanlık mesnedine ikʿâd zımnında ma'iyetine\nonbeş bin kadar Rusya askerini koşup Kırımlı'dan zuhûr-ı muhâlefet ve inâd i'tikādıyla cebren hanlık maslahatına nizâm vermek içün kırk bin mikdârı başka bir asker tertîb ve i'dâd etmişler idi. Zikr olunan asâkir-i makhûre Kırım ülkesine vazʿ-ı pâ-yi şûm ve Tatar'ın intihâb-gerdesi olan Devlet Giray Han'ı mesnedinden tenzîl ile ahkâm-ı şurût-ı muhâdeneyi ma'dûm eylediklerinden fazla bu sene Kırım'da meştâ-nişîn olmak şâyiʿalarını i'lân ve ülke-i mezbûrede mevcûd olan şübbâne taʿallüm-i harb dâʿiyesiyle ziyy ü kisvetlerin teklîf eyledikleri havâdisi Kırım halkı miyânında deverân eylediğine binâen ahâli-i mezkûre bu bâr-girân-ı tahammülden bîzâr ve şurût-ı muhâdeneye riʿâyet etmeleriyçün Rusya askeri ser-gerdesine irsâl-i ihbâr ettiler ise dahi kelâm-ı ma'kūlleri tesîrden âtıl olup âkıbet-i muhâvereleri muhârebe îrâs ve münâkaşaları münâveşe ihdâs edüp Rusyalu top ve tüfenk ile tazyîka mübâşeret ve Kırımlu dahi defʿ-i sâile mübâderet ve tarafeynden vâfir âdem telef ve şîr-i şemşîre alef olup Kırım halkı dem ile mulattah pîrâhen ve sevblerin Âsitâne'ye irsâl ve istigāse ve istiʿâne sûretinde arz-ı hâl etmişler idi.\n\nMadde-i mezkûre içün bir meclis-i hâfil tertîb ve Rusyalu'dan hilâf-ı ahd Kırım ahâlisi hakkında zuhûr eden tavr-ı acîb huzzâr-ı meclisi endûh-gîn ve keîb edüp (74a) civâr-ı saltanatta olan ehl-i islâmın istigāsesi mesmûʿ ve haklarında imdâd ve iʿânet meşrûʿ olduğunu ulemâ-yi i'lâm-ı tefevvüh ve bu kavl-i vecîhin icrâsına herkes meyl ü teveccüh edüp filhâl donanma-yi hümâyûn kalyonlarından beş kıt'a sefâin ihzâr ve hâlâ Sivas ve Trabzon vâlisi Vezîr Elhâc Ali Paşa ma'rifetiyle yedi sekiz bin güzîde asker tertîb ve Kırım'a irsâl olunmak bâbında emr-i âlî ısdâr olunup Kırım'da vâkiʿ olan hâdiseyi setr ve merâmlarını tahsîl için Rusyalu Leh'e karîb mahallere sevk-i asker-i meyşûm ve hudûd-ı islâmiyeye tecâvüz âvâzelerini intişâr eyledikleri maʿlûm olduğundan müdâfaʿa ve mukābele esbâbına min-gayri telebbüs teşebbüs lâzım gelüp rûz-ı Hızır'da İsmâil Sahrâsı'nda isbât-ı vücûd etmek üzere Anadolu'nun üç koluna irsâl-i evâmir ve mecmaʿ-ı asâkir olan mahallere tertîb-i mühimmât ve zehâir olunup İsmâil seraskeri olan Abdullah Paşa'nın dahi kâffe-i umûru tanzîm ve bâzû-yi iktidârı metâlib-i sâ'iresinin temşiyeti ile tahkîm olunduğundan gayri Canik muhassılı vezîr-i müşârünileyh dahi şân-ı seraskerî ile tevkīr ve menşûr-ı seraskerî tarafına tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Rusyalu'nun hilâf-ı ahd ü şurût Kırım'ı bilkülliye âverde-i dest-i temellük ve zabt mukaddemâtına bed ü mübâşeret eyleyüp Kırım'a idhâl-i asker-i kesîf ve gûnâ-gûn teklîf ile ahâliyi tahvîf ve şart-ı serbestiyete münâfi tavr ibrâziyle Devlet-i aliyye'yi müceddeden harb gāilesine ilcâ (74b) ve bu maddelere müşâbih tahakkümü evzâʿ-ı ihtirâʿıyla saltanat-ı seniyyeyi masârif-i kesîreye mübtelâ eyleyüp ahâli-i Kırım'ın menfûru olup sefer esnâsında firâr eden Şâhin Giray'ı cebren hân etmek içün maʿiyetine vâfir asker taʿyîn ve kabâil-i Tatar mecmaʿına tisyâr ve marzîleri olmadığından birkaç defʿa katlini irâde ettikleri resîde-i derece-i iştihâr olup Âsitâne'de mukīm Rusya elçisiyle bu maddeler kirâren ve mirâren müzâkere olunup her mecliste bu gûne kelâm ile tehîr-i maslahata kıyâm ve encâm-ı kâr Şâhin Giray'ın hânlığı içün cebr ve istikrâh ile tahsîl ettikleri mahzarı taraftarları olan birkaç nefer Kırımlu ve kabâil-i süfehâsıyla Âsitâne'ye gönderdiklerini beyân ve “mezbûrun hânlığı devletimin matlûbudur\" diyerek şarta muhâlif hezeyân eylediğinden başka bundan akdem Kabâil-i Tatarı tergîb ve terhîb vâdilerinde taraflarına isticlâb içün irsâl eyledikleri memhûr mekâtîb dahi eyâdî-i devlete resîde olup niyetlerinde fesâd ve tavr u hareketlerinde şâibe-i zabt-ı bilâd tahakkuk eylediği ve Devlet-i aliyye her ne kadar riʿâyet resm-i ihtiyât ile hıfz-ı memleket ve Kırım halkına imdâd sûretlerini ihtiyâr ettiyse dahi bu gāilenin ahde muvâfık cihât ile indifâʿına tâlib ve sulhü cenge tercîh Devlet-i aliyye'ye rey-i gālib olduğu mufassal ve meşrûh takārîr tahrîriyle düvel-i nasârâya neşr ü ihbâr ve Devlet-i aliyye'nin özr-i müveccehi ve Rusyalu'nun kibr ü gurûr ile hilâf-ı uhûd hareketi zikr olunan takārîre derc ve tezbâr olundu.",
          "caption": "Neşr-i Beyânnâme be-Düvel-i Nasârâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_119.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Neşr-i Beyânnâme be-Düvel-i Nasârâ",
          "text": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Rusyalu'nun hilâf-ı ahd ü şurût Kırım'ı bilkülliye âverde-i dest-i temellük ve zabt mukaddemâtına bed ü mübâşeret eyleyüp Kırım'a idhâl-i asker-i kesîf ve gûnâ-gûn teklîf ile ahâliyi tahvîf ve şart-ı serbestiyete münâfi tavr ibrâziyle Devlet-i aliyye'yi müceddeden harb gāilesine ilcâ (74b) ve bu maddelere müşâbih tahakkümü evzâʿ-ı ihtirâʿıyla saltanat-ı seniyyeyi masârif-i kesîreye mübtelâ eyleyüp ahâli-i Kırım'ın menfûru olup sefer esnâsında firâr eden Şâhin Giray'ı cebren hân etmek içün maʿiyetine vâfir asker taʿyîn ve kabâil-i Tatar mecmaʿına tisyâr ve marzîleri olmadığından birkaç defʿa katlini irâde ettikleri resîde-i derece-i iştihâr olup Âsitâne'de mukīm Rusya elçisiyle bu maddeler kirâren ve mirâren müzâkere olunup her mecliste bu gûne kelâm ile tehîr-i maslahata kıyâm ve encâm-ı kâr Şâhin Giray'ın hânlığı içün cebr ve istikrâh ile tahsîl ettikleri mahzarı taraftarları olan birkaç nefer Kırımlu ve kabâil-i süfehâsıyla Âsitâne'ye gönderdiklerini beyân ve “mezbûrun hânlığı devletimin matlûbudur\" diyerek şarta muhâlif hezeyân eylediğinden başka bundan akdem Kabâil-i Tatarı tergîb ve terhîb vâdilerinde taraflarına isticlâb içün irsâl eyledikleri memhûr mekâtîb dahi eyâdî-i devlete resîde olup niyetlerinde fesâd ve tavr u hareketlerinde şâibe-i zabt-ı bilâd tahakkuk eylediği ve Devlet-i aliyye her ne kadar riʿâyet resm-i ihtiyât ile hıfz-ı memleket ve Kırım halkına imdâd sûretlerini ihtiyâr ettiyse dahi bu gāilenin ahde muvâfık cihât ile indifâʿına tâlib ve sulhü cenge tercîh Devlet-i aliyye'ye rey-i gālib olduğu mufassal ve meşrûh takārîr tahrîriyle düvel-i nasârâya neşr ü ihbâr ve Devlet-i aliyye'nin özr-i müveccehi ve Rusyalu'nun kibr ü gurûr ile hilâf-ı uhûd hareketi zikr olunan takārîre derc ve tezbâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hıtta-i mezkûrede vâkiʿ olan muhârebe ve ihtilâl hasebiyle Şâhin Giray (75a) makāmında adem-i istikrâr ile firâr eylediğine binâen hanların üss ü akdemi olan Selim Giray Han etbâʿ ve icmâʿ-ı kabâil ile han nasb olunup zikri sebkat ettiği vech üzere donanma-yı hümâyûndan ifrâz olunan merâkib-i sultâniye dahi müstevfâ asker teşhîn ve “Tatar imdâdı” ünvâniyle Kırım'a taʿyîn olunmuşidi.\n[Mısra]: تجري الرياح بما لا تشتهي السفن mefhûmunca mevsim-i deryâ hulûl etmediğine binâen muhâlif rüzgârlar hübûb ve Kırım'a duhûlün imkânı meslûb olduğundan sefâin-i islâmiye berü yakalara meyl ile muhârebeden cerr-i zeyl ve hükm-i kazâ vü kader ile keyfiyet Rusyalu'nun makāsıdma mûcib-i neyl olup bağteten Kırım'a duhûl ve Şahin Giray'ı cebren ve kahren mesned-i hâniye ikʿâd ve ibâd-ı zaʿîfü'l-iyâde taslît ile izhâr-ı envâʿ-ı fesâd eylediler. Selim Giray dahi bu keyfiyete vâkıf ve meks ü ikāmetten tersân ve hâif olup İstanbul'a vâsıl ve mâcerâyı ale't-tafsîl nâkıl olup Rusyalu'nun metâlib-i kâmineleri münkeşif ve müttezih ve bu bahâneler ile hudûd-ı islâmiyeye duhûl ihtimâli kulûb-ı evliyâ-yi devlete lâyih olmağla mukaddemâ İsmâil seraskeri ordusuna tertîb olunan cüyûş-ı islâmiye teksîr ve mühimmât ve edevât ve zehâir ve levâzımât-ı sâiresi tevkīr olunmak irâdesiyle Rumeli ve Anadolu taraflarına mukaddem ve kâr-güzâr mübâşirler ve sürücüler tesyîr olundu.",
          "caption": "Tetimme-i Ahvâl-i Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_120.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i Ahvâl-i Kırım",
          "text": "Hıtta-i mezkûrede vâkiʿ olan muhârebe ve ihtilâl hasebiyle Şâhin Giray (75a) makāmında adem-i istikrâr ile firâr eylediğine binâen hanların üss ü akdemi olan Selim Giray Han etbâʿ ve icmâʿ-ı kabâil ile han nasb olunup zikri sebkat ettiği vech üzere donanma-yı hümâyûndan ifrâz olunan merâkib-i sultâniye dahi müstevfâ asker teşhîn ve “Tatar imdâdı” ünvâniyle Kırım'a taʿyîn olunmuşidi.\n[Mısra]: تجري الرياح بما لا تشتهي السفن mefhûmunca mevsim-i deryâ hulûl etmediğine binâen muhâlif rüzgârlar hübûb ve Kırım'a duhûlün imkânı meslûb olduğundan sefâin-i islâmiye berü yakalara meyl ile muhârebeden cerr-i zeyl ve hükm-i kazâ vü kader ile keyfiyet Rusyalu'nun makāsıdma mûcib-i neyl olup bağteten Kırım'a duhûl ve Şahin Giray'ı cebren ve kahren mesned-i hâniye ikʿâd ve ibâd-ı zaʿîfü'l-iyâde taslît ile izhâr-ı envâʿ-ı fesâd eylediler. Selim Giray dahi bu keyfiyete vâkıf ve meks ü ikāmetten tersân ve hâif olup İstanbul'a vâsıl ve mâcerâyı ale't-tafsîl nâkıl olup Rusyalu'nun metâlib-i kâmineleri münkeşif ve müttezih ve bu bahâneler ile hudûd-ı islâmiyeye duhûl ihtimâli kulûb-ı evliyâ-yi devlete lâyih olmağla mukaddemâ İsmâil seraskeri ordusuna tertîb olunan cüyûş-ı islâmiye teksîr ve mühimmât ve edevât ve zehâir ve levâzımât-ı sâiresi tevkīr olunmak irâdesiyle Rumeli ve Anadolu taraflarına mukaddem ve kâr-güzâr mübâşirler ve sürücüler tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi-atebe-i hazret-i şehriyârî sekseniki tarihinde vukūʿ bulan sefere Lehlü tâifesi sebeb ve illet ve Moskovlu'nun memleketine tamaʿı olduğunu hiss ile çâre-cû-yi defʿ-i mazarrat olmuşlar idi. (75b) Musâlaha akabinde nevbet kendülere geleceğini tefehhüm ve Devlet-i aliyye'ye kemâkân istizhâr ve defʿ-i tevehhüm etmek endişeleriyle bu defʿa der-i devlet-medâra elçi irsâl ve taraf-ı devletten dahî sefîr ibʿâsmı niyâz ile izhâr-ı fürûtunu ve istizlâl eylediklerine binâen işbu Saferülhayr'da ihrâc olunan mevâcib günü sefîr-i mesfûr hediye ve nâmesini takdîm ve hâk-i atebe-i şahaneyi telsîm edüp, tekîd-i sulh-i kadîm zımnında Kesriyeli hafîdi Nûman Bey orta elçilik ile taʿyîn ve başmuhasebe pâyesiyle binâ-yi iʿtibârı tezyîn olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Mevâcib ve Ruh-sâ-yi Sefîr-i Leh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_121.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Mevâcib ve Ruh-sâ-yi Sefîr-i Leh",
          "text": "Bi-atebe-i hazret-i şehriyârî sekseniki tarihinde vukūʿ bulan sefere Lehlü tâifesi sebeb ve illet ve Moskovlu'nun memleketine tamaʿı olduğunu hiss ile çâre-cû-yi defʿ-i mazarrat olmuşlar idi. (75b) Musâlaha akabinde nevbet kendülere geleceğini tefehhüm ve Devlet-i aliyye'ye kemâkân istizhâr ve defʿ-i tevehhüm etmek endişeleriyle bu defʿa der-i devlet-medâra elçi irsâl ve taraf-ı devletten dahî sefîr ibʿâsmı niyâz ile izhâr-ı fürûtunu ve istizlâl eylediklerine binâen işbu Saferülhayr'da ihrâc olunan mevâcib günü sefîr-i mesfûr hediye ve nâmesini takdîm ve hâk-i atebe-i şahaneyi telsîm edüp, tekîd-i sulh-i kadîm zımnında Kesriyeli hafîdi Nûman Bey orta elçilik ile taʿyîn ve başmuhasebe pâyesiyle binâ-yi iʿtibârı tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyh hânedân-ı ulemâdan ve Minkārî neslinden olup servet ü yesârı hadden efzûn ve her tarafta bir kâşâne her cânibde bir hâne tedârikiyle mahsûd-ı aʿlâ ve dûn olduğundan fazla fart-ı nüfûz ve iʿtibâr sebebi ile dâiresi müzdehim-gâh-ı erbâb-ı hâcet ve bâ-husûs taşrada bulunan aʿyân-ı\nmemlekete kuvvetü'z-zahr-ı iʿânet ve bu mukābelede dahi mükteseb-i sunûf-ı fevâid ve menfaʿat olup velhâsıl Nazm: تفرقت الظباء على خداش فما يدري خداش ما يصيد Kavlince nukûd-ı atrâf bilâ-meşakkat tarafına seyelân ve tuhaf-ı bilâd min-gayri taleb semt-i câzibesine meyelân edüp bu nuʿûmet-i hâl ve imtiyâzâta kanâʿat ile umûr-ı devlete taʿrîzden mücânebet ve bir fehvâ-yı nazm إن جئت أرضا أهلها كلهم عور فغمض عينك الواحدة İttifâk-ı ârâ ile nazm-ı şevârid-i umûr-ı saltanat edenlere dahl-i bî-câdan mübâʿadet ve şart-ı ittifâka riʿâyet lâzım iken kemâl-i tereffüh ve tenaʿumdan tevellüd eden batar u gaflet hasebiyle bu emr-i (76a) gayr-ı maʿkūlden fâriğ olmayup mağlûbiyet-i etbâʿ ve teseyyüb-i levâhik ü eşyâ dahi kendüyi mevzûʿ-ı bahs ve menfûr-ı tıbâʿ edüp, giderek hussâd ve aʿdâsı fursat-yâb ve gerde ve nâ-gerde mesâvî ve kabâyihini îsâl-ı sâmiʿ-i şehriyâr-ı âlî-cenâb ve nefy ü tağrîbi bâbında ihzâr-ı esbâb etmişler idi. Ancak müşârünileyh kesret-i taʿallukāt ve havâşi ile meşhûr ve nefyi bâʿis-i güft ü gû olmak mahzûru hâtır-ı şâhâneye hutûr ve bu râz-ı müstetir vicâhen sadrıazama ifşâ olunup \"emr-i hümâyûnda suʿûbet-i nâ-bûd ve tenfîz-i hükm-i sultânî şimdi mümkündür” deyü istirhâs ve defʿ-i mahzûr ile filhâl çavuşbaşı ağayı me'mûr ettiğinden başka o havâlide mütenekkiren geşt ü güzâr etmek husûsunu yeniçeri ağasına îmâ ve işʿâr etmişidi. Çavuşbaşı ağa emr-ı celîlü'ş-şânı irâet ve derhâl inkıyâd ve itâʿat edüp çavuşlar kâtibi mübâşiriyeti ile Gelibolu'ya isrâ ve çok geçmeden aʿdâsı medd-i rişte-i iftirâ ve hücceten azîmet maddesini ilkā ile bakıyye-i ömrünü ifnâ eylediler. Nitekim zîrde tafsîli gelecektir. Münhal olan Rumeli sadâreti mukaddemâ pâye ile cevher-i ikbâli fürûzân olan Dürrîzâde Nurullah Efendi'ye tevcîh ve ihsân olundu.",
          "caption": "Nefy-i Sadr-ı Rûm Murad Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_122.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Sadr-ı Rûm Murad Efendi",
          "text": "Müşârünileyh hânedân-ı ulemâdan ve Minkārî neslinden olup servet ü yesârı hadden efzûn ve her tarafta bir kâşâne her cânibde bir hâne tedârikiyle mahsûd-ı aʿlâ ve dûn olduğundan fazla fart-ı nüfûz ve iʿtibâr sebebi ile dâiresi müzdehim-gâh-ı erbâb-ı hâcet ve bâ-husûs taşrada bulunan aʿyân-ı\nmemlekete kuvvetü'z-zahr-ı iʿânet ve bu mukābelede dahi mükteseb-i sunûf-ı fevâid ve menfaʿat olup velhâsıl Nazm: تفرقت الظباء على خداش فما يدري خداش ما يصيد Kavlince nukûd-ı atrâf bilâ-meşakkat tarafına seyelân ve tuhaf-ı bilâd min-gayri taleb semt-i câzibesine meyelân edüp bu nuʿûmet-i hâl ve imtiyâzâta kanâʿat ile umûr-ı devlete taʿrîzden mücânebet ve bir fehvâ-yı nazm إن جئت أرضا أهلها كلهم عور فغمض عينك الواحدة İttifâk-ı ârâ ile nazm-ı şevârid-i umûr-ı saltanat edenlere dahl-i bî-câdan mübâʿadet ve şart-ı ittifâka riʿâyet lâzım iken kemâl-i tereffüh ve tenaʿumdan tevellüd eden batar u gaflet hasebiyle bu emr-i (76a) gayr-ı maʿkūlden fâriğ olmayup mağlûbiyet-i etbâʿ ve teseyyüb-i levâhik ü eşyâ dahi kendüyi mevzûʿ-ı bahs ve menfûr-ı tıbâʿ edüp, giderek hussâd ve aʿdâsı fursat-yâb ve gerde ve nâ-gerde mesâvî ve kabâyihini îsâl-ı sâmiʿ-i şehriyâr-ı âlî-cenâb ve nefy ü tağrîbi bâbında ihzâr-ı esbâb etmişler idi. Ancak müşârünileyh kesret-i taʿallukāt ve havâşi ile meşhûr ve nefyi bâʿis-i güft ü gû olmak mahzûru hâtır-ı şâhâneye hutûr ve bu râz-ı müstetir vicâhen sadrıazama ifşâ olunup \"emr-i hümâyûnda suʿûbet-i nâ-bûd ve tenfîz-i hükm-i sultânî şimdi mümkündür” deyü istirhâs ve defʿ-i mahzûr ile filhâl çavuşbaşı ağayı me'mûr ettiğinden başka o havâlide mütenekkiren geşt ü güzâr etmek husûsunu yeniçeri ağasına îmâ ve işʿâr etmişidi. Çavuşbaşı ağa emr-ı celîlü'ş-şânı irâet ve derhâl inkıyâd ve itâʿat edüp çavuşlar kâtibi mübâşiriyeti ile Gelibolu'ya isrâ ve çok geçmeden aʿdâsı medd-i rişte-i iftirâ ve hücceten azîmet maddesini ilkā ile bakıyye-i ömrünü ifnâ eylediler. Nitekim zîrde tafsîli gelecektir. Münhal olan Rumeli sadâreti mukaddemâ pâye ile cevher-i ikbâli fürûzân olan Dürrîzâde Nurullah Efendi'ye tevcîh ve ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetten berü Tiflis ülkesini teshîr ve maʿâdin-i sîme zafer ile debdebe ve ihtişâmını tevkīr eden Tiflis Hanı Berkerek bârân-dîde ve tasarruf-ı mülk ü reʿâyâda tavrı pesendîde olduğundan ülke-i mezbûre halkı hükmüne râm ve civârında bulunan hanlar dahi savletinden havf-nâk oldukları maʿlûm-ı hass u ʿâm olup düvel-i gālibeye bi't-tabʿ mâil ve icrâ (76b) ettiği resm-i dostî ve safvet-i mazarratlarına hâil olup ez-cümle Rusyalu ile tarh-ı bezm-i muvâneset ve muhâdene sûretinde ʿakd-i şurût-ı muhâdenet ve Devlet-i ʿaliyye'ye dahi gâh ve bî-gâh mürâcaʿat üzere mülkünü himâyet eyler idi. Zend Kerim'in zuhûrundan tersân ve tarafından bir bâdire zuhûr etmek ihtimâlâtı hâtırında cevelân edüp hem-hudûd olduğu Devlet-i ʿaliyye'ye istinâd zımnında dâimâ fursat-hâh ve bir sebeb zuhûruna medd-i târ-ı nigâh eylediği hâlde Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr Zend Kerim'i her taraftan tazyîk irâdesiyle Azerbaycan halkını telîf ve nâme ve atiyyât ile taltîf ve mezbûru dahi bu iltifâta terdîf edüp zikr olunan iltifât maksad-ı aslîsine mutâbakat ile mezbûru serîr-i âverde-i mübâhât eyleyüp teşekkürü hâvî bundan akdem ʿatebe-i ulyâya arîza-i ubûdiyyet takdîm ve emr ü nehy-i şehen-şâhîye inkıyâdını terkīm eylemişidi.\n\nHânân-ı Azerbaycan Zend Kerim'in etvâr ve reftârını hârice çıkarmak ve zuhûr ve taʿayyününden mahzûr tekevvün etmediği hâlde ke'l-evvel mutlakü'l-ʿinân ve bir devletin makhûr-ı dest-i tasallutu olmamak fikriyle Devlet-i ʿaliyye'ye lâ vü naʿam cevâbını veremeyüp mütereddid beyne'l-emreyn ve tecâfâ ani'l-cânibeyn hâletlerini izhâr etmişler idi.\n\nTiflis hanı cümleden kavî ve hûş-yâr ve mücâvir olduğu devletlerin hâline nazar ile istihrâc-ı ʿâkıbet-kâr etmek hulâsa-i endîşe ve efkârı olup Zend Kerim'in eclâf-ı nâsdan olup etrâfa galebe ile bağteten zuhûrunu çekemeyüp bu hâl ile devleti pây-dâr olmayacağını mütâlaʿa ettiyse dahi giderek Nâdir Şah gibi kesb-i taʿayyün (77a) ve taht-ı İran'da temekkün edüp muhâliflerini tedmîr ve memleketlerini teshîr etmek evhâmından dahi hâlî olmayup Devlet-i ʿaliyye'ye yalnızca istizhâr ve sâir Azerbaycan hanlarını verâsında bırakmak Zend Kerim'in cümleden evvel üzerine zikr olunan hanları taslît etmek ve müstazhir olduğu devletin imdâdı vürûduna dek hânmânı ber-bâd olacağını tasavvur ile bu dâü'l-izâle tedbîr-i dil-pezîr ile ilâc etmek makāsıdını tahsîle müsâraʿat ve Devlet-i ʿaliyye'ye tavʿ u\ninkıyâddan hâsıl olacak vücûh-ı menâfiʿ-i hem-civârı olan hanlara ifâde ile cümlesini fermân-ber-i Devlet-i ebed-müddet edüp, yedlerinden muʿteddün-bih senedler ve mahtûm ve mumzâ vesîkalar ahz ve dâiresinde olan ketebenin ser-âmedi Mirza Gergin ( كركين ) ile atebe-i aliyye-i cihân-dârîye irsâl ve baʿzı hedâyâ ile ihlâs ve ubûdiyyetini ikmâl eylediğinden başka, mirzâ-yı mezbûr Tiflis hanı Devlet-i aliyye'ye an-samîmü'l-bâl bende olup Rusyalu'dan katʿ-ı peyvend-i ittihâd ve sâir Azerbaycan hanları dahi Zend Kerim'den bilkülliye tebrîd olunup emr ü nehy-i devlete münkād ve baʿd-ezîn taraflarından hilâf-ı rızâ-yı devlet bir vazʿ u hareket zuhûr etmeyeceğini şifâhen takrîr ve îrâd ve keyfiyet-i mezkûrenin sıdk u hakīkate makrûn olduğunu tekîd içün Çıldır vâlisinin mebʿûsunu işhâd eyleyüp Tiflis hanının mutâvaʿatı ve sâir hanları ictizâb bâbında sebkat eden hidmeti karîn-i istihsân ve bir sevb-i ferve-i semmûr ve at takımı ve bir mücevher saat irsâliyle mağmûrîn, lutf-i bî-pâyân-ı şehriyâr-ı zamân oldu.",
          "caption": "Vürûd-ı Arîza-i Hân-ı Tiflis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_123.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Arîza-i Hân-ı Tiflis",
          "text": "Bir müddetten berü Tiflis ülkesini teshîr ve maʿâdin-i sîme zafer ile debdebe ve ihtişâmını tevkīr eden Tiflis Hanı Berkerek bârân-dîde ve tasarruf-ı mülk ü reʿâyâda tavrı pesendîde olduğundan ülke-i mezbûre halkı hükmüne râm ve civârında bulunan hanlar dahi savletinden havf-nâk oldukları maʿlûm-ı hass u ʿâm olup düvel-i gālibeye bi't-tabʿ mâil ve icrâ (76b) ettiği resm-i dostî ve safvet-i mazarratlarına hâil olup ez-cümle Rusyalu ile tarh-ı bezm-i muvâneset ve muhâdene sûretinde ʿakd-i şurût-ı muhâdenet ve Devlet-i ʿaliyye'ye dahi gâh ve bî-gâh mürâcaʿat üzere mülkünü himâyet eyler idi. Zend Kerim'in zuhûrundan tersân ve tarafından bir bâdire zuhûr etmek ihtimâlâtı hâtırında cevelân edüp hem-hudûd olduğu Devlet-i ʿaliyye'ye istinâd zımnında dâimâ fursat-hâh ve bir sebeb zuhûruna medd-i târ-ı nigâh eylediği hâlde Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr Zend Kerim'i her taraftan tazyîk irâdesiyle Azerbaycan halkını telîf ve nâme ve atiyyât ile taltîf ve mezbûru dahi bu iltifâta terdîf edüp zikr olunan iltifât maksad-ı aslîsine mutâbakat ile mezbûru serîr-i âverde-i mübâhât eyleyüp teşekkürü hâvî bundan akdem ʿatebe-i ulyâya arîza-i ubûdiyyet takdîm ve emr ü nehy-i şehen-şâhîye inkıyâdını terkīm eylemişidi.\n\nHânân-ı Azerbaycan Zend Kerim'in etvâr ve reftârını hârice çıkarmak ve zuhûr ve taʿayyününden mahzûr tekevvün etmediği hâlde ke'l-evvel mutlakü'l-ʿinân ve bir devletin makhûr-ı dest-i tasallutu olmamak fikriyle Devlet-i ʿaliyye'ye lâ vü naʿam cevâbını veremeyüp mütereddid beyne'l-emreyn ve tecâfâ ani'l-cânibeyn hâletlerini izhâr etmişler idi.\n\nTiflis hanı cümleden kavî ve hûş-yâr ve mücâvir olduğu devletlerin hâline nazar ile istihrâc-ı ʿâkıbet-kâr etmek hulâsa-i endîşe ve efkârı olup Zend Kerim'in eclâf-ı nâsdan olup etrâfa galebe ile bağteten zuhûrunu çekemeyüp bu hâl ile devleti pây-dâr olmayacağını mütâlaʿa ettiyse dahi giderek Nâdir Şah gibi kesb-i taʿayyün (77a) ve taht-ı İran'da temekkün edüp muhâliflerini tedmîr ve memleketlerini teshîr etmek evhâmından dahi hâlî olmayup Devlet-i ʿaliyye'ye yalnızca istizhâr ve sâir Azerbaycan hanlarını verâsında bırakmak Zend Kerim'in cümleden evvel üzerine zikr olunan hanları taslît etmek ve müstazhir olduğu devletin imdâdı vürûduna dek hânmânı ber-bâd olacağını tasavvur ile bu dâü'l-izâle tedbîr-i dil-pezîr ile ilâc etmek makāsıdını tahsîle müsâraʿat ve Devlet-i ʿaliyye'ye tavʿ u\ninkıyâddan hâsıl olacak vücûh-ı menâfiʿ-i hem-civârı olan hanlara ifâde ile cümlesini fermân-ber-i Devlet-i ebed-müddet edüp, yedlerinden muʿteddün-bih senedler ve mahtûm ve mumzâ vesîkalar ahz ve dâiresinde olan ketebenin ser-âmedi Mirza Gergin ( كركين ) ile atebe-i aliyye-i cihân-dârîye irsâl ve baʿzı hedâyâ ile ihlâs ve ubûdiyyetini ikmâl eylediğinden başka, mirzâ-yı mezbûr Tiflis hanı Devlet-i aliyye'ye an-samîmü'l-bâl bende olup Rusyalu'dan katʿ-ı peyvend-i ittihâd ve sâir Azerbaycan hanları dahi Zend Kerim'den bilkülliye tebrîd olunup emr ü nehy-i devlete münkād ve baʿd-ezîn taraflarından hilâf-ı rızâ-yı devlet bir vazʿ u hareket zuhûr etmeyeceğini şifâhen takrîr ve îrâd ve keyfiyet-i mezkûrenin sıdk u hakīkate makrûn olduğunu tekîd içün Çıldır vâlisinin mebʿûsunu işhâd eyleyüp Tiflis hanının mutâvaʿatı ve sâir hanları ictizâb bâbında sebkat eden hidmeti karîn-i istihsân ve bir sevb-i ferve-i semmûr ve at takımı ve bir mücevher saat irsâliyle mağmûrîn, lutf-i bî-pâyân-ı şehriyâr-ı zamân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım halkının istigāseleri hasebiyle bundan akdem asâkir ile meşhûn (77b) yedi kıtʿa kalyon hıtta-i Kırım'a irsâl ve esbâb-ı imdâd ve iʿâne istihsâl olunmuşidi. Sefâin-i mezkûrenin hübûb-ı bâd-i muhâlif ile o taraflara vusûlleri müyesser olmadığından berü yakaya ʿavd ü insırâfları mesmûʿ oldiyse dahi el-yevm ne mahalde oldukları mechûl ve kapudan paşa tarafından tefahhus olunarak istikşâf-ı hâl emr-i maʿkūl görülüp, müşârünileyh dahi mahsûs menzil kayığı taʿyîn ve vürûd-ı ahbâra havâle-i semʿ-i yakīn etmişidi. Mürseli olan şahıs vârid olup sefâin-i mezkûre imdâd-ı mürsilü'r-riyâh ile sevâhil-i Kırım'dan Olta limanına lenger-endâz ve Rusyalu tarafından sefînelere taʿarruz olunmayup, hanlık maddesi sûret-yâb oluncaya dek bir sefîne ile kapudanı kalup sâiri ʿavdet etmek bâbında dest-bâz-ı niyâz olduklarını ve Olta limanı iki yüz pâre sefâini ihâtaya vâfî metin ve müstahkem bir liman olup on bin asker ile hıfz u vikāyesi mümkün olduğunu beyân ve gemiler ʿavdet etmek lâzım olursa Moskovlu tarafından filhâl tabye ve toplar ile istihkâm verilüp vâfir donanma ve kırk bin kadar asker ile teshîri kābil olmayacağını takrîr eyledi.\n\nRusyalu'nun tanzîm-i umûr-ı serbestiyet, daʿvâ-yı muʿalleli ile Kırım'a duhûlü bir kâr-ı düşvâr ve taraflarından Şahin Giray'ı cebren han nasb etmek mûcib-i muhâzir ve ihtâr olup liman-ı mezkûrun hıfzı ve Kırım'a iʿânetin\nesbâbı şimdiden ihzâr olunmak vâcibât-ı umûrdan add olunup bu keyfiyet Kırım seraskeri Vezîr Ali Paşa'ya ber-vech-i tafsîl tahrîr ve maʿiyetinde olan askerden sekiz bin nefer ifrâz ve limanın (78a) vikāyesi bâbında tesyîr veyâhud bi'n-nefs kendüsü varup bu emr-i hatîri temşiyet-pezîr eylemesi tezkîr ve tahyîr olunmuşidi.\n\nİrâde-i devlet müşârünileyhe ayân oldukta a'dânın sefâin-i devlete adem-i müdâhalesi kemâl-i hadiʿa ve mekrinden neşet ettiği zâhir ve Şâhin Giray gāilesini ber-taraf ettikten sonra Olta limanını zabt içün mecmûʿ-ı kuvvetini sarf ile sefînelere îrâs-ı hatar eyleyeceği vârid-i hâtır olup Tatar'ın def-ı ıztırâbı cihet-ı uhrâ ile mutasavver ve sefînelere maʿâzallâh hatar tatarruk eylese âr u nakīsası devlete rücûʿ ile îrâs-ı keder eyleyeceği mukarrer olduğundan başka mahall-i mezkûr câ-yi tahassun ittihâz olunsa bile Kırım'a hücûm zımnında araba ve deve tedâriki müteʿassir ve Kırım ülkesi meftûhü'l-etrâf olup, her cânibini tahkîm Rusyalu'ya müteʿazzir olmağla yâ fazl-ı rabb-i kadîr mevsim-i sayfda her tarafına yanaşmak emr-i yesîr olduğunu ifâdeden başka Kırım adasının taraf-ı vâhidini zabt ile teshîri mümteniʿ olup tedârükât-ı kaviyye ile birkaç taraftan hücûm ve iktihâma muhtâc olduğunu tezkâr ve bu ihtimâlât merdûd-ı vâhî add olunup, herçih bâdâ-bâd sûretinde amel olunmak emr olunduğu hâlde cevâb-ı katʿiye intizârını işʿâr eyledi.\n\nDevlet-i aliyye'nin irâdesi ve müşârünileyhin ifâdesi erkân-ı saltanat ile lede'l-müzâkere muktezâ-yı hâl ne ise icrâ olunmak bâbında Bâbıâlî'de akd-ı encümen-i müşâvere olunup müşârünileyhin tafsîl ve itnâb ettiği muhâziri herkes teslîm akabinde kapudan paşa Olta'da olan sefâin kapudanları Rusyalu'ya muhârebe içün gelmeyüp Tatar ahvâline ve miyânede vâkiʿ (78b) husûmetin sebebine vukūf içün geldiklerini ve muhtâc oldukları su ve sâir levâzımın tahsîlinde zahmet ber-taraf olup Rusyalu'dan şimdilik bir vazʿ-ı nâ-bercâ zuhûr etmediğini tahrîr eylediklerine binâen liman-ı mezkûrdan münfekk olmayup Rusyalu tarafından husûmete müteʿallik keyfiyet tahakkukunda Sinob tarafına avdet ve serasker paşanın emr ü nehyiyle hareket etmeleri bâbında kapudanlara müekked tahrîrât irsâl eylediğini beyân ve bu tedbîri dahi ehl-i meşveret istihsân edüp, serasker paşaya mukaddemâ işâret olunduğu vech üzere yedi sekiz bin asker ifrâz ve\nirsâliyle cem'iyetini tefrîk münâsib görülmeyüp sefâin-i mezkûre Sinob'a munsarif olmak lâzım geldikte tertîb-i evvel olan kırk bin askerin cemîʿ-i mühimmât ve edevât ve kâffe-i levâzımâtım görüp, donanma-yı hümâyûn ile kapudan paşanın Bahr-i siyâh boğazından çıktığını tahkīk eyledikte kendüsü dahi Sinob pîşgâhında mevcûd olan sefâine rükûb ve münâsib gördükleri iskelelerin birinden hurûc ile istihlâs-ı Kırım'a ikdâmları rey-i mergūb olduğundan başka Tolçı'dan İsmâîl tarafına mürûr içün cisr binâ ve Özi'ye imdâd etmek ve iki kıt'a çekdirme Özi sâhilinde bulunmak maddeleri meclis-i meşverette istisvâb ve iktizâ eden mahallere ifâde ve işrâb olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_124.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Meşveret",
          "text": "Kırım halkının istigāseleri hasebiyle bundan akdem asâkir ile meşhûn (77b) yedi kıtʿa kalyon hıtta-i Kırım'a irsâl ve esbâb-ı imdâd ve iʿâne istihsâl olunmuşidi. Sefâin-i mezkûrenin hübûb-ı bâd-i muhâlif ile o taraflara vusûlleri müyesser olmadığından berü yakaya ʿavd ü insırâfları mesmûʿ oldiyse dahi el-yevm ne mahalde oldukları mechûl ve kapudan paşa tarafından tefahhus olunarak istikşâf-ı hâl emr-i maʿkūl görülüp, müşârünileyh dahi mahsûs menzil kayığı taʿyîn ve vürûd-ı ahbâra havâle-i semʿ-i yakīn etmişidi. Mürseli olan şahıs vârid olup sefâin-i mezkûre imdâd-ı mürsilü'r-riyâh ile sevâhil-i Kırım'dan Olta limanına lenger-endâz ve Rusyalu tarafından sefînelere taʿarruz olunmayup, hanlık maddesi sûret-yâb oluncaya dek bir sefîne ile kapudanı kalup sâiri ʿavdet etmek bâbında dest-bâz-ı niyâz olduklarını ve Olta limanı iki yüz pâre sefâini ihâtaya vâfî metin ve müstahkem bir liman olup on bin asker ile hıfz u vikāyesi mümkün olduğunu beyân ve gemiler ʿavdet etmek lâzım olursa Moskovlu tarafından filhâl tabye ve toplar ile istihkâm verilüp vâfir donanma ve kırk bin kadar asker ile teshîri kābil olmayacağını takrîr eyledi.\n\nRusyalu'nun tanzîm-i umûr-ı serbestiyet, daʿvâ-yı muʿalleli ile Kırım'a duhûlü bir kâr-ı düşvâr ve taraflarından Şahin Giray'ı cebren han nasb etmek mûcib-i muhâzir ve ihtâr olup liman-ı mezkûrun hıfzı ve Kırım'a iʿânetin\nesbâbı şimdiden ihzâr olunmak vâcibât-ı umûrdan add olunup bu keyfiyet Kırım seraskeri Vezîr Ali Paşa'ya ber-vech-i tafsîl tahrîr ve maʿiyetinde olan askerden sekiz bin nefer ifrâz ve limanın (78a) vikāyesi bâbında tesyîr veyâhud bi'n-nefs kendüsü varup bu emr-i hatîri temşiyet-pezîr eylemesi tezkîr ve tahyîr olunmuşidi.\n\nİrâde-i devlet müşârünileyhe ayân oldukta a'dânın sefâin-i devlete adem-i müdâhalesi kemâl-i hadiʿa ve mekrinden neşet ettiği zâhir ve Şâhin Giray gāilesini ber-taraf ettikten sonra Olta limanını zabt içün mecmûʿ-ı kuvvetini sarf ile sefînelere îrâs-ı hatar eyleyeceği vârid-i hâtır olup Tatar'ın def-ı ıztırâbı cihet-ı uhrâ ile mutasavver ve sefînelere maʿâzallâh hatar tatarruk eylese âr u nakīsası devlete rücûʿ ile îrâs-ı keder eyleyeceği mukarrer olduğundan başka mahall-i mezkûr câ-yi tahassun ittihâz olunsa bile Kırım'a hücûm zımnında araba ve deve tedâriki müteʿassir ve Kırım ülkesi meftûhü'l-etrâf olup, her cânibini tahkîm Rusyalu'ya müteʿazzir olmağla yâ fazl-ı rabb-i kadîr mevsim-i sayfda her tarafına yanaşmak emr-i yesîr olduğunu ifâdeden başka Kırım adasının taraf-ı vâhidini zabt ile teshîri mümteniʿ olup tedârükât-ı kaviyye ile birkaç taraftan hücûm ve iktihâma muhtâc olduğunu tezkâr ve bu ihtimâlât merdûd-ı vâhî add olunup, herçih bâdâ-bâd sûretinde amel olunmak emr olunduğu hâlde cevâb-ı katʿiye intizârını işʿâr eyledi.\n\nDevlet-i aliyye'nin irâdesi ve müşârünileyhin ifâdesi erkân-ı saltanat ile lede'l-müzâkere muktezâ-yı hâl ne ise icrâ olunmak bâbında Bâbıâlî'de akd-ı encümen-i müşâvere olunup müşârünileyhin tafsîl ve itnâb ettiği muhâziri herkes teslîm akabinde kapudan paşa Olta'da olan sefâin kapudanları Rusyalu'ya muhârebe içün gelmeyüp Tatar ahvâline ve miyânede vâkiʿ (78b) husûmetin sebebine vukūf içün geldiklerini ve muhtâc oldukları su ve sâir levâzımın tahsîlinde zahmet ber-taraf olup Rusyalu'dan şimdilik bir vazʿ-ı nâ-bercâ zuhûr etmediğini tahrîr eylediklerine binâen liman-ı mezkûrdan münfekk olmayup Rusyalu tarafından husûmete müteʿallik keyfiyet tahakkukunda Sinob tarafına avdet ve serasker paşanın emr ü nehyiyle hareket etmeleri bâbında kapudanlara müekked tahrîrât irsâl eylediğini beyân ve bu tedbîri dahi ehl-i meşveret istihsân edüp, serasker paşaya mukaddemâ işâret olunduğu vech üzere yedi sekiz bin asker ifrâz ve\nirsâliyle cem'iyetini tefrîk münâsib görülmeyüp sefâin-i mezkûre Sinob'a munsarif olmak lâzım geldikte tertîb-i evvel olan kırk bin askerin cemîʿ-i mühimmât ve edevât ve kâffe-i levâzımâtım görüp, donanma-yı hümâyûn ile kapudan paşanın Bahr-i siyâh boğazından çıktığını tahkīk eyledikte kendüsü dahi Sinob pîşgâhında mevcûd olan sefâine rükûb ve münâsib gördükleri iskelelerin birinden hurûc ile istihlâs-ı Kırım'a ikdâmları rey-i mergūb olduğundan başka Tolçı'dan İsmâîl tarafına mürûr içün cisr binâ ve Özi'ye imdâd etmek ve iki kıt'a çekdirme Özi sâhilinde bulunmak maddeleri meclis-i meşverette istisvâb ve iktizâ eden mahallere ifâde ve işrâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ermeni tâifesi memâlik-i Aʿcâm'dan Azerbaycan ülkesine muzâf olan Ermen zemîne veyâhud ol diyârda hâkim olan Ermenyar'a mensub (79a) olup altı yüz târihlerine gelince Ruha ve Antakya ve Van ve Sivas ve Erzurum'a Ermeniye-i Suğrâ ve Azerbaycan'a Ermeniye-i Kübrâ ıtlâk olunup, Konya taht-gâhında câlis olan Sultan Gıyâseddin zamânında zikr olunan memâlik ber-vech-i tedrîc Sultân-ı müşârünileyhin kabza-i tasarrufuna girüp mâlik-i kadîmleri hâlik ve kendüleri cizyetü'r-râse rızâ-dâde olarak defʿ-i mahâvif ve mehâlik etmişler idi. “Ve tilke'l-eyyâmu nüdâvilühâ beyne'n-nâsi” mefhûmu üzere Devlet-i Selçukiyân münkariz ve mülûk-i sütûde-sülûk-i Osmânîye muntahiz oldukta bilâd-ı mezkûreyi feth ü teshîr ve tavk-ı itâʿate duhûl etmeyenlerini kahr u tedmîr edüp Sultan Murâd-ı râbiʿ vaktine gelince kendülerine mahsûs olan âyîn-i bâtıllarını kadîmî üzere icrâ ve batriklerinin sözünü isgā ederler idi.\n\nTârih-i mezkûrda münbit zehr-giyâ-yı hevâcis ve vesâvis olan baʿzı papas, katolik mezhebinin ittisâʿını beyân ve hâşâ Hazret-i Îsâ'nın vekîli olmak zuʿm-ı fâsidiyle Roma'da mukīm olan papa perhîzleri hegâmında lühûm-ı bahriyeye ruhsat verüp günahlarını bahş içün yedlerine memhûr sened iʿtâ eyleyeceğini inbâ ile ekserini tahvîl ve gürûh-ı mesfûreyi bir kat dahi tadlîl ve bir desîseyi iʿkādan garazları reʿâyâ-yı devletten tebrîd ve taraflarına imâle ile emr ve hükümlerine tahsîs ve tecrîd olduğu mütebeyyin\nve menʿ ü zecrleri husûsu müteʿayyin olduğundan fazla o târihte takarrüb ve ihtisâs ile şöhret-nümâ olan Abaza Paşa'nın ahad-i esbâb-ı katli dahi bu madde olduğu vekāyiʿ-şinâsân-ı rûzgâra hüveydâ olup hâsılı tâ'ife-i (79b) mezkûre iki fırkaya münkasim ve ahadü-hümâ-âhire muhâsım olup birbirinin mezbûhu olan hayvanâtı eklden ibâ ve katolik mezhebini tercîh edenler millet-i İslâmiyeye aʿdâ ve sırf Ermeni olanlar dâ'imâ izhâr-ı meyl ü incizâb iddiʿâsından başka katolik âyîninde bulunan mütemevviller Efrenc memleketinde birer kiliseye tasarruf ve evlâd ve akāriblerini seyahat ve iktisâb-ı maʿârif zemîninde o taraflara sevk ve tanzîm-i havâyiclerinde ihtiyâr-ı teceşşüm ve tekellüm edüp sarraflık hirfeti münâsebeti ile devâ'ir-i kibâra tereddüd ve istirâk ettikleri serâ'ir-i devleti müntemi oldukları milele iblâğda kemâl-ı mertebe takayyüd ederler idi.\n\nBundan başka memâlik-i mahrûsede eben an cedd temekkün ile sâye-i devlette iddihâr eyledikleri emvâli katolik olmak takrîbi ile baʿde'l-helâk diyâr-ı Efrence nakl ve îsâl şurût-ı âyînlerinden olup, bu maddeden dahi Devlet-i aliyye'ye ne derecelerde zarar u hasâret terettüb eyleyeceği zâhir olduğundan başka nüfûs-ı habîse erbâbı fil-asl fesâda mütemâyil ve müncezib ve mizâclarına muvâfık hevâ vü heves ve umûr-ı hâdiseye tâlib ve münsehib olup giderek zikr olunan âyîn-i bâtıl bu iklimde şâyiʿ ve Ermenilerin cümlesi bu tarîka tâbiʿ olup tasarrufât-ı hakīkiyeleri eyâdî-i Efrence dâhil ve lafzan iddiʿâ-yı raʿiyyetten gayri devlete faydaları olmadığı cezm rütbesine vâsıl olup, bu esbâb ile katolik mürdelerini hufrelerine ilkādan Ermeni batriki keff-i yed ve âyîn-i kadîmlerine ircâʿa vesîle add edüp birkaç defʿa tarafeyn rikâb ve Dîvân-ı âlî'ye arz-ı hâl ile ifâde-i merâm (80a) ve ahadü-hümâ-uhrâ töhmet-âlûd ederek ahz-i intikām sevdalarına düştükleri hâtır-hırâş erbâb-ı nakz u ibrâm olmağla daʿvâlarının akdem ve ehemmi olan refʿ-i mürde husûsu âyîn-i kadîmlerine tatbîkan tanzîm ve Âsitâne ve memâlik-i mahrûsenin sâir mahallerinde Katolik mezhebini ihtiyâr ile mûcib-i fesâd-ı azîm olanları dahi garaz ve ivâzdan ârî olarak tahkīk akabinde te'dîb-i mâ-lâ-yelıkleri icrâ olunmak takrîriyle ifade ve tefhîm eylemek bâbında Ermeni batrikine hitâben müekked ve müşedded fermân-ı âlî ısdâr ve semt-i dûzaha kā'id olan batriklerinin delâlet eyledikleri âyîn-i kadîmleri üzere hareketten imtinâʿ üzere olanlar hıfzen li'n-nizâm mazhar-ı darbü'r-rikāb olarak âhara ibret olacakları beyâniyle tahvîf ve inzâr olundu.\nTetimme: Bu fesâdın defʿi el-hâletü hâzihi mümkün olmayup, Katolik mezhebini ihtiyâr ile Efrenc tâ'ifesine rabt-ı peyvend taʿalluk eden sarraf ve sâir ticâretle melûf olan reʿâyâ baʿzı bî-kes eytâm ve sâir mütemevvilân-ı islâmı ribh-i zâ'id ve arz-ı fevâ'id ile firîfte edüp yedlerinden nukūd-ı mevcûdelerini iğtisâb ve bir müddet defʿ-i nemâ-yı muʿayyen ile lezzet-yâb ettikten sonra yedlerinde olan emvâl-ı nâsı müteʿallik oldukları düvel-i Efrence irsâl ve teʿâmül üzere olduğumuz akçeler zimemde terâküm ve ahzi mümkün olmuyor mağlatalarıyla mechûlü'l-ahvâl birkaç kimsenin temessüklerini ibrâz ile medfûʿu makbûzdan ziyâde göstererek izhâr-ı sûret-i iflâs ve birkaç mâh ihtibâsdan sonra düvel elçilerinin biri tavassut ile baʿzen sıfrü'l-yed olduğunu îmâ ve alâ-tarîk (80b) ü'l-guramâ ashâb-ı emvâli irzâ ile istihlâslarına dikkat ve iʿtinâ ettikleri akabinde bakıyye-i nukūdun beher sâl ribh ve fâ'iz mukavvemini Frengistan'dan celb ile kesb-i refâhiyet ve icrâ-yı mezâk eyledikleri vâreste-i ityân-ı delîl ve mücerred ashâb-ı emvâli îkāz ve tehvîl kasdıyle keyfiyet-i mezkûre bu mahalle tezyîl olundu.",
          "caption": "İntişâr-ı Mezheb-i Bâtıl-ı Katolik Der-miyân-ı Ermeniyân ve Menʿ-i Îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_125.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İntişâr-ı Mezheb-i Bâtıl-ı Katolik Der-miyân-ı Ermeniyân ve Menʿ-i Îşân",
          "text": "Ermeni tâifesi memâlik-i Aʿcâm'dan Azerbaycan ülkesine muzâf olan Ermen zemîne veyâhud ol diyârda hâkim olan Ermenyar'a mensub (79a) olup altı yüz târihlerine gelince Ruha ve Antakya ve Van ve Sivas ve Erzurum'a Ermeniye-i Suğrâ ve Azerbaycan'a Ermeniye-i Kübrâ ıtlâk olunup, Konya taht-gâhında câlis olan Sultan Gıyâseddin zamânında zikr olunan memâlik ber-vech-i tedrîc Sultân-ı müşârünileyhin kabza-i tasarrufuna girüp mâlik-i kadîmleri hâlik ve kendüleri cizyetü'r-râse rızâ-dâde olarak defʿ-i mahâvif ve mehâlik etmişler idi. “Ve tilke'l-eyyâmu nüdâvilühâ beyne'n-nâsi” mefhûmu üzere Devlet-i Selçukiyân münkariz ve mülûk-i sütûde-sülûk-i Osmânîye muntahiz oldukta bilâd-ı mezkûreyi feth ü teshîr ve tavk-ı itâʿate duhûl etmeyenlerini kahr u tedmîr edüp Sultan Murâd-ı râbiʿ vaktine gelince kendülerine mahsûs olan âyîn-i bâtıllarını kadîmî üzere icrâ ve batriklerinin sözünü isgā ederler idi.\n\nTârih-i mezkûrda münbit zehr-giyâ-yı hevâcis ve vesâvis olan baʿzı papas, katolik mezhebinin ittisâʿını beyân ve hâşâ Hazret-i Îsâ'nın vekîli olmak zuʿm-ı fâsidiyle Roma'da mukīm olan papa perhîzleri hegâmında lühûm-ı bahriyeye ruhsat verüp günahlarını bahş içün yedlerine memhûr sened iʿtâ eyleyeceğini inbâ ile ekserini tahvîl ve gürûh-ı mesfûreyi bir kat dahi tadlîl ve bir desîseyi iʿkādan garazları reʿâyâ-yı devletten tebrîd ve taraflarına imâle ile emr ve hükümlerine tahsîs ve tecrîd olduğu mütebeyyin\nve menʿ ü zecrleri husûsu müteʿayyin olduğundan fazla o târihte takarrüb ve ihtisâs ile şöhret-nümâ olan Abaza Paşa'nın ahad-i esbâb-ı katli dahi bu madde olduğu vekāyiʿ-şinâsân-ı rûzgâra hüveydâ olup hâsılı tâ'ife-i (79b) mezkûre iki fırkaya münkasim ve ahadü-hümâ-âhire muhâsım olup birbirinin mezbûhu olan hayvanâtı eklden ibâ ve katolik mezhebini tercîh edenler millet-i İslâmiyeye aʿdâ ve sırf Ermeni olanlar dâ'imâ izhâr-ı meyl ü incizâb iddiʿâsından başka katolik âyîninde bulunan mütemevviller Efrenc memleketinde birer kiliseye tasarruf ve evlâd ve akāriblerini seyahat ve iktisâb-ı maʿârif zemîninde o taraflara sevk ve tanzîm-i havâyiclerinde ihtiyâr-ı teceşşüm ve tekellüm edüp sarraflık hirfeti münâsebeti ile devâ'ir-i kibâra tereddüd ve istirâk ettikleri serâ'ir-i devleti müntemi oldukları milele iblâğda kemâl-ı mertebe takayyüd ederler idi.\n\nBundan başka memâlik-i mahrûsede eben an cedd temekkün ile sâye-i devlette iddihâr eyledikleri emvâli katolik olmak takrîbi ile baʿde'l-helâk diyâr-ı Efrence nakl ve îsâl şurût-ı âyînlerinden olup, bu maddeden dahi Devlet-i aliyye'ye ne derecelerde zarar u hasâret terettüb eyleyeceği zâhir olduğundan başka nüfûs-ı habîse erbâbı fil-asl fesâda mütemâyil ve müncezib ve mizâclarına muvâfık hevâ vü heves ve umûr-ı hâdiseye tâlib ve münsehib olup giderek zikr olunan âyîn-i bâtıl bu iklimde şâyiʿ ve Ermenilerin cümlesi bu tarîka tâbiʿ olup tasarrufât-ı hakīkiyeleri eyâdî-i Efrence dâhil ve lafzan iddiʿâ-yı raʿiyyetten gayri devlete faydaları olmadığı cezm rütbesine vâsıl olup, bu esbâb ile katolik mürdelerini hufrelerine ilkādan Ermeni batriki keff-i yed ve âyîn-i kadîmlerine ircâʿa vesîle add edüp birkaç defʿa tarafeyn rikâb ve Dîvân-ı âlî'ye arz-ı hâl ile ifâde-i merâm (80a) ve ahadü-hümâ-uhrâ töhmet-âlûd ederek ahz-i intikām sevdalarına düştükleri hâtır-hırâş erbâb-ı nakz u ibrâm olmağla daʿvâlarının akdem ve ehemmi olan refʿ-i mürde husûsu âyîn-i kadîmlerine tatbîkan tanzîm ve Âsitâne ve memâlik-i mahrûsenin sâir mahallerinde Katolik mezhebini ihtiyâr ile mûcib-i fesâd-ı azîm olanları dahi garaz ve ivâzdan ârî olarak tahkīk akabinde te'dîb-i mâ-lâ-yelıkleri icrâ olunmak takrîriyle ifade ve tefhîm eylemek bâbında Ermeni batrikine hitâben müekked ve müşedded fermân-ı âlî ısdâr ve semt-i dûzaha kā'id olan batriklerinin delâlet eyledikleri âyîn-i kadîmleri üzere hareketten imtinâʿ üzere olanlar hıfzen li'n-nizâm mazhar-ı darbü'r-rikāb olarak âhara ibret olacakları beyâniyle tahvîf ve inzâr olundu.\nTetimme: Bu fesâdın defʿi el-hâletü hâzihi mümkün olmayup, Katolik mezhebini ihtiyâr ile Efrenc tâ'ifesine rabt-ı peyvend taʿalluk eden sarraf ve sâir ticâretle melûf olan reʿâyâ baʿzı bî-kes eytâm ve sâir mütemevvilân-ı islâmı ribh-i zâ'id ve arz-ı fevâ'id ile firîfte edüp yedlerinden nukūd-ı mevcûdelerini iğtisâb ve bir müddet defʿ-i nemâ-yı muʿayyen ile lezzet-yâb ettikten sonra yedlerinde olan emvâl-ı nâsı müteʿallik oldukları düvel-i Efrence irsâl ve teʿâmül üzere olduğumuz akçeler zimemde terâküm ve ahzi mümkün olmuyor mağlatalarıyla mechûlü'l-ahvâl birkaç kimsenin temessüklerini ibrâz ile medfûʿu makbûzdan ziyâde göstererek izhâr-ı sûret-i iflâs ve birkaç mâh ihtibâsdan sonra düvel elçilerinin biri tavassut ile baʿzen sıfrü'l-yed olduğunu îmâ ve alâ-tarîk (80b) ü'l-guramâ ashâb-ı emvâli irzâ ile istihlâslarına dikkat ve iʿtinâ ettikleri akabinde bakıyye-i nukūdun beher sâl ribh ve fâ'iz mukavvemini Frengistan'dan celb ile kesb-i refâhiyet ve icrâ-yı mezâk eyledikleri vâreste-i ityân-ı delîl ve mücerred ashâb-ı emvâli îkāz ve tehvîl kasdıyle keyfiyet-i mezkûre bu mahalle tezyîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kādısı Abdülvâhid Efendi tekmîl-i eyyâm-ı hükûmet ve ulemâ-yı aʿlâmdan Müftîzâde Ahmed Efendi işbu Rebîʿülevvel'de bâ-rütbe-i Anadolu İstanbul kādılığıyla kesb-i rifʿat eyledi. \n\nKetebe-i aklâm vaktiyle kalemlere gelmemekle ashâb-ı hâcet ve inkızâsı mühimm olan mesâlih-i devlet resîde-i hayyiz-i te'hîr-i utlet olduğuna binâen bundan akdem vaktiyle kaleme gelüp gitmeleri bâbında katʿiyyü'l-medlûl buyuruldular, tahrîr olunmuş idi. Bir mâh kadar bu üslûb üzere îb ü zâhib ve ke'l-evvel bî-vakt hareket ile taʿtîl-i umûr ettikleri sâmiʿa-res-i sadr-ı vâlâ menâkıb olduğuna binâen mukaddemâ sâdır olan emr-i âlî tecdîd ve vaʿd ü vaʿîd ile tekîd olundu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Kādı-i İstanbul ve İstînâf-ı Tenbîh be-Küttâb-ı Aklâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_126.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Kādı-i İstanbul ve İstînâf-ı Tenbîh be-Küttâb-ı Aklâm",
          "text": "İstanbul Kādısı Abdülvâhid Efendi tekmîl-i eyyâm-ı hükûmet ve ulemâ-yı aʿlâmdan Müftîzâde Ahmed Efendi işbu Rebîʿülevvel'de bâ-rütbe-i Anadolu İstanbul kādılığıyla kesb-i rifʿat eyledi. \n\nKetebe-i aklâm vaktiyle kalemlere gelmemekle ashâb-ı hâcet ve inkızâsı mühimm olan mesâlih-i devlet resîde-i hayyiz-i te'hîr-i utlet olduğuna binâen bundan akdem vaktiyle kaleme gelüp gitmeleri bâbında katʿiyyü'l-medlûl buyuruldular, tahrîr olunmuş idi. Bir mâh kadar bu üslûb üzere îb ü zâhib ve ke'l-evvel bî-vakt hareket ile taʿtîl-i umûr ettikleri sâmiʿa-res-i sadr-ı vâlâ menâkıb olduğuna binâen mukaddemâ sâdır olan emr-i âlî tecdîd ve vaʿd ü vaʿîd ile tekîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bağdâd vâlisi olan Vezîr Abdullah Paşa ilel ü emrâz-ı gûnâ-gûn ile nâlân ve zebûn olduğu o tarafa me'mûr Sırrı Selîm Efendi tarafından resîde-i sâmiʿa-i hümâyûn olmuşidi. Ahvâl-i Irak'a vukūf ve ıttılâʿı olup el-yevm\nMusul vâlisi bulunan Vezîr Hasan Paşa'ya nihânî kāimmakāmlık emr-i şerîfi tesyâr ve öyle bir hâlet zuhûr ettiği an Bağdad'a revân (81a) olması işʿâr olunmuşidi. Abdullah Paşa mübtelâ olduğu illetten tahlîs-i cân edemeyüp sû-yi âhirete şitâbân oldukta atbâk-ı ahâli ile Hasan Paşa'ya irsâl-i berîd ve vâkiʿ olan keyfiyet ehl-i memleket tarafından arz-ı südde-i şehriyâr-ı bâhirü't-teyîd kılınup, ahâlinin Hasan Paşa tarafına derkâr olan meyl ü incizâbı ve müşârünileyhin dahi ahvâl-i Irak'a usûrundan başka Bağdad'a takarrübü incâh-ı matlabına vesîle olup şehr-i Rebîülevvel'in beşinci günü eyâlet-i mezbûre müşârünileyhe tevcîh ve ısdâr-ı kabâle ve istihlâs-ı Basra ve tathîr-i hudûd umûru uhdesine tefvîz ve ihâle kılındı. Tercüme: Müteveffâ-yi müşârünileyh, Süleyman Paşa memâlîkinden olup tedrîc ile kethüdâlık mansıbına ihrâz ve tekerrür ile akrânı beyninde kesb-i imtiyâz etmişidi. Mukaddemâ beyân olunduğu vech üzere Bağdad'a vâli ve Hâlid Paşa gāilesini ber-taraf ettikten sonra sît-i şöhreti o havâlide bâʿis-i tamânînet-i ahâli olup târih-i mezkûrda illet-i pîrî ilel hâdisesine munzam ve hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle mücânisi olan türâbe müdgam oldu. Müşârünileyh ednâ bir maddeyi hod be-hod tanzîmden âciz ve hasr u gabâveti zâhir ve bâriz iken kethüdâlığı ve vezâreti hâlinde vâkiʿ olan umûr-ı Bağdad'ı fevka'l-memûl tesviye ve rüyet bahtında olan saʿâdet ve tâliʿinde olan kuvvetten neşet eylediğinden gayri fî-hadd-i zâta mütevekkil ve cehline muʿterif ve sâde-dil bir zât olduğundan cenâb-ı Hak umûrunu teshîl ve istiʿdâd ve kemâl müstelzim-i merâtibdir, iʿtikādında olup ahkâm-ı takdîr ve meşiyyeti hâtırdan ihrâc (81b) edenlere min-kıbeli'r-rahmân bir nevʿ-i tezlîl olduğu vâreste-i kāl ü kīldır.",
          "caption": "Fevt-şüden-i Vâlî-i Bağdâd ve Tevcîh-i Eyâlet-i Mezbûre be-Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_127.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-şüden-i Vâlî-i Bağdâd ve Tevcîh-i Eyâlet-i Mezbûre be-Hasan Paşa",
          "text": "Bağdâd vâlisi olan Vezîr Abdullah Paşa ilel ü emrâz-ı gûnâ-gûn ile nâlân ve zebûn olduğu o tarafa me'mûr Sırrı Selîm Efendi tarafından resîde-i sâmiʿa-i hümâyûn olmuşidi. Ahvâl-i Irak'a vukūf ve ıttılâʿı olup el-yevm\nMusul vâlisi bulunan Vezîr Hasan Paşa'ya nihânî kāimmakāmlık emr-i şerîfi tesyâr ve öyle bir hâlet zuhûr ettiği an Bağdad'a revân (81a) olması işʿâr olunmuşidi. Abdullah Paşa mübtelâ olduğu illetten tahlîs-i cân edemeyüp sû-yi âhirete şitâbân oldukta atbâk-ı ahâli ile Hasan Paşa'ya irsâl-i berîd ve vâkiʿ olan keyfiyet ehl-i memleket tarafından arz-ı südde-i şehriyâr-ı bâhirü't-teyîd kılınup, ahâlinin Hasan Paşa tarafına derkâr olan meyl ü incizâbı ve müşârünileyhin dahi ahvâl-i Irak'a usûrundan başka Bağdad'a takarrübü incâh-ı matlabına vesîle olup şehr-i Rebîülevvel'in beşinci günü eyâlet-i mezbûre müşârünileyhe tevcîh ve ısdâr-ı kabâle ve istihlâs-ı Basra ve tathîr-i hudûd umûru uhdesine tefvîz ve ihâle kılındı. Tercüme: Müteveffâ-yi müşârünileyh, Süleyman Paşa memâlîkinden olup tedrîc ile kethüdâlık mansıbına ihrâz ve tekerrür ile akrânı beyninde kesb-i imtiyâz etmişidi. Mukaddemâ beyân olunduğu vech üzere Bağdad'a vâli ve Hâlid Paşa gāilesini ber-taraf ettikten sonra sît-i şöhreti o havâlide bâʿis-i tamânînet-i ahâli olup târih-i mezkûrda illet-i pîrî ilel hâdisesine munzam ve hulûl-i ecel-i mevʿûdiyle mücânisi olan türâbe müdgam oldu. Müşârünileyh ednâ bir maddeyi hod be-hod tanzîmden âciz ve hasr u gabâveti zâhir ve bâriz iken kethüdâlığı ve vezâreti hâlinde vâkiʿ olan umûr-ı Bağdad'ı fevka'l-memûl tesviye ve rüyet bahtında olan saʿâdet ve tâliʿinde olan kuvvetten neşet eylediğinden gayri fî-hadd-i zâta mütevekkil ve cehline muʿterif ve sâde-dil bir zât olduğundan cenâb-ı Hak umûrunu teshîl ve istiʿdâd ve kemâl müstelzim-i merâtibdir, iʿtikādında olup ahkâm-ı takdîr ve meşiyyeti hâtırdan ihrâc (81b) edenlere min-kıbeli'r-rahmân bir nevʿ-i tezlîl olduğu vâreste-i kāl ü kīldır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîülevvel'in beşinci günü Fethiye Câmiʿi kurbinde vâkiʿ Kiremit Mahallesi'nde bir bakkal dükkânından zuhûr-ı âteş o tarafta bulunanların ahvâlini müşevveş edüp, beş altı saat kadar mümted ve memûrlara bâʿis-i taʿab u kedd olduğundan herkes yed-i tazarruʿu dergâh-ı\nulûhiyete medd edüp nâ-gâh avn-i sübhânî bedîdâr ve itfâ-yı nâr ile umûm-ı vâreste-i gumûm u ekdâr oldu.\n\nŞehr-i mezkûrun onikinci günü deb-i dîrîn-i devlet-i ebed-karîn üzere Sultan Ahmed Câmiʿ-i şerîfinde nazm-ı güzîn-i Mevlid-i hayrü'l-mürselîn kırâati ile huzzâr-ı meclis feyz ve rûhâniyete hem-dem ve mûnis oldular.\n\nSâbıka sadr-ı Rum olan Mehmed Murad Efendi bundan akdem Gelibolu'ya nefy ü tebʿîd olunup intizâr-ı ferah ferec ile dîde-be-râh-ı ümîd iken hakkında olan siʿâyet gün be-gün mütezâʿif ve bu sebeble aksâm-ı gazab hakkında müterâdif olup mahzâ Âsitâne-i devletten dûr ve melûf olduğu râhat ve âsâyişten mehcûr olmak kasdiyle tarafına Medîne-i Münevvere kazâsı tevcîh olunup ol bâbda ısdâr-ı menşûr kılındı.\n\nGarîbe: Medîne-i Münevvere kazâsı bi-hasebü'n-nevbe Otlukçuzâde'ye tevcîh olunmak tasmîm ve bu keyfiyet mûmâileyhe tefhîm olundukta kuvvet-i bedeniye şurût-ı hacdan olduğunu îrâd ve pîrliğini illet eyleyerek afvını niyâz ve irtiyâd eylediğini Murad Efendi'nin bed-hâhlarına mecâl-i kelâm olup (82a) kuvvet-i mâliye ve bedeniyesi her taraftan zikr ü beyân ve bi-hasebi'l-beşeriyye kendüsünden sudûr eden uyûb-i zünûbi o bukʿa-i mübarekede bi'l-istiğfâr izâle eder maʿnâlarıyla Medîne-i Münevvere tevcîhini istihsân eyledikleri baʿzı mevsûkü'l-kelim kimselerin ihbâriyle sâmiʿa-res-i erbâb-ı ittifâk olup Otlukçuzâde'nin dahi Medîne-i Münevvere kazâsının kabûlünde îrâd ettiği özr-i müvecceh makbûl olmayup, hilâf-ı âde rütbesi bilâd-ı erbaʿaya tenzîl ve mâdûnî olanları üzerine takdîm ile tahcîl ve tezlîl olundu.\n\nMurad Efendi hakkında tertîb olunan isâet-i aʿvân ve ensârına sirâyet edüp Beytülmâl kâtibi ettiği Şemʿdânîzâde ve Ağa Kapusu kassâmı ettiği eniştesi Müderris İzzet Efendi mülâbese-i ittisâl ile birer mahalle tağrîb ve irsâl ve ekâbir-i kudâttan Çeşmîzâde dahi isâbet-i ayn-ı aʿdâ ile nazar-ı iʿtibârdan sâkıt ve o dahi hibâle-i teng-i bend-i gurbete murtabit oldu.\n\nİstanbul'dan mağzûl ve Anadolu sadâretine nigeh-endâz-ı memûl olan Hayâtîzâde Mehmed Said Efendi hulf-i matlabdan tersân ve buna dâir baʿzı havâdis istimâʿ ettiğini huzûr-ı fetvâ-penâhîde zebân-güzâr-ı beyân olup, umûr-ı tevcîhât meşiyyet-i Hakka makrûn olduğunu müşârünileyh îmâ ve irâdesini ihfâ eylediği Hayâtîzâde Efendi'ye îrâs-ı şübhe ve gümân ve filhâl\nbu mazmûnda bir arz-ı hâl yazup Cuma günü Ayasofya'da arz-ı pîş-gâh-ı hidîv-i zamân edüp bu vazʿ-ı nâdir şeyhülislâm efendiye sebeb-i şiken-i hâtır olup, sâhilhânesinde meks ü ikāmeti takrîr ile cihet-i tedîbini (82b) teshîl ve mûmâileyh belâ-yi hırs ile yalıda mahbûs olmak beliyyesini hod be-hod tahsîl eyledi.\nMora cezîresi istilâ-yi kefereden vâreste oldise dahi eyâdî-i eşkıyâ-yi Arnabud'a giriftâr ve muhassılı olan Vezîr Morevî Ahmed Paşa gürûh-ı mezbûru ihrâca muktedir olmadığından reʿâyâ pâ-zede-i mazarr ve memleket târ-mâr olduğundan nazar-ı katʿ ile kendüsü dahi bir taraftan tecrîm-i reʿâyâ ve celb-i emvâl-i fukarâ eylediği südde-i seniyye-i cihândârîye inhâ olunup mâh-ı mezbûrun yirmibeşinci günü mansıbı Eğriboz muhâfızı olan Vezîr Mehmed Paşa ile mübâdele ve eyâlet-i Şam, urbân ile hüsn-i sülûku şuyûʿuna binâen Azmzâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve eyâlet-i Trablus mîrimîrândan müşârünileyhin mahdûmu Yusuf Paşa'ya ihâle olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Harîk ve Krâat-i Mevlid-i Şerîf ve Tevcîh-i Kazâ-i Medine-i Münevvere be-Murad Efendi ve Havâdisât-ı Sâire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_128.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Harîk ve Krâat-i Mevlid-i Şerîf ve Tevcîh-i Kazâ-i Medine-i Münevvere be-Murad Efendi ve Havâdisât-ı Sâire",
          "text": "Şehr-i Rebîülevvel'in beşinci günü Fethiye Câmiʿi kurbinde vâkiʿ Kiremit Mahallesi'nde bir bakkal dükkânından zuhûr-ı âteş o tarafta bulunanların ahvâlini müşevveş edüp, beş altı saat kadar mümted ve memûrlara bâʿis-i taʿab u kedd olduğundan herkes yed-i tazarruʿu dergâh-ı\nulûhiyete medd edüp nâ-gâh avn-i sübhânî bedîdâr ve itfâ-yı nâr ile umûm-ı vâreste-i gumûm u ekdâr oldu.\n\nŞehr-i mezkûrun onikinci günü deb-i dîrîn-i devlet-i ebed-karîn üzere Sultan Ahmed Câmiʿ-i şerîfinde nazm-ı güzîn-i Mevlid-i hayrü'l-mürselîn kırâati ile huzzâr-ı meclis feyz ve rûhâniyete hem-dem ve mûnis oldular.\n\nSâbıka sadr-ı Rum olan Mehmed Murad Efendi bundan akdem Gelibolu'ya nefy ü tebʿîd olunup intizâr-ı ferah ferec ile dîde-be-râh-ı ümîd iken hakkında olan siʿâyet gün be-gün mütezâʿif ve bu sebeble aksâm-ı gazab hakkında müterâdif olup mahzâ Âsitâne-i devletten dûr ve melûf olduğu râhat ve âsâyişten mehcûr olmak kasdiyle tarafına Medîne-i Münevvere kazâsı tevcîh olunup ol bâbda ısdâr-ı menşûr kılındı.\n\nGarîbe: Medîne-i Münevvere kazâsı bi-hasebü'n-nevbe Otlukçuzâde'ye tevcîh olunmak tasmîm ve bu keyfiyet mûmâileyhe tefhîm olundukta kuvvet-i bedeniye şurût-ı hacdan olduğunu îrâd ve pîrliğini illet eyleyerek afvını niyâz ve irtiyâd eylediğini Murad Efendi'nin bed-hâhlarına mecâl-i kelâm olup (82a) kuvvet-i mâliye ve bedeniyesi her taraftan zikr ü beyân ve bi-hasebi'l-beşeriyye kendüsünden sudûr eden uyûb-i zünûbi o bukʿa-i mübarekede bi'l-istiğfâr izâle eder maʿnâlarıyla Medîne-i Münevvere tevcîhini istihsân eyledikleri baʿzı mevsûkü'l-kelim kimselerin ihbâriyle sâmiʿa-res-i erbâb-ı ittifâk olup Otlukçuzâde'nin dahi Medîne-i Münevvere kazâsının kabûlünde îrâd ettiği özr-i müvecceh makbûl olmayup, hilâf-ı âde rütbesi bilâd-ı erbaʿaya tenzîl ve mâdûnî olanları üzerine takdîm ile tahcîl ve tezlîl olundu.\n\nMurad Efendi hakkında tertîb olunan isâet-i aʿvân ve ensârına sirâyet edüp Beytülmâl kâtibi ettiği Şemʿdânîzâde ve Ağa Kapusu kassâmı ettiği eniştesi Müderris İzzet Efendi mülâbese-i ittisâl ile birer mahalle tağrîb ve irsâl ve ekâbir-i kudâttan Çeşmîzâde dahi isâbet-i ayn-ı aʿdâ ile nazar-ı iʿtibârdan sâkıt ve o dahi hibâle-i teng-i bend-i gurbete murtabit oldu.\n\nİstanbul'dan mağzûl ve Anadolu sadâretine nigeh-endâz-ı memûl olan Hayâtîzâde Mehmed Said Efendi hulf-i matlabdan tersân ve buna dâir baʿzı havâdis istimâʿ ettiğini huzûr-ı fetvâ-penâhîde zebân-güzâr-ı beyân olup, umûr-ı tevcîhât meşiyyet-i Hakka makrûn olduğunu müşârünileyh îmâ ve irâdesini ihfâ eylediği Hayâtîzâde Efendi'ye îrâs-ı şübhe ve gümân ve filhâl\nbu mazmûnda bir arz-ı hâl yazup Cuma günü Ayasofya'da arz-ı pîş-gâh-ı hidîv-i zamân edüp bu vazʿ-ı nâdir şeyhülislâm efendiye sebeb-i şiken-i hâtır olup, sâhilhânesinde meks ü ikāmeti takrîr ile cihet-i tedîbini (82b) teshîl ve mûmâileyh belâ-yi hırs ile yalıda mahbûs olmak beliyyesini hod be-hod tahsîl eyledi.\nMora cezîresi istilâ-yi kefereden vâreste oldise dahi eyâdî-i eşkıyâ-yi Arnabud'a giriftâr ve muhassılı olan Vezîr Morevî Ahmed Paşa gürûh-ı mezbûru ihrâca muktedir olmadığından reʿâyâ pâ-zede-i mazarr ve memleket târ-mâr olduğundan nazar-ı katʿ ile kendüsü dahi bir taraftan tecrîm-i reʿâyâ ve celb-i emvâl-i fukarâ eylediği südde-i seniyye-i cihândârîye inhâ olunup mâh-ı mezbûrun yirmibeşinci günü mansıbı Eğriboz muhâfızı olan Vezîr Mehmed Paşa ile mübâdele ve eyâlet-i Şam, urbân ile hüsn-i sülûku şuyûʿuna binâen Azmzâde Vezîr Mehmed Paşa'ya ve eyâlet-i Trablus mîrimîrândan müşârünileyhin mahdûmu Yusuf Paşa'ya ihâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ahâli-i Kırım ve kabâil-i Tatar'a imdâd zımnında berren ve bahren tertîb-i ecnâd mukaddemâ tasmîm-gerde-i devlet-i gazâ-yi iʿtiyâd olduğuna binâen mersâ-yi tersâne-i âmirede mevcûd olan merâkib-i bahriyenin fî-esraʿi'l-eyyâm levâzımı itmâm olunduğu kapudan paşa tarafından arz ve ifhâm olunmuşidi. Rûz-ı Hızır takarrüb eylediğine binâen müşârünileyhin alay gösterüp Bahr-i siyâh tarafına şakka-güşâ-yi azîmet olduğu haberi Kırım seraskeri Vezîr Ali Paşa'nın resîde-i sâmiʿa-i ittikānı oldukta memûr olduğu askerin verâsını alup ihzâr ettiği askeri sefâine teşhîn ve imlâ ve ale't-te'âkub o tarafa sevk ve izcâ eyleyeceği mütâlaʿa (83a) ve bu mülâbese ile kapudan paşanın teveccüh ve azîmetinde izhâr-ı sûret müsâraʿa olunmağla işbu şehr-i Rebîülâhir'in onuncu ve Rûz-ı Hızır'ın dördüncü günü kapudan paşa alay gösterüp huzûr-ı hümâyûnda iktisâ-yi hilʿat ile âric-i meʿâric-i mefharet ve bilâ-tevakkuf Bahr-i siyâh boğazından hurûc ve memûr olduğu mahalle bâd-bân-güşâ-yi azîmet olmasını şehriyâr-ı mekârim-âde şifâhen tarafına ifâde ve Beşiktaş pîşgâhında bâd-i muvâfık hübûbuna dîde-i intizârı güşâde eyledi. Müşârünileyhin donanma-yi hümâyûn ile\nazîmeti serasker-i müşârünileyhe ihbâr ve bir an akdem icrâ-yı memûriyete kendü dahi berzede-dâmân-ı ihtimâm olması bâbında hükm-i cihân-mutâʿ ısdâr olundu.\n\nKapudan paşanın donanma-yı hümâyûn ile Karadeniz'e memûriyeti hasebiyle Akdeniz'in hulüvvi zâhir ve gayr-i mübhem ve lüsûs-ı bahriyeden muhâfazası emr-i ehemm görüldüğünden müşârünileyhin kethüdâsı kifâyet mikdârı sefâin ile Akdeniz'e taʿyîn ve irsâl ve emr-i muhâfazada nakdine nesâr-ı gayret olmak tenbîhâtı zarf-ı gûş-ı huşûna idhâl olundu.\n\nRusyalu maslahat-ı serbestiyeti tanzîm ve ahâlî-i Kırım ve kabâil-i Tatar'ı ilzâm sûretinde Kırım'a dâhil olup şurût-ı müsâlahayı vikāyede ihtimâm üzere olduklarını Devlet-i aliyye sefâininin Olta limanına geldikleri hîn-i münâfî resm-i dostî taraflarından bir vazʿ-ı yed zuhûr etmediğini sened ittihâz eyledikleri her ne kadar hiyel-i âlem-i firîblerinden maʿdûd ise dahi zâhir-i hâlde vikāye-i şart iddiʿâsında oldukları hasebiyle o tarafa memûr olanlar maslahata nazar ile (83b) Kırım'dan Rusyalu'nun hurûcu esbâbını tahsîl ve iktizâ eyledikte mükâleme ile bu hatb-i ehemmi teshîl etmek sûreti nezd-i erkân-ı saltanatta fiʿl-i cemîl add olunup müşârünileyhimâya iki kıtʿa Ruhsatnâme tahrîr ve tesyîr ve mutabassırâne hareket ile şân-ı devleti her hâlde vikāye eylemeleri tenbîh ve tezkîr olundu.",
          "caption": "Hareket-i Donanma-yi Hümâyûn ve Murahhas-şüden-i Kapudan Paşa ve Serasker Paşa be-Mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_129.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Donanma-yi Hümâyûn ve Murahhas-şüden-i Kapudan Paşa ve Serasker Paşa be-Mükâleme",
          "text": "Ahâli-i Kırım ve kabâil-i Tatar'a imdâd zımnında berren ve bahren tertîb-i ecnâd mukaddemâ tasmîm-gerde-i devlet-i gazâ-yi iʿtiyâd olduğuna binâen mersâ-yi tersâne-i âmirede mevcûd olan merâkib-i bahriyenin fî-esraʿi'l-eyyâm levâzımı itmâm olunduğu kapudan paşa tarafından arz ve ifhâm olunmuşidi. Rûz-ı Hızır takarrüb eylediğine binâen müşârünileyhin alay gösterüp Bahr-i siyâh tarafına şakka-güşâ-yi azîmet olduğu haberi Kırım seraskeri Vezîr Ali Paşa'nın resîde-i sâmiʿa-i ittikānı oldukta memûr olduğu askerin verâsını alup ihzâr ettiği askeri sefâine teşhîn ve imlâ ve ale't-te'âkub o tarafa sevk ve izcâ eyleyeceği mütâlaʿa (83a) ve bu mülâbese ile kapudan paşanın teveccüh ve azîmetinde izhâr-ı sûret müsâraʿa olunmağla işbu şehr-i Rebîülâhir'in onuncu ve Rûz-ı Hızır'ın dördüncü günü kapudan paşa alay gösterüp huzûr-ı hümâyûnda iktisâ-yi hilʿat ile âric-i meʿâric-i mefharet ve bilâ-tevakkuf Bahr-i siyâh boğazından hurûc ve memûr olduğu mahalle bâd-bân-güşâ-yi azîmet olmasını şehriyâr-ı mekârim-âde şifâhen tarafına ifâde ve Beşiktaş pîşgâhında bâd-i muvâfık hübûbuna dîde-i intizârı güşâde eyledi. Müşârünileyhin donanma-yi hümâyûn ile\nazîmeti serasker-i müşârünileyhe ihbâr ve bir an akdem icrâ-yı memûriyete kendü dahi berzede-dâmân-ı ihtimâm olması bâbında hükm-i cihân-mutâʿ ısdâr olundu.\n\nKapudan paşanın donanma-yı hümâyûn ile Karadeniz'e memûriyeti hasebiyle Akdeniz'in hulüvvi zâhir ve gayr-i mübhem ve lüsûs-ı bahriyeden muhâfazası emr-i ehemm görüldüğünden müşârünileyhin kethüdâsı kifâyet mikdârı sefâin ile Akdeniz'e taʿyîn ve irsâl ve emr-i muhâfazada nakdine nesâr-ı gayret olmak tenbîhâtı zarf-ı gûş-ı huşûna idhâl olundu.\n\nRusyalu maslahat-ı serbestiyeti tanzîm ve ahâlî-i Kırım ve kabâil-i Tatar'ı ilzâm sûretinde Kırım'a dâhil olup şurût-ı müsâlahayı vikāyede ihtimâm üzere olduklarını Devlet-i aliyye sefâininin Olta limanına geldikleri hîn-i münâfî resm-i dostî taraflarından bir vazʿ-ı yed zuhûr etmediğini sened ittihâz eyledikleri her ne kadar hiyel-i âlem-i firîblerinden maʿdûd ise dahi zâhir-i hâlde vikāye-i şart iddiʿâsında oldukları hasebiyle o tarafa memûr olanlar maslahata nazar ile (83b) Kırım'dan Rusyalu'nun hurûcu esbâbını tahsîl ve iktizâ eyledikte mükâleme ile bu hatb-i ehemmi teshîl etmek sûreti nezd-i erkân-ı saltanatta fiʿl-i cemîl add olunup müşârünileyhimâya iki kıtʿa Ruhsatnâme tahrîr ve tesyîr ve mutabassırâne hareket ile şân-ı devleti her hâlde vikāye eylemeleri tenbîh ve tezkîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım seraskeri olan Vezîr Ali Paşa on bin kadar tâmmü's-silâh ve melûf reviş-i ceng ü kifâh asker-i güzîde intihâb ettiyse dahi, asker-i mezkûru iʿmâl ve idâreye kādir ve nüfûz-ı kelime ile kadr ü iʿtibârı zâhir bir şahs-ı mütemeyyizin başbuğ olmasını mûcibât-ı vakt-i hâl iktizâ ettiğini îmâ ve eyâlet-i Sivas inzimâmiyle ekber evlâdı olan Mikdâd Ahmed Bey'e rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsân olunduğu takdîrde Soğucak Kalesi'ne varup Rusyalu'nun kavlen ve fiʿlen cezb ve imâlelerine takayyüd ve ihtimâm eyledikleri kabâili tedbîrât-ı akliye ile Rusyalu'dan tebrîd ve an-asl Devlet-i aliyye'ye merbût olan hablü'l-metîn itāʿatlerin teşyîd etmek ve imkân müsâʿid olduğu takdîrde Taman ve sâir kılâʿı âverde-i dest-i zabt edüp menşûr-ı inkıyâdların tecdîd eylemek maʿnâlarını berâhîn-i müselleme ile teyîd edüp, zikr olunan tedbîr-i muvâfık rey-i müşîr ü müsteşîr olduğuna binâen şehr-i Rebîülâhir'in onbeşinci günü mîr-i mûmâileyhe Sivas\neyâletiyle câh-ı vâlâ-yi vezâret i'tâ ve Erzurum Eyâleti dahi pederi müşârünileyhe teksîr-i sevâd-ı asker mülâhazasiyle tevcîh buyrulup selefi Seyyid İbrâhim Paşa (84a) Kars muhâfazasına bi'l-iktizâ baʿs u isrâ olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Vezâret be-Mikdâd Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_130.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Vezâret be-Mikdâd Bey",
          "text": "Kırım seraskeri olan Vezîr Ali Paşa on bin kadar tâmmü's-silâh ve melûf reviş-i ceng ü kifâh asker-i güzîde intihâb ettiyse dahi, asker-i mezkûru iʿmâl ve idâreye kādir ve nüfûz-ı kelime ile kadr ü iʿtibârı zâhir bir şahs-ı mütemeyyizin başbuğ olmasını mûcibât-ı vakt-i hâl iktizâ ettiğini îmâ ve eyâlet-i Sivas inzimâmiyle ekber evlâdı olan Mikdâd Ahmed Bey'e rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsân olunduğu takdîrde Soğucak Kalesi'ne varup Rusyalu'nun kavlen ve fiʿlen cezb ve imâlelerine takayyüd ve ihtimâm eyledikleri kabâili tedbîrât-ı akliye ile Rusyalu'dan tebrîd ve an-asl Devlet-i aliyye'ye merbût olan hablü'l-metîn itāʿatlerin teşyîd etmek ve imkân müsâʿid olduğu takdîrde Taman ve sâir kılâʿı âverde-i dest-i zabt edüp menşûr-ı inkıyâdların tecdîd eylemek maʿnâlarını berâhîn-i müselleme ile teyîd edüp, zikr olunan tedbîr-i muvâfık rey-i müşîr ü müsteşîr olduğuna binâen şehr-i Rebîülâhir'in onbeşinci günü mîr-i mûmâileyhe Sivas\neyâletiyle câh-ı vâlâ-yi vezâret i'tâ ve Erzurum Eyâleti dahi pederi müşârünileyhe teksîr-i sevâd-ı asker mülâhazasiyle tevcîh buyrulup selefi Seyyid İbrâhim Paşa (84a) Kars muhâfazasına bi'l-iktizâ baʿs u isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i şitâ hayyiz-i resân gāyet ve basît gayr-i envâʿ-i ezâhir ü nebâtât ile nümûne-nümâ-yi sahn-ı cennet olup aşk-ı şâhid-i gül, ârâm-rübâ-yi bülbül ve hevâ-yi serv-i ser-âzâd, fâhte-i bî-nevâye sebeb efzâyiş-i dâd u feryâd olup çeşm-i nergis, dîde-i nîm-mest-i hûbâne meşâkil ve safahât-i zerrîn ve cennât-ı erbâb-ı levʿat ve muhabbete muʿâdil sünbül-i ham der-ham şebîh-i zülf ü perçem ve lâle-i sürh-fâm revnak-şiken-i câm-müdâm olup, verd-i mutarrâ ahmer-i fânî-i ruhsârdan hacil ü şerm-sâr ve nesîm-i urd-ı behişt-mânend kâkül-i hûbân-ı anber-rîz ü müşg-bâr olup velhâsıl أحيا الربيع الأرض بعد مماتها وحلا بسكب القطر عود نباتها والزهر قد ألقى النثار كأنما أدت كنوز الأرض بعض زكوتها وحكت جداولها خلاخيلا وقد اضحى خرير الماء من رناتها maʿnâları hâtır-ı feyz müzâhir-i mülûkâneden cilve-ger olup mâh-ı mezkûrun onaltıncı ve mâh-ı eyârın ikici Charşenbih'de Beşiktaş Sarayı'na nakl ü hareket ve istinşâk-ı nefehât-ı bahar ile kesb-i tarâvet buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_131.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i Hümâyûn",
          "text": "Mevsim-i şitâ hayyiz-i resân gāyet ve basît gayr-i envâʿ-i ezâhir ü nebâtât ile nümûne-nümâ-yi sahn-ı cennet olup aşk-ı şâhid-i gül, ârâm-rübâ-yi bülbül ve hevâ-yi serv-i ser-âzâd, fâhte-i bî-nevâye sebeb efzâyiş-i dâd u feryâd olup çeşm-i nergis, dîde-i nîm-mest-i hûbâne meşâkil ve safahât-i zerrîn ve cennât-ı erbâb-ı levʿat ve muhabbete muʿâdil sünbül-i ham der-ham şebîh-i zülf ü perçem ve lâle-i sürh-fâm revnak-şiken-i câm-müdâm olup, verd-i mutarrâ ahmer-i fânî-i ruhsârdan hacil ü şerm-sâr ve nesîm-i urd-ı behişt-mânend kâkül-i hûbân-ı anber-rîz ü müşg-bâr olup velhâsıl أحيا الربيع الأرض بعد مماتها وحلا بسكب القطر عود نباتها والزهر قد ألقى النثار كأنما أدت كنوز الأرض بعض زكوتها وحكت جداولها خلاخيلا وقد اضحى خرير الماء من رناتها maʿnâları hâtır-ı feyz müzâhir-i mülûkâneden cilve-ger olup mâh-ı mezkûrun onaltıncı ve mâh-ı eyârın ikici Charşenbih'de Beşiktaş Sarayı'na nakl ü hareket ve istinşâk-ı nefehât-ı bahar ile kesb-i tarâvet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kul kethüdâlığından maʿzûl iken rütbe-i vezâretle Diyarbekir Eyâleti tevcîh olunan Elhac Halil Paşa ecel-i müsemmâsiyle azm-i dâr-ı ukbâ edüp, münhal olan mansıbı Kudüs Sancağı'na mutasarrıf olan Vezîr Gazi Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup, Bender muhâfazasında olan Vezîr Mehmed Paşa'ya Haleb Eyâleti ve selefi Vezîr İbrâhim Paşa'ya Kilis ve Aʿzaz sancağları ve Yergöğü muhâfazasında olan (84b) Vezîr Seyyid Hasan Paşa'ya Bender\nKalesi'ni bi'n-nefs muhâfaza etmek şartıyla Aydın Sancağı ihsân ve bu zeminde cümlesine ısdâr-ı fermân-ı âlî-şân kılındı. Müteveffâ-yi müşârünileyh Bağdad'a yeniçeri kitâbeti ile gelüp tavr u reftârı Süleyman Paşa merhûmun tabʿına muvâfık geldiğinden Bağdad ağalığın istihsân ile hakkında ârife-i vezîrânesin ikmâl etmişidi. Ağalığı eyyâmı âsûde hâle tesâdüf edüp vakti dahi mümtedd olduğundan vâfir mâl iddihâr ve ırz u vekārıyla azl olunup kıbletü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdet'e ilkā-yi raht-kâr u bâr etmişidi. Ocak tarafından baʿzı muğlak umûra taʿyîn ve her maddeyi dest-yârî-i akl u tedbîriyle teshîl ve tehvîn eylediğinden dâhil-i katâr ve giderek kul kethüdâlığı derecesini kesb ile sâhib-i iştihâr olup taʿayyün-i zâtîsi yeniçeri ağası bulunan Kuyucu Süleyman Paşa'ya bâʿis-i hadşe-i derûn olup ednâ bir sebeb isnâdıyla makāmından ibʿâd ve kayd-ı gurbetle endûh ve ekdârını müzdâd etmişidi. Pâk-tıynet gûşe-i gurbette hâr olsun mu hiç / Cevher âgûş-i sadeften dûr olur kıymetlenür. Fehvâsı üzere çok geçmeden hâdise-i Bağdad zuhûriyle kevkeb-i ikbâli fürûzân ve o havâli umûruna vukūfu nümâyân olduğundan rütbe-i vezârete şâyân görülüp minvâl-ı muharrer üzere vefât ve vedîʿa-i rûhunu teslîm-i yed-i hâdimü'l-lezzât eyledi. Müşârünileyh cesâret-i müfrita ile meşhûr ve tehdîdini îkāʿa kādir bir düstûr u vakūr idi.",
          "caption": "Fevt-i Vâli-i Diyarbekir Vezîr Halil Paşa ve Vukūʿ-ı Tevcîhât-ı Vüzerâ-yi İzâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_132.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâli-i Diyarbekir Vezîr Halil Paşa ve Vukūʿ-ı Tevcîhât-ı Vüzerâ-yi İzâm",
          "text": "Kul kethüdâlığından maʿzûl iken rütbe-i vezâretle Diyarbekir Eyâleti tevcîh olunan Elhac Halil Paşa ecel-i müsemmâsiyle azm-i dâr-ı ukbâ edüp, münhal olan mansıbı Kudüs Sancağı'na mutasarrıf olan Vezîr Gazi Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup, Bender muhâfazasında olan Vezîr Mehmed Paşa'ya Haleb Eyâleti ve selefi Vezîr İbrâhim Paşa'ya Kilis ve Aʿzaz sancağları ve Yergöğü muhâfazasında olan (84b) Vezîr Seyyid Hasan Paşa'ya Bender\nKalesi'ni bi'n-nefs muhâfaza etmek şartıyla Aydın Sancağı ihsân ve bu zeminde cümlesine ısdâr-ı fermân-ı âlî-şân kılındı. Müteveffâ-yi müşârünileyh Bağdad'a yeniçeri kitâbeti ile gelüp tavr u reftârı Süleyman Paşa merhûmun tabʿına muvâfık geldiğinden Bağdad ağalığın istihsân ile hakkında ârife-i vezîrânesin ikmâl etmişidi. Ağalığı eyyâmı âsûde hâle tesâdüf edüp vakti dahi mümtedd olduğundan vâfir mâl iddihâr ve ırz u vekārıyla azl olunup kıbletü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdet'e ilkā-yi raht-kâr u bâr etmişidi. Ocak tarafından baʿzı muğlak umûra taʿyîn ve her maddeyi dest-yârî-i akl u tedbîriyle teshîl ve tehvîn eylediğinden dâhil-i katâr ve giderek kul kethüdâlığı derecesini kesb ile sâhib-i iştihâr olup taʿayyün-i zâtîsi yeniçeri ağası bulunan Kuyucu Süleyman Paşa'ya bâʿis-i hadşe-i derûn olup ednâ bir sebeb isnâdıyla makāmından ibʿâd ve kayd-ı gurbetle endûh ve ekdârını müzdâd etmişidi. Pâk-tıynet gûşe-i gurbette hâr olsun mu hiç / Cevher âgûş-i sadeften dûr olur kıymetlenür. Fehvâsı üzere çok geçmeden hâdise-i Bağdad zuhûriyle kevkeb-i ikbâli fürûzân ve o havâli umûruna vukūfu nümâyân olduğundan rütbe-i vezârete şâyân görülüp minvâl-ı muharrer üzere vefât ve vedîʿa-i rûhunu teslîm-i yed-i hâdimü'l-lezzât eyledi. Müşârünileyh cesâret-i müfrita ile meşhûr ve tehdîdini îkāʿa kādir bir düstûr u vakūr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım tarafına (85a) me'mûr olan donanma-yi hümâyûn birkaç gün zarfında lenger alup Bahr-i siyâha feth-i şakka-i azîmet eylemek memûl-i aʿlâ ve dûn iken Keştî-i dil sâhil-i maksûda dil-teşne, velî / Lücce-i hayrette kaldım, rüzgârım yok gibi. Mefhûmunca tehâlüf-i hevâ süfün-i mezkûreyi kırk gün kadar mahbûs-ı deryâ edüp baʿzı ehl-i ven rûhânî esbâba meyl ü rükûn maʿnâlarını işâret ve Kelâm-ı Kadîm'den sonra asahh-ı kütüb olan Buhârî-i Şerîf tilâvetinde husûl-ı\nmatlab-ı mücerreb olduğunu delâlet etmişidi. Medîne-i Münevvere sükkânından Hâfız-ı Buhârî-i Şerîf olan Ebu't-tayyib o esnâda Âsitâne-i saʿâdet'e gelmiş bulunmağla haklarında hüsn-i zann olunur yedi kimse maʿiyetine terfîk ve Enderûn-ı hümâyûnda kırâat-i Buhârî'ye bed' ile eser-i şerîfi tahkīk olunup, şöyle ki nısfına varmadan o derârî-i asdâf-ı nübüvvetin envâr-ı âsârı işrâk ve hübûb-ı bâd-i muvâfık ile mecrâ-yı deryâ indifâk edüp Karadeniz Boğazı'ndan sefâin-i donanma hurûc ile savb-ı matlûba cereyân ve bu keyfiyet cümleye ifâza-i sürûr-ı bî-pâyân eyledi. \"Matlab hâsıl oldu\" deyü nısf-ı âhirin tilâveti terk olunmayup birkaç gün zarfında tetmîm ve kırâate nâmzed olanlar hakkında atâyâ-yı şâhâne taʿmîm olundu.",
          "caption": "Bed ü Hatm-i Buhârî-i Şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_133.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Bed ü Hatm-i Buhârî-i Şerîf",
          "text": "Kırım tarafına (85a) me'mûr olan donanma-yi hümâyûn birkaç gün zarfında lenger alup Bahr-i siyâha feth-i şakka-i azîmet eylemek memûl-i aʿlâ ve dûn iken Keştî-i dil sâhil-i maksûda dil-teşne, velî / Lücce-i hayrette kaldım, rüzgârım yok gibi. Mefhûmunca tehâlüf-i hevâ süfün-i mezkûreyi kırk gün kadar mahbûs-ı deryâ edüp baʿzı ehl-i ven rûhânî esbâba meyl ü rükûn maʿnâlarını işâret ve Kelâm-ı Kadîm'den sonra asahh-ı kütüb olan Buhârî-i Şerîf tilâvetinde husûl-ı\nmatlab-ı mücerreb olduğunu delâlet etmişidi. Medîne-i Münevvere sükkânından Hâfız-ı Buhârî-i Şerîf olan Ebu't-tayyib o esnâda Âsitâne-i saʿâdet'e gelmiş bulunmağla haklarında hüsn-i zann olunur yedi kimse maʿiyetine terfîk ve Enderûn-ı hümâyûnda kırâat-i Buhârî'ye bed' ile eser-i şerîfi tahkīk olunup, şöyle ki nısfına varmadan o derârî-i asdâf-ı nübüvvetin envâr-ı âsârı işrâk ve hübûb-ı bâd-i muvâfık ile mecrâ-yı deryâ indifâk edüp Karadeniz Boğazı'ndan sefâin-i donanma hurûc ile savb-ı matlûba cereyân ve bu keyfiyet cümleye ifâza-i sürûr-ı bî-pâyân eyledi. \"Matlab hâsıl oldu\" deyü nısf-ı âhirin tilâveti terk olunmayup birkaç gün zarfında tetmîm ve kırâate nâmzed olanlar hakkında atâyâ-yı şâhâne taʿmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelâhire'nin beşinci Salı günü tavâif-i askerînin bir kıst mevâcibleri ihsân ve üç günden sonra Paşa Kapusu'nda devr olup teşrîfât-ı seniyye ile sadr-ı vâlâ-şân ferîh ve cezlân kılındı. Rumeli kazaskeri (85b) olan Dürrîzâde merhûmun necl-i necîbi Nurullah Efendi Cuma dîvânında mizâcı münharif ve taʿâmdan istiʿfâ ile hânesine munsarif olup vücûduna ârız olan illet hummâ-yı vebâî olduğuna nisbetle edviye-i etibbâ [Mısraʿ]: \"Ez kazâ işkencebîn safrâ füzûd\" maʿnâsına resâ olup Cumâdelâhire evâilinde terk-i hayât-ı müsteʿâr ve azm-i dârü'l-karâr eyledi. Mumâileyh otuzyedi târîhinde rû-nümâ ve terbiye-i dâye-i feyz-i Hudâ ile kesb-i neşv ü nemâ ettikte hâric ruʿsiyle dâhil-i dâire-i ulemâ olup yetmişbir senesinde ahad-i mevâlîden maʿdûd ve seksenbeşte Mekke-i Mükerreme pâyesiyle mahsûd olmuşidi. Seksenaltı Receb'inde Kostantiyye'ye ile müşerref ve seksenyedide Anadolu sadâretiyle gûş-ı iʿtibârı müşennef, doksanbirde Rumeli pâyesiyle mutayyeb ve doksanikide\nbilfiil Rumeli sadâretiyle dest-zen-i şevk u tarab olup târîh-i mezkûrda vefât ve terk-i kâr u bâr-ı kâinât eyledi. Müteveffâ-yı mûmâileyh ulûm-ı cüz'iyyede mâhir ve ibâre istihrâcına kādir kesret-i kütübe mâlik ve sâir ulûmda akrânına müşârik idi. Bu takrîb ile Rumeli sadâreti münhal ve Esad Efendizâde Şerîf Molla Efendi sâniyen sadâret-i mezkûreye şâyân ve mahall görülüp huzûr-ı sadr-ı âlîde iktisâ-yı hil'at ve neşr-i ahkâm-ı şerî'at eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Mevâcib ve Vefât-ı Sadr-ı Rum Nurullah Efendi ve Nasb-ı Esad Efendizâde Becâyeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_134.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Mevâcib ve Vefât-ı Sadr-ı Rum Nurullah Efendi ve Nasb-ı Esad Efendizâde Becâyeş",
          "text": "İşbu Cumâdelâhire'nin beşinci Salı günü tavâif-i askerînin bir kıst mevâcibleri ihsân ve üç günden sonra Paşa Kapusu'nda devr olup teşrîfât-ı seniyye ile sadr-ı vâlâ-şân ferîh ve cezlân kılındı. Rumeli kazaskeri (85b) olan Dürrîzâde merhûmun necl-i necîbi Nurullah Efendi Cuma dîvânında mizâcı münharif ve taʿâmdan istiʿfâ ile hânesine munsarif olup vücûduna ârız olan illet hummâ-yı vebâî olduğuna nisbetle edviye-i etibbâ [Mısraʿ]: \"Ez kazâ işkencebîn safrâ füzûd\" maʿnâsına resâ olup Cumâdelâhire evâilinde terk-i hayât-ı müsteʿâr ve azm-i dârü'l-karâr eyledi. Mumâileyh otuzyedi târîhinde rû-nümâ ve terbiye-i dâye-i feyz-i Hudâ ile kesb-i neşv ü nemâ ettikte hâric ruʿsiyle dâhil-i dâire-i ulemâ olup yetmişbir senesinde ahad-i mevâlîden maʿdûd ve seksenbeşte Mekke-i Mükerreme pâyesiyle mahsûd olmuşidi. Seksenaltı Receb'inde Kostantiyye'ye ile müşerref ve seksenyedide Anadolu sadâretiyle gûş-ı iʿtibârı müşennef, doksanbirde Rumeli pâyesiyle mutayyeb ve doksanikide\nbilfiil Rumeli sadâretiyle dest-zen-i şevk u tarab olup târîh-i mezkûrda vefât ve terk-i kâr u bâr-ı kâinât eyledi. Müteveffâ-yı mûmâileyh ulûm-ı cüz'iyyede mâhir ve ibâre istihrâcına kādir kesret-i kütübe mâlik ve sâir ulûmda akrânına müşârik idi. Bu takrîb ile Rumeli sadâreti münhal ve Esad Efendizâde Şerîf Molla Efendi sâniyen sadâret-i mezkûreye şâyân ve mahall görülüp huzûr-ı sadr-ı âlîde iktisâ-yı hil'at ve neşr-i ahkâm-ı şerî'at eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kayseriye Mutasarrıfı Çatalcalı Vezîr Ali Paşa'nın dâiresinde izdihâm ve belde-i mezkûre halkı bu sebeble âvâre rû-yı râhat (86a) ve ârâm olup Rahmân li'l-fukarâ Kayseriye'den azl ve Eğriboz mansıbına isrâ ve Kandiye, Hanya Muhâfızı Vezîr Silâhdâr Emin Paşa'ya ve Hanya, Yazıcızâde Vezîr Mustafa Paşa'ya ve Resmo Sancağı, Yenişehirli Vezîr İsmâîl Paşa'ya tevcîh olunup iktizâ eden evâmir ısdâr ve taraflarına tisyâr olundu. İsmâîl ordusunda ağa olan bilfiil Kul Kethüdâsı Hasan Ağa İsmâîl'e varmazdan mukaddem sevk-i askere me'mûr ve hidmet-i pâdişâhîden rû-gerdân olanlar kuvve-i batş ü celâdetiyle müdemmer ve makhûr olup Zağra-ı atîk kasabasından dahi birkaç şahs-ı muhâlifi i'dâm ve ibret-i enâm etmişidi. İsmâîl ordusunda tahaşşüd eden yeniçerilerin ba'zısı firâr edüp verâlarından âdem ta'yîni ile tuttuğunu mahbese vaz' edüp giderek mahbûslar mütekessir ve mukaddemâ ağa-yı mûmâileyh savletinden müteessir olanlar \"mahbûslar katl olunacaklar imiş\" şâyi'asıyla cem'iyyet ve sell-i şemşîr-i gadr ü ihânet ile ağa-yı mûmâileyhi katle cesâret eylediler.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerâ ve Maktûlî-i Kethüdâ-yı Kul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_135.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerâ ve Maktûlî-i Kethüdâ-yı Kul",
          "text": "Kayseriye Mutasarrıfı Çatalcalı Vezîr Ali Paşa'nın dâiresinde izdihâm ve belde-i mezkûre halkı bu sebeble âvâre rû-yı râhat (86a) ve ârâm olup Rahmân li'l-fukarâ Kayseriye'den azl ve Eğriboz mansıbına isrâ ve Kandiye, Hanya Muhâfızı Vezîr Silâhdâr Emin Paşa'ya ve Hanya, Yazıcızâde Vezîr Mustafa Paşa'ya ve Resmo Sancağı, Yenişehirli Vezîr İsmâîl Paşa'ya tevcîh olunup iktizâ eden evâmir ısdâr ve taraflarına tisyâr olundu. İsmâîl ordusunda ağa olan bilfiil Kul Kethüdâsı Hasan Ağa İsmâîl'e varmazdan mukaddem sevk-i askere me'mûr ve hidmet-i pâdişâhîden rû-gerdân olanlar kuvve-i batş ü celâdetiyle müdemmer ve makhûr olup Zağra-ı atîk kasabasından dahi birkaç şahs-ı muhâlifi i'dâm ve ibret-i enâm etmişidi. İsmâîl ordusunda tahaşşüd eden yeniçerilerin ba'zısı firâr edüp verâlarından âdem ta'yîni ile tuttuğunu mahbese vaz' edüp giderek mahbûslar mütekessir ve mukaddemâ ağa-yı mûmâileyh savletinden müteessir olanlar \"mahbûslar katl olunacaklar imiş\" şâyi'asıyla cem'iyyet ve sell-i şemşîr-i gadr ü ihânet ile ağa-yı mûmâileyhi katle cesâret eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Cumâdelâhire'nin yirmibirinci hamîs günü sulb-ı tâhir-i hazret-i şehriyârîden bir duhter-i hûrî-meniş pertev-pâş-ı bîniş olup Esmâ Sultan ismiyle müştehir ve filhâl münâdîler nidâsı ile bu beşâret-i nev-âyende çâr-ı aktâr-ı cihâna münteşir olup top şenliği ile izhâr-ı sürûr u şâdmânî ve fukarâ ve mesâkîn neyl-i atâ-yı cihân-bânî ile tertîb-sâz-ı me'ûnet-i zindegânî oldular.",
          "caption": "Vilâdet-i Esmâ Sultan Aliyyetü'ş-şân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_136.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Esmâ Sultan Aliyyetü'ş-şân",
          "text": "İşbu şehr-i Cumâdelâhire'nin yirmibirinci hamîs günü sulb-ı tâhir-i hazret-i şehriyârîden bir duhter-i hûrî-meniş pertev-pâş-ı bîniş olup Esmâ Sultan ismiyle müştehir ve filhâl münâdîler nidâsı ile bu beşâret-i nev-âyende çâr-ı aktâr-ı cihâna münteşir olup top şenliği ile izhâr-ı sürûr u şâdmânî ve fukarâ ve mesâkîn neyl-i atâ-yı cihân-bânî ile tertîb-sâz-ı me'ûnet-i zindegânî oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetten (86b) berü şeyhülislâm ve müftilenâm olan Esad Efendi'nin ekser-i evkātı ilel ve emrâz ile güzerân ve bi'z-zarûre umûr-ı\nfetvâ muhtel ve perîşân olup birkaç defʿa mesnedinden tenzîl olunmak niyâzını tekrîr ve tarafına der-kâr olan hüsn-i zann-ı şâhâne husûl-i matlabını peyveste-i mevkiʿ-i tehîr edüp bu esnâda niyâz-ı mükerrerine müsâʿade ve dilediği mahalde ikāmeti ifâde olundu.\n\nRumeli sadâretine mükerreren şeref-bahş olan Esad Efendizâde Şerîf Efendi ser-âmed-i ulemâ ve fazl u kemâlde bî-hemtâ, edebiyatta bedîʿ-i Hemedânî ve fünûn-ı sâirede muʿallim-i sânî, vâkıf-ı mezâyâ-yi umûr-ı devlet, müşkil-şâ-yi muʿzilât-ı saltanat olduğu mekşûf-i zamîr şehriyâr-ı pâk-tıynet olduğuna binâen işbu Cumâdelâhire'nin yirmibeşinci günü huzûr-ı hümâyûna daʿvet ve dûş-i istihkākına ferve-i beyzâ ilbâsiyle dest-nevâzende-i hürmet kılındı.\n\nMünhal olan Rumeli sadâreti Dürrîzâde Atâullah Efendi'ye ihsân ve câh-ı mezkûr ümidinde olan Mollacıkzâde İshak Efendi'ye Rumeli pâyesi iʿtâsiyle cebr-i noksân olundu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Şeyhülislâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_137.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Şeyhülislâm",
          "text": "Bir müddetten (86b) berü şeyhülislâm ve müftilenâm olan Esad Efendi'nin ekser-i evkātı ilel ve emrâz ile güzerân ve bi'z-zarûre umûr-ı\nfetvâ muhtel ve perîşân olup birkaç defʿa mesnedinden tenzîl olunmak niyâzını tekrîr ve tarafına der-kâr olan hüsn-i zann-ı şâhâne husûl-i matlabını peyveste-i mevkiʿ-i tehîr edüp bu esnâda niyâz-ı mükerrerine müsâʿade ve dilediği mahalde ikāmeti ifâde olundu.\n\nRumeli sadâretine mükerreren şeref-bahş olan Esad Efendizâde Şerîf Efendi ser-âmed-i ulemâ ve fazl u kemâlde bî-hemtâ, edebiyatta bedîʿ-i Hemedânî ve fünûn-ı sâirede muʿallim-i sânî, vâkıf-ı mezâyâ-yi umûr-ı devlet, müşkil-şâ-yi muʿzilât-ı saltanat olduğu mekşûf-i zamîr şehriyâr-ı pâk-tıynet olduğuna binâen işbu Cumâdelâhire'nin yirmibeşinci günü huzûr-ı hümâyûna daʿvet ve dûş-i istihkākına ferve-i beyzâ ilbâsiyle dest-nevâzende-i hürmet kılındı.\n\nMünhal olan Rumeli sadâreti Dürrîzâde Atâullah Efendi'ye ihsân ve câh-ı mezkûr ümidinde olan Mollacıkzâde İshak Efendi'ye Rumeli pâyesi iʿtâsiyle cebr-i noksân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna Vâlîsi Vezîr Dağıstânî Ali Paşa bir iki seneden berü Bosna'da müstakarr ve tanzîm-i dâire ve cemʿ-i mâl-i vâfir eylediği zâhir olduğundan Vidin muhâfazasına taʿyîn ve selefi sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa Bosna Eyâleti ile kadr ü iʿtibârı girân-bâr ve zerîn kılındı.",
          "caption": "Mübâdele-i Mansıb-ı Bosna ve Vidin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_138.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Mübâdele-i Mansıb-ı Bosna ve Vidin",
          "text": "Bosna Vâlîsi Vezîr Dağıstânî Ali Paşa bir iki seneden berü Bosna'da müstakarr ve tanzîm-i dâire ve cemʿ-i mâl-i vâfir eylediği zâhir olduğundan Vidin muhâfazasına taʿyîn ve selefi sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa Bosna Eyâleti ile kadr ü iʿtibârı girân-bâr ve zerîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Meşgale-i fetvâdan reh-yâb-ı ezâ ve maraz-ı mühlikine çâre-cû-yi şifâ olan Mehmed (87a) Esad Efendi [Mısra]: Vedâʿü'l-mevti leyse lehû devâʿun Câmından cürʿa-nûş-i memât ve işbu Recebülferd'in üçüncü günü âzim-i semt-i arasât oldu.\n\nTercüme: Müşârünileyh bin yüz ondokuz senesinde şeyhülislâm-ı benâm ve ilm ü kemâl ile meşhûr-ı enâm olan Vassâf Abdullah Efendi'nin sulb-i pâkize-siriştinden ser-nümâ-yi vücûd ve gehvâre-zîb-i şühûd olup, istîfâ-yi akl-ı heyûlânî ve istihsâl-i mukaddemât-ı cüvânî akabinde peder-i\nma'ârif-güsterlerinden iktibâs-ı envâr-ı kemâlât ve bi-hasebi'l-istiʿdâd mir'ât-ı tabʿ-nâkı kābil-i suver-i maʿkūlât olmuşidi. Lisân-ı hâli \"Ülâ'ike âbâ'î fe-ci'nî bi-mislihim\" terâneleriyle dem-sâz ve Mirzazâde Mehmed Efendi meşîhatinde hâric ruûsiyle dest-ârâ-yı iʿzâz olup, altmışdörtte tarîk-i sahîk, medâristen reste ve Galata Mevleviyeti'ne bâyeste olmuşidi. Altmışsekiz hilâlinde dest-yârî-i himmet-i peder ile Edirne ve Mekke pâyelerini ihrâz ve emsâl ve eşbâhını dâğ-dâr-ı sûz ü güdâz edüp baʿde'l-infisâl pederleri ile Bursa'ya ʿâzim ve ıtlâkına dek müşârünileyhe müsâmir ve münâdim olup Âsitâne'ye vürûdunda halef-i vâlidi Dâmâdzâde Feyzullah Efendi yedinden tenâvül-i zehr-âbe-i keder ve fart-ı tecellüd ve sebât ile iğlâk-ı dervâze ve der edüp neşîdeleriyle \"Entüm ahibbâ'î ve kad feʿaltüm fiʿle'l-ʿidâ hattâ teraktüm haberî fi'l-ʿâlemîne mübtedâ\" tervîc-i nefs ve onbir sene İstanbul pâyesinde tevakkuf ile imrâr-ı yevm ü ems edüp târîh-i mezkûrda ne bir kimseye ifşâ-yı râz ve ne bir kimseye menkūbiyetden halâs içün dest-niyâzı dirâz etmişidi. (87b) \"Nefessenî habsen ʿani'l-cezaʿı\" ibâret olan sabruhû taʿlîk ve anâtah ve iʿânet-i mâ-sivâyı kalbinden bi'l-külliye izâle ve imâte eylediği halde \"Ve mâ'd-dehru fî hülli's-sükūni bi-sâkinin ve lâkinnehû müstecmiʿun li-vüsûbin\" mâ-sadakınca takdîr-i Bârî tahrîk-i sâkin ve defʿ-i mebâğız ve müşâhin ederek eyyâm-ı kürbeti sabâhü'l-ʿîd sürûra münkalib ve dâmen-i ikbâl tarafına münsehib olup seksenikide Anadolu sadâretiyle harâret-i derûnu teskîn ve seksendokuzda câh-ı vâlâ-yı meşîhat ile dûş-ı iʿtibârı tezyîn ve müddet-i kalîlede katʿ-ı derece ile ferâmûş-gerde-i gam-pîşîn olmuşidi.\n\nİki sene yirmiüç gün zînet-bahş-ı câh-ı meşîhat ve baʿde'l-ʿazl ârâm-gâhı reyîne ihâle olunduğuna binâen dâhil-i silk-i mülkü olan Mîrgūnoğlu Sâhilhânesi'nde bisât-ârâ-yı ikāmet olmuşidi. Bikaç gün meşgale-i dünyâdan ifrâğ-ı dimâğ edüp fevti günü salât-ı subhu kā'imen edâ ve visâdesine ittikâ ve ikrâr-ı vahdâniyet-i Hüdâ eyleyerek ʿâzim-ı sû-yı ukbâ oldu. Nâʿşı civâr-ı Hazret-i Hâlid'de vâkiʿ Siyavuş Paşa Türbesi etrâfında vediʿa-i hâk-i ıtr-nâk kılındı.\nMüşârünileyh hüner ve maʿrifetten hisse-mend ve sabr u tahammül-i nevâib-i rüzgârda şebîh-i kûh-i Elvend olup çelebi-mizâc, rûşen-minhâc, hukûk-perver bir zât-ı mürüvvet-güster idi.",
          "caption": "Vefât-ı Şeyhülislâm-ı Sâbık Mehmed Esad Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_139.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Şeyhülislâm-ı Sâbık Mehmed Esad Efendi",
          "text": "Meşgale-i fetvâdan reh-yâb-ı ezâ ve maraz-ı mühlikine çâre-cû-yi şifâ olan Mehmed (87a) Esad Efendi [Mısra]: Vedâʿü'l-mevti leyse lehû devâʿun Câmından cürʿa-nûş-i memât ve işbu Recebülferd'in üçüncü günü âzim-i semt-i arasât oldu.\n\nTercüme: Müşârünileyh bin yüz ondokuz senesinde şeyhülislâm-ı benâm ve ilm ü kemâl ile meşhûr-ı enâm olan Vassâf Abdullah Efendi'nin sulb-i pâkize-siriştinden ser-nümâ-yi vücûd ve gehvâre-zîb-i şühûd olup, istîfâ-yi akl-ı heyûlânî ve istihsâl-i mukaddemât-ı cüvânî akabinde peder-i\nma'ârif-güsterlerinden iktibâs-ı envâr-ı kemâlât ve bi-hasebi'l-istiʿdâd mir'ât-ı tabʿ-nâkı kābil-i suver-i maʿkūlât olmuşidi. Lisân-ı hâli \"Ülâ'ike âbâ'î fe-ci'nî bi-mislihim\" terâneleriyle dem-sâz ve Mirzazâde Mehmed Efendi meşîhatinde hâric ruûsiyle dest-ârâ-yı iʿzâz olup, altmışdörtte tarîk-i sahîk, medâristen reste ve Galata Mevleviyeti'ne bâyeste olmuşidi. Altmışsekiz hilâlinde dest-yârî-i himmet-i peder ile Edirne ve Mekke pâyelerini ihrâz ve emsâl ve eşbâhını dâğ-dâr-ı sûz ü güdâz edüp baʿde'l-infisâl pederleri ile Bursa'ya ʿâzim ve ıtlâkına dek müşârünileyhe müsâmir ve münâdim olup Âsitâne'ye vürûdunda halef-i vâlidi Dâmâdzâde Feyzullah Efendi yedinden tenâvül-i zehr-âbe-i keder ve fart-ı tecellüd ve sebât ile iğlâk-ı dervâze ve der edüp neşîdeleriyle \"Entüm ahibbâ'î ve kad feʿaltüm fiʿle'l-ʿidâ hattâ teraktüm haberî fi'l-ʿâlemîne mübtedâ\" tervîc-i nefs ve onbir sene İstanbul pâyesinde tevakkuf ile imrâr-ı yevm ü ems edüp târîh-i mezkûrda ne bir kimseye ifşâ-yı râz ve ne bir kimseye menkūbiyetden halâs içün dest-niyâzı dirâz etmişidi. (87b) \"Nefessenî habsen ʿani'l-cezaʿı\" ibâret olan sabruhû taʿlîk ve anâtah ve iʿânet-i mâ-sivâyı kalbinden bi'l-külliye izâle ve imâte eylediği halde \"Ve mâ'd-dehru fî hülli's-sükūni bi-sâkinin ve lâkinnehû müstecmiʿun li-vüsûbin\" mâ-sadakınca takdîr-i Bârî tahrîk-i sâkin ve defʿ-i mebâğız ve müşâhin ederek eyyâm-ı kürbeti sabâhü'l-ʿîd sürûra münkalib ve dâmen-i ikbâl tarafına münsehib olup seksenikide Anadolu sadâretiyle harâret-i derûnu teskîn ve seksendokuzda câh-ı vâlâ-yı meşîhat ile dûş-ı iʿtibârı tezyîn ve müddet-i kalîlede katʿ-ı derece ile ferâmûş-gerde-i gam-pîşîn olmuşidi.\n\nİki sene yirmiüç gün zînet-bahş-ı câh-ı meşîhat ve baʿde'l-ʿazl ârâm-gâhı reyîne ihâle olunduğuna binâen dâhil-i silk-i mülkü olan Mîrgūnoğlu Sâhilhânesi'nde bisât-ârâ-yı ikāmet olmuşidi. Bikaç gün meşgale-i dünyâdan ifrâğ-ı dimâğ edüp fevti günü salât-ı subhu kā'imen edâ ve visâdesine ittikâ ve ikrâr-ı vahdâniyet-i Hüdâ eyleyerek ʿâzim-ı sû-yı ukbâ oldu. Nâʿşı civâr-ı Hazret-i Hâlid'de vâkiʿ Siyavuş Paşa Türbesi etrâfında vediʿa-i hâk-i ıtr-nâk kılındı.\nMüşârünileyh hüner ve maʿrifetten hisse-mend ve sabr u tahammül-i nevâib-i rüzgârda şebîh-i kûh-i Elvend olup çelebi-mizâc, rûşen-minhâc, hukûk-perver bir zât-ı mürüvvet-güster idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zaman arpa emâneti ile iştigâl ve \"mîrîde küllî matlûbum vardır\" deyü her bâr bast-ı makāl eden Ali Ağa'ya hakkü's-sükût olarak cebecibaşılık tevcîh olunup ber-vech-i tedrîc matlûbunu istîfâ eyleyeceği vaʿdiyle (88a) tenşît ve tefrîh olunmuşidi. Dehân-ı pür-hezeyânına darb-ı hakeme-i sükût edemediğinden fazla, eyyâm-ı vebâiye takrîbi ile ocağların cümlesi hallerine göre mahlûl takdîm ve ocağında vâkiʿ olan mahlûlâtın baʿzısını mûmâileyh nefsine istihlâs ve bâʿzısını beyʿ ve bir mikdârını havâss-ı etbâʿına taksîm edüp bu keyfiyet münhiyân ihbâr ile gûş-güzâr-ı sadr-ı âlî-mikdâr olduğuna binâen filhâl azl ile te'dîb ve dergâh-ı âlî kapucu başılarından Süleyman Ağa mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olundu. Mûmâileyhin azliyle iktifâ, sâiri semt-i hıyânete iğrâ kabilinden olup binâen-alâ-zâlik birkaç günden sonra İsmâîl ordusuna me'mûr ve mahall-i mezkûrda devlet-i hayattan mehcûr olup endâhte-i ceyb-i kitmânî olan bin akçe mahlûl mûcib-i hayret-i erbâb-ı ukûl oldu. Merkūmun siʿa-i hâli maʿlûm ve erbâb-ı cihâda mahsûs olan rivâyete adem-i ihtiyâcı meczûm iken ahz ü sarfı suht-ı sırf makūlesinden olan beytü'l-mâle bî-vech ve sebeb itâle-i dest taleb-i dünyâ ve ukbâda mûcib-i gazab-ı Rabb olacağı bî-reybdir.",
          "caption": "Azl-i Sercebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_140.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Sercebeciyân",
          "text": "Bir zaman arpa emâneti ile iştigâl ve \"mîrîde küllî matlûbum vardır\" deyü her bâr bast-ı makāl eden Ali Ağa'ya hakkü's-sükût olarak cebecibaşılık tevcîh olunup ber-vech-i tedrîc matlûbunu istîfâ eyleyeceği vaʿdiyle (88a) tenşît ve tefrîh olunmuşidi. Dehân-ı pür-hezeyânına darb-ı hakeme-i sükût edemediğinden fazla, eyyâm-ı vebâiye takrîbi ile ocağların cümlesi hallerine göre mahlûl takdîm ve ocağında vâkiʿ olan mahlûlâtın baʿzısını mûmâileyh nefsine istihlâs ve bâʿzısını beyʿ ve bir mikdârını havâss-ı etbâʿına taksîm edüp bu keyfiyet münhiyân ihbâr ile gûş-güzâr-ı sadr-ı âlî-mikdâr olduğuna binâen filhâl azl ile te'dîb ve dergâh-ı âlî kapucu başılarından Süleyman Ağa mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olundu. Mûmâileyhin azliyle iktifâ, sâiri semt-i hıyânete iğrâ kabilinden olup binâen-alâ-zâlik birkaç günden sonra İsmâîl ordusuna me'mûr ve mahall-i mezkûrda devlet-i hayattan mehcûr olup endâhte-i ceyb-i kitmânî olan bin akçe mahlûl mûcib-i hayret-i erbâb-ı ukûl oldu. Merkūmun siʿa-i hâli maʿlûm ve erbâb-ı cihâda mahsûs olan rivâyete adem-i ihtiyâcı meczûm iken ahz ü sarfı suht-ı sırf makūlesinden olan beytü'l-mâle bî-vech ve sebeb itâle-i dest taleb-i dünyâ ve ukbâda mûcib-i gazab-ı Rabb olacağı bî-reybdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul kādılığından munfasıl olan Hasan Paşazâde Mehmed Said Efendi sâhilhânesinde mukîm iken İstanbul'a müstevlî olan vebâdan birkaç mahall tebdîl [Mısraʿ]: وليس لما شاء الإله مدافع mefhûmunca âkıbet vahz-ı taʿun kuvâ-yi hasbemâ nefsini zaʿîf ü daʿîl edüp tekrâr sâhilhânesine ricʿat ve teslîm-i rûh ile azm-i dâr-ı âhiret eyledi.\nMûmâileyh Hisarcık senesi yeniçeri ağası olup ba'de-berhe mine'z-zamân (88b) sadâret-i uzmâ ile vâlâ-şân olan Seyyid Hasan Paşa'nın sulbinden bin yüz kırkyedi tarihinde tevellüd ve pederlerinin ağalıkları vaktinde bir zeʿâmet ile visâde-i refâhiyete tevessüd etmişidi. Pederleri sadrıazam oldukta tarîk-i ulemâya mütemâyil ve ellialtı târihinde hâric ruûsiyle hilâl-i kadr ü rifʿati bedr-i kâmil olmuşidi. Yetmişdörtte Galata kazâsiyle mükerrem, seksen senesi evâsıtında Kahire-i mısr hükümetiyle câme-i iʿtibârı mutarraz ve muʿallem kılınup seksenbeşte Medîne-i Münevvere'ye kādı ve o bukʿa-i mübâreke halkı vazʿ u tavrından râzı ve doksan senesinde hükümet-i İstanbul ile nâmzed ve târîh-i mezkûrda zahm-ı tâʿûn ile mecrâ-yı nefsi münsedd olup Göksu havâlisinde inşâ ettiği çeşme soffasında defîn-i taht-ı türâb ve mütevakkıʿ-i rahmet-i Rabbü'l-erbâb oldu. Efendi-i mûmâileyh bahr-i zâhir-i fazâil ve reh-rev-i semt-i evâil mütâlaʿası metîn ve fehm ü zekâsı rasîn olup kelime-i tehlîle risâle-i müstakıllesi ve âhir-i Sûre-i Zilzâle dâ'ir bir makāle-i nâfiʿası olduğundan başka Gelembeli İsmâil Efendi merhûmun fenn-i âdâbda tasnîf ettiği metn-i lâtîfe bir şerh-i müfîd telîf etmiştir.",
          "caption": "Fevt-i Hasan Paşazâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_141.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Hasan Paşazâde",
          "text": "İstanbul kādılığından munfasıl olan Hasan Paşazâde Mehmed Said Efendi sâhilhânesinde mukîm iken İstanbul'a müstevlî olan vebâdan birkaç mahall tebdîl [Mısraʿ]: وليس لما شاء الإله مدافع mefhûmunca âkıbet vahz-ı taʿun kuvâ-yi hasbemâ nefsini zaʿîf ü daʿîl edüp tekrâr sâhilhânesine ricʿat ve teslîm-i rûh ile azm-i dâr-ı âhiret eyledi.\nMûmâileyh Hisarcık senesi yeniçeri ağası olup ba'de-berhe mine'z-zamân (88b) sadâret-i uzmâ ile vâlâ-şân olan Seyyid Hasan Paşa'nın sulbinden bin yüz kırkyedi tarihinde tevellüd ve pederlerinin ağalıkları vaktinde bir zeʿâmet ile visâde-i refâhiyete tevessüd etmişidi. Pederleri sadrıazam oldukta tarîk-i ulemâya mütemâyil ve ellialtı târihinde hâric ruûsiyle hilâl-i kadr ü rifʿati bedr-i kâmil olmuşidi. Yetmişdörtte Galata kazâsiyle mükerrem, seksen senesi evâsıtında Kahire-i mısr hükümetiyle câme-i iʿtibârı mutarraz ve muʿallem kılınup seksenbeşte Medîne-i Münevvere'ye kādı ve o bukʿa-i mübâreke halkı vazʿ u tavrından râzı ve doksan senesinde hükümet-i İstanbul ile nâmzed ve târîh-i mezkûrda zahm-ı tâʿûn ile mecrâ-yı nefsi münsedd olup Göksu havâlisinde inşâ ettiği çeşme soffasında defîn-i taht-ı türâb ve mütevakkıʿ-i rahmet-i Rabbü'l-erbâb oldu. Efendi-i mûmâileyh bahr-i zâhir-i fazâil ve reh-rev-i semt-i evâil mütâlaʿası metîn ve fehm ü zekâsı rasîn olup kelime-i tehlîle risâle-i müstakıllesi ve âhir-i Sûre-i Zilzâle dâ'ir bir makāle-i nâfiʿası olduğundan başka Gelembeli İsmâil Efendi merhûmun fenn-i âdâbda tasnîf ettiği metn-i lâtîfe bir şerh-i müfîd telîf etmiştir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâileyh bundan akdem tevcîh olunan Mekke-i Mükerreme emri vâsıl oldukta filhâl hükm-i cihân-bânîye imtisâl ve Şam'a doğru sevk-i semend-i istiʿcâl etmişidi. Hilâl-i râhda dûçâr olduğu envâʿ-ı mihen ve hubb-ı evlâd ü vatan vücûduna îrâs-ı ilel ve giderek maʿmûre-i vücûdu muhtel olup (89a) Şam'a duhûlünün altıncı günü bu avârız-ı dil-hırâş ile müteessir ve mürg-i rûhu sû-yı melekûta tâ'ir oldu. Tercüme: Müteveffâ-yı mûmâileyh Damadzâde Feyzullah Efendi'nin gurre-i ayn-ibtihâcı ve sadef-i ömrünün dürre-i tâbende ve vehhâcı olup bin yüz otuz târihinde kadem-nihâde-i âlem-i kevn ü fesâd ve şöhret ve nâmı münteşir-i cemîʿ-i emsâr ü bilâd olan Şeyh Murad Efendi'nin işâretleriyle nâm-yafte-i Mehmed Murad olup kırk târihinde rütbe-i hâric ile cumûʿ-ı müderrisîn-i kirâma dâhil ve altmışta Diyârbekir kazâsiyle rütbe-i mevleviyete vâsıl olup altmışsekiz sâlinde Edirne'de hâkim iken Mekke-i Mükerreme pâyesiyle dil-şâd ve yetmişbeşte İstanbul kādılığıyle ber-murâd\nve dokuz mâh mikdârı hükûmet-i mezkûre ile taʿdîl-i dâd ü sitâd eder iken necm-i ikbâli karîn-i muhâk-ı idbâr ve debdebe ve tumturakiyle geşt-i bâzâr eylediği hâlde azli haberi şâyiʿ ve derhâl halefi olan Mehmed Âtıf Efendi'ye teslîm-i zimâm-ı hükûmet ile hânesine râciʿ olmuşidi. Seksen senesinde Anadolu sadâretiyle teskîn-i uvâm-ı mâcerâ ve seksenyedi târîhinde Rumeli sadâretiyle tertîb-i esbâb-ı izz ü alâ edüp \"ecver min kādı-yi Sedûm\" meselini bây ü gedâ hakkında gûyâ olmuşlar idi. Ne hâl ise tekmîl-i yevm-i maʿdûd ve melûf olduğu zevk u safâ ile tesmîn-i vücûd eyler iken merreten-baʿde uhrâ sadâret-i mezkûreye pânihâde-i iʿtilâ ve kabl-i inkızâü'l-müddet Gelibolu'ya nefy ü iclâ olunup Mekke-i Mükerreme'ye gider iken Şâm-ı şerîfte [Mısra]: Kezâlike tasferru baʿde'l-hudreti'l-veraku müsemmâ (89b) ve \"Şecer-i sebzgûn-ı ömrî verak-rîz-i tünd-bâd-ı ecel\" magzasınca diraht-ı eyyâm-ı zindegânîsi nigûn-sâr-ı sahrâ-yı zevâl ve fenâ oldu. Mûmâileyh hilye-i maʿârif ve ulûmdan sâde ve ihtisâ-yı akāra tabʿan mâil ve dil-dâde hânesi munâh-ı rekâib-i erbâb-ı ereb ve dâiresi muʿallel bi'l-garez olan kâr-ı düşvârın husûlüne min-akvâ's-sebeb olup bâlâda beyân olunduğu vech üzere birkaç mahalde sâhil-hânesi ve Âsitâne-i saʿâdet'te mükellef ve müteʿaddid hânesi olduğundan başka meclûbâtı vâsıl-ı rütbe-i kemâl ve cemʿ-i tefârîk ü emvâl ile der-âgūş-gerde-i şâhid-i âmâl olup evlâd u ahfâdı mütekâsir ve her biri bir nevʿ-i müştehiyâta rükûn ile mûmâileyhi mevzūʿ-ı bahs-i ekâbir ettikleri zâhir ise dahi [Mısra]: Ayb-ı men gufte velîkin hünerem nîz bigû. Mefhûmu üzere ednâ hukūku olanlara riʿâyet ve baʿzı bî-keslere bezl ü infâk ile tesliyet şânından olup taşralarda kâr-güzâr âdemleri istishâb ve katı çok kimseyi rehyâb-ı tîğ-i âteş-tâb etmişidi.\nHüdavendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultan Mustafa Han tâbe-serâhu hazretleri rey ü tedbîrini istihsân ile gavâmız-ı umûr-ı devleti ba'zen kendüsü ile meşveret ve çok maddede reyi isâbet ettiğinden olur olmaz kusûruna adem-i nazar ile her bâr mazhar-ı nevâziş ve rağbet buyururlar idi. \"Hatta erkân-ı saltanat bâmdan şâma dek umûr-ı saltanatımı hulûs-ı kalb ile rüyet edüp evkāt-ı bakıyye-i yevmiyelerini baʿzı huzûza sarf ederlerse dahl etmem, Bârî teʿâlâ ile kendüleri bilür\" kelimâtı lisân-ı güher-bârlarından terşîh eylediğini baʿzı mukarribleri nakl ü rivâyet ederler idi. (90a)",
          "caption": "Vefât-ı Sadr-ı Rum-ı Esbak Mehmed Murad Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_142.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Sadr-ı Rum-ı Esbak Mehmed Murad Efendi",
          "text": "Mûmâileyh bundan akdem tevcîh olunan Mekke-i Mükerreme emri vâsıl oldukta filhâl hükm-i cihân-bânîye imtisâl ve Şam'a doğru sevk-i semend-i istiʿcâl etmişidi. Hilâl-i râhda dûçâr olduğu envâʿ-ı mihen ve hubb-ı evlâd ü vatan vücûduna îrâs-ı ilel ve giderek maʿmûre-i vücûdu muhtel olup (89a) Şam'a duhûlünün altıncı günü bu avârız-ı dil-hırâş ile müteessir ve mürg-i rûhu sû-yı melekûta tâ'ir oldu. Tercüme: Müteveffâ-yı mûmâileyh Damadzâde Feyzullah Efendi'nin gurre-i ayn-ibtihâcı ve sadef-i ömrünün dürre-i tâbende ve vehhâcı olup bin yüz otuz târihinde kadem-nihâde-i âlem-i kevn ü fesâd ve şöhret ve nâmı münteşir-i cemîʿ-i emsâr ü bilâd olan Şeyh Murad Efendi'nin işâretleriyle nâm-yafte-i Mehmed Murad olup kırk târihinde rütbe-i hâric ile cumûʿ-ı müderrisîn-i kirâma dâhil ve altmışta Diyârbekir kazâsiyle rütbe-i mevleviyete vâsıl olup altmışsekiz sâlinde Edirne'de hâkim iken Mekke-i Mükerreme pâyesiyle dil-şâd ve yetmişbeşte İstanbul kādılığıyle ber-murâd\nve dokuz mâh mikdârı hükûmet-i mezkûre ile taʿdîl-i dâd ü sitâd eder iken necm-i ikbâli karîn-i muhâk-ı idbâr ve debdebe ve tumturakiyle geşt-i bâzâr eylediği hâlde azli haberi şâyiʿ ve derhâl halefi olan Mehmed Âtıf Efendi'ye teslîm-i zimâm-ı hükûmet ile hânesine râciʿ olmuşidi. Seksen senesinde Anadolu sadâretiyle teskîn-i uvâm-ı mâcerâ ve seksenyedi târîhinde Rumeli sadâretiyle tertîb-i esbâb-ı izz ü alâ edüp \"ecver min kādı-yi Sedûm\" meselini bây ü gedâ hakkında gûyâ olmuşlar idi. Ne hâl ise tekmîl-i yevm-i maʿdûd ve melûf olduğu zevk u safâ ile tesmîn-i vücûd eyler iken merreten-baʿde uhrâ sadâret-i mezkûreye pânihâde-i iʿtilâ ve kabl-i inkızâü'l-müddet Gelibolu'ya nefy ü iclâ olunup Mekke-i Mükerreme'ye gider iken Şâm-ı şerîfte [Mısra]: Kezâlike tasferru baʿde'l-hudreti'l-veraku müsemmâ (89b) ve \"Şecer-i sebzgûn-ı ömrî verak-rîz-i tünd-bâd-ı ecel\" magzasınca diraht-ı eyyâm-ı zindegânîsi nigûn-sâr-ı sahrâ-yı zevâl ve fenâ oldu. Mûmâileyh hilye-i maʿârif ve ulûmdan sâde ve ihtisâ-yı akāra tabʿan mâil ve dil-dâde hânesi munâh-ı rekâib-i erbâb-ı ereb ve dâiresi muʿallel bi'l-garez olan kâr-ı düşvârın husûlüne min-akvâ's-sebeb olup bâlâda beyân olunduğu vech üzere birkaç mahalde sâhil-hânesi ve Âsitâne-i saʿâdet'te mükellef ve müteʿaddid hânesi olduğundan başka meclûbâtı vâsıl-ı rütbe-i kemâl ve cemʿ-i tefârîk ü emvâl ile der-âgūş-gerde-i şâhid-i âmâl olup evlâd u ahfâdı mütekâsir ve her biri bir nevʿ-i müştehiyâta rükûn ile mûmâileyhi mevzūʿ-ı bahs-i ekâbir ettikleri zâhir ise dahi [Mısra]: Ayb-ı men gufte velîkin hünerem nîz bigû. Mefhûmu üzere ednâ hukūku olanlara riʿâyet ve baʿzı bî-keslere bezl ü infâk ile tesliyet şânından olup taşralarda kâr-güzâr âdemleri istishâb ve katı çok kimseyi rehyâb-ı tîğ-i âteş-tâb etmişidi.\nHüdavendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultan Mustafa Han tâbe-serâhu hazretleri rey ü tedbîrini istihsân ile gavâmız-ı umûr-ı devleti ba'zen kendüsü ile meşveret ve çok maddede reyi isâbet ettiğinden olur olmaz kusûruna adem-i nazar ile her bâr mazhar-ı nevâziş ve rağbet buyururlar idi. \"Hatta erkân-ı saltanat bâmdan şâma dek umûr-ı saltanatımı hulûs-ı kalb ile rüyet edüp evkāt-ı bakıyye-i yevmiyelerini baʿzı huzûza sarf ederlerse dahl etmem, Bârî teʿâlâ ile kendüleri bilür\" kelimâtı lisân-ı güher-bârlarından terşîh eylediğini baʿzı mukarribleri nakl ü rivâyet ederler idi. (90a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr hayrât ve müberrâta meyl ile tahsîl-i rızâ-yi perverd-gâr fikrinde olduklarına binâen mukaddemâ bir imâret ve vâlâ-tâk inşâsiyle sît-i medîhasın îsâl-i küngüre-i âfâk buyurmuşlar idi. Beylerbeyi nâm mahalde dahi vâlide-i müşfikaları merhûme Râbia Sultan içün bir câmi binâsı irâde ve doksanbir senesi Saferülhayr'ında esbâb ve levâzımı âmâde olunup ağa babası Mustafa Ağa emîn-i binâ nasb u ta'yîn ve birkaç gün sonra Darbhâne Emîni Hafız Mustafa Efendi merhûma câ-nişîn olup hâtır-hâh-ı pâdişâhî üzere emr-i binâya dâmen-çîn ve bu hilâlde hayyiz-i hitâma karîn olduğu arz-ı südde-i şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn kılınmış idi.\n\nİşbu şehr-i Recebülferd'in yirmibirinci Cuma günü şehinşâh-ı âlî-himmet câmiʿ-i mezkûrda edâ-yi salâta mübâderet ve binâ emîni ve dâmâdı İsmet İsmail Efendi'yi semmur kürkler ilbâsiyle mültefit buyurup câmi'-i mezkûr müşârünileyhe nisbet ve hâsıl olan sevâb rûh-ı latîflerine hibe olunmak emr-i hümâyûnu işâ'at olundu. Bu sebeble câmiʿ-i mezkûr etrafı buyût ve sâhilhâneler ile maʿmûr ve âbâd ve hamâm ve dekâkîn ve tâhûne ve besâtîn ile nümûne-nümâ-yi İrem-i zâtü'l-imâd olup lâzım gelen evkāfı bâligān-mâ-belag tesviye ve tanzîm ve mâh be-mâh erbâb-ı vezâife tevzîʿ ve taksîm olunarak katı çok kimseye bâ'is-i nefʿ-i azîm oldu.",
          "caption": "Binâ ve Hitâm-ı Câmiʿ-i Beylerbeyi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_143.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Binâ ve Hitâm-ı Câmiʿ-i Beylerbeyi",
          "text": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr hayrât ve müberrâta meyl ile tahsîl-i rızâ-yi perverd-gâr fikrinde olduklarına binâen mukaddemâ bir imâret ve vâlâ-tâk inşâsiyle sît-i medîhasın îsâl-i küngüre-i âfâk buyurmuşlar idi. Beylerbeyi nâm mahalde dahi vâlide-i müşfikaları merhûme Râbia Sultan içün bir câmi binâsı irâde ve doksanbir senesi Saferülhayr'ında esbâb ve levâzımı âmâde olunup ağa babası Mustafa Ağa emîn-i binâ nasb u ta'yîn ve birkaç gün sonra Darbhâne Emîni Hafız Mustafa Efendi merhûma câ-nişîn olup hâtır-hâh-ı pâdişâhî üzere emr-i binâya dâmen-çîn ve bu hilâlde hayyiz-i hitâma karîn olduğu arz-ı südde-i şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn kılınmış idi.\n\nİşbu şehr-i Recebülferd'in yirmibirinci Cuma günü şehinşâh-ı âlî-himmet câmiʿ-i mezkûrda edâ-yi salâta mübâderet ve binâ emîni ve dâmâdı İsmet İsmail Efendi'yi semmur kürkler ilbâsiyle mültefit buyurup câmi'-i mezkûr müşârünileyhe nisbet ve hâsıl olan sevâb rûh-ı latîflerine hibe olunmak emr-i hümâyûnu işâ'at olundu. Bu sebeble câmiʿ-i mezkûr etrafı buyût ve sâhilhâneler ile maʿmûr ve âbâd ve hamâm ve dekâkîn ve tâhûne ve besâtîn ile nümûne-nümâ-yi İrem-i zâtü'l-imâd olup lâzım gelen evkāfı bâligān-mâ-belag tesviye ve tanzîm ve mâh be-mâh erbâb-ı vezâife tevzîʿ ve taksîm olunarak katı çok kimseye bâ'is-i nefʿ-i azîm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zaman ata-bey-i devlet ve rey-i rezîn-i isâbet-karîni ile müşkilât-ı mesâlih-i (90b) devleti ber-vefk-i dil-hâh rüyete berzede-dâmân-ı ikdâm ve gayret olan reisülküttâb-ı sâbık İsmail Bey-Efendi, Derviş Paşa gadriyle Kıbrıs'a iclâ ve hakkında ağrâz u nefsâniyet icrâ olunmuşidi. Sevâbık-ı\nhidmeti taraf-ı hümâyûna tezkâr ve Kıbrıs'tan Sakız cezîresine ityân ile mirât-ı hâtırından izâle-i gubâr-ı vahşet ve nifâr kılınup zımnen Âsitâne'den tebʿîd ve zâhiren ünvân-ı ikbâlini tecdîd zemîni ile vezârete istihkākı sevk u tergîb ve Mısır Eyâleti Bâ-rütbe-i vezâret tarafına tevcîh ile iltizâm-ı semt-i tatyîb olunup iktizâ eden hilʿati müderrisîn-i kirâmdan mahdûm-ı necâbet-lüzûmu olan İsmet İbrâhim Bey-Efendi'ye vekâleten teşrîfâtî efendiye iksâ ve tevcîh ve me'mûriyet emri mahdûm-ı mûmâileyh tarafından savb-ı müşârünileyhe baʿs u isrâ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Râif İsmail Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_144.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Râif İsmail Bey",
          "text": "Bir zaman ata-bey-i devlet ve rey-i rezîn-i isâbet-karîni ile müşkilât-ı mesâlih-i (90b) devleti ber-vefk-i dil-hâh rüyete berzede-dâmân-ı ikdâm ve gayret olan reisülküttâb-ı sâbık İsmail Bey-Efendi, Derviş Paşa gadriyle Kıbrıs'a iclâ ve hakkında ağrâz u nefsâniyet icrâ olunmuşidi. Sevâbık-ı\nhidmeti taraf-ı hümâyûna tezkâr ve Kıbrıs'tan Sakız cezîresine ityân ile mirât-ı hâtırından izâle-i gubâr-ı vahşet ve nifâr kılınup zımnen Âsitâne'den tebʿîd ve zâhiren ünvân-ı ikbâlini tecdîd zemîni ile vezârete istihkākı sevk u tergîb ve Mısır Eyâleti Bâ-rütbe-i vezâret tarafına tevcîh ile iltizâm-ı semt-i tatyîb olunup iktizâ eden hilʿati müderrisîn-i kirâmdan mahdûm-ı necâbet-lüzûmu olan İsmet İbrâhim Bey-Efendi'ye vekâleten teşrîfâtî efendiye iksâ ve tevcîh ve me'mûriyet emri mahdûm-ı mûmâileyh tarafından savb-ı müşârünileyhe baʿs u isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapucubaşılıktan defʿa-i kethüdâ-yı sadâret-penâhî ve çok geçmeden vekâlet-i mutlaka ile nâ'il-i avârif-i nâ-mütenâhî olan Dârendeli Mehmed Paşa müsinn ü ihtiyâr ve rişte-i hevâ vü hevesi münkatiʿ bir pîr-i kâr-güzâr olmak ihtimâliyle makām-ı ulyâ-yı sadârete sezâ-vâr görülmüşidi. Birkaç mâh kadar batâne-i ahvâli mestûr ve kendüden devlete nâfiʿ umûr-ı azîme zuhûru muntazır-ı erbâb-ı akl u şuʿûr iken yirmibir mâhdan ibâret olan eyyâm-ı sadâretinde cüz'î ve küllî bir hidmet-i müfîdeye muvaffak olmayup sû-i kurenâ mülâbesesiyle rü'yet ettiği umûr muʿallelün-bi'l-garaz ve görmediği mesâlih-i hâlin ani'l-ivâz olduğundan fazla ibtidâ-yı sadâretinde (91a) \"ne alur ne veririm\" daʿvâsın edüp ahad-i ahdeynin şuhh u imsâk tarafın iltizâm ve diğerine dayanamayup etrâftan hayli şey iğtinâm eyleyüp bâ-husûs azlinden çend-rûz mukaddem fevt olan hazînedârı bir merd-i kem-hired ve mezbûb ve vekāhet ve sefâhet ile maʿyûb iken merkūma her hâlde mağlûb olup sevk ettiği mekkâre umûru tesviyeye mecbûr ve yüzünden vâfir kimseler mağdûr olup bundan böyle sadrında temkîn olunsa devlete bir fâ'ide ve halka bir menfaʿat-i zâ'ide terettüb etmeyeceği maʿlûm-ı hümâyûn olduğuna binâen azli izmâr ve Şâban-ı şerîfin sekizinci günü yed-i râşedârından mühr-i hümâyûn nezʿ olunup Bozcaada'ya tesyâr olundu.\nYeniçeri ağası olan Mehmed Ağa'nın mirât-ı kalbi gayyâr-ı gıll ü gışdan pâk ve me'mûr olduğu hutûbun hall ü akdinde sâhib-i hûş ü idrâk olup yeniçeri ağalığının iki defʿasında dahi memdûh ve nâm-ver ve bu esbâb ile her tavrı muvâfık-tabʿ-ı pâdişâh-ı bahr ü berr olduğuna binâen yevm-i mezkûrda dest-i ihlâs-peyvestine mühr-i hümâyûn teslîm ve selefinin illet-i\nazli vicâhen ifâde ve tefhîm olunup, serhadler ahvâline takayyüd ve ihtimâm ve alelhusûs der-dest-i nizâm olan Kırım keyfiyetine nazar ile defʿ-i şikāk u hısâm etmek tenbîhâtı zîb-i sâmiʿa-i şuʿûru ve akdem-i şevârid-i umûru kılındı. Bu takrîb yeniçeri ağalığı münhal olup kul kethüdâsı olan İbrâhim Ağa Yeniçeri ağası nasb ve ocağ ricâli bu silsileden istîfâ-yi hazz ile sunûf-ı meserret celb eylediler.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Sadrıazam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_145.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Sadrıazam",
          "text": "Kapucubaşılıktan defʿa-i kethüdâ-yı sadâret-penâhî ve çok geçmeden vekâlet-i mutlaka ile nâ'il-i avârif-i nâ-mütenâhî olan Dârendeli Mehmed Paşa müsinn ü ihtiyâr ve rişte-i hevâ vü hevesi münkatiʿ bir pîr-i kâr-güzâr olmak ihtimâliyle makām-ı ulyâ-yı sadârete sezâ-vâr görülmüşidi. Birkaç mâh kadar batâne-i ahvâli mestûr ve kendüden devlete nâfiʿ umûr-ı azîme zuhûru muntazır-ı erbâb-ı akl u şuʿûr iken yirmibir mâhdan ibâret olan eyyâm-ı sadâretinde cüz'î ve küllî bir hidmet-i müfîdeye muvaffak olmayup sû-i kurenâ mülâbesesiyle rü'yet ettiği umûr muʿallelün-bi'l-garaz ve görmediği mesâlih-i hâlin ani'l-ivâz olduğundan fazla ibtidâ-yı sadâretinde (91a) \"ne alur ne veririm\" daʿvâsın edüp ahad-i ahdeynin şuhh u imsâk tarafın iltizâm ve diğerine dayanamayup etrâftan hayli şey iğtinâm eyleyüp bâ-husûs azlinden çend-rûz mukaddem fevt olan hazînedârı bir merd-i kem-hired ve mezbûb ve vekāhet ve sefâhet ile maʿyûb iken merkūma her hâlde mağlûb olup sevk ettiği mekkâre umûru tesviyeye mecbûr ve yüzünden vâfir kimseler mağdûr olup bundan böyle sadrında temkîn olunsa devlete bir fâ'ide ve halka bir menfaʿat-i zâ'ide terettüb etmeyeceği maʿlûm-ı hümâyûn olduğuna binâen azli izmâr ve Şâban-ı şerîfin sekizinci günü yed-i râşedârından mühr-i hümâyûn nezʿ olunup Bozcaada'ya tesyâr olundu.\nYeniçeri ağası olan Mehmed Ağa'nın mirât-ı kalbi gayyâr-ı gıll ü gışdan pâk ve me'mûr olduğu hutûbun hall ü akdinde sâhib-i hûş ü idrâk olup yeniçeri ağalığının iki defʿasında dahi memdûh ve nâm-ver ve bu esbâb ile her tavrı muvâfık-tabʿ-ı pâdişâh-ı bahr ü berr olduğuna binâen yevm-i mezkûrda dest-i ihlâs-peyvestine mühr-i hümâyûn teslîm ve selefinin illet-i\nazli vicâhen ifâde ve tefhîm olunup, serhadler ahvâline takayyüd ve ihtimâm ve alelhusûs der-dest-i nizâm olan Kırım keyfiyetine nazar ile defʿ-i şikāk u hısâm etmek tenbîhâtı zîb-i sâmiʿa-i şuʿûru ve akdem-i şevârid-i umûru kılındı. Bu takrîb yeniçeri ağalığı münhal olup kul kethüdâsı olan İbrâhim Ağa Yeniçeri ağası nasb ve ocağ ricâli bu silsileden istîfâ-yi hazz ile sunûf-ı meserret celb eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hevâlarda bürûdet ve cevv-i hevâda kesâfet zâhir ve Beşiktaş (91b) Sâhilsarayı'nda fî-mâ-baʿd ikāmet müteʿazzir olduğuna binâen Şâban-ı şerîfin onbirinci yevm-i hamîs Saray-ı Cedîd-i âmireye nakl ü hareket ve kudûm-i meyâmin-lüzûm-ı şâhâne ile evcâ-yi ferah-fezâ-yi nümûne-nümâ-yi kıtʿa-i cennet buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i Hümâyûn be-Saray-ı Âmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_146.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i Hümâyûn be-Saray-ı Âmire",
          "text": "Hevâlarda bürûdet ve cevv-i hevâda kesâfet zâhir ve Beşiktaş (91b) Sâhilsarayı'nda fî-mâ-baʿd ikāmet müteʿazzir olduğuna binâen Şâban-ı şerîfin onbirinci yevm-i hamîs Saray-ı Cedîd-i âmireye nakl ü hareket ve kudûm-i meyâmin-lüzûm-ı şâhâne ile evcâ-yi ferah-fezâ-yi nümûne-nümâ-yi kıtʿa-i cennet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıazam mektubcusu olan Mehmed Nâmık Efendi'nin hüner ü maʿârifte eli olup hidmetinin recüli iken sadr-ı sâbıka hemşehrilik münâsebeti ile ittisâli hidmet-i mezkûreden bâʿis-i infisâli olup mektûbî baş halîfesi olan Abdullah Berrî Efendi o hidmet ile kesb-i şeref ve dâğ-zen-i kalb-i selef oldu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Mektûbî-i Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_147.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Mektûbî-i Sadr-ı âlî",
          "text": "Sadrıazam mektubcusu olan Mehmed Nâmık Efendi'nin hüner ü maʿârifte eli olup hidmetinin recüli iken sadr-ı sâbıka hemşehrilik münâsebeti ile ittisâli hidmet-i mezkûreden bâʿis-i infisâli olup mektûbî baş halîfesi olan Abdullah Berrî Efendi o hidmet ile kesb-i şeref ve dâğ-zen-i kalb-i selef oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâban'ın onikinci gecesi Kumkapı Nişancısı Câmiʿine karîb bir mahalden âteş zuhûr edüp sekiz saat kadar o havâli sûzân ve nice eshâb-ı buyûttan tüvân-ger sarrâflar müflis ve nâ-tüvân oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_148.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Harîk",
          "text": "Şâban'ın onikinci gecesi Kumkapı Nişancısı Câmiʿine karîb bir mahalden âteş zuhûr edüp sekiz saat kadar o havâli sûzân ve nice eshâb-ı buyûttan tüvân-ger sarrâflar müflis ve nâ-tüvân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Azl ü nasb-ı sadâret vukūʿunda hidemât ve menâsıb-ı devletin baʿzen inhilâli âdete karîb bir maʿnâ olduğuna binâen kethüdâ-yi sadr-ı âlî olan Süleyman Feyzi Efendi dahi azl olunup serdârlar kâtibi iken dâhil-i dâire-i ricâl-i devlet ve el-yevm tersâne-i âmire emâneti ile dil-sîr-i niʿmet-i rağbet olan Mustafa Efendi'nin kethüdâlığı cinsiyet hasebiyle tabʿ-ı sadâret-penâhîye muvâfık olup şehr-i mezkûrun ondördüncü Pazar günü kethüdâlık câh-ı refîʿiyle kesb-i mübâhât ve selefi tersâne emâneti ile tahsîl-i azmâyiş-i menâsıb ü derecât eyledi.",
          "caption": "Azl-i Kethüdâ Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_149.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Kethüdâ Bey",
          "text": "Azl ü nasb-ı sadâret vukūʿunda hidemât ve menâsıb-ı devletin baʿzen inhilâli âdete karîb bir maʿnâ olduğuna binâen kethüdâ-yi sadr-ı âlî olan Süleyman Feyzi Efendi dahi azl olunup serdârlar kâtibi iken dâhil-i dâire-i ricâl-i devlet ve el-yevm tersâne-i âmire emâneti ile dil-sîr-i niʿmet-i rağbet olan Mustafa Efendi'nin kethüdâlığı cinsiyet hasebiyle tabʿ-ı sadâret-penâhîye muvâfık olup şehr-i mezkûrun ondördüncü Pazar günü kethüdâlık câh-ı refîʿiyle kesb-i mübâhât ve selefi tersâne emâneti ile tahsîl-i azmâyiş-i menâsıb ü derecât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı mûmâileyh an-asl dâ'ire-i hümâyûna müntesib ve ba'de'l-cülûs (92a) sunûf-ı inâyeti müktesib olduğundan başka birâderi el-yevm silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî ve cihet-i takarrüb ile kabz u bast-ı umûr-ı devletin medârı olmak hasebiyle birâderi mûmâileyhin tevakkud-ı necm-i rifʿatı hülâsa-ı merâm ve buğyeti olup hakkında takdîm-ı mukaddemât-ı merâm ve vezâret ve Rakka Eyâleti'yle bekâm ettikten sonra hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân Mustafa Hân merhûmun benât-ı kirâm-ı iffet-simâtlarından Şâh Sultân Hazretleri'nin dahi vakt-i izdivâcı idrâk etmiş bulunmağla devlet-i sıhriyete dahi şâyân görülüp münhal olan kapucular kethüdâlığını Selîm Ağa istihsâl ve uhdesinde bulunan matbah emâneti ile Kirli İbrâhîm Efendi tathîr-ı dâmân-ı âmâl eyledi.",
          "caption": "Vezâret-i Kethüdâ-yı Bevvâbîn Mustafa Ağa ve Nâmzedî-i O be-Şâh-Sultân-ı Aliyyetü'ş-şân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_150.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vezâret-i Kethüdâ-yı Bevvâbîn Mustafa Ağa ve Nâmzedî-i O be-Şâh-Sultân-ı Aliyyetü'ş-şân",
          "text": "Ağa-yı mûmâileyh an-asl dâ'ire-i hümâyûna müntesib ve ba'de'l-cülûs (92a) sunûf-ı inâyeti müktesib olduğundan başka birâderi el-yevm silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî ve cihet-i takarrüb ile kabz u bast-ı umûr-ı devletin medârı olmak hasebiyle birâderi mûmâileyhin tevakkud-ı necm-i rifʿatı hülâsa-ı merâm ve buğyeti olup hakkında takdîm-ı mukaddemât-ı merâm ve vezâret ve Rakka Eyâleti'yle bekâm ettikten sonra hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân Mustafa Hân merhûmun benât-ı kirâm-ı iffet-simâtlarından Şâh Sultân Hazretleri'nin dahi vakt-i izdivâcı idrâk etmiş bulunmağla devlet-i sıhriyete dahi şâyân görülüp münhal olan kapucular kethüdâlığını Selîm Ağa istihsâl ve uhdesinde bulunan matbah emâneti ile Kirli İbrâhîm Efendi tathîr-ı dâmân-ı âmâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yirmiyedi târîhinden beri Ramazân-ı şerîfde tertîb-i dîvân mesbûk olmayup istînâf-ı tavr-ı kadîm hâtır-güzâr-ı sâhib-ı tâc ü dîhîm olup, dîvân-ı âlîde çaşni-yâb-ı lezâ'iz-i etʿime olanlar hân-ı vâsiʿü'n-nevâl-i şehen-şâhîden hisse-mend olmak dahi matlûb olduğuna binâen kul tâ'ifesine Dilber kaçan ki nâz ile düşnâm-ı ter verir İftâr vakti ağıza söğüşten hayır verir. Ma'nâsından münbaʿis katı çok söğüş ve nân ihzâr ve herkes hissesini iftara saklamak ve sâ'ir erkân-ı devlet dahi dîvân taʿâmlarını konaklarına göndermek tertîbâtı istikrâr bulup tevzîʿ-ı mevâcib akabinde bu resm-ı mergūb icrâsıyla celb-ı kulûb kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı Mevâcib-i Kısteyn ve İcrâ-yı Rüsûm-ı Bâliye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_151.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Mevâcib-i Kısteyn ve İcrâ-yı Rüsûm-ı Bâliye",
          "text": "Yirmiyedi târîhinden beri Ramazân-ı şerîfde tertîb-i dîvân mesbûk olmayup istînâf-ı tavr-ı kadîm hâtır-güzâr-ı sâhib-ı tâc ü dîhîm olup, dîvân-ı âlîde çaşni-yâb-ı lezâ'iz-i etʿime olanlar hân-ı vâsiʿü'n-nevâl-i şehen-şâhîden hisse-mend olmak dahi matlûb olduğuna binâen kul tâ'ifesine Dilber kaçan ki nâz ile düşnâm-ı ter verir İftâr vakti ağıza söğüşten hayır verir. Ma'nâsından münbaʿis katı çok söğüş ve nân ihzâr ve herkes hissesini iftara saklamak ve sâ'ir erkân-ı devlet dahi dîvân taʿâmlarını konaklarına göndermek tertîbâtı istikrâr bulup tevzîʿ-ı mevâcib akabinde bu resm-ı mergūb icrâsıyla celb-ı kulûb kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rakka Eyâleti ile dâhil-i silkü'l-le'âl ve vüzerâ-yı izâm olan Mustafa Paşa'ya tevkīʿîlik tevcîhi ile (92b) Âsitâne-i saʿâdet'te ikāmeti irâde ve Şâh Sultân'ın müşârünileyhe akd olunması karâr-dâde ve işbu şehr-i Ramazân'ın onuncu hamîs günü şeyhülislâm efendi ve sâir huzûrları muʿtâd olanlar Saray-ı hümâyûn'a da'vet olunup Mustafa Paşa tarafından tertîb olunan nukūd ve cevâhir ve şekerleme ve müteʿaddid nahl dahi tevârüd etmiş\nbulunmağla vakt-i muhtâr hulûlünde şeyhülislâm efendi tarafından emr-i mesnûn akd-i temhîd ve şevher ve arûs taraflarından ihzâr olunan kürkler ilbâsiyle izz ü rifʿat tarafeyn bâlâ-ter ve mezîd kılındı.",
          "caption": "Akd-i Şâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_152.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Akd-i Şâh Sultân",
          "text": "Rakka Eyâleti ile dâhil-i silkü'l-le'âl ve vüzerâ-yı izâm olan Mustafa Paşa'ya tevkīʿîlik tevcîhi ile (92b) Âsitâne-i saʿâdet'te ikāmeti irâde ve Şâh Sultân'ın müşârünileyhe akd olunması karâr-dâde ve işbu şehr-i Ramazân'ın onuncu hamîs günü şeyhülislâm efendi ve sâir huzûrları muʿtâd olanlar Saray-ı hümâyûn'a da'vet olunup Mustafa Paşa tarafından tertîb olunan nukūd ve cevâhir ve şekerleme ve müteʿaddid nahl dahi tevârüd etmiş\nbulunmağla vakt-i muhtâr hulûlünde şeyhülislâm efendi tarafından emr-i mesnûn akd-i temhîd ve şevher ve arûs taraflarından ihzâr olunan kürkler ilbâsiyle izz ü rifʿat tarafeyn bâlâ-ter ve mezîd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı vakt bulunan Hasan Efendi lâübâlî-meşreb ve tavrı bü'l-aceb bir kimse olup [Mısraʿ]: \"يعطي ويمنع لا بخلا ولا كرما\" mefhûmuna mâ-sadak ve emvâl-i mîrîde olan cerh ü taʿdîli dahi kānûn-ı akla gayr-i evfak olduğundan gayri âm-ı mâzîde ihrâc olunan mevâcibde zuhûr eden kusûru bâʿis-i güft ü gû-yi sipâh olduğu dahi bâlâda nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ve bu esbâb ile azli cây-gîr-i zamîr olmuşidi. Defterdâr mektûbcusu olan El-hâc Mustafa Efendi'nin fenn-i defterîde olan mahâreti gûş-zed, veliyy-i devlet ve şehr-i mezkûrun onaltıncı günü şıkk-ı evvel defterdarlığiyle vâsıl-ı ser-menzil-i rifʿat oldu.",
          "caption": "Azl ü Nasb-ı Şıkk-ı evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_153.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü Nasb-ı Şıkk-ı evvel",
          "text": "Defterdâr-ı vakt bulunan Hasan Efendi lâübâlî-meşreb ve tavrı bü'l-aceb bir kimse olup [Mısraʿ]: \"يعطي ويمنع لا بخلا ولا كرما\" mefhûmuna mâ-sadak ve emvâl-i mîrîde olan cerh ü taʿdîli dahi kānûn-ı akla gayr-i evfak olduğundan gayri âm-ı mâzîde ihrâc olunan mevâcibde zuhûr eden kusûru bâʿis-i güft ü gû-yi sipâh olduğu dahi bâlâda nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ve bu esbâb ile azli cây-gîr-i zamîr olmuşidi. Defterdâr mektûbcusu olan El-hâc Mustafa Efendi'nin fenn-i defterîde olan mahâreti gûş-zed, veliyy-i devlet ve şehr-i mezkûrun onaltıncı günü şıkk-ı evvel defterdarlığiyle vâsıl-ı ser-menzil-i rifʿat oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hemşîre-i muhtereme-i hazret-i cihândârî bir müddetten berü illet-i istiskā ile ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârı olup giderek illeti mütezâyid ve efzûn ve tebdîl-i hevâya tâlib olduğu dâhil-i semʿ-i hümâyûn olup, civâr-ı Hazret-i Hâlid'de vâkiʿ sâhilhânesine azîmet içün mezûn olmuşidi. Hareket-i gerdûneden müte'ezzî (93a) olduğuna binâen taht-ı revân ile yalısına vâsıl ve birkaç günden sonra dâr-ı ukbâya müntakil oldu. Bu haber-i bârid taraf-ı hümâyûndan sadrıazama vârid olup müşârünileyh ve tevkīʿî paşa ve ocağlar ağaları ve sâir huzûrları kānûn olan zevât Hazret-i Hâlid'de ictimâʿ ve şeyhülislâm efendi münharifü'l-mizâc olmak takrîbi ile adem-i huzûru bâbında istişfâʿ edüp Anadolu kādıaskeri bulunan imâm-ı evvel-i sultânîye iktidâ ve salâtı edâ olunup civâr-ı türbe-i mezkûrede o sultân-ı mağfiret-nişân vedîʿa-i hazret-i sübhân kılındı.",
          "caption": "Vefât-ı Sâliha Sultan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_154.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Sâliha Sultan",
          "text": "Hemşîre-i muhtereme-i hazret-i cihândârî bir müddetten berü illet-i istiskā ile ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârı olup giderek illeti mütezâyid ve efzûn ve tebdîl-i hevâya tâlib olduğu dâhil-i semʿ-i hümâyûn olup, civâr-ı Hazret-i Hâlid'de vâkiʿ sâhilhânesine azîmet içün mezûn olmuşidi. Hareket-i gerdûneden müte'ezzî (93a) olduğuna binâen taht-ı revân ile yalısına vâsıl ve birkaç günden sonra dâr-ı ukbâya müntakil oldu. Bu haber-i bârid taraf-ı hümâyûndan sadrıazama vârid olup müşârünileyh ve tevkīʿî paşa ve ocağlar ağaları ve sâir huzûrları kānûn olan zevât Hazret-i Hâlid'de ictimâʿ ve şeyhülislâm efendi münharifü'l-mizâc olmak takrîbi ile adem-i huzûru bâbında istişfâʿ edüp Anadolu kādıaskeri bulunan imâm-ı evvel-i sultânîye iktidâ ve salâtı edâ olunup civâr-ı türbe-i mezkûrede o sultân-ı mağfiret-nişân vedîʿa-i hazret-i sübhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım gāilesini râbıta-i sulh halel-pezîr olmayacak sûrette ber-taraf etmek me'mûriyeti mukaddemâ kapudan paşa ile Kırım seraskerinin gerden-\nbend-i himmetleri kılındığına binâen kapudan paşa bâlâda işâret olunduğu vechile Karadeniz boğazından çıkup Sinop limanına dâhil ve serasker paşayı asâkir-i vâfire ile alup Kırım sevâhiline vâsıl oldukta tarafeyn askeri hıtta-i Kırım'a adem-i duhûl ile Tatar müntahablarım han etmek ve Karadeniz'de Rusya donanması geşt ü güzâr eylememek meşrût iken Kırım halkına cebr ü ikrâh ve menfûrları olan Şâhin Giray'ı hanlık mesnedine ikʿâd içün ülke-i mezbûreye sevk-i sipâh-ı îcâb-ı muhârebe edüp Tatar'dan katı çok kimse itlâf u ifnâ ve bu sebeble kavm-i mezbûr dergâh-ı hilâfet-penâhîye medîd-i iştikâ edüp meb'ûslariyle istiʿâne ve istimdâd ve cihet-i vahdet-i İslâmiye mülâbesesiyle merkūmlara imdâd mûcibât-ı şerʿiyeden olup Devlet-i aliyye askeri dahi bi'l-muvâzene (93b) Kırım'a duhûl ile defʿ-i mübâgaze ve müşâhene ve Rusyalu tarafından âsâr-ı husûmet bedîdâr olduğu halde donanma-yı hümâyûn cüyûş-ı âhen-pûş ile meşhûn ve alelhusûs maʿiyet-i seraskerîde olan cünûd rîg-i beyâbândan efzûn olmağla bi'l-ıztırâr cenge ibtidâr ve şîve-i takdîrine ise âşikâr olacağı maʿnâlariyle Rusya sergerdesine bir kıtʿa mektûb tahrîr ve mahsûs bir âdem ile tesyîr etmişler idi.\n\nSergerde-i mesfûr hiyel-i Efrenc'den maʿdûd olan nezârete ahvâlini beyân ve kırk gün mürûr etmedikçe mektûb ve meb'ûsu almak dâhil-i hayyiz-i imkân olmadığını ifade ile zımnen imrâr-ı vakt ü zamân eylediğinden fazla sevâhilden birine yanaşup su alınmak iktizâ ettikte mümânaʿat üzere olacağını dahi işrâb ve bu vazʿ-ı garîbden harb tahakkuk eyleyeceği bî-irtiyâb olduğunu müşârünileyhimâ bundan akdem arz-ı pâye-i serîr-i hilâfet-meâb etmişler idi.\n\nMadde-i serbestiyet rızâ-yı Tatar'a tevfik ve Rusya askeri Kırım'dan çıkmak maslahatı içün Taman veyâhud âhar mahalle ordu nasb edüp Rusyalu'dan adâvete dâir evzâʿ nümâyân oldukta, nakz-ı ahde tâife-i mezbûre bâdî olup havl ü kuvvet-i kahhâr lem-yezele iʿtizâd ile kişver-i Kırım'ı müceddeden feth ü teshîr ve âğâz-ı mukāvemet eden aʿdâyı tuʿme-i şîr-i şemşîr etmek keyfiyeti müşârünileyhimâya bast u tahrîr olunup emr olunduğu vech-i vecîhle asâkir-i mansûre feth-i şakka-i hareket ve Kefe sularında Rusya donanmasına müsâdefet ve kavm-i mesfûr fesh-i sulhü devlete isnâd içün husûmete müteʿallik bir vazʿ-ı nâ-hencâr izhâr etmediklerinden (94a) fazla cürmâniye kabîlinden olan lâbe-i Frengiyi ihtiyâr ve muʿâmele-i dostâne ile verâ-yı donanma-yı hümâyûndan güzâr\neylediler. Müşârünileyhimâ dahi Kefe'ye vüsûl ile yurd-ı mahallî ve tahassun edecek bir mevkiʿ-i münâsib tedâriki ile iştigâl edüp bu hâl Rusyalu'ya sebeb-i endîşe ve hayâl olup ilel-i vebâʿiyeden ictinâb sûretiyle devlet askerinin hurûcunu tehcîn ve ısgā olunmadığı takdîrde üç günlük mesâfede mukīm olan cenerallerine ifâde-i hâl ve istirhâsa mecbûr olduğunu tebyîn edüp, haber gidüp gelince hevâlarda fuhûlet ve emvâc-ı deryâda tahalhul ve galîzat bedîdâr ve donanma-yı hümâyûnun fî-mâ-baʿd o havâlide istikrârı mûcib-i terettüb ihtâr olacağını müşârünileyhimâ tahkīk ve husûl-i maddeyi âm-ı kable taʿlîk ile Kefe pîşgâhında fekk-i lenger-i ikāmet ve serasker paşa Sinob'a ve kapudan paşa Âsitâne-i aliyye'ye gelüp mâcerâyı nakl ü hikâyet eyledi. Velhâsıl Devlet-i aliyye mübtelâ-yı garâmet-i mâliye olarak cemʿ-i asker ve itʿâb-ı sunûf-ı leşker edüp \"İzâ kâne remyü’s-sehmi min bâtıni’l-haşâ fekeyfe yücinnü’l-mer’ü minhü dürûʿun\" mefhûmu üzere tedârükât-ı kaviyyesi takdîr mümteniʿü’t-tağyîr ile cüz'î ve küllî bir fâide intâc etmeyüp ber-muktezâ-yı istidrâc Rusyalu maslahatına revâc verüp hasret-keş-i düvel olan hıtta-i Kırım'ın zabt u rabtı esbâbını tahsîl ve giderek Şâhin Giray'ı ikʿâd ve müddet-i yesîreden sonra tard u ibʿâd ve bundan sonra hıtta-i Kırım'ı ne vechile âverde-i dest-i fesâd eylediği inşâ-Allah mahallinde zikr ü îrâd olunur.",
          "caption": "Avdet-i Donanma-yi Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_155.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Avdet-i Donanma-yi Hümâyûn",
          "text": "Kırım gāilesini râbıta-i sulh halel-pezîr olmayacak sûrette ber-taraf etmek me'mûriyeti mukaddemâ kapudan paşa ile Kırım seraskerinin gerden-\nbend-i himmetleri kılındığına binâen kapudan paşa bâlâda işâret olunduğu vechile Karadeniz boğazından çıkup Sinop limanına dâhil ve serasker paşayı asâkir-i vâfire ile alup Kırım sevâhiline vâsıl oldukta tarafeyn askeri hıtta-i Kırım'a adem-i duhûl ile Tatar müntahablarım han etmek ve Karadeniz'de Rusya donanması geşt ü güzâr eylememek meşrût iken Kırım halkına cebr ü ikrâh ve menfûrları olan Şâhin Giray'ı hanlık mesnedine ikʿâd içün ülke-i mezbûreye sevk-i sipâh-ı îcâb-ı muhârebe edüp Tatar'dan katı çok kimse itlâf u ifnâ ve bu sebeble kavm-i mezbûr dergâh-ı hilâfet-penâhîye medîd-i iştikâ edüp meb'ûslariyle istiʿâne ve istimdâd ve cihet-i vahdet-i İslâmiye mülâbesesiyle merkūmlara imdâd mûcibât-ı şerʿiyeden olup Devlet-i aliyye askeri dahi bi'l-muvâzene (93b) Kırım'a duhûl ile defʿ-i mübâgaze ve müşâhene ve Rusyalu tarafından âsâr-ı husûmet bedîdâr olduğu halde donanma-yı hümâyûn cüyûş-ı âhen-pûş ile meşhûn ve alelhusûs maʿiyet-i seraskerîde olan cünûd rîg-i beyâbândan efzûn olmağla bi'l-ıztırâr cenge ibtidâr ve şîve-i takdîrine ise âşikâr olacağı maʿnâlariyle Rusya sergerdesine bir kıtʿa mektûb tahrîr ve mahsûs bir âdem ile tesyîr etmişler idi.\n\nSergerde-i mesfûr hiyel-i Efrenc'den maʿdûd olan nezârete ahvâlini beyân ve kırk gün mürûr etmedikçe mektûb ve meb'ûsu almak dâhil-i hayyiz-i imkân olmadığını ifade ile zımnen imrâr-ı vakt ü zamân eylediğinden fazla sevâhilden birine yanaşup su alınmak iktizâ ettikte mümânaʿat üzere olacağını dahi işrâb ve bu vazʿ-ı garîbden harb tahakkuk eyleyeceği bî-irtiyâb olduğunu müşârünileyhimâ bundan akdem arz-ı pâye-i serîr-i hilâfet-meâb etmişler idi.\n\nMadde-i serbestiyet rızâ-yı Tatar'a tevfik ve Rusya askeri Kırım'dan çıkmak maslahatı içün Taman veyâhud âhar mahalle ordu nasb edüp Rusyalu'dan adâvete dâir evzâʿ nümâyân oldukta, nakz-ı ahde tâife-i mezbûre bâdî olup havl ü kuvvet-i kahhâr lem-yezele iʿtizâd ile kişver-i Kırım'ı müceddeden feth ü teshîr ve âğâz-ı mukāvemet eden aʿdâyı tuʿme-i şîr-i şemşîr etmek keyfiyeti müşârünileyhimâya bast u tahrîr olunup emr olunduğu vech-i vecîhle asâkir-i mansûre feth-i şakka-i hareket ve Kefe sularında Rusya donanmasına müsâdefet ve kavm-i mesfûr fesh-i sulhü devlete isnâd içün husûmete müteʿallik bir vazʿ-ı nâ-hencâr izhâr etmediklerinden (94a) fazla cürmâniye kabîlinden olan lâbe-i Frengiyi ihtiyâr ve muʿâmele-i dostâne ile verâ-yı donanma-yı hümâyûndan güzâr\neylediler. Müşârünileyhimâ dahi Kefe'ye vüsûl ile yurd-ı mahallî ve tahassun edecek bir mevkiʿ-i münâsib tedâriki ile iştigâl edüp bu hâl Rusyalu'ya sebeb-i endîşe ve hayâl olup ilel-i vebâʿiyeden ictinâb sûretiyle devlet askerinin hurûcunu tehcîn ve ısgā olunmadığı takdîrde üç günlük mesâfede mukīm olan cenerallerine ifâde-i hâl ve istirhâsa mecbûr olduğunu tebyîn edüp, haber gidüp gelince hevâlarda fuhûlet ve emvâc-ı deryâda tahalhul ve galîzat bedîdâr ve donanma-yı hümâyûnun fî-mâ-baʿd o havâlide istikrârı mûcib-i terettüb ihtâr olacağını müşârünileyhimâ tahkīk ve husûl-i maddeyi âm-ı kable taʿlîk ile Kefe pîşgâhında fekk-i lenger-i ikāmet ve serasker paşa Sinob'a ve kapudan paşa Âsitâne-i aliyye'ye gelüp mâcerâyı nakl ü hikâyet eyledi. Velhâsıl Devlet-i aliyye mübtelâ-yı garâmet-i mâliye olarak cemʿ-i asker ve itʿâb-ı sunûf-ı leşker edüp \"İzâ kâne remyü’s-sehmi min bâtıni’l-haşâ fekeyfe yücinnü’l-mer’ü minhü dürûʿun\" mefhûmu üzere tedârükât-ı kaviyyesi takdîr mümteniʿü’t-tağyîr ile cüz'î ve küllî bir fâide intâc etmeyüp ber-muktezâ-yı istidrâc Rusyalu maslahatına revâc verüp hasret-keş-i düvel olan hıtta-i Kırım'ın zabt u rabtı esbâbını tahsîl ve giderek Şâhin Giray'ı ikʿâd ve müddet-i yesîreden sonra tard u ibʿâd ve bundan sonra hıtta-i Kırım'ı ne vechile âverde-i dest-i fesâd eylediği inşâ-Allah mahallinde zikr ü îrâd olunur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tevkīʿî paşa (94b) Şevval'in beşinci günü tevcîhât vâkiʿ olup Çavuşbaşı Ahmed Nazîf Efendi Darbhâne'ye nakl ve Rûhî Süleyman Ağa hıdmet-i mezkûreye vasl olunup sâir menâsıbın baʿzısı ibkā niʿmetine inâle ve baʿzısı tevcîh-i cedîd ile erbâbına ihâle olunup mansıbdan ye'is ü nevmîd olanlar dahi atâyâ-yı ber-mezîd-i şâhâne ile iktisâb-ı îş ü ragîd eylediler. Şah Sultan hazretlerinin tevkīʿî paşaya inʿikādı bâlâda ketb ü ifâde olunmuşidi. Otuzbir gün sonra zifâf maslahatına mübâşeret ve Şevval'in onbeşinci günü sadrıazam ve şeyhülislâm efendi ve kapudan paşa ve sadreyn ve eshâb-ı menâsıb bi-ecmaʿihim Saray-ı hümâyûna daʿvet olunup dârüssaʿâde ağası odası etrâfında intizâr ve müşârünileyhâ Harem-serây-ı\nhümâyûndan gerdûne süvâr izz ü iʿtibâr olunduğu hîn-i âlây-i dil-firîb tertîb olunup herkes alâ-merâtibihim pîş-rev-i cenâb-ı sultânî ve o dürr-i akīleyi saray-i âlîlerine îsâl ile itmâm-ı hidmet-i nigeh-bânî edüp baʿde'l-işâ o neyyireyn-i semâ iʿtilâ yek-diğer ile iltikā ve ferdâsı şehriyâr-ı gîtî-ziyâ resmen Sarây-ı Sultânî'ye şeref-bahş-i vusûl ve birkaç saat ikāmetten sonra sarây-ı behişt-âsâlarına avd ü kufûl buyurdular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Tevcîhât ve Zikr-i Musâheret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_156.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Tevcîhât ve Zikr-i Musâheret",
          "text": "Tevkīʿî paşa (94b) Şevval'in beşinci günü tevcîhât vâkiʿ olup Çavuşbaşı Ahmed Nazîf Efendi Darbhâne'ye nakl ve Rûhî Süleyman Ağa hıdmet-i mezkûreye vasl olunup sâir menâsıbın baʿzısı ibkā niʿmetine inâle ve baʿzısı tevcîh-i cedîd ile erbâbına ihâle olunup mansıbdan ye'is ü nevmîd olanlar dahi atâyâ-yı ber-mezîd-i şâhâne ile iktisâb-ı îş ü ragîd eylediler. Şah Sultan hazretlerinin tevkīʿî paşaya inʿikādı bâlâda ketb ü ifâde olunmuşidi. Otuzbir gün sonra zifâf maslahatına mübâşeret ve Şevval'in onbeşinci günü sadrıazam ve şeyhülislâm efendi ve kapudan paşa ve sadreyn ve eshâb-ı menâsıb bi-ecmaʿihim Saray-ı hümâyûna daʿvet olunup dârüssaʿâde ağası odası etrâfında intizâr ve müşârünileyhâ Harem-serây-ı\nhümâyûndan gerdûne süvâr izz ü iʿtibâr olunduğu hîn-i âlây-i dil-firîb tertîb olunup herkes alâ-merâtibihim pîş-rev-i cenâb-ı sultânî ve o dürr-i akīleyi saray-i âlîlerine îsâl ile itmâm-ı hidmet-i nigeh-bânî edüp baʿde'l-işâ o neyyireyn-i semâ iʿtilâ yek-diğer ile iltikā ve ferdâsı şehriyâr-ı gîtî-ziyâ resmen Sarây-ı Sultânî'ye şeref-bahş-i vusûl ve birkaç saat ikāmetten sonra sarây-ı behişt-âsâlarına avd ü kufûl buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâkān-ı zamân hazretlerinin Sultan Ahmed nâmiyle mevsûm olan şehzâde-i vâlâ-nesebleri birkaç gün illet-i hummâya mübtelâ ve müdâvât-ı etibbâ kâr-ger-i sıhhat ü şifâ olmayup Şevvâl'in yirmiyedinci Salı günü o andelîb-i gülşen-i ratîb-i devlet tâir sû-yi cennet olunup mukaddemâ Bağçe (95a) kapusu'na karîb mahalde bi'l-ibtiyâʿ medfen ittihâz olunan mevziʿa îdâʿ olundu.",
          "caption": "İrtihâl-i Şehzâde Sultan Ahmed",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_157.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Şehzâde Sultan Ahmed",
          "text": "Hâkān-ı zamân hazretlerinin Sultan Ahmed nâmiyle mevsûm olan şehzâde-i vâlâ-nesebleri birkaç gün illet-i hummâya mübtelâ ve müdâvât-ı etibbâ kâr-ger-i sıhhat ü şifâ olmayup Şevvâl'in yirmiyedinci Salı günü o andelîb-i gülşen-i ratîb-i devlet tâir sû-yi cennet olunup mukaddemâ Bağçe (95a) kapusu'na karîb mahalde bi'l-ibtiyâʿ medfen ittihâz olunan mevziʿa îdâʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Be-atabe-i pâdişâh-ı zamân bir müddetten berü Âsitâne'de mukîm ve rehrev-i kaʿr-ı cahîm olan Felemenk elçisine câ-nişîn olan elçi ile Venedik'li tarafından tecdîd olunan elçi şehr-i Zilkaʿde'de iki defʿa tertîb olunan dîvân-ı muʿallâ-erkânda alâ-hıde takbîl-i südde-i saʿâdet ile vâsıl-ı ser-menzil-i mefharet oldular.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve Ruh-sâ-yi Sefîr-i Venedik ve Felemenk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_158.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve Ruh-sâ-yi Sefîr-i Venedik ve Felemenk",
          "text": "Be-atabe-i pâdişâh-ı zamân bir müddetten berü Âsitâne'de mukîm ve rehrev-i kaʿr-ı cahîm olan Felemenk elçisine câ-nişîn olan elçi ile Venedik'li tarafından tecdîd olunan elçi şehr-i Zilkaʿde'de iki defʿa tertîb olunan dîvân-ı muʿallâ-erkânda alâ-hıde takbîl-i südde-i saʿâdet ile vâsıl-ı ser-menzil-i mefharet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bilfiʿîl tevkīʿî olan Rakka Vâlîsi Vezîr Esseyyid Mustafa Paşa'nın Aydın Sancağı'yla ayn-i ibtihâcı tenvîr ve Rakka Eyâleti ile Bender başbuğu olan Seyyid Hasan Paşa'nın diraht-ı ikbâli bâr-âver ü tesmîr kılınup, İç-il Hükûmeti sâbıka Mısır Vâlîsi İzzet Mehmed Paşa'ya taklîd ve İnebahtı muhâfazasiyle sadr-ı sâbık Dârendeli Mehmed Paşa'nın câme-i vezâreti tecdîd olundu. Anadolu kazaskeri olan imâm-ı evvel-i sultânî Mehmed Efendi itmâm-ı müddet ve gurre-i Zilhicce'de Hekimbâşı Ârif Mehmed Efendi sadâret-i Anadolu'yla ihrâz-ı dest-mâye-i rifʿat eyledi.",
          "caption": "Tevcîhât-ı Vüzerâ ve Sadr-ı Anadolu Şüden-i Mehmed Ârif Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_159.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı Vüzerâ ve Sadr-ı Anadolu Şüden-i Mehmed Ârif Efendi",
          "text": "Bilfiʿîl tevkīʿî olan Rakka Vâlîsi Vezîr Esseyyid Mustafa Paşa'nın Aydın Sancağı'yla ayn-i ibtihâcı tenvîr ve Rakka Eyâleti ile Bender başbuğu olan Seyyid Hasan Paşa'nın diraht-ı ikbâli bâr-âver ü tesmîr kılınup, İç-il Hükûmeti sâbıka Mısır Vâlîsi İzzet Mehmed Paşa'ya taklîd ve İnebahtı muhâfazasiyle sadr-ı sâbık Dârendeli Mehmed Paşa'nın câme-i vezâreti tecdîd olundu. Anadolu kazaskeri olan imâm-ı evvel-i sultânî Mehmed Efendi itmâm-ı müddet ve gurre-i Zilhicce'de Hekimbâşı Ârif Mehmed Efendi sadâret-i Anadolu'yla ihrâz-ı dest-mâye-i rifʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sulb-i Mustafa Hânî'den bin yüz on târîhinde mahmiye-i Edirne'de vücûd-yâfte olan Safiye Sultan Hazretleri seksenbeş sene safâ-yı hâtır ile mu'ammer ve mâh-ı mezkûrda vücûd-ı nâzenînleri şiken-i insıbâb ile mükedder olup birkaç gün müdâvât ile iştigāl olundiyse dahi fâ'ide-mend olmayup dâr-ı âhirete intikāl ve istîfâ-yı ömr-i serîʿü'z-zevâl eyledi. Kānûn üzere techîz (95b) ve tekfîn ve Sultan Süleyman Câmiʿi hazîresinde ihzâr olunan lahde temkîn olundu.\n\nTertîb eyledikleri vakfın nemâsından idâre olunmak üzere Ayasofya ve Sultan Mehmed ve Sultan Bayezid ve Vâlide câmiʿlerinde dersiye ve vaʿziye ve duʿâ-gûy vazîfeleri taʿyîn ve fazla-i vakfdan ahâlî-i Haremeynü'ş-şerîfeyn'e her sene surre göndermek hayrâtiyle celb-i rızâ-yı Rabbü'l-âlemîn eylediğinden gayri Lutfi Paşa Mahallesi etrâfında müceddeden çeşme binâ ve li-vechi'l-lâh mâ-ı lezîz icrâ ve nice eytâm ve erâmilin müşkilât-ı umûr-ı zarûriyelerini vâsıta-ı cûd u inâyeti ile sehl ü âsân ve katı çok âciz ve bînevâyı hafr-ı âbâr ile sîr-âb-ı lutf u ihsân eylediği müstağnî ani'l-beyândır.",
          "caption": "İrtihâl-i Safiye Sultan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_160.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1192"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Safiye Sultan",
          "text": "Sulb-i Mustafa Hânî'den bin yüz on târîhinde mahmiye-i Edirne'de vücûd-yâfte olan Safiye Sultan Hazretleri seksenbeş sene safâ-yı hâtır ile mu'ammer ve mâh-ı mezkûrda vücûd-ı nâzenînleri şiken-i insıbâb ile mükedder olup birkaç gün müdâvât ile iştigāl olundiyse dahi fâ'ide-mend olmayup dâr-ı âhirete intikāl ve istîfâ-yı ömr-i serîʿü'z-zevâl eyledi. Kānûn üzere techîz (95b) ve tekfîn ve Sultan Süleyman Câmiʿi hazîresinde ihzâr olunan lahde temkîn olundu.\n\nTertîb eyledikleri vakfın nemâsından idâre olunmak üzere Ayasofya ve Sultan Mehmed ve Sultan Bayezid ve Vâlide câmiʿlerinde dersiye ve vaʿziye ve duʿâ-gûy vazîfeleri taʿyîn ve fazla-i vakfdan ahâlî-i Haremeynü'ş-şerîfeyn'e her sene surre göndermek hayrâtiyle celb-i rızâ-yı Rabbü'l-âlemîn eylediğinden gayri Lutfi Paşa Mahallesi etrâfında müceddeden çeşme binâ ve li-vechi'l-lâh mâ-ı lezîz icrâ ve nice eytâm ve erâmilin müşkilât-ı umûr-ı zarûriyelerini vâsıta-ı cûd u inâyeti ile sehl ü âsân ve katı çok âciz ve bînevâyı hafr-ı âbâr ile sîr-âb-ı lutf u ihsân eylediği müstağnî ani'l-beyândır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârünileyh sefer hilâlinde asker sürücüsü olup me'mûriyetini icrâda cân-sipâr ve ne mahalle taʿyîn olundıysa nakdîne nisâr-ı iktidâr olup kesret-i vüzerâ illetiyle iki defʿa vezâreti refʿ olunup emeği hebâ olmuşidi. Esmâ Sultan aliyyetü'ş-şân tarafından Sultan Kethüdâsı Mehmed Efendi vesâtatiyle Safer'in dokuzuncu günü vezâreti ibkā ve Eğriboz Sancağı'yle necm-i ikbâli pür ziyâ kılındı.",
          "caption": "İbkā-yı Vezâret Livadyalı Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_161.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yı Vezâret Livadyalı Hasan Paşa",
          "text": "Müşârünileyh sefer hilâlinde asker sürücüsü olup me'mûriyetini icrâda cân-sipâr ve ne mahalle taʿyîn olundıysa nakdîne nisâr-ı iktidâr olup kesret-i vüzerâ illetiyle iki defʿa vezâreti refʿ olunup emeği hebâ olmuşidi. Esmâ Sultan aliyyetü'ş-şân tarafından Sultan Kethüdâsı Mehmed Efendi vesâtatiyle Safer'in dokuzuncu günü vezâreti ibkā ve Eğriboz Sancağı'yle necm-i ikbâli pür ziyâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Saferülhayr'ın yirmisekizinci Çarşenbih günü maşrık-ı saltanattan bir âftâb-ı âlem-tâb eşiʿa-rîz-i sâha-ı vücûd yaʿnî sulb-i pâk-i şehen-şâhîden bir şehzâde-i hümâyûn baht-ı gehvâre-zîb-i taʿayyün ve şühûd olup Sultan Süleyman ismiyle nâm-dâr ve bu haber-i meserret-âsâr Dârüssaʿâde ağası vesâtatiyle (96a) sadr-ı âlî-mikdâra ihbâr olunup, tehniyet-i vilâdet-i hümâyûna müsâraʿat ve donanmadan kâffe-i nâsa sirâyet eden garâmetten\nvikāyet zımnında fakat tebşîr ile iktifâ ve bu zemînde memâlik-i mahrûseye neşr-i evâmir-i meserret fehvâ kılındı.\nSeyyid Kemal Gaznî'nin altı vechile istihrâc olunan târihidir:\n\nحلت بميلاد سلطان بشائره بالعز والنصر نبشا عادل الدهر",
          "caption": "Vilâdet-i Şehzâde Sultan Süleyman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_162.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Şehzâde Sultan Süleyman",
          "text": "İşbu Saferülhayr'ın yirmisekizinci Çarşenbih günü maşrık-ı saltanattan bir âftâb-ı âlem-tâb eşiʿa-rîz-i sâha-ı vücûd yaʿnî sulb-i pâk-i şehen-şâhîden bir şehzâde-i hümâyûn baht-ı gehvâre-zîb-i taʿayyün ve şühûd olup Sultan Süleyman ismiyle nâm-dâr ve bu haber-i meserret-âsâr Dârüssaʿâde ağası vesâtatiyle (96a) sadr-ı âlî-mikdâra ihbâr olunup, tehniyet-i vilâdet-i hümâyûna müsâraʿat ve donanmadan kâffe-i nâsa sirâyet eden garâmetten\nvikāyet zımnında fakat tebşîr ile iktifâ ve bu zemînde memâlik-i mahrûseye neşr-i evâmir-i meserret fehvâ kılındı.\nSeyyid Kemal Gaznî'nin altı vechile istihrâc olunan târihidir:\n\nحلت بميلاد سلطان بشائره بالعز والنصر نبشا عادل الدهر"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efrenc tâifesinin Cidde benderine tevârüdleri mahdûd ve bahr-i Süveyş'in âhar mahallerine iyâb ü zihâbları memnûʿ ve merdûd iken ümerâ-i Mısriyye'den olup mukaddemâ refʿ-i livâ-i bağy ü şekā eden Ali Bey'in eyyâm-ı tuğyânında İngilizlü'nün bir kıtʿa sefînesi Süveyş iskelesine gelüp er-reşâ reşeu'l-hâce fehvâsiyle sefîne reisi olan kebr-i le'îm mîr-i mezbûra mikdâr rüşvet ve bertîl takdîm ve birkaç gün sefîne-i mezkûrenin mersâ-yi Süveyş'te rabt olunmak esbâbını tahkîm etmişidi. Giderek bu keyfiyet izn-i âme haml olunarak sevâhilde alâkası olan sâir Efrenc tâifesi dahi âmed-şüd ve bir mahall-i mahsûs binâsını tenzîl-i menzile-i mâlâ-budd edüp bir hân-ı vasîʿü'l-etrâf binâ ve âtiyede muhakkakü'l-vukūʿ olan mazarratı zuʿm-ı bâtıllarına göre güyâ setr ve ihfâ etmişler idi. \n\nMâdde-i mezkûrede olan mahâzîr-i âkıbet-endîşân-ı umûr taraflarından ve bâ-husûs şerîf-i Mekke cânibinden ihbâr ve tahrîr ve bu semm-i muvakkatin tedbîr-i dil-pezîr ile indifâʿı matlûb-ı şehr-yâr-ı kişver-gîr olduğuna binâen İngiliz elçisine reîsülküttâb efendi beyân-ı keyfiyet ve ol dahi taleb-i mühlet ile irâde-i devleti kralına îmâ ve işâret eyledikte hânın hedm ü tahrîbi fî-mâ-baʿd o makūle sefâin (96b) mersâ-yi Süveyş'e tevârüd eylediği hâlde lüsûs-ı bahriye ve korsan sefâini iʿtibâriyle tard u tebʿîd ve mülzem olmadıkları hâlde top ve sâir âlât-ı harbiye ile eczâ-yi sefîneleri tebdîd olunmak husûsâtı, kralı tarafından tahrîr olunduğunu memhûr takrîriyle resmen ifade ve filhâl Kapucubaşı Mustafa Ağa Mısır'a firistâde\nolunup hân-ı mezkûru hedm ve vîrân ve karâr-gîr olan nizâmı ümerâ-yi Mısriye'ye beyân eyledi.",
          "caption": "Menʿ-i Sefâin-i Efrenc ez-Bahr-i Süveyş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_163.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Menʿ-i Sefâin-i Efrenc ez-Bahr-i Süveyş",
          "text": "Efrenc tâifesinin Cidde benderine tevârüdleri mahdûd ve bahr-i Süveyş'in âhar mahallerine iyâb ü zihâbları memnûʿ ve merdûd iken ümerâ-i Mısriyye'den olup mukaddemâ refʿ-i livâ-i bağy ü şekā eden Ali Bey'in eyyâm-ı tuğyânında İngilizlü'nün bir kıtʿa sefînesi Süveyş iskelesine gelüp er-reşâ reşeu'l-hâce fehvâsiyle sefîne reisi olan kebr-i le'îm mîr-i mezbûra mikdâr rüşvet ve bertîl takdîm ve birkaç gün sefîne-i mezkûrenin mersâ-yi Süveyş'te rabt olunmak esbâbını tahkîm etmişidi. Giderek bu keyfiyet izn-i âme haml olunarak sevâhilde alâkası olan sâir Efrenc tâifesi dahi âmed-şüd ve bir mahall-i mahsûs binâsını tenzîl-i menzile-i mâlâ-budd edüp bir hân-ı vasîʿü'l-etrâf binâ ve âtiyede muhakkakü'l-vukūʿ olan mazarratı zuʿm-ı bâtıllarına göre güyâ setr ve ihfâ etmişler idi. \n\nMâdde-i mezkûrede olan mahâzîr-i âkıbet-endîşân-ı umûr taraflarından ve bâ-husûs şerîf-i Mekke cânibinden ihbâr ve tahrîr ve bu semm-i muvakkatin tedbîr-i dil-pezîr ile indifâʿı matlûb-ı şehr-yâr-ı kişver-gîr olduğuna binâen İngiliz elçisine reîsülküttâb efendi beyân-ı keyfiyet ve ol dahi taleb-i mühlet ile irâde-i devleti kralına îmâ ve işâret eyledikte hânın hedm ü tahrîbi fî-mâ-baʿd o makūle sefâin (96b) mersâ-yi Süveyş'e tevârüd eylediği hâlde lüsûs-ı bahriye ve korsan sefâini iʿtibâriyle tard u tebʿîd ve mülzem olmadıkları hâlde top ve sâir âlât-ı harbiye ile eczâ-yi sefîneleri tebdîd olunmak husûsâtı, kralı tarafından tahrîr olunduğunu memhûr takrîriyle resmen ifade ve filhâl Kapucubaşı Mustafa Ağa Mısır'a firistâde\nolunup hân-ı mezkûru hedm ve vîrân ve karâr-gîr olan nizâmı ümerâ-yi Mısriye'ye beyân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serbestiyet maddesinin istikrârı zımnında bâlâdan zîre gelince vâkiʿ olan ahvâl, mahalleri geldikçe tafsîl ve icmâl olunup Râif İsmâil Bey ve Âtıfzâde Ömer Vâhid Efendi'nin riyâsetleri hengâmmda bu ihtilâlin indifâʿı mümkün olmayup Devlet-i aliyye bahren ve berren tedârike mecbûr ve ceng kapuların açmakta maʿzûr olup, ancak Rusyalu Taman Kalesini Devlet-i aliyye tahliye etmeyüp Devlet Giray'ı dahi hilâf-ı şurût han nasb ettiler-zuʿmuna zâhib olup mukābele bi'l-misl daʿvâsını pîş-nihâd ve Kırım'a duhûllerini bu sebebe istinâd ve hâl böyle iken yine safvetten hâlî olmadıklarını beyân ve îrâd eylediklerine binâen sâbıka ordu kādısı Müftîzâde Ahmed Efendi ve Reisülküttâb-ı esbak Elhâc Abdürrezzak Efendi ve İbrâhim Münib Efendi Rusya elçisiyle birkaç meclis-i mülâkāt ve takdîr-i Rabbânî ile defʿ-i muhâsamât ve husûl-i terâzî ve musâfât mümkün olmayup bilâhire fenn-i muhâverede yektâ ve bu maddelerin cümlesine âşinâ (97a) olan Abdürrezzak Efendi Der-i aliyye'de mukîm França elçisi tavassutiyle münferiden mükâlemeye taʿyîn olunup Aynalıkavak'da Rusya murahhası ile tenkîh-i mevadd-ı musâlahaya mübâşeret ve birkaç defʿa ictimâʿ ile defʿ-i münâferet-i tarafeyne ikdâm ve gayret ve bilâhire Özi kurâ merʿaları taraf-ı saltanata redd ve Rusya askeri doksan güne dek hıtta-i Kırım'dan çıkup memleketlerine rahl-i azîmeti şedd ve Tatar'ın küllî ve cüz'î umûruna adem-i müdâhale ile nasb-ı hân ihtiyârlarına terk ve bu bâbda lâzım gelen menşûr ve umûr-ı şerʿiyyelerini icrâ içün mürâsele-i şerʿiyye taraf-ı saltanattan gönderilmek şurûtuna nizâm ve meclislere hitâm verilüp istikrâr bulan mevadd Muharremülharâm evâsıtında ʿakd olununan meclis-i meşverette bast u taʿdâd olunup huzzârın cümlesi tenkîhât-ı mezkûreyi tahsîn ve efendi-i mûmâileyhi sezâvâr-ı sad-âferîn etmeleriyle evvel ve âhir vukūʿ bulan keyfiyet bi-tefâsilihâ maʿrûz-ı atebe-i şehryâr-ı İskender-heybet kılınup defʿ-i nizâʿ ve husûl-i âsâyiş ve ittisâʿ-ı tabʿ-ı hümâyûna tevâfuk eylediğinden senedler mübâdelesi fermân ve bi-hasebi'l-me'mûriye işbu Rebîülevvel'in dördüncü Pazar günü mübâdele-i senedât ile itfâ-yi nâr-sûzân\nve ferdâsı efendi-i mûmâileyh kapuya gelüp aʿlâ bir semmur kürk ilbâsiyle mazhar-ı izz ü şân kılındığından gayri mükâleme kâtibi Beylikçi Esseyyid Mehmed Hayri Efendi'ye ve dîvân tercümânına dahi birer semmur kürk giydirilüp birer gün tefâvüt ile ibtidâ Rusya elçisine ve sâniyen França elçisine dahi huzûr-ı sadâret-penâhîde birer (97b) sevb-i semmur iksâ ve bu ahbâr-ı sârre serhadlerde vâkiʿ vülât ve hükkâma tahrîr ve inhâ olundu.\nTezyîl:\n\nHarb tahakkuku ihtimâliyle henüz tâze cân bulmuş reʿâyâ müceddeden tekâlîf-i seferiyeye mübtelâ olup hudûd u sügūra dahi celb-i asâkir ve tertîb-i zehâir olunup baʿzısı taʿcîl ve baʿzısı tecîl olunmuşidi. Fazl-ı hakk ile ıslâh-ı zâtü'l-beyn keyfiyatı tebeyyün ve indifâʿ-i şûriş ve ihtilâl hâletleri taʿayyün edüp fukarâ ve zuʿafânın bâr-girân-ı tekâliften âsûde olması murâd-ı hümâyûn olduğuna binâen, henüz tahsîl olunmayan zehâir ve levâzım-ı sâire tertîb olunan mahallerden afv olunup berren ve bahren vürûd ile isbât-ı vücûd eden cemʿ-i maʿdûd dahi il ve vilâyetlerine rücûʿ etmek bâbında her cânibe irsâl-i berîd ve her tarafa ısdâr-ı emr-i şedîd kılınarak şehriyâr-ı bâhirü't-teyîd mazhar-ı duʿâ-yi karîb ve baʿîd oldular.",
          "caption": "Zikr-i Tenkîh-i Baʿzı Mevadd ve Tekîd-i Sulh be-Maʿrifet-i Reisülküttâb-ı Esbak Bâhirü'l-hâc Abdürrezzak Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_164.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Tenkîh-i Baʿzı Mevadd ve Tekîd-i Sulh be-Maʿrifet-i Reisülküttâb-ı Esbak Bâhirü'l-hâc Abdürrezzak Efendi",
          "text": "Serbestiyet maddesinin istikrârı zımnında bâlâdan zîre gelince vâkiʿ olan ahvâl, mahalleri geldikçe tafsîl ve icmâl olunup Râif İsmâil Bey ve Âtıfzâde Ömer Vâhid Efendi'nin riyâsetleri hengâmmda bu ihtilâlin indifâʿı mümkün olmayup Devlet-i aliyye bahren ve berren tedârike mecbûr ve ceng kapuların açmakta maʿzûr olup, ancak Rusyalu Taman Kalesini Devlet-i aliyye tahliye etmeyüp Devlet Giray'ı dahi hilâf-ı şurût han nasb ettiler-zuʿmuna zâhib olup mukābele bi'l-misl daʿvâsını pîş-nihâd ve Kırım'a duhûllerini bu sebebe istinâd ve hâl böyle iken yine safvetten hâlî olmadıklarını beyân ve îrâd eylediklerine binâen sâbıka ordu kādısı Müftîzâde Ahmed Efendi ve Reisülküttâb-ı esbak Elhâc Abdürrezzak Efendi ve İbrâhim Münib Efendi Rusya elçisiyle birkaç meclis-i mülâkāt ve takdîr-i Rabbânî ile defʿ-i muhâsamât ve husûl-i terâzî ve musâfât mümkün olmayup bilâhire fenn-i muhâverede yektâ ve bu maddelerin cümlesine âşinâ (97a) olan Abdürrezzak Efendi Der-i aliyye'de mukîm França elçisi tavassutiyle münferiden mükâlemeye taʿyîn olunup Aynalıkavak'da Rusya murahhası ile tenkîh-i mevadd-ı musâlahaya mübâşeret ve birkaç defʿa ictimâʿ ile defʿ-i münâferet-i tarafeyne ikdâm ve gayret ve bilâhire Özi kurâ merʿaları taraf-ı saltanata redd ve Rusya askeri doksan güne dek hıtta-i Kırım'dan çıkup memleketlerine rahl-i azîmeti şedd ve Tatar'ın küllî ve cüz'î umûruna adem-i müdâhale ile nasb-ı hân ihtiyârlarına terk ve bu bâbda lâzım gelen menşûr ve umûr-ı şerʿiyyelerini icrâ içün mürâsele-i şerʿiyye taraf-ı saltanattan gönderilmek şurûtuna nizâm ve meclislere hitâm verilüp istikrâr bulan mevadd Muharremülharâm evâsıtında ʿakd olununan meclis-i meşverette bast u taʿdâd olunup huzzârın cümlesi tenkîhât-ı mezkûreyi tahsîn ve efendi-i mûmâileyhi sezâvâr-ı sad-âferîn etmeleriyle evvel ve âhir vukūʿ bulan keyfiyet bi-tefâsilihâ maʿrûz-ı atebe-i şehryâr-ı İskender-heybet kılınup defʿ-i nizâʿ ve husûl-i âsâyiş ve ittisâʿ-ı tabʿ-ı hümâyûna tevâfuk eylediğinden senedler mübâdelesi fermân ve bi-hasebi'l-me'mûriye işbu Rebîülevvel'in dördüncü Pazar günü mübâdele-i senedât ile itfâ-yi nâr-sûzân\nve ferdâsı efendi-i mûmâileyh kapuya gelüp aʿlâ bir semmur kürk ilbâsiyle mazhar-ı izz ü şân kılındığından gayri mükâleme kâtibi Beylikçi Esseyyid Mehmed Hayri Efendi'ye ve dîvân tercümânına dahi birer semmur kürk giydirilüp birer gün tefâvüt ile ibtidâ Rusya elçisine ve sâniyen França elçisine dahi huzûr-ı sadâret-penâhîde birer (97b) sevb-i semmur iksâ ve bu ahbâr-ı sârre serhadlerde vâkiʿ vülât ve hükkâma tahrîr ve inhâ olundu.\nTezyîl:\n\nHarb tahakkuku ihtimâliyle henüz tâze cân bulmuş reʿâyâ müceddeden tekâlîf-i seferiyeye mübtelâ olup hudûd u sügūra dahi celb-i asâkir ve tertîb-i zehâir olunup baʿzısı taʿcîl ve baʿzısı tecîl olunmuşidi. Fazl-ı hakk ile ıslâh-ı zâtü'l-beyn keyfiyatı tebeyyün ve indifâʿ-i şûriş ve ihtilâl hâletleri taʿayyün edüp fukarâ ve zuʿafânın bâr-girân-ı tekâliften âsûde olması murâd-ı hümâyûn olduğuna binâen, henüz tahsîl olunmayan zehâir ve levâzım-ı sâire tertîb olunan mahallerden afv olunup berren ve bahren vürûd ile isbât-ı vücûd eden cemʿ-i maʿdûd dahi il ve vilâyetlerine rücûʿ etmek bâbında her cânibe irsâl-i berîd ve her tarafa ısdâr-ı emr-i şedîd kılınarak şehriyâr-ı bâhirü't-teyîd mazhar-ı duʿâ-yi karîb ve baʿîd oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kemâl-i takarrüb ile taraf-ı padişahîye temahhud ve ihtisâs kesb eden silahdâr-ı hazret-i tâcdârî Mehmed Ağa birkaç defa efendi-i mûmâileyhi sırren ihzâr ve akl ü rüşdünü tecrübe ve ihtibâr edüp لسان المرء ترجمان عقله mefhûmu üzere zebân-âver-i beyân olduğu tedbîrâtı kabûl ve teslîm ve Aynalıkavak Tenkîh-nâmesi hitâmında riyâset hakkında tasmîm olunduğu sûret-i tebşîrde tefhîm etmişidi.\n\nMaddeler ber-vefk-i memûl tenkih ve hüsnünü herkes iʿlân ve tasrîh eylediklerine binâen hakkında sebkat eden vaʿd-i cemil incâz ve şehr-i Rebîülâhir'in onbirinci günü mûmâileyh (98a) câh-ı refîʿ-i riyâsetle mümtâz kılınup selefi Atıfzâde Ömer Vahîd Efendi hânesinde ikāmet ve meşgûl-i duʿâ-yi devâm-ı devlet oldu. بشرى لقد صار الرئيس ابن الرئيس Zâde-i-tabʿ-ı fakīr olarak riyâsetlerine nâm-ı tarihdir: إن عبد الرزاق اشرق فهما بدر تم قد نار بالعلم اوحد Bekrîzâde'nin dahi altı vech ile istihrâc olunan târihidir.",
          "caption": "Reisülküttâb şüden-i Elhâc Abdürrezzak Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_165.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Reisülküttâb şüden-i Elhâc Abdürrezzak Efendi",
          "text": "Kemâl-i takarrüb ile taraf-ı padişahîye temahhud ve ihtisâs kesb eden silahdâr-ı hazret-i tâcdârî Mehmed Ağa birkaç defa efendi-i mûmâileyhi sırren ihzâr ve akl ü rüşdünü tecrübe ve ihtibâr edüp لسان المرء ترجمان عقله mefhûmu üzere zebân-âver-i beyân olduğu tedbîrâtı kabûl ve teslîm ve Aynalıkavak Tenkîh-nâmesi hitâmında riyâset hakkında tasmîm olunduğu sûret-i tebşîrde tefhîm etmişidi.\n\nMaddeler ber-vefk-i memûl tenkih ve hüsnünü herkes iʿlân ve tasrîh eylediklerine binâen hakkında sebkat eden vaʿd-i cemil incâz ve şehr-i Rebîülâhir'in onbirinci günü mûmâileyh (98a) câh-ı refîʿ-i riyâsetle mümtâz kılınup selefi Atıfzâde Ömer Vahîd Efendi hânesinde ikāmet ve meşgûl-i duʿâ-yi devâm-ı devlet oldu. بشرى لقد صار الرئيس ابن الرئيس Zâde-i-tabʿ-ı fakīr olarak riyâsetlerine nâm-ı tarihdir: إن عبد الرزاق اشرق فهما بدر تم قد نار بالعلم اوحد Bekrîzâde'nin dahi altı vech ile istihrâc olunan târihidir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîülâhir'in evâilinde Nahl-bend Mahallesi'ne müsâmit Arabacılar Kârhânesi kurbinden nâ-gâh bir ateş-i ser-keş-inân asmâne peyveste ve o havâlide olanları hayrân ve dem-beste edüp tarafetü'l-aynda Arabacılar ve Tavukçular kârhânelerini ihrâk ve binden mütecâviz sagīr ve kebir hâneleri ifnâ ile sâhiblerinin âh u enînlerin vâsıl-ı küngüre-i çarhına tâk edüp birkaç saat bu hâl-i pür-melâl takarrür ve zuhûr-ı inâyet-i Hakk ile o belâ-yi âsmânî ve kazâ-yi nâ-gehânî zâil olup garâmet-i mâliye ve mülkiyeden vâreste olanlar secde ber-endâz-ı mihrâb teşekkür oldular. Yine bu târihte seyr-i bâğ ü râğ eden küstâhlardan biri Kavak Sarayı'nda kadh-i zinâd ve hâsıl olan şerâresi ihrâka müstaʿid baʿzı şeye mülâmese ile bi't-tedrîc harem tarafını îkād ve itfâsına memûr olanların saʿyi, müfîd olmayup o câ-yi dil-keş tesîr-i âteş ile beraber hâkister oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı Harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_166.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı Harîk",
          "text": "Şehr-i Rebîülâhir'in evâilinde Nahl-bend Mahallesi'ne müsâmit Arabacılar Kârhânesi kurbinden nâ-gâh bir ateş-i ser-keş-inân asmâne peyveste ve o havâlide olanları hayrân ve dem-beste edüp tarafetü'l-aynda Arabacılar ve Tavukçular kârhânelerini ihrâk ve binden mütecâviz sagīr ve kebir hâneleri ifnâ ile sâhiblerinin âh u enînlerin vâsıl-ı küngüre-i çarhına tâk edüp birkaç saat bu hâl-i pür-melâl takarrür ve zuhûr-ı inâyet-i Hakk ile o belâ-yi âsmânî ve kazâ-yi nâ-gehânî zâil olup garâmet-i mâliye ve mülkiyeden vâreste olanlar secde ber-endâz-ı mihrâb teşekkür oldular. Yine bu târihte seyr-i bâğ ü râğ eden küstâhlardan biri Kavak Sarayı'nda kadh-i zinâd ve hâsıl olan şerâresi ihrâka müstaʿid baʿzı şeye mülâmese ile bi't-tedrîc harem tarafını îkād ve itfâsına memûr olanların saʿyi, müfîd olmayup o câ-yi dil-keş tesîr-i âteş ile beraber hâkister oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne Emîni Süleyman Feyzi Efendi maʿrifetiyle inşâ olunan sandal ve fülke-i hümâyûn resîde-i mevkıʿ-i hitâm olduğu Bâbıâlî'ye ifhâm ve kudûmları muʿtâd olan zevât hâzır oldukları hâlde (98b) duʿâ-yi bekā-yi eyyâm-ı saltanat tertîl ve zikr olunan fülke ve sandal deryâya tenzîl olundu. Maraş etrâfında iskân olunan aşâir hadlerini tecâvüz ile müştehir ve etrâf ve eknâf nehb ü gāret misüllü evzâʿlarından mütekeddir olduklarından dâire-i hadd ü edebe idhâlleri bir vezîr-i dilîre ihâle olunmak tedbîr olunup, Adana Vâlîsi Vezîr Hazinedar Ali Paşa bu maslahatın İbn Becde'si olduğuna binâen Maraş Eyâleti ber-vech-i ilhak tarafına tevcîh ve o makūle muzırr-ı ibâd olan eclâf-ı aşâirin icrâ-yi tedîb-i mâ-yelikleri tenbîh oldu. Vezîr, Mîrâhur Mustafa Paşa birâder-zâdesi olup bir müddetten berü yazıcılık hidmetiyle bekâm ve hüsn-i hulk u reftârı pesendîde-i hâss u âm olan Mehmed Bey hakkında mühr-i âtıf-ı şâhâne bâhirü'l-işrâk ve baş muhâsebe pâyesiyle tarîk-i hâcegâna ilhâk ve hilâf-ı âde semmûr kürk ile kadr ü iʿtibârı ziyâde kılındığından fazla yazıcılık hidmet-i şerîfesi dahi ibkā ve bu avâtıf-ı mütetâbiü'z-zuhûr ile mahsûd-ı emsâl ü ekfâ kılındı. Dağistanî Ali Paşa târih-i mezbûrda Karaman Eyâleti'ne şâyân görülüp, selefi Vidin muhâfazasına taʿyîn ve sâbıka Kars muhâfızı Vezîr Esseyyid\nİbrâhîm Paşa Rakka Eyâleti'nde temkîn olunup, Kars muhâfazası mîr-i mîrândan Abaza Paşazâde Mehmed Paşa'ya ihâle ve riyâz-ı emânîsine cûybâr-ı mekârim-i şâhâne isâle olundu. \n\n Bir zaman mülk-i İrân'da Vekâlet Şah (99a) ünvâniyle Dürre-yi zen tabl nâm u şân olan Zend Kerîm bir müddet alîl ve sakīm olup bu esnâda vefât ve azm-i arasât eylediği Bağdad Vâlîsi Hasan Paşa tarafından iş'âr ve Basra Eyâleti'nin zabtı bâbında filhâl tarafına emr-i müekked ısdâr olundu. \n\n Hân-ı mezbûr mütefekkir-i avâkıb-ı umûr-ı siyâset-i mülkiyede yegâne ve hiyel-i akliyede müfred-i zemâne olup ancak rafz ve ilhâd u fesâd-ı i'tikād ile şöhret-gîr ve gadr ü cevr ile hâtır-şiken-i bernâ ve pîr olup aʿdâd-ı eyyâm-ı zindegânîsinde kesret ve dâire-i ömründe vüs'at olsa idi tevsîʿ-i mülk sevdâsiyle mücâvirlerine hayli zahmet vereceği müteyakkın idi. Binâen-alâ-zâlik vücûd-ı bed-bûdunun zevâli sebeb-i râhat-ı âlem ve bâʿis-i efzâyiş-i âsâyiş-i ümem olmuştur.",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_167.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Tersâne Emîni Süleyman Feyzi Efendi maʿrifetiyle inşâ olunan sandal ve fülke-i hümâyûn resîde-i mevkıʿ-i hitâm olduğu Bâbıâlî'ye ifhâm ve kudûmları muʿtâd olan zevât hâzır oldukları hâlde (98b) duʿâ-yi bekā-yi eyyâm-ı saltanat tertîl ve zikr olunan fülke ve sandal deryâya tenzîl olundu. Maraş etrâfında iskân olunan aşâir hadlerini tecâvüz ile müştehir ve etrâf ve eknâf nehb ü gāret misüllü evzâʿlarından mütekeddir olduklarından dâire-i hadd ü edebe idhâlleri bir vezîr-i dilîre ihâle olunmak tedbîr olunup, Adana Vâlîsi Vezîr Hazinedar Ali Paşa bu maslahatın İbn Becde'si olduğuna binâen Maraş Eyâleti ber-vech-i ilhak tarafına tevcîh ve o makūle muzırr-ı ibâd olan eclâf-ı aşâirin icrâ-yi tedîb-i mâ-yelikleri tenbîh oldu. Vezîr, Mîrâhur Mustafa Paşa birâder-zâdesi olup bir müddetten berü yazıcılık hidmetiyle bekâm ve hüsn-i hulk u reftârı pesendîde-i hâss u âm olan Mehmed Bey hakkında mühr-i âtıf-ı şâhâne bâhirü'l-işrâk ve baş muhâsebe pâyesiyle tarîk-i hâcegâna ilhâk ve hilâf-ı âde semmûr kürk ile kadr ü iʿtibârı ziyâde kılındığından fazla yazıcılık hidmet-i şerîfesi dahi ibkā ve bu avâtıf-ı mütetâbiü'z-zuhûr ile mahsûd-ı emsâl ü ekfâ kılındı. Dağistanî Ali Paşa târih-i mezbûrda Karaman Eyâleti'ne şâyân görülüp, selefi Vidin muhâfazasına taʿyîn ve sâbıka Kars muhâfızı Vezîr Esseyyid\nİbrâhîm Paşa Rakka Eyâleti'nde temkîn olunup, Kars muhâfazası mîr-i mîrândan Abaza Paşazâde Mehmed Paşa'ya ihâle ve riyâz-ı emânîsine cûybâr-ı mekârim-i şâhâne isâle olundu. \n\n Bir zaman mülk-i İrân'da Vekâlet Şah (99a) ünvâniyle Dürre-yi zen tabl nâm u şân olan Zend Kerîm bir müddet alîl ve sakīm olup bu esnâda vefât ve azm-i arasât eylediği Bağdad Vâlîsi Hasan Paşa tarafından iş'âr ve Basra Eyâleti'nin zabtı bâbında filhâl tarafına emr-i müekked ısdâr olundu. \n\n Hân-ı mezbûr mütefekkir-i avâkıb-ı umûr-ı siyâset-i mülkiyede yegâne ve hiyel-i akliyede müfred-i zemâne olup ancak rafz ve ilhâd u fesâd-ı i'tikād ile şöhret-gîr ve gadr ü cevr ile hâtır-şiken-i bernâ ve pîr olup aʿdâd-ı eyyâm-ı zindegânîsinde kesret ve dâire-i ömründe vüs'at olsa idi tevsîʿ-i mülk sevdâsiyle mücâvirlerine hayli zahmet vereceği müteyakkın idi. Binâen-alâ-zâlik vücûd-ı bed-bûdunun zevâli sebeb-i râhat-ı âlem ve bâʿis-i efzâyiş-i âsâyiş-i ümem olmuştur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezîre-i mezkûrenin an-asl dahl ü harc ve tekâlîfe dâir umûrları kocabaşıları ma'rifetiyle rüyet olunur iken, seferler takrîbi ile Arnabud tâifesinden cemm-i gafîr cezîre-i mezkûrede karâr-gîr ve a'sâb u urûk-ı reʿâyâya dem-i fâsid gibi hulûl ve murâbaha ve selem tarîki üzere mezbûrlara akçe verüp hadd-i i'tidâlden hâric ribh ü nümâ-yi fâhişin edâsı mümkün olmayacak derecelere mevsûl olup bu bâr-ı girâna reʿâyâ mütehammil olmadığından fursat-yâb-ı hezîmet olanlar tahlîs-i cân ve olmayanlar rûzân u şebân ve o makūle bî-insâf tâifenin zîr-i şikencesinde nâlân olup Mora vâlîleri nizâm-ı beldeden meyûs ve belki eyâdî-i batşelerinde mahbûs ve bu sûrette hâricden bir vezîr-i (99b) celâdet-semîrin ta'yînini kâr-şinâsân-ı devlet istihsân ve kapudan paşanın memûriyetini herkes âverde-i zebân-ı beyân eylediğine binâen husûs-ı mezkûr müşârünileyhin gerden-himmetine ta'lîk ve maʿiyetine o havâliye karîb mahallerden vâfir kimse terfîk kılınmışidi. Müşârünileyh birkaç gün zarfında levâzımât-ı berriyesini itmâm ve o tarafa tahrîk-i licâm-ı iʿtizâm eyledi. \n\n Garîbe: Kapudan paşa kurb-i saltanattan çend merhale dûr olduktan sonra tevkīʿi olan Vezîr Mustafa Paşa'ya kapudanlık ve kapudan paşaya\nMora muhassıllığı tevcîh olunmak bâbında bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn sudûr edüp, re'îs efendi sadrıazama hitâb ve \"bu kulunuz kapudan paşayı zulmü içün sevmem ve himâye etmem, lâkin nâm u şânı deryâ kapudanlığıyla iktisâb edüp öyle bir cesîm hidmete taʿyîn olunmuşiken azli intifâ-yı nüfûzuna illet ve vardığı mahalde me'mûl-i devlet üzere hidmet göremiyeceği zâhirdir\" dedikte, sadrıazam cevâba ağâz ve \"silâhdâr ağa bu maddenin husûlünü niyâz edüp muhâlefette hücnet ve beyân ettiğiniz mahzûr dahi vârid olup, bunda tedbîr nedir?\" dedikte, \"filân madde şeyhülislâm efendi ile müzâkere olunacaktır. Bu hücnet müşârünileyhe beyân olunarak defʿ-i esbâbına teşebbüs ve taraflarından silâhdâr ağaya bir tezkere yazdırılup, şimdiki hâlde bu madde taʿcîl olunmayup müşârünileyhin hitâm-ı memûriyetine te'hîr münâsibdir, dedirmek mümkündür” dedikte sadrıazam efendi \"Allah râzı olsun taʿbîriyle rahîbü's-sadr ve münşerihü'l-kalb olup maddeyi semâʿan tashîh eylediklerini îmâ ile “tezkereyi tahrîr buyursunlar\" deyü tenbîh (100a) ve te'kîd ve efendi-i mûmâileyh dahi taraf-ı fetvâ-penâhîye tafsîl-i hâl ve beyân olunduğu vechile tezkire tahsîl ve irsâl ve kelâmında olan nüfûz-ı tertîb-i mezkûru ibtâl eylediğini merhûm lisânen takrîr ve bi'l-istidrâd bu mahalle kayd u tahrîr olundu.",
          "caption": "Memûriyet-i Vezîr Kapudan Paşa be-Nizâm-ı Cezîre-i Mora",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_168.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Memûriyet-i Vezîr Kapudan Paşa be-Nizâm-ı Cezîre-i Mora",
          "text": "Cezîre-i mezkûrenin an-asl dahl ü harc ve tekâlîfe dâir umûrları kocabaşıları ma'rifetiyle rüyet olunur iken, seferler takrîbi ile Arnabud tâifesinden cemm-i gafîr cezîre-i mezkûrede karâr-gîr ve a'sâb u urûk-ı reʿâyâya dem-i fâsid gibi hulûl ve murâbaha ve selem tarîki üzere mezbûrlara akçe verüp hadd-i i'tidâlden hâric ribh ü nümâ-yi fâhişin edâsı mümkün olmayacak derecelere mevsûl olup bu bâr-ı girâna reʿâyâ mütehammil olmadığından fursat-yâb-ı hezîmet olanlar tahlîs-i cân ve olmayanlar rûzân u şebân ve o makūle bî-insâf tâifenin zîr-i şikencesinde nâlân olup Mora vâlîleri nizâm-ı beldeden meyûs ve belki eyâdî-i batşelerinde mahbûs ve bu sûrette hâricden bir vezîr-i (99b) celâdet-semîrin ta'yînini kâr-şinâsân-ı devlet istihsân ve kapudan paşanın memûriyetini herkes âverde-i zebân-ı beyân eylediğine binâen husûs-ı mezkûr müşârünileyhin gerden-himmetine ta'lîk ve maʿiyetine o havâliye karîb mahallerden vâfir kimse terfîk kılınmışidi. Müşârünileyh birkaç gün zarfında levâzımât-ı berriyesini itmâm ve o tarafa tahrîk-i licâm-ı iʿtizâm eyledi. \n\n Garîbe: Kapudan paşa kurb-i saltanattan çend merhale dûr olduktan sonra tevkīʿi olan Vezîr Mustafa Paşa'ya kapudanlık ve kapudan paşaya\nMora muhassıllığı tevcîh olunmak bâbında bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn sudûr edüp, re'îs efendi sadrıazama hitâb ve \"bu kulunuz kapudan paşayı zulmü içün sevmem ve himâye etmem, lâkin nâm u şânı deryâ kapudanlığıyla iktisâb edüp öyle bir cesîm hidmete taʿyîn olunmuşiken azli intifâ-yı nüfûzuna illet ve vardığı mahalde me'mûl-i devlet üzere hidmet göremiyeceği zâhirdir\" dedikte, sadrıazam cevâba ağâz ve \"silâhdâr ağa bu maddenin husûlünü niyâz edüp muhâlefette hücnet ve beyân ettiğiniz mahzûr dahi vârid olup, bunda tedbîr nedir?\" dedikte, \"filân madde şeyhülislâm efendi ile müzâkere olunacaktır. Bu hücnet müşârünileyhe beyân olunarak defʿ-i esbâbına teşebbüs ve taraflarından silâhdâr ağaya bir tezkere yazdırılup, şimdiki hâlde bu madde taʿcîl olunmayup müşârünileyhin hitâm-ı memûriyetine te'hîr münâsibdir, dedirmek mümkündür” dedikte sadrıazam efendi \"Allah râzı olsun taʿbîriyle rahîbü's-sadr ve münşerihü'l-kalb olup maddeyi semâʿan tashîh eylediklerini îmâ ile “tezkereyi tahrîr buyursunlar\" deyü tenbîh (100a) ve te'kîd ve efendi-i mûmâileyh dahi taraf-ı fetvâ-penâhîye tafsîl-i hâl ve beyân olunduğu vechile tezkire tahsîl ve irsâl ve kelâmında olan nüfûz-ı tertîb-i mezkûru ibtâl eylediğini merhûm lisânen takrîr ve bi'l-istidrâd bu mahalle kayd u tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma-yı hümâyûnun kâffe-i levâzımâtı tanzîm ve hâzır ve müheyyâ olduğu takrîri südde-i saʿâdete arz u takdîm olunmuşidi. İşbu şehr-i Rebîʿülâhir'in onikinci günü şehriyâr-ı bahr ü berr Yalı Köşkü'ne mukaddem-i şâhâneleriyle zîb ü fer verdiği sâʿat-i muhtârda donanma-yı hümâyûn mersâ-yı tersâneden refʿ-i lenger ve top şenliği ederek kulûb-ı aʿdâyı dâğ-dâr-ı elem ü keder eyleyerek Beşiktaş pîşgâhına güzâr edüp sadrıazam ve şeyhülislâm efendiye ilbâs-ı ferve-i semmûr ve kapudan paşa vekiline ve sâir kapudanlara ber-vech-i muʿtâd hilaʿ-ı zâhire giydirilüp her biri neş'e-dâr-ı câm-hubûr kılındı.\n\nDokuz mâh mikdârı kethüdâlık mesnedinde mukīm olan serdârlar kâtibi demekle maʿrûf Mustafa Efendi bu hidmet-i hatîrenin recülü olmadığı\nevliyâ-yi devlete zâhir ve celî olduğuna binâen işbu Cumâdelûlâ'nın onbirinci günü [Mısra]: \"Ey mekes arsa-i Sîmurg ne cevelângâh-ı tüst\" makālîyle azl olunup tezkere-i evvel olan Abdî Efendi yeğeni El-hâc Mustafa Efendi emekdâr-ı devlet ve hüsn-i hulk u safvet-i akīde ile pâ-nihâde-i merkez-i şöhret olduğuna binâen yevm-i mezkûrda kapuya daʿvet ve kethüdâlık câh-ı refîʿiyle melhûz-ı nikâh-ı rağbet kılınup münhal olan (100b) büyük tezkirecilik silahdâr-ı hazret-i şehriyâriyle nihânî muhâberesi olan Hamîd Halîl Efendi'ye mukaddeme-i taʿayyün ve zuhûr ve âmedcilik ile hulefâdan Râtib Ebubekir Efendi'nin kalb-i meksûru mecbûr kılındı.\n\nGarîbe: Reisülküttâb Efendi kısar-ı kāmetle maʿlûm ve Râtib Efendi akser-minhu olduğu meczûm olup âmedcilere reisülküttâb bulunanlar hilʿat ilbâs etmek karîbü'l-ahdde âdet olduğuna binâen mevsim-i sayf mülâbesesiyle reis efendi filhâl sırtında bulunan ferâcesini mûmâileyhe ilbâs edüp, âmedci efendi gider iken ferâce bir karış yere mâlîde olduğunu müşâhede ve \"hamden sümme hamden bizden kasîr âdem var imiş\" deyü dervâze-i sürûru güşâde edüp zikr olunan ferâce ise reis efendinin kāmet-i kûtâhında rubʿ zirâʿ bâlâ-ter olup akl u rüşdü derece-i kemâlde iken bu hâlden bî-haber olduğu muhayyir-i ukūl-i havâss-ı beşer olup \"insân dâ'imâ gayrin ayıbına nazar ile kendü ayıbını görmemek\" kaziyyesi bu keyfiyetten nümâyân ve mazmûn: \"Lâ-tenzuranne li-ʿaybi'n-nâsi müftehiran ve'nzur libâse ʿuyûbi ente lâbisühâ\" Ezhân-ı ulu'l-ebsâra rûşen ve ayân oldu.",
          "caption": "Hareket-i Donanma-yı Hümâyûn ve Azl ü Nasb-ı Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_169.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Donanma-yı Hümâyûn ve Azl ü Nasb-ı Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "text": "Donanma-yı hümâyûnun kâffe-i levâzımâtı tanzîm ve hâzır ve müheyyâ olduğu takrîri südde-i saʿâdete arz u takdîm olunmuşidi. İşbu şehr-i Rebîʿülâhir'in onikinci günü şehriyâr-ı bahr ü berr Yalı Köşkü'ne mukaddem-i şâhâneleriyle zîb ü fer verdiği sâʿat-i muhtârda donanma-yı hümâyûn mersâ-yı tersâneden refʿ-i lenger ve top şenliği ederek kulûb-ı aʿdâyı dâğ-dâr-ı elem ü keder eyleyerek Beşiktaş pîşgâhına güzâr edüp sadrıazam ve şeyhülislâm efendiye ilbâs-ı ferve-i semmûr ve kapudan paşa vekiline ve sâir kapudanlara ber-vech-i muʿtâd hilaʿ-ı zâhire giydirilüp her biri neş'e-dâr-ı câm-hubûr kılındı.\n\nDokuz mâh mikdârı kethüdâlık mesnedinde mukīm olan serdârlar kâtibi demekle maʿrûf Mustafa Efendi bu hidmet-i hatîrenin recülü olmadığı\nevliyâ-yi devlete zâhir ve celî olduğuna binâen işbu Cumâdelûlâ'nın onbirinci günü [Mısra]: \"Ey mekes arsa-i Sîmurg ne cevelângâh-ı tüst\" makālîyle azl olunup tezkere-i evvel olan Abdî Efendi yeğeni El-hâc Mustafa Efendi emekdâr-ı devlet ve hüsn-i hulk u safvet-i akīde ile pâ-nihâde-i merkez-i şöhret olduğuna binâen yevm-i mezkûrda kapuya daʿvet ve kethüdâlık câh-ı refîʿiyle melhûz-ı nikâh-ı rağbet kılınup münhal olan (100b) büyük tezkirecilik silahdâr-ı hazret-i şehriyâriyle nihânî muhâberesi olan Hamîd Halîl Efendi'ye mukaddeme-i taʿayyün ve zuhûr ve âmedcilik ile hulefâdan Râtib Ebubekir Efendi'nin kalb-i meksûru mecbûr kılındı.\n\nGarîbe: Reisülküttâb Efendi kısar-ı kāmetle maʿlûm ve Râtib Efendi akser-minhu olduğu meczûm olup âmedcilere reisülküttâb bulunanlar hilʿat ilbâs etmek karîbü'l-ahdde âdet olduğuna binâen mevsim-i sayf mülâbesesiyle reis efendi filhâl sırtında bulunan ferâcesini mûmâileyhe ilbâs edüp, âmedci efendi gider iken ferâce bir karış yere mâlîde olduğunu müşâhede ve \"hamden sümme hamden bizden kasîr âdem var imiş\" deyü dervâze-i sürûru güşâde edüp zikr olunan ferâce ise reis efendinin kāmet-i kûtâhında rubʿ zirâʿ bâlâ-ter olup akl u rüşdü derece-i kemâlde iken bu hâlden bî-haber olduğu muhayyir-i ukūl-i havâss-ı beşer olup \"insân dâ'imâ gayrin ayıbına nazar ile kendü ayıbını görmemek\" kaziyyesi bu keyfiyetten nümâyân ve mazmûn: \"Lâ-tenzuranne li-ʿaybi'n-nâsi müftehiran ve'nzur libâse ʿuyûbi ente lâbisühâ\" Ezhân-ı ulu'l-ebsâra rûşen ve ayân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı sâbık Dârendeli Mehmed Paşa baʿd-mesâfe sebebi ile İnebahtı mansıbından istiʿfâ ve Anadolu taraflarında bir sancak tevcîhi zımnında medd-i yed niyâz ve ricâ edüp İç il Sancağı'yla tatyîb ve Trabzon Eyâleti Canikli Ali Paşa'ya ve tasarrufunda olan Erzurum Eyâleti oğlu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya tertîb olundu. Cumâdelâhire'nin yirmiüçüncü günü tertîb",
          "caption": "Baʿzı Havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_170.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1193"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı Havâdis",
          "text": "Sadr-ı sâbık Dârendeli Mehmed Paşa baʿd-mesâfe sebebi ile İnebahtı mansıbından istiʿfâ ve Anadolu taraflarında bir sancak tevcîhi zımnında medd-i yed niyâz ve ricâ edüp İç il Sancağı'yla tatyîb ve Trabzon Eyâleti Canikli Ali Paşa'ya ve tasarrufunda olan Erzurum Eyâleti oğlu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya tertîb olundu. Cumâdelâhire'nin yirmiüçüncü günü tertîb"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Hamd ü dürûd-ı bî-aded lâ-min-haysü'l-aded ferd-i vâhid olan Cenâb-ı hâlikü'l-ümem ve Bâriü'n-nesem hazretlerine olsun ki, ahvâl-i mülûk-i mâziyeyi mutazammın nasâyih ü iber ve mikyâs-ı atvâr u siyer edüp adl ü dâdları sebebiyle zîr-destân-ı cihânı gunûde-i pister-i emn ü emân ve kuvvet-i batş u be'sleriyle zaleme-i adîmetü'l-insâf ve cebâbire-i rediyetü'l-evsâfı girive-gerd-i beyâbân-ı hızy ü hizlân etmiştir. \"Ve-lev-lâ def‘ullâhi'n-nâse ba‘dahum bi-ba‘din le-fesedeti'l-ardu ve lâkinnallâhe zû-fadlin ‘alâ'l-‘âlemîn\" Ve salavât-ı bî-hadd ü bisyâr ve selâm-ı bî-hasr ü şumâr ol teşrîf-yâfte-i levlâk ve serâser-pûş-i ve mâ ersalnâke olan ser-hayl-i enbiyâ ve yeke-suvâr-ı arsa-i ıstıfâya cedîr ve ahrâdır ki şimşîr-i süreyyâ-cevher-i cihâd ile ikrâr-ı vahdâniyyet-i Hak'dan gerden-pîç-i tavk-ı istislâm olan abede-i cibt ü tâgutı istîsâl ve tedmîr ve kabûl-i cizyeden rû-pûş-i imtinâ olan mü'tekidân-ı asnâm ve ezlâmı kantara-i seyfden imrâr ile reh-neverd-i vâdi-i Cehennem ve bi'se'l-masîr etmişdir. Ve dahi hizebrân-ı ecme-i celâdet ve şîrân-ı gâbe-i şecâʿat olan âl-i âlî (2-a)-tebâr ve ashâb-ı pür-sekîne ve vakārları üzerlerine olsun ki bârika-i esinne ve rimâhları harmen-sûz-i ehl-i küfr ü fesâd ve talîʿatü'l-hutûf olan eşiʿa-i süyûfları ateş-efrûz-ı neyistân-ı eshâb-ı bagy ü inâd olup her biri \"Allâhe Allâhe fî-ashâbî\" nevâziş ve iltifâtından hissemend-i hüsn-i iʿtibâr ve \"Ashâbî ke'n-nücûmi bi-eyyihim iktedeytüm ihtedeytüm\" lutf u teveccühünden nâ'il-i aksa'l-gâye-i şeref ü iftihâr olmuşlardır. Ammâ-baʿdü merâyâ-yi ukûl-i mücerredât ve âyînehâ-yi nukûş-i mugayyebât olan kulûb-i erbâb-ı elbâba hafî değildir ki maʿrifet-i eşyâ beni-âdeme min-tarîki'l-akl ve'l-hiss müyesser olup cümle-i mahsûsâtın baʿzısı mubsarât ve baʿzısı mesmûʿât olduğu ecilden ahvâl-i âleme kemâ-yenbagî ıttılâʿ dâhil-i hadd-i imtinâ ve vâkıʿât ü hâlât-ı âlem ve âlemiyânı bi'n-nefs müşâhede ve hayr ü şerrine bi-tarîki'l-muʿâyene vâkıf olmak efrâd-ı beşeriyyeden şahs-ı vâhide mümkin olmamağla lâ-cerem ahvâl-i kâ'inâta ıttılâʿ ve usûr ve etvâr-ı ümeme vukûf-ı bî-kusûr evzâʿ ü etvârlarını mutazammın tedvîn olunan kütüb-i tevârihe tevaggul ve inkibâb ile hâsıl olacağı ve an-aslın ihbâr ve istihbâr cibiliyyet-i beşeriyyede merkûz ve tıbâʿ-ı beni-âdem\nbu keyfiyyet üzere mecbûl olduğuna binâen bu fende te'lîf olunan kütüb-i vekāyiʿ mütālaʿasına müştagil olanların merâyâ-yı hâtırları jeng-i se'âmet ve melâlden mücellâ ve zidûde ve bu vesîle ile mâlik oldukları melekât kendülerini sâhib-i siyer-i sütûde eyleyeceği bedîhî ve hâsseteyn-i semʿ ü basar havâssın eşref ü aʿlâsı olup hiss-i basar mülâhaza-i hüsn-i suverden mahzûz (2-b) ve münbasit olduğu misillû hiss-i semʿ dahi ahbâr-ı mülûk ü selâtîn ve âsâr-ı pâdişahân ve havâkîn mütālaʿasıyla münşerih ve mübtehic olacağı zâhirdir. Lâ teşbeʿu'l-ʿaynu min nazarin ve-lâ's-semʿu min hayrin ve-lâ'l-ardu min matarin. Alelhusûs masâlih-i külliyye-i âlem ve mehâmm-ı muhtelifetü'ş-şu'ûn-ı ümem re'y ve reviyyetlerine müfevvez ve müsellem olan kâr-fermâyân-ı sütûde-şiyemin bu ilme eşedd-i ihtiyâç ile muhtâç oldukları kenârin ala-alemdir. Zîrâ vakitlerinde vukūʿ-yâfte olan hayr u şerr ve nefʿ u zarrın temşiyet ve defʿine mükellefdirler ve bu fen bâ-vücûd-i kesret-i fevâid-i sehlü'l-me'haz ve istihsâlinde külfet ü meşakkat ber-taraf olup sermâyesi hıfz u zabtdır. Ve ukalâ demişlerdir ki umûrda tecrübe fazâil-i benî-âdemden maʿdûd ve ârâ-yı nâs bi-vâsıtatü't-tecrübe kemâl bulmak muhakkak ve meşhûddur. Ve akl içün hükemâ merâtib isbât edüp her birini birer ism ile tesmiye etmişlerdir, cümleden biri akl-ı tecârübîdir, sâir uķūlü tahrîr her ne kadar hâric ez-bahs ise dahi teksîren li'n-nefʿ ve riʿâyeten li'l-istitrâd îrâd olundu. Hafî olmaya ki akl içün merâtib-i erbaʿa vardır. Evvelkisi: Akl-ı heyûlânîdir ki idrâk-i maʿkūlât içün istiʿdâd-ı mahzdır. Ve bu bir kuvve-i mahzdır ki fiʿlden hâlidir, ukūl-ı etfâl gibi nefs bu mertebede heyûlâ-yı ulâya müşâbihdir. Öyle heyûlâ ki suverin küllîsinden fî-hadd-i zâtihi hâliyedir. İkincisi: Akl bi'l-melekedir ki zarûriyyât bununla maʿlûm olur. Ve iktisâb-ı nazariyyât içün nefsin istiʿdâdına ıtlâk olunur. Üçüncüsü: Akl-ı müstefâddır ki müdrik olduğu nazariyyât indinde (3-a) hâzır olup bir haysiyyet ile ki kendüden gāib olmaya, ve kuvve-i kudsiyye akl bi'l-melekenin nihâyet mertebesine derler. Dördüncüsü: Akl-ı tecârübîdir ki tetebbuʿ-ı ahbâr-ı nev ü kühen ve mütālaʿa-i surûf-ı devr ü zemen ile hâsıldır. Ve hükemâ demişlerdir ki ilm-i târih bir ilm-i celîldir ki tahtında nice fevâid muzmer ve müdrec olup müteahhirü'l-ahd olanlara mûcib-i ibret ve basîret ve bâʿis-i teşhîs-i hüsn ü su'-ı sîret olduğundan fazla insânı vekāyiʿ-i dühûra vukūf ile mücerrib-ı umûr ve müdebbir-i masâlih-i cumhûr eder. Ve-li'l-mâzî limen bakā iʿtibâru. Ve min-haysi'l-luga târîh taʿrîf-i evkāt maʿnâsına olup Arrahtu'l-kitâbe yevme kezâ ey ayyentü vaktahu demekdir. Ve târîhin aslı tevrîhdir.\nTefʿîl bâbından ورخ fiʿlinin masdarıdır. Ve her bir ilmin ibtidâ-yı emirde taʿrîf ve mevzûʿu ve garaz ve fâ'idesi maʿlûm olmak kavâʿid-i merʿiyyeden olup emmâ't-taʿrîf ilm-i târîh bir ilimdir ki maʿrifetiyle ahvâl-i tavâ'if ve ensâb-ı mevâlîd ve sanâyiʿ-i eşhâs ve vekāyiʿ ve hâletleri maʿlûm olur. Ve mevzûʿu enbiyâ ve mülûk ve hükemâ ve gayrileri ahvâl-i eşhâs-ı mâziyeleri idrâkdir. Ve'l-garaz minhu zikr olunan ahvâlin keyfiyyâtına vukūfdur. Ve fâ'idesi ibret ve tenassuhdur. Ve ulemâdan baʿzıları ilm-i târîhi taʿlîm ve taʿallüm derece-i vucûba mütekārib olduğun tasrîh edüp şu sebebden ki hıfz-ı nizâm-ı düvel ve zabt-ı vekāyiʿ-i milel bununla hâsıl olup âyîn-i mülûk-ı sâlife ve kavânîn-i selâtîn-i mâziye ve ânife min gayr-ı habtın ve halel mahfûz olduğu takdîrde maʿe'l-kıyâs ahkâmı düstûrü'l-amel ve vakt ü zamâna tatbîk-i hâl-i eslâf müntic-i fevâ'id-i kesîre (3-b) olduğu berâhîn-i akliye ile müstedeldir.\n\n Nakl olunur ki, hulefâ-yı Abbâsiyeden Kā'im bi-emri'llah vaktinde ehl-i Hayber'den birkaç nefer müteʿayyinân-ı yehûd Dârülhilâfe'ye vürûd ve cizyeden muʿâfiyetlerini müşʿir bâ-hatt-ı Hazret-i Ali sened sûretinde bir varak-pâre ibrâz ve te'yîden li'l-müddeʿâ ashâb-ı kirâmdan birkaç zâtın şehâdetlerini tahrîr ve zuʿmlarınca taraf-ı hazret-i risâlet-penâhîden yedlerine iʿtâ olunduğunu iddiâ ve takrîr eylediklerinde senedleri nezd-i halîfede karîn-i kabûl ve cizyeden muʿâf ve müsellem olmaları bâbında ısdâr-ı menşûr sadedinde iken re'isü'l-rü'esâsı olan Ebu'l-Kāsım bin Mesleme'ye şekk ve şübhe ârız olup işbu sened mevzûʿ ve masnûʿ olmak desâ'is-i Yahûdiyyeye nazaran her ne kadar zâhir ise dahi defʿaten li'ş-şübhe müverrih-i ahd olan Hatîb-i Bağdâdî'ye bir kerre arz olunmak enseb idüğün ifâde ile halîfeyi tergîb ve işbu re'y-i sedîdi halîfe der-akab tasvîb edüp müşârün-ileyhi ihzâr ve hakîkat-i hâli istihbâr eylediklerinde bâdî-yi nazarda sened-i mezkûr müzevver ve masnûʿ olduğun takrîr ve müddeʿâları bâtıl ve senedleri ihticâcdan âtıl olduğunu beyân ile senedini şöyle tenvîr eyledi ki sened-i merkūmda muharrer olan şuhûddan Hazret-i Muʿâviye Hicret-i nebeviyyenin dokuzuncu senesi yevm-i fethde şeref-i islâm ile benâm ve Hayber'in fethi Hicretin yedinci sâlinde vukūʿ bulduğu mesbût-ı mecelle-i vekāyiʿ-nüvisân-ı enâmdır. Kezâlik Saʿd ibni Maʿâz hazretleri dahi mâ-beyne'ş-şuhûd muharrer ve mevcûd olup müşârün-ileyh ise Hicret'in (4-a) beşinci senesi yevm-i Hendek'de cisr-i âlem-i fânîden güzer ve cânib-i illiyyîne sefer edüp tevârîh-i muhtelifeden hâsıl olan tefâvüt hasebiyle senedin mevzûʿiyyet ve butlânı zâhir ve müddeʿîler vechen-mine'l-vucûh cevâba kādir olamadıklarından sened-i mevzûʿları şakk-kerde-i enâmil-i redd ve dervâze-i iddiʿâları yed-i sadd ve iğrâz ile sedd olunup ahz-ı cizye içün müceddeden taʿyîn-i ricâl ve fâzıl-ı mezkû-\nrun işbu adâlet ve ıttılâʿı mûcib-i füzûnî-i Beytü'l-mâl olduğu ve fenn-i târîhin şeref ve lüzûmu bundan maʿlûm olacağı muhtâc-ı delîl ve nazar değildir. Lâ-cerem şems-i tâbân-ı Devlet-i aliyye mefârık-i ibâda zıll-efken-i adl ü dâd olaldan berü fenn-i târîhe riʿâyet ve rağbetleri nümâyân ve zâhir ve hasret-keş-i mülûk-i âfâk olan siyer ü âsâr ü gazavât ve ahbârları fî küll-i yevmin zabt olunmağla aktâr-ı kāsiye ve dâniyede şöhret ü şânları resîde-i rütbe-i tevâtür olup binâberîn bu hizmet-i seniyyeye her asırda bir münşî-i yegâne me'mûr ve herkes kendüye mahsûs olan reftâr ü edâ ile izhâr-ı hüner-i mevfûr edüp ale'l-husûs hâlen zîb-ârâ-yı evreng-i saltanat ve bahtiyârî ve ârâyiş-dih-i tâc-ı vehhâc-ı mülk-dârî fermân-fermâ-yı akālîm ü aktâr intizâm-dehende-i hutüb u şu'ûn-ı düşvâr nigehbân-ı eyvân-saray-ı vücûd râbıta-i sûret ve madde-i mürüvvet ü cûd revnak-şiken-i ünvân-ı mülûk-i pîşîn-i kader-tuvân ve İskender-temkîn hârisü'l-mülk ve Nâsır li-dîn halîfetullah fi'l-âlemîn mâlikü'l-berreyn ve'l-bahreyn hâdimü'l-haremeynü'ş-şerîfeyn es-sultân ibnü' (4-b) s-sultan ibnü's-sultanü's-sultan Abdülhamîd Hân ibnü's-sultan Ahmed Hân halled-Allahü mülkehû ve sultânehû ve ceʿale'l-melâikete'l-kirâme ensârehû ve a'vânehû hazretlerinin bu fenn-i celîle iʿtibâr ve teveccüh-i hümâyûnları bâliğ-i nisâb-ı kemâl ve asr-ı bâhirü'n-nasr-ı şehriyârîlerinde hizmet-i mezkûreye nâil olanlar melhûz-ı lihâza-i birr ü nevâl olmağla lâ-cerem bin yüz seksen iki târîhinden berü zabt-ı vekāyiʿ-i Devlet-i aliyye'ye me'mûr olan Enverî Sadullah Efendi'nin maʿrifet ve kemâli maʿlûm ve me'mûr olduğu hizmetlerde sadâkat ve istikāmeti meczûm olduğuna binâen bu esnâda mazhar-ı eltâf-ı hazret-i âsaf-ı bende-nevâz ve müddet-i medîdeden berü maʿa vücûdü'l-kābiliyye ve'l-istiʿdâd neyl ü vusûlüne çeşm-güşâ-yı intizâr olduğu tezkere-i evvel hizmetiyle serefrâz buyurulup iki hizmetin ictimâʿı ahadü-hümânın taksîrini îcâb eyleyeceği mevrid-i ilhâmât-ı Rabbâniyye ve matrah-ı envâr-ı füyûzât-ı sübhâniyye olan kalb-i levh-âşinâ-yı hazret-i âsafîye lâyih ve bu hizmetin bir gayriye ihâle olunmak lüzûmu vâzıh oldukda müddet-i medîdeden berü rîzehân-ı kerem-i evliyâ-yı naʿmâ ile mütenaʿʿim ve ez-kadîm mazhariyyet-i nigâh-ı lûtf u mekremet ile akrânına mütekaddim olan Ahmed Vâsıf her ne kadar kalîlü'l-bidâʿa ve adîmü'l-istitāʿa ise dahi bu hizmet-i celîleye me'mûr ve taʿyîn ve ser-i iftihârı îsâl-i künküre-i heftümîn buyurulup doksan altı senesi vekāyiʿinden olup pesmânde-i ukde-i te'hîr olan havâdisât-ı muktezîyeden bed' etmek üzere irâde-i aliyye cereyân ve hasbe'l-me'mûriyye maksûda şurûʿ ile tahrîk-i benân-ı beyân (5-a) kılındı. Cenâb-ı tertîb-dehende-i ahvâl-i yevmü'l-arz semere-i şecere-i 've-ceʿalnâ-küm halâ'ife fi'l-arz' olan padişâh-ı rû-yi zemîn ve zıllu'llâhi fi'l-âlemîn hazretlerini mede'l-eyyâm se-\nrîr-i şevket-masîr-i saltanatda ber-devâm ve ber-karâr ve ezhâr-ı hadîka-i şevket olan şehzâdegân hazerâtını tûl-i ömr ile pâydâr edüp kezâlik tanzîm ve tensîk-i umûr-ı Devlet-i aliyyelerinde leyl ü nehâr terk-i âsâyiş ü râhat ve emniyyet-i ibâdu'l-lâha sarf-ı cehd ü tâkat eden sadrıazam-ı müşteri-tedbîr ve vekîl-i mutlak-ı mekârim semîrini mesned-i vekâlet-i mutlakada müstakarr edüp bu ana dek meşhûd-i hass u âmm olduğu misillü bundan böyle dahi dîn ü devlete nâfiʿ hidemât-ı mebrûre ve mesâʿî-i meşkûreye masdar eyleye, âmîn.",
          "caption": "[introduction to metin]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_001.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to metin]",
          "text": "BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Hamd ü dürûd-ı bî-aded lâ-min-haysü'l-aded ferd-i vâhid olan Cenâb-ı hâlikü'l-ümem ve Bâriü'n-nesem hazretlerine olsun ki, ahvâl-i mülûk-i mâziyeyi mutazammın nasâyih ü iber ve mikyâs-ı atvâr u siyer edüp adl ü dâdları sebebiyle zîr-destân-ı cihânı gunûde-i pister-i emn ü emân ve kuvvet-i batş u be'sleriyle zaleme-i adîmetü'l-insâf ve cebâbire-i rediyetü'l-evsâfı girive-gerd-i beyâbân-ı hızy ü hizlân etmiştir. \"Ve-lev-lâ def‘ullâhi'n-nâse ba‘dahum bi-ba‘din le-fesedeti'l-ardu ve lâkinnallâhe zû-fadlin ‘alâ'l-‘âlemîn\" Ve salavât-ı bî-hadd ü bisyâr ve selâm-ı bî-hasr ü şumâr ol teşrîf-yâfte-i levlâk ve serâser-pûş-i ve mâ ersalnâke olan ser-hayl-i enbiyâ ve yeke-suvâr-ı arsa-i ıstıfâya cedîr ve ahrâdır ki şimşîr-i süreyyâ-cevher-i cihâd ile ikrâr-ı vahdâniyyet-i Hak'dan gerden-pîç-i tavk-ı istislâm olan abede-i cibt ü tâgutı istîsâl ve tedmîr ve kabûl-i cizyeden rû-pûş-i imtinâ olan mü'tekidân-ı asnâm ve ezlâmı kantara-i seyfden imrâr ile reh-neverd-i vâdi-i Cehennem ve bi'se'l-masîr etmişdir. Ve dahi hizebrân-ı ecme-i celâdet ve şîrân-ı gâbe-i şecâʿat olan âl-i âlî (2-a)-tebâr ve ashâb-ı pür-sekîne ve vakārları üzerlerine olsun ki bârika-i esinne ve rimâhları harmen-sûz-i ehl-i küfr ü fesâd ve talîʿatü'l-hutûf olan eşiʿa-i süyûfları ateş-efrûz-ı neyistân-ı eshâb-ı bagy ü inâd olup her biri \"Allâhe Allâhe fî-ashâbî\" nevâziş ve iltifâtından hissemend-i hüsn-i iʿtibâr ve \"Ashâbî ke'n-nücûmi bi-eyyihim iktedeytüm ihtedeytüm\" lutf u teveccühünden nâ'il-i aksa'l-gâye-i şeref ü iftihâr olmuşlardır. Ammâ-baʿdü merâyâ-yi ukûl-i mücerredât ve âyînehâ-yi nukûş-i mugayyebât olan kulûb-i erbâb-ı elbâba hafî değildir ki maʿrifet-i eşyâ beni-âdeme min-tarîki'l-akl ve'l-hiss müyesser olup cümle-i mahsûsâtın baʿzısı mubsarât ve baʿzısı mesmûʿât olduğu ecilden ahvâl-i âleme kemâ-yenbagî ıttılâʿ dâhil-i hadd-i imtinâ ve vâkıʿât ü hâlât-ı âlem ve âlemiyânı bi'n-nefs müşâhede ve hayr ü şerrine bi-tarîki'l-muʿâyene vâkıf olmak efrâd-ı beşeriyyeden şahs-ı vâhide mümkin olmamağla lâ-cerem ahvâl-i kâ'inâta ıttılâʿ ve usûr ve etvâr-ı ümeme vukûf-ı bî-kusûr evzâʿ ü etvârlarını mutazammın tedvîn olunan kütüb-i tevârihe tevaggul ve inkibâb ile hâsıl olacağı ve an-aslın ihbâr ve istihbâr cibiliyyet-i beşeriyyede merkûz ve tıbâʿ-ı beni-âdem\nbu keyfiyyet üzere mecbûl olduğuna binâen bu fende te'lîf olunan kütüb-i vekāyiʿ mütālaʿasına müştagil olanların merâyâ-yı hâtırları jeng-i se'âmet ve melâlden mücellâ ve zidûde ve bu vesîle ile mâlik oldukları melekât kendülerini sâhib-i siyer-i sütûde eyleyeceği bedîhî ve hâsseteyn-i semʿ ü basar havâssın eşref ü aʿlâsı olup hiss-i basar mülâhaza-i hüsn-i suverden mahzûz (2-b) ve münbasit olduğu misillû hiss-i semʿ dahi ahbâr-ı mülûk ü selâtîn ve âsâr-ı pâdişahân ve havâkîn mütālaʿasıyla münşerih ve mübtehic olacağı zâhirdir. Lâ teşbeʿu'l-ʿaynu min nazarin ve-lâ's-semʿu min hayrin ve-lâ'l-ardu min matarin. Alelhusûs masâlih-i külliyye-i âlem ve mehâmm-ı muhtelifetü'ş-şu'ûn-ı ümem re'y ve reviyyetlerine müfevvez ve müsellem olan kâr-fermâyân-ı sütûde-şiyemin bu ilme eşedd-i ihtiyâç ile muhtâç oldukları kenârin ala-alemdir. Zîrâ vakitlerinde vukūʿ-yâfte olan hayr u şerr ve nefʿ u zarrın temşiyet ve defʿine mükellefdirler ve bu fen bâ-vücûd-i kesret-i fevâid-i sehlü'l-me'haz ve istihsâlinde külfet ü meşakkat ber-taraf olup sermâyesi hıfz u zabtdır. Ve ukalâ demişlerdir ki umûrda tecrübe fazâil-i benî-âdemden maʿdûd ve ârâ-yı nâs bi-vâsıtatü't-tecrübe kemâl bulmak muhakkak ve meşhûddur. Ve akl içün hükemâ merâtib isbât edüp her birini birer ism ile tesmiye etmişlerdir, cümleden biri akl-ı tecârübîdir, sâir uķūlü tahrîr her ne kadar hâric ez-bahs ise dahi teksîren li'n-nefʿ ve riʿâyeten li'l-istitrâd îrâd olundu. Hafî olmaya ki akl içün merâtib-i erbaʿa vardır. Evvelkisi: Akl-ı heyûlânîdir ki idrâk-i maʿkūlât içün istiʿdâd-ı mahzdır. Ve bu bir kuvve-i mahzdır ki fiʿlden hâlidir, ukūl-ı etfâl gibi nefs bu mertebede heyûlâ-yı ulâya müşâbihdir. Öyle heyûlâ ki suverin küllîsinden fî-hadd-i zâtihi hâliyedir. İkincisi: Akl bi'l-melekedir ki zarûriyyât bununla maʿlûm olur. Ve iktisâb-ı nazariyyât içün nefsin istiʿdâdına ıtlâk olunur. Üçüncüsü: Akl-ı müstefâddır ki müdrik olduğu nazariyyât indinde (3-a) hâzır olup bir haysiyyet ile ki kendüden gāib olmaya, ve kuvve-i kudsiyye akl bi'l-melekenin nihâyet mertebesine derler. Dördüncüsü: Akl-ı tecârübîdir ki tetebbuʿ-ı ahbâr-ı nev ü kühen ve mütālaʿa-i surûf-ı devr ü zemen ile hâsıldır. Ve hükemâ demişlerdir ki ilm-i târih bir ilm-i celîldir ki tahtında nice fevâid muzmer ve müdrec olup müteahhirü'l-ahd olanlara mûcib-i ibret ve basîret ve bâʿis-i teşhîs-i hüsn ü su'-ı sîret olduğundan fazla insânı vekāyiʿ-i dühûra vukūf ile mücerrib-ı umûr ve müdebbir-i masâlih-i cumhûr eder. Ve-li'l-mâzî limen bakā iʿtibâru. Ve min-haysi'l-luga târîh taʿrîf-i evkāt maʿnâsına olup Arrahtu'l-kitâbe yevme kezâ ey ayyentü vaktahu demekdir. Ve târîhin aslı tevrîhdir.\nTefʿîl bâbından ورخ fiʿlinin masdarıdır. Ve her bir ilmin ibtidâ-yı emirde taʿrîf ve mevzûʿu ve garaz ve fâ'idesi maʿlûm olmak kavâʿid-i merʿiyyeden olup emmâ't-taʿrîf ilm-i târîh bir ilimdir ki maʿrifetiyle ahvâl-i tavâ'if ve ensâb-ı mevâlîd ve sanâyiʿ-i eşhâs ve vekāyiʿ ve hâletleri maʿlûm olur. Ve mevzûʿu enbiyâ ve mülûk ve hükemâ ve gayrileri ahvâl-i eşhâs-ı mâziyeleri idrâkdir. Ve'l-garaz minhu zikr olunan ahvâlin keyfiyyâtına vukūfdur. Ve fâ'idesi ibret ve tenassuhdur. Ve ulemâdan baʿzıları ilm-i târîhi taʿlîm ve taʿallüm derece-i vucûba mütekārib olduğun tasrîh edüp şu sebebden ki hıfz-ı nizâm-ı düvel ve zabt-ı vekāyiʿ-i milel bununla hâsıl olup âyîn-i mülûk-ı sâlife ve kavânîn-i selâtîn-i mâziye ve ânife min gayr-ı habtın ve halel mahfûz olduğu takdîrde maʿe'l-kıyâs ahkâmı düstûrü'l-amel ve vakt ü zamâna tatbîk-i hâl-i eslâf müntic-i fevâ'id-i kesîre (3-b) olduğu berâhîn-i akliye ile müstedeldir.\n\n Nakl olunur ki, hulefâ-yı Abbâsiyeden Kā'im bi-emri'llah vaktinde ehl-i Hayber'den birkaç nefer müteʿayyinân-ı yehûd Dârülhilâfe'ye vürûd ve cizyeden muʿâfiyetlerini müşʿir bâ-hatt-ı Hazret-i Ali sened sûretinde bir varak-pâre ibrâz ve te'yîden li'l-müddeʿâ ashâb-ı kirâmdan birkaç zâtın şehâdetlerini tahrîr ve zuʿmlarınca taraf-ı hazret-i risâlet-penâhîden yedlerine iʿtâ olunduğunu iddiâ ve takrîr eylediklerinde senedleri nezd-i halîfede karîn-i kabûl ve cizyeden muʿâf ve müsellem olmaları bâbında ısdâr-ı menşûr sadedinde iken re'isü'l-rü'esâsı olan Ebu'l-Kāsım bin Mesleme'ye şekk ve şübhe ârız olup işbu sened mevzûʿ ve masnûʿ olmak desâ'is-i Yahûdiyyeye nazaran her ne kadar zâhir ise dahi defʿaten li'ş-şübhe müverrih-i ahd olan Hatîb-i Bağdâdî'ye bir kerre arz olunmak enseb idüğün ifâde ile halîfeyi tergîb ve işbu re'y-i sedîdi halîfe der-akab tasvîb edüp müşârün-ileyhi ihzâr ve hakîkat-i hâli istihbâr eylediklerinde bâdî-yi nazarda sened-i mezkûr müzevver ve masnûʿ olduğun takrîr ve müddeʿâları bâtıl ve senedleri ihticâcdan âtıl olduğunu beyân ile senedini şöyle tenvîr eyledi ki sened-i merkūmda muharrer olan şuhûddan Hazret-i Muʿâviye Hicret-i nebeviyyenin dokuzuncu senesi yevm-i fethde şeref-i islâm ile benâm ve Hayber'in fethi Hicretin yedinci sâlinde vukūʿ bulduğu mesbût-ı mecelle-i vekāyiʿ-nüvisân-ı enâmdır. Kezâlik Saʿd ibni Maʿâz hazretleri dahi mâ-beyne'ş-şuhûd muharrer ve mevcûd olup müşârün-ileyh ise Hicret'in (4-a) beşinci senesi yevm-i Hendek'de cisr-i âlem-i fânîden güzer ve cânib-i illiyyîne sefer edüp tevârîh-i muhtelifeden hâsıl olan tefâvüt hasebiyle senedin mevzûʿiyyet ve butlânı zâhir ve müddeʿîler vechen-mine'l-vucûh cevâba kādir olamadıklarından sened-i mevzûʿları şakk-kerde-i enâmil-i redd ve dervâze-i iddiʿâları yed-i sadd ve iğrâz ile sedd olunup ahz-ı cizye içün müceddeden taʿyîn-i ricâl ve fâzıl-ı mezkû-\nrun işbu adâlet ve ıttılâʿı mûcib-i füzûnî-i Beytü'l-mâl olduğu ve fenn-i târîhin şeref ve lüzûmu bundan maʿlûm olacağı muhtâc-ı delîl ve nazar değildir. Lâ-cerem şems-i tâbân-ı Devlet-i aliyye mefârık-i ibâda zıll-efken-i adl ü dâd olaldan berü fenn-i târîhe riʿâyet ve rağbetleri nümâyân ve zâhir ve hasret-keş-i mülûk-i âfâk olan siyer ü âsâr ü gazavât ve ahbârları fî küll-i yevmin zabt olunmağla aktâr-ı kāsiye ve dâniyede şöhret ü şânları resîde-i rütbe-i tevâtür olup binâberîn bu hizmet-i seniyyeye her asırda bir münşî-i yegâne me'mûr ve herkes kendüye mahsûs olan reftâr ü edâ ile izhâr-ı hüner-i mevfûr edüp ale'l-husûs hâlen zîb-ârâ-yı evreng-i saltanat ve bahtiyârî ve ârâyiş-dih-i tâc-ı vehhâc-ı mülk-dârî fermân-fermâ-yı akālîm ü aktâr intizâm-dehende-i hutüb u şu'ûn-ı düşvâr nigehbân-ı eyvân-saray-ı vücûd râbıta-i sûret ve madde-i mürüvvet ü cûd revnak-şiken-i ünvân-ı mülûk-i pîşîn-i kader-tuvân ve İskender-temkîn hârisü'l-mülk ve Nâsır li-dîn halîfetullah fi'l-âlemîn mâlikü'l-berreyn ve'l-bahreyn hâdimü'l-haremeynü'ş-şerîfeyn es-sultân ibnü' (4-b) s-sultan ibnü's-sultanü's-sultan Abdülhamîd Hân ibnü's-sultan Ahmed Hân halled-Allahü mülkehû ve sultânehû ve ceʿale'l-melâikete'l-kirâme ensârehû ve a'vânehû hazretlerinin bu fenn-i celîle iʿtibâr ve teveccüh-i hümâyûnları bâliğ-i nisâb-ı kemâl ve asr-ı bâhirü'n-nasr-ı şehriyârîlerinde hizmet-i mezkûreye nâil olanlar melhûz-ı lihâza-i birr ü nevâl olmağla lâ-cerem bin yüz seksen iki târîhinden berü zabt-ı vekāyiʿ-i Devlet-i aliyye'ye me'mûr olan Enverî Sadullah Efendi'nin maʿrifet ve kemâli maʿlûm ve me'mûr olduğu hizmetlerde sadâkat ve istikāmeti meczûm olduğuna binâen bu esnâda mazhar-ı eltâf-ı hazret-i âsaf-ı bende-nevâz ve müddet-i medîdeden berü maʿa vücûdü'l-kābiliyye ve'l-istiʿdâd neyl ü vusûlüne çeşm-güşâ-yı intizâr olduğu tezkere-i evvel hizmetiyle serefrâz buyurulup iki hizmetin ictimâʿı ahadü-hümânın taksîrini îcâb eyleyeceği mevrid-i ilhâmât-ı Rabbâniyye ve matrah-ı envâr-ı füyûzât-ı sübhâniyye olan kalb-i levh-âşinâ-yı hazret-i âsafîye lâyih ve bu hizmetin bir gayriye ihâle olunmak lüzûmu vâzıh oldukda müddet-i medîdeden berü rîzehân-ı kerem-i evliyâ-yı naʿmâ ile mütenaʿʿim ve ez-kadîm mazhariyyet-i nigâh-ı lûtf u mekremet ile akrânına mütekaddim olan Ahmed Vâsıf her ne kadar kalîlü'l-bidâʿa ve adîmü'l-istitāʿa ise dahi bu hizmet-i celîleye me'mûr ve taʿyîn ve ser-i iftihârı îsâl-i künküre-i heftümîn buyurulup doksan altı senesi vekāyiʿinden olup pesmânde-i ukde-i te'hîr olan havâdisât-ı muktezîyeden bed' etmek üzere irâde-i aliyye cereyân ve hasbe'l-me'mûriyye maksûda şurûʿ ile tahrîk-i benân-ı beyân (5-a) kılındı. Cenâb-ı tertîb-dehende-i ahvâl-i yevmü'l-arz semere-i şecere-i 've-ceʿalnâ-küm halâ'ife fi'l-arz' olan padişâh-ı rû-yi zemîn ve zıllu'llâhi fi'l-âlemîn hazretlerini mede'l-eyyâm se-\nrîr-i şevket-masîr-i saltanatda ber-devâm ve ber-karâr ve ezhâr-ı hadîka-i şevket olan şehzâdegân hazerâtını tûl-i ömr ile pâydâr edüp kezâlik tanzîm ve tensîk-i umûr-ı Devlet-i aliyyelerinde leyl ü nehâr terk-i âsâyiş ü râhat ve emniyyet-i ibâdu'l-lâha sarf-ı cehd ü tâkat eden sadrıazam-ı müşteri-tedbîr ve vekîl-i mutlak-ı mekârim semîrini mesned-i vekâlet-i mutlakada müstakarr edüp bu ana dek meşhûd-i hass u âmm olduğu misillü bundan böyle dahi dîn ü devlete nâfiʿ hidemât-ı mebrûre ve mesâʿî-i meşkûreye masdar eyleye, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cenâb-ı nesak-sâzende-i şuûnât-ı enâm ve tertîb-dehende-i eştât-ı hâss u âmm teʿâlâ şânuhu ani'z-zünûn-i ve'l-evhâm hazretleri işbu devlet-i ebed-müddeti hîn-i zuhûrundan berü nazar-ı kilâet-i Rabbâniyyesiyle manzûr ve melhûz ve mülûk-i pür-adl ü dâd ve selâtîn-i mekârim-iʿtiyâdlarını dahi isâbetü'l-ayn-i aʿdâ-yi dînden mahfûz ve ednâ rütbe-i nazar-ı ihânet ile nâzır olan bed-hâhların gayâbetü'l-cübb-i demâr ü helâke matrûh ve melfûz edüp te'yîd-i dîn-i mübîn ve ihyâ-yi sünen-i kāidü'l-gubrü'l-muhaccelînde terk-i esbâb-ı râhat ve huzûr ve iʿlâ-i kelimetu'l-lâh niyyet-i hâlisesiyle (5-b) seyf-i gazâ vü cihâdların mefârik-ı aʿdâda meslûl ü meşhûr eyleyüp السلطان ظل الله يأوى اليه كل مظلوم hadîs-i hakîkat-mefhûmuna mâ-sadak olmak bâbında birbirine müsâbakat ve her biri birer vechile bu medîha ve teşrîfden hisse-mend-i bülga-i şeref ü saʿâdet olmağla vedîʿa-i hâlikü'l-berâyâ olan zîr-destân ve reʿâyâ sâye-i adâlet-vâyelerinde mazalle-nişîn-i âsâyiş ü ferâğ ve mütteki-i vesâyid ragad-i ayş u rifâğ olup umûr-ı külliyye ve cüziyyeleri şerʿ-i şerîfe mutâbık ve bi-hasbe'l-kānûn levha-tırâz-ı sünûh olan aʿmâlleri dahi rızâ-yi Hüdâ'ya muvâfık olduğundan gayri icrâ-yi ahkâm ve siyâset-i ilâhiyye de şerîf ü vazîʿ ve nezîl ü refîʿ indlerinde müsâvî ve ilel-i nevâib-i dehr-i dûn ile dil-hasta olanlara şerbet-i bür'ü'sâʿa-i şefkatleri bâʿis-i tedâvî olup aʿzam-ı hasâis-i düvel-i islâmiyyeden olan baʿzı ıztırâb-ı mülkiyyeye dûçâr olsalar dahi der-akab nizâm-ı esbâb-ı hâle muvaffak belki sâbıkından evfer ü akvâ kudret ü miknete mâlik ola-geldikleri mütetebbiʿ-i tevârih olanlara muhakkakdır. Binâen-alâ-zâlik bundan akdem ber-muktezâ-yi tekālîb-i duhûr u aʿsâr bürûzende-i mekmen-i takdîr olan esfâr takrîbiyle mühimmât ve levâzımât-ı seferiyyeye kusûr ve noksân tareyân ve ahvâl-i serhaddât ve sugûr-ı mütezelzilü'l-erkân olup seksen sekiz târîhinden doksan altı senesine gelince sadr-ı vâlâya teşrîf eden vüzerâ-yi ʿizâm hazerâtına bir devirde misli\nmesbûk olmadığı vech üzere istiklâl-i tâm verilüp (6-a) umûr-ı mühimme-i dîniyye ve mülkiyyeye ihtimâmları gâh şifâhen tenbîh ve gâh mufassalan isdâr buyurulan hutût-ı hümâyûn ile ifâdede taksîr olunmayup kimi betâet ve rehâveti hasebiyle tevfîkāt-ı Hak'dan mahrûm ve âyis ve kimi mağlûbiyet-i hevâ vü heves ile te'yîdât-ı ilâhiyyeden müteahhir ve mütekāʿid ve kimi memkûr-ı hırs-ı pîrî ve tehyi'e-i esbâb-ı ayş tedbîriyle imrâr-ı ezmân ve kimi şiddet-i gabâvet ve belâdet ile kulûb-i nâsa dağdağa-resân ve baʿzısından umûr-ı devlete muvaffakiyet melhûz iken adem-i müsaʿade-i zamân ile reh-rev-i vâdî-i adem ve baʿzısı dahi teksîr-i îrâd ve icrâ-yı ağrâz iʿtiyâdiyle perestiş-kâr-ı dînâr ü dirhem olup zikr olunan mevsimlerde hâlâ sadrıazam ve bedr-i efham ve vekîl-i mutlak-ı maʿâlî-şiyem hazretleri riyâset ve sadâret-i uzmâ kethüdâlığı hizmetlerinde bulunmak takrîbiyle ber-muktezâ-yı sadâkat ve gayret-i fıtriyye bu derece herc ü merce adem-i tahammül ve her ne kadar hatar u zararı der-kâr ise dahi cenâb-ı Hakk'a tevekkül birle mesned-i sadâretde bulunan zevât-ı kirâma te'diye-i mehâmm-ı devlet zımnında takdîm-i mukaddemât-ı hayr-hâhî ve sadâkat ve cemʿ-i eştât-ı sugūr u serhaddât ve imsâk-i beytülmâl ve katʿ-i isrâfât ve ocaklar nizâmı ve ibâdullahdan pâdişâh-ı âlem-penâh hazretlerine celb-i duʿâyı mutazammın olan esʿâr intizâmı ve sâir muhavvel-i uhde-i kifâyetleri olan husûsların te'diye ve temşiyyetinde her ne kadar tahrîk-i silsile-i hamiyyet buyurdular ise\n\nBeyt:\n\nدع الزواجر في تحصيل بغيتنا       وانما نحن في شغل وفي عمل\n\nmedlûlüyle cümlesi âmil ve mahzâ hayr-hâhlık sûretinde ırz ve nâmûsların tekmîl zımnında zebân-güzâr-ı beyân oldukları cevâmiʿü'l-kelim pend ü nasîhat semʿ-i kabûllerine dâhil olmadığından gayri kimi azline şitâb ve kimi (6-b) tekdîr sûretinde haylice izhâr-ı esbâb etmişler idi. Çünki bu Devlet-i aliyye an-asıl te'yîdât-ı Hakkla müeyyed ve hizmet ü sadâkatleri mücerreb olanlar bu devlet sâyesinde masûn-ı ağrâz-ı ehl-i haseddir. Pâdişâh-ı hakîkat-bîn ve şehinşâh-ı kûh-temkîn dâme fî-ʿavni'l-meliki'l-muʿîn hazretleri müşârün-ileyh hakkında bast olunan vücûh-ı siʿâyete adem-i iʿtibâr ve kābiliyyet-i zâtiyyesi müşârün-ileyhim hazerâtının maʿlûmları olduğundan istirkāb ve baʿzı adâvetleri ve hevâlarına adem-i ittibâʿdan neş'et eylediği meczûm-ı hümâyûnları olduğundan gayri bir vakitde istihdâm ve devletine nizâm vermek üzere dürr-i yektâ-yı vücûdunu mahfûz-ı sadefçe-i istitâr buyurmuş idi. Vaktâ ki Yeğen Mehmed Paşa hazretlerine rütbe-i vâlâ-yı sadâret teveccüh edüp müşârün-ileyh hazretleri dahi sadâret-i uzmâ kethüdâlığı makāmında bulun-\ndu. Hasîsa-i zât-ı maʿâlî-simâtları olan sadâkat ve istikāmeti ke'l-evvel kuvvetden fiʿle îsâl ve vâcibât-ı dîniyye ve mülkiyyeden olan umûr-ı sügür ve nizâm-ı ahvâl-i cumhûra iştigāl buyurmalarını delâletde saʿy-i bî-hümâl buyurdular. \"Lekad esmaʿte lev nâdeyte hayyen\" fehvâsı üzere katʿâ müte'essir ve kârger olmayup maʿlûm-ı âlemiyân olan evzâʿ ile güzârende-i evkāt ve taraf-ı zahirü'ş-şeref-i hazret-i şehriyârîden birkaç defʿa tenbîh ve te'kîd sûretlerinde muʿâheze ve itâb olundukda mütenassıh ve pend-pezîr olup telâfî-i mâ-fât etmediği ve bu takrîb ile yevmen fe-yevmen esbâb-ı redâet-i umûr taʿayyün ve zuhûr eylediği maʿlûm-ı hüdâvend-i kâmilü'ş-şuʿûr oldukda hıfzan li-nizâm-ı devletihi müşârün-ileyh Yeğen Mehmed Paşa'yı azl ü ibʿâd ve müşârün-ileyh hazretlerini makām-ı sadârete işʿâd ile isʿâd buyurduklarında der-akab nizâm-ı umûra kıyâm ve zât-ı (7-a) hamîdü'l-hisâllerinde vedîʿa-i dest-i kudret olan cevher-i kâr-âzmüdegî ve fetâneti izhâra saʿy-i mâ-lâ-kelâm eylediler. Cümleden biri Rusyalunun Kırım'a istîlâ sûretinde duhûllerinde hecme-i nâgeh-zuhûrları mülâhazasıyla Donanma-yı hümâyûn'a her seneden ziyâde takayyüd ve ihtimâm ve otuz mikdârı tüccâr sefâini inzimâmıyla lâzım gelen zehâir ve mühimmât-ı sâiresini teşhîn ve kifâyet mikdârı guzât ve mücâhidîn tertîb ve taʿyîn ile şân-ı devleti itmâm ve Donanma-yı hümâyûn'dan altı kıtʿa kalyon ifrâz ve erâcîf-i nâsa bâʿis olmamak içün Bahr-i Siyâh ve Tuna sevâhilinden baʿzı zehâir ve mühimmât nakli ve limanlar tathîri içün iʿdâd olunduğunu halka ismâʿ eyleyerek Bahr-i Siyâh'a tesyîr ve birkaç kıtʿası Sinob önünde câygîr ve sâiri Varna ve sâir sevâhilde lenger-endâz-ı istikrâr ve etrâf ve eknâfdan celb-i ahbâr-ı düşmen-i mekkâr etmeleri tenbîh ve bu husûsda leyl ü nehâr terk-i hâb u râhat ve emr-i muhâfazada icrâ-yı levâzım-ı merdânegî ve gayret eylemeleri te'kîd ve sâir Donanma-yı hümâyûn gemileri dahi lede'l-iktizâ hâzır ve âmâde bulunmak üzere mersâ-yı Tersâne-i âmire'de tevkîf ve bu hareket-i düşmen-sûzda nice fevâid der-kâr olduğu muhtâc-ı taʿrîf değildir. Baʿdehû serhaddât-ı islâmiyyede mevcûd olan mühimmât ve top ve levâzımât-ı sâire muʿtemedün-aleyh kimesneler vâsıtasıyla mahallerinde defter olundukdan sonra kâffe-i mühimmât ve edevât ve zehâirleri tekmîl ve tetmîm ve bâ-husûs Bender ve Hotin ve Özi kalʿaları himmet-i âsafâneleriyle asker ve zehâir ve cemîʿ mâ-lezem ile meşhûn kılındığı ve an-asıl bir madde-i cesîme vukūʿunda müzâkeresiçün yâ Bâbıâlî'de veyahud şeyhülislâm hazretleri kapusunda tarh-ı encümen-i meşveret kāʿide ve âdet gibi olup ancak (7-b) müteʿâkiben ve alenen meşveretler zâhir-bînân-ı avâm beyninde bî-maʿnâ hudûs-ı erâcîfe sebeb olacağından gayri ketmi vücûb derecesinde olan serâir-i Devlet-i aliyye münteşir olacağı nezd-i ferd-i düstûrîlerinde muhakkak ve mukarrer olmakdan\nnâşî bu makūle müzâkeresi iktizâ eden mevâd fî-mâ-ba'd a'yân-ı devlet ve erkân-ı saltanat ile ba'de'l-mağrib Neşât-âbâd'da hey'et-i mütenekkire ile hâzır oldukları hâlde müzâkere olunmak ve bu sûretde zikr olunan mehâzîr ber-taraf olacağı ve emvâl-i mîriyye tahsîli zımnında me'mûrların takayyüdüne kanâ'at buyurmayup küll-i yevmin tenbîh ve te'kîd buyurarak taraf-ı mîriyye olan sa'y ü himmeti eslâfından birine müyesser olmayup bâ-husûs ocaklara olan ihtimâmı ve mahlûlât talebinde olan ikdâmı ve her devlet hasmının edevâtına mukābil edevât tedârük etmek esbâb-ı zâhiriyye-i zafer ve galebeden olduğuna binâen mukābeleten li'l-hasm nev-îcâd toplar ve iki bin neferden ibâret Sür'atyciyân Ocağı'nın ihdâsı ve bi-ʻavnihi te'âlâ halel-pezîr olmayacak sûretde şurût-ı kaviyyeye rabtı ve iktizâ eden mevâcibleri masârifât-ı mîriyyeye zamm olunmayarak ânifen zikr olunduğu üzere hâricden tasarrufât-ı akliyye ile tedârükü ve birkaç seneden berü kâr-fermâların iğmâz ve müsâmahalarına binâen ahvâl-i es'âr bî-karâr ve herkes insâfına göre bey' ederek zu'afâ ve fukarâ bî-zâr olup eslâf-ı kirâmlarından her kangısı nizâmına sa'y eyledi ise muvaffak olamayup bi-hamdihi sübhânehu ve te'âlâ vakt-i sadâretlerinde her şey erzân-bahâ ile fürûht ve ehl-i sükûn ta'dîl-i mîzân ve dirhemleri ayâr ve damgalanmağla mu'âmelât-ı nâs dürüst olup taraf-ı hümâyûna isticlâb-ı du'â-yı azîm buyurduklarından gayri الرشوة رشأ الحاجة mefhûmu üzere ekser âfât ve mehâlik kabûl-i (8-a) rüşvetden tahaddüs eylediği bedîhî olduğuna binâen zamân-ı sadâretlerinde bâb-ı rüşvet mesdûd ve havf-i savlet-i siyâsetlerinden nâşî hediyyeye bile dest-i kâr-fermâyân memdûd olmadığı ve ومن سعادة جدك وقوفك عند جدك me'âlinden gāfil ba'zı eşhâs ve erâzil ve hademe ve etbâ' ve ücerâ ve sunnâ' elbise-i Hindiyyeye mâil ve semmûr ve kakum ve sâir zî-kıymet kürkler ve zertâr akmişe isti'mâliyle mütebahtir ve mütemâil olarak fark-ı şerîf ve hâmil-i nâ-kābil olduğundan gayri yekdiğere iddi'â-yı taklîd takrîbiyle ba'zıları tedârükde zahmet-keş ve tahsîli zımnında bisât-ı hiyel ü hud'ayı ferş edüp kimi sârik ve kimi târık hülâsa katı çok mekârih izhârını sâik ve havâic-i zarûriyye tedârüküne âik olmağla def'i bâbında ednâ himmet ve ricâl-i Devlet-i aliyye istisnâ olunarak fî-mâ-ba'd o makūle elbise istismâl olunmamak bâbında emr-i âlîleri sudûrunda herkes münzecir ve mürtedi' ve hal'-i libâs-ı mezkûre ile her birinin esbâb-ı refâhiyeti müctemi' olduğundan gayri Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr dâimâ cihâd u gazâ ile me'lûf olup hasbe'l-iktizâ miyânede fâsıla-i cüz'iyye vukū' bulursa dahi esbâb-ı hazâreti terk sûretinde mâlzeme-i bedâveti ihzâr ve ta'lîm-i fünûn-ı harb ü peykâr etmek şîme-i hasenelerinden iken bir müddetden berü bu kāide mensî vü metrûk ve herkes levâzım-ı ihtişâmı tedârük ile nâm-ı merdânegî ve recûliyyeti sahîfe-i âlemden mahkûk etmişler\nidi. Binâberîn bundan böyle herkes sîne-i gafletden müteyakkız olup taʿlîm ve teʿallüm-i fünûn-ı gazâ vü cihâda verziş ve saʿy etmeleri bâbında müdellel ve müberhen mukaddemât ile emr-i âlîleri sudûr ve min tarafi'l-Hakk zât-ı mevâhib-simât-ı âsafânelerinde olan nüfûz-ı tâm takrîbiyle herkes terk-i esbâb-ı ihtişâm ve huzûr ve telâfî-i mâ-fât (8-b) dâiyesiyle iʿdâd-ı levâzımât-ı seferde saʿy-i bî-kusûr etmişlerdir; ve bâ-husûs ortalığın hâline nazaran şâyed hâdise-i sefer tahakkuk eder mülâhazasıyla mecâmiʿ-i asâkir olan serhaddât ve mevâziʿde cünûd-ı muvahhidîne bir sene vefâ edecek zehâ'ir iʿdâd ve iddihâr ve Edirne ve Varna'ya ihtiyâten seraskerler mühimmâtını tisyâr eylediler. Ve Câmiʿu's-sağîr'de اِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰی يَبْعَثُ لِهٰذِهِ الْاُمَّةِ عَلٰی رَاْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا د۪ينَهَا hadîs-i şerîfi musarrah olduğuna nazaran sâhib-i mie olduklarında şübhe olmayup bir sene zarfında kâffe-i umûr-ı devleti tesviye ve tanzîm ile kudret ve miknet Devlet-i aliyye'yi izhârda saʿy-i azîm edüp hakkında olan hüsn-i zann-ı hazret-i tâcdârîyi tasdîk ve el-hak bu bâbda seyf-i himmet ve sadâkatini künküre-i arş-ı aʿlâya taʿlîk etmişdir. Hakk celle ve alâ hazretleri kâffe-i aʿmâl-i zâhire ve bâtınlarını rızâ-yı hazret-i Bârî ve irâde-i hazret-i şehriyârîye muvâfık edüp bundan böyle dahi zât-ı âlîlerini dîn ü devlete ve âmme-i ibâdullâha nâfiʿ hidemât-ı meşkûreye masdar ede âmîn.",
          "caption": "Tetimme-i vekāyiʿ-i în sâl zikr-i baʿzı mehâsin-i hazret-i sadrü's-südür",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_002.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i vekāyiʿ-i în sâl zikr-i baʿzı mehâsin-i hazret-i sadrü's-südür",
          "text": "Cenâb-ı nesak-sâzende-i şuûnât-ı enâm ve tertîb-dehende-i eştât-ı hâss u âmm teʿâlâ şânuhu ani'z-zünûn-i ve'l-evhâm hazretleri işbu devlet-i ebed-müddeti hîn-i zuhûrundan berü nazar-ı kilâet-i Rabbâniyyesiyle manzûr ve melhûz ve mülûk-i pür-adl ü dâd ve selâtîn-i mekârim-iʿtiyâdlarını dahi isâbetü'l-ayn-i aʿdâ-yi dînden mahfûz ve ednâ rütbe-i nazar-ı ihânet ile nâzır olan bed-hâhların gayâbetü'l-cübb-i demâr ü helâke matrûh ve melfûz edüp te'yîd-i dîn-i mübîn ve ihyâ-yi sünen-i kāidü'l-gubrü'l-muhaccelînde terk-i esbâb-ı râhat ve huzûr ve iʿlâ-i kelimetu'l-lâh niyyet-i hâlisesiyle (5-b) seyf-i gazâ vü cihâdların mefârik-ı aʿdâda meslûl ü meşhûr eyleyüp السلطان ظل الله يأوى اليه كل مظلوم hadîs-i hakîkat-mefhûmuna mâ-sadak olmak bâbında birbirine müsâbakat ve her biri birer vechile bu medîha ve teşrîfden hisse-mend-i bülga-i şeref ü saʿâdet olmağla vedîʿa-i hâlikü'l-berâyâ olan zîr-destân ve reʿâyâ sâye-i adâlet-vâyelerinde mazalle-nişîn-i âsâyiş ü ferâğ ve mütteki-i vesâyid ragad-i ayş u rifâğ olup umûr-ı külliyye ve cüziyyeleri şerʿ-i şerîfe mutâbık ve bi-hasbe'l-kānûn levha-tırâz-ı sünûh olan aʿmâlleri dahi rızâ-yi Hüdâ'ya muvâfık olduğundan gayri icrâ-yi ahkâm ve siyâset-i ilâhiyye de şerîf ü vazîʿ ve nezîl ü refîʿ indlerinde müsâvî ve ilel-i nevâib-i dehr-i dûn ile dil-hasta olanlara şerbet-i bür'ü'sâʿa-i şefkatleri bâʿis-i tedâvî olup aʿzam-ı hasâis-i düvel-i islâmiyyeden olan baʿzı ıztırâb-ı mülkiyyeye dûçâr olsalar dahi der-akab nizâm-ı esbâb-ı hâle muvaffak belki sâbıkından evfer ü akvâ kudret ü miknete mâlik ola-geldikleri mütetebbiʿ-i tevârih olanlara muhakkakdır. Binâen-alâ-zâlik bundan akdem ber-muktezâ-yi tekālîb-i duhûr u aʿsâr bürûzende-i mekmen-i takdîr olan esfâr takrîbiyle mühimmât ve levâzımât-ı seferiyyeye kusûr ve noksân tareyân ve ahvâl-i serhaddât ve sugûr-ı mütezelzilü'l-erkân olup seksen sekiz târîhinden doksan altı senesine gelince sadr-ı vâlâya teşrîf eden vüzerâ-yi ʿizâm hazerâtına bir devirde misli\nmesbûk olmadığı vech üzere istiklâl-i tâm verilüp (6-a) umûr-ı mühimme-i dîniyye ve mülkiyyeye ihtimâmları gâh şifâhen tenbîh ve gâh mufassalan isdâr buyurulan hutût-ı hümâyûn ile ifâdede taksîr olunmayup kimi betâet ve rehâveti hasebiyle tevfîkāt-ı Hak'dan mahrûm ve âyis ve kimi mağlûbiyet-i hevâ vü heves ile te'yîdât-ı ilâhiyyeden müteahhir ve mütekāʿid ve kimi memkûr-ı hırs-ı pîrî ve tehyi'e-i esbâb-ı ayş tedbîriyle imrâr-ı ezmân ve kimi şiddet-i gabâvet ve belâdet ile kulûb-i nâsa dağdağa-resân ve baʿzısından umûr-ı devlete muvaffakiyet melhûz iken adem-i müsaʿade-i zamân ile reh-rev-i vâdî-i adem ve baʿzısı dahi teksîr-i îrâd ve icrâ-yı ağrâz iʿtiyâdiyle perestiş-kâr-ı dînâr ü dirhem olup zikr olunan mevsimlerde hâlâ sadrıazam ve bedr-i efham ve vekîl-i mutlak-ı maʿâlî-şiyem hazretleri riyâset ve sadâret-i uzmâ kethüdâlığı hizmetlerinde bulunmak takrîbiyle ber-muktezâ-yı sadâkat ve gayret-i fıtriyye bu derece herc ü merce adem-i tahammül ve her ne kadar hatar u zararı der-kâr ise dahi cenâb-ı Hakk'a tevekkül birle mesned-i sadâretde bulunan zevât-ı kirâma te'diye-i mehâmm-ı devlet zımnında takdîm-i mukaddemât-ı hayr-hâhî ve sadâkat ve cemʿ-i eştât-ı sugūr u serhaddât ve imsâk-i beytülmâl ve katʿ-i isrâfât ve ocaklar nizâmı ve ibâdullahdan pâdişâh-ı âlem-penâh hazretlerine celb-i duʿâyı mutazammın olan esʿâr intizâmı ve sâir muhavvel-i uhde-i kifâyetleri olan husûsların te'diye ve temşiyyetinde her ne kadar tahrîk-i silsile-i hamiyyet buyurdular ise\n\nBeyt:\n\nدع الزواجر في تحصيل بغيتنا       وانما نحن في شغل وفي عمل\n\nmedlûlüyle cümlesi âmil ve mahzâ hayr-hâhlık sûretinde ırz ve nâmûsların tekmîl zımnında zebân-güzâr-ı beyân oldukları cevâmiʿü'l-kelim pend ü nasîhat semʿ-i kabûllerine dâhil olmadığından gayri kimi azline şitâb ve kimi (6-b) tekdîr sûretinde haylice izhâr-ı esbâb etmişler idi. Çünki bu Devlet-i aliyye an-asıl te'yîdât-ı Hakkla müeyyed ve hizmet ü sadâkatleri mücerreb olanlar bu devlet sâyesinde masûn-ı ağrâz-ı ehl-i haseddir. Pâdişâh-ı hakîkat-bîn ve şehinşâh-ı kûh-temkîn dâme fî-ʿavni'l-meliki'l-muʿîn hazretleri müşârün-ileyh hakkında bast olunan vücûh-ı siʿâyete adem-i iʿtibâr ve kābiliyyet-i zâtiyyesi müşârün-ileyhim hazerâtının maʿlûmları olduğundan istirkāb ve baʿzı adâvetleri ve hevâlarına adem-i ittibâʿdan neş'et eylediği meczûm-ı hümâyûnları olduğundan gayri bir vakitde istihdâm ve devletine nizâm vermek üzere dürr-i yektâ-yı vücûdunu mahfûz-ı sadefçe-i istitâr buyurmuş idi. Vaktâ ki Yeğen Mehmed Paşa hazretlerine rütbe-i vâlâ-yı sadâret teveccüh edüp müşârün-ileyh hazretleri dahi sadâret-i uzmâ kethüdâlığı makāmında bulun-\ndu. Hasîsa-i zât-ı maʿâlî-simâtları olan sadâkat ve istikāmeti ke'l-evvel kuvvetden fiʿle îsâl ve vâcibât-ı dîniyye ve mülkiyyeden olan umûr-ı sügür ve nizâm-ı ahvâl-i cumhûra iştigāl buyurmalarını delâletde saʿy-i bî-hümâl buyurdular. \"Lekad esmaʿte lev nâdeyte hayyen\" fehvâsı üzere katʿâ müte'essir ve kârger olmayup maʿlûm-ı âlemiyân olan evzâʿ ile güzârende-i evkāt ve taraf-ı zahirü'ş-şeref-i hazret-i şehriyârîden birkaç defʿa tenbîh ve te'kîd sûretlerinde muʿâheze ve itâb olundukda mütenassıh ve pend-pezîr olup telâfî-i mâ-fât etmediği ve bu takrîb ile yevmen fe-yevmen esbâb-ı redâet-i umûr taʿayyün ve zuhûr eylediği maʿlûm-ı hüdâvend-i kâmilü'ş-şuʿûr oldukda hıfzan li-nizâm-ı devletihi müşârün-ileyh Yeğen Mehmed Paşa'yı azl ü ibʿâd ve müşârün-ileyh hazretlerini makām-ı sadârete işʿâd ile isʿâd buyurduklarında der-akab nizâm-ı umûra kıyâm ve zât-ı (7-a) hamîdü'l-hisâllerinde vedîʿa-i dest-i kudret olan cevher-i kâr-âzmüdegî ve fetâneti izhâra saʿy-i mâ-lâ-kelâm eylediler. Cümleden biri Rusyalunun Kırım'a istîlâ sûretinde duhûllerinde hecme-i nâgeh-zuhûrları mülâhazasıyla Donanma-yı hümâyûn'a her seneden ziyâde takayyüd ve ihtimâm ve otuz mikdârı tüccâr sefâini inzimâmıyla lâzım gelen zehâir ve mühimmât-ı sâiresini teşhîn ve kifâyet mikdârı guzât ve mücâhidîn tertîb ve taʿyîn ile şân-ı devleti itmâm ve Donanma-yı hümâyûn'dan altı kıtʿa kalyon ifrâz ve erâcîf-i nâsa bâʿis olmamak içün Bahr-i Siyâh ve Tuna sevâhilinden baʿzı zehâir ve mühimmât nakli ve limanlar tathîri içün iʿdâd olunduğunu halka ismâʿ eyleyerek Bahr-i Siyâh'a tesyîr ve birkaç kıtʿası Sinob önünde câygîr ve sâiri Varna ve sâir sevâhilde lenger-endâz-ı istikrâr ve etrâf ve eknâfdan celb-i ahbâr-ı düşmen-i mekkâr etmeleri tenbîh ve bu husûsda leyl ü nehâr terk-i hâb u râhat ve emr-i muhâfazada icrâ-yı levâzım-ı merdânegî ve gayret eylemeleri te'kîd ve sâir Donanma-yı hümâyûn gemileri dahi lede'l-iktizâ hâzır ve âmâde bulunmak üzere mersâ-yı Tersâne-i âmire'de tevkîf ve bu hareket-i düşmen-sûzda nice fevâid der-kâr olduğu muhtâc-ı taʿrîf değildir. Baʿdehû serhaddât-ı islâmiyyede mevcûd olan mühimmât ve top ve levâzımât-ı sâire muʿtemedün-aleyh kimesneler vâsıtasıyla mahallerinde defter olundukdan sonra kâffe-i mühimmât ve edevât ve zehâirleri tekmîl ve tetmîm ve bâ-husûs Bender ve Hotin ve Özi kalʿaları himmet-i âsafâneleriyle asker ve zehâir ve cemîʿ mâ-lezem ile meşhûn kılındığı ve an-asıl bir madde-i cesîme vukūʿunda müzâkeresiçün yâ Bâbıâlî'de veyahud şeyhülislâm hazretleri kapusunda tarh-ı encümen-i meşveret kāʿide ve âdet gibi olup ancak (7-b) müteʿâkiben ve alenen meşveretler zâhir-bînân-ı avâm beyninde bî-maʿnâ hudûs-ı erâcîfe sebeb olacağından gayri ketmi vücûb derecesinde olan serâir-i Devlet-i aliyye münteşir olacağı nezd-i ferd-i düstûrîlerinde muhakkak ve mukarrer olmakdan\nnâşî bu makūle müzâkeresi iktizâ eden mevâd fî-mâ-ba'd a'yân-ı devlet ve erkân-ı saltanat ile ba'de'l-mağrib Neşât-âbâd'da hey'et-i mütenekkire ile hâzır oldukları hâlde müzâkere olunmak ve bu sûretde zikr olunan mehâzîr ber-taraf olacağı ve emvâl-i mîriyye tahsîli zımnında me'mûrların takayyüdüne kanâ'at buyurmayup küll-i yevmin tenbîh ve te'kîd buyurarak taraf-ı mîriyye olan sa'y ü himmeti eslâfından birine müyesser olmayup bâ-husûs ocaklara olan ihtimâmı ve mahlûlât talebinde olan ikdâmı ve her devlet hasmının edevâtına mukābil edevât tedârük etmek esbâb-ı zâhiriyye-i zafer ve galebeden olduğuna binâen mukābeleten li'l-hasm nev-îcâd toplar ve iki bin neferden ibâret Sür'atyciyân Ocağı'nın ihdâsı ve bi-ʻavnihi te'âlâ halel-pezîr olmayacak sûretde şurût-ı kaviyyeye rabtı ve iktizâ eden mevâcibleri masârifât-ı mîriyyeye zamm olunmayarak ânifen zikr olunduğu üzere hâricden tasarrufât-ı akliyye ile tedârükü ve birkaç seneden berü kâr-fermâların iğmâz ve müsâmahalarına binâen ahvâl-i es'âr bî-karâr ve herkes insâfına göre bey' ederek zu'afâ ve fukarâ bî-zâr olup eslâf-ı kirâmlarından her kangısı nizâmına sa'y eyledi ise muvaffak olamayup bi-hamdihi sübhânehu ve te'âlâ vakt-i sadâretlerinde her şey erzân-bahâ ile fürûht ve ehl-i sükûn ta'dîl-i mîzân ve dirhemleri ayâr ve damgalanmağla mu'âmelât-ı nâs dürüst olup taraf-ı hümâyûna isticlâb-ı du'â-yı azîm buyurduklarından gayri الرشوة رشأ الحاجة mefhûmu üzere ekser âfât ve mehâlik kabûl-i (8-a) rüşvetden tahaddüs eylediği bedîhî olduğuna binâen zamân-ı sadâretlerinde bâb-ı rüşvet mesdûd ve havf-i savlet-i siyâsetlerinden nâşî hediyyeye bile dest-i kâr-fermâyân memdûd olmadığı ve ومن سعادة جدك وقوفك عند جدك me'âlinden gāfil ba'zı eşhâs ve erâzil ve hademe ve etbâ' ve ücerâ ve sunnâ' elbise-i Hindiyyeye mâil ve semmûr ve kakum ve sâir zî-kıymet kürkler ve zertâr akmişe isti'mâliyle mütebahtir ve mütemâil olarak fark-ı şerîf ve hâmil-i nâ-kābil olduğundan gayri yekdiğere iddi'â-yı taklîd takrîbiyle ba'zıları tedârükde zahmet-keş ve tahsîli zımnında bisât-ı hiyel ü hud'ayı ferş edüp kimi sârik ve kimi târık hülâsa katı çok mekârih izhârını sâik ve havâic-i zarûriyye tedârüküne âik olmağla def'i bâbında ednâ himmet ve ricâl-i Devlet-i aliyye istisnâ olunarak fî-mâ-ba'd o makūle elbise istismâl olunmamak bâbında emr-i âlîleri sudûrunda herkes münzecir ve mürtedi' ve hal'-i libâs-ı mezkûre ile her birinin esbâb-ı refâhiyeti müctemi' olduğundan gayri Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr dâimâ cihâd u gazâ ile me'lûf olup hasbe'l-iktizâ miyânede fâsıla-i cüz'iyye vukū' bulursa dahi esbâb-ı hazâreti terk sûretinde mâlzeme-i bedâveti ihzâr ve ta'lîm-i fünûn-ı harb ü peykâr etmek şîme-i hasenelerinden iken bir müddetden berü bu kāide mensî vü metrûk ve herkes levâzım-ı ihtişâmı tedârük ile nâm-ı merdânegî ve recûliyyeti sahîfe-i âlemden mahkûk etmişler\nidi. Binâberîn bundan böyle herkes sîne-i gafletden müteyakkız olup taʿlîm ve teʿallüm-i fünûn-ı gazâ vü cihâda verziş ve saʿy etmeleri bâbında müdellel ve müberhen mukaddemât ile emr-i âlîleri sudûr ve min tarafi'l-Hakk zât-ı mevâhib-simât-ı âsafânelerinde olan nüfûz-ı tâm takrîbiyle herkes terk-i esbâb-ı ihtişâm ve huzûr ve telâfî-i mâ-fât (8-b) dâiyesiyle iʿdâd-ı levâzımât-ı seferde saʿy-i bî-kusûr etmişlerdir; ve bâ-husûs ortalığın hâline nazaran şâyed hâdise-i sefer tahakkuk eder mülâhazasıyla mecâmiʿ-i asâkir olan serhaddât ve mevâziʿde cünûd-ı muvahhidîne bir sene vefâ edecek zehâ'ir iʿdâd ve iddihâr ve Edirne ve Varna'ya ihtiyâten seraskerler mühimmâtını tisyâr eylediler. Ve Câmiʿu's-sağîr'de اِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰی يَبْعَثُ لِهٰذِهِ الْاُمَّةِ عَلٰی رَاْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا د۪ينَهَا hadîs-i şerîfi musarrah olduğuna nazaran sâhib-i mie olduklarında şübhe olmayup bir sene zarfında kâffe-i umûr-ı devleti tesviye ve tanzîm ile kudret ve miknet Devlet-i aliyye'yi izhârda saʿy-i azîm edüp hakkında olan hüsn-i zann-ı hazret-i tâcdârîyi tasdîk ve el-hak bu bâbda seyf-i himmet ve sadâkatini künküre-i arş-ı aʿlâya taʿlîk etmişdir. Hakk celle ve alâ hazretleri kâffe-i aʿmâl-i zâhire ve bâtınlarını rızâ-yı hazret-i Bârî ve irâde-i hazret-i şehriyârîye muvâfık edüp bundan böyle dahi zât-ı âlîlerini dîn ü devlete ve âmme-i ibâdullâha nâfiʿ hidemât-ı meşkûreye masdar ede âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "An-asıl serbestiyyet-i Tatarda ukalânın tevakkuf ve adem-i tecvîzi bundan akdem serbest olan Lehlü'ye târî olan istîlâya kıyâsen refte refte Rusyalu şûriş ü fiten îkāʿ eyleyerek Kırım'a dahi istîlâ etmek mülâhazasına mebnî idi; hattâ Bükreş mükâlemesinde maʿa'l-kıyâs maddede küllî hiffet ve iddiʿâyı hasmda suhûlet der-kâr olduğundan gayrı Kılburun'un hedmiyle iktifâ ve belki (9-a) Devlet-i aliyye'ye terk ve ibkā olunmak ve serbestiyyet-i Tatara nezâret içün Yeni-kalʿa karşusunda vâkiʿ adada mukābeleten bir kalʿa yapılmak ve adem-i tazmîn ve emr-i ticâretde olan sûret-i tehvîn bedîdâr olmuşiken mücerred serbestiyyet maddesinden velev baʿde hîn tekevvün eyleyecek fesâd ve zarar mülâhaza olunup akd-i sulha adem-i iʿtibâr ve muhârebe tercîh ve ihtiyâr olunmuş idi. Bundan sonra ber-muktezâ-yı takdîr mümteniʿü't-tağyîr Şumnu'da mütehaşşid ve müteharrib olan asâkir-i islâmiyye-\nnin ihtilâf ve şikāk ve yek-diğer ile adem-i vifâkları ve inhisâr sûretinde olan inziʿâcları Kaynarca musâlâhası gibi bir mekrûh musâlâhayı îcâb ve mükâlemeye me'mûr olanlar dahi resm-i te'ennî ve tesebbüte adem-i riʿâyet ve ber-vech-i taʿcîl akd-i sulha mübâderet eylediklerinden nâşî bâri bir işdir oldu, bir zaman mütâreke sûretinde Devlet-i aliyye askeri istirahat ve fî-mâ-baʿd terk-i hâb-ı gaflet ve nizâm-ı şu'ûn-ı askeriyye ve mühimmât u levâzımât-ı seferiyye te'dîye ve tanzîm olunup fi'l-cümle kesb-i istiʿdâd hâsıl oldukda ahz-i sâr u intikāma mübâşeret ve bi-avnihi teʿâlâ râbıta-i serbestiyyet tabîʿatiyle inhilâl-kerde-i dest-i devlet-i ebed-müddet olur ümniyyeleri medâr-ı tesliyet idi. Hattâ hüdâvend-i dindâr ve şehriyâr-ı gayret-medâr dâme mahfûfen bi-avârifi's-settâr hazretleri seksen sekiz târîhinden doksan altı târîhine gelinceye dek sadra teşrîf eden vüzerâ-yı ʿizâm hazerâtını bu dakîkadan habîr ve âgâh buyurup hidemât-ı dîn ü devlete alâ-ma-hüve'l-matlûb dikkat ve ihtimâm ve cemʿ-i zehâir ve tensîk-i mehâmm ve tekmîl-i levâzım-ı serhaddât ve sugūra ikdâm etmeleri bâbında isdâr buyurdukları hutût-ı hümâyûn (9-b) mahallerinde mahfûzdur. Binâberîn müşârün-ileyhim hazerâtından birisi bu umûr-ı mütehattimetü'l-iʿtinâya bakmayup herkes vaktimiz hoş geçsün dâʿiyelerine düşüp hevâ vü hevesleri icrâsıyla ifâte-i evkāt ve bu harekât-ı nâ-marziyyeleri mûcib-i teşcîʿ-i hasm ve vesîle-i tekevvün-i âfât olmuşidi. Lillâhi'l-hamdü ve'l-minnetü Devlet-i aliyye-i ebed-müddetin kudret ve mikneti bâliğ-i derece-i kemâl ve asker-i zafer-peykeri mütefâvit-i aʿdâd-ı rimâl olduğundan fazla an-asıl müeyyed min-indi'llâh olduklarına binâen bendelerinden biri bi-hulûsi'l-kalb bu hususlara sarf-ı himmet buyurduğu takdîrde umûr-ı gazâ vü cihâd olduğiyçün tevfîk-i Hakk rehberi olup az zamânda cebr-i noksân ve mühimmât ve zehâir ve sâir levâzım tanzîmi ile kesb-i tâb u tuvân eyleyeceği mücerreb-i erbâb-ı ikāndır. Hâlâ sadrıazam ve bedr-i efham ve vekil-i mutlak-ı sadâkat-şiyem hazretleri sadr-ı vâlâya teşrîf edeli henüz bir seneye varup rûz-i fîrûz-ı nasblarından şimdiye dek cenâb-ı hazret-i Hakk'a tevekkül ve duʿâ-yı icâbet der-kafa-yı hazret-i pâdişâhîye tevessül buyurup ânîfen zikr ü beyân olunduğu üzere ve sırren ve alenen tertîbât-ı Devlet-i aliyye'nin tanzîmine mübâderet ve bir seneye kâfi serhadlerde zehâir-i mütenevviʿa iddihârına himmet ve mühimmât ve sâir levâzımât iʿdâdiyle emr-i takviyet ve tedârükde yed-i beyzâ irâet ve hîn-i iktizâda der-akab isbât-ı vücûd etmek üzere iki serasker-i zafer-peyker dahi hâzır ve âmâde buyurup seraskerlere lâzım olacak mühimmâtı bi-cümletihâ semtleri olan mahallere baʿs u tesrîb ve şitâ tertîbini dahi itmâm ve bir kimseye ser-rişte vermeyerek endek müddetde bu kadar gayret ve ihtimâm mahzâ (10-a) teyîd-i cenâb-ı Bârî ve eser-i hulûs-i hazret-i şehriyârî olduğu zâhir olduğundan başka devlet-i kavî-şev-\nketin vüs'at ve iktidarı bundan ma'lûm olacağı bedîhîdir. Seferlerden sonra böyle bir vezîr-i mütedeyyin ve kâmil umûr-ı Devlet-i aliyye'yi kâfil olaydı vüs'at-i zamân takrîbi ile şimdiye dek izhâr eyleyeceği hidemât-ı mebrûrenin muhassenâtı bu vakitlerde ma'lûm olur idi deyü bu bâbda kâffe-i nâs sebbâbe-gezî-i tahassür ü telehhüf ve güzerân eden evkāta te'essüf eyleyerek bekā-yı ömr ü câhları bâbında dest-ber-dâşte-i dergâh-ı bî-enbâzdırlar. Biz yine sadede gelelim: Aynalıkavak tenkīh-nâmesi'nde Kırım'ın min-külli'l-vücûh serbestiyyeti ile Şâhin Giray'ın müebbeden hân olmasında Rusyalu'nun ru'ûnet ve ısrârı mücerred rekîz-i zamîr-i habâset-tahmîrleri olan ağrâz ve mefâsidin vaktiyle icrâsına mukaddime olmak hikmetine mebnî idiği zâhir olup farzâ Şâhin Giray nasb-kerdeleri olmak takrîbiyle her hâlde mağlûb ve makhûrları ve memleket-i Kırım'ı zabt ve ahâlisini Kazan tatarı gibi reʿâyâ etmek zımnında nev-be-nev ihdâs ve ihtirâʿ edecekleri hîle ve desîselerine mümâşât ve tebaʿiyyet edüp bir vechile harf-endâz-ı iʿtirâz olmayacağı inde'l-ukalâ hüveydâ olduğundan müebbed taʿbîri bir türlü Devlet-i aliyye tarafından kabûl olunmayup tahakkuk-ı sefer emârâtı dahi görülüp bi'l-âhire muhtemelü't-tarafeyn olan mahlûliyyet-i hakīkiyye taʿbîrine zarûriyyü'l-ihtiyâr olarak ittifâk-ı cümle ile sûret verilüp teşrîfât-ı hümâyûn gönderilmişidi. Bir müddetden sonra hevâdâr-ı mağlûbları olan Şâhin Giray mugāyir-i şerîʿat-ı garrâ Kırım'da olan evkāfı küllîyen katʿ ve şeʿâir-i (10-b) islâmiyyeyi mahv u refʿ etmek kasdiyle naklen ve aklen câ'iz olmayan rüsûm ve tekâlîf-i şâkka tahmîline ikdâm ve fukarâ ve zuʿafâdan mebâliğ-i külliyye tahsîl ve sekbân nâmiyle kerhen yazdığı ehl-i islâma efrencî libâs ve kisvet teklîf ve teşebbüh şâ'ibesinden ber-çîde-dâmen-i iʿrâz olanları iʿdâm ve tenkîl ve kezâlik Taman ve Kuban etrâfında mütemekkin olan Nogay ve sâ'ir şuʿûb ve kabâ'ili mugāyir-i diyânet olur tazyîkāt ve teklîfât ile izʿâc eylediğinden gayri şeʿâir-i islâmiyyeye muhâlif harekât-ı garîbesi cümlesini müteneffir ve mütezeccir etmekle şurût-ı serbestiyyetleri üzere Şâhin Giray'ı halʿ ve müntehab ve muhtarlarını yerine vazʿ vâdisinde ictimâʿ ve ittifâk ve Kefe'ye karîb mahalde yekdiğere iltihâk eylediklerinde el-hâ'inü hâ'if medlûlü üzere Şâhin Giray olduğu mahalden firâr ve Yeni-kalʿa ve Kerş taraflarına bahren güzâr ve Bahadır Giray'ı mesned-i hânîye bi'l-intihâb ikʿâd ve vâkiʿ olan keyfiyyâtı arz ve mahzarlarıyla dergâh-ı merhamet-iktinâh-ı hüsrevâneye takdîm ve ifâde ve teşrîfât-ı hümâyûn irsâlini irâde eylediklerinden gayri bu keyfiyyeti riʿâyeten li'ş-şurût dostâne Rusyalu'ya dahi tahrîr ve işʿâr etdiklerinde Devlet-i aliyye an-asıl vikāye-i şurût ve uhûdunda sâbit-kadem olduğuna binâen teşrîfât-ı hümâyûn irsâlinde acele etmeyüp serbestiyyetleri mâ-beyne'd-devleteyn nizâm-gîr-i karâr olduğuyçün husûs-ı mezkûr Rusya\nelçisiyle müzâkere olunup Devlet-i aliyye tarafından bu husûs devletime tahrîr olunsun deyu ibrâm eylediğine binâen cümle ile istimzâc iktizâ edüp ulemâ-yı a'lâm ve ricâl-i ebed-devâm Bâb-ı âlî'ye da'vet ve tarh-ı encümen-i meşveret (11-a) olunup hülâsa-i ârâ olarak Rusyalu'nun Şâhin Giray'ı istishâb etmeleri münâfî-i şurût-ı serbestiyyet olduğunu beyân siyâkında re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayrî Efendi tarafından bir kıt'a takrîr tahrîr ve devletine tesyîr etmek üzere Rusya elçisine verilmek tasvîb olunmağla zikr olunan takrîr minvâl-i muharrer üzere re'is efendi tarafından tahrîr ve elçi-i mesfûra teslîm olundu. Rusyalu ise kabâil-i tatar ve ahâli-i Kırım ve hânlarının dâimâ hilâf ü şikāk üzere olmalarına i'mâl-i fikr ve tedârük-i mukaddemât-ı bâtılada dakīka fevt etmeyüp ale'l-husûs bu esnâda hıtta-i Kırım'da tahaddüs eden hâlât dahi kendü sevkleriyle olan tebdîl-i ziyy ü hey'et ve tahsîl-i rüsûmât-ı gayr-i şer'iyyeden neş'et etmekle me'mûl ve garazları kuvve-i istidrâciyyeleri takrîbiyle karîn-i husûl ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve def'-i şikāk-ı cânibeyn sûretinde Kırım'a duhûl eyledikleri esnâda Nemçelü ile dahi ittifâk ve ittihâd ve Devlet-i aliyye aleyhinde olmak üzere yekdiğere i'tizâd ve istinâd eylediklerinden gayri Âsitâne-i sa'âdet'de mukīm elçileri devletleri tarafından me'mûr olarak başka başka iki kıt'a takrîr Bâbıâlî'ye ref' ü takdîm etmeleriyle takrîrlerinin tercümesi bu mahalle ayniyle tahrîr olundu.",
          "caption": "Firâr-kerden-i Şâhin Giray ez Kefe ve Hân-şüden-i birâdereş Bahâdır Giray Sultan ve ittihâd-kerden-i Rusya ve Nemçe ve takrîr-dâden-i elçiyân ve hücûm-ı asker-i menhûs-ı Rus ve istîlâ-yı îşân be-Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme ve meşveretihâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_003.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Firâr-kerden-i Şâhin Giray ez Kefe ve Hân-şüden-i birâdereş Bahâdır Giray Sultan ve ittihâd-kerden-i Rusya ve Nemçe ve takrîr-dâden-i elçiyân ve hücûm-ı asker-i menhûs-ı Rus ve istîlâ-yı îşân be-Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme ve meşveretihâ",
          "text": "An-asıl serbestiyyet-i Tatarda ukalânın tevakkuf ve adem-i tecvîzi bundan akdem serbest olan Lehlü'ye târî olan istîlâya kıyâsen refte refte Rusyalu şûriş ü fiten îkāʿ eyleyerek Kırım'a dahi istîlâ etmek mülâhazasına mebnî idi; hattâ Bükreş mükâlemesinde maʿa'l-kıyâs maddede küllî hiffet ve iddiʿâyı hasmda suhûlet der-kâr olduğundan gayrı Kılburun'un hedmiyle iktifâ ve belki (9-a) Devlet-i aliyye'ye terk ve ibkā olunmak ve serbestiyyet-i Tatara nezâret içün Yeni-kalʿa karşusunda vâkiʿ adada mukābeleten bir kalʿa yapılmak ve adem-i tazmîn ve emr-i ticâretde olan sûret-i tehvîn bedîdâr olmuşiken mücerred serbestiyyet maddesinden velev baʿde hîn tekevvün eyleyecek fesâd ve zarar mülâhaza olunup akd-i sulha adem-i iʿtibâr ve muhârebe tercîh ve ihtiyâr olunmuş idi. Bundan sonra ber-muktezâ-yı takdîr mümteniʿü't-tağyîr Şumnu'da mütehaşşid ve müteharrib olan asâkir-i islâmiyye-\nnin ihtilâf ve şikāk ve yek-diğer ile adem-i vifâkları ve inhisâr sûretinde olan inziʿâcları Kaynarca musâlâhası gibi bir mekrûh musâlâhayı îcâb ve mükâlemeye me'mûr olanlar dahi resm-i te'ennî ve tesebbüte adem-i riʿâyet ve ber-vech-i taʿcîl akd-i sulha mübâderet eylediklerinden nâşî bâri bir işdir oldu, bir zaman mütâreke sûretinde Devlet-i aliyye askeri istirahat ve fî-mâ-baʿd terk-i hâb-ı gaflet ve nizâm-ı şu'ûn-ı askeriyye ve mühimmât u levâzımât-ı seferiyye te'dîye ve tanzîm olunup fi'l-cümle kesb-i istiʿdâd hâsıl oldukda ahz-i sâr u intikāma mübâşeret ve bi-avnihi teʿâlâ râbıta-i serbestiyyet tabîʿatiyle inhilâl-kerde-i dest-i devlet-i ebed-müddet olur ümniyyeleri medâr-ı tesliyet idi. Hattâ hüdâvend-i dindâr ve şehriyâr-ı gayret-medâr dâme mahfûfen bi-avârifi's-settâr hazretleri seksen sekiz târîhinden doksan altı târîhine gelinceye dek sadra teşrîf eden vüzerâ-yı ʿizâm hazerâtını bu dakîkadan habîr ve âgâh buyurup hidemât-ı dîn ü devlete alâ-ma-hüve'l-matlûb dikkat ve ihtimâm ve cemʿ-i zehâir ve tensîk-i mehâmm ve tekmîl-i levâzım-ı serhaddât ve sugūra ikdâm etmeleri bâbında isdâr buyurdukları hutût-ı hümâyûn (9-b) mahallerinde mahfûzdur. Binâberîn müşârün-ileyhim hazerâtından birisi bu umûr-ı mütehattimetü'l-iʿtinâya bakmayup herkes vaktimiz hoş geçsün dâʿiyelerine düşüp hevâ vü hevesleri icrâsıyla ifâte-i evkāt ve bu harekât-ı nâ-marziyyeleri mûcib-i teşcîʿ-i hasm ve vesîle-i tekevvün-i âfât olmuşidi. Lillâhi'l-hamdü ve'l-minnetü Devlet-i aliyye-i ebed-müddetin kudret ve mikneti bâliğ-i derece-i kemâl ve asker-i zafer-peykeri mütefâvit-i aʿdâd-ı rimâl olduğundan fazla an-asıl müeyyed min-indi'llâh olduklarına binâen bendelerinden biri bi-hulûsi'l-kalb bu hususlara sarf-ı himmet buyurduğu takdîrde umûr-ı gazâ vü cihâd olduğiyçün tevfîk-i Hakk rehberi olup az zamânda cebr-i noksân ve mühimmât ve zehâir ve sâir levâzım tanzîmi ile kesb-i tâb u tuvân eyleyeceği mücerreb-i erbâb-ı ikāndır. Hâlâ sadrıazam ve bedr-i efham ve vekil-i mutlak-ı sadâkat-şiyem hazretleri sadr-ı vâlâya teşrîf edeli henüz bir seneye varup rûz-i fîrûz-ı nasblarından şimdiye dek cenâb-ı hazret-i Hakk'a tevekkül ve duʿâ-yı icâbet der-kafa-yı hazret-i pâdişâhîye tevessül buyurup ânîfen zikr ü beyân olunduğu üzere ve sırren ve alenen tertîbât-ı Devlet-i aliyye'nin tanzîmine mübâderet ve bir seneye kâfi serhadlerde zehâir-i mütenevviʿa iddihârına himmet ve mühimmât ve sâir levâzımât iʿdâdiyle emr-i takviyet ve tedârükde yed-i beyzâ irâet ve hîn-i iktizâda der-akab isbât-ı vücûd etmek üzere iki serasker-i zafer-peyker dahi hâzır ve âmâde buyurup seraskerlere lâzım olacak mühimmâtı bi-cümletihâ semtleri olan mahallere baʿs u tesrîb ve şitâ tertîbini dahi itmâm ve bir kimseye ser-rişte vermeyerek endek müddetde bu kadar gayret ve ihtimâm mahzâ (10-a) teyîd-i cenâb-ı Bârî ve eser-i hulûs-i hazret-i şehriyârî olduğu zâhir olduğundan başka devlet-i kavî-şev-\nketin vüs'at ve iktidarı bundan ma'lûm olacağı bedîhîdir. Seferlerden sonra böyle bir vezîr-i mütedeyyin ve kâmil umûr-ı Devlet-i aliyye'yi kâfil olaydı vüs'at-i zamân takrîbi ile şimdiye dek izhâr eyleyeceği hidemât-ı mebrûrenin muhassenâtı bu vakitlerde ma'lûm olur idi deyü bu bâbda kâffe-i nâs sebbâbe-gezî-i tahassür ü telehhüf ve güzerân eden evkāta te'essüf eyleyerek bekā-yı ömr ü câhları bâbında dest-ber-dâşte-i dergâh-ı bî-enbâzdırlar. Biz yine sadede gelelim: Aynalıkavak tenkīh-nâmesi'nde Kırım'ın min-külli'l-vücûh serbestiyyeti ile Şâhin Giray'ın müebbeden hân olmasında Rusyalu'nun ru'ûnet ve ısrârı mücerred rekîz-i zamîr-i habâset-tahmîrleri olan ağrâz ve mefâsidin vaktiyle icrâsına mukaddime olmak hikmetine mebnî idiği zâhir olup farzâ Şâhin Giray nasb-kerdeleri olmak takrîbiyle her hâlde mağlûb ve makhûrları ve memleket-i Kırım'ı zabt ve ahâlisini Kazan tatarı gibi reʿâyâ etmek zımnında nev-be-nev ihdâs ve ihtirâʿ edecekleri hîle ve desîselerine mümâşât ve tebaʿiyyet edüp bir vechile harf-endâz-ı iʿtirâz olmayacağı inde'l-ukalâ hüveydâ olduğundan müebbed taʿbîri bir türlü Devlet-i aliyye tarafından kabûl olunmayup tahakkuk-ı sefer emârâtı dahi görülüp bi'l-âhire muhtemelü't-tarafeyn olan mahlûliyyet-i hakīkiyye taʿbîrine zarûriyyü'l-ihtiyâr olarak ittifâk-ı cümle ile sûret verilüp teşrîfât-ı hümâyûn gönderilmişidi. Bir müddetden sonra hevâdâr-ı mağlûbları olan Şâhin Giray mugāyir-i şerîʿat-ı garrâ Kırım'da olan evkāfı küllîyen katʿ ve şeʿâir-i (10-b) islâmiyyeyi mahv u refʿ etmek kasdiyle naklen ve aklen câ'iz olmayan rüsûm ve tekâlîf-i şâkka tahmîline ikdâm ve fukarâ ve zuʿafâdan mebâliğ-i külliyye tahsîl ve sekbân nâmiyle kerhen yazdığı ehl-i islâma efrencî libâs ve kisvet teklîf ve teşebbüh şâ'ibesinden ber-çîde-dâmen-i iʿrâz olanları iʿdâm ve tenkîl ve kezâlik Taman ve Kuban etrâfında mütemekkin olan Nogay ve sâ'ir şuʿûb ve kabâ'ili mugāyir-i diyânet olur tazyîkāt ve teklîfât ile izʿâc eylediğinden gayri şeʿâir-i islâmiyyeye muhâlif harekât-ı garîbesi cümlesini müteneffir ve mütezeccir etmekle şurût-ı serbestiyyetleri üzere Şâhin Giray'ı halʿ ve müntehab ve muhtarlarını yerine vazʿ vâdisinde ictimâʿ ve ittifâk ve Kefe'ye karîb mahalde yekdiğere iltihâk eylediklerinde el-hâ'inü hâ'if medlûlü üzere Şâhin Giray olduğu mahalden firâr ve Yeni-kalʿa ve Kerş taraflarına bahren güzâr ve Bahadır Giray'ı mesned-i hânîye bi'l-intihâb ikʿâd ve vâkiʿ olan keyfiyyâtı arz ve mahzarlarıyla dergâh-ı merhamet-iktinâh-ı hüsrevâneye takdîm ve ifâde ve teşrîfât-ı hümâyûn irsâlini irâde eylediklerinden gayri bu keyfiyyeti riʿâyeten li'ş-şurût dostâne Rusyalu'ya dahi tahrîr ve işʿâr etdiklerinde Devlet-i aliyye an-asıl vikāye-i şurût ve uhûdunda sâbit-kadem olduğuna binâen teşrîfât-ı hümâyûn irsâlinde acele etmeyüp serbestiyyetleri mâ-beyne'd-devleteyn nizâm-gîr-i karâr olduğuyçün husûs-ı mezkûr Rusya\nelçisiyle müzâkere olunup Devlet-i aliyye tarafından bu husûs devletime tahrîr olunsun deyu ibrâm eylediğine binâen cümle ile istimzâc iktizâ edüp ulemâ-yı a'lâm ve ricâl-i ebed-devâm Bâb-ı âlî'ye da'vet ve tarh-ı encümen-i meşveret (11-a) olunup hülâsa-i ârâ olarak Rusyalu'nun Şâhin Giray'ı istishâb etmeleri münâfî-i şurût-ı serbestiyyet olduğunu beyân siyâkında re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayrî Efendi tarafından bir kıt'a takrîr tahrîr ve devletine tesyîr etmek üzere Rusya elçisine verilmek tasvîb olunmağla zikr olunan takrîr minvâl-i muharrer üzere re'is efendi tarafından tahrîr ve elçi-i mesfûra teslîm olundu. Rusyalu ise kabâil-i tatar ve ahâli-i Kırım ve hânlarının dâimâ hilâf ü şikāk üzere olmalarına i'mâl-i fikr ve tedârük-i mukaddemât-ı bâtılada dakīka fevt etmeyüp ale'l-husûs bu esnâda hıtta-i Kırım'da tahaddüs eden hâlât dahi kendü sevkleriyle olan tebdîl-i ziyy ü hey'et ve tahsîl-i rüsûmât-ı gayr-i şer'iyyeden neş'et etmekle me'mûl ve garazları kuvve-i istidrâciyyeleri takrîbiyle karîn-i husûl ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve def'-i şikāk-ı cânibeyn sûretinde Kırım'a duhûl eyledikleri esnâda Nemçelü ile dahi ittifâk ve ittihâd ve Devlet-i aliyye aleyhinde olmak üzere yekdiğere i'tizâd ve istinâd eylediklerinden gayri Âsitâne-i sa'âdet'de mukīm elçileri devletleri tarafından me'mûr olarak başka başka iki kıt'a takrîr Bâbıâlî'ye ref' ü takdîm etmeleriyle takrîrlerinin tercümesi bu mahalle ayniyle tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evvelâ: Me'kûlât ve mühimmât-ı sefâin ve hâsılât-ı sâirenin Devlet-i aliyye memâlikinden mürûr ve nakl olunmalarına ba'd-ezîn mevâni' îrâs olunmaya ve ticâret sefâininin serbestiyyet üzere seyr etmelerine dâir iki devlet-i imparatoriyyeden ve ekser Avrupa milelinden i'tirâf ve tasdîk olunan bî-taraflığın nizâmı usûlüne muvâfık nizâmât tanzîm oluna ve işbu madde Rusya (11-b) devlet-i imparatoriyyenin muvâfakat etmiş olduğu ri'âyât-ı hâtıra nazaran mevâdd-ı elzemeden olmağla değme hâl ile ferâgat olunamaz ve işbu madde alâ-eyy-i-hâlin onsuz olmaz kabîlinden bir şart edecekdir. Sâniyen: Devlet-i aliyye min-ba'd hufyeten ve alâniyeten umûr-ı Tatar'a müdâhale etmeğe ve hânı gayri gûne görmeyüp ancak bir melik-i müstakil ve serbest olduğuna nazaran bir türlü mahkûmu olmadığını ve bir gûne kendüye verecek hesâbı olmadığını bilüp binâberîn aleyhine bir türlü şikâyâtı ve bâ-husûs elhâletü-hâzihi mâ-nahnü-fîh olanlar külliyen kizbe mebnî olup kurb-i civâriyyetine dahi min-külli'l-vücûh râci' olmadıklarından kabûl etmeye. Sâlisen: Eflâk ve Boğdan memleketleri hakkında bin yediyüz yetmiş dört\nsenesi musâlâhası muktezâsı üzere muʿâmele olunup bu bâbda her türlü mühimmâtı ber-taraf etmek içün baʿd-ezîn verecekleri cizyeye ve hilâf-ı kāʿide cebren ihdâs olunan ahmâlin refʿine dâir müzâkere oluna.",
          "caption": "Tercüme-i mevâdd-ı selâse-i Rusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_004.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i mevâdd-ı selâse-i Rusya",
          "text": "Evvelâ: Me'kûlât ve mühimmât-ı sefâin ve hâsılât-ı sâirenin Devlet-i aliyye memâlikinden mürûr ve nakl olunmalarına ba'd-ezîn mevâni' îrâs olunmaya ve ticâret sefâininin serbestiyyet üzere seyr etmelerine dâir iki devlet-i imparatoriyyeden ve ekser Avrupa milelinden i'tirâf ve tasdîk olunan bî-taraflığın nizâmı usûlüne muvâfık nizâmât tanzîm oluna ve işbu madde Rusya (11-b) devlet-i imparatoriyyenin muvâfakat etmiş olduğu ri'âyât-ı hâtıra nazaran mevâdd-ı elzemeden olmağla değme hâl ile ferâgat olunamaz ve işbu madde alâ-eyy-i-hâlin onsuz olmaz kabîlinden bir şart edecekdir. Sâniyen: Devlet-i aliyye min-ba'd hufyeten ve alâniyeten umûr-ı Tatar'a müdâhale etmeğe ve hânı gayri gûne görmeyüp ancak bir melik-i müstakil ve serbest olduğuna nazaran bir türlü mahkûmu olmadığını ve bir gûne kendüye verecek hesâbı olmadığını bilüp binâberîn aleyhine bir türlü şikâyâtı ve bâ-husûs elhâletü-hâzihi mâ-nahnü-fîh olanlar külliyen kizbe mebnî olup kurb-i civâriyyetine dahi min-külli'l-vücûh râci' olmadıklarından kabûl etmeye. Sâlisen: Eflâk ve Boğdan memleketleri hakkında bin yediyüz yetmiş dört\nsenesi musâlâhası muktezâsı üzere muʿâmele olunup bu bâbda her türlü mühimmâtı ber-taraf etmek içün baʿd-ezîn verecekleri cizyeye ve hilâf-ı kāʿide cebren ihdâs olunan ahmâlin refʿine dâir müzâkere oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım cânibinde Rusyalu serhadlerini mazhar-ı mazarrat edebilür ihtilâlât-ı lâ-yenkatiʿin vukūʿuna bâdî ve masârif-i kesîreyi müstetbiʿ olan asâkirin harekât-ı metʾûbesini mûris ve bilâ-fâsıla râhatın bi'l-iktizâ insilâbını müeddî olup doğrudan doğruya uhûd u şurûtuna mugāyir ve dostluğa münâfî olan Devlet-i aliyye'nin vazʿ u hareketine dâir Rusya devlet-i imparatoriyyeyenin ale'l-itlak şikâyâtını vech-i meşrûh üzere baʿde'l-beyân zîrde mumzî arz eder ki bi'l-cümle Rusiyyelerin pâdişâhı olan imparatoriçesi mülâhazât-ı munsıfânesinin ve musâlahaya meyl ü rağbetinin hidâyetiyle (12-a) Devlet-i aliyye ile olan umûrunun katʿî vech üzere tanzîmine kendüye bâki kalan vâhid-i müntehâsı olan vesîleyi iʿmâle karâr verüp vesîle-i mezbûre dost-ı ehabbı ve müttefik-i vefâdârı olup serhaddâtın kurb-i civâriyyetine ve iki devlet-i imparatoriyyenin beyninde müstahkem ve pây-dâr olan ittihâd-ı kâmileye nazaran işlerin bu hâletini ayn-i bî-taraf ile müşâhede etmeyeceği meczûm olan Roma İmparatoru ile muvâfakat edüp mumzînin ve imparator-ı müşârün-ileyh elçisinin bi'l-ittifâk vesâtetleriyle pâdişâh-ı müşârün-ileyhânın bâlâda mezkûr şikâyât üzerine riʿâyât-ı hâtır ve tenezzülünün derecât-ı müntehâsını hâvî olan irâdesini vech-i müʾessire ile Devlet-i aliyye'ye arz etmekdir. Yaʿni\nEvvelâ: Mekûlât ve mühimmât-ı sefâin ve hâsılât-ı sâirenin Devlet-i aliyye memâlikinden mürûr ve nakl olunmalarına baʿd-ezîn mevâniʿ îrâs olunmaya ve ticâret sefâininin serbestiyet üzere seyr etmelerine dâir Devlet-i aliyye'nin maʿlûmu olduğu üzere iki devlet-i imparatoriyeden ve ekser Avrupa milelinden iʿtirâf ve tasdîk olunan bî-taraflığın nizâmı usûlüne muvâfık nizâmât tanzîm oluna, ve işbu madde mukāvele-i ticâret içün tertîb olunup vaktinde taraf-ı muhlisîden Devlet-i Osmâniyye vükelâsına arz olunacak sûretden müstebân olan Rusiye devlet-i imparatoriye[si]nin muvâfakate meyl edeceği riʿâyât-ı hâtıra nazaran mevâdd-ı elzemeden olmağla Devlet-i imparatoriyye müşârün-ileyhânın fâriğ olmayacağı bir madde olup işbu madde alâ-eyy-i hâlin onsuz olmaz kabîlinden bir şart edecekdir.\nSâniyen: Devlet-i aliyye min-baʿd hufyeten ve alâniyeten umûr-ı Tatara müdâhale eylemeye ve hânı gayr-i gûne görmeyüp (12-b) ancak bir melik-i\nmüstakil ve serbest olduğunu nazar ve bir türlü mahkûmu olmadığını ve bir gûne kendüye verecek hesabı olmadığını bilüp binâberin aleyhine bir türlü şikâyâtı ve bâ-husûs el-hâletü-hâzihi mâ nahnü fîh olanları külliyyen kizbe mebnî olup kurb-i civâriyetine dahi min-külli'l-vücûh râci' olmadıklarından kabûl eylemeye. Sâlisen: Eflâk ve Boğdan memleketleri hakkında bin yediyüz yetmişdört senesi musâlâhası muktezâsı üzere mu'âmele olunup bu bâbda her türlü mübhemâtı ber-taraf etmek içün ba'd-ezîn verecekleri cizyeye ve hilâf-ı kā'ide ve cebren ihdâs olunan ahmâlin ref'ine dâir müzâkere oluna. Devlet-i imparatoriyye Rusya'dan Devlet-i Osmâniyye'ye arz olunan işbu îrâdâtın kabûlü ve adem-i kabûlü müstetbi' olabilir vukūʿât-ı gayr-i matbûʿanın indifâʿına vesîle-i vâhidedir. Ve bu bâbda vükelâ-yı Devlet-i aliyye'den bilâ-te'hîr bir cevâb-ı katʿî ve rızâ verileceği zîrde mumzînin müterakkabıdır. Devleteyn-i mesfûreteynin müddet-i medîdeden berü sırren nizâmına mübâşeret eyledikleri madde-i ittifâk ve ittihâd Devlet-i aliyye hakkında olduğu elçilerinin takdîm eyledikleri takrîrlerinden münfehim ve taleb-i cevâbda olan ısrârları Devlet-i aliyye tarafından me'mûllerinin hilâfı ednâ vazʿ müşâhede eyledikleri gibi esâs ahdi sarâhaten münhedim eyleyecekleri ma'lûm olduğuna binâen mesfûrların takrîrlerine vech-i münâsibi üzere cevâb verilmek eâzım-ı ricâl-i Devlet-i aliyye ile meşverete tevekkuf eylediğinden işbu doksan yedi senesi Muharreminin sekizinci cum'a günü münʿakid olan meclis-i meşveretde takrîrler maddesi der-meyân ve Nemçelü ile Rusyalu'nun Devlet-i aliyye aleyhinde olan (13-a) ittifâkları ve sâir irâde-i fâsidelerine dâir etrâfdan alınan havâdis evrâkı yegân yegân kırâ'at ve beyân olunup ba'de't-te'emmül cümlesi ale'l-ittifâk kelâma ağâz edüp Rusyalu'nun Nemçelü ile olan ittihâdı tahakkuk ve bu takrîrlere nazaran Devlet-i aliyye Rusyalu'nun iddiʿâlarına muvâfakat etmediği sûretde devleteyn-i mesfûreteyn müttefikan muhârebeye kıyâm eyleyecekleri tasrîh derecesinde olan îmâlarından zâhir ve şimdiye dek vâkiʿ olan mükâlemelerde îrâd olunan delâ'il-i mülzimenin adem-i te'sîri ma'lûm-ı asâgir ve ekâbir olup kâfirler galebe-i istidrâciyyelerine iğtirâr ve müsâʿade-i vakti kendülere mâye-i utüvv ü istikbâr eylediklerinden gayri dâ'imâ kelâm-ı bî-nizâmlarını tervîc ile takayyüd ve hak Devlet-i aliyye'nin yedinde iken kabûlde izhâr-ı te'annüd eyledikleri ve elyevm ecvibede tereddüd mu'âmelesi mertebeleri olmak lâzım gelür ise hudûd-ı memâlik-i mahrûseye tâ'ifeteyn-i menhûseteyn itâle-i pây-i tecâvüz eyleyecekleri meczûm ve a'dâ-yı dîn hücûma müheyyâ ve esbâb-ı ceng ü peykârları âmâde olup henüz bizim bir tedârükümüz olmayup serhaddât askerden hâli olduğu ma'lûm olduğundan kat'ı nazar nakz-i ahdi da-\nhi Devlet-i aliyye üzerine tahmîl edecekleri vâreste-i delîldir. Bu takdirde takrîrlere i'tâ olunacak cevâbda ahidnâmelerde mastûr ve mazbût olan şurûta muvâfık olan maddelerde Devlet-i aliyye'nin mümânaʿatı olmayacağı ve şikâyet olunan husûsları şerâ'it-i uhûde tevfîk ve tatbîk ile tanzîmde tereddüd etmeyeceğini tahrîrden gayri ilâc olmayup bu vechile elçilere takrîr i'tâ olundukdan sonra bir yandan akd-i meclis-i mükâlemeye şurûʿ ve ibtidâr (13-b) ve bir cânibden dahi dakîka-i vâhideyi tefvît ve imrâr etmeyerek berren ve bahren tedârüke sarf-ı iktidâr ve donanma ve asâkir ve zehâ'ir ve levâzımımız tekmîline bezl-i mechûd ve bu dâhiye ber-taraf olup sûret-i maksûd rû-nümûd oldu ne âlâ olmadığı sûretde mükâlemeler esnâsında ihtilâs olunan eyyâmda tahsîl olunan istiʿdâd ile mütevekkilen ala'llâh müdâfaʿaya kıyâm olunur deyü hatm-i kelâm eyledikleri ve hülâsa-i ârâ-yı ricâl-i devlet hâk-i pây-i hüsrevâneye arz ve ol vechile takrîr verilmesi bâbında izn-i hümâyûn erzânî kılındıkda cânib-i saltanat-ı seniyyeden bu vechile takrîr verildi.",
          "caption": "Tercüme-i takrîr ve mevâdd-ı selâse-i elçi-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_005.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i takrîr ve mevâdd-ı selâse-i elçi-i Nemçe",
          "text": "Kırım cânibinde Rusyalu serhadlerini mazhar-ı mazarrat edebilür ihtilâlât-ı lâ-yenkatiʿin vukūʿuna bâdî ve masârif-i kesîreyi müstetbiʿ olan asâkirin harekât-ı metʾûbesini mûris ve bilâ-fâsıla râhatın bi'l-iktizâ insilâbını müeddî olup doğrudan doğruya uhûd u şurûtuna mugāyir ve dostluğa münâfî olan Devlet-i aliyye'nin vazʿ u hareketine dâir Rusya devlet-i imparatoriyyeyenin ale'l-itlak şikâyâtını vech-i meşrûh üzere baʿde'l-beyân zîrde mumzî arz eder ki bi'l-cümle Rusiyyelerin pâdişâhı olan imparatoriçesi mülâhazât-ı munsıfânesinin ve musâlahaya meyl ü rağbetinin hidâyetiyle (12-a) Devlet-i aliyye ile olan umûrunun katʿî vech üzere tanzîmine kendüye bâki kalan vâhid-i müntehâsı olan vesîleyi iʿmâle karâr verüp vesîle-i mezbûre dost-ı ehabbı ve müttefik-i vefâdârı olup serhaddâtın kurb-i civâriyyetine ve iki devlet-i imparatoriyyenin beyninde müstahkem ve pây-dâr olan ittihâd-ı kâmileye nazaran işlerin bu hâletini ayn-i bî-taraf ile müşâhede etmeyeceği meczûm olan Roma İmparatoru ile muvâfakat edüp mumzînin ve imparator-ı müşârün-ileyh elçisinin bi'l-ittifâk vesâtetleriyle pâdişâh-ı müşârün-ileyhânın bâlâda mezkûr şikâyât üzerine riʿâyât-ı hâtır ve tenezzülünün derecât-ı müntehâsını hâvî olan irâdesini vech-i müʾessire ile Devlet-i aliyye'ye arz etmekdir. Yaʿni\nEvvelâ: Mekûlât ve mühimmât-ı sefâin ve hâsılât-ı sâirenin Devlet-i aliyye memâlikinden mürûr ve nakl olunmalarına baʿd-ezîn mevâniʿ îrâs olunmaya ve ticâret sefâininin serbestiyet üzere seyr etmelerine dâir Devlet-i aliyye'nin maʿlûmu olduğu üzere iki devlet-i imparatoriyeden ve ekser Avrupa milelinden iʿtirâf ve tasdîk olunan bî-taraflığın nizâmı usûlüne muvâfık nizâmât tanzîm oluna, ve işbu madde mukāvele-i ticâret içün tertîb olunup vaktinde taraf-ı muhlisîden Devlet-i Osmâniyye vükelâsına arz olunacak sûretden müstebân olan Rusiye devlet-i imparatoriye[si]nin muvâfakate meyl edeceği riʿâyât-ı hâtıra nazaran mevâdd-ı elzemeden olmağla Devlet-i imparatoriyye müşârün-ileyhânın fâriğ olmayacağı bir madde olup işbu madde alâ-eyy-i hâlin onsuz olmaz kabîlinden bir şart edecekdir.\nSâniyen: Devlet-i aliyye min-baʿd hufyeten ve alâniyeten umûr-ı Tatara müdâhale eylemeye ve hânı gayr-i gûne görmeyüp (12-b) ancak bir melik-i\nmüstakil ve serbest olduğunu nazar ve bir türlü mahkûmu olmadığını ve bir gûne kendüye verecek hesabı olmadığını bilüp binâberin aleyhine bir türlü şikâyâtı ve bâ-husûs el-hâletü-hâzihi mâ nahnü fîh olanları külliyyen kizbe mebnî olup kurb-i civâriyetine dahi min-külli'l-vücûh râci' olmadıklarından kabûl eylemeye. Sâlisen: Eflâk ve Boğdan memleketleri hakkında bin yediyüz yetmişdört senesi musâlâhası muktezâsı üzere mu'âmele olunup bu bâbda her türlü mübhemâtı ber-taraf etmek içün ba'd-ezîn verecekleri cizyeye ve hilâf-ı kā'ide ve cebren ihdâs olunan ahmâlin ref'ine dâir müzâkere oluna. Devlet-i imparatoriyye Rusya'dan Devlet-i Osmâniyye'ye arz olunan işbu îrâdâtın kabûlü ve adem-i kabûlü müstetbi' olabilir vukūʿât-ı gayr-i matbûʿanın indifâʿına vesîle-i vâhidedir. Ve bu bâbda vükelâ-yı Devlet-i aliyye'den bilâ-te'hîr bir cevâb-ı katʿî ve rızâ verileceği zîrde mumzînin müterakkabıdır. Devleteyn-i mesfûreteynin müddet-i medîdeden berü sırren nizâmına mübâşeret eyledikleri madde-i ittifâk ve ittihâd Devlet-i aliyye hakkında olduğu elçilerinin takdîm eyledikleri takrîrlerinden münfehim ve taleb-i cevâbda olan ısrârları Devlet-i aliyye tarafından me'mûllerinin hilâfı ednâ vazʿ müşâhede eyledikleri gibi esâs ahdi sarâhaten münhedim eyleyecekleri ma'lûm olduğuna binâen mesfûrların takrîrlerine vech-i münâsibi üzere cevâb verilmek eâzım-ı ricâl-i Devlet-i aliyye ile meşverete tevekkuf eylediğinden işbu doksan yedi senesi Muharreminin sekizinci cum'a günü münʿakid olan meclis-i meşveretde takrîrler maddesi der-meyân ve Nemçelü ile Rusyalu'nun Devlet-i aliyye aleyhinde olan (13-a) ittifâkları ve sâir irâde-i fâsidelerine dâir etrâfdan alınan havâdis evrâkı yegân yegân kırâ'at ve beyân olunup ba'de't-te'emmül cümlesi ale'l-ittifâk kelâma ağâz edüp Rusyalu'nun Nemçelü ile olan ittihâdı tahakkuk ve bu takrîrlere nazaran Devlet-i aliyye Rusyalu'nun iddiʿâlarına muvâfakat etmediği sûretde devleteyn-i mesfûreteyn müttefikan muhârebeye kıyâm eyleyecekleri tasrîh derecesinde olan îmâlarından zâhir ve şimdiye dek vâkiʿ olan mükâlemelerde îrâd olunan delâ'il-i mülzimenin adem-i te'sîri ma'lûm-ı asâgir ve ekâbir olup kâfirler galebe-i istidrâciyyelerine iğtirâr ve müsâʿade-i vakti kendülere mâye-i utüvv ü istikbâr eylediklerinden gayri dâ'imâ kelâm-ı bî-nizâmlarını tervîc ile takayyüd ve hak Devlet-i aliyye'nin yedinde iken kabûlde izhâr-ı te'annüd eyledikleri ve elyevm ecvibede tereddüd mu'âmelesi mertebeleri olmak lâzım gelür ise hudûd-ı memâlik-i mahrûseye tâ'ifeteyn-i menhûseteyn itâle-i pây-i tecâvüz eyleyecekleri meczûm ve a'dâ-yı dîn hücûma müheyyâ ve esbâb-ı ceng ü peykârları âmâde olup henüz bizim bir tedârükümüz olmayup serhaddât askerden hâli olduğu ma'lûm olduğundan kat'ı nazar nakz-i ahdi da-\nhi Devlet-i aliyye üzerine tahmîl edecekleri vâreste-i delîldir. Bu takdirde takrîrlere i'tâ olunacak cevâbda ahidnâmelerde mastûr ve mazbût olan şurûta muvâfık olan maddelerde Devlet-i aliyye'nin mümânaʿatı olmayacağı ve şikâyet olunan husûsları şerâ'it-i uhûde tevfîk ve tatbîk ile tanzîmde tereddüd etmeyeceğini tahrîrden gayri ilâc olmayup bu vechile elçilere takrîr i'tâ olundukdan sonra bir yandan akd-i meclis-i mükâlemeye şurûʿ ve ibtidâr (13-b) ve bir cânibden dahi dakîka-i vâhideyi tefvît ve imrâr etmeyerek berren ve bahren tedârüke sarf-ı iktidâr ve donanma ve asâkir ve zehâ'ir ve levâzımımız tekmîline bezl-i mechûd ve bu dâhiye ber-taraf olup sûret-i maksûd rû-nümûd oldu ne âlâ olmadığı sûretde mükâlemeler esnâsında ihtilâs olunan eyyâmda tahsîl olunan istiʿdâd ile mütevekkilen ala'llâh müdâfaʿaya kıyâm olunur deyü hatm-i kelâm eyledikleri ve hülâsa-i ârâ-yı ricâl-i devlet hâk-i pây-i hüsrevâneye arz ve ol vechile takrîr verilmesi bâbında izn-i hümâyûn erzânî kılındıkda cânib-i saltanat-ı seniyyeden bu vechile takrîr verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elçi beyler dostlarımızın devletleri câniblerinden me'mûren takdîm eyledikleri iki kıt'a takrîrleri Devlet-i aliyye'nin manzûru olmuşdur ve dostluk ve ıslâha saʿy ü ihtimâmlarından Devlet-i aliyye'nin memnun olduğunda iştibâh olunmaya. Kaldı ki Rusya Devleti'nin iştikâ eylediği maddeleri iki cânibden alınıp verilen ahid-nâmeler şerâitine tatbîk ve tevfîk ederek hall ü tanzîm husûslarında Devlet-i seniyye'nin bir türlü tereddüd ve muhâlefeti olmadığı ve safvet-i kâmile ile vikāye-i şurût-ı silm ü musâfât emrinde dakîka fevt etmedi ve etmeyeceği elçi beyler dostlarımızın maʿlûmları olmak içün taraf-ı Saltanat-ı seniyye'den işbu takrîr-i dostâne verilmiştir.",
          "caption": "Cevâb-ı takrîr-i elçiyân-ı Moskov ve Nemçe ez-cânib-i Saltanat-ı seniyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_006.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Cevâb-ı takrîr-i elçiyân-ı Moskov ve Nemçe ez-cânib-i Saltanat-ı seniyye",
          "text": "Elçi beyler dostlarımızın devletleri câniblerinden me'mûren takdîm eyledikleri iki kıt'a takrîrleri Devlet-i aliyye'nin manzûru olmuşdur ve dostluk ve ıslâha saʿy ü ihtimâmlarından Devlet-i aliyye'nin memnun olduğunda iştibâh olunmaya. Kaldı ki Rusya Devleti'nin iştikâ eylediği maddeleri iki cânibden alınıp verilen ahid-nâmeler şerâitine tatbîk ve tevfîk ederek hall ü tanzîm husûslarında Devlet-i seniyye'nin bir türlü tereddüd ve muhâlefeti olmadığı ve safvet-i kâmile ile vikāye-i şurût-ı silm ü musâfât emrinde dakîka fevt etmedi ve etmeyeceği elçi beyler dostlarımızın maʿlûmları olmak içün taraf-ı Saltanat-ı seniyye'den işbu takrîr-i dostâne verilmiştir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kaynarca'da vâkiʿ olan musâlâha-i mekrûhede Moskovlu'ya verilen ahid-nâme-i hümâyûnda hırâset-i nizâm maddesi cümle keyfiyyâtda mevâdd-ı lâzımeden olmağla Rusya Devleti tarafından lâzım görülecek âmme-i mevâkide konsolosları (14-a) ve konsolos vekillerinin taʿyînine Devlet-i aliyye'miz cânibinden ruhsat verilüp dost olan sâir düvelin konsolosları iʿtibâr olundukları gibi muʿteber tutulalar deyü tasrîh olunduğunun eseri olarak Rusya el-\nçisi bu esnâda bir kıt'a memhûr arz-ı hâl takdîm edüp müfâdında devleti tarafından Akdeniz adalarına âmed-şüd eden Rusya tüccâr gemilerinin umûrlarını rü'yet zımnında Cuvani (جوانی) nâm Rusyalu umûm konsolos nasb olunduğunu ve mesfûr Miknoz cezîresinde ikāmet ve istediği sâir adalara dahi varmak şartiyle Eflâk ve Boğdan ve Bucak konsolosuna verildiği gibi bir kıt'a konsolosluk berât-ı şerîfi i'tâ olunmak iltimâs etmiş «Miknoz cezîresi, hükkâm ve zâbitândan hâliye bir adadır, düvel-i sâirenin konsolosları mevcûd ve derûnlarında zâbit ve hâkim mukîm sâir maʿmûr ve cesîm adalar variken konsolosunuz anların birinde karâr eylesün», kelâmı Re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi tarafından Rusya tercümânı vasıtasiyle elçiye iblâğ olundukda bir vechile râzı olmayup «benim devletim şurût-ı ahid-nâme mûcibince Miknoz'u münâsib görmüş ya bu vechile berât verilür veyahud konsolosu devletime i'âde ederim» makālini îrâd ve bu kâfirlerin bu esnâda Miknoz misillû ehl-i islâmdan hâlî cezîreye konsolos ta'yîn eylemeleri ne irâdeye mebnî olduğu âşikâr olup müsâʿadesi müşkil ve reddi dahi münâfi-i ahd olmağla vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretlerine taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i hazret-i âsafîden tenbîh ve konsolos ikāmetinin mehâzîri bedîdâr ve müdafaʿası mugāyir-i ahid olduğundan müşkil ve düşvâr olup melhûz olan (14-b) mahzûrâtın indifâʿ-ı ilacını mülâhaza ve iş'âr etmesi te'kîd olundukda vezîr-i müşârün-ileyh lede'l-mülâhaza gönderdiği takrîrinde Miknoz adası ikiyüz reʿâyâ hânesinden ibâret kal'a ve zâbitsiz ve hâkimsiz bir cezîre olup reʿâyâsı gemicilik ve ticâretle meşgûl oldukları ecilden içinde aceze-i nisvândan gayri kimesne yokdur ve bunda Moskovlu'nun konsolosları ikāmetinde der-kâr olan türlü türlü mehâzîrden fazla garb ocakları Moskovlu'nun düşmanları olmalariyle bir-iki sefîne donadup bir gece ale'l-gafle konsolosu ahz ü istirkāk ederler, sonra Moskovlu bunu Devlet-i aliyye'ye azv eder, bu özr elçiye beyân olunsun, özr-i mezkûru dinlemediği takdîrde gayet-i kârde ocakludan böyle bir vaz' sudûrunda Devlet-i ebed-müddete tahmîl olunmamasını müş'ir yedinden bir sened alınsun, mazmûnunu tasrîh eylemiş tekrar re'is efendi tarafından Moskovlu tercümânı ihzâr ve bu mahzûru elçiye ihbâr ve makbûl tutmadığı hâlde Devlet-i kavî-şevkete bahâne bulunmamak üzere bir sened vermesi matlûb idiğünü «etrâfiyle ifhâm eyle» deyu ircâʿ olunmağla tercümân-ı mersûm avdet edüp «biz cezîre-i mezbûrede konsolosumuz ikāmetini şart-ı ahid-nâme üzere isteriz konsolos ve tüccârımızın memâlik-i mahrûsede himâyeleri Devlet-i aliyye'nin vâcibe-i zimme-i adâletidir, mülk-i mahrûs-ı padişahîde bu kadar düvelin konsolosları vardır, ocakludan zarar isâbet eder ise mâni değildir, mefhûmunda kangı devlet sened vermişdir ki biz dahi verelim, ve ahid-nâmelerde\nböyle saded yokdur. Yarın veyahud ferdâsı Akdeniz'e gidecek sefinemiz vardır, konsolos anınla gidecekdir matlûbumuz olan (15-a) berât verildi ne a'lâ, verilmediği sûretde kat'îce olmaz cevabı verülsün» kelimâtını elçi tarafından beyân eyledi, Nemçe elçisi ile bi'l-ittifâk verdiği takrîrde Eflâk ve Boğdan konsolosu kaziyyesinde cereyân eden ebhâsı hilâf-ı ahd olarak Devlet-i aliyye hakkında bir madde-i mahsûsa şeklinde derc etmiş olmalariyle şimdi bu konsolos hususunda tereddüd gösterildiği hâlde tamâmca bunu nakz-ı ahde delîl-i kavî add edeceği ve Kaynarca musâlâhasına nazaran müdâfaʿası ahde muhâlif olduğu bedîhî ve belki konsolos-ı mezbûru bu vechile nasb ve irsâlleri Devlet-i ebed-müddet buna mümâşât eylemez, ve i'lân-ı harbe vesîle add olunacak bundan münâsib sebeb-ı nakz-ı ahd olamaz fikrine mübtenî olmak ihtimâliyle bu bâbda meşveret mukteziyât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâen mevâdd-ı selâsenin kabûl ve adem-i kabûliyçün akd olunan meclis-i meşveretde bu dahi müzâkere olunup Moskovlu'nun Miknoz cezîresinde ikāmet şartiyle Akdeniz adalarına nasbını teklif eylediği umûm konsolosu nizâ'ına müte'allik der-dest olan kâğıdlar ve kapudan paşa hazretlerinin takrîri ve ahid-nâme-i hümâhûnda münderic olan şurût kırâat olundukda Kaynarca ahid-nâmesi iktizâsiyle matlûbları olan berât-ı şerîf verilmese ahde muhâlif olmağla bunu tamâm nakz-ı ahde vesîle ittihâz ederler ve bu aralıkda konsolosluk-ı mezkûru mutālebeleri dahi bu merâma mebnîdir. Hemen bunda dahi muhâlefet olunmayup Akdeniz cezîrelerine kudât u nüvvâb ve ehl-i islâmdan mu'temed voyvodalar ve zâbitler ve neferât ta'yîni ile muhâfazalarının ilâcına bakılmak vâcibâtdandır. Her hâlde (15-b) nakz-ı ahdi Devlet-i aliyye'ye azv etdirmemeğe sa'y eylemek elzemdir, deyu bi'l-ittifâk cevâb etmeleriyle madde-i mezkûre bundan akdem huzur-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i cihân-dârîde ruhsat-yâfte-i müsûl oldukları hâlde semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerinin ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtının tasvîb-kerdeleri olduğuna binâen ricâl-ı şûrânın dahi hulâsa-ı re'y ü ittifâkları atebe-i ulyây-ı cihân-bânîye taraf-ı hazret-i âsafîden bâ-takrîr arz olunmağla şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince zikr olunan konsolosluk berâtı i'tâ olundu.",
          "caption": "Berât-ı umûm-dâden be-konsolos-ı Rusya ve ikāmeteş der-cezîre-i Miknoz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_007.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Berât-ı umûm-dâden be-konsolos-ı Rusya ve ikāmeteş der-cezîre-i Miknoz",
          "text": "Kaynarca'da vâkiʿ olan musâlâha-i mekrûhede Moskovlu'ya verilen ahid-nâme-i hümâyûnda hırâset-i nizâm maddesi cümle keyfiyyâtda mevâdd-ı lâzımeden olmağla Rusya Devleti tarafından lâzım görülecek âmme-i mevâkide konsolosları (14-a) ve konsolos vekillerinin taʿyînine Devlet-i aliyye'miz cânibinden ruhsat verilüp dost olan sâir düvelin konsolosları iʿtibâr olundukları gibi muʿteber tutulalar deyü tasrîh olunduğunun eseri olarak Rusya el-\nçisi bu esnâda bir kıt'a memhûr arz-ı hâl takdîm edüp müfâdında devleti tarafından Akdeniz adalarına âmed-şüd eden Rusya tüccâr gemilerinin umûrlarını rü'yet zımnında Cuvani (جوانی) nâm Rusyalu umûm konsolos nasb olunduğunu ve mesfûr Miknoz cezîresinde ikāmet ve istediği sâir adalara dahi varmak şartiyle Eflâk ve Boğdan ve Bucak konsolosuna verildiği gibi bir kıt'a konsolosluk berât-ı şerîfi i'tâ olunmak iltimâs etmiş «Miknoz cezîresi, hükkâm ve zâbitândan hâliye bir adadır, düvel-i sâirenin konsolosları mevcûd ve derûnlarında zâbit ve hâkim mukîm sâir maʿmûr ve cesîm adalar variken konsolosunuz anların birinde karâr eylesün», kelâmı Re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi tarafından Rusya tercümânı vasıtasiyle elçiye iblâğ olundukda bir vechile râzı olmayup «benim devletim şurût-ı ahid-nâme mûcibince Miknoz'u münâsib görmüş ya bu vechile berât verilür veyahud konsolosu devletime i'âde ederim» makālini îrâd ve bu kâfirlerin bu esnâda Miknoz misillû ehl-i islâmdan hâlî cezîreye konsolos ta'yîn eylemeleri ne irâdeye mebnî olduğu âşikâr olup müsâʿadesi müşkil ve reddi dahi münâfi-i ahd olmağla vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretlerine taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i hazret-i âsafîden tenbîh ve konsolos ikāmetinin mehâzîri bedîdâr ve müdafaʿası mugāyir-i ahid olduğundan müşkil ve düşvâr olup melhûz olan (14-b) mahzûrâtın indifâʿ-ı ilacını mülâhaza ve iş'âr etmesi te'kîd olundukda vezîr-i müşârün-ileyh lede'l-mülâhaza gönderdiği takrîrinde Miknoz adası ikiyüz reʿâyâ hânesinden ibâret kal'a ve zâbitsiz ve hâkimsiz bir cezîre olup reʿâyâsı gemicilik ve ticâretle meşgûl oldukları ecilden içinde aceze-i nisvândan gayri kimesne yokdur ve bunda Moskovlu'nun konsolosları ikāmetinde der-kâr olan türlü türlü mehâzîrden fazla garb ocakları Moskovlu'nun düşmanları olmalariyle bir-iki sefîne donadup bir gece ale'l-gafle konsolosu ahz ü istirkāk ederler, sonra Moskovlu bunu Devlet-i aliyye'ye azv eder, bu özr elçiye beyân olunsun, özr-i mezkûru dinlemediği takdîrde gayet-i kârde ocakludan böyle bir vaz' sudûrunda Devlet-i ebed-müddete tahmîl olunmamasını müş'ir yedinden bir sened alınsun, mazmûnunu tasrîh eylemiş tekrar re'is efendi tarafından Moskovlu tercümânı ihzâr ve bu mahzûru elçiye ihbâr ve makbûl tutmadığı hâlde Devlet-i kavî-şevkete bahâne bulunmamak üzere bir sened vermesi matlûb idiğünü «etrâfiyle ifhâm eyle» deyu ircâʿ olunmağla tercümân-ı mersûm avdet edüp «biz cezîre-i mezbûrede konsolosumuz ikāmetini şart-ı ahid-nâme üzere isteriz konsolos ve tüccârımızın memâlik-i mahrûsede himâyeleri Devlet-i aliyye'nin vâcibe-i zimme-i adâletidir, mülk-i mahrûs-ı padişahîde bu kadar düvelin konsolosları vardır, ocakludan zarar isâbet eder ise mâni değildir, mefhûmunda kangı devlet sened vermişdir ki biz dahi verelim, ve ahid-nâmelerde\nböyle saded yokdur. Yarın veyahud ferdâsı Akdeniz'e gidecek sefinemiz vardır, konsolos anınla gidecekdir matlûbumuz olan (15-a) berât verildi ne a'lâ, verilmediği sûretde kat'îce olmaz cevabı verülsün» kelimâtını elçi tarafından beyân eyledi, Nemçe elçisi ile bi'l-ittifâk verdiği takrîrde Eflâk ve Boğdan konsolosu kaziyyesinde cereyân eden ebhâsı hilâf-ı ahd olarak Devlet-i aliyye hakkında bir madde-i mahsûsa şeklinde derc etmiş olmalariyle şimdi bu konsolos hususunda tereddüd gösterildiği hâlde tamâmca bunu nakz-ı ahde delîl-i kavî add edeceği ve Kaynarca musâlâhasına nazaran müdâfaʿası ahde muhâlif olduğu bedîhî ve belki konsolos-ı mezbûru bu vechile nasb ve irsâlleri Devlet-i ebed-müddet buna mümâşât eylemez, ve i'lân-ı harbe vesîle add olunacak bundan münâsib sebeb-ı nakz-ı ahd olamaz fikrine mübtenî olmak ihtimâliyle bu bâbda meşveret mukteziyât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâen mevâdd-ı selâsenin kabûl ve adem-i kabûliyçün akd olunan meclis-i meşveretde bu dahi müzâkere olunup Moskovlu'nun Miknoz cezîresinde ikāmet şartiyle Akdeniz adalarına nasbını teklif eylediği umûm konsolosu nizâ'ına müte'allik der-dest olan kâğıdlar ve kapudan paşa hazretlerinin takrîri ve ahid-nâme-i hümâhûnda münderic olan şurût kırâat olundukda Kaynarca ahid-nâmesi iktizâsiyle matlûbları olan berât-ı şerîf verilmese ahde muhâlif olmağla bunu tamâm nakz-ı ahde vesîle ittihâz ederler ve bu aralıkda konsolosluk-ı mezkûru mutālebeleri dahi bu merâma mebnîdir. Hemen bunda dahi muhâlefet olunmayup Akdeniz cezîrelerine kudât u nüvvâb ve ehl-i islâmdan mu'temed voyvodalar ve zâbitler ve neferât ta'yîni ile muhâfazalarının ilâcına bakılmak vâcibâtdandır. Her hâlde (15-b) nakz-ı ahdi Devlet-i aliyye'ye azv etdirmemeğe sa'y eylemek elzemdir, deyu bi'l-ittifâk cevâb etmeleriyle madde-i mezkûre bundan akdem huzur-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i cihân-dârîde ruhsat-yâfte-i müsûl oldukları hâlde semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerinin ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtının tasvîb-kerdeleri olduğuna binâen ricâl-ı şûrânın dahi hulâsa-ı re'y ü ittifâkları atebe-i ulyây-ı cihân-bânîye taraf-ı hazret-i âsafîden bâ-takrîr arz olunmağla şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince zikr olunan konsolosluk berâtı i'tâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'isülküttâb-ı meniʿü'l-cenâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi mükâlemeye me'mûr olmakdan nâşî Beylerbeyi'nde vâki' sâhil-hânesine Rusya elçisi celb ve merâsim icrâsı akabinde elçi-ı merküm kelâma ağâz ve Kal'a-i\nCedîd kumandanından geldiğini beyân ile bir kâğıt ibraz edüp hülâsa-i me'âli Mehmed Giray nâmında bir kimesne sekiz-dokuz ay mukaddem Devlet-i aliyye'den Soğucağ'a ve Anapa'ya varmış ve yanında beş kıtʿa tüccâr gemileri ve bir nefer sadrıazam çukadârı var imiş ve bu gemileri Nogay ve sâireden Akkirman ve Bucak'a mürûr irâde edenleri nakl içün Devlet-i aliyye taʿyîn ve cümle kabâile ben başbuğ oldum ve Kabartay'ı dahi berülere celb etsem gerek kelimâtını sû-be-sû işâʿe ve yanındaki çukadârı Kabartay içine göndermek isteyüp ve «Soğucak muhâfızı Ali paşa bu taraflara gelüp yine avdet edecekdir, ve bu havâliler bana tefvîz olundu» diyerek fitne ihdâs edüp «murâdım bu maddeyi (16-a) dostâne sizden su'aldir» dedikde re'is efendi tarafından cevaba ibtidâr olunup Devlet-i aliyye ahdin hilâfı hareket etmeyüp kâffe-i hareketleri ahde mebnîdir. Kuban nehrinin beru keçesinde Anadolu tarafında vâkiʿ Abaza ve Çerkes kabâili ve Soğucak ve Anapa'nın arazi ve cibâli Devlet-i aliyye'nin mülkü ve sükkânı kendü tevâbiʿi ve halkı olmalariyle Mehmed Giray dediğiniz ümerâ-yi Çerâkiseden Zane (زانه) kabilesi beyidir. Dokuz ay mukaddem mîr-i merküm ve Abaza beylerinden Elhâc Hasan Bey ve kabâil ihtiyârlarından birkaç kimseler Der-saʿâdet'e gelüp kalʿa-i pâdişâhînin mevâcib-i askeriyyesini ve baʿzı nizâm-ı vilâyete dâir işlerinin temşiyetini ricâ ve mahzar ve arzlar ibrâziyle destbâz-ı niyâz ve istidʿâ olduklarında Devlet-i ebed-müddet fikr ü mülâhaza edüp başsız buğsuz birkaç yüz bin nüfûsdan ibâret kabâil şâyed hilâf-ı muʿâhede bir hareket ederler taraf-ı şâhâneden bir aʿkal ve müteʿayyîn paşanın Soğucak'a muhâfız nasbı lâzım gelmekle hâlâ Ankara mutasarrıfı Ali Paşa'yı muhâfaza-i mezkûreye me'mûr ve ibtidâ-yı baharda sefîne ile gitmek üzere yedine iʿtâ-yı menşûr ve paşa-yı mûmâ-ileyh mansıbından gelüp tedârükün görünceye dek Soğucak'ın muhâfızdan hulüvvi câiz olmadığından başka ol-esnâda Nogaylı miyânelerinde baʿzı ihtilâl vukūʿu mesmûʿ olduğundan bi'l-cümle Abaza ve Çerâkise kabilelerine iki kıtʿa emr-i âlî ısdâr ve mefhûmunda «Tatar halkı serbest ve sizler Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ ve ber-mantûk-ı ahid-nâme Devlet-i ebed-müddetin halkı olmanız mülâbesesiyle zinhâr hilâf-ı ahd Nogaylu'nun ve Tatar'ın umûruna müdâhale etmeyüp Soğucak muhâfızı varıncaya dek edebiniz ile yerlerinizde karar edesiz» (16-b) tenbîhâtını derc ve Mehmed Giray Bey dahi paşanın vusûlüne değin muhâfız-ı kāimimakāmî nasb olunup bir kıtʿa çamlıca kayığına irkâb ve Soğucak'a ibʿâs olunduğu vâkidir. «Bundan gayri tarafınıza tahrîr olunan maddelerin aslı yokdur» diyerek meclise hitâm ve diğer meclisde yine re'is efendi tarafından feth-i kelâm olunup Devlet-i aliyye ahdinde pâ-bercâ-yı merkez-i istikrâr olduğu ve Kırım'da vâkiʿ olan ihtilâle dâir her ne ki mesmûʿu oldu ise\nvikāyeten li'l-ahd bilâ-ketm taraflarına ihbâr ve Şâhin Giray cânibinden hilâf-ı şer'-i şerîf ve muğāyir-i ahd zuhûr eden ahvâl ve etvârı müştemil bu esnâda Kefe kādısının ve sâ'irlerinin vürûd eden tahrîrâtları meʿâli dahi mufassalan ifâde olundukda elçi-i mersûm Devlet-i aliyye ahdinde sâbit-kadem olduğun ikrâr ve bu maddede şurût kemâ-yenbağî mürâʿât olunduğunu devleti tarafına işʿâr eylediğini ihbâr edüp madde-i Şâhin Giray ahid-nâmelere mürâcaʿat ile tanzîm olunacağın telmîh ve diğer meclisde yine efendi-i müşârün-ileyh tarafından kelâma ibtidâr olunup «geçen meclisde Soğucak muhâfızı kā'im-i makāmı olan Zane-oğlu Mehmed Bey'in Nogaylu beynine ilkā-yı ihtilâl eylediğini Yeni kalʿa kumandanı size tahrîr etmeğin dostâne bize ifâde ve biz dahi bu keyfiyyet Devlet-i aliyye'nin hilâf-ı irâdesi olduğunu ifhâm ve edâda taksîr etmemiş idik. Devlet-i aliyye Rusyalu ile akd-i sulh eylediği günden berü ahd ü peymânında cebel-i râsih gibi pây-dâr ve hilâf-ı ahd ve şart ednâ hareketi tecvîz etmediği gün gibi âşikâr ve cemîʿ-i umûrda safveti ber-karâr ve muʿâhedeye riʿâyet eylediğini isbâta medâr olmak üzere bu defʿa Taman ve Kuban'a müteʿallik muttaliʿ olduğu ahvâli devletce (17a) sana ifâdeye beni me'mûr etmişlerdir. Nass-ı ahid-nâmede mezkûr olduğu üzere şevketlû kerâmetlû pâdişâhımız eʿazze'llâhu ensârehu hazretleri halîfetü'l-mü'minîn ve imâmü'l-müslimîn olmaları mülâbesesiyle umûmen akvâm-ı Tatar'ın masâlih-i dîniyye ve mezhebiyyelerine nezâret-i şâmile-i şerʿiyyeleri olup bu evânda Taman ve Kuban etrâfında mutavattın kabâ'il-i Nogay ve sâ'ir şuʿûb-i Tatar ve Şâhin Giray'ın birâderleri tarafından atabe-i aliyye-i dâverâneye tahrîrât gelüp meʿâlinde diyânet ve şerîʿat-i ğarrâya münâfî hân-ı müşârün-ileyhden gûnâ-gûn tazyîkāt ve dînlerine el-vermeyecek muʿâmelât ve hân olduğu esnâda beynlerinde râbıta-gîr-i karâr olan uhûdu adem-i îfâ ile harâbî-i âhiretlerini müstelzim teʿaddiyâta bir türlü tâkatleri kalmadığını dergâh-ı hilâfet-penâhîye arz u işʿâr eylemişler, tavâ'if-i merkūmeye şerʿan ve ahden mebsût olan nezâret-i hakīkīyyesi muktezâsınca üzerlerinden hilâf-ı şerʿ teʿaddiyâtın refine ikdâm saltanat-ı seniyyenin hakk-ı sarîhi iken içlerine asâkir idhâli ve muʿâvenet sûretinde me'mûrlar göndermek misillü mûcib-i şikāk ve tenâfür olur tavra cevâz verilmeyüp şerîʿat-i mutahharaya münâfî vazʿ u hareketin indifâʿı mukaddemâtının temhîdi Devlet-i aliyye'nin murâdıdır, ve hıfz-ı şurût tarafeynden merʿî olup mukaddemlerde vukūʿ bulduğu gibi iʿânet yahud âhar vâdîde Rusyalu bilâ-haber bunların nizâʿlarına müdâhale eyler ise ahdini şikest etmiş olur, ve bu nizâʿın zuhûru ve cumhûrun hücûmu Mehmed Giray Bey'in Soğucağ'a vusûlünden evvel vukūʿ bulmağla Yeni-kalʿa kumandanının size olan tahrîri bî-maʿnâdır. Elçi-i mersûm bu kelimâtı lede'l-istimâʿ (17b) teşekküre\nbaşlayup «hıfz-ı ahd ancak bu kadar olur ve devletim dahi hilâf-ı ahd bir vaz' ihtiyâr etmez, eğerçi bu mevâdda dâir devletimden tahrîrâtım yokdur. Lâkin efvâhdan işitdiğime göre Şâhin Giray birâderlerine baʿzı vâridât taʿyîn ve ol-tarafda olan kumandanlarımızın tarafeyne nushdan gayri amelleri olmayup ve Tatar beyninde endîşe îrâs eder nizâʿ-ı küllî olsa lâ-muhâle devletim tarafından bana yazılır idi» diyerek sözü encâm bulup birkaç günden sonra elçi-i mersûm tekrâr mülâkat içün birkaç defʿa irsâl-ı ahbâr etmekle yine efendi-i müşârün-ileyh ile bir mahalle gelüp elçi kelâma ibtidâr ve Şâhin Giray ile Kerş'e râhî olan kumandanımızdan bir kâğıt gelüp mefhûmunda Zan[e]-oğlu Mehmed Bey Âsitâne-i saʿâdet'den avdetinde Tatar beynine ilkā-yı erâcîf eylediğine binâen Şâhin Giray'ın birâderleri ve Tamam ahâlisi Şâhin Giray'ın kāimimakām ve sekbânlarını tard u ihrâc ve Devlet-i aliyye'ye baʿdehu arz ve mahzar irsâl eyledikleri hânın maʿlûmu oldukda ahâli-i Kırım'ı cemʿ ve kaziyyeyi baʿde's-su'âl âgâh ve haberdâr olmadıkları bâbında yemîn etmeleriyle der-akab hân ve konsolos ahâli ve sultanlara nasîhatnâme tahrîr ve bir nefer Rusyalu ile tesyîr eylediklerinde sultanlar tahrîrâtı hâmil olan şahsı halk ile mülâkatdan menʿ ve «bizim devleteyn musâlahasına zararımız olmayup hânın âdemlerinin zulm ü taʿaddîlerine adem-i tahammülümüzden nâşî memleketden defʿ ve Devlet-i aliyye'ye hâlimizi mübeyyin arz ve mahzar refʿ ve cevâbına muntazırız» dedikleri ve sultanlar yanında bir mikdâr Abaza ve Çerkes askeri olup Zane-oğlu kendi karyesinde sâkin olduğunu mersûm Rusyalu ihbâr ve Kerş kazâsında sâkin Halîm Giray (18a) sultan olduğu mahal ahâlisine «Devlet-i aliyye Yeni kalʿa ve Kerş'i Rusyalu'dan istirdâd edecekdir» kelimâtını işâʿate ve Şâhin Giray'ın baʿzı hasımlarıyla muhâbere ve Kefe'ye hücûm ve hânın yanında bulunan murahhas mirzâlar ve küberâ-yı Kırım «indifâʿ-ı fitne ancak bir mahalle azîmetiniz ile mümkin olabilir» dediklerinde hân ve konsolos bir sefîneye ve memleket murahhasları diğer bir sefîneye duhûl ve Kerş limanına vusûl ve Şâhin Giray bu ahvâli Dersaʿâdet'e ve Rusyalu'ya tahrîr ve «memâlik-i Rusya'da kendüye ikāmet içün bir mahal taʿyînini iltimâs eylediği ve Kırımlı Bahâdır Giray'ı hânlığa kabûl ve mahzar gönderecekleri ve bu hareketleri ancak Devlet-i aliyye'den ümîd-vâr olduklarına mebnîdir» deyu tahrîr olunmuş dedikde re'is efendi tarafından mukābele ve şimdiye dek Devlet-i aliyye'nin ahdini vikāyede metâneti ve Kırım'da mütekevvin olan hâlâta min-gayr-i müdâhale sebâtı kirâren ifâde olundu. Zan[e]-oğlu ve Abaza ve Çerâkise halkı bunların münâzaʿalarına karışmadıkları ve Zan[e]-oğlu vakʿa-i Taman'dan üç gün sonra vürûd eylediğini Soğucak muhâfızı Ali Paşa tahrîr ve «bir seneden berü Şâhin Giray ile Nogaylu beyninde olan münâferet Devlet-i aliyye\nye'nin maʿlûmu oldukda tabiʿî olan Çerâkise ve Abaza kabilelerine isdâr-ı evâmir-i aliyye ve mugāyir-i sulh umûr-ı Tatar'a müdâhale etmemeleri tenbîh olunduğu zâhir iken bâlâda bast eylediğiniz mukaddemât-ı gayr-i müselleme ile tervîc-i daʿvâya ikdâmınız mahall-î taʿaccübdür» dediklerinde elçi-i merkūm Devlet-i aliyye'nin bu maddede sunʿu olmadığına iʿtirâf ve ikrâr ve devleti tarafına bu minvâl üzere tahrîr eyleyeceğini ihbâr ve bu meclis dahi böylece hitâm buldukdan sonra mâh-ı Zilkaʿde'nin ondördüncü (18-b) isneyn günü yine ictimâʿ vukūʿunda re'îs efendi tarafından bed'-i kelâm ve Devlet-i aliyye'nin ahd ü şartında olan metânetinden bahs ve konsoloslarının «nasihat-nâme yazdı» deyu iddiʿâ eyledikleri kâğıdın şurûta muhâlefeti ve bu aralıkda Rusyalu'nun hilâf-ı uhûd Devlet-i aliyye'nin tüccâr sefînelerine taʿarruz ve hasâretleri ve keyfiyyet-i Kırım'a dâir vâsıtasıyla devletine gönderilen takrîrin te'ehhür-i cevabı ve hân-ı mahlûʿa Rusyalu'nun iʿâneti ne garaza mebnî idüğü elçiden su'âl olundukda mersûm cevâba âğâz edüp «takrîr-i mezkûru devletime irsâl etdim, ancak haberi gelecek kadar olmadı, birkaç gün zarfında haberi gelmek me'mûldür. Ancak bu esnâda devletim tarafından bir kâğıt zuhûr ve tercüme olundukdan sonra tercümânımız ile Bâb-ı âlî'ye refʿ olunmuş idi, kâğıd-ı merkūm takrîrin her maddesine cevâb olacağı meczûmdur. Şâhin Giray devleteynin nasb-gerdesi olup bu esnâda zuhûr eden ihtilâl ancak usât makūlesinden neş'et etmekle tarafeynden bu misillûlere adem-i iʿtibâr iktizâ eder. Şâhin Giray'dan hilâf-ı şart bir hâlet sâdır olmayup hâkim-i müstakil olmakdan nâşî mülküne nizâm vermek irâdesiyle topcu ve asker tanzîmi ve levâzım-ı harbiyye tedârüküne iştigāli töhmetden add olunarak halʿini îcâb eder mi?» dedikde re'îs efendi tarafından mukābele olunup «gerek asker ve gerek sâir esbâbda eslâfı gibi hareket etse mâniʿ değil idi. Lâkin eslâfı isrine adem-i iktifâ ve hilâf-ı cinsi olan tâ'ifeyi takrîb ve istihdâm ve ehl-i islâmdan yazdığı askere Rusya soltatı kıyafetini teklîf ve ibrâm mugāyir-i şiʿâr-ı islâm olmağla bu hareket-i gayr-i marziyyesi (19-a) halʿini îcâb ve vesîle-i madde-i intihâb olmuşdur» dedikde «istihdâm-ı ecânib düvel-i sâirede âdet ve hattâ bu devletde dahi Tott Bey-zâde ve elyevm Tersâne-i âmire'de bu kadar hilâf-ı cins istihdâm olunmakdadır» dedikde re'îs efendi tarafından cevâb verilüp «Tott Bey-zâde ne hizmetde kullanıldığı mechûl ve tersânede istihdâm olunanlar kimi esîr ve kimi ecîr ve Şâhin Giray'ın Rusyalu ile olan muʿâmelesi güneş gibi zâhir iken miʿraz-ı istidlâlde tefevvüh olunan akvâl-i bî-esâs muhayyir-i ukūldür». Mersûm yine kelâma ibtidâr edüp «Devletimin ahde riʿâyeti Şâhin Giray'ın hânlıkda devâmına mevkūf olup ehl-i isyân ifsâdıyla bu keziyyeye dûçâr ve devletime ilticâsını inkâr etmem, mültecileri redd şân-ı düvele mûcib-i nakīsadır, ve\no makūle âsîlerin müntehabları olan hân üzerine bu hareketlerini devletim tecvîz etmeyüp menʿ irâde eder» dedikde «Allâhu teʿâlâdan gayri umûrlarına kimse müdâhale etmesin» kaydıyla mukayyed olan maddeye bu kadar taʿarruz mugāyir-i şart değil midir?» denildikde elçi-i mersûm âhar sadede munsarif olup «Bahâdır Giray'ın intihâbından sonra devletimden bir tahrîrât geldi intihâb kazıyyesi devletimin mesmûʿu olucak Kırım usâtını defʿ ü ibʿâd ve Şâhin Giray'ı kemâkân ikʿâd eyleyecekdir. Zîrâ Aynalı-kavak musâlehâsının mebnâ-aleyhi Şâhin Giray'ın hân olmasıdır. Müşârün-ileyhi hânlıkdan azl ü halʿi sulh-ı merkūmun infisâhını mûcib olur. Hülâsa Şâhin Giray'ın hânlıkda sebâtı devletim indinde şerâit-i ahdden asıl olarak bir şart-ı kavî gibidir, infisâhını tecvîz etmeyiz». Yine re'îs efendi tarafından cevâb-ı müskit ile mukābele olunup (19-b) «hem Şâhin Giray'ı ikʿâd dâʿiyesinden fâriğ olmazsız ve hem ahdimizde sâbit-kademiz dersiz. Kelâmeyn beyninde tebâyün der-kâr olduğundan gayri Şâhin Giray'ın ikʿâdı dâʿiyesi giderek sulhün nakzını mûcib olur ise Rusya devleti anı dahi kabul edecek mi?» deyü îrâd eylediklerinde «işi Hakk teʿâlâ o derecelere îsâl etmesin» diyerek Şâhin Giray'ı ikʿâddan fâriğ olmayacaklarını ve iktizâ ederse sulhden dahi geçüp muhârebe ihtiyâr edeceklerini elçi-i mersûm işʿâr ve ol-vechile meclis hitâm buldu.",
          "caption": "Hulâsa-i ahvâl-i Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_008.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Hulâsa-i ahvâl-i Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya",
          "text": "Re'isülküttâb-ı meniʿü'l-cenâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi mükâlemeye me'mûr olmakdan nâşî Beylerbeyi'nde vâki' sâhil-hânesine Rusya elçisi celb ve merâsim icrâsı akabinde elçi-ı merküm kelâma ağâz ve Kal'a-i\nCedîd kumandanından geldiğini beyân ile bir kâğıt ibraz edüp hülâsa-i me'âli Mehmed Giray nâmında bir kimesne sekiz-dokuz ay mukaddem Devlet-i aliyye'den Soğucağ'a ve Anapa'ya varmış ve yanında beş kıtʿa tüccâr gemileri ve bir nefer sadrıazam çukadârı var imiş ve bu gemileri Nogay ve sâireden Akkirman ve Bucak'a mürûr irâde edenleri nakl içün Devlet-i aliyye taʿyîn ve cümle kabâile ben başbuğ oldum ve Kabartay'ı dahi berülere celb etsem gerek kelimâtını sû-be-sû işâʿe ve yanındaki çukadârı Kabartay içine göndermek isteyüp ve «Soğucak muhâfızı Ali paşa bu taraflara gelüp yine avdet edecekdir, ve bu havâliler bana tefvîz olundu» diyerek fitne ihdâs edüp «murâdım bu maddeyi (16-a) dostâne sizden su'aldir» dedikde re'is efendi tarafından cevaba ibtidâr olunup Devlet-i aliyye ahdin hilâfı hareket etmeyüp kâffe-i hareketleri ahde mebnîdir. Kuban nehrinin beru keçesinde Anadolu tarafında vâkiʿ Abaza ve Çerkes kabâili ve Soğucak ve Anapa'nın arazi ve cibâli Devlet-i aliyye'nin mülkü ve sükkânı kendü tevâbiʿi ve halkı olmalariyle Mehmed Giray dediğiniz ümerâ-yi Çerâkiseden Zane (زانه) kabilesi beyidir. Dokuz ay mukaddem mîr-i merküm ve Abaza beylerinden Elhâc Hasan Bey ve kabâil ihtiyârlarından birkaç kimseler Der-saʿâdet'e gelüp kalʿa-i pâdişâhînin mevâcib-i askeriyyesini ve baʿzı nizâm-ı vilâyete dâir işlerinin temşiyetini ricâ ve mahzar ve arzlar ibrâziyle destbâz-ı niyâz ve istidʿâ olduklarında Devlet-i ebed-müddet fikr ü mülâhaza edüp başsız buğsuz birkaç yüz bin nüfûsdan ibâret kabâil şâyed hilâf-ı muʿâhede bir hareket ederler taraf-ı şâhâneden bir aʿkal ve müteʿayyîn paşanın Soğucak'a muhâfız nasbı lâzım gelmekle hâlâ Ankara mutasarrıfı Ali Paşa'yı muhâfaza-i mezkûreye me'mûr ve ibtidâ-yı baharda sefîne ile gitmek üzere yedine iʿtâ-yı menşûr ve paşa-yı mûmâ-ileyh mansıbından gelüp tedârükün görünceye dek Soğucak'ın muhâfızdan hulüvvi câiz olmadığından başka ol-esnâda Nogaylı miyânelerinde baʿzı ihtilâl vukūʿu mesmûʿ olduğundan bi'l-cümle Abaza ve Çerâkise kabilelerine iki kıtʿa emr-i âlî ısdâr ve mefhûmunda «Tatar halkı serbest ve sizler Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ ve ber-mantûk-ı ahid-nâme Devlet-i ebed-müddetin halkı olmanız mülâbesesiyle zinhâr hilâf-ı ahd Nogaylu'nun ve Tatar'ın umûruna müdâhale etmeyüp Soğucak muhâfızı varıncaya dek edebiniz ile yerlerinizde karar edesiz» (16-b) tenbîhâtını derc ve Mehmed Giray Bey dahi paşanın vusûlüne değin muhâfız-ı kāimimakāmî nasb olunup bir kıtʿa çamlıca kayığına irkâb ve Soğucak'a ibʿâs olunduğu vâkidir. «Bundan gayri tarafınıza tahrîr olunan maddelerin aslı yokdur» diyerek meclise hitâm ve diğer meclisde yine re'is efendi tarafından feth-i kelâm olunup Devlet-i aliyye ahdinde pâ-bercâ-yı merkez-i istikrâr olduğu ve Kırım'da vâkiʿ olan ihtilâle dâir her ne ki mesmûʿu oldu ise\nvikāyeten li'l-ahd bilâ-ketm taraflarına ihbâr ve Şâhin Giray cânibinden hilâf-ı şer'-i şerîf ve muğāyir-i ahd zuhûr eden ahvâl ve etvârı müştemil bu esnâda Kefe kādısının ve sâ'irlerinin vürûd eden tahrîrâtları meʿâli dahi mufassalan ifâde olundukda elçi-i mersûm Devlet-i aliyye ahdinde sâbit-kadem olduğun ikrâr ve bu maddede şurût kemâ-yenbağî mürâʿât olunduğunu devleti tarafına işʿâr eylediğini ihbâr edüp madde-i Şâhin Giray ahid-nâmelere mürâcaʿat ile tanzîm olunacağın telmîh ve diğer meclisde yine efendi-i müşârün-ileyh tarafından kelâma ibtidâr olunup «geçen meclisde Soğucak muhâfızı kā'im-i makāmı olan Zane-oğlu Mehmed Bey'in Nogaylu beynine ilkā-yı ihtilâl eylediğini Yeni kalʿa kumandanı size tahrîr etmeğin dostâne bize ifâde ve biz dahi bu keyfiyyet Devlet-i aliyye'nin hilâf-ı irâdesi olduğunu ifhâm ve edâda taksîr etmemiş idik. Devlet-i aliyye Rusyalu ile akd-i sulh eylediği günden berü ahd ü peymânında cebel-i râsih gibi pây-dâr ve hilâf-ı ahd ve şart ednâ hareketi tecvîz etmediği gün gibi âşikâr ve cemîʿ-i umûrda safveti ber-karâr ve muʿâhedeye riʿâyet eylediğini isbâta medâr olmak üzere bu defʿa Taman ve Kuban'a müteʿallik muttaliʿ olduğu ahvâli devletce (17a) sana ifâdeye beni me'mûr etmişlerdir. Nass-ı ahid-nâmede mezkûr olduğu üzere şevketlû kerâmetlû pâdişâhımız eʿazze'llâhu ensârehu hazretleri halîfetü'l-mü'minîn ve imâmü'l-müslimîn olmaları mülâbesesiyle umûmen akvâm-ı Tatar'ın masâlih-i dîniyye ve mezhebiyyelerine nezâret-i şâmile-i şerʿiyyeleri olup bu evânda Taman ve Kuban etrâfında mutavattın kabâ'il-i Nogay ve sâ'ir şuʿûb-i Tatar ve Şâhin Giray'ın birâderleri tarafından atabe-i aliyye-i dâverâneye tahrîrât gelüp meʿâlinde diyânet ve şerîʿat-i ğarrâya münâfî hân-ı müşârün-ileyhden gûnâ-gûn tazyîkāt ve dînlerine el-vermeyecek muʿâmelât ve hân olduğu esnâda beynlerinde râbıta-gîr-i karâr olan uhûdu adem-i îfâ ile harâbî-i âhiretlerini müstelzim teʿaddiyâta bir türlü tâkatleri kalmadığını dergâh-ı hilâfet-penâhîye arz u işʿâr eylemişler, tavâ'if-i merkūmeye şerʿan ve ahden mebsût olan nezâret-i hakīkīyyesi muktezâsınca üzerlerinden hilâf-ı şerʿ teʿaddiyâtın refine ikdâm saltanat-ı seniyyenin hakk-ı sarîhi iken içlerine asâkir idhâli ve muʿâvenet sûretinde me'mûrlar göndermek misillü mûcib-i şikāk ve tenâfür olur tavra cevâz verilmeyüp şerîʿat-i mutahharaya münâfî vazʿ u hareketin indifâʿı mukaddemâtının temhîdi Devlet-i aliyye'nin murâdıdır, ve hıfz-ı şurût tarafeynden merʿî olup mukaddemlerde vukūʿ bulduğu gibi iʿânet yahud âhar vâdîde Rusyalu bilâ-haber bunların nizâʿlarına müdâhale eyler ise ahdini şikest etmiş olur, ve bu nizâʿın zuhûru ve cumhûrun hücûmu Mehmed Giray Bey'in Soğucağ'a vusûlünden evvel vukūʿ bulmağla Yeni-kalʿa kumandanının size olan tahrîri bî-maʿnâdır. Elçi-i mersûm bu kelimâtı lede'l-istimâʿ (17b) teşekküre\nbaşlayup «hıfz-ı ahd ancak bu kadar olur ve devletim dahi hilâf-ı ahd bir vaz' ihtiyâr etmez, eğerçi bu mevâdda dâir devletimden tahrîrâtım yokdur. Lâkin efvâhdan işitdiğime göre Şâhin Giray birâderlerine baʿzı vâridât taʿyîn ve ol-tarafda olan kumandanlarımızın tarafeyne nushdan gayri amelleri olmayup ve Tatar beyninde endîşe îrâs eder nizâʿ-ı küllî olsa lâ-muhâle devletim tarafından bana yazılır idi» diyerek sözü encâm bulup birkaç günden sonra elçi-i mersûm tekrâr mülâkat içün birkaç defʿa irsâl-ı ahbâr etmekle yine efendi-i müşârün-ileyh ile bir mahalle gelüp elçi kelâma ibtidâr ve Şâhin Giray ile Kerş'e râhî olan kumandanımızdan bir kâğıt gelüp mefhûmunda Zan[e]-oğlu Mehmed Bey Âsitâne-i saʿâdet'den avdetinde Tatar beynine ilkā-yı erâcîf eylediğine binâen Şâhin Giray'ın birâderleri ve Tamam ahâlisi Şâhin Giray'ın kāimimakām ve sekbânlarını tard u ihrâc ve Devlet-i aliyye'ye baʿdehu arz ve mahzar irsâl eyledikleri hânın maʿlûmu oldukda ahâli-i Kırım'ı cemʿ ve kaziyyeyi baʿde's-su'âl âgâh ve haberdâr olmadıkları bâbında yemîn etmeleriyle der-akab hân ve konsolos ahâli ve sultanlara nasîhatnâme tahrîr ve bir nefer Rusyalu ile tesyîr eylediklerinde sultanlar tahrîrâtı hâmil olan şahsı halk ile mülâkatdan menʿ ve «bizim devleteyn musâlahasına zararımız olmayup hânın âdemlerinin zulm ü taʿaddîlerine adem-i tahammülümüzden nâşî memleketden defʿ ve Devlet-i aliyye'ye hâlimizi mübeyyin arz ve mahzar refʿ ve cevâbına muntazırız» dedikleri ve sultanlar yanında bir mikdâr Abaza ve Çerkes askeri olup Zane-oğlu kendi karyesinde sâkin olduğunu mersûm Rusyalu ihbâr ve Kerş kazâsında sâkin Halîm Giray (18a) sultan olduğu mahal ahâlisine «Devlet-i aliyye Yeni kalʿa ve Kerş'i Rusyalu'dan istirdâd edecekdir» kelimâtını işâʿate ve Şâhin Giray'ın baʿzı hasımlarıyla muhâbere ve Kefe'ye hücûm ve hânın yanında bulunan murahhas mirzâlar ve küberâ-yı Kırım «indifâʿ-ı fitne ancak bir mahalle azîmetiniz ile mümkin olabilir» dediklerinde hân ve konsolos bir sefîneye ve memleket murahhasları diğer bir sefîneye duhûl ve Kerş limanına vusûl ve Şâhin Giray bu ahvâli Dersaʿâdet'e ve Rusyalu'ya tahrîr ve «memâlik-i Rusya'da kendüye ikāmet içün bir mahal taʿyînini iltimâs eylediği ve Kırımlı Bahâdır Giray'ı hânlığa kabûl ve mahzar gönderecekleri ve bu hareketleri ancak Devlet-i aliyye'den ümîd-vâr olduklarına mebnîdir» deyu tahrîr olunmuş dedikde re'is efendi tarafından mukābele ve şimdiye dek Devlet-i aliyye'nin ahdini vikāyede metâneti ve Kırım'da mütekevvin olan hâlâta min-gayr-i müdâhale sebâtı kirâren ifâde olundu. Zan[e]-oğlu ve Abaza ve Çerâkise halkı bunların münâzaʿalarına karışmadıkları ve Zan[e]-oğlu vakʿa-i Taman'dan üç gün sonra vürûd eylediğini Soğucak muhâfızı Ali Paşa tahrîr ve «bir seneden berü Şâhin Giray ile Nogaylu beyninde olan münâferet Devlet-i aliyye\nye'nin maʿlûmu oldukda tabiʿî olan Çerâkise ve Abaza kabilelerine isdâr-ı evâmir-i aliyye ve mugāyir-i sulh umûr-ı Tatar'a müdâhale etmemeleri tenbîh olunduğu zâhir iken bâlâda bast eylediğiniz mukaddemât-ı gayr-i müselleme ile tervîc-i daʿvâya ikdâmınız mahall-î taʿaccübdür» dediklerinde elçi-i merkūm Devlet-i aliyye'nin bu maddede sunʿu olmadığına iʿtirâf ve ikrâr ve devleti tarafına bu minvâl üzere tahrîr eyleyeceğini ihbâr ve bu meclis dahi böylece hitâm buldukdan sonra mâh-ı Zilkaʿde'nin ondördüncü (18-b) isneyn günü yine ictimâʿ vukūʿunda re'îs efendi tarafından bed'-i kelâm ve Devlet-i aliyye'nin ahd ü şartında olan metânetinden bahs ve konsoloslarının «nasihat-nâme yazdı» deyu iddiʿâ eyledikleri kâğıdın şurûta muhâlefeti ve bu aralıkda Rusyalu'nun hilâf-ı uhûd Devlet-i aliyye'nin tüccâr sefînelerine taʿarruz ve hasâretleri ve keyfiyyet-i Kırım'a dâir vâsıtasıyla devletine gönderilen takrîrin te'ehhür-i cevabı ve hân-ı mahlûʿa Rusyalu'nun iʿâneti ne garaza mebnî idüğü elçiden su'âl olundukda mersûm cevâba âğâz edüp «takrîr-i mezkûru devletime irsâl etdim, ancak haberi gelecek kadar olmadı, birkaç gün zarfında haberi gelmek me'mûldür. Ancak bu esnâda devletim tarafından bir kâğıt zuhûr ve tercüme olundukdan sonra tercümânımız ile Bâb-ı âlî'ye refʿ olunmuş idi, kâğıd-ı merkūm takrîrin her maddesine cevâb olacağı meczûmdur. Şâhin Giray devleteynin nasb-gerdesi olup bu esnâda zuhûr eden ihtilâl ancak usât makūlesinden neş'et etmekle tarafeynden bu misillûlere adem-i iʿtibâr iktizâ eder. Şâhin Giray'dan hilâf-ı şart bir hâlet sâdır olmayup hâkim-i müstakil olmakdan nâşî mülküne nizâm vermek irâdesiyle topcu ve asker tanzîmi ve levâzım-ı harbiyye tedârüküne iştigāli töhmetden add olunarak halʿini îcâb eder mi?» dedikde re'îs efendi tarafından mukābele olunup «gerek asker ve gerek sâir esbâbda eslâfı gibi hareket etse mâniʿ değil idi. Lâkin eslâfı isrine adem-i iktifâ ve hilâf-ı cinsi olan tâ'ifeyi takrîb ve istihdâm ve ehl-i islâmdan yazdığı askere Rusya soltatı kıyafetini teklîf ve ibrâm mugāyir-i şiʿâr-ı islâm olmağla bu hareket-i gayr-i marziyyesi (19-a) halʿini îcâb ve vesîle-i madde-i intihâb olmuşdur» dedikde «istihdâm-ı ecânib düvel-i sâirede âdet ve hattâ bu devletde dahi Tott Bey-zâde ve elyevm Tersâne-i âmire'de bu kadar hilâf-ı cins istihdâm olunmakdadır» dedikde re'îs efendi tarafından cevâb verilüp «Tott Bey-zâde ne hizmetde kullanıldığı mechûl ve tersânede istihdâm olunanlar kimi esîr ve kimi ecîr ve Şâhin Giray'ın Rusyalu ile olan muʿâmelesi güneş gibi zâhir iken miʿraz-ı istidlâlde tefevvüh olunan akvâl-i bî-esâs muhayyir-i ukūldür». Mersûm yine kelâma ibtidâr edüp «Devletimin ahde riʿâyeti Şâhin Giray'ın hânlıkda devâmına mevkūf olup ehl-i isyân ifsâdıyla bu keziyyeye dûçâr ve devletime ilticâsını inkâr etmem, mültecileri redd şân-ı düvele mûcib-i nakīsadır, ve\no makūle âsîlerin müntehabları olan hân üzerine bu hareketlerini devletim tecvîz etmeyüp menʿ irâde eder» dedikde «Allâhu teʿâlâdan gayri umûrlarına kimse müdâhale etmesin» kaydıyla mukayyed olan maddeye bu kadar taʿarruz mugāyir-i şart değil midir?» denildikde elçi-i mersûm âhar sadede munsarif olup «Bahâdır Giray'ın intihâbından sonra devletimden bir tahrîrât geldi intihâb kazıyyesi devletimin mesmûʿu olucak Kırım usâtını defʿ ü ibʿâd ve Şâhin Giray'ı kemâkân ikʿâd eyleyecekdir. Zîrâ Aynalı-kavak musâlehâsının mebnâ-aleyhi Şâhin Giray'ın hân olmasıdır. Müşârün-ileyhi hânlıkdan azl ü halʿi sulh-ı merkūmun infisâhını mûcib olur. Hülâsa Şâhin Giray'ın hânlıkda sebâtı devletim indinde şerâit-i ahdden asıl olarak bir şart-ı kavî gibidir, infisâhını tecvîz etmeyiz». Yine re'îs efendi tarafından cevâb-ı müskit ile mukābele olunup (19-b) «hem Şâhin Giray'ı ikʿâd dâʿiyesinden fâriğ olmazsız ve hem ahdimizde sâbit-kademiz dersiz. Kelâmeyn beyninde tebâyün der-kâr olduğundan gayri Şâhin Giray'ın ikʿâdı dâʿiyesi giderek sulhün nakzını mûcib olur ise Rusya devleti anı dahi kabul edecek mi?» deyü îrâd eylediklerinde «işi Hakk teʿâlâ o derecelere îsâl etmesin» diyerek Şâhin Giray'ı ikʿâddan fâriğ olmayacaklarını ve iktizâ ederse sulhden dahi geçüp muhârebe ihtiyâr edeceklerini elçi-i mersûm işʿâr ve ol-vechile meclis hitâm buldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu mâh-ı Zilkaʿde'nin yirmi dördüncü hamîs günü ricâl-i Devlet-i aliyye ve erkân-ı saltanat-ı seniyye bir yere gelüp Moskov elçisi ile olan mükâlemenin netîce-i hülâsası ve etrâfdan alınan havâdis evrâkı kırâat ve Moskov elçisine verilen takrîr mukābelesinde gelecek cevâb ne olduğu yaʿnî Rusyalu Şâhin Giray'ı alenen tesahhub ve maʿiyyetine asker taʿyîn ve cebren ve kerhen hânlığa ikʿâd edecekleri bu evrâk ve ahbârdan nümâyân oldu. Bu sûretde Moskovlu yalnız Şâhin Giray'ı Kırım'a idhâl ile kanâʿat eylemeyüp şîrâze-i ahdi bi'l-külliyye katʿ ve hudûdlara tecâvüz etmeleri ihtimâli der-kâr olmağla Devlet-i aliyye'ye ne gûne hareket lâzımdır. Donanma-yı hümâyûn kalyonlarından iki kıtʿa techîz ve iki kıtʿa çamlıca kayıkları ile müheyyâ olup diğer iki kıtʿası başka iki kıtʿa çamlıca kayıkları ile hazırlanmakda olmağla bunlar kereste nakli ve liman tathîri bahânesiyle Sinob'a îsâl ve Sinob limanında kışlamaları fermân olunsun mu (20-a) denildikde zikr olunan kalyonlar Karadeniz'e gönderildiği hâlde beher hâl Kırım imdâdına gitdiler denileceği zâhir ise dahi herkes kendi mülkünü muhâfaza lâzım ve\nMoskovlu'nun Sevâhil-i Kırım'da bu kadar gemileri geşt ü güzâr üzere olduğuna binâen bu makūle ahbâra havâle-i sem'-i ısgā olunmayarak gemilerin Sinob'a irsâli rüsûm-ı ihtiyâta mürâ'ât kabîlindendir. Lâkin derûnlarına vaz' olunacak neferât Sinob'a vürûdlarında içlerinde durmayup ve bu tarafdan takımları dahi şimdiye dek görüldüğü üzere nâkıs olur ise maʿâz-Allahu teʿâlâ Sinob gibi yıldız rüzgârına karşı açık limanda gemilere bir mazarrat isâbet eylemek mülâhazası vâridât-ı hâtırdan olmağın neferâtının bir an içlerinden münfekk olmamaları ve neferât ve takımları tamâm olup gece ve gündüz muhâfazalarına ikdâm eylemeleri vesâilinin istihsâli ne vechile iktizâ eder ise tanzîmine i'tinâ vâcibâtdandır. Ba'dehu huzzâr miyânelerinde kelâm i'âde olunup Moskovlu ve in sahh ve in kizb bir Rum devleti ihtirâʿiyle şimdi Kırım üzerine gönderdikleri askerlerine başbuğ nasb etdikleri Potemkin nâm cenerali Rum kralı nasb etmek irâdesinde oldukları mukaddemâ istimâʿ olunmuşidi, ceneral-i mersûmun bu def'a asker ile Kırım'a irsâli bu haberi tasdîk eder gibidir ve Moskovlunun başka krallık iʿtibâr edecek mahalleri olmamağın bu hâlet vâkiʿ olduğu sûretde lâ-mehâle Kırım'ı istilâ ve mesfûru mahall-i mezkûra kral nasb eylemeleri alâim ve âsârdan istidlâl olunur. Farazâ asâkir-i mahzûleleri Kırım'ı ba'de'z-zabt Şâhin Giray'ı dahi izâle ve Kırım'ı bi'l-külliyye tasarruf (20-b) eyledikleri takdîrde Özi kal'ası ve Bucak taraflarına karadan ve sevâhil-i Bahr-i siyâh'a deryâdan yürüyüp sû-be-sû fesâdlarını îkāʿ etmeleri ihtimâlden ba'îd değildir. İmdî Devlet-i aliyye içün emniyyet bir türlü câiz olmamağın «şimdiden seraskerliği idâreye muktedir bir vezîrin intihâbı ve Tuna câniblerine takrîbi muktezî değilmidir» denildikde bu kâfirlerin tavr u hareketlerine nazaran mefsedet-i mezbûreyi îkāʿ etmeleri melhûz olmağın hemen techîzlerine mübâderet olunan on yedi kıt'a kalyonlar seri'an ve âcilen tekmîl ve min-külli'l-vücûh müheyyâ bulunsun ve bir tarafdan dahi techîzi ve mükemmel sefâin âmâde etdirilmesi tedbîrine dikkat olunsun ve Anadolu ve âhar mahallerden vüzerânın biri Tuna'yı karşuya imrâr olunsa kāl u kīl tekevvüniyle serhadlerde tahaddüs-i vahşet mukarrer ve bu def'a Özi eyâleti tevcîh olunan Seyyid Mehmed Paşa oldukça harb ü darb ve rüşd ü reviyyet erbâbından fehm olunup Özi dahi kendü mansıbı olmağla «bu kış Silistre'de ikâmet ve bahardan bir ay evvel Özi muhâfazasına azîmet eylemesi tenbîh buyurulsun ol-vakte dek düşmandan mu'âmele-i husûmet zuhûr eder ise hemen kendisine seraskerlik emri irsâl ve maʿiyyetine tertîb-i leşker ile mukābele-i hasma ib'âs olunur ve ağızda bulunan Özi kal'asının asker ve cihât-ı sâire ile istihkâmına himmet buyurulsun» dediklerinde zimâm-ı makāl semt-i âhara atf olunup Rusya elçisi mecâlis-i mükâlemede «Şâhin Giray'ı Tatar kavmi is-\nterler, ve ana muʿâdât eden husamâ biraz mirzâlardır» makālini bi'd-defaʿât (21-a) îrâd etmiş idi. Elçi-i mezbûr bu sûreti her ne kadar kabûl etmeyeceği zâhir ise dahi nakz-ı ahd eyledikleri hâlde «biz size bu dereceye dek mümâşât eyledik râzı olmadınız» denilmek içün elçi-i mesfûr ile mülâkāt ve senin devletin Şâhin Giray'ı akvâm-ı Tatar taleb ederler ve anı istemeyenler fakat birkaç mirzâdır, iddiʿâsında olduğunu beyân eyledik, keyfiyyet böyle olduğu bizim mechûlümüzdür, ve bizim yedimizde bu iddiʿâya muhâlif mahzar vardır, halbuki sizde sened yokdur, bâri müteʿayyin bir kimesne bizim tarafdan ve bir mümâşâtlı âdem sizin tarafdan baʿde'l-ihtiyâr Kırım'a tisyâr ve hânlığa muhtarları kim olduğunu istihbâr etsünler, ahad-ı hümânın kangısını isterler ise ibkā ve ikisini dahi istemedikleri hâlde bir âharını intihâb etsinler. İki devletin re'yi ile hânlık maddesi tanzîm ve uhûd u şurûtumuz halelden vikāye kılınsın makāli îrâd olunsun mu? ve elçi-i mesfûr buna mümâşât gösterdiği sûretde âdem irsâlinde be's ve mümâşât etmediği takdirde «Devlet-i aliyye'ye bir şeyn var mıdır?» denildikde «ne mâniʿ bu söz dahi denilmiş olsun hiç olmadiyse hîn-i hâcetde Devlet-i aliyye muhâfaza-i uhûd içün her türlü harekâtı ihtiyâr etdiği bilinmiş olur» demeleriyle meclise hîtâm verildi. Binâen-alâ-zâlik bu îrâdât içün tekrâr Rusya elçisiyle mülâkāt olunup mübâhasât-ı kesîreden sonra Rusya elçisi «münâsib gördüğünüz âdem taʿyîni husûsunun vakti mürûr eyledi. Zîrâ Bahâdır Giray Sultan Kırım'a girdikden sonra beher hâl müşârün-ileyhi isterler diyerek bilâ-delîl daʿvâlara düşüp mevtden kinâye olan mahlûliyyet-i hakīkiyye taʿbîri Aynalıkavak tenkīh-nâmesinde musarrah iken Şâhin Giray'ın halʿi nice câ'iz olabilir» dedikde (21-b) re'îs efendi cevâbında «mahlûliyyet-i hakīkiyyenin maʿnâsı farz-ı muhâl ile mevte masrûf olsa dahi cünûn getirmek veyâhud taʿtîl-i umûra mü'eddî olur bir illete dûçâr olmak nevʿ-i beşerin şânından değil midir, bunların biri zuhûr etse intihâb maddesi der-meyân olunmayacak mı idi?» diyerek müşârün-ileyh re'îs efendi hak budur ki hasm insâf edecek derecelerde îrâdât ve ilzâmâta muvaffak olup an-asıl garaz başka olduğuna binâen kâfirlerin ruʿûneti ve mülzem oldukları vakitde semere-i galebe taʿbîriyle mugālata ve nahvetleri bu kadar îrâdât-ı maʿkūle te'sîrine hâciz olup bu meclis dahi bu vechile tamâm oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret bâ-erkân-ı Devlet-i aliyye berâ-yi Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_009.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret bâ-erkân-ı Devlet-i aliyye berâ-yi Kırım",
          "text": "İşbu mâh-ı Zilkaʿde'nin yirmi dördüncü hamîs günü ricâl-i Devlet-i aliyye ve erkân-ı saltanat-ı seniyye bir yere gelüp Moskov elçisi ile olan mükâlemenin netîce-i hülâsası ve etrâfdan alınan havâdis evrâkı kırâat ve Moskov elçisine verilen takrîr mukābelesinde gelecek cevâb ne olduğu yaʿnî Rusyalu Şâhin Giray'ı alenen tesahhub ve maʿiyyetine asker taʿyîn ve cebren ve kerhen hânlığa ikʿâd edecekleri bu evrâk ve ahbârdan nümâyân oldu. Bu sûretde Moskovlu yalnız Şâhin Giray'ı Kırım'a idhâl ile kanâʿat eylemeyüp şîrâze-i ahdi bi'l-külliyye katʿ ve hudûdlara tecâvüz etmeleri ihtimâli der-kâr olmağla Devlet-i aliyye'ye ne gûne hareket lâzımdır. Donanma-yı hümâyûn kalyonlarından iki kıtʿa techîz ve iki kıtʿa çamlıca kayıkları ile müheyyâ olup diğer iki kıtʿası başka iki kıtʿa çamlıca kayıkları ile hazırlanmakda olmağla bunlar kereste nakli ve liman tathîri bahânesiyle Sinob'a îsâl ve Sinob limanında kışlamaları fermân olunsun mu (20-a) denildikde zikr olunan kalyonlar Karadeniz'e gönderildiği hâlde beher hâl Kırım imdâdına gitdiler denileceği zâhir ise dahi herkes kendi mülkünü muhâfaza lâzım ve\nMoskovlu'nun Sevâhil-i Kırım'da bu kadar gemileri geşt ü güzâr üzere olduğuna binâen bu makūle ahbâra havâle-i sem'-i ısgā olunmayarak gemilerin Sinob'a irsâli rüsûm-ı ihtiyâta mürâ'ât kabîlindendir. Lâkin derûnlarına vaz' olunacak neferât Sinob'a vürûdlarında içlerinde durmayup ve bu tarafdan takımları dahi şimdiye dek görüldüğü üzere nâkıs olur ise maʿâz-Allahu teʿâlâ Sinob gibi yıldız rüzgârına karşı açık limanda gemilere bir mazarrat isâbet eylemek mülâhazası vâridât-ı hâtırdan olmağın neferâtının bir an içlerinden münfekk olmamaları ve neferât ve takımları tamâm olup gece ve gündüz muhâfazalarına ikdâm eylemeleri vesâilinin istihsâli ne vechile iktizâ eder ise tanzîmine i'tinâ vâcibâtdandır. Ba'dehu huzzâr miyânelerinde kelâm i'âde olunup Moskovlu ve in sahh ve in kizb bir Rum devleti ihtirâʿiyle şimdi Kırım üzerine gönderdikleri askerlerine başbuğ nasb etdikleri Potemkin nâm cenerali Rum kralı nasb etmek irâdesinde oldukları mukaddemâ istimâʿ olunmuşidi, ceneral-i mersûmun bu def'a asker ile Kırım'a irsâli bu haberi tasdîk eder gibidir ve Moskovlunun başka krallık iʿtibâr edecek mahalleri olmamağın bu hâlet vâkiʿ olduğu sûretde lâ-mehâle Kırım'ı istilâ ve mesfûru mahall-i mezkûra kral nasb eylemeleri alâim ve âsârdan istidlâl olunur. Farazâ asâkir-i mahzûleleri Kırım'ı ba'de'z-zabt Şâhin Giray'ı dahi izâle ve Kırım'ı bi'l-külliyye tasarruf (20-b) eyledikleri takdîrde Özi kal'ası ve Bucak taraflarına karadan ve sevâhil-i Bahr-i siyâh'a deryâdan yürüyüp sû-be-sû fesâdlarını îkāʿ etmeleri ihtimâlden ba'îd değildir. İmdî Devlet-i aliyye içün emniyyet bir türlü câiz olmamağın «şimdiden seraskerliği idâreye muktedir bir vezîrin intihâbı ve Tuna câniblerine takrîbi muktezî değilmidir» denildikde bu kâfirlerin tavr u hareketlerine nazaran mefsedet-i mezbûreyi îkāʿ etmeleri melhûz olmağın hemen techîzlerine mübâderet olunan on yedi kıt'a kalyonlar seri'an ve âcilen tekmîl ve min-külli'l-vücûh müheyyâ bulunsun ve bir tarafdan dahi techîzi ve mükemmel sefâin âmâde etdirilmesi tedbîrine dikkat olunsun ve Anadolu ve âhar mahallerden vüzerânın biri Tuna'yı karşuya imrâr olunsa kāl u kīl tekevvüniyle serhadlerde tahaddüs-i vahşet mukarrer ve bu def'a Özi eyâleti tevcîh olunan Seyyid Mehmed Paşa oldukça harb ü darb ve rüşd ü reviyyet erbâbından fehm olunup Özi dahi kendü mansıbı olmağla «bu kış Silistre'de ikâmet ve bahardan bir ay evvel Özi muhâfazasına azîmet eylemesi tenbîh buyurulsun ol-vakte dek düşmandan mu'âmele-i husûmet zuhûr eder ise hemen kendisine seraskerlik emri irsâl ve maʿiyyetine tertîb-i leşker ile mukābele-i hasma ib'âs olunur ve ağızda bulunan Özi kal'asının asker ve cihât-ı sâire ile istihkâmına himmet buyurulsun» dediklerinde zimâm-ı makāl semt-i âhara atf olunup Rusya elçisi mecâlis-i mükâlemede «Şâhin Giray'ı Tatar kavmi is-\nterler, ve ana muʿâdât eden husamâ biraz mirzâlardır» makālini bi'd-defaʿât (21-a) îrâd etmiş idi. Elçi-i mezbûr bu sûreti her ne kadar kabûl etmeyeceği zâhir ise dahi nakz-ı ahd eyledikleri hâlde «biz size bu dereceye dek mümâşât eyledik râzı olmadınız» denilmek içün elçi-i mesfûr ile mülâkāt ve senin devletin Şâhin Giray'ı akvâm-ı Tatar taleb ederler ve anı istemeyenler fakat birkaç mirzâdır, iddiʿâsında olduğunu beyân eyledik, keyfiyyet böyle olduğu bizim mechûlümüzdür, ve bizim yedimizde bu iddiʿâya muhâlif mahzar vardır, halbuki sizde sened yokdur, bâri müteʿayyin bir kimesne bizim tarafdan ve bir mümâşâtlı âdem sizin tarafdan baʿde'l-ihtiyâr Kırım'a tisyâr ve hânlığa muhtarları kim olduğunu istihbâr etsünler, ahad-ı hümânın kangısını isterler ise ibkā ve ikisini dahi istemedikleri hâlde bir âharını intihâb etsinler. İki devletin re'yi ile hânlık maddesi tanzîm ve uhûd u şurûtumuz halelden vikāye kılınsın makāli îrâd olunsun mu? ve elçi-i mesfûr buna mümâşât gösterdiği sûretde âdem irsâlinde be's ve mümâşât etmediği takdirde «Devlet-i aliyye'ye bir şeyn var mıdır?» denildikde «ne mâniʿ bu söz dahi denilmiş olsun hiç olmadiyse hîn-i hâcetde Devlet-i aliyye muhâfaza-i uhûd içün her türlü harekâtı ihtiyâr etdiği bilinmiş olur» demeleriyle meclise hîtâm verildi. Binâen-alâ-zâlik bu îrâdât içün tekrâr Rusya elçisiyle mülâkāt olunup mübâhasât-ı kesîreden sonra Rusya elçisi «münâsib gördüğünüz âdem taʿyîni husûsunun vakti mürûr eyledi. Zîrâ Bahâdır Giray Sultan Kırım'a girdikden sonra beher hâl müşârün-ileyhi isterler diyerek bilâ-delîl daʿvâlara düşüp mevtden kinâye olan mahlûliyyet-i hakīkiyye taʿbîri Aynalıkavak tenkīh-nâmesinde musarrah iken Şâhin Giray'ın halʿi nice câ'iz olabilir» dedikde (21-b) re'îs efendi cevâbında «mahlûliyyet-i hakīkiyyenin maʿnâsı farz-ı muhâl ile mevte masrûf olsa dahi cünûn getirmek veyâhud taʿtîl-i umûra mü'eddî olur bir illete dûçâr olmak nevʿ-i beşerin şânından değil midir, bunların biri zuhûr etse intihâb maddesi der-meyân olunmayacak mı idi?» diyerek müşârün-ileyh re'îs efendi hak budur ki hasm insâf edecek derecelerde îrâdât ve ilzâmâta muvaffak olup an-asıl garaz başka olduğuna binâen kâfirlerin ruʿûneti ve mülzem oldukları vakitde semere-i galebe taʿbîriyle mugālata ve nahvetleri bu kadar îrâdât-ı maʿkūle te'sîrine hâciz olup bu meclis dahi bu vechile tamâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda İsmâʿîl seraskeri vezîr-i mükerrem Abdî Paşa hazretlerinden ve Akkerman ve Yanık-kalʿa muhâfızı İsmâʿîl Paşa'dan tahrîrât vürûd ve\nme'allerinden Kırım'da kalan sultanlardan müteveffâ Arslan Giray Hân'ın oğlu Gazi Giray Kırım'dan hurûc ve sefîne ile Bucağ'a vülûc edüp mahall-i mezbûrda vâki' Baht Giray Sultan'ın çiftliğine misâfereten nüzûl eylediği ve Şahin Giray el-an Moskovlu ile müttehid ve Abaza ve Çerakise üzerine hücûm içün Rusya tarafından gelen askere müterakkıb ve müterassıd olduğunu sultan-ı mûmâ-ileyhin hazînedârı takrîr etdiği iş'âr olunmağla sultân-ı mûmâ-ileyhi olduğu mahalden serîʿan kaldırup Rumeli tarafında olan ebnâ-yi cinsi yanlarına îsâl etmesi bâbında Abdi Paşa hazretlerine hitâben fermân-ı âlî ısdâr olundu. Mukaddemâ Soğucak ve Abaza ve Çerakise taraflarına takviyet verilüp top ve cebehâne ve mühimmât-ı sâire ve asâkir irsâlinde vâki' olan himmet-i evliyâ-yi devlet (22-a) tamâmca dûr-endîşlik ve âkıbet-bînlik rüsumunu icrâ kabîlinden olup riʿâyet-i lâzıme-i hazm ü ihtiyât ancak bu kadar olabilir. Cenâb-ı Hakk her hâlde Devlet-i aliyye'yi te'yîdât-ı rabbaniyyesiyle mansûr ve a'dâ-yi dîn ü devleti eyne-mâ kânû müdemmer ve makhûr eyleye, âmîn.",
          "caption": "Vürûd-ı Gâzî Giray Sultan ve hurûceş ez-Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_010.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Gâzî Giray Sultan ve hurûceş ez-Kırım",
          "text": "Bu esnâda İsmâʿîl seraskeri vezîr-i mükerrem Abdî Paşa hazretlerinden ve Akkerman ve Yanık-kalʿa muhâfızı İsmâʿîl Paşa'dan tahrîrât vürûd ve\nme'allerinden Kırım'da kalan sultanlardan müteveffâ Arslan Giray Hân'ın oğlu Gazi Giray Kırım'dan hurûc ve sefîne ile Bucağ'a vülûc edüp mahall-i mezbûrda vâki' Baht Giray Sultan'ın çiftliğine misâfereten nüzûl eylediği ve Şahin Giray el-an Moskovlu ile müttehid ve Abaza ve Çerakise üzerine hücûm içün Rusya tarafından gelen askere müterakkıb ve müterassıd olduğunu sultan-ı mûmâ-ileyhin hazînedârı takrîr etdiği iş'âr olunmağla sultân-ı mûmâ-ileyhi olduğu mahalden serîʿan kaldırup Rumeli tarafında olan ebnâ-yi cinsi yanlarına îsâl etmesi bâbında Abdi Paşa hazretlerine hitâben fermân-ı âlî ısdâr olundu. Mukaddemâ Soğucak ve Abaza ve Çerakise taraflarına takviyet verilüp top ve cebehâne ve mühimmât-ı sâire ve asâkir irsâlinde vâki' olan himmet-i evliyâ-yi devlet (22-a) tamâmca dûr-endîşlik ve âkıbet-bînlik rüsumunu icrâ kabîlinden olup riʿâyet-i lâzıme-i hazm ü ihtiyât ancak bu kadar olabilir. Cenâb-ı Hakk her hâlde Devlet-i aliyye'yi te'yîdât-ı rabbaniyyesiyle mansûr ve a'dâ-yi dîn ü devleti eyne-mâ kânû müdemmer ve makhûr eyleye, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskovlu'nun Nemçe ile olan ittihâd ve yek-diğer ile olan muʿâzâdâtı ve dâimâ Kırımlı ve Tatar beynine muʿâdât ilkāsında netîce-pezîr olan mekr ü keydi bir takrîb Kırım'a müstevlî olmak kasd-ı fâsidine mebnî olduğu evvel ve âhir ezhâna mütebâdir olan keyfiyyâtdan olduğuna binâen bu defʿa ağrâz-ı kâminelerin i'lân ve izhâr ve îstâde-i kemingâh-ı intizâr olan leşker-i nühûset-eserlerin hıtta-i Kırım'a idhâl ve nâire-i cevr ü zulmü iş'âl ve hân-ı cedîd ve birâderlerini habs ü tazyîk ve Kırım ahâlisinden olup salâbet-i dîniyye iktizâsiyle hevâlarına tâbi' olmayanları katl ü i'dâm edildikleri dahi vâsıl-ı rütbe-i tahkīk olup bî-esâs u mesâs özür îrâdiyle Devlet-i aliyye'ye nakz-ı ahdi isnâd ve külliyen bu defʿa Kırım'a müstevlî olduklarını mutazammın Dîvân-ı hümâyûn'da mukayyed olan beyân-nâmelerini neşr-i bilâd eylediler.",
          "caption": "İstîlâ-yi Moskov be-Kırım ve neşr-i Beyân-nâme be-etrâf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_011.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlâ-yi Moskov be-Kırım ve neşr-i Beyân-nâme be-etrâf",
          "text": "Moskovlu'nun Nemçe ile olan ittihâd ve yek-diğer ile olan muʿâzâdâtı ve dâimâ Kırımlı ve Tatar beynine muʿâdât ilkāsında netîce-pezîr olan mekr ü keydi bir takrîb Kırım'a müstevlî olmak kasd-ı fâsidine mebnî olduğu evvel ve âhir ezhâna mütebâdir olan keyfiyyâtdan olduğuna binâen bu defʿa ağrâz-ı kâminelerin i'lân ve izhâr ve îstâde-i kemingâh-ı intizâr olan leşker-i nühûset-eserlerin hıtta-i Kırım'a idhâl ve nâire-i cevr ü zulmü iş'âl ve hân-ı cedîd ve birâderlerini habs ü tazyîk ve Kırım ahâlisinden olup salâbet-i dîniyye iktizâsiyle hevâlarına tâbi' olmayanları katl ü i'dâm edildikleri dahi vâsıl-ı rütbe-i tahkīk olup bî-esâs u mesâs özür îrâdiyle Devlet-i aliyye'ye nakz-ı ahdi isnâd ve külliyen bu defʿa Kırım'a müstevlî olduklarını mutazammın Dîvân-ı hümâyûn'da mukayyed olan beyân-nâmelerini neşr-i bilâd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muahharen Devlet-i aliyye ile vâki' olan seferimizin netâyici ziyâde nişanlu ve ma'lûm olmağın zabt eylediğimiz Kırım cezîresini memâlik-i sâiremize ilhâk etmeğe bilâ-şek hakkımız der-kâr iken âsâyiş-i âmmenin istihsâli ve bizim ile Devlet-i aliyye beyninde hüsn-i muvâfakat ve muhabbetin\nteşdîdi içün sâir kabza-i tasarrufumuza giren nice yerler ile kuvvet-i silâhımız ile kendimize tâbiʿ kıldığımız tavâif-i (22-b) Tatarın serbestiyyetini akd eylemeğe biz rāgıb olup Tatar'ın bundan evvel olan tavr-ı hükümeti nice kerre bu mahzûrlara illet olmuşidi. Bu ümniyyelerin îkāʿı zımnında her ne kadar fedâ eylediğimiz şeyler cesîm ve mesāʿîmiz azîm olmuş ise de saʿyimiz az vakit içinde kemâl-i tahassürümüz ile tağyîrât-ı külliyyeye dûçâr oldu. Tavâif-i Tatarın tabîʿî adem-i sükûn ve sebâtları bize hafî olmayan menbaʿın tahrîkiyle tecessüm bularak beynlerinde fitne ve ihtilâli ilkā eden eyâdi-i ecânibin kurduğu dâmına sehlen bir derecede düşdüler ki bizim mesâʿî-i nîk-girdârımız tavâif-i mezkûreyi kendü müntehabları bir hâkimin hükümetinde serbestiyete inâle edüp refâh-ı hâlleriyçün terfîʿ eylediğimiz binânın zaʿfına ve belki bi'l-külliyye hedmine ikdâm eylediler. Bu hey'et-i cedîde ile hânları henüz istikrâr buldukda tavâif-i mezkûreyi lütfen tahlîs eylediğimiz hükümetin rakabesine müceddeden tâbiʿ kılmak niyyetinde olan bir sâhib-hurûcun zuhûru ile hân-ı mezkûrun her türlü hükümetden mahrûm ve vatanını terk etmeğe mecbûr olduğundan katʿ-ı nazar-ı tatarlardan niyyet-i hâlise ile olup bu cedîd hükümetin lezâizi kıymetini bilür ve kānûn üzere olan hânlarını tard eden sâhib-hurûcun rakabesine tâbiʿ olmak mecbûriyetinden te'essüf ve te'evvüh edenlerini biz zîr-i himâyetimize almak iktizâ etmese tatarların ekseri nâdân ve câhil olmağla bu sâhib-hurûca itāʿat ve baʿzıları mukāvemete kemâl-i âciz olduğunu bilerek bilâ-şübhe rakabeyi kabûl ile galebemizin semeresi ve hîn-i musâlahada eylediğimiz fedâların asl-ı tazmîni az kaldı zâyiʿ olunacak idi. Bu vechile mü'essiren mezkûrunu himâyet eyleyerek (23-a) Sâhib Giray'ın yerinde bir-iki hân intihâb ve işlerin keyfiyyetine kıyâsen birâderinin istihzârı içün iktizâ eden iktidâr ve esbâbı mezkûruna îsâl eylemişiz. İmdî bu maksadın husûliyçün tavâif-i askeriyye-miz hareket ve şiddet-i mevsim der-kâr iken Kırım'a duhûl etmeleri tenbîh olunup ol-tarafda bizim masârifimiz ile taʿayyüşe ve müddeʿâ-yi hayriyyenin devâmı ve fesâdiyle tegayyür bulan tatarların ıslâhı zımnında silâhımızın kuvvetini iʿmâle asâkirimiz mecbûr olup ol-esnâda Rusya ile Devlet-i aliyye beyninde fesh-i musâlaha husûsu kuvvet-i karîbeye geldiği âmmenin maʿlûmudur, lâkin biz işleri bir vechile idâre etmişiz ki Devlet-i aliyye müceddeden Kırım'ın serbestiyyetini ve kānûn üzere olan hânlarının istihkāk-ı intihâbını kabûl ve iʿtirâf eylemişdir. Bâlâda mezkûr mahzûrlar der-kâr iken bu cümle ile Devlet-i aliyye ile hüsn-i civâriyyetin maslahat-ı muhâfazasına iktizâ eden âsâyişin husûlü bizim me'mûl ve melhûz olduğu zamânına dek biz cezîre-i Kırım'ı lafz ve mazmûn-i şurût üzere serbest memleket bilüp ihtimâmımız ancak defʿ ü refʿ-i ihtilâle münhasır olmağla hareketimiz her\nne kadar masârif-i külliyyeyi müstelzim olmuş ise dahi musâlahaya olan meyl ü muhabbetimize medâr olmak ma'nâsı indimizde tazmîn-i kâfî bilindi. Yine evvelki menba'ın tahrîkâtiyle geçen sene Kırım'da müceddeden zuhûr eden fitne bu mülâhazada vâki' olan hatâmızdan âgâh olmamıza sebeb olmağla tekrar tedârükât-ı cesîmenin zarûrî hâceti zuhûr ve hem-hudûd mahallerin hıfz-ı âsâyişi içün asâkirin huzûr u kıyâmı lâbüd olmak cihetiyle cezîre-i Kırım ve Kuban'a askerin duhûlü iktizâ eyledi. Devlet-i aliyye'nin Kırım'da hükümeti iki devletin beyninde dâimî sebeb-i şikāk (23-b) olmuş ise tatarların serbestiyyeti maddesi evvelkinden ziyâde ve dahi ehemm-i mübâhesâta illet olduğu yevmen fe-yevmen âşikâra bir kederlü tecrübemiz olmuşdur. Zîrâ tevâif-i mezkûrenin me'lûf oldukları tûl ü dirâz rıkkıyyetleri kendülere inâle eylediğimiz serbestiyyet hasebiyle vâkiʿ olan hükümet-i cedîdenin lûtfiyâtını îkāndan ekserisini kāsırü'l-fehm kılmağla bu keyfiyyetler dâimâ tedârükde olmamızı îcâb ederek yalnız masârif-i külliyyeyi müstelzim olmayup bilâ-fâsıla asâkirimizi meşâkk-ı zarûriyyeye dûçâr eyledi. Tatarlardan niyyet-i hayriyyede olanları i'ânet birle âteş-i fitnenin itfâsı zımnında asâkirimiz eyledikleri zahmetler cihetiyle âsî ve bedhâhların hedef-i darbı olup bu cümle ile nizâm ve râhatın i'âdesi ve bu vechile devletimizin masâlih-i asliyesine zarar terettüb eylememek ümîdlerin tahayyülü nevʿan-mâ derkâr olduğu zamanına dek bizden hükümet şâibesi ve sâyesi dahi zuhûrundan ictinâben bunların te'dîbini dahi terk eylemişiz. Ve lâkin muhabbet nev'-i insân muktezâsınca bizden vâki' olan cümle harekât kemâl-i tahassürümüz ile masârif ve hasârdan mâʿadâ bir maslahatı müntic olmayup işbu mazârr reʿâyâmıza isâbet etmeğin kalbimize ziyâde te'sîr edüp efrâd-ı beşer cihetiyle vâki' olan hasârın kıymeti takdîr olunamadığından hesâba gelmez, kaldı ki mebâliğin masârifi kemâl-i insâf ile hesâb olunarak on iki milyon ruble ki otuz altı bin kîse akçeden ziyâdeye bâliğ olup bu keyfiyyâta teʿâkuben gerek maksadında ve gerek netâyicinde ziyâde ehemm bir madde zuhûr eyledi. Devlet-i aliyye tarafından Taman cezîresine bir bölük asker ile bir zâbit irsâl olunup Tatar eyâletlerinin hükümetini Devlet-i aliyye kendü (24-a) tarafına tahsîse mübâşereti ve Şâhin Giray Hân zâbit-i mezkûre yalnız isti'lâm-ı esbâb-ı mecî'eti me'mûriyetiyle bir zâbitini irsâl eyledikde alâ-melei'n-nâs katl eylediği bize ihbâr olunduğundan başka zâbit-i mezkûr ahâli-i Taman'ı Devlet-i aliyye reʿâyâsı gibi nazar eylediğini alenen beyân etmekle irsâli ne maʿnâya mebnî idüğü zâhiren ve bâhiren müstedelldir. Bu kararlı ve gayr-i me'mûl vâkiʿ olan hareket hîn-i musâlâhada eylediğimiz fedâlardan menfa'at olmadığını bize isbât eylediğinden mâʿadâ bu sûretde tatarların serbestiyyetini muhkem istikrâr içün bu bâbda akd eylediğimiz şurût dahi hebâ\nolmağla galebemiz ile bi'l-istihkāk bize âid olan hukūka müceddeden neyl ü icrâya biz murahhas olup husûsâ ki devleteyn beyninde metîn ve müstahkem vechile musâlâhanın istikrârına fî-mâ-ba'd kalan vesîle ancak budur. İmdî ahvâl-i Kırım îcâb eylediği mübahasât-ı dâimeyi ref' ile Devlet-i aliyye ile mün'akid musâlâhanın vikāyet ve tesdîdine hâlisâne şevk ve garâmımız der-kâr olmağla gerek bize âid olan vâzifemize nazaran ve gerek devletimizin emniyyeti zımnında min-ba'd Kırım'ın ihtilâlini bir def'a dahi kat' ü faysal vermeğe karâr-ı meczûmânemiz iktizâ edüp cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve bi'l-cümle Kuban'ı eyâlât-ı mezkûrenin hıfz-ı nizâmı ve musâlâhanın devâmiyçün mecbûren vâki' olan masârif ve mazârrımıza tazmîn olarak bizim devletimize ilhâk ve zamîme kılmışız. İşbu beyânnâmemiz ile etrâf-ı mezkûre ahâlisine merâmımız bu olduğu ifade olunup tarafımızdan ve ahlâfımızdan mezkûruna va'd olunur ki bizim reʿâyâ-yı kadîmemiz misillü haklarında mu'âmele olunacağı ve bizim himâyet-i celîlemizde olmalarıyla kendüleri ve emvâlleri ve maʿâbidleri (24-b) ve dînleri siyânet olunacağı ve rüsûm-ı dîniyye ve alenen icrâ-yı âyîn husûslarında ednâ sıklet olunmayarak mezhebe müte'allik serbestiyyet-i mutlakaları der-kâr olacağı ve yalnız cümle millet değil her biri bizim reʿâyâ-yı kadîmemizin nâil olduğu fevâidde müşterek olacağı emr-i mukarrerdir. Lâkin biz dahi işbu cedîd reʿâyâmızın şükrân-ı hâlinden me'mûl ederiz ki biz mezkûrunu hâlet-i iztırâb-ı ihtilâl ve şikākdan emniyyet-i kâmile ve râhat-ı tâmme ile îsâl edüp taht-ı ahkâm-ı himâyete dâhil olmalarıyla bu meymenetlû tagayyür cihetiyle haklarında zuhûra gelen ni'metlerimizi hiss ve kıymetini bilüp bizim taht-ı hükûmetimizde bunca zamândan berü imrâr-ı ömr ile bahtiyâr olan reʿâyâmızın itāʿat ve gayret ve sadâkatine iktifâ ederek bizim lûtf u kerem ve himâyetimize müstahak olalar. Tezyîl: Moskovlu'nun işbu beyân-nâmesi França kralına vardıkda Dev-let-i aliyye'ye olan safvet ve ihlâsı iktizâsınca madde-i istîlâ-yı Kırım'dan müteneffir olup mu'âmele-i mezkûreyi adem-i kabûl ve hilâf-ı uhûd u şurût olduğunu beyân ile madde-i Kırım Aynalı-kavak musâlâhasına tatbîkan kemâkân tavassutiyle nizâm-pezîr olması zımnında mahsûs takrîr yazup Rusyalu'ya mersûl eylediği haberleri vusûlünden başka Devlet-i aliyye dahi bi'l-mukābele beyân-nâme neşr etmek münâsib midir? değil midir? deyü erkân-ı saltanat-ı seniyye ile meşveret olunup neşr-i beyân-nâme der-akab muhârebeyi müstelzim olup henüz tedârükât-ı Devlet-i aliyye kemâle resîde olmaksızın neşr-i beyân-nâme ile husamâyı da'vet münâsib-i hâl u vakt olmamağla şimdilik te'hîri enseb ve mukaddemâ Nemçelü ile Rusyalu'ya verilen takrîr mûcibince mevâdd-ı selâse ber-vefk-i (25-a) şurût Devlet-i aliyye'nin makbûlü olduğunu beyân ve hufyeten tahsîl-i vakt u zamân ve tekmîl-i ede-\nvât-ı seferiyyeye sarf-ı tâb u tuvân ve aʿdâya ser-rişte verilmemek üzere ahd [ü] peymân olundu. Neşr-i beyân-nâme akabinde İngiltere tüccârından biri Rusyalu tüccârından birine bir kâğıd yazup mefhûmu taʿrîzât-ı garîbe ve terdîdât-ı acîbeyi şâmil ve Rusyalu'yu kendü akvâl-i bâtıla ve aʿzâr-ı âtılalariyle ilzâma kâfil olduğuna nazaran baʿzı düvel tarafından tertîb ve ibdâʿı ve mesfûrların bu rütbe fuzûlî ve hilâf-ı ahd hareketlerine rızâ-dâde olmayanların ihtirâʿı olduğu vâridât-ı hâtırdan olmağla beyân-nâmelerine tezyîl olundu.",
          "caption": "Tercüme-i Beyân-nâme-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_012.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i Beyân-nâme-i Moskov",
          "text": "Muahharen Devlet-i aliyye ile vâki' olan seferimizin netâyici ziyâde nişanlu ve ma'lûm olmağın zabt eylediğimiz Kırım cezîresini memâlik-i sâiremize ilhâk etmeğe bilâ-şek hakkımız der-kâr iken âsâyiş-i âmmenin istihsâli ve bizim ile Devlet-i aliyye beyninde hüsn-i muvâfakat ve muhabbetin\nteşdîdi içün sâir kabza-i tasarrufumuza giren nice yerler ile kuvvet-i silâhımız ile kendimize tâbiʿ kıldığımız tavâif-i (22-b) Tatarın serbestiyyetini akd eylemeğe biz rāgıb olup Tatar'ın bundan evvel olan tavr-ı hükümeti nice kerre bu mahzûrlara illet olmuşidi. Bu ümniyyelerin îkāʿı zımnında her ne kadar fedâ eylediğimiz şeyler cesîm ve mesāʿîmiz azîm olmuş ise de saʿyimiz az vakit içinde kemâl-i tahassürümüz ile tağyîrât-ı külliyyeye dûçâr oldu. Tavâif-i Tatarın tabîʿî adem-i sükûn ve sebâtları bize hafî olmayan menbaʿın tahrîkiyle tecessüm bularak beynlerinde fitne ve ihtilâli ilkā eden eyâdi-i ecânibin kurduğu dâmına sehlen bir derecede düşdüler ki bizim mesâʿî-i nîk-girdârımız tavâif-i mezkûreyi kendü müntehabları bir hâkimin hükümetinde serbestiyete inâle edüp refâh-ı hâlleriyçün terfîʿ eylediğimiz binânın zaʿfına ve belki bi'l-külliyye hedmine ikdâm eylediler. Bu hey'et-i cedîde ile hânları henüz istikrâr buldukda tavâif-i mezkûreyi lütfen tahlîs eylediğimiz hükümetin rakabesine müceddeden tâbiʿ kılmak niyyetinde olan bir sâhib-hurûcun zuhûru ile hân-ı mezkûrun her türlü hükümetden mahrûm ve vatanını terk etmeğe mecbûr olduğundan katʿ-ı nazar-ı tatarlardan niyyet-i hâlise ile olup bu cedîd hükümetin lezâizi kıymetini bilür ve kānûn üzere olan hânlarını tard eden sâhib-hurûcun rakabesine tâbiʿ olmak mecbûriyetinden te'essüf ve te'evvüh edenlerini biz zîr-i himâyetimize almak iktizâ etmese tatarların ekseri nâdân ve câhil olmağla bu sâhib-hurûca itāʿat ve baʿzıları mukāvemete kemâl-i âciz olduğunu bilerek bilâ-şübhe rakabeyi kabûl ile galebemizin semeresi ve hîn-i musâlahada eylediğimiz fedâların asl-ı tazmîni az kaldı zâyiʿ olunacak idi. Bu vechile mü'essiren mezkûrunu himâyet eyleyerek (23-a) Sâhib Giray'ın yerinde bir-iki hân intihâb ve işlerin keyfiyyetine kıyâsen birâderinin istihzârı içün iktizâ eden iktidâr ve esbâbı mezkûruna îsâl eylemişiz. İmdî bu maksadın husûliyçün tavâif-i askeriyye-miz hareket ve şiddet-i mevsim der-kâr iken Kırım'a duhûl etmeleri tenbîh olunup ol-tarafda bizim masârifimiz ile taʿayyüşe ve müddeʿâ-yi hayriyyenin devâmı ve fesâdiyle tegayyür bulan tatarların ıslâhı zımnında silâhımızın kuvvetini iʿmâle asâkirimiz mecbûr olup ol-esnâda Rusya ile Devlet-i aliyye beyninde fesh-i musâlaha husûsu kuvvet-i karîbeye geldiği âmmenin maʿlûmudur, lâkin biz işleri bir vechile idâre etmişiz ki Devlet-i aliyye müceddeden Kırım'ın serbestiyyetini ve kānûn üzere olan hânlarının istihkāk-ı intihâbını kabûl ve iʿtirâf eylemişdir. Bâlâda mezkûr mahzûrlar der-kâr iken bu cümle ile Devlet-i aliyye ile hüsn-i civâriyyetin maslahat-ı muhâfazasına iktizâ eden âsâyişin husûlü bizim me'mûl ve melhûz olduğu zamânına dek biz cezîre-i Kırım'ı lafz ve mazmûn-i şurût üzere serbest memleket bilüp ihtimâmımız ancak defʿ ü refʿ-i ihtilâle münhasır olmağla hareketimiz her\nne kadar masârif-i külliyyeyi müstelzim olmuş ise dahi musâlahaya olan meyl ü muhabbetimize medâr olmak ma'nâsı indimizde tazmîn-i kâfî bilindi. Yine evvelki menba'ın tahrîkâtiyle geçen sene Kırım'da müceddeden zuhûr eden fitne bu mülâhazada vâki' olan hatâmızdan âgâh olmamıza sebeb olmağla tekrar tedârükât-ı cesîmenin zarûrî hâceti zuhûr ve hem-hudûd mahallerin hıfz-ı âsâyişi içün asâkirin huzûr u kıyâmı lâbüd olmak cihetiyle cezîre-i Kırım ve Kuban'a askerin duhûlü iktizâ eyledi. Devlet-i aliyye'nin Kırım'da hükümeti iki devletin beyninde dâimî sebeb-i şikāk (23-b) olmuş ise tatarların serbestiyyeti maddesi evvelkinden ziyâde ve dahi ehemm-i mübâhesâta illet olduğu yevmen fe-yevmen âşikâra bir kederlü tecrübemiz olmuşdur. Zîrâ tevâif-i mezkûrenin me'lûf oldukları tûl ü dirâz rıkkıyyetleri kendülere inâle eylediğimiz serbestiyyet hasebiyle vâkiʿ olan hükümet-i cedîdenin lûtfiyâtını îkāndan ekserisini kāsırü'l-fehm kılmağla bu keyfiyyetler dâimâ tedârükde olmamızı îcâb ederek yalnız masârif-i külliyyeyi müstelzim olmayup bilâ-fâsıla asâkirimizi meşâkk-ı zarûriyyeye dûçâr eyledi. Tatarlardan niyyet-i hayriyyede olanları i'ânet birle âteş-i fitnenin itfâsı zımnında asâkirimiz eyledikleri zahmetler cihetiyle âsî ve bedhâhların hedef-i darbı olup bu cümle ile nizâm ve râhatın i'âdesi ve bu vechile devletimizin masâlih-i asliyesine zarar terettüb eylememek ümîdlerin tahayyülü nevʿan-mâ derkâr olduğu zamanına dek bizden hükümet şâibesi ve sâyesi dahi zuhûrundan ictinâben bunların te'dîbini dahi terk eylemişiz. Ve lâkin muhabbet nev'-i insân muktezâsınca bizden vâki' olan cümle harekât kemâl-i tahassürümüz ile masârif ve hasârdan mâʿadâ bir maslahatı müntic olmayup işbu mazârr reʿâyâmıza isâbet etmeğin kalbimize ziyâde te'sîr edüp efrâd-ı beşer cihetiyle vâki' olan hasârın kıymeti takdîr olunamadığından hesâba gelmez, kaldı ki mebâliğin masârifi kemâl-i insâf ile hesâb olunarak on iki milyon ruble ki otuz altı bin kîse akçeden ziyâdeye bâliğ olup bu keyfiyyâta teʿâkuben gerek maksadında ve gerek netâyicinde ziyâde ehemm bir madde zuhûr eyledi. Devlet-i aliyye tarafından Taman cezîresine bir bölük asker ile bir zâbit irsâl olunup Tatar eyâletlerinin hükümetini Devlet-i aliyye kendü (24-a) tarafına tahsîse mübâşereti ve Şâhin Giray Hân zâbit-i mezkûre yalnız isti'lâm-ı esbâb-ı mecî'eti me'mûriyetiyle bir zâbitini irsâl eyledikde alâ-melei'n-nâs katl eylediği bize ihbâr olunduğundan başka zâbit-i mezkûr ahâli-i Taman'ı Devlet-i aliyye reʿâyâsı gibi nazar eylediğini alenen beyân etmekle irsâli ne maʿnâya mebnî idüğü zâhiren ve bâhiren müstedelldir. Bu kararlı ve gayr-i me'mûl vâkiʿ olan hareket hîn-i musâlâhada eylediğimiz fedâlardan menfa'at olmadığını bize isbât eylediğinden mâʿadâ bu sûretde tatarların serbestiyyetini muhkem istikrâr içün bu bâbda akd eylediğimiz şurût dahi hebâ\nolmağla galebemiz ile bi'l-istihkāk bize âid olan hukūka müceddeden neyl ü icrâya biz murahhas olup husûsâ ki devleteyn beyninde metîn ve müstahkem vechile musâlâhanın istikrârına fî-mâ-ba'd kalan vesîle ancak budur. İmdî ahvâl-i Kırım îcâb eylediği mübahasât-ı dâimeyi ref' ile Devlet-i aliyye ile mün'akid musâlâhanın vikāyet ve tesdîdine hâlisâne şevk ve garâmımız der-kâr olmağla gerek bize âid olan vâzifemize nazaran ve gerek devletimizin emniyyeti zımnında min-ba'd Kırım'ın ihtilâlini bir def'a dahi kat' ü faysal vermeğe karâr-ı meczûmânemiz iktizâ edüp cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve bi'l-cümle Kuban'ı eyâlât-ı mezkûrenin hıfz-ı nizâmı ve musâlâhanın devâmiyçün mecbûren vâki' olan masârif ve mazârrımıza tazmîn olarak bizim devletimize ilhâk ve zamîme kılmışız. İşbu beyânnâmemiz ile etrâf-ı mezkûre ahâlisine merâmımız bu olduğu ifade olunup tarafımızdan ve ahlâfımızdan mezkûruna va'd olunur ki bizim reʿâyâ-yı kadîmemiz misillü haklarında mu'âmele olunacağı ve bizim himâyet-i celîlemizde olmalarıyla kendüleri ve emvâlleri ve maʿâbidleri (24-b) ve dînleri siyânet olunacağı ve rüsûm-ı dîniyye ve alenen icrâ-yı âyîn husûslarında ednâ sıklet olunmayarak mezhebe müte'allik serbestiyyet-i mutlakaları der-kâr olacağı ve yalnız cümle millet değil her biri bizim reʿâyâ-yı kadîmemizin nâil olduğu fevâidde müşterek olacağı emr-i mukarrerdir. Lâkin biz dahi işbu cedîd reʿâyâmızın şükrân-ı hâlinden me'mûl ederiz ki biz mezkûrunu hâlet-i iztırâb-ı ihtilâl ve şikākdan emniyyet-i kâmile ve râhat-ı tâmme ile îsâl edüp taht-ı ahkâm-ı himâyete dâhil olmalarıyla bu meymenetlû tagayyür cihetiyle haklarında zuhûra gelen ni'metlerimizi hiss ve kıymetini bilüp bizim taht-ı hükûmetimizde bunca zamândan berü imrâr-ı ömr ile bahtiyâr olan reʿâyâmızın itāʿat ve gayret ve sadâkatine iktifâ ederek bizim lûtf u kerem ve himâyetimize müstahak olalar. Tezyîl: Moskovlu'nun işbu beyân-nâmesi França kralına vardıkda Dev-let-i aliyye'ye olan safvet ve ihlâsı iktizâsınca madde-i istîlâ-yı Kırım'dan müteneffir olup mu'âmele-i mezkûreyi adem-i kabûl ve hilâf-ı uhûd u şurût olduğunu beyân ile madde-i Kırım Aynalı-kavak musâlâhasına tatbîkan kemâkân tavassutiyle nizâm-pezîr olması zımnında mahsûs takrîr yazup Rusyalu'ya mersûl eylediği haberleri vusûlünden başka Devlet-i aliyye dahi bi'l-mukābele beyân-nâme neşr etmek münâsib midir? değil midir? deyü erkân-ı saltanat-ı seniyye ile meşveret olunup neşr-i beyân-nâme der-akab muhârebeyi müstelzim olup henüz tedârükât-ı Devlet-i aliyye kemâle resîde olmaksızın neşr-i beyân-nâme ile husamâyı da'vet münâsib-i hâl u vakt olmamağla şimdilik te'hîri enseb ve mukaddemâ Nemçelü ile Rusyalu'ya verilen takrîr mûcibince mevâdd-ı selâse ber-vefk-i (25-a) şurût Devlet-i aliyye'nin makbûlü olduğunu beyân ve hufyeten tahsîl-i vakt u zamân ve tekmîl-i ede-\nvât-ı seferiyyeye sarf-ı tâb u tuvân ve aʿdâya ser-rişte verilmemek üzere ahd [ü] peymân olundu. Neşr-i beyân-nâme akabinde İngiltere tüccârından biri Rusyalu tüccârından birine bir kâğıd yazup mefhûmu taʿrîzât-ı garîbe ve terdîdât-ı acîbeyi şâmil ve Rusyalu'yu kendü akvâl-i bâtıla ve aʿzâr-ı âtılalariyle ilzâma kâfil olduğuna nazaran baʿzı düvel tarafından tertîb ve ibdâʿı ve mesfûrların bu rütbe fuzûlî ve hilâf-ı ahd hareketlerine rızâ-dâde olmayanların ihtirâʿı olduğu vâridât-ı hâtırdan olmağla beyân-nâmelerine tezyîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beyân-nâme-i mezkûre cümlemize îrâs-ı ihtilâl edüp şimdiye dek tarafınıza vâsıl olduğu melhûzum olmağla ve bâ-husûs İngiltere Devleti'nin iʿâneti olmadıkça Rusyalu bahren icrâsını tahayyül eylediği hutûb-ı cesîmeden birisinin husûlü mümkin olmadığını ve İngiltere Devleti'nin infiʿâli ne derecede Rusyalu'ya hatar-nâk olduğunu imparatoriçe raʿnâ bildiğinden beyân-nâme-i meşrûhanın devletimize irsâline müsâraʿatı vâkiʿ olmağın sizin dahi manzûrunuz olmak iʿtikādı ile sûreti bu defʿa tarafınıza irsâl olunmadı. Sâlifü'l-beyân beyân-nâmenin mukaddeme ve matâvîsini âdem kırâat eyledikçe tahayyür ve istibʿâd-i istîʿâb eder. Milâd-ı Îsâ'nın bin üç yüz târîhine dek Bahr-i siyâh'ın cümle limanları Ceneviz Cumhûru'nun taht-ı hükümetinde olup vaktâki Timur Hân Kıpçak Devleti'ni istîsâl eyledikde elli sene sonra Moğol Tatarlarının baʿzı tavâifi gāzî-i mezkûrun silsilesinden bir hâkim ittihâzına tâlib olup [Hacı Giray] nâm hân intihâb (25-b) ve mezkûr Kırım'ın evvel hânı olmuşidi. Baʿdehû üç yüz seneye karîb Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ olup eczâ-yı memâlik-i Osmâniyeden maʿdûd idi. Tavâif-i Tatar Kaynarca musâlâhası ile serbestiyyet-i mutlaka nâil olmayup belki vücûdundan münkatıʿ bir cüz'-i munfasıl hiçden alâkası olmaz şey'in şekline dâhil olup Milâd-ı Îsâ'nın bin yedi yüz otuzbeş senesinde Rusyalu Kırım'ı ancak bilmeğe başlayup yetmişdörtde Kerş ve Yeni-kalʿa'nın zabtı ile cezîre-i Kırım'a bir ayak koyup seksenüç senesinde tavâif-i Tatar'ı hân intihâbından mahrûm edüp Kırım'ı devletlerine ilhâk eylediler. Bâri imparatoriçe bu misillü mütegallibâne harekâtına medâr-ı özr olur oldukca bir zerîʿaya sâlik olmayup serbestiyyet-i zâhire-i gayr-i vâkıʿanın müddet-i kalîlesi zarfında âhir-i kâr Kırım'ı zabt içün sarf eylediği akçeyi binâ eyledi. Tavâif-i Tatar Rusya hudûduna hücûm eyler mi ki, Rusya askeri harekete mecbûr olup bu kadar akçeden çıkdılar. Zihî şurût-ı musâlâhayı mübârek ve merʿî bilirler. Devlet-i aliyye'nin Kırım'da hükümeti iki devlet beyninde mâye-i şikāk oldıyse ser-\nbestiyyet dahi iki devlet meyânında dâimî mübâhasât-ı kesîreyi bâdî olduğu mücerrebimiz oldu deyü beyân-nâmede mastûrdur. Bu sûretde ecnebî memleketin umûr-ı derûnîsine müdâhale eder ve vâkiʻ olan ihtilâli kıymetli bilür. Rusya Devleti fırsat (26-a) buldukça bir memleketi zabt eyledikden sonra sadmesinden kangı devlet ve kangı memleket emîn olabilür. Hukūk-ı devlete mürâʻât etmeksizin ve mücerred musâlâhaya meyl olunmayarak ve bir-iki devletler ile ittifâk ederek bundan akdem sefk-i dimâdan mücerred ictinâba mebnî Kırım'da olan hakk-ı sarîhinden keff-i yed eden devletin aleyhinde olmak hukūk-ı milele mutâbık mıdır? Bu defʻa Amerika ahâlisî serbest olup evâil-i hükûmetde âdî olan ihtilâli Françe Devleti bahâne edüp zabt kaydına düşerse İngiltere ve İspanya'ya el verir mi? İmdî ey Rusyalu şiʻâr-ı riyâyı terk et ve Bahr-i siyâh'da ve Akdeniz'de hükûmet eylemek hırsı ile bu hareketi icrâ eylediğinizi ikrâr et ve sizin efʻâliniz âmmenin insilâb-ı emniyyetine bâdî idüğünü mülâhaza edüp avâkıb-ı muhtemeleden hirâs et. Fransa kralı Amerika ahâlisine hasbî serbestiyyeti inâle edüp tavr-ı pesendîdesine iktidâ lâzım değil mi? Hırs-ı dînâr ve akçe daʻvâsı meslek-i küremâ değildir. «Siz Taman'da bir bayağı zâbit tarafından vâkiʻ olan hareketden şikâyet edersiniz. Şâhin Giray bu maddenin daʻvâsını edüp taraf-ı Devlet-i aliyye'den tazmîn iddiʻâ edüp redd olundu mu, ol-zaman hân-ı mezkûre tarafınızdan tesahhub lâzım gelüp Kırım'ın zabtı lâzım gelmez idi. Büyük Petro vaktinde zuhûr (26-b) eden İsveç kralı Leh'i zabt eyledikde İstanisla nâm krala hibe eyledi, ve merâmı üzere Moskov memleketinin zabtına fırsat-yâb olaydı bilâ-şekk manzûrlarından birine iʻtâ eder idi. Vâkıʻâ beyân-nâmeniz de bir mağlata-i kebîrdir, herkes edebildiğini icrâ etsün, demek ister, işleriniz âmme-i mülûke mûris-i efkâr olmadan ihtirâz iktizâ etmez mi? Eflâk ve Boğdan'ın hâlâtını karîben zerîʻa edüp Tuna'yı hudûd katʻ edersiz. Baʻdehu Mora ve Bahr-i sefîd'in sâde-dil olan ehl-i raʻiyyetini tahrîk ve ihtilâli fırsat bilüp yevmen fe-yevmen istîlâdan hâlî olmamanızı iktizâ eder, ve bu vechile evbâş ve cühelâ ecdâd-ı gayr-i mükellefiniz misillü hemen Cermanya ve İtalya ve França ve İspanya ve andan İngiltere'ye hücumunuz fırsat-ı vakte mevkūfdur. Sizin niyyetiniz budur. Kaldı ki harekât-ı cebbârânenize sedd-i mümânaʻat bulunur ve kuvvetiniz hırsınıza mukābil ve mutâbık olsa cümle Avrupa'da îkādına âmâde olduğunuz harîk-i şâmilin defʻ-i şerâresine tedbîr olunacağına iştibâh yokdur. Rusya'lunun bu hareket-i şenîʻası dînde müttehid olduğu tavâifin bile menfûru olduğundan gayri Nemçelü ile beynlerinde câri olan emr-i muvâzene Kırım'a istîlâ sebebiyle ber-taraf ve muzmahill ve belki münâkaşa ve müşâcereye sebeb-i müstakil olacağı vâridât-ı hâtırdandır. (27-a)",
          "caption": "Tercüme-i Kâğıd-ı mezkûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_013.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i Kâğıd-ı mezkûr",
          "text": "Beyân-nâme-i mezkûre cümlemize îrâs-ı ihtilâl edüp şimdiye dek tarafınıza vâsıl olduğu melhûzum olmağla ve bâ-husûs İngiltere Devleti'nin iʿâneti olmadıkça Rusyalu bahren icrâsını tahayyül eylediği hutûb-ı cesîmeden birisinin husûlü mümkin olmadığını ve İngiltere Devleti'nin infiʿâli ne derecede Rusyalu'ya hatar-nâk olduğunu imparatoriçe raʿnâ bildiğinden beyân-nâme-i meşrûhanın devletimize irsâline müsâraʿatı vâkiʿ olmağın sizin dahi manzûrunuz olmak iʿtikādı ile sûreti bu defʿa tarafınıza irsâl olunmadı. Sâlifü'l-beyân beyân-nâmenin mukaddeme ve matâvîsini âdem kırâat eyledikçe tahayyür ve istibʿâd-i istîʿâb eder. Milâd-ı Îsâ'nın bin üç yüz târîhine dek Bahr-i siyâh'ın cümle limanları Ceneviz Cumhûru'nun taht-ı hükümetinde olup vaktâki Timur Hân Kıpçak Devleti'ni istîsâl eyledikde elli sene sonra Moğol Tatarlarının baʿzı tavâifi gāzî-i mezkûrun silsilesinden bir hâkim ittihâzına tâlib olup [Hacı Giray] nâm hân intihâb (25-b) ve mezkûr Kırım'ın evvel hânı olmuşidi. Baʿdehû üç yüz seneye karîb Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ olup eczâ-yı memâlik-i Osmâniyeden maʿdûd idi. Tavâif-i Tatar Kaynarca musâlâhası ile serbestiyyet-i mutlaka nâil olmayup belki vücûdundan münkatıʿ bir cüz'-i munfasıl hiçden alâkası olmaz şey'in şekline dâhil olup Milâd-ı Îsâ'nın bin yedi yüz otuzbeş senesinde Rusyalu Kırım'ı ancak bilmeğe başlayup yetmişdörtde Kerş ve Yeni-kalʿa'nın zabtı ile cezîre-i Kırım'a bir ayak koyup seksenüç senesinde tavâif-i Tatar'ı hân intihâbından mahrûm edüp Kırım'ı devletlerine ilhâk eylediler. Bâri imparatoriçe bu misillü mütegallibâne harekâtına medâr-ı özr olur oldukca bir zerîʿaya sâlik olmayup serbestiyyet-i zâhire-i gayr-i vâkıʿanın müddet-i kalîlesi zarfında âhir-i kâr Kırım'ı zabt içün sarf eylediği akçeyi binâ eyledi. Tavâif-i Tatar Rusya hudûduna hücûm eyler mi ki, Rusya askeri harekete mecbûr olup bu kadar akçeden çıkdılar. Zihî şurût-ı musâlâhayı mübârek ve merʿî bilirler. Devlet-i aliyye'nin Kırım'da hükümeti iki devlet beyninde mâye-i şikāk oldıyse ser-\nbestiyyet dahi iki devlet meyânında dâimî mübâhasât-ı kesîreyi bâdî olduğu mücerrebimiz oldu deyü beyân-nâmede mastûrdur. Bu sûretde ecnebî memleketin umûr-ı derûnîsine müdâhale eder ve vâkiʻ olan ihtilâli kıymetli bilür. Rusya Devleti fırsat (26-a) buldukça bir memleketi zabt eyledikden sonra sadmesinden kangı devlet ve kangı memleket emîn olabilür. Hukūk-ı devlete mürâʻât etmeksizin ve mücerred musâlâhaya meyl olunmayarak ve bir-iki devletler ile ittifâk ederek bundan akdem sefk-i dimâdan mücerred ictinâba mebnî Kırım'da olan hakk-ı sarîhinden keff-i yed eden devletin aleyhinde olmak hukūk-ı milele mutâbık mıdır? Bu defʻa Amerika ahâlisî serbest olup evâil-i hükûmetde âdî olan ihtilâli Françe Devleti bahâne edüp zabt kaydına düşerse İngiltere ve İspanya'ya el verir mi? İmdî ey Rusyalu şiʻâr-ı riyâyı terk et ve Bahr-i siyâh'da ve Akdeniz'de hükûmet eylemek hırsı ile bu hareketi icrâ eylediğinizi ikrâr et ve sizin efʻâliniz âmmenin insilâb-ı emniyyetine bâdî idüğünü mülâhaza edüp avâkıb-ı muhtemeleden hirâs et. Fransa kralı Amerika ahâlisine hasbî serbestiyyeti inâle edüp tavr-ı pesendîdesine iktidâ lâzım değil mi? Hırs-ı dînâr ve akçe daʻvâsı meslek-i küremâ değildir. «Siz Taman'da bir bayağı zâbit tarafından vâkiʻ olan hareketden şikâyet edersiniz. Şâhin Giray bu maddenin daʻvâsını edüp taraf-ı Devlet-i aliyye'den tazmîn iddiʻâ edüp redd olundu mu, ol-zaman hân-ı mezkûre tarafınızdan tesahhub lâzım gelüp Kırım'ın zabtı lâzım gelmez idi. Büyük Petro vaktinde zuhûr (26-b) eden İsveç kralı Leh'i zabt eyledikde İstanisla nâm krala hibe eyledi, ve merâmı üzere Moskov memleketinin zabtına fırsat-yâb olaydı bilâ-şekk manzûrlarından birine iʻtâ eder idi. Vâkıʻâ beyân-nâmeniz de bir mağlata-i kebîrdir, herkes edebildiğini icrâ etsün, demek ister, işleriniz âmme-i mülûke mûris-i efkâr olmadan ihtirâz iktizâ etmez mi? Eflâk ve Boğdan'ın hâlâtını karîben zerîʻa edüp Tuna'yı hudûd katʻ edersiz. Baʻdehu Mora ve Bahr-i sefîd'in sâde-dil olan ehl-i raʻiyyetini tahrîk ve ihtilâli fırsat bilüp yevmen fe-yevmen istîlâdan hâlî olmamanızı iktizâ eder, ve bu vechile evbâş ve cühelâ ecdâd-ı gayr-i mükellefiniz misillü hemen Cermanya ve İtalya ve França ve İspanya ve andan İngiltere'ye hücumunuz fırsat-ı vakte mevkūfdur. Sizin niyyetiniz budur. Kaldı ki harekât-ı cebbârânenize sedd-i mümânaʻat bulunur ve kuvvetiniz hırsınıza mukābil ve mutâbık olsa cümle Avrupa'da îkādına âmâde olduğunuz harîk-i şâmilin defʻ-i şerâresine tedbîr olunacağına iştibâh yokdur. Rusya'lunun bu hareket-i şenîʻası dînde müttehid olduğu tavâifin bile menfûru olduğundan gayri Nemçelü ile beynlerinde câri olan emr-i muvâzene Kırım'a istîlâ sebebiyle ber-taraf ve muzmahill ve belki münâkaşa ve müşâcereye sebeb-i müstakil olacağı vâridât-ı hâtırdandır. (27-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngiltere elçisi Devlet-i aliyye'ye «devletim tarafından ba'zı husûs ifâdesiyçün me'mûriyetim vardır» diyerek Bâb-ı âlî'ye bir kıt'a takrîr takdîm ve re'îs efendi ile mülâkāt tasmîm eylediği bâ-takrîr rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u tefhîm olundukda izn-i hümâyûn erzânî buyurulup işbu doksanyedi senesi mâh-ı Zilka'de'nin yirmialtıncı perşenbe günü efendi-i mûmâ-ileyhin Ayazma'da vâki' olan sâhil-hânesinde İngiltere elçisi ile mülâkāt olundukda elçi-i mersûm Rusyalu ile Nemçelü'nün ittihâdından bahs ve tâ'ifeteyn-i mesfûreteyn ile muhârebe vakt ü hâle nazaran münâsib olmadığını inhâ ve İngiltere Devleti Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karârın sadâkatkâr dostu olmağla bi't-tavassut ıslâh-ı cânibeyn irâdesinde olduğun inbâ ve tarafeynden serhadlere mütekārib olan mahallerde i'dâd-ı udde ve atâd ve cem'-i asâkir ve ecnâd lâ-büdd mûcib-i nizâ' ve fesâd olacağın îmâ eyledikde, re'îs efendi tarafından mukābele olunup «Devlet-i aliyye'nin bu tedârükâtı fesh-i sulh kasdına mebnî olmayup hem-civârlarının tedârüklerini müşâhede etmekle ihtiyâten hifz-ı sugür ve serhâddâta bezl-i makdûr etmişdir» diyerek vech-i tavassut ve derece-i ruhsatları istihbâr olundukda Kırım hıttasından Devlet-i aliyye ferâgat ve sâ'ir mevâdd Aynalı-kavak tenkīh-nâmesine tatbîk ile tanzîm ve rü'yet olunmak üzere tavassut eylediklerini ifâde eyledikde sûret-i tavassutları evliyâ-yı na'mâ hazerâtına arz u takdîm ve ne vechile irâde-i sâmiyeleri ta'alluk eder ise meclis-i diğerde kendüye tefhîm olunacağı ve Devlet-i aliyye'nin dost-ı kadîmi ve bu makūle mevâdd-ı (27-b) lâzımede sadâkati samîmî olan França Devleti'nin dahi tavassut emrinde iştirâkleri lâzım idüğü ihbâr olundukda Françalu'nun tavassutda iştirâklerini «devletim kabûl edeceği meczûm, ancak Rusyalu'nun râzı olacakları nâ-ma'lûm olup Devlet-i aliyye'nin bu bâbda verecekleri cevâb ile iştirâk-i tavassut maddesi devletim tarafına tahrîr olunur» deyü hatm-ı kelâm ve meclis bu vechile itmâm olundu. İngilterelü'nün sûret-i tavassutu münfehim oldukda beher hâl elçiye bir cevâb verilmek iktizâ etmekle Devlet-i aliyye ahdinde pây-dâr ve Kaynarca ve Aynalı-kavak musâlâhaları şurûtunun vikāyesiyle emr-i tavassutları makbûl-i devlet-i ebed-karâr olduğu cevâbı elçiye iş'âr ve işbu mükâleme-i âtiyede vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretlerinin refâkati dahi hâtır-güzâr olduğuna binâen işbu şehr-i Zilhicce'nin üçüncü perşenbe günü müşârün-ileyh hazretleriyle re'îsülküttâb efendi Aynalı-kavak sâhil-sarayında ictimâ' ve âfâkī ba'zı sohbet akabinde taraf-ı devlet-i ebed-şevketden karârgîr-i istihsân olan cevâb elçi-i mersûma ismâ' olunup elçi-i mersûm «Rus-\nyalu Kırım'ı zabt etmiş bulunmalariyle tekrâr reddi ve sûret-i ûlâya tahvîli mümkin olmayup gāyeten mâ-fî'l-bâb Devlet-i aliyye'nin irâdesi devletim tarafına tahrîr olunup, sa'y ü gayretde kusûr olunmayacağı bî-irtiyâb ve França Devleti'nin emr-i tavassutları matlûb-ı devlet-i ebed-müddet olup tervîci husûsunda dahi zerreten-mâ tuvânî ve fütûr irtikâb olunmaz» deyu cevâb etmekle işbu meclis dahi bu vechile hitâm bulup İngiltere tarafından vürûd-ı habere intizâren madde-i Kırım şimdilik bu hâl üzere mevkūf kalmışdır.",
          "caption": "Me'mûriyet-i elçi-i İngiltere ez-devlet-i hod be mükâleme-i madde-i Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_014.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyet-i elçi-i İngiltere ez-devlet-i hod be mükâleme-i madde-i Kırım",
          "text": "İngiltere elçisi Devlet-i aliyye'ye «devletim tarafından ba'zı husûs ifâdesiyçün me'mûriyetim vardır» diyerek Bâb-ı âlî'ye bir kıt'a takrîr takdîm ve re'îs efendi ile mülâkāt tasmîm eylediği bâ-takrîr rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u tefhîm olundukda izn-i hümâyûn erzânî buyurulup işbu doksanyedi senesi mâh-ı Zilka'de'nin yirmialtıncı perşenbe günü efendi-i mûmâ-ileyhin Ayazma'da vâki' olan sâhil-hânesinde İngiltere elçisi ile mülâkāt olundukda elçi-i mersûm Rusyalu ile Nemçelü'nün ittihâdından bahs ve tâ'ifeteyn-i mesfûreteyn ile muhârebe vakt ü hâle nazaran münâsib olmadığını inhâ ve İngiltere Devleti Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karârın sadâkatkâr dostu olmağla bi't-tavassut ıslâh-ı cânibeyn irâdesinde olduğun inbâ ve tarafeynden serhadlere mütekārib olan mahallerde i'dâd-ı udde ve atâd ve cem'-i asâkir ve ecnâd lâ-büdd mûcib-i nizâ' ve fesâd olacağın îmâ eyledikde, re'îs efendi tarafından mukābele olunup «Devlet-i aliyye'nin bu tedârükâtı fesh-i sulh kasdına mebnî olmayup hem-civârlarının tedârüklerini müşâhede etmekle ihtiyâten hifz-ı sugür ve serhâddâta bezl-i makdûr etmişdir» diyerek vech-i tavassut ve derece-i ruhsatları istihbâr olundukda Kırım hıttasından Devlet-i aliyye ferâgat ve sâ'ir mevâdd Aynalı-kavak tenkīh-nâmesine tatbîk ile tanzîm ve rü'yet olunmak üzere tavassut eylediklerini ifâde eyledikde sûret-i tavassutları evliyâ-yı na'mâ hazerâtına arz u takdîm ve ne vechile irâde-i sâmiyeleri ta'alluk eder ise meclis-i diğerde kendüye tefhîm olunacağı ve Devlet-i aliyye'nin dost-ı kadîmi ve bu makūle mevâdd-ı (27-b) lâzımede sadâkati samîmî olan França Devleti'nin dahi tavassut emrinde iştirâkleri lâzım idüğü ihbâr olundukda Françalu'nun tavassutda iştirâklerini «devletim kabûl edeceği meczûm, ancak Rusyalu'nun râzı olacakları nâ-ma'lûm olup Devlet-i aliyye'nin bu bâbda verecekleri cevâb ile iştirâk-i tavassut maddesi devletim tarafına tahrîr olunur» deyü hatm-ı kelâm ve meclis bu vechile itmâm olundu. İngilterelü'nün sûret-i tavassutu münfehim oldukda beher hâl elçiye bir cevâb verilmek iktizâ etmekle Devlet-i aliyye ahdinde pây-dâr ve Kaynarca ve Aynalı-kavak musâlâhaları şurûtunun vikāyesiyle emr-i tavassutları makbûl-i devlet-i ebed-karâr olduğu cevâbı elçiye iş'âr ve işbu mükâleme-i âtiyede vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretlerinin refâkati dahi hâtır-güzâr olduğuna binâen işbu şehr-i Zilhicce'nin üçüncü perşenbe günü müşârün-ileyh hazretleriyle re'îsülküttâb efendi Aynalı-kavak sâhil-sarayında ictimâ' ve âfâkī ba'zı sohbet akabinde taraf-ı devlet-i ebed-şevketden karârgîr-i istihsân olan cevâb elçi-i mersûma ismâ' olunup elçi-i mersûm «Rus-\nyalu Kırım'ı zabt etmiş bulunmalariyle tekrâr reddi ve sûret-i ûlâya tahvîli mümkin olmayup gāyeten mâ-fî'l-bâb Devlet-i aliyye'nin irâdesi devletim tarafına tahrîr olunup, sa'y ü gayretde kusûr olunmayacağı bî-irtiyâb ve França Devleti'nin emr-i tavassutları matlûb-ı devlet-i ebed-müddet olup tervîci husûsunda dahi zerreten-mâ tuvânî ve fütûr irtikâb olunmaz» deyu cevâb etmekle işbu meclis dahi bu vechile hitâm bulup İngiltere tarafından vürûd-ı habere intizâren madde-i Kırım şimdilik bu hâl üzere mevkūf kalmışdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ber-minvâl-i muharrer müşârün-ileyh hazretlerinin hânelerinde akd-i meclis-i meşveret olunup sadrıazam hazretleri ve vezîr-i mükerrem kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm ve İstanbul kadısına gelince ulemâ-i aʿlâm ve ricâl-i Devlet-i aliyye ve erkân-ı saltanat-ı seniyye ve cümle ocak ağaları hazır oldukları hâlde Moskovlu ve Nemçelü'nün sû-i kasdlarına dâir baʿzı es'ileden ibâret kaleme alınan kâğıd der-miyân olunup es'ilenin biri «a'dânın kış içinde hudûda hücumları etrâfdan tevârüd eden ahbâra nazaran muhtemel olmağla sefer içün müretteb olan asâkir hududlara gönderilsin mi? Yahud şitâ tedârüküyle iktifâ olunsun mu?» denildikde sâbıkā İstanbul kadısı Sadık Efendi «şitâ içün tertîb ancak bu kadar olabilür, lâkin askerin zâbıta ve sebâtları dahi vâcibdir, zîrâ taʿyîn olunun askerin baʿzısı bu tarafda bî-edebliğe mübâşeret etmekle bunların te'dîbleri mühim ve zâbitlerinin takayyüdü lâzımdır» dedikde sadrıazam hazretleri cevâba ibtidâr buyurup «tertîb-i asker ve terfîh-i ahvâl-i leşker ve takviye-i serhaddât ve cem'-i zehâir ve tedârük-i mühimmat bizim vazîfe-i zimmet-i istikāmetimiz olduğuna binâen tavk-ı beşer mütehammil olduğu derecelerde sa'y ü himmet olunup bundan sonra dahi bi-meşiyyeti'l-Bâri azze ve celle gayret ve hamiyyet sarfında irtikâb-ı fütûr ve kesel olunmayacağı zâhirdir. Ancak ocaklunun te'dîb ve izhâr-ı siyâsetle terhîbleri havsala-i uhdemizden hâric olup bi-hasbe'l-kānûn ocakları ağalarına müfevvaz olmağla ruhsat-ı tâmme bizden icrâda ikdâm onlardan iktizâ eylediği ve bu maddeye dâir yeniçeri ağasına (28-b) tenbîh ve te'kîdden hâlî olduğumuz yokdur» kelâmiyle yeniçeri ağasına imâle-i nazar ve «şimdiye dek sana ruhsat i'tāsında kusûr olundu mu?» buyurduklarında ağa-yı mûmâ-ileyh cevâba ibtidâr ve adem-i kusûru iş'âr ve tarafından dahi bu bâbda taksîrât olunmayacağını ve bi-avnihi teʿâlâ bu husûs dahi bir râbıta tahtına idhâl olunacağını ihbâr eyledikde, tekrâr suâl-i mezkûr îrâd\nve «bu tertîbât kâfimidir»? deyu istifsâr olundukda reisülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi kelâma ağâz edüp «Devlet-i aliyye'nin tertîbât-ı askeriyyesi sayfî ve şitâî olup tertîbât-ı sayfiyyeye vakit gayr-i müsaid olduğuna binâen tertîb-i şitâ ile iktifâ evlâdır» dedikde sadrıazam-ı pür-intibâh ocaklar ağalarına havâle-i nigâh ve salifü'z-zikr tertîbatdan Boğdan ve Tumbasar muhâfızları maʿiyyetlerine tertîb olunan yeniçeri neferâtı mahallerine vâsıl oldular mı? ve serhaddât-ı mansûrede olan asâkirin mikdâr ve kemmiyyeti ne mertebelere müntehîdir, ve sipâh ve silâhdâr ocaklarından taleb olunan üç bin nefer serdengeçti tahrîri hitâm buldu mu?» buyurduklarında, bir mâha dek yeniçeri neferâtı me'mûr oldukları mahallere vusûl bulacakları me'mûl ve Bender'de on bin ve Hotin'de beş-altı bin kadar asker-i zafer-rehber olduğunu yeniçeri ağası ifâde ve sipâh ve silâhdardan şimdilik bin nefer yazılup el-yevm hâzır ve âmâde ve bâkisi dahi birkaç gün zarfında tekmîl ve mahallerine tesbîl olunacakların ağaları takrîr ve baʿdehu Belgrad'da olan asâkirin çi-gûnegî-i hâl ve mikdârı zebân-güzâr oldukda muhâfızı İzzet (29a) Mehmed Paşa'nın vürûd eden tahrîrâtlarına nazaran Rumeli eyâleti ve yerli yamakānı otuz bin nefere karîb olduğu mezkûr olup sadrıazam hazretleri bu mikdârı mübâlağaya haml ve mecmûʿ ecnâd-ı Belgrad onbeş bin nefere ancak bâliğ olacağı musahhah olan mevaddan idüğünü îrâd ve Özi kalʿasının sâbıkda mevcûd olanları ve sonradan tesyîr olunan neferâtı dokuz bine karîb ve Faş ve Sohum ve Batum kalʿalarına ve ol-havâliye baʿzı mahallerden tedârük olunan neferâtdan gayri Soğucak kalʿasına dahi mukaddem ve mu'ahhar bin ikiyüz nefer tertîb ve tesrîb olunmuşidi. Kalʿa-i Soğucak Abaza ve Çerâkisenin sedd-i sedîdi belki ol-havâlinin kilidi olup beher hâl takviye ve istihkâmı lâbüd olduğundan Donanma-yı hümâyun neferâtından dahi bir mikdâr asker ifrâz ve irsâl olunmak mukaddemâ cümle tarafından ve bâ-husûs kapudan paşa hazretleri tarafından teşvîk ve tergîb ve Donanma-yı hümâyunun içeriye duhûlüne taʿlîk ve tevkīfi tasvîb olunup el-yevm Donanma-yı hümâyûn içeriye dâhil ve askeri maslahat-ı külliyye ve cüz'iyyeden âtıl olmağla «fî-mâ-baʿd bir mikdâr askerin tefrîk ve tesbîli vakti geldi mi?» deyu su'âl buyurduklarında kapudan paşa hazretleri kelâma ağâz ve «Donanma-yı hümâyûn askerinden bu esnâda asker ifrâz bir vechile münâsib olmadığını beyân eyledi. (29b) Baʿdehu asker mâddesi mükerreren mezkûr ve bunların taht-ı zâbıtaya idhâlleri elzem-i umûrdur denildikde sadrıazam hazretleri bâlâda beyân olunduğu gibi «asker-i zafer-rehbere zehâir ve mühimmâtın bilâ-kusûr ihzâr ve tehyi'esi vazîfemiz olduğu gibi emr-i sebât ve râbıta-i leşker-i nusret-simât zâbitlerinin vazîfesi olup bi-hamdihi sübhânehü ve teʿâlâ vazîfemiz olan mevaddın zerreten-mâsı revâ-\ndaşte-i tenâsî olmadığı zâhirdir. Askerin devâm ve istikrârları zımnında zâbitleri her ne gûne re'y ve tedbîr ederler ise tarafımızdan ruhsat iʿtâ olunmakda tecvîz-i kusûr olunmaz» buyurmalariyle, ağayân-ı ocak bu dahi «bir sûret kesb eder» kelâmını îrâdda yek-sâk-ı vifâk oldular. Baʿdehû neşr-i beyân-nâme husûsu müzâkere olunup kapudan paşa hazretleri neşrini istihsân ve bu âna dek kalması münâsib olmadığını beyân eylediklerinde mukābele olunup «çünki irâdemiz düşmana ser-rişte vermeyüp bahara dek ihtilâs-ı vakt-i fırsat idi. Beyân-nâmeler neşir olunsa düşmanı cenge daʿvet ve bî-siper mukābele-i hasma şitâb ve sürʿat etmiş oluruz, aʿdânın asâkir ve edevâtı hazır ve müheyyâ ve bize vakit vermeyüp hudûdumuza bî-hengâm hücûm edecekleri zâhir ve hüveydâdır. Ve hattâ geçen meclisde bu mahzûrlar şumârende-i benân-ı beyân ve te'hîr-i beyân-nâmeyi cümlemiz tasvîb ve istihsân etmişidiniz» denildikde kapudan paşa «eğerçi te'hîr münâsib görülmüşidi, ancak Devlet-i aliyye Kırım'ı hazm etdi demek Moskovlu içün mümkin olabilir» dedikde, İstanbul kadısı (30-a) tekrâr cümleye hitâb ve neşr ve adem-i neşr şıklarının birini intihâb zımnında isticvâb ve «Devlet-i aliyye'ye fâide kangı şıkkı ihtiyârdadır» deyu taleb-i re'y-i savâb eyledikde Tersâne-i âmire emîni Selim Efendi «neşr-i beyân-nâme hasmı cenge daʿvet kabîlinden değil midir» deyu kavl-i sâbıkı iʿâde eyledikde şeyhülislâm efendi hazretleri mukābele edüp «Moskovlu Kırım'ı açıkdan açığa zabt etdi, sükût mu edelim?» deyicek sadrıazam hazretleri cevâba ibtidâr buyurup «leyl ü nehâr saʿy ü ikdâmımız tedârükât-ı seferiyyemizi tekmîl ve Kırım mâddesinde düşmanın icrâ eylediği nakz-ı ahdi mûcib harekât-ı mağrûrânesinin intikāmını alup, şân-ı Devlet-i aliyye'yi bi-inâyeti'llâhi teʿâlâ yerine getirmektedir, ve böyle mâddede ihtimâm ve düşmandan ahz-i sâr ve intikām cümlemizin farîza-i zimmetidir» diyerek huzzâra tekrâr hitâb ve «neşri münâsib midir?» buyurduklarında, cümlesi şimdiden neşrini istisvâb etmeleriyle meclise hitâm verildi. İşbu meclisde neşr-i beyân-nâme eğerçi karâr-dâde-i huzzâr ve istisvâb-kerde-i sıgâr u kibâr oldu. Ancak tertîbât-ı Devlet-i aliyye tekmîl ve esbâb-ı istiʿdâd gereği gibi tahsîl olunmadan neşr-i beyân-nâmede cüz'î ve küllî fâide olmadığından katʿ-ı nazar maʿaz-Allâhu teʿâlâ mazarrat ve hasâret muhtemel ve melhûz olduğu hayır-hâhân-ı Devlet-i ebed-müddet taraflarından arz u takdîm olunmağla şimdilik neşri pesmânde-i ukde-i te'hîr kılındı.\nNizâm-yâften-i mevâdd-ı ticâret bâ-Rusya ve mübâdele-i temessükât ve icmâl-i în keyfiyyet-i umûr-ı mükâleme\nDevlet-i aliyye saʿb ve müşkil (30-b) olan mevâddan olup münferid ve müstakil bir zâtın bu varta ve mehlekeye iktihâm ve duhûlü rüşdü reviyyetde Felâtun-ı zamân ise dahi muzga-i efvâh-i enâm ve hedef-i sihâm-ı melâm olacağı tecrübet-güzâr-ı hâss u âmmdır. Binâen-aleyh hâlâ mükâlemeye me'mûr olan Re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi'nin bu keyfiyyet zihn-i mûşikâf ve mir'ât-i kalb-i sâfında aks-endâz-ı vuzûh olup erkân-ı saltanat-ı seniyyeden birkaç zâtın umûr-ı mükâlemede müşâreket ve mürâfakatini bâ-takrîr istidʿâ ve niyâz etmekle iltimâsına müsâʿade ve ulemâ-i kirâmdan İstanbul kadısı Müfti-zâde ve ricâl-i Devlet-i aliyye'den Resmî Ahmed Efendi ve kethüdâ-yi esbâk Elhac Mustafa Efendi terfîk ve teşrîk olunmak enseb idüğü taraf-ı pür-şeref-i hazret-i âsafîden hâk-i pây-i kîmyâ-sây-i hüsrevâneye arz u ifade olundukda izn-i hümâyûn sudûr ve mûmâ-ileyhim me'mûr kılınmalariyle Rusya elçisiyle mülâkāt olunup şurût-ı ticareti mutazammın olarak seksenbir maddeyi hâvî elçi-i mersûm bir mikdâr mütercem evrak ibrâz ve Devlet-i aliyye murahhasları tarafından kırâ'at ve taʿrîz ve redd iktizâ eden mâddelere müdellel ve müberhen taʿrîzât ve terdîdât bastına mübâderet olundukda mersûm cevâba ağâz edüp «mevâdd-ı selâse-i sâlifü'l-beyân teklîf olunmazdan mukaddem ticâret maddelerinde iktizâ eden mahv u isbâta devletim tarafından mücâz ve me'zûn ve hattâ bi'l-mükâleme maddelerin baʿzısı istisvâb-ı tarafeyn ile nizâma makrûn olmuşidi. Mevâdd-ı ticâret hitâm bulmaksızın işbu mevâdd-ı selâse teklîfi zuhûr ve ticâret husûsunu dahi ol-tarafda seksenbir mâddeye rabt ile (31-a) bu cânibe irsâl etmişler. Tağyîr ve tebdîline adem-i ruhsatım hasebiyle maʿzûr olduğum zâhirdir. Eğer tabiʿat-i mâddeye halel tatarruk etmeksizin baʿzı elfâzın tebdîli irâde olunur ise kābil ve illâ tağyîr-i tâm kussârâ-yi merâm ise vechen mine'l-vücûh mümkin olmayup vürûd eden evrâk-ı ticâreti hey'etiyle devletim tarafına irsâl ederim» cevâb-ı bâridini kāil olduğuna binâen keyfiyyet-i mezkûre meclis-i âhara taʿvîk ve mülâhaza ve te'emmüle taʿlîk olunarak tayy-i bisât-ı meclis kılındı. Ticâret maddelerinin baʿzısında âfet-i mü'eccel ve baʿzısında hatar-ı muʿaccel melhûz olmağla hasbe'l-imkân gâh tesebbüt ve gâh tecellüd vâdilerinde pûyân ve hasmın her arzını kabûlden rû-gerdân olmak gayret-i dîniyye iktizâsından olduğuna binâen bundan sonra vukūʿ bulan mükâlemelerde emr-i sebâtda Devlet-i aliyye murahhasları pâ-ber-câ-yi merkez-i istikrâr ve ser-rişte-i mükâleme fesh olacak derecelerde sarf-ı iktidâr etmişler iken bâhâne-cûy-i peykâr olan adu-yi gaddâr mülzem olmayup mevâdd-ı merkümeyi kabûl etdirmek zımnında pâ-nihâde-i süllem-i inâd ü ısrâr ve bilâhire mazarratı eşedd addolunan üç-dört maddesinin ıslâh ve taʿbîri beş-altı maddeden baʿzı elfâz-ı mevhûmenin tenkīh ve tağyîri irâde-\nsiyle cevâb-ı kat'î verildikde eğerçi kabûl etmeyüp lâkin nizâm-gîr-i karâr olan mevâdd ve islâhı murâd olunan husûsât ale'l-infirâd tahrîr ve devleti tarafına tesyîr olunmak ve irâde-i Devlet-i aliyye etrâfiyle tarafından devletine tahrîr olunup kabûl etdirmekde bast-ı mukaddimât-ı müselleme etmek üzere elçi-i mersûm râzı olduğu murahhaslar tarafından makām-ı sadârete arz (31-b) u takdîm ve sûret-i mükâleme bi-tefâsîliha mahv u isbât olunan mevâdd-ı ticâret bi-usûlihâ ve fürû'ihâ merfû'-ı atabe-i ulyâ-yi hazret-i şehriyâr-ı heft-iklîm kılındıkda minvâl-i meşrûh üzere nizâmına izn-i hümâyûn erzânî buyurulup tafsîl olunduğu üzere tağyîr ve tebdîli muktezî olan ibârât tenkīh ve tashîh ve ba'de-zamânin zarar u fesâdı melhûz olan alfâz-ı mevhûme tebyîn ve tasrîh olunarak elçiye teslîm olundu. Bir müddet mürûrundan sonra mevâdd-ı ticâret Devlet-i aliyye tarafından tenkīh olunduğu üzere Rusyalu tarafından kabûl olunduğu elçi tarafından ihbâr olunup tarafeynden temessükler tebyîz ve tahrîr ve beru tarafdan verilecek temessük mühr-i âsafî ile temhîr ve Rusyalu tarafından verilecek temessük elçilerinin imzâsiyle mumzâ olarak işbu doksanaltı senesi mâh-ı Receb-i şerîfin yirmibirinci günü re'isülküttâb efendinin sâhil-hânesinde mübâdele olunup Rusyalu cânibinden tasdîk-nâme vürûdunda Devlet-i aliyye tarafından dahi tasdîk-nâme verilmek kavl olunmuş idi. Bir zamandan sonra tasdîk-nâmelerinin vürûdunu Moskov elçisi ihbâr etmekle Devlet-i aliyye tarafından iktizâ eden tasdîk-nâme keşîde-i silk-i imlâ ve bâlâsı hatt-ı şerîf-i şevket-redîf ile müzeyyen ve mücellâ kılınmdıkdan sonra mâh-ı Şevvâl'in yirmibirinci günü Re'isülküttâb Mehmed Hayri Efendi ile Rusya elçisi Mîrgûn-oğlu'nda vâki' beylikci-i Dîvân-ı hümâyûn Mehmed Râşid Efendi'nin bağ-köşkünde lede'l-mülâkāt tasdîk-nâmeler mübâdele olundu, ve mevâdd-ı selâseden Eflâk ve Boğdan'ın şerâit-i himâyelerine (32-a) dâir Moskov elçisi mukaddemâ bir mufassal tesvîd irsâl etmişidi. Tesvîd-i mezkûrun ba'zı taʿbîrâtı muzır olmakdan nâşî Bâbıâlî'den taʿdîl ve tesviye olundukdan sonra elçi-i mersûma îsâl ve oldahi ba'zı mahallere taʿarruz ile tekrar irsâl hülâsa birkaç defʿa tarafeynden tashîh ve yek diğere ibʿâs ile bir kalıba ifrâğ olundukdan sonra elçi-i mersûm «işbu Eflâk ve Boğdan şerâitine dâir devletim tarafından taʿlîmâtım maʿdûm olmakdan nâşî tarafeynden karâr bulduğu vech üzere katʿ ve hasmı hîta-i iktidârımdan bîrûn olup beher hâl devletim tarafına bu sûreti ifâdeye muhtâcım» demekle sûret-i mezkûr yedine teslîm olundu.\nRuhsat-dâden be-mürûr u ubûr-ı sefâin-i tüccâr-ı Nemçe der-Bahr-i siyâh\nBundan akdem Nemçe elçisi Bâbıâlî'ye bir kıt'a takrîr takdîm ve me'âlinde Nemçe tüccârından biri sefînesine kereste tahmîl ve Tuna'dan Bahr-i siyâh'a ve andan Âsitâne-i sa'âdet'e gelmek murâd eylediğini ifâde ve tefhîm edüp mürûr u ubûruna mümânaʿat olunmamak bâbında bir kıt'a emr-i âlî sudûrunu istid'â etmişidi. Düvel-i nasârânın bu makūle müstedʿayâtı şurûta muvâfık olduğu hâlde makrûn-ı müsâʿade olmak de'b-i kadîm-i saltanat-ı seniyye olduğuna binâen ahid-nâme-i hümâyûn şurûtuna mürâcaat ve Nemçe tüccârı memâlik-i mahrûsede berren ve bahren ticâret eylemeleri mukayyed olup ancak Karadeniz'de ticâret tarîkiyle seyrleri gayr-i mesbûk ve hattâ Pasorofca musâlâhasında Nemçe tüccârı emti'alarını Tuna iskelelerine ihrâc ve Devlet-i aliyye sefâinine tahmîl ve idrâc ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürmeleri (32-b) lisâna gelüp hükmü her ne kadar mensûh ise dahi ol-vakitde kāle gelmiş şurûtdan olmak hasebiyle da'vâya mukaddime ittihâz olunarak elçi-i mersûmun ilzâmı kaydına düşüldükde bir vechile mülzem olmayup berren ve bahren ticâret ahdi mantūkunca sefîne-i mezkûrenin kerhen ve rızâen Âsitâne-i saʿâdet'e geleceğin îmâ ve Moskovlu ile ittifâklarına mebnî ikisi birden bu husûsu îrâd etmeleri tavr u tarzlarından istidlâl olunmağla ibrâmlarıyla müsâʿade şıkkında saltanat-ı seniyyeye şeyn ârız olacağı hüveydâ olduğuna binâen mahzâ ihtilâs-ı vakt ü zamân dâʿiyesiyle bu maddeye dahi sûret-i müsâʿade irâeti ittifâk-ârâ ile müstasveb görülüp sefîne-i merkümenin mürûruna dostâne ruhsat verildi mazmûnunda bir kıt'a emr-i münîf i'tā olundu.",
          "caption": "Vukū'-ı meşveret (28-a) der-hâne-i Hazret-i Şeyhülislâm berâ-yi tertibât-ı seferiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_015.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı meşveret (28-a) der-hâne-i Hazret-i Şeyhülislâm berâ-yi tertibât-ı seferiyye",
          "text": "Ber-minvâl-i muharrer müşârün-ileyh hazretlerinin hânelerinde akd-i meclis-i meşveret olunup sadrıazam hazretleri ve vezîr-i mükerrem kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm ve İstanbul kadısına gelince ulemâ-i aʿlâm ve ricâl-i Devlet-i aliyye ve erkân-ı saltanat-ı seniyye ve cümle ocak ağaları hazır oldukları hâlde Moskovlu ve Nemçelü'nün sû-i kasdlarına dâir baʿzı es'ileden ibâret kaleme alınan kâğıd der-miyân olunup es'ilenin biri «a'dânın kış içinde hudûda hücumları etrâfdan tevârüd eden ahbâra nazaran muhtemel olmağla sefer içün müretteb olan asâkir hududlara gönderilsin mi? Yahud şitâ tedârüküyle iktifâ olunsun mu?» denildikde sâbıkā İstanbul kadısı Sadık Efendi «şitâ içün tertîb ancak bu kadar olabilür, lâkin askerin zâbıta ve sebâtları dahi vâcibdir, zîrâ taʿyîn olunun askerin baʿzısı bu tarafda bî-edebliğe mübâşeret etmekle bunların te'dîbleri mühim ve zâbitlerinin takayyüdü lâzımdır» dedikde sadrıazam hazretleri cevâba ibtidâr buyurup «tertîb-i asker ve terfîh-i ahvâl-i leşker ve takviye-i serhaddât ve cem'-i zehâir ve tedârük-i mühimmat bizim vazîfe-i zimmet-i istikāmetimiz olduğuna binâen tavk-ı beşer mütehammil olduğu derecelerde sa'y ü himmet olunup bundan sonra dahi bi-meşiyyeti'l-Bâri azze ve celle gayret ve hamiyyet sarfında irtikâb-ı fütûr ve kesel olunmayacağı zâhirdir. Ancak ocaklunun te'dîb ve izhâr-ı siyâsetle terhîbleri havsala-i uhdemizden hâric olup bi-hasbe'l-kānûn ocakları ağalarına müfevvaz olmağla ruhsat-ı tâmme bizden icrâda ikdâm onlardan iktizâ eylediği ve bu maddeye dâir yeniçeri ağasına (28-b) tenbîh ve te'kîdden hâlî olduğumuz yokdur» kelâmiyle yeniçeri ağasına imâle-i nazar ve «şimdiye dek sana ruhsat i'tāsında kusûr olundu mu?» buyurduklarında ağa-yı mûmâ-ileyh cevâba ibtidâr ve adem-i kusûru iş'âr ve tarafından dahi bu bâbda taksîrât olunmayacağını ve bi-avnihi teʿâlâ bu husûs dahi bir râbıta tahtına idhâl olunacağını ihbâr eyledikde, tekrâr suâl-i mezkûr îrâd\nve «bu tertîbât kâfimidir»? deyu istifsâr olundukda reisülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi kelâma ağâz edüp «Devlet-i aliyye'nin tertîbât-ı askeriyyesi sayfî ve şitâî olup tertîbât-ı sayfiyyeye vakit gayr-i müsaid olduğuna binâen tertîb-i şitâ ile iktifâ evlâdır» dedikde sadrıazam-ı pür-intibâh ocaklar ağalarına havâle-i nigâh ve salifü'z-zikr tertîbatdan Boğdan ve Tumbasar muhâfızları maʿiyyetlerine tertîb olunan yeniçeri neferâtı mahallerine vâsıl oldular mı? ve serhaddât-ı mansûrede olan asâkirin mikdâr ve kemmiyyeti ne mertebelere müntehîdir, ve sipâh ve silâhdâr ocaklarından taleb olunan üç bin nefer serdengeçti tahrîri hitâm buldu mu?» buyurduklarında, bir mâha dek yeniçeri neferâtı me'mûr oldukları mahallere vusûl bulacakları me'mûl ve Bender'de on bin ve Hotin'de beş-altı bin kadar asker-i zafer-rehber olduğunu yeniçeri ağası ifâde ve sipâh ve silâhdardan şimdilik bin nefer yazılup el-yevm hâzır ve âmâde ve bâkisi dahi birkaç gün zarfında tekmîl ve mahallerine tesbîl olunacakların ağaları takrîr ve baʿdehu Belgrad'da olan asâkirin çi-gûnegî-i hâl ve mikdârı zebân-güzâr oldukda muhâfızı İzzet (29a) Mehmed Paşa'nın vürûd eden tahrîrâtlarına nazaran Rumeli eyâleti ve yerli yamakānı otuz bin nefere karîb olduğu mezkûr olup sadrıazam hazretleri bu mikdârı mübâlağaya haml ve mecmûʿ ecnâd-ı Belgrad onbeş bin nefere ancak bâliğ olacağı musahhah olan mevaddan idüğünü îrâd ve Özi kalʿasının sâbıkda mevcûd olanları ve sonradan tesyîr olunan neferâtı dokuz bine karîb ve Faş ve Sohum ve Batum kalʿalarına ve ol-havâliye baʿzı mahallerden tedârük olunan neferâtdan gayri Soğucak kalʿasına dahi mukaddem ve mu'ahhar bin ikiyüz nefer tertîb ve tesrîb olunmuşidi. Kalʿa-i Soğucak Abaza ve Çerâkisenin sedd-i sedîdi belki ol-havâlinin kilidi olup beher hâl takviye ve istihkâmı lâbüd olduğundan Donanma-yı hümâyun neferâtından dahi bir mikdâr asker ifrâz ve irsâl olunmak mukaddemâ cümle tarafından ve bâ-husûs kapudan paşa hazretleri tarafından teşvîk ve tergîb ve Donanma-yı hümâyunun içeriye duhûlüne taʿlîk ve tevkīfi tasvîb olunup el-yevm Donanma-yı hümâyûn içeriye dâhil ve askeri maslahat-ı külliyye ve cüz'iyyeden âtıl olmağla «fî-mâ-baʿd bir mikdâr askerin tefrîk ve tesbîli vakti geldi mi?» deyu su'âl buyurduklarında kapudan paşa hazretleri kelâma ağâz ve «Donanma-yı hümâyûn askerinden bu esnâda asker ifrâz bir vechile münâsib olmadığını beyân eyledi. (29b) Baʿdehu asker mâddesi mükerreren mezkûr ve bunların taht-ı zâbıtaya idhâlleri elzem-i umûrdur denildikde sadrıazam hazretleri bâlâda beyân olunduğu gibi «asker-i zafer-rehbere zehâir ve mühimmâtın bilâ-kusûr ihzâr ve tehyi'esi vazîfemiz olduğu gibi emr-i sebât ve râbıta-i leşker-i nusret-simât zâbitlerinin vazîfesi olup bi-hamdihi sübhânehü ve teʿâlâ vazîfemiz olan mevaddın zerreten-mâsı revâ-\ndaşte-i tenâsî olmadığı zâhirdir. Askerin devâm ve istikrârları zımnında zâbitleri her ne gûne re'y ve tedbîr ederler ise tarafımızdan ruhsat iʿtâ olunmakda tecvîz-i kusûr olunmaz» buyurmalariyle, ağayân-ı ocak bu dahi «bir sûret kesb eder» kelâmını îrâdda yek-sâk-ı vifâk oldular. Baʿdehû neşr-i beyân-nâme husûsu müzâkere olunup kapudan paşa hazretleri neşrini istihsân ve bu âna dek kalması münâsib olmadığını beyân eylediklerinde mukābele olunup «çünki irâdemiz düşmana ser-rişte vermeyüp bahara dek ihtilâs-ı vakt-i fırsat idi. Beyân-nâmeler neşir olunsa düşmanı cenge daʿvet ve bî-siper mukābele-i hasma şitâb ve sürʿat etmiş oluruz, aʿdânın asâkir ve edevâtı hazır ve müheyyâ ve bize vakit vermeyüp hudûdumuza bî-hengâm hücûm edecekleri zâhir ve hüveydâdır. Ve hattâ geçen meclisde bu mahzûrlar şumârende-i benân-ı beyân ve te'hîr-i beyân-nâmeyi cümlemiz tasvîb ve istihsân etmişidiniz» denildikde kapudan paşa «eğerçi te'hîr münâsib görülmüşidi, ancak Devlet-i aliyye Kırım'ı hazm etdi demek Moskovlu içün mümkin olabilir» dedikde, İstanbul kadısı (30-a) tekrâr cümleye hitâb ve neşr ve adem-i neşr şıklarının birini intihâb zımnında isticvâb ve «Devlet-i aliyye'ye fâide kangı şıkkı ihtiyârdadır» deyu taleb-i re'y-i savâb eyledikde Tersâne-i âmire emîni Selim Efendi «neşr-i beyân-nâme hasmı cenge daʿvet kabîlinden değil midir» deyu kavl-i sâbıkı iʿâde eyledikde şeyhülislâm efendi hazretleri mukābele edüp «Moskovlu Kırım'ı açıkdan açığa zabt etdi, sükût mu edelim?» deyicek sadrıazam hazretleri cevâba ibtidâr buyurup «leyl ü nehâr saʿy ü ikdâmımız tedârükât-ı seferiyyemizi tekmîl ve Kırım mâddesinde düşmanın icrâ eylediği nakz-ı ahdi mûcib harekât-ı mağrûrânesinin intikāmını alup, şân-ı Devlet-i aliyye'yi bi-inâyeti'llâhi teʿâlâ yerine getirmektedir, ve böyle mâddede ihtimâm ve düşmandan ahz-i sâr ve intikām cümlemizin farîza-i zimmetidir» diyerek huzzâra tekrâr hitâb ve «neşri münâsib midir?» buyurduklarında, cümlesi şimdiden neşrini istisvâb etmeleriyle meclise hitâm verildi. İşbu meclisde neşr-i beyân-nâme eğerçi karâr-dâde-i huzzâr ve istisvâb-kerde-i sıgâr u kibâr oldu. Ancak tertîbât-ı Devlet-i aliyye tekmîl ve esbâb-ı istiʿdâd gereği gibi tahsîl olunmadan neşr-i beyân-nâmede cüz'î ve küllî fâide olmadığından katʿ-ı nazar maʿaz-Allâhu teʿâlâ mazarrat ve hasâret muhtemel ve melhûz olduğu hayır-hâhân-ı Devlet-i ebed-müddet taraflarından arz u takdîm olunmağla şimdilik neşri pesmânde-i ukde-i te'hîr kılındı.\nNizâm-yâften-i mevâdd-ı ticâret bâ-Rusya ve mübâdele-i temessükât ve icmâl-i în keyfiyyet-i umûr-ı mükâleme\nDevlet-i aliyye saʿb ve müşkil (30-b) olan mevâddan olup münferid ve müstakil bir zâtın bu varta ve mehlekeye iktihâm ve duhûlü rüşdü reviyyetde Felâtun-ı zamân ise dahi muzga-i efvâh-i enâm ve hedef-i sihâm-ı melâm olacağı tecrübet-güzâr-ı hâss u âmmdır. Binâen-aleyh hâlâ mükâlemeye me'mûr olan Re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi'nin bu keyfiyyet zihn-i mûşikâf ve mir'ât-i kalb-i sâfında aks-endâz-ı vuzûh olup erkân-ı saltanat-ı seniyyeden birkaç zâtın umûr-ı mükâlemede müşâreket ve mürâfakatini bâ-takrîr istidʿâ ve niyâz etmekle iltimâsına müsâʿade ve ulemâ-i kirâmdan İstanbul kadısı Müfti-zâde ve ricâl-i Devlet-i aliyye'den Resmî Ahmed Efendi ve kethüdâ-yi esbâk Elhac Mustafa Efendi terfîk ve teşrîk olunmak enseb idüğü taraf-ı pür-şeref-i hazret-i âsafîden hâk-i pây-i kîmyâ-sây-i hüsrevâneye arz u ifade olundukda izn-i hümâyûn sudûr ve mûmâ-ileyhim me'mûr kılınmalariyle Rusya elçisiyle mülâkāt olunup şurût-ı ticareti mutazammın olarak seksenbir maddeyi hâvî elçi-i mersûm bir mikdâr mütercem evrak ibrâz ve Devlet-i aliyye murahhasları tarafından kırâ'at ve taʿrîz ve redd iktizâ eden mâddelere müdellel ve müberhen taʿrîzât ve terdîdât bastına mübâderet olundukda mersûm cevâba ağâz edüp «mevâdd-ı selâse-i sâlifü'l-beyân teklîf olunmazdan mukaddem ticâret maddelerinde iktizâ eden mahv u isbâta devletim tarafından mücâz ve me'zûn ve hattâ bi'l-mükâleme maddelerin baʿzısı istisvâb-ı tarafeyn ile nizâma makrûn olmuşidi. Mevâdd-ı ticâret hitâm bulmaksızın işbu mevâdd-ı selâse teklîfi zuhûr ve ticâret husûsunu dahi ol-tarafda seksenbir mâddeye rabt ile (31-a) bu cânibe irsâl etmişler. Tağyîr ve tebdîline adem-i ruhsatım hasebiyle maʿzûr olduğum zâhirdir. Eğer tabiʿat-i mâddeye halel tatarruk etmeksizin baʿzı elfâzın tebdîli irâde olunur ise kābil ve illâ tağyîr-i tâm kussârâ-yi merâm ise vechen mine'l-vücûh mümkin olmayup vürûd eden evrâk-ı ticâreti hey'etiyle devletim tarafına irsâl ederim» cevâb-ı bâridini kāil olduğuna binâen keyfiyyet-i mezkûre meclis-i âhara taʿvîk ve mülâhaza ve te'emmüle taʿlîk olunarak tayy-i bisât-ı meclis kılındı. Ticâret maddelerinin baʿzısında âfet-i mü'eccel ve baʿzısında hatar-ı muʿaccel melhûz olmağla hasbe'l-imkân gâh tesebbüt ve gâh tecellüd vâdilerinde pûyân ve hasmın her arzını kabûlden rû-gerdân olmak gayret-i dîniyye iktizâsından olduğuna binâen bundan sonra vukūʿ bulan mükâlemelerde emr-i sebâtda Devlet-i aliyye murahhasları pâ-ber-câ-yi merkez-i istikrâr ve ser-rişte-i mükâleme fesh olacak derecelerde sarf-ı iktidâr etmişler iken bâhâne-cûy-i peykâr olan adu-yi gaddâr mülzem olmayup mevâdd-ı merkümeyi kabûl etdirmek zımnında pâ-nihâde-i süllem-i inâd ü ısrâr ve bilâhire mazarratı eşedd addolunan üç-dört maddesinin ıslâh ve taʿbîri beş-altı maddeden baʿzı elfâz-ı mevhûmenin tenkīh ve tağyîri irâde-\nsiyle cevâb-ı kat'î verildikde eğerçi kabûl etmeyüp lâkin nizâm-gîr-i karâr olan mevâdd ve islâhı murâd olunan husûsât ale'l-infirâd tahrîr ve devleti tarafına tesyîr olunmak ve irâde-i Devlet-i aliyye etrâfiyle tarafından devletine tahrîr olunup kabûl etdirmekde bast-ı mukaddimât-ı müselleme etmek üzere elçi-i mersûm râzı olduğu murahhaslar tarafından makām-ı sadârete arz (31-b) u takdîm ve sûret-i mükâleme bi-tefâsîliha mahv u isbât olunan mevâdd-ı ticâret bi-usûlihâ ve fürû'ihâ merfû'-ı atabe-i ulyâ-yi hazret-i şehriyâr-ı heft-iklîm kılındıkda minvâl-i meşrûh üzere nizâmına izn-i hümâyûn erzânî buyurulup tafsîl olunduğu üzere tağyîr ve tebdîli muktezî olan ibârât tenkīh ve tashîh ve ba'de-zamânin zarar u fesâdı melhûz olan alfâz-ı mevhûme tebyîn ve tasrîh olunarak elçiye teslîm olundu. Bir müddet mürûrundan sonra mevâdd-ı ticâret Devlet-i aliyye tarafından tenkīh olunduğu üzere Rusyalu tarafından kabûl olunduğu elçi tarafından ihbâr olunup tarafeynden temessükler tebyîz ve tahrîr ve beru tarafdan verilecek temessük mühr-i âsafî ile temhîr ve Rusyalu tarafından verilecek temessük elçilerinin imzâsiyle mumzâ olarak işbu doksanaltı senesi mâh-ı Receb-i şerîfin yirmibirinci günü re'isülküttâb efendinin sâhil-hânesinde mübâdele olunup Rusyalu cânibinden tasdîk-nâme vürûdunda Devlet-i aliyye tarafından dahi tasdîk-nâme verilmek kavl olunmuş idi. Bir zamandan sonra tasdîk-nâmelerinin vürûdunu Moskov elçisi ihbâr etmekle Devlet-i aliyye tarafından iktizâ eden tasdîk-nâme keşîde-i silk-i imlâ ve bâlâsı hatt-ı şerîf-i şevket-redîf ile müzeyyen ve mücellâ kılınmdıkdan sonra mâh-ı Şevvâl'in yirmibirinci günü Re'isülküttâb Mehmed Hayri Efendi ile Rusya elçisi Mîrgûn-oğlu'nda vâki' beylikci-i Dîvân-ı hümâyûn Mehmed Râşid Efendi'nin bağ-köşkünde lede'l-mülâkāt tasdîk-nâmeler mübâdele olundu, ve mevâdd-ı selâseden Eflâk ve Boğdan'ın şerâit-i himâyelerine (32-a) dâir Moskov elçisi mukaddemâ bir mufassal tesvîd irsâl etmişidi. Tesvîd-i mezkûrun ba'zı taʿbîrâtı muzır olmakdan nâşî Bâbıâlî'den taʿdîl ve tesviye olundukdan sonra elçi-i mersûma îsâl ve oldahi ba'zı mahallere taʿarruz ile tekrar irsâl hülâsa birkaç defʿa tarafeynden tashîh ve yek diğere ibʿâs ile bir kalıba ifrâğ olundukdan sonra elçi-i mersûm «işbu Eflâk ve Boğdan şerâitine dâir devletim tarafından taʿlîmâtım maʿdûm olmakdan nâşî tarafeynden karâr bulduğu vech üzere katʿ ve hasmı hîta-i iktidârımdan bîrûn olup beher hâl devletim tarafına bu sûreti ifâdeye muhtâcım» demekle sûret-i mezkûr yedine teslîm olundu.\nRuhsat-dâden be-mürûr u ubûr-ı sefâin-i tüccâr-ı Nemçe der-Bahr-i siyâh\nBundan akdem Nemçe elçisi Bâbıâlî'ye bir kıt'a takrîr takdîm ve me'âlinde Nemçe tüccârından biri sefînesine kereste tahmîl ve Tuna'dan Bahr-i siyâh'a ve andan Âsitâne-i sa'âdet'e gelmek murâd eylediğini ifâde ve tefhîm edüp mürûr u ubûruna mümânaʿat olunmamak bâbında bir kıt'a emr-i âlî sudûrunu istid'â etmişidi. Düvel-i nasârânın bu makūle müstedʿayâtı şurûta muvâfık olduğu hâlde makrûn-ı müsâʿade olmak de'b-i kadîm-i saltanat-ı seniyye olduğuna binâen ahid-nâme-i hümâyûn şurûtuna mürâcaat ve Nemçe tüccârı memâlik-i mahrûsede berren ve bahren ticâret eylemeleri mukayyed olup ancak Karadeniz'de ticâret tarîkiyle seyrleri gayr-i mesbûk ve hattâ Pasorofca musâlâhasında Nemçe tüccârı emti'alarını Tuna iskelelerine ihrâc ve Devlet-i aliyye sefâinine tahmîl ve idrâc ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürmeleri (32-b) lisâna gelüp hükmü her ne kadar mensûh ise dahi ol-vakitde kāle gelmiş şurûtdan olmak hasebiyle da'vâya mukaddime ittihâz olunarak elçi-i mersûmun ilzâmı kaydına düşüldükde bir vechile mülzem olmayup berren ve bahren ticâret ahdi mantūkunca sefîne-i mezkûrenin kerhen ve rızâen Âsitâne-i saʿâdet'e geleceğin îmâ ve Moskovlu ile ittifâklarına mebnî ikisi birden bu husûsu îrâd etmeleri tavr u tarzlarından istidlâl olunmağla ibrâmlarıyla müsâʿade şıkkında saltanat-ı seniyyeye şeyn ârız olacağı hüveydâ olduğuna binâen mahzâ ihtilâs-ı vakt ü zamân dâʿiyesiyle bu maddeye dahi sûret-i müsâʿade irâeti ittifâk-ârâ ile müstasveb görülüp sefîne-i merkümenin mürûruna dostâne ruhsat verildi mazmûnunda bir kıt'a emr-i münîf i'tā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Cezâyir-i garb gāzîleri Nemçelü'nün birkaç kıt'a tüccâr gemilerini Bahr-i sefîd'de ahz eylediklerine binâen fî-ma-ba'd Garb ocağı'nın Nemçelü sefâinine olan ta'arruz ve taʿaddîleri men' ve ahz olunan sefâin ve üserâ ve eşyâ istirdâd ve def' olunmak zemîninde Nemçe elçisi, devleti tarafından me'mûren Bâbıâlî'ye takarîr-i müteʿaddide arz u takdîm edüp iddi'âları her çend nass-ı ahd-nâme-i hümâyûna muvâfık değil ise dahi bu hilâlde taraf-ı Devlet-i aliyye'den mülâyemet sûreti irâet olunmak mukteziyât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâen bundan akdem Dergâh-ı âlî gediklilerinden (33-a) Bekir Ağa bu maddeye dâir sâdır olan evâmir-i aliyye ile Cezâyir-i garb ocağına tesyîr olunmuş idi. Mûmâ-ileyh me'mûr olduğu mahalle\nba'de'l-vusûl istirdâd emr-i şerîfini ve sâ'ir tahrîrâtı iktizâ edenlere i'tâ eyledikde Nemçelü'nün iddi'â eyledikleri yedi kıt'a sefâinin aslı olmayup beş sefîne olduğun ihbâr ve bir kıt'asına vehn-i küllî târî olup telef ve nâbûd ve diğeri dahi bozulup bâkī üç kıt'ası mevcûd ve ganâ'im-i gazâ olduğuna binâ'en reddi ocağımız kā'idesinden gayr-i ma'dûd iken «mahzâ emr-i ulü'l-emre ittibâ' kasdiyle elyevm mevcûd olan üç kıt'a ve telef olanlara bedel bu esnâda Felemenk'den alınan bir kıt'a cem'an dört kıt'a sefîneleri redd ederiz» dediklerinde sefâin-i mezkûrenin hamûleleri taleb olunup cevâblarında «zehâ'irden ibâret olan hamûleleri mukaddemâ beyne'l-guzât münkasim ve ma'âz-Allah istirdâdı husûsu kāle yâhûd hayâle gelmek ihtimâli olur ise tekevvün-i fesâd ve ihtilâl mülâbesesiyle âsâyiş ve râhatımız münselib ve mün'adim olacağı zâhirdir» demeleriyle âhar cinsden olmayup sırf Nemçelü olan esîrler zikr olunan dört kıt'a sefîneler ile istirdâd olunup me'mûr-ı mezkûr 'avdet etmişidi. Nemçelü bu mikdâr ile iktifâ etmek lâzım iken bu esnâda dimâğlarına su'ûd eden tüccâr ve utüvv ü istikbâr muktezâsınca mecbûl oldukları huşûnet ve ru'ûneti izhâr ve telef olan sefâin ile hamûlelerini tazmînde ısrâr etmeleriyle bir zamân la'alle ve asâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve Nemçe elçisi mükâleme istid'â etdikce bu makūle umûr-ı cüz'iyyenin (33-b) mükâlemeye tahammülü olmadığı îmâ olunarak tatvîl-i müddet kasd olunmuşidi. Elçi-i mersûmun ısrâr ve inâdı resîde-i derece-i nihâyet ve bir vechile mâdde-i tazmîn-i sefâinden dest-keş-i ferâğ olmayacaklarını ba'zı ta'bîrât-ı mekrûhe ilhâkıyle bâ-takrîr arz-ı huzûr-ı veliyy-i devlet etmekden nâşî vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri vâsıtasıyle bir mikdâr bedel-i sulh i'tâ olunup sedd-i bâb-ı cedel ü nizâ' ve çok geçmeden ocaklar gemilerine dâ'ir beher hâl mükâlemeye lâzım olduğunu Nemçe elçisi takrîriyle beyân ve lede'l-istizân re'isülküttâb efendi me'mûr olup hîn-i ictimâ'da Cezâyir-i garb ocakları korsanlarından fî-mâ-ba'd tüccâr-ı Nemçe sefâinine zarar vukū' bulmamasını ve vâkī olan hasâreti Devlet-i aliyye tazmîn etmesini müş'ir bir memhûr sened mutâlebe ve sened-i mezkûrun hâtimesinde devlet-i ebed-müddet ocakların gasb eyledikleri sefîne ve mâlı tazmîn eylemediği sûretde hudûdda kâ'in arâzî-i saltanat-ı seniyyede Nemçelü mukābele bi'l-misl icrâ eylemelerine peşince i'tirâf olunmasının dercini Nemçe elçisi îrâd eyledikde re'is efendi tarafından cevâba ibtidâr olunup «taleb eylediğiniz takrîr mütehammil-i mülâhazât-ı kesîre olup min-gayr-i te'emmülin cevâbı mutasavver olmayup ancak def'-i zarar ve izâle-i keder zımnında Devlet-i aliyye müsâ'ade-i külliyyesin sarf edüp ez-cümle vâkī olan hasâret Hazîne-i hümâyûn'dan i'tâ olunmak ve mukābele bi'l-misl mültezem olduğu sûretde bahren icrâ olunmak vâdîleri irtikâb olundukdan sonra\nmünâfî-i rüsûm-ı dostî ve muhâlif-i levâzım-ı âştî bu makūle bârid ta'bîrin senede (34-a) indirâcı bir vechile münâsib olmamak gerekdir» diyerek mukābele ve elçi-i mesfûr me'mûriyeti kat'î olduğun ifâde ve bir iki gün zarfında tarafına cevâb-ı kat'î verilmesini dahi mukāvele edüp müfârakatden sonra husûs-ı mezkûr erkân-ı devlet ve esâtîn-i saltanat ile meşveret olunup Nemçelü'nün evvel ve âhir verdikleri takārîr ve Devlet-i aliyye tarafından verilen ecvibe ve sûret-i mükâleme bi-tefâsîlihâ der-miyân olundukda cümle huzzâr yek-zebân-ı vifâk ve «Devlet-i aliyye tazmîn maddesini birkaç vechile kabûl etmişiken adem-i i'timâd sûretinde bu vechile ısrarları fesâddan hâli değildir, şer'an ve aklen bu maddeye mümâşât gayr-i câiz olduğunda ittifâk ve bu teklîfi bunlar ahid-nâmeye mebnî mi ederler, yâhûd dostâne veyâhûd mütegallibâne mi ederler?» demeleriyle «ahid-nâmeye mebnî ve dostluğa mübtenî olmayup Rusyalu ile müttefik olmalariyle Rusyalu ekser ağrâz-ı fâsidesin icrâ eyledi. Biz dahi bu garazımızı icrâ edelim deyu sûret-i zâhirde dostâne ve ma'nen mütegallibâne ve mağrûrâne teklîf ederler» demekle İstanbul Kadısı Müfti-zâde Efendi kelâma mübâderet edüp «bu kâfirlerin Akdeniz'de geşt ü güzâr eden tüccâr sefînelerine Garb ocağı korsanlarından zarar erişmemesi ve erişdiği sûretde hasâretlerinin tazmînini ber-vech-i meşrûh ta'ahhüd ve sened i'tāsına dahi karar verilmişiken mu'âhedeye adem-i i'tibâr ve arâzi-i Osmâniyyede mukābele bi'l-misle i'tirâf kelimesinin senede dercinde inâd ve ısrarları fesâda mebnî olduğu (34-b) bedîdârdır. Meselâ, bu ibâreyi müş'ir senedi der-dest eylediklerinden sonra Garb ocakları ne makūle milletden olur ise olsun bir sefîne ahz etseler Nemçelü mücerred hudûd-ı islâmiyyeden matmah-ı nazarları olan araziye ahden dest-res olmak irâde-i fâsidesiyle bu sefîne bizim idi diyecekleri ve ocaklar dahi âhar milletin olduğunu isbât ile vermekde tereddüd eyledikleri gibi arâzi-i islâmiyyeden diledikleri yerleri zabt ve bu hareketimiz hilâf-ı ahd değildir, verdiğiniz senede mebnîdir da'vâsına ibtidâr birle üzerlerinden nakz-i ahd nakîsasını def'e bunu bir âlet eyleyecekleri zâhirdir, usûl-i şerî'at-i mutahharadandır ki şart hükmün tahakkuk-ı vukū'iyle rabt olunur. Devlet-i aliyye tazmîne ta'ahhüd etmişiken kable'l-vukū' hilâf-ı şer' i'tirâf şartını tahrîr, mütenâkızeyni cem' kabîlinden olmağla bu sûreti kabûl ber-minvâl-i muharrer hilâf-ı şer' ve belki bizden sudûru nakz-i ahdi mu'terif olmakdır. Nemçelünün merâmları gasb-ı arâzi olduğu takdîrde böyle sened verilse de verilmese de icrâ ederler bu sûretde sened i'tāsiyle ahd icrâ etdirmekden ise bu maddeye kat'îce cevâb verilmek evlâdır. Allahü te'âlânın inâyetiyle mesfûrlar bir halt edemezler, ederler ise dahi ihtiyârlariyle nakz-i ahd etmiş olup كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً nass-ı şerîfi muktezâsınca in-şâ-\nAllahü te'âlâ nesîm-i fevz ü zafer cünûd-ı islâmiyyeye vezân ve bu Devlet-i aliyye bedhâhları karîn-i haybet ve hüsrân olacağı bî-iştibâhdır» demekle sâir huzzâr dahi bu kavli tasdîk ve tercîh eylediler. Bundan başka (35-a) França Devleti, Devlet-i aliyye'nin dostu olduğu gibi Nemçelü'nün dahi müttefiki olduğuna binâen baş-tercümânları Bâb-ı âlî'ye ihzâr ve Nemçelü ile olan münâza'a ve Devlet-i aliyye'nin tazmîn maddesinde olan müsaʿade-i külliyyesi bi'l-cümle ifâde ve iş'âr ve França elçisine ale't-tafsîl bu vukūʿatı ihbâr etmek üzere tenbîh ve Devlet-i aliyye tarafından ta'ahhüd olunduğu sûretde Nemçe elçisini irzâya mübâşeret ve iktizâ eder ise tekeffül etmek bâbında i'tā-yi ruhsat olunup henüz haberi vârid olmamışdır. França elçisi dahi ilzâma kādir olamadığı sûretde «Devlet-i aliyye'ye ne vechile hareket hayırlu ve müfiddir» deyu huzzârdan istifsâr olundukda cümlesi kavl-i evveli tercîh ve ihtiyâr edüp ancak ihtilâs-ı vakt ü zamân irâdesiyle ceffe'l-kalem Nemçelü'ye cevâb verilmek gayr-i enseb belki Devlet-i aliyye'nin marzîsi olan sûretin teklifi ile tatvîl-i müddet müstasveb ve der-akab serhaddât-ı islâmiyyenin kâffe-i levâzımı tekmîline himmet ve ez dil ü cân kesb-i isti'dâda mübâderet her hâlde müntic-i fevz ü nusret olduğunu takrîr ve bu vechile ukde-i meclis inhilâl-pezîr oldu. Ale's-sabâh Nemçe tercümânı Bâb-ı âlîye vürûd ve nihâyetü'n-nihâye olarak cevâb talebinde bezl-i mechûd eyledikde istisvâb-kerde-i ehl-i şûrâ olduğu gibi «izhâr-ı rıfk u mülâyemet ve senede idrâcını taleb eyledikleri ta'bîr münâfî-i resm-i safvetdir» diyerek cevâb verildikde tercümân-ı mesfûr izhâr-ı huşûnet ve elçi beyin merâmı ıslâh ve devleteyn beynine ilkā-yi muhabbet idi, ma'lûm olmadı. «Yarınki gün ibâre-i matlûbenin yazılmayacağını (35-b) ulak ile devletine bildirir ve devleti dahi memâlik-i Osmâniyyenin bir mahallini zabt eder» kelâm-ı bâridini îrâd ve iş'âr ve rû-be-rah-ı vâdî-i idbâr oldu. Bir gün sonra França tercümânı [vâsıtasıyla] mukaddemâ elçiye sipâriş olunan husûsun cevâbiyle vârid ve «Devlet-i aliyye tanzîm-i umûruna vakt istihsâliyçün katı çok şeyleri mütehammil olup buna dahi bir hüsn-i sûret vermeleri lâbüd idi» deyu elçisinden haber getirmekle elçi bey «Devlet-i aliyye'nin hayır-hâhı olduğu bî-iştibâh olup Devlet-i aliyye'nin Nemçelü hakkında safvetden gayri bir maksûdu olmamağla şân-ı devlete mûcib-i nakīsa olmayacak sûreti elçi mülâhaza etsün, biz dahi rızâ-dâde olalım» denilüp tercümân-ı mesfûr i'âde olundukda leylen re'îs efendinin hânesine tercümân-ı mersûm tekrâr vürûd edüp França elçisi Nemçe elçisine mahsûs varup «bu maddeyi der-miyân eyledikde benim bu maddede me'mûriyetim münkati' oldu, Devlet-i aliyye kat'îce cevâb vermekle devletime yazdım ve ba'de'l-yevm tanzîm-i maslahatdan me'yûs oldum» deyu her ne kadar redd ile mukābele eyledi ise elçi bey il-\nhâhdan hâli olmamağla bi'l-âhire Nemçe elçisi cevâba ibtidâr edüp «me'mûriyetim inkitāʿından sonra husûs-ı mezbûra tasaddî elimden gelmez, meğer senin ibrâmını hâvi yedime sened veresün» dediğine binâen elçi bey dahi sened verecek olmağla mevadd-ı erbaʿa kâğıdı meydana getirilüp cerh ve taʿdîline kıyâm ve şân-ı devlet-i ebed-devâm vikāye olunarak hududda mukābele bi'l-mislin icrâsını vukūʿ-ı hasâretin tebyîninden üç dört mâh mürûruna dek (36-a) te'hîr ve icrâ olunacak oldukda dahi Nemçe elçisi tarafından mukaddemce Devlet-i aliyye tarafına ihbâr olunmasını muhtevî baʿzı ibârenin derciyle tanzîmine güç ile karâr verildiğini ihbâr ve bu vechile Devlet-i aliyye râzı oldukları takdîrde tekrâr Beç'e âdem tisyâr edeceğini işʿâr ve yarınki gün vürûd-ı habere intizâr olunduğunu ifade etdikde işbu vukūʿât şeyhülislâm ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtına ve müteʾayyinân-ı ricâl-i devlet-i ebed-ittisâle ferden ferden tefhîm olunmağla Françalu'nun vesâtatiyle madde-i mezkûrenin ol vechile tanzîm olunmasını tasvîb eyledikleri sadrıazam hazretleri tarafından hâk-i pây-i kimyâ-sây-i hazret-i hilâfet-penâhîye arz olundukda cümlenin ittifâkı üzere nizâm ve temşiyetine irâde-i sâmiye cereyân ve vech-i meşrûh üzere taraf-ı Devlet-i alîyye'den Nemçelü'ye sened iʿtâsiyle ihtilâs-ı vakt u zamân kılındı. \n\n Tezyîl: Nemçelü'nün madde-i mezkûrede olan ru'ûnet ve huşûnetlerine nazaran ednâ bahâne ile katʿ-ı habl-i ahd eyleyerek irtikâb-ı kâr-ı mezmûm ve serhaddât-ı islâmiyyeye defʿaten hücûm etmeleri inde'l-ukalâ emr-i meczûm olup tedârükât-ı Devlet-i aliyye henüz tekmîl olunmadan muhârebede bi-hasebi'z-zâhir hatar u âfet ezhâna mütebâdir olup binâen-aleyh mahzâ istihsâl-i vakt ü zamân irâdesiyle bu nâr-ı sûzânın şimdilik bu vechile intifâsı tedâbîr-i hasene ve ârâ-i müstahseneden olduğu muhikk ve bî-garaz kimesneler indlerinde müsellemü's-sübütdur. \n\n Kıta li-râkımihi: (36-b) \n Hüsn-i tedbîri âkilin gâhî \n İş görür tîg u nîzeden efzûn \n Tîgi de kullanur mahallinde \n Küllü şey'in bi-vaktihi merhûn\nTakrîr-dâden-i elçi-i Nemçe berâ-yi ikāmet-i şahsî der-memleket-i Eflâk ve Boğdan be-nezâret-i umûr-ı ticâret\n\nNemçelü'nün Rayçeviç nâm sırkâtibleri iki sene mukaddem Eflâk ve\nBoğdan memleketlerine vürûd edüp Nemçe tüccârının umûrlarını rü'yet zımnında meks ü ârâma me'mûriyeti olmak sûretlerini iş'âr eylediği ve redd ü kabûlü şıklarından kangısının ihtiyârı münâsib idüğü Eflâk ve Boğdan voyvodalarından ol-esnâda Der-ʿaliyye'ye tahrîr olundukda memleketeyn-i mezbûreteyne ber-muktezâ-yı şurût-ı ahid-nâme-i hümâyûn bu kadar Nemçe tüccârı âmed-şüd etmekde iken mersûmun adem-i tecvîz-i ikāmeti sûretinde redd ile cevâb verilse şimdilik böylece gelmişiken sûret-i reddi müşâhede eyledikleri gibi Nemçelü'nün ısrârlarına ve Rusyalu misillû konsolosluk berâtı talebine bâʿis olur mülâhazasiyle voyvodalar mesfûru redd etmeyüp ve sûret-i me'mûriyetini dahi bilmeyüp ticâret içün eğlenür muʿâmelesini eylemeleri ol vakit voyvodalara tahrîr ve tenbîh olunmuşidi. El-hâletü-hâzihi Âsitâne-i ʿaliyye'de mukīm Nemçe elçisi, devleti tarafından me'mûren bir kıtʿa takrîr kâğıdı takdîm edüp mefhûmunda mersûm Rayçeviç müddet-i vâfireden berü rü'yet-i umûr-ı ticâret içün memleketeyn-i mezbûreteynde ikāmet etmekle beyler taraflarından ber-mûcib-i ahid-nâme-i hümâyûn himâyet ve siyânet olunması bâbında başka başka evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunmasın istidʿâ edüp mersûmun Eflâ (37a) ve Boğdan'a duhûlünden berü Rusyalu misillû bunun dahi konsolos olması Nemçelü tarafından iltimâs olunur deyü terakkub olunmakda idi. Bu defʿa mersûmun konsolos olmasiyçün berât istemeyüp hemen ahid-nâme-i hümâyûn mûcibince himâyet ve siyânet ve umûruna muʿâvenet içün birer fermân istidʿâ eylemeleriyle melhûzdan ahaff olduğundan gayri França ve İsveç ve bunlar emsâli Devlet-i ʿaliyye'ye hayırhâh olan düvelden baʿzıları Devlet-i ʿaliyye olur-olmaz şey içün Nemçelü'yü tenfîr etmeyüp baʿzı umûrlarına mümkin mertebe müsâʿadeyi dirîğ etmese hoş olur ve bu muʿâmelede nice fevâid der-kâr olduğundan gayri belki giderek Rusyaludan tebrîdleri dahi mümkin olur idi. Hâsılı âkilâne hareket Devlet-i ʿaliyye bu misillû muʿâmele ile Nemçelü'yü kula almakdır dediklerine göre Nemçelü konsolosluğa berât istese dahi mâdem ki Rusyalu'ya mukaddem verildi, anlara dahi verilmek lâzım gelür idi, maʿa-hazâ mesfûr içün konsolosluk berâtı istemeyüp fermân-ı ʿâlî isterler bu gûne olan istidʿâları kabûl olunmayup redd olunsa Rusyalu istidʿâ-yı umûrlarında bunları teşrîk etdikleri gibi bunlar dahi Rusyalu'yu teşrîk ve ısrâr eyleyecekleri der-kâr ve ol vakit dostluğa mürâʿaten müsâʿade olunmuş olmayup Rusya şirketiyle ibrâma mebnî müsâʿade olunmuş olacağı bedîdâr olmakdan nâşi mülâhaza-i mezkûreye mebnî istidʿâ-yı mezkûrları redd olunmayup Devlet-i ʿaliyye'nin Nemçe Devleti hakkında «safveti zâhirdir» diyerek baʿde'l-meşveret ve'l-istîzân iki kıtʿa emr-i ʿâlî ısdâr ve ihsân olundu. (37b)",
          "caption": "Ahz ü giriften-i keştihâ-yi Nemçe ez-cânib-i guzât-ı Cezâyir-i garb ve iddiʿâ-yi zamân ve vukūʿ-ı mükâleme ve ahd-dâden-i Devlet-i aliyye be-emniyyet-i tüccâr-ı Nemçe ez-keştihâ-yi Cezâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_016.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahz ü giriften-i keştihâ-yi Nemçe ez-cânib-i guzât-ı Cezâyir-i garb ve iddiʿâ-yi zamân ve vukūʿ-ı mükâleme ve ahd-dâden-i Devlet-i aliyye be-emniyyet-i tüccâr-ı Nemçe ez-keştihâ-yi Cezâyir",
          "text": "Bundan akdem Cezâyir-i garb gāzîleri Nemçelü'nün birkaç kıt'a tüccâr gemilerini Bahr-i sefîd'de ahz eylediklerine binâen fî-ma-ba'd Garb ocağı'nın Nemçelü sefâinine olan ta'arruz ve taʿaddîleri men' ve ahz olunan sefâin ve üserâ ve eşyâ istirdâd ve def' olunmak zemîninde Nemçe elçisi, devleti tarafından me'mûren Bâbıâlî'ye takarîr-i müteʿaddide arz u takdîm edüp iddi'âları her çend nass-ı ahd-nâme-i hümâyûna muvâfık değil ise dahi bu hilâlde taraf-ı Devlet-i aliyye'den mülâyemet sûreti irâet olunmak mukteziyât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâen bundan akdem Dergâh-ı âlî gediklilerinden (33-a) Bekir Ağa bu maddeye dâir sâdır olan evâmir-i aliyye ile Cezâyir-i garb ocağına tesyîr olunmuş idi. Mûmâ-ileyh me'mûr olduğu mahalle\nba'de'l-vusûl istirdâd emr-i şerîfini ve sâ'ir tahrîrâtı iktizâ edenlere i'tâ eyledikde Nemçelü'nün iddi'â eyledikleri yedi kıt'a sefâinin aslı olmayup beş sefîne olduğun ihbâr ve bir kıt'asına vehn-i küllî târî olup telef ve nâbûd ve diğeri dahi bozulup bâkī üç kıt'ası mevcûd ve ganâ'im-i gazâ olduğuna binâ'en reddi ocağımız kā'idesinden gayr-i ma'dûd iken «mahzâ emr-i ulü'l-emre ittibâ' kasdiyle elyevm mevcûd olan üç kıt'a ve telef olanlara bedel bu esnâda Felemenk'den alınan bir kıt'a cem'an dört kıt'a sefîneleri redd ederiz» dediklerinde sefâin-i mezkûrenin hamûleleri taleb olunup cevâblarında «zehâ'irden ibâret olan hamûleleri mukaddemâ beyne'l-guzât münkasim ve ma'âz-Allah istirdâdı husûsu kāle yâhûd hayâle gelmek ihtimâli olur ise tekevvün-i fesâd ve ihtilâl mülâbesesiyle âsâyiş ve râhatımız münselib ve mün'adim olacağı zâhirdir» demeleriyle âhar cinsden olmayup sırf Nemçelü olan esîrler zikr olunan dört kıt'a sefîneler ile istirdâd olunup me'mûr-ı mezkûr 'avdet etmişidi. Nemçelü bu mikdâr ile iktifâ etmek lâzım iken bu esnâda dimâğlarına su'ûd eden tüccâr ve utüvv ü istikbâr muktezâsınca mecbûl oldukları huşûnet ve ru'ûneti izhâr ve telef olan sefâin ile hamûlelerini tazmînde ısrâr etmeleriyle bir zamân la'alle ve asâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve Nemçe elçisi mükâleme istid'â etdikce bu makūle umûr-ı cüz'iyyenin (33-b) mükâlemeye tahammülü olmadığı îmâ olunarak tatvîl-i müddet kasd olunmuşidi. Elçi-i mersûmun ısrâr ve inâdı resîde-i derece-i nihâyet ve bir vechile mâdde-i tazmîn-i sefâinden dest-keş-i ferâğ olmayacaklarını ba'zı ta'bîrât-ı mekrûhe ilhâkıyle bâ-takrîr arz-ı huzûr-ı veliyy-i devlet etmekden nâşî vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri vâsıtasıyle bir mikdâr bedel-i sulh i'tâ olunup sedd-i bâb-ı cedel ü nizâ' ve çok geçmeden ocaklar gemilerine dâ'ir beher hâl mükâlemeye lâzım olduğunu Nemçe elçisi takrîriyle beyân ve lede'l-istizân re'isülküttâb efendi me'mûr olup hîn-i ictimâ'da Cezâyir-i garb ocakları korsanlarından fî-mâ-ba'd tüccâr-ı Nemçe sefâinine zarar vukū' bulmamasını ve vâkī olan hasâreti Devlet-i aliyye tazmîn etmesini müş'ir bir memhûr sened mutâlebe ve sened-i mezkûrun hâtimesinde devlet-i ebed-müddet ocakların gasb eyledikleri sefîne ve mâlı tazmîn eylemediği sûretde hudûdda kâ'in arâzî-i saltanat-ı seniyyede Nemçelü mukābele bi'l-misl icrâ eylemelerine peşince i'tirâf olunmasının dercini Nemçe elçisi îrâd eyledikde re'is efendi tarafından cevâba ibtidâr olunup «taleb eylediğiniz takrîr mütehammil-i mülâhazât-ı kesîre olup min-gayr-i te'emmülin cevâbı mutasavver olmayup ancak def'-i zarar ve izâle-i keder zımnında Devlet-i aliyye müsâ'ade-i külliyyesin sarf edüp ez-cümle vâkī olan hasâret Hazîne-i hümâyûn'dan i'tâ olunmak ve mukābele bi'l-misl mültezem olduğu sûretde bahren icrâ olunmak vâdîleri irtikâb olundukdan sonra\nmünâfî-i rüsûm-ı dostî ve muhâlif-i levâzım-ı âştî bu makūle bârid ta'bîrin senede (34-a) indirâcı bir vechile münâsib olmamak gerekdir» diyerek mukābele ve elçi-i mesfûr me'mûriyeti kat'î olduğun ifâde ve bir iki gün zarfında tarafına cevâb-ı kat'î verilmesini dahi mukāvele edüp müfârakatden sonra husûs-ı mezkûr erkân-ı devlet ve esâtîn-i saltanat ile meşveret olunup Nemçelü'nün evvel ve âhir verdikleri takārîr ve Devlet-i aliyye tarafından verilen ecvibe ve sûret-i mükâleme bi-tefâsîlihâ der-miyân olundukda cümle huzzâr yek-zebân-ı vifâk ve «Devlet-i aliyye tazmîn maddesini birkaç vechile kabûl etmişiken adem-i i'timâd sûretinde bu vechile ısrarları fesâddan hâli değildir, şer'an ve aklen bu maddeye mümâşât gayr-i câiz olduğunda ittifâk ve bu teklîfi bunlar ahid-nâmeye mebnî mi ederler, yâhûd dostâne veyâhûd mütegallibâne mi ederler?» demeleriyle «ahid-nâmeye mebnî ve dostluğa mübtenî olmayup Rusyalu ile müttefik olmalariyle Rusyalu ekser ağrâz-ı fâsidesin icrâ eyledi. Biz dahi bu garazımızı icrâ edelim deyu sûret-i zâhirde dostâne ve ma'nen mütegallibâne ve mağrûrâne teklîf ederler» demekle İstanbul Kadısı Müfti-zâde Efendi kelâma mübâderet edüp «bu kâfirlerin Akdeniz'de geşt ü güzâr eden tüccâr sefînelerine Garb ocağı korsanlarından zarar erişmemesi ve erişdiği sûretde hasâretlerinin tazmînini ber-vech-i meşrûh ta'ahhüd ve sened i'tāsına dahi karar verilmişiken mu'âhedeye adem-i i'tibâr ve arâzi-i Osmâniyyede mukābele bi'l-misle i'tirâf kelimesinin senede dercinde inâd ve ısrarları fesâda mebnî olduğu (34-b) bedîdârdır. Meselâ, bu ibâreyi müş'ir senedi der-dest eylediklerinden sonra Garb ocakları ne makūle milletden olur ise olsun bir sefîne ahz etseler Nemçelü mücerred hudûd-ı islâmiyyeden matmah-ı nazarları olan araziye ahden dest-res olmak irâde-i fâsidesiyle bu sefîne bizim idi diyecekleri ve ocaklar dahi âhar milletin olduğunu isbât ile vermekde tereddüd eyledikleri gibi arâzi-i islâmiyyeden diledikleri yerleri zabt ve bu hareketimiz hilâf-ı ahd değildir, verdiğiniz senede mebnîdir da'vâsına ibtidâr birle üzerlerinden nakz-i ahd nakîsasını def'e bunu bir âlet eyleyecekleri zâhirdir, usûl-i şerî'at-i mutahharadandır ki şart hükmün tahakkuk-ı vukū'iyle rabt olunur. Devlet-i aliyye tazmîne ta'ahhüd etmişiken kable'l-vukū' hilâf-ı şer' i'tirâf şartını tahrîr, mütenâkızeyni cem' kabîlinden olmağla bu sûreti kabûl ber-minvâl-i muharrer hilâf-ı şer' ve belki bizden sudûru nakz-i ahdi mu'terif olmakdır. Nemçelünün merâmları gasb-ı arâzi olduğu takdîrde böyle sened verilse de verilmese de icrâ ederler bu sûretde sened i'tāsiyle ahd icrâ etdirmekden ise bu maddeye kat'îce cevâb verilmek evlâdır. Allahü te'âlânın inâyetiyle mesfûrlar bir halt edemezler, ederler ise dahi ihtiyârlariyle nakz-i ahd etmiş olup كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً nass-ı şerîfi muktezâsınca in-şâ-\nAllahü te'âlâ nesîm-i fevz ü zafer cünûd-ı islâmiyyeye vezân ve bu Devlet-i aliyye bedhâhları karîn-i haybet ve hüsrân olacağı bî-iştibâhdır» demekle sâir huzzâr dahi bu kavli tasdîk ve tercîh eylediler. Bundan başka (35-a) França Devleti, Devlet-i aliyye'nin dostu olduğu gibi Nemçelü'nün dahi müttefiki olduğuna binâen baş-tercümânları Bâb-ı âlî'ye ihzâr ve Nemçelü ile olan münâza'a ve Devlet-i aliyye'nin tazmîn maddesinde olan müsaʿade-i külliyyesi bi'l-cümle ifâde ve iş'âr ve França elçisine ale't-tafsîl bu vukūʿatı ihbâr etmek üzere tenbîh ve Devlet-i aliyye tarafından ta'ahhüd olunduğu sûretde Nemçe elçisini irzâya mübâşeret ve iktizâ eder ise tekeffül etmek bâbında i'tā-yi ruhsat olunup henüz haberi vârid olmamışdır. França elçisi dahi ilzâma kādir olamadığı sûretde «Devlet-i aliyye'ye ne vechile hareket hayırlu ve müfiddir» deyu huzzârdan istifsâr olundukda cümlesi kavl-i evveli tercîh ve ihtiyâr edüp ancak ihtilâs-ı vakt ü zamân irâdesiyle ceffe'l-kalem Nemçelü'ye cevâb verilmek gayr-i enseb belki Devlet-i aliyye'nin marzîsi olan sûretin teklifi ile tatvîl-i müddet müstasveb ve der-akab serhaddât-ı islâmiyyenin kâffe-i levâzımı tekmîline himmet ve ez dil ü cân kesb-i isti'dâda mübâderet her hâlde müntic-i fevz ü nusret olduğunu takrîr ve bu vechile ukde-i meclis inhilâl-pezîr oldu. Ale's-sabâh Nemçe tercümânı Bâb-ı âlîye vürûd ve nihâyetü'n-nihâye olarak cevâb talebinde bezl-i mechûd eyledikde istisvâb-kerde-i ehl-i şûrâ olduğu gibi «izhâr-ı rıfk u mülâyemet ve senede idrâcını taleb eyledikleri ta'bîr münâfî-i resm-i safvetdir» diyerek cevâb verildikde tercümân-ı mesfûr izhâr-ı huşûnet ve elçi beyin merâmı ıslâh ve devleteyn beynine ilkā-yi muhabbet idi, ma'lûm olmadı. «Yarınki gün ibâre-i matlûbenin yazılmayacağını (35-b) ulak ile devletine bildirir ve devleti dahi memâlik-i Osmâniyyenin bir mahallini zabt eder» kelâm-ı bâridini îrâd ve iş'âr ve rû-be-rah-ı vâdî-i idbâr oldu. Bir gün sonra França tercümânı [vâsıtasıyla] mukaddemâ elçiye sipâriş olunan husûsun cevâbiyle vârid ve «Devlet-i aliyye tanzîm-i umûruna vakt istihsâliyçün katı çok şeyleri mütehammil olup buna dahi bir hüsn-i sûret vermeleri lâbüd idi» deyu elçisinden haber getirmekle elçi bey «Devlet-i aliyye'nin hayır-hâhı olduğu bî-iştibâh olup Devlet-i aliyye'nin Nemçelü hakkında safvetden gayri bir maksûdu olmamağla şân-ı devlete mûcib-i nakīsa olmayacak sûreti elçi mülâhaza etsün, biz dahi rızâ-dâde olalım» denilüp tercümân-ı mesfûr i'âde olundukda leylen re'îs efendinin hânesine tercümân-ı mersûm tekrâr vürûd edüp França elçisi Nemçe elçisine mahsûs varup «bu maddeyi der-miyân eyledikde benim bu maddede me'mûriyetim münkati' oldu, Devlet-i aliyye kat'îce cevâb vermekle devletime yazdım ve ba'de'l-yevm tanzîm-i maslahatdan me'yûs oldum» deyu her ne kadar redd ile mukābele eyledi ise elçi bey il-\nhâhdan hâli olmamağla bi'l-âhire Nemçe elçisi cevâba ibtidâr edüp «me'mûriyetim inkitāʿından sonra husûs-ı mezbûra tasaddî elimden gelmez, meğer senin ibrâmını hâvi yedime sened veresün» dediğine binâen elçi bey dahi sened verecek olmağla mevadd-ı erbaʿa kâğıdı meydana getirilüp cerh ve taʿdîline kıyâm ve şân-ı devlet-i ebed-devâm vikāye olunarak hududda mukābele bi'l-mislin icrâsını vukūʿ-ı hasâretin tebyîninden üç dört mâh mürûruna dek (36-a) te'hîr ve icrâ olunacak oldukda dahi Nemçe elçisi tarafından mukaddemce Devlet-i aliyye tarafına ihbâr olunmasını muhtevî baʿzı ibârenin derciyle tanzîmine güç ile karâr verildiğini ihbâr ve bu vechile Devlet-i aliyye râzı oldukları takdîrde tekrâr Beç'e âdem tisyâr edeceğini işʿâr ve yarınki gün vürûd-ı habere intizâr olunduğunu ifade etdikde işbu vukūʿât şeyhülislâm ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtına ve müteʾayyinân-ı ricâl-i devlet-i ebed-ittisâle ferden ferden tefhîm olunmağla Françalu'nun vesâtatiyle madde-i mezkûrenin ol vechile tanzîm olunmasını tasvîb eyledikleri sadrıazam hazretleri tarafından hâk-i pây-i kimyâ-sây-i hazret-i hilâfet-penâhîye arz olundukda cümlenin ittifâkı üzere nizâm ve temşiyetine irâde-i sâmiye cereyân ve vech-i meşrûh üzere taraf-ı Devlet-i alîyye'den Nemçelü'ye sened iʿtâsiyle ihtilâs-ı vakt u zamân kılındı. \n\n Tezyîl: Nemçelü'nün madde-i mezkûrede olan ru'ûnet ve huşûnetlerine nazaran ednâ bahâne ile katʿ-ı habl-i ahd eyleyerek irtikâb-ı kâr-ı mezmûm ve serhaddât-ı islâmiyyeye defʿaten hücûm etmeleri inde'l-ukalâ emr-i meczûm olup tedârükât-ı Devlet-i aliyye henüz tekmîl olunmadan muhârebede bi-hasebi'z-zâhir hatar u âfet ezhâna mütebâdir olup binâen-aleyh mahzâ istihsâl-i vakt ü zamân irâdesiyle bu nâr-ı sûzânın şimdilik bu vechile intifâsı tedâbîr-i hasene ve ârâ-i müstahseneden olduğu muhikk ve bî-garaz kimesneler indlerinde müsellemü's-sübütdur. \n\n Kıta li-râkımihi: (36-b) \n Hüsn-i tedbîri âkilin gâhî \n İş görür tîg u nîzeden efzûn \n Tîgi de kullanur mahallinde \n Küllü şey'in bi-vaktihi merhûn\nTakrîr-dâden-i elçi-i Nemçe berâ-yi ikāmet-i şahsî der-memleket-i Eflâk ve Boğdan be-nezâret-i umûr-ı ticâret\n\nNemçelü'nün Rayçeviç nâm sırkâtibleri iki sene mukaddem Eflâk ve\nBoğdan memleketlerine vürûd edüp Nemçe tüccârının umûrlarını rü'yet zımnında meks ü ârâma me'mûriyeti olmak sûretlerini iş'âr eylediği ve redd ü kabûlü şıklarından kangısının ihtiyârı münâsib idüğü Eflâk ve Boğdan voyvodalarından ol-esnâda Der-ʿaliyye'ye tahrîr olundukda memleketeyn-i mezbûreteyne ber-muktezâ-yı şurût-ı ahid-nâme-i hümâyûn bu kadar Nemçe tüccârı âmed-şüd etmekde iken mersûmun adem-i tecvîz-i ikāmeti sûretinde redd ile cevâb verilse şimdilik böylece gelmişiken sûret-i reddi müşâhede eyledikleri gibi Nemçelü'nün ısrârlarına ve Rusyalu misillû konsolosluk berâtı talebine bâʿis olur mülâhazasiyle voyvodalar mesfûru redd etmeyüp ve sûret-i me'mûriyetini dahi bilmeyüp ticâret içün eğlenür muʿâmelesini eylemeleri ol vakit voyvodalara tahrîr ve tenbîh olunmuşidi. El-hâletü-hâzihi Âsitâne-i ʿaliyye'de mukīm Nemçe elçisi, devleti tarafından me'mûren bir kıtʿa takrîr kâğıdı takdîm edüp mefhûmunda mersûm Rayçeviç müddet-i vâfireden berü rü'yet-i umûr-ı ticâret içün memleketeyn-i mezbûreteynde ikāmet etmekle beyler taraflarından ber-mûcib-i ahid-nâme-i hümâyûn himâyet ve siyânet olunması bâbında başka başka evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunmasın istidʿâ edüp mersûmun Eflâ (37a) ve Boğdan'a duhûlünden berü Rusyalu misillû bunun dahi konsolos olması Nemçelü tarafından iltimâs olunur deyü terakkub olunmakda idi. Bu defʿa mersûmun konsolos olmasiyçün berât istemeyüp hemen ahid-nâme-i hümâyûn mûcibince himâyet ve siyânet ve umûruna muʿâvenet içün birer fermân istidʿâ eylemeleriyle melhûzdan ahaff olduğundan gayri França ve İsveç ve bunlar emsâli Devlet-i ʿaliyye'ye hayırhâh olan düvelden baʿzıları Devlet-i ʿaliyye olur-olmaz şey içün Nemçelü'yü tenfîr etmeyüp baʿzı umûrlarına mümkin mertebe müsâʿadeyi dirîğ etmese hoş olur ve bu muʿâmelede nice fevâid der-kâr olduğundan gayri belki giderek Rusyaludan tebrîdleri dahi mümkin olur idi. Hâsılı âkilâne hareket Devlet-i ʿaliyye bu misillû muʿâmele ile Nemçelü'yü kula almakdır dediklerine göre Nemçelü konsolosluğa berât istese dahi mâdem ki Rusyalu'ya mukaddem verildi, anlara dahi verilmek lâzım gelür idi, maʿa-hazâ mesfûr içün konsolosluk berâtı istemeyüp fermân-ı ʿâlî isterler bu gûne olan istidʿâları kabûl olunmayup redd olunsa Rusyalu istidʿâ-yı umûrlarında bunları teşrîk etdikleri gibi bunlar dahi Rusyalu'yu teşrîk ve ısrâr eyleyecekleri der-kâr ve ol vakit dostluğa mürâʿaten müsâʿade olunmuş olmayup Rusya şirketiyle ibrâma mebnî müsâʿade olunmuş olacağı bedîdâr olmakdan nâşi mülâhaza-i mezkûreye mebnî istidʿâ-yı mezkûrları redd olunmayup Devlet-i ʿaliyye'nin Nemçe Devleti hakkında «safveti zâhirdir» diyerek baʿde'l-meşveret ve'l-istîzân iki kıtʿa emr-i ʿâlî ısdâr ve ihsân olundu. (37b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Üsküdar kadısı olan Subhî-zâde Abdülazîz Efendi bundan akdem dest-i sâkî-i rûzgârdan tenâvül-i ke's-i ikbâl ve nabz-gîri-i hazâkat-i baht ile teşhîs-i illet-i âmâl edüp tabiʿat-i buhrân-dîde-i makāsıdı ifrâk-yâfte-i kemâl ve ahlât-ı müstehîletü'l-indifâʿ maʿaribi vâsıl-ı merâtib-i sükûn ü iʿtidâl olduğundan fazla sübûr-ı ümîd ve arzûsu yâverî-i azmîde ve kemâdât-ı tâliʿ ile mündemil ve devâ-i bür'i's-sâʿa-i cedd-i müsâʿid ile ilel-i ye's ü hırmânı zâil olup hasret-keş-i gürûh-ı etibbâ olan hekîm-başılık hizmet-i refîʿiyle az zamanda nâil-i emânî ve defʿ-i humâr-ı ayş-i münekkede iʿdâd-ı şarâb-ı rummânî eyledikde Beyt: \"İnne'ş-şebâbe ve'l-ferâğa ve'l-cedete mefsedetün li'l-mer'i eyye mefsedetin\" mefhûmu üzere nabazân-ı şerâyîn-i fesâdı azline sebeb-i âdî ve heyecân-ı çar-terkîb-i sû-i mizâcı bu mansıbdan define bâdî olup baʿde zamânin bi-hasebi't-tarîk Üsküdar'a kadı ve hîn-i hükûmetinde halkın kimi kendüden şâkî ve kimi hoşnûd ve râzî idi. İnkızâ-i müddetinden sonra \"el-belâ'ü müvevvekelün bi'l-mantıkı\" mefhûmu üzere lisânını imsâk her hâlde bâʿis-i selâmeti olduğunu idrâk etmek lâzım iken iltizâm-ı mâ-lâ-yelzem sûretinde haddini tecâvüz ve taʿaddî ve erkân-ı saltanat-ı seniyyeden baʿzıları hakkında kelimât-ı nâ-ber-câya tasaddî edüp baʿzı mahallere tezkireler tahrîr ve umûr-ı müttefika-i Devlet-i aliyye'ye harf-endâz-ı iʿtirâz olarak kâr-fermâyân-ı devleti tahti'e ve taʿyîr etmesi nefyini müeddî (38-a) olmağla sene-i mezkûre evâil-i Şevvâlinde mansıbı vakti hulûlüne dek bâ-işâret-i aliyye sâdır olan emr-i âlî mücebince cezîre-i İstanköy'e nefy ü iclâ ve adem-i keff-i lisân-ı seyyi'esi hakkında hüküm ve muktezâsını icrâ etmiştir.",
          "caption": "Nefy-şüden-i Subhî-zâde Abdülazîz Efendi Kādı-i Üsküdar-ı sâbık be-cezîre-i İstanköy ve sebeb-i nefyeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_017.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-şüden-i Subhî-zâde Abdülazîz Efendi Kādı-i Üsküdar-ı sâbık be-cezîre-i İstanköy ve sebeb-i nefyeş",
          "text": "Sâbıkā Üsküdar kadısı olan Subhî-zâde Abdülazîz Efendi bundan akdem dest-i sâkî-i rûzgârdan tenâvül-i ke's-i ikbâl ve nabz-gîri-i hazâkat-i baht ile teşhîs-i illet-i âmâl edüp tabiʿat-i buhrân-dîde-i makāsıdı ifrâk-yâfte-i kemâl ve ahlât-ı müstehîletü'l-indifâʿ maʿaribi vâsıl-ı merâtib-i sükûn ü iʿtidâl olduğundan fazla sübûr-ı ümîd ve arzûsu yâverî-i azmîde ve kemâdât-ı tâliʿ ile mündemil ve devâ-i bür'i's-sâʿa-i cedd-i müsâʿid ile ilel-i ye's ü hırmânı zâil olup hasret-keş-i gürûh-ı etibbâ olan hekîm-başılık hizmet-i refîʿiyle az zamanda nâil-i emânî ve defʿ-i humâr-ı ayş-i münekkede iʿdâd-ı şarâb-ı rummânî eyledikde Beyt: \"İnne'ş-şebâbe ve'l-ferâğa ve'l-cedete mefsedetün li'l-mer'i eyye mefsedetin\" mefhûmu üzere nabazân-ı şerâyîn-i fesâdı azline sebeb-i âdî ve heyecân-ı çar-terkîb-i sû-i mizâcı bu mansıbdan define bâdî olup baʿde zamânin bi-hasebi't-tarîk Üsküdar'a kadı ve hîn-i hükûmetinde halkın kimi kendüden şâkî ve kimi hoşnûd ve râzî idi. İnkızâ-i müddetinden sonra \"el-belâ'ü müvevvekelün bi'l-mantıkı\" mefhûmu üzere lisânını imsâk her hâlde bâʿis-i selâmeti olduğunu idrâk etmek lâzım iken iltizâm-ı mâ-lâ-yelzem sûretinde haddini tecâvüz ve taʿaddî ve erkân-ı saltanat-ı seniyyeden baʿzıları hakkında kelimât-ı nâ-ber-câya tasaddî edüp baʿzı mahallere tezkireler tahrîr ve umûr-ı müttefika-i Devlet-i aliyye'ye harf-endâz-ı iʿtirâz olarak kâr-fermâyân-ı devleti tahti'e ve taʿyîr etmesi nefyini müeddî (38-a) olmağla sene-i mezkûre evâil-i Şevvâlinde mansıbı vakti hulûlüne dek bâ-işâret-i aliyye sâdır olan emr-i âlî mücebince cezîre-i İstanköy'e nefy ü iclâ ve adem-i keff-i lisân-ı seyyi'esi hakkında hüküm ve muktezâsını icrâ etmiştir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâm vâlîsi iken bundan akdem hulûl-i ecel-i mef'ûdiyle vefât eden Azm-zâde Vezîr Mehmed Paşa'nın müddet-i medîdeden berü bi'l-cümle diyâr-ı Şâm kabz-kerde-i dest-i tasarruf ve iğtinâmı olmakdan nâşî mâlik-i ye-\nsâr u servet ve nâ'il-i bülgā-ı kuvvet ve miknet olmağla kabz-ı muhallefâtına sâbıkā başbâkī kulu Osman Ağa taʿyîn ve hademe-i Devlet-i aliyye'den birkaç kimesne irfâkıyla mâdde-i me'mûriyyeti teshîl ve tehvîn kılınmışidi. Şâm'a vusûllerinde dest-res oldukları mâl tasavvur olunduğuna nisbetle bî-me'âl ve belki cemelden ıķāl olduğu tahakkuk eyledikde tahsîl-i emvâl-i mîriyyede mişvârı maʿlûm bir kimesnenin fî-mâ-baʿd me'mûriyyeti lâzım geldiği ecilden mukaddemâ Rişvân-zâde tarafına akçe tahsîli zımnında me'mûr olup emr-i tahsîlde mücerrebü'l-etvâr olan Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Tayfûr Bey dahi husûs-ı mezkûre me'mûren Şâm'a vusûlünde ihrâc-ı emvâl-i mektûme ve teftîş-i mahall-i maznûne ve mevhûmede tehdîdât-ı sâbıkasın îkāʿ eyledikde an-asıl ahâlî-i Şâm'ın ekserîsi müteveffâ-yı müşârün-ileyhin müteʿallikātı ve memâlikinin küllîsi yerli neferâtı olduğuna binâen mücerred ketm-i emvâle medâr olmak üzere yek-diğer ile ittihâd ve mübâşirler olduğu mahallere hücûm ile mübâşir-i bağy ve fesâd oldukları (38-b) sâmiʿa-hirâş-ı Devlet-i ebed-müddet oldukda evâsıt-ı Zilkaʿdede Haleb vâlîsi vezîr-i mükerrem Mustafa Paşa hazretlerine der-akab fermân-ı kezâ cereyân şeref-sudûr ve kethüdâsını altı yüz nefer mikdârı âdem ile Şâm'a taʿyîn ve me'mûr edüp bâʿis-i tuğyân olan eşhâsı muktezâ-yı vakt ü hâle göre te'dîb ve ihzârları irâde buyurulan kimesneleri bir kadem akdem Âsitâne'ye îsâl ve tesrîb etmesi bâbında te'kîd ve sâlifü'z-zikr Tayfûr Bey'e dahi Sayda vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa hazretleri nizâm-ı vilâyete me'mûr olacakdır havâdisini ol tarafda neşr etmek üzere taraf-ı devletden telkîn olunmuşdur.",
          "caption": "Âmeden-i peyâm-ı tuğyân-ı baʿzı ehl-i Şâm ez-cânib-i mübâşirân ve taʿyîn-şüden-i Kethüdâ-yı vâlî-i Haleb berâ-yi te'dîb-i îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_018.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i peyâm-ı tuğyân-ı baʿzı ehl-i Şâm ez-cânib-i mübâşirân ve taʿyîn-şüden-i Kethüdâ-yı vâlî-i Haleb berâ-yi te'dîb-i îşân",
          "text": "Şâm vâlîsi iken bundan akdem hulûl-i ecel-i mef'ûdiyle vefât eden Azm-zâde Vezîr Mehmed Paşa'nın müddet-i medîdeden berü bi'l-cümle diyâr-ı Şâm kabz-kerde-i dest-i tasarruf ve iğtinâmı olmakdan nâşî mâlik-i ye-\nsâr u servet ve nâ'il-i bülgā-ı kuvvet ve miknet olmağla kabz-ı muhallefâtına sâbıkā başbâkī kulu Osman Ağa taʿyîn ve hademe-i Devlet-i aliyye'den birkaç kimesne irfâkıyla mâdde-i me'mûriyyeti teshîl ve tehvîn kılınmışidi. Şâm'a vusûllerinde dest-res oldukları mâl tasavvur olunduğuna nisbetle bî-me'âl ve belki cemelden ıķāl olduğu tahakkuk eyledikde tahsîl-i emvâl-i mîriyyede mişvârı maʿlûm bir kimesnenin fî-mâ-baʿd me'mûriyyeti lâzım geldiği ecilden mukaddemâ Rişvân-zâde tarafına akçe tahsîli zımnında me'mûr olup emr-i tahsîlde mücerrebü'l-etvâr olan Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Tayfûr Bey dahi husûs-ı mezkûre me'mûren Şâm'a vusûlünde ihrâc-ı emvâl-i mektûme ve teftîş-i mahall-i maznûne ve mevhûmede tehdîdât-ı sâbıkasın îkāʿ eyledikde an-asıl ahâlî-i Şâm'ın ekserîsi müteveffâ-yı müşârün-ileyhin müteʿallikātı ve memâlikinin küllîsi yerli neferâtı olduğuna binâen mücerred ketm-i emvâle medâr olmak üzere yek-diğer ile ittihâd ve mübâşirler olduğu mahallere hücûm ile mübâşir-i bağy ve fesâd oldukları (38-b) sâmiʿa-hirâş-ı Devlet-i ebed-müddet oldukda evâsıt-ı Zilkaʿdede Haleb vâlîsi vezîr-i mükerrem Mustafa Paşa hazretlerine der-akab fermân-ı kezâ cereyân şeref-sudûr ve kethüdâsını altı yüz nefer mikdârı âdem ile Şâm'a taʿyîn ve me'mûr edüp bâʿis-i tuğyân olan eşhâsı muktezâ-yı vakt ü hâle göre te'dîb ve ihzârları irâde buyurulan kimesneleri bir kadem akdem Âsitâne'ye îsâl ve tesrîb etmesi bâbında te'kîd ve sâlifü'z-zikr Tayfûr Bey'e dahi Sayda vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa hazretleri nizâm-ı vilâyete me'mûr olacakdır havâdisini ol tarafda neşr etmek üzere taraf-ı devletden telkîn olunmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nizâm-ı şu'ûn-ı asâkir ve cemʿ ü tertîb-i mühimmât ve zehâ'ir zımnında eğerçi vükelâ-yı devlet-i hasbemâ yüsâʿidühü'l-vakt ber-çîde-dâmen-i gayret olup ancak tezâyüd-i şevk ve ihtimâm ve tezâʿüf-i saʿy ü ikdâm garazına mebnî gâh ve bî-gâh bu ahvâli iktinâh lâzıme-i şurût-ı teyakkuz ve intibâh olmakdan nâşî hudûd-ı diyâr-ı Îrân ve tuhûm-ı memâlik-i Gürcistân olan Erzurum ve Kars ve Çıldır ve Van ve bâ-husûs Tiflis hânının çigûnegî-i ahvâl ü keyfiyyâtı mufassal hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile su'âl ve hakīkat-ı hâl taraf-ı sadr-ı aʿzamîden bu vechile keşîde-i silk-i maķāl kılındı. Tiflis hânı Ereğli hân evân-ı seferde Moskovlu'ya tâbiʿ (39-a) olup Çıldır hudûduna bi'd-defeʿât itâle-i pây-i tecâvüz ve avn-ı Hakk ile Ahılkelek boğazında şikestegî ve inhizâm-ı tâm ile pey-siper-i evdiye ve mefâviz olmuşidi.\nMoskovlu ile musâlâha akabinde Rusyalu Tiflis etrâfında mevcûd olan asker-i mahzûl ve merdûdlarını taraflarına celb ve hân-ı mesfûr yalnız kalmış ise dahi otuz-kırk bin asker-i hezîmet-esere mâlik ve top ve cebehânesi mükemmel olup ancak hânân-ı İran ve devlet-i şevket-bünyândan endîşeye tebâʿiyyet ve mücerred nefs-i habîs ve memleketini hasâretden siyânet zımnında Çıldır vâlisi vezîr-i mükerrem Süleyman Paşa hazretlerine ilticâ ve vesâtatiyle Mirzâ Gürgîn nam kâtibini maʿrûzâtiyle Derviş Paşa merhûmun sadâretinde Der-saʿâdet'e baʿs ü isrâ ve inkıyâd sûretinde afv-ı cürm-i sâbıkını niyâz ve istidʿâ edüp bu makūlelerin sözlerine her ne kadar iʿtimâd câiz değil ise dahi itâʿati makbûl olmayup âdemi redd olunduğu sûretde te'dîbi muktezâ-yı şân-ı devlet olduğu mukarrer ve akîb-i sefer olduğundan mükerrer bir gāile açılmak münâsib görülmediğine binâen harekât-ı sâbıkasından iğmâz ve kendüye emr-i ʿâlî ve hilʿat ve atiyye tisyâriyle bu vakte dek atabe-i ulyâ-yı pâdişâhîye sadâkat daʿvâsında idi. Ve Süleyman Paşa'nın mesfûra dâir gelen tahrîrâtının cümlesinde bir tarafdan mecbûr olmaz ise Ereğli Hân'dan hilâf-ı istikāmet vazʿ zuhûr etmez me'mûlündeyim. Yine sırr-ı zamîrini Hakk teʿâlâ'dan gayri kimse bilmez deyü tahrîr eder idi. Al-küfrü milletün vâhidetün muktezâsınca cemîʿ-i ezminede küffârdan ehl-i islâma samîmî dostluk melhûz olmayup anların (39b) hulûs izhâr etmeleri yâ havf-ı şemşîr veyâhûd taleb-i nefʿ-i kesîr zımnında olduğu erbâb-ı ukūle gayr-i setîrdir. Sinîn-i vâfireden berü Erzurum ve Van ve Çıldır eyâletleri kılâʿının taʿmîrât ve mühimmâtlarına bakılmayup Moskovlu'nun Tiflis üzerinden İran'a mürûrları haberi şuyûʿundan berü Erzurum ve Çıldır vâlîlerine ve Kars ve Van muhâfızlarına kavâim-i müteʿaddide irsâl ve kalʿalara istihkâm vermeleri ve etrâfa nezâret ile hâzır ve müheyyâ bulunmaları tenbîh ve te'kîd olunduğundan gayri Çıldır kılâʿının taʿmîrâtı mülâhaza ve binâ emâneti Çıldır vâlisi Süleyman Paşa'nın kapu-kethüdâsı Nişancı Çelebi Mehmed Efendi'nin Ahısha'da sâkin ammisi ve karındaşına ihâle ve vezîr-i müşârün-ileyhin inzimâm-ı nezâretiyle termîmleri evâmiri ısdâr ve efendi-i mûmâ-ileyhe teslîm ve kılâʿ-ı merkūme içün altmış kıtʿa top ve maʿlûmü'l-mikdâr mühimmât tertîb ve sefînelere tahmîl ve tesrîb olunup kezâlik Erzurum ve Kars ve Van kalʿalarının termîmât ve tekmîl-i levâzımlarına leyl ü nehâr sarf-ı iktidâr olunduğu ve Dağıstan hânlarından Şemhâl Hân ve Kuba hânı Feth-Ali Hân'a mektûblar tastîr olunup müfâdında Moskovlu'nun İran'a tecâvüz irâde-i fâsideleri tahakkuk eylediği hâlde cümlesi askerlerini cemʿ ve merdâne mukābele ve keyfiyyeti ʿacâleten muʿtemedleriyle Der-ʿaliye'ye bildirmeleri ve ittihâd-ı diyânet muktezâsınca muʿâvenet ve iʿtizâdda taksîr\nolunmayacağı tasrîh ve Erzurum vâlisi vezîr Timur Paşa hazretleri tarafından irsâl ve ol havâlinin şimdilik esbâb-ı takviyesi bu vechile istihsâl olundu.",
          "caption": "İstifsâr-kerden-i Pâdişâh-ı pür akl ü şuʿûr ez-ahvâl-i meʿâkıl ve suğûr ve beyân-ı hülâsa-i tertîbât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_019.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "İstifsâr-kerden-i Pâdişâh-ı pür akl ü şuʿûr ez-ahvâl-i meʿâkıl ve suğûr ve beyân-ı hülâsa-i tertîbât",
          "text": "Nizâm-ı şu'ûn-ı asâkir ve cemʿ ü tertîb-i mühimmât ve zehâ'ir zımnında eğerçi vükelâ-yı devlet-i hasbemâ yüsâʿidühü'l-vakt ber-çîde-dâmen-i gayret olup ancak tezâyüd-i şevk ve ihtimâm ve tezâʿüf-i saʿy ü ikdâm garazına mebnî gâh ve bî-gâh bu ahvâli iktinâh lâzıme-i şurût-ı teyakkuz ve intibâh olmakdan nâşî hudûd-ı diyâr-ı Îrân ve tuhûm-ı memâlik-i Gürcistân olan Erzurum ve Kars ve Çıldır ve Van ve bâ-husûs Tiflis hânının çigûnegî-i ahvâl ü keyfiyyâtı mufassal hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile su'âl ve hakīkat-ı hâl taraf-ı sadr-ı aʿzamîden bu vechile keşîde-i silk-i maķāl kılındı. Tiflis hânı Ereğli hân evân-ı seferde Moskovlu'ya tâbiʿ (39-a) olup Çıldır hudûduna bi'd-defeʿât itâle-i pây-i tecâvüz ve avn-ı Hakk ile Ahılkelek boğazında şikestegî ve inhizâm-ı tâm ile pey-siper-i evdiye ve mefâviz olmuşidi.\nMoskovlu ile musâlâha akabinde Rusyalu Tiflis etrâfında mevcûd olan asker-i mahzûl ve merdûdlarını taraflarına celb ve hân-ı mesfûr yalnız kalmış ise dahi otuz-kırk bin asker-i hezîmet-esere mâlik ve top ve cebehânesi mükemmel olup ancak hânân-ı İran ve devlet-i şevket-bünyândan endîşeye tebâʿiyyet ve mücerred nefs-i habîs ve memleketini hasâretden siyânet zımnında Çıldır vâlisi vezîr-i mükerrem Süleyman Paşa hazretlerine ilticâ ve vesâtatiyle Mirzâ Gürgîn nam kâtibini maʿrûzâtiyle Derviş Paşa merhûmun sadâretinde Der-saʿâdet'e baʿs ü isrâ ve inkıyâd sûretinde afv-ı cürm-i sâbıkını niyâz ve istidʿâ edüp bu makūlelerin sözlerine her ne kadar iʿtimâd câiz değil ise dahi itâʿati makbûl olmayup âdemi redd olunduğu sûretde te'dîbi muktezâ-yı şân-ı devlet olduğu mukarrer ve akîb-i sefer olduğundan mükerrer bir gāile açılmak münâsib görülmediğine binâen harekât-ı sâbıkasından iğmâz ve kendüye emr-i ʿâlî ve hilʿat ve atiyye tisyâriyle bu vakte dek atabe-i ulyâ-yı pâdişâhîye sadâkat daʿvâsında idi. Ve Süleyman Paşa'nın mesfûra dâir gelen tahrîrâtının cümlesinde bir tarafdan mecbûr olmaz ise Ereğli Hân'dan hilâf-ı istikāmet vazʿ zuhûr etmez me'mûlündeyim. Yine sırr-ı zamîrini Hakk teʿâlâ'dan gayri kimse bilmez deyü tahrîr eder idi. Al-küfrü milletün vâhidetün muktezâsınca cemîʿ-i ezminede küffârdan ehl-i islâma samîmî dostluk melhûz olmayup anların (39b) hulûs izhâr etmeleri yâ havf-ı şemşîr veyâhûd taleb-i nefʿ-i kesîr zımnında olduğu erbâb-ı ukūle gayr-i setîrdir. Sinîn-i vâfireden berü Erzurum ve Van ve Çıldır eyâletleri kılâʿının taʿmîrât ve mühimmâtlarına bakılmayup Moskovlu'nun Tiflis üzerinden İran'a mürûrları haberi şuyûʿundan berü Erzurum ve Çıldır vâlîlerine ve Kars ve Van muhâfızlarına kavâim-i müteʿaddide irsâl ve kalʿalara istihkâm vermeleri ve etrâfa nezâret ile hâzır ve müheyyâ bulunmaları tenbîh ve te'kîd olunduğundan gayri Çıldır kılâʿının taʿmîrâtı mülâhaza ve binâ emâneti Çıldır vâlisi Süleyman Paşa'nın kapu-kethüdâsı Nişancı Çelebi Mehmed Efendi'nin Ahısha'da sâkin ammisi ve karındaşına ihâle ve vezîr-i müşârün-ileyhin inzimâm-ı nezâretiyle termîmleri evâmiri ısdâr ve efendi-i mûmâ-ileyhe teslîm ve kılâʿ-ı merkūme içün altmış kıtʿa top ve maʿlûmü'l-mikdâr mühimmât tertîb ve sefînelere tahmîl ve tesrîb olunup kezâlik Erzurum ve Kars ve Van kalʿalarının termîmât ve tekmîl-i levâzımlarına leyl ü nehâr sarf-ı iktidâr olunduğu ve Dağıstan hânlarından Şemhâl Hân ve Kuba hânı Feth-Ali Hân'a mektûblar tastîr olunup müfâdında Moskovlu'nun İran'a tecâvüz irâde-i fâsideleri tahakkuk eylediği hâlde cümlesi askerlerini cemʿ ve merdâne mukābele ve keyfiyyeti ʿacâleten muʿtemedleriyle Der-ʿaliye'ye bildirmeleri ve ittihâd-ı diyânet muktezâsınca muʿâvenet ve iʿtizâdda taksîr\nolunmayacağı tasrîh ve Erzurum vâlisi vezîr Timur Paşa hazretleri tarafından irsâl ve ol havâlinin şimdilik esbâb-ı takviyesi bu vechile istihsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûznâmçe-i evvel (40-a) olan Mehmed Saîd Efendi bir müddetden berü derd-i cân-hırâş ile esîr-i firâş ve muʿâlecât-ı etibbâ kendüye vesîle-i intiʿâş olmayup işbu mâh-ı Zilhiccenin altıncı günü rûznâmçe-i ömrü tayy-kerde-i dest-i ecel ve dâr-ı âhirete intikāl ile terk-i mâ-hasal edüp mahlûl olan mansıbı ile muhâsebe-i evvel Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey-efendi mesrûr ve muhâsebe-i evvel mansıbiyle re'isülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi nâil-i ibtihâc ve hubûr olup muharrir-i fakîr dahi yevm-i mezkûrda zabt-ı vekāyiʿ-i Devlet-i aliyye'ye me'mûr olmuşdur.\n\nTercüme: Mûmâ-ileyh Mehmed Saîd Efendi devr-i hazret-i Mahmud Hânîde Darü's-saʿâdetü'ş-şerîfe ağası kâtibi iken dâhil-i zümre-i hâcegân-ı dîvân olan İsmail Efendi'nin ferzend-i ercümendi olup bin yüz yirmialtı tarihinde tayy-i menâzil-i adem ve sahn-ı vücûda vazʿ-ı kadem edüp fark-ı sevâd ve beyaz ve temyîz-i cevâhir ve aʿrâza kādir oldukda mektûbî-i sadr-ı âlî kalemine me'mûr ve tahrîr-i mühimme ile taklîb-i sahâif-i aʿvâm ve şuhûr eder iken ünfüvân-ı şebâb iktizâsiyle meyl-i geşt ü güzâr ve kapucular kethüdâlığından nâil-i rütbe-i vezâret olan Selânikli Esseyyid Numan Paşa'nın dîvân kitâbeti hizmetiyle kâm-kâr olup bir müddetden sonra Asitâne-i saʿâdet'e avd ü kufûl ve ihtiyâr-ı gûşe-i uzlet ve humûl ve altmış dokuz senesinde kethüdâlıkdan ihrâz-ı câh-ı vezâret eden Kâmil Ahmed Paşa merhûma bir zamân dîvân kâtibi ve kethüdâ ve Mısır'da darbhâne emânetinde istihdâm ile ibrîz-i iʿtibârı sikke-zede-i iʿtilâ olmuş idi. Yetmişbeş senesinde paşası (40-b) tarafından bir husûs zımnında Asitâne-i saʿâdet'e vurûdunda dâmâdı olan Hafız Ahmed Ağa silâhdâr-ı şehriyârî bulunup hakkında tahrîk-i silsile-i işfâk ve masraf kitâbetiyle zümre-i hâcegâna ilhâk ve baʿdehu darbhânede sâhib-i aʿyâr ve seferler esnâsında rikâb-ı kamer-tâbda çavuşbaşılık câhiyle nâil-i izz ü iʿtibâr ve baʿde-zamân bu hizmetden dahi infisâl ve Ebuzzeheb vaktinde nizâm-ı mısr-ı Kahire'ye dâir evâmir-i aliyye ile bâdbân-küşâ-yi istiʿcâl oldukda Bahr-i sefîd'de geşt ü güzâr eden Moskovlu sefâinine tesâdüf ve cânib-i Mısır'a azîmetinden insirâf ile Sakız cezîresine ihrâc olunup Asitâne'ye avdet ve mükerreren rikâb-ı hümâyûn çavuş-başılığı ile kesb-i şân u şöhret etmişidi. Baʿdehû bi'l-asâle üç defa hizmet-i mezkûrede müstahdem ve Anadolu muhâsebeciliği ve rûznâmçe-i evvel ve mukā-\nbele-i suvârî ve tevkî'i menâsıbiyle tırâz-ı câhı mu'lem olup bu kerre sâniyen rûznâmçe-i evvel iken zâ'ik-i telhabe-i reybü'l-münûn ve Bahçe-kapısı'nda vâki' Vânî medresesinde medfûn olmuşdur. Mûmâ-ileyh âkıbet-endîş ve perhîzkâr ve mizâc-ı asrı bilür hûşyâr olup ma'ârif ve hünerden oldukca behrever ve ahlâk-ı mühezzebe ile şühre-i şehr olduğundan gayri me'mûr olduğu hidemâtda kemâl-i ihtiyât ve teyakkuzu zâtına isnâd-ı rehâvet ve fütûru îcâb ve her maddede وحاذر الناس واحسبهم على دخل me'âliyle berçîde-dâmen-i ihtirâz ve ictinâb idi. Ömr-i girân-kadrden derece-i mu'tedileyi hâ'iz ve sinni rütbe-i seb'îni mütecâviz idi. (41-a) تجاوز الله عن سيئاته",
          "caption": "Fevt-şüden-i rûznâmçe-i evvel Saîd Efendi ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüziyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_020.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-şüden-i rûznâmçe-i evvel Saîd Efendi ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüziyye",
          "text": "Rûznâmçe-i evvel (40-a) olan Mehmed Saîd Efendi bir müddetden berü derd-i cân-hırâş ile esîr-i firâş ve muʿâlecât-ı etibbâ kendüye vesîle-i intiʿâş olmayup işbu mâh-ı Zilhiccenin altıncı günü rûznâmçe-i ömrü tayy-kerde-i dest-i ecel ve dâr-ı âhirete intikāl ile terk-i mâ-hasal edüp mahlûl olan mansıbı ile muhâsebe-i evvel Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey-efendi mesrûr ve muhâsebe-i evvel mansıbiyle re'isülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi nâil-i ibtihâc ve hubûr olup muharrir-i fakîr dahi yevm-i mezkûrda zabt-ı vekāyiʿ-i Devlet-i aliyye'ye me'mûr olmuşdur.\n\nTercüme: Mûmâ-ileyh Mehmed Saîd Efendi devr-i hazret-i Mahmud Hânîde Darü's-saʿâdetü'ş-şerîfe ağası kâtibi iken dâhil-i zümre-i hâcegân-ı dîvân olan İsmail Efendi'nin ferzend-i ercümendi olup bin yüz yirmialtı tarihinde tayy-i menâzil-i adem ve sahn-ı vücûda vazʿ-ı kadem edüp fark-ı sevâd ve beyaz ve temyîz-i cevâhir ve aʿrâza kādir oldukda mektûbî-i sadr-ı âlî kalemine me'mûr ve tahrîr-i mühimme ile taklîb-i sahâif-i aʿvâm ve şuhûr eder iken ünfüvân-ı şebâb iktizâsiyle meyl-i geşt ü güzâr ve kapucular kethüdâlığından nâil-i rütbe-i vezâret olan Selânikli Esseyyid Numan Paşa'nın dîvân kitâbeti hizmetiyle kâm-kâr olup bir müddetden sonra Asitâne-i saʿâdet'e avd ü kufûl ve ihtiyâr-ı gûşe-i uzlet ve humûl ve altmış dokuz senesinde kethüdâlıkdan ihrâz-ı câh-ı vezâret eden Kâmil Ahmed Paşa merhûma bir zamân dîvân kâtibi ve kethüdâ ve Mısır'da darbhâne emânetinde istihdâm ile ibrîz-i iʿtibârı sikke-zede-i iʿtilâ olmuş idi. Yetmişbeş senesinde paşası (40-b) tarafından bir husûs zımnında Asitâne-i saʿâdet'e vurûdunda dâmâdı olan Hafız Ahmed Ağa silâhdâr-ı şehriyârî bulunup hakkında tahrîk-i silsile-i işfâk ve masraf kitâbetiyle zümre-i hâcegâna ilhâk ve baʿdehu darbhânede sâhib-i aʿyâr ve seferler esnâsında rikâb-ı kamer-tâbda çavuşbaşılık câhiyle nâil-i izz ü iʿtibâr ve baʿde-zamân bu hizmetden dahi infisâl ve Ebuzzeheb vaktinde nizâm-ı mısr-ı Kahire'ye dâir evâmir-i aliyye ile bâdbân-küşâ-yi istiʿcâl oldukda Bahr-i sefîd'de geşt ü güzâr eden Moskovlu sefâinine tesâdüf ve cânib-i Mısır'a azîmetinden insirâf ile Sakız cezîresine ihrâc olunup Asitâne'ye avdet ve mükerreren rikâb-ı hümâyûn çavuş-başılığı ile kesb-i şân u şöhret etmişidi. Baʿdehû bi'l-asâle üç defa hizmet-i mezkûrede müstahdem ve Anadolu muhâsebeciliği ve rûznâmçe-i evvel ve mukā-\nbele-i suvârî ve tevkî'i menâsıbiyle tırâz-ı câhı mu'lem olup bu kerre sâniyen rûznâmçe-i evvel iken zâ'ik-i telhabe-i reybü'l-münûn ve Bahçe-kapısı'nda vâki' Vânî medresesinde medfûn olmuşdur. Mûmâ-ileyh âkıbet-endîş ve perhîzkâr ve mizâc-ı asrı bilür hûşyâr olup ma'ârif ve hünerden oldukca behrever ve ahlâk-ı mühezzebe ile şühre-i şehr olduğundan gayri me'mûr olduğu hidemâtda kemâl-i ihtiyât ve teyakkuzu zâtına isnâd-ı rehâvet ve fütûru îcâb ve her maddede وحاذر الناس واحسبهم على دخل me'âliyle berçîde-dâmen-i ihtirâz ve ictinâb idi. Ömr-i girân-kadrden derece-i mu'tedileyi hâ'iz ve sinni rütbe-i seb'îni mütecâviz idi. (41-a) تجاوز الله عن سيئاته"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tehniyet-i îd-i sa'îd ve dâmen-bûsî-i şehriyâr-ı bâhirü'n-nasr ve't-te'yîd zımnında vezîriazam hazretleriyle ve şeyhülislâm hazretleri ve Âsitâne-i sa'âdet'de el-yevm mevcûd olan vüzerâ-yı 'izâmdan Kapudan-ı deryâ Gāzî Hasan Paşa ve Karesi sancağına ber-vech-i arpalık mutasarrıf olan Esseyyid Mustafa Paşa ve hazîne kethüdâlığından bu def'a nâ'il-i rütbe-i vezâret ve pâ-der-rikâb-ı azîmet olan İsmail Paşa hazerâtı ve sâ'ir vükelâ-yı devlet ve erkân-ı saltanat mutâd üzere salât-ı subhdan evvel Saray-ı hümâyûn'a cem' olup alâ-merâtibihim âstîn-bûs-i hazret-i zıllu'l-lâhî ruhsatiyle müstes'id ve kâmyâb ve müşâhede-i cemâl-i bâ-kemâl-i hilâfet-penâhîyle îd-i ekber şerefin iktisâb eylediklerinden sonra hidîv-i Cem-câh ve pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî-hifzi'l-İlâh hazretleri îd-i şerîfe mahsûs olan debdebe-i hüsrevâne ve tantana-i pâdişâhâneleriyle nev-bâvegân-ı hadîka-i devlet ve nev-restegân-ı bâğ-ı saltanat olan Sultan Süleyman ve Sultan Mustafa hazerâtını mânend-i fevz ü nusret der-kafa ve yemîn ü yesârda saf beste-i kıyâm olan hass u âmdan isticlâb-ı du'â buyurarak Sultan Ahmed Câmi'-i şerîfine teşrîf ve salât-ı îdi edâ ve ba'dehû Saray-ı hümâyûn'da i'dâd ve amâde kılınan dahâyâyı ser-i devlet-efserlerine fedâ buyurdular.",
          "caption": "Tehniyet-i îd-i sa'îd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_021.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tehniyet-i îd-i sa'îd-i adhâ",
          "text": "Tehniyet-i îd-i sa'îd ve dâmen-bûsî-i şehriyâr-ı bâhirü'n-nasr ve't-te'yîd zımnında vezîriazam hazretleriyle ve şeyhülislâm hazretleri ve Âsitâne-i sa'âdet'de el-yevm mevcûd olan vüzerâ-yı 'izâmdan Kapudan-ı deryâ Gāzî Hasan Paşa ve Karesi sancağına ber-vech-i arpalık mutasarrıf olan Esseyyid Mustafa Paşa ve hazîne kethüdâlığından bu def'a nâ'il-i rütbe-i vezâret ve pâ-der-rikâb-ı azîmet olan İsmail Paşa hazerâtı ve sâ'ir vükelâ-yı devlet ve erkân-ı saltanat mutâd üzere salât-ı subhdan evvel Saray-ı hümâyûn'a cem' olup alâ-merâtibihim âstîn-bûs-i hazret-i zıllu'l-lâhî ruhsatiyle müstes'id ve kâmyâb ve müşâhede-i cemâl-i bâ-kemâl-i hilâfet-penâhîyle îd-i ekber şerefin iktisâb eylediklerinden sonra hidîv-i Cem-câh ve pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî-hifzi'l-İlâh hazretleri îd-i şerîfe mahsûs olan debdebe-i hüsrevâne ve tantana-i pâdişâhâneleriyle nev-bâvegân-ı hadîka-i devlet ve nev-restegân-ı bâğ-ı saltanat olan Sultan Süleyman ve Sultan Mustafa hazerâtını mânend-i fevz ü nusret der-kafa ve yemîn ü yesârda saf beste-i kıyâm olan hass u âmdan isticlâb-ı du'â buyurarak Sultan Ahmed Câmi'-i şerîfine teşrîf ve salât-ı îdi edâ ve ba'dehû Saray-ı hümâyûn'da i'dâd ve amâde kılınan dahâyâyı ser-i devlet-efserlerine fedâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "(41-b) Akdeniz muhâfazasına me'mûr olan kapudanlardan Ahmed kapudanın râkib olduğu şitye iki yüz yetmişbeş nefer ve kırk kıt'a top ve cemî' levâzım mükemmel ve mevcûd olduğu bundan akdem bi'l-ihbâr ma'lûm-ı devlet-i ebed-istimrâr idi. İşbu mâh-ı Zilhiccenin onikinci târihiyle kapudan-ı merkūmun vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri tarafına bir kıt'a mek-\ntûbu gelüp, mefhûmunda râkib olduğu şitye ile emr-i muhâfazaya sarf-ı iktidâr Meğri ve Litroz beyninde geşt ü güzâr eder iken Malta korsanlarından bir fırkateyne musâdefe edüp bir-iki sâʿat mikdârı muhârebeden sonra râkib olduğu şitye cemîʿ mühimmâtıyla giriftâr-i dest-i aʿdâ ve kendisi dahi kayd-i esre mübtelâ olduğun inbâ edüp kapudan-ı merkūmun râkib olduğu sefîne neferât ile meşhûn ve edevâtı mütekessir ve efzûn iken adîli olan bir kâfir sefînesine mağlûb olması zâhir-i hâle nazaran ve esbâba iʿtibâren ya neferâtı noksan veyâhûd mühimmât ve barutu telef-şüde-i dest-i gāret-gerân olduğu muhtâc-ı beyân değildir. \"Vezâlike takdîrü'l-ʿazîzi'l-ʿalîm\" Zikr olunan kaziyye ʿatebe-i ülyâ-yı hazret-i tâcdârîye savb-ı âsaf-ı gayret-medârdan arz olundukda sefîne-i mezkûrenin bi-eyyi-vechin-kân tahlîsi ile tekmîl-i ırz-ı devlet ve siyânet-i nâmûs-ı saltanat kılınmak bâbında hatt-ı hümâyûn-ı hikem-meşhûn şeref-sudûr olup sadrıazam hazretleri Donanma-yı hümâyûn'un malzemelerini bi'n-nefs muʿâyene kasdiyle Tersâne-i âmire'ye tebdîl-hey'et teşrîf buyurduklarında kapudan paşa hazretlerini azîm muʿâheze (42-a) buyurup Malta ve sâ'ir harbî gemilerinden Devlet-i aliyye sularını muhâfaza zımnında mikdâr-ı kâfi tertîb olunan bergandi ve firkatelere beher sene cânib-i mîrîden katı çok sâlyâneler iʿtâ olunur iken sefâ'in-i merkūmeyi yerli-yerinde adem-i istihdâm ile Devlet-i aliyye'ye mûris-i nakīsa-i şân olacak hâlete illet olmak nîk-nâmî ve gayret şurûtuna muvâfık mıdır? buyurduklarında kapudan paşa hazretleri bu sene-i mübârekede hasbe'l-iktizâ Akdeniz'e çıkmadığını ve Donanma-yı hümâyûn sefînelerinin nakl-i mühimmât içün etrâfa me'mûriyetlerini beyân ile bast-ı aʿzâr eyledikde taraf-ı hazret-i sadrıazamîden mukābele ve «geçen sene cenâbınız Donanma-yı hümâyûn ile Akdeniz'e çıkmış iken bir kıtʿa Arnavud ve bir kıtʿa hacı gemisi zabt-kerde-i düşmen-i dîn olduğu maʿlûmunuzdur» buyurduklarında müşârün-ileyh mebhût ve iʿtirâf ile mühr-zen-i leb-i sükût oldukda taraf-ı sadâret-penâhîden nass-ı hatt-ı hümâyûn müşârün-ileyh hazretlerine ifhâm ve sefîne-i mezkûrenin bir çâresi görülmek zımnında sevk-i kelâm olunup şimdilik Bahr-i sefîd'e ihrâc olunacak iki kıtʿa kalyonların asker ve takımlarını bâligan-mâ belag techîz ve yanlarına neferât ve topları mükemmel iki kıtʿa kırlangıç terfîk ve serîʿan tisyâr ve şityeyi alan korsan-ı melʿûnu taharrî ve avn-i Hakk ile ele getirmelerini kapudanlara tenbîh ve laʿîn-i mesfûr ele girmediği sûretde kudûm-ı nev-baharda Hakk teʿâlâ mevâniʿden hifz eylediği hâlde Donanma-yı hümâyûn ile Akdeniz'e çıkup Malta sularına dek varup bi-tevfîkillâhi teʿâlâ ahz-i intikāma bezl-i mechûd ve iktidâr edeceğini taʿahhüd ve ahz olunan şityeden üç (42-b) gün mukaddem müfârakat ve alâ-rivâyetin görüp âr-ı firârı mürtekib olan Çulbak-oğlu'nun râkib olduğu fırkateyni cânib-i mîrîye zabt olunup kendisi\nMagosa kal'asına kal'a-bend olmak bâbında dest-bâz-ı niyâz u mes'elet olmağla istidʿâsı müsâʿadeye makrûn ve mezkûr Magosa'da mescûn ve fırkateyni cânib-i mîrîye zabt olunmağla terhîb-i kulûb-ı aʿlâ vü dûn kılındı. (142-a)",
          "caption": "Giriftâri-i şitye be-Malta ve esîr-şüden-i Ahmed Kapudan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_022.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Giriftâri-i şitye be-Malta ve esîr-şüden-i Ahmed Kapudan",
          "text": "(41-b) Akdeniz muhâfazasına me'mûr olan kapudanlardan Ahmed kapudanın râkib olduğu şitye iki yüz yetmişbeş nefer ve kırk kıt'a top ve cemî' levâzım mükemmel ve mevcûd olduğu bundan akdem bi'l-ihbâr ma'lûm-ı devlet-i ebed-istimrâr idi. İşbu mâh-ı Zilhiccenin onikinci târihiyle kapudan-ı merkūmun vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri tarafına bir kıt'a mek-\ntûbu gelüp, mefhûmunda râkib olduğu şitye ile emr-i muhâfazaya sarf-ı iktidâr Meğri ve Litroz beyninde geşt ü güzâr eder iken Malta korsanlarından bir fırkateyne musâdefe edüp bir-iki sâʿat mikdârı muhârebeden sonra râkib olduğu şitye cemîʿ mühimmâtıyla giriftâr-i dest-i aʿdâ ve kendisi dahi kayd-i esre mübtelâ olduğun inbâ edüp kapudan-ı merkūmun râkib olduğu sefîne neferât ile meşhûn ve edevâtı mütekessir ve efzûn iken adîli olan bir kâfir sefînesine mağlûb olması zâhir-i hâle nazaran ve esbâba iʿtibâren ya neferâtı noksan veyâhûd mühimmât ve barutu telef-şüde-i dest-i gāret-gerân olduğu muhtâc-ı beyân değildir. \"Vezâlike takdîrü'l-ʿazîzi'l-ʿalîm\" Zikr olunan kaziyye ʿatebe-i ülyâ-yı hazret-i tâcdârîye savb-ı âsaf-ı gayret-medârdan arz olundukda sefîne-i mezkûrenin bi-eyyi-vechin-kân tahlîsi ile tekmîl-i ırz-ı devlet ve siyânet-i nâmûs-ı saltanat kılınmak bâbında hatt-ı hümâyûn-ı hikem-meşhûn şeref-sudûr olup sadrıazam hazretleri Donanma-yı hümâyûn'un malzemelerini bi'n-nefs muʿâyene kasdiyle Tersâne-i âmire'ye tebdîl-hey'et teşrîf buyurduklarında kapudan paşa hazretlerini azîm muʿâheze (42-a) buyurup Malta ve sâ'ir harbî gemilerinden Devlet-i aliyye sularını muhâfaza zımnında mikdâr-ı kâfi tertîb olunan bergandi ve firkatelere beher sene cânib-i mîrîden katı çok sâlyâneler iʿtâ olunur iken sefâ'in-i merkūmeyi yerli-yerinde adem-i istihdâm ile Devlet-i aliyye'ye mûris-i nakīsa-i şân olacak hâlete illet olmak nîk-nâmî ve gayret şurûtuna muvâfık mıdır? buyurduklarında kapudan paşa hazretleri bu sene-i mübârekede hasbe'l-iktizâ Akdeniz'e çıkmadığını ve Donanma-yı hümâyûn sefînelerinin nakl-i mühimmât içün etrâfa me'mûriyetlerini beyân ile bast-ı aʿzâr eyledikde taraf-ı hazret-i sadrıazamîden mukābele ve «geçen sene cenâbınız Donanma-yı hümâyûn ile Akdeniz'e çıkmış iken bir kıtʿa Arnavud ve bir kıtʿa hacı gemisi zabt-kerde-i düşmen-i dîn olduğu maʿlûmunuzdur» buyurduklarında müşârün-ileyh mebhût ve iʿtirâf ile mühr-zen-i leb-i sükût oldukda taraf-ı sadâret-penâhîden nass-ı hatt-ı hümâyûn müşârün-ileyh hazretlerine ifhâm ve sefîne-i mezkûrenin bir çâresi görülmek zımnında sevk-i kelâm olunup şimdilik Bahr-i sefîd'e ihrâc olunacak iki kıtʿa kalyonların asker ve takımlarını bâligan-mâ belag techîz ve yanlarına neferât ve topları mükemmel iki kıtʿa kırlangıç terfîk ve serîʿan tisyâr ve şityeyi alan korsan-ı melʿûnu taharrî ve avn-i Hakk ile ele getirmelerini kapudanlara tenbîh ve laʿîn-i mesfûr ele girmediği sûretde kudûm-ı nev-baharda Hakk teʿâlâ mevâniʿden hifz eylediği hâlde Donanma-yı hümâyûn ile Akdeniz'e çıkup Malta sularına dek varup bi-tevfîkillâhi teʿâlâ ahz-i intikāma bezl-i mechûd ve iktidâr edeceğini taʿahhüd ve ahz olunan şityeden üç (42-b) gün mukaddem müfârakat ve alâ-rivâyetin görüp âr-ı firârı mürtekib olan Çulbak-oğlu'nun râkib olduğu fırkateyni cânib-i mîrîye zabt olunup kendisi\nMagosa kal'asına kal'a-bend olmak bâbında dest-bâz-ı niyâz u mes'elet olmağla istidʿâsı müsâʿadeye makrûn ve mezkûr Magosa'da mescûn ve fırkateyni cânib-i mîrîye zabt olunmağla terhîb-i kulûb-ı aʿlâ vü dûn kılındı. (142-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhin icmâl-i hâli Enverî Efendi'nin târîhinde eğerçi muharrer olup ancak bu makūle vüzerâ-yı ʿizâm ve küberâ-yı ricâl-i zevi'l-ihtirâmın tercümelerinde tafsîl ve işbâʿ ve efʿâl ü etvârlarını nâse ismâʿ tatrîb-i kulûbe bâdî ve belki tehzîb-i ahlâkı sebeb-i âdîdir. Müşârün-ileyhin fülke-i vücûdu cezîre-i İstanköy'de sâhil-res-i şuhûd ve sinn-i temyîz ve tahkīke baʿde'l-vusûl terk-i bûd u nebûd eyleyerek İstanköy'den kıbletü'l-hâcât olan Âsitâne-i saʿâdet'e müntakil ve tahsîl-i ilme müştagil olup baʿde berhe min-e'z-zemân o esnâda aynü'l-aʿyân olan Hâşim Ali Bey'e kesb-i tereddüd ve intimâ ve devr-i Mahmud Hânîde imâm-ı benâm olan Sarmısakçı-zâde'ye bir müddet kethüdâ olup dest-gîrî-i mahdûm-ı himmet-lüzûm ile mülâzemete nâil ve çok geçmeden tarîk-i kazâya dâhil ve birkaç mansıba tasarruf ile eʿazz-ı maksadına vâsıl olmuşidi. Baʿdehu [Mısraʿ]: قضاة زماننا صاروا لصوصا kaziyyesine tahsîl-i vukūf ve terk-i tarîk-i hüsrân-refîk ile zümre-i avâma luhûk edüp Vezîr Moldovancı Ali Paşa'ya intisâb ve Kütahya vâlisi iken kethüdâlığı şerefin iktisâb ve bundan sonra kethüdâlıkdan maʿzûl ve sipeh-sâlârlığı vaktinde kapucu-başılık ile başbâkī kulluğu mansıbına mevsûl oldukda çok geçmeden paşası münʿazil ve kendisi dahi mansıbından munfasıl olup Silistre mübâyaʿasına me'mûr ve sıdk u istikāmeti elsine-i nâsda mezkûr olduğuna binâen mahfûf-ı avârif-i padişah-ı enâm ve iki tuğ ile bekâm ve az müddetden sonra rütbe-i vezâret (142-b) ihrâziyle vâsıl-ı serhadd-i merâm olmuşidi. Silistre'de vâkiʿ muhârebelerde ibrâz-ı merdânegî vü şecâʿat ve mizâc-ı askerîye vukūfundan nâşî aʿmâllerinde tahsîl-i semt-i suhûlet ve seferlerden sonra Mora muhassıllığı ile mesrûr ve ale't-tevâlî Aydın ve Karaman ve İçel mansıblarına vâli olarak tekmîl-i esbâb-ı huzûr edüp bi'l-âhire Silistre'de ömrü bâliğ-i nisâb-ı difâketü'r-rikāb oldukda terk-i cihân-ı bî-bün-\nyâd ve azm-i râhat-âbâd-ı meʿâd eyledi. Müşârün-ileyh müşekkel ve mehîb ve mütevâziʿ ve lebîb-i makbûlü's-sîre hasenü's-sûre cesâret ve şecâʿati müsellem ve raʿiyyet-perverlikde akrânı tâlî kendi mukaddem idi. Ancak Nazm: \"يدير بالنجوم وليس يدرى / ورب النجم يفعل ما يشاء\" meʾâlinden zihni hâlî ve kasd-ı vusûl-i ilm-i mugayyebâta iştigāli mûcib-i resâset-i hâli ve an be-an vesîle-i inkılâb ve ıztırâb-ı bâli olduğundan gayri ikāme-i imâd-ı dînde tekâsülü yaʿnî müdâvemet-i salâtda tesâhülü olmasa recül-i kâmil denmeğe sezâ bir vezîr-i sütûde-râ idi. Ahkâm-ı nücûmiyyeye adem-i iʿtibâr ve te'sîrât-ı kevâkibe kāil olan felâsifenin akvâlini ibtâl ve inkâr ile dâmen-i tevekküle müteşebbisen gerdan-dâde-i irâde-i hazret-i perverdgâr olmak zımnında Tuğrâyî'nin ebyât-ı meşhûresi sihr-i helâl kabîlinden olduğuna binâen işbu mahalle tahrîri münâsib görüldü. Nazm: \"تفرد الله بالتدبير ما اشتبكت / فيه نجوم ولا شمس ولا قمر / فكل الى الله ما اعياك مطلبه / فسوف يأتي بما لا تأمل القدر / والخير والشر منه جاريان على / ماشاء لا حيلة تغنى ولا حذر\"",
          "caption": "Fevt-i Vâli-i Silistre Vezîr Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_023.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâli-i Silistre Vezîr Hasan Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyhin icmâl-i hâli Enverî Efendi'nin târîhinde eğerçi muharrer olup ancak bu makūle vüzerâ-yı ʿizâm ve küberâ-yı ricâl-i zevi'l-ihtirâmın tercümelerinde tafsîl ve işbâʿ ve efʿâl ü etvârlarını nâse ismâʿ tatrîb-i kulûbe bâdî ve belki tehzîb-i ahlâkı sebeb-i âdîdir. Müşârün-ileyhin fülke-i vücûdu cezîre-i İstanköy'de sâhil-res-i şuhûd ve sinn-i temyîz ve tahkīke baʿde'l-vusûl terk-i bûd u nebûd eyleyerek İstanköy'den kıbletü'l-hâcât olan Âsitâne-i saʿâdet'e müntakil ve tahsîl-i ilme müştagil olup baʿde berhe min-e'z-zemân o esnâda aynü'l-aʿyân olan Hâşim Ali Bey'e kesb-i tereddüd ve intimâ ve devr-i Mahmud Hânîde imâm-ı benâm olan Sarmısakçı-zâde'ye bir müddet kethüdâ olup dest-gîrî-i mahdûm-ı himmet-lüzûm ile mülâzemete nâil ve çok geçmeden tarîk-i kazâya dâhil ve birkaç mansıba tasarruf ile eʿazz-ı maksadına vâsıl olmuşidi. Baʿdehu [Mısraʿ]: قضاة زماننا صاروا لصوصا kaziyyesine tahsîl-i vukūf ve terk-i tarîk-i hüsrân-refîk ile zümre-i avâma luhûk edüp Vezîr Moldovancı Ali Paşa'ya intisâb ve Kütahya vâlisi iken kethüdâlığı şerefin iktisâb ve bundan sonra kethüdâlıkdan maʿzûl ve sipeh-sâlârlığı vaktinde kapucu-başılık ile başbâkī kulluğu mansıbına mevsûl oldukda çok geçmeden paşası münʿazil ve kendisi dahi mansıbından munfasıl olup Silistre mübâyaʿasına me'mûr ve sıdk u istikāmeti elsine-i nâsda mezkûr olduğuna binâen mahfûf-ı avârif-i padişah-ı enâm ve iki tuğ ile bekâm ve az müddetden sonra rütbe-i vezâret (142-b) ihrâziyle vâsıl-ı serhadd-i merâm olmuşidi. Silistre'de vâkiʿ muhârebelerde ibrâz-ı merdânegî vü şecâʿat ve mizâc-ı askerîye vukūfundan nâşî aʿmâllerinde tahsîl-i semt-i suhûlet ve seferlerden sonra Mora muhassıllığı ile mesrûr ve ale't-tevâlî Aydın ve Karaman ve İçel mansıblarına vâli olarak tekmîl-i esbâb-ı huzûr edüp bi'l-âhire Silistre'de ömrü bâliğ-i nisâb-ı difâketü'r-rikāb oldukda terk-i cihân-ı bî-bün-\nyâd ve azm-i râhat-âbâd-ı meʿâd eyledi. Müşârün-ileyh müşekkel ve mehîb ve mütevâziʿ ve lebîb-i makbûlü's-sîre hasenü's-sûre cesâret ve şecâʿati müsellem ve raʿiyyet-perverlikde akrânı tâlî kendi mukaddem idi. Ancak Nazm: \"يدير بالنجوم وليس يدرى / ورب النجم يفعل ما يشاء\" meʾâlinden zihni hâlî ve kasd-ı vusûl-i ilm-i mugayyebâta iştigāli mûcib-i resâset-i hâli ve an be-an vesîle-i inkılâb ve ıztırâb-ı bâli olduğundan gayri ikāme-i imâd-ı dînde tekâsülü yaʿnî müdâvemet-i salâtda tesâhülü olmasa recül-i kâmil denmeğe sezâ bir vezîr-i sütûde-râ idi. Ahkâm-ı nücûmiyyeye adem-i iʿtibâr ve te'sîrât-ı kevâkibe kāil olan felâsifenin akvâlini ibtâl ve inkâr ile dâmen-i tevekküle müteşebbisen gerdan-dâde-i irâde-i hazret-i perverdgâr olmak zımnında Tuğrâyî'nin ebyât-ı meşhûresi sihr-i helâl kabîlinden olduğuna binâen işbu mahalle tahrîri münâsib görüldü. Nazm: \"تفرد الله بالتدبير ما اشتبكت / فيه نجوم ولا شمس ولا قمر / فكل الى الله ما اعياك مطلبه / فسوف يأتي بما لا تأمل القدر / والخير والشر منه جاريان على / ماشاء لا حيلة تغنى ولا حذر\""
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merhûmun ibtilâc-ı fecr-i ikbâlinden küsûf-ı şems-i ömrüne dek tâliʿi kuvvetde ve kevkeb-i bahtı evc-i izzetde olup meʾmûr (143a) olduğu hidemât-ı cesîmenin eczâ-yı terkîbinden olan avene-i hıls mülâbesesiyle her mansıbda memdûh ve gayr-i mezmûm ve her maddede ümmî iken izhâr-ı maʿlûm edüp Mukaddeme-i İbn-i Haldun'un ekser mahallini hâfız ve idâre-i umûr-ı sâmânında hayli müteyakkız olduğundan gayri zebân-ı azbü'l-beyânı midrâr-ı kelâm-ı hüsnü'l-insicâm ile dâʾimîü'l-feyezân ve her husûsda bir dakīka isbâtıyla engüşt-nümâ-yı deverân idi. Tertîb eylediği mukaddemât-ı lafza-i celâle kasem ile mukadder ve indinde sîret-i vâlid-i mâcidi eser-i nass gibi muʿteber olup dâmen-ı ameli ihâta-i aklı kadar levs-i hıyânetden pâk ve mutasaddî-i emr ü nehy olanlar sinân-ı zebân-ı bî-âmânından zehre-terâk idiler, sâye-i Devlet-i aliyye'de hâce-i bender-gâh-ı servet ü yesâr iken atiyyât ve isrâfâta adem-i meylinden nâşî yedinden bir şahs mâlik-i dînâr olmayup etbâʿı kāniʿ ve hursend ve her biri birer vechile dâiresinde pâbend idiler. İzzet Paşa merhûmun sadâretinde mesned-i kethüdâyîde an-asıl bir\nsâhib-vücûd bulunması muhâlif-i emzice kurenâsı olmakdan nâşî o esnâda kethüdâ-yı sadr-ı âlî bulunan Halîl Paşa'yı câh-ı mezkûrdan tenzîl ve karîn-i sû-i sevkiyle Lâleli Mustafa Efendi'yi makām-ı kethüdâyîye tavsîl etmişler idi. Ankā-yı kāf-ı istiğnâ olan sadr-ı müşârün-ileyhin ke'l-cebeli'r-râsih mekânet ve menâʿati ve kethüdâ-yı cedîdin nâ-şinâsî-i umûr-ı külliyye ve cüz'iyyede olan [istiʿdâd] ve kābiliyeti bâʿis-i taʿtîl-i hutūb-ı devlet ve vesîletü'z-zuhûr-ı redâet ve şenâʿat olduğundan gayrı kurenânın dahi enbân-ı ümîdleri derâhim ve denânîr-i mümsike ile memlû ve sandukça-i arzuları taraf-ı nutef-i etrâf ile tâ be-gelû olmağla Mustafa Efendi'nin azlini istisvâb ve vakte nazaran mutavassıtü'l-hâl add eyledikleri sâhib-i tercümeyi sadâret kethüdâlığı ile kâm-yâb eylediler. (143-b) Garâbet bunda ki hevâlarına muvâfık ve irâdelerine mutâbık zann etdikleri zât az müddetden sonra haklarında feth-i derîçe-i nemîm-sâzî ve âmed-şüd eden züvvâra vâdi-i mesâvî ve siʿâyetlerinde izhâr-ı terk-tâzî edüp âsâyiş ve rahatlarını selb ve alenen âğâz-ı şetm ü cürûb eylediğinden gayrı mukaddemâ kethüdâlığı istîzân olundukda mazbûtü'l-lisân olmadığı taraf-ı hümâyûndan beyân ve âhar kimesne ihtiyârı fermân buyuruldukda hüsn-i terbiyye ile istihdâmı kābildir deyü emr-i tercîhi tasrîh ve çok geçmeden nebtîz-i tîz-lisân ile cümlesini zahm-dâr ve cerîh eylediği şehenşâh-ı velâyet dest-gâh hazretlerinin kerâmetlerine haml olunmuşdur.",
          "caption": "Tercüme-i Atıf-zâde Ömer Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_024.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i Atıf-zâde Ömer Efendi",
          "text": "Merhûmun ibtilâc-ı fecr-i ikbâlinden küsûf-ı şems-i ömrüne dek tâliʿi kuvvetde ve kevkeb-i bahtı evc-i izzetde olup meʾmûr (143a) olduğu hidemât-ı cesîmenin eczâ-yı terkîbinden olan avene-i hıls mülâbesesiyle her mansıbda memdûh ve gayr-i mezmûm ve her maddede ümmî iken izhâr-ı maʿlûm edüp Mukaddeme-i İbn-i Haldun'un ekser mahallini hâfız ve idâre-i umûr-ı sâmânında hayli müteyakkız olduğundan gayri zebân-ı azbü'l-beyânı midrâr-ı kelâm-ı hüsnü'l-insicâm ile dâʾimîü'l-feyezân ve her husûsda bir dakīka isbâtıyla engüşt-nümâ-yı deverân idi. Tertîb eylediği mukaddemât-ı lafza-i celâle kasem ile mukadder ve indinde sîret-i vâlid-i mâcidi eser-i nass gibi muʿteber olup dâmen-ı ameli ihâta-i aklı kadar levs-i hıyânetden pâk ve mutasaddî-i emr ü nehy olanlar sinân-ı zebân-ı bî-âmânından zehre-terâk idiler, sâye-i Devlet-i aliyye'de hâce-i bender-gâh-ı servet ü yesâr iken atiyyât ve isrâfâta adem-i meylinden nâşî yedinden bir şahs mâlik-i dînâr olmayup etbâʿı kāniʿ ve hursend ve her biri birer vechile dâiresinde pâbend idiler. İzzet Paşa merhûmun sadâretinde mesned-i kethüdâyîde an-asıl bir\nsâhib-vücûd bulunması muhâlif-i emzice kurenâsı olmakdan nâşî o esnâda kethüdâ-yı sadr-ı âlî bulunan Halîl Paşa'yı câh-ı mezkûrdan tenzîl ve karîn-i sû-i sevkiyle Lâleli Mustafa Efendi'yi makām-ı kethüdâyîye tavsîl etmişler idi. Ankā-yı kāf-ı istiğnâ olan sadr-ı müşârün-ileyhin ke'l-cebeli'r-râsih mekânet ve menâʿati ve kethüdâ-yı cedîdin nâ-şinâsî-i umûr-ı külliyye ve cüz'iyyede olan [istiʿdâd] ve kābiliyeti bâʿis-i taʿtîl-i hutūb-ı devlet ve vesîletü'z-zuhûr-ı redâet ve şenâʿat olduğundan gayrı kurenânın dahi enbân-ı ümîdleri derâhim ve denânîr-i mümsike ile memlû ve sandukça-i arzuları taraf-ı nutef-i etrâf ile tâ be-gelû olmağla Mustafa Efendi'nin azlini istisvâb ve vakte nazaran mutavassıtü'l-hâl add eyledikleri sâhib-i tercümeyi sadâret kethüdâlığı ile kâm-yâb eylediler. (143-b) Garâbet bunda ki hevâlarına muvâfık ve irâdelerine mutâbık zann etdikleri zât az müddetden sonra haklarında feth-i derîçe-i nemîm-sâzî ve âmed-şüd eden züvvâra vâdi-i mesâvî ve siʿâyetlerinde izhâr-ı terk-tâzî edüp âsâyiş ve rahatlarını selb ve alenen âğâz-ı şetm ü cürûb eylediğinden gayrı mukaddemâ kethüdâlığı istîzân olundukda mazbûtü'l-lisân olmadığı taraf-ı hümâyûndan beyân ve âhar kimesne ihtiyârı fermân buyuruldukda hüsn-i terbiyye ile istihdâmı kābildir deyü emr-i tercîhi tasrîh ve çok geçmeden nebtîz-i tîz-lisân ile cümlesini zahm-dâr ve cerîh eylediği şehenşâh-ı velâyet dest-gâh hazretlerinin kerâmetlerine haml olunmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyh Şehîd Ali Paşa'nın yeğenliği ile meşhûr-ı âfâk ve altmış senesi Şevvâlinde kâğıd-ı Enderûn emânetiyle zümre-i hâcegâna iltihâk edüp birkaç vezîre kapu kethüdâsı olmak takrîbi ile bağteten necm-i âfil-i şöhreti şa'şa'a-perdâz-ı zuhûr ve temâdî-i eyyâm ile devr-i menâsıb eyleyerek kesb-i taʿayyün-i bî-kusûr etmişidi. Nazm: وَ إِذَا كَانَتِ النُّفُوسُ كِبَاراً تَعِبَتْ فِي مُرَادِهَا الْأَجْسَامُ medlûlü üzere kibr-i nefs ve hubb-ı câh ile eczâ-yı râhatı dâim-tebâh ve mütehassir ve mütehâlik olduğu menâsıb-ı Bâbıâlî tahsîlinde haylice tahrîk-i şifâh edüp adem-i safvet-i bâlî ve muʿallel-i bi'l-farz olan kîl u kāli husûl-i ümniyyesine sedd-i sedîd ve erbâbü'd-düvel-i mülhemûn mazmûnu üzere Bâb-ı âsafî'ye takrîb murâd olundukça tebʿîd olunur idi. Akrân ve ahdânından biri nâil-i câh-ı refîʿ olsa der-akab zücâc-1 mizâc-ı hâtırı şikeste ve ha-\nreket-i kuvve-i hasedden nâşî mahmûm ve hasta olup hânesi mesâvî-i devleti kâr edinmiş derbederlere me'vâ ve nâil-i emânî olmayan nâ-ehillere mahall-i bess-i şekvâ olduğundan fazla ittifâk-ı ârâ ile karâr-gîr-i nizâm olan umûrun küllîsini tezyîf ve ser-i kârde olanlar muʿallim-i evvele sânî iseler dahi akıllarını teshîf eder idi. Hâsıl-ı kelâm mûmâ-ileyhin vefâtı hakkında mahz-ı rahmet ve ümniyye-i câh takrîbi ile bu dâr-ı gurûrda çektiği ıztırâbdan sâhil-res-i selâmet olmuştur. (42-b)",
          "caption": "Tercüme-i Hâşim Ali Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_025.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1197"
        },
        "text": {
          "headline": "Tercüme-i Hâşim Ali Bey",
          "text": "Mûmâ-ileyh Şehîd Ali Paşa'nın yeğenliği ile meşhûr-ı âfâk ve altmış senesi Şevvâlinde kâğıd-ı Enderûn emânetiyle zümre-i hâcegâna iltihâk edüp birkaç vezîre kapu kethüdâsı olmak takrîbi ile bağteten necm-i âfil-i şöhreti şa'şa'a-perdâz-ı zuhûr ve temâdî-i eyyâm ile devr-i menâsıb eyleyerek kesb-i taʿayyün-i bî-kusûr etmişidi. Nazm: وَ إِذَا كَانَتِ النُّفُوسُ كِبَاراً تَعِبَتْ فِي مُرَادِهَا الْأَجْسَامُ medlûlü üzere kibr-i nefs ve hubb-ı câh ile eczâ-yı râhatı dâim-tebâh ve mütehassir ve mütehâlik olduğu menâsıb-ı Bâbıâlî tahsîlinde haylice tahrîk-i şifâh edüp adem-i safvet-i bâlî ve muʿallel-i bi'l-farz olan kîl u kāli husûl-i ümniyyesine sedd-i sedîd ve erbâbü'd-düvel-i mülhemûn mazmûnu üzere Bâb-ı âsafî'ye takrîb murâd olundukça tebʿîd olunur idi. Akrân ve ahdânından biri nâil-i câh-ı refîʿ olsa der-akab zücâc-1 mizâc-ı hâtırı şikeste ve ha-\nreket-i kuvve-i hasedden nâşî mahmûm ve hasta olup hânesi mesâvî-i devleti kâr edinmiş derbederlere me'vâ ve nâil-i emânî olmayan nâ-ehillere mahall-i bess-i şekvâ olduğundan fazla ittifâk-ı ârâ ile karâr-gîr-i nizâm olan umûrun küllîsini tezyîf ve ser-i kârde olanlar muʿallim-i evvele sânî iseler dahi akıllarını teshîf eder idi. Hâsıl-ı kelâm mûmâ-ileyhin vefâtı hakkında mahz-ı rahmet ve ümniyye-i câh takrîbi ile bu dâr-ı gurûrda çektiği ıztırâbdan sâhil-res-i selâmet olmuştur. (42-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evvel ve âhir sebt-i sahâif-i me'âsir kılındığı üzere esbâb-ı zâhiriyye-i gazv ü cihâd ve levâzım-ı âdiye-i udde-i itâdı mahzâ yâverî-i tevfîk-i Bârî ve medded-kârî-i duʿâ-yi tâcdârî ile hasbemâ yüsâidühü'z-zamân tehyie ve iʿdâd ve bi-hamdihi sübhânehü ve teʿâlâ az vakitte gerçi Devlet-i aliyye kesb-i revnak ve istiʿdâd eyledi ancak \"Ve mâ'n-nasru illâ min ʿindillâh\" medlûl-i şerîfi üzere esbâba adem-i iʿtimâd ve mücerred inâyet-i Hakk'a istinâd edüp rûhânî tedârükâta dahi mübâşeret ve cahd ü inkârı memnûʿ olan havâssın icrâsına himmet havâli-gerd-i kalb-i evliyâ-yi devlet olduğuna binâen İbn Hacer Askalânî'nin mukaddemede ve Şihâb'ın dîbâcede havâss-ı kesîrelerini tahrîr ettikleri baʿde Kitâbullah asahh-ı kütüb olan Sahîh-i Buhârî ve Kitâb-ı Şifâ'nın baʿzı emâkin-i müteberrikede krâat olunması teshîl-i umûr-ı devlet ve hubûb-ı nesîm-i fevz ü nusrete medâr ittihâz olunmağla Haremeyn-i şerîfeyn ve Şam ve Mısır ve Bağdâd ve sâir bilâdda mütemekkin mücâvirîn ve zühhâd ve nüssâk ve ubbâda surreler îsâl ve tilâvete nezâret içün vülât-ı memâlike ferden ferdâ kavâim-i aliyye makām-ı sadâretden tahrîr ve irsâl olundu. (43-a).",
          "caption": "Firistâden-i tahrîrât ez-makām-ı sadâret-i uzmâ be-memâlik-i mahrûse berâ-yi krâat-i Buhârî ve Şifâ-i şerîf ve hâsten-i teveccüh-i derûn-i ehl-i hâl be-te'yîd-yaften-i Devlet-i ebed-ittisâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_026.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i tahrîrât ez-makām-ı sadâret-i uzmâ be-memâlik-i mahrûse berâ-yi krâat-i Buhârî ve Şifâ-i şerîf ve hâsten-i teveccüh-i derûn-i ehl-i hâl be-te'yîd-yaften-i Devlet-i ebed-ittisâl",
          "text": "Evvel ve âhir sebt-i sahâif-i me'âsir kılındığı üzere esbâb-ı zâhiriyye-i gazv ü cihâd ve levâzım-ı âdiye-i udde-i itâdı mahzâ yâverî-i tevfîk-i Bârî ve medded-kârî-i duʿâ-yi tâcdârî ile hasbemâ yüsâidühü'z-zamân tehyie ve iʿdâd ve bi-hamdihi sübhânehü ve teʿâlâ az vakitte gerçi Devlet-i aliyye kesb-i revnak ve istiʿdâd eyledi ancak \"Ve mâ'n-nasru illâ min ʿindillâh\" medlûl-i şerîfi üzere esbâba adem-i iʿtimâd ve mücerred inâyet-i Hakk'a istinâd edüp rûhânî tedârükâta dahi mübâşeret ve cahd ü inkârı memnûʿ olan havâssın icrâsına himmet havâli-gerd-i kalb-i evliyâ-yi devlet olduğuna binâen İbn Hacer Askalânî'nin mukaddemede ve Şihâb'ın dîbâcede havâss-ı kesîrelerini tahrîr ettikleri baʿde Kitâbullah asahh-ı kütüb olan Sahîh-i Buhârî ve Kitâb-ı Şifâ'nın baʿzı emâkin-i müteberrikede krâat olunması teshîl-i umûr-ı devlet ve hubûb-ı nesîm-i fevz ü nusrete medâr ittihâz olunmağla Haremeyn-i şerîfeyn ve Şam ve Mısır ve Bağdâd ve sâir bilâdda mütemekkin mücâvirîn ve zühhâd ve nüssâk ve ubbâda surreler îsâl ve tilâvete nezâret içün vülât-ı memâlike ferden ferdâ kavâim-i aliyye makām-ı sadâretden tahrîr ve irsâl olundu. (43-a)."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ebed-kıyâmın zuhûr ve neş'eti ve bünyân-ı ikbâlinin dest-i te'yîd-i Rabbânî ile resânet ve hasâneti sultân-ı serîr-i risâlet ve hâkān-ı kişver-i nübüvvet şefîʿ-i rûz-ı cezâ kāid-i ketîbe-i rüsül ü enbiyâ aleyhi ve alâ âlihi ve sahbihi ez ke't-tahâyâ hazretlerinin şerîʿat-ı mutahhara ve âsâr-ı sünen-i münevverelerine teşebbüs ve temessük ile vücûda geldiği ve her bâr\nki havâdis-i melevân sebebiyle bu hânedân-ı adâlet-erkâna bir gûne hatar u keder eseri âyine-i kevnde aks-endâz-ı hudûs olmak hâletleri ihsâs oluna, selâtîn-i mâziye hazerâtı أنار الله برهانهم urve-i vüskā-yı kitâb ü sünnet ve bâb-ı iʿcâz-meʾâb-ı hâkān-ı iklîm-i nübüvvete temessük ve teveccüh etmeleriyle devâhî-i mezkûre ber-vech-i suhûlet ber-taraf olup husûsâ aʿlâm-ı cihâd u gazâ aktâr-ı âfâkda şukka-güşâ oldukça kahr-ı aʿdâ-yı liʾâm ve tedmîr-i küffâr-ı hizlân-fercâm bu niyyet-i hâliseyi nakş-ı sahâʾif-i zamâʾirleri kalmaları mülâbesesiyle husûl bulduğu zâhir ve bâhir olan kazâyâdandır. Moskov keferesinin bi-kazâʾiʾllâhi teʿâlâ sefer-i sâbıkda terakkî-i kuvve-i istidrâciyyeleriyle leşker-i islâm nasîb-i evfâ-yı zafer ü nusretle iğtinâm edemediklerinden sû-be-sû husemâ-yı mülk ü millet memâlik-i islâmiyyeye itâle-i dest-i tamâʿ dâʿiyelerine düşdüklerine binâen Devlet-i aliyye dahi tertîb-i asâkir ve tanzîm-i mühimmât ve zehâʾir ile muhâfaza-i kılâʿ ve muhârese-i suğûr u bikāʿ mukaddemâtını müstaʿînen billâhi teʿâlâ temhîde mübâşeret eylediği (43-b) cümle indinde nümâyân olup emâkin-i müteberrike ve büldân-ı muʿarrefe-i mübârekeden Haremeyn-i şerîfeyn ve Mısr ve Şâm ve Bağdâd-ı behişt-âbâdda meşâhîr-i muhaddisîn ve ulemâ-yı âmilîn halka-bend-i ictimâʿ ve kütüb-i sahîha-i ehâdîs-i nebeviyyeden Kitâb-ı Buhârî ve Şifâ-i şerîf'i istimdâd-ı feth ü nusret ve şürûr-ı aʿdâdan her hâlde selâmet-i devlet ve emniyyet-i ümmet niyyet-i sâdıkasıyla hatm eylemeleri fazl-ı Hakk ile galebe-i cünûd-ı muvahhidîn ve makhûriyet-i ahzâb-ı şeyâtîni müstelzim olacağında iştibâh olmamağın Mekke-i mükerreme'de sâkin muhaddisîn ve ulemâyı nezd-i saʿâdetlerine celb ve ticâh-ı beyt-i şerîf ve sâha-i harem-i münîfde Buhârî ve Şifâ-i şerîf'i tilâvet ve hatme mübâderet ve aʿkab-ı mecâlisde be-tahsîs hitâmı akabinde kâffe-i ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve ahâlî ve mücâvirîn bir yere gelüp mülk-i maʿmûr-ı islâmın mekr ü gezend-i küffârdan masûn olmasını ve ecnâd-ı zafer-iʿtiyâdın eynemâ teveccehû isbât-ı kadem ve hulûs-i kalb ve hamiyyet-i dîniyye ile fiʾe-i müşrikîn üzerlerine gâlib ve iʿlâ-i kelimetuʾllâha muvaffak olmalarını rûh-ı mukaddes-i sâhib-i dîhîm-i levlâk ve muʿcize-i bâhire-i muhâtab-ı hitâb-ı kerîm ve mâ-erselnâke şefîʿ ittihâz eyleyerek dergâh-ı âciz-penâh-ı Rabbânî'den duʿâ ve istidʿâ ve niyâz ü recâ eylemelerini tavsiye ve telkîne ve savb-ı vâlâlarından bu emr-i hayrın şurût-ı lâyıkasıyla îfâsına nezârete himmet buyurmaları meʾmûlü kāʾime-i muhâlasat-müfâd tahrîrine bâdî olmuşdur. Ledeʾl-vusûl tıynet-i kudsî-fıtretlerinde merkûz olan hayr-hâhî-i âmme muktezâsınca bu matlabın (44-a) ber-vech-i sezâ tanzîm ve itmâmına ibtidâr ve îfâ buyurulduğu sûretde karîben eseri zuhûrunda şübhe olmayacağı ve cümlemizin melâz ve müstenedimiz olan Fahrü'l-enbiyâ ve'l-mürselîn ve kāʾidü'l-izzü'l-muhaccelîn efendimiz hazret-\nlerinin samsâm-ı adû-iltikām-ı rûhâniyyet-i şerîfeleri niyâm-ı gayretden insilâl ile aceze-i ümmetinin husûm-ı ırz u cânları olan sunûf-ı müşrikînin rikāb-ı gurûr-iktisâbları kırâb-ı suyûf-ı mücâhîdîn olacağı eltâf-ı şâmile-i ilâhiyyeden me'mûl-i âcizânemiz idüğü ma'lûm-ı hakāyık-mersûmları buyuruldukda vech-i meşrûh üzere harekete himmetleri me'mûldür.",
          "caption": "Sûret-i Kāime",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_027.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i Kāime",
          "text": "Devlet-i ebed-kıyâmın zuhûr ve neş'eti ve bünyân-ı ikbâlinin dest-i te'yîd-i Rabbânî ile resânet ve hasâneti sultân-ı serîr-i risâlet ve hâkān-ı kişver-i nübüvvet şefîʿ-i rûz-ı cezâ kāid-i ketîbe-i rüsül ü enbiyâ aleyhi ve alâ âlihi ve sahbihi ez ke't-tahâyâ hazretlerinin şerîʿat-ı mutahhara ve âsâr-ı sünen-i münevverelerine teşebbüs ve temessük ile vücûda geldiği ve her bâr\nki havâdis-i melevân sebebiyle bu hânedân-ı adâlet-erkâna bir gûne hatar u keder eseri âyine-i kevnde aks-endâz-ı hudûs olmak hâletleri ihsâs oluna, selâtîn-i mâziye hazerâtı أنار الله برهانهم urve-i vüskā-yı kitâb ü sünnet ve bâb-ı iʿcâz-meʾâb-ı hâkān-ı iklîm-i nübüvvete temessük ve teveccüh etmeleriyle devâhî-i mezkûre ber-vech-i suhûlet ber-taraf olup husûsâ aʿlâm-ı cihâd u gazâ aktâr-ı âfâkda şukka-güşâ oldukça kahr-ı aʿdâ-yı liʾâm ve tedmîr-i küffâr-ı hizlân-fercâm bu niyyet-i hâliseyi nakş-ı sahâʾif-i zamâʾirleri kalmaları mülâbesesiyle husûl bulduğu zâhir ve bâhir olan kazâyâdandır. Moskov keferesinin bi-kazâʾiʾllâhi teʿâlâ sefer-i sâbıkda terakkî-i kuvve-i istidrâciyyeleriyle leşker-i islâm nasîb-i evfâ-yı zafer ü nusretle iğtinâm edemediklerinden sû-be-sû husemâ-yı mülk ü millet memâlik-i islâmiyyeye itâle-i dest-i tamâʿ dâʿiyelerine düşdüklerine binâen Devlet-i aliyye dahi tertîb-i asâkir ve tanzîm-i mühimmât ve zehâʾir ile muhâfaza-i kılâʿ ve muhârese-i suğûr u bikāʿ mukaddemâtını müstaʿînen billâhi teʿâlâ temhîde mübâşeret eylediği (43-b) cümle indinde nümâyân olup emâkin-i müteberrike ve büldân-ı muʿarrefe-i mübârekeden Haremeyn-i şerîfeyn ve Mısr ve Şâm ve Bağdâd-ı behişt-âbâdda meşâhîr-i muhaddisîn ve ulemâ-yı âmilîn halka-bend-i ictimâʿ ve kütüb-i sahîha-i ehâdîs-i nebeviyyeden Kitâb-ı Buhârî ve Şifâ-i şerîf'i istimdâd-ı feth ü nusret ve şürûr-ı aʿdâdan her hâlde selâmet-i devlet ve emniyyet-i ümmet niyyet-i sâdıkasıyla hatm eylemeleri fazl-ı Hakk ile galebe-i cünûd-ı muvahhidîn ve makhûriyet-i ahzâb-ı şeyâtîni müstelzim olacağında iştibâh olmamağın Mekke-i mükerreme'de sâkin muhaddisîn ve ulemâyı nezd-i saʿâdetlerine celb ve ticâh-ı beyt-i şerîf ve sâha-i harem-i münîfde Buhârî ve Şifâ-i şerîf'i tilâvet ve hatme mübâderet ve aʿkab-ı mecâlisde be-tahsîs hitâmı akabinde kâffe-i ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve ahâlî ve mücâvirîn bir yere gelüp mülk-i maʿmûr-ı islâmın mekr ü gezend-i küffârdan masûn olmasını ve ecnâd-ı zafer-iʿtiyâdın eynemâ teveccehû isbât-ı kadem ve hulûs-i kalb ve hamiyyet-i dîniyye ile fiʾe-i müşrikîn üzerlerine gâlib ve iʿlâ-i kelimetuʾllâha muvaffak olmalarını rûh-ı mukaddes-i sâhib-i dîhîm-i levlâk ve muʿcize-i bâhire-i muhâtab-ı hitâb-ı kerîm ve mâ-erselnâke şefîʿ ittihâz eyleyerek dergâh-ı âciz-penâh-ı Rabbânî'den duʿâ ve istidʿâ ve niyâz ü recâ eylemelerini tavsiye ve telkîne ve savb-ı vâlâlarından bu emr-i hayrın şurût-ı lâyıkasıyla îfâsına nezârete himmet buyurmaları meʾmûlü kāʾime-i muhâlasat-müfâd tahrîrine bâdî olmuşdur. Ledeʾl-vusûl tıynet-i kudsî-fıtretlerinde merkûz olan hayr-hâhî-i âmme muktezâsınca bu matlabın (44-a) ber-vech-i sezâ tanzîm ve itmâmına ibtidâr ve îfâ buyurulduğu sûretde karîben eseri zuhûrunda şübhe olmayacağı ve cümlemizin melâz ve müstenedimiz olan Fahrü'l-enbiyâ ve'l-mürselîn ve kāʾidü'l-izzü'l-muhaccelîn efendimiz hazret-\nlerinin samsâm-ı adû-iltikām-ı rûhâniyyet-i şerîfeleri niyâm-ı gayretden insilâl ile aceze-i ümmetinin husûm-ı ırz u cânları olan sunûf-ı müşrikînin rikāb-ı gurûr-iktisâbları kırâb-ı suyûf-ı mücâhîdîn olacağı eltâf-ı şâmile-i ilâhiyyeden me'mûl-i âcizânemiz idüğü ma'lûm-ı hakāyık-mersûmları buyuruldukda vech-i meşrûh üzere harekete himmetleri me'mûldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fas hâkimi Mevlây Muhammed bin Abdullah bin İsmail Cenâbî bundan akdem atabe-i aliyye-i hazret-i cihândâriye tertîb eylediği hedâyayı Musulî olan Seyyid Tâhir nâm büyük elçisine teslîm ve i'tâ ve belde-i Fas'dan ihrâc ve isrâ edüp birkaç gün mürûrundan sonra zikr olunan hedâyânın baʿzısını müşârün-ileyh mahv u isbât etmek irâdesinde olmakdan nâşî sefîr-i merkūma irsâl-i peyâm ve hedâyâ vaz' olunan sandukalardan bi't-tahsîs matlûbu olan sandukayı îsâl etmesini işâret ve ifhâm edüp, hevâları müsâʿid olduğu sûretde geriden gelecek tekmile-i hediyyeye ʿadem-i intizâr ve âhar kimesne ile verâsından ba's ü tisyâr olunacağını dahi tahrîr ve iş'âr etmekle sefîr-i merkūm zikr olunan sanduka-i matlûbeyi ibʿâs (44-b) etdikden sonra dîde be-sûy-i intizâr olduğu bâd-i muvâfık hübûb ve der-akab bâdbân-küşâ-yı savb-ı matlûb olarak vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve ânifen zikr olunduğu üzere hediyyeyi arz-ı pâye-i serîr-i saltanat etmişidi. Fas hâkimi müşârün-ileyh Cenâbî mukaddemâ celb ve baʿdehu mahv u isbât eylediği sandukaya mücevher-bendlü bir kabza kılıç ve bir aded incü tesbîh ve bir mücevher sâʿat ve elmas ve yakut ile tersîʿ olunmuş bir kıt'a tâc ve bir gerdanlık ve bir çift zümrüd küpe ve bir mücevher hamâil vaz' ve altı re's cevâri-i zenciye ve bir re's tavâşî dahi zamm edüp bu def'a Elhac Mekkî nâm diğer sefîriyle kıble-i mülûk ü ikbâl ve mahatt-ı rıhâl-i ikbâl olan Âsitâne-i hümâ-âşiyâneye îsâl edüp sefîr-i merkūm Bâbıâlî'ye da'vet olunup sadrıazam hazretleri tarafından bir karsak ferve ilbâs ve bir çiçekli şal leffiyle ser-i iftihârı felek-mümâs kılınup maʿiyyetinde olan dört nefer âdemlerine dahi haftanlar iksâ ve ikāmetleriyçün mahall-i münâsib ta'yîniyle resm-i mihmân-nevâzî îfâ kılındı.",
          "caption": "Vürûd-ı hedâyâ diğer bâr ez-cânib-i hâkim-i Fas be-sefâret-i Elhac Mekkî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_028.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı hedâyâ diğer bâr ez-cânib-i hâkim-i Fas be-sefâret-i Elhac Mekkî",
          "text": "Fas hâkimi Mevlây Muhammed bin Abdullah bin İsmail Cenâbî bundan akdem atabe-i aliyye-i hazret-i cihândâriye tertîb eylediği hedâyayı Musulî olan Seyyid Tâhir nâm büyük elçisine teslîm ve i'tâ ve belde-i Fas'dan ihrâc ve isrâ edüp birkaç gün mürûrundan sonra zikr olunan hedâyânın baʿzısını müşârün-ileyh mahv u isbât etmek irâdesinde olmakdan nâşî sefîr-i merkūma irsâl-i peyâm ve hedâyâ vaz' olunan sandukalardan bi't-tahsîs matlûbu olan sandukayı îsâl etmesini işâret ve ifhâm edüp, hevâları müsâʿid olduğu sûretde geriden gelecek tekmile-i hediyyeye ʿadem-i intizâr ve âhar kimesne ile verâsından ba's ü tisyâr olunacağını dahi tahrîr ve iş'âr etmekle sefîr-i merkūm zikr olunan sanduka-i matlûbeyi ibʿâs (44-b) etdikden sonra dîde be-sûy-i intizâr olduğu bâd-i muvâfık hübûb ve der-akab bâdbân-küşâ-yı savb-ı matlûb olarak vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve ânifen zikr olunduğu üzere hediyyeyi arz-ı pâye-i serîr-i saltanat etmişidi. Fas hâkimi müşârün-ileyh Cenâbî mukaddemâ celb ve baʿdehu mahv u isbât eylediği sandukaya mücevher-bendlü bir kabza kılıç ve bir aded incü tesbîh ve bir mücevher sâʿat ve elmas ve yakut ile tersîʿ olunmuş bir kıt'a tâc ve bir gerdanlık ve bir çift zümrüd küpe ve bir mücevher hamâil vaz' ve altı re's cevâri-i zenciye ve bir re's tavâşî dahi zamm edüp bu def'a Elhac Mekkî nâm diğer sefîriyle kıble-i mülûk ü ikbâl ve mahatt-ı rıhâl-i ikbâl olan Âsitâne-i hümâ-âşiyâneye îsâl edüp sefîr-i merkūm Bâbıâlî'ye da'vet olunup sadrıazam hazretleri tarafından bir karsak ferve ilbâs ve bir çiçekli şal leffiyle ser-i iftihârı felek-mümâs kılınup maʿiyyetinde olan dört nefer âdemlerine dahi haftanlar iksâ ve ikāmetleriyçün mahall-i münâsib ta'yîniyle resm-i mihmân-nevâzî îfâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eğribozlu İbrahim Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa'nın dâniş ü arâkati ve hüner ü asâleti takrîbiyle dâimâ manzûr-ı devlet-i ebed-müddet ve lede'l-\niktizâ kendüden bir hizmet-i nâfiʿa rû-nümâ olur ihtimâliyle himâyet-i vakʿ u şânı her mevsimde mültezem-i erkân-ı saltanat olup menâsıb-ı kesîretü'l-cedvâye tasarruf ile mahsûd-ı ahdân ve müsâʿade-i Devlet-i (45-a) aliyye'ye mazhariyyetle müşârün-bi'l-benân olduğundan gayri çehre-i mültemesi dest-nevâzî-i devlet ile müstebşir ve zâhik ve vusûl-i derece-i ikbâline etrâbının ekserîsi harîs ve mütehâlik olup vücûd-ı bih-bûdu bir vakt-i tenge muʿazz ve re'y-i rezîni ednâ sülme-i hâdisâta sedd olur mülâhazâtı havâli-gerd-i zamâir-i erbâb-ı besâir olduğuna binâen bundan akdem vilâyet-i Mora'da tekevvün eden ihtilâli destiyârî-i hüsn-i tedbîr ile izâle ve istîlâ sebebiyle envâʿ-ı hasârete giriftâr olmuş, fukarâyı niʿmet-i râhat ve âsâyişe inâle etmek şurûtiyle muhassıllığı tarafına tevcîh ve her hâlde şerîta-i teyakkuz ve intibâha riʿâyet eylemesi te'kîd ve tenbîh olunup Mora'ya baʿde'd-duhûl menhec-i adl ü insâfdan udûl ve seyf-i cevr ü zulmü meslûl edüp iʿtisâf ve hasâreti memleketde kâin Arnavud tâ'ifesinden sad-çendân ve celb-i mâl-i nâsda nebbâş-ı evvele rahmet-hân olduğundan gayri memleketden re'y-i sedîd ile tard u tebʿîdleri matlûb-ı pâdişâh-ı bâhirü't-te'yîd olan tâ'ife-i Arnavuda sû'-i tedbîr sebebiyle mağlûb ve makhûr ve kapudân-ı deryâ vezîr-i mükerrem Gāzî Hasan Paşa hazretleri o esnâda meded-res olmasa rehyâb-ı vâdi-i necât olmayacak dereceleri iktisâb eylediği mütevâtir ve meşhûr olup bu keyfiyyet-i gayr-i me'mûl ve bu rütbelerde gaflet ve zuhûl sâmiʿa-i devlete mevsûl oldukda müntehâ-yi hudûd-ı siyâset-i ilâhiyye olan nefy ü tağrîb ile te'dîb ve tuğları refʿiyle Bozca ada'ya (45-b) tesrîb olunmuşidi. Müşârün-ileyhden sudûr eden keyfiyyet hadâset-i sinn iktizâsiyle adem-i tecrübe-i ahvâl-i kâinâtdan neş'et eylediği zâhir olup tabîʿatinde olan şerâset ve hiddet ve zâtında olan sıfat-ı kibr ü nahvet menfiyyen ikāmeti hâlinde zâil olmak ihtimâli hâtır-güzâr-ı evliyâ-yi devlet olmağla hakkında tahrîk-i silsile-i merhamet-i hazret-i tâcdârî kılınup tuğları kemâkân ibkā ve devr-i menâsıb eyleyerek hasretü'l-vüzerâ olan Rumeli mansıbı ile kâmrevâ kılınup Nemçelü'nün fesâd-ı niyyeti ve Rusyalu ile ittihâd ve muʿâzadatı ve hudûd başlarında olan cemʿiyyeti zihn-i devleti tahdîş edüp hîn-i iktizâda bi-fazlihi teʿâlâ mukābele ve lâzım gelen mahallere imdâd ve iʿânet etmek mülâhazalariyle Sofya'da başbuğluk ile ikāmet eylemesi husûsuna irâde-i menâyih-i ifâde-i hazret-i şehriyârî cereyân etmişidi. Müşârün-ileyh Belgrad'dan Sofya'ya vürûd edinceye dek zîr-destân ve raʿiyyete eylediği zulm ve hasâretin nihâyeti olmadığından başka belde-i mezkûrede mukîm olduğu hâlde mübâşirler ile etrâfı tâht u târâc ve ehl-i ırz makūlelerin tazyîk ve izʿâc ve ale'l-husûs Sofya ahalîsini tîr-i kahr ve cevre âmâç edüp bu keyfiyyetler şâyed dârü'l-adl-i ve'l-emân olan dîvân-ı muʿallâ-erkâna arz u inhâ olunur efkâriyle erbâb-ı ma-\nsâlih ve ebnâ-i sebîli Âsitâne-i saʿâdet'e azîmetden menʿ ü sâdd (46-a) ve hattâ Kurşunlu aʿyânı baʿzı cizye ve iltizâmât almak dâʿiyesiyle İstanbul'a gelür iken benden şikâyete gidiyor zann-ı fâsidiyle âdemler taʿyîn ve hılâl-ı tarîkde bî-çâreyi mağlûl ve mukayyed huzûruna getürdüp bilâ-emânin katl ü iʿdâm ve cüssesini matrûh-ı memerr-i enâm ve böyle bir hânedân kimsesinin izhâk-ı ruhûna bi-gayr-i hakkın ikdâm hakkında gazab-ı kahhâr-ı lâ-yezâlî müstelzim olup rağm-ı enf-i nahvet ve kesr-i sûret-i batş u satveti zımnında nev-be-nev esbâb ve vesâ'il bedîdâr ve Sofya halkı ise ırz u mâllerinden adem-i emniyyet ile ân-be-ân vukūʿ-ı fitneye dîde-güşâ-yı intizâr olmuşlar idi. O esnâda müşârün-ileyhin çukadarlarından biri bir fâhişe hânesinde maktûl bulunup «kātilleri beher hâl bulunmaludur» deyu Sofya serdârına ibrâm ve ednâ mülâbese ile maznûn olan birkaç nefer yeniçeriyi ahz ü habs ve der-akab iʿdâmlarına ikdâm etdikde vukūʿ-ı fitne ve fesâd havfiyle rîş-i sefîdân-ı vilâyet ve müteʿayyinân-ı memleket sarayına varup cümlesi dest-bâz-ı niyâz ve zarâʿet ve haklarında şerʿan katl îcâb etmeyen bî-günâh ve mazlûmları tahlîs bâbında efrâşte-i rûy-ı şefâʿat eylediklerinde mülzem olmayup katillerinde ısrâr ve muhâlefet olunduğu sûretde bi'n-nefs mahbese varup katl eyleyeceğini îrâd ve işʿâr etmekle şefâʿat-cûyân-ı memleket قد أعذر من أنذر mâ kālini zebân-güzâr-ı müdâvemet ve ricʿat-i kahkariyye ile avdet eyledikleri esnâda Sofya'ya tesyîr olunan meyâneler sürʿatciyân dahi (46-b) ol-tarafa vusûl bulmuş olmalariyle hareket-i ırk-ı asabiyyet ve galeyân-ı kıdr-i cinsiyyet muktezâsiyle ahâli ile yek-zebân-ı vifâk ve defʿ-i taʿaddîsi zımnında tarh-ı kurʿa-i ittifâk eylediklerinde yine Sofya'da olan rü'esâ-yı asker müşârün-ileyhe irsâl-ı haber ve mahbûslar ıtlâkıyla ihtiyâr-ı defʿ-i şerr olunmak sevk ve îrâd olundukda bir vechile nasîhatleri kâr-ger olmayup kazâ vü kader dahi hükmünü icrâya tehyie-i esbâb etmiş bulunduğundan ahâli ve askeri müşârün-ileyhin sarayını ihâta etmeleriyle müşârün-ileyh dahi mevcûd olan etbâʿıyla mukābele ve birkaç sâʿat mukāteleden sonra sürʿatciler saray mukābiline top çeküp ve bir tarafdan dahi ateş verilmekle hezâr suʿûbet ve meşakkatle müşârün-ileyh münferiden firâr ve müddet-i medîdeden berü eşk-i çeşm-i fukarâ ile kesb ü iddihâr eylediği nukûd u eşyâ ve esbâb-ı vezâret sû-i tedbîr ve ısrârı sebebiyle muhterik-i zâti'z-zirâm-ı nâr olduğu peyâm-ı mûhişi Der-saʿâdet'e vârid oldukda müşârün-ileyhin hareket-i nâ-sütûdesi sebebiyle ahâli ve askerinin zuhûr eden evzâʿ-ı nâ-bercâları mûceb-i pâdâş ve cezâ iken vakt ü hâle nazaran iğmâz-ı ayn ve mezâ mâ-mezâ kāidesine riʿâyeten ıslâh-ı cânibeyn kasd olundukda Rumeli eyâletinin ekser halkı müşârün-ileyhden dil-gîr ve mutazarrır ve askerî tâifesi mücâzât-ı sû-i sanîleri havfiyle müteneffir olduklarına binâen ibkā ve takrîrinden iğmâz-ı ayn ve\nihtiyâr-ı ahaffü'z-zarareyn dâʿiyesiyle azl olunup hakkında yine bahr-i teyyâr-ı merâhim-i şehriyârî mevc-engîz-i lûtf u ihsân ve Eğriboz muhâfızlığı (47-a) tevcîhiyle cezlân kılındı. Ânifen zikr olunduğu üzere ihtiyâten bir vezîr-i kaviyyü'l-iktidârın bu esnâda Sofya'da vücûdu lâzım olup Rumeli eyâleti üzerinde olsa kurbiyyet hasebiyle etrâf u eknâfa dest-i taʿarruzu itâle ve mübâşirlerini kazâlara mânend-i seyl isâle edeceği zâhir olmağla eyâlet-i Rumeli İsmâîl câniblerinde ikāmet etmek şartiyle Anadolu vâlisi vezîr-i mükerrem Abdî Paşa hazretlerine ve Anadolu eyâleti Sofya'da mukîm olmak üzere mukaddemâ hazîne kethüdâlığından nâil-i rütbe-i vezâret olan İnebahtı muhâfızı İsmâîl Paşa hazretlerine işbu doksansekiz senesi Muharreminin altıncı günü tevcîh ve Silistre'de mukîm olan Özi vâlisi Vezîr Esseyyid Mehmed Paşa mukaddem Deliorman ve ol havâli nizâmına me'mûr olup icrâ-yı me'mûriyyet esnâsında ahâli kendüden dil-gîr ve cüz'î bahâne ile ihdâs-ı fitneye rasad-gîr oldukları baʿzı karâin-i hâliyye ile müstebân ve Silistre'den refʿi muvâfık-ı mizâc-ı vakt ü zamân olmağla Bender kalʿası muhâfazası şartiyle eyâlet-i Sivas müşârün-ileyhe tevcîh ve Bender muhâfızı mîrimîrân-ı kirâmdan Bekir Paşa'nın nasâfet ve hüsn-i sülûku hasebiyle mazhar-ı lûtf u merhamet-i hazret-i şehriyârî olup rütbe-i vâlâ-yı vezâretle kadr ü şânı terfîʿ ve tenviye ve Silistre'de ikāmet etmek üzere Özi eyâleti tarafına tevcîh olunup ol-havâlinin zabt u rabt ve muhâfazası tenbîh ve Eğriboz muhâfızı Emîn Paşa'ya İnebahtı sancağı ihsân ve bir an akdem me'mûr oldukları mahallere şitâbân olmaları fermân olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı baʿzı vüzerâ ve hülâsa-i vak'a-i vâli-i Rumeli Vezîr Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_029.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı baʿzı vüzerâ ve hülâsa-i vak'a-i vâli-i Rumeli Vezîr Mehmed Paşa",
          "text": "Eğribozlu İbrahim Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa'nın dâniş ü arâkati ve hüner ü asâleti takrîbiyle dâimâ manzûr-ı devlet-i ebed-müddet ve lede'l-\niktizâ kendüden bir hizmet-i nâfiʿa rû-nümâ olur ihtimâliyle himâyet-i vakʿ u şânı her mevsimde mültezem-i erkân-ı saltanat olup menâsıb-ı kesîretü'l-cedvâye tasarruf ile mahsûd-ı ahdân ve müsâʿade-i Devlet-i (45-a) aliyye'ye mazhariyyetle müşârün-bi'l-benân olduğundan gayri çehre-i mültemesi dest-nevâzî-i devlet ile müstebşir ve zâhik ve vusûl-i derece-i ikbâline etrâbının ekserîsi harîs ve mütehâlik olup vücûd-ı bih-bûdu bir vakt-i tenge muʿazz ve re'y-i rezîni ednâ sülme-i hâdisâta sedd olur mülâhazâtı havâli-gerd-i zamâir-i erbâb-ı besâir olduğuna binâen bundan akdem vilâyet-i Mora'da tekevvün eden ihtilâli destiyârî-i hüsn-i tedbîr ile izâle ve istîlâ sebebiyle envâʿ-ı hasârete giriftâr olmuş, fukarâyı niʿmet-i râhat ve âsâyişe inâle etmek şurûtiyle muhassıllığı tarafına tevcîh ve her hâlde şerîta-i teyakkuz ve intibâha riʿâyet eylemesi te'kîd ve tenbîh olunup Mora'ya baʿde'd-duhûl menhec-i adl ü insâfdan udûl ve seyf-i cevr ü zulmü meslûl edüp iʿtisâf ve hasâreti memleketde kâin Arnavud tâ'ifesinden sad-çendân ve celb-i mâl-i nâsda nebbâş-ı evvele rahmet-hân olduğundan gayri memleketden re'y-i sedîd ile tard u tebʿîdleri matlûb-ı pâdişâh-ı bâhirü't-te'yîd olan tâ'ife-i Arnavuda sû'-i tedbîr sebebiyle mağlûb ve makhûr ve kapudân-ı deryâ vezîr-i mükerrem Gāzî Hasan Paşa hazretleri o esnâda meded-res olmasa rehyâb-ı vâdi-i necât olmayacak dereceleri iktisâb eylediği mütevâtir ve meşhûr olup bu keyfiyyet-i gayr-i me'mûl ve bu rütbelerde gaflet ve zuhûl sâmiʿa-i devlete mevsûl oldukda müntehâ-yi hudûd-ı siyâset-i ilâhiyye olan nefy ü tağrîb ile te'dîb ve tuğları refʿiyle Bozca ada'ya (45-b) tesrîb olunmuşidi. Müşârün-ileyhden sudûr eden keyfiyyet hadâset-i sinn iktizâsiyle adem-i tecrübe-i ahvâl-i kâinâtdan neş'et eylediği zâhir olup tabîʿatinde olan şerâset ve hiddet ve zâtında olan sıfat-ı kibr ü nahvet menfiyyen ikāmeti hâlinde zâil olmak ihtimâli hâtır-güzâr-ı evliyâ-yi devlet olmağla hakkında tahrîk-i silsile-i merhamet-i hazret-i tâcdârî kılınup tuğları kemâkân ibkā ve devr-i menâsıb eyleyerek hasretü'l-vüzerâ olan Rumeli mansıbı ile kâmrevâ kılınup Nemçelü'nün fesâd-ı niyyeti ve Rusyalu ile ittihâd ve muʿâzadatı ve hudûd başlarında olan cemʿiyyeti zihn-i devleti tahdîş edüp hîn-i iktizâda bi-fazlihi teʿâlâ mukābele ve lâzım gelen mahallere imdâd ve iʿânet etmek mülâhazalariyle Sofya'da başbuğluk ile ikāmet eylemesi husûsuna irâde-i menâyih-i ifâde-i hazret-i şehriyârî cereyân etmişidi. Müşârün-ileyh Belgrad'dan Sofya'ya vürûd edinceye dek zîr-destân ve raʿiyyete eylediği zulm ve hasâretin nihâyeti olmadığından başka belde-i mezkûrede mukîm olduğu hâlde mübâşirler ile etrâfı tâht u târâc ve ehl-i ırz makūlelerin tazyîk ve izʿâc ve ale'l-husûs Sofya ahalîsini tîr-i kahr ve cevre âmâç edüp bu keyfiyyetler şâyed dârü'l-adl-i ve'l-emân olan dîvân-ı muʿallâ-erkâna arz u inhâ olunur efkâriyle erbâb-ı ma-\nsâlih ve ebnâ-i sebîli Âsitâne-i saʿâdet'e azîmetden menʿ ü sâdd (46-a) ve hattâ Kurşunlu aʿyânı baʿzı cizye ve iltizâmât almak dâʿiyesiyle İstanbul'a gelür iken benden şikâyete gidiyor zann-ı fâsidiyle âdemler taʿyîn ve hılâl-ı tarîkde bî-çâreyi mağlûl ve mukayyed huzûruna getürdüp bilâ-emânin katl ü iʿdâm ve cüssesini matrûh-ı memerr-i enâm ve böyle bir hânedân kimsesinin izhâk-ı ruhûna bi-gayr-i hakkın ikdâm hakkında gazab-ı kahhâr-ı lâ-yezâlî müstelzim olup rağm-ı enf-i nahvet ve kesr-i sûret-i batş u satveti zımnında nev-be-nev esbâb ve vesâ'il bedîdâr ve Sofya halkı ise ırz u mâllerinden adem-i emniyyet ile ân-be-ân vukūʿ-ı fitneye dîde-güşâ-yı intizâr olmuşlar idi. O esnâda müşârün-ileyhin çukadarlarından biri bir fâhişe hânesinde maktûl bulunup «kātilleri beher hâl bulunmaludur» deyu Sofya serdârına ibrâm ve ednâ mülâbese ile maznûn olan birkaç nefer yeniçeriyi ahz ü habs ve der-akab iʿdâmlarına ikdâm etdikde vukūʿ-ı fitne ve fesâd havfiyle rîş-i sefîdân-ı vilâyet ve müteʿayyinân-ı memleket sarayına varup cümlesi dest-bâz-ı niyâz ve zarâʿet ve haklarında şerʿan katl îcâb etmeyen bî-günâh ve mazlûmları tahlîs bâbında efrâşte-i rûy-ı şefâʿat eylediklerinde mülzem olmayup katillerinde ısrâr ve muhâlefet olunduğu sûretde bi'n-nefs mahbese varup katl eyleyeceğini îrâd ve işʿâr etmekle şefâʿat-cûyân-ı memleket قد أعذر من أنذر mâ kālini zebân-güzâr-ı müdâvemet ve ricʿat-i kahkariyye ile avdet eyledikleri esnâda Sofya'ya tesyîr olunan meyâneler sürʿatciyân dahi (46-b) ol-tarafa vusûl bulmuş olmalariyle hareket-i ırk-ı asabiyyet ve galeyân-ı kıdr-i cinsiyyet muktezâsiyle ahâli ile yek-zebân-ı vifâk ve defʿ-i taʿaddîsi zımnında tarh-ı kurʿa-i ittifâk eylediklerinde yine Sofya'da olan rü'esâ-yı asker müşârün-ileyhe irsâl-ı haber ve mahbûslar ıtlâkıyla ihtiyâr-ı defʿ-i şerr olunmak sevk ve îrâd olundukda bir vechile nasîhatleri kâr-ger olmayup kazâ vü kader dahi hükmünü icrâya tehyie-i esbâb etmiş bulunduğundan ahâli ve askeri müşârün-ileyhin sarayını ihâta etmeleriyle müşârün-ileyh dahi mevcûd olan etbâʿıyla mukābele ve birkaç sâʿat mukāteleden sonra sürʿatciler saray mukābiline top çeküp ve bir tarafdan dahi ateş verilmekle hezâr suʿûbet ve meşakkatle müşârün-ileyh münferiden firâr ve müddet-i medîdeden berü eşk-i çeşm-i fukarâ ile kesb ü iddihâr eylediği nukûd u eşyâ ve esbâb-ı vezâret sû-i tedbîr ve ısrârı sebebiyle muhterik-i zâti'z-zirâm-ı nâr olduğu peyâm-ı mûhişi Der-saʿâdet'e vârid oldukda müşârün-ileyhin hareket-i nâ-sütûdesi sebebiyle ahâli ve askerinin zuhûr eden evzâʿ-ı nâ-bercâları mûceb-i pâdâş ve cezâ iken vakt ü hâle nazaran iğmâz-ı ayn ve mezâ mâ-mezâ kāidesine riʿâyeten ıslâh-ı cânibeyn kasd olundukda Rumeli eyâletinin ekser halkı müşârün-ileyhden dil-gîr ve mutazarrır ve askerî tâifesi mücâzât-ı sû-i sanîleri havfiyle müteneffir olduklarına binâen ibkā ve takrîrinden iğmâz-ı ayn ve\nihtiyâr-ı ahaffü'z-zarareyn dâʿiyesiyle azl olunup hakkında yine bahr-i teyyâr-ı merâhim-i şehriyârî mevc-engîz-i lûtf u ihsân ve Eğriboz muhâfızlığı (47-a) tevcîhiyle cezlân kılındı. Ânifen zikr olunduğu üzere ihtiyâten bir vezîr-i kaviyyü'l-iktidârın bu esnâda Sofya'da vücûdu lâzım olup Rumeli eyâleti üzerinde olsa kurbiyyet hasebiyle etrâf u eknâfa dest-i taʿarruzu itâle ve mübâşirlerini kazâlara mânend-i seyl isâle edeceği zâhir olmağla eyâlet-i Rumeli İsmâîl câniblerinde ikāmet etmek şartiyle Anadolu vâlisi vezîr-i mükerrem Abdî Paşa hazretlerine ve Anadolu eyâleti Sofya'da mukîm olmak üzere mukaddemâ hazîne kethüdâlığından nâil-i rütbe-i vezâret olan İnebahtı muhâfızı İsmâîl Paşa hazretlerine işbu doksansekiz senesi Muharreminin altıncı günü tevcîh ve Silistre'de mukîm olan Özi vâlisi Vezîr Esseyyid Mehmed Paşa mukaddem Deliorman ve ol havâli nizâmına me'mûr olup icrâ-yı me'mûriyyet esnâsında ahâli kendüden dil-gîr ve cüz'î bahâne ile ihdâs-ı fitneye rasad-gîr oldukları baʿzı karâin-i hâliyye ile müstebân ve Silistre'den refʿi muvâfık-ı mizâc-ı vakt ü zamân olmağla Bender kalʿası muhâfazası şartiyle eyâlet-i Sivas müşârün-ileyhe tevcîh ve Bender muhâfızı mîrimîrân-ı kirâmdan Bekir Paşa'nın nasâfet ve hüsn-i sülûku hasebiyle mazhar-ı lûtf u merhamet-i hazret-i şehriyârî olup rütbe-i vâlâ-yı vezâretle kadr ü şânı terfîʿ ve tenviye ve Silistre'de ikāmet etmek üzere Özi eyâleti tarafına tevcîh olunup ol-havâlinin zabt u rabt ve muhâfazası tenbîh ve Eğriboz muhâfızı Emîn Paşa'ya İnebahtı sancağı ihsân ve bir an akdem me'mûr oldukları mahallere şitâbân olmaları fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Levâzımât-ı seferiyyenin ceste ceste me'mûrlar taraflarına îsâli lâzıme-i hâlden olduğuna binâen hîn-i hâcetde iktizâ edenlere ilbâs ve iksâ ve ru'ûs-ı şücaʿân-ı muvahhidîn ve mefârık-ı guzât-ı müslimîni pür-zîb ü behâ etmek zımnında işbu mâh-ı Muharremü'l-harâmın sekizinci günü İsmâîl cânibi seraskeri olan Abdî Paşa ve Sofya'da başbuğluk ile mukîm İsmâîl Paşa ve müceddeden vezâret ihsâniyle Silistre'de ikāmete me'mûr oldu. Bekir Paşa hazerâtına otuzar hilʿat ve üçer yüz çelenk tisyâr ve her birine hufyeten başka başka emirler tahrîr ve ısdâr olundu.",
          "caption": "Firistâden-i hilaʿ ve çelenkhâ be-sûy-i (47-b) vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_030.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i hilaʿ ve çelenkhâ be-sûy-i (47-b) vüzerâ",
          "text": "Levâzımât-ı seferiyyenin ceste ceste me'mûrlar taraflarına îsâli lâzıme-i hâlden olduğuna binâen hîn-i hâcetde iktizâ edenlere ilbâs ve iksâ ve ru'ûs-ı şücaʿân-ı muvahhidîn ve mefârık-ı guzât-ı müslimîni pür-zîb ü behâ etmek zımnında işbu mâh-ı Muharremü'l-harâmın sekizinci günü İsmâîl cânibi seraskeri olan Abdî Paşa ve Sofya'da başbuğluk ile mukîm İsmâîl Paşa ve müceddeden vezâret ihsâniyle Silistre'de ikāmete me'mûr oldu. Bekir Paşa hazerâtına otuzar hilʿat ve üçer yüz çelenk tisyâr ve her birine hufyeten başka başka emirler tahrîr ve ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem tafsîl ve beyân olunduğu üzere aʿdâ-yı dînin hilâf-ı\nuhûd u şurût Kırım'a istîlâları ve bâ-husûs bu vazʿ-ı müstehîlü'l-kabûlü Devlet-i aliyye hazm etmek zemîninde sened iddiʿâları hâric-i hîta-i tahammül olup berren ve bahren tertîb ü tehyi'esine nihânî bed' ü mübâşeret olunan tedârükât ve levâzımât-ı seferiyyenin esbâb-ı tekmîline bir an akdem müstaʿînen billâhi teʿâlâ ikdâm ve himmet mütehattim-i zimmet-i vükelâ-yi saltanat olmağla binâen-aleyh Devlet-i aliyye'nin el-yevm mevcûd olan sagîr ü kebîr sefâini ne mikdâra bâliğdir ve lede'l-iktizâ iʿmâli mesbûk olan tüccâr gemileri kaç kıtʿa olabilir ve Akdeniz ve Karadeniz'in ne kadar sefâin ile idâresi mümkindir, ale't-tafsîl defter olunmak üzere kapudan paşa hazretlerine tenbîh ve te'kîd ve hazm ü ihtiyâta riʿâyetde iʿmâl-i fikr-i sedîd kılındı. (48-a)",
          "caption": "Şurûʿ-kerden be-tehyi'e-i merâkib-i bahriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_031.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ-kerden be-tehyi'e-i merâkib-i bahriyye",
          "text": "Bundan akdem tafsîl ve beyân olunduğu üzere aʿdâ-yı dînin hilâf-ı\nuhûd u şurût Kırım'a istîlâları ve bâ-husûs bu vazʿ-ı müstehîlü'l-kabûlü Devlet-i aliyye hazm etmek zemîninde sened iddiʿâları hâric-i hîta-i tahammül olup berren ve bahren tertîb ü tehyi'esine nihânî bed' ü mübâşeret olunan tedârükât ve levâzımât-ı seferiyyenin esbâb-ı tekmîline bir an akdem müstaʿînen billâhi teʿâlâ ikdâm ve himmet mütehattim-i zimmet-i vükelâ-yi saltanat olmağla binâen-aleyh Devlet-i aliyye'nin el-yevm mevcûd olan sagîr ü kebîr sefâini ne mikdâra bâliğdir ve lede'l-iktizâ iʿmâli mesbûk olan tüccâr gemileri kaç kıtʿa olabilir ve Akdeniz ve Karadeniz'in ne kadar sefâin ile idâresi mümkindir, ale't-tafsîl defter olunmak üzere kapudan paşa hazretlerine tenbîh ve te'kîd ve hazm ü ihtiyâta riʿâyetde iʿmâl-i fikr-i sedîd kılındı. (48-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskov elçisi bu esnâda âdet-i sâbıkası üzerine tercümânını Bâbıâlî'ye irsâl ve devleti tarafından kendüye bir me'mûriyyet-i cedîde zuhûr eylediğini âverde-i zebân-ı bed-me'âl edüp re'isülküttâb efendi ile mülâkāt talebinde olduğunu îmâ ve li-ecli'l-mükâleme bir gün tahsîs olunmasını istidʿâ etmekle yevm-i mükâleme baʿde'l-istîzân tarafına ifâde olunmak üzere tercümânı iʿâde olunmuşidi. Elçi-i mesfûrun iltimâsı atabe-i aliyye-i hazret-i cihân-dârîye arz olunup tahsîl-i izn ü ruhsat ve sâbıkā İstanbul Kadısı Müftî-zâde Esseyyid Ahmed Efendi ve Re'isülküttâb El-hâc Mustafa Efendi Aynalı-kavak sâhilsarayında elçi-i mersûm ile mülâkāt ve mükâlemeye mübâşeret esnâsında ibtidâ elçi-i mesfûr kelâma ibtidâr ve el-yevm netîce-i keyfiyyet-i Kırım'a nazaran tarafeynden meşhûd olan tedârük-i esbâb-ı ceng ü peykâr keşf-i hâl ve beyân-ı mâ-fî'l-bâli îcâb ve iktizâ eylediğinden devleti tarafından mülâkāta me'mûriyetini işʿâr akabinde tercüme olunmuş bir kaç kıtʿa kâğıd çıkarup re'isülküttâb efendiye arz u irâ'et ve müşârün-ileyh tarafından evrâk-ı mezbûre serâpâ mütālaʿa ve krâ'at olunup me'âl-i muhassalı Kırım ve Taman ve Kuban Rusyalu'da kalup Devlet-i aliyye tarafından bi'l-iʿtirâf sened verilmekden ibâret olduğu maʿlûm oldukda elçi-i mesfûrun mukaddemâ mükâlemeye tâlib olduğu hînde bu maddeyi teklîf eyleyeceği baʿzı evzâʿ ve etvârdan mukaddemâ neşr eyledikleri beyân-nâmeden (48-b) zâhir olup lâ ve naʿam cevâbı verilmemesi cânib-i âsafîden Devlet-i aliyye murahhaslarına telkîn ve tavsiye ve mülâhaza ve te'emmüle taʿlîk olunmak bâbında mazhar-ı hüsn-i terbiye olduklarına binâen müşârün-ileyhimâ bâdî-i emirde sûret-i tegâfül irâ'et ve işbu teklîf-i ʿanîfe hod-be-hod cevâb-dâde olmak hay-\nyiz-i imkânda olmayup mevküf-ı meşveret-i erkân-ı saltanat olduğundan gayri şân-ı devlet-i kavî-şevket vikāye ve muhâfaza olunarak dost olan düvelden İngiltere ve França devletleri mukaddemâ bu husûsu tanzîm içün tavassuta hâhişger olmalariyle Âsitâne-i sa'âdet'de mukîm olan elçileri dahi devletleri tarafından mücâz ve murahhas olduklarını beyân etmişler idi. İşbu madde-i cesîme bu sûretde ma'rifetleriyle tanzîm olunmak rüsûm-ı dostîye muvâfık ve riʿâyet-i hâtır-şîmesine mutâbıkdır, dediklerinde madde-i mezkûrenin bilâ-tavassut husûlü matlûb olduğunu îmâ ve Devlet-i aliyye tarafından kabûl ve sened iʿtâsı indinde meczûm olduğun inbâ edüp şübhesi ancak bu madde içün ahid-nâme mi verilür? veyâhud makām-ı sadâret-i uzmâdan memhûr sened mi verilür? husûslarında olup nihâyet derece-i me'mûriyeti olarak iddiʿâ olununan senedin dahi sûretini arz u takdîm ve bir harfi tağyîr ve tenkîh olunmak mümkin olmadığını tasrîh ve işbu senedin mazmûnu mukaddemâ neşr eyledikleri beyân-nâme-i mağrûrâneleri mefhûmuna mutâbık olduğunu tefhîm edüp yine reisülküttâb efendi tarafından mütâlaʿa-i evrâk ve mutavassıtîn (49a) irfâk olunmak vâdilerinde sevk-i kelâm ve tahsîl-i füshat-i vakt husûsuna ihtimâm olundukda devleteyn-i mesfûreteynin tavassutları hilâf-ı vâkiʿ olup muhârebe münâsib olmadığını hayr-hâhâne ifâdeye mecbûr ve bu maddenin kabûlü zımnında Devlet-i aliyye'yi ancak tergîb ve ilzâma me'mûr oldukların Rusya elçisi beyân ve vakıʿanın ilâcı kable'l-vukūʿ görülmek vâdisinde beynlerinde darb olunan emsâlden bir mesel ityâniyle tahrîk-i zebân-ı pür-hezeyân eyledikde Devlet-i aliyye murahhasları dahi zuhûr-ı evzâ-ı mükevvenât vukūʿ-ı ahkâm-ı mukadderâta menût olduğun ifâde ve ifhâm ve ol-vechile bisât-ı meclis-i mükâleme pîçîde-i dest-i ihtitâm kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya ve hâsten-i sened berâ-yi Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_032.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya ve hâsten-i sened berâ-yi Kırım",
          "text": "Moskov elçisi bu esnâda âdet-i sâbıkası üzerine tercümânını Bâbıâlî'ye irsâl ve devleti tarafından kendüye bir me'mûriyyet-i cedîde zuhûr eylediğini âverde-i zebân-ı bed-me'âl edüp re'isülküttâb efendi ile mülâkāt talebinde olduğunu îmâ ve li-ecli'l-mükâleme bir gün tahsîs olunmasını istidʿâ etmekle yevm-i mükâleme baʿde'l-istîzân tarafına ifâde olunmak üzere tercümânı iʿâde olunmuşidi. Elçi-i mesfûrun iltimâsı atabe-i aliyye-i hazret-i cihân-dârîye arz olunup tahsîl-i izn ü ruhsat ve sâbıkā İstanbul Kadısı Müftî-zâde Esseyyid Ahmed Efendi ve Re'isülküttâb El-hâc Mustafa Efendi Aynalı-kavak sâhilsarayında elçi-i mersûm ile mülâkāt ve mükâlemeye mübâşeret esnâsında ibtidâ elçi-i mesfûr kelâma ibtidâr ve el-yevm netîce-i keyfiyyet-i Kırım'a nazaran tarafeynden meşhûd olan tedârük-i esbâb-ı ceng ü peykâr keşf-i hâl ve beyân-ı mâ-fî'l-bâli îcâb ve iktizâ eylediğinden devleti tarafından mülâkāta me'mûriyetini işʿâr akabinde tercüme olunmuş bir kaç kıtʿa kâğıd çıkarup re'isülküttâb efendiye arz u irâ'et ve müşârün-ileyh tarafından evrâk-ı mezbûre serâpâ mütālaʿa ve krâ'at olunup me'âl-i muhassalı Kırım ve Taman ve Kuban Rusyalu'da kalup Devlet-i aliyye tarafından bi'l-iʿtirâf sened verilmekden ibâret olduğu maʿlûm oldukda elçi-i mesfûrun mukaddemâ mükâlemeye tâlib olduğu hînde bu maddeyi teklîf eyleyeceği baʿzı evzâʿ ve etvârdan mukaddemâ neşr eyledikleri beyân-nâmeden (48-b) zâhir olup lâ ve naʿam cevâbı verilmemesi cânib-i âsafîden Devlet-i aliyye murahhaslarına telkîn ve tavsiye ve mülâhaza ve te'emmüle taʿlîk olunmak bâbında mazhar-ı hüsn-i terbiye olduklarına binâen müşârün-ileyhimâ bâdî-i emirde sûret-i tegâfül irâ'et ve işbu teklîf-i ʿanîfe hod-be-hod cevâb-dâde olmak hay-\nyiz-i imkânda olmayup mevküf-ı meşveret-i erkân-ı saltanat olduğundan gayri şân-ı devlet-i kavî-şevket vikāye ve muhâfaza olunarak dost olan düvelden İngiltere ve França devletleri mukaddemâ bu husûsu tanzîm içün tavassuta hâhişger olmalariyle Âsitâne-i sa'âdet'de mukîm olan elçileri dahi devletleri tarafından mücâz ve murahhas olduklarını beyân etmişler idi. İşbu madde-i cesîme bu sûretde ma'rifetleriyle tanzîm olunmak rüsûm-ı dostîye muvâfık ve riʿâyet-i hâtır-şîmesine mutâbıkdır, dediklerinde madde-i mezkûrenin bilâ-tavassut husûlü matlûb olduğunu îmâ ve Devlet-i aliyye tarafından kabûl ve sened iʿtâsı indinde meczûm olduğun inbâ edüp şübhesi ancak bu madde içün ahid-nâme mi verilür? veyâhud makām-ı sadâret-i uzmâdan memhûr sened mi verilür? husûslarında olup nihâyet derece-i me'mûriyeti olarak iddiʿâ olununan senedin dahi sûretini arz u takdîm ve bir harfi tağyîr ve tenkîh olunmak mümkin olmadığını tasrîh ve işbu senedin mazmûnu mukaddemâ neşr eyledikleri beyân-nâme-i mağrûrâneleri mefhûmuna mutâbık olduğunu tefhîm edüp yine reisülküttâb efendi tarafından mütâlaʿa-i evrâk ve mutavassıtîn (49a) irfâk olunmak vâdilerinde sevk-i kelâm ve tahsîl-i füshat-i vakt husûsuna ihtimâm olundukda devleteyn-i mesfûreteynin tavassutları hilâf-ı vâkiʿ olup muhârebe münâsib olmadığını hayr-hâhâne ifâdeye mecbûr ve bu maddenin kabûlü zımnında Devlet-i aliyye'yi ancak tergîb ve ilzâma me'mûr oldukların Rusya elçisi beyân ve vakıʿanın ilâcı kable'l-vukūʿ görülmek vâdisinde beynlerinde darb olunan emsâlden bir mesel ityâniyle tahrîk-i zebân-ı pür-hezeyân eyledikde Devlet-i aliyye murahhasları dahi zuhûr-ı evzâ-ı mükevvenât vukūʿ-ı ahkâm-ı mukadderâta menût olduğun ifâde ve ifhâm ve ol-vechile bisât-ı meclis-i mükâleme pîçîde-i dest-i ihtitâm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Prusya elçisinin bu defʿa devleti tarafından me'mûren verdiği takrîrin mefhûmunda Moskovlu'nun hilâf-ı ahd u şart zabt eyledikleri Kırım ve Taman ve Kuban memâlikine Devlet-i aliyye tarafından sûret-i rızâ mer'î olarak her ne kadar ihtiyârı zarûrî ise dahi sened iʿtâsı mehâzîr-i külliyyeyi mutazammın ve kilid-i memâlik-i mahrûseyi yedlerine teslîm kabîlinden olduğu müteʿayyin ve tarîk-i muvâzeneye iʿtibâren müttefiki olan Nemçelü dahi memâlik-i mahrûseden bir kıtʿa arza tâlib ve imtinâʿ zuhûru akabinde کار نوبت است mefhûmu ile Rusyalu'yu ısrarda müşterek edüp tahsîl-i matlabına âlet eyleyeceği ihtimâl-i gâlib olmağla Devlet-i aliyye bu hilâlde düvelin baʿzısı ile ittifâk ve hasm ile muhârebeye şedd-i nitāk etmek umûr-ı lâzıme-i\nmülkiyyeden olduğunu hayırhâhlık (49-b) yüzünden beyân ve Macar ile Eflâk beyninde mevzûʿ olan alâim-i fâsılanın hufyeten refʿ olunduğunu dahi îrâd eylediğinden gayri sened iʿtâsı min-külli'l-vücûh müstelzim-i envâʿ-i mahzûrat ve sebeb-i vukūʿ-ı mekârih ve âfât olduğunu kendülere muhtass olan baʿzı edille ile işʿâr etmişler.\n\nTezyîl: Prusyalu'nun bu misillû harb-i mechûlü'n-netîceye Devlet-i aliyye'yi hass u tahrîzi her ne kadar ağrâz-ı kâmineden ârî değil ise dahi hâlin ani'l-fâide olmadığı dahi müsellemdir. Devlet-i ebed-müddet lev-faraznâ sened iʿtâsında ehven-i şerreyni ihtiyâr edüp der-akab cümle ile ittifâk ve kasem-i mü'ekked ve iktizâ eyler ise icrâ-yi siyâset-i müşedded ile miyâneden refʿ-i şevâib-i nifâk edüp askerine kemâ-yenbağî nizâm ve tekmîl-i mühimmâtına alâ tarîki'l-ihtimâm kıyâm ve husemânın cemîʿsine berren ve bahren bi-fazlihi teʿâlâ akalli birkaç sene cevâb verecek derecelerde tertîbâtını itmâm etmeyüp kemâ-fi'l-evvel encâm-ı kâr mülâhazası metrûk u zuhûl ve gaflet vâdisi meslûk olur ise maʿaz-Allahü teʿâlâ Prusya kralının mülâhazası vârid ve civârda leyl ü nehâr müntehiz-i fırsat olan küffâr-ı tebeh-kârın memâlik-i islâmiyyeye hırs u tamaʿları yevmen fe-yevmen müterakkî ve mütezâyid olacağı beyândan müstağnîdir.\n\nli muharririhi:\nKun hâzimen bi-umûri'l-mülki müntibihâ / İnne't-tevânî kademen âfetü'd-düvel\n\nAmmâ bu gaflet ü rakdet mürtefiʿ olup bir seneden berü vukūʿ bulan himmet-i âlem-pesend misillû umûr-ı Devlet-i aliyye'ye nazar ve meʾmûr-ı nizâm olan zevâta istiklâl-i tâm verilüp fî-kulûbihim maraz olan ehl-i hased ve garazın (50-a) kelâmları haklarında mesmûʿ ve muʿteber olmayarak hîn-i mübâşeret-i umûrda baʿzı mekârih zuhûr eder ise dahi sûret-i tesebbüt ve tecellüd izhâr ve olur-olmaz mağlata ve urcûfeye havâle-i semʿ-i iʿtibâr olunmadığı takdîrde Mora cezîresine zafer müyesser olduğu gibi iklîm-i Kırım'a ve inşâ-Allahü teʿâlâ Kırım'dan mâʿadâ nice memâlike dest-res olmak eltâf-ı hafiyye-i ilâhiyyeden müstebʿad değildir,\n\n[Mısra]:\nVe-me'n-nasru min san'ı illâ lehu garîbâ\n\nve Nemçelü mukaddemâ baʿzı garazlarını tahsîl etmiş bulunmalariyle şimdilik sâkit olacakları akla karîb olduğundan gayri İngiltere elçisi dahi adem-i taleb-i arza taʿahhüd etmiş bulunmağla mesfûr tarafından bu esnâda müşâhede olunan sûret-i nifâk ve televvün tekrâr taʿayyün etmeyüp taʿahhüdün-\nde sâbit ve pâydâr olur ise bu mahzûr dahi bi-avnihi te'âlâ ber-taraf olacağı ve Prusyalu'nun sevk eyledikleri madde-i ittifâk tecvîz-i ehl-i şer'e mevkūf ve misli gayr-i mesbûk bir keyfiyyet olduğundan gayri nizâmı dahi beher hâl müsâ'ade-i vakt u zamâna muhtâc olup husemâ ise bir lahza fâsılaya gayr-i râzı ve husûl-i matlablarına ân-be-ân mütekāzî oldukları muhtâc-ı ta'rîf ü beyân değildir, ve Nemçelü tarafından ref-i alâim husûsu bundan akdem mesmû' olmakdan nâşî lede'l-istihbâr hilâf-ı vâki' olduğu tahkīk olunup bu def'a vukūʿu mütehakkik olsa küllî yevm ahvâllerini tecessüs ve tefahhusa me'mûr olan Eflâk ve Boğdan voyvodaları taraflarından lâ-mehâle tahrîr olunacağı meczûm olup maʿa-hazâ voyvodalardan bu makūle ahbâr-ı (50-b) mûhişe tevârüd etmediği ve bu sûretde kral-ı mesfûrun garazı ancak âteş-i muhârebeyi iş'âl ve kendü menâfi' ve fevâidini istihsâl olduğu evzâ' ve etvârlarını tecrübe etmiş erbâb-ı ukūle zâhirdir.",
          "caption": "Takrîr-dâden-i elçi-i Prusya be-Bâb-ı âlî berâ-yi Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_033.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Takrîr-dâden-i elçi-i Prusya be-Bâb-ı âlî berâ-yi Kırım",
          "text": "Prusya elçisinin bu defʿa devleti tarafından me'mûren verdiği takrîrin mefhûmunda Moskovlu'nun hilâf-ı ahd u şart zabt eyledikleri Kırım ve Taman ve Kuban memâlikine Devlet-i aliyye tarafından sûret-i rızâ mer'î olarak her ne kadar ihtiyârı zarûrî ise dahi sened iʿtâsı mehâzîr-i külliyyeyi mutazammın ve kilid-i memâlik-i mahrûseyi yedlerine teslîm kabîlinden olduğu müteʿayyin ve tarîk-i muvâzeneye iʿtibâren müttefiki olan Nemçelü dahi memâlik-i mahrûseden bir kıtʿa arza tâlib ve imtinâʿ zuhûru akabinde کار نوبت است mefhûmu ile Rusyalu'yu ısrarda müşterek edüp tahsîl-i matlabına âlet eyleyeceği ihtimâl-i gâlib olmağla Devlet-i aliyye bu hilâlde düvelin baʿzısı ile ittifâk ve hasm ile muhârebeye şedd-i nitāk etmek umûr-ı lâzıme-i\nmülkiyyeden olduğunu hayırhâhlık (49-b) yüzünden beyân ve Macar ile Eflâk beyninde mevzûʿ olan alâim-i fâsılanın hufyeten refʿ olunduğunu dahi îrâd eylediğinden gayri sened iʿtâsı min-külli'l-vücûh müstelzim-i envâʿ-i mahzûrat ve sebeb-i vukūʿ-ı mekârih ve âfât olduğunu kendülere muhtass olan baʿzı edille ile işʿâr etmişler.\n\nTezyîl: Prusyalu'nun bu misillû harb-i mechûlü'n-netîceye Devlet-i aliyye'yi hass u tahrîzi her ne kadar ağrâz-ı kâmineden ârî değil ise dahi hâlin ani'l-fâide olmadığı dahi müsellemdir. Devlet-i ebed-müddet lev-faraznâ sened iʿtâsında ehven-i şerreyni ihtiyâr edüp der-akab cümle ile ittifâk ve kasem-i mü'ekked ve iktizâ eyler ise icrâ-yi siyâset-i müşedded ile miyâneden refʿ-i şevâib-i nifâk edüp askerine kemâ-yenbağî nizâm ve tekmîl-i mühimmâtına alâ tarîki'l-ihtimâm kıyâm ve husemânın cemîʿsine berren ve bahren bi-fazlihi teʿâlâ akalli birkaç sene cevâb verecek derecelerde tertîbâtını itmâm etmeyüp kemâ-fi'l-evvel encâm-ı kâr mülâhazası metrûk u zuhûl ve gaflet vâdisi meslûk olur ise maʿaz-Allahü teʿâlâ Prusya kralının mülâhazası vârid ve civârda leyl ü nehâr müntehiz-i fırsat olan küffâr-ı tebeh-kârın memâlik-i islâmiyyeye hırs u tamaʿları yevmen fe-yevmen müterakkî ve mütezâyid olacağı beyândan müstağnîdir.\n\nli muharririhi:\nKun hâzimen bi-umûri'l-mülki müntibihâ / İnne't-tevânî kademen âfetü'd-düvel\n\nAmmâ bu gaflet ü rakdet mürtefiʿ olup bir seneden berü vukūʿ bulan himmet-i âlem-pesend misillû umûr-ı Devlet-i aliyye'ye nazar ve meʾmûr-ı nizâm olan zevâta istiklâl-i tâm verilüp fî-kulûbihim maraz olan ehl-i hased ve garazın (50-a) kelâmları haklarında mesmûʿ ve muʿteber olmayarak hîn-i mübâşeret-i umûrda baʿzı mekârih zuhûr eder ise dahi sûret-i tesebbüt ve tecellüd izhâr ve olur-olmaz mağlata ve urcûfeye havâle-i semʿ-i iʿtibâr olunmadığı takdîrde Mora cezîresine zafer müyesser olduğu gibi iklîm-i Kırım'a ve inşâ-Allahü teʿâlâ Kırım'dan mâʿadâ nice memâlike dest-res olmak eltâf-ı hafiyye-i ilâhiyyeden müstebʿad değildir,\n\n[Mısra]:\nVe-me'n-nasru min san'ı illâ lehu garîbâ\n\nve Nemçelü mukaddemâ baʿzı garazlarını tahsîl etmiş bulunmalariyle şimdilik sâkit olacakları akla karîb olduğundan gayri İngiltere elçisi dahi adem-i taleb-i arza taʿahhüd etmiş bulunmağla mesfûr tarafından bu esnâda müşâhede olunan sûret-i nifâk ve televvün tekrâr taʿayyün etmeyüp taʿahhüdün-\nde sâbit ve pâydâr olur ise bu mahzûr dahi bi-avnihi te'âlâ ber-taraf olacağı ve Prusyalu'nun sevk eyledikleri madde-i ittifâk tecvîz-i ehl-i şer'e mevkūf ve misli gayr-i mesbûk bir keyfiyyet olduğundan gayri nizâmı dahi beher hâl müsâ'ade-i vakt u zamâna muhtâc olup husemâ ise bir lahza fâsılaya gayr-i râzı ve husûl-i matlablarına ân-be-ân mütekāzî oldukları muhtâc-ı ta'rîf ü beyân değildir, ve Nemçelü tarafından ref-i alâim husûsu bundan akdem mesmû' olmakdan nâşî lede'l-istihbâr hilâf-ı vâki' olduğu tahkīk olunup bu def'a vukūʿu mütehakkik olsa küllî yevm ahvâllerini tecessüs ve tefahhusa me'mûr olan Eflâk ve Boğdan voyvodaları taraflarından lâ-mehâle tahrîr olunacağı meczûm olup maʿa-hazâ voyvodalardan bu makūle ahbâr-ı (50-b) mûhişe tevârüd etmediği ve bu sûretde kral-ı mesfûrun garazı ancak âteş-i muhârebeyi iş'âl ve kendü menâfi' ve fevâidini istihsâl olduğu evzâ' ve etvârlarını tecrübe etmiş erbâb-ı ukūle zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "نحن نحكم بالظاهر الله اعلم سرائر الضمائر \n\n Moskov keferesi bundan akdem vukū' bulan seferde bir tarafdan Devlet-i aliyye ile muhârebeye kıyâm ve bir tarafdan اولئك كالا نعام mâ-sadakı olan kavm-i li'âm-ı tatarı va'd-i ebleh-firîb ile gavtahor-ı deryâ-yi emniyyet ve merâm edüp sulh hengâmında envâ' hiyel ile ârâste olan va'dlerini incâz ve sûret-i zâhirde tatarı serbestiyet ile mümtâz ve bâtında husûl-i garaz-ı fâsidlerine mukaddime-sâz olduklarından gayri bir müddet-i kalîleden sonra hevâdârları olan Şâhin Giray'ı kayd-ı hayat ile hân-ı müstakil ve bir takrîb merkūmun def'ine dahi izmâr-ı mekr ü gill etmişler idi. Gâh ü bî-gâh tatar beynine i'mâl-i sanâyi'-i hadîa ile ilkā-yi şûr u fiten ve bâ-husûs Kırım ahâlisini şer'-i şerîfe muhâlif tekâlîf-i anîfe ile mübtelâ-yi derd ü mihan eylediklerine binâen ikide bir iklîm-i Kırım'da tekevvün [eden] ihtilâl ve fesâd ve bu fesâd-ı meksûbların Devlet-i aliyye'ye azv ü isnâd ede-geldikleri ma'lûm-ı kâffe-i ibâd olup bu esnâda ağrâz-ı fâsidlerine tamâmca vusûl kasdiyle beyne'd-düvel şiddet-i şekîme ile müteʿârif olan Nemçelü ile zünnâr-bend-i muvâfakat (51-a) ve tahdîş-i zihn-i devlet-i ebed-müddet dâʿiyesiyle Tiflis hânını taraflarına imâle ve müceddeden mesfûr ile mu'âhede ve mukāvele etdikleri esnâda Kırım'a külliyen istîlâ ve âlet-i mülâhaza olan Şâhin Giray'ı dahi def' ve âhar mahalle îvâ ve âleme ma'lûm olan nakz-ı ahd u peymânı ba'zı vâhî a'zâr ile setr eyleyerek neşr eyledikleri beyân-nâme ile Avrupa halkına rüsvâ ve ihfâr-ı mîsâk eyledikleri lede't-tahakkuk diyânet-i\nbâtınada kendüler ile hem-cins olan düvel-i nasârâdan mahall be-mahall sitem-âmîz taʿrîzât sâmiʿalarına ilkā olunmuşiken cibiliyetlerinde merkûz olan âsâr-ı küfr ü bî-hayâî iktizâsiyle gayr-i müte'essir ve ân-be-ân tervîc-kâr-ı bâtıl ve tahsîl-i merâm-ı âtılları zımnında dâmen-i pür-levs-i ikdâm-ların müştemir ve hattâ müstevlî oldukları iklîm-i Kırım'dan Devlet-i aliyye bi'l-külliyye keff-i yed ve ol-bâbda iʿtā-yı sened etmek cevâb-ı katîsini bundan akdem vukūʿ bulan mükâlemede elçileri îrâd ve lâ ve naʿam cevâbı ahzinde ısrâr ve ru'ûneti müzdâd etmişidi. Husûs-ı mezkûr maʿrûz-ı atebe-i şehriyâr-ı maʿâlî-nüşûr buyuruldukda kemâl-i salâbet ve diyânetden nâşî ırk-ı hamiyyet-i mülûkâne nabazân ve deryâ-yı gayret-i şâhâne hurûşân olup madde-i mezkûre ulemâ-yı aʿlâm ve ricâl-i devlet-i ebed-kıyâm ile bi-etrâfihâ müşâvere ve akdâh ü efkâr bi-şurûtihâ idâre olunup Devlet-i aliyye'ye müfîd ve sûd-mend olan keyfiyyet baʿde'l-karâr sûret-i meclis-i meşveret ile maʿrûz-ı atebe-i devlet-medâr kılınmak bâbında hatt-ı (51-b) şerîf-i şevket-redîfleri mehâbet-rîz-i sudûr olmağla binâberin işbu doksansekiz senesi Muharremü'l-harâmın dördüncü sebt günü müfti'l-vakt sânehullahü ani'l-makt hazretlerinin hânelerinde sadrıazam ve kapudan paşa ve sadreyn ve nakībü'l-eşrâf ve sâir ulemâ-yı aʿlâm hazerâtı ve ağa-yı yeniçeriyân ve mütemeyyizân-ı ricâl-i devlet-i ebed-ünvân bi-esrihim müctemiʿ olup elçinin bundan akdem meclis-i mükâlemede Kırım ve Taman ve bi'l-cümle Kuban Rusyalu'nun olup nehr-i Kuban hadd-i fâsıl ve Soğucak ve ol-havâliden Rusyalu katʿ-ı dest-i tetāvül edüp Devlet-i aliyye hükmünde kalmak üzere taleb ve iddiʿâ eylediği sened-i mümteniʿü'l-tenkîhi ve Prusya kralının elçisi vâsıtasiyle arz eylediği takrîri ve Prusya tercümânının Devlet-i aliyye Rusyalu'ya Kırım'ı terk ve sened iʿtâsiyle defʿ-ı gāile edemeyüp der-akab Nemçelü tarafından ber-muktezâ-yı muvâzene baʿzı arâzî taleb olunacağını mübeyyin takrîri ve Nemçe ve Rusyalu'nun bi'l-ittihâd Devlet-i aliyye hakkında izmâr eyledikleri fesâd ve asâkir-i islâmiyyenin bi-takdîri'l-lâhi teʿâlâ meşhûd olan adem-i sebât ve istikrârları ve bu hatb-ı cesîmde ne vechile hareket münâsib olduğunu huzzârdan su'âl zımnında mukaddemâ kaleme alınan mevadd-ı mezkûre kâğıdı birer birer kırâ'at olundukdan sonra sadrıazam hazretleri kelâma ibtidâr ve Devlet-i aliyye cümlemizin veliyy-i niʿmeti (52-a) ve bâʿis-i âsâyiş ve refâhiyeti olup muhâfaza-i şân u nâmûsu bi-fazlihi teʿâlâ bekā ve istikrârına sebeb-i âdî ve bi-hasebi'z-zamân zâtına ârız olan fesâdın izâlesi devâm ve hulûduna bâdî olup bu sebeble sâye-i devletde cümlemiz mütereffih ve mütenaʿim ve envâʿ-ı fevâid ve menâfiʿine vusûl ile her bâr münbasit ve muğtenim olduğumuz muhtâc-ı beyân olmayup maʿâz-Allahü teʿâlâ ednâ selme-i hâdisât ile rahnedâr olmasının zarar u hasâreti alâ-vechi'l-umûm alâ\nve ednâya şâmil olacağı emr-i meczûm olmağla bu bâbda îfâ-yı Hakk-ı nân u nemek-i veliyy-i niʿmete mübâderet ve hakkı adem-i ketm ve Devlet-i aliyye'ye hayırlu olan maslahatı îrâd ile izhâr-ı lâzıme-i sıdk u istikāmet mûcib-i tahsîl-i ucûr-ı cezîle-i dünyâ ve âhiret olup ve an-asıl herkes ihâta-i dâire-i aklı kadar re'y ü tedbîre muzaffer ola-geldiği hasebiyle gass u semîn her ne hâtıra hutûr ve teveccüh eyler ise tefevvüh olunup havf-ı muâheze ve itâb ile mâ-fî'z-zamîrini ketmden hazer ve bir ferde hâtır-mend olmayacağı bâbında kasem bi-hâliki'l-beşer eylediğinden gayri evrâk-ı mezkûre bir defʿa kırâ'at olunmak ile cümleye fehm-i tâmm hâsıl olmayacağı zâhir olmağla şübhesi olanlar defʿ-i iştibâh etsün ve mehâbet-i meclis mâniʿ-i îrâd-ı mâ-hasal-ı fikr olur ise herkes hânesinde evrâk-ı mezkûreyi kemâ-yenbağî mütâlaʿa etsün ve netîce-i fikrini söylesün deyu birkaç defʿa huzzârdan taleb-i cevâb ve cûyende-i re'y-i savâb oldular. Bâdi-i emirde cümle gavta-hor-ı lücce-i sükût ve ser be-zemîn-i vâdi-i samût olup baʿdehû İstanbul kādısı sâbık Müftî-zâde Ahmed Efendi (52-b) kelâma bed' edüp «Rusya elçisinin arz eylediği evrâk ve meclis-i mükâlemede güzerân eden ebhâs-ı mükâlemede bi'l-maʿiyye bulunduğuma binâen ayniyle bu vech üzere olup cümlesi maʿlûmumdur, ancak bu müddeʿâ ahde mebnî değildir ki ulemâ efendiler bir sûrete tevfîk edeler. Bu husûs ashâb-ı seyfe müteʿallikdir» der iken Rumeli kazaskeri Ahmed Atâullah Efendi Müftî-zâde Efendi'nin kelâmını taʿkīb ve «bu bâbda bizim kelâmımız şimdi kırâ'at olunan Prusya kralının takrîri gibidir» deyu zımnen kral-ı mesfûrun re'yine re'yini takrîb eyledikde sadrıazam hazretleri kelâma ağâz buyurup «şimdiye dek aʿdânın vukūʿ bulan tekâlîfine başka başka meclis akd olunup cümlenin savâb-dîd-i re'y ü tedbîrleriyle mümâşâtımız mücerred tedârükât-ı harbiyyemiz ikmâline vakt istihsâliyçün olduğu ve bu dakīka beynimizde mektûm ve mestûr ve zinhâr aʿdâya ser-rişte verilmesün deyu her çend akīb-i mecâlisde ahd ü peymân olundıysa adem-i ketm-i sırr ve ifşâ-yı râz-ı müstetirr ile saʿyimiz hebâen mensûr olup zîrâ ihtiyât zımnında olan tedârükâtımızın netîcesi ne irâdeye mebnî olduğu cânib-i hasımdan gereği gibi teyakkun olunup mahzâ tahsîl-i istiʿdâd ve kuvvet olunmamak içün taraflarından işbu teklîf-i ʿanîf taʿayyün eyledi. El-ʾân merâmımız hiç olmaz ise bahâra dek vakit tahsîlinin çâresini bulmakdır, ve illâ Kırım Moskovlu'da kalsun ve memâlik-i islâmiyyeden münteziʿ olsun sûret-i kerîhesi nice hâtıra gelür. Biz makām-ı sadârete gelelü bir sene olmadı, şimdiye dek terk-i hâb u râhat ve ihtiyâr-ı (53-a) envâʿ-ı meşakkat ve zahmet eyleyerek serhaddât-ı pâdişâhîden mâ-ʿadâ birkaç mahalle mikdâr-ı vâfî mühimmat hezâr-suʿûbetle tedârük edebildik ve nasb olunan seraskerler ve başbuğların maʿiyyetlerine şitâ tertîbi olmak üzere taʿyîn olu-\nnan asâkirin defteri birkaç meclisde krâ'at ve i'lân ve şimdilik tertîb ancak bu kadar olabilir ve kifâyet eder deyü mahall be-mahall istihsân olunmuşidi. Eslâfımız vaktinde ise aslâ bu makūle levâzımât-ı mülkiyyeye bakılmayüp kusûr-ı eslâf mahmûl ale'l-ahlâf olmadığı dahi gayr-i mübhem ve vaktimizde ancak bu mikdâra zafer mümkin olup ziyâdesi hâric-i tavk-ı benî-âdem olduğundan gayri bu mahalde sohbet râst ve hakīkat-i hâl bî-kem ü kâst gerek, Rusyalu'ya cevâb-ı redd verilür ise Akdeniz ve Karadeniz'de mükemmel donanmaları olup beher hâl Devlet-i aliyye'den mukābele-i bahriyyeye zarûret mess eyleyeceğinden gayri sevâhil muhâfazasına ve Gürcistân ve memâlik-i Îrân serhadlerine küllî asâkir taʿyîn olunmak lâzım geleceği ve kezâlik müttefikleri olan Nemçelü'nün hudûdu İbrâil'den Bosna nihâyetine dek olup mesfûrlara dahi mukābeleten ecnâd-ı vâfire tertîbi iktizâ edüp bir sene zarfında hâsıl olan tedârükât işbu ta'dâd olunan mahalleri ihâtadan kāsır ve kifâyet eyleyecek derecelerde tertîbâtın tedârüküne vaktin adem-i müsāʿadesi zâhir olup binâen alâ-zâlik askerin keyfiyyetine ve düşmanların tedârük ve kuvvetine nazar u dikkat olunarak bu meclisde tedbîr ne ise îrâd olunsun» buyurduklarında Müftî-zâde Efendi kelâma ibtidâr ve «bu zikr olunan (53b) mevâddın cümlesi takrîr-i âlîleri gibi vâkıʿa mutâbık olduğu ma'lûm-ı sıgār u kibâr olup Rusya elçisine şimdilik kaleme alındığı vech üzere Devlet-i aliyye muhâfaza-i ahdinde pâydâr ve resm-i musâfât ve dostîde pâ-bercâ-yi merkez-i istikrâr olmağla bu esnâda cüz'iyyât makūlesinden olan tedârükü dahi Rusyalu'nun küllî tedârükünden ve mâ-fî'z-zamîrlerinin adem-i istihrâcından neş'et eylediği ve Kırım hıttasına Rusyalu'nun istilâsı münâfî-i şurût-ı mu'âhede iken İngiltere ve França devletleri tavassutlariyle bir sûret-i haseneye rabt olunmasına Devlet-i aliyye kāil ve adem-i muhârebeye mâil olduğu ve eğer bu sûretlere Rusyalu kanāʿat etmeyüp ber-muktezâ-yı utüvv ü inâd bâb-ı muhârebeyi küşâd eyler ise Devlet-i aliyye mukābeleye mecbûr olup ol-vakit Hakk teʿâlânın takdîri ne ise cilveger-i meclâ-yı zuhûr ve nakz-ı ahd ihtiyâr eden kim ise mazhar-ı gazab-ı Rabb-ı gayûr olacağı bî-iştibâhdır cevâbı verilüp baʿdehû tedârükâtın itmâm ve ikmâline ve esbâb-ı müdâfaʿa ve muhârebenin istihsâline ikdâm olunsun» dedikde taraf-ı sadâret-penâhîden i'âde-i kelâm buyurulup «bu maslahat gayri şey'e benzemez her madde alâ-vechi'l-îzâh ma'lûm olmağa muhtacdır. Rusya elçisine verilecek cevâb bir dahi krâ'at olunsun» buyurmalariyle cevâb-ı mezkûr tekrâr krâ'at olunarak huzzâra ifhâm ve bir ferdin şübhesi kalmayacak vech üzere ifâde-i merâm olundu. Cevâb-ı mezkûrda Kırım, devleteyn (54a) tavassutiyle bir sûret-i haseneye rabt olunmak ta'bîri münderic olmağla ta'bîr-i mezkûrdan murâd eğer Rusyalu dev-\nleteyn tavassutlarını kabûl ve anlar dahi bi't-tavassut Rusyalu'ya tarafdâr olup tervîc-i merâmlarına mukayyed ve meşgûl olurlar ise biz mukaddem verdiğimiz cevâbda bir sûret-i hasene taʿbîri etmişidik, sûret-i hasene bu değildir şu vechiledir denilerek oldukca ahidnâmelere tevfîka ve devleteyn elçilerinin ve sâir düvelin akvâline göre Kırım'ı Rusyalu şimdi zabt etmeyüp Aynalı-kavak'da vâkiʿ olan musâlâhada Şâhin Giray'ın hanlığı kabûl hengâmında zabt etmiş oldukları zâhir olmağla hiç olmaz ise Kırım halkı üzerine bir hân nasb etdirmek maslahatına bir vesîle olmakdır» deyü sadrıazam hazretleri taʿbîr-i mezkûru tefsîr buyurdular. Baʿdehû huzzâra hitâb ve «bu re'y savâb mıdır?» deyü isticvâb buyuruldukda reisülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi kelâma âğâz ve «Rusya elçisine işbu verilecek cevâb muvâfık-ı vakt ü hâl olduğu bî-irtiyâbdır. Ancak bu cevâb verildikden sonra bahâra sefer olacak mı? olmayacak mı? ol dahi maʿlûm olmak lâzımdır» dedikde «sefer olacak gibi tedârükâtda kusûr olunmasın seferin vukūʿ ve adem-i vukūʿunu Allâmü'l-guyûb bilir» denildikde mûmâ-ileyh kelâmını iʿâde ve çünki herkes hâtırına hutûr edeni me'mûr-ı ifade olmuşidi. Hâtıra bir şey sünûh etdi çünki Rusya elçisine verilecek cevâbdan maʿnâ-yi lâ ve naʿam istinbât olunmamak mültezem ve tahsîl-i vakt ü zamân içün (54-b) istimhâl kâr-ı ehemmdir. Bu sûretde Kırım Devlet-i aliyye'nin mülkü değildir ki size sened verelim taʿbîri ve şimdiye dek hilâf-ı uhûd envâʿ-ı harekât tarafınızdan meşhûd oldu, mefhûmu ve bunlar emsâli taʿbîrât-ı bâride tayy olunup hemen maʿrûzâtın evliyâ-yi devlete irâet ve Devlet-i aliyye'nin Rusyalu hakkında merâmı safvet ve defʿ-i ceng ü kifâh ve tahsîl-i esbâb-ı sulh u salâh olduğundan fazla işbu Kırım maddesinde França ve İngiltere elçileri devletleri tarafından tavassutlarını mukaddemâ beyân ve hattâ İngiltere elçisi ile dahi mülâkāt olunup müzâkeresi güzerân etmişidi. Kırım'ın ahidnâmelere tevfîk olunarak bir sûret-i hasene kabûl eylemesine Devlet-i aliyye rızâ-dâde olduğun elçilere ifâde ve işʿâr ve devletleri taraflarına tahrîr eylediklerini ihbâr ve henüz haberleri gelmediği hasebiyle size bir gûne cevâb verilse devleteyn-i mesfûreteyne vesîle-i iğbirâr olacağı bedîdâr olup anlardan cevâb vürûd edinceye dek maddeyi te'hîr münâsib-i hâl ve Kırım ne makūle sûret-i hasene kabûl eyleyecek ise anların maʿrifetleriyle olmak mûcib-i itmi'nân-ı bâl olduğu Rusyalu işʿâl-i nâire-i harb etmedikce Devlet-i aliyye cenge mübâşeret eylemeyeceği ve hudûdda olan asâkir-i islâma dahi bu vechile tenbîh olunduğu cevâbı verilse münâsib olur» dedikde Defter emîni Nazîf Ahmed Efendi re'is efendiye hitâb ve «bu cevâb ile Rusya elçisi mülzem ve mücâb olur mu?» deyicek re'is efendi «bu beynimizde bir mülâhaza olup baʿde'l-karâr (55-a) elçiye ifâde ve işʿâr olunur kabûl ve\nadem-i kabûlü umûr-ı mechûledendir» deyu redd-i cevâb eyledi. «Süleyman Feyzi Efendi'nin tertîb eylediği cevâb mukaddem kaleme alınan cevâbın mugāyiri olmayup müfessiri gibi olduğu ve mukaddem kaleme alınan cevâbın baʿzı mahalleri meclis-i mezkûrda mahv u isbât olundukdan sonra mükerrer krâ'at olunup bu vechile cevâb verilmesi münâsib midir?» deyu taraf-ı sadrıaʿzamîden huzzâra ferden ferden hitâb ve cümlesi cevâb-ı mezkûrun verilmesini istihsân ve istisvâb eylediler. Abdülkerim Efendi mukaddemâ sefâretle Rusyalu'ya azîmet eylediğine binâen, Mısraʿ: mâ nîz az-în nemed kulâhî dârîm mefhûmu üzere feth-i derîçe-i kelâm ve hıtta-i Kırım'a Melik-i allâmdan gayri bir ferd müdâhale etmemek ahid-nâmelerde meşrût olduğunu huzzâra ifhâm ve hattâ Rusya memleketinde iken Devlet-i aliyye ile Kaynarca musâlahası yirmiden ziyâde mevâdd ile râbıta-gîr-i karar ve hilâf-ı ahd Devlet-i aliyye tarafından bir vazʿ-ı meşhûd olmadıkca Rusyalu mîsâkını bürîde-i gezlek-i infisâh etmeyeceğini âverde-i zebân-ı tezkâr ve Moskovlu'nun sebât-ı ahidlerini men haysü lâ yeşʿuru işʿâr eyledikde «efendi sen ne diyorsun Kaynarca şurûtunun birkaç şartı Aynalı-kavak mükâlemesinde mülgā olduğundan katʿ-ı nazar el-hâletü-hâzihi Rusya elçisinin işbu krâ'at olunan takrîrinde Kaynarca ve Aynalı-kavak musâlâhalarının müceddeden çend-în maddeleri dahi lâğv ve mahv olup bâkîleri tasrîh olunmuş» denildikde kusûr-ı fehm ü idrâkinden nâşî efendi-i mümâ-ileyh arak-rîz-i şerm ü hicâb (55-b) ve henüz maddeye vukūf ile bi'l-iʿtirâf mücâb oldu. Baʿdehu zâbıta-i askeriyye maddesi der-meyân ve krâ'at olunan hulâsada beyân olunduğu üzere piyâde ocaklarından mutasarrıf-ı vezâ'if olanların eşhâs ve müteʿallik oldukları mahal ile sâkin oldukları semtler ulûfe esnâsında tashîh ve hîn-i hâcette sefere gidin demek içün esâmeleri bâlâsı isim ve resimleriyle tasrîh olunmak üzere ocaklara hitâben buyruldular ısdâr ve tahsîl-i levâzım zâbıtalarına bu vechile ibtidâr olunmuşiken baʿzı ashâb-ı ağrâz bu niyyeti vesîle-i kīl ü kāl ve dâ'irelerde olan vezâ'if şâyed bir hâl olur mülâhazasıyla nice dil-hirâş havâdisin şuyûʿuna iştigāl etmişler idi. El-yevm seraskerler maʿiyyetlerine hezâr suʿûbet ve tekellüfât ile tedârük ve tesyîr olunan ortalar ellişer nefer ile üftân ü hîzân revân ve ekserînin vazîfeleri olmadığından baʿzısı esnâ-yı tarîkde ve baʿzısı mahallinde müteferrik ve perîşân olup «niçün perîşân oluyorsuz» deyu su'âl olundukda «müddet-i medîdeden berü vazîfe-hâr olanlar hânelerinde zevk ü safâda ve bizlere bundan sonra verilecek vezâ'ifin tasarrufuna\nne zamân kudret-yâb oluruz» deyu cevâb-dâde olmalariyle bu makūle azîmetleri ıztırârî olup ihtiyârî olmayan ecnâdın hîn-i hâcetde dîn ü devlete nâfi' bir hizmete muvaffak olmayacakları bi-hasebi'z-zâhir zihne mütebâdir ve \"Ve min fesâdi umûri'l-cündân yecmaʿû cemʿa idtirâr lâ cemʿa ihtiyâr feyûcedu fîhimu'l-ʿâcizu'd-daʿîfu ve'l-cebânu fî ʿademi'n-nefʿi bihim vakte'l-hâceti ileyhim\" (56a) ve tekûnu'l-mudarretu minhum ve'l-vehnu aʿzam ibâresi bu keyfiyyeti müeyyid ve müfessirdir. Ocaklardan meyâneler neferâtı su'al olunsa izhâr-ı sûret-i tecâhül ve ilâcına şurûʿ olunsa bir alay hussâd nizâm kaydına düşenlerin himmetlerini baʿzı bî-mesâs erâcîf işâʿasıyle muzmahil ede-geldikleri hafî olmayup farz-ı muhâl ile bundan sonra ittifâk-ı derûn ile bir râbıta kaydına düşülse bî-vakt nizâm-ı askere ihtimâm envâʿ-ı mehâlike iktihâm kabilinden olduğu zâhirdir. Bu esnâda ihrâcı gāyet mühim olan topcu ortalarının tertîb ve neferâtı tedârükünde ağaları pâ-der gil-i acz ü hayret olup bilâhire yevmiyyelü bir mikdâr esâme defteri tahrîr edüp getürmekle bu esâmeler tefrîk ve tağyîr ve neferât tanzîm ve tahrîr olunduğu takdîrde vâfir topcu peydâ olacağını beyân ve mukaddemâ bu makūle umûr-ı nizâma mübâşeretde tekevvün eden kīl u kālin tecrübesi güzerân eylediğine binâen defʿaten mümâşât çespân olmayup hele birer kerre sâhiblerine bu kaziyyeyi ihbâr ve şâyed içlerinden seferi ihtiyâr eden bulunur denildikde mûmâ-ileyh ashâb-ı esâmeyi ihzâr dâʿiyesiyle taraf taraf âdemler taʿyîn edüp kimi sefere azîmetden havf u hirâs ve kimi mahdûmunu lisâna getirmekden ihtirâz ve ihtirâs dâʿiyesiyle zikr olunan esâmeleri istishâbdan dâmen-keş-i imtinâʿ ve mahallerini adem-i taʿyîn ve tasrîh ile gûnâ-gûn sanʿatler ihtirâʿ (56b) etmeleriyle bu bâbda mübtelâ-yi acz ü hayret ve gavta-hor-ı lücce-i endîşe ve fikret oldum deyû taraf-ı âsafîden müşâhede-i sûz ü güdâz olundukda Anadolu Kazaskeri Dürrî-zâde Ârif Efendi ve sâbıkā İstanbul Kadısı Sâbık Molla Efendi müttehiden kelâma mübâderet ve «umûr-ı nizâm üss-i rasîn-i mülk ü milletden olup bu makūle dâirelerde bulunan ashâb-ı esâmiyi adem-i istishâb ve kīl u kāl hüdûsundan ictinâb etmeyenler te'dîb olunup mağlatalarına havâle-i semʿ-i iʿtibâr olunmamak üzere hemen şimdiden nizâmına takdîm-i levâzım ve esbâb olunsun» dediklerinde taraf-ı sadâret-penâhîden mukābele ve «ne fâide vakt-i nizâm fevt olup bâri bundan sonra ilâcına bakılsın» muʿâmelesiyle yeniçeri ağasına imâle-i nazar ve bu umûr-ı lâzımetü'l-iʿtinâya iʿmâl-i ârâ vü fikr cümleye farîza-i zimmet ve bâ-husûs ağalık makāmında olanlara lâzıme-i şerîta-i istikāmet olduğun telmîh ve «el'ân ocakda ne mikdâr esâme mevcûddur» deyu cûyende-i haber-i sahîh olduklarında ağa-yi mûmâ-ileyh beher hâl esâ-\nmeler maddesine bir sûret verileceğin ifâde ve «ocakda mevcûd olan esâmelerin kemiyyet ve mikdârı birkaç defʿa ocağımıza kâtib olan Süleyman Bey-efendinin maʿlûmudur» deyü cevâb-dâde oldukda efendi-i mûmâ-ileyhe atf-ı zimâm ve keyfiyyet istiʿlâm olundukda mütekāʿid esâmeleri yevmiyyelü olarak kırk bine karîb ve eşkinci yedişer sekizer akçeden ancak beş bine bâliğ olacağın mîr-i mûmâ-ileyh ihbâr ve «nefer esâmesinin kānûnu nedir» (57-a) deyû yeniçeri ağasından istifsâr olundukda yedi ve sekiz akçe olduğun işʿâr eyledikde «bu makūle cüz'î şey ile neferât seferber ve küllî şey'e mutasarrıf olanlar hânelerinde icrâ-yı huzūzât-ı nefsâniyyeye kâr-ger olmaları lâyık mıdır? iʿtirâz-ı vâridi taraf-ı sadrıazamîden îrâd ve mütekāʿidînin ne mikdârı ocaklarda ve ne mikdârı kapulardadır?» su'âli zebân-güzâr oldukda efendi-i mûmâ-ileyh «sülsü mikdârı ancak ocaklardadır» deyü inbâ ve işbu mütekāʿidîn esâmeleri ashâbından nezʿ ve tahlîs ve ocakluya tahsîs olunsa yirmi bin nefer hâsıl olacağını yeniçeri ağası inhâ eyledikde taraf-ı sadr-ı ʿâlî-kadrden mukābele ve «bundan akdem zabt-ı mahall ü menâs ve taʿyîn-i esâmî ve eşhâs irâdesine mebnî olan teftîş ve iftihâs-ı envâʿ-ı kīl ü kāl ihdâs eylediği cümlenin maʿlûmudur. Bundan sonra bu sûret ne vechile ihtiyâr olunur» buyurduklarında yeniçeri ağası kelâma mübâderet ve «bu keyfiyyet ocakluya medâr-ı kesret ve sebeb-i refâhiyyet olduğunu cümlesi karîn-i izʿân ve vukūʿunu mahall be-mahall tasvîb ve istihsân eylediklerinden gayri ocakludan veche'n-mine'l-vücûh dahl ü iʿtirâz sudûr eylemediği muhakkak olup bu makūle erâcif ancak kapulu olanlardan zuhûr ve müstahikk olmadıkları vazîfelerini muhâfaza içün taraflarından bir nevʿ mugālata olduğu gayr-i mestûrdur» demekle sadrıazam hazretleri iʿâde-i kelâm ve «mevâcib maddesi beher hâl karîn-i nizâm olmak mühimdir, zîrâ serhaddât ve seraskerler maʿiyyetlerine müceddeden bu kadar esâmî tahrîr olundu. (57-b) Anlar dahi mevâciblerine müstahikk oldukları hâlde el'ân edâ-yı mevâcibde maʿlûm-ı enâm olan usrete nazaran ne derecelerde zahmet ve meşakkat çekileceği zâhirdir» buyurduklarında cümle huzzâr fî-nefsi'l-emr bu mevâcibin hâli nizâm-gîr-i karâr olmak ve veche'n-mine'l-vücûh kīl u kāle iʿtibâr olunmamak lâzımdır dediler. Baʿdehû Rumeli vâlisi vezîr Mehmed Paşa'nın Sofya'da vâkî olan kaziyyesine nazaran azli lâzım gelüp vezîr ʿAbdî Paşa'ya İsmâʿîl seraskerliğiyle Rumeli eyâleti ve Aydoslu Mehmed Paşa'ya Sofya'da ikāmet şartiyle Belgrad seraskerliği ve Anadolu eyâleti tevcîh olunmak ve Özi eyâleti Silistre seraskerliği inzimâmiyle bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret mîrimîrândan Bekir Paşa'ya tefvîz olunmak hususları bundan akdem müzâkere olunmuşidi. Ancak Aydoslu Mehmed Paşa mukaddemâ vâli-i Rumeli iken envâʿ-ı zulme tasaddî ve bu defʿa her ne kadar Anadolu vâlisi olur ise dahi\nasker ihrâcı ve sâir bahâneler ile Rumeli'ye velvele-endâz-ı zulm u taʿaddî olacağı ve Bekir Paşa ashâb-ı servetden olmadığına binâen muhavvel-i uhdesi olan umûrun idaresinde âciz ve mütehayyir olması hâtıra hutûr eylediğine binâen zikr olunan tevcîhâtın kuvvetden fiʿile îsâlinde ihtiyâr-ı şerîta-i teennî kılmup binâen alâ-zâlik Aydoslu Mehmed Paşa'nın Rumeli üzerinde olmayarak Sofya'da ikāmeti zulmüne mâniʿ olabilir mi? ve Bekir Paşa'nın zaʿaf-ı hâl ve kıllet-i mâl ârızalarıyla Silistre seraskerliği kendüden sarf ve merfûʿü'l-vezâre olan Ruscuklu Hasan Paşa'ya (58-a) ibkā-yi vezâretle tevcîh olunmak münâsib mi? ve müşârün-ileyh Hasan Paşa ol-havâliden neş'et eylediğine binâen hîn-i iktizâda asker ihrâcında ve sâir hususlarda Bekir Paşa'ya müreccah mı? ve bu mülâbese ile inhilâl kabûl eden serhaddâta kimin taʿyîn olunması iktizâ eder? bunlar dahi işbu mahalde karâr bulsun» denildikde Müftî-zâde bâdi-i emirde Aydoslu Mehmed Paşa'nın zulmünden bahs ve gayrisinin nasbını sevk ve kezâlik Ruscuklu Hasan Paşa'nın adem-i ehliyyet ve istihkākını Süleyman Feyzi Efendi ve Ahmed Nazif Efendi tasrîh ve Lâleli Mustafa Efendi Bekir Paşa semtini tercîh ve kapudan paşa hazretleri Çerkes Hasan Paşa'nın rükûb ve nüzûle kudretini telmîh ve asker-perver ve vâkıf-ı fenn-i kerr ü fer olduğunu beyân ve Silistre seraskerliğine elyâk ve şâyândır» dedikde Süleyman Feyzi Efendi mukābele edüp seraskerlik fârisliğe gayr-i mütavakkıf ve seraskerlere lâzım olan hüsn-i tedbîr ve tasarruf olduğun ifâde, [Mısra]: والراى قبل شجاعة الشجعان mefhûmunu zımnen irâde edüp «Çerkes Paşa çarhacı olabilir» dedikde sadrıazam hazretleri kapudan paşa hazretlerinin kavlini taʿmîr ve Çerkes Paşa'nın bahadırlığı müsellem-i sagīr ü kebîr olduğun takrîr buyurup ancak müşârün-ileyh mesâfe-i baʿîdde bulunmak takrîbiyle me'mûr olacağı mahalle hareket ve vusûlü muhtâc-ı vakt ü zamân ve serasker nasbının lüzûmu ve kurb-i civârda olan vüzerâ-yı izâmdan birinin intihabı el-hâletü-hâzihi lâzıme-i hâl ü şân olmağla Çerkes Paşa'yı dahi vaktiyle (58-b) ol-havâlide bir hizmet-i münâsible istihdâm mâ-fi'z-zamîr olduğun ifhâm buyurdular. Baʿdehu müfti'l-enâm sellemehü's-selâm hazretleri dahi Çerkes Paşa'nın vusûlü altı mâha tevakkuf ve müşârün-ileyhe hasr-ı vakt emr-i matlûba îrâs-ı suʿûbet ve tekellüf edeceğini beyân ve âharın nasb u taʿyînini istihsân buyurdular. Özi vâlisi vezîr Ali Paşa'nın Sofya seraskerliğine ve Aydoslu Mehmed Paşa'nın Özi muhâfazasına taʿyînini Süleyman Feyzi Efendi ihtar eyleyicek ve-\nzîr-i müşârün-ileyhin bundan akdem Özi ahâlisi ile olan hüsn-i zindegânı ve muʿâşereti hasebiyle Özi'den infikâkini gerek sadrıazam hazretleri ve gerek huzzârdan baʿzıları tecvîz etmeyüp şâyed Özi'ye dahi bir serasker nasbı iktizâ ede, o zamân Ali Paşa'yı serasker ve yerine bir muhâfız-ı diğer nasb olunmak kem mülâhaza değildir buyurdular. Livadyeli Vezîr Hasan Paşa'nın Tevkîʿî Çelebi Mehmed Efendi kapu kethüdâsı olmakdan nâşî, [Mısra:] هر کسی را روی در تعمیر دیوار خود است mâ-sadakını iltizâm ve vezîr-i müşârün-ileyhin seraskerliğe ehliyyet ve istihkākını beyân zımnında idâre-i câm-ı kelâm eylediğinden fazla dâiresi halkının kesretinden bahs ve hayme ve har-gâh ve sâir levâzımât-ı râh îsâlinde giriftâr-ı meşakkat ve zahmet olduğun ifhâm akabinde şeyhülislâm efendi hazretleri an-asıl bu makūle hidemâtda müstahdem olmuş mudur? deyu su'âl buyurduklarında mûmâ-ileyh vezîr-i müşârün-ileyhin (59-a) mukaddemâ Vidin muhâfazasında olduğun ihbâr ve her şeyde ednâ mülâbese şart olduğunu zımnen işʿâr edüp sadrıazam hazretleri mûmâ-ileyhin vukūʿ bulan asresini ikāle ve etrâfın yek-diğere olan tahrîk-i lahazât ve havâcibinden nâşî mûmâ-ileyhe ârız olan hicâbı izâle kasdiyle bunların birisi bu makūle umûr-ı cesîme-i seraskerîde müstahdem oldukları yokdur. Hemen aslah mevcûddur deyû sevk ve ihtiyâr olunuyorlar buyurdular. Baʿdehû hâlâ Belgrad muhâfızı olan sadr-ı esbak İzzet Mehmed Paşa hazretlerinin Sofya seraskerliği dahi kāle gelüp gālibâ betâet-i zâtiyyesi hasebiyle seraskerliği huzzâr tarafından tecvîz olunmayup muhâfazada istikrârı istisvâb olundu.",
          "caption": "Vukū'-ı meşveret der-hâne-i hazret-i fetvâ-penâhî ve hülâsa-i ârâ-yi ehl-i şûrâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_034.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı meşveret der-hâne-i hazret-i fetvâ-penâhî ve hülâsa-i ârâ-yi ehl-i şûrâ",
          "text": "نحن نحكم بالظاهر الله اعلم سرائر الضمائر \n\n Moskov keferesi bundan akdem vukū' bulan seferde bir tarafdan Devlet-i aliyye ile muhârebeye kıyâm ve bir tarafdan اولئك كالا نعام mâ-sadakı olan kavm-i li'âm-ı tatarı va'd-i ebleh-firîb ile gavtahor-ı deryâ-yi emniyyet ve merâm edüp sulh hengâmında envâ' hiyel ile ârâste olan va'dlerini incâz ve sûret-i zâhirde tatarı serbestiyet ile mümtâz ve bâtında husûl-i garaz-ı fâsidlerine mukaddime-sâz olduklarından gayri bir müddet-i kalîleden sonra hevâdârları olan Şâhin Giray'ı kayd-ı hayat ile hân-ı müstakil ve bir takrîb merkūmun def'ine dahi izmâr-ı mekr ü gill etmişler idi. Gâh ü bî-gâh tatar beynine i'mâl-i sanâyi'-i hadîa ile ilkā-yi şûr u fiten ve bâ-husûs Kırım ahâlisini şer'-i şerîfe muhâlif tekâlîf-i anîfe ile mübtelâ-yi derd ü mihan eylediklerine binâen ikide bir iklîm-i Kırım'da tekevvün [eden] ihtilâl ve fesâd ve bu fesâd-ı meksûbların Devlet-i aliyye'ye azv ü isnâd ede-geldikleri ma'lûm-ı kâffe-i ibâd olup bu esnâda ağrâz-ı fâsidlerine tamâmca vusûl kasdiyle beyne'd-düvel şiddet-i şekîme ile müteʿârif olan Nemçelü ile zünnâr-bend-i muvâfakat (51-a) ve tahdîş-i zihn-i devlet-i ebed-müddet dâʿiyesiyle Tiflis hânını taraflarına imâle ve müceddeden mesfûr ile mu'âhede ve mukāvele etdikleri esnâda Kırım'a külliyen istîlâ ve âlet-i mülâhaza olan Şâhin Giray'ı dahi def' ve âhar mahalle îvâ ve âleme ma'lûm olan nakz-ı ahd u peymânı ba'zı vâhî a'zâr ile setr eyleyerek neşr eyledikleri beyân-nâme ile Avrupa halkına rüsvâ ve ihfâr-ı mîsâk eyledikleri lede't-tahakkuk diyânet-i\nbâtınada kendüler ile hem-cins olan düvel-i nasârâdan mahall be-mahall sitem-âmîz taʿrîzât sâmiʿalarına ilkā olunmuşiken cibiliyetlerinde merkûz olan âsâr-ı küfr ü bî-hayâî iktizâsiyle gayr-i müte'essir ve ân-be-ân tervîc-kâr-ı bâtıl ve tahsîl-i merâm-ı âtılları zımnında dâmen-i pür-levs-i ikdâm-ların müştemir ve hattâ müstevlî oldukları iklîm-i Kırım'dan Devlet-i aliyye bi'l-külliyye keff-i yed ve ol-bâbda iʿtā-yı sened etmek cevâb-ı katîsini bundan akdem vukūʿ bulan mükâlemede elçileri îrâd ve lâ ve naʿam cevâbı ahzinde ısrâr ve ru'ûneti müzdâd etmişidi. Husûs-ı mezkûr maʿrûz-ı atebe-i şehriyâr-ı maʿâlî-nüşûr buyuruldukda kemâl-i salâbet ve diyânetden nâşî ırk-ı hamiyyet-i mülûkâne nabazân ve deryâ-yı gayret-i şâhâne hurûşân olup madde-i mezkûre ulemâ-yı aʿlâm ve ricâl-i devlet-i ebed-kıyâm ile bi-etrâfihâ müşâvere ve akdâh ü efkâr bi-şurûtihâ idâre olunup Devlet-i aliyye'ye müfîd ve sûd-mend olan keyfiyyet baʿde'l-karâr sûret-i meclis-i meşveret ile maʿrûz-ı atebe-i devlet-medâr kılınmak bâbında hatt-ı (51-b) şerîf-i şevket-redîfleri mehâbet-rîz-i sudûr olmağla binâberin işbu doksansekiz senesi Muharremü'l-harâmın dördüncü sebt günü müfti'l-vakt sânehullahü ani'l-makt hazretlerinin hânelerinde sadrıazam ve kapudan paşa ve sadreyn ve nakībü'l-eşrâf ve sâir ulemâ-yı aʿlâm hazerâtı ve ağa-yı yeniçeriyân ve mütemeyyizân-ı ricâl-i devlet-i ebed-ünvân bi-esrihim müctemiʿ olup elçinin bundan akdem meclis-i mükâlemede Kırım ve Taman ve bi'l-cümle Kuban Rusyalu'nun olup nehr-i Kuban hadd-i fâsıl ve Soğucak ve ol-havâliden Rusyalu katʿ-ı dest-i tetāvül edüp Devlet-i aliyye hükmünde kalmak üzere taleb ve iddiʿâ eylediği sened-i mümteniʿü'l-tenkîhi ve Prusya kralının elçisi vâsıtasiyle arz eylediği takrîri ve Prusya tercümânının Devlet-i aliyye Rusyalu'ya Kırım'ı terk ve sened iʿtâsiyle defʿ-ı gāile edemeyüp der-akab Nemçelü tarafından ber-muktezâ-yı muvâzene baʿzı arâzî taleb olunacağını mübeyyin takrîri ve Nemçe ve Rusyalu'nun bi'l-ittihâd Devlet-i aliyye hakkında izmâr eyledikleri fesâd ve asâkir-i islâmiyyenin bi-takdîri'l-lâhi teʿâlâ meşhûd olan adem-i sebât ve istikrârları ve bu hatb-ı cesîmde ne vechile hareket münâsib olduğunu huzzârdan su'âl zımnında mukaddemâ kaleme alınan mevadd-ı mezkûre kâğıdı birer birer kırâ'at olundukdan sonra sadrıazam hazretleri kelâma ibtidâr ve Devlet-i aliyye cümlemizin veliyy-i niʿmeti (52-a) ve bâʿis-i âsâyiş ve refâhiyeti olup muhâfaza-i şân u nâmûsu bi-fazlihi teʿâlâ bekā ve istikrârına sebeb-i âdî ve bi-hasebi'z-zamân zâtına ârız olan fesâdın izâlesi devâm ve hulûduna bâdî olup bu sebeble sâye-i devletde cümlemiz mütereffih ve mütenaʿim ve envâʿ-ı fevâid ve menâfiʿine vusûl ile her bâr münbasit ve muğtenim olduğumuz muhtâc-ı beyân olmayup maʿâz-Allahü teʿâlâ ednâ selme-i hâdisât ile rahnedâr olmasının zarar u hasâreti alâ-vechi'l-umûm alâ\nve ednâya şâmil olacağı emr-i meczûm olmağla bu bâbda îfâ-yı Hakk-ı nân u nemek-i veliyy-i niʿmete mübâderet ve hakkı adem-i ketm ve Devlet-i aliyye'ye hayırlu olan maslahatı îrâd ile izhâr-ı lâzıme-i sıdk u istikāmet mûcib-i tahsîl-i ucûr-ı cezîle-i dünyâ ve âhiret olup ve an-asıl herkes ihâta-i dâire-i aklı kadar re'y ü tedbîre muzaffer ola-geldiği hasebiyle gass u semîn her ne hâtıra hutûr ve teveccüh eyler ise tefevvüh olunup havf-ı muâheze ve itâb ile mâ-fî'z-zamîrini ketmden hazer ve bir ferde hâtır-mend olmayacağı bâbında kasem bi-hâliki'l-beşer eylediğinden gayri evrâk-ı mezkûre bir defʿa kırâ'at olunmak ile cümleye fehm-i tâmm hâsıl olmayacağı zâhir olmağla şübhesi olanlar defʿ-i iştibâh etsün ve mehâbet-i meclis mâniʿ-i îrâd-ı mâ-hasal-ı fikr olur ise herkes hânesinde evrâk-ı mezkûreyi kemâ-yenbağî mütâlaʿa etsün ve netîce-i fikrini söylesün deyu birkaç defʿa huzzârdan taleb-i cevâb ve cûyende-i re'y-i savâb oldular. Bâdi-i emirde cümle gavta-hor-ı lücce-i sükût ve ser be-zemîn-i vâdi-i samût olup baʿdehû İstanbul kādısı sâbık Müftî-zâde Ahmed Efendi (52-b) kelâma bed' edüp «Rusya elçisinin arz eylediği evrâk ve meclis-i mükâlemede güzerân eden ebhâs-ı mükâlemede bi'l-maʿiyye bulunduğuma binâen ayniyle bu vech üzere olup cümlesi maʿlûmumdur, ancak bu müddeʿâ ahde mebnî değildir ki ulemâ efendiler bir sûrete tevfîk edeler. Bu husûs ashâb-ı seyfe müteʿallikdir» der iken Rumeli kazaskeri Ahmed Atâullah Efendi Müftî-zâde Efendi'nin kelâmını taʿkīb ve «bu bâbda bizim kelâmımız şimdi kırâ'at olunan Prusya kralının takrîri gibidir» deyu zımnen kral-ı mesfûrun re'yine re'yini takrîb eyledikde sadrıazam hazretleri kelâma ağâz buyurup «şimdiye dek aʿdânın vukūʿ bulan tekâlîfine başka başka meclis akd olunup cümlenin savâb-dîd-i re'y ü tedbîrleriyle mümâşâtımız mücerred tedârükât-ı harbiyyemiz ikmâline vakt istihsâliyçün olduğu ve bu dakīka beynimizde mektûm ve mestûr ve zinhâr aʿdâya ser-rişte verilmesün deyu her çend akīb-i mecâlisde ahd ü peymân olundıysa adem-i ketm-i sırr ve ifşâ-yı râz-ı müstetirr ile saʿyimiz hebâen mensûr olup zîrâ ihtiyât zımnında olan tedârükâtımızın netîcesi ne irâdeye mebnî olduğu cânib-i hasımdan gereği gibi teyakkun olunup mahzâ tahsîl-i istiʿdâd ve kuvvet olunmamak içün taraflarından işbu teklîf-i ʿanîf taʿayyün eyledi. El-ʾân merâmımız hiç olmaz ise bahâra dek vakit tahsîlinin çâresini bulmakdır, ve illâ Kırım Moskovlu'da kalsun ve memâlik-i islâmiyyeden münteziʿ olsun sûret-i kerîhesi nice hâtıra gelür. Biz makām-ı sadârete gelelü bir sene olmadı, şimdiye dek terk-i hâb u râhat ve ihtiyâr-ı (53-a) envâʿ-ı meşakkat ve zahmet eyleyerek serhaddât-ı pâdişâhîden mâ-ʿadâ birkaç mahalle mikdâr-ı vâfî mühimmat hezâr-suʿûbetle tedârük edebildik ve nasb olunan seraskerler ve başbuğların maʿiyyetlerine şitâ tertîbi olmak üzere taʿyîn olu-\nnan asâkirin defteri birkaç meclisde krâ'at ve i'lân ve şimdilik tertîb ancak bu kadar olabilir ve kifâyet eder deyü mahall be-mahall istihsân olunmuşidi. Eslâfımız vaktinde ise aslâ bu makūle levâzımât-ı mülkiyyeye bakılmayüp kusûr-ı eslâf mahmûl ale'l-ahlâf olmadığı dahi gayr-i mübhem ve vaktimizde ancak bu mikdâra zafer mümkin olup ziyâdesi hâric-i tavk-ı benî-âdem olduğundan gayri bu mahalde sohbet râst ve hakīkat-i hâl bî-kem ü kâst gerek, Rusyalu'ya cevâb-ı redd verilür ise Akdeniz ve Karadeniz'de mükemmel donanmaları olup beher hâl Devlet-i aliyye'den mukābele-i bahriyyeye zarûret mess eyleyeceğinden gayri sevâhil muhâfazasına ve Gürcistân ve memâlik-i Îrân serhadlerine küllî asâkir taʿyîn olunmak lâzım geleceği ve kezâlik müttefikleri olan Nemçelü'nün hudûdu İbrâil'den Bosna nihâyetine dek olup mesfûrlara dahi mukābeleten ecnâd-ı vâfire tertîbi iktizâ edüp bir sene zarfında hâsıl olan tedârükât işbu ta'dâd olunan mahalleri ihâtadan kāsır ve kifâyet eyleyecek derecelerde tertîbâtın tedârüküne vaktin adem-i müsāʿadesi zâhir olup binâen alâ-zâlik askerin keyfiyyetine ve düşmanların tedârük ve kuvvetine nazar u dikkat olunarak bu meclisde tedbîr ne ise îrâd olunsun» buyurduklarında Müftî-zâde Efendi kelâma ibtidâr ve «bu zikr olunan (53b) mevâddın cümlesi takrîr-i âlîleri gibi vâkıʿa mutâbık olduğu ma'lûm-ı sıgār u kibâr olup Rusya elçisine şimdilik kaleme alındığı vech üzere Devlet-i aliyye muhâfaza-i ahdinde pâydâr ve resm-i musâfât ve dostîde pâ-bercâ-yi merkez-i istikrâr olmağla bu esnâda cüz'iyyât makūlesinden olan tedârükü dahi Rusyalu'nun küllî tedârükünden ve mâ-fî'z-zamîrlerinin adem-i istihrâcından neş'et eylediği ve Kırım hıttasına Rusyalu'nun istilâsı münâfî-i şurût-ı mu'âhede iken İngiltere ve França devletleri tavassutlariyle bir sûret-i haseneye rabt olunmasına Devlet-i aliyye kāil ve adem-i muhârebeye mâil olduğu ve eğer bu sûretlere Rusyalu kanāʿat etmeyüp ber-muktezâ-yı utüvv ü inâd bâb-ı muhârebeyi küşâd eyler ise Devlet-i aliyye mukābeleye mecbûr olup ol-vakit Hakk teʿâlânın takdîri ne ise cilveger-i meclâ-yı zuhûr ve nakz-ı ahd ihtiyâr eden kim ise mazhar-ı gazab-ı Rabb-ı gayûr olacağı bî-iştibâhdır cevâbı verilüp baʿdehû tedârükâtın itmâm ve ikmâline ve esbâb-ı müdâfaʿa ve muhârebenin istihsâline ikdâm olunsun» dedikde taraf-ı sadâret-penâhîden i'âde-i kelâm buyurulup «bu maslahat gayri şey'e benzemez her madde alâ-vechi'l-îzâh ma'lûm olmağa muhtacdır. Rusya elçisine verilecek cevâb bir dahi krâ'at olunsun» buyurmalariyle cevâb-ı mezkûr tekrâr krâ'at olunarak huzzâra ifhâm ve bir ferdin şübhesi kalmayacak vech üzere ifâde-i merâm olundu. Cevâb-ı mezkûrda Kırım, devleteyn (54a) tavassutiyle bir sûret-i haseneye rabt olunmak ta'bîri münderic olmağla ta'bîr-i mezkûrdan murâd eğer Rusyalu dev-\nleteyn tavassutlarını kabûl ve anlar dahi bi't-tavassut Rusyalu'ya tarafdâr olup tervîc-i merâmlarına mukayyed ve meşgûl olurlar ise biz mukaddem verdiğimiz cevâbda bir sûret-i hasene taʿbîri etmişidik, sûret-i hasene bu değildir şu vechiledir denilerek oldukca ahidnâmelere tevfîka ve devleteyn elçilerinin ve sâir düvelin akvâline göre Kırım'ı Rusyalu şimdi zabt etmeyüp Aynalı-kavak'da vâkiʿ olan musâlâhada Şâhin Giray'ın hanlığı kabûl hengâmında zabt etmiş oldukları zâhir olmağla hiç olmaz ise Kırım halkı üzerine bir hân nasb etdirmek maslahatına bir vesîle olmakdır» deyü sadrıazam hazretleri taʿbîr-i mezkûru tefsîr buyurdular. Baʿdehû huzzâra hitâb ve «bu re'y savâb mıdır?» deyü isticvâb buyuruldukda reisülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi kelâma âğâz ve «Rusya elçisine işbu verilecek cevâb muvâfık-ı vakt ü hâl olduğu bî-irtiyâbdır. Ancak bu cevâb verildikden sonra bahâra sefer olacak mı? olmayacak mı? ol dahi maʿlûm olmak lâzımdır» dedikde «sefer olacak gibi tedârükâtda kusûr olunmasın seferin vukūʿ ve adem-i vukūʿunu Allâmü'l-guyûb bilir» denildikde mûmâ-ileyh kelâmını iʿâde ve çünki herkes hâtırına hutûr edeni me'mûr-ı ifade olmuşidi. Hâtıra bir şey sünûh etdi çünki Rusya elçisine verilecek cevâbdan maʿnâ-yi lâ ve naʿam istinbât olunmamak mültezem ve tahsîl-i vakt ü zamân içün (54-b) istimhâl kâr-ı ehemmdir. Bu sûretde Kırım Devlet-i aliyye'nin mülkü değildir ki size sened verelim taʿbîri ve şimdiye dek hilâf-ı uhûd envâʿ-ı harekât tarafınızdan meşhûd oldu, mefhûmu ve bunlar emsâli taʿbîrât-ı bâride tayy olunup hemen maʿrûzâtın evliyâ-yi devlete irâet ve Devlet-i aliyye'nin Rusyalu hakkında merâmı safvet ve defʿ-i ceng ü kifâh ve tahsîl-i esbâb-ı sulh u salâh olduğundan fazla işbu Kırım maddesinde França ve İngiltere elçileri devletleri tarafından tavassutlarını mukaddemâ beyân ve hattâ İngiltere elçisi ile dahi mülâkāt olunup müzâkeresi güzerân etmişidi. Kırım'ın ahidnâmelere tevfîk olunarak bir sûret-i hasene kabûl eylemesine Devlet-i aliyye rızâ-dâde olduğun elçilere ifâde ve işʿâr ve devletleri taraflarına tahrîr eylediklerini ihbâr ve henüz haberleri gelmediği hasebiyle size bir gûne cevâb verilse devleteyn-i mesfûreteyne vesîle-i iğbirâr olacağı bedîdâr olup anlardan cevâb vürûd edinceye dek maddeyi te'hîr münâsib-i hâl ve Kırım ne makūle sûret-i hasene kabûl eyleyecek ise anların maʿrifetleriyle olmak mûcib-i itmi'nân-ı bâl olduğu Rusyalu işʿâl-i nâire-i harb etmedikce Devlet-i aliyye cenge mübâşeret eylemeyeceği ve hudûdda olan asâkir-i islâma dahi bu vechile tenbîh olunduğu cevâbı verilse münâsib olur» dedikde Defter emîni Nazîf Ahmed Efendi re'is efendiye hitâb ve «bu cevâb ile Rusya elçisi mülzem ve mücâb olur mu?» deyicek re'is efendi «bu beynimizde bir mülâhaza olup baʿde'l-karâr (55-a) elçiye ifâde ve işʿâr olunur kabûl ve\nadem-i kabûlü umûr-ı mechûledendir» deyu redd-i cevâb eyledi. «Süleyman Feyzi Efendi'nin tertîb eylediği cevâb mukaddem kaleme alınan cevâbın mugāyiri olmayup müfessiri gibi olduğu ve mukaddem kaleme alınan cevâbın baʿzı mahalleri meclis-i mezkûrda mahv u isbât olundukdan sonra mükerrer krâ'at olunup bu vechile cevâb verilmesi münâsib midir?» deyu taraf-ı sadrıaʿzamîden huzzâra ferden ferden hitâb ve cümlesi cevâb-ı mezkûrun verilmesini istihsân ve istisvâb eylediler. Abdülkerim Efendi mukaddemâ sefâretle Rusyalu'ya azîmet eylediğine binâen, Mısraʿ: mâ nîz az-în nemed kulâhî dârîm mefhûmu üzere feth-i derîçe-i kelâm ve hıtta-i Kırım'a Melik-i allâmdan gayri bir ferd müdâhale etmemek ahid-nâmelerde meşrût olduğunu huzzâra ifhâm ve hattâ Rusya memleketinde iken Devlet-i aliyye ile Kaynarca musâlahası yirmiden ziyâde mevâdd ile râbıta-gîr-i karar ve hilâf-ı ahd Devlet-i aliyye tarafından bir vazʿ-ı meşhûd olmadıkca Rusyalu mîsâkını bürîde-i gezlek-i infisâh etmeyeceğini âverde-i zebân-ı tezkâr ve Moskovlu'nun sebât-ı ahidlerini men haysü lâ yeşʿuru işʿâr eyledikde «efendi sen ne diyorsun Kaynarca şurûtunun birkaç şartı Aynalı-kavak mükâlemesinde mülgā olduğundan katʿ-ı nazar el-hâletü-hâzihi Rusya elçisinin işbu krâ'at olunan takrîrinde Kaynarca ve Aynalı-kavak musâlâhalarının müceddeden çend-în maddeleri dahi lâğv ve mahv olup bâkîleri tasrîh olunmuş» denildikde kusûr-ı fehm ü idrâkinden nâşî efendi-i mümâ-ileyh arak-rîz-i şerm ü hicâb (55-b) ve henüz maddeye vukūf ile bi'l-iʿtirâf mücâb oldu. Baʿdehu zâbıta-i askeriyye maddesi der-meyân ve krâ'at olunan hulâsada beyân olunduğu üzere piyâde ocaklarından mutasarrıf-ı vezâ'if olanların eşhâs ve müteʿallik oldukları mahal ile sâkin oldukları semtler ulûfe esnâsında tashîh ve hîn-i hâcette sefere gidin demek içün esâmeleri bâlâsı isim ve resimleriyle tasrîh olunmak üzere ocaklara hitâben buyruldular ısdâr ve tahsîl-i levâzım zâbıtalarına bu vechile ibtidâr olunmuşiken baʿzı ashâb-ı ağrâz bu niyyeti vesîle-i kīl ü kāl ve dâ'irelerde olan vezâ'if şâyed bir hâl olur mülâhazasıyla nice dil-hirâş havâdisin şuyûʿuna iştigāl etmişler idi. El-yevm seraskerler maʿiyyetlerine hezâr suʿûbet ve tekellüfât ile tedârük ve tesyîr olunan ortalar ellişer nefer ile üftân ü hîzân revân ve ekserînin vazîfeleri olmadığından baʿzısı esnâ-yı tarîkde ve baʿzısı mahallinde müteferrik ve perîşân olup «niçün perîşân oluyorsuz» deyu su'âl olundukda «müddet-i medîdeden berü vazîfe-hâr olanlar hânelerinde zevk ü safâda ve bizlere bundan sonra verilecek vezâ'ifin tasarrufuna\nne zamân kudret-yâb oluruz» deyu cevâb-dâde olmalariyle bu makūle azîmetleri ıztırârî olup ihtiyârî olmayan ecnâdın hîn-i hâcetde dîn ü devlete nâfi' bir hizmete muvaffak olmayacakları bi-hasebi'z-zâhir zihne mütebâdir ve \"Ve min fesâdi umûri'l-cündân yecmaʿû cemʿa idtirâr lâ cemʿa ihtiyâr feyûcedu fîhimu'l-ʿâcizu'd-daʿîfu ve'l-cebânu fî ʿademi'n-nefʿi bihim vakte'l-hâceti ileyhim\" (56a) ve tekûnu'l-mudarretu minhum ve'l-vehnu aʿzam ibâresi bu keyfiyyeti müeyyid ve müfessirdir. Ocaklardan meyâneler neferâtı su'al olunsa izhâr-ı sûret-i tecâhül ve ilâcına şurûʿ olunsa bir alay hussâd nizâm kaydına düşenlerin himmetlerini baʿzı bî-mesâs erâcîf işâʿasıyle muzmahil ede-geldikleri hafî olmayup farz-ı muhâl ile bundan sonra ittifâk-ı derûn ile bir râbıta kaydına düşülse bî-vakt nizâm-ı askere ihtimâm envâʿ-ı mehâlike iktihâm kabilinden olduğu zâhirdir. Bu esnâda ihrâcı gāyet mühim olan topcu ortalarının tertîb ve neferâtı tedârükünde ağaları pâ-der gil-i acz ü hayret olup bilâhire yevmiyyelü bir mikdâr esâme defteri tahrîr edüp getürmekle bu esâmeler tefrîk ve tağyîr ve neferât tanzîm ve tahrîr olunduğu takdîrde vâfir topcu peydâ olacağını beyân ve mukaddemâ bu makūle umûr-ı nizâma mübâşeretde tekevvün eden kīl u kālin tecrübesi güzerân eylediğine binâen defʿaten mümâşât çespân olmayup hele birer kerre sâhiblerine bu kaziyyeyi ihbâr ve şâyed içlerinden seferi ihtiyâr eden bulunur denildikde mûmâ-ileyh ashâb-ı esâmeyi ihzâr dâʿiyesiyle taraf taraf âdemler taʿyîn edüp kimi sefere azîmetden havf u hirâs ve kimi mahdûmunu lisâna getirmekden ihtirâz ve ihtirâs dâʿiyesiyle zikr olunan esâmeleri istishâbdan dâmen-keş-i imtinâʿ ve mahallerini adem-i taʿyîn ve tasrîh ile gûnâ-gûn sanʿatler ihtirâʿ (56b) etmeleriyle bu bâbda mübtelâ-yi acz ü hayret ve gavta-hor-ı lücce-i endîşe ve fikret oldum deyû taraf-ı âsafîden müşâhede-i sûz ü güdâz olundukda Anadolu Kazaskeri Dürrî-zâde Ârif Efendi ve sâbıkā İstanbul Kadısı Sâbık Molla Efendi müttehiden kelâma mübâderet ve «umûr-ı nizâm üss-i rasîn-i mülk ü milletden olup bu makūle dâirelerde bulunan ashâb-ı esâmiyi adem-i istishâb ve kīl u kāl hüdûsundan ictinâb etmeyenler te'dîb olunup mağlatalarına havâle-i semʿ-i iʿtibâr olunmamak üzere hemen şimdiden nizâmına takdîm-i levâzım ve esbâb olunsun» dediklerinde taraf-ı sadâret-penâhîden mukābele ve «ne fâide vakt-i nizâm fevt olup bâri bundan sonra ilâcına bakılsın» muʿâmelesiyle yeniçeri ağasına imâle-i nazar ve bu umûr-ı lâzımetü'l-iʿtinâya iʿmâl-i ârâ vü fikr cümleye farîza-i zimmet ve bâ-husûs ağalık makāmında olanlara lâzıme-i şerîta-i istikāmet olduğun telmîh ve «el'ân ocakda ne mikdâr esâme mevcûddur» deyu cûyende-i haber-i sahîh olduklarında ağa-yi mûmâ-ileyh beher hâl esâ-\nmeler maddesine bir sûret verileceğin ifâde ve «ocakda mevcûd olan esâmelerin kemiyyet ve mikdârı birkaç defʿa ocağımıza kâtib olan Süleyman Bey-efendinin maʿlûmudur» deyü cevâb-dâde oldukda efendi-i mûmâ-ileyhe atf-ı zimâm ve keyfiyyet istiʿlâm olundukda mütekāʿid esâmeleri yevmiyyelü olarak kırk bine karîb ve eşkinci yedişer sekizer akçeden ancak beş bine bâliğ olacağın mîr-i mûmâ-ileyh ihbâr ve «nefer esâmesinin kānûnu nedir» (57-a) deyû yeniçeri ağasından istifsâr olundukda yedi ve sekiz akçe olduğun işʿâr eyledikde «bu makūle cüz'î şey ile neferât seferber ve küllî şey'e mutasarrıf olanlar hânelerinde icrâ-yı huzūzât-ı nefsâniyyeye kâr-ger olmaları lâyık mıdır? iʿtirâz-ı vâridi taraf-ı sadrıazamîden îrâd ve mütekāʿidînin ne mikdârı ocaklarda ve ne mikdârı kapulardadır?» su'âli zebân-güzâr oldukda efendi-i mûmâ-ileyh «sülsü mikdârı ancak ocaklardadır» deyü inbâ ve işbu mütekāʿidîn esâmeleri ashâbından nezʿ ve tahlîs ve ocakluya tahsîs olunsa yirmi bin nefer hâsıl olacağını yeniçeri ağası inhâ eyledikde taraf-ı sadr-ı ʿâlî-kadrden mukābele ve «bundan akdem zabt-ı mahall ü menâs ve taʿyîn-i esâmî ve eşhâs irâdesine mebnî olan teftîş ve iftihâs-ı envâʿ-ı kīl ü kāl ihdâs eylediği cümlenin maʿlûmudur. Bundan sonra bu sûret ne vechile ihtiyâr olunur» buyurduklarında yeniçeri ağası kelâma mübâderet ve «bu keyfiyyet ocakluya medâr-ı kesret ve sebeb-i refâhiyyet olduğunu cümlesi karîn-i izʿân ve vukūʿunu mahall be-mahall tasvîb ve istihsân eylediklerinden gayri ocakludan veche'n-mine'l-vücûh dahl ü iʿtirâz sudûr eylemediği muhakkak olup bu makūle erâcif ancak kapulu olanlardan zuhûr ve müstahikk olmadıkları vazîfelerini muhâfaza içün taraflarından bir nevʿ mugālata olduğu gayr-i mestûrdur» demekle sadrıazam hazretleri iʿâde-i kelâm ve «mevâcib maddesi beher hâl karîn-i nizâm olmak mühimdir, zîrâ serhaddât ve seraskerler maʿiyyetlerine müceddeden bu kadar esâmî tahrîr olundu. (57-b) Anlar dahi mevâciblerine müstahikk oldukları hâlde el'ân edâ-yı mevâcibde maʿlûm-ı enâm olan usrete nazaran ne derecelerde zahmet ve meşakkat çekileceği zâhirdir» buyurduklarında cümle huzzâr fî-nefsi'l-emr bu mevâcibin hâli nizâm-gîr-i karâr olmak ve veche'n-mine'l-vücûh kīl u kāle iʿtibâr olunmamak lâzımdır dediler. Baʿdehû Rumeli vâlisi vezîr Mehmed Paşa'nın Sofya'da vâkî olan kaziyyesine nazaran azli lâzım gelüp vezîr ʿAbdî Paşa'ya İsmâʿîl seraskerliğiyle Rumeli eyâleti ve Aydoslu Mehmed Paşa'ya Sofya'da ikāmet şartiyle Belgrad seraskerliği ve Anadolu eyâleti tevcîh olunmak ve Özi eyâleti Silistre seraskerliği inzimâmiyle bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret mîrimîrândan Bekir Paşa'ya tefvîz olunmak hususları bundan akdem müzâkere olunmuşidi. Ancak Aydoslu Mehmed Paşa mukaddemâ vâli-i Rumeli iken envâʿ-ı zulme tasaddî ve bu defʿa her ne kadar Anadolu vâlisi olur ise dahi\nasker ihrâcı ve sâir bahâneler ile Rumeli'ye velvele-endâz-ı zulm u taʿaddî olacağı ve Bekir Paşa ashâb-ı servetden olmadığına binâen muhavvel-i uhdesi olan umûrun idaresinde âciz ve mütehayyir olması hâtıra hutûr eylediğine binâen zikr olunan tevcîhâtın kuvvetden fiʿile îsâlinde ihtiyâr-ı şerîta-i teennî kılmup binâen alâ-zâlik Aydoslu Mehmed Paşa'nın Rumeli üzerinde olmayarak Sofya'da ikāmeti zulmüne mâniʿ olabilir mi? ve Bekir Paşa'nın zaʿaf-ı hâl ve kıllet-i mâl ârızalarıyla Silistre seraskerliği kendüden sarf ve merfûʿü'l-vezâre olan Ruscuklu Hasan Paşa'ya (58-a) ibkā-yi vezâretle tevcîh olunmak münâsib mi? ve müşârün-ileyh Hasan Paşa ol-havâliden neş'et eylediğine binâen hîn-i iktizâda asker ihrâcında ve sâir hususlarda Bekir Paşa'ya müreccah mı? ve bu mülâbese ile inhilâl kabûl eden serhaddâta kimin taʿyîn olunması iktizâ eder? bunlar dahi işbu mahalde karâr bulsun» denildikde Müftî-zâde bâdi-i emirde Aydoslu Mehmed Paşa'nın zulmünden bahs ve gayrisinin nasbını sevk ve kezâlik Ruscuklu Hasan Paşa'nın adem-i ehliyyet ve istihkākını Süleyman Feyzi Efendi ve Ahmed Nazif Efendi tasrîh ve Lâleli Mustafa Efendi Bekir Paşa semtini tercîh ve kapudan paşa hazretleri Çerkes Hasan Paşa'nın rükûb ve nüzûle kudretini telmîh ve asker-perver ve vâkıf-ı fenn-i kerr ü fer olduğunu beyân ve Silistre seraskerliğine elyâk ve şâyândır» dedikde Süleyman Feyzi Efendi mukābele edüp seraskerlik fârisliğe gayr-i mütavakkıf ve seraskerlere lâzım olan hüsn-i tedbîr ve tasarruf olduğun ifâde, [Mısra]: والراى قبل شجاعة الشجعان mefhûmunu zımnen irâde edüp «Çerkes Paşa çarhacı olabilir» dedikde sadrıazam hazretleri kapudan paşa hazretlerinin kavlini taʿmîr ve Çerkes Paşa'nın bahadırlığı müsellem-i sagīr ü kebîr olduğun takrîr buyurup ancak müşârün-ileyh mesâfe-i baʿîdde bulunmak takrîbiyle me'mûr olacağı mahalle hareket ve vusûlü muhtâc-ı vakt ü zamân ve serasker nasbının lüzûmu ve kurb-i civârda olan vüzerâ-yı izâmdan birinin intihabı el-hâletü-hâzihi lâzıme-i hâl ü şân olmağla Çerkes Paşa'yı dahi vaktiyle (58-b) ol-havâlide bir hizmet-i münâsible istihdâm mâ-fi'z-zamîr olduğun ifhâm buyurdular. Baʿdehu müfti'l-enâm sellemehü's-selâm hazretleri dahi Çerkes Paşa'nın vusûlü altı mâha tevakkuf ve müşârün-ileyhe hasr-ı vakt emr-i matlûba îrâs-ı suʿûbet ve tekellüf edeceğini beyân ve âharın nasb u taʿyînini istihsân buyurdular. Özi vâlisi vezîr Ali Paşa'nın Sofya seraskerliğine ve Aydoslu Mehmed Paşa'nın Özi muhâfazasına taʿyînini Süleyman Feyzi Efendi ihtar eyleyicek ve-\nzîr-i müşârün-ileyhin bundan akdem Özi ahâlisi ile olan hüsn-i zindegânı ve muʿâşereti hasebiyle Özi'den infikâkini gerek sadrıazam hazretleri ve gerek huzzârdan baʿzıları tecvîz etmeyüp şâyed Özi'ye dahi bir serasker nasbı iktizâ ede, o zamân Ali Paşa'yı serasker ve yerine bir muhâfız-ı diğer nasb olunmak kem mülâhaza değildir buyurdular. Livadyeli Vezîr Hasan Paşa'nın Tevkîʿî Çelebi Mehmed Efendi kapu kethüdâsı olmakdan nâşî, [Mısra:] هر کسی را روی در تعمیر دیوار خود است mâ-sadakını iltizâm ve vezîr-i müşârün-ileyhin seraskerliğe ehliyyet ve istihkākını beyân zımnında idâre-i câm-ı kelâm eylediğinden fazla dâiresi halkının kesretinden bahs ve hayme ve har-gâh ve sâir levâzımât-ı râh îsâlinde giriftâr-ı meşakkat ve zahmet olduğun ifhâm akabinde şeyhülislâm efendi hazretleri an-asıl bu makūle hidemâtda müstahdem olmuş mudur? deyu su'âl buyurduklarında mûmâ-ileyh vezîr-i müşârün-ileyhin (59-a) mukaddemâ Vidin muhâfazasında olduğun ihbâr ve her şeyde ednâ mülâbese şart olduğunu zımnen işʿâr edüp sadrıazam hazretleri mûmâ-ileyhin vukūʿ bulan asresini ikāle ve etrâfın yek-diğere olan tahrîk-i lahazât ve havâcibinden nâşî mûmâ-ileyhe ârız olan hicâbı izâle kasdiyle bunların birisi bu makūle umûr-ı cesîme-i seraskerîde müstahdem oldukları yokdur. Hemen aslah mevcûddur deyû sevk ve ihtiyâr olunuyorlar buyurdular. Baʿdehû hâlâ Belgrad muhâfızı olan sadr-ı esbak İzzet Mehmed Paşa hazretlerinin Sofya seraskerliği dahi kāle gelüp gālibâ betâet-i zâtiyyesi hasebiyle seraskerliği huzzâr tarafından tecvîz olunmayup muhâfazada istikrârı istisvâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ-ileyh illet-i herem ü pîrîden nâşî işbu Muharremü'l-harâmın yedinci günü sahn-ı âlem-i fânîden alem-efrâz-ı rıhlet ve ihtiyâr-ı sefer-i âhiret edüp münhal olan mîr-i alemlik kapucu-başıların akdemi Bekir Paşa-zâde Mehmed Bey-efendiye tevcîh ve inâyet ve Arz odası'nda dûş-i sadâkat-pûşine ilbâs-ı hilʿat olundu. Tercüme: Müteveffâ-yı mûmâ-ileyh bin yüz yirmibir târîhinde Bağdâd vâlisi Eyyüblü Vezîr Hasan Paşa merhûmun kethüdâlığından neş'et ve yirmisekiz târîhinde Körfez seraskerliği ile kesb-i şöhret eden Vezîr Kara Mustafa Paşa'nın ferzend-i dilbendi olup bir zamân pederine kethüdâ ve yüz kırkiki târîhinde kapucu-başılık ile kâm-revâ ve yetmişdört senesinde bi-hasebi't-\ntarîk mîr-i alem ve işbu mâh-ı Muharremin yedinci günü ber minvâl-i muharrer râyet-keş-i vâdi-i adem olup sinni ber-vech-i tahmîn ömr-i tabiʿîye karîb ve muʿammerînden bir pîr-i necîb idi.",
          "caption": "Zikr-i vefât-ı Mîr-i alem Osman Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_035.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i vefât-ı Mîr-i alem Osman Bey",
          "text": "Mîr-i mûmâ-ileyh illet-i herem ü pîrîden nâşî işbu Muharremü'l-harâmın yedinci günü sahn-ı âlem-i fânîden alem-efrâz-ı rıhlet ve ihtiyâr-ı sefer-i âhiret edüp münhal olan mîr-i alemlik kapucu-başıların akdemi Bekir Paşa-zâde Mehmed Bey-efendiye tevcîh ve inâyet ve Arz odası'nda dûş-i sadâkat-pûşine ilbâs-ı hilʿat olundu. Tercüme: Müteveffâ-yı mûmâ-ileyh bin yüz yirmibir târîhinde Bağdâd vâlisi Eyyüblü Vezîr Hasan Paşa merhûmun kethüdâlığından neş'et ve yirmisekiz târîhinde Körfez seraskerliği ile kesb-i şöhret eden Vezîr Kara Mustafa Paşa'nın ferzend-i dilbendi olup bir zamân pederine kethüdâ ve yüz kırkiki târîhinde kapucu-başılık ile kâm-revâ ve yetmişdört senesinde bi-hasebi't-\ntarîk mîr-i alem ve işbu mâh-ı Muharremin yedinci günü ber minvâl-i muharrer râyet-keş-i vâdi-i adem olup sinni ber-vech-i tahmîn ömr-i tabiʿîye karîb ve muʿammerînden bir pîr-i necîb idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Muharremü'l-harâmın onüçüncü günü Arab-zâde Ali Sâmih Efendi'ye Mekke-i mükerreme (59-b) ve Çavuşbaşı-zâde Ahmed Efendi'ye Medîne-i münevvere ve Müftî-zâde Abdullah Efendi'ye Bursa ve Kâtib-zâde Elhac İsmail Efendi'ye Şâm-ı cennet-meşâm ve Süleyman Fehim Efendi'ye Kuds-i şerîf ve Bekir Paşa-zâde Hamdullah Bey-efendi'ye Üsküdar kazaları tevcîh ve inâyet ve bu vesîle ile vâkiʿ olan iki kol silsileden müderrisîn-i kirâm hareket-i medrese ve katʿ-ı derece ve ihrâz-ı mertebe ile hâiz-i rehîne-i meserret oldular.",
          "caption": "Tevcîh-i baʿzı ez-menâsıb-ı mevâlî-i ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_036.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i baʿzı ez-menâsıb-ı mevâlî-i ʿizâm",
          "text": "İşbu şehr-i Muharremü'l-harâmın onüçüncü günü Arab-zâde Ali Sâmih Efendi'ye Mekke-i mükerreme (59-b) ve Çavuşbaşı-zâde Ahmed Efendi'ye Medîne-i münevvere ve Müftî-zâde Abdullah Efendi'ye Bursa ve Kâtib-zâde Elhac İsmail Efendi'ye Şâm-ı cennet-meşâm ve Süleyman Fehim Efendi'ye Kuds-i şerîf ve Bekir Paşa-zâde Hamdullah Bey-efendi'ye Üsküdar kazaları tevcîh ve inâyet ve bu vesîle ile vâkiʿ olan iki kol silsileden müderrisîn-i kirâm hareket-i medrese ve katʿ-ı derece ve ihrâz-ı mertebe ile hâiz-i rehîne-i meserret oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kassab başılar tarafından ber-vech-i muʿtâd tedârük ve celb olunacak ağnâmdan mâ-ʿadâ memleket-i Eflâk'dan yüzaltmış bin re's ganem, voyvodası maʿrifetiyle tedârük ve tehyi'e ve yetmiş bin re'si rûz-ı Kasımdan on gün mukaddem ve ellibin re'si dahi Kânûn-ı evvelin yirmisinde ve kırkbin re'si Kânûn-ı sânînin onuncu gününde Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl olmak ve her defʿada gelecek ağnâmın mikdâr ve ecnâsı taʿyîn olunarak voyvoda tarafından celebler yedlerine maʿmûlün-bih memhûr tezkereler iʿtâ ve evkāt-ı selâse-i muʿayyenede tamâmen Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve kasabalara tevzîʿ olunmak ve kezâlik memleket-i Boğdan'dan yüzyirmibeş bin re's ganem tedârük ve ellibeş bin re'si Kāsımdan on gün mukaddem ve kırk bin re'si Kânûn-ı evvelin yirmisinde ve otuz bin re'si Kânûn-ı sânînin onuncu gününde Âsitâne'ye vâsıl olmak üzere mukaddemâ nizâm verilüp beher sene kıllet-i lahmdan ibâdu'llâha ârız olan ıztırâbın indifâʿıyla husûl-i refâğ-ı ʿayş-i enâm iğtinâm olunmuşidi. \"Ervau min teale\" meseline sezâ kasab (60-a) başı olan Mehmed Ağa hâssa-i lâzıme-i lakabı olan desâis ve hiyele ke-mâ sebak mübâşeret ve tamaʿ-ı hâma tebaʿiyyet ve celeblerin mugāyir-i nizâm birbirine müsâbakatle hulûl-i evkāt-ı muʿayyeneden evvel vürûdlarına izn ü ruhsat verüp bu esnâda kabl-i meciü'l-vakt celeblerin baʿzısı minvâl-i muharrer üzere tahsîl-i ruhsat akabinde katı çok ağnâm getirüp kasablara tevzîʿ murâd eyledikde emr-i tertîb ve nizâma riʿâyeten kasablar kabûlünden iʿrâz ve Âsitâne-i saʿâdet'in etrâfı merʿa ve zerîbeden hâlî olduğuna binâen ber-vech-i\ntahmîn seksen bin mikdârı ağnâm resîde-i mıʿraz-ı telef ü inʿidâm olup verilen nizâm-ı cedîdin berhemzede-i ihtilâl olmasına ve hutâm-ı dünyâya hırs u tehâlük sebebiyle bu kadar ağnâmın bilâ-mûcib itlâfıyla celeblerin küllî hasâretlerine illet olmağla zuhûr eden sû-i sanʿına pâdâş ve cezâ muhâfaza-i esbâb-ı nizâma iʿtinâ kabîlinden olduğuna binâen der-akab mûmâ-ileyh azl ü tenkîl ve zikr olunan kasabbaşılık hâlâ cebecibaşı olup me'mûr olduğu hidemâtda istikāmeti mücerreb olan İsmâʿîl Ağa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh ile tebcîl olundu. Mûmâ-ileyh Mehmed Ağa bundan akdem kasabbaşı iken yine bu misillü nâ-bercâ harekete tasaddî ve ridâ-i hırs u tamaʿla tereddî eylediğinden bi'l-iktizâ tîr-i azle âmâc ve hisâbı rü'yetinde zimmetinde katı çok mîrî akçesi çıkup hengâm-ı tahsîlde bi-hasebi'z-zâhir füls-i ahmere muhtâc (60-b) olup bu sergüzeşt ile pend-pezîr ve Eşʿab-pesend olan tamaʿ u âzı fî-mâ-baʿd dârûy-i istikāmetle kābil-i tedbîr olur mülâhazasıyla rîş-i sefîdine merhameten bir müddetden sonra yine mansıb-ı evveline iʿâde ve her husûsda kendüye müsâʿade olunmuşiken adem-i tenassuh ile tarîk-i müstakîm-i sadâkatden udûl ve az vakitde başına gelen ukūbetden gaflet ve zuhûl etmesi mahall-i taʿaccüb-i ehl-i ukūldür.",
          "caption": "Azl-i ser-kassâbân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_037.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-kassâbân",
          "text": "Kassab başılar tarafından ber-vech-i muʿtâd tedârük ve celb olunacak ağnâmdan mâ-ʿadâ memleket-i Eflâk'dan yüzaltmış bin re's ganem, voyvodası maʿrifetiyle tedârük ve tehyi'e ve yetmiş bin re'si rûz-ı Kasımdan on gün mukaddem ve ellibin re'si dahi Kânûn-ı evvelin yirmisinde ve kırkbin re'si Kânûn-ı sânînin onuncu gününde Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl olmak ve her defʿada gelecek ağnâmın mikdâr ve ecnâsı taʿyîn olunarak voyvoda tarafından celebler yedlerine maʿmûlün-bih memhûr tezkereler iʿtâ ve evkāt-ı selâse-i muʿayyenede tamâmen Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve kasabalara tevzîʿ olunmak ve kezâlik memleket-i Boğdan'dan yüzyirmibeş bin re's ganem tedârük ve ellibeş bin re'si Kāsımdan on gün mukaddem ve kırk bin re'si Kânûn-ı evvelin yirmisinde ve otuz bin re'si Kânûn-ı sânînin onuncu gününde Âsitâne'ye vâsıl olmak üzere mukaddemâ nizâm verilüp beher sene kıllet-i lahmdan ibâdu'llâha ârız olan ıztırâbın indifâʿıyla husûl-i refâğ-ı ʿayş-i enâm iğtinâm olunmuşidi. \"Ervau min teale\" meseline sezâ kasab (60-a) başı olan Mehmed Ağa hâssa-i lâzıme-i lakabı olan desâis ve hiyele ke-mâ sebak mübâşeret ve tamaʿ-ı hâma tebaʿiyyet ve celeblerin mugāyir-i nizâm birbirine müsâbakatle hulûl-i evkāt-ı muʿayyeneden evvel vürûdlarına izn ü ruhsat verüp bu esnâda kabl-i meciü'l-vakt celeblerin baʿzısı minvâl-i muharrer üzere tahsîl-i ruhsat akabinde katı çok ağnâm getirüp kasablara tevzîʿ murâd eyledikde emr-i tertîb ve nizâma riʿâyeten kasablar kabûlünden iʿrâz ve Âsitâne-i saʿâdet'in etrâfı merʿa ve zerîbeden hâlî olduğuna binâen ber-vech-i\ntahmîn seksen bin mikdârı ağnâm resîde-i mıʿraz-ı telef ü inʿidâm olup verilen nizâm-ı cedîdin berhemzede-i ihtilâl olmasına ve hutâm-ı dünyâya hırs u tehâlük sebebiyle bu kadar ağnâmın bilâ-mûcib itlâfıyla celeblerin küllî hasâretlerine illet olmağla zuhûr eden sû-i sanʿına pâdâş ve cezâ muhâfaza-i esbâb-ı nizâma iʿtinâ kabîlinden olduğuna binâen der-akab mûmâ-ileyh azl ü tenkîl ve zikr olunan kasabbaşılık hâlâ cebecibaşı olup me'mûr olduğu hidemâtda istikāmeti mücerreb olan İsmâʿîl Ağa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh ile tebcîl olundu. Mûmâ-ileyh Mehmed Ağa bundan akdem kasabbaşı iken yine bu misillü nâ-bercâ harekete tasaddî ve ridâ-i hırs u tamaʿla tereddî eylediğinden bi'l-iktizâ tîr-i azle âmâc ve hisâbı rü'yetinde zimmetinde katı çok mîrî akçesi çıkup hengâm-ı tahsîlde bi-hasebi'z-zâhir füls-i ahmere muhtâc (60-b) olup bu sergüzeşt ile pend-pezîr ve Eşʿab-pesend olan tamaʿ u âzı fî-mâ-baʿd dârûy-i istikāmetle kābil-i tedbîr olur mülâhazasıyla rîş-i sefîdine merhameten bir müddetden sonra yine mansıb-ı evveline iʿâde ve her husûsda kendüye müsâʿade olunmuşiken adem-i tenassuh ile tarîk-i müstakîm-i sadâkatden udûl ve az vakitde başına gelen ukūbetden gaflet ve zuhûl etmesi mahall-i taʿaccüb-i ehl-i ukūldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Anadolu ve Sivas eyâletlerinin züʿemâ ve erbâb-ı tîmârları vâlîleri maʿiyyetlerinde olmak şartiyle İsmâʿîl ve Bender'e me'mûr olduklarına binâen Anadolu eyâleti vaktiyle taʿyîn olundukları mahalle teveccüh ve vusûl ve eyâlet-i Sivas yerlerinden hareket etmedikleri semʿ-i devlet-i ebed-müddete mevsûl oldukda birkaç defʿa istiʿcâl evâmiri irsâl ve ne hâl ise mahallerinden nehzat ve bir merhale azîmetden sonra yine Sivas'a avdet eyledikleri tahakkuk etmekle tekrar gāyet-i tehdîdâtı şâmil emr-i ʿâlî ısdâr ve bu defʿa dahi kendülerden sûret-i inâd ve muhâlefet bedîdâr olduğu takdirde icrâ-yı ahkâm-ı siyâsetde katʿâ fütûr izhâr olunmayacağı isʿâr olundukda azîmet-i sâdıka ile yerlerinden hareket ve katʿ-ı mesâfe eyleyerek İstanbul'a vürûdlarında alaybeyileri olan Sarı-oğlu Mehmed Emîn Bey istiʿfâ-yı me'mûriyyet zımnında bezl-i mechûd ve çok mahallere vaʿd-i nukūd edüp (61-a) mukaddime-i saʿy ü ihtimâmı netîce-bahş-ı husûl-i merâm olmadığından gayrı eyâletlünün tereddüd üzere hareketlerine merkūm illet-i tâmm ve an-asıl Gürcistan ve Bağdad seferlerinde dahi bu gûne evzâʿı yâddaşt-ı enâm olmakdan nâşî cezâsı tertîbiyle âharlar terhîb olunmak muktezî iken bu defʿa iğmâz ve bundan sonra tarîk-i muʿavvec-i hıyânete sulûkdan iʿrâz etmediği hâlde seyf-i siyâset-i pâdişâhîden tahlîs-i cân eylemeyeceği\nvaʿîdâtı gûş-i hûşuna ilkâ ve ol-vechile me’mûr olduğu mahalle baʿs ü isrâ olunmuşidi. Mûmâileyh eyâletlü ile Tuna’ya karîb mahallere varup münferiden İsmâîl’e mürûr ve vezîr-i mükerrem Abdi Paşa hazretlerine eyâletlünün Bender’e değil karşuya bile geçmeyeceklerini ifâdede tahrîk-i zebân-ı şerr u şûr eyledikde eyâletlünün bu vazʿ u hareketleri muhâlif-i tavr-ı edeb olup me’mûr oldukları mahalle teveccüh ve luhûkları bâʿis-i selâmet-i hâlleri olduğunu ifhâm ve bir an akdem celb ü imrârlarına ihtimâm eylemesîyçün mîralây-ı merkūmu müşârün-ileyh hazretleri iʿâde edüp an-asıl bu fesâdın tekevvününe merkūm sebeb olduğuna binâen inâd ve fesâdlarında sâbit-kadem olmalarını eyâletlüye telkin ve ne kadar Devlet-i aliyye tarafından ve İsmâîl seraskeri müşârün-ileyh hazretleri cânibinden mürûrlariyçün fermân-ı âlî ve mübâşir taʿyîn olundu ise kâr-ger olmayup bilâhire müteferrik oldukları ve alay beyilerini gûyâ (61b) cebr ile götürdükleri haberi dahi Âsitâne-i saʿâdet’e vârid oldukda sâye-i mekârim-vâye-i hazret-i pâdişâhîde beher sâl kesb-i mi’ât ve ulûf eden sunûfun vazʿ-ı nâ-bercâlarına mükâfât tedbîrât-ı mülkiyyenin usûlünden olmağla der-akab sevâhil-i Bahr-i Siyâh’a ve maʿâbir ü mesâlik-i sipâha neşr-i evâmir-i aliyye olunup mürûrlarına sedd-i râh-ı mümânaʿat olmaları te’kîd ve alây beyi merkūmun havf-ı seyf-i gazab-ı şehriyârîden reh-neverd-i vâdi-i firâr olacağı sübût-yâfte-i tahakkuk olup bu bâbda iʿmâl-i fikr-i sedîd ve irâde-i Devlet-i aliyye munzam olarak bir mahalden merkūma musannaʿ bir mektûb tahrîr ve mazmûnunda eyâletlünün bilâ-sebeb müteferrik olduklarını Devlet-i aliyye sana isnâd ve zannıma göre hakkında esbâb-ı te’dîbi iʿdâd etmişlerdir. Selâmet-i nefs mültezemin ise min-gayr-i telebbüs Âsitâne-i saʿâdet’e gelüp dâmen-i afvâ temessük ve teşebbüs edesin deyu derc ü tastîr olunduğuna binâen merkūm mektûb-ı mezkûra firîfte olup birkaç âdem ile eyâletlüden infisâl ve cûyâ-yi selâmet-i hâl olarak İstanbul cânibine kadime-cünbân-ı istiʿcâl ve Burgos’a altı sâʿat mahalde vâkiʿ bir karyeye hatt-ı rihâl eylediği mukaddemâ iʿdâmına me’mûr olup Burgos’da müntehiz-i fırsat olan Mustafa Haseki’ye ihbâr olundukda haseki-i mezkûr leylen karye-i mezbûreyi alâ-gafletin basup alay beyiyi ahz ve yedinde olan emr-i âlîyi ibrâz eyledikde merkūm dahi Âsitâne’den (62a) kendüye gelen mektûba binâen sûret-i itâʿatde doğru Âsitâne’ye âzim olduğun inbâ ve şâyed madde tarz-ı âhar kesb eyledi deyu haseki-i mezbûr def-i iştibâh içün merkūmu habsde ibkâ ve keyfiyyeti alâ-vukūʿihi taraf-ı devlete inhâ eyledikde mektûb-i merkūm bâ-irâde-i müretteb ve masnûʿ olduğu beyân ve iʿdâmı tekrâr fermân olundukda merkūmu sâdır olan emr-i âlî mûcebince ibreten li’s-sâirîn istîsâl ve ser-i maktūʿunu Âsitâne’ye îsâl edüp eyâletlünün dahi zeʿâmet ve tîmârları hâssa çalınmak ve kendüleri müste’sil ol\nmak sûretlerinde insidâd-ı maʿâbir ve mesâliklerine Edirne bostancı-başısı ve sâirlerinin me'mûriyetleri maʿlûmları oldukda terk-i fesâd-ı niyyet ve emr-i pâdişâhîye itāʿat ve maʿmûr oldukları mahalle şitâb ve sürʿat eyledikleri peyâmı resîde-i sâmiʿa-i devlet-i ebed-müddet oldu.\nTercüme:\n\nMaktûl-i mezbûr seksenüç târîhinde Bender muhâfızı iken vefât eden mîrimîrândan Sarı-zâde Mehmed Paşa'nın oğlu ve Zereli-zâde vezîr Mehmed Paşa'nın hafîdi olup pederi paşa-yı mûmâ-ileyh fi'l-asl Sivas alây-beyisi iken aʿyânın cümlesine mütefevvik ve mütekaddim ve baʿzen Sivas'a mütesellim olmak takrîbiyle muhâfaza-i memleketde hizmeti meşkûr ve bâ-husûs o esnâlarda cevr ü taʿaddîleri fukarâyı bîzâr eden kapusuz eşkıyâsına birkaç defʿa me'mûr olup istîsâl ve tedmîrlerinde izhâr-ı celâdet ve merdânegî etmekle hizmeti mukābelesinde mûmâ-ileyhe mîrimîrânlık (62-b) inâyet ve ihsân ve sâhib-i tercüme o zamân onüç yaşında bir tıfl-ı sebak-hân iken alây-beyilik ile şâdmân olup çok geçmeden Gürcistan seferi zuhûr ve sâir eyâletler gibi Sivas eyâleti dahi me'mûr olmağla Çıldır seraskeri maʿiyyetine şitâb ü sürʿat ve me'mûr oldukları hidemât-ı pâdişâhîde sarf-ı vusʿ-ı kudret eyledikleri hilâlde ol-havâlide meştâ-nişîn olmalarına irâde-i kātıʿa-i devlet taʿalluk edüp mezbûr alây-beyi beyân olunduğu üzere hadd-i bülûğa henüz resîde olup germ ü serd-i rüzgâra gayr-i mütehammil ve arzû-yı vatan ile mâye-i şekîb ve ıstıbârı zâil ve muzmahill olduğunu izhâr ve mutarassıd-ı yek-işâret olan eyâletlüyü bu hâlden haberdâr edüp anların ise matmah-ı enzâr ve hülâsa-i efkârları mâdde-i avdet olup hemen derhâl Çıldır cânibi seraskeri üzerine hücûm ve ikdâm ve bu tarafda lüzûmları yokdur deyü buyuruldu tahsîline mezîd-i ihtimâm ve Sivas cânibine atf-ı zimâm eyledikleri maʿlûm-ı devlet-i ebed-kıyâm oldukda merkūm alây-beyi Sansun kalʿasına nefy ü tağrîb ve eyâletlünün dahi baʿzısı tenkîl ve te'dîb olunmuşidi. Baʿde-zamânin pederi iltimâsiyle kayd-ı nefyden halâs ve Moskov seferi vukūʿunda meşhûd olan vazʿ-ı nâ-bercâsı sâir asâkir ile kaderi müşterek bulunduğundan göze görülmeyüp baʿde's-sefer Bağdâd'a taʿyîn ve lede'l-vusûl hâric-i sûrda hayme-nişîn ve bir müddet meks etmeden yine fekk-i tınâb-ı (63-a) ikāmet ve Sivas'a avdet ve bu defʿa dahi minvâl-i muharrer üzere hareketi katl ü iʿdâmına illet oldu. Merkūm reşîd ve edîb ve kâmil ve necîb olup fukarâ ve ebnâ-i sebîle hânesi küşâde ve leyl ü nehâr âmed-şüd edenlere etʿime-i şehiyyesi hâzır ve âmâde olup mâil-i bezi ü atâ ve cevdet ve sehâveti mütemekkin olduğu kutrda darb-ı mesel-i aʿlâ ve ednâ olduğundan gayri eyâletlünün ekserisi pederinin ve ale'l-husûs kendüsünün çırağları olup icrâ-yı yek cünbüş-i ebrûsuna cümlesi mecbûr ve ne tefevvüh eyler ise sadaka'l-emîr kavliyle amel ve hareketde maʿzûr olduklarına nazaran hidemât-ı pâdişâhîde\nbu makūle kendüye münkād ve râm askerî i'mâl ve istihdâm bâis-i tahsîl-i nîk-nâm ve sebeb-i teveccüh-i pâdişâh-ı enâm iken ünfüvân-ı şebâb ve reye'ân-ı ömr-i bî-nisâb iktizâsiyle hazarı sefere tercîh ve meşakkatden nefsini tervîh dâʿiyesiyle her vakit böyle bir fesâdın hudûsuna illet-i kavî olması âkıbetü'l-emr zevâline sebeb ve dünyâdan kâm hâsıl etmeden mazhar-ı gazab ve urza-i seyf-i atab oldu.",
          "caption": "Ameden-i ser-i maktūʿ-ı Mîr-i alây-ı Sivas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_038.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Ameden-i ser-i maktūʿ-ı Mîr-i alây-ı Sivas",
          "text": "Bundan akdem Anadolu ve Sivas eyâletlerinin züʿemâ ve erbâb-ı tîmârları vâlîleri maʿiyyetlerinde olmak şartiyle İsmâʿîl ve Bender'e me'mûr olduklarına binâen Anadolu eyâleti vaktiyle taʿyîn olundukları mahalle teveccüh ve vusûl ve eyâlet-i Sivas yerlerinden hareket etmedikleri semʿ-i devlet-i ebed-müddete mevsûl oldukda birkaç defʿa istiʿcâl evâmiri irsâl ve ne hâl ise mahallerinden nehzat ve bir merhale azîmetden sonra yine Sivas'a avdet eyledikleri tahakkuk etmekle tekrar gāyet-i tehdîdâtı şâmil emr-i ʿâlî ısdâr ve bu defʿa dahi kendülerden sûret-i inâd ve muhâlefet bedîdâr olduğu takdirde icrâ-yı ahkâm-ı siyâsetde katʿâ fütûr izhâr olunmayacağı isʿâr olundukda azîmet-i sâdıka ile yerlerinden hareket ve katʿ-ı mesâfe eyleyerek İstanbul'a vürûdlarında alaybeyileri olan Sarı-oğlu Mehmed Emîn Bey istiʿfâ-yı me'mûriyyet zımnında bezl-i mechûd ve çok mahallere vaʿd-i nukūd edüp (61-a) mukaddime-i saʿy ü ihtimâmı netîce-bahş-ı husûl-i merâm olmadığından gayrı eyâletlünün tereddüd üzere hareketlerine merkūm illet-i tâmm ve an-asıl Gürcistan ve Bağdad seferlerinde dahi bu gûne evzâʿı yâddaşt-ı enâm olmakdan nâşî cezâsı tertîbiyle âharlar terhîb olunmak muktezî iken bu defʿa iğmâz ve bundan sonra tarîk-i muʿavvec-i hıyânete sulûkdan iʿrâz etmediği hâlde seyf-i siyâset-i pâdişâhîden tahlîs-i cân eylemeyeceği\nvaʿîdâtı gûş-i hûşuna ilkâ ve ol-vechile me’mûr olduğu mahalle baʿs ü isrâ olunmuşidi. Mûmâileyh eyâletlü ile Tuna’ya karîb mahallere varup münferiden İsmâîl’e mürûr ve vezîr-i mükerrem Abdi Paşa hazretlerine eyâletlünün Bender’e değil karşuya bile geçmeyeceklerini ifâdede tahrîk-i zebân-ı şerr u şûr eyledikde eyâletlünün bu vazʿ u hareketleri muhâlif-i tavr-ı edeb olup me’mûr oldukları mahalle teveccüh ve luhûkları bâʿis-i selâmet-i hâlleri olduğunu ifhâm ve bir an akdem celb ü imrârlarına ihtimâm eylemesîyçün mîralây-ı merkūmu müşârün-ileyh hazretleri iʿâde edüp an-asıl bu fesâdın tekevvününe merkūm sebeb olduğuna binâen inâd ve fesâdlarında sâbit-kadem olmalarını eyâletlüye telkin ve ne kadar Devlet-i aliyye tarafından ve İsmâîl seraskeri müşârün-ileyh hazretleri cânibinden mürûrlariyçün fermân-ı âlî ve mübâşir taʿyîn olundu ise kâr-ger olmayup bilâhire müteferrik oldukları ve alay beyilerini gûyâ (61b) cebr ile götürdükleri haberi dahi Âsitâne-i saʿâdet’e vârid oldukda sâye-i mekârim-vâye-i hazret-i pâdişâhîde beher sâl kesb-i mi’ât ve ulûf eden sunûfun vazʿ-ı nâ-bercâlarına mükâfât tedbîrât-ı mülkiyyenin usûlünden olmağla der-akab sevâhil-i Bahr-i Siyâh’a ve maʿâbir ü mesâlik-i sipâha neşr-i evâmir-i aliyye olunup mürûrlarına sedd-i râh-ı mümânaʿat olmaları te’kîd ve alây beyi merkūmun havf-ı seyf-i gazab-ı şehriyârîden reh-neverd-i vâdi-i firâr olacağı sübût-yâfte-i tahakkuk olup bu bâbda iʿmâl-i fikr-i sedîd ve irâde-i Devlet-i aliyye munzam olarak bir mahalden merkūma musannaʿ bir mektûb tahrîr ve mazmûnunda eyâletlünün bilâ-sebeb müteferrik olduklarını Devlet-i aliyye sana isnâd ve zannıma göre hakkında esbâb-ı te’dîbi iʿdâd etmişlerdir. Selâmet-i nefs mültezemin ise min-gayr-i telebbüs Âsitâne-i saʿâdet’e gelüp dâmen-i afvâ temessük ve teşebbüs edesin deyu derc ü tastîr olunduğuna binâen merkūm mektûb-ı mezkûra firîfte olup birkaç âdem ile eyâletlüden infisâl ve cûyâ-yi selâmet-i hâl olarak İstanbul cânibine kadime-cünbân-ı istiʿcâl ve Burgos’a altı sâʿat mahalde vâkiʿ bir karyeye hatt-ı rihâl eylediği mukaddemâ iʿdâmına me’mûr olup Burgos’da müntehiz-i fırsat olan Mustafa Haseki’ye ihbâr olundukda haseki-i mezkûr leylen karye-i mezbûreyi alâ-gafletin basup alay beyiyi ahz ve yedinde olan emr-i âlîyi ibrâz eyledikde merkūm dahi Âsitâne’den (62a) kendüye gelen mektûba binâen sûret-i itâʿatde doğru Âsitâne’ye âzim olduğun inbâ ve şâyed madde tarz-ı âhar kesb eyledi deyu haseki-i mezbûr def-i iştibâh içün merkūmu habsde ibkâ ve keyfiyyeti alâ-vukūʿihi taraf-ı devlete inhâ eyledikde mektûb-i merkūm bâ-irâde-i müretteb ve masnûʿ olduğu beyân ve iʿdâmı tekrâr fermân olundukda merkūmu sâdır olan emr-i âlî mûcebince ibreten li’s-sâirîn istîsâl ve ser-i maktūʿunu Âsitâne’ye îsâl edüp eyâletlünün dahi zeʿâmet ve tîmârları hâssa çalınmak ve kendüleri müste’sil ol\nmak sûretlerinde insidâd-ı maʿâbir ve mesâliklerine Edirne bostancı-başısı ve sâirlerinin me'mûriyetleri maʿlûmları oldukda terk-i fesâd-ı niyyet ve emr-i pâdişâhîye itāʿat ve maʿmûr oldukları mahalle şitâb ve sürʿat eyledikleri peyâmı resîde-i sâmiʿa-i devlet-i ebed-müddet oldu.\nTercüme:\n\nMaktûl-i mezbûr seksenüç târîhinde Bender muhâfızı iken vefât eden mîrimîrândan Sarı-zâde Mehmed Paşa'nın oğlu ve Zereli-zâde vezîr Mehmed Paşa'nın hafîdi olup pederi paşa-yı mûmâ-ileyh fi'l-asl Sivas alây-beyisi iken aʿyânın cümlesine mütefevvik ve mütekaddim ve baʿzen Sivas'a mütesellim olmak takrîbiyle muhâfaza-i memleketde hizmeti meşkûr ve bâ-husûs o esnâlarda cevr ü taʿaddîleri fukarâyı bîzâr eden kapusuz eşkıyâsına birkaç defʿa me'mûr olup istîsâl ve tedmîrlerinde izhâr-ı celâdet ve merdânegî etmekle hizmeti mukābelesinde mûmâ-ileyhe mîrimîrânlık (62-b) inâyet ve ihsân ve sâhib-i tercüme o zamân onüç yaşında bir tıfl-ı sebak-hân iken alây-beyilik ile şâdmân olup çok geçmeden Gürcistan seferi zuhûr ve sâir eyâletler gibi Sivas eyâleti dahi me'mûr olmağla Çıldır seraskeri maʿiyyetine şitâb ü sürʿat ve me'mûr oldukları hidemât-ı pâdişâhîde sarf-ı vusʿ-ı kudret eyledikleri hilâlde ol-havâlide meştâ-nişîn olmalarına irâde-i kātıʿa-i devlet taʿalluk edüp mezbûr alây-beyi beyân olunduğu üzere hadd-i bülûğa henüz resîde olup germ ü serd-i rüzgâra gayr-i mütehammil ve arzû-yı vatan ile mâye-i şekîb ve ıstıbârı zâil ve muzmahill olduğunu izhâr ve mutarassıd-ı yek-işâret olan eyâletlüyü bu hâlden haberdâr edüp anların ise matmah-ı enzâr ve hülâsa-i efkârları mâdde-i avdet olup hemen derhâl Çıldır cânibi seraskeri üzerine hücûm ve ikdâm ve bu tarafda lüzûmları yokdur deyü buyuruldu tahsîline mezîd-i ihtimâm ve Sivas cânibine atf-ı zimâm eyledikleri maʿlûm-ı devlet-i ebed-kıyâm oldukda merkūm alây-beyi Sansun kalʿasına nefy ü tağrîb ve eyâletlünün dahi baʿzısı tenkîl ve te'dîb olunmuşidi. Baʿde-zamânin pederi iltimâsiyle kayd-ı nefyden halâs ve Moskov seferi vukūʿunda meşhûd olan vazʿ-ı nâ-bercâsı sâir asâkir ile kaderi müşterek bulunduğundan göze görülmeyüp baʿde's-sefer Bağdâd'a taʿyîn ve lede'l-vusûl hâric-i sûrda hayme-nişîn ve bir müddet meks etmeden yine fekk-i tınâb-ı (63-a) ikāmet ve Sivas'a avdet ve bu defʿa dahi minvâl-i muharrer üzere hareketi katl ü iʿdâmına illet oldu. Merkūm reşîd ve edîb ve kâmil ve necîb olup fukarâ ve ebnâ-i sebîle hânesi küşâde ve leyl ü nehâr âmed-şüd edenlere etʿime-i şehiyyesi hâzır ve âmâde olup mâil-i bezi ü atâ ve cevdet ve sehâveti mütemekkin olduğu kutrda darb-ı mesel-i aʿlâ ve ednâ olduğundan gayri eyâletlünün ekserisi pederinin ve ale'l-husûs kendüsünün çırağları olup icrâ-yı yek cünbüş-i ebrûsuna cümlesi mecbûr ve ne tefevvüh eyler ise sadaka'l-emîr kavliyle amel ve hareketde maʿzûr olduklarına nazaran hidemât-ı pâdişâhîde\nbu makūle kendüye münkād ve râm askerî i'mâl ve istihdâm bâis-i tahsîl-i nîk-nâm ve sebeb-i teveccüh-i pâdişâh-ı enâm iken ünfüvân-ı şebâb ve reye'ân-ı ömr-i bî-nisâb iktizâsiyle hazarı sefere tercîh ve meşakkatden nefsini tervîh dâʿiyesiyle her vakit böyle bir fesâdın hudûsuna illet-i kavî olması âkıbetü'l-emr zevâline sebeb ve dünyâdan kâm hâsıl etmeden mazhar-ı gazab ve urza-i seyf-i atab oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyh müverrih Subhî Efendi merhûmun mahdûmu olup bin yüz kırksekiz târîhinde terkîb-yâfte-i eczâ-yi vücûd ve baʿde müddetin fârik-i meyân-ı gayb u şuhûd oldukda tahsîl-i fenn-i tıbba müvellâ ve münhemik ve çok geçmeden Kâtib-zâde merhûmun destiyârî-i himmetiyle etibbâ-i hâssa-i sultânî silkine münselik (63b) olup yetmişbir târîhinde dâhil-i zümre-i müderrisîn-i kirâm ve seksendokuz Zilhiccesinde hekim-başılık câh-ı refîʿiyle nâ'il-i merâm olup bu hizmet-i müstevcibü'ş-şerefde bulunan zevât-ı kirâma bi-hasebi't-tarîk iltifât ve ikrâm âdet-i dîrîn-i eslâf-ı izâm olduğuna binâen hempâlarından otuz kadar âdeme takaddüm ile pâ-nihâde-i süllem-i iʿtilâ ve dört-beş senede ancak katʿı mümkin olan tarîka bir günde vusûl ile mahsûd-ı pîr ü bernâ olmuşidi. Doksan senesi Şevvâlinde eczâ-i dükkânçe-i iʿtibârı karîn-i kesâd ve çâr-terkîb-i mizâc-ı ikbâli berhemzede-i mâdde-i fesâd olup hekim-başılıkdan maʿzûl ve doksanyedi Muharreminde bâ-pâye-i Kuds Üsküdâr mevleviyetine mevsûl ve baʿde tekmîli'l-müdde ağdiye-i kesîretü'l-fuzûl-i makālâtdan perhîz revâ-daşte-i tabʿ-ı fesâd-engîzi olmayup ânifen zikr olunduğu üzere gâh baʿzı mahallere tezkireler tahrîriyle hark-ı icmâʿ-i ümmet ve gâh ârâ-i nâsı min-gayri vechin teshîf ederek şakk-ı asâ-yi müslimîne mübâderet etmekle li-ecli't-te'dîb cezîre-i İstanköy'e nefy ü tağrîb olunmuşidi. Mûmâ-ileyh an-asıl perveriş-yâfte-i hizâne-i nâz u niʿmet ve zânû-zede-i visâde-i refâğ-ı ayş ü işret olmakdan nâşî germ ü serd-i devr-i pür-cevre adem-i tahammül ve şiddet-i kürbet-i gurbet ile terkîb-i vücûdu az zamânda kabûl-i teşettüt ve tahallül edüp bilâhire sinni ber-vech-i tahmîn mütenâhiz-i ukūd-ı hamsîn oldukda câm-ı sâm ile medhûş ve dârû-yi merk ile bî-hûş olup halʿ-i libâs-ı hayât-ı müsteʿâr ve azm-i şifâ-hâne-i (64a) dârü'l-karâr etmişdir. Mûmâ-ileyhin maʿârif-i cüz'iyyede eli ve fenn-i tıbda medhali olup ahkâmdan Alâ-i Buhârî ile maʿrûf müneccim Alî Şah-ı Hârizmînin Şemsüddîn Hâce Muhammed nâmına te'lîf eylediği Eşcâr-ı Esmâr ve Muhammed Şerîf Bekrînin Burhânü'l-kifâye nâm Farsîyü'l-ibâre kitâblarının\nTürkîye tercüme ve hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân huld-âşiyân Sultan Mustafa Hân hazretlerine takdîme edüp bundan başka ahlâkdan bir risâle-i müfîdesi ve fenn-i edvâr ve Türkî ve Farsî eş'ârda tarz-ı nâdîdesi olmağla işbu ebyât dîvânından intihâb olunmuştur.\n\nYek câm-ı vâj-gûn ile çerh-i desîse-kâr\nMest ü harâb-ı gaflet eder ehl-i devleti\nEttik o yâre gerçi hakîmâne intisâb\nLâkin bir özge derde düşürdük tabâbeti\n\nVe lehu: O tîr-i gamze ne hâtır-nişân olur var ise\nKemânı âşık-ı zârın kadd-i hamîdesidir\n\nVe lehu: Tut ki âlem gülsitânmış neylesün sensiz gönül\nHande-i gül nâle-i zencîrdir dîvâneye",
          "caption": "Âmeden-i peyâm-ı vefât-ı Subhî-zâde Abdülazîz Efendi ser-etibbâ-i hâssa-i esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_039.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i peyâm-ı vefât-ı Subhî-zâde Abdülazîz Efendi ser-etibbâ-i hâssa-i esbak",
          "text": "Mûmâ-ileyh müverrih Subhî Efendi merhûmun mahdûmu olup bin yüz kırksekiz târîhinde terkîb-yâfte-i eczâ-yi vücûd ve baʿde müddetin fârik-i meyân-ı gayb u şuhûd oldukda tahsîl-i fenn-i tıbba müvellâ ve münhemik ve çok geçmeden Kâtib-zâde merhûmun destiyârî-i himmetiyle etibbâ-i hâssa-i sultânî silkine münselik (63b) olup yetmişbir târîhinde dâhil-i zümre-i müderrisîn-i kirâm ve seksendokuz Zilhiccesinde hekim-başılık câh-ı refîʿiyle nâ'il-i merâm olup bu hizmet-i müstevcibü'ş-şerefde bulunan zevât-ı kirâma bi-hasebi't-tarîk iltifât ve ikrâm âdet-i dîrîn-i eslâf-ı izâm olduğuna binâen hempâlarından otuz kadar âdeme takaddüm ile pâ-nihâde-i süllem-i iʿtilâ ve dört-beş senede ancak katʿı mümkin olan tarîka bir günde vusûl ile mahsûd-ı pîr ü bernâ olmuşidi. Doksan senesi Şevvâlinde eczâ-i dükkânçe-i iʿtibârı karîn-i kesâd ve çâr-terkîb-i mizâc-ı ikbâli berhemzede-i mâdde-i fesâd olup hekim-başılıkdan maʿzûl ve doksanyedi Muharreminde bâ-pâye-i Kuds Üsküdâr mevleviyetine mevsûl ve baʿde tekmîli'l-müdde ağdiye-i kesîretü'l-fuzûl-i makālâtdan perhîz revâ-daşte-i tabʿ-ı fesâd-engîzi olmayup ânifen zikr olunduğu üzere gâh baʿzı mahallere tezkireler tahrîriyle hark-ı icmâʿ-i ümmet ve gâh ârâ-i nâsı min-gayri vechin teshîf ederek şakk-ı asâ-yi müslimîne mübâderet etmekle li-ecli't-te'dîb cezîre-i İstanköy'e nefy ü tağrîb olunmuşidi. Mûmâ-ileyh an-asıl perveriş-yâfte-i hizâne-i nâz u niʿmet ve zânû-zede-i visâde-i refâğ-ı ayş ü işret olmakdan nâşî germ ü serd-i devr-i pür-cevre adem-i tahammül ve şiddet-i kürbet-i gurbet ile terkîb-i vücûdu az zamânda kabûl-i teşettüt ve tahallül edüp bilâhire sinni ber-vech-i tahmîn mütenâhiz-i ukūd-ı hamsîn oldukda câm-ı sâm ile medhûş ve dârû-yi merk ile bî-hûş olup halʿ-i libâs-ı hayât-ı müsteʿâr ve azm-i şifâ-hâne-i (64a) dârü'l-karâr etmişdir. Mûmâ-ileyhin maʿârif-i cüz'iyyede eli ve fenn-i tıbda medhali olup ahkâmdan Alâ-i Buhârî ile maʿrûf müneccim Alî Şah-ı Hârizmînin Şemsüddîn Hâce Muhammed nâmına te'lîf eylediği Eşcâr-ı Esmâr ve Muhammed Şerîf Bekrînin Burhânü'l-kifâye nâm Farsîyü'l-ibâre kitâblarının\nTürkîye tercüme ve hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân huld-âşiyân Sultan Mustafa Hân hazretlerine takdîme edüp bundan başka ahlâkdan bir risâle-i müfîdesi ve fenn-i edvâr ve Türkî ve Farsî eş'ârda tarz-ı nâdîdesi olmağla işbu ebyât dîvânından intihâb olunmuştur.\n\nYek câm-ı vâj-gûn ile çerh-i desîse-kâr\nMest ü harâb-ı gaflet eder ehl-i devleti\nEttik o yâre gerçi hakîmâne intisâb\nLâkin bir özge derde düşürdük tabâbeti\n\nVe lehu: O tîr-i gamze ne hâtır-nişân olur var ise\nKemânı âşık-ı zârın kadd-i hamîdesidir\n\nVe lehu: Tut ki âlem gülsitânmış neylesün sensiz gönül\nHande-i gül nâle-i zencîrdir dîvâneye"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusyalu ile Tiflis hânı Heraklius beyninde müceddeden münʿakid olmak üzere mukaddemâ şuyûʿ bulan muʿâhedenin bu esnâda vukūʿunu hâlâ Eflâk voyvodası Mihal tashîh ve tahrîrâtiyle ifâde edüp şurût-ı mezkûrenin işbu mecelle-i vekāyiʿde bulunması hâlin ani'l-fâide olmadığına binâen ber-vech-i îcâz zabt olundu.\n\nEvvelki madde: Kartalya ve Kaket memleketlerine hâkim olan Çar Heraklius veled-i Tahmus kendü ahlâfı tarafından ilelebed gerek Acem'e ve gerek âhar devlete tebaʿiyyetden ferâgat ve Rusyalu himâyesinde olup lede't-taleb (64-b) Rusyalu'ya muʿâvenet ede.\n\nİkinci madde: Rusyalu dahi mesfûrun bu gûne taʿahhüdünü kabûl ve hâlâ hükmünde ve bundan sonra mâlik olacağı emlâkin fakat hıfzına zâmin ola.\n\nÜçüncü madde: Bundan sonra verâsetle çar olacak şahıs evvel-emirde Rusyalu'ya keyfiyyeti ihbâr ve çarlıkda istikrârını tâlib ola ve Rusyalu tarafından kâğıt ve sancak ve kılıç ve asâ ve kakuma kaplu libâs irsâliyle çarlıkda müstakarr olup baʿdehû kendüye Rusyalu tarafından telkîn olunacak sûretle taht-ı himâyet ve hükmünde olduğunu iʿtirâf birle yemîn ede.\n\nDördüncü madde: Gerek hududda mukīm Rusya kumandanının ve gerek elçisinin haberi olmadıkça çar-ı mersûm civârda olan hükkâm ile muhâbere etmemeğe taʿahhüd ve muhâbere iktizâ eyledikde kumandan ve elçinin inzimâm-ı re'y ü maʿrifetleriyle ede.\nBeşinci madde: Tarafeyn elçileri cânibeyn memâlikinde ikāmet etmek câiz olup Rusyalu çâr-ı mesfûrun elçisine hem-pâyelere göre rütbe vere. \n\n Altıncı madde: Çâr-ı mersûmun hükmeylediği memâlik ahâlisini Rusyalu kendüler ile müttefik bilüp düşmanlarını kendü düşmanları gibi bileler ve Devlet-i Osmâniyye veyâhud bir âhar devlet ile mün'akid olacak müsâlâhada çâr-ı mersûmun ahâli ve memâliki dâhil olup irâde-i mülkiyye ve sâlyâne ve sâir umûrlarını Rusyalu'nun re'yine terk ede. \n\n Yedinci madde: Çâr-ı mersûm ahlâfı tarafından olarak ta'ahhüd eder ki askerleriyle ale'd-devâm Rusya hizmetine âmâde olup Rusyalu'nun (65-a) emekdârlarını tevcîh-i mansıb ve i'tâ-yi merâtib ile sâir hademesine tercîh ede. \n\n Sekizinci madde: Rusyalu'nun rızâsiyle marrü'z-zikr Kartalya ve Kaket memleketlerinin baş piskoposu Rusyalu'nun sekizinci derecede olan metropolidleriyle hem-pâye olup bunların eczâsından ma'dûd ola. \n\n Dokuzuncu madde: Memleketeyn-i mezbûreteynin asilzâdeleri Rusyalu asilzâdelerinin mütemettiʿ oldukları imtiyâzât ve fevâid ile mütemettiʿ olalar. \n\n Onuncu madde: Tarafeyn ahâlisi yek-diğer memleketinde mutavattın olmak câiz olup tekrâr yine memleketlerine gitmek murâd ederler ise mümâna'at olunmaya ve Rusyalu vesâtatiyle harben veyâ ahden tahlîs olunan üserânın takdîr olunan behâları ve yol masârifleri verilüp vatanlarına avdetleri câiz ola ve kezâlik Rusyalu'nun kurb ü civârda esîr düşenlerine çâr-ı mersûm ol-vechile mu'âmele ede. \n\n Onbirinci madde: Tarafeyn memâlikinde ticâret câri olup tüccâr hakkında olan imtiyâzât ile mütemettiʿ olalar. \n\n Onikinci madde: İşbu mu'âhede ilelebed câri ola. \n\n Onüçüncü madde: İşbu mu'âhedenin tasdîk-nâmeleri altı ay zarfında yâhud dahi mukaddem mübâdele oluna. Mesfûr Tiflis hânı işbu şurûtun hilâfı vaz' u harekete tasaddî etmemek ve Rusyalu ile her hâlde müttehid olmak bâbında dîn-i bâtıllarında câri olan elfâz-ı küfr ile kavlini te'kîd eylediğini hâvi başka bir kâğıd arz eylediği mervîdir. (65-b) [Ceʿale’llâhu rikābehum kırâben li-suyûfi’l-müslimîn ve diyârehum mevâtıʿa huyûli’l-nüzâti ve’l-mücâhidîn bi-hürmeti seyyidi’l-mürselîn]",
          "caption": "Zikr-i inʿikād-ı mevâd der-meyâne-i Rusya ve Hân-ı Tiflis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_040.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i inʿikād-ı mevâd der-meyâne-i Rusya ve Hân-ı Tiflis",
          "text": "Rusyalu ile Tiflis hânı Heraklius beyninde müceddeden münʿakid olmak üzere mukaddemâ şuyûʿ bulan muʿâhedenin bu esnâda vukūʿunu hâlâ Eflâk voyvodası Mihal tashîh ve tahrîrâtiyle ifâde edüp şurût-ı mezkûrenin işbu mecelle-i vekāyiʿde bulunması hâlin ani'l-fâide olmadığına binâen ber-vech-i îcâz zabt olundu.\n\nEvvelki madde: Kartalya ve Kaket memleketlerine hâkim olan Çar Heraklius veled-i Tahmus kendü ahlâfı tarafından ilelebed gerek Acem'e ve gerek âhar devlete tebaʿiyyetden ferâgat ve Rusyalu himâyesinde olup lede't-taleb (64-b) Rusyalu'ya muʿâvenet ede.\n\nİkinci madde: Rusyalu dahi mesfûrun bu gûne taʿahhüdünü kabûl ve hâlâ hükmünde ve bundan sonra mâlik olacağı emlâkin fakat hıfzına zâmin ola.\n\nÜçüncü madde: Bundan sonra verâsetle çar olacak şahıs evvel-emirde Rusyalu'ya keyfiyyeti ihbâr ve çarlıkda istikrârını tâlib ola ve Rusyalu tarafından kâğıt ve sancak ve kılıç ve asâ ve kakuma kaplu libâs irsâliyle çarlıkda müstakarr olup baʿdehû kendüye Rusyalu tarafından telkîn olunacak sûretle taht-ı himâyet ve hükmünde olduğunu iʿtirâf birle yemîn ede.\n\nDördüncü madde: Gerek hududda mukīm Rusya kumandanının ve gerek elçisinin haberi olmadıkça çar-ı mersûm civârda olan hükkâm ile muhâbere etmemeğe taʿahhüd ve muhâbere iktizâ eyledikde kumandan ve elçinin inzimâm-ı re'y ü maʿrifetleriyle ede.\nBeşinci madde: Tarafeyn elçileri cânibeyn memâlikinde ikāmet etmek câiz olup Rusyalu çâr-ı mesfûrun elçisine hem-pâyelere göre rütbe vere. \n\n Altıncı madde: Çâr-ı mersûmun hükmeylediği memâlik ahâlisini Rusyalu kendüler ile müttefik bilüp düşmanlarını kendü düşmanları gibi bileler ve Devlet-i Osmâniyye veyâhud bir âhar devlet ile mün'akid olacak müsâlâhada çâr-ı mersûmun ahâli ve memâliki dâhil olup irâde-i mülkiyye ve sâlyâne ve sâir umûrlarını Rusyalu'nun re'yine terk ede. \n\n Yedinci madde: Çâr-ı mersûm ahlâfı tarafından olarak ta'ahhüd eder ki askerleriyle ale'd-devâm Rusya hizmetine âmâde olup Rusyalu'nun (65-a) emekdârlarını tevcîh-i mansıb ve i'tâ-yi merâtib ile sâir hademesine tercîh ede. \n\n Sekizinci madde: Rusyalu'nun rızâsiyle marrü'z-zikr Kartalya ve Kaket memleketlerinin baş piskoposu Rusyalu'nun sekizinci derecede olan metropolidleriyle hem-pâye olup bunların eczâsından ma'dûd ola. \n\n Dokuzuncu madde: Memleketeyn-i mezbûreteynin asilzâdeleri Rusyalu asilzâdelerinin mütemettiʿ oldukları imtiyâzât ve fevâid ile mütemettiʿ olalar. \n\n Onuncu madde: Tarafeyn ahâlisi yek-diğer memleketinde mutavattın olmak câiz olup tekrâr yine memleketlerine gitmek murâd ederler ise mümâna'at olunmaya ve Rusyalu vesâtatiyle harben veyâ ahden tahlîs olunan üserânın takdîr olunan behâları ve yol masârifleri verilüp vatanlarına avdetleri câiz ola ve kezâlik Rusyalu'nun kurb ü civârda esîr düşenlerine çâr-ı mersûm ol-vechile mu'âmele ede. \n\n Onbirinci madde: Tarafeyn memâlikinde ticâret câri olup tüccâr hakkında olan imtiyâzât ile mütemettiʿ olalar. \n\n Onikinci madde: İşbu mu'âhede ilelebed câri ola. \n\n Onüçüncü madde: İşbu mu'âhedenin tasdîk-nâmeleri altı ay zarfında yâhud dahi mukaddem mübâdele oluna. Mesfûr Tiflis hânı işbu şurûtun hilâfı vaz' u harekete tasaddî etmemek ve Rusyalu ile her hâlde müttehid olmak bâbında dîn-i bâtıllarında câri olan elfâz-ı küfr ile kavlini te'kîd eylediğini hâvi başka bir kâğıd arz eylediği mervîdir. (65-b) [Ceʿale’llâhu rikābehum kırâben li-suyûfi’l-müslimîn ve diyârehum mevâtıʿa huyûli’l-nüzâti ve’l-mücâhidîn bi-hürmeti seyyidi’l-mürselîn]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın yirmisekizinci salı günü tavâif-i askeriyyenin müstahikk oldukları bir kıst mevâcibleri tehyie ve ihrâc olunup kā'ide-i Devlet-i aliyye üzere Kubbealtı'nda ocaklara taksîm ve tevzî' ve vazîfe-hârân-ı dergâh-ı mu'allâ-erkânın bu vesîle ile hâlleri terfîh ve dâ'ire-i ma'îşetleri tevsî' olundu. Doksanyedi Ramazanında verilen kısteyn mevâcibiyle bu kıst beyninde vâki' olan müddetde destyârî-i hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye ile otuziki dîvânî kiseye karîb sa'y-i mîrî hâsıl olmuşdur. (66-a)",
          "caption": "Zikr-i ihrâc-ı mevâcib-i tâ'ife-i askerî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_041.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i ihrâc-ı mevâcib-i tâ'ife-i askerî",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın yirmisekizinci salı günü tavâif-i askeriyyenin müstahikk oldukları bir kıst mevâcibleri tehyie ve ihrâc olunup kā'ide-i Devlet-i aliyye üzere Kubbealtı'nda ocaklara taksîm ve tevzî' ve vazîfe-hârân-ı dergâh-ı mu'allâ-erkânın bu vesîle ile hâlleri terfîh ve dâ'ire-i ma'îşetleri tevsî' olundu. Doksanyedi Ramazanında verilen kısteyn mevâcibiyle bu kıst beyninde vâki' olan müddetde destyârî-i hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye ile otuziki dîvânî kiseye karîb sa'y-i mîrî hâsıl olmuşdur. (66-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalyoncu zümresine muhtass (66-b) olarak bundan akdem binâ ve inşâ olunan kışlağların seyr ü temâşâsı zımnında İngiltere elçisi gelüp kapudan-ı deryâ vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa hazretleriyle mahall-i mezkûrda mülâkî ve icrâ-yi resm akabinde elçi-i mersûm kelâma ibtidâr ve Hazret-i Ömer radiyallahü te'âlâ anh hazretlerinin zamân-ı hilâfetlerinden berü düvel-i islâmiyye ile safvet üzere oldukların iş'âr ve bâ-husûs Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr ile müddet-i medîdeden berü mu'âhede ve muhâdeneleri pâydâr olduğundan bahs ve Rusya elçisinin bu def'a takrîr takdîmiyle devleti tarafından vâki' olan istid'âsına müsâ'ade Devlet-i aliyye'ye hayırlu olduğun ifâde ve mesfûrların hudûd başlarında ve Bahreyn'de asâkir ve donanmaları âmâde olup takrîrlerine redd ile cevâb verildiği takdîrde muhârebeyi ihtiyâr ve müttefiki ile ma'an memâlik-i islâmiyyeye hücûm edecekleri bedîdâr olup ikisinin birden def'i müşkil ve düşvâr olacağı ve bâb-ı muhârebe küşâde oldukdan sonra nizâm irâde olunduğu takdîrde Rusyalu matlûbât-ı sâ'iresine kanâ'at etmeyüp âhar teklîf irâde ve Nemçelü dahi ittihâd iktizâsıyla merâmını ibrâz eyleyeceği ba'îd mülâhaza değildir. Ve el-hâletü hâzihi İngilterelü'nün tavassutu dahi mücerred devlet-i ebed-müddet ile olan kıdem-i dostî ve safvetin lâyıkını icrâya mebnî ve her türlü Devlet-i aliyye'ye hayırlu olmak mülâhazasına mübtenîdir. Binâen-aleyh istid'âsına müsâ'ade der-kâr ve devletimizin tavassutu dahi ihtiyâr olunur ise ba'de'n-nizâm Nemçe Devleti tarafından (67-a) bir nesne teklîf ve mutâlebe olunmayacağına ve Şâhin Giray'ın Kuban'ın berü cânibinde olan Tatar ve Çerâkise ve Abaza ve Soğucak ve ol havâliye melhûz olan dest-dirâzlığı vukū'unda Rusyalu'dan vechen mine'l-vücûh mu'âvenet olunmayacağından gayri men' ve def' olunacağına devletimiz dahi ta'ahhüd ve tavassut eder ve bu vechile nizâ-\nmın zamânı şimdi olup bir müddet mürûr eder ise Nemçelü tedârükât husûsunda şu kadar masârifim oldu deyü iddiʿâ-yı zamân ve dahi âhar gûne matâlibe ağâz eyleyeceği nümâyândır. Murâdım ancak dostluk levâzımını işʿâr ve fukarânın pâ-zede-i mazarrat olmamasını ihtârdır. Kaldı ki bundan sonra Devlet-i aliyye her türlü levâzımât ve tedârükâtını maʿa-ziyâdetin âmâde ve her taraf ile mukāvemet istiʿdâdını kesb akabinde Mora cezîresinin tahlîsi gibi Devlet-i aliyye murâdını kuvvetden fiʿile getirmek mümkindir deyû hatm-i kelâm eylediği müşârün-ileyh hazretleri tarafından Bâbıâlî'ye takdîm olundu. Mesfûrun takrîri her çend mizâc-ı vakt ü zamâna muvâfık ise dahi Rusyalu'nun tahsîl-i ağrazında saʿy ü ciddi ber-kemâl ve birer bahâne ile sâmiʿa-i devleti tahdîşde sanâyiʿ-i mekr ü fîrib iʿmâl eylediğinden gayri Devlet-i aliyye muhârebeyi ihtiyâr etmeksizin Kırım'ı Rusyalu terk eyleyeceğine devleti taʿahhüd ve sened iʿtâ eylediği dahi mesmûʿ olmuşdur.",
          "caption": "Zikr-i mülâkāt-ı Kapudan-ı Deryâ vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa bâ-elçi-i İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_042.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i mülâkāt-ı Kapudan-ı Deryâ vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa bâ-elçi-i İngiltere",
          "text": "Kalyoncu zümresine muhtass (66-b) olarak bundan akdem binâ ve inşâ olunan kışlağların seyr ü temâşâsı zımnında İngiltere elçisi gelüp kapudan-ı deryâ vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa hazretleriyle mahall-i mezkûrda mülâkî ve icrâ-yi resm akabinde elçi-i mersûm kelâma ibtidâr ve Hazret-i Ömer radiyallahü te'âlâ anh hazretlerinin zamân-ı hilâfetlerinden berü düvel-i islâmiyye ile safvet üzere oldukların iş'âr ve bâ-husûs Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr ile müddet-i medîdeden berü mu'âhede ve muhâdeneleri pâydâr olduğundan bahs ve Rusya elçisinin bu def'a takrîr takdîmiyle devleti tarafından vâki' olan istid'âsına müsâ'ade Devlet-i aliyye'ye hayırlu olduğun ifâde ve mesfûrların hudûd başlarında ve Bahreyn'de asâkir ve donanmaları âmâde olup takrîrlerine redd ile cevâb verildiği takdîrde muhârebeyi ihtiyâr ve müttefiki ile ma'an memâlik-i islâmiyyeye hücûm edecekleri bedîdâr olup ikisinin birden def'i müşkil ve düşvâr olacağı ve bâb-ı muhârebe küşâde oldukdan sonra nizâm irâde olunduğu takdîrde Rusyalu matlûbât-ı sâ'iresine kanâ'at etmeyüp âhar teklîf irâde ve Nemçelü dahi ittihâd iktizâsıyla merâmını ibrâz eyleyeceği ba'îd mülâhaza değildir. Ve el-hâletü hâzihi İngilterelü'nün tavassutu dahi mücerred devlet-i ebed-müddet ile olan kıdem-i dostî ve safvetin lâyıkını icrâya mebnî ve her türlü Devlet-i aliyye'ye hayırlu olmak mülâhazasına mübtenîdir. Binâen-aleyh istid'âsına müsâ'ade der-kâr ve devletimizin tavassutu dahi ihtiyâr olunur ise ba'de'n-nizâm Nemçe Devleti tarafından (67-a) bir nesne teklîf ve mutâlebe olunmayacağına ve Şâhin Giray'ın Kuban'ın berü cânibinde olan Tatar ve Çerâkise ve Abaza ve Soğucak ve ol havâliye melhûz olan dest-dirâzlığı vukū'unda Rusyalu'dan vechen mine'l-vücûh mu'âvenet olunmayacağından gayri men' ve def' olunacağına devletimiz dahi ta'ahhüd ve tavassut eder ve bu vechile nizâ-\nmın zamânı şimdi olup bir müddet mürûr eder ise Nemçelü tedârükât husûsunda şu kadar masârifim oldu deyü iddiʿâ-yı zamân ve dahi âhar gûne matâlibe ağâz eyleyeceği nümâyândır. Murâdım ancak dostluk levâzımını işʿâr ve fukarânın pâ-zede-i mazarrat olmamasını ihtârdır. Kaldı ki bundan sonra Devlet-i aliyye her türlü levâzımât ve tedârükâtını maʿa-ziyâdetin âmâde ve her taraf ile mukāvemet istiʿdâdını kesb akabinde Mora cezîresinin tahlîsi gibi Devlet-i aliyye murâdını kuvvetden fiʿile getirmek mümkindir deyû hatm-i kelâm eylediği müşârün-ileyh hazretleri tarafından Bâbıâlî'ye takdîm olundu. Mesfûrun takrîri her çend mizâc-ı vakt ü zamâna muvâfık ise dahi Rusyalu'nun tahsîl-i ağrazında saʿy ü ciddi ber-kemâl ve birer bahâne ile sâmiʿa-i devleti tahdîşde sanâyiʿ-i mekr ü fîrib iʿmâl eylediğinden gayri Devlet-i aliyye muhârebeyi ihtiyâr etmeksizin Kırım'ı Rusyalu terk eyleyeceğine devleti taʿahhüd ve sened iʿtâ eylediği dahi mesmûʿ olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusya elçisinin bundan akdem arz eylediği takrîrine meclis-i meşveretde karâr-gîr-i ârâ olan cevâb (67-b) iʿtâ olunmak üzere işbu doksansekiz senesi Muharreminin yirminci isneyn günü Aynalı-kavak sâhil-sarayında vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri ve sâbıkā İstanbul kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi ve reisülküttâb efendi hâzır oldukları hâlde Rusya elçisi dahi gelüp icrâ-yı rüsûm-ı âdiye akabinde reisülküttâb efendi kelâma ağâz edüp «bundan akdem vukūʿ bulan mükâlemede güzerân eden ebhâs ile hülâsa-i me'mûriyetiniz maʿrûz-ı evliyâ-yı devlet kılınup bi-etrâfihâ mülâhaza olundu. Devlet-i aliyye Rusyalu ile olan musâlahasında sâbit-kadem ve muhârebe ve âhar bir fikre zâhib olmadığı gayr-i mübhem olduğundan gayri Kırım maddesinin dahi França ve İngiltere devletleri müteʿahhid oldukları hâlde bir râbıta-ı haseneye rabt olunmasına râzıdır» dedikde elçi-i mesfûr cevâba mübâderet ve «devleyeteyn-i mezkûreteyn bu maddeye tavassutu mukaddemâ Rusyalu'ya tahrîr ve işâret eylediklerinde kabûl olunmayup Devlet-i aliyye'yi fakat bu maddenin husûlüne tergīb ederseniz siz bilürsüz denilmiş idi. Eğer elçileri madde-i tergīb ve teşvîki arz etmediler ise me'mûriyyetlerini îfâ etmemiş olurlar ve tavassuta dâir bir şeyi olmadığı geçen meclisde dahi tarafımdan söylenmiş idi» dedikde re'is efendi kelâmını tekrâr ve «elçiler ifâde-i hâl ve îfâ-yı me'mûriyyetde kusûr ihtiyâr etmediler, ancak maddenin katʿını îrâd eylediklerinde mücerred Devlet-i aliyye'ye itmi'nân gelmek içün\nmadde-i mezbûrenin kabûl edeceği (68-a) hüsn-i sûret anların tavassutlariyle olmak irâde olunup bu irâdeyi devletlerine tahrîr etmeleriyle haber vârid olmaksızın nizâm-ı maddeye mübâşeret münâsib olmadığından gayrı bu maddenin hod be-hod katında Devlet-i aliyye'ye itmi'nân-ı tâm hâsıl olmayacağı zâhirdir» dedikde elçi-i mesfûr «tavassut maddesini devletim kabûl etmeyeceği meczûmum, ancak hüsn-i sûret ta'bîrinden merâm nedir? benim me'mûriyetim meclis-i evvelde takrîrde musarrah olan lâ ve naʿam cevâblarının birini tahsîl etmekdir ve tavassut ta'bîrinin ba'dinde mezkûr ta'ahhüd kelimesinden garaz nedir?» dedikde hüsn-i sûret ta'bîrinden merâm tavassutlarını irâde eylediğimiz devleteyn elçileri ve biz ve siz bir mahalle gelüp maddeyi der-meyân ve anların inzimâm-ı tavassutlariyle bir sûret-i haseneye rabtdır. Ve taʿahhüd ta'bîrinden garaz dahi tanzîm olunacak sûret-i hasene i'timâda şâyân olmakdır» denildikde mesfûr i'âde-i kelâm ve me'mûriyyeti kat'î olduğun ifhâm edüp tavassut mutâlebesi ve tağyîr irâdesiyle te'hîr-i maslahat abes ve redd ile cevâb cengi îcâb eyleyeceğini îmâ ve mukaddemâ arz eylediği takrîrin nihâyetinde bu ma'nâyı müfîd olan mahalli tercümânına tekrar kırâ'at etdirdi. Kapudan paşa hazretleri tarafından dahi elçilerin devletlerine mukaddem tahrîr eyledikleri cevâbın vürûduna «kat-ı madde ta'lîk olunmak münâsibdir» denildikde «bundan garaz tavassut maddesi ise muhâldir. Zîrâ devleteyn emr-i tavassutu devletimize tahrîr edüp kabûl olunmadığına binâen tekrar tahrîr etseler kendülere mûcib-i nakīsa-i şân olur, (68-b) buna binâen yazmazlar ve fi'l-asıl madde-i tavassut hâhiş-i tarafeyn ile olmalıdır. Ma'a-hazâ devletimiz tavassut kabûl etmez ve eğer birkaç gün te'hîr matlûb ise ne mâniʿ, takrîrimizde mezkûr olduğu vech üzere maddeyi Devlet-i aliyye kat' ve nizâmına şimdi ta'ahhüd etsün mâniʿ değil, beş-on gün te'hîr edelim, ve illâ maddenin kat'î cevâbını vermeğe bir gün taʿyîn edün, ve cevâbınız ne ise verün zîrâ me'mûriyyet-i kat'iyyem size arz olunalı otuz günden mütecâvizdir, ve habere devletim müterakkıbdır, bâ-husûs bizim ve müttefikimizin asâkiri hudûdlarda âmâde olup küll-i yevm bu kadar masârifi mûcib oluyor. Havfım budur ki devletim tarafından bir bârid haber vürûd ede ya'ni fesh-i sulh ve bu tarafa avdet eyle haberi gelmek endîşesindeyim, sonra elimden ser-rişte gidüp iş müşkil olur. Devlet-i aliyye murahhasları tarafından tekrar mukābele ve devleteyn tarafından haber vürûduna ta'lîk-i maslahat âhar irâdeye mebnî olmayup garaz ancak husûl-i tavassutdur. Çünki anlar tavassut kaziyyesinde devletinizden cevâb-ı redd almalariyle tekrar haber göndermeleri mümkin değildir. Bu sûretde Rusyalu anlara eğerçi mukaddemâ tavassut emrinde sizlere cevâb-ı redd verilmişidi, ancak Devlet-i aliyye husûl-i hüsn-i sûret maslahatını\nsizin tavassutunuza taʿlîk ediyor, tarafımızdan dahi rızâ verildi dese ne olur, murâd husûl-i madde ise bundan aʿlâ tarîk mi olur?» dediklerinde elçi-i mesfûr tavassut mutālebesi abes olduğun tekrâr ve «emniyyet dedikleri şey'i (69-a) devleteyn beyninde olan ahd ü mîsâka iʿtibârendir» dedikde «garaz münâkaşa değildir, vefâdârlık rüsûmuna riʿâyetiniz olsa Kaynarca musâlahasında izhâr-ı sebât edüp Aynalıkavak şurûtuna hâcet kalmaz idi» denildikde elçi-i mesfûr hacâletden muztarib olarak cevâba tasaddî ve «Aynalıkavak şerâiti Kaynarca musâlahasını fesh etmeyüp belki müfessiri olmağla o zamân ol vechile münʿakid olmasa iʿâde-i harb iktizâ eder idi. Ve hattâ bu madde dahi böylece katʿ olunmadığı takdirde muhârebe der-kâr olduğunu tekrâr ve beher hâl bir cevâb-ı katʿî verilsün» deyû isrâr eyledikde Devlet-i aliyye murahhasları tarafından ser-rişte katʿ olunmamak irâdesiyle çünki emr-i tavassut kabûlü mümteniʿ ve cevâb-ı katʿî ahzinde ısrârınız gayr-i mündefiʿ olduğu işbu meclisde müteʿayyin oldu. Bundan sonra husûs-ı mezkûr maʿrûz-ı evliyâ-yı devlet kılınur. Ne vechile irâde-i aliyyeleri taʿalluk ederse birkaç gün mürûrundan sonra yine bir mahalle ictimâʿ ile edâ-yı me'mûriyyet kılınur» dediklerinde mülâkāt-ı sâniye uzanmamak ve maddenin vasatı olmadığına binâen mülākāt-ı mezkûre diğer mülâkāta muhtâc olmayarak iki-üç gün zarfında cevâb-ı katʿî verilsün ve illâ muktezâ-yı me'mûriyetim üzere hâzırladığım takrîri takdîm ederim demekle beher hâl madde-i merkūme etrâfıyla mülâhazaya muhtâc olup baʿde'l-mülâhaza cevâbı verilür» denildikde taʿyîn-i vakitde ısrâr ve «mülâkāt ne gün olabilir» deyû istihbâr eyledikde «mülâkāt vakti (69-b) şimdi müteʿayyin olmak mümkin olmayup gayetü mâ-fi'l-bâb işbu meclisin iktizâ eden mahsûlü hâkipâ-yi evliyâ-yı naʿmâya arz olunup mülâkāt vakti taraflarından taʿayyün eyledikde tercümân vâsıtasıyla tarafınıza ihbâr olunur» denildikden sonra Rusya elçisi kelâma âğâz edüp «çünki kavm-i Tatar erbâb-ı fesâddan bir tâife olup devleteyn beynine ilkā-yi nifâkdan hâli olmadıklarına binâen serbestiyet ile şâyed bu gāile ber-taraf olur zann olunup Kaynarca musâlahasında serbestiyetlerine karar verildi. Maʿa-hazâ bu serbestiyet dahi müfîd olmayup gûnâgûn hâlât tekevvününe bâʿis oldular. Bilâhire Kırım'ın sekenesi devletimize tâbiʿ olup hânları dahi kasr-ı yed etmekle fî-mâ-baʿd mûcib-i nizâʿ olur, beyne'd-devleteyn bir şey kalmamak içün devletim dahi Kırım'ı zabt ve memleketine zamm eyledi. Devlet-i aliyye böylece kabûl ile matlûb olan senedi verdikden sonra Rusya Devleti'nin bir matlabı kalmayacağını ve mugāyir-i ahd bir gûne hâlete teşebbüs etmeyüp ahdinde sâbit-kadem olacağını Devlet-i aliyye'ye ifâdeye ve her vechile te'mîne me'mûrum, ve taʿahhüd ederim» dedi. İşbu mükâlemât esnâsında kapudan paşa hazretleri beş ve altı\ndefʿa ber-vech-i ilhâh França ve İngiltere devletlerinin tavassutlarını îrâd ve nice delâil ile elçinin ilzâmını murâd eyledi ise bir vechile müfîd olmayup elçi-i mesfûr lâ ve naʿam cevâbının bir an akdem verilmesi ve meclis-i sânînin iki-üç günü tecâvüz etmemesi bâbında kemâl [70a] mertebe ısrâr ve ibrâm ve ol vechile meclise hitâm verildi. \n\n Amma ba‘dü: Rusya elçisi mahall-i mükâlemeye vârid olmazdan mukaddem kapudan paşa ve Müftî-zâde ve re'îs efendi beyninde işbu sened mâddesi güzerân edüp Müftî-zâde Efendi kelâma ibtidâr birle «bu kâfirler Kırım'ı ahden ve seneden zabt etmediler, açıkdan açığa fuzûlî istîlâ ve ahdi nakz eylediler. Benim bildiğim bu bâbda dahi bunlara mümâşât bir türlü yakışmaz, hemen halt etmişiz. Devlet-i aliyye ahde mugâyir vazʿınıza tahammül etmez. Bildiğinizden kalmayasız denilüp katʿîce cevâb verilse ne lâzım gelür? cihânın intibâkı mı lâzım gelür? kâfir sefer eder ise de Allah'dan istiʿânet ile mukābele ederiz, işin doğrucası böyledir, lâkin öteden berü işlerin içinde bulunduğumuza binâen mizâc-ı Devlet-i aliyye maʿlûmdur. Binâberîn mükâlemelerde sükûtdan gayri elimizden bir şey gelmez, yoğise elçi kâfirinin sözlerine mukābil söz mü bulunmaz?» deyicek kapudan paşa hazretleri mukābele edüp «belî hakîkat-i hâl böyledir, lâkin düşman bir değil ikidir ve ikisi dahi kuvvetlüdür. Bizim askerimizde ise râbıta ve sebât olmadığı muhakkakdır, ceng ise üç şey'e tevakkuf eder, biri asker, diğeri hazîne ve âharı bu askeri iʿmâle kādir vüzerâdır. Devletimizde ise şimdiki hâlde bunların birisi yok, İngiltere elçisi ile Kalyoncu kışlağında geçen gün mülâkāt olunup fî-nefsi'l-emr mesfûr beni ilzâm etdi. Böyle [70b] bî-râbıta muhârebeye bedʿ olunsa maʿâz-Allah netîcesi vahîm olup bu bâbda Devlet-i aliyye'ye sadâkat şimdiki hâlde bir iş çıkarmayup oluriyle bu işi kapatup baʿdehû tedârükümüze bakup kuvvet kesb etmekdir, sonra her iş âsân olur, França ile İngilterelü beyninde olan muhârebe bize numûne yeter. Mukaddemâ Françalu mağlûb oldukda sulhü oluriyle tanzîm edüp baʿdehû kendüye nizâm vermekle bak şimdi ne vechile gâlib oldu» deyicek Müftî-zâde Efendi «fî-nefsi'l-emr buyurduğunuz gibidir» deyü mülzem olmuş.",
          "caption": "Vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya ve taleb-kerden-i mesfûr cevâb-ı katʿî ez-Devlet-i aliyye berâ-yi madde-i Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_043.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya ve taleb-kerden-i mesfûr cevâb-ı katʿî ez-Devlet-i aliyye berâ-yi madde-i Kırım",
          "text": "Rusya elçisinin bundan akdem arz eylediği takrîrine meclis-i meşveretde karâr-gîr-i ârâ olan cevâb (67-b) iʿtâ olunmak üzere işbu doksansekiz senesi Muharreminin yirminci isneyn günü Aynalı-kavak sâhil-sarayında vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri ve sâbıkā İstanbul kadısı Müftî-zâde Ahmed Efendi ve reisülküttâb efendi hâzır oldukları hâlde Rusya elçisi dahi gelüp icrâ-yı rüsûm-ı âdiye akabinde reisülküttâb efendi kelâma ağâz edüp «bundan akdem vukūʿ bulan mükâlemede güzerân eden ebhâs ile hülâsa-i me'mûriyetiniz maʿrûz-ı evliyâ-yı devlet kılınup bi-etrâfihâ mülâhaza olundu. Devlet-i aliyye Rusyalu ile olan musâlahasında sâbit-kadem ve muhârebe ve âhar bir fikre zâhib olmadığı gayr-i mübhem olduğundan gayri Kırım maddesinin dahi França ve İngiltere devletleri müteʿahhid oldukları hâlde bir râbıta-ı haseneye rabt olunmasına râzıdır» dedikde elçi-i mesfûr cevâba mübâderet ve «devleyeteyn-i mezkûreteyn bu maddeye tavassutu mukaddemâ Rusyalu'ya tahrîr ve işâret eylediklerinde kabûl olunmayup Devlet-i aliyye'yi fakat bu maddenin husûlüne tergīb ederseniz siz bilürsüz denilmiş idi. Eğer elçileri madde-i tergīb ve teşvîki arz etmediler ise me'mûriyyetlerini îfâ etmemiş olurlar ve tavassuta dâir bir şeyi olmadığı geçen meclisde dahi tarafımdan söylenmiş idi» dedikde re'is efendi kelâmını tekrâr ve «elçiler ifâde-i hâl ve îfâ-yı me'mûriyyetde kusûr ihtiyâr etmediler, ancak maddenin katʿını îrâd eylediklerinde mücerred Devlet-i aliyye'ye itmi'nân gelmek içün\nmadde-i mezbûrenin kabûl edeceği (68-a) hüsn-i sûret anların tavassutlariyle olmak irâde olunup bu irâdeyi devletlerine tahrîr etmeleriyle haber vârid olmaksızın nizâm-ı maddeye mübâşeret münâsib olmadığından gayrı bu maddenin hod be-hod katında Devlet-i aliyye'ye itmi'nân-ı tâm hâsıl olmayacağı zâhirdir» dedikde elçi-i mesfûr «tavassut maddesini devletim kabûl etmeyeceği meczûmum, ancak hüsn-i sûret ta'bîrinden merâm nedir? benim me'mûriyetim meclis-i evvelde takrîrde musarrah olan lâ ve naʿam cevâblarının birini tahsîl etmekdir ve tavassut ta'bîrinin ba'dinde mezkûr ta'ahhüd kelimesinden garaz nedir?» dedikde hüsn-i sûret ta'bîrinden merâm tavassutlarını irâde eylediğimiz devleteyn elçileri ve biz ve siz bir mahalle gelüp maddeyi der-meyân ve anların inzimâm-ı tavassutlariyle bir sûret-i haseneye rabtdır. Ve taʿahhüd ta'bîrinden garaz dahi tanzîm olunacak sûret-i hasene i'timâda şâyân olmakdır» denildikde mesfûr i'âde-i kelâm ve me'mûriyyeti kat'î olduğun ifhâm edüp tavassut mutâlebesi ve tağyîr irâdesiyle te'hîr-i maslahat abes ve redd ile cevâb cengi îcâb eyleyeceğini îmâ ve mukaddemâ arz eylediği takrîrin nihâyetinde bu ma'nâyı müfîd olan mahalli tercümânına tekrar kırâ'at etdirdi. Kapudan paşa hazretleri tarafından dahi elçilerin devletlerine mukaddem tahrîr eyledikleri cevâbın vürûduna «kat-ı madde ta'lîk olunmak münâsibdir» denildikde «bundan garaz tavassut maddesi ise muhâldir. Zîrâ devleteyn emr-i tavassutu devletimize tahrîr edüp kabûl olunmadığına binâen tekrar tahrîr etseler kendülere mûcib-i nakīsa-i şân olur, (68-b) buna binâen yazmazlar ve fi'l-asıl madde-i tavassut hâhiş-i tarafeyn ile olmalıdır. Ma'a-hazâ devletimiz tavassut kabûl etmez ve eğer birkaç gün te'hîr matlûb ise ne mâniʿ, takrîrimizde mezkûr olduğu vech üzere maddeyi Devlet-i aliyye kat' ve nizâmına şimdi ta'ahhüd etsün mâniʿ değil, beş-on gün te'hîr edelim, ve illâ maddenin kat'î cevâbını vermeğe bir gün taʿyîn edün, ve cevâbınız ne ise verün zîrâ me'mûriyyet-i kat'iyyem size arz olunalı otuz günden mütecâvizdir, ve habere devletim müterakkıbdır, bâ-husûs bizim ve müttefikimizin asâkiri hudûdlarda âmâde olup küll-i yevm bu kadar masârifi mûcib oluyor. Havfım budur ki devletim tarafından bir bârid haber vürûd ede ya'ni fesh-i sulh ve bu tarafa avdet eyle haberi gelmek endîşesindeyim, sonra elimden ser-rişte gidüp iş müşkil olur. Devlet-i aliyye murahhasları tarafından tekrar mukābele ve devleteyn tarafından haber vürûduna ta'lîk-i maslahat âhar irâdeye mebnî olmayup garaz ancak husûl-i tavassutdur. Çünki anlar tavassut kaziyyesinde devletinizden cevâb-ı redd almalariyle tekrar haber göndermeleri mümkin değildir. Bu sûretde Rusyalu anlara eğerçi mukaddemâ tavassut emrinde sizlere cevâb-ı redd verilmişidi, ancak Devlet-i aliyye husûl-i hüsn-i sûret maslahatını\nsizin tavassutunuza taʿlîk ediyor, tarafımızdan dahi rızâ verildi dese ne olur, murâd husûl-i madde ise bundan aʿlâ tarîk mi olur?» dediklerinde elçi-i mesfûr tavassut mutālebesi abes olduğun tekrâr ve «emniyyet dedikleri şey'i (69-a) devleteyn beyninde olan ahd ü mîsâka iʿtibârendir» dedikde «garaz münâkaşa değildir, vefâdârlık rüsûmuna riʿâyetiniz olsa Kaynarca musâlahasında izhâr-ı sebât edüp Aynalıkavak şurûtuna hâcet kalmaz idi» denildikde elçi-i mesfûr hacâletden muztarib olarak cevâba tasaddî ve «Aynalıkavak şerâiti Kaynarca musâlahasını fesh etmeyüp belki müfessiri olmağla o zamân ol vechile münʿakid olmasa iʿâde-i harb iktizâ eder idi. Ve hattâ bu madde dahi böylece katʿ olunmadığı takdirde muhârebe der-kâr olduğunu tekrâr ve beher hâl bir cevâb-ı katʿî verilsün» deyû isrâr eyledikde Devlet-i aliyye murahhasları tarafından ser-rişte katʿ olunmamak irâdesiyle çünki emr-i tavassut kabûlü mümteniʿ ve cevâb-ı katʿî ahzinde ısrârınız gayr-i mündefiʿ olduğu işbu meclisde müteʿayyin oldu. Bundan sonra husûs-ı mezkûr maʿrûz-ı evliyâ-yı devlet kılınur. Ne vechile irâde-i aliyyeleri taʿalluk ederse birkaç gün mürûrundan sonra yine bir mahalle ictimâʿ ile edâ-yı me'mûriyyet kılınur» dediklerinde mülâkāt-ı sâniye uzanmamak ve maddenin vasatı olmadığına binâen mülākāt-ı mezkûre diğer mülâkāta muhtâc olmayarak iki-üç gün zarfında cevâb-ı katʿî verilsün ve illâ muktezâ-yı me'mûriyetim üzere hâzırladığım takrîri takdîm ederim demekle beher hâl madde-i merkūme etrâfıyla mülâhazaya muhtâc olup baʿde'l-mülâhaza cevâbı verilür» denildikde taʿyîn-i vakitde ısrâr ve «mülâkāt ne gün olabilir» deyû istihbâr eyledikde «mülâkāt vakti (69-b) şimdi müteʿayyin olmak mümkin olmayup gayetü mâ-fi'l-bâb işbu meclisin iktizâ eden mahsûlü hâkipâ-yi evliyâ-yı naʿmâya arz olunup mülâkāt vakti taraflarından taʿayyün eyledikde tercümân vâsıtasıyla tarafınıza ihbâr olunur» denildikden sonra Rusya elçisi kelâma âğâz edüp «çünki kavm-i Tatar erbâb-ı fesâddan bir tâife olup devleteyn beynine ilkā-yi nifâkdan hâli olmadıklarına binâen serbestiyet ile şâyed bu gāile ber-taraf olur zann olunup Kaynarca musâlahasında serbestiyetlerine karar verildi. Maʿa-hazâ bu serbestiyet dahi müfîd olmayup gûnâgûn hâlât tekevvününe bâʿis oldular. Bilâhire Kırım'ın sekenesi devletimize tâbiʿ olup hânları dahi kasr-ı yed etmekle fî-mâ-baʿd mûcib-i nizâʿ olur, beyne'd-devleteyn bir şey kalmamak içün devletim dahi Kırım'ı zabt ve memleketine zamm eyledi. Devlet-i aliyye böylece kabûl ile matlûb olan senedi verdikden sonra Rusya Devleti'nin bir matlabı kalmayacağını ve mugāyir-i ahd bir gûne hâlete teşebbüs etmeyüp ahdinde sâbit-kadem olacağını Devlet-i aliyye'ye ifâdeye ve her vechile te'mîne me'mûrum, ve taʿahhüd ederim» dedi. İşbu mükâlemât esnâsında kapudan paşa hazretleri beş ve altı\ndefʿa ber-vech-i ilhâh França ve İngiltere devletlerinin tavassutlarını îrâd ve nice delâil ile elçinin ilzâmını murâd eyledi ise bir vechile müfîd olmayup elçi-i mesfûr lâ ve naʿam cevâbının bir an akdem verilmesi ve meclis-i sânînin iki-üç günü tecâvüz etmemesi bâbında kemâl [70a] mertebe ısrâr ve ibrâm ve ol vechile meclise hitâm verildi. \n\n Amma ba‘dü: Rusya elçisi mahall-i mükâlemeye vârid olmazdan mukaddem kapudan paşa ve Müftî-zâde ve re'îs efendi beyninde işbu sened mâddesi güzerân edüp Müftî-zâde Efendi kelâma ibtidâr birle «bu kâfirler Kırım'ı ahden ve seneden zabt etmediler, açıkdan açığa fuzûlî istîlâ ve ahdi nakz eylediler. Benim bildiğim bu bâbda dahi bunlara mümâşât bir türlü yakışmaz, hemen halt etmişiz. Devlet-i aliyye ahde mugâyir vazʿınıza tahammül etmez. Bildiğinizden kalmayasız denilüp katʿîce cevâb verilse ne lâzım gelür? cihânın intibâkı mı lâzım gelür? kâfir sefer eder ise de Allah'dan istiʿânet ile mukābele ederiz, işin doğrucası böyledir, lâkin öteden berü işlerin içinde bulunduğumuza binâen mizâc-ı Devlet-i aliyye maʿlûmdur. Binâberîn mükâlemelerde sükûtdan gayri elimizden bir şey gelmez, yoğise elçi kâfirinin sözlerine mukābil söz mü bulunmaz?» deyicek kapudan paşa hazretleri mukābele edüp «belî hakîkat-i hâl böyledir, lâkin düşman bir değil ikidir ve ikisi dahi kuvvetlüdür. Bizim askerimizde ise râbıta ve sebât olmadığı muhakkakdır, ceng ise üç şey'e tevakkuf eder, biri asker, diğeri hazîne ve âharı bu askeri iʿmâle kādir vüzerâdır. Devletimizde ise şimdiki hâlde bunların birisi yok, İngiltere elçisi ile Kalyoncu kışlağında geçen gün mülâkāt olunup fî-nefsi'l-emr mesfûr beni ilzâm etdi. Böyle [70b] bî-râbıta muhârebeye bedʿ olunsa maʿâz-Allah netîcesi vahîm olup bu bâbda Devlet-i aliyye'ye sadâkat şimdiki hâlde bir iş çıkarmayup oluriyle bu işi kapatup baʿdehû tedârükümüze bakup kuvvet kesb etmekdir, sonra her iş âsân olur, França ile İngilterelü beyninde olan muhârebe bize numûne yeter. Mukaddemâ Françalu mağlûb oldukda sulhü oluriyle tanzîm edüp baʿdehû kendüye nizâm vermekle bak şimdi ne vechile gâlib oldu» deyicek Müftî-zâde Efendi «fî-nefsi'l-emr buyurduğunuz gibidir» deyü mülzem olmuş."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Külliyyât ve cüziyyât-ı umûrda, mâ-hâbe meni'steşâra kavline hürmet ve iʿtibâr öteden berü âdet-i hasene-i devlet-i ebed-karâr olmakdan nâşî bi-hasebi'l-iktizâ münʿakid olan baʿzı mecâlisde müctemiʿ olanlara dest-ârâ-yi hall ü akd-ı umûr olan zevât taraflarından mâdde-i matlûbenin beyân-ı hüsn ü kubhu teklîf olundukda baʿzısı ve-lein selem ve baʿzısı lâ nüsellim edâlarıyla ser-\npûş-endâz-ı hokka-i dehen ve baʿzıları cumûd-ı karîha ve belâdet-i sarîha ile leb-i sükûta mühr-zen olduklarından gayrı baʿde hitâmü'l-meclis birbirleriyle mülâkāta şitâb ve hayfâ benât-ı efkârımız mütevârî-i perde-i ihticâb olup ilzâm-ı hasma medâr iddihâr olunan leâlî-i ârâ-i tâb-dârî silk-i takrîre keşîde ve tabakça-i beyâna vazʿ u halîde eyleyemedik, zîrâ derece-i istiʿdâd-ı (71-a) mahzımız küberâ-i kavmin maʿlûmları oldukda [Mısra:] El-câhilûne li-ehli'l-ʿilmi aʿdâ' fehvâsı üzere bu feyz-i gayr-i müktesebi hakkımızda istiksâr ve belki bir belâya giriftâr edecekleri âşikâr olduğiyçün men sahete necâ vâdisini ihtiyâr eyledük deyü mufâhare ve min gayr-i hükmin tezyîf-i ârâ-i ehl-i ʿukūle mücâsereleri an-asıl maʿlûm olmağla su'âl-i mukaddere cevâb zemîninde bundan akdem vâkiʿ olan meşveret akîbinde huzzârın cümlesine hitâb ve işbu serd olunan mevâdd umûr-ı cesîme-i dîniyye ve mülkiyyeden olup herkes hâtırına hutûr eden re'yi bilâ-ictinâb îrâd edüp havf-ı muʿâheze ve itâb ile istitâr-ı kelâm-ı Hak'dan mübâʿadet ve mehâbet-i meclis mâniʿ arz-ı re'y olduğu sûretde birkaç gün zarfında herkes iʿmâl-i fikr ü mülâhaza edüp mütâlaʿasını kethüdâ bey ve re'isülküttâb efendiye gelüp arz u takdîme mübâderet eylesün deyü emr ü tenbîh olunmuşidi. Bu esnâda hâlâ muhâsebe-i evvel olan Süleymân Feyzî Efendi kethüdâ beye gelüp Kırım mâddesine dâ'ir müzâkere hılâlinde kapudan paşa hazretlerinin İngiltere elçisiyle Kalyoncular kışlağında vukūʿ bulan mükâlemesi efendi-i mûmâ-ileyhe irâet olundukda bu mükâlemeye nazaran Moskov elçisi verilecek cevâb ile mülzem olmayacağı taʿayyün edüp elçi-i mesfûr (71-b) meclis-i mülâkātda cevâb-ı mezbûru adem-i ısgā ve devletime avdet ederim deyû ısrâr eder ise avdet-i harb takarrür eder. Hazînenin fıkdânı ve asâkirimizin adem-i râbıtası ve düşmanın taʿaddüdü ve Karadeniz'de Moskovlu'nun kebîr ve sagīr yüz elli pâre gemisi olduğundan başka Akdeniz'de dahi müttefiklerinden küllî donanma peydâ edeceği ve Moskov ve Nemçe'nin askerleri hudûd başlarında müheyyâ oldukları ecilden defʿaten hücumları ve serhadlerde el'ân anlara mukāvemet ve müdâfaʿaya vâfî askerimizin adem-i vücûdu hâtıra geldikce ârâm ve râhatı selb ediyor. Bunların teklîflerini kabûl müşkil olduğu gibi vakti mütâlaʿa ile ebvâb-ı cengin küşâdı dahi müşkil olduğu bî-iştibâhdır. Hoşimdi gayri çâre nedir? meclis-i meşveretde karâr bulan cevâb bir kerre elçiye verilsün, lâkin kabûl etmeyüp hakīkaten devletine avdet murâd eyler ise re'is efendi kendüye hitâb edüp senin böyle devletime avdet ederim diyeceğin\nbizim maʿlûmumuz değil idi, çünki me'mûriyetin böyle imiş, sûret-i hâli efendilerimize ifade edelim, ne gûne re'y buyururlar ise sana beyân ederiz, kelâmını edâ ve hakîmâne meclisi taʿlîk-i vakt-i âhar eylesün, yine bir yere gelünüp bir kat dahi müzâkere ve tarh-ı kurʿa-i müşâvere olunsun, zîrâ avâkıb-ı kârı mülâhaza lâzımdır makālâtını îrâd eyledi. Baʿdehû mükâleme-i mezbûre hâlâ defter emîni Ahmed Nazîf Efendi'ye (72-a) gösterildikde elçiye îrâd olunacak cevâb Kırım keyfiyyeti elçileri taraflarından França ve İngiltere devletlerine yazıldı, anlardan ecvibe gelmedikçe Devlet-i aliyye buna lâ ve naʿam diyemez kelâmından ibâret olacak idi. İşbu mükâlemenin mefhûmuna nazaran beher hâl İngiltere elçisi kapudan paşa hazretleriyle mülâkātını ve sûret-i müzâkeresini Rusya elçisine söylemişdir. Bu sûretde elçi-i mersûm verilecek cevâbı ısğâ eylemeyüp İngiltere Devleti'nin vürûd edecek haberini elçileri size ifade etdi ve França Devleti'ne dahi devletimiz katʿice mukaddem cevâb verdi, makālini der-meyân edeceği mukarrerdir. Mesfûr Rusya elçisi istimâʿ olunduğuna göre adem-i mümâşât sözünü aldıkda avdet edecek imiş, meclis-i mülâkātda avdet ve insirâfını tebyîn ve ısrâr ve bizim tarafdan dahi sen bilirsün muʿâmelesi gösterildiği gibi muhârebe kapıları açılacağı ve Nemçe ve Rusyalu ikisi birden müheyyâ olmalariyle serhaddâta hücumları bedîhîdir. Hudûdlarımızda aʿdâyı mukābeleye vâfî asâkir ve Karadeniz'de sevâhil-i islâmiyeyi muhâreseye kâfi ceng sefâinimiz olmadığı cümleye maʿlûmdur, bu bâbda kulûba hayret ârız oluyor. Kırım maddesini kabûl müşkil ve reddinde dahi hudûs-ı ceng muhakkak ve serhaddâtın kemâ-yenbağî asâkirden hulüvvü mukarrer ve celbi zamâna muhtâc idüğü ve aʿdâ vakit vermeyeceği nümâyân olmağın re'is efendi elçiye mülâkātında mücâb olmayup avdet sadedinde musırr olduğu hâlde hakîmâne ne işlerse (72-b) işleyip cevâb-ı katʿîyi meclis-i âhara taʿlîk eylemesi ve baʿdehû bir yere gelinüp tekrâr Bâb-ı âsafî'de bir meşveret-i umûmîye akd ve ilacı müşâvere olunması münâsib mülâhaza olunur deyû takrîr eyledi. Tevkîʿî Çelebi Mehmed Efendi dahi mükâleme-i mezkûreyi krâ'at eyledikde mukaddemâ tasmîm olunan cevâbı Rusya elçisi kabûl etmeyeceği zâhir oldu. Buna katʿî cevâb verildikde beher hâl feth-i ebvâb-ı cidâl iktizâ ve Rusyalu'nun sefâin-i menhûsesi Karadeniz sevâhiline ve müttefiki ile maʿan hudûdlarımıza eyyâm-ı şitâ demeyüp hücûm eyleyecekleri hüveydâdır. Bu sûretde bizim her cânibde müdâfaʿa-i aʿdâya vâfiye asâkirimiz olmadığı ve eyyâm-ı şitâda askeri istediğiniz gibi ihrâc ve düşman mukābiline îsâl mümkin olmadığı zâhir ve Tiflis hânı Moskovluya tebaʿiyyet ve Ananur tarîkiyle Moskovlu Tiflis ve Gürcistan'a araba işler yollar açdıkları ve tabur-ı makhûrunun ucu Tiflis'e geldiği bundan akdem Çıldır vâlisi Vezîr Süleyman Paşa hazretlerinin\nvürûd eden tahrîrâtında ve gönderdiği havâdis evrâkında muharrer olmağla ebvâb-ı ceng açıldığı gibi Tiflis hânı maʿiyyetinde olan Moskov askeri ile Çıldır ve Kars etrâfına Açıkbaş hâkimi Soloman dahi bir tarafdan Çıldır ve Faş ve Anakra'ya sû-be-sû itâle-i pây-i tecâvüz edecekleri muhakkakdır. Henüz Çıldır kılâʿını taʿmîr içün taʿyîn olunan ümenâ mahalline varalı iki ay oldu, ve gönderilen top ve mühimmât Trabzondan nakl olunamadı. (73-a) Ol havâli dahi müteʿaddid seraskerlere ve külliyetlü asâkir ve mühimmâta ve akçe ve zehâire muhtâcdır. Şîrâze söküldüğü hâlde küffâr-ı hâk-sâr her cânibden bizi işgâl içün taraf taraf baş gösterecekdir. Bunlar etrâfıyla mülâhaza olunup Moskov elçisine meclis-i mülâkātda katʿî cevâb verilmekden ise hakîmâne meclis-i âhara taʿlîk ve tekrâr bir meşverete dahi taʿvîk olunmak re'y-i savâb zann olunur, zîrâ avâkıb-ı kârı ve taʿaddüd-i husemâyı ve ahvâl-i Devlet-i aliyye'yi mütâlaʿa ve muvâzene lâzımdır» deyû takrîr eyledi. Rûznamçe-i evvel Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey-efendi'ye dahi mükâleme irâ'et ve bu husûsların müzâkeresine mübâderet olundukda tersâneye me'mûriyetim sebebiyle bu mükâlemeyi kapudan paşa hazretleri bana tamamca ifâde eyledi, ve şifâhen bana söylediği kelimâtda Kırım mâddesi sened verilmeksizin bir sûret kabûl edeceğini ve Nemçelü tarafından bir teklîf zuhûr etmeyeceğine taʿahhüd eyleyeceğini İngiltere elçisi beyân eylediğini dahi söyledi. Müşârün-ileyh hazretlerinin dediği gibi İngiltere elçisi sened iʿtâ olunmaksızın Kırım husûsunda devlet-i ebed-müddetin sükûtiyle işe râbıta verüp Nemçelü'nün dahi bir gûne tekliflerî olmayacağını tanzîm eylediği sûretde kendü akl-ı kāsırıma göre dokuz senedir sükût olunduğu gibi birkaç sene dahi iğmâz muʿâmelesini tecvîz eder idim, zîrâ ceng tahakkuk eyledikde ibtidâ an-akall otuz bin kise nakde ve asâkirin itâʿat ve sebâtlarına ve bahren ve berren (73-b) iki düşmana mukavemete vâfî tertîbâta muhtâc askerimizin adem-i zâbitaları ile aʿdâ taraf taraf hücûm eyledikleri hâlde vüzerâ ve zâbitâna adem-i inkiyâd ile perîşânlık göstermeleri, Sofya'da vukūʿ bulan hâdiseden ve altı-yedi aydır leylen ve nehâren bu kadar evâmir ısdâr ve mübâşirler tisyâr olunmuş iken henüz serhaddâta ve İsmâʿil ve Silistre ve Sofya'ya ve husûsâ düşmanın muvâcehesinde kâin Ada-kala'sına bi-ecmaʿihâ beş-altı bin yeniçeri îsâl olunamadığından istidlâl olunur kuvvet ve kudret Hakk'ın olup âciz ve mazlûma muʿîn olacağında eğerçi şübhemiz yokdur, lâkin âdât-ı ilâhiyye her şey'i esbâb ile halk ede-geldiği dahi inkâr olunmaz. Havâdis-i âtiyenin netâyicine ilm Hakk teʿâlâ'ya mahsûs olmağla esbâb-ı zâhirede min-külli'l-vücûh fıkdân der-kâr iken nusret-i gaybiyyeye istinâden böyle kavî düşmanlar ile ebvâb-ı harbi açmak tiryâkin hâsiyyet-i mechûlesine iğtirâr birle zehr-i mülhiki içmek gibidir, \n\n لا تشرب السم على جرعة وان تأتى لك ترياقه\nhudâ göstermeye bâdî-i emirde perîşânlık olur ise Devlet-i aliyye'ye yazık olur. Muhassal-ı kelâm re'îs efendi elçi ile mülâkātda elçi-i mesfûr mülzem olmayup elbette devletime avdet ederim der ise hakîmâne iskât ile bu emr-i pür-hatarı cümle ile tekrâr müşâvere içün cevâb-ı katʿîyi meclis-i diğere taʿlîk eylemesi münâsib olmak gerek deyû mütâlaʿasını ifade eyledi. Hâlâ Matbah-ı âmire Emîni Süleyman (74-a) Penâh Efendi'ye dahi zikr olunan mükâleme gösterilüp hülâsa-i fikr ü mütâlaʿası ihtiyâr olundukda «bu sefer evvelki seferlere kıyâs olunamaz. Karadeniz'in sâhilleri Moskovlu'nun yed-i tasarruflarında ve istimâʿ olunduğuna göre yüz elli pâre kebîr ve sagîr gemileri Azak denizi ve Kerş ve Yenikalʿa ve Özi suyu içinde mevcûd ve askerleri hudûd başlarında ve tabur-ı makhûrları serhadler karşularında işârete muntazır olmalariyle Moskov elçisine katʿî cevâb iʿtâ ve devletine avdet eylediği gibi harb tahakkuk eyleyeceği zâhirdir. Küffâr gemileri Bahr-i siyâh'a ve asker-i mahzûlleri serhadlerimize cerâd-ı münteşir gibi hücumlarında hâl niye varır, bu şehre otuz-kırk gün zahîre ve levâzım-ı zarûriyye gelmese başımıza kıyâmet kopar ve kendü derdimize düşeriz. Henüz bir gāile yoğiken ekmekler siyâhdır ve odun ve kömür bulunmuyor deyû bir alây nâs neler söylüyorlar, Bahr-i siyâh'da düşman gemilerinin önüne çıkacak bir gemimiz yoğiken ale'l-gafle a'dânın birkaç teknesi boğazdan taşralarda birkaç top atsa İstanbul'a gulgule düşüp ahâlisi birbirine girmekle cümlemizi şaşururlar. İşte bu sefer evvelki ile kıyâs olunmaz dediğimin sırrı budur. Geçen seferde ve eslâfda, Bahr-i siyâh'da Moskov'un donanması yoğidi. Benim akl-ı kāsırıma kalur ise defʿaten vâhideten ceng kapuları açılmamağa saʿy olunmak vâcib ve mükâleme-i âtiyede elçinin ilzâmı mümkin olmadığı sûretde cevâb-ı katʿî iʿtâ olunmayarak meclis-i diğere (74-b) taʿlîk ve tekrâr meclis-i umûm akd ve ittifâk-ı cümle ile karâr bulan tedbîr üzere hareket emr-i lâzım ve lâzibdir deyû takrîr eyledi. Kethüdâ-yı esbak Lâleli Mustafa Efendi dahi karîha-i baʿîdü'l-gavre mürâcaʿat ve çîre-destî-i mütehayyile ile levha-tırâz-ı sünûh olan tedbîr-i dil-pezîrini lisânen ifade etmeyüp re'îsülküttâb efendi tarafına takrîr irsâline mübâderet ve me'âlinde tavassut-ı devleteyne maddeyi taʿlîk ve hasmı ityân-ı delîl ile semt-i âştîye teşvîk hususlarını derc ve tenmîk etmiş, zikr olunan mükâleme kâğıdı hâlâ şeyhülislâm ve müftî'l-enâm sellemehü's-selâm hazretlerine dahi irsâl ve maddeye baʿde'l-ittılâʿ sudûr-ı kirâm hazerâtına dahi irâet olunmak ihâle-i re'y-i isâbet-iştimâlleri buyuruldukda İngilterelü ve gerek sâirleri el-küfrü milletün vâhidetün müeddâsınca yek-diğer ile muhâbere Devlet-i aliyye'yi ihâfe ve tevhîş ile Nemçelü ve Moskovlu'nun merâmlarını kabûl etdirmeğe ittifâk etdiklerinde şübhe yokdur. Lillâhi'l-hamdü ve'l-minne Devlet-i aliyye\ntedârükât-ı seferiyye ve tedâbîr-i masâlih-i cihâdiyyede tavk-ı beşer ihâta eylediğinden evfâ saʿy u ikdâm ediyor. Rabbülâlemîn muvaffak ede. Bizler Moskovlu ve Nemçelü ile muhârebeyi istemeyüp ahdimizde ber-karâr olduğumuzu beyân eder iken mesfûrlar ısğā etmeyüp üzerlerimize gelürler ise, Hudâ kerîmdir, hemen meclis-i meşveretde bi'l-ittifâk karâr bulan cevâb (75-a) Moskov elçisine verilür, görelim Hakk teʿâlâ ne gösterir ve bu mükâlemeyi sudûr-ı kirâm efendilere göstermek muktezî değildir» cevâblarını ifâde buyurdular. Baʿdehû sadrıazam hazretleri Tersâne-i âmire'ye debdebe-i vezîrâneleriyle güzâr ve defterdâr efendi ve sâir ricâl-i bâb ve Tersâne-i âmire emîni efendi ile meclis tahliye olunup iʿâde-i muhârebe husûsu miyâneye vazʿ ve mürettebât ve donanmanın tahmînine ve tedârükât-ı bahriyyenin ilâcına şurûʿ maddeleri istişâre olundukda, kapudan paşa kelâma ağâz edüp «ceng avdet eylediği hâlde yalnız Donanma-yı hümâyûn masârifi olarak on iki bin keseye muhtacız, bu dahi tahmîndir, on beş bin kese gitmek mukarrerdir, ve bundan katʿ-ı nazar kebîr ü sağīr sefâinimizin asâkir-i mükemmelesi takımlarını mülâhaza etdim, otuz altı bin asker iktizâ ediyor bu kadar nakde evvel-emirde ihtiyâç derkâr, mebâliğ-i mezbûre hâzır ve âmâde midir? İbtidâ anı su'âl ederim ve sâniyen otuz altı bin asker ne mahallerden ihrâc olunacakdır, deryâ askeri gemi ahvâlini bilür tâifeden olmak lâzımdır. Meclis-i meşveretde ulemâ efendilerin münâsib gördükleri vechile Moskov elçisine katʿî cevâb verilüp devletine avdet eylediği hâlde derhal küffâr Karadeniz içün âmâde eylediği sefâin-i menhûsesini çıkarup zahîre ve mühimmât gemilerimize hücûma başlayacak (75-b) muhâfazasız Tuna ve Karadeniz'den sefînelerimiz âmed-şüd edemez olur, tez elden ceng gemileri techîz ve askerini tekmîl ve ihrâc irâdesiyle her ne kadar saʿy eylesek üç aya tevekkuf eder, düşman ise vakit vermez. Muhassal-ı merâm donanmanın hâli böyle ve taraf-ı berrde iki düşmana mukābil olacak mürettebât ve asâkir ve masrûfât dahi buna kıyâs oluna benim bildiğim ebvâb-ı kıtâli küşâd hatarı mûcibdir» makālâtını sarâhaten îrâd eyledi.",
          "caption": "Takārîr-i ricâl-i devlet-i ebed-ittisâl berâ-yi Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_044.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Takārîr-i ricâl-i devlet-i ebed-ittisâl berâ-yi Kırım",
          "text": "Külliyyât ve cüziyyât-ı umûrda, mâ-hâbe meni'steşâra kavline hürmet ve iʿtibâr öteden berü âdet-i hasene-i devlet-i ebed-karâr olmakdan nâşî bi-hasebi'l-iktizâ münʿakid olan baʿzı mecâlisde müctemiʿ olanlara dest-ârâ-yi hall ü akd-ı umûr olan zevât taraflarından mâdde-i matlûbenin beyân-ı hüsn ü kubhu teklîf olundukda baʿzısı ve-lein selem ve baʿzısı lâ nüsellim edâlarıyla ser-\npûş-endâz-ı hokka-i dehen ve baʿzıları cumûd-ı karîha ve belâdet-i sarîha ile leb-i sükûta mühr-zen olduklarından gayrı baʿde hitâmü'l-meclis birbirleriyle mülâkāta şitâb ve hayfâ benât-ı efkârımız mütevârî-i perde-i ihticâb olup ilzâm-ı hasma medâr iddihâr olunan leâlî-i ârâ-i tâb-dârî silk-i takrîre keşîde ve tabakça-i beyâna vazʿ u halîde eyleyemedik, zîrâ derece-i istiʿdâd-ı (71-a) mahzımız küberâ-i kavmin maʿlûmları oldukda [Mısra:] El-câhilûne li-ehli'l-ʿilmi aʿdâ' fehvâsı üzere bu feyz-i gayr-i müktesebi hakkımızda istiksâr ve belki bir belâya giriftâr edecekleri âşikâr olduğiyçün men sahete necâ vâdisini ihtiyâr eyledük deyü mufâhare ve min gayr-i hükmin tezyîf-i ârâ-i ehl-i ʿukūle mücâsereleri an-asıl maʿlûm olmağla su'âl-i mukaddere cevâb zemîninde bundan akdem vâkiʿ olan meşveret akîbinde huzzârın cümlesine hitâb ve işbu serd olunan mevâdd umûr-ı cesîme-i dîniyye ve mülkiyyeden olup herkes hâtırına hutûr eden re'yi bilâ-ictinâb îrâd edüp havf-ı muʿâheze ve itâb ile istitâr-ı kelâm-ı Hak'dan mübâʿadet ve mehâbet-i meclis mâniʿ arz-ı re'y olduğu sûretde birkaç gün zarfında herkes iʿmâl-i fikr ü mülâhaza edüp mütâlaʿasını kethüdâ bey ve re'isülküttâb efendiye gelüp arz u takdîme mübâderet eylesün deyü emr ü tenbîh olunmuşidi. Bu esnâda hâlâ muhâsebe-i evvel olan Süleymân Feyzî Efendi kethüdâ beye gelüp Kırım mâddesine dâ'ir müzâkere hılâlinde kapudan paşa hazretlerinin İngiltere elçisiyle Kalyoncular kışlağında vukūʿ bulan mükâlemesi efendi-i mûmâ-ileyhe irâet olundukda bu mükâlemeye nazaran Moskov elçisi verilecek cevâb ile mülzem olmayacağı taʿayyün edüp elçi-i mesfûr (71-b) meclis-i mülâkātda cevâb-ı mezbûru adem-i ısgā ve devletime avdet ederim deyû ısrâr eder ise avdet-i harb takarrür eder. Hazînenin fıkdânı ve asâkirimizin adem-i râbıtası ve düşmanın taʿaddüdü ve Karadeniz'de Moskovlu'nun kebîr ve sagīr yüz elli pâre gemisi olduğundan başka Akdeniz'de dahi müttefiklerinden küllî donanma peydâ edeceği ve Moskov ve Nemçe'nin askerleri hudûd başlarında müheyyâ oldukları ecilden defʿaten hücumları ve serhadlerde el'ân anlara mukāvemet ve müdâfaʿaya vâfî askerimizin adem-i vücûdu hâtıra geldikce ârâm ve râhatı selb ediyor. Bunların teklîflerini kabûl müşkil olduğu gibi vakti mütâlaʿa ile ebvâb-ı cengin küşâdı dahi müşkil olduğu bî-iştibâhdır. Hoşimdi gayri çâre nedir? meclis-i meşveretde karâr bulan cevâb bir kerre elçiye verilsün, lâkin kabûl etmeyüp hakīkaten devletine avdet murâd eyler ise re'is efendi kendüye hitâb edüp senin böyle devletime avdet ederim diyeceğin\nbizim maʿlûmumuz değil idi, çünki me'mûriyetin böyle imiş, sûret-i hâli efendilerimize ifade edelim, ne gûne re'y buyururlar ise sana beyân ederiz, kelâmını edâ ve hakîmâne meclisi taʿlîk-i vakt-i âhar eylesün, yine bir yere gelünüp bir kat dahi müzâkere ve tarh-ı kurʿa-i müşâvere olunsun, zîrâ avâkıb-ı kârı mülâhaza lâzımdır makālâtını îrâd eyledi. Baʿdehû mükâleme-i mezbûre hâlâ defter emîni Ahmed Nazîf Efendi'ye (72-a) gösterildikde elçiye îrâd olunacak cevâb Kırım keyfiyyeti elçileri taraflarından França ve İngiltere devletlerine yazıldı, anlardan ecvibe gelmedikçe Devlet-i aliyye buna lâ ve naʿam diyemez kelâmından ibâret olacak idi. İşbu mükâlemenin mefhûmuna nazaran beher hâl İngiltere elçisi kapudan paşa hazretleriyle mülâkātını ve sûret-i müzâkeresini Rusya elçisine söylemişdir. Bu sûretde elçi-i mersûm verilecek cevâbı ısğâ eylemeyüp İngiltere Devleti'nin vürûd edecek haberini elçileri size ifade etdi ve França Devleti'ne dahi devletimiz katʿice mukaddem cevâb verdi, makālini der-meyân edeceği mukarrerdir. Mesfûr Rusya elçisi istimâʿ olunduğuna göre adem-i mümâşât sözünü aldıkda avdet edecek imiş, meclis-i mülâkātda avdet ve insirâfını tebyîn ve ısrâr ve bizim tarafdan dahi sen bilirsün muʿâmelesi gösterildiği gibi muhârebe kapıları açılacağı ve Nemçe ve Rusyalu ikisi birden müheyyâ olmalariyle serhaddâta hücumları bedîhîdir. Hudûdlarımızda aʿdâyı mukābeleye vâfî asâkir ve Karadeniz'de sevâhil-i islâmiyeyi muhâreseye kâfi ceng sefâinimiz olmadığı cümleye maʿlûmdur, bu bâbda kulûba hayret ârız oluyor. Kırım maddesini kabûl müşkil ve reddinde dahi hudûs-ı ceng muhakkak ve serhaddâtın kemâ-yenbağî asâkirden hulüvvü mukarrer ve celbi zamâna muhtâc idüğü ve aʿdâ vakit vermeyeceği nümâyân olmağın re'is efendi elçiye mülâkātında mücâb olmayup avdet sadedinde musırr olduğu hâlde hakîmâne ne işlerse (72-b) işleyip cevâb-ı katʿîyi meclis-i âhara taʿlîk eylemesi ve baʿdehû bir yere gelinüp tekrâr Bâb-ı âsafî'de bir meşveret-i umûmîye akd ve ilacı müşâvere olunması münâsib mülâhaza olunur deyû takrîr eyledi. Tevkîʿî Çelebi Mehmed Efendi dahi mükâleme-i mezkûreyi krâ'at eyledikde mukaddemâ tasmîm olunan cevâbı Rusya elçisi kabûl etmeyeceği zâhir oldu. Buna katʿî cevâb verildikde beher hâl feth-i ebvâb-ı cidâl iktizâ ve Rusyalu'nun sefâin-i menhûsesi Karadeniz sevâhiline ve müttefiki ile maʿan hudûdlarımıza eyyâm-ı şitâ demeyüp hücûm eyleyecekleri hüveydâdır. Bu sûretde bizim her cânibde müdâfaʿa-i aʿdâya vâfiye asâkirimiz olmadığı ve eyyâm-ı şitâda askeri istediğiniz gibi ihrâc ve düşman mukābiline îsâl mümkin olmadığı zâhir ve Tiflis hânı Moskovluya tebaʿiyyet ve Ananur tarîkiyle Moskovlu Tiflis ve Gürcistan'a araba işler yollar açdıkları ve tabur-ı makhûrunun ucu Tiflis'e geldiği bundan akdem Çıldır vâlisi Vezîr Süleyman Paşa hazretlerinin\nvürûd eden tahrîrâtında ve gönderdiği havâdis evrâkında muharrer olmağla ebvâb-ı ceng açıldığı gibi Tiflis hânı maʿiyyetinde olan Moskov askeri ile Çıldır ve Kars etrâfına Açıkbaş hâkimi Soloman dahi bir tarafdan Çıldır ve Faş ve Anakra'ya sû-be-sû itâle-i pây-i tecâvüz edecekleri muhakkakdır. Henüz Çıldır kılâʿını taʿmîr içün taʿyîn olunan ümenâ mahalline varalı iki ay oldu, ve gönderilen top ve mühimmât Trabzondan nakl olunamadı. (73-a) Ol havâli dahi müteʿaddid seraskerlere ve külliyetlü asâkir ve mühimmâta ve akçe ve zehâire muhtâcdır. Şîrâze söküldüğü hâlde küffâr-ı hâk-sâr her cânibden bizi işgâl içün taraf taraf baş gösterecekdir. Bunlar etrâfıyla mülâhaza olunup Moskov elçisine meclis-i mülâkātda katʿî cevâb verilmekden ise hakîmâne meclis-i âhara taʿlîk ve tekrâr bir meşverete dahi taʿvîk olunmak re'y-i savâb zann olunur, zîrâ avâkıb-ı kârı ve taʿaddüd-i husemâyı ve ahvâl-i Devlet-i aliyye'yi mütâlaʿa ve muvâzene lâzımdır» deyû takrîr eyledi. Rûznamçe-i evvel Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey-efendi'ye dahi mükâleme irâ'et ve bu husûsların müzâkeresine mübâderet olundukda tersâneye me'mûriyetim sebebiyle bu mükâlemeyi kapudan paşa hazretleri bana tamamca ifâde eyledi, ve şifâhen bana söylediği kelimâtda Kırım mâddesi sened verilmeksizin bir sûret kabûl edeceğini ve Nemçelü tarafından bir teklîf zuhûr etmeyeceğine taʿahhüd eyleyeceğini İngiltere elçisi beyân eylediğini dahi söyledi. Müşârün-ileyh hazretlerinin dediği gibi İngiltere elçisi sened iʿtâ olunmaksızın Kırım husûsunda devlet-i ebed-müddetin sükûtiyle işe râbıta verüp Nemçelü'nün dahi bir gûne tekliflerî olmayacağını tanzîm eylediği sûretde kendü akl-ı kāsırıma göre dokuz senedir sükût olunduğu gibi birkaç sene dahi iğmâz muʿâmelesini tecvîz eder idim, zîrâ ceng tahakkuk eyledikde ibtidâ an-akall otuz bin kise nakde ve asâkirin itâʿat ve sebâtlarına ve bahren ve berren (73-b) iki düşmana mukavemete vâfî tertîbâta muhtâc askerimizin adem-i zâbitaları ile aʿdâ taraf taraf hücûm eyledikleri hâlde vüzerâ ve zâbitâna adem-i inkiyâd ile perîşânlık göstermeleri, Sofya'da vukūʿ bulan hâdiseden ve altı-yedi aydır leylen ve nehâren bu kadar evâmir ısdâr ve mübâşirler tisyâr olunmuş iken henüz serhaddâta ve İsmâʿil ve Silistre ve Sofya'ya ve husûsâ düşmanın muvâcehesinde kâin Ada-kala'sına bi-ecmaʿihâ beş-altı bin yeniçeri îsâl olunamadığından istidlâl olunur kuvvet ve kudret Hakk'ın olup âciz ve mazlûma muʿîn olacağında eğerçi şübhemiz yokdur, lâkin âdât-ı ilâhiyye her şey'i esbâb ile halk ede-geldiği dahi inkâr olunmaz. Havâdis-i âtiyenin netâyicine ilm Hakk teʿâlâ'ya mahsûs olmağla esbâb-ı zâhirede min-külli'l-vücûh fıkdân der-kâr iken nusret-i gaybiyyeye istinâden böyle kavî düşmanlar ile ebvâb-ı harbi açmak tiryâkin hâsiyyet-i mechûlesine iğtirâr birle zehr-i mülhiki içmek gibidir, \n\n لا تشرب السم على جرعة وان تأتى لك ترياقه\nhudâ göstermeye bâdî-i emirde perîşânlık olur ise Devlet-i aliyye'ye yazık olur. Muhassal-ı kelâm re'îs efendi elçi ile mülâkātda elçi-i mesfûr mülzem olmayup elbette devletime avdet ederim der ise hakîmâne iskât ile bu emr-i pür-hatarı cümle ile tekrâr müşâvere içün cevâb-ı katʿîyi meclis-i diğere taʿlîk eylemesi münâsib olmak gerek deyû mütâlaʿasını ifade eyledi. Hâlâ Matbah-ı âmire Emîni Süleyman (74-a) Penâh Efendi'ye dahi zikr olunan mükâleme gösterilüp hülâsa-i fikr ü mütâlaʿası ihtiyâr olundukda «bu sefer evvelki seferlere kıyâs olunamaz. Karadeniz'in sâhilleri Moskovlu'nun yed-i tasarruflarında ve istimâʿ olunduğuna göre yüz elli pâre kebîr ve sagîr gemileri Azak denizi ve Kerş ve Yenikalʿa ve Özi suyu içinde mevcûd ve askerleri hudûd başlarında ve tabur-ı makhûrları serhadler karşularında işârete muntazır olmalariyle Moskov elçisine katʿî cevâb iʿtâ ve devletine avdet eylediği gibi harb tahakkuk eyleyeceği zâhirdir. Küffâr gemileri Bahr-i siyâh'a ve asker-i mahzûlleri serhadlerimize cerâd-ı münteşir gibi hücumlarında hâl niye varır, bu şehre otuz-kırk gün zahîre ve levâzım-ı zarûriyye gelmese başımıza kıyâmet kopar ve kendü derdimize düşeriz. Henüz bir gāile yoğiken ekmekler siyâhdır ve odun ve kömür bulunmuyor deyû bir alây nâs neler söylüyorlar, Bahr-i siyâh'da düşman gemilerinin önüne çıkacak bir gemimiz yoğiken ale'l-gafle a'dânın birkaç teknesi boğazdan taşralarda birkaç top atsa İstanbul'a gulgule düşüp ahâlisi birbirine girmekle cümlemizi şaşururlar. İşte bu sefer evvelki ile kıyâs olunmaz dediğimin sırrı budur. Geçen seferde ve eslâfda, Bahr-i siyâh'da Moskov'un donanması yoğidi. Benim akl-ı kāsırıma kalur ise defʿaten vâhideten ceng kapuları açılmamağa saʿy olunmak vâcib ve mükâleme-i âtiyede elçinin ilzâmı mümkin olmadığı sûretde cevâb-ı katʿî iʿtâ olunmayarak meclis-i diğere (74-b) taʿlîk ve tekrâr meclis-i umûm akd ve ittifâk-ı cümle ile karâr bulan tedbîr üzere hareket emr-i lâzım ve lâzibdir deyû takrîr eyledi. Kethüdâ-yı esbak Lâleli Mustafa Efendi dahi karîha-i baʿîdü'l-gavre mürâcaʿat ve çîre-destî-i mütehayyile ile levha-tırâz-ı sünûh olan tedbîr-i dil-pezîrini lisânen ifade etmeyüp re'îsülküttâb efendi tarafına takrîr irsâline mübâderet ve me'âlinde tavassut-ı devleteyne maddeyi taʿlîk ve hasmı ityân-ı delîl ile semt-i âştîye teşvîk hususlarını derc ve tenmîk etmiş, zikr olunan mükâleme kâğıdı hâlâ şeyhülislâm ve müftî'l-enâm sellemehü's-selâm hazretlerine dahi irsâl ve maddeye baʿde'l-ittılâʿ sudûr-ı kirâm hazerâtına dahi irâet olunmak ihâle-i re'y-i isâbet-iştimâlleri buyuruldukda İngilterelü ve gerek sâirleri el-küfrü milletün vâhidetün müeddâsınca yek-diğer ile muhâbere Devlet-i aliyye'yi ihâfe ve tevhîş ile Nemçelü ve Moskovlu'nun merâmlarını kabûl etdirmeğe ittifâk etdiklerinde şübhe yokdur. Lillâhi'l-hamdü ve'l-minne Devlet-i aliyye\ntedârükât-ı seferiyye ve tedâbîr-i masâlih-i cihâdiyyede tavk-ı beşer ihâta eylediğinden evfâ saʿy u ikdâm ediyor. Rabbülâlemîn muvaffak ede. Bizler Moskovlu ve Nemçelü ile muhârebeyi istemeyüp ahdimizde ber-karâr olduğumuzu beyân eder iken mesfûrlar ısğā etmeyüp üzerlerimize gelürler ise, Hudâ kerîmdir, hemen meclis-i meşveretde bi'l-ittifâk karâr bulan cevâb (75-a) Moskov elçisine verilür, görelim Hakk teʿâlâ ne gösterir ve bu mükâlemeyi sudûr-ı kirâm efendilere göstermek muktezî değildir» cevâblarını ifâde buyurdular. Baʿdehû sadrıazam hazretleri Tersâne-i âmire'ye debdebe-i vezîrâneleriyle güzâr ve defterdâr efendi ve sâir ricâl-i bâb ve Tersâne-i âmire emîni efendi ile meclis tahliye olunup iʿâde-i muhârebe husûsu miyâneye vazʿ ve mürettebât ve donanmanın tahmînine ve tedârükât-ı bahriyyenin ilâcına şurûʿ maddeleri istişâre olundukda, kapudan paşa kelâma ağâz edüp «ceng avdet eylediği hâlde yalnız Donanma-yı hümâyûn masârifi olarak on iki bin keseye muhtacız, bu dahi tahmîndir, on beş bin kese gitmek mukarrerdir, ve bundan katʿ-ı nazar kebîr ü sağīr sefâinimizin asâkir-i mükemmelesi takımlarını mülâhaza etdim, otuz altı bin asker iktizâ ediyor bu kadar nakde evvel-emirde ihtiyâç derkâr, mebâliğ-i mezbûre hâzır ve âmâde midir? İbtidâ anı su'âl ederim ve sâniyen otuz altı bin asker ne mahallerden ihrâc olunacakdır, deryâ askeri gemi ahvâlini bilür tâifeden olmak lâzımdır. Meclis-i meşveretde ulemâ efendilerin münâsib gördükleri vechile Moskov elçisine katʿî cevâb verilüp devletine avdet eylediği hâlde derhal küffâr Karadeniz içün âmâde eylediği sefâin-i menhûsesini çıkarup zahîre ve mühimmât gemilerimize hücûma başlayacak (75-b) muhâfazasız Tuna ve Karadeniz'den sefînelerimiz âmed-şüd edemez olur, tez elden ceng gemileri techîz ve askerini tekmîl ve ihrâc irâdesiyle her ne kadar saʿy eylesek üç aya tevekkuf eder, düşman ise vakit vermez. Muhassal-ı merâm donanmanın hâli böyle ve taraf-ı berrde iki düşmana mukābil olacak mürettebât ve asâkir ve masrûfât dahi buna kıyâs oluna benim bildiğim ebvâb-ı kıtâli küşâd hatarı mûcibdir» makālâtını sarâhaten îrâd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusya elçisinin ahz-i cevâbda gāyetü'l-gāye acelesi olmakdan nâşî baş tercümânını Kapıya irsâl ve «Kırım maddesinin cevâbı hazırmıdır?» deyû istihbâr ve «kangı gün mülâkāt olunacakdır» deyû su'âl, lâ ve naʿam cevâblarının bir an akdem verilmesinde istiʿcâl eylediğinden gayri Kırım maddesine cevâb olarak Devlet-i aliyye bir sûret ihzâr ve tanzîm eylediğini elçimiz\nistimâʿ etmekle lâkin lâ ve naʿam cevâbından gayri kelâm ile mülzem olmayacağını ve me'mûriyyeti cevâbeynden birini istihsâl olup tarîk-i âharı olmadığını kendülere mahsûs kasemler ile te'kîd ve keyfiyyet böyle ise beyhûde vakit izâʿat etmeksizin Devlet-i aliyye hemen matlûb olan iki cevâbın birini versün ve vaktin müsâʿadesi kalmadığına binâen bu bâbda te'hîr müntec-i hatar u âfet olduğun takrîr ve me'mûriyyeti katʿî olmağla eğer verilecek cevâb mukaddemâ îrâd olunan cevâbının mâ-ʿadâsı ise tekrâr mülâkātın dahi fâidesi olmadığını işrâb eyledi.\nTezyîl: اِسْتَعِينُوا عَلَى أُمُورِكُمْ بِالْكِتْمَانِ Hadîs-i şerîfine ittibâʿen her meclis-i meşveret (76-a) akabinde huzzâra taraf-ı sadâret-penâhîden muhassenât-ı iktitâm-ı serâir ve âfât-ı ifşâ-yi mâ-fî'z-zemâir tafsîl ü beyân olduğundan gayri aʿdâ-yi bed-peymân eğer Devlet-i ebed-bünyânın vakit tahsîli irâdesinde olduğunu hissetmek lâzım gelür ise fırsat-ı terâhî-i zamân vermeyüp matlûbâtını defʿaten îrâd ve bir-iki gün zarfında cevâb ahziyçün izhâr-ı ısrâr ve inâd eyleyeceği bedîdâr ve esrâr-ı Devlet-i aliyye erkân-ı saltanatın ıyâli mesâbesinde olup bunun bî-gâneden cilbâb-ı pûş-i istitâr olması lâzıme-i şerîta-i diyânet ve gayret olduğu misillû anın dahi vukūf-ı aʿdâdan hifz u siyâneti vâcibe-i zimmet-i ricâl-i devlet olduğun tekrâr be-tekrâr ihtâr ve baʿzen teklîf-i kasem ve tahlîf ihtiyâr etmişler iken \n\n Nazm: \n\n ولا اكتم لأسرار لكن اذ يمها / ولا ادع الأسرار يعلى على قلبي \n و أن قليل العقل من بات ليلة / بقلبه الأسرار جنبا على جنب \n\n mefhûmiyle âmil baʿzı vazîʿ ve hâmil dakîki celîl ve icmâli tafsîl eyleyerek her meşvereti nâse nakl ü ismâʿ ve bu mülâbese ile كُلُّ سِرٍّ جَاوَزَ الِاثْنَيْنِ شَاعَ me'âli netîce-pezîr ve giderek aʿdâ beyninde merâm-ı devlet-i ebed-müddet şöhret-gîr olup minvâl-i muharrer üzere tercümân-ı mesfûr elçisi tarafından işbu haber-i bârid ile vârid ve bundan sonra sükûn ve ârâma vakt-i me'mûriyyeti gayr-i müsâʿid olduğun takrîr edüp Moskovlu'nun bilâ-mehil lâ ve naʿam cevâbı ahzinde vakti kasr ve bir-iki güne hasr etmeleri Devlet-i aliyye'nin rûh-ı izâfîsi makāmında olan râz-ı mektûmunun ifşâsından ve baʿzı ehl-i meşveretin adem-i imsâk-i lisânından (76-b) neş'et eylediği su'âl-i mukaddere cevâb zımnında taraf-ı sadr-ı âlî-kadrden maʿrûz-ı atabe-i ulyâ kılınmağla ol-bâbda sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ki menbaʿ-i cûy-bâr-i hikmet ve mevrid-i füyûzât-ı fetânet ve reviyyetdir. Bi-aynihi bu mahalle kayd olundu.",
          "caption": "İrsâl-kerden-i elçi-i Rusya tercümân-ı hod berâ-yi tahsîl-i cevâb-ı mahûd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_045.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "İrsâl-kerden-i elçi-i Rusya tercümân-ı hod berâ-yi tahsîl-i cevâb-ı mahûd",
          "text": "Rusya elçisinin ahz-i cevâbda gāyetü'l-gāye acelesi olmakdan nâşî baş tercümânını Kapıya irsâl ve «Kırım maddesinin cevâbı hazırmıdır?» deyû istihbâr ve «kangı gün mülâkāt olunacakdır» deyû su'âl, lâ ve naʿam cevâblarının bir an akdem verilmesinde istiʿcâl eylediğinden gayri Kırım maddesine cevâb olarak Devlet-i aliyye bir sûret ihzâr ve tanzîm eylediğini elçimiz\nistimâʿ etmekle lâkin lâ ve naʿam cevâbından gayri kelâm ile mülzem olmayacağını ve me'mûriyyeti cevâbeynden birini istihsâl olup tarîk-i âharı olmadığını kendülere mahsûs kasemler ile te'kîd ve keyfiyyet böyle ise beyhûde vakit izâʿat etmeksizin Devlet-i aliyye hemen matlûb olan iki cevâbın birini versün ve vaktin müsâʿadesi kalmadığına binâen bu bâbda te'hîr müntec-i hatar u âfet olduğun takrîr ve me'mûriyyeti katʿî olmağla eğer verilecek cevâb mukaddemâ îrâd olunan cevâbının mâ-ʿadâsı ise tekrâr mülâkātın dahi fâidesi olmadığını işrâb eyledi.\nTezyîl: اِسْتَعِينُوا عَلَى أُمُورِكُمْ بِالْكِتْمَانِ Hadîs-i şerîfine ittibâʿen her meclis-i meşveret (76-a) akabinde huzzâra taraf-ı sadâret-penâhîden muhassenât-ı iktitâm-ı serâir ve âfât-ı ifşâ-yi mâ-fî'z-zemâir tafsîl ü beyân olduğundan gayri aʿdâ-yi bed-peymân eğer Devlet-i ebed-bünyânın vakit tahsîli irâdesinde olduğunu hissetmek lâzım gelür ise fırsat-ı terâhî-i zamân vermeyüp matlûbâtını defʿaten îrâd ve bir-iki gün zarfında cevâb ahziyçün izhâr-ı ısrâr ve inâd eyleyeceği bedîdâr ve esrâr-ı Devlet-i aliyye erkân-ı saltanatın ıyâli mesâbesinde olup bunun bî-gâneden cilbâb-ı pûş-i istitâr olması lâzıme-i şerîta-i diyânet ve gayret olduğu misillû anın dahi vukūf-ı aʿdâdan hifz u siyâneti vâcibe-i zimmet-i ricâl-i devlet olduğun tekrâr be-tekrâr ihtâr ve baʿzen teklîf-i kasem ve tahlîf ihtiyâr etmişler iken \n\n Nazm: \n\n ولا اكتم لأسرار لكن اذ يمها / ولا ادع الأسرار يعلى على قلبي \n و أن قليل العقل من بات ليلة / بقلبه الأسرار جنبا على جنب \n\n mefhûmiyle âmil baʿzı vazîʿ ve hâmil dakîki celîl ve icmâli tafsîl eyleyerek her meşvereti nâse nakl ü ismâʿ ve bu mülâbese ile كُلُّ سِرٍّ جَاوَزَ الِاثْنَيْنِ شَاعَ me'âli netîce-pezîr ve giderek aʿdâ beyninde merâm-ı devlet-i ebed-müddet şöhret-gîr olup minvâl-i muharrer üzere tercümân-ı mesfûr elçisi tarafından işbu haber-i bârid ile vârid ve bundan sonra sükûn ve ârâma vakt-i me'mûriyyeti gayr-i müsâʿid olduğun takrîr edüp Moskovlu'nun bilâ-mehil lâ ve naʿam cevâbı ahzinde vakti kasr ve bir-iki güne hasr etmeleri Devlet-i aliyye'nin rûh-ı izâfîsi makāmında olan râz-ı mektûmunun ifşâsından ve baʿzı ehl-i meşveretin adem-i imsâk-i lisânından (76-b) neş'et eylediği su'âl-i mukaddere cevâb zımnında taraf-ı sadr-ı âlî-kadrden maʿrûz-ı atabe-i ulyâ kılınmağla ol-bâbda sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ki menbaʿ-i cûy-bâr-i hikmet ve mevrid-i füyûzât-ı fetânet ve reviyyetdir. Bi-aynihi bu mahalle kayd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Benim vezîrim, gayri bu dinsizin cevâbına mümâşât mahzûru derkâr ve olmaz denildikde dahi sefer tahakkuk eder ne tedbîr olunur ise yine arz edesin, ben size hezâr be-hezâr kerre yazdım olur-olmaz makūlesini dâhil-i meşveret etdirmeyin deyû âhir-i kâr iş ayân oldu. Bizim devletimizin yâdigârları düvel-i nasârânın ricâlleri gibi hayırlu değillerdir. Zâhirde meclis-i şûrâda olan cevâbları mecmûʿu şâyiʿ etmişdir. Şimdi ne gûne tedbîre muhtâc ve mersûm elçiye ne cevâb verilmelü, iş bundadır ve haberi matlûbumdur. انتهى الحط السلطاني",
          "caption": "Sûret-i Hatt-ı Şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_046.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i Hatt-ı Şerîf",
          "text": "Benim vezîrim, gayri bu dinsizin cevâbına mümâşât mahzûru derkâr ve olmaz denildikde dahi sefer tahakkuk eder ne tedbîr olunur ise yine arz edesin, ben size hezâr be-hezâr kerre yazdım olur-olmaz makūlesini dâhil-i meşveret etdirmeyin deyû âhir-i kâr iş ayân oldu. Bizim devletimizin yâdigârları düvel-i nasârânın ricâlleri gibi hayırlu değillerdir. Zâhirde meclis-i şûrâda olan cevâbları mecmûʿu şâyiʿ etmişdir. Şimdi ne gûne tedbîre muhtâc ve mersûm elçiye ne cevâb verilmelü, iş bundadır ve haberi matlûbumdur. انتهى الحط السلطاني"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ânifen zikr olunduğu üzere baʿde'l-mükâleme Rusya elçisinden birkaç defʿa baş tercümânı gelüp lâ ve naʿam cevâbını istihsâl ve ifâte-i zemân kasdıyla maslahatı teʾhîr mûcib-i harb ü kıtâl olacağını tasrîh etmekle ihtiyâr-ı selm ü harb zımnında umûm meşvereti lâzım gelüp ehl-i meşveretin baʿzısı tafsîl-i hâle gayr-i vâkıf olduğuna binâen husemâ-i dîn ü devletin taʿaddî ve hazînenin fıkdânı ve bâ-husûs askerî tâ'ifesinin adem-i râbıtaları ve sâir esbâb ve ilel ve ârıza ve halel ale't-tafsîl bir kâğıda ihrâc olunup kable'l-meşvere (77-a) kırâʾat olunmak içün âmâde ve istîzân sûretinde atebe-i ulyâ-yi hüsrevâneye arz u ifâde olunup ruhsat-ı hümâyûn erzânî ve ol-bâbda sâdır olan hatt-ı şerîf-i cihân-bânî gāyet-i tehdîdi mutazammın ve envâʿ-i hikemi mütebeyyin olmağla işbu mahalle kayd olundu.",
          "caption": "Zikr-i tertîb-i meclis-i meşveret-i umûmiyye ve karâr-giriften-i madde-i iʿtâ-yi sened",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_047.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tertîb-i meclis-i meşveret-i umûmiyye ve karâr-giriften-i madde-i iʿtâ-yi sened",
          "text": "Ânifen zikr olunduğu üzere baʿde'l-mükâleme Rusya elçisinden birkaç defʿa baş tercümânı gelüp lâ ve naʿam cevâbını istihsâl ve ifâte-i zemân kasdıyla maslahatı teʾhîr mûcib-i harb ü kıtâl olacağını tasrîh etmekle ihtiyâr-ı selm ü harb zımnında umûm meşvereti lâzım gelüp ehl-i meşveretin baʿzısı tafsîl-i hâle gayr-i vâkıf olduğuna binâen husemâ-i dîn ü devletin taʿaddî ve hazînenin fıkdânı ve bâ-husûs askerî tâ'ifesinin adem-i râbıtaları ve sâir esbâb ve ilel ve ârıza ve halel ale't-tafsîl bir kâğıda ihrâc olunup kable'l-meşvere (77-a) kırâʾat olunmak içün âmâde ve istîzân sûretinde atebe-i ulyâ-yi hüsrevâneye arz u ifâde olunup ruhsat-ı hümâyûn erzânî ve ol-bâbda sâdır olan hatt-ı şerîf-i cihân-bânî gāyet-i tehdîdi mutazammın ve envâʿ-i hikemi mütebeyyin olmağla işbu mahalle kayd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Benim vezîrim, işbu manzûr-ı hümâyûnum olan hülâsayı meclise cemʿ olunacak erbâb-ı meşverete ifâde eyleyesiz. Hazîne ahvâlini ve sâir lâzım olan her ne ise cümlesini mülâhaza lâzımdır. Sefer bunlara tevakkuf eder, gayri şerîʿatimizin iktizâsı ve cümlenin ittifâkıyla ve meşveretleri karâriyle amel olunsun, ammâ sonra şu şey bilinmedi ve söylenmedi deyû kimse kimseye bahâne bulur ise ve meclisden sonra şöyle mülâhaza gerek idi deyû iʿtirâz-gûne söz söyler olur ise söylemesi vâcib olan vakitde sükût edüp sonra böyle nifâk-âmîz fiʿl ve hareket her kimden sudûr eder ise Kur'ân-ı münzel hakkıyçün ol-makūle kimse cezâsın bulur, ona göre hâlimizi ve vaktimizi ve tedârükâtımızı eyüce fikr eylesünler iki kavî düşmandan her hâlimiz gereği\ngibi mülâhaza ve kimse hakkı ketm etmeyüp cümlenin ittifâkı taraf-ı hümâyûnuma arz oluna Cenâb-ı Hakk tevfîk vere, âmîn. Yâ Muʿîn. \n\n Amma baʿdü: Binâen alâ-zâlik işbu doksan sekiz senesi Muharremü'l-harâmının yirmi üçüncü perşembe günü semâhatlû Şeyhülislâm Efendi hazretleri ve Kapudan Paşa ve Esseyyid Mustafa Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve Mekke ve Medîne maʿzûllerine gelince ulemâ-i aʿlâm ve Haremeyn muhâsebecisine dek maʿzûl ve mansûb ricâl-i devlet ve ocak ağaları ve kâtibleri bi-esrihim Bâbıâlî'de müctemiʿ olup (77-b) Moskovlu'nun Kırım ve Taman ve bi'l-cümle Kuban kendülerin mülkü olduğunu iʿtirâf zemîninde Devlet-i aliyye'den sened mutâlebesi mâddesine dâ'ir meclisde kırâ'at olunmak içün kaleme alınan kâğıt ve ol bâbda sâdır olan hatt-ı hümâyûn ve Rusya elçisiyle Aynalıkavak'da muahharen vâkiʿ olan mükâleme ve taleb eylediği sened-i mezkûrun sûreti ve mükâlemeden evvel ricâl-i Devlet-i aliyye'den baʿzılarının bu mâddeye dâ'ir başka başka alınan takrîrleri ve me'mûrların kazâlardan celb-i mâl ile asker ihrâc etmediklerine ve kıllet ve adem-i zâbıta-i askere dâ'ir ve Bender'de askerin adem-i kesretine ve on üç bin guruş topcularının mevâcibleri nakden ve havâleten irsâl olunmuşiken fakat dört bin guruş vâsıl ve mâ-ʿadâsını ocaklusu yedlerinde kaldığına müteʿallik Abdi Paşa hazretlerinin tevârüd eden tahrîrâtı hülâsası ve Rumeli eyâletinin zuʿemâ ve erbâb-ı tîmârı Belgrad cânibinde kışlamak üzere fermân olunmuşiken tâ'ife-i mezbûre kulubelerin ihrâk ve «bizler Belgrad etrâfında vâkiʿ karyelerde kışlayacağız» şâyiʿasıyla vilâyetlerine azîmet etmiş olduklarını ve Ada-i kebîr'den altmış nefer yamâkân firâr eylediklerini müşʿir Eflâk voyvodasının kapu kethüdâlarına gelen kâğıdı hülâsası birer birer kırâ'at ve mefâhîmi cümleye beyân olundu. Baʿdehû sadrıazam hazretleri kelâma ibtidâr edüp «işte düşmanların keyfiyyeti ve Devlet-i aliyye'nin her hâli cümlenize beyân olundu. Devlet-i aliyyenin hayırhâh kullarısız, hâtırınıza gelen her ne ise yaʿnî Devlet-i aliyye'ye göre ceng etmek veyâhud sened-i mezkûru vermek şıklarından kangısı hayırlu ise (78-a) ketm etmeyüp söyleyesiz bu iş Devlet-i aliyye'nin işidir, bir türlü vesvese etmeyesiz, filân şöyle söyledi ve filân böyle söyledi [deyü] gücenmek yoktur. Eğer ben bu meclisde söylenen söz içün gücenüp söyleyen kimseye nefsâniyyet eyler isem Allah'ın kılıcına uğrayayım, hakkı ketm edüp söylemeyen dahi muʿâheze-i İlâhîyye'ye mazhar olur, cümlemiz ind-Allah rûz-i cezâde mes'ûl olacağız huzûr-ı Hakk'da ne şekil söyleyecek iseniz bu meclisde dahi ol vechile söyleyesiz, bunda büyüklük küçüklük olmaz sened mi verilecek ceng mi açılacak bu meclisde katʿ olunmalıdır. Meclis-i âhara taʿlîki veyâhud iki cevâbdan birinin gayri cevâb verilmesi mümkin değildir» makālâtiyle,\n[Mısra:]\n\nYâ seferdir yâ tahammül ikiden hâlî değil\n\nmücmelini tafsîl buyurduklarında cümle huzzâr ser-ber-zemîn-i mülâhaza vü efkâr ve bâdi-i emirde sükût ile münselib-i yârâ-yi iktidâr oldular. Ba'dehû sadrıazam hazretleri semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretleriyle müttefikan huzzâra hitâb ve «niçin sükût ediyorsuz, hak ne ise söylemelüsüz» diyerek ulemâ efendilere teveccüh buyurduklarında, İstanbul kādısı esbak Sadık Molla Efendi derîçe-bâz-ı cevâb ve «za'f-ı devlete dâir îrâd olunan a'zâra nazaran şimdiki hâlde musâlaha muhârebeye râcih ve re'y-i savâb görünüyor» demeleriyle İstanbul kadısı sâbık Müftî-zâde Ahmed Efendi ta'kîb ve «bizler emîrü'l-mü'minîn olan padişahımızın re'y ve emirlerine zâhiren ve bâtinen mutîʿ ve münkādız. Bu madde niçün böyle oldu bizlerden ta'rîz vukūʿu mümkin değildir» diyerek sadrıazam hazretlerine teveccüh birle «siz pâdişâhımızın vekîl-i mutlakısız, bu bâbda re'y-i pâdişâhî ne ise buyurun bizler dahi semi'nâ ve eta'nâ derüz» (78-b) zemîninde bir garîb mukaddeme tertîb eyledikde, sadrıazam hazretleri mukābele edüp «efendi bu söz söz değildir bu madde re'y-i vâhid ile yürümez, cümleye râciʿ bir maslahat-ı cesîmedir, eğer pâdişâhın ve benim re'yimle katʿ olunacak maddeden olsa sizlerin bu meclise da'vetiniz iktizâ etmez idi, bu maslahat ne vechile kat' olunacak ise ulemâ efendiler ve ricâl-i Devlet-i aliyye ve ocaklar agavât ve zâbitânı ittifakları ile katʿ olunmaludur. Tabîat-ı maslahat böyle olduğundan başka şevketlû pâdişâhımızın dahi murâdı budur» dediklerinde huzzârdan ekseri «fi'l-hakīka cümle ittifakiyle olmaludur» deyû tasdîk eylediler. Ricâl-i Devlet-i aliyye'den bazılarının şimdiki hâlde bu za'f ile sefer açılmak münâsib olmadığına dâir mukaddemâ kaleme alınan takrîrleri bu mahalde kırâ'at olunmağla tamâm oldukdan sonra sadrıazam hazretleri «işte bu efendilerin re'yi budur, lakin işbu re'yler maslahatı katı' olmayup bu hâl ile seferin adem-i cevâzına dâir bir mukaddemedir, netîce değildir, netîce işbu meclisde verilecekdir, bakalım bi'l-ittifak re'y nedir» dediklerinde kapudan paşa hazretleri kelâma ibtidâr ve «ceng esbabiyle olmaludur. Henüz esbâb-ı ceng ü peykârdan olan hazîne ve asker keyfiyyeti ma'lûm-ı sıgār u kibâr olup bilâ-esbâb muhârebeye tasaddî müntic-i âfât olduğu bî-irtiyâbdır, evvel-emirde bunu mülâhaza etmelüdür. İngiliz elçisiyle mülâkātında elçi-i mesfûr şu Kırım maddesini Devlet-i aliyye'den sened verilmeyerek hemen Rusyalu'da kalmasını ikrâriyle tanzîm mümkindir demişidi» deyicek Müftî-zâde Efendi mukābele edüp «ben meclisde berâber idim, Moskov elçisine her türlü söz söylendi (79-a) lâkin kâfir mücâb olmayup sened verilmemek\nşöyle dursun belki senedin elfâzını bile tağyîre râzı olmayacağı muhakkakdır. Kapudan Paşa hazretleri França ve İngiltere'den gelecek habere taʿlîkan beş-on gün te'hîr etmesini birkaç defʿa îrâd eyledikde üç günden ziyâde te'hîr edemiyeceğini beyân eyledi. Bilâhire pek güzel, beş-on gün sabr edeyim, vaʿde hulûlünde senedi istediğim gibi vereceğinize şimdi taʿahhüd edin dedi. Kâfirin gurûru bu derecelerde olduğunu ifhâm ve katʿ-ı kelâm eyledikde Rumeli kazaskeri efendi kelâma mübâderet ve «bu sened Moskovlu'ya verildiği sûretde fî-mâ-baʿd bir âhar teklîfe mübâşeret etmeyeceğine bir âhar devleti kefîl verir mi?» demekle «kefâlet böyle dursun henüz França ve İngilterelü'nün tavassutlarını bile kabûl etmedi» denildikde «yâ sözünde sebât ve adem-î sebâtı neden maʿlûm olmalı deyicek şimdiki hâlde iddiʿâsı böyledir ve bundan sonra bir matlabım yokdur, der ve kendüsü taʿahhüd eder, lâkin sözünde durur mu? durmaz mı? Hakk teʿâlâ bilür» denildi. Baʿdehû efendi-i müşârün-ileyh iʿâde-i kelâm edüp «siz Kaynarca ve Aynalı-kavak ahidlerinde durmadınız, şimdi bize ne vechile iʿtimâd gelebilür senedi size verelim lâkin bize bir kefîl verin» deyû elçiye bir defʿa söylense dediklerinde Müftî-zâde Efendi mukābele edüp «efendi sen ne söylüyorsun, herif üç güne dek yâ sened yahud cevâb der, hattâ işbu perşembe günü cevâba muntazır olacak idi. Bu gün dört gündür sabrına ben taʿaccüb ediyorum» demekle sadrıazam hazretleri ve reisülküttâb efendi «elçi yine sabr etmedi mükâlemenin ertesi salı günü tercümânını gönderüp su'âl ve taʿcîlde (79-b) kusûr etmedi» dediler. Kapudan paşa hazretleri «efendiler, ağalar bu bâbda re'yiniz ne ise durmayup söyleyin» dediklerinde Matbah-ı âmire emîni Penâh Süleyman Efendi kelâma ağâz edüp «işte askerimizin ve hazînemizin hâli kırâ'at olunan evrâkdan maʿlûm ve an-asıl cümlenin dahi mû-be-mû bildiği ahvâldir. Muhsin-zâde merhûmun sadâretinde livâ-i şerîf ve Ordu-yi hümâyûn Şumnu'da iken mahrûse-i Edirne Şumnu'ya bir adım yer iken otuzbir gün mahsûr olduk Edirne'den bir şahıs ve bir kâğıt gelmenin imkânı olmadı ve Edirne ahâlisi imdâdımıza gelmek şöyle dursun kendi başları derdine düşüp Edirne'den firâr esbâbını ihzâra başladılar, o zaman düşman yalnız Moskov idi şimdi ise Nemçe dahi müttehiddir, ikisi dahi kavî düşmanlardır» der iken kapudan paşa hazretleri sözü kesdirüp «düşman iki değildir, üç-dörtdür. Zîrâ Venedik dahi müteheyyidir. Gürcistan meliki dahi Moskovlu'ya tebâʿiyyet eyledi, bu sûretde Anadolu'dan ve Rumeli'den denizden ve karadan hücûma hazır dört düşmanımız vardır» dedi. Süleyman Penâh Efendi yine kelâma başlayup «işte düşmanlar böyle iken ve Devlet-i aliyye'nin zaʿf-ı hâli zâhir iken bunlara cevâb verildiği hâlde adem-i mukāvemet ve sâir gavâil şöyle dursun maʿâz-Allahü teʿâlâ düşmanın birkaç kıtʿa\ngemisi Karadeniz boğazının hâricine gelüp birkaç top atsa ve İstanbul ahâlisinin zahîresi Karadeniz'e münhasır olmağla zahîremizi katʿ etse İstanbul'un hâli neye müncer olur, böyle vakt-i hazarda zahîre peyâpey gelmekde iken ekmekler siyâh idi, şöyle idi, böyle idi (80-a) İstanbul'lu türlü türlü kīl u kāl ihtirâʿ ediyorlar, ʿıyâzen billâhi teʿâlâ ol vakit gavâil-i seferiyyeyi bırağup İstanbul zahîresini fikr etmeli. Benim bildiğim bunun hayırlusu bu işi sulh ile katʿdır» dedi. Sadrıazam hazretleri tekrâr kelâma ibtidâr ve «benim murâdım sefer olmasun demek ve muhârebeden kaçmak değildir. Bir nefsim var uğur-ı dîn ü devletde fedâ olsun, cihân kimseye bâkī değildir, esbâb mükemmel olsa bir gün durmayup ne olmak ihtimâli var» diyerek hemen mütevekkilen ʿalâllah ebvâb-ı harbi küşâde eder idim, lâkin esbâb mütehammil değil ben şu mesnede geleli bir sene ancak oldu, benden evvel gelenler istihsâl-i esbâb-ı cenge katʿâ mübâşeret etmediler sâir esbâb şöyle dursun ihtiyât içün zehâir-i seferiyye nâmiyle bir dâne zahîre dahi tedârük eylemediler, cümleniz bu meclisdesiz, öyle değil midir? Benim me'mûr olduğum vakitlerde bir habbe zahîre bir mahalle tehyi'e olunmuş mu idi?» deyicek cümle huzzâr tasdîk ve hâl böyle olduğunu takrîr eylediler. Baʿdehu sadrıazam-ı gayret-şiʿâr yine kelâma ibtidâr edüp «me'mûr olduğum günden berü katʿâ boş durmadım, leyl ü nehâr sarf-ı mâ-hasal-ı iktidâr ederek cümlenizin maʿlûmu olan mertebe tedârükât tehyi'e edebildim, hâlâ seraskerler olan mahallere ve sâir ol etrâfa sefer olur mülâhazasiyle Ordu-yı hümâyûn mürûr edecek yerlere vâfir zehâir cemʿ olundu. Ve seraskerler ve başbuğlar maʿiyyetlerine ve iktizâ eden mahallere gönderilmek içün Varna'ya top ve mühimmât gönderildi, hattâ bir mikdârı seraskerlere ve mevâziʿ-i sâireye îsâl olunduğu cümlenin maʿlûmudur. Sadrıazama bârid söz söylenmez demeyüp imkân-ı ʿâdîsi olan tedârükâtda (80-b) kusûr etdim ise bayağı âdem farz edüp söyleyün, bana şöyle söylediler deyû nefsâniyyet icrâsı kaydına düşer isem Allahü teʿâlâ belâmı versün» dediklerinde cümlesi yek-zebân-ı vifâk olarak «sizin katʿâ kusûrunuz olmadığı ve endek müddetde bundan ziyâde himmet ve ikdâm olamadığı zâhirdir» dediklerinde sadrıazam hazretleri iʿâde-i kelâm ve işbu vakitde tedârükâtımız ancak bu rütbeye resîde olup lâkin mukābele-i düşmana kâfi olmadığını cümleye ifhâm üzerime lâzım ve küllî tedârük gördüm» deyû lâf ü güzâf edüp iftihâr etmem doğruca söylerim, bakın görün meclisi buna göre katʿ edin» dediler. Muhâsebe-i evvel Süleyman Feyzi Efendi kelâma bedʿ edüp «siz her şey'i doğruca ve güzelce söylediniz, devletimiz şerîʿat-i mutahharaya merbût olmağla muktezâsını ulemâ efendiler beyân buyursunlar» deyicek Müftî-zâde Efendi ve Tevfik Efendi mukābele birle «muhârebe ve musâlahatın cevâzı ev-\nvelâ Devlet-i aliyye'nin za'f u mikneti ma'lûm olmağa mütevakkıf olup ulemânın bu madde ma'lûmları olmadığını ifâde eylediklerinde sadrıazam hazretleri cevâba mübâşeret ve za'f u miknete dâir husûsât yegân yegân beyân ve bir mübhem şey kalmadığı zâhir ve ayân olup evvelâ hazîne husûsu ki aʿzam-ı esbâb-ı miknetdendir, işte defterdâr efendi, su'âl olunsun\" dediklerinde defterdâr efendi \"şimdiki hâlde sefer yoğiken Devlet-i aliyye'nin masârifi îrâdına gâlibdir\" dedi. Sadrıazam hazretleri yine i'âde-i kelâm edüp \"Darbhâne-i âmire'yi derseniz, işte darbhâne emîni (81-a) efendi dahi bundadır, söylesün, darbhânede el-yevm mevcûd olan akçe yedi bin keseye bâliğ olabilir, ol dahi kapudan paşanın ifâdesi üzere yalnız donanma masârifinin ancak nısfına vefâ eder, gelelim asker husûsuna, işte ocaklar ağaları bundadır, henüz şitâ askerini ihrâca me'mûr olanların askere ve arabaya bedel akçe aldıkları ve onüç bin guruş Bender topçularının mevâcibi gönderilmiş iken kal'aya dört bin guruş varup mâʿadâsı ekl olunduğu şimdi okunan kâğıddan münfehim oldu. Asker bedeli el'ân ocak mübâşiri kim ise elbette cezâsı icrâ olunur ve bunlar lûtf-i Hakk ile nizâm bulmaz değil, bulur, lâkin vakte muhtâc, düşmanlarımız ise hudûdlarda hâzırdır\" Baʿdehû topcu-başıya hitâb edüp \"ağa bu onüç bin guruş noksân, niçün, gidüp küsûrunu kim aldı\" deyicek \"bu akçe vaktimde gönderilmedi, habîr değilim, tashîh eder hâkipâye ifâde ederim\" dedikde yine sadrıazam hazretleri kelâma ibtidâr birle \"bunlar ne işlesünler nice müddetden berü zâbıta-i askeriyye fâsid olmuş, bunlar ne şekil buldular ise böylece kullanırlar, nizâmına sa'yleri yok değil gerek yeniçeri ağasının ve gerek sâir ocak ağaları ve zâbitlerinin gayretleri var, lâkin vakte muhtâc bunları mu'âhezenin ne fâidesi var meselâ ocağın niçün böyle ve bu mübâşir hilâf-ı me'mûriyyet harekete nice cesâret etdi deyû yeniçeri ağasını mu'âheze etsem, ağa olalı üç ay oldu ne bilsün ve ne yapsun, darılup azl etsem yerine olacak âdemin hâlini ne bileyim, tecrübeye muhtâc, şimdiki hâlde bunu tecrübe edelim, inşâ-Allahü teʿâlâ sa'y eder, ve illâ bunu azl bir şey değil lâkin (81-b) kable't-tecrübe azlin ma'nâsı ve fâidesi yok, kusûru dâhil buna kıyâs olunur. İşte asker hâli dahi böylecedir, esbâb-ı seferiyyenin biri dahi müdebbir-i asker olacak vüzerâdan aslah mevcûd olup seraskerliğe intihâb eylediğimiz vüzerânın seleflerinin hâlleri cümlenizin ma'lûmlarıdır. Devletin derece-i za'f ve mikneti işbu ta'dâd eylediğimiz esbâb ile zâhir olacak, işte birer birer beyân eyledim. Verilecek cevâb-ı şer'î buna nazaran verilsün\" dediler. Baʿdehû ricâl-i Devlet-i aliyye'ye ve ocak ağalarına hitâb edüp \"ağalar, efendiler işbu beyân olunan hâlât böyle değil midir? Ziyâde ve noksânı var mıdır? düşmanlarımıza mukābele edecek asker tedârükünün imkânı var ise söy-\nleyin» buyurduklarında ricâl-i Devlet-i aliyye'den ba'zıları memâlik-i mahrûse-i islâmiyyede asâkir çok, lâkin zabıta ve râbıtaları ve hîn-i iktizâde sebât ve metânetleri olmadığını beyân akabinde nakībü'l-eşrâf efendi yeniçeri ağasına hitāb edüp «ağa ne dersin, asker ihrâc edebilir misin? dediklerinde «sa'y ederim mümkin olabildiği mertebe çıkarırım» demekle yine nakīb efendi mukābele edüp «mümkin olabildiği dediğin düşmanlara vâfî olamaz, bundan kat-ı nazar ihrâc edebileceğin asker mukābele-i a'dâda sâbit-kadem olurlar mı? ve sebât ve metânetlerine müteʿahhid olur musun? dedikde, tela'süme başlayup der-akab cebeci-başı Elhac İsmâîl Ağa kelâma mübâderet edüp «ben seferlerin ekserisinde bulundum, bâ-husûs geçenki seferde her mahallinde ve Şumnu'da beraber idim, sefer gayri şey'e benzemez, ol vakit bir düşmana cevab veremedik (82-a) ben sağdan sağa söylerim, böyle işde sükûtun ma'nâsı yokdur, dîn ü devlete hayırlu olanı söylemelidir, cebehâneden dört ortayı çıkarıncaya değin dünya kadar akçe harc etdim, bizim askerde iş yok, eğip bükmenin ma'nâsı yokdur, hâllerimiz bes-belli hemen musâlahaya karâr ile bu meclisde bunu katʿ buyurun ve illâ mukāvemet mümkin değildir» dedi. Bundan sonra tevkîʿî Çelebi Mehmed Efendi kelâma ağâz edüp «Çıldır vâlisinin tahrîrâtında Moskovlu'nun Gürcistan meliki ile ittihâdı ve müceddeden ol taraflarda araba yolları açdığı ve katı vâfir asker gönderdiği ve hatta müteheyyi-i ceng idükleri tafsîlen muharrer olmağla huzûra takdîm olunmuş idi. Düşmanın ol taraflarda olduğu mahall Ahısha'ya dört sâʿat mesâfedir, maʿâz-Allah ceng kapusu açılmak lâzım gelür ise Çıldır ve Kars ve Erzurum ve bunlar emsâli bilâddan hayır yokdur. Anadolu'dan asker îsâlinin imkânı mefküddur» dedikde birâderi Lâleli Mustafa Efendi dahi mûmâ-ileyhin kelâmını tasdîk ve kavlini îsâl-i rütbe-i tahkīk eyledi. Tersâne-i âmire emîni Sırrı Selîm Efendi dahi sevk-i kelâm edüp «emir buyurduğunuz tertîbâtı kapudan paşa ile bi'l-müzâkere defter edüp takdîm eyledim, masârif ne derecelere müntehî olduğu zâhir olduğundan fazla Bağdâd vâlisi tarafından gelen tahrîrâtda Moskovlu'nun Mâzenderan taraflarından Acem'e el uzatdığı münderic olmağla bu sûretde sefer açmak nice el verebilür. İşte kapudan paşa hazretleri cümleden ziyâde cenge harîs bir vezîr iken ol dahi tecvîz etmiyor» deyicek, kapudan paşa hazretleri (82-b) tasdîk eyleyerek «ben böyle vakitde ceng münâsibdir, diyemem maʿâz-Allahü teʿâlâ sonu fenâ olur, bu bâbda sulhdan gayri Devlet-i aliyye'ye göre hayırlu iş yokdur» dedi. Sadrıazam hazretleri sâir huzzâra hitāb edüp «bu bâbda her birinizin re'yi ne ise söyleyin şimdi sükût edüp sonra hânelerinizde akd-i meclis ile Amr ü Zeyd'e taʿrîz etmeyin, işte şevketlû, kudretlû pâdişâhımızın eʿazz-Allahü ensârehû hazretleri hatt-ı hümâyûnlarında söylen-\nmek vâcib olan meclisde söylemeyüp sonra nifâk-âmîz kavl ü fi'le cesâret edenlerin hakkından gelirim deyû beyân buyurmuşlar, sözünüz ne ise şimdi bu meclisde beyân edin şimdi bu meclisde söylemeyüp madde ne vechile kat' olunacak ise kat' olundukdan sonra hânesinde ve mecâlis-i uhrâda ta'rîzgûne bir ferdin söz söylediğini istimâ' eyler isem vallahü'l-azîm kebîr ü sagîr demeyüp hâtır ve gönüle bakmayup evlâdım dahi olur ise mazhar-ı cezâ ederim, gözünüzü açıp merâmınız ne ise şimdi ifade edin» dedikde sipâhîler ağası Elhac Selim Ağa cevâba ibtidâr edüp «Moskovlu Kırım'ı şimdi mi zabt etti? on seneden berü zabtındadır. Hânın ismi var idi, şimdi on seneden berü zabtında olan yerden Moskovlu'ya çık diyebilir miyiz? ve desek çıkar mı? ve bu hâl ile mukavemet mümkin mi? sefer açılsa iyâzen-billâhi te'âlâ rusvaylıkdan gayri neyi müfîd olur, bu bâbda musâlahadan ahsen-i sûret mi olur?» dedi. Sadrıazam hazretleri semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerine teveccüh edüp «de'âvî-i şer'iyyede müdde'i lâzım olduğu gibi istiftâda dahi müdde'i lâzımdır, ve hakīkat-i da'vâ (83-a) müsteftîye takrîr olunmaludur ki fetvâya muvâfık ola -fetvâyı anladışa göre verirler- ta'bîri meşhûr meseldir, işte tefâsîl-i hâl sûret-i da'vâda takrîr olundu. Cenâbınız ve sâir ulemâ efendiler cevâb-ı şer'îsini beyân buyurun dediler». Semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretleri ve nakībü'l-eşrâf efendi, Müftî-zâde Efendi ile beynlerinde ba'de'l-müzâkere Müftî-zâde Efendi cevâba tasaddî edüp «çünki maddenin cevâb-ı şer'îsini taleb ve devletin a'zâmını beyân eylediniz, şerî'at-i mutahharanın iktizâsı şerreynin ictimâ'ında ehvenini ihtiyâr vâcibdir. Meselâ bir mü'min namaz kılacak olsa esvâbı münecces olup gayri esvâbı olmasa, üryânen kılmak yahud ol münecces esvâb ile kılmak şıklarından kangısı lâzım gelür. Lâ-mehâle üryân kılmayup, münecces esvâb ile kılmak lâzım gelür, bu mes'ele ma'lûmunuzdur. Bu bâbda dahi sefer vukū'unun şerri sulh şerrine gâlib olduğu hâlde ehven olan sulhü ihtiyâr lâzım gelür» demekle defterdâr efendi kelâma ibtidâr edüp «sefer vukū'unda derkâr olan mehâzir ta'dâd olundu, ve her husûs cümlenin ma'lûmu oldu. Sefer olunmayup Moskovlu'ya sened verildiği hâlde devlete ve hazîneye mahzûru nedir, ol dahi beyân buyurulsun ve cümlenin ma'lûmu olsun» dedikde efendi-i mûmâ-ileyh ba'îdce bulunup kelâmını gereği gibi fehm kābil olmadığından kıbel-i sadâret-penâhîden «efendi söylediğin nedir» denildikde «kethüdâ bey-efendi kulunuz şöyle söyler» deyü kelâmını i'âde ve ifade etmekle, sadrıazam hazretleri ve huzzârdan ba'zıları mukābele edüp «Moskov'un Kırım'ı zabt etmesi ahid-nâmeye mugāyirdir. Bundan başka (83-b) Kırım ve Taman ve Kuban'da bu kadar müslimîn vardır. Sened verildiği hâlde kâfirin hilâf-ı ahd hareketini bu kadar müslimînin ra'iyyetini kabul etmiş oluruz, zâhir-i\nhâlde işte bu mahzûr var. Mâʿadâ ne makūle mahzûrât olduğunu ve olacağını Allah bilir» dediler. Rum-eli kazaskeri efendi kelâma âğâz edüp «şu kadar var ki Karadeniz Moskovlu'nun elinde olacak ve belki bir mikdâr zâhireden sıklet çekilecek, lâkin Kırım serbest iken Karadeniz Moskovlu'nun elinde idi. İnşâ-Allahu teʿâlâ ol-sıklet dahi çekilmez» demekle kethüdâ bey kelâma âğâz edüp «şimdiki hâlde meclis neyi müntic olduğunu cümlemiz dahi bilemedik lâkin eğer ittifâk-ı ârâ ile Moskovlu'ya istediği gibi sened verilmesi karâr-gîr olur ise sened verilmesi ile maslahat tekmîli mülâhaza olunmayup, teksîr-i hazîne ve tanzîm-i asker ve takviye-i serhaddât ve tedârükât-ı külliye-i seferiyyeye leyl ü nehâr ikdâm olunmak vâcibdir. Zîrâ bizi aʿdâ tedürüksüz ve devleti kuvvetsiz ve askerimizi râbıtasız gördükce, bundan sonra dahi nice nice teklîfâta mübâşeret ederler, cümlemiz saʿy etmeliyüz, ola ki aʿdâmıza mukāvemet edebilecek miknet istihsâl edelim, sened verilmesi karârında bu kaziyye meşrût olmaludur, ve bunu sulh-i müebbed zann etmelü değildir» dediler. Şeyhülislâm efendi hazretleri «acaba şu Moskovlu ile bir mütâreke tanzîmi kābil değil midir?» dediklerinde, müddeʿâsının verâsı olmayup matlûbu olan senedin iʿtâsı ve cevâb-ı redd verilmesi şıklarından gayri şık kabul etmeyeceği beyân olunmak esnâsında sadrıazam hazretleri «buyurduğunuz mütâreke maʿnen olmaludur. Meselâ şimdi cümlenin ittifâkı sened verilmekde karâr eyler ise (84-a) sened verildikden sonra şimdi söylendiği gibi tedârükâtımıza bakılup kâffe-i esbâb-ı seferiyye mükemmelen müheyyâ oldukdan sonra sefer îkāʿ olundukda, şimdilik verilen sened mütâreke sûretinde olmuş olur. Böyle olmayup Moskovlu'ya mütâreke teklîf olunsa ahid-nâmeler yalnız Kırım maddesinden ibâret olmamağla şerâit-i sâire dahi muvakkat olmak lâzım gelür» dediler. Rumeli kazaskeri efendi «şu matlûb olan sened bir dahi krâʾat olunsun» demeleriyle mükerreren krâʾat olunur iken sûret-i senedin [bir] fıkrası Kuban nehrinin berü tarafı olan Soğucak ve sâir ol havâli Devlet-i aliyye yedinde kalmak maddesini mübeyyin olduğundan efendi-i mûmâ-ileyh anlamayup «bu ne demekdir» deyu suʾâl edicek sadrıazam hazretleri «bu mahaller hâlâ Devlet-i aliyye'nin tasarrufundadır, lâkin bunun mebnâ-aleyhi vardır. Kethüdâ bey bilür söylesün» deyicek kethüdâ bey tafsîl-i hâle mübâderet edüp «çünki Kaynarca müsâlahasında kavm-i tatar serbest olmak üzere mastûrdur. Şâhin Giray'ın hanlığı istikrârını hâvî Âtıf-zâde Ömer Efendi merhûmun riyâsetinde gelen mahzarcılarda kapu halkından İsmâil Ağa nâmında Şâhin Giray'ın bir âdemi var idi. Mahzarcıları istintak içün kulunuzu göndermeleriyle esnâ-yı musâhebetde mezbûr İsmâil ve bir defʿa dahi Moskov elçisi sâbık Stakiyef Kırım hânları mecmûʿ kalpak iktisâ eden tavâifin hanlarıdır. Bu\nsûretde Kuban'nın berü geçesinde olan Abaza ve Çerâkise ve sâir bi'l-cümle tavâife Kırım hânının hükmü cârî olmak ve bu sûretde tavâif-i mezkûrenin sâkin oldukları Soğucak ve sâir arâzi serbestiyete ve hânın havme-i hükûmetine dâhil olmağla bu mahaller hân tarafından zabt (84-b) olunup, Devlet-i aliyye'nin müdâhalesi iktizâ etmez» daʿvâsını etdiler. Baʿdehu bu husûs taharrî olunarak Râşid Târîhi'nde bulunmağla şöyle ki bir vakitde Abaza tâifesinin şakāvet ve tuğyânlarından ve berü taraflarda vâkiʿ memâlik sekenesine taʿaddîlerinden şikâyet olunmuş ol vakit bunların taʿaddîleri defʿi, Kırım hânı bulunan Hacı Giray Hân'a Devlet-i aliyye tarafından tahrîr olundukda hân-ı müşârün-ileyh Kuban'ın Anadolu geçesi bizim hükûmetimize dâhil olmayup, Devlet-i aliyye'nin bilâd-ı sâiresi gibidir. Ahâlisinin defʿ-i taʿaddî ve te'dîbleri Devlet-i aliyye cânibinden olmak iktizâ eder deyû tahrîr etmiş, bu keyfiyyet târîh-i mezbûrda böylece bulunduğundan merkümlara beyân ile ilzâm olunmuşlar idi. Şimdi mahall-i mezbûre Devlet-i aliyye tasarrufunda kalsun deyû sened-i mezkûrda tezkîr etmeleri bu illete mebnîdir. Ve el-hâletü-hâzihi mevâziʿ-i merkūme Devlet-i aliyye tarafındadır dedi. Bâlâda mastûr mübâhesât ile meclis uzayup, madde netîce bulmayup, sadrıazam hazretleri ve nakībü'l-eşrâf efendi tekrâr huzzâra hitâb ve «efendiler, ağalar söyleyin, sened mi verilsün? ceng mi olunsun? sükût câiz değildir, makālâtıyla şimdi sükût edüp sonra taʿrîz edenler haklarında bâlâda mastûr vaʿîdâtı tekrâr edüp Süleyman Feyzi Efendi'ye teveccüh ve «efendi ne dersin» deyicek Süleyman Feyzi Efendi cevâba ibtidâr edüp «işte deminden güzel söylendi, muktezâ-yı hâli şerîʿat-i garrâya tevfîk ile ulemâ efendiler cevâb versünler» deyicek, ulemâ efendiler bir-biri beynlerinde biraz dahi söyleşdiler. Bi'l-âhire şeyhülislâm efendi hazretleri fetvâ emîni efendiye hitâb edüp «ne dersin» deyicek fetvâ emîni efendi (85-a) «Devlet-i aliyye'nin zaʿfı ve esbâb-ı seferiyyenin derecesi böyle olduğu takdîrde şerʿan müsâlaha tecvîz olunur» dedi. Müftî-zâde Efendi dahi emîn-i mûmâ-ileyhi tasdîk ve «benim dediğim mes'ele dahi böyle değil midir?» deyicek ol dahi «böyledir ve bu takdîrde müsâlaha mücevvezdir» dedi. Sadrıazam hazretleri ve şeyhülislâm efendi hazretleri bi'l-ittifâk ricâl-i devlet ve ocaklunun cümlesine hitâb ve ekserîsine münferiden münferidâ su'âl ederek «ne dersiz, cümleniz sened-i mezkûrun Moskovlu'ya verilmesine râzılar mısız?» dediklerinde, kapudan paşa ve Mustafa Paşa ve ulemâ efendiler ve yeniçeri ağası ve ocağı ağaları ve ricâl-i Devlet-i aliyye'nin cümlesi ve sipâh ve silâhdâr ağaları başka başka «râzılarız» dediler. Hitâb-ı mezkûr tekrâr olunup «doğruca söyleyin sonra şöyle ve böyle dimen» denmekle huzzârın cümlesi bi'l-ittifâk «böylece münâsibdir, sonra diyecek söz yokdur, söz budur» dediler\nLâleli Mustafa Efendi bu suâl ve cevâbdan sonra söze başlayup «işte bu madde cümle ittifâkıyla böylece karâr kıldı. Sened-i mezkûr i'tâ olunacağı meclisde Moskovlu'nun Gürcistan taraflarına yollar açdığı ve asker gönderdiği münâsib olmamak ve ol iddiʿâdan fâriğ olmak hususları elçiye îrâd ile şu madde defʿ olunsa güzel olur idi» deyicek «pek güzel, bir kerre îrâd olunsun kabûl eder ise, vâkıʿâ güzel olur» denilüp sened verilmesine karâr verildi. Baʿdehû sadrıaʿzam hazretleri cümleye hitâb edüp «işte cümle ittifâkıyla Moskovlu'ya sened-i mezkûr verilecek oldu, lâkin (85-b) bu gün yarın verilir, on gün sonra verilir, her ne vakit verilir ise verilir ol vakte dek şu meclisi şu odadan taşra mahalde her kim tefevvüh eder ise hakkında kazâsı derkârdır. Zîrâ şimdiye dek vâkiʿ olan mecâlisi ertesi günü gavurlardan istimâʿ ediyoruz, bu lâyık değildir» deyicek cümlesi tefevvüh etmemeğe taʿahhüd eylediler. Hattâ topcu-başı ağa «bu meclisi gayri mahalde lisânına alanı Allah kahr eylesün» deyü inkisâr, baʿdehû fâtihâ denilüp teberrüken huzzârın cümlesi fâtiha-i şerîfe kırâatine ibtidâr edüp meclise hitâm verildi. Cenâb-ı Hakk Resûl-i Kibriyâ aleyhi ezke't-tehâyâ hürmetine veliyy-i niʿmetimiz olan Devlet-i aliyye'ye karîben miknet ve kuvvet ihsân edüp kâffe-i aʿdâsından ahz-i sâr ve intikāma muvaffak eyleye, âmîn.\nTezyîl: Maʿlûm ola ki esbâb-ı muhâfaza-i memâlik ü enhâ ve levâzım-ı muhârese-i bilâd ü ercâ ittifâk-ı ukalâ-yi kâr-azmâ ile hazâin ve asâkir ve zehâire inhisâr-ı küllî ile münhasır ve işbu mevâdd-ı selâsenin birine noksân terayân eyler ise mahtûbe-i ibretü'l-vusûl merâm ve re'y-i tutuk-ı ihticâbda müstetir olacağı umûr-ı bedîhiyyeden olup binâen-aleyh bundan akdem zuhûr eden seferin imtidâdı hasebiyle usûl-i zevâbıt-ı mülkiyyeye halel-i küllî ârız olup akîb-i seferde ihmâl-i vükelâ-yi devlet ile bu mehâmm-ı lâzımetü'l-ihtimâmın te'diye ve tanzîmine adem-i takayyüd ve ikdâm ve hazînenin kılleti ve mühimmât-ı seferiyyenin adem-i kifâyeti ve ale'l-husûs asâkirin cübn ü rehâveti aʿdâ-yi dîne gün be-gün vesîle-i husûl-i garaz ve merâm olmağla maʿlûm olan hâlât-ı müdhişe vukūʿu ve dâiren mâ-dâr havâli-i memâlik-i Devlet-i aliyye (86-a) husemâ taraflarından ihâta olunarak ednâ bahâneye mutarassıd oldukları dahi şuyûʿ bulup bu mülâbese ile cism-i gayr-i mahfûz-ı mülke maraz-ı âkile isâbet etmekle derhal tedbîr-i dil-pezîr ile izâlesine takayyüd olunmadığı takdîrde cemîʿ-i aʿzâya sirâyet ve maʿâz-Allah telef-i nefs-i mülke mûcib ve illet olmak hâletleri gelüp görünüp sâir aʿzânın selâmeti içün bir uzvun katʿı bi-hasebi'l-kānûn iktizâ eylediğine nazaran el-hâletü-hâzihi mesâğ-ı şerîʿat-ı garrâ ve ittifâk-ı ârâ ile nizâm-gîr-i karâr olan keyfiyyet mizâc-ı vakte nisbetle ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn kabîlinden olup zât-ı mülke isâbet eden aʿrâz-ı fâsidenin derk ü fehminden kāsır baʿzı\nsâde-dilân ekâbirin iʿtirâz sevdâsiyle bu hâletin kabûlüne zarûret mess etdi deyü leb-cünbân-ı hezeyân oldukları dahl-i gayr-i müveccehleri bu vechile redd olunur ki mümehhid-i usûl-i tarîk-i müstakîm ve şeref-yâb-ı hitâb-ı \"İnneke le-ʿalâ hulukın ʿazîm\" olan Fahr-i kâinât aleyhi efdalü't-tahiyyât hazretlerine sulh-i Hudeybiyede sanâdîd-i Kureyş serd-i şurût-ı sahîfe ile îrâd-ı envâʿ-ı tekâlîf-i ʿanîfe eylediklerinden gayri mehâsin-i şerîfelerine Urve bin Mesʿûdi's-Sakafî muhâlif-i tavr-ı edeb dest-i taʿarruzu itâle ve nüvişte-i kilk-i Hazret-i Ali olan sulh-nâmeden felev kelime-i tayyibeyi tağyîr ve izâle ve baʿde's-sulh Medîne-i münevvere'ye avdet-i hümâyûnları vukūʿunda Utbe bin Üseyyid'in târîk-hâne-i derûnu envâr-ı hidâyet ile fürûzân ve çirk-i şirk ile pür-jeng olan mir'ât-i kalbi şeref-i islâm ile mücellâ (86b) ve tâbân olup Mekke'den Medîne'ye hicret akabinde cânib-i Kureyş'den reddiyçün vârid olanlara merkūm teslîm ve li-maslahatin bu kâr-ı düşvâr ihtiyâr olunduğu tefhîm buyurulup yevmü'l-âhir ebede dahi tâife-i Kureyş ile rabt-ı vesîka-i ittihâd eden Gatafân ve Fezâre kabîlelerinin tefrîk-i şeml-i cemʿiyyetleri zımnında hâric-i Medîne-i münevvere'de olan nahîlin sülüsünü kabîleteyn-i mezkûreteyne beher sâl ber-vech-i maktūʿ iʿtâ ve îsâl sûretlerine rızâ-dâde olmalariyle maʿa'l-kıyâs Devlet-i aliyye'nin bu defʿa bi'z-zarûre ihtiyâr eylediği keyfiyyet mebnî-ʿale'l-esâs olduğu fenn-i siyer mütetebbiʿlerine azher mine'ş-şems ve ebyen mine'l-emsdir. Bu keyfiyyâtın vukūʿu ashâb-ı kirâmın min-haysi'l-aded kılleti ve hıtta-i islâmiyyenin adem-i vüsʿati zamânına müsâdefe etmekden nâşî ihtiyârı zarûrî idi deyu tekrâr daʿvâda ısrâr ederler ise cemʿiyyet-i Kureyş dahi mütekessirü'l-aʿdâd olmayup hîn-i istinfârda maʿa-mülhakātihim ancak on bine müntehî ve tesettüt-i cemʿiyyetleri sell-i seyf-i şerîʿat olunmaksızın ednâ teveccüh-i hazret-i risâlet-penâhîyle muzmahill olmak bedîhî ve ale'l-husûs taraf-ı muvahhidînde cihâr-güzîn ve eyyâm-ı câhiliyetde her biri bin nefere muʿâdil nice ebtâl-i müslimîn hâzır iken ol-vechile sulha meyl ü rükûn nakş-ı zamîr-i feyz-i tahmîrleri olan ʿilm-i mâ-kân ve mâ-yekûn iktizâsiyle ümmet-i merhûmesine ancak taʿlîm-i maslahat-ı hayriyye olduğu vâreste-i kuyûd-ı zunûndur. (87a)",
          "caption": "Sûret-i Hatt-ı Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_048.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i Hatt-ı Hümâyûn",
          "text": "Benim vezîrim, işbu manzûr-ı hümâyûnum olan hülâsayı meclise cemʿ olunacak erbâb-ı meşverete ifâde eyleyesiz. Hazîne ahvâlini ve sâir lâzım olan her ne ise cümlesini mülâhaza lâzımdır. Sefer bunlara tevakkuf eder, gayri şerîʿatimizin iktizâsı ve cümlenin ittifâkıyla ve meşveretleri karâriyle amel olunsun, ammâ sonra şu şey bilinmedi ve söylenmedi deyû kimse kimseye bahâne bulur ise ve meclisden sonra şöyle mülâhaza gerek idi deyû iʿtirâz-gûne söz söyler olur ise söylemesi vâcib olan vakitde sükût edüp sonra böyle nifâk-âmîz fiʿl ve hareket her kimden sudûr eder ise Kur'ân-ı münzel hakkıyçün ol-makūle kimse cezâsın bulur, ona göre hâlimizi ve vaktimizi ve tedârükâtımızı eyüce fikr eylesünler iki kavî düşmandan her hâlimiz gereği\ngibi mülâhaza ve kimse hakkı ketm etmeyüp cümlenin ittifâkı taraf-ı hümâyûnuma arz oluna Cenâb-ı Hakk tevfîk vere, âmîn. Yâ Muʿîn. \n\n Amma baʿdü: Binâen alâ-zâlik işbu doksan sekiz senesi Muharremü'l-harâmının yirmi üçüncü perşembe günü semâhatlû Şeyhülislâm Efendi hazretleri ve Kapudan Paşa ve Esseyyid Mustafa Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve Mekke ve Medîne maʿzûllerine gelince ulemâ-i aʿlâm ve Haremeyn muhâsebecisine dek maʿzûl ve mansûb ricâl-i devlet ve ocak ağaları ve kâtibleri bi-esrihim Bâbıâlî'de müctemiʿ olup (77-b) Moskovlu'nun Kırım ve Taman ve bi'l-cümle Kuban kendülerin mülkü olduğunu iʿtirâf zemîninde Devlet-i aliyye'den sened mutâlebesi mâddesine dâ'ir meclisde kırâ'at olunmak içün kaleme alınan kâğıt ve ol bâbda sâdır olan hatt-ı hümâyûn ve Rusya elçisiyle Aynalıkavak'da muahharen vâkiʿ olan mükâleme ve taleb eylediği sened-i mezkûrun sûreti ve mükâlemeden evvel ricâl-i Devlet-i aliyye'den baʿzılarının bu mâddeye dâ'ir başka başka alınan takrîrleri ve me'mûrların kazâlardan celb-i mâl ile asker ihrâc etmediklerine ve kıllet ve adem-i zâbıta-i askere dâ'ir ve Bender'de askerin adem-i kesretine ve on üç bin guruş topcularının mevâcibleri nakden ve havâleten irsâl olunmuşiken fakat dört bin guruş vâsıl ve mâ-ʿadâsını ocaklusu yedlerinde kaldığına müteʿallik Abdi Paşa hazretlerinin tevârüd eden tahrîrâtı hülâsası ve Rumeli eyâletinin zuʿemâ ve erbâb-ı tîmârı Belgrad cânibinde kışlamak üzere fermân olunmuşiken tâ'ife-i mezbûre kulubelerin ihrâk ve «bizler Belgrad etrâfında vâkiʿ karyelerde kışlayacağız» şâyiʿasıyla vilâyetlerine azîmet etmiş olduklarını ve Ada-i kebîr'den altmış nefer yamâkân firâr eylediklerini müşʿir Eflâk voyvodasının kapu kethüdâlarına gelen kâğıdı hülâsası birer birer kırâ'at ve mefâhîmi cümleye beyân olundu. Baʿdehû sadrıazam hazretleri kelâma ibtidâr edüp «işte düşmanların keyfiyyeti ve Devlet-i aliyye'nin her hâli cümlenize beyân olundu. Devlet-i aliyyenin hayırhâh kullarısız, hâtırınıza gelen her ne ise yaʿnî Devlet-i aliyye'ye göre ceng etmek veyâhud sened-i mezkûru vermek şıklarından kangısı hayırlu ise (78-a) ketm etmeyüp söyleyesiz bu iş Devlet-i aliyye'nin işidir, bir türlü vesvese etmeyesiz, filân şöyle söyledi ve filân böyle söyledi [deyü] gücenmek yoktur. Eğer ben bu meclisde söylenen söz içün gücenüp söyleyen kimseye nefsâniyyet eyler isem Allah'ın kılıcına uğrayayım, hakkı ketm edüp söylemeyen dahi muʿâheze-i İlâhîyye'ye mazhar olur, cümlemiz ind-Allah rûz-i cezâde mes'ûl olacağız huzûr-ı Hakk'da ne şekil söyleyecek iseniz bu meclisde dahi ol vechile söyleyesiz, bunda büyüklük küçüklük olmaz sened mi verilecek ceng mi açılacak bu meclisde katʿ olunmalıdır. Meclis-i âhara taʿlîki veyâhud iki cevâbdan birinin gayri cevâb verilmesi mümkin değildir» makālâtiyle,\n[Mısra:]\n\nYâ seferdir yâ tahammül ikiden hâlî değil\n\nmücmelini tafsîl buyurduklarında cümle huzzâr ser-ber-zemîn-i mülâhaza vü efkâr ve bâdi-i emirde sükût ile münselib-i yârâ-yi iktidâr oldular. Ba'dehû sadrıazam hazretleri semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretleriyle müttefikan huzzâra hitâb ve «niçin sükût ediyorsuz, hak ne ise söylemelüsüz» diyerek ulemâ efendilere teveccüh buyurduklarında, İstanbul kādısı esbak Sadık Molla Efendi derîçe-bâz-ı cevâb ve «za'f-ı devlete dâir îrâd olunan a'zâra nazaran şimdiki hâlde musâlaha muhârebeye râcih ve re'y-i savâb görünüyor» demeleriyle İstanbul kadısı sâbık Müftî-zâde Ahmed Efendi ta'kîb ve «bizler emîrü'l-mü'minîn olan padişahımızın re'y ve emirlerine zâhiren ve bâtinen mutîʿ ve münkādız. Bu madde niçün böyle oldu bizlerden ta'rîz vukūʿu mümkin değildir» diyerek sadrıazam hazretlerine teveccüh birle «siz pâdişâhımızın vekîl-i mutlakısız, bu bâbda re'y-i pâdişâhî ne ise buyurun bizler dahi semi'nâ ve eta'nâ derüz» (78-b) zemîninde bir garîb mukaddeme tertîb eyledikde, sadrıazam hazretleri mukābele edüp «efendi bu söz söz değildir bu madde re'y-i vâhid ile yürümez, cümleye râciʿ bir maslahat-ı cesîmedir, eğer pâdişâhın ve benim re'yimle katʿ olunacak maddeden olsa sizlerin bu meclise da'vetiniz iktizâ etmez idi, bu maslahat ne vechile kat' olunacak ise ulemâ efendiler ve ricâl-i Devlet-i aliyye ve ocaklar agavât ve zâbitânı ittifakları ile katʿ olunmaludur. Tabîat-ı maslahat böyle olduğundan başka şevketlû pâdişâhımızın dahi murâdı budur» dediklerinde huzzârdan ekseri «fi'l-hakīka cümle ittifakiyle olmaludur» deyû tasdîk eylediler. Ricâl-i Devlet-i aliyye'den bazılarının şimdiki hâlde bu za'f ile sefer açılmak münâsib olmadığına dâir mukaddemâ kaleme alınan takrîrleri bu mahalde kırâ'at olunmağla tamâm oldukdan sonra sadrıazam hazretleri «işte bu efendilerin re'yi budur, lakin işbu re'yler maslahatı katı' olmayup bu hâl ile seferin adem-i cevâzına dâir bir mukaddemedir, netîce değildir, netîce işbu meclisde verilecekdir, bakalım bi'l-ittifak re'y nedir» dediklerinde kapudan paşa hazretleri kelâma ibtidâr ve «ceng esbabiyle olmaludur. Henüz esbâb-ı ceng ü peykârdan olan hazîne ve asker keyfiyyeti ma'lûm-ı sıgār u kibâr olup bilâ-esbâb muhârebeye tasaddî müntic-i âfât olduğu bî-irtiyâbdır, evvel-emirde bunu mülâhaza etmelüdür. İngiliz elçisiyle mülâkātında elçi-i mesfûr şu Kırım maddesini Devlet-i aliyye'den sened verilmeyerek hemen Rusyalu'da kalmasını ikrâriyle tanzîm mümkindir demişidi» deyicek Müftî-zâde Efendi mukābele edüp «ben meclisde berâber idim, Moskov elçisine her türlü söz söylendi (79-a) lâkin kâfir mücâb olmayup sened verilmemek\nşöyle dursun belki senedin elfâzını bile tağyîre râzı olmayacağı muhakkakdır. Kapudan Paşa hazretleri França ve İngiltere'den gelecek habere taʿlîkan beş-on gün te'hîr etmesini birkaç defʿa îrâd eyledikde üç günden ziyâde te'hîr edemiyeceğini beyân eyledi. Bilâhire pek güzel, beş-on gün sabr edeyim, vaʿde hulûlünde senedi istediğim gibi vereceğinize şimdi taʿahhüd edin dedi. Kâfirin gurûru bu derecelerde olduğunu ifhâm ve katʿ-ı kelâm eyledikde Rumeli kazaskeri efendi kelâma mübâderet ve «bu sened Moskovlu'ya verildiği sûretde fî-mâ-baʿd bir âhar teklîfe mübâşeret etmeyeceğine bir âhar devleti kefîl verir mi?» demekle «kefâlet böyle dursun henüz França ve İngilterelü'nün tavassutlarını bile kabûl etmedi» denildikde «yâ sözünde sebât ve adem-î sebâtı neden maʿlûm olmalı deyicek şimdiki hâlde iddiʿâsı böyledir ve bundan sonra bir matlabım yokdur, der ve kendüsü taʿahhüd eder, lâkin sözünde durur mu? durmaz mı? Hakk teʿâlâ bilür» denildi. Baʿdehû efendi-i müşârün-ileyh iʿâde-i kelâm edüp «siz Kaynarca ve Aynalı-kavak ahidlerinde durmadınız, şimdi bize ne vechile iʿtimâd gelebilür senedi size verelim lâkin bize bir kefîl verin» deyû elçiye bir defʿa söylense dediklerinde Müftî-zâde Efendi mukābele edüp «efendi sen ne söylüyorsun, herif üç güne dek yâ sened yahud cevâb der, hattâ işbu perşembe günü cevâba muntazır olacak idi. Bu gün dört gündür sabrına ben taʿaccüb ediyorum» demekle sadrıazam hazretleri ve reisülküttâb efendi «elçi yine sabr etmedi mükâlemenin ertesi salı günü tercümânını gönderüp su'âl ve taʿcîlde (79-b) kusûr etmedi» dediler. Kapudan paşa hazretleri «efendiler, ağalar bu bâbda re'yiniz ne ise durmayup söyleyin» dediklerinde Matbah-ı âmire emîni Penâh Süleyman Efendi kelâma ağâz edüp «işte askerimizin ve hazînemizin hâli kırâ'at olunan evrâkdan maʿlûm ve an-asıl cümlenin dahi mû-be-mû bildiği ahvâldir. Muhsin-zâde merhûmun sadâretinde livâ-i şerîf ve Ordu-yi hümâyûn Şumnu'da iken mahrûse-i Edirne Şumnu'ya bir adım yer iken otuzbir gün mahsûr olduk Edirne'den bir şahıs ve bir kâğıt gelmenin imkânı olmadı ve Edirne ahâlisi imdâdımıza gelmek şöyle dursun kendi başları derdine düşüp Edirne'den firâr esbâbını ihzâra başladılar, o zaman düşman yalnız Moskov idi şimdi ise Nemçe dahi müttehiddir, ikisi dahi kavî düşmanlardır» der iken kapudan paşa hazretleri sözü kesdirüp «düşman iki değildir, üç-dörtdür. Zîrâ Venedik dahi müteheyyidir. Gürcistan meliki dahi Moskovlu'ya tebâʿiyyet eyledi, bu sûretde Anadolu'dan ve Rumeli'den denizden ve karadan hücûma hazır dört düşmanımız vardır» dedi. Süleyman Penâh Efendi yine kelâma başlayup «işte düşmanlar böyle iken ve Devlet-i aliyye'nin zaʿf-ı hâli zâhir iken bunlara cevâb verildiği hâlde adem-i mukāvemet ve sâir gavâil şöyle dursun maʿâz-Allahü teʿâlâ düşmanın birkaç kıtʿa\ngemisi Karadeniz boğazının hâricine gelüp birkaç top atsa ve İstanbul ahâlisinin zahîresi Karadeniz'e münhasır olmağla zahîremizi katʿ etse İstanbul'un hâli neye müncer olur, böyle vakt-i hazarda zahîre peyâpey gelmekde iken ekmekler siyâh idi, şöyle idi, böyle idi (80-a) İstanbul'lu türlü türlü kīl u kāl ihtirâʿ ediyorlar, ʿıyâzen billâhi teʿâlâ ol vakit gavâil-i seferiyyeyi bırağup İstanbul zahîresini fikr etmeli. Benim bildiğim bunun hayırlusu bu işi sulh ile katʿdır» dedi. Sadrıazam hazretleri tekrâr kelâma ibtidâr ve «benim murâdım sefer olmasun demek ve muhârebeden kaçmak değildir. Bir nefsim var uğur-ı dîn ü devletde fedâ olsun, cihân kimseye bâkī değildir, esbâb mükemmel olsa bir gün durmayup ne olmak ihtimâli var» diyerek hemen mütevekkilen ʿalâllah ebvâb-ı harbi küşâde eder idim, lâkin esbâb mütehammil değil ben şu mesnede geleli bir sene ancak oldu, benden evvel gelenler istihsâl-i esbâb-ı cenge katʿâ mübâşeret etmediler sâir esbâb şöyle dursun ihtiyât içün zehâir-i seferiyye nâmiyle bir dâne zahîre dahi tedârük eylemediler, cümleniz bu meclisdesiz, öyle değil midir? Benim me'mûr olduğum vakitlerde bir habbe zahîre bir mahalle tehyi'e olunmuş mu idi?» deyicek cümle huzzâr tasdîk ve hâl böyle olduğunu takrîr eylediler. Baʿdehu sadrıazam-ı gayret-şiʿâr yine kelâma ibtidâr edüp «me'mûr olduğum günden berü katʿâ boş durmadım, leyl ü nehâr sarf-ı mâ-hasal-ı iktidâr ederek cümlenizin maʿlûmu olan mertebe tedârükât tehyi'e edebildim, hâlâ seraskerler olan mahallere ve sâir ol etrâfa sefer olur mülâhazasiyle Ordu-yı hümâyûn mürûr edecek yerlere vâfir zehâir cemʿ olundu. Ve seraskerler ve başbuğlar maʿiyyetlerine ve iktizâ eden mahallere gönderilmek içün Varna'ya top ve mühimmât gönderildi, hattâ bir mikdârı seraskerlere ve mevâziʿ-i sâireye îsâl olunduğu cümlenin maʿlûmudur. Sadrıazama bârid söz söylenmez demeyüp imkân-ı ʿâdîsi olan tedârükâtda (80-b) kusûr etdim ise bayağı âdem farz edüp söyleyün, bana şöyle söylediler deyû nefsâniyyet icrâsı kaydına düşer isem Allahü teʿâlâ belâmı versün» dediklerinde cümlesi yek-zebân-ı vifâk olarak «sizin katʿâ kusûrunuz olmadığı ve endek müddetde bundan ziyâde himmet ve ikdâm olamadığı zâhirdir» dediklerinde sadrıazam hazretleri iʿâde-i kelâm ve işbu vakitde tedârükâtımız ancak bu rütbeye resîde olup lâkin mukābele-i düşmana kâfi olmadığını cümleye ifhâm üzerime lâzım ve küllî tedârük gördüm» deyû lâf ü güzâf edüp iftihâr etmem doğruca söylerim, bakın görün meclisi buna göre katʿ edin» dediler. Muhâsebe-i evvel Süleyman Feyzi Efendi kelâma bedʿ edüp «siz her şey'i doğruca ve güzelce söylediniz, devletimiz şerîʿat-i mutahharaya merbût olmağla muktezâsını ulemâ efendiler beyân buyursunlar» deyicek Müftî-zâde Efendi ve Tevfik Efendi mukābele birle «muhârebe ve musâlahatın cevâzı ev-\nvelâ Devlet-i aliyye'nin za'f u mikneti ma'lûm olmağa mütevakkıf olup ulemânın bu madde ma'lûmları olmadığını ifâde eylediklerinde sadrıazam hazretleri cevâba mübâşeret ve za'f u miknete dâir husûsât yegân yegân beyân ve bir mübhem şey kalmadığı zâhir ve ayân olup evvelâ hazîne husûsu ki aʿzam-ı esbâb-ı miknetdendir, işte defterdâr efendi, su'âl olunsun\" dediklerinde defterdâr efendi \"şimdiki hâlde sefer yoğiken Devlet-i aliyye'nin masârifi îrâdına gâlibdir\" dedi. Sadrıazam hazretleri yine i'âde-i kelâm edüp \"Darbhâne-i âmire'yi derseniz, işte darbhâne emîni (81-a) efendi dahi bundadır, söylesün, darbhânede el-yevm mevcûd olan akçe yedi bin keseye bâliğ olabilir, ol dahi kapudan paşanın ifâdesi üzere yalnız donanma masârifinin ancak nısfına vefâ eder, gelelim asker husûsuna, işte ocaklar ağaları bundadır, henüz şitâ askerini ihrâca me'mûr olanların askere ve arabaya bedel akçe aldıkları ve onüç bin guruş Bender topçularının mevâcibi gönderilmiş iken kal'aya dört bin guruş varup mâʿadâsı ekl olunduğu şimdi okunan kâğıddan münfehim oldu. Asker bedeli el'ân ocak mübâşiri kim ise elbette cezâsı icrâ olunur ve bunlar lûtf-i Hakk ile nizâm bulmaz değil, bulur, lâkin vakte muhtâc, düşmanlarımız ise hudûdlarda hâzırdır\" Baʿdehû topcu-başıya hitâb edüp \"ağa bu onüç bin guruş noksân, niçün, gidüp küsûrunu kim aldı\" deyicek \"bu akçe vaktimde gönderilmedi, habîr değilim, tashîh eder hâkipâye ifâde ederim\" dedikde yine sadrıazam hazretleri kelâma ibtidâr birle \"bunlar ne işlesünler nice müddetden berü zâbıta-i askeriyye fâsid olmuş, bunlar ne şekil buldular ise böylece kullanırlar, nizâmına sa'yleri yok değil gerek yeniçeri ağasının ve gerek sâir ocak ağaları ve zâbitlerinin gayretleri var, lâkin vakte muhtâc bunları mu'âhezenin ne fâidesi var meselâ ocağın niçün böyle ve bu mübâşir hilâf-ı me'mûriyyet harekete nice cesâret etdi deyû yeniçeri ağasını mu'âheze etsem, ağa olalı üç ay oldu ne bilsün ve ne yapsun, darılup azl etsem yerine olacak âdemin hâlini ne bileyim, tecrübeye muhtâc, şimdiki hâlde bunu tecrübe edelim, inşâ-Allahü teʿâlâ sa'y eder, ve illâ bunu azl bir şey değil lâkin (81-b) kable't-tecrübe azlin ma'nâsı ve fâidesi yok, kusûru dâhil buna kıyâs olunur. İşte asker hâli dahi böylecedir, esbâb-ı seferiyyenin biri dahi müdebbir-i asker olacak vüzerâdan aslah mevcûd olup seraskerliğe intihâb eylediğimiz vüzerânın seleflerinin hâlleri cümlenizin ma'lûmlarıdır. Devletin derece-i za'f ve mikneti işbu ta'dâd eylediğimiz esbâb ile zâhir olacak, işte birer birer beyân eyledim. Verilecek cevâb-ı şer'î buna nazaran verilsün\" dediler. Baʿdehû ricâl-i Devlet-i aliyye'ye ve ocak ağalarına hitâb edüp \"ağalar, efendiler işbu beyân olunan hâlât böyle değil midir? Ziyâde ve noksânı var mıdır? düşmanlarımıza mukābele edecek asker tedârükünün imkânı var ise söy-\nleyin» buyurduklarında ricâl-i Devlet-i aliyye'den ba'zıları memâlik-i mahrûse-i islâmiyyede asâkir çok, lâkin zabıta ve râbıtaları ve hîn-i iktizâde sebât ve metânetleri olmadığını beyân akabinde nakībü'l-eşrâf efendi yeniçeri ağasına hitāb edüp «ağa ne dersin, asker ihrâc edebilir misin? dediklerinde «sa'y ederim mümkin olabildiği mertebe çıkarırım» demekle yine nakīb efendi mukābele edüp «mümkin olabildiği dediğin düşmanlara vâfî olamaz, bundan kat-ı nazar ihrâc edebileceğin asker mukābele-i a'dâda sâbit-kadem olurlar mı? ve sebât ve metânetlerine müteʿahhid olur musun? dedikde, tela'süme başlayup der-akab cebeci-başı Elhac İsmâîl Ağa kelâma mübâderet edüp «ben seferlerin ekserisinde bulundum, bâ-husûs geçenki seferde her mahallinde ve Şumnu'da beraber idim, sefer gayri şey'e benzemez, ol vakit bir düşmana cevab veremedik (82-a) ben sağdan sağa söylerim, böyle işde sükûtun ma'nâsı yokdur, dîn ü devlete hayırlu olanı söylemelidir, cebehâneden dört ortayı çıkarıncaya değin dünya kadar akçe harc etdim, bizim askerde iş yok, eğip bükmenin ma'nâsı yokdur, hâllerimiz bes-belli hemen musâlahaya karâr ile bu meclisde bunu katʿ buyurun ve illâ mukāvemet mümkin değildir» dedi. Bundan sonra tevkîʿî Çelebi Mehmed Efendi kelâma ağâz edüp «Çıldır vâlisinin tahrîrâtında Moskovlu'nun Gürcistan meliki ile ittihâdı ve müceddeden ol taraflarda araba yolları açdığı ve katı vâfir asker gönderdiği ve hatta müteheyyi-i ceng idükleri tafsîlen muharrer olmağla huzûra takdîm olunmuş idi. Düşmanın ol taraflarda olduğu mahall Ahısha'ya dört sâʿat mesâfedir, maʿâz-Allah ceng kapusu açılmak lâzım gelür ise Çıldır ve Kars ve Erzurum ve bunlar emsâli bilâddan hayır yokdur. Anadolu'dan asker îsâlinin imkânı mefküddur» dedikde birâderi Lâleli Mustafa Efendi dahi mûmâ-ileyhin kelâmını tasdîk ve kavlini îsâl-i rütbe-i tahkīk eyledi. Tersâne-i âmire emîni Sırrı Selîm Efendi dahi sevk-i kelâm edüp «emir buyurduğunuz tertîbâtı kapudan paşa ile bi'l-müzâkere defter edüp takdîm eyledim, masârif ne derecelere müntehî olduğu zâhir olduğundan fazla Bağdâd vâlisi tarafından gelen tahrîrâtda Moskovlu'nun Mâzenderan taraflarından Acem'e el uzatdığı münderic olmağla bu sûretde sefer açmak nice el verebilür. İşte kapudan paşa hazretleri cümleden ziyâde cenge harîs bir vezîr iken ol dahi tecvîz etmiyor» deyicek, kapudan paşa hazretleri (82-b) tasdîk eyleyerek «ben böyle vakitde ceng münâsibdir, diyemem maʿâz-Allahü teʿâlâ sonu fenâ olur, bu bâbda sulhdan gayri Devlet-i aliyye'ye göre hayırlu iş yokdur» dedi. Sadrıazam hazretleri sâir huzzâra hitāb edüp «bu bâbda her birinizin re'yi ne ise söyleyin şimdi sükût edüp sonra hânelerinizde akd-i meclis ile Amr ü Zeyd'e taʿrîz etmeyin, işte şevketlû, kudretlû pâdişâhımızın eʿazz-Allahü ensârehû hazretleri hatt-ı hümâyûnlarında söylen-\nmek vâcib olan meclisde söylemeyüp sonra nifâk-âmîz kavl ü fi'le cesâret edenlerin hakkından gelirim deyû beyân buyurmuşlar, sözünüz ne ise şimdi bu meclisde beyân edin şimdi bu meclisde söylemeyüp madde ne vechile kat' olunacak ise kat' olundukdan sonra hânesinde ve mecâlis-i uhrâda ta'rîzgûne bir ferdin söz söylediğini istimâ' eyler isem vallahü'l-azîm kebîr ü sagîr demeyüp hâtır ve gönüle bakmayup evlâdım dahi olur ise mazhar-ı cezâ ederim, gözünüzü açıp merâmınız ne ise şimdi ifade edin» dedikde sipâhîler ağası Elhac Selim Ağa cevâba ibtidâr edüp «Moskovlu Kırım'ı şimdi mi zabt etti? on seneden berü zabtındadır. Hânın ismi var idi, şimdi on seneden berü zabtında olan yerden Moskovlu'ya çık diyebilir miyiz? ve desek çıkar mı? ve bu hâl ile mukavemet mümkin mi? sefer açılsa iyâzen-billâhi te'âlâ rusvaylıkdan gayri neyi müfîd olur, bu bâbda musâlahadan ahsen-i sûret mi olur?» dedi. Sadrıazam hazretleri semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerine teveccüh edüp «de'âvî-i şer'iyyede müdde'i lâzım olduğu gibi istiftâda dahi müdde'i lâzımdır, ve hakīkat-i da'vâ (83-a) müsteftîye takrîr olunmaludur ki fetvâya muvâfık ola -fetvâyı anladışa göre verirler- ta'bîri meşhûr meseldir, işte tefâsîl-i hâl sûret-i da'vâda takrîr olundu. Cenâbınız ve sâir ulemâ efendiler cevâb-ı şer'îsini beyân buyurun dediler». Semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretleri ve nakībü'l-eşrâf efendi, Müftî-zâde Efendi ile beynlerinde ba'de'l-müzâkere Müftî-zâde Efendi cevâba tasaddî edüp «çünki maddenin cevâb-ı şer'îsini taleb ve devletin a'zâmını beyân eylediniz, şerî'at-i mutahharanın iktizâsı şerreynin ictimâ'ında ehvenini ihtiyâr vâcibdir. Meselâ bir mü'min namaz kılacak olsa esvâbı münecces olup gayri esvâbı olmasa, üryânen kılmak yahud ol münecces esvâb ile kılmak şıklarından kangısı lâzım gelür. Lâ-mehâle üryân kılmayup, münecces esvâb ile kılmak lâzım gelür, bu mes'ele ma'lûmunuzdur. Bu bâbda dahi sefer vukū'unun şerri sulh şerrine gâlib olduğu hâlde ehven olan sulhü ihtiyâr lâzım gelür» demekle defterdâr efendi kelâma ibtidâr edüp «sefer vukū'unda derkâr olan mehâzir ta'dâd olundu, ve her husûs cümlenin ma'lûmu oldu. Sefer olunmayup Moskovlu'ya sened verildiği hâlde devlete ve hazîneye mahzûru nedir, ol dahi beyân buyurulsun ve cümlenin ma'lûmu olsun» dedikde efendi-i mûmâ-ileyh ba'îdce bulunup kelâmını gereği gibi fehm kābil olmadığından kıbel-i sadâret-penâhîden «efendi söylediğin nedir» denildikde «kethüdâ bey-efendi kulunuz şöyle söyler» deyü kelâmını i'âde ve ifade etmekle, sadrıazam hazretleri ve huzzârdan ba'zıları mukābele edüp «Moskov'un Kırım'ı zabt etmesi ahid-nâmeye mugāyirdir. Bundan başka (83-b) Kırım ve Taman ve Kuban'da bu kadar müslimîn vardır. Sened verildiği hâlde kâfirin hilâf-ı ahd hareketini bu kadar müslimînin ra'iyyetini kabul etmiş oluruz, zâhir-i\nhâlde işte bu mahzûr var. Mâʿadâ ne makūle mahzûrât olduğunu ve olacağını Allah bilir» dediler. Rum-eli kazaskeri efendi kelâma âğâz edüp «şu kadar var ki Karadeniz Moskovlu'nun elinde olacak ve belki bir mikdâr zâhireden sıklet çekilecek, lâkin Kırım serbest iken Karadeniz Moskovlu'nun elinde idi. İnşâ-Allahu teʿâlâ ol-sıklet dahi çekilmez» demekle kethüdâ bey kelâma âğâz edüp «şimdiki hâlde meclis neyi müntic olduğunu cümlemiz dahi bilemedik lâkin eğer ittifâk-ı ârâ ile Moskovlu'ya istediği gibi sened verilmesi karâr-gîr olur ise sened verilmesi ile maslahat tekmîli mülâhaza olunmayup, teksîr-i hazîne ve tanzîm-i asker ve takviye-i serhaddât ve tedârükât-ı külliye-i seferiyyeye leyl ü nehâr ikdâm olunmak vâcibdir. Zîrâ bizi aʿdâ tedürüksüz ve devleti kuvvetsiz ve askerimizi râbıtasız gördükce, bundan sonra dahi nice nice teklîfâta mübâşeret ederler, cümlemiz saʿy etmeliyüz, ola ki aʿdâmıza mukāvemet edebilecek miknet istihsâl edelim, sened verilmesi karârında bu kaziyye meşrût olmaludur, ve bunu sulh-i müebbed zann etmelü değildir» dediler. Şeyhülislâm efendi hazretleri «acaba şu Moskovlu ile bir mütâreke tanzîmi kābil değil midir?» dediklerinde, müddeʿâsının verâsı olmayup matlûbu olan senedin iʿtâsı ve cevâb-ı redd verilmesi şıklarından gayri şık kabul etmeyeceği beyân olunmak esnâsında sadrıazam hazretleri «buyurduğunuz mütâreke maʿnen olmaludur. Meselâ şimdi cümlenin ittifâkı sened verilmekde karâr eyler ise (84-a) sened verildikden sonra şimdi söylendiği gibi tedârükâtımıza bakılup kâffe-i esbâb-ı seferiyye mükemmelen müheyyâ oldukdan sonra sefer îkāʿ olundukda, şimdilik verilen sened mütâreke sûretinde olmuş olur. Böyle olmayup Moskovlu'ya mütâreke teklîf olunsa ahid-nâmeler yalnız Kırım maddesinden ibâret olmamağla şerâit-i sâire dahi muvakkat olmak lâzım gelür» dediler. Rumeli kazaskeri efendi «şu matlûb olan sened bir dahi krâʾat olunsun» demeleriyle mükerreren krâʾat olunur iken sûret-i senedin [bir] fıkrası Kuban nehrinin berü tarafı olan Soğucak ve sâir ol havâli Devlet-i aliyye yedinde kalmak maddesini mübeyyin olduğundan efendi-i mûmâ-ileyh anlamayup «bu ne demekdir» deyu suʾâl edicek sadrıazam hazretleri «bu mahaller hâlâ Devlet-i aliyye'nin tasarrufundadır, lâkin bunun mebnâ-aleyhi vardır. Kethüdâ bey bilür söylesün» deyicek kethüdâ bey tafsîl-i hâle mübâderet edüp «çünki Kaynarca müsâlahasında kavm-i tatar serbest olmak üzere mastûrdur. Şâhin Giray'ın hanlığı istikrârını hâvî Âtıf-zâde Ömer Efendi merhûmun riyâsetinde gelen mahzarcılarda kapu halkından İsmâil Ağa nâmında Şâhin Giray'ın bir âdemi var idi. Mahzarcıları istintak içün kulunuzu göndermeleriyle esnâ-yı musâhebetde mezbûr İsmâil ve bir defʿa dahi Moskov elçisi sâbık Stakiyef Kırım hânları mecmûʿ kalpak iktisâ eden tavâifin hanlarıdır. Bu\nsûretde Kuban'nın berü geçesinde olan Abaza ve Çerâkise ve sâir bi'l-cümle tavâife Kırım hânının hükmü cârî olmak ve bu sûretde tavâif-i mezkûrenin sâkin oldukları Soğucak ve sâir arâzi serbestiyete ve hânın havme-i hükûmetine dâhil olmağla bu mahaller hân tarafından zabt (84-b) olunup, Devlet-i aliyye'nin müdâhalesi iktizâ etmez» daʿvâsını etdiler. Baʿdehu bu husûs taharrî olunarak Râşid Târîhi'nde bulunmağla şöyle ki bir vakitde Abaza tâifesinin şakāvet ve tuğyânlarından ve berü taraflarda vâkiʿ memâlik sekenesine taʿaddîlerinden şikâyet olunmuş ol vakit bunların taʿaddîleri defʿi, Kırım hânı bulunan Hacı Giray Hân'a Devlet-i aliyye tarafından tahrîr olundukda hân-ı müşârün-ileyh Kuban'ın Anadolu geçesi bizim hükûmetimize dâhil olmayup, Devlet-i aliyye'nin bilâd-ı sâiresi gibidir. Ahâlisinin defʿ-i taʿaddî ve te'dîbleri Devlet-i aliyye cânibinden olmak iktizâ eder deyû tahrîr etmiş, bu keyfiyyet târîh-i mezbûrda böylece bulunduğundan merkümlara beyân ile ilzâm olunmuşlar idi. Şimdi mahall-i mezbûre Devlet-i aliyye tasarrufunda kalsun deyû sened-i mezkûrda tezkîr etmeleri bu illete mebnîdir. Ve el-hâletü-hâzihi mevâziʿ-i merkūme Devlet-i aliyye tarafındadır dedi. Bâlâda mastûr mübâhesât ile meclis uzayup, madde netîce bulmayup, sadrıazam hazretleri ve nakībü'l-eşrâf efendi tekrâr huzzâra hitâb ve «efendiler, ağalar söyleyin, sened mi verilsün? ceng mi olunsun? sükût câiz değildir, makālâtıyla şimdi sükût edüp sonra taʿrîz edenler haklarında bâlâda mastûr vaʿîdâtı tekrâr edüp Süleyman Feyzi Efendi'ye teveccüh ve «efendi ne dersin» deyicek Süleyman Feyzi Efendi cevâba ibtidâr edüp «işte deminden güzel söylendi, muktezâ-yı hâli şerîʿat-i garrâya tevfîk ile ulemâ efendiler cevâb versünler» deyicek, ulemâ efendiler bir-biri beynlerinde biraz dahi söyleşdiler. Bi'l-âhire şeyhülislâm efendi hazretleri fetvâ emîni efendiye hitâb edüp «ne dersin» deyicek fetvâ emîni efendi (85-a) «Devlet-i aliyye'nin zaʿfı ve esbâb-ı seferiyyenin derecesi böyle olduğu takdîrde şerʿan müsâlaha tecvîz olunur» dedi. Müftî-zâde Efendi dahi emîn-i mûmâ-ileyhi tasdîk ve «benim dediğim mes'ele dahi böyle değil midir?» deyicek ol dahi «böyledir ve bu takdîrde müsâlaha mücevvezdir» dedi. Sadrıazam hazretleri ve şeyhülislâm efendi hazretleri bi'l-ittifâk ricâl-i devlet ve ocaklunun cümlesine hitâb ve ekserîsine münferiden münferidâ su'âl ederek «ne dersiz, cümleniz sened-i mezkûrun Moskovlu'ya verilmesine râzılar mısız?» dediklerinde, kapudan paşa ve Mustafa Paşa ve ulemâ efendiler ve yeniçeri ağası ve ocağı ağaları ve ricâl-i Devlet-i aliyye'nin cümlesi ve sipâh ve silâhdâr ağaları başka başka «râzılarız» dediler. Hitâb-ı mezkûr tekrâr olunup «doğruca söyleyin sonra şöyle ve böyle dimen» denmekle huzzârın cümlesi bi'l-ittifâk «böylece münâsibdir, sonra diyecek söz yokdur, söz budur» dediler\nLâleli Mustafa Efendi bu suâl ve cevâbdan sonra söze başlayup «işte bu madde cümle ittifâkıyla böylece karâr kıldı. Sened-i mezkûr i'tâ olunacağı meclisde Moskovlu'nun Gürcistan taraflarına yollar açdığı ve asker gönderdiği münâsib olmamak ve ol iddiʿâdan fâriğ olmak hususları elçiye îrâd ile şu madde defʿ olunsa güzel olur idi» deyicek «pek güzel, bir kerre îrâd olunsun kabûl eder ise, vâkıʿâ güzel olur» denilüp sened verilmesine karâr verildi. Baʿdehû sadrıaʿzam hazretleri cümleye hitâb edüp «işte cümle ittifâkıyla Moskovlu'ya sened-i mezkûr verilecek oldu, lâkin (85-b) bu gün yarın verilir, on gün sonra verilir, her ne vakit verilir ise verilir ol vakte dek şu meclisi şu odadan taşra mahalde her kim tefevvüh eder ise hakkında kazâsı derkârdır. Zîrâ şimdiye dek vâkiʿ olan mecâlisi ertesi günü gavurlardan istimâʿ ediyoruz, bu lâyık değildir» deyicek cümlesi tefevvüh etmemeğe taʿahhüd eylediler. Hattâ topcu-başı ağa «bu meclisi gayri mahalde lisânına alanı Allah kahr eylesün» deyü inkisâr, baʿdehû fâtihâ denilüp teberrüken huzzârın cümlesi fâtiha-i şerîfe kırâatine ibtidâr edüp meclise hitâm verildi. Cenâb-ı Hakk Resûl-i Kibriyâ aleyhi ezke't-tehâyâ hürmetine veliyy-i niʿmetimiz olan Devlet-i aliyye'ye karîben miknet ve kuvvet ihsân edüp kâffe-i aʿdâsından ahz-i sâr ve intikāma muvaffak eyleye, âmîn.\nTezyîl: Maʿlûm ola ki esbâb-ı muhâfaza-i memâlik ü enhâ ve levâzım-ı muhârese-i bilâd ü ercâ ittifâk-ı ukalâ-yi kâr-azmâ ile hazâin ve asâkir ve zehâire inhisâr-ı küllî ile münhasır ve işbu mevâdd-ı selâsenin birine noksân terayân eyler ise mahtûbe-i ibretü'l-vusûl merâm ve re'y-i tutuk-ı ihticâbda müstetir olacağı umûr-ı bedîhiyyeden olup binâen-aleyh bundan akdem zuhûr eden seferin imtidâdı hasebiyle usûl-i zevâbıt-ı mülkiyyeye halel-i küllî ârız olup akîb-i seferde ihmâl-i vükelâ-yi devlet ile bu mehâmm-ı lâzımetü'l-ihtimâmın te'diye ve tanzîmine adem-i takayyüd ve ikdâm ve hazînenin kılleti ve mühimmât-ı seferiyyenin adem-i kifâyeti ve ale'l-husûs asâkirin cübn ü rehâveti aʿdâ-yi dîne gün be-gün vesîle-i husûl-i garaz ve merâm olmağla maʿlûm olan hâlât-ı müdhişe vukūʿu ve dâiren mâ-dâr havâli-i memâlik-i Devlet-i aliyye (86-a) husemâ taraflarından ihâta olunarak ednâ bahâneye mutarassıd oldukları dahi şuyûʿ bulup bu mülâbese ile cism-i gayr-i mahfûz-ı mülke maraz-ı âkile isâbet etmekle derhal tedbîr-i dil-pezîr ile izâlesine takayyüd olunmadığı takdîrde cemîʿ-i aʿzâya sirâyet ve maʿâz-Allah telef-i nefs-i mülke mûcib ve illet olmak hâletleri gelüp görünüp sâir aʿzânın selâmeti içün bir uzvun katʿı bi-hasebi'l-kānûn iktizâ eylediğine nazaran el-hâletü-hâzihi mesâğ-ı şerîʿat-ı garrâ ve ittifâk-ı ârâ ile nizâm-gîr-i karâr olan keyfiyyet mizâc-ı vakte nisbetle ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn kabîlinden olup zât-ı mülke isâbet eden aʿrâz-ı fâsidenin derk ü fehminden kāsır baʿzı\nsâde-dilân ekâbirin iʿtirâz sevdâsiyle bu hâletin kabûlüne zarûret mess etdi deyü leb-cünbân-ı hezeyân oldukları dahl-i gayr-i müveccehleri bu vechile redd olunur ki mümehhid-i usûl-i tarîk-i müstakîm ve şeref-yâb-ı hitâb-ı \"İnneke le-ʿalâ hulukın ʿazîm\" olan Fahr-i kâinât aleyhi efdalü't-tahiyyât hazretlerine sulh-i Hudeybiyede sanâdîd-i Kureyş serd-i şurût-ı sahîfe ile îrâd-ı envâʿ-ı tekâlîf-i ʿanîfe eylediklerinden gayri mehâsin-i şerîfelerine Urve bin Mesʿûdi's-Sakafî muhâlif-i tavr-ı edeb dest-i taʿarruzu itâle ve nüvişte-i kilk-i Hazret-i Ali olan sulh-nâmeden felev kelime-i tayyibeyi tağyîr ve izâle ve baʿde's-sulh Medîne-i münevvere'ye avdet-i hümâyûnları vukūʿunda Utbe bin Üseyyid'in târîk-hâne-i derûnu envâr-ı hidâyet ile fürûzân ve çirk-i şirk ile pür-jeng olan mir'ât-i kalbi şeref-i islâm ile mücellâ (86b) ve tâbân olup Mekke'den Medîne'ye hicret akabinde cânib-i Kureyş'den reddiyçün vârid olanlara merkūm teslîm ve li-maslahatin bu kâr-ı düşvâr ihtiyâr olunduğu tefhîm buyurulup yevmü'l-âhir ebede dahi tâife-i Kureyş ile rabt-ı vesîka-i ittihâd eden Gatafân ve Fezâre kabîlelerinin tefrîk-i şeml-i cemʿiyyetleri zımnında hâric-i Medîne-i münevvere'de olan nahîlin sülüsünü kabîleteyn-i mezkûreteyne beher sâl ber-vech-i maktūʿ iʿtâ ve îsâl sûretlerine rızâ-dâde olmalariyle maʿa'l-kıyâs Devlet-i aliyye'nin bu defʿa bi'z-zarûre ihtiyâr eylediği keyfiyyet mebnî-ʿale'l-esâs olduğu fenn-i siyer mütetebbiʿlerine azher mine'ş-şems ve ebyen mine'l-emsdir. Bu keyfiyyâtın vukūʿu ashâb-ı kirâmın min-haysi'l-aded kılleti ve hıtta-i islâmiyyenin adem-i vüsʿati zamânına müsâdefe etmekden nâşî ihtiyârı zarûrî idi deyu tekrâr daʿvâda ısrâr ederler ise cemʿiyyet-i Kureyş dahi mütekessirü'l-aʿdâd olmayup hîn-i istinfârda maʿa-mülhakātihim ancak on bine müntehî ve tesettüt-i cemʿiyyetleri sell-i seyf-i şerîʿat olunmaksızın ednâ teveccüh-i hazret-i risâlet-penâhîyle muzmahill olmak bedîhî ve ale'l-husûs taraf-ı muvahhidînde cihâr-güzîn ve eyyâm-ı câhiliyetde her biri bin nefere muʿâdil nice ebtâl-i müslimîn hâzır iken ol-vechile sulha meyl ü rükûn nakş-ı zamîr-i feyz-i tahmîrleri olan ʿilm-i mâ-kân ve mâ-yekûn iktizâsiyle ümmet-i merhûmesine ancak taʿlîm-i maslahat-ı hayriyye olduğu vâreste-i kuyûd-ı zunûndur. (87a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kırım ve Kuban maddesiyçün Rusyalu'nun iddiʿâ eyledikleri senedin iʿtâsı ittifâk-ı ârâ ile meclis-i meşveretde karâr-gîr-i nizâm olmakdan nâşî sened-i mezkûrun sûreti olmak üzere Rusya elçisinin arz eylediği kâğıdın mukaddemesi taʿbîrât-ı gayr-i müstaʿmele ve kelimât-ı bâride ve mühmele ile muhbat ve müşevveş olduğundan gayri Aynalı-kavak tenkîh-nâmesinin\nTatara müte'allik olan ikinci ve üçüncü ve dördüncü maddeleri ve Kaynarca ahid-nâmesinin üçüncü maddesi ilgā olunmak elçi-i mersûmun kâğıdında münderic olup Kaynarca'nın üçüncü maddesi ise Özi kal'ası kadîmî ülkesiyle ke'l-evvel Devlet-i aliyye nin tasarrufunda bâkī kala şartından ibâret olup ilgā olunduğu takdirde bir aralıkda madde-i ilgāyı der-meyân ve Özi'yi mülhakātıyle ahden iddiâ eylecekleri nümâyân zikr olunan elfâz-ı mübheme ve gayr-i müstakîmenin tağyîri ve ale'l-husûs Devlet-i aliyye'ye mazarratı bedîhî olan (87-b) madde-i selâse-i mezkûrenin îzâh ve tebyîni Rusya tercümânı vâsıtasıyle elçiye ifhâm olundukda tağyîr-i üslûb ve tenkīh-i sûret-i matlûb uhdesinden hâric olduğun ifâde ve devletinin madde-i ilgādan murâd-ı âharı olmadığını beyân ile tercümânını i'âde ve'l-hâsıl birkaç def'a muhâbere ve madde-i mezkûrenin keşf ü îzâhı husûsunda bi'l-vâsıta azîm muhâvereden sonra güc ile mesfûr ilzâm ve üçüncü maddede musarrah olan Özi ibâresi ibkāsıyle böyle bir emr-i mevhûm ve vaktiyle da'vâya sâlih bir kayd-ı dakīkü'l-mefhûm izâlesine ihtimâm olundu.",
          "caption": "Zikr-i tenkîh-i sûret-i sened",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_049.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tenkîh-i sûret-i sened",
          "text": "Kırım ve Kuban maddesiyçün Rusyalu'nun iddiʿâ eyledikleri senedin iʿtâsı ittifâk-ı ârâ ile meclis-i meşveretde karâr-gîr-i nizâm olmakdan nâşî sened-i mezkûrun sûreti olmak üzere Rusya elçisinin arz eylediği kâğıdın mukaddemesi taʿbîrât-ı gayr-i müstaʿmele ve kelimât-ı bâride ve mühmele ile muhbat ve müşevveş olduğundan gayri Aynalı-kavak tenkîh-nâmesinin\nTatara müte'allik olan ikinci ve üçüncü ve dördüncü maddeleri ve Kaynarca ahid-nâmesinin üçüncü maddesi ilgā olunmak elçi-i mersûmun kâğıdında münderic olup Kaynarca'nın üçüncü maddesi ise Özi kal'ası kadîmî ülkesiyle ke'l-evvel Devlet-i aliyye nin tasarrufunda bâkī kala şartından ibâret olup ilgā olunduğu takdirde bir aralıkda madde-i ilgāyı der-meyân ve Özi'yi mülhakātıyle ahden iddiâ eylecekleri nümâyân zikr olunan elfâz-ı mübheme ve gayr-i müstakîmenin tağyîri ve ale'l-husûs Devlet-i aliyye'ye mazarratı bedîhî olan (87-b) madde-i selâse-i mezkûrenin îzâh ve tebyîni Rusya tercümânı vâsıtasıyle elçiye ifhâm olundukda tağyîr-i üslûb ve tenkīh-i sûret-i matlûb uhdesinden hâric olduğun ifâde ve devletinin madde-i ilgādan murâd-ı âharı olmadığını beyân ile tercümânını i'âde ve'l-hâsıl birkaç def'a muhâbere ve madde-i mezkûrenin keşf ü îzâhı husûsunda bi'l-vâsıta azîm muhâvereden sonra güc ile mesfûr ilzâm ve üçüncü maddede musarrah olan Özi ibâresi ibkāsıyle böyle bir emr-i mevhûm ve vaktiyle da'vâya sâlih bir kayd-ı dakīkü'l-mefhûm izâlesine ihtimâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan senedin sûreti müteʿayyinân-ı erbâb-ı meşverete irâ'et ve istikdâh-ı zend-i re'y ü reviyyet zımnında defterdâr-ı şikk-ı evvel Feyzi Efendi ve muhâsebe-i evvel Süleyman Fevzi Efendi ve Penâh Süleyman Efendi Bâbıâlî'ye ihzâr ve kethüdâ bey odasında cemʿiyyete karâr verilüp minvâl-i muharrer üzere sened-i mezkûrun sûreti mûmâ-ileyhime kırâ'at ve tağyîr ve tenkîhinde ve ale'l-husûs Özi maddesinin madde-i sâliseden tecrîd ve intizâʿında çekilen usret ve taʿab beyân ve işâret olundukda baş muhâsebeci efendi sebk-i senedi istihsân akabinde Kırım ve Kuban taraflarında bu kadar muvahhidîn mevcûd olmağla hâlleri neye müncer olacakdır deyû perîşân oldukda mukābele olunup bu husûs sened iʿtâsı tahakkukunda Rusya elçisine tercümânı vâsıtasıyle ifhâm ve Kırım ve Kuban'da mütemekkin olanlar islâmdan olmağla hicret ihtiyâr edenlere sedd-i râh-ı mümânaʿat (88-a) olunmamak husûsu senede derc ve zamm olunmak lâzımdır deyû ilhâh ve ibrâm olundukda Rusyalu Kırım'ı zabt eylediklerinde Avrupa ve Kırım'a beyân-nâme neşr eylediklerinden sonra tekrâr Kırım'a beyân-nâme irsâl ve hicret ihtiyâr edenler bir mâh imhâl ve emvâl ve eşyâ ve iyâllerini diledikleri mahallere sevk ve îsâl etmeleri emrinde muhayyer oldukları inhâ olunup tavâ'if-i tatardan baʿzıları hicreti ihtiyâr ve ikāmete niyyet edenler vatanlarında meks ü karâr eylediklerinden gayri muhâcirînin baʿzısı peşîn\nmân ve tekrâr vatanlarına avdet eylediklerini beyân ile kayd-ı mezkûrun senede indirâcı adîmü'l-imkân ve vakt-i mevʿûd hülûl eylediğine binâen fî-mâ-baʿd bu makūle îrâdât ile ifâte-i vakt ü zamân olunmamasını Rusya elçisi tercümâniyle ifâde eyledi denildikde efendi-i mûmâ-ileyh iʿâde-i kelâm ve «bu kâfirlerin muktezâ-yı meşrebleri iddiʿâlarında ısrâr-ı tâm ederler ise dahi baʿzı matlabları husûliyle sâir garaz-ı cüz'îlerinde tenezzülleri mücerreb-i enâm olup binâen-aleyh Devlet-i aliyye matlûbunuza mümâşât edüp ancak ihtiyâriyle hicret kasd edenlere sûret-i menʿ ve zecr gösterilmemesi senede idhâl olunmak ve bundan sonra bu husûsun müzâkeresi câiz olmak iddiʿâları der-meyân olunur ise garaz-ı aslîleri hâsıl olmuş bulunduğuna nazaran bu madde içün ihtiyâr-ı harb etmeyecekleri ve beher-hâl bir ilâcını görmeğe saʿy edecekleri agleb-i ihtimâl ve hattâ riyâsetimizde konsolos maddesinde dahi envâʿ-ı evzâʿ ihtirâʿ eylediklerinde konsolos nasbını Devlet-i aliyye kabûl ve ancak eşkâl-i tahsîs-i mahalde kalup sonra bir nizâmı verilür denildikde (88-b) madde-i asliyyede kabûl bulunmak hasebiyle müddeʿâmızı Devlet-i aliyye redd etdi demeğe kādir olamadılar gayeten mâ-fî'l-bâb konsolosun cây-i kararında ısrâr etdiler» dedikde elçi-i mesfûr beher-yevm irsâl-i ahbâr-ı müdhişe ile sened husûsunda taʿcîl ve hudûd başlarında rûzmerre Rusya askerine iki yüz bin guruş sarf olunduğunu îmâ ile «te'ehhür-i maddenin nihâyeti vesîle-i nedâmetdir» deyü katʿ-ı kāl u kīl etmişiken «îrâd olunan kaydın senede derci husûsu tekrîr olunduğu takdîrde fâidesi olmadığından gayri Devlet-i aliyye'ye mûcib-i rezâlet olacağı bedîhîdir» denildikde Penâh Süleyman Efendi derîçe-i kelâmı bâz ve bu vechile mukaddeme-sâz oldu ki «bu madde fi'l-asıl Rusya elçisine ifhâm ve ol dahi aks-i matlûb üzere redd-i peyâm etmiş fî-mâ-baʿd tekrîr-i müddeʿâda muʿâmele-i sâbıka derkâr ve kabûlünde vücûd-ı ıztırâr takrîbiyle Devlet-i aliyye'ye nakīsa-i şân-ı tatarrufu zâhir ve âşikâr olmağla rezâleti tecvîz ve kabûlden ise hemen işbu kırâ'at olunan senedi iʿtâ evlâdır. Zîrâ Tatar kavmi mukaddemâ serbest olup umûrlarına müdâhalemiz yoğidi, şimdi Moskov'a tebaʿiyyet eylemişler, Allah belâlarını versün, bir mütelevvin tâifediler ve fi'l-asıl bu serbestiyyeti dahi kendüleri kesb eylediler bu maddenin kabûlünde Devlet-i aliyye'den ısrâr ve Rusyalu tarafından adem-i kabûl bedîdâr olduğu hâlde mukābele lâzım gelür mukābeleye ise şimdilik kudret olmayup maʿa-hazâ cihâdın farziyyeti imkân ile meşrûtdur, imkân olmadığı hâlde maʿzûruz» der iken baş muhâsebeci (89-a) efendi mukābele edüp «merâm bu husûs beher hâl bu minvâl üzere hitâm bulsun demek değildir. Garaz mukaddem ve mu'ahhar zuhûru melhûz bir mazarrat var ise beyân olsun demekdir. Ve zikr olunan madde şerʿ-i şerîfe müteʿallik olmağla bir kerre şerʿîsi dahi tahkīk olunsun\nzîrâ bu kadar müslimînin raʿiyyetini tecvîz etdiler deyû güft-gû derkâr ve me'mûrlar hedef-i sihâm-ı taʿn ve âzâr olacakları bedîdârdır» dedikde adem-i teferruk-ı huzzâr şartiyle bahs-i mezkûr maʿrûz-ı pîş-gâh-ı hazret-i sadrü's-sudûr kılındıkda bu vechile mukābele buyurdular ki lev-faraznâ Kırım'da olan tavâif Devlet-i aliyye'den istiʿâne etdiler. Şimdilik iʿânete yârâ ve kudret var mıdır? Ve mukaddemâ bi'd-defeʿât istigāselerine binâen vücûb-ı igāseleri bâbında sûret-i fetvâ ihrâc ve Devlet-i aliyye igāseye muhtac olmuşiken tertîb-i asker-i berrî ve techîz-i leşker-i bahrîden cüz'î ve küllî bir fâide tahsîl edebildi mi? belki Şahin Giray'ın hânlıkda istikrârını ve mahlûliyyet-i hakīkiyye vukūʿunda âharın hân nasb olunmasını îcâb eylediğinden gayri bu defʿa Tatar Şahin Giray'ı halʿ ve Bahadır Giray'ı mesned-i hâniye vazʿ eyledikleri hengâmda Devlet-i aliyye'ye mahzar irsâl ve hân içün menşûr istidʿâlarında hanlığı tasdîk ve menşûru ısdâr ve tenmîk mümkin oldu mu? bu hususlar etrâfiyle müzâkere olunsun deyû sâdır olan emr ü fermânları huzzâra ifade olundukda baş muhâsebeci efendi «vâkıʿâ bunlar vardır ve igāsede imkân şartdır, imkân olmadığı sûretde ne çâre, lâkin murâd igāse ve istigāse bahsi değildir. Tâife-i Tatar bir kavm-i garîbü'l-etvâr olup ale'l-husûs (89-b) Rumeli cânibinde bu kadar hânân ve selâtîn Bucak ve sâir mahallerde katı çok sunûf-ı Tatar mevcûd olduklarından fazla bu esnâda Kırım'dan hicret etmiş bu kadar nüfûs vardır, ebnâ-yi cinsimizi küffâra verdiler âvâzesiyle bir gûne fesâd tekevvünü ve Devlet-i aliyye ahâlîsinden baʿzı hâliyü'z-zihn bu kadar islâmın raʿiyyetini tecvîz etdiler deyû me'mûrlar haklarında ihdâs-ı kīl u kāl eyleyecekleri melhûz olmağla mücerred bu misillû hâlât tahaddüs etmemek ve eylediği hâlde tedârüklü bulunmak yaʿni Moskovlu'ya bu kaziyyeyi kirâren ve mirâren îrâd eyledik ısgā etmeyüp ısrâr eylediler demek içün bir kerre elçiye îrâd olunsa hiç olmaz ise mükâleme mazbatasında bulunur ve vaktiyle me'mûrlar zâhir-bînân avâm lisânından kurtulur. Eğer kabûl ederler ise dîn-i mübîne bir hizmet olur, muhâcirîne bir ay mühlet verdikleri kendülerden menkūl ve sıhhat ve hakīkati mechûl değil midir? hele bu hususun vech-i şerʿîsi dahi maʿlûm olmak içün Müftî-zâde Efendi ihzâr ve bu keyfiyyetin müzâkeresine ibtidâr olunsun demekle mukābele olunup eğer düşmana tefhîm-i kelâmın imkânı olsa bu kadar müslimînin taht-ı tasallut ve hükümet-i aʿdâda kalmasını kim tecvîz eder idi, lâkin hâl maʿlûmdur» denildikde Moralı Süleyman Efendi meydân-ı sühana rahş-rân ve «böyle umûrda imkân şartdır» kavlini mükerreren beyân ve imkân mümteni olduğu hâlde aʿzâr inde'ş-şerʿ makbûl olup meselâ Malta'da ehl-i islâmdan bu kadar üserâ olup sefer edüp tahlîsin imkânı olmadığı gibi bu dahi dâhil-i hayyiz-i imtinâʿ olduğu ve cenâb-ı Hakk\nDevlet-i aliyye'ye kuvvet ve miknet verinceye dek mümâşât (90-a) evlâ idüğünü baʿde'l-ifâde husûs-ı mezkûr mükâlemeye me'mûr olan zevât taraflarından min-gayr-i me'mûriyetin baʿzı mukaddemât-ı dostâne ile elçiye îrâd ve şâyed mülâyemet ve nâ-dürüştî vesîle-i husûl-i murâd olur, olmadığı sûretde husûs-ı mezkûr meʿmûrlar taraflarından dostâne der-meyân olunacağına binâen adem-i kabûlde terettüb eden rezâlet Devlet-i aliyye'ye aid olmayacağın îmâ eyledikde bu madde tekrâr elçiyle müzâkere olunacak değil belki tercümânı vâsıtasıyla mümkin olabildiği ve sûret-i sened bi'l-muhâbere karâr bulup baʿde't-tebyîz elçi ile mübâdele olunmak içün akd-i meclis olunacakdır, zîrâ bu pazarertesi sened mübâdele olunmaz ise me'mûriyyetim tamamdır deyû elçi-i mesfûr irsâl-i peyâm-ı mûhiş ile tahdîş-i ezhân ve bu takdîrde vaktin müsâʿadesi olmadığı nümâyândır» denildikde baş muhâsebeci efendi taʿkîb ve «kayd-ı mezkûrun sürh ile senede derc olunmasını tasvîb ve elçiye tercümâniyle gönderilüp kabûl etdiyse niʿame'l-matlûb etmediği hâlde bu daʿvâdan keff-i yed ve ol-vechile iʿtâ-yı sened olunsun» dedikde huzzârın cümlesi bu kavli istihsân ve herkes mahallerine revân oldular. Baʿdehu Rusya tercümâm getirdilüp zikr olunan husûs mesfûra ifâde ve ismâʿ ve re'y olunduğu üzere sûret-i senede sürh ile işâret ve elçi tarafına gönderildikde bir vechile kabûl mümkin olmadığı haberiyle tercümânını ilcâ' ve mukaddem bu husûs içün gönderdiği cevâbı bu defʿa dahi tafsîl ve işbâʿ etmekle vâkiʿ olan bahsin tafsîli ve elçinin ısrârı (90-b) küllîsi cumʿa günü Bâbıâlî'ye vürûdlarında sadreyn-i muhteremeyn hazerâtına ifâde ve kudret olmadığı hâlde senedin ol vechile iʿtâsına rızâ-dâde olduklarında kayd-ı mezkûrun refʿiyle iʿtâ-yı sened karâr-gîr-i nizâm ve kethüdâ bey odasında vâkiʿ olan mübâhese ve ârânın cüz'î ve küllî bir fâidesi zuhûr etmeyüp biyhûde yere isrâf-ı kelâm olundu. Cenâb-ı kahhâr-ı lem-yezel zât-ı ferdâniyyeti hürmetine hüzn ü inkisâr kulûb-ı muvahhidîni karîben sürûra mübeddel edüp zuhûr-ı gayret-i ilâhiyyesiyle şerzime-i aʿdâ-yi dîni makhûr ve te'yîd-i millet-i islâmiyyede hâb u râhatı terk eden şehriyâr-ı gayret-medâr hazretlerini her hâlde mansûr ve muzaffer eyleye, ṣânehu’llāhu ʿani’l-ekdâr âmîn.",
          "caption": "Meşveret-i havâss der-nezd-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âlî ve vukūʿu ebhâs berâ-yi sekene-i Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_050.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Meşveret-i havâss der-nezd-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âlî ve vukūʿu ebhâs berâ-yi sekene-i Kırım",
          "text": "Zikr olunan senedin sûreti müteʿayyinân-ı erbâb-ı meşverete irâ'et ve istikdâh-ı zend-i re'y ü reviyyet zımnında defterdâr-ı şikk-ı evvel Feyzi Efendi ve muhâsebe-i evvel Süleyman Fevzi Efendi ve Penâh Süleyman Efendi Bâbıâlî'ye ihzâr ve kethüdâ bey odasında cemʿiyyete karâr verilüp minvâl-i muharrer üzere sened-i mezkûrun sûreti mûmâ-ileyhime kırâ'at ve tağyîr ve tenkîhinde ve ale'l-husûs Özi maddesinin madde-i sâliseden tecrîd ve intizâʿında çekilen usret ve taʿab beyân ve işâret olundukda baş muhâsebeci efendi sebk-i senedi istihsân akabinde Kırım ve Kuban taraflarında bu kadar muvahhidîn mevcûd olmağla hâlleri neye müncer olacakdır deyû perîşân oldukda mukābele olunup bu husûs sened iʿtâsı tahakkukunda Rusya elçisine tercümânı vâsıtasıyle ifhâm ve Kırım ve Kuban'da mütemekkin olanlar islâmdan olmağla hicret ihtiyâr edenlere sedd-i râh-ı mümânaʿat (88-a) olunmamak husûsu senede derc ve zamm olunmak lâzımdır deyû ilhâh ve ibrâm olundukda Rusyalu Kırım'ı zabt eylediklerinde Avrupa ve Kırım'a beyân-nâme neşr eylediklerinden sonra tekrâr Kırım'a beyân-nâme irsâl ve hicret ihtiyâr edenler bir mâh imhâl ve emvâl ve eşyâ ve iyâllerini diledikleri mahallere sevk ve îsâl etmeleri emrinde muhayyer oldukları inhâ olunup tavâ'if-i tatardan baʿzıları hicreti ihtiyâr ve ikāmete niyyet edenler vatanlarında meks ü karâr eylediklerinden gayri muhâcirînin baʿzısı peşîn\nmân ve tekrâr vatanlarına avdet eylediklerini beyân ile kayd-ı mezkûrun senede indirâcı adîmü'l-imkân ve vakt-i mevʿûd hülûl eylediğine binâen fî-mâ-baʿd bu makūle îrâdât ile ifâte-i vakt ü zamân olunmamasını Rusya elçisi tercümâniyle ifâde eyledi denildikde efendi-i mûmâ-ileyh iʿâde-i kelâm ve «bu kâfirlerin muktezâ-yı meşrebleri iddiʿâlarında ısrâr-ı tâm ederler ise dahi baʿzı matlabları husûliyle sâir garaz-ı cüz'îlerinde tenezzülleri mücerreb-i enâm olup binâen-aleyh Devlet-i aliyye matlûbunuza mümâşât edüp ancak ihtiyâriyle hicret kasd edenlere sûret-i menʿ ve zecr gösterilmemesi senede idhâl olunmak ve bundan sonra bu husûsun müzâkeresi câiz olmak iddiʿâları der-meyân olunur ise garaz-ı aslîleri hâsıl olmuş bulunduğuna nazaran bu madde içün ihtiyâr-ı harb etmeyecekleri ve beher-hâl bir ilâcını görmeğe saʿy edecekleri agleb-i ihtimâl ve hattâ riyâsetimizde konsolos maddesinde dahi envâʿ-ı evzâʿ ihtirâʿ eylediklerinde konsolos nasbını Devlet-i aliyye kabûl ve ancak eşkâl-i tahsîs-i mahalde kalup sonra bir nizâmı verilür denildikde (88-b) madde-i asliyyede kabûl bulunmak hasebiyle müddeʿâmızı Devlet-i aliyye redd etdi demeğe kādir olamadılar gayeten mâ-fî'l-bâb konsolosun cây-i kararında ısrâr etdiler» dedikde elçi-i mesfûr beher-yevm irsâl-i ahbâr-ı müdhişe ile sened husûsunda taʿcîl ve hudûd başlarında rûzmerre Rusya askerine iki yüz bin guruş sarf olunduğunu îmâ ile «te'ehhür-i maddenin nihâyeti vesîle-i nedâmetdir» deyü katʿ-ı kāl u kīl etmişiken «îrâd olunan kaydın senede derci husûsu tekrîr olunduğu takdîrde fâidesi olmadığından gayri Devlet-i aliyye'ye mûcib-i rezâlet olacağı bedîhîdir» denildikde Penâh Süleyman Efendi derîçe-i kelâmı bâz ve bu vechile mukaddeme-sâz oldu ki «bu madde fi'l-asıl Rusya elçisine ifhâm ve ol dahi aks-i matlûb üzere redd-i peyâm etmiş fî-mâ-baʿd tekrîr-i müddeʿâda muʿâmele-i sâbıka derkâr ve kabûlünde vücûd-ı ıztırâr takrîbiyle Devlet-i aliyye'ye nakīsa-i şân-ı tatarrufu zâhir ve âşikâr olmağla rezâleti tecvîz ve kabûlden ise hemen işbu kırâ'at olunan senedi iʿtâ evlâdır. Zîrâ Tatar kavmi mukaddemâ serbest olup umûrlarına müdâhalemiz yoğidi, şimdi Moskov'a tebaʿiyyet eylemişler, Allah belâlarını versün, bir mütelevvin tâifediler ve fi'l-asıl bu serbestiyyeti dahi kendüleri kesb eylediler bu maddenin kabûlünde Devlet-i aliyye'den ısrâr ve Rusyalu tarafından adem-i kabûl bedîdâr olduğu hâlde mukābele lâzım gelür mukābeleye ise şimdilik kudret olmayup maʿa-hazâ cihâdın farziyyeti imkân ile meşrûtdur, imkân olmadığı hâlde maʿzûruz» der iken baş muhâsebeci (89-a) efendi mukābele edüp «merâm bu husûs beher hâl bu minvâl üzere hitâm bulsun demek değildir. Garaz mukaddem ve mu'ahhar zuhûru melhûz bir mazarrat var ise beyân olsun demekdir. Ve zikr olunan madde şerʿ-i şerîfe müteʿallik olmağla bir kerre şerʿîsi dahi tahkīk olunsun\nzîrâ bu kadar müslimînin raʿiyyetini tecvîz etdiler deyû güft-gû derkâr ve me'mûrlar hedef-i sihâm-ı taʿn ve âzâr olacakları bedîdârdır» dedikde adem-i teferruk-ı huzzâr şartiyle bahs-i mezkûr maʿrûz-ı pîş-gâh-ı hazret-i sadrü's-sudûr kılındıkda bu vechile mukābele buyurdular ki lev-faraznâ Kırım'da olan tavâif Devlet-i aliyye'den istiʿâne etdiler. Şimdilik iʿânete yârâ ve kudret var mıdır? Ve mukaddemâ bi'd-defeʿât istigāselerine binâen vücûb-ı igāseleri bâbında sûret-i fetvâ ihrâc ve Devlet-i aliyye igāseye muhtac olmuşiken tertîb-i asker-i berrî ve techîz-i leşker-i bahrîden cüz'î ve küllî bir fâide tahsîl edebildi mi? belki Şahin Giray'ın hânlıkda istikrârını ve mahlûliyyet-i hakīkiyye vukūʿunda âharın hân nasb olunmasını îcâb eylediğinden gayri bu defʿa Tatar Şahin Giray'ı halʿ ve Bahadır Giray'ı mesned-i hâniye vazʿ eyledikleri hengâmda Devlet-i aliyye'ye mahzar irsâl ve hân içün menşûr istidʿâlarında hanlığı tasdîk ve menşûru ısdâr ve tenmîk mümkin oldu mu? bu hususlar etrâfiyle müzâkere olunsun deyû sâdır olan emr ü fermânları huzzâra ifade olundukda baş muhâsebeci efendi «vâkıʿâ bunlar vardır ve igāsede imkân şartdır, imkân olmadığı sûretde ne çâre, lâkin murâd igāse ve istigāse bahsi değildir. Tâife-i Tatar bir kavm-i garîbü'l-etvâr olup ale'l-husûs (89-b) Rumeli cânibinde bu kadar hânân ve selâtîn Bucak ve sâir mahallerde katı çok sunûf-ı Tatar mevcûd olduklarından fazla bu esnâda Kırım'dan hicret etmiş bu kadar nüfûs vardır, ebnâ-yi cinsimizi küffâra verdiler âvâzesiyle bir gûne fesâd tekevvünü ve Devlet-i aliyye ahâlîsinden baʿzı hâliyü'z-zihn bu kadar islâmın raʿiyyetini tecvîz etdiler deyû me'mûrlar haklarında ihdâs-ı kīl u kāl eyleyecekleri melhûz olmağla mücerred bu misillû hâlât tahaddüs etmemek ve eylediği hâlde tedârüklü bulunmak yaʿni Moskovlu'ya bu kaziyyeyi kirâren ve mirâren îrâd eyledik ısgā etmeyüp ısrâr eylediler demek içün bir kerre elçiye îrâd olunsa hiç olmaz ise mükâleme mazbatasında bulunur ve vaktiyle me'mûrlar zâhir-bînân avâm lisânından kurtulur. Eğer kabûl ederler ise dîn-i mübîne bir hizmet olur, muhâcirîne bir ay mühlet verdikleri kendülerden menkūl ve sıhhat ve hakīkati mechûl değil midir? hele bu hususun vech-i şerʿîsi dahi maʿlûm olmak içün Müftî-zâde Efendi ihzâr ve bu keyfiyyetin müzâkeresine ibtidâr olunsun demekle mukābele olunup eğer düşmana tefhîm-i kelâmın imkânı olsa bu kadar müslimînin taht-ı tasallut ve hükümet-i aʿdâda kalmasını kim tecvîz eder idi, lâkin hâl maʿlûmdur» denildikde Moralı Süleyman Efendi meydân-ı sühana rahş-rân ve «böyle umûrda imkân şartdır» kavlini mükerreren beyân ve imkân mümteni olduğu hâlde aʿzâr inde'ş-şerʿ makbûl olup meselâ Malta'da ehl-i islâmdan bu kadar üserâ olup sefer edüp tahlîsin imkânı olmadığı gibi bu dahi dâhil-i hayyiz-i imtinâʿ olduğu ve cenâb-ı Hakk\nDevlet-i aliyye'ye kuvvet ve miknet verinceye dek mümâşât (90-a) evlâ idüğünü baʿde'l-ifâde husûs-ı mezkûr mükâlemeye me'mûr olan zevât taraflarından min-gayr-i me'mûriyetin baʿzı mukaddemât-ı dostâne ile elçiye îrâd ve şâyed mülâyemet ve nâ-dürüştî vesîle-i husûl-i murâd olur, olmadığı sûretde husûs-ı mezkûr meʿmûrlar taraflarından dostâne der-meyân olunacağına binâen adem-i kabûlde terettüb eden rezâlet Devlet-i aliyye'ye aid olmayacağın îmâ eyledikde bu madde tekrâr elçiyle müzâkere olunacak değil belki tercümânı vâsıtasıyla mümkin olabildiği ve sûret-i sened bi'l-muhâbere karâr bulup baʿde't-tebyîz elçi ile mübâdele olunmak içün akd-i meclis olunacakdır, zîrâ bu pazarertesi sened mübâdele olunmaz ise me'mûriyyetim tamamdır deyû elçi-i mesfûr irsâl-i peyâm-ı mûhiş ile tahdîş-i ezhân ve bu takdîrde vaktin müsâʿadesi olmadığı nümâyândır» denildikde baş muhâsebeci efendi taʿkîb ve «kayd-ı mezkûrun sürh ile senede derc olunmasını tasvîb ve elçiye tercümâniyle gönderilüp kabûl etdiyse niʿame'l-matlûb etmediği hâlde bu daʿvâdan keff-i yed ve ol-vechile iʿtâ-yı sened olunsun» dedikde huzzârın cümlesi bu kavli istihsân ve herkes mahallerine revân oldular. Baʿdehu Rusya tercümâm getirdilüp zikr olunan husûs mesfûra ifâde ve ismâʿ ve re'y olunduğu üzere sûret-i senede sürh ile işâret ve elçi tarafına gönderildikde bir vechile kabûl mümkin olmadığı haberiyle tercümânını ilcâ' ve mukaddem bu husûs içün gönderdiği cevâbı bu defʿa dahi tafsîl ve işbâʿ etmekle vâkiʿ olan bahsin tafsîli ve elçinin ısrârı (90-b) küllîsi cumʿa günü Bâbıâlî'ye vürûdlarında sadreyn-i muhteremeyn hazerâtına ifâde ve kudret olmadığı hâlde senedin ol vechile iʿtâsına rızâ-dâde olduklarında kayd-ı mezkûrun refʿiyle iʿtâ-yı sened karâr-gîr-i nizâm ve kethüdâ bey odasında vâkiʿ olan mübâhese ve ârânın cüz'î ve küllî bir fâidesi zuhûr etmeyüp biyhûde yere isrâf-ı kelâm olundu. Cenâb-ı kahhâr-ı lem-yezel zât-ı ferdâniyyeti hürmetine hüzn ü inkisâr kulûb-ı muvahhidîni karîben sürûra mübeddel edüp zuhûr-ı gayret-i ilâhiyyesiyle şerzime-i aʿdâ-yi dîni makhûr ve te'yîd-i millet-i islâmiyyede hâb u râhatı terk eden şehriyâr-ı gayret-medâr hazretlerini her hâlde mansûr ve muzaffer eyleye, ṣânehu’llāhu ʿani’l-ekdâr âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elçi-i mesfûr bu madde içün devleti tarafından ruhsat-nâmesi olduğunu îmâ ve verilecek senedi yâ sadrıazam hazretleri temhîr veyâhud me'mûrlara ruhsat-nâme verilmek istidʿâsında olmağla binâen-aleyh vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretlerine ve İstanbul kadısı sâbık Müftî-zâde Ahmed\nEfendi'ye ve reisülküttâb efendiye ruhsat-nâme-i hümâyûn verildikden gayrı sûret-i senedin bâlâsına ittifâk-ı ârâ ile karâr bulan işbu sûret mûcibince senedi temhîr ve i'tâ oluna deyû hatt-ı hümâyûn keşîde kılındı. Binâberîn işbu şehr-i Safer'in onbeşinci günü Aynalıkavak sahilsarayında me'mûrlar müctemi' ve hâzır ve kapudan paşa hazretlerinin kudûmuna nâzır olmalarıyla müşârün-ileyh hazretleri yevm-i mezkûrda mu'tellü'l-mizâc ve meşgûl-i tedbîr ve ilâc olduğu ihbâr ve meclise (91-a) gelmeğe iktidarı olmadığı iş'âr olunduğuna binâen sened-i mezkûru mûmâ-ileyhimâ temhîr edüp müşârün-ileyh hazretleri dahi temhîr etmek üzere ruhsat-nâme-i hümâyûn ve sened-i mezbûr beylikci efendi ile irsâl olundukda müşârün-ileyh zikr olunduğu üzere mu'âlece şugliyle haremde olduğu haber verilmekle ruhsat-nâme-i hümâyûn ve sened savb-ı vezîrânelerine gönderilüp der-akab temhîr ve «bu sulh sulh değildir, a'dâ bizim hâlimizi gördükce buna kānî olmayup envâ'-ı teklîfâta âğâz ve memâlik-i mahrûseye dest-î tama'ı dirâz eyleyerek hiç olmadı ise Tuna re's-i hudûd olsun diyecekleri ve başımızın çaresini görmek ve ahz-i intikāma medâr olur esbâb tekmîline bakmak lâzım olup sonra nedâmet fâide vermez» deyû bi'l-vâsıta takrîr ve mûmâ-ileyh dahi senedi alup Aynalıkavak'a geldikde Rusya elçisiyle mübâdele ve şimdilik bu vechile terk-i muhârebe ve mücâdele kılındı.",
          "caption": "Zikr-i iʿtâ-yı ruhsat-nâme-i hümâyûn be-me'mûrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_051.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i iʿtâ-yı ruhsat-nâme-i hümâyûn be-me'mûrân",
          "text": "Elçi-i mesfûr bu madde içün devleti tarafından ruhsat-nâmesi olduğunu îmâ ve verilecek senedi yâ sadrıazam hazretleri temhîr veyâhud me'mûrlara ruhsat-nâme verilmek istidʿâsında olmağla binâen-aleyh vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretlerine ve İstanbul kadısı sâbık Müftî-zâde Ahmed\nEfendi'ye ve reisülküttâb efendiye ruhsat-nâme-i hümâyûn verildikden gayrı sûret-i senedin bâlâsına ittifâk-ı ârâ ile karâr bulan işbu sûret mûcibince senedi temhîr ve i'tâ oluna deyû hatt-ı hümâyûn keşîde kılındı. Binâberîn işbu şehr-i Safer'in onbeşinci günü Aynalıkavak sahilsarayında me'mûrlar müctemi' ve hâzır ve kapudan paşa hazretlerinin kudûmuna nâzır olmalarıyla müşârün-ileyh hazretleri yevm-i mezkûrda mu'tellü'l-mizâc ve meşgûl-i tedbîr ve ilâc olduğu ihbâr ve meclise (91-a) gelmeğe iktidarı olmadığı iş'âr olunduğuna binâen sened-i mezkûru mûmâ-ileyhimâ temhîr edüp müşârün-ileyh hazretleri dahi temhîr etmek üzere ruhsat-nâme-i hümâyûn ve sened-i mezbûr beylikci efendi ile irsâl olundukda müşârün-ileyh zikr olunduğu üzere mu'âlece şugliyle haremde olduğu haber verilmekle ruhsat-nâme-i hümâyûn ve sened savb-ı vezîrânelerine gönderilüp der-akab temhîr ve «bu sulh sulh değildir, a'dâ bizim hâlimizi gördükce buna kānî olmayup envâ'-ı teklîfâta âğâz ve memâlik-i mahrûseye dest-î tama'ı dirâz eyleyerek hiç olmadı ise Tuna re's-i hudûd olsun diyecekleri ve başımızın çaresini görmek ve ahz-i intikāma medâr olur esbâb tekmîline bakmak lâzım olup sonra nedâmet fâide vermez» deyû bi'l-vâsıta takrîr ve mûmâ-ileyh dahi senedi alup Aynalıkavak'a geldikde Rusya elçisiyle mübâdele ve şimdilik bu vechile terk-i muhârebe ve mücâdele kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi-ismihî subhânehû ve te'âlâ bâ'is-i tenmîk-i hurûf oldur ki Devlet-i aliyye-i Osmâniyye ile Rusya Devleti imparatoriyesi beyninde der-kâr olan hüsn-i muvâlât ve musâfâtın tezâyüd ve istikrârına bâdî olur ve sâilin istihsâli tarafeynden matlûb ve mültezem olduğundan bu def'a Kırım ve Taman ve Kuban'da tekevvün eden hâlât beyne'd-devleteyn mûris-i kīl ü kāl ve belki mûcib-i infisâh-ı sulh ü salâh olabildiği mülâhaza olduğundan husûs-ı mezbûrun tarafeynden dostâne müzâkeresini işbu iki devlet ihtiyâr ve gereği gibi mütāla'a eylediklerinden sonra beyne'd-devleteyn min-ba'd bir türlü mevâdd-ı bahs-i kīl (91-b) ü kāl kalmamak irâde-i câzimesiyle ba'd-ezîn musâlaha-i kaviyye-i ferhûnde-fâlin ve hüsn-i hem-cıvâreynin ve ticâret-i ma'kūdenin menâfi'iyle tarafeynden temettü' olunmak içün husûs-ı mezbûrun bir râbıta-i kaviyyeye rabtını muktezî gördüklerine binâen işbu iki devlet bu hususu ba'de'l-müzâkere bu senedin tamâmen ve kâmilen ri'âyet ve îfâsını alenen ahd ü peymân ederek akd ve tanzîmini murâd eylediklerinden taraflarından murahhaslar intihâb ve ta'yîn ve yedlerine ruhsat-nâmeler i'tâ ya'ni Devlet-i aliyye-i Osmâniyye tarafından bu niyâz-mendân-ı dergâh-ı\nilâh devlet-i kavî-i şevket-vüzerâ ve ulemâ ve ricâli derûnlarında hâlâ bi'l-fi'il deryâ kapudanlığı ve Anadolu kazaskerliği pâyesiyle sâbıkā İstanbul kadılığı ve riyâset-i küttâb hidemât-ı celîle-i refîʿalariyle şeref-yâb olup şehriyâr-ı Dârâ-derbân ve hüsrev-i maʿdelet-nişân dâver-i devrân şehinşâh-ı cihân şevketlû kerâmetlû mehâbetlû adâletlû veli-niʿmetimiz padişahımız efendimiz cânib-i hümâyûnlarından yedlerimize ihsân buyurulan ruhsat-nâme-i sâmiyeleriyle haşmetlû miknetlû bi't-tamâm Rusyaların padişah ve imparatoriçesi cenâbları tarafından Deraliyye'de mukīm fevkalaʿde orta elçisi ve murahhası ve devletinin müsteşarı ve San Viladimir İstanislas tarîkinin kavalyeri rağbetlû menziletlû Bulhakof dahi ruhsat-nâme ile terhîs olunup lâyıkı ve iktizâsı vechile yedlerimize verilen ruhsat-nâmelerimizi beynimizde baʿde'l-mübâdele mevadd-ı âtiyetü'z-zikri imzâ ve temhîr etmişizdir.\n\nEvvelki madde: Bin yüz seksensekiz senesinde akd olunan musâlaha ahidnâmesinin ve bin yüz seksendokuz senesinde (92-a) tanzîm olunan hudûdnâmenin ve bin yüz doksanüç senesinde münʿakid olan tenkīh-nâmenin ikinci ve üçüncü ve dördüncü maddeleri istisnâ olunup işbu maddeler baʿd-ezîn devleteynden bir vechile iʿtibâr olunmayup amel olunmaları iktizâ etmeye, lâkin Özi kalʿası kadîmî ülkesiyle Devlet-i aliyye'nin taht-ı tasarrufunda bâkī kala ibâresi bâlâda mastûr seksensekiz senesi ahidnâmesinin zikr olunan üçüncü maddesinde musarrah olmağla ibâre-i mezkûre kemâkân maʿmûlün-bih ve mer'î tutula.\n\nİkinci madde: Rusya Devlet-i imparatoriyesi Tatar hânları taraflarından Soğucak kalʿasının nâhiyesi üzerlerine iddiâ olunan mülkiyyet hukūkunu hiçbir vakitde der-meyân ve iddiʿâ eylemeyüp kalʿa-i mezkûre külliyen Devlet-i Osmaniyye'nin mülkü olduğunu iʿtirâf eder.\n\nÜçüncü madde: Kuban'da, Kuban nehri hudûd iʿtibâr olunmağla zikr olunan devlet-i imparatoriyye nehr-i mezbûrun beru yakasında yaʿni nehr-i Kuban ve Karadeniz beyninde mütemekkin olan tavâif-i Tatardan dahi keff-i yed eder. İşbu senedin gerek şevketlû kerâmetlû adâletlû merhametlû veli-niʿmetimiz efendimiz padişahımız hazretlerinin taraf-ı hümâyûnlarından ve gerek haşmetlû miknetlû bi't-tamâm Rusyaların padişah ve imparatoriçesi cenâbları tarafından kendü imzâlariyle ve vech-i muʿtâd üzere muharrer alenen tasdîk-nâmeler ile te'yîd ve tasdîk ve zikr olunan tasdîk-nâmeler işbu senedin akdi gününden dört ay zarfında ve mümkin olur ise dahi mukaddem Kostantaniyye'de mübâdele olunmak üzere karar verilüp cânibeyn murahhasları mefâhîm ve mezâmîni (92-b) muvâfık ve mutâbık iki nüshasını tertîb ve terkīm edüp kendü imzâlarımız ve mühürlerimiz ile hatm ve temhîr eyleyüp beynimizde mübâdele eylemişizdir.",
          "caption": "Sûret-i sened",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_052.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i sened",
          "text": "Bi-ismihî subhânehû ve te'âlâ bâ'is-i tenmîk-i hurûf oldur ki Devlet-i aliyye-i Osmâniyye ile Rusya Devleti imparatoriyesi beyninde der-kâr olan hüsn-i muvâlât ve musâfâtın tezâyüd ve istikrârına bâdî olur ve sâilin istihsâli tarafeynden matlûb ve mültezem olduğundan bu def'a Kırım ve Taman ve Kuban'da tekevvün eden hâlât beyne'd-devleteyn mûris-i kīl ü kāl ve belki mûcib-i infisâh-ı sulh ü salâh olabildiği mülâhaza olduğundan husûs-ı mezbûrun tarafeynden dostâne müzâkeresini işbu iki devlet ihtiyâr ve gereği gibi mütāla'a eylediklerinden sonra beyne'd-devleteyn min-ba'd bir türlü mevâdd-ı bahs-i kīl (91-b) ü kāl kalmamak irâde-i câzimesiyle ba'd-ezîn musâlaha-i kaviyye-i ferhûnde-fâlin ve hüsn-i hem-cıvâreynin ve ticâret-i ma'kūdenin menâfi'iyle tarafeynden temettü' olunmak içün husûs-ı mezbûrun bir râbıta-i kaviyyeye rabtını muktezî gördüklerine binâen işbu iki devlet bu hususu ba'de'l-müzâkere bu senedin tamâmen ve kâmilen ri'âyet ve îfâsını alenen ahd ü peymân ederek akd ve tanzîmini murâd eylediklerinden taraflarından murahhaslar intihâb ve ta'yîn ve yedlerine ruhsat-nâmeler i'tâ ya'ni Devlet-i aliyye-i Osmâniyye tarafından bu niyâz-mendân-ı dergâh-ı\nilâh devlet-i kavî-i şevket-vüzerâ ve ulemâ ve ricâli derûnlarında hâlâ bi'l-fi'il deryâ kapudanlığı ve Anadolu kazaskerliği pâyesiyle sâbıkā İstanbul kadılığı ve riyâset-i küttâb hidemât-ı celîle-i refîʿalariyle şeref-yâb olup şehriyâr-ı Dârâ-derbân ve hüsrev-i maʿdelet-nişân dâver-i devrân şehinşâh-ı cihân şevketlû kerâmetlû mehâbetlû adâletlû veli-niʿmetimiz padişahımız efendimiz cânib-i hümâyûnlarından yedlerimize ihsân buyurulan ruhsat-nâme-i sâmiyeleriyle haşmetlû miknetlû bi't-tamâm Rusyaların padişah ve imparatoriçesi cenâbları tarafından Deraliyye'de mukīm fevkalaʿde orta elçisi ve murahhası ve devletinin müsteşarı ve San Viladimir İstanislas tarîkinin kavalyeri rağbetlû menziletlû Bulhakof dahi ruhsat-nâme ile terhîs olunup lâyıkı ve iktizâsı vechile yedlerimize verilen ruhsat-nâmelerimizi beynimizde baʿde'l-mübâdele mevadd-ı âtiyetü'z-zikri imzâ ve temhîr etmişizdir.\n\nEvvelki madde: Bin yüz seksensekiz senesinde akd olunan musâlaha ahidnâmesinin ve bin yüz seksendokuz senesinde (92-a) tanzîm olunan hudûdnâmenin ve bin yüz doksanüç senesinde münʿakid olan tenkīh-nâmenin ikinci ve üçüncü ve dördüncü maddeleri istisnâ olunup işbu maddeler baʿd-ezîn devleteynden bir vechile iʿtibâr olunmayup amel olunmaları iktizâ etmeye, lâkin Özi kalʿası kadîmî ülkesiyle Devlet-i aliyye'nin taht-ı tasarrufunda bâkī kala ibâresi bâlâda mastûr seksensekiz senesi ahidnâmesinin zikr olunan üçüncü maddesinde musarrah olmağla ibâre-i mezkûre kemâkân maʿmûlün-bih ve mer'î tutula.\n\nİkinci madde: Rusya Devlet-i imparatoriyesi Tatar hânları taraflarından Soğucak kalʿasının nâhiyesi üzerlerine iddiâ olunan mülkiyyet hukūkunu hiçbir vakitde der-meyân ve iddiʿâ eylemeyüp kalʿa-i mezkûre külliyen Devlet-i Osmaniyye'nin mülkü olduğunu iʿtirâf eder.\n\nÜçüncü madde: Kuban'da, Kuban nehri hudûd iʿtibâr olunmağla zikr olunan devlet-i imparatoriyye nehr-i mezbûrun beru yakasında yaʿni nehr-i Kuban ve Karadeniz beyninde mütemekkin olan tavâif-i Tatardan dahi keff-i yed eder. İşbu senedin gerek şevketlû kerâmetlû adâletlû merhametlû veli-niʿmetimiz efendimiz padişahımız hazretlerinin taraf-ı hümâyûnlarından ve gerek haşmetlû miknetlû bi't-tamâm Rusyaların padişah ve imparatoriçesi cenâbları tarafından kendü imzâlariyle ve vech-i muʿtâd üzere muharrer alenen tasdîk-nâmeler ile te'yîd ve tasdîk ve zikr olunan tasdîk-nâmeler işbu senedin akdi gününden dört ay zarfında ve mümkin olur ise dahi mukaddem Kostantaniyye'de mübâdele olunmak üzere karar verilüp cânibeyn murahhasları mefâhîm ve mezâmîni (92-b) muvâfık ve mutâbık iki nüshasını tertîb ve terkīm edüp kendü imzâlarımız ve mühürlerimiz ile hatm ve temhîr eyleyüp beynimizde mübâdele eylemişizdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Moskov ve Nemçe elçilerinin devletleri taraflarından me'mûren Bâbıâlî'ye takdîm eylediği takrîrlerinde münderic olan mevadd-ı selâsenin ikisi hitâm-pezîr ve diğeri ki Eflâk ve Boğdan maddesidir, bu âna dek te'hîr olunmuşidi. Zikr olunan maddenin dahi kat' u nizâmı hasm-ı mekkârın hülâsa-ı merâmı olduğundan gayri Devlet-i aliyye tarafından mevadd-ı selâsenin kabûlü zımnında mukaddemâ sened verilmiş olmağla ba'zen mükâleme ve ba'zen muhâbere ile işbu madde dahi tanzîm olunup keyfiyyeti maʿlûm olmak içün makām-ı sadâret-i uzmâdan verilen senedin me'âli alâ-tarîki'l-icmâl tahrîr olundu. Bin yüz seksensekiz senesinde Eflâk ve Boğdan'dan vürûd eden boyarların iltimâslariyle hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile müveşşah inâyet ve ihsân olununan evâmir-i aliyye icrâsı taahhüdüyle Eflâk'dan altı yüz ondokuz kise ve Boğdan'dan yüz otuzbeş kise ve dört yüz kırkdört buçuk guruşdan ziyâde beher sâl cizye mutālebe olunmayup zikr olunan mebâliği getürüp Âsitâne-i saʿâdet'e teslîm edeler ve müceddeden nasb olunan beylerden cevâiz taleb olunmayup, anlar dahi reʿâyâdan bu bahâne ile akçe tahsîl etmeyeler, ve Eflâk memleketinden îdiyye nakd ve eşyâ, doksan bin rikâbiyye kırk bin ve Boğdan'dan îdiyye doksan bin ve rikâbiyye yirmibeşer bin guruş almup ibkāiyyeyi memleketeyn beyleri reʿâyâya tevzîʿ (93-a) etmeyüp kendülere âid olan menâfiʿ-i rüsûmât ve gümrük ve sâir vâridât-ı muʿayyenelerinden edâ edeler ve ol havâlide olan vülât ve hükkâm iddiʿâ-yi hâsse, ve zararı reʿâyâya râciʿ avâid taleb etmeyüp ve mücerred akçe ve hediyye celbi içün mübâşir göndermeleri Devlet-i aliyye tarafından tecvîz olunmamak ve Devlet-i aliyye'de birisi mansûb oldukda memleketden avâid ve cevâiz verilmeyüp hubûbât ve zehâir-i sâire dahi ahâliye mûcib-i muzâyaka olmayacak derecelerde ahz ü iştirâ olundukda mîrîden an-nakd akçesi edâ ve nakliyyesi ahâliye tahmîl olunmaya ve tüccâr tarafından alındığı hâlde râyic olduğu vech üzere alınup taʿyînât-ı mîriyye ve sekene-i İstanbul içün füruht olunacak ağnâmı siʿr râyiciyle tüccâr ve celeblere voyvodalar nezâretleriyle füruht edeler ve Devlet-i aliyye'ye lâzım olan kereste ve sâir levâzım-ı ebniye mukaddemce beylere ihbâr ve katʿiyye ve nakliyyeleri reʿâyâya el-verecek vechile nakden edâ ve hudûddan hâric mahallere nakl etdirilmek bâbında cebr olunmamak ve memleketeyn-i mezkûreteynden araba ve amele mutālebe olundukda ücret-i âdiyelerini tenkîs ve te'hîr câiz olmayup fermânlu tüccârdan gayri yamâkān ve etrâfdan ızrâr dâʿiyesiyle\nbir ferdin geşt ü güzârları ve topraklarında hars u ziraʿat ve raʿy-i hayvanât etmeyeler.",
          "caption": "Zikr-i sened-dâden-i Devlet-i aliyye berâ-yi mevadd-ı Eflâk ve Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_053.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i sened-dâden-i Devlet-i aliyye berâ-yi mevadd-ı Eflâk ve Boğdan",
          "text": "Bundan akdem Moskov ve Nemçe elçilerinin devletleri taraflarından me'mûren Bâbıâlî'ye takdîm eylediği takrîrlerinde münderic olan mevadd-ı selâsenin ikisi hitâm-pezîr ve diğeri ki Eflâk ve Boğdan maddesidir, bu âna dek te'hîr olunmuşidi. Zikr olunan maddenin dahi kat' u nizâmı hasm-ı mekkârın hülâsa-ı merâmı olduğundan gayri Devlet-i aliyye tarafından mevadd-ı selâsenin kabûlü zımnında mukaddemâ sened verilmiş olmağla ba'zen mükâleme ve ba'zen muhâbere ile işbu madde dahi tanzîm olunup keyfiyyeti maʿlûm olmak içün makām-ı sadâret-i uzmâdan verilen senedin me'âli alâ-tarîki'l-icmâl tahrîr olundu. Bin yüz seksensekiz senesinde Eflâk ve Boğdan'dan vürûd eden boyarların iltimâslariyle hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile müveşşah inâyet ve ihsân olununan evâmir-i aliyye icrâsı taahhüdüyle Eflâk'dan altı yüz ondokuz kise ve Boğdan'dan yüz otuzbeş kise ve dört yüz kırkdört buçuk guruşdan ziyâde beher sâl cizye mutālebe olunmayup zikr olunan mebâliği getürüp Âsitâne-i saʿâdet'e teslîm edeler ve müceddeden nasb olunan beylerden cevâiz taleb olunmayup, anlar dahi reʿâyâdan bu bahâne ile akçe tahsîl etmeyeler, ve Eflâk memleketinden îdiyye nakd ve eşyâ, doksan bin rikâbiyye kırk bin ve Boğdan'dan îdiyye doksan bin ve rikâbiyye yirmibeşer bin guruş almup ibkāiyyeyi memleketeyn beyleri reʿâyâya tevzîʿ (93-a) etmeyüp kendülere âid olan menâfiʿ-i rüsûmât ve gümrük ve sâir vâridât-ı muʿayyenelerinden edâ edeler ve ol havâlide olan vülât ve hükkâm iddiʿâ-yi hâsse, ve zararı reʿâyâya râciʿ avâid taleb etmeyüp ve mücerred akçe ve hediyye celbi içün mübâşir göndermeleri Devlet-i aliyye tarafından tecvîz olunmamak ve Devlet-i aliyye'de birisi mansûb oldukda memleketden avâid ve cevâiz verilmeyüp hubûbât ve zehâir-i sâire dahi ahâliye mûcib-i muzâyaka olmayacak derecelerde ahz ü iştirâ olundukda mîrîden an-nakd akçesi edâ ve nakliyyesi ahâliye tahmîl olunmaya ve tüccâr tarafından alındığı hâlde râyic olduğu vech üzere alınup taʿyînât-ı mîriyye ve sekene-i İstanbul içün füruht olunacak ağnâmı siʿr râyiciyle tüccâr ve celeblere voyvodalar nezâretleriyle füruht edeler ve Devlet-i aliyye'ye lâzım olan kereste ve sâir levâzım-ı ebniye mukaddemce beylere ihbâr ve katʿiyye ve nakliyyeleri reʿâyâya el-verecek vechile nakden edâ ve hudûddan hâric mahallere nakl etdirilmek bâbında cebr olunmamak ve memleketeyn-i mezkûreteynden araba ve amele mutālebe olundukda ücret-i âdiyelerini tenkîs ve te'hîr câiz olmayup fermânlu tüccârdan gayri yamâkān ve etrâfdan ızrâr dâʿiyesiyle\nbir ferdin geşt ü güzârları ve topraklarında hars u ziraʿat ve raʿy-i hayvanât etmeyeler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-kıyâmm esbâb-ı ceng ü peykârı henüz verâ-yi cidâr-ı nâ-tamâmî (93-b) ve noksâniyetde mütevârî olduğuna binâen a'dâ-yı dînin Kırım ve sâir mevadda zuhûra gelen teklîf-i anîflerine bâlâda tafsîl ve beyân olunduğu üzere zarûrî mümâşât ve baʿdemâ kümmeleti'l-esbâb ahz-i sâr ü intikām kasdiyle taraf taraf diyâr-ı nikbet-medârlarına sevk-i mücâhidîn ve guzât hülâsa-i efkâr-ı kâr-güzârân-ı devlet olduğu eğerçi maʿlûm-ı şehriyârî olup ancak kesîr ü kalîl ve dakīk ü celîl umûr-ı hümâyûnlarını şerʿ-i şerîfe tatbîk muktezâ-yı meslek-î müstevcibü't-tevfîkleri olmağla binâen-aleyh yâverî-i avn-i hazret-i hayrü'n-nâsırîn ve meded-kârî-i rûhâniyyet-i cenâb-ı seyyidü'l-mürselîn ile mukābele ve mukāteleye istiʿdâd-ı tâm geldikde fesh-i râbıta-i âştîye mesâğ-ı şerʿ-i şerîf ne vechiledir deyû beyaz üzerine keşîde bir kıta hatt-ı hümâyûn-ı hikmet-meşhûnlariyle istifsâr buyurduklarında müsteşrif-i avâkıb-ı umûr ve müte'emmil-i habâyâ-yı ahvâl-i cumhûr olan sadrü's-sudûr tarafından ise bu husûs mukaddemâ istiftâ ve semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretleri dahi ulemâ-i alâm ile bi'l-müzâkere iʿtā-yı fetvâ etmiş bulunmalariyle zikr olunan fetvâ-yı şerîf bu defʿa taraf-ı pür-şeref-i hilâfet-penâhîye arz u takdîm ve me'âl ü muhassalı mersûm-ı sahîfe-i tabʿ-ı müstakīmleri buyuruldukda sandukça-i kitmân ve istitâre vazʿ u ilkā ve hükmünü icrâ liyâkatini cenâb-ı kahhâr-ı müntakimden niyâz ile refʿ-i eküff-i duʿâ buyurdular.",
          "caption": "Su'al-kerden-i hazret-i şehriyâr-ı hikmet-şiʿâr ez-cevâz-ı feth-i în-i sulh-i zarûrîyyü'l-ihtiyâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_054.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Su'al-kerden-i hazret-i şehriyâr-ı hikmet-şiʿâr ez-cevâz-ı feth-i în-i sulh-i zarûrîyyü'l-ihtiyâr",
          "text": "Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-kıyâmm esbâb-ı ceng ü peykârı henüz verâ-yi cidâr-ı nâ-tamâmî (93-b) ve noksâniyetde mütevârî olduğuna binâen a'dâ-yı dînin Kırım ve sâir mevadda zuhûra gelen teklîf-i anîflerine bâlâda tafsîl ve beyân olunduğu üzere zarûrî mümâşât ve baʿdemâ kümmeleti'l-esbâb ahz-i sâr ü intikām kasdiyle taraf taraf diyâr-ı nikbet-medârlarına sevk-i mücâhidîn ve guzât hülâsa-i efkâr-ı kâr-güzârân-ı devlet olduğu eğerçi maʿlûm-ı şehriyârî olup ancak kesîr ü kalîl ve dakīk ü celîl umûr-ı hümâyûnlarını şerʿ-i şerîfe tatbîk muktezâ-yı meslek-î müstevcibü't-tevfîkleri olmağla binâen-aleyh yâverî-i avn-i hazret-i hayrü'n-nâsırîn ve meded-kârî-i rûhâniyyet-i cenâb-ı seyyidü'l-mürselîn ile mukābele ve mukāteleye istiʿdâd-ı tâm geldikde fesh-i râbıta-i âştîye mesâğ-ı şerʿ-i şerîf ne vechiledir deyû beyaz üzerine keşîde bir kıta hatt-ı hümâyûn-ı hikmet-meşhûnlariyle istifsâr buyurduklarında müsteşrif-i avâkıb-ı umûr ve müte'emmil-i habâyâ-yı ahvâl-i cumhûr olan sadrü's-sudûr tarafından ise bu husûs mukaddemâ istiftâ ve semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretleri dahi ulemâ-i alâm ile bi'l-müzâkere iʿtā-yı fetvâ etmiş bulunmalariyle zikr olunan fetvâ-yı şerîf bu defʿa taraf-ı pür-şeref-i hilâfet-penâhîye arz u takdîm ve me'âl ü muhassalı mersûm-ı sahîfe-i tabʿ-ı müstakīmleri buyuruldukda sandukça-i kitmân ve istitâre vazʿ u ilkā ve hükmünü icrâ liyâkatini cenâb-ı kahhâr-ı müntakimden niyâz ile refʿ-i eküff-i duʿâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan Prezen adası Özi kalasının kilidi ve belki ekser mahallin (94-a) sedd-i sedîdi olmakdan nâşî muhâfazası her bâr lâzıme-i hâlden olmağla binâen-aleyh kapusu halkından mâʿadâ yetmiş nefer tâmmü's-silâh piyâde ile inşâ-Allahü teʿâlâ evvel bahar-ı huceste âsârda varup ada-i mezkûreyi muhâfaza etmek şartiyle sabıkā Akşehir mutasarrıfı olan mîrimîrân-ı kirâmdan İsmail Paşa'ya işbu Saferü'l-hayr'ın beşinci günü avâtıf-ı aliyye-i hazret-i şehinşâhîden Kocaeli sancağı tevcîh ve ihsân ve ol bâbda ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i livâ-i Kocaeli be-İsmail Paşa ve me'mûriyyet-i o be-muhâfaza-i ada-i Prezen",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_055.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i livâ-i Kocaeli be-İsmail Paşa ve me'mûriyyet-i o be-muhâfaza-i ada-i Prezen",
          "text": "Zikr olunan Prezen adası Özi kalasının kilidi ve belki ekser mahallin (94-a) sedd-i sedîdi olmakdan nâşî muhâfazası her bâr lâzıme-i hâlden olmağla binâen-aleyh kapusu halkından mâʿadâ yetmiş nefer tâmmü's-silâh piyâde ile inşâ-Allahü teʿâlâ evvel bahar-ı huceste âsârda varup ada-i mezkûreyi muhâfaza etmek şartiyle sabıkā Akşehir mutasarrıfı olan mîrimîrân-ı kirâmdan İsmail Paşa'ya işbu Saferü'l-hayr'ın beşinci günü avâtıf-ı aliyye-i hazret-i şehinşâhîden Kocaeli sancağı tevcîh ve ihsân ve ol bâbda ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kuds-i şerîf ve Nablus sancakları ilhâkiyle hâlâ Şam vâlisi ve mîrü'l-hac olan vezîr-i mükerrem Derviş Mehmed Paşa hazretleri bu sâl-i meyâmîn-iştimâlde muktezâ-yı me'mûriyyeti üzere hüccâc-ı zevi'l-ibtihâcı bi-fazlihi subhânehu ve te'âlâ Mekke-i mükerreme'ye kemâl-i itmi'nân ve refâhiyyet ile îsâl ve iskāt-ı farîza-i hacc ve itmâm-ı lâzıme-i acc ü secc akībinde Şam-ı cennet-meşâma mashûben bi's-selâma idhâl eylediği bu esnâda meserret-resân-ı vürûd olan tahrîrâtından müstebân olduğundan gayri cerde başbuğluğiyle hâlâ Trablus-Şam beylerbeyisi olan birâderi Hasan Paşa dahi vaktiyle hüccâc-ı hidâyet-minhâcı istikbâl ve hizmet-i lâzımesinde sarf-ı mâ-hasal-ı iktidâr eylediği hüsn-i terbiye-i hazret-i âsaf-ı hamîdü'l-hasal ile maʿrûz-ı atabe-i hüdâvend-i deryâ-nevâl kılınmağla saʿy ü himmetleri mebrûr ve hizmet ve gayretleri meşkûr olup zalâm-ı şâm-ı halecân-ı kalb ile târîk olan hâne-i ümidleri pertev-i âfitâb-ı şehriyârî ile pür-nûr u ziyâ ve işbu Rebîʿü'l-evvel gurresinden kemâkân mansıbları takrîr (94-b) ve ibkā olundu.",
          "caption": "Zikr-i ibkā-i Şam ve Trablus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_056.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i ibkā-i Şam ve Trablus",
          "text": "Kuds-i şerîf ve Nablus sancakları ilhâkiyle hâlâ Şam vâlisi ve mîrü'l-hac olan vezîr-i mükerrem Derviş Mehmed Paşa hazretleri bu sâl-i meyâmîn-iştimâlde muktezâ-yı me'mûriyyeti üzere hüccâc-ı zevi'l-ibtihâcı bi-fazlihi subhânehu ve te'âlâ Mekke-i mükerreme'ye kemâl-i itmi'nân ve refâhiyyet ile îsâl ve iskāt-ı farîza-i hacc ve itmâm-ı lâzıme-i acc ü secc akībinde Şam-ı cennet-meşâma mashûben bi's-selâma idhâl eylediği bu esnâda meserret-resân-ı vürûd olan tahrîrâtından müstebân olduğundan gayri cerde başbuğluğiyle hâlâ Trablus-Şam beylerbeyisi olan birâderi Hasan Paşa dahi vaktiyle hüccâc-ı hidâyet-minhâcı istikbâl ve hizmet-i lâzımesinde sarf-ı mâ-hasal-ı iktidâr eylediği hüsn-i terbiye-i hazret-i âsaf-ı hamîdü'l-hasal ile maʿrûz-ı atabe-i hüdâvend-i deryâ-nevâl kılınmağla saʿy ü himmetleri mebrûr ve hizmet ve gayretleri meşkûr olup zalâm-ı şâm-ı halecân-ı kalb ile târîk olan hâne-i ümidleri pertev-i âfitâb-ı şehriyârî ile pür-nûr u ziyâ ve işbu Rebîʿü'l-evvel gurresinden kemâkân mansıbları takrîr (94-b) ve ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dımışk-ı Şam eyâletine tâbiʿ Havran nâhiyesinde Eski-Şam demekle maʿrûf Busrâ nâm kalʿada mevcûd eser-i kadem-i muhterem-i hazret-i şefîʿ-i rûz-i cezâ ve nakş-ı pây-i cenâb-ı ser-hayl-i enbiyâ aleyhi efdalü't-tehâyâyı keşîde-i sîne-i iftihâr ve nihâde-i suveydâ-yı dil-i şeref ve iʿtibârı eden hacer-i iʿcâz-eseri Şam vâlisi esbak müteveffâ Vezîr Mehmed Paşa mahall-i mezkûrdan kalʿ ve müteveffâ Esʿad Paşa'nın hânesine nakl ve vazʿ eylediğini hâlâ Şam vâlisi vezîr-i mükerrem Derviş Mehmed Paşa bu defʿa arz u tahrîr ve Câmiʿ-i Emeviyye'de vâkiʿ merkad-i muʿattar-ı Hazret-i Yahyâ Aleyhüsselâm'da cümle-i âsâr-ı hayriyye-i hazret-i tâcdârîden olarak müceddeden bir mahall binâsiyle ikāmesi veyâhud suhûlet-i nakl hasebiyle Âsitâne-i saʿâdet âşiyâneye celb olunmasını ifâde ve tezkîr etmekle Dârü's-saltanatü'l-aliyye'de bu makūle âsâr-ı şerîfe ve teberrükât-ı latîfenin vücûdu mahz-ı hayr u bereket ve vesîletü'l-husûl-i yümn ü saʿâdet olduğu havâli-gerd-i zamîr-i ilhâm-tahmîr-i şehriyârî olduğuna binâen zikr olunan Hacer-i şerîf bu cânibe nakl olunup Âsitâne-i saʿâdet'de müceddeden ihyâ ve binâ olunan türbe-i şerîfenin bir mahall-i münâsibine vazʿ u taʿlîk ve ziya-\nret-gâh-ı erbâb-ı kulûb ve tahkīk olmak üzere Şam vâlîsine hitâben isdâr-ı emr-i celîlü'l-i'tibâr kılındı. Kadem-i şerîf'in zikr olunan hacere te'sîri keyfiyyetine tahsîl-i ıttılâ' içün tetebbû'-ı kütüb-i magâzî ve siyer ve istintâk-ı ehl-i hadîs ve eser kılınup Halebînin İnsânü'l-uyûn nâm siyer-i makbûlünde İmâm Sübkînin (95-a) meşhûr olan Kasîde-i tâiyye'sinde, [Mısra:] \"و اثر في الاحجار مشيدة / ثم لم يوثر في رمل ببطحاء مكة\" beyti sahîfe-zîb-i beyân ve İmâm Suyûtînin Hasâis-i suğrâ nâm kitâb-ı müstetâbında \"ولاو طى على حجر الا و اثر فيه\" ibâresi nûr-fezâ-yı merdümek-i tahkīk ve îkān olup ancak kabûl-i isr eden hacer ıtlâk üzere mezkûr ve muharrer ve husûsiyle vukū'-ı isre delâlet eder bir ibâre-i sarîha ve bir rivâyet-i sahîhaya her-çend zafer mümkin olmadı ise dahi \"لو اعتقد ثم على حجر التفكم\" mefhûmu üzere nakş-ı Kadem-i Fahr-i kâinât aleyhi efdalü't-tahiyyât i'tikādiyle ihtirâm ve i'zâzı yümn ü bereketden hâlî olmadığı zâhirdir.",
          "caption": "Celb-i Nakş-ı Kadem-i muhterem-i hazret-i Risâlet-penâhî ez-Şam be-cânib-i Âsitâne-i saʿâdet-makām",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_057.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Celb-i Nakş-ı Kadem-i muhterem-i hazret-i Risâlet-penâhî ez-Şam be-cânib-i Âsitâne-i saʿâdet-makām",
          "text": "Dımışk-ı Şam eyâletine tâbiʿ Havran nâhiyesinde Eski-Şam demekle maʿrûf Busrâ nâm kalʿada mevcûd eser-i kadem-i muhterem-i hazret-i şefîʿ-i rûz-i cezâ ve nakş-ı pây-i cenâb-ı ser-hayl-i enbiyâ aleyhi efdalü't-tehâyâyı keşîde-i sîne-i iftihâr ve nihâde-i suveydâ-yı dil-i şeref ve iʿtibârı eden hacer-i iʿcâz-eseri Şam vâlisi esbak müteveffâ Vezîr Mehmed Paşa mahall-i mezkûrdan kalʿ ve müteveffâ Esʿad Paşa'nın hânesine nakl ve vazʿ eylediğini hâlâ Şam vâlisi vezîr-i mükerrem Derviş Mehmed Paşa bu defʿa arz u tahrîr ve Câmiʿ-i Emeviyye'de vâkiʿ merkad-i muʿattar-ı Hazret-i Yahyâ Aleyhüsselâm'da cümle-i âsâr-ı hayriyye-i hazret-i tâcdârîden olarak müceddeden bir mahall binâsiyle ikāmesi veyâhud suhûlet-i nakl hasebiyle Âsitâne-i saʿâdet âşiyâneye celb olunmasını ifâde ve tezkîr etmekle Dârü's-saltanatü'l-aliyye'de bu makūle âsâr-ı şerîfe ve teberrükât-ı latîfenin vücûdu mahz-ı hayr u bereket ve vesîletü'l-husûl-i yümn ü saʿâdet olduğu havâli-gerd-i zamîr-i ilhâm-tahmîr-i şehriyârî olduğuna binâen zikr olunan Hacer-i şerîf bu cânibe nakl olunup Âsitâne-i saʿâdet'de müceddeden ihyâ ve binâ olunan türbe-i şerîfenin bir mahall-i münâsibine vazʿ u taʿlîk ve ziya-\nret-gâh-ı erbâb-ı kulûb ve tahkīk olmak üzere Şam vâlîsine hitâben isdâr-ı emr-i celîlü'l-i'tibâr kılındı. Kadem-i şerîf'in zikr olunan hacere te'sîri keyfiyyetine tahsîl-i ıttılâ' içün tetebbû'-ı kütüb-i magâzî ve siyer ve istintâk-ı ehl-i hadîs ve eser kılınup Halebînin İnsânü'l-uyûn nâm siyer-i makbûlünde İmâm Sübkînin (95-a) meşhûr olan Kasîde-i tâiyye'sinde, [Mısra:] \"و اثر في الاحجار مشيدة / ثم لم يوثر في رمل ببطحاء مكة\" beyti sahîfe-zîb-i beyân ve İmâm Suyûtînin Hasâis-i suğrâ nâm kitâb-ı müstetâbında \"ولاو طى على حجر الا و اثر فيه\" ibâresi nûr-fezâ-yı merdümek-i tahkīk ve îkān olup ancak kabûl-i isr eden hacer ıtlâk üzere mezkûr ve muharrer ve husûsiyle vukū'-ı isre delâlet eder bir ibâre-i sarîha ve bir rivâyet-i sahîhaya her-çend zafer mümkin olmadı ise dahi \"لو اعتقد ثم على حجر التفكم\" mefhûmu üzere nakş-ı Kadem-i Fahr-i kâinât aleyhi efdalü't-tahiyyât i'tikādiyle ihtirâm ve i'zâzı yümn ü bereketden hâlî olmadığı zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Delvine sancağı mutasarrıfı olup mîrimîrân-ı kirâmdan Mustafa Paşa'nın sâkin olduğu mahalle leylen ba'zı eşkıyâ duhûl edüp mûmâileyhi katl ü i'dâm ve mevcûd olan zî-kıymet eşyâsını nehb ü gāret eylediklerini ahâli-i belde mahzar ve kadısı i'lâm etmekle bu makūle fitne ve fesâda cesâret ve nasb-kerde-i halîfetü'l-müslimîn olan vulât ve hükkâma itâle-i dest-i şakāvet edenlerin cezâları tertîbiyle sâir eclâf-ı nâs terhîb olunmak Kānûn-ı küllî-i siyâset-i mülkiyyeden olduğuna binâen kātilleri teftîş ve istihbâr ve cezâ-yı mâ-yelikleri icrâsiyle def'-i ihtilâl-i beldeye ibtidâr ve mûmâileyhin gasb olunan hasîs ve nefîs emvâl ve eşyâsı zâhire ihrâc ve bu vesîle ile sâir bî-garaz kimesneler min-gayr-i vech tazyîk ve iz'âc olunmamak bâbında (95-b) hâlâ Avlonya sancağı mutasarrıfı Kürd Ahmed Paşa'ya ve Rumeli kāymakāmına isdâr-ı fermân-ı âlî-şân kılınup münhal olan Delvine sancağı işbu Rebîülevvel gurresinde avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden Aydonatlı Abdurrahman Paşa'ya tevcîh ve inâyet ve me'mûrlara i'ânet etmesi husûsu mûmâileyhe gereği gibi tenbîh ve işâret olundu.",
          "caption": "Zikr-i mektûl-i mutasarrıf-ı Delvine ve tevcîh-i livâ-i mezkûr be-Aydonatlı Abdurrahman Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_058.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i mektûl-i mutasarrıf-ı Delvine ve tevcîh-i livâ-i mezkûr be-Aydonatlı Abdurrahman Paşa",
          "text": "Delvine sancağı mutasarrıfı olup mîrimîrân-ı kirâmdan Mustafa Paşa'nın sâkin olduğu mahalle leylen ba'zı eşkıyâ duhûl edüp mûmâileyhi katl ü i'dâm ve mevcûd olan zî-kıymet eşyâsını nehb ü gāret eylediklerini ahâli-i belde mahzar ve kadısı i'lâm etmekle bu makūle fitne ve fesâda cesâret ve nasb-kerde-i halîfetü'l-müslimîn olan vulât ve hükkâma itâle-i dest-i şakāvet edenlerin cezâları tertîbiyle sâir eclâf-ı nâs terhîb olunmak Kānûn-ı küllî-i siyâset-i mülkiyyeden olduğuna binâen kātilleri teftîş ve istihbâr ve cezâ-yı mâ-yelikleri icrâsiyle def'-i ihtilâl-i beldeye ibtidâr ve mûmâileyhin gasb olunan hasîs ve nefîs emvâl ve eşyâsı zâhire ihrâc ve bu vesîle ile sâir bî-garaz kimesneler min-gayr-i vech tazyîk ve iz'âc olunmamak bâbında (95-b) hâlâ Avlonya sancağı mutasarrıfı Kürd Ahmed Paşa'ya ve Rumeli kāymakāmına isdâr-ı fermân-ı âlî-şân kılınup münhal olan Delvine sancağı işbu Rebîülevvel gurresinde avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden Aydonatlı Abdurrahman Paşa'ya tevcîh ve inâyet ve me'mûrlara i'ânet etmesi husûsu mûmâileyhe gereği gibi tenbîh ve işâret olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Doksan sekiz senesi Muharreminden zabt eylemek üzere bundan akdem Medîne-i Münevvere kazâsiyle ibcâl ve cânib-i Hicâz[a] cemmâze-keş-i is-\nti'câl olan mevâli-i kirâmdan Hifzî-zâde Mustafa Efendi müddet-i örfiyye-sini kable'l-ikmâl dâr-ı âhiret'e intikal eylediği haberi bu esnâda resîde-i atebe-i adâlet-iştimâl olduğuna binâen yine doksansekiz senesi Muharreminden zabt ve yevm-i nasbından azli muʿteber olmak şart kılınarak sâbıkā Şam-ı şerîf kādısı Ağa-zâde Abdurrahman Efendi'ye bâ-işâret-i aliyye kazâ-i mezkûr tevcîh ve ihsân ve zuhûrât nevʿinden olan takaddüm ile efendi-i mûmâ-ileyh mahsûd-ı emsâl ve akrân olup Âsitâne-i saʿâdet'den bir an akdem fekk-i tınâb-ı ikāmet ve sûy-i dilcûy-i Tayyibe-i tayyibeye matiyye-rân-ı müsâraʿat olması fermân olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i vefât-ı kādı-i Medîne-i münevvere ve tevcîh-i kazâ-i mezkûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_059.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i vefât-ı kādı-i Medîne-i münevvere ve tevcîh-i kazâ-i mezkûr",
          "text": "Doksan sekiz senesi Muharreminden zabt eylemek üzere bundan akdem Medîne-i Münevvere kazâsiyle ibcâl ve cânib-i Hicâz[a] cemmâze-keş-i is-\nti'câl olan mevâli-i kirâmdan Hifzî-zâde Mustafa Efendi müddet-i örfiyye-sini kable'l-ikmâl dâr-ı âhiret'e intikal eylediği haberi bu esnâda resîde-i atebe-i adâlet-iştimâl olduğuna binâen yine doksansekiz senesi Muharreminden zabt ve yevm-i nasbından azli muʿteber olmak şart kılınarak sâbıkā Şam-ı şerîf kādısı Ağa-zâde Abdurrahman Efendi'ye bâ-işâret-i aliyye kazâ-i mezkûr tevcîh ve ihsân ve zuhûrât nevʿinden olan takaddüm ile efendi-i mûmâ-ileyh mahsûd-ı emsâl ve akrân olup Âsitâne-i saʿâdet'den bir an akdem fekk-i tınâb-ı ikāmet ve sûy-i dilcûy-i Tayyibe-i tayyibeye matiyye-rân-ı müsâraʿat olması fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbbân-ı civân ve sabâ ve ünfüvân-ı ömr-i girân-bahâda tahsîl olunan ilm ü hüner sahâif-i ezhânda ke'n-nakş fi'l-hacer müte'essir ve kârger olacağı ind-i ehlü'n-nazar müsellem ve muʿteber olduğundan gayrı taʿallüm-i efânîn-i ulûm ve tefehhüm-i kavânîn ü rüsûm tehî-destân-ı enâma (96-a) sermâye-i dükkânçe-i maʿîşet ve vesîletü'l-husûl-ı rızk u kısmet olduğu gibi ezâhîr-i hadâik-i saltanat u bahtiyârî olan şehzâdegân hazerâtına dahi ârâyiş ü ziynet ve zerîʿatü'z-zabt-ı serâir-i mülk ü millet olduğu hâlâ evrenk-nişîn-i hilâfet ve tâcdârî ve dîhîm-i efrûz-ı bâlâ-hâne-i şevket u kâm-kârî olan Şehriyâr-ı müstahsenü'l-âsâr ve şehinşâh-ı İskender-vakār hazretlerinin zamîr-i münîr gîtî-izâetlerinde aks-endâz-ı mir'ât-ı vuzûh olup binâberin el-hâletü-hâzihi tertîb-kerde-i âgûş-ı saltanat ve perveriş-yâfte-i hadâne-i izz ü şevket olan şehzâde Sultan Süleyman dâme fî-avni'l-müste'ân ve şehzâde Sultan Mustafa رزق له السعادة والمنى hazerâtının idrâk-i maʿkūlât ve mahsûsât ve iktisâb-ı nazariyyât ve zarûriyyâta istiʿdâd-ı mahzları ke'ş-şems fi'l-hevâcir mütebeyyin ve kābiliyyet-i fıtriyyeleri ke'l-bedri'z-zâhir müteʿayyin olduğuna binâen ravzatü'l-igmâ-yı ulûm-ı mütenevviʿadan iktitâf-ı verd-i tarıyy-i maʿârif ve hadîka-i enîka-i kemâlât-ı şettâdan ictinâ-yı bâkûre-i letâif buyurmalarına irâde-i kerâmet-ifâde-i mülûkâneleri cereyân وعلمو الأولادكم kelâm-ı hikmet-intizâmına intisâ ve iktidâ ile revâc-dâde-i fenn-i kâsid-i hüner ü irfân olmalariyle felihâzâ işbu Rebîʿülevvelin beşinci günü sadrıazam-ı âlî-makām ve şeyhülislâm-ı benâm ve vüzerâ-yı izâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve ricâl-ı bâb ve sâir hademe-i dergâh-ı felek-cenâb Saray-ı âmire'ye kemâl-i sürûr ve beşâşet ile teveccüh ve azîmet ve İncilü köşk pîş-gâhında birkaç gün mukaddem nasb olunan otak-ı süreyyâ-nitâk ve hiyâm (96-b) ve çergelerde cüz'î istirahat akabinde hân-ı vâsiʿü'n-nevâl-i\nmülûkâne bast olunup müfti'l-enâm-ı sellemehü's-selâm ve ağa-yı Dârü's-sa'âdetü'ş-şerîfe ve vüzerâ-yı ʻizâm hazerâtı cenâb-ı sadrü'l-vüzerâ hazretlerine tahsîs olunan sofrada it'âm ile karîn-i i'zâz ve ihtirâm ve erkân-ı devlet-i ebed-müddet dahi haymelerinde Matbah-ı âmire'den ihzâr ve âmâde kılınan et'ime-i şehiyye-i mülûkâne ile ikrâm olundukları esnâda rûh-ı cism-i mülk u millet ve mühr-i burc-ı übbehet ve menzilet olan şehenşâh-ı âlî-tebâr vekāhu'llâhu ani'l-âfât ve'l-ekdâr hazretlerinin kudûm-ı meyâmin-lüzûm-ı mülûkâneleri haberi teşrîf-sâz-ı sâmia-i huzzâr olup der-akab destûr-ı vakūr ve şeyhülislâm-ı maʿâli-mevfûr hazerâtı ve sâir mevcûd olan zevât-ı dîvân-ı adâlet-nişâna muhtass olan elbise ve eksiye ile şâh-râh-ı intizârda saf-beste-i ârâm ve nîm-nigâh-ı hazret-i pâdişâhîye neyl ümidiyle mevkif-i tazarruʿ ve meskenetde kıyâm etmeleriyle çok geçmeden pâdişâh-ı Dâd-âver misâl-i hûrşîd-i enver etrâf ve eknâfa sâye-güster ve müsteşrifân-ı cemâl-i bâ-kemâl-i mülûkânelerine bahşende-i ziyâ ve fer olup derhal sadrıazam hazretleri kemâl-i ibtihâl ile icrâ-yı merâsim-i istikbâl ve gubâr-ı semend-i bî-mânend-i pâdişâhîye sürme-i çeşm-i ikbâl ve i'tibâr ve zürûr-i ayn-i şeref ü iftihâr edüp rahş-ı dil-keş-i düldül ve şüden-i seng-i rikâba vazʿ-ı kadem buyurduklarında müşârün-ileyh hazretleri kasr-ı hümâyûnda mansub olan taht-ı âlî-bahta dek hizmet-i bagal-gîrî-i mülûkâne ile mübtehic ve mesrûr ve iltifât-ı şehriyâr-ı bende-nevâz ile hâiz-i rehîne-i (97-a) hubûr olduğu esnâda âlây-ı vâlâ dahi cemîʿ esbâb ve levâzımiyle tertîb ve tekmîl olunmuş olmağla sadrıazam-ı kaviyyü'l-himem ve şeyhülislâm-ı fazâil-şiyem hazerâtı [Kefere-i rûmân-ı evker-i dıy'at-ı lebân] hem-inân olarak müretteb âlây ile Orta kapu'ya teveccüh ve nüzûl ve mâşiyân Arz kapusu'na vusûl ve tülânî soffada erbâb-ı âlây alâ-merâtibihim kuʿûd ve kudûm-i şehzâdegân-ı civân-bahtâne medd-i hayt-ı şuʿâʿ-ı çeşm-i şuhûd eylediler. Rubʿ sâʿat mürûrunda nevres-nihâlân-ı hadîka-i hâssü'l-hâss-ı sultânî ve nev-bâvegân-ı ravzü'l-ünf-i cihân-bânî olan şehzâdegân medde'llâhu zıllehumâ mâdâme'l-Ferkadâm hazerâtı ser-i saʿâdet-efserlerinde mücevher sorguçlar ve beyaz şîbe kaplu kapanice kürkler elmas ile müzeyyen esbler ile Bâbüssaâde'den mânend-i neyyireyn-i zâhireyn lemʿa-pâş-i hâfıkayn olmalariyle murassaʿ rahleler üzerinde murassaʿ kîselere mevzûʿ mutallâ al pûşîdeli Masâhif-i şerîfelerini lalaları kemâl-i âdâb ile istishâb ve pîş-gâh-ı necîbânelerinde revân ve Dârüssaʿâde ağası ve hazînedâr ağa hazerâtı yemîn ü yesârlarında selîmî ve erkân kürkler ile ber-çîde-dâmen-i emr ü fermân olmalariyle dîdene-i kadîme-i Devlet-i aliyye üzere ibtidâ şerâfetlû nakîbü'l-eşrâf efendi hazretleri ber-dâşte-i dest-i duʿâ baʿdehû sadr-ı âlî-kadr hazretleri ve şeyhülislâm ve vüzerâ-yı ʻizâm ve ulemâ-yı aʿlâm hazerâtı dest-bûs-i şehzâdegân-ı saʿâdet-me'nûs ile iktisâb-ı behcet ü\nbehâ ve râcilen Orta kapu'ya dek ale't-tertîb pîş-gâh-ı sa'âdetlerinde rehn-everd ve ba'dehû herkes suvâr-ı rehvâr ü semend olup tertîb-i ma'lûm ile İncili köşk'e karîb geldiklerinde (97-b) erbâb-ı âlây bi'l-cümle cânib-i yesârda kasr-ı hümâyûna varınca râkiben saf-ârâ-yi selâm ve sadrıazam ve şeyhülislâm hazerâtı esblerinden nüzûl ve seng-i rikâbda kıyâm etmeleriyle şehzâdegân hazerâtı dahi haşmet-i tamm ve debdebe-i mâlâ-kelâm ile mevkif-i selâmda yek-cünbüş-i ebrû-yi iltifâtlarına dîde-küşâ-yi terakkub olan bende-gânı lahazât-ı peyder-pey mekârim ile taltîf ve seng-i rikâba teşrîf buyurduklarında sadrıazam hazretleri şehzâdegân hazerâtını birer birer ârâyiş-i âtik-i mubâhât eyleyerek huzûr-ı mevâhib-mahsûr-i hümâyûna îsâl ve ba'dehû kasr-ı hümâyûn etrâfında vâkiʿ sofada zânû-zede-i câh u ikbâl ve mutarassıd-ı ruhsat-ı pâdişâh-ı deryâ-nevâl olduğu hâlde izn ü ruhsat-ı şehinşâhî erzânî buyurulup sadrıazam ve şeyhülislâm ve vüzerâ-yi ʿizâm ve ulemâ-yi aʿlâm dâmen-bûs-i hazret-i şehriyârî ile şeref-mend ve yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve kapu ricâli müntehâ-yi medâ-yi basar olan mahalden birer temennâ ruhsatına kāniʿ ve hursend oldular. Bundan sonra sadrıazam hazretleri şehzâdegân hazerâtını zîver-âgûş-i ihtirâm eyleyerek kasr-ı hümâyûnda mebsût olan ihrâm üzerine ik'âd ve şeyhülislâm-ı fezâ'il-muʿtâd hazretleri dahi rahlenin berü cânibinde mevzûʿ olan ihrâm üzerinde kemâl-i âdâb ile ku'ûd ve taʿlîm-i istiʿâze ve besmeleye bed' ü mübâşeret edüp ba'de't-taʿlîm yine âsaf-ı mekârim ve şîm gāyet-i tevkîr ü taʿzîm ile şehzâdegân hazerâtını mahallerine îsâl ve teslîm eylediği hâlde (98-a) şeyhülislâm efendi hazretleri ve Ayasofya şeyhi dergâh-ı hâlik-i bî-enbâze refʿ-i eküff-i ibtihâl ve deymûmiyyet-i eyyâm-ı ömr ü devlet-i pâdişâh-ı kader-tevân ve kaymûmiyyet-i hengâm-ı aʿmâr-ı şehzâdegân-ı âlî-şân zımnında edʿiye-i icâbet-der-kafâyı ikmâl eylediler. Ba'dehû şehinşâh-ı bâhirü'l-kerem ve'l-cûd sadr-ı azîzü'l-vücûdların serâsere duhte ferve-i semmûr ile hâ'iz-i kadeh-i muʿallâ-yi ibtihâc ve sürûr ve şeyhülislâm selleme-hü's-selâm hazretlerini dahi beyâza kaplu semmûr kürk ile nâ'il-i hubûr ve kezâlik Dârü's-saʿâdetü'ş-şerîfe ağası hazretleri mazhar-ı lûtf-ı tâcdârî ve serâsere kaplu ferve-i semmûr ilbâsıyla kadr ü şânı âlî buyurulup sudûr-ı kirâm ve imâmeyn ve Ayasofya şeyhine ferâce semmûr kürkler ilbâs ve otak-ı asafîde yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve sâirlere ber-mûceb-i defter hilʿatler iksâsıyla derece-i iʿtibârları felek-nümâs kılındıkdan sonra şehzâdegân hazerâtını tertîb-i sâbık üzere Orta kapu'ya îsâl ve ba'dehû mâşiyen kubbe-i hümâyûn ittisâlinde vâkiʿ Harem-i hümâyûn kapusu pîşgâhında ale't-tertîb erbâb-ı âlây kıyâm ve müşârün-ileyhimâ hazerâtının mükerreren iltifâtlarına mazhariyyetle nâ'il-i aksa'l-gāye-i merâm oldular. Ba'dehû şehzâdegân hazerâtı Harem-i hü-\nmâyûn'a azîmet ve herkes mahallerine inân-tâb-ı mürâcaʿat oldular. Cenâb-ı âferînende-i benî âdem ve fermân-fermâ-yı ʿale'l-insâni mâ-lem yaʿlem tenezzehe zâtühû ʿani'l-meleli ve's-sekami hazretleri halîfetü'l-müslimîn ve hâmî-i havme-i şerʿ-i mübîn olan pâdişâh-ı ʿadâlet-karîn hazretlerini ilâ-yevmi'l-kıyâm zafer ü nusret ve kemâl-i sıhhat ve ʿâfiyet ile taht-ârâ-yı bekā (98-b) ve devâm edüp zerârî-i tayyibetü'l-aʿrâk-ı şâhânelerin mütekessir ve efzûn ve her birini neyl-i emânî ve maksûd ile memnun edüp ʿale'l-husûs el-hâletü hâzihi zîb-ârâ-yı ʿâlem-i vücûd ve ziynet-i dehende-i manassa-i şuhûd olan şehzâdegân hazerâtını âfât-ı semâviyye ve araziyyeden masûn ve sâlim ve tûl-i aʿmâr ve husûl-i âmâl ve evtâr ile sâbit ve dâ'im eyleye, âmîn, Nazm: Ve hâzâ duʿâ'un lâ yuraddu li'ennehû / Duʿâ'un ʿalâ külli'l-beriyyeti şâmilün",
          "caption": "Tertîb-i âlây ve meclis-i âlî berâ-yi ta'lîm-i şehzâdegân-ı pür-ma'âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_060.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i âlây ve meclis-i âlî berâ-yi ta'lîm-i şehzâdegân-ı pür-ma'âlî",
          "text": "İbbân-ı civân ve sabâ ve ünfüvân-ı ömr-i girân-bahâda tahsîl olunan ilm ü hüner sahâif-i ezhânda ke'n-nakş fi'l-hacer müte'essir ve kârger olacağı ind-i ehlü'n-nazar müsellem ve muʿteber olduğundan gayrı taʿallüm-i efânîn-i ulûm ve tefehhüm-i kavânîn ü rüsûm tehî-destân-ı enâma (96-a) sermâye-i dükkânçe-i maʿîşet ve vesîletü'l-husûl-ı rızk u kısmet olduğu gibi ezâhîr-i hadâik-i saltanat u bahtiyârî olan şehzâdegân hazerâtına dahi ârâyiş ü ziynet ve zerîʿatü'z-zabt-ı serâir-i mülk ü millet olduğu hâlâ evrenk-nişîn-i hilâfet ve tâcdârî ve dîhîm-i efrûz-ı bâlâ-hâne-i şevket u kâm-kârî olan Şehriyâr-ı müstahsenü'l-âsâr ve şehinşâh-ı İskender-vakār hazretlerinin zamîr-i münîr gîtî-izâetlerinde aks-endâz-ı mir'ât-ı vuzûh olup binâberin el-hâletü-hâzihi tertîb-kerde-i âgûş-ı saltanat ve perveriş-yâfte-i hadâne-i izz ü şevket olan şehzâde Sultan Süleyman dâme fî-avni'l-müste'ân ve şehzâde Sultan Mustafa رزق له السعادة والمنى hazerâtının idrâk-i maʿkūlât ve mahsûsât ve iktisâb-ı nazariyyât ve zarûriyyâta istiʿdâd-ı mahzları ke'ş-şems fi'l-hevâcir mütebeyyin ve kābiliyyet-i fıtriyyeleri ke'l-bedri'z-zâhir müteʿayyin olduğuna binâen ravzatü'l-igmâ-yı ulûm-ı mütenevviʿadan iktitâf-ı verd-i tarıyy-i maʿârif ve hadîka-i enîka-i kemâlât-ı şettâdan ictinâ-yı bâkûre-i letâif buyurmalarına irâde-i kerâmet-ifâde-i mülûkâneleri cereyân وعلمو الأولادكم kelâm-ı hikmet-intizâmına intisâ ve iktidâ ile revâc-dâde-i fenn-i kâsid-i hüner ü irfân olmalariyle felihâzâ işbu Rebîʿülevvelin beşinci günü sadrıazam-ı âlî-makām ve şeyhülislâm-ı benâm ve vüzerâ-yı izâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve ricâl-ı bâb ve sâir hademe-i dergâh-ı felek-cenâb Saray-ı âmire'ye kemâl-i sürûr ve beşâşet ile teveccüh ve azîmet ve İncilü köşk pîş-gâhında birkaç gün mukaddem nasb olunan otak-ı süreyyâ-nitâk ve hiyâm (96-b) ve çergelerde cüz'î istirahat akabinde hân-ı vâsiʿü'n-nevâl-i\nmülûkâne bast olunup müfti'l-enâm-ı sellemehü's-selâm ve ağa-yı Dârü's-sa'âdetü'ş-şerîfe ve vüzerâ-yı ʻizâm hazerâtı cenâb-ı sadrü'l-vüzerâ hazretlerine tahsîs olunan sofrada it'âm ile karîn-i i'zâz ve ihtirâm ve erkân-ı devlet-i ebed-müddet dahi haymelerinde Matbah-ı âmire'den ihzâr ve âmâde kılınan et'ime-i şehiyye-i mülûkâne ile ikrâm olundukları esnâda rûh-ı cism-i mülk u millet ve mühr-i burc-ı übbehet ve menzilet olan şehenşâh-ı âlî-tebâr vekāhu'llâhu ani'l-âfât ve'l-ekdâr hazretlerinin kudûm-ı meyâmin-lüzûm-ı mülûkâneleri haberi teşrîf-sâz-ı sâmia-i huzzâr olup der-akab destûr-ı vakūr ve şeyhülislâm-ı maʿâli-mevfûr hazerâtı ve sâir mevcûd olan zevât-ı dîvân-ı adâlet-nişâna muhtass olan elbise ve eksiye ile şâh-râh-ı intizârda saf-beste-i ârâm ve nîm-nigâh-ı hazret-i pâdişâhîye neyl ümidiyle mevkif-i tazarruʿ ve meskenetde kıyâm etmeleriyle çok geçmeden pâdişâh-ı Dâd-âver misâl-i hûrşîd-i enver etrâf ve eknâfa sâye-güster ve müsteşrifân-ı cemâl-i bâ-kemâl-i mülûkânelerine bahşende-i ziyâ ve fer olup derhal sadrıazam hazretleri kemâl-i ibtihâl ile icrâ-yı merâsim-i istikbâl ve gubâr-ı semend-i bî-mânend-i pâdişâhîye sürme-i çeşm-i ikbâl ve i'tibâr ve zürûr-i ayn-i şeref ü iftihâr edüp rahş-ı dil-keş-i düldül ve şüden-i seng-i rikâba vazʿ-ı kadem buyurduklarında müşârün-ileyh hazretleri kasr-ı hümâyûnda mansub olan taht-ı âlî-bahta dek hizmet-i bagal-gîrî-i mülûkâne ile mübtehic ve mesrûr ve iltifât-ı şehriyâr-ı bende-nevâz ile hâiz-i rehîne-i (97-a) hubûr olduğu esnâda âlây-ı vâlâ dahi cemîʿ esbâb ve levâzımiyle tertîb ve tekmîl olunmuş olmağla sadrıazam-ı kaviyyü'l-himem ve şeyhülislâm-ı fazâil-şiyem hazerâtı [Kefere-i rûmân-ı evker-i dıy'at-ı lebân] hem-inân olarak müretteb âlây ile Orta kapu'ya teveccüh ve nüzûl ve mâşiyân Arz kapusu'na vusûl ve tülânî soffada erbâb-ı âlây alâ-merâtibihim kuʿûd ve kudûm-i şehzâdegân-ı civân-bahtâne medd-i hayt-ı şuʿâʿ-ı çeşm-i şuhûd eylediler. Rubʿ sâʿat mürûrunda nevres-nihâlân-ı hadîka-i hâssü'l-hâss-ı sultânî ve nev-bâvegân-ı ravzü'l-ünf-i cihân-bânî olan şehzâdegân medde'llâhu zıllehumâ mâdâme'l-Ferkadâm hazerâtı ser-i saʿâdet-efserlerinde mücevher sorguçlar ve beyaz şîbe kaplu kapanice kürkler elmas ile müzeyyen esbler ile Bâbüssaâde'den mânend-i neyyireyn-i zâhireyn lemʿa-pâş-i hâfıkayn olmalariyle murassaʿ rahleler üzerinde murassaʿ kîselere mevzûʿ mutallâ al pûşîdeli Masâhif-i şerîfelerini lalaları kemâl-i âdâb ile istishâb ve pîş-gâh-ı necîbânelerinde revân ve Dârüssaʿâde ağası ve hazînedâr ağa hazerâtı yemîn ü yesârlarında selîmî ve erkân kürkler ile ber-çîde-dâmen-i emr ü fermân olmalariyle dîdene-i kadîme-i Devlet-i aliyye üzere ibtidâ şerâfetlû nakîbü'l-eşrâf efendi hazretleri ber-dâşte-i dest-i duʿâ baʿdehû sadr-ı âlî-kadr hazretleri ve şeyhülislâm ve vüzerâ-yı ʻizâm ve ulemâ-yı aʿlâm hazerâtı dest-bûs-i şehzâdegân-ı saʿâdet-me'nûs ile iktisâb-ı behcet ü\nbehâ ve râcilen Orta kapu'ya dek ale't-tertîb pîş-gâh-ı sa'âdetlerinde rehn-everd ve ba'dehû herkes suvâr-ı rehvâr ü semend olup tertîb-i ma'lûm ile İncili köşk'e karîb geldiklerinde (97-b) erbâb-ı âlây bi'l-cümle cânib-i yesârda kasr-ı hümâyûna varınca râkiben saf-ârâ-yi selâm ve sadrıazam ve şeyhülislâm hazerâtı esblerinden nüzûl ve seng-i rikâbda kıyâm etmeleriyle şehzâdegân hazerâtı dahi haşmet-i tamm ve debdebe-i mâlâ-kelâm ile mevkif-i selâmda yek-cünbüş-i ebrû-yi iltifâtlarına dîde-küşâ-yi terakkub olan bende-gânı lahazât-ı peyder-pey mekârim ile taltîf ve seng-i rikâba teşrîf buyurduklarında sadrıazam hazretleri şehzâdegân hazerâtını birer birer ârâyiş-i âtik-i mubâhât eyleyerek huzûr-ı mevâhib-mahsûr-i hümâyûna îsâl ve ba'dehû kasr-ı hümâyûn etrâfında vâkiʿ sofada zânû-zede-i câh u ikbâl ve mutarassıd-ı ruhsat-ı pâdişâh-ı deryâ-nevâl olduğu hâlde izn ü ruhsat-ı şehinşâhî erzânî buyurulup sadrıazam ve şeyhülislâm ve vüzerâ-yi ʿizâm ve ulemâ-yi aʿlâm dâmen-bûs-i hazret-i şehriyârî ile şeref-mend ve yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve kapu ricâli müntehâ-yi medâ-yi basar olan mahalden birer temennâ ruhsatına kāniʿ ve hursend oldular. Bundan sonra sadrıazam hazretleri şehzâdegân hazerâtını zîver-âgûş-i ihtirâm eyleyerek kasr-ı hümâyûnda mebsût olan ihrâm üzerine ik'âd ve şeyhülislâm-ı fezâ'il-muʿtâd hazretleri dahi rahlenin berü cânibinde mevzûʿ olan ihrâm üzerinde kemâl-i âdâb ile ku'ûd ve taʿlîm-i istiʿâze ve besmeleye bed' ü mübâşeret edüp ba'de't-taʿlîm yine âsaf-ı mekârim ve şîm gāyet-i tevkîr ü taʿzîm ile şehzâdegân hazerâtını mahallerine îsâl ve teslîm eylediği hâlde (98-a) şeyhülislâm efendi hazretleri ve Ayasofya şeyhi dergâh-ı hâlik-i bî-enbâze refʿ-i eküff-i ibtihâl ve deymûmiyyet-i eyyâm-ı ömr ü devlet-i pâdişâh-ı kader-tevân ve kaymûmiyyet-i hengâm-ı aʿmâr-ı şehzâdegân-ı âlî-şân zımnında edʿiye-i icâbet-der-kafâyı ikmâl eylediler. Ba'dehû şehinşâh-ı bâhirü'l-kerem ve'l-cûd sadr-ı azîzü'l-vücûdların serâsere duhte ferve-i semmûr ile hâ'iz-i kadeh-i muʿallâ-yi ibtihâc ve sürûr ve şeyhülislâm selleme-hü's-selâm hazretlerini dahi beyâza kaplu semmûr kürk ile nâ'il-i hubûr ve kezâlik Dârü's-saʿâdetü'ş-şerîfe ağası hazretleri mazhar-ı lûtf-ı tâcdârî ve serâsere kaplu ferve-i semmûr ilbâsıyla kadr ü şânı âlî buyurulup sudûr-ı kirâm ve imâmeyn ve Ayasofya şeyhine ferâce semmûr kürkler ilbâs ve otak-ı asafîde yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve sâirlere ber-mûceb-i defter hilʿatler iksâsıyla derece-i iʿtibârları felek-nümâs kılındıkdan sonra şehzâdegân hazerâtını tertîb-i sâbık üzere Orta kapu'ya îsâl ve ba'dehû mâşiyen kubbe-i hümâyûn ittisâlinde vâkiʿ Harem-i hümâyûn kapusu pîşgâhında ale't-tertîb erbâb-ı âlây kıyâm ve müşârün-ileyhimâ hazerâtının mükerreren iltifâtlarına mazhariyyetle nâ'il-i aksa'l-gāye-i merâm oldular. Ba'dehû şehzâdegân hazerâtı Harem-i hü-\nmâyûn'a azîmet ve herkes mahallerine inân-tâb-ı mürâcaʿat oldular. Cenâb-ı âferînende-i benî âdem ve fermân-fermâ-yı ʿale'l-insâni mâ-lem yaʿlem tenezzehe zâtühû ʿani'l-meleli ve's-sekami hazretleri halîfetü'l-müslimîn ve hâmî-i havme-i şerʿ-i mübîn olan pâdişâh-ı ʿadâlet-karîn hazretlerini ilâ-yevmi'l-kıyâm zafer ü nusret ve kemâl-i sıhhat ve ʿâfiyet ile taht-ârâ-yı bekā (98-b) ve devâm edüp zerârî-i tayyibetü'l-aʿrâk-ı şâhânelerin mütekessir ve efzûn ve her birini neyl-i emânî ve maksûd ile memnun edüp ʿale'l-husûs el-hâletü hâzihi zîb-ârâ-yı ʿâlem-i vücûd ve ziynet-i dehende-i manassa-i şuhûd olan şehzâdegân hazerâtını âfât-ı semâviyye ve araziyyeden masûn ve sâlim ve tûl-i aʿmâr ve husûl-i âmâl ve evtâr ile sâbit ve dâ'im eyleye, âmîn, Nazm: Ve hâzâ duʿâ'un lâ yuraddu li'ennehû / Duʿâ'un ʿalâ külli'l-beriyyeti şâmilün"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dîdende-i kadîme-i Devlet-i aliyye ve şenşene-i müstedîme-i saltanat-ı seniyye üzere işbu Rebîʿülevvelin onikinci günü Sultân Ahmed Hân eskenühullāhü fî-bahbûhati'l-cinân Câmiʿ-i şerîfinde bezm-i ünsâ-üns mevlûd-i şerîf münʿakid olup edʿiyye-i ismâʿ-ı müslimîn sürûr-ı nevîd-i velâdet-i hazret-i seyyidü'l-mürselîn ile mele'ân ve kulûb-ı mü'minîn beşâret-i tebâşîr-i zuhûr-ı rahmetenli'l-ʿâlemîn ile mâlâ-mâl-i envâr-ı îmân olup pâdişâh-ı Cemşîd Gulâm meddahullāhü zılle ʿâtıfetihi ʿalâ mefârıki'l-enâm hazretleri mevlûd-ı şerîf âlâyına muhtass olan dârât-ı tamm ve şevket-i mâlâ-kelâm ile iyâb ü zihâbda sâye-i hümâyûnunda mazalle-nişîn-i âsâyiş ü ârâmiş olan nâsı ʿaleyke ʿavnullāhi ezkarına müdavim ve aʿdâ-yı bedhâhı heybet-i mülûkâne ve satvet-i nerîmâneleriyle kemâl-i kalak-ı ıztırâba mülâzim eylediler.",
          "caption": "Zikr-i hânden-i mevlûd-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_061.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i hânden-i mevlûd-i şerîf",
          "text": "Dîdende-i kadîme-i Devlet-i aliyye ve şenşene-i müstedîme-i saltanat-ı seniyye üzere işbu Rebîʿülevvelin onikinci günü Sultân Ahmed Hân eskenühullāhü fî-bahbûhati'l-cinân Câmiʿ-i şerîfinde bezm-i ünsâ-üns mevlûd-i şerîf münʿakid olup edʿiyye-i ismâʿ-ı müslimîn sürûr-ı nevîd-i velâdet-i hazret-i seyyidü'l-mürselîn ile mele'ân ve kulûb-ı mü'minîn beşâret-i tebâşîr-i zuhûr-ı rahmetenli'l-ʿâlemîn ile mâlâ-mâl-i envâr-ı îmân olup pâdişâh-ı Cemşîd Gulâm meddahullāhü zılle ʿâtıfetihi ʿalâ mefârıki'l-enâm hazretleri mevlûd-ı şerîf âlâyına muhtass olan dârât-ı tamm ve şevket-i mâlâ-kelâm ile iyâb ü zihâbda sâye-i hümâyûnunda mazalle-nişîn-i âsâyiş ü ârâmiş olan nâsı ʿaleyke ʿavnullāhi ezkarına müdavim ve aʿdâ-yı bedhâhı heybet-i mülûkâne ve satvet-i nerîmâneleriyle kemâl-i kalak-ı ıztırâba mülâzim eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kazâların vakt-i tevcîhi hulûl etmekden nâşî işbu şehr-i merkūmun onüçüncü günü Yenişehr-i Fener kazâsı gurre-i Recebde zabt eylemek üzere Nakîb-zâde Esseyyid Ahmed Efendi'ye (99-a) ve İzmir kazâsı kezâlik gurre-i Recebde zabt eylemek üzere Abdullah Molla-zâde Esseyyid Osman Efendi'ye bâ-işâret-i ʿaliyye tevcîh ve devriye menâsıbının baʿzıları dahi erbâb-ı istihkāka tefvîz ve ʿinâyet ile hâlleri terfîh olunduğundan gayri vâkiʿ olan iki kol silsile iktizâsıyla müderrisîn ihrâz-ı merâtib ve baʿzı er-\nbâb-ı fazl u istîhâl hâric ru'ûslarına neyl ile tahsîl ve dest-mâye-i me'ârib ve metâlib eylediler.",
          "caption": "Tevcîh-i kazâ-i Yenişehr-i Fener ve İzmir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_062.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i kazâ-i Yenişehr-i Fener ve İzmir",
          "text": "Zikr olunan kazâların vakt-i tevcîhi hulûl etmekden nâşî işbu şehr-i merkūmun onüçüncü günü Yenişehr-i Fener kazâsı gurre-i Recebde zabt eylemek üzere Nakîb-zâde Esseyyid Ahmed Efendi'ye (99-a) ve İzmir kazâsı kezâlik gurre-i Recebde zabt eylemek üzere Abdullah Molla-zâde Esseyyid Osman Efendi'ye bâ-işâret-i ʿaliyye tevcîh ve devriye menâsıbının baʿzıları dahi erbâb-ı istihkāka tefvîz ve ʿinâyet ile hâlleri terfîh olunduğundan gayri vâkiʿ olan iki kol silsile iktizâsıyla müderrisîn ihrâz-ı merâtib ve baʿzı er-\nbâb-ı fazl u istîhâl hâric ru'ûslarına neyl ile tahsîl ve dest-mâye-i me'ârib ve metâlib eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erzurum vâlîsi vezîr Timur Paşa'nın mîrimîrânlığı hengâmında âfâk-gîr olan şöhret-i şâyiʻası iʻtilâ-yı kadr ü câhına sebeb ve irtifâʻ-ı derece-i şân ve unvânına vesîle-i akreb olup kusâvâ-yı merâtib-i beşeriyye olan rütbe-i vezârete nâ'il ve mâh-ı ümîdi hilâl iken bedr-i kâmil olduğundan gayrı eyâlet-i Erzurum behcet-i lüzûm gibi rahbü'l-enhâ ve kesîrü'l-nemâ'ir mansıb-ı celîl ile tebcîl ve kühlü'l-cevâhir iʻtibâr-ı evliyâ-yı devlet ile çeşm-i kelîli tekhîl olunmuşidi. Müşârün-ileyh teveccüh-i ikbâl-i dünyâ-yı denî vü dûne ferîfte ve mağrûr ve sıfât-ı şeytâniyyeden olan ucb ü istikbâr ile az zamanda maʻrûf ve meşhûr olup öteden berü tavʻ u inkıyâdları nakş ber-âb wal-hukmu liman galaba semtine zehâb âdet-i nâ-savâbları olan ümerâ-yı ekrâd ve eclâf-ı kabâ'il-i müstaʻidü'l-fesâd ile muʻâmele bi'l-mücâmele kāʻidesine adem-i iʻtinâ ve me'lûf oldukları dest-nevâzî-i rıfk u mülâyemetden dâmen-efşân-ı enef (99b) ü istiğnâ olduğundan gayrı tavr-ı vezârete mahall baʻzı evzâʻı şuyûʻ ve ol-havâlide rü'yeti mühim olan umûr-ı devletde tehâvün ve taksîri mesmûʻ olduğundan mahzâ tecrübe-i dekāyık-ı umûr ve azmâyiş-i ahvâl-i cumhûr etmesi dâʻiyesiyle terbiye ve ıslâhı maksûd ve Erzurum'dan azl ve İçel sancağına vasl ile çartak-ı iltifât-ı devletden sâkıt ve matrûd olup eyâlet-i mezkûre bundan akdem vezâreti refʻiyle Darende'de ikāmetine irâde taʻalluk eden sadr-ı esbak Mehmed Paşa hazretlerine işbu şehr-i merkūmun onaltıncı günü tevcîh ve ihsân ve ol-havâlide vâkiʻ kâffe-i serhaddât ve memâlikin intizâm-ı ahvâline vakt-i tâmm ve cemʻ-i eştât-ı umûruna kemâ-yenbağî ihtimâm etmek bâbında emr ü fermân ve Karesi sancağı mutasarrıfı olup bir müddetden berü Âsitâne-i saʻâdet'de manassa-nişîn-i ikāmet ve ârâm olan vezîr-i mükerrem Esseyyid Mustafa Paşa hazretlerine eyâlet-i Sivas tevcîh ve bir an akdem mansıbı semtine sevk-i matâyâ-yı istiʻcâl eylemesi tenbîh ve Boğdan başbuğu olup Ohri sancağına ber-vech-i arpalık mutasarrıfı olan vezîr-i mükerrem Ahmed Paşa hazretlerinin eyâlet-i Haleb ile dâ'ire-i ahvâli tevsîʻ ve terfîh olunup selefi vezîr-i mükerrem Silâhdâr Mustafa Paşa hazretleri dahi melhûz-ı lihâza-i birr ü inʻâm ve Karesi ve Sultanönü sancaklarıyla nâ'il-i merâm ve Âsitâne-i saʻâdet'e gelmek ruhsatına neyl ile bekâm olup Ohri sancağı mîrimîrân-ı kirâmdan İskenderiyeli Mehmed Paşa-zâde\nAhmed Paşa'ya ve İnebahtı (100-a) ve Resmo sancağı mutasarrıfı Anabolulu İbrâhîm Paşa'ya tevcîh ve inâyet ve selefi vezîr Silâhdâr Emin Paşa'ya ve Azm-zâde kethüdâlığından neş'et ve bir-takrîb ihrâz-ı rütbe-i vezâret eden İbrâhîm Paşa'nın bu âna dek vâlî oldukları eyâlât ve elviyede etvâr-ı sütûdeye muvaffak olamadıklarından câme-i vezâret kāmetlerine nâ-çespân ve vezâretleri ref'iyle birer mahalde îvâ ve iskân olunmaları kendü haklarında dahi mahz-ı hayr olduğu vâreste-i kayd-ı beyân olmağla sıfr-ı zâ'id mesâbesinde olan isimleri cerîde-i vüzerâdan hakk ve sütürde ve Emin Paşa Filibe'de ve İbrâhîm Paşa Niğde'de pister-i ikāmeti güstürde etmek bâbında ısdâr-ı emr-i celîlü'l-i'tibâr kılındı.",
          "caption": "Vukūʻ-ı tevcîhât baʻzı vüzerâ-yı ʻizâm ve mîrimîrân-ı kirâm ve refʻ-i vezâret-i Silâhdâr Mehmed Emîn Paşa ve İbrâhîm Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_063.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı tevcîhât baʻzı vüzerâ-yı ʻizâm ve mîrimîrân-ı kirâm ve refʻ-i vezâret-i Silâhdâr Mehmed Emîn Paşa ve İbrâhîm Paşa",
          "text": "Erzurum vâlîsi vezîr Timur Paşa'nın mîrimîrânlığı hengâmında âfâk-gîr olan şöhret-i şâyiʻası iʻtilâ-yı kadr ü câhına sebeb ve irtifâʻ-ı derece-i şân ve unvânına vesîle-i akreb olup kusâvâ-yı merâtib-i beşeriyye olan rütbe-i vezârete nâ'il ve mâh-ı ümîdi hilâl iken bedr-i kâmil olduğundan gayrı eyâlet-i Erzurum behcet-i lüzûm gibi rahbü'l-enhâ ve kesîrü'l-nemâ'ir mansıb-ı celîl ile tebcîl ve kühlü'l-cevâhir iʻtibâr-ı evliyâ-yı devlet ile çeşm-i kelîli tekhîl olunmuşidi. Müşârün-ileyh teveccüh-i ikbâl-i dünyâ-yı denî vü dûne ferîfte ve mağrûr ve sıfât-ı şeytâniyyeden olan ucb ü istikbâr ile az zamanda maʻrûf ve meşhûr olup öteden berü tavʻ u inkıyâdları nakş ber-âb wal-hukmu liman galaba semtine zehâb âdet-i nâ-savâbları olan ümerâ-yı ekrâd ve eclâf-ı kabâ'il-i müstaʻidü'l-fesâd ile muʻâmele bi'l-mücâmele kāʻidesine adem-i iʻtinâ ve me'lûf oldukları dest-nevâzî-i rıfk u mülâyemetden dâmen-efşân-ı enef (99b) ü istiğnâ olduğundan gayrı tavr-ı vezârete mahall baʻzı evzâʻı şuyûʻ ve ol-havâlide rü'yeti mühim olan umûr-ı devletde tehâvün ve taksîri mesmûʻ olduğundan mahzâ tecrübe-i dekāyık-ı umûr ve azmâyiş-i ahvâl-i cumhûr etmesi dâʻiyesiyle terbiye ve ıslâhı maksûd ve Erzurum'dan azl ve İçel sancağına vasl ile çartak-ı iltifât-ı devletden sâkıt ve matrûd olup eyâlet-i mezkûre bundan akdem vezâreti refʻiyle Darende'de ikāmetine irâde taʻalluk eden sadr-ı esbak Mehmed Paşa hazretlerine işbu şehr-i merkūmun onaltıncı günü tevcîh ve ihsân ve ol-havâlide vâkiʻ kâffe-i serhaddât ve memâlikin intizâm-ı ahvâline vakt-i tâmm ve cemʻ-i eştât-ı umûruna kemâ-yenbağî ihtimâm etmek bâbında emr ü fermân ve Karesi sancağı mutasarrıfı olup bir müddetden berü Âsitâne-i saʻâdet'de manassa-nişîn-i ikāmet ve ârâm olan vezîr-i mükerrem Esseyyid Mustafa Paşa hazretlerine eyâlet-i Sivas tevcîh ve bir an akdem mansıbı semtine sevk-i matâyâ-yı istiʻcâl eylemesi tenbîh ve Boğdan başbuğu olup Ohri sancağına ber-vech-i arpalık mutasarrıfı olan vezîr-i mükerrem Ahmed Paşa hazretlerinin eyâlet-i Haleb ile dâ'ire-i ahvâli tevsîʻ ve terfîh olunup selefi vezîr-i mükerrem Silâhdâr Mustafa Paşa hazretleri dahi melhûz-ı lihâza-i birr ü inʻâm ve Karesi ve Sultanönü sancaklarıyla nâ'il-i merâm ve Âsitâne-i saʻâdet'e gelmek ruhsatına neyl ile bekâm olup Ohri sancağı mîrimîrân-ı kirâmdan İskenderiyeli Mehmed Paşa-zâde\nAhmed Paşa'ya ve İnebahtı (100-a) ve Resmo sancağı mutasarrıfı Anabolulu İbrâhîm Paşa'ya tevcîh ve inâyet ve selefi vezîr Silâhdâr Emin Paşa'ya ve Azm-zâde kethüdâlığından neş'et ve bir-takrîb ihrâz-ı rütbe-i vezâret eden İbrâhîm Paşa'nın bu âna dek vâlî oldukları eyâlât ve elviyede etvâr-ı sütûdeye muvaffak olamadıklarından câme-i vezâret kāmetlerine nâ-çespân ve vezâretleri ref'iyle birer mahalde îvâ ve iskân olunmaları kendü haklarında dahi mahz-ı hayr olduğu vâreste-i kayd-ı beyân olmağla sıfr-ı zâ'id mesâbesinde olan isimleri cerîde-i vüzerâdan hakk ve sütürde ve Emin Paşa Filibe'de ve İbrâhîm Paşa Niğde'de pister-i ikāmeti güstürde etmek bâbında ısdâr-ı emr-i celîlü'l-i'tibâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hazîne baş vekîli olup bundan akdem si'âyet-i rukebâ ve isâ'et-i ehl-i iftirâ ile der-i devletden dûr ve Medîne-i münevvere alâ-sâkinehâ efdalü't-tahiyyede du'â-yı bekā-yı ömr ü devlet-i şehinşâhî ile güzârende-i eyyâm ü şuhûr olan Beşîr Ağa'nın sebkat eden hizmet ve sadâkati hâtır-güzâr-ı şehriyâr-ı Cem-iktidâr olmakdan nâşî bundan akdem münhal olan hazînedarlık hizmet-i celîlesiyle ibcâl ve hâsseten da'veti zımnında irsâl-i berîd-i isti'câl kılınmışidi. Ağa-yı mûmâ-ileyh tayy-ı merâhil ve kat'-ı menâzil eyleyerek Âsitâne-i sa'âdet'e vusûl ve doğru Bâbıâlî'ye nüzûl edüp bu makūle hidemât-ı cesîme tevcîhinde ilbâs olunan hil'at, taraf-ı mîrîden ola-geldiği zâhir iken mahzâ ağa-yı mûmâ-ileyhi taltîf ve tevkîr zımnında taraf-ı sadâret-penâhîden gayet a'lâ bir ferve-i semmûr müstevcibü's-sürûr kāmet-i liyâkat ve istîhâline iksâ ve hizmet-i (100-b) müstelzimü'l-behcet dâver-i gerdûn-gulâmda kemâ-kân izhâr-ı sıdk u istikāmet eylemesi ve vesâyâsı gûş-i hûşuna ilkā birle Saray-ı âmire'ye ba's ü isrâ olundu.",
          "caption": "Âmeden-i hazînedârî-i hazret-i Şehriyârî ez-cânib-i Hicâz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_064.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i hazînedârî-i hazret-i Şehriyârî ez-cânib-i Hicâz",
          "text": "Hazîne baş vekîli olup bundan akdem si'âyet-i rukebâ ve isâ'et-i ehl-i iftirâ ile der-i devletden dûr ve Medîne-i münevvere alâ-sâkinehâ efdalü't-tahiyyede du'â-yı bekā-yı ömr ü devlet-i şehinşâhî ile güzârende-i eyyâm ü şuhûr olan Beşîr Ağa'nın sebkat eden hizmet ve sadâkati hâtır-güzâr-ı şehriyâr-ı Cem-iktidâr olmakdan nâşî bundan akdem münhal olan hazînedarlık hizmet-i celîlesiyle ibcâl ve hâsseten da'veti zımnında irsâl-i berîd-i isti'câl kılınmışidi. Ağa-yı mûmâ-ileyh tayy-ı merâhil ve kat'-ı menâzil eyleyerek Âsitâne-i sa'âdet'e vusûl ve doğru Bâbıâlî'ye nüzûl edüp bu makūle hidemât-ı cesîme tevcîhinde ilbâs olunan hil'at, taraf-ı mîrîden ola-geldiği zâhir iken mahzâ ağa-yı mûmâ-ileyhi taltîf ve tevkîr zımnında taraf-ı sadâret-penâhîden gayet a'lâ bir ferve-i semmûr müstevcibü's-sürûr kāmet-i liyâkat ve istîhâline iksâ ve hizmet-i (100-b) müstelzimü'l-behcet dâver-i gerdûn-gulâmda kemâ-kân izhâr-ı sıdk u istikāmet eylemesi ve vesâyâsı gûş-i hûşuna ilkā birle Saray-ı âmire'ye ba's ü isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Devlet-i aliyye-i ebediü'l-karârda öteden berü te'dîb ü gûşmâlik merâtib-i mu'ayyene ve hudûd-ı mukannenesi olup binâen-aleyh esâtîn-i dîn-i kavîm ve reh-nümâyân-ı tarîk-i müstakīm olan ulemâ-i a'lâm ve meşâyîh-i kirâmdan bi-hasebi'l-beşeriyye bir gûne hefve ve kusûr serzede-i vukū' u zuhûr olur ise dahi efrâd-ı nâs ve evgad-ı nâ-sipâsa teşbîh ve kıyâs ile mazhar-ı ukūbât-ı şedîde olmaları bu devlet-i kavî-şevketde nâdir ve ekser hacr ü tağrîb ile ıslâh ve te'dîb oluna-geldikleri kâ'mis-üd-dâr zâhir iken\nbundan akdem Beyşehri mutasarrıfı olup mîrimîrândan Memiş Paşa-zâde Bekir Paşa tesvîlât ve hevâcis-i nefsâniyyeye ittibâʿ ve rükûn ve baʿzı erbâb-ı bağy ü şakāvetin mekr ü âline dil-beste ve meftûn olup mahzâ hass u iğrâlarıyle müftî-i belde olan Mahmud Efendi'yi bi-gayr-i hakkın katl ü izâle ve evlâd u iyâlini tazyîk ve izdirâ ile emvâl ü eşyâsına dest-i taʿarruz ve hırsı itâle eylediği haberi dârü'l-adl ve'l-amân olan der-i devlet-medâra vusûl bulduğu anda istiknâh-ı hakîkat-i hâl zımnında emr-i celîü'ş-şân mahsûs mübâşir ile mahalline tisyâr olunmuşidi. Me'mûr-ı mezkûr mahall-i merkūma lede'l-vusûl husûs-ı mezkûru kemâ-yenbağî taharrî ve tedkîk ve efendi-i mûmâ-ileyh (101-a) bilâ-mûceb katl olunduğun tahkîk ve Der-ʿaliye'ye arz u tanmîk eyledikde paşa-yı bî-akl ü şuʿûr ve kendü ile bu husûsda müttefikü'l-kavl olan ashâb-ı fitne ve şûr bilâ-emân müsta'sal ve makhûr olmak bâbında mukaddemâ fermân-ı kazâ cereyân şeref-yâfte-i sudûr oldukda madde-i katilde medhal-i azîmleri olan eşhâs şemşîr-i siyâset-i hazret-i pâdişâhîden rehyâb-ı vâdî-i halâs olmayacakların teyakkun ve vilâyetlerinde adem-i temekkün ile her biri birer semte firâr ve ihtifâ eyledikleri inhâ olunmağla firârîleri sayd içün bast-ı hibâle-i hüsn-i tedbîr ve fakat paşa-yı merkūmun Konya kalʿasına vazʿıyla iktifâ olunduğu me'mûrlar taraflarından halka işâʿa ve teşhîr olunmuşidi. Zikr olunan firârîler bir müddetden berü cüst-cû ve iftihâs ve bir vechile iktinâs olunamadıklarından tertîb-i cezâları vakt-i âhara ta'lîk ve şimdilik paşa-yı merkūmun câme-i müsteʿâr hayatı ser-pençe-i kahr-ı sultânî ile temzîk olunup ser-i maktūʿu Âsitâne'ye vürûd ve luḥûmu'l-ʿulemâʾi mesmûmetün sırrı erbâb-ı ibret ve basîrete perde-şikâf-ı şuhûd oldu.",
          "caption": "Katl-i Bekir Paşa mutasarrıf-ı livâ-i Beyşehri",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_065.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Bekir Paşa mutasarrıf-ı livâ-i Beyşehri",
          "text": "Sâbıkā Devlet-i aliyye-i ebediü'l-karârda öteden berü te'dîb ü gûşmâlik merâtib-i mu'ayyene ve hudûd-ı mukannenesi olup binâen-aleyh esâtîn-i dîn-i kavîm ve reh-nümâyân-ı tarîk-i müstakīm olan ulemâ-i a'lâm ve meşâyîh-i kirâmdan bi-hasebi'l-beşeriyye bir gûne hefve ve kusûr serzede-i vukū' u zuhûr olur ise dahi efrâd-ı nâs ve evgad-ı nâ-sipâsa teşbîh ve kıyâs ile mazhar-ı ukūbât-ı şedîde olmaları bu devlet-i kavî-şevketde nâdir ve ekser hacr ü tağrîb ile ıslâh ve te'dîb oluna-geldikleri kâ'mis-üd-dâr zâhir iken\nbundan akdem Beyşehri mutasarrıfı olup mîrimîrândan Memiş Paşa-zâde Bekir Paşa tesvîlât ve hevâcis-i nefsâniyyeye ittibâʿ ve rükûn ve baʿzı erbâb-ı bağy ü şakāvetin mekr ü âline dil-beste ve meftûn olup mahzâ hass u iğrâlarıyle müftî-i belde olan Mahmud Efendi'yi bi-gayr-i hakkın katl ü izâle ve evlâd u iyâlini tazyîk ve izdirâ ile emvâl ü eşyâsına dest-i taʿarruz ve hırsı itâle eylediği haberi dârü'l-adl ve'l-amân olan der-i devlet-medâra vusûl bulduğu anda istiknâh-ı hakîkat-i hâl zımnında emr-i celîü'ş-şân mahsûs mübâşir ile mahalline tisyâr olunmuşidi. Me'mûr-ı mezkûr mahall-i merkūma lede'l-vusûl husûs-ı mezkûru kemâ-yenbağî taharrî ve tedkîk ve efendi-i mûmâ-ileyh (101-a) bilâ-mûceb katl olunduğun tahkîk ve Der-ʿaliye'ye arz u tanmîk eyledikde paşa-yı bî-akl ü şuʿûr ve kendü ile bu husûsda müttefikü'l-kavl olan ashâb-ı fitne ve şûr bilâ-emân müsta'sal ve makhûr olmak bâbında mukaddemâ fermân-ı kazâ cereyân şeref-yâfte-i sudûr oldukda madde-i katilde medhal-i azîmleri olan eşhâs şemşîr-i siyâset-i hazret-i pâdişâhîden rehyâb-ı vâdî-i halâs olmayacakların teyakkun ve vilâyetlerinde adem-i temekkün ile her biri birer semte firâr ve ihtifâ eyledikleri inhâ olunmağla firârîleri sayd içün bast-ı hibâle-i hüsn-i tedbîr ve fakat paşa-yı merkūmun Konya kalʿasına vazʿıyla iktifâ olunduğu me'mûrlar taraflarından halka işâʿa ve teşhîr olunmuşidi. Zikr olunan firârîler bir müddetden berü cüst-cû ve iftihâs ve bir vechile iktinâs olunamadıklarından tertîb-i cezâları vakt-i âhara ta'lîk ve şimdilik paşa-yı merkūmun câme-i müsteʿâr hayatı ser-pençe-i kahr-ı sultânî ile temzîk olunup ser-i maktūʿu Âsitâne'ye vürûd ve luḥûmu'l-ʿulemâʾi mesmûmetün sırrı erbâb-ı ibret ve basîrete perde-şikâf-ı şuhûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyh Mustafa Paşa hazîne kâtibi iken bir-takrîb nâ'il-i rütbe-i hâcegânî ve câ-be-câ tahsîl-i menâsıb ve kesb-i atâyâ ve revâtib ile mâlik-i nisâb-ı emânî olup hattâ geçen sene küçük evkāf muhâsebeciliği ile mesrûr ve memnûn ve hîn-i azlinde bin guruş atiyye ile enbân-ı (101-b) âmâli memlû ve meşhûn olmuşidi. Binâberîn mukaddem ve muahhar hakkında mevc-rîz olan deryâ-yı âtıfet ve mekârime nazaran sâye-i Devlet-i aliyye'de birkaç etbâʿ ile ferâh ve fahûr müteʿayyiş ve icrâ-yı hükm-i tedbîr-i menzil ile nizâm-dâde-i dâd u dihiş olması lâzım iken tabîʿatinde merkûz olan rezâlet ve süfliyyet iktizâsıyla azl ü nasbı hâlinde dâ'imâ zıyk-ı ayşdan şikâyet ve rızk-ı maksûm-ı ezelîye adem-i kanâʿat ile baʿzı zî-câh ve servet olanlara arz-ı keşkûl-i deryûze-gerî ve tahsîl eylediği sîm ü zeri memkûr olduğu ahz ve itlâk-ı\nnisvâna sarf u istihlâk eylediğinden gayri nâil-i mansab olduğu hâlde bir kalpaklu hizmetkâr kullanmak muktezâ-yı hıbs-i siyreti ve hîn-i azlinde hânesinde horasânîyi giyüp münferiden ve mâşiyan Bâbıâlî'ye gelmek âdeti ve işbu mağbût-ı enâm olan tarîka ihâneti te'dîb ve gûşmâlini her bâr îcâb eder iken bu âna dek vazʿ-ı nâ-becâsından iğmâz ve mücâzât-ı tavr-ı garîbânesinden iğrâz olunmuşidi. Merkūm bu esnâda zarûretinden bahs ile birkaç defʿa rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye refʿ-i rukʿa-i iştikâ ve cerr-i menfaʿat kasdiyle tarîk-i ehl-i gedyeye intisâ ve iktidâ eylediğine kanâʿat etmeyüp huzûr-ı sadr-ı vakūra varup fakr u fâkeden şikâyet ve cüz'î ve küllî tarafından Devlet-i aliyye'ye bir hizmet sebkat etmemiş iken emekdarlık iddiʿâsiyle hâric ez-hadd tasdîʿa mübâderet etmekle bu makūle semt-i hırs u tamaʿa sâlik ve rezâlet ile celb-i menâfiʿe mütehâlik (102-a) olanlardan tarîki tathîr ve tenkîh ve tesâvî-i tabîʿatle merkūma muʿâdil baʿzı kimesnelere, [Mısra]: اليك اعنى فاسمعي ياجارة meʿâlini ibâne ve tavzîh lâzım geldiğine binâen hâcegân defterinden ismi hakk olunup Bursa'da ikāmetine irâde-i aliyye cereyân ve taʿayyüşüne medâr olmak üzere Bursa mîzân-ı harîrinden yevmî altmış sağ akçe vazîfe ihsân olundu.",
          "caption": "Nefy-i Yusuf Efendi ez-hâcegân-ı dîvân ve ref'-i rütbe-i o",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_066.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Yusuf Efendi ez-hâcegân-ı dîvân ve ref'-i rütbe-i o",
          "text": "Mûmâ-ileyh Mustafa Paşa hazîne kâtibi iken bir-takrîb nâ'il-i rütbe-i hâcegânî ve câ-be-câ tahsîl-i menâsıb ve kesb-i atâyâ ve revâtib ile mâlik-i nisâb-ı emânî olup hattâ geçen sene küçük evkāf muhâsebeciliği ile mesrûr ve memnûn ve hîn-i azlinde bin guruş atiyye ile enbân-ı (101-b) âmâli memlû ve meşhûn olmuşidi. Binâberîn mukaddem ve muahhar hakkında mevc-rîz olan deryâ-yı âtıfet ve mekârime nazaran sâye-i Devlet-i aliyye'de birkaç etbâʿ ile ferâh ve fahûr müteʿayyiş ve icrâ-yı hükm-i tedbîr-i menzil ile nizâm-dâde-i dâd u dihiş olması lâzım iken tabîʿatinde merkûz olan rezâlet ve süfliyyet iktizâsıyla azl ü nasbı hâlinde dâ'imâ zıyk-ı ayşdan şikâyet ve rızk-ı maksûm-ı ezelîye adem-i kanâʿat ile baʿzı zî-câh ve servet olanlara arz-ı keşkûl-i deryûze-gerî ve tahsîl eylediği sîm ü zeri memkûr olduğu ahz ve itlâk-ı\nnisvâna sarf u istihlâk eylediğinden gayri nâil-i mansab olduğu hâlde bir kalpaklu hizmetkâr kullanmak muktezâ-yı hıbs-i siyreti ve hîn-i azlinde hânesinde horasânîyi giyüp münferiden ve mâşiyan Bâbıâlî'ye gelmek âdeti ve işbu mağbût-ı enâm olan tarîka ihâneti te'dîb ve gûşmâlini her bâr îcâb eder iken bu âna dek vazʿ-ı nâ-becâsından iğmâz ve mücâzât-ı tavr-ı garîbânesinden iğrâz olunmuşidi. Merkūm bu esnâda zarûretinden bahs ile birkaç defʿa rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye refʿ-i rukʿa-i iştikâ ve cerr-i menfaʿat kasdiyle tarîk-i ehl-i gedyeye intisâ ve iktidâ eylediğine kanâʿat etmeyüp huzûr-ı sadr-ı vakūra varup fakr u fâkeden şikâyet ve cüz'î ve küllî tarafından Devlet-i aliyye'ye bir hizmet sebkat etmemiş iken emekdarlık iddiʿâsiyle hâric ez-hadd tasdîʿa mübâderet etmekle bu makūle semt-i hırs u tamaʿa sâlik ve rezâlet ile celb-i menâfiʿe mütehâlik (102-a) olanlardan tarîki tathîr ve tenkîh ve tesâvî-i tabîʿatle merkūma muʿâdil baʿzı kimesnelere, [Mısra]: اليك اعنى فاسمعي ياجارة meʿâlini ibâne ve tavzîh lâzım geldiğine binâen hâcegân defterinden ismi hakk olunup Bursa'da ikāmetine irâde-i aliyye cereyân ve taʿayyüşüne medâr olmak üzere Bursa mîzân-ı harîrinden yevmî altmış sağ akçe vazîfe ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mazalle-nişîn-i zîr-i himâyet-i mülûk-ı nasfet-sülûk olan nevʿ-i benî Âdem'in alâ-ihtilâf-ı tabakātihim birer ziyy ü şiʿâr ile kalemrev-i hükûmetlerinde imtiyâz ve taʿyînleri kānûn-ı küllî-i eslâf ve düstûrü'l-amel-i ahlâf olduğundan gayri bu devlet-i ebed-müddetde ez-kadîm bu âdet-i hasene muʿteber ve makbûl ve her sınıfa birer türlü kisvet ve libâs ihtisâsiyle yekdiğerlerden fark-ı küllî husûl bulmişidi. Bir müddetden berü bu kāʿide-i ceyyideye adem-i riʿâyet ve tavâif-i askeriyye ile esnâf-ı sâirenin beynlerini tefrîk ve temyîze küllî usret olduğundan gayri uğûr-ı dîn-i mübînde dâimâ cân-sipârî ve merdânegî izhâriyle şöhret-yâb ve nice nice gazavât ve cihâdda şemşîr-i adü-tedmîrleri bîgâne-i kırâb ve âşinâ-yi rikāb olan kümât-ı muvahhidînin vazʿ-ı vâzıʿ-ı evvel ile taʿayyün eden elbise-i mahsûsalarına ekkâr ve dehkāniyân ve keşâverzân ve zîr-destânın teşebbüh ve takallüdleri hürmet-i izzet-i askerîyi karîn-i izmihlâl ve nizâm-ı ecnâd-ı zafer-iʿtiyâdı (102-b) îsâl\nma'raz-ı ihtilâl ve zevâl eylediği zâhir olup انزل الناس منازلهم misdâkı üzere fî-mâ-ba'd her sınıf kendüye mahsûs olan libâs ile mütemeyyiz ve maʿlûm ve ferd-i vâhid âharın kisvetine mulaʿ ve menhûm olmamak bâbında etrâf ve eknâfa ısdâr-ı emr-i nâfizü'l-mefhûm buyuruldu.",
          "caption": "Sudûr-ı emr-i şerîf berâ-yi tebdîl-i ziyy ü kisvet-i askerî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_067.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sudûr-ı emr-i şerîf berâ-yi tebdîl-i ziyy ü kisvet-i askerî",
          "text": "Mazalle-nişîn-i zîr-i himâyet-i mülûk-ı nasfet-sülûk olan nevʿ-i benî Âdem'in alâ-ihtilâf-ı tabakātihim birer ziyy ü şiʿâr ile kalemrev-i hükûmetlerinde imtiyâz ve taʿyînleri kānûn-ı küllî-i eslâf ve düstûrü'l-amel-i ahlâf olduğundan gayri bu devlet-i ebed-müddetde ez-kadîm bu âdet-i hasene muʿteber ve makbûl ve her sınıfa birer türlü kisvet ve libâs ihtisâsiyle yekdiğerlerden fark-ı küllî husûl bulmişidi. Bir müddetden berü bu kāʿide-i ceyyideye adem-i riʿâyet ve tavâif-i askeriyye ile esnâf-ı sâirenin beynlerini tefrîk ve temyîze küllî usret olduğundan gayri uğûr-ı dîn-i mübînde dâimâ cân-sipârî ve merdânegî izhâriyle şöhret-yâb ve nice nice gazavât ve cihâdda şemşîr-i adü-tedmîrleri bîgâne-i kırâb ve âşinâ-yi rikāb olan kümât-ı muvahhidînin vazʿ-ı vâzıʿ-ı evvel ile taʿayyün eden elbise-i mahsûsalarına ekkâr ve dehkāniyân ve keşâverzân ve zîr-destânın teşebbüh ve takallüdleri hürmet-i izzet-i askerîyi karîn-i izmihlâl ve nizâm-ı ecnâd-ı zafer-iʿtiyâdı (102-b) îsâl\nma'raz-ı ihtilâl ve zevâl eylediği zâhir olup انزل الناس منازلهم misdâkı üzere fî-mâ-ba'd her sınıf kendüye mahsûs olan libâs ile mütemeyyiz ve maʿlûm ve ferd-i vâhid âharın kisvetine mulaʿ ve menhûm olmamak bâbında etrâf ve eknâfa ısdâr-ı emr-i nâfizü'l-mefhûm buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hezâr-bâr hüsâm-ı islâm ve rimâh-ı kümât-ı zafer-encâmdan çaşnî-yâb-ı zehr-i kahr u demâr ve ticâret-i râbiha-i mülkiyye ve askeriyyeden hasâret-i külliyyeye düçâr olan Nemçe keferesi leyl ü nehâr müntehiz-i ahz-i sâr ve Devlet-i aliyye hakkında Moskov ve sâir düvelden cüz'î kasd-ı bed-i mahsûsları olduğu hâlde der-akab derîçe-bâz-ı gamz ü nifâk ve zünnâr-bend-i ahd ü mîsâk ola-geldiklerinden gayri evâil-i devr-i Hazret-i Mahmud Hânî'de ber-muktezâ-yi tekālîb-i eyyâm tasallut-ı a'câm-ı li'âm ve zuhûr-ı gavâil-i mülkiyye-i hayr-encâmı za'f-ı hâl-i Devlet-i ebed-kıyâma haml eyleyerek âdet-i me'lûfeleri üzere Moskovlu ile müttehid ve sâir milelden dahi müstemidd oldukları hâlde bağteten memâlik-i mahrûse-i islâmiyyeye itâle-i pây-i gurûr ü inâd ve seby ü nehb ve ahz ü selb vâdilerinde izhâr-ı envâʿ-ı şerr ü fesâd etmişler idi. Çünki bu devlet-i nusret-medâr mâ-ta'akibe'l-leyl ve'n-nehâr sâbit ve pâydâr olduğu âsâr-ı sarîha ve işârât-ı sahîha ile mersûm-ı sahâif-i îkān-ı ehl-i irfândır, lâ-cerem haklarında (103-a) nigeh-endâz-ı sû-i kasd olanların destyârî-i inâyet-i perverdigâr ile makhûriyyetleri târîh-şinâsân-ı rûzgâra nümâyân ve hattâ devr-i mezkûrda Moskovlu'nun Surika ve Kırım ve sâir mahallerde ve Nemçelü'nün Mehâdiye ve Hisarcık ve Bosna'da müşâhede eyledikleri zur-bâzu-yi muvahhidîn ve sadme-i kûh-endâz-ı guzât ü mücâhidîn ikisini birden sulha mecbûr eylediği vâreste-i beyân olup binâen alâ-zâlik bu makūle tecrübe-i mükerrereleri vukūʿ bulan umûrda mütenebbih olmaları lâzım iken dalâlet-i asliyye gavâit-i cibiliyye iktizâsıyla dâimâ zîr-gâh-ı ihtiyâlden icrâ-yi çirkâb-ı mekr ü âl ve devlet-i islâmiyyeye bir tarafdan mu'ârız zuhûrunu nuhbe-i âmâl add ede-geldikleri zâhir olup hattâ bu defʿa Moskovlu ile gâyetü'l-gâye hafî ve mestûr olan ittihâdları Devlet-i aliyye'yi ne derecelerde hasâret-i mülkiyyeye giriftâr ve müttefiklerinin kasâvâ-yi matâlibleri olan madde-i azîmeye dest-res olmaları zımnında ne mertebelerde sarf-ı vusʿ ü iktidâr eyledikleri âşikâr olmağla bu kerre kendüleri dahi bir nevʿ tahsîl-i imtiyâza hâhişger ve madde-i ticâret ve âhar garazlarının tahsîline mühîd-i mukaddeme-i müte'ayyinetü'z-zarar etmeleriyle bu sebebden Âsitâne-i saʿâdet'de mukîm olan elçileri bu defʿa Bâbıâlî'ye bir kıt'a memhûr takrîr arz u takdîm mefhûmunda Rusyalu\nmisillü serbestiyyet üzere enhâr ü bihârda tüccâr sefîneleri geşt ü güzâr (103-b) ve emr-i ticâret baʿzı şurût-ı mukarrere ile nizâm-gîr-i karâr olmasını işʿâr ve zuʿm-ı bâtıllarınca işbu ticâret mâddesi mutlak ve gayr-i mukayyed olarak ahid-nâmelerde mastûr olduğunu beyân ile ibârât-ı mezkûreyi hod be-hod tefsîre ibtidâr ve kavâlib-i maʿânî-i mahsûsa olan elfâz-ı maʿlûmenin vazʿ-ı aslısına adem-i iʿtibâr ve matlûbları olan vech üzere istinbât-ı ahkâm ile iştikāk-ı âteş-peykâr eyledikleri maʿlûm oldukda tedârükât-ı Devlet-i aliyye tekmîl olunmazdan akdem hasm-ı bed-nihâde sûret-i ye's ü nevmîdîyle cevâb-dâde ve matlûblarına adem-i müsâʿade mugāyir-i resm-i dûr-endîşî ve ihtiyât olduğundan gayri tahsîl-i merâmlarında ednâ rütbe-i te'ennî hiss eyledikleri gibi müttefiklerini ilhâh ve ibrâma iğrâ eyleyecekleri hüveydâ olmağla takrîrlerinde münderic olan mevâdd-ı ticâret mehmâ-emken tesviye ve taʿdîl ve baʿzı muzır taʿbîrât tayy u tenzîl olunarak bir kalıba ifrâğ olunmak savabdîd-i ashâb-ı re'y-i sedîd olmağla zikr olunan mevâddın islâh ve tenkīhine mübâşeret ve bihârdan fazla takrîrlerinde enhâr kaydı musarrah ve mezkûr ve nehr-i Prut dahi müstakillen mastûr olup enhârın bi-hasebi'l-vazʿ efrâdına şumûlü müstebân iken ifrâd-ı bi'z-zikr ile nehr-i Prut'un tahsîsi abes kabîlinden olduğu lisânen tercümânlarına kârfermâyân-ı Devlet-i aliyye taraflarından beyân ve katı çok muʿâraza ve mübâheseden sonra üzerine hatt-ı butlân çekilüp baʿdehû mevâdd-ı (104-a) mezkûrenin cümle ile müzâkeresi istısvâb olunmağla sadrıaʿzam ve müteʿayyinân-ı ricâlden baʿzı erbâb-ı hads ü zekâhâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde hey'et-i mütenekkire ile ictimâʿ ve marrü'z-zikr takrîri herkesi istimâʿ akabinde baʿzı vâhi ebhâs-ı miyânede güzerân ve bi'l-âhire hâvî olduğu mâddeleri kabûlden gayri çâre olmayup senedin iʿtâsını istihsân eylediler.",
          "caption": "Takrîr-dâden-i elçi-i Nemçe berâ-yi mevâdd-ı ticâret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_068.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Takrîr-dâden-i elçi-i Nemçe berâ-yi mevâdd-ı ticâret",
          "text": "Hezâr-bâr hüsâm-ı islâm ve rimâh-ı kümât-ı zafer-encâmdan çaşnî-yâb-ı zehr-i kahr u demâr ve ticâret-i râbiha-i mülkiyye ve askeriyyeden hasâret-i külliyyeye düçâr olan Nemçe keferesi leyl ü nehâr müntehiz-i ahz-i sâr ve Devlet-i aliyye hakkında Moskov ve sâir düvelden cüz'î kasd-ı bed-i mahsûsları olduğu hâlde der-akab derîçe-bâz-ı gamz ü nifâk ve zünnâr-bend-i ahd ü mîsâk ola-geldiklerinden gayri evâil-i devr-i Hazret-i Mahmud Hânî'de ber-muktezâ-yi tekālîb-i eyyâm tasallut-ı a'câm-ı li'âm ve zuhûr-ı gavâil-i mülkiyye-i hayr-encâmı za'f-ı hâl-i Devlet-i ebed-kıyâma haml eyleyerek âdet-i me'lûfeleri üzere Moskovlu ile müttehid ve sâir milelden dahi müstemidd oldukları hâlde bağteten memâlik-i mahrûse-i islâmiyyeye itâle-i pây-i gurûr ü inâd ve seby ü nehb ve ahz ü selb vâdilerinde izhâr-ı envâʿ-ı şerr ü fesâd etmişler idi. Çünki bu devlet-i nusret-medâr mâ-ta'akibe'l-leyl ve'n-nehâr sâbit ve pâydâr olduğu âsâr-ı sarîha ve işârât-ı sahîha ile mersûm-ı sahâif-i îkān-ı ehl-i irfândır, lâ-cerem haklarında (103-a) nigeh-endâz-ı sû-i kasd olanların destyârî-i inâyet-i perverdigâr ile makhûriyyetleri târîh-şinâsân-ı rûzgâra nümâyân ve hattâ devr-i mezkûrda Moskovlu'nun Surika ve Kırım ve sâir mahallerde ve Nemçelü'nün Mehâdiye ve Hisarcık ve Bosna'da müşâhede eyledikleri zur-bâzu-yi muvahhidîn ve sadme-i kûh-endâz-ı guzât ü mücâhidîn ikisini birden sulha mecbûr eylediği vâreste-i beyân olup binâen alâ-zâlik bu makūle tecrübe-i mükerrereleri vukūʿ bulan umûrda mütenebbih olmaları lâzım iken dalâlet-i asliyye gavâit-i cibiliyye iktizâsıyla dâimâ zîr-gâh-ı ihtiyâlden icrâ-yi çirkâb-ı mekr ü âl ve devlet-i islâmiyyeye bir tarafdan mu'ârız zuhûrunu nuhbe-i âmâl add ede-geldikleri zâhir olup hattâ bu defʿa Moskovlu ile gâyetü'l-gâye hafî ve mestûr olan ittihâdları Devlet-i aliyye'yi ne derecelerde hasâret-i mülkiyyeye giriftâr ve müttefiklerinin kasâvâ-yi matâlibleri olan madde-i azîmeye dest-res olmaları zımnında ne mertebelerde sarf-ı vusʿ ü iktidâr eyledikleri âşikâr olmağla bu kerre kendüleri dahi bir nevʿ tahsîl-i imtiyâza hâhişger ve madde-i ticâret ve âhar garazlarının tahsîline mühîd-i mukaddeme-i müte'ayyinetü'z-zarar etmeleriyle bu sebebden Âsitâne-i saʿâdet'de mukîm olan elçileri bu defʿa Bâbıâlî'ye bir kıt'a memhûr takrîr arz u takdîm mefhûmunda Rusyalu\nmisillü serbestiyyet üzere enhâr ü bihârda tüccâr sefîneleri geşt ü güzâr (103-b) ve emr-i ticâret baʿzı şurût-ı mukarrere ile nizâm-gîr-i karâr olmasını işʿâr ve zuʿm-ı bâtıllarınca işbu ticâret mâddesi mutlak ve gayr-i mukayyed olarak ahid-nâmelerde mastûr olduğunu beyân ile ibârât-ı mezkûreyi hod be-hod tefsîre ibtidâr ve kavâlib-i maʿânî-i mahsûsa olan elfâz-ı maʿlûmenin vazʿ-ı aslısına adem-i iʿtibâr ve matlûbları olan vech üzere istinbât-ı ahkâm ile iştikāk-ı âteş-peykâr eyledikleri maʿlûm oldukda tedârükât-ı Devlet-i aliyye tekmîl olunmazdan akdem hasm-ı bed-nihâde sûret-i ye's ü nevmîdîyle cevâb-dâde ve matlûblarına adem-i müsâʿade mugāyir-i resm-i dûr-endîşî ve ihtiyât olduğundan gayri tahsîl-i merâmlarında ednâ rütbe-i te'ennî hiss eyledikleri gibi müttefiklerini ilhâh ve ibrâma iğrâ eyleyecekleri hüveydâ olmağla takrîrlerinde münderic olan mevâdd-ı ticâret mehmâ-emken tesviye ve taʿdîl ve baʿzı muzır taʿbîrât tayy u tenzîl olunarak bir kalıba ifrâğ olunmak savabdîd-i ashâb-ı re'y-i sedîd olmağla zikr olunan mevâddın islâh ve tenkīhine mübâşeret ve bihârdan fazla takrîrlerinde enhâr kaydı musarrah ve mezkûr ve nehr-i Prut dahi müstakillen mastûr olup enhârın bi-hasebi'l-vazʿ efrâdına şumûlü müstebân iken ifrâd-ı bi'z-zikr ile nehr-i Prut'un tahsîsi abes kabîlinden olduğu lisânen tercümânlarına kârfermâyân-ı Devlet-i aliyye taraflarından beyân ve katı çok muʿâraza ve mübâheseden sonra üzerine hatt-ı butlân çekilüp baʿdehû mevâdd-ı (104-a) mezkûrenin cümle ile müzâkeresi istısvâb olunmağla sadrıaʿzam ve müteʿayyinân-ı ricâlden baʿzı erbâb-ı hads ü zekâhâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde hey'et-i mütenekkire ile ictimâʿ ve marrü'z-zikr takrîri herkesi istimâʿ akabinde baʿzı vâhi ebhâs-ı miyânede güzerân ve bi'l-âhire hâvî olduğu mâddeleri kabûlden gayri çâre olmayup senedin iʿtâsını istihsân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi-ismihî subhânehu ve teʿâlâ bâʿis-i tenmîk-i hurûf oldur ki Nemçe Devleti Belgrad ahid-nâmesinin onbirinci mâddesinde şurûta müsteniden taht-ı hükümet-i Devlet-i aliyye'de olan memâlikde Nemçe reʿâyâsı ve tüccârı hakkında baʿzı râbıta ve nizâm tertîbini iltimâs eylediği münderic olup takrîr-i mezbûrun mazmûnu mütâlaʿa olundukda zikr olunan onbirinci mâdde devletinin bu bâbda olan maʿrûzâtına esâs olduğunu mübîn olmakdan nâşî emr-i ticârete dâir en müsâʿade olunan milletin hakkında cârî olan ve dahi ziyâde muʿâfeyât ve müsâlemât bi'l-cümle memâlik-i imparatoriyyede berren ve bahren ve nehren geşt ü güzâr ile ticâret eden Devlet-i aliyye tüccârı\ncâr sefîneleri ve reʿâyâları hakkında dahi ale'd-devâm câri olacağını elçi-i mûmâ-ileyh bâlâda zikr olunan takrîrinde tasdîk ve tahkīk eylediğine binâen cânib-i Devlet-i (104-b) aliyye'den ahid-nâmelerin îcâb etdiği muʿahedât ale'd-devâm sıdkla ibkā ve kadîmî dost ve hem-cıvâr olan Nemçe Devleti'ne derkâr olan muhâlesat ve muvâlât-ı kâmilenin âsâr-ı hakīkiyyesi ibrâzına sâlih olur vesâile ihtimâm ve iʿtinâ oluna-gelmekle fî-mâ-baʿd Nemçe reʿâyâsının hakkında icrâ olunacak muʿamele tağyîrden masûn ve düstûrü'l-amel olup Devlet-i aliyye tarafından zikr olunan Belgrad ahidnâmesi gibi kavî ve müstahkem iʿtibâr olunacak mevâd ve kuyûdât-ı âtiyetü'z-zikre mürâʿât olunması işbu sened ile ber-vech-i mansûs taʿahhüd ve iltizâma karar verilmişdir.\nEvvelki madde:\n\nBin yüz otuziki senesinde Pasarofça'da imzâ olunup marrü'z-zikr Belgrad ahid-nâmesinin onbirinci maddesine esâs ittihâz olunan ticâret muʿâhedesi muktezâsı bi'l-cümle memâlik-i Devlet-i aliyye'de Nemçe Devleti'nin tüccâr ve reʿâyâsı hakkına mer'î ve muʿteber tutula ve bu bâbda ednâ mertebe inhirâf veyâhud mugāyeret vukūʿuna cânib-i Devlet-i aliyye'den ruhsat ve cevâz gösterilmeye.\nİkinci madde:\n\nNemçe tüccârı ve reʿâyâsı tarafından edâsı lâzım gelen resm-i gümrük hususunda Devlet-i aliyye muʿâhedât-ı kadîmesini bu defʿa müceddeden beyân eder ki Nemçe tüccârının memâlik-i Devlet-i aliyye'ye beyʿ içün idhâl edecekleri bi'l-cümle emtiʿalarının yâ idhâli veyâhud nakli mahallerinde yalnız bir defʿa yüzde üçden ziyâde resm-i gümrük edâ etmeyeler ve kezâlik Devlet-i aliyye'den iştirâ ve ihrâc edecekleri (105-a) memnûʿâtdan olmayan emtiʿa içün yalnız bir defʿa ve bir mahalde yüzde üç resm edâ edeler. Şöyle ki Nemçe tüccârının vech-i meşrûh üzere gerek idhâlen ve gerek ihrâcen vâkiʿ olan ticaretleri her gûne sâir teklîfden ve ale'l-husûs masdâriyye ve kassâbiyye ve bidʿat ve resm-i huddâmiyye ve reft ve bâc ve yasak ve sâir teklîfden sâlim ola. Marrü'z-zikr Pasarofca ticaret ahid-nâmesinde bunlara dâir tertîbât gerçi tavzîh ve tasrîh olunmuş ancak mürûr-ı ezmân ile işbu nizâma memâlik-i Devlet-i aliyye'de ve ale'l-husûs Eflâk ve Boğdan memleketlerinde ʿâdet-i müstakırreden hâric nice hâlât ʿârız olduğu elçi-i mûmâ-ileyh tarafından beyân olunmak hasebiyle nizâm-ı mezbûrun memâlik-i Devlet-i aliyye'de baʿd-ezîn kâmilen mer'î tutulmasiyçün Devlet-i aliyye bu mahalde nizâm-ı mezbûru resmen te'yîd eder.\nÜçüncü madde:\n\nNemçe reʿâyâsı ve tüccârı cemîʿ emtiʿanm idhâlinde ve bâlâda zikr olunduğu vech üzere memnûʿatdan olmayan emtiʿanm ihrâcında ve beyʿ ü şirâsında serbestiyyet-i tâmme ile serbest olup hirfet ve şirket erbâbı ve muhtekir ve sâirleri her kim ise alenen ve hufyeten ednâ mertebe\nmevâniʿ îrâsı ve beyʿ ü şirâ husûsunda tevâbiʿ-i Devlet-i aliyye'den taʿzîb ve taʿaddî vukūʿu ve kezâlik Devlet-i aliyye tüccâr ve reʿâyâsından biri Nemçe tüccârından baʿzı emtiʿa ve eşyâ iştirâ eyledikde bu bahâne ile esnâf ve muhtekirler taraflarından katʿâ dahl [105b] ü taʿarruz zuhûru tecvîz olunmaya. Ol ecilden bi'l-cümle memâlik-i Devlet-i aliyye'de âmed-şüd veyâhud meks eden Nemçe reʿâyâsı hakkında ne vechile muʿâmele iktizâ eylediğini beyân siyâkında eyâlet ve bihâr ve sevâhil hükkâmına ve zâbitânına ve gümrük ümenâsına hitâben işbu senedin icrâsı katʿiyyü'l-müfâd evâmir-i aliyye ekîde ile tenbîh oluna ve Nemçe Devleti'nin elçi ve konsolos ve kârgüzârları ve hudûd kumandanları âgâh olup muktezâsı üzere âmil olmalariyçün evâmir-i aliyye-i mezkûrenin sûretleri Nemçe Devleti'ne iʿtâ oluna. Dördüncü madde: Nehren ve bahren ticâret husûsunda eyâlât vâlîlerine ve hükkâm ve zâbitânına bir gûne şekk ve şübhe ârız olmamasiyçün Devlet-i aliyye beyân eder ki ahid-nâmeler mübtegāsınca Nemçe reʿâyâsı ve tüccârının bi'l-cümle memâlik ve eyâlât-ı Devlet-i aliyye'de pasaportlariyle bahren ve nehren serbestiyyet üzere geşt ü güzâr ve ticâret eylemeleri ve karada ve bahrde ve nehirde münâsib gördükleri mahalde yanaşup lâzım gelen rüsûmâtı edâ ile emtiʿalarını ihrâc ve memnûʿatdan olmayanlarını tahmîl eylemeleri câiz ola. Beşinci madde: Sâir müste'men tâifelerinin ve ale'l-husûs Françe ve İngiltere ve Nederlanda ve Rusyalu'nun ve ziyâde müsâʿade olunan sâir milelin bu âna dek ve bundan böyle mütemettiʿ oldukları müsâʿadât ve müsâlemât ve menâfiʿ-i ticâreti bilâ-istisnâ Nemçe Devleti'nin dahi Belgrad ahid-nâmesi ve Pasarofça ticâret muʿâhedesi [106a] muktezâları ve iki devlet beyninde der-kâr olan safvet-i kâmile lâzımesince kendü reʿâyâsı ve tüccârı haklarında iddiʿâya istihkākını Devlet-i aliyye te'yîd eder. Altıncı madde: Marrü'z-zikr Pasarofça ticâret ahid-nâmesinde münderic olan istisnâ mâniʿ olmayarak Nemçe reʿâyâsı ve tüccârının nehirden bahre ve bahrden nehre Nemçe bayrağı ve sefîne ve tâifesiyle li-ecli't-ticâre serbestiyyet üzere mürûrları câiz ola ve bâlâda zikr olunduğu üzere idhâl ve ihrâc edecekleri eşyâ içün bir defʿa lâzım gelen resm-i gümrükden gayri bir nesne edâsında mecbûr olmayalar. Yedinci madde: Nemçe diyârından düvel-i sâireye ve düvel-i sâireden Nemçe diyârına Nemçe bayrağiyle bahren ve nehren gelüp giden Nemçe reʿâyâsı ve tüccârının Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ sevâhil ve boğaz ve haliclerden ve bâ-husûs Bahr-i siyâh boğazından her gûne rüsûmdan muʿâf olarak serbestiyyet üzere mürûrları ve emtiʿalarını ihrâcları cebr ü cefâ ve ezâdan ve hüsn-i rızâlariyle esnâ-yı râhda beyʿ içün çıkardıkları emtiʿanın resm-i güm-\nrüğünden mâʿadâ her güne teklîfden sâlim ola ve zikr olunan tüccâr sefîneleri Rusya tüccârına ruhsat verilen sefînelerden kebîr olmaya ve zikr olunan Nemçe tüccâr reʿâyâsı Devlet-i aliyye'nin dost-ı ahabbı olan Nemçe Devleti'ne tâbiʿ olmalariyle eyâlât-ı Devlet-i aliyye'den hîn-i mürûrlarında haklarında dostâne muʿâmele ve müzâheret (106-b) oluna. Ancak nehren seyr eden Nemçe tüccâr sefînelerinin bahrde seyr ü güzâr ve ekseriyâ sâlih olmayacakları mülâhaza olunmağla zikr olunan sefînelerinin bahre yakın mahallere vusûllerinde derûnlarında bulunan emtiʿanın Bahr-i siyâh'a işleye gelen âhar sefînelere vazʿ u tahmîli câiz ola ve emtiʿanın bu vechile âhar sefînelere vazʿ ve tahmîli içün bir türlü resm mutālebesinden bahs olunmaya. Sekizinci madde: İşbu senedin maddelerinden bir maddesinin ve bâ-husûs memnûʿatdan olan emtiʿanın veyâhûd Pasarofça ve Belgrad ahid-nâmelerinde münderic ticâret şerâitinin muktezâları icrâsı husûsunda bir suʿûbet ârız olduğu takdirde bu gûne suʿûbetin terâzi-i cânibeyn ile dostâne ve muhikkāne tesviyesine Devlet-i aliyye tarafından rızâ-dâde oluna. Kaldı ki bu vechile faysal verilmesi kābil olmadığı sûretde geçen sene Rusya Devleti ile akd olunan ticâret muʿâhedesinin tertîbâtına tatbîkan ve Nemçe ticâretine tevfîkan zikr olunan suʿûbetin dahi dostâne tesviye ve fasl u hasm olunmasına Devlet-i aliyye râzı olur. Tezyîl: İşbu sekiz madde üzere mebnî ticâret husûsunun minvâl-i meşrûh üzere senedi verilmek cümlenin karâr-gîr-i re'y ü tedbîri oldukdan sonra Nemçelü'ye iʿtā ve Devlet-i aliyye tüccârının dahi Nemçe diyârında berren ve bahren ve nehren serbest ve mutlak geşt ü güzâr ve dâd ü sitede ibtidâr etmeleri ve gayet dost olan düvel tüccârı hakkında (107-a) cereyân eden muʿâmelât Devlet-i aliyye tüccârı haklarında dahi bilâ-kusûr câri olmak zemîninde Nemçelü'den sened alınmak fâideden hâli olmadığı havâli-gerd-i zamîr-i sadrü'l-vűzerâ olmağla zikr olunan sened ber-vech-i muharrer Nemçe elçisinden taleb olundukda bilâ-tereddüd devleti tarafından bu husûsu telâkki bi'l-kabûl kılınacağını müşʿir bir kıt'a sened tahrîr ve sûretî işbu mahalle sebt ve tastîr olundu.",
          "caption": "Sûret-i sened-i emr-i ticâret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_069.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i sened-i emr-i ticâret",
          "text": "Bi-ismihî subhânehu ve teʿâlâ bâʿis-i tenmîk-i hurûf oldur ki Nemçe Devleti Belgrad ahid-nâmesinin onbirinci mâddesinde şurûta müsteniden taht-ı hükümet-i Devlet-i aliyye'de olan memâlikde Nemçe reʿâyâsı ve tüccârı hakkında baʿzı râbıta ve nizâm tertîbini iltimâs eylediği münderic olup takrîr-i mezbûrun mazmûnu mütâlaʿa olundukda zikr olunan onbirinci mâdde devletinin bu bâbda olan maʿrûzâtına esâs olduğunu mübîn olmakdan nâşî emr-i ticârete dâir en müsâʿade olunan milletin hakkında cârî olan ve dahi ziyâde muʿâfeyât ve müsâlemât bi'l-cümle memâlik-i imparatoriyyede berren ve bahren ve nehren geşt ü güzâr ile ticâret eden Devlet-i aliyye tüccârı\ncâr sefîneleri ve reʿâyâları hakkında dahi ale'd-devâm câri olacağını elçi-i mûmâ-ileyh bâlâda zikr olunan takrîrinde tasdîk ve tahkīk eylediğine binâen cânib-i Devlet-i (104-b) aliyye'den ahid-nâmelerin îcâb etdiği muʿahedât ale'd-devâm sıdkla ibkā ve kadîmî dost ve hem-cıvâr olan Nemçe Devleti'ne derkâr olan muhâlesat ve muvâlât-ı kâmilenin âsâr-ı hakīkiyyesi ibrâzına sâlih olur vesâile ihtimâm ve iʿtinâ oluna-gelmekle fî-mâ-baʿd Nemçe reʿâyâsının hakkında icrâ olunacak muʿamele tağyîrden masûn ve düstûrü'l-amel olup Devlet-i aliyye tarafından zikr olunan Belgrad ahidnâmesi gibi kavî ve müstahkem iʿtibâr olunacak mevâd ve kuyûdât-ı âtiyetü'z-zikre mürâʿât olunması işbu sened ile ber-vech-i mansûs taʿahhüd ve iltizâma karar verilmişdir.\nEvvelki madde:\n\nBin yüz otuziki senesinde Pasarofça'da imzâ olunup marrü'z-zikr Belgrad ahid-nâmesinin onbirinci maddesine esâs ittihâz olunan ticâret muʿâhedesi muktezâsı bi'l-cümle memâlik-i Devlet-i aliyye'de Nemçe Devleti'nin tüccâr ve reʿâyâsı hakkına mer'î ve muʿteber tutula ve bu bâbda ednâ mertebe inhirâf veyâhud mugāyeret vukūʿuna cânib-i Devlet-i aliyye'den ruhsat ve cevâz gösterilmeye.\nİkinci madde:\n\nNemçe tüccârı ve reʿâyâsı tarafından edâsı lâzım gelen resm-i gümrük hususunda Devlet-i aliyye muʿâhedât-ı kadîmesini bu defʿa müceddeden beyân eder ki Nemçe tüccârının memâlik-i Devlet-i aliyye'ye beyʿ içün idhâl edecekleri bi'l-cümle emtiʿalarının yâ idhâli veyâhud nakli mahallerinde yalnız bir defʿa yüzde üçden ziyâde resm-i gümrük edâ etmeyeler ve kezâlik Devlet-i aliyye'den iştirâ ve ihrâc edecekleri (105-a) memnûʿâtdan olmayan emtiʿa içün yalnız bir defʿa ve bir mahalde yüzde üç resm edâ edeler. Şöyle ki Nemçe tüccârının vech-i meşrûh üzere gerek idhâlen ve gerek ihrâcen vâkiʿ olan ticaretleri her gûne sâir teklîfden ve ale'l-husûs masdâriyye ve kassâbiyye ve bidʿat ve resm-i huddâmiyye ve reft ve bâc ve yasak ve sâir teklîfden sâlim ola. Marrü'z-zikr Pasarofca ticaret ahid-nâmesinde bunlara dâir tertîbât gerçi tavzîh ve tasrîh olunmuş ancak mürûr-ı ezmân ile işbu nizâma memâlik-i Devlet-i aliyye'de ve ale'l-husûs Eflâk ve Boğdan memleketlerinde ʿâdet-i müstakırreden hâric nice hâlât ʿârız olduğu elçi-i mûmâ-ileyh tarafından beyân olunmak hasebiyle nizâm-ı mezbûrun memâlik-i Devlet-i aliyye'de baʿd-ezîn kâmilen mer'î tutulmasiyçün Devlet-i aliyye bu mahalde nizâm-ı mezbûru resmen te'yîd eder.\nÜçüncü madde:\n\nNemçe reʿâyâsı ve tüccârı cemîʿ emtiʿanm idhâlinde ve bâlâda zikr olunduğu vech üzere memnûʿatdan olmayan emtiʿanm ihrâcında ve beyʿ ü şirâsında serbestiyyet-i tâmme ile serbest olup hirfet ve şirket erbâbı ve muhtekir ve sâirleri her kim ise alenen ve hufyeten ednâ mertebe\nmevâniʿ îrâsı ve beyʿ ü şirâ husûsunda tevâbiʿ-i Devlet-i aliyye'den taʿzîb ve taʿaddî vukūʿu ve kezâlik Devlet-i aliyye tüccâr ve reʿâyâsından biri Nemçe tüccârından baʿzı emtiʿa ve eşyâ iştirâ eyledikde bu bahâne ile esnâf ve muhtekirler taraflarından katʿâ dahl [105b] ü taʿarruz zuhûru tecvîz olunmaya. Ol ecilden bi'l-cümle memâlik-i Devlet-i aliyye'de âmed-şüd veyâhud meks eden Nemçe reʿâyâsı hakkında ne vechile muʿâmele iktizâ eylediğini beyân siyâkında eyâlet ve bihâr ve sevâhil hükkâmına ve zâbitânına ve gümrük ümenâsına hitâben işbu senedin icrâsı katʿiyyü'l-müfâd evâmir-i aliyye ekîde ile tenbîh oluna ve Nemçe Devleti'nin elçi ve konsolos ve kârgüzârları ve hudûd kumandanları âgâh olup muktezâsı üzere âmil olmalariyçün evâmir-i aliyye-i mezkûrenin sûretleri Nemçe Devleti'ne iʿtâ oluna. Dördüncü madde: Nehren ve bahren ticâret husûsunda eyâlât vâlîlerine ve hükkâm ve zâbitânına bir gûne şekk ve şübhe ârız olmamasiyçün Devlet-i aliyye beyân eder ki ahid-nâmeler mübtegāsınca Nemçe reʿâyâsı ve tüccârının bi'l-cümle memâlik ve eyâlât-ı Devlet-i aliyye'de pasaportlariyle bahren ve nehren serbestiyyet üzere geşt ü güzâr ve ticâret eylemeleri ve karada ve bahrde ve nehirde münâsib gördükleri mahalde yanaşup lâzım gelen rüsûmâtı edâ ile emtiʿalarını ihrâc ve memnûʿatdan olmayanlarını tahmîl eylemeleri câiz ola. Beşinci madde: Sâir müste'men tâifelerinin ve ale'l-husûs Françe ve İngiltere ve Nederlanda ve Rusyalu'nun ve ziyâde müsâʿade olunan sâir milelin bu âna dek ve bundan böyle mütemettiʿ oldukları müsâʿadât ve müsâlemât ve menâfiʿ-i ticâreti bilâ-istisnâ Nemçe Devleti'nin dahi Belgrad ahid-nâmesi ve Pasarofça ticâret muʿâhedesi [106a] muktezâları ve iki devlet beyninde der-kâr olan safvet-i kâmile lâzımesince kendü reʿâyâsı ve tüccârı haklarında iddiʿâya istihkākını Devlet-i aliyye te'yîd eder. Altıncı madde: Marrü'z-zikr Pasarofça ticâret ahid-nâmesinde münderic olan istisnâ mâniʿ olmayarak Nemçe reʿâyâsı ve tüccârının nehirden bahre ve bahrden nehre Nemçe bayrağı ve sefîne ve tâifesiyle li-ecli't-ticâre serbestiyyet üzere mürûrları câiz ola ve bâlâda zikr olunduğu üzere idhâl ve ihrâc edecekleri eşyâ içün bir defʿa lâzım gelen resm-i gümrükden gayri bir nesne edâsında mecbûr olmayalar. Yedinci madde: Nemçe diyârından düvel-i sâireye ve düvel-i sâireden Nemçe diyârına Nemçe bayrağiyle bahren ve nehren gelüp giden Nemçe reʿâyâsı ve tüccârının Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ sevâhil ve boğaz ve haliclerden ve bâ-husûs Bahr-i siyâh boğazından her gûne rüsûmdan muʿâf olarak serbestiyyet üzere mürûrları ve emtiʿalarını ihrâcları cebr ü cefâ ve ezâdan ve hüsn-i rızâlariyle esnâ-yı râhda beyʿ içün çıkardıkları emtiʿanın resm-i güm-\nrüğünden mâʿadâ her güne teklîfden sâlim ola ve zikr olunan tüccâr sefîneleri Rusya tüccârına ruhsat verilen sefînelerden kebîr olmaya ve zikr olunan Nemçe tüccâr reʿâyâsı Devlet-i aliyye'nin dost-ı ahabbı olan Nemçe Devleti'ne tâbiʿ olmalariyle eyâlât-ı Devlet-i aliyye'den hîn-i mürûrlarında haklarında dostâne muʿâmele ve müzâheret (106-b) oluna. Ancak nehren seyr eden Nemçe tüccâr sefînelerinin bahrde seyr ü güzâr ve ekseriyâ sâlih olmayacakları mülâhaza olunmağla zikr olunan sefînelerinin bahre yakın mahallere vusûllerinde derûnlarında bulunan emtiʿanın Bahr-i siyâh'a işleye gelen âhar sefînelere vazʿ u tahmîli câiz ola ve emtiʿanın bu vechile âhar sefînelere vazʿ ve tahmîli içün bir türlü resm mutālebesinden bahs olunmaya. Sekizinci madde: İşbu senedin maddelerinden bir maddesinin ve bâ-husûs memnûʿatdan olan emtiʿanın veyâhûd Pasarofça ve Belgrad ahid-nâmelerinde münderic ticâret şerâitinin muktezâları icrâsı husûsunda bir suʿûbet ârız olduğu takdirde bu gûne suʿûbetin terâzi-i cânibeyn ile dostâne ve muhikkāne tesviyesine Devlet-i aliyye tarafından rızâ-dâde oluna. Kaldı ki bu vechile faysal verilmesi kābil olmadığı sûretde geçen sene Rusya Devleti ile akd olunan ticâret muʿâhedesinin tertîbâtına tatbîkan ve Nemçe ticâretine tevfîkan zikr olunan suʿûbetin dahi dostâne tesviye ve fasl u hasm olunmasına Devlet-i aliyye râzı olur. Tezyîl: İşbu sekiz madde üzere mebnî ticâret husûsunun minvâl-i meşrûh üzere senedi verilmek cümlenin karâr-gîr-i re'y ü tedbîri oldukdan sonra Nemçelü'ye iʿtā ve Devlet-i aliyye tüccârının dahi Nemçe diyârında berren ve bahren ve nehren serbest ve mutlak geşt ü güzâr ve dâd ü sitede ibtidâr etmeleri ve gayet dost olan düvel tüccârı hakkında (107-a) cereyân eden muʿâmelât Devlet-i aliyye tüccârı haklarında dahi bilâ-kusûr câri olmak zemîninde Nemçelü'den sened alınmak fâideden hâli olmadığı havâli-gerd-i zamîr-i sadrü'l-vűzerâ olmağla zikr olunan sened ber-vech-i muharrer Nemçe elçisinden taleb olundukda bilâ-tereddüd devleti tarafından bu husûsu telâkki bi'l-kabûl kılınacağını müşʿir bir kıt'a sened tahrîr ve sûretî işbu mahalle sebt ve tastîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Roma imparatoru ve Nemçe memâlikinin kralı cenâblarının zîrde mumzî murahhas orta elçisi dâîleri işbu sene-i mübâreke Rebîʿülâhirinin ikinci günü târîhiyle müverrah bi'l-cümle memâlik-i Osmâniyyede Nemçe tüccâr ve reʿâyâsı hakkında icrâsı lâzım muʿâmeleye dâir taraf-ı Devlet-i aliyye'den verilen senedi bilâ-avk u tehîr devleti cânibine îsâle müsâraʿat\netmişdir. Bu def'a irsâl olunan ulağımızın avdetinde devlet-i imparatoriyyenin kabûliyyetine müşʻir der-i Devlet-i aliyye'ye arz u takdîm edeceğim takrîrde sened-i mezkûrun dîbâcesinde münderic olup Devlet-i aliyye'nin tüccâr ve reʿâyâsı ve sefâini bi'l-cümle memâlik-i imparatoriyyede mütemettiʿ olacakları müsâlemât ve münâfaʿâta dâir olan hususların bi'l-cümlesi tasdîk ve te'yîd olunacağını bu dâîleri resmen tahkîk eder ve bu vechile bi'l-cümle memâlik-i imparatoriyyede en müsâʿade olunan milletin hakkında câri olan mu'âmele bi'l-mücâmele ve dahi ziyâde devlet-i saniyye tüccârı (107-b) ve reʿâyâsı ve tüccâr sefâini haklarında dahi câri olacağı bî-iştibâhdır ve bu vechile hem-cıvâr olan işbu iki devlet-i fahîmenin beynlerinde adîmü'l-misâl olan kırk beş seneden beru bilâ-infisâm ve'l-inkıtāʿ cârî ve pâydâr olan musâlâha-i mübarekenin esnâsında vâkiʿ olup tarafeynden râbıta-bend-i nizâm olan bi'l-cümle umûr ve musâlih devleteyn miyânelerinde olan tehâbb-ı sâdıka ve tevâdd-ı hâlısa-i lâ-yetegayyerenin takviye ve istihkâmına vesîle-i sâbite olmuşlardır. Ve zîrde mumzî dâʿileri işbu iki devlet-i fahîmenin zamâir-i safvet-semîrlerinin birinin mü'evvil ve müfessiri ve birinin dahi re'ye'l-ayn ile şâhidi bulunmak hasebiyle kendüsünü saʿîd ve müteyemmin add birle hulûs ve hayır-hâhlık ekmelinin tasdîk ve tahkīk-ı hâlisânesi taraf-ı Devlet-i aliyye'den karîn-i kabûl buyurulmasını hasseten ricâ ve niyâz eder.",
          "caption": "Sûret-i sened-i elçi-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_070.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i sened-i elçi-i Nemçe",
          "text": "Roma imparatoru ve Nemçe memâlikinin kralı cenâblarının zîrde mumzî murahhas orta elçisi dâîleri işbu sene-i mübâreke Rebîʿülâhirinin ikinci günü târîhiyle müverrah bi'l-cümle memâlik-i Osmâniyyede Nemçe tüccâr ve reʿâyâsı hakkında icrâsı lâzım muʿâmeleye dâir taraf-ı Devlet-i aliyye'den verilen senedi bilâ-avk u tehîr devleti cânibine îsâle müsâraʿat\netmişdir. Bu def'a irsâl olunan ulağımızın avdetinde devlet-i imparatoriyyenin kabûliyyetine müşʻir der-i Devlet-i aliyye'ye arz u takdîm edeceğim takrîrde sened-i mezkûrun dîbâcesinde münderic olup Devlet-i aliyye'nin tüccâr ve reʿâyâsı ve sefâini bi'l-cümle memâlik-i imparatoriyyede mütemettiʿ olacakları müsâlemât ve münâfaʿâta dâir olan hususların bi'l-cümlesi tasdîk ve te'yîd olunacağını bu dâîleri resmen tahkîk eder ve bu vechile bi'l-cümle memâlik-i imparatoriyyede en müsâʿade olunan milletin hakkında câri olan mu'âmele bi'l-mücâmele ve dahi ziyâde devlet-i saniyye tüccârı (107-b) ve reʿâyâsı ve tüccâr sefâini haklarında dahi câri olacağı bî-iştibâhdır ve bu vechile hem-cıvâr olan işbu iki devlet-i fahîmenin beynlerinde adîmü'l-misâl olan kırk beş seneden beru bilâ-infisâm ve'l-inkıtāʿ cârî ve pâydâr olan musâlâha-i mübarekenin esnâsında vâkiʿ olup tarafeynden râbıta-bend-i nizâm olan bi'l-cümle umûr ve musâlih devleteyn miyânelerinde olan tehâbb-ı sâdıka ve tevâdd-ı hâlısa-i lâ-yetegayyerenin takviye ve istihkâmına vesîle-i sâbite olmuşlardır. Ve zîrde mumzî dâʿileri işbu iki devlet-i fahîmenin zamâir-i safvet-semîrlerinin birinin mü'evvil ve müfessiri ve birinin dahi re'ye'l-ayn ile şâhidi bulunmak hasebiyle kendüsünü saʿîd ve müteyemmin add birle hulûs ve hayır-hâhlık ekmelinin tasdîk ve tahkīk-ı hâlisânesi taraf-ı Devlet-i aliyye'den karîn-i kabûl buyurulmasını hasseten ricâ ve niyâz eder."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Revnak-efzâ-yi sadâret-i Rum olan re'isü'l-ulemâ Ataullah Efendi hazretleri kemâl-i iffet ve nezâhet ile müddet-i örfiyyelerin itmâm ve zamanlarında vâkiʿ olan ahkâm-ı şerʿiyyeyi kemâ-yenbaġî icrâ ve infâz ile kesb-i şeref ü nâm edüp Rumeli kazaskerliği bâ-pâye-i Rumeli sâbıkā Anadolu kazaskeri olan nâfiʿ Esseyyid Mehmed Efendi hazretlerine işbu Rebîʿülâhirin yirmidördüncü günü bi-hasebi't-tarîk tevcîh ve tefvîz olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i sadâret-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_071.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i sadâret-i Rumeli",
          "text": "Revnak-efzâ-yi sadâret-i Rum olan re'isü'l-ulemâ Ataullah Efendi hazretleri kemâl-i iffet ve nezâhet ile müddet-i örfiyyelerin itmâm ve zamanlarında vâkiʿ olan ahkâm-ı şerʿiyyeyi kemâ-yenbaġî icrâ ve infâz ile kesb-i şeref ü nâm edüp Rumeli kazaskerliği bâ-pâye-i Rumeli sâbıkā Anadolu kazaskeri olan nâfiʿ Esseyyid Mehmed Efendi hazretlerine işbu Rebîʿülâhirin yirmidördüncü günü bi-hasebi't-tarîk tevcîh ve tefvîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârün-ileyh birkaç gün (108-a) dârü'l-cihâd-ı Belgrad'da gunûde-i pister-i bîmârî vü renc ve evâil-i Rebîʿülevvelde terk-i sarây-ı sipenç edüp Belgrad muhâfazasına bu esnâda bir vezîr-i sütûde-tedbîrin taʿyîni lâzime-i hâlden olduğuna binâen zikr olunan Belgrad muhâfızlığı hâlâ Mora muhassılı olan Vezîr Râif İsmail Paşa hazretlerine tevcîh ve bir an akdem hizmet-i muhâfazaya vusûlü sâdır olan emr-i celîlü'ş-şân ile tenbîh olundu.\nBu takrîp ile münhâl olan Mora muhassıllığı ile Kandiye muhâfızı Vezîr Melek Mehmed Paşa nâ'il-i merâm ve Kandiye ile Eğriboz muhâfızı Vezîr Genç Mehmed Paşa şîrîn-kâm oldu. \n\n Tercüme: Müteveffâ-yı müşârün-ileyh Rum Mehmed Paşa ahfâdından Hüseyin Bey nâm kimesnenin necl-i necâbet-güsteri ve ferzend-i arâkat-perveri olup bin yüz otuzaltı târîhinde Bolu sancağı muzâfâtından Çarşanba kazâsına mülhak Beylik nâm karyede mütevellid ve süllem-i fark u temyîze mütesâ'id oldukda, \n\n Nazm: \n\n تنقل المرء في الآفاق يكسبه محاسنا لم يكن فيها ببلدته \n أما ترى بيدق الشطرنج اكسبه حسن التنقل فيها فوق رتبته \n\n mefhûmunu mukaddime-i netîce-i âmâl ve kıble-gâh u ikbâl olan Âsitâne-i saʿâdet-ittisâle sevk-i matiyye-i istiʿcâl edüp merâ'ir-i der-hâst ü niyâzı baʿzı nâfizü'l-kelim kimesnelere murtabıt ve hüsn-i terbiye ve tervîcleriyle silk-i teberdârâna münharıt olmağla iktisâb-ı ilm ü hünere saʿy ü verziş ve tahsîl-i maʿârife cidd ü kûşiş edüp az vakitde ber-muktezâ-yı kābiliyyet (108-b) sâhib-i bidâʿa ve maʿrifet olduğuna binâen kâtib-i ağa-yı Darüssaʿâde hulefâsına iltihâk ve çok geçmeden kapu hasekiliği ile necm-i ikbâli bâhirü'l-işrâk olup bir müddetden sonra hasbe't-tarîk baş halîfelik ile kâm-rân ve ağalar katında bey-halîfe şöhretiyle velvele-endâz-ı cihân ve mağbût-ı emsâl ü akrân olmuşidi. Bây ü gedâ ve pîr ü bernâ ile olan hüsn-i ülfet ve ünsiyyeti ve tehi-dest olan dil-şikestelere hasbî iʿâneti ağaların inkılâb-ı devr-i pür-cevrlerinde bi-hasebi't-taʿalluk kendüye lâzım gelen muʿâhezeden rehyâb-ı necât olmasını îcâb ve belki husûl-i emeline min-akve'l-esbâb olup Darüssaʿâde ağası yazıcılığı ile mükerrem ve muhavvel-i zimmet-i himmeti kılınan umûrda sadâkat ve istikāmeti كناز على علم olduğu hâlde, \n\n [Mısra]: \n\n توقع زوالا اذا قيل تم \n\n fehvâsı üzere şems-i ikbâli giriftâr-ı mahâk-ı zevâl ve âlem-gîr olan şöhreti isâbet-i aynü'l-kemâl ile mütekārib-i hayyiz-i izmihlâl olup yaʿni dûdmân-ı teberdârân refʿinde hüdâvendigâr-ı sâbık hazretlerine adem-i mümâşât ve menʿ ü defʿi husûsunda haylice münâkaşa ve bast-ı mukaddemât edüp muhâlefet ve gayr-i tevâfuku mûcib-i heyecân-ı gazab-ı sultânî olmağla der-akab maʿzûl hattâ verâsından deşne-endâz oldukları dahi menkūl olup müd-\ndet-i kitâbeti mütemâdî olmadığından kesret-i deyn ile mübtelâ-yi ıztırâb-ı azîm ve kāinpederinin hânesinde bî-zer ü sîm tufeyli sûretinde mukīm (109-a) ve akārib sıfatında olan ekāribden an be-an sitem-âmîz sohbetler istimâʿiyle mütehammil-i bâr-ı imtinân ve şeb-zinde-dâr-ı âh u figân iken \"Dığatün ʿalâ ibâletin\" meseli mefhûmunca sâkin oldukları hâne dahi sûzân ve ism-i mâl ıtlâk olunur her neye mâlik iseler baʿzısı muhterik ve baʿzısı nühbe-i dest-i gāret-gerân olmağla sâhib-i hâne bu kazâ-yı rabbânîyi müşârün-ileyhin şe'âmet-i kademine haml ve kinâye tarîkiyle mukaddemâ ibrâz eyledikleri taʿrîzâtı sarâhaten nakl eyledükleri hâlde, [Mısraʿ]: \"Fî-adyafi'l-vakti ye'be'llāhu bi'l-fereci\" mâ-sadakı üzere hakkında gayret-i ilâhiyye bedîdâr ve Sultan Mustafa Hân -eskenehullāhu fî-gurafi'l-cinân- hazretleri muhterik olan mahalleri geşt ü güzâr eder iken vîrânede mütenekkirü'l-hey'e müşârün-ileyhin teftîş-i mismâr ve tarsîf-i ahcâr eylediğini görüp baʿde's-su'âl ahvâl-i nâ-be-sâmânına kesb-i ıttılâʿ ve hakkında pertev-i merhamet ü şefakatleri iltimâʿ ve bir mikdâr atiyye ile tatyîb ve tekrâr yazıcılık hizmetiyle nihâl-i bî-berg ü bâr-ı ikbâlini tartîb buyurmuşlar idi. Bundan sonra yevmen fe-yevmen nâ'il-i iltifât-ı nâ-mütenâhî ve seksen iki târîhinde Darbhâne-i âmire emânetiyle müftehir ve mübâhî ve cülûs-ı hümâyûn vukūʿunda şehremânetine nakl ü tahvîl ve baʿdehu Âsitâne-i saʿâdet kā'imimakāmlığiyle cerîde-i vüzerâ-yı izâma tezyîl olunup meşhûd olan etvâr-ı sütûdesi hasebiyle nezd-i ferd-i hazret-i tâcdârîde dahi mültefet ve manzûr ve Muhsin-zâde Mehmed Paşa terk-i dâr-ı gurûr eyledikde (109-b) kasâvâ-yı merâtib-i devlet-i ebed-müddet olan sadâret-i uzmâ ile nâ'il-i ibtihâc ü hubûr ve bir müddet tensîk-i şu'ûnât-ı enâma müştagil ve asr-ı mezkûrda şeyhülislâm-ı benâm olan İbrâhim Bey-efendi hazretleriyle Bahâriyye'de bir husûs zımnında münâkaşa ve muhâvere ve lâyık-ı makām olmayacak vechile yek-diğere zebân-dirâzî-i müşâcere sadâretden azline illet-i müstakill olmağla min-gayr-i müsâderetin Aydın muhassıllığı tevcîh ve ihsân ve bir müddetden sonra tasarruf-ı Ümm-i dünyâ ile cezelân ve baʿdehu Rakka ve Sivas ve Erzurum eyâletlerine vâlî ve hüsn-i sîret ve sülûku teshîr-kerde-i kulûb-i ahâli ve bir mansıbdan şâkîsi zuhûr etmediği müceddeden bâʿis-i nümüvv-i devha-i ikbâli ve tarafına vesîle-i meyl ü rükûn-ı şehriyâr-ı pür-maʿâlî olup Silâhdâr Mehmed Paşa vefâtında mükerreren sadrıazam ve rücûʿ-ı rûh-ı izâfîsi ile dil-şâd ü hurrem olup nakz u ibrâm-ı ahvâl-i enâm ve fesh ve ihkâm-ı umûr-ı hass u âmm ile iştigāl hi-\nlâlinde mişvârı maʿlûm baʿzı eşhâs vesâvis-i şeytâniyye gibi dâire-i vücûduna vülûc ve ale'l-husûs âleme maʿlûm olan sû-i karîni dahi şâhik-i melʿanete urûc edüp müşârün-ileyhi tekdîr-i ricâl ve celb-i emvâle tahrîs ve aʿyün-i nâsda olan mahâbet ve kudreti tenzîl ve tenkīs eylediğinden gayri bi-hikmeti'l-lâhi teʿâlâ eyyâm-ı sadâretinde harîkin kesreti ve bu mülâbese ile tekevvün eden erâcîfin vefreti hattâ baʿzı harîkde halkın kendüye olan itâle-i lisân ve şetim ü mezemmeti vesîle-i kaviyye-i azli olup câh-ı vâlâ-yı sadâretden maʿzûl ve Filibe'de ikāmet ile duʿâ-yı ömr ü devlet-i pâdişâhîye (110-a) meşgûl iken sadrıaʿzam hazretlerinin hüsn-i terbiye-i munsıfâneleriyle Belgrad muhâfızlığı tevcîh ve ihsân ve sarsar-ı idbâr ile muntafî olan çerâğ-ı ikbâli müceddeden fürûzân kılınup bir müddet emr-i muhâfazada kemâhüve'l-merâm kıyâm ve işbu Rebîʿülâhir evâilinde pençe-i saht-gîr-i hâdimü'l-lezzâtdan tahlîs-i girîbân edemeyüp rûh-ı pür fütûhu hazîre-i Kuds'e hirâm eyledi. Müşârün-ileyh mütemekkin ve vakūr ve sâhib-i akl u şuʿûr olup maʿârif-i cüz'iyyeden behre-dâr ve hüsn-i hulk ve tahâret-i zeyl ile şöhret-şiʿâr olduğundan gayri Devlet-i aliyye'nin hayır-hâh ve sadâkat-kârı ve muhâfaza-i ırz u nâmûs-ı saltanat hülâsa-i efkârı ve bâ-husûs ketm-i esrârda yegâne-i zamân ve her vechile mahfûzü'l-lisân olup fukarâ ve zuʿafâya mâide-i inʿâmı mebsût ve katı çok ehl-i kulûbu kendüye bu tarîk ile merbût edüp vâlî olduğu memâlikde sâlik-i menhec-i adl ü dâd ve hükümrân olduğu mahallerin ahâlîsi me'lûf oldukları tekâlîf-i mâ-lâ-yutâkdan vâreste ve âzâd ve bir şahıs Âsitâne'ye gelüp zulmünden girîbân-ı çâk-i şikâyet ve feryâd olmadığı ve bir kimseye umûr-ı dünyeviyye içün dil-teng ve izmâr-kîn etmediğinden gayri hakkında sîâyet ve isâetleri mütehakkik olanlara hüsn-i mükâfât âdeti ve hattâ karîb ve karîni olan şahsa maʿlûm-ı enâm olduğu vech üzere irhâ-yı inân etmesi eyyâm-ı nikbetinde kendüden müşâhede eylediği cevr (110-b) ü ezânın mücâzâtı olduğunu baʿzı mahremleri rivâyet ve cüstcûyân-ı maʿâyib ve mesâlib-i nâs olanlar batâetinden gayri hakkında isnâd eyleyecek bir şey bulmayacakları ittifâk-kerde-i erbâb-ı nasâfetdir.",
          "caption": "Âmeden-i haber-i vefât-ı muhâfız-ı Belgrad sadr-ı esbak İzzet Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_072.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i haber-i vefât-ı muhâfız-ı Belgrad sadr-ı esbak İzzet Mehmed Paşa",
          "text": "Vezîr-i müşârün-ileyh birkaç gün (108-a) dârü'l-cihâd-ı Belgrad'da gunûde-i pister-i bîmârî vü renc ve evâil-i Rebîʿülevvelde terk-i sarây-ı sipenç edüp Belgrad muhâfazasına bu esnâda bir vezîr-i sütûde-tedbîrin taʿyîni lâzime-i hâlden olduğuna binâen zikr olunan Belgrad muhâfızlığı hâlâ Mora muhassılı olan Vezîr Râif İsmail Paşa hazretlerine tevcîh ve bir an akdem hizmet-i muhâfazaya vusûlü sâdır olan emr-i celîlü'ş-şân ile tenbîh olundu.\nBu takrîp ile münhâl olan Mora muhassıllığı ile Kandiye muhâfızı Vezîr Melek Mehmed Paşa nâ'il-i merâm ve Kandiye ile Eğriboz muhâfızı Vezîr Genç Mehmed Paşa şîrîn-kâm oldu. \n\n Tercüme: Müteveffâ-yı müşârün-ileyh Rum Mehmed Paşa ahfâdından Hüseyin Bey nâm kimesnenin necl-i necâbet-güsteri ve ferzend-i arâkat-perveri olup bin yüz otuzaltı târîhinde Bolu sancağı muzâfâtından Çarşanba kazâsına mülhak Beylik nâm karyede mütevellid ve süllem-i fark u temyîze mütesâ'id oldukda, \n\n Nazm: \n\n تنقل المرء في الآفاق يكسبه محاسنا لم يكن فيها ببلدته \n أما ترى بيدق الشطرنج اكسبه حسن التنقل فيها فوق رتبته \n\n mefhûmunu mukaddime-i netîce-i âmâl ve kıble-gâh u ikbâl olan Âsitâne-i saʿâdet-ittisâle sevk-i matiyye-i istiʿcâl edüp merâ'ir-i der-hâst ü niyâzı baʿzı nâfizü'l-kelim kimesnelere murtabıt ve hüsn-i terbiye ve tervîcleriyle silk-i teberdârâna münharıt olmağla iktisâb-ı ilm ü hünere saʿy ü verziş ve tahsîl-i maʿârife cidd ü kûşiş edüp az vakitde ber-muktezâ-yı kābiliyyet (108-b) sâhib-i bidâʿa ve maʿrifet olduğuna binâen kâtib-i ağa-yı Darüssaʿâde hulefâsına iltihâk ve çok geçmeden kapu hasekiliği ile necm-i ikbâli bâhirü'l-işrâk olup bir müddetden sonra hasbe't-tarîk baş halîfelik ile kâm-rân ve ağalar katında bey-halîfe şöhretiyle velvele-endâz-ı cihân ve mağbût-ı emsâl ü akrân olmuşidi. Bây ü gedâ ve pîr ü bernâ ile olan hüsn-i ülfet ve ünsiyyeti ve tehi-dest olan dil-şikestelere hasbî iʿâneti ağaların inkılâb-ı devr-i pür-cevrlerinde bi-hasebi't-taʿalluk kendüye lâzım gelen muʿâhezeden rehyâb-ı necât olmasını îcâb ve belki husûl-i emeline min-akve'l-esbâb olup Darüssaʿâde ağası yazıcılığı ile mükerrem ve muhavvel-i zimmet-i himmeti kılınan umûrda sadâkat ve istikāmeti كناز على علم olduğu hâlde, \n\n [Mısra]: \n\n توقع زوالا اذا قيل تم \n\n fehvâsı üzere şems-i ikbâli giriftâr-ı mahâk-ı zevâl ve âlem-gîr olan şöhreti isâbet-i aynü'l-kemâl ile mütekārib-i hayyiz-i izmihlâl olup yaʿni dûdmân-ı teberdârân refʿinde hüdâvendigâr-ı sâbık hazretlerine adem-i mümâşât ve menʿ ü defʿi husûsunda haylice münâkaşa ve bast-ı mukaddemât edüp muhâlefet ve gayr-i tevâfuku mûcib-i heyecân-ı gazab-ı sultânî olmağla der-akab maʿzûl hattâ verâsından deşne-endâz oldukları dahi menkūl olup müd-\ndet-i kitâbeti mütemâdî olmadığından kesret-i deyn ile mübtelâ-yi ıztırâb-ı azîm ve kāinpederinin hânesinde bî-zer ü sîm tufeyli sûretinde mukīm (109-a) ve akārib sıfatında olan ekāribden an be-an sitem-âmîz sohbetler istimâʿiyle mütehammil-i bâr-ı imtinân ve şeb-zinde-dâr-ı âh u figân iken \"Dığatün ʿalâ ibâletin\" meseli mefhûmunca sâkin oldukları hâne dahi sûzân ve ism-i mâl ıtlâk olunur her neye mâlik iseler baʿzısı muhterik ve baʿzısı nühbe-i dest-i gāret-gerân olmağla sâhib-i hâne bu kazâ-yı rabbânîyi müşârün-ileyhin şe'âmet-i kademine haml ve kinâye tarîkiyle mukaddemâ ibrâz eyledikleri taʿrîzâtı sarâhaten nakl eyledükleri hâlde, [Mısraʿ]: \"Fî-adyafi'l-vakti ye'be'llāhu bi'l-fereci\" mâ-sadakı üzere hakkında gayret-i ilâhiyye bedîdâr ve Sultan Mustafa Hân -eskenehullāhu fî-gurafi'l-cinân- hazretleri muhterik olan mahalleri geşt ü güzâr eder iken vîrânede mütenekkirü'l-hey'e müşârün-ileyhin teftîş-i mismâr ve tarsîf-i ahcâr eylediğini görüp baʿde's-su'âl ahvâl-i nâ-be-sâmânına kesb-i ıttılâʿ ve hakkında pertev-i merhamet ü şefakatleri iltimâʿ ve bir mikdâr atiyye ile tatyîb ve tekrâr yazıcılık hizmetiyle nihâl-i bî-berg ü bâr-ı ikbâlini tartîb buyurmuşlar idi. Bundan sonra yevmen fe-yevmen nâ'il-i iltifât-ı nâ-mütenâhî ve seksen iki târîhinde Darbhâne-i âmire emânetiyle müftehir ve mübâhî ve cülûs-ı hümâyûn vukūʿunda şehremânetine nakl ü tahvîl ve baʿdehu Âsitâne-i saʿâdet kā'imimakāmlığiyle cerîde-i vüzerâ-yı izâma tezyîl olunup meşhûd olan etvâr-ı sütûdesi hasebiyle nezd-i ferd-i hazret-i tâcdârîde dahi mültefet ve manzûr ve Muhsin-zâde Mehmed Paşa terk-i dâr-ı gurûr eyledikde (109-b) kasâvâ-yı merâtib-i devlet-i ebed-müddet olan sadâret-i uzmâ ile nâ'il-i ibtihâc ü hubûr ve bir müddet tensîk-i şu'ûnât-ı enâma müştagil ve asr-ı mezkûrda şeyhülislâm-ı benâm olan İbrâhim Bey-efendi hazretleriyle Bahâriyye'de bir husûs zımnında münâkaşa ve muhâvere ve lâyık-ı makām olmayacak vechile yek-diğere zebân-dirâzî-i müşâcere sadâretden azline illet-i müstakill olmağla min-gayr-i müsâderetin Aydın muhassıllığı tevcîh ve ihsân ve bir müddetden sonra tasarruf-ı Ümm-i dünyâ ile cezelân ve baʿdehu Rakka ve Sivas ve Erzurum eyâletlerine vâlî ve hüsn-i sîret ve sülûku teshîr-kerde-i kulûb-i ahâli ve bir mansıbdan şâkîsi zuhûr etmediği müceddeden bâʿis-i nümüvv-i devha-i ikbâli ve tarafına vesîle-i meyl ü rükûn-ı şehriyâr-ı pür-maʿâlî olup Silâhdâr Mehmed Paşa vefâtında mükerreren sadrıazam ve rücûʿ-ı rûh-ı izâfîsi ile dil-şâd ü hurrem olup nakz u ibrâm-ı ahvâl-i enâm ve fesh ve ihkâm-ı umûr-ı hass u âmm ile iştigāl hi-\nlâlinde mişvârı maʿlûm baʿzı eşhâs vesâvis-i şeytâniyye gibi dâire-i vücûduna vülûc ve ale'l-husûs âleme maʿlûm olan sû-i karîni dahi şâhik-i melʿanete urûc edüp müşârün-ileyhi tekdîr-i ricâl ve celb-i emvâle tahrîs ve aʿyün-i nâsda olan mahâbet ve kudreti tenzîl ve tenkīs eylediğinden gayri bi-hikmeti'l-lâhi teʿâlâ eyyâm-ı sadâretinde harîkin kesreti ve bu mülâbese ile tekevvün eden erâcîfin vefreti hattâ baʿzı harîkde halkın kendüye olan itâle-i lisân ve şetim ü mezemmeti vesîle-i kaviyye-i azli olup câh-ı vâlâ-yı sadâretden maʿzûl ve Filibe'de ikāmet ile duʿâ-yı ömr ü devlet-i pâdişâhîye (110-a) meşgûl iken sadrıaʿzam hazretlerinin hüsn-i terbiye-i munsıfâneleriyle Belgrad muhâfızlığı tevcîh ve ihsân ve sarsar-ı idbâr ile muntafî olan çerâğ-ı ikbâli müceddeden fürûzân kılınup bir müddet emr-i muhâfazada kemâhüve'l-merâm kıyâm ve işbu Rebîʿülâhir evâilinde pençe-i saht-gîr-i hâdimü'l-lezzâtdan tahlîs-i girîbân edemeyüp rûh-ı pür fütûhu hazîre-i Kuds'e hirâm eyledi. Müşârün-ileyh mütemekkin ve vakūr ve sâhib-i akl u şuʿûr olup maʿârif-i cüz'iyyeden behre-dâr ve hüsn-i hulk ve tahâret-i zeyl ile şöhret-şiʿâr olduğundan gayri Devlet-i aliyye'nin hayır-hâh ve sadâkat-kârı ve muhâfaza-i ırz u nâmûs-ı saltanat hülâsa-i efkârı ve bâ-husûs ketm-i esrârda yegâne-i zamân ve her vechile mahfûzü'l-lisân olup fukarâ ve zuʿafâya mâide-i inʿâmı mebsût ve katı çok ehl-i kulûbu kendüye bu tarîk ile merbût edüp vâlî olduğu memâlikde sâlik-i menhec-i adl ü dâd ve hükümrân olduğu mahallerin ahâlîsi me'lûf oldukları tekâlîf-i mâ-lâ-yutâkdan vâreste ve âzâd ve bir şahıs Âsitâne'ye gelüp zulmünden girîbân-ı çâk-i şikâyet ve feryâd olmadığı ve bir kimseye umûr-ı dünyeviyye içün dil-teng ve izmâr-kîn etmediğinden gayri hakkında sîâyet ve isâetleri mütehakkik olanlara hüsn-i mükâfât âdeti ve hattâ karîb ve karîni olan şahsa maʿlûm-ı enâm olduğu vech üzere irhâ-yı inân etmesi eyyâm-ı nikbetinde kendüden müşâhede eylediği cevr (110-b) ü ezânın mücâzâtı olduğunu baʿzı mahremleri rivâyet ve cüstcûyân-ı maʿâyib ve mesâlib-i nâs olanlar batâetinden gayri hakkında isnâd eyleyecek bir şey bulmayacakları ittifâk-kerde-i erbâb-ı nasâfetdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Asâkir-i Devlet-i aliyye'nin mutasarrıf oldukları dirlikleri beyne'n-nâs emtiʿa misillû beyʿ ü şirâ olunmak hürmet-i askerîyi imhâ ve izâle ve adem-i ehliyyeti olan eşhâsı guzâta muhtass olan dirliklere bilâ-meşakkatın inâle eyleyeceğinden başka mürûr-ı ezmân ile ekserîsi harb ü darbe gayr-i muktedir ehl-i hırfete mevcûd ve erbâbından pâdişâh dirliği maʿdûm ve mefkûd ve\nbu hâlât serhadlere dahi sirâyet ve refte refte nizâm-ı hâl-i askerînin muhtel olmasına illet olacağı müteʿayyin olmağla fî-mâ-baʿd esâmelerin beyʿ ü şirâsı memnûʿ ve bir mahalden bir mahalle nakli medfûʿ ve bu kâr-ı nâhincâre fî-mâ-baʿd şurûʿ eder olur ise kâinen-men-kân hakkında şefâʿat ve recâ gayr-i mesmûʿ olup mahsûl-i ömrü dürîde-i dâs-ı kahr-ı sultânî ve hırmen-i hayâtı sûziş-pezîr-i gazab-ı cihân-bânî olacağı tenbîhini hâvî bu defʿa ısdâr-ı evâmir-i ekîde kılınup ocakların müteʿallik oldukları aklâma kayd u sebt olundu.",
          "caption": "Menʿ-i fürûhten-i esâmehâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_073.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Menʿ-i fürûhten-i esâmehâ",
          "text": "Asâkir-i Devlet-i aliyye'nin mutasarrıf oldukları dirlikleri beyne'n-nâs emtiʿa misillû beyʿ ü şirâ olunmak hürmet-i askerîyi imhâ ve izâle ve adem-i ehliyyeti olan eşhâsı guzâta muhtass olan dirliklere bilâ-meşakkatın inâle eyleyeceğinden başka mürûr-ı ezmân ile ekserîsi harb ü darbe gayr-i muktedir ehl-i hırfete mevcûd ve erbâbından pâdişâh dirliği maʿdûm ve mefkûd ve\nbu hâlât serhadlere dahi sirâyet ve refte refte nizâm-ı hâl-i askerînin muhtel olmasına illet olacağı müteʿayyin olmağla fî-mâ-baʿd esâmelerin beyʿ ü şirâsı memnûʿ ve bir mahalden bir mahalle nakli medfûʿ ve bu kâr-ı nâhincâre fî-mâ-baʿd şurûʿ eder olur ise kâinen-men-kân hakkında şefâʿat ve recâ gayr-i mesmûʿ olup mahsûl-i ömrü dürîde-i dâs-ı kahr-ı sultânî ve hırmen-i hayâtı sûziş-pezîr-i gazab-ı cihân-bânî olacağı tenbîhini hâvî bu defʿa ısdâr-ı evâmir-i ekîde kılınup ocakların müteʿallik oldukları aklâma kayd u sebt olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müddet-i medîdeden berü Edirne bostancı başısı olan Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Alî Bey'in kuvvet-i mâliyye ve bedeniyyesi takrîbi ile bu sene-i mübârekede surre emîni nasb olunması münâsib görülmekle vech-i muharrer üzere mûmâ-ileyh surre emîni nasb u taʿyîn ve Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından (111-a) olup bundan akdem iki defʿa Edirne bostancı-başısı olan El-hâc Ahmed Ağa işbu Rebîʿülevvelin yirmi birinci günü Edirne bostancı-başılığı ile kâm-bîn oldu.",
          "caption": "Emîn-i surre şüden-i Alî Bey ser-bostânîyân-ı Edirne ve nasb-ı Mehmed Ağa becâyiş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_074.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Emîn-i surre şüden-i Alî Bey ser-bostânîyân-ı Edirne ve nasb-ı Mehmed Ağa becâyiş",
          "text": "Müddet-i medîdeden berü Edirne bostancı başısı olan Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Alî Bey'in kuvvet-i mâliyye ve bedeniyyesi takrîbi ile bu sene-i mübârekede surre emîni nasb olunması münâsib görülmekle vech-i muharrer üzere mûmâ-ileyh surre emîni nasb u taʿyîn ve Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından (111-a) olup bundan akdem iki defʿa Edirne bostancı-başısı olan El-hâc Ahmed Ağa işbu Rebîʿülevvelin yirmi birinci günü Edirne bostancı-başılığı ile kâm-bîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan olup bu defʿa dahi kâtib-i ağa-yı Dârüssaʿâde olan Gürcü Mehmed Efendi bir merd-i sâfdil ve ihâta-i aklı kadar her çend semt-i istikāmete mâil ise dahi umûr-ı hâriciyyeden bî-behre ve nasîb ve tasarrufât-ı akliyyede \"kemen dehale fi'd-dâri ve hüve garîb\" olmakdan nâşî azli lâzım gelüp binâen-aleyh işbu şehr-i Cumâdelulânın beşinci cumʿa günü efendi-i mûmâ-ileyh maʿzûl ve bir zamandan berü Ağa dâiresinde müstahdem ve akl ü rüşdü müsellem olan baş-halîfe Mehmed Ârif Efendi tarîki üzere Dârüssaʿâde ağası yazıcılığı ile nâil-i eazz-ı me'mûl oldu.",
          "caption": "Azl-i kâtib-i ağa-yı Dârüssaʿâdetü'ş-şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_075.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i kâtib-i ağa-yı Dârüssaʿâdetü'ş-şerîfe",
          "text": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan olup bu defʿa dahi kâtib-i ağa-yı Dârüssaʿâde olan Gürcü Mehmed Efendi bir merd-i sâfdil ve ihâta-i aklı kadar her çend semt-i istikāmete mâil ise dahi umûr-ı hâriciyyeden bî-behre ve nasîb ve tasarrufât-ı akliyyede \"kemen dehale fi'd-dâri ve hüve garîb\" olmakdan nâşî azli lâzım gelüp binâen-aleyh işbu şehr-i Cumâdelulânın beşinci cumʿa günü efendi-i mûmâ-ileyh maʿzûl ve bir zamandan berü Ağa dâiresinde müstahdem ve akl ü rüşdü müsellem olan baş-halîfe Mehmed Ârif Efendi tarîki üzere Dârüssaʿâde ağası yazıcılığı ile nâil-i eazz-ı me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i kavî-şevket-i islâmiyyenin eşiddâ aʿdâsından olup sayf u şitâda rû-yı deryâda geşt ü güzâr ve süfün-i islâmiyyeye her bâr taʿarruzları bedîdâr olan Malta keferesinin mabîʿ-i iftihârları olup sercivân demekle meşhûr üç kıtʿa kebîr sefînelerinin birine Cezâyir-i garb korsanlarından iki kıtʿa\nsagīr sefîne tesâdüf etmekle bir-iki sâʿat kadar miyânede bahr-ı âşûb-ı harb cezr ü medd ve teyyâr-ı peykâr icrâ-yi muʿâmele-i ahz ü redd edüp bi'l-âhire gavvâsân-ı bahr-i magāzî ve melâhim olan kümât-ı muvahhidîn nâ'il-i dest-mâye-i (111-b) lûtf-ı hayy-i kadîr ve sefîne-i mezkûreyi bend-i kemend-i teshîr ve derûnunda olan müteʿayyin beyzâdeler ile bin kadar kefere esîr ve bu hâl-i zafer-iştimâl ile mersâ-yi Cezâyir-i garba lenger-endâz-ı selâmet oldukları taraflarından tahrîr ve tebşîr olundu. Bundan akdem mîrî gemilerinden kefere-i mesfûreye giriftâr olan sefînenin intikāmı alınmak hasran matlûb-ı hazret-i şehriyârî olduğu ânîfen zikr ü beyân olunmağla binâberîn bu esnâda işbu keyfiyyet-i pür-meserretin cilve-ger-i meclâ-yi zuhûr olması mahzâ eser-i teveccüh-i hazret-i zıllu'l-lâhî ve mukaddeme-i ahz-ı intikām olduğu zâhir ve bedîhîdir.",
          "caption": "Zafer-yâften-i guzât-ı Cezâyir-i garb be-keştî-i büzürg-i Malta",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_076.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zafer-yâften-i guzât-ı Cezâyir-i garb be-keştî-i büzürg-i Malta",
          "text": "Devlet-i kavî-şevket-i islâmiyyenin eşiddâ aʿdâsından olup sayf u şitâda rû-yı deryâda geşt ü güzâr ve süfün-i islâmiyyeye her bâr taʿarruzları bedîdâr olan Malta keferesinin mabîʿ-i iftihârları olup sercivân demekle meşhûr üç kıtʿa kebîr sefînelerinin birine Cezâyir-i garb korsanlarından iki kıtʿa\nsagīr sefîne tesâdüf etmekle bir-iki sâʿat kadar miyânede bahr-ı âşûb-ı harb cezr ü medd ve teyyâr-ı peykâr icrâ-yi muʿâmele-i ahz ü redd edüp bi'l-âhire gavvâsân-ı bahr-i magāzî ve melâhim olan kümât-ı muvahhidîn nâ'il-i dest-mâye-i (111-b) lûtf-ı hayy-i kadîr ve sefîne-i mezkûreyi bend-i kemend-i teshîr ve derûnunda olan müteʿayyin beyzâdeler ile bin kadar kefere esîr ve bu hâl-i zafer-iştimâl ile mersâ-yi Cezâyir-i garba lenger-endâz-ı selâmet oldukları taraflarından tahrîr ve tebşîr olundu. Bundan akdem mîrî gemilerinden kefere-i mesfûreye giriftâr olan sefînenin intikāmı alınmak hasran matlûb-ı hazret-i şehriyârî olduğu ânîfen zikr ü beyân olunmağla binâberîn bu esnâda işbu keyfiyyet-i pür-meserretin cilve-ger-i meclâ-yi zuhûr olması mahzâ eser-i teveccüh-i hazret-i zıllu'l-lâhî ve mukaddeme-i ahz-ı intikām olduğu zâhir ve bedîhîdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç günden berü illet-i mesâne ve ırkü'n-nesâ ile ser-nihâde-i bâlîn renc ü ʿanâ olan Re'isülküttâb Elhâc Mustafa Efendi'nin marazı yevmen fe-yevmen müştedd, Mısraʿ: \"وداء الموت ليس له دواء\" me'âlinden gāfil olan huzzâk-ı etibbâya ebvâb-ı muʿâlece münsedd olup işbu şehr-i Cumâdelulânın onbeşinci günü menşûr-ı hayâtı dest-i ecel-i nâgeh-resîd ile pîçîde-i kîse-i inkızâ ve ʿâlem-i gaybdan gûş-ı hûşuna vâsıl olan misâl be-misâl irciʿîye gerdân-dâde-i tavʿ u rızâ olup münhal olan hizmet-i celîle-i riyâset bir müddetden berü defterdâr-ı şıkk-ı evvel ve umûr-ı mîriyyede mâlik-i zimâm-ı ʿakd ü hall olan Feyzî Efendi hazretlerine çespân u mahall görülmekle yevm-i mezkûrda reviş-i istîhâl ve istihkāklarına hilʿat-i mûrisü'l-behcet-i riyâset iksâ ve zimâm-ı umûr-ı düvel dest-i sadâkat-peyvestlerine iʿtâ olundu. Müşârün-ileyh hazretleri (112-a) \"تخلقوا يا خلاق الله\" niʿmet-i azîzü'l-menâlinden hisse-yâb ve vech-i talık u lisân-ı zalak ile mahbûb-ı kulûb-ı şeyh ü şâbb olduklarına binâen bu iltifât-ı cedîdin haklarında zuhûru halkın vesîle-i inbisât ve hubûru olmuşdur. Defterdarlık câh-ı münîfi dahi mukaddemâ üç defʿa Dîvân-ı ʿâlî'de çavuş-başı olup muhavvel-i ʿuhde-i sadâkati olan umûr u husûsda rüşd ü reviyyeti ke'ş-şems fî-râbiʿatü'n-nehâr bedîdâr olan defter emîni Ahmed Nazîf Efendi hazretlerine tevcîh ve inâyet ve defter emânetiyle sâbıkā Tersâne-i âmire emîni olan Hasan Efendi memnûn-ı lûtf-ı mürüvvet buyuruldu.\nTercüme: Müteveffâ-yi müşârün-ileyh mukābele-i suvâri ikinci halîfesi Süleyman Efendi'nin gusn-ı devha-i vücûdu ve semere-i şecere-i zât-ı bihbûdu olup bin yüz otuz târîhinde saray-i şeşder-i müstahîlü'l-bekāya vürûd edüp hacr-i terbiye-i peder-i müşfikde hâr-zâr-ı akabât-ı tufûliyyetden âzâde ve gülistân-ı reye'ân-ı cevânîye pâ-nihâde oldukda, Nazm: “İkbil ‘ale’n-nefsi ve’stekmil fezâ’ilehâ / fe-ente bi’n-nefsi lâ bi’l-cismi insânün” medlûlü üzere tehzîb ve istikmâl-i nefse mübâderet ve takvîm-i eved-i zâta himmet “ve’l-veledü’l-harîk-i fî-bi’ân-i âbâ’ihi’l-fer” mantûkunca tarîk-i tahsîl-i maʿârife sâlik ve asrında yeke-suvârân-ı meydân-ı fazl u irfân olan ihvândan iktibâs-ı envâr-ı kemâlât ederek nisâb-ı hünere mâlik olmağla bi'l-istihkākü'z-zâtî altmışaltı târîhinde arabacılar kitâbeti ile defʿaten zümre-i hâcegâne muttasıl ve baʿdehû baş mukātaʿa ve hâl-i bedîʿü'l-fiʿali (112-b) merhûm Abdi Efendi nişancı oldukda tuğrakeşlik ve defterdar oldukda kisedarlık hizmetleriyle müştagıl olup yetmişaltı ve yetmişsekizde birer sene fâsıla ile mükerreren kâtib-i sipâhiyân ve vasat-ı tarîka vusûl ile mahsûd-ı emsâl ü akrân ve seksenikide Ordu-yi hümâyûn'a getürdülüp “el-merʾü ehmed” müeddâsınca sâlisen sipâh kitâbeti ile nâil-i eʿazz-ı emânî ve Han tepesi ve Bender avdetinde tezkere-i sânî ve Şumnu'da büyük tezkerecilik ser-satr-ı unvân-ı kadr ü şânı olduğundan gayri vekâlet-i riyâset ile dahi merâtib-i aliyyeye tahsîl-i istiʿdâd ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp ordu ricâlinin ekserîsi azl ve mübtelâ-yi müzâyaka ve ezell olmuşiken hasâis-i hamîde ve efʿâl-i ber-güzîdesi bekā-yi mansıbına küllî imdâd edüp doksanüç târîhinde sadr-ı âlî kethüdâlığı ile mümtaz ve sinîn-i çendinden berü sebkat eden hidemât-ı sabıkānesinin müşâhede-i pâdâş ve hüsn-i mükâfâtiyle serfirâz olmuşidi. Doksandört senesi sâdâret-i uzmâ kethüdâlığından maʿzûl ve kûşe-güzîn-i inzivâ ve humûl olmuş iken defter emânetiyle tatyîb ve doksanyedide tevkīʿî câh-ı refîʿiyle tefrîh ve tatrîb buyurulup sene-i mezkûrede riyâset-i küttâb hizmet-i menîʿasiyle tekmîl-i tarîk ve işbu şehr-i Cumâdelulânın onbeşinci günü dest-i saht-ı ecel girîbân-ı hayâtını temzîk edüp kurb-i kabr-i Hazret-i Hâlid'de dürr-i vücûdu defîn-i sadefçe-i mezâr ve aʿdâd-ı sinîn-i ömrü altmışsekiz raddesine müntehî olduğu resîde-i derece-i iştihâr (113-a) olmuşdur. Müşârün-ileyh âkil ve erîb kâmil ve edîb-i müteʿaffif-i gayr-i mutasallif-i mütekaşşif ve mütekeffif olup evzâʿ-ı rûzgâra mütehammil ve şiʿâr-ı sabr u şikib ile mütecemmil nev-hevesân-ı zamân misillû elbise-i fâhireye gayr-i mâil ve dâimâ kelâm-ı Hakk'ı kāil olup me'lûf-ı suhād derviş-nihâd oldu-\nğundan gayri baʿzı meşâyih-i nakşibendiyye ve halvetiyyeden münîb ve tahsîl-i enfâs-ı kudsiyye ile sâlik-i meslek-i \"Kün fi'd-dünyâ ke-enneke garîbün\" olup leyl ü nehâr tesbîh ve ezkâr ile nefs-i emmâresini islâh u te'dîb ve kusvâ-yı merâm ve matlabı ve me'mûr olduğu hidemâtda peyk-i istikāmet pîşrev ve rehberi ve erbâb-ı masâliha rû-yı dil göstermek muktezâ-yı meşrebi olmağla kâffe-i nâs kendüden şâkir ve rifk u mülâyemeti beynlerinde ke'l-meseli's-sâir olup levs-i münkerâtdan dâmen-i ismeti pâk ve indinde iʿtibâr-ı nukûd kemter ez-kadr-i hâk hayatiyle teberrük ve teyemmün olunur bir pîr-i sâhib-idrâk idi.",
          "caption": "Zikr-i vefât-ı Reisülküttâb Elhâc Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_077.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i vefât-ı Reisülküttâb Elhâc Mustafa Efendi",
          "text": "Birkaç günden berü illet-i mesâne ve ırkü'n-nesâ ile ser-nihâde-i bâlîn renc ü ʿanâ olan Re'isülküttâb Elhâc Mustafa Efendi'nin marazı yevmen fe-yevmen müştedd, Mısraʿ: \"وداء الموت ليس له دواء\" me'âlinden gāfil olan huzzâk-ı etibbâya ebvâb-ı muʿâlece münsedd olup işbu şehr-i Cumâdelulânın onbeşinci günü menşûr-ı hayâtı dest-i ecel-i nâgeh-resîd ile pîçîde-i kîse-i inkızâ ve ʿâlem-i gaybdan gûş-ı hûşuna vâsıl olan misâl be-misâl irciʿîye gerdân-dâde-i tavʿ u rızâ olup münhal olan hizmet-i celîle-i riyâset bir müddetden berü defterdâr-ı şıkk-ı evvel ve umûr-ı mîriyyede mâlik-i zimâm-ı ʿakd ü hall olan Feyzî Efendi hazretlerine çespân u mahall görülmekle yevm-i mezkûrda reviş-i istîhâl ve istihkāklarına hilʿat-i mûrisü'l-behcet-i riyâset iksâ ve zimâm-ı umûr-ı düvel dest-i sadâkat-peyvestlerine iʿtâ olundu. Müşârün-ileyh hazretleri (112-a) \"تخلقوا يا خلاق الله\" niʿmet-i azîzü'l-menâlinden hisse-yâb ve vech-i talık u lisân-ı zalak ile mahbûb-ı kulûb-ı şeyh ü şâbb olduklarına binâen bu iltifât-ı cedîdin haklarında zuhûru halkın vesîle-i inbisât ve hubûru olmuşdur. Defterdarlık câh-ı münîfi dahi mukaddemâ üç defʿa Dîvân-ı ʿâlî'de çavuş-başı olup muhavvel-i ʿuhde-i sadâkati olan umûr u husûsda rüşd ü reviyyeti ke'ş-şems fî-râbiʿatü'n-nehâr bedîdâr olan defter emîni Ahmed Nazîf Efendi hazretlerine tevcîh ve inâyet ve defter emânetiyle sâbıkā Tersâne-i âmire emîni olan Hasan Efendi memnûn-ı lûtf-ı mürüvvet buyuruldu.\nTercüme: Müteveffâ-yi müşârün-ileyh mukābele-i suvâri ikinci halîfesi Süleyman Efendi'nin gusn-ı devha-i vücûdu ve semere-i şecere-i zât-ı bihbûdu olup bin yüz otuz târîhinde saray-i şeşder-i müstahîlü'l-bekāya vürûd edüp hacr-i terbiye-i peder-i müşfikde hâr-zâr-ı akabât-ı tufûliyyetden âzâde ve gülistân-ı reye'ân-ı cevânîye pâ-nihâde oldukda, Nazm: “İkbil ‘ale’n-nefsi ve’stekmil fezâ’ilehâ / fe-ente bi’n-nefsi lâ bi’l-cismi insânün” medlûlü üzere tehzîb ve istikmâl-i nefse mübâderet ve takvîm-i eved-i zâta himmet “ve’l-veledü’l-harîk-i fî-bi’ân-i âbâ’ihi’l-fer” mantûkunca tarîk-i tahsîl-i maʿârife sâlik ve asrında yeke-suvârân-ı meydân-ı fazl u irfân olan ihvândan iktibâs-ı envâr-ı kemâlât ederek nisâb-ı hünere mâlik olmağla bi'l-istihkākü'z-zâtî altmışaltı târîhinde arabacılar kitâbeti ile defʿaten zümre-i hâcegâne muttasıl ve baʿdehû baş mukātaʿa ve hâl-i bedîʿü'l-fiʿali (112-b) merhûm Abdi Efendi nişancı oldukda tuğrakeşlik ve defterdar oldukda kisedarlık hizmetleriyle müştagıl olup yetmişaltı ve yetmişsekizde birer sene fâsıla ile mükerreren kâtib-i sipâhiyân ve vasat-ı tarîka vusûl ile mahsûd-ı emsâl ü akrân ve seksenikide Ordu-yi hümâyûn'a getürdülüp “el-merʾü ehmed” müeddâsınca sâlisen sipâh kitâbeti ile nâil-i eʿazz-ı emânî ve Han tepesi ve Bender avdetinde tezkere-i sânî ve Şumnu'da büyük tezkerecilik ser-satr-ı unvân-ı kadr ü şânı olduğundan gayri vekâlet-i riyâset ile dahi merâtib-i aliyyeye tahsîl-i istiʿdâd ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp ordu ricâlinin ekserîsi azl ve mübtelâ-yi müzâyaka ve ezell olmuşiken hasâis-i hamîde ve efʿâl-i ber-güzîdesi bekā-yi mansıbına küllî imdâd edüp doksanüç târîhinde sadr-ı âlî kethüdâlığı ile mümtaz ve sinîn-i çendinden berü sebkat eden hidemât-ı sabıkānesinin müşâhede-i pâdâş ve hüsn-i mükâfâtiyle serfirâz olmuşidi. Doksandört senesi sâdâret-i uzmâ kethüdâlığından maʿzûl ve kûşe-güzîn-i inzivâ ve humûl olmuş iken defter emânetiyle tatyîb ve doksanyedide tevkīʿî câh-ı refîʿiyle tefrîh ve tatrîb buyurulup sene-i mezkûrede riyâset-i küttâb hizmet-i menîʿasiyle tekmîl-i tarîk ve işbu şehr-i Cumâdelulânın onbeşinci günü dest-i saht-ı ecel girîbân-ı hayâtını temzîk edüp kurb-i kabr-i Hazret-i Hâlid'de dürr-i vücûdu defîn-i sadefçe-i mezâr ve aʿdâd-ı sinîn-i ömrü altmışsekiz raddesine müntehî olduğu resîde-i derece-i iştihâr (113-a) olmuşdur. Müşârün-ileyh âkil ve erîb kâmil ve edîb-i müteʿaffif-i gayr-i mutasallif-i mütekaşşif ve mütekeffif olup evzâʿ-ı rûzgâra mütehammil ve şiʿâr-ı sabr u şikib ile mütecemmil nev-hevesân-ı zamân misillû elbise-i fâhireye gayr-i mâil ve dâimâ kelâm-ı Hakk'ı kāil olup me'lûf-ı suhād derviş-nihâd oldu-\nğundan gayri baʿzı meşâyih-i nakşibendiyye ve halvetiyyeden münîb ve tahsîl-i enfâs-ı kudsiyye ile sâlik-i meslek-i \"Kün fi'd-dünyâ ke-enneke garîbün\" olup leyl ü nehâr tesbîh ve ezkâr ile nefs-i emmâresini islâh u te'dîb ve kusvâ-yı merâm ve matlabı ve me'mûr olduğu hidemâtda peyk-i istikāmet pîşrev ve rehberi ve erbâb-ı masâliha rû-yı dil göstermek muktezâ-yı meşrebi olmağla kâffe-i nâs kendüden şâkir ve rifk u mülâyemeti beynlerinde ke'l-meseli's-sâir olup levs-i münkerâtdan dâmen-i ismeti pâk ve indinde iʿtibâr-ı nukûd kemter ez-kadr-i hâk hayatiyle teberrük ve teyemmün olunur bir pîr-i sâhib-idrâk idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Cumâdelulânın yirmibeşinci hamîs günü sadrıazam-ı yemm-kerem ve şeyhülislâm-ı fazâil-şiyem hazerâtı müceddeden inşâ olunan sandal ve fülke-i hümâyûnun deryâya indirilmesiyçün Yalı köşkünde hâzır ve vakt-i muhtâr hulûlüne nâzır olmalariyle takarrüb-i vakt-i muntazar haber verildiği anda hareket ve bi'l-mürâfaka Kayıkhâne'ye azîmet buyurduklarında huffâz-ı hoş-elhân kırâ'et-i Kur'ân-ı azîmü'ş-şân ve mevcûd olan şuyûh-i riyâzat-rüsûh bi-hulûsi'l-cenân daʿvât-ı hayriyyeyi îsâl-i künküre-i âsûmân eylediklerinden sonra sandal-ı hümâyûn (113-b) rû-yı deryâya ilkā ve bostancı-başı ağaya ve sâirlere muʿtâd üzere hilʿatler iksâ ve bâ-husûs şeyhlere ilbâs-ı ferâ ve taraf-ı sadrü'l-vüzerâdan curûh-ı iflâsa merâhim olan derâhim iʿtā ve bundan sonra müşârün-ileyhimâ hazerâtı Tersâne-i âmire'ye bi'd-devleti ve'l-ikbâl âzim ve nüzûlü musammem olan fülke-i hümâyûnun dahi deryâya nüzûlü hizmetine kāim olmalariyle ol hizmet-i seniyye dahi itmâm ve tersâne ricâli bu sebeble nâil-i atāyâ ve mazhar-ı ikrâm olup şehzâdegân-ı civân-bahtân hazerâtiyçün dahi inşâ olunan üç kıtʿa sandalların deryâya nüzûlü hizmeti yevm-i mezkûrda bostancı-başı ağa maʿrifetiyle îfâ olundu.",
          "caption": "Nüzûl-i fülke ve sandal-ı hümâyûn be-deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_078.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i fülke ve sandal-ı hümâyûn be-deryâ",
          "text": "İşbu şehr-i Cumâdelulânın yirmibeşinci hamîs günü sadrıazam-ı yemm-kerem ve şeyhülislâm-ı fazâil-şiyem hazerâtı müceddeden inşâ olunan sandal ve fülke-i hümâyûnun deryâya indirilmesiyçün Yalı köşkünde hâzır ve vakt-i muhtâr hulûlüne nâzır olmalariyle takarrüb-i vakt-i muntazar haber verildiği anda hareket ve bi'l-mürâfaka Kayıkhâne'ye azîmet buyurduklarında huffâz-ı hoş-elhân kırâ'et-i Kur'ân-ı azîmü'ş-şân ve mevcûd olan şuyûh-i riyâzat-rüsûh bi-hulûsi'l-cenân daʿvât-ı hayriyyeyi îsâl-i künküre-i âsûmân eylediklerinden sonra sandal-ı hümâyûn (113-b) rû-yı deryâya ilkā ve bostancı-başı ağaya ve sâirlere muʿtâd üzere hilʿatler iksâ ve bâ-husûs şeyhlere ilbâs-ı ferâ ve taraf-ı sadrü'l-vüzerâdan curûh-ı iflâsa merâhim olan derâhim iʿtā ve bundan sonra müşârün-ileyhimâ hazerâtı Tersâne-i âmire'ye bi'd-devleti ve'l-ikbâl âzim ve nüzûlü musammem olan fülke-i hümâyûnun dahi deryâya nüzûlü hizmetine kāim olmalariyle ol hizmet-i seniyye dahi itmâm ve tersâne ricâli bu sebeble nâil-i atāyâ ve mazhar-ı ikrâm olup şehzâdegân-ı civân-bahtân hazerâtiyçün dahi inşâ olunan üç kıtʿa sandalların deryâya nüzûlü hizmeti yevm-i mezkûrda bostancı-başı ağa maʿrifetiyle îfâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Küllü ibni ünsâ ve in tâlet selâmetühû / Yevmen ʿalâ âletin el-hadbâ'i mahmûlü. Medlûlü üzere Erzurum vâlisi sadr-ı esbak Dârende'li Mehmed Paşa'nın dâdende-i dest-i kadr olan temessük-i ömr-i se-rûzesinin vaʿdesi hulûl ve pençe-i saht-gîr-i garîm-i ecel dâmen-i hayâtını devşirüp mahkeme-i rûz-ı cezâya mevsûl eylediği haberi işbu şehr-i Cumâdelulânın evâhirinde Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd etmekle bir zamândan berü Dîvân-ı hümâyûn'da ça-\nvuş-başı olup Erzurum'da müddet-i medîd ikāmeti hasebiyle ol-havâlinin kâffe-i umûr[u] husûsuna vukūf-ı tâmmı olan Süleyman Ağa'ya şehr-i mezkûrun yirmialtıncı cumʿa günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret eyâlet-i mezkûr ihsân ve inâyet ve huzûr-ı sadrü's-sudûrda (114a) serâsere kaplu ferve-i semmûr ilbâsıyla hâiz-i rehîne-i mefharet buyurulup Dîvân-ı hümâyûn çavuş-başılığı dahi Tersâne-i âmire emîni ve hîn-i neş'etinden bu âna gelince me'mûr olduğu hidemâtda izhâr-ı sadâkat bîşe ve âyîni olan Sırrı Selim Efendi'ye tevcîh ile dâire-i hazret-i âsafîye takrîb ve Tersâne-i âmire emânetiyle sâbıkā arpa emîni Ataullah Bey-efendi tatyîb olundu.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-ser-çavuşân-ı Divân-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_079.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-ser-çavuşân-ı Divân-ı hümâyûn",
          "text": "Küllü ibni ünsâ ve in tâlet selâmetühû / Yevmen ʿalâ âletin el-hadbâ'i mahmûlü. Medlûlü üzere Erzurum vâlisi sadr-ı esbak Dârende'li Mehmed Paşa'nın dâdende-i dest-i kadr olan temessük-i ömr-i se-rûzesinin vaʿdesi hulûl ve pençe-i saht-gîr-i garîm-i ecel dâmen-i hayâtını devşirüp mahkeme-i rûz-ı cezâya mevsûl eylediği haberi işbu şehr-i Cumâdelulânın evâhirinde Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd etmekle bir zamândan berü Dîvân-ı hümâyûn'da ça-\nvuş-başı olup Erzurum'da müddet-i medîd ikāmeti hasebiyle ol-havâlinin kâffe-i umûr[u] husûsuna vukūf-ı tâmmı olan Süleyman Ağa'ya şehr-i mezkûrun yirmialtıncı cumʿa günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret eyâlet-i mezkûr ihsân ve inâyet ve huzûr-ı sadrü's-sudûrda (114a) serâsere kaplu ferve-i semmûr ilbâsıyla hâiz-i rehîne-i mefharet buyurulup Dîvân-ı hümâyûn çavuş-başılığı dahi Tersâne-i âmire emîni ve hîn-i neş'etinden bu âna gelince me'mûr olduğu hidemâtda izhâr-ı sadâkat bîşe ve âyîni olan Sırrı Selim Efendi'ye tevcîh ile dâire-i hazret-i âsafîye takrîb ve Tersâne-i âmire emânetiyle sâbıkā arpa emîni Ataullah Bey-efendi tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yirmisekiz Çelebi-zâde sadr-ı esbak Saʿîd Paşa merhûm evâil-i hâlinde bâ-sefâret pederiyle França memleketine azîmet edüp tâife-i efrencin iʿmâl-i te'emmül ü hayâl ile sanʿat-ı tabʿ u temsîli kuvveden fiʿle îsâl ve zamân-ı kalîlde hadden efzûn kütüb istihsâl eylediklerini müşâhede ve Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde oldukda husûs-ı mezkûru baʿzı erbâb-ı maʿârif ü kemâl ile meşveret ve herkes tervîci bâbında yek-zebân-ı muvâfakat olduklarından gayri fünûn-ı riyâziyyede yegâne olan İbrahim Efendi dahi kendüye iʿânet olunduğu takdirde sanʿat-ı mezkûru îcâd ve diyâr-ı Rûm'da böyle bir maslahat-ı nâfiʿanın zuhûruna vesîle olacağın îrâd etmekle keyfiyyet-i mezkûr bâ-takrîr evliyâ-yı devlet-i ebed-müddete arz u inhâ olundukda ulemâ-i aʿlâm hazerâtına ifâde ve vech-i şerʿîsi bulunmak irâde olunup mûmâileyhim dahi bu bâbda iʿmâl-i fikr-i dakīk ve kâffe-i nâsa intifâʿ ve fâide olduğun lede't-tahkīk kütüb-i tefâsîr ve ehâdîs ve fıkıh müstesnâ (114b) ve sâirlerinin tabʿ u temsîline cevâz-dâde olmalarıyla şeyhülislâm-ı vakt dahi fetvâ iʿtâ etmiş idi. Binâberîn Devlet-i aliyye tarafından izn ve ruhsat erzânî ve tashîh-i kütüb-i matbûʿa içün İstanbul kādısı İshak Efendi ve Selânik'den maʿzûl Pîrî-zâde Sâhib Efendi ve Galata'dan munfasıl Yanya'lı Esad Efendi ve Kasım Paşa şeyhi Mûsâ Efendi me'mûr olmalarıyla her biri bu vesîle ile nâil-i makāsıd ve emânî ve az vakitde katı çok kütüb-i nâfiʿa nakş-pezîr sahâif-zuhûr ve talebe-i ulûm mâlik olamadıkları kütüb-i müfîdeyi erzân-bahâ ile zîver-i âguş-ı temellük eyleyerek hâiz-i rehîne-i sürûr oldukları gayr-i mestûr olup bir müddetden sonra tâbiʿ-i evvel olan mûmâileyh İbrahim Efendi târîk-i dağdağa-i cihân-ı bî-temkîn ve halîfesi diğer İbrahim Efendi merkūma cânişîn olmağla âlât-ı dârü't-tıbâʿı istishâb ve sanʿat-ı merkūmu üstâddan gördüğü gibi icrâda terk-i hurd ü hâb edüp ol-dahi dâr-ı âhirete müntakil ve\nDevlet-i aliyye o hilâlde ba'zı umûr ile müştagıl olduğundan bir gayri kimesneye i'mâlini tenbîh ve tavsiyeye vakit bulamayup ilâ yevminâ hâzâ amel-i mezkûr metrûk ve amelesinden ancak bir-iki şahs-ı mağşûş mevcûd olmağla anların dahi bu amele kemâ-yenbagî ıttılâʿ u vukūfları meşkûk olduğundan gayri san'at-ı mezkûrun âlât ve edevâtını müteveffâ İbrâhîm Efendi'nin metrûkesinden França tâ'ifesi ıtmaʿ ile iştirâ etmek dâʿiyesine düşdükleri istimâʿ olunmağla hezâr-zahmet (115a) ve meşakkat ve bî-şumâr mebâliğ ve külfet ile vücûda gelmiş böyle bir san'at-ı pür-menfa'atin telef ve hebâ ve eyâdî-i bî-gâneye giriftâr olması nâ-revâ olduğundan fazla âlât-ı mezkûreyi tâ'ife-i efrenc ba'de't-tahsîl el-yevm Roma'da tab' olunan Kānûn misillü sâ'ir kütüb-i islâmiyyeyi dahi tab' u temsîl vâdilerine düşecekleri ve ale'l-husûs fî-zamâninâ hazâ istiktâb-ı kitâb kusûr-ı himeme nazaran müte'assir ve erbâbına zafer bulmak müteʿazzir ve lev-faraznâ nessâh-ı kütüb bulunmuş cevr ü eziyyetlerine tahammül hâric ez-tavk-ı beşer ve cemî' yazdıklarını tashîh as'ab min nakli'l-hacer olmağla kütüb-i mütedâvileye kıllet tareyân ve müddet-i medîdeden berü tab' olunmayup ba'zı âfât sebebiyle dahi katı çok kitâb zâyiʿ olduğundan semen-i kalîl ile mukaddemâ iştirâ olunan kütüb el'ân az'âfiyle fürûht olunduğu ma'lûm-ı âlemiyân olup ve alâ külli mine't-tekādîr bu san'atı tecdîd ve ihyâ devlet-i ebed-müddete bir hizmet-i cesîme ve tâlib-i ma'ârif olanlara bâ'is-i tahmîl-i cemîle-i azîme olduğunu hâlâ beylikci olan Râşid Mehmed Efendi ve Devlet-i aliyye'de vekāyi'-nüvîs-i devlet olan abd-i kalîlü'l-bidâ'a mülâhaza ve müşâvere ve fi'le çıkarılması miyânede müzâkere olundukdan sonra edevât-ı dârü't-tıbâ'-ı metrûke-i mezbûreden bi't-terâzî iştirâ ve ilâ-yevmi'l-kıyâm müebbed ve ber-devâm olması (115b) maksûd bi'z-zât olduğuna binâen ba'zı şart ile evkāf-ı hümâyûna rabt ve mîrî tarafına dahi selefde olduğu gibi cüz'î ve küllî sıklet verilmeyüp mesârifi bi'l-iştirâk tarafımızdan rü'yet ve hâsılı ile istîfâ-yi masârife mübâderet olunmak üzere bir kıt'a takrîr Bâbıâlî'ye takdîm ve hüsn-i terbiye-i âsafâne ile ma'rûz-ı hâk-i pây-i pâdişâh-ı heft-iklîm kılındıkda mûcibince sudûr-ı izn ü ruhsat ve bâlâsı hatt-ı şerîf-i mevâhib-redîf ile pür zîb ü ziynet iki kıt'a berât-ı âlî-şân inâyet ve bir müddetden berü i'mâlini mütefekkir ve mütehayyil ba'zı hüner-mend ve mütemevvillerin adem-i husûlü tereddüdiyle gayr-i mütecâsir oldukları san'at-ı mezkûrun nizâm ve temşiyyetine ma'a huluvi'l-yed mütevekkilen alâ'l-meliki'l-ehad bed' olunup emed-i ba'îd ve müddet-i medîdeden berü mu'attal olan edevâtını erbâbını celb ile tecdîd ve noksânını tetmîm ve fenn ü semtini dahi birkaç gün zarfında tahsîl ve kâffe-i levâzım ve amelesini tehyi'e ve tanzîm ve lillâhi'l-hamdü ve'l-minne mukaddemâ tab' olunan kütübden hânâ vü eslah ve alâ vü esahh kütüb tab'ına cenâb-ı Hakk muvaffak edüp a'yün-i\nnâsda sehl-i mümteniʻ görülen madde-i fârih ednâ irâde-i devlet-i (116-a) ebed-müddet ile az vakit içinde müheyyâ ve îstâde olduğundan gayri vâlid-i mâcid-i kesîrü'l-mahâmid-i hazret-i şehriyârî zamânında peyveste-i mevkiʻ-i zuhûr ve bir müddetden sonra metrûk ve mehcûr olan sanʻat-ı mezkûrun bu hılâlde istînâf ve tecdîdi ve seyl-i hâdisât ile rahne-pezîr-i indirâs olan âsâr-ı ber-güzîdelerinin iʻâde ve teşyîdi ihyâ-yi sünnet âbâ-i kirâm ve icrâ-yi kavânîn-i havâkīn-i ʻizâm kabîlinden olduğu zâhirdir. \n\n جعل الله آخره سهلاً كلما جعل أوله و نفع به المسلمين بجاه من الغمام ظلله",
          "caption": "Zikr-i tecdîd-i sanʿat-ı tabʿ u temsîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_080.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tecdîd-i sanʿat-ı tabʿ u temsîl",
          "text": "Yirmisekiz Çelebi-zâde sadr-ı esbak Saʿîd Paşa merhûm evâil-i hâlinde bâ-sefâret pederiyle França memleketine azîmet edüp tâife-i efrencin iʿmâl-i te'emmül ü hayâl ile sanʿat-ı tabʿ u temsîli kuvveden fiʿle îsâl ve zamân-ı kalîlde hadden efzûn kütüb istihsâl eylediklerini müşâhede ve Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde oldukda husûs-ı mezkûru baʿzı erbâb-ı maʿârif ü kemâl ile meşveret ve herkes tervîci bâbında yek-zebân-ı muvâfakat olduklarından gayri fünûn-ı riyâziyyede yegâne olan İbrahim Efendi dahi kendüye iʿânet olunduğu takdirde sanʿat-ı mezkûru îcâd ve diyâr-ı Rûm'da böyle bir maslahat-ı nâfiʿanın zuhûruna vesîle olacağın îrâd etmekle keyfiyyet-i mezkûr bâ-takrîr evliyâ-yı devlet-i ebed-müddete arz u inhâ olundukda ulemâ-i aʿlâm hazerâtına ifâde ve vech-i şerʿîsi bulunmak irâde olunup mûmâileyhim dahi bu bâbda iʿmâl-i fikr-i dakīk ve kâffe-i nâsa intifâʿ ve fâide olduğun lede't-tahkīk kütüb-i tefâsîr ve ehâdîs ve fıkıh müstesnâ (114b) ve sâirlerinin tabʿ u temsîline cevâz-dâde olmalarıyla şeyhülislâm-ı vakt dahi fetvâ iʿtâ etmiş idi. Binâberîn Devlet-i aliyye tarafından izn ve ruhsat erzânî ve tashîh-i kütüb-i matbûʿa içün İstanbul kādısı İshak Efendi ve Selânik'den maʿzûl Pîrî-zâde Sâhib Efendi ve Galata'dan munfasıl Yanya'lı Esad Efendi ve Kasım Paşa şeyhi Mûsâ Efendi me'mûr olmalarıyla her biri bu vesîle ile nâil-i makāsıd ve emânî ve az vakitde katı çok kütüb-i nâfiʿa nakş-pezîr sahâif-zuhûr ve talebe-i ulûm mâlik olamadıkları kütüb-i müfîdeyi erzân-bahâ ile zîver-i âguş-ı temellük eyleyerek hâiz-i rehîne-i sürûr oldukları gayr-i mestûr olup bir müddetden sonra tâbiʿ-i evvel olan mûmâileyh İbrahim Efendi târîk-i dağdağa-i cihân-ı bî-temkîn ve halîfesi diğer İbrahim Efendi merkūma cânişîn olmağla âlât-ı dârü't-tıbâʿı istishâb ve sanʿat-ı merkūmu üstâddan gördüğü gibi icrâda terk-i hurd ü hâb edüp ol-dahi dâr-ı âhirete müntakil ve\nDevlet-i aliyye o hilâlde ba'zı umûr ile müştagıl olduğundan bir gayri kimesneye i'mâlini tenbîh ve tavsiyeye vakit bulamayup ilâ yevminâ hâzâ amel-i mezkûr metrûk ve amelesinden ancak bir-iki şahs-ı mağşûş mevcûd olmağla anların dahi bu amele kemâ-yenbagî ıttılâʿ u vukūfları meşkûk olduğundan gayri san'at-ı mezkûrun âlât ve edevâtını müteveffâ İbrâhîm Efendi'nin metrûkesinden França tâ'ifesi ıtmaʿ ile iştirâ etmek dâʿiyesine düşdükleri istimâʿ olunmağla hezâr-zahmet (115a) ve meşakkat ve bî-şumâr mebâliğ ve külfet ile vücûda gelmiş böyle bir san'at-ı pür-menfa'atin telef ve hebâ ve eyâdî-i bî-gâneye giriftâr olması nâ-revâ olduğundan fazla âlât-ı mezkûreyi tâ'ife-i efrenc ba'de't-tahsîl el-yevm Roma'da tab' olunan Kānûn misillü sâ'ir kütüb-i islâmiyyeyi dahi tab' u temsîl vâdilerine düşecekleri ve ale'l-husûs fî-zamâninâ hazâ istiktâb-ı kitâb kusûr-ı himeme nazaran müte'assir ve erbâbına zafer bulmak müteʿazzir ve lev-faraznâ nessâh-ı kütüb bulunmuş cevr ü eziyyetlerine tahammül hâric ez-tavk-ı beşer ve cemî' yazdıklarını tashîh as'ab min nakli'l-hacer olmağla kütüb-i mütedâvileye kıllet tareyân ve müddet-i medîdeden berü tab' olunmayup ba'zı âfât sebebiyle dahi katı çok kitâb zâyiʿ olduğundan semen-i kalîl ile mukaddemâ iştirâ olunan kütüb el'ân az'âfiyle fürûht olunduğu ma'lûm-ı âlemiyân olup ve alâ külli mine't-tekādîr bu san'atı tecdîd ve ihyâ devlet-i ebed-müddete bir hizmet-i cesîme ve tâlib-i ma'ârif olanlara bâ'is-i tahmîl-i cemîle-i azîme olduğunu hâlâ beylikci olan Râşid Mehmed Efendi ve Devlet-i aliyye'de vekāyi'-nüvîs-i devlet olan abd-i kalîlü'l-bidâ'a mülâhaza ve müşâvere ve fi'le çıkarılması miyânede müzâkere olundukdan sonra edevât-ı dârü't-tıbâ'-ı metrûke-i mezbûreden bi't-terâzî iştirâ ve ilâ-yevmi'l-kıyâm müebbed ve ber-devâm olması (115b) maksûd bi'z-zât olduğuna binâen ba'zı şart ile evkāf-ı hümâyûna rabt ve mîrî tarafına dahi selefde olduğu gibi cüz'î ve küllî sıklet verilmeyüp mesârifi bi'l-iştirâk tarafımızdan rü'yet ve hâsılı ile istîfâ-yi masârife mübâderet olunmak üzere bir kıt'a takrîr Bâbıâlî'ye takdîm ve hüsn-i terbiye-i âsafâne ile ma'rûz-ı hâk-i pây-i pâdişâh-ı heft-iklîm kılındıkda mûcibince sudûr-ı izn ü ruhsat ve bâlâsı hatt-ı şerîf-i mevâhib-redîf ile pür zîb ü ziynet iki kıt'a berât-ı âlî-şân inâyet ve bir müddetden berü i'mâlini mütefekkir ve mütehayyil ba'zı hüner-mend ve mütemevvillerin adem-i husûlü tereddüdiyle gayr-i mütecâsir oldukları san'at-ı mezkûrun nizâm ve temşiyyetine ma'a huluvi'l-yed mütevekkilen alâ'l-meliki'l-ehad bed' olunup emed-i ba'îd ve müddet-i medîdeden berü mu'attal olan edevâtını erbâbını celb ile tecdîd ve noksânını tetmîm ve fenn ü semtini dahi birkaç gün zarfında tahsîl ve kâffe-i levâzım ve amelesini tehyi'e ve tanzîm ve lillâhi'l-hamdü ve'l-minne mukaddemâ tab' olunan kütübden hânâ vü eslah ve alâ vü esahh kütüb tab'ına cenâb-ı Hakk muvaffak edüp a'yün-i\nnâsda sehl-i mümteniʻ görülen madde-i fârih ednâ irâde-i devlet-i (116-a) ebed-müddet ile az vakit içinde müheyyâ ve îstâde olduğundan gayri vâlid-i mâcid-i kesîrü'l-mahâmid-i hazret-i şehriyârî zamânında peyveste-i mevkiʻ-i zuhûr ve bir müddetden sonra metrûk ve mehcûr olan sanʻat-ı mezkûrun bu hılâlde istînâf ve tecdîdi ve seyl-i hâdisât ile rahne-pezîr-i indirâs olan âsâr-ı ber-güzîdelerinin iʻâde ve teşyîdi ihyâ-yi sünnet âbâ-i kirâm ve icrâ-yi kavânîn-i havâkīn-i ʻizâm kabîlinden olduğu zâhirdir. \n\n جعل الله آخره سهلاً كلما جعل أوله و نفع به المسلمين بجاه من الغمام ظلله"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalyoncu zümresinin öteden berü mazbût ve muʻayyen kışlakları olmayup Kasım Paşa ve Galata sâhillerinde bekâr odaları taʻbîr olunan buyûtda ikāmet ile ihzâr-ı maʻârif ve kıyân ve tavʻan ve kerhen girîbân-gîr-i nisvân ü gılmân olarak fısk u fücûru iʻlân ve katı çok muhadderât ve ehl-i iffeti delâlet-i pîre-zenân pür-mekr ü hîle ile sayd ve pençe-i mürg-i serâzâdları beste-i kayd eyledikleri ve bu emr-i münkerin menʻinde gürûh-ı zâbitân acz-âver ve ikāʻ-ı tehdîde kudretleri olmadığından adem-i mübâlât ve iğmâz-ı zarûrî ile masdar-ı şerr olmuşlar idi. Salâbet-i dîniyyesi maʻlûm-ı sıgâr u kibâr ve âvâze-i gayret ü hamiyyeti münteşir-i bilâd u emsâr olan (116-b) Kapudan-ı deryâ Cezâyirli Vezîr Gâzî Hasan Paşa hazretleri müddet-i medîdeden berü bu hâlât-ı gayr-i marziyyenin vukūʻundan müşmeʼiz ve müteneffir olup sûret-i hüsn-i müdâfaʻasını her zamân tefekkür ve bir râbıta tahtına idhâllerini ân be-ân teemmül ve tedebbür eyler idi. Defʻ-i münker ü fesâd ve fikr ü salâh u sedâd eden zevâtın kulûbu mevrid-i feyz-i samadânî ve mevkiʻ-i ilhâm-ı Rabbânî olduğuna binâen zikr olunan ve eşhâsa bi'l-ihtisâs mesken ve menâs olmak üzere müceddeden kışlakları ihdâs ve binâ olmak devâʻîsi kalb-i pür-safvetlerinde zuhûr ve zabt u rabtlarına bundan aʻlâ vesîle olmayacağı nezd-i müşîrîlerinde eğerçi gayr-i mestûr olup ancak mâ-sadak-ı في قلوبهم مرض olan baʻzı ehl-i hased ü garaz bu eser-i hayrın taraf-ı müşârün-ileyhden cilve-ger-i mevkiʻ-i husûl olması husûsunu adem-i irâde ile fesh-i azîmet etdirmeğe niyyet ve baʻzı mevâniʻ ve mahzûr îrâd ile bu emr-i mühimmin ilgā ve ibtâline saʻy ü dikkat etmişler iken müşârün-ileyh hazretleri umûr-ı hayriyyede meslek-i kadîmleri olan tesebbüt ve tecellüd vâdilerine sâlik ve bu re'y ü ictihâdlarını kuvvetden fiʻile îsâl içün mütehâlik olduklarına binâen derhâl izn ü ruhsat-ı ulu'l-emri istihsâl ve Tersânede vâkiʻ anbarlar kurbinde yeniçeri odaları misillû ahsen-i eşkâl olan şekl-i\nmurabbaʿda üç tabaka üzerine îcâd ve dâhil-i tabakatda müteʿaddid büyût ve ale'l-husûs taʿallüm-i furkān-ı mübîn ve ikāme-i imâd-ı dîn içün dershâne şeklinde bir mekteb-i lâtîf ve bir câmiʿ-i şerîf (117-a) bünyâd ve baʿîdden icrâ-yı âb-ı nâb ve itāş-ı nâsı reyyân ve sîr-âb edüp uğur-ı dîn ü devletde dâimâ sarf u istihlâk etdiği misillû iktizâ eden masârif-i kesîresini kendü mâlinden sarf u iʿtā ve mîrîden bir akçe istidʿâ etmeyerek baʿde't-tetmîni kalyoncu zümresine tahsîs ve taksîm ve mahall be-mahall zâbitler taʿyîni ile esbâb-ı zabt u rabtı taʿlîm ve tefhîm edüp sâbıklarda vukūʿ bulan hâlât-ı müstenkere bu vesîle ile zâil ve zikr olunan tâife oldukça semt-i fevz ü felâh ve cihet-i zühd ü salâha mâil olduklarından gayri mücâhirûna muhtass olan amel-i nâ-sutûdeleri âtıl ve zimâm-ı zabt u rabtları kabza-i tasarrufa dâhil olup ehl-i ırz makūlelerine medâr-ı emniyyet ve tummânîyet ve hevâperestân-ı rûzgâra bâis-i nedâmet ve inâbet olduğu ve hak budur ki bu madde-i nâdiretü'l-vukūʿ müşârün-ileyh hazretlerine ser-satr-ı sahîfe-i hasenât ve dîbâce-i cerîde-i hayrât u meberrât olmağa şâyân ve ila-intihâi'd-deverân hulûd-i zikr-i cemîl ve bekā-yi nâm-ı nebîlerine vesîle olacağı vâreste-i kayd-ı beyândır. (118-a).",
          "caption": "Zikr-i binâ-yi odahâ be-kalyoncuyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_081.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binâ-yi odahâ be-kalyoncuyân",
          "text": "Kalyoncu zümresinin öteden berü mazbût ve muʻayyen kışlakları olmayup Kasım Paşa ve Galata sâhillerinde bekâr odaları taʻbîr olunan buyûtda ikāmet ile ihzâr-ı maʻârif ve kıyân ve tavʻan ve kerhen girîbân-gîr-i nisvân ü gılmân olarak fısk u fücûru iʻlân ve katı çok muhadderât ve ehl-i iffeti delâlet-i pîre-zenân pür-mekr ü hîle ile sayd ve pençe-i mürg-i serâzâdları beste-i kayd eyledikleri ve bu emr-i münkerin menʻinde gürûh-ı zâbitân acz-âver ve ikāʻ-ı tehdîde kudretleri olmadığından adem-i mübâlât ve iğmâz-ı zarûrî ile masdar-ı şerr olmuşlar idi. Salâbet-i dîniyyesi maʻlûm-ı sıgâr u kibâr ve âvâze-i gayret ü hamiyyeti münteşir-i bilâd u emsâr olan (116-b) Kapudan-ı deryâ Cezâyirli Vezîr Gâzî Hasan Paşa hazretleri müddet-i medîdeden berü bu hâlât-ı gayr-i marziyyenin vukūʻundan müşmeʼiz ve müteneffir olup sûret-i hüsn-i müdâfaʻasını her zamân tefekkür ve bir râbıta tahtına idhâllerini ân be-ân teemmül ve tedebbür eyler idi. Defʻ-i münker ü fesâd ve fikr ü salâh u sedâd eden zevâtın kulûbu mevrid-i feyz-i samadânî ve mevkiʻ-i ilhâm-ı Rabbânî olduğuna binâen zikr olunan ve eşhâsa bi'l-ihtisâs mesken ve menâs olmak üzere müceddeden kışlakları ihdâs ve binâ olmak devâʻîsi kalb-i pür-safvetlerinde zuhûr ve zabt u rabtlarına bundan aʻlâ vesîle olmayacağı nezd-i müşîrîlerinde eğerçi gayr-i mestûr olup ancak mâ-sadak-ı في قلوبهم مرض olan baʻzı ehl-i hased ü garaz bu eser-i hayrın taraf-ı müşârün-ileyhden cilve-ger-i mevkiʻ-i husûl olması husûsunu adem-i irâde ile fesh-i azîmet etdirmeğe niyyet ve baʻzı mevâniʻ ve mahzûr îrâd ile bu emr-i mühimmin ilgā ve ibtâline saʻy ü dikkat etmişler iken müşârün-ileyh hazretleri umûr-ı hayriyyede meslek-i kadîmleri olan tesebbüt ve tecellüd vâdilerine sâlik ve bu re'y ü ictihâdlarını kuvvetden fiʻile îsâl içün mütehâlik olduklarına binâen derhâl izn ü ruhsat-ı ulu'l-emri istihsâl ve Tersânede vâkiʻ anbarlar kurbinde yeniçeri odaları misillû ahsen-i eşkâl olan şekl-i\nmurabbaʿda üç tabaka üzerine îcâd ve dâhil-i tabakatda müteʿaddid büyût ve ale'l-husûs taʿallüm-i furkān-ı mübîn ve ikāme-i imâd-ı dîn içün dershâne şeklinde bir mekteb-i lâtîf ve bir câmiʿ-i şerîf (117-a) bünyâd ve baʿîdden icrâ-yı âb-ı nâb ve itāş-ı nâsı reyyân ve sîr-âb edüp uğur-ı dîn ü devletde dâimâ sarf u istihlâk etdiği misillû iktizâ eden masârif-i kesîresini kendü mâlinden sarf u iʿtā ve mîrîden bir akçe istidʿâ etmeyerek baʿde't-tetmîni kalyoncu zümresine tahsîs ve taksîm ve mahall be-mahall zâbitler taʿyîni ile esbâb-ı zabt u rabtı taʿlîm ve tefhîm edüp sâbıklarda vukūʿ bulan hâlât-ı müstenkere bu vesîle ile zâil ve zikr olunan tâife oldukça semt-i fevz ü felâh ve cihet-i zühd ü salâha mâil olduklarından gayri mücâhirûna muhtass olan amel-i nâ-sutûdeleri âtıl ve zimâm-ı zabt u rabtları kabza-i tasarrufa dâhil olup ehl-i ırz makūlelerine medâr-ı emniyyet ve tummânîyet ve hevâperestân-ı rûzgâra bâis-i nedâmet ve inâbet olduğu ve hak budur ki bu madde-i nâdiretü'l-vukūʿ müşârün-ileyh hazretlerine ser-satr-ı sahîfe-i hasenât ve dîbâce-i cerîde-i hayrât u meberrât olmağa şâyân ve ila-intihâi'd-deverân hulûd-i zikr-i cemîl ve bekā-yi nâm-ı nebîlerine vesîle olacağı vâreste-i kayd-ı beyândır. (118-a)."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Cumâdelulânın selhi salı günü kul tâifesinin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve taksîm ve şehr-i mezkûrun dördüncü ahad günü muʿtâd üzere Bâbıâlî'de devr olup sadrıaʿzam hazretlerinin ihzâr-ı mevâcib ve tehyi'e-i revâtibde zuhûra gelen saʿy-i belîğ ve himmet-i bî-dirîğleri meşkûr olmakdan nâşî mazhar-ı nevâziş-i hüdâvend-i min âm hazînedâr ağa vesâtatiyle hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-meşhûn iltifâtlarına neyl ile neşvân-ı müdâm-ı lûtf u ikrâm oldular.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i tavâif-i askeriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_082.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i tavâif-i askeriyye",
          "text": "İşbu şehr-i Cumâdelulânın selhi salı günü kul tâifesinin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve taksîm ve şehr-i mezkûrun dördüncü ahad günü muʿtâd üzere Bâbıâlî'de devr olup sadrıaʿzam hazretlerinin ihzâr-ı mevâcib ve tehyi'e-i revâtibde zuhûra gelen saʿy-i belîğ ve himmet-i bî-dirîğleri meşkûr olmakdan nâşî mazhar-ı nevâziş-i hüdâvend-i min âm hazînedâr ağa vesâtatiyle hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-meşhûn iltifâtlarına neyl ile neşvân-ı müdâm-ı lûtf u ikrâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sen ki vezîriaʿzam ve vekîl-i mutlakımsın seni selâm-ı selâmet-encâm-ı şâhânemle tekrîm eyledikden sonra maʿlûmun olsun ki hizmet-i celîle-i vekâlet-i küberâma me'mûr kılındığından bu vakte gelince bilcümle umûr-ı dîn ü devletime saʿy ü gayret ederek cümleden evvel ve elzem olan ocaklarım kānûn u nizâm-ı kadîmlerini icrâ ve ihyâya saʿy ile cümle ocaklu kul-\nlarımın hâllerine riʿâyet ve mevâciblerini vakt ü zamâniyle bilâ-zahmet tahsîl ve tevzîʿe dikkatin ve tasarrufât-ı hasene ile beytü'l-mâl-i müslimîne hizmet ve serhaddât-ı hâkāniyyemin nizâm ve istihkâmlarına gayretin ve rü'yet-i ibâdda hakkāniyyet vechile hareketin nezd-i hümâyûnumda ve cümlenin indinde maʿlûm ve iyândır. Bu defʿa kıst-ı vâhid mevâcibinin tevzîʿiyle zuhûr eden hizmetine ivâzan hassa kürklerimden bir sevb semmûr kürk ve bir kabza mücevher hançer hazînedâr ağa kulum ile irsâl olunmuşdur. Cenâb-ı Hakk'dan (118-b) me'mûldür ki zamân-ı devletimde dîn-i mübîne katı çok hayırlu hizmetlerde bulunarak sâye-i şâhânemde olan ibâdu'l-lâhın rahatlariyle taraf-ı hümâyûnuma dâimâ celb-i duʿâlarına bâʿis mesâʿîde bulunmakdan hâlî olmayasun gerek sen ve gerek seninle bi'l-ittifâk dîn ü devletime sâdıkāne hizmet edenlerin iki cihanda yüzleri ak ola, âmîn. İntehe'l-hattü's-sultânî.",
          "caption": "Sûret-i Hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_083.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i Hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Sen ki vezîriaʿzam ve vekîl-i mutlakımsın seni selâm-ı selâmet-encâm-ı şâhânemle tekrîm eyledikden sonra maʿlûmun olsun ki hizmet-i celîle-i vekâlet-i küberâma me'mûr kılındığından bu vakte gelince bilcümle umûr-ı dîn ü devletime saʿy ü gayret ederek cümleden evvel ve elzem olan ocaklarım kānûn u nizâm-ı kadîmlerini icrâ ve ihyâya saʿy ile cümle ocaklu kul-\nlarımın hâllerine riʿâyet ve mevâciblerini vakt ü zamâniyle bilâ-zahmet tahsîl ve tevzîʿe dikkatin ve tasarrufât-ı hasene ile beytü'l-mâl-i müslimîne hizmet ve serhaddât-ı hâkāniyyemin nizâm ve istihkâmlarına gayretin ve rü'yet-i ibâdda hakkāniyyet vechile hareketin nezd-i hümâyûnumda ve cümlenin indinde maʿlûm ve iyândır. Bu defʿa kıst-ı vâhid mevâcibinin tevzîʿiyle zuhûr eden hizmetine ivâzan hassa kürklerimden bir sevb semmûr kürk ve bir kabza mücevher hançer hazînedâr ağa kulum ile irsâl olunmuşdur. Cenâb-ı Hakk'dan (118-b) me'mûldür ki zamân-ı devletimde dîn-i mübîne katı çok hayırlu hizmetlerde bulunarak sâye-i şâhânemde olan ibâdu'l-lâhın rahatlariyle taraf-ı hümâyûnuma dâimâ celb-i duʿâlarına bâʿis mesâʿîde bulunmakdan hâlî olmayasun gerek sen ve gerek seninle bi'l-ittifâk dîn ü devletime sâdıkāne hizmet edenlerin iki cihanda yüzleri ak ola, âmîn. İntehe'l-hattü's-sultânî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem sahîfe-zîb-i beyân olduğu üzere Şam vâlîsi iken fevt olan Azm-zâde vezîr Mehmed Paşa'nın zâhirde terk eylediği emvâl-i mevcûde ve nukūd-ı maʿdûdesi temâdî-i hengâm-ı imâret ve tevâlî-i eyyâm-ı vezâretine nazaran tasavvur olunan derecenin miʿşârı ve dahl ü harcına vâkıf olanların radde-keş-i tahmîn oldukları aʿdâdın ednâ mikdârı olduğuna binâen zuhûr-ı mâl-i mestûruna medâr olur hayâliyle baʿzı mukarreb etbâʿ vü hüddâmı ve ale'l-husûs bir müddetden berü Cerde başbuğu olup evlâdının min-ciheti'l-muhabbe eʿazz u akdemi ve esrâra dâir ahvâlinin mahremi olan mîrimîrân Abdullah Paşa ile damadı Nasuh Bey ki Vezîr Saʿdeddin Paşa merhûmun oğludur. Âsitâne-i saʿâdet'e ihzâr olunup vusûllerinde mûmâ-ileyhim ferden ferdâ istintâk ve ketm ü ihfâ semtlerine sâlik olmadıkları hâlde ser-safha-i arzûlarında mürtesim olan matâlib ve merâtib ile her biri mazhar-ı nevâziş ü işfâk olacakları dahi işrâb olunup mevcûd olan (119-a) mâlin gayrisine adem-i vukūf ve usûrların îmâ ve yekdiğere gayr-i muhâlif takārîr ile âyîn-i yek-cihetî ve ittihâdî icrâ eylediklerinde, Mısraʿ: \"Aʿtı ileyhi temraten feinne ebâ fe-cemraten\" mefhûmu üzere teshîlen li'l-maslaha vüche-i rifk u mülâyemet semt-i kahr u gazaba tahvîl ve haklarında derkâr olan muʿâmele-i lûtf zecr ü unfe tebdîl olunarak bâzû-yi cahd ü inkârları tâfte-i pençe-i şikence-i ibrâm ve târ-ı\nenfâs-ı hayâtları küsüste-i mikrâz-ı inʿidâm olacak derecelerde tazyîk ve izʿâclarına ihtimâm olunmuş iken kavl-i evvelde sâbit-kadem ve mütehammil-i envâʿ-ı elem ü sitem olduklarından gayri ilâ-yevmi'l-kıyâm mağlûl ve mukayyed mahbesde muhalled olsalar bile bir fâide-i zâide hâsıl olmayacağı sübût-yâfte-i tahakkuk olmağla lâ-cerem me'mûrlara küllî hayret müstevlî ve himmet ve ikdâmlarına fütûr ve rehâvet târî olup encâm-ı kâr cânib-i mîrîye küllî hizmet izhâriyle tahliye-i sebîllerine ibtidâr olunacağı mûmâ-ileyhime iş'âr olundukda devlet-i ebed-müddet tarafından bir nevʿ-i iltifâta mazhar olmadıkca matlûb olan hizmetin edâsında bi'z-zarûre kusûr edecekleri aʿzârını bast u îmâ ve kendülere bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret birer eyâlet ihsân ve inâyet olunur ise taksît ile cânib-i mîrîye üç bin edâ ve teslîm eyleyeceklerini ifâde ve inbâ etmeleriyle fi'l-hakīka niyâzlarına sûret-i müsâʿade-i irâeti vücûh-ı menâfiʿ-i müstelzim olup ez-cümle yedlerinde mâl-i mektûm var ise dahi el-hâletü-hâzihi edâ ve teslîmine müteahhid (119-b) oldukları mertebelere ancak resîde olacağı zâhir olmağla anı dahi kıst be-kıst Devlet-i aliyye'ye vermiş olurlar. Sâniyen, bunlara vezâret ihsânı Şam vâlisinin ân be-ân inân-ı rıbâ-yı sabr u sâmânı olup hilâf-ı rızâ hareketden ictinâb ve muhavvel-i zimmet-i himmeti olan hidemâtda gün be-gün izhâr-ı kemâl-i sadâkat ve istikāmet eyleyeceği bî-irtiyâb olduğundan fazla Azmzâde neslinden şimdiye dek otuzdan mütecâviz vüzerâ ve mîrîmîrân zuhûr edüp cümlesi Devlet-i aliyye'ye mutîʿ ve münkād ve bir ferdinden şâibe-i isyân ve ru'ûnet mahsûs olmadığı ma'lûm-ı kâffe-i ibâd olup ale'l-husûs Şam havâlisinde ızâm-ı kadr ü şânları keş-şems fi'l-hevâcir nümâyân ve zâhir ve vak' u rağbetleri sâir vüzerâdan ziyâde ve vâfir olup, [Mısra]: Nice bâzîçesi var dünyânın medlûlü üzere lede'l-iktizâ istihdâm içün elde bulunacakları hüsniyyâtı etrâfiyle rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u takdîm olundukda haklarında avâtıf-ı aliyye-i mülûkâne erzânî buyurulup umûr-ı Şâmiyyenin ihtilâlden muhâfazası irâdesiyle mültemeslerinin aʿzamı olan eyâlet-i Haleb kendülerden sarf ve oldukca Şam'a bu'dî olan Rakka Eyâleti bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret Abdullah Paşa'ya ve Diyârbekir Eyâleti kezâlik rütbe-i sâmiye-i vezâretle Nasuh Bey'e şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn mûcibince işbu şehr-i (120-a) Cumâdelâhirenin onsekizinci sebt günü tevcîh ve ihsân ve huzûr-ı âsaf-ı Felâtun-tedbîrde serâsere kaplu semmûr kürkler ilbâsiyle ser-i iftihârları muvâzi-i ferk-ı Ferkadân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i vâlâ-yi vezâret be-Azm-zâde Abdullah Paşa ve Nasuh Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_084.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i vâlâ-yi vezâret be-Azm-zâde Abdullah Paşa ve Nasuh Bey",
          "text": "Bundan akdem sahîfe-zîb-i beyân olduğu üzere Şam vâlîsi iken fevt olan Azm-zâde vezîr Mehmed Paşa'nın zâhirde terk eylediği emvâl-i mevcûde ve nukūd-ı maʿdûdesi temâdî-i hengâm-ı imâret ve tevâlî-i eyyâm-ı vezâretine nazaran tasavvur olunan derecenin miʿşârı ve dahl ü harcına vâkıf olanların radde-keş-i tahmîn oldukları aʿdâdın ednâ mikdârı olduğuna binâen zuhûr-ı mâl-i mestûruna medâr olur hayâliyle baʿzı mukarreb etbâʿ vü hüddâmı ve ale'l-husûs bir müddetden berü Cerde başbuğu olup evlâdının min-ciheti'l-muhabbe eʿazz u akdemi ve esrâra dâir ahvâlinin mahremi olan mîrimîrân Abdullah Paşa ile damadı Nasuh Bey ki Vezîr Saʿdeddin Paşa merhûmun oğludur. Âsitâne-i saʿâdet'e ihzâr olunup vusûllerinde mûmâ-ileyhim ferden ferdâ istintâk ve ketm ü ihfâ semtlerine sâlik olmadıkları hâlde ser-safha-i arzûlarında mürtesim olan matâlib ve merâtib ile her biri mazhar-ı nevâziş ü işfâk olacakları dahi işrâb olunup mevcûd olan (119-a) mâlin gayrisine adem-i vukūf ve usûrların îmâ ve yekdiğere gayr-i muhâlif takārîr ile âyîn-i yek-cihetî ve ittihâdî icrâ eylediklerinde, Mısraʿ: \"Aʿtı ileyhi temraten feinne ebâ fe-cemraten\" mefhûmu üzere teshîlen li'l-maslaha vüche-i rifk u mülâyemet semt-i kahr u gazaba tahvîl ve haklarında derkâr olan muʿâmele-i lûtf zecr ü unfe tebdîl olunarak bâzû-yi cahd ü inkârları tâfte-i pençe-i şikence-i ibrâm ve târ-ı\nenfâs-ı hayâtları küsüste-i mikrâz-ı inʿidâm olacak derecelerde tazyîk ve izʿâclarına ihtimâm olunmuş iken kavl-i evvelde sâbit-kadem ve mütehammil-i envâʿ-ı elem ü sitem olduklarından gayri ilâ-yevmi'l-kıyâm mağlûl ve mukayyed mahbesde muhalled olsalar bile bir fâide-i zâide hâsıl olmayacağı sübût-yâfte-i tahakkuk olmağla lâ-cerem me'mûrlara küllî hayret müstevlî ve himmet ve ikdâmlarına fütûr ve rehâvet târî olup encâm-ı kâr cânib-i mîrîye küllî hizmet izhâriyle tahliye-i sebîllerine ibtidâr olunacağı mûmâ-ileyhime iş'âr olundukda devlet-i ebed-müddet tarafından bir nevʿ-i iltifâta mazhar olmadıkca matlûb olan hizmetin edâsında bi'z-zarûre kusûr edecekleri aʿzârını bast u îmâ ve kendülere bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret birer eyâlet ihsân ve inâyet olunur ise taksît ile cânib-i mîrîye üç bin edâ ve teslîm eyleyeceklerini ifâde ve inbâ etmeleriyle fi'l-hakīka niyâzlarına sûret-i müsâʿade-i irâeti vücûh-ı menâfiʿ-i müstelzim olup ez-cümle yedlerinde mâl-i mektûm var ise dahi el-hâletü-hâzihi edâ ve teslîmine müteahhid (119-b) oldukları mertebelere ancak resîde olacağı zâhir olmağla anı dahi kıst be-kıst Devlet-i aliyye'ye vermiş olurlar. Sâniyen, bunlara vezâret ihsânı Şam vâlisinin ân be-ân inân-ı rıbâ-yı sabr u sâmânı olup hilâf-ı rızâ hareketden ictinâb ve muhavvel-i zimmet-i himmeti olan hidemâtda gün be-gün izhâr-ı kemâl-i sadâkat ve istikāmet eyleyeceği bî-irtiyâb olduğundan fazla Azmzâde neslinden şimdiye dek otuzdan mütecâviz vüzerâ ve mîrîmîrân zuhûr edüp cümlesi Devlet-i aliyye'ye mutîʿ ve münkād ve bir ferdinden şâibe-i isyân ve ru'ûnet mahsûs olmadığı ma'lûm-ı kâffe-i ibâd olup ale'l-husûs Şam havâlisinde ızâm-ı kadr ü şânları keş-şems fi'l-hevâcir nümâyân ve zâhir ve vak' u rağbetleri sâir vüzerâdan ziyâde ve vâfir olup, [Mısra]: Nice bâzîçesi var dünyânın medlûlü üzere lede'l-iktizâ istihdâm içün elde bulunacakları hüsniyyâtı etrâfiyle rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u takdîm olundukda haklarında avâtıf-ı aliyye-i mülûkâne erzânî buyurulup umûr-ı Şâmiyyenin ihtilâlden muhâfazası irâdesiyle mültemeslerinin aʿzamı olan eyâlet-i Haleb kendülerden sarf ve oldukca Şam'a bu'dî olan Rakka Eyâleti bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret Abdullah Paşa'ya ve Diyârbekir Eyâleti kezâlik rütbe-i sâmiye-i vezâretle Nasuh Bey'e şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn mûcibince işbu şehr-i (120-a) Cumâdelâhirenin onsekizinci sebt günü tevcîh ve ihsân ve huzûr-ı âsaf-ı Felâtun-tedbîrde serâsere kaplu semmûr kürkler ilbâsiyle ser-i iftihârları muvâzi-i ferk-ı Ferkadân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hüdavendigâr-ı sâbık behişt-câ, firdevs-me'vâ Sultan Mustafa Hân hazretlerinin benât-ı hûr-sıfatlarından tâcü'l-muhadderât iffetlû Beyhan Sultan ve eklîletü'l-muhassenât ismetlû Hadîce Sultan hazerâtının idrâk-i vakt-i tezvîcleri hasebiyle birer vezîr-i rûşen-zamîre akd olunmaları emrine bundan akdem irâde-i menâyih-ifâde-i mülûkâne ta'alluk etmekden nâşi müşârün-ileyhâ Beyhan Sultan hazretleri Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa hazretlerine akd ü tezvîc ve Hadîce Sultan hazretleri Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa hazretlerine şimdilik namzed kılınmağla metâʿ-ı i'tibârı tervîc olunmak tasmîm buyurulup müşârün-ileyh Mustafa Paşa hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'e da'vet içün berîd-i meserret-nüvîd bâ's u tesyîr ve kezâlik beşâret-i nâmzedî ile Seyyid Ahmed Paşa hazretlerinin bâsire-i ibtihâcı tenvîr olunmuşidi. Bu esnâda Mustafa Paşa hazretleri hâl-i cemâl-i Arabistân olan Halebüşşehbâ'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve süvâr-ı rehvâr-ı isti'câl olarak vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup (120b) mefhûmu üzere işbu şehr-i Cumâdelâhirenin sekizinci erba'â günü şeyhülislâm ve müftilenâm hazretleri Saray-ı hümâyûn'a da'vet ve Dârüssa'âdetü'ş-şerîfe ağası hazretlerine muhtas olan odada bisât-ârâ-yı ikāmet oldukları esnâda vezîreyn-i müşârün-ileyhimâ hazerâtı tarafından bundan akdem tertîb olunan nişân takımlarını mu'tâd üzere sağdıc taʿyîn olunan kethüdâ-yı bî-hemtâ-yı hazret-i âsafî Esseyyid Mehmed Hayrî Efendi hazretleri mu'anven âlây ile Enderûn-ı hümâyûn'a îsâl ve takdîm ve tarafeyn vekilleri hâzır oldukları hâlde ma'lûmü'l-mikdâr mehr üzerine Beyhan Sultan aliyyetü'ş-şân hazretlerini Mustafa Paşa hazretlerine mevlânâ-yı müşârün-ileyh hazretleri akd buyurup duâ akabinde ilbâs-ı mu'tâd olan zevât-ı kirâma semmûr kürkler ve hil'atler iksâ ve ba'zı zevâta dahi surreler i'tā ve şehr-i mezkûrun onbeşinci çarşanba günü sultân-ı müşârün-ileyhâ hazretlerinin Saray-ı hümâyûn'dan cihâz-ı cihân-bahâları nakli fermân buyurulmağla kân-ı imkânda nâdirü'l-vücûd ve hazâin-i mülûk-ı âfâkda emsâli kemyâb ve nâ-bûd cevâhir-i müşaşa'a ve emti'a-i mülemma'a ve evânî-i talâ ve sîm ve esâs-ı mümteni'atü't-takvîmleri âlây-ı vâlâ ve tertîb-i dilârâ ile ismet-sarây-ı sultânîlerine nakl ve ferdâsı müşârün-ileyhâ hazretleri sâirinden müzeyyen âlây ile hacle-i ismet ve beytü'l-arûs-ı iffet olan harem-i irem-veşlerin teşrîf buyurup (121a) erbâb-ı âlây avdet ve ancak sadrıazam-ı âlî-makām ve şeyhülislâm-ı benâm ve kapudan-ı deryâ ve ricâl-i bâb-ı şeref-intima zânü-\nzede-i visâde-i ikāmet oldular. Bu hilâlde gâh sohbet-i hassü'l-hass ile imrâr-ı ezmân ve gâh istimâʿ-ı hânendegân ve sâzendegân ile tenşît-i ezhân ve baʿde'l-mağrib Dârüssaʿâde ağası hazretleri dahi saray-ı mezkûre gelüp baʿde'l-ʿişâ vezîr-i müşârün-ileyh hazretleri harem-sarây-ı sultânîye duhûl ve müşârün-ileyhim hazerâtı dahi avd ü kufûl ve seheri dâmâd paşa hazretleri Bâbıʿâlî'ye vürûd ve takbîl-i dâmen-i sadrü'l-vüzerâ ile ihrâz-ı şeref-i nâ-maʿdûd edüp taraf-ı âsafâneden bir ferve-i semmûr zîver-i ʿâtık-ı mefhareti kılındıkdan sonra saraylarına avdet ve baʿde'l-cumʿa kutb-ı dâire-i hilâfet ve şems-i âsmân-ı saltanat olan şehriyâr-ı ʿâdil ve pâdişâh-ı deryâ-dil hazretleri dahi muʿtâd üzere saray-ı sultânîye pâ-nihâde-i iʿtibâr ü şeref ve dâire-i Harem-i muhterem'de çâr-bâliş-i nişîn-i şevket olarak ihyâ-yı resm-i selef buyurup akşama karîb bi'd-devleti ve'l-ikbâl hareket ve dürr-i yektâ-yı vücûd-ı hümâyûnlarına sadef olan saray-ı behişt-âsâlarına avdet buyurdular dâmâd paşa hazretlerinin kapu kethüdâları olan Mustafa Ağa bu esnâda mendîl-bend-i meyân-ı hizmet ve berzede-i dâmân-ı gayret olmakdan nâşî meclâ-yı jeng-beste-i emeli perdâht-kârî-i teveccüh ü ikbâl ile mücellâ ve musaykal ve ukde-i saht-beste-i (121-b) maksûdu nâhun-ı iltifât ve nevâziş ile münhâl olup bilfiʿil kapucu-başılık rütbesini ihrâz ile ser-efrâz oldu.",
          "caption": "Akd ü tezvîc-i Beyhan Sultan be-Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa ve namzed-şüden-i Hadîce Sultan be-Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_085.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Akd ü tezvîc-i Beyhan Sultan be-Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa ve namzed-şüden-i Hadîce Sultan be-Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa",
          "text": "Hüdavendigâr-ı sâbık behişt-câ, firdevs-me'vâ Sultan Mustafa Hân hazretlerinin benât-ı hûr-sıfatlarından tâcü'l-muhadderât iffetlû Beyhan Sultan ve eklîletü'l-muhassenât ismetlû Hadîce Sultan hazerâtının idrâk-i vakt-i tezvîcleri hasebiyle birer vezîr-i rûşen-zamîre akd olunmaları emrine bundan akdem irâde-i menâyih-ifâde-i mülûkâne ta'alluk etmekden nâşi müşârün-ileyhâ Beyhan Sultan hazretleri Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa hazretlerine akd ü tezvîc ve Hadîce Sultan hazretleri Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa hazretlerine şimdilik namzed kılınmağla metâʿ-ı i'tibârı tervîc olunmak tasmîm buyurulup müşârün-ileyh Mustafa Paşa hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'e da'vet içün berîd-i meserret-nüvîd bâ's u tesyîr ve kezâlik beşâret-i nâmzedî ile Seyyid Ahmed Paşa hazretlerinin bâsire-i ibtihâcı tenvîr olunmuşidi. Bu esnâda Mustafa Paşa hazretleri hâl-i cemâl-i Arabistân olan Halebüşşehbâ'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve süvâr-ı rehvâr-ı isti'câl olarak vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup (120b) mefhûmu üzere işbu şehr-i Cumâdelâhirenin sekizinci erba'â günü şeyhülislâm ve müftilenâm hazretleri Saray-ı hümâyûn'a da'vet ve Dârüssa'âdetü'ş-şerîfe ağası hazretlerine muhtas olan odada bisât-ârâ-yı ikāmet oldukları esnâda vezîreyn-i müşârün-ileyhimâ hazerâtı tarafından bundan akdem tertîb olunan nişân takımlarını mu'tâd üzere sağdıc taʿyîn olunan kethüdâ-yı bî-hemtâ-yı hazret-i âsafî Esseyyid Mehmed Hayrî Efendi hazretleri mu'anven âlây ile Enderûn-ı hümâyûn'a îsâl ve takdîm ve tarafeyn vekilleri hâzır oldukları hâlde ma'lûmü'l-mikdâr mehr üzerine Beyhan Sultan aliyyetü'ş-şân hazretlerini Mustafa Paşa hazretlerine mevlânâ-yı müşârün-ileyh hazretleri akd buyurup duâ akabinde ilbâs-ı mu'tâd olan zevât-ı kirâma semmûr kürkler ve hil'atler iksâ ve ba'zı zevâta dahi surreler i'tā ve şehr-i mezkûrun onbeşinci çarşanba günü sultân-ı müşârün-ileyhâ hazretlerinin Saray-ı hümâyûn'dan cihâz-ı cihân-bahâları nakli fermân buyurulmağla kân-ı imkânda nâdirü'l-vücûd ve hazâin-i mülûk-ı âfâkda emsâli kemyâb ve nâ-bûd cevâhir-i müşaşa'a ve emti'a-i mülemma'a ve evânî-i talâ ve sîm ve esâs-ı mümteni'atü't-takvîmleri âlây-ı vâlâ ve tertîb-i dilârâ ile ismet-sarây-ı sultânîlerine nakl ve ferdâsı müşârün-ileyhâ hazretleri sâirinden müzeyyen âlây ile hacle-i ismet ve beytü'l-arûs-ı iffet olan harem-i irem-veşlerin teşrîf buyurup (121a) erbâb-ı âlây avdet ve ancak sadrıazam-ı âlî-makām ve şeyhülislâm-ı benâm ve kapudan-ı deryâ ve ricâl-i bâb-ı şeref-intima zânü-\nzede-i visâde-i ikāmet oldular. Bu hilâlde gâh sohbet-i hassü'l-hass ile imrâr-ı ezmân ve gâh istimâʿ-ı hânendegân ve sâzendegân ile tenşît-i ezhân ve baʿde'l-mağrib Dârüssaʿâde ağası hazretleri dahi saray-ı mezkûre gelüp baʿde'l-ʿişâ vezîr-i müşârün-ileyh hazretleri harem-sarây-ı sultânîye duhûl ve müşârün-ileyhim hazerâtı dahi avd ü kufûl ve seheri dâmâd paşa hazretleri Bâbıʿâlî'ye vürûd ve takbîl-i dâmen-i sadrü'l-vüzerâ ile ihrâz-ı şeref-i nâ-maʿdûd edüp taraf-ı âsafâneden bir ferve-i semmûr zîver-i ʿâtık-ı mefhareti kılındıkdan sonra saraylarına avdet ve baʿde'l-cumʿa kutb-ı dâire-i hilâfet ve şems-i âsmân-ı saltanat olan şehriyâr-ı ʿâdil ve pâdişâh-ı deryâ-dil hazretleri dahi muʿtâd üzere saray-ı sultânîye pâ-nihâde-i iʿtibâr ü şeref ve dâire-i Harem-i muhterem'de çâr-bâliş-i nişîn-i şevket olarak ihyâ-yı resm-i selef buyurup akşama karîb bi'd-devleti ve'l-ikbâl hareket ve dürr-i yektâ-yı vücûd-ı hümâyûnlarına sadef olan saray-ı behişt-âsâlarına avdet buyurdular dâmâd paşa hazretlerinin kapu kethüdâları olan Mustafa Ağa bu esnâda mendîl-bend-i meyân-ı hizmet ve berzede-i dâmân-ı gayret olmakdan nâşî meclâ-yı jeng-beste-i emeli perdâht-kârî-i teveccüh ü ikbâl ile mücellâ ve musaykal ve ukde-i saht-beste-i (121-b) maksûdu nâhun-ı iltifât ve nevâziş ile münhâl olup bilfiʿil kapucu-başılık rütbesini ihrâz ile ser-efrâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu sâl-i huceste-fâlde Donanma-yı hümâyûn'a her seneden ziyâde takayyüd ü ihtimâm ve edevât ü levendâtı bilâ-kusûr ikmâl ü itmâm buyurulup mevsim-i rûz-ı Hızır dahi hulûl ve mürûr eylediğine binâen işbu şehr-i Cumâdelâhirenin yirmiikinci çarşanba günü kapudan-ı deryâ vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa hazretleri mersâ-yı nusret-sây-ı Tersâne-i ʿâmire'den refʿ-ı lenger-i ikāmet ve ârâm ve Yalı pîşgâhında âlây gösterüp muʿtâd üzere müşârün-ileyh hazretlerine ve ümerâ-i deryâ ve kapudanlara kürk ve hilʿatler ilbâs olunup her biri mazhar-ı nevâziş-i tâm oldular. Mukaddemâ Malta keferesi yedine bi-kazâi'llâhi teʿâlâ giriftâr olan şeytenin bi-eyyi-vechin-kân istihlâsı ve Bahr-i sefîd'in düşman-ı dîn korsanlarından istisfâsı şifâhen taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-ı hazret-i tâcdârîden müşârün-ileyh hazretlerine bundan evvel emr ü fermân ve bu sene-i mübârekede ne semtlere varacağı ve ne mahalde geşt ü güzâr eyleyeceği suʾâl-i hikmet-meʾâli güzerân eyledikde zabt-kerde-i dest-i aʿdâ olan sefîne-i mârrü'z-\nzikrin (122a) bi-havli'l-lâhi ve kuvvetihi tahlîsi husûsuna sarf-ı makdûr ve ahz-i intikām zımnında sa'y-i mevfûr etmek üzere taʿahhüd ve Donanma-yı hümâyûn'un geşt ü güzâr eyleyecek cezâir ve sevâhili ferden ferdâ beyân ile icrâ-yı lâzıme-i muhâfazaya kemâ-yenbagî ihtimâm ve takayyüd edeceğini bir kıt'a takrîrinde zikr ü tafsîl etmiş idi. Bu defʿa dahi hasbe'l-âde atebe-i seniyye-i şehriyârîye rû-nihâde oldukda taraf-ı hümâyûndan vesâyâ-yı sâlife istînâf ve iʿâde ve kemâl-i emniyyet-i Bahr-i sefîd hasran matlûb olduğu müşârün-ileyhe emr ü ifâde buyuruldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn be-Bahr-i sefîd ve Sudûr-ı tenbîh-i ekîd ez-cânib-i şehriyâr-ı Felâtun-menâkıb be-Kapudan-ı deryâ Vezîr Gazi Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_086.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn be-Bahr-i sefîd ve Sudûr-ı tenbîh-i ekîd ez-cânib-i şehriyâr-ı Felâtun-menâkıb be-Kapudan-ı deryâ Vezîr Gazi Hasan Paşa",
          "text": "İşbu sâl-i huceste-fâlde Donanma-yı hümâyûn'a her seneden ziyâde takayyüd ü ihtimâm ve edevât ü levendâtı bilâ-kusûr ikmâl ü itmâm buyurulup mevsim-i rûz-ı Hızır dahi hulûl ve mürûr eylediğine binâen işbu şehr-i Cumâdelâhirenin yirmiikinci çarşanba günü kapudan-ı deryâ vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa hazretleri mersâ-yı nusret-sây-ı Tersâne-i ʿâmire'den refʿ-ı lenger-i ikāmet ve ârâm ve Yalı pîşgâhında âlây gösterüp muʿtâd üzere müşârün-ileyh hazretlerine ve ümerâ-i deryâ ve kapudanlara kürk ve hilʿatler ilbâs olunup her biri mazhar-ı nevâziş-i tâm oldular. Mukaddemâ Malta keferesi yedine bi-kazâi'llâhi teʿâlâ giriftâr olan şeytenin bi-eyyi-vechin-kân istihlâsı ve Bahr-i sefîd'in düşman-ı dîn korsanlarından istisfâsı şifâhen taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-ı hazret-i tâcdârîden müşârün-ileyh hazretlerine bundan evvel emr ü fermân ve bu sene-i mübârekede ne semtlere varacağı ve ne mahalde geşt ü güzâr eyleyeceği suʾâl-i hikmet-meʾâli güzerân eyledikde zabt-kerde-i dest-i aʿdâ olan sefîne-i mârrü'z-\nzikrin (122a) bi-havli'l-lâhi ve kuvvetihi tahlîsi husûsuna sarf-ı makdûr ve ahz-i intikām zımnında sa'y-i mevfûr etmek üzere taʿahhüd ve Donanma-yı hümâyûn'un geşt ü güzâr eyleyecek cezâir ve sevâhili ferden ferdâ beyân ile icrâ-yı lâzıme-i muhâfazaya kemâ-yenbagî ihtimâm ve takayyüd edeceğini bir kıt'a takrîrinde zikr ü tafsîl etmiş idi. Bu defʿa dahi hasbe'l-âde atebe-i seniyye-i şehriyârîye rû-nihâde oldukda taraf-ı hümâyûndan vesâyâ-yı sâlife istînâf ve iʿâde ve kemâl-i emniyyet-i Bahr-i sefîd hasran matlûb olduğu müşârün-ileyhe emr ü ifâde buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "انظر الى حسن زهر الروضة البهج و اسمع ترنم هذا لطائر اللهج\nتجلى الرياض وقينات الحمام شدت والزهر يحرق عرف المندل الرطب\n\nBi-hamdihi sübhânehu ve teʿâlâ atyeb-i mevâsim ve eyyâm olan fasl-ı bahâr idrâk ve âyine-i çehre-i zamâneye şiddet-i zemistândan ârız olan zeng-i inkıbâzı mücellâ ve tâbnâk edüp feyz-i nâmiye-î rebîʿ ile deşt ü sahrâ numûne-nümâ-yı sâha-i cennetü'l-me'vâ ve benât-ı nebât hulel-i zeberced-fâm ile bâğ u rağda kāmet-efrâz-ı işve vü istiğnâ olup hatîb-ı andelîb firâz-ı gülbünde hutbe-i sultân-ı gülü gûş-ı mutavattınân-ı çemene îsâl ve naʿat-hân-ı şâh-ı gül ya'ni bülbül şûrîde-dil mahfel-i merg-zârda sitâyiş-i şâh-ı bahârı tafsîl ve icmâl edüp, Nazm: Şeh-i bahâr hele ahdi müstedâm olsun Yine ehâlî-i gülzâra etdi (122-b) lûtf-ı amîm Raʿiyyet-i çemenin kaldurup avârızını Yerine geldi şeneldi o Hândân-ı kadîm Urûk-ı huşk-ı kürûma nemâ edüp sereyân Göründü sırr-ı hayât-ı kühen ızâm-ı ramîm Basît-ı gabrâ riyâhîn-ı gûnâ-gûn ile mânend-i nakş-ı bukalemun ve saha-ı serâ envâʿ-ı envâr u ezhâr ile neşât-efzâ-yı derûn olup fe-li-hazâ tabʿ-ı hümûyûn-ı safâ-makrûnda meyl-ı tenezzüh ü tenakkul derkâr ve tebdîl-i makarr u mekâna hâhiş ü rağbet bedîdâr olmağla işbu Cumâdelâhirenin yirmiüçüncü hamîs günü mânend-i hüsrev-ı felek-ı çehârim bir burcdan bir\nburca âzim ya'nî sarây-ı dilârâ-yı mülûkâneden bi'ş-şevketi ve'l-ikbâl zevrak-süvâr-ı nakl ü hareket ve gıbta-fermâ-yı cinân-ı erbaʿa olan nüzhet-sarây-ı Beşiktaş'a sâye-endâz-ı mecd ü übbehet oldular.",
          "caption": "Nakl-i Hümâyûn be-sâhil-saray-i Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_087.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i Hümâyûn be-sâhil-saray-i Beşiktaş",
          "text": "انظر الى حسن زهر الروضة البهج و اسمع ترنم هذا لطائر اللهج\nتجلى الرياض وقينات الحمام شدت والزهر يحرق عرف المندل الرطب\n\nBi-hamdihi sübhânehu ve teʿâlâ atyeb-i mevâsim ve eyyâm olan fasl-ı bahâr idrâk ve âyine-i çehre-i zamâneye şiddet-i zemistândan ârız olan zeng-i inkıbâzı mücellâ ve tâbnâk edüp feyz-i nâmiye-î rebîʿ ile deşt ü sahrâ numûne-nümâ-yı sâha-i cennetü'l-me'vâ ve benât-ı nebât hulel-i zeberced-fâm ile bâğ u rağda kāmet-efrâz-ı işve vü istiğnâ olup hatîb-ı andelîb firâz-ı gülbünde hutbe-i sultân-ı gülü gûş-ı mutavattınân-ı çemene îsâl ve naʿat-hân-ı şâh-ı gül ya'ni bülbül şûrîde-dil mahfel-i merg-zârda sitâyiş-i şâh-ı bahârı tafsîl ve icmâl edüp, Nazm: Şeh-i bahâr hele ahdi müstedâm olsun Yine ehâlî-i gülzâra etdi (122-b) lûtf-ı amîm Raʿiyyet-i çemenin kaldurup avârızını Yerine geldi şeneldi o Hândân-ı kadîm Urûk-ı huşk-ı kürûma nemâ edüp sereyân Göründü sırr-ı hayât-ı kühen ızâm-ı ramîm Basît-ı gabrâ riyâhîn-ı gûnâ-gûn ile mânend-i nakş-ı bukalemun ve saha-ı serâ envâʿ-ı envâr u ezhâr ile neşât-efzâ-yı derûn olup fe-li-hazâ tabʿ-ı hümûyûn-ı safâ-makrûnda meyl-ı tenezzüh ü tenakkul derkâr ve tebdîl-i makarr u mekâna hâhiş ü rağbet bedîdâr olmağla işbu Cumâdelâhirenin yirmiüçüncü hamîs günü mânend-i hüsrev-ı felek-ı çehârim bir burcdan bir\nburca âzim ya'nî sarây-ı dilârâ-yı mülûkâneden bi'ş-şevketi ve'l-ikbâl zevrak-süvâr-ı nakl ü hareket ve gıbta-fermâ-yı cinân-ı erbaʿa olan nüzhet-sarây-ı Beşiktaş'a sâye-endâz-ı mecd ü übbehet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmiüçüncü günü kalʿası muhâfazası şartiyle İnebahtı sancağı ber-vech-i arpalık sadr-ı sâbık Yeğen Mehmed Paşa hazretlerine ve Vidin muhâfızlığı sâbıkā Hotin muhâfızı olan Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa hazretlerine ve Hotin kalʿası muhâfazası şartiyle Yanya sancağı ber-vech-i arpalık sâbıkā Haleb vâlîsi Vezîr Ohrili Ahmed Paşa hazretlerine ve Haleb eyâleti sâbıkā Diyârbekir vâlîsi olan Vezîr Esseyyid Abdi Paşa hazretlerine ve Sivas eyâleti sâbıkā Rakka vâlîsi olan Vezîr Abdülcelîl-zâde Süleyman Paşa hazretlerine ve Selanik (123-a) sancağı Karesi sancağı ilhâkıyla ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafa Paşa hazretlerine ve kalʿası muhâfazası şartiyle Eğriboz ve Karlı-ili sancakları sâbıkān Selânik mutasarrıfı Livadyalı vezîr Hasan Paşa hazretlerine ve İlbasan sancağı sâbıkān İnebahtı muhâfızı mîrimîrân-ı kirâmdan İbrâhim Paşa'ya ve Sultanönü sancağı sâbıkān Çirmen muhâfızı Zaralı-zâde Abdullah Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve kapu-kethüdâları huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı sadrü's-sudûrda ilbâs-ı hilʿat ile kâmrevâ ve Marʿaş eyâleti dahi Dulkadir-zâde Ömer Paşa'ya takrîr ve ibkā buyurulup sâbıkān Sivas vâlîsi Vezîr Esseyyid Mustafa Paşa hazretlerinin mizâclarında illet olup haml-i sakîl vezâreti tahammülden izhâr-ı acz ü fütûr ve takāʿüd ihtiyârıyla cûyende-i ârâm ve huzûr olmağla binâen-aleyh sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mûcibince tuğları refʿ olunup civâr-ı hazret-i Hâlid'de vâkiʿ halîle-i celîleleri ismetlû Şah Sultan-ı aliyyetü'ş-şân hazretlerinin sâhil-serâlarında ikāmet ve duʿâ-yı ömr ü devlet-i pâdişâhîye muvâzabet eylemesi bâbında emr-i âlî ısdâr buyuruldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ-yı izâm ve mîrimîrân-ı kirâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_088.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ-yı izâm ve mîrimîrân-ı kirâm",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmiüçüncü günü kalʿası muhâfazası şartiyle İnebahtı sancağı ber-vech-i arpalık sadr-ı sâbık Yeğen Mehmed Paşa hazretlerine ve Vidin muhâfızlığı sâbıkā Hotin muhâfızı olan Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa hazretlerine ve Hotin kalʿası muhâfazası şartiyle Yanya sancağı ber-vech-i arpalık sâbıkā Haleb vâlîsi Vezîr Ohrili Ahmed Paşa hazretlerine ve Haleb eyâleti sâbıkā Diyârbekir vâlîsi olan Vezîr Esseyyid Abdi Paşa hazretlerine ve Sivas eyâleti sâbıkā Rakka vâlîsi olan Vezîr Abdülcelîl-zâde Süleyman Paşa hazretlerine ve Selanik (123-a) sancağı Karesi sancağı ilhâkıyla ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafa Paşa hazretlerine ve kalʿası muhâfazası şartiyle Eğriboz ve Karlı-ili sancakları sâbıkān Selânik mutasarrıfı Livadyalı vezîr Hasan Paşa hazretlerine ve İlbasan sancağı sâbıkān İnebahtı muhâfızı mîrimîrân-ı kirâmdan İbrâhim Paşa'ya ve Sultanönü sancağı sâbıkān Çirmen muhâfızı Zaralı-zâde Abdullah Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve kapu-kethüdâları huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı sadrü's-sudûrda ilbâs-ı hilʿat ile kâmrevâ ve Marʿaş eyâleti dahi Dulkadir-zâde Ömer Paşa'ya takrîr ve ibkā buyurulup sâbıkān Sivas vâlîsi Vezîr Esseyyid Mustafa Paşa hazretlerinin mizâclarında illet olup haml-i sakîl vezâreti tahammülden izhâr-ı acz ü fütûr ve takāʿüd ihtiyârıyla cûyende-i ârâm ve huzûr olmağla binâen-aleyh sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mûcibince tuğları refʿ olunup civâr-ı hazret-i Hâlid'de vâkiʿ halîle-i celîleleri ismetlû Şah Sultan-ı aliyyetü'ş-şân hazretlerinin sâhil-serâlarında ikāmet ve duʿâ-yı ömr ü devlet-i pâdişâhîye muvâzabet eylemesi bâbında emr-i âlî ısdâr buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâdde-i Kırım içün bundan akdem ittifâk-ı ârâ-yı vükelâ-yı devlet ile Moskovlu'ya verilen senedin bu esnâda tasdîk-nâmesi vürûd edüp Aynalıkavak musâlahası akabinde mübâdele olunan tasdîk-nâmeye kıyâsen bu defʿa dahi rüsûm-ı âdiye (123-b) icrâsı ve Bâbıâlî'de mübâdele kılınması müstedʿayâtıyla Rusya elçisi tercümânını re'isülküttâb efendi tarafına irsâl ve efendi-i müşârün-ileyh dahi bu maddenin tasdîk-nâmesi mâ-beyni'l-\nmurahhaseyn mübâdele olunmak iktizâ eder kavl-i leyyinî ile tercümân-ı mersûmu defʿ akabinde mersûm avdet ve maʿ-icrâ'i'r-rüsûm mübâdeleye himmet mûcib-i tezâyüd-i safvet ve muhabbet ve terk ü tarhı mûris-i iğbirâr ü bürûdet olacağı peyâmını îsâl eylediğinden gayri icrâ-yı rüsûm selef-i bi'se'l-halefi vaktinde dahi vâkiʿ olup kendüye adem-i müsâʿade devleti indinde inhitât-ı iʿtibârına sebeb olacağı tazarruʿâtını ifade etmekle madde-i mezkûrenin hüsn ü kubhu muvâzene ve rüsûm-ı mezkûrenin vech-i matlûb üzere icrâsında tekevvün eyleyecek zarar u fesâd muʿâyene olunup alenen teʿâti-i tasdîk-nâmede -sefer ber-taraf oldu- deyû asâkir-i mansûreye rehâvet ü fütûr ve seraskerlerin himmetlerine kesel ü kusûr tatarruk eyleyeceği كالنور في الديجور [ke'n-nûri fi'd-deycûr] zâhir ve gayr-i mestûr olup bu mehâzîr ise tasdîk-nâmenin sırren mübâdelesinde dahi derkârdır. Zîrâ baʿde'l-mübâdele beher hâl serhadlerde tahazzüb ve ihtişâd eden tavâ'if-i askeriyyeyi bir râbıtaya bend muktezî ve hâlleri üzere terk olundukları hâlde Rusyalu dahi mukābeleten askerini hudûdda ibkā (124-a) ve gün be-gün sebeb-i cemʿiyyeti istiksâdan hâli olmayacakları bedîhî olup bu sûretde adem-i teşettüt-i şeml-i askerîye dikkat ve ihtimâm ve mahallerinde ibkā ve istikrârlariyle taraf-ı hasmdan zuhûru melhûz su'âle istihzâr-ı cevâb ve tehyi'e-i delîl-i ilzâm dâʿiyeleri ile Rumeli vâlîsine ve İsmail seraskeri olan Vezîr Abdi Paşa hazretleri kalemrev-i hükümetlerinde vâkiʿ Sofya'da ikāmet ve Sofya'da müctemiʿ olan askere başbuğ olan Vezîr İsmail Paşa hazretleri mansıbı olan Anadolu eyâletine mürûr ile zabt u rabt-ı memleket edüp Özi vâlîsi Vezîr Bekir Paşa hazretleri dahi Silistre'de Vezîr Arslan Mehmed Paşa hazretleri Bucak'da ârâm ve meks ile her tarafa havâle-i çeşm-i basîret etmek ve hasım tarafından su'âl vârid olduğu sûretde herkes dâhil kalemrev-i hükümetinde mukīm olup tağyîr-i makarr u cây-gâhdan Devlet-i aliyye'nin bir garaz-ı âharı yokdur demek ve bu vesîle ile serhadlere takviye ve nizâm ve metânet ve istihkâm vermek tedâbîri bi-etrâfihâ rikâb-ı kâm-yâb-ı hüsrevâneye arz olundukda elçi-i mersûmun selefi olan küştenî dahi «Aynalı-kavak musâlahasından sonra devletimin cüz'î ve küllî bir garazı kalmayup ilâ-yevmi'l-kıyâm safvet ve muhabbetde ber-devâm olacağı muhakkakdır» demiş iken bir müddetden sonra zehre tirâk-i ashâb-ı idrâk olan işbu madde-i hatar-nâk zuhûr edüp (124-b) bu takdîrde aʿdânın bast eyledikleri mukaddimât-ı mümevvehe ki beynlerinde çere muyne ( چره موینه ) ile müştehiredir. Hakīkate haml ile mesmûʿ olmayup riʿâyeten li'l-hazm asâkir-i mansûre serhadlerde ibkā ve adem-i tefrîk ve teştîtlerine iʿtinâ ve tasdîk-nâmeler mâ-beyni'l-murahhaseyn mübâdele olunmak tenbîhâtı vâkıf-ı dekāyık-ı umûr-ı kâ'inât ve ârif-i mezâyâ-yi ahvâl-i mevcûdât olan şehriyâr-ı sutûde-ârâ hazretlerinden levha-\ntırâz-ı sünûh u zuhûr ve işbu tedkīk ve mülâhaza-i sâibe-i mülûkâneleri mûceb-i şâbâş ve tahsîn-i erbâb-ı nühâ ve şuʿûr olmuşdur. Hakîkat-i maddeye nazaran insâf ile dikkat olunsa \"ve liküllin vicheh\" meddâsı üzere re'yyenin ikisi dahi müvecceh ve müsellem olup evvelkisi kānûn-ı küllî-i düvele mutâbık ikincisi kāʿide-i hazm u ihtiyâta muvâfıkdır. Biz yine sadede gelelim tasdîknâmelerin bilâ-rüsûm icrâsına eğerçi irâde-i mülûkâne taʿalluk eyledi, lâkin elçi-i mersûm Aynalı-kavak tenkīh-nâmesinin mübâdelesi akabinde mukaddemâ cârî olan rüsûmu daʿvâ-yı bâtılına delîl ittihâziyle me'lûf olduğu ruʿûnet ve ısrâra ibtidâr eyleyeceğinden gayri Devlet-i aliyye'nin Moskovlu hakkında gālibâ nihânî bir fikr ü mülâhazası vardır diyerek bir vazʿ-ı bârid izhâr eyleyecekleri mülâhazadan baʿîd olmadığı ve asâkir-i mansûre fermûde-i hazret-i şehriyârî üzere serhadlerde müstakırr ve yalnız Vezîr Abdi Paşa kalemrev-i hükûmeti olan Sofya'ya ve Sofya'dan (125a) Vezîr İsmail Paşa kürsî-i mansıbı olan Kütahya'ya nakl olunup Özi muhâfızı Vezîr Hazînedâr Ali Paşa kemâ-kân hizmet-i muhâfazada sarf-ı tâb u tevân etmek şartıyla maʿ-icrâ'i'r-rüsûm mübâdele istîzânı mütekerrir oldukda vech-i ensebi üzere amel ü harekete ibtidâr olunmak bâbında izn-i hümâyûn şerefyâfte-i sudûr olup semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerine dahi keyfiyyet ifâde olundukda terk-i rüsûm ile elçi tarafından ısrâr mahzûru melhûz olduğu misillû maʿ-icrâ'i'r-rüsûm mübâdelede dahi hücnet derkârdır, zîrâ elçiye mihmândâr taʿyîni ve hânesine ortası neferâtiyle bir çorbacı tesyîri levâzım-ı rüsûmdan olup bu keyfiyyet ise şuyûʿ-ı sulhü îcâb ve serhadlerde mütehazzib olan tavâif-i askeriyyenin tezelzül ve teferruklarına min-akve'l-esbâb olacağına binâen husûs-ı mezkûrda hadd-i evsat bulunmak netîce-i hayâl-i semîhâneleri olduğunu efendi-i müşârün-ileyh hazretleri âverde-i zebân-ı beyân ve mihmândâr ve orta taʿyîn olunmaksızın mübâdele-i tasdîknâmeyi istisvâb ve istihsân etmeleriyle binâen alâ-zâlik ve orta ve mihmândâr taʿyîn olunmaksızın Babıâlî'ye getürdülüp kendüye kürk ve mensûbâtına hilaʿ ilbâsiyle iktifâ teklifi olundukda ednâ rüsûmun terkine kāil olmadığını işrâb ve kāil olduğu sûretde devleti tarafından mazhar-ı serzeniş ve itâb olacağın işʿâr ve sûret-i infiʿâlde mâ-beyni'l-murahhaseyn mübâdeleyi ihtiyâr (125b) etmekle işbu Cumâdelulânın onüçüncü sebt günü Aynalı-kavak sahil-sarayında vezîr-i mükerrem kapudan paşa ve Müftî-zâde ve re'isülküttâb efendi hazerâtı hâzır oldukları hâlde Rusya elçisiyle tasdîknâmeleri mübâdele eylediler. Öteden berü bu makūle senedât mübâdelesi akabinde yek-diğere hediyye vermek mesbûkü'l-misl olmakdan nâşî Rusya elçisi devleti tarafından olmak üzere bir mikdâr hediyye tertîb eylediğini ifade edüp mersûmun hediyyesi kabûl olunmayup redd olunduğu hâlde bu vazʿı ga-\nraz-ı âhara haml ile ba'zı ahkâm istihrâc eyleyeceği ve devletinin teneffür ve tevahhuşuna sebeb olacağı vâridât-ı hâtırdan olduğuna binâen kabûl-i hediyyesiyle def'-i vahşet ve ba'dehû hediyyesine mukābele ile verdiği şey'i zımnen redd etmek san'atine mübâderet tedâbîr-i müstahseneden olmağla husûs-ı mezkûr istîzân sûretinde savb-ı şevket-evb-i hüsrevâneye arz u inhâ ve sudûr-ı izn akabinde rüsûm-ı tehâdî tarafeynden icrâ ve mersûmun takdîm eylediği hedâyâ Devlet-i aliyye tarafından bilmukābele i'tâ olunan tefârîk ve nevâdir-i eşyâ bilâ-ziyâde ve noksân sebt-i cerîde-i râstî-unvân kılındı.",
          "caption": "Mübâdele-i tasdîk-nâme-i Kırım",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_089.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Mübâdele-i tasdîk-nâme-i Kırım",
          "text": "Mâdde-i Kırım içün bundan akdem ittifâk-ı ârâ-yı vükelâ-yı devlet ile Moskovlu'ya verilen senedin bu esnâda tasdîk-nâmesi vürûd edüp Aynalıkavak musâlahası akabinde mübâdele olunan tasdîk-nâmeye kıyâsen bu defʿa dahi rüsûm-ı âdiye (123-b) icrâsı ve Bâbıâlî'de mübâdele kılınması müstedʿayâtıyla Rusya elçisi tercümânını re'isülküttâb efendi tarafına irsâl ve efendi-i müşârün-ileyh dahi bu maddenin tasdîk-nâmesi mâ-beyni'l-\nmurahhaseyn mübâdele olunmak iktizâ eder kavl-i leyyinî ile tercümân-ı mersûmu defʿ akabinde mersûm avdet ve maʿ-icrâ'i'r-rüsûm mübâdeleye himmet mûcib-i tezâyüd-i safvet ve muhabbet ve terk ü tarhı mûris-i iğbirâr ü bürûdet olacağı peyâmını îsâl eylediğinden gayri icrâ-yı rüsûm selef-i bi'se'l-halefi vaktinde dahi vâkiʿ olup kendüye adem-i müsâʿade devleti indinde inhitât-ı iʿtibârına sebeb olacağı tazarruʿâtını ifade etmekle madde-i mezkûrenin hüsn ü kubhu muvâzene ve rüsûm-ı mezkûrenin vech-i matlûb üzere icrâsında tekevvün eyleyecek zarar u fesâd muʿâyene olunup alenen teʿâti-i tasdîk-nâmede -sefer ber-taraf oldu- deyû asâkir-i mansûreye rehâvet ü fütûr ve seraskerlerin himmetlerine kesel ü kusûr tatarruk eyleyeceği كالنور في الديجور [ke'n-nûri fi'd-deycûr] zâhir ve gayr-i mestûr olup bu mehâzîr ise tasdîk-nâmenin sırren mübâdelesinde dahi derkârdır. Zîrâ baʿde'l-mübâdele beher hâl serhadlerde tahazzüb ve ihtişâd eden tavâ'if-i askeriyyeyi bir râbıtaya bend muktezî ve hâlleri üzere terk olundukları hâlde Rusyalu dahi mukābeleten askerini hudûdda ibkā (124-a) ve gün be-gün sebeb-i cemʿiyyeti istiksâdan hâli olmayacakları bedîhî olup bu sûretde adem-i teşettüt-i şeml-i askerîye dikkat ve ihtimâm ve mahallerinde ibkā ve istikrârlariyle taraf-ı hasmdan zuhûru melhûz su'âle istihzâr-ı cevâb ve tehyi'e-i delîl-i ilzâm dâʿiyeleri ile Rumeli vâlîsine ve İsmail seraskeri olan Vezîr Abdi Paşa hazretleri kalemrev-i hükümetlerinde vâkiʿ Sofya'da ikāmet ve Sofya'da müctemiʿ olan askere başbuğ olan Vezîr İsmail Paşa hazretleri mansıbı olan Anadolu eyâletine mürûr ile zabt u rabt-ı memleket edüp Özi vâlîsi Vezîr Bekir Paşa hazretleri dahi Silistre'de Vezîr Arslan Mehmed Paşa hazretleri Bucak'da ârâm ve meks ile her tarafa havâle-i çeşm-i basîret etmek ve hasım tarafından su'âl vârid olduğu sûretde herkes dâhil kalemrev-i hükümetinde mukīm olup tağyîr-i makarr u cây-gâhdan Devlet-i aliyye'nin bir garaz-ı âharı yokdur demek ve bu vesîle ile serhadlere takviye ve nizâm ve metânet ve istihkâm vermek tedâbîri bi-etrâfihâ rikâb-ı kâm-yâb-ı hüsrevâneye arz olundukda elçi-i mersûmun selefi olan küştenî dahi «Aynalı-kavak musâlahasından sonra devletimin cüz'î ve küllî bir garazı kalmayup ilâ-yevmi'l-kıyâm safvet ve muhabbetde ber-devâm olacağı muhakkakdır» demiş iken bir müddetden sonra zehre tirâk-i ashâb-ı idrâk olan işbu madde-i hatar-nâk zuhûr edüp (124-b) bu takdîrde aʿdânın bast eyledikleri mukaddimât-ı mümevvehe ki beynlerinde çere muyne ( چره موینه ) ile müştehiredir. Hakīkate haml ile mesmûʿ olmayup riʿâyeten li'l-hazm asâkir-i mansûre serhadlerde ibkā ve adem-i tefrîk ve teştîtlerine iʿtinâ ve tasdîk-nâmeler mâ-beyni'l-murahhaseyn mübâdele olunmak tenbîhâtı vâkıf-ı dekāyık-ı umûr-ı kâ'inât ve ârif-i mezâyâ-yi ahvâl-i mevcûdât olan şehriyâr-ı sutûde-ârâ hazretlerinden levha-\ntırâz-ı sünûh u zuhûr ve işbu tedkīk ve mülâhaza-i sâibe-i mülûkâneleri mûceb-i şâbâş ve tahsîn-i erbâb-ı nühâ ve şuʿûr olmuşdur. Hakîkat-i maddeye nazaran insâf ile dikkat olunsa \"ve liküllin vicheh\" meddâsı üzere re'yyenin ikisi dahi müvecceh ve müsellem olup evvelkisi kānûn-ı küllî-i düvele mutâbık ikincisi kāʿide-i hazm u ihtiyâta muvâfıkdır. Biz yine sadede gelelim tasdîknâmelerin bilâ-rüsûm icrâsına eğerçi irâde-i mülûkâne taʿalluk eyledi, lâkin elçi-i mersûm Aynalı-kavak tenkīh-nâmesinin mübâdelesi akabinde mukaddemâ cârî olan rüsûmu daʿvâ-yı bâtılına delîl ittihâziyle me'lûf olduğu ruʿûnet ve ısrâra ibtidâr eyleyeceğinden gayri Devlet-i aliyye'nin Moskovlu hakkında gālibâ nihânî bir fikr ü mülâhazası vardır diyerek bir vazʿ-ı bârid izhâr eyleyecekleri mülâhazadan baʿîd olmadığı ve asâkir-i mansûre fermûde-i hazret-i şehriyârî üzere serhadlerde müstakırr ve yalnız Vezîr Abdi Paşa kalemrev-i hükûmeti olan Sofya'ya ve Sofya'dan (125a) Vezîr İsmail Paşa kürsî-i mansıbı olan Kütahya'ya nakl olunup Özi muhâfızı Vezîr Hazînedâr Ali Paşa kemâ-kân hizmet-i muhâfazada sarf-ı tâb u tevân etmek şartıyla maʿ-icrâ'i'r-rüsûm mübâdele istîzânı mütekerrir oldukda vech-i ensebi üzere amel ü harekete ibtidâr olunmak bâbında izn-i hümâyûn şerefyâfte-i sudûr olup semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerine dahi keyfiyyet ifâde olundukda terk-i rüsûm ile elçi tarafından ısrâr mahzûru melhûz olduğu misillû maʿ-icrâ'i'r-rüsûm mübâdelede dahi hücnet derkârdır, zîrâ elçiye mihmândâr taʿyîni ve hânesine ortası neferâtiyle bir çorbacı tesyîri levâzım-ı rüsûmdan olup bu keyfiyyet ise şuyûʿ-ı sulhü îcâb ve serhadlerde mütehazzib olan tavâif-i askeriyyenin tezelzül ve teferruklarına min-akve'l-esbâb olacağına binâen husûs-ı mezkûrda hadd-i evsat bulunmak netîce-i hayâl-i semîhâneleri olduğunu efendi-i müşârün-ileyh hazretleri âverde-i zebân-ı beyân ve mihmândâr ve orta taʿyîn olunmaksızın mübâdele-i tasdîknâmeyi istisvâb ve istihsân etmeleriyle binâen alâ-zâlik ve orta ve mihmândâr taʿyîn olunmaksızın Babıâlî'ye getürdülüp kendüye kürk ve mensûbâtına hilaʿ ilbâsiyle iktifâ teklifi olundukda ednâ rüsûmun terkine kāil olmadığını işrâb ve kāil olduğu sûretde devleti tarafından mazhar-ı serzeniş ve itâb olacağın işʿâr ve sûret-i infiʿâlde mâ-beyni'l-murahhaseyn mübâdeleyi ihtiyâr (125b) etmekle işbu Cumâdelulânın onüçüncü sebt günü Aynalı-kavak sahil-sarayında vezîr-i mükerrem kapudan paşa ve Müftî-zâde ve re'isülküttâb efendi hazerâtı hâzır oldukları hâlde Rusya elçisiyle tasdîknâmeleri mübâdele eylediler. Öteden berü bu makūle senedât mübâdelesi akabinde yek-diğere hediyye vermek mesbûkü'l-misl olmakdan nâşî Rusya elçisi devleti tarafından olmak üzere bir mikdâr hediyye tertîb eylediğini ifade edüp mersûmun hediyyesi kabûl olunmayup redd olunduğu hâlde bu vazʿı ga-\nraz-ı âhara haml ile ba'zı ahkâm istihrâc eyleyeceği ve devletinin teneffür ve tevahhuşuna sebeb olacağı vâridât-ı hâtırdan olduğuna binâen kabûl-i hediyyesiyle def'-i vahşet ve ba'dehû hediyyesine mukābele ile verdiği şey'i zımnen redd etmek san'atine mübâderet tedâbîr-i müstahseneden olmağla husûs-ı mezkûr istîzân sûretinde savb-ı şevket-evb-i hüsrevâneye arz u inhâ ve sudûr-ı izn akabinde rüsûm-ı tehâdî tarafeynden icrâ ve mersûmun takdîm eylediği hedâyâ Devlet-i aliyye tarafından bilmukābele i'tâ olunan tefârîk ve nevâdir-i eşyâ bilâ-ziyâde ve noksân sebt-i cerîde-i râstî-unvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devletlû sadrı'azam hazretlerine: (126-a) \n\n Elmaslı sâʿat, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 10,000 guruş. \n Sagīr elmaslar ile masnûʿ yüzük, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 5,000 guruş. \n Mücevher mînâkârî hilâldân, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 1,000 guruş. \n Moskov semmuru tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 4,000 guruş. \n Dâne semmur, 20 çift, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş, beher çift 50 guruş. \n Siyâh deliklü tulum, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş. \n Çay, bir mikdâr. \n Râvend, bir mikdâr. \n\n Sa'âdetlü Kapudan Paşa hazretlerine : \n\n Pırlanta elmas ile müzeyyen asâ seri 1 aded, ber-vech-i tahmîn 10,000 guruş. \n Moskov'un sırt semmuru tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. \n Dâne semmur, 2 çift, ber-vech-i tahmîn yirmişerden 800 guruş. \n Siyâh tilki kürk, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş. \n Çay, bir mikdâr. \n Râvend, bir mikdâr. \n\n Sa'âdetlü Kethüdâ Bey hazretlerine : \n\n Mücevher kutu, bir aded, ber-vech-i tahmîn 8,000 guruş. \n Sırt semmuru kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. \n Dâne semmur, 10 çift, ber-vech-i tahmîn çifti kırkardan 400 guruş.\nÇay, bir mikdâr. Râvend, bir mikdâr. \n\nİzzetlû Re'isülküttâb Efendi hazretlerine : \n\nSagīrce elmas yüzük, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 5,000 guruş. Sırt semmuru kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. Dâne semmur, 20 çift, ber-vech-i tahmîn çifti kırkardan 800 guruş. Çay, bir mikdâr. Râvend, bir mikdâr. \n\nİstanbul Kadısı sâbık fazîletlû Müftî-zâde Ahmed Efendi hazretlerine (126-b) \n\nKebîr elmas kutu, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 1,500 guruş. Semmur kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. Çay, bir mikdâr. Râvend, bir mikdâr. \n\nBeylikci Efendiye : \n\nSemmur kürk, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 1,200 guruş. Dâne semmur, 10 çift, ber-vech-i tahmîn otuzardan 300 guruş. Elmasluca altun kutu, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş. Râvend, çay bir mikdâr. \n\nDîvân-ı hümâyûn tercümânına : \n\nCüz'î elmaslı sâʿat, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 500 guruş. Sincab kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 240 guruş. Kakum kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 120 guruş. Çay ve râvend bir mikdâr.",
          "caption": "Rusya elçisi tarafından takdîm olunan hedâyânın defteridir ki ber-vech-i âtî zikr olunur",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_090.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Rusya elçisi tarafından takdîm olunan hedâyânın defteridir ki ber-vech-i âtî zikr olunur",
          "text": "Devletlû sadrı'azam hazretlerine: (126-a) \n\n Elmaslı sâʿat, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 10,000 guruş. \n Sagīr elmaslar ile masnûʿ yüzük, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 5,000 guruş. \n Mücevher mînâkârî hilâldân, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 1,000 guruş. \n Moskov semmuru tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 4,000 guruş. \n Dâne semmur, 20 çift, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş, beher çift 50 guruş. \n Siyâh deliklü tulum, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş. \n Çay, bir mikdâr. \n Râvend, bir mikdâr. \n\n Sa'âdetlü Kapudan Paşa hazretlerine : \n\n Pırlanta elmas ile müzeyyen asâ seri 1 aded, ber-vech-i tahmîn 10,000 guruş. \n Moskov'un sırt semmuru tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. \n Dâne semmur, 2 çift, ber-vech-i tahmîn yirmişerden 800 guruş. \n Siyâh tilki kürk, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş. \n Çay, bir mikdâr. \n Râvend, bir mikdâr. \n\n Sa'âdetlü Kethüdâ Bey hazretlerine : \n\n Mücevher kutu, bir aded, ber-vech-i tahmîn 8,000 guruş. \n Sırt semmuru kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. \n Dâne semmur, 10 çift, ber-vech-i tahmîn çifti kırkardan 400 guruş.\nÇay, bir mikdâr. Râvend, bir mikdâr. \n\nİzzetlû Re'isülküttâb Efendi hazretlerine : \n\nSagīrce elmas yüzük, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 5,000 guruş. Sırt semmuru kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. Dâne semmur, 20 çift, ber-vech-i tahmîn çifti kırkardan 800 guruş. Çay, bir mikdâr. Râvend, bir mikdâr. \n\nİstanbul Kadısı sâbık fazîletlû Müftî-zâde Ahmed Efendi hazretlerine (126-b) \n\nKebîr elmas kutu, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 1,500 guruş. Semmur kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 2,500 guruş. Çay, bir mikdâr. Râvend, bir mikdâr. \n\nBeylikci Efendiye : \n\nSemmur kürk, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 1,200 guruş. Dâne semmur, 10 çift, ber-vech-i tahmîn otuzardan 300 guruş. Elmasluca altun kutu, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 2,000 guruş. Râvend, çay bir mikdâr. \n\nDîvân-ı hümâyûn tercümânına : \n\nCüz'î elmaslı sâʿat, 1 aded, ber-vech-i tahmîn 500 guruş. Sincab kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 240 guruş. Kakum kürk tulum, 1, ber-vech-i tahmîn 120 guruş. Çay ve râvend bir mikdâr."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elmas ile müzeyyen yeşim-i hitâyîden masnûʿ ayna, 1 kıtʿa 8,500 guruş. Çiçekli donluk şal taka, 1, 180 guruş. Rızâyî şal taka, 1, 250 guruş. Telli sevâyî çiçekli taka, 1, 200 guruş. Sade sevâyî çiçekli taka, 100 guruş.\nHalebkârî telli sevâyî taka, 1, 120 guruş. İstanbulkârî altun oluk taka, 1, 160 guruş. İstanbulkârî telli peten, 2, 100 guruş. İstüfe donluk, 10 aded, 150 guruş. Nev-zuhûr dîbâ donluk, 1, ...guruş. Ağır telli hıtâyî donluk, 10 aded 50 guruş. Sakızkârî çiçekli atlas donluk, 10 aded, 40 guruş. Kakum kürk tulum, 1, 130 guruş. Gezî germsüd taka, 1, 25 guruş. (127-a) Göğez maʿhûd çuka donluk, 5 aded, 40 guruş. Meyve sepet, 40 aded. Şükûfe tabla, 8 aded.\nHediyye getüren sır-kâtibine cânib-i hazret-i sadâret-penâhîden verilen:\n\nRızâyî şal tāka, 1, 250 guruş. Çiçekli sevâyî tāka, 1, 100 guruş. İstanbulkârî altun oluk tāka, 2, 160 guruş. İstanbulkârî telli peten taka, 2, 100 guruş. Halebkârî sevâyî tāka, 1, 65 guruş. Nev-zuhûr dîbâ donluk. Ağır telli hıtâyî donluk. Sakızkârî telli çiçekli atlas donluk. Göğez baş maʿhûd çuka donluk. Baş tercümânı Bizani'ye dahi sır-kâtibi mesfûre verilen boğçanın ayni ber-vech-i muharrer verilmişdir.\nHediyye getüren sır-kâtibi mesfûre cânib-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âzâmîden verilen:\n\nÇarşal tāka 1. Sevâyî hind tāka 1. Damga-hâne tāka 2. İstüfe donluk, 1, adet 10. Hıtâyî telli donluk, 1 adet 10. Maʿhûd çuka donluk, 1 aded 6.\nTaraf-ı riyâset-penâhîden dahi ayniyle sır-kâtibine boğça verilmişdir:",
          "caption": "Taraf-ı Devlet-i aliyye'den Rusya elçisine verilen hediyyenin sûret-i defteridir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_091.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Taraf-ı Devlet-i aliyye'den Rusya elçisine verilen hediyyenin sûret-i defteridir",
          "text": "Elmas ile müzeyyen yeşim-i hitâyîden masnûʿ ayna, 1 kıtʿa 8,500 guruş. Çiçekli donluk şal taka, 1, 180 guruş. Rızâyî şal taka, 1, 250 guruş. Telli sevâyî çiçekli taka, 1, 200 guruş. Sade sevâyî çiçekli taka, 100 guruş.\nHalebkârî telli sevâyî taka, 1, 120 guruş. İstanbulkârî altun oluk taka, 1, 160 guruş. İstanbulkârî telli peten, 2, 100 guruş. İstüfe donluk, 10 aded, 150 guruş. Nev-zuhûr dîbâ donluk, 1, ...guruş. Ağır telli hıtâyî donluk, 10 aded 50 guruş. Sakızkârî çiçekli atlas donluk, 10 aded, 40 guruş. Kakum kürk tulum, 1, 130 guruş. Gezî germsüd taka, 1, 25 guruş. (127-a) Göğez maʿhûd çuka donluk, 5 aded, 40 guruş. Meyve sepet, 40 aded. Şükûfe tabla, 8 aded.\nHediyye getüren sır-kâtibine cânib-i hazret-i sadâret-penâhîden verilen:\n\nRızâyî şal tāka, 1, 250 guruş. Çiçekli sevâyî tāka, 1, 100 guruş. İstanbulkârî altun oluk tāka, 2, 160 guruş. İstanbulkârî telli peten taka, 2, 100 guruş. Halebkârî sevâyî tāka, 1, 65 guruş. Nev-zuhûr dîbâ donluk. Ağır telli hıtâyî donluk. Sakızkârî telli çiçekli atlas donluk. Göğez baş maʿhûd çuka donluk. Baş tercümânı Bizani'ye dahi sır-kâtibi mesfûre verilen boğçanın ayni ber-vech-i muharrer verilmişdir.\nHediyye getüren sır-kâtibi mesfûre cânib-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âzâmîden verilen:\n\nÇarşal tāka 1. Sevâyî hind tāka 1. Damga-hâne tāka 2. İstüfe donluk, 1, adet 10. Hıtâyî telli donluk, 1 adet 10. Maʿhûd çuka donluk, 1 aded 6.\nTaraf-ı riyâset-penâhîden dahi ayniyle sır-kâtibine boğça verilmişdir:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mülûk-ı küffâr خذلهم الملك القهار miyânında kuvvet-i mâliyye ve kesret-i merâkib-i bahriyye ile şöhret-şiʿâr olan İspanyalu'nun sinîn-i çendinden berü Devlet-i aliyye ile rabt-ı peyvend-i dostî ve safvet ve sâ'ir düvel misillü baʿzı şurût inʿikādıyla tahsîl-i sûret-i âştî ve emniyyet-i kusârâ-yı matlabları olmakdan nâşî bundan akdem müsâʿade-i devlet-i ebed-müddet ile mazhar-ı eltâf-ı şâmiletü'l-eknâf ve müceddeden akd-i şurût-ı muʿâhede ile (127-b) çehre-i ricâları dest-nevâzende-i isʿâf olup Cezâyir-i garb ocaklarının dahi işbu muʿâhedeye idhâl olunmaları tetimme-i matâlib ve tekmîle-i me'âriblerinden olduğuna binâen bu husûsun dahi cilve-ger-i meclâ-yı zuhûr olması bâbında dâmen-gîr-i ilticâ ve niyâz olmuşlar idi. Zikr olunan ocaklar öteden berü mâl-i ganâime me'lûf ve filhakīka idâre-i umûr-ı maʿâşları ancak korsanlığa münhasır ve mevkūf olduğu mülâhazalarıyla İspanyalu'nun bu istidʿâlarına müsâʿadeden iğmâz ve Cezâyir-i garb ocaklarına iştirâk-i muʿâhede teklîf-i anîfinden iʿrâz olunup ancak mersûmları dahi tevhîş ve tenfîr mugāyir-i mûcibât-ı hüsn-i tedbîr olmağla ocaklunun bu husûsda inân-ı ihtiyârları ellerine teslîm ve harb ü selm husûsunda muhayyer oldukları tefhîm ve ol bâbda ısdâr buyurulan evâmir-i aliyye İspanyalu'ya verilüp tarafeynin cebr-i hâtırlarına bu vechile takayyüd olunmuş idi. Mersûmların ocaklar ile adâvetleri kadîm ve Cezâyir'e istîlâ sûreti tahsîlinde leyl ü nehâr idâre-i per-kâr-ı fikr-i sakîm eylediklerinden gayri fî-küll-i vaktin ve an yekdiğer hakkında vukūʿ-ı fırsata nigerân olmalarıyla bu kerre İspanyalu Devlet-i aliyye ile olan muʿâhedede ocaklunun iştirâklerini irâde ve yedlerinde olan evâmir-i aliyyeyi taraflarına firistâde eylediklerinde safvet ve adâvet şıklarının birini ihtiyâr taraf-ı saltanat-ı seniyyeden mukaddemâ re'ylerine ihâle olunmuş olduğuna binâen iştirâki adem-i kabûl ve cevâb yerine irâe-i seyf-i meslûl (128-a) etmeleriyle mersûmlar dahi zûr-ı bâzû ile muʿâhedeye idhallerini kasd ve على حين غفلة من اهلها Cezâyir'e sevk-i ketâ'ib ve merâkib ve sedd ü bend-i havâlî ve cevânib edüp şîr-dilân-ı guzât-ı Cezâyir dahi teşmîr-i sâk-ı gayret ve mecbûl oldukları şecâʿat ve sarâmeti ibrâza mübâderet ve birkaç sâʿat işʿâl-i nevâ'ir-i hurûb ve tecerrüʿ-i kü'ûs-i menâyâ ve kürûb akabinde nesîm-i nusret-i samedâniyye taraf-ı guzât-ı islâmiyyeye vezân olup aʿdâ-yı dîn mahzûl ve menkûb ve münkesir ve mağlûb diyâr-ı nikbet-medârlarına avdet eyledikleri haber-i hayr-ı dâfiʿü'd-dayrı bu esnâda Der-aliyye'ye vürûd ve kulûb-i muvahhidîni mâ-lâ-mâl-i hubûr-ı nâ-mahdûd eyledi.",
          "caption": "Hücûm-ı kefere-i İspanya be-Cezâyir ve mansûr-şüden-i guzât-ı me'âsir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_092.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-ı kefere-i İspanya be-Cezâyir ve mansûr-şüden-i guzât-ı me'âsir",
          "text": "Mülûk-ı küffâr خذلهم الملك القهار miyânında kuvvet-i mâliyye ve kesret-i merâkib-i bahriyye ile şöhret-şiʿâr olan İspanyalu'nun sinîn-i çendinden berü Devlet-i aliyye ile rabt-ı peyvend-i dostî ve safvet ve sâ'ir düvel misillü baʿzı şurût inʿikādıyla tahsîl-i sûret-i âştî ve emniyyet-i kusârâ-yı matlabları olmakdan nâşî bundan akdem müsâʿade-i devlet-i ebed-müddet ile mazhar-ı eltâf-ı şâmiletü'l-eknâf ve müceddeden akd-i şurût-ı muʿâhede ile (127-b) çehre-i ricâları dest-nevâzende-i isʿâf olup Cezâyir-i garb ocaklarının dahi işbu muʿâhedeye idhâl olunmaları tetimme-i matâlib ve tekmîle-i me'âriblerinden olduğuna binâen bu husûsun dahi cilve-ger-i meclâ-yı zuhûr olması bâbında dâmen-gîr-i ilticâ ve niyâz olmuşlar idi. Zikr olunan ocaklar öteden berü mâl-i ganâime me'lûf ve filhakīka idâre-i umûr-ı maʿâşları ancak korsanlığa münhasır ve mevkūf olduğu mülâhazalarıyla İspanyalu'nun bu istidʿâlarına müsâʿadeden iğmâz ve Cezâyir-i garb ocaklarına iştirâk-i muʿâhede teklîf-i anîfinden iʿrâz olunup ancak mersûmları dahi tevhîş ve tenfîr mugāyir-i mûcibât-ı hüsn-i tedbîr olmağla ocaklunun bu husûsda inân-ı ihtiyârları ellerine teslîm ve harb ü selm husûsunda muhayyer oldukları tefhîm ve ol bâbda ısdâr buyurulan evâmir-i aliyye İspanyalu'ya verilüp tarafeynin cebr-i hâtırlarına bu vechile takayyüd olunmuş idi. Mersûmların ocaklar ile adâvetleri kadîm ve Cezâyir'e istîlâ sûreti tahsîlinde leyl ü nehâr idâre-i per-kâr-ı fikr-i sakîm eylediklerinden gayri fî-küll-i vaktin ve an yekdiğer hakkında vukūʿ-ı fırsata nigerân olmalarıyla bu kerre İspanyalu Devlet-i aliyye ile olan muʿâhedede ocaklunun iştirâklerini irâde ve yedlerinde olan evâmir-i aliyyeyi taraflarına firistâde eylediklerinde safvet ve adâvet şıklarının birini ihtiyâr taraf-ı saltanat-ı seniyyeden mukaddemâ re'ylerine ihâle olunmuş olduğuna binâen iştirâki adem-i kabûl ve cevâb yerine irâe-i seyf-i meslûl (128-a) etmeleriyle mersûmlar dahi zûr-ı bâzû ile muʿâhedeye idhallerini kasd ve على حين غفلة من اهلها Cezâyir'e sevk-i ketâ'ib ve merâkib ve sedd ü bend-i havâlî ve cevânib edüp şîr-dilân-ı guzât-ı Cezâyir dahi teşmîr-i sâk-ı gayret ve mecbûl oldukları şecâʿat ve sarâmeti ibrâza mübâderet ve birkaç sâʿat işʿâl-i nevâ'ir-i hurûb ve tecerrüʿ-i kü'ûs-i menâyâ ve kürûb akabinde nesîm-i nusret-i samedâniyye taraf-ı guzât-ı islâmiyyeye vezân olup aʿdâ-yı dîn mahzûl ve menkûb ve münkesir ve mağlûb diyâr-ı nikbet-medârlarına avdet eyledikleri haber-i hayr-ı dâfiʿü'd-dayrı bu esnâda Der-aliyye'ye vürûd ve kulûb-i muvahhidîni mâ-lâ-mâl-i hubûr-ı nâ-mahdûd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezayir-i garb ocaklarından sefâin-i Nemçe'ye fî-ma'ba'd ta'arruz olunmayup, ta'arruz olunduğu takdîrde tazmîn ve olunmaz ise hasâret-i müte'ayyinenin takdîr olunan kıymeti vukū'u gününden altı mâh mürûruna dek Devlet-i aliyye hazînesinden verilmek ve verilmediği sûretde memâlik-i mahrûsede Nemçelü'ye mukābele bi'l-misl icrâsı câiz olmak şurûtu bundan akdem karâr-gîr-i nizâm ve yek-diğere sened i'tāsiyle def'-i şûriş ve hisâm ve ol bâbda ocaklara ısdârı lâzım gelen evâmir-i aliyye ısdâr ve mûcibince kapudan paşa hazretleri tarafından dahi mekâtîb ba's u tisyâr olunmuş idi. Binâberîn Cezayir-i garb ocakları taraflarından bu def'a birbirine ma'ânî ve mezâmîni muvafık cevâb-nâmeler vürûd ve hülâsa-i mefâhîminde (128-b) Cezayir-i garb gavvâsân-ı bihâr-ı harb ü darb olan guzâta cây-i teneffüs ü me'vâ ve şinâverân-ı kulzüm-ı gazâ vü cihâd olan mürâbitîne furza-i âsâyiş ve ihtimâ olup gāzilerinin netîce-i fikirleri kesr-i sevret-i abede-i esnâm ve mücâhidlerinin kisb ü kârları süfün-i a'dâyı ahz ve derûnlarında bulunan emvâl ve eşyayı iktisâm edüp esbâb-ı ayşlarına bu vechile nizâm verdikleri takrîbiyle milel-i nasârı dâimü'd-dehr kendülere a'dâ ve her tarafdan memleketlerine istîlâ kusârâ-yı buğye ve menâları olup hattâ bu def'a sû be-sû üzerlerine düşman-ı dîn gulüvv ü hücûm ve mukābeleleri esnâsında eğerçi nesîm-i nusret-i ilâhiyye ile tervîc-i kulûb-i mekrûb ve mağmûm etmişler idi. Ancak itlâf-ı nüfûs ve ifnâ-yi mühimmât ve cebehâne ile hâlleri diğer-gûn ve edevât-ı kâr-zâr ve vazâif-i guzât-ı zafer-şi'âr tedârükünde acz ü zarûretleri havsala-i takrîrden bîrûn olduğu îmâ ve işâret ve pâdişâh-ı islâm halleda'l-lahü-mülkehu ile yevmü'l-kıyâm hazretlerine her hâlde ser-fürû-bürde-i inkıyâd ve itā'at olmalariyle te'yîden li'l-müdde'a Nemçelü ile musâlahaya irhâ-yi inân-ı hâhiş ve rızâ eylediler, şol şartiyle ki bedel ve avâid ile sulh içün Nemçelü bir işgüzâr âdemlerini konsoloslariyle ma'an ocağa gönderüp mu'âhede husûsunu âdetleri üzere söyleseler ve bilâ-bedel musâlahada ma'zûr oldukları ba'zı delâil ile îrâd ve vezîr-i müşârün-ileyhin evâmir-i aliyye mûcibince tahrîr eyledikleri mekâtîbde (129-a) Devlet-i aliyye'nin Nemçelü ile olan mu'âhedesini ocaklar kabûl eyledikleri hâlde edevât-ı harbiyye ve sâir melâzime ile kendülere i'ânet ve imdâd olunacağı va'd olunduğuna binâen mu'âhedeye râzı olurlar ise dahi devletin va'd-ı bî-mitâline iğtirâren olacakların zımnen iş'âr ve beher sâl taraflarına irsâl olunmasını istid'â eyledikleri mühimmât ve edevâtın defterini bu def'a Der-aliyye'ye\ntisyâr etmeleriyle keyfiyyet rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye ale't-tafsîl arz u takdîm olundukda zikr olunan ocaklar kadîm ve devlete olan sadâkatleri an-samîm olup ecirleri muzâʿaf guzât-ı zafer-simâtdan olduklarından gayri Sultan Selim aleyhi rahmetü'l-mülkü'l-alîm zamânından berü Devlet-i aliyye'nin mültefet ve manzûru maʿârik-i bahriyyede cenâhı mesâbesinde asker-i mansûru olup bi-sebebin bilâ-sebeb iʿânet ve imdâdlarında tecvîz-i kusûr olunmamak tenbîhâtı cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i tâcdârîden şeref-yâfte-i sudûr olduğuna binâen zikr olunan ocakların istidʿâları olan mühimmât hesâb olunup otuzyedi bin dokuz yüz otuzbuçuk guruşa bâliğ olmağla ber-muktezâ-yı vakt ü hâl bir mikdârı hatt ve tenzîl olundukdan sonra taraflarına baʿs u tesbîl olunmak tasvîb olundu.",
          "caption": "Rızâ-dâden-i ocağhâ-yi Cezayir be-musâlâha-i Nemçe ve ta'ahhüd-kerden-i Devlet-i aliyye der-her sâl irsâl-i mühimmât be-Cezayir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_093.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Rızâ-dâden-i ocağhâ-yi Cezayir be-musâlâha-i Nemçe ve ta'ahhüd-kerden-i Devlet-i aliyye der-her sâl irsâl-i mühimmât be-Cezayir",
          "text": "Cezayir-i garb ocaklarından sefâin-i Nemçe'ye fî-ma'ba'd ta'arruz olunmayup, ta'arruz olunduğu takdîrde tazmîn ve olunmaz ise hasâret-i müte'ayyinenin takdîr olunan kıymeti vukū'u gününden altı mâh mürûruna dek Devlet-i aliyye hazînesinden verilmek ve verilmediği sûretde memâlik-i mahrûsede Nemçelü'ye mukābele bi'l-misl icrâsı câiz olmak şurûtu bundan akdem karâr-gîr-i nizâm ve yek-diğere sened i'tāsiyle def'-i şûriş ve hisâm ve ol bâbda ocaklara ısdârı lâzım gelen evâmir-i aliyye ısdâr ve mûcibince kapudan paşa hazretleri tarafından dahi mekâtîb ba's u tisyâr olunmuş idi. Binâberîn Cezayir-i garb ocakları taraflarından bu def'a birbirine ma'ânî ve mezâmîni muvafık cevâb-nâmeler vürûd ve hülâsa-i mefâhîminde (128-b) Cezayir-i garb gavvâsân-ı bihâr-ı harb ü darb olan guzâta cây-i teneffüs ü me'vâ ve şinâverân-ı kulzüm-ı gazâ vü cihâd olan mürâbitîne furza-i âsâyiş ve ihtimâ olup gāzilerinin netîce-i fikirleri kesr-i sevret-i abede-i esnâm ve mücâhidlerinin kisb ü kârları süfün-i a'dâyı ahz ve derûnlarında bulunan emvâl ve eşyayı iktisâm edüp esbâb-ı ayşlarına bu vechile nizâm verdikleri takrîbiyle milel-i nasârı dâimü'd-dehr kendülere a'dâ ve her tarafdan memleketlerine istîlâ kusârâ-yı buğye ve menâları olup hattâ bu def'a sû be-sû üzerlerine düşman-ı dîn gulüvv ü hücûm ve mukābeleleri esnâsında eğerçi nesîm-i nusret-i ilâhiyye ile tervîc-i kulûb-i mekrûb ve mağmûm etmişler idi. Ancak itlâf-ı nüfûs ve ifnâ-yi mühimmât ve cebehâne ile hâlleri diğer-gûn ve edevât-ı kâr-zâr ve vazâif-i guzât-ı zafer-şi'âr tedârükünde acz ü zarûretleri havsala-i takrîrden bîrûn olduğu îmâ ve işâret ve pâdişâh-ı islâm halleda'l-lahü-mülkehu ile yevmü'l-kıyâm hazretlerine her hâlde ser-fürû-bürde-i inkıyâd ve itā'at olmalariyle te'yîden li'l-müdde'a Nemçelü ile musâlahaya irhâ-yi inân-ı hâhiş ve rızâ eylediler, şol şartiyle ki bedel ve avâid ile sulh içün Nemçelü bir işgüzâr âdemlerini konsoloslariyle ma'an ocağa gönderüp mu'âhede husûsunu âdetleri üzere söyleseler ve bilâ-bedel musâlahada ma'zûr oldukları ba'zı delâil ile îrâd ve vezîr-i müşârün-ileyhin evâmir-i aliyye mûcibince tahrîr eyledikleri mekâtîbde (129-a) Devlet-i aliyye'nin Nemçelü ile olan mu'âhedesini ocaklar kabûl eyledikleri hâlde edevât-ı harbiyye ve sâir melâzime ile kendülere i'ânet ve imdâd olunacağı va'd olunduğuna binâen mu'âhedeye râzı olurlar ise dahi devletin va'd-ı bî-mitâline iğtirâren olacakların zımnen iş'âr ve beher sâl taraflarına irsâl olunmasını istid'â eyledikleri mühimmât ve edevâtın defterini bu def'a Der-aliyye'ye\ntisyâr etmeleriyle keyfiyyet rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye ale't-tafsîl arz u takdîm olundukda zikr olunan ocaklar kadîm ve devlete olan sadâkatleri an-samîm olup ecirleri muzâʿaf guzât-ı zafer-simâtdan olduklarından gayri Sultan Selim aleyhi rahmetü'l-mülkü'l-alîm zamânından berü Devlet-i aliyye'nin mültefet ve manzûru maʿârik-i bahriyyede cenâhı mesâbesinde asker-i mansûru olup bi-sebebin bilâ-sebeb iʿânet ve imdâdlarında tecvîz-i kusûr olunmamak tenbîhâtı cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i tâcdârîden şeref-yâfte-i sudûr olduğuna binâen zikr olunan ocakların istidʿâları olan mühimmât hesâb olunup otuzyedi bin dokuz yüz otuzbuçuk guruşa bâliğ olmağla ber-muktezâ-yı vakt ü hâl bir mikdârı hatt ve tenzîl olundukdan sonra taraflarına baʿs u tesbîl olunmak tasvîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "França pâdişâhının akrabâsından ve muʿteber cenerallerinden Dük Montmorency Lüksemburg nâm ceneral (129-b) bu hilâlde devleti cânibinden me'zûnen Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-ittisâle sır kâtibi ile bir kıtʿa takrîr irsâl ve mefhûmunda Devlet-i aliyye husemâsının memâlik-i mahrûseye itâle-i pây-i tecâvüzleri mücerred asâkir-i islâmiyyenin tahsîl-i fünûn-ı harbiyyeye adem-i mübâlât ve iştigāllerinden neş'et edüp aʿdâlarına mukābeleten asker-i cedîd ve fenn-i harbde cârî aʿmâl-i hendese-kâriyle vucûda gelmiş baʿzı sanʿat-ı müfîdin telâfî ve tahsîline sarf-ı makdûr etmedikce dâima der-kemîn-i fırsat-ı hücûm olan aʿdâsına cevâb vermekden âciz olacağı beyâniyle França Devleti'nin ez-kadîm Devlet-i aliyye'ye olan safvet-i derûn u sadâkati bu bâbda mûcib-i nabazân-ı ırk-ı gayreti olmakdan nâşî ceneral-i mersûma nihânî izn ü ruhsat iʿtā ve sanâyiʿ-i harb ü darbı bi-kemâlihâ cünûd-ı islâmiyyeye taʿlîm zımnında ber-zede-dâmân-ı ihtimâm ü takayyüd ve França bir mikdâr asker-i muʿallem getürüp kefere devletinin müstened ve medâr-ı iğtirârı olan hırfet-i âteş-bâzî ve peykârî ve kılâʿ ve sufûf cenginde iktizâ eden esbâb-ı menâʿat ve istikrârı Devlet-i aliyye askerine öğretmeğe ve nev-îcâd toplar ve musannaʿ havan ve humbaraların tarîk-i remy ve isâgasını göstermeğe tekeffül ve taʿahhüd edüp Nemçe ile asâleten ve Moskov ile vesâteten karâr-gîr-i nizâm olan ittihâda nazaran Devlet-i aliyye'ye bu iʿânet beynlerinde her ne kadar mugāyir-i levâzım-ı yek-cihetî ve muvâfakat ise dahi (130-a) mücerred kadîmî muhabbet ve samîmî safvete ibtinâen ihtiyâr olunduğunu zikr ü ifâde ve nizâm-ı mülküne fevâid-i amîmesi âid olan işbu maslahat-ı pür-menfaʿate Devlet-i aliyye iʿtibâr ve rağ-\nbet buyurdukları hâlde ceneral-i mersûm hâzır ve âmâde olup bi'l-maʿiyye getüreceği Françalu'nun iktizâ eden masrafı ve cây-i ârâm ve mevkifi bundan sonra müzâkere olunmak hususları tafsîl ve tasrîh olunmuş mülûk-ı küffârın tertîb eyledikleri asâkir-i menhûseleri ne cinsden oldukları evvelemirde maʿlûm olmak ve baʿdehû bunun üzerine tefrîʿ-i mesâil etmek münâsib olduğuna binâen edhem-i sebük-seyr-i kaleme bu vâdîde ruhsat-ı tek ü tâz verildi. Maʿlûm ola ki mülûk-i kefere (ceʿalallāhu mülkehüm li-ʿısâbeti'l-muvahhidîn musahhara) zâhirde izhâk-ı ruh ve itlâf-ı nüfûsdan dâmen-keş-i ihtirâz ve bâtında zuʿm-ı fâsidlerine göre bir menfaʿat-i ʿazîmenin ber-vech-i suhûlet husûlüne çâre-sâz olmuşlar, tafsîli budur ki kalem-rev-i hükûmetlerinde birer mahall-i mahsûs binâ ve malzeme-i zarûriyye ile derûn u bîrûnunu teşhîn ve imlâ ve zükûr u inâsdan hademe-i müstevfâ taʿyîn ü iʿdâd ve rûz-ı şeb der ü dervâzesin feth ü küşâd edüp sifâh ü zinâ ve şerîʿat-i bâtıllarından hâric sûret ile ser-nümâ olan etfâl-i mechûletü'l-ensâba matrah u me'vâ ve erbâbı taraflarından emâkin-i maʿhûdeye vazʿ u ilkā olunmak beynlerinde bir âdet-i müstesnâ olup hattâ baʿzıları bu vesîle ile mutʿimetü'l-eytâm (130b) unvânını ser-satr-ı sahâif-i mefâhir eyleyerek hande-fermâ-yi pîr ü bernâ olmuşidi. Sûret-i mezkûr hâl ü şânları olan etfâl-i zevâtü'd-dâr olan nisvân-ı halâʿat-nişân terbiyeleriyle vâsıl-ı serhadd-i ricâl olduklarında fenn-i harbî vazʿ-ı cedîd üzere mersûmlara taʿlîm ve maʿlûm olan askerlerinin bir mikdârını şeyâtîn-i ins olan işbu cinsden tertîb ve tanzîm eylediklerinden gayri memleketlerinde olan reʿâyâ an-asıl beynlerinde münkasim ve abd-i müşterâları gibi makhûr-ı taht-ı mülkiyyet olup vücûd u mâllerinde yârâ-yi tasarrufları münʿadim olmağla lede'l-iktizâ hadd-i muʿayyen ve resm-i mukannenleri üzere bu kavm-i pür-levmden âdemler devşirüp taʿlîm-i istiʿmâl-i tüfeng ve tefhîm-i âyîn-i harb ü ceng ede-geldikleri hâllerine vâkıf olanların maʿlûmu olup bu makūle nüfûs-ı rezîleden olan tavâifi tahte'l-kahr istihdâm ve her bir husûsda mağlûb-ı ahkâm etmek mümteniʿât-ı akliyyeden olmadığı müsellemdir. Ancak şeref-i islâm ile benâm ve eser-i sıdk-ı mahber i'l-mü'minûn ihve ile kesb-i ittihâd-ı makām eden zümre-i muvahhidînin aʿinne-i ihtiyârları emr ü nehyi şerʿ-i şerîfe mutâbık-ı mülûk-i islâmiyyeye müsellem ise dahi ünf ü nahvet ve zûr-ı bâzû-yi satvet ile zabt u rabtları muhâl ve mümteniʿ ve nüfûs-ı zekiyye erbâbı olup nutaf-ı tayyibeden hâsıl olduklarına binâen cihâd ü gazâda tahrîz ü iğrâ ve te'mîl ü atâyâ ile istihdâmları ancak kābil olacağında ârâ-i (131a) erbâb-ı ukūl müttefik ve müctemiʿ olmağla bu keyfiyyât ile muttasıf olan cünûd-ı nusret-nev'ûd çirk-i şirk ile telvîs-i pâlâs-pâre-i vücûd eden keferenin mahkûmu olmak ve yedlerinde olan seyf-i bettâr ve rumh-ı hattâr her bâr zehre-şikâf-ı\nadû-yı pür-lâf iken bir defʿa mağlûb olmağla yine cins-i aʿdâdan me'lûf olmadıkları vech üzere taʿallüm-i harbe ser-efrû ve tefehhüm-i sanʿat-ı kâfirîleri zımnında ilticâ ve tekâpûdun nüfûs-ı tayyibeleri âbî ve istiğnâ ve ʿadem-i tenezzülleri bedîhî olduğundan gayrı Devlet-i aliyye askerinin bu defʿa arûs-ı muhtâle-i merâmı zîver-i âgûş-ı teshîr edemedikleri tağyîr olunur ise berr ü bahrde kerr ü fer devlet-i islâmiyyenin şânlarından ve keferenin birkaç defʿa galebeleri zuhûr eder ise bile müzâvele-i şeytâniyye mülâbesesiyle hâsıl olan kuvvet-i istidrâclarından olup istidrâcın hükmü ise kalîl ve her zamân emeli cârî olmak müstehîl ve bâ-husûs asâkir-i mansûrenin gālib oldukları mevâsimde küffârın edevât-ı harbiyyeleri âhar gûne olmayup el-yevm istiʿmâl eyledikleri edevât-ı maʿrûfe olmağla lev-sellemnâ tertîbleri kavâʿid-i cenge mutâbıkdır. İçlerine süyûf-ı islâmiyye duhûlünde mecmûʿ tedbîr ve tertîb ve kâffe-i esbâb-ı tahvîf ve terhîbleri muzmahill olarak asâkir-i menhûseleri rû-be-zemîn-i mezellet ü hevân olarak teslîm-i nefs ü mâ-melek ede-geldiklerini inkâr nice mümkindir, nükte-i irâde-i hak taʿallukundadır. Zîrâ nusret ve ʿadem-i nusret (131-b) mevkūf-ı meşiyyet Cenâb-ı Ahaddiyetdir. Milel-i nasârânın ise iʿtikādları buna muhâlifdir. Şu sebebden ki bunlar hükemâdan bir fırkanın mesleğine zehâb ile ahvâl-i harb umûr-ı cüz'iyyeden olduğun beyân ve Cenâb-ı Bârî'nin umûr-ı cüz'iyyede hâşâ medhali olmayup tedârük-i esbâb-ı münâveşede kangı taraf kavî bulunur ise hasma gālib olur deyû leb-i cünbân-ı hezeyân olduklarından gayrı ʿankebûtdan evhen baʿzı delîl-i vâhi îrâd ve galebeyi tekmîl-i esbâb ve levâzime-i isnâd وَلَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ fehvâ-yı şerîfinden وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ sırr-ı azîzinden gaflet ile ser-dâde-i vâdi-i dalâlet ve fesâd oldular. Eğri senesi yer-gök götürmez asker ile Sultan Mehmed Hân ʿaliyyü'r-rahmet ve'l-gufrân hazretleri aʿdâya mukābil oldukda bi-irâdeti'llâhi teʿâlâ müretteb ve muʿtenâ-bahâ olan asâkiri müteferrik ve perîşân ve aʿdâ ordu-yı islâmın ekser mahallerini zabt ile cezlân olmuşiken pây-merdî-i pâdişâh-ı mağfûr iʿânetiyle kara-kullukcu makūlesi bî-nizâm ve silâh mübâşir-i harb ü kifâh olarak nice yüz bin kefereyi ihlâk karîbü'l-ahadde vâkiʿ olan Hisarcık cenginde dahi Devlet-i aliyye askeri fevc fevc bilâ-tertîb hücûm ile muvaffak oldukları nusret-i azîme maʿlûm-ı ashâb-ı şuʿûr u idrâk iken galebeyi esbâb-ı cengin kemâline mağlûbiyyeti edevât-ı seferiyyenin noksânı ihtimâline ʿazv nice câ'iz olabilür. Gāyeten mâ fi'l-bâb bahsimizde esbâba teşebbüs illeti kalur. O dahi li'llâhi'l-hamd âmâde (132-a) ve gitdikce kemâle resîde olmakdadır. El-hâletü hâzihi kâr-fermâyân-ı saltanat olanlar, sâ'ir mevsimlerde bulunanlar misillü yek-diğere اثنى عليه ويثني علي وفى القلوب ضغائن muʿâmelesi etmeyüp ber-taraf-sâz-ı mevâdd-ı tebâguz ve tebâyün oldukla-\nrından fazla cümlesi temşiyet ve te'diye-i mehâmm-ı Devlet-i aliyye'de yek-laht-ı ittifâk ve ale'l-husûs sadrı'azam-ı tayyibü'l-ahlâk hazretleri taraf-ı hümâyûndan me'mûr olduğu vech üzere leyl ü nehâr tekmîl-i levâzım-ı harb ü peykâr ve teksîr-i ecnâd-ı zafer-şi'âr ve taklîl-i masârif-i devlet-i ebed-karârda dakika fevt etmeyüp bi-inâyeti'llâhi te'âlâ bir müddet umûr-ı devlete bu vechile takayyüd ve ihtimâm olunduğu takdîrde esbâb bi-kemâlihâ vücûda geleceği bî-irtiyâbdır. Hemen Hakk celle ve alâ hazretleri bir zamândan berü kulûb-i enâma müstevlî olan vehm ü vahşeti izâle ve îd-i ekber-i mü'minîn olan zafer ü nusrete inâle ile ra'b ve heybet-i islâmiyyeyi gişâve-i tuy der-tuy-i küfr ile mestûr olan kulûb-i a'dâya ilkā ve rağm-ı unûf-i kibr ü kinleriyle ciğer-i suhte-gân-ı muvahhidîni hâiz-i kıst-ı evfâ-yı buğye ve münâ eyleye, âmîn. Amma ba‘dü: Françalu'nun sûret-i zâhirde dostâne sevk eyledikleri keyfiyyet-i acîbeye mümâşât 'âcilen ve âcilen müstelzim-i mehâzîr ü âfât olduğundan gayri bu maddede garazları sırf dostluk olmayup beher hâl bir matlab-ı azîzü'l-menâle fırsat-yâb olmak mülâhazaları olduğu ve cemi'-i zamanda milel-i kefereye i'timâd câiz olmadığına binâen ceneral-i mersûmun devleti tarafından (132b) musanna' ve muhtera' olan takrîr mahûduna ye's ve ümîd beyninde dîvân tercümânı lisânından cevâb tahrîr ve sır-kâtibi mersûm ric'at-i kahkariyye ile geldiği cânibe tesyîr olundu. França tâifesinin sûret-i hayır-hâhîde arz eyledikleri mu'âmele-i nâ-dürüstîden mütâla'a olununan garaz-ı kâmin müte'ayyin olmak zımnında França elçisinden mu'allim-i asker olan şahsın ma'iyyetinde olanların beynlerinde musammem olan mahall-i ikāmetleri su'âl olundukda Girid adası tahmîn olunduğunu iş'âr ve ancak böyle bir rahbü'l-etrâf mahalle muhtâc oldukların ihbâr ile arz-ı mâ-fî'z-zamîr ve beynlerinde mugaffel add eyledikleri Devlet-i aliyye'yi firîfte etmek kasd-ı fâsidiyle yirmiyedi sene müddetde lâ yu'add ve lâ yuhsâ mâl ü cân ifnâ olunarak müsellem-i kabza-i zabt u teshîr olan ada-i merkūmeyi bi-hâzâ-fîrihâ ta'ab ü meşakkatsiz zamîme-i memâlik-i menhûseleri eylemek niyetinde oldukları nümâyân oldu. \"Yurîdûne en yutfi'û nûrallâhi bi-efvâhihim ve ye'ba'llâhu illâ en yutimme nûrahû velev kerihe'l-kâfirûn\" mesfûrların çünki tertîb eyledikleri kaziyyeden netîce-i merâmları ma'lûm oldu, derîçe-i iltimâsları havâle-i mukaddemât-ı müselleme ile sedd ü bend ve bu maddeden hayr-hâhân-ı Devlet-i aliyye gereği gibi pend-pezîr ve hisse-mend olup umûr-ı mülkiyye ve nizâm-ı askeriyye ez-dil ü cân kemer-beste-i takayyüd ü ihtimâm ve tahsîl-i esbâb-ı gazâ vü cihâda ber-çîde-i dâmen-i ikdâm oldular.",
          "caption": "Ameden-i mektûb-ı garîbü'l-üslûb ez-cânib-i França",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_094.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Ameden-i mektûb-ı garîbü'l-üslûb ez-cânib-i França",
          "text": "França pâdişâhının akrabâsından ve muʿteber cenerallerinden Dük Montmorency Lüksemburg nâm ceneral (129-b) bu hilâlde devleti cânibinden me'zûnen Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-ittisâle sır kâtibi ile bir kıtʿa takrîr irsâl ve mefhûmunda Devlet-i aliyye husemâsının memâlik-i mahrûseye itâle-i pây-i tecâvüzleri mücerred asâkir-i islâmiyyenin tahsîl-i fünûn-ı harbiyyeye adem-i mübâlât ve iştigāllerinden neş'et edüp aʿdâlarına mukābeleten asker-i cedîd ve fenn-i harbde cârî aʿmâl-i hendese-kâriyle vucûda gelmiş baʿzı sanʿat-ı müfîdin telâfî ve tahsîline sarf-ı makdûr etmedikce dâima der-kemîn-i fırsat-ı hücûm olan aʿdâsına cevâb vermekden âciz olacağı beyâniyle França Devleti'nin ez-kadîm Devlet-i aliyye'ye olan safvet-i derûn u sadâkati bu bâbda mûcib-i nabazân-ı ırk-ı gayreti olmakdan nâşî ceneral-i mersûma nihânî izn ü ruhsat iʿtā ve sanâyiʿ-i harb ü darbı bi-kemâlihâ cünûd-ı islâmiyyeye taʿlîm zımnında ber-zede-dâmân-ı ihtimâm ü takayyüd ve França bir mikdâr asker-i muʿallem getürüp kefere devletinin müstened ve medâr-ı iğtirârı olan hırfet-i âteş-bâzî ve peykârî ve kılâʿ ve sufûf cenginde iktizâ eden esbâb-ı menâʿat ve istikrârı Devlet-i aliyye askerine öğretmeğe ve nev-îcâd toplar ve musannaʿ havan ve humbaraların tarîk-i remy ve isâgasını göstermeğe tekeffül ve taʿahhüd edüp Nemçe ile asâleten ve Moskov ile vesâteten karâr-gîr-i nizâm olan ittihâda nazaran Devlet-i aliyye'ye bu iʿânet beynlerinde her ne kadar mugāyir-i levâzım-ı yek-cihetî ve muvâfakat ise dahi (130-a) mücerred kadîmî muhabbet ve samîmî safvete ibtinâen ihtiyâr olunduğunu zikr ü ifâde ve nizâm-ı mülküne fevâid-i amîmesi âid olan işbu maslahat-ı pür-menfaʿate Devlet-i aliyye iʿtibâr ve rağ-\nbet buyurdukları hâlde ceneral-i mersûm hâzır ve âmâde olup bi'l-maʿiyye getüreceği Françalu'nun iktizâ eden masrafı ve cây-i ârâm ve mevkifi bundan sonra müzâkere olunmak hususları tafsîl ve tasrîh olunmuş mülûk-ı küffârın tertîb eyledikleri asâkir-i menhûseleri ne cinsden oldukları evvelemirde maʿlûm olmak ve baʿdehû bunun üzerine tefrîʿ-i mesâil etmek münâsib olduğuna binâen edhem-i sebük-seyr-i kaleme bu vâdîde ruhsat-ı tek ü tâz verildi. Maʿlûm ola ki mülûk-i kefere (ceʿalallāhu mülkehüm li-ʿısâbeti'l-muvahhidîn musahhara) zâhirde izhâk-ı ruh ve itlâf-ı nüfûsdan dâmen-keş-i ihtirâz ve bâtında zuʿm-ı fâsidlerine göre bir menfaʿat-i ʿazîmenin ber-vech-i suhûlet husûlüne çâre-sâz olmuşlar, tafsîli budur ki kalem-rev-i hükûmetlerinde birer mahall-i mahsûs binâ ve malzeme-i zarûriyye ile derûn u bîrûnunu teşhîn ve imlâ ve zükûr u inâsdan hademe-i müstevfâ taʿyîn ü iʿdâd ve rûz-ı şeb der ü dervâzesin feth ü küşâd edüp sifâh ü zinâ ve şerîʿat-i bâtıllarından hâric sûret ile ser-nümâ olan etfâl-i mechûletü'l-ensâba matrah u me'vâ ve erbâbı taraflarından emâkin-i maʿhûdeye vazʿ u ilkā olunmak beynlerinde bir âdet-i müstesnâ olup hattâ baʿzıları bu vesîle ile mutʿimetü'l-eytâm (130b) unvânını ser-satr-ı sahâif-i mefâhir eyleyerek hande-fermâ-yi pîr ü bernâ olmuşidi. Sûret-i mezkûr hâl ü şânları olan etfâl-i zevâtü'd-dâr olan nisvân-ı halâʿat-nişân terbiyeleriyle vâsıl-ı serhadd-i ricâl olduklarında fenn-i harbî vazʿ-ı cedîd üzere mersûmlara taʿlîm ve maʿlûm olan askerlerinin bir mikdârını şeyâtîn-i ins olan işbu cinsden tertîb ve tanzîm eylediklerinden gayri memleketlerinde olan reʿâyâ an-asıl beynlerinde münkasim ve abd-i müşterâları gibi makhûr-ı taht-ı mülkiyyet olup vücûd u mâllerinde yârâ-yi tasarrufları münʿadim olmağla lede'l-iktizâ hadd-i muʿayyen ve resm-i mukannenleri üzere bu kavm-i pür-levmden âdemler devşirüp taʿlîm-i istiʿmâl-i tüfeng ve tefhîm-i âyîn-i harb ü ceng ede-geldikleri hâllerine vâkıf olanların maʿlûmu olup bu makūle nüfûs-ı rezîleden olan tavâifi tahte'l-kahr istihdâm ve her bir husûsda mağlûb-ı ahkâm etmek mümteniʿât-ı akliyyeden olmadığı müsellemdir. Ancak şeref-i islâm ile benâm ve eser-i sıdk-ı mahber i'l-mü'minûn ihve ile kesb-i ittihâd-ı makām eden zümre-i muvahhidînin aʿinne-i ihtiyârları emr ü nehyi şerʿ-i şerîfe mutâbık-ı mülûk-i islâmiyyeye müsellem ise dahi ünf ü nahvet ve zûr-ı bâzû-yi satvet ile zabt u rabtları muhâl ve mümteniʿ ve nüfûs-ı zekiyye erbâbı olup nutaf-ı tayyibeden hâsıl olduklarına binâen cihâd ü gazâda tahrîz ü iğrâ ve te'mîl ü atâyâ ile istihdâmları ancak kābil olacağında ârâ-i (131a) erbâb-ı ukūl müttefik ve müctemiʿ olmağla bu keyfiyyât ile muttasıf olan cünûd-ı nusret-nev'ûd çirk-i şirk ile telvîs-i pâlâs-pâre-i vücûd eden keferenin mahkûmu olmak ve yedlerinde olan seyf-i bettâr ve rumh-ı hattâr her bâr zehre-şikâf-ı\nadû-yı pür-lâf iken bir defʿa mağlûb olmağla yine cins-i aʿdâdan me'lûf olmadıkları vech üzere taʿallüm-i harbe ser-efrû ve tefehhüm-i sanʿat-ı kâfirîleri zımnında ilticâ ve tekâpûdun nüfûs-ı tayyibeleri âbî ve istiğnâ ve ʿadem-i tenezzülleri bedîhî olduğundan gayrı Devlet-i aliyye askerinin bu defʿa arûs-ı muhtâle-i merâmı zîver-i âgûş-ı teshîr edemedikleri tağyîr olunur ise berr ü bahrde kerr ü fer devlet-i islâmiyyenin şânlarından ve keferenin birkaç defʿa galebeleri zuhûr eder ise bile müzâvele-i şeytâniyye mülâbesesiyle hâsıl olan kuvvet-i istidrâclarından olup istidrâcın hükmü ise kalîl ve her zamân emeli cârî olmak müstehîl ve bâ-husûs asâkir-i mansûrenin gālib oldukları mevâsimde küffârın edevât-ı harbiyyeleri âhar gûne olmayup el-yevm istiʿmâl eyledikleri edevât-ı maʿrûfe olmağla lev-sellemnâ tertîbleri kavâʿid-i cenge mutâbıkdır. İçlerine süyûf-ı islâmiyye duhûlünde mecmûʿ tedbîr ve tertîb ve kâffe-i esbâb-ı tahvîf ve terhîbleri muzmahill olarak asâkir-i menhûseleri rû-be-zemîn-i mezellet ü hevân olarak teslîm-i nefs ü mâ-melek ede-geldiklerini inkâr nice mümkindir, nükte-i irâde-i hak taʿallukundadır. Zîrâ nusret ve ʿadem-i nusret (131-b) mevkūf-ı meşiyyet Cenâb-ı Ahaddiyetdir. Milel-i nasârânın ise iʿtikādları buna muhâlifdir. Şu sebebden ki bunlar hükemâdan bir fırkanın mesleğine zehâb ile ahvâl-i harb umûr-ı cüz'iyyeden olduğun beyân ve Cenâb-ı Bârî'nin umûr-ı cüz'iyyede hâşâ medhali olmayup tedârük-i esbâb-ı münâveşede kangı taraf kavî bulunur ise hasma gālib olur deyû leb-i cünbân-ı hezeyân olduklarından gayrı ʿankebûtdan evhen baʿzı delîl-i vâhi îrâd ve galebeyi tekmîl-i esbâb ve levâzime-i isnâd وَلَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ fehvâ-yı şerîfinden وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ sırr-ı azîzinden gaflet ile ser-dâde-i vâdi-i dalâlet ve fesâd oldular. Eğri senesi yer-gök götürmez asker ile Sultan Mehmed Hân ʿaliyyü'r-rahmet ve'l-gufrân hazretleri aʿdâya mukābil oldukda bi-irâdeti'llâhi teʿâlâ müretteb ve muʿtenâ-bahâ olan asâkiri müteferrik ve perîşân ve aʿdâ ordu-yı islâmın ekser mahallerini zabt ile cezlân olmuşiken pây-merdî-i pâdişâh-ı mağfûr iʿânetiyle kara-kullukcu makūlesi bî-nizâm ve silâh mübâşir-i harb ü kifâh olarak nice yüz bin kefereyi ihlâk karîbü'l-ahadde vâkiʿ olan Hisarcık cenginde dahi Devlet-i aliyye askeri fevc fevc bilâ-tertîb hücûm ile muvaffak oldukları nusret-i azîme maʿlûm-ı ashâb-ı şuʿûr u idrâk iken galebeyi esbâb-ı cengin kemâline mağlûbiyyeti edevât-ı seferiyyenin noksânı ihtimâline ʿazv nice câ'iz olabilür. Gāyeten mâ fi'l-bâb bahsimizde esbâba teşebbüs illeti kalur. O dahi li'llâhi'l-hamd âmâde (132-a) ve gitdikce kemâle resîde olmakdadır. El-hâletü hâzihi kâr-fermâyân-ı saltanat olanlar, sâ'ir mevsimlerde bulunanlar misillü yek-diğere اثنى عليه ويثني علي وفى القلوب ضغائن muʿâmelesi etmeyüp ber-taraf-sâz-ı mevâdd-ı tebâguz ve tebâyün oldukla-\nrından fazla cümlesi temşiyet ve te'diye-i mehâmm-ı Devlet-i aliyye'de yek-laht-ı ittifâk ve ale'l-husûs sadrı'azam-ı tayyibü'l-ahlâk hazretleri taraf-ı hümâyûndan me'mûr olduğu vech üzere leyl ü nehâr tekmîl-i levâzım-ı harb ü peykâr ve teksîr-i ecnâd-ı zafer-şi'âr ve taklîl-i masârif-i devlet-i ebed-karârda dakika fevt etmeyüp bi-inâyeti'llâhi te'âlâ bir müddet umûr-ı devlete bu vechile takayyüd ve ihtimâm olunduğu takdîrde esbâb bi-kemâlihâ vücûda geleceği bî-irtiyâbdır. Hemen Hakk celle ve alâ hazretleri bir zamândan berü kulûb-i enâma müstevlî olan vehm ü vahşeti izâle ve îd-i ekber-i mü'minîn olan zafer ü nusrete inâle ile ra'b ve heybet-i islâmiyyeyi gişâve-i tuy der-tuy-i küfr ile mestûr olan kulûb-i a'dâya ilkā ve rağm-ı unûf-i kibr ü kinleriyle ciğer-i suhte-gân-ı muvahhidîni hâiz-i kıst-ı evfâ-yı buğye ve münâ eyleye, âmîn. Amma ba‘dü: Françalu'nun sûret-i zâhirde dostâne sevk eyledikleri keyfiyyet-i acîbeye mümâşât 'âcilen ve âcilen müstelzim-i mehâzîr ü âfât olduğundan gayri bu maddede garazları sırf dostluk olmayup beher hâl bir matlab-ı azîzü'l-menâle fırsat-yâb olmak mülâhazaları olduğu ve cemi'-i zamanda milel-i kefereye i'timâd câiz olmadığına binâen ceneral-i mersûmun devleti tarafından (132b) musanna' ve muhtera' olan takrîr mahûduna ye's ve ümîd beyninde dîvân tercümânı lisânından cevâb tahrîr ve sır-kâtibi mersûm ric'at-i kahkariyye ile geldiği cânibe tesyîr olundu. França tâifesinin sûret-i hayır-hâhîde arz eyledikleri mu'âmele-i nâ-dürüstîden mütâla'a olununan garaz-ı kâmin müte'ayyin olmak zımnında França elçisinden mu'allim-i asker olan şahsın ma'iyyetinde olanların beynlerinde musammem olan mahall-i ikāmetleri su'âl olundukda Girid adası tahmîn olunduğunu iş'âr ve ancak böyle bir rahbü'l-etrâf mahalle muhtâc oldukların ihbâr ile arz-ı mâ-fî'z-zamîr ve beynlerinde mugaffel add eyledikleri Devlet-i aliyye'yi firîfte etmek kasd-ı fâsidiyle yirmiyedi sene müddetde lâ yu'add ve lâ yuhsâ mâl ü cân ifnâ olunarak müsellem-i kabza-i zabt u teshîr olan ada-i merkūmeyi bi-hâzâ-fîrihâ ta'ab ü meşakkatsiz zamîme-i memâlik-i menhûseleri eylemek niyetinde oldukları nümâyân oldu. \"Yurîdûne en yutfi'û nûrallâhi bi-efvâhihim ve ye'ba'llâhu illâ en yutimme nûrahû velev kerihe'l-kâfirûn\" mesfûrların çünki tertîb eyledikleri kaziyyeden netîce-i merâmları ma'lûm oldu, derîçe-i iltimâsları havâle-i mukaddemât-ı müselleme ile sedd ü bend ve bu maddeden hayr-hâhân-ı Devlet-i aliyye gereği gibi pend-pezîr ve hisse-mend olup umûr-ı mülkiyye ve nizâm-ı askeriyye ez-dil ü cân kemer-beste-i takayyüd ü ihtimâm ve tahsîl-i esbâb-ı gazâ vü cihâda ber-çîde-i dâmen-i ikdâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çıldır eyâletinde vâkiʿ Acara ahâlisi öteden berü şiddet-i batş u fetk ile meşhûr ve meydân-ı kâr-zârda pâymerdî sebâtları elsine-i nâsda mütevâtir ve mezkûr olup leyl ü nehâr gazv ü cihâd âdetleri ve hem-hudûd oldukları Gürcistan'a câ-be-câ akın edüp iğtinâm-ı sebâyâ ve istirkāk-ı üsârâ mültezem-i uhde-i şecâʿatleri olmakdan nâşî hâkim-i Gürcistan olan Soloman-ı bed-peymânın bu mülâbese ile emniyyet ü râhatı meslûb ve ülkesini muhâfazaya adem-i iktidâr ile dâimâ mahzûl ve menkûb olup her-bâr Çıldır vâlîsine şikâyet-nâmeler irsâl ve defʿ-i zarar u nikâlleri bâbında tahrîk-i silsile-i mürüvvet ve ifdâl etmekle kavm-i mezkûrun dâire-i zabt u rabta idhâlleri düşvâr ve saʿbü'l-mesâlik mahallerde mukîm olduklarına binâen vâlî-i müşârün-ileyhin emr ü nehîne çendân havâle-i semʿ-i imtisâl etmediklerinden gayri mazarratları memâlik-i islâmiyyeye âid olmayup diyâr-ı küffâra sârî ve belki seby u beyʿ-i esîr ü bürde ile nefʿ-i âmları gayr-i mütevârî olup ancak Soloman-ı bî-îmânın adem-i tevhîş ve tenfîri ve mukābele dâʿiyyesine düşer ise zihnini tahdîş ile azîmetinin sarf u tağyîri el-hâletü hâzihi umûr-ı lâzımeden olmağla binâen-aleyh Acara ahâlisine zâhir-i hâlde adem-i tecâvüz-i hudûd keyfiyyetini teklîf ve ibrâm ve bâtında iğmâz-ı ayn muʿâmelesi müşârün-ileyh tarafından iltizâm olmuşidi. (133-b) Ahâlinin bu vazʿ-ı düşmen-sûzine mesfûr dil-gîr olup mukābele semtine zehâb ve memâlik-i mahrûseye pâ-nihâde-i ucb ü gurûr olarak îrâs-ı hadşe ve ıztırâb fikrinde olduğu hudûdda mütemekkin olan muvahhidînin maʿlûmları olup zikr olunan keyfiyyet Faş muhâfazasında olan Vezîr Halîl Paşa hazretlerine ahâli tarafından arz u inhâ ve sâbıkā Gonya mutasarrıfı olup ol havâlinin kâffe-i dekāyık ve hakāyıkına vukūf-ı tammı olan mîrimîrândan Abaza Mehmed Paşa tarafına dahi ihbâr ve inbâ olunup imdâd ve iʿânete taʿahhüd eylediklerinden gayri hîn-i zuhûr-ı adû-yi makhûrda dûrdan farkı mümkin bir nevʿi alâmet ile kaziyye yek-diğere ihbâr ve Faş'dan top atmak misillü emâre ile icrâ-yi resm-i istinfâr râbıtası mâ-beynlerinde müstahkem ve üstüvâr olmuşidi. Acara ahâlisinin sevret ü şiddetleri hasabiyle meydân-ı cengde hasımlarından rû-gerdân olmayacakları ve bâ-husûs baʿzı karâin ile düşman zuhûru indlerinde meczûm olup an be-an müteyakkız ve mütenebbih oldukları hasm cânibinden tashîh olunmağla kavm-i mezkûru şeb-hûn ile izʿâca cesâret edemeyüp Gonya tevâbiʿinden Cako kasabası üzerine gelmek tasavvurunda oldukları tahakkuk eyledikde ahâli-i kasaba evlâd u ıyâl ve nefâis-i emvâllerini kuvvetü'z-zahr-ı iʿtizâdları olan Cebel-i Şâmih'a nakl\neylediklerinden sonra (134-a) mesfûr dahi zîr-i livâ-i şakāvetinde müctemiʿ olan kefere-i bed-âyîn ve melâʿîn-i hâsirîn ile işbu Cumâdelâhirenin onyedinci günü kasaba-i mezkûreye vazʿ-ı kadem-i şûm ve buldukları eşyâyı nehb ü gāret ve kasabayı ihrâka tasaddî ve mübâderetleri maʿlûm oldukda mukaddemâ istimdâd içün vazʿ olunan alâmet ahâli tarafından etrafa irâʾet ve baʿdehu Faş kalʿasından dahi maʿhûd olduğu üzere toplar atılup civârda onlara iʿlân-ı keyfiyyet olundukda derîçe-bâzân-ı mesâmiʿ-i intibâh olan mübârizân-ı zafer-lüzûm ve ale'l-husûs Abaza Mehmed Paşa birkaç yüz nefer-i dilâverân-ı şecâʿat-rüsûm ile aʿdâ üzerine sâʿika-bâr-ı hücûm ve bir mahall-i tenknâda memerler katʿ olunup dâne-i tüfeng ve sâʾir edevât-ı ceng ile ekserîsini tuʿme-i gurâb ve bûm eylediklerinden gayri Soloman'un kethüdâsı bu muʿarekede zahmdâr ve sâʾir askeri dahi hezâr bîm-i cân ile firâr ve semt-i selâmeti ihtiyâr eyledikleri ve Soloman'a bu hezîmet-i fâhişe dâğ-ı derûn olup der-akab kahrından âzim-i bi'se'l-makarr sakar olduğunu mukaddemâ Çıldır vâlisi tarafından baʿzı hedâyâ ile ol cânibe mersûl olan şahıs rivâyet eylediğini müşârün-ileyh hazretleri tahrîrâtında tasrîh ve Faş muhâfızı tarafından dahi keyfiyyet-i muhârebe tafsîl ve tavzîh olunarak kulûb-i mü'minîn tefrîh kılındı. (134-b)",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe der-hudûd-ı Gürcistan (133-a) ve nusret-yâften-i ehl-i îmân be-yâdî-i Yezdân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_095.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe der-hudûd-ı Gürcistan (133-a) ve nusret-yâften-i ehl-i îmân be-yâdî-i Yezdân",
          "text": "Çıldır eyâletinde vâkiʿ Acara ahâlisi öteden berü şiddet-i batş u fetk ile meşhûr ve meydân-ı kâr-zârda pâymerdî sebâtları elsine-i nâsda mütevâtir ve mezkûr olup leyl ü nehâr gazv ü cihâd âdetleri ve hem-hudûd oldukları Gürcistan'a câ-be-câ akın edüp iğtinâm-ı sebâyâ ve istirkāk-ı üsârâ mültezem-i uhde-i şecâʿatleri olmakdan nâşî hâkim-i Gürcistan olan Soloman-ı bed-peymânın bu mülâbese ile emniyyet ü râhatı meslûb ve ülkesini muhâfazaya adem-i iktidâr ile dâimâ mahzûl ve menkûb olup her-bâr Çıldır vâlîsine şikâyet-nâmeler irsâl ve defʿ-i zarar u nikâlleri bâbında tahrîk-i silsile-i mürüvvet ve ifdâl etmekle kavm-i mezkûrun dâire-i zabt u rabta idhâlleri düşvâr ve saʿbü'l-mesâlik mahallerde mukîm olduklarına binâen vâlî-i müşârün-ileyhin emr ü nehîne çendân havâle-i semʿ-i imtisâl etmediklerinden gayri mazarratları memâlik-i islâmiyyeye âid olmayup diyâr-ı küffâra sârî ve belki seby u beyʿ-i esîr ü bürde ile nefʿ-i âmları gayr-i mütevârî olup ancak Soloman-ı bî-îmânın adem-i tevhîş ve tenfîri ve mukābele dâʿiyyesine düşer ise zihnini tahdîş ile azîmetinin sarf u tağyîri el-hâletü hâzihi umûr-ı lâzımeden olmağla binâen-aleyh Acara ahâlisine zâhir-i hâlde adem-i tecâvüz-i hudûd keyfiyyetini teklîf ve ibrâm ve bâtında iğmâz-ı ayn muʿâmelesi müşârün-ileyh tarafından iltizâm olmuşidi. (133-b) Ahâlinin bu vazʿ-ı düşmen-sûzine mesfûr dil-gîr olup mukābele semtine zehâb ve memâlik-i mahrûseye pâ-nihâde-i ucb ü gurûr olarak îrâs-ı hadşe ve ıztırâb fikrinde olduğu hudûdda mütemekkin olan muvahhidînin maʿlûmları olup zikr olunan keyfiyyet Faş muhâfazasında olan Vezîr Halîl Paşa hazretlerine ahâli tarafından arz u inhâ ve sâbıkā Gonya mutasarrıfı olup ol havâlinin kâffe-i dekāyık ve hakāyıkına vukūf-ı tammı olan mîrimîrândan Abaza Mehmed Paşa tarafına dahi ihbâr ve inbâ olunup imdâd ve iʿânete taʿahhüd eylediklerinden gayri hîn-i zuhûr-ı adû-yi makhûrda dûrdan farkı mümkin bir nevʿi alâmet ile kaziyye yek-diğere ihbâr ve Faş'dan top atmak misillü emâre ile icrâ-yi resm-i istinfâr râbıtası mâ-beynlerinde müstahkem ve üstüvâr olmuşidi. Acara ahâlisinin sevret ü şiddetleri hasabiyle meydân-ı cengde hasımlarından rû-gerdân olmayacakları ve bâ-husûs baʿzı karâin ile düşman zuhûru indlerinde meczûm olup an be-an müteyakkız ve mütenebbih oldukları hasm cânibinden tashîh olunmağla kavm-i mezkûru şeb-hûn ile izʿâca cesâret edemeyüp Gonya tevâbiʿinden Cako kasabası üzerine gelmek tasavvurunda oldukları tahakkuk eyledikde ahâli-i kasaba evlâd u ıyâl ve nefâis-i emvâllerini kuvvetü'z-zahr-ı iʿtizâdları olan Cebel-i Şâmih'a nakl\neylediklerinden sonra (134-a) mesfûr dahi zîr-i livâ-i şakāvetinde müctemiʿ olan kefere-i bed-âyîn ve melâʿîn-i hâsirîn ile işbu Cumâdelâhirenin onyedinci günü kasaba-i mezkûreye vazʿ-ı kadem-i şûm ve buldukları eşyâyı nehb ü gāret ve kasabayı ihrâka tasaddî ve mübâderetleri maʿlûm oldukda mukaddemâ istimdâd içün vazʿ olunan alâmet ahâli tarafından etrafa irâʾet ve baʿdehu Faş kalʿasından dahi maʿhûd olduğu üzere toplar atılup civârda onlara iʿlân-ı keyfiyyet olundukda derîçe-bâzân-ı mesâmiʿ-i intibâh olan mübârizân-ı zafer-lüzûm ve ale'l-husûs Abaza Mehmed Paşa birkaç yüz nefer-i dilâverân-ı şecâʿat-rüsûm ile aʿdâ üzerine sâʿika-bâr-ı hücûm ve bir mahall-i tenknâda memerler katʿ olunup dâne-i tüfeng ve sâʾir edevât-ı ceng ile ekserîsini tuʿme-i gurâb ve bûm eylediklerinden gayri Soloman'un kethüdâsı bu muʿarekede zahmdâr ve sâʾir askeri dahi hezâr bîm-i cân ile firâr ve semt-i selâmeti ihtiyâr eyledikleri ve Soloman'a bu hezîmet-i fâhişe dâğ-ı derûn olup der-akab kahrından âzim-i bi'se'l-makarr sakar olduğunu mukaddemâ Çıldır vâlisi tarafından baʿzı hedâyâ ile ol cânibe mersûl olan şahıs rivâyet eylediğini müşârün-ileyh hazretleri tahrîrâtında tasrîh ve Faş muhâfızı tarafından dahi keyfiyyet-i muhârebe tafsîl ve tavzîh olunarak kulûb-i mü'minîn tefrîh kılındı. (134-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tiflis hâkimi olan Ereğli çok zamândan berü diyâr-ı Îran'a istîlâ hayâl-i muhâlinde olmakdan nâşî ibtidâ Faş ve Batum'u zabt ve baʿdehû Anavarin tarîkini küşâd ile husûl-i garazına tehyie-i esbâb-ı istiʿdâd etmek dâʿiyyelerine düşdüğü serhadlerde olan hükkâm ve zâbitân taraflarından der-i devlet-medâra arz u inhâ ve Erzurum cânibinde nezâret-i umûr-ı sugûr unvâniyle mukīm sâbıkā kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî Elhac Mustafa Efendi tarafına Çıldır vâlisinin tahrîr ve terkîm eylediği kāʾimesinde mersûm Ereğli zikr olunan maslahatını teshîl içün Faş kalʿasında mütemekkin bir şahs-ı müteʿayyini baʿzı ağrâz-ı kâminesine inâle vaʿdiyle tarafına imâle eylediği dahi îmâ olunduğuna binâen ol havâlinin kemâ-yenbağî takviyesi tekmîl-i edevât ve tevfîr-i asâkir ve mühimmât ile îfâ-yı lâzıme-i intizâmı vâcib olmağla keyfiyyet-i mezkûr taraf-ı hazret-i sadrü's-südûrdan Canik muhassılı Vezîr Elhac Ali Paşa hazretleri tarafına tahrîr ve Faş ve Batum kalʿalarına birer mikdâr asker tesyîr ve an-be-an ol havâlinin muhâfazası emrinde sâk-ı ihtimâmı teşmîr eylemesi tenbîh ve te'kîd olunmuşidi, müşârün-ileyh hazretlerinin bu defʿa vürûd eden cevâb-nâmesinde Ereğli'nin di-\nmâğ-1 nahvetine su'ûd eden buhâr-ı bağy ve tecâvüz vâki' ve tarafına cezb eylediği şahs-ı (135-a) nifâk-âmîzîn keyfiyyeti şâyi' ve bu mülâbese ile teksîr-i mühimmât u cünûd ve hifz-ı kılâ' u hudûd muktezî olup ancak bila-ta'yînât ve mîrî Faş ve sâir mahallere asker irsâl olunduğu hâlde mukaddemâ tertîb ve tesrîb olunan yamâkān misillû pây-dâr olmayacakları ve mîrî ve ta'yînât ile techîz-i asker sâir tuhûm u sugūrda olan asâkire sirâyet ile taraf-ı mîrîye mûcib-i hasâret ve zarar olacağı mukarrer olmağla muhâfazanın semt-i suhûleti ve askerinin bekā ve sebâtı zımnında idâre-i per-kâr-ı efkâr ve Gonya sükkânından olup kesret-i havâşî ve etbâ' ve vefret-i mülhakāt ve eşyâ ile şöhret-şi'âr olan Hacı Şâhin-zâde Osman Paşa'nın oğlu Mustafa Bey'i ihzâr ve ol havâlinin keyd-i düşman-ı mekkârdan esbâb-ı vikāyesini istihbâr eyledikde mîr-i mûmâ-ileyh rütbe-i mîrimîrânî ile hâiz-i rehîne-i i'tibâr ve fakr u fâkesi hasebiyle kendüye bir mikdar meblağ i'tāsiyle ikdâr olunur ise tez elden beş yüz nefer ceng-âver asker ile Faş kal'asına duhûl ve hizmet-i muhâfazaya kemâ-hüve'l-me'mûl meşgûl olacağından fazla ol havâlide olan nüfûz-ı kelâmı hasebiyle hîn-i iktizâda etrâfdan dört-beş bin âdem cem' ü celb ve mukābele-i a'dâda tertîb-i sâk u kalb etmek üzere müte'ahhid olduğunu müşârün-ileyh hazretleri iş'âr eylemiş sûret-i mezkûrun âyine-i vukū'da cilve-nümâ olması vakt ü hâle nazaran enseb ve ecnebî (135-b) asker ta'yîninden medâhil ve mehâric-i memleketi bilür yerlü asker istihdâmı müstasveb olduğundan mîr-i mûmâ-ileyhe işbu şehr-i Recebülmüreccebin ondördüncü günü şurût-ı ânife üzere avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden rütbe-i mîrimîrânî ihsân ve takviye-i bâzu-yi iktidârı zımnında Hazîne-i âmire'den onbeş bin guruş i'tā ve ta'ahhüdü üzere hareket eylemesi fermân olunup Ereğli cânibine incizâbı mervî olan şahs-ı sâlifü'z-zikrin hakīkat-i hâli garazdan hâlî olarak teftîş ve tefahhus ve hakkında isnâd olunan madde-i hıyânet sübût-yâfte-i tahakkuk oldukda ahz ü habs ve keyfiyyeti der-i devlet-medâra arz u iş'âr olunmak bâbında Faş muhâfızı Vezîr Halil Paşa hazretlerine hitâben misâl-i lâzımü'l-imtisâl ısdâr olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i mîrimîrânî be-Mustafa Bey ve me'mûriyyet-i o be-muhâfaza-i kal'a-i Faş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_096.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i mîrimîrânî be-Mustafa Bey ve me'mûriyyet-i o be-muhâfaza-i kal'a-i Faş",
          "text": "Tiflis hâkimi olan Ereğli çok zamândan berü diyâr-ı Îran'a istîlâ hayâl-i muhâlinde olmakdan nâşî ibtidâ Faş ve Batum'u zabt ve baʿdehû Anavarin tarîkini küşâd ile husûl-i garazına tehyie-i esbâb-ı istiʿdâd etmek dâʿiyyelerine düşdüğü serhadlerde olan hükkâm ve zâbitân taraflarından der-i devlet-medâra arz u inhâ ve Erzurum cânibinde nezâret-i umûr-ı sugûr unvâniyle mukīm sâbıkā kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî Elhac Mustafa Efendi tarafına Çıldır vâlisinin tahrîr ve terkîm eylediği kāʾimesinde mersûm Ereğli zikr olunan maslahatını teshîl içün Faş kalʿasında mütemekkin bir şahs-ı müteʿayyini baʿzı ağrâz-ı kâminesine inâle vaʿdiyle tarafına imâle eylediği dahi îmâ olunduğuna binâen ol havâlinin kemâ-yenbağî takviyesi tekmîl-i edevât ve tevfîr-i asâkir ve mühimmât ile îfâ-yı lâzıme-i intizâmı vâcib olmağla keyfiyyet-i mezkûr taraf-ı hazret-i sadrü's-südûrdan Canik muhassılı Vezîr Elhac Ali Paşa hazretleri tarafına tahrîr ve Faş ve Batum kalʿalarına birer mikdâr asker tesyîr ve an-be-an ol havâlinin muhâfazası emrinde sâk-ı ihtimâmı teşmîr eylemesi tenbîh ve te'kîd olunmuşidi, müşârün-ileyh hazretlerinin bu defʿa vürûd eden cevâb-nâmesinde Ereğli'nin di-\nmâğ-1 nahvetine su'ûd eden buhâr-ı bağy ve tecâvüz vâki' ve tarafına cezb eylediği şahs-ı (135-a) nifâk-âmîzîn keyfiyyeti şâyi' ve bu mülâbese ile teksîr-i mühimmât u cünûd ve hifz-ı kılâ' u hudûd muktezî olup ancak bila-ta'yînât ve mîrî Faş ve sâir mahallere asker irsâl olunduğu hâlde mukaddemâ tertîb ve tesrîb olunan yamâkān misillû pây-dâr olmayacakları ve mîrî ve ta'yînât ile techîz-i asker sâir tuhûm u sugūrda olan asâkire sirâyet ile taraf-ı mîrîye mûcib-i hasâret ve zarar olacağı mukarrer olmağla muhâfazanın semt-i suhûleti ve askerinin bekā ve sebâtı zımnında idâre-i per-kâr-ı efkâr ve Gonya sükkânından olup kesret-i havâşî ve etbâ' ve vefret-i mülhakāt ve eşyâ ile şöhret-şi'âr olan Hacı Şâhin-zâde Osman Paşa'nın oğlu Mustafa Bey'i ihzâr ve ol havâlinin keyd-i düşman-ı mekkârdan esbâb-ı vikāyesini istihbâr eyledikde mîr-i mûmâ-ileyh rütbe-i mîrimîrânî ile hâiz-i rehîne-i i'tibâr ve fakr u fâkesi hasebiyle kendüye bir mikdar meblağ i'tāsiyle ikdâr olunur ise tez elden beş yüz nefer ceng-âver asker ile Faş kal'asına duhûl ve hizmet-i muhâfazaya kemâ-hüve'l-me'mûl meşgûl olacağından fazla ol havâlide olan nüfûz-ı kelâmı hasebiyle hîn-i iktizâda etrâfdan dört-beş bin âdem cem' ü celb ve mukābele-i a'dâda tertîb-i sâk u kalb etmek üzere müte'ahhid olduğunu müşârün-ileyh hazretleri iş'âr eylemiş sûret-i mezkûrun âyine-i vukū'da cilve-nümâ olması vakt ü hâle nazaran enseb ve ecnebî (135-b) asker ta'yîninden medâhil ve mehâric-i memleketi bilür yerlü asker istihdâmı müstasveb olduğundan mîr-i mûmâ-ileyhe işbu şehr-i Recebülmüreccebin ondördüncü günü şurût-ı ânife üzere avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden rütbe-i mîrimîrânî ihsân ve takviye-i bâzu-yi iktidârı zımnında Hazîne-i âmire'den onbeş bin guruş i'tā ve ta'ahhüdü üzere hareket eylemesi fermân olunup Ereğli cânibine incizâbı mervî olan şahs-ı sâlifü'z-zikrin hakīkat-i hâli garazdan hâlî olarak teftîş ve tefahhus ve hakkında isnâd olunan madde-i hıyânet sübût-yâfte-i tahakkuk oldukda ahz ü habs ve keyfiyyeti der-i devlet-medâra arz u iş'âr olunmak bâbında Faş muhâfızı Vezîr Halil Paşa hazretlerine hitâben misâl-i lâzımü'l-imtisâl ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bekā-i bünyân-ı mülk ü devlete bi-hasebi'z-zâhir vaz' olunan erkân-ı erba'anın birisi tavâif-i askeriyye olup mede'l-eyyâm nizâm-ı hâlleriyle iştigāl ve mahsûlât-ı memâlikden tahsîs olunan idrârât ve atiyyâtlarını kable fevti'l-vakt i'tā ve istîfâda isti'câl hâl ü istikbâlde müstevcib-i envâ'-ı intifâ' olduğu gibi te'hîr-i mevâcib ve tesvîf-i revâtibleriyle tanzîm-i şevârid-i umûr-\nlarında izbâr-ı terâhî ve kesel râbıta-i nizâmlarını muhtel eyleyeceğinden gayrı vezâif-i tavâif-i mezkûrenin baʿzısını katʿ ve birer takrîb ile (136-a) ekl ü belʿ sevdâsıyla teşhîz-i dendân-ı hırs u tamaʿ eden eşhâsı her bâr zecr ü taʿnîf ve te'dîb ü tahvîf esbâb-ı intizâm hâllerinden olmağla binâen-alâ-zâlik Devlet-i aliyye'nin mâ-bihi'l-kavâm-ı şân u şevketi olan Yeniçeri ocağının bir müddetden berü kâffe-i umûru vükelânın ihmâl ve fütûru ile müşevveş ve bî-nizâm ve ale'l-husûs sedd-i sedîd-i memâlik-i islâmiyye olan maʿâkıl ve sugūrun leyl ü nehâr muhâfazasına kıyâm eden neferâtın vaktiyle erzâk-ı muʿayyeneleri yedlerine girmeyüp baʿzı eşhâsın dâhil-i enbân-ı hıyâneti ve tedâvül-i eydî ile bilâhire ocak bezirgânının müsellem-i kabza-ı ihâneti olup ıztırâb-ı hâl ve tesettüt ve tevezzüʿ-i bâl ile muttasıf olan askerin lede'l-iktizâ iʿmâl ve istihdâmları müteʿassir ve müdâfaʿa-i aʿdâda siper-keş-i sîne-i iktihâm olmayacakları zâhir olduğundan fazla bundan akdem vukūʿ bulan esfârda askerîden katı çok nüfûs birer sebeble mefkûd ü güm-nâm ve hitâm-ı esfârdan bu âna gelince nâs curʿa-keş-i sâkî-i himâm olup hengâm-ı tazyîkde ceste ceste verilen mahlûlât tahmîn olunduğuna nazaran deryâdan katra ve nücûmdan nesre olduğu müsellem ve el-yevm nakden ve havâleten aldıkları mebâliğ-i bî-hisâbın neferâta nefʿi küllî olmayup ancak birkaç kimesnenin mevzûʿ-ı hemyân-ı nehb ü gāreti olduğu gayr-i mübhem olup bâ-husûs bir mahalle neferât taʿyîni lâzım (136-b) geldikde sâhib-i esâme olmak üzere tertîb edebildikleri neferât ednâ bir sülmenin seddine kifâyet etmekle nâçâr müceddeden neferât tahrîri ve devlet tarafından esâme iʿtâsıyla ifâ-yı me'mûriyyet tedbîri bilâ-hicâb kâr-ı nâ-savâbları olduğuna binâen bu dâ-i asîrü'd-devânın çâresi yaʿni serhadlerin vaktiyle mevcûdlarına göre mevâcibleri gidüp fâhiş olan mahlûlât-ı mektûmenin zâhire ihrâcı ve Âsitâne'li olup ashâbı hakīkatde nâ-bûd ve zâhirde mevcûd esâmelerin hadd-i iʿtidâl üzere temşiyet ve idâresi ve der-dest olan sebeb-i tahrîrlerin keyfiyyeti ve künh-i hakīkati maʿlûm oldukdan sonra bir kalıba ifrâğ ve tummâ ve hawenenin katʿ-ı dest-i tetâvüliyle beytü'l-mâl-i müslimînin sıyâneti kâfil-i umûr-ı enâm ve nâzım-ı ahvâl-i hass u âmm olan sadr-ı ʿâlî-makām hazretlerinin bir müddetden berü pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı ilhâm-mezâhirleri olmakdan nâşî birkaç defʿa Ocak-ı âmire'ye evâmir-i aliyye irsâl ve ocak bezirgânı olan hıyânet-kâre tenbîh ve teşdîd ile ifâde-i hâl buyurmuşlar idi. Beher sâl katı çok mâl küştenî-i mesfûrun intihâb-kerde-i dest-i ihtiyâli olduğundan vechen mine'l-vücûh mütenebbih olmayup bu keyfiyyetin imkân-ı nizâmını selb ile girîve-gerd-i vâdî-i muhâl oldukda bezirgânlıkdan tard u ihrâc ve Rodos cezîresine nefy ü izʿâc ve baʿdehû katl ü tedmîr (137-a) ve rûh-ı habîsini sûy-i saʿîre tesyîr kılınup Baruh nâm yahudi yerine nasb u taʿyîn ve\ntıbk-ı irâde-i aliyye üzere hareket eylemesi tavsiye ve telkin olundukdan sonra maktûl-i mahzûlün kemâl-i tedkīk u tahkīk ile hesabı rü'yet ve ahlâf-ı eclâfından beru yek-diğere mektûmen devr ü i'âde olunan madde-i hıyânet zâhire çıkup bu takrîb ile sûret-yâb-ı husûl olan bâz be-hazîne ve hazîne-mandenin bir kıt'a defteri bi't-taleb Ocak-ı âmire tarafından bu defa arz u takdîm olunmağla her sene bu sa'y ve tasarruf-ı azîmden beytü'l-mâl-i müslimîne aid olacak menâfi'-i külliyyenin mikdâr ve kemiyyeti münfehim olmak içün defter-i mezkûrun bâlâsına işbu bâz be-hazîne ve hazîne-mândenin senevîsi ne mikdâr eder? ve bu kadar akçe beher sene lâzımü'l-edâ olan masârif-i mukarrere hükmünde olan mebâliğden midir? ve bu takdîrce masârif-i mukarrereden bu kadar şey tenzîli ile îrâda terakkî ve masârife tedennî lâzım gelmez mi? ve bunlar bi'l-cümle senedât-ı mîriyye ile mukātaʿât ve sair vâridât-ı mu'ayyeneden havâle olunduğuna binâen bu cümleden mümteni'ât var ise dahî velev-ba'de hîn mîrî tarafından ahz olunur makūleden değil midir? ve mümteni'âtın mîrîden adem-i talebi kābil midir? sualleri tahrîr ve isticvâb olunduğundan gayri bâz be-hâzîne maddesinde tahsîl olunmayup der-dest kalan havâlâtın (137-b) mümkin ve mümteni'leri aklâmdan tashîh ve tefrîk olunmak irâdesiyle defterdar efendinin arz eylediği takrîr üzerine dahi farzen bir madde iki mahalle havâle misillû tekerrür îcâb eder hâlet yoğise ve havâle mahalleri ma'lûm ve senedâtı sahîh ise der-dest kalması ve atîk olması te'ehhüründen gayri ne makūle şek ve şübhe îrâs eder ve serhaddât-ı nâ-mevcûdundan ocaklunun rızaları üzere fürû-nihâde ve bâz be-hâzîne olanlar kangı serhadlerden ise cedîd mevâcibleri havâle olundukda fürû-nihâde olunup ve bâz be-hazîneleri gözedilerek havâlâtları nizâm verilmek ve ocağın ta'ahhüd senedi mazmununa tatbîk ve dikkat olunmak dekāyıkı taraf-ı sadâret-penâhîden tahrîr ve îrâd olundukda leff ü neşr-i müretteb kāidesi üzere es'ile ve îrâdâtın her birine aklâmdan bâ-takrîr defteri verilen ecvibe bi-ibâretihâ tahrîr ve düstûrü'l-amel-i ahlâf olmak üzere işbu mücellede sebt ü tastīr olundu. Kıla'-ı hâkānîde olan Dergâh-ı âlî yeniçerileri neferâtından mahlûl olmak üzere Ocağ-ı âmire tarafından şimdiye değin iki kıta defter mûcibince arz ve piyâde kalemi der-kenârı nâtık olduğu üzere bâ-fermân-ı âlî hazîne-mânde olan dört bin yedi yüz seksendokuz neferin otuzdört bin iki yüz yetmişbeş akçe yevmiyyelerinin bir senelik mevâcibleriyle zemistânî bahaları ba'de'l-hisab yüz yirmisekiz bin ikiyüz yetmiş (V1/98-b) dört guruşa bâliğ olup kezâlik bâz be-hazîne olmak üzere ocağ-ı mezbûr tarafından bâz-âmed olup cümlesinin bâz be-hazîne ve\nkaydı mahalleri tashîh olunan elli kıt'a sebeb-i tahrîr ile olan havâlâtın yekûnu dahi beş yük altı bin dokuz yüz kırksekiz guruşa resîde ve bu takrîrde gerek hazîne-mânde olunan mezkûrü'l-mikdâr yevmiyyenin ve gerek bâz be-hazîne olunan sebeb-i tahrîrlerde mezkûr olan havâlât-ı muharrerenin cümlesi eğerçi bin beş yüz kırkbuçuk kise ile küsûr yirmiüçbuçuk guruş olmuşdur. Lâkin baş muhâsebe der-kenârı mantūkunca işbu bâz be-hazîne olunan havâlâtdan başka bundan akdem dahi baʿzı kılâʿ-ı hâkāniyyeden aralık aralık bâz be-hazîne olunan havâlât ile mecmûʿu iki bin kise akçeye karîb olduğundan gayrı bundan sonra dahi şart u taʿahhüdleri üzere ocağ-ı mezbûr tarafından her ne kadar hazîne-mânde olunacak yevmiyye ve bâz be-hazîne olunacak sebeb-i tahrîr arz olunur ise der-akab hazîne-mânde ve bâz be-hazîne olunup baʿde'l-hisâb defteri arz olunucağı ve hazîne-mânde olunan ol-kadar yevmiyye ve bâz be-hazîne olunup hâlen küşâd olunan ol-kadar havâlât beher sene lâzımü'l-edâ masârif-i mukarrere hükmünde olan mebâliğden olmağla binâen-aleyh bu takrîb ile masârif-i mukarrereden ol kadar akçe tenzîl ve muʿayyen olan îrâda ol mikdâr terakkī ve tezâyüd ede-geldiği zâhirdir ve bu hazîne-mânde olunan yevmiyye bi-eyyi vechin-kân beher sene lâzımü'l-edâ masârifden olmağla katʿ ile beytü'l-mâl-i müslimîne ol-mikdâr îrâd-ı cedîd hâsıl olur ve bâz be-hazîne olunan havâlâtın dahi cümlesi mukātaʿât ve cizye ve avârız ve sâir îrâdât-ı mukarrereden havâle olunmuş olmağla içlerinden mümteniʿâtı var ise dahi mahalleri maʿlûm ve îrâdâtdan olup ve kalem-i mezbûr der-kenârı mefhûmuna (V₁/99-a) nazaran ashâb-ı havâlâtdan baʿzen gerek mîrîlû eyâletlüye mutasarrıf olanlar baʿzen dahi mukātaʿât ve cizye ve avârız deruhde edenlerin hîn-i vefâtlarmda malları cânib-i mîrîden zabt olunmak sebebiyle uhdelerinden havâle olunan emvâl-i mîriyye metrûk olup mâ-ʿadâsı cânib-i mîrîden ahz olunur makūleden idüğü ve emvâl-i mezkûreden farzâ bir mâli sehven iki mahalle havâle misillû tekrâr îcâb eder olsa bile cüziyyât makūlesi olup o misillû mükerreren havâle olunan mebâliğin bir defʿası edâ olunduğu sûretde ikincisi maʿdûm kabîlinden olup havada kalur, mutâlebe olunmaz makūlesinden olacağı velhâsıl işbu havâlâtın sebeb-i tahrîrleri bâz be-hazîne olunmayup elde kalmış olsa cümlesi aralık aralık ocak tarafından iltimâs olunup edâ ile kaldırılacağı ve âhır mümkinü'l-husûl olan emvâl-i cedîdeden havâle etdirileceği emr-i vâzıh olmağla ber-vech-i muharrer bâz be-hazîne birle küşâd olunan ol mikdâr akçeden mümkinü't-tahsîl olunanlardan hâsıl olan saʿy-i mîrîden mâʿadâ ol maküle tedrîcî cümlesi tekrâr be-tekrâr sağ mallardan havâle ile mübtelâ olunacak hasâret gāilesinden berî alınmak cihetiyle dahi kezâlik iki bin kiseye karîb nefʿ-i mîrîyi mûcib idüğü zâhir olmağ-\nla gerek hazîne-mânde olunan yevmiyye ve gerek bâz be-hazîne olunan havâlâtın mikdâr ve keyfiyyetleri vech-i meşrûh üzere olduğu ve bunlardan başka serhaddât-ı hâkāniyyeden Erzurum ve Van ve Faş ve Şam ve Trablus ve sâir otuzaltı aded kılâʿ muhâfazalarında Dergâh-ı âlî yeniçerilerinin sinîn-i güzeşte mevâcibleri havâlâtından tahsîlât ve itlâfât ve ihrâcât ve mümteniʿâtı hâvî ocak tarafından arz olunan bir kıt'a mücelled defter hülâsa olundukda ber-vech-i muharrer kılâʿ-ı mezkûre muhâfazalarında olan neferât-ı merkümenin seksenaltı senesinden doksanüç senesine gelince tevârîh-i muhtelife ile baʿzı emvâl-i mîriyyeden olan havâlâtı min-haysü'l-mecmûʿ ellisekiz yük seksenbeş bin yüz seksenbir buçuk guruşa bâliğ olmuşdur. İşbu havâlât-ı mezkûreden ocak ifrâzâtı nâmiyle mukayyed olan ondört yük bin altı yüz altmışyedi buçuk guruşdan on yük otuzyedi bin dört yüz kırk guruşu maktûl ocak bezirgânı maʿrifetiyle mukaddemâ ocak tarafından tahsîl ve ahz ü kabz olunup bâkī ifrâzât-ı mezkûrenin tekmîli içün iktizâ eden üç yüz altmışdört bin ikiyüz yirmiüç buçuk guruşu dahi tahsîl olunacak havâlât-ı mezkûreden ahz edecekleri ve yine havâlât-ı mezkûre yekûnu olan meblağ-ı mezbûreden bu defʿa bâlâda tahrîr olunduğu üzere maʿa ibrâil sebeb-i tahrîrleri bâz-âmed olan altı (V1/99-b) yük kırkaltı bin beş yüz guruş ki be-hisâb kise bin iki yüz doksanüç kise akçe eder, tamâmen hazîne-mânde olunmağla fürû-nihâde olunmuşdur. Ve yine havâlât-ı mezkûreden mukaddemâ sâlyânecileri maʿrifetiyle altmışdört bin dokuz yüz onbeş guruşu tahsîl ve Kars ve Erzurum ve dahi baʿzı kılâʿ mevâcibleriyçün zâbitânına ale'l-hisâb olarak verilmiş olmağla ol dahi fürû-nihâde olmuşdur. Ve vech-i muharrer üzere havâlât-ı mezkûreden fürû-nihâde olunan mebâliğ-i mezkûreden mâ-ʿadâ küsûr bâ-sebeb-i tahrîr ahkâmı el-hâletü hâzihi ocak tarafından tahsîl olunmak üzere olan kırk yüz otuzaltı bin üçyüz yirmiiki buçuk guruşun onbeş yük altmışbir bin dört yüz yirmidört guruşu mümteniʿ olduğundan bahs ve edâ ile kaldırılup mâl-i âhardan havâlesi ocak tarafından müstedʿâ idüğü ve mâ-ʿadâ yirmibir yük onsekiz bin yüz ellialtı guruşu dahi sâlyânecileri mahallerinde tahsîl üzere olmalariyle baʿde't-tahsîl serhadlere irsâl ve neferâta tevzîʿ üzere olduğu ve havâlât-ı mezkûreden maktûl-i mesfûrun ifrâzât nâmiyle me'hûzu olan meblağ-ı mezbûrdan başka güyâ umûr-ı ocağı idâre sretinde istidâne ederek dört yük elli dokuz bin dört yüz otuzdört guruş dahi ahz kendi umûruna sarf u itlâf etmekle şimdiye değin mesfûrun gerek ifrâzât ve gerek istidâne nâmiyle ahz ü itlâfâtı üç bin kise akçeye mütekārib olduğu ocakların serhaddât-ı nâ-mevcûdlarından kendi irâde ve rızaları üzere fürû-nihâde ve bâz be-hazîneleri gözedilerek havâlâtları nizâm verilmek ve bu husûs baş-muhâsebe ve rûznâmçe-i hümâ-\nyûnda mukayyed ocağın ta'ahhüd senedi mazmûnuna dahi tatbîk ve ziyâde tedkīk olunmak vâcibâtdan olmağla havâlât iktizâ eyledikçe böylece tedkīk olunacağı ve zikr olunan Dergâh-ı âlî yeniçerileri ocağına verilen nizâm üzere serhaddât-ı hâkāniyye muhâfazalarında mukīm Dergâh-ı âlî topcularının dahi piyâde mukābelesi der-kenârı nâtık olduğu üzere sene-i sâbıka Saferinin ondörtdüncü gününden berü şimdiye değin tevârîh-i muhtelife ile mahlûl olmak üzere arz ve kezâlik bâ-fermân-ı âlî hazîne-mânde olunan dokuz yüz kırkbeş buçuk akçe yevmiyyelerinin bir senelik mevâcibleri yirmi bin dört yüz seksendokuz guruşa bâliğ ve seksendört senesinden seksendokuz senesine gelince rûz-nâmçe-i hümâyûn der-kenârı mûcibince cem'an baʿzı emvâl-i mîrîyyeden havâle olunan yirmi yük dokuz bin altı yüz altmışbir buçuk guruş mevâcib ve zahîre bahalarından bu defʿa bâz-âmed olan yüz yetmişbeş bin üç yüz otuzdört guruşluk sebeb-i tahrîrleri tamâmen bâz be-hazîne olunmağla el-hâletü-hâzihî kusûr verecekleri (V₁/100-a) otuzüç bin beş yüz doksanbeş guruşluk bâz-be-hazînenin sebeb-i tahrîrleri der-dest olmayup mahall-i tahsîlde sâlyânecileri yedlerinde olmakdan nâşî bundan sonra getürüp bâz be-hazîne olmak üzere cânib-i mîrîye teslîm eylemeleri ve gelmediği hînde ol-mikdâr meblâğ serhadlerin cedîd mevâciblerine havâle olunmak üzere ocağ-ı mezbûreden sened ahz ve mahalline kayd u hıfz etdirileceği ve serhaddât-ı hakāniyye muhâfazalarında olan top arabacıları neferâtının mahlûlâtı olarak fakat ocağ-ı mezbûr tarafından Mora kılâʿı havâlâtından olmak üzere verdikleri iki bin guruşluk sebeb-i tahrîr kezâlik bâz be-hâzîne olunmağla kılâʿ-ı sâirede olan arabacı mahlûlâtını dahi baʿdezîn mevâciblerinin hîn-i havâlesinde mahlûlâtlarını vermedikçe havâle olunmamak üzere zimmet halîfesi defterlerine sebt ü kayd etdirileceği ve cebehâne-i âmire ocağı tarafından henüz gerek hazîne-mânde olacak yevmiyye ve gerek bâz be-hazîne olunacak mahlûlâtın defteri vürûd etmemekle oldahi geldikde tanzîm ve sûret-i nizâmı arz olunacağı bu sûretde yalnız yeniçeri ve topcu ocaklarının bâlâda bast u beyân olunduğu üzere der-dest olan havâlâtlarını giderek sene-i cedîde mallarından havâle ile bir kat dahi masârif-i zâideye ibtilâ gāilesinden vâreste olmak sûretiyle hâsıl olan menâfiʿ-i külliyyeden başka gerek hazîne-mânde ve gerek bâz be-hazînenin cümlesi iki bin beş yüz kiseye resîde olmuşdur, bu es'ile ve ecvibe rûz-nâmçe ve baş-muhâsebe ve piyâde aklâmına bi-aynihâ sebt ve dâimâ iktizâsiyle amel olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr ve hilâfından mücânebet olunmak bâbında taraf-ı sadâret-penâhîden iktizâ edenlere ferden ferden tenbîh ve te'kîd-i bî-kusûr olundu.",
          "caption": "Nizâm-ı ahvâl-i mevâcib-i yeniçeriyân-ı Dergâh-ı âlî ve zuhûr-ı sa'y-i azîm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_097.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-ı ahvâl-i mevâcib-i yeniçeriyân-ı Dergâh-ı âlî ve zuhûr-ı sa'y-i azîm",
          "text": "Bekā-i bünyân-ı mülk ü devlete bi-hasebi'z-zâhir vaz' olunan erkân-ı erba'anın birisi tavâif-i askeriyye olup mede'l-eyyâm nizâm-ı hâlleriyle iştigāl ve mahsûlât-ı memâlikden tahsîs olunan idrârât ve atiyyâtlarını kable fevti'l-vakt i'tā ve istîfâda isti'câl hâl ü istikbâlde müstevcib-i envâ'-ı intifâ' olduğu gibi te'hîr-i mevâcib ve tesvîf-i revâtibleriyle tanzîm-i şevârid-i umûr-\nlarında izbâr-ı terâhî ve kesel râbıta-i nizâmlarını muhtel eyleyeceğinden gayrı vezâif-i tavâif-i mezkûrenin baʿzısını katʿ ve birer takrîb ile (136-a) ekl ü belʿ sevdâsıyla teşhîz-i dendân-ı hırs u tamaʿ eden eşhâsı her bâr zecr ü taʿnîf ve te'dîb ü tahvîf esbâb-ı intizâm hâllerinden olmağla binâen-alâ-zâlik Devlet-i aliyye'nin mâ-bihi'l-kavâm-ı şân u şevketi olan Yeniçeri ocağının bir müddetden berü kâffe-i umûru vükelânın ihmâl ve fütûru ile müşevveş ve bî-nizâm ve ale'l-husûs sedd-i sedîd-i memâlik-i islâmiyye olan maʿâkıl ve sugūrun leyl ü nehâr muhâfazasına kıyâm eden neferâtın vaktiyle erzâk-ı muʿayyeneleri yedlerine girmeyüp baʿzı eşhâsın dâhil-i enbân-ı hıyâneti ve tedâvül-i eydî ile bilâhire ocak bezirgânının müsellem-i kabza-ı ihâneti olup ıztırâb-ı hâl ve tesettüt ve tevezzüʿ-i bâl ile muttasıf olan askerin lede'l-iktizâ iʿmâl ve istihdâmları müteʿassir ve müdâfaʿa-i aʿdâda siper-keş-i sîne-i iktihâm olmayacakları zâhir olduğundan fazla bundan akdem vukūʿ bulan esfârda askerîden katı çok nüfûs birer sebeble mefkûd ü güm-nâm ve hitâm-ı esfârdan bu âna gelince nâs curʿa-keş-i sâkî-i himâm olup hengâm-ı tazyîkde ceste ceste verilen mahlûlât tahmîn olunduğuna nazaran deryâdan katra ve nücûmdan nesre olduğu müsellem ve el-yevm nakden ve havâleten aldıkları mebâliğ-i bî-hisâbın neferâta nefʿi küllî olmayup ancak birkaç kimesnenin mevzûʿ-ı hemyân-ı nehb ü gāreti olduğu gayr-i mübhem olup bâ-husûs bir mahalle neferât taʿyîni lâzım (136-b) geldikde sâhib-i esâme olmak üzere tertîb edebildikleri neferât ednâ bir sülmenin seddine kifâyet etmekle nâçâr müceddeden neferât tahrîri ve devlet tarafından esâme iʿtâsıyla ifâ-yı me'mûriyyet tedbîri bilâ-hicâb kâr-ı nâ-savâbları olduğuna binâen bu dâ-i asîrü'd-devânın çâresi yaʿni serhadlerin vaktiyle mevcûdlarına göre mevâcibleri gidüp fâhiş olan mahlûlât-ı mektûmenin zâhire ihrâcı ve Âsitâne'li olup ashâbı hakīkatde nâ-bûd ve zâhirde mevcûd esâmelerin hadd-i iʿtidâl üzere temşiyet ve idâresi ve der-dest olan sebeb-i tahrîrlerin keyfiyyeti ve künh-i hakīkati maʿlûm oldukdan sonra bir kalıba ifrâğ ve tummâ ve hawenenin katʿ-ı dest-i tetâvüliyle beytü'l-mâl-i müslimînin sıyâneti kâfil-i umûr-ı enâm ve nâzım-ı ahvâl-i hass u âmm olan sadr-ı ʿâlî-makām hazretlerinin bir müddetden berü pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı ilhâm-mezâhirleri olmakdan nâşî birkaç defʿa Ocak-ı âmire'ye evâmir-i aliyye irsâl ve ocak bezirgânı olan hıyânet-kâre tenbîh ve teşdîd ile ifâde-i hâl buyurmuşlar idi. Beher sâl katı çok mâl küştenî-i mesfûrun intihâb-kerde-i dest-i ihtiyâli olduğundan vechen mine'l-vücûh mütenebbih olmayup bu keyfiyyetin imkân-ı nizâmını selb ile girîve-gerd-i vâdî-i muhâl oldukda bezirgânlıkdan tard u ihrâc ve Rodos cezîresine nefy ü izʿâc ve baʿdehû katl ü tedmîr (137-a) ve rûh-ı habîsini sûy-i saʿîre tesyîr kılınup Baruh nâm yahudi yerine nasb u taʿyîn ve\ntıbk-ı irâde-i aliyye üzere hareket eylemesi tavsiye ve telkin olundukdan sonra maktûl-i mahzûlün kemâl-i tedkīk u tahkīk ile hesabı rü'yet ve ahlâf-ı eclâfından beru yek-diğere mektûmen devr ü i'âde olunan madde-i hıyânet zâhire çıkup bu takrîb ile sûret-yâb-ı husûl olan bâz be-hazîne ve hazîne-mandenin bir kıt'a defteri bi't-taleb Ocak-ı âmire tarafından bu defa arz u takdîm olunmağla her sene bu sa'y ve tasarruf-ı azîmden beytü'l-mâl-i müslimîne aid olacak menâfi'-i külliyyenin mikdâr ve kemiyyeti münfehim olmak içün defter-i mezkûrun bâlâsına işbu bâz be-hazîne ve hazîne-mândenin senevîsi ne mikdâr eder? ve bu kadar akçe beher sene lâzımü'l-edâ olan masârif-i mukarrere hükmünde olan mebâliğden midir? ve bu takdîrce masârif-i mukarrereden bu kadar şey tenzîli ile îrâda terakkî ve masârife tedennî lâzım gelmez mi? ve bunlar bi'l-cümle senedât-ı mîriyye ile mukātaʿât ve sair vâridât-ı mu'ayyeneden havâle olunduğuna binâen bu cümleden mümteni'ât var ise dahî velev-ba'de hîn mîrî tarafından ahz olunur makūleden değil midir? ve mümteni'âtın mîrîden adem-i talebi kābil midir? sualleri tahrîr ve isticvâb olunduğundan gayri bâz be-hâzîne maddesinde tahsîl olunmayup der-dest kalan havâlâtın (137-b) mümkin ve mümteni'leri aklâmdan tashîh ve tefrîk olunmak irâdesiyle defterdar efendinin arz eylediği takrîr üzerine dahi farzen bir madde iki mahalle havâle misillû tekerrür îcâb eder hâlet yoğise ve havâle mahalleri ma'lûm ve senedâtı sahîh ise der-dest kalması ve atîk olması te'ehhüründen gayri ne makūle şek ve şübhe îrâs eder ve serhaddât-ı nâ-mevcûdundan ocaklunun rızaları üzere fürû-nihâde ve bâz be-hâzîne olanlar kangı serhadlerden ise cedîd mevâcibleri havâle olundukda fürû-nihâde olunup ve bâz be-hazîneleri gözedilerek havâlâtları nizâm verilmek ve ocağın ta'ahhüd senedi mazmununa tatbîk ve dikkat olunmak dekāyıkı taraf-ı sadâret-penâhîden tahrîr ve îrâd olundukda leff ü neşr-i müretteb kāidesi üzere es'ile ve îrâdâtın her birine aklâmdan bâ-takrîr defteri verilen ecvibe bi-ibâretihâ tahrîr ve düstûrü'l-amel-i ahlâf olmak üzere işbu mücellede sebt ü tastīr olundu. Kıla'-ı hâkānîde olan Dergâh-ı âlî yeniçerileri neferâtından mahlûl olmak üzere Ocağ-ı âmire tarafından şimdiye değin iki kıta defter mûcibince arz ve piyâde kalemi der-kenârı nâtık olduğu üzere bâ-fermân-ı âlî hazîne-mânde olan dört bin yedi yüz seksendokuz neferin otuzdört bin iki yüz yetmişbeş akçe yevmiyyelerinin bir senelik mevâcibleriyle zemistânî bahaları ba'de'l-hisab yüz yirmisekiz bin ikiyüz yetmiş (V1/98-b) dört guruşa bâliğ olup kezâlik bâz be-hazîne olmak üzere ocağ-ı mezbûr tarafından bâz-âmed olup cümlesinin bâz be-hazîne ve\nkaydı mahalleri tashîh olunan elli kıt'a sebeb-i tahrîr ile olan havâlâtın yekûnu dahi beş yük altı bin dokuz yüz kırksekiz guruşa resîde ve bu takrîrde gerek hazîne-mânde olunan mezkûrü'l-mikdâr yevmiyyenin ve gerek bâz be-hazîne olunan sebeb-i tahrîrlerde mezkûr olan havâlât-ı muharrerenin cümlesi eğerçi bin beş yüz kırkbuçuk kise ile küsûr yirmiüçbuçuk guruş olmuşdur. Lâkin baş muhâsebe der-kenârı mantūkunca işbu bâz be-hazîne olunan havâlâtdan başka bundan akdem dahi baʿzı kılâʿ-ı hâkāniyyeden aralık aralık bâz be-hazîne olunan havâlât ile mecmûʿu iki bin kise akçeye karîb olduğundan gayrı bundan sonra dahi şart u taʿahhüdleri üzere ocağ-ı mezbûr tarafından her ne kadar hazîne-mânde olunacak yevmiyye ve bâz be-hazîne olunacak sebeb-i tahrîr arz olunur ise der-akab hazîne-mânde ve bâz be-hazîne olunup baʿde'l-hisâb defteri arz olunucağı ve hazîne-mânde olunan ol-kadar yevmiyye ve bâz be-hazîne olunup hâlen küşâd olunan ol-kadar havâlât beher sene lâzımü'l-edâ masârif-i mukarrere hükmünde olan mebâliğden olmağla binâen-aleyh bu takrîb ile masârif-i mukarrereden ol kadar akçe tenzîl ve muʿayyen olan îrâda ol mikdâr terakkī ve tezâyüd ede-geldiği zâhirdir ve bu hazîne-mânde olunan yevmiyye bi-eyyi vechin-kân beher sene lâzımü'l-edâ masârifden olmağla katʿ ile beytü'l-mâl-i müslimîne ol-mikdâr îrâd-ı cedîd hâsıl olur ve bâz be-hazîne olunan havâlâtın dahi cümlesi mukātaʿât ve cizye ve avârız ve sâir îrâdât-ı mukarrereden havâle olunmuş olmağla içlerinden mümteniʿâtı var ise dahi mahalleri maʿlûm ve îrâdâtdan olup ve kalem-i mezbûr der-kenârı mefhûmuna (V₁/99-a) nazaran ashâb-ı havâlâtdan baʿzen gerek mîrîlû eyâletlüye mutasarrıf olanlar baʿzen dahi mukātaʿât ve cizye ve avârız deruhde edenlerin hîn-i vefâtlarmda malları cânib-i mîrîden zabt olunmak sebebiyle uhdelerinden havâle olunan emvâl-i mîriyye metrûk olup mâ-ʿadâsı cânib-i mîrîden ahz olunur makūleden idüğü ve emvâl-i mezkûreden farzâ bir mâli sehven iki mahalle havâle misillû tekrâr îcâb eder olsa bile cüziyyât makūlesi olup o misillû mükerreren havâle olunan mebâliğin bir defʿası edâ olunduğu sûretde ikincisi maʿdûm kabîlinden olup havada kalur, mutâlebe olunmaz makūlesinden olacağı velhâsıl işbu havâlâtın sebeb-i tahrîrleri bâz be-hazîne olunmayup elde kalmış olsa cümlesi aralık aralık ocak tarafından iltimâs olunup edâ ile kaldırılacağı ve âhır mümkinü'l-husûl olan emvâl-i cedîdeden havâle etdirileceği emr-i vâzıh olmağla ber-vech-i muharrer bâz be-hazîne birle küşâd olunan ol mikdâr akçeden mümkinü't-tahsîl olunanlardan hâsıl olan saʿy-i mîrîden mâʿadâ ol maküle tedrîcî cümlesi tekrâr be-tekrâr sağ mallardan havâle ile mübtelâ olunacak hasâret gāilesinden berî alınmak cihetiyle dahi kezâlik iki bin kiseye karîb nefʿ-i mîrîyi mûcib idüğü zâhir olmağ-\nla gerek hazîne-mânde olunan yevmiyye ve gerek bâz be-hazîne olunan havâlâtın mikdâr ve keyfiyyetleri vech-i meşrûh üzere olduğu ve bunlardan başka serhaddât-ı hâkāniyyeden Erzurum ve Van ve Faş ve Şam ve Trablus ve sâir otuzaltı aded kılâʿ muhâfazalarında Dergâh-ı âlî yeniçerilerinin sinîn-i güzeşte mevâcibleri havâlâtından tahsîlât ve itlâfât ve ihrâcât ve mümteniʿâtı hâvî ocak tarafından arz olunan bir kıt'a mücelled defter hülâsa olundukda ber-vech-i muharrer kılâʿ-ı mezkûre muhâfazalarında olan neferât-ı merkümenin seksenaltı senesinden doksanüç senesine gelince tevârîh-i muhtelife ile baʿzı emvâl-i mîriyyeden olan havâlâtı min-haysü'l-mecmûʿ ellisekiz yük seksenbeş bin yüz seksenbir buçuk guruşa bâliğ olmuşdur. İşbu havâlât-ı mezkûreden ocak ifrâzâtı nâmiyle mukayyed olan ondört yük bin altı yüz altmışyedi buçuk guruşdan on yük otuzyedi bin dört yüz kırk guruşu maktûl ocak bezirgânı maʿrifetiyle mukaddemâ ocak tarafından tahsîl ve ahz ü kabz olunup bâkī ifrâzât-ı mezkûrenin tekmîli içün iktizâ eden üç yüz altmışdört bin ikiyüz yirmiüç buçuk guruşu dahi tahsîl olunacak havâlât-ı mezkûreden ahz edecekleri ve yine havâlât-ı mezkûre yekûnu olan meblağ-ı mezbûreden bu defʿa bâlâda tahrîr olunduğu üzere maʿa ibrâil sebeb-i tahrîrleri bâz-âmed olan altı (V1/99-b) yük kırkaltı bin beş yüz guruş ki be-hisâb kise bin iki yüz doksanüç kise akçe eder, tamâmen hazîne-mânde olunmağla fürû-nihâde olunmuşdur. Ve yine havâlât-ı mezkûreden mukaddemâ sâlyânecileri maʿrifetiyle altmışdört bin dokuz yüz onbeş guruşu tahsîl ve Kars ve Erzurum ve dahi baʿzı kılâʿ mevâcibleriyçün zâbitânına ale'l-hisâb olarak verilmiş olmağla ol dahi fürû-nihâde olmuşdur. Ve vech-i muharrer üzere havâlât-ı mezkûreden fürû-nihâde olunan mebâliğ-i mezkûreden mâ-ʿadâ küsûr bâ-sebeb-i tahrîr ahkâmı el-hâletü hâzihi ocak tarafından tahsîl olunmak üzere olan kırk yüz otuzaltı bin üçyüz yirmiiki buçuk guruşun onbeş yük altmışbir bin dört yüz yirmidört guruşu mümteniʿ olduğundan bahs ve edâ ile kaldırılup mâl-i âhardan havâlesi ocak tarafından müstedʿâ idüğü ve mâ-ʿadâ yirmibir yük onsekiz bin yüz ellialtı guruşu dahi sâlyânecileri mahallerinde tahsîl üzere olmalariyle baʿde't-tahsîl serhadlere irsâl ve neferâta tevzîʿ üzere olduğu ve havâlât-ı mezkûreden maktûl-i mesfûrun ifrâzât nâmiyle me'hûzu olan meblağ-ı mezbûrdan başka güyâ umûr-ı ocağı idâre sretinde istidâne ederek dört yük elli dokuz bin dört yüz otuzdört guruş dahi ahz kendi umûruna sarf u itlâf etmekle şimdiye değin mesfûrun gerek ifrâzât ve gerek istidâne nâmiyle ahz ü itlâfâtı üç bin kise akçeye mütekārib olduğu ocakların serhaddât-ı nâ-mevcûdlarından kendi irâde ve rızaları üzere fürû-nihâde ve bâz be-hazîneleri gözedilerek havâlâtları nizâm verilmek ve bu husûs baş-muhâsebe ve rûznâmçe-i hümâ-\nyûnda mukayyed ocağın ta'ahhüd senedi mazmûnuna dahi tatbîk ve ziyâde tedkīk olunmak vâcibâtdan olmağla havâlât iktizâ eyledikçe böylece tedkīk olunacağı ve zikr olunan Dergâh-ı âlî yeniçerileri ocağına verilen nizâm üzere serhaddât-ı hâkāniyye muhâfazalarında mukīm Dergâh-ı âlî topcularının dahi piyâde mukābelesi der-kenârı nâtık olduğu üzere sene-i sâbıka Saferinin ondörtdüncü gününden berü şimdiye değin tevârîh-i muhtelife ile mahlûl olmak üzere arz ve kezâlik bâ-fermân-ı âlî hazîne-mânde olunan dokuz yüz kırkbeş buçuk akçe yevmiyyelerinin bir senelik mevâcibleri yirmi bin dört yüz seksendokuz guruşa bâliğ ve seksendört senesinden seksendokuz senesine gelince rûz-nâmçe-i hümâyûn der-kenârı mûcibince cem'an baʿzı emvâl-i mîrîyyeden havâle olunan yirmi yük dokuz bin altı yüz altmışbir buçuk guruş mevâcib ve zahîre bahalarından bu defʿa bâz-âmed olan yüz yetmişbeş bin üç yüz otuzdört guruşluk sebeb-i tahrîrleri tamâmen bâz be-hazîne olunmağla el-hâletü-hâzihî kusûr verecekleri (V₁/100-a) otuzüç bin beş yüz doksanbeş guruşluk bâz-be-hazînenin sebeb-i tahrîrleri der-dest olmayup mahall-i tahsîlde sâlyânecileri yedlerinde olmakdan nâşî bundan sonra getürüp bâz be-hazîne olmak üzere cânib-i mîrîye teslîm eylemeleri ve gelmediği hînde ol-mikdâr meblâğ serhadlerin cedîd mevâciblerine havâle olunmak üzere ocağ-ı mezbûreden sened ahz ve mahalline kayd u hıfz etdirileceği ve serhaddât-ı hakāniyye muhâfazalarında olan top arabacıları neferâtının mahlûlâtı olarak fakat ocağ-ı mezbûr tarafından Mora kılâʿı havâlâtından olmak üzere verdikleri iki bin guruşluk sebeb-i tahrîr kezâlik bâz be-hâzîne olunmağla kılâʿ-ı sâirede olan arabacı mahlûlâtını dahi baʿdezîn mevâciblerinin hîn-i havâlesinde mahlûlâtlarını vermedikçe havâle olunmamak üzere zimmet halîfesi defterlerine sebt ü kayd etdirileceği ve cebehâne-i âmire ocağı tarafından henüz gerek hazîne-mânde olacak yevmiyye ve gerek bâz be-hazîne olunacak mahlûlâtın defteri vürûd etmemekle oldahi geldikde tanzîm ve sûret-i nizâmı arz olunacağı bu sûretde yalnız yeniçeri ve topcu ocaklarının bâlâda bast u beyân olunduğu üzere der-dest olan havâlâtlarını giderek sene-i cedîde mallarından havâle ile bir kat dahi masârif-i zâideye ibtilâ gāilesinden vâreste olmak sûretiyle hâsıl olan menâfiʿ-i külliyyeden başka gerek hazîne-mânde ve gerek bâz be-hazînenin cümlesi iki bin beş yüz kiseye resîde olmuşdur, bu es'ile ve ecvibe rûz-nâmçe ve baş-muhâsebe ve piyâde aklâmına bi-aynihâ sebt ve dâimâ iktizâsiyle amel olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr ve hilâfından mücânebet olunmak bâbında taraf-ı sadâret-penâhîden iktizâ edenlere ferden ferden tenbîh ve te'kîd-i bî-kusûr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "França ve Nemçe ve Rusya tüccârı resm-i masdariyyeden mu'âf oldukları gibi İngiltere tüccârı dahi Devlet-i aliyye'nin bu inâyetinden hissemend olmak zımnında Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm İngiltere elçisi, devleti tarafından kendüye sevk ü taʿlîm olunarak Bâbıâlî'ye bir kıtʿa takrîr refʿ ü takdîm ve bu matlabın husûlü zımnında niyâz-ı azîm etmek ile İngilterelünün zikr olunan iltimâs ve ricâlarına müsâʿade ile celb-i hâtır u tatyîbleri bu esnâda maslahat-ı müfîdeden add olunduğuna binâen husûs-ı mezkûr, pâye-i serîr-i aʿlâya arz u ifade olunup müsâʿade-i mülûkâne erzânî buyurulmağla sahîh İngiltere tüccârı, kendü memleketlerinden Der-aliyye'ye getürdükleri emtiʿa ve eşyânın iktizâ eden rüsumunu ahid-nâme-i hümâyûn mûcibince edâ eylediklerinden sonra resm-i masdariyyeden mu'âf olmaları ve bunların mu'âfiyetleri (V₁/100-b) sâire sirâyet etmemek şartiyle şerefyâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince Cumâdelâhire evâhirinde İstanbul ve Galata kadıları ve İstanbul Gümrüğü emînine hitāben emr-i âlî ısdâr olundu.",
          "caption": "Afv-ı resm-i masdariyye ez-tüccâr-ı İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_098.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Afv-ı resm-i masdariyye ez-tüccâr-ı İngiltere",
          "text": "França ve Nemçe ve Rusya tüccârı resm-i masdariyyeden mu'âf oldukları gibi İngiltere tüccârı dahi Devlet-i aliyye'nin bu inâyetinden hissemend olmak zımnında Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm İngiltere elçisi, devleti tarafından kendüye sevk ü taʿlîm olunarak Bâbıâlî'ye bir kıtʿa takrîr refʿ ü takdîm ve bu matlabın husûlü zımnında niyâz-ı azîm etmek ile İngilterelünün zikr olunan iltimâs ve ricâlarına müsâʿade ile celb-i hâtır u tatyîbleri bu esnâda maslahat-ı müfîdeden add olunduğuna binâen husûs-ı mezkûr, pâye-i serîr-i aʿlâya arz u ifade olunup müsâʿade-i mülûkâne erzânî buyurulmağla sahîh İngiltere tüccârı, kendü memleketlerinden Der-aliyye'ye getürdükleri emtiʿa ve eşyânın iktizâ eden rüsumunu ahid-nâme-i hümâyûn mûcibince edâ eylediklerinden sonra resm-i masdariyyeden mu'âf olmaları ve bunların mu'âfiyetleri (V₁/100-b) sâire sirâyet etmemek şartiyle şerefyâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince Cumâdelâhire evâhirinde İstanbul ve Galata kadıları ve İstanbul Gümrüğü emînine hitāben emr-i âlî ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dürzî hâli, evvelâ Mîr Yâsef Şihâbî mecbûl olduğu şakāvet ve fesâdı izhâr ile uhdesinde olan mukātaʿât-ı mîrîden îcâb eden mebâliği havâle olunan sâlyânecilere edâ etmeyüp tehî-dest iʿâde eylediğinden fazla ol havâlide mütemekkin olan evbâş-ı kızılbaşdan iki bin mikdârı küştenîyi celb ve sâir Dürzî ve Kesrevân nasârâsından dahi bî-hadd ü pâyân eşkıyâyı cemʿ ile müstaʿidd-i peykâr ü harb olup bir mikdârını vâdi-i Hamâm üzerinden Sayda'ya ve bir mikdârını Ba'l-bek ve Bıkaʿülazîz ve Cıbâʿ üzerlerine tertîb ve Kızılbaş meşâyihinden Haydar-ı Fâris'i Şakîf mukātaʿâsına ve Ukayl'ı Beşâre mukātaʿası üzerine ve sâir rüesâ-yi dürziyânı birer mukātaʿaya nâmzed ve tesrîb ve ilbâs-ı hilʿa ile her birini zuʿmunca tefrîh ve tatrîb etmişidi. Zikr olunan Ukayl başında haşarât-ı vâcibü't-tenkîl ile Beşâret mukātaʿası üzerine bağteten hücum edüp Sayda vâlisi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın silâhdarlık hizmetiyle müstahdem olup mukātaʿa-i mezkûrede mütesellim olan Süleymân Ağa'yı maʿiyyetinde olan piyâdegân ile ve etbâʿ ile zümre-i şühedâya ilhâk ve ol-havâlide sâkin olan reʿâyâ-yı pür-nifâk الحكم لمن غلب halʿ-i resen-i itāʿat ve edeb ber-muktezâ-yı hubs-ı sîret ve cinsiyyet derhâl eşkıyâ-yı mezkûreye tebaʿiyyet ve bu takrîb ile teksîr-i sevâd ve cemʿ-\niyyet eylediklerinden taraf taraf mukātaʿât-ı mîriyyeye itâle-i dest-i tamaʿı dirâz ve herkes nâmzed olduğu mahalli zabta ağâz eylediği vezîr-i müşârün-ileyhin maʿlûmu oldukda dâiresinde mevcûd olan askeriyle kethüdâsı Selim Paşa'yı bindirüp Beşâret mukātaʿasında mütehaşşid olan eşkıyâ üzerine taʿyîn edüp lede'l-mülâkāt tarafeynden isâre-i gubâr-ı harb ü kîn ve tertîb-i sâk u yemîn ve birkaç sâ'at nâr-ı peykâr iştiʿâl ve bilâhire hasm-ı bed-sikâl mağlûb-i kahr nikâl olup bir mikdârı kantara-i seyfden güzâr ve bakiyyesi firâr ve mukaddemâ Sur üzerine gelen Hamza Ahmed dahi giriftâr-ı kayd-ı isâr olduğuna binâen der-akab vezîr-i müşârün-ileyh tarafından cezâsı tertîb ve bu takrîb Sur iskelesinden ve Beşâre mukātaʿasından eşkıyâ-yi mezkûre tebʿîd ve tecnîb olundukdan sonra paşa-yi mûmâ-ileyh Şakîf mukātaʿasını zabt eden Haydar-ı Faris nâm şakînin üzerine feresrân-ı teveccüh ve azîmet ve birkaç sâ'at muhârebeden sonra cemʿiyyetleri perîşân ve merkūm Haydar-ı Faris dahi nîm-cân ile girîzân olup bundan sonra vezîr-i müşârün-ileyh Dürzî (V₁/101-a) dağına nizâm vermek kaydında olduğu ve vukūʿ bulan muhârebede katʿ olunan ru'ûs-ı eşkıyâ bâ-defter tarafından irsâl olunmağla li-ecli'l-iʿtibâr saray meydânına vazʿ u ilkā olunup müşârün-ileyhin bu bâbda zuhûr eden ikdâm u himmet-i vezîrânesi nezd-i evliyâ-yi niʿamında meşkûr ve bundan böyle dahi ol havâlinin kemâ-yenbagî intizâmı kendüden hasren matlûb olduğu beyâniyle tarafına hitâben ısdâr-ı menşûr olundu.",
          "caption": "Usât-ı tâife-i dürziyân ve te'dîb ü tedmîr-i îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_099.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Usât-ı tâife-i dürziyân ve te'dîb ü tedmîr-i îşân",
          "text": "Dürzî hâli, evvelâ Mîr Yâsef Şihâbî mecbûl olduğu şakāvet ve fesâdı izhâr ile uhdesinde olan mukātaʿât-ı mîrîden îcâb eden mebâliği havâle olunan sâlyânecilere edâ etmeyüp tehî-dest iʿâde eylediğinden fazla ol havâlide mütemekkin olan evbâş-ı kızılbaşdan iki bin mikdârı küştenîyi celb ve sâir Dürzî ve Kesrevân nasârâsından dahi bî-hadd ü pâyân eşkıyâyı cemʿ ile müstaʿidd-i peykâr ü harb olup bir mikdârını vâdi-i Hamâm üzerinden Sayda'ya ve bir mikdârını Ba'l-bek ve Bıkaʿülazîz ve Cıbâʿ üzerlerine tertîb ve Kızılbaş meşâyihinden Haydar-ı Fâris'i Şakîf mukātaʿâsına ve Ukayl'ı Beşâre mukātaʿası üzerine ve sâir rüesâ-yi dürziyânı birer mukātaʿaya nâmzed ve tesrîb ve ilbâs-ı hilʿa ile her birini zuʿmunca tefrîh ve tatrîb etmişidi. Zikr olunan Ukayl başında haşarât-ı vâcibü't-tenkîl ile Beşâret mukātaʿası üzerine bağteten hücum edüp Sayda vâlisi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın silâhdarlık hizmetiyle müstahdem olup mukātaʿa-i mezkûrede mütesellim olan Süleymân Ağa'yı maʿiyyetinde olan piyâdegân ile ve etbâʿ ile zümre-i şühedâya ilhâk ve ol-havâlide sâkin olan reʿâyâ-yı pür-nifâk الحكم لمن غلب halʿ-i resen-i itāʿat ve edeb ber-muktezâ-yı hubs-ı sîret ve cinsiyyet derhâl eşkıyâ-yı mezkûreye tebaʿiyyet ve bu takrîb ile teksîr-i sevâd ve cemʿ-\niyyet eylediklerinden taraf taraf mukātaʿât-ı mîriyyeye itâle-i dest-i tamaʿı dirâz ve herkes nâmzed olduğu mahalli zabta ağâz eylediği vezîr-i müşârün-ileyhin maʿlûmu oldukda dâiresinde mevcûd olan askeriyle kethüdâsı Selim Paşa'yı bindirüp Beşâret mukātaʿasında mütehaşşid olan eşkıyâ üzerine taʿyîn edüp lede'l-mülâkāt tarafeynden isâre-i gubâr-ı harb ü kîn ve tertîb-i sâk u yemîn ve birkaç sâ'at nâr-ı peykâr iştiʿâl ve bilâhire hasm-ı bed-sikâl mağlûb-i kahr nikâl olup bir mikdârı kantara-i seyfden güzâr ve bakiyyesi firâr ve mukaddemâ Sur üzerine gelen Hamza Ahmed dahi giriftâr-ı kayd-ı isâr olduğuna binâen der-akab vezîr-i müşârün-ileyh tarafından cezâsı tertîb ve bu takrîb Sur iskelesinden ve Beşâre mukātaʿasından eşkıyâ-yi mezkûre tebʿîd ve tecnîb olundukdan sonra paşa-yi mûmâ-ileyh Şakîf mukātaʿasını zabt eden Haydar-ı Faris nâm şakînin üzerine feresrân-ı teveccüh ve azîmet ve birkaç sâ'at muhârebeden sonra cemʿiyyetleri perîşân ve merkūm Haydar-ı Faris dahi nîm-cân ile girîzân olup bundan sonra vezîr-i müşârün-ileyh Dürzî (V₁/101-a) dağına nizâm vermek kaydında olduğu ve vukūʿ bulan muhârebede katʿ olunan ru'ûs-ı eşkıyâ bâ-defter tarafından irsâl olunmağla li-ecli'l-iʿtibâr saray meydânına vazʿ u ilkā olunup müşârün-ileyhin bu bâbda zuhûr eden ikdâm u himmet-i vezîrânesi nezd-i evliyâ-yi niʿamında meşkûr ve bundan böyle dahi ol havâlinin kemâ-yenbagî intizâmı kendüden hasren matlûb olduğu beyâniyle tarafına hitâben ısdâr-ı menşûr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düvel-i nasârânın memâlik-i Devlet-i aliyye'ye hırs u tamaʿları yevmen fe-yevmen efzûn ve li-maslahatin baʿzı garazlarına müsâʿade ve mümâşâtı zaʿaf-ı hâle haml ile gün be-gün tekevvün eden tekâlîf-i mâ-lâ-yutakları tahammül derecesinden hâric ve bîrûn olup medlûlü üzere leyl ü nehâr esbâb-ı seferiyyenin istihsâline nîrû-yi gayret sarf olunduğu misillû sefer-i bahrin dahi levâzım ve mühimmâtı ihzâr ve itmâm ve lede'l-hâce mukābele ve mukātele-i aʿdâya kıyâm ile ahz-ı sâr u intikām olunmak zımnında bu sâl-i huceste-fâlde Bahreyn'e tertîb ve tesrîb olunan Donanma-yi hümâyûn misillû birer takım mersâ-yi Tersâne-i âmire'de mevcûd bulunmak ve şimdiden Âsitâne-i saʿâdet'de kalan sefâin taʿmîr ü termîm ve iktizâ eden levâzımât ve edevâtı tertîb ve tetmîm ve sene-i âtiyye rûz-ı hızırına dek ber-vech-i muharrer iki kat donanma tehyi'e ve tanzîm olunmak husûsuna irâde-i kātıʿa-i hazret-i pâdişâhî taʿalluk edüp defterdar efendi bi'n-nefs Tersâne-i âmire'ye varup mühimmât-ı mevcûdeyi bi'l-muʿâyene keşf\nve defterdar efendi ricâl-i tersâne emîni ile bu ahvâli kemâ-yenbağî müzâkere akabinde cebr ve kesr ve tevfîr-i nezv husûslarına saʿy-i vâfir eylemesi dahi taraf-ı pür-şeref-i sadr-ı âlîden tenbîh olunmağla efendi-i mûmâileyhe emr olunduğu vech üzere Tersâne-i âmire'ye azîmet ve mühimmâtın mevcûd u mefkūduna dikkat edüp iki kat Donanma-yi hümâyûn kalyonlarının techîzi içün ve el-yevm mersâ-yı tersânede merbût sefâin ve Bahreyn'de olan ve müceddeden inşâsı fermân buyurulan merâkib-i bahriyye içün gayr-i ez-mevcûd iktizâ eden mühimmât ve levâzımâtı ricâl-i Tersâne-i âmire ile bi'l-müzâkere resm-i levh-i zamîr ve mufassal ve meşrûh bir kıtʿa takrîr ile arz-ı huzûr-ı sadr-ı felâtun-tedbîr edüp hulâsa-i takrîrinde tersâne emîni efendinin Der-i aliyye'de mübâyaʿa eyleyeceği bahaları nâ-maʿlûm eşyâ-yi müteferrikadan fazla işbu tertîbâtın el-hâletü-hâzihi masârifi iki yük sekiz bin sekiz yüz guruşa bâliğ ve eşyâ-yi müteferrika ile dört yüz elli kiseye mütekārib olduğun îmâ ve işbu meblâğ ne mahalden havâle olunacağını (V₁/101-b) istinbâ etmekle Darb-hâne-i âmireden dört yüz kise akçe havâle buyurulup lede'l-iktizâ ceste ceste dîvân tezkereleriyle alup mahallerine iʿtā ve şimdiden işbu tertîb-i cedîdin iʿdâd ve istikmâline müstaʿînân bi'llâhi teʿâlâ şurûʿ ve mübâşeret eylemesi tenbîhâtı gûş-i hûşuna ilkā olundu.",
          "caption": "Himmet-i azîm-i Devlet-i ebed-makrûn be-umûr-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_100.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Himmet-i azîm-i Devlet-i ebed-makrûn be-umûr-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Düvel-i nasârânın memâlik-i Devlet-i aliyye'ye hırs u tamaʿları yevmen fe-yevmen efzûn ve li-maslahatin baʿzı garazlarına müsâʿade ve mümâşâtı zaʿaf-ı hâle haml ile gün be-gün tekevvün eden tekâlîf-i mâ-lâ-yutakları tahammül derecesinden hâric ve bîrûn olup medlûlü üzere leyl ü nehâr esbâb-ı seferiyyenin istihsâline nîrû-yi gayret sarf olunduğu misillû sefer-i bahrin dahi levâzım ve mühimmâtı ihzâr ve itmâm ve lede'l-hâce mukābele ve mukātele-i aʿdâya kıyâm ile ahz-ı sâr u intikām olunmak zımnında bu sâl-i huceste-fâlde Bahreyn'e tertîb ve tesrîb olunan Donanma-yi hümâyûn misillû birer takım mersâ-yi Tersâne-i âmire'de mevcûd bulunmak ve şimdiden Âsitâne-i saʿâdet'de kalan sefâin taʿmîr ü termîm ve iktizâ eden levâzımât ve edevâtı tertîb ve tetmîm ve sene-i âtiyye rûz-ı hızırına dek ber-vech-i muharrer iki kat donanma tehyi'e ve tanzîm olunmak husûsuna irâde-i kātıʿa-i hazret-i pâdişâhî taʿalluk edüp defterdar efendi bi'n-nefs Tersâne-i âmire'ye varup mühimmât-ı mevcûdeyi bi'l-muʿâyene keşf\nve defterdar efendi ricâl-i tersâne emîni ile bu ahvâli kemâ-yenbağî müzâkere akabinde cebr ve kesr ve tevfîr-i nezv husûslarına saʿy-i vâfir eylemesi dahi taraf-ı pür-şeref-i sadr-ı âlîden tenbîh olunmağla efendi-i mûmâileyhe emr olunduğu vech üzere Tersâne-i âmire'ye azîmet ve mühimmâtın mevcûd u mefkūduna dikkat edüp iki kat Donanma-yi hümâyûn kalyonlarının techîzi içün ve el-yevm mersâ-yı tersânede merbût sefâin ve Bahreyn'de olan ve müceddeden inşâsı fermân buyurulan merâkib-i bahriyye içün gayr-i ez-mevcûd iktizâ eden mühimmât ve levâzımâtı ricâl-i Tersâne-i âmire ile bi'l-müzâkere resm-i levh-i zamîr ve mufassal ve meşrûh bir kıtʿa takrîr ile arz-ı huzûr-ı sadr-ı felâtun-tedbîr edüp hulâsa-i takrîrinde tersâne emîni efendinin Der-i aliyye'de mübâyaʿa eyleyeceği bahaları nâ-maʿlûm eşyâ-yi müteferrikadan fazla işbu tertîbâtın el-hâletü-hâzihi masârifi iki yük sekiz bin sekiz yüz guruşa bâliğ ve eşyâ-yi müteferrika ile dört yüz elli kiseye mütekārib olduğun îmâ ve işbu meblâğ ne mahalden havâle olunacağını (V₁/101-b) istinbâ etmekle Darb-hâne-i âmireden dört yüz kise akçe havâle buyurulup lede'l-iktizâ ceste ceste dîvân tezkereleriyle alup mahallerine iʿtā ve şimdiden işbu tertîb-i cedîdin iʿdâd ve istikmâline müstaʿînân bi'llâhi teʿâlâ şurûʿ ve mübâşeret eylemesi tenbîhâtı gûş-i hûşuna ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Yenbuʿda fevt olan Hifzî-zâde Mustafa Efendi'nin müddet-i mahlûlesini tekmîl etmek üzere Medîne-i münevvere kazâsıyla tebcîl olunan Hüseyin Ağa-zâde Abdurrahman Efendi menzîl ile Şam-ı cennet-meşâma vâsıl oldukda mizâc-ı sahîhi muʿtell ve şirâze-i nüsha-i hayâtı münhal olup kurb-i mezâr-ı Bilâl-i Habeşî'de medfûn oldu.",
          "caption": "Vefât-ı kādı-i Medine-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_101.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı kādı-i Medine-i münevvere",
          "text": "Bundan akdem Yenbuʿda fevt olan Hifzî-zâde Mustafa Efendi'nin müddet-i mahlûlesini tekmîl etmek üzere Medîne-i münevvere kazâsıyla tebcîl olunan Hüseyin Ağa-zâde Abdurrahman Efendi menzîl ile Şam-ı cennet-meşâma vâsıl oldukda mizâc-ı sahîhi muʿtell ve şirâze-i nüsha-i hayâtı münhal olup kurb-i mezâr-ı Bilâl-i Habeşî'de medfûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçelü'nün bundan akdem Moskovlu ile kemer-bend-i ittifâk olmaları menâfiʿ-i mülkiyyelerini mûcib baʿzı ağrâza mebnî olduğu ukūl-i selîme erbâbına münkeşif olduğundan gayri etrâf ve eknâfdan istirâk olunan ahbâr ve havâdisden dahi bu keyfiyyet münfehim olmuşidi. Vakta ki madde-i Kırım zarûriü'l-ihtiyâr olarak dil-hâh-ı hasm-ı ilâh üzere tanzîm olundu. Nemçelü dahi mânend-i mâr-ı münakkaş ser-berâverde-i sûrâh-i mekîdet olup kulûb-i kāsiyelerinde izmâr eyledikleri matālib-i fâsidenin temhîd mukaddemesine şurûʿ eylediler. Tafsîli bu ki Nemçe elçisi baş tercümânı ile Babıâlî'den\nye bir kıt'a harita irsâl ve mûcib-i nefret ve bürûdet ve bâʿis-i ihtilâl-i memleket olur baʿzı vesâil ve gavâilin izâlesiyle emniyyet tarafını istihsâl etmek devletin aksâ-yı âmâli olup ez-cümle bâʿis-i bürûdet olur mevâddan iki maddenin tanzîmi iltimâsiyle defʿ-i teşvîş-i hâtır etmek iddiʿâsında oldukların elçi-i mersûm tercümân-ı mesfûrun kārûre-i müzahrefât ve ebâtıl olan kevre-i hâfızasına ilkā ve ol dahi mânend-i hûk-i leng ü lûk gelüp me'mûriyyetini ifâde ve inhâ eyledi.\nMadde-i ula:\n\nBosna hudûdunda vâkiʿ Nemçe memâlikinde Hırvadlık ve sâir arâzi-i Nemçe nehr-i Una ve nehr-i Sava ile tahdîd ve tarafeynden zikr olunan nehirler tecâvüz olunmamak takayyüd olunmuşiken Bosnalu tarafından mugāyir-i ahid-nâme ve hudûd-nâme tahattî ve tecâvüz ve Hırvadlık eyâletinden vâfir arâzi zabt ve el-yevm tasarruflarında olmağla işbu zabt olunan arâziyi Devlet-i aliyye Bosnalu yedinden nezʿ ve Nemçelü'ye istirdâd ve defʿ etmek.\nMadde-i sâniye:\n\nNehr-i Tuna'nın sâhil-i yesârında Ada kalʿası mukābilinde vâkiʿ olan İrşova kasabasının tarafeyn memâlikine irtibât ve ihtilâtı hasebiyle Nemçelü'nün lezârâta ve gümrük nizâmlarına halel verüp defʿan li'l-ihtilâl kasaba-i merkümeden ve ana muttasıl arzan bir kurşum menzili ve tûlen meşy-i muʿtedil ile üç çaryek mikdârı olan arâziden Devlet-i aliyye keff-i yed etmek ve bu iddiʿâlar zuʿmlarınca ahde mebnî (V₁/102-a) olup zîrâ Devlet-i aliyye tarafından bir sene müddet zarfında icrâsı meşrût olan nehr-i Rezne icrâ olunmayup icrâsı ise meşrût ve o müddetde adem-i icrâsına nazaran istihkāk zabt-ı mefkūd ve meskûtdur deyû ityân-ı delîl-i pür-tesvîl eylediklerinden gayri şîve-i ıtmaʿ ile bir gûne sanʿat dahi ihtirâʿ ve îcâd ve sûret-i zâhirde merâmları tehvîn ve teshîl-i maslahat idüğün îrâd eylediler. Sûreti bu ki istirdâdı iltimâs olunan arâzî müddet-i vâfireden berü ehl-i islâm tasarruflarında olmak mülâbesesiyle sekenesinin baʿzısı bağât ve ebniye ve sâir emlâk peydâ etmeleriyle istirdâd-ı arâzî murâd olunduğu hâlde bunların mutasarrıf oldukları emlâkden mahrûm olmaları iktizâ eder. Nemçe imparatorunun ise maksûdu maddenin ber-vech-i suhûlet husûlü olup bu sebebden sekene-i merkümenin hırmânını adem-i tecvîz ve farzâ arâzi-i mezkûrede sâkin olanlar emlâklerinden dûr ve vilâyetlerinden mehcûr olmağı istemeyüp kemâ-kân vatanlarında ikāmete hâhişger olur ise cevâmiʿ ve ibâdet ve kisb ü menfaʿatlerine katʿâ taʿarruz ve mümânaʿat olunmayup muʿâf ve müsellem olalar ve eğer ikāmet murâd etmeyüp sâir bilâd-ı islâmiyyeye hicret arzusunda olurlar ise kendülerini zarardan siyânet ve emlâk ve vâridâtlarına terâzî-i cânibeyn ile takdîr-i bahâ ve kıymet ve der-akab teslîmine mübâşeret olunmak ve iltimâs olunan arâzî işbu haritadan maʿlûm olur de-\nyû tercümân-ı mesfûr haritayı i'tâ ve avdet, bir müddetden sonra mesfûr gelüp maddeteyn-i mezkûreteynin tanzîmi zımnında elçiye devleti tarafından ruhsat-nâme geldiğini ihbâr ve tercümesi olarak bir kıt'a kâğıt takdîmiyle Devlet-i aliyye tarafından dahi murahhaslar ta'yîn olunmak lâzım geldiğini iş'âr ve birkaç günden sonra Rusya elçisi dahi gelüp sûret-i tecâhülde Nemçelü'nün maddesini istifsâr ve bu maddeler bizim ticâret ve Kırım maddelerimizin ibtidâlarında tereddüd izhâr olunduğu misillû tatvîl olunmasa münâsib olur idi, bu husûsu me'mûren söylemem lâkin giderek me'mûr olacağım âşikârdır deyû Nemçe ile yek-sâk-ı ittifâk oldukları Devlet-i aliyye tarafından Nemçelü'nün merâmlarına müsâade olunmadığı takdîrde iddi'â eyledikleri muvâfakat-i ahd zu'miyle arâzî-i mezkûreye askerlerini idhâl ve zabt eyleyeceklerini telmîh belki tasrîh eyledi.\nİstidrâd:\n\nMülûk-i eslâf asırlarında bulunan erkân ve ricâl-i umûr-ı devletlerini rü'yetde cism-i vâhid gibi olup miyânelerinde beşeriyyet hasebiyle tebâguz ve tenâfüs hudûs eder ise dahi umûr-ı mülkiyyelerine tecâvüz etmeyüp uhdelerinde vukūʿ bulan havâdis-i kevniyyenin zarar-ı muʿaccel ve fesâd-ı mü'eccelini kemâl-i tabassur ile mülâhaza ve tefekkür ve yalnız bulundukları asrın salâh ve (V₁/102-b) âsâyişi mültezemleri olmayup nice eyyâm ve a'vâmdan sonra zuhûr eyleyecek mazarrat-ı mülkiyyeyi i'mâl-i efkâr-ı sâkibe ve idâre-i per-kâr-ı ârâ-i sâibe ile fi'le çıkarup defʿiyle takayyüdleri ahvâl-i eslâfa vâkıf olanların ma'lûmlarıdır. Binâberin Nemçelü ile Belgrad altında elliüç târîhinde vâki' olan musâlahada dâimâ bâʿis-i güft-gû olan hudûd keyfiyyeti ki kemâ-yenbagî müzâkere olunmayup emr-i heyyin ve bahs-i leyyin misillû vakt-i âhara ta'lîk olunmağla birkaç defʿa Âsitâne-i saʿâdet'de mevâdd-ı mezkûrenin müzâkeresi sebkat ve hayli mu'âreze ve münâkaşadan sonra baʿzı mevhûm ve tarafeyne ihtimâli mefhûm iyâdet-i rekîke ile sened ahz ü i'tâsına mübâderet olunduğundan gayri Bosna cânibine taʿyîn olunuan muhaddidler maddenin fesâdından ihtirâz ve ictinâb ya'ni i'âde-i harb ü darb gāilesinden devleti reh-yâb etmek kasdiyle olduğuna göre katʿ-ı hudûda şitâb ve bir gün Bosna'da ikāmete cesâret edemeyüp sûret-i firârda iyâbları Bosna ahâlisinin baʿzı müsinn ve ihtiyârlarının ma'lûmlarıdır. İşte min-gayr-i te'emmül katʿ olunan hudûdun nihâyeti ve senede derc olunan kuyûd-ı meşkûkenin mazarratı şimdi gelüp görüldü. Biz yine sadede gelelim, Bosna hudûdu bâlâda zikr olunan nehirler ile mahdûd olduğu hudûd-nâmelerde musarrah olduğuna nazaran Nemçelü'nün iddi'â eyledikleri arâzî Bosnalu'nun tecâvüziyle zabt olunmuş ise, da'vâları bî-ma'nâ olmayup ancak bu kadar müddetden berü derûnunda tavattun ile alâka ve emlâk tedârük eden ehl-i islâmı izʿâc ve yerlerinden ihrâc gāyetü'l-\ngāye tekellüf ve meşakkate muhtâc ve bâ-husûs hakîkat-i mâddeden gāfil ve Devlet-i aliyye'nin gavâmız-ı ahvâlinden bî-haber ve zâhil olan baʿzı eclâf-ı nâsın sihâm-ı taʿn u dahline âmâc olmak ihtimâlden baʿîd değildir. Hakk teʿâlâ me'mûrlara muʿîn ve iʿtirâz-ı nâ-be-câ ile jâj-hâ olan eşhâs-ı mütekāsirü'l-ukūle insâf vere, âmîn. Nemçelü'nün diğer matlûbları olan İrşova, Ada kalʿası gibi bir maʿkıl-i metînin bâbı ve ser-rişte-i maksûdun vesîle-i hall-i akde vü tâbiʿ olduğuna binâen vükelâ-yı devlet dağ-ber-dil belki dâmen-şikâf-ı sabr u tahammül etmişdir. Eş-şey'ü bi'ş-şey'i yüzker. Milel-i nasârâya vechen mine'l-vücûh iʿtimâd câ'iz olmayup husûsâ vakt-i muhârebede ittihâd-ı dîniyyeleri olan ehl-i küfrü koyup islâma iʿânetleri muhâl iken hüdâvendigâr-ı sâbık zamânında ser-be-ceyb-i fırsat olan aʿdâ-yı hazlân-maʿâl Nemçe keferesi Devlet-i aliyye'yi iğfâl ve baʿzı (V₁/103-a) ivaz mukābelesinde harben ve selmen Moskovlu'yu ilzâm etmekle taʿahhüd edüp hattâ Leh derûnuna asker idhâl ve müteheyyî-i harb ü kıtâl olduklarını izhâr ile tertîb-sâz-ı mekr ü ihtiyâl ve encâm-ı kâr hasm ile mukaddemâ miyânelerinde nihânî karâr-gîr-i nizâm olan Leh mukāsemesinde duhûl-i matlûbları olan mahalleri memleketlerine izâfe ile nâ'il-i me'mûl olduklarına kanâʿat etmeyüp diğer fâ'idelerinin husûlüne dahi ibtidâr ve masârif-i kesîreye ibtilâ iddiʿâlarıyla Devlet-i aliyye tarafından gayr-i ez-nakd mevʿûd olan Boğdan kıtʿasını talebinde izhâr-ı ısrâr eylediklerinden gayri zikr olunan İrşova maddesini dahi der-meyân eylediklerinde taʿahhüd-i sâbıklarını icrâdan iʿrâz ile incâz-ı vaʿd-i devlete musırr oldukları her hâlde tabîʿat-i mülke muzırr olduğuna binâen sadr-ı asr ve re'îs-i vakt bulunan müteveffâ İzzet Mehmed Paşa ve İsmâil Paşa ve sâ'ir erkân-ı devlet kıbelinden şartın adem-i ibkāsı illet ittihâz olunarak matlûblarının defʿine her çend saʿy ü kûşiş olundu ise müfîd olmayup Rusyalu ile dahi henüz emr-i musâlaha tanzîm olunmuş olduğundan redd-i cevâb îrâdı âteş-i harbin mûcib-i îkādı olacağı taʿayyün eylediğinden ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn fâ'idesi üzere incâz-ı vaʿd olunup İrşova maddesi dahi baʿde'l-leta ve'l-leti gümrük ve lezârete nizâmlarına halel veren mevâniʿin defʿiyle ve taʿarruzları iddiʿâ olunan İrşova ahâlisinin te'dîbleri şartıyla meskûtun anh kalmışidi. Bu defʿa Bosna'dan matlûbları olan arâzînin ber-mûceb-i ahid-nâme-i hümâyûn nizâmı vaʿd olunarak İrşova maddesinden keff-i yed etdirilmek gerçi vükelâ-yı devletin hâtırlarına lâyih oldu, lâkin hasmın râzı olacağı maʿlûm olmayup farazâ bu sûret-i marzîleri oldu. Arâzî-i Bosna içün lâ-mahâle sened iʿtâ olunması iktizâ eder. Bu tarafda sened verilüp baʿdehû Bosna vâlîsine keyfiyyet ifâde olunduğu hâlde mahall-i mezkûrede mukîm olan serhadlünün îkāʿ-ı fesâdlarını müstelzem olup bu hücnetin indifâʿı içün arâzî husûsunun müzâreke ve tanzîmi Bosna vâlîsine\nba-ruhsat-nâme-i hümâyûn havâle ve ol tarafdan dahi hudûd cenerali yahud bir âhırı terhîs olunmak mukāvele ve bu tarafda elçiye ifâde ve sâir bu ahvâle dâir olan keyfiyyât kaleme alınup vücûh-ı nâs huzurunda kırâ'at ve herkesin mâ-hasal fikri ihtiyâr olunmak taraf-ı mülûkâneden lede'l-istîzân akd-i meclis-i meşveret irâde olundu.",
          "caption": "Zikr-i iddiʿâ-yi Nemçe baʿzı arâzî ez-Bosna ve kasaba-i İrşova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_102.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i iddiʿâ-yi Nemçe baʿzı arâzî ez-Bosna ve kasaba-i İrşova",
          "text": "Nemçelü'nün bundan akdem Moskovlu ile kemer-bend-i ittifâk olmaları menâfiʿ-i mülkiyyelerini mûcib baʿzı ağrâza mebnî olduğu ukūl-i selîme erbâbına münkeşif olduğundan gayri etrâf ve eknâfdan istirâk olunan ahbâr ve havâdisden dahi bu keyfiyyet münfehim olmuşidi. Vakta ki madde-i Kırım zarûriü'l-ihtiyâr olarak dil-hâh-ı hasm-ı ilâh üzere tanzîm olundu. Nemçelü dahi mânend-i mâr-ı münakkaş ser-berâverde-i sûrâh-i mekîdet olup kulûb-i kāsiyelerinde izmâr eyledikleri matālib-i fâsidenin temhîd mukaddemesine şurûʿ eylediler. Tafsîli bu ki Nemçe elçisi baş tercümânı ile Babıâlî'den\nye bir kıt'a harita irsâl ve mûcib-i nefret ve bürûdet ve bâʿis-i ihtilâl-i memleket olur baʿzı vesâil ve gavâilin izâlesiyle emniyyet tarafını istihsâl etmek devletin aksâ-yı âmâli olup ez-cümle bâʿis-i bürûdet olur mevâddan iki maddenin tanzîmi iltimâsiyle defʿ-i teşvîş-i hâtır etmek iddiʿâsında oldukların elçi-i mersûm tercümân-ı mesfûrun kārûre-i müzahrefât ve ebâtıl olan kevre-i hâfızasına ilkā ve ol dahi mânend-i hûk-i leng ü lûk gelüp me'mûriyyetini ifâde ve inhâ eyledi.\nMadde-i ula:\n\nBosna hudûdunda vâkiʿ Nemçe memâlikinde Hırvadlık ve sâir arâzi-i Nemçe nehr-i Una ve nehr-i Sava ile tahdîd ve tarafeynden zikr olunan nehirler tecâvüz olunmamak takayyüd olunmuşiken Bosnalu tarafından mugāyir-i ahid-nâme ve hudûd-nâme tahattî ve tecâvüz ve Hırvadlık eyâletinden vâfir arâzi zabt ve el-yevm tasarruflarında olmağla işbu zabt olunan arâziyi Devlet-i aliyye Bosnalu yedinden nezʿ ve Nemçelü'ye istirdâd ve defʿ etmek.\nMadde-i sâniye:\n\nNehr-i Tuna'nın sâhil-i yesârında Ada kalʿası mukābilinde vâkiʿ olan İrşova kasabasının tarafeyn memâlikine irtibât ve ihtilâtı hasebiyle Nemçelü'nün lezârâta ve gümrük nizâmlarına halel verüp defʿan li'l-ihtilâl kasaba-i merkümeden ve ana muttasıl arzan bir kurşum menzili ve tûlen meşy-i muʿtedil ile üç çaryek mikdârı olan arâziden Devlet-i aliyye keff-i yed etmek ve bu iddiʿâlar zuʿmlarınca ahde mebnî (V₁/102-a) olup zîrâ Devlet-i aliyye tarafından bir sene müddet zarfında icrâsı meşrût olan nehr-i Rezne icrâ olunmayup icrâsı ise meşrût ve o müddetde adem-i icrâsına nazaran istihkāk zabt-ı mefkūd ve meskûtdur deyû ityân-ı delîl-i pür-tesvîl eylediklerinden gayri şîve-i ıtmaʿ ile bir gûne sanʿat dahi ihtirâʿ ve îcâd ve sûret-i zâhirde merâmları tehvîn ve teshîl-i maslahat idüğün îrâd eylediler. Sûreti bu ki istirdâdı iltimâs olunan arâzî müddet-i vâfireden berü ehl-i islâm tasarruflarında olmak mülâbesesiyle sekenesinin baʿzısı bağât ve ebniye ve sâir emlâk peydâ etmeleriyle istirdâd-ı arâzî murâd olunduğu hâlde bunların mutasarrıf oldukları emlâkden mahrûm olmaları iktizâ eder. Nemçe imparatorunun ise maksûdu maddenin ber-vech-i suhûlet husûlü olup bu sebebden sekene-i merkümenin hırmânını adem-i tecvîz ve farzâ arâzi-i mezkûrede sâkin olanlar emlâklerinden dûr ve vilâyetlerinden mehcûr olmağı istemeyüp kemâ-kân vatanlarında ikāmete hâhişger olur ise cevâmiʿ ve ibâdet ve kisb ü menfaʿatlerine katʿâ taʿarruz ve mümânaʿat olunmayup muʿâf ve müsellem olalar ve eğer ikāmet murâd etmeyüp sâir bilâd-ı islâmiyyeye hicret arzusunda olurlar ise kendülerini zarardan siyânet ve emlâk ve vâridâtlarına terâzî-i cânibeyn ile takdîr-i bahâ ve kıymet ve der-akab teslîmine mübâşeret olunmak ve iltimâs olunan arâzî işbu haritadan maʿlûm olur de-\nyû tercümân-ı mesfûr haritayı i'tâ ve avdet, bir müddetden sonra mesfûr gelüp maddeteyn-i mezkûreteynin tanzîmi zımnında elçiye devleti tarafından ruhsat-nâme geldiğini ihbâr ve tercümesi olarak bir kıt'a kâğıt takdîmiyle Devlet-i aliyye tarafından dahi murahhaslar ta'yîn olunmak lâzım geldiğini iş'âr ve birkaç günden sonra Rusya elçisi dahi gelüp sûret-i tecâhülde Nemçelü'nün maddesini istifsâr ve bu maddeler bizim ticâret ve Kırım maddelerimizin ibtidâlarında tereddüd izhâr olunduğu misillû tatvîl olunmasa münâsib olur idi, bu husûsu me'mûren söylemem lâkin giderek me'mûr olacağım âşikârdır deyû Nemçe ile yek-sâk-ı ittifâk oldukları Devlet-i aliyye tarafından Nemçelü'nün merâmlarına müsâade olunmadığı takdîrde iddi'â eyledikleri muvâfakat-i ahd zu'miyle arâzî-i mezkûreye askerlerini idhâl ve zabt eyleyeceklerini telmîh belki tasrîh eyledi.\nİstidrâd:\n\nMülûk-i eslâf asırlarında bulunan erkân ve ricâl-i umûr-ı devletlerini rü'yetde cism-i vâhid gibi olup miyânelerinde beşeriyyet hasebiyle tebâguz ve tenâfüs hudûs eder ise dahi umûr-ı mülkiyyelerine tecâvüz etmeyüp uhdelerinde vukūʿ bulan havâdis-i kevniyyenin zarar-ı muʿaccel ve fesâd-ı mü'eccelini kemâl-i tabassur ile mülâhaza ve tefekkür ve yalnız bulundukları asrın salâh ve (V₁/102-b) âsâyişi mültezemleri olmayup nice eyyâm ve a'vâmdan sonra zuhûr eyleyecek mazarrat-ı mülkiyyeyi i'mâl-i efkâr-ı sâkibe ve idâre-i per-kâr-ı ârâ-i sâibe ile fi'le çıkarup defʿiyle takayyüdleri ahvâl-i eslâfa vâkıf olanların ma'lûmlarıdır. Binâberin Nemçelü ile Belgrad altında elliüç târîhinde vâki' olan musâlahada dâimâ bâʿis-i güft-gû olan hudûd keyfiyyeti ki kemâ-yenbagî müzâkere olunmayup emr-i heyyin ve bahs-i leyyin misillû vakt-i âhara ta'lîk olunmağla birkaç defʿa Âsitâne-i saʿâdet'de mevâdd-ı mezkûrenin müzâkeresi sebkat ve hayli mu'âreze ve münâkaşadan sonra baʿzı mevhûm ve tarafeyne ihtimâli mefhûm iyâdet-i rekîke ile sened ahz ü i'tâsına mübâderet olunduğundan gayri Bosna cânibine taʿyîn olunuan muhaddidler maddenin fesâdından ihtirâz ve ictinâb ya'ni i'âde-i harb ü darb gāilesinden devleti reh-yâb etmek kasdiyle olduğuna göre katʿ-ı hudûda şitâb ve bir gün Bosna'da ikāmete cesâret edemeyüp sûret-i firârda iyâbları Bosna ahâlisinin baʿzı müsinn ve ihtiyârlarının ma'lûmlarıdır. İşte min-gayr-i te'emmül katʿ olunan hudûdun nihâyeti ve senede derc olunan kuyûd-ı meşkûkenin mazarratı şimdi gelüp görüldü. Biz yine sadede gelelim, Bosna hudûdu bâlâda zikr olunan nehirler ile mahdûd olduğu hudûd-nâmelerde musarrah olduğuna nazaran Nemçelü'nün iddi'â eyledikleri arâzî Bosnalu'nun tecâvüziyle zabt olunmuş ise, da'vâları bî-ma'nâ olmayup ancak bu kadar müddetden berü derûnunda tavattun ile alâka ve emlâk tedârük eden ehl-i islâmı izʿâc ve yerlerinden ihrâc gāyetü'l-\ngāye tekellüf ve meşakkate muhtâc ve bâ-husûs hakîkat-i mâddeden gāfil ve Devlet-i aliyye'nin gavâmız-ı ahvâlinden bî-haber ve zâhil olan baʿzı eclâf-ı nâsın sihâm-ı taʿn u dahline âmâc olmak ihtimâlden baʿîd değildir. Hakk teʿâlâ me'mûrlara muʿîn ve iʿtirâz-ı nâ-be-câ ile jâj-hâ olan eşhâs-ı mütekāsirü'l-ukūle insâf vere, âmîn. Nemçelü'nün diğer matlûbları olan İrşova, Ada kalʿası gibi bir maʿkıl-i metînin bâbı ve ser-rişte-i maksûdun vesîle-i hall-i akde vü tâbiʿ olduğuna binâen vükelâ-yı devlet dağ-ber-dil belki dâmen-şikâf-ı sabr u tahammül etmişdir. Eş-şey'ü bi'ş-şey'i yüzker. Milel-i nasârâya vechen mine'l-vücûh iʿtimâd câ'iz olmayup husûsâ vakt-i muhârebede ittihâd-ı dîniyyeleri olan ehl-i küfrü koyup islâma iʿânetleri muhâl iken hüdâvendigâr-ı sâbık zamânında ser-be-ceyb-i fırsat olan aʿdâ-yı hazlân-maʿâl Nemçe keferesi Devlet-i aliyye'yi iğfâl ve baʿzı (V₁/103-a) ivaz mukābelesinde harben ve selmen Moskovlu'yu ilzâm etmekle taʿahhüd edüp hattâ Leh derûnuna asker idhâl ve müteheyyî-i harb ü kıtâl olduklarını izhâr ile tertîb-sâz-ı mekr ü ihtiyâl ve encâm-ı kâr hasm ile mukaddemâ miyânelerinde nihânî karâr-gîr-i nizâm olan Leh mukāsemesinde duhûl-i matlûbları olan mahalleri memleketlerine izâfe ile nâ'il-i me'mûl olduklarına kanâʿat etmeyüp diğer fâ'idelerinin husûlüne dahi ibtidâr ve masârif-i kesîreye ibtilâ iddiʿâlarıyla Devlet-i aliyye tarafından gayr-i ez-nakd mevʿûd olan Boğdan kıtʿasını talebinde izhâr-ı ısrâr eylediklerinden gayri zikr olunan İrşova maddesini dahi der-meyân eylediklerinde taʿahhüd-i sâbıklarını icrâdan iʿrâz ile incâz-ı vaʿd-i devlete musırr oldukları her hâlde tabîʿat-i mülke muzırr olduğuna binâen sadr-ı asr ve re'îs-i vakt bulunan müteveffâ İzzet Mehmed Paşa ve İsmâil Paşa ve sâ'ir erkân-ı devlet kıbelinden şartın adem-i ibkāsı illet ittihâz olunarak matlûblarının defʿine her çend saʿy ü kûşiş olundu ise müfîd olmayup Rusyalu ile dahi henüz emr-i musâlaha tanzîm olunmuş olduğundan redd-i cevâb îrâdı âteş-i harbin mûcib-i îkādı olacağı taʿayyün eylediğinden ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn fâ'idesi üzere incâz-ı vaʿd olunup İrşova maddesi dahi baʿde'l-leta ve'l-leti gümrük ve lezârete nizâmlarına halel veren mevâniʿin defʿiyle ve taʿarruzları iddiʿâ olunan İrşova ahâlisinin te'dîbleri şartıyla meskûtun anh kalmışidi. Bu defʿa Bosna'dan matlûbları olan arâzînin ber-mûceb-i ahid-nâme-i hümâyûn nizâmı vaʿd olunarak İrşova maddesinden keff-i yed etdirilmek gerçi vükelâ-yı devletin hâtırlarına lâyih oldu, lâkin hasmın râzı olacağı maʿlûm olmayup farazâ bu sûret-i marzîleri oldu. Arâzî-i Bosna içün lâ-mahâle sened iʿtâ olunması iktizâ eder. Bu tarafda sened verilüp baʿdehû Bosna vâlîsine keyfiyyet ifâde olunduğu hâlde mahall-i mezkûrede mukîm olan serhadlünün îkāʿ-ı fesâdlarını müstelzem olup bu hücnetin indifâʿı içün arâzî husûsunun müzâreke ve tanzîmi Bosna vâlîsine\nba-ruhsat-nâme-i hümâyûn havâle ve ol tarafdan dahi hudûd cenerali yahud bir âhırı terhîs olunmak mukāvele ve bu tarafda elçiye ifâde ve sâir bu ahvâle dâir olan keyfiyyât kaleme alınup vücûh-ı nâs huzurunda kırâ'at ve herkesin mâ-hasal fikri ihtiyâr olunmak taraf-ı mülûkâneden lede'l-istîzân akd-i meclis-i meşveret irâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Recebülmüreccebin ondokuzuncu isneyn günü sâhilhâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde sadrıazam hazretleri ve Selânik mutasarrıfı Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve defterdâr efendi ve reisülküttâb efendi ve çavuş-başı ağa ve Tevkiʿî Çelebi Mehmed Efendi ve defter emîni Hasan Efendi ve rûznâmçe-i evvel Süleyman Bey-efendi (V₁/103-b) ve muhasebe-i evvel Feyzi Süleyman Efendi ve Lâleli Mustafa Efendi ve Abdülkerim Efendi ve Penâh Süleyman Efendi hâzır oldukları hâlde sadrıazam hazretleri feth-i bâb-ı kelâm edüp Nemçelü tarafından zuhûr eden matlûbât ve ana müteferriğ olup vakt ü hâl iktizâsiyle mülâhaza olunan tedbîrât mukaddemâ kaleme alınup cümleye irâ'et ve herkes hânesinde kırâ'at ile mütālaʿasını ifade etmek tenbîh olunmuşidi. İşte bu maddelerin gerek redd ve gerek kabûlünde der-kâr olan mehâzir-i adîde ve ʿacilen ve âcilen tekevvünü melhûz belki meczûm olan harb mechûletü'n-netîce zikr olunan sûretden her birinizin maʿlûmu olup mukaddemâ kaleme alınan keyfiyyât lâyihât-ı akliyye kabîlinden olup madde-i vâhidesine hükm-i katʿî müteretteb olmağla sizin dahi hâtırınıza hutür eden sânihât ne ise beyân ve bu maddeler cümleye râciʿ masâlihden olmağla bir ferd mülâhazasını ketm ü pinhân etmesün buyurduklarında defter emîni Hasan Efendi baʿzı vesâil ile kavl-i aʿdâyı taʿlîl ve bu takrîb ile vakt ü zamânı tevsîʿ ve tatvîl etmek re'yini tasvîb ve Süleyman Feyzi Efendi mûmâ-ileyhi taʿkîb ve mütālaʿa olunan hudûd-nâmelere nazaran hudûd-ı Bosna'nın cümlesi nehreyn ile mahdûd olmak lâzım geldiğinden gayri hudûd nizâʿı olduğuna binâen mahallinde rü'yet olunması münâsib olduğun takrîr eyledikde sadrıazam hazretleri mukābele edüp ahid-nâmelere nazar olunsa nehr-i Sava ve nehr-i Una hudud olmak iktizâ eder musâlahadan sonra muhaddid taʿyîn olununan Saʿid Paşa'nın mübâdele eylediği hudûd-nâme ayyârelerinden hudûd-ı tarafeyn kemâ-yenbagî mümtaz olmayup husûsâ nizâʿ-ı mezkûr elliatı târîhine değin adem-i fasl u hasm ile devr-i teselsül kabûl edüp Râgıb Paşa merhûm re'is iken Nemçe kapu-kethüdâsiyle bu maddeyi müzâkere edüp gerçi sened mübâdele olunmuş lâkin defʿ-i dağdağa irâdesine mebnî maddeyi iğlâk etmiş bu\nsebeble sened-i mezkûrun dahi ihticâca salâhiyeti mefkûd ve bu tarafda katʿ-ı madde içün bâb-ı imkân mesdûd olduğun beyân akabinde re'îs efendiye teveccüh ve re'y olarak kaleme alınup mukaddemce âmâde kılınan şukkanın huzzâra kırâatini tefevvüh buyurmalariyle kırâʾate şurûʿ olundu. Meâl-i şukka: Husûs-ı mezkûr içün bu tarafda murahhas taʿyîn olunmaksızın bir kerre Nemçe elçisiyle mülâkāt ve bu husûsların bu tarafda katʿı mümkin olmadığı ve İrşova maddesi dahi bâlâda tafsîl olunduğu üzere defʿ-i mevâniʿ ile kemâfi'l-evvel meskûtun anh kalup Bosna maddesi dahi çünki ahden taleb olunuyor, Devlet-i aliyye tarafından Bosna vâlisi ve Nemçe tarafından dahi hudûd cenerali yahud diğeri terhîs olunup re's-i hudûdda yoluyla müzâkere ve katʿ ve tarafeyne iʿlâm olunsun deyû elçiye cevâb verilüp ne muʿâmele eyler ise tekrar (V1/104-a) istişâre ve iktizâsına göre hareket olunmak re'ylerinden ibâret olmağla cümle huzzâr bundan aʿlâ re'y olmadığını iʿtirâf ve ikrâr esnâsında sadrıazam hazretleri kelâmını iʿâde ve «elçinin bu sûretde rızâsı mechûl olup şâyed adem-i rızâ ile mevâddın kabûl olunmadığını devletine ifâde ve devleti dahi esbâb-ı harbi hâzır ve âmâde ede» buyurduklarında baʿdehu Süleyman Feyzi Efendi «ne mâniʿ bir kerre elçiye tefhîm olunsun, görelim ne cevâb eder» kavlini îrâd hilâlinde re'îs efendi Râgıb Paşa riyâsetinde verilen senedin sûreti hâzır olduğun beyân ve kırâatini istîzân eyledikden sonra bidâyetinden nihâyetine dek kırâʾat ve sadrıazam hazretlerinin buyurdukları gibi musannaʿ bir sened olup ihticâca salâhiyeti olmadığı maʿlûm-ı erbâb-ı meşveret oldu. Baʿdehu Süleyman Feyzi Efendi «İrşova maddesini der-miyân edüp icrâsı meşrût olan nehir icrâ olunmuş ise hudûd-nâmelere nazaran Nemçelü'nün daʿvâsı lağv olmak iktizâ eder. Binâen alâ-zâlik nehr-i mezbûr icrâsı olundu mu? Mahallinden istiʿlâma taʿlîk olunmak ensebdir» dedikde sadrıazam hazretleri nâtıka-cünbân-ı hüsn-i beyân ve «sulh akabinde nehrin icrâsiyle ifâ-yı şart olunduğu mütevâtir ve ayân iken ve Nemçelü bu daʿvâyı ahd etseler nehr-i mezbûr icrâ olunduğu kendülerini ilzâma kavî burhân iken istiʿlâma taʿlîk husûsu şübheden neş'et eylediğini mesfûrlar bahse medâr ve belki daʿvâlarına delîl iʿtibâr edeceklerinden gayri bu kaziyyeyi Devlet-i aliyye'nin gafletine haml eyleyecekleri aşikârdır» buyurdular. Feyzi Efendi kelâmını tekrîr ve «merâmım hak kimin yedinde olduğu maʿlûm olmak içün bu maddeyi tahkīk ve tefsîrdir» deyicek re'îs efendi mukābele edüp «Nemçelü bu maddeyi ahden daʿvâ etmez ki bu tekellüfler lâzım gele hemen açıkdan dostluğa binâen isterim» dediklerini tasrîh eyledi. Feyzi Efendi kavl-i evvelden udûl ve «hasma ye's ve ümid beyninde bir kavl-i gayr-i müfîd îrâd olunması maʿkûldür» dedikde sadrıazam hazretleri mukābele edüp «kelâm-ı vâhî\nile hasım mülzem olmaz, olsa olsa işbu iki maddenin aʿzamı Bosna maddesidir, mahalline havâle ile nizâm buldukdan sonra madde-i İrşova ki bu maddeye nisbetle cüz'îdir, ol dahi sûret-i hasene ile bir kalıba ifrâğ olunsun denilmelü>> buyurduklarında şeyhülislâm efendi hazretleri ve sâir huzzâr bu sûreti istisvâb eylediler, bu aralıkda Lâleli Mustafa Efendi dahi istifrâğ-ı mâ-fî'l-fu'âd ve «Nemçelü'ye İrşova maddesini çünki dostâne taleb ediyorsuz, dostluğa mebnî olan maslahat başkadır denmekle te'hîr-i madde kābil olacağın îrâd eyledikde sadrıazam bundan Nemçelü'ye vaʿd-i zımnî husûlünü beyân taʿrîf ve mûmâ-ileyhin (V₁/104-b) hazır olduğu reʿy-i sahîfi ibtâl ve tezyîf buyurdular» sâbıkā Rumeli kazaskeri Ataullah Efendi sadrıazam hazretlerine hitâb ve «bu hususlarda Nemçelü'ye cevâb-ı redd verilse cengi ihtiyâr eder mi? Ve eder ise nakz-i ahd etmiş olmaz mı? ve Moskovlu'nun iʿâneti melhûz mudur? Ve iʿâneti tahakkukunda o dahi ahdini nakz etmiş olmaz mı? ve düvel-i sâire bunların bu hareketlerine râzı olurlar mı?» deyu isticvâb eyledikde şeyhülislâm efendi hazretleri mukabele edüp «nakz-i ahd ve rızâ-yı düvel ne demekdir? Düvel-i efrencin aʿzamı Françe Devleti değil midir? İngilterelü ile Kırım maddesine tavsît murâd olundukda râzı oldular mı? \"el-Küfrü milletün vâhidetün\" müeddâsınca mecmûʿu Devlet-i aliyye'nin bedhâhlarıdır Allahü teʿâlâ cümlesini kahretsün» buyurduklarında Ataullah Efendi mücâb olmayup kelâmını iʿâde ve sadrıazam hazretlerini muhatab eyleyerek merâmını bu vechile ifâde eylediği esnâ-yı kelâmda «her levâzımımız müheyyâdır buyurdunuz Nemçelü ile ceng mi edeceğiz?» diyecek sadrıazam hazretleri «biz Nemçelü ile ceng ederiz demek her şeyimiz hâzırdır dediğimiz zahîre ve mühimmâtdır. Lillâhü'l-hamd her mahalde bu levâzım mükemmeldir, ancak levâzımı iʿmâl ve mühimmâtı istiʿmâl edecek askerdir, askerin hâli maʿlûm ve her ne kadar zâbıtalarına saʿy olundiyse bir vefk-i matlûb nizâmlarına müyesser olmuyor. Hoşimdi ümidimiz münkatiʿ değil, şimdiki hâlde oldukça nizâm bulmadadır bi-minneti teʿâlâ giderek bir râbıta tahtına idhâl olunmaları me'mûldür. Zamânımızda lillâhi'l-hamd zehâir ve tertîb-i mühimmâtda kusûr zuhûr etmedi» buyurduklarında defterdar efendi musaddak-ı kavl-i mezkûr ve şübhesi olanlara defterini göstermeğe me'mûr oldu. Baʿdehû yine sadrıazam hazretleri sevk-i kelâm ve levâzım-ı mezkûrenin cemʿ ve tehyiesinde Devlet-i aliyye'ye sıklet vermediğin îhâm ve Kırım'ın defʿa-i ûlâsında yalnız İsmail'de katı çok masârifât ile cânib-i mîrî ber-hem-zede-i zarar u ziyân ve bâ-husûs İsmail seraskeri Abdullah Paşa'ya harclık nâmiyle mebâliğ-i vâfire verilüp maʿ-hazâ bu rütbe cemʿiyyet ve mühimmât ve levâzımda bu derece kesret ve külliyyet olmayup ve el-an seraskerlerin taʿaddüdü zâhir iken harclık nâmiyle me-\nbâliğ verilmeyüp hakîmâne idâre olunduğunu beyân ve serasker-i müşârünileyh vaktinde verilen nukūd-ı vefîre ale'l-amya verilüp el-yevm mikdâr ve kemiyyeti hakīkati üzere nümâyân olmadığından gayri gâh münâkaşa ve mu'âraza ve gâh muhâsede ve mübâgaze ile imrâr-ı evkāt ve hâl-i devlet ve ale'l-husûs etvâr-ı düşmen-i bed-tıynet fikr olunmayup gaflet ve adem-i teyakkuz ile aʿdânın tamaʿını müzdâd eyleyerek tevlîd-i envâʿ-ı mekkâre ve âfât eylediler. Meşveretlerde herkese ruhsat verilüp ihâta-i aklı kadar herkes bî-şâibe arz-ı vâridât-ı hâtırını arz ve devlete (V1/105-a) hayırlu ve nâfiʿ olan umûru sevk edüp kayd-ı mu'âheze ber-taraf olduğu dahi i'timâda şâyân eymân ile te'kîd olunur iken mecâlisde samt u sükûtu ihtiyâr ve hitâm-ı meclisde hânelerine varup her biri mütekellim-i vahde olarak eczâ-yı meclisleri olan baʿzı evgād-ı nâsa ifşâ-yı esrâr ve tertîb-i hükümden âbî ba'zı tasarrufât-ı bâtıla îrâdiyle her biri Eflâtun-ı dehr ve allâme-i asr olurlar. Vazʿ-ı engüşt-i i'tirâz eyledikleri mevâddın birine ilâc teklîf olunsa ve nizâm-ı umûr-ı devlete dâir tedbîr-i dil-pezîr istese feyâlet ve sehâfet-i re'ylerin izhâr ve kimi hükm-i takdîr ve kimi muktezâ-yı devr-i çarh-ı pîr diyerek acz ü hayretlerin âşikâr ederler ve'l-hâsıl cism-i devletin a'zâ-i re'îsesi hükmünde olan erkân-ı devletin ârıza-i nefsâniyyet ve muhâsedeleri tabî'at-i mülk-i buhrân-dîdeyi ifsâd ve edviye-i nâfiʿa makāmında olan ârâ-i hasene-i muhıkka ile ilâcına bakılmak levâzım-ı zarûriyyeden idüğün îrâd buyurdular. Süleyman Penâh Efendi «Bosna arâzisine bedel bir âhar mahal verilse olmaz mı?» deyicek şeyhülislâm efendi mukābele edüp «her kangı mahal bedel verilse yine bir aralıkda Bosna arâzisini Nemçelü taleb ve mâdde-i bedeli kāle getürmek bu mülâbese ile gayr-i ensebdir» dediler. Sadrıazam hazretleri bundan sonra cümleye havâle-i nigâh ve meclis-i meşveretde hâsıl olan hülâsa-i tedbîri istiknâh eylediklerinde cümle huzzâr maslahatın mahalline ihâlesini ihtiyâr ve ba'dehû re'îsülküttâb efendiye hitâb ve «Nemçe elçisine tertîbi musammem olan meclis-i mükâlemede ne cevâb vereceksiz» buyurduklarında arâzî mâddesi dahi bu meclisde karâr bulduğu vech üzere elçiye îrâd olunup İrşova mâddesi dahi beyne'l-va'd ve'l-ye's Bosna mâddesinin hitâm-ı nizâmına ta'lîk olunacağını beyân eylediler. Ba'dehû Yeniçeri ocağı'ndan bin nefer topcu tertîb olunup el-yevm ta'lîm-i fenn ile iştigāl ve fî-mâ-ba'd ne mikdâr taleb olunur ise i'tā eyleyeceklerini iş'âr ile Karadeniz boğazından hâric binâ olunacak kal'alar ve Karataş altında yapılacak tersâne ve dar-ağacı mâddeleri der-miyân ve şiddet-i lüzûmu ve mikdâr-ı masârifi ve bakāyâ mâlinden idâre olunacağı beyân olunup lüzûm ve iktizâsını ehl-i meşveret teslîm ve tahsîn akabinde sadrıazam hazretleri bir mukaddime-i belîga temhîd ve ketm-i meclis husûsunda gāyet teşdîd ve huz-\nzârın cümlesi adem-i ifşâ-yi taʿahhüd edüp hattâ kelâmlarını eymân-ı gulâz ile te'kîd ve ol vechile kelâma encâm ve meclise hitâm verildi. \n\n Garîbe: Meclis-i meşvertde güzerân eden ebhâsdan hâsıl olan re'y-i savâb ve ittifâk-ı cümle ile elçiye verilecek hakîmâne cevâb minvâl-i muharrer üzere bir ferde ifşâ olunmayup hırz-ı (Vı/105-b) cân gibi pinhân kılınması taraf-ı sadâret-penâhîden erbâb-ı meşverete yegân yegân ifâde ve beyân olunup anlar dahi müteʿahhid-i emr-i kitmân olmuşlar idi. Yevm-i meşveretin ferdâsı Nemçe ve Rusya tercümânları kapuya gelüp Nemçe elçisiyle bir defʿa mülâkātın lüzûmunu re'isülküttâb efendi îmâ eyledikde tercümânlar cevâba ibtidâr ve mülâkāta hâhiş ne hikmete mebnî olduğu bedîdâr olmadığından elçiler bizleri bu tarafa tisyâr ve Devlet-i aliyye tarafından murahhaslar taʿyîn olunmadıkca mülâkātın imkânı olmadığını işʿâr etdiklerinde emr-i mülâkāt henüz zikr ü îrâd ve elçilerin ıttılâʿları ne takrîb ile olduğu efendi-i müşârün-ileyh tarafından istifkād olundukda âsârdan istidlâl eylediklerini tasrîh ve karâr-ı meclise vukūfların telmîh eylediler. Maʿlûm ola ki meclis-i meşveretde müctemiʿ olan baʿzı zevâtın kiminin hîş ü tebârı ve kiminin zuʿmunca sâdık ve yâr-ı gārı olup hitâm-ı meclisde birer takrîbiyle mahsûl-i meşvereti tashîh içün her biri bir gûne rîş-hand ve müdâhene mukaddemâtını bast u takdîm ve bu meclisde mecbûl olduğunuz şîme-i sadâkat ve hassa-i lâzıme-i insâniyyet olan cevher-i istikāmet ve dirâyet muktezâsı üzere Devlet-i aliyye'ye hayırlu olan masâlihi sevk ü taʿlîm ve kendüyü bilmez baʿzı cedekârân şûrâyı kānûn-ı münâzaraya nâzır ebhâs-ı amîka ve meskût-ı akl-ı küllden müstazî ve müstefîd olan tedâbîr-i dakīka ile ser-fürû-bürde-i ilzâm ve teslîm eylediğiniz zâhir olup serâir-i devlete ıttılâʿ her ne kadar vazîfemizden hâric ise dahi cenâbınızın her hâlde râzdân ve hayr-hâhı ve mülhem olduğunuz baʿzı ârâ-i hasenenin istimâʿıyle müftehir ve mübâhî olacağımız daʿvâsının mir'ât-ı nukūş-ı mugayyebât olan kalb-i enverleri âdil-güvâhîdir deyû sayd-ı kebûter-i merâm içün nasb-ı dâm-ı ihtiyâl ve o makūle memkûr müdâhene olan zevât-ı kāsıretü'l-ukūl bî-ihtiyâr nakl-i meclise şurûʿ ve tertîb-i usûl ü fürûʿ ile hetk-i serâ-perde-i esrâr-ı devlet, cân gibi nihân olan irâde-i râz-ı saltanat giderek bir tarîk ile sâmia-zed-ı aʿdâ-yı bed-tıynet olacağından gayri erbâb-ı şûrânın baʿzıları hizmetlerinde olan sarrafların zebûn-ı dest-i imtinânları olup muʿâmelelerine medâr olmak zannıyle mâ-hasal meclisi mesfûrlara takrîr ve anlar dahi keyfiyyet-i ümmü'l-habâis ve nihânî baʿzı bevâʿis ile maddeyi teşhîr ede-geldikleri erbâb-ı tecrübenin maʿlûmu ve keferenin el-yevm bu mülâbese ile vâkıf oldukları serâir-i devlete olur-olmaz ricâl vâkıf olmadığı ezhân-ı müstakīme ashâbının meczûmudur. Ve meclis akabinde olan tenbîh-i ekîd aks-i kazıyyeyi mûcib olduğundan\nme'mûrlara hayret târî ve himmetlerine fütûr-ı küllî müstevlî olup hatta bundan sonra vukūʿ bulan meclis-i meşveretin âhirinde sadrıazam hazretleri (V₁/106-a) bu madde içün gâh taʿrîz ve gâh tasrîh sûretinde izhâr-ı te'essür ü ıztırâb eyledi cenâb-ı Hakk bu makūle hayr u şerri fark etmez bedhâhları ıslah ve veli-ni'meti olup sâyesinde ferâğ-ı bâl ile müteʿayyiş olduğu Devlet-i aliyye'ye kemlik isteyenleri mahrûm-ı rûy-i felâh ede, âmîn.",
          "caption": "Beyân-ı keyfiyyet-i meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_103.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı keyfiyyet-i meşveret",
          "text": "İşbu şehr-i Recebülmüreccebin ondokuzuncu isneyn günü sâhilhâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde sadrıazam hazretleri ve Selânik mutasarrıfı Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve defterdâr efendi ve reisülküttâb efendi ve çavuş-başı ağa ve Tevkiʿî Çelebi Mehmed Efendi ve defter emîni Hasan Efendi ve rûznâmçe-i evvel Süleyman Bey-efendi (V₁/103-b) ve muhasebe-i evvel Feyzi Süleyman Efendi ve Lâleli Mustafa Efendi ve Abdülkerim Efendi ve Penâh Süleyman Efendi hâzır oldukları hâlde sadrıazam hazretleri feth-i bâb-ı kelâm edüp Nemçelü tarafından zuhûr eden matlûbât ve ana müteferriğ olup vakt ü hâl iktizâsiyle mülâhaza olunan tedbîrât mukaddemâ kaleme alınup cümleye irâ'et ve herkes hânesinde kırâ'at ile mütālaʿasını ifade etmek tenbîh olunmuşidi. İşte bu maddelerin gerek redd ve gerek kabûlünde der-kâr olan mehâzir-i adîde ve ʿacilen ve âcilen tekevvünü melhûz belki meczûm olan harb mechûletü'n-netîce zikr olunan sûretden her birinizin maʿlûmu olup mukaddemâ kaleme alınan keyfiyyât lâyihât-ı akliyye kabîlinden olup madde-i vâhidesine hükm-i katʿî müteretteb olmağla sizin dahi hâtırınıza hutür eden sânihât ne ise beyân ve bu maddeler cümleye râciʿ masâlihden olmağla bir ferd mülâhazasını ketm ü pinhân etmesün buyurduklarında defter emîni Hasan Efendi baʿzı vesâil ile kavl-i aʿdâyı taʿlîl ve bu takrîb ile vakt ü zamânı tevsîʿ ve tatvîl etmek re'yini tasvîb ve Süleyman Feyzi Efendi mûmâ-ileyhi taʿkîb ve mütālaʿa olunan hudûd-nâmelere nazaran hudûd-ı Bosna'nın cümlesi nehreyn ile mahdûd olmak lâzım geldiğinden gayri hudûd nizâʿı olduğuna binâen mahallinde rü'yet olunması münâsib olduğun takrîr eyledikde sadrıazam hazretleri mukābele edüp ahid-nâmelere nazar olunsa nehr-i Sava ve nehr-i Una hudud olmak iktizâ eder musâlahadan sonra muhaddid taʿyîn olununan Saʿid Paşa'nın mübâdele eylediği hudûd-nâme ayyârelerinden hudûd-ı tarafeyn kemâ-yenbagî mümtaz olmayup husûsâ nizâʿ-ı mezkûr elliatı târîhine değin adem-i fasl u hasm ile devr-i teselsül kabûl edüp Râgıb Paşa merhûm re'is iken Nemçe kapu-kethüdâsiyle bu maddeyi müzâkere edüp gerçi sened mübâdele olunmuş lâkin defʿ-i dağdağa irâdesine mebnî maddeyi iğlâk etmiş bu\nsebeble sened-i mezkûrun dahi ihticâca salâhiyeti mefkûd ve bu tarafda katʿ-ı madde içün bâb-ı imkân mesdûd olduğun beyân akabinde re'îs efendiye teveccüh ve re'y olarak kaleme alınup mukaddemce âmâde kılınan şukkanın huzzâra kırâatini tefevvüh buyurmalariyle kırâʾate şurûʿ olundu. Meâl-i şukka: Husûs-ı mezkûr içün bu tarafda murahhas taʿyîn olunmaksızın bir kerre Nemçe elçisiyle mülâkāt ve bu husûsların bu tarafda katʿı mümkin olmadığı ve İrşova maddesi dahi bâlâda tafsîl olunduğu üzere defʿ-i mevâniʿ ile kemâfi'l-evvel meskûtun anh kalup Bosna maddesi dahi çünki ahden taleb olunuyor, Devlet-i aliyye tarafından Bosna vâlisi ve Nemçe tarafından dahi hudûd cenerali yahud diğeri terhîs olunup re's-i hudûdda yoluyla müzâkere ve katʿ ve tarafeyne iʿlâm olunsun deyû elçiye cevâb verilüp ne muʿâmele eyler ise tekrar (V1/104-a) istişâre ve iktizâsına göre hareket olunmak re'ylerinden ibâret olmağla cümle huzzâr bundan aʿlâ re'y olmadığını iʿtirâf ve ikrâr esnâsında sadrıazam hazretleri kelâmını iʿâde ve «elçinin bu sûretde rızâsı mechûl olup şâyed adem-i rızâ ile mevâddın kabûl olunmadığını devletine ifâde ve devleti dahi esbâb-ı harbi hâzır ve âmâde ede» buyurduklarında baʿdehu Süleyman Feyzi Efendi «ne mâniʿ bir kerre elçiye tefhîm olunsun, görelim ne cevâb eder» kavlini îrâd hilâlinde re'îs efendi Râgıb Paşa riyâsetinde verilen senedin sûreti hâzır olduğun beyân ve kırâatini istîzân eyledikden sonra bidâyetinden nihâyetine dek kırâʾat ve sadrıazam hazretlerinin buyurdukları gibi musannaʿ bir sened olup ihticâca salâhiyeti olmadığı maʿlûm-ı erbâb-ı meşveret oldu. Baʿdehu Süleyman Feyzi Efendi «İrşova maddesini der-miyân edüp icrâsı meşrût olan nehir icrâ olunmuş ise hudûd-nâmelere nazaran Nemçelü'nün daʿvâsı lağv olmak iktizâ eder. Binâen alâ-zâlik nehr-i mezbûr icrâsı olundu mu? Mahallinden istiʿlâma taʿlîk olunmak ensebdir» dedikde sadrıazam hazretleri nâtıka-cünbân-ı hüsn-i beyân ve «sulh akabinde nehrin icrâsiyle ifâ-yı şart olunduğu mütevâtir ve ayân iken ve Nemçelü bu daʿvâyı ahd etseler nehr-i mezbûr icrâ olunduğu kendülerini ilzâma kavî burhân iken istiʿlâma taʿlîk husûsu şübheden neş'et eylediğini mesfûrlar bahse medâr ve belki daʿvâlarına delîl iʿtibâr edeceklerinden gayri bu kaziyyeyi Devlet-i aliyye'nin gafletine haml eyleyecekleri aşikârdır» buyurdular. Feyzi Efendi kelâmını tekrîr ve «merâmım hak kimin yedinde olduğu maʿlûm olmak içün bu maddeyi tahkīk ve tefsîrdir» deyicek re'îs efendi mukābele edüp «Nemçelü bu maddeyi ahden daʿvâ etmez ki bu tekellüfler lâzım gele hemen açıkdan dostluğa binâen isterim» dediklerini tasrîh eyledi. Feyzi Efendi kavl-i evvelden udûl ve «hasma ye's ve ümid beyninde bir kavl-i gayr-i müfîd îrâd olunması maʿkûldür» dedikde sadrıazam hazretleri mukābele edüp «kelâm-ı vâhî\nile hasım mülzem olmaz, olsa olsa işbu iki maddenin aʿzamı Bosna maddesidir, mahalline havâle ile nizâm buldukdan sonra madde-i İrşova ki bu maddeye nisbetle cüz'îdir, ol dahi sûret-i hasene ile bir kalıba ifrâğ olunsun denilmelü>> buyurduklarında şeyhülislâm efendi hazretleri ve sâir huzzâr bu sûreti istisvâb eylediler, bu aralıkda Lâleli Mustafa Efendi dahi istifrâğ-ı mâ-fî'l-fu'âd ve «Nemçelü'ye İrşova maddesini çünki dostâne taleb ediyorsuz, dostluğa mebnî olan maslahat başkadır denmekle te'hîr-i madde kābil olacağın îrâd eyledikde sadrıazam bundan Nemçelü'ye vaʿd-i zımnî husûlünü beyân taʿrîf ve mûmâ-ileyhin (V₁/104-b) hazır olduğu reʿy-i sahîfi ibtâl ve tezyîf buyurdular» sâbıkā Rumeli kazaskeri Ataullah Efendi sadrıazam hazretlerine hitâb ve «bu hususlarda Nemçelü'ye cevâb-ı redd verilse cengi ihtiyâr eder mi? Ve eder ise nakz-i ahd etmiş olmaz mı? ve Moskovlu'nun iʿâneti melhûz mudur? Ve iʿâneti tahakkukunda o dahi ahdini nakz etmiş olmaz mı? ve düvel-i sâire bunların bu hareketlerine râzı olurlar mı?» deyu isticvâb eyledikde şeyhülislâm efendi hazretleri mukabele edüp «nakz-i ahd ve rızâ-yı düvel ne demekdir? Düvel-i efrencin aʿzamı Françe Devleti değil midir? İngilterelü ile Kırım maddesine tavsît murâd olundukda râzı oldular mı? \"el-Küfrü milletün vâhidetün\" müeddâsınca mecmûʿu Devlet-i aliyye'nin bedhâhlarıdır Allahü teʿâlâ cümlesini kahretsün» buyurduklarında Ataullah Efendi mücâb olmayup kelâmını iʿâde ve sadrıazam hazretlerini muhatab eyleyerek merâmını bu vechile ifâde eylediği esnâ-yı kelâmda «her levâzımımız müheyyâdır buyurdunuz Nemçelü ile ceng mi edeceğiz?» diyecek sadrıazam hazretleri «biz Nemçelü ile ceng ederiz demek her şeyimiz hâzırdır dediğimiz zahîre ve mühimmâtdır. Lillâhü'l-hamd her mahalde bu levâzım mükemmeldir, ancak levâzımı iʿmâl ve mühimmâtı istiʿmâl edecek askerdir, askerin hâli maʿlûm ve her ne kadar zâbıtalarına saʿy olundiyse bir vefk-i matlûb nizâmlarına müyesser olmuyor. Hoşimdi ümidimiz münkatiʿ değil, şimdiki hâlde oldukça nizâm bulmadadır bi-minneti teʿâlâ giderek bir râbıta tahtına idhâl olunmaları me'mûldür. Zamânımızda lillâhi'l-hamd zehâir ve tertîb-i mühimmâtda kusûr zuhûr etmedi» buyurduklarında defterdar efendi musaddak-ı kavl-i mezkûr ve şübhesi olanlara defterini göstermeğe me'mûr oldu. Baʿdehû yine sadrıazam hazretleri sevk-i kelâm ve levâzım-ı mezkûrenin cemʿ ve tehyiesinde Devlet-i aliyye'ye sıklet vermediğin îhâm ve Kırım'ın defʿa-i ûlâsında yalnız İsmail'de katı çok masârifât ile cânib-i mîrî ber-hem-zede-i zarar u ziyân ve bâ-husûs İsmail seraskeri Abdullah Paşa'ya harclık nâmiyle mebâliğ-i vâfire verilüp maʿ-hazâ bu rütbe cemʿiyyet ve mühimmât ve levâzımda bu derece kesret ve külliyyet olmayup ve el-an seraskerlerin taʿaddüdü zâhir iken harclık nâmiyle me-\nbâliğ verilmeyüp hakîmâne idâre olunduğunu beyân ve serasker-i müşârünileyh vaktinde verilen nukūd-ı vefîre ale'l-amya verilüp el-yevm mikdâr ve kemiyyeti hakīkati üzere nümâyân olmadığından gayri gâh münâkaşa ve mu'âraza ve gâh muhâsede ve mübâgaze ile imrâr-ı evkāt ve hâl-i devlet ve ale'l-husûs etvâr-ı düşmen-i bed-tıynet fikr olunmayup gaflet ve adem-i teyakkuz ile aʿdânın tamaʿını müzdâd eyleyerek tevlîd-i envâʿ-ı mekkâre ve âfât eylediler. Meşveretlerde herkese ruhsat verilüp ihâta-i aklı kadar herkes bî-şâibe arz-ı vâridât-ı hâtırını arz ve devlete (V1/105-a) hayırlu ve nâfiʿ olan umûru sevk edüp kayd-ı mu'âheze ber-taraf olduğu dahi i'timâda şâyân eymân ile te'kîd olunur iken mecâlisde samt u sükûtu ihtiyâr ve hitâm-ı meclisde hânelerine varup her biri mütekellim-i vahde olarak eczâ-yı meclisleri olan baʿzı evgād-ı nâsa ifşâ-yı esrâr ve tertîb-i hükümden âbî ba'zı tasarrufât-ı bâtıla îrâdiyle her biri Eflâtun-ı dehr ve allâme-i asr olurlar. Vazʿ-ı engüşt-i i'tirâz eyledikleri mevâddın birine ilâc teklîf olunsa ve nizâm-ı umûr-ı devlete dâir tedbîr-i dil-pezîr istese feyâlet ve sehâfet-i re'ylerin izhâr ve kimi hükm-i takdîr ve kimi muktezâ-yı devr-i çarh-ı pîr diyerek acz ü hayretlerin âşikâr ederler ve'l-hâsıl cism-i devletin a'zâ-i re'îsesi hükmünde olan erkân-ı devletin ârıza-i nefsâniyyet ve muhâsedeleri tabî'at-i mülk-i buhrân-dîdeyi ifsâd ve edviye-i nâfiʿa makāmında olan ârâ-i hasene-i muhıkka ile ilâcına bakılmak levâzım-ı zarûriyyeden idüğün îrâd buyurdular. Süleyman Penâh Efendi «Bosna arâzisine bedel bir âhar mahal verilse olmaz mı?» deyicek şeyhülislâm efendi mukābele edüp «her kangı mahal bedel verilse yine bir aralıkda Bosna arâzisini Nemçelü taleb ve mâdde-i bedeli kāle getürmek bu mülâbese ile gayr-i ensebdir» dediler. Sadrıazam hazretleri bundan sonra cümleye havâle-i nigâh ve meclis-i meşveretde hâsıl olan hülâsa-i tedbîri istiknâh eylediklerinde cümle huzzâr maslahatın mahalline ihâlesini ihtiyâr ve ba'dehû re'îsülküttâb efendiye hitâb ve «Nemçe elçisine tertîbi musammem olan meclis-i mükâlemede ne cevâb vereceksiz» buyurduklarında arâzî mâddesi dahi bu meclisde karâr bulduğu vech üzere elçiye îrâd olunup İrşova mâddesi dahi beyne'l-va'd ve'l-ye's Bosna mâddesinin hitâm-ı nizâmına ta'lîk olunacağını beyân eylediler. Ba'dehû Yeniçeri ocağı'ndan bin nefer topcu tertîb olunup el-yevm ta'lîm-i fenn ile iştigāl ve fî-mâ-ba'd ne mikdâr taleb olunur ise i'tā eyleyeceklerini iş'âr ile Karadeniz boğazından hâric binâ olunacak kal'alar ve Karataş altında yapılacak tersâne ve dar-ağacı mâddeleri der-miyân ve şiddet-i lüzûmu ve mikdâr-ı masârifi ve bakāyâ mâlinden idâre olunacağı beyân olunup lüzûm ve iktizâsını ehl-i meşveret teslîm ve tahsîn akabinde sadrıazam hazretleri bir mukaddime-i belîga temhîd ve ketm-i meclis husûsunda gāyet teşdîd ve huz-\nzârın cümlesi adem-i ifşâ-yi taʿahhüd edüp hattâ kelâmlarını eymân-ı gulâz ile te'kîd ve ol vechile kelâma encâm ve meclise hitâm verildi. \n\n Garîbe: Meclis-i meşvertde güzerân eden ebhâsdan hâsıl olan re'y-i savâb ve ittifâk-ı cümle ile elçiye verilecek hakîmâne cevâb minvâl-i muharrer üzere bir ferde ifşâ olunmayup hırz-ı (Vı/105-b) cân gibi pinhân kılınması taraf-ı sadâret-penâhîden erbâb-ı meşverete yegân yegân ifâde ve beyân olunup anlar dahi müteʿahhid-i emr-i kitmân olmuşlar idi. Yevm-i meşveretin ferdâsı Nemçe ve Rusya tercümânları kapuya gelüp Nemçe elçisiyle bir defʿa mülâkātın lüzûmunu re'isülküttâb efendi îmâ eyledikde tercümânlar cevâba ibtidâr ve mülâkāta hâhiş ne hikmete mebnî olduğu bedîdâr olmadığından elçiler bizleri bu tarafa tisyâr ve Devlet-i aliyye tarafından murahhaslar taʿyîn olunmadıkca mülâkātın imkânı olmadığını işʿâr etdiklerinde emr-i mülâkāt henüz zikr ü îrâd ve elçilerin ıttılâʿları ne takrîb ile olduğu efendi-i müşârün-ileyh tarafından istifkād olundukda âsârdan istidlâl eylediklerini tasrîh ve karâr-ı meclise vukūfların telmîh eylediler. Maʿlûm ola ki meclis-i meşveretde müctemiʿ olan baʿzı zevâtın kiminin hîş ü tebârı ve kiminin zuʿmunca sâdık ve yâr-ı gārı olup hitâm-ı meclisde birer takrîbiyle mahsûl-i meşvereti tashîh içün her biri bir gûne rîş-hand ve müdâhene mukaddemâtını bast u takdîm ve bu meclisde mecbûl olduğunuz şîme-i sadâkat ve hassa-i lâzıme-i insâniyyet olan cevher-i istikāmet ve dirâyet muktezâsı üzere Devlet-i aliyye'ye hayırlu olan masâlihi sevk ü taʿlîm ve kendüyü bilmez baʿzı cedekârân şûrâyı kānûn-ı münâzaraya nâzır ebhâs-ı amîka ve meskût-ı akl-ı küllden müstazî ve müstefîd olan tedâbîr-i dakīka ile ser-fürû-bürde-i ilzâm ve teslîm eylediğiniz zâhir olup serâir-i devlete ıttılâʿ her ne kadar vazîfemizden hâric ise dahi cenâbınızın her hâlde râzdân ve hayr-hâhı ve mülhem olduğunuz baʿzı ârâ-i hasenenin istimâʿıyle müftehir ve mübâhî olacağımız daʿvâsının mir'ât-ı nukūş-ı mugayyebât olan kalb-i enverleri âdil-güvâhîdir deyû sayd-ı kebûter-i merâm içün nasb-ı dâm-ı ihtiyâl ve o makūle memkûr müdâhene olan zevât-ı kāsıretü'l-ukūl bî-ihtiyâr nakl-i meclise şurûʿ ve tertîb-i usûl ü fürûʿ ile hetk-i serâ-perde-i esrâr-ı devlet, cân gibi nihân olan irâde-i râz-ı saltanat giderek bir tarîk ile sâmia-zed-ı aʿdâ-yı bed-tıynet olacağından gayri erbâb-ı şûrânın baʿzıları hizmetlerinde olan sarrafların zebûn-ı dest-i imtinânları olup muʿâmelelerine medâr olmak zannıyle mâ-hasal meclisi mesfûrlara takrîr ve anlar dahi keyfiyyet-i ümmü'l-habâis ve nihânî baʿzı bevâʿis ile maddeyi teşhîr ede-geldikleri erbâb-ı tecrübenin maʿlûmu ve keferenin el-yevm bu mülâbese ile vâkıf oldukları serâir-i devlete olur-olmaz ricâl vâkıf olmadığı ezhân-ı müstakīme ashâbının meczûmudur. Ve meclis akabinde olan tenbîh-i ekîd aks-i kazıyyeyi mûcib olduğundan\nme'mûrlara hayret târî ve himmetlerine fütûr-ı küllî müstevlî olup hatta bundan sonra vukūʿ bulan meclis-i meşveretin âhirinde sadrıazam hazretleri (V₁/106-a) bu madde içün gâh taʿrîz ve gâh tasrîh sûretinde izhâr-ı te'essür ü ıztırâb eyledi cenâb-ı Hakk bu makūle hayr u şerri fark etmez bedhâhları ıslah ve veli-ni'meti olup sâyesinde ferâğ-ı bâl ile müteʿayyiş olduğu Devlet-i aliyye'ye kemlik isteyenleri mahrûm-ı rûy-i felâh ede, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe tercümânının bâlâda zikr olunan vazʿ-ı bâridine bakılmayup ictimâʿ hususunun iktizâsı tekrîr oldu ve lede'l-muhabere mâh-ı mezkûrun yirmialtıncı pazartesi günü sâbıkā İstanbul kādısı Müftî-zâde Ahmed Efendi ve re'isülküttâb efendi ve Süleyman Feyzi Efendi ve Penâh Süleyman Efendi Aynalı-kavak sâhilsarayında Nemçe elçisiyle mülâkāt ve mesfûrların hudûd maddesinde erbâb-ı meşveretin müstasvebi olduğu vech üzere Devlet-i aliyye tarafından Bosna vâlisinin ve Nemcelü cânibinden hudud cenerali veyâhud âharının terhîs olunması me'mûrlar tarafından îrâd olundukda elçi-i mesfûr bir vechile mülzem olmayup murahhasların bu tarafda taʿyîni ile maddenin nizâmına mübâşeret ve tekmîl-i maslahat akabinde kezâlik bu tarafda sened verilüp icrâ-yi mazmûn-ı sened vâlî-i müşârün-ileyhe ihâle olunmak vâdilerinde gāyetü'l-gāye ısrâr birle izhâr-ı huşûnet ve Devlet-i aliyye me'mûrları taraflarından mükâleme mazbatasında tafsîl olunduğu vech üzere her ne kadar ecvibe-i mülzeme ve edille-i müskite îrâd olundu ise müfîd olmayup bi'l-âhire Devlet-i aliyye ahden ve şarten vâkiʿ olan matālibinizin tesviyesine ve Bosna vâlisinin terhîsine rızâ-dâde olup bu sûreti tarafınızdan kabûl me'mûl idi, çünki sûret-i mezkûrun kabûlü dâire-i me'mûriyetinizden hâric olduğu nihâyet-i mükâlemede tarafınızdan iş'âr olundu bir kerre evliyâ-yi Devlet-i aliyye'ye arz olunsun ne gûne îrâd buyururlar ise yine tarafınıza ifade olunur cevâb-ı hakîmânesi Devlet-i aliyye me'mûrları taraflarından i'tā olunup tayy-i bisât-ı mükâleme olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_104.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Nemçe",
          "text": "Nemçe tercümânının bâlâda zikr olunan vazʿ-ı bâridine bakılmayup ictimâʿ hususunun iktizâsı tekrîr oldu ve lede'l-muhabere mâh-ı mezkûrun yirmialtıncı pazartesi günü sâbıkā İstanbul kādısı Müftî-zâde Ahmed Efendi ve re'isülküttâb efendi ve Süleyman Feyzi Efendi ve Penâh Süleyman Efendi Aynalı-kavak sâhilsarayında Nemçe elçisiyle mülâkāt ve mesfûrların hudûd maddesinde erbâb-ı meşveretin müstasvebi olduğu vech üzere Devlet-i aliyye tarafından Bosna vâlisinin ve Nemcelü cânibinden hudud cenerali veyâhud âharının terhîs olunması me'mûrlar tarafından îrâd olundukda elçi-i mesfûr bir vechile mülzem olmayup murahhasların bu tarafda taʿyîni ile maddenin nizâmına mübâşeret ve tekmîl-i maslahat akabinde kezâlik bu tarafda sened verilüp icrâ-yi mazmûn-ı sened vâlî-i müşârün-ileyhe ihâle olunmak vâdilerinde gāyetü'l-gāye ısrâr birle izhâr-ı huşûnet ve Devlet-i aliyye me'mûrları taraflarından mükâleme mazbatasında tafsîl olunduğu vech üzere her ne kadar ecvibe-i mülzeme ve edille-i müskite îrâd olundu ise müfîd olmayup bi'l-âhire Devlet-i aliyye ahden ve şarten vâkiʿ olan matālibinizin tesviyesine ve Bosna vâlisinin terhîsine rızâ-dâde olup bu sûreti tarafınızdan kabûl me'mûl idi, çünki sûret-i mezkûrun kabûlü dâire-i me'mûriyetinizden hâric olduğu nihâyet-i mükâlemede tarafınızdan iş'âr olundu bir kerre evliyâ-yi Devlet-i aliyye'ye arz olunsun ne gûne îrâd buyururlar ise yine tarafınıza ifade olunur cevâb-ı hakîmânesi Devlet-i aliyye me'mûrları taraflarından i'tā olunup tayy-i bisât-ı mükâleme olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Şabanülmuazzamın ikinci ahad günü sadrıazam hazretleri ve meclis-i evvelde mevcûd olan ulemâ ve ricâl ve mukaddemâ Bosna cânibine me'mûriyeti ile baʿzı ahvâle vukūfu olan kapucu-başı Çayır-zâde İbrahim Ağa hâne-i şeyhülislâmîde hâzır olup Nemçe elçisi ile olan mükâlemenin hülâsası ve da'vâsında olan ısrâr ve ru'ûneti der-miyân olunup Çayır-\nzâde dahi istintâk birle Nemçelü'nün taleb eyledikleri Hırvadlık arâzisi kıt'ası ve İrşova keyfiyyeti içün Devlet-i Aliyye'ye ne gûne hareket enfa'dır deyû huzzâra su'âl olundukda mazbatada mukayyed olmadığı vech üzere birbuçuk sâʿat kadar ricâl-i meşveret meyânında tedâvül-i ke's-i müzâkere ve (V₁/106-b) tenâvül-i nukl-i mübâhase ve muhâvere ve bilâhire Nemçelü'ye bu maddeler içün kat'î cevâb verilmek lâzım gelse defʿaten arâzi-i mezkûreyi zabt edecekleri ve merâmları üzere murahhas taʿyîn olunmak lâzım gelürse Devlet-i Aliyye mültemesâtımıza mümâşât etdi zu'muna düşücekleri muhtemel olup bu takdîrde ellidört hudûd-nâmesi muktezâsı üzere arâzî-i mezkûre Devlet-i Aliyye'nin olduğundan tegāfül ve murahhas taʿyîn olunmayarak bir kıt'a takrîr tahrîr ve mazmûnunda Devlet-i Aliyye ahid-nâme ve hudûd-nâmelerin mûcib ve muktezâlarına râzı olup Bosnalu'nun mugāyir-i ahid-nâme ve hudûd-nâme Nemçe arâzisine tahattî ve tecâvüzleri vâki' ise Devlet-i Aliyye tarafından nizâmına ikdâm olunup mahall-i nizâ' olan mevâziʿi mu'âyyene ve tahkīk içün Devlet-i Aliyye tarafından âdem taʿyîn olunmağla, elli-altmış güne dek haberi geldikden sonra muhâbere ve maddenin müzâkeresi içün murahhas taʿyîn olunur me'âli derc ü tastîr birle elçiye tercümâniyle gönderilmek, eğer elçi ısgā etmeyüp ısrâr eder ise «işte böylece olur gayri sûreti yokdur» denilmek ve fî-nefsi'l-emr mahalline âdem gönderilmek münâsibdir deyû bi'l-ittifâk karar verildiği ve böylece hareket olunduğu sûretde Nemçelü arâzi-i mezkûreyi zabt ve muhârebeye tasaddî etmek ihtimâli dahi beyne'l-huzzâr zebân-güzâr ve Nemçelü ihtiyâr-ı muhârebe ile nakz-i ahd eder ise o zamân Mevlâ kerîmdir, denildiği ve seraskerler ve serhadler muhâfızları ve bâ-husûs Bosna vâlisi mutabassır bulunmak üzere her ne kadar ikāz olunmuş ise dahi emr-i te'kîd ve tenbîhi tecdîd muvâfık-ı re'y-i sedîd olduğu meclisde mezkûr ve ol vechile amel olunacağı musammem-i cenâb-ı sadrü's-südûr olduğu beyâniyle meclise hitâm verildi. \n\n Amma baʿdü \n\n Tezyîl: Meclis-i meşveretde zikri sebkat eden bin nefer sür'atci keyfiyyetinin tafsîli bu ki Hotin ve Belgrad ve Vidin ve bunlar emsâli yirmi kadar kılâ' neferâtından mahlûl olmak üzere Yeniçeri ocağı'ndan hakîmâne ahz olunan onbeş bin iki yüz yetmişaltı akçenin cümlesi hazîne-mânde olunup mukābelesinde onbeş bin akçe yevmiyye ile bin nefer topcu sür'atcisi yine Yeniçeri ocağı'ndan tertîb ve Sür'atci ocağı'na izâfe ve tezyîb olunmağla bu takdîrde iki yüz yetmişaltı akçe eğerçi sa'y-i mîrî hâsıl oldu, ancak kılâ'-ı merkūme neferâtına evvel ve âhir edâsı lâzım olup zarûret hasebiyle sinîn-i çendinden berü havâle ve i'tâsı ukde-i te'hîr ve tesvîfe dûçâr olan mevâcib ve zahîre ve zemistânî çuka bahaları aklâm-ı (V₁/107-a) defterilerine nâtık\nolduğu vech üzere yalnız beş yüz ondört kiseye bâliğ olduğu tahakkuk ve madde-i vâhideden kavâid-i müte'addide taʿayyün edüp ez-cümle kâr-fermâyân-ı Devlet-i aliyye'nin alâ-tarîki'l-inhisâr nizâm ve tevfîrlerine nakdîne-i nisâr-ı cehd ü iktidâr oldukları Sür'atciyân ocağı'na tâife-i uhrâdan bin nefer ilhâk ve terfîk ve iktizâ eden yevmiyyeleri müceddeden tevcîh olunup müddet-i medîdeden berü birkaç şahsa me'kel olup baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile bu defʿa vücûd-pezîr olan mahlûlâtdan tanzîm ve tensîk olunduğundan gayri ikiyüz yetmiş akçe dahi fazla kalup ve zikr olunan neferâtın ki her biri zâhirde Hayy ibni Yakzan ve bâtında cümlesi berzah-ı peymâ-yi yevm-i mîzândır. Sinîn-i muhtelife i'tibâriyle terâküm edüp velev-baʿde-hîn edâsı muktezî olan mevâcib ve sâir matâlibleri külliyyen lağv olup cânib-i mîrîye oldukca hiffet ve müstevfî mâl olana bir nevʿî râhat hâsıl oldu. [Mısra:] Li-misli hâzâ felyeʿmeli'l-ʿâmilûn",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_105.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i fetvâ-penâhî",
          "text": "İşbu şehr-i Şabanülmuazzamın ikinci ahad günü sadrıazam hazretleri ve meclis-i evvelde mevcûd olan ulemâ ve ricâl ve mukaddemâ Bosna cânibine me'mûriyeti ile baʿzı ahvâle vukūfu olan kapucu-başı Çayır-zâde İbrahim Ağa hâne-i şeyhülislâmîde hâzır olup Nemçe elçisi ile olan mükâlemenin hülâsası ve da'vâsında olan ısrâr ve ru'ûneti der-miyân olunup Çayır-\nzâde dahi istintâk birle Nemçelü'nün taleb eyledikleri Hırvadlık arâzisi kıt'ası ve İrşova keyfiyyeti içün Devlet-i Aliyye'ye ne gûne hareket enfa'dır deyû huzzâra su'âl olundukda mazbatada mukayyed olmadığı vech üzere birbuçuk sâʿat kadar ricâl-i meşveret meyânında tedâvül-i ke's-i müzâkere ve (V₁/106-b) tenâvül-i nukl-i mübâhase ve muhâvere ve bilâhire Nemçelü'ye bu maddeler içün kat'î cevâb verilmek lâzım gelse defʿaten arâzi-i mezkûreyi zabt edecekleri ve merâmları üzere murahhas taʿyîn olunmak lâzım gelürse Devlet-i Aliyye mültemesâtımıza mümâşât etdi zu'muna düşücekleri muhtemel olup bu takdîrde ellidört hudûd-nâmesi muktezâsı üzere arâzî-i mezkûre Devlet-i Aliyye'nin olduğundan tegāfül ve murahhas taʿyîn olunmayarak bir kıt'a takrîr tahrîr ve mazmûnunda Devlet-i Aliyye ahid-nâme ve hudûd-nâmelerin mûcib ve muktezâlarına râzı olup Bosnalu'nun mugāyir-i ahid-nâme ve hudûd-nâme Nemçe arâzisine tahattî ve tecâvüzleri vâki' ise Devlet-i Aliyye tarafından nizâmına ikdâm olunup mahall-i nizâ' olan mevâziʿi mu'âyyene ve tahkīk içün Devlet-i Aliyye tarafından âdem taʿyîn olunmağla, elli-altmış güne dek haberi geldikden sonra muhâbere ve maddenin müzâkeresi içün murahhas taʿyîn olunur me'âli derc ü tastîr birle elçiye tercümâniyle gönderilmek, eğer elçi ısgā etmeyüp ısrâr eder ise «işte böylece olur gayri sûreti yokdur» denilmek ve fî-nefsi'l-emr mahalline âdem gönderilmek münâsibdir deyû bi'l-ittifâk karar verildiği ve böylece hareket olunduğu sûretde Nemçelü arâzi-i mezkûreyi zabt ve muhârebeye tasaddî etmek ihtimâli dahi beyne'l-huzzâr zebân-güzâr ve Nemçelü ihtiyâr-ı muhârebe ile nakz-i ahd eder ise o zamân Mevlâ kerîmdir, denildiği ve seraskerler ve serhadler muhâfızları ve bâ-husûs Bosna vâlisi mutabassır bulunmak üzere her ne kadar ikāz olunmuş ise dahi emr-i te'kîd ve tenbîhi tecdîd muvâfık-ı re'y-i sedîd olduğu meclisde mezkûr ve ol vechile amel olunacağı musammem-i cenâb-ı sadrü's-südûr olduğu beyâniyle meclise hitâm verildi. \n\n Amma baʿdü \n\n Tezyîl: Meclis-i meşveretde zikri sebkat eden bin nefer sür'atci keyfiyyetinin tafsîli bu ki Hotin ve Belgrad ve Vidin ve bunlar emsâli yirmi kadar kılâ' neferâtından mahlûl olmak üzere Yeniçeri ocağı'ndan hakîmâne ahz olunan onbeş bin iki yüz yetmişaltı akçenin cümlesi hazîne-mânde olunup mukābelesinde onbeş bin akçe yevmiyye ile bin nefer topcu sür'atcisi yine Yeniçeri ocağı'ndan tertîb ve Sür'atci ocağı'na izâfe ve tezyîb olunmağla bu takdîrde iki yüz yetmişaltı akçe eğerçi sa'y-i mîrî hâsıl oldu, ancak kılâ'-ı merkūme neferâtına evvel ve âhir edâsı lâzım olup zarûret hasebiyle sinîn-i çendinden berü havâle ve i'tâsı ukde-i te'hîr ve tesvîfe dûçâr olan mevâcib ve zahîre ve zemistânî çuka bahaları aklâm-ı (V₁/107-a) defterilerine nâtık\nolduğu vech üzere yalnız beş yüz ondört kiseye bâliğ olduğu tahakkuk ve madde-i vâhideden kavâid-i müte'addide taʿayyün edüp ez-cümle kâr-fermâyân-ı Devlet-i aliyye'nin alâ-tarîki'l-inhisâr nizâm ve tevfîrlerine nakdîne-i nisâr-ı cehd ü iktidâr oldukları Sür'atciyân ocağı'na tâife-i uhrâdan bin nefer ilhâk ve terfîk ve iktizâ eden yevmiyyeleri müceddeden tevcîh olunup müddet-i medîdeden berü birkaç şahsa me'kel olup baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile bu defʿa vücûd-pezîr olan mahlûlâtdan tanzîm ve tensîk olunduğundan gayri ikiyüz yetmiş akçe dahi fazla kalup ve zikr olunan neferâtın ki her biri zâhirde Hayy ibni Yakzan ve bâtında cümlesi berzah-ı peymâ-yi yevm-i mîzândır. Sinîn-i muhtelife i'tibâriyle terâküm edüp velev-baʿde-hîn edâsı muktezî olan mevâcib ve sâir matâlibleri külliyyen lağv olup cânib-i mîrîye oldukca hiffet ve müstevfî mâl olana bir nevʿî râhat hâsıl oldu. [Mısra:] Li-misli hâzâ felyeʿmeli'l-ʿâmilûn"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda zikr olunduğu minvâl üzere Nemçelü'nün taleb eyledikleri arâzî husûsu içün Devlet-i aliyye'den murahhas taʿyîn olunmayup Bosna'ya âdem tesyîr ve tahkīk-i maddeye ta'lîk vâdilerinde Nemçe elçisine takrîr verilmesi ve râzı olmadığı sûretde Devlet-i aliyye tarafından sebât gösterilmesi tasmîm olunmuş idi. Nemçe elçisi hezâr tereddüd izhâriyle sûret-i mezkûreye râzı olup binâen-alâ-zâlik Nemçelünün matâlibi beyân olunarak istimzâc ve resm-i hudûd istihrâc olunmak zemîninde Kara Bekir-zâde Elhâc Ahmed Ağa tahrîrât-ı mufassala ile Bosna cânibine ibʿâs olunmuşidi. Mûmâ-ileyh Bosna'ya vâsıl ve hâmil olduğu hudûd-nâme ve senedât sûretlerini Bosna vâlisine verüp der-akab umûr-ı serhadde vâkıf ve hudûd keyfiyyetine ârif kapudanlar ve memleket müteʿayyinleri ihzâr ve ferden ferden istintāk olunarak muttâliʿ oldukları ahvâli iş'âr ve takrîrleri üzere Saray-Bosna kadısı tarafından bir kıta i'lâma derc ile bu tarafa tisyâr olunmuş, zikr olunan i'lâmda Nemçelü'nün iddiʿâ eyledikleri arâzî dâiren-mâdâr yüz sâʿat mikdârı olup bu arâzî dâhilinde yirmibir kalʿa-i cesîme ve dört kule mevcûd ve el-yevm tasarruf ehl-i islâmda olduğu ve Nemçelü'nün iddiʿâları ahid-nâme-i hümâyûn şurûtuna ve hudûd-nâme husûsuna muhâlif olduğu tahrîr ve Kara-Bekir-zâde'nin vürûd eden tahrîrâtında Nemçelü'ye terk-i arâzî husûsu o tarafda bir ferde ifşâ mümkin olmadığı ve ifşâsında fitne hudûsu ve mehâzîr-i adîde tekevvünü bedîhî olduğu tastîr olunmuş arâzi-i mez-\nkûrenin tanzîmi husûsu ber-vech-i (V₁/107-b) suhûlet görülüp işâʿesi lâzım olmadığı mükâlemelerde Nemçe elçisiyle müzâkere olunmuşidi. Bosna hudûdunda vâkiʿ olan Nemçelü'nün reʿâyâsı bile bu hâle âşinâ olup kurb-ı mahall takrîbi ile Bosnalu'nun madde-i mesmûʿu ve adem-i istirdâd-ı arâzî husûsunda sebât ve metânet üzere olacakları cümlesinin meczûm ve maktūʿu olmağla defʿan li'l-ihtilâl madde-i mezkûre bir müddet meskût kalmak lâzıme-i vakt u hâl idüğü Nemçelü'ye işʿâr ve te'hîr-i maslahata böyle bir zemîn ihtiyâr olundu.",
          "caption": "Firistâden-i Kara-Bekir-zâde be-cânib-i Bosna berâ-yi tashîh-i keyfiyyet-i hudûd ve vürûd-ı i'lâm ez-kādı-i Saray-Bosna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_106.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i Kara-Bekir-zâde be-cânib-i Bosna berâ-yi tashîh-i keyfiyyet-i hudûd ve vürûd-ı i'lâm ez-kādı-i Saray-Bosna",
          "text": "Bâlâda zikr olunduğu minvâl üzere Nemçelü'nün taleb eyledikleri arâzî husûsu içün Devlet-i aliyye'den murahhas taʿyîn olunmayup Bosna'ya âdem tesyîr ve tahkīk-i maddeye ta'lîk vâdilerinde Nemçe elçisine takrîr verilmesi ve râzı olmadığı sûretde Devlet-i aliyye tarafından sebât gösterilmesi tasmîm olunmuş idi. Nemçe elçisi hezâr tereddüd izhâriyle sûret-i mezkûreye râzı olup binâen-alâ-zâlik Nemçelünün matâlibi beyân olunarak istimzâc ve resm-i hudûd istihrâc olunmak zemîninde Kara Bekir-zâde Elhâc Ahmed Ağa tahrîrât-ı mufassala ile Bosna cânibine ibʿâs olunmuşidi. Mûmâ-ileyh Bosna'ya vâsıl ve hâmil olduğu hudûd-nâme ve senedât sûretlerini Bosna vâlisine verüp der-akab umûr-ı serhadde vâkıf ve hudûd keyfiyyetine ârif kapudanlar ve memleket müteʿayyinleri ihzâr ve ferden ferden istintāk olunarak muttâliʿ oldukları ahvâli iş'âr ve takrîrleri üzere Saray-Bosna kadısı tarafından bir kıta i'lâma derc ile bu tarafa tisyâr olunmuş, zikr olunan i'lâmda Nemçelü'nün iddiʿâ eyledikleri arâzî dâiren-mâdâr yüz sâʿat mikdârı olup bu arâzî dâhilinde yirmibir kalʿa-i cesîme ve dört kule mevcûd ve el-yevm tasarruf ehl-i islâmda olduğu ve Nemçelü'nün iddiʿâları ahid-nâme-i hümâyûn şurûtuna ve hudûd-nâme husûsuna muhâlif olduğu tahrîr ve Kara-Bekir-zâde'nin vürûd eden tahrîrâtında Nemçelü'ye terk-i arâzî husûsu o tarafda bir ferde ifşâ mümkin olmadığı ve ifşâsında fitne hudûsu ve mehâzîr-i adîde tekevvünü bedîhî olduğu tastîr olunmuş arâzi-i mez-\nkûrenin tanzîmi husûsu ber-vech-i (V₁/107-b) suhûlet görülüp işâʿesi lâzım olmadığı mükâlemelerde Nemçe elçisiyle müzâkere olunmuşidi. Bosna hudûdunda vâkiʿ olan Nemçelü'nün reʿâyâsı bile bu hâle âşinâ olup kurb-ı mahall takrîbi ile Bosnalu'nun madde-i mesmûʿu ve adem-i istirdâd-ı arâzî husûsunda sebât ve metânet üzere olacakları cümlesinin meczûm ve maktūʿu olmağla defʿan li'l-ihtilâl madde-i mezkûre bir müddet meskût kalmak lâzıme-i vakt u hâl idüğü Nemçelü'ye işʿâr ve te'hîr-i maslahata böyle bir zemîn ihtiyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî yeniçerileri ağası olan Mahmud Ağa'nın mukaddemâ vukūʿ bulan esfârda me'mûr olduğu mahallerde yararlığı müşâhede olunduğuna binâen taraf-ı devlet-i ebed-müddetden manzûr ve dâireye takrîb ile akrânı beyninde mübâhî ve mesrûr olup ahvâl-i sâbıkasına iʿtibâren bu hilâlde devlete küllî hizmeti sebkat eder mülâhazasiyle müntehâ-yı tarîki olan yeniçeri ağalığı kendüye tevcîh ve kadr ü şânı ol vechile terfîʿ ve tenvîh olunup ağalar nasbı hâlinde sadrıaʿzamlar birkaç yüz kise akçe almak muʿtâd olmuşiken taraf-ı sadrıaʿzamîden bir akçe alınmadığı gibi serhad ağalarından ve sâir mahallerden rüşvet almamak ve umûrunda dâimâ mütabassır olup matlûb-ı şehriyârî olan nizâm-ı ocak-ı âmireye bi'l-ittifâk ber-çîde-dâmen-i gayret olmak vesâyâsı furta-gûş-i izʿânî kılınmışidi. Mûmâ-ileyhin mahlûlât husûsunda olan ihtimâmı ancak serhadlere mahsûs olup Âsitâne'den matlûb olduğu vech üzere mahlûlât göstermediğinden gayri bir serhad ağalığı mukaddemâ üç kiseye câ'ize ile tanzîm olunur iken on kise ahziyle serhad ağalarını fakr u fâkeye mübtelâ ve derd-mendleri ekâbir sûretinde olan fukarâya döndürüp fâ'ide edeceklerini pîşîn yedlerinden alup ve bu vazʿ-ı nâ-hemvâre hakīkate nazaran serhad ağalarına iʿtâ-yı ruhsat-ı nehb ü gasb edüp bundan katʿ-ı nazar baʿzı serhadlere bi'l-iktizâ akçe irsâli lâzım gelüp envâʿ meşakkat ile me'mûrlar tedârük edüp irsâli hengâmında ağa-yı mûmâ-ileyh meblağ-ı mersûmun her defʿada birer mikdârını nihânî endahte-i ceyb-i ketmânî edüp merkūmun ise cümle evzâʿı vukūʿu günü maʿlûm ve ale'l-husûs serhadlere giden akçeden alıkoyduğu meblağın mikdâr ve kemmiyyeti bi'l-istihbâr meczûm olup sebeb-i efrâz-ı meblağ su'âl olundukca yine Hazîne-i hümâyûn'a vazʿ olunmak içün kasden alıkodum cevâb-ı gayr-i müveccehini îrâd ve hakkında cârî olan hüsn-i zan ve iʿtikādı berbâd edüp serhadler mahlûlâtı husûsunda bi'l-iğrâr zuhûra gelen gayr-i minhümâsını (V₁/108-a) revâdâşte âşinâsı olmadığına binâen nush u pend kāʿidesine riʿâyeten ve bu\nevzâʿ-ı şütür-gürbeden ferâgat ve serhad ağalarından kāʿide-i kadîme üzere câʿize alup ziyâde şey teklifi ile izʿâcdan mücânebet ve devlet tarafından serhadlere gönderilen mebâliğa vazʿ-ı yed etmeyüp bi-aynihâ mahallerine îsâl ve sâir muhavvel-i zimmet-i ihtimâmı olan husûsların teʾdiye ve temşiyyetine saʿy-i bî-hemâl eylemesini şifâhen ve vesâteten tenbîh ve teʾkîd ve bâ-husûs esâme satmamak hususunda icrâ-yı lâzıme-i menʿ ü tehdîd olunmuşiken \"et-tabʿu'l-aʿmâ sâhibuhû ve yasumm\" medlûlü üzere dâmen-i ahvâline isâbet eden leke-i töhmeti şüste-i sâbun inâbet ve nedâmet etmeyüp kemâ-kân kârına revâc ve sû-i mücâzâtı hâtırından bi'l-külliyye ihrâc edüp ocaklusu dahi ahz-i rüşvet mâddesinde kendüden müteneffir ve hakkında olan kabûl-i âmme bi'l-külliyye mütegayyir olduğundan nâşî işbu Şaʿbân-ı şerîfin onbeşinci günü mûmâ-ileyh yeniçeri ağalığından maʿzûl ve kul kethüdâsı olan Yahyâ Ağa yerine mevsûl zağarcı-başı kul-kethüdâsı ve seksoncu zağarcı ve turnacılık ile nâʾil-i eʿazz-ı meʾmûl oldu.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yi yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_107.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yi yeniçeriyân",
          "text": "Dergâh-ı âlî yeniçerileri ağası olan Mahmud Ağa'nın mukaddemâ vukūʿ bulan esfârda me'mûr olduğu mahallerde yararlığı müşâhede olunduğuna binâen taraf-ı devlet-i ebed-müddetden manzûr ve dâireye takrîb ile akrânı beyninde mübâhî ve mesrûr olup ahvâl-i sâbıkasına iʿtibâren bu hilâlde devlete küllî hizmeti sebkat eder mülâhazasiyle müntehâ-yı tarîki olan yeniçeri ağalığı kendüye tevcîh ve kadr ü şânı ol vechile terfîʿ ve tenvîh olunup ağalar nasbı hâlinde sadrıaʿzamlar birkaç yüz kise akçe almak muʿtâd olmuşiken taraf-ı sadrıaʿzamîden bir akçe alınmadığı gibi serhad ağalarından ve sâir mahallerden rüşvet almamak ve umûrunda dâimâ mütabassır olup matlûb-ı şehriyârî olan nizâm-ı ocak-ı âmireye bi'l-ittifâk ber-çîde-dâmen-i gayret olmak vesâyâsı furta-gûş-i izʿânî kılınmışidi. Mûmâ-ileyhin mahlûlât husûsunda olan ihtimâmı ancak serhadlere mahsûs olup Âsitâne'den matlûb olduğu vech üzere mahlûlât göstermediğinden gayri bir serhad ağalığı mukaddemâ üç kiseye câ'ize ile tanzîm olunur iken on kise ahziyle serhad ağalarını fakr u fâkeye mübtelâ ve derd-mendleri ekâbir sûretinde olan fukarâya döndürüp fâ'ide edeceklerini pîşîn yedlerinden alup ve bu vazʿ-ı nâ-hemvâre hakīkate nazaran serhad ağalarına iʿtâ-yı ruhsat-ı nehb ü gasb edüp bundan katʿ-ı nazar baʿzı serhadlere bi'l-iktizâ akçe irsâli lâzım gelüp envâʿ meşakkat ile me'mûrlar tedârük edüp irsâli hengâmında ağa-yı mûmâ-ileyh meblağ-ı mersûmun her defʿada birer mikdârını nihânî endahte-i ceyb-i ketmânî edüp merkūmun ise cümle evzâʿı vukūʿu günü maʿlûm ve ale'l-husûs serhadlere giden akçeden alıkoyduğu meblağın mikdâr ve kemmiyyeti bi'l-istihbâr meczûm olup sebeb-i efrâz-ı meblağ su'âl olundukca yine Hazîne-i hümâyûn'a vazʿ olunmak içün kasden alıkodum cevâb-ı gayr-i müveccehini îrâd ve hakkında cârî olan hüsn-i zan ve iʿtikādı berbâd edüp serhadler mahlûlâtı husûsunda bi'l-iğrâr zuhûra gelen gayr-i minhümâsını (V₁/108-a) revâdâşte âşinâsı olmadığına binâen nush u pend kāʿidesine riʿâyeten ve bu\nevzâʿ-ı şütür-gürbeden ferâgat ve serhad ağalarından kāʿide-i kadîme üzere câʿize alup ziyâde şey teklifi ile izʿâcdan mücânebet ve devlet tarafından serhadlere gönderilen mebâliğa vazʿ-ı yed etmeyüp bi-aynihâ mahallerine îsâl ve sâir muhavvel-i zimmet-i ihtimâmı olan husûsların teʾdiye ve temşiyyetine saʿy-i bî-hemâl eylemesini şifâhen ve vesâteten tenbîh ve teʾkîd ve bâ-husûs esâme satmamak hususunda icrâ-yı lâzıme-i menʿ ü tehdîd olunmuşiken \"et-tabʿu'l-aʿmâ sâhibuhû ve yasumm\" medlûlü üzere dâmen-i ahvâline isâbet eden leke-i töhmeti şüste-i sâbun inâbet ve nedâmet etmeyüp kemâ-kân kârına revâc ve sû-i mücâzâtı hâtırından bi'l-külliyye ihrâc edüp ocaklusu dahi ahz-i rüşvet mâddesinde kendüden müteneffir ve hakkında olan kabûl-i âmme bi'l-külliyye mütegayyir olduğundan nâşî işbu Şaʿbân-ı şerîfin onbeşinci günü mûmâ-ileyh yeniçeri ağalığından maʿzûl ve kul kethüdâsı olan Yahyâ Ağa yerine mevsûl zağarcı-başı kul-kethüdâsı ve seksoncu zağarcı ve turnacılık ile nâʾil-i eʿazz-ı meʾmûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tavâʾif-i askeriyyenin müstahikk oldukları kısteyn mevâcibleri vaktiyle cemʿ olunup işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın onsekizinci salı günü tertîb-i dîvân olunup Kubbe altı'nda ocaklara tevzîʿ ve taksîm ve mâh-ı merkūmun yirmiüçüncü pazar günü ber-vech-i muʿtâd sarây-ı âsafîde devr olunacak hengâmda silâhdâr vesâtatiyle taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i mülûkâneden teşrîfât-ı hümâyûna mashûb hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-rîz-i vürûd ve alâ-melei'n-nâs kırâʾat olunup duʿâ-yı bekā-yı ömr-i devlet-i pâdişâhî peyveste-i târum-ı çarh-i kebûd kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_108.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Tavâʾif-i askeriyyenin müstahikk oldukları kısteyn mevâcibleri vaktiyle cemʿ olunup işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın onsekizinci salı günü tertîb-i dîvân olunup Kubbe altı'nda ocaklara tevzîʿ ve taksîm ve mâh-ı merkūmun yirmiüçüncü pazar günü ber-vech-i muʿtâd sarây-ı âsafîde devr olunacak hengâmda silâhdâr vesâtatiyle taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i mülûkâneden teşrîfât-ı hümâyûna mashûb hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-rîz-i vürûd ve alâ-melei'n-nâs kırâʾat olunup duʿâ-yı bekā-yı ömr-i devlet-i pâdişâhî peyveste-i târum-ı çarh-i kebûd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâhil-i bahrde vâkiʿ kusûr-ı bî-kusûr-ı şâhâneden kasr-ı Bebek taʿmîri sadrıazama emr-i hümâyûnları sudûr etmekle dil-hâh-ı hümâyûn üzere ihtimâmı müyesser olmağla makbûl olduğu müʾeyyed hatt-ı hümâyûna mashûb ve bir mücevher sâʿat-i zî-kıymet kısteyn mevâcibi tevzîʿ olunur iken, has oda-başı ağa ile şeref-resân-ı vürûd ve der-akab taraf-ı âsafîden hutuvât-ı taʿzîm ile istikbâl olunup resânende-i tensukāt-ı şehriyârîye üç bin beş yüz guruş iʿtā ve teşekkürü hâvî takrîr-i âsafî ile iʿâde ve isrâ olundu.",
          "caption": "Taʿmîr ü termîm-i nüzhet-gâh-ı Bebek",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_109.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿmîr ü termîm-i nüzhet-gâh-ı Bebek",
          "text": "Sâhil-i bahrde vâkiʿ kusûr-ı bî-kusûr-ı şâhâneden kasr-ı Bebek taʿmîri sadrıazama emr-i hümâyûnları sudûr etmekle dil-hâh-ı hümâyûn üzere ihtimâmı müyesser olmağla makbûl olduğu müʾeyyed hatt-ı hümâyûna mashûb ve bir mücevher sâʿat-i zî-kıymet kısteyn mevâcibi tevzîʿ olunur iken, has oda-başı ağa ile şeref-resân-ı vürûd ve der-akab taraf-ı âsafîden hutuvât-ı taʿzîm ile istikbâl olunup resânende-i tensukāt-ı şehriyârîye üç bin beş yüz guruş iʿtā ve teşekkürü hâvî takrîr-i âsafî ile iʿâde ve isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zümre-i lağımcıyânın kalʿa-girlik esnâsında ne mertebe lüzûmları olduğu muhtâc-ı taʿrîf olmadığından hîn-i tertîblerinde mahsûldâr tîmârlar tevcîhiyle asâkir-i mansûrenin ekserîsinden imtiyâz olunup içlerinden biri fevt olduğu takdîrde mahlûl (V₁/108-b) olan tîmârı ecnebîye verilmeyüp fenn-i lağım tahsîline hâhiş-ger olan mübtedîlere tevcîh ve tekmîl-i fenn eylemesi zâbitân tarafından kendüye tenbîh olunduğundan gayri câ-be-câ lağım hafr ve endahte olunarak kesb-i azmâyiş eylemeleri kāʿide-i merʿiyyeden iken müddet-i medîdeden berü zikr olunan kāʿideye riʿâyet olunmayup bu takrîb ile lağımcılara kıllet târî olup binâen-aleyh sâir ocakların nizâmına ihtimâm olunduğu misillü bunlara dahi nizâm verilmeğe irâde-i aliyye taʿalluk edüp tahsîl-i fenne verziş ve kesb-i mahârete kûşiş etmek an-be-an zâbitlerine tenbîh ve nâ-ehil kimesnelere nân-pâreleri verilmeyüp, hîn-i iktizâda işe yarar dilâverlere arz olunmak husûsunda azîm teşdîd olunduğundan fazla vakit be-vakit lağımcı-başı maʿrifetiyle neferât Âsitâne'ye celb olunup lağım fenninin müzâkere ve icrâsiyle izhâr-ı sanʿat eylemeleri iltizâm olunmuşidi. Bu dikkat ve ihtimâm takrîbi ile ocak-ı mezkûrun neferâtına hâhiş-i küllî hâsıl olup tıbk-ı irâde-i Devlet-i aliyye üzere taşrada olan lağımcıyân Âsitâne-i saʿâdet'e şitâbân ve ferden ferden farîza-i zimmetleri olan hizmetin icrâsına ber-çîde-i dâmân olduklarından gayri sanʿatlerini kuvvetden fiʿile îsâl zımnında Saʿdâbâd'da kasr-ı hümâyûn pîş-gâhında olan cebelin zirvesinde vâkiʿ bir mahall-i sengistânda lağım hafr olunup derûnuna sekiz kantar barut vazʿ ve etrâf ve eknâfı sedd olunup bâlâsına ahşâbdan bir kalʿa-beççe inşâ ve âmâde ve müheyyâ olduğu lağımcı-başı tarafından inhâ olundukda husûs-ı mezkûr savb-ı sadrü's-sudûrdan mübârek rikâb-ı müstetâba arz olunup işbu Şaʿbân-ı şerîfin yirmibirinci perşembe günü pâdişâh-ı pür-intibâh dâme fî-avni'l-lâh hazretleri Saʿdâbâd'ı teşrîf buyurup ibtidâ-yı emrde toplar ve baʿdehû humbaralar endahte olunup tarraka-i raʿd-âşûb ile tâs-ı gerdûn tanîn-endâz kılındıkdan sonra zikr olunan lağıma âteş verilüp bâlâsında masnûʿ Moskov bandıralı kalʿa-beççe müteşettitü'l-eczâ ve hezâr-tîşe-i ihtimâm ile kalʿ u kamʿ-ı mümteniʿ olan kıtaʿât-ı sahrâ ber-hevâ olup neferât-ı mezkûre sanʿatlerin kemâ-yenbağî icrâ eylediklerinden mazhar-ı nevâziş-i şehriyâr-ı bî-hemtâ olmalariyle der-akab topcu-başı ağaya ve sürʿatciyân nâzırı hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn Çelebi Mustafa Efendi'ye ve sürʿatciyân ağasına ve çavuşuna ve humbaracı-başıya lağımcı başıya huzûr-ı hümâyûnda iksâ-yı hilʿat-ı zâhire ve lağım endahte edenlere dahi ihsân-ı atâyâ-yı vâfire kılındı.",
          "caption": "Zikr-i azmâyiş-i neferât-ı lağımcıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_110.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i azmâyiş-i neferât-ı lağımcıyân",
          "text": "Zümre-i lağımcıyânın kalʿa-girlik esnâsında ne mertebe lüzûmları olduğu muhtâc-ı taʿrîf olmadığından hîn-i tertîblerinde mahsûldâr tîmârlar tevcîhiyle asâkir-i mansûrenin ekserîsinden imtiyâz olunup içlerinden biri fevt olduğu takdîrde mahlûl (V₁/108-b) olan tîmârı ecnebîye verilmeyüp fenn-i lağım tahsîline hâhiş-ger olan mübtedîlere tevcîh ve tekmîl-i fenn eylemesi zâbitân tarafından kendüye tenbîh olunduğundan gayri câ-be-câ lağım hafr ve endahte olunarak kesb-i azmâyiş eylemeleri kāʿide-i merʿiyyeden iken müddet-i medîdeden berü zikr olunan kāʿideye riʿâyet olunmayup bu takrîb ile lağımcılara kıllet târî olup binâen-aleyh sâir ocakların nizâmına ihtimâm olunduğu misillü bunlara dahi nizâm verilmeğe irâde-i aliyye taʿalluk edüp tahsîl-i fenne verziş ve kesb-i mahârete kûşiş etmek an-be-an zâbitlerine tenbîh ve nâ-ehil kimesnelere nân-pâreleri verilmeyüp, hîn-i iktizâda işe yarar dilâverlere arz olunmak husûsunda azîm teşdîd olunduğundan fazla vakit be-vakit lağımcı-başı maʿrifetiyle neferât Âsitâne'ye celb olunup lağım fenninin müzâkere ve icrâsiyle izhâr-ı sanʿat eylemeleri iltizâm olunmuşidi. Bu dikkat ve ihtimâm takrîbi ile ocak-ı mezkûrun neferâtına hâhiş-i küllî hâsıl olup tıbk-ı irâde-i Devlet-i aliyye üzere taşrada olan lağımcıyân Âsitâne-i saʿâdet'e şitâbân ve ferden ferden farîza-i zimmetleri olan hizmetin icrâsına ber-çîde-i dâmân olduklarından gayri sanʿatlerini kuvvetden fiʿile îsâl zımnında Saʿdâbâd'da kasr-ı hümâyûn pîş-gâhında olan cebelin zirvesinde vâkiʿ bir mahall-i sengistânda lağım hafr olunup derûnuna sekiz kantar barut vazʿ ve etrâf ve eknâfı sedd olunup bâlâsına ahşâbdan bir kalʿa-beççe inşâ ve âmâde ve müheyyâ olduğu lağımcı-başı tarafından inhâ olundukda husûs-ı mezkûr savb-ı sadrü's-sudûrdan mübârek rikâb-ı müstetâba arz olunup işbu Şaʿbân-ı şerîfin yirmibirinci perşembe günü pâdişâh-ı pür-intibâh dâme fî-avni'l-lâh hazretleri Saʿdâbâd'ı teşrîf buyurup ibtidâ-yı emrde toplar ve baʿdehû humbaralar endahte olunup tarraka-i raʿd-âşûb ile tâs-ı gerdûn tanîn-endâz kılındıkdan sonra zikr olunan lağıma âteş verilüp bâlâsında masnûʿ Moskov bandıralı kalʿa-beççe müteşettitü'l-eczâ ve hezâr-tîşe-i ihtimâm ile kalʿ u kamʿ-ı mümteniʿ olan kıtaʿât-ı sahrâ ber-hevâ olup neferât-ı mezkûre sanʿatlerin kemâ-yenbağî icrâ eylediklerinden mazhar-ı nevâziş-i şehriyâr-ı bî-hemtâ olmalariyle der-akab topcu-başı ağaya ve sürʿatciyân nâzırı hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn Çelebi Mustafa Efendi'ye ve sürʿatciyân ağasına ve çavuşuna ve humbaracı-başıya lağımcı başıya huzûr-ı hümâyûnda iksâ-yı hilʿat-ı zâhire ve lağım endahte edenlere dahi ihsân-ı atâyâ-yı vâfire kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ribâhârların benâmı Sultân Selîm imâmı bu esnâda enfâs-ı hayâtını tetmîm ve nakd-i cân-ı nâ-tevânını dest-i kābızü'l-ervâha teslîm edüp uhdesinde mukātaʿa olmak mülâbesesiyle hânesi temhîr olunup merkūm mukaddemâ Mudanyalı-zâde'den inâbet ve tekyeye bir nevʿ-i iʿânet ile tahsîl-i hırka ve tâc ve tekyede bir hücre peydâ edüp baʿzı nefâis eşyâsın derûnuna vazʿ u idrâc eylediği ihbâr olunduğuna binâen hücresinin temhîri dahi irâde hattâ başbâkî kulu ağa tekyeye varup kaziyyeyi yoluyla şeyhe ifâde ve icrâ-yı me'mûriyyete âmâde oldukda şeyhin tennûr-ı gazabı feverân ve ırk-ı huşûnet ve ru'ûneti nabazân edüp derhâl meclis-i cenâb-ı defterîye duhûl ve fekk-i mühr zımnında bast-ı kelâm-ı gayr-i makbûl eylediğinden gayri kâr-fermâyân-ı (V 115-b) devlete zebân-ı taʿarruzu dirâz ve derîçe-i makālât-ı gayr-i lâyıkayı bâz eyledikde imâmın ashâb-ı mukātaʿadan olduğu takrîbi ile taraf-ı mîrî ile olan münâsebet-i mâsı defterdâr efendi tarafından zikr ü tafsîl ve temhîr-i emkine-i mazânn ile zabt-ı kâffe-i emvâl lâzım geldiği zebân-güzâr-ı hüsn-i taʿlîl ve şeyhin sevret-i tehevvürünü izâle dâʿiyesiyle yedini dahi takbîl edüp bu özr-i müvecceh nezd-i şeyhde makbûl olmayup dâmen-efşân-ı ucb ü istikbâr ve Bâbıâlî ve kudât-ı asâkiri devr edüp hâric ez-saded derûnunda ızmâr eylediği bî-maʿnâ kelimâtı izhâr ve buna dahi kanāʿat etmeyerek nakībüleşrâf efendiye varup dâire-i hadd ü edebden bîrûn türrehâte ibtidâr ve imâmın bir halâline vazʿ-ı yed olunmamak zımnında ilhâh ü ısrâr ve sûret-i tahakkümde ibrâz-ı harekât-ı nâ-hincâr eylediği resîde-i rütbe-i tahkīk oldukda, [Mısra:] Gerekdir haddini bilmezlere hiddini bildirmek kāidesi üzere şeyh-i mezbûrun maskat-ı re'si olan Mudanya'ya evlâd ü ıyâliyle nefy olunması taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i hazret-i fetvâ-penâhîden işâret olunmağla mûcebince fermânı tahrîr, çavuş mübâşeretiyle mahall-i mezkûre tesyîr olunup Hüdâyî Tekyesi zâviye-i Sinân Paşa'da seccâde-nişîn-i irşâd ve fazl-ı takvâda bâlâ-nişîn-i mahfel-i ibâd ü zühhâd olan Dülger-zâde Efendi cenâblarına tevcîh olunup قد وصل الحق الى أهله mefhûmu zebân-güzâr-ı hâss ü ʿâm ve bâ-husûs tekye-i merkümenin mürîdân ve dervîşân bu tevcîh-i (V 116-a) müvecceh ve makbûlden şâd-kâm olarak duʿâ-yı ömr-i devlet-i pâdişâhîyi îsâl-i künküre-i çarh-ı mînâ-fâm eylediler.",
          "caption": "Nefy ü tağrîb-i Mudanyalı-zâde Şeyh-i Tekye-i Hüdâyî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_111.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy ü tağrîb-i Mudanyalı-zâde Şeyh-i Tekye-i Hüdâyî",
          "text": "Ribâhârların benâmı Sultân Selîm imâmı bu esnâda enfâs-ı hayâtını tetmîm ve nakd-i cân-ı nâ-tevânını dest-i kābızü'l-ervâha teslîm edüp uhdesinde mukātaʿa olmak mülâbesesiyle hânesi temhîr olunup merkūm mukaddemâ Mudanyalı-zâde'den inâbet ve tekyeye bir nevʿ-i iʿânet ile tahsîl-i hırka ve tâc ve tekyede bir hücre peydâ edüp baʿzı nefâis eşyâsın derûnuna vazʿ u idrâc eylediği ihbâr olunduğuna binâen hücresinin temhîri dahi irâde hattâ başbâkî kulu ağa tekyeye varup kaziyyeyi yoluyla şeyhe ifâde ve icrâ-yı me'mûriyyete âmâde oldukda şeyhin tennûr-ı gazabı feverân ve ırk-ı huşûnet ve ru'ûneti nabazân edüp derhâl meclis-i cenâb-ı defterîye duhûl ve fekk-i mühr zımnında bast-ı kelâm-ı gayr-i makbûl eylediğinden gayri kâr-fermâyân-ı (V 115-b) devlete zebân-ı taʿarruzu dirâz ve derîçe-i makālât-ı gayr-i lâyıkayı bâz eyledikde imâmın ashâb-ı mukātaʿadan olduğu takrîbi ile taraf-ı mîrî ile olan münâsebet-i mâsı defterdâr efendi tarafından zikr ü tafsîl ve temhîr-i emkine-i mazânn ile zabt-ı kâffe-i emvâl lâzım geldiği zebân-güzâr-ı hüsn-i taʿlîl ve şeyhin sevret-i tehevvürünü izâle dâʿiyesiyle yedini dahi takbîl edüp bu özr-i müvecceh nezd-i şeyhde makbûl olmayup dâmen-efşân-ı ucb ü istikbâr ve Bâbıâlî ve kudât-ı asâkiri devr edüp hâric ez-saded derûnunda ızmâr eylediği bî-maʿnâ kelimâtı izhâr ve buna dahi kanāʿat etmeyerek nakībüleşrâf efendiye varup dâire-i hadd ü edebden bîrûn türrehâte ibtidâr ve imâmın bir halâline vazʿ-ı yed olunmamak zımnında ilhâh ü ısrâr ve sûret-i tahakkümde ibrâz-ı harekât-ı nâ-hincâr eylediği resîde-i rütbe-i tahkīk oldukda, [Mısra:] Gerekdir haddini bilmezlere hiddini bildirmek kāidesi üzere şeyh-i mezbûrun maskat-ı re'si olan Mudanya'ya evlâd ü ıyâliyle nefy olunması taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i hazret-i fetvâ-penâhîden işâret olunmağla mûcebince fermânı tahrîr, çavuş mübâşeretiyle mahall-i mezkûre tesyîr olunup Hüdâyî Tekyesi zâviye-i Sinân Paşa'da seccâde-nişîn-i irşâd ve fazl-ı takvâda bâlâ-nişîn-i mahfel-i ibâd ü zühhâd olan Dülger-zâde Efendi cenâblarına tevcîh olunup قد وصل الحق الى أهله mefhûmu zebân-güzâr-ı hâss ü ʿâm ve bâ-husûs tekye-i merkümenin mürîdân ve dervîşân bu tevcîh-i (V 116-a) müvecceh ve makbûlden şâd-kâm olarak duʿâ-yı ömr-i devlet-i pâdişâhîyi îsâl-i künküre-i çarh-ı mînâ-fâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhin mukaddemâ vâkiʿ olan Varna cenginde yararlığı mütefeyyiz ve şâyiʿ ve beyne'n-nâs şöhret-gîr olan şecâʿati sümüvv-i kadrine akvâ-yi vesâ'il ve zerâyiʿ olduğuna binâen bu hilâlde necm-i ikbâli dirahşân ve rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsâniyle mümtâz-ı emsâl ve akrân olduğundan fazla Halebü'ş-şehbâ eyâletiyle dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ ve Boğdan başbuğluğu unvâniyle derece-i iʿtibârı terfîʿ olunmuşidi. Devlet-i aliyye tarafından nâ'il olduğu eltâf-ı mütetâbiʿü'l-vürûdu hazm u tahsîl rızâ-yı emr-i hatm bilerek muhavvel-i zimmet-i ihtimâmı kılınan umûr-ı hatîrede sâlik-i menhec-i istikāmet olduğu mahallerde reʿâyâ ve berâyâya itâle-i dest-i zulm ü gadrden mücânebet eylemesi dâreynde müstelzim-i selâmet-i nefsî iken havf-ı Bârî ve bîm-i kahr-ı şehriyârîyi hâtırdan ihrâc ve uğradığı mahalleri tâht u târâc ve bâ-husûs dâ'iresi halkının zabtına kādir olmayup Eflâk ve Boğdan reʿâyâsını izrâr ve izʿâc eylediğinden fazla bu hilâlde mahall be-mahall tahaşşüd ve ictimâʿları murâd-ı Devlet-i aliyye olan asâkir-i mürettebeden maʿiyyetine me'mûr olan askeri sû-i tedbîr sebebiyle tefrîk ve maʿiyyetine bir ferd kalmadığı resîde-i rütbe-i tahkīk oldukda hakkında gazab-ı pâdişâhî müteheyyic olup der-akab Yanya sancağı ilhâkiyle Hotin muhâfazası tevcîh (V116-b) ve sırren muhâfaza-i mezkûre mîrimîrân-ı kirâmdan Dukakin sancağı mutasarrıfı Güğeği Ali Paşa-zâde İsmâʿîl Paşa'ya tevcîh ve müşârün-ileyhin izâlesi bâbında İsmâʿîl cânibi ser-askeri olan Vezîr Abdî Paşa hazretlerine fermân-ı kazâ-mesîr tesyîr olunup vezîr-i müşârün-ileyh hazretleri dahi İsmâʿîl ordusu mahzarını irsâl ve Hotin ağası ve kâtibine ifâde-i hâl etmekle ber-mûceb-i emr-i âlî müşârün-ileyh katl ü istîsâl ve şehr-i Ramazanın ikinci günü ser-i maktūʿu Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl olunup ibret içün saray meydânına vazʿ u ilkā ile terhîb-i kulûb-ı zaleme-i bî-insâf ve tahvîf-i ashâb-ı cevr ü iʿtisâf kılındı. Maktūl-ı müşârün-ileyhin ilhâken mansıbı olan Yanya sancağı işbu şehr-i Ramazan'ın yedinci günü hâlâ Selânik mutasarrıfı olan vezîr-i mükerrem Silâhdâr Mustafa Paşa hazretlerine ber-vech-i ilhâk inâyet ve ihsân ve müşârün-ileyhin mansıbı olan Selanik'e mukaddemâ zamîme kılınan Karesi sancağı yine târîh-i mezkûrda sâbıkā Kocaeli sancağı mutasarrıfı İsmâʿîl Paşa'ya tevcîh ile mûmâ-ileyhin ser-i iftihârı muvâzi-i Keyvân kılındı.",
          "caption": "Âmeden-i ser-i maktūʿ-ı Ohrili Vezîr Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_112.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i ser-i maktūʿ-ı Ohrili Vezîr Ahmed Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyhin mukaddemâ vâkiʿ olan Varna cenginde yararlığı mütefeyyiz ve şâyiʿ ve beyne'n-nâs şöhret-gîr olan şecâʿati sümüvv-i kadrine akvâ-yi vesâ'il ve zerâyiʿ olduğuna binâen bu hilâlde necm-i ikbâli dirahşân ve rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsâniyle mümtâz-ı emsâl ve akrân olduğundan fazla Halebü'ş-şehbâ eyâletiyle dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ ve Boğdan başbuğluğu unvâniyle derece-i iʿtibârı terfîʿ olunmuşidi. Devlet-i aliyye tarafından nâ'il olduğu eltâf-ı mütetâbiʿü'l-vürûdu hazm u tahsîl rızâ-yı emr-i hatm bilerek muhavvel-i zimmet-i ihtimâmı kılınan umûr-ı hatîrede sâlik-i menhec-i istikāmet olduğu mahallerde reʿâyâ ve berâyâya itâle-i dest-i zulm ü gadrden mücânebet eylemesi dâreynde müstelzim-i selâmet-i nefsî iken havf-ı Bârî ve bîm-i kahr-ı şehriyârîyi hâtırdan ihrâc ve uğradığı mahalleri tâht u târâc ve bâ-husûs dâ'iresi halkının zabtına kādir olmayup Eflâk ve Boğdan reʿâyâsını izrâr ve izʿâc eylediğinden fazla bu hilâlde mahall be-mahall tahaşşüd ve ictimâʿları murâd-ı Devlet-i aliyye olan asâkir-i mürettebeden maʿiyyetine me'mûr olan askeri sû-i tedbîr sebebiyle tefrîk ve maʿiyyetine bir ferd kalmadığı resîde-i rütbe-i tahkīk oldukda hakkında gazab-ı pâdişâhî müteheyyic olup der-akab Yanya sancağı ilhâkiyle Hotin muhâfazası tevcîh (V116-b) ve sırren muhâfaza-i mezkûre mîrimîrân-ı kirâmdan Dukakin sancağı mutasarrıfı Güğeği Ali Paşa-zâde İsmâʿîl Paşa'ya tevcîh ve müşârün-ileyhin izâlesi bâbında İsmâʿîl cânibi ser-askeri olan Vezîr Abdî Paşa hazretlerine fermân-ı kazâ-mesîr tesyîr olunup vezîr-i müşârün-ileyh hazretleri dahi İsmâʿîl ordusu mahzarını irsâl ve Hotin ağası ve kâtibine ifâde-i hâl etmekle ber-mûceb-i emr-i âlî müşârün-ileyh katl ü istîsâl ve şehr-i Ramazanın ikinci günü ser-i maktūʿu Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl olunup ibret içün saray meydânına vazʿ u ilkā ile terhîb-i kulûb-ı zaleme-i bî-insâf ve tahvîf-i ashâb-ı cevr ü iʿtisâf kılındı. Maktūl-ı müşârün-ileyhin ilhâken mansıbı olan Yanya sancağı işbu şehr-i Ramazan'ın yedinci günü hâlâ Selânik mutasarrıfı olan vezîr-i mükerrem Silâhdâr Mustafa Paşa hazretlerine ber-vech-i ilhâk inâyet ve ihsân ve müşârün-ileyhin mansıbı olan Selanik'e mukaddemâ zamîme kılınan Karesi sancağı yine târîh-i mezkûrda sâbıkā Kocaeli sancağı mutasarrıfı İsmâʿîl Paşa'ya tevcîh ile mûmâ-ileyhin ser-i iftihârı muvâzi-i Keyvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Âsitâne-i saʿâdet'de harîkin adem-i zuhûru kâf-\nfe-i nâsın mûcib-i râhat ve sürûru olmuşiken, isâbet-i ayni'l-kemâl ile işbu Ramazân-ı şerîfin ondokuzuncu yevm-i hamîs sâʿat dört buçukda iken Kiremit mahallesinde vâkiʿ bir hâneden âteş zuhûr edüp şiddet-i (V117-a) rûzgâr takrîbiyle fi'l-hâl etrâfa şerâre-pâş intișâr olup itfâsına me'mûr olanların inʿâm u ikdâm ve iğrâ vü ihtimâmda zerreten-mâ kusûrları vâkiʿ olmamış iken bi-hükmi lâ muredde li-kadâʾillâhi teʿâlâ saʿy ü kûşişin aslâ fâʾidesi olmayup yirmiyedi sâʿat kadar temâdî kabûliyle çeb ü râsında vâkiʿ büyût ve dekâkîn ve emâkin-i kesîreyi sûzân ve hâce-i bender-gâh-ı servet geçinen nice kimesneleri bî-ser ü sâmân edüp bilâhire imdâd-ı sehâb-ı midrâr-ı feyz-i Bârî ve te'sîr-i duʿâ-yı tâcdârî ile muntafî ve kulûb-ı nâsda hâsıl olan hafakān ve ıztırâb zâʾil ve muntafî oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı harîk-ı azîm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_113.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı harîk-ı azîm",
          "text": "Bir müddetden berü Âsitâne-i saʿâdet'de harîkin adem-i zuhûru kâf-\nfe-i nâsın mûcib-i râhat ve sürûru olmuşiken, isâbet-i ayni'l-kemâl ile işbu Ramazân-ı şerîfin ondokuzuncu yevm-i hamîs sâʿat dört buçukda iken Kiremit mahallesinde vâkiʿ bir hâneden âteş zuhûr edüp şiddet-i (V117-a) rûzgâr takrîbiyle fi'l-hâl etrâfa şerâre-pâş intișâr olup itfâsına me'mûr olanların inʿâm u ikdâm ve iğrâ vü ihtimâmda zerreten-mâ kusûrları vâkiʿ olmamış iken bi-hükmi lâ muredde li-kadâʾillâhi teʿâlâ saʿy ü kûşişin aslâ fâʾidesi olmayup yirmiyedi sâʿat kadar temâdî kabûliyle çeb ü râsında vâkiʿ büyût ve dekâkîn ve emâkin-i kesîreyi sûzân ve hâce-i bender-gâh-ı servet geçinen nice kimesneleri bî-ser ü sâmân edüp bilâhire imdâd-ı sehâb-ı midrâr-ı feyz-i Bârî ve te'sîr-i duʿâ-yı tâcdârî ile muntafî ve kulûb-ı nâsda hâsıl olan hafakān ve ıztırâb zâʾil ve muntafî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ sadr-ı Rumeli olan Mehmed Nâfî Efendi bir zamandan berü münharifü'l-mizâc ve illeti nâ-kābil-i tîmâr ü ilâc olmakdan nâşî işbu Ramazân-ı şerîfin yirmialtıncı hamîs günü müddet-i örfiyyesin kable'l-ikmâl rûh-ı pür-fütûhu cesedinden infisâl ve dâr-ı fenâdan dâr-ı bekāya irtihâl eyledi. Münhal olan mansıbına sâbıkā Rumeli kazaskeri Ahmed Ataullah Efendi kāideten tekerrür üzere âmâde iken câh-ı merkūmdan infisâli ancak birkaç mâh olmak illeti ve kudât-ı asâkirin bu hilâlde kılleti ve bâ-husûs müşârün-ileyh Rumeli kazaskeri nasb olunduğu takdîrde birâderi Mehmed Sâdık Efendi'nin dahi Anadolu kazaskerliği nevbeti olup \"be-had ne-buved birâder ger pîr-zâde est\" mefhûmu üzere mukaddemâ lağv-ı pâye maddesinden miyânelerinde tekevvün (V117-b) eden münâfese-i azîme meclis-i vâhidde adem-i ictimâʿlarını müeddî olacağı mülâhazaları bu defʿa câh-ı mezkûrun âhare insirâfını îcâb etmekle binâen-aleyh sadâret-i Rumeli hâlâ Anadolu kazaskeri ve nakībü'l-eşrâf olan Dürrî-zâde Ârif Mehmed Efendi'ye ve sadâret-i Anadolu müşârün-ileyh Mehmed Sâdık Efendi'ye tevcîh ve huzûr-ı sadr-ı ʿâlîde iksâ-yı ferve-i semmûr ile kadr ü şânları terfîʿ ve tenvîh kılındı. Tercüme: Müşârün-ileyh devr-i Sultân Mustafa Hân-ı sânîde müftî'l-enâm-ı benâm olan şehîd Esseyyid Feyzullah Efendi hazretlerinin semere-i fu'âdı Çelebi Esseyyid Mehmed Efendi'nin ferzend-i emcedi olup bin yüz otuzyedi târîhinde zîb-ârâ-yı mehd-i vücûd ve ellibir târîhinde ibtidâ-i hâric ile zümre-i müderrisînden maʿdûd ve yetmişaltı târîhinde devre-i muʿtâdeyi itmâm ve Üsküdar kazâsıyla bekâm olup seksenüçde Edirne mevleviyyeti ile mesrûr ve seksensekizde Medîne-i münevvere kazâsıyla hâiz-i rehîne-i hubûr ve doksandörtde İstanbul pâyesiyle tatvîb ve doksanaltıda Anadolu\nsadâretiyle tefrîh ve tatrîb buyurulup târîh-i mezkûrda sadâret-i Rumeli pâyesiyle memnûn ve doksan sekizde bilfiʿil Rumeli sadâretiyle kadr ü iʿtibârı efzûn olup, [Mısraʿ] \"وَاى نَعيم لا يَكدرُه الدهر\" medlûlü üzere bu esnâda merâk ve dıyk-ı nefes illetleri bi'l-külliyye nefsini katʿ ve bîh-i ömrünü kalʿ eyledi. Müteveffâ-yı müşârün-ileyh hilm ü enâet ile müteʿârif ve müştehir ve irtikâb-ı menâhî ve melâhîden müteʿavviz ve müteneffir (V118-a) olduğundan fazla eyyâm-ı hükümetinde tarîk-i iktisâda riʿâyet ve insâfdan hâric harekete adem-i rağbet edüp istihrâc-ı ibâreye muktedir ve akrânı beyninde bu meziyyetle müftehir idi.",
          "caption": "Vefât-ı kazasker-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_114.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı kazasker-i Rumeli",
          "text": "Hâlâ sadr-ı Rumeli olan Mehmed Nâfî Efendi bir zamandan berü münharifü'l-mizâc ve illeti nâ-kābil-i tîmâr ü ilâc olmakdan nâşî işbu Ramazân-ı şerîfin yirmialtıncı hamîs günü müddet-i örfiyyesin kable'l-ikmâl rûh-ı pür-fütûhu cesedinden infisâl ve dâr-ı fenâdan dâr-ı bekāya irtihâl eyledi. Münhal olan mansıbına sâbıkā Rumeli kazaskeri Ahmed Ataullah Efendi kāideten tekerrür üzere âmâde iken câh-ı merkūmdan infisâli ancak birkaç mâh olmak illeti ve kudât-ı asâkirin bu hilâlde kılleti ve bâ-husûs müşârün-ileyh Rumeli kazaskeri nasb olunduğu takdîrde birâderi Mehmed Sâdık Efendi'nin dahi Anadolu kazaskerliği nevbeti olup \"be-had ne-buved birâder ger pîr-zâde est\" mefhûmu üzere mukaddemâ lağv-ı pâye maddesinden miyânelerinde tekevvün (V117-b) eden münâfese-i azîme meclis-i vâhidde adem-i ictimâʿlarını müeddî olacağı mülâhazaları bu defʿa câh-ı mezkûrun âhare insirâfını îcâb etmekle binâen-aleyh sadâret-i Rumeli hâlâ Anadolu kazaskeri ve nakībü'l-eşrâf olan Dürrî-zâde Ârif Mehmed Efendi'ye ve sadâret-i Anadolu müşârün-ileyh Mehmed Sâdık Efendi'ye tevcîh ve huzûr-ı sadr-ı ʿâlîde iksâ-yı ferve-i semmûr ile kadr ü şânları terfîʿ ve tenvîh kılındı. Tercüme: Müşârün-ileyh devr-i Sultân Mustafa Hân-ı sânîde müftî'l-enâm-ı benâm olan şehîd Esseyyid Feyzullah Efendi hazretlerinin semere-i fu'âdı Çelebi Esseyyid Mehmed Efendi'nin ferzend-i emcedi olup bin yüz otuzyedi târîhinde zîb-ârâ-yı mehd-i vücûd ve ellibir târîhinde ibtidâ-i hâric ile zümre-i müderrisînden maʿdûd ve yetmişaltı târîhinde devre-i muʿtâdeyi itmâm ve Üsküdar kazâsıyla bekâm olup seksenüçde Edirne mevleviyyeti ile mesrûr ve seksensekizde Medîne-i münevvere kazâsıyla hâiz-i rehîne-i hubûr ve doksandörtde İstanbul pâyesiyle tatvîb ve doksanaltıda Anadolu\nsadâretiyle tefrîh ve tatrîb buyurulup târîh-i mezkûrda sadâret-i Rumeli pâyesiyle memnûn ve doksan sekizde bilfiʿil Rumeli sadâretiyle kadr ü iʿtibârı efzûn olup, [Mısraʿ] \"وَاى نَعيم لا يَكدرُه الدهر\" medlûlü üzere bu esnâda merâk ve dıyk-ı nefes illetleri bi'l-külliyye nefsini katʿ ve bîh-i ömrünü kalʿ eyledi. Müteveffâ-yı müşârün-ileyh hilm ü enâet ile müteʿârif ve müştehir ve irtikâb-ı menâhî ve melâhîden müteʿavviz ve müteneffir (V118-a) olduğundan fazla eyyâm-ı hükümetinde tarîk-i iktisâda riʿâyet ve insâfdan hâric harekete adem-i rağbet edüp istihrâc-ı ibâreye muktedir ve akrânı beyninde bu meziyyetle müftehir idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ İstanbul kādısı olan şeyhülislâm-ı esbak semâhatlû İbrâhim Beyefendi hazretlerinin mahdûm-ı necâbet-lüzûmları Mustafa Beyefendi ibtidâ-yı emirde tanzîm-i umûr-ı esʿâra kemâl-i iffet ve perhîzkârîyle mübâşeret ve avâm ve havassa pesendîde olacak vech üzere etvâr-ı âkilâne ibrâziyle kesb-i sıfat-ı memdûhiyyet ve narh-ı cârîye zamîme dâʿiyesiyle esnâfdan tarafına birkaç defʿa arz olunan mebâliğa kemâl-i istiğnâ ve diyânetinden nâşî katʿa rağbet etmeyüp bu hilâlde esnâf makūlesinden baʿzıları ahz ü kisbe me'lûf oldukları menâfiʿin maʿdûmiyyeti mülâhaza birle ifsâd-ı mâbeyne ibtidâr ve esnâf nizâmına dâir olan ahvâlin ihtilâline sebeb oluyor deyü nihânî isâ'et ve ihbârlarından nâşî bu husûs gerek sâir husûsâta dâir Bâbıâlî'ye gönderdiği iʿlâmât vaktiyle buyurulmayup iʿtibârdan sukūtu mahsûs oldukda çavuşbaşı ve tezkerecilerden sebeb-i te'hîr mevâddı istifsâr ve anlar dahi tela'süm ile cevâba ibtidâr eylediklerinden nâr-ı gayret bağrını kebâb ve sûz u güdâz sûretinde merkūmları müstahikk-i serzeniş ve itâb edüp bilâhire bu keyfiyyeti dahi mahalline katı çok zamâim-i nâ-melâm ile inhâ ve mesâvîsini leyl ü nehâr nuhbe-i ezkâr eden şahs-ı maʿlûmü'l-etvâr (V118-b) siʿâyet ve gamzını kuvvetden fiʿle îsâl ve müddet-i örfiyyesi tekmîlinden otuz gün mukaddem azliyle îrâs-ı keder ü melâl edüp binâen-alâ-zâlik işbu Ramazân-ı şerîfin yirmisekizinci günü râdde-i mezkûrede bulunan mevâlî-i izâmın akdemi Mekkî Mehmed Efendi'ye İstanbul kādılığı tevcîh ve inâyet olunup huzûr-ı sudûrda iksâ-yı hilʿat-i semmûr ve ol vechile mûmâ-ileyh nâil-i meserret ü hubûr olup selefleri müşârün-ileyh dahi sâhil-\nhânesinde ikāmet ve du'â-yi bekā-yi devlete muvâzabet eylemek üzere me'mûr buyruldu.",
          "caption": "Azl-i kādı-i İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_115.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i kādı-i İstanbul",
          "text": "Hâlâ İstanbul kādısı olan şeyhülislâm-ı esbak semâhatlû İbrâhim Beyefendi hazretlerinin mahdûm-ı necâbet-lüzûmları Mustafa Beyefendi ibtidâ-yı emirde tanzîm-i umûr-ı esʿâra kemâl-i iffet ve perhîzkârîyle mübâşeret ve avâm ve havassa pesendîde olacak vech üzere etvâr-ı âkilâne ibrâziyle kesb-i sıfat-ı memdûhiyyet ve narh-ı cârîye zamîme dâʿiyesiyle esnâfdan tarafına birkaç defʿa arz olunan mebâliğa kemâl-i istiğnâ ve diyânetinden nâşî katʿa rağbet etmeyüp bu hilâlde esnâf makūlesinden baʿzıları ahz ü kisbe me'lûf oldukları menâfiʿin maʿdûmiyyeti mülâhaza birle ifsâd-ı mâbeyne ibtidâr ve esnâf nizâmına dâir olan ahvâlin ihtilâline sebeb oluyor deyü nihânî isâ'et ve ihbârlarından nâşî bu husûs gerek sâir husûsâta dâir Bâbıâlî'ye gönderdiği iʿlâmât vaktiyle buyurulmayup iʿtibârdan sukūtu mahsûs oldukda çavuşbaşı ve tezkerecilerden sebeb-i te'hîr mevâddı istifsâr ve anlar dahi tela'süm ile cevâba ibtidâr eylediklerinden nâr-ı gayret bağrını kebâb ve sûz u güdâz sûretinde merkūmları müstahikk-i serzeniş ve itâb edüp bilâhire bu keyfiyyeti dahi mahalline katı çok zamâim-i nâ-melâm ile inhâ ve mesâvîsini leyl ü nehâr nuhbe-i ezkâr eden şahs-ı maʿlûmü'l-etvâr (V118-b) siʿâyet ve gamzını kuvvetden fiʿle îsâl ve müddet-i örfiyyesi tekmîlinden otuz gün mukaddem azliyle îrâs-ı keder ü melâl edüp binâen-alâ-zâlik işbu Ramazân-ı şerîfin yirmisekizinci günü râdde-i mezkûrede bulunan mevâlî-i izâmın akdemi Mekkî Mehmed Efendi'ye İstanbul kādılığı tevcîh ve inâyet olunup huzûr-ı sudûrda iksâ-yı hilʿat-i semmûr ve ol vechile mûmâ-ileyh nâil-i meserret ü hubûr olup selefleri müşârün-ileyh dahi sâhil-\nhânesinde ikāmet ve du'â-yi bekā-yi devlete muvâzabet eylemek üzere me'mûr buyruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Fas hâkimi olan Mevlây Muhammed bin İsmâʿîlü'l-Hüseynî Cenâbînin bu defʿa rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye takdîm eylediği maʿrûzâtında bi-kazâi'l-lâhi teʿâlâ Malta cezîresinde refte refte giriftâr-ı kayd-ı isâr olan müslimînin ibtigâen li-merzâti'l-lâhi teʿâlâ tahlîsleri aksâ-yi merâmı olup Malta'ya tarafından mahsûs âdem irsâl ve mevcûd olan altı yüz oniki nefer ehl-i islâmı iki yüz yetmiş bin üç yüz elli sekiz riyâle katʿ edüp derhâl meblağ-ı mezkûru îsâl eyledikde Malta keferesi bu muʿâmeleyi fesh ile sözlerinden nükül ve zikr olunan mebâliği redd ve adem-i kabûl ve an-asıl zikr olunan üserâ memâlik-i mahrûse ahâlisinden olup tahlîs husûsunda lâzime-i iʿtidâd icrâ olunmak îmâ olunduğundan gayri Devlet-i ʿaliyye'nin vakʿ u şânı beyne'l-mülûk zâhir ve ʿayân ve bîm-i satvetinden milel-i (V119-a) nasârâ mânend-i berk-i hazân muztarib ve lerzân oldukları nümâyân olmağla ednâ himmet sarfiyle tahlîs-i üserâ maddesi hâsıl olacağı ve meblağ-ı mezkûr müşârün-ileyh tarafından Âsitâne-i saʿâdet tarafına tesyîr ve ol vechile emr-i fikâke sarf-ı kudret buyurulmak tahrîr olunup tahlîs mümkin olduğu takdîrde Haremeyn-i muhteremeyn'de sâkin ve kâtın olan fukarâ ve zuʿafâya meblağ-ı mezkûr tevzîʿ ve taksîm olunmak husûsunda müşârün-ileyh niyâz-ı ʿazîm etmiş tahlîs-i üserâya Devlet-i ʿaliyye tarafından her bâr saʿy-i bî-şumâr olunduğu gibi bu defʿa dahi sarf-ı vüsʿ u iktidâr olunacağı müşârün-ileyh tarafına tahrîr ve ilzâm-ı hasm mümkin olmadığı hâlde fukarâ-yi Haremeyn-i şerîfeyn'in sâye-i Devlet-i ʿaliyye'de refâh-ı hâlleri ber-vech-i etemm ve âhardan istiğnâları zâhir ve gayr-i mübhem olduğuna binâen meblağ-ı mezkûru maʿa vücûdü's-siʿa ol havâliye ibʿâs seref ü telef kabîlinden olduğu ifâde ve tezkîr olundukdan sonra zikr olunan mebâliğ Darbhâne-i ʿâmire'ye vazʿ ve hıfz olunmak husûsu kâr-azmûdegân-ı devlet tarafından tasvîb olundu.\nZuhûr-ı zelzele-i ʿazîme der-Erzincan ve fevt-şüden-i vâlî-i Erzurum ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ\n\nBundan akdem Dîvân-ı muʿallâ-erkânda çavuş-başı olup rütbe-i vâlâ-yi\nvezâret ile Erzurum eyâleti tevcîh olunan Süleyman Paşa mansıbı cânibine azîmet eylediği hengâmda saht u gazab-ı Bârî'yi der-yâd ve adl ü dâdı pîşnihâd etmek tenbîhâtı ve etbâʿının zabt u rabtiyle takayyüd edüp (V119-b) araz-i zâil ve zıll-ı mâil olan müzahrefât-ı dünyeviyyeyi cemʿ ü celb dâ'iyesiyle vediʿatullah olan zuʿafâyı rencîde etmemek vesâyâsı taraf-ı sadr-ı âlî-kadrden gūş-i hûşuna ilkā ve müşârün-ileyhin hâli maʿlûm olduğundan lâzıme-i te'kîd ü teşdîd ber-vech-i evfâ icrâ olunmuşidi. \"Ke-enneke kulte lehü daʿi'l-hayra va-snaʿi'ş-şerra ve'd-dayra\" fehvâsı üzere esnâ-yı râhda ebvâb-ı vüzerâda zulm-i bî-hadd ü kıyâsı âdet eden haşerât-ı nâsı kapusuna alup vazʿ-ı kadem-i şûm eylediği kazâları haklayarak ve cevânib-i erbaʿasına mübâşirler tisyâriyle teklîf-i mâ-lâ-yutâk ve eşk-i çeşm-i fukarâyı rîzân ve ihrâk eyleyerek Erzincan kasabasına vürûdunda kemâ-kân askerini çâr-cihete neşr ve zuʿafâ ve fukarâya taleb-i emvâl ile irâet-i ehvâl-i haşr eylediğinden gayrı kasaba-i mezkûreyi dahi yirmibeş kise zahîre bahâya katʿ ve bir an akdem tahsîline medâr olmak içün iʿdâd-ı esbâb-ı siyâset ve natʿ edüp hattâ müftîsi bir mütedeyyin kimesne olduğuna binâen bu mikdâr meblağı fukarâ edâdan âciz ve bu derece zulm ü cevr gayr-i câiz olduğun alâ-tarîki'r-ricâ inbâ eyledikde kibr ü enfe-i hod-bînî ve cehâlet ü hırs ve redâet-i cibilliyyet bu kavl-i hakkı kabûlden menʿ ve der-akab müftîyi habs ü tenkîl ve baʿzen tahvîf ile muhân ve tezlîl ve ol mikdâr meblağı almadıkca kasaba-i mezkûreden hareket etmeyeceğini dahi takrîr ve tafsîl edüp bu takrîb ile ahvâl-i ahâlî (V120-a) dîger-gûn ve tez elden akçe bulup müşârün-ileyhi kaldırmak mümteni ve gayr-i mümkin olduğundan beyne'l-beliyyeteyn mağmûm ve mahzûn olmalarıyla bilâhire aceze ve mazlûmîne çâre-sâz olan hâlik-i bî-enbâza refʿ-i eküff-i tazarruʿ ve niyâz ve bu zulm-i sarîhin üzerlerinden insirâfı bâbında eşk-rîz-i sûz u güdâz olduklarında, [Mısra] Ey tîr-âh-ı mazlûm zâlim emân nedâred mefhûmu üzere nâgehân kasaba-i mezkûrede bir zelzele-i azîme zuhûr edüp vezîr-i müşârün-ileyhin mukīm olduğu hâne münhedim ve etbâʿ ve hevâşîsi ile zîr-i cederân ve sukūfda münʿadim ve ancak birkaç âdemîsi rehyâb-ı necât ve anların dahi aʿzâları küfte-i seng-i kazâ olarak me'yûs-ı hayât oldukları ve «yaş kuru ile yanar» mesel-i meşhûru üzere kasaba ahâlisine dahi müteveffânın şe'âmeti sirâyet ve katı çok nüfûs resîde-i arza-i telef ve mazarrat olup bâ-husûs aʿyânlık iddiʿâsiyle müteveffâya hevâdar ve arza-i şecere-i memleket olan nâ-bekârların ekserîsi mütevârî-i türâb-ı helâk ü dimâr\noldular. Müteveffâ-yı سبحان من لا يرضى بالظلم والجور و نعوذ به من الجور بعد الكور müşârün-ileyhin zınnet ü hısseti ber-vech-i kemâl olup cihet-i taʿayyüşü dahi mazbût olduğundan sâye-i Devlet-i aliyye'de iltizâmât ve vücûh-ı âhar ile iktinâ-yi emvâl-i kesîre ve yâverî-i baht-ı saht ile ihrâz-ı rütbe-i refîʿa edüp bu niʿmetin şükrünü îfâ ve mûcib-i züll ü hevân-ı dâreyn olan hırs (V120-b) u tamaʿdan dâmen-keş-i istiğnâ olması lâzım iken teksîr-i emvâl dâʿiyesinden fâriğ olmayup yevmen-fe-yevmen tehâlük u hırsı müteceddid ve an-be-an âteş-i tamaʿ-ı mütevakkıd olup nâil olduğu menâsıbda mübtelâ-yi fakr u iflâs belki âhâd-i nâsın rû-pûş-i imtinâʿ oldukları mebâliği cüz'iyyeyi irtikâb ve bu vechile menfûr-ı tıbâʿ-ı şeyh ü şâbb olup bilâhire hezâr mihan ü meşakkat ve envâʿ-ı mezellet ve rezâletle cemʿ ü iddihâr eylediği emvâlin bir fâidesini müşâhede edemeyüp bir mikdâr mâl-i Kārun gibi nihüfte-i tahte'l-arz ziyâ ve bir mikdârı dahi Erzincan etrâfında sâkin olan lüsûs-ı ekrâd-ı bed-nihâda mâbihi'l-intifâ oldu. [Mısra:] المرء يجمع والزمان يفرق Garîbe: Müşârün-ileyh birkaç sene mukaddem Bağdâd'a me'mûr olup hîn-i vusûlünde maʿârif-i cüz'iyyede mâhir bir şahsa mukārin olup keyfiyyet-i müstakbelini istihrâc niyâzında olmağla âric-i süllem-i vezâret ve baʿdehû nâil-i rütbe-i şehâdet olacağın merkūm inhâ ve bir zâyiçe tertîb edüp yedine iʿtâ etmekle zâyiçe-i merkūmeyi hırz-ı cân gibi pinhân ve baʿzen mahrem-i esrârı geçinen kimesnelere irâ'et eylediği dahi vâsıl-ı sâmiʿa-i îkān olup bu takdîrde merkūmun bi-hasebi't-takrîb tertîb eylediği zâyiçenin ahkâmı zuhûr ve müşârün-ileyhin zâhir-i hâlinden bahs olunmayup mü'min ve muvahhid hakkında hüsn-i zann muʿâmelesi iltizâm olunduğu hâlde لا رجفن العبادي (V121-a) فى خير ليال فمن قبضته فيها كافرا كانت منية التي قدرت عليه ومن قبضته فيها مؤمنا كانت له شهادة hadîs-i kudsîsi mefhûmu üzere vâsıl-ı rütbe-i şehâdet olduğu gayr-i mestûrdur. Zelzele-i mezkûre Ramazân-ı şerîfde vukūʿ bulup hadîs-i kudsîde musarrah olan فى خير ليال kaydı mahall-i taʿaccübdür. İstidrâd: Ulemâ-i şerʿ zelzelenin vukūʿunu zulm ü fusûka haml ve kavillerini ehâdîs-i kesîre ile te'yîd ederler ammâ tâife-i hükemâ zelâzili te'sîr-i şemsden hâsıl kesret-i ebbireden ve buhârın tahte'l-arz ictimâʿından neş'et eylediğini beyân ve bu keyfiyyetle vech-i arz-ı salâbet peydâ edüp şol haysiyetle ki arzdan nüfûz-ı buhârât mümteniʿ ve şiddet-i harâret ve adem-i vücûd-ı bürûdet ile mâye-i istihâleden mündefiʿ olacağını ve bu sûretde buhâr suʿûd edüp menfez bulmadığı hâlde arz misâl-i mahmûm mühtezz ve\nmuztarib olup çok kere zâhir-i arz münşak ve mevâdd-ı muhtesibe şukük-ı arzdan hurûc eyleyeceğini kitablarında zikr etmişler. Ulema-i şer'-i şerîf bu akvâli ibtāl ve tezyîf eyledikleri mahallinde mastürdur. رجعنا الى ما نحن فيه Müşârün-ileyhin fevti takrîbi ile vüzerâ-yi izâm tevcîhâtı olup münhal olan Erzurum eyâleti Trabzon vâlisi Vezîr Elhac Ali Paşa'ya ve Trabzon oğlu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya ve İçel sancağı ilhâkiyle eyâlet-i Karaman Vezîr Çerkes Paşa'ya ve Adana eyâleti Gonya sancağına ber-vech-i arpalık mutasarrıf olup hâlâ (V121-b) Faş muhâfızı olan Vezîr Halîl Paşa'ya ve Musul eyâleti Vezîr Timur Paşa'ya ve sâbıkā Musul vâlisi Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa Sivas'a doğru geldikde hâline çesbân bir mansıb ile cezlân buyurulmak va'd olunup Kayseri sancağı mîrimîrân-ı kirâmdan Kili muhâfızı olan Hâmid Hüseyin Paşa'ya ve Akşehir sancağı Abdülcelîl-zâde Mehmed Paşa'ya ve Çorum sancağı ber-vech-i ilhâk Kars beylerbeyisi Mustafa Paşa'ya işbu Ramazân-ı şerîfin yirmiikinci günü tevcîh ve ihsân buyuruldu.",
          "caption": "Âmeden-i tahrîrât ez-hâkim-i Fas berâ-yi tahlîs-i üserâ-yi islâmiyye ez-cezîre-i Malta",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_116.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i tahrîrât ez-hâkim-i Fas berâ-yi tahlîs-i üserâ-yi islâmiyye ez-cezîre-i Malta",
          "text": "Hâlâ Fas hâkimi olan Mevlây Muhammed bin İsmâʿîlü'l-Hüseynî Cenâbînin bu defʿa rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye takdîm eylediği maʿrûzâtında bi-kazâi'l-lâhi teʿâlâ Malta cezîresinde refte refte giriftâr-ı kayd-ı isâr olan müslimînin ibtigâen li-merzâti'l-lâhi teʿâlâ tahlîsleri aksâ-yi merâmı olup Malta'ya tarafından mahsûs âdem irsâl ve mevcûd olan altı yüz oniki nefer ehl-i islâmı iki yüz yetmiş bin üç yüz elli sekiz riyâle katʿ edüp derhâl meblağ-ı mezkûru îsâl eyledikde Malta keferesi bu muʿâmeleyi fesh ile sözlerinden nükül ve zikr olunan mebâliği redd ve adem-i kabûl ve an-asıl zikr olunan üserâ memâlik-i mahrûse ahâlisinden olup tahlîs husûsunda lâzime-i iʿtidâd icrâ olunmak îmâ olunduğundan gayri Devlet-i ʿaliyye'nin vakʿ u şânı beyne'l-mülûk zâhir ve ʿayân ve bîm-i satvetinden milel-i (V119-a) nasârâ mânend-i berk-i hazân muztarib ve lerzân oldukları nümâyân olmağla ednâ himmet sarfiyle tahlîs-i üserâ maddesi hâsıl olacağı ve meblağ-ı mezkûr müşârün-ileyh tarafından Âsitâne-i saʿâdet tarafına tesyîr ve ol vechile emr-i fikâke sarf-ı kudret buyurulmak tahrîr olunup tahlîs mümkin olduğu takdîrde Haremeyn-i muhteremeyn'de sâkin ve kâtın olan fukarâ ve zuʿafâya meblağ-ı mezkûr tevzîʿ ve taksîm olunmak husûsunda müşârün-ileyh niyâz-ı ʿazîm etmiş tahlîs-i üserâya Devlet-i ʿaliyye tarafından her bâr saʿy-i bî-şumâr olunduğu gibi bu defʿa dahi sarf-ı vüsʿ u iktidâr olunacağı müşârün-ileyh tarafına tahrîr ve ilzâm-ı hasm mümkin olmadığı hâlde fukarâ-yi Haremeyn-i şerîfeyn'in sâye-i Devlet-i ʿaliyye'de refâh-ı hâlleri ber-vech-i etemm ve âhardan istiğnâları zâhir ve gayr-i mübhem olduğuna binâen meblağ-ı mezkûru maʿa vücûdü's-siʿa ol havâliye ibʿâs seref ü telef kabîlinden olduğu ifâde ve tezkîr olundukdan sonra zikr olunan mebâliğ Darbhâne-i ʿâmire'ye vazʿ ve hıfz olunmak husûsu kâr-azmûdegân-ı devlet tarafından tasvîb olundu.\nZuhûr-ı zelzele-i ʿazîme der-Erzincan ve fevt-şüden-i vâlî-i Erzurum ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ\n\nBundan akdem Dîvân-ı muʿallâ-erkânda çavuş-başı olup rütbe-i vâlâ-yi\nvezâret ile Erzurum eyâleti tevcîh olunan Süleyman Paşa mansıbı cânibine azîmet eylediği hengâmda saht u gazab-ı Bârî'yi der-yâd ve adl ü dâdı pîşnihâd etmek tenbîhâtı ve etbâʿının zabt u rabtiyle takayyüd edüp (V119-b) araz-i zâil ve zıll-ı mâil olan müzahrefât-ı dünyeviyyeyi cemʿ ü celb dâ'iyesiyle vediʿatullah olan zuʿafâyı rencîde etmemek vesâyâsı taraf-ı sadr-ı âlî-kadrden gūş-i hûşuna ilkā ve müşârün-ileyhin hâli maʿlûm olduğundan lâzıme-i te'kîd ü teşdîd ber-vech-i evfâ icrâ olunmuşidi. \"Ke-enneke kulte lehü daʿi'l-hayra va-snaʿi'ş-şerra ve'd-dayra\" fehvâsı üzere esnâ-yı râhda ebvâb-ı vüzerâda zulm-i bî-hadd ü kıyâsı âdet eden haşerât-ı nâsı kapusuna alup vazʿ-ı kadem-i şûm eylediği kazâları haklayarak ve cevânib-i erbaʿasına mübâşirler tisyâriyle teklîf-i mâ-lâ-yutâk ve eşk-i çeşm-i fukarâyı rîzân ve ihrâk eyleyerek Erzincan kasabasına vürûdunda kemâ-kân askerini çâr-cihete neşr ve zuʿafâ ve fukarâya taleb-i emvâl ile irâet-i ehvâl-i haşr eylediğinden gayrı kasaba-i mezkûreyi dahi yirmibeş kise zahîre bahâya katʿ ve bir an akdem tahsîline medâr olmak içün iʿdâd-ı esbâb-ı siyâset ve natʿ edüp hattâ müftîsi bir mütedeyyin kimesne olduğuna binâen bu mikdâr meblağı fukarâ edâdan âciz ve bu derece zulm ü cevr gayr-i câiz olduğun alâ-tarîki'r-ricâ inbâ eyledikde kibr ü enfe-i hod-bînî ve cehâlet ü hırs ve redâet-i cibilliyyet bu kavl-i hakkı kabûlden menʿ ve der-akab müftîyi habs ü tenkîl ve baʿzen tahvîf ile muhân ve tezlîl ve ol mikdâr meblağı almadıkca kasaba-i mezkûreden hareket etmeyeceğini dahi takrîr ve tafsîl edüp bu takrîb ile ahvâl-i ahâlî (V120-a) dîger-gûn ve tez elden akçe bulup müşârün-ileyhi kaldırmak mümteni ve gayr-i mümkin olduğundan beyne'l-beliyyeteyn mağmûm ve mahzûn olmalarıyla bilâhire aceze ve mazlûmîne çâre-sâz olan hâlik-i bî-enbâza refʿ-i eküff-i tazarruʿ ve niyâz ve bu zulm-i sarîhin üzerlerinden insirâfı bâbında eşk-rîz-i sûz u güdâz olduklarında, [Mısra] Ey tîr-âh-ı mazlûm zâlim emân nedâred mefhûmu üzere nâgehân kasaba-i mezkûrede bir zelzele-i azîme zuhûr edüp vezîr-i müşârün-ileyhin mukīm olduğu hâne münhedim ve etbâʿ ve hevâşîsi ile zîr-i cederân ve sukūfda münʿadim ve ancak birkaç âdemîsi rehyâb-ı necât ve anların dahi aʿzâları küfte-i seng-i kazâ olarak me'yûs-ı hayât oldukları ve «yaş kuru ile yanar» mesel-i meşhûru üzere kasaba ahâlisine dahi müteveffânın şe'âmeti sirâyet ve katı çok nüfûs resîde-i arza-i telef ve mazarrat olup bâ-husûs aʿyânlık iddiʿâsiyle müteveffâya hevâdar ve arza-i şecere-i memleket olan nâ-bekârların ekserîsi mütevârî-i türâb-ı helâk ü dimâr\noldular. Müteveffâ-yı سبحان من لا يرضى بالظلم والجور و نعوذ به من الجور بعد الكور müşârün-ileyhin zınnet ü hısseti ber-vech-i kemâl olup cihet-i taʿayyüşü dahi mazbût olduğundan sâye-i Devlet-i aliyye'de iltizâmât ve vücûh-ı âhar ile iktinâ-yi emvâl-i kesîre ve yâverî-i baht-ı saht ile ihrâz-ı rütbe-i refîʿa edüp bu niʿmetin şükrünü îfâ ve mûcib-i züll ü hevân-ı dâreyn olan hırs (V120-b) u tamaʿdan dâmen-keş-i istiğnâ olması lâzım iken teksîr-i emvâl dâʿiyesinden fâriğ olmayup yevmen-fe-yevmen tehâlük u hırsı müteceddid ve an-be-an âteş-i tamaʿ-ı mütevakkıd olup nâil olduğu menâsıbda mübtelâ-yi fakr u iflâs belki âhâd-i nâsın rû-pûş-i imtinâʿ oldukları mebâliği cüz'iyyeyi irtikâb ve bu vechile menfûr-ı tıbâʿ-ı şeyh ü şâbb olup bilâhire hezâr mihan ü meşakkat ve envâʿ-ı mezellet ve rezâletle cemʿ ü iddihâr eylediği emvâlin bir fâidesini müşâhede edemeyüp bir mikdâr mâl-i Kārun gibi nihüfte-i tahte'l-arz ziyâ ve bir mikdârı dahi Erzincan etrâfında sâkin olan lüsûs-ı ekrâd-ı bed-nihâda mâbihi'l-intifâ oldu. [Mısra:] المرء يجمع والزمان يفرق Garîbe: Müşârün-ileyh birkaç sene mukaddem Bağdâd'a me'mûr olup hîn-i vusûlünde maʿârif-i cüz'iyyede mâhir bir şahsa mukārin olup keyfiyyet-i müstakbelini istihrâc niyâzında olmağla âric-i süllem-i vezâret ve baʿdehû nâil-i rütbe-i şehâdet olacağın merkūm inhâ ve bir zâyiçe tertîb edüp yedine iʿtâ etmekle zâyiçe-i merkūmeyi hırz-ı cân gibi pinhân ve baʿzen mahrem-i esrârı geçinen kimesnelere irâ'et eylediği dahi vâsıl-ı sâmiʿa-i îkān olup bu takdîrde merkūmun bi-hasebi't-takrîb tertîb eylediği zâyiçenin ahkâmı zuhûr ve müşârün-ileyhin zâhir-i hâlinden bahs olunmayup mü'min ve muvahhid hakkında hüsn-i zann muʿâmelesi iltizâm olunduğu hâlde لا رجفن العبادي (V121-a) فى خير ليال فمن قبضته فيها كافرا كانت منية التي قدرت عليه ومن قبضته فيها مؤمنا كانت له شهادة hadîs-i kudsîsi mefhûmu üzere vâsıl-ı rütbe-i şehâdet olduğu gayr-i mestûrdur. Zelzele-i mezkûre Ramazân-ı şerîfde vukūʿ bulup hadîs-i kudsîde musarrah olan فى خير ليال kaydı mahall-i taʿaccübdür. İstidrâd: Ulemâ-i şerʿ zelzelenin vukūʿunu zulm ü fusûka haml ve kavillerini ehâdîs-i kesîre ile te'yîd ederler ammâ tâife-i hükemâ zelâzili te'sîr-i şemsden hâsıl kesret-i ebbireden ve buhârın tahte'l-arz ictimâʿından neş'et eylediğini beyân ve bu keyfiyyetle vech-i arz-ı salâbet peydâ edüp şol haysiyetle ki arzdan nüfûz-ı buhârât mümteniʿ ve şiddet-i harâret ve adem-i vücûd-ı bürûdet ile mâye-i istihâleden mündefiʿ olacağını ve bu sûretde buhâr suʿûd edüp menfez bulmadığı hâlde arz misâl-i mahmûm mühtezz ve\nmuztarib olup çok kere zâhir-i arz münşak ve mevâdd-ı muhtesibe şukük-ı arzdan hurûc eyleyeceğini kitablarında zikr etmişler. Ulema-i şer'-i şerîf bu akvâli ibtāl ve tezyîf eyledikleri mahallinde mastürdur. رجعنا الى ما نحن فيه Müşârün-ileyhin fevti takrîbi ile vüzerâ-yi izâm tevcîhâtı olup münhal olan Erzurum eyâleti Trabzon vâlisi Vezîr Elhac Ali Paşa'ya ve Trabzon oğlu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya ve İçel sancağı ilhâkiyle eyâlet-i Karaman Vezîr Çerkes Paşa'ya ve Adana eyâleti Gonya sancağına ber-vech-i arpalık mutasarrıf olup hâlâ (V121-b) Faş muhâfızı olan Vezîr Halîl Paşa'ya ve Musul eyâleti Vezîr Timur Paşa'ya ve sâbıkā Musul vâlisi Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa Sivas'a doğru geldikde hâline çesbân bir mansıb ile cezlân buyurulmak va'd olunup Kayseri sancağı mîrimîrân-ı kirâmdan Kili muhâfızı olan Hâmid Hüseyin Paşa'ya ve Akşehir sancağı Abdülcelîl-zâde Mehmed Paşa'ya ve Çorum sancağı ber-vech-i ilhâk Kars beylerbeyisi Mustafa Paşa'ya işbu Ramazân-ı şerîfin yirmiikinci günü tevcîh ve ihsân buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvalü'l-mükerremin gurre-i garrâsı olan selâsâ gününde tekmîl-i selâsîn ile yevm-i îd sübût-yâfte-i tahkīk olmağla ber-mu'tâd-ı kadem-i ulemâ-i izâm ve vükelâ-yi fihâm Saray-i hümâyûnda ictimâ edüp âstîn-pûsî-i hazret-i hilâfet-penâhî ile dil-şâd ve mesrûr ve rü'yet-i cemâl-i bâ-kemâl-i cenâb-ı zıll-ullahî ile cümlesi nâil-i inbisât ve hubûr oldular.",
          "caption": "Çehre-sâyi-i erkân-ı devlet be-hak-i atebe-i şehriyâr-ı pür-ma'delet berâ-yi tehniyyet-i îd-i pür-meymenet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_117.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Çehre-sâyi-i erkân-ı devlet be-hak-i atebe-i şehriyâr-ı pür-ma'delet berâ-yi tehniyyet-i îd-i pür-meymenet",
          "text": "İşbu Şevvalü'l-mükerremin gurre-i garrâsı olan selâsâ gününde tekmîl-i selâsîn ile yevm-i îd sübût-yâfte-i tahkīk olmağla ber-mu'tâd-ı kadem-i ulemâ-i izâm ve vükelâ-yi fihâm Saray-i hümâyûnda ictimâ edüp âstîn-pûsî-i hazret-i hilâfet-penâhî ile dil-şâd ve mesrûr ve rü'yet-i cemâl-i bâ-kemâl-i cenâb-ı zıll-ullahî ile cümlesi nâil-i inbisât ve hubûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Şevvâlül-mükerremin beşinci günü deydene-i kadîme-i Devlet-i aliyye üzere tevcîhât olup kethüdâ bey ve reisülküttâb efendi ve çavuşbaşı ağa ve tezkereciler ibkā olunup mektûbculuk hizmeti sâbıkā beylikci olan Mehmed Râşid Efendi'ye ve beylikcilik mektubî-i esbak Abdullah Efendi'ye tevcîh ve teşrîfâtî ve kethüdâ-kâtibi kezâlik ibkā ve yeniçeriler ağası ve rikâb ağaları ve defterdar efendi ve şıkkeyn ibkā ve takrîr ve hizmet-i tevki'î Lâleli (V122-a) Mustafa Efendi'ye ve defter emâneti Atıf-zâde Ahmed Bey'e ve büyük rûznâmçecilik Esseyyid Abdülkerim Efendi'ye ve başmuhasebe Râif Ali Efendi'ye ve şehremâneti Hafız Dâmâdı İsmail Efendi'ye ve tersâne ve darbhâne ibkā olunup matbah emâneti sultan kethüdâsı Osman Ağa'ya ve arpa emâneti Kıbrıslı Ali Ağa'ya ve Anadolu muhasebeciliği\nMehmed Efendi'ye suvâri mukābeleciliği Behcet-zâde'ye ve Haremeyn muhâsebeciliği Nuri Efendi'ye ve yeniçeri kitâbeti Hakkı Bey'e ve sipâh kitâbeti mâbeyinci Mustafa Bey'e ve silâhdâr kitâbeti Abdülcelil-zâde mektûbcusu Sivaslı Hasan Efendi'ye ve cizye muhâsebesi sâbıkā mektûbî-i sadr-ı âlî Nahîfî Mehmed Efendi'ye mevkūfatcılık Kenan Efendi'ye ve Barut-hâne nezâreti Çaprastlı dâmâdı Süleyman Efendi'ye ve masraf-ı şehriyârî kitâbeti Lâlâ Mehmed Efendi'ye ve mâliye tezkereciliği Divriğli yazıcı-i esbak Ahmed Efendi'ye nezâret-i Tophâne ibkā ve kalyonlar defterdarlığı muvakkaten bu abd-i âcize ve küçük rûz-nâmecilik âmedci efendiye ve barut-hâne-i Gelibolu nezâreti ibkā piyâde mukābeleciliği Ayasofya kâtibi İsmail Efendi'ye küçük evkāf Aşcıbaşı-zâde Ahmed Bey'e Haremeyn mukātaʿacılığı çavuş-başı kisedârı Ömer Efendi'ye cebeciler kitâbeti Halil Efendi-zâde Feyzi Efendi'ye sipâh ağalığı Hasan Paşa dâmâdı Ahmed Ağa'ya baş-bâki kulluğu Hayreddin Paşa-zâde Ali Bey'e ulûfeciyân-ı yemîn ağalığı ocaklar kethüdâsı (V122-b) ağaya cebeci-başılık kezâlik ocakları kethüdâsı ağaya topcu-başılık akl ü rüşdü zâhir ve umûr-ı hâriciyede akrânı nâdir olan Varnalı-zâde Selim Ağa'ya ve hassa miʿmâr-başılığı Hafız Efendi'ye ve sâir menâsıb dahi liyâkat ve istiʿdâdları bedîdâr olanlara tevcîh ve hâcegânın baʿzı erbâb-ı istihkākına atāyā-yi pâdişâhî bezl olunarak hâlleri terfîh olundu. Ve vüzerâ-yi izâm ve mîrimîrân-ı kirâm hazerâtının ekserîsi hasbe'l-iktizâ işbu sâl hılâlinde tebdîl ve tağyîr kabul eylediğine binâen cümlesi ibkā ve yevm-i mezkûrda kapu kethüdâlarına hilʿatler iksâ buyuruldu.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_118.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu şehr-i Şevvâlül-mükerremin beşinci günü deydene-i kadîme-i Devlet-i aliyye üzere tevcîhât olup kethüdâ bey ve reisülküttâb efendi ve çavuşbaşı ağa ve tezkereciler ibkā olunup mektûbculuk hizmeti sâbıkā beylikci olan Mehmed Râşid Efendi'ye ve beylikcilik mektubî-i esbak Abdullah Efendi'ye tevcîh ve teşrîfâtî ve kethüdâ-kâtibi kezâlik ibkā ve yeniçeriler ağası ve rikâb ağaları ve defterdar efendi ve şıkkeyn ibkā ve takrîr ve hizmet-i tevki'î Lâleli (V122-a) Mustafa Efendi'ye ve defter emâneti Atıf-zâde Ahmed Bey'e ve büyük rûznâmçecilik Esseyyid Abdülkerim Efendi'ye ve başmuhasebe Râif Ali Efendi'ye ve şehremâneti Hafız Dâmâdı İsmail Efendi'ye ve tersâne ve darbhâne ibkā olunup matbah emâneti sultan kethüdâsı Osman Ağa'ya ve arpa emâneti Kıbrıslı Ali Ağa'ya ve Anadolu muhasebeciliği\nMehmed Efendi'ye suvâri mukābeleciliği Behcet-zâde'ye ve Haremeyn muhâsebeciliği Nuri Efendi'ye ve yeniçeri kitâbeti Hakkı Bey'e ve sipâh kitâbeti mâbeyinci Mustafa Bey'e ve silâhdâr kitâbeti Abdülcelil-zâde mektûbcusu Sivaslı Hasan Efendi'ye ve cizye muhâsebesi sâbıkā mektûbî-i sadr-ı âlî Nahîfî Mehmed Efendi'ye mevkūfatcılık Kenan Efendi'ye ve Barut-hâne nezâreti Çaprastlı dâmâdı Süleyman Efendi'ye ve masraf-ı şehriyârî kitâbeti Lâlâ Mehmed Efendi'ye ve mâliye tezkereciliği Divriğli yazıcı-i esbak Ahmed Efendi'ye nezâret-i Tophâne ibkā ve kalyonlar defterdarlığı muvakkaten bu abd-i âcize ve küçük rûz-nâmecilik âmedci efendiye ve barut-hâne-i Gelibolu nezâreti ibkā piyâde mukābeleciliği Ayasofya kâtibi İsmail Efendi'ye küçük evkāf Aşcıbaşı-zâde Ahmed Bey'e Haremeyn mukātaʿacılığı çavuş-başı kisedârı Ömer Efendi'ye cebeciler kitâbeti Halil Efendi-zâde Feyzi Efendi'ye sipâh ağalığı Hasan Paşa dâmâdı Ahmed Ağa'ya baş-bâki kulluğu Hayreddin Paşa-zâde Ali Bey'e ulûfeciyân-ı yemîn ağalığı ocaklar kethüdâsı (V122-b) ağaya cebeci-başılık kezâlik ocakları kethüdâsı ağaya topcu-başılık akl ü rüşdü zâhir ve umûr-ı hâriciyede akrânı nâdir olan Varnalı-zâde Selim Ağa'ya ve hassa miʿmâr-başılığı Hafız Efendi'ye ve sâir menâsıb dahi liyâkat ve istiʿdâdları bedîdâr olanlara tevcîh ve hâcegânın baʿzı erbâb-ı istihkākına atāyā-yi pâdişâhî bezl olunarak hâlleri terfîh olundu. Ve vüzerâ-yi izâm ve mîrimîrân-ı kirâm hazerâtının ekserîsi hasbe'l-iktizâ işbu sâl hılâlinde tebdîl ve tağyîr kabul eylediğine binâen cümlesi ibkā ve yevm-i mezkûrda kapu kethüdâlarına hilʿatler iksâ buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîrimîrân-ı kirâmdan olup müntehâ-yi serhadd-i islâmiyyede vâkiʿ Soğucak kalʿasını bir zamandan berü muhâfazaya kıyâm ve ol havâlinin oldukca âbâdânî ve imârına ihtimâm üzere olan Ali Paşa'nın şîme-i Devlet-i aliyye üzere mazhar-ı hüsn-i mükâfât olması havâli-gerd-i zamîr-i enver-i pâdişâhî olduğuna binâen işbu bin yüz doksansekiz senesi Şevvâlinin beşinci günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden mûmâ-ileyhe ihsân-ı vezâret ve mutasarrıf olduğu Ankara sancağı ber-vech-i te'yîd tarafına tevcîh ve inâyet buyuruldu.\nVürûd-ı maʿrûzât ez-hânân-ı İran ve Dağıstan ve firistâden-i evâmir-i aliyye ve hedâyâ be-îşân\n\nTiflis hâkimi olan Ereğli Hân-ı bed-peymânın düşmen-i dîn ü devlet\nolan Moskovlu ile güzerân eden muʿâhede ve ittifâkı ve ahad-i hümânın âhara verdiği sened (V123-a) keyfiyyeti bundan akdem mufassalan zikr ü beyân olunmuşidi. Moskovlu tarafından el-yevm Tiflis'de li-emrin ikāmet eden keferenin sergerdesi bu esnâda hânân-ı Îrân ve Dağıstan'a irsâl-i mekâtîb edüp mazmûn-ı mekîdet-meşhûnu Rusyalu Devlet-i aliyye ile müceddeden akd-i sulh edüp Tiflis hâkimi dahi ahdini tecdîd ve Rusya'ya oğullarını tesyîr ile müddeʿâsını te'yîd edüp hânân-ı Îrân ve Dağıstan dahi Hâkim-i mesfûr itāʿat ve alâ-tarîkü'r-rehn evlâd ve akrabalarından birkaç kimseyi tarafına irsâle mübâderet etsünler zemîninden ibâret olup zikr olunan hânân bu haber-i mûhiş ve bâridden müşme'iz ve müteneffir ve el-yevm memâlik-i Îrân'ın şahdan hulüvvi hasebiyle aʿdânın tamaʿı mütekessir olduğundan fazla Îrân'da olan hânân taht-ı tasarruflarında olan memleketleri alâ-hide zabt ile takayyüd ve yek-diğerin mahkûmu olan mahalle adem-i tecâvüzü taʿahhüd etmiş bulunmalariyle beynlerinde şerîta-i tesâvî mer'î ve müte'ekkid ve mukābele-i hasm ise hey'et-i ictimâʿiyye ve bir hâkim-i nâfizü'l-kavlin tedbîr ve tasarrufiyle mümkin olup müteferrikü'ş-şeml ve mütegāyirü'l-kelime asâkir ile feth-i derîçe-i hısâm ve bahr-i bî-kerân-ı muhârebeye iktihâm bi-hasebi'z-zâhir netîce-bahş-ı merâm olmadığını te'emmül ve tefekkür etmeleriyle cihet-i vahdet-i islâmiyye muktezâsı üzere Devlet-i aliyye'ye istinâd ve sergerde-i mesfûrun mektûbuna havâle-i şemşîr-i gazv ü cihâd eylediklerinden gayri cânib-i (V123-b) devlet-i zafer-menâkıbdan kendülere iʿânet olunduğu hâlde bir ferd kalıncaya dek mukābele-i aʿdâdan rû-gerdân olmayup aʿlâ-kelimetu'llah kasdiyle sell-i seyf-i celâdet ve hezz-i rimâh-ı şecâʿat edeceklerini mübeyyin Der-ʿaliyye'ye olan maʿrûzâtlariyle mahsûs bir âdemlerini Çıldır vâlisi tarafından irsâl ve müşârün-ileyh dahi hazîne kâtibini merkūma terfîkan Âsitâne-i saʿâdet'e baʿs u îsâl etmiş Ereğli ile Moskovlu'nun zikr olunan muʿâhede senedlerinde bîgâneden mektûm ve ancak beynlerinde maʿlûm bir madde-i hafiyye olduğu îmâ olunmuşidi. Madde-i mezkûre beher hâl bir devletin aleyhine dâir olduğu nezd-i ukalâda vâzıh, el-yevm vukūʿ bulan keyfiyyetden garaz-ı kâmin-i adüvv lâyih olmağla vukūʿundan evvel vâkıʿanın ilâcı görülmek mühimmât-ı dîniyye ve dünyeviyyeden olduğuna binâen derhal bu keyfiyyet-i sugür ve serhadlerde vâkiʿ vüzerâ-yı izâm ve muhâfızîn ve rü'esâ-yı asâkir-i nusret-karîne ifâde ve aʿdâ-yi li'âm-ı hudûd-ı Îrân ve Dağıstan ve tuhûm-ı memâlik-i şehriyâr-ı gîtî-sitâna tahattî ve tecâvüz ederler ise bi'l-muhâbere mukābeleye kıyâm ve yek-laht-ı ittihâd olarak himâyet-i beyzâ-i islâmiyyeye ihtimâm eylemeleri emr ü fermân olunup hânân-ı Îrân ve Dağıstan'a dahi aʿdâ-yi dînin bâdî-i emirde çerb ü şîrîn ve nihâyet-i kârda zehr-âgîn olan akvâl-i mü-\nmevvehelerine vücûd vermeyüp tavâ'if-i tatar ve ahâli-i Leh'e eyledikleri hîle ve hudʿadan (V124-a) mütenassıh ve pend-pezîr olarak lede'l-hâce derniyâm olan seyf-i intikāmı keşîde ve bîh-i vücûd-ı dûzah-ı karârların bürîde edüp akdâm-ı şe'âmet-encâmların kutr-ı Îran ve hıtta-i Dağıstan'a basdırmamağa sarf-ı iktidâr etmeleriyle ve Devlet-i aliyye zümre-i muvahhidîn ve isâbe-i müslimîne eynemâ kânû muʿîn ve zahîr olup himâye ve vikāyelerini vâcibât-ı dîniyyeden add eylediği zemîninde Dîvân-ı hümâyûn kaleminden mufassal evâmir-i aliyye ısdâr ve bu hılâlde zikr olunan hânların te'lîf ve te'mîn ve Devlet-i aliyye tarafına meyl ü incizâbları tarîkını tahsîlde fevâid-i kesîre mülâhaza olunduğundan gayri Sultan Ahmed Hân ve Sultan Mahmud Hân ʿaleyhime'r-rahmetü ve'l-ğufrân hazerâtı vakitlerinde zikr olunan hânlara Devlet-i aliyye tarafından katı çok hedâyâ ve teşrîfât firistâde ve bu teveccüh ve iltifât kendülere tâziyâne-i şevk olup âsârı dahi müşâhede olunmağla darb-hâne ve baş-muhâsebede mikdâr ve kemiyyetleri maʿlûm olduğu vech üzere bu defʿa dahi hedâyâ ve atâyâ tertîb ve müteʿayyinleri aharda imtiyâz olunarak taraflarına baʿs u tesrîb olundu.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-muhâfız-ı Soğucak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_119.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-muhâfız-ı Soğucak",
          "text": "Mîrimîrân-ı kirâmdan olup müntehâ-yi serhadd-i islâmiyyede vâkiʿ Soğucak kalʿasını bir zamandan berü muhâfazaya kıyâm ve ol havâlinin oldukca âbâdânî ve imârına ihtimâm üzere olan Ali Paşa'nın şîme-i Devlet-i aliyye üzere mazhar-ı hüsn-i mükâfât olması havâli-gerd-i zamîr-i enver-i pâdişâhî olduğuna binâen işbu bin yüz doksansekiz senesi Şevvâlinin beşinci günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden mûmâ-ileyhe ihsân-ı vezâret ve mutasarrıf olduğu Ankara sancağı ber-vech-i te'yîd tarafına tevcîh ve inâyet buyuruldu.\nVürûd-ı maʿrûzât ez-hânân-ı İran ve Dağıstan ve firistâden-i evâmir-i aliyye ve hedâyâ be-îşân\n\nTiflis hâkimi olan Ereğli Hân-ı bed-peymânın düşmen-i dîn ü devlet\nolan Moskovlu ile güzerân eden muʿâhede ve ittifâkı ve ahad-i hümânın âhara verdiği sened (V123-a) keyfiyyeti bundan akdem mufassalan zikr ü beyân olunmuşidi. Moskovlu tarafından el-yevm Tiflis'de li-emrin ikāmet eden keferenin sergerdesi bu esnâda hânân-ı Îrân ve Dağıstan'a irsâl-i mekâtîb edüp mazmûn-ı mekîdet-meşhûnu Rusyalu Devlet-i aliyye ile müceddeden akd-i sulh edüp Tiflis hâkimi dahi ahdini tecdîd ve Rusya'ya oğullarını tesyîr ile müddeʿâsını te'yîd edüp hânân-ı Îrân ve Dağıstan dahi Hâkim-i mesfûr itāʿat ve alâ-tarîkü'r-rehn evlâd ve akrabalarından birkaç kimseyi tarafına irsâle mübâderet etsünler zemîninden ibâret olup zikr olunan hânân bu haber-i mûhiş ve bâridden müşme'iz ve müteneffir ve el-yevm memâlik-i Îrân'ın şahdan hulüvvi hasebiyle aʿdânın tamaʿı mütekessir olduğundan fazla Îrân'da olan hânân taht-ı tasarruflarında olan memleketleri alâ-hide zabt ile takayyüd ve yek-diğerin mahkûmu olan mahalle adem-i tecâvüzü taʿahhüd etmiş bulunmalariyle beynlerinde şerîta-i tesâvî mer'î ve müte'ekkid ve mukābele-i hasm ise hey'et-i ictimâʿiyye ve bir hâkim-i nâfizü'l-kavlin tedbîr ve tasarrufiyle mümkin olup müteferrikü'ş-şeml ve mütegāyirü'l-kelime asâkir ile feth-i derîçe-i hısâm ve bahr-i bî-kerân-ı muhârebeye iktihâm bi-hasebi'z-zâhir netîce-bahş-ı merâm olmadığını te'emmül ve tefekkür etmeleriyle cihet-i vahdet-i islâmiyye muktezâsı üzere Devlet-i aliyye'ye istinâd ve sergerde-i mesfûrun mektûbuna havâle-i şemşîr-i gazv ü cihâd eylediklerinden gayri cânib-i (V123-b) devlet-i zafer-menâkıbdan kendülere iʿânet olunduğu hâlde bir ferd kalıncaya dek mukābele-i aʿdâdan rû-gerdân olmayup aʿlâ-kelimetu'llah kasdiyle sell-i seyf-i celâdet ve hezz-i rimâh-ı şecâʿat edeceklerini mübeyyin Der-ʿaliyye'ye olan maʿrûzâtlariyle mahsûs bir âdemlerini Çıldır vâlisi tarafından irsâl ve müşârün-ileyh dahi hazîne kâtibini merkūma terfîkan Âsitâne-i saʿâdet'e baʿs u îsâl etmiş Ereğli ile Moskovlu'nun zikr olunan muʿâhede senedlerinde bîgâneden mektûm ve ancak beynlerinde maʿlûm bir madde-i hafiyye olduğu îmâ olunmuşidi. Madde-i mezkûre beher hâl bir devletin aleyhine dâir olduğu nezd-i ukalâda vâzıh, el-yevm vukūʿ bulan keyfiyyetden garaz-ı kâmin-i adüvv lâyih olmağla vukūʿundan evvel vâkıʿanın ilâcı görülmek mühimmât-ı dîniyye ve dünyeviyyeden olduğuna binâen derhal bu keyfiyyet-i sugür ve serhadlerde vâkiʿ vüzerâ-yı izâm ve muhâfızîn ve rü'esâ-yı asâkir-i nusret-karîne ifâde ve aʿdâ-yi li'âm-ı hudûd-ı Îrân ve Dağıstan ve tuhûm-ı memâlik-i şehriyâr-ı gîtî-sitâna tahattî ve tecâvüz ederler ise bi'l-muhâbere mukābeleye kıyâm ve yek-laht-ı ittihâd olarak himâyet-i beyzâ-i islâmiyyeye ihtimâm eylemeleri emr ü fermân olunup hânân-ı Îrân ve Dağıstan'a dahi aʿdâ-yi dînin bâdî-i emirde çerb ü şîrîn ve nihâyet-i kârda zehr-âgîn olan akvâl-i mü-\nmevvehelerine vücûd vermeyüp tavâ'if-i tatar ve ahâli-i Leh'e eyledikleri hîle ve hudʿadan (V124-a) mütenassıh ve pend-pezîr olarak lede'l-hâce derniyâm olan seyf-i intikāmı keşîde ve bîh-i vücûd-ı dûzah-ı karârların bürîde edüp akdâm-ı şe'âmet-encâmların kutr-ı Îran ve hıtta-i Dağıstan'a basdırmamağa sarf-ı iktidâr etmeleriyle ve Devlet-i aliyye zümre-i muvahhidîn ve isâbe-i müslimîne eynemâ kânû muʿîn ve zahîr olup himâye ve vikāyelerini vâcibât-ı dîniyyeden add eylediği zemîninde Dîvân-ı hümâyûn kaleminden mufassal evâmir-i aliyye ısdâr ve bu hılâlde zikr olunan hânların te'lîf ve te'mîn ve Devlet-i aliyye tarafına meyl ü incizâbları tarîkını tahsîlde fevâid-i kesîre mülâhaza olunduğundan gayri Sultan Ahmed Hân ve Sultan Mahmud Hân ʿaleyhime'r-rahmetü ve'l-ğufrân hazerâtı vakitlerinde zikr olunan hânlara Devlet-i aliyye tarafından katı çok hedâyâ ve teşrîfât firistâde ve bu teveccüh ve iltifât kendülere tâziyâne-i şevk olup âsârı dahi müşâhede olunmağla darb-hâne ve baş-muhâsebede mikdâr ve kemiyyetleri maʿlûm olduğu vech üzere bu defʿa dahi hedâyâ ve atâyâ tertîb ve müteʿayyinleri aharda imtiyâz olunarak taraflarına baʿs u tesrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i aliyye'nin el'ân vâridât-ı muʿayyenesi masârifât-ı mukannenesine ve vaktiyle iʿtâ ve istîfâsı ehemm olan mevâcib-i askeriyyenin edâsına vefâ etmeyeceği mütebeyyin (V130-a) ve surûf-ı ezmân ve inkılâb-ı hadesân ile tekevvün eden masâlih-i zarûriyye-i mülkiyyenin temşiyeti dahi muhtâc-ı zuhûrât-ı gaybiyye olduğu müteʿayyin olup vakt ü hâl iktizâsına göre hıfz-ı memâlik ü suğûr ve tahsîl-i istiʿdâd ve mukābele-i hasm-ı pür-gurûr dahi vâcibât-ı umûrdan olduğuna binâen bir-iki seneden berü tanzîm-i hâl-i asker ve tetmîm-i malzeme-i sefer-i bahr ü berr bi-fazlehu sübhânehu ve teʿâlâ min gayr-i kusûr müyesser olup ancak bu kadar mühimmât ve levâzımâtın tedârükü hâricde vücûdu maʿdûm baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile husûle gelüp darb-hânede iddihâr olunan mebâliğden ve aralıkda zuhûr eden vâridâtdan sarf ile vücûd-pezîr olmakdan nâşî darb-hânede müterâkim olan mâl-i zûhûrâta bu takrîb ile nifâd tatarruk eylediğinden başka darb-hâne sermâyesinden dahi bin üç yüz kise akçe sarf olunup bundan sonra ilcâ-yı zarûret ü ihtiyâç ile sermâye-i mezkûreden ahz ü sarf olunduğu hâlde umûr-ı darb-hâne muʿattal olacağı zâhir olmağla bu keyfiyyet vaktiyle meşveret olunmak ve Sofya seraskeri Vezîr İsmâʿil Paşa'nın harekâtında fütûr-ı mahsûs ve manzûr ve beyne'l-asâkir adem-i nüfûzu dahi mervî ve meşhûr ve tabîʿat-i\nmaslahata nazaran Nemçelü nakz-i ahd ve muhârebeye tasaddî eylediği takdirde müttefiki ancak irâet-i sevâd-ı cemʿiyyetle iktifâ edüp derhal memâlik-i mahrûseye hücum etmeyeceği muhtemel olmağla takdîm-i ehemm kāʿidesine riʿâyeten Sofya tarafına (V 130-b) şimdiden nâfizü'l-kelim ve idare-i askere muktedir kaviü'ş-şekîme bir vezîr serasker nasb olunmak muktezî olup binâen-ala-zâlik elsün-i nâsda mehâbet ve şecâʿati mezkûr olan Abdi Paşa hazretleri mansıbı olan Rumeli eyâletiyle Sofya seraskeri ve İsmail'e müşârün-ileyh İsmail Paşa yâhud diğeri nasb olunmak ve seraskerler maʿiyyetlerine mukaddemâ taʿyîn olununan terakkilü ve sâir sunûf-ı asâkir vaktimiz tamâm oldu deyû me'zûn ve gayr-i me'zûn alâ-ihtilâfü'r-rivâyeteyn baʿzılarının avdetleri ve avdet eyleyecekleri mesmûʿ ve unf u cebr ile tevfîkleri müşkil ve belki memnûʿ olmağın sipâh ve silâhdardan birer mikdar cedîd terakkilü yazılmak münasib midir? ve Bosna ahâlisi zâhirde şakīlerinden şikâyet ve zımnen vâlilerinin zabt u rabt kudretleri olmadığını hikâyet ederek Âsitâne-i aliyye'ye arz u mahzar göndermeleriyle şimdilik müvellî ve mübâşir taʿyîni ile ıslah-ı beynlerine eğerçi ihtimâm olundu ancak iltiyâm kabûl eyleyeceği mechûl olup imkân-ı imtizâc-ı meslûb olduğu hâlde lâ-ilâc vâli-i müşârün-ileyhin dahi tebdîli muktezî olmağla mevcud olan vüzerâ-yı izâmın kangısı Bosna'ya münasibdir, ve Açıkbaş meliki Soloman'ın helâkinden sonra bu tarafda müsâfireten mukīm olan Levan-oğlu Keyhusrev ve Açıkbaş'a melik nasb olunmak üzere hâlâ Erzurum vâlisi Canikli Ali Paşa hazretleri tarafına irsâl ve ikʿâdı bi'l-ittifak müşârün-ileyhin uhdesine havâle olunup (V131-a) bu hılâlde müşârün-ileyh yedi-sekiz bin mikdarı asker ile kethüdâsını başbuğ edüp Keyhüsrev'i maʿiyyetine terfîk ve Açıkbaş'a gönderdiği haberi gelüp bu maddenin dahi nefʿ ü zararı müzakere olunmak lâzım geldiği ecilden işbu Şevval-i şerîfin yirmibeşinci günü Babıâlî'de kethüdâ bey dâiresinde meclis-i meşveret tertib olunup defterdâr efendi ve çavuş-başı ağa ve Süleyman Feyzi Efendi ve Hasan Efendi ve Hacı Selim Ağa hâzır oldukları hâlde ibtidâ zarûret-i mîrî der-meyân olundukda Hasan Efendi defterdar efendiye hitâb ve «tahsîlâtınız ne vechiledir» deyû isticvâb eyledikde «Diyarbekir taraflarında olan mâl-i bekāyânın baʿzısı tahsîl ve baʿzısı havâle olunmakdadır, ancak şey kalîl olduğundan mîrînin cerîhasına merhem olamaz» dedikde Hasan Efendi su'âlini tekrar ve Haleb gümrüğünün nef'i kesîr olup muhassıllar emvâl-i mîriyyeyi ihtilâs eylediklerini ve Haleb muhassıllığına merbût olan mukātaʿât tâliblerine verilse muʿaccelelerinden vâfir şey hâsıl olacağını tezkîr eyledikde Hacı Selim Ağa mukābele ve Haleb muhassıllığının nemâsı kalîl olduğuna binâen muhassıllarının ikide bir iflâsa çıkdıkları delîl olduğun ifade edüp memâlik-i mahrûsede olan ehl-i\nzimmetden i'tibârât-ı selâse ile el-yevm alınan dört ve iki ve bir altın yüz onar pâre hesâbiyle olup İstanbulî hesâbı ile üçer guruş alınur ise ve buna müsâʿade ve mesâğ-ı şerʿî var ise mecmûʿundan mâl-i vâfir hâsıl olacağını (V131-b) beyân eyledi. Çavuş-başı ağa mukābele edüp «ehl-i zimmetden tahsîl olunan mâl-i cizye bildiğimiz gibi olmayup cevâiz ve hüddâmiyye ve vücûh-ı uherâ ile olan masârife medâr olmak içün hâlâ Edirne'de aʿlâdan yirmiikişer guruş eline geldiğini îmâ ve vakte göre celb-i kulûb-i reʿâyâ lâzım geldiğinden teklîf-i mezbûre ile inziʿâcları gayr-i münâsib olduğun inbâ edüp ancak Âtıf Efendi defterdârlığında olduğu gibi beher sâl cizye boğçaları birer ikişer mâh mukaddemce küşâd olunur ise altı-yedi senede başkaca bir senelik cizye mâli tahsîl olunacağı mümkindir» dedikde defterdâr efendi mukābele edüp «zikr olunan fâidenin vukūʿu mümkin olduğu hâlde bile baʿde-zamân husûle gelecek menâfiʿden olup devletin matlûbu ise nakd-i vaktdir» dedikde Feyzi Süleyman Efendi kelâma âgâz edüp müzâyaka-i mîrînin esbâb-ı indifâʿı derdest olan mevâdd içün iktizâ eden tedâbîr-i nâfiʿanın îkāʿı arîz ü amîk fikre muhtâc olup meclisde hâzır olanlar bu keyfiyyeti kendü hânelerinde tasvîr ile mütebâdir-i ezhân olan ârâ-yı haseneyi gelüp ifâde etmek evlâ olduğunu beyân ve vech-i mezkûru herkes istihsân eyledi, Sofya seraskerliği kāle gelüp defterdâr efendi Bosna vâlisinin seraskerliğini tercîh eyledikde zamânın adem-i müsâʿadesi hasebiyle tahrîk-i vüzerâ-yı hudûd çendân münâsib olmadığından gayri müşârün-ileyh mukaddemâ İsmail seraskeri (V132-a) iken mişvârı maʿlûm zabt u rabt-ı askerde kudreti maʿdûm hattâ zamânında kul kethüdâsı kazâ-zede ve askerî tâifesi dahi vâdi-i isyâna pâ-nihâde olarak müteferrik olmuş idi. Müşârün-ileyhin bu esbâb ile azli ve Abdî Paşa'nın nasbı menvî iken o esnâda seraskerliğe dâir maslahat kalmadığından meskûtun anh kaldığını Süleyman Feyzi Efendi takrîr ve «Bosna'nın askerîsi derûn-ı eyâletden hâsıl olduğuna binâen vâlîleri muhâfız gibi olup tebdîllerinde acele ve te'hîr müsâvî ve şimdilik terbiye ve tenbîh ile ıslâh tarafeyne saʿy olunmak hüsn-i tedbîrdir» dedi. Ve baʿdehû İsmail cânibi seraskerliği mezkûr olup Aydoslu Mehmed Paşa veyâhud Sofya seraskeri İsmail cânibine serasker ve vüzerâdan yahud mîrimîrândan biri muhâfız-ı Bender nasb olunmak ve Bosna vâlisinin azli iktizâ eylediği hâlde kurb-i mesâfe münâsebeti ile Râif İsmail Paşa Bosna'ya ve Abdullah Paşa Belgrad'a gönderilmek üzere karar verildi. Zîrâ Râif İsmail Paşa'nın dahi ahâli-i serhadd ile adem-i imtizâcı mesmûʿ olup bu hilâlde Belgrad'da tevkîfi ihtilâlin tezâyüdüne ve gittikçe nüfûzunun noksâniyyetine sebeb olacağından gayri serhadd-i mezkûrdan âhar mahalle nakl olunması müşârün-ileyhe dahi mahz-ı hayr olduğu bî-iştibâhdır. Bundan sonra te-\nrakkilülerin inkizâ-yi müddetleri ve birer mikdâr cedîd neferât tahrîri kāle gelüp Hacı Selîm Ağâ sipâh ağalığı hengâmında (V132-b) tahrîrine me'mûr olduğu neferâtın tekmîlinde azîm meşakkat çekdiğini ifâde ve mukaddem yazılan terakkilülere müceddeden terakkî verilmek üzere kemâ-kân tevkîfleri irâde olunur ise müstelzim-i nefʿ ü fâ'ide olmadığını inhâ ve neferât-ı mezkûre me'mûr oldukları mahallerde tahrîr olundukları kadar mevcûd olmadıkları ve serasker bunların zâbitlerine li-emrin-mâ müsâʿade edegeldikleri hüveydâ olup Abdî Paşa Rumeli seraskeri olduğu takdîrde iki-üç ayda bir alâ-tarîki'l-münâvebe kazâlardan asker celb ve istihdâm eylemenin semt-i suhûletini bulacağı ve İsmâʿîl seraskeri nasb olunacak Aydoslu Mehmed Paşa dahi «bu vechile hareket etmek üzere me'mûr buyurulması ensebdir» dedikde Abdî Paşa ile bu husûs muhtâc-ı istimzâc olmağla bi'l-mükâtebe müzâkere ve muhâbere olunmak üzere tevkîf olundu. Hacı Selîm Ağâ kelâm-ı sâbıkından udûl birle «muvazzaf askerin gayr-i muvazzafdan evleviyetini ve seraskerlere kuvvet-i kalb ve münkād olduklarını tezkâr edüp sene-i sâlifede muharrer olan neferâtın suʿûbet ve meşakkatinden hazeren nısfı mertebesi tahrîr-i murâd olunur ise suhûlet der-kârdır» dedikde nısıf tertîbde çendân hüsn olmadığı cevâbı verildikde Açıkbaş meliki husûsu zikr olunup bâlâda tafsîl olunun tedbîr müstahsen ve dil-pezîr olduğu huzzâr tarafından beyân olunup meclise hitâm verildi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-nezd-i kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî berâ-yı müzâyaka-i mîrî ve umûr-ı sâ'ire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_120.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-nezd-i kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî berâ-yı müzâyaka-i mîrî ve umûr-ı sâ'ire",
          "text": "Devlet-i aliyye'nin el'ân vâridât-ı muʿayyenesi masârifât-ı mukannenesine ve vaktiyle iʿtâ ve istîfâsı ehemm olan mevâcib-i askeriyyenin edâsına vefâ etmeyeceği mütebeyyin (V130-a) ve surûf-ı ezmân ve inkılâb-ı hadesân ile tekevvün eden masâlih-i zarûriyye-i mülkiyyenin temşiyeti dahi muhtâc-ı zuhûrât-ı gaybiyye olduğu müteʿayyin olup vakt ü hâl iktizâsına göre hıfz-ı memâlik ü suğûr ve tahsîl-i istiʿdâd ve mukābele-i hasm-ı pür-gurûr dahi vâcibât-ı umûrdan olduğuna binâen bir-iki seneden berü tanzîm-i hâl-i asker ve tetmîm-i malzeme-i sefer-i bahr ü berr bi-fazlehu sübhânehu ve teʿâlâ min gayr-i kusûr müyesser olup ancak bu kadar mühimmât ve levâzımâtın tedârükü hâricde vücûdu maʿdûm baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile husûle gelüp darb-hânede iddihâr olunan mebâliğden ve aralıkda zuhûr eden vâridâtdan sarf ile vücûd-pezîr olmakdan nâşî darb-hânede müterâkim olan mâl-i zûhûrâta bu takrîb ile nifâd tatarruk eylediğinden başka darb-hâne sermâyesinden dahi bin üç yüz kise akçe sarf olunup bundan sonra ilcâ-yı zarûret ü ihtiyâç ile sermâye-i mezkûreden ahz ü sarf olunduğu hâlde umûr-ı darb-hâne muʿattal olacağı zâhir olmağla bu keyfiyyet vaktiyle meşveret olunmak ve Sofya seraskeri Vezîr İsmâʿil Paşa'nın harekâtında fütûr-ı mahsûs ve manzûr ve beyne'l-asâkir adem-i nüfûzu dahi mervî ve meşhûr ve tabîʿat-i\nmaslahata nazaran Nemçelü nakz-i ahd ve muhârebeye tasaddî eylediği takdirde müttefiki ancak irâet-i sevâd-ı cemʿiyyetle iktifâ edüp derhal memâlik-i mahrûseye hücum etmeyeceği muhtemel olmağla takdîm-i ehemm kāʿidesine riʿâyeten Sofya tarafına (V 130-b) şimdiden nâfizü'l-kelim ve idare-i askere muktedir kaviü'ş-şekîme bir vezîr serasker nasb olunmak muktezî olup binâen-ala-zâlik elsün-i nâsda mehâbet ve şecâʿati mezkûr olan Abdi Paşa hazretleri mansıbı olan Rumeli eyâletiyle Sofya seraskeri ve İsmail'e müşârün-ileyh İsmail Paşa yâhud diğeri nasb olunmak ve seraskerler maʿiyyetlerine mukaddemâ taʿyîn olununan terakkilü ve sâir sunûf-ı asâkir vaktimiz tamâm oldu deyû me'zûn ve gayr-i me'zûn alâ-ihtilâfü'r-rivâyeteyn baʿzılarının avdetleri ve avdet eyleyecekleri mesmûʿ ve unf u cebr ile tevfîkleri müşkil ve belki memnûʿ olmağın sipâh ve silâhdardan birer mikdar cedîd terakkilü yazılmak münasib midir? ve Bosna ahâlisi zâhirde şakīlerinden şikâyet ve zımnen vâlilerinin zabt u rabt kudretleri olmadığını hikâyet ederek Âsitâne-i aliyye'ye arz u mahzar göndermeleriyle şimdilik müvellî ve mübâşir taʿyîni ile ıslah-ı beynlerine eğerçi ihtimâm olundu ancak iltiyâm kabûl eyleyeceği mechûl olup imkân-ı imtizâc-ı meslûb olduğu hâlde lâ-ilâc vâli-i müşârün-ileyhin dahi tebdîli muktezî olmağla mevcud olan vüzerâ-yı izâmın kangısı Bosna'ya münasibdir, ve Açıkbaş meliki Soloman'ın helâkinden sonra bu tarafda müsâfireten mukīm olan Levan-oğlu Keyhusrev ve Açıkbaş'a melik nasb olunmak üzere hâlâ Erzurum vâlisi Canikli Ali Paşa hazretleri tarafına irsâl ve ikʿâdı bi'l-ittifak müşârün-ileyhin uhdesine havâle olunup (V131-a) bu hılâlde müşârün-ileyh yedi-sekiz bin mikdarı asker ile kethüdâsını başbuğ edüp Keyhüsrev'i maʿiyyetine terfîk ve Açıkbaş'a gönderdiği haberi gelüp bu maddenin dahi nefʿ ü zararı müzakere olunmak lâzım geldiği ecilden işbu Şevval-i şerîfin yirmibeşinci günü Babıâlî'de kethüdâ bey dâiresinde meclis-i meşveret tertib olunup defterdâr efendi ve çavuş-başı ağa ve Süleyman Feyzi Efendi ve Hasan Efendi ve Hacı Selim Ağa hâzır oldukları hâlde ibtidâ zarûret-i mîrî der-meyân olundukda Hasan Efendi defterdar efendiye hitâb ve «tahsîlâtınız ne vechiledir» deyû isticvâb eyledikde «Diyarbekir taraflarında olan mâl-i bekāyânın baʿzısı tahsîl ve baʿzısı havâle olunmakdadır, ancak şey kalîl olduğundan mîrînin cerîhasına merhem olamaz» dedikde Hasan Efendi su'âlini tekrar ve Haleb gümrüğünün nef'i kesîr olup muhassıllar emvâl-i mîriyyeyi ihtilâs eylediklerini ve Haleb muhassıllığına merbût olan mukātaʿât tâliblerine verilse muʿaccelelerinden vâfir şey hâsıl olacağını tezkîr eyledikde Hacı Selim Ağa mukābele ve Haleb muhassıllığının nemâsı kalîl olduğuna binâen muhassıllarının ikide bir iflâsa çıkdıkları delîl olduğun ifade edüp memâlik-i mahrûsede olan ehl-i\nzimmetden i'tibârât-ı selâse ile el-yevm alınan dört ve iki ve bir altın yüz onar pâre hesâbiyle olup İstanbulî hesâbı ile üçer guruş alınur ise ve buna müsâʿade ve mesâğ-ı şerʿî var ise mecmûʿundan mâl-i vâfir hâsıl olacağını (V131-b) beyân eyledi. Çavuş-başı ağa mukābele edüp «ehl-i zimmetden tahsîl olunan mâl-i cizye bildiğimiz gibi olmayup cevâiz ve hüddâmiyye ve vücûh-ı uherâ ile olan masârife medâr olmak içün hâlâ Edirne'de aʿlâdan yirmiikişer guruş eline geldiğini îmâ ve vakte göre celb-i kulûb-i reʿâyâ lâzım geldiğinden teklîf-i mezbûre ile inziʿâcları gayr-i münâsib olduğun inbâ edüp ancak Âtıf Efendi defterdârlığında olduğu gibi beher sâl cizye boğçaları birer ikişer mâh mukaddemce küşâd olunur ise altı-yedi senede başkaca bir senelik cizye mâli tahsîl olunacağı mümkindir» dedikde defterdâr efendi mukābele edüp «zikr olunan fâidenin vukūʿu mümkin olduğu hâlde bile baʿde-zamân husûle gelecek menâfiʿden olup devletin matlûbu ise nakd-i vaktdir» dedikde Feyzi Süleyman Efendi kelâma âgâz edüp müzâyaka-i mîrînin esbâb-ı indifâʿı derdest olan mevâdd içün iktizâ eden tedâbîr-i nâfiʿanın îkāʿı arîz ü amîk fikre muhtâc olup meclisde hâzır olanlar bu keyfiyyeti kendü hânelerinde tasvîr ile mütebâdir-i ezhân olan ârâ-yı haseneyi gelüp ifâde etmek evlâ olduğunu beyân ve vech-i mezkûru herkes istihsân eyledi, Sofya seraskerliği kāle gelüp defterdâr efendi Bosna vâlisinin seraskerliğini tercîh eyledikde zamânın adem-i müsâʿadesi hasebiyle tahrîk-i vüzerâ-yı hudûd çendân münâsib olmadığından gayri müşârün-ileyh mukaddemâ İsmail seraskeri (V132-a) iken mişvârı maʿlûm zabt u rabt-ı askerde kudreti maʿdûm hattâ zamânında kul kethüdâsı kazâ-zede ve askerî tâifesi dahi vâdi-i isyâna pâ-nihâde olarak müteferrik olmuş idi. Müşârün-ileyhin bu esbâb ile azli ve Abdî Paşa'nın nasbı menvî iken o esnâda seraskerliğe dâir maslahat kalmadığından meskûtun anh kaldığını Süleyman Feyzi Efendi takrîr ve «Bosna'nın askerîsi derûn-ı eyâletden hâsıl olduğuna binâen vâlîleri muhâfız gibi olup tebdîllerinde acele ve te'hîr müsâvî ve şimdilik terbiye ve tenbîh ile ıslâh tarafeyne saʿy olunmak hüsn-i tedbîrdir» dedi. Ve baʿdehû İsmail cânibi seraskerliği mezkûr olup Aydoslu Mehmed Paşa veyâhud Sofya seraskeri İsmail cânibine serasker ve vüzerâdan yahud mîrimîrândan biri muhâfız-ı Bender nasb olunmak ve Bosna vâlisinin azli iktizâ eylediği hâlde kurb-i mesâfe münâsebeti ile Râif İsmail Paşa Bosna'ya ve Abdullah Paşa Belgrad'a gönderilmek üzere karar verildi. Zîrâ Râif İsmail Paşa'nın dahi ahâli-i serhadd ile adem-i imtizâcı mesmûʿ olup bu hilâlde Belgrad'da tevkîfi ihtilâlin tezâyüdüne ve gittikçe nüfûzunun noksâniyyetine sebeb olacağından gayri serhadd-i mezkûrdan âhar mahalle nakl olunması müşârün-ileyhe dahi mahz-ı hayr olduğu bî-iştibâhdır. Bundan sonra te-\nrakkilülerin inkizâ-yi müddetleri ve birer mikdâr cedîd neferât tahrîri kāle gelüp Hacı Selîm Ağâ sipâh ağalığı hengâmında (V132-b) tahrîrine me'mûr olduğu neferâtın tekmîlinde azîm meşakkat çekdiğini ifâde ve mukaddem yazılan terakkilülere müceddeden terakkî verilmek üzere kemâ-kân tevkîfleri irâde olunur ise müstelzim-i nefʿ ü fâ'ide olmadığını inhâ ve neferât-ı mezkûre me'mûr oldukları mahallerde tahrîr olundukları kadar mevcûd olmadıkları ve serasker bunların zâbitlerine li-emrin-mâ müsâʿade edegeldikleri hüveydâ olup Abdî Paşa Rumeli seraskeri olduğu takdîrde iki-üç ayda bir alâ-tarîki'l-münâvebe kazâlardan asker celb ve istihdâm eylemenin semt-i suhûletini bulacağı ve İsmâʿîl seraskeri nasb olunacak Aydoslu Mehmed Paşa dahi «bu vechile hareket etmek üzere me'mûr buyurulması ensebdir» dedikde Abdî Paşa ile bu husûs muhtâc-ı istimzâc olmağla bi'l-mükâtebe müzâkere ve muhâbere olunmak üzere tevkîf olundu. Hacı Selîm Ağâ kelâm-ı sâbıkından udûl birle «muvazzaf askerin gayr-i muvazzafdan evleviyetini ve seraskerlere kuvvet-i kalb ve münkād olduklarını tezkâr edüp sene-i sâlifede muharrer olan neferâtın suʿûbet ve meşakkatinden hazeren nısfı mertebesi tahrîr-i murâd olunur ise suhûlet der-kârdır» dedikde nısıf tertîbde çendân hüsn olmadığı cevâbı verildikde Açıkbaş meliki husûsu zikr olunup bâlâda tafsîl olunun tedbîr müstahsen ve dil-pezîr olduğu huzzâr tarafından beyân olunup meclise hitâm verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Refʿi müzâyaka ve husûl-i meblağ maddeleri te'emmüle muhtâc olduğu içün meclis-i mezkûrda mevcûd olan ricâl-i devlet (V133-a) idâre-i perkâr-ı fikr ü rü'yet ve baʿdehû Bâbıâlî'ye gelüp mâ-hasal-ı te'emmül ü mülâhazalarını ifâdeye mübâderet edecekleri beyân olunmuşidi. Binâberîn Feyzî Süleymân Efendi'nin Bâbıâlî'ye verdiği takrîrinde düvel-i nasârâdan istidâne zarûret-i devleti aʿdâya işâʿa ve ibâne ve belki müstakrız cânibinden kapulu müteʿazzir bir nevʿi teklîf îrâdına dahi bahâne olacağı muhtemel olup ancak akçesi alâ-mehlin verilmek şartiyle sefere muktezî baʿzı mühimmât talebinde be's olmadığı ve istikrâz maddesi istihsân olunduğu hâlde cihet-i vahdet-i diyânet mülâbesesiyle Fas hâkiminden istikrâz olunmak ve sâbıklarda mîrîlü eyâlet vüzerânın muktedirlerine muʿaccelât-ı muʿayyene ile verilü gelmekle eyâlâtın menâfiʿ ve fevâ'idi kemâ-kân ise ve vüzerâda sâhib-i miknet ve kudret var ise tanzîminde vücûh-ı menâfiʿ der-kârdır kelimâtı derc olunmuş. \n[Mısra] İʿtirâz: Cemîʿ düvelin hîn-i muhârebede yek-diğerden istikrâzları mes-\nbûk olup hattâ Felemenk Cumhuru'ndan Moskovlu kırk-elli bin kise istidâne eylediği tevâtür-yâb-ı iştihârdır. Devlet-i aliyye'ye dost olan düvelin birinden istikrâza karar verildiği hâlde Devlet-i aliyye'den rehin ve ribh talebi ihtimâli vardır mülâhaza olunur ise ancak bu maddeler mülâhaza olunmalı ve mîrîlü eyâlâtın vüzerâya ber-vech-i mâlikâne verilüp muʿaccelâtı alınmak maddesi hâricde vücûdu olmayan maʿânî-i makūleden istinbât-ı ahkâm etmek gibidir. Yaʿnî muhâli temennîdir, zîrâ asrımızda mevcûd olan vüzerâda (V133-b) yesâr u servet mefküd olup el-ân ağniyâlarından maʿdûd olan Cezzar Ahmed Paşa'ya Sayda eyâleti ber-vech-i mâlikâne verilmek mümkindir, ancak bu tasarrufdan fakat yüz elli yâhud iki yüz kise hâsıl ve o dahi lâ-tâil kabîlinden olup Devlet-i aliyye'nin ednâ bir sülmesine hâil olmayacağı zâhirdir. Kaldı ki Fas hâkiminin mukaddemâ vürûd eden elçilerine barut ve güherçile ve karz olmak üzere dört bin kise akçe sipariş olunup bu esnâda haberi gelmekle efendi-i mûmâ-ileyh yâ o dereke bu keyfiyyetden bî-haber olarak kevkeb-i re'yini ilmâʿ, [Mısraʿ:] و با خود برف راديد وكفت بادر برف mefhûmu üzere Fas'dan gelen tahrîrâtın mefhûmunu istimâʿ etmiş ola. Defter emîni Hasan Efendi'nin me'âl-i takrîri Devlet-i aliyye'nin îrâd ve masrafı taʿdîl ve baʿzı zevâidi taklîl olunarak meblağ tedârükü mümkin olmayup zîrâ serhadler mevâcibinden bâz-be-hazîne olunan mebâliğ ve matbah ve arpa emânetlerinden tenzîl ile hâsıl olan menâfiʿ derece-i nihâyetde olup fî-mâbaʿd tasarrufa mütehammil olmadığı zâhirdir. Kaldı ki tevfîr-i îrâd irâdesiyle fâizi küllî olan cizyeler ve Haleb gümrüğü eshâm iʿtibâr olunur ise bir mikdâr meblağ husûle geleceği eğerçi mümkin olup lâkin bundan hâsıl olan meblağ Devlet-i aliyye'ye iktizâ edecek mikdârı olmayup zarûrî istidâneye ihtiyâç mess etmekle mümkin olmadığı hâlde Felemenk ve França ve İspanya devletlerinden beş-on bin kise akçe istikrâz husûsuna ve ceste (V 134-a) ceste edâ olunmak emrine nizâm verilür ise münâsib olmak gümrük re'ylerinden ibâret olup eshâm olunacak cizyelerden ancak bir-iki cizyenin eshâma tahammülü olup anlardan dahi şifâ-yı sadr hâsıl olmayacağı Haleb muhassıllığı gümrükden ibâret ve sâir mülhakātı bi-menfaʿat olduğuna binâen gümrük-i mezbûr muhassıllıkdan ifrâz olunduğu sûretde muhassıllığa vehn-i küllî ârız olup mâli hebâ ve zararı fâidesinden zîyâde olacağı hüveydâdır. Ancak madde-i istikrâzın suhûleti bulunduğu hâlde tanzîminde be's olmadığı müsellemdir. Elhac Selim Ağa'nın müfâd-ı takrîri cümlemiz\nDevlet-i aliyye'nin perverde-i nân u niʿmeti ve kalîl ü kesîr neye mâlik olduk ise bu devleti semere-i birr ü mekrûmeti olup vakt-i vüsʿatde edâ olunmak şartiyle ricâl-i devlet ve erkân-ı saltanatdan tahammüllerine göre birer mikdâr meblağ istikrâz olunur ise vâfir meblağ hâsıl olacağı ve memâlik-i mahrûsede hâsıl olan penbe [ve] duhan dönümlerine nizâm verildiği gibi taraf taraf tashîh ve taht-ı râbıtaya idhâl birle ber-vech-i mâlikâne fürûht olunur ise yedi-sekiz bin kise hâsıl olacağı me'mûl olup ancak sûret-i tefhîmi muhtâc-ı tafsîl olup irâde buyurulduğu takdirde tafsîl olunacağı ve Aydın muhassıllarına mahsûs olan hazariyye ve mübâşiriye-i hazariyye ve hâs ve zahîre-bahâ ve sâir vâridât-ı muʿayyene cemʿ olunsa külliyyetlü şey olup bir mikdârı mâl ve kusûru fâiz farz olunarak münâsib vüzerâdan ifrâz ve muhassıllık (V 134-b) iʿtibâriyle erkân-ı saltanatdan maʿlûmü'l-esâmî kimesnelere muʿaccelât-ı mukadderesiyle ber-vech-i mâlikâne tevcîh olunur ise bundan dahi birkaç bin kise hâsıl olacağı tedâbirinden ibâret olunup Devlet-i aliyye ricâlinden lev-faraznâ istikrâz murâd olundu. Ricâl beyninde mütemevvil ancak üç-beş kimesne bulunup kırk ellişer kise alınsa devletin ne derdine dermân olabilir. Ancak dönüm-i penbe erbâb-ı vukūfdan tahkīk ve cihet-i nizâmı tedkīk olunup imkânı bulunduğu sûretde fevâid-i kesîreyi müstelzimdir. Lâkin nizâm bulacağı mahall-i te'emmüldür. Ve vüzerâdan Aydın eyâleti ifrâz ve vâlilere mahsûs olan vâridât-ı muʿayyenesi eshâm vechile ber-vech-i mâlikâne fürûht olunur ise birkaç bin kise akçe hâsıl olacağı ve refte refte mahlûlâtından dahi küllî fâide melhûz olduğuna binâen sûret-i tanzîmi akla mülayimdir. İşbu keyfiyyât bi-tefâsilehâ rikâb-ı hüsrevâneye arz u takdîm ve Aydın mâddesi muvâfık-ı re'y-i şehinşâh-i cem-dîhîm olmağla etrâfiyle mülâhaza ve nizâmı verilmek bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr oldu.",
          "caption": "Hülâsa-ı takārîr-i ricâl-i Devlet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_121.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Hülâsa-ı takārîr-i ricâl-i Devlet",
          "text": "Refʿi müzâyaka ve husûl-i meblağ maddeleri te'emmüle muhtâc olduğu içün meclis-i mezkûrda mevcûd olan ricâl-i devlet (V133-a) idâre-i perkâr-ı fikr ü rü'yet ve baʿdehû Bâbıâlî'ye gelüp mâ-hasal-ı te'emmül ü mülâhazalarını ifâdeye mübâderet edecekleri beyân olunmuşidi. Binâberîn Feyzî Süleymân Efendi'nin Bâbıâlî'ye verdiği takrîrinde düvel-i nasârâdan istidâne zarûret-i devleti aʿdâya işâʿa ve ibâne ve belki müstakrız cânibinden kapulu müteʿazzir bir nevʿi teklîf îrâdına dahi bahâne olacağı muhtemel olup ancak akçesi alâ-mehlin verilmek şartiyle sefere muktezî baʿzı mühimmât talebinde be's olmadığı ve istikrâz maddesi istihsân olunduğu hâlde cihet-i vahdet-i diyânet mülâbesesiyle Fas hâkiminden istikrâz olunmak ve sâbıklarda mîrîlü eyâlet vüzerânın muktedirlerine muʿaccelât-ı muʿayyene ile verilü gelmekle eyâlâtın menâfiʿ ve fevâ'idi kemâ-kân ise ve vüzerâda sâhib-i miknet ve kudret var ise tanzîminde vücûh-ı menâfiʿ der-kârdır kelimâtı derc olunmuş. \n[Mısra] İʿtirâz: Cemîʿ düvelin hîn-i muhârebede yek-diğerden istikrâzları mes-\nbûk olup hattâ Felemenk Cumhuru'ndan Moskovlu kırk-elli bin kise istidâne eylediği tevâtür-yâb-ı iştihârdır. Devlet-i aliyye'ye dost olan düvelin birinden istikrâza karar verildiği hâlde Devlet-i aliyye'den rehin ve ribh talebi ihtimâli vardır mülâhaza olunur ise ancak bu maddeler mülâhaza olunmalı ve mîrîlü eyâlâtın vüzerâya ber-vech-i mâlikâne verilüp muʿaccelâtı alınmak maddesi hâricde vücûdu olmayan maʿânî-i makūleden istinbât-ı ahkâm etmek gibidir. Yaʿnî muhâli temennîdir, zîrâ asrımızda mevcûd olan vüzerâda (V133-b) yesâr u servet mefküd olup el-ân ağniyâlarından maʿdûd olan Cezzar Ahmed Paşa'ya Sayda eyâleti ber-vech-i mâlikâne verilmek mümkindir, ancak bu tasarrufdan fakat yüz elli yâhud iki yüz kise hâsıl ve o dahi lâ-tâil kabîlinden olup Devlet-i aliyye'nin ednâ bir sülmesine hâil olmayacağı zâhirdir. Kaldı ki Fas hâkiminin mukaddemâ vürûd eden elçilerine barut ve güherçile ve karz olmak üzere dört bin kise akçe sipariş olunup bu esnâda haberi gelmekle efendi-i mûmâ-ileyh yâ o dereke bu keyfiyyetden bî-haber olarak kevkeb-i re'yini ilmâʿ, [Mısraʿ:] و با خود برف راديد وكفت بادر برف mefhûmu üzere Fas'dan gelen tahrîrâtın mefhûmunu istimâʿ etmiş ola. Defter emîni Hasan Efendi'nin me'âl-i takrîri Devlet-i aliyye'nin îrâd ve masrafı taʿdîl ve baʿzı zevâidi taklîl olunarak meblağ tedârükü mümkin olmayup zîrâ serhadler mevâcibinden bâz-be-hazîne olunan mebâliğ ve matbah ve arpa emânetlerinden tenzîl ile hâsıl olan menâfiʿ derece-i nihâyetde olup fî-mâbaʿd tasarrufa mütehammil olmadığı zâhirdir. Kaldı ki tevfîr-i îrâd irâdesiyle fâizi küllî olan cizyeler ve Haleb gümrüğü eshâm iʿtibâr olunur ise bir mikdâr meblağ husûle geleceği eğerçi mümkin olup lâkin bundan hâsıl olan meblağ Devlet-i aliyye'ye iktizâ edecek mikdârı olmayup zarûrî istidâneye ihtiyâç mess etmekle mümkin olmadığı hâlde Felemenk ve França ve İspanya devletlerinden beş-on bin kise akçe istikrâz husûsuna ve ceste (V 134-a) ceste edâ olunmak emrine nizâm verilür ise münâsib olmak gümrük re'ylerinden ibâret olup eshâm olunacak cizyelerden ancak bir-iki cizyenin eshâma tahammülü olup anlardan dahi şifâ-yı sadr hâsıl olmayacağı Haleb muhassıllığı gümrükden ibâret ve sâir mülhakātı bi-menfaʿat olduğuna binâen gümrük-i mezbûr muhassıllıkdan ifrâz olunduğu sûretde muhassıllığa vehn-i küllî ârız olup mâli hebâ ve zararı fâidesinden zîyâde olacağı hüveydâdır. Ancak madde-i istikrâzın suhûleti bulunduğu hâlde tanzîminde be's olmadığı müsellemdir. Elhac Selim Ağa'nın müfâd-ı takrîri cümlemiz\nDevlet-i aliyye'nin perverde-i nân u niʿmeti ve kalîl ü kesîr neye mâlik olduk ise bu devleti semere-i birr ü mekrûmeti olup vakt-i vüsʿatde edâ olunmak şartiyle ricâl-i devlet ve erkân-ı saltanatdan tahammüllerine göre birer mikdâr meblağ istikrâz olunur ise vâfir meblağ hâsıl olacağı ve memâlik-i mahrûsede hâsıl olan penbe [ve] duhan dönümlerine nizâm verildiği gibi taraf taraf tashîh ve taht-ı râbıtaya idhâl birle ber-vech-i mâlikâne fürûht olunur ise yedi-sekiz bin kise hâsıl olacağı me'mûl olup ancak sûret-i tefhîmi muhtâc-ı tafsîl olup irâde buyurulduğu takdirde tafsîl olunacağı ve Aydın muhassıllarına mahsûs olan hazariyye ve mübâşiriye-i hazariyye ve hâs ve zahîre-bahâ ve sâir vâridât-ı muʿayyene cemʿ olunsa külliyyetlü şey olup bir mikdârı mâl ve kusûru fâiz farz olunarak münâsib vüzerâdan ifrâz ve muhassıllık (V 134-b) iʿtibâriyle erkân-ı saltanatdan maʿlûmü'l-esâmî kimesnelere muʿaccelât-ı mukadderesiyle ber-vech-i mâlikâne tevcîh olunur ise bundan dahi birkaç bin kise hâsıl olacağı tedâbirinden ibâret olunup Devlet-i aliyye ricâlinden lev-faraznâ istikrâz murâd olundu. Ricâl beyninde mütemevvil ancak üç-beş kimesne bulunup kırk ellişer kise alınsa devletin ne derdine dermân olabilir. Ancak dönüm-i penbe erbâb-ı vukūfdan tahkīk ve cihet-i nizâmı tedkīk olunup imkânı bulunduğu sûretde fevâid-i kesîreyi müstelzimdir. Lâkin nizâm bulacağı mahall-i te'emmüldür. Ve vüzerâdan Aydın eyâleti ifrâz ve vâlilere mahsûs olan vâridât-ı muʿayyenesi eshâm vechile ber-vech-i mâlikâne fürûht olunur ise birkaç bin kise akçe hâsıl olacağı ve refte refte mahlûlâtından dahi küllî fâide melhûz olduğuna binâen sûret-i tanzîmi akla mülayimdir. İşbu keyfiyyât bi-tefâsilehâ rikâb-ı hüsrevâneye arz u takdîm ve Aydın mâddesi muvâfık-ı re'y-i şehinşâh-i cem-dîhîm olmağla etrâfiyle mülâhaza ve nizâmı verilmek bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçelü'nün alâ-tarîki'l-ısrâr matlûbları olan arâzi-i Bosna ve İrşova-i atîk mâddeleri içün França Devleti tavassut murâd etmekden nâşî Âsitâne'de olan elçileri bu husûsa dâir mukaddemâ bir kıtʿa takrîr Bâbıâlî'ye gönderüp mülâhazâtını tahrîr ile (V135-a) ifâde edemediğinden reîsülküttâb efendi ile mülâkāta tâlib olduğunu diğer takrîr ile inhâ ve arâzi-i mezkûrenin Nemçelü'ye terki husûsunda Devlet-i aliyye'yi teşvîk ve iğrâ edüp Françalu Belgrad altında münʿakid olan müsâlahanın mutavassıtı ol-\nmalariyle bu defʿa hâhişger oldukları emr-i tavassutun kabûl olunmaması nâ-münâsib olmağın mülâkāt husûsuna karâr verilüp işbu şehr-i Zilkaʿdenin beşinci isneyn günü Aynalı-kavak sâhilsarayında Müftî-zâde Ahmed Efendi mürâfakatiyle re'îsülküttâb efendi elçi-i mersûm ile mülâkî oldukda arâzi-i maʿhûdenin Nemçelü'ye terki husûsunda mükâleme mazbatasına tafsîl olunduğu vech üzere hayli ebhâs güzerân edüp bilâhire Bosna cânibine taʿyîn olunan mübâşirin bu cânibe avdetiyle madde tahakkuk eyledikde tebaʿiyyet-i maslahat ve muktezâ-yı vakt üzere husûsât-ı mezkûre müzâkere olunur cevâbları müşârün-ileyhimâ taraflarından elçiye ifâde olundu. Bundan sonra elçi-i mersûm Bahr-i siyâh ticâretinin Moskovlu'ya inhisârı ve bu tahsîs ve inhisârın Devlet-i aliyye'ye zarar-ı bî-şumâr olduğunu tezkîr ve França Devleti Devlet-i aliyye'nin sadâkat-kârı olmağla Bahr-i siyâh'da sefînelerinin ticâret ile geşt ü güzârı Devlet-i aliyye'ye menâfiʿ-i adîdeyi müstelzim ve kâfil ve emr-i tavassutdan lâzım gelen mükâfât bununla hâsıl olacağını ve ale'l-husûs bed-hâh olan düvele tecvîz olunan husûs dost olan (V135-b) devletlere tecvîz olunmak evlâ ve şurûtun buna müsâʿadesi dahi zâhir ve hüveydâdır dedikde işbu keyfiyyât evliyâ-yı devlete arz olunup ne vechile irâde-i sâmiye taʿalluk eder ise mersûma tefhîm olunmak üzere meclise hitâm verildi. Bahr-i siyâh ticâreti beyne'd-düvel bâʿis-i imtiyâz olunup vücûh-ı menâfiʿi dahi kendülere âid olmakdan nâşî Françalu dahi bu mülâbese ile tahsîl-i ruhsat-ı ticârete mukibb olup zâhir-i hâlde Rusya ve Nemçelü'nün Bahr-i siyâh'da sefînelerinin seyri, Devlet-i aliyye'ye muzır olmağla sâirleri teşrîk olunsalar Françalu'nun bi'd-defaʿât beyân eyledikleri sûrî fâide misillû hâlât eğerçi melhûz olup ancak birer sebeb ile düvel-i nasârâya verilen icâzet ve ruhsat-ı ticâret-i Bahr-i siyâh'ı müste'min tâ'ifesine hasr etmek misillû bir keyfiyyet olacağından gayri müste'min tâ'ifesinin ekserîsi masdâriyye ve gümrük ve cihât-ı âhar ile muʿâf olduklarından mellâhân zümresi fâide-i zâide mülâhazasıyla ol tarafa mâ'il ve Devlet-i aliyye reʿâyâsı dahi bi'z-zarûre anların bayrak ve batanteleriyle geşt ü güzâra muhtâc olarak birkaç sene mürûr etmeden islâm sefâini bi'l-külliyye metrûk ve muzmahill olacağı ve neʿûzü billâh mülâhaza olunan netâyic-i vahîme o zaman zuhûr eyleyeceği bedîhîdir, kaldı ki bu husûs içün Françalu'ya cevâb-ı katʿî verilmek münâsib olmayup beyne'l-ikrâr ve'l-inkâr bir muʿâmele-i pesendîde izhâr müstasveb görüldü. (V136-a) Sûreti budur ki, Devlet-i aliyye Françalu'nun sadâkat ve istikāmetini tecrübe edüp istihsâl-i imtiyâz ve menâfiʿini nâ-be-mahal görmemekle teşrîk-i ticâret-i Bahr-i siyâh melhûzu olan baʿzı mevâniʿden nazarı katʿ ile Françalu'ya ruhsat verdiği hâlde sâir dost olan düvel dahi bu imtiyâzdan hisse-mend olmağla hâhişger ve Devlet-i aliy-\nye'yi taʿcîz ve tasdîʿ edecekleri azher olup iştirâklerinde fâide husûlü me'mûl olmadığından iltimâslarına adem-i müsâʿade lâzım gelüp adem-i müsâʿade ise iğbirâr-ı hâtırlarını müstevcib olmağla düvel-i mezbûrenin bu madde sebebiyle tahaddüs eden tegāyür ve tehâlüflerini França Devleti tecvîz etmeyeceği zâhirdir. Eğer miyânede tasavvur olunan ittifâk kaziyyesi nizâm bulur ise sâir taleb-kârlara cevâb verilmesi sehl olduğu ve eğer anlar dahi ittifâka duhûl ederler ise o zaman yine müzâkere olacağı cevâbları elçi-i mersûma tefhîm ve França pâdişâhının bu husûsa dâir olan nâmesine dahi bu keyfiyyet cevâb olarak taraf-ı hümâyûndan tastîr ve terkīm olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i elçi-i França ez-devlet-i hod be-islâh-ı zâtü'l-beyn ve hâsten-i îşân-ı ticâret-i Bahr-i siyâh ve vukūʿ-ı mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_122.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i elçi-i França ez-devlet-i hod be-islâh-ı zâtü'l-beyn ve hâsten-i îşân-ı ticâret-i Bahr-i siyâh ve vukūʿ-ı mükâleme",
          "text": "Nemçelü'nün alâ-tarîki'l-ısrâr matlûbları olan arâzi-i Bosna ve İrşova-i atîk mâddeleri içün França Devleti tavassut murâd etmekden nâşî Âsitâne'de olan elçileri bu husûsa dâir mukaddemâ bir kıtʿa takrîr Bâbıâlî'ye gönderüp mülâhazâtını tahrîr ile (V135-a) ifâde edemediğinden reîsülküttâb efendi ile mülâkāta tâlib olduğunu diğer takrîr ile inhâ ve arâzi-i mezkûrenin Nemçelü'ye terki husûsunda Devlet-i aliyye'yi teşvîk ve iğrâ edüp Françalu Belgrad altında münʿakid olan müsâlahanın mutavassıtı ol-\nmalariyle bu defʿa hâhişger oldukları emr-i tavassutun kabûl olunmaması nâ-münâsib olmağın mülâkāt husûsuna karâr verilüp işbu şehr-i Zilkaʿdenin beşinci isneyn günü Aynalı-kavak sâhilsarayında Müftî-zâde Ahmed Efendi mürâfakatiyle re'îsülküttâb efendi elçi-i mersûm ile mülâkî oldukda arâzi-i maʿhûdenin Nemçelü'ye terki husûsunda mükâleme mazbatasına tafsîl olunduğu vech üzere hayli ebhâs güzerân edüp bilâhire Bosna cânibine taʿyîn olunan mübâşirin bu cânibe avdetiyle madde tahakkuk eyledikde tebaʿiyyet-i maslahat ve muktezâ-yı vakt üzere husûsât-ı mezkûre müzâkere olunur cevâbları müşârün-ileyhimâ taraflarından elçiye ifâde olundu. Bundan sonra elçi-i mersûm Bahr-i siyâh ticâretinin Moskovlu'ya inhisârı ve bu tahsîs ve inhisârın Devlet-i aliyye'ye zarar-ı bî-şumâr olduğunu tezkîr ve França Devleti Devlet-i aliyye'nin sadâkat-kârı olmağla Bahr-i siyâh'da sefînelerinin ticâret ile geşt ü güzârı Devlet-i aliyye'ye menâfiʿ-i adîdeyi müstelzim ve kâfil ve emr-i tavassutdan lâzım gelen mükâfât bununla hâsıl olacağını ve ale'l-husûs bed-hâh olan düvele tecvîz olunan husûs dost olan (V135-b) devletlere tecvîz olunmak evlâ ve şurûtun buna müsâʿadesi dahi zâhir ve hüveydâdır dedikde işbu keyfiyyât evliyâ-yı devlete arz olunup ne vechile irâde-i sâmiye taʿalluk eder ise mersûma tefhîm olunmak üzere meclise hitâm verildi. Bahr-i siyâh ticâreti beyne'd-düvel bâʿis-i imtiyâz olunup vücûh-ı menâfiʿi dahi kendülere âid olmakdan nâşî Françalu dahi bu mülâbese ile tahsîl-i ruhsat-ı ticârete mukibb olup zâhir-i hâlde Rusya ve Nemçelü'nün Bahr-i siyâh'da sefînelerinin seyri, Devlet-i aliyye'ye muzır olmağla sâirleri teşrîk olunsalar Françalu'nun bi'd-defaʿât beyân eyledikleri sûrî fâide misillû hâlât eğerçi melhûz olup ancak birer sebeb ile düvel-i nasârâya verilen icâzet ve ruhsat-ı ticâret-i Bahr-i siyâh'ı müste'min tâ'ifesine hasr etmek misillû bir keyfiyyet olacağından gayri müste'min tâ'ifesinin ekserîsi masdâriyye ve gümrük ve cihât-ı âhar ile muʿâf olduklarından mellâhân zümresi fâide-i zâide mülâhazasıyla ol tarafa mâ'il ve Devlet-i aliyye reʿâyâsı dahi bi'z-zarûre anların bayrak ve batanteleriyle geşt ü güzâra muhtâc olarak birkaç sene mürûr etmeden islâm sefâini bi'l-külliyye metrûk ve muzmahill olacağı ve neʿûzü billâh mülâhaza olunan netâyic-i vahîme o zaman zuhûr eyleyeceği bedîhîdir, kaldı ki bu husûs içün Françalu'ya cevâb-ı katʿî verilmek münâsib olmayup beyne'l-ikrâr ve'l-inkâr bir muʿâmele-i pesendîde izhâr müstasveb görüldü. (V136-a) Sûreti budur ki, Devlet-i aliyye Françalu'nun sadâkat ve istikāmetini tecrübe edüp istihsâl-i imtiyâz ve menâfiʿini nâ-be-mahal görmemekle teşrîk-i ticâret-i Bahr-i siyâh melhûzu olan baʿzı mevâniʿden nazarı katʿ ile Françalu'ya ruhsat verdiği hâlde sâir dost olan düvel dahi bu imtiyâzdan hisse-mend olmağla hâhişger ve Devlet-i aliy-\nye'yi taʿcîz ve tasdîʿ edecekleri azher olup iştirâklerinde fâide husûlü me'mûl olmadığından iltimâslarına adem-i müsâʿade lâzım gelüp adem-i müsâʿade ise iğbirâr-ı hâtırlarını müstevcib olmağla düvel-i mezbûrenin bu madde sebebiyle tahaddüs eden tegāyür ve tehâlüflerini França Devleti tecvîz etmeyeceği zâhirdir. Eğer miyânede tasavvur olunan ittifâk kaziyyesi nizâm bulur ise sâir taleb-kârlara cevâb verilmesi sehl olduğu ve eğer anlar dahi ittifâka duhûl ederler ise o zaman yine müzâkere olacağı cevâbları elçi-i mersûma tefhîm ve França pâdişâhının bu husûsa dâir olan nâmesine dahi bu keyfiyyet cevâb olarak taraf-ı hümâyûndan tastîr ve terkīm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Dergâh-ı ʿâlî yeniçerileri ve topcu ocaklarına verilen nizâma kıyâsen Dergâh-ı ʿâlî cebecilerinin serhadd ve sugūr-ı hakānîde olan neferâtı mevâciblerine dahi nizâm verilmesi esbâbına teşebbüs olunup cebeci-başı ağa tarafından dahi ol vechile istidʿâ olunmağla (V 124 - b) binâen-aleyh neferât-ı merkūmenin fî-mâ-baʿd icmâlleri doksanyedi senesinden iʿtibâr olunmak üzere sâliyânecilerin sinîn-i güzeşteleri hesâbı ocağ-ı mezbûr ricâli muvâcehelerinde rü'yet olundukda mukaddem ve mu'ahhar olan bâz-be-hazînelerinden altıyüz üç kise ile yüz yetmiş sekizbuçuk guruş nefʿ-i mîrî tahakkuk etmekle fî-mâ-baʿd doksanyedi senesinden iʿtibâriyle serhadler muhâfızlarına me'mûr Dergâh-ı ʿâlî cebecilerinin mevâcibi tanzîm olunmak husûsu taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i mülûkâneden baʿde'l-istîzân başmuhâsebe ve piyâde kalemlerine sûret-i nizâm-ı mezkûr kayd u sebt olunmak üzere taraf-ı âsafîden buyruldular tahrîr ve ısdâr olundu. Dergâh-ı muʿallâ yeniçeri ve topcu ocaklarının gerek hazîne-mânde ve gerek bâz-be-hazînelerinden iki bin beş yüz kise Hazîne-i ʿâmire'ye saʿy u nefʿ ne vechile tertîb eylediği mukaddemâ tafsîl olunmuşidi. Bu defʿa dahi icmâl-i mezkûr olduğu üzere Dergâh-ı muʿallâ cebecileri ocağından altı yüz kırküç kise ile yüz yetmiş sekiz guruş nefʿ-i mîrî hâsıl olduğundan fazla top arabacıları ocağından mukaddem ve mu'ahhar bâz-be-hazîne olan meblağ dahi on bin sekiz yüz yirmi üçbuçuk guruşa bâliğ ve ol dahi saʿy-i hazîne olunup bu takdirde cemʿan gerek hazîne-mânde ve gerek bâz-be-hazîne olarak ocaklardan hâsıl olan saʿy-i mîrî üç bin yüz altmış kiseye resîde (V125-a) ve fi'l-hakīka ocaklardan defʿaten bu mikdâr saʿy-i mîrînin suhûletle husûlü bir vakitde mesbûk ve şinîde olmayup kutb-i ʿâlem olan şehriyâr-ı Cem-taht ve kavî-bahtın mahzâ eser-i teveccüh-i zât-ı bâhirü'l-kerâmeti olduğu bî-reyb ü gümân ve bu madde-i müşkîlenin avn ü inâyet-i ahaddiyet ile ber-vech-i\nsuhûlet husûlüne nazaran inşâ Allâhü teʿâlâ kâffe-i umûr-ı devlet ber-vefk-i dilhâh refte refte karîn-i hayyiz-i hüsn-i temşiyet olacağı müstebândır.",
          "caption": "Saʿy-i Mîrî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_123.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Saʿy-i Mîrî",
          "text": "Bundan akdem Dergâh-ı ʿâlî yeniçerileri ve topcu ocaklarına verilen nizâma kıyâsen Dergâh-ı ʿâlî cebecilerinin serhadd ve sugūr-ı hakānîde olan neferâtı mevâciblerine dahi nizâm verilmesi esbâbına teşebbüs olunup cebeci-başı ağa tarafından dahi ol vechile istidʿâ olunmağla (V 124 - b) binâen-aleyh neferât-ı merkūmenin fî-mâ-baʿd icmâlleri doksanyedi senesinden iʿtibâr olunmak üzere sâliyânecilerin sinîn-i güzeşteleri hesâbı ocağ-ı mezbûr ricâli muvâcehelerinde rü'yet olundukda mukaddem ve mu'ahhar olan bâz-be-hazînelerinden altıyüz üç kise ile yüz yetmiş sekizbuçuk guruş nefʿ-i mîrî tahakkuk etmekle fî-mâ-baʿd doksanyedi senesinden iʿtibâriyle serhadler muhâfızlarına me'mûr Dergâh-ı ʿâlî cebecilerinin mevâcibi tanzîm olunmak husûsu taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i mülûkâneden baʿde'l-istîzân başmuhâsebe ve piyâde kalemlerine sûret-i nizâm-ı mezkûr kayd u sebt olunmak üzere taraf-ı âsafîden buyruldular tahrîr ve ısdâr olundu. Dergâh-ı muʿallâ yeniçeri ve topcu ocaklarının gerek hazîne-mânde ve gerek bâz-be-hazînelerinden iki bin beş yüz kise Hazîne-i ʿâmire'ye saʿy u nefʿ ne vechile tertîb eylediği mukaddemâ tafsîl olunmuşidi. Bu defʿa dahi icmâl-i mezkûr olduğu üzere Dergâh-ı muʿallâ cebecileri ocağından altı yüz kırküç kise ile yüz yetmiş sekiz guruş nefʿ-i mîrî hâsıl olduğundan fazla top arabacıları ocağından mukaddem ve mu'ahhar bâz-be-hazîne olan meblağ dahi on bin sekiz yüz yirmi üçbuçuk guruşa bâliğ ve ol dahi saʿy-i hazîne olunup bu takdirde cemʿan gerek hazîne-mânde ve gerek bâz-be-hazîne olarak ocaklardan hâsıl olan saʿy-i mîrî üç bin yüz altmış kiseye resîde (V125-a) ve fi'l-hakīka ocaklardan defʿaten bu mikdâr saʿy-i mîrînin suhûletle husûlü bir vakitde mesbûk ve şinîde olmayup kutb-i ʿâlem olan şehriyâr-ı Cem-taht ve kavî-bahtın mahzâ eser-i teveccüh-i zât-ı bâhirü'l-kerâmeti olduğu bî-reyb ü gümân ve bu madde-i müşkîlenin avn ü inâyet-i ahaddiyet ile ber-vech-i\nsuhûlet husûlüne nazaran inşâ Allâhü teʿâlâ kâffe-i umûr-ı devlet ber-vefk-i dilhâh refte refte karîn-i hayyiz-i hüsn-i temşiyet olacağı müstebândır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hedâyâ sefîneleriyle der-bâr-ı adâlet-medâra vürûd eden İspanya kumandanının vekîl-i mutlak ve Devlet-i aliyye ile mülâkî olması akrânı beyninde kendüye mâye-i iʿtibâr ve sermâye-i iftihâr olduğu tarafından birkaç defʿa arz olunup resmen Bâbıâlî'ye gelmesi mugāyir-i kāʿide olduğundan min-gayr-i resm mülâkāta müsāʿade birle vukūʿ-ı münâsebete tarassud olunmuş idi. França elçisiyle sadrıazam hazretlerinin bu hılâlde görüşmesi iktizâ eylediğine binâen ale's-seher tebdîlen Kâğıdhâne'ye azîmet ve kumandan-ı mersûm França elçisinden birkaç sâʿat mukaddem temâşâ tarîkiyle mahall-i mezbûra gelüp tesâdüf kabîlinden olarak görüşmesine ruhsat verilmişidi. Mersûm minvâl-i muharrer üzere vürûd eden taraf-ı sadrıazamîden ihzâr ve iltifâta sezâvâr kılındıkdan sonra mahall-i mezkûrede dâ'imâ tecrübe ve azmâyiş ile me'lûf olan Devlet-i aliyye humbaracıları (V125-b) ve sürʿatcileri icrâ-yı sanʿat zımnında berçîde-dâmen-i gayret ve mevcûd olan havanları imlâ ve remye mübâşeret ve fazl-ı bârî ve yâverî-i baht-ı şehriyârî ile her defʿada endahte ettikleri humbara nişângâha isâbet eylediğinden gayri sürʿatciler dahi teşmîr-i zeyl-i himmet ve her dakīkada bir topu on defʿa imlâ ve remy ile izhâr-ı miknet ve heybet eylediler. Kumandan-ı mersûm sefînelerinde olan topcu ve humbaracılarının mâhirlerini beraber götürmüş olmağla bir ferd taʿarruz etmeksizin humbaracılarının dahi izhâr-ı maʿlûmât etmelerini iltimâs edüp iltimâsına müsāʿade ve humbara ve havan edevâtiyle yedlerine teslîm ve der-akab kemâl-i iddiʿâ ile taraflarından imlâ ve remy olundukda birisi bile musîb olmayup sürʿatcilerinden dahi her topa otuzar âdem taʿyîn ve meşveret ve yek diğere iʿânet ile bir dakīkada ancak dört top endahte eyledikleri ve bu aralıkda birkaçının elleri zahmdâr ve birkaçının şiʿâr-ı küfr olan şabkaları zemîne düşüp hacîl ve şerm-sâr oldukları lede'l-muʿâyene defʿ-i şerm ü hacâlet irâdesiyle tehekkümî âferînler akabinde mecrûhlarına ve topcu-başı ve sâ'ir topcu ve humbaracılarına vâfir zer-i meskûk taraf-ı sadâret-penâhîden ihsân ve geldiklerine peşîmân ve nâdim olarak avdet eylediler. Bundan sonra França elçisi gelüp Françalu'nun tüccâr sefîneleri Karadeniz'de ticâret etmek ruhsatını hâvî kıralından vürûd eden (V126-a) nâmesini ihrâc ve takdîm ve me'âlini icmâlen tefhîm eyledikde\ndüvel-i Avrupa kırallarından atabe-i ülyâ-yi hazret-i cihândârîye elçileriyle vürûd eden nâmelerinde devlet-i ebed-müddet elçilerin [kelâmına] i'timâd eylesün her ne söylerler ise bizim sözümüzdür, makālini tasrîh etmeleriyle mukaddemâ bu husûsu îrâd eylediğinize França kıralının sözü olarak istimâʿ olunup cevâbı dahi verilmişidi deyû taraf-ı sadâret-penâhîden beyân olundukda «mukaddemâ verilen cevâbda müsâʿadeye bir vakit taʿyîn olunmadığı vürûd-ı nâmeye illet oldu» dedikde «her şey mukaddere merhûndur, vakt-i mukadderi geldikde olur» cevâbı verilüp elçi-i mezbûr mukadder hemen «Devlet-i aliyye'nin ve sizin müsâʿadenizdir» diyerek tatvîl-i kelâm murâd ve taraf-ı sadrıaʿzamîden her şey Hakk teʿâlâ'nın takdîriyle olur. Takdîri inkâr câiz olmadığı îrâd ve bu husûs taraf-ı hazret-i cihân-dârîye França kıralı tarafından arz olunmuş olmağla manzûr-ı hümâyûn olmaksızın buna dâir eser bahs etmek resm-i edebe muhâlifdir denildikde tatvîl-i makāle ser-rişte bulamayup bu maddede bu kadar ile iktifâ eyledi. Elçi-i mersûmun mülâkātda garaz-ı aslîsi Nemçelü'nün keyfiyyeti müzâkeresi olup binâen-aleyh madde-i mezkûreyi der-miyân ve giden mübâşirden ne haber geldi deyû suâl eyledikde hudûd-nâmeler cemîʿ-i düvelde ahid-nâmeler gibi muʿteber olup Belgrad musâlahasında Nemçelü bizim me'mûrları aldatup ahid-nâmeye (V126-b) kendü merâmlarını derc etmişler, baʿdehû maddenin zîr ü bâlâsı mülâhaza ve yazdıkları ibâreye göre Devlet-i aliyye'nin Bosna fethinde mâlik olduğu kılâʿ ve bıkāʿın Nemçelü'ye terki lâzım gelüp ve bu hatâ-yı fâhişi baʿde'l-idrâk o zamân tercümân-ı dîvân bulunan Yenaki katl olunduğundan gayri Bosna mühaddidi Said Paşa'yı ahâli kaçırup Nemçelü dahi bu hilenin hazm olunmayacağını yaʿni Devlet-i aliyye gālibâne sulh olmuşiken fi'l-asıl yedinde olan arâzî ve kalʿalarını vermeyeceğini teyakkun birle hâlâ olduğu hey'et üzere hudûdu katʿı izhâr-ı rızâ ve tarafeynden temessükler iʿtā olunmuş, işte hâl böylecedir, yoksa Nemçelü'nün dört devlet [ile] münâzaʿazı var idi, anın içün sükût etdi, kelâmının maʿnâsı nedir? Nemçe elçisi devletinin şerâ'it-i maʿkūdesinden çıkmayarak benimle munsıfâne bahs etsün beni ilzâm edebilür ise sened vereyim, sizin takrîriniz mefhûmundan Nemçe hemen bu yerleri şöylece taleb eder demek fehm olunur, Nemçe Devleti bu sadedi reʿâyâsına varınca neşr etmiş Bosna halkı henüz mübâşirimiz varmadan ahâli-i Nemçe'nin işâʿeleriyle ahvâle vâkıf olup bayağıca ayaklanmışlar Bosna vâlisinden gelen kâğıdlarda ben mübâşiri, hudûdu taharrîye göndersem bilâ-şübhe bir fitne zuhûr edecek buna binâen halkı iskân içün bir müddet te'hîrini münâsib gördüm demiş (V127-a) fi'l-hakīka keyfiyyet yazdığı gibidir, bana kalsa bunu bir zamân terk edelim der idim. Nemçe Devleti'nin iddiʿâsı iki devlet beyninde vukūʿ bulan münâfere-\ntin defʿi iken maddeyi işâʿeleri serhadlüyü ayaklandırmağa bu hâlde ise nizâm vermek âteş-i fitneyi işʿâlden ibârettir. Şimdilik mübâşirden şifâ-yı sadr olacak cevâb yok ve eğer gelecek cevâb vâlînin tahrîri gibi gelür ise şu maddenin bir zamân metrûk kalması ve sonra bir ilâcına bakılması âsâyiş tarafına evfakdır. Nemçelü ıslâh kaydında olmayup yine ısrâr eyledikleri takdîrde nakz-i ahdi irtikâb etmiş olur. Bosnalı ashâb-ı ruʿûnetden bir tâ'ifedir, hîn-i fetihden berü yedlerinde olan vatanlarını suhûletle terk etmeyüp elbette müdâfaʿa ederler o zamân iş tedbîrden çıkar, Nemçe Devleti'nin geçen senelerde altı-yedi bin askeri hudûdu tecâvüz ve baʿzı kılâʿ-ı Bosna'ya tasallut içün geldiklerinde serhadlü karşılayup Nemçe askeri münhezimen avdet etdi ve imparator bunu ketm edüp hârice çıkarmadı deyü sadâret-penâhîden zikr ü beyân olunup elçi-i mezbûr hücûm-ı mezkûrdan haberi olmadığını ifâde ile ihtiyâr-ı sükût etdi. Baʿdehû hılâl-i sıhhatde Nemçelü'nün Felemenklü ile münâzaʿaları nede karâr etdüğü mütecâhilâne suâl olundukda imparator müddeʿâsının cümlesinden geçdi fakat bir nehir var anda (V127-b) Nemçe gemileri ticâret üzere râzı oldu, lâkin Felemenklü ana dahi mümâşât göstermiyorlar makālini ifâde etdikde Felemenk Cumhûru İngiltereliyi fedâ ve França Devletiyle ittifâk etmişiken lâzım idi ki Françalu bunlara tarafdâr olup Nemçelü'nün taʿarruzlarını menʿ ederler idi denildikde elçi-i mersûm cevâba kādir olamayup ol vechile meclise hitâm verildi.",
          "caption": "Zikr-i mülâkāt-ı cenâb-ı sadâret-penâhî be-kumandan-ı İspanya ve elçi-i França ve vukūʿ-ı baʿzı hâlât ve mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_124.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i mülâkāt-ı cenâb-ı sadâret-penâhî be-kumandan-ı İspanya ve elçi-i França ve vukūʿ-ı baʿzı hâlât ve mükâleme",
          "text": "Hedâyâ sefîneleriyle der-bâr-ı adâlet-medâra vürûd eden İspanya kumandanının vekîl-i mutlak ve Devlet-i aliyye ile mülâkî olması akrânı beyninde kendüye mâye-i iʿtibâr ve sermâye-i iftihâr olduğu tarafından birkaç defʿa arz olunup resmen Bâbıâlî'ye gelmesi mugāyir-i kāʿide olduğundan min-gayr-i resm mülâkāta müsāʿade birle vukūʿ-ı münâsebete tarassud olunmuş idi. França elçisiyle sadrıazam hazretlerinin bu hılâlde görüşmesi iktizâ eylediğine binâen ale's-seher tebdîlen Kâğıdhâne'ye azîmet ve kumandan-ı mersûm França elçisinden birkaç sâʿat mukaddem temâşâ tarîkiyle mahall-i mezbûra gelüp tesâdüf kabîlinden olarak görüşmesine ruhsat verilmişidi. Mersûm minvâl-i muharrer üzere vürûd eden taraf-ı sadrıazamîden ihzâr ve iltifâta sezâvâr kılındıkdan sonra mahall-i mezkûrede dâ'imâ tecrübe ve azmâyiş ile me'lûf olan Devlet-i aliyye humbaracıları (V125-b) ve sürʿatcileri icrâ-yı sanʿat zımnında berçîde-dâmen-i gayret ve mevcûd olan havanları imlâ ve remye mübâşeret ve fazl-ı bârî ve yâverî-i baht-ı şehriyârî ile her defʿada endahte ettikleri humbara nişângâha isâbet eylediğinden gayri sürʿatciler dahi teşmîr-i zeyl-i himmet ve her dakīkada bir topu on defʿa imlâ ve remy ile izhâr-ı miknet ve heybet eylediler. Kumandan-ı mersûm sefînelerinde olan topcu ve humbaracılarının mâhirlerini beraber götürmüş olmağla bir ferd taʿarruz etmeksizin humbaracılarının dahi izhâr-ı maʿlûmât etmelerini iltimâs edüp iltimâsına müsāʿade ve humbara ve havan edevâtiyle yedlerine teslîm ve der-akab kemâl-i iddiʿâ ile taraflarından imlâ ve remy olundukda birisi bile musîb olmayup sürʿatcilerinden dahi her topa otuzar âdem taʿyîn ve meşveret ve yek diğere iʿânet ile bir dakīkada ancak dört top endahte eyledikleri ve bu aralıkda birkaçının elleri zahmdâr ve birkaçının şiʿâr-ı küfr olan şabkaları zemîne düşüp hacîl ve şerm-sâr oldukları lede'l-muʿâyene defʿ-i şerm ü hacâlet irâdesiyle tehekkümî âferînler akabinde mecrûhlarına ve topcu-başı ve sâ'ir topcu ve humbaracılarına vâfir zer-i meskûk taraf-ı sadâret-penâhîden ihsân ve geldiklerine peşîmân ve nâdim olarak avdet eylediler. Bundan sonra França elçisi gelüp Françalu'nun tüccâr sefîneleri Karadeniz'de ticâret etmek ruhsatını hâvî kıralından vürûd eden (V126-a) nâmesini ihrâc ve takdîm ve me'âlini icmâlen tefhîm eyledikde\ndüvel-i Avrupa kırallarından atabe-i ülyâ-yi hazret-i cihândârîye elçileriyle vürûd eden nâmelerinde devlet-i ebed-müddet elçilerin [kelâmına] i'timâd eylesün her ne söylerler ise bizim sözümüzdür, makālini tasrîh etmeleriyle mukaddemâ bu husûsu îrâd eylediğinize França kıralının sözü olarak istimâʿ olunup cevâbı dahi verilmişidi deyû taraf-ı sadâret-penâhîden beyân olundukda «mukaddemâ verilen cevâbda müsâʿadeye bir vakit taʿyîn olunmadığı vürûd-ı nâmeye illet oldu» dedikde «her şey mukaddere merhûndur, vakt-i mukadderi geldikde olur» cevâbı verilüp elçi-i mezbûr mukadder hemen «Devlet-i aliyye'nin ve sizin müsâʿadenizdir» diyerek tatvîl-i kelâm murâd ve taraf-ı sadrıaʿzamîden her şey Hakk teʿâlâ'nın takdîriyle olur. Takdîri inkâr câiz olmadığı îrâd ve bu husûs taraf-ı hazret-i cihân-dârîye França kıralı tarafından arz olunmuş olmağla manzûr-ı hümâyûn olmaksızın buna dâir eser bahs etmek resm-i edebe muhâlifdir denildikde tatvîl-i makāle ser-rişte bulamayup bu maddede bu kadar ile iktifâ eyledi. Elçi-i mersûmun mülâkātda garaz-ı aslîsi Nemçelü'nün keyfiyyeti müzâkeresi olup binâen-aleyh madde-i mezkûreyi der-miyân ve giden mübâşirden ne haber geldi deyû suâl eyledikde hudûd-nâmeler cemîʿ-i düvelde ahid-nâmeler gibi muʿteber olup Belgrad musâlahasında Nemçelü bizim me'mûrları aldatup ahid-nâmeye (V126-b) kendü merâmlarını derc etmişler, baʿdehû maddenin zîr ü bâlâsı mülâhaza ve yazdıkları ibâreye göre Devlet-i aliyye'nin Bosna fethinde mâlik olduğu kılâʿ ve bıkāʿın Nemçelü'ye terki lâzım gelüp ve bu hatâ-yı fâhişi baʿde'l-idrâk o zamân tercümân-ı dîvân bulunan Yenaki katl olunduğundan gayri Bosna mühaddidi Said Paşa'yı ahâli kaçırup Nemçelü dahi bu hilenin hazm olunmayacağını yaʿni Devlet-i aliyye gālibâne sulh olmuşiken fi'l-asıl yedinde olan arâzî ve kalʿalarını vermeyeceğini teyakkun birle hâlâ olduğu hey'et üzere hudûdu katʿı izhâr-ı rızâ ve tarafeynden temessükler iʿtā olunmuş, işte hâl böylecedir, yoksa Nemçelü'nün dört devlet [ile] münâzaʿazı var idi, anın içün sükût etdi, kelâmının maʿnâsı nedir? Nemçe elçisi devletinin şerâ'it-i maʿkūdesinden çıkmayarak benimle munsıfâne bahs etsün beni ilzâm edebilür ise sened vereyim, sizin takrîriniz mefhûmundan Nemçe hemen bu yerleri şöylece taleb eder demek fehm olunur, Nemçe Devleti bu sadedi reʿâyâsına varınca neşr etmiş Bosna halkı henüz mübâşirimiz varmadan ahâli-i Nemçe'nin işâʿeleriyle ahvâle vâkıf olup bayağıca ayaklanmışlar Bosna vâlisinden gelen kâğıdlarda ben mübâşiri, hudûdu taharrîye göndersem bilâ-şübhe bir fitne zuhûr edecek buna binâen halkı iskân içün bir müddet te'hîrini münâsib gördüm demiş (V127-a) fi'l-hakīka keyfiyyet yazdığı gibidir, bana kalsa bunu bir zamân terk edelim der idim. Nemçe Devleti'nin iddiʿâsı iki devlet beyninde vukūʿ bulan münâfere-\ntin defʿi iken maddeyi işâʿeleri serhadlüyü ayaklandırmağa bu hâlde ise nizâm vermek âteş-i fitneyi işʿâlden ibârettir. Şimdilik mübâşirden şifâ-yı sadr olacak cevâb yok ve eğer gelecek cevâb vâlînin tahrîri gibi gelür ise şu maddenin bir zamân metrûk kalması ve sonra bir ilâcına bakılması âsâyiş tarafına evfakdır. Nemçelü ıslâh kaydında olmayup yine ısrâr eyledikleri takdîrde nakz-i ahdi irtikâb etmiş olur. Bosnalı ashâb-ı ruʿûnetden bir tâ'ifedir, hîn-i fetihden berü yedlerinde olan vatanlarını suhûletle terk etmeyüp elbette müdâfaʿa ederler o zamân iş tedbîrden çıkar, Nemçe Devleti'nin geçen senelerde altı-yedi bin askeri hudûdu tecâvüz ve baʿzı kılâʿ-ı Bosna'ya tasallut içün geldiklerinde serhadlü karşılayup Nemçe askeri münhezimen avdet etdi ve imparator bunu ketm edüp hârice çıkarmadı deyü sadâret-penâhîden zikr ü beyân olunup elçi-i mezbûr hücûm-ı mezkûrdan haberi olmadığını ifâde ile ihtiyâr-ı sükût etdi. Baʿdehû hılâl-i sıhhatde Nemçelü'nün Felemenklü ile münâzaʿaları nede karâr etdüğü mütecâhilâne suâl olundukda imparator müddeʿâsının cümlesinden geçdi fakat bir nehir var anda (V127-b) Nemçe gemileri ticâret üzere râzı oldu, lâkin Felemenklü ana dahi mümâşât göstermiyorlar makālini ifâde etdikde Felemenk Cumhûru İngiltereliyi fedâ ve França Devletiyle ittifâk etmişiken lâzım idi ki Françalu bunlara tarafdâr olup Nemçelü'nün taʿarruzlarını menʿ ederler idi denildikde elçi-i mersûm cevâba kādir olamayup ol vechile meclise hitâm verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mülûk-i etrâfdan vürûd eden vüfûdun rütbelerine göre iʿzâz ve ikrâmları kāʿide-i hasene-i Devlet-i aliyye'den olmağla Fas hâkimi tarafından dahi vârid olan sefîrin nevâziş ve iltifât-ı Devlet-i aliyye'den hisse-mend olması husûsuna irâde-i seniyye taʿalluk edüp binâen-aleyh üçer-dörder gün fâsıla ile sefîr-i mûmâ-ileyhi ibtidâ kethüdâ bey ve baʿdehû yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve re'îsülküttâb efendi ve çavuş-başı ve tersâne emîni ve gümrükcü ağa daʿvet ile bast-ı niʿam gûnâ-gûn tetimme-i ziyâfetden olan sâzende ve hânende ihzâriyle defʿ-i ekdâr-ı çarh-ı vâj-gûn eylediklerinden gayri sâhilhânelerde olan mevâkiʿ-i nüzhet-efzâ ve hadâ'ik-i ferhat-bahşâyı seyr ü temâşâ etdirerek sefîr-i mûmâ-ileyhi tenşît ve tatrîb ve avdeti vaktinde münâsib hedâyâ takdîmiyle tekmîl-i emr-i tatyîb eylediler.",
          "caption": "Ziyâfet-i erkân-ı devlet be-sefîr-i hâkim-i Fas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_125.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i erkân-ı devlet be-sefîr-i hâkim-i Fas",
          "text": "Mülûk-i etrâfdan vürûd eden vüfûdun rütbelerine göre iʿzâz ve ikrâmları kāʿide-i hasene-i Devlet-i aliyye'den olmağla Fas hâkimi tarafından dahi vârid olan sefîrin nevâziş ve iltifât-ı Devlet-i aliyye'den hisse-mend olması husûsuna irâde-i seniyye taʿalluk edüp binâen-aleyh üçer-dörder gün fâsıla ile sefîr-i mûmâ-ileyhi ibtidâ kethüdâ bey ve baʿdehû yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve re'îsülküttâb efendi ve çavuş-başı ve tersâne emîni ve gümrükcü ağa daʿvet ile bast-ı niʿam gûnâ-gûn tetimme-i ziyâfetden olan sâzende ve hânende ihzâriyle defʿ-i ekdâr-ı çarh-ı vâj-gûn eylediklerinden gayri sâhilhânelerde olan mevâkiʿ-i nüzhet-efzâ ve hadâ'ik-i ferhat-bahşâyı seyr ü temâşâ etdirerek sefîr-i mûmâ-ileyhi tenşît ve tatrîb ve avdeti vaktinde münâsib hedâyâ takdîmiyle tekmîl-i emr-i tatyîb eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı sayf hükmünü icrâ ve mevsim-i harîf duhûliyle havâlarda\nâsâr-ı bürûdet rû-nümâ ve bu sebeble derûn-ı ilhâm-meşhûn-ı (V128-a) hazret-i hilâfet-penâhîden nakl ve tebdîl-i mekân hâletleri cilveger ve hüveydâ olmağla binâen-aleyh işbu mâh-ı Zilka'denin beşinci pazartesi günü, [Mısra:] Eyledi bir burca tahvîl âfitâb mefhûmu üzere sâhil-saray-ı Beşiktaş'dan kemâl-i câh ü ikbâl ile hareket saray-ı dil-ârâ-yı âmireyi kudûm-ı mekârim-lüzûm-ı şâhâneleriyle mehbit-i envâr-ı saʿâdet eylediler.",
          "caption": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn be-sarây-ı âmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_126.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn be-sarây-ı âmire",
          "text": "Eyyâm-ı sayf hükmünü icrâ ve mevsim-i harîf duhûliyle havâlarda\nâsâr-ı bürûdet rû-nümâ ve bu sebeble derûn-ı ilhâm-meşhûn-ı (V128-a) hazret-i hilâfet-penâhîden nakl ve tebdîl-i mekân hâletleri cilveger ve hüveydâ olmağla binâen-aleyh işbu mâh-ı Zilka'denin beşinci pazartesi günü, [Mısra:] Eyledi bir burca tahvîl âfitâb mefhûmu üzere sâhil-saray-ı Beşiktaş'dan kemâl-i câh ü ikbâl ile hareket saray-ı dil-ârâ-yı âmireyi kudûm-ı mekârim-lüzûm-ı şâhâneleriyle mehbit-i envâr-ı saʿâdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıazamlara mahsûs olan saray-ı dilârânın alay-köşkü mukābilinde vâkiʿ olan kapusunun pîşgâhında teng ve saʿbü'l-mürûr ve tarafeyninde olan dekâkînin yek-diğere kurbiyeti takrîbi ile avâmm-ı nâs hâneleri tavrından farkı olmadığı zâhir ve gayr-i mestûr olup infisâh ve ittisâʿı ve mürûr u ubûr hâlinde nâsda ârız olan sıklet ve zahmetin indifâʿı lâzıme-i şân-ı devlet idüğü masârifden ictinâb ile bu âna dek tevsîʿine ikdâm olunmamışidi, ale'l-husûs ağayân-ı enderûn-ı sadâret-penâhîye meydân-ı rekzü'l-hayl-ı azmâyiş olan Kum meydânının dahi kemâ-yaktazî vüsʿati olmayup cirîd-endâzân ve nîze-bâzâna icrâ-yı lâzıme-i kerr ü ferr müşkil-ter olduğuna binâen dâire-i fâhirelerinde enderun ağaları ve sâirleri harb ü darb kavâidini ve gaza vü cihâd etvârını her bâr tahsîl etmek kasdına mebnî kazâ-yı merkūmun tevsîʿine taraf-ı sadr-ı âlî-kadrden meyl ü rağbet nümâyân ve lüzûmu olan mahaller değer-bahâ ashâbı irzâ (V128-b) oluna, iştirâ akabinde ihzâr-ı amele ve bennâyân ve az vakit içinde tevsîʿ-i tarîk ü meydân kılınup mahall-i merkūmda bir sebîlin binâsı dahi gāyet ehemm görülmekle icrâ-yı mâ-i lezîz ile Bâbıâlî köşesinde bir sebîl-i bî-adîl binâ ve leb-teşne-gânı irvâ ile mazhar-ı hayr-duʿâ oldular.",
          "caption": "Tevsîʿ-i pîş-gâh-ı Bâbıâlî ve binâ-i sebîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_127.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevsîʿ-i pîş-gâh-ı Bâbıâlî ve binâ-i sebîl",
          "text": "Sadrıazamlara mahsûs olan saray-ı dilârânın alay-köşkü mukābilinde vâkiʿ olan kapusunun pîşgâhında teng ve saʿbü'l-mürûr ve tarafeyninde olan dekâkînin yek-diğere kurbiyeti takrîbi ile avâmm-ı nâs hâneleri tavrından farkı olmadığı zâhir ve gayr-i mestûr olup infisâh ve ittisâʿı ve mürûr u ubûr hâlinde nâsda ârız olan sıklet ve zahmetin indifâʿı lâzıme-i şân-ı devlet idüğü masârifden ictinâb ile bu âna dek tevsîʿine ikdâm olunmamışidi, ale'l-husûs ağayân-ı enderûn-ı sadâret-penâhîye meydân-ı rekzü'l-hayl-ı azmâyiş olan Kum meydânının dahi kemâ-yaktazî vüsʿati olmayup cirîd-endâzân ve nîze-bâzâna icrâ-yı lâzıme-i kerr ü ferr müşkil-ter olduğuna binâen dâire-i fâhirelerinde enderun ağaları ve sâirleri harb ü darb kavâidini ve gaza vü cihâd etvârını her bâr tahsîl etmek kasdına mebnî kazâ-yı merkūmun tevsîʿine taraf-ı sadr-ı âlî-kadrden meyl ü rağbet nümâyân ve lüzûmu olan mahaller değer-bahâ ashâbı irzâ (V128-b) oluna, iştirâ akabinde ihzâr-ı amele ve bennâyân ve az vakit içinde tevsîʿ-i tarîk ü meydân kılınup mahall-i merkūmda bir sebîlin binâsı dahi gāyet ehemm görülmekle icrâ-yı mâ-i lezîz ile Bâbıâlî köşesinde bir sebîl-i bî-adîl binâ ve leb-teşne-gânı irvâ ile mazhar-ı hayr-duʿâ oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kazâların vakt-i tevcîhi hulûl eylediğine binâen doksandokuz Cemâdel-ulâsı gurresinde zabt eylemek üzere Kuds-i şerîf kazâsı Rifatî-zâde Mustafa Rifat Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ kazâsı Yahyâ Molla-zâde İbrâhim Ârif Efendi'ye ve Selânik kazâsı Keçeci-zâde Mehmed Sâlih\nEfendi'ye ve Galata kazâsı hazîne kâtibi Mehmed Efendi'ye işbu mâh-ı Şevvâlü'l-mükerremin yirmi sekizinci günü avâtıf-ı aliyye-i Hazret-i tâcdârîden tevcîh ve ihsân ve bu sebeble vâkiʿ olan üç kol silsileden müderrisîn-i kirâm katʿ-ı pâye ve câh ile cezlân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Kuds-i şerîf ve Haleb ve Selânik ve Galata ve vukūʿ-ı silsile",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_128.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kuds-i şerîf ve Haleb ve Selânik ve Galata ve vukūʿ-ı silsile",
          "text": "Zikr olunan kazâların vakt-i tevcîhi hulûl eylediğine binâen doksandokuz Cemâdel-ulâsı gurresinde zabt eylemek üzere Kuds-i şerîf kazâsı Rifatî-zâde Mustafa Rifat Efendi'ye ve Halebü'ş-şehbâ kazâsı Yahyâ Molla-zâde İbrâhim Ârif Efendi'ye ve Selânik kazâsı Keçeci-zâde Mehmed Sâlih\nEfendi'ye ve Galata kazâsı hazîne kâtibi Mehmed Efendi'ye işbu mâh-ı Şevvâlü'l-mükerremin yirmi sekizinci günü avâtıf-ı aliyye-i Hazret-i tâcdârîden tevcîh ve ihsân ve bu sebeble vâkiʿ olan üç kol silsileden müderrisîn-i kirâm katʿ-ı pâye ve câh ile cezlân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdar mektûbcusu Küçük Ali Efendi erbâb-ı masâlihin telhîslerini lâ-mermâ taʿvîk ve te'hîr ve hîn-i talebde ashâbını bed-muʿâmele ile rencîde ve tekdîr ve hizmet-i lâzimesinde küllî ihmâl ve taksîr eylediğini defterdâr efendi sadr-ı âlîye şifâhen inhâ ve azlini istidʿâ etmekle umûr-ı mâliye defterdarların gerden-ihtimâmlarını mahmûl ve maʿiyyetlerinde bulunanların haklarında şükür ve şikâyetleri muʿteber ve makbûl ola-geldiğinden müşârün-ileyhin dahi recâsı hayyiz-i müsâʿadeye mevsûl (V129-a) ve işbu şehr-i Zilkaʿdenin onsekizinci pazar günü mûmâ-ileyh maʿzûl ve bir müddetden berû defterdâr mektûbcusu kaleminde halîfe olup erbâb-ı istiʿdâddan Penâh Süleyman Efendi-zâde Osman Efendi mektûbculuk hizmetiyle nâil-i eʿazz-ı me'mûl oldu.",
          "caption": "Azl-i mektûbî-i defterî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_129.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i mektûbî-i defterî",
          "text": "Defterdar mektûbcusu Küçük Ali Efendi erbâb-ı masâlihin telhîslerini lâ-mermâ taʿvîk ve te'hîr ve hîn-i talebde ashâbını bed-muʿâmele ile rencîde ve tekdîr ve hizmet-i lâzimesinde küllî ihmâl ve taksîr eylediğini defterdâr efendi sadr-ı âlîye şifâhen inhâ ve azlini istidʿâ etmekle umûr-ı mâliye defterdarların gerden-ihtimâmlarını mahmûl ve maʿiyyetlerinde bulunanların haklarında şükür ve şikâyetleri muʿteber ve makbûl ola-geldiğinden müşârün-ileyhin dahi recâsı hayyiz-i müsâʿadeye mevsûl (V129-a) ve işbu şehr-i Zilkaʿdenin onsekizinci pazar günü mûmâ-ileyh maʿzûl ve bir müddetden berû defterdâr mektûbcusu kaleminde halîfe olup erbâb-ı istiʿdâddan Penâh Süleyman Efendi-zâde Osman Efendi mektûbculuk hizmetiyle nâil-i eʿazz-ı me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun ondokuzuncu salı günü galebe dîvânı olup te'yîd-i ahd-i cedîd zımnında bundan akdem İspanyalu cânibinden vürûd eden elçi hâk-i atebe-i ulyâya rû-mâl olup nâmesini teslîm ve hedâyâsı olan bir kıtʿa musanna hayme ve beyaz atlas üzerine işleme bir oda takımı ve bir kıtʿa elmaslı sorguc ve bir mikdâr sîm ü zer evânî ve birkaç top üsküfe ve kadife ve atlas ve birkaç pastav çuka ve kına kına ve enfiyye ve bir mikdâr hubûbat arz ve takdîm edüp huzûr-ı hümâyûnda mesfûra sevb-i aʿlâ semmur ve maʿiyyetinde olan beyzâdegânın baʿzısına kakum ve bazılarına hilʿatler iksâ olundu. Bundan başka Cezayirlü ile vukūʿ bulan muhârebelerde giriftâr-ı eyâdî-i menhûseleri olan üserâ-yi müslimînden Cezayir'de mütemekkin olmayup sâir bilâd-ı pâdişâhîde sâkin kimesnelerden el-yevm mevcûdları olan altmış nefer ehl-i islâmı taraflarından iksâ ve ihdâ sûretinde Bâbıâlî'ye takdîm eyledikleri mübarek rikâb-ı kâm-yâb-ı hüsrevâneye arz u inhâ olundukda kemâl-i şefkat ve merhamet-i mülûkâneden nâşî (V129-b) huzûr-ı mevâhib-mahsûra ihzâr olunmalariyle irâde-i sâmiye taʿalluk edüp derhal zikr olunan üserâ Saray-ı âmire'ye isrâ ve cümlesi manzûr-ı şehriyâr-ı bî-\nhemtâ olup bin beş yüz guruş ihsâniyle kulûb-ı münkesîreleri mecbûr ve Dârüssaʿâde ağası hazretleri tarafından dahi bin guruş iʿtâsıyla mesrûr kılındıkdan sonra tekrâr Bâbıâlî'ye avdet ve taraf-ı âsafîden dahi bin guruş verilüp tekmîl-i lutf u mürüvvet kılındı.",
          "caption": "Çehre-sâyi-i elçi-i İspanya be-hâk-i atebe-i hazret-i şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_130.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Çehre-sâyi-i elçi-i İspanya be-hâk-i atebe-i hazret-i şehriyârî",
          "text": "Şehr-i mezkûrun ondokuzuncu salı günü galebe dîvânı olup te'yîd-i ahd-i cedîd zımnında bundan akdem İspanyalu cânibinden vürûd eden elçi hâk-i atebe-i ulyâya rû-mâl olup nâmesini teslîm ve hedâyâsı olan bir kıtʿa musanna hayme ve beyaz atlas üzerine işleme bir oda takımı ve bir kıtʿa elmaslı sorguc ve bir mikdâr sîm ü zer evânî ve birkaç top üsküfe ve kadife ve atlas ve birkaç pastav çuka ve kına kına ve enfiyye ve bir mikdâr hubûbat arz ve takdîm edüp huzûr-ı hümâyûnda mesfûra sevb-i aʿlâ semmur ve maʿiyyetinde olan beyzâdegânın baʿzısına kakum ve bazılarına hilʿatler iksâ olundu. Bundan başka Cezayirlü ile vukūʿ bulan muhârebelerde giriftâr-ı eyâdî-i menhûseleri olan üserâ-yi müslimînden Cezayir'de mütemekkin olmayup sâir bilâd-ı pâdişâhîde sâkin kimesnelerden el-yevm mevcûdları olan altmış nefer ehl-i islâmı taraflarından iksâ ve ihdâ sûretinde Bâbıâlî'ye takdîm eyledikleri mübarek rikâb-ı kâm-yâb-ı hüsrevâneye arz u inhâ olundukda kemâl-i şefkat ve merhamet-i mülûkâneden nâşî (V129-b) huzûr-ı mevâhib-mahsûra ihzâr olunmalariyle irâde-i sâmiye taʿalluk edüp derhal zikr olunan üserâ Saray-ı âmire'ye isrâ ve cümlesi manzûr-ı şehriyâr-ı bî-\nhemtâ olup bin beş yüz guruş ihsâniyle kulûb-ı münkesîreleri mecbûr ve Dârüssaʿâde ağası hazretleri tarafından dahi bin guruş iʿtâsıyla mesrûr kılındıkdan sonra tekrâr Bâbıâlî'ye avdet ve taraf-ı âsafîden dahi bin guruş verilüp tekmîl-i lutf u mürüvvet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Zilkaʿdenin yirmialtıncı pazartesi günü sâʿat sekizde şehriyâr-ı hamîdü'l-efʿâl veffekahullâhu li-sâlihi'l-aʿmâl sulb-i pâkîzelerinden Alemşâh Sultân isminde bir dühter-i ismet-nümûd serîr-ârâ-yı vücûd olup ber-muʿtâd-ı kadîm üç gün top şenliği ile izhâr-ı şâdmânî ve sürûr kılındı.",
          "caption": "Vilâdet-i Alemşâh Sultan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_131.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Alemşâh Sultan",
          "text": "İşbu şehr-i Zilkaʿdenin yirmialtıncı pazartesi günü sâʿat sekizde şehriyâr-ı hamîdü'l-efʿâl veffekahullâhu li-sâlihi'l-aʿmâl sulb-i pâkîzelerinden Alemşâh Sultân isminde bir dühter-i ismet-nümûd serîr-ârâ-yı vücûd olup ber-muʿtâd-ı kadîm üç gün top şenliği ile izhâr-ı şâdmânî ve sürûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu isneyn günü tehniyet-i îd-i adhâ içün bilcümle erkân-ı saltanat ve ricâl-i devlet Sarây-ı hümâyûn'da muʿtâd üzere müctemiʿ olup dâmen-bûs-i hazret-i şehriyâriyle kesb-i şeref ü iftihâr ve rü'yet-i dîdâr-ı fâ'izü'l-envâr-ı Zıllullâhî ile tenvîr-i dîde-i iʿtibâr eylediler.",
          "caption": "Tehniyet-i îd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_132.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Tehniyet-i îd-i adhâ",
          "text": "İşbu şehr-i Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu isneyn günü tehniyet-i îd-i adhâ içün bilcümle erkân-ı saltanat ve ricâl-i devlet Sarây-ı hümâyûn'da muʿtâd üzere müctemiʿ olup dâmen-bûs-i hazret-i şehriyâriyle kesb-i şeref ü iftihâr ve rü'yet-i dîdâr-ı fâ'izü'l-envâr-ı Zıllullâhî ile tenvîr-i dîde-i iʿtibâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'de mukîm olan düvel elçilerinin müddet-i ikāmetleri muʿayyen ve mazbût ve birinin müddeti hitâmında diğerinin vürûdu meşrût olduğuna binâen bir müddetden berü Âsitâne-i saʿâdet'de ikāmet eden França elçisinin minvâl-i meşrûh üzere müddeti tamâm ve yerine âharı gelüp hâmil olduğu nâmesini Dîvân-ı hümâyûn'da arz u takdîm etmek kānûn-ı kadîm-i devlet-i ebed-kiyâm olduğu rikâb-ı hüsrevâneye telhîs ve ifhâm olundukda sudûr-ı izn-i hümâyûn ve mâh-ı merkūmun onsekizinci salı günü tertîb-i dîvân-ı mehâbet-makrûn kılınup elçi-i mesfûr ihzâr ve nâmesini arz-ı ʿatebe-i felek-medâr eyledikden sonra şîme-i devlet-i ebed-müddet üzere mesfûra bir sevb semmûr ve maʿiyyetinde olan beyzâdegâna hilʿa-ı müstevcibü's-sürûr iksâ olunup selefinin avdetine dahi tahrîk-i ebrû-yı ruhsat kılındı.",
          "caption": "Ruh-sûden-i elçi-i França be-pâye-i serîr-i şevket-masîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_133.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Ruh-sûden-i elçi-i França be-pâye-i serîr-i şevket-masîr",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'de mukîm olan düvel elçilerinin müddet-i ikāmetleri muʿayyen ve mazbût ve birinin müddeti hitâmında diğerinin vürûdu meşrût olduğuna binâen bir müddetden berü Âsitâne-i saʿâdet'de ikāmet eden França elçisinin minvâl-i meşrûh üzere müddeti tamâm ve yerine âharı gelüp hâmil olduğu nâmesini Dîvân-ı hümâyûn'da arz u takdîm etmek kānûn-ı kadîm-i devlet-i ebed-kiyâm olduğu rikâb-ı hüsrevâneye telhîs ve ifhâm olundukda sudûr-ı izn-i hümâyûn ve mâh-ı merkūmun onsekizinci salı günü tertîb-i dîvân-ı mehâbet-makrûn kılınup elçi-i mesfûr ihzâr ve nâmesini arz-ı ʿatebe-i felek-medâr eyledikden sonra şîme-i devlet-i ebed-müddet üzere mesfûra bir sevb semmûr ve maʿiyyetinde olan beyzâdegâna hilʿa-ı müstevcibü's-sürûr iksâ olunup selefinin avdetine dahi tahrîk-i ebrû-yı ruhsat kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'l-guzât ve'l-mücâhidîn olan Cezâyir'e bundan akdem birkaç def'a İspanya keferesi hücûm edüp bi-avn-i Kahhâr makhûr ve münhezim oldukları mahallerinde tafsîl olunmuşidi. Kefere-i mesfûre ocaklar ile adâvet üzere olan Malta ve Portakal ve Anapol küffârını bu def'a iğrâ ve tahrîk ve merâmları husûlünde milel-i mezkûreden Cezâyirlü yedinden me'sûr olan kefereyi tahlîs ve teflîk ve akdini tasavvur etdikleri sulha bunları dahi idhâl ve teşrîk şurûtunu derpîş eylediklerinden gayri deryâ cenginde mahâretleri zâhir, vâfir ve kâfir cem' ve intihâb ve bu ahdin vaktiyle îfâ ve icrâsına nâzır olmak üzere mu'tekadları olan Rim-Papa'dan bir papas istishâb ve oniki kıt'a kebîr ve onaltı kıt'a mezekurta ve ondört kıt'a perkende ve beş kıt'a onsekiz pâre topçeker filandra ta'bîr etdikleri iki direkli sefîne ve yirmidört pâre topçeker iki kıt'a bufore ve iki kıt'a şehtiye ve dört kıt'a çekdiri ve yarım çekdiri resminde iki kıt'a ve birkaç kıt'a lancon cem'an yüz otuzaltı pâre sefîne-i menhûse ile Cezâyir üzerine azm ü şitâb eyledikleri mücâhidîn-i nusret-karînin mesmû'ları oldukda beynlerinde akd-i meclis-i meşveret ve mukābele-i a'dâya kemer-bend-i gayret ve geçen senelerde hasm-ı mekkârîn bombalarından vâfir büyût-ı müslimîn münhedim ve katı çok eşyâ münʿadim olmakdan nâşî bu def'a hazm ü ihtiyâta riʿâyeten Cezâyir'i tahliye ve emvâl ü iyâllerini bağçelere nakl ve ta'biye ve muhâfızlarına azeb ağasını sipâhiler ile taʿyîn ve kendüleri dahi muhâfazasına nâmzed oldukları kulel ve burûcda izhâr-ı sebât ve temkîn ve muntazır-ı vürûd-i müşrikîn olmuşlar iken şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmibeşinci cuma günü (V₁/120-a) düşmen-i mağrûr nehc-i mezkûr üzere zuhûr ve Hıns nâm mahalden Bâbü'l-vâd'e gelince Cezâyir etrâfını mânend-i sûr dâiren mâ-dâr ihâta ve mahsûr etmekle mücâhidîn-i dîn dahi miyânelerinde şecâʿat ile ma'rûf tedbîr-i dil-pezîr ile mevsûf olan Selâmî El-hâc Mehmed nâm kimesneyi bi'l-ittifâk kapudan nasb u taʿyîn ve mukaddemâ altışar ve yedişer oturaklı olmak üzere inşâ eyledikleri elli kıt'a sandala top ve mühimmât ve tahammüllerine göre guzât-ı islâmiyye vaz' u teşhîn ve aʿdâyı beldeye adem-i takrîb mülâhazalariyle burcların bir mil kadar açığında lenger-endâz-ı istikrâr ve müteheyyi-i harb ü peykâr olduklarından gayri kapudanın râkib olduğu filikaya birkaç türlü alâmet vaz' ve mukteziyât-ı hurûbdan olan ikdâm ve ihcâm ve hücûm ve ârâm keyfiyyetleri alâim-i mezkûreden müstebân olmak beynlerinde bi'l-işâʿe karârgîr-i nizâm olup bu aralıkda aʿdâ-i liâm iki gün mikdârı meks ü ârâm ve üçüncü gün ale's-sabâh hareket ve kıyâm edüp sedd-i râh olan sandalları lâ-şey makāmına tenzîl ve burcların tahtına duhûl ile şehri tahrîb ve masla-\nhattı teshîl fikrinde oldukları mahsûs olmakdan nâşî mübârizîn-i muvahhıdînin sabra tâkatleri kalmayup kimisi \"Velâ tahsebennellezîne kutilû fî sebîlillâhi emvâtâ\" nass-ı kerîminden müstefâd olan ni'met-i cezîle ve mevhibe-i nebîleye mazhar olmağa tâlib ve kimisi \"Ve kātilüllezîne keferû\" medlûlü üzere ihrâz-ı mesvubât-ı gazâ ve cihâda hâhışger ve râgıb olup miyânelerinde ma'hûd olan alâmetden nazarı kat' ile bilâ-te'hîr ve ihmâl süfün-i a'dâyı istikbâl ve mevcûd olan toplara bir fitilden âteş verüp taraf taraf iş'âl-i nevâir-i kıtâl ve düşmen-i bed-fi'âl dahi donanma-yi habîs ittisâlinde olan sagîr ü kebîr toplarını endâhte edüp tarafeynden zuhûr eden dûd-ı kebûd cevv-i semâyı mesdûd ve rûz-ı rûşeni numûne-nümâ-yı leyâlî-i sûd eylediğinden gayri tarraka-i top ve tüfeng ve hamelât-ı pey-der-pey, erbâb-ı ceng icmâl-i hâl-i yevm-i meşhûd edüp tekbîr-i muvahhıdîn resîde-i sâmi'a-i kerrûbîn ve buruk-ı süyûf-ı müslimîn hîre-sây-i a'yun-i düşmen-i dîn olup haylûlet-i dühân ve kesâfet-i dûd-ı mübârizân ile sâhilde olan islâma tarafeynin ahvâli mechûl ve mestûr ve bevâ'is-i ma'lûme ile i'ânet ve imdâd dahi gayr-i meysûr olduğundan girye vü zârî ve kemâl-i tazarrû' ve nâle-kârî ile selâmet-i islâm ve kahr-ı a'dâ-yı li'âm içün ale'l-umûm ref'-i eküff-i (V₁/120-b) du'â ve te'sîr-i teveccüh-i bî-riyâlariyle iki sâ'atden sonra bir rûzgâr-ı vezân ve islâm üzerinden izâle-i dühân edüp bünyân-ı mersûs gibi mukābele-i a'dâda ahz ü redd ve men' ü sadd ile meşgûl oldukları müşâhede olundukda me'yûs-ı imdâd olan dilâverlere sürûr-ı tâm hâsıl ve meşâmlarına bûy-i dilâvîz-i fevz (149-a) ü zafer vâsıl olmağla cümlesi secde ber-endâz-ı mihrâb-ı teşekkür oldular. A'dâ tarafından atılan gülle ve humbara sandalların üzerinden aşup burclara yarım mil kalarak deryâya düşüp sandallar gezend-i a'dâdan sâlim olduğu misillü mahrûse-i Cezâyir dahi hasâret ve zarardan vâreste olduğundan gayri Malta'nın dört kıt'a büyük çektirisini iki-üç sandal muhâsara ve sâir sandallar düşmen sefînelerine belâ bârânı gibi gülle yağdurup icrâ-yı levâzım-ı müşâcere akabinde \"Senulkī fî kulûbihimü'r-ru'be\" mantûku üzere heceme-i mübâriz-i dînden kulûb-ı kāsiye-i a'dâ mürta'iş ve âmâllerinde havf u hirâs müntakış ve bâ-husûs \"Ve erşelnâ aleyhimü'r-rîha\" mehebbinden kefere-i mesfûre üzerine avâsıf-ı şedîde hubûb ve tertîb-i ma'hûdlarını fesh eyleyerek her birini mübtelâ-yı envâ-i mihan ü kürûb edüp bir cânibden âteş-i ejderdem-i dilâverân ve bir tarafdan telâtüm-i emvâc-ı bahr-i bî-kerân ve sû-yı diğerden vezîden-i bâd-ı hüsrân hâsılı üç hasm-ı pür-zûr beyninde kefere-i mesfûre zâr u zebûn ve safka-i hâsirelerinde mağbûn olarak tahlîs-i cân sevdâsiyle her biri bir semte girîzân oldular. Sükûn-ı rîh akabinde yine gayret-i câhiliyyelerini elden bırakmayup perîşân olan sefînelerini cem' ü\ntertîb ve istâde-i merkez-i cihâd olan şîr-dilân-ı diyânet-nihâd üzerlerine icrâ ve tesrîb ve büyük gemilerden birer kat alabanda sağdıktan sonra semenderân-ı âteş-i vegānın gülle ve humbaralarından havf ile kenâra-gîr-i semt-i firâr gerüde kalan lanconlarına yetişilüp top ve sâ'ir edevât-ı [149b] harb ile derûnlarında olan küffârın başlarına dünyâyı teng ü târ ve büyük gemilerine varıncaya dek verâlarından münkatıʿ olmayarak katı vâfir kâfiri isâl-i dârü'l-bevâr eylediler bundan sonra dahi yedi-sekiz defʿa gelüp her defʿa hâ'ib ve hâsir oldukları hasebiyle me'yûs ve mahzûl diyâr-ı nikbet-medârlarına ʿavd ü kufûl eylediler kefere-i mesfûrenin zarar u hasâretleri hâric ez-kıyâs u hadd ve kırılan askerleri mütefâvit-i hîta-i şumâr u ʿadd olup hattâ mahall-i muhârebede onaltı aded demir şamandıraları dahi bulunduğu sübût-yâfte-i tahakkuk ve islâm tarafında hamdenli'l-lâhi teʿâlâ zarar-ı küllî meşhûd olmayup ancak birkaç merd-i saʿîd lâbis-i gülgûn-câme-i şehâdet ve yüz elli nefer kadar dilâverlere zahm isâbet ve bunların dahi zahmı aʿdâ tarafından olmayup belki toplarının eczâ-yi nühâsiyeleri tam olmadığından hengâm-ı maʿrekede toplarının baʿzısı paralanup kıtaʿât-ı müteferrika isâbetiyle zahm-nâk oldukları derece-i iştihârı resîde olmuşdur. Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr tarafından mukaddemâ Cezâyir'e irsâl olunan mühimmât ve edevât bi-fazlihi teʿâlâ vaktiyle vâsıl ve maʿaz-Allah mühimmât-ı mezkûre ki esbâb-ı zâhiriyyeden maʿdûddur. Vaktiyle vusûl bulmamış olsa hâl müşkil olup Cezâyirlü'ye zarar u hasâret tareyânî ve himmetlerine tatarruk-ı fütûr ve tevânî ihtimâlden baʿîd değil idi.\n\nİstidrâd: Cezâyir gibi bir maʿkıl-ı sagīrü'l-cirme eşiddâ-i aʿdâ-yi deryâdan İspanya keferesi birkaç defʿa hücûm u iktihâm ve ʿale'l-husûs bu defʿa sâ'ir düvel-i nasârâdan istimdâd ve tekmîl-i ʿudde ve inâd ile ahz-i intikāma ihtimâm etmişler iken kemâl-i hazy ve hazelân [150a] ile donanmaları münkesir ve perîşân ve daʿvâ-yi merdî ile gelen avene ve müttehidlerinin her biri mübtelâ-yi hüsrân ve belki maʿiyyetde bulunduklariyçün nâdim ve peşîmân oldukları mahzâ eser-i muʿcize-i bâkiye-i seyyidü'l-mürselîn ve semere-i ittihâd-i kulûb-i mücâhidîn olduğu rûşen-güherân-ı enâm indlerinde vâsıl-ı derece-i ilmü'l-yakīndir.\n\nDoksansekiz senesi havâdisi ne mustalah ve sâde ve ne noksân ve ziyâde destiyârî-i kalem-i ʿabd-i kalîlü'l-bızâʿa ile tekmîl ve tetmîm ve bundan sonra inşâ-Allahü teʿâlâ doksandokuz senesi Muharremi gurresinden zabt-ı vekāyiʿ-i devlet-i ebed-müddete bed' ve mübâşeret olunmak tasmîm olunmağla cenâb-ı Hakk sâl-i cedîd-i meserret-nüvîdi kerâmetlû ʿazametlû şevketlû halîfe-i rû-yi zemîn ve şehinşâh-ı İskender-temkîn hazretlerine müte-\nyemmen ve mes'ûd ve sâye-i mekârim-vâye-i dâverânelerin ilâ-ebedi'l-âbâd mefârik-i ibâd üzerine mebsût ve memdûd edüp a'dâ-yi devlet ü dîn olan hazele-i müşrikîni seyf-i kahramânîleriyle tedmîr ve nice fütûhât-ı celîleye mazhariyyet ile tantana-i adl ü şân ve debdebe-i mehâbet ve unvânların felek-mesîr eyleye, âmîn, yâ mu'în.",
          "caption": "Nusret-yâften dilâverân-ı Cezâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_134.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1198"
        },
        "text": {
          "headline": "Nusret-yâften dilâverân-ı Cezâyir",
          "text": "Dârü'l-guzât ve'l-mücâhidîn olan Cezâyir'e bundan akdem birkaç def'a İspanya keferesi hücûm edüp bi-avn-i Kahhâr makhûr ve münhezim oldukları mahallerinde tafsîl olunmuşidi. Kefere-i mesfûre ocaklar ile adâvet üzere olan Malta ve Portakal ve Anapol küffârını bu def'a iğrâ ve tahrîk ve merâmları husûlünde milel-i mezkûreden Cezâyirlü yedinden me'sûr olan kefereyi tahlîs ve teflîk ve akdini tasavvur etdikleri sulha bunları dahi idhâl ve teşrîk şurûtunu derpîş eylediklerinden gayri deryâ cenginde mahâretleri zâhir, vâfir ve kâfir cem' ve intihâb ve bu ahdin vaktiyle îfâ ve icrâsına nâzır olmak üzere mu'tekadları olan Rim-Papa'dan bir papas istishâb ve oniki kıt'a kebîr ve onaltı kıt'a mezekurta ve ondört kıt'a perkende ve beş kıt'a onsekiz pâre topçeker filandra ta'bîr etdikleri iki direkli sefîne ve yirmidört pâre topçeker iki kıt'a bufore ve iki kıt'a şehtiye ve dört kıt'a çekdiri ve yarım çekdiri resminde iki kıt'a ve birkaç kıt'a lancon cem'an yüz otuzaltı pâre sefîne-i menhûse ile Cezâyir üzerine azm ü şitâb eyledikleri mücâhidîn-i nusret-karînin mesmû'ları oldukda beynlerinde akd-i meclis-i meşveret ve mukābele-i a'dâya kemer-bend-i gayret ve geçen senelerde hasm-ı mekkârîn bombalarından vâfir büyût-ı müslimîn münhedim ve katı çok eşyâ münʿadim olmakdan nâşî bu def'a hazm ü ihtiyâta riʿâyeten Cezâyir'i tahliye ve emvâl ü iyâllerini bağçelere nakl ve ta'biye ve muhâfızlarına azeb ağasını sipâhiler ile taʿyîn ve kendüleri dahi muhâfazasına nâmzed oldukları kulel ve burûcda izhâr-ı sebât ve temkîn ve muntazır-ı vürûd-i müşrikîn olmuşlar iken şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmibeşinci cuma günü (V₁/120-a) düşmen-i mağrûr nehc-i mezkûr üzere zuhûr ve Hıns nâm mahalden Bâbü'l-vâd'e gelince Cezâyir etrâfını mânend-i sûr dâiren mâ-dâr ihâta ve mahsûr etmekle mücâhidîn-i dîn dahi miyânelerinde şecâʿat ile ma'rûf tedbîr-i dil-pezîr ile mevsûf olan Selâmî El-hâc Mehmed nâm kimesneyi bi'l-ittifâk kapudan nasb u taʿyîn ve mukaddemâ altışar ve yedişer oturaklı olmak üzere inşâ eyledikleri elli kıt'a sandala top ve mühimmât ve tahammüllerine göre guzât-ı islâmiyye vaz' u teşhîn ve aʿdâyı beldeye adem-i takrîb mülâhazalariyle burcların bir mil kadar açığında lenger-endâz-ı istikrâr ve müteheyyi-i harb ü peykâr olduklarından gayri kapudanın râkib olduğu filikaya birkaç türlü alâmet vaz' ve mukteziyât-ı hurûbdan olan ikdâm ve ihcâm ve hücûm ve ârâm keyfiyyetleri alâim-i mezkûreden müstebân olmak beynlerinde bi'l-işâʿe karârgîr-i nizâm olup bu aralıkda aʿdâ-i liâm iki gün mikdârı meks ü ârâm ve üçüncü gün ale's-sabâh hareket ve kıyâm edüp sedd-i râh olan sandalları lâ-şey makāmına tenzîl ve burcların tahtına duhûl ile şehri tahrîb ve masla-\nhattı teshîl fikrinde oldukları mahsûs olmakdan nâşî mübârizîn-i muvahhıdînin sabra tâkatleri kalmayup kimisi \"Velâ tahsebennellezîne kutilû fî sebîlillâhi emvâtâ\" nass-ı kerîminden müstefâd olan ni'met-i cezîle ve mevhibe-i nebîleye mazhar olmağa tâlib ve kimisi \"Ve kātilüllezîne keferû\" medlûlü üzere ihrâz-ı mesvubât-ı gazâ ve cihâda hâhışger ve râgıb olup miyânelerinde ma'hûd olan alâmetden nazarı kat' ile bilâ-te'hîr ve ihmâl süfün-i a'dâyı istikbâl ve mevcûd olan toplara bir fitilden âteş verüp taraf taraf iş'âl-i nevâir-i kıtâl ve düşmen-i bed-fi'âl dahi donanma-yi habîs ittisâlinde olan sagîr ü kebîr toplarını endâhte edüp tarafeynden zuhûr eden dûd-ı kebûd cevv-i semâyı mesdûd ve rûz-ı rûşeni numûne-nümâ-yı leyâlî-i sûd eylediğinden gayri tarraka-i top ve tüfeng ve hamelât-ı pey-der-pey, erbâb-ı ceng icmâl-i hâl-i yevm-i meşhûd edüp tekbîr-i muvahhıdîn resîde-i sâmi'a-i kerrûbîn ve buruk-ı süyûf-ı müslimîn hîre-sây-i a'yun-i düşmen-i dîn olup haylûlet-i dühân ve kesâfet-i dûd-ı mübârizân ile sâhilde olan islâma tarafeynin ahvâli mechûl ve mestûr ve bevâ'is-i ma'lûme ile i'ânet ve imdâd dahi gayr-i meysûr olduğundan girye vü zârî ve kemâl-i tazarrû' ve nâle-kârî ile selâmet-i islâm ve kahr-ı a'dâ-yı li'âm içün ale'l-umûm ref'-i eküff-i (V₁/120-b) du'â ve te'sîr-i teveccüh-i bî-riyâlariyle iki sâ'atden sonra bir rûzgâr-ı vezân ve islâm üzerinden izâle-i dühân edüp bünyân-ı mersûs gibi mukābele-i a'dâda ahz ü redd ve men' ü sadd ile meşgûl oldukları müşâhede olundukda me'yûs-ı imdâd olan dilâverlere sürûr-ı tâm hâsıl ve meşâmlarına bûy-i dilâvîz-i fevz (149-a) ü zafer vâsıl olmağla cümlesi secde ber-endâz-ı mihrâb-ı teşekkür oldular. A'dâ tarafından atılan gülle ve humbara sandalların üzerinden aşup burclara yarım mil kalarak deryâya düşüp sandallar gezend-i a'dâdan sâlim olduğu misillü mahrûse-i Cezâyir dahi hasâret ve zarardan vâreste olduğundan gayri Malta'nın dört kıt'a büyük çektirisini iki-üç sandal muhâsara ve sâir sandallar düşmen sefînelerine belâ bârânı gibi gülle yağdurup icrâ-yı levâzım-ı müşâcere akabinde \"Senulkī fî kulûbihimü'r-ru'be\" mantûku üzere heceme-i mübâriz-i dînden kulûb-ı kāsiye-i a'dâ mürta'iş ve âmâllerinde havf u hirâs müntakış ve bâ-husûs \"Ve erşelnâ aleyhimü'r-rîha\" mehebbinden kefere-i mesfûre üzerine avâsıf-ı şedîde hubûb ve tertîb-i ma'hûdlarını fesh eyleyerek her birini mübtelâ-yı envâ-i mihan ü kürûb edüp bir cânibden âteş-i ejderdem-i dilâverân ve bir tarafdan telâtüm-i emvâc-ı bahr-i bî-kerân ve sû-yı diğerden vezîden-i bâd-ı hüsrân hâsılı üç hasm-ı pür-zûr beyninde kefere-i mesfûre zâr u zebûn ve safka-i hâsirelerinde mağbûn olarak tahlîs-i cân sevdâsiyle her biri bir semte girîzân oldular. Sükûn-ı rîh akabinde yine gayret-i câhiliyyelerini elden bırakmayup perîşân olan sefînelerini cem' ü\ntertîb ve istâde-i merkez-i cihâd olan şîr-dilân-ı diyânet-nihâd üzerlerine icrâ ve tesrîb ve büyük gemilerden birer kat alabanda sağdıktan sonra semenderân-ı âteş-i vegānın gülle ve humbaralarından havf ile kenâra-gîr-i semt-i firâr gerüde kalan lanconlarına yetişilüp top ve sâ'ir edevât-ı [149b] harb ile derûnlarında olan küffârın başlarına dünyâyı teng ü târ ve büyük gemilerine varıncaya dek verâlarından münkatıʿ olmayarak katı vâfir kâfiri isâl-i dârü'l-bevâr eylediler bundan sonra dahi yedi-sekiz defʿa gelüp her defʿa hâ'ib ve hâsir oldukları hasebiyle me'yûs ve mahzûl diyâr-ı nikbet-medârlarına ʿavd ü kufûl eylediler kefere-i mesfûrenin zarar u hasâretleri hâric ez-kıyâs u hadd ve kırılan askerleri mütefâvit-i hîta-i şumâr u ʿadd olup hattâ mahall-i muhârebede onaltı aded demir şamandıraları dahi bulunduğu sübût-yâfte-i tahakkuk ve islâm tarafında hamdenli'l-lâhi teʿâlâ zarar-ı küllî meşhûd olmayup ancak birkaç merd-i saʿîd lâbis-i gülgûn-câme-i şehâdet ve yüz elli nefer kadar dilâverlere zahm isâbet ve bunların dahi zahmı aʿdâ tarafından olmayup belki toplarının eczâ-yi nühâsiyeleri tam olmadığından hengâm-ı maʿrekede toplarının baʿzısı paralanup kıtaʿât-ı müteferrika isâbetiyle zahm-nâk oldukları derece-i iştihârı resîde olmuşdur. Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr tarafından mukaddemâ Cezâyir'e irsâl olunan mühimmât ve edevât bi-fazlihi teʿâlâ vaktiyle vâsıl ve maʿaz-Allah mühimmât-ı mezkûre ki esbâb-ı zâhiriyyeden maʿdûddur. Vaktiyle vusûl bulmamış olsa hâl müşkil olup Cezâyirlü'ye zarar u hasâret tareyânî ve himmetlerine tatarruk-ı fütûr ve tevânî ihtimâlden baʿîd değil idi.\n\nİstidrâd: Cezâyir gibi bir maʿkıl-ı sagīrü'l-cirme eşiddâ-i aʿdâ-yi deryâdan İspanya keferesi birkaç defʿa hücûm u iktihâm ve ʿale'l-husûs bu defʿa sâ'ir düvel-i nasârâdan istimdâd ve tekmîl-i ʿudde ve inâd ile ahz-i intikāma ihtimâm etmişler iken kemâl-i hazy ve hazelân [150a] ile donanmaları münkesir ve perîşân ve daʿvâ-yi merdî ile gelen avene ve müttehidlerinin her biri mübtelâ-yi hüsrân ve belki maʿiyyetde bulunduklariyçün nâdim ve peşîmân oldukları mahzâ eser-i muʿcize-i bâkiye-i seyyidü'l-mürselîn ve semere-i ittihâd-i kulûb-i mücâhidîn olduğu rûşen-güherân-ı enâm indlerinde vâsıl-ı derece-i ilmü'l-yakīndir.\n\nDoksansekiz senesi havâdisi ne mustalah ve sâde ve ne noksân ve ziyâde destiyârî-i kalem-i ʿabd-i kalîlü'l-bızâʿa ile tekmîl ve tetmîm ve bundan sonra inşâ-Allahü teʿâlâ doksandokuz senesi Muharremi gurresinden zabt-ı vekāyiʿ-i devlet-i ebed-müddete bed' ve mübâşeret olunmak tasmîm olunmağla cenâb-ı Hakk sâl-i cedîd-i meserret-nüvîdi kerâmetlû ʿazametlû şevketlû halîfe-i rû-yi zemîn ve şehinşâh-ı İskender-temkîn hazretlerine müte-\nyemmen ve mes'ûd ve sâye-i mekârim-vâye-i dâverânelerin ilâ-ebedi'l-âbâd mefârik-i ibâd üzerine mebsût ve memdûd edüp a'dâ-yi devlet ü dîn olan hazele-i müşrikîni seyf-i kahramânîleriyle tedmîr ve nice fütûhât-ı celîleye mazhariyyet ile tantana-i adl ü şân ve debdebe-i mehâbet ve unvânların felek-mesîr eyleye, âmîn, yâ mu'în."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evâil-i sinînde münâsib-i hâl olarak manzûm ve mensûr tetebbu'-ı târîh-i sâl kâr-ı dîrîn-i ehl-i kemâl olmakdan nâşî fudalâ-yı asırdan hâlâ İstanbul kadısı Mekkî Efendi sene-i bereketü'l-İlâh târihini bulup vazîfesi olan suhûlet-i ahvâl-i es'âr ve vücûd-ı zehâir-i bî-şumâr içün inşâ-Allahü te'âlâ berâ'atü'l-istihlâl vâki' olacağından başka abd-i âciz dahi عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ âyet-i şerîfesin bulup fâl-i hayr ittihâziyle işbu sene-i amîmetü'l-meymene vekāyi'ine serlevha kılındı.",
          "caption": "[introduction to vekayi̇'-i̇ sene ti̇s'a ve ti̇s'în ve mi̇ete ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_135.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekayi̇'-i̇ sene ti̇s'a ve ti̇s'în ve mi̇ete ve elf]",
          "text": "Evâil-i sinînde münâsib-i hâl olarak manzûm ve mensûr tetebbu'-ı târîh-i sâl kâr-ı dîrîn-i ehl-i kemâl olmakdan nâşî fudalâ-yı asırdan hâlâ İstanbul kadısı Mekkî Efendi sene-i bereketü'l-İlâh târihini bulup vazîfesi olan suhûlet-i ahvâl-i es'âr ve vücûd-ı zehâir-i bî-şumâr içün inşâ-Allahü te'âlâ berâ'atü'l-istihlâl vâki' olacağından başka abd-i âciz dahi عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ âyet-i şerîfesin bulup fâl-i hayr ittihâziyle işbu sene-i amîmetü'l-meymene vekāyi'ine serlevha kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sebte boğazının hâric ve dâhilinde ba'zı muhâlifîn merâkib ve sefâin tehyi'e ve tevfîr ve Bahr-i sefîd cânibine tesyîr ve alâ-rivâyetin bazı cezâir ve sevâhil-i islâmiyyeye ve bâ-husûs Cezâyir ocağı tarafına sû-ı kasd niyyet-i fâsidesinde olduklarını teşhîr misillû evzâ'ları mesmû' olduğundan gayri müddet-i vâfireden berü Donanma-yı hümâyûn'un zehâb u iyâbı hemen adalar arası ve menâfi' husûlü mümkin olan mahallere münhasır olup Mora ve Girid verâlarında devr ü güzâr olunarak zümre-i muhâlifîne irâet-i şevket-i devlet mülâhazasiyle sene-i sâlife baharında masârif-i kesîre ve mühimmât-ı vefîre ile techîz ve tertîb ve kapudan paşa hazretleri ma'iyyetleriyle tesrîb olunan Donanma-yı hümâyûn birkaç gün mukaddem avdet etmiş bulunduğuna binâen işbu sene-i cedîde Muharreminin gurre-i garrası olan pazarertesi günü müşârünileyh hazretleri Yalı köşkü pîş-gâhında âlây gösterüp top şenliği eyledikden sonra (151-b) ber-mu'tâd-ı kadîm huzûr-ı şehriyâr-ı heft-iklîmde ilbâs-ı semmûr ile hâiz-i rehîne-i iftihâr ve ma'iyyetinde olan kapudânân ve sâir ricâl-i Tersâne-i âmire kezâlik iktisâ-yı hıla'-ı fâhire ile nâil-i bülga-i mesâr ve istibşâr oldular.",
          "caption": "Duhûl-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_136.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Duhûl-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Sebte boğazının hâric ve dâhilinde ba'zı muhâlifîn merâkib ve sefâin tehyi'e ve tevfîr ve Bahr-i sefîd cânibine tesyîr ve alâ-rivâyetin bazı cezâir ve sevâhil-i islâmiyyeye ve bâ-husûs Cezâyir ocağı tarafına sû-ı kasd niyyet-i fâsidesinde olduklarını teşhîr misillû evzâ'ları mesmû' olduğundan gayri müddet-i vâfireden berü Donanma-yı hümâyûn'un zehâb u iyâbı hemen adalar arası ve menâfi' husûlü mümkin olan mahallere münhasır olup Mora ve Girid verâlarında devr ü güzâr olunarak zümre-i muhâlifîne irâet-i şevket-i devlet mülâhazasiyle sene-i sâlife baharında masârif-i kesîre ve mühimmât-ı vefîre ile techîz ve tertîb ve kapudan paşa hazretleri ma'iyyetleriyle tesrîb olunan Donanma-yı hümâyûn birkaç gün mukaddem avdet etmiş bulunduğuna binâen işbu sene-i cedîde Muharreminin gurre-i garrası olan pazarertesi günü müşârünileyh hazretleri Yalı köşkü pîş-gâhında âlây gösterüp top şenliği eyledikden sonra (151-b) ber-mu'tâd-ı kadîm huzûr-ı şehriyâr-ı heft-iklîmde ilbâs-ı semmûr ile hâiz-i rehîne-i iftihâr ve ma'iyyetinde olan kapudânân ve sâir ricâl-i Tersâne-i âmire kezâlik iktisâ-yı hıla'-ı fâhire ile nâil-i bülga-i mesâr ve istibşâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü bostancı-başı olan Elhac Hüseyin Ağa'nın me'mûr olduğu hidemâtda kusûr ve rehâveti zuhûr etmekden nâşî azl olunup mûmâ-\nileyhin nîk ü bed sebkat eden hizmetine nazaran merâtib-i Devlet-i aliyye'den bi'l-külliyye mahrûm olması münâfî-i şîme-i mürüvvet olduğuna binâen bilfi'il kapucu-başılık ile hâtırı mecbûr ve haseki ağa olan diğer Hüseyin Ağa bostancı-başılık ile mesrûr kılındı.",
          "caption": "Azl-i ser-bostânîyân-ı hassa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_137.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-bostânîyân-ı hassa",
          "text": "Bir müddetden berü bostancı-başı olan Elhac Hüseyin Ağa'nın me'mûr olduğu hidemâtda kusûr ve rehâveti zuhûr etmekden nâşî azl olunup mûmâ-\nileyhin nîk ü bed sebkat eden hizmetine nazaran merâtib-i Devlet-i aliyye'den bi'l-külliyye mahrûm olması münâfî-i şîme-i mürüvvet olduğuna binâen bilfi'il kapucu-başılık ile hâtırı mecbûr ve haseki ağa olan diğer Hüseyin Ağa bostancı-başılık ile mesrûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikri âtî menâsıb-ı ilmiyyenin vakt-i tevcîhleri hulûl eylediğine binâen işbu mâh-ı Muharrem'in altıncı sebt günü Mekke-i mükerreme kazâsı iki yüz Muharrem'i gurresinden zabt edüp yevm-i nasbdan azli muʿteber olmak şartiyle sâbıkā Edirne kadısı Mehmed Paşa imâmı Esseyyid Ali Efendi'ye ve Medine-i münevvere kazâsı ber-minvâl-i muharrer sâbıkā Mısır kadısı Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrahim Beyefendi'ye ve Bursa kazâsı doksandokuz Cumâdel-ulâsı gurresinden zabt etmek üzere sâbıkā Kuds-i şerîf kadısı Bekir Paşa-zâde Ömer Beyefendi'ye ve Şam kazâsı târîh-i mezbûrdan zabt şartiyle sâbıkā Yenişehr-i Fener kazâsı imâm Bekir Efendi-zâde Mehmed Emin Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_138.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ilmiyye",
          "text": "Zikri âtî menâsıb-ı ilmiyyenin vakt-i tevcîhleri hulûl eylediğine binâen işbu mâh-ı Muharrem'in altıncı sebt günü Mekke-i mükerreme kazâsı iki yüz Muharrem'i gurresinden zabt edüp yevm-i nasbdan azli muʿteber olmak şartiyle sâbıkā Edirne kadısı Mehmed Paşa imâmı Esseyyid Ali Efendi'ye ve Medine-i münevvere kazâsı ber-minvâl-i muharrer sâbıkā Mısır kadısı Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrahim Beyefendi'ye ve Bursa kazâsı doksandokuz Cumâdel-ulâsı gurresinden zabt etmek üzere sâbıkā Kuds-i şerîf kadısı Bekir Paşa-zâde Ömer Beyefendi'ye ve Şam kazâsı târîh-i mezbûrdan zabt şartiyle sâbıkā Yenişehr-i Fener kazâsı imâm Bekir Efendi-zâde Mehmed Emin Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan sancaklar işbu şehr-i mezkûrun sekizinci isneyn günü sâbıkā Eğriboz (152-a) muhâfızı olan Livadyalı Vezîr Hasan Paşa'ya ber-vech-i arpalık tevcîh ve inâyet ve kapu kethüdâsına ilbâs-ı hilʿat buyuruldu.",
          "caption": "Tevcîh-i livâ-i Ohri ve Dukakin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_139.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i livâ-i Ohri ve Dukakin",
          "text": "Zikr olunan sancaklar işbu şehr-i mezkûrun sekizinci isneyn günü sâbıkā Eğriboz (152-a) muhâfızı olan Livadyalı Vezîr Hasan Paşa'ya ber-vech-i arpalık tevcîh ve inâyet ve kapu kethüdâsına ilbâs-ı hilʿat buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elçi-i mesfûr bi'l-vâsıta ifâde-i merâm meysûr olmadığını inbâ ve tâlib-i mükâleme olduğunu inhâ edüp lede'l-istîzân ruhsat-ı mülâkāta nâil ve işbu Muharremü'l-harâmın onbirinci perşembe günü reisülküttâb efendinin hânesine vârid ü vâsıl olup Malta korsanlariyle Devlet-i aliyye mütâreke murâd eylediği hâlde vâsıtalariyle nizâmı kābil ve bu mukābelede kendülerinin dahi Cezâyirlü ile mâ-beynleri bulunup husûl-i emniyyet-i tarafeyn ile defʿ-i gavâil olunmasını işʿâr ve İspanyalu ile vukūʿ bulan musâlaha iktizâsiyle husamâsına iʿânet münâfî-i şurût-ı safvet iken Cezâyirlü'ye alenen imdâd ve mukaddemâ İspanya'dan vürûd eden barutun bahâsı verilmeyüp ticâret sevdâsiyle getürdükleri metâʿa rağbet olunmadığını îrâd ve Cezâyirlü ile vukūʿ bulan muhârebede ahz eyledikleri üserâ-yi islâmiyye taraflarından elbise ile takdîm olunup Tersâne-i âmire'de olan İspanya esirleri bulunduk-\nları hey'et üzere verildiklerini beyân ile taʿdâd-ı mevâdd etdikden sonra bir kıt'a takrîr dahi arz eyledi. Reisülküttâb efendi tarafından mukābele olunup Maltalu korsan makūlesinden ve deryâ sâriklerinden olup Devlet-i aliyye'nin bu bâbda muhâdene sûretine meyl ü rağbeti şânına şâyân olmadığı ve Devlet-i aliyye ber-mûceb-i şurût Cezayirlü'ye harb ü silm beyninde muhtâr ve lâzım gelen emr-i celîlü'ş-şânı ısdâr eylediğinden gayri teshîl-i madde zımnında saʿy ü himmeti bî-dirîğ ve iʿânet iddiâ olunan levâzımı (152-b) akçeleriyle iştirâ ve bu muʿâmele beyne'd-düvel tesvîğ oluna-geldiği zâhir olup ancak Cezayirlü ile İspanyalu'nun miyânelerinde tekevvün eden temâdî muhârebât müstelzim-i âfât ve mûcib-i tezelzül bünyân-ı masâfât olacağı ve levâzım-ı seferiyyeden olan barutun lüzûmu vakt-i cihâdda olup istiʿmâle salâhiyeti dahi ehemm olmağla bu defʿa vürûd eden barut tecrübe olundukda hassa-ı lâzımesi olan ihtirâkden sâlim ve işʿâliyçün iʿdâd olunnan âteş-i cevvâleyi hîn-i mukarenetde itfâ eylediği maʿlûm-ı evâlim olduğu Devlet-i aliyye'ye İspanyalu tarafından vürûd eden barut İngiliz barutu gibi olduğu takdîrde iştirâ ve bahâsı der-akab iʿtâ olunacağı ve iksâ-yı üserâ kānûn-ı devlet-i ebed-müddetden hâric olup her devlet kavâid-i merʿiyyesini muhâfazaya mükibb ve musırr olduğu ecvibeleri verilüp bu mazmûnda efendi-i müşârün-ileyh tarafından elçi-i mesfûre bir kıtʿa takrîr dahi iʿtâ olundu.",
          "caption": "Mükâleme-i Reisülküttâb bâ-elçi-i İspanya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_140.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Mükâleme-i Reisülküttâb bâ-elçi-i İspanya",
          "text": "Elçi-i mesfûr bi'l-vâsıta ifâde-i merâm meysûr olmadığını inbâ ve tâlib-i mükâleme olduğunu inhâ edüp lede'l-istîzân ruhsat-ı mülâkāta nâil ve işbu Muharremü'l-harâmın onbirinci perşembe günü reisülküttâb efendinin hânesine vârid ü vâsıl olup Malta korsanlariyle Devlet-i aliyye mütâreke murâd eylediği hâlde vâsıtalariyle nizâmı kābil ve bu mukābelede kendülerinin dahi Cezâyirlü ile mâ-beynleri bulunup husûl-i emniyyet-i tarafeyn ile defʿ-i gavâil olunmasını işʿâr ve İspanyalu ile vukūʿ bulan musâlaha iktizâsiyle husamâsına iʿânet münâfî-i şurût-ı safvet iken Cezâyirlü'ye alenen imdâd ve mukaddemâ İspanya'dan vürûd eden barutun bahâsı verilmeyüp ticâret sevdâsiyle getürdükleri metâʿa rağbet olunmadığını îrâd ve Cezâyirlü ile vukūʿ bulan muhârebede ahz eyledikleri üserâ-yi islâmiyye taraflarından elbise ile takdîm olunup Tersâne-i âmire'de olan İspanya esirleri bulunduk-\nları hey'et üzere verildiklerini beyân ile taʿdâd-ı mevâdd etdikden sonra bir kıt'a takrîr dahi arz eyledi. Reisülküttâb efendi tarafından mukābele olunup Maltalu korsan makūlesinden ve deryâ sâriklerinden olup Devlet-i aliyye'nin bu bâbda muhâdene sûretine meyl ü rağbeti şânına şâyân olmadığı ve Devlet-i aliyye ber-mûceb-i şurût Cezayirlü'ye harb ü silm beyninde muhtâr ve lâzım gelen emr-i celîlü'ş-şânı ısdâr eylediğinden gayri teshîl-i madde zımnında saʿy ü himmeti bî-dirîğ ve iʿânet iddiâ olunan levâzımı (152-b) akçeleriyle iştirâ ve bu muʿâmele beyne'd-düvel tesvîğ oluna-geldiği zâhir olup ancak Cezayirlü ile İspanyalu'nun miyânelerinde tekevvün eden temâdî muhârebât müstelzim-i âfât ve mûcib-i tezelzül bünyân-ı masâfât olacağı ve levâzım-ı seferiyyeden olan barutun lüzûmu vakt-i cihâdda olup istiʿmâle salâhiyeti dahi ehemm olmağla bu defʿa vürûd eden barut tecrübe olundukda hassa-ı lâzımesi olan ihtirâkden sâlim ve işʿâliyçün iʿdâd olunnan âteş-i cevvâleyi hîn-i mukarenetde itfâ eylediği maʿlûm-ı evâlim olduğu Devlet-i aliyye'ye İspanyalu tarafından vürûd eden barut İngiliz barutu gibi olduğu takdîrde iştirâ ve bahâsı der-akab iʿtâ olunacağı ve iksâ-yı üserâ kānûn-ı devlet-i ebed-müddetden hâric olup her devlet kavâid-i merʿiyyesini muhâfazaya mükibb ve musırr olduğu ecvibeleri verilüp bu mazmûnda efendi-i müşârün-ileyh tarafından elçi-i mesfûre bir kıtʿa takrîr dahi iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezbûrun yirmiüçüncü salı günü Dîvân-ı hümâyûn tertîb ve tanzîm ve bilcümle ocakların müstahık oldukları bir kıst mevâcibleri tevzîʿ ve taksîm ve cumʿaertesi günü Bâbıâlî'de mevcûd olup akabinde teşrîfât-ı hümâyûn ile sadrıazam hazretleri mazhar-ı nevâziş ve iltifât-ı azîm oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_141.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Mâh-ı mezbûrun yirmiüçüncü salı günü Dîvân-ı hümâyûn tertîb ve tanzîm ve bilcümle ocakların müstahık oldukları bir kıst mevâcibleri tevzîʿ ve taksîm ve cumʿaertesi günü Bâbıâlî'de mevcûd olup akabinde teşrîfât-ı hümâyûn ile sadrıazam hazretleri mazhar-ı nevâziş ve iltifât-ı azîm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Delvine mutasarrıfı olup mîrimîrândan Selîm Paşa Arnavud tâifesi usâtını başına cemʿ ve mâl-i mîrîyi ahz ü belʿ eylediğinden gayri fukarâ-yi raʿiyyete dest-i taʿaddîyi itâle ve etrâf ve eknâfâ rahm u insâfdan berî olan gâret-gerleri taslît ve havâle edüp ahz-i intikāmdan dest-i mikneti kütâh olan nice bî-günâhın bu mülâbese ile hâli tebâh ve leyl ü nehâr kâr ü girdârları feryâd u âh olduğu vâsıl-ı sımâh-ı pâdişâh-ı adâlet-penâh olduğu anda şakī-i merkūmun hakkında seyf-i siyâset ilmaʿ ve izâle-i vücûd-ı habâset-âlûdiyle sadâ-yi adâlet ve dâd sâir zaleme ismâʿ olunmak irâde buyurulup husûs-ı mezkūrun icrâsiyçün hâlâ Delvine mutasarrıfı olup mîri-\nmîrân-ı kirâmdan Velî Paşa-zâde Alî Paşa'ya doksansekiz senesi Zilkadesi evâsıtında hükm-i kazâ-mezâ isdâr ve paşa-yı mûmâ-ileyh keyfiyyet-i me'mûriyetinden haberdâr oldukda sâlifü'z-zikr Selîm Paşa'yı ve hevâsına tâbi' olan eşkiyâdan Bekir Kuka-oğulları demekle ma'rûf Hasan ve İbrâhîm nâm şakāvet-pîşeleri bilâ-âmân ahz ü katl ve ru'ûs-ı menhûselerini Der-ʿaliye'ye irsâl edüp mûcib-i ibret olmak içün galtân-ı meydân-ı mezellet kılındı.",
          "caption": "Katl-i Selîm Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_142.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Selîm Paşa",
          "text": "Sâbıkā Delvine mutasarrıfı olup mîrimîrândan Selîm Paşa Arnavud tâifesi usâtını başına cemʿ ve mâl-i mîrîyi ahz ü belʿ eylediğinden gayri fukarâ-yi raʿiyyete dest-i taʿaddîyi itâle ve etrâf ve eknâfâ rahm u insâfdan berî olan gâret-gerleri taslît ve havâle edüp ahz-i intikāmdan dest-i mikneti kütâh olan nice bî-günâhın bu mülâbese ile hâli tebâh ve leyl ü nehâr kâr ü girdârları feryâd u âh olduğu vâsıl-ı sımâh-ı pâdişâh-ı adâlet-penâh olduğu anda şakī-i merkūmun hakkında seyf-i siyâset ilmaʿ ve izâle-i vücûd-ı habâset-âlûdiyle sadâ-yi adâlet ve dâd sâir zaleme ismâʿ olunmak irâde buyurulup husûs-ı mezkūrun icrâsiyçün hâlâ Delvine mutasarrıfı olup mîri-\nmîrân-ı kirâmdan Velî Paşa-zâde Alî Paşa'ya doksansekiz senesi Zilkadesi evâsıtında hükm-i kazâ-mezâ isdâr ve paşa-yı mûmâ-ileyh keyfiyyet-i me'mûriyetinden haberdâr oldukda sâlifü'z-zikr Selîm Paşa'yı ve hevâsına tâbi' olan eşkiyâdan Bekir Kuka-oğulları demekle ma'rûf Hasan ve İbrâhîm nâm şakāvet-pîşeleri bilâ-âmân ahz ü katl ve ru'ûs-ı menhûselerini Der-ʿaliye'ye irsâl edüp mûcib-i ibret olmak içün galtân-ı meydân-ı mezellet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ümerâ-i Mısriyyeden olup Saʿîd cânibinde matrûden mukīm olan Murâd Bey âdetleri üzere bu esnâda Mısır'a duhûl esbâbını tahsîl ve husemâsını tard u tenkîl edüp eşrâf-ı kudât-ı Mısriyyeden Necmeddîn Efendi'yi Âsitâne-i saʿâdet'e tesyîr ve Devlet-i aliyye'ye her hâlde mutîʿ ve münkad olduğunu beyân ve umûr-ı Mısriyyenin dil-hâh-ı devlet üzere nizâmı taʿahhüdünü der-miyân eyleyerek vâlî-i Mısır olan sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'nın rehâveti sebebiyle azlini ve kavîü'ş-şekîme bir vezîr-i müstakīme eyâlet-i Mısır tevcîh olunup berren kudûmunu tahrîr etmiş Devlet-i aliyye'nin (153-a) bu esnâda gāilesi eğerçi ber-kemâl olup ancak nizâm-ı şu'ûn-ı Mısriyye dahi öteden berü semîr-i zamîri olduğuna binâen husûs-ı mezkûrun zîr ü bâlâsı mülâhaza olunarak bir kalıba ifrâğ olunması içün Saferü'l-hayrın onuncu perşembe günü semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerinin konağında sadrıazam hazretleri ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm ve ahvâl-i Mısriyye'ye vâkıf baʿzı ricâl-i devlet ve sâir erbâb-ı meşveret hâzır oldukları hâlde akd-i cemʿiyyet olunup husûsât-ı mezkûre zımnında bir-iki sâʿat mikdârı herkes tevlîd-i ebkâr-ı efkâr ve bir vezîrin Mısır'a ehliyyet ve liyâkatini tezkâr etmeleriyle mezkûr olan vüzerânın her biri birer vechile kadh u sadd ve vâkıʿa mutâbık baʿzı ilel ü esbâb ile cerh u redd olunup encâm-ı kâr İnebahtı muhâfızı sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa'nın liyâkati ve maskat-ı re'si Alâiyye olmak takrîbiyle Mısır'da Alâiyyelü'nün kesreti ve gayret-i türâbiyye lâzımesince merkümların lede'l-iktizâ müşârün-ileyhe vukūʿ-ı iʿâneti ve bâ-husûs menşe'i Ocak-ı âmire olup Mısır'da iken kâin olan ocaklunun bu mülâbese ile tarafına incizâb ve rağbeti der-kâr olmağla taraf-ı devletden vezîr-i müşârün-ileyh meh-mâ-emken ikdâr ve berren cânib-i Mısır'a tisyâr olunması husûsu karâr-gîr-i ârâ-i huzzâr olup binâen-alâ-zâlik işbu Saferü'l-hayrın evâsıtında eyâlet-i Mısır müşârün-ileyhe ve İnebahtı muhâfazası sâbıkā Musul vâlîsi Yazıcı-zâde Vezîr Mustafâ Paşa'ya tevcîh ve ihsân\nve müşârün-ileyh Yeğen Mehmed Paşa'nın nizâm-ı dâiresi matlûb olup İnebahtı cânibinde intizâm-ı dâire müteʿazzir olduğundan bahren Alâiyye'ye veyâhûd ol havâlide vâkiʿ olan sevâhilin (153-b) birine çıkup dâiresini tanzîm ve tesviyeye ibtidâr ve baʿdehû cânib-i Mısır'a berren azîmete atf-ı inân-ı iktidâr etmek üzere tarafına hitâben emr-i âlî ısdâr olundu. Murad Bey'in vâlî-i cedîd talebi vusûl-i vâliye dek akallî bir sene geçüp bu müddet içinde merkūm kā'im-makām ve şeyhülbeled bulunup Mısır Darbhânesi'ni zabt ile tahsîl-i fevâ'id-i kesîre etmek dâʿiyelerine mübtenî olduğu ve Devlet-i aliyye tarafından emr-i şerîf ile kā'im-makām nasb olunması husûl-i garazına kavî bir vesîle olmağla binâen-aleyh vâlî-i cedîd Mısır'a vardıkda tarafından şeyhülbeledliği tevcîh etmek istisvâb olundu. Bundan sonra meclis-i mezkûrda madde-i Gürcistan der-miyân olunup birkaç gün mukaddem re'îsülküttâb efendi ile Rusya elçisinin mükâlemesinde Gürcistan tarafına taʿarruz olunduğu husûsunu elçi-i mesfûr medâr-ı bahs etdikde Gürcü ve Mekril tâ'ifeleri Devlet-i aliyye'nin reʿâyâsı olup Rusyalu taraflarından bunları istishâb fuzûlî hareket kabîlinden olduğu bî-irtiyâb olduğundan gayri her devlet tanzîm-i umûr-ı reʿâyâsında müstebidd bi'r-re'y olup düvel-i sâ'irenin müdâhelesi bî-vech idüğü re'îs efendi tarafından tafsîl ve Rusyalu'nun Gürcistan maddesine dâ'ir ahden iʿtirâza kudretleri olmayup hemen baʿzı bahâne-i cüst ü cûsuyla îrâd-ı kāl u kīl eyledikleri ve elçinin baʿzı tarafdan tahrîk ile Lezkî ve Dağıstan halkının Tiflis tarafına taʿarruzları suʿâline ne vechile cevâb verilmesi münâsibdir denildikde Tiflis Hânı'nın Moskovlu'ya tebaʿiyyeti katʿâ teslîm olunmayarak Devlet-i aliyye reʿâyâsı olan Gürcü tâ'ifesine ve memâlik-i müslimîne ve bâ-husûs hem-mezhebimiz olan (154-a) Dağıstan ve Lezkî halkına mâdâmki Tiflis Hânı müdâhale etmeye Devlet-i aliyye dahi kadîmden berü cârî olan muʿâmeleden gayri hân-ı mesfûr hakkında muʿâmele-i uhrâ icrâ etmeyeceği ve zikr olunan Gürcü tâ'ifesi sâ'ir reʿâyâ-yi Devlet-i aliyye misillû olup âsâyişleri matlûb olduğuna binâen mukaddemâ nasb u ikʿâdı musammem olan Keyhusrev'i kabul etmedikleri hâlde ibrâm olunmayup David'in nasbı matlûbları olur ise kadîmden ola-geldiği üzere ikʿâd olunur. Devlet-i aliyye tarafından yedine menşûr iʿtâ ve bunu dahi ahâli istemedikleri sûretde âharın nasbına nizâm verilmesi bu husûsun te'diye ve temşiyetine me'mûr olanlara tahrîr olunacağı ecvibesi elçi-i mesfûra verilmek enseb olduğunda ittifâk olunup meclise hitâm verildi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i fetvâ-penâhî berâ-yi Mısır ve umûr-ı sâire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_143.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i fetvâ-penâhî berâ-yi Mısır ve umûr-ı sâire",
          "text": "Ümerâ-i Mısriyyeden olup Saʿîd cânibinde matrûden mukīm olan Murâd Bey âdetleri üzere bu esnâda Mısır'a duhûl esbâbını tahsîl ve husemâsını tard u tenkîl edüp eşrâf-ı kudât-ı Mısriyyeden Necmeddîn Efendi'yi Âsitâne-i saʿâdet'e tesyîr ve Devlet-i aliyye'ye her hâlde mutîʿ ve münkad olduğunu beyân ve umûr-ı Mısriyyenin dil-hâh-ı devlet üzere nizâmı taʿahhüdünü der-miyân eyleyerek vâlî-i Mısır olan sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'nın rehâveti sebebiyle azlini ve kavîü'ş-şekîme bir vezîr-i müstakīme eyâlet-i Mısır tevcîh olunup berren kudûmunu tahrîr etmiş Devlet-i aliyye'nin (153-a) bu esnâda gāilesi eğerçi ber-kemâl olup ancak nizâm-ı şu'ûn-ı Mısriyye dahi öteden berü semîr-i zamîri olduğuna binâen husûs-ı mezkûrun zîr ü bâlâsı mülâhaza olunarak bir kalıba ifrâğ olunması içün Saferü'l-hayrın onuncu perşembe günü semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerinin konağında sadrıazam hazretleri ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm ve ahvâl-i Mısriyye'ye vâkıf baʿzı ricâl-i devlet ve sâir erbâb-ı meşveret hâzır oldukları hâlde akd-i cemʿiyyet olunup husûsât-ı mezkûre zımnında bir-iki sâʿat mikdârı herkes tevlîd-i ebkâr-ı efkâr ve bir vezîrin Mısır'a ehliyyet ve liyâkatini tezkâr etmeleriyle mezkûr olan vüzerânın her biri birer vechile kadh u sadd ve vâkıʿa mutâbık baʿzı ilel ü esbâb ile cerh u redd olunup encâm-ı kâr İnebahtı muhâfızı sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa'nın liyâkati ve maskat-ı re'si Alâiyye olmak takrîbiyle Mısır'da Alâiyyelü'nün kesreti ve gayret-i türâbiyye lâzımesince merkümların lede'l-iktizâ müşârün-ileyhe vukūʿ-ı iʿâneti ve bâ-husûs menşe'i Ocak-ı âmire olup Mısır'da iken kâin olan ocaklunun bu mülâbese ile tarafına incizâb ve rağbeti der-kâr olmağla taraf-ı devletden vezîr-i müşârün-ileyh meh-mâ-emken ikdâr ve berren cânib-i Mısır'a tisyâr olunması husûsu karâr-gîr-i ârâ-i huzzâr olup binâen-alâ-zâlik işbu Saferü'l-hayrın evâsıtında eyâlet-i Mısır müşârün-ileyhe ve İnebahtı muhâfazası sâbıkā Musul vâlîsi Yazıcı-zâde Vezîr Mustafâ Paşa'ya tevcîh ve ihsân\nve müşârün-ileyh Yeğen Mehmed Paşa'nın nizâm-ı dâiresi matlûb olup İnebahtı cânibinde intizâm-ı dâire müteʿazzir olduğundan bahren Alâiyye'ye veyâhûd ol havâlide vâkiʿ olan sevâhilin (153-b) birine çıkup dâiresini tanzîm ve tesviyeye ibtidâr ve baʿdehû cânib-i Mısır'a berren azîmete atf-ı inân-ı iktidâr etmek üzere tarafına hitâben emr-i âlî ısdâr olundu. Murad Bey'in vâlî-i cedîd talebi vusûl-i vâliye dek akallî bir sene geçüp bu müddet içinde merkūm kā'im-makām ve şeyhülbeled bulunup Mısır Darbhânesi'ni zabt ile tahsîl-i fevâ'id-i kesîre etmek dâʿiyelerine mübtenî olduğu ve Devlet-i aliyye tarafından emr-i şerîf ile kā'im-makām nasb olunması husûl-i garazına kavî bir vesîle olmağla binâen-aleyh vâlî-i cedîd Mısır'a vardıkda tarafından şeyhülbeledliği tevcîh etmek istisvâb olundu. Bundan sonra meclis-i mezkûrda madde-i Gürcistan der-miyân olunup birkaç gün mukaddem re'îsülküttâb efendi ile Rusya elçisinin mükâlemesinde Gürcistan tarafına taʿarruz olunduğu husûsunu elçi-i mesfûr medâr-ı bahs etdikde Gürcü ve Mekril tâ'ifeleri Devlet-i aliyye'nin reʿâyâsı olup Rusyalu taraflarından bunları istishâb fuzûlî hareket kabîlinden olduğu bî-irtiyâb olduğundan gayri her devlet tanzîm-i umûr-ı reʿâyâsında müstebidd bi'r-re'y olup düvel-i sâ'irenin müdâhelesi bî-vech idüğü re'îs efendi tarafından tafsîl ve Rusyalu'nun Gürcistan maddesine dâ'ir ahden iʿtirâza kudretleri olmayup hemen baʿzı bahâne-i cüst ü cûsuyla îrâd-ı kāl u kīl eyledikleri ve elçinin baʿzı tarafdan tahrîk ile Lezkî ve Dağıstan halkının Tiflis tarafına taʿarruzları suʿâline ne vechile cevâb verilmesi münâsibdir denildikde Tiflis Hânı'nın Moskovlu'ya tebaʿiyyeti katʿâ teslîm olunmayarak Devlet-i aliyye reʿâyâsı olan Gürcü tâ'ifesine ve memâlik-i müslimîne ve bâ-husûs hem-mezhebimiz olan (154-a) Dağıstan ve Lezkî halkına mâdâmki Tiflis Hânı müdâhale etmeye Devlet-i aliyye dahi kadîmden berü cârî olan muʿâmeleden gayri hân-ı mesfûr hakkında muʿâmele-i uhrâ icrâ etmeyeceği ve zikr olunan Gürcü tâ'ifesi sâ'ir reʿâyâ-yi Devlet-i aliyye misillû olup âsâyişleri matlûb olduğuna binâen mukaddemâ nasb u ikʿâdı musammem olan Keyhusrev'i kabul etmedikleri hâlde ibrâm olunmayup David'in nasbı matlûbları olur ise kadîmden ola-geldiği üzere ikʿâd olunur. Devlet-i aliyye tarafından yedine menşûr iʿtâ ve bunu dahi ahâli istemedikleri sûretde âharın nasbına nizâm verilmesi bu husûsun te'diye ve temşiyetine me'mûr olanlara tahrîr olunacağı ecvibesi elçi-i mesfûra verilmek enseb olduğunda ittifâk olunup meclise hitâm verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyh maraz-ı zâtülcenb ile birkaç gün hasta ve işbu Saferül-hayrın yirmialtıncı cumʿaertesi günü alâik-i dünyeviyyeden vâreste olup münhal olan mansıbı ve sultân kethüdâlıkları hâlâ gümrük emîni olan Arkıd-oğlu Hacı Mehmed Ağa'ya mâh-ı merkūmun yirmisekizinci günü tevcîh ve ihsân ve kapucu-başılık câhı ile dahi kevkeb-i ikbâli rahşân kılınup uhdesinde olan gümrük emâneti hâlâ kassâb-başı olan Elhâc İsmail Ağa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh olundu.",
          "caption": "Vefât-ı emîn-i matbah Elhâc Osman Ağa ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_144.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı emîn-i matbah Elhâc Osman Ağa ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "text": "Mûmâ-ileyh maraz-ı zâtülcenb ile birkaç gün hasta ve işbu Saferül-hayrın yirmialtıncı cumʿaertesi günü alâik-i dünyeviyyeden vâreste olup münhal olan mansıbı ve sultân kethüdâlıkları hâlâ gümrük emîni olan Arkıd-oğlu Hacı Mehmed Ağa'ya mâh-ı merkūmun yirmisekizinci günü tevcîh ve ihsân ve kapucu-başılık câhı ile dahi kevkeb-i ikbâli rahşân kılınup uhdesinde olan gümrük emâneti hâlâ kassâb-başı olan Elhâc İsmail Ağa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki-üç seneden berü Boğdan voyvodası olan Aleksandra baʿzı nâ-cins eşhâsa mukārenet ile Boğdan reʿâyâsını küllî izrâr ve tahammüllerinden hâric tekâlîf-i şakka ile bî-zâr eylediğinden gayrı taraf-ı Devlet-i aliyye'den Boğdan voyvodalarına (154-b) ihâle olunan umûr-ı lâzımenin te'diye ve tekmîlinde kusûr ve tehâvünü âşikâr olup bu gûne hareketden ferâgat ve sû-i karîn makūlelerini defʿ ile fukarâyı sıyânet ve tamâʿ-ı hâm-ı tebaʿiyyetden mücânabet eylemesi birkaç defʿa tarafına tahrîr ve işâret olunmağla mütenebbih ve müteyakkız olmayup kâr-ı nâ-savâbında ısrâr ve reʿâyâ dahi muztarr ve nâçâr kalup kimi celâ-yi vatan ihtiyâr ve kimi tehyie-i esbâb-ı firâr eylediği vâsıl-ı sâmiʿa-i hazret-i şehriyâr-ı adâlet-âsâr olduğuna binâen voyvoda-i mesfûr işbu şehr-i Rebîʿül-evvel gurresinde maʿzûl olup Dîvân-ı hümâyûn tercümânı olan Aleksandra, Boğdan voyvodası nasb u taʿyîn ve Eflâk kapu kethüdâsı olan Sarı Bey-zâde dîvân tercümânlığıyla mesrûr ve kâmbîn kılındı.",
          "caption": "Azl-i voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_145.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i voyvoda-i Boğdan",
          "text": "İki-üç seneden berü Boğdan voyvodası olan Aleksandra baʿzı nâ-cins eşhâsa mukārenet ile Boğdan reʿâyâsını küllî izrâr ve tahammüllerinden hâric tekâlîf-i şakka ile bî-zâr eylediğinden gayrı taraf-ı Devlet-i aliyye'den Boğdan voyvodalarına (154-b) ihâle olunan umûr-ı lâzımenin te'diye ve tekmîlinde kusûr ve tehâvünü âşikâr olup bu gûne hareketden ferâgat ve sû-i karîn makūlelerini defʿ ile fukarâyı sıyânet ve tamâʿ-ı hâm-ı tebaʿiyyetden mücânabet eylemesi birkaç defʿa tarafına tahrîr ve işâret olunmağla mütenebbih ve müteyakkız olmayup kâr-ı nâ-savâbında ısrâr ve reʿâyâ dahi muztarr ve nâçâr kalup kimi celâ-yi vatan ihtiyâr ve kimi tehyie-i esbâb-ı firâr eylediği vâsıl-ı sâmiʿa-i hazret-i şehriyâr-ı adâlet-âsâr olduğuna binâen voyvoda-i mesfûr işbu şehr-i Rebîʿül-evvel gurresinde maʿzûl olup Dîvân-ı hümâyûn tercümânı olan Aleksandra, Boğdan voyvodası nasb u taʿyîn ve Eflâk kapu kethüdâsı olan Sarı Bey-zâde dîvân tercümânlığıyla mesrûr ve kâmbîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Cidde vâlisi Vezîr Yeğen Ali Paşa doksansekiz senesi Recebi evâilinde vefât eylediği Şam vâlisi tarafından birkaç gün mukaddem tahrîr olunmuş olmağla münhal olan Cidde mansıbı sâbıkā sadrıazam kethüdâsı olup baʿzı umûr-ı mühimme rü'yeti ünvânıyla Erzurum'da mukîm olan Elhac Mustafa Efendi'ye işbu şehr-i Rebîʿül-evvelin ikinci günü bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret tevcîh ve inâyet buyurulup eyâlet-i Haleb dahi Aydın muhas-\nsılı ve Özi muhâfızı olan Vezîr Hazînedâr Ali Paşa'ya ve Trabzon eyâleti Rakka vâlisi olan Azm-zâde Vezîr Nasuh Paşa'ya ve Rakka eyâleti Vezîr Güğeyi Abdi Paşa'ya yevm-i mezkûrda tevcîh ve ihsân olunup Aydın muhassıllığı mîrîlü mansıb olduğundan Marta dek müşârün-ileyh Ali Paşa'nın üzerinde kalup sâbıkā Trabzon vâlisi Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa (155-a) dahi mâlikânesi olan Amasya'da ikâmet etmek üzere ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i vefât-ı Yeğen Ali Paşa Vâli-i Cidde ve tevcîh-i vezâret be-Mustafa Efendi kethüdâ-yı sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_146.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i vefât-ı Yeğen Ali Paşa Vâli-i Cidde ve tevcîh-i vezâret be-Mustafa Efendi kethüdâ-yı sadr-ı âlî",
          "text": "Sâbıkā Cidde vâlisi Vezîr Yeğen Ali Paşa doksansekiz senesi Recebi evâilinde vefât eylediği Şam vâlisi tarafından birkaç gün mukaddem tahrîr olunmuş olmağla münhal olan Cidde mansıbı sâbıkā sadrıazam kethüdâsı olup baʿzı umûr-ı mühimme rü'yeti ünvânıyla Erzurum'da mukîm olan Elhac Mustafa Efendi'ye işbu şehr-i Rebîʿül-evvelin ikinci günü bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret tevcîh ve inâyet buyurulup eyâlet-i Haleb dahi Aydın muhas-\nsılı ve Özi muhâfızı olan Vezîr Hazînedâr Ali Paşa'ya ve Trabzon eyâleti Rakka vâlisi olan Azm-zâde Vezîr Nasuh Paşa'ya ve Rakka eyâleti Vezîr Güğeyi Abdi Paşa'ya yevm-i mezkûrda tevcîh ve ihsân olunup Aydın muhassıllığı mîrîlü mansıb olduğundan Marta dek müşârün-ileyh Ali Paşa'nın üzerinde kalup sâbıkā Trabzon vâlisi Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa (155-a) dahi mâlikânesi olan Amasya'da ikâmet etmek üzere ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muvakkaten topcular kâtibi olan Mehmed Emin Efendi bundan akdem vefât edüp münhâl olan mansıbı bu âna dek kimseye tevcîh olunmamış idi. İşbu Saferül-hayrın beşinci pazar günü kitâbet-i mezkûr sadrıazam hazretlerinin hâlâ hazîne kitâbetleri ile mübâhî olup ulûfeciyân-ı yesâr kâtibi olan Tayfur Efendi'ye ve üzerinde olan kitâbet-i mezkûr Hâlis Mehmed Efendi'ye tevcîh ve inâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i kitâbet-i topcuyân ve ulûfeciyân-ı yemîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_147.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i kitâbet-i topcuyân ve ulûfeciyân-ı yemîn",
          "text": "Muvakkaten topcular kâtibi olan Mehmed Emin Efendi bundan akdem vefât edüp münhâl olan mansıbı bu âna dek kimseye tevcîh olunmamış idi. İşbu Saferül-hayrın beşinci pazar günü kitâbet-i mezkûr sadrıazam hazretlerinin hâlâ hazîne kitâbetleri ile mübâhî olup ulûfeciyân-ı yesâr kâtibi olan Tayfur Efendi'ye ve üzerinde olan kitâbet-i mezkûr Hâlis Mehmed Efendi'ye tevcîh ve inâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-i mûmâ-ileyh kesret-i îrâd ve dârât ile sâye-i Devlet-i aliyye'de akrânına maksûd ve mağbût ve yâverî-i hazz u baht ile derece-i i'tibârı yevmen fe-yevmen mütezâyid ve gayr-i mahtût olup bu ni'met-i cezîlenin kadrini fehm ile lisânını zabt ve hüsn-i mu'âşeret ve müdârâ ile kulûb-i nâsı cezb ü rabt etmek mümkin iken tarafına teveccüh eden yüsr ü gınâ ve meyl-i dünyâ-yi bî-bakā çeşm-i basîretini nâ-bînâ edüp sinân-ı lisân ile ef'ide-i halkı teklîm ve havass-ı devlet haklarında bilâ-sebeb kadh u ta'nı ta'mîm eylediğinden gayri kapu kethüdâsı olduğu vüzerâya rızâ-yi devlete muhâlif ve kendü hevâsına muvâfık ba'zı husûs ta'lîm ve makbûzu olan cevâiz-i mu'ayyeneyi adem-i teslîm ve bu sebeble nice beliyye ve berzaha düçâr ve halâsiyçün her bâr nakdine nisâr olarak ifnâ-yi emvâl-i bî-şumâr eylediği vâsıl-ı derece-i iştihâr olup bu ukûbât-ı muttasılatü'l-vürûddan (155-b) mütenebbih ve müteyakkız ve sâlik olduğu tarîk-i gayr-i müstakîm erbâbına her devr ü asırda tertîb eden sû-i mükâfâtı te'emmül ile münzecir ve mutta'iz olduğu medâr-ı râhat ve huzûr olan der-i devletden mehcûriyetini subh u mesâ hedm ü binâ ve tarh u inşâsiyle mukayyed olduğu kusûr-ı âliyât ve eb-\nniye-i râsiyâta dûrdan nigâh-endâz-ı hasret olmasını iktizâ edüp binâen-ala-zâlik işbu Rebîʿülevvelin ikinci hamîs günü mûmâ-ileyh çavuş-başılıkdan maʿzûl ve alâ-tarîki'l-nefy Edirne cânibine eğerçi mersûl olup ancak îrâd ve emvâlinin kesreti ve havâşî ve mensûbâtının vefreti ve taşrada her taraf ile halta ve ülfeti hasebiyle bâ-vezâret icrâ-yi lâzıme-i hizmet kendüden melhûz olduğundan başka hâlâ Belgrad muhâfızı olan Vezîr Râif İsmâʿîl Paşa Belgrad'a kable'd-duhûl refʿ-i vücûdları rütbe-i vücûbe mevsûl olan baʿzı fitne-kârân-ı serhaddi üslûb-i mergûb üzere tahvîf ve terhîb edüp lâkin tarafından emniyyeti meslûb olan mehâzilin rûz be-rûz âsâr-ı fitne ve fesâdları zuhûr ve bürûz ve bir vakt-i tengde rekîz-i zamîrleri olan adâvet ve bağzâyı müşârün-ileyh hakkında iʿlân ve mukābele-i aʿdâda vâkiʿ böyle serhadd-i azîmde defʿi müteʿassir baʿzı hâdise zuhûr eyleyeceği baʿzı karâ'in-i hâliye ile nümâyân olup müşârün-ileyhi vukūʿu mutasevver olan işbu gā'ileden himâye ve serhadd-i hâkānîyi ihtilâlden vikāye umûr-ı müstahsene ve lâzımeden olduğuna binâen müşârün-ileyhin azli ve Silistre veyâhud İsmâʿîl cânibi seraskerliğine nakli vâfir eyyâmdan berü tasmîm olunmuşidi. Efendi-i müşârün-ileyhin bâlâda zikr olunduğu üzere her taraf ile ülfeti olduğundan gayri Belgrad'da mukātaʿatı (156-a) ve serhadlü ile âmîziş ve ihtilâtı olmağla Belgrad muhâfızlığı bâ-rütbe-i celîle-i vezâret tarafına tevcîh ve inâyet buyurulmak müstasveb olup ancak Âsitâne-i saʿâdet'de ihsân-ı vezâret olunsa nâs ile olan muʿâmelâtı mânend-i mû-yi zengî müşevveş ve derhem olmağla tez elden fezleke-i hisâbı bulunmak müteʿassir ve beş-altı mâha dek harekete mecâli olmayacağı dahi zâhir olduğundan Karışdıran menziline vâsıl olduğu günü Belgrad muhâfızlığı ile müşârün-ileyhe ihsân-ı vezâret olunup münhal olan çavuş-başılık hizmeti silâhdâr ağası Şehsuvar-zâde Hamdullah Bey-efendi'ye tevcîh ve silâhdâr ağalığiyle dahi sâbıkā mîrâhor-ı evvel olan Hüseyin Ağa'nın fi'l-cümle hâli terfîh olundu. Muhâfız-ı sâbıkın me'mûriyyet-i cedîdesi şimdiden maʿlûmu olmak lâzım gelse yerine kā'im-makām nasbiyle me'mûr olduğu cânibe hareket edeceği meczûm ve Belgrad'ın muhâfızdan hulüvvü nâ-münâsib olduğu dahi maʿlûm olup binâberîn halefi varıncaya dek müşârün-ileyh kemâ-fi'l-evvel Belgrad'da ârâm ve hizmet-i muhâfazaya kıyâm eylemesi ve sûret-i me'mûriyyetini baʿdehû tarafına ifhâm olunacağı zemîninde tarafına hitâben emr-i ʿâlî ısdâr ve mektûb-ı hazret-i sadâret-penâhî tisyâr olundu.",
          "caption": "Azl ü nefy-i ser-çavuşân-ı Dergâh-ı âlî Sırrı Selim Efendi be-Edirne ve zikr-i vezâreteş ve ser-çavuşân şüden-i Şehsuvâr-zâde Hamdullah Bey ve Ağa-yi silâhdârân şüden-i Hüseyin Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_148.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nefy-i ser-çavuşân-ı Dergâh-ı âlî Sırrı Selim Efendi be-Edirne ve zikr-i vezâreteş ve ser-çavuşân şüden-i Şehsuvâr-zâde Hamdullah Bey ve Ağa-yi silâhdârân şüden-i Hüseyin Ağa",
          "text": "Efendi-i mûmâ-ileyh kesret-i îrâd ve dârât ile sâye-i Devlet-i aliyye'de akrânına maksûd ve mağbût ve yâverî-i hazz u baht ile derece-i i'tibârı yevmen fe-yevmen mütezâyid ve gayr-i mahtût olup bu ni'met-i cezîlenin kadrini fehm ile lisânını zabt ve hüsn-i mu'âşeret ve müdârâ ile kulûb-i nâsı cezb ü rabt etmek mümkin iken tarafına teveccüh eden yüsr ü gınâ ve meyl-i dünyâ-yi bî-bakā çeşm-i basîretini nâ-bînâ edüp sinân-ı lisân ile ef'ide-i halkı teklîm ve havass-ı devlet haklarında bilâ-sebeb kadh u ta'nı ta'mîm eylediğinden gayri kapu kethüdâsı olduğu vüzerâya rızâ-yi devlete muhâlif ve kendü hevâsına muvâfık ba'zı husûs ta'lîm ve makbûzu olan cevâiz-i mu'ayyeneyi adem-i teslîm ve bu sebeble nice beliyye ve berzaha düçâr ve halâsiyçün her bâr nakdine nisâr olarak ifnâ-yi emvâl-i bî-şumâr eylediği vâsıl-ı derece-i iştihâr olup bu ukûbât-ı muttasılatü'l-vürûddan (155-b) mütenebbih ve müteyakkız ve sâlik olduğu tarîk-i gayr-i müstakîm erbâbına her devr ü asırda tertîb eden sû-i mükâfâtı te'emmül ile münzecir ve mutta'iz olduğu medâr-ı râhat ve huzûr olan der-i devletden mehcûriyetini subh u mesâ hedm ü binâ ve tarh u inşâsiyle mukayyed olduğu kusûr-ı âliyât ve eb-\nniye-i râsiyâta dûrdan nigâh-endâz-ı hasret olmasını iktizâ edüp binâen-ala-zâlik işbu Rebîʿülevvelin ikinci hamîs günü mûmâ-ileyh çavuş-başılıkdan maʿzûl ve alâ-tarîki'l-nefy Edirne cânibine eğerçi mersûl olup ancak îrâd ve emvâlinin kesreti ve havâşî ve mensûbâtının vefreti ve taşrada her taraf ile halta ve ülfeti hasebiyle bâ-vezâret icrâ-yi lâzıme-i hizmet kendüden melhûz olduğundan başka hâlâ Belgrad muhâfızı olan Vezîr Râif İsmâʿîl Paşa Belgrad'a kable'd-duhûl refʿ-i vücûdları rütbe-i vücûbe mevsûl olan baʿzı fitne-kârân-ı serhaddi üslûb-i mergûb üzere tahvîf ve terhîb edüp lâkin tarafından emniyyeti meslûb olan mehâzilin rûz be-rûz âsâr-ı fitne ve fesâdları zuhûr ve bürûz ve bir vakt-i tengde rekîz-i zamîrleri olan adâvet ve bağzâyı müşârün-ileyh hakkında iʿlân ve mukābele-i aʿdâda vâkiʿ böyle serhadd-i azîmde defʿi müteʿassir baʿzı hâdise zuhûr eyleyeceği baʿzı karâ'in-i hâliye ile nümâyân olup müşârün-ileyhi vukūʿu mutasevver olan işbu gā'ileden himâye ve serhadd-i hâkānîyi ihtilâlden vikāye umûr-ı müstahsene ve lâzımeden olduğuna binâen müşârün-ileyhin azli ve Silistre veyâhud İsmâʿîl cânibi seraskerliğine nakli vâfir eyyâmdan berü tasmîm olunmuşidi. Efendi-i müşârün-ileyhin bâlâda zikr olunduğu üzere her taraf ile ülfeti olduğundan gayri Belgrad'da mukātaʿatı (156-a) ve serhadlü ile âmîziş ve ihtilâtı olmağla Belgrad muhâfızlığı bâ-rütbe-i celîle-i vezâret tarafına tevcîh ve inâyet buyurulmak müstasveb olup ancak Âsitâne-i saʿâdet'de ihsân-ı vezâret olunsa nâs ile olan muʿâmelâtı mânend-i mû-yi zengî müşevveş ve derhem olmağla tez elden fezleke-i hisâbı bulunmak müteʿassir ve beş-altı mâha dek harekete mecâli olmayacağı dahi zâhir olduğundan Karışdıran menziline vâsıl olduğu günü Belgrad muhâfızlığı ile müşârün-ileyhe ihsân-ı vezâret olunup münhal olan çavuş-başılık hizmeti silâhdâr ağası Şehsuvar-zâde Hamdullah Bey-efendi'ye tevcîh ve silâhdâr ağalığiyle dahi sâbıkā mîrâhor-ı evvel olan Hüseyin Ağa'nın fi'l-cümle hâli terfîh olundu. Muhâfız-ı sâbıkın me'mûriyyet-i cedîdesi şimdiden maʿlûmu olmak lâzım gelse yerine kā'im-makām nasbiyle me'mûr olduğu cânibe hareket edeceği meczûm ve Belgrad'ın muhâfızdan hulüvvü nâ-münâsib olduğu dahi maʿlûm olup binâberîn halefi varıncaya dek müşârün-ileyh kemâ-fi'l-evvel Belgrad'da ârâm ve hizmet-i muhâfazaya kıyâm eylemesi ve sûret-i me'mûriyyetini baʿdehû tarafına ifhâm olunacağı zemîninde tarafına hitâben emr-i ʿâlî ısdâr ve mektûb-ı hazret-i sadâret-penâhî tisyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan aşâ'irin öteden berü ricâl ü ebtâli ferâvân ve esbâb-ı sâ-\nmân ve cemʿiyyetleri mükemmel ve gayr-i noksan olup bu refâhiyyet-i hâl merkūmları girîve-gerd-i semt-i tuğyân ve vülât ve voyvodalarına inkiyâddan rû-gerdân etdiğine binâen sayf ü şitâda vâdi-i gavâyet ve şekāvete pâ-nihâde ve ebnâ-i sebîli giriftâr-ı dâm-ı intihâb ve reʿâyâ ve zîr-destânın (156-b) emâlini iğtisâb ve katı çok nüfûs itlâf ve ızaʿa ve tüccâr ve sevda-gerânın yollarını katʿ ile cevr ü zulmlerin aktâr-ı arza izâʿa eylediklerinden gayri üzerlerine edâsı lâzım gelen mâl-i mîrîlerini edâda mümâtele ve ınâd ve verdikleri sûretde dahi mızrak uciyle cüz'î şey teklifini iʿtiyâd ve ale'l-husûs mukaddemâ bir azîm İzmir kerbânını târâc ve Bağdad kadısını katl ile tekmîl-i tarîk istidrâc etmişler idi. Aşâir-i mezkûre bu hâl üzere terk olunduğu hâlde şâmilü'l-etrâf olan cevr ü iʿtisâfları memleket-i Anadolu'yu tahrîb ve nebş-i izâr ve taʿaddîleri zuʿafâ ve berâyâyı ızrâr ve taʿzîb eyleyeceği zâhir olmağla te'dîb ve gûşmâlleri ve el-yevm içlerinde mevcûd olup zikr olunan şekāvet ve hasârete cesaret eden maʿlûmü'l-esâmi eşhâsın ahz ü istîsâlleri ve fî-mâ-baʿd bir mahall-i maʿlûmda iskânlariyle bir râbıta-i kaviyye tahtına idhâlleri cezmen ve katʿen matlûb-i hazret-i hilâfet-penâhî olduğuna binâen Anadolu'da vâkiʿ vüzerâ-i izâm ve mîrimîrân-ı kirâmın ekseri bu irâde-i sâmiyenin temşiyetine me'mûr ve her birine başka başka ısdâr-ı menşûr kılınmışidi. Aşâir-i mezkûre hâlâ Rakka vâlisi Vezîr Abdi Paşa ve Rişvân-zâde mîrimîrân Ömer Paşa maʿrifetleriyle Urban ovası demekle meşhûr olan mahalde ihâta ve tazyîk ve memerr ü maʿberleri seddiyle pelâs-pâre iktidar ve ru'ûnetleri temzîk olunup ıztırâb-ı tâmlarından nâşî heyet-i mecmûʿalariyle istislâm ve istîmân ve tahlîs-i cân sevdasiyle taleb-i avf u ihsân etmeleriyle fî-mâ-baʿd hadlerini tecavüzden hazer ve ebnâ-yi sebîl ve fukarâ ve zuʿafâya adem-i îsâl-i gezend ü zarar ile bir mahalde iskânı kabûl edüp (157-a) derûnlarmda olan elli nefer mikdârı eşkıyâyı iʿtā ve zimmetlerinde olan doksansekiz senesi mîrîsini mâlikâne mutasarrıfı olan Rişvan-zâde Ömer Paşa'ya teslîm ü edâ ve nehb eyledikleri İzmir kerbânmın emval-i kesîrelerine bedel olmak üzere canib-i mîrîye bin beş yüz kise akçe vermek şurûtiyle istîmânları karîn-i hayyiz-i iʿtibâr ve kabûl ve bu şurûtun birinden nükûl etmemeleriyçün nezr-i girâne katʿ olundukları müşârün-ileyh tarafından inhâ ve taʿahhüd olunan emvâlden oymakların hisselerine isabet eden mâl tefrîk olunduğuna binâen tahsîli içün ve akçeye bedel verecekleri hayvanât ve eşyânın revâcı olan mahallerde fürûht ve iştirâsiyçün vulât-ı etrâfa evâmir-i şerîfe istidʿâ olunmağla evâmir-i mezkûre ısdâr ve tisyâr olunup aşair-i mezkûrenin fî-mâ-baʿd iktizâ eden nizamları ve iskân olunacakları mahallin taʿyîni ve müşârün-ileyhe ve maʿiyyetinde olan mîrimîrân ve sair me'mûrlara ikramiye nâmiyle verilüp bu defʿa taraflarından istîzân olununan ikiyüz ki-\nse akçenin ahz ü iğtinâm ve beynlerinde iktisâmı içün diğer emr-i âlî şerefyâfte-i sudûr oldu. (157-b)",
          "caption": "Te'dîb ve gûşmâl-i aşâ'ir-i Rişvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_149.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Te'dîb ve gûşmâl-i aşâ'ir-i Rişvân",
          "text": "Zikr olunan aşâ'irin öteden berü ricâl ü ebtâli ferâvân ve esbâb-ı sâ-\nmân ve cemʿiyyetleri mükemmel ve gayr-i noksan olup bu refâhiyyet-i hâl merkūmları girîve-gerd-i semt-i tuğyân ve vülât ve voyvodalarına inkiyâddan rû-gerdân etdiğine binâen sayf ü şitâda vâdi-i gavâyet ve şekāvete pâ-nihâde ve ebnâ-i sebîli giriftâr-ı dâm-ı intihâb ve reʿâyâ ve zîr-destânın (156-b) emâlini iğtisâb ve katı çok nüfûs itlâf ve ızaʿa ve tüccâr ve sevda-gerânın yollarını katʿ ile cevr ü zulmlerin aktâr-ı arza izâʿa eylediklerinden gayri üzerlerine edâsı lâzım gelen mâl-i mîrîlerini edâda mümâtele ve ınâd ve verdikleri sûretde dahi mızrak uciyle cüz'î şey teklifini iʿtiyâd ve ale'l-husûs mukaddemâ bir azîm İzmir kerbânını târâc ve Bağdad kadısını katl ile tekmîl-i tarîk istidrâc etmişler idi. Aşâir-i mezkûre bu hâl üzere terk olunduğu hâlde şâmilü'l-etrâf olan cevr ü iʿtisâfları memleket-i Anadolu'yu tahrîb ve nebş-i izâr ve taʿaddîleri zuʿafâ ve berâyâyı ızrâr ve taʿzîb eyleyeceği zâhir olmağla te'dîb ve gûşmâlleri ve el-yevm içlerinde mevcûd olup zikr olunan şekāvet ve hasârete cesaret eden maʿlûmü'l-esâmi eşhâsın ahz ü istîsâlleri ve fî-mâ-baʿd bir mahall-i maʿlûmda iskânlariyle bir râbıta-i kaviyye tahtına idhâlleri cezmen ve katʿen matlûb-i hazret-i hilâfet-penâhî olduğuna binâen Anadolu'da vâkiʿ vüzerâ-i izâm ve mîrimîrân-ı kirâmın ekseri bu irâde-i sâmiyenin temşiyetine me'mûr ve her birine başka başka ısdâr-ı menşûr kılınmışidi. Aşâir-i mezkûre hâlâ Rakka vâlisi Vezîr Abdi Paşa ve Rişvân-zâde mîrimîrân Ömer Paşa maʿrifetleriyle Urban ovası demekle meşhûr olan mahalde ihâta ve tazyîk ve memerr ü maʿberleri seddiyle pelâs-pâre iktidar ve ru'ûnetleri temzîk olunup ıztırâb-ı tâmlarından nâşî heyet-i mecmûʿalariyle istislâm ve istîmân ve tahlîs-i cân sevdasiyle taleb-i avf u ihsân etmeleriyle fî-mâ-baʿd hadlerini tecavüzden hazer ve ebnâ-yi sebîl ve fukarâ ve zuʿafâya adem-i îsâl-i gezend ü zarar ile bir mahalde iskânı kabûl edüp (157-a) derûnlarmda olan elli nefer mikdârı eşkıyâyı iʿtā ve zimmetlerinde olan doksansekiz senesi mîrîsini mâlikâne mutasarrıfı olan Rişvan-zâde Ömer Paşa'ya teslîm ü edâ ve nehb eyledikleri İzmir kerbânmın emval-i kesîrelerine bedel olmak üzere canib-i mîrîye bin beş yüz kise akçe vermek şurûtiyle istîmânları karîn-i hayyiz-i iʿtibâr ve kabûl ve bu şurûtun birinden nükûl etmemeleriyçün nezr-i girâne katʿ olundukları müşârün-ileyh tarafından inhâ ve taʿahhüd olunan emvâlden oymakların hisselerine isabet eden mâl tefrîk olunduğuna binâen tahsîli içün ve akçeye bedel verecekleri hayvanât ve eşyânın revâcı olan mahallerde fürûht ve iştirâsiyçün vulât-ı etrâfa evâmir-i şerîfe istidʿâ olunmağla evâmir-i mezkûre ısdâr ve tisyâr olunup aşair-i mezkûrenin fî-mâ-baʿd iktizâ eden nizamları ve iskân olunacakları mahallin taʿyîni ve müşârün-ileyhe ve maʿiyyetinde olan mîrimîrân ve sair me'mûrlara ikramiye nâmiyle verilüp bu defʿa taraflarından istîzân olununan ikiyüz ki-\nse akçenin ahz ü iğtinâm ve beynlerinde iktisâmı içün diğer emr-i âlî şerefyâfte-i sudûr oldu. (157-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun onikinci pazar günü istimâʿ-ı mevlid-i hazret-i nebevî zımnında şehriyâr-ı huceste-âsâr ve pâdişâh-ı sutûde-girdâr dâme-mahfûfen bi-avârifi'l-meliki's-settâr hazretleri hîre-sâz-ı uyûn-ı eʿâdî olan âlây-ı âdî ile Sultan Ahmed Hân câmiʿi şerîfine kādim ve vücûdları muʿtâd olan vüzerâ-yı ʿizâm ve vücûh-ı ulemâ-yı kirâm ve sâir ricâl-i devlet-i ebed-kıyâm rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevânelerine mülâzim olup kırâat-i mevlûd akabinde sarây-ı dilârâ-yı mülûkânelerine tertîb-i mezkûr üzere avdet buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_150.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i mezkûrun onikinci pazar günü istimâʿ-ı mevlid-i hazret-i nebevî zımnında şehriyâr-ı huceste-âsâr ve pâdişâh-ı sutûde-girdâr dâme-mahfûfen bi-avârifi'l-meliki's-settâr hazretleri hîre-sâz-ı uyûn-ı eʿâdî olan âlây-ı âdî ile Sultan Ahmed Hân câmiʿi şerîfine kādim ve vücûdları muʿtâd olan vüzerâ-yı ʿizâm ve vücûh-ı ulemâ-yı kirâm ve sâir ricâl-i devlet-i ebed-kıyâm rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevânelerine mülâzim olup kırâat-i mevlûd akabinde sarây-ı dilârâ-yı mülûkânelerine tertîb-i mezkûr üzere avdet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bahr-i siyâh boğazının iktizâ-yı vakt ü hâle göre muhâfazası ehemm-i umûrdan olduğuna binâen dâhil ve hâricinde vâkiʿ olan kılâʿ-ı atîka ve cedîdenin taʿmîr ve termîmi ve iktizâ eden neferâtının tertîb ve tetmîmi esbâbına bu esnâda teşebbüs olunup mukaddemâ müstahfız nâmıyla taʿyîn olunan şâhinci ve çakırcı neferâtının emr-i muhâresede kemâ-yenbağî iktidârları olmadığı lede't-tecrübe maʿlûm olduğundan cümlesi ihrâc ve hidemât-ı sâbıkalarına ircâʿ ve iʿâde ve merkūmlara câ-nişîn olmak üzere kâr-güzâr-ı neferâtın tertîbi irâde olunmağla hâlâ deryâ kapudanı vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa tarafından mukaddemâ takdîm olunan defter mûcibince hâric-i boğazda Anadolu cânibinde vâkiʿ Fener ve Revancık kalʿalarıyla Rumeli boğazında vâkiʿ cedîd Fener kalʿalarına yüzyirmibeşer akçe ile bir nefer dizdâr ve seksener akçe ile birer nefer kalʿa kethüdâsı ve seksener akçe ile birer nefer topcu başı ve altmışar akçe ile birer nefer cebe-hâneci ve ellişer akçe ile otuz (158-a) yedişer müstahfız ve otuzdörder topcu neferâtı ve diğer Rumeli boğazında vâkiʿ Garibce kalʿasıyla Anadolu cânibinde boğaz dâhilinde Poyraz limânı kalʿalarına dahi yüz yirmişer akçe ile birer nefer dizdâr ve seksener akçe ile birer nefer kethüdâ ve birer nefer topcu-başı ve altmışar akçe ile birer nefer cebe-hâneci ve ellişer akçe ile otuzyedişer müstahfız ve otuzdörder topcu neferâtı tertîb olunup Rumeli ve Anadolu kavakları kalʿaları bostaniyân ocağından ustalık olup neferâtı dahi bostanî olmak ve el-yevm mevcûd ve mukayyed olan neferâtın melhûz olan mikdâra iblâğ ve yevmiyyelerinin ağalarına tedârük etdirilmesi ve ibtidâları yedlerine tes-\nlîm ve her üç ayda bir defʿa müstahikk oldukları ulûfeleri Hazîne-i âmireden kabzına me'mûra iʿtâ ile mahalline îsâl ve zabitleri maʿrifetleriyle tevzîʿ ve taksîm ve târîk-i hizmet olanların esâmeleri refʿiyle iktifâ olunmamak ve tertîb olunan müstahfızân ve topcuyân darb ü harbe kādir tevânâ ve bahâdır olup leyl ü hızmet-i muhârazada cân-sipâr ve kalʿalarda dâimâ pâ-ber-câ-yi merkez-i istikrâr olmak ve müstahfızândan her gece dörder müstahfız münâvebe tarîkiyle nevbet-hânelere taʿyîn ve nısfü'l-leyle dek ikisi ve nısfü'l-leylden sabâha dek ikisi beklemek üzere zabitleri tarafından tenbîh ve telkīn olunup ecânib tarafından sefâine müteʿallik sevâd ve alâmet zâhir olduğundan cümleden evvel Rumeli feneri kalʿası tarafından meşhûd olacağı zâhir olmağla der-akab kalʿa-i mezbûre yeniçerileri ihbâr içün barut kaldurup hevâyî fişek atup ve bu işâretden hâric-i boğazda olan (158-b) Revancık kalʿasının dizdâr ve müstahfızları müteyakkız ve müteheyyi bulunmak ve sâ'ir kılâʿ müstahfızları alâim-i mezkûre vukūʿunda yekdiğere işâretler ile iʿlâm-ı keyfiyyet etmek ve Rumeli ve Anadolu kavağı kalʿalarında olanlar fitil derdest hâzır ve müterakkıb olup o makūle sefâin mürûr murâd eyledikleri hâlde ancak kalʿateyn-i mezkûreteynden top atılup menʿine takayyüd ve ısrâr ve taʿannüd zuhûrunda top dânelerini yağdırup gark-ı sefâin îcâbına ihtimâm ve gayret etmek ve eğer mürûr murâd etmeyüp Karataş altında tevakkuf ederler ise gaflet olunmayup kezâlik fitil-i derdest hâzır bulunup müstahfızân makūleleri «biz müstahfızız top umûruna karışmazız» demeyüp lede'l-iktizâ topculara iʿânet ve ittihâd-ı derûn ile topları iʿmâle sarf-ı miknet etmeleri meşrût ve müstahfızların hidemâtı topcu neferâtı hizmetleri misillû olmak lâzım geldiğinden iki fırkanın dahi yevmiyyelerinde tesâvî ihtiyâr olunduğu ve bu şurût-ı merʿiyyenin îfâ ve icrâsı ve esbâb-ı nizâmının istikrâr ve ibkāsı deryâ kapudanlarına tefvîz ve ihâle ve her onbeş günde bir defʿa bi'n-nefs kalʿalara varup yoklamak ve deryâ kapudanları hâzır olmadıkları mevsim-i sayfda vekilleri bulunan Tersâne-i âmire emînleri vech-i meşrûh üzere hareket ve Tersâne-i âmire'de zikr olunan şurût bir mahalde mukayyed ve mazbût olup lede'l-hâce mürâcaʿat ve ahkâmı düstûrü'l-amel olmak ve nizâm-ı mezkûrun bakāsı ve boğazların muhâfazası vezîr-i müşârün-ileyh tarafından taʿahhüd olunduğuna binâen kapu-kethüdâsı olan Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Yusuf Ağa dahi husûsât-ı mezkûreye takayyüd ve ihtimâm edüp kapucular kethüdâsı olan Mustafa Ağa'nın dahi bâ-emr-i âlî me'mûriyyeti hasebiyle tanzîm-i neferât (159-a) ve tekmîl-i levâzımât emrinde bezl-i cellî iktidâr etmek bâbında vezîr-i müşârün-ileyhe hitâben bâlâsı hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile müveşşah ve müzeyyen katʿiyyü'l-medlûl ve mufassal ve meşrûh bir kıtʿa emr-i celîlü'ş-şân şeref-\nyâfte-i sudûr ve esbâb-ı âdiyeden ma'dûd olan işbu tedbîr-i dil-pezîrin îkāʿiyle sedd-i suğür ve tahsîl-i emniyyet ve âsâyişe saʿy-i mevfûr kılındı.",
          "caption": "Zikr-i istihkâm-ı sugr-ı Bahr-i siyâh ve tertîb-i neferât-ı kılâʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_151.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istihkâm-ı sugr-ı Bahr-i siyâh ve tertîb-i neferât-ı kılâʿ",
          "text": "Bahr-i siyâh boğazının iktizâ-yı vakt ü hâle göre muhâfazası ehemm-i umûrdan olduğuna binâen dâhil ve hâricinde vâkiʿ olan kılâʿ-ı atîka ve cedîdenin taʿmîr ve termîmi ve iktizâ eden neferâtının tertîb ve tetmîmi esbâbına bu esnâda teşebbüs olunup mukaddemâ müstahfız nâmıyla taʿyîn olunan şâhinci ve çakırcı neferâtının emr-i muhâresede kemâ-yenbağî iktidârları olmadığı lede't-tecrübe maʿlûm olduğundan cümlesi ihrâc ve hidemât-ı sâbıkalarına ircâʿ ve iʿâde ve merkūmlara câ-nişîn olmak üzere kâr-güzâr-ı neferâtın tertîbi irâde olunmağla hâlâ deryâ kapudanı vezîr-i mükerrem Gazi Hasan Paşa tarafından mukaddemâ takdîm olunan defter mûcibince hâric-i boğazda Anadolu cânibinde vâkiʿ Fener ve Revancık kalʿalarıyla Rumeli boğazında vâkiʿ cedîd Fener kalʿalarına yüzyirmibeşer akçe ile bir nefer dizdâr ve seksener akçe ile birer nefer kalʿa kethüdâsı ve seksener akçe ile birer nefer topcu başı ve altmışar akçe ile birer nefer cebe-hâneci ve ellişer akçe ile otuz (158-a) yedişer müstahfız ve otuzdörder topcu neferâtı ve diğer Rumeli boğazında vâkiʿ Garibce kalʿasıyla Anadolu cânibinde boğaz dâhilinde Poyraz limânı kalʿalarına dahi yüz yirmişer akçe ile birer nefer dizdâr ve seksener akçe ile birer nefer kethüdâ ve birer nefer topcu-başı ve altmışar akçe ile birer nefer cebe-hâneci ve ellişer akçe ile otuzyedişer müstahfız ve otuzdörder topcu neferâtı tertîb olunup Rumeli ve Anadolu kavakları kalʿaları bostaniyân ocağından ustalık olup neferâtı dahi bostanî olmak ve el-yevm mevcûd ve mukayyed olan neferâtın melhûz olan mikdâra iblâğ ve yevmiyyelerinin ağalarına tedârük etdirilmesi ve ibtidâları yedlerine tes-\nlîm ve her üç ayda bir defʿa müstahikk oldukları ulûfeleri Hazîne-i âmireden kabzına me'mûra iʿtâ ile mahalline îsâl ve zabitleri maʿrifetleriyle tevzîʿ ve taksîm ve târîk-i hizmet olanların esâmeleri refʿiyle iktifâ olunmamak ve tertîb olunan müstahfızân ve topcuyân darb ü harbe kādir tevânâ ve bahâdır olup leyl ü hızmet-i muhârazada cân-sipâr ve kalʿalarda dâimâ pâ-ber-câ-yi merkez-i istikrâr olmak ve müstahfızândan her gece dörder müstahfız münâvebe tarîkiyle nevbet-hânelere taʿyîn ve nısfü'l-leyle dek ikisi ve nısfü'l-leylden sabâha dek ikisi beklemek üzere zabitleri tarafından tenbîh ve telkīn olunup ecânib tarafından sefâine müteʿallik sevâd ve alâmet zâhir olduğundan cümleden evvel Rumeli feneri kalʿası tarafından meşhûd olacağı zâhir olmağla der-akab kalʿa-i mezbûre yeniçerileri ihbâr içün barut kaldurup hevâyî fişek atup ve bu işâretden hâric-i boğazda olan (158-b) Revancık kalʿasının dizdâr ve müstahfızları müteyakkız ve müteheyyi bulunmak ve sâ'ir kılâʿ müstahfızları alâim-i mezkûre vukūʿunda yekdiğere işâretler ile iʿlâm-ı keyfiyyet etmek ve Rumeli ve Anadolu kavağı kalʿalarında olanlar fitil derdest hâzır ve müterakkıb olup o makūle sefâin mürûr murâd eyledikleri hâlde ancak kalʿateyn-i mezkûreteynden top atılup menʿine takayyüd ve ısrâr ve taʿannüd zuhûrunda top dânelerini yağdırup gark-ı sefâin îcâbına ihtimâm ve gayret etmek ve eğer mürûr murâd etmeyüp Karataş altında tevakkuf ederler ise gaflet olunmayup kezâlik fitil-i derdest hâzır bulunup müstahfızân makūleleri «biz müstahfızız top umûruna karışmazız» demeyüp lede'l-iktizâ topculara iʿânet ve ittihâd-ı derûn ile topları iʿmâle sarf-ı miknet etmeleri meşrût ve müstahfızların hidemâtı topcu neferâtı hizmetleri misillû olmak lâzım geldiğinden iki fırkanın dahi yevmiyyelerinde tesâvî ihtiyâr olunduğu ve bu şurût-ı merʿiyyenin îfâ ve icrâsı ve esbâb-ı nizâmının istikrâr ve ibkāsı deryâ kapudanlarına tefvîz ve ihâle ve her onbeş günde bir defʿa bi'n-nefs kalʿalara varup yoklamak ve deryâ kapudanları hâzır olmadıkları mevsim-i sayfda vekilleri bulunan Tersâne-i âmire emînleri vech-i meşrûh üzere hareket ve Tersâne-i âmire'de zikr olunan şurût bir mahalde mukayyed ve mazbût olup lede'l-hâce mürâcaʿat ve ahkâmı düstûrü'l-amel olmak ve nizâm-ı mezkûrun bakāsı ve boğazların muhâfazası vezîr-i müşârün-ileyh tarafından taʿahhüd olunduğuna binâen kapu-kethüdâsı olan Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Yusuf Ağa dahi husûsât-ı mezkûreye takayyüd ve ihtimâm edüp kapucular kethüdâsı olan Mustafa Ağa'nın dahi bâ-emr-i âlî me'mûriyyeti hasebiyle tanzîm-i neferât (159-a) ve tekmîl-i levâzımât emrinde bezl-i cellî iktidâr etmek bâbında vezîr-i müşârün-ileyhe hitâben bâlâsı hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile müveşşah ve müzeyyen katʿiyyü'l-medlûl ve mufassal ve meşrûh bir kıtʿa emr-i celîlü'ş-şân şeref-\nyâfte-i sudûr ve esbâb-ı âdiyeden ma'dûd olan işbu tedbîr-i dil-pezîrin îkāʿiyle sedd-i suğür ve tahsîl-i emniyyet ve âsâyişe saʿy-i mevfûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîʿülevvelin dokuzuncu perşembe günü doksandokuz Muharrem gurresinden zabt etmek üzere Mekke-i mükerreme kazâsı sâbıkā Bursa kādısı olan Şeyhî Molla-zâde Mehmed Ataullah Efendi'ye ve İzmir kazâsı doksandokuz Receb gurresinde zabt etmek şartiyle Şerîf Efendi-zâde Esseyyid Mehmed Said Efendi'ye ve Yenişehr-i Fener kazâsı sene-i mezkûre Şaʿbân gurresinde zabt etmek şartiyle Ahmed Ataullah Efendi-zâde Mehmed Arif Efendi'ye ve Üsküdar kazâsı Kuds-i şerîf pâyesiyle Cumâdelulâ gurresinde zabt etmek üzere Şerîf Efendi-zâde Esseyyid Mehmed Şerîf Efendi'ye tevcîh ve inâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_152.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı menâsıb-ı ilmiyye",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîʿülevvelin dokuzuncu perşembe günü doksandokuz Muharrem gurresinden zabt etmek üzere Mekke-i mükerreme kazâsı sâbıkā Bursa kādısı olan Şeyhî Molla-zâde Mehmed Ataullah Efendi'ye ve İzmir kazâsı doksandokuz Receb gurresinde zabt etmek şartiyle Şerîf Efendi-zâde Esseyyid Mehmed Said Efendi'ye ve Yenişehr-i Fener kazâsı sene-i mezkûre Şaʿbân gurresinde zabt etmek şartiyle Ahmed Ataullah Efendi-zâde Mehmed Arif Efendi'ye ve Üsküdar kazâsı Kuds-i şerîf pâyesiyle Cumâdelulâ gurresinde zabt etmek üzere Şerîf Efendi-zâde Esseyyid Mehmed Şerîf Efendi'ye tevcîh ve inâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kazâ-i mezkûreye kadı olan bıçakcılar imâmı Hafîdî Esseyyid Mehmed Faiz Efendi'nin zamân-ı hükûmet-i muʿayyenesi mütekārib-i inkızâ ve bi-hasebi't-tarîk âhara tevcîhi iktizâ etmekle işbu doksandokuz senesi Şaʿbân gurresinde zabt etmek üzere zikr olunan Edirne kazâsı sâbıkā İzmir kadısı Cevdet Halil Efendi'ye işbu Rebîʿülâhir gurresinde tevcîh olundu. (159-b)",
          "caption": "Tevcîh-i kazâ-i Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_153.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i kazâ-i Edirne",
          "text": "Kazâ-i mezkûreye kadı olan bıçakcılar imâmı Hafîdî Esseyyid Mehmed Faiz Efendi'nin zamân-ı hükûmet-i muʿayyenesi mütekārib-i inkızâ ve bi-hasebi't-tarîk âhara tevcîhi iktizâ etmekle işbu doksandokuz senesi Şaʿbân gurresinde zabt etmek üzere zikr olunan Edirne kazâsı sâbıkā İzmir kadısı Cevdet Halil Efendi'ye işbu Rebîʿülâhir gurresinde tevcîh olundu. (159-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Doksanyedi senesi Zilkāʿdesinin yirmibeşinci günü âlem-i fâniye kudûm eden şehzâde Sultan Murâd etfâle musallat olan baʿzı ilel ile bir zamândan berü hasta ve gül-i sad-berg-i vücûduna gubâr-ı rencûrî nişeste olup bi-takdîri'l-mevlâ işbu şehr-i Rebîʿülâhirin onuncu ahad günü andelîb-i rûh-ı mukaddesi kafes-i tenden cüdâ ve hırâmân-ı riyâz-ı dâr-ı bakā olup cenâb-ı hayy-i celîl şehriyâr-i bî-misl ü adîle sabr-ı cemîl ve bâkīlere ömr-i tavîl ihsân eyleye âmîn. Ol dürr-i sadefçe-i saltanatın fıkdânı eğerçi aʿlâ ve ednânın hırmen-sûz-i sabr u sâmânı ve mûcib-i nâliş-i ahzânî olup ancak Nazım: Gül ger-fütâd serv-i çemen ber-devâm bâd / Dürr-ger şikest Bahr-i Aden bâ-nizâm bâd\nGer kevkeb-i münîr fürûşüd zi-âsumân (160-a) Hurşîd-i âsumân-ı saʿâdet-müdâm bâd mefhûmu salvet-resân-ı kulûb-i enâm olmuşdur.",
          "caption": "İntikāl-i Şehzâde Sultan Murâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_154.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İntikāl-i Şehzâde Sultan Murâd",
          "text": "Doksanyedi senesi Zilkāʿdesinin yirmibeşinci günü âlem-i fâniye kudûm eden şehzâde Sultan Murâd etfâle musallat olan baʿzı ilel ile bir zamândan berü hasta ve gül-i sad-berg-i vücûduna gubâr-ı rencûrî nişeste olup bi-takdîri'l-mevlâ işbu şehr-i Rebîʿülâhirin onuncu ahad günü andelîb-i rûh-ı mukaddesi kafes-i tenden cüdâ ve hırâmân-ı riyâz-ı dâr-ı bakā olup cenâb-ı hayy-i celîl şehriyâr-i bî-misl ü adîle sabr-ı cemîl ve bâkīlere ömr-i tavîl ihsân eyleye âmîn. Ol dürr-i sadefçe-i saltanatın fıkdânı eğerçi aʿlâ ve ednânın hırmen-sûz-i sabr u sâmânı ve mûcib-i nâliş-i ahzânî olup ancak Nazım: Gül ger-fütâd serv-i çemen ber-devâm bâd / Dürr-ger şikest Bahr-i Aden bâ-nizâm bâd\nGer kevkeb-i münîr fürûşüd zi-âsumân (160-a) Hurşîd-i âsumân-ı saʿâdet-müdâm bâd mefhûmu salvet-resân-ı kulûb-i enâm olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh işbu şehr-i Rebîʿülevvelin yirmidokuzuncu cumʿa gecesi kürsî-i eyâleti olan belde-i Travnik'de hücceten vefât eylediği haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve ol-vechile mansıbı münhal olduğuna binâen sâbıkā Belgrad muhâfızı olup muhâfız-ı cedîd vürûduna dek Belgrad'da ikāmeti fermân buyurulan Vezîr Râif İsmail Paşa'ya şehr-i Rebîʿülâhirin ondokuzuncu yevm-i hamîs eyâlet-i mezbûre eğerçi tevcîh ve inâyet ve kapu kethüdâsına ilbâs-ı hilʿat olundu. Ancak iki gün sonra baʿzı mülâhazaya mebnî eyâlet-i mezkûre müşârün-ileyhden sarf olunup Bender muhâfızı olan Vezîr Haseki Mehmed Paşa'ya tevcîh ve menzil ile azîmet ve seyr-i serîʿ ile hareket eylemesi emr-i âlî ile müşârün-ileyhe te'kîd ve tenbîh olunup Raif İsmail Paşa'ya Eğriboz muhâfazası ve Bucak başbuğu olup ber-vech-i arpalık Tırhala sancağına mutasarrıf olan Arslan Paşa'ya livâ-i Tırhala ilhâkıyla Bender muhâfazası tevcîh olundu.\n\nTercüme: Müteveffâ-yı müşârün-ileyh Hekim-başı-zâde sadr-ı esbak Ali Paşa merhûmun enderûn ağalarından hazîne baş yamağı ve baʿdehû Bosna defterdârlığıyla çırağ eylediği Boşnak İsmail Ağa'nın oğlu olup bin yüz otuzbeş târîhinde mütevellid ve fark ve temyîz derecesine mütesâʿid oldukda Âsitâne-i saʿâdet'e vârid ve Sarây-ı hümâyûn'a çırağ olmakla tahsîl-sâz-ı mukaddemât-ı merâtib ü fevâid olmuşidi. Nısf-ı ikbâl add olunan vecâhet ve cesâmet-i vücûd ve baht-ı sâz-kâr ve mahsûd iktizâsıyla (160-b) zümre-i çukadârân-ı hazret-i şehriyâriye muzâf olup çok geçmeden baş-çukadarlık ile mağbût-ı akrân ve yevmen fe-yevmen hüdâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun nazar-ı iltifâtıyla kâmrân olmuşidi. Bundan sonra defʿaten hazîne kethüdâsı ve bir müddetden sonra müntehâ-yı hidemât-ı ricâl-i enderûn olan silâhdarlık câh-ı refîʿiyle memnûn ve dil-şâd ve cülûs-ı hümâyûn vukūʿunda hizmet-i mezkûrede bulunmak mülâbesesiyle mazhar-ı iltifât-ı pâdişâh-ı mekârim-mutâd olup hilâl-i mezkûrda Âsitâne'de kā'im-makām bulunan Vezîr Süleyman Paşa'nın şiddet-i hareket ve hiddet-i tabîʿatı mizâc-ı asra evfak olmadığından azli lâzım gelüp sâhib-i tercümeye vezâret ihsân ve kā'im-makāmlık ile çırağ-ı ikbâli fürûzân kılınmışidi. Müşârün-ileyhin irâde-i umûr-ı\nvezâretde mübtedîliği ve icrâ-yı lâzıme-i hükûmetde nâ-azmûdeliği hasebiyle tarafından hilâf-ı rızâ ba'zı etvâr-ı garîbe rû-nümâ olmağla azl olunup Karahisar-ı sâhib'e nefy ü iclâ ve müddet-i kalîle zarfında vezâreti ibkā ve eyâlet-i Maraş i'tâsıyla müceddeden derece-i izz ü şânı a'lâ olundu. Bundan sonra ba'zı cesîm eyâletlere vâlî ve bâ-husûs İsmail cânibi seraskerliğiyle necm-i mâhiyyeti mütelâlî olup ba'dehû memleketi olan Bosna eyâletiyle şâdân ve birkaç senede memleket-i merkūmede hükümrân ve encâm-ı kâr târîh-i mezkûrda sâkī-i dehr elinden tecerrü'-i ke's-i menûn ve fücceten fevt ile terk-i esbâb-ı tecemmülât-ı dünyâ-yı dûn eyledi. Merhûm-ı müşârün-ileyh sebât-ı kadem ile ma'rûf ve evsâf-ı cesâret ve metânet ile men'ût ve mevsûf olup tâli'inde sa'âdet ve bahtında kuvvet ve zamân-ı nezâretinde İsmail vak'asından gayri sıklet görmeyüp âlemde evkātı hoş geçmiş (161-a) vüzerâdan olduğu ma'lûm-ı ashâb-ı basîretdir.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Silâhdâr Abdullah Paşa vâlî-i Bosna ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_155.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Silâhdâr Abdullah Paşa vâlî-i Bosna ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Müşârün-ileyh işbu şehr-i Rebîʿülevvelin yirmidokuzuncu cumʿa gecesi kürsî-i eyâleti olan belde-i Travnik'de hücceten vefât eylediği haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve ol-vechile mansıbı münhal olduğuna binâen sâbıkā Belgrad muhâfızı olup muhâfız-ı cedîd vürûduna dek Belgrad'da ikāmeti fermân buyurulan Vezîr Râif İsmail Paşa'ya şehr-i Rebîʿülâhirin ondokuzuncu yevm-i hamîs eyâlet-i mezbûre eğerçi tevcîh ve inâyet ve kapu kethüdâsına ilbâs-ı hilʿat olundu. Ancak iki gün sonra baʿzı mülâhazaya mebnî eyâlet-i mezkûre müşârün-ileyhden sarf olunup Bender muhâfızı olan Vezîr Haseki Mehmed Paşa'ya tevcîh ve menzil ile azîmet ve seyr-i serîʿ ile hareket eylemesi emr-i âlî ile müşârün-ileyhe te'kîd ve tenbîh olunup Raif İsmail Paşa'ya Eğriboz muhâfazası ve Bucak başbuğu olup ber-vech-i arpalık Tırhala sancağına mutasarrıf olan Arslan Paşa'ya livâ-i Tırhala ilhâkıyla Bender muhâfazası tevcîh olundu.\n\nTercüme: Müteveffâ-yı müşârün-ileyh Hekim-başı-zâde sadr-ı esbak Ali Paşa merhûmun enderûn ağalarından hazîne baş yamağı ve baʿdehû Bosna defterdârlığıyla çırağ eylediği Boşnak İsmail Ağa'nın oğlu olup bin yüz otuzbeş târîhinde mütevellid ve fark ve temyîz derecesine mütesâʿid oldukda Âsitâne-i saʿâdet'e vârid ve Sarây-ı hümâyûn'a çırağ olmakla tahsîl-sâz-ı mukaddemât-ı merâtib ü fevâid olmuşidi. Nısf-ı ikbâl add olunan vecâhet ve cesâmet-i vücûd ve baht-ı sâz-kâr ve mahsûd iktizâsıyla (160-b) zümre-i çukadârân-ı hazret-i şehriyâriye muzâf olup çok geçmeden baş-çukadarlık ile mağbût-ı akrân ve yevmen fe-yevmen hüdâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun nazar-ı iltifâtıyla kâmrân olmuşidi. Bundan sonra defʿaten hazîne kethüdâsı ve bir müddetden sonra müntehâ-yı hidemât-ı ricâl-i enderûn olan silâhdarlık câh-ı refîʿiyle memnûn ve dil-şâd ve cülûs-ı hümâyûn vukūʿunda hizmet-i mezkûrede bulunmak mülâbesesiyle mazhar-ı iltifât-ı pâdişâh-ı mekârim-mutâd olup hilâl-i mezkûrda Âsitâne'de kā'im-makām bulunan Vezîr Süleyman Paşa'nın şiddet-i hareket ve hiddet-i tabîʿatı mizâc-ı asra evfak olmadığından azli lâzım gelüp sâhib-i tercümeye vezâret ihsân ve kā'im-makāmlık ile çırağ-ı ikbâli fürûzân kılınmışidi. Müşârün-ileyhin irâde-i umûr-ı\nvezâretde mübtedîliği ve icrâ-yı lâzıme-i hükûmetde nâ-azmûdeliği hasebiyle tarafından hilâf-ı rızâ ba'zı etvâr-ı garîbe rû-nümâ olmağla azl olunup Karahisar-ı sâhib'e nefy ü iclâ ve müddet-i kalîle zarfında vezâreti ibkā ve eyâlet-i Maraş i'tâsıyla müceddeden derece-i izz ü şânı a'lâ olundu. Bundan sonra ba'zı cesîm eyâletlere vâlî ve bâ-husûs İsmail cânibi seraskerliğiyle necm-i mâhiyyeti mütelâlî olup ba'dehû memleketi olan Bosna eyâletiyle şâdân ve birkaç senede memleket-i merkūmede hükümrân ve encâm-ı kâr târîh-i mezkûrda sâkī-i dehr elinden tecerrü'-i ke's-i menûn ve fücceten fevt ile terk-i esbâb-ı tecemmülât-ı dünyâ-yı dûn eyledi. Merhûm-ı müşârün-ileyh sebât-ı kadem ile ma'rûf ve evsâf-ı cesâret ve metânet ile men'ût ve mevsûf olup tâli'inde sa'âdet ve bahtında kuvvet ve zamân-ı nezâretinde İsmail vak'asından gayri sıklet görmeyüp âlemde evkātı hoş geçmiş (161-a) vüzerâdan olduğu ma'lûm-ı ashâb-ı basîretdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârüssaltanatü'l-aliyye'de mütemekkin olan tavâif-i inâs her hâlde melhûz-ı nigâh-ı emniyyet ve istînâs ve ser-âzâde-i gezend ü hirâs olmak pâdişâh-ı adâlet-esâs dâme-mâdâmü'n-nâs hazretlerinin kusvâ-yı irâde-i şâhâne ve müntehâ-yı metâlib-i mülûkâneleri olup fe-li-zâlike emr-i muhâfaza ve muhârese zevâbit ve rü'esânın gerden-bend-i ihtimâm ve gayretleri ve ref'-i tasallut-ı işrâr vâcibe-i zimmet-i himmetleri kılınmak mukābelesinde her biri sâye-i Devlet-i aliyye'de nâil-i ni'am-ı sehletü'l-husûl ve müddet-i kalîlede hâce-i bendergâh-ı servet ü gınâ ola-geldikleri ma'lûm-ı ashâb-ı idrâk ve ukūl olduğu ve zikr olunan zâbitânın akdem ü a'zamı yeniçeri ağaları olup fî-küll-i vakt ve hîn nehb ü yağma-yı emvâl-i nâs içün der-kemîn olan sürrâk ve şahâzîn gürûhundan beldeyi te'mîn ve tahtü'r-rimâd-ı fesâd pinhân olan nâr-ı zarar u hasâreti her bâr ihmâd ve teskîn-i illet-i gāile-i me'mûriyyetleri iken yeniçeri ağası olan Yahya Ağa bu tafsîlâtdan gāfil ve kendüye kerrâren ve mirâren vukū' ve sudûr bulan tenbîh ve te'kîdden zâhil olup vaktinde düzdân ve lusûs-ı mütekessir ve ehl-i ırz makūleleri bu takrîb ile mer'ûbü'l-kulûb ve mutazaccır olduklarından gayri zikr olunan gürûh-ı mahzûl vâfir dekâkîn ve buyûta fürce-yâb-ı duhûl ve emvâl-i halkı ahz ü gasb ile meşgûl oldukları ve bâ-husûs bundan akdem mecâlis-i müte'addidede ehl-i şûrânın istisvâb ve iğrâsıyla nizâmı menvî olan esâmeler mâddesi henüz kāle gelmemişiken mûmâ-ileyhin tehâlük ve belâdeti şuyû'-ı erâcîf ü ekâzibe bâdî (161-b) ve zâtında merkûz olan rehâvet ve adem-i dirâyet iktizâsiyle bundan böyle ağalıkdan ibkā olunsa kendüden Devlet-i aliyye'ye nâ-\nfi' cüz'î ve küllî bir hizmet zuhûr etmeyeceği teyakkunu azline sebeb-i âdî olup binâberîn işbu Cumâdel-ulânın dördüncü salı günü ağa-yı mûmâ-ileyh azl ü iclâ ve kul kethüdâsı olan Ahmed Ağa'ya ağalık hil'ati iksâ ve tarîkleri üzere silsile vâkiʿ olup lâyıkı vechile her biri sullem-i maksûda iʿtilâ ile kesb-i merâtib-i ülyâ eylediler.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_156.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Dârüssaltanatü'l-aliyye'de mütemekkin olan tavâif-i inâs her hâlde melhûz-ı nigâh-ı emniyyet ve istînâs ve ser-âzâde-i gezend ü hirâs olmak pâdişâh-ı adâlet-esâs dâme-mâdâmü'n-nâs hazretlerinin kusvâ-yı irâde-i şâhâne ve müntehâ-yı metâlib-i mülûkâneleri olup fe-li-zâlike emr-i muhâfaza ve muhârese zevâbit ve rü'esânın gerden-bend-i ihtimâm ve gayretleri ve ref'-i tasallut-ı işrâr vâcibe-i zimmet-i himmetleri kılınmak mukābelesinde her biri sâye-i Devlet-i aliyye'de nâil-i ni'am-ı sehletü'l-husûl ve müddet-i kalîlede hâce-i bendergâh-ı servet ü gınâ ola-geldikleri ma'lûm-ı ashâb-ı idrâk ve ukūl olduğu ve zikr olunan zâbitânın akdem ü a'zamı yeniçeri ağaları olup fî-küll-i vakt ve hîn nehb ü yağma-yı emvâl-i nâs içün der-kemîn olan sürrâk ve şahâzîn gürûhundan beldeyi te'mîn ve tahtü'r-rimâd-ı fesâd pinhân olan nâr-ı zarar u hasâreti her bâr ihmâd ve teskîn-i illet-i gāile-i me'mûriyyetleri iken yeniçeri ağası olan Yahya Ağa bu tafsîlâtdan gāfil ve kendüye kerrâren ve mirâren vukū' ve sudûr bulan tenbîh ve te'kîdden zâhil olup vaktinde düzdân ve lusûs-ı mütekessir ve ehl-i ırz makūleleri bu takrîb ile mer'ûbü'l-kulûb ve mutazaccır olduklarından gayri zikr olunan gürûh-ı mahzûl vâfir dekâkîn ve buyûta fürce-yâb-ı duhûl ve emvâl-i halkı ahz ü gasb ile meşgûl oldukları ve bâ-husûs bundan akdem mecâlis-i müte'addidede ehl-i şûrânın istisvâb ve iğrâsıyla nizâmı menvî olan esâmeler mâddesi henüz kāle gelmemişiken mûmâ-ileyhin tehâlük ve belâdeti şuyû'-ı erâcîf ü ekâzibe bâdî (161-b) ve zâtında merkûz olan rehâvet ve adem-i dirâyet iktizâsiyle bundan böyle ağalıkdan ibkā olunsa kendüden Devlet-i aliyye'ye nâ-\nfi' cüz'î ve küllî bir hizmet zuhûr etmeyeceği teyakkunu azline sebeb-i âdî olup binâberîn işbu Cumâdel-ulânın dördüncü salı günü ağa-yı mûmâ-ileyh azl ü iclâ ve kul kethüdâsı olan Ahmed Ağa'ya ağalık hil'ati iksâ ve tarîkleri üzere silsile vâkiʿ olup lâyıkı vechile her biri sullem-i maksûda iʿtilâ ile kesb-i merâtib-i ülyâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ İsmail cânibi seraskeri ve Rumeli vâlisi olan Vezîr Abdi Paşa'nın Sofya'ya ve Sofya seraskeri ve Anadolu vâlisi olan Vezîr İsmail Paşa'nın İsmail'e nakli mukaddemâ tasmîm olunup vakti geldikde mahalleri tebdîl olunmak irâde buyurulmuşidi. Yevm-i mezkûrda ber-minvâl-i muharrer Abdi Paşa Sofya'ya ve İsmail Paşa İsmail'e el-yevm üzerlerinde olan mansıblarının ibkāsıyle serasker nasb olunup Silistre seraskeri Vezîr Bekir Paşa'dan dahi me'mûr olduğu hatab-ı cesîmde lede'l-lüzûm hidemât-ı mebrûre rûnümâ olmayacağı bi'l-ihtiyâr mahsûs ve ma'lum olup binâen-aleyh müşârün-ileyh Silistre seraskerliğinden azl olunup Vidin muhâfazasına taʿyîn ve Vidin muhâfızı olan Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa'ya Özi eyâleti tevcîh olunup Silistre seraskerliğiyle dahi menşûr-ı iʿtibârı tahliye ve tezyîn olundu. (162-a).",
          "caption": "Tebdîl-i makām-ı seraskerân-ı Sofya ve İsmail ve tevcîh-i Vidin ve eyâlet-i Özi bâ-serasker-i cânib-i Silistre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_157.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i makām-ı seraskerân-ı Sofya ve İsmail ve tevcîh-i Vidin ve eyâlet-i Özi bâ-serasker-i cânib-i Silistre",
          "text": "Hâlâ İsmail cânibi seraskeri ve Rumeli vâlisi olan Vezîr Abdi Paşa'nın Sofya'ya ve Sofya seraskeri ve Anadolu vâlisi olan Vezîr İsmail Paşa'nın İsmail'e nakli mukaddemâ tasmîm olunup vakti geldikde mahalleri tebdîl olunmak irâde buyurulmuşidi. Yevm-i mezkûrda ber-minvâl-i muharrer Abdi Paşa Sofya'ya ve İsmail Paşa İsmail'e el-yevm üzerlerinde olan mansıblarının ibkāsıyle serasker nasb olunup Silistre seraskeri Vezîr Bekir Paşa'dan dahi me'mûr olduğu hatab-ı cesîmde lede'l-lüzûm hidemât-ı mebrûre rûnümâ olmayacağı bi'l-ihtiyâr mahsûs ve ma'lum olup binâen-aleyh müşârün-ileyh Silistre seraskerliğinden azl olunup Vidin muhâfazasına taʿyîn ve Vidin muhâfızı olan Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa'ya Özi eyâleti tevcîh olunup Silistre seraskerliğiyle dahi menşûr-ı iʿtibârı tahliye ve tezyîn olundu. (162-a)."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Telsîm-i aʿtâb-ı Kâbe-i mükerreme ve takbîl-i südde-i Ravza-i mutahhara niyyet-i hâlisesiyle beher sâl revâhil-i vecd ü hiyâm ve matāyâ-yı şevk u garâm ile müctâz-ı berârî-i hicâz ve tayy-kerde-i nişîb ü ferâz olan kāfile-i hüccâc-ı hidâyet-minhâcın sâlimen ve gānimen lâ nâdimen ve sadimen zihâb ü iyâbları ve hâr-ı mugaylan-ı fecc-i amîk ve haseki's-su'dân-ı mekân-ı sahîk olan âzâr-ı eşrâr-ı aʿrâbdan dâmen âsûde-i itmi'nân olmaları hâdimü'l-Haremeynü'ş-şerîfeyn ve hâmilü'l-buk'ateyni'l-mübâreketeyn olan şehriyâr-ı pâk-tıynet ve pâdişâh-ı sâfi-akīdet hazretlerinin ahass-ı murâd-ı mâfi'l-fu'ad-ı mülükâne ve akdem-i merâm-ı muntazarü'l-husûl-i tâcdârâneleri ol-\nmakdan nâşî bu sâl-i huceste-fâlde dahi emîr-i rekb-i hac olan Vezîr Derviş Mehmed Paşa'nın kâffe-i müstedʿayâtı müsaʿade-i aliyyeye makrûn ve bi'l-cümle mes'ûlâtı matlûbu üzere rû-nümûn olup reh-revân-ı vâdi-i Yesrîb ve Batha ve râhile-bendân-ı savb-ı Merve ve Safâ olanların selâmet-i hâlleriyle tahsîl-i esbâb-ı refâh ve âsâyişleri ber-minvâl-i muharrer müteʿaddid evâmir-i aliyye ile tenbîh ve te'kîd olunup mukaddemce îfâ-yı lâzıme-i fedâ قد انذر من انذر ve makām-ı vâlâ-yı sadâretden dahi nesâyih-i mutazammınetü'l-iber kılınup ol vechile müşârün-ileyh Şam'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve cânib-i Hicâz'a teveccüh ve azîmet etmişidi. Baʿde iskāt-ı ferâizü'l-hac ahbâr-ı sârre-i (162-b) hüccâcı beher sâl îsâle me'mûr olan müjdeci-başı işbu şehr-i Rebîʿül-evvel evâilinde vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve resm-i dîrîn-i devlet üzere ibtidâ-yı emirde ağa-yı Dârüsaʿâdetüş-şerîfe ile mülâkî olup çi-gûnegî-i hâl-i hüccâcdan su'âl olundukda Şam vâlisinin fî-hadd-i zâtihi belâhat ve rehâveti ve idâre-i umûr-ı hâcda olan adem-i istitâʿa ve kudreti takrîbi ile tarîk-i hacda vâkiʿ olup hüccâcın mesâbe-i kilârı belki medâr-ı intiʿâş ve iktidârı olan kılâʿdan Hediyye-eşmesi ve Cehimin ve Tâbut-Kurusu kalʿalarını eşkıyâ-yı urbân nehb ü tâlân ve bekçilerini katl ile izhâr-ı bagy u tuğyân eyledikleri ve meşâyih-i urbân surrelerimiz noksân verildiği hâlde gāfil olmasınlar îhâmını hâvî Medine-i münevvere ahâlisine irsâl-i peyâm ve mîrü'l-hâc her menzilde haymesine kapanup hâl-i kavâfilden gāfil ve hâb-ı nûşîn ü istirâhate mâil olduğundan emvâl-i hüccâcın ekseri menhûb ve bu mülâbese ile hilâl-i tarîkde ve cümlesinin emniyyetleri meslûb ve sâl-i kābilde hacca azîmet mümteniʿ olduğunu beyân ile etrâfa neşr-i mektûb eylediklerini ve Şam-ı şerîfe vusûllerinde aʿzam-ı levâzımdan olan çadırları hazz u baht-ı vârûn ve tâliʿ-i nahs u bâzgûnî iktizâsiyle bilcümle sûzân ve cerdenin bî-vakt ü ibbân hareketinden zehâir telef ve zâyiʿ ve ordu-yı hüccâca kaht u zarûret vâkiʿ olup sene-i âtiyede hüccâcı kaldırmak nakden iki bin kîse akçe tedârüküne ve matâyâ-yı hüccâc olan develerin akvâtı hıset-i takrîbi ile kıllet üzere verilüp bu sebeble cimâle hüzâl târî (163-a) ve fî-mâ-baʿd amelden kalup gelecek sene akalli on bin deve tedârükü emr-i zarûrî olduğundan gayri an-be-an vukūʿ-ı fırsata nigerân olan Mehmed Hırfân dahi vâlinin zabt-ı memleket ve hıfz-ı vilâyetde olan acz ü hayretini müşâhede birle ficâc-ı tecâvüz ve taʿaddiye intihâc ve Hama ve nevâhîsini nehb ü târâc ve mütesellim ve âdemlerini katl ü izʿâc edüp ol havâlîden dahi emniyyet münʿadim ve münselib ve fukarâ ve zuʿafâ bi'z-zarûre terk-i vatana müteheyyî ve müteehhib olduklarını ve Harb şeyhi Şeyh Mahmud Devlet-i aliyye'ye sadâkat ve şerîf tarafına husûmet etmekden nâşî hüccâcın her ne kadar mutazarrır olmaması husûsuna saʿy ü gayret eylediyse dahi mîrü'l-hâc\nhac paşanın kıllet-i askerî ve dâiresinin perîşânlığı urbânın meşhûdu olup müdâfaʿa fikrinden sâlim olarak istedikleri gibi izrâr-ı hüccâca ictisâr ve bu hâlet inbiʿâs-ı şevk-i hırs u tamaʿlarına küllî medâr olup maʿâz-Allah sene-i âtiyyede bundan ziyâde zarar u fesâda ibtidâr edeceklerini müjdeci-başı merkūm takrîr ve ağa-yi müşârün-ileyh hazretleri tarafından takrîr-i mezkûr arz-ı huzûr-ı şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr kılınup filvâki takrîr-i mezkûre nazaran emîr-i haccın vücûb-i azli zâhir olup ibkāsı müstelzim-i mahzûr-ı azîm ve vaktiyle muktedir ve müstakîm bir vezîr-i sütûde-tedbîr mîr-haclığa takdîm muktezâ-yı akl-ı selîm olup vüzerâ-yı ʿizâmın müştehir ve muktedirlerinden Sayda vâlisi Cezzâr Ahmed Paşa veyâhud Azm-zâdelerden biri cümle ittifâkiyle ihtiyâr ve Şam vâlisi nasb olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn-ı (163-b) kerâmet-meşhûn ısdâr buyuruldukdan sonra müjdeci-başı Bâbıâlî'ye ihzâr ve istintāk ve takrîr-i âhîrinde mutâbakat ve vifâk fehm olunduğundan gayri ahvâl-i hüccâca vâkıf ve Şam havâlisinin keyfiyyetine ârif baʿzı kimesnelerden Şam vâlisinin gelecek sene bu hâl ile harekete kudreti ve adem-i kudret farz olunduğu hâlde vüzerâdan kangısı mîr-haclığa enseb olduğu istihbâr ve istiknâh olundukda ihtirâk-i hiyâm ve mahzûliyet-i cimâl ve bevâʿis-i sâire ile müşârün-ileyhin ibkā-yı emâreti hatar-ı azîmi mûcib olup azli ehemm ve Cezzâr Ahmed Paşa'nın miknet ve serveti maʿlûm-ı âlem olduğundan gayri beyne'l-aşâir şecâʿat-i müfritası ka'l-mislü's-sâir olmağla akrânından imtiyâz ve rüchâniyyeti azher ve ebyen ve mîr-haclığı min-külli'l-vücûh müstahsen olduğun beyân ve şeyhü'l-harâmın hazînedârı Necâb Ahmed bu keyfiyyetleri tasdîk ve mezâhib-i erbaʿa müftîleri Derviş Paşa gelecek sene imâretde bâkı kalır ise hatar u zarar mülâhazalariyle mahmil-bend-i azîmet olan hüccâca emniyyet câiz olmaz deyû fetvâlar verdiklerini tefevvüh ve ihbâr ve müjdeci-başı kavl-i mezkûrda muvâfakat izhâr etmekle husûs-ı mezkûr muʿazzamât-ı umûrdan olduğuna binâen esâtîn-i bünyân-ı saltanat ve erkân-ı kasr-ı müşeyyed-i devlet olan ulemâ ve ricâl ile meşveret ve iktizâsına göre bi'l-ittifâk nizâm ve temşiyeti verilmek içün şehr-i merkūmun onaltıncı perşembe günü hâne-i fetvâ-penâhîde ehl-i şûrâ encümen-ârâ olup tarîk-i hacda vâkiʿ olan hasâret ve hüccâca terettüb eden gûnâ-gûn mazarrat ve Derviş Paşa'da olan (164-a) fütûr ü rehâvet ve hıyâm ve mebâliğ iʿânetine ihtiyâç ile bu mevsimde Devlet-i aliyye'ye hâsıl olacak sıklet ve dahi buna dâir olan keyfiyyât tafsîl ü ıtnâb ve huzzârdan taleb-i re'y-i savâb olundukda Süleymân Feyzi Efendi kelâma bed' ü mübâşeret ve Cezzâr'ın hâlinden ve sâir vüzerânın adem-i kudret ve idâresinden bahs ile Receb-i şerîfe dek te'hîr-i maslahat olunup baʿdehû Canikli Ali Paşa nasb olunmak asveb olunduğun beyân ve kapudan paşa hazretleri mûmâ-\nileyhin kavlini istihsân eyledikde sadrıazam hazretleri mukābele ve «mîrhaccın cümle mühimmâtı hazır olduğu sûretde Receb belki Ramazana dek maslahatın te'hîrinde be's olmayup ancak mühimmâtın fıkdânı ve i'ânet-i külliyyenin lüzûmu hasebiyle ta'cîl ve te'cîl-i maslahat ne makūle zarar u menfa'at îcâb edeceğini mülâhaza ve ba'dehû ifâde lâzımdır» buyurduklarında re'îsülküttâb efendi cevâba ibtidâr ve «Ali Paşa'nın evleviyeti teslîm olunduğu halde bile mîrîden akçe taleb eyleyeceği âşikârdır» dedikde defterdar efendi akçenin tedârükü müşkil ve asîr ve mîrînin keyfiyyeti ma'lûm-ı sagîr ü kebîr olduğun işrâb akabinde şeyhülislâm efendi hazretleri kelâma şurû' ve «Ali Paşa ile istimzâc vukūʿiyle kabûl ve adem-i kabûl cihetleri ta'ayyün edinceye dek zaman mürûr edüp fevt-i vakt ile tedârük-i mühimmât mümkin olmayacağı bedîhî olup Cezzâr misillü muktedir vezîre Şam'ın tevcîhinde vücûh-ı menâfi' ve suhûlet ve bâ-husûs taleb-i i'ânet ile mîrîye adem-i sıklet derkârdır» buyurduklarında Feyzi Efendi kemâfi'l-evvel Ali Paşa'yı (164-b) tervîc ve Cezzâr'a ba'zı hâl isnâdiyle muʿâreze ve mübâheseyi tehyîc edüp sadrıazam hazretleri mukābele buyurup Ali Paşa'nın maʿiyyetinde olan altı-yedi bin kadar asker olup Erzurum ve Karahisâr ve Trabzon ve havâlisi taht-i tasarruf ve idâresinde iken etrâf-ı mezkûrede bakā ve istikrârından mahzûz ve ihtiyâr-ı külfet ile Şam'a azîmeti gayr-i melhûz olduğundan fazla o kadar asker ile mahall-i ba'îdden nehdat ve Şam'a azîmet zamâna muhtâc ve havf-ı fevt-i vakt şâibeleri kalbde ihtilâc eylediğini beyân buyurduklarında mûmâ-ileyh kelâmını i'âde ve müşârün-ileyh tarafından adem-i kabûl sûreti nümâyân olduğu hâlde isrâr ile mu'âmeleyi sevk ü ifâde edüp Sadrıazam hazretleri «müşârün-ileyh cebr ü ısrâr ile emânet-i haccı kabûl etse dahi birkaç def'a mükâtebe ve mücâvebe vukūʿiyle kabûl eyleyeceği ve bu takrîb ile mevsim-i hac güzerân edeceğinden gayri ceffe'l-kalem cevâb vermesi dahi lâyihât-ı akliyyeden olup adem-i itâʿat misillü tarafından bir vaz'-ı nâ-ber-câ zuhûriyle madde-i münferide kabûl-i taʿaddüd ve hıfzen-li'l-nizâm derhâl çâresi görülmek lâbüd olup bu kadar mahzûrlar der-kâr iken ısrâr abese iştigâl kabîlinden olduğu âşikârdır» buyurdular. Kapudan paşa hazretleri dahi kelâma ibtidâr ve «Cezzâr'ın men'-i emâretinde kādir olduğu mertebe serd-i mukaddemât ile Ali Paşa'nın rüchâneyyetini iş'âr ve defter emîni efendi dahi müşârün-ileyhe kafâdar olup Cezzâr'dan şerîf-i Mekke'nin vahşetini ve Mısır mîr-haccının vesvese ve haşyetini telmîh ve Ali Paşa olmadığı sûretde sadr-ı sâbık Yeğen Mehmed Paşa hazretlerinin ehliyyet ve iktidârını tasrîh etdikde Ali Paşa (165-a) husûsundan müterettib olan terâhî-zamân ve mahâzîr-i âhar tekrâr beyân olunup Yeğen Paşa'nın adem-i kudreti ve Cezzâr'ın fevka mâ-yutasavver\nesbâb-ı sâmân u serveti zâhir ve şerîf-i Mekke'nin tevahhuşu teslîm olunsa bile Cezzâr'ın fart-ı kuvveti sebebiyle cüz'î ve küllî mahzûru müstelzem olmayacağı bâhir olduğundan gayri Azm-zâdelerden dahi mukaddemâ müsteş'ar olup kuvvetleri mefkūd iken tarafından bir hâlet-i müstenkere zuhûr etmemişidi» denildikde hemen Müftî-zâde Efendi kat'-ı ser-rişte-i kelâm ve bu makūle ihtimâlât-ı akliyyeye nihâyet ve encâm olmadığın ifhâm ile mütevekkilen al-Allah Cezzâr'a tevcîh-i Şam olunması teşvîk ve iğrâ ve hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye'de eğerçi sûret-i muvâfakat hüveydâ oldu, ancak semâhatlû Şeyhülislâm efendi hazretleri Ali Paşa ile istimzâc olunmak husûsunu der-miyân ve kabûl eylediği sûretde matlûb hâsıl olacağını beyân ve i'tizârât-ı müveccehe ile istifâsı zâhir oldukda fakat bu senelik Cezzâr'ın mîr-hac nasb olunmasını istihsân edüp der-akab hülâsa-i ârâ-i ehl-i meşveret rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u telhîs ve umûr-ı hüccâc tehîr kabûl eder mevâddan olmayup teshîlen li'l-maslaha mîr-hac bir an akdem taʿyîn ü tahsîs ve tercîh ü temyîz sâlim ani'l-garaz olarak vüzerâ-yı izâmın münâsib ve muktedirlerinden biri mîr-haclığa intihâb ve arz-ı rikâb-ı kâmyâb olunmak ve Ali Paşa'ya mîr-haclığın inhisârı ittifakī midir yâhud baʿzın re'yi midir ve bu'd-ı mesâfe takrîbi ile zamân mürûru ve özr îrâdı melhûz değil midir? (165-b) ve Azm-zâdelerden birine verilse Esad Paşa'nın azlinde vâki' olan keyfiyyet hâtıra gelmez mi? deyû şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn semâhatlû efendi hazretlerine irâ'et olundukda fevt-i vakt mülâhazasiyle re'y-i evvelden udûl ve Cezzâr ve sâirlerin hâli hâricden tashîh olunarak bir kaç gün zarfında hemen nizâmı verilmek lâzım idüğünü teslîm eyleyerek irsâl eylediği şukka rikâb-ı müstetâb-ı hüsrevâneye merfû' ve mevsûl kılınup çünki Cezzâr'a meclis-i meşveretde karar verilmedi. Ali Paşa'nın emâreti dahi ba'zı ilel zımnında câiz olmadığı ve Azm-zâdelerin müteʿallıklerinden ve işe yarar kethüdâlarından Şam havâlisinde kimse var mıdır? su'âlini hâvî tekrar hatt-ı şerîf-i kerâmet-redîf sâdır oldukda havâli-i Şam'da umûr-ı hüccâcı müdîr-i sâhib-i re'y ü tedbîr olmadığından gayri Cezzâr'dan emâretin insirâfı mühimmât-ı hâccın vaktiyle tedârük olunmamasına delâlet eyleyeceği ve müşârün-ileyhin Şam'a kurbiyyeti ve bâ-husûs fart-ı kuvvet ü mikneti hasebiyle emâret-i Şam'ın inhisâr-ı aklı ile tarafına tefvîzi emr-i mahtûm ve adem-i istisvâb semtine zâhib olanların kelâmları şâibe-i garazdan âzâde olmayup birer sebebe mebnî olduğu meczûm ve müşârün-ileyhden bu âna dek isâ'ete müte'allik bir hareket-i nâmülâyim zuhûr etmediği dahi ma'lûm olduğundan fazla el-hâletü-hâzihi Feyzi Efendi dahi ityân olununan berâhîn-i müdellele ile mülzem olup müşârün-ileyhin mîr-haclığına velev bir senelik olsun kāil ve Hasan Efendi'den gayri\nmuʿârız kalmadığı ve Ali Paşa'nın kapu-kethüdâsı ile husûs-ı mezkûr müzâkere olundukda mîr-hâclık (166-a) kuvvet-i mâliyyeye ve ale'l-husûs vakt ü hâle nazaran masârif-i külliyyeye mütevakkıf olup Ali Paşa mukaddemâ hasâret-zede olmak takrîbi ile mîr-haclık idâresinde meslûbü'l-iktidâr olduğundan gayri yâ istiʿâne ve isticdâ veyâhud iʿtizâr ve istiʿfâ hâletlerini îkāʿa muztarr olmağla taʿcîli ehemm olan maslahatın teʾhîrine bâdî olacağı gayr-i hafî olduğun ifâde edüp bundan sonra kapudan paşa hazretlerinin dahi mîr-haclığa ehliyyet ve kudreti mezkûr ve taleb ü şevki dahi maʿlûm-ı cumhûr olup müşârün-ileyhin kapudanlıkdan infisâli vakt ü hâle nazaran münâsib olmadığından gayri Cezzâr ile olan nihânî mübâgazalarından Cezzâr'a vahşet târî ve mukaddemâ müşârün-ileyhe mîr-haclık münâsib görülmüşiken dahi bu mahzûr mûcib-i tehîri olup bu mukaddemât-ı müselleme ve müberhene ile Cezzâr'ın mîr-haclığı cümlenin hülâsa-i intihâb ve ihtiyârı ve surre emîninden bu keyfiyyet mukaddemâ istihbâr olunduğuna binâen gerçi cevâbı gelecek kadar olmadı lâkin gelecek cevâbı müjdeciler ve sâir vâkıf-ı hâl olanların ahbârına muvâfık olacağı iştibâhdan ârî olduğu ve Cezzâr'ın kapu-kethüdâsı bu esnâda Bâbıâlî'ye memhûr takrîr verilüp mazmûnunda müşârün-ileyhin bu defʿa tarafına vürûd eden tahrîrâtı mefhûmunda intifâʿ gāilesi ber-taraf olarak mahzâ dîn ü Devlet-i aliyye'ye hizmet irâdesiyle mîr-haclık talebinde olduğu ve zehâir ve levâzımât-ı sâire tedârüküne medâr olmak içün kethüdâsına Sayda tevcîh olundukda muʿayyen olan emvâl-i kilâr-ı (166-b) hacdan maʿadâ umûr-ı hac içün Devlet-i aliyye'den bir gûne iʿânet istidʿâsında olmayacağını ve hüccâcı bi-meşiyyeti'llâhi teʿâlâ âminen ve sâlimen götürüp getürmek ve urbânın surrelerini vaktiyle tamâmen verüp hüccâca zarûret çekdürmemek ve Trablus irâde-i Devlet-i aliyye'ye taʿlîk olunup münâsibine tevcîh olunmak husûsları münderic olduğun inhâ etmekle keyfiyyât-ı mezkûre yine rikâb-ı hümâyûna arz u telhîs ve Cezzâr'ın emâretinde ittifâk-ı nâs bulunduğu tekrâr telhîs olundukda minvâl-i muharrer üzere amel olunmak bâbında hatt-ı şerîf-i mehabet-rîz sudûr olup işbu Cumâdel-ûlânın gurre-i garrâsı olan mübârek sebt günü ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿîdde mîr-haclık müşârün-ileyh Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya ve Sayda eyâleti kethüdâsı mîrimîrân-ı kirâmdan Selim Paşa'ya ve Trablus-Şam ile Cerde başbuğluğu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Ameden-i berîd-i kāfile-i hüccâc ve vukūʿ-ı meşveret ve azl-i emîr-i rekb-i Şâmî ve birâdereş ve nasb-ı Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa becâyeş ve Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa be-Trablus ve mîr-i mîrân Selim Paşa be-Sayda",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_158.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Ameden-i berîd-i kāfile-i hüccâc ve vukūʿ-ı meşveret ve azl-i emîr-i rekb-i Şâmî ve birâdereş ve nasb-ı Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa becâyeş ve Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa be-Trablus ve mîr-i mîrân Selim Paşa be-Sayda",
          "text": "Telsîm-i aʿtâb-ı Kâbe-i mükerreme ve takbîl-i südde-i Ravza-i mutahhara niyyet-i hâlisesiyle beher sâl revâhil-i vecd ü hiyâm ve matāyâ-yı şevk u garâm ile müctâz-ı berârî-i hicâz ve tayy-kerde-i nişîb ü ferâz olan kāfile-i hüccâc-ı hidâyet-minhâcın sâlimen ve gānimen lâ nâdimen ve sadimen zihâb ü iyâbları ve hâr-ı mugaylan-ı fecc-i amîk ve haseki's-su'dân-ı mekân-ı sahîk olan âzâr-ı eşrâr-ı aʿrâbdan dâmen âsûde-i itmi'nân olmaları hâdimü'l-Haremeynü'ş-şerîfeyn ve hâmilü'l-buk'ateyni'l-mübâreketeyn olan şehriyâr-ı pâk-tıynet ve pâdişâh-ı sâfi-akīdet hazretlerinin ahass-ı murâd-ı mâfi'l-fu'ad-ı mülükâne ve akdem-i merâm-ı muntazarü'l-husûl-i tâcdârâneleri ol-\nmakdan nâşî bu sâl-i huceste-fâlde dahi emîr-i rekb-i hac olan Vezîr Derviş Mehmed Paşa'nın kâffe-i müstedʿayâtı müsaʿade-i aliyyeye makrûn ve bi'l-cümle mes'ûlâtı matlûbu üzere rû-nümûn olup reh-revân-ı vâdi-i Yesrîb ve Batha ve râhile-bendân-ı savb-ı Merve ve Safâ olanların selâmet-i hâlleriyle tahsîl-i esbâb-ı refâh ve âsâyişleri ber-minvâl-i muharrer müteʿaddid evâmir-i aliyye ile tenbîh ve te'kîd olunup mukaddemce îfâ-yı lâzıme-i fedâ قد انذر من انذر ve makām-ı vâlâ-yı sadâretden dahi nesâyih-i mutazammınetü'l-iber kılınup ol vechile müşârün-ileyh Şam'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve cânib-i Hicâz'a teveccüh ve azîmet etmişidi. Baʿde iskāt-ı ferâizü'l-hac ahbâr-ı sârre-i (162-b) hüccâcı beher sâl îsâle me'mûr olan müjdeci-başı işbu şehr-i Rebîʿül-evvel evâilinde vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve resm-i dîrîn-i devlet üzere ibtidâ-yı emirde ağa-yı Dârüsaʿâdetüş-şerîfe ile mülâkî olup çi-gûnegî-i hâl-i hüccâcdan su'âl olundukda Şam vâlisinin fî-hadd-i zâtihi belâhat ve rehâveti ve idâre-i umûr-ı hâcda olan adem-i istitâʿa ve kudreti takrîbi ile tarîk-i hacda vâkiʿ olup hüccâcın mesâbe-i kilârı belki medâr-ı intiʿâş ve iktidârı olan kılâʿdan Hediyye-eşmesi ve Cehimin ve Tâbut-Kurusu kalʿalarını eşkıyâ-yı urbân nehb ü tâlân ve bekçilerini katl ile izhâr-ı bagy u tuğyân eyledikleri ve meşâyih-i urbân surrelerimiz noksân verildiği hâlde gāfil olmasınlar îhâmını hâvî Medine-i münevvere ahâlisine irsâl-i peyâm ve mîrü'l-hâc her menzilde haymesine kapanup hâl-i kavâfilden gāfil ve hâb-ı nûşîn ü istirâhate mâil olduğundan emvâl-i hüccâcın ekseri menhûb ve bu mülâbese ile hilâl-i tarîkde ve cümlesinin emniyyetleri meslûb ve sâl-i kābilde hacca azîmet mümteniʿ olduğunu beyân ile etrâfa neşr-i mektûb eylediklerini ve Şam-ı şerîfe vusûllerinde aʿzam-ı levâzımdan olan çadırları hazz u baht-ı vârûn ve tâliʿ-i nahs u bâzgûnî iktizâsiyle bilcümle sûzân ve cerdenin bî-vakt ü ibbân hareketinden zehâir telef ve zâyiʿ ve ordu-yı hüccâca kaht u zarûret vâkiʿ olup sene-i âtiyede hüccâcı kaldırmak nakden iki bin kîse akçe tedârüküne ve matâyâ-yı hüccâc olan develerin akvâtı hıset-i takrîbi ile kıllet üzere verilüp bu sebeble cimâle hüzâl târî (163-a) ve fî-mâ-baʿd amelden kalup gelecek sene akalli on bin deve tedârükü emr-i zarûrî olduğundan gayri an-be-an vukūʿ-ı fırsata nigerân olan Mehmed Hırfân dahi vâlinin zabt-ı memleket ve hıfz-ı vilâyetde olan acz ü hayretini müşâhede birle ficâc-ı tecâvüz ve taʿaddiye intihâc ve Hama ve nevâhîsini nehb ü târâc ve mütesellim ve âdemlerini katl ü izʿâc edüp ol havâlîden dahi emniyyet münʿadim ve münselib ve fukarâ ve zuʿafâ bi'z-zarûre terk-i vatana müteheyyî ve müteehhib olduklarını ve Harb şeyhi Şeyh Mahmud Devlet-i aliyye'ye sadâkat ve şerîf tarafına husûmet etmekden nâşî hüccâcın her ne kadar mutazarrır olmaması husûsuna saʿy ü gayret eylediyse dahi mîrü'l-hâc\nhac paşanın kıllet-i askerî ve dâiresinin perîşânlığı urbânın meşhûdu olup müdâfaʿa fikrinden sâlim olarak istedikleri gibi izrâr-ı hüccâca ictisâr ve bu hâlet inbiʿâs-ı şevk-i hırs u tamaʿlarına küllî medâr olup maʿâz-Allah sene-i âtiyyede bundan ziyâde zarar u fesâda ibtidâr edeceklerini müjdeci-başı merkūm takrîr ve ağa-yi müşârün-ileyh hazretleri tarafından takrîr-i mezkûr arz-ı huzûr-ı şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr kılınup filvâki takrîr-i mezkûre nazaran emîr-i haccın vücûb-i azli zâhir olup ibkāsı müstelzim-i mahzûr-ı azîm ve vaktiyle muktedir ve müstakîm bir vezîr-i sütûde-tedbîr mîr-haclığa takdîm muktezâ-yı akl-ı selîm olup vüzerâ-yı ʿizâmın müştehir ve muktedirlerinden Sayda vâlisi Cezzâr Ahmed Paşa veyâhud Azm-zâdelerden biri cümle ittifâkiyle ihtiyâr ve Şam vâlisi nasb olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn-ı (163-b) kerâmet-meşhûn ısdâr buyuruldukdan sonra müjdeci-başı Bâbıâlî'ye ihzâr ve istintāk ve takrîr-i âhîrinde mutâbakat ve vifâk fehm olunduğundan gayri ahvâl-i hüccâca vâkıf ve Şam havâlisinin keyfiyyetine ârif baʿzı kimesnelerden Şam vâlisinin gelecek sene bu hâl ile harekete kudreti ve adem-i kudret farz olunduğu hâlde vüzerâdan kangısı mîr-haclığa enseb olduğu istihbâr ve istiknâh olundukda ihtirâk-i hiyâm ve mahzûliyet-i cimâl ve bevâʿis-i sâire ile müşârün-ileyhin ibkā-yı emâreti hatar-ı azîmi mûcib olup azli ehemm ve Cezzâr Ahmed Paşa'nın miknet ve serveti maʿlûm-ı âlem olduğundan gayri beyne'l-aşâir şecâʿat-i müfritası ka'l-mislü's-sâir olmağla akrânından imtiyâz ve rüchâniyyeti azher ve ebyen ve mîr-haclığı min-külli'l-vücûh müstahsen olduğun beyân ve şeyhü'l-harâmın hazînedârı Necâb Ahmed bu keyfiyyetleri tasdîk ve mezâhib-i erbaʿa müftîleri Derviş Paşa gelecek sene imâretde bâkı kalır ise hatar u zarar mülâhazalariyle mahmil-bend-i azîmet olan hüccâca emniyyet câiz olmaz deyû fetvâlar verdiklerini tefevvüh ve ihbâr ve müjdeci-başı kavl-i mezkûrda muvâfakat izhâr etmekle husûs-ı mezkûr muʿazzamât-ı umûrdan olduğuna binâen esâtîn-i bünyân-ı saltanat ve erkân-ı kasr-ı müşeyyed-i devlet olan ulemâ ve ricâl ile meşveret ve iktizâsına göre bi'l-ittifâk nizâm ve temşiyeti verilmek içün şehr-i merkūmun onaltıncı perşembe günü hâne-i fetvâ-penâhîde ehl-i şûrâ encümen-ârâ olup tarîk-i hacda vâkiʿ olan hasâret ve hüccâca terettüb eden gûnâ-gûn mazarrat ve Derviş Paşa'da olan (164-a) fütûr ü rehâvet ve hıyâm ve mebâliğ iʿânetine ihtiyâç ile bu mevsimde Devlet-i aliyye'ye hâsıl olacak sıklet ve dahi buna dâir olan keyfiyyât tafsîl ü ıtnâb ve huzzârdan taleb-i re'y-i savâb olundukda Süleymân Feyzi Efendi kelâma bed' ü mübâşeret ve Cezzâr'ın hâlinden ve sâir vüzerânın adem-i kudret ve idâresinden bahs ile Receb-i şerîfe dek te'hîr-i maslahat olunup baʿdehû Canikli Ali Paşa nasb olunmak asveb olunduğun beyân ve kapudan paşa hazretleri mûmâ-\nileyhin kavlini istihsân eyledikde sadrıazam hazretleri mukābele ve «mîrhaccın cümle mühimmâtı hazır olduğu sûretde Receb belki Ramazana dek maslahatın te'hîrinde be's olmayup ancak mühimmâtın fıkdânı ve i'ânet-i külliyyenin lüzûmu hasebiyle ta'cîl ve te'cîl-i maslahat ne makūle zarar u menfa'at îcâb edeceğini mülâhaza ve ba'dehû ifâde lâzımdır» buyurduklarında re'îsülküttâb efendi cevâba ibtidâr ve «Ali Paşa'nın evleviyeti teslîm olunduğu halde bile mîrîden akçe taleb eyleyeceği âşikârdır» dedikde defterdar efendi akçenin tedârükü müşkil ve asîr ve mîrînin keyfiyyeti ma'lûm-ı sagîr ü kebîr olduğun işrâb akabinde şeyhülislâm efendi hazretleri kelâma şurû' ve «Ali Paşa ile istimzâc vukūʿiyle kabûl ve adem-i kabûl cihetleri ta'ayyün edinceye dek zaman mürûr edüp fevt-i vakt ile tedârük-i mühimmât mümkin olmayacağı bedîhî olup Cezzâr misillü muktedir vezîre Şam'ın tevcîhinde vücûh-ı menâfi' ve suhûlet ve bâ-husûs taleb-i i'ânet ile mîrîye adem-i sıklet derkârdır» buyurduklarında Feyzi Efendi kemâfi'l-evvel Ali Paşa'yı (164-b) tervîc ve Cezzâr'a ba'zı hâl isnâdiyle muʿâreze ve mübâheseyi tehyîc edüp sadrıazam hazretleri mukābele buyurup Ali Paşa'nın maʿiyyetinde olan altı-yedi bin kadar asker olup Erzurum ve Karahisâr ve Trabzon ve havâlisi taht-i tasarruf ve idâresinde iken etrâf-ı mezkûrede bakā ve istikrârından mahzûz ve ihtiyâr-ı külfet ile Şam'a azîmeti gayr-i melhûz olduğundan fazla o kadar asker ile mahall-i ba'îdden nehdat ve Şam'a azîmet zamâna muhtâc ve havf-ı fevt-i vakt şâibeleri kalbde ihtilâc eylediğini beyân buyurduklarında mûmâ-ileyh kelâmını i'âde ve müşârün-ileyh tarafından adem-i kabûl sûreti nümâyân olduğu hâlde isrâr ile mu'âmeleyi sevk ü ifâde edüp Sadrıazam hazretleri «müşârün-ileyh cebr ü ısrâr ile emânet-i haccı kabûl etse dahi birkaç def'a mükâtebe ve mücâvebe vukūʿiyle kabûl eyleyeceği ve bu takrîb ile mevsim-i hac güzerân edeceğinden gayri ceffe'l-kalem cevâb vermesi dahi lâyihât-ı akliyyeden olup adem-i itâʿat misillü tarafından bir vaz'-ı nâ-ber-câ zuhûriyle madde-i münferide kabûl-i taʿaddüd ve hıfzen-li'l-nizâm derhâl çâresi görülmek lâbüd olup bu kadar mahzûrlar der-kâr iken ısrâr abese iştigâl kabîlinden olduğu âşikârdır» buyurdular. Kapudan paşa hazretleri dahi kelâma ibtidâr ve «Cezzâr'ın men'-i emâretinde kādir olduğu mertebe serd-i mukaddemât ile Ali Paşa'nın rüchâneyyetini iş'âr ve defter emîni efendi dahi müşârün-ileyhe kafâdar olup Cezzâr'dan şerîf-i Mekke'nin vahşetini ve Mısır mîr-haccının vesvese ve haşyetini telmîh ve Ali Paşa olmadığı sûretde sadr-ı sâbık Yeğen Mehmed Paşa hazretlerinin ehliyyet ve iktidârını tasrîh etdikde Ali Paşa (165-a) husûsundan müterettib olan terâhî-zamân ve mahâzîr-i âhar tekrâr beyân olunup Yeğen Paşa'nın adem-i kudreti ve Cezzâr'ın fevka mâ-yutasavver\nesbâb-ı sâmân u serveti zâhir ve şerîf-i Mekke'nin tevahhuşu teslîm olunsa bile Cezzâr'ın fart-ı kuvveti sebebiyle cüz'î ve küllî mahzûru müstelzem olmayacağı bâhir olduğundan gayri Azm-zâdelerden dahi mukaddemâ müsteş'ar olup kuvvetleri mefkūd iken tarafından bir hâlet-i müstenkere zuhûr etmemişidi» denildikde hemen Müftî-zâde Efendi kat'-ı ser-rişte-i kelâm ve bu makūle ihtimâlât-ı akliyyeye nihâyet ve encâm olmadığın ifhâm ile mütevekkilen al-Allah Cezzâr'a tevcîh-i Şam olunması teşvîk ve iğrâ ve hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye'de eğerçi sûret-i muvâfakat hüveydâ oldu, ancak semâhatlû Şeyhülislâm efendi hazretleri Ali Paşa ile istimzâc olunmak husûsunu der-miyân ve kabûl eylediği sûretde matlûb hâsıl olacağını beyân ve i'tizârât-ı müveccehe ile istifâsı zâhir oldukda fakat bu senelik Cezzâr'ın mîr-hac nasb olunmasını istihsân edüp der-akab hülâsa-i ârâ-i ehl-i meşveret rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u telhîs ve umûr-ı hüccâc tehîr kabûl eder mevâddan olmayup teshîlen li'l-maslaha mîr-hac bir an akdem taʿyîn ü tahsîs ve tercîh ü temyîz sâlim ani'l-garaz olarak vüzerâ-yı izâmın münâsib ve muktedirlerinden biri mîr-haclığa intihâb ve arz-ı rikâb-ı kâmyâb olunmak ve Ali Paşa'ya mîr-haclığın inhisârı ittifakī midir yâhud baʿzın re'yi midir ve bu'd-ı mesâfe takrîbi ile zamân mürûru ve özr îrâdı melhûz değil midir? (165-b) ve Azm-zâdelerden birine verilse Esad Paşa'nın azlinde vâki' olan keyfiyyet hâtıra gelmez mi? deyû şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn semâhatlû efendi hazretlerine irâ'et olundukda fevt-i vakt mülâhazasiyle re'y-i evvelden udûl ve Cezzâr ve sâirlerin hâli hâricden tashîh olunarak bir kaç gün zarfında hemen nizâmı verilmek lâzım idüğünü teslîm eyleyerek irsâl eylediği şukka rikâb-ı müstetâb-ı hüsrevâneye merfû' ve mevsûl kılınup çünki Cezzâr'a meclis-i meşveretde karar verilmedi. Ali Paşa'nın emâreti dahi ba'zı ilel zımnında câiz olmadığı ve Azm-zâdelerin müteʿallıklerinden ve işe yarar kethüdâlarından Şam havâlisinde kimse var mıdır? su'âlini hâvî tekrar hatt-ı şerîf-i kerâmet-redîf sâdır oldukda havâli-i Şam'da umûr-ı hüccâcı müdîr-i sâhib-i re'y ü tedbîr olmadığından gayri Cezzâr'dan emâretin insirâfı mühimmât-ı hâccın vaktiyle tedârük olunmamasına delâlet eyleyeceği ve müşârün-ileyhin Şam'a kurbiyyeti ve bâ-husûs fart-ı kuvvet ü mikneti hasebiyle emâret-i Şam'ın inhisâr-ı aklı ile tarafına tefvîzi emr-i mahtûm ve adem-i istisvâb semtine zâhib olanların kelâmları şâibe-i garazdan âzâde olmayup birer sebebe mebnî olduğu meczûm ve müşârün-ileyhden bu âna dek isâ'ete müte'allik bir hareket-i nâmülâyim zuhûr etmediği dahi ma'lûm olduğundan fazla el-hâletü-hâzihi Feyzi Efendi dahi ityân olununan berâhîn-i müdellele ile mülzem olup müşârün-ileyhin mîr-haclığına velev bir senelik olsun kāil ve Hasan Efendi'den gayri\nmuʿârız kalmadığı ve Ali Paşa'nın kapu-kethüdâsı ile husûs-ı mezkûr müzâkere olundukda mîr-hâclık (166-a) kuvvet-i mâliyyeye ve ale'l-husûs vakt ü hâle nazaran masârif-i külliyyeye mütevakkıf olup Ali Paşa mukaddemâ hasâret-zede olmak takrîbi ile mîr-haclık idâresinde meslûbü'l-iktidâr olduğundan gayri yâ istiʿâne ve isticdâ veyâhud iʿtizâr ve istiʿfâ hâletlerini îkāʿa muztarr olmağla taʿcîli ehemm olan maslahatın teʾhîrine bâdî olacağı gayr-i hafî olduğun ifâde edüp bundan sonra kapudan paşa hazretlerinin dahi mîr-haclığa ehliyyet ve kudreti mezkûr ve taleb ü şevki dahi maʿlûm-ı cumhûr olup müşârün-ileyhin kapudanlıkdan infisâli vakt ü hâle nazaran münâsib olmadığından gayri Cezzâr ile olan nihânî mübâgazalarından Cezzâr'a vahşet târî ve mukaddemâ müşârün-ileyhe mîr-haclık münâsib görülmüşiken dahi bu mahzûr mûcib-i tehîri olup bu mukaddemât-ı müselleme ve müberhene ile Cezzâr'ın mîr-haclığı cümlenin hülâsa-i intihâb ve ihtiyârı ve surre emîninden bu keyfiyyet mukaddemâ istihbâr olunduğuna binâen gerçi cevâbı gelecek kadar olmadı lâkin gelecek cevâbı müjdeciler ve sâir vâkıf-ı hâl olanların ahbârına muvâfık olacağı iştibâhdan ârî olduğu ve Cezzâr'ın kapu-kethüdâsı bu esnâda Bâbıâlî'ye memhûr takrîr verilüp mazmûnunda müşârün-ileyhin bu defʿa tarafına vürûd eden tahrîrâtı mefhûmunda intifâʿ gāilesi ber-taraf olarak mahzâ dîn ü Devlet-i aliyye'ye hizmet irâdesiyle mîr-haclık talebinde olduğu ve zehâir ve levâzımât-ı sâire tedârüküne medâr olmak içün kethüdâsına Sayda tevcîh olundukda muʿayyen olan emvâl-i kilâr-ı (166-b) hacdan maʿadâ umûr-ı hac içün Devlet-i aliyye'den bir gûne iʿânet istidʿâsında olmayacağını ve hüccâcı bi-meşiyyeti'llâhi teʿâlâ âminen ve sâlimen götürüp getürmek ve urbânın surrelerini vaktiyle tamâmen verüp hüccâca zarûret çekdürmemek ve Trablus irâde-i Devlet-i aliyye'ye taʿlîk olunup münâsibine tevcîh olunmak husûsları münderic olduğun inhâ etmekle keyfiyyât-ı mezkûre yine rikâb-ı hümâyûna arz u telhîs ve Cezzâr'ın emâretinde ittifâk-ı nâs bulunduğu tekrâr telhîs olundukda minvâl-i muharrer üzere amel olunmak bâbında hatt-ı şerîf-i mehabet-rîz sudûr olup işbu Cumâdel-ûlânın gurre-i garrâsı olan mübârek sebt günü ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿîdde mîr-haclık müşârün-ileyh Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya ve Sayda eyâleti kethüdâsı mîrimîrân-ı kirâmdan Selim Paşa'ya ve Trablus-Şam ile Cerde başbuğluğu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri's-samedâniyyeti müsevvere sükkânın akvât-ı yevmiyyelerine medâr olup ez-kadîm Mısır cânibinden tertîb ve tesrîbi muʿtâd olan\ngılâl ve cerâyâ ve ale'l-husûs Murâdiye ve Deşîşe ve Hasekiye ve evkāf-ı sâireden tahsîs olunan vâridât-ı muʿayyene ve vezâif-i mukannene birkaç seneden berü Medîne-i münevvere'ye vürûd eylemediğinden gayri Mısır mîrhaccı Mustafa Bey geçen sene lâzımü'l-edâ olan surrenin sülsü mikdârını iʿtâ ve sülsânını edâ edemeyüp Mısır'a vardığı gibi bahren irsâl etmek taʿahhüdiyle deyn-i bâkiye vefâ eyleyecek kadar eşyâ alâ-tarîki'r-rehn hücre-i muʿattaraya vazʿ edüp ahâli bu takrîb ile irzâ ve merkūm ahdine vefâ etmediğinden katʿ-ı nazar bu sene-i mübârekede râhile-i kalîle ile Mısır'dan hareket ve Kâbe-i mükerreme'ye azîmet ve avdeti esnâsında illet-i sâlifeye binâen Medîne-i münevvere'ye uğramaksızın nısf-ı tarîkdan cânib-i Mısır'a şitâb ü sürʿat edüp maʿiyyetinde olan Mısır hüccâcını ziyâret-i Ravza-i mutahhara'dan mahrûm ve Medîne ahâlisine geçen seneden bâkī meblağı ve bu sene edâsı lâzım gelen muʿayyenât ve vezâifi edâ etmediği hasebiyle cümlesini mağlûb-i dest-i muzâyaka ve gumûm eylediği bu defʿa nüccâb yediyle vârid olan tahrîrâtdan maʿlûm ve bu ihânet ve hıyânetin bir târîhde bürûz u vukūʿu mütetalliʿân-ı ahvâl-i âlemin mesmûʿu olmayup mîr-i mezkûrun redâet-i asliyye ve habâset-i fıtriyyesi iktizâsı olduğu meczûm olmağla gerek mîrhacc-ı merkūmun ihâneti ve gerek mahrûse-i Mısır'da teferʿun eden ümerânın irsâl-i muʿayyenâtda olan müsâmaha ve hıyânetleri keyfiyyeti nizâm-ı Haremeyn-i şerîfeyn'in ihtilâlini îcâb ve leyl ü nehâr merkez-i hizmetde pâ-bercâ-yı istikrâr olan hademeye bâʿis-i kaviyy-i halecân ve ıztırâb olduğu ihbârı müheyyic-i şefekat ve hamiyyet-i tâcdârî ve muharrik-i ırk-ı merhamet-i devlet-i şehriyârî olup ber-minvâl-i muharrer geçen seneden bâkī ve bu sene-i mübârekede aslâ verilmeyüp tamâmca der-zimmet kalan ve defter-i cevâbî ve takāʿüd mûcibince muʿayyen olan cemʿan iki yük elli iki bin beş yüz guruşun tahsîli ve Harem-i şerîf levâzımâtından revgan-ı zeyt ve şemʿ-i asel ve kandil ve hasır ve sâirin baʿs u tesbîli ve taʿmîr-i Haremeyn-i şerîfeyn içün havâle olunan meblağın îsâliyle sene-i âtiyenin tedârükâtı şimdiden görülüp bilâ-kusûr tertîb ve tekmîli hâlâ Mısır vâlisi sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa hazretlerine ve Mısır kādısı ve şeyhü'l-beled ve mîrhac ve defterdar ve sâire hitâben mü'ekked ve müşedded emr-i lâzımü'l-imtisâl ısdâr buyurulup müşârün-ileyh mevâdd-ı mezkûrenin pezîrâ-yı temşiyetini kendünün bi'n-nefs Mısır'a duhûlüne taʿlîk etmeyüp bundan akdem tevcîh-i fermânını îsâle me'mûr Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Çakırcıbaşı Mehmed Emin Ağa'yı İskenderiye'ye çıkdığı gibi Mısır'a irsâl ve tenbîhât-ı mülûkiyyenin infâz ve icrâsına saʿy-i bî-hemâl etmek ve bundan sonra bu umûr-ı lâzımetü'l-iʿtinâda ümerâ-yı Mısrıyye tarafından kemâkân tehâvün ve kusûr zuhûr eyler ise pençe-i saht-gîr-i pâdişâhîden girîbân-ı\nhayâtlarını tahlîs edemiyeceklerini ifâde ve iş'âr eylemesi emr ü fermân buyuruldu.",
          "caption": "Beyân-ı keyfiyyet-i mîr-hacc-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_159.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı keyfiyyet-i mîr-hacc-ı Mısır",
          "text": "Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri's-samedâniyyeti müsevvere sükkânın akvât-ı yevmiyyelerine medâr olup ez-kadîm Mısır cânibinden tertîb ve tesrîbi muʿtâd olan\ngılâl ve cerâyâ ve ale'l-husûs Murâdiye ve Deşîşe ve Hasekiye ve evkāf-ı sâireden tahsîs olunan vâridât-ı muʿayyene ve vezâif-i mukannene birkaç seneden berü Medîne-i münevvere'ye vürûd eylemediğinden gayri Mısır mîrhaccı Mustafa Bey geçen sene lâzımü'l-edâ olan surrenin sülsü mikdârını iʿtâ ve sülsânını edâ edemeyüp Mısır'a vardığı gibi bahren irsâl etmek taʿahhüdiyle deyn-i bâkiye vefâ eyleyecek kadar eşyâ alâ-tarîki'r-rehn hücre-i muʿattaraya vazʿ edüp ahâli bu takrîb ile irzâ ve merkūm ahdine vefâ etmediğinden katʿ-ı nazar bu sene-i mübârekede râhile-i kalîle ile Mısır'dan hareket ve Kâbe-i mükerreme'ye azîmet ve avdeti esnâsında illet-i sâlifeye binâen Medîne-i münevvere'ye uğramaksızın nısf-ı tarîkdan cânib-i Mısır'a şitâb ü sürʿat edüp maʿiyyetinde olan Mısır hüccâcını ziyâret-i Ravza-i mutahhara'dan mahrûm ve Medîne ahâlisine geçen seneden bâkī meblağı ve bu sene edâsı lâzım gelen muʿayyenât ve vezâifi edâ etmediği hasebiyle cümlesini mağlûb-i dest-i muzâyaka ve gumûm eylediği bu defʿa nüccâb yediyle vârid olan tahrîrâtdan maʿlûm ve bu ihânet ve hıyânetin bir târîhde bürûz u vukūʿu mütetalliʿân-ı ahvâl-i âlemin mesmûʿu olmayup mîr-i mezkûrun redâet-i asliyye ve habâset-i fıtriyyesi iktizâsı olduğu meczûm olmağla gerek mîrhacc-ı merkūmun ihâneti ve gerek mahrûse-i Mısır'da teferʿun eden ümerânın irsâl-i muʿayyenâtda olan müsâmaha ve hıyânetleri keyfiyyeti nizâm-ı Haremeyn-i şerîfeyn'in ihtilâlini îcâb ve leyl ü nehâr merkez-i hizmetde pâ-bercâ-yı istikrâr olan hademeye bâʿis-i kaviyy-i halecân ve ıztırâb olduğu ihbârı müheyyic-i şefekat ve hamiyyet-i tâcdârî ve muharrik-i ırk-ı merhamet-i devlet-i şehriyârî olup ber-minvâl-i muharrer geçen seneden bâkī ve bu sene-i mübârekede aslâ verilmeyüp tamâmca der-zimmet kalan ve defter-i cevâbî ve takāʿüd mûcibince muʿayyen olan cemʿan iki yük elli iki bin beş yüz guruşun tahsîli ve Harem-i şerîf levâzımâtından revgan-ı zeyt ve şemʿ-i asel ve kandil ve hasır ve sâirin baʿs u tesbîli ve taʿmîr-i Haremeyn-i şerîfeyn içün havâle olunan meblağın îsâliyle sene-i âtiyenin tedârükâtı şimdiden görülüp bilâ-kusûr tertîb ve tekmîli hâlâ Mısır vâlisi sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa hazretlerine ve Mısır kādısı ve şeyhü'l-beled ve mîrhac ve defterdar ve sâire hitâben mü'ekked ve müşedded emr-i lâzımü'l-imtisâl ısdâr buyurulup müşârün-ileyh mevâdd-ı mezkûrenin pezîrâ-yı temşiyetini kendünün bi'n-nefs Mısır'a duhûlüne taʿlîk etmeyüp bundan akdem tevcîh-i fermânını îsâle me'mûr Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Çakırcıbaşı Mehmed Emin Ağa'yı İskenderiye'ye çıkdığı gibi Mısır'a irsâl ve tenbîhât-ı mülûkiyyenin infâz ve icrâsına saʿy-i bî-hemâl etmek ve bundan sonra bu umûr-ı lâzımetü'l-iʿtinâda ümerâ-yı Mısrıyye tarafından kemâkân tehâvün ve kusûr zuhûr eyler ise pençe-i saht-gîr-i pâdişâhîden girîbân-ı\nhayâtlarını tahlîs edemiyeceklerini ifâde ve iş'âr eylemesi emr ü fermân buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskovlu tarafından ısrâr ve ibrâm ile bundan akdem Sinob'a konsolos nasb olunup belde-i mezkûre sükkânı şimdiye dek memleketlerinde konsolos görmediklerine binâen izhâr-ı tevahhuş ve teneffür ve konsolos levâzımından olan bayrak ve sâir keyfiyyetler vukūʿu kendülere bâ'is-i halecân-ı derûn u tazaccur olmağla ber-muktezâ-yı gayret bu hâlâta adem-i tahammül ile miyânelerinde ba'zı gûne şikāk u nizâʿ tekevvün edüp Moskov elçisi istidʿâsıyla defʿ-i şikāk u nizâʿ ve muktezâ-yı uhûd üzere hareket olunmak bâbında bundan akdem emr-i cihân-mutāʿ ısdâr ve ocakdan mübâşir taʿyîn ve ihzâr ve Sinob, Kastomoni sancağı mülhâkātımdan olup (167-a) livâ-i mezkûre kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretlerinin ber-vech-i mâlikâne uhdesinden olmakdan nâşî tarafından dahi mukaddem mübâşir terfîk ve tesyîr olunmuşidi. Sinob'da minvâl-i muharrer üzere vukūʿ bulan kīl u kāl-i nâs konsolosa bâʿis-i vesvese vü hirâs olup iskelesinden mevcûd bir kıtʿa Rusya sefînesine suvâr ve Kırım cânibine güzâr ve baʿdehu berren Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp hânesinde terk eylediği emvâliyle firârı esnâsında râkib olduğu sefînenin ihrâc etdiği hamûlesini muhâfaza bâbında Rusya elçisi istidʿâ-yı inâyet etmekle eşyâ-yı mezkûrenin muhâfazası ve mukaddemâ sâdır olan emr-i âlînin infâziyçün istiʿcâl sûretinde diğer fermân-ı âlî-şân ısdâr olunup irsâl olunmakda iken Rusya elçisi Sinob maddesiyçün reisülküttâb efendi ile mülâkāt iltimâsında olduğunu tercümânı ifâde ve mülâkāta taʿalluk-ı irâde hasebiyle işbu Rebîʿül-evvelin selhi perşembe günü efendi-i mûmâ-ileyhin konağında Rusya elçisi mesfûr ile mükâleme olunup Sinob maddesini mersûm iʿzâm ve vukūʿu mugāyir-i şurût olduğunu ifhâm ve Rusyalu'yu irzā kasdiyle nizâʿ ü şikāka bâ'is olan kādı ve müftî ve cizyedârın cezâları tertîbini iddiʿâ ve ibrâm edüp reis efendi dahi Devlet-i aliyye düvel-i nasâra ile akd ü temhîd eylediği şurût u uhûdun muhâfazasına ve mûcib-i tezelzül-i safvet olur esbâb ve ilelin indifâʿına ale'd-devâm ihtimâm üzere olduğundan bu vak'anın hîn-i hudûsunda kaziyyede medhali olanlar lâyıkları (167-b) üzere te'dîb ve hilâf-ı şurût harekete cesâret edenler tahvîf ve terhîb olunmak bâbında ve kādı ve müftî bulunan zevât avâmm-ı nâs misillû olmadıklarından gayri efrâd-ı beşeriyyeden birinin cürmü taʿayyün etse bile ıslâh ve taʿzîrleri şânlarına göre olmak ve her devletin bir kāide ve kānunu olup muhâfazasına iʿtibâr etmek mûcibât-ı umûrdan olduğun îzâh\nve tebyîn eyledikde tertîb-i cezâ sadedinden mesfûr nükûl edüp bir nevi te'dîb îkāʿında ısrâr ve bu ticâret maddesinin intizâmı devletin aksâ-yı merâmı olduğun iş'âr ve bu def'a bunlar te'dîb olunmadıkları sûretde konsoloslarının ikāmet eyledikleri sâir bilâda bu hâlet sârî olup şurût-ı mu'âhedenin ihtilâl kabûliyle bir dahi iltiyâmı müşkil ve belki miyânede rüsûh bulan safvet zâil ve muzmahill olacağını sarâhaten îrâd etdikde konsolosun firârı kendi ihtiyâriyle olup baʿzı gûne kīl u kāl hudûs etdi ise dahi ahâli bu bâbda maʿzûr ve bu âna dek konsolos görmediklerinden gayri konsolosluk levâzımından olarak an-asıl meşhûd ve maʿlûmları olmayan ba'zı hâlât-ı müstenkirenin rü'yetinden mütevahhiş olsalar dahi emr-i ba'îd olmadığı gayr-i mestûrdur. Kaldı ki istid'â olunan kādı ve müfti ve cizyedârın te'dîbleri şer'-i şerîf ve kānûn-ı münîfin mesâğı derecesi icrâ olunmakda Devlet-i aliyye'nin müsâ'adesi derkârdır, denildikde hayli mu'âreze ve münâkaşadan sonra konsolosunun zâyiʿ olan eşyâsının tahsîli ile te'dîbleri lâzım olan kimesneleri te'dîbden sonra bir müteʿayyin kimesne konsolosa terfîk olunup kemâkân Sinob'da îvâ olunmak (168-a) ve sâir müste'min konsoloslarına Devlet-i aliyye'nin müsâʿadesi olan umûr bunlarda dahi cârî olup bayrak ve nişân ve mesken ve âdemlerine bî-vech ta'arruz olunmamak zemîninde devletine irsâl etmek üzere reis efendi tarafından bir kıtʿa takrîr istid'â ve lede'l-istîzân zikr olunan takrîr yazılup yedine i'tâ olundukdan sonra bâ-işâret-i hazret-i şeyhülislâmî mugāyir-i uhûd hareket eden Sinob kādısı azl ve Bursa'ya nefy ve müfti dahi fetvâdan hacr ve Kastomoni'ye ala-tarîki'n-nefy tasyîr ve cizyedâr dahi te'dîb olundu.",
          "caption": "Firâr-ı konsolos-ı Sinob",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_160.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Firâr-ı konsolos-ı Sinob",
          "text": "Moskovlu tarafından ısrâr ve ibrâm ile bundan akdem Sinob'a konsolos nasb olunup belde-i mezkûre sükkânı şimdiye dek memleketlerinde konsolos görmediklerine binâen izhâr-ı tevahhuş ve teneffür ve konsolos levâzımından olan bayrak ve sâir keyfiyyetler vukūʿu kendülere bâ'is-i halecân-ı derûn u tazaccur olmağla ber-muktezâ-yı gayret bu hâlâta adem-i tahammül ile miyânelerinde ba'zı gûne şikāk u nizâʿ tekevvün edüp Moskov elçisi istidʿâsıyla defʿ-i şikāk u nizâʿ ve muktezâ-yı uhûd üzere hareket olunmak bâbında bundan akdem emr-i cihân-mutāʿ ısdâr ve ocakdan mübâşir taʿyîn ve ihzâr ve Sinob, Kastomoni sancağı mülhâkātımdan olup (167-a) livâ-i mezkûre kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretlerinin ber-vech-i mâlikâne uhdesinden olmakdan nâşî tarafından dahi mukaddem mübâşir terfîk ve tesyîr olunmuşidi. Sinob'da minvâl-i muharrer üzere vukūʿ bulan kīl u kāl-i nâs konsolosa bâʿis-i vesvese vü hirâs olup iskelesinden mevcûd bir kıtʿa Rusya sefînesine suvâr ve Kırım cânibine güzâr ve baʿdehu berren Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp hânesinde terk eylediği emvâliyle firârı esnâsında râkib olduğu sefînenin ihrâc etdiği hamûlesini muhâfaza bâbında Rusya elçisi istidʿâ-yı inâyet etmekle eşyâ-yı mezkûrenin muhâfazası ve mukaddemâ sâdır olan emr-i âlînin infâziyçün istiʿcâl sûretinde diğer fermân-ı âlî-şân ısdâr olunup irsâl olunmakda iken Rusya elçisi Sinob maddesiyçün reisülküttâb efendi ile mülâkāt iltimâsında olduğunu tercümânı ifâde ve mülâkāta taʿalluk-ı irâde hasebiyle işbu Rebîʿül-evvelin selhi perşembe günü efendi-i mûmâ-ileyhin konağında Rusya elçisi mesfûr ile mükâleme olunup Sinob maddesini mersûm iʿzâm ve vukūʿu mugāyir-i şurût olduğunu ifhâm ve Rusyalu'yu irzā kasdiyle nizâʿ ü şikāka bâ'is olan kādı ve müftî ve cizyedârın cezâları tertîbini iddiʿâ ve ibrâm edüp reis efendi dahi Devlet-i aliyye düvel-i nasâra ile akd ü temhîd eylediği şurût u uhûdun muhâfazasına ve mûcib-i tezelzül-i safvet olur esbâb ve ilelin indifâʿına ale'd-devâm ihtimâm üzere olduğundan bu vak'anın hîn-i hudûsunda kaziyyede medhali olanlar lâyıkları (167-b) üzere te'dîb ve hilâf-ı şurût harekete cesâret edenler tahvîf ve terhîb olunmak bâbında ve kādı ve müftî bulunan zevât avâmm-ı nâs misillû olmadıklarından gayri efrâd-ı beşeriyyeden birinin cürmü taʿayyün etse bile ıslâh ve taʿzîrleri şânlarına göre olmak ve her devletin bir kāide ve kānunu olup muhâfazasına iʿtibâr etmek mûcibât-ı umûrdan olduğun îzâh\nve tebyîn eyledikde tertîb-i cezâ sadedinden mesfûr nükûl edüp bir nevi te'dîb îkāʿında ısrâr ve bu ticâret maddesinin intizâmı devletin aksâ-yı merâmı olduğun iş'âr ve bu def'a bunlar te'dîb olunmadıkları sûretde konsoloslarının ikāmet eyledikleri sâir bilâda bu hâlet sârî olup şurût-ı mu'âhedenin ihtilâl kabûliyle bir dahi iltiyâmı müşkil ve belki miyânede rüsûh bulan safvet zâil ve muzmahill olacağını sarâhaten îrâd etdikde konsolosun firârı kendi ihtiyâriyle olup baʿzı gûne kīl u kāl hudûs etdi ise dahi ahâli bu bâbda maʿzûr ve bu âna dek konsolos görmediklerinden gayri konsolosluk levâzımından olarak an-asıl meşhûd ve maʿlûmları olmayan ba'zı hâlât-ı müstenkirenin rü'yetinden mütevahhiş olsalar dahi emr-i ba'îd olmadığı gayr-i mestûrdur. Kaldı ki istid'â olunan kādı ve müfti ve cizyedârın te'dîbleri şer'-i şerîf ve kānûn-ı münîfin mesâğı derecesi icrâ olunmakda Devlet-i aliyye'nin müsâ'adesi derkârdır, denildikde hayli mu'âreze ve münâkaşadan sonra konsolosunun zâyiʿ olan eşyâsının tahsîli ile te'dîbleri lâzım olan kimesneleri te'dîbden sonra bir müteʿayyin kimesne konsolosa terfîk olunup kemâkân Sinob'da îvâ olunmak (168-a) ve sâir müste'min konsoloslarına Devlet-i aliyye'nin müsâʿadesi olan umûr bunlarda dahi cârî olup bayrak ve nişân ve mesken ve âdemlerine bî-vech ta'arruz olunmamak zemîninde devletine irsâl etmek üzere reis efendi tarafından bir kıtʿa takrîr istid'â ve lede'l-istîzân zikr olunan takrîr yazılup yedine i'tâ olundukdan sonra bâ-işâret-i hazret-i şeyhülislâmî mugāyir-i uhûd hareket eden Sinob kādısı azl ve Bursa'ya nefy ve müfti dahi fetvâdan hacr ve Kastomoni'ye ala-tarîki'n-nefy tasyîr ve cizyedâr dahi te'dîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalyonlar baş halîfesi olan Emin Efendi hulûl-i ecel-i mev'ûdiyle fevt olup nân-pâresi mahlûl olmağla mukaddemâ hazîne baş yazıcılığından bilâ-nân-pâre çıkup bu tevcîhâtda mevkūfâtı olan Kenan Efendi nân-pâre-i mezkûre ile çırağ ve ihyâ ve üzerinde olan mevkūfât mansıbı sâbıkā küçük rûznâmeci olan yazıcı-i esbak Elhac Ahmed Efendi'ye işbu Cumâdel-ulânın yirmiüçüncü günü tevcîh ve inâyet ile karîn-i i'tibâr evfâ buyuruldu.",
          "caption": "Tevcîh-i mansıb-ı mevkūfât be-yazıcı-i esbak Elhac Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_161.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i mansıb-ı mevkūfât be-yazıcı-i esbak Elhac Ahmed Efendi",
          "text": "Kalyonlar baş halîfesi olan Emin Efendi hulûl-i ecel-i mev'ûdiyle fevt olup nân-pâresi mahlûl olmağla mukaddemâ hazîne baş yazıcılığından bilâ-nân-pâre çıkup bu tevcîhâtda mevkūfâtı olan Kenan Efendi nân-pâre-i mezkûre ile çırağ ve ihyâ ve üzerinde olan mevkūfât mansıbı sâbıkā küçük rûznâmeci olan yazıcı-i esbak Elhac Ahmed Efendi'ye işbu Cumâdel-ulânın yirmiüçüncü günü tevcîh ve inâyet ile karîn-i i'tibâr evfâ buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i Hindiyyenin aksâ-yı akālîm-i berriyyesinden Bahr-i muhît-i Hind'de Seylan cezîresi mukābilinde vâkiʿ Melibar ikliminde hâkime olan\nBibi Sultan tarafından bu defʿa Âsitâne-i saʿâdet'e tahrîrât vürûd edüp mazmûnunda Melibâr bilâdında Şekrut Fermas nâmında bir melik-i hûş-mend olup bi'set-i hazret-i fahrü'l-mürselînden mukaddem muʿcize-i inşikāk-ı kamerî vâkıʿasında rü'yet ve envâr-ı sâtıʿa-i nübüvvet münteşir-i çâr-cihet (168-b) olduğu hînde nefsini çirk-i şirkden tathîre niyyet edüp Mekke-i mükerreme'ye vusûl ve huzûr-ı risâlet-penâhîde kıyâm u müsûl ve dâ'ire-i fâhire-i İslâma duhûl akabinde memleketine avdet ve esnâ-yı râhda vâkiʿ olup bilâd-ı Arabda Zıfar nâm memleketde âzim-i dâr-ı âhiret olup el'ân hâkime-i Melibâr olan Bibi Sultan zikr olunan melikin akrabâ ve veresesinden olup ol havâlide olan ehl-i İslâma hâkim ve bu âna gelince memleket ü hükümet ve emr-i diyânet ve şerîʿatleri tagayyür ü tebeddülden sâlim iken doksanyedi senesinde abede-i nâr olan küffâr üzerlerine gelüp bir sene kadar miyânelerinde ceng ü peykâr der-kâr ve avn-i hazret-i kahhâr ile zümre-i muvahhidîn mansûr ve muzaffer ve küffâr-ı mecûs makhûr ve müdemmer ve memleketleri musahhar oldukdan bir sene sonra kefere-i mesfûre İngilizlü'den intisâr ve ittihâdları kuvvetlerine medâr olarak müslimîn üzerine muhâceme ve âğâz-ı muhârebe ve müsâdeme etmeleriyle tarafeynden halk-ı kesîr telef ve zâyiʿ ve zümre-i muvahhidîne isâbet-i ayn vâkiʿ olup bir kalʿa-i kebîreyi küffâr zabt u istishâb ve derûnunda olan ehl-i İslâma âmân iʿtâsından sonra nakz-ı ahdi irtikâb ve emvâl-ı nâsı intihâb ve sâ'ir husûne itâle-i iyâdî-i hırs u âz ve ekserîni zabt ile îkāʿ-ı kâr-ı nâ-sâz eylediklerinden gayri hâkime-i müşârün-ileyhâyı birkaç gün kalʿa-bend ve kâffe-i emvâli nehb olunmuşiken vâfir şey talebiyle izʿâc ve derd-mend eyledikleri ve el'ân İngilizlü'nün taht-ı tagallüb ve zîr-i hükümet ve tasallutlarında muhân ve recâmend-i avn-i hazret-i sübhân ve hâstekâr-ı meded-i devlet-i ebed-bünyân oldukları ve ezmân-ı sâlifede mülûk-ı Melibâr aʿdâ-yı dînden rencîde ve dil-âzâr (169-a) olduklarında Devlet-i aliyye'den istimdâd ve Devlet-i aliyye dahi iʿânet ve imdâd ede-geldikleri mesbûk olup hattâ Sultan Murâd aleyhi rahmeten Rabbü'l-ibâd hazretleri vaktinde olan imdâd sebebiyle küffâra gâlib ve el'ân sâbıkı misillû imdâd-ı halîfe-i rû-yı zemîn ve iʿânet-i pâdişâh-ı İskender temkîne tâlib olduklarından gayri İngiliz kralına keyfiyyet cânib-i saltanat-ı aliyyeden mahsûs tahrîr ve Melibâr ikliminden İngilizlü'nün ahz eyledikleri husûn u kılâʿ ve emlâk u zıyâʿı ve hüccâc-ı Hindî nakl içün iʿdâd olunup bu defʿa mesfûrların mazbûtu olan sefâ'in istirdâd olunmak tazarruʿâtı derc ü tastîr olunmuş Melibâr iklîmi hâkimesi olan müşârün-ileyhâ Sultan Ali Raca'nın hemşîresi olup karındaşının vefâtında makāmına câlis ve memleket-i mezkûrede bulunan ahâlî kudûmiyle müste'nis olup gerek birâderinin hayâtında ve gerek müşârün-ileyhânın vaktinde İngilizlü'den şi-\nkâyet-nâmeleri vârid oldukda bir kaç kıt‘a top ve vech-i âhar ile mukaddemâ i'ânet olunmuşidi. Ancak Melibar ülkesi minvâl-i muharrer üzere Seylan cezîresi mukābilinde vâki‘ bir memleket olup memâlik-i mahrûse-i pâdişâhî ile Melibar bilâdı beyninde memâlik-i Acem ve memâlik-i Hind misillû katı çok hâkim-i mutasaltın ve müstakillîn memleketleri olduğundan gayri memleket-i mezbûre bahr-i Süveyş hâricinde bahr-i Muhît Yemen ve Acem ve Hind gibi bihâr-ı azîmenin mâverâsında olduğu ma'lûm olmakdan nâşî taraf-ı saltanat-ı seniyyeden kendülere bahrî ve berrî i'ânetin imkân-ı âdîsi olmadığı zâhir ve Seydi Ali kapudan ol tarafa azîmeti esnâsında henüz Hürmüz (169-b) boğazından çıkar-çıkmaz ne vartalara giriftâr olduğu mesbût-ı butûn defâtir-i vekāyi‘ olduğundan gayri İngiliz elçisine keyfiyyet-i mezkûrenin ifâdesinde dahi vakt ü hâl iktizâsına göre fâide melhûz olmayup şimdilik alâ-hâlihi terk olunmak gerçi ehven olup ancak hâkime-i müşârün-ileyhâ ehl-i islâmdan olup Devlet-i aliyye'den temennî-i avn ü nusret eylediğine binâen recâsına adem-i müsâ‘ade mugāyir-i rüsûm-ı cihândârî ve münâfî-i levâzım-ı mürüvvet ve gayretkârî olduğu zâhir olmağla lâ-cerem imdâdın imkânı var mıdır? deyû o havâlinin keyfiyyet ve ahvâline tâmmü'l-vukūf olan Bağdad ve Basra vâlisine makām-ı sadâretden mufassal kāime tahrîr olundu.",
          "caption": "Zikr-i istigāse-i hâkim-i memleket-i Melibar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_162.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istigāse-i hâkim-i memleket-i Melibar",
          "text": "Memâlik-i Hindiyyenin aksâ-yı akālîm-i berriyyesinden Bahr-i muhît-i Hind'de Seylan cezîresi mukābilinde vâkiʿ Melibar ikliminde hâkime olan\nBibi Sultan tarafından bu defʿa Âsitâne-i saʿâdet'e tahrîrât vürûd edüp mazmûnunda Melibâr bilâdında Şekrut Fermas nâmında bir melik-i hûş-mend olup bi'set-i hazret-i fahrü'l-mürselînden mukaddem muʿcize-i inşikāk-ı kamerî vâkıʿasında rü'yet ve envâr-ı sâtıʿa-i nübüvvet münteşir-i çâr-cihet (168-b) olduğu hînde nefsini çirk-i şirkden tathîre niyyet edüp Mekke-i mükerreme'ye vusûl ve huzûr-ı risâlet-penâhîde kıyâm u müsûl ve dâ'ire-i fâhire-i İslâma duhûl akabinde memleketine avdet ve esnâ-yı râhda vâkiʿ olup bilâd-ı Arabda Zıfar nâm memleketde âzim-i dâr-ı âhiret olup el'ân hâkime-i Melibâr olan Bibi Sultan zikr olunan melikin akrabâ ve veresesinden olup ol havâlide olan ehl-i İslâma hâkim ve bu âna gelince memleket ü hükümet ve emr-i diyânet ve şerîʿatleri tagayyür ü tebeddülden sâlim iken doksanyedi senesinde abede-i nâr olan küffâr üzerlerine gelüp bir sene kadar miyânelerinde ceng ü peykâr der-kâr ve avn-i hazret-i kahhâr ile zümre-i muvahhidîn mansûr ve muzaffer ve küffâr-ı mecûs makhûr ve müdemmer ve memleketleri musahhar oldukdan bir sene sonra kefere-i mesfûre İngilizlü'den intisâr ve ittihâdları kuvvetlerine medâr olarak müslimîn üzerine muhâceme ve âğâz-ı muhârebe ve müsâdeme etmeleriyle tarafeynden halk-ı kesîr telef ve zâyiʿ ve zümre-i muvahhidîne isâbet-i ayn vâkiʿ olup bir kalʿa-i kebîreyi küffâr zabt u istishâb ve derûnunda olan ehl-i İslâma âmân iʿtâsından sonra nakz-ı ahdi irtikâb ve emvâl-ı nâsı intihâb ve sâ'ir husûne itâle-i iyâdî-i hırs u âz ve ekserîni zabt ile îkāʿ-ı kâr-ı nâ-sâz eylediklerinden gayri hâkime-i müşârün-ileyhâyı birkaç gün kalʿa-bend ve kâffe-i emvâli nehb olunmuşiken vâfir şey talebiyle izʿâc ve derd-mend eyledikleri ve el'ân İngilizlü'nün taht-ı tagallüb ve zîr-i hükümet ve tasallutlarında muhân ve recâmend-i avn-i hazret-i sübhân ve hâstekâr-ı meded-i devlet-i ebed-bünyân oldukları ve ezmân-ı sâlifede mülûk-ı Melibâr aʿdâ-yı dînden rencîde ve dil-âzâr (169-a) olduklarında Devlet-i aliyye'den istimdâd ve Devlet-i aliyye dahi iʿânet ve imdâd ede-geldikleri mesbûk olup hattâ Sultan Murâd aleyhi rahmeten Rabbü'l-ibâd hazretleri vaktinde olan imdâd sebebiyle küffâra gâlib ve el'ân sâbıkı misillû imdâd-ı halîfe-i rû-yı zemîn ve iʿânet-i pâdişâh-ı İskender temkîne tâlib olduklarından gayri İngiliz kralına keyfiyyet cânib-i saltanat-ı aliyyeden mahsûs tahrîr ve Melibâr ikliminden İngilizlü'nün ahz eyledikleri husûn u kılâʿ ve emlâk u zıyâʿı ve hüccâc-ı Hindî nakl içün iʿdâd olunup bu defʿa mesfûrların mazbûtu olan sefâ'in istirdâd olunmak tazarruʿâtı derc ü tastîr olunmuş Melibâr iklîmi hâkimesi olan müşârün-ileyhâ Sultan Ali Raca'nın hemşîresi olup karındaşının vefâtında makāmına câlis ve memleket-i mezkûrede bulunan ahâlî kudûmiyle müste'nis olup gerek birâderinin hayâtında ve gerek müşârün-ileyhânın vaktinde İngilizlü'den şi-\nkâyet-nâmeleri vârid oldukda bir kaç kıt‘a top ve vech-i âhar ile mukaddemâ i'ânet olunmuşidi. Ancak Melibar ülkesi minvâl-i muharrer üzere Seylan cezîresi mukābilinde vâki‘ bir memleket olup memâlik-i mahrûse-i pâdişâhî ile Melibar bilâdı beyninde memâlik-i Acem ve memâlik-i Hind misillû katı çok hâkim-i mutasaltın ve müstakillîn memleketleri olduğundan gayri memleket-i mezbûre bahr-i Süveyş hâricinde bahr-i Muhît Yemen ve Acem ve Hind gibi bihâr-ı azîmenin mâverâsında olduğu ma'lûm olmakdan nâşî taraf-ı saltanat-ı seniyyeden kendülere bahrî ve berrî i'ânetin imkân-ı âdîsi olmadığı zâhir ve Seydi Ali kapudan ol tarafa azîmeti esnâsında henüz Hürmüz (169-b) boğazından çıkar-çıkmaz ne vartalara giriftâr olduğu mesbût-ı butûn defâtir-i vekāyi‘ olduğundan gayri İngiliz elçisine keyfiyyet-i mezkûrenin ifâdesinde dahi vakt ü hâl iktizâsına göre fâide melhûz olmayup şimdilik alâ-hâlihi terk olunmak gerçi ehven olup ancak hâkime-i müşârün-ileyhâ ehl-i islâmdan olup Devlet-i aliyye'den temennî-i avn ü nusret eylediğine binâen recâsına adem-i müsâ‘ade mugāyir-i rüsûm-ı cihândârî ve münâfî-i levâzım-ı mürüvvet ve gayretkârî olduğu zâhir olmağla lâ-cerem imdâdın imkânı var mıdır? deyû o havâlinin keyfiyyet ve ahvâline tâmmü'l-vukūf olan Bağdad ve Basra vâlisine makām-ı sadâretden mufassal kāime tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Portekiz keferesinin an-asıl mukîm oldukları memleket Sebte boğazının cânib-i yemîninde İspanya miyânesinde vâki‘ ve tâife-i efrencin medâr-ı ta‘ayyüşleri ancak madde-i ticârete münhasır olduğu mütevâtir ve şâyi‘ olduğuna binâen leyl ü nehâr tavâif-i mezkûre idâre-i perkâr-ı efkâr ve ihtirâ‘-i etvâr-ı hiyel-âsâr eyleyerek teksîr-i menâfi‘ ve tahsîl-i meclûbât ve bazâyi‘ etmek içün gûnâ-gûn mehâlik ve mehâvife iktihâm ve envâ‘ irtikâbât-ı mekrûheyi kabûl ve iltizâm eyledikleri zâhirdir. İkiyüz sene mukaddem Portekiz tâifesi mahall-i merkümdan techîz-i sefâin ve merâkib ve Bahr-i Muhît-i Marakeş ve Cezayir, Kanarya ve Akburun önlerinden şemsin Cedy burcunda olduğu vakitler Bahr-i Gine'yi güzârdan sonra harâreti tâkat-güzâr olan hatt-ı istivânın tahtından Sudan iklîmini ve Cibâl-i kamer'i dolaşarak bahr-i Kafare'den Ümid burnunu geçüp bahr-i Zencibâr (170-a) ve Bâb-ı Mendeb ve sevâhil-i Habeş ve Yemen önlerinden mürûr ve akālîm-i Hindiyyeden vâfir mahallere gerek Portekiz ve gerek İngiliz ve gerek Françe küffârı envâ‘ hiyel ile istîlâları ma'lûm ve meşhûr olup bu\nesnâda zikr olunan Portekiz kaferesi tevsîʿ-i dâire-i maʿîşet fikr-i bâtılıyla sevâhil-i Hicâziyyeye sû'-i kasd niyyetinde olup donanma tertîb eyleyeceği şuyûʿ bulduğuna binâen haberin sıdk u kizbe her ne kadar ihtimâli var ise dahi sevâhilin istihkâmı riʿâyet-i levâzım-ı ihtiyâtdan maʿdûd ve me'mûrları vakt ü zamân mürûrundan evvel îkāz etmek husûsunun nefʿ ü fâidesi inde'l-ʿukalâ melhûz ve meşhûd olduğuna binâen Basra körfezinde vâkiʿ olup Devlet-i aliyye zabt ve hükmünde olan sevâhil ve iskeleleri hıfz u hırâset etmek bâbında Bağdâd vâlîsine ve Süveyş iskelesinin te'mîni içün Mısır vâlîsine ve şeyhü'l-beledine ve Şâm vâlîsi inşâ-Allâhü teʿâlâ bu sâl-i huceste-fâlde kāfile-i hacc ile Mekke-i mükerreme'ye vusûlünde Cidde vâlîsi ve şerîf hazretleri ve sâir erbâb-ı vukūf ile Cidde-i maʿmûrenin esbâb-ı muhâfazasını müşâvere ve müzâkere edüp iktizâ eden tedâbîr-i lâzımeyi icrâ ve Şâm'dan azîmetinde âdetden zâid top ve cebehâne ve baʿzı levâzım maʿan istishâb edüp tez elden istihkâmı muktezî olduğu hâlde müstashabı olan mühimmâtdan lüzûmu kadarını ifrâz ve Cidde'ye îsâl ve baʿdehû ne lâzım olur ise tahkīk etdikden sonra arz u tahrîr etmek bâbında başka başka evâmir ve makām-ı sadâretden tahrîrât-ı mü'ekkede tahrîr ve irsâl olundu, ve Basra'nın bir müddetden berü ihtilâli hasebiyle nizâmı elzem ve bâ-husûs (170-b) muhâfazasıyçün sefâinin vücûdu ehemm olduğuna binâen bundan akdem Basra'da mukîm İngiltere balyosu maʿrifetiyle İngilterelü'den altı aded sefâinin iʿmâli irâde olunup elli bin guruş bahaları dahi verilmişidi, tâife-i merküme cânibinden mukaddemâ bir kıtʿa ve bu defʿa dahi ikişer direkli şapar taʿbîr olunur iki kıtʿa vürûd eylediği ve nefs-i Bağdâd'da dahi bir kıtʿa baştarde ve bir kıtʿa kebîr şapar ve bunlardan gayri birkaç kıtʿa sefâin müşârün-ileyh maʿrifetiyle inşâ olunmuş olmağla gerek müşârün-ileyhin inşâ etdiği ve gerek İngilizlü maʿrifetiyle el-yevm hâzır olan üç kıtʿa sefâin muhâfazaya kâfî olduğun Bağdâd vâlîsi müşârün-ileyh bu defʿa mahsûs tahrîrâtiyle ifâde etmekle havâdis-i merkümenin şuyûʿu esnâsında Basra körfezinde zikr olunan sefâinin hâzır ve âmâde bulunması ittifâkıyyât-ı haseneden olduğu bî-iştibâhdır, kaldı ki Cidde'nin bu senelik ancak bu vechile nizâm ve istihkâmı mümkin olup Cidde vâlîsi Vezîr Elhâc Mustafa Paşa vusûlünde kalʿanın taʿmîri ve top ve mühimmât-ı kâfiyyenin tanzîmi husûsuna ne vechile ikdâm ü himmet olunmaludur, avdet-i hacda arz edüp taʿmîr-i kalʿa pek ehemm görüldüğü hâlde taʿmîre mübâşeret olunup tekmîl oluncaya dek toprakdan kalʿa yapmak ve hac ordusundan minvâl-i muharrer üzere top ve mühimmât almak husûsları dahi mü'ekkeden Cidde vâlîsine ve emr-i muhâfazada müşârün-ileyh ile yek-sâk-ı ittifâk olmak zımnında şerîf hazretlerine evâmir-i aliyye ısdâr olundu.",
          "caption": "Su'-i kasd-ı kefere-i Portekiz be-sevâhil-i Hicâziyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_163.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Su'-i kasd-ı kefere-i Portekiz be-sevâhil-i Hicâziyye",
          "text": "Portekiz keferesinin an-asıl mukîm oldukları memleket Sebte boğazının cânib-i yemîninde İspanya miyânesinde vâki‘ ve tâife-i efrencin medâr-ı ta‘ayyüşleri ancak madde-i ticârete münhasır olduğu mütevâtir ve şâyi‘ olduğuna binâen leyl ü nehâr tavâif-i mezkûre idâre-i perkâr-ı efkâr ve ihtirâ‘-i etvâr-ı hiyel-âsâr eyleyerek teksîr-i menâfi‘ ve tahsîl-i meclûbât ve bazâyi‘ etmek içün gûnâ-gûn mehâlik ve mehâvife iktihâm ve envâ‘ irtikâbât-ı mekrûheyi kabûl ve iltizâm eyledikleri zâhirdir. İkiyüz sene mukaddem Portekiz tâifesi mahall-i merkümdan techîz-i sefâin ve merâkib ve Bahr-i Muhît-i Marakeş ve Cezayir, Kanarya ve Akburun önlerinden şemsin Cedy burcunda olduğu vakitler Bahr-i Gine'yi güzârdan sonra harâreti tâkat-güzâr olan hatt-ı istivânın tahtından Sudan iklîmini ve Cibâl-i kamer'i dolaşarak bahr-i Kafare'den Ümid burnunu geçüp bahr-i Zencibâr (170-a) ve Bâb-ı Mendeb ve sevâhil-i Habeş ve Yemen önlerinden mürûr ve akālîm-i Hindiyyeden vâfir mahallere gerek Portekiz ve gerek İngiliz ve gerek Françe küffârı envâ‘ hiyel ile istîlâları ma'lûm ve meşhûr olup bu\nesnâda zikr olunan Portekiz kaferesi tevsîʿ-i dâire-i maʿîşet fikr-i bâtılıyla sevâhil-i Hicâziyyeye sû'-i kasd niyyetinde olup donanma tertîb eyleyeceği şuyûʿ bulduğuna binâen haberin sıdk u kizbe her ne kadar ihtimâli var ise dahi sevâhilin istihkâmı riʿâyet-i levâzım-ı ihtiyâtdan maʿdûd ve me'mûrları vakt ü zamân mürûrundan evvel îkāz etmek husûsunun nefʿ ü fâidesi inde'l-ʿukalâ melhûz ve meşhûd olduğuna binâen Basra körfezinde vâkiʿ olup Devlet-i aliyye zabt ve hükmünde olan sevâhil ve iskeleleri hıfz u hırâset etmek bâbında Bağdâd vâlîsine ve Süveyş iskelesinin te'mîni içün Mısır vâlîsine ve şeyhü'l-beledine ve Şâm vâlîsi inşâ-Allâhü teʿâlâ bu sâl-i huceste-fâlde kāfile-i hacc ile Mekke-i mükerreme'ye vusûlünde Cidde vâlîsi ve şerîf hazretleri ve sâir erbâb-ı vukūf ile Cidde-i maʿmûrenin esbâb-ı muhâfazasını müşâvere ve müzâkere edüp iktizâ eden tedâbîr-i lâzımeyi icrâ ve Şâm'dan azîmetinde âdetden zâid top ve cebehâne ve baʿzı levâzım maʿan istishâb edüp tez elden istihkâmı muktezî olduğu hâlde müstashabı olan mühimmâtdan lüzûmu kadarını ifrâz ve Cidde'ye îsâl ve baʿdehû ne lâzım olur ise tahkīk etdikden sonra arz u tahrîr etmek bâbında başka başka evâmir ve makām-ı sadâretden tahrîrât-ı mü'ekkede tahrîr ve irsâl olundu, ve Basra'nın bir müddetden berü ihtilâli hasebiyle nizâmı elzem ve bâ-husûs (170-b) muhâfazasıyçün sefâinin vücûdu ehemm olduğuna binâen bundan akdem Basra'da mukîm İngiltere balyosu maʿrifetiyle İngilterelü'den altı aded sefâinin iʿmâli irâde olunup elli bin guruş bahaları dahi verilmişidi, tâife-i merküme cânibinden mukaddemâ bir kıtʿa ve bu defʿa dahi ikişer direkli şapar taʿbîr olunur iki kıtʿa vürûd eylediği ve nefs-i Bağdâd'da dahi bir kıtʿa baştarde ve bir kıtʿa kebîr şapar ve bunlardan gayri birkaç kıtʿa sefâin müşârün-ileyh maʿrifetiyle inşâ olunmuş olmağla gerek müşârün-ileyhin inşâ etdiği ve gerek İngilizlü maʿrifetiyle el-yevm hâzır olan üç kıtʿa sefâin muhâfazaya kâfî olduğun Bağdâd vâlîsi müşârün-ileyh bu defʿa mahsûs tahrîrâtiyle ifâde etmekle havâdis-i merkümenin şuyûʿu esnâsında Basra körfezinde zikr olunan sefâinin hâzır ve âmâde bulunması ittifâkıyyât-ı haseneden olduğu bî-iştibâhdır, kaldı ki Cidde'nin bu senelik ancak bu vechile nizâm ve istihkâmı mümkin olup Cidde vâlîsi Vezîr Elhâc Mustafa Paşa vusûlünde kalʿanın taʿmîri ve top ve mühimmât-ı kâfiyyenin tanzîmi husûsuna ne vechile ikdâm ü himmet olunmaludur, avdet-i hacda arz edüp taʿmîr-i kalʿa pek ehemm görüldüğü hâlde taʿmîre mübâşeret olunup tekmîl oluncaya dek toprakdan kalʿa yapmak ve hac ordusundan minvâl-i muharrer üzere top ve mühimmât almak husûsları dahi mü'ekkeden Cidde vâlîsine ve emr-i muhâfazada müşârün-ileyh ile yek-sâk-ı ittifâk olmak zımnında şerîf hazretlerine evâmir-i aliyye ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Cumâdel-âhirenin onsekizinci günü kul tâifesinin bir kıst mevâcibleri hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz ve mu'tâd üzere Kubbe altı'nda ocakluya tevzîʿ ve taksîm olundu. (171-a)",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_164.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu şehr-i Cumâdel-âhirenin onsekizinci günü kul tâifesinin bir kıst mevâcibleri hazîne-i hümâyûn'dan ifrâz ve mu'tâd üzere Kubbe altı'nda ocakluya tevzîʿ ve taksîm olundu. (171-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıazam-ı müşârün-ileyh hazretleri ikibuçuk seneye karîb mühr-i hümâyûnu hâmil ve bu esnâda kevkeb-i rahşân-ı ikbâli âfil olup ayn-i iʿtibâr-ı mülûkâneden sâkıt ve evc-i rifʿatden hazîz-i tenezzüle hâbit olduğuna binâen işbu Cumâdel-ulânın yirminci perşembe günü mîrahor-ı evvel Abdî Bey vâsıtasıyla müşârün-ileyhden mühr-i hümâyûn ahz olunup Balıkhâne'ye îsâl ve birkaç sâʿat mürûrunda bi-tarîki'n-nefy Gelibolu cânibine irsâl ve sadrıazam hazretleri gelinceye dek vâkiʿ olan umûr-ı Devlet-i aliyye'yi rü'yet etmek bâbında hâlâ kapudan-ı deryâ olan Vezîr Gāzî Hasan Paşa kāimimakām nasbiyle ibcâl olunup müşârün-ileyhin sebeb-i azli maʿlûm olmak içün şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-makrûnun sûreti işbu mahalle sebt olundu.",
          "caption": "Zikr-i azl-i Sadrıazam Hâmid Halîl Paşa ve sadâret-i Ali Paşa ve Kāimimakām-ı Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_165.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i azl-i Sadrıazam Hâmid Halîl Paşa ve sadâret-i Ali Paşa ve Kāimimakām-ı Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa",
          "text": "Sadrıazam-ı müşârün-ileyh hazretleri ikibuçuk seneye karîb mühr-i hümâyûnu hâmil ve bu esnâda kevkeb-i rahşân-ı ikbâli âfil olup ayn-i iʿtibâr-ı mülûkâneden sâkıt ve evc-i rifʿatden hazîz-i tenezzüle hâbit olduğuna binâen işbu Cumâdel-ulânın yirminci perşembe günü mîrahor-ı evvel Abdî Bey vâsıtasıyla müşârün-ileyhden mühr-i hümâyûn ahz olunup Balıkhâne'ye îsâl ve birkaç sâʿat mürûrunda bi-tarîki'n-nefy Gelibolu cânibine irsâl ve sadrıazam hazretleri gelinceye dek vâkiʿ olan umûr-ı Devlet-i aliyye'yi rü'yet etmek bâbında hâlâ kapudan-ı deryâ olan Vezîr Gāzî Hasan Paşa kāimimakām nasbiyle ibcâl olunup müşârün-ileyhin sebeb-i azli maʿlûm olmak içün şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-makrûnun sûreti işbu mahalle sebt olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sen ki kapudan-ı deryâ ve kāimimakām-ı sadâret-i uzmâ vezîrim Gāzî Hasan Paşa'sın seni selâm-ı şâhânemle teşrîf eylediğimden sonra maʿlûmun ola ki vezîriazam Halîl Paşa ocaklu kullarımın hayâtda olanlarının esâme husûsu ve baʿzı nâ-hemvâr harekât ü sekenâtı tabʿ-ı şâhâneme helecân verdiğinden azli iktizâ etmekle hâlâ Özi muhâfızı olup Haleb vâlisi Hazinedâr Ali Paşa taşra ve serhadler ahvâline vâkıf ve sefer ü hazarda gayret-i dînî olduğu nezd-i mülûkânemde maʿlûm-ı hümâyûnum olduğundan nâşî mühr-i sadâretim irsâliyle vekâlet-i mutlakam hizmetine taʿyîn eylediğime binâen bimennihi teʿâlâ gelüp dâhil oluncaya dek kāimimakāmlık vechiyle idâre-i umûr-ı ibâd içün sen kāimimakām taʿyîn olunmuşsundur. İmdî göreyim seni hayır-hâhân-ı (171-b) devlet ve vükelâ-yı saltanat-ı seniyyemle bi'l-ittifâk kâffe-i umûr-ı mühimme-i Devlet-i aliyyeme ihtimâm ve rikâb-ı hümâyûnuma arz u iʿlâmı muktazî husûsları iʿlâm ederek katʿen bir mâdde ve masâlih-i ibâddan bir maslahat muʿattal kalmamasına iktizâ-yı gayret ve sadâkatiniz\nüzere me'mûl-i hümâyûnumdan ziyâde dikkat ve bezl-i kudret ve vus' u tâkat eylesin. Hüdâ-yi lem-yezel her kim ki niyyet-i hayr ile dîn ü devletim hizmetine kıyâm u ikdâm eder ise dâreynde mes'ûd ve makbûl eyleye, âmîn. [İntehe'l-hattü's-sultânî].\nHâlâ Haleb vâlisi ve Özi muhâfızı olan vezîr-i adîmü'n-nazîr devletlû Ali Paşa hazretleri fi'l-hakīka vüzerâ-yı izâmın kudemâsından ve germ ü serd-i rûzgârı tecrübe etmiş vülât-ı zafer-intimâsından olup ahvâl-i sefer ü cenge kemâ-yenbagî vukūf u ıttılâ'ı ve katı çok eyâlât ve elviyeye vâli ve mutasarrıf olmak takrîbi ile vedî'atullah olan fukarâ ve zu'afânın ahvâline ve emniyyet ve rahatlarının bevâ'is ve esbâbı bulunmasına mücidd ve sa'y olduğundan gayri salâh-ı hâl ve takvâsı ve tahâret-i zeyl ve sâhası ma'lûm-ı cihâniyân ve sâye-endâz-ı adl ü dâd olduğu bilâdda hüsn-i sülûk ve i'tidâlinden nâşî bi'l-cümle ahâli âsûde-nişîn-i mazalle-i emn ü âmân ve bu âna dek hakkında ferd-i âferîdeden bess-i şekvâ hâletleri zuhûr etmediği nümâyân olup bâ-husûs seferler esnâsında Özi kal'ası misillû bir serhadd-i cesîmi asker-i kalîl ile a'dâ-yı dînden muhâfaza ve birkaç def'a düşman hücûmunda şîrâne ve dilîrâne mübâreze edüp katı çok müşrikîni tuğme-i şemşîr-i kahr u kîn ve îsâl-i dereke-i Siccîn (172-a) edüp gāzi ve mücâhid mütemekkin ve zâhid bir vezîr-i tevekkül-pîşe ve hayr-endîşe olduğu nezd-i ferd-i hazret-i hilâfet-penâhîde ma'lûm ve meczûm olmağla ehass-ı metâlib-i vüzerâ-yı izâm ve e'azz-ı me'ârib-i vükelâ-yı kirâm olan mühr-i hümâyûn silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî vesâtatiyle müşârün-ileyh tarafına irsâl olunup kudûm-ı meymenet-lüzûmlarına dek deryâ kapudânı olan Vezîr Gāzi Hasan Paşa hazretleri kā'im-makām nasb olundu. [Ce'alellahu vezâretehû nâfi'aten li'l-müslimîne ve sebeben li-kâm'i usûli'l-müşrikîne bi-câhi seyyidi'l-mürselîn.]\nSâniha: Merâtib-i mülûkiyye ve menâsıb-ı aliyye-i sultâniyyenin eşref ü a'lâsı ve izz ü rif'at-i hükûmetin gāyet-i müntehâsı vezâret olup hakāyık-ı umûrdan bahs eden ulemâ-yı hikmet-bîn bunun üzerine ittifâk etdiler ki cemî' devletin nizâm-ı hâline sebeb olan merâtib-i erba'a erbâbının ahvâline bi'z-zât takayyüd sâhib-ı saltanatı işgâl ve evkātını istî'âb eylediğinden mâ'adâ bunlar ile kendü beyninde nâmûs-ı sâ'ir menzilesinde bir ferd müdebbir olmamak kānûn-ı heybete münâfî ve resm-i cihândârîye mugāyir olmağın usûl-i mecâmi'-i umûr olan merâtib ricâlinin üzerine nâzır ve infâz-ı hall ü akd ve redd ü kabûlde umûmen ashâb-ı menâsıba hâkim ve âmir olmak içün bir ferd-i müte'ayyine ta'ayyün ve vücûd verilmek zarûriyâtdan olup binâberîn ol ta'ayyün ve ıstınâ'a ihtiyâr olunan merd-i celîlü'l-i'tibâr istiklâl-i izz-i saltanat ile devâ'î-i umûm-ı kesretin makâdir ve muktazayâtını bilmekde kâmil ve pâdişâh ile nâs beyninde inhirâf-ı mîzân ile tarafeyn tuğ-\nyân etmemek maslahatı içün miyânede berzah-ı hâil olup tedbîrât ve tasarrufâtı makbûl ve hayr u şerr-i umûr-ı cümle kendüden mes'ûl ve salâh-ı dîn ü devlete bezl-i (172-b) vus' etmeğe mütekeffil ve cümlenin üzerine gâlib-i mu'tedil ve nâzır-ı müstakill olmak haysiyyeti ile nâmına vezîriazam ve vekîl-i muazzam ve rütbesine sadâret-i uzmâ ve vekâlet-i kübrâ ıtlâk etdiler menâsıb-ı devlet ve rüteb-i saltanatda bundan a'lâ makām yokdur. Bu rütbe-i azîme ümm-i menâsıb-ı devlet üss-i merâtib-i saltanat olmağın mebde-i âlemden berü mütedâvil olan devletlerin cümlesinde mu'tenâ ve mer'î olagelmişdir. Ve ukalâ-yi rûşen-i re'ye ma'lûmdur ki mansıb-ı vezâretden müşkil maslahat ve gûnâ-gûn mihneti müştemil su'ûbetli hizmet olmayup rızâ-yi Hakk'ı ve rızâ-yi pâdişâhî ve rızâ-yi halkı ve kendü nefsini irzâ ya'ni bu dört rızâ-yi mütehâlifetü't-tekāzâ her bâr tevâfuk üzere bulunmak müteʿassirdir. Hemen sebîl-i selâmet dâimâ hayır-hâhlıkla tarîk-i istikāmetde olup medâr-ı kıvâm-ı serîr-i devlet olan şer'-i şerîf ahkâmı her hâlde düstûrü'l-amel olarak hazret-i Rabbü'l-âlemîn'den isti'âne ve hizmetinde olduğu halîfe-i zamân ve pâdişâh-ı deverânın rızâsını tahsîl olur-olmaz madde içün münâkaşaya ağaz ile mizâc-ı âlîlerini tağyîrden hazer ü mücânebet etmekle hâsıl olacağı ve pâdişâhlar ekser-i umûrda mülhem olup irâde-i mülûkânelerinin sarf ve tahvîli gâilesine düşmek ve devlet-i aliyyelerine zarar u ziyânı olmayan matlûblarının mugâyirine zâhib olmak kazâ vü kader ile mücâdeleden farkı olmadığı zâhirdir. Ve pâdişâhların ahvâl-i memâlik ve etvâr-ı nâsa vukūfları küllî icmâlî kabîlinden olup tafsîl-i umûra ıttılâʿ cüz'iyyât-ı keyfiyyâta usûr ile lâzımını îkā vekîl-i mutlakların lâzıme-i hâli olup kâffe-i harekâtları ağrâzından sâlim ve \"Ve enzili'n-nâse menâzilehüm\" fehvâsı üzere her ferdi liyâkat ve istihkākına nazaran i'mâl ve istihdâmda sâbit ve kāim olmak ve külliyyât ve cüz'iyyât-ı umûru \"Mâ hâbe meni'steşâra\" medlûlü üzere erbâb-ı hikmet ve tecrübe ile meşveret ve nasâyih-i hayriyyeye havâle-i sem'-i kabûl ve rağbet etmek ve silsile-i mümkinât nizâm-pezîr olalıdan berü mesânid-i ulyâ ashâbının rukabâ ve hussâdı yevmen fe-yevmen müteceddid ve mütekessir ve o makūle bî-insafları husûl-i ağrâz-ı kâmineleriyle irzâ ve iskât müteʿazzir olduğuna binâen fırka-i merkūme dâimâ ihsâs-ı mesâlib ve maʿâyibe müterakkıb ve neşr-i mesâvî ve nekāyise müte'ehhib olup bunların bu hâllerini tefekkür ile ahlâk-ı zemîme ve evzâ'-ı gayr-i müstakîmeden muhteriz ve mütecânib olmak ve eyâdî-i husamâ ve eʿâdîye tamâm ser-rişte-i intikām ve vesîle-i îrâd-ı kelâm olacak hırs u tama'dan dâmen-keş-i ta'affüf ve muʿtâd ve mu'ayyen ile kanâʿat ve tekeffüf bu mesnedde olanların bakā-yi câhlariyle dâreynlerinin ma'mûr olmasına sebeb olacağı zâhirdir. (173-a)",
          "caption": "Sûret-i Hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_166.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i Hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Sen ki kapudan-ı deryâ ve kāimimakām-ı sadâret-i uzmâ vezîrim Gāzî Hasan Paşa'sın seni selâm-ı şâhânemle teşrîf eylediğimden sonra maʿlûmun ola ki vezîriazam Halîl Paşa ocaklu kullarımın hayâtda olanlarının esâme husûsu ve baʿzı nâ-hemvâr harekât ü sekenâtı tabʿ-ı şâhâneme helecân verdiğinden azli iktizâ etmekle hâlâ Özi muhâfızı olup Haleb vâlisi Hazinedâr Ali Paşa taşra ve serhadler ahvâline vâkıf ve sefer ü hazarda gayret-i dînî olduğu nezd-i mülûkânemde maʿlûm-ı hümâyûnum olduğundan nâşî mühr-i sadâretim irsâliyle vekâlet-i mutlakam hizmetine taʿyîn eylediğime binâen bimennihi teʿâlâ gelüp dâhil oluncaya dek kāimimakāmlık vechiyle idâre-i umûr-ı ibâd içün sen kāimimakām taʿyîn olunmuşsundur. İmdî göreyim seni hayır-hâhân-ı (171-b) devlet ve vükelâ-yı saltanat-ı seniyyemle bi'l-ittifâk kâffe-i umûr-ı mühimme-i Devlet-i aliyyeme ihtimâm ve rikâb-ı hümâyûnuma arz u iʿlâmı muktazî husûsları iʿlâm ederek katʿen bir mâdde ve masâlih-i ibâddan bir maslahat muʿattal kalmamasına iktizâ-yı gayret ve sadâkatiniz\nüzere me'mûl-i hümâyûnumdan ziyâde dikkat ve bezl-i kudret ve vus' u tâkat eylesin. Hüdâ-yi lem-yezel her kim ki niyyet-i hayr ile dîn ü devletim hizmetine kıyâm u ikdâm eder ise dâreynde mes'ûd ve makbûl eyleye, âmîn. [İntehe'l-hattü's-sultânî].\nHâlâ Haleb vâlisi ve Özi muhâfızı olan vezîr-i adîmü'n-nazîr devletlû Ali Paşa hazretleri fi'l-hakīka vüzerâ-yı izâmın kudemâsından ve germ ü serd-i rûzgârı tecrübe etmiş vülât-ı zafer-intimâsından olup ahvâl-i sefer ü cenge kemâ-yenbagî vukūf u ıttılâ'ı ve katı çok eyâlât ve elviyeye vâli ve mutasarrıf olmak takrîbi ile vedî'atullah olan fukarâ ve zu'afânın ahvâline ve emniyyet ve rahatlarının bevâ'is ve esbâbı bulunmasına mücidd ve sa'y olduğundan gayri salâh-ı hâl ve takvâsı ve tahâret-i zeyl ve sâhası ma'lûm-ı cihâniyân ve sâye-endâz-ı adl ü dâd olduğu bilâdda hüsn-i sülûk ve i'tidâlinden nâşî bi'l-cümle ahâli âsûde-nişîn-i mazalle-i emn ü âmân ve bu âna dek hakkında ferd-i âferîdeden bess-i şekvâ hâletleri zuhûr etmediği nümâyân olup bâ-husûs seferler esnâsında Özi kal'ası misillû bir serhadd-i cesîmi asker-i kalîl ile a'dâ-yı dînden muhâfaza ve birkaç def'a düşman hücûmunda şîrâne ve dilîrâne mübâreze edüp katı çok müşrikîni tuğme-i şemşîr-i kahr u kîn ve îsâl-i dereke-i Siccîn (172-a) edüp gāzi ve mücâhid mütemekkin ve zâhid bir vezîr-i tevekkül-pîşe ve hayr-endîşe olduğu nezd-i ferd-i hazret-i hilâfet-penâhîde ma'lûm ve meczûm olmağla ehass-ı metâlib-i vüzerâ-yı izâm ve e'azz-ı me'ârib-i vükelâ-yı kirâm olan mühr-i hümâyûn silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî vesâtatiyle müşârün-ileyh tarafına irsâl olunup kudûm-ı meymenet-lüzûmlarına dek deryâ kapudânı olan Vezîr Gāzi Hasan Paşa hazretleri kā'im-makām nasb olundu. [Ce'alellahu vezâretehû nâfi'aten li'l-müslimîne ve sebeben li-kâm'i usûli'l-müşrikîne bi-câhi seyyidi'l-mürselîn.]\nSâniha: Merâtib-i mülûkiyye ve menâsıb-ı aliyye-i sultâniyyenin eşref ü a'lâsı ve izz ü rif'at-i hükûmetin gāyet-i müntehâsı vezâret olup hakāyık-ı umûrdan bahs eden ulemâ-yı hikmet-bîn bunun üzerine ittifâk etdiler ki cemî' devletin nizâm-ı hâline sebeb olan merâtib-i erba'a erbâbının ahvâline bi'z-zât takayyüd sâhib-ı saltanatı işgâl ve evkātını istî'âb eylediğinden mâ'adâ bunlar ile kendü beyninde nâmûs-ı sâ'ir menzilesinde bir ferd müdebbir olmamak kānûn-ı heybete münâfî ve resm-i cihândârîye mugāyir olmağın usûl-i mecâmi'-i umûr olan merâtib ricâlinin üzerine nâzır ve infâz-ı hall ü akd ve redd ü kabûlde umûmen ashâb-ı menâsıba hâkim ve âmir olmak içün bir ferd-i müte'ayyine ta'ayyün ve vücûd verilmek zarûriyâtdan olup binâberîn ol ta'ayyün ve ıstınâ'a ihtiyâr olunan merd-i celîlü'l-i'tibâr istiklâl-i izz-i saltanat ile devâ'î-i umûm-ı kesretin makâdir ve muktazayâtını bilmekde kâmil ve pâdişâh ile nâs beyninde inhirâf-ı mîzân ile tarafeyn tuğ-\nyân etmemek maslahatı içün miyânede berzah-ı hâil olup tedbîrât ve tasarrufâtı makbûl ve hayr u şerr-i umûr-ı cümle kendüden mes'ûl ve salâh-ı dîn ü devlete bezl-i (172-b) vus' etmeğe mütekeffil ve cümlenin üzerine gâlib-i mu'tedil ve nâzır-ı müstakill olmak haysiyyeti ile nâmına vezîriazam ve vekîl-i muazzam ve rütbesine sadâret-i uzmâ ve vekâlet-i kübrâ ıtlâk etdiler menâsıb-ı devlet ve rüteb-i saltanatda bundan a'lâ makām yokdur. Bu rütbe-i azîme ümm-i menâsıb-ı devlet üss-i merâtib-i saltanat olmağın mebde-i âlemden berü mütedâvil olan devletlerin cümlesinde mu'tenâ ve mer'î olagelmişdir. Ve ukalâ-yi rûşen-i re'ye ma'lûmdur ki mansıb-ı vezâretden müşkil maslahat ve gûnâ-gûn mihneti müştemil su'ûbetli hizmet olmayup rızâ-yi Hakk'ı ve rızâ-yi pâdişâhî ve rızâ-yi halkı ve kendü nefsini irzâ ya'ni bu dört rızâ-yi mütehâlifetü't-tekāzâ her bâr tevâfuk üzere bulunmak müteʿassirdir. Hemen sebîl-i selâmet dâimâ hayır-hâhlıkla tarîk-i istikāmetde olup medâr-ı kıvâm-ı serîr-i devlet olan şer'-i şerîf ahkâmı her hâlde düstûrü'l-amel olarak hazret-i Rabbü'l-âlemîn'den isti'âne ve hizmetinde olduğu halîfe-i zamân ve pâdişâh-ı deverânın rızâsını tahsîl olur-olmaz madde içün münâkaşaya ağaz ile mizâc-ı âlîlerini tağyîrden hazer ü mücânebet etmekle hâsıl olacağı ve pâdişâhlar ekser-i umûrda mülhem olup irâde-i mülûkânelerinin sarf ve tahvîli gâilesine düşmek ve devlet-i aliyyelerine zarar u ziyânı olmayan matlûblarının mugâyirine zâhib olmak kazâ vü kader ile mücâdeleden farkı olmadığı zâhirdir. Ve pâdişâhların ahvâl-i memâlik ve etvâr-ı nâsa vukūfları küllî icmâlî kabîlinden olup tafsîl-i umûra ıttılâʿ cüz'iyyât-ı keyfiyyâta usûr ile lâzımını îkā vekîl-i mutlakların lâzıme-i hâli olup kâffe-i harekâtları ağrâzından sâlim ve \"Ve enzili'n-nâse menâzilehüm\" fehvâsı üzere her ferdi liyâkat ve istihkākına nazaran i'mâl ve istihdâmda sâbit ve kāim olmak ve külliyyât ve cüz'iyyât-ı umûru \"Mâ hâbe meni'steşâra\" medlûlü üzere erbâb-ı hikmet ve tecrübe ile meşveret ve nasâyih-i hayriyyeye havâle-i sem'-i kabûl ve rağbet etmek ve silsile-i mümkinât nizâm-pezîr olalıdan berü mesânid-i ulyâ ashâbının rukabâ ve hussâdı yevmen fe-yevmen müteceddid ve mütekessir ve o makūle bî-insafları husûl-i ağrâz-ı kâmineleriyle irzâ ve iskât müteʿazzir olduğuna binâen fırka-i merkūme dâimâ ihsâs-ı mesâlib ve maʿâyibe müterakkıb ve neşr-i mesâvî ve nekāyise müte'ehhib olup bunların bu hâllerini tefekkür ile ahlâk-ı zemîme ve evzâ'-ı gayr-i müstakîmeden muhteriz ve mütecânib olmak ve eyâdî-i husamâ ve eʿâdîye tamâm ser-rişte-i intikām ve vesîle-i îrâd-ı kelâm olacak hırs u tama'dan dâmen-keş-i ta'affüf ve muʿtâd ve mu'ayyen ile kanâʿat ve tekeffüf bu mesnedde olanların bakā-yi câhlariyle dâreynlerinin ma'mûr olmasına sebeb olacağı zâhirdir. (173-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh hazretleri vakt-i mukadderi kadar câh-ı vâlâ-yi meşîhat-i islâmiyyede kâr-fermâ-yi enâm ve hall ü akd ve nakz ü ibrâm ile güzârende-i eyyâm olup baʿzı devâ'î ve bevâ'is takrîbi ile bu esnâda azli lâzım gelmekle yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh hazretleri dahi merâret-i azl ile telh-kâm ve sâhil-hânelerinde istirâhat ile devâm-ı ömr ü devlet-i pâdişâhî daʿvâtına kıyâm eylemesi irâde buyuruldu. Bundan akdem mesned-i vâlâ-yi fetvâya ziynet-bahş olup bir müddet hallâl-i müşkilât-ı enâm ve nesak-sâz-ı mehâmm-ı devlet-i ebed-kıyâm olarak şân-ı saltanat-ı aliyyeyi hırz-ı cânı gibi muhâfaza ve vikāye ve ednâ naks u şeyn tatarrukundan siyânet ve himâye sıfat-ı kâşife-i hâli ve naʿat-ı zât-ı ferhunde-fâli olup fâtih-i Belgrad ve saf-şiken-i tabur-ı makhûr-ı ehl-i küfr ü inâd olan gāzi ve mücâhid fî-sebîlillâh sadr-ı esbak merhûm ve mağfûr Mehmed Paşa hazretlerinin necl-i necîb-i maʿâlî-güster ve veled-i e'azz-ı maʿârif-perverleri semâhatlû inâyetlû İbrâhim Efendi hazretlerinin hassa-i lâzıme-i zâtiyyeleri olan iffet ve takvâ ve zühd ü salâh-ı bî-riyâ ve istikāmet-i tabiʿat ve safvet-i akîdet ve bâ-husûs umûr-ı dîniyyede olan salâbeti ve ahkâm-ı şerʿiyye icrâsında olan fütüvvet ve celâdeti makādir-şinâs-ı ulemâ-yi dîn ve dânende haysiyyet-i verese-i enbiyâ ve mürselîn olan şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn hazretlerinin ez-kadîm maʿlûm-ı hümâyûnları olduğundan gayri (173-b) umûr-ı enâma nezâret-i mutlakaları hasebiyle meşîhat-i ûlâlarında makām-ı sadâretde bulunan İzzet Mehmed Paşa merhûma dâimâ Devlet-i aliyye'ye hayr u nefʿi zâhir olan ahvâli sevk ve tefhîm ve baʿde-zamânin vukūʿ-ı hücneti berâhîn-i sâtiʿa-i akliyye ile melhûz olan mekârih-i umûrdan dâmen-keş-i ictinâb olması emrinde saʿy-i azîm edüp ale'l-husûs Moskovlu ile müstaʿcelen akd olunan musâlaha-i mekrûhe şurûtunda münderic olan baʿzı kuyûd-ı mütegāyiretü'l-fehvâya dikkat ve izhâr-ı metânet ile ıslâh ve temyîzine bezl-i cell-i miknet etmek vâdilerinde vukūʿ bulan nasâyih-i müşfikānesi merhûmun sahre-i sammâdan ibâret olan kalbine adem-i te'sîr ve avdet-i harb vehm-i vâhisiyle adû-yi dînin her teklîfine müsâʿade ile meşreb-i âlîlerin tekdîr etdikleri ve işbu salâbet-i dîniyyeye ve istidlâlât-ı akliyye kâr-fermâyân-ı zamân taraflarından zemîn-i âharda maʿrûz-ı âlem-i bâlâ ve meşîhatden bu takrîb ile sûret-i infisâlleri rû-nümâ olduğu ve el-hâletü hâzihi müşârün-ileyh hazretlerinin vaktiyle çak-çak oldukları mevâdd-ı müteyakkinetü'l-fesâd bir-birini vely ü teʿâkub ederek hudûs u zuhûr ve hasm-ı dîn ü devle-\ntin zikr olunan kuyûd ve tekâlîf-i mümevvehesinden velev-ba'de zamânin tekevvünü melhûzları olan keyfiyyât vukūʿ ve sudûr bulup akl u kiyâset ve sıdk-ı derûn ve istikāmeti bi't-tecrübe ve'l-imtihân karîn-i ilm-i şehriyâr-ı gîtî-sitân olmağla çokdan berü makām-ı iftâyâ takdîmi irâde olunmuşiken sadâretde bulunan zevât-ı kirâm müşârün-ileyh hazretlerinin kavvâl-i bi'l-hakk olup taʿayyün-i zâtî ve takaddüm-i zamânı (174a) ve istihkāklarını bildiklerinden ve hevâlarına adem-i mütâbaʿat ile dîn ü devlete muzırr harekete mâniʿ olacağını fehm eylediklerinden birer sebeb-i gayr-i müveccehe ve birer illet-i mecrûh ve mümevveh ile câh-ı fetvâdan insirâfını iltizâm ve leyyinü'l-cânib ve muhâlefetden mücânib zevâtları sevk ü takrîb ile tahsîl-i merâm eyledikleri dahi nezd-i hümâyûnda resîde-i rütbe-i ilmü'l-yakīn olup bu misillü dîndâr ve mücerrebü'l-etvâr ve sadâkat-i mevrûse ile emekdâr ve emekdâr-zâde-i devlet-i ebed-karâr olan zât-ı fazâil-simâtın mesned-i ulyâ-yı meşîhatde hallâl-i ukad-ı umûr ve tertîb-sâz-ı şevârid-i ahvâl-i cumhûr olması dîn-i devlete nâfiʿ olduğu meczûm olduğuna binâen yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh hazretleri huzûr-ı hümâyûna daʿvet ve hilʿat-i beyzâ-i fetvâ ile mükerreren mazhar-ı nevâziş ü mekremet buyuruldu. Hak budur ki müşârün-ileyh hazretlerinin iffet ü nezâheti ve selâmet-i akl u reviyyeti ve dîn ü devlete olan saʿy ü gayreti müsellem-i âlem olup dâire-i devleti şevâib-i nekāisden masûn ve ulemâ ve sulehâ ve erbâb-ı maʿârife meyl ü rükûnları rûz-efzûn olduğundan gayri mehâbet-i zâtiyye ve temekkün ve sekîne-i fıtrıyyesi tarîk-i ilmiyyede bulunan serkeş ü bü'l-hevesleri tabîʿatiyle ıslâh ve terbiyye ve şimdiden herkes adını takınarak revâcis-i nefsâniyyeden zâhir ve bâtınların tasfiye ve tahliye eylediler. Cenâb-ı Hakk ve feyyâz-ı mutlak kudûm-ı meyâmin-lüzûmlarını Devlet-i aliyye'ye mahz-ı hayr ve sebeb-i defʿ-i gezend ü zayr edüp ârâ-i sâkıbe ve efkâr-ı sâibesini gerden-i düşman-ı muhtâlde olan sâr u intikām-ı müslimînin ahzine illet-i müstakill ve tedbîr-i dil-pezîrini dâimâ hallâl-i emr-i saʿb ü müşkil eyleye, âmîn. (174b)",
          "caption": "Azl-i Şeyhülislâm Dürrî-zâde Mehmed Atâullah Efendi ve Müftilenâm-şüden-i Mevlâna İbrahim Efendi Şeyhülislâm-ı esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_167.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Şeyhülislâm Dürrî-zâde Mehmed Atâullah Efendi ve Müftilenâm-şüden-i Mevlâna İbrahim Efendi Şeyhülislâm-ı esbak",
          "text": "Müşârün-ileyh hazretleri vakt-i mukadderi kadar câh-ı vâlâ-yi meşîhat-i islâmiyyede kâr-fermâ-yi enâm ve hall ü akd ve nakz ü ibrâm ile güzârende-i eyyâm olup baʿzı devâ'î ve bevâ'is takrîbi ile bu esnâda azli lâzım gelmekle yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh hazretleri dahi merâret-i azl ile telh-kâm ve sâhil-hânelerinde istirâhat ile devâm-ı ömr ü devlet-i pâdişâhî daʿvâtına kıyâm eylemesi irâde buyuruldu. Bundan akdem mesned-i vâlâ-yi fetvâya ziynet-bahş olup bir müddet hallâl-i müşkilât-ı enâm ve nesak-sâz-ı mehâmm-ı devlet-i ebed-kıyâm olarak şân-ı saltanat-ı aliyyeyi hırz-ı cânı gibi muhâfaza ve vikāye ve ednâ naks u şeyn tatarrukundan siyânet ve himâye sıfat-ı kâşife-i hâli ve naʿat-ı zât-ı ferhunde-fâli olup fâtih-i Belgrad ve saf-şiken-i tabur-ı makhûr-ı ehl-i küfr ü inâd olan gāzi ve mücâhid fî-sebîlillâh sadr-ı esbak merhûm ve mağfûr Mehmed Paşa hazretlerinin necl-i necîb-i maʿâlî-güster ve veled-i e'azz-ı maʿârif-perverleri semâhatlû inâyetlû İbrâhim Efendi hazretlerinin hassa-i lâzıme-i zâtiyyeleri olan iffet ve takvâ ve zühd ü salâh-ı bî-riyâ ve istikāmet-i tabiʿat ve safvet-i akîdet ve bâ-husûs umûr-ı dîniyyede olan salâbeti ve ahkâm-ı şerʿiyye icrâsında olan fütüvvet ve celâdeti makādir-şinâs-ı ulemâ-yi dîn ve dânende haysiyyet-i verese-i enbiyâ ve mürselîn olan şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn hazretlerinin ez-kadîm maʿlûm-ı hümâyûnları olduğundan gayri (173-b) umûr-ı enâma nezâret-i mutlakaları hasebiyle meşîhat-i ûlâlarında makām-ı sadâretde bulunan İzzet Mehmed Paşa merhûma dâimâ Devlet-i aliyye'ye hayr u nefʿi zâhir olan ahvâli sevk ve tefhîm ve baʿde-zamânin vukūʿ-ı hücneti berâhîn-i sâtiʿa-i akliyye ile melhûz olan mekârih-i umûrdan dâmen-keş-i ictinâb olması emrinde saʿy-i azîm edüp ale'l-husûs Moskovlu ile müstaʿcelen akd olunan musâlaha-i mekrûhe şurûtunda münderic olan baʿzı kuyûd-ı mütegāyiretü'l-fehvâya dikkat ve izhâr-ı metânet ile ıslâh ve temyîzine bezl-i cell-i miknet etmek vâdilerinde vukūʿ bulan nasâyih-i müşfikānesi merhûmun sahre-i sammâdan ibâret olan kalbine adem-i te'sîr ve avdet-i harb vehm-i vâhisiyle adû-yi dînin her teklîfine müsâʿade ile meşreb-i âlîlerin tekdîr etdikleri ve işbu salâbet-i dîniyyeye ve istidlâlât-ı akliyye kâr-fermâyân-ı zamân taraflarından zemîn-i âharda maʿrûz-ı âlem-i bâlâ ve meşîhatden bu takrîb ile sûret-i infisâlleri rû-nümâ olduğu ve el-hâletü hâzihi müşârün-ileyh hazretlerinin vaktiyle çak-çak oldukları mevâdd-ı müteyakkinetü'l-fesâd bir-birini vely ü teʿâkub ederek hudûs u zuhûr ve hasm-ı dîn ü devle-\ntin zikr olunan kuyûd ve tekâlîf-i mümevvehesinden velev-ba'de zamânin tekevvünü melhûzları olan keyfiyyât vukūʿ ve sudûr bulup akl u kiyâset ve sıdk-ı derûn ve istikāmeti bi't-tecrübe ve'l-imtihân karîn-i ilm-i şehriyâr-ı gîtî-sitân olmağla çokdan berü makām-ı iftâyâ takdîmi irâde olunmuşiken sadâretde bulunan zevât-ı kirâm müşârün-ileyh hazretlerinin kavvâl-i bi'l-hakk olup taʿayyün-i zâtî ve takaddüm-i zamânı (174a) ve istihkāklarını bildiklerinden ve hevâlarına adem-i mütâbaʿat ile dîn ü devlete muzırr harekete mâniʿ olacağını fehm eylediklerinden birer sebeb-i gayr-i müveccehe ve birer illet-i mecrûh ve mümevveh ile câh-ı fetvâdan insirâfını iltizâm ve leyyinü'l-cânib ve muhâlefetden mücânib zevâtları sevk ü takrîb ile tahsîl-i merâm eyledikleri dahi nezd-i hümâyûnda resîde-i rütbe-i ilmü'l-yakīn olup bu misillü dîndâr ve mücerrebü'l-etvâr ve sadâkat-i mevrûse ile emekdâr ve emekdâr-zâde-i devlet-i ebed-karâr olan zât-ı fazâil-simâtın mesned-i ulyâ-yı meşîhatde hallâl-i ukad-ı umûr ve tertîb-sâz-ı şevârid-i ahvâl-i cumhûr olması dîn-i devlete nâfiʿ olduğu meczûm olduğuna binâen yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh hazretleri huzûr-ı hümâyûna daʿvet ve hilʿat-i beyzâ-i fetvâ ile mükerreren mazhar-ı nevâziş ü mekremet buyuruldu. Hak budur ki müşârün-ileyh hazretlerinin iffet ü nezâheti ve selâmet-i akl u reviyyeti ve dîn ü devlete olan saʿy ü gayreti müsellem-i âlem olup dâire-i devleti şevâib-i nekāisden masûn ve ulemâ ve sulehâ ve erbâb-ı maʿârife meyl ü rükûnları rûz-efzûn olduğundan gayri mehâbet-i zâtiyye ve temekkün ve sekîne-i fıtrıyyesi tarîk-i ilmiyyede bulunan serkeş ü bü'l-hevesleri tabîʿatiyle ıslâh ve terbiyye ve şimdiden herkes adını takınarak revâcis-i nefsâniyyeden zâhir ve bâtınların tasfiye ve tahliye eylediler. Cenâb-ı Hakk ve feyyâz-ı mutlak kudûm-ı meyâmin-lüzûmlarını Devlet-i aliyye'ye mahz-ı hayr ve sebeb-i defʿ-i gezend ü zayr edüp ârâ-i sâkıbe ve efkâr-ı sâibesini gerden-i düşman-ı muhtâlde olan sâr u intikām-ı müslimînin ahzine illet-i müstakill ve tedbîr-i dil-pezîrini dâimâ hallâl-i emr-i saʿb ü müşkil eyleye, âmîn. (174b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç gün mukaddem zikr olunduğu üzere mevâcib ihrâc olunup kable'd-devr Sadrıazam Halil Paşa maʿzûl ve kapudan paşa hazretleri kāimimakamlık câh-ı bülendiyle nâil-i eʿazz-ı meʾmûl olmakdan nâşî ber-muʿtâd-ı kadîm teşrîfât-ı hümâyûn vürûdunu baʿzı nâs ümîd ve baʿzısı tebʿîd eder iken işbu yevm-i sebt kānûn üzere devr vukūʿ bulup akabinde hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mashûb-ı teşrîfât-ı seniyye-i hüsrevâne ile müşârün-\nileyh hazretleri hâiz-i rehîne-i iftihâr ve şeref-sudûr olan hatt-ı kerâmet-medârın sûreti işbu mecelle-i vekāyiʿa sebt ile tezyîn-i ruhsâre-i âsâr kılındı.",
          "caption": "Vürûd-ı teşrîfât be-kāimimakām-ı sadrıazamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_168.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı teşrîfât be-kāimimakām-ı sadrıazamî",
          "text": "Birkaç gün mukaddem zikr olunduğu üzere mevâcib ihrâc olunup kable'd-devr Sadrıazam Halil Paşa maʿzûl ve kapudan paşa hazretleri kāimimakamlık câh-ı bülendiyle nâil-i eʿazz-ı meʾmûl olmakdan nâşî ber-muʿtâd-ı kadîm teşrîfât-ı hümâyûn vürûdunu baʿzı nâs ümîd ve baʿzısı tebʿîd eder iken işbu yevm-i sebt kānûn üzere devr vukūʿ bulup akabinde hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mashûb-ı teşrîfât-ı seniyye-i hüsrevâne ile müşârün-\nileyh hazretleri hâiz-i rehîne-i iftihâr ve şeref-sudûr olan hatt-ı kerâmet-medârın sûreti işbu mecelle-i vekāyiʿa sebt ile tezyîn-i ruhsâre-i âsâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sen ki kapudan-ı deryâ ve kāimimakām-ı sadâret-i uzmâ vezîrim Gāzi Hasan Paşasın seni selâm-ı selâmet-encâm-ı dâverânemle teşrîfden sonra maʿlûm ola ki bu defʿa ihrâc olunan kapum kulları mevâciblerinin tevzîʿi münâsebeti ile mahzâ avârif-i behiyye-i dâverânemden nâşî taltîfen hassa kürklerimden sana bir sevb-i semmûr-ı mûrisü's-sürûr ve bir kabza murassaʿ hançer ihsân-ı hümâyûnum olup kiler kethüdâsı ağa kulumla irsâl olunmuşdur. İmdî göreyim seni sadrıaʿzamım vürûduna dek umûr-ı devletimi sâdıkāne rü'yet emrinde bezl-i mechûd edesin cenâb-ı hazret-i Rabbü'l-izzet sana ve seninle bile sadâkat edenlere dâreynde muʿîn ola, âmîn.",
          "caption": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_169.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Sen ki kapudan-ı deryâ ve kāimimakām-ı sadâret-i uzmâ vezîrim Gāzi Hasan Paşasın seni selâm-ı selâmet-encâm-ı dâverânemle teşrîfden sonra maʿlûm ola ki bu defʿa ihrâc olunan kapum kulları mevâciblerinin tevzîʿi münâsebeti ile mahzâ avârif-i behiyye-i dâverânemden nâşî taltîfen hassa kürklerimden sana bir sevb-i semmûr-ı mûrisü's-sürûr ve bir kabza murassaʿ hançer ihsân-ı hümâyûnum olup kiler kethüdâsı ağa kulumla irsâl olunmuşdur. İmdî göreyim seni sadrıaʿzamım vürûduna dek umûr-ı devletimi sâdıkāne rü'yet emrinde bezl-i mechûd edesin cenâb-ı hazret-i Rabbü'l-izzet sana ve seninle bile sadâkat edenlere dâreynde muʿîn ola, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan Cidde mansıbı bundan akdem bâ-rütbe-i vâlâ-yi vezâret müşârün-ileyh El-hâc Mustafa Paşa'ya tevcîh ve Şam'da kapusunu tanzîm edüp hüccâc ile mansıbı cânibine azîmet etmesi bundan akdem emr ü tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyh bir-iki seneden berü Erzurum taraflarında umûr-ı serhaddâta nezâret ünvâniyle ikāmet ve mükteseb ve müddaharı ne ise havâyic-i zarûriyyesine sarf ile ifrâğ-ı enbân-ı servet eylediği hâlde masârif-i kesîreyi müstelzim olan Cidde mansıbı tarafına tevcîh olunduğu maʿlûmu oldukda an-asıl haml-i sakīl-i vezâreti tahammülden aczini izhâr ve adem-i teveccühünü her bâr mütemennî ve hâst-gâr iken bi'l-bedâhe zuhûrunu mukadderât-ı ilâhiyyeye haml ile irâet-i sûret-i teslîm ve rızâ edüp ancak tanzîm-i esbâb-ı vezâret ve aksâ-yi diyâr-ı Hicâziyyede olan Cidde'ye übbehet ve şân ile azîmet vücûd-ı nükûd-ı nâ-maʿdûdeye mevkūf ve bî-ser ü sâmân ve muhtelü'l-hâl ü perîşân cânib-i mezkûre şitâbân olmak rezâlet ve nakīseyi müstevcib bir hâl olduğu müteyakkın ve maʿrûf olup vüzerâ-yi ızâmın muktedirlerinden birine Cidde ve tarafına bir sancak inâyet buyurulmak bâbında söz güzâr eyleyerek dest-bâz-ı niyâz oldukda aʿzâr ve irâdesi baʿzı mülâhazaya mebnî sadr-ı sâbık tarafından gayr-i mesmûʿ ve lüzûm-ı azîmeti kabûl tahallüfden medfûʿ olduğu mü'ekked tahrîrât ile müşârün-ileyhe ifâde olunup imkân-ı indifâʿ-ı me'mûriyyet hâric-i hîte-i makdûr ve tanzîm-i eştât\nve zarûriyyât-ı emr gayr-i meysûr olduğundan mütereddid beyne'l-emrîn mütehayyir ve mütazaccır iken vezîriazamın makām-ı sadâretden infisâli müşârün-ileyhin sebeb-i nizâm-ı hâli ve mûcib-i inkızâ-yi âmâli olup binâenaleyh mansıb-ı mezkûr üzerinden refʿ ve Adana eyâletiyle mesrûr ve handân ve Cidde mansıbı sadr-ı sâbık-ı müşârün-ileyhe tevcîh ve ihsân ve bahren azîmeti emr ü fermân buyuruldu. Sadr-ı sâbıkın Mustafa Paşa'ya Cidde tevcîhinde medhal ve ibrâmı mütehakkik ise \"el-cezâ'ü min cinsü'l-amel\" mefhûmu zuhûr etdiği gayr-i hafîdir. (175-a)",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Habeş maʿ livâ-i Cidde be-sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa ve eyâlet-i Adana be-Vezîr El-hâc Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_170.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Habeş maʿ livâ-i Cidde be-sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa ve eyâlet-i Adana be-Vezîr El-hâc Mustafa Paşa",
          "text": "Zikr olunan Cidde mansıbı bundan akdem bâ-rütbe-i vâlâ-yi vezâret müşârün-ileyh El-hâc Mustafa Paşa'ya tevcîh ve Şam'da kapusunu tanzîm edüp hüccâc ile mansıbı cânibine azîmet etmesi bundan akdem emr ü tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyh bir-iki seneden berü Erzurum taraflarında umûr-ı serhaddâta nezâret ünvâniyle ikāmet ve mükteseb ve müddaharı ne ise havâyic-i zarûriyyesine sarf ile ifrâğ-ı enbân-ı servet eylediği hâlde masârif-i kesîreyi müstelzim olan Cidde mansıbı tarafına tevcîh olunduğu maʿlûmu oldukda an-asıl haml-i sakīl-i vezâreti tahammülden aczini izhâr ve adem-i teveccühünü her bâr mütemennî ve hâst-gâr iken bi'l-bedâhe zuhûrunu mukadderât-ı ilâhiyyeye haml ile irâet-i sûret-i teslîm ve rızâ edüp ancak tanzîm-i esbâb-ı vezâret ve aksâ-yi diyâr-ı Hicâziyyede olan Cidde'ye übbehet ve şân ile azîmet vücûd-ı nükûd-ı nâ-maʿdûdeye mevkūf ve bî-ser ü sâmân ve muhtelü'l-hâl ü perîşân cânib-i mezkûre şitâbân olmak rezâlet ve nakīseyi müstevcib bir hâl olduğu müteyakkın ve maʿrûf olup vüzerâ-yi ızâmın muktedirlerinden birine Cidde ve tarafına bir sancak inâyet buyurulmak bâbında söz güzâr eyleyerek dest-bâz-ı niyâz oldukda aʿzâr ve irâdesi baʿzı mülâhazaya mebnî sadr-ı sâbık tarafından gayr-i mesmûʿ ve lüzûm-ı azîmeti kabûl tahallüfden medfûʿ olduğu mü'ekked tahrîrât ile müşârün-ileyhe ifâde olunup imkân-ı indifâʿ-ı me'mûriyyet hâric-i hîte-i makdûr ve tanzîm-i eştât\nve zarûriyyât-ı emr gayr-i meysûr olduğundan mütereddid beyne'l-emrîn mütehayyir ve mütazaccır iken vezîriazamın makām-ı sadâretden infisâli müşârün-ileyhin sebeb-i nizâm-ı hâli ve mûcib-i inkızâ-yi âmâli olup binâenaleyh mansıb-ı mezkûr üzerinden refʿ ve Adana eyâletiyle mesrûr ve handân ve Cidde mansıbı sadr-ı sâbık-ı müşârün-ileyhe tevcîh ve ihsân ve bahren azîmeti emr ü fermân buyuruldu. Sadr-ı sâbıkın Mustafa Paşa'ya Cidde tevcîhinde medhal ve ibrâmı mütehakkik ise \"el-cezâ'ü min cinsü'l-amel\" mefhûmu zuhûr etdiği gayr-i hafîdir. (175-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh hakkında sebeb-i hafî ile tabʿ-ı mekârim-nebʿ-i mülûkâne mütegayyir ve sadr-ı sâbık tarafından nihânî iʿânet ve himâyet ile şimdiye dek mütekeddir olmayup hattâ sadr-ı sâbık vaktinde müşârün-ileyhe eyâlet-i Bosna tevcîh olunmuşiken iki günden sonra Eğriboz'a tahvîli hakkında adem-i teveccüh iğbirâr-ı tâcdârînin kavî delîli olup binâen-alâ-zâlik sadr-ı sâbıkın azli günü müşârün-ileyhin vezâreti refʿ ve Lefkoşe'ye nefy ü iclâ ve yanında mevcûd olan emvâl ve eşyâsının kabzıyçün Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Osman Ağa ve menfâsına îsâl içün gedüklülerinden Feyzi Ağa me'mûriyyetle yevm-i mezkûrda ihrâc ve isrâ olunduklarından gayri Âsitâne-i saʿâdet'de olan hânesiyle Kuzguncuk'daki yalısı temhîr olunup münhâl olan Eğriboz sancağı Livadyalı Vezîr Hasan Paşa'ya tevcîh olundu. Birkaç günden sonra taraf-ı mülûkâneden müşârün-ileyhin evlâd u iyâline merhamet olunup konak ve yalıda olan emvâl ve eşyâsı sadaka ve inâyet \"velâ teziru vâziratün vizra ukhrâ\" medlûl-i şerîfine riʿâyet olundu",
          "caption": "Refʿ-i vezâret-i muhâfız-ı Eğriboz Râif İsmâʿîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_171.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i vezâret-i muhâfız-ı Eğriboz Râif İsmâʿîl Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyh hakkında sebeb-i hafî ile tabʿ-ı mekârim-nebʿ-i mülûkâne mütegayyir ve sadr-ı sâbık tarafından nihânî iʿânet ve himâyet ile şimdiye dek mütekeddir olmayup hattâ sadr-ı sâbık vaktinde müşârün-ileyhe eyâlet-i Bosna tevcîh olunmuşiken iki günden sonra Eğriboz'a tahvîli hakkında adem-i teveccüh iğbirâr-ı tâcdârînin kavî delîli olup binâen-alâ-zâlik sadr-ı sâbıkın azli günü müşârün-ileyhin vezâreti refʿ ve Lefkoşe'ye nefy ü iclâ ve yanında mevcûd olan emvâl ve eşyâsının kabzıyçün Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Osman Ağa ve menfâsına îsâl içün gedüklülerinden Feyzi Ağa me'mûriyyetle yevm-i mezkûrda ihrâc ve isrâ olunduklarından gayri Âsitâne-i saʿâdet'de olan hânesiyle Kuzguncuk'daki yalısı temhîr olunup münhâl olan Eğriboz sancağı Livadyalı Vezîr Hasan Paşa'ya tevcîh olundu. Birkaç günden sonra taraf-ı mülûkâneden müşârün-ileyhin evlâd u iyâline merhamet olunup konak ve yalıda olan emvâl ve eşyâsı sadaka ve inâyet \"velâ teziru vâziratün vizra ukhrâ\" medlûl-i şerîfine riʿâyet olundu"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zend-Kerîm Hân vefâtından sonra daʿvâ-yı istibdâd ve istiklâl ile kemîn-gâh-ı fırsatda rû-pûş-i istitâr olan hânân-ı İran her biri başka başka (175-b) izhâr-ı tâb ü tevân ve «menem diğer nîst» tafralarıyla câlis-i taht-ı keyân ve mâlik-i ezimme-i hall ü akd-i İrâniyân olmak vâdilerinde yek-diğer ile mukātele ve mehâreşe ve mücâdele ve münâveşe edüp âhirü'l-emr Alî-Murad Hân sâhib-i taʿayyün ve vücûd olan hânların ekserîsini tahvîf ve tedmîr ve taht-gâh-ı şâh olan İsfahan ve muzâfâtını zabt u teshîr ve gerden-keşân-ı etrâfı taht-ı rıbka-i itāʿat ve inkıyâda idhâl zımnında şeb ü rûz fikr\nü tedbîr eyler iken Tahran ile İsfahan beyninde nâ-gâh maraz-ı hâil hâlini tebâh ve illet-i asîrü'd-devâ dâmen-i ömrünü kûtâh edüp sayyâd-ı ecel saʿve-i hayâtını sayd ve merkūmu kâr u bâr-ı dünyâdan rüste-i kayd eylediği ve mezbûrun hâlet-i marazı li-ümmin birâderi olan Cafer Hân'a mukaddemce ihbâr olduğuna binâen İsfahan'da müddehir ve mevcûd olan nefâis-i emvâl ü eşyâsı gāret-zede-i mütegallibân-ı zamân ve yağma-şüde-i serkeşân-ı İraniyân olmamak mülâhazasıyla İsfahan'a âzim olduğu Baban ve Köy sancakları mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ve Derne ve Baclan mutasarrıfı Abdülkādir Paşa taraflarından lede't-tahkīk Bağdad ve Basra vâlisi Vezîr Süleyman Paşa'ya tahrîr ve tenmîk olduğu ve mezbûrun helâki İran hânlarının maʿlûmları oldukda her biri merkūmun câ-nişîni ve belki İran'ın sâhib-i tâc ü nigîni olmağa hâhişger (176-a) ve bu mülâbese ile miyânelerinde harb ü sitîz lâ-muhâle kâr-ger olacağından başka hümâ-yı devlet ve izzet bir bahtiyâr-ı zûrmendin başına konmağa ve kû-yi murâdı savlecân-ı ikbâl ile meydân-ı ümîdden almağa vakt ü zamân lâzım ve belki katı çok eşhâs-ı gammaz helâk ü bevâre muktehim olacağı ve el'ân İran'da müstakill fi'l-umûr eğerçi bir merd-i muʿayyen ve sâhib-rûz olmayup ancak Azerbaycan hânları el-hâletü-hâzihi müteneffis ve muktedir olduklarından gayri tâife-i Zendîyeden Irak-ı Acem'de müteveffâ Ali Murâd Hân'ın birâderi Mehmed Cafer Hân ve Fâris'de Şirâz hânı ve Bahtiyârî taraflarında serdarlık ünvânıyla nâmver olan Şah Murad Hân ve Mâzenderan'da Kaçar Mehmed Hasan Hân dahi zevât-ı müteşahhısadan olmalarıyla Ali Murâd Hân'ın vefâtından sonra bunlar el-yevm ne hâlde oldukları maʿlûm olmayup bundan sonra vukūʿ bulan havâdis-i İraniyye nev be-nev istirâk ve arz olunacağı zemîninde vezîr-i müşârun-ileyhin der-i devlet-medâra tahrîrâtı vürûd edüp hâmil-i tahrîrât olan tatara huzûr-ı kāimimakām-ı âlî-makāmda ilbâs-ı hilʿat buyuruldu.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Alî Murad Han vekîl-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_172.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Alî Murad Han vekîl-i İran",
          "text": "Zend-Kerîm Hân vefâtından sonra daʿvâ-yı istibdâd ve istiklâl ile kemîn-gâh-ı fırsatda rû-pûş-i istitâr olan hânân-ı İran her biri başka başka (175-b) izhâr-ı tâb ü tevân ve «menem diğer nîst» tafralarıyla câlis-i taht-ı keyân ve mâlik-i ezimme-i hall ü akd-i İrâniyân olmak vâdilerinde yek-diğer ile mukātele ve mehâreşe ve mücâdele ve münâveşe edüp âhirü'l-emr Alî-Murad Hân sâhib-i taʿayyün ve vücûd olan hânların ekserîsini tahvîf ve tedmîr ve taht-gâh-ı şâh olan İsfahan ve muzâfâtını zabt u teshîr ve gerden-keşân-ı etrâfı taht-ı rıbka-i itāʿat ve inkıyâda idhâl zımnında şeb ü rûz fikr\nü tedbîr eyler iken Tahran ile İsfahan beyninde nâ-gâh maraz-ı hâil hâlini tebâh ve illet-i asîrü'd-devâ dâmen-i ömrünü kûtâh edüp sayyâd-ı ecel saʿve-i hayâtını sayd ve merkūmu kâr u bâr-ı dünyâdan rüste-i kayd eylediği ve mezbûrun hâlet-i marazı li-ümmin birâderi olan Cafer Hân'a mukaddemce ihbâr olduğuna binâen İsfahan'da müddehir ve mevcûd olan nefâis-i emvâl ü eşyâsı gāret-zede-i mütegallibân-ı zamân ve yağma-şüde-i serkeşân-ı İraniyân olmamak mülâhazasıyla İsfahan'a âzim olduğu Baban ve Köy sancakları mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ve Derne ve Baclan mutasarrıfı Abdülkādir Paşa taraflarından lede't-tahkīk Bağdad ve Basra vâlisi Vezîr Süleyman Paşa'ya tahrîr ve tenmîk olduğu ve mezbûrun helâki İran hânlarının maʿlûmları oldukda her biri merkūmun câ-nişîni ve belki İran'ın sâhib-i tâc ü nigîni olmağa hâhişger (176-a) ve bu mülâbese ile miyânelerinde harb ü sitîz lâ-muhâle kâr-ger olacağından başka hümâ-yı devlet ve izzet bir bahtiyâr-ı zûrmendin başına konmağa ve kû-yi murâdı savlecân-ı ikbâl ile meydân-ı ümîdden almağa vakt ü zamân lâzım ve belki katı çok eşhâs-ı gammaz helâk ü bevâre muktehim olacağı ve el'ân İran'da müstakill fi'l-umûr eğerçi bir merd-i muʿayyen ve sâhib-rûz olmayup ancak Azerbaycan hânları el-hâletü-hâzihi müteneffis ve muktedir olduklarından gayri tâife-i Zendîyeden Irak-ı Acem'de müteveffâ Ali Murâd Hân'ın birâderi Mehmed Cafer Hân ve Fâris'de Şirâz hânı ve Bahtiyârî taraflarında serdarlık ünvânıyla nâmver olan Şah Murad Hân ve Mâzenderan'da Kaçar Mehmed Hasan Hân dahi zevât-ı müteşahhısadan olmalarıyla Ali Murâd Hân'ın vefâtından sonra bunlar el-yevm ne hâlde oldukları maʿlûm olmayup bundan sonra vukūʿ bulan havâdis-i İraniyye nev be-nev istirâk ve arz olunacağı zemîninde vezîr-i müşârun-ileyhin der-i devlet-medâra tahrîrâtı vürûd edüp hâmil-i tahrîrât olan tatara huzûr-ı kāimimakām-ı âlî-makāmda ilbâs-ı hilʿat buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā mesned-nişîn-i hükûmet belde-i tayyibe-i Kostantaniyye olup hâlâ Şeyhülislâm (176-b) ve müftilenâm-ı sellemehü'l-melikü'l-allâm hazretlerinin semere-i fu'âd ve gusn-ı devha-i zât-ı asâlet-nihâdları olan Elhâc Mustafa Bey-efendi hazretlerinin bundan akdem fî-kulûbihim maraz olan baʿzı ehl-i garaz siʿâyeti ile bî-vakt ü ibbân hükûmet-i İstanbul'dan infisâl ile muidd ü tarîk oldukları nümâyân olup mâ-hâzâ hükûmetleri hilâlinde umûr-ı esnâfa kemâ-yenbagī nizâm ve ahvâl-i esʿârı taʿdîl ve tesviye ile şehriyâr-ı Dârâ-gulâm'a sagīr ü kebîr ve ganî ve fakīrden edʿiyye-i hayriyye\ntahsil edüp beyne'l-hass ve'l-âm mergûb-i benâm ve mu'teber ü memdûh-i enâm olduğu sübût-yâfte-i tahakkuk ve iştihâr ve nezd-i ferd-i mülûkânede dahi lede'l-ihtiyâr bu keyfiyyet zâhir ve âşikâr olmağla seng-i isâ'et-i ehl-i gavâyet ile münkesir olan zücâc-ı mizâc-ı sadâkat-imtizâcları dest-yârî-i iltifât ile mülte'im ve mir'at-i hâtırlarında nişeste olan gubâr-ı renciş ü âzâr saykal-ı nevâziş ü iʿtibâr ile münʿadim kılınmak hususu hikmet-i bîn-i mezâyâ-yi ahvâl-i ehl-i yakîn ve merâtib-şinas-ı ulemâ-yi dîn olan halîfetu'l-lah fî'l-arzîn hazretlerinin çokdan berü zamîr-i ilhâm-tahmîr-i mülûkânelerinde müstetir ve münketim olduğuna binâen bu hılâl-i meyâmin-ittisâlde mîr-i müşârün-ileyh hazretleri hakkında bahr-i zahhar-ı mekârim-i mülûkâne ve deryâ-yi bî-ka'r u kenâr merahim-i dâverâne (177-a) mevc-endâz-ı zuhûr ve beyaz üzerine şeref-sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mevahib-nümûn mûcibince Anadolu sadâreti pâyesi ihsâniyle kalb-i münkesiri mecbûr kılınup menâsıb-ı aliyye-i ilmiyye ve merâtib ü iʿtibârât-ı tarîkiyye mukaddemce taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i hazret-i fetvâ-penâhîden işaret ve mûcibince Bâbıâlî'den telhîs ve baʿdehû hatt-ı hümâyûn keşîde kılınmak resm-i pîşîn ve âdet-i dîrîn iken mahzâ müşârün-ileyh hazretlerine ikrâm ve iltifat kasdiyle ve mukaddemâ bila-sebeb çeşîde olduğu zehrâbe-i keder ü melâli izâle dâiyesiyle bu âna dek bir ferd-i müteʿayyin ve sahib-vücûd hakkında sudûr misli gayr-i mesbûk ve maʿdûm ve neyl ü vusûlüne her bir zât-ı mütehayyiz ve mütemeyyizin dağ-ber-dil-i hasret ve iştiyâk olduğu ma'lûm ve meczûm olan sâlifü'l-beyân lûtf-i bî-gāye-i mülûkâne ve nevâziş-i mâlâ-nihâye-i tâcdârânenin müşârün-ileyh hazretleri hakkında peyveste-i mevki-i zuhûr u sünûh ve levha-tırâz-ı sâhîfe-i şuhûd u vuzûh olması hak budur, gıbta-fermâ-yi zümre-i ulemâ ve reşk-âver-i sükkân-ı basît-i gabrâ olmağa lâyık ve sezâ bir keyfiyyet olup ancak zât-ı Mekkiyyü's-simâtlarına münhasır ve mahsûs ve gayriler haklarında adem-i zuhûru müsbet ve mansûs bir latīfe-i gaybiyye ve inâyet-i seniyye-i mülûkiyye olduğu ke'ş-şems fî'l-hevâcir zâhirdir.",
          "caption": "İhsân-ı pâye-i sadâret-i Anadolu be-mahdûm-ı maʿâli-lüzûm-ı hazret-i fevtâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_173.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye-i sadâret-i Anadolu be-mahdûm-ı maʿâli-lüzûm-ı hazret-i fevtâ-penâhî",
          "text": "Sâbıkā mesned-nişîn-i hükûmet belde-i tayyibe-i Kostantaniyye olup hâlâ Şeyhülislâm (176-b) ve müftilenâm-ı sellemehü'l-melikü'l-allâm hazretlerinin semere-i fu'âd ve gusn-ı devha-i zât-ı asâlet-nihâdları olan Elhâc Mustafa Bey-efendi hazretlerinin bundan akdem fî-kulûbihim maraz olan baʿzı ehl-i garaz siʿâyeti ile bî-vakt ü ibbân hükûmet-i İstanbul'dan infisâl ile muidd ü tarîk oldukları nümâyân olup mâ-hâzâ hükûmetleri hilâlinde umûr-ı esnâfa kemâ-yenbagī nizâm ve ahvâl-i esʿârı taʿdîl ve tesviye ile şehriyâr-ı Dârâ-gulâm'a sagīr ü kebîr ve ganî ve fakīrden edʿiyye-i hayriyye\ntahsil edüp beyne'l-hass ve'l-âm mergûb-i benâm ve mu'teber ü memdûh-i enâm olduğu sübût-yâfte-i tahakkuk ve iştihâr ve nezd-i ferd-i mülûkânede dahi lede'l-ihtiyâr bu keyfiyyet zâhir ve âşikâr olmağla seng-i isâ'et-i ehl-i gavâyet ile münkesir olan zücâc-ı mizâc-ı sadâkat-imtizâcları dest-yârî-i iltifât ile mülte'im ve mir'at-i hâtırlarında nişeste olan gubâr-ı renciş ü âzâr saykal-ı nevâziş ü iʿtibâr ile münʿadim kılınmak hususu hikmet-i bîn-i mezâyâ-yi ahvâl-i ehl-i yakîn ve merâtib-şinas-ı ulemâ-yi dîn olan halîfetu'l-lah fî'l-arzîn hazretlerinin çokdan berü zamîr-i ilhâm-tahmîr-i mülûkânelerinde müstetir ve münketim olduğuna binâen bu hılâl-i meyâmin-ittisâlde mîr-i müşârün-ileyh hazretleri hakkında bahr-i zahhar-ı mekârim-i mülûkâne ve deryâ-yi bî-ka'r u kenâr merahim-i dâverâne (177-a) mevc-endâz-ı zuhûr ve beyaz üzerine şeref-sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mevahib-nümûn mûcibince Anadolu sadâreti pâyesi ihsâniyle kalb-i münkesiri mecbûr kılınup menâsıb-ı aliyye-i ilmiyye ve merâtib ü iʿtibârât-ı tarîkiyye mukaddemce taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i hazret-i fetvâ-penâhîden işaret ve mûcibince Bâbıâlî'den telhîs ve baʿdehû hatt-ı hümâyûn keşîde kılınmak resm-i pîşîn ve âdet-i dîrîn iken mahzâ müşârün-ileyh hazretlerine ikrâm ve iltifat kasdiyle ve mukaddemâ bila-sebeb çeşîde olduğu zehrâbe-i keder ü melâli izâle dâiyesiyle bu âna dek bir ferd-i müteʿayyin ve sahib-vücûd hakkında sudûr misli gayr-i mesbûk ve maʿdûm ve neyl ü vusûlüne her bir zât-ı mütehayyiz ve mütemeyyizin dağ-ber-dil-i hasret ve iştiyâk olduğu ma'lûm ve meczûm olan sâlifü'l-beyân lûtf-i bî-gāye-i mülûkâne ve nevâziş-i mâlâ-nihâye-i tâcdârânenin müşârün-ileyh hazretleri hakkında peyveste-i mevki-i zuhûr u sünûh ve levha-tırâz-ı sâhîfe-i şuhûd u vuzûh olması hak budur, gıbta-fermâ-yi zümre-i ulemâ ve reşk-âver-i sükkân-ı basît-i gabrâ olmağa lâyık ve sezâ bir keyfiyyet olup ancak zât-ı Mekkiyyü's-simâtlarına münhasır ve mahsûs ve gayriler haklarında adem-i zuhûru müsbet ve mansûs bir latīfe-i gaybiyye ve inâyet-i seniyye-i mülûkiyye olduğu ke'ş-şems fî'l-hevâcir zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl muʿtâdü'l-irsal (177-b) olan surrenin vakt-i ihracı mütekārib ve resm-i kadîm-i Devlet-i aliyye üzere surre emîni nasb olunmak dahi emr-i lâzım ve lâzib olmağla binâen-aleyh işbu Cumâdel-âhirenin üçüncü salı günü hâlâ şehremîni olan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İsmetî İsmail Efendi surre emîni nasb u ta'yîn ve münhal olan şehremâneti ile sabıkā cizye muhasebecisi olan Arif Bey-efendi'nin ser-satr-ı sahîfe-i âmâli tezyîn olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_174.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "text": "Beher sâl muʿtâdü'l-irsal (177-b) olan surrenin vakt-i ihracı mütekārib ve resm-i kadîm-i Devlet-i aliyye üzere surre emîni nasb olunmak dahi emr-i lâzım ve lâzib olmağla binâen-aleyh işbu Cumâdel-âhirenin üçüncü salı günü hâlâ şehremîni olan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İsmetî İsmail Efendi surre emîni nasb u ta'yîn ve münhal olan şehremâneti ile sabıkā cizye muhasebecisi olan Arif Bey-efendi'nin ser-satr-ı sahîfe-i âmâli tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl mevsim-i hac hulûlünden birkaç mâh mukaddem Âsitâne-i saʿâdet'de surre emîni nasb olunmak kāide-i kadîme-i Devlet-i aliyye'den iken sadr-ı sâbık Halîl Paşa'nın vâlide-i kühen-sâli hâhiş-ger-i tavâf-ı beyt-i Hüdâ olup şâibe-i ʿukūk terettübü havfından nâşî menʿ ü te'hîr semtine adem-i zehâb ile esbâb-ı râhat ve âsâyişini tasavvur ve ez-cümle hazînedârı olan Bekir Ağa'nın surre emîni nasb olunmasını tefekkür edüp o esnâda baʿzı avârız hüdûsu azîmet-i mezkûrenin fesh ü te'hîrini îcâb ve mevsîm-i hac dahi takarrüb etmiş bulunup vakt ü zamâniyle bir kimesnenin surre emîni nasb olunmadığı gāilesi müşârün-ileyhi pür-fikr ü ıztırâb edüp azlinden beş-on gün mukaddem Filibe nâzırına âdem irsâl ve surre emâneti işrâbiyle ifade-i hâl ve (178a) kudûmunda istiʿcâl ve sadâretden infisâlleri akabinde nâzır-ı merkūm vürûd ve hizmet-i mezkûrenin idâresinde kudreti mefkūd olduğunu etrâfa işâʿada bezl-i mechûd edüp merkūmun âvâze-i adem-i kudreti resîde-i sâmiʿa-i hazret-i hilâfet-penâhî ve bu makūle mâldâr olmayan kimesnenin rü'yet-i umûr-ı hüccâcda acz ü tahayyürü zâhir olacağı bedîhî olmağla mücerred hüccâc-ı müslimîne şefakaten şahs-ı âhar-ı muktedirin surre emânetine nâmzed ve taʿyîn olunması husûsuna irâde-i seniyye taʿalluk eylediğine binâen bir ferde tahsîs olunmayarak dört-beş kimesnenin surre emâneti irâdesine istitâʿe ve liyâkati ve kāimimakām-ı ʿâlî-makām hazretleri tarafından rikâb-ı kâm-yâb-ı hüsrevâneye arz olunup arz olunan kimesnelerden nazarı katʿ ile şehremîni olan İsmetî İsmail Efendi sâhib-i miknet ü iktidâr ve kuvvet-i mâliyyesi olduğu âşikâr olmakdan nâşî surre emîni nasb olunmak irâdesine mebnî hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn şeref-rîz-i sudûr olmağla efendi-i mûmâ-ileyh kapuya getürdilüp keyfiyyet mahsûsu oldukda hizmet-i mezkûreden izhâr-ı tecânüf ve tereddüd ve hilʿat teklif olundukca adem-i kabûl zemîninde arz-ı sebât ve tecellüd edüp encâm-ı kâr ibrâm ve ısrâr ile merkūma iksâ-yi hilʿat (178b) ve havf-ı sarf-ı mâlden terettüb eden cezaʿ ve fezâʿına rağbet ile icrâ-yi me'mûriyyet olunmuşidi. Mûmâ-ileyhden teheyyü ve tezevvüde dâir bir vazʿ u hareket sâdır olmadığından gayri istiʿfâ kasdiyle zebân-ı dâd ve figānı tîz ve erkân-ı saltanatı taʿcîz edüp her ne kadar pend ü nasîhat olundu ise, [Mısra:] محضتني النصح لكن لست اسمعه\nkavliyle âmil ve me'mûriyetinin imkânı tarafına adem-i meyl ile mükteseb kazâ-i hâil olduğu müteʿayyin oldukda zuhûr eden nükûl ve adem-i kabûlü bâʿis-i peşîmânî ve nedâmet ve hakkında âhâr gûne muʿâmele icrâsına bâʿis ve illet olacağı ifade olundukda hizmet-i mezkûrenin kabûlünü sehl-i mümteniʿ sûretinde görülen baʿzı devâhîye taʿlik ve taraf-ı mîrîden yetmiş bin guruş iddiʿâsiyle mahsûs takrîr tenmîk ve zikr olunan meblağdan mâʿadâ üç senelik mukātaʿaları fâizâtı nakden Darbhâne-i âmire'den verildiği takdîrde surre emânetini kabûl ve taʿahhüd ve illâ her ne gûne ukūbet hayyiz-i imkânda ise bilâ-tereddüd tahammül edeceğini beyân ile dâmen-efşân-ı taʿannüd ve kâr-fermâyân-ı devlet taraflarından mîrîde olan matlûbâtı tefakkud olundukda iddiʿâsı gayr-i sahîh ve muhâsebesi rü'yet olunur ise taraf-ı mîrîde cüz'î alacağı çıkacağı emr-i sarîh olduğu defterdâr efendi tarafından iʿlân ve bu keşmekeş ile mevsim-i (179-a) hâc güzerân edeceği nümâyân olduğuna binâen merkūmun keyfiyyeti mübârek rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u ifâde ve ulü'l-emre adem-i itāʿati sebebiyle hâceliği refʿ ve Soğucak kalʿasına nefy ü defʿ olunması irâde buyurulup der-akab irâde-i aliyye icrâ ve çavuş mübâşeretiyle menfâsına isrâ olundu. Merkūm bu mâdde-i hatar-nâkde ser-dâde-i vâdî-i gaflet ve hubb-ı mâl ü câh sevdâsiyle varta-i hevl-nâkden nefsini siyânet edemeyüp beyhûde şinâver-i bahr-i ruʿûnet ve huşûnet olduğu zâhirdir. Farazâ surre emâneti tarafına tevcîh olunduğu gibi izhâr-ı şâdmânî ve beşâşet ve imkânı mertebe tehyi'e-i levâzım-ı zarûriyyeye saʿy ü gayret ve nihâyet-i emirde kırk-elli kiseye ihtiyâç mess etdiğini tazarruʿ ve meskenet ile ifâde ve darbhâneden istikrâz dâʿiyesine düşse idi şimdiye dek hezâr-bâr tecrübet-güzâr-ı ulü'l-iʿtibâr olan kemâl-i merhamet ve şefekat-i tâcdârî mûmâ-ileyhin hakkında dahi cilve-ger-i sâha-i şuhûd ve matlûbu kadar karz müsâʿadesine mazhariyetle emsâl ü akrânına mahsûd olup bu gāile-i hâileden rehyâb-ı semt-i necât ve vaktiyle nâil-i hüsn-i mücâzât olacağı melhûz idi. Biz yine sadede gelelim, Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Pankuduz-zâde Lutfullah Ağa birkaç gün mukaddem (179-b) Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd etmiş bulunup kāimimakām paşa hazretleri tarafından merkūm ihzâr ve bu âna dek hakkında envâʿ kīl ü kāl hüdûsiyle mağzûb-ı devlet-i ebed-müddet olduğu işʿâr ve surre emânetini kabûl eylediği hâlde zellât ü seyyi'ât-ı sâbıkası karîn-i safh-ı cemîl ve fî-mâ-baʿd müşârün-ileyh hazretlerinin ahass-ı mensûbât ve ber-keşîdelerinden olacağı beyân ve tafsîl olundukda mûmâ-ileyh izhâr-ı ferâh u sürûr ve bilâ-tereddüd emânet-i mezkûreyi kabûl ile uğûr-ı pâdişâhîde bezl-ı makdûr edeceğini beyân ü tefhîm ve bu keyfiyyet rikâb-ı müstetâb-ı mülûkâneye arz u takdîm olundukda mûmâ-ileyhin ber-minvâl-i muharrer mevkiʿ-i rızâ-cûyîde vâkiʿ olan vazʿ-ı edî-\nbâne ve tavr-ı sâdıkānesi mûcib-i inbisât-ı tabʿ-ı hümâyûn olup sudûr-ı izn ü ruhsat akabinde mûmâ-ileyhe surre emâneti hilʿati ilbâs ve iksâ ve mezîd-i teveccüh ve iʿtibâr ile derece-i kadr ü şânı aʿlâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i İsmetî İsmail Efendi ve emîn-i surre şüden-i Pankuduz-zâde Lûtfullah Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_175.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i İsmetî İsmail Efendi ve emîn-i surre şüden-i Pankuduz-zâde Lûtfullah Ağa",
          "text": "Beher sâl mevsim-i hac hulûlünden birkaç mâh mukaddem Âsitâne-i saʿâdet'de surre emîni nasb olunmak kāide-i kadîme-i Devlet-i aliyye'den iken sadr-ı sâbık Halîl Paşa'nın vâlide-i kühen-sâli hâhiş-ger-i tavâf-ı beyt-i Hüdâ olup şâibe-i ʿukūk terettübü havfından nâşî menʿ ü te'hîr semtine adem-i zehâb ile esbâb-ı râhat ve âsâyişini tasavvur ve ez-cümle hazînedârı olan Bekir Ağa'nın surre emîni nasb olunmasını tefekkür edüp o esnâda baʿzı avârız hüdûsu azîmet-i mezkûrenin fesh ü te'hîrini îcâb ve mevsîm-i hac dahi takarrüb etmiş bulunup vakt ü zamâniyle bir kimesnenin surre emîni nasb olunmadığı gāilesi müşârün-ileyhi pür-fikr ü ıztırâb edüp azlinden beş-on gün mukaddem Filibe nâzırına âdem irsâl ve surre emâneti işrâbiyle ifade-i hâl ve (178a) kudûmunda istiʿcâl ve sadâretden infisâlleri akabinde nâzır-ı merkūm vürûd ve hizmet-i mezkûrenin idâresinde kudreti mefkūd olduğunu etrâfa işâʿada bezl-i mechûd edüp merkūmun âvâze-i adem-i kudreti resîde-i sâmiʿa-i hazret-i hilâfet-penâhî ve bu makūle mâldâr olmayan kimesnenin rü'yet-i umûr-ı hüccâcda acz ü tahayyürü zâhir olacağı bedîhî olmağla mücerred hüccâc-ı müslimîne şefakaten şahs-ı âhar-ı muktedirin surre emânetine nâmzed ve taʿyîn olunması husûsuna irâde-i seniyye taʿalluk eylediğine binâen bir ferde tahsîs olunmayarak dört-beş kimesnenin surre emâneti irâdesine istitâʿe ve liyâkati ve kāimimakām-ı ʿâlî-makām hazretleri tarafından rikâb-ı kâm-yâb-ı hüsrevâneye arz olunup arz olunan kimesnelerden nazarı katʿ ile şehremîni olan İsmetî İsmail Efendi sâhib-i miknet ü iktidâr ve kuvvet-i mâliyyesi olduğu âşikâr olmakdan nâşî surre emîni nasb olunmak irâdesine mebnî hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn şeref-rîz-i sudûr olmağla efendi-i mûmâ-ileyh kapuya getürdilüp keyfiyyet mahsûsu oldukda hizmet-i mezkûreden izhâr-ı tecânüf ve tereddüd ve hilʿat teklif olundukca adem-i kabûl zemîninde arz-ı sebât ve tecellüd edüp encâm-ı kâr ibrâm ve ısrâr ile merkūma iksâ-yi hilʿat (178b) ve havf-ı sarf-ı mâlden terettüb eden cezaʿ ve fezâʿına rağbet ile icrâ-yi me'mûriyyet olunmuşidi. Mûmâ-ileyhden teheyyü ve tezevvüde dâir bir vazʿ u hareket sâdır olmadığından gayri istiʿfâ kasdiyle zebân-ı dâd ve figānı tîz ve erkân-ı saltanatı taʿcîz edüp her ne kadar pend ü nasîhat olundu ise, [Mısra:] محضتني النصح لكن لست اسمعه\nkavliyle âmil ve me'mûriyetinin imkânı tarafına adem-i meyl ile mükteseb kazâ-i hâil olduğu müteʿayyin oldukda zuhûr eden nükûl ve adem-i kabûlü bâʿis-i peşîmânî ve nedâmet ve hakkında âhâr gûne muʿâmele icrâsına bâʿis ve illet olacağı ifade olundukda hizmet-i mezkûrenin kabûlünü sehl-i mümteniʿ sûretinde görülen baʿzı devâhîye taʿlik ve taraf-ı mîrîden yetmiş bin guruş iddiʿâsiyle mahsûs takrîr tenmîk ve zikr olunan meblağdan mâʿadâ üç senelik mukātaʿaları fâizâtı nakden Darbhâne-i âmire'den verildiği takdîrde surre emânetini kabûl ve taʿahhüd ve illâ her ne gûne ukūbet hayyiz-i imkânda ise bilâ-tereddüd tahammül edeceğini beyân ile dâmen-efşân-ı taʿannüd ve kâr-fermâyân-ı devlet taraflarından mîrîde olan matlûbâtı tefakkud olundukda iddiʿâsı gayr-i sahîh ve muhâsebesi rü'yet olunur ise taraf-ı mîrîde cüz'î alacağı çıkacağı emr-i sarîh olduğu defterdâr efendi tarafından iʿlân ve bu keşmekeş ile mevsim-i (179-a) hâc güzerân edeceği nümâyân olduğuna binâen merkūmun keyfiyyeti mübârek rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u ifâde ve ulü'l-emre adem-i itāʿati sebebiyle hâceliği refʿ ve Soğucak kalʿasına nefy ü defʿ olunması irâde buyurulup der-akab irâde-i aliyye icrâ ve çavuş mübâşeretiyle menfâsına isrâ olundu. Merkūm bu mâdde-i hatar-nâkde ser-dâde-i vâdî-i gaflet ve hubb-ı mâl ü câh sevdâsiyle varta-i hevl-nâkden nefsini siyânet edemeyüp beyhûde şinâver-i bahr-i ruʿûnet ve huşûnet olduğu zâhirdir. Farazâ surre emâneti tarafına tevcîh olunduğu gibi izhâr-ı şâdmânî ve beşâşet ve imkânı mertebe tehyi'e-i levâzım-ı zarûriyyeye saʿy ü gayret ve nihâyet-i emirde kırk-elli kiseye ihtiyâç mess etdiğini tazarruʿ ve meskenet ile ifâde ve darbhâneden istikrâz dâʿiyesine düşse idi şimdiye dek hezâr-bâr tecrübet-güzâr-ı ulü'l-iʿtibâr olan kemâl-i merhamet ve şefekat-i tâcdârî mûmâ-ileyhin hakkında dahi cilve-ger-i sâha-i şuhûd ve matlûbu kadar karz müsâʿadesine mazhariyetle emsâl ü akrânına mahsûd olup bu gāile-i hâileden rehyâb-ı semt-i necât ve vaktiyle nâil-i hüsn-i mücâzât olacağı melhûz idi. Biz yine sadede gelelim, Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Pankuduz-zâde Lutfullah Ağa birkaç gün mukaddem (179-b) Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd etmiş bulunup kāimimakām paşa hazretleri tarafından merkūm ihzâr ve bu âna dek hakkında envâʿ kīl ü kāl hüdûsiyle mağzûb-ı devlet-i ebed-müddet olduğu işʿâr ve surre emânetini kabûl eylediği hâlde zellât ü seyyi'ât-ı sâbıkası karîn-i safh-ı cemîl ve fî-mâ-baʿd müşârün-ileyh hazretlerinin ahass-ı mensûbât ve ber-keşîdelerinden olacağı beyân ve tafsîl olundukda mûmâ-ileyh izhâr-ı ferâh u sürûr ve bilâ-tereddüd emânet-i mezkûreyi kabûl ile uğûr-ı pâdişâhîde bezl-ı makdûr edeceğini beyân ü tefhîm ve bu keyfiyyet rikâb-ı müstetâb-ı mülûkâneye arz u takdîm olundukda mûmâ-ileyhin ber-minvâl-i muharrer mevkiʿ-i rızâ-cûyîde vâkiʿ olan vazʿ-ı edî-\nbâne ve tavr-ı sâdıkānesi mûcib-i inbisât-ı tabʿ-ı hümâyûn olup sudûr-ı izn ü ruhsat akabinde mûmâ-ileyhe surre emâneti hilʿati ilbâs ve iksâ ve mezîd-i teveccüh ve iʿtibâr ile derece-i kadr ü şânı aʿlâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Cidde mansıbı sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa'ya tevcîh ve Bozcaada'ya varup kapusunu tanzîm ile şirâʿ-küşâ-yı azîmet olması emr ü tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyhin (180-a) İstanköy cezîresinde ikāmeti ve bundan sonra şeref-rîz-i vürûd olacak fermân-ı hümâyûn muktezâsiyle amel ü hareketi matlûb-ı hazret-i cihândârî olup ol bâbda tarafına mahsûs emr-i âlî irsâl ve bu takrîb ile münhâl olan Cidde'nin vüzerâdan birine tevcîhi lâzime-i hâl olduğuna binâen işbu Cumâdel-âhirenin onbeşinci yevm-i ahad livâ-i Cidde muzâfâtiyle hâlâ Kandiye muhâfızı olan Vezîr Eğribozlu Mehmed Paşa ve Kandiye muhâfazası hâlâ Karaman vâlisi Vezîr Çerkes Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i mansıb-ı Cidde be-muhâfız-ı Kandiye şüden-i Vezîr Çerkes Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_176.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i mansıb-ı Cidde be-muhâfız-ı Kandiye şüden-i Vezîr Çerkes Hasan Paşa",
          "text": "Bundan akdem Cidde mansıbı sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa'ya tevcîh ve Bozcaada'ya varup kapusunu tanzîm ile şirâʿ-küşâ-yı azîmet olması emr ü tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyhin (180-a) İstanköy cezîresinde ikāmeti ve bundan sonra şeref-rîz-i vürûd olacak fermân-ı hümâyûn muktezâsiyle amel ü hareketi matlûb-ı hazret-i cihândârî olup ol bâbda tarafına mahsûs emr-i âlî irsâl ve bu takrîb ile münhâl olan Cidde'nin vüzerâdan birine tevcîhi lâzime-i hâl olduğuna binâen işbu Cumâdel-âhirenin onbeşinci yevm-i ahad livâ-i Cidde muzâfâtiyle hâlâ Kandiye muhâfızı olan Vezîr Eğribozlu Mehmed Paşa ve Kandiye muhâfazası hâlâ Karaman vâlisi Vezîr Çerkes Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhin sadâretden infisâli vaktinde hazînesinde müddehir ve mevcûd ve ber-vech-i emânet baʿzı mahallerde vazʿ etdiği altı yüz kiseye karîb nukūd ve sâir eşyâ ve emvâli cânib-i mîrîden zabt olunup îrâdına henüz müdâhale olunmamış idi. Birkaç günden sonra hırs u tamaʿa dâir baʿzı ahvâl ve âsârı resîde-i sâmiʿa-i hazret-i şehriyârî olmağla hakkında zuhûr eden tagayyür-i maʿnın tezâyüdüne illet olup fakat sadâreti hengâmında ber-vech-i suhûlet mâlik olduğu mukātaʿât uhdesinden ifrâz u ihrâc ve tâliblerine fürûht ile hâsıl (180-b) olan mebâliğ-i vefîresi Hazîne-i âmire'ye îsâl ve idrâc olunduğundan gayri mukātaʿât-ı mîrîyyeden külliyyetlüce fâiz ile meşhûr Karaburun mukātaʿasınm nısfı Kassab-başı-zâde mahlûlünden bilâ-muʿaccele tarafına temlîk ve nısf-ı âharı Behcet-zâde kasr-ı yedinden alınup mukātaʿayı vâreste-i kayd-ı şerîk eyledikden sonra mukaddemâ tertîb etdiği vakfına tashîh etmişidi. Bu makūle mukātaʿât-ı mîriyyenin bilâ-muʿaccele ahz ü tasarrufu kāʿide ve şurûtun hilâfı ve vakfa tashîh olunan mukātaʿâtın min-baʿd fürûhtu mümkin olmayup tedavül-i eyâdî-i nâs ile husûlü melhûz ve meşhûd olan menâfiʿ-i mîrîyyeye bâʿis-i tenâfî ve ale'l-husûs müşârün-ileyhin tanzîm etdiği vakfın musakkafâtı taʿyîn olunan vezâife kâfî ve vâfî olmağla mücerred cânib-i mîrîyi sıyânet ve zikr olunan nizâm-ı mü'essesi vi-\nkāyet kasdiyle mukātaʿa-i mezkûre vakf-ı mezbûrdan ifrâz ü intizâʿ ve hey'et-i ulâsma iʿâde ve ircâʿ ile müceddeden mezâda verilüp ragabât-ı nâs inkıtāʿından sonra tāliblerine beyʿ ve tevcîh olundu. (181-a)",
          "caption": "Musâdere-i sadr-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_177.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Musâdere-i sadr-ı sâbık",
          "text": "Müşârün-ileyhin sadâretden infisâli vaktinde hazînesinde müddehir ve mevcûd ve ber-vech-i emânet baʿzı mahallerde vazʿ etdiği altı yüz kiseye karîb nukūd ve sâir eşyâ ve emvâli cânib-i mîrîden zabt olunup îrâdına henüz müdâhale olunmamış idi. Birkaç günden sonra hırs u tamaʿa dâir baʿzı ahvâl ve âsârı resîde-i sâmiʿa-i hazret-i şehriyârî olmağla hakkında zuhûr eden tagayyür-i maʿnın tezâyüdüne illet olup fakat sadâreti hengâmında ber-vech-i suhûlet mâlik olduğu mukātaʿât uhdesinden ifrâz u ihrâc ve tâliblerine fürûht ile hâsıl (180-b) olan mebâliğ-i vefîresi Hazîne-i âmire'ye îsâl ve idrâc olunduğundan gayri mukātaʿât-ı mîrîyyeden külliyyetlüce fâiz ile meşhûr Karaburun mukātaʿasınm nısfı Kassab-başı-zâde mahlûlünden bilâ-muʿaccele tarafına temlîk ve nısf-ı âharı Behcet-zâde kasr-ı yedinden alınup mukātaʿayı vâreste-i kayd-ı şerîk eyledikden sonra mukaddemâ tertîb etdiği vakfına tashîh etmişidi. Bu makūle mukātaʿât-ı mîriyyenin bilâ-muʿaccele ahz ü tasarrufu kāʿide ve şurûtun hilâfı ve vakfa tashîh olunan mukātaʿâtın min-baʿd fürûhtu mümkin olmayup tedavül-i eyâdî-i nâs ile husûlü melhûz ve meşhûd olan menâfiʿ-i mîrîyyeye bâʿis-i tenâfî ve ale'l-husûs müşârün-ileyhin tanzîm etdiği vakfın musakkafâtı taʿyîn olunan vezâife kâfî ve vâfî olmağla mücerred cânib-i mîrîyi sıyânet ve zikr olunan nizâm-ı mü'essesi vi-\nkāyet kasdiyle mukātaʿa-i mezkûre vakf-ı mezbûrdan ifrâz ü intizâʿ ve hey'et-i ulâsma iʿâde ve ircâʿ ile müceddeden mezâda verilüp ragabât-ı nâs inkıtāʿından sonra tāliblerine beyʿ ve tevcîh olundu. (181-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâzîçe-gâh-ı ʿâlem-i fânîde aks-endâz-ı merâyâ-yı zuhûr olan suver-i ikbâl-i serîʿü'z-zevâle muğrem ve firîfte ve arsa-gâh-ı gûn ve fesâdda cilve-fürûş-i nâz ü delâl olan şâhid-i çabük-i hirâm-ı teveccüh-i dehr-i pür-kahra rübûde ve dil-şîfte olarak irzâ-yı nefs-i emmâresini iltizâm ve intihâk-ı hürmeti nihâyet-i bulga-i merâm addiyle rû-gerdân-ı cadde-i istikāmet ve girîve-gerdi-i vâdî-i tuğyân ve gavâyet olanların haklarında siyâset-i İlâhiyye zuhûru ve nev-dîde-gân-ı rütbe vü câh ve nâ-şinâsân-ı hukūk-ı niʿmet-i İlâh olanlara mûcib-i ibret ve basîret olmak içün gâh ve bî-gâh bu makūle şîve-i ser-nühüfte-i kazâ vü kaderin bürûz u sudûru mücerribân-ı ahvâl-i rûzgâr ve azmûdegân-ı etvâr-ı devr-i bî-karâr olanların hezâr-bâr-ı meşhûd ve manzûru olduğundan gayri icrâ-yı huzûzât-ı nefsâniyye ve husûl-i müstetizzât-ı şehvâniyyeye medâr olan emvâl-i müstebihatü'l-ahvâlin cemʿ-i iddihârî dâʿiyesiyle mekârih-i umûra tasaddî ve hudûd-ı maktûʿü'l-kadem-i zulm ü ihânete taʿaddî edenlerin akıbetleri gayr-i mahmûd ve dergâh-ı kurb-i sûrî ve maʿnevîden matrûd ola-geldikleri ittifâk-kerde-i erbâb-ı şuhûddur. Binâberîn sadr-ı sâbık Halîl Paşa'nın evâil-i hâli hilye-i sadâkat ve istikāmetden gayr-i hâlî ve katı çok eyyâm Bâbıâlî'de istihdâm ile manzûr-ı eʿâlî-i ehâlî olup serâir-i devlet ve kavânîn-i saltanata vukūfu beyne'l-enâm müstefîz ve şâyiʿ (181-b) ve baʿzı mukarrebîn taraflarından muhassenât-ı müştehiresi sâmiʿa-i hazret-i şehriyârîye ilkā olunmak hasebiyle nihânî nâil-i teveccüh ve iltifât ve vâsıl-ı nuhustîn-i menzil-i makāsıd ve hâcât olarak mütevârî-i sehâb-ı gıyâb olan kevkeb-i bahtı lâmiʿ olmuşidi. Sadr-ı esbak merhûm Silāhdâr Mehmed Paşa'nın hüsn-i terbiyye ve sevkiyle âmedcilikden büyük tezkerecilik hizmetine takdîm ve çok geçmeden hasret-keş-i hâcegân-ı dîvân olan riyâset-i küttâb hizmet-i celîlesiyle noksâniyyet-i iʿtibârı tekmîl ve tetmîm olunup yedi-sekiz mâhdan sonra sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle ser-efrâz ve o esnâda İzzet Mehmed Paşa sâniyen sadârete gelüp müşârün-ileyhin kiber-i nefs ve taʿayyününden müşme'iz olup kethüdâlıkdan azlini niyâz ve baʿde'l-azl tersâne emâneti mansıbiyle devha-i ikbâli karîn-i tebahtur ve ihtizâz ve İzzet Paşa'nın azli günü mükerreren kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî ve mihr-i vakʿ u şânı bihter ez-evvel müşaʿşaʿ ve mütelâ'lî olmuşidi. O hilâlde sadrıazam bulunan Yeğen Mehmed Paşa'nın evzâʿ u etvârı hilâf-ı rızâ-yı\nhazret-i tâcdârî olup azli iktizâ ve mühr-i hümâyûn sâhib-i tercümeye ihsân ü i'tâ ve defterdâr-ı vakt olan Vezîr Elhâc Mustafa Paşa hazretleri manzûr ve liyâkat ve isti'dâdı beyne'l-enâm meşhûr olduğuna binâen sadâret-i uzmâ kethüdâlığıyla dâireye takrîb ve yek-sâk-ı ittifâk olarak umûr-ı Devlet-i aliyye'yi rü'yet edelim deyû envâ'-ı nevâziş-i mekr-âmîz ile müşârün-ileyhi tatrîb ve çok geçmeden dâ'iye-i (182-a) istirkāb kalbini istî'âb ve havf-ı zevâl-i mesned maktûl-i müşârün-ileyhi marîz-i pister-i iztirâb edüp encâm-ı kâr Mustafa Paşa'yı ve hazîne kethüdâsı bulunan İsmâil Paşa'yı mehcûr-ı dâr u diyâr ve matrûd-ı kurb-i der-i devlet-medâr ve buna dahi kanâ'at etmeyüp enderûn ve bîrûnda olan zevât-ı müteşahhısanın kimini terhîb ile hükmüne râm ve kimini teb'îd ve tecnîb ile tahsîl-i garâz u merâm ve lâyıkı üzere umûr-ı devleti rü'yet edüp cadde-i istikāmetden ser-i mû inhirâf göstermemek üzere şehriyâr-ı adâlet-âsârı îmân-ı mugallaza ile inandırdıkdan sonra tanzîm-i mühimmât-ı leşker ve tertîb-i levâzım-ı sefer devâ'îsiyle zâhir-i binân-ı avâmı işgâl ve maksûd bizzât olan cem'-i tuhaf u emvâl ve müsâdere-i ağniyâ-yı ricâl ile iştigâl ve bâ-husûs Yeğen Paşa'yı teksîr-i îrâd ile ta'yîb ve ithâm etmişiken ol bâbda müşârün-ileyhe tefevvuk ve i'tilâ ve imtidâd-ı evân-ı sadâret takrîbi ile ber-vech-i suhûlet katı çok îrâda nâil olup zu'munca kayd-ı zarûretden rehâ ve hâce-i bender-gâh-ı servet ve gınâ olmuşiken bünyâd-ı za'îfü'l-esâs-ı tasavvur ve mülâhazasını sarsar-ı hâdisât-ı tahzîb ve hülyâ-yı tûl-i emel ile mer'î olan ahlâmını kazâ vü kader tekzîb etdi. Müşârün-ileyhin hırs u tama' sebeb-i kaviy-yi zevâli ve ale'l-husûs mebâliğ-i kesîreye mütehammil mukāta'ât-ı (182-b) mîrîyyeyi cüz'î mu'accele ile etbâ' ve levâhikine vermesi bâ'is-i kaviy-yi izmihlâli ba'zı mevadd-ı mu'azzamadan Darbhâne-i âmire'ye teslîmi iktizâ eden mebâliğin zı'fı mikdârını tarafına tahsîs ve farâzâ elli kise mîrîye alındıkda yüz ve ba'zen yüz elli kise tarafından alınmak keyfiyyetini ele geçen defâtir ve evrâk te'yîd ve tensîs ve destiyârî-i hayr-hâhân-ı devlet ile serhaddâtdan hâsıl olan sa'y-i mîrîye kanâ'at etmeyüp muhâtarası emr-i beyyin ve zâhir olan Âsitânelü esâmelerine ta'arruz ve müdâhahalesi sebebiyle ocaklu beyninde azîm güft-gû hâdis ve bu keyfiyyet helecân kılup nâsa bâ'is olduğundan gayri tahvîf-i kulûb-ı nâs irâdesiyle katı çok bî-cürm ü günâh kimesneleri katl ü istîsâl ve ez-cümle Hotin muhâfızı Ohrili Vezîr Ahmed Paşa Varna cenginde dîn ü devlete azîm hizmet ve kemâ-yenbagî izhâr-ı celâdet edüp gâzî ve mücâhid bir vezîr-i dilîr iken ednâ bahâne ile katline ısrâr ve vakt-i hâcetde işe yarar böyle bir düstûr-ı vakûru telef-kerde-i şemşîr-i gadr ü dimâr eyledi. Bundan başka arâkat ve asâleti zâhir ve eben an ceddin Devlet-i aliyye'ye istikāmet ile hizmeti bâhir olan Sivas alay beyisi Sarı-zâde Mehmed Emin Bey'i\nve bâ-husûs Seferihisar alay beyisi bilâ-cürm ü günâh izâle ile defîn-i hâk-i siyah ve dahi nice nüfûs-ı zekiyyeyi haklarında ahkâm-ı şer'iyye (183-a) terettüb etmeksizin katl ü tebâh eylediğine binâen hakkında intikām-ı İlâhî zuhûr eyledi. Tafsîli bu ki müşârün-ileyhin zikr olunan reftâr-ı nâ-hemvârına ilm-i hazret-i hilâfet-penâhî muhît ü şâmil ve refte ve refte hakkında âteş-i gayz u gazab-ı mülûkâne müştagil olup bâlâda zikr olunduğu üzere mühr-i hümâyûn yedinden intizâʿ ve Gelibolu'da ikāmetiyçün ısdâr-ı hatt-ı cihân-mutâʿ buyurulup sadâretden infisâli takrîbi ile mechûl ve mektûm olan ahvâli baʿzı hayır-hâhlar sevkiyle şehriyâr-ı enâma maʿlûm ve müşârün-ileyh hakkında mücâzât icrâ olunmadığı sûretde fî-mâ-baʿd bir kimesne mütenebbih olmayup havf-ı siyâseti kalblerinden ibʿâd ve tanzîm-i îrâd ve celb-i emvâl-i ibâd dâʿiyeleriyle umûr-ı devlet ber-hem zede-i ihtilâl ü fesâd olacağı emr-i meczûmdur deyü etrâfdan tezkîr ve tertîb-i cezâsı karâr-gîr oldukda mukaddemâ Vezîr Elhac Mustafa Paşa'ya tevcîh ve i'tā eylediği Cidde mansıbı ile evvelâ mazhar-ı pâdâş ve cezâ ve birkaç günden sonra menfâsı olan Gelibolu'dan kalkup Bozcaada'da kapusunu tertîb ve tanzîm etmek içün tarafına irsâl-i emr-i kazâ mazâ kılınup cezîre-i mezkûreye vusûlü haberi vârid olduğu gibi kāʿimimakām paşa hazretlerinin dâireleri mensûbâtından cesâret-i müfrita ile meşhûr Kara Kethüdâ-zâde Ali Bey bâ-hatt-ı hümâyûn tertîb-i cezâsına me'mûr (183-b) kılınmağla ucâleten varup müşârün-ileyhi katl ü i'dâm ve ser-i maktûʿunu Âsitâne'ye getürüp mûcib-i ittiʿâz ve i'tibâr-ı hâss u âmm olmak içün Bâb-ı hümâyûn'a vazʿ u ilkā olundu. Müşârün-ileyh erbâb-ı zihn-i çâlâk ve ashâb-ı akl ü idrâkden iken dünyâ ve âhiretde vebâli mukarrer ve muhakkak olan izâʿe-i beytü'l-mâl ve tamaʿ u hırs-ı hâm ile iddihâr-ı zehârif-i dünyâya iştigāl etmesi muhayyir-i erbâb-ı akl ü şuʿûr ve bâ-husûs baʿzı maddelerde taraf-ı hümâyûna muhâlefet ve rekîz-i zamîri olan keyfiyyeti icrâ içün sûret-i Hak'dan gelerek sarf-ı irâde-i sâmiyeye ve bî-vech ve sebeb münâkaşa ve muʿârezeye mübâdereti bâʿis-i taʿaccüb ve istiğrâb-ı cumhûrdur. Zâtında olan cerbeze ve talâkat ve tâliʿinde olan kuvvet-i muvakkat hasebiyle kesb etdiği ihtisâs ve istiklâl-i tâm maʿlûm-ı hâss u âmm olduğuna binâen kâffe-i nâs irâdesine tâbiʿ olmakda mecbûr ve sevdâ-yı muhâlefet her bir şahs-ı müteʿayyin ve mechûlden dûr ve havf-ı mekr ü keydinden ricâl-i devlet belki ehl-i hirfet ü san'at bî-huzûr olup Devlet-i aliyye'yi sıyânete nush u pend-gûne kelâm söylemekde cesâret-i hayır-hâhân mefkûd ve etrâf ü taʿallukātı mütekessir ve gayr-i maʿdûd olduğundan mesâvî ve maʿâyibinden bahs etmek böyle dursun, ahkâm istihrâc olunur vehminden nâşî medh ü senâsına bile yârâ-yı kudret meslûb olup herkes mühr-zen-i leb-i bûd u nebûd olurlar idi. Bu akl ü rüşde göre (184-a)\ntarîk-i müstakîmden udûl etmeyüp rızâen-li-llaha muvâfık ve irâde-i pâdişâhîye mutâbık efʿâl ü harekât îkāʿına mübâderet ve nâs hakkında olan sû'-i zann ve fesâd-ı iʿtikādı ber-taraf eyleyerek vedîʿa-i uhde-i ihtimâmı kılınan umûr-ı mülkiyyeyi hâlisen ve muhlisen rü'yet ve zevâl-i heybet ve haşyete illet olan menâhî ve melâhîden nefsini sıyânet ve bâ-husûs sadâkat-kârân-ı Devlet-i aliyye ile resm-i ittihâd ve ittifâka riʿâyet ve her-bir ferde lâyıkı üzere rû-yi mülâyemet ve iltifât irâet ve tamaʿ-ı müfritden mücânebet etse idi bi-hasebi'z-zâhir bu varta-i hevl-nâkden rehyâb-ı vâdî-i necât olması me'mûl idi. Maktûl-i müşârün-ileyhin hakkında mukaddem ve muahhar katı çok hevl-nâk rüyâlar ve garîb ve acîb işâretler zuhûr edüp ez-cümle nevrûz duhûlünden sonra tekevvün eden havâdis-i dehriye sene-i âtiye ahkâmından add olunur diyenlere göre «katl-i Halîl» terkîbi tamâmca târîh-i katli olup bundan başka sûret-i zâyiçe-i tâliʿini baʿzı erbâb-ı tencîm nüvişte-i sahîfe tedkīk ve işâret ve ahvâl-i nâ-be-sâmânını istihrâcda izhâr-ı sanʿat ve mahâret etmiş bulunmalariyle evzâʿ-ı felekiyyeden müstanbat bu makūle (184-b) zanniyât kabîlinden olan istidlâlâtı baʿzı müverrihîn târîhlerinde sebt etmek âdetleri olduğuna binâen iktifâen li-isrihim zikr olunan zâyiçenin icmâl-i ahkâmı bu mahalle kayd olundu. Maktûl-i müşârün-ileyh bin yüz doksanyedi senesi Muharrem'inin yirmibeşinci isneyn günü tulûʿ-ı şemsden bir sâʿat müsteviye ile dört dakīka mürûrundan sonra nâil-i mühr-i hümâyûn olup Rabb-i beytü'ş-şems ve Rabbü't-tâliʿ Zuhal olduğiyçün tâliʿe müstevlî ve onikinci hânede sâkıt bulunması sû'-i âkıbete ve telef-i nefs ü mâl misillû hâlete delâlet etdiği ve Zuhal'in kendü hânesinde ve ferahında mütemekkin bulunması sâhib-i zâyiçenin makāmında temekkün ve ferahına dâll ve müstevlî-i tâliʿ olan Zuhal sinîn-i suğrâsı olan otuz ay müddetde anı îsâl edüp lâkin üçüncü senenin ibtidâsında sehmü's-saʿâde tahvîl-i tâliʿde taht-ı şuʿâʿ-ı Mirrîh'de bulunup müddetini katʿ etmekle üç seneyi tekmîl edemedi. Vallahü'l-aʿlem. (185-a)",
          "caption": "Katl-i sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_178.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa",
          "text": "Bâzîçe-gâh-ı ʿâlem-i fânîde aks-endâz-ı merâyâ-yı zuhûr olan suver-i ikbâl-i serîʿü'z-zevâle muğrem ve firîfte ve arsa-gâh-ı gûn ve fesâdda cilve-fürûş-i nâz ü delâl olan şâhid-i çabük-i hirâm-ı teveccüh-i dehr-i pür-kahra rübûde ve dil-şîfte olarak irzâ-yı nefs-i emmâresini iltizâm ve intihâk-ı hürmeti nihâyet-i bulga-i merâm addiyle rû-gerdân-ı cadde-i istikāmet ve girîve-gerdi-i vâdî-i tuğyân ve gavâyet olanların haklarında siyâset-i İlâhiyye zuhûru ve nev-dîde-gân-ı rütbe vü câh ve nâ-şinâsân-ı hukūk-ı niʿmet-i İlâh olanlara mûcib-i ibret ve basîret olmak içün gâh ve bî-gâh bu makūle şîve-i ser-nühüfte-i kazâ vü kaderin bürûz u sudûru mücerribân-ı ahvâl-i rûzgâr ve azmûdegân-ı etvâr-ı devr-i bî-karâr olanların hezâr-bâr-ı meşhûd ve manzûru olduğundan gayri icrâ-yı huzûzât-ı nefsâniyye ve husûl-i müstetizzât-ı şehvâniyyeye medâr olan emvâl-i müstebihatü'l-ahvâlin cemʿ-i iddihârî dâʿiyesiyle mekârih-i umûra tasaddî ve hudûd-ı maktûʿü'l-kadem-i zulm ü ihânete taʿaddî edenlerin akıbetleri gayr-i mahmûd ve dergâh-ı kurb-i sûrî ve maʿnevîden matrûd ola-geldikleri ittifâk-kerde-i erbâb-ı şuhûddur. Binâberîn sadr-ı sâbık Halîl Paşa'nın evâil-i hâli hilye-i sadâkat ve istikāmetden gayr-i hâlî ve katı çok eyyâm Bâbıâlî'de istihdâm ile manzûr-ı eʿâlî-i ehâlî olup serâir-i devlet ve kavânîn-i saltanata vukūfu beyne'l-enâm müstefîz ve şâyiʿ (181-b) ve baʿzı mukarrebîn taraflarından muhassenât-ı müştehiresi sâmiʿa-i hazret-i şehriyârîye ilkā olunmak hasebiyle nihânî nâil-i teveccüh ve iltifât ve vâsıl-ı nuhustîn-i menzil-i makāsıd ve hâcât olarak mütevârî-i sehâb-ı gıyâb olan kevkeb-i bahtı lâmiʿ olmuşidi. Sadr-ı esbak merhûm Silāhdâr Mehmed Paşa'nın hüsn-i terbiyye ve sevkiyle âmedcilikden büyük tezkerecilik hizmetine takdîm ve çok geçmeden hasret-keş-i hâcegân-ı dîvân olan riyâset-i küttâb hizmet-i celîlesiyle noksâniyyet-i iʿtibârı tekmîl ve tetmîm olunup yedi-sekiz mâhdan sonra sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle ser-efrâz ve o esnâda İzzet Mehmed Paşa sâniyen sadârete gelüp müşârün-ileyhin kiber-i nefs ve taʿayyününden müşme'iz olup kethüdâlıkdan azlini niyâz ve baʿde'l-azl tersâne emâneti mansıbiyle devha-i ikbâli karîn-i tebahtur ve ihtizâz ve İzzet Paşa'nın azli günü mükerreren kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî ve mihr-i vakʿ u şânı bihter ez-evvel müşaʿşaʿ ve mütelâ'lî olmuşidi. O hilâlde sadrıazam bulunan Yeğen Mehmed Paşa'nın evzâʿ u etvârı hilâf-ı rızâ-yı\nhazret-i tâcdârî olup azli iktizâ ve mühr-i hümâyûn sâhib-i tercümeye ihsân ü i'tâ ve defterdâr-ı vakt olan Vezîr Elhâc Mustafa Paşa hazretleri manzûr ve liyâkat ve isti'dâdı beyne'l-enâm meşhûr olduğuna binâen sadâret-i uzmâ kethüdâlığıyla dâireye takrîb ve yek-sâk-ı ittifâk olarak umûr-ı Devlet-i aliyye'yi rü'yet edelim deyû envâ'-ı nevâziş-i mekr-âmîz ile müşârün-ileyhi tatrîb ve çok geçmeden dâ'iye-i (182-a) istirkāb kalbini istî'âb ve havf-ı zevâl-i mesned maktûl-i müşârün-ileyhi marîz-i pister-i iztirâb edüp encâm-ı kâr Mustafa Paşa'yı ve hazîne kethüdâsı bulunan İsmâil Paşa'yı mehcûr-ı dâr u diyâr ve matrûd-ı kurb-i der-i devlet-medâr ve buna dahi kanâ'at etmeyüp enderûn ve bîrûnda olan zevât-ı müteşahhısanın kimini terhîb ile hükmüne râm ve kimini teb'îd ve tecnîb ile tahsîl-i garâz u merâm ve lâyıkı üzere umûr-ı devleti rü'yet edüp cadde-i istikāmetden ser-i mû inhirâf göstermemek üzere şehriyâr-ı adâlet-âsârı îmân-ı mugallaza ile inandırdıkdan sonra tanzîm-i mühimmât-ı leşker ve tertîb-i levâzım-ı sefer devâ'îsiyle zâhir-i binân-ı avâmı işgâl ve maksûd bizzât olan cem'-i tuhaf u emvâl ve müsâdere-i ağniyâ-yı ricâl ile iştigâl ve bâ-husûs Yeğen Paşa'yı teksîr-i îrâd ile ta'yîb ve ithâm etmişiken ol bâbda müşârün-ileyhe tefevvuk ve i'tilâ ve imtidâd-ı evân-ı sadâret takrîbi ile ber-vech-i suhûlet katı çok îrâda nâil olup zu'munca kayd-ı zarûretden rehâ ve hâce-i bender-gâh-ı servet ve gınâ olmuşiken bünyâd-ı za'îfü'l-esâs-ı tasavvur ve mülâhazasını sarsar-ı hâdisât-ı tahzîb ve hülyâ-yı tûl-i emel ile mer'î olan ahlâmını kazâ vü kader tekzîb etdi. Müşârün-ileyhin hırs u tama' sebeb-i kaviy-yi zevâli ve ale'l-husûs mebâliğ-i kesîreye mütehammil mukāta'ât-ı (182-b) mîrîyyeyi cüz'î mu'accele ile etbâ' ve levâhikine vermesi bâ'is-i kaviy-yi izmihlâli ba'zı mevadd-ı mu'azzamadan Darbhâne-i âmire'ye teslîmi iktizâ eden mebâliğin zı'fı mikdârını tarafına tahsîs ve farâzâ elli kise mîrîye alındıkda yüz ve ba'zen yüz elli kise tarafından alınmak keyfiyyetini ele geçen defâtir ve evrâk te'yîd ve tensîs ve destiyârî-i hayr-hâhân-ı devlet ile serhaddâtdan hâsıl olan sa'y-i mîrîye kanâ'at etmeyüp muhâtarası emr-i beyyin ve zâhir olan Âsitânelü esâmelerine ta'arruz ve müdâhahalesi sebebiyle ocaklu beyninde azîm güft-gû hâdis ve bu keyfiyyet helecân kılup nâsa bâ'is olduğundan gayri tahvîf-i kulûb-ı nâs irâdesiyle katı çok bî-cürm ü günâh kimesneleri katl ü istîsâl ve ez-cümle Hotin muhâfızı Ohrili Vezîr Ahmed Paşa Varna cenginde dîn ü devlete azîm hizmet ve kemâ-yenbagî izhâr-ı celâdet edüp gâzî ve mücâhid bir vezîr-i dilîr iken ednâ bahâne ile katline ısrâr ve vakt-i hâcetde işe yarar böyle bir düstûr-ı vakûru telef-kerde-i şemşîr-i gadr ü dimâr eyledi. Bundan başka arâkat ve asâleti zâhir ve eben an ceddin Devlet-i aliyye'ye istikāmet ile hizmeti bâhir olan Sivas alay beyisi Sarı-zâde Mehmed Emin Bey'i\nve bâ-husûs Seferihisar alay beyisi bilâ-cürm ü günâh izâle ile defîn-i hâk-i siyah ve dahi nice nüfûs-ı zekiyyeyi haklarında ahkâm-ı şer'iyye (183-a) terettüb etmeksizin katl ü tebâh eylediğine binâen hakkında intikām-ı İlâhî zuhûr eyledi. Tafsîli bu ki müşârün-ileyhin zikr olunan reftâr-ı nâ-hemvârına ilm-i hazret-i hilâfet-penâhî muhît ü şâmil ve refte ve refte hakkında âteş-i gayz u gazab-ı mülûkâne müştagil olup bâlâda zikr olunduğu üzere mühr-i hümâyûn yedinden intizâʿ ve Gelibolu'da ikāmetiyçün ısdâr-ı hatt-ı cihân-mutâʿ buyurulup sadâretden infisâli takrîbi ile mechûl ve mektûm olan ahvâli baʿzı hayır-hâhlar sevkiyle şehriyâr-ı enâma maʿlûm ve müşârün-ileyh hakkında mücâzât icrâ olunmadığı sûretde fî-mâ-baʿd bir kimesne mütenebbih olmayup havf-ı siyâseti kalblerinden ibʿâd ve tanzîm-i îrâd ve celb-i emvâl-i ibâd dâʿiyeleriyle umûr-ı devlet ber-hem zede-i ihtilâl ü fesâd olacağı emr-i meczûmdur deyü etrâfdan tezkîr ve tertîb-i cezâsı karâr-gîr oldukda mukaddemâ Vezîr Elhac Mustafa Paşa'ya tevcîh ve i'tā eylediği Cidde mansıbı ile evvelâ mazhar-ı pâdâş ve cezâ ve birkaç günden sonra menfâsı olan Gelibolu'dan kalkup Bozcaada'da kapusunu tertîb ve tanzîm etmek içün tarafına irsâl-i emr-i kazâ mazâ kılınup cezîre-i mezkûreye vusûlü haberi vârid olduğu gibi kāʿimimakām paşa hazretlerinin dâireleri mensûbâtından cesâret-i müfrita ile meşhûr Kara Kethüdâ-zâde Ali Bey bâ-hatt-ı hümâyûn tertîb-i cezâsına me'mûr (183-b) kılınmağla ucâleten varup müşârün-ileyhi katl ü i'dâm ve ser-i maktûʿunu Âsitâne'ye getürüp mûcib-i ittiʿâz ve i'tibâr-ı hâss u âmm olmak içün Bâb-ı hümâyûn'a vazʿ u ilkā olundu. Müşârün-ileyh erbâb-ı zihn-i çâlâk ve ashâb-ı akl ü idrâkden iken dünyâ ve âhiretde vebâli mukarrer ve muhakkak olan izâʿe-i beytü'l-mâl ve tamaʿ u hırs-ı hâm ile iddihâr-ı zehârif-i dünyâya iştigāl etmesi muhayyir-i erbâb-ı akl ü şuʿûr ve bâ-husûs baʿzı maddelerde taraf-ı hümâyûna muhâlefet ve rekîz-i zamîri olan keyfiyyeti icrâ içün sûret-i Hak'dan gelerek sarf-ı irâde-i sâmiyeye ve bî-vech ve sebeb münâkaşa ve muʿârezeye mübâdereti bâʿis-i taʿaccüb ve istiğrâb-ı cumhûrdur. Zâtında olan cerbeze ve talâkat ve tâliʿinde olan kuvvet-i muvakkat hasebiyle kesb etdiği ihtisâs ve istiklâl-i tâm maʿlûm-ı hâss u âmm olduğuna binâen kâffe-i nâs irâdesine tâbiʿ olmakda mecbûr ve sevdâ-yı muhâlefet her bir şahs-ı müteʿayyin ve mechûlden dûr ve havf-ı mekr ü keydinden ricâl-i devlet belki ehl-i hirfet ü san'at bî-huzûr olup Devlet-i aliyye'yi sıyânete nush u pend-gûne kelâm söylemekde cesâret-i hayır-hâhân mefkûd ve etrâf ü taʿallukātı mütekessir ve gayr-i maʿdûd olduğundan mesâvî ve maʿâyibinden bahs etmek böyle dursun, ahkâm istihrâc olunur vehminden nâşî medh ü senâsına bile yârâ-yı kudret meslûb olup herkes mühr-zen-i leb-i bûd u nebûd olurlar idi. Bu akl ü rüşde göre (184-a)\ntarîk-i müstakîmden udûl etmeyüp rızâen-li-llaha muvâfık ve irâde-i pâdişâhîye mutâbık efʿâl ü harekât îkāʿına mübâderet ve nâs hakkında olan sû'-i zann ve fesâd-ı iʿtikādı ber-taraf eyleyerek vedîʿa-i uhde-i ihtimâmı kılınan umûr-ı mülkiyyeyi hâlisen ve muhlisen rü'yet ve zevâl-i heybet ve haşyete illet olan menâhî ve melâhîden nefsini sıyânet ve bâ-husûs sadâkat-kârân-ı Devlet-i aliyye ile resm-i ittihâd ve ittifâka riʿâyet ve her-bir ferde lâyıkı üzere rû-yi mülâyemet ve iltifât irâet ve tamaʿ-ı müfritden mücânebet etse idi bi-hasebi'z-zâhir bu varta-i hevl-nâkden rehyâb-ı vâdî-i necât olması me'mûl idi. Maktûl-i müşârün-ileyhin hakkında mukaddem ve muahhar katı çok hevl-nâk rüyâlar ve garîb ve acîb işâretler zuhûr edüp ez-cümle nevrûz duhûlünden sonra tekevvün eden havâdis-i dehriye sene-i âtiye ahkâmından add olunur diyenlere göre «katl-i Halîl» terkîbi tamâmca târîh-i katli olup bundan başka sûret-i zâyiçe-i tâliʿini baʿzı erbâb-ı tencîm nüvişte-i sahîfe tedkīk ve işâret ve ahvâl-i nâ-be-sâmânını istihrâcda izhâr-ı sanʿat ve mahâret etmiş bulunmalariyle evzâʿ-ı felekiyyeden müstanbat bu makūle (184-b) zanniyât kabîlinden olan istidlâlâtı baʿzı müverrihîn târîhlerinde sebt etmek âdetleri olduğuna binâen iktifâen li-isrihim zikr olunan zâyiçenin icmâl-i ahkâmı bu mahalle kayd olundu. Maktûl-i müşârün-ileyh bin yüz doksanyedi senesi Muharrem'inin yirmibeşinci isneyn günü tulûʿ-ı şemsden bir sâʿat müsteviye ile dört dakīka mürûrundan sonra nâil-i mühr-i hümâyûn olup Rabb-i beytü'ş-şems ve Rabbü't-tâliʿ Zuhal olduğiyçün tâliʿe müstevlî ve onikinci hânede sâkıt bulunması sû'-i âkıbete ve telef-i nefs ü mâl misillû hâlete delâlet etdiği ve Zuhal'in kendü hânesinde ve ferahında mütemekkin bulunması sâhib-i zâyiçenin makāmında temekkün ve ferahına dâll ve müstevlî-i tâliʿ olan Zuhal sinîn-i suğrâsı olan otuz ay müddetde anı îsâl edüp lâkin üçüncü senenin ibtidâsında sehmü's-saʿâde tahvîl-i tâliʿde taht-ı şuʿâʿ-ı Mirrîh'de bulunup müddetini katʿ etmekle üç seneyi tekmîl edemedi. Vallahü'l-aʿlem. (185-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karârda sadr-ı bülend-i iftâya ziynet-bahş-i iʿtilâ olan zevât-ı fazâil-simât hazerâtının ikāme-i diʿâme-i şerʿ-i şerîf ve icrâ-yi ahkâm-ı dîn-i münîf muhavvel-i uhde-i semîhâneleri olduğu gibi umûr-ı muhtelifetü'l-âsâr-ı ümem ve hutūb-i mütegayyiretü'l-etvâr-ı âleme ale'l-ıtlak nâzır ve ber-vech-i istiklâl perkâr-ı re'yleri bu merkezde dâir olup vakitlerinde bulunan sadrıazamları menhec-i adl ü nasfete sevk ü tergīb ve mezâ-\nlim ü me'âsim mesleğine zehâbdan tahzîr ve terhîb edüp bâlâ-rev-i vâdî-i nahvet ü gurûr ve ser-germ-i se-rûze-i ikbâl-i dühûr olan hod-râ ve hod-pesendleri sîne-i gaflet ü hevâ ve hâb-ı girân-ı teveccüh-i dünyadan îkāz ve inbâh edüp o makūle gaflet ve ser-der-hevâyîden terettübü melhûz olan sû'-i mücâzât ve mükâfât-ı hakîmâne işrâb ve mergūb-i tıbâ'-ı benî Âdem ve muvâfık-ı meşârib-i âlem olan müdârâ ve mümâşatdan i'râz ve ictinâb lâzıme-i hâl ü şân ve muktezâ-yı makām-ı müşeyyidü'l-erkânları olduğu müsellem-i enâm iken bundan akdem mesned-i meşîhat-i islâmiyyede kâr-fermâ olan Dürrî-zâde Atâullah Efendi hazretleri sadr-ı maktûle her hâlde müdârâ ve ne makūle umûra mübâşeret eyledi ise isâbet-gûyâ olarak hıfz-ı câh ve vekār-ı mükibb ve münâkaşa ve mu'ârazadan müctenib olup zuhûr eden (185-b) iğmâz ve sükûtu maktûl-i müşârün-ileyhe bâʿis-i takviye ve cesâret ve mutasaddî olduğu ihânet-i beytü'l-mâl ve müsâdere-i ağniyâ-yı ricâl misillü hâlât-ı müstekrehenin zuhûruna bâʿis ve illet olmağla hakkında dâimü'l-feyezân olan nehr-i selsâl-i hüsn-i zann-ı mülûkâne mütegayyir ve câh-ı bülend-i meşîhatden azl ile sâhil-hânelerinde ikāmetleri keyfiyyeti mütekarrir olmuşidi. Ancak müftî'l-enâm bulunan zevât-ı izâm hazerâtının levme-i lâimden havf ile kavl-i Hak'dan sükût ve sumûtları ve vukūʿ bulan mefâsid-i nâsdan adem-i bahs ile şehriyâr-ı adalet-âsârı haberdâr etmemeleri iktirâf-ı ma'siyet ve ketm-i hakkaniyyet kabîlinden olduğu mir'ât-i hakāyik-i suver-i eşyâ olan zamîr-i münîr-i feyz tahmîr-i mülûkâneye lâyih veyâ gafleten veyâhud ittihâden vukūʿ bulan hâmûşî ve müdârâya lâzım gelen terbiyyenin îkā'ı zihn-i derrâk-i tâcdârîye sânih olmağla tabakat-ı ulemâya eşedd-i cezâ olan nefy ü tağrîb mu'âmelesi hakkında zuhûr ve kethüdâsı Osman Efendi ile varup bahren iskāt-ı farîza-i hac etmesi bâbında hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-rîz sudûr ve işbu Cumâdel-âhirenin yirmiikinci yevm-i ahad şirâ'-küşâ-yı savb-ı me'mûr oldu. Zât-ı ma'âlî-simâtlariyle riyâset-i ilmiyye şeref-yâb olan zevât-ı maʿâlî-nisâb evâmir ve nevâhî-i ilâhiyyeyi tebliğe meʾmûr ve kelâm-ı hakkı söylemekde mağdûr olmalariyle nâfi'-i dîn ü devlet ve lâzım-ı şân-ı saltanat olan ahvâl ve âsârı iktizâ edenlerden ketm etmemek muktezâ-yı me'mûriyetleri ve icrâ-yı ahkâm-ı şeri'at (186-a) ve muhâfaza-i nâmûs-ı devlet ve sedd-i bâb-ı rüşvet ve istihkâm-ı sugür u bilâd ve intizâm-ı umûr-ı ecnâd ve rü'yet-i masâlih-i ibâd ve te'mîn-i etrâf ve def'-i zulm ü i'tisâf ve tevfîr-i beytü'l-mâl ve istihdâm-ı ummâl-i mücerrebü'l-ahvâl usûl-i nizâm-ı mülk ü devlet ve esâs-ı bünyân-ı saltanat olduğuna binâen cemîʿ zamânda bunlar düstûrü'l-amel olup birinün gerüye kalmaması ihtârı vâcibe-i zimmet-i himmetleri olmağla me'mûrlar taraflarından bu maddelerin icrâsında li-garazın tekâsül ve tehâvün mahsûs oldukda ırz\nu şân-ı devleti sıyânete hâlleri pâye-i serîr-i aʿlâya arz u inhâ zimmet-i himmeti ibrâ ve lâzıme-i sadâkati icrâ kabîlinden olacağı zâhir ve hüveydâdır.",
          "caption": "Nefy-i Şeyhülislâm-ı sâbık Dürrî-zâde Atâullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_179.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Şeyhülislâm-ı sâbık Dürrî-zâde Atâullah Efendi",
          "text": "Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karârda sadr-ı bülend-i iftâya ziynet-bahş-i iʿtilâ olan zevât-ı fazâil-simât hazerâtının ikāme-i diʿâme-i şerʿ-i şerîf ve icrâ-yi ahkâm-ı dîn-i münîf muhavvel-i uhde-i semîhâneleri olduğu gibi umûr-ı muhtelifetü'l-âsâr-ı ümem ve hutūb-i mütegayyiretü'l-etvâr-ı âleme ale'l-ıtlak nâzır ve ber-vech-i istiklâl perkâr-ı re'yleri bu merkezde dâir olup vakitlerinde bulunan sadrıazamları menhec-i adl ü nasfete sevk ü tergīb ve mezâ-\nlim ü me'âsim mesleğine zehâbdan tahzîr ve terhîb edüp bâlâ-rev-i vâdî-i nahvet ü gurûr ve ser-germ-i se-rûze-i ikbâl-i dühûr olan hod-râ ve hod-pesendleri sîne-i gaflet ü hevâ ve hâb-ı girân-ı teveccüh-i dünyadan îkāz ve inbâh edüp o makūle gaflet ve ser-der-hevâyîden terettübü melhûz olan sû'-i mücâzât ve mükâfât-ı hakîmâne işrâb ve mergūb-i tıbâ'-ı benî Âdem ve muvâfık-ı meşârib-i âlem olan müdârâ ve mümâşatdan i'râz ve ictinâb lâzıme-i hâl ü şân ve muktezâ-yı makām-ı müşeyyidü'l-erkânları olduğu müsellem-i enâm iken bundan akdem mesned-i meşîhat-i islâmiyyede kâr-fermâ olan Dürrî-zâde Atâullah Efendi hazretleri sadr-ı maktûle her hâlde müdârâ ve ne makūle umûra mübâşeret eyledi ise isâbet-gûyâ olarak hıfz-ı câh ve vekār-ı mükibb ve münâkaşa ve mu'ârazadan müctenib olup zuhûr eden (185-b) iğmâz ve sükûtu maktûl-i müşârün-ileyhe bâʿis-i takviye ve cesâret ve mutasaddî olduğu ihânet-i beytü'l-mâl ve müsâdere-i ağniyâ-yı ricâl misillü hâlât-ı müstekrehenin zuhûruna bâʿis ve illet olmağla hakkında dâimü'l-feyezân olan nehr-i selsâl-i hüsn-i zann-ı mülûkâne mütegayyir ve câh-ı bülend-i meşîhatden azl ile sâhil-hânelerinde ikāmetleri keyfiyyeti mütekarrir olmuşidi. Ancak müftî'l-enâm bulunan zevât-ı izâm hazerâtının levme-i lâimden havf ile kavl-i Hak'dan sükût ve sumûtları ve vukūʿ bulan mefâsid-i nâsdan adem-i bahs ile şehriyâr-ı adalet-âsârı haberdâr etmemeleri iktirâf-ı ma'siyet ve ketm-i hakkaniyyet kabîlinden olduğu mir'ât-i hakāyik-i suver-i eşyâ olan zamîr-i münîr-i feyz tahmîr-i mülûkâneye lâyih veyâ gafleten veyâhud ittihâden vukūʿ bulan hâmûşî ve müdârâya lâzım gelen terbiyyenin îkā'ı zihn-i derrâk-i tâcdârîye sânih olmağla tabakat-ı ulemâya eşedd-i cezâ olan nefy ü tağrîb mu'âmelesi hakkında zuhûr ve kethüdâsı Osman Efendi ile varup bahren iskāt-ı farîza-i hac etmesi bâbında hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-rîz sudûr ve işbu Cumâdel-âhirenin yirmiikinci yevm-i ahad şirâ'-küşâ-yı savb-ı me'mûr oldu. Zât-ı ma'âlî-simâtlariyle riyâset-i ilmiyye şeref-yâb olan zevât-ı maʿâlî-nisâb evâmir ve nevâhî-i ilâhiyyeyi tebliğe meʾmûr ve kelâm-ı hakkı söylemekde mağdûr olmalariyle nâfi'-i dîn ü devlet ve lâzım-ı şân-ı saltanat olan ahvâl ve âsârı iktizâ edenlerden ketm etmemek muktezâ-yı me'mûriyetleri ve icrâ-yı ahkâm-ı şeri'at (186-a) ve muhâfaza-i nâmûs-ı devlet ve sedd-i bâb-ı rüşvet ve istihkâm-ı sugür u bilâd ve intizâm-ı umûr-ı ecnâd ve rü'yet-i masâlih-i ibâd ve te'mîn-i etrâf ve def'-i zulm ü i'tisâf ve tevfîr-i beytü'l-mâl ve istihdâm-ı ummâl-i mücerrebü'l-ahvâl usûl-i nizâm-ı mülk ü devlet ve esâs-ı bünyân-ı saltanat olduğuna binâen cemîʿ zamânda bunlar düstûrü'l-amel olup birinün gerüye kalmaması ihtârı vâcibe-i zimmet-i himmetleri olmağla me'mûrlar taraflarından bu maddelerin icrâsında li-garazın tekâsül ve tehâvün mahsûs oldukda ırz\nu şân-ı devleti sıyânete hâlleri pâye-i serîr-i aʿlâya arz u inhâ zimmet-i himmeti ibrâ ve lâzıme-i sadâkati icrâ kabîlinden olacağı zâhir ve hüveydâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından hâlâ sipâhiler ağası olan Hasan Paşa dâmâdı Ahmed Ağa fücceten fevt olmağla sipâhiler ağalığı Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Mustafa Paşa kaynı Hasan Bey'e işbu Cumâdel-âhirenin üçüncü isneyn günü tevcîh ve ihsân buyuruldu. Mûmâ-ileyhin ıztırâb-ı hâl ü zarûreti ve kıllet-i îrâd ve mekâsib ile maʿîşeti rütbe-i kemâle resîde olduğuna binâen hakkında bu inâyetin zuhûru mahzâ kerâmet-i hazret-i pâdişâhîye mahmûldür.",
          "caption": "Fevt-i Ağa-yı sipâhiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_180.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ağa-yı sipâhiyân",
          "text": "Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından hâlâ sipâhiler ağası olan Hasan Paşa dâmâdı Ahmed Ağa fücceten fevt olmağla sipâhiler ağalığı Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Mustafa Paşa kaynı Hasan Bey'e işbu Cumâdel-âhirenin üçüncü isneyn günü tevcîh ve ihsân buyuruldu. Mûmâ-ileyhin ıztırâb-ı hâl ü zarûreti ve kıllet-i îrâd ve mekâsib ile maʿîşeti rütbe-i kemâle resîde olduğuna binâen hakkında bu inâyetin zuhûru mahzâ kerâmet-i hazret-i pâdişâhîye mahmûldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Trablus-Şam Eyâleti bundan akdem Vezîr Mikdad Ahmed Paşa'ya tevcîh (186-b) ve mevsim-i hac takarrüb eylediğine binâen bir an akdem dâiresini tertîb ve tanzîm ile savb-ı maksûda luhûku mü'ekkeden tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyhin pederleri Vezîr Ali Paşa'ya mîr-haclık husûsu bundan akdem kāle gelüp sâhib-vücûd oldukları dahi Şam tevcîh olunan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın maʿlûmu olduğundan miyânede adem-i imtizâc hâletinin tekevvünü ve vahşet ve nefret sûretinin taʿayyünü mülâhazadan baʿîd olmayup eyâlet-i Trablus me'mûnü'l-gāile bir vezîre tevcîh olunmak münâsib olduğunu müteʿâkiben vürûd eden iʿtizâr-nâmelerinde beyân ve özr-i müveccehinin adem-i istihsâniyle rağbeten ve rehbeten istiʿcâlinde sarf-ı tâb u tüvân olunmuşidi. Müşârün-ileyh nâçâr ve muztarr olarak sâkin olduğu mahalden eğerçi hareket eylediğini işʿâr etmiş ancak aʿzâr-ı merkūmeyi tekrâr inhâ ve cerdeciliği muvâfık-ı vakt ü hâl olmadığını inbâ edüp hattâ bu mazmûnda kāimimakām-ı âlî-makām hazretleri tarafına dahi feryâd-nâme isrâ etmişidi. Üzerinden Trablus'un sarf u tahvîli şimdilik müteʿassir ve düşvâr ve fakat bu senelik semt-i müdârâya zehâb ile îfâ-yı hizmet-i lâzımeye ibtidâr etmesi zımnında kāimimakām paşa hazretleri tarafımdan tesliyet-nâme tahrîr ve tisyâr olunmuşiken bağteten beyaz üzerine keşîde bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i (187-a) sudûr ve mazmûn-ı ilhâm-meşhûnda Trablus-Şam Eyâleti Cezzâr Paşa müteʿallikātından birine verilmeyüp Mikdad Paşa'ya verilmesi eğerçi re'y-i hasen olup ancak adem-i imtizâcları dahi melhûz olmağla tarîk-i hacda bir hâdise zuhûr etmemek içün âhar bir ki-\nmesnenin cerde nasb olunması ve Azm-zâdelerde mahzûr-ı mezkûr der-kâr ve Cezzâr'ın müteʿallikātına verilmekde dahi mazarrat bedîdâr olmağla hîn-i tercîhde bunların istisnâ olunmaları derc ü tastîr buyurulmuş Mikdâd Paşa'nın bir birini müteʿâkib vürûd eden tahrîrâtında bast olunan aʿzâr ve îrâdât gayr-i vâhî olduğuna binâen me'mûrları ıztırâb-ı ihâta edüp o hâlde iken zikr olunan hatt-ı hümâyûnun zuhûru kerâmet-i zâhire ve irhâsat-ı bâhire kabîlinden olduğu zâhirdir. Anadolu'da umûr-ı cerdeyi kemâ-hüve-hakka idâreye kādirdir. Vüzerânın fıkdânı ve kime teklif olunmak lâzım gelse taraf-ı mîrîden küllî meblağ talebinde olacağı kâr-fermâyân-ı devletin mütebâdir-i ezhânı olup ancak Azm-zâdelerden birkaç seneden berü tarîk-i hacda delîl-başıları olup urbân ve sâir ahâli ile hüsn-i imtizâc ve ihtilâtı mesmûʿ ve zâtında şecâʿat ve celâdet mevdûʿ olan İbrâhîm Ağa mîrimîrânlık ile bilâ-iʿânet umûr-ı cerdeyi taʿahhüd ve iltizâm ve an-asıl (187-b) Cezzâr Ahmed Paşa dahi tarafına müteveccih olup bu sûretden mahzûz olacağını ifâde ve ifhâm edüp menzil ile sebük-bâr azîmet edeceği mübârek-rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz olundukda tevcîhi tasvîb ve işbu Cumâdel-âhirenin yirmibeşinci perşembe günü şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince bâ-rütbe-i mîrimîrânî Cerde başbuğluğu ile eyâlet-i Trablus zikr olunan İbrâhîm Ağa'ya tevcîh ve ihsân olunundu.",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Trablus-Şam bâ-rütbe-i mîrimîrânî be-İbrâhîm Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_181.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Trablus-Şam bâ-rütbe-i mîrimîrânî be-İbrâhîm Ağa",
          "text": "Trablus-Şam Eyâleti bundan akdem Vezîr Mikdad Ahmed Paşa'ya tevcîh (186-b) ve mevsim-i hac takarrüb eylediğine binâen bir an akdem dâiresini tertîb ve tanzîm ile savb-ı maksûda luhûku mü'ekkeden tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyhin pederleri Vezîr Ali Paşa'ya mîr-haclık husûsu bundan akdem kāle gelüp sâhib-vücûd oldukları dahi Şam tevcîh olunan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın maʿlûmu olduğundan miyânede adem-i imtizâc hâletinin tekevvünü ve vahşet ve nefret sûretinin taʿayyünü mülâhazadan baʿîd olmayup eyâlet-i Trablus me'mûnü'l-gāile bir vezîre tevcîh olunmak münâsib olduğunu müteʿâkiben vürûd eden iʿtizâr-nâmelerinde beyân ve özr-i müveccehinin adem-i istihsâniyle rağbeten ve rehbeten istiʿcâlinde sarf-ı tâb u tüvân olunmuşidi. Müşârün-ileyh nâçâr ve muztarr olarak sâkin olduğu mahalden eğerçi hareket eylediğini işʿâr etmiş ancak aʿzâr-ı merkūmeyi tekrâr inhâ ve cerdeciliği muvâfık-ı vakt ü hâl olmadığını inbâ edüp hattâ bu mazmûnda kāimimakām-ı âlî-makām hazretleri tarafına dahi feryâd-nâme isrâ etmişidi. Üzerinden Trablus'un sarf u tahvîli şimdilik müteʿassir ve düşvâr ve fakat bu senelik semt-i müdârâya zehâb ile îfâ-yı hizmet-i lâzımeye ibtidâr etmesi zımnında kāimimakām paşa hazretleri tarafımdan tesliyet-nâme tahrîr ve tisyâr olunmuşiken bağteten beyaz üzerine keşîde bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i (187-a) sudûr ve mazmûn-ı ilhâm-meşhûnda Trablus-Şam Eyâleti Cezzâr Paşa müteʿallikātından birine verilmeyüp Mikdad Paşa'ya verilmesi eğerçi re'y-i hasen olup ancak adem-i imtizâcları dahi melhûz olmağla tarîk-i hacda bir hâdise zuhûr etmemek içün âhar bir ki-\nmesnenin cerde nasb olunması ve Azm-zâdelerde mahzûr-ı mezkûr der-kâr ve Cezzâr'ın müteʿallikātına verilmekde dahi mazarrat bedîdâr olmağla hîn-i tercîhde bunların istisnâ olunmaları derc ü tastîr buyurulmuş Mikdâd Paşa'nın bir birini müteʿâkib vürûd eden tahrîrâtında bast olunan aʿzâr ve îrâdât gayr-i vâhî olduğuna binâen me'mûrları ıztırâb-ı ihâta edüp o hâlde iken zikr olunan hatt-ı hümâyûnun zuhûru kerâmet-i zâhire ve irhâsat-ı bâhire kabîlinden olduğu zâhirdir. Anadolu'da umûr-ı cerdeyi kemâ-hüve-hakka idâreye kādirdir. Vüzerânın fıkdânı ve kime teklif olunmak lâzım gelse taraf-ı mîrîden küllî meblağ talebinde olacağı kâr-fermâyân-ı devletin mütebâdir-i ezhânı olup ancak Azm-zâdelerden birkaç seneden berü tarîk-i hacda delîl-başıları olup urbân ve sâir ahâli ile hüsn-i imtizâc ve ihtilâtı mesmûʿ ve zâtında şecâʿat ve celâdet mevdûʿ olan İbrâhîm Ağa mîrimîrânlık ile bilâ-iʿânet umûr-ı cerdeyi taʿahhüd ve iltizâm ve an-asıl (187-b) Cezzâr Ahmed Paşa dahi tarafına müteveccih olup bu sûretden mahzûz olacağını ifâde ve ifhâm edüp menzil ile sebük-bâr azîmet edeceği mübârek-rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz olundukda tevcîhi tasvîb ve işbu Cumâdel-âhirenin yirmibeşinci perşembe günü şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince bâ-rütbe-i mîrimîrânî Cerde başbuğluğu ile eyâlet-i Trablus zikr olunan İbrâhîm Ağa'ya tevcîh ve ihsân olunundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh hazretleri mukaddemâ me'mûr-ı muhâfazası olduğu Özi kalʿasının mümkin mertebe nizâmını verdikden sonra hâkipâ-yi kimyâsâ-yi hazret-i hilâfet-penâhîye rû-mâl olmak şevkiyle matiyye-i istiʿcâle suvâr ve esnâ-yi râhda adl ü dâd izhâr eyleyerek der-i devlet-medâra takrîbi sâmiʿa-güzâr oldukda gıbta-fermâ-yi sebze-zâr-ı behişt olan Bahâriyye nâm nüzhet-sarây-ı dil-ârâmda nasb-ı hiyâm-ı zümrüd-fâm ve ihzâr-ı etʿime-i şehiyye ile icrâ-yi levâzım taʿzîm ve ikrâm kılınup işbu Cumâdel-âhirenin selhi isneyn günü zikr olunan yemeklik mahalline pâ-nihâde-i mecd ü devlet ve güzergâh-ı âsafânelerinde intizâr-ı selâm ile saf-beste-i kıyâm olan ricâl-i devlet-i ebed-müddeti tahrîk-i âb-rûy-i iltifât ile mâlik-nisâb-ı meserret (188-a) ve nüzhet-sarây-ı merkūmede vâkiʿ olan kasr-ı dil-ârâya nüzûl buyurduklarında iʿtâ-yi ruhsat-ı dâmen-bûs ile mûmâ-ileyhime iʿâde-i lütf-ı mürüvvet buyurdukdan sonra bast-ı hân-ı niʿam-ı gûnâ-gûn ve tenâvül-i mevâid-i iştihâ-efzûn resmi dahi itmâm olunup hâlâ revnak-bahş-i mesned-i iftâ ve mâlik-i ezimme-i fırka-i ulemâ semâhatlû efendi hazretleriyle sandal-\nsuvâr-ı mürâfakat ve Sarây-i âmire'ye pâ-nihâde-i hayr u bereket olduklarında mukaddemâ müneccim başının ihtiyâr etdiği vakte terakkuben zânû-zede-i istirâhat oldular. Tulûʿ-ı şemsden dört sâʿat kırk dakīka mürûrundan ibâret olan vakt-i muhtâr hulûl ve huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i şehriyârî ruhsat-ı duhûl husûlünde baʿzı vesâyâ-yı hazret-i hilâfet-penâhî müşârün-ileyh hazretlerinin mengûş-i gûş-i intibâhları buyuruldukdan sonra dest-i sadâkat-peyvestlerine kilîd-i dahme-i umûr-ı cumhûr olan mühr-i hümâyûn iʿtâ ve dûş-i hamiyyet-pûşlarına serâsere dûhte semmûr-i fâ'izü's-sürûr iksâ ve beyâz-ı subh-ı sâdıkdan masnûʿ bir câme-i sefîd-renk ve matbûʿa kaplu bir sevb-i semmûr-ı behcet-nüşûr ile şeyhülislâm efendi hazretleri dahi karîn-i iltifât-ı mülûkâne olup bi'l-maʿiyye me'zûn-ı insirâf u avdet ve muʿtâd olan âlây-i dilârâ (188-b) ile sarây-ı âsafâneye azîmet ve baʿde'l-vusûl Arz odası'nda resm-i âdîye riʿâyet olunup baʿdehû şeyhülislâm efendi hazretleri azîmete [rağbet] ve teheyyü' gösterdikde resm olan mahalle dek teşyîʿ-i âdî icrâ ve kā'im-makām paşa hazretlerine dahi edâ-yı hizmet kürkü iksâ olundukdan sonra dîvân mahallini teşrîf ve ricâl-i devlete ilbâs-ı âdet olan umûm hilʿatini ilbâs ile cümlesini taltīf buyurdular. Cenâb-ı vâhibü'l-âmâl حلت ذاته عن الشبيه والمثال hazretleri kudûm-ı meyâmîn-lüzûmlarını kâffe-i enâma mahz-ı birr ü nevâl edüp aʿmâl-i zâhire ve bâtına ve efʿâl-i bâhire ve kâminelerini rızâullaha muvâfık ve irâde-i pâdişâhîye mutâbık eyleye, âmîn.",
          "caption": "Vürûd-ı Sadrıazam Ali Paşa be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_182.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sadrıazam Ali Paşa be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Müşârün-ileyh hazretleri mukaddemâ me'mûr-ı muhâfazası olduğu Özi kalʿasının mümkin mertebe nizâmını verdikden sonra hâkipâ-yi kimyâsâ-yi hazret-i hilâfet-penâhîye rû-mâl olmak şevkiyle matiyye-i istiʿcâle suvâr ve esnâ-yi râhda adl ü dâd izhâr eyleyerek der-i devlet-medâra takrîbi sâmiʿa-güzâr oldukda gıbta-fermâ-yi sebze-zâr-ı behişt olan Bahâriyye nâm nüzhet-sarây-ı dil-ârâmda nasb-ı hiyâm-ı zümrüd-fâm ve ihzâr-ı etʿime-i şehiyye ile icrâ-yi levâzım taʿzîm ve ikrâm kılınup işbu Cumâdel-âhirenin selhi isneyn günü zikr olunan yemeklik mahalline pâ-nihâde-i mecd ü devlet ve güzergâh-ı âsafânelerinde intizâr-ı selâm ile saf-beste-i kıyâm olan ricâl-i devlet-i ebed-müddeti tahrîk-i âb-rûy-i iltifât ile mâlik-nisâb-ı meserret (188-a) ve nüzhet-sarây-ı merkūmede vâkiʿ olan kasr-ı dil-ârâya nüzûl buyurduklarında iʿtâ-yi ruhsat-ı dâmen-bûs ile mûmâ-ileyhime iʿâde-i lütf-ı mürüvvet buyurdukdan sonra bast-ı hân-ı niʿam-ı gûnâ-gûn ve tenâvül-i mevâid-i iştihâ-efzûn resmi dahi itmâm olunup hâlâ revnak-bahş-i mesned-i iftâ ve mâlik-i ezimme-i fırka-i ulemâ semâhatlû efendi hazretleriyle sandal-\nsuvâr-ı mürâfakat ve Sarây-i âmire'ye pâ-nihâde-i hayr u bereket olduklarında mukaddemâ müneccim başının ihtiyâr etdiği vakte terakkuben zânû-zede-i istirâhat oldular. Tulûʿ-ı şemsden dört sâʿat kırk dakīka mürûrundan ibâret olan vakt-i muhtâr hulûl ve huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i şehriyârî ruhsat-ı duhûl husûlünde baʿzı vesâyâ-yı hazret-i hilâfet-penâhî müşârün-ileyh hazretlerinin mengûş-i gûş-i intibâhları buyuruldukdan sonra dest-i sadâkat-peyvestlerine kilîd-i dahme-i umûr-ı cumhûr olan mühr-i hümâyûn iʿtâ ve dûş-i hamiyyet-pûşlarına serâsere dûhte semmûr-i fâ'izü's-sürûr iksâ ve beyâz-ı subh-ı sâdıkdan masnûʿ bir câme-i sefîd-renk ve matbûʿa kaplu bir sevb-i semmûr-ı behcet-nüşûr ile şeyhülislâm efendi hazretleri dahi karîn-i iltifât-ı mülûkâne olup bi'l-maʿiyye me'zûn-ı insirâf u avdet ve muʿtâd olan âlây-i dilârâ (188-b) ile sarây-ı âsafâneye azîmet ve baʿde'l-vusûl Arz odası'nda resm-i âdîye riʿâyet olunup baʿdehû şeyhülislâm efendi hazretleri azîmete [rağbet] ve teheyyü' gösterdikde resm olan mahalle dek teşyîʿ-i âdî icrâ ve kā'im-makām paşa hazretlerine dahi edâ-yı hizmet kürkü iksâ olundukdan sonra dîvân mahallini teşrîf ve ricâl-i devlete ilbâs-ı âdet olan umûm hilʿatini ilbâs ile cümlesini taltīf buyurdular. Cenâb-ı vâhibü'l-âmâl حلت ذاته عن الشبيه والمثال hazretleri kudûm-ı meyâmîn-lüzûmlarını kâffe-i enâma mahz-ı birr ü nevâl edüp aʿmâl-i zâhire ve bâtına ve efʿâl-i bâhire ve kâminelerini rızâullaha muvâfık ve irâde-i pâdişâhîye mutâbık eyleye, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i uzmâyı teşrîf eden vüzerâ-yı ʿizâm hazerâtına yevm-i sâlisde vukūʿât-ı sâbıka ve tenbîhât-ı lâhikayı şâmil hatt-ı hümâyûn vürûdu kāʿide-i kadîme-i devlet-i ebed-müddetden olup yevm-i mezkûrda zikr olunan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn-ı şeref-resân-ı vürûd ve sadefçe-i le'âlî-i hikmet ve dürc-i cevâhir-i pend ü nasîhat olduğuna binâen mecelle-i vakāyiʿe sebt olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_183.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Sadâret-i uzmâyı teşrîf eden vüzerâ-yı ʿizâm hazerâtına yevm-i sâlisde vukūʿât-ı sâbıka ve tenbîhât-ı lâhikayı şâmil hatt-ı hümâyûn vürûdu kāʿide-i kadîme-i devlet-i ebed-müddetden olup yevm-i mezkûrda zikr olunan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn-ı şeref-resân-ı vürûd ve sadefçe-i le'âlî-i hikmet ve dürc-i cevâhir-i pend ü nasîhat olduğuna binâen mecelle-i vakāyiʿe sebt olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "وما توفيقي الا بالله Benim vezîriazam ve vekîl-i mutlakımsın seni tahiyye-i şâhânem ile taltīf eylediğimden sonra maʿlûm olsun ki selefin makhûr Halîl Paşa hevâsının galebesiyle (189-a) salâh tarafına meyl etmeyüp ve celb-i [mâl] sevdâsıyla taşralara bakmayup zuʿafâ ve ağniyânın ıztırâblarına ve devletimin emekdâr ve hademlerine mahsûs ve menâfiʿi kendü etrâfına tah-\nsîs ile hırmânlarına ve umûr-ı devletime temşiyetde hod-re'ylik ile hilâf-ı rızâ-yi mülûkânem nice etvâr-ı nâ-şâyesteye cesâreti hasebiyle ulemâ ve ricâl ve ocaklarımın tenfîrlerine bâ'is olduğundan tamaʿ-ı hâmı ve hâin-i dîn ü devlet ve azlam-ı ibâd olmağla tebdîli ve izâlesi îcâb etmişdir. Ve sen vüzerâ-yı ʿizâm beynlerinde salâh u diyânet ve hazar u seferde reʿâyâ ve asker-perverlik ile mevsûf ve devletime sadâkat ile hizmet edeceğin meʾmûl olduğundan vekâlet-i mutlakam hizmet-i celîlesi uhde-i liyâkatine taklîd olunmuşdur. İmdî umûr-ı cüz'iyye ve külliyyede \"ve-şâvirhüm fi'l-emri fe-izâ azemte fe-tevekkel ʿalâllāh\" nass-ı kerîmiyle amel ve ibâd-ı bilâdın himâyetlerine ve zalemenin ber-muktezâ-yı şerʿ-ı şerîf cezâ-yı lâyıklarının icrâsına ve serhadlerin nizâmlarına ve envâʿ-ı mühimmât-ı lâzımenin tedârük ve tesviyesine ve Âsitâne'nin gerek kalʿalarının ve gerek sâir kifâyet mertebesinde iktizâ eden zahîrelerinin vakt ü zamâniyle tedârük ve ihzârlarına ve te'lîf-i kulûba saʿy ü ictihâd eylesin sen ve tarîk-i sedâdda (189-b) seninle bile olup devletime sadâkat edenler haklarında duʿâ-yı hüsrevânem bile olmağla Rabb-i zülcelâl hayırlu işlere muvâfık eyleye, âmîn. İntehe'l-hatt-ı sultânî.",
          "caption": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_184.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "وما توفيقي الا بالله Benim vezîriazam ve vekîl-i mutlakımsın seni tahiyye-i şâhânem ile taltīf eylediğimden sonra maʿlûm olsun ki selefin makhûr Halîl Paşa hevâsının galebesiyle (189-a) salâh tarafına meyl etmeyüp ve celb-i [mâl] sevdâsıyla taşralara bakmayup zuʿafâ ve ağniyânın ıztırâblarına ve devletimin emekdâr ve hademlerine mahsûs ve menâfiʿi kendü etrâfına tah-\nsîs ile hırmânlarına ve umûr-ı devletime temşiyetde hod-re'ylik ile hilâf-ı rızâ-yi mülûkânem nice etvâr-ı nâ-şâyesteye cesâreti hasebiyle ulemâ ve ricâl ve ocaklarımın tenfîrlerine bâ'is olduğundan tamaʿ-ı hâmı ve hâin-i dîn ü devlet ve azlam-ı ibâd olmağla tebdîli ve izâlesi îcâb etmişdir. Ve sen vüzerâ-yı ʿizâm beynlerinde salâh u diyânet ve hazar u seferde reʿâyâ ve asker-perverlik ile mevsûf ve devletime sadâkat ile hizmet edeceğin meʾmûl olduğundan vekâlet-i mutlakam hizmet-i celîlesi uhde-i liyâkatine taklîd olunmuşdur. İmdî umûr-ı cüz'iyye ve külliyyede \"ve-şâvirhüm fi'l-emri fe-izâ azemte fe-tevekkel ʿalâllāh\" nass-ı kerîmiyle amel ve ibâd-ı bilâdın himâyetlerine ve zalemenin ber-muktezâ-yı şerʿ-ı şerîf cezâ-yı lâyıklarının icrâsına ve serhadlerin nizâmlarına ve envâʿ-ı mühimmât-ı lâzımenin tedârük ve tesviyesine ve Âsitâne'nin gerek kalʿalarının ve gerek sâir kifâyet mertebesinde iktizâ eden zahîrelerinin vakt ü zamâniyle tedârük ve ihzârlarına ve te'lîf-i kulûba saʿy ü ictihâd eylesin sen ve tarîk-i sedâdda (189-b) seninle bile olup devletime sadâkat edenler haklarında duʿâ-yı hüsrevânem bile olmağla Rabb-i zülcelâl hayırlu işlere muvâfık eyleye, âmîn. İntehe'l-hatt-ı sultânî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezâyir ve sevâhilde vâkiʿ memâlik-i islâmiyyeyi ve ale'l-husûs rûy-ı deryâda geşt ü güzâr eden tüccâr ve züvvârı mazarr-ı eşrâr-ı küffârdan muhâfaza kasdiyle beher sâl tertîb ve tesyîr olunan Donanma-yı hümâyûn bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dahi ʿavn-i melik-i müteʿâl ile mükemmelen techîz olunup vakt-i ihrâcı hulûl eylediğine binâen işbu Receb-i şerîfin üçüncü yevm-i hamîs Kapudan-ı Deryâ Vezîr Gâzî Hasan Paşa hazretleri Tersâne-i ʿâmire'den refʿ-i lenger-i ikāmet ve yalı köşkü pîşgâhında âlây gösterüp sadâ-yı raʿd-âşûb-ı tûb ile kulûb-ı aʿdâya ilkā-yı heybet ve haşyet etdikden sonra ber-vech-i muʿtâd dûş-ı hamiyyet-pûşuna iksâ-yı semmûr-ı fâizü's-sürûr ve maʿiyyetinde olan kapudanlara ve sâir rü'esâya ilbâs-ı hilaʿ-ı müstevcibü'l-hubûr kılındı.\nTevcîh-i eyâlet-i Haleb be-Vezîr Çerkes Hasan Paşa ve me'mûriyyet-i o be-muhâfaza-i Kalʿa-i Özi ve vâlî-i Kandiye şüden-i Vezîr Mustafa Paşa Yazıcı-zâde\n\nBundan akdem Kandiye Eyâleti tarafına tevcîh olunan Vezîr Çerkes Hasan Paşa vüzerâ-yı şecâʿat-intimâdan olup kapusu dahi oldukca munta-\nzam olduğuna binâen sugūr-ı islâmiyye'de istihdâmı (190-a) re'y-i hasen ve rekz-i hayl mümkin olan mahallerde bulunması müstahsen olmağla işbu şehr-i Recebü'l-ferdin ikinci çarşamba günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden Özi muhâfazası şartiyle eyâlet-i Haleb müşârun-ileyhe ve üzerinde olan Kandiye eyâleti İnebahtı muhâfızı olup her hâlde şâyân-ı merhamet ve şefekat-i pâdişâhî olan Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ve ihsân olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı Hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_185.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı Hümâyûn",
          "text": "Cezâyir ve sevâhilde vâkiʿ memâlik-i islâmiyyeyi ve ale'l-husûs rûy-ı deryâda geşt ü güzâr eden tüccâr ve züvvârı mazarr-ı eşrâr-ı küffârdan muhâfaza kasdiyle beher sâl tertîb ve tesyîr olunan Donanma-yı hümâyûn bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dahi ʿavn-i melik-i müteʿâl ile mükemmelen techîz olunup vakt-i ihrâcı hulûl eylediğine binâen işbu Receb-i şerîfin üçüncü yevm-i hamîs Kapudan-ı Deryâ Vezîr Gâzî Hasan Paşa hazretleri Tersâne-i ʿâmire'den refʿ-i lenger-i ikāmet ve yalı köşkü pîşgâhında âlây gösterüp sadâ-yı raʿd-âşûb-ı tûb ile kulûb-ı aʿdâya ilkā-yı heybet ve haşyet etdikden sonra ber-vech-i muʿtâd dûş-ı hamiyyet-pûşuna iksâ-yı semmûr-ı fâizü's-sürûr ve maʿiyyetinde olan kapudanlara ve sâir rü'esâya ilbâs-ı hilaʿ-ı müstevcibü'l-hubûr kılındı.\nTevcîh-i eyâlet-i Haleb be-Vezîr Çerkes Hasan Paşa ve me'mûriyyet-i o be-muhâfaza-i Kalʿa-i Özi ve vâlî-i Kandiye şüden-i Vezîr Mustafa Paşa Yazıcı-zâde\n\nBundan akdem Kandiye Eyâleti tarafına tevcîh olunan Vezîr Çerkes Hasan Paşa vüzerâ-yı şecâʿat-intimâdan olup kapusu dahi oldukca munta-\nzam olduğuna binâen sugūr-ı islâmiyye'de istihdâmı (190-a) re'y-i hasen ve rekz-i hayl mümkin olan mahallerde bulunması müstahsen olmağla işbu şehr-i Recebü'l-ferdin ikinci çarşamba günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden Özi muhâfazası şartiyle eyâlet-i Haleb müşârun-ileyhe ve üzerinde olan Kandiye eyâleti İnebahtı muhâfızı olup her hâlde şâyân-ı merhamet ve şefekat-i pâdişâhî olan Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh ve ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethüdâ bey kâtibi olan Numân Bey'in tahsîl-i avâid ve zavâidde misli nâ-yâb olduğundan hizmet-i mezkûrede bir müddet istihdâm ve kibr ü nahveti iktizâsiyle harâb-sâz-ı bünyân-ı âlem olan şahısdan gayrı bir ferde serfürû etmeyüp başlı-başına bir merd-i müteʿazzim ve hod-kâm olduğundan gayrı kapu kethüdâlarını nîş-ı âzâr ile dil-rîş ve erbâb-ı masâlihi nâhûn-ı tavr-ı cevr ile tahdîş edüp dâ'ire-i maʿîşeti selb ü celb ile tevsîʿ ve bünyân-ı servetini nehb ü gasb ile refîʿ eylediğinden başka nice umûra tasaddî birle itâle-i dest-i taʿaddî eylediği vâsıl-ı sâmiʿa-i evliyâ-yı naʿmâ olduğundan kitâbetden azl olunup muʿtedil ve munsıf ve hâric ez-hadd hareketden müstenkif olan Çelebi Mustafa Efendi şehr-i merkūmun ikinci çarşamba günü mükerreren kethüdâ bey kâtibi nasb olundu.",
          "caption": "Azl-i kâtib-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_186.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i kâtib-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "text": "Kethüdâ bey kâtibi olan Numân Bey'in tahsîl-i avâid ve zavâidde misli nâ-yâb olduğundan hizmet-i mezkûrede bir müddet istihdâm ve kibr ü nahveti iktizâsiyle harâb-sâz-ı bünyân-ı âlem olan şahısdan gayrı bir ferde serfürû etmeyüp başlı-başına bir merd-i müteʿazzim ve hod-kâm olduğundan gayrı kapu kethüdâlarını nîş-ı âzâr ile dil-rîş ve erbâb-ı masâlihi nâhûn-ı tavr-ı cevr ile tahdîş edüp dâ'ire-i maʿîşeti selb ü celb ile tevsîʿ ve bünyân-ı servetini nehb ü gasb ile refîʿ eylediğinden başka nice umûra tasaddî birle itâle-i dest-i taʿaddî eylediği vâsıl-ı sâmiʿa-i evliyâ-yı naʿmâ olduğundan kitâbetden azl olunup muʿtedil ve munsıf ve hâric ez-hadd hareketden müstenkif olan Çelebi Mustafa Efendi şehr-i merkūmun ikinci çarşamba günü mükerreren kethüdâ bey kâtibi nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ-ileyhin birkaç seneden berü Darbhâne-i (190-b) âmire gibi kesîrü'l-cedvâ bir mansıbı mütevâliyen zabt etmesi isâbet-i ʿayne'l-kemâle illet ve bâ-husûs sadr-ı maktûl ile beynlerinde olan iltihâm-ı musâheret kendüye mûris-i idbâr ü nekbet olup bu takrîb ile bedr-i ziyâ-küster-i ikbâli hilâl ve kevkeb-i dirahşân-ı iʿtibârı giriftâr-ı ukde-i vebâl olmağla emânet-i mezkûre ile evkāf-ı hümâyûn kā'im-makāmlığı yevm-i mezkûrda üzerinden refʿ ve Anadolu muhâsebecisi olup mutasallib ü dîndâr ve mütedeyyin ü perhîzkâr olan Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup fakat sultân-ı aliyyetü'ş-şân kethüdâlığı mîr-i mûmâ-ileyhe ibkā ve istikāmet üzere hizmet etmesi vesâyâsı kethüdâ bey hazretleri tarafından gûş-i hûşine ilkā ve Anadolu muhâsebesi hilʿati sâbıkā matbah emîni olan Penâh Süleyman Efendi'ye iksâ olundu.",
          "caption": "Azl-i emîn-i Darbhâne-i âmire Mehmed Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_187.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i emîn-i Darbhâne-i âmire Mehmed Bey",
          "text": "Mîr-i mûmâ-ileyhin birkaç seneden berü Darbhâne-i (190-b) âmire gibi kesîrü'l-cedvâ bir mansıbı mütevâliyen zabt etmesi isâbet-i ʿayne'l-kemâle illet ve bâ-husûs sadr-ı maktûl ile beynlerinde olan iltihâm-ı musâheret kendüye mûris-i idbâr ü nekbet olup bu takrîb ile bedr-i ziyâ-küster-i ikbâli hilâl ve kevkeb-i dirahşân-ı iʿtibârı giriftâr-ı ukde-i vebâl olmağla emânet-i mezkûre ile evkāf-ı hümâyûn kā'im-makāmlığı yevm-i mezkûrda üzerinden refʿ ve Anadolu muhâsebecisi olup mutasallib ü dîndâr ve mütedeyyin ü perhîzkâr olan Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup fakat sultân-ı aliyyetü'ş-şân kethüdâlığı mîr-i mûmâ-ileyhe ibkā ve istikāmet üzere hizmet etmesi vesâyâsı kethüdâ bey hazretleri tarafından gûş-i hûşine ilkā ve Anadolu muhâsebesi hilʿati sâbıkā matbah emîni olan Penâh Süleyman Efendi'ye iksâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun dördüncü cumʿa günü sadrıaʿzam kethüdâsı olan Seyyid Mehmed Hayri Efendi ve çavuş-başı Hamdullah Bey-efendi ve mektûbcu Mehmed Râşid Efendi defʿaten azl olunup defterdâr-ı şıkk-ı evvel olan Ahmed Nazîf Efendi hazretlerinin bu âna dek muhavvel-i ʿuhde-i hamiyyeti ve müfavvaz-ı zimmet-i himmeti kılınan menâsıb-ı cesîme-i Devlet-i aliyye'de sadâkat-ı kâmile ile hizmeti sebkat ve bâ-husûs defterdarlığı hengâmmda medâr-ı kuvvet ü miknet-i (191-a) islâmiyye ve bâ'is-i idâre-i umûr-ı saltanat-ı aliyye olan Beytü'l-mâl-i müslimîni kemâl mertebe sıyânet ve isrâf u itlâfdan cânib-i mîrîyi kemâ-yenbağî himâyet eylediği maʿlûm-ı erbâb-ı akl u basîret olduğundan gayri umûr-ı mâliyye idâresine me'mûr olan ve kisedârân-ı aklâm ve sâir hâss u ʿâmm miyânelerinde muhâfaza-i beytü'l-mâl keyfiyyeti resîde-i rütbe-i tahakkuk ve iştihâr ve refte refte vâsıl-ı sâmiʿa-i hazret-i şehriyâr-ı bâ-vakâr olmağın bu makūle sadâkat-kârân-ı Devlet-i aliyye'den cilveger-i meclâ-yı zuhûr olan reftâr-ı sıdk u istikāmete hüsn-i mücâzât ve etvâr-ı ihlâs ve safvete pâdâş ve mükâfât sâir ricâl-i devlet-i ebed-ittisâle tâziyâne-i şevk olacağı pîrâmen-güzâr-ı kalb-i pâdişâh-ı sütûde-sıfât olduğuna binâen mahzâ sebkat eden hizmet-i sâdıkānesine mukābele kasdiyle sedâret-i uzmâ kethüdâlığı müşârün-ileyh hazretlerine tevcîh ve huzûr-ı âsafîde hilʿat-i semmûr-ı fâ'izü's-sürûr ilbâs ile câh-ı iʿtibârı terfîʿ ve tenvîh buyurulup defterdarlık mansıb-ı ulyâsı dahi beyne'n-nâs iʿzâm-ı kadr ü câhı müstefîz ve şâyiʿ ve evsâf-ı ber-güzîdesi tanîn-endâz-ı mesâmiʿ olan Feyzi Süleyman Efendi hazretlerine ve Dîvân-ı hümâyûn çavuş-başılığı kudemâ-yı hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan ve erbâb-ı nasâfet ve sükûnetden Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey-efendi hazretlerine ve mektûbculuk kalem-i mezbûrun baş halîfesi olup ashâb-ı kıyâsetden İbrâhim Efendi'ye tevcîh olundu. (191-b)",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât der-Bâbıâlî ve Kethüdâ-yı Sadrıaʿzamî şüden-i Ahmed Nazîf Efendi Defterdâr-ı şıkk-ı evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_188.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât der-Bâbıâlî ve Kethüdâ-yı Sadrıaʿzamî şüden-i Ahmed Nazîf Efendi Defterdâr-ı şıkk-ı evvel",
          "text": "Şehr-i mezkûrun dördüncü cumʿa günü sadrıaʿzam kethüdâsı olan Seyyid Mehmed Hayri Efendi ve çavuş-başı Hamdullah Bey-efendi ve mektûbcu Mehmed Râşid Efendi defʿaten azl olunup defterdâr-ı şıkk-ı evvel olan Ahmed Nazîf Efendi hazretlerinin bu âna dek muhavvel-i ʿuhde-i hamiyyeti ve müfavvaz-ı zimmet-i himmeti kılınan menâsıb-ı cesîme-i Devlet-i aliyye'de sadâkat-ı kâmile ile hizmeti sebkat ve bâ-husûs defterdarlığı hengâmmda medâr-ı kuvvet ü miknet-i (191-a) islâmiyye ve bâ'is-i idâre-i umûr-ı saltanat-ı aliyye olan Beytü'l-mâl-i müslimîni kemâl mertebe sıyânet ve isrâf u itlâfdan cânib-i mîrîyi kemâ-yenbağî himâyet eylediği maʿlûm-ı erbâb-ı akl u basîret olduğundan gayri umûr-ı mâliyye idâresine me'mûr olan ve kisedârân-ı aklâm ve sâir hâss u ʿâmm miyânelerinde muhâfaza-i beytü'l-mâl keyfiyyeti resîde-i rütbe-i tahakkuk ve iştihâr ve refte refte vâsıl-ı sâmiʿa-i hazret-i şehriyâr-ı bâ-vakâr olmağın bu makūle sadâkat-kârân-ı Devlet-i aliyye'den cilveger-i meclâ-yı zuhûr olan reftâr-ı sıdk u istikāmete hüsn-i mücâzât ve etvâr-ı ihlâs ve safvete pâdâş ve mükâfât sâir ricâl-i devlet-i ebed-ittisâle tâziyâne-i şevk olacağı pîrâmen-güzâr-ı kalb-i pâdişâh-ı sütûde-sıfât olduğuna binâen mahzâ sebkat eden hizmet-i sâdıkānesine mukābele kasdiyle sedâret-i uzmâ kethüdâlığı müşârün-ileyh hazretlerine tevcîh ve huzûr-ı âsafîde hilʿat-i semmûr-ı fâ'izü's-sürûr ilbâs ile câh-ı iʿtibârı terfîʿ ve tenvîh buyurulup defterdarlık mansıb-ı ulyâsı dahi beyne'n-nâs iʿzâm-ı kadr ü câhı müstefîz ve şâyiʿ ve evsâf-ı ber-güzîdesi tanîn-endâz-ı mesâmiʿ olan Feyzi Süleyman Efendi hazretlerine ve Dîvân-ı hümâyûn çavuş-başılığı kudemâ-yı hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan ve erbâb-ı nasâfet ve sükûnetden Bekir Paşa-zâde Süleyman Bey-efendi hazretlerine ve mektûbculuk kalem-i mezbûrun baş halîfesi olup ashâb-ı kıyâsetden İbrâhim Efendi'ye tevcîh olundu. (191-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul'dan hâric memâlik-i mahrûsede dirâyet ile kesb-i şöhret eden aʿyânların baʿzılarını Âsitâne-i saʿâdet'e celb ve münâsib hizmetlerde istihdâm ile tecrübe etmek ve kaht-ı ricâl iddiʿâsıyla müceddeden âdem yetişdirmek vâdilerinde Varnalı-zâde Selim Ağa'yı ve İznikli Ali Bey'i ve sadr-ı maktûl Âsitâne-i saʿâdet'e getürdüp rağbeten ve rehbeten vâfir akçelerini\naldıktan sonra tevcîhâtda Selim Ağa'yı topcu-başı ve Ali Bey'i baş-bâkī kulu nasb etmiş idi. Menâsıb-ı Devlet-i aliyye öteden berü emekdâr ve mücerrebü'l-etvâr zevâta ve Âsitâne-i saʿâdet-âşiyânede ikāmet ile birer takrîb istîhâl ve istihkāk kesb etmiş kimesnelere münhasır ve mahsûs olup tevlîd-i ebâtîl eden berâtîl ile tahsîl-i menâsıb ve katʿ-ı merâtib edenlerin encâm u ākıbetleri vahîm ve uhdelerine ihâle olunan hidemât müşevveş ve sakīm olmak umûr-ı mücerrebeden olduğuna binâen sadr-ı maktûlün derece-i istidrâcı resîde-i rütbe-i nihâyet ve ser-i bî-devleti galtân-ı meydân-ı mezellet oldukdan sonra mûmâ-ileyhimâ mansıblarından azl olunup mînâsı fâsid olan mansıblarının hayrından mahrûm olarak engüşt-gezâ-yı nedâmet ü efsûs ve nefrîn-hân-ı baht-ı menhûs oldular. Garîbe: Mûmâ-ileyh Ali Bey azl olup infiʿâl-i infisâl (192-a) ile hânesine gider iken hılâl-i tarîkde iki nefer tavâşî ağalar ile bir harem arabasına tesâdüf edüp âdet-i belde üzere avdet veyâhud bir mahalle sapmak lâzım iken zikr olunan ağalar riʿâyet-i âdetde merkūmun taksîr ü tecâhülünü fehm etmeleriyle hemen kuvve-i gazabiyyeleri heyecân edüp mîr-i mûmâ-ileyh üzerine tarafeynden hücûm ve darabât-ı asâ ile her birini mânend-i mûm eyledikleri mütevâtir olmağla bu hâdise-i acîbenin zuhûru mîr-i merkūmun nuhûset-i tâliʿinden ve resm-i Devlet-i aliyye'yi adem-i idrâkinden iktizâ eylediği muhtâc-ı beyân değildir. neʿūzü bi'llâhi mine'r-rezâle",
          "caption": "Azl-i ser-topî ve ser-gulâm-bâkī",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_189.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-topî ve ser-gulâm-bâkī",
          "text": "İstanbul'dan hâric memâlik-i mahrûsede dirâyet ile kesb-i şöhret eden aʿyânların baʿzılarını Âsitâne-i saʿâdet'e celb ve münâsib hizmetlerde istihdâm ile tecrübe etmek ve kaht-ı ricâl iddiʿâsıyla müceddeden âdem yetişdirmek vâdilerinde Varnalı-zâde Selim Ağa'yı ve İznikli Ali Bey'i ve sadr-ı maktûl Âsitâne-i saʿâdet'e getürdüp rağbeten ve rehbeten vâfir akçelerini\naldıktan sonra tevcîhâtda Selim Ağa'yı topcu-başı ve Ali Bey'i baş-bâkī kulu nasb etmiş idi. Menâsıb-ı Devlet-i aliyye öteden berü emekdâr ve mücerrebü'l-etvâr zevâta ve Âsitâne-i saʿâdet-âşiyânede ikāmet ile birer takrîb istîhâl ve istihkāk kesb etmiş kimesnelere münhasır ve mahsûs olup tevlîd-i ebâtîl eden berâtîl ile tahsîl-i menâsıb ve katʿ-ı merâtib edenlerin encâm u ākıbetleri vahîm ve uhdelerine ihâle olunan hidemât müşevveş ve sakīm olmak umûr-ı mücerrebeden olduğuna binâen sadr-ı maktûlün derece-i istidrâcı resîde-i rütbe-i nihâyet ve ser-i bî-devleti galtân-ı meydân-ı mezellet oldukdan sonra mûmâ-ileyhimâ mansıblarından azl olunup mînâsı fâsid olan mansıblarının hayrından mahrûm olarak engüşt-gezâ-yı nedâmet ü efsûs ve nefrîn-hân-ı baht-ı menhûs oldular. Garîbe: Mûmâ-ileyh Ali Bey azl olup infiʿâl-i infisâl (192-a) ile hânesine gider iken hılâl-i tarîkde iki nefer tavâşî ağalar ile bir harem arabasına tesâdüf edüp âdet-i belde üzere avdet veyâhud bir mahalle sapmak lâzım iken zikr olunan ağalar riʿâyet-i âdetde merkūmun taksîr ü tecâhülünü fehm etmeleriyle hemen kuvve-i gazabiyyeleri heyecân edüp mîr-i mûmâ-ileyh üzerine tarafeynden hücûm ve darabât-ı asâ ile her birini mânend-i mûm eyledikleri mütevâtir olmağla bu hâdise-i acîbenin zuhûru mîr-i merkūmun nuhûset-i tâliʿinden ve resm-i Devlet-i aliyye'yi adem-i idrâkinden iktizâ eylediği muhtâc-ı beyân değildir. neʿūzü bi'llâhi mine'r-rezâle"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun dördüncü günü Bosna Eyâleti Sofya cânibi ser-askeri ve Anadolu vâlisi Vezîr İsmâil Paşa'ya ve Anadolu Eyâletiyle cânib-i mezkûr seraskerliği Selman Paşa-zâde Esseyyid Ahmed Paşa'ya ve Özi Eyâletiyle Silistre cânibi seraskerliği sâbıkā Bosna vâlisi Vezîr Haseki Mehmed Paşa'ya tevcîh ve ihsân olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı izâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_190.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı izâm",
          "text": "Şehr-i mezkûrun dördüncü günü Bosna Eyâleti Sofya cânibi ser-askeri ve Anadolu vâlisi Vezîr İsmâil Paşa'ya ve Anadolu Eyâletiyle cânib-i mezkûr seraskerliği Selman Paşa-zâde Esseyyid Ahmed Paşa'ya ve Özi Eyâletiyle Silistre cânibi seraskerliği sâbıkā Bosna vâlisi Vezîr Haseki Mehmed Paşa'ya tevcîh ve ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyhin rehâveti hasebiyle Edirne havâlisi me'vâ-yı lusûs olup ebnâ-i sebîlin rahatları meslûb ve zuʿafâ ve reʿâyânın kalbleri merʿûb olduğu vâsıl-ı sâmiʿa-i cihândârî olmağla rahmen li'l-ibâd mûmâ-ileyh azl ü ibʿâd ve hasekilerden olup ol havâlide şiddet-i şekîme ve cesâret-i azîme ile müştehir olan Mustafa Haseki Edirne bostâncı-başılığı ile mesrûrü'l-fu'âd kılındı. (193-a)",
          "caption": "Azl-i ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_191.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "text": "Mûmâ-ileyhin rehâveti hasebiyle Edirne havâlisi me'vâ-yı lusûs olup ebnâ-i sebîlin rahatları meslûb ve zuʿafâ ve reʿâyânın kalbleri merʿûb olduğu vâsıl-ı sâmiʿa-i cihândârî olmağla rahmen li'l-ibâd mûmâ-ileyh azl ü ibʿâd ve hasekilerden olup ol havâlide şiddet-i şekîme ve cesâret-i azîme ile müştehir olan Mustafa Haseki Edirne bostâncı-başılığı ile mesrûrü'l-fu'âd kılındı. (193-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i bahâr-ı bedîʿü'l-âsâr kudûmiyle havalardan kesâfet ve sahrâlardan sıklet zâ'il ve her bir mahal sebze-zâr-ı cinâna mümâsil olup ebr-i Nisân ezhâr-ı çemen-sitâna ifâze-i hayât-ı letâfet ve nesîm-i fazl-ı rebîʿ şükûfe-zâr-ı hazân-dîdeye nefh-i rûh-ı terâvet etmekle mürgân ûlî-ecniha sû-be-sû birer nihâl-i nevrüsteyi makām ve andelibân-ı bî-nevâ şâh-ı gülde birer gûne âğâz ile bende-i usûl-i makām eylediklerinden gayri rû-yı deryâ meclâ-yı sâfdan mücellâ ve nezâret ü seyrinde füzûnî-i ferah u neşât hüveydâ olup fe-li-hâzâ tabʿ-ı maʿâlî-nebin-i mülûkânede meyl-i tenezzüh ve tenakkul bedîdâr ve rağbet-i temâşâ-yı sanʿat-ı Kirdigâr-ı âşikâr olduğuna binâen şehr-i mezkûrun yedinci isneyn günü sâhil-sarây-ı Beşiktaş'ı nakl-i hümâyûnlariyle reşk-endâz-ı bağ-ı irem buyurdular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn be-sâhilsarây-ı Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_192.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn be-sâhilsarây-ı Beşiktaş",
          "text": "Mevsim-i bahâr-ı bedîʿü'l-âsâr kudûmiyle havalardan kesâfet ve sahrâlardan sıklet zâ'il ve her bir mahal sebze-zâr-ı cinâna mümâsil olup ebr-i Nisân ezhâr-ı çemen-sitâna ifâze-i hayât-ı letâfet ve nesîm-i fazl-ı rebîʿ şükûfe-zâr-ı hazân-dîdeye nefh-i rûh-ı terâvet etmekle mürgân ûlî-ecniha sû-be-sû birer nihâl-i nevrüsteyi makām ve andelibân-ı bî-nevâ şâh-ı gülde birer gûne âğâz ile bende-i usûl-i makām eylediklerinden gayri rû-yı deryâ meclâ-yı sâfdan mücellâ ve nezâret ü seyrinde füzûnî-i ferah u neşât hüveydâ olup fe-li-hâzâ tabʿ-ı maʿâlî-nebin-i mülûkânede meyl-i tenezzüh ve tenakkul bedîdâr ve rağbet-i temâşâ-yı sanʿat-ı Kirdigâr-ı âşikâr olduğuna binâen şehr-i mezkûrun yedinci isneyn günü sâhil-sarây-ı Beşiktaş'ı nakl-i hümâyûnlariyle reşk-endâz-ı bağ-ı irem buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh Devlet-i aliyye'de üç defʿa şeyhülislâm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi merhûmun necl-i necîbi olup bin yüz kırk iki senesinde kadem-nihâde-i sahn-ı şuhûd ve kırk sekiz târîhinde henüz fârik-i miyân-ı bûd u nebûd iken medrese ru'siyle sâhib-vücûd olup bedr-i serîʿü's-seyr gibi devre-i muʿtâdeyi dâ'ir ve yetmiş iki târîhinde Selanik mevleviyyetiyle hâ'iz-i rehîne-i mefâhir olmuşidi. Baʿde'l-infisâl zâdegân hakkında istiksârı baʿîdü'l-ihtimâl olan tafra ve takaddüm-i âdî (193-b) müşârün-ileyh hakkında dahi meşhûd ve yetmiş sekiz târîhinde Mekke-i mükerreme pâyesiyle nakd-i râyic-i iʿtibârı maʿdûd olup seksen târîhinde bi'l-fiʿil kādî-i İstanbul ve seksen dokuzda Anadolu sadâretine mevsûl ve doksan ikide Rumeli kazaskerliğiyle memnûn ve doksan yedide tekerrür ile kadr ü şânı dü-bâlâ ve efzûn olmuşidi. Sene-i mezkûre hılâlinde şeyhülislâm ve iki seneye karîb hallâl-i müşkilât-ı enâm olup bâlâda zikr olunan esbâb ile mesned-i fetvâdan maʿzûl ve semt-i Hicâz'a bahren azîmet etmek üzere Gelibolu'ya mersûl kılınup sebeb-i gayr-i hafî ile tedrîcî vücûduna müstevlî olan sû'-i kinye ve istiskā illetleri bu defʿa zuhûr eden hareket-i kasriyye ile kabûl-i tezâyüd ve belde-i merkūmede vefât eylediği haberi işbu Recebü'l-ferdin altıncı pazar günü der-i devlete vârid oldu. Müşârün-ileyh perverde-i pister-i iltifât u taʿazzüz ve der-âgûş-kerde-i şâhid-i gül-çehre-i tahayyüz olup hilm ü tevâzuʿla şöhret-gîr ve celb-i kulûb-ı nâsda sâhib-i azîmet ve teshîr olduğundan gayri umûr-ı\ndünyâ-yi denî nazar-ı iʿtibârında lâşey ve teveccüh-i ikbâl-i serîʿü’z-zevâl indinde mânend-i keyfiyyet-i mey olup sahîfe-i hâtırı nokta-i gıll ü gışşdan hâlî ve mütehayyizler hakkında mürüvveti vâfir ve himmeti âlî idi.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhülislâm-ı sâbık Dürrî-zâde Atâullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_193.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhülislâm-ı sâbık Dürrî-zâde Atâullah Efendi",
          "text": "Müşârün-ileyh Devlet-i aliyye'de üç defʿa şeyhülislâm olan Dürrî-zâde Mustafa Efendi merhûmun necl-i necîbi olup bin yüz kırk iki senesinde kadem-nihâde-i sahn-ı şuhûd ve kırk sekiz târîhinde henüz fârik-i miyân-ı bûd u nebûd iken medrese ru'siyle sâhib-vücûd olup bedr-i serîʿü's-seyr gibi devre-i muʿtâdeyi dâ'ir ve yetmiş iki târîhinde Selanik mevleviyyetiyle hâ'iz-i rehîne-i mefâhir olmuşidi. Baʿde'l-infisâl zâdegân hakkında istiksârı baʿîdü'l-ihtimâl olan tafra ve takaddüm-i âdî (193-b) müşârün-ileyh hakkında dahi meşhûd ve yetmiş sekiz târîhinde Mekke-i mükerreme pâyesiyle nakd-i râyic-i iʿtibârı maʿdûd olup seksen târîhinde bi'l-fiʿil kādî-i İstanbul ve seksen dokuzda Anadolu sadâretine mevsûl ve doksan ikide Rumeli kazaskerliğiyle memnûn ve doksan yedide tekerrür ile kadr ü şânı dü-bâlâ ve efzûn olmuşidi. Sene-i mezkûre hılâlinde şeyhülislâm ve iki seneye karîb hallâl-i müşkilât-ı enâm olup bâlâda zikr olunan esbâb ile mesned-i fetvâdan maʿzûl ve semt-i Hicâz'a bahren azîmet etmek üzere Gelibolu'ya mersûl kılınup sebeb-i gayr-i hafî ile tedrîcî vücûduna müstevlî olan sû'-i kinye ve istiskā illetleri bu defʿa zuhûr eden hareket-i kasriyye ile kabûl-i tezâyüd ve belde-i merkūmede vefât eylediği haberi işbu Recebü'l-ferdin altıncı pazar günü der-i devlete vârid oldu. Müşârün-ileyh perverde-i pister-i iltifât u taʿazzüz ve der-âgûş-kerde-i şâhid-i gül-çehre-i tahayyüz olup hilm ü tevâzuʿla şöhret-gîr ve celb-i kulûb-ı nâsda sâhib-i azîmet ve teshîr olduğundan gayri umûr-ı\ndünyâ-yi denî nazar-ı iʿtibârında lâşey ve teveccüh-i ikbâl-i serîʿü’z-zevâl indinde mânend-i keyfiyyet-i mey olup sahîfe-i hâtırı nokta-i gıll ü gışşdan hâlî ve mütehayyizler hakkında mürüvveti vâfir ve himmeti âlî idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem tuğu ve sancağı refʿ olunan Vezîr Râif (194-a) İsmâil Paşa'nın vâlî olduğu memleketlerde zulm ü taʿaddîsi efzûn ve bâ-husûs mukaddemâ muhâfazası uhdesine ihâle olunan serhadd-i Belgrad'ın ihtilâline bâʿis olunduğu maʿlûm-ı hümâyûn olduğuna binâen mazhar-ı kahr u gazab olup menfâsına azîmet eder iken Kara Kethüdâ-zâde kapucu-başı Ali Bey erişüp cezâsını tertîb ve ser-i maktûʿunu şâtıriyle Âsitâne-i saʿâdet'e baʿs u tesrîb edüp derhâl sarây meydânına vazʿ u nihâde ve mest-i câm-ı nahvet ü gurûr olan gerden-keşân-ı zamâneye فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِ âyet-i şerîfesinin maʿnâsı beyân ve ifâde kılındı. Tercüme: Müşârun-ileyh devr-i Sultân Mahmûd Hânîde yeniçeri ağalığından vezâret ile ber-murâd olan Vezîr Kürd İbrâhîm Paşa'nın semere-i fu'âdı olup bin yüz otuz sekiz târîhinde pederi Bağdâd ağası iken nefs-i Bağdâd'da tevellüd ve yevmen fe-yevmen neşv ü nemâ kesbiyle sinn-i kühûlete tesâʿud ve kadr-i müşterek muʿârefe nâ'il ve oldukca zâtında meleke ve haysiyyet hâsıl olmuşidi. Müşârun-ileyh pederiyle katı çok zamân seyr-i emâkin ve büldân ve umûr-ı maʿâşda olan fikr-i amîki pederine nümâyân oldukda hâl-i vezâretinde müşârun-ileyhi kethüdâlık hizmetine îsâl ve ol dahi idâre-i dâ'ire ve celb-i menâfiʿ ve umûr-ı sâ'irede izhâr-ı kemâl edüp baʿdehû Âsitâne'ye kudûm ile dâ'ire-i hâcegâne dâhil ve baʿzı menâsıba eğerçi mütevâsıl olmuşidi. (194-b) Ancak îrâd ve iddihârı maʿdûm olduğundan müzâyaka ve usrete dûçâr ve nâçâr baʿzı ashâb-ı servet ve devlete âmed-şüd ile evkāt-güzâr iken tâliʿinde olan nühûset ve idbâr münselib ve saʿâdet ve ikbâle münkalib olup baʿzı mukarrebîn taraflarından tasahhüb ve bu vesâ'it ile hüdâvendigâr-ı sâbık merhûma kesb-i takarrüb eylediğine binâen kimyâ-âsâr olan enzâr-ı mülûkiyye ile külçe-i mağşûşi’l-hâl-i mâhiyeti kâmilü’l-aʿyâr ve giderek Darbhâne-i âmire emânetiyle nukre-i kadr ü rifʿati sikke-zede-i iştihâr olup bâb-ı vâlâ-kıbabı merciʿ-i mevâlî ve abîd ve cûybâr-ı câh-ı iʿtibârı bâʿis-i reşef-i dil-teşnegân-ı ümîd olmuşidi. Seferler evâ'ilinde vekâlet-i riyâset ile Âsitâne'de kâr-sâz-ı hutûb-ı cumhûr ve seferler hitâmına dek müsteşâr ve mü'temen-i cüz'iyyât ve külliyyât-ı umûr olup cülûs-ı hümâyûn vukûʿunda vekâlet-i riyâsetden münʿazil ve sukût-ı kevkeb-i ikbâlinden münfaʿil olmuşiken nakd-gîrân-ı asrın hüsn-i terbiyyeleriyle hizmet-i ûlâsına iʿâde ve\nOrdu-yı hümâyûn avdetinde asâlet ile mesned-i riyâsete pâ-nihâde olup Derviş Paşa sadâretinde zehrâbe-i azl ile mürrü'l-mezâk ve nefy ü tağrîb ile bedr-i kadri giriftâr-ı ukde-i mahâk olmuşidi. Bir müddetden sonra vezâret rütbesini tahsîl ve Mısır ve Kandiye ve Mora ve Belgrad misillû menâsıb-ı cesîmeye tasarruf ve tevellî ile eyyâm-ı maʿdûde-i ikbâlini tekmîl edüp (195-a) âhır-ı kâr bâlâda zikr olunan seyyi'ât sebebi ile terk-ı mâl ve serv-i râh-ı dûr ü dırâz-ı âhirete sefer eyledi. Müşârün-ileyh tasvîr-i nukūş-ı mekr ü hîlede Mânî ve tertîb-ı mukaddemât-ı keyd ü hudʿada bî-müdânî ve aʿdâ ve ehibbâsının fark u temyîzi müşkil ve rü'yet-ı umûr-ı devletde mühmil ve bâ-husûs salâh u takvâdan bî-behre ve zişt-huy ve türş-çehre olduğundan gayrı kalbinde eser-i merhamet maʿdûm ve akrabâsından leyle-i aşâya muhtâc baʿzı muhadderât ve mesâkîn olup imdâd u iʿânetden mahrûm oldukları kâffe-i nâsa maʿlûm ve adem-ı sıla-i rahm kātıʿ-ı aʿmâr olduğuna nazaran âsâr-ı inkisârlarına düçâr ve şikestegî-i hâtırlarından neş'et eden belâya giriftâr olduğu emr-ı meczûmdur.",
          "caption": "Katl-i Vezîr Râif İsmâil Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_194.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Vezîr Râif İsmâil Paşa",
          "text": "Bundan akdem tuğu ve sancağı refʿ olunan Vezîr Râif (194-a) İsmâil Paşa'nın vâlî olduğu memleketlerde zulm ü taʿaddîsi efzûn ve bâ-husûs mukaddemâ muhâfazası uhdesine ihâle olunan serhadd-i Belgrad'ın ihtilâline bâʿis olunduğu maʿlûm-ı hümâyûn olduğuna binâen mazhar-ı kahr u gazab olup menfâsına azîmet eder iken Kara Kethüdâ-zâde kapucu-başı Ali Bey erişüp cezâsını tertîb ve ser-i maktûʿunu şâtıriyle Âsitâne-i saʿâdet'e baʿs u tesrîb edüp derhâl sarây meydânına vazʿ u nihâde ve mest-i câm-ı nahvet ü gurûr olan gerden-keşân-ı zamâneye فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِ âyet-i şerîfesinin maʿnâsı beyân ve ifâde kılındı. Tercüme: Müşârun-ileyh devr-i Sultân Mahmûd Hânîde yeniçeri ağalığından vezâret ile ber-murâd olan Vezîr Kürd İbrâhîm Paşa'nın semere-i fu'âdı olup bin yüz otuz sekiz târîhinde pederi Bağdâd ağası iken nefs-i Bağdâd'da tevellüd ve yevmen fe-yevmen neşv ü nemâ kesbiyle sinn-i kühûlete tesâʿud ve kadr-i müşterek muʿârefe nâ'il ve oldukca zâtında meleke ve haysiyyet hâsıl olmuşidi. Müşârun-ileyh pederiyle katı çok zamân seyr-i emâkin ve büldân ve umûr-ı maʿâşda olan fikr-i amîki pederine nümâyân oldukda hâl-i vezâretinde müşârun-ileyhi kethüdâlık hizmetine îsâl ve ol dahi idâre-i dâ'ire ve celb-i menâfiʿ ve umûr-ı sâ'irede izhâr-ı kemâl edüp baʿdehû Âsitâne'ye kudûm ile dâ'ire-i hâcegâne dâhil ve baʿzı menâsıba eğerçi mütevâsıl olmuşidi. (194-b) Ancak îrâd ve iddihârı maʿdûm olduğundan müzâyaka ve usrete dûçâr ve nâçâr baʿzı ashâb-ı servet ve devlete âmed-şüd ile evkāt-güzâr iken tâliʿinde olan nühûset ve idbâr münselib ve saʿâdet ve ikbâle münkalib olup baʿzı mukarrebîn taraflarından tasahhüb ve bu vesâ'it ile hüdâvendigâr-ı sâbık merhûma kesb-i takarrüb eylediğine binâen kimyâ-âsâr olan enzâr-ı mülûkiyye ile külçe-i mağşûşi’l-hâl-i mâhiyeti kâmilü’l-aʿyâr ve giderek Darbhâne-i âmire emânetiyle nukre-i kadr ü rifʿati sikke-zede-i iştihâr olup bâb-ı vâlâ-kıbabı merciʿ-i mevâlî ve abîd ve cûybâr-ı câh-ı iʿtibârı bâʿis-i reşef-i dil-teşnegân-ı ümîd olmuşidi. Seferler evâ'ilinde vekâlet-i riyâset ile Âsitâne'de kâr-sâz-ı hutûb-ı cumhûr ve seferler hitâmına dek müsteşâr ve mü'temen-i cüz'iyyât ve külliyyât-ı umûr olup cülûs-ı hümâyûn vukûʿunda vekâlet-i riyâsetden münʿazil ve sukût-ı kevkeb-i ikbâlinden münfaʿil olmuşiken nakd-gîrân-ı asrın hüsn-i terbiyyeleriyle hizmet-i ûlâsına iʿâde ve\nOrdu-yı hümâyûn avdetinde asâlet ile mesned-i riyâsete pâ-nihâde olup Derviş Paşa sadâretinde zehrâbe-i azl ile mürrü'l-mezâk ve nefy ü tağrîb ile bedr-i kadri giriftâr-ı ukde-i mahâk olmuşidi. Bir müddetden sonra vezâret rütbesini tahsîl ve Mısır ve Kandiye ve Mora ve Belgrad misillû menâsıb-ı cesîmeye tasarruf ve tevellî ile eyyâm-ı maʿdûde-i ikbâlini tekmîl edüp (195-a) âhır-ı kâr bâlâda zikr olunan seyyi'ât sebebi ile terk-ı mâl ve serv-i râh-ı dûr ü dırâz-ı âhirete sefer eyledi. Müşârün-ileyh tasvîr-i nukūş-ı mekr ü hîlede Mânî ve tertîb-ı mukaddemât-ı keyd ü hudʿada bî-müdânî ve aʿdâ ve ehibbâsının fark u temyîzi müşkil ve rü'yet-ı umûr-ı devletde mühmil ve bâ-husûs salâh u takvâdan bî-behre ve zişt-huy ve türş-çehre olduğundan gayrı kalbinde eser-i merhamet maʿdûm ve akrabâsından leyle-i aşâya muhtâc baʿzı muhadderât ve mesâkîn olup imdâd u iʿânetden mahrûm oldukları kâffe-i nâsa maʿlûm ve adem-ı sıla-i rahm kātıʿ-ı aʿmâr olduğuna nazaran âsâr-ı inkisârlarına düçâr ve şikestegî-i hâtırlarından neş'et eden belâya giriftâr olduğu emr-ı meczûmdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç gün mukaddem kethüdâ kâtibi nasb olunan Reşid Mustafa Efendi'nin tabiʿatı fesâd üzere mecbûl ve etvâr u reftârı gayr-i makbûl olduğu sâmia-i hümâyûna mevsûl olup bu makūle mefsedet-pîşenin Bâbıâlî'de vücûdu muzırr olduğuna binâen azl olunup müddet-i medîdeden berü Dîvân-ı hümâyûn'da çavuş-başılara kisedâr ve hüsn-i sülûk ve reviyyeti bedîdâr olan Ömer Sâhib Efendi şehr-ı mezkûrun onbirinci cumʿa günü kethüdâ bey kitâbeti ile mesrûr ve üzerinde olan Haremeyn mukātaʿacılığı ile bundan akdem Davud Paşa binâ emîni (195-b) olan yazıcı-ı esbak Mustafa Efendi manzûr oldu.",
          "caption": "Azl-i kâtib-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_195.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i kâtib-i Kethüdâ-yı Sadr-ı âlî",
          "text": "Birkaç gün mukaddem kethüdâ kâtibi nasb olunan Reşid Mustafa Efendi'nin tabiʿatı fesâd üzere mecbûl ve etvâr u reftârı gayr-i makbûl olduğu sâmia-i hümâyûna mevsûl olup bu makūle mefsedet-pîşenin Bâbıâlî'de vücûdu muzırr olduğuna binâen azl olunup müddet-i medîdeden berü Dîvân-ı hümâyûn'da çavuş-başılara kisedâr ve hüsn-i sülûk ve reviyyeti bedîdâr olan Ömer Sâhib Efendi şehr-ı mezkûrun onbirinci cumʿa günü kethüdâ bey kitâbeti ile mesrûr ve üzerinde olan Haremeyn mukātaʿacılığı ile bundan akdem Davud Paşa binâ emîni (195-b) olan yazıcı-ı esbak Mustafa Efendi manzûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Konya'da seccâde-nişîn-i tarîk ve mâlik-ı zimâm-ı erbâb-ı vecd ü tahkīk olan Çelebi Efendi'nin sadr-ı sâbık vaktinde nây-ı gülûsundan nefesini münkatiʿ ve kudûm-ı peyk-ı ecel ile rûh-ı pür-fütûhu münteziʿ olup tahsîl-ı makām irâdesiyle evlâd-ı Hazret-ı Mevlânâ'dan küçük ve büzürk cemm-ı gafîr ile Âsitâne'ye vürûd ve tarafeyn olmak takrîbiyle ve ahad-ı hümânın tercîhi bâbında der-ı imkân mesdûd olup leyte ve laʿalle ile imrâr-ı evkāt olunur idi. Sadrıazam hazretleri Âsitâne'ye vusûl buldukda tarafeyn tekrâr beyân-ı hâl ve katʿ-ı rişte-i kīl ü kāl murâd eylediklerinde Konya'nın\nher hâline vukūf-ı tâmm-ı olan sadr-ı müşârün-ileyh hazretleri istidʿâ-yı tarafeyne adem-i müsaʿade ve yine evlâd-ı zükûrdan olup kurb-i neseb ve tahâret hasebi beyyin olan İsmâʿîl Çelebi-zâde Esseyyid Mehmed Efendi'ye meşîhat-ı mezkûre münâsib idüğü ʿatabe-i ulyâ-yı cihândârîye telhîs ve ifâde olunup mûcibince hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla der-akab mûmâ-ileyhe tevcîh ve inâyet ve defʿ-ı şûr u nizâʿa himmet olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i meşîhat-i tarîkat-i mevleviyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_196.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i meşîhat-i tarîkat-i mevleviyye",
          "text": "Konya'da seccâde-nişîn-i tarîk ve mâlik-ı zimâm-ı erbâb-ı vecd ü tahkīk olan Çelebi Efendi'nin sadr-ı sâbık vaktinde nây-ı gülûsundan nefesini münkatiʿ ve kudûm-ı peyk-ı ecel ile rûh-ı pür-fütûhu münteziʿ olup tahsîl-ı makām irâdesiyle evlâd-ı Hazret-ı Mevlânâ'dan küçük ve büzürk cemm-ı gafîr ile Âsitâne'ye vürûd ve tarafeyn olmak takrîbiyle ve ahad-ı hümânın tercîhi bâbında der-ı imkân mesdûd olup leyte ve laʿalle ile imrâr-ı evkāt olunur idi. Sadrıazam hazretleri Âsitâne'ye vusûl buldukda tarafeyn tekrâr beyân-ı hâl ve katʿ-ı rişte-i kīl ü kāl murâd eylediklerinde Konya'nın\nher hâline vukūf-ı tâmm-ı olan sadr-ı müşârün-ileyh hazretleri istidʿâ-yı tarafeyne adem-i müsaʿade ve yine evlâd-ı zükûrdan olup kurb-i neseb ve tahâret hasebi beyyin olan İsmâʿîl Çelebi-zâde Esseyyid Mehmed Efendi'ye meşîhat-ı mezkûre münâsib idüğü ʿatabe-i ulyâ-yı cihândârîye telhîs ve ifâde olunup mûcibince hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla der-akab mûmâ-ileyhe tevcîh ve inâyet ve defʿ-ı şûr u nizâʿa himmet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Mısır vâlîsi sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'nın Mısır'dan azli ve müddet-i vâfireden berü bilâ-mansıb İskenderiye'de ikāmeti ıztırâb-ı hâline ve perîşânî ve mağdûriyyetine bâdî olup bu makūle mağdûr (196-a) ve perîşân-hâl olanlara merhamet muktezâ-yı meşreb-i pâdişâh-ı nîgû-haslet olduğuna binâen işbu şehr-i Receb'in on dördüncü isneyn günü müşârün-ileyhe Selânik ve Kavala sancakları ber-vech-ı arpalık tevcîh ve ihsân ve birkaç seneden berü merfûʿu'l-vezâre ve mağdûr ve bî-çâre olan Moralı Ahmed Paşa hakkında dahi şefekat-ı mülûkâne nümâyân olup ibkā-yı vezâretle İnebahtı Sancağı inâyet ve Eğriboz sancağı sâbıkā Selânik mutasarrıfı vezîr Silâhdar Mustafa Paşa'ya ve Hanya sancağı sâbıkā Eğriboz muhâfızı olan Livadyalı Vezîr Hasan Paşa'ya tevcîh buyurulup kapu kethüdâlarına huzûr-ı âsafîde ilbâs-ı hilʿat olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ʿizâm ve ibkā-yı vezâret-i Morevî Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_197.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ʿizâm ve ibkā-yı vezâret-i Morevî Ahmed Paşa",
          "text": "Sâbıkā Mısır vâlîsi sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'nın Mısır'dan azli ve müddet-i vâfireden berü bilâ-mansıb İskenderiye'de ikāmeti ıztırâb-ı hâline ve perîşânî ve mağdûriyyetine bâdî olup bu makūle mağdûr (196-a) ve perîşân-hâl olanlara merhamet muktezâ-yı meşreb-i pâdişâh-ı nîgû-haslet olduğuna binâen işbu şehr-i Receb'in on dördüncü isneyn günü müşârün-ileyhe Selânik ve Kavala sancakları ber-vech-ı arpalık tevcîh ve ihsân ve birkaç seneden berü merfûʿu'l-vezâre ve mağdûr ve bî-çâre olan Moralı Ahmed Paşa hakkında dahi şefekat-ı mülûkâne nümâyân olup ibkā-yı vezâretle İnebahtı Sancağı inâyet ve Eğriboz sancağı sâbıkā Selânik mutasarrıfı vezîr Silâhdar Mustafa Paşa'ya ve Hanya sancağı sâbıkā Eğriboz muhâfızı olan Livadyalı Vezîr Hasan Paşa'ya tevcîh buyurulup kapu kethüdâlarına huzûr-ı âsafîde ilbâs-ı hilʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem İran zemînde daʿvâ-yı vekâlet belki sevdâ-yı saltanat ile âteş-efrûz-ı şûr u şerr ve gurûr-ı ikbâl-i çend-rûze-i dehr-i kāsımetü'z-zuhûr ile kāmet-efrâz-ı kerr ü fer olup mahrûm ve nâ-kâm dârü'l-cezâya atf-ı zimâm eden Ali Murad Hân-ı bî-izʿânın reviş ve reftârı gayr-ı müstakīm ve sû'-ı iʿtikād ve fesâd-ı niyyeti mutâbık-ı dil-hâh-ı dîv-i recîm olduğuna binâen taraf taraf muhâlifleri zuhûr ve fukarâ ve zuʿafâya musallat olan ummâl ve nüvvâbı zabt-ı nâsdan âciz olup umûrlarında zarûrî izhâr-ı tevânî ve fütûr eyledikleri maʿlûmu oldukda ihâfe-i nâs (196-b) ve îrâs-ı ruʿb u hirâs ile halkı kendüye imâle içün etrâf u eknâfa taʿyîn-ı asker-ı hezîmet-eser ve baʿzı mahallere bi'n-nefs kendüsü dahi sefer edüp bi-hikmetillâhi teʿâlâ her ne cânibe müteveccih oldu ise râyet-i ikbâli menkûs ve livâ-yı azm ü kasdı bâzgûne ve menkûs olup bilâhire istisfâ-yı memâlik-i davâʿîsini derûn-ı habâset-makrûnunda izmâr ve irtikâb-ı kâr-ı nâ-hencâr\nile Tiflis hânını tevsît ve Moskovlu'dan istiʿâne ve baʿzı şurût ile hâhişger-i emr-i muhâdene olarak kesb-i garaz-ı dünyâ ve celb-i arz-ı bî-bakā içün aʿdâ-yı dîni ehl-i islâma taslît edüp hattâ mâlik olmazdan mukaddem sefâretle irsâl etdiği Mehmed Bey nâm sefîrine Moskovlu muʿteber bir âdemlerini terfîk ve tâc ve cığa ve esvâb-ı zî-kıymet misillû hedâyâ ile merkūmu akd-i sulha teşvîk eylediklerinden gayri husûl-i matlab-ı aksâlarına mukaddeme olan bir-iki madde-i cesîmenin ikrâr ve taʿahhüdü akabinde kefere-i mesfûre iʿâne ve imdâdı iltizâm ve bir tâifeyi celb içün mukaddemce tertîb etdikleri har-mühre-i mekr ü firîbi âdetleri üzere rişte-güzâr-ı intizâm etmişler idi. Sefîr-i merküm Ali Murad Hân'a vâsıl olmazdan mukaddem hân-ı mezbûrun helâki şuyûʿ ve ol dahi edâ-yı sefâret etmeksizin Tiflis'e rücûʿ eylediği Moskovlu'nun İrânîler ile akd-i sulha rağbetleri hudûdlarına mütekārib baʿzı emâkine dest-res (197-a) olmak ümîdiyle olup baʿdehû bir-takrîb ile Azerbaycan taraflarına asker taʿyîn ve Lehlü'ye etdikleri gadr ü hîleye kıyâsen hıtta-i İran'a bi'l-külliyye istîlâ ve giderek memâlik-i mahrûse-i Devlet-i aliyye'ye dahi tahattî ve tecâvüz ile semîr-i zamîrleri olan melʿanet ve adâveti icrâ edeceklerini İran hanlarından fi'l-cümle miknet ü kuvveti zâhir ve ez-kadîm cânib-i Devlet-i aliyye'ye meyl ü rükûnu bâhir olan Ahmed Hân hâlâ Erzurum vâlisi Vezîr Ali Paşa'ya tahrîr ve mahsûs dîvân kâtibisini bu emr-i mühimm içün tesyîr edüp ahâli-i İran'a dînî ve mülkî melhûz olan zarar-ı aʿdâyı defʿ ile ber-muktezâ-yı cihet vahdet-i islâmiyye himâye ve sıyânet olunmalarını niyâz ve bu mes'ûlleri karîn-i müsâʿade olmadığı sûretde hadd ü kıyâsdan bîrûn ehl-i islâm pâ-mâl-i aʿdâ-yı füsûn-sâz olacağını beyân etmekle Moskovlu'nun Tiflis'de el-yevm vâfir âdemleri mevcûd olduğuna mukābeleten Devlet-i aliyye tarafından dahi bir-iki bin âdem ve top ve cebe-hâne ve bir mikdâr mühimmât tarafına gönderilüp imtiyâzen ani'l-gayr bir rütbe ile dahi manzûr ve cânib-i devletden bu vechile mültefet ve mesrûr olduğu hâlde ahâlî-i İran'a itmi'nân-ı kalb hâsıl ve himâye-i devleti teyakkun ile havf u haşyetleri zâil olacağı ve düşmen-i dîn zuhûrunda te'yîd-i dîn-i mübîn ve kalʿ-ı usûl-i müşrikîn içün merdâne mübâreze ve mukātele edeceğini dîvân kâtibi merküm şifâhen takrîr (197-b) eylediğini vezîr-i müşârün-ileyh bu defʿa tahrîr etmiş aʿdânın sû'-i kasd ve niyyeti maʿlûm ve ednâ bahâne ile İrânîyân üzerine hareketi meczûm olduğuna binâen İran hanlarına bundan akdem tesliyeti mutazammın ve düşman zuhûrunda bi'l-ittifâk mukābele etmelerini mübeyyin evâmir-i aliyye ısdâr ve sugûr u hudûd-ı islâmiyyede vâkiʿ olan vulât-ı zafer-iʿtiyâd lede'l-iktizâ me'mûr-ı iʿâne ve imdâd oldukları işʿâr olduğundan gayri Hoy hânı mûmâ-ileyh sâir hânlar beyninde müteneffis ve sâhib-vücûd ve ashâb-ı hall ü akdden maʿdûd\nolduğuna binâen sâirlerinden ziyâde mültefit olup hattâ atāyā-yi mülûkiyye ve teşrîfât-ı sultâniyye ile dahi kesb-i imtiyâz etmişidi. Ahâli-i İran haklarında sebkat eden va'din mehmâ-emken incâzı ve lâzıme-i yek-ciheti ve ittihâda ri'âyeten râyet-i nusret-âyet-i himâyet ve imdâdın iktizâzı kâr-ı dîrîn gayret-keşân-ı dîn ve fi'l-i pîşîn humât-ı beyza-i müslimîn olup ancak kable'l-lüzûm asker taʿyîni ve pâye i'tâsı baʿzı mahzûru müstelzim olmağla şimdilik top ve baʿzı mühimmât irsâliyle hân-ı mezkûru me'yûs etmemek her hâlde lâzıme-i hazm ü ihtiyât mer'î olup muktezâ-yı vakt ü hâle göre hareket etmek bâbmda vezîr-i müşârün-ileyhe hitâben emr-i âlî ısdâr ve tisyâr olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Şarkiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_198.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Şarkiyye",
          "text": "Bundan akdem İran zemînde daʿvâ-yı vekâlet belki sevdâ-yı saltanat ile âteş-efrûz-ı şûr u şerr ve gurûr-ı ikbâl-i çend-rûze-i dehr-i kāsımetü'z-zuhûr ile kāmet-efrâz-ı kerr ü fer olup mahrûm ve nâ-kâm dârü'l-cezâya atf-ı zimâm eden Ali Murad Hân-ı bî-izʿânın reviş ve reftârı gayr-ı müstakīm ve sû'-ı iʿtikād ve fesâd-ı niyyeti mutâbık-ı dil-hâh-ı dîv-i recîm olduğuna binâen taraf taraf muhâlifleri zuhûr ve fukarâ ve zuʿafâya musallat olan ummâl ve nüvvâbı zabt-ı nâsdan âciz olup umûrlarında zarûrî izhâr-ı tevânî ve fütûr eyledikleri maʿlûmu oldukda ihâfe-i nâs (196-b) ve îrâs-ı ruʿb u hirâs ile halkı kendüye imâle içün etrâf u eknâfa taʿyîn-ı asker-ı hezîmet-eser ve baʿzı mahallere bi'n-nefs kendüsü dahi sefer edüp bi-hikmetillâhi teʿâlâ her ne cânibe müteveccih oldu ise râyet-i ikbâli menkûs ve livâ-yı azm ü kasdı bâzgûne ve menkûs olup bilâhire istisfâ-yı memâlik-i davâʿîsini derûn-ı habâset-makrûnunda izmâr ve irtikâb-ı kâr-ı nâ-hencâr\nile Tiflis hânını tevsît ve Moskovlu'dan istiʿâne ve baʿzı şurût ile hâhişger-i emr-i muhâdene olarak kesb-i garaz-ı dünyâ ve celb-i arz-ı bî-bakā içün aʿdâ-yı dîni ehl-i islâma taslît edüp hattâ mâlik olmazdan mukaddem sefâretle irsâl etdiği Mehmed Bey nâm sefîrine Moskovlu muʿteber bir âdemlerini terfîk ve tâc ve cığa ve esvâb-ı zî-kıymet misillû hedâyâ ile merkūmu akd-i sulha teşvîk eylediklerinden gayri husûl-i matlab-ı aksâlarına mukaddeme olan bir-iki madde-i cesîmenin ikrâr ve taʿahhüdü akabinde kefere-i mesfûre iʿâne ve imdâdı iltizâm ve bir tâifeyi celb içün mukaddemce tertîb etdikleri har-mühre-i mekr ü firîbi âdetleri üzere rişte-güzâr-ı intizâm etmişler idi. Sefîr-i merküm Ali Murad Hân'a vâsıl olmazdan mukaddem hân-ı mezbûrun helâki şuyûʿ ve ol dahi edâ-yı sefâret etmeksizin Tiflis'e rücûʿ eylediği Moskovlu'nun İrânîler ile akd-i sulha rağbetleri hudûdlarına mütekārib baʿzı emâkine dest-res (197-a) olmak ümîdiyle olup baʿdehû bir-takrîb ile Azerbaycan taraflarına asker taʿyîn ve Lehlü'ye etdikleri gadr ü hîleye kıyâsen hıtta-i İran'a bi'l-külliyye istîlâ ve giderek memâlik-i mahrûse-i Devlet-i aliyye'ye dahi tahattî ve tecâvüz ile semîr-i zamîrleri olan melʿanet ve adâveti icrâ edeceklerini İran hanlarından fi'l-cümle miknet ü kuvveti zâhir ve ez-kadîm cânib-i Devlet-i aliyye'ye meyl ü rükûnu bâhir olan Ahmed Hân hâlâ Erzurum vâlisi Vezîr Ali Paşa'ya tahrîr ve mahsûs dîvân kâtibisini bu emr-i mühimm içün tesyîr edüp ahâli-i İran'a dînî ve mülkî melhûz olan zarar-ı aʿdâyı defʿ ile ber-muktezâ-yı cihet vahdet-i islâmiyye himâye ve sıyânet olunmalarını niyâz ve bu mes'ûlleri karîn-i müsâʿade olmadığı sûretde hadd ü kıyâsdan bîrûn ehl-i islâm pâ-mâl-i aʿdâ-yı füsûn-sâz olacağını beyân etmekle Moskovlu'nun Tiflis'de el-yevm vâfir âdemleri mevcûd olduğuna mukābeleten Devlet-i aliyye tarafından dahi bir-iki bin âdem ve top ve cebe-hâne ve bir mikdâr mühimmât tarafına gönderilüp imtiyâzen ani'l-gayr bir rütbe ile dahi manzûr ve cânib-i devletden bu vechile mültefet ve mesrûr olduğu hâlde ahâlî-i İran'a itmi'nân-ı kalb hâsıl ve himâye-i devleti teyakkun ile havf u haşyetleri zâil olacağı ve düşmen-i dîn zuhûrunda te'yîd-i dîn-i mübîn ve kalʿ-ı usûl-i müşrikîn içün merdâne mübâreze ve mukātele edeceğini dîvân kâtibi merküm şifâhen takrîr (197-b) eylediğini vezîr-i müşârün-ileyh bu defʿa tahrîr etmiş aʿdânın sû'-i kasd ve niyyeti maʿlûm ve ednâ bahâne ile İrânîyân üzerine hareketi meczûm olduğuna binâen İran hanlarına bundan akdem tesliyeti mutazammın ve düşman zuhûrunda bi'l-ittifâk mukābele etmelerini mübeyyin evâmir-i aliyye ısdâr ve sugûr u hudûd-ı islâmiyyede vâkiʿ olan vulât-ı zafer-iʿtiyâd lede'l-iktizâ me'mûr-ı iʿâne ve imdâd oldukları işʿâr olduğundan gayri Hoy hânı mûmâ-ileyh sâir hânlar beyninde müteneffis ve sâhib-vücûd ve ashâb-ı hall ü akdden maʿdûd\nolduğuna binâen sâirlerinden ziyâde mültefit olup hattâ atāyā-yi mülûkiyye ve teşrîfât-ı sultâniyye ile dahi kesb-i imtiyâz etmişidi. Ahâli-i İran haklarında sebkat eden va'din mehmâ-emken incâzı ve lâzıme-i yek-ciheti ve ittihâda ri'âyeten râyet-i nusret-âyet-i himâyet ve imdâdın iktizâzı kâr-ı dîrîn gayret-keşân-ı dîn ve fi'l-i pîşîn humât-ı beyza-i müslimîn olup ancak kable'l-lüzûm asker taʿyîni ve pâye i'tâsı baʿzı mahzûru müstelzim olmağla şimdilik top ve baʿzı mühimmât irsâliyle hân-ı mezkûru me'yûs etmemek her hâlde lâzıme-i hazm ü ihtiyât mer'î olup muktezâ-yı vakt ü hâle göre hareket etmek bâbmda vezîr-i müşârün-ileyhe hitâben emr-i âlî ısdâr ve tisyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyhin seferler esnâsında kâr-güzârlığı (198-a) yâd-âver-i nâm-ı eslâf ve bâ-husûs ağalığı vaktinde mahmûl-i dûş-i gayreti kılınan umûru bir vefk-i dil-hâh-ı devlet rü'yet etdiği ma'lûm-ı erbâb-ı insâf olduğundan gayri nâsiye-i hâlinde envâr-ı liyâkat bedîdâr ve zât-ı sadâkat-simâtmda cevher-i isti'dâd âşikâr olup bu kābiliyyet ve istihkāk ile bir zamân ağalıkda devâm ve istihdâmı me'mûl iken zikr olunan hüsn-i fi'âl ta'rîf-i ma'kûs-ı hasm ile münkalib-i sû'-i hâl ve mûcib-i def ü istiskāl olup lâ-cerem ağalıkdan ma'zûl ve nefy u tard hakāretiyle mahzûl olmuşidi. Ağa-yi mûmâ-ileyhin hakkında tefevvüh olunan kelâm-ı gayr-i maʿkūl garaz u nefsâniyyete mahmûl ve mağdûr ve mazlûm olduğu sâmi'a-i hümâyûna mevsûl olduğuna binâen derhal hakkında sehâb-ı midrâr-ı şefekat-i mülûkâne katre-rîz olup şimdilik iki tuğ ihsâniyle mezraʿa-i âmâli tartîb ve Silistre seraskeri maʿiyyetine taʿyîn ve tesrîb buyuruldu.",
          "caption": "Mîrimîrân şüden-i Ağa-yi yeniçeriyân-ı Esbak Mahmûd Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_199.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Mîrimîrân şüden-i Ağa-yi yeniçeriyân-ı Esbak Mahmûd Ağa",
          "text": "Mûmâ-ileyhin seferler esnâsında kâr-güzârlığı (198-a) yâd-âver-i nâm-ı eslâf ve bâ-husûs ağalığı vaktinde mahmûl-i dûş-i gayreti kılınan umûru bir vefk-i dil-hâh-ı devlet rü'yet etdiği ma'lûm-ı erbâb-ı insâf olduğundan gayri nâsiye-i hâlinde envâr-ı liyâkat bedîdâr ve zât-ı sadâkat-simâtmda cevher-i isti'dâd âşikâr olup bu kābiliyyet ve istihkāk ile bir zamân ağalıkda devâm ve istihdâmı me'mûl iken zikr olunan hüsn-i fi'âl ta'rîf-i ma'kûs-ı hasm ile münkalib-i sû'-i hâl ve mûcib-i def ü istiskāl olup lâ-cerem ağalıkdan ma'zûl ve nefy u tard hakāretiyle mahzûl olmuşidi. Ağa-yi mûmâ-ileyhin hakkında tefevvüh olunan kelâm-ı gayr-i maʿkūl garaz u nefsâniyyete mahmûl ve mağdûr ve mazlûm olduğu sâmi'a-i hümâyûna mevsûl olduğuna binâen derhal hakkında sehâb-ı midrâr-ı şefekat-i mülûkâne katre-rîz olup şimdilik iki tuğ ihsâniyle mezraʿa-i âmâli tartîb ve Silistre seraskeri maʿiyyetine taʿyîn ve tesrîb buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem müceddeden binâsına irâde-i aliyye ta'alluk eden kalyonlardan «Bed'-i nusret» nâmiyle müsemmâ kırkbeş zirâ bir kıta kalyon Tersâne-i âmire'de kurulup bu esnâda hitâma resîde olduğu rikâb-ı kâmyâb-ı mülûkâneye arz olunmuşidi. İşbu şehr-i merkūmun yirmidördüncü perşembe günü kalyon-ı mezkûrun deryâya indirilmesiyçün sadrıazam (198-b) ve şeyhülislâm ve kapudan paşa hazerâtı Tersâne-i âmire'de müctemi' olup şehriyâr-ı sutûde-âsâr hazretleri dahi teşrîf buyurmalariyle ihtiyâr olunan vakt-i mes'ûd hulûlünde بسم الله مجربها و مرسيها âyeti tilâvet olunarak kal-\nyon-ı mezkûr deryâya indirilüp müşârün-ileyhim hazerâtı semmûr kürkler ile mükerrem ve ricâl-i tersâne hil'atler ile şâd ve hurrem oldular.",
          "caption": "Nüzûl-i kalyon be-deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_200.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i kalyon be-deryâ",
          "text": "Bundan akdem müceddeden binâsına irâde-i aliyye ta'alluk eden kalyonlardan «Bed'-i nusret» nâmiyle müsemmâ kırkbeş zirâ bir kıta kalyon Tersâne-i âmire'de kurulup bu esnâda hitâma resîde olduğu rikâb-ı kâmyâb-ı mülûkâneye arz olunmuşidi. İşbu şehr-i merkūmun yirmidördüncü perşembe günü kalyon-ı mezkûrun deryâya indirilmesiyçün sadrıazam (198-b) ve şeyhülislâm ve kapudan paşa hazerâtı Tersâne-i âmire'de müctemi' olup şehriyâr-ı sutûde-âsâr hazretleri dahi teşrîf buyurmalariyle ihtiyâr olunan vakt-i mes'ûd hulûlünde بسم الله مجربها و مرسيها âyeti tilâvet olunarak kal-\nyon-ı mezkûr deryâya indirilüp müşârün-ileyhim hazerâtı semmûr kürkler ile mükerrem ve ricâl-i tersâne hil'atler ile şâd ve hurrem oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Derviş Paşa merhûmun sadâretinde haslar mukātaʿacılığı pâyesiyle zümre-i hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'a mülhak olup sadrıazam-ı vakt صانه الله عن المقت hazretlerinin mahdûm-ı necâbet-lüzûmları olan Esseyyid Atâullah Beyefendi'nin bu esnâda kevkeb-i ikbâli lemeʿân ve münâvebe mansıblarının enfaʿ ve kesîrü'l-cedvâsı ve hâcegân-ı dîvânın nihâyet maksud u münâsı olan cizye muhâsebesi mansıbiyle devha-i âmâli muhaddar ve reyyân olup doksandokuz tevcîhâtında mansıb-ı mezkûru zabt etmek üzere şehr-i mezkûrun yirmibeşinci cumʿa günü mîr-i mûmâ-ileyhe ilbâs-ı hilʿat ve yedine ru'ûs-ı hümâyûn i'tâ ve inâyet ve sadrıazam-ı müşârün-ileyh hazretlerinin hazînedârlık hizmetleriyle müstahdem ve merâtib-i Devlet-i aliyye'ye liyâkati müsellem olan Ağa ve Bağdad ve Şam kapu kethüdâsı Halebli-zâde Ahmed Ağa kapucu başılık ile çerağ ve ihyâ buyuruldu. (199-a)",
          "caption": "Zikr-i tevcîh-i muhâsebe-i cizye ve ser-bevvâbîn şüden-i hazînedâr-i sadr-ı âlî ve Halebli-zâde Ahmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_201.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tevcîh-i muhâsebe-i cizye ve ser-bevvâbîn şüden-i hazînedâr-i sadr-ı âlî ve Halebli-zâde Ahmed Ağa",
          "text": "Derviş Paşa merhûmun sadâretinde haslar mukātaʿacılığı pâyesiyle zümre-i hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'a mülhak olup sadrıazam-ı vakt صانه الله عن المقت hazretlerinin mahdûm-ı necâbet-lüzûmları olan Esseyyid Atâullah Beyefendi'nin bu esnâda kevkeb-i ikbâli lemeʿân ve münâvebe mansıblarının enfaʿ ve kesîrü'l-cedvâsı ve hâcegân-ı dîvânın nihâyet maksud u münâsı olan cizye muhâsebesi mansıbiyle devha-i âmâli muhaddar ve reyyân olup doksandokuz tevcîhâtında mansıb-ı mezkûru zabt etmek üzere şehr-i mezkûrun yirmibeşinci cumʿa günü mîr-i mûmâ-ileyhe ilbâs-ı hilʿat ve yedine ru'ûs-ı hümâyûn i'tâ ve inâyet ve sadrıazam-ı müşârün-ileyh hazretlerinin hazînedârlık hizmetleriyle müstahdem ve merâtib-i Devlet-i aliyye'ye liyâkati müsellem olan Ağa ve Bağdad ve Şam kapu kethüdâsı Halebli-zâde Ahmed Ağa kapucu başılık ile çerağ ve ihyâ buyuruldu. (199-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsmail cânibi seraskeri maʿiyyetine me'mûr Anadolu eyâletinin zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârının İsmail'de tûl-i ikāmetleri hasebiyle hâlleri perîşân ve bâ-husûs seraskerleri Vezîr Abdi Paşa'nın Sofya'ya nakl ü hareketi bakā ve sebâtlarına tezelzül-resân olup âhırü'l-emr teferrük ve tesettütleri vukūʿ ve meks ü tevakkufları zımnında zâbitlerinin pend ü nasîhati gayr-i mesmûʿ olup cânib-i mezkûrun askerden tahlîyesi mugâyir-i muktezâ-yı hâl ve istihkâm ve takviyesi esbâb-ı zâhiriyyeyi istihsâl kabîlinden olduğuna binâen her ne hâl ise şimdilik eyâlet-i mezkûrenin zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı envâʿ-i tehdîd ve tahvîf ile tevkīf ve yerlerine serîʿan tertîb olunan asker İsmail'e vusûlünde memleketlerine avdetleri içün kendülere ruhsat verileceği vaʿd olunup eyâlet-i mezkûreye bedel olmak üzere Rumeli taraflarında mütemekkin olup dîvân kaleminde isim ve resimleri musarrah olan aʿyân-ı memleket ve zâbitân-ı vilâyet taraflarından tahammüllerine göre piyâde ve suvâri asker tertîb ve İsmail cânibine mukaddem mübâşirler ile sevk ü tesrîb olunduğundan gayri Karaman Eyâletinin bilcümle zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı dahi cânib-i mezkûr seraskeri maʿiyyetine bu defʿa müceddeden ta'yîn ve Trabzon\neyâleti mukaddemâ Soğucak'a me'mûr olduklarına binâen bu âna dek hareket etmedikleri vâsıl-ı rütbe-i ilmü'l-yakîn olup isti'câllerini hâvî mü'ekked emr-i âlî şeref-sudûr ve Sivas Eyâleti dahi (199-b) bir müddetden berü Bender'de emr-i muhâfazaya kıyâm ve Anadolu eyâleti misillü bunların hâli dahi perîşân ve bî-nizâm olmağla Akkerman kal'asını ta'mîr ve hendeklerini tathîr edüp Ramazan gurresinde vilâyetlerine avdetleri içün emr-i âlî gönderileceği va'd olunduğu ve sâbıkā Kocaili sancağı mutasarrıfı ve Pirezen muhâfızı olan İsmâîl Paşa'ya müceddeden Rumeli beylerbeyliği pâyesiyle Yanya Sancağı tevcîh ve ihsân ve Özi'de Vezîr Çerkes Hasan Paşa maʿiyyetinde edâ-yı hizmet eylemesi emr ü fermân ve sâbıkā Kars muhâfızı Dulkadır-zâde Ömer Paşa'ya eyâlet-i Maraş tevcîh olunup Kars'a azîmet etmiş ise dahi avdet etmesi ve Palu beyi ve sâir ol havâlide olan ümerâya Anadolu veyâhud Rumeli cânibinde istihdâm olunacakları i'lâmiyle matlûb olan asker ile hâzır ve bundan sonra ısdâr olunacak emr-i âlîye nâzır olmaları ve Maraş Eyâleti bundan akdem Kars cânibine me'mûr olup adem-i azîmet zımnında baʿzı aʿzâr-ı vâhiye îrâd etmişler idi, gerek Maraş ve gerek Diyâr-ı bekir eyâletleri bi-eyyi hâl me'mûr oldukları mahalle azîmetleriyçün emr-i âlî irsâl ve İşboz ve Podgoriçe kal'alarını hasr u tazyîk ve sekenesinin esbâb-ı sâmân ve râhatlarını tefrîk eden İskenderiye mutasarrıfı Mahmud Paşa'ya fî-mâ-ba'd kal'ateyn-i (200-a) mezkûreteyne adem-i müdâhale ve ahâlisine mu'âmele bi'l-mücâmele etmek şartiyle kapudan paşa takrîri üzere İskenderiye Sancağı ibkā ve Ohri Sancağı dahi Mehmed Paşa-zâde'ye tevcîh ve i'tā olunup Filibe'den Kızanlık'a ve andan cisr-i Mustafa Paşa'ya ve Edirne'ye gelince yolların emniyyeti ve ebnâ-yı sebîl ve fukarânın râhatı meslûb olmağla bu makūle şakāvete cesâret eden tâgī ve bâgīleri tedmîr ve istîsâl bâbında Edirne bostancı başısına mü'ekked emr-i âlî irsâl ve ada muhâfızı olan Şemseddîn Bey mansıbı olan Çirmen'e gelüp Dukakin mutasarrıfı Ali Paşa ada muhâfazasına ve Boğdan başbuğu ve Bucak'da olan Arslan Paşa kethüdâsı maʿiyyetlerinde mevcûd olan top ve mühimmâtı İsmâîl seraskerine teslîm ve kendüleri dahi maʿiyyetlerinde olan asâkir ile Bender muhâfazasına gidüp hizmet-i lâzımede sa'y-i azîm etmeleri tenbîh olundu.\nİhsân-ı vezâret be-Mahmud Paşa Ağa-yı yeniçeriyân-ı esbak be-izâfe-i eyâlet-i Belgrad ve azl-i Vezîr Sırrı Selim Paşa ve tevcîh-i Hanya ve Köstendil\n\nSugūr-ı islâmiyyede vâki' kılâ'-ı mansûreden Belgrad-ı dârü'l-cihâdın\ndâimâ esbâb-ı muhâfazası mükemmel ve şîrâze-i nizâmı gayr-i münhal olmak matlûb olup muhâfazasına me'mûr olan vulât-ı izâmın dahi serhadd umûruna vukūf ve ıttılâʿları mültezem (200-b) ve kable'l-iktizâ tetmîm-i mehâmm lâzımesinde ikdâmları ehemm olduğundan gayri serhadlerde olan ocaklunun zabt u rabtları ağalıkdan çerağ olunan vüzerâya ehven ve muktezâ-yı cinsiyyet üzere her vazʿ u tavırları serhadlüye müstahsen görüleceği mukaddemâtı serd ü beyân olunarak Selîm Paşa'nın vücûb-i azli inhâ ve işbu şehr-i Receb'in yirmisekizinci isneyn günü müşârün-ileyh Belgrad'dan azl ve Hanya sancağıyla tahkīr ve izrâ olunup Belgrad muhâfızlığı bundan akdem baʿzı evsâf-ı memdûhası sebt-i sahîfe-i beyân ve beylerbeyilik ihsâniyle mazhar-ı lûtf-i pâdişâh-i gîtî-sitân olan Mahmûd Paşa'ya bâ-rütbe-i vâlâ-yi vezâret tevcîh ve inâyet ve sâbıkā Hanya mutasarrıfı Livadyalı Vezîr Hasan Paşa dahi Köstendil Sancağıyla mazhar-ı birr ü mekremet buyuruldu.",
          "caption": "Ahvâl-i serhaddât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_202.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i serhaddât",
          "text": "İsmail cânibi seraskeri maʿiyyetine me'mûr Anadolu eyâletinin zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârının İsmail'de tûl-i ikāmetleri hasebiyle hâlleri perîşân ve bâ-husûs seraskerleri Vezîr Abdi Paşa'nın Sofya'ya nakl ü hareketi bakā ve sebâtlarına tezelzül-resân olup âhırü'l-emr teferrük ve tesettütleri vukūʿ ve meks ü tevakkufları zımnında zâbitlerinin pend ü nasîhati gayr-i mesmûʿ olup cânib-i mezkûrun askerden tahlîyesi mugâyir-i muktezâ-yı hâl ve istihkâm ve takviyesi esbâb-ı zâhiriyyeyi istihsâl kabîlinden olduğuna binâen her ne hâl ise şimdilik eyâlet-i mezkûrenin zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı envâʿ-i tehdîd ve tahvîf ile tevkīf ve yerlerine serîʿan tertîb olunan asker İsmail'e vusûlünde memleketlerine avdetleri içün kendülere ruhsat verileceği vaʿd olunup eyâlet-i mezkûreye bedel olmak üzere Rumeli taraflarında mütemekkin olup dîvân kaleminde isim ve resimleri musarrah olan aʿyân-ı memleket ve zâbitân-ı vilâyet taraflarından tahammüllerine göre piyâde ve suvâri asker tertîb ve İsmail cânibine mukaddem mübâşirler ile sevk ü tesrîb olunduğundan gayri Karaman Eyâletinin bilcümle zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı dahi cânib-i mezkûr seraskeri maʿiyyetine bu defʿa müceddeden ta'yîn ve Trabzon\neyâleti mukaddemâ Soğucak'a me'mûr olduklarına binâen bu âna dek hareket etmedikleri vâsıl-ı rütbe-i ilmü'l-yakîn olup isti'câllerini hâvî mü'ekked emr-i âlî şeref-sudûr ve Sivas Eyâleti dahi (199-b) bir müddetden berü Bender'de emr-i muhâfazaya kıyâm ve Anadolu eyâleti misillü bunların hâli dahi perîşân ve bî-nizâm olmağla Akkerman kal'asını ta'mîr ve hendeklerini tathîr edüp Ramazan gurresinde vilâyetlerine avdetleri içün emr-i âlî gönderileceği va'd olunduğu ve sâbıkā Kocaili sancağı mutasarrıfı ve Pirezen muhâfızı olan İsmâîl Paşa'ya müceddeden Rumeli beylerbeyliği pâyesiyle Yanya Sancağı tevcîh ve ihsân ve Özi'de Vezîr Çerkes Hasan Paşa maʿiyyetinde edâ-yı hizmet eylemesi emr ü fermân ve sâbıkā Kars muhâfızı Dulkadır-zâde Ömer Paşa'ya eyâlet-i Maraş tevcîh olunup Kars'a azîmet etmiş ise dahi avdet etmesi ve Palu beyi ve sâir ol havâlide olan ümerâya Anadolu veyâhud Rumeli cânibinde istihdâm olunacakları i'lâmiyle matlûb olan asker ile hâzır ve bundan sonra ısdâr olunacak emr-i âlîye nâzır olmaları ve Maraş Eyâleti bundan akdem Kars cânibine me'mûr olup adem-i azîmet zımnında baʿzı aʿzâr-ı vâhiye îrâd etmişler idi, gerek Maraş ve gerek Diyâr-ı bekir eyâletleri bi-eyyi hâl me'mûr oldukları mahalle azîmetleriyçün emr-i âlî irsâl ve İşboz ve Podgoriçe kal'alarını hasr u tazyîk ve sekenesinin esbâb-ı sâmân ve râhatlarını tefrîk eden İskenderiye mutasarrıfı Mahmud Paşa'ya fî-mâ-ba'd kal'ateyn-i (200-a) mezkûreteyne adem-i müdâhale ve ahâlisine mu'âmele bi'l-mücâmele etmek şartiyle kapudan paşa takrîri üzere İskenderiye Sancağı ibkā ve Ohri Sancağı dahi Mehmed Paşa-zâde'ye tevcîh ve i'tā olunup Filibe'den Kızanlık'a ve andan cisr-i Mustafa Paşa'ya ve Edirne'ye gelince yolların emniyyeti ve ebnâ-yı sebîl ve fukarânın râhatı meslûb olmağla bu makūle şakāvete cesâret eden tâgī ve bâgīleri tedmîr ve istîsâl bâbında Edirne bostancı başısına mü'ekked emr-i âlî irsâl ve ada muhâfızı olan Şemseddîn Bey mansıbı olan Çirmen'e gelüp Dukakin mutasarrıfı Ali Paşa ada muhâfazasına ve Boğdan başbuğu ve Bucak'da olan Arslan Paşa kethüdâsı maʿiyyetlerinde mevcûd olan top ve mühimmâtı İsmâîl seraskerine teslîm ve kendüleri dahi maʿiyyetlerinde olan asâkir ile Bender muhâfazasına gidüp hizmet-i lâzımede sa'y-i azîm etmeleri tenbîh olundu.\nİhsân-ı vezâret be-Mahmud Paşa Ağa-yı yeniçeriyân-ı esbak be-izâfe-i eyâlet-i Belgrad ve azl-i Vezîr Sırrı Selim Paşa ve tevcîh-i Hanya ve Köstendil\n\nSugūr-ı islâmiyyede vâki' kılâ'-ı mansûreden Belgrad-ı dârü'l-cihâdın\ndâimâ esbâb-ı muhâfazası mükemmel ve şîrâze-i nizâmı gayr-i münhal olmak matlûb olup muhâfazasına me'mûr olan vulât-ı izâmın dahi serhadd umûruna vukūf ve ıttılâʿları mültezem (200-b) ve kable'l-iktizâ tetmîm-i mehâmm lâzımesinde ikdâmları ehemm olduğundan gayri serhadlerde olan ocaklunun zabt u rabtları ağalıkdan çerağ olunan vüzerâya ehven ve muktezâ-yı cinsiyyet üzere her vazʿ u tavırları serhadlüye müstahsen görüleceği mukaddemâtı serd ü beyân olunarak Selîm Paşa'nın vücûb-i azli inhâ ve işbu şehr-i Receb'in yirmisekizinci isneyn günü müşârün-ileyh Belgrad'dan azl ve Hanya sancağıyla tahkīr ve izrâ olunup Belgrad muhâfızlığı bundan akdem baʿzı evsâf-ı memdûhası sebt-i sahîfe-i beyân ve beylerbeyilik ihsâniyle mazhar-ı lûtf-i pâdişâh-i gîtî-sitân olan Mahmûd Paşa'ya bâ-rütbe-i vâlâ-yi vezâret tevcîh ve inâyet ve sâbıkā Hanya mutasarrıfı Livadyalı Vezîr Hasan Paşa dahi Köstendil Sancağıyla mazhar-ı birr ü mekremet buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem mîr-haclık hususiyçün münʿakid olan meclis-i meşveretde Cezzâr Ahmed Paşa'ya Şam eyâleti tevcîh olunur ise ol havâlide olan eyâletleri birer âdemisine arz u tahrîr ve muktezâ-yı vakt ü hâl budur diyerek hâh u nâ-hâh arzını yürüdüp ol havâliyi külliyyen nefsine ve dâiresi halkına tahsîs edeceği vâhimeleriyle umûr-ı Cerde'nin idâresi kaviyyü'l-iktidâr bir vezîr-i nâmdâra tahmîl olunmak ukalâ-yı devlet taraflarından re'y ü tedbîr olunup Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya cerdecilik ile Trablus eyâleti tevcîh olunmuşidi. (201-a) Müşârün-ileyhin debdebe ve mikneti zâhir ve bâ-husûs pederlerinin beyne'l-ekâbir ve'l-asâgir vakʿ u şânı ke'l-meseli's-sâir olduğundan Cezzâr Paşa'ya vahşet târî ve giderek maraz-ı tehâsüd ve tebâguz sârî olarak miyânelerinde adem-i imtizâc hâletleri vukūʿu ashâb-ı hall ü akdin hâtır-güzârı olduğundan başka bu iʿtizârât vezîr-i müşârün-ileyh tarafından dahi îrâd ve Trablus'un sarf u tahvîli hususunda etrâfdan istimdâd edüp bu garaza mebnî delîl başı İbrâhîm Ağa'ya beylerbeyilik ile cerde başbuğluğu ve Trablus eyâleti tevcîh ve metāyâ-yı istiʿcâle suvâr olarak savb-ı maksûda luhûku emr ü tenbîh olunup paşa-yı mûmâ-ileyh Âsitâne'den hareket ve birkaç merhâle azîmet etdiği esnâda sadrıazam hazretleri vâsıl-ı der-i devlet olup paşa-yı mûmâ-ileyh bî-tâb u kudret ve âhâd-i nâsdan maʿdûd bir şahs-ı bî-şöhret olduğundan gayri Azm-zâdelere katı çok zamân hizmeti hasebiyle Trablus'a vardıkda Azm-zâdelüler başına müctemiʿ olup ol havâliyi ifsâddan hâlî olmayacaklarını serd ü beyân ve cerdecilik Cezzâr Pa-\nşa'nın yine re'yine havâle olunup İbrâhîm Paşanın tevkîfini istihsân eylediklerine binâen bulunduğu mahalde ikāmetiyçün paşa-yı mûmâ-ileyhe fermân-ı âlîşân gönderilüp Cezzâr Paşa'ya dahi bu mazmunda (201-b) makām-ı sadâretden kāime gönderilmişidi, Müşârün-ileyh tarafından bu defʿa der-i devlete vürûd eden tahrîrâtda hazînedarlık hizmetinde olup hâlâ Hama mütesellimi olan Süleyman Ağa'nın umûr-ı cerdeyi idâreye liyâkati mastûr ve istihdâma şâyân olduğu muharrer ve mezkûr olmağla istidʿâsına binâen avâtıf-ı aliyye-i hazret-i cihândârîden ağa-yı mûmâ-ileyhin beylerbeyilik ile Trablus Eyâleti tevcîh ve ihsân ve selefi Delîl İbrâhîm Paşa'ya Karahisâr-ı sâhib Sancağı tevcîh olunup baʿde'l-îd me'mûr olacağı mahalle azîmet içün âmâde olması emr ü fermân buyuruldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Trablus-Şam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_203.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Trablus-Şam",
          "text": "Bundan akdem mîr-haclık hususiyçün münʿakid olan meclis-i meşveretde Cezzâr Ahmed Paşa'ya Şam eyâleti tevcîh olunur ise ol havâlide olan eyâletleri birer âdemisine arz u tahrîr ve muktezâ-yı vakt ü hâl budur diyerek hâh u nâ-hâh arzını yürüdüp ol havâliyi külliyyen nefsine ve dâiresi halkına tahsîs edeceği vâhimeleriyle umûr-ı Cerde'nin idâresi kaviyyü'l-iktidâr bir vezîr-i nâmdâra tahmîl olunmak ukalâ-yı devlet taraflarından re'y ü tedbîr olunup Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya cerdecilik ile Trablus eyâleti tevcîh olunmuşidi. (201-a) Müşârün-ileyhin debdebe ve mikneti zâhir ve bâ-husûs pederlerinin beyne'l-ekâbir ve'l-asâgir vakʿ u şânı ke'l-meseli's-sâir olduğundan Cezzâr Paşa'ya vahşet târî ve giderek maraz-ı tehâsüd ve tebâguz sârî olarak miyânelerinde adem-i imtizâc hâletleri vukūʿu ashâb-ı hall ü akdin hâtır-güzârı olduğundan başka bu iʿtizârât vezîr-i müşârün-ileyh tarafından dahi îrâd ve Trablus'un sarf u tahvîli hususunda etrâfdan istimdâd edüp bu garaza mebnî delîl başı İbrâhîm Ağa'ya beylerbeyilik ile cerde başbuğluğu ve Trablus eyâleti tevcîh ve metāyâ-yı istiʿcâle suvâr olarak savb-ı maksûda luhûku emr ü tenbîh olunup paşa-yı mûmâ-ileyh Âsitâne'den hareket ve birkaç merhâle azîmet etdiği esnâda sadrıazam hazretleri vâsıl-ı der-i devlet olup paşa-yı mûmâ-ileyh bî-tâb u kudret ve âhâd-i nâsdan maʿdûd bir şahs-ı bî-şöhret olduğundan gayri Azm-zâdelere katı çok zamân hizmeti hasebiyle Trablus'a vardıkda Azm-zâdelüler başına müctemiʿ olup ol havâliyi ifsâddan hâlî olmayacaklarını serd ü beyân ve cerdecilik Cezzâr Pa-\nşa'nın yine re'yine havâle olunup İbrâhîm Paşanın tevkîfini istihsân eylediklerine binâen bulunduğu mahalde ikāmetiyçün paşa-yı mûmâ-ileyhe fermân-ı âlîşân gönderilüp Cezzâr Paşa'ya dahi bu mazmunda (201-b) makām-ı sadâretden kāime gönderilmişidi, Müşârün-ileyh tarafından bu defʿa der-i devlete vürûd eden tahrîrâtda hazînedarlık hizmetinde olup hâlâ Hama mütesellimi olan Süleyman Ağa'nın umûr-ı cerdeyi idâreye liyâkati mastûr ve istihdâma şâyân olduğu muharrer ve mezkûr olmağla istidʿâsına binâen avâtıf-ı aliyye-i hazret-i cihândârîden ağa-yı mûmâ-ileyhin beylerbeyilik ile Trablus Eyâleti tevcîh ve ihsân ve selefi Delîl İbrâhîm Paşa'ya Karahisâr-ı sâhib Sancağı tevcîh olunup baʿde'l-îd me'mûr olacağı mahalle azîmet içün âmâde olması emr ü fermân buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Trablus-Şam tevcîh olunup baʿzı mülâhazaya mebnî azli savâb-dîd-i evliyâ-yı devlet olan Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'nın bu defʿa der-bâr-ı devlet-medâra tahrîrâtı gelüp mefhûmunda mukaddemâ tarafına Trablus tevcîh buyurulduğu hasebiyle masârif-i külliyyeye dûçâr ve bu defʿa me'mûr olduğu vech üzere mâlikânesi olan Amasya'da hall-i ilâhî zuhûruna intizâren ârâm u karâr vukūʿ bulur ise pâ-beste-i kayd-ı usret ve ıztırâr olacağını işʿâr ve hâline çespân bir mansıb ihsân olunması bâbında nakdîne-i niyâz ve recâyı nesâr eylediğine binâen hakkında şefekat-i mülûkâne levha-tırâz-ı zuhûr ve işbu Şaʿbân-ı şerîfin altıncı isneyn günü eyâlet-i Sivas ile mesrûr ve selefi Abdülcelîl-zâde Vezîr Süleyman Paşa'nın (202-a) dahi şimdilik Kayseriye sancağıyle hâtırı mecbûr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Sivas ve livâ-i Kayseriye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_204.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Sivas ve livâ-i Kayseriye",
          "text": "Bundan akdem Trablus-Şam tevcîh olunup baʿzı mülâhazaya mebnî azli savâb-dîd-i evliyâ-yı devlet olan Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'nın bu defʿa der-bâr-ı devlet-medâra tahrîrâtı gelüp mefhûmunda mukaddemâ tarafına Trablus tevcîh buyurulduğu hasebiyle masârif-i külliyyeye dûçâr ve bu defʿa me'mûr olduğu vech üzere mâlikânesi olan Amasya'da hall-i ilâhî zuhûruna intizâren ârâm u karâr vukūʿ bulur ise pâ-beste-i kayd-ı usret ve ıztırâr olacağını işʿâr ve hâline çespân bir mansıb ihsân olunması bâbında nakdîne-i niyâz ve recâyı nesâr eylediğine binâen hakkında şefekat-i mülûkâne levha-tırâz-ı zuhûr ve işbu Şaʿbân-ı şerîfin altıncı isneyn günü eyâlet-i Sivas ile mesrûr ve selefi Abdülcelîl-zâde Vezîr Süleyman Paşa'nın (202-a) dahi şimdilik Kayseriye sancağıyle hâtırı mecbûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın ondördüncü günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân ve tavâif-i askeriyyeye kısteyn mevâcibi ihsân olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_205.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın ondördüncü günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân ve tavâif-i askeriyyeye kısteyn mevâcibi ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâniyen müftî'l-enâm olan İbrâhîm Bey-efendi hazretlerinin bu defʿa dahi baʿzı hareketleri mizâc-ı hümâyûna muhâlif gelüp müddet-i meşîhatleri üç mâha resîde olmaksızın yevm-i mezkûrda azl ile İstavroz'da vâkiʿ sâhilhânelerinde ikāmetleri irâde buyuruldu. Sâbıkā Rumeli kazaskeri ve reisü'l-\nulemâdan olan Abdurrahman Efendi-zâde semâhatlû Ahmed Atâullah Efendi hazretleri takaddüm-i zamânî ile pîşvâ-yı etrâb-ı ülü'l-elbâb ve meziyyet-i zâtiyye ile sâmi-kadr ü âlîcenâb olduklarından gayri evsâf-ı memdûhe ve etvâr-ı gayr-i makdûheleri gıbta-fermâ-yı selef ve hüsn-i hulk u mu'âşeret ve hilm-i müfrit u meskenetleri yâd-âver-i nâm-ı Ahnef ve bâ-husûs hakkāniyyet ve nısfet ile şöhret-gîr ve iffet ü tahâret-i zeyl ile müsellem-i bernâ vü pîr oldukları an-asıl ma'lûm-ı şehriyâr-ı kişver-gîr olup bu makūle dîndâr ve müteşerri' ve sâhib-i takvâ ve müteverri'înin mesned-i meşîhat-i islâmiyyede (202-b) vücûdu dîn ü devlete nâfi' olduğuna binâen yevm-i mezkûrda huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı mülûkâneye da'vet ve sadrıazam hazretleri kapuda henüz tevzî'-i mevâcibe bed' ve mübâşeret etmişiken ihzârlarında müsâra'at olunup lede'l-vürûd mevlânâ-yı müşârün-ileyh hazretlerine hil'at-i beyzâ-yı câh-ı iftâ iksâ ve yed-i atâ-yı mu'tâdlarına teslîm-i makālîd-i umûr-ı ulemâ kılındı.",
          "caption": "Azl-i Şeyhülislâm İbrâhîm Efendi ve nasb-ı Ahmed Atâullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_206.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Şeyhülislâm İbrâhîm Efendi ve nasb-ı Ahmed Atâullah Efendi",
          "text": "Sâniyen müftî'l-enâm olan İbrâhîm Bey-efendi hazretlerinin bu defʿa dahi baʿzı hareketleri mizâc-ı hümâyûna muhâlif gelüp müddet-i meşîhatleri üç mâha resîde olmaksızın yevm-i mezkûrda azl ile İstavroz'da vâkiʿ sâhilhânelerinde ikāmetleri irâde buyuruldu. Sâbıkā Rumeli kazaskeri ve reisü'l-\nulemâdan olan Abdurrahman Efendi-zâde semâhatlû Ahmed Atâullah Efendi hazretleri takaddüm-i zamânî ile pîşvâ-yı etrâb-ı ülü'l-elbâb ve meziyyet-i zâtiyye ile sâmi-kadr ü âlîcenâb olduklarından gayri evsâf-ı memdûhe ve etvâr-ı gayr-i makdûheleri gıbta-fermâ-yı selef ve hüsn-i hulk u mu'âşeret ve hilm-i müfrit u meskenetleri yâd-âver-i nâm-ı Ahnef ve bâ-husûs hakkāniyyet ve nısfet ile şöhret-gîr ve iffet ü tahâret-i zeyl ile müsellem-i bernâ vü pîr oldukları an-asıl ma'lûm-ı şehriyâr-ı kişver-gîr olup bu makūle dîndâr ve müteşerri' ve sâhib-i takvâ ve müteverri'înin mesned-i meşîhat-i islâmiyyede (202-b) vücûdu dîn ü devlete nâfi' olduğuna binâen yevm-i mezkûrda huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı mülûkâneye da'vet ve sadrıazam hazretleri kapuda henüz tevzî'-i mevâcibe bed' ve mübâşeret etmişiken ihzârlarında müsâra'at olunup lede'l-vürûd mevlânâ-yı müşârün-ileyh hazretlerine hil'at-i beyzâ-yı câh-ı iftâ iksâ ve yed-i atâ-yı mu'tâdlarına teslîm-i makālîd-i umûr-ı ulemâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ şeyhülislâm-ı sellemehü's-selâm hazretleri hakkında zuhûr eden avârif-i behiyye-i mülûkiyye sudûr-ı kirâm hazerâtına sirâyet edüp binâberîn yevm-i mezkûrda hâlâ sadr-ı Anadolu olup birâder-i vâlâ-güher-i hazret-i fetvâ-penâhî Mehmed Sâdık Efendi'ye işbu sene-i mübâreke Şevvâli gurresinden i'tibâr ile sadâret-i Rum pâyesi ihsân ve ilm ü fazlı bâhir ve meziyyet ve haysiyyeti ke'ş-şems fi'l-hevâcir zâhir olan Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye Şevvâlin beşinci günü i'tibâr ile kezâlik Rumeli sadâreti pâyesi tevcîh olunup her biri hân-ı kesîrü'n-nevâl-i hazret-i şehriyârîden hisse-mend-i bulga-i birr ü imtinân oldular.",
          "caption": "İhsân-ı pâye-i sadâret-i Rumeli be-Sâdık Efendi ve Müftî-zâde Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_207.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye-i sadâret-i Rumeli be-Sâdık Efendi ve Müftî-zâde Ahmed Efendi",
          "text": "Hâlâ şeyhülislâm-ı sellemehü's-selâm hazretleri hakkında zuhûr eden avârif-i behiyye-i mülûkiyye sudûr-ı kirâm hazerâtına sirâyet edüp binâberîn yevm-i mezkûrda hâlâ sadr-ı Anadolu olup birâder-i vâlâ-güher-i hazret-i fetvâ-penâhî Mehmed Sâdık Efendi'ye işbu sene-i mübâreke Şevvâli gurresinden i'tibâr ile sadâret-i Rum pâyesi ihsân ve ilm ü fazlı bâhir ve meziyyet ve haysiyyeti ke'ş-şems fi'l-hevâcir zâhir olan Müftî-zâde Ahmed Efendi'ye Şevvâlin beşinci günü i'tibâr ile kezâlik Rumeli sadâreti pâyesi tevcîh olunup her biri hân-ı kesîrü'n-nevâl-i hazret-i şehriyârîden hisse-mend-i bulga-i birr ü imtinân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyhin erkân-ı devlet ile sû'-i imtizâcı ve umûr-ı mâliyyede ba'zı kazâyâ-yı fâside-intâcı (203-a) ve ale'l-husûs mâhiyyet ve haysiyyet zu'miyle her mâddede fart-ı i'tinâ ve \"enâ lâ ğayru\" da'vâ-yı pür-dayrına ibtilâsı umûr-ı defterîyi ta'tîl ve erbâb-ı masâlihi nâçâr mübtelâ-yı kāl u kīl eylediği sâmi'a-i hümâyûna vâsıl ve şehr-i mezkûrun onbeşinci hamîs günü mûmâ-ileyh defterdârlıkdan mün'azil olup bir zamân muhâsebe-i evvel kaleminde müstahdem ve ba'dehû zimmet ve mâlikâne halîfeliği ile makbûl ve\nmergûb-i ehl-i kalem olan Râşid Süleyman Efendi hazretlerinin umûr-ı mâliyyede mahâreti ve hidemât-ı me'mûresinde sadâkat ve istikāmeti zâhir olduğundan gayri muktezayât-ı hevâ vü hevesden sâlim ve havf-ı vüzerâ ile dâmen-keş-i muhdesât ü mazâlim olduğu hayır-hâhân-ı devlet-i ebed-müddet taraflarından sırren ve alenen inhâ ve bu sebeble hakkında teveccühât-ı mülûkâne rû-nümâ olmağla şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-makrûn mûcibince câh-ı vâlâ-yı defterî yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh hazretlerine tevcîh ve ihsân ve bu tevcîh-i becâ ile hak budur ki aʿlâ vü ednâ ferhân ve cezlân kılındı.",
          "caption": "Azl-i Defterdâr-ı şıkk-ı evvel Feyzi Süleyman Efendi ve nasb-ı halîfe-i mâlikâne becâyeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_208.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Defterdâr-ı şıkk-ı evvel Feyzi Süleyman Efendi ve nasb-ı halîfe-i mâlikâne becâyeş",
          "text": "Mûmâ-ileyhin erkân-ı devlet ile sû'-i imtizâcı ve umûr-ı mâliyyede ba'zı kazâyâ-yı fâside-intâcı (203-a) ve ale'l-husûs mâhiyyet ve haysiyyet zu'miyle her mâddede fart-ı i'tinâ ve \"enâ lâ ğayru\" da'vâ-yı pür-dayrına ibtilâsı umûr-ı defterîyi ta'tîl ve erbâb-ı masâlihi nâçâr mübtelâ-yı kāl u kīl eylediği sâmi'a-i hümâyûna vâsıl ve şehr-i mezkûrun onbeşinci hamîs günü mûmâ-ileyh defterdârlıkdan mün'azil olup bir zamân muhâsebe-i evvel kaleminde müstahdem ve ba'dehû zimmet ve mâlikâne halîfeliği ile makbûl ve\nmergûb-i ehl-i kalem olan Râşid Süleyman Efendi hazretlerinin umûr-ı mâliyyede mahâreti ve hidemât-ı me'mûresinde sadâkat ve istikāmeti zâhir olduğundan gayri muktezayât-ı hevâ vü hevesden sâlim ve havf-ı vüzerâ ile dâmen-keş-i muhdesât ü mazâlim olduğu hayır-hâhân-ı devlet-i ebed-müddet taraflarından sırren ve alenen inhâ ve bu sebeble hakkında teveccühât-ı mülûkâne rû-nümâ olmağla şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-makrûn mûcibince câh-ı vâlâ-yı defterî yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh hazretlerine tevcîh ve ihsân ve bu tevcîh-i becâ ile hak budur ki aʿlâ vü ednâ ferhân ve cezlân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun ondokuzuncu ahad günü muʿtâd üzere Bâbıâlî'de devr olup akabinde taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i mülûkâneden hazînedâr ağa vesâtatiyle hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-meşhûn şeref-rîz-i vürûd ve bu iltifât-ı behiyye ile âsaf-ı vakt hazretleri kesb-i iftihâr-ı nâ-maʿdûd buyurdular. (203-b)",
          "caption": "Vürûd-ı teşrîfât-ı hümâyûn be-cenâb-ı sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_209.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı teşrîfât-ı hümâyûn be-cenâb-ı sadr-ı âlî",
          "text": "Şehr-i mezkûrun ondokuzuncu ahad günü muʿtâd üzere Bâbıâlî'de devr olup akabinde taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i mülûkâneden hazînedâr ağa vesâtatiyle hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-meşhûn şeref-rîz-i vürûd ve bu iltifât-ı behiyye ile âsaf-ı vakt hazretleri kesb-i iftihâr-ı nâ-maʿdûd buyurdular. (203-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Yenişehr-i Fener kādısı olup semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerinin necl-i necîbleri Mehmed Arif Efendi'nin beyne'l-mehâdîm haysiyyet ve fazîleti nümâyân ve ilm ü hünerde akrânına tefevvuku müstağnin ani'l-beyân olduğundan gayri fenn-i hey'etde re'îs ve ilm-i hendese ve Mecestî'de sânî-i Öklidis olup meziyyet-i izâmiyye ve isâmiyyeyi câmiʿ ve iştigāl-i ilm ile rûz u şeb maʿarret-i cehli kāmiʿ olarak rüşd ü reviyyetde teveccüd ve her vâdide teferrüd eylediğine binâen hakkında kulzûm-i ârîfe-i şehriyârî mevc-hîz ve âfitâb-ı âlem-tâb-ı minhat-ı tâcdârî eşiʿa-rîz olup işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirminci isneyn günü efendi-i mûmâ-ileyhe Mekke-i mükerreme pâyesi ihsân olundu.",
          "caption": "İhsân-ı pâye-i Mekke-i mükerreme be-mahdûm-i hazret-i fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_210.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye-i Mekke-i mükerreme be-mahdûm-i hazret-i fetvâ-penâhî",
          "text": "Hâlâ Yenişehr-i Fener kādısı olup semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerinin necl-i necîbleri Mehmed Arif Efendi'nin beyne'l-mehâdîm haysiyyet ve fazîleti nümâyân ve ilm ü hünerde akrânına tefevvuku müstağnin ani'l-beyân olduğundan gayri fenn-i hey'etde re'îs ve ilm-i hendese ve Mecestî'de sânî-i Öklidis olup meziyyet-i izâmiyye ve isâmiyyeyi câmiʿ ve iştigāl-i ilm ile rûz u şeb maʿarret-i cehli kāmiʿ olarak rüşd ü reviyyetde teveccüd ve her vâdide teferrüd eylediğine binâen hakkında kulzûm-i ârîfe-i şehriyârî mevc-hîz ve âfitâb-ı âlem-tâb-ı minhat-ı tâcdârî eşiʿa-rîz olup işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirminci isneyn günü efendi-i mûmâ-ileyhe Mekke-i mükerreme pâyesi ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâmil-i mevâlîd-i fiten ü ihtilâl olan Ümm-i dünyâ'dan bu esnâda tevellüd eden ahvâl-i müdhişeyi mutazammm der-i devlet-medâra arz u\nmahzar vürûd edüp me'allerinde birkaç seneden berü Mısır'da kaht u galânın zuhûru sükkânını mübtelâ-yi gürisnegî ve cûʿ ve Mısır vâlîsi sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'nın dahi İskenderiye'ye vürûdundan berü kerb ü belâ iştidâd üzere baʿzı evgād-ı nâs beyninde şe'âmet-i kadem kaziyyesi şuyûʿ ve nehy ü zecr-i avâm ve zabt-ı efvâh-ı enâm mümkin olduğundan bi'l-ittifâk müşârün-ileyh mesned-i hükûmetden (204-a) tenzîl olunduğu ve şeyhülbeled İbrâhim Bey mukaddemâ inkılâbât-ı umûr-ı Mısriyye iktizâsiyle Saʿîd cânibine azîmet ve bu esnâda bi'l-ittifâk Mısır'a avdet ve lede'l-vürûd vâlî-i Mısır-ı sâbık tarafından tevâtî-i ahâlî ile kā'imimakām nasb u taʿyîn ve vâlî-i cedîd vürûduna dek rü'yet-i umûr kendüye tenbîh ve telkîn kılındığı ve Bender-i Reşîd ve İskenderiye mâ-beynlerinde vâkiʿ sedd-i kebîr telâtüm-i bahr sebebi ile muhtâc-ı taʿmîr olup bundan akdem lede'l-keşf keyfiyyet der-i devlete arz u tahrîr ve şimdiye dek haberi karîn-i ukde-i te'hîr ve maʿâz-Allah eyyâm-ı cevelân-i Nîl'e dek termîmine mübâşeret olunmadığı hâlde hasâret-i azîmeyi mûcib olacağından başka kurâ-yı vilâyet-i Buhayre külliyyen gark ve Bender ve Reşîd ve İskenderiye numûne-nümây-i eydî-i sebâ olacağı muhakkak olmağla sedd-i mezkûrun taʿmîri içün bir an akdem binâ emîni nasb olunmak ve aktâr-ı Mısriyye sükkânı el-yevm Bahr-i sefîd cânibinden vürûd eden zehâ'ir ile sedd-i ramak-ı cûʿ eylediklerine binâen sene-i âtiyyede Mısır mîr-haccına ve Haremeyn-i şerîfeyn taraflarına iʿtâ ve irsâli muʿayyen olan zehâ'irin tedârükü veche'n-mine'l-vücûh mümkin olmayup saʿr-ı râyici üzere Bahr-i sefîd iskelelerinden zikr olunan zehâ'irin İskenderiye ve Dimyat iskelelerine nakl ve fürûhtu içün evâmir-i aliyye ısdârı ve Mısır'da vâkiʿ olan kaht u galâ takrîbi ile sene-i sâbıkada techîz-i mîr-hac mutasavver değil iken mahzâ tahsîl-i rızâ zımnında envâʿ-ı meşekkatle mîr-hac nasb olunup hubûbât ve zehâ'ir tertîb ve surre-i (204-b) şerîfe tahsîl ve vakt ü zamâniyle tesrîb olunmuşidi. Tarîk-i hacda vâkiʿ olan urbânın cemʿiyyetleri ve nehb-i hüccâcda musammem olan fesâd niyyetleri maʿlûm olduğundan caddeden udûl ve tarîk-i âhardan azîmet ile mevsim-i hacca idrâk ve vusûl müyesser olduğu ve Harb urbânı tarafından Mekke-i mükerreme'de sâkin olan muʿteberân-ı kabîle ile şerîf-i Mekke ve mîrü'l-hac akd-i meclis etmek ve beyne'l-haremeyn vâkiʿ olan aşâ'irin muʿayyenâtı verilüp te'mîn-i hüccâc zımnında verile-gelen rehinleri Mekke-i mükerreme'de ibkā ve baʿdehû taraflarına redd ve iʿtâ muʿtâd iken zikr olunan âdetin metrûkiyyeti hüccâc-ı hidâyet-müntehacın bâʿis-i insilâb-ı emniyyetleri olmağla bu keyfiyyetin dahi hüsn-i nizâma rabtı ve bu sâl-i meymenet-fâlde hüccâc-ı Mısr'ın Mekke'den hareketi hılâlinde eşrâr-ı urbân Yenbuğ kalʿasına istîlâ ve askerini ifnâ ve hüccâcı nehb ü gāret sevdâsında oldukları\nihbâr ve inhâ olunup reh-i râsıtdan azîmetde hatar u âfet vukūʿu melhûz olduğuna binâen şerîf-i Mekke-i mükerreme ile baʿde'l-meşvere Medîne-i münevvere'ye uğramaksızın mahfel-i şerîf ve hüccâc-ı hidâyet-redîf semt-i selâmete îsâl ve Medîne-i münevvere halkının matlûbları olan surre şerîf-i Mekke maʿrifetiyle mevcûd olanlara ve olmayanların vekillerine ve vekilleri olmayanların surrelerini mîr-hacc Mısır'a maʿan götürüp urbân tasallutundan şerîf-i müşârün-ileyh vâsıtasıyla kalʿa-i mezkûre tahlîs olundukda bakāyâ-yı surre ashâbına irsâl (205-a) ve kalʿa tahlîs olunmadığı hâlde sene-i âtiyede gönderileceği ve Mekke-i mükerreme'den minvâl-i muharrer üzere hareket ve Cidde yoluyla berren azîmet esnâsında eşkıyâ-yı urbân Mısır hüccâcına hayli sıklet îrâs edüp Mağrib hüccâcı mîr-hac beyin ve sâir ashâb-ı tecrübenin nasîhatlerini adem-i isgā ile Medîne-i münevvere'ye râhî ve Medîne'den cüz'î baʿîd olduklarında mutarassıd-ı fırsat olan urbân nâ-gehân üzerlerine hücûm ile emvâl ve eşyalarını nehb ü tâlân etdikleri ve tarîk-i hacda mehâzin-i zehâir olan kılaʿ mürûr-ı eyyâm ile harâb olup kılâʿ-ı mezkûreyi taʿmîr ve zahîrelerini tevfîr mevkūf-i himmet-i devlet-i ebed-masîr olmağla bu garazın husûliyçün âidât-ı muʿayyeneden mâ-ʿadâ fakat bu sene-i mübârekede bin yüz kise iʿânet olunmak ve olunmadığı sûretde mîr-haccın imkân-ı azîmeti mefkûd olacağı beyân olunmuş mîr-haccın reh-i râstdan adem-i riddeti ne hikmete mebnî olduğu ve gılâl ve muʿayyenât-ı sâirenin irsâlinde zuhûr eden ihânet ve hiyânetleri mukaddemâ Medîne-i münevvere'den vârid olan tahrîrâtda tafsîl olunduğuna binâen mevâdd-ı mezkûreye dâir Mısırlu tarafına mü'ekked evâmir-i aliyye gönderildiği bundan akdem sebt-i sahîfe-i beyân kılınmışidi. Husûsât-ı mezkûre hutûb-ı cesîmeden olup ricâl-i devlet ve erkân-ı saltanat ile birkaç meclis-i meşveret olunarak vech-i lâyıkı üzere nizâmı matlûb-ı hümâyûn olmağla binâberîn şehr-i Receb (205-b) ü'l-müreccebin yirmialtıncı pazar günü Bâbıâlî'de kethüdâ bey dâiresinde meclis-i hassü'l-hâs tertîb olunup Mısır ahâlisinin tahrîrâtı ve vâlî-i sâbıkın işbu tahrîrâtı cerh ve ilgā eden maʿrûzâtı huzzâra kırâat olundukda Mısır hüccâcını Medîne-i münevvere ziyâretinden mahrûm etmeğe sebeb olanlar beher hâl taraf-ı Devlet-i aliyye'den muʿâheze olunmak meczûm olduğundan ahâlî-i Mısır mukaddemce baʿzı mugallata ile tahdîş-i ezhân etmek vâdîlerine düşdükleri ve masârif-i hac deyü istidʿâ etdikleri meblağ taraf-ı devletden verildiği sûretde tertîb-i kadîmi ihtilâs ve iğtisâb verilmediği takdîrde mîr-haccın umûrunu rü'yetden takā'üs ile maʿâz-Allah mîr-haccın hareket edemediğini Devlet-i aliyye'ye isnâd edecekleri bî-irtiyâb ve sedd-i kebîr taʿmîri dahi cümle-i mugallatadan olup ancak adem-i mümâşât ahâlî-i mezkûrenin mecbûl oldukları ru'ûnet ve huşûnet-\nlerine nazaran müstelzim-i âfât ve mahâfât olmağla zikr olunan sedd-i kebîrin bundan akdem ne vechile ta'mîr olunduğunun kayıdları tetebbû' ve istikrâ olunup sâbıklarda olduğu gibi irsâliyye hazînesinden ta'mîri ve iktizâ eden müteʿayyin mübâşirin tesyîri istisvâb ve mübtelâ oldukları kaht u galânın mümkin mertebe izâlesine sa'y ü inkibâb lâzım olmağla baʿzı sevâhil ve cezâirden tüccâr zümresi sefâin-i islâmiyyeye zehâir teşhîn ve râyici üzere götürüp ahâli-i Mısır'a fürûht etmeleri bâbında taraf taraf neşr-i (206-a) evâmir kılınmak tasvîb ve tahsîn ve hüccâc-ı Mısır'ın esnâ-yi râhda zahmet-keşîde oldukları mücerred-i hırs u tama' belâsiyle urbâna surre verilmemekden neş'et ve mâl-i irsâliyyeden mahsûb olmak üzere istid'âları olan bin yüz kise hîn-i feth-i Mısır'da i'ânet-i masârif-i mîr-hac nâmiyle kahve ferdelerine tarh olunan meblağdan havâle olunup vefâ etmediği sûretde kusûrunun dahi cihet-i nizâmı bulunmak münâsib-i vakt ü hâl ve aks-i kaziyyede baʿzı mahzûr tekevvünü mütebâdir-i ezhân-i ba'zı ricâl olduğuna binâen bundan cem'iyyetlü bir meclis tertîb olunup tekrar bu keyfiyyâtın müzâkeresi istisvâb olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı havâdisât-ı Mısriyye ve vukūʿ-ı meşveret der-dâire-i Kethüdâ-yı hazret-i âsafî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_211.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı havâdisât-ı Mısriyye ve vukūʿ-ı meşveret der-dâire-i Kethüdâ-yı hazret-i âsafî",
          "text": "Hâmil-i mevâlîd-i fiten ü ihtilâl olan Ümm-i dünyâ'dan bu esnâda tevellüd eden ahvâl-i müdhişeyi mutazammm der-i devlet-medâra arz u\nmahzar vürûd edüp me'allerinde birkaç seneden berü Mısır'da kaht u galânın zuhûru sükkânını mübtelâ-yi gürisnegî ve cûʿ ve Mısır vâlîsi sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'nın dahi İskenderiye'ye vürûdundan berü kerb ü belâ iştidâd üzere baʿzı evgād-ı nâs beyninde şe'âmet-i kadem kaziyyesi şuyûʿ ve nehy ü zecr-i avâm ve zabt-ı efvâh-ı enâm mümkin olduğundan bi'l-ittifâk müşârün-ileyh mesned-i hükûmetden (204-a) tenzîl olunduğu ve şeyhülbeled İbrâhim Bey mukaddemâ inkılâbât-ı umûr-ı Mısriyye iktizâsiyle Saʿîd cânibine azîmet ve bu esnâda bi'l-ittifâk Mısır'a avdet ve lede'l-vürûd vâlî-i Mısır-ı sâbık tarafından tevâtî-i ahâlî ile kā'imimakām nasb u taʿyîn ve vâlî-i cedîd vürûduna dek rü'yet-i umûr kendüye tenbîh ve telkîn kılındığı ve Bender-i Reşîd ve İskenderiye mâ-beynlerinde vâkiʿ sedd-i kebîr telâtüm-i bahr sebebi ile muhtâc-ı taʿmîr olup bundan akdem lede'l-keşf keyfiyyet der-i devlete arz u tahrîr ve şimdiye dek haberi karîn-i ukde-i te'hîr ve maʿâz-Allah eyyâm-ı cevelân-i Nîl'e dek termîmine mübâşeret olunmadığı hâlde hasâret-i azîmeyi mûcib olacağından başka kurâ-yı vilâyet-i Buhayre külliyyen gark ve Bender ve Reşîd ve İskenderiye numûne-nümây-i eydî-i sebâ olacağı muhakkak olmağla sedd-i mezkûrun taʿmîri içün bir an akdem binâ emîni nasb olunmak ve aktâr-ı Mısriyye sükkânı el-yevm Bahr-i sefîd cânibinden vürûd eden zehâ'ir ile sedd-i ramak-ı cûʿ eylediklerine binâen sene-i âtiyyede Mısır mîr-haccına ve Haremeyn-i şerîfeyn taraflarına iʿtâ ve irsâli muʿayyen olan zehâ'irin tedârükü veche'n-mine'l-vücûh mümkin olmayup saʿr-ı râyici üzere Bahr-i sefîd iskelelerinden zikr olunan zehâ'irin İskenderiye ve Dimyat iskelelerine nakl ve fürûhtu içün evâmir-i aliyye ısdârı ve Mısır'da vâkiʿ olan kaht u galâ takrîbi ile sene-i sâbıkada techîz-i mîr-hac mutasavver değil iken mahzâ tahsîl-i rızâ zımnında envâʿ-ı meşekkatle mîr-hac nasb olunup hubûbât ve zehâ'ir tertîb ve surre-i (204-b) şerîfe tahsîl ve vakt ü zamâniyle tesrîb olunmuşidi. Tarîk-i hacda vâkiʿ olan urbânın cemʿiyyetleri ve nehb-i hüccâcda musammem olan fesâd niyyetleri maʿlûm olduğundan caddeden udûl ve tarîk-i âhardan azîmet ile mevsim-i hacca idrâk ve vusûl müyesser olduğu ve Harb urbânı tarafından Mekke-i mükerreme'de sâkin olan muʿteberân-ı kabîle ile şerîf-i Mekke ve mîrü'l-hac akd-i meclis etmek ve beyne'l-haremeyn vâkiʿ olan aşâ'irin muʿayyenâtı verilüp te'mîn-i hüccâc zımnında verile-gelen rehinleri Mekke-i mükerreme'de ibkā ve baʿdehû taraflarına redd ve iʿtâ muʿtâd iken zikr olunan âdetin metrûkiyyeti hüccâc-ı hidâyet-müntehacın bâʿis-i insilâb-ı emniyyetleri olmağla bu keyfiyyetin dahi hüsn-i nizâma rabtı ve bu sâl-i meymenet-fâlde hüccâc-ı Mısr'ın Mekke'den hareketi hılâlinde eşrâr-ı urbân Yenbuğ kalʿasına istîlâ ve askerini ifnâ ve hüccâcı nehb ü gāret sevdâsında oldukları\nihbâr ve inhâ olunup reh-i râsıtdan azîmetde hatar u âfet vukūʿu melhûz olduğuna binâen şerîf-i Mekke-i mükerreme ile baʿde'l-meşvere Medîne-i münevvere'ye uğramaksızın mahfel-i şerîf ve hüccâc-ı hidâyet-redîf semt-i selâmete îsâl ve Medîne-i münevvere halkının matlûbları olan surre şerîf-i Mekke maʿrifetiyle mevcûd olanlara ve olmayanların vekillerine ve vekilleri olmayanların surrelerini mîr-hacc Mısır'a maʿan götürüp urbân tasallutundan şerîf-i müşârün-ileyh vâsıtasıyla kalʿa-i mezkûre tahlîs olundukda bakāyâ-yı surre ashâbına irsâl (205-a) ve kalʿa tahlîs olunmadığı hâlde sene-i âtiyede gönderileceği ve Mekke-i mükerreme'den minvâl-i muharrer üzere hareket ve Cidde yoluyla berren azîmet esnâsında eşkıyâ-yı urbân Mısır hüccâcına hayli sıklet îrâs edüp Mağrib hüccâcı mîr-hac beyin ve sâir ashâb-ı tecrübenin nasîhatlerini adem-i isgā ile Medîne-i münevvere'ye râhî ve Medîne'den cüz'î baʿîd olduklarında mutarassıd-ı fırsat olan urbân nâ-gehân üzerlerine hücûm ile emvâl ve eşyalarını nehb ü tâlân etdikleri ve tarîk-i hacda mehâzin-i zehâir olan kılaʿ mürûr-ı eyyâm ile harâb olup kılâʿ-ı mezkûreyi taʿmîr ve zahîrelerini tevfîr mevkūf-i himmet-i devlet-i ebed-masîr olmağla bu garazın husûliyçün âidât-ı muʿayyeneden mâ-ʿadâ fakat bu sene-i mübârekede bin yüz kise iʿânet olunmak ve olunmadığı sûretde mîr-haccın imkân-ı azîmeti mefkûd olacağı beyân olunmuş mîr-haccın reh-i râstdan adem-i riddeti ne hikmete mebnî olduğu ve gılâl ve muʿayyenât-ı sâirenin irsâlinde zuhûr eden ihânet ve hiyânetleri mukaddemâ Medîne-i münevvere'den vârid olan tahrîrâtda tafsîl olunduğuna binâen mevâdd-ı mezkûreye dâir Mısırlu tarafına mü'ekked evâmir-i aliyye gönderildiği bundan akdem sebt-i sahîfe-i beyân kılınmışidi. Husûsât-ı mezkûre hutûb-ı cesîmeden olup ricâl-i devlet ve erkân-ı saltanat ile birkaç meclis-i meşveret olunarak vech-i lâyıkı üzere nizâmı matlûb-ı hümâyûn olmağla binâberîn şehr-i Receb (205-b) ü'l-müreccebin yirmialtıncı pazar günü Bâbıâlî'de kethüdâ bey dâiresinde meclis-i hassü'l-hâs tertîb olunup Mısır ahâlisinin tahrîrâtı ve vâlî-i sâbıkın işbu tahrîrâtı cerh ve ilgā eden maʿrûzâtı huzzâra kırâat olundukda Mısır hüccâcını Medîne-i münevvere ziyâretinden mahrûm etmeğe sebeb olanlar beher hâl taraf-ı Devlet-i aliyye'den muʿâheze olunmak meczûm olduğundan ahâlî-i Mısır mukaddemce baʿzı mugallata ile tahdîş-i ezhân etmek vâdîlerine düşdükleri ve masârif-i hac deyü istidʿâ etdikleri meblağ taraf-ı devletden verildiği sûretde tertîb-i kadîmi ihtilâs ve iğtisâb verilmediği takdîrde mîr-haccın umûrunu rü'yetden takā'üs ile maʿâz-Allah mîr-haccın hareket edemediğini Devlet-i aliyye'ye isnâd edecekleri bî-irtiyâb ve sedd-i kebîr taʿmîri dahi cümle-i mugallatadan olup ancak adem-i mümâşât ahâlî-i mezkûrenin mecbûl oldukları ru'ûnet ve huşûnet-\nlerine nazaran müstelzim-i âfât ve mahâfât olmağla zikr olunan sedd-i kebîrin bundan akdem ne vechile ta'mîr olunduğunun kayıdları tetebbû' ve istikrâ olunup sâbıklarda olduğu gibi irsâliyye hazînesinden ta'mîri ve iktizâ eden müteʿayyin mübâşirin tesyîri istisvâb ve mübtelâ oldukları kaht u galânın mümkin mertebe izâlesine sa'y ü inkibâb lâzım olmağla baʿzı sevâhil ve cezâirden tüccâr zümresi sefâin-i islâmiyyeye zehâir teşhîn ve râyici üzere götürüp ahâli-i Mısır'a fürûht etmeleri bâbında taraf taraf neşr-i (206-a) evâmir kılınmak tasvîb ve tahsîn ve hüccâc-ı Mısır'ın esnâ-yi râhda zahmet-keşîde oldukları mücerred-i hırs u tama' belâsiyle urbâna surre verilmemekden neş'et ve mâl-i irsâliyyeden mahsûb olmak üzere istid'âları olan bin yüz kise hîn-i feth-i Mısır'da i'ânet-i masârif-i mîr-hac nâmiyle kahve ferdelerine tarh olunan meblağdan havâle olunup vefâ etmediği sûretde kusûrunun dahi cihet-i nizâmı bulunmak münâsib-i vakt ü hâl ve aks-i kaziyyede baʿzı mahzûr tekevvünü mütebâdir-i ezhân-i ba'zı ricâl olduğuna binâen bundan cem'iyyetlü bir meclis tertîb olunup tekrar bu keyfiyyâtın müzâkeresi istisvâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şa'bân-ı şerîfin altıncı isneyn günü hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde sadrıa'zam hazretleri ve kudât-ı asâkir ve uzemâ-yi ricâl-i devlet hâzır oldukları hâlde tahrîrât-ı Mısriyye ve kethüdâ bey dâiresinde mesbûk olan mübâhasât ve mülâhazât der-miyân olunup sedd-i kebîrin ta'mîrine ve münâsib olan sevâhilden zehâir irsâline dâir olan ârâ-yi sâibe huzzâr taraflarından istihsân ve Yenbuğ iskelesine urbân-ı Harbin istîlâsı takrîbi ile hüccâc-ı Mısır'ın Medîne'ye azîmetleri mümkin olmayup emniyyet-i hac içün fî-mâ-ba'd şerîf hazretlerine aşîret-i mezbûre rehin vermek bâbında Mısırlının iltimâs etdikleri evâmir mugallata kabîlinden olduğu Medîne ahâlisinin ve Harb şeyhinin vârid olan kâğıtlarından müstebân olduğu (206-b) serd ü beyân ve sinîn-i çendinden berü vâridât-ı Mısriyyeyi ümerâ ve sâir mütegallibînden olan erbâb-ı bagy ü hevâ intihâb ve hac masârifini dahi tedrîcî Devlet-i aliyye'ye tahmîl ile irtikâb-ı kâr-ı nâ-savâb edecekleri zâhir olmağla bunlara bu def'a dahi şu zemînde evâmir tahrîrinden ise mütevekkilen 'al-Allah üzerlerine hareket Devlet-i aliyye'ye mahz-ı hayrdır kelâmını nakîbü'l-eşrâf efendi sevk ve huzzâra şevk gelüp re'y-i mezkûru tasvîb ve defterdâr-ı şıkk-ı evvel Feyzi Süleyman Efendi dahi filhakīka gılâl ü mâl-i kilâr ve irsâliyye ve mevadd-ı sâirenin tanzîmi için Mısır'a me'mûr olduğumda hâmil olduğum evâmir-i aliyye hutût-ı hümâyûn ile tevşîh ve bu def'a dahi\ntarafınızdan iğmâz taʿayyün eder ise berren ve bahren üzerinize hareket olunur tehdîdât-ı şedîdesi me'âllerinde tasrîh olunmuşiken tahdîdin îkāʿı meczûmları olmadığına binâen kâr-ger olmayup bundan böyle dahi bu makūle vaʿîdât ve ihâfeden kendülere te'essür hâsıl olmayacağı bedîhî olmağla hemen nakībü'l-eşrâf efendinin dediği gibi üzerlerine hareket lâzımdır ve ahâlî-i Mısır Abdi Paşa ve Hacı Ali Paşa ve kapudan paşa hazerâtından gayri vüzerânın birinden havf etmedikleri mukaddemâ tashîh olunup kapudan paşa birkaç sefîne ile bahren ve bir muktedir kimesne dahi asâkir-i vefîre ile berren taʿyîn olundukları hâlde ulemâ ve ocaklu beylerden müşme'iz ve müteneffir zevallerini mütemennî (207-a) olmalariyle memâlîkden kutr-ı Mısrı istisfâ eyleyecekleri hüveydâdır. Ancak ibtidâ-yı emirde bir şahs-ı kaviyyü'ş-şekîme mikdâr-ı vâfî asker ile İskenderiye'de bulunmak mühim olup zîrâ İskenderiye Mısırlu yedlerinde oldukca sefîneleri limana vusûlden menʿ ederler dedikde şeyhülislâm efendi hazretleri vüzerâ-yı ʿizâmdan birinin İskenderiye'ye taʿyîn olunmasını îmâ ve sadrıazam hazretleri Dimyat'ın muhâfazası lüzûmunu inbâ eylediler. Umûr-ı Mısriyyenin minvâl-i muharrer üzere nizâmı vakt-i âsâyiş ve ferağa mevküf olduğundan gayri bu sâl-i meyâmin ittisâlin hüküm ve mevsimi dahi güzerân etmekle şimdilik mes'ûlleri müsāʿadeye karîn ve ta'mîr-i sedd içün mübâşir taʿyîn olunup umûr-ı Mısriyyenin temşiyetinde ve matlûbâtın husûlünde fî-mâ-baʿd terâhî ihtiyâr olunmamak ve olunduğu sûretde Mısır üzerine bilâ-tereddüd hareket ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı gavâyete himmet olunmak emr-i meczûm-ı devlet-i ebed-müddetdir, me'âllerinde evâmir-i ekîde ve şedîde ısdârı münâsib görülüp bundan sonra Mısır'ın esbâb-ı nizâmı ve ehl-i bagy ve şakāvetin inʿidâmı o tarafların ahvâline vukūf-ı tâmmı olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'dan istihbâr ve askere lâzım olacak zehâirin şimdiden iddihârı ile sâir mühimmâtın ikmâl ve itmâmı bâbında lâzım gelen emr-i celîlü'l-iʿtibâr tarafına hitâben ısdâr ü tisyâr olunmak savâb-dîd-i hayır-hâhân-ı devlet olmağın meclise hitâm ve müşârün-ileyhe bu zemînde Dîvân-ı hümâyûn'dan (207-b) ve makām-ı sadâretden ısdâr-ı ahkâm olundu.\nTaʿyîn-i mübâşirân be-cânib-i Mısır ve nefy-i Abdullah Efendi kâtib-i kalyonhâ-yı sâbık ve emîn-i binâ-yı sedd şüden-i Hulûsî Ali Efendi ez-hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn\n\nİttifâk-ârâ-yı devlet ile mîrhâc ihrâcı ve beher sâl lâzımü'l-irsâl olan surre ve muʿayyenât-ı sâirenin tahsîl ve vaktiyle mahalline tesyîr ve îsâli bâ-\nbında mukaddem ve kâr-güzâr bir mübâşirin cânib-i Mısır'a me'mûriyyeti muktezî olduğuna binâen sâbıkā baş-bâkî kulu olup muvakketen zabt etmek şartiyle me'mûriyyeti mukābelesinde sipâhîler ağalığı tevcîh olunan Eğribozlu İbrâhim Paşa-zâde Bekir Bey taʿyîn ve sedd-i binâ emânetine dahi umûr-ı âşinâ bir şahsın me'mûriyyeti lâzım geldiğine binâen sâbıkā kalyonlar kâtibi Doğramacı-zâde Abdullah Efendi Bâbıâlî'ye ihzâr ve dâmen-bûs-i hazret-i âsafî ile nâil-i şeref ü iʿtibâr oldukdan sonra ber-minvâl-i muharrer sedd-i binâ emâneti tarafına teklîf olundukda bâdi-i emrde kemâl-i memnûniyyet izhârıyla iktisâ-yı hilʿat edüp bu mukābelede kendüye mukābele-i suvârî pâyesi ve bilfiʿil mevkūfât mansıbı tevcîh olunduğundan gayri beş bin guruş nakden harcırâh ihsân ve Mısır'ın cizye evrâkı îsâlinden hâsıl olan menfaʿat ile dahi kîse-i iktidarı mel'ân olunmuşidi. Mûmâ-ileyh bir gün sonra Bâbıâlî'ye gelüp fesh-i azîmet etdiğini inhâ ve baʿzı aʿzâr îrâdıyla afvını istidʿâ etdiği âteş-i gazab-ı âsafîyi alev-gîr etmek der-akab Bozca adaya nefy ü iclâ olunup (208-a) hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Hulûsî Ali Efendi'ye mevkūfât mansıbı ve zikr olunan harcırâh ve Mısır'ın evrâk boğçası hizmeti verilüp sedd emâneti ünvâniyle evâhir-i şehr-i Ramazanda cânib-i Mısır'a bâd-bân-güşâ-yı azîmet oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_212.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i fetvâ-penâhî",
          "text": "İşbu Şa'bân-ı şerîfin altıncı isneyn günü hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde sadrıa'zam hazretleri ve kudât-ı asâkir ve uzemâ-yi ricâl-i devlet hâzır oldukları hâlde tahrîrât-ı Mısriyye ve kethüdâ bey dâiresinde mesbûk olan mübâhasât ve mülâhazât der-miyân olunup sedd-i kebîrin ta'mîrine ve münâsib olan sevâhilden zehâir irsâline dâir olan ârâ-yi sâibe huzzâr taraflarından istihsân ve Yenbuğ iskelesine urbân-ı Harbin istîlâsı takrîbi ile hüccâc-ı Mısır'ın Medîne'ye azîmetleri mümkin olmayup emniyyet-i hac içün fî-mâ-ba'd şerîf hazretlerine aşîret-i mezbûre rehin vermek bâbında Mısırlının iltimâs etdikleri evâmir mugallata kabîlinden olduğu Medîne ahâlisinin ve Harb şeyhinin vârid olan kâğıtlarından müstebân olduğu (206-b) serd ü beyân ve sinîn-i çendinden berü vâridât-ı Mısriyyeyi ümerâ ve sâir mütegallibînden olan erbâb-ı bagy ü hevâ intihâb ve hac masârifini dahi tedrîcî Devlet-i aliyye'ye tahmîl ile irtikâb-ı kâr-ı nâ-savâb edecekleri zâhir olmağla bunlara bu def'a dahi şu zemînde evâmir tahrîrinden ise mütevekkilen 'al-Allah üzerlerine hareket Devlet-i aliyye'ye mahz-ı hayrdır kelâmını nakîbü'l-eşrâf efendi sevk ve huzzâra şevk gelüp re'y-i mezkûru tasvîb ve defterdâr-ı şıkk-ı evvel Feyzi Süleyman Efendi dahi filhakīka gılâl ü mâl-i kilâr ve irsâliyye ve mevadd-ı sâirenin tanzîmi için Mısır'a me'mûr olduğumda hâmil olduğum evâmir-i aliyye hutût-ı hümâyûn ile tevşîh ve bu def'a dahi\ntarafınızdan iğmâz taʿayyün eder ise berren ve bahren üzerinize hareket olunur tehdîdât-ı şedîdesi me'âllerinde tasrîh olunmuşiken tahdîdin îkāʿı meczûmları olmadığına binâen kâr-ger olmayup bundan böyle dahi bu makūle vaʿîdât ve ihâfeden kendülere te'essür hâsıl olmayacağı bedîhî olmağla hemen nakībü'l-eşrâf efendinin dediği gibi üzerlerine hareket lâzımdır ve ahâlî-i Mısır Abdi Paşa ve Hacı Ali Paşa ve kapudan paşa hazerâtından gayri vüzerânın birinden havf etmedikleri mukaddemâ tashîh olunup kapudan paşa birkaç sefîne ile bahren ve bir muktedir kimesne dahi asâkir-i vefîre ile berren taʿyîn olundukları hâlde ulemâ ve ocaklu beylerden müşme'iz ve müteneffir zevallerini mütemennî (207-a) olmalariyle memâlîkden kutr-ı Mısrı istisfâ eyleyecekleri hüveydâdır. Ancak ibtidâ-yı emirde bir şahs-ı kaviyyü'ş-şekîme mikdâr-ı vâfî asker ile İskenderiye'de bulunmak mühim olup zîrâ İskenderiye Mısırlu yedlerinde oldukca sefîneleri limana vusûlden menʿ ederler dedikde şeyhülislâm efendi hazretleri vüzerâ-yı ʿizâmdan birinin İskenderiye'ye taʿyîn olunmasını îmâ ve sadrıazam hazretleri Dimyat'ın muhâfazası lüzûmunu inbâ eylediler. Umûr-ı Mısriyyenin minvâl-i muharrer üzere nizâmı vakt-i âsâyiş ve ferağa mevküf olduğundan gayri bu sâl-i meyâmin ittisâlin hüküm ve mevsimi dahi güzerân etmekle şimdilik mes'ûlleri müsāʿadeye karîn ve ta'mîr-i sedd içün mübâşir taʿyîn olunup umûr-ı Mısriyyenin temşiyetinde ve matlûbâtın husûlünde fî-mâ-baʿd terâhî ihtiyâr olunmamak ve olunduğu sûretde Mısır üzerine bilâ-tereddüd hareket ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı gavâyete himmet olunmak emr-i meczûm-ı devlet-i ebed-müddetdir, me'âllerinde evâmir-i ekîde ve şedîde ısdârı münâsib görülüp bundan sonra Mısır'ın esbâb-ı nizâmı ve ehl-i bagy ve şakāvetin inʿidâmı o tarafların ahvâline vukūf-ı tâmmı olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'dan istihbâr ve askere lâzım olacak zehâirin şimdiden iddihârı ile sâir mühimmâtın ikmâl ve itmâmı bâbında lâzım gelen emr-i celîlü'l-iʿtibâr tarafına hitâben ısdâr ü tisyâr olunmak savâb-dîd-i hayır-hâhân-ı devlet olmağın meclise hitâm ve müşârün-ileyhe bu zemînde Dîvân-ı hümâyûn'dan (207-b) ve makām-ı sadâretden ısdâr-ı ahkâm olundu.\nTaʿyîn-i mübâşirân be-cânib-i Mısır ve nefy-i Abdullah Efendi kâtib-i kalyonhâ-yı sâbık ve emîn-i binâ-yı sedd şüden-i Hulûsî Ali Efendi ez-hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn\n\nİttifâk-ârâ-yı devlet ile mîrhâc ihrâcı ve beher sâl lâzımü'l-irsâl olan surre ve muʿayyenât-ı sâirenin tahsîl ve vaktiyle mahalline tesyîr ve îsâli bâ-\nbında mukaddem ve kâr-güzâr bir mübâşirin cânib-i Mısır'a me'mûriyyeti muktezî olduğuna binâen sâbıkā baş-bâkî kulu olup muvakketen zabt etmek şartiyle me'mûriyyeti mukābelesinde sipâhîler ağalığı tevcîh olunan Eğribozlu İbrâhim Paşa-zâde Bekir Bey taʿyîn ve sedd-i binâ emânetine dahi umûr-ı âşinâ bir şahsın me'mûriyyeti lâzım geldiğine binâen sâbıkā kalyonlar kâtibi Doğramacı-zâde Abdullah Efendi Bâbıâlî'ye ihzâr ve dâmen-bûs-i hazret-i âsafî ile nâil-i şeref ü iʿtibâr oldukdan sonra ber-minvâl-i muharrer sedd-i binâ emâneti tarafına teklîf olundukda bâdi-i emrde kemâl-i memnûniyyet izhârıyla iktisâ-yı hilʿat edüp bu mukābelede kendüye mukābele-i suvârî pâyesi ve bilfiʿil mevkūfât mansıbı tevcîh olunduğundan gayri beş bin guruş nakden harcırâh ihsân ve Mısır'ın cizye evrâkı îsâlinden hâsıl olan menfaʿat ile dahi kîse-i iktidarı mel'ân olunmuşidi. Mûmâ-ileyh bir gün sonra Bâbıâlî'ye gelüp fesh-i azîmet etdiğini inhâ ve baʿzı aʿzâr îrâdıyla afvını istidʿâ etdiği âteş-i gazab-ı âsafîyi alev-gîr etmek der-akab Bozca adaya nefy ü iclâ olunup (208-a) hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Hulûsî Ali Efendi'ye mevkūfât mansıbı ve zikr olunan harcırâh ve Mısır'ın evrâk boğçası hizmeti verilüp sedd emâneti ünvâniyle evâhir-i şehr-i Ramazanda cânib-i Mısır'a bâd-bân-güşâ-yı azîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır nizâmına dâir müşârün-ileyhe tahrîr olunan evâmir-i aliyyenin vürûd eden cevâbında mahrûse-i Mısır'ın cüz'iyyât ve külliyyât-ı ahvâline ve bâ-husûs ümerâ ve ulemâ ve ocaklu ve sâir zevât-ı müteşahhısanın evzâʿ ve keyfiyyâtına ilm [ve] vukūfu alâ-vechi't-tafsîl olup tarafından dâimâ müsteşʿir ve me'mûriyyeti havfından leyl ü nehâr mutezaccır olmalariyle alenen esbâb-ı nizâm-ı Mısır'ın tehyiesine ve elzem-i levâzımdan olan zehâirin tedârüküne şurûʿ olunduğu takdirde tedârükât-ı mezkûre Mısır'ın tasfiyesine mebnî olduğunu ümerâ tahkīk ve der-akab birbiriyle rişte-i ittihâdı tevsîk edüp üzerlerine me'mûr olan seraskerin hâline nazar ile mukābele mümkin olduğu hâlde urbân ve sâir eclâf-ı nâsı celb ve mübâşir-i harb ü darb olacakları ve mukāvemetden me'yûs oldukları takdirde Mısır'da olan ehl-i bedâyiʿ ve tüccâr ve ashâb-ı servet ü yesârın mâllarını nehb ü yağma ve mencâ ittihâz etdikleri Saîd taraflarına firâr ile zahîre vürûd edecek turuk ve şevâriʿi bend ü sedd ve bu takrîb ile hıtta-i Mısır'da belâ-i kaht u galâ müşted olup süfehâ-yı halka bahâne ve belki izhâr-ı fesâd (208-b) ve fitneye tâziyâne olarak seraskerin üzerine hücûm ve buʿd-i mekân takrîbiyle ahvâl\ngayr-i ma'lûm olacağından gayri maʿâz-Allah seraskere vehn-i zarûrî tertîbiyle Mısır'ın ihtilâl ü şûru dü-bâlâ ve nizâm-ı evveline ircâ'ı tedârükât-ı kaviyyeye muhtac olacağı hüveydâ olduğundan katʿ-ı nazar Mısır'a taʿyîn olunacak seraskerin askeri muvazzaf ve mücerreb ve dâiresi halkından müretteb olup nefîr-i amm sûretinde etrâfdan isticlâb olunmuş askerin mahzûru zâhir ve dâimâ nazarları verâlarında olacağı ma'lûm-ı erbâb-ı basâir olduğu ve nizâm-ı mezkûr asker-i kesîrin vücûduna gayr-i muhtâc ve mücerred bu dâ-i müzmin hüsn-i tedbîr ile kābil-i ilâc olmağla hâl ü şânı zikr etdiğimiz vech-i vecîh üzere olan serasker-i reşîd ve nebîhin Mısır'a azîmeti mütehakkik oldukda zahîre ve mühimmât-ı mukteziyyeyi alâ-vechi'l-ikmâl ihzâra himmet ve verâda gāile kalmamak içün Gazze ve Remle'den hareket etdiği gibi ol-havâlide mukîm olan urbânı mazhar-ı nevâziş ve istimâlet eyleyerek tarafına celb ve te'mîn-i tarîk ü derb etmek mühimm idüğü ve mısr-ı nâdiretü'l-asr misillû bir mülk-i kesîretü'l-cedvâ ümerâ nâmında olan bugāt ve eşkıyâ yedlerinde kalup menâfiʿ ve murâfakati nefislerine ihtisâs ile hevâlarına sarf u istihlâk ve muʿayyenâtını iʿtâ ve istîfâda özr-i leng îrâdiyle hürmet-i itâʿat ve âdâb-ı ubûdiyeti intihâk etmeleri dâmen-i gayreti çâk çâk ve hirmen-i sabr u tahammülü sûz-nâk edüp tarafeyne (209-a) tahrîr olunan evâmir-i aliyyede her ne kadar nizâm-ı Mısır'a dâir me'mûriyetine delâlet eder nass-ı sarîh yoğise dahi devlet-i ebed-müddete olan fart-ı ihlâs ve ubûdiyeti iktizâsiyle bu kâr-ı düşvârın vech-i eshel üzere inhilâlini müteʿahhid olduğu ve bu sâl-i huceste-fâlde kasd-ı iğfâl ile Mısırlunun mes'ûlât ve müstedʿayâtına Devlet-i aliyye'nin müsâʿadesi isâbet olup bi-meşiyyeti'l-Bârî azze ve celle müşârün-ileyh nizâm-ı Mısır'a me'mûr olduğu hâlde sâir vüzerâ gibi akçe ve sâir matâlib ile Devlet-i aliyye'yi taʿcîz etmeyeceğinden gayri nizâm-ı Mısır'a muvaffak oldukda tevellî-i Mısır'a hasr-ı maksad etmeksizin Şam ve Sayda ve Mısır mansıblarının her kangısı hakkında irâde olunur ise ser-be-zemîn-i itâʿat ve inkıyâd olacağın îmâ ve Mısır'ın ulemâ ve ocaklusu ile ihtilât-ı kadîmi olmakdan nâşî tarafına meyl ü muhabbetleri nümâyân ve ümerâdan ahâli fi'l-asıl rû-gerdân ve zevâl ve izmihlâllerini cûyân ve bâ-husûs hâric-i Mısır'da olan ümerânın ednâ vaʿd ü vaʿîd ile istimâleleri peyveste-i hayyiz-i imkân olmağla bu makūle tedbîr-i dil-pezîr ile Mısır'da el-yevm sâlik-i meslek-i muhâlefet olan eşhâs ve erâzilin şeml-i cemʿiyyetleri tefrîk ve köhne libâs-ı kibr ü ruʿûnetleri temzîk olunmak eltâf-ı İlâhiyyeden gayri müstebʿad olduğu ve Gazze ve Remle beyâbân-ı Mısriyye'nin ibtidâ-yi hudûdunda vâkiʿ olup Mısır'a lâzım mühimmât dahi zikr olunan mahallerde tertîb olunmak muktezî idüğüne binâen sâhiblerinden iltizâm (209-b) ve tarafından birer mütesellim nasb olunduğu takdirde Mısır'ın hu-\nsûl-i nısf-ı nizâmını îhâm etmiş vezîr-i müşârün-ileyhin temhîd etdiği mukaddemât-ı hâl-i zamâneye muvâfık ve mülâhazât-ı vükelâ-yi devlete mutabık olduğuna binâen ol-vechile harekete himmet etmesi ve Gazze ve Remle'nin ashâbı müteferrik ve iltizâm-ı temessükleri tez elden ahz ve ferden-ferdâ bedelleri iʿtâ olunmak vakte mütevakkıf olduğu mütehakkik olmağla baʿde edâü'l-hac madde-i mezkûrenin tanzîmine mübâderet olunacağı tarafına tahrîr olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı tahrîrât ez-cânib-i Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa berâ-yi umûr-ı Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_213.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı tahrîrât ez-cânib-i Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa berâ-yi umûr-ı Mısriyye",
          "text": "Mısır nizâmına dâir müşârün-ileyhe tahrîr olunan evâmir-i aliyyenin vürûd eden cevâbında mahrûse-i Mısır'ın cüz'iyyât ve külliyyât-ı ahvâline ve bâ-husûs ümerâ ve ulemâ ve ocaklu ve sâir zevât-ı müteşahhısanın evzâʿ ve keyfiyyâtına ilm [ve] vukūfu alâ-vechi't-tafsîl olup tarafından dâimâ müsteşʿir ve me'mûriyyeti havfından leyl ü nehâr mutezaccır olmalariyle alenen esbâb-ı nizâm-ı Mısır'ın tehyiesine ve elzem-i levâzımdan olan zehâirin tedârüküne şurûʿ olunduğu takdirde tedârükât-ı mezkûre Mısır'ın tasfiyesine mebnî olduğunu ümerâ tahkīk ve der-akab birbiriyle rişte-i ittihâdı tevsîk edüp üzerlerine me'mûr olan seraskerin hâline nazar ile mukābele mümkin olduğu hâlde urbân ve sâir eclâf-ı nâsı celb ve mübâşir-i harb ü darb olacakları ve mukāvemetden me'yûs oldukları takdirde Mısır'da olan ehl-i bedâyiʿ ve tüccâr ve ashâb-ı servet ü yesârın mâllarını nehb ü yağma ve mencâ ittihâz etdikleri Saîd taraflarına firâr ile zahîre vürûd edecek turuk ve şevâriʿi bend ü sedd ve bu takrîb ile hıtta-i Mısır'da belâ-i kaht u galâ müşted olup süfehâ-yı halka bahâne ve belki izhâr-ı fesâd (208-b) ve fitneye tâziyâne olarak seraskerin üzerine hücûm ve buʿd-i mekân takrîbiyle ahvâl\ngayr-i ma'lûm olacağından gayri maʿâz-Allah seraskere vehn-i zarûrî tertîbiyle Mısır'ın ihtilâl ü şûru dü-bâlâ ve nizâm-ı evveline ircâ'ı tedârükât-ı kaviyyeye muhtac olacağı hüveydâ olduğundan katʿ-ı nazar Mısır'a taʿyîn olunacak seraskerin askeri muvazzaf ve mücerreb ve dâiresi halkından müretteb olup nefîr-i amm sûretinde etrâfdan isticlâb olunmuş askerin mahzûru zâhir ve dâimâ nazarları verâlarında olacağı ma'lûm-ı erbâb-ı basâir olduğu ve nizâm-ı mezkûr asker-i kesîrin vücûduna gayr-i muhtâc ve mücerred bu dâ-i müzmin hüsn-i tedbîr ile kābil-i ilâc olmağla hâl ü şânı zikr etdiğimiz vech-i vecîh üzere olan serasker-i reşîd ve nebîhin Mısır'a azîmeti mütehakkik oldukda zahîre ve mühimmât-ı mukteziyyeyi alâ-vechi'l-ikmâl ihzâra himmet ve verâda gāile kalmamak içün Gazze ve Remle'den hareket etdiği gibi ol-havâlide mukîm olan urbânı mazhar-ı nevâziş ve istimâlet eyleyerek tarafına celb ve te'mîn-i tarîk ü derb etmek mühimm idüğü ve mısr-ı nâdiretü'l-asr misillû bir mülk-i kesîretü'l-cedvâ ümerâ nâmında olan bugāt ve eşkıyâ yedlerinde kalup menâfiʿ ve murâfakati nefislerine ihtisâs ile hevâlarına sarf u istihlâk ve muʿayyenâtını iʿtâ ve istîfâda özr-i leng îrâdiyle hürmet-i itâʿat ve âdâb-ı ubûdiyeti intihâk etmeleri dâmen-i gayreti çâk çâk ve hirmen-i sabr u tahammülü sûz-nâk edüp tarafeyne (209-a) tahrîr olunan evâmir-i aliyyede her ne kadar nizâm-ı Mısır'a dâir me'mûriyetine delâlet eder nass-ı sarîh yoğise dahi devlet-i ebed-müddete olan fart-ı ihlâs ve ubûdiyeti iktizâsiyle bu kâr-ı düşvârın vech-i eshel üzere inhilâlini müteʿahhid olduğu ve bu sâl-i huceste-fâlde kasd-ı iğfâl ile Mısırlunun mes'ûlât ve müstedʿayâtına Devlet-i aliyye'nin müsâʿadesi isâbet olup bi-meşiyyeti'l-Bârî azze ve celle müşârün-ileyh nizâm-ı Mısır'a me'mûr olduğu hâlde sâir vüzerâ gibi akçe ve sâir matâlib ile Devlet-i aliyye'yi taʿcîz etmeyeceğinden gayri nizâm-ı Mısır'a muvaffak oldukda tevellî-i Mısır'a hasr-ı maksad etmeksizin Şam ve Sayda ve Mısır mansıblarının her kangısı hakkında irâde olunur ise ser-be-zemîn-i itâʿat ve inkıyâd olacağın îmâ ve Mısır'ın ulemâ ve ocaklusu ile ihtilât-ı kadîmi olmakdan nâşî tarafına meyl ü muhabbetleri nümâyân ve ümerâdan ahâli fi'l-asıl rû-gerdân ve zevâl ve izmihlâllerini cûyân ve bâ-husûs hâric-i Mısır'da olan ümerânın ednâ vaʿd ü vaʿîd ile istimâleleri peyveste-i hayyiz-i imkân olmağla bu makūle tedbîr-i dil-pezîr ile Mısır'da el-yevm sâlik-i meslek-i muhâlefet olan eşhâs ve erâzilin şeml-i cemʿiyyetleri tefrîk ve köhne libâs-ı kibr ü ruʿûnetleri temzîk olunmak eltâf-ı İlâhiyyeden gayri müstebʿad olduğu ve Gazze ve Remle beyâbân-ı Mısriyye'nin ibtidâ-yi hudûdunda vâkiʿ olup Mısır'a lâzım mühimmât dahi zikr olunan mahallerde tertîb olunmak muktezî idüğüne binâen sâhiblerinden iltizâm (209-b) ve tarafından birer mütesellim nasb olunduğu takdirde Mısır'ın hu-\nsûl-i nısf-ı nizâmını îhâm etmiş vezîr-i müşârün-ileyhin temhîd etdiği mukaddemât-ı hâl-i zamâneye muvâfık ve mülâhazât-ı vükelâ-yi devlete mutabık olduğuna binâen ol-vechile harekete himmet etmesi ve Gazze ve Remle'nin ashâbı müteferrik ve iltizâm-ı temessükleri tez elden ahz ve ferden-ferdâ bedelleri iʿtâ olunmak vakte mütevakkıf olduğu mütehakkik olmağla baʿde edâü'l-hac madde-i mezkûrenin tanzîmine mübâderet olunacağı tarafına tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethüdâ bey dâiresinde vâkiʿ olan meşveret-i hâssü'l-hâsda ve kavm-i tatara dâir baʿzı ebhâs güzerân edüp bir madde-i müstakille-i azîme olduğundan Mısır maddesine mezci münâsib görülmeyüp bir mukâyele-i münferide iʿtibâriyle ebhâs-ı mezkûre silk-i sutüre keşîde kılındı. Bucak arâzisi ve Tumbasar havâlisi kable's-sefer tâife-i tatara makarr olup hânlar taraflarından Bucak seraskeri nâmiyle selâtîn-i Cengiziyyeden biri üzerlerine taʿyîn olunup âdet-i maʿlûmeleri üzere umûrlarını rü'yet ve izhâr-ı lâzıme-i hükümet eder idi. El-yevm Bucak'da sâkin ve bir tarafdan fevc fevc vürûd ve içtimâʿ eden tavâifin üzerlerinde hâkim-i hâsim olmayup hargele-i güsiste-mihâr gibi halîʿü'l-izâr geşt ü güzâr ve âdâb-ı itâʿati ferâmuş eyleyerek lede'l-iktizâ istihdâmları müşkil ve düşvâr olduğu ve iklîm-i Kırım giriftâr-ı dest-i adüvv-i le'îm olduğuna binâen tavâif-i tatar perîşân ve hükümetleriyle sinîn-i çendinden berü (210-a) kesb-i taʿayyün ve unvân eden hânan u selâtîn usret-i husûl-i ümniyye ile mübtelâ-yi ye's ü hırmân ve bu hâl ile tatarı iʿmâl edemeyecekleri müstağnî ani'l-beyân olduğu ve Tumbasar voyvodalarından mukaddemâ kavm-i mezkûrun keyfiyyetleri istikşâf olundukda el-yevm mevcûd olanlara rû-yi dil gösterilüp haklarında teklîf-i anîf ber-taraf ve hidemât-ı matlûbe aheff olarak bâʿis-i emniyyet ve bâdi-i âsâyiş ve refâhiyyetleri tahsîl olunduğu hâlde vaktiyle tatardan bir asker-i kesîf tertîb olunacağı tahrîr olunduğuna binâen istimâle ve isticlâb-ı hâtırlarına mübâderet olunmuşidi. Bundan sonra hân-ı esbak Selim Giray Hân birkaç defa der-i devlet-medâra tahrîr gönderüp selâtîn-i Cengiziyyenin baʿzıları hilâf-ı rızâ harekete cesâret ve zimâm-ı hükümetleri bir şahs-ı mutasallıt ve kâsırın yedinde olmadığından yek-diğere izhâr-ı nahvet ve etrâfa itâle-i dest-i mazarrat etmeleriyle bunları zabt ve lüzûm hâlinde bir hizmetde bulunmak şartiyle cümleye sergerde olmak husûsunu istidʿâ ve selâtîn-i Cengiziyyenin sâl-hûrde ve maʿiyyetlerinden baʿzıları dahi bu imtiyâzın taraflarına tahsîsini niyâz ve ricâ etmişler idi. Ol vakit beyt-i ankebûtdan ehven olan serbesiyyet-i tatar\nşurûtuna henüz halel-i küllî târî olmadığı içün vikāyeten li'l-ahd iğmâz olunup fakat selâtînin defʿ-i tecâvüz ve taʿaddîleriyçün cümlenin esenn ve akdemi olan hân-ı müşârün-ileyhe makām-ı sadâretden mektûb tahrîr ve iʿtâ (210-b) ve el-hâletü-hâzihi serbesiyyet-i tatar Moskovlu'nun Kırım'a istîlâları hasebiyle mülgā olduğuna binâen hânedân-ı Cengiziyyenin ihyâsı ve Bucak ve sâir mahallerde ihtişâd eden kabâil-i tatarın vaktiyle iʿmâl ve istihdâmları irâdesiyle Selim Giray veyâhud selâtînden biri tatara serasker ve sergerde nasb olunup Bucak'da ikāmet ve maʿîşet olmak üzere Tumbasar hassı tarafına taʿyîn olunmak eğerçi zebân-güzâr-ı ehl-i meşveret oldu. Ancak tatara serasker taʿyîninde Rusyalu'nun ne makūle mevâniʿ îrâd edecekleri mechûl ve mümânaʿat kaydında oldukları sûretde ahden cevâb-ı maʿkūl verilmek her çend mümkin ise dahi taraflarından mukābele bi'l-misl vukūʿ bulmak muktezâ-yı tabiʿatleri olmağla Şahin Giray ve Bahadır Giray'ı veyâhud selâtînden birini ikdâr ve Kırım'dan müteferrik Anadolu taraflarında olan kabâile hân nasb etmek veyâhud adem-i iltizâm sûretleriyle hufyeten bir cânibe taslît etmek vâridât-ı hatırdandır. Tavâif-i mezkûre filhakīka fettân ve nâdân ve diyânetlerinde cüz'î sebâtları olmayup hutām-ı dünyâyı nekāve-i matlab و لكل مذهب يذهب kabîlinden olduklarından gayri âkıbet-i hâli tefekkür ve başlarına gelen ukūbetleri tezekkür-i şânları olmayup ber-takrîb tahsîl-i emniyyet ve bâ-husûs üzerlerine sergerde nasbiyle nâil-i şeref ve rağbet olurlar ise gâh çapul ve gâh düzdâne vazʿ-ı hareket ile münâzaʿaya illet ve tahte'r-remâd pinhân olan nâr-ı ateş ve harbin bî-hengâm tevakkud ve ıztırâmiyle infisâh ve şurût-ı müsâlahaya (211-a) sebeb olacakları ednâ mülâhaza ile maʿlûm olduğundan gayri Bucak arazisi Boğdan toprağıyla meşâʿ olup tâife-i mezkûreye bu vechile istiklâl verilüp yüz bulduklarında Boğdan reʿâyâsına cevr ü taʿaddî ve baʿzı emlâk ve arâzi zabtına tasaddî edecekleri ve Rusyalu ile memleketeyn ahvâline dâir olan ahd iktizâsiyle keyfiyyet-i mezkûre bâʿis-i kīl ü kāl ve belki mûcib-i ceng ü cidâl olacağı zâhirdir. Rusyalu'nun serbesiyyet-i tatarda olan ısrârı ve Kırım'a müstevlî olduğu hînde daʿvâ-yı bâtıl menʿ-i fesâd-ı tatar iken bakā-yı ahd esnâsında tâife-i mezkûreye minvâl-i muharrer üzere istiklâl verilmek hasmın tatar husûsunda mesbûk olan daʿvâsını hâtırına ihtâr kabîlinden olacağı ebhâsı baʿzı terdîdât ve tevcîhât-ı âhar ile beyne'l-huzzâr güzâreş-pezîr olup mâdde-i mezkûrenin nizâmı gayr-i müstaʿcel ve Devlet-i aliyye'ye Hak sübhâne ve teʿâlâ kuvvet ve tevfîk ihsân edüp aʿdâ ile muhârebeye istiʿdâd-ı tâm geldikde o zamân nizâmı eshel olduğu emrinde ittifâk ve mahsûl-i meşveret maʿrûz-ı dergâh-ı süreyyâ-nitāk oldukda lüzûm u iktizâ vaktinde tatara serkerde nasbi re'y-i hasen ve şimdilik tevkîfi mahzûrât-ı sâbıkaya na-\nzaran müstahsen olup ancak a'dânın bu sırra vukūfu zarar-ı ʿâcil ve âcili müstevcib ve bu mübâhese ve tasavvurun ketm ü ihfâsı vâcib olduğu şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn nassından müstefâd ve ehl-i meşveret ihfâ-yı mahsûl-i meclisde yek-sâk-ı ittihâd oldular. (211-b)",
          "caption": "Ahvâl-i Tatar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_214.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Tatar",
          "text": "Kethüdâ bey dâiresinde vâkiʿ olan meşveret-i hâssü'l-hâsda ve kavm-i tatara dâir baʿzı ebhâs güzerân edüp bir madde-i müstakille-i azîme olduğundan Mısır maddesine mezci münâsib görülmeyüp bir mukâyele-i münferide iʿtibâriyle ebhâs-ı mezkûre silk-i sutüre keşîde kılındı. Bucak arâzisi ve Tumbasar havâlisi kable's-sefer tâife-i tatara makarr olup hânlar taraflarından Bucak seraskeri nâmiyle selâtîn-i Cengiziyyeden biri üzerlerine taʿyîn olunup âdet-i maʿlûmeleri üzere umûrlarını rü'yet ve izhâr-ı lâzıme-i hükümet eder idi. El-yevm Bucak'da sâkin ve bir tarafdan fevc fevc vürûd ve içtimâʿ eden tavâifin üzerlerinde hâkim-i hâsim olmayup hargele-i güsiste-mihâr gibi halîʿü'l-izâr geşt ü güzâr ve âdâb-ı itâʿati ferâmuş eyleyerek lede'l-iktizâ istihdâmları müşkil ve düşvâr olduğu ve iklîm-i Kırım giriftâr-ı dest-i adüvv-i le'îm olduğuna binâen tavâif-i tatar perîşân ve hükümetleriyle sinîn-i çendinden berü (210-a) kesb-i taʿayyün ve unvân eden hânan u selâtîn usret-i husûl-i ümniyye ile mübtelâ-yi ye's ü hırmân ve bu hâl ile tatarı iʿmâl edemeyecekleri müstağnî ani'l-beyân olduğu ve Tumbasar voyvodalarından mukaddemâ kavm-i mezkûrun keyfiyyetleri istikşâf olundukda el-yevm mevcûd olanlara rû-yi dil gösterilüp haklarında teklîf-i anîf ber-taraf ve hidemât-ı matlûbe aheff olarak bâʿis-i emniyyet ve bâdi-i âsâyiş ve refâhiyyetleri tahsîl olunduğu hâlde vaktiyle tatardan bir asker-i kesîf tertîb olunacağı tahrîr olunduğuna binâen istimâle ve isticlâb-ı hâtırlarına mübâderet olunmuşidi. Bundan sonra hân-ı esbak Selim Giray Hân birkaç defa der-i devlet-medâra tahrîr gönderüp selâtîn-i Cengiziyyenin baʿzıları hilâf-ı rızâ harekete cesâret ve zimâm-ı hükümetleri bir şahs-ı mutasallıt ve kâsırın yedinde olmadığından yek-diğere izhâr-ı nahvet ve etrâfa itâle-i dest-i mazarrat etmeleriyle bunları zabt ve lüzûm hâlinde bir hizmetde bulunmak şartiyle cümleye sergerde olmak husûsunu istidʿâ ve selâtîn-i Cengiziyyenin sâl-hûrde ve maʿiyyetlerinden baʿzıları dahi bu imtiyâzın taraflarına tahsîsini niyâz ve ricâ etmişler idi. Ol vakit beyt-i ankebûtdan ehven olan serbesiyyet-i tatar\nşurûtuna henüz halel-i küllî târî olmadığı içün vikāyeten li'l-ahd iğmâz olunup fakat selâtînin defʿ-i tecâvüz ve taʿaddîleriyçün cümlenin esenn ve akdemi olan hân-ı müşârün-ileyhe makām-ı sadâretden mektûb tahrîr ve iʿtâ (210-b) ve el-hâletü-hâzihi serbesiyyet-i tatar Moskovlu'nun Kırım'a istîlâları hasebiyle mülgā olduğuna binâen hânedân-ı Cengiziyyenin ihyâsı ve Bucak ve sâir mahallerde ihtişâd eden kabâil-i tatarın vaktiyle iʿmâl ve istihdâmları irâdesiyle Selim Giray veyâhud selâtînden biri tatara serasker ve sergerde nasb olunup Bucak'da ikāmet ve maʿîşet olmak üzere Tumbasar hassı tarafına taʿyîn olunmak eğerçi zebân-güzâr-ı ehl-i meşveret oldu. Ancak tatara serasker taʿyîninde Rusyalu'nun ne makūle mevâniʿ îrâd edecekleri mechûl ve mümânaʿat kaydında oldukları sûretde ahden cevâb-ı maʿkūl verilmek her çend mümkin ise dahi taraflarından mukābele bi'l-misl vukūʿ bulmak muktezâ-yı tabiʿatleri olmağla Şahin Giray ve Bahadır Giray'ı veyâhud selâtînden birini ikdâr ve Kırım'dan müteferrik Anadolu taraflarında olan kabâile hân nasb etmek veyâhud adem-i iltizâm sûretleriyle hufyeten bir cânibe taslît etmek vâridât-ı hatırdandır. Tavâif-i mezkûre filhakīka fettân ve nâdân ve diyânetlerinde cüz'î sebâtları olmayup hutām-ı dünyâyı nekāve-i matlab و لكل مذهب يذهب kabîlinden olduklarından gayri âkıbet-i hâli tefekkür ve başlarına gelen ukūbetleri tezekkür-i şânları olmayup ber-takrîb tahsîl-i emniyyet ve bâ-husûs üzerlerine sergerde nasbiyle nâil-i şeref ve rağbet olurlar ise gâh çapul ve gâh düzdâne vazʿ-ı hareket ile münâzaʿaya illet ve tahte'r-remâd pinhân olan nâr-ı ateş ve harbin bî-hengâm tevakkud ve ıztırâmiyle infisâh ve şurût-ı müsâlahaya (211-a) sebeb olacakları ednâ mülâhaza ile maʿlûm olduğundan gayri Bucak arazisi Boğdan toprağıyla meşâʿ olup tâife-i mezkûreye bu vechile istiklâl verilüp yüz bulduklarında Boğdan reʿâyâsına cevr ü taʿaddî ve baʿzı emlâk ve arâzi zabtına tasaddî edecekleri ve Rusyalu ile memleketeyn ahvâline dâir olan ahd iktizâsiyle keyfiyyet-i mezkûre bâʿis-i kīl ü kāl ve belki mûcib-i ceng ü cidâl olacağı zâhirdir. Rusyalu'nun serbesiyyet-i tatarda olan ısrârı ve Kırım'a müstevlî olduğu hînde daʿvâ-yı bâtıl menʿ-i fesâd-ı tatar iken bakā-yı ahd esnâsında tâife-i mezkûreye minvâl-i muharrer üzere istiklâl verilmek hasmın tatar husûsunda mesbûk olan daʿvâsını hâtırına ihtâr kabîlinden olacağı ebhâsı baʿzı terdîdât ve tevcîhât-ı âhar ile beyne'l-huzzâr güzâreş-pezîr olup mâdde-i mezkûrenin nizâmı gayr-i müstaʿcel ve Devlet-i aliyye'ye Hak sübhâne ve teʿâlâ kuvvet ve tevfîk ihsân edüp aʿdâ ile muhârebeye istiʿdâd-ı tâm geldikde o zamân nizâmı eshel olduğu emrinde ittifâk ve mahsûl-i meşveret maʿrûz-ı dergâh-ı süreyyâ-nitāk oldukda lüzûm u iktizâ vaktinde tatara serkerde nasbi re'y-i hasen ve şimdilik tevkîfi mahzûrât-ı sâbıkaya na-\nzaran müstahsen olup ancak a'dânın bu sırra vukūfu zarar-ı ʿâcil ve âcili müstevcib ve bu mübâhese ve tasavvurun ketm ü ihfâsı vâcib olduğu şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn nassından müstefâd ve ehl-i meşveret ihfâ-yı mahsûl-i meclisde yek-sâk-ı ittihâd oldular. (211-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rusyalu'nun müceddeden binâ etdikleri Hereson kalʿası pîşgâhında ve Kırım limanlarında kebîr ü sagīr otuz-kırk pâre sefîneleri ve Azak câniblerinde dahi beher hâl donanmaları olduğundan gayri Leh derûnunda Keyfo havâlisinde taburları olduğu mesmûʿ ve her sene Alikorne taraflarında eğerçi birkaç sefîneden müretteb donanmalarının karârı âdet gibi olup ancak bu esnâda bahr-i Baltık'dan onaltı kıtʿa kebîr ceng sefîneleri Sebte boğazından içerü duhûl etmek havâdisi şuyûʿ ve şimdiye dek Alikorne'ye vusûlleri muhtemel olmağla gerek Akdeniz'de ve gerek Karadeniz'de Moskovlu'nun bu kadar sefâini hazır bulunmak âhar düvelin aleyhine olduğu ve bâb-ı muhârebe meftûh olmak lâzım gelür ise korsan ve tüccâr sefînelerinden katı çok sefâin mesfûrlara munzam ve âhar devletlerden dahi kendülere imdâd olunmak gayri mübhem olmağla rekîz-i zamîrleri olan melʿaneti icrâya niyyet eyledikleri hâlde bu cemʿiyyet ile Rumeli ve Anadolu sâhillerine îsâl-i hasâr ve Devlet-i aliyye'nin tüccâr sefînelerini geşt ü güzârdan menʿ edecekleri âşikâr olup Devlet-i aliyye'nin mevcûd olan donanması aʿdânın donanmasından akall-i kalîl ve mukābele iktizâ etdikde esbâb-ı âdiyeye nazaran adem-i kifâyeti vâreste-i delîl olmağla mukābeleten li'l-hasm kesîr-i süfün-i islâmiyyeye himmet vâcibât-ı umûrdan olduğu ve hasmın donanmasına göre bahr-i Sefîd ve Siyâh'a başka başka donanmalar (212-a) tertîbi lüzûmundan başka Akdeniz içün iktizâ eden donanma mükemmel ve bî-kusûr ihrâc olundukdan sonra zikr olunan donanmaya hem-pâ ve kuvvet-i kalb olmak üzere misli bir donanma tertîb ve Bahr-i sefîd boğazında hareket eder gibi âmâde ve Karadeniz tertîbi dahi ayni ile bu vech üzere olup şimdiden tedârük ve tanzîmine sarf-ı irâde olunmak husûsları kezâlik erkân-ı devlet beyninde müzâkere ve nice kīl ü kālden sonra el-yevm Devlet-i aliyye'nin mevcûdu olan kırk kıtʿa kalyon baʿzı tasarrufât ile yüze iblâğ ve gāyet kesîr görülen masârifi dahi bir kalıba ifrâğ olunup mühimmât ve edevâtı şimdiden ihzâr ve tetmîm ve askerîsi öteden berü ahvâl-i deryâ ile âşinâ olan yeniçeriyân ortalarından tanzîm olunmak tasmîm olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Donanma",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_215.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Donanma",
          "text": "Rusyalu'nun müceddeden binâ etdikleri Hereson kalʿası pîşgâhında ve Kırım limanlarında kebîr ü sagīr otuz-kırk pâre sefîneleri ve Azak câniblerinde dahi beher hâl donanmaları olduğundan gayri Leh derûnunda Keyfo havâlisinde taburları olduğu mesmûʿ ve her sene Alikorne taraflarında eğerçi birkaç sefîneden müretteb donanmalarının karârı âdet gibi olup ancak bu esnâda bahr-i Baltık'dan onaltı kıtʿa kebîr ceng sefîneleri Sebte boğazından içerü duhûl etmek havâdisi şuyûʿ ve şimdiye dek Alikorne'ye vusûlleri muhtemel olmağla gerek Akdeniz'de ve gerek Karadeniz'de Moskovlu'nun bu kadar sefâini hazır bulunmak âhar düvelin aleyhine olduğu ve bâb-ı muhârebe meftûh olmak lâzım gelür ise korsan ve tüccâr sefînelerinden katı çok sefâin mesfûrlara munzam ve âhar devletlerden dahi kendülere imdâd olunmak gayri mübhem olmağla rekîz-i zamîrleri olan melʿaneti icrâya niyyet eyledikleri hâlde bu cemʿiyyet ile Rumeli ve Anadolu sâhillerine îsâl-i hasâr ve Devlet-i aliyye'nin tüccâr sefînelerini geşt ü güzârdan menʿ edecekleri âşikâr olup Devlet-i aliyye'nin mevcûd olan donanması aʿdânın donanmasından akall-i kalîl ve mukābele iktizâ etdikde esbâb-ı âdiyeye nazaran adem-i kifâyeti vâreste-i delîl olmağla mukābeleten li'l-hasm kesîr-i süfün-i islâmiyyeye himmet vâcibât-ı umûrdan olduğu ve hasmın donanmasına göre bahr-i Sefîd ve Siyâh'a başka başka donanmalar (212-a) tertîbi lüzûmundan başka Akdeniz içün iktizâ eden donanma mükemmel ve bî-kusûr ihrâc olundukdan sonra zikr olunan donanmaya hem-pâ ve kuvvet-i kalb olmak üzere misli bir donanma tertîb ve Bahr-i sefîd boğazında hareket eder gibi âmâde ve Karadeniz tertîbi dahi ayni ile bu vech üzere olup şimdiden tedârük ve tanzîmine sarf-ı irâde olunmak husûsları kezâlik erkân-ı devlet beyninde müzâkere ve nice kīl ü kālden sonra el-yevm Devlet-i aliyye'nin mevcûdu olan kırk kıtʿa kalyon baʿzı tasarrufât ile yüze iblâğ ve gāyet kesîr görülen masârifi dahi bir kalıba ifrâğ olunup mühimmât ve edevâtı şimdiden ihzâr ve tetmîm ve askerîsi öteden berü ahvâl-i deryâ ile âşinâ olan yeniçeriyân ortalarından tanzîm olunmak tasmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem sebeb-i maʿlûm ile kâr-sâzân-ı devlet-i ebed-bünyâna itâle-i lisân ve hirmen-i râhat u âsâyişine hod-be-hod şerâre-feşân olup Âsitâne'den tard u tecnîb ve evlâd ü iyâliyle Mudanya'ya nefy ü tağrîb olunan Mudanyalı-zâde'nin semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerine kıdem-i taʿalluku olmakdan nâşî karîb ü baʿîd manzûr u mashûbu ve bâ-husûs müderrisînden oğlu Mehmed Saʿîd Efendi müşârün-ileyhe mukaddemâ mektûbî olup bu esbâb ile kayd-ı nefîden ser-âzâd olması akdem-i matlûbu idi. Ber-muktezâ-yı tasârîf-i rûzgâr müşârün-ileyh hazretleri bu esnâda riyâset-i ilmiyye ve meşîhat-i islâmiyye ile hâiz-i rehîne-i (212-b) istibşâr oldukları gibi şeyh-i merkūmun ibkā-yı meşîhatiyle ıtlâkını bâ-telhîs niyâz eylediler şeyh-i merkūm nefy olunduğu hînde Hüdâyî tekyesi gavsü'l-vâsılîn ve senedü'l-ârifîn Dülger-zâde Efendi hazretlerine teklîf-i ʿanîf ile ihâle olunup bâtın u zâhirleri maʿmûr bahr-i vecd ve istiğrâka mağmûr bir zât-ı Bistâmî-şuʿûr olduklarına binâen tekyeden tahrîk ve izʿâcları mûcib-i inkisâr-ı derûnları olacağı mülâhazalariyle telhîs-i mezkûre taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i mülûkâneden müsâʿade olunmayup te'hîri irâde olundukda ibtidâ takdîm etdiğimiz telhîsdir. Red ve adem-i isʿâfı bâ'is-i sukût-ı iʿtibâr u rağbet ve mûcib-i noksâniyyet-i hürmet ü izzetimizdir diyerek niyâzda ısrâr ve bi'l-âhire şeyh-i mezkûru ıtlâk etdirdüp tekyeyi dahi tevcîh ve der-akab tarafına âdem îsâl ve Âsitâne-i saʿâdet'e geldiği gibi müşârün-ileyh hazretleri büyük kavukluların birini Dülger-zâde Efendi'ye irsâl edüp Beşiktaş'da olan zâviyelerine rücûʿlarını tenbîh etdiklerinde şeyh-i mûmâ-ileyhin bir seneden berü infâs-ı kudsiyyesinden istifâza eden mürîdân ve dervişânın bu muvahhiş-i peyâmdan feryâd u figânları tanîn-endâz-ı kubbe-i gerdûn ve buʿd-ı sûrî vukūʿundan her biri dil-hûn ve mahzûn olup şeyh efendi dahi deryânın şiddet-i telâtumundan bahs ile ferden Beşiktaş'a mürûr eyleyeceklerini inbâ ve «bundan sonra bizi bir dahi bu tekyeye şeyh ederler, lâkin kabûl etmeyiz» kelâmını îmâ buyurduklarını meclisleriyle müşerref olan (213-a) kibâr-ı nâsdan baʿzı zevât nakl ü rivâyet ve ber-minvâl-i muharrer yevm-i mezkûrun ferdâsı karşuya mürûr ve azîmet ile zâviye-i kadîmelerine nûr-bahş-ı vusûl ve Mudanyalı-zâde dahi Hüdâyî tekyesine gelüp muʿâmele-i sâbıkası ile meşgûl oldu.",
          "caption": "Afv u ıtlâk-ı Mudanyavî-zâde ve ibkā-yi meşîhat-i o",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_216.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Afv u ıtlâk-ı Mudanyavî-zâde ve ibkā-yi meşîhat-i o",
          "text": "Bundan akdem sebeb-i maʿlûm ile kâr-sâzân-ı devlet-i ebed-bünyâna itâle-i lisân ve hirmen-i râhat u âsâyişine hod-be-hod şerâre-feşân olup Âsitâne'den tard u tecnîb ve evlâd ü iyâliyle Mudanya'ya nefy ü tağrîb olunan Mudanyalı-zâde'nin semâhatlû şeyhülislâm efendi hazretlerine kıdem-i taʿalluku olmakdan nâşî karîb ü baʿîd manzûr u mashûbu ve bâ-husûs müderrisînden oğlu Mehmed Saʿîd Efendi müşârün-ileyhe mukaddemâ mektûbî olup bu esbâb ile kayd-ı nefîden ser-âzâd olması akdem-i matlûbu idi. Ber-muktezâ-yı tasârîf-i rûzgâr müşârün-ileyh hazretleri bu esnâda riyâset-i ilmiyye ve meşîhat-i islâmiyye ile hâiz-i rehîne-i (212-b) istibşâr oldukları gibi şeyh-i merkūmun ibkā-yı meşîhatiyle ıtlâkını bâ-telhîs niyâz eylediler şeyh-i merkūm nefy olunduğu hînde Hüdâyî tekyesi gavsü'l-vâsılîn ve senedü'l-ârifîn Dülger-zâde Efendi hazretlerine teklîf-i ʿanîf ile ihâle olunup bâtın u zâhirleri maʿmûr bahr-i vecd ve istiğrâka mağmûr bir zât-ı Bistâmî-şuʿûr olduklarına binâen tekyeden tahrîk ve izʿâcları mûcib-i inkisâr-ı derûnları olacağı mülâhazalariyle telhîs-i mezkûre taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i mülûkâneden müsâʿade olunmayup te'hîri irâde olundukda ibtidâ takdîm etdiğimiz telhîsdir. Red ve adem-i isʿâfı bâ'is-i sukût-ı iʿtibâr u rağbet ve mûcib-i noksâniyyet-i hürmet ü izzetimizdir diyerek niyâzda ısrâr ve bi'l-âhire şeyh-i mezkûru ıtlâk etdirdüp tekyeyi dahi tevcîh ve der-akab tarafına âdem îsâl ve Âsitâne-i saʿâdet'e geldiği gibi müşârün-ileyh hazretleri büyük kavukluların birini Dülger-zâde Efendi'ye irsâl edüp Beşiktaş'da olan zâviyelerine rücûʿlarını tenbîh etdiklerinde şeyh-i mûmâ-ileyhin bir seneden berü infâs-ı kudsiyyesinden istifâza eden mürîdân ve dervişânın bu muvahhiş-i peyâmdan feryâd u figânları tanîn-endâz-ı kubbe-i gerdûn ve buʿd-ı sûrî vukūʿundan her biri dil-hûn ve mahzûn olup şeyh efendi dahi deryânın şiddet-i telâtumundan bahs ile ferden Beşiktaş'a mürûr eyleyeceklerini inbâ ve «bundan sonra bizi bir dahi bu tekyeye şeyh ederler, lâkin kabûl etmeyiz» kelâmını îmâ buyurduklarını meclisleriyle müşerref olan (213-a) kibâr-ı nâsdan baʿzı zevât nakl ü rivâyet ve ber-minvâl-i muharrer yevm-i mezkûrun ferdâsı karşuya mürûr ve azîmet ile zâviye-i kadîmelerine nûr-bahş-ı vusûl ve Mudanyalı-zâde dahi Hüdâyî tekyesine gelüp muʿâmele-i sâbıkası ile meşgûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârün-ileyhin birkaç mâhdan berü mizâcı münharif ve bu esnâda hatfe enfihi cânib-i Âhiret'e mutasarrıf olduğu haberi der-i devlet-medâra mün'akis olup müteveffâ-yi müşârün-ileyhin etbâʿ ve levâhıkı vâfir ve mevti sebebi ile dâire ve cemʿiyyetinin müteşettit olacağı zâhir olup yine bu hânedândan birinin şemʿ-i bahtı îkād olunmak dâiresinin adem-i teferrukuna ve hükm etdiği mahallerin bakā-yı nizâmına illet olacağı mülâhazalariyle müteveffâ-yi müşârün-ileyhin veled-i erşedi ve hayâtında katı çok umûrunun medâr-ı temşiyeti olan kapucu-başı Battal Hüseyin Bey'e avâtıf-ı aliyye-i hazret-i tâcdârîden rütbe-i vâlâ-yı vezâretle Erzurum eyâleti ve cânib-i mezbûr seraskerliği işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmidördüncü günü tevcîh ve ihsân ve müteveffâ-yi müşârün-ileyhin bî-ser ü sâmân ve mahzûn ve nâlân kalan havâşî ve mensûbatı bu vesîle-i cemîle ile şâdmân kılındı. Tercüme: Müteveffâ-yi müşârün-ileyh Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Fatsalı Ahmed Ağa'nın ferzend-i ercümendi olup bin yüz otuzüç târîhinde tafsîl-i müfredât-ı dünyaya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan şehr-i dilârâ-yı İstanbul'da (213-b) Yeşilli-oğlu Sarayı semtlerinde mütevellid olup terʿaru'l-şebâb-ı akabinde Canik tarafına azîmet ve riyâset ve siyasete müteʿallik ahvâli semîr-i tabîʿat eyleyerek tahsîl-i meleke ve kābiliyyet etmişidi. Birâderi Vezîr Süleyman Paşa'dan sonra Canik'e muhassıl ve fart-ı mehâbet ve havfından gerden-keşân-ı etrâf-ı pâ-der-gil olup o hılâlde Gürcistan'a taʿyîn ve me'mûriyyet-i mezkûrede izhâr-ı sebât ve temkîn ve seferler esnâsında dahi mîrî askeriyle Hotin tarafına me'mûr ve Rıdvançe cenginde berâber bulunup küffâr ile rû-be-rû keşâkeşde iken küffârın galebesi zuhûr ve asker-i islâm kerr ü ferr ile meşgûl olduğu hâlde atdan düşüp giriftâr-ı kayd-ı îsâr olmağa az kalmış iken saff-der-i vegā merhûm Abaza Mehmed Paşa yetişüp tahlîsine himmet ile îsâl-i cânib-i selâmet eylediği muʿarekede hâzır olanların maʿlûmu olup Halîl Paşa senesi dahi mu-asker-i hümâyûnda mevcûd olduğundan kudreti kadar izhâr-ı metânet ve bi-takdîri'llâhi teʿâlâ vukūʿ-ı hezîmet esnâsında İsmâil'e gelüp küffârın kasaba-i mezkûreye vürûdundan akdem Tulca semtine güzâr ve bilâ-istîzân vilâyeti tarafına bâd-ban-küşâ-yı azîmet olup tarafından bu vechile âsâr-ı cübn ü ihânet bedîdâr olmuşidi. Bundan sonra merâtib-i istiʿdâdı mükemmel olarak rütbe-i vezârete nâil ve Canik taraflarında olan muʿârızlarının baʿzısını tarafına imâle ve baʿzısını\nber-takrîb ile muzmahill etdikden sonra Trabzon'u dahi baʿzı şurût ile ber-vech-i mâlikâne uhdesine kayd etdirdüp hitta-i mezkûreyi (214a) gereği gibi istısfâ ve defʿ-i eşkıyâ ve nizâm-ı belde ve enhâda irâet-i yed-i tûlâ edüp baʿd-ezîn taraf-ı devletden Kırım seraskeri nasbiyle Karadeniz donanması maʿiyyetine verilmişidi. İklîm-i Kırım'da hak budur ki ibrâz-ı merdânegî ve celâdet ile devlete azîm hizmet ve tabûr-ı aʿdâyı birkaç defʿa tefrîk ve tedmîr ve o hilâlde sulh vukūʿ bulmasa Kırım külliyyen istihlâs olunur idi. Baʿzı mevsûkü'l-kelim kimesneler ihbâr ve takrîr ve Darendeli Mehmed Paşa merhûmun sadâretinde sânîyen Kırım'a serasker ve Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretleri dahi müşârün-ileyhe refîk-i zafer-rehber olup bî-husûl-i maslahat avdet \"Kellâ inne'l-insâne leyatğâ en ra'âhü'stuğnâ\" medlûl-i şerîfi üzere vefret-i mâl ve husûl-i amâl müşârün-ileyhi vâdî-i nahvet ve ucb-a ilkā ve ednâ madde içün Devlet-i aliyye'ye nâz u delâl ve râyiha-i garaz şemm olunan mes'ûlâtının encâhında zuhûr eden terâhî ve iğmâz-ı devlete dil-teng olarak hâric ez-hadd tahrîrât-ı bed irsâl ve beşyüz yıldan berü te'yîdât-ı hak ve meded-kârî-i feyyâz-ı mutlak ile mümehhed ve müşeyyed olan Devlet-i aliyye'nin kavâid ve kavânîni tehcîn ve mahsûs nizâm-ı mülke dâir âmiyâne risâle te'lîf edüp mesâlib-i devlet ve maʿâyib-i erkân-ı saltanat ile derûnunu teşhîn ve efrâd-ı askeriyyeye mizâc-ı vakte muğāyir merâtib ve hudûd taʿyîn ve daʿvâ-yı istiklâl ve istibdâd ile vâdî-i itāʿatden pâ-keşîde tehâlüf olanların tavırlarını irâet ile fesâd-ı derûnunu tebyîn eylediğinden gayrı Çapar-oğlu (214b) Mustafa Bey ile mübâğaza ve münâfeseleri hadd-i gâyete resîde ve merkumun izâlesini irâde etmekle müşârün-ileyh vazʿ-ı nâ-hemvârına nazaran vakten mine'l-evkāt tarafından muhâlefet ve şakk-ı asâ hâletleri zuhûr etmek mahsûs olduğundan mîr-i merkūma nihânî iʿânet ve müsâʿade olunduğundan fazla bir kaç defʿa makām-ı sadâretden müşârün-ileyhe pend ü nasîhat olunup müfîd olmadığından kāʿide-i devlet üzere istîsâline kasd u niyyet ve udvâ cânı olan mîr-i merkūm ale'l-gafle üzerine taslît olunduğu maʿlûm oldukda sekr-i câm-ı gurûrdan ifâkat ve delâlet-i akl ü dirâyet ile mukābeleden mücânebet ve hâzır olan keştîler ile Kırım cânibine firâr sûretinde azîmet edüp sinîn-i çendinden berü mâlik olduğu emvâl-i ferâvân ve taʿdâdında acz-i muhâsibân-ı zamân nümâyân olan nukūd-ı bî-hadd ü pâyân nehb-gerde-i eyâdî-i düzdân olup İzzet Mehmed Paşa merhûmun sadâretinde sahîfe-i cürmüne kalem-i afv keşîde ve vezâreti ibkāsıyla şukûfe-i ikbâli nev-demîde kılındıkdan sonra zabt ve fürûht olunan emlâk ve mukātaʿâtı kemâkân redd ve meşhûr olan sülme-i zarar u kedd bu iltifât ile münsedd kılınup az vakitde sâye-i Devlet-i aliyye'de hey'et-i ûlâsını iktisâb ve fî-mâ-baʿd mecbûl olduğu tavr-ı istiğnâ ve anefeden dâmen-keş-i\nictinâb olarak merkez-i itâʿatde kā'im ve emr ü nehy-i devleti ısğâya câzim olup ancak zevâl-i kadr ü şânına illet add etdiği Çapar-zâde'den ahz-i intikām dâʿiyesiyle leyl ü nehâr idâre-i perkâr-ı (215a) efkâr eyleyerek bast-ı hibâl-i ihtiyâl ve baʿzı vesâ'it ile memlûklerini baʿde'l-ifsâd merkūmu iktinâs ve iğtiyâl ve kātillerin müşârün-ileyh tarafına firâr ve ilticâları kaziyyede medhali ve maddede eli olduğuna dâl olup ve bu takrîb ile teşeffî-i gayz eylediği ve bundan sonra Erzurum eyâletiyle cânib-i mezbûr seraskerliği tarafına tevcîh olunup bir müddet hıtta-i merkümede bi'l-istiklâl kâr-fermâ ve bu esnâda hülûl-i ecel mevʿûdiyle terk-i dâr-ı fenâ eyledi. Müşârün-ileyh şiddet-i batş u siyâsetle meşhûr ve müsâʿade-i baht-ı saht ile her emr-i müşkil kendüye emr-i meysûr olup zabt-ı asâkirde misli nâdîde ve mehâbetinden zaleme gürûhunun zehreleri derîde olduğundan gayri bir mahalden bir mahalle azîmetinde maʿiyyetinde olan asâkirden biri ehl-i raʿiyyetin hılâline vazʿ-ı yed etmek muhâl ve bir ıkāl içün bir dâ'ireyi ifnâ etmek indinde lâzıme-i siyâseti istikmâl olmağla umûrunda dâ'imâ mutabassır ve re'y ü tedbîrinde olan isâbeti zâhir olduğundan gayri kuvvet-i mâliyye ve askeriyye ile mevsûf ve beş-on gün zarfında otuz kırk bin asker cemʿ etmek ednâ işâretine mevkūf olup sedd-i rahne-i mülkiyyeye medâr ve zâtiyle iftihâr olunur bir vezîr-i nâmdâr olduğundan fazla Devlet-i aliyye'nin rükn ü rekîni ve âcâm-ı maʿârik ve hurûbun leys-i arîni idi. Ancak terk-i salât ile müştehir ve sefk-i dimâ ile müftehir olup ikāle-i aserât ile gayr-i me'lûf ve kalb-i müstevî tūl-i ameliyle (215b) mevsûf idi. Tecâveza Allahü an seyyi'âtihi.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Vezîr Elhac Ali Paşa vâlî ve serasker-i Erzurum ve ihsân-ı vezâret be-veledeş Battal Hüseyin Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_217.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Vezîr Elhac Ali Paşa vâlî ve serasker-i Erzurum ve ihsân-ı vezâret be-veledeş Battal Hüseyin Bey",
          "text": "Vezîr-i müşârün-ileyhin birkaç mâhdan berü mizâcı münharif ve bu esnâda hatfe enfihi cânib-i Âhiret'e mutasarrıf olduğu haberi der-i devlet-medâra mün'akis olup müteveffâ-yi müşârün-ileyhin etbâʿ ve levâhıkı vâfir ve mevti sebebi ile dâire ve cemʿiyyetinin müteşettit olacağı zâhir olup yine bu hânedândan birinin şemʿ-i bahtı îkād olunmak dâiresinin adem-i teferrukuna ve hükm etdiği mahallerin bakā-yı nizâmına illet olacağı mülâhazalariyle müteveffâ-yi müşârün-ileyhin veled-i erşedi ve hayâtında katı çok umûrunun medâr-ı temşiyeti olan kapucu-başı Battal Hüseyin Bey'e avâtıf-ı aliyye-i hazret-i tâcdârîden rütbe-i vâlâ-yı vezâretle Erzurum eyâleti ve cânib-i mezbûr seraskerliği işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmidördüncü günü tevcîh ve ihsân ve müteveffâ-yi müşârün-ileyhin bî-ser ü sâmân ve mahzûn ve nâlân kalan havâşî ve mensûbatı bu vesîle-i cemîle ile şâdmân kılındı. Tercüme: Müteveffâ-yi müşârün-ileyh Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Fatsalı Ahmed Ağa'nın ferzend-i ercümendi olup bin yüz otuzüç târîhinde tafsîl-i müfredât-ı dünyaya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan şehr-i dilârâ-yı İstanbul'da (213-b) Yeşilli-oğlu Sarayı semtlerinde mütevellid olup terʿaru'l-şebâb-ı akabinde Canik tarafına azîmet ve riyâset ve siyasete müteʿallik ahvâli semîr-i tabîʿat eyleyerek tahsîl-i meleke ve kābiliyyet etmişidi. Birâderi Vezîr Süleyman Paşa'dan sonra Canik'e muhassıl ve fart-ı mehâbet ve havfından gerden-keşân-ı etrâf-ı pâ-der-gil olup o hılâlde Gürcistan'a taʿyîn ve me'mûriyyet-i mezkûrede izhâr-ı sebât ve temkîn ve seferler esnâsında dahi mîrî askeriyle Hotin tarafına me'mûr ve Rıdvançe cenginde berâber bulunup küffâr ile rû-be-rû keşâkeşde iken küffârın galebesi zuhûr ve asker-i islâm kerr ü ferr ile meşgûl olduğu hâlde atdan düşüp giriftâr-ı kayd-ı îsâr olmağa az kalmış iken saff-der-i vegā merhûm Abaza Mehmed Paşa yetişüp tahlîsine himmet ile îsâl-i cânib-i selâmet eylediği muʿarekede hâzır olanların maʿlûmu olup Halîl Paşa senesi dahi mu-asker-i hümâyûnda mevcûd olduğundan kudreti kadar izhâr-ı metânet ve bi-takdîri'llâhi teʿâlâ vukūʿ-ı hezîmet esnâsında İsmâil'e gelüp küffârın kasaba-i mezkûreye vürûdundan akdem Tulca semtine güzâr ve bilâ-istîzân vilâyeti tarafına bâd-ban-küşâ-yı azîmet olup tarafından bu vechile âsâr-ı cübn ü ihânet bedîdâr olmuşidi. Bundan sonra merâtib-i istiʿdâdı mükemmel olarak rütbe-i vezârete nâil ve Canik taraflarında olan muʿârızlarının baʿzısını tarafına imâle ve baʿzısını\nber-takrîb ile muzmahill etdikden sonra Trabzon'u dahi baʿzı şurût ile ber-vech-i mâlikâne uhdesine kayd etdirdüp hitta-i mezkûreyi (214a) gereği gibi istısfâ ve defʿ-i eşkıyâ ve nizâm-ı belde ve enhâda irâet-i yed-i tûlâ edüp baʿd-ezîn taraf-ı devletden Kırım seraskeri nasbiyle Karadeniz donanması maʿiyyetine verilmişidi. İklîm-i Kırım'da hak budur ki ibrâz-ı merdânegî ve celâdet ile devlete azîm hizmet ve tabûr-ı aʿdâyı birkaç defʿa tefrîk ve tedmîr ve o hilâlde sulh vukūʿ bulmasa Kırım külliyyen istihlâs olunur idi. Baʿzı mevsûkü'l-kelim kimesneler ihbâr ve takrîr ve Darendeli Mehmed Paşa merhûmun sadâretinde sânîyen Kırım'a serasker ve Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretleri dahi müşârün-ileyhe refîk-i zafer-rehber olup bî-husûl-i maslahat avdet \"Kellâ inne'l-insâne leyatğâ en ra'âhü'stuğnâ\" medlûl-i şerîfi üzere vefret-i mâl ve husûl-i amâl müşârün-ileyhi vâdî-i nahvet ve ucb-a ilkā ve ednâ madde içün Devlet-i aliyye'ye nâz u delâl ve râyiha-i garaz şemm olunan mes'ûlâtının encâhında zuhûr eden terâhî ve iğmâz-ı devlete dil-teng olarak hâric ez-hadd tahrîrât-ı bed irsâl ve beşyüz yıldan berü te'yîdât-ı hak ve meded-kârî-i feyyâz-ı mutlak ile mümehhed ve müşeyyed olan Devlet-i aliyye'nin kavâid ve kavânîni tehcîn ve mahsûs nizâm-ı mülke dâir âmiyâne risâle te'lîf edüp mesâlib-i devlet ve maʿâyib-i erkân-ı saltanat ile derûnunu teşhîn ve efrâd-ı askeriyyeye mizâc-ı vakte muğāyir merâtib ve hudûd taʿyîn ve daʿvâ-yı istiklâl ve istibdâd ile vâdî-i itāʿatden pâ-keşîde tehâlüf olanların tavırlarını irâet ile fesâd-ı derûnunu tebyîn eylediğinden gayrı Çapar-oğlu (214b) Mustafa Bey ile mübâğaza ve münâfeseleri hadd-i gâyete resîde ve merkumun izâlesini irâde etmekle müşârün-ileyh vazʿ-ı nâ-hemvârına nazaran vakten mine'l-evkāt tarafından muhâlefet ve şakk-ı asâ hâletleri zuhûr etmek mahsûs olduğundan mîr-i merkūma nihânî iʿânet ve müsâʿade olunduğundan fazla bir kaç defʿa makām-ı sadâretden müşârün-ileyhe pend ü nasîhat olunup müfîd olmadığından kāʿide-i devlet üzere istîsâline kasd u niyyet ve udvâ cânı olan mîr-i merkūm ale'l-gafle üzerine taslît olunduğu maʿlûm oldukda sekr-i câm-ı gurûrdan ifâkat ve delâlet-i akl ü dirâyet ile mukābeleden mücânebet ve hâzır olan keştîler ile Kırım cânibine firâr sûretinde azîmet edüp sinîn-i çendinden berü mâlik olduğu emvâl-i ferâvân ve taʿdâdında acz-i muhâsibân-ı zamân nümâyân olan nukūd-ı bî-hadd ü pâyân nehb-gerde-i eyâdî-i düzdân olup İzzet Mehmed Paşa merhûmun sadâretinde sahîfe-i cürmüne kalem-i afv keşîde ve vezâreti ibkāsıyla şukûfe-i ikbâli nev-demîde kılındıkdan sonra zabt ve fürûht olunan emlâk ve mukātaʿâtı kemâkân redd ve meşhûr olan sülme-i zarar u kedd bu iltifât ile münsedd kılınup az vakitde sâye-i Devlet-i aliyye'de hey'et-i ûlâsını iktisâb ve fî-mâ-baʿd mecbûl olduğu tavr-ı istiğnâ ve anefeden dâmen-keş-i\nictinâb olarak merkez-i itâʿatde kā'im ve emr ü nehy-i devleti ısğâya câzim olup ancak zevâl-i kadr ü şânına illet add etdiği Çapar-zâde'den ahz-i intikām dâʿiyesiyle leyl ü nehâr idâre-i perkâr-ı (215a) efkâr eyleyerek bast-ı hibâl-i ihtiyâl ve baʿzı vesâ'it ile memlûklerini baʿde'l-ifsâd merkūmu iktinâs ve iğtiyâl ve kātillerin müşârün-ileyh tarafına firâr ve ilticâları kaziyyede medhali ve maddede eli olduğuna dâl olup ve bu takrîb ile teşeffî-i gayz eylediği ve bundan sonra Erzurum eyâletiyle cânib-i mezbûr seraskerliği tarafına tevcîh olunup bir müddet hıtta-i merkümede bi'l-istiklâl kâr-fermâ ve bu esnâda hülûl-i ecel mevʿûdiyle terk-i dâr-ı fenâ eyledi. Müşârün-ileyh şiddet-i batş u siyâsetle meşhûr ve müsâʿade-i baht-ı saht ile her emr-i müşkil kendüye emr-i meysûr olup zabt-ı asâkirde misli nâdîde ve mehâbetinden zaleme gürûhunun zehreleri derîde olduğundan gayri bir mahalden bir mahalle azîmetinde maʿiyyetinde olan asâkirden biri ehl-i raʿiyyetin hılâline vazʿ-ı yed etmek muhâl ve bir ıkāl içün bir dâ'ireyi ifnâ etmek indinde lâzıme-i siyâseti istikmâl olmağla umûrunda dâ'imâ mutabassır ve re'y ü tedbîrinde olan isâbeti zâhir olduğundan gayri kuvvet-i mâliyye ve askeriyye ile mevsûf ve beş-on gün zarfında otuz kırk bin asker cemʿ etmek ednâ işâretine mevkūf olup sedd-i rahne-i mülkiyyeye medâr ve zâtiyle iftihâr olunur bir vezîr-i nâmdâr olduğundan fazla Devlet-i aliyye'nin rükn ü rekîni ve âcâm-ı maʿârik ve hurûbun leys-i arîni idi. Ancak terk-i salât ile müştehir ve sefk-i dimâ ile müftehir olup ikāle-i aserât ile gayr-i me'lûf ve kalb-i müstevî tūl-i ameliyle (215b) mevsûf idi. Tecâveza Allahü an seyyi'âtihi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç gün mukaddem Selânik sancağı bir seneye karîb bir zamandan berü Mısır'da maʿzûlen mukīm olan sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa hazretlerine ve Hanya sâbıkā Belgrad muhâfızı Vezîr Sırrı Selîm Paşa'ya tevcîh olunmuş idi. İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi dokuzuncu Çarşamba günü Selânik Sırrı Selîm Paşa'ya ve Hanya Silâhdâr Mehmed Paşa hazretlerine tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Selânik be-Vezîr Sırrı Selîm Paşa ve Hanya be-sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_218.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Selânik be-Vezîr Sırrı Selîm Paşa ve Hanya be-sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa",
          "text": "Birkaç gün mukaddem Selânik sancağı bir seneye karîb bir zamandan berü Mısır'da maʿzûlen mukīm olan sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa hazretlerine ve Hanya sâbıkā Belgrad muhâfızı Vezîr Sırrı Selîm Paşa'ya tevcîh olunmuş idi. İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi dokuzuncu Çarşamba günü Selânik Sırrı Selîm Paşa'ya ve Hanya Silâhdâr Mehmed Paşa hazretlerine tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Ramazânü'l-mübârekin onüçüncü Çarşamba günü sulb-i pâkîze-i hazret-i şehriyârîden lâyık-ı tâc u taht bir şehzâde-i civân-baht zuhûr edüp taraf-ı hümâyûndan ism-i sâmîsi Sultân Mahmûd ünvâniyle tesmiye ve\ngülbin-i şöhretleri Adlî mahlası ile tenmiye buyurulup mu'tâd üzere top şenliği ve sâir levâzım-ı sürûr ve şâdmânî icrâ olundukdan sonra üç gece ale't-tevâlî deryâ donanması dahi tenbîh olunmağla cebeci-başı ve Topcu-başı ve tersâne emîni taraflarından ihtimâm ve bir kaç gün zarfında zikr olunan donanma itmâm olunup işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirminci Perşembe gecesi tertîb-i mezkûr üzere her sınıf san'at-ı âteş-bâzların icrâ ve temâşâ kasdiyle müctemi' olan nâsın kesretinden rû-yi deryâ mânend-i basît-i gabrâ olup bu sûr-ı müstevcibi'l-hubûrdan aʻlâ ve ednâ nâil-i aksâ'l-gāye meserret ve hass u amm vâsıl-ı ser-menzil-i ferhat oldukları hâlde devâm-ı ömr-i devlet-i pâdişâhî (216-a) ve zuhûr ve bakā-i zerârî-i şehinşâhî da'vâtına muvâzib oldular. Vilâdet-i pür-beşâret-i hümâyûnlarına bu çâkerlerinin söylediği târîhdir: Nazm: Târîh dedi vak'anüvis-i devleti cevherle târîhin / Ne ziynetli bu Adlî mahlası Sultân Mahmûd'a. Nesren: «Hakk-ı Ramazan» lafzeyn-i mübârekeyni dahi târîh-i vâki' ve nice menâfi'-i hayriye-i kesîreyi câmi' olduğu bî-iştibâhdır.",
          "caption": "Vilâdet-i şehzâde Sultân Mahmûd-ı Adlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_219.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i şehzâde Sultân Mahmûd-ı Adlî",
          "text": "İşbu şehr-i Ramazânü'l-mübârekin onüçüncü Çarşamba günü sulb-i pâkîze-i hazret-i şehriyârîden lâyık-ı tâc u taht bir şehzâde-i civân-baht zuhûr edüp taraf-ı hümâyûndan ism-i sâmîsi Sultân Mahmûd ünvâniyle tesmiye ve\ngülbin-i şöhretleri Adlî mahlası ile tenmiye buyurulup mu'tâd üzere top şenliği ve sâir levâzım-ı sürûr ve şâdmânî icrâ olundukdan sonra üç gece ale't-tevâlî deryâ donanması dahi tenbîh olunmağla cebeci-başı ve Topcu-başı ve tersâne emîni taraflarından ihtimâm ve bir kaç gün zarfında zikr olunan donanma itmâm olunup işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirminci Perşembe gecesi tertîb-i mezkûr üzere her sınıf san'at-ı âteş-bâzların icrâ ve temâşâ kasdiyle müctemi' olan nâsın kesretinden rû-yi deryâ mânend-i basît-i gabrâ olup bu sûr-ı müstevcibi'l-hubûrdan aʻlâ ve ednâ nâil-i aksâ'l-gāye meserret ve hass u amm vâsıl-ı ser-menzil-i ferhat oldukları hâlde devâm-ı ömr-i devlet-i pâdişâhî (216-a) ve zuhûr ve bakā-i zerârî-i şehinşâhî da'vâtına muvâzib oldular. Vilâdet-i pür-beşâret-i hümâyûnlarına bu çâkerlerinin söylediği târîhdir: Nazm: Târîh dedi vak'anüvis-i devleti cevherle târîhin / Ne ziynetli bu Adlî mahlası Sultân Mahmûd'a. Nesren: «Hakk-ı Ramazan» lafzeyn-i mübârekeyni dahi târîh-i vâki' ve nice menâfi'-i hayriye-i kesîreyi câmi' olduğu bî-iştibâhdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyhin nefy olunduğu Soğucak'a vusûlu haberi vârid olduğu esnâlarda şehzâde-i civân-baht Sultân Mahmûd mehd-i ârâ-yi vücûd olup meserret-i vilâdet-i şüfeʻâsma bâ'is-i cesâret olduğuna binâen afv u ıtlâkı esbâbına teşebbüs olunarak vukūʻ bulan zellesi mazhar-ı safh-ı cemîl ve tahliye-i sebîli ile evlâd ü ıyâli nâil-i sürûr-ı cezîl kılındı.",
          "caption": "Afv u ıtlâk-ı İsmetî İsmâîl Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_220.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Afv u ıtlâk-ı İsmetî İsmâîl Efendi",
          "text": "Mûmâ-ileyhin nefy olunduğu Soğucak'a vusûlu haberi vârid olduğu esnâlarda şehzâde-i civân-baht Sultân Mahmûd mehd-i ârâ-yi vücûd olup meserret-i vilâdet-i şüfeʻâsma bâ'is-i cesâret olduğuna binâen afv u ıtlâkı esbâbına teşebbüs olunarak vukūʻ bulan zellesi mazhar-ı safh-ı cemîl ve tahliye-i sebîli ile evlâd ü ıyâli nâil-i sürûr-ı cezîl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Bosna eyâleti tevcîh olunan Vezîr İsmâîl Paşa mansıbına dâhil olmazdan mukaddem mat'ûnen vefât haberi şehr-i mezkûrun on sekizinci isneyn gecesi der-i devlet-medâra vâsıl olup mahlûl olan Bosna eyâleti hâlâ İnebahtı muhâfızı olan Vezîr Moralı Ahmed Paşa'ya ve İnebahtı Karaman vâlisi Vezîr Defterdâr El-hâc Mustafa Paşa'ya ve Karaman eyâleti Musul vâlisi Vezîr Timur Paşa'ya ve Musul eyâleti Bağdâd vâlisinin\narz u niyâzı üzere mukaddemâ mîrimîrânlık verilen Abdülbâkî Paşa'ya tevcîh ve i'tâ ve iki gün mukaddem Rumeli vâlisi Abdi Paşa'nın dahi mansıbı ibkā olundu.\nTercüme: Vezîr-i müşârün-ileyh ehl-i hırfetden bir şahsın oğlu olup bin yüz elliiki târîhinde Âsitâne-i saʿâdet'de mütevellid ve taklîb-i sahâif-i düreng-i subh u mesâ ile derece-i şebâba mütesâid oldukda (216-b) Galata Sarayı'na çerâğ ve baʿzı maʿârif tahsîli ile âteş-endâz-ı hırmen-i batālet ve ferâğ olup kesb etdiği kemâlâtın semeresini müşâhedeye dehrin müsâʿadesi bedîdâr ve zerrîn-sivâr-ı sâʿad-i ikbâli olan hutûtun birkaç nevʿini baʿzı maʿârif-perver zevât hüdâvendigâr-ı sâbık merhûma arz u irâet ile hakkında emtâr-ı mülûkâneyi hâstekâr olduklarında derhâl Saray-ı cedîd'de vâkiʿ hazîne hüddâmmına ilhâk olunup çok geçmeden bahtiyâr ve saʿâdet-i tāliʿi kendüye kafadâr olarak sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'ya kesb-i taʿalluk ve intisâb ve bir zaman duhânî ve haftânî hizmetleriyle kâmyâb ve tenhâlarda baʿzı umûr-ı muʿazzama istişâresiyle re'y ü tedbîrini istisvâb edüp bu vechile hâsıl olan kurbiyetini birâderlerini adem-i tahammül ile dâireden vücûdunu istiskāl ve defi bâbında tertîb-i envâʿ-ı merk ü âl eyledikleri esnâda ser-kitâbetî yamaklığı mahlûl olup bir müddetden sonra müşârün-ileyhin iʿânet ve imdâdiyle ser-kitâbetini ihrâz etmişidi. Zâtında mevdûʿ olan rüşd ü reviyyet ve fıtretinden merkûz olan cevdet-i karîha ve seciyyet muktezâsınca gûn-be-gûn derece-i iʿtibârı müzdâd ve mazhariyyet-i enzâr-ı mülûkâne ile hazîne kethüdâlığı rütbe-i vâlâsına isʿâd buyurulup mâhiyyet ve istiʿdâdı müteveffâ Halîl Paşa'nın maʿlûmu olduğuna binâen Enderûn-ı hümâyûndan ihrâcını semîr-i zamîr (217-a) ve baʿzı mukaddemât ile hakkında kârger olan nazar-ı mülûkâneyi ve şeref-i kurbiyyet ve ittisâlden müşârün-ileyhi tecnîb ve tebʿîd edüp mansıbı olan İnebahtı'ya vâsıl olmazdan mukaddem me'mûriyyetini tecdîd ve bi'l-iktizâ Sofya serliğini tevcîh ve bir müddetden sonra azl ve İsmâʿîl seraskerliğine vasl etdikden sonra sadr-ı müşârün-ileyhin zevâl ve izmihlâli vukūʿ ve hakkında câygîr olan gezend ü zararı medfûʿ olup o esnâda Bosna eyâletine nâil ve kürsî-i memleketine vâsıl olmazdan mukaddem minvâl-i muharrer üzere ke's-i himâmı mütenâvil oldu. Müşârün-ileyh ihtirâʿ-ı âlât-ı harbiyyede mâhir ve görüp işitdiği sanâyiʿi icrâda misli nâdir hezâr-fen etvârı müstahsen dânâ-yı şân-ı vezâret ve ârif-i kavânîn-i saltanat bir vezîr-i rûşen-zamîr idi. Füshat-i ecel ve vüsʿat-i ömr-i müstelzimü'l-emel ile bir zaman taşrada geşt ü güzâr ve ahvâl ve etvâr-ı halkı bi'n-nefs tecrübe ve ihtiyâr etse idi Devlet-i aliyye'nin katı çok işine yarayacağı zâhir idi.",
          "caption": "Vefât-ı vâli-i Bosna ve vukūʻ-ı tebdîlât-ı menâsıb-ı vüzerâ ve tevcîh-i eyâlet-i Musul be-Abdülbâkî Paşa ez-mîr-i mîrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_221.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı vâli-i Bosna ve vukūʻ-ı tebdîlât-ı menâsıb-ı vüzerâ ve tevcîh-i eyâlet-i Musul be-Abdülbâkî Paşa ez-mîr-i mîrân",
          "text": "Bundan akdem Bosna eyâleti tevcîh olunan Vezîr İsmâîl Paşa mansıbına dâhil olmazdan mukaddem mat'ûnen vefât haberi şehr-i mezkûrun on sekizinci isneyn gecesi der-i devlet-medâra vâsıl olup mahlûl olan Bosna eyâleti hâlâ İnebahtı muhâfızı olan Vezîr Moralı Ahmed Paşa'ya ve İnebahtı Karaman vâlisi Vezîr Defterdâr El-hâc Mustafa Paşa'ya ve Karaman eyâleti Musul vâlisi Vezîr Timur Paşa'ya ve Musul eyâleti Bağdâd vâlisinin\narz u niyâzı üzere mukaddemâ mîrimîrânlık verilen Abdülbâkî Paşa'ya tevcîh ve i'tâ ve iki gün mukaddem Rumeli vâlisi Abdi Paşa'nın dahi mansıbı ibkā olundu.\nTercüme: Vezîr-i müşârün-ileyh ehl-i hırfetden bir şahsın oğlu olup bin yüz elliiki târîhinde Âsitâne-i saʿâdet'de mütevellid ve taklîb-i sahâif-i düreng-i subh u mesâ ile derece-i şebâba mütesâid oldukda (216-b) Galata Sarayı'na çerâğ ve baʿzı maʿârif tahsîli ile âteş-endâz-ı hırmen-i batālet ve ferâğ olup kesb etdiği kemâlâtın semeresini müşâhedeye dehrin müsâʿadesi bedîdâr ve zerrîn-sivâr-ı sâʿad-i ikbâli olan hutûtun birkaç nevʿini baʿzı maʿârif-perver zevât hüdâvendigâr-ı sâbık merhûma arz u irâet ile hakkında emtâr-ı mülûkâneyi hâstekâr olduklarında derhâl Saray-ı cedîd'de vâkiʿ hazîne hüddâmmına ilhâk olunup çok geçmeden bahtiyâr ve saʿâdet-i tāliʿi kendüye kafadâr olarak sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'ya kesb-i taʿalluk ve intisâb ve bir zaman duhânî ve haftânî hizmetleriyle kâmyâb ve tenhâlarda baʿzı umûr-ı muʿazzama istişâresiyle re'y ü tedbîrini istisvâb edüp bu vechile hâsıl olan kurbiyetini birâderlerini adem-i tahammül ile dâireden vücûdunu istiskāl ve defi bâbında tertîb-i envâʿ-ı merk ü âl eyledikleri esnâda ser-kitâbetî yamaklığı mahlûl olup bir müddetden sonra müşârün-ileyhin iʿânet ve imdâdiyle ser-kitâbetini ihrâz etmişidi. Zâtında mevdûʿ olan rüşd ü reviyyet ve fıtretinden merkûz olan cevdet-i karîha ve seciyyet muktezâsınca gûn-be-gûn derece-i iʿtibârı müzdâd ve mazhariyyet-i enzâr-ı mülûkâne ile hazîne kethüdâlığı rütbe-i vâlâsına isʿâd buyurulup mâhiyyet ve istiʿdâdı müteveffâ Halîl Paşa'nın maʿlûmu olduğuna binâen Enderûn-ı hümâyûndan ihrâcını semîr-i zamîr (217-a) ve baʿzı mukaddemât ile hakkında kârger olan nazar-ı mülûkâneyi ve şeref-i kurbiyyet ve ittisâlden müşârün-ileyhi tecnîb ve tebʿîd edüp mansıbı olan İnebahtı'ya vâsıl olmazdan mukaddem me'mûriyyetini tecdîd ve bi'l-iktizâ Sofya serliğini tevcîh ve bir müddetden sonra azl ve İsmâʿîl seraskerliğine vasl etdikden sonra sadr-ı müşârün-ileyhin zevâl ve izmihlâli vukūʿ ve hakkında câygîr olan gezend ü zararı medfûʿ olup o esnâda Bosna eyâletine nâil ve kürsî-i memleketine vâsıl olmazdan mukaddem minvâl-i muharrer üzere ke's-i himâmı mütenâvil oldu. Müşârün-ileyh ihtirâʿ-ı âlât-ı harbiyyede mâhir ve görüp işitdiği sanâyiʿi icrâda misli nâdir hezâr-fen etvârı müstahsen dânâ-yı şân-ı vezâret ve ârif-i kavânîn-i saltanat bir vezîr-i rûşen-zamîr idi. Füshat-i ecel ve vüsʿat-i ömr-i müstelzimü'l-emel ile bir zaman taşrada geşt ü güzâr ve ahvâl ve etvâr-ı halkı bi'n-nefs tecrübe ve ihtiyâr etse idi Devlet-i aliyye'nin katı çok işine yarayacağı zâhir idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli kazaskeri olan Mehmed Arif Efendi ve Anadolu kazaskeri Mehmed Sâdık Efendi ve İstanbul kadısı Mehmed Mekkî Efendi hazerâtı müddet-i örfiyyelerini tekmîl eylediklerine binâen bi-tarîkü'n-nakl sadâret-i Rum müşârün-ileyh Mehmed Sâdık Efendi hazretlerine ve sadâret-i Anadolu Müftî-zâde Mehmed Efendi hazretlerine ve İstanbul kadılığı sâbıkā Mekke kadısı olan Derviş Esseyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup (217-b) kudât-ı asâkirin kılleti ve mevâlî-i Haremeyn-i şerîfeyn'in radde-i mezkûrede tecemmüʿ ve kesreti baʿzısının pâye ile terfîʿ-i câhları müstevcib olduğuna binâen sâbıkā İstanbul kadısı olan Mekkî Mehmed Efendi hazretlerine Anadolu sadâreti pâyesi ve kudât-ı Haremeyn-i şerîfeyn'den Tevfik Efendi ve Birâder-zâde ve Tarsusî ve Kâmil Efendi'ye şehr-i Ramazân-ı şerîfin evâhirinde birer gün tefâvüt ile İstanbul pâyeleri ihsân olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_222.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı İlmiyye",
          "text": "Rumeli kazaskeri olan Mehmed Arif Efendi ve Anadolu kazaskeri Mehmed Sâdık Efendi ve İstanbul kadısı Mehmed Mekkî Efendi hazerâtı müddet-i örfiyyelerini tekmîl eylediklerine binâen bi-tarîkü'n-nakl sadâret-i Rum müşârün-ileyh Mehmed Sâdık Efendi hazretlerine ve sadâret-i Anadolu Müftî-zâde Mehmed Efendi hazretlerine ve İstanbul kadılığı sâbıkā Mekke kadısı olan Derviş Esseyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup (217-b) kudât-ı asâkirin kılleti ve mevâlî-i Haremeyn-i şerîfeyn'in radde-i mezkûrede tecemmüʿ ve kesreti baʿzısının pâye ile terfîʿ-i câhları müstevcib olduğuna binâen sâbıkā İstanbul kadısı olan Mekkî Mehmed Efendi hazretlerine Anadolu sadâreti pâyesi ve kudât-ı Haremeyn-i şerîfeyn'den Tevfik Efendi ve Birâder-zâde ve Tarsusî ve Kâmil Efendi'ye şehr-i Ramazân-ı şerîfin evâhirinde birer gün tefâvüt ile İstanbul pâyeleri ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i siyâm tamâm ve mâ-kabline nazaran gurre-i Şevvâl cumʿaertesi günü lede's-sübût etrâfdan iʿlâm olunduğuna binâen âdet-i kadîme-i Devlet-i aliyye üzere leyle-i îdde bilcümle erkân-ı saltanat ve ricâl-i devlet ve ulemâ-yı aʿlâm ve sâir vücûdları lâzım zevât-ı kirâm Saray-ı hümâyûn'da müctemiʿ ve âstîn-bûs-ı hazret-i zıllu'llâhi ruhsatı ile her birinin derece-i kadr ü iʿtibârı mürtefiʿ kılındı.",
          "caption": "Tebrîk-i îd-i saʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_223.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i îd-i saʿîd",
          "text": "Şehr-i siyâm tamâm ve mâ-kabline nazaran gurre-i Şevvâl cumʿaertesi günü lede's-sübût etrâfdan iʿlâm olunduğuna binâen âdet-i kadîme-i Devlet-i aliyye üzere leyle-i îdde bilcümle erkân-ı saltanat ve ricâl-i devlet ve ulemâ-yı aʿlâm ve sâir vücûdları lâzım zevât-ı kirâm Saray-ı hümâyûn'da müctemiʿ ve âstîn-bûs-ı hazret-i zıllu'llâhi ruhsatı ile her birinin derece-i kadr ü iʿtibârı mürtefiʿ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun üçüncü günü tevcîhât vâkiʿ olup vüzerâ-yı ʿizâm ve mîrimîrân-ı kirâm hazerâtının ekseri vasat ve âhiresine de bi'l-iktizâ azl ü nasb olunduklarına binâen cümlesi ibkā ve hademe-i Bâbıâlî ve rikâb ve ocak ağaları kezâlik ibkā olunup fakat sâbıkā Kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî Esseyyid Mehmed Hayri Efendi hazretleri Bâbıâlî'ye çavuş-başılık ile celb ve silâhdâr ağalığıyla Süfyân Ağa ve gurabâ-i yemîn ağalığıyla kapu kethüdâsı Halebli Mehmed Ağa nâil-i matlab olup nişancılık Çelebi Mehmed Efendi'ye ve defter emâneti (218-a) Feyzi Süleyman Efendi'ye büyük rûz-nâme sâbıkā çavuş-başı olan Süleyman Bey-efendi'ye ve baş muhâsebe defterdâr-ı esbak Hasan Efendi'ye ve şehremâneti sâbıkā Darbhâne emîni Mehmed Bey-efendi'ye ve tersâne emâneti Elhac Selîm Ağa'ya ve darbhâne ve matbah emânetleri mutasarrıflarına ibkā ve arpa emâneti kethüdâ bey hazretlerinin\nbirâderleri Mehmed Emin Efendi'ye ve Anadolu muhâsebeciliği muvakkaten Rifat Ahmed Bey'e ve suvâri mukābeleciliği Küçük İbrâhim Efendi'ye yeniçeri kitâbeti Vahdetî Bekir Bey-efendi'ye, Haremeyn muhâsebeciliği yazıcı-i esbak Gürcü Mehmed Efendi'ye cizye muhâsebeciliği mukaddem tevcîh olunan sadrıazam hazretlerinin mahdûmları Atâullah Bey'e sipâh kitâbeti Sofu Elhac Selim Efendi'ye, silâhdar kitâbeti Seyyid Mustafa Efendi'ye, mevkūfât mukaddem tevcîh olunan Hulûsî Ali Efendi'ye, İstanbul baruthânesi kapucu-başı Halebli-zâde Ahmed Ağa'ya masraf kitâbeti kapucular kâtibi Osman Efendi'ye, mâliye Küçük Ali Efendi'ye, Tophâne nezâreti Midilli nâzırı olan Süleyman Ağa'ya Kapucu-başılık izâfesiyle inâyet ve kalyonlar kitâbeti kapudan paşa dîvân kâtibine, küçük rûz-nâme berber-başı Ali Efendi'ye, Gelibolu baruthânesi ibkā, piyâde mukābeleciliği Mühürdâr Osman Efendi'ye, küçük evkāf Bekir Bey-zâde Ârif Mehmed Bey'e Haremeyn mukātaʿacılığı Ebe-zâde Hüseyin Efendi'ye cebeciler kitâbeti Feyzi Bey zâde Mehmed Bey'e, piskopos mukātaʿacılığı Seyyid Mehmed (218-b) Nesîbâ Efendi'ye ve bâkī menâsıb dahi erbâbına tevcîh olunup ricâl-i devletin ba'zısı dahi atiyye ile tatyîb ve baʿzısı tevliyetler ile tefrîh ve tatrîb olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_224.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun üçüncü günü tevcîhât vâkiʿ olup vüzerâ-yı ʿizâm ve mîrimîrân-ı kirâm hazerâtının ekseri vasat ve âhiresine de bi'l-iktizâ azl ü nasb olunduklarına binâen cümlesi ibkā ve hademe-i Bâbıâlî ve rikâb ve ocak ağaları kezâlik ibkā olunup fakat sâbıkā Kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî Esseyyid Mehmed Hayri Efendi hazretleri Bâbıâlî'ye çavuş-başılık ile celb ve silâhdâr ağalığıyla Süfyân Ağa ve gurabâ-i yemîn ağalığıyla kapu kethüdâsı Halebli Mehmed Ağa nâil-i matlab olup nişancılık Çelebi Mehmed Efendi'ye ve defter emâneti (218-a) Feyzi Süleyman Efendi'ye büyük rûz-nâme sâbıkā çavuş-başı olan Süleyman Bey-efendi'ye ve baş muhâsebe defterdâr-ı esbak Hasan Efendi'ye ve şehremâneti sâbıkā Darbhâne emîni Mehmed Bey-efendi'ye ve tersâne emâneti Elhac Selîm Ağa'ya ve darbhâne ve matbah emânetleri mutasarrıflarına ibkā ve arpa emâneti kethüdâ bey hazretlerinin\nbirâderleri Mehmed Emin Efendi'ye ve Anadolu muhâsebeciliği muvakkaten Rifat Ahmed Bey'e ve suvâri mukābeleciliği Küçük İbrâhim Efendi'ye yeniçeri kitâbeti Vahdetî Bekir Bey-efendi'ye, Haremeyn muhâsebeciliği yazıcı-i esbak Gürcü Mehmed Efendi'ye cizye muhâsebeciliği mukaddem tevcîh olunan sadrıazam hazretlerinin mahdûmları Atâullah Bey'e sipâh kitâbeti Sofu Elhac Selim Efendi'ye, silâhdar kitâbeti Seyyid Mustafa Efendi'ye, mevkūfât mukaddem tevcîh olunan Hulûsî Ali Efendi'ye, İstanbul baruthânesi kapucu-başı Halebli-zâde Ahmed Ağa'ya masraf kitâbeti kapucular kâtibi Osman Efendi'ye, mâliye Küçük Ali Efendi'ye, Tophâne nezâreti Midilli nâzırı olan Süleyman Ağa'ya Kapucu-başılık izâfesiyle inâyet ve kalyonlar kitâbeti kapudan paşa dîvân kâtibine, küçük rûz-nâme berber-başı Ali Efendi'ye, Gelibolu baruthânesi ibkā, piyâde mukābeleciliği Mühürdâr Osman Efendi'ye, küçük evkāf Bekir Bey-zâde Ârif Mehmed Bey'e Haremeyn mukātaʿacılığı Ebe-zâde Hüseyin Efendi'ye cebeciler kitâbeti Feyzi Bey zâde Mehmed Bey'e, piskopos mukātaʿacılığı Seyyid Mehmed (218-b) Nesîbâ Efendi'ye ve bâkī menâsıb dahi erbâbına tevcîh olunup ricâl-i devletin ba'zısı dahi atiyye ile tatyîb ve baʿzısı tevliyetler ile tefrîh ve tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ferdâ-yı tevcîhâtda zikr olunan mansıbların mübâdelesine irâde-i aliyye taʿalluk eylediğine binâen sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mûcibince nişâncılık Süleyman Bey-efendi'ye ve rûznâmçe-i evvel Çelebi Mehmed Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tebdîl-i mansıb-ı tevkīʿî ve rûznâmçe-i evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_225.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i mansıb-ı tevkīʿî ve rûznâmçe-i evvel",
          "text": "Ferdâ-yı tevcîhâtda zikr olunan mansıbların mübâdelesine irâde-i aliyye taʿalluk eylediğine binâen sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mûcibince nişâncılık Süleyman Bey-efendi'ye ve rûznâmçe-i evvel Çelebi Mehmed Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı mûmâ-ileyhin rüşd ü reviyyeti zâhir ve idâre-i umûrda akl u dirâyeti gayr-i kāsir olduğu bi't-tecrübe maʿlûm-ı hüdâvend-i kerâmet mezâhir olduğundan gayri sadrıazam hazretleri ile dahi münâsebet-nâmesi olup bir nevʿ-i iltifât ile nâ'il-i hüsn-i mükâfât olması cây-gîr-i zamîr-i müşîrîleri idi. Bu esnâda ağa-yı mûmâ-ileyhin vakt-i tele'lü-i ikbâli rû-nümûd ve şâhid-i dil-keş-hirâm-ı merâmı cilve-ger-i âgûş-i şuhûd olup mâh-ı mezkûrun onyedinci çarşamba günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden müşârün-ileyhe Mora muhassıllığı ile rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsân ve seleflerine Bender muhâfazası tevcîh olunup bir an akdem Bender'e lühûku emr ü fermân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i vâlâ-yı vezâret be-Yusuf Ağa Kethüdâ-yı Bâb-ı Kapudan-ı deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_226.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i vâlâ-yı vezâret be-Yusuf Ağa Kethüdâ-yı Bâb-ı Kapudan-ı deryâ",
          "text": "Ağa-yı mûmâ-ileyhin rüşd ü reviyyeti zâhir ve idâre-i umûrda akl u dirâyeti gayr-i kāsir olduğu bi't-tecrübe maʿlûm-ı hüdâvend-i kerâmet mezâhir olduğundan gayri sadrıazam hazretleri ile dahi münâsebet-nâmesi olup bir nevʿ-i iltifât ile nâ'il-i hüsn-i mükâfât olması cây-gîr-i zamîr-i müşîrîleri idi. Bu esnâda ağa-yı mûmâ-ileyhin vakt-i tele'lü-i ikbâli rû-nümûd ve şâhid-i dil-keş-hirâm-ı merâmı cilve-ger-i âgûş-i şuhûd olup mâh-ı mezkûrun onyedinci çarşamba günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden müşârün-ileyhe Mora muhassıllığı ile rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsân ve seleflerine Bender muhâfazası tevcîh olunup bir an akdem Bender'e lühûku emr ü fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh bir zamândan berü illet-i dıkk-ı şeyhûhiyyet ile marîz ve hasta ve işbu Şevvâlül-mükerremin onaltıncı isneyn gecesi rişte-i hayâtı mıkrâz-ı ecel ile güsiste (219-a) olup muʿtâd üzere Sultân Mehmed câmiʿinde namazı edâ ve Sadefciler içinde âmâde etdiği hazîreye defn olunup taraf taraf hakkında rahmet-i Hakk istidʿâ olundu. Sâbıkā Rumeli kazaskeri ve nakībü'l-eşrâf olan Dürrî-zâde Mehmed Ârif Efendi hazretlerinin hülâsa-i hikmet-i aliyye olan evzâʿ-ı melâik-pesendleri tabîʿat-i zamâneye muvâfık ve me'âl ve muhassal-ı tehzîbü'l-ahlâk olan tavr u hareketleri rızâ-yi yümn-i iktizâ-yi mülûkâneye mutābık olduğundan gayri mer'â-yi vezîn-i bâhirü't-temkînleri muğlakāt-ı şu'ûn-ı devlete miftâh ve fikr-i sâkıb-ı bî-misâlîleri deyâcîr-i ahvâl-i enâma fürûzende misbâh olup bâ-husûs hânedân-ı pür-meymenet ve dûdmân-ı pâkize-seciyyetlerinden bu âna dek zîb-efzâ-yi mesânid-i ülyâ ve ârâyiş-dihi merâtib-i esnâ olan zevât-ı fezâil-simâtın Devlet-i aliyye'ye sadâkat ve istikāmetleri ve hulûs-i kalb ve taviyyet ile dîn-i mübîne hizmetleri erbâb-ı hakkāniyyet ve nasafet miyânelerinde ke'l-meseli's-sâir meşhûr ve mütevâtir olduğuna binâen müşârün-ileyh hazretleri dahi \"Men eşbehe ebâhu femâ zalem\" kāidesi üzere âbâ ve ecdâdı mesleklerine sülûk ile kelâm-ı hakkı tefevvühde levme-i lâimden adem-i mücânebet ve ırz u nâmûs-ı devleti turûk-ı şeyn ü âr ve turûk-ı nakīsa ve şennârdan sıyânet ve müzâkere-i umûr ve müşâvere-i ahvâl-i ma'akıl ve sugûr ünvâniyle câ-be-câ akd olunan mecâlisde leb-cünbân-ı beyân oldukları tedbîr-i dil-pezîrleri makbûl ve müsellem-i erbâb-ı elbâb ve ilzâm-ı (219-b) hasm-ı eledd içün dârü'l-hikem-i derûn-ı ilhâm-meşhûndan delâlet-i akl-ı feyyâz ile serpûş-endâz-ı hokka-i dehân-ı bünyân oldukları kelimât-ı bedîhiyyetü'z-zuhûr ve her harfi bir bâb ve her lafzı bir kitâb olduğundan fazla ulemâ ve sulehâ ve ahyâr-ı nâsa muhibb ve leyl ü nehâr muhâsebe-i nefs-i zekiyye ile tahsîl-i a'mâl-i hayriyyeye mükibb olup fehm-i mebâdî ve makāsıd-ı umûr ve hall-i müşkilât ve mu'delât-ı cumhûr ednâ te'emmül ve mülâhazalarına mevkūf ve ân-be-ân semîr-i damîr-i safvet-tahmîrleri irâhe-i mekrûb ve igāse-i melhûf olduğu dakīka-şinâs-ı ahvâl-i hass u âmm olan şehriyâr-ı âlî-makām hazretlerinin aks-endâz-ı tabʿ-ı mülûkâneleri olmağla fe-li-hâzâ müntehâ-yi merâtib-i ulemâ-i dîn ve mübtegā-yi fuzelâ-i muvahhidîn olan câh-ı vâlâ-yi iftâ zât-ı maʿâlî-simât-ı semîhîlerine elyâk ve ahrâ görülüp şehr-i mezkûrun onyedinci selâse günü huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hüsrevâneye da'vet ve hil'at-i beyzâ-yi iftâ menkib-i alîlerine ilbâs olunup makālîd-i umûr-ı dîniyye ve zi-\nmâm-ı riyâset-i ilmiyye müsellem-i dest-i menâyih-peyvestleri kılındı. Müşârün-ileyh hazretlerinin filhakīka ahlâk-ı hamîde ve etvâr-ı pesendîdeleri gıbta-fermâ-yi eslâf ve şemîm-i hüsn-i hulk u mürüvvetleri münteşir-i etrâf ve eknâf olup hakk-ı şerîflerinde kabûl-i âmme derkâr ve bu âna dek dâmen-i feyz-me'menleri ednâ-leke ile medhûl-i kibâr u sıgār olmadığı hasebiyle taraf-ı eşreflerine a'lâ ve ednânın teveccühü فوق ما تتسوره الاذهان kābiren (220-a) an-kâbir nâil oldukları işbu câh-ı refîʿ ve münîfde muvaffak bi'l-hayr olmalariyçün dest ber-dâşte-i dergâh-ı sübhân olmuşlardır. Nekâbet-i eşrâf-ı câh-ı vâlâsı dahi arâket-i haseb ve sıhhat-i nesebi müteʿayyin olup hâlâ İstanbul kadısı olan Derviş Esseyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve ihsân ve diraht-ı bahtı âbyârî-i izz ü şeref ile reyyân kılındı. \n\n Tercüme: Merhûm-ı müşârün-ileyh hüdâvendigâr-ı behişt-mesned Sultān Ahmed Hân aliyyü'r-rahmet ve'l-gufrân hazretlerinin eyyâm-ı saltanatlarında yirmibir sene kadar imâmet ve taʿlîm-i şehzâdegân-ı kirâm hizmetleriyle hâiz-i rehîne-i şeref ü izzet ve ellidokuz Recebinde sadr-ı Rum iken merhûm olan Abdurrahman Efendi'nin veled-i asâlet-perveri olup bin iki yüz otuziki senesi Şevvalin yirminci günü pâ-nihâde-i sahn-ı vücûd ve elli târîhinde idâd-ı müderrisîn-i kiramdan ma'dûd ve onyedi sene mikdârı Ahî Çelebi ve Üsküdar ve Güzelhisar ve Gelibolu ve Tırnova niyâbetleriyle isbât-ı vücûd edüp yetmişaltıda Haleb kazâsiyle zümre-i mevâliye lâhik ve ba'de'l-azl pâye-i Edirne ile akrânına fâik ve seksenüç Recebinde Şam ve sekizde kazâ-i Mekke ile şâd-kâm ve doksanüçde bâ-arz-ı hâl pâye erbâbına takaddüm ile İstanbul kadısı olmuşidi. Bundan sonra bedr-i serîʿü's-seyr-i ikmâli yevmen fe-yevmen ziya-resân-ı merâm ve doksanbeşde Anadolu sadâretiyle münselik-i silk-i sudûr-ı kirâm olup infisâllerinin beşinci günü sadâret-i Rum (220-b) pâyesiyle sadr-ı güzîn-i ulemâ-i rüsum ve birkaç günden sonra bilfi'il sadr-ı Rum ve fâsıl-ı miyân-ı husûm olup doksandokuz senesi Şabanının onüçüncü selâse günü müftî-i devrân olmuşidi. Bir müddetden berü vücuduna müstevlî olan maraz-ı hâil cidâr-ı hayâtını mütemâyil etmişiken lâzım-ı mâhiyyet-i insân olan hubb-ı câh iktizâsiyle rüsûm-ı muʿtâdeyi terk etmeyüp bu hâl ile müddet-i meşîhati altmışüç gün ve sinni altmışyedi seneye bâliğ oldukda bu dâr-ı gurûrdan rıhlet ve cânib-i Ahiret'e azîmet eyledi. Merhûm-ı müşârün-ileyh rü'yet-i umûr-ı fukarâda mütehammil-i kedd ü anâ ve temşiyyet-i matālib-i zuʿafâda zebân-ı azbü'l-beyânı dâimâ hayr ile gûyâ olup mültemeslerinin husûliyçün erkân-ı devleti taʿcîz sûretinde izʿâc ve nice bî-ser ü sâmânı bi-hasebi'l-ikdâm vâreste-i kayd-ı ihtiyâc edüp munsıf ve müteverriʿ halîm ve mütevâzıʿ kibr ü gurûrdan sâlim lisân-ı asrı âlim bir zât-ı huceste sıfât idi.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhülislâm Ahmed Atâullah Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mehmed Ârif Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_227.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhülislâm Ahmed Atâullah Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mehmed Ârif Efendi",
          "text": "Müşârün-ileyh bir zamândan berü illet-i dıkk-ı şeyhûhiyyet ile marîz ve hasta ve işbu Şevvâlül-mükerremin onaltıncı isneyn gecesi rişte-i hayâtı mıkrâz-ı ecel ile güsiste (219-a) olup muʿtâd üzere Sultân Mehmed câmiʿinde namazı edâ ve Sadefciler içinde âmâde etdiği hazîreye defn olunup taraf taraf hakkında rahmet-i Hakk istidʿâ olundu. Sâbıkā Rumeli kazaskeri ve nakībü'l-eşrâf olan Dürrî-zâde Mehmed Ârif Efendi hazretlerinin hülâsa-i hikmet-i aliyye olan evzâʿ-ı melâik-pesendleri tabîʿat-i zamâneye muvâfık ve me'âl ve muhassal-ı tehzîbü'l-ahlâk olan tavr u hareketleri rızâ-yi yümn-i iktizâ-yi mülûkâneye mutābık olduğundan gayri mer'â-yi vezîn-i bâhirü't-temkînleri muğlakāt-ı şu'ûn-ı devlete miftâh ve fikr-i sâkıb-ı bî-misâlîleri deyâcîr-i ahvâl-i enâma fürûzende misbâh olup bâ-husûs hânedân-ı pür-meymenet ve dûdmân-ı pâkize-seciyyetlerinden bu âna dek zîb-efzâ-yi mesânid-i ülyâ ve ârâyiş-dihi merâtib-i esnâ olan zevât-ı fezâil-simâtın Devlet-i aliyye'ye sadâkat ve istikāmetleri ve hulûs-i kalb ve taviyyet ile dîn-i mübîne hizmetleri erbâb-ı hakkāniyyet ve nasafet miyânelerinde ke'l-meseli's-sâir meşhûr ve mütevâtir olduğuna binâen müşârün-ileyh hazretleri dahi \"Men eşbehe ebâhu femâ zalem\" kāidesi üzere âbâ ve ecdâdı mesleklerine sülûk ile kelâm-ı hakkı tefevvühde levme-i lâimden adem-i mücânebet ve ırz u nâmûs-ı devleti turûk-ı şeyn ü âr ve turûk-ı nakīsa ve şennârdan sıyânet ve müzâkere-i umûr ve müşâvere-i ahvâl-i ma'akıl ve sugûr ünvâniyle câ-be-câ akd olunan mecâlisde leb-cünbân-ı beyân oldukları tedbîr-i dil-pezîrleri makbûl ve müsellem-i erbâb-ı elbâb ve ilzâm-ı (219-b) hasm-ı eledd içün dârü'l-hikem-i derûn-ı ilhâm-meşhûndan delâlet-i akl-ı feyyâz ile serpûş-endâz-ı hokka-i dehân-ı bünyân oldukları kelimât-ı bedîhiyyetü'z-zuhûr ve her harfi bir bâb ve her lafzı bir kitâb olduğundan fazla ulemâ ve sulehâ ve ahyâr-ı nâsa muhibb ve leyl ü nehâr muhâsebe-i nefs-i zekiyye ile tahsîl-i a'mâl-i hayriyyeye mükibb olup fehm-i mebâdî ve makāsıd-ı umûr ve hall-i müşkilât ve mu'delât-ı cumhûr ednâ te'emmül ve mülâhazalarına mevkūf ve ân-be-ân semîr-i damîr-i safvet-tahmîrleri irâhe-i mekrûb ve igāse-i melhûf olduğu dakīka-şinâs-ı ahvâl-i hass u âmm olan şehriyâr-ı âlî-makām hazretlerinin aks-endâz-ı tabʿ-ı mülûkâneleri olmağla fe-li-hâzâ müntehâ-yi merâtib-i ulemâ-i dîn ve mübtegā-yi fuzelâ-i muvahhidîn olan câh-ı vâlâ-yi iftâ zât-ı maʿâlî-simât-ı semîhîlerine elyâk ve ahrâ görülüp şehr-i mezkûrun onyedinci selâse günü huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hüsrevâneye da'vet ve hil'at-i beyzâ-yi iftâ menkib-i alîlerine ilbâs olunup makālîd-i umûr-ı dîniyye ve zi-\nmâm-ı riyâset-i ilmiyye müsellem-i dest-i menâyih-peyvestleri kılındı. Müşârün-ileyh hazretlerinin filhakīka ahlâk-ı hamîde ve etvâr-ı pesendîdeleri gıbta-fermâ-yi eslâf ve şemîm-i hüsn-i hulk u mürüvvetleri münteşir-i etrâf ve eknâf olup hakk-ı şerîflerinde kabûl-i âmme derkâr ve bu âna dek dâmen-i feyz-me'menleri ednâ-leke ile medhûl-i kibâr u sıgār olmadığı hasebiyle taraf-ı eşreflerine a'lâ ve ednânın teveccühü فوق ما تتسوره الاذهان kābiren (220-a) an-kâbir nâil oldukları işbu câh-ı refîʿ ve münîfde muvaffak bi'l-hayr olmalariyçün dest ber-dâşte-i dergâh-ı sübhân olmuşlardır. Nekâbet-i eşrâf-ı câh-ı vâlâsı dahi arâket-i haseb ve sıhhat-i nesebi müteʿayyin olup hâlâ İstanbul kadısı olan Derviş Esseyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve ihsân ve diraht-ı bahtı âbyârî-i izz ü şeref ile reyyân kılındı. \n\n Tercüme: Merhûm-ı müşârün-ileyh hüdâvendigâr-ı behişt-mesned Sultān Ahmed Hân aliyyü'r-rahmet ve'l-gufrân hazretlerinin eyyâm-ı saltanatlarında yirmibir sene kadar imâmet ve taʿlîm-i şehzâdegân-ı kirâm hizmetleriyle hâiz-i rehîne-i şeref ü izzet ve ellidokuz Recebinde sadr-ı Rum iken merhûm olan Abdurrahman Efendi'nin veled-i asâlet-perveri olup bin iki yüz otuziki senesi Şevvalin yirminci günü pâ-nihâde-i sahn-ı vücûd ve elli târîhinde idâd-ı müderrisîn-i kiramdan ma'dûd ve onyedi sene mikdârı Ahî Çelebi ve Üsküdar ve Güzelhisar ve Gelibolu ve Tırnova niyâbetleriyle isbât-ı vücûd edüp yetmişaltıda Haleb kazâsiyle zümre-i mevâliye lâhik ve ba'de'l-azl pâye-i Edirne ile akrânına fâik ve seksenüç Recebinde Şam ve sekizde kazâ-i Mekke ile şâd-kâm ve doksanüçde bâ-arz-ı hâl pâye erbâbına takaddüm ile İstanbul kadısı olmuşidi. Bundan sonra bedr-i serîʿü's-seyr-i ikmâli yevmen fe-yevmen ziya-resân-ı merâm ve doksanbeşde Anadolu sadâretiyle münselik-i silk-i sudûr-ı kirâm olup infisâllerinin beşinci günü sadâret-i Rum (220-b) pâyesiyle sadr-ı güzîn-i ulemâ-i rüsum ve birkaç günden sonra bilfi'il sadr-ı Rum ve fâsıl-ı miyân-ı husûm olup doksandokuz senesi Şabanının onüçüncü selâse günü müftî-i devrân olmuşidi. Bir müddetden berü vücuduna müstevlî olan maraz-ı hâil cidâr-ı hayâtını mütemâyil etmişiken lâzım-ı mâhiyyet-i insân olan hubb-ı câh iktizâsiyle rüsûm-ı muʿtâdeyi terk etmeyüp bu hâl ile müddet-i meşîhati altmışüç gün ve sinni altmışyedi seneye bâliğ oldukda bu dâr-ı gurûrdan rıhlet ve cânib-i Ahiret'e azîmet eyledi. Merhûm-ı müşârün-ileyh rü'yet-i umûr-ı fukarâda mütehammil-i kedd ü anâ ve temşiyyet-i matālib-i zuʿafâda zebân-ı azbü'l-beyânı dâimâ hayr ile gûyâ olup mültemeslerinin husûliyçün erkân-ı devleti taʿcîz sûretinde izʿâc ve nice bî-ser ü sâmânı bi-hasebi'l-ikdâm vâreste-i kayd-ı ihtiyâc edüp munsıf ve müteverriʿ halîm ve mütevâzıʿ kibr ü gurûrdan sâlim lisân-ı asrı âlim bir zât-ı huceste sıfât idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topcu-başı olan Ali Ağa'nın câ-be-câ sür'atciyân zümresine top ta'lîm etdirmek muktezâ-yı me'mûriyyeti iken nişângâha gülle isâbet etdiren neferâta bahşiş vermek gāilesinden firâr ile âdeti terk eylediğinden gayri Beykoz'da vâki' olan düğünde sür'atciyân neferâtından ba'zıları hâzır bulunup kendülere muhtass olan beyaz fesi rakkasların başlarına müşâhede ile îkād-ı nâire-i şûr u şağab ve ref' ü nez'ini irâde ve taleb eylediklerinde Beykoz ahâlisinden ba'zı (221-a) hevâ-perestler mâni' ve bu sebeble tarafeyn meyânında mücâdele ve muhârebe vâki' olduğu adem-i zabt u rabtına mahmûl kılınup der-akab azl ve ocak kethüdâsı diğer Ali Ağa yerine vasl olundu.",
          "caption": "Azl-i Sertopî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_228.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Sertopî",
          "text": "Topcu-başı olan Ali Ağa'nın câ-be-câ sür'atciyân zümresine top ta'lîm etdirmek muktezâ-yı me'mûriyyeti iken nişângâha gülle isâbet etdiren neferâta bahşiş vermek gāilesinden firâr ile âdeti terk eylediğinden gayri Beykoz'da vâki' olan düğünde sür'atciyân neferâtından ba'zıları hâzır bulunup kendülere muhtass olan beyaz fesi rakkasların başlarına müşâhede ile îkād-ı nâire-i şûr u şağab ve ref' ü nez'ini irâde ve taleb eylediklerinde Beykoz ahâlisinden ba'zı (221-a) hevâ-perestler mâni' ve bu sebeble tarafeyn meyânında mücâdele ve muhârebe vâki' olduğu adem-i zabt u rabtına mahmûl kılınup der-akab azl ve ocak kethüdâsı diğer Ali Ağa yerine vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç mâhdan berü sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle nâ'il-i izz ü şeref olan Ahmed Nazîf Efendi hazretlerinin bu âna dek müstahdem oldukları hidemâtın cümlesinde şâyân-ı sitâyiş olan sıfât ile ittisâfları ve medhûliyete bâ'is olan harekâtdan istinkâfları kābil-i inkâr olmadığından gayri tarafından şahs-ı vâhid mutazarrır ve vaz' u reftârından bir ferd mütekeddir olmayup bây u gedâya mu'âmele bi'l-mücâmele ve bâ-husûs rü'yet-i umûr-ı devletde leyl ü nehâr terk-i müsâmaha ve müsâhele etmişiken mücerred lâzım-ı mâhiyyet-i eşhâs olan buğz u hasedden nâşî ba'zı nâs müşârün-ileyhin hakkında isnâd-ı mâ-lem-yekün ile lâzime-i bed-hâstî ve rişkî izhâr ve mânî ve mu'tî-i mutlakın mevhibesi olan ni'am ve tereffühü istiknâr eyledikleri ma'lûm-ı şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr olduğuna binâen gars-ı yemîn-i devletleri olan müşârün-ileyhi isâbet-i ayni'l-kemâlden sıyânet ve bir müddet hânesinde istirâhat ile du'â-yı devâm-ı ömr ü devletlerine muvâzibet etmeleri irâdesiyle işbu mâh-ı Zi'l-kadenin altıncı pazar günü kethüdâlıkdan azl olunup hizmet-i mezkûrede kemâkân bir sâhib-i ta'ayyün ve vücûdun eşedd-i lüzûmu olduğuna binâen hâlâ mîrahor-ı evvel olup sadr-ı esbak Devâtdâr Mehmed Paşa (221-b) merhûmun necl-i necâbet-perveri Abdî Bey hazretlerinin rüşd ü reviyyetleri mahsûs ve bâ-husûs bir-iki seneden berü müstahdem oldukları büyük mîrahorlukda cüz'î ve küllî bir vaz'-ı nâ-ber-câ ile mevzû'-ı bahs-ı nâs olmadıkları ma'lûm-ı şehriyâr-ı kerâmet-menûs olduğuna binâen yevm-i mezkûrda müntehâ-yı menâsıb-ı ricâl-i devlet olan sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle müşârün-ileyh hazretleri tevkîr ve çavuş-başı Essey-\nyid Mehmed Hayri Efendi'nin dahi tersâne emîni olması bir zamândan berü cây-gîr-i damîr olup yevm-i mezkûrda Elhâc Selim Ağa yerine tersâne emîni nasb olunup çavuş-başılık hizmeti dahi Lâleli Mustafa Efendi'ye tevcîh ve tezkire-i evvel Enverî Efendi'nin ba'zı hareketinden sadrıazam hazretleri mahzûz olmayup azlini irâde buyururlar idi. Ol dahi bu esnâda ma'zûl ve sâbıkā cizye muhâsebecisi Mehmed Nahifî Efendi sâniyen büyük tezkirecilik ile nâil-i e'azz-ı me'mûl oldu.",
          "caption": "Azl-i kethüdâ-yı sadr-ı âlî Ahmed Nazîf Efendi ve serçavuşân-ı Dîvân-ı hümâyûn ve Tersâne-i âmire ve Tezkire-i evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_229.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i kethüdâ-yı sadr-ı âlî Ahmed Nazîf Efendi ve serçavuşân-ı Dîvân-ı hümâyûn ve Tersâne-i âmire ve Tezkire-i evvel",
          "text": "Birkaç mâhdan berü sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle nâ'il-i izz ü şeref olan Ahmed Nazîf Efendi hazretlerinin bu âna dek müstahdem oldukları hidemâtın cümlesinde şâyân-ı sitâyiş olan sıfât ile ittisâfları ve medhûliyete bâ'is olan harekâtdan istinkâfları kābil-i inkâr olmadığından gayri tarafından şahs-ı vâhid mutazarrır ve vaz' u reftârından bir ferd mütekeddir olmayup bây u gedâya mu'âmele bi'l-mücâmele ve bâ-husûs rü'yet-i umûr-ı devletde leyl ü nehâr terk-i müsâmaha ve müsâhele etmişiken mücerred lâzım-ı mâhiyyet-i eşhâs olan buğz u hasedden nâşî ba'zı nâs müşârün-ileyhin hakkında isnâd-ı mâ-lem-yekün ile lâzime-i bed-hâstî ve rişkî izhâr ve mânî ve mu'tî-i mutlakın mevhibesi olan ni'am ve tereffühü istiknâr eyledikleri ma'lûm-ı şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr olduğuna binâen gars-ı yemîn-i devletleri olan müşârün-ileyhi isâbet-i ayni'l-kemâlden sıyânet ve bir müddet hânesinde istirâhat ile du'â-yı devâm-ı ömr ü devletlerine muvâzibet etmeleri irâdesiyle işbu mâh-ı Zi'l-kadenin altıncı pazar günü kethüdâlıkdan azl olunup hizmet-i mezkûrede kemâkân bir sâhib-i ta'ayyün ve vücûdun eşedd-i lüzûmu olduğuna binâen hâlâ mîrahor-ı evvel olup sadr-ı esbak Devâtdâr Mehmed Paşa (221-b) merhûmun necl-i necâbet-perveri Abdî Bey hazretlerinin rüşd ü reviyyetleri mahsûs ve bâ-husûs bir-iki seneden berü müstahdem oldukları büyük mîrahorlukda cüz'î ve küllî bir vaz'-ı nâ-ber-câ ile mevzû'-ı bahs-ı nâs olmadıkları ma'lûm-ı şehriyâr-ı kerâmet-menûs olduğuna binâen yevm-i mezkûrda müntehâ-yı menâsıb-ı ricâl-i devlet olan sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle müşârün-ileyh hazretleri tevkîr ve çavuş-başı Essey-\nyid Mehmed Hayri Efendi'nin dahi tersâne emîni olması bir zamândan berü cây-gîr-i damîr olup yevm-i mezkûrda Elhâc Selim Ağa yerine tersâne emîni nasb olunup çavuş-başılık hizmeti dahi Lâleli Mustafa Efendi'ye tevcîh ve tezkire-i evvel Enverî Efendi'nin ba'zı hareketinden sadrıazam hazretleri mahzûz olmayup azlini irâde buyururlar idi. Ol dahi bu esnâda ma'zûl ve sâbıkā cizye muhâsebecisi Mehmed Nahifî Efendi sâniyen büyük tezkirecilik ile nâil-i e'azz-ı me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā kul kethüdâsı olup bir müddetden berü Özi ağası olan Sivaslı Mehmed Ağa'nın harekât ve sekenâtı makbûl ve lede'l-istihdâm tarafından sadâkat ve istikāmet-i bürûzu melhûz ve me'mûl olduğu bundan akdem taraf-ı sadr-ı azamîden mübârek-rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u inhâ ve ağalık içün Âsitâne'ye celb olunması istid'âsına müsâʿade-i hümâyûn rû-nümâ ve hufyeten der-i devlet-medâra gelmesiyçün Özi'ye âdem isrâ (222-a) olunmuşidi. Ağa-yi mûmâ-ileyh mâh-ı mezkûrun yedinci pazartesi gecesi Âsitâne'ye vâsıl ve sırren sarây-i âsafîye dâhil olup ale's-seher tasmîm olunduğu vech üzere yeniçeri ağalığı mûmâ-ileyhe tevcîh ve ihsân ve selefi Ahmed Ağa'dan dahi bu âna dek hilâf-ı rızâ bir vaz' u hareket sâdır olmadığından mazhar-ı lûtf-ı şehriyâr-ı gîtî-sitân olup yevm-i mezkûrda rütbe-i vâlâ-yi vezâretle Hotin muhâfızlığı müşârün-ileyhe tevcîh ve inâyet buyuruldu.",
          "caption": "Azl ve ihsân-ı vezâret be-Ağa-yi yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_230.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ve ihsân-ı vezâret be-Ağa-yi yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî",
          "text": "Sâbıkā kul kethüdâsı olup bir müddetden berü Özi ağası olan Sivaslı Mehmed Ağa'nın harekât ve sekenâtı makbûl ve lede'l-istihdâm tarafından sadâkat ve istikāmet-i bürûzu melhûz ve me'mûl olduğu bundan akdem taraf-ı sadr-ı azamîden mübârek-rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u inhâ ve ağalık içün Âsitâne'ye celb olunması istid'âsına müsâʿade-i hümâyûn rû-nümâ ve hufyeten der-i devlet-medâra gelmesiyçün Özi'ye âdem isrâ (222-a) olunmuşidi. Ağa-yi mûmâ-ileyh mâh-ı mezkûrun yedinci pazartesi gecesi Âsitâne'ye vâsıl ve sırren sarây-i âsafîye dâhil olup ale's-seher tasmîm olunduğu vech üzere yeniçeri ağalığı mûmâ-ileyhe tevcîh ve ihsân ve selefi Ahmed Ağa'dan dahi bu âna dek hilâf-ı rızâ bir vaz' u hareket sâdır olmadığından mazhar-ı lûtf-ı şehriyâr-ı gîtî-sitân olup yevm-i mezkûrda rütbe-i vâlâ-yi vezâretle Hotin muhâfızlığı müşârün-ileyhe tevcîh ve inâyet buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhülislâm-ı esbak İbrâhim Bey-efendi hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'de etbâʿ ve levâhik ve akrabâ ve müteʿallikleri mütekessir ve câh-ı fetvâdan infisâlleri hasebiyle havâşîsinin dil-bend-i ümîd oldukları menâfiʿ ve ağrâza vusûlleri mümteniʿ olduğundan mütazaccir ve mütekeddir oldukları ve bu infi'âl ile mahall be-mahall mesâvî-i devlete mübâşeret ve avamm-ı nâsa ser-rişte-i kāl u kīl olacak erâcîfin hudûsuna illet olduklarından fazla müşârün-ileyh hazretleri dahi kibr-i nefs ve ulüvv-i himmet ile ma'rûf olup erbâb-ı ihtiyât ve ikbâl-perestlerden tesettür ve ihtilât-ı züvvâra olan muhâtarayı adem-i tefekkür ile lisân-ı sârımü'l-beyânları ba'zen kabûl-i taʿassür eylediğine binâen Âsitâne'den tenahhî ve tegarrübleri iktizâ ve mâh-ı mezkû-\nrun dokuzuncu çarşamba günü arpalıkları olan Engürüye'ye nefy ü iclâ olundu. Müşârün-ileyhin müddet-i meşîhat-i sâmiyeleri seksenüç gün olup (222-b) baʿde'l-azl tamâmca seksenüç gün ikâmetlerinden sonra nefy ü iclâları vukūʿu ittifâkiyyât-ı garîbedendir. Mahdûmları Mustafa Bey-efendi cenâblarının dahi bir zamân gûşe-gîr-i inzivâ olmaları iktizâ eylediğine binâen İncir köyünde îcâr ile sâkin oldukları sâhilhânede bast-ı kalîçe-i ikâmet ve nâs ile ihtilât ve muʿâşeretden dâmen-keş-i rağbet olmaları irâde buyuruldu. Ve Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Karahisârî Ahmed Bey dahi bir merd-i derîde-zebân ve jajhâ-yi deverân olup tekebbür ve taʿazzumu fevka'l-hadd ve miyân-bend-i iştihârı olan dirâz ile kendüyü akl u nühâ erbâbından add eylediğinden gayri bu âna dek istihdâm olunduğu hidemâtda tevfîk-i hakdan âyis ve mahrûm ve kibr ü nahveti sebebi ile beyne'n-nâs medhûr ve mezmûm olup fassâl ve hettâk-i mihzâr-ı bî-bâk olduğuna binâen eyyâm-ı sâlifede birkaç defʿa vâkiʿ olduğu gibi bu defʿa dahi Âsitâne'den tard u tebʿîdi lâzım gelüp yevm-i mezkûrda maskat-ı re'si olan Karahisâr'a nefy ü tağrîb ve silâhşorân-ı hassadan Sârbân Ali Ağa leyl ü nehâr büyût-ı nâsı geşt ü güzâr ve ricâl ü kibâr-ı devleti fasl u mezemmete ibtidâr ve nefsini Kahramân-ı sânî hisbâniyle hakkında Devlet-i aliyye'nin kusûr-ı iltifâtını tezkâr ve endâmından bahtına sirâyet eden tîregî ve zulmetden her bâr şekvâ ve dâimâ, أضاعونی و أی فنی أضاعوا لـیوم کـریهة ve sedâd-ı sağr-ı zemzemesiyle usûl-i bend-i dâire-i istiğnâ ve oldukça sâye-i Devlet-i aliyye'de müteʿayyiş olup ebnâ-yi cinsine nazar ile (223-a) hâline şükr etmek ahrâ iken pâ-keşîde-i vâdî-i kanaʿat ve hasm-ı kaviyy-i ehl-i tenaʿum ve refâhiyyet olmağla bunun dahi gûşmâl ve te'dîbi mühimm olduğundan der-akab ahz ve Sakız cezîresine iclâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i Şeyhülislâm-ı esbak ve Karahisârî Ahmed Bey ve Sâr-bân Ali Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_231.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Şeyhülislâm-ı esbak ve Karahisârî Ahmed Bey ve Sâr-bân Ali Ağa",
          "text": "Şeyhülislâm-ı esbak İbrâhim Bey-efendi hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'de etbâʿ ve levâhik ve akrabâ ve müteʿallikleri mütekessir ve câh-ı fetvâdan infisâlleri hasebiyle havâşîsinin dil-bend-i ümîd oldukları menâfiʿ ve ağrâza vusûlleri mümteniʿ olduğundan mütazaccir ve mütekeddir oldukları ve bu infi'âl ile mahall be-mahall mesâvî-i devlete mübâşeret ve avamm-ı nâsa ser-rişte-i kāl u kīl olacak erâcîfin hudûsuna illet olduklarından fazla müşârün-ileyh hazretleri dahi kibr-i nefs ve ulüvv-i himmet ile ma'rûf olup erbâb-ı ihtiyât ve ikbâl-perestlerden tesettür ve ihtilât-ı züvvâra olan muhâtarayı adem-i tefekkür ile lisân-ı sârımü'l-beyânları ba'zen kabûl-i taʿassür eylediğine binâen Âsitâne'den tenahhî ve tegarrübleri iktizâ ve mâh-ı mezkû-\nrun dokuzuncu çarşamba günü arpalıkları olan Engürüye'ye nefy ü iclâ olundu. Müşârün-ileyhin müddet-i meşîhat-i sâmiyeleri seksenüç gün olup (222-b) baʿde'l-azl tamâmca seksenüç gün ikâmetlerinden sonra nefy ü iclâları vukūʿu ittifâkiyyât-ı garîbedendir. Mahdûmları Mustafa Bey-efendi cenâblarının dahi bir zamân gûşe-gîr-i inzivâ olmaları iktizâ eylediğine binâen İncir köyünde îcâr ile sâkin oldukları sâhilhânede bast-ı kalîçe-i ikâmet ve nâs ile ihtilât ve muʿâşeretden dâmen-keş-i rağbet olmaları irâde buyuruldu. Ve Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Karahisârî Ahmed Bey dahi bir merd-i derîde-zebân ve jajhâ-yi deverân olup tekebbür ve taʿazzumu fevka'l-hadd ve miyân-bend-i iştihârı olan dirâz ile kendüyü akl u nühâ erbâbından add eylediğinden gayri bu âna dek istihdâm olunduğu hidemâtda tevfîk-i hakdan âyis ve mahrûm ve kibr ü nahveti sebebi ile beyne'n-nâs medhûr ve mezmûm olup fassâl ve hettâk-i mihzâr-ı bî-bâk olduğuna binâen eyyâm-ı sâlifede birkaç defʿa vâkiʿ olduğu gibi bu defʿa dahi Âsitâne'den tard u tebʿîdi lâzım gelüp yevm-i mezkûrda maskat-ı re'si olan Karahisâr'a nefy ü tağrîb ve silâhşorân-ı hassadan Sârbân Ali Ağa leyl ü nehâr büyût-ı nâsı geşt ü güzâr ve ricâl ü kibâr-ı devleti fasl u mezemmete ibtidâr ve nefsini Kahramân-ı sânî hisbâniyle hakkında Devlet-i aliyye'nin kusûr-ı iltifâtını tezkâr ve endâmından bahtına sirâyet eden tîregî ve zulmetden her bâr şekvâ ve dâimâ, أضاعونی و أی فنی أضاعوا لـیوم کـریهة ve sedâd-ı sağr-ı zemzemesiyle usûl-i bend-i dâire-i istiğnâ ve oldukça sâye-i Devlet-i aliyye'de müteʿayyiş olup ebnâ-yi cinsine nazar ile (223-a) hâline şükr etmek ahrâ iken pâ-keşîde-i vâdî-i kanaʿat ve hasm-ı kaviyy-i ehl-i tenaʿum ve refâhiyyet olmağla bunun dahi gûşmâl ve te'dîbi mühimm olduğundan der-akab ahz ve Sakız cezîresine iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke-i mükerreme kadısı Mehmed Paşa imâmı Esseyyid Ali Efendi'nin Şam-ı şerîfde vefât etdiği haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ve kazâ-i mezkûr mahlûl olduğuna binâen sâbıkā Mısır kādısı olan Samânî-zâde Ömer Hulûsî Efendi'ye işbu Zilka'detüş-şerîfenin üçüncü günü şurût-ı mukarreressiyle müddet-i mahlûle tevcîh ve sâbıkā Edirne kādısı olan Feyzullah Efendi-zâde Mehmed Refîʿ Efendi'nin bi-hasebi't-taʿalluk derece-i kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve tenvîh olunmak çokdan berü cây-gîr-i zamîr olduğuna binâen yevm-i mezkûrda bâ-işâret-i aliyye efendi-i mûmâ-ileyhe ve Başmakcı-zâde Esseyyid Mehmed Selim Efendi'ye Mekke pâyeleri inâyet olundu.",
          "caption": "Fevt ve nasb-ı Kâdî-i Mekke ve ihsân-ı pâye be-baʿzı ulemâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_232.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt ve nasb-ı Kâdî-i Mekke ve ihsân-ı pâye be-baʿzı ulemâ",
          "text": "Mekke-i mükerreme kadısı Mehmed Paşa imâmı Esseyyid Ali Efendi'nin Şam-ı şerîfde vefât etdiği haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ve kazâ-i mezkûr mahlûl olduğuna binâen sâbıkā Mısır kādısı olan Samânî-zâde Ömer Hulûsî Efendi'ye işbu Zilka'detüş-şerîfenin üçüncü günü şurût-ı mukarreressiyle müddet-i mahlûle tevcîh ve sâbıkā Edirne kādısı olan Feyzullah Efendi-zâde Mehmed Refîʿ Efendi'nin bi-hasebi't-taʿalluk derece-i kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve tenvîh olunmak çokdan berü cây-gîr-i zamîr olduğuna binâen yevm-i mezkûrda bâ-işâret-i aliyye efendi-i mûmâ-ileyhe ve Başmakcı-zâde Esseyyid Mehmed Selim Efendi'ye Mekke pâyeleri inâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā İnebahtı muhâfızı olan Vezîr Elhâc Mustafa Paşa hakkında şefekat-ı mülûkâne erzânî buyurulup şehr-i mezkûrun onbirinci günü eyâlet-ı Halebü'ş-şehbâ ile mahsûdü'l-akrân ve eyâlet-ı Adana ber-vech-i hass Özi muhâfızı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya tevcîh olunup taʿyîn olunan şehriyesi mâh be-mâh mütesellim tarafından müşârün-ileyh cânibine irsâl olunmak emr ü fermân ve İçel sancağı Vezîr Nasuh Paşa'ya ve Trabzon eyâleti mîrimîrândan Şâhin-zâde Mustafa Paşa'ya (223-b) ve Niğde sancağı mîr-hacc-ı sâbık Derviş Mehmed Paşa'ya ve İnebahtı sâbıkā Tırhala mutasarrıfı Vezîr Arslan Mehmed Paşa'ya ve Tırhala sâbıkā Hotin muhâfızı olup mîrimîrân-ı kirâmdan Güğeci Ali Paşa-zâde İsmail Paşa'ya ihsân olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ızâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_233.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ızâm",
          "text": "Sâbıkā İnebahtı muhâfızı olan Vezîr Elhâc Mustafa Paşa hakkında şefekat-ı mülûkâne erzânî buyurulup şehr-i mezkûrun onbirinci günü eyâlet-ı Halebü'ş-şehbâ ile mahsûdü'l-akrân ve eyâlet-ı Adana ber-vech-i hass Özi muhâfızı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya tevcîh olunup taʿyîn olunan şehriyesi mâh be-mâh mütesellim tarafından müşârün-ileyh cânibine irsâl olunmak emr ü fermân ve İçel sancağı Vezîr Nasuh Paşa'ya ve Trabzon eyâleti mîrimîrândan Şâhin-zâde Mustafa Paşa'ya (223-b) ve Niğde sancağı mîr-hacc-ı sâbık Derviş Mehmed Paşa'ya ve İnebahtı sâbıkā Tırhala mutasarrıfı Vezîr Arslan Mehmed Paşa'ya ve Tırhala sâbıkā Hotin muhâfızı olup mîrimîrân-ı kirâmdan Güğeci Ali Paşa-zâde İsmail Paşa'ya ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî olup ber-vech-i tekāʿüd hânesinde bisât-ârâ-yı ikāmet ve zânû-zede-i çâr bâliş-i zevk ü râhat olan Halîl Ağa'nın kuvvet-ı mâliyye ve bedeniyyesi hasebiyle sullem-i vezârete isʿâd ve mutasarrıf olacağı eyâlât ve elviyede mühim-sâz-ı ibâd olması taraf-ı mülûkâneden istisvâb olduğuna binâen işbu şehr-i Zilkaʿdetüş-şerîfenin yirmidördüncü perşembe günü şeref-yafte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı cihân-mutāʿ mûcibince mûmâ-ileyh rütbe-i vâlâ-yı vezâret tevcîh ve inâyet buyuruldu.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-Silâhdâr-ı esbak Halîl Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_234.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-Silâhdâr-ı esbak Halîl Ağa",
          "text": "Sâbıkā silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî olup ber-vech-i tekāʿüd hânesinde bisât-ârâ-yı ikāmet ve zânû-zede-i çâr bâliş-i zevk ü râhat olan Halîl Ağa'nın kuvvet-ı mâliyye ve bedeniyyesi hasebiyle sullem-i vezârete isʿâd ve mutasarrıf olacağı eyâlât ve elviyede mühim-sâz-ı ibâd olması taraf-ı mülûkâneden istisvâb olduğuna binâen işbu şehr-i Zilkaʿdetüş-şerîfenin yirmidördüncü perşembe günü şeref-yafte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı cihân-mutāʿ mûcibince mûmâ-ileyh rütbe-i vâlâ-yı vezâret tevcîh ve inâyet buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Varnalı-zâde Selim Ağa'dan mukaddem topcu-başı olan Mehmed Ağa'nın ağalığı hengâmında avâm-pesend olan hareketi ve zabt u rabt-ı neferâtda zuhûr eden hizmeti kemâkân topcu-başı olmasının sebeb ü illeti olup binâenaleyh işbu şehr-i mezkûrun yirmialtıncı sebt günü mûmâ-ileyhe topcu-başılık tevcîh ve selefi Ali Ağa'nın vakti mütemâdî olmadığı hasebiyle haysiyyet ve mâhiyyeti tecrübe olunamayup bî-behre ve nasb-ı ocak-ı mezkûrdan tecnîb olunması lâyık-ı şân-ı devlet olmadığına binâen yevm-i mezkûrda mûmâ-ileyh dahi kapucu-başılık ile tatyîb olundu.",
          "caption": "Azl ve nasb-ı ser-topî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_235.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ve nasb-ı ser-topî",
          "text": "Varnalı-zâde Selim Ağa'dan mukaddem topcu-başı olan Mehmed Ağa'nın ağalığı hengâmında avâm-pesend olan hareketi ve zabt u rabt-ı neferâtda zuhûr eden hizmeti kemâkân topcu-başı olmasının sebeb ü illeti olup binâenaleyh işbu şehr-i mezkûrun yirmialtıncı sebt günü mûmâ-ileyhe topcu-başılık tevcîh ve selefi Ali Ağa'nın vakti mütemâdî olmadığı hasebiyle haysiyyet ve mâhiyyeti tecrübe olunamayup bî-behre ve nasb-ı ocak-ı mezkûrdan tecnîb olunması lâyık-ı şân-ı devlet olmadığına binâen yevm-i mezkûrda mûmâ-ileyh dahi kapucu-başılık ile tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhin (224-a) evâil-i Zilhiccede vefâtı haberi vürûd edüp bundan akdem Faş muhâfazasında olup mîrimîrân-ı kirâmdan Acaralı Ali Paşa Soğucak muhâfızı nasb u taʿyîn ve kemâfi's-sâbık Ankara sancağı\nber-vech-i te'bîd tarafına tevcîh ve inâyet birle umûr-ı taʿayyüşü teshîl ve tehvîn buyuruldu.",
          "caption": "Fevt-i muhâfız-ı Soğucak Vezîr Ferah Ali Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_236.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i muhâfız-ı Soğucak Vezîr Ferah Ali Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyhin (224-a) evâil-i Zilhiccede vefâtı haberi vürûd edüp bundan akdem Faş muhâfazasında olup mîrimîrân-ı kirâmdan Acaralı Ali Paşa Soğucak muhâfızı nasb u taʿyîn ve kemâfi's-sâbık Ankara sancağı\nber-vech-i te'bîd tarafına tevcîh ve inâyet birle umûr-ı taʿayyüşü teshîl ve tehvîn buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı şitâ ve evân-ı bârîden berf ve sermâ takarrüb ve bu mülâbese ile havâlara kesâfet terettüb edüp Âsitâne-i saʿâdet'e nakl-i hümâyûn irâde-i aliyye buyurulduğuna binâen işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin üçüncü cumʿa günü alesseher pâdişâh-ı sutûde-siyer dâme mâdâmü'ş-şems ve'l-kamer hazretleri sâhilsarây-ı Beşiktaş'dan refʿ-i raht-ı ikāmet ve sarây-ı bihişt-âsâ-yı mülûkânelerine vazʿ-ı pây-ı şeref ve rağbet buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_237.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Eyyâm-ı şitâ ve evân-ı bârîden berf ve sermâ takarrüb ve bu mülâbese ile havâlara kesâfet terettüb edüp Âsitâne-i saʿâdet'e nakl-i hümâyûn irâde-i aliyye buyurulduğuna binâen işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin üçüncü cumʿa günü alesseher pâdişâh-ı sutûde-siyer dâme mâdâmü'ş-şems ve'l-kamer hazretleri sâhilsarây-ı Beşiktaş'dan refʿ-i raht-ı ikāmet ve sarây-ı bihişt-âsâ-yı mülûkânelerine vazʿ-ı pây-ı şeref ve rağbet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç sene mütemâdî olan seferler takrîbi ile Devlet-i aliyye'nin îrâdı masrafına galebe eylediğinden gayri li-ecli'l-ihtiyât sugür u hudûda taʿyîn olunan seraskerlerin masârifâtı ve aʿdânın Akdeniz ve Karadeniz'de el-yevm mevcûd olan donanmasına mukābeleten ve donanma tertîbi fikri baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile hâricden bir mikdâr mebâliğ tedârüküne Devlet-i aliyye'yi ilcâ edüp mukaddemâ vâkiʿ olan meşveretlerde Aydın muhassıllığı ber-vech-i eshâm tâliblerine fürûht olunup hâsıl olan mebâliği bir mahalde hıfz ve lede'l-lüzûm umûr-ı donanmaya sarf olunmak husûsu eğerçi karârdâde-i ashâb-ı ârâ olmuşidi. Ancak Aydın sancağının etrâf ve eknâfında mütegallibe-i nâsdan (224-b) katı çok eşhâs-ı kāsiretü'l-ukūl mevcûd olup velev min-baʿd memleket-i mezkûrenin vâlî-i kāsir ve mutasallıtdan hulüvvü o makūlelerin tuğyân ve fesâdlarına sebeb olacağı ihtimâliyle re'y-i mezkûrdan udûl ve sadrıazamlara hass kayd olunan İzmir ve Kıbrıs hâsılâtı gayr-ez-mîrî eshâm iʿtibâriyle beyʿ ü fürûht olunup Aydın muhassıllığı kezâlik gayr-i İzmir'i Kıbrıs'a ve Yenişehir cizyesi câ'izesi İzmir'e bedel olmak üzere sadrıazamlara müceddeden has taʿyîn olunmak savâb-dîd-i vükelâ-yı devlet olduğuna binâen lede'l-istîzân şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince Kıbrıs yüz yirmi yedi buçuk ve İzmir elli üç buçuk sehm iʿtibâr olunup nizâm bulan şurûtu derciyle kā'imeler tahrîr ve tâliblerine arz u fürûht ve cümlesinden hâsıl olan dört bin yedi yüz altı kise lede'l-iktizâ umûr-ı donanmaya sarf olunmak üzere alâ-tarîki'l-vediʿa Darbhâne-i âmire'de hıfz olundu.",
          "caption": "Mukātaʿa ve eshâm şüden-i Kıbrıs ve İzmir ez-havâss-ı sadâret-i uzmâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_238.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Mukātaʿa ve eshâm şüden-i Kıbrıs ve İzmir ez-havâss-ı sadâret-i uzmâ",
          "text": "Birkaç sene mütemâdî olan seferler takrîbi ile Devlet-i aliyye'nin îrâdı masrafına galebe eylediğinden gayri li-ecli'l-ihtiyât sugür u hudûda taʿyîn olunan seraskerlerin masârifâtı ve aʿdânın Akdeniz ve Karadeniz'de el-yevm mevcûd olan donanmasına mukābeleten ve donanma tertîbi fikri baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile hâricden bir mikdâr mebâliğ tedârüküne Devlet-i aliyye'yi ilcâ edüp mukaddemâ vâkiʿ olan meşveretlerde Aydın muhassıllığı ber-vech-i eshâm tâliblerine fürûht olunup hâsıl olan mebâliği bir mahalde hıfz ve lede'l-lüzûm umûr-ı donanmaya sarf olunmak husûsu eğerçi karârdâde-i ashâb-ı ârâ olmuşidi. Ancak Aydın sancağının etrâf ve eknâfında mütegallibe-i nâsdan (224-b) katı çok eşhâs-ı kāsiretü'l-ukūl mevcûd olup velev min-baʿd memleket-i mezkûrenin vâlî-i kāsir ve mutasallıtdan hulüvvü o makūlelerin tuğyân ve fesâdlarına sebeb olacağı ihtimâliyle re'y-i mezkûrdan udûl ve sadrıazamlara hass kayd olunan İzmir ve Kıbrıs hâsılâtı gayr-ez-mîrî eshâm iʿtibâriyle beyʿ ü fürûht olunup Aydın muhassıllığı kezâlik gayr-i İzmir'i Kıbrıs'a ve Yenişehir cizyesi câ'izesi İzmir'e bedel olmak üzere sadrıazamlara müceddeden has taʿyîn olunmak savâb-dîd-i vükelâ-yı devlet olduğuna binâen lede'l-istîzân şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince Kıbrıs yüz yirmi yedi buçuk ve İzmir elli üç buçuk sehm iʿtibâr olunup nizâm bulan şurûtu derciyle kā'imeler tahrîr ve tâliblerine arz u fürûht ve cümlesinden hâsıl olan dört bin yedi yüz altı kise lede'l-iktizâ umûr-ı donanmaya sarf olunmak üzere alâ-tarîki'l-vediʿa Darbhâne-i âmire'de hıfz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyh beş-on gün kadar illet-i mesâneden zahmet-keş ve îd-i adhâ günü müddet-i ömrünü itmâm ile menzil-i ukbâya raht-keş olup der-ân sâʿat techîz ve tekfîn ve mezâr-ı pür-envâr Süleymaniye'de tedfîn olundu. Münhal olan câh-ı tevkîʿî muvakkaten defter emîni olan Feyzi Süleyman Efendi'ye ve defter amâneti ber-vech-i tencîz Hasan Efendi'ye ve baş muhâsebe Rifat Ahmed Bey'e ve Anadolu muhâsebesi sâbıkā büyük tezkereci Enverî Sadullah Efendi'ye muvakkaten tevcîh olundu. (225-a) Tercüme: Müteveffâ-yi mûmâ-ileyh bin yüz otuz bir târîhinde Vezîr Koca Bekir Paşa merhûmun sulbinden gehvâre-i zîb-i vücûd ve gün be gün neşv ü nemâ kesb ederek fâsıl-ı mâ-beyn-ı maʿdûm ve mevcûd oldukda tahsîl-i maʿârife bezl-i cehd ü tâkat ve bin yüz elli üç târîhinde küçük evkāf muhâsebeciliğini tahsîl ile ihrâz-ı evvelîn pâye-i izz ü rifʿat edüp temâdî-i vakt ü zamân takrîbi ile katı çok menâsıba tasarruf ve aded-i sinni sebʿîne mütenâhiz iken çavuş-başılık hizmetiyle teşerrüf ve an-asıl silisü'l-bevl illetiyle derd-nâk iken Dîvân-ı hümâyûn'da hasebü'l-iktizâ vukūʿ bulan tûl-i meks ü tevakkuf iktizâsıyle madde-i ihsâs eczâ-yı reşâşiyeyi mütehaccir etmekle illeti illet-i mesâneye mütebeddil olup bu tevcîhâtda eğerçi çavuş başlılıkdan maʿzûl ve rûz-nâmçe-i evvel ve baʿdehû nişancılık mansıbına mevsûl olmışidi. Ancak esbâba nazar ile vücûduna ârız olan hareket-i kısrî ve vazʿ-ı gayr-i tabiʿî erkân-ı vücûdunu mütezelzil ve minvâl-i muharrer üzere îd-i adhâ günü tebdîl-i makām ve menzil ve civâr-ı rahmet gâfirü'z-zünûbu melâz ve mev'il eyledi. Müteveffâ-yi mûmâ-ileyh halîm ve selîm sâdık ve müstakîm sâhib-i meskenet ve vakar-ı mutasallib ve dîndâr olduğundan gayri nâmûs-ı devleti sıyânet âdeti ve mekkâre-i umûra adem-i tasaddî medâr-ı mefhareti olup tekdîr-i kulûb-i nâsdan hârib ve her şahs-ı teng-havsalayı zebân-ı kand-rîziyle tarafına câzib ve câlib idi.",
          "caption": "Fevt-i tevkîʿî Süleyman Bey ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı ricâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_239.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i tevkîʿî Süleyman Bey ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı ricâl",
          "text": "Mûmâ-ileyh beş-on gün kadar illet-i mesâneden zahmet-keş ve îd-i adhâ günü müddet-i ömrünü itmâm ile menzil-i ukbâya raht-keş olup der-ân sâʿat techîz ve tekfîn ve mezâr-ı pür-envâr Süleymaniye'de tedfîn olundu. Münhal olan câh-ı tevkîʿî muvakkaten defter emîni olan Feyzi Süleyman Efendi'ye ve defter amâneti ber-vech-i tencîz Hasan Efendi'ye ve baş muhâsebe Rifat Ahmed Bey'e ve Anadolu muhâsebesi sâbıkā büyük tezkereci Enverî Sadullah Efendi'ye muvakkaten tevcîh olundu. (225-a) Tercüme: Müteveffâ-yi mûmâ-ileyh bin yüz otuz bir târîhinde Vezîr Koca Bekir Paşa merhûmun sulbinden gehvâre-i zîb-i vücûd ve gün be gün neşv ü nemâ kesb ederek fâsıl-ı mâ-beyn-ı maʿdûm ve mevcûd oldukda tahsîl-i maʿârife bezl-i cehd ü tâkat ve bin yüz elli üç târîhinde küçük evkāf muhâsebeciliğini tahsîl ile ihrâz-ı evvelîn pâye-i izz ü rifʿat edüp temâdî-i vakt ü zamân takrîbi ile katı çok menâsıba tasarruf ve aded-i sinni sebʿîne mütenâhiz iken çavuş-başılık hizmetiyle teşerrüf ve an-asıl silisü'l-bevl illetiyle derd-nâk iken Dîvân-ı hümâyûn'da hasebü'l-iktizâ vukūʿ bulan tûl-i meks ü tevakkuf iktizâsıyle madde-i ihsâs eczâ-yı reşâşiyeyi mütehaccir etmekle illeti illet-i mesâneye mütebeddil olup bu tevcîhâtda eğerçi çavuş başlılıkdan maʿzûl ve rûz-nâmçe-i evvel ve baʿdehû nişancılık mansıbına mevsûl olmışidi. Ancak esbâba nazar ile vücûduna ârız olan hareket-i kısrî ve vazʿ-ı gayr-i tabiʿî erkân-ı vücûdunu mütezelzil ve minvâl-i muharrer üzere îd-i adhâ günü tebdîl-i makām ve menzil ve civâr-ı rahmet gâfirü'z-zünûbu melâz ve mev'il eyledi. Müteveffâ-yi mûmâ-ileyh halîm ve selîm sâdık ve müstakîm sâhib-i meskenet ve vakar-ı mutasallib ve dîndâr olduğundan gayri nâmûs-ı devleti sıyânet âdeti ve mekkâre-i umûra adem-i tasaddî medâr-ı mefhareti olup tekdîr-i kulûb-i nâsdan hârib ve her şahs-ı teng-havsalayı zebân-ı kand-rîziyle tarafına câzib ve câlib idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan (225-b) olup bundan akdem me'mûr olduğu hizmetlerden nükūlü hasebiyle Bozca ada'ya nefy olunan Abdullah Efendi'nin bu esnâda sahîfe-i cürmüne kalem-i afv keşîde buyurulup Âsitâne-i saʿâdet'e gelmesiyçün ısdâr-ı emr-i âlîşân kılındı.",
          "caption": "Itlâk-ı Abdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_240.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Abdullah Efendi",
          "text": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan (225-b) olup bundan akdem me'mûr olduğu hizmetlerden nükūlü hasebiyle Bozca ada'ya nefy olunan Abdullah Efendi'nin bu esnâda sahîfe-i cürmüne kalem-i afv keşîde buyurulup Âsitâne-i saʿâdet'e gelmesiyçün ısdâr-ı emr-i âlîşân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin yüz doksanaltı senesi şevvâlinin onikinci cumʿa günü sulb-i pâkîze-i hazret-i tâcdârîden kımât-ârâ-yı vücûd olan Şehzâde Sultan Mehmed Nusret hazretleri bu esnâda illet-i cederîden ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârî olup illet-i mezkûreden bi-emri'l-lâhi teʿâlâ ifâkat bulmadığına binâen işbu şehr-i Zilhiccenin ondokuzuncu sebt günü mürg-i rûh-ı bâhirü'l-fütûhu sûy-i dil-cû-yı behişt-i berîne tayerân eyledi. Cenâb-ı Hakk bâkīlerini nâ'il-i ömr-i tavîl ve nice zamân zuhûr-ı nesl-i şâhâne ile aʿyûn-ı nâsı karîr eyleye, âmîn. Şehzâde-i müşârün-ileyh hazretlerinin fevtine abd-i âcizin irticâlen dediği târîh-i tâmdır. \n\n Dirîgā bakāsız cihândan gidüp \n Bu gün bir civân-ı musaffâ-sirişt \n Dedi fevt-i sâlin vakāyiʿ-nüvis \n Olup dâr-ı sultân Muhammed-behişt (226-a)",
          "caption": "Fevt-i şehzâde Sultan Mehmed Nusret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_241.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1199"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i şehzâde Sultan Mehmed Nusret",
          "text": "Bin yüz doksanaltı senesi şevvâlinin onikinci cumʿa günü sulb-i pâkîze-i hazret-i tâcdârîden kımât-ârâ-yı vücûd olan Şehzâde Sultan Mehmed Nusret hazretleri bu esnâda illet-i cederîden ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârî olup illet-i mezkûreden bi-emri'l-lâhi teʿâlâ ifâkat bulmadığına binâen işbu şehr-i Zilhiccenin ondokuzuncu sebt günü mürg-i rûh-ı bâhirü'l-fütûhu sûy-i dil-cû-yı behişt-i berîne tayerân eyledi. Cenâb-ı Hakk bâkīlerini nâ'il-i ömr-i tavîl ve nice zamân zuhûr-ı nesl-i şâhâne ile aʿyûn-ı nâsı karîr eyleye, âmîn. Şehzâde-i müşârün-ileyh hazretlerinin fevtine abd-i âcizin irticâlen dediği târîh-i tâmdır. \n\n Dirîgā bakāsız cihândan gidüp \n Bu gün bir civân-ı musaffâ-sirişt \n Dedi fevt-i sâlin vakāyiʿ-nüvis \n Olup dâr-ı sultân Muhammed-behişt (226-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki hâlik-i bî-misl ü mânend ve hüdâvend-i bî-hîş ü peyvendin gümgeştegân-ı bâdiye-i acz ü taksîr ve gavta-hârân-ı deryâ-yı tasarruf ve tedbîr haklarında bi-hasbi'l-istiʿdâd ve'l-kābiliyye taʿayyün eden niʿam ve âlâ ve kerem-i bî-intihâsı müstedʿî-i hamd ü senâ ve müstelzim-i sitâyiş-i zât-ı aʿlâsıdır. Lâ-cerem münharit-i silk-i mieteyn ve elf olan işbu sene-i amîmetü'l-meymenenin âyât-ı furkāniyyeden اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ âyetleri adedine tetâbuku mûcib-i hamd ü senâ-yı ferâvân ve bâʿis-i dürûd u şükr-i bî-pâyân olur. Gûna-gûn niʿâm-ı hâlik-ı bî-çûn bürûzuna delâlet eyleyeceğinden gayri zahareddin terkîbinin bi-hasbi'l-kemmiyye târîh-i sâl-i cedîd ile tevâfuku serkeştegân-ı vâdî-i bagy ü dalâlet ve tîre-dilân-ı gavâyet ve ruʿûnet olan ehl-i küfr ü mefsedeti pâdişâh-ı asr razekahu Allah el-fetha ve'l-nasra hazretleri kuvvet-i batş-ı mülûkâne ve nîrû-yı himmet-i hüsrevâne ile kahr ü tezlîl edeceğine işâret-i gaybiyye ve lâyiha-i lâ-reybiyye olduğu rûşen-güherân-ı enâm ve serîre-şinâsân-ı eyyâma zâhirdir. \n\n Li-muharririhi: \n Tiyg-ı islâm ile bi-avni'l-lâh \n Katʿ olur şâh-ı düşmenin bîhî \n Bu nevîn-sâl-i ferrûhun zîrâ \n Zahareddin geldi târîhi",
          "caption": "[introduction to vekāyiʿ-i sene mieteyn ve elf]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_242.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to vekāyiʿ-i sene mieteyn ve elf]",
          "text": "Çünki hâlik-i bî-misl ü mânend ve hüdâvend-i bî-hîş ü peyvendin gümgeştegân-ı bâdiye-i acz ü taksîr ve gavta-hârân-ı deryâ-yı tasarruf ve tedbîr haklarında bi-hasbi'l-istiʿdâd ve'l-kābiliyye taʿayyün eden niʿam ve âlâ ve kerem-i bî-intihâsı müstedʿî-i hamd ü senâ ve müstelzim-i sitâyiş-i zât-ı aʿlâsıdır. Lâ-cerem münharit-i silk-i mieteyn ve elf olan işbu sene-i amîmetü'l-meymenenin âyât-ı furkāniyyeden اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ âyetleri adedine tetâbuku mûcib-i hamd ü senâ-yı ferâvân ve bâʿis-i dürûd u şükr-i bî-pâyân olur. Gûna-gûn niʿâm-ı hâlik-ı bî-çûn bürûzuna delâlet eyleyeceğinden gayri zahareddin terkîbinin bi-hasbi'l-kemmiyye târîh-i sâl-i cedîd ile tevâfuku serkeştegân-ı vâdî-i bagy ü dalâlet ve tîre-dilân-ı gavâyet ve ruʿûnet olan ehl-i küfr ü mefsedeti pâdişâh-ı asr razekahu Allah el-fetha ve'l-nasra hazretleri kuvvet-i batş-ı mülûkâne ve nîrû-yı himmet-i hüsrevâne ile kahr ü tezlîl edeceğine işâret-i gaybiyye ve lâyiha-i lâ-reybiyye olduğu rûşen-güherân-ı enâm ve serîre-şinâsân-ı eyyâma zâhirdir. \n\n Li-muharririhi: \n Tiyg-ı islâm ile bi-avni'l-lâh \n Katʿ olur şâh-ı düşmenin bîhî \n Bu nevîn-sâl-i ferrûhun zîrâ \n Zahareddin geldi târîhi"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Talebe-i ulûmdan nâ'il-i mülâzemet olanların müddet-i muʿayyeneleri tamâm ve bâ-husûs radde-i hâricde müderrisîn-i kirâm vâreste-i kayd-ı kesret ve izdihâm olmakdan nâşî imtihâna müstaʿidd olanların derece-i istiʿdâdları tecrübe ve tenkîb ve muvaffak olanları radde-i mezkûreye vazʿ u idhâl ile merâtib-i ilmiyyeyi tesviye ve tertîb irâdesiyle ihbâr-ı imtihân iʿlân ve îzân ve işbu Muharremü'l-harâm evâ'ilinde talebe-i ulûm Bâb-ı fetvâ-penâhî'ye kudûm edüp taʿyîn-i mekân ve Mutavvel'in fenn-i sânîsi ibtidâsından imtihân olunacakları beyân olunup taʿyîn olunan mahalli hall iddiʿâsında olanlar ferden ferdâ mümeyyizler huzûruna duhûl ve tertîb ve tehyi'e olunan es'ilenin küllîsine cevâb veren aʿlâ iʿtibâriyle tahsîl-i me'mûl edüp es'ile-i mezkûreden fakat bir-iki su'âlin cevâbını tedârük edemeyüp kusûruna cevâb-ı müskit verenlere karîb-i aʿlâ ve nısfından ziyâdesine zafer bulanlara vasat-ı kavî ve mâ-dûnuna muvaffak olanlara vasat-ı ıtlâk olunarak altmışdan ziyâde mülâzim hâric ru'suna neyl ile ricâl-i tarîka müşârik ve müsâhim oldular.",
          "caption": "Vukū'-ı imtihân-ı mülâzimîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_243.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı imtihân-ı mülâzimîn",
          "text": "Talebe-i ulûmdan nâ'il-i mülâzemet olanların müddet-i muʿayyeneleri tamâm ve bâ-husûs radde-i hâricde müderrisîn-i kirâm vâreste-i kayd-ı kesret ve izdihâm olmakdan nâşî imtihâna müstaʿidd olanların derece-i istiʿdâdları tecrübe ve tenkîb ve muvaffak olanları radde-i mezkûreye vazʿ u idhâl ile merâtib-i ilmiyyeyi tesviye ve tertîb irâdesiyle ihbâr-ı imtihân iʿlân ve îzân ve işbu Muharremü'l-harâm evâ'ilinde talebe-i ulûm Bâb-ı fetvâ-penâhî'ye kudûm edüp taʿyîn-i mekân ve Mutavvel'in fenn-i sânîsi ibtidâsından imtihân olunacakları beyân olunup taʿyîn olunan mahalli hall iddiʿâsında olanlar ferden ferdâ mümeyyizler huzûruna duhûl ve tertîb ve tehyi'e olunan es'ilenin küllîsine cevâb veren aʿlâ iʿtibâriyle tahsîl-i me'mûl edüp es'ile-i mezkûreden fakat bir-iki su'âlin cevâbını tedârük edemeyüp kusûruna cevâb-ı müskit verenlere karîb-i aʿlâ ve nısfından ziyâdesine zafer bulanlara vasat-ı kavî ve mâ-dûnuna muvaffak olanlara vasat-ı ıtlâk olunarak altmışdan ziyâde mülâzim hâric ru'suna neyl ile ricâl-i tarîka müşârik ve müsâhim oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlet-i Karaman'a mülhak Beyşehri sancağında Bozkır ve Niğde sancağında Bereketlü maʿdenleri birkaç sene mukaddem zuhûr edüp o mevsimde bulunan ricâl-i muztaribetü'l-ukûl kuvve-i vâhime-i mahza ile beyân-ı fevâ'id ve mahsûl eyleyerek iʿmâlini tervîc ve akıbet-bîn-i umûr u mevâdd olan zevât-ı vâzıhatü'l- (226-b) istiʿdâdın gālibiyyet-i mutlaka ile dâʿiye-i şevk-i zarûrîlerin tehyîc akabinde teshîlen li'l-maslaha civârda vâkiʿ baʿzı nemâlı tîmâr ve evkāf karyeleri zikr olunan maʿdenlere ilhâk ve rabt ve birer emîn nasbı ile hâsılât-ı cüz'iyyesi ahz ü zabt olunur idi. Ancak bu takrîb-i dil-firîb ile fukarâ ve zuʿafâ mübtelâ-yı tekâlîf-i mâ-lâ-yutāk ve zebûn-ı ser-pençe-i kahr u meşâk olduklarından gayrı der-heme-evkāt akvât-ı nâsa medâr olan hirfet-i dihkānet ve mekâsib-i zirāʿatden bi-zarûre ferâgat ve evlâd ü ıyâlleriyle maʿden umûrunu rü'yet ve bu külfet-i gayr-i me'lûfe ile hayâtlarından me'yûs ve birkaç defʿa kendülerinden âsâr-ı isyân dahi mahsûs olduğundan başka erbâb-ı tîmârın ber-vech-i muharrer dâhil-i icmâlleri olan baʿzı melhûzü'n-nemâ karyelerinin maʿdenlere irtibâtiyle mahsûllerine naks u kıllet târî ve bi'l-iktizâ bir mahalle me'mûriyyetleri irâde olundukda iddiʿâ-yi kesr ü fıkdân îrâd ve her birinin pâ-bend-i azîmet ve iktidârı olduğu ve kezâlik baʿzı evkāfdan ifrâd ve zamm olunan kurânın hâsılâtı eyâdî-i murtezikaya resîde olmadığından fî-küll-i evkāt ve ahyân nâlân u giryân\nve hizmetlerini terk ile fi'l-cümle ma'mûretü'l-etrâf olan evkāf gāmir ve vîrân olup menâfî-i kalîle zımnında mazarrat-ı külliyye ihtiyârî kānûn zabt-ı şevârid-i mülkiyyeye gayr-i evfak ve zîr-destân ve zu'afâyı bu rütbelerde izʿâc müstelzim-i gazab-ı Hakk olduğundan fazla hakîkat-i maddeye nazar olunsa reʿâyânın bu misillü esbâb-ı mûcibü'l-ıztırâb ile giriftâr-ı kayd-ı mazarr olması hazîneye âid ve ba'zen taleb-i kesb ü nef'-i zâid intikās-ı (227-a) sermâye-i sevdâgerâne mûcib olduğu dahi ma'lûm-ı muhteberân-ı hâl gāib ve şâhid olmağla rahmen-li'l-ibâd ve defʿan-li'l-fesâd zikr olunan ma'denlerin refʿ ü ibtâliyle fukarâ tervîc belki âmme-i nâs tenşît ve tefrîh olunmak husûsu taraf-ı hazret-i sadrü's-südûrdan hâkipâ-yi kimyâsâ-yi mülûkâneye arz ve telhîs ve an-asıl bu makūle mazarrat ve hasâretin vukūʿiyle cihet-i taʿayyüş-i nâs tenkīs olunmak menfûr-ı tabʿ-ı hüsrevâne ve hilâf-ı rızâ-yi pâdişâhâne olmakdan nâşî fî-mâ-ba'd zikr olunan ma'denlerin refʿiyle vedi'a-i hazret-i Bârî olan zuʿafâ metâ'ib ve tekâlîf-i şakkadan tahlîs olunmak bâbında kat'iyyü'l-medlûl hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olup mûcibince iktizâ edenlere evâmir-i aliyye ısdâriyle kurâ-yi mağzûbe-i mezkûre intizām ve kemâkân mutasarrıflarına i'âde ve ircâ olundu.",
          "caption": "Refʿ-i maʿden-i Bozkır ve Bereketlü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_244.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i maʿden-i Bozkır ve Bereketlü",
          "text": "Eyâlet-i Karaman'a mülhak Beyşehri sancağında Bozkır ve Niğde sancağında Bereketlü maʿdenleri birkaç sene mukaddem zuhûr edüp o mevsimde bulunan ricâl-i muztaribetü'l-ukûl kuvve-i vâhime-i mahza ile beyân-ı fevâ'id ve mahsûl eyleyerek iʿmâlini tervîc ve akıbet-bîn-i umûr u mevâdd olan zevât-ı vâzıhatü'l- (226-b) istiʿdâdın gālibiyyet-i mutlaka ile dâʿiye-i şevk-i zarûrîlerin tehyîc akabinde teshîlen li'l-maslaha civârda vâkiʿ baʿzı nemâlı tîmâr ve evkāf karyeleri zikr olunan maʿdenlere ilhâk ve rabt ve birer emîn nasbı ile hâsılât-ı cüz'iyyesi ahz ü zabt olunur idi. Ancak bu takrîb-i dil-firîb ile fukarâ ve zuʿafâ mübtelâ-yı tekâlîf-i mâ-lâ-yutāk ve zebûn-ı ser-pençe-i kahr u meşâk olduklarından gayrı der-heme-evkāt akvât-ı nâsa medâr olan hirfet-i dihkānet ve mekâsib-i zirāʿatden bi-zarûre ferâgat ve evlâd ü ıyâlleriyle maʿden umûrunu rü'yet ve bu külfet-i gayr-i me'lûfe ile hayâtlarından me'yûs ve birkaç defʿa kendülerinden âsâr-ı isyân dahi mahsûs olduğundan başka erbâb-ı tîmârın ber-vech-i muharrer dâhil-i icmâlleri olan baʿzı melhûzü'n-nemâ karyelerinin maʿdenlere irtibâtiyle mahsûllerine naks u kıllet târî ve bi'l-iktizâ bir mahalle me'mûriyyetleri irâde olundukda iddiʿâ-yi kesr ü fıkdân îrâd ve her birinin pâ-bend-i azîmet ve iktidârı olduğu ve kezâlik baʿzı evkāfdan ifrâd ve zamm olunan kurânın hâsılâtı eyâdî-i murtezikaya resîde olmadığından fî-küll-i evkāt ve ahyân nâlân u giryân\nve hizmetlerini terk ile fi'l-cümle ma'mûretü'l-etrâf olan evkāf gāmir ve vîrân olup menâfî-i kalîle zımnında mazarrat-ı külliyye ihtiyârî kānûn zabt-ı şevârid-i mülkiyyeye gayr-i evfak ve zîr-destân ve zu'afâyı bu rütbelerde izʿâc müstelzim-i gazab-ı Hakk olduğundan fazla hakîkat-i maddeye nazar olunsa reʿâyânın bu misillü esbâb-ı mûcibü'l-ıztırâb ile giriftâr-ı kayd-ı mazarr olması hazîneye âid ve ba'zen taleb-i kesb ü nef'-i zâid intikās-ı (227-a) sermâye-i sevdâgerâne mûcib olduğu dahi ma'lûm-ı muhteberân-ı hâl gāib ve şâhid olmağla rahmen-li'l-ibâd ve defʿan-li'l-fesâd zikr olunan ma'denlerin refʿ ü ibtâliyle fukarâ tervîc belki âmme-i nâs tenşît ve tefrîh olunmak husûsu taraf-ı hazret-i sadrü's-südûrdan hâkipâ-yi kimyâsâ-yi mülûkâneye arz ve telhîs ve an-asıl bu makūle mazarrat ve hasâretin vukūʿiyle cihet-i taʿayyüş-i nâs tenkīs olunmak menfûr-ı tabʿ-ı hüsrevâne ve hilâf-ı rızâ-yi pâdişâhâne olmakdan nâşî fî-mâ-ba'd zikr olunan ma'denlerin refʿiyle vedi'a-i hazret-i Bârî olan zuʿafâ metâ'ib ve tekâlîf-i şakkadan tahlîs olunmak bâbında kat'iyyü'l-medlûl hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olup mûcibince iktizâ edenlere evâmir-i aliyye ısdâriyle kurâ-yi mağzûbe-i mezkûre intizām ve kemâkân mutasarrıflarına i'âde ve ircâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudûmiyye nâmiyle Rumeli vâlîleri iki yüz elli kîse mikdârı meblâğ eyâlet-i mezkûreye tarh u taksîm ve bahâne-cû-yi celb ü nehb olan kudât ve aʿyân dahi bu sebeb-i mûcibü'l-gazab ile matlûbun mislini nefislerine tahsîs ve tanzîm ve bu tertîb-i acîb ile her vâlî Rumeli eyâletine müstevlî oldukda fukarâ-yi memleket ve kuttān-i vilâyet beşyüz kîse tecrîm olunduklarına binâen hâlleri tebâh ve dâmen-i refâh u ayşleri kûtâh olduğunu Muhsin-zâde merhûma Ordu-yi hümâyûn'da ba'zı hayırhâhlar ihbâr ve شر الامور محمد ثاتها mefhûmunca mutâbık olan kudûmiyye-i mezkûrenin menʿ ü refʿi mukābelesinde nasr-ı azîze dîde-küşâ-yi intizâr olmak hususları ihtâr olundukda (227-b) merhûm-ı müşârün-ileyh bu nasîhat-i nâfiʿayı bilâ-tereddüd mengûş-i gûş kabûl eyleyerek kudûmiyyenin def'iyle takayyüd ve hattâ o mevsimde Rumeli vâlîsi bulunan Müderris Osman Paşa izhâr-ı sûret-i dürüştî ve taʿannüd edüp zîr-i kelîm-i hafâdan nakd-gîrân-ı asra arz-ı hutām ve zulmiyye-i mezkûrenin bakā ve devâmını iltizâm etmişiken berü tarafda olan sebât ve tecellüd takrîbi ile sa'y ü ihtimâmı gayr-i müfîd ve zâhiren ve bâtınen vücûda gelen ameli ibtāl ve terdîd olunarak zikr olunan eser-i hayr-ı cedîd fi'le gelüp der-akab Silistre fütûhâtı gibi bir feth-i azîzü'l-misl ile isâbe-i müslimîn nâil-i sürûr-ı etemm ve zu'afâ-yi nâsdan izâle olunan zulm-i\nsarîhin zuhûr-ı hüsn-i mücâzâtı meşhûd-ı ahass u e'amm olup bi-ʻavnihi sübhânehu ve teʻâlâ bu maʿâdin-i muhdesenin refʿiyle dahi etrâf u eknâfda ser-ber-âverde-i bağy ü şakā olan zaleme ve cebâbirenin kesr-i savlet ve mazarratları ve bâ-husûs pîrâmen-güzâr-ı gülzâr-ı saltanat olan hâr-zâr-ı aʿdânın eşiʿa-i süyûf-ı müslimîn ile sûziş-pezîr-i inʿidâm ve izmihlâl olmaları eltâf-ı mesbûke-i ilâhiyyeye nazaran bir emr-i muntazarü'z-zuhûrdur.",
          "caption": "Sâniha-i mübeşşire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_245.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Sâniha-i mübeşşire",
          "text": "Kudûmiyye nâmiyle Rumeli vâlîleri iki yüz elli kîse mikdârı meblâğ eyâlet-i mezkûreye tarh u taksîm ve bahâne-cû-yi celb ü nehb olan kudât ve aʿyân dahi bu sebeb-i mûcibü'l-gazab ile matlûbun mislini nefislerine tahsîs ve tanzîm ve bu tertîb-i acîb ile her vâlî Rumeli eyâletine müstevlî oldukda fukarâ-yi memleket ve kuttān-i vilâyet beşyüz kîse tecrîm olunduklarına binâen hâlleri tebâh ve dâmen-i refâh u ayşleri kûtâh olduğunu Muhsin-zâde merhûma Ordu-yi hümâyûn'da ba'zı hayırhâhlar ihbâr ve شر الامور محمد ثاتها mefhûmunca mutâbık olan kudûmiyye-i mezkûrenin menʿ ü refʿi mukābelesinde nasr-ı azîze dîde-küşâ-yi intizâr olmak hususları ihtâr olundukda (227-b) merhûm-ı müşârün-ileyh bu nasîhat-i nâfiʿayı bilâ-tereddüd mengûş-i gûş kabûl eyleyerek kudûmiyyenin def'iyle takayyüd ve hattâ o mevsimde Rumeli vâlîsi bulunan Müderris Osman Paşa izhâr-ı sûret-i dürüştî ve taʿannüd edüp zîr-i kelîm-i hafâdan nakd-gîrân-ı asra arz-ı hutām ve zulmiyye-i mezkûrenin bakā ve devâmını iltizâm etmişiken berü tarafda olan sebât ve tecellüd takrîbi ile sa'y ü ihtimâmı gayr-i müfîd ve zâhiren ve bâtınen vücûda gelen ameli ibtāl ve terdîd olunarak zikr olunan eser-i hayr-ı cedîd fi'le gelüp der-akab Silistre fütûhâtı gibi bir feth-i azîzü'l-misl ile isâbe-i müslimîn nâil-i sürûr-ı etemm ve zu'afâ-yi nâsdan izâle olunan zulm-i\nsarîhin zuhûr-ı hüsn-i mücâzâtı meşhûd-ı ahass u e'amm olup bi-ʻavnihi sübhânehu ve teʻâlâ bu maʿâdin-i muhdesenin refʿiyle dahi etrâf u eknâfda ser-ber-âverde-i bağy ü şakā olan zaleme ve cebâbirenin kesr-i savlet ve mazarratları ve bâ-husûs pîrâmen-güzâr-ı gülzâr-ı saltanat olan hâr-zâr-ı aʿdânın eşiʿa-i süyûf-ı müslimîn ile sûziş-pezîr-i inʿidâm ve izmihlâl olmaları eltâf-ı mesbûke-i ilâhiyyeye nazaran bir emr-i muntazarü'z-zuhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Maʿlûm ola ki kütüb-i tevârîh fi'l-asl misâl-i hadâik-i envâʿ-ı ezhâr ve şakāik ile âlûde ve memlû ve tarh-ı dilkeş makāmında olan baʿzı suhuf-ı neşât-bahşinden câ-be-câ âsâr-ı garîbe ve sanâyiʿ-i acîbe makrû' ve metlûv olmak dağdağa-fersâ-yı se'âmet ü melâl ve küşâyiş-dih-i tıbâʿ-ı müsteşrifân-ı ahvâl olup lâ-cerem hakîkat-i maʿdenî bi'l-istidrâd zikr ü beyân bu fenn-i celîle tevaggul edenlere reh-âverd ve armağan olmağla der-akab kütüb-i hikemiyyeye hayt-ı şuʿâʿ-ı nazarı medd (228-a) ve her birinin kelâmını baʿde't-taʿab ve'l-kedd vecâzet-i elfâz ile hülâsa-i kabûl ve redd eyleyerek bir makāle-i bedîʿa inşâ ve belki ulemâ-ı Mukaddeme-i İbni Haldûn'a bir bahs-i cedîd imlâ ve ihdâ olundu. Erbâb-ı elbâba hafî ve müsterâb olmaya ki maʿâdin-i sebʿanın hakîkatleri vâhid ve min-ciheti'l-aʿrâz birbirlerine mütefâvit ve mütegāyir olduklarında uzemâ-yı hükemânın ekseri müttefik ve müttehid olmuşlardır. Fi'l-asıl rahm-i maʿden olan kaʿr-ı arzda heyûlâ-yı maʿdeniyyet sûret-i kemâliyyesi olan zehebiyyet kesb etmek üzere tevellüd edüp mizâcına göre dühûr-ı mütetâvilede neşv ü nemâ bulur tekevvün etdiği bıkāʿın iʿtidâl-i mizâc-ı maʿdenîden inhirâfına göre harâret ve bürûdet ve rutûbet ve yübûsetin ifrât ve tefrîti hasebiyle zehebiyyet rütbesinden nâkıs kalup kurşun ve kalay ve bakır ve demir ve cıva ve gümüş sûretinde tekevvün eder. Kütüb-i hikemiyyenin cümlesinde hattâ Şerh-i Mevâkıf ve Şerh-i Makāsıd'da tekevvün-i maʿâdin mebhasi mahallinde bu maʿnâyı mufassalan tahrîr ve beyân etmişlerdir. Maʿâdin ahvâline muttaliʿ olan meherenin ʿan-ʿilm rivâyetleri ve arzdan maʿâdin istihrâc eden üstâdların re'ye'l-ʿayn müşâhede etdikleri hâlete müteʿallik hikâyeleri dahi bu zümrenin kelâmını müeyyiddir. Tekvîn-i maʿdende olan tahkîk-i yakîni budur ki tekevvün-i zeheb Hatt-ı üstüvâya karîb olan berr-i Habeş'e ve ol nevâhîde olan arâzî-i rimâliyede ziyâdedir. Ol maʿdenden istihrâc olunan cevher tasviye-i gasl ü tathîr ile pâk olur, ana tibr derler Mağâribe ve Zenâta tâcirleri Fas meliki olan Mevlây İsmâʿîl diyârına ve diyâr-ı Mısriyyeye (228-b) götürüp beyʿ ederler, alanlar zevb edüp dârü'd-darbda sikkeler, bu maʿ-\nâdinin cevherinde gayri şey yoktur, kāl oldukda vâfir zeheb zuhûr eder, zîrâ madde-i ma'deniyyet olan buhârât-ı arziyyeye kemâl-i harâret müstevlî olup adem-i nazc-ı fecâcet ve melâhatdan pâk etdiği gibi edhine-i âkideyi dahi humûzat ve harâketden ta'mı tîz olan şey'i ve sebeb-i ihrâk ve ihtirâk olan dehânet-i kibrîtiyyeden ârî ve zâhir eder, pes madde-i heyûlâniyye aʿrâz-ı nâkısadan muʿarrâ ve ednâs-ı mevânî-i muʿavvikadan müberrâ cevf-i ma'dende müheyyâ olduğu gibi harâret-i garîziyye makāmında olan envâr-ı tābiha-i şemsiyye ile turaf-ı vâhibü's-suverden ekmel-i suver-i nev'iyye-i muntarikāt mâ-fîhî za'f ve rahvet olan sûret-i zehebiyyet tevellüd eder. Hind-i cedîd dedikleri Yeni Dünyâ ma'denlerinde kezâlik zehebiyyeti gālib böyle maʿâdin bulunduğu sukātdan mesmû'dur. Bu nev'e zâhir ve şedîdü'n-nazc ma'denlerde zuhûr eden cevherlerin bir vakiyyesinden yüz dirhem belki daha ziyâde zeheb-i hâlis hâsıl olur. Kusûru lâzıme-i tekvîn ve âlet-i inʿikād ve zarf ve hâfız menzelesindedir. Zücâc gibi ve lâciverdî resâs-ı muhterik gibi ma'den-i zâibin üzerine gelür. Zeheb-i hâlis nâr kuvvetiyle aşağı çöker, zîrâ nâr müşâbihâtı cem' ve muhtelifâtı tefrîk edicidir. Amma bu aktārdan münharif vâki' olan ma'denlerin cevheri derece-i i'tidâliyye-i harâretden tezâyüd ve tenâkus cihetiyle olan inhirâfına göre yâ adem-i nazc yâ şiddet-i ihtirâk sebebi ile gûnâ gûn tekevvün eder. Bürûdet-i mu'tedile müstevlî olsa fudda olur. Bürûdet ve yübûset-i müfrita ile kurşun olur. Kesret-i rutūbet-i (229-a) dehîneye ihtirâk-ı harâret müstevlî olsa nühâs olur. Ma'âdin-i sâire dahi bu makūle i'tidâle mugāyir avârız-ı tāriye sebebi ile türlü türlü sûrete girüp hadîd ve kalay ve cıva ve gayri maʿâdin sûretleri zuhûr eder. Kâtib Çelebi merhûm der ki: Erzurum gümüşhânesinde fakīr re'ye'l-ayn müşâhede etdim çıkan cevher-i hâlisin ibtidâ furunu ihrâkında cüz'-i türâbîsi kışr gibi ayrılup hacer-i zücâcı gibi zenberekde kalur. Cüz'-i muntarik zâiben aşağı ocağa iner. Ol mutarık-ı zâbı kāl âteşine korlar dühniyet-i âkıde-i fecce şem'-i ahmer gibi eriyüp kursa-i matbûhanın vechine çıkar, mürdâsenc dedikleri kurşun olur. Ma'den-i matbûh-ı hâlis aşağıda pâk kalur. Amma harâret-i ma'den kemâl-i i'tidâl üzere olmadığından bu kursa-i hâlisenin ekseri fuddadır. Ve akall-i kalîli zehebdir. Sonra tîzabda fuddayı hall ederler. Zeheb-i hâlis rüsûb eder, bu sûretde üç türlü ma'den bir cevher-i ma'denîde tekevvün etmiş olur. Nâr-ı kāhir bunları mizâclarına göre tafsîl etdi. Kemâl üzere nazc bulan cüz'î altun ve bir mikdâr hâm olan cüz'î fudda ve ziyâde hâm olan cüz'-i kesîri kurşun oldu. Yine ol havâlide ba'zı ma'denlerde gümüş ve kurşun olur, hâm olmağla altun bulunmaz. Baʿzı ma'denlerde sâfî kurşun olur, ziyâde hâm olmağla ne altun ve ne gümüş olur, i'tidâle karîb oldukca altunu ziyâde bulunur, ve dünyâda bir\naltun maʿdeni yokdur ki anda kurşun bulunmaya zîrâ kurşun nutfe-i sâbıka-i filiziyyenin zarfı ve mürebbisi ve maʿden-i bârizenin kışrı ve mümidd-i gıdâsı mesâbesindedir. Bakır ve hadîd ihtirâk-i (229-b) kibrîtiyyet ve yübûsetle muhteriklerdir, altun ve gümüş maʿdenlerinde bulunmazlar ve maʿân tekevvün etmezler. Baʿzı bakır maʿdeninde nedret üzere zeheb bulunduğu nâdiren rivâyet olunur. Ammâ Belinas Sırr-ı halîka nâm kitabında redd ve menʿ eder, zeheb tekevvün eden maʿdenin bakırı Kastamoni ve Giresun ve İspir maʿdenleri bakırı gibi kibrîti muhterika kerîhü'r-râyiha esved ve müsevvid bakır değildir. Belki ol bakır sevâd ve zencâriyet kabûl etmez. Ünnâbî bir bakırdır ve bu bakır hâlis altundan eşref ve aʿlâdır. Hâlis firengî altunu potada zevb etdikde sebîkesinin vechine bir al reng ünnâbiye müşâbih humret gelür ki zergerler ana kızlık taʿbîr ederler. Yaʿni henüz bu altuna bî-gâne maʿden karışmadı, bikrdir deyû kinâye ederler. Bu kırmızı renge lisân-ı hükemâda fırfır derler. Kaçan ki altun maʿdeni nühâs ile mümtezic bulunsa ol nühâs böyle nühâsdır. Anın ise vukūʿu katı nâdirdir. Bu tahrîr olunan tafsîlât maʿâdin-i sebʿanın hakīkatleri vâhid ve aʿrâzları mütefâvitdir, diyen tâifenin kelâmını musaddık ve re'ylerin mü'eyyiddir, ve bu zümrenin iʿtikādı budur ki zeheb ve fudda cevf-i maʿdende harâret-i tabîʿiyye ile tekevvün etdiği gibi sınaʿat-i hikemiyye ile dahi vücûda gelmek mümkindir derler. Esrâr-ı hikmete ve muhâkât-ı fiʿl-i tabîʿate müteʿallik müdâvât ve tedbîrât ile maʿden-i nâkısa ilâc olunmağla tekevvünde inhirâf-ı bıkāʿ ârızasıyla târî olan illeti zâil olup sûret-i kemâliyyesi olan zeheb ve fudda derecesine bâliğ olur derler. Ve mübdiʿ-i acâib-i mükevvenât ve sâniʿ-i garâib-i müvelledât olan cenâb-ı Rabbü'l-erbâb (230-a) hazretlerinin hikmet-i kâmilesi zeheb ve fudda olmağla müstaʿid madde-i tâhireyi ve anı tedbîr ve tekmîl edici madde-i gāileyi maʿâdin beyninde alâ-ekmeli'l-vücûh halk ve îcâd etmişdir. Ve fiʿl-i tabîʿîye muhâkât ile nâr-ı unsurîde tedbîr edüp zamân-ı kalîlde maʿden-i nâkısayı rütbe-i kemâle bâliğ etmek hikmetini dahi vahy ve ilhâm ile uzamâ-yı sâlifîne bildirmişdir. Maʿâdin-i mütenevviʿa istihrâcını tefhîm etdiği gibi bu hikem-i hafiyyeyi dahi havâss-ı ibâdına taʿlîm etmişdir. Cemîʿ hikem ve sanâyiʿin zübdesi ve hakāyık-ı ulûm u fünûnun güzîdesi bu ilm-i şerîf idüğünü iddiʿâ ederler ve rümûz ve elgāz-ı evâil ve işârât ve tılısmât ve kinâyât-ı efâzıl-ı cümle bu fenn-i celîl içün mevzûʿdur derler. Ve ebdân-ı hayvaniyede sınaʿat-i tıbbiyye ile gûnâ-gûn tasarrufât olunup ârız olan envâʿ-ı emrâzı izâle ve eşyâ-yı nebâtiyyede felâhat-nâme kāʿidesi üzere aşılama ve terbiyye ve sanâyiʿ-i garîbe ile eşyâ-yı acîbe peydâ etmek ve ezhâr ve eşcâr ve meyveleri hâlden hâle nakl ve ihâle nice mümkin ise ecsâd-ı\nma'deniyyeden izâle-i araz ve nâkısı rütbe-i kemâle îsâl mümkindir derler. Ve dücâcenin harâret-i hazînesiyle beyzâdan dücâce peydâ olmak fi'l-i tabi'î iken diyâr-ı Mısriyyede furunlarda nâr-ı zibl harâretiyle dücâce peydâ etdikleri fi'l-i tabi'iyye müşâbih fi'l-i sınâ'î olduğu gibi ma'âdinde dahi fi'l-i tabi'î ile mütekevvin olan hacerin fi'l-i sınâ'î ile vücûda gelmek kābildir deyü vücûh-ı adîde ile istişhâd ederler. Evveliyyât kitâblarında yazıldığı üzere ibtidâ ahcâr ve etribeyi (230-b) yakub filizât-ı ma'deniyyeyi istihrâc etmek Cemşîd'in sanâyi'inden ola. Ba'zıları Efrîdun'a ve ba'zıları İdrîs Aleyhi's-selâm'a nisbet etmişlerdir. Amma hak budur ki maʿâdin-i sebʿanın vücûdu vücûd-ı arz ile mevcûd olup dâ'imâ neşvünemâdadır, ve arzdan istihrâcı dahi Ebü'l-beşer vaktinde olmak iktizâ eder ve ba'de't-Tûfân Yâfes bin Nuh maʿâdini istihrâc ve darb-ı sikke etdiği tevârîh-i kudemâda mastûrdur.",
          "caption": "Zikr-i hakîkat-i ma'den",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_246.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i hakîkat-i ma'den",
          "text": "Maʿlûm ola ki kütüb-i tevârîh fi'l-asl misâl-i hadâik-i envâʿ-ı ezhâr ve şakāik ile âlûde ve memlû ve tarh-ı dilkeş makāmında olan baʿzı suhuf-ı neşât-bahşinden câ-be-câ âsâr-ı garîbe ve sanâyiʿ-i acîbe makrû' ve metlûv olmak dağdağa-fersâ-yı se'âmet ü melâl ve küşâyiş-dih-i tıbâʿ-ı müsteşrifân-ı ahvâl olup lâ-cerem hakîkat-i maʿdenî bi'l-istidrâd zikr ü beyân bu fenn-i celîle tevaggul edenlere reh-âverd ve armağan olmağla der-akab kütüb-i hikemiyyeye hayt-ı şuʿâʿ-ı nazarı medd (228-a) ve her birinin kelâmını baʿde't-taʿab ve'l-kedd vecâzet-i elfâz ile hülâsa-i kabûl ve redd eyleyerek bir makāle-i bedîʿa inşâ ve belki ulemâ-ı Mukaddeme-i İbni Haldûn'a bir bahs-i cedîd imlâ ve ihdâ olundu. Erbâb-ı elbâba hafî ve müsterâb olmaya ki maʿâdin-i sebʿanın hakîkatleri vâhid ve min-ciheti'l-aʿrâz birbirlerine mütefâvit ve mütegāyir olduklarında uzemâ-yı hükemânın ekseri müttefik ve müttehid olmuşlardır. Fi'l-asıl rahm-i maʿden olan kaʿr-ı arzda heyûlâ-yı maʿdeniyyet sûret-i kemâliyyesi olan zehebiyyet kesb etmek üzere tevellüd edüp mizâcına göre dühûr-ı mütetâvilede neşv ü nemâ bulur tekevvün etdiği bıkāʿın iʿtidâl-i mizâc-ı maʿdenîden inhirâfına göre harâret ve bürûdet ve rutûbet ve yübûsetin ifrât ve tefrîti hasebiyle zehebiyyet rütbesinden nâkıs kalup kurşun ve kalay ve bakır ve demir ve cıva ve gümüş sûretinde tekevvün eder. Kütüb-i hikemiyyenin cümlesinde hattâ Şerh-i Mevâkıf ve Şerh-i Makāsıd'da tekevvün-i maʿâdin mebhasi mahallinde bu maʿnâyı mufassalan tahrîr ve beyân etmişlerdir. Maʿâdin ahvâline muttaliʿ olan meherenin ʿan-ʿilm rivâyetleri ve arzdan maʿâdin istihrâc eden üstâdların re'ye'l-ʿayn müşâhede etdikleri hâlete müteʿallik hikâyeleri dahi bu zümrenin kelâmını müeyyiddir. Tekvîn-i maʿdende olan tahkîk-i yakîni budur ki tekevvün-i zeheb Hatt-ı üstüvâya karîb olan berr-i Habeş'e ve ol nevâhîde olan arâzî-i rimâliyede ziyâdedir. Ol maʿdenden istihrâc olunan cevher tasviye-i gasl ü tathîr ile pâk olur, ana tibr derler Mağâribe ve Zenâta tâcirleri Fas meliki olan Mevlây İsmâʿîl diyârına ve diyâr-ı Mısriyyeye (228-b) götürüp beyʿ ederler, alanlar zevb edüp dârü'd-darbda sikkeler, bu maʿ-\nâdinin cevherinde gayri şey yoktur, kāl oldukda vâfir zeheb zuhûr eder, zîrâ madde-i ma'deniyyet olan buhârât-ı arziyyeye kemâl-i harâret müstevlî olup adem-i nazc-ı fecâcet ve melâhatdan pâk etdiği gibi edhine-i âkideyi dahi humûzat ve harâketden ta'mı tîz olan şey'i ve sebeb-i ihrâk ve ihtirâk olan dehânet-i kibrîtiyyeden ârî ve zâhir eder, pes madde-i heyûlâniyye aʿrâz-ı nâkısadan muʿarrâ ve ednâs-ı mevânî-i muʿavvikadan müberrâ cevf-i ma'dende müheyyâ olduğu gibi harâret-i garîziyye makāmında olan envâr-ı tābiha-i şemsiyye ile turaf-ı vâhibü's-suverden ekmel-i suver-i nev'iyye-i muntarikāt mâ-fîhî za'f ve rahvet olan sûret-i zehebiyyet tevellüd eder. Hind-i cedîd dedikleri Yeni Dünyâ ma'denlerinde kezâlik zehebiyyeti gālib böyle maʿâdin bulunduğu sukātdan mesmû'dur. Bu nev'e zâhir ve şedîdü'n-nazc ma'denlerde zuhûr eden cevherlerin bir vakiyyesinden yüz dirhem belki daha ziyâde zeheb-i hâlis hâsıl olur. Kusûru lâzıme-i tekvîn ve âlet-i inʿikād ve zarf ve hâfız menzelesindedir. Zücâc gibi ve lâciverdî resâs-ı muhterik gibi ma'den-i zâibin üzerine gelür. Zeheb-i hâlis nâr kuvvetiyle aşağı çöker, zîrâ nâr müşâbihâtı cem' ve muhtelifâtı tefrîk edicidir. Amma bu aktārdan münharif vâki' olan ma'denlerin cevheri derece-i i'tidâliyye-i harâretden tezâyüd ve tenâkus cihetiyle olan inhirâfına göre yâ adem-i nazc yâ şiddet-i ihtirâk sebebi ile gûnâ gûn tekevvün eder. Bürûdet-i mu'tedile müstevlî olsa fudda olur. Bürûdet ve yübûset-i müfrita ile kurşun olur. Kesret-i rutūbet-i (229-a) dehîneye ihtirâk-ı harâret müstevlî olsa nühâs olur. Ma'âdin-i sâire dahi bu makūle i'tidâle mugāyir avârız-ı tāriye sebebi ile türlü türlü sûrete girüp hadîd ve kalay ve cıva ve gayri maʿâdin sûretleri zuhûr eder. Kâtib Çelebi merhûm der ki: Erzurum gümüşhânesinde fakīr re'ye'l-ayn müşâhede etdim çıkan cevher-i hâlisin ibtidâ furunu ihrâkında cüz'-i türâbîsi kışr gibi ayrılup hacer-i zücâcı gibi zenberekde kalur. Cüz'-i muntarik zâiben aşağı ocağa iner. Ol mutarık-ı zâbı kāl âteşine korlar dühniyet-i âkıde-i fecce şem'-i ahmer gibi eriyüp kursa-i matbûhanın vechine çıkar, mürdâsenc dedikleri kurşun olur. Ma'den-i matbûh-ı hâlis aşağıda pâk kalur. Amma harâret-i ma'den kemâl-i i'tidâl üzere olmadığından bu kursa-i hâlisenin ekseri fuddadır. Ve akall-i kalîli zehebdir. Sonra tîzabda fuddayı hall ederler. Zeheb-i hâlis rüsûb eder, bu sûretde üç türlü ma'den bir cevher-i ma'denîde tekevvün etmiş olur. Nâr-ı kāhir bunları mizâclarına göre tafsîl etdi. Kemâl üzere nazc bulan cüz'î altun ve bir mikdâr hâm olan cüz'î fudda ve ziyâde hâm olan cüz'-i kesîri kurşun oldu. Yine ol havâlide ba'zı ma'denlerde gümüş ve kurşun olur, hâm olmağla altun bulunmaz. Baʿzı ma'denlerde sâfî kurşun olur, ziyâde hâm olmağla ne altun ve ne gümüş olur, i'tidâle karîb oldukca altunu ziyâde bulunur, ve dünyâda bir\naltun maʿdeni yokdur ki anda kurşun bulunmaya zîrâ kurşun nutfe-i sâbıka-i filiziyyenin zarfı ve mürebbisi ve maʿden-i bârizenin kışrı ve mümidd-i gıdâsı mesâbesindedir. Bakır ve hadîd ihtirâk-i (229-b) kibrîtiyyet ve yübûsetle muhteriklerdir, altun ve gümüş maʿdenlerinde bulunmazlar ve maʿân tekevvün etmezler. Baʿzı bakır maʿdeninde nedret üzere zeheb bulunduğu nâdiren rivâyet olunur. Ammâ Belinas Sırr-ı halîka nâm kitabında redd ve menʿ eder, zeheb tekevvün eden maʿdenin bakırı Kastamoni ve Giresun ve İspir maʿdenleri bakırı gibi kibrîti muhterika kerîhü'r-râyiha esved ve müsevvid bakır değildir. Belki ol bakır sevâd ve zencâriyet kabûl etmez. Ünnâbî bir bakırdır ve bu bakır hâlis altundan eşref ve aʿlâdır. Hâlis firengî altunu potada zevb etdikde sebîkesinin vechine bir al reng ünnâbiye müşâbih humret gelür ki zergerler ana kızlık taʿbîr ederler. Yaʿni henüz bu altuna bî-gâne maʿden karışmadı, bikrdir deyû kinâye ederler. Bu kırmızı renge lisân-ı hükemâda fırfır derler. Kaçan ki altun maʿdeni nühâs ile mümtezic bulunsa ol nühâs böyle nühâsdır. Anın ise vukūʿu katı nâdirdir. Bu tahrîr olunan tafsîlât maʿâdin-i sebʿanın hakīkatleri vâhid ve aʿrâzları mütefâvitdir, diyen tâifenin kelâmını musaddık ve re'ylerin mü'eyyiddir, ve bu zümrenin iʿtikādı budur ki zeheb ve fudda cevf-i maʿdende harâret-i tabîʿiyye ile tekevvün etdiği gibi sınaʿat-i hikemiyye ile dahi vücûda gelmek mümkindir derler. Esrâr-ı hikmete ve muhâkât-ı fiʿl-i tabîʿate müteʿallik müdâvât ve tedbîrât ile maʿden-i nâkısa ilâc olunmağla tekevvünde inhirâf-ı bıkāʿ ârızasıyla târî olan illeti zâil olup sûret-i kemâliyyesi olan zeheb ve fudda derecesine bâliğ olur derler. Ve mübdiʿ-i acâib-i mükevvenât ve sâniʿ-i garâib-i müvelledât olan cenâb-ı Rabbü'l-erbâb (230-a) hazretlerinin hikmet-i kâmilesi zeheb ve fudda olmağla müstaʿid madde-i tâhireyi ve anı tedbîr ve tekmîl edici madde-i gāileyi maʿâdin beyninde alâ-ekmeli'l-vücûh halk ve îcâd etmişdir. Ve fiʿl-i tabîʿîye muhâkât ile nâr-ı unsurîde tedbîr edüp zamân-ı kalîlde maʿden-i nâkısayı rütbe-i kemâle bâliğ etmek hikmetini dahi vahy ve ilhâm ile uzamâ-yı sâlifîne bildirmişdir. Maʿâdin-i mütenevviʿa istihrâcını tefhîm etdiği gibi bu hikem-i hafiyyeyi dahi havâss-ı ibâdına taʿlîm etmişdir. Cemîʿ hikem ve sanâyiʿin zübdesi ve hakāyık-ı ulûm u fünûnun güzîdesi bu ilm-i şerîf idüğünü iddiʿâ ederler ve rümûz ve elgāz-ı evâil ve işârât ve tılısmât ve kinâyât-ı efâzıl-ı cümle bu fenn-i celîl içün mevzûʿdur derler. Ve ebdân-ı hayvaniyede sınaʿat-i tıbbiyye ile gûnâ-gûn tasarrufât olunup ârız olan envâʿ-ı emrâzı izâle ve eşyâ-yı nebâtiyyede felâhat-nâme kāʿidesi üzere aşılama ve terbiyye ve sanâyiʿ-i garîbe ile eşyâ-yı acîbe peydâ etmek ve ezhâr ve eşcâr ve meyveleri hâlden hâle nakl ve ihâle nice mümkin ise ecsâd-ı\nma'deniyyeden izâle-i araz ve nâkısı rütbe-i kemâle îsâl mümkindir derler. Ve dücâcenin harâret-i hazînesiyle beyzâdan dücâce peydâ olmak fi'l-i tabi'î iken diyâr-ı Mısriyyede furunlarda nâr-ı zibl harâretiyle dücâce peydâ etdikleri fi'l-i tabi'iyye müşâbih fi'l-i sınâ'î olduğu gibi ma'âdinde dahi fi'l-i tabi'î ile mütekevvin olan hacerin fi'l-i sınâ'î ile vücûda gelmek kābildir deyü vücûh-ı adîde ile istişhâd ederler. Evveliyyât kitâblarında yazıldığı üzere ibtidâ ahcâr ve etribeyi (230-b) yakub filizât-ı ma'deniyyeyi istihrâc etmek Cemşîd'in sanâyi'inden ola. Ba'zıları Efrîdun'a ve ba'zıları İdrîs Aleyhi's-selâm'a nisbet etmişlerdir. Amma hak budur ki maʿâdin-i sebʿanın vücûdu vücûd-ı arz ile mevcûd olup dâ'imâ neşvünemâdadır, ve arzdan istihrâcı dahi Ebü'l-beşer vaktinde olmak iktizâ eder ve ba'de't-Tûfân Yâfes bin Nuh maʿâdini istihrâc ve darb-ı sikke etdiği tevârîh-i kudemâda mastûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Doksanyedi senesi şehr-i Muharreminin altıncı günü kadem-nihâde-i âlem-i şuhûd olan Fâtıma Sultân işbu bin iki yüz senesi Muharreminin onuncu pazar gecesi illet-i cederîden hırâmân-ı çemen-suffa-i cinân oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Fâtıma Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_247.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Fâtıma Sultân",
          "text": "Doksanyedi senesi şehr-i Muharreminin altıncı günü kadem-nihâde-i âlem-i şuhûd olan Fâtıma Sultân işbu bin iki yüz senesi Muharreminin onuncu pazar gecesi illet-i cederîden hırâmân-ı çemen-suffa-i cinân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ocağ-ı mezkûr ikinci kethüdâsı olup bundan akdem Özi cebecibaşılığı ünvâniyle der-i murâddan ibʿâd ve bir müddetden sonra kayd-ı gurbetden âzâd olup bî-şugl ü amel hânesinde mukîm ve muntazır-ı lûtf-ı Rabb-i rahîm olan Göynüklü Mustafa Ağa şehr-i mezkûrun onaltıncı sebt günü cebecibaşı nasb ve taʿyîn ve selefi İbrâhîm Ağa'ya dahi hânesinde ikāmet husûsu tenbîh ve telkîn olundu.",
          "caption": "Azl-i ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_248.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-cebeciyân",
          "text": "Ocağ-ı mezkûr ikinci kethüdâsı olup bundan akdem Özi cebecibaşılığı ünvâniyle der-i murâddan ibʿâd ve bir müddetden sonra kayd-ı gurbetden âzâd olup bî-şugl ü amel hânesinde mukîm ve muntazır-ı lûtf-ı Rabb-i rahîm olan Göynüklü Mustafa Ağa şehr-i mezkûrun onaltıncı sebt günü cebecibaşı nasb ve taʿyîn ve selefi İbrâhîm Ağa'ya dahi hânesinde ikāmet husûsu tenbîh ve telkîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sivâs vâlisi Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa ile Çapan-oğlu beyninde nâr-ı adâvet-i mevrûse bu esnâda zebâne-keş-i iştiʿâl ve ahad-i hümâ âhar hakkında isnâd sû'-i hareket ve efʿâl ile dâ'iye-i icrâ-yı garaz ve nefsâniyyete iştigâl etdiklerinden gayrı vezîr-i müşârün ileyhin dâ'iresinde olan hademe ve etbâʿ emvâl-i fukarâya medd-i bâʿ ve bâ-husûs Çorum halkına îsâl-i gezend ü zarar etdikleri istimâʿ olunduğuna binâen Sivâs'dan refʿi iktizâ ve mâh-ı mezkûrun (231-a) onyedinci günü Diyârbekir Eyâleti müşârün-ileyhe ve\nSivas Eyâleti Azm-zâde Vezîr Abdullah Paşa'ya tevcîh olunup huzûr-ı sadrıazamîde kapu kethüdâlarına hil'atler iksâ olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Sivâs ve Diyârbekir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_249.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Sivâs ve Diyârbekir",
          "text": "Sivâs vâlisi Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa ile Çapan-oğlu beyninde nâr-ı adâvet-i mevrûse bu esnâda zebâne-keş-i iştiʿâl ve ahad-i hümâ âhar hakkında isnâd sû'-i hareket ve efʿâl ile dâ'iye-i icrâ-yı garaz ve nefsâniyyete iştigâl etdiklerinden gayrı vezîr-i müşârün ileyhin dâ'iresinde olan hademe ve etbâʿ emvâl-i fukarâya medd-i bâʿ ve bâ-husûs Çorum halkına îsâl-i gezend ü zarar etdikleri istimâʿ olunduğuna binâen Sivâs'dan refʿi iktizâ ve mâh-ı mezkûrun (231-a) onyedinci günü Diyârbekir Eyâleti müşârün-ileyhe ve\nSivas Eyâleti Azm-zâde Vezîr Abdullah Paşa'ya tevcîh olunup huzûr-ı sadrıazamîde kapu kethüdâlarına hil'atler iksâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Teşrîfatcı Na'im Mehmed Efendi ile telhîsci Mustafa Ağa me'âlinden gaflet ile bâb-ı rîşâyı küşâd etdikleri sâmi'a-zed-i pâdişâh-ı adâlet-mu'tâd olmakdan nâşî şehr-i mezkûrun yirmibirinci perşembe günü mûmâ-ileyhimâ azl olunup teşrîfatcılık muvakkaten topcular kâtibi Halîmî dâmâdı Şehrî Mehmed Efendi'ye ve telhîscilik gedüklüyân mehteri Veli Ağa'ya ve münhal olan topcular kitâbeti yoluyla davranan Halebli Şeyh Hüseyin-zâde Mûsâ Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl-i Teşrîfâtî ve Telhîsî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_250.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Teşrîfâtî ve Telhîsî",
          "text": "Teşrîfatcı Na'im Mehmed Efendi ile telhîsci Mustafa Ağa me'âlinden gaflet ile bâb-ı rîşâyı küşâd etdikleri sâmi'a-zed-i pâdişâh-ı adâlet-mu'tâd olmakdan nâşî şehr-i mezkûrun yirmibirinci perşembe günü mûmâ-ileyhimâ azl olunup teşrîfatcılık muvakkaten topcular kâtibi Halîmî dâmâdı Şehrî Mehmed Efendi'ye ve telhîscilik gedüklüyân mehteri Veli Ağa'ya ve münhal olan topcular kitâbeti yoluyla davranan Halebli Şeyh Hüseyin-zâde Mûsâ Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Doksansekiz târîhinde vefât eden Cafer Paşa'nın muhallefâtından olup mîrî içün zabt olunan sefâinden «Mürg-i Bahrî» nâmiyle müsemmâ otuzyedi zirâʿ fırkateyn sene-i sâbıka bahârında sâir süfün-i islâmiyye ile techîz olunup Akdeniz tarafına tesyîr olunmuşidi. Fırkateyn-i mezkûr Donanma-yi hümâyûn'dan dûr olup İstanköy verâsında vâkiʿ Amargos adası açığında fırtınaya tesâdüf ve süfün-i atîkadan olduğuna binâen tevâli-i telâtüm-i bahr-i mevvâc haşebden masnûʿ sûret-i esedînin bâlâda bulunan tarafını mahallinden fek ve ihrâc edüp hâline vâkıf baʿzı ricâl-i sefîne heykel-i esedin külliyyen katʿmı hâhân ve kapudan-ı mezkûr indifâʿ-ı zulmet-i leyl ve sükûn-ı rîh-i mûcibü'l-veyl akabinde mahalline vazʿını tasvîb ve istihsân akabinde heykel-i mezkûrun münfek olan tarafı bahre mümâs olarak taht-ı sefîneye vâsıl ve kuvvet-i mevc-i peyderpeyî ile sabâha dek sefîneyi döğüp darabât-ı mezkûreden derhâl sefînede fevâsıl hâsıl olup fürcelerden âb-ı deryâ sefîneye mülhak ve der-akab kapudan ve mülâzim ve neferâtın cümlesi bi-kazâillâhi teʿâlâ gark olup fakat güverte üzerinde olan köşk hey'et-i asliyyesiyle mahallinden münfek olup lâtmât-ı bahr ile sâhil-res-i necât ve derûnunda bulunan yedi-sekiz nefer kalyoncu bu vesîle ile vâreste-i kayd-ı memât oldular.",
          "caption": "Gark-şüden-i sefîne-i Hasan Kapudan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_251.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Gark-şüden-i sefîne-i Hasan Kapudan",
          "text": "Doksansekiz târîhinde vefât eden Cafer Paşa'nın muhallefâtından olup mîrî içün zabt olunan sefâinden «Mürg-i Bahrî» nâmiyle müsemmâ otuzyedi zirâʿ fırkateyn sene-i sâbıka bahârında sâir süfün-i islâmiyye ile techîz olunup Akdeniz tarafına tesyîr olunmuşidi. Fırkateyn-i mezkûr Donanma-yi hümâyûn'dan dûr olup İstanköy verâsında vâkiʿ Amargos adası açığında fırtınaya tesâdüf ve süfün-i atîkadan olduğuna binâen tevâli-i telâtüm-i bahr-i mevvâc haşebden masnûʿ sûret-i esedînin bâlâda bulunan tarafını mahallinden fek ve ihrâc edüp hâline vâkıf baʿzı ricâl-i sefîne heykel-i esedin külliyyen katʿmı hâhân ve kapudan-ı mezkûr indifâʿ-ı zulmet-i leyl ve sükûn-ı rîh-i mûcibü'l-veyl akabinde mahalline vazʿını tasvîb ve istihsân akabinde heykel-i mezkûrun münfek olan tarafı bahre mümâs olarak taht-ı sefîneye vâsıl ve kuvvet-i mevc-i peyderpeyî ile sabâha dek sefîneyi döğüp darabât-ı mezkûreden derhâl sefînede fevâsıl hâsıl olup fürcelerden âb-ı deryâ sefîneye mülhak ve der-akab kapudan ve mülâzim ve neferâtın cümlesi bi-kazâillâhi teʿâlâ gark olup fakat güverte üzerinde olan köşk hey'et-i asliyyesiyle mahallinden münfek olup lâtmât-ı bahr ile sâhil-res-i necât ve derûnunda bulunan yedi-sekiz nefer kalyoncu bu vesîle ile vâreste-i kayd-ı memât oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmialtıncı salı günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân ve\nocaklu zümresine bir kıst mevâcib ihsân olunup muntazır-ı takbîl-i atabe-i muʿallâ-ünvân olan Felemenk elçisi dahi yevm-i mezkûrda rû-nihâde-i âstân-ı bülend-eyvân ve yevm-i sebt kemâ-sebak Bâbıâlî'de devr olup has oda başı maʿrifetiyle teşrîfât-ı hümâyûn-ı şeref-resân-ı vürûd ve sadrıazam hazretleri bu iltifât-ı cedîdden nâ'il-i sürûr-ı nâ-maʿdûd oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve çehre-sây-i elçi-i Felemenk be-pâye-i serîr-i aʿlâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_252.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve çehre-sây-i elçi-i Felemenk be-pâye-i serîr-i aʿlâ",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmialtıncı salı günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân ve\nocaklu zümresine bir kıst mevâcib ihsân olunup muntazır-ı takbîl-i atabe-i muʿallâ-ünvân olan Felemenk elçisi dahi yevm-i mezkûrda rû-nihâde-i âstân-ı bülend-eyvân ve yevm-i sebt kemâ-sebak Bâbıâlî'de devr olup has oda başı maʿrifetiyle teşrîfât-ı hümâyûn-ı şeref-resân-ı vürûd ve sadrıazam hazretleri bu iltifât-ı cedîdden nâ'il-i sürûr-ı nâ-maʿdûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâze nihâlân-ı şükûfe-zâr-ı saltanat olan şehzâdegân hazerâtının dîbâ-yı zîbâ-yı ecsâm-ı latîfelerinde nakş-bend-i tabîʿat olan âsâr-ı cederî yâverî-i fazl ve inâyet-i Hakk ile temga-zede-i şifâ-yı âcil ve bu bahâne ile hekimbaşı efendi pâye-i İstanbul'a nâ'il oldu. (231-b)",
          "caption": "Zikr-i indifâʿ-ı cederî şehzâdegân ve ihsân-ı pâye be-ser-etibbâ-ı hassa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_253.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i indifâʿ-ı cederî şehzâdegân ve ihsân-ı pâye be-ser-etibbâ-ı hassa",
          "text": "Tâze nihâlân-ı şükûfe-zâr-ı saltanat olan şehzâdegân hazerâtının dîbâ-yı zîbâ-yı ecsâm-ı latîfelerinde nakş-bend-i tabîʿat olan âsâr-ı cederî yâverî-i fazl ve inâyet-i Hakk ile temga-zede-i şifâ-yı âcil ve bu bahâne ile hekimbaşı efendi pâye-i İstanbul'a nâ'il oldu. (231-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dimâ-ı sıbyânda leben ve dem-i tamasdan mütevellid olan fuzûl-i rataba ve rakīkayı tabîʿat nafd ve defʿ etmek hikmetine mebnî ebdân-ı insâniyyede beher hâl busûrât-ı mezkûre tekevvün edüp baʿde'l-indifâʿ dimâ-ı muhteliteye safvet ve kuvvet geleceği kudemâ-yı etibbâ tahkīk etmişlerdir.",
          "caption": "Sebeb-i illet-i cederî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_254.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Sebeb-i illet-i cederî",
          "text": "Dimâ-ı sıbyânda leben ve dem-i tamasdan mütevellid olan fuzûl-i rataba ve rakīkayı tabîʿat nafd ve defʿ etmek hikmetine mebnî ebdân-ı insâniyyede beher hâl busûrât-ı mezkûre tekevvün edüp baʿde'l-indifâʿ dimâ-ı muhteliteye safvet ve kuvvet geleceği kudemâ-yı etibbâ tahkīk etmişlerdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyhin umûr-ı dîvâniyyede vâkiʿ olan taksîrât-ı tabîʿiyyesi ve bâ-husûs tamaʿ u irtikāba dâ'ir baʿzı harekât-ı redîesi muhtebir-i ahvâl-i enâm olan şehriyâr-ı Dârâ-gulâma maʿlûm olmakdan nâşî işbu Saferül-hayrın altıncı pazar günü çavuş-başılıkdan azl olunup rikâb-ı hümâyûnda kapucular kethüdâsı olan Muhsin-zâde damâdı Said Bey çavuş-başı ve mirahor-ı sânî İzzet Paşa-zâde diğer Said Bey kapucular kethüdâsı ve Tekfûr dağı'nda fevt olan Şaban-zâde'nin muhallefâtına me'mûr olup Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından olan Sakızlı Mehmed Ağa mirahor-ı sânî nasb olunup me'mûriyyeti hitâmına dek baş silâhşor Durak Paşa-zâde Said Bey'e vekâlet hilʿati ilbâs ve cemʿiyyet-i süʿedâ havâdisiyle işgāl-i avâmm-ı nâs kılındı. Çavuşbaşılık hizmeti mezlaka-i akdâm-ı ricâl-i devlet ve mihakk-ı ibâd-ı erbâb-ı istiʿdâd ve haysiyyet olup hizmet-i mezkûrede müstahdem olanların tabîʿatlerinde cevdet ve havsalalarında vüsʿat ehemm olduğu gibi şâ'ibe-i tamaʿ u hırsdan tahallüs ve izhâr-ı gınâ-yı tabʿ ile âzâde-i mekr-i erbâb-ı tecessüs ve tefahhus olmak dahi elzem olup maʿâz-Allah sevdâ-yı celb-i mâl ile hukūk-ı nâsı ibtāl (232-a) ve hasmının birini li-illetin istishâb ile nâr-ı gadr u\nzulmü iş'âl edenlerin hâne-i avâkıb-ı hâlleri vîrân ve bâ-husûs kizb ü istihzâyı âdet ve hile vü hud'ayı tabi'at edenlerin dünyâda hazz u nasîbleri hırmân ve rûz-i cezâda pâdâşları hüsrân olacağı zâhirdir.",
          "caption": "Azl-i Ser-çavuşân Elhâc Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_255.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ser-çavuşân Elhâc Mustafa Efendi",
          "text": "Mûmâ-ileyhin umûr-ı dîvâniyyede vâkiʿ olan taksîrât-ı tabîʿiyyesi ve bâ-husûs tamaʿ u irtikāba dâ'ir baʿzı harekât-ı redîesi muhtebir-i ahvâl-i enâm olan şehriyâr-ı Dârâ-gulâma maʿlûm olmakdan nâşî işbu Saferül-hayrın altıncı pazar günü çavuş-başılıkdan azl olunup rikâb-ı hümâyûnda kapucular kethüdâsı olan Muhsin-zâde damâdı Said Bey çavuş-başı ve mirahor-ı sânî İzzet Paşa-zâde diğer Said Bey kapucular kethüdâsı ve Tekfûr dağı'nda fevt olan Şaban-zâde'nin muhallefâtına me'mûr olup Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından olan Sakızlı Mehmed Ağa mirahor-ı sânî nasb olunup me'mûriyyeti hitâmına dek baş silâhşor Durak Paşa-zâde Said Bey'e vekâlet hilʿati ilbâs ve cemʿiyyet-i süʿedâ havâdisiyle işgāl-i avâmm-ı nâs kılındı. Çavuşbaşılık hizmeti mezlaka-i akdâm-ı ricâl-i devlet ve mihakk-ı ibâd-ı erbâb-ı istiʿdâd ve haysiyyet olup hizmet-i mezkûrede müstahdem olanların tabîʿatlerinde cevdet ve havsalalarında vüsʿat ehemm olduğu gibi şâ'ibe-i tamaʿ u hırsdan tahallüs ve izhâr-ı gınâ-yı tabʿ ile âzâde-i mekr-i erbâb-ı tecessüs ve tefahhus olmak dahi elzem olup maʿâz-Allah sevdâ-yı celb-i mâl ile hukūk-ı nâsı ibtāl (232-a) ve hasmının birini li-illetin istishâb ile nâr-ı gadr u\nzulmü iş'âl edenlerin hâne-i avâkıb-ı hâlleri vîrân ve bâ-husûs kizb ü istihzâyı âdet ve hile vü hud'ayı tabi'at edenlerin dünyâda hazz u nasîbleri hırmân ve rûz-i cezâda pâdâşları hüsrân olacağı zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kibr-i ru'ûnetde her biri sânî-i Nemrûd olan tâife-i Arnabudun ekserîsi cibâl-i şâhika-i asîretü'l-mürûr ve tilâl-i hâlika-i sa'betü'l-ubûrda redâet-i fi'âl ve resâset-i hâl ile lâne-sâz-ı tavattun ve ihtilât ve i'tilâfları ber-muktezâ-yı mücâneset-i re'âyâ-yı müştebihetü'l-ahvâle inhisâr ile nâdân-ı evzâ-ı sükkân-ı emsâr ve müdün olduklarından gayri mübâlât-ı dîniyyeden ârî olan eşhâs-ı kāsiretü'l-ukūle tahammül-i hükm-i cüz'î-i şerî'at sakîl ve girân ve hevâ-perestân-ı rûzgâra evâmir-i nefs-i emmâre lâ-muhâle muvâfık ve çespân geldiği ecilden bunlar dahi ittibâ'-ı mûcibât-ı enfüs-i redîe ile tarîk-i Hakdan udûl ve hevâlarına gayr-i muhâlif olan teklîf-i mülayimi kabûl eyleyerek dinlerini semen-i bahse ve âhiretlerini şey-i ehasse fürûht ede-geldikleri ve bu cehl-i müfrit sebebi ile inkıyâd-ı şer'-i mübîn ve itâʿat-i halîfe-i müslimînden teferru' eden nef' ü darr ve hayr u şer ma'lûmları olamayup ru'ûnet ve ma'siyeti âdet ve evâmir-i pâdişâhîye muhâlefeti tabi'at etdiklerinden gayri sâkin oldukları emâkin aksâ-yı bilâddan olup te'dîbleriyçün taraf-ı Devlet-i aliyye'den taʿyîn-i asker (232-b) hilâl-i tarîkde vâki' olan zu'afâ-yı nâsı mübtelâ-yı hasâret ve zarar eyleyeceği mülâhazalarıyla haklarında \"Va'hfıd cenâhake li-meni'ttebe'ake\" mantûk-ı şerîfi üzere rıfk u mülâyemet üzere icrâ ve câ-be-câ pend ü nasîhati mutazammın tenbîhât-ı ekîde ile iktifâ olunur idi. Zikr olunan tâife-i mefsedet-mu'tâd hilm ü merhamet Devlet-i aliyye'yi acz ü gaflete haml ü isnâd ve muktezâ-yı tabi'at-ı habîseleri olan mel'anet ve sû'-i a'mâli yevmen fe-yevmen müzdâd edüp her mevsimde hevâlarına muvâfık birer küştenîyi sergerde ittihâz ile nâire-i bağy ü udvânı inâre ve mahall-be-mahall gubâr-ı fitne ve zulmü isâre ve bâ-husûs bundan akdem İskenderiye mutasarrıfı olan Mahmud Paşa eben-an-cedd ni'am-ı gûnâ-gûn Devlet-i aliyye ile mütena'im ve iltifât ve nevâziş-i vükelâ ile akrân ve emsâline fâik ve mütekaddem olup İskenderiye sancağı gibi nemâsı kesîr ve mahsûlü vefîr bir memleket-i azîmeye tasarruf ve belki etrâf ve eknâfda vâki' katı çok mahallere bast-ı yed-i tasarruf ile sâye-i devletde mâlik-i mâl-i Kārun ve fart-ı batar u servet sebebi ile pâ-nihâde-i vâdî-i cünûn olup usûl-i refâh-ı fukarâ ve ecezeyi kam' ile cem' eylediği\nemvâl-i mağsûbeyi haşerât-ı nâse defʿ ve istîmâle ve incizâb husûlü akabinde livâ-i menkûs isyânı defʿ edüp Devlet-i aliyye tarafından te'dîb ve takrîr ve belki kendüye kes-i helâki tecrî etdirmek irâdeleri mahsûsu oldukda bir müddet sûret-i itāʿat irâetiyle kulle-i ârâm ve sükûna vülûc ve bir-takrîb taraf-ı devletden tahsîl-i afv etdiği gibi kemâkân zirve-i kûh-ı bagy ü isyâna urûc edüp (233-a) hattâ bu esnâda çehre-i tuğyândan refʿ-i estâr-ı iktitâm ve dâiresinde mütehaşşid olan erâzil ve eclâfdan başka tâ'ife-i li'âm-ı Arnabuddan vâfir eşkıyâyı emrine râm ve bâ-husûs cezîre-i Mora'dan zulmen akçe iddiʿâ eden Zeynel Papo ve rüfekāsını dâiresine celb ve imâle ve Mora'dan akçelerini tahsîl vaʿdiyle âb-ı mekr ü hadîʿayı isâle eyleyerek bilâ-emr ü fermân İskenderiye'den hurûc ve nehzat ve Bodgorice ve İşboza kalʿalarını muhâsara ve tazyîka mübâderet ve mütesellim bulunan İbrâhîm Paşa'yı ihrâc ile icrâ-yi envâʿ-ı fezâhat ve şenâʿat eylediğinden gayri Karadağ reʿâyâsı üzerine fuzûlî hareket ve içlerine girüp gûnâ-gûn mefsedet îkāʿına cesâretden sonra İskenderiye'ye avdet ve devlet-i ebed-müddet ile silm ü saffet üzere olan Venedüklünün baʿzı mahallerini gāret akabinde Tiran ve İlbasan ve Görüce ve Ohri ve ol havâlide bulunan kazâları geşt ü güzâr ve zahîre ve sâir matālibât ile fukarâyı mübtelâ-yi envâʿ-ı mazarr eylediğinden gayri Kurd Paşa'nın bölükbaşıları ile muhârebe ve birâderi dahi Pekin kalʿasını muhâsara eylediği resîde-i sâmiʿa-i devlet oldukda Venedüklünün zararını tahkîk ile ber-muktezâ-yı şerʿ-i kadîm katʿ-ı rişte-i nizâʿ ve husûmet ve fî-mâ-baʿd bu makūle hilâf-ı rızâ hareketden mücânebet etmesi zımnında bâ-emr-i âlî mübâşir taʿyîn olunup keyfiyyet maʿlûmu oldukda adem-i isgā ve merkez-i ru'ûnet ve huşûnetde pâ-ber-câ olarak tekrar top ve humbara ve mühimmât istishâb ve İlbasan havâlisinde mütemekkin Kaymak Bey'in üzerine hareket ve şitâb eylediği sübût-yâfte-i tahakkuk olmağla merkūmun fî-mâ-baʿd dâire-i tavʿ u ıslâh olması gayr-i mutasavver ve defʿ ü izâlesi emrinde ihtiyâr-ı tesâmüh ve tesâhül mûcib-i hatar olduğuna binâen (233-b) husûs-ı mezkûr birkaç defʿa erkân-ı devlet ile meşveret ve merkūm Mahmud Paşa ve oğlu Ahmed Paşa ve hevâdarlarından Tepedelenli Ali Paşa'nın sahîfe-i âlemden nokta-i şekk-i vücûdları hakk olunmak ehemm idügünde yek-sâk-ı muvâfakat olduklarından gayri hâlâ Şeyhülislâm ve allâmetü'l-enâm hazretleri dahi fetvâ iʿtā edüp eşkıyâ-yi mezkûrenin tuğ ve sancağı gayri refʿ ve İskenderiye Sancağı ilhâkiyle Muhtar Paşa-zâde Mehmed Paşa'ya ve Ohri Sancağı mîrimîrândan İsmâîl Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve Rumeli vâlîsi ve Sofya seraskeri Vezîr Abdi Paşa'nın bu hatb-i cesîme me'mûriyyeti istihsân olunmakdan nâşî husûs-ı mezkûr müşârün-ileyh ile bi'l-mekâtibe muhâbere ve semt-i suhûlet-i maslahat müzâkere olundukda\nSofya ordusunda mevcûd asâkir ve mühimmâtdan mikdâr-ı vâfî top ve levâzım-ı sâire ifrâz olunup kethüdâsının maʿiyyetine terfîk ve sâir me'mûrlara başbuğ olması müşârün-ileyh tarafından tasvîb ve tenmîk ve kendüsü dahi Sofya'dan hareket ve Manastır'a doğru azîmet etmek tedâbîrini zikr ü işâret etmekle der-akab kethüdâ-yı mûmâ-ileyhin me'mûr-ı maʿiyyeti olan tavâif-i askeriyyenin iktizâ eden me'mûriyyet emirleri ısdâr ve ihtişâd-ı asâkirden sonra kethüdâ-yı mûmâ-ileyh Manastır üzerinden ve derbendât başbuğu olup bu defʿa istîsâl-i eşkıyâ-yı mezkûreye me'mûr olan Kurd Ahmed Paşa dahi maʿiyyetine me'mûr olan asâkir ile İlbasan üzerinden azîmet etmek ve İskenderiye'nin hasr u tazyîki lâzım geldiği hâlde Bosna (234-a) vâlisi dahi eyâletinde mevcûd ricâl-i harb ü darbe kethüdâsını başbuğ nasb ve bir mahall-i münâsibden mecmaʿ-ı asâkire îsâl eylemek üzere me'mûr olduğundan gayri zikr olunan eşkıyâdan ahâlî-i İskenderiye tebrîd olunmak fikriyle memâlik-i mahrûsede ve Venedik memleketinde bulunan İskenderiye tüccârı emvâl ve erzaklarıyla birer mahall-i mahfûzda tevkīf olunup madde ber-taraf oluncaya dek sebîlleri tahliye olunmamak üzere iktizâ eden mahallere evâmir-i aliyye tahrîr ve Venedik balyosuna dahi tenbîh olunduğundan gayri zikr olunan mehâzîlin yed-i tasallutları olan İskenderiye ve Ülgün ve Bar ve sâir kılâʿın neferâtı dahi Devlet-i aliyye me'mûrlarına muʿîn ve zahîr olmak üzere me'mûr olmalarıyla îfâ-yı hak nân u nemek eyledikleri hâlde hizmetleri mebrûr ve saʿîleri meşkûr ve eşkıyâya hevâdarlıkları tahakkuk etdikde anlar dahi müdemmer ve makhûr olacakları ve işbu keyfiyyet netîce-pezîr oluncaya dek neferât-ı merkümenin iktizâ eden mevâcibleri îrâd ve masraf olunmamak üzere kalemlerine kayd olunduğu mufassal emr-i âlî ile neferât-ı kılâʿ-ı mezkûreye ifade olundu.",
          "caption": "İsyân-ı mutasarrıf-ı İskenderiye ve taʿyîn-i asâkir ez-cânib-i Devlet-i aliyye be-istîsâl an-ber-geşte-hâl ber-mûceb-i fetvâ-yı şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_256.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İsyân-ı mutasarrıf-ı İskenderiye ve taʿyîn-i asâkir ez-cânib-i Devlet-i aliyye be-istîsâl an-ber-geşte-hâl ber-mûceb-i fetvâ-yı şerîfe",
          "text": "Kibr-i ru'ûnetde her biri sânî-i Nemrûd olan tâife-i Arnabudun ekserîsi cibâl-i şâhika-i asîretü'l-mürûr ve tilâl-i hâlika-i sa'betü'l-ubûrda redâet-i fi'âl ve resâset-i hâl ile lâne-sâz-ı tavattun ve ihtilât ve i'tilâfları ber-muktezâ-yı mücâneset-i re'âyâ-yı müştebihetü'l-ahvâle inhisâr ile nâdân-ı evzâ-ı sükkân-ı emsâr ve müdün olduklarından gayri mübâlât-ı dîniyyeden ârî olan eşhâs-ı kāsiretü'l-ukūle tahammül-i hükm-i cüz'î-i şerî'at sakîl ve girân ve hevâ-perestân-ı rûzgâra evâmir-i nefs-i emmâre lâ-muhâle muvâfık ve çespân geldiği ecilden bunlar dahi ittibâ'-ı mûcibât-ı enfüs-i redîe ile tarîk-i Hakdan udûl ve hevâlarına gayr-i muhâlif olan teklîf-i mülayimi kabûl eyleyerek dinlerini semen-i bahse ve âhiretlerini şey-i ehasse fürûht ede-geldikleri ve bu cehl-i müfrit sebebi ile inkıyâd-ı şer'-i mübîn ve itâʿat-i halîfe-i müslimînden teferru' eden nef' ü darr ve hayr u şer ma'lûmları olamayup ru'ûnet ve ma'siyeti âdet ve evâmir-i pâdişâhîye muhâlefeti tabi'at etdiklerinden gayri sâkin oldukları emâkin aksâ-yı bilâddan olup te'dîbleriyçün taraf-ı Devlet-i aliyye'den taʿyîn-i asker (232-b) hilâl-i tarîkde vâki' olan zu'afâ-yı nâsı mübtelâ-yı hasâret ve zarar eyleyeceği mülâhazalarıyla haklarında \"Va'hfıd cenâhake li-meni'ttebe'ake\" mantûk-ı şerîfi üzere rıfk u mülâyemet üzere icrâ ve câ-be-câ pend ü nasîhati mutazammın tenbîhât-ı ekîde ile iktifâ olunur idi. Zikr olunan tâife-i mefsedet-mu'tâd hilm ü merhamet Devlet-i aliyye'yi acz ü gaflete haml ü isnâd ve muktezâ-yı tabi'at-ı habîseleri olan mel'anet ve sû'-i a'mâli yevmen fe-yevmen müzdâd edüp her mevsimde hevâlarına muvâfık birer küştenîyi sergerde ittihâz ile nâire-i bağy ü udvânı inâre ve mahall-be-mahall gubâr-ı fitne ve zulmü isâre ve bâ-husûs bundan akdem İskenderiye mutasarrıfı olan Mahmud Paşa eben-an-cedd ni'am-ı gûnâ-gûn Devlet-i aliyye ile mütena'im ve iltifât ve nevâziş-i vükelâ ile akrân ve emsâline fâik ve mütekaddem olup İskenderiye sancağı gibi nemâsı kesîr ve mahsûlü vefîr bir memleket-i azîmeye tasarruf ve belki etrâf ve eknâfda vâki' katı çok mahallere bast-ı yed-i tasarruf ile sâye-i devletde mâlik-i mâl-i Kārun ve fart-ı batar u servet sebebi ile pâ-nihâde-i vâdî-i cünûn olup usûl-i refâh-ı fukarâ ve ecezeyi kam' ile cem' eylediği\nemvâl-i mağsûbeyi haşerât-ı nâse defʿ ve istîmâle ve incizâb husûlü akabinde livâ-i menkûs isyânı defʿ edüp Devlet-i aliyye tarafından te'dîb ve takrîr ve belki kendüye kes-i helâki tecrî etdirmek irâdeleri mahsûsu oldukda bir müddet sûret-i itāʿat irâetiyle kulle-i ârâm ve sükûna vülûc ve bir-takrîb taraf-ı devletden tahsîl-i afv etdiği gibi kemâkân zirve-i kûh-ı bagy ü isyâna urûc edüp (233-a) hattâ bu esnâda çehre-i tuğyândan refʿ-i estâr-ı iktitâm ve dâiresinde mütehaşşid olan erâzil ve eclâfdan başka tâ'ife-i li'âm-ı Arnabuddan vâfir eşkıyâyı emrine râm ve bâ-husûs cezîre-i Mora'dan zulmen akçe iddiʿâ eden Zeynel Papo ve rüfekāsını dâiresine celb ve imâle ve Mora'dan akçelerini tahsîl vaʿdiyle âb-ı mekr ü hadîʿayı isâle eyleyerek bilâ-emr ü fermân İskenderiye'den hurûc ve nehzat ve Bodgorice ve İşboza kalʿalarını muhâsara ve tazyîka mübâderet ve mütesellim bulunan İbrâhîm Paşa'yı ihrâc ile icrâ-yi envâʿ-ı fezâhat ve şenâʿat eylediğinden gayri Karadağ reʿâyâsı üzerine fuzûlî hareket ve içlerine girüp gûnâ-gûn mefsedet îkāʿına cesâretden sonra İskenderiye'ye avdet ve devlet-i ebed-müddet ile silm ü saffet üzere olan Venedüklünün baʿzı mahallerini gāret akabinde Tiran ve İlbasan ve Görüce ve Ohri ve ol havâlide bulunan kazâları geşt ü güzâr ve zahîre ve sâir matālibât ile fukarâyı mübtelâ-yi envâʿ-ı mazarr eylediğinden gayri Kurd Paşa'nın bölükbaşıları ile muhârebe ve birâderi dahi Pekin kalʿasını muhâsara eylediği resîde-i sâmiʿa-i devlet oldukda Venedüklünün zararını tahkîk ile ber-muktezâ-yı şerʿ-i kadîm katʿ-ı rişte-i nizâʿ ve husûmet ve fî-mâ-baʿd bu makūle hilâf-ı rızâ hareketden mücânebet etmesi zımnında bâ-emr-i âlî mübâşir taʿyîn olunup keyfiyyet maʿlûmu oldukda adem-i isgā ve merkez-i ru'ûnet ve huşûnetde pâ-ber-câ olarak tekrar top ve humbara ve mühimmât istishâb ve İlbasan havâlisinde mütemekkin Kaymak Bey'in üzerine hareket ve şitâb eylediği sübût-yâfte-i tahakkuk olmağla merkūmun fî-mâ-baʿd dâire-i tavʿ u ıslâh olması gayr-i mutasavver ve defʿ ü izâlesi emrinde ihtiyâr-ı tesâmüh ve tesâhül mûcib-i hatar olduğuna binâen (233-b) husûs-ı mezkûr birkaç defʿa erkân-ı devlet ile meşveret ve merkūm Mahmud Paşa ve oğlu Ahmed Paşa ve hevâdarlarından Tepedelenli Ali Paşa'nın sahîfe-i âlemden nokta-i şekk-i vücûdları hakk olunmak ehemm idügünde yek-sâk-ı muvâfakat olduklarından gayri hâlâ Şeyhülislâm ve allâmetü'l-enâm hazretleri dahi fetvâ iʿtā edüp eşkıyâ-yi mezkûrenin tuğ ve sancağı gayri refʿ ve İskenderiye Sancağı ilhâkiyle Muhtar Paşa-zâde Mehmed Paşa'ya ve Ohri Sancağı mîrimîrândan İsmâîl Paşa'ya tevcîh ve ihsân ve Rumeli vâlîsi ve Sofya seraskeri Vezîr Abdi Paşa'nın bu hatb-i cesîme me'mûriyyeti istihsân olunmakdan nâşî husûs-ı mezkûr müşârün-ileyh ile bi'l-mekâtibe muhâbere ve semt-i suhûlet-i maslahat müzâkere olundukda\nSofya ordusunda mevcûd asâkir ve mühimmâtdan mikdâr-ı vâfî top ve levâzım-ı sâire ifrâz olunup kethüdâsının maʿiyyetine terfîk ve sâir me'mûrlara başbuğ olması müşârün-ileyh tarafından tasvîb ve tenmîk ve kendüsü dahi Sofya'dan hareket ve Manastır'a doğru azîmet etmek tedâbîrini zikr ü işâret etmekle der-akab kethüdâ-yı mûmâ-ileyhin me'mûr-ı maʿiyyeti olan tavâif-i askeriyyenin iktizâ eden me'mûriyyet emirleri ısdâr ve ihtişâd-ı asâkirden sonra kethüdâ-yı mûmâ-ileyh Manastır üzerinden ve derbendât başbuğu olup bu defʿa istîsâl-i eşkıyâ-yı mezkûreye me'mûr olan Kurd Ahmed Paşa dahi maʿiyyetine me'mûr olan asâkir ile İlbasan üzerinden azîmet etmek ve İskenderiye'nin hasr u tazyîki lâzım geldiği hâlde Bosna (234-a) vâlisi dahi eyâletinde mevcûd ricâl-i harb ü darbe kethüdâsını başbuğ nasb ve bir mahall-i münâsibden mecmaʿ-ı asâkire îsâl eylemek üzere me'mûr olduğundan gayri zikr olunan eşkıyâdan ahâlî-i İskenderiye tebrîd olunmak fikriyle memâlik-i mahrûsede ve Venedik memleketinde bulunan İskenderiye tüccârı emvâl ve erzaklarıyla birer mahall-i mahfûzda tevkīf olunup madde ber-taraf oluncaya dek sebîlleri tahliye olunmamak üzere iktizâ eden mahallere evâmir-i aliyye tahrîr ve Venedik balyosuna dahi tenbîh olunduğundan gayri zikr olunan mehâzîlin yed-i tasallutları olan İskenderiye ve Ülgün ve Bar ve sâir kılâʿın neferâtı dahi Devlet-i aliyye me'mûrlarına muʿîn ve zahîr olmak üzere me'mûr olmalarıyla îfâ-yı hak nân u nemek eyledikleri hâlde hizmetleri mebrûr ve saʿîleri meşkûr ve eşkıyâya hevâdarlıkları tahakkuk etdikde anlar dahi müdemmer ve makhûr olacakları ve işbu keyfiyyet netîce-pezîr oluncaya dek neferât-ı merkümenin iktizâ eden mevâcibleri îrâd ve masraf olunmamak üzere kalemlerine kayd olunduğu mufassal emr-i âlî ile neferât-ı kılâʿ-ı mezkûreye ifade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Saferü'l-hayrın onaltıncı yevm-i isneyn mîr-hac Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın baş çukadarı Âsitâne-i saʿâdet'e beşâret-resân-ı vürûd olup hâmil olduğu tahrîrât kāfile-i hüccâc-ı hidâyet-minhâcın refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâl ile iskāt-ı farîza-i hac eylediklerini mutazammın ve cerde başbuğunun vakt ü zamâniyle müstevfî asâkir ve bâliğan-mâ-belag zehâir ile hüccâc-ı bâhirü'l-ibtihâca ilhâkını mübeyyin olup leyl ü nehâr işbu haber-i meserret-eser vürûduna derîçe-bâz-ı (234-b) intizâr olan fırka-i nâciye-i islâm nâil-i inbisât-ı tâm oldu.",
          "caption": "Vürûd-ı berîd-i meserret-nüvîd ez-cânib-i vâlî-i Şam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_257.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı berîd-i meserret-nüvîd ez-cânib-i vâlî-i Şam",
          "text": "İşbu Saferü'l-hayrın onaltıncı yevm-i isneyn mîr-hac Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın baş çukadarı Âsitâne-i saʿâdet'e beşâret-resân-ı vürûd olup hâmil olduğu tahrîrât kāfile-i hüccâc-ı hidâyet-minhâcın refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâl ile iskāt-ı farîza-i hac eylediklerini mutazammın ve cerde başbuğunun vakt ü zamâniyle müstevfî asâkir ve bâliğan-mâ-belag zehâir ile hüccâc-ı bâhirü'l-ibtihâca ilhâkını mübeyyin olup leyl ü nehâr işbu haber-i meserret-eser vürûduna derîçe-bâz-ı (234-b) intizâr olan fırka-i nâciye-i islâm nâil-i inbisât-ı tâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Batum tarafından bir kıt'a sefîne vürûd edüp Çıldır ve Tiflis havâdisâtı isticlâb olunmak irâdesiyle sefîne-i merkūmenin re'îsi Bâbıâlî'ye ihzâr ve ol havâlinin keyfiyyâtı istihbâr olundukda Ahısha'da terâküm eden Lezkî tâ'ifesinin o câniblerde bulunan ehl-i islâmdan beş bin mikdârı âdem ictimâʿ ve ihtişâd ve beyza-i sürh-i nasârâ eyyâmında Tiflis ülkesine azîmet ile fetîle-i gāret ve yağmayı îkād ve hâric ez-hayta taʿdâd-ı ganâ'im-i tıraf ve tilâd ile dilşâd oldukları hâlde avdet ve o hilâlde aʿdâ vâkıf-ı keyfiyyet der-akab güzergâhlarında vâki' miʿber-i saʿbü'l-memerre vâfir asker ve top vazʿ ü teşhîn ve seriyye-i müslimîn gāfil ez-hâl-i kemîn mahall-i mezbûre vürûdlarında aʿdâ-yi dîn bağteten zâhir ve bedîd ve top ve tüfeng ile ehl-i islâmın baʿzısı şehîd ve bir mikdârını beste-i kayd-ı isâr ve an-asıl muʿâdât üzere oldukları tâ'ife-i Lezkiyânın hayyen elegirenlerini irâde-i kayd-ı hayât müsteʿâr eylediklerinden gayrı bâkīlerinin bir mikdârı ümîd-i necât ile miʿber-i merkūmun tahtından cârî olan nehre havz ile gark ve bir mikdârı merdâne-ceng ile Ahısha'da olan ehl-i islâma mülhak olduklarını ve üserâ-yı islâmiyyeyi Tiflis hânı olan Mekkâr-oğlu'nun biriyle Rusyalu'nun Mezdek nâm kalʿada mukīm ceneraline tisyâr eylediğini takrîr ve âhar kimesnelerden dahi bu takrîri müeyyid istimâʿ olunan havâdisât âfâkgîr olup Çıldır vâlisi tarafından ahbâr-ı mezkûreye dâ'ir tahrîrât vürûd eylemediğinden eğerçi maddeye sıdk u kizb ihtimâli verildi. Ancak Rusyalu'nun Tiflis hânını istishâbları ve beynlerinde (235-b) nizâm-gîr-i karâr olan ittihâd ve ittifâkları takrîbiyle bu hâdisenin su'âlinden hâlî olmayacaklarından gayrı âdet-i me'lûfeleri üzere cüz'î maddeyi bahâne ve nihâyetce tahrîk ve iʿâne ile Tiflis hânını bilâd-ı islâmiyyeye teslît ve Devlet-i aliyye'yi dahi baʿzı evzâʿ-ı mekr-âlûdlariyle tağlît eyleyecekleri zâhir olmağla istiknâh-ı hakīkat-i hâl ve su'âl-i hasma tehyi'e-i cevâb-ı katʿiyyü'l-me'âl irâdesiyle bundan akdem makām-ı sadâretden Çıldır vâlisine hitâben tahrîrât-ı seniyye irsâl olunmuşidi. Müşârün-ileyhin bu defʿa vürûd eden tahrîrâtının mefhûmunda mukaddemâ Tiflis hânı tarîk-i cedîdi tevsîʿ ve taʿmîr ve üç bin kadar Rusya askerini maʿiyyetine celb ile sevâd askerini tevfîr eylediği sadr-ı sâbık vaktinde der-i devlet-medâra arz u tahrîr olunup mesfûrun bilâd-ı islâmiyyeye hücûm mülâhazasıyla rûz u şeb mutabbasırâne hareket ve tez elden Ahısha'da bir nevʿ askerin vücûdu dahi ehemm olduğundan selâbet-i diyânet ve fart-ı şecâʿat ile şöhret bulan ahâlî-i Dağıstan Lezkiyânın hâtırları celb olunmak irâdesiyle Âsitâne-i saʿâdetden tertîb olunan atâyâ-yı mülûkâne ve inʿâmât-ı pâdişâhâne rü'esâ-yı ahâlî-i mezkûreye iʿtâ ve gazâ ve cihâda tah-\nrîz ve iğrâ zımnında ısdâr olunan evâmir-i aliyye taraflarına üserâ ve tavâif-i merkūmeden Çıldır tarafına vârid olan guzât ve mücâhidîn ikrâm ve te'lîf ve taʿyînât ve atiyyât ile tatyîb ve taltîf olunup inde'l-lüzûm iʿmâl ve ehl-i küfr ü dalâl istîsâl olunmak hususları (236-a) emr ü fermân olduğuna binâen ber-minvâl-i muharrer atāyâ-yi pâdişâhâne mahallerine müşârün-ileyh vâsıtasiyle îsâl ve lâzıme-i celb-i kulûb tarafından dahi îfâ ve ikmâl olunup tāife-i mezkûre bu nevaziş ve iltifât-ı aliyyeden mesrûr oldukları hâlde fevc feve Çıldır diyârına vürûd ve müşârün-ileyh dahi muktezâ-yi me'mûriyyeti üzere merkūmlara taʿyîn-i me'vâ ve tertîb-i zâd ü kesâda eğerçi saʿy-i nâ-maʿdûd edüp ancak tāife-i mezkûre vakt-i lüzûm hulûlüne adem-i intizâr ile an-asıl me'lûf oldukları nehb ü gāret-i diyâr-ı küffâr ve seby ü istirkāk ehl-i nâr devâ'îsi ile leyl ü nehâr bî-karar ve men' ü zecrleri hâric-i hayta-i iktidâr ve tahliye sebîlleri harâb-sâz-ı bünyân-ı silm ü musâfât olacağı dahi âşikâr olduğuna binâen beyne'l-emreyn mütehayyir kaldığını birkaç defʿa Devlet-i aliyye'ye tahrîr ve sadrıazam hazretleri o esnada henüz Özi'den hareket ve Asitâne-i saʿâdet'e teveccüh ve azîmet üzere olup kāimimakām-ı ʿâlî-makām tarafından cevâb-nâmesi vürûd-ı sadr-ı vakūra dek taʿvîk ve te'hîr olunmuşidi. Bu aralıkda Tiflis hududuna karîb olan kazalarda mukīm Lezkî askerinden bin kadar ve Erzurum ve Kars havâlisinde bulunan kapusuz ve ekrâd makūlelerinden ve sâir esâmî ve emkinesi mechûl eşhâsdan bir mikdâr suvâri müşârün-ileyhin emri olmayarak nihânî ittihad ile yekdiğere iltihâk ve Tiflis ülkesine kasd-ı seby ü istirkāk ile azîmet ve vâfir ganâim ve üserâ ahz ve avdetleri hilâlinde zuʿafâ-yi nâs ile emvâl ve eşyayı ilerü irsâl ve akviyâ-yi kavm (236-b) akabgîr olarak âheste-reftâr ile katʿ-ı feyâfî ve tilâl ederler iken reh-güzerlerinde vâkiʿ miʿber-i mâzîkda Gürcü ve Rusya askeri toplariyle kemîn-gîr-i fırsat bulunmalariyle ale'l-gafle düşmen-i meş'ûm emvâl ve üserâyı nakle me'mûr olan zuʿafâ-yi kavm üzerine gulüvv ü hücûm edüp tarafeynden muhâbereye mübâşeret ve kesret-i aʿdâ-yi li'âm ve gaflet ü kıllet-i islâm bâʿis-i perişânî ve tefrika olup fırka-i muvahhidînin bir mikdârı cur'a-nûş-i câm-ı şehâdet ve bir mikdârı gark-ı nehr-i rahmet-i ahadiyyet ve hayyen ele girenleri dahi mahall-i muʿarekeye karîb Sürem nâm mahalle aʿdâ tarafından îsâl olunduğu hâlde akeb-gîrân-ı islâm resîde-i mevziʿ-i hisâm olup cümlesi birden sell-i seyf-i intikām ve vâfir aʿdâyı vasıta-i şemşîr-i adû-iltikām ile iʿdâm ve gümnâm eyleyerek miʿber-i mezkûrdan mürür ve kırk elli kadar kefereyi me'sûr eyledikleri ve hîn-i muhârebede gerek şehîd ve gerek garîk olan mü'minin adedi mukaddem-i kavm-i Lezkiyân olan şahısdan sû'âl olundukda gerek Lezkî ve gerek ecnâs-ı sâireden telef ve esir olanlar ancak kırk-elli nefere bâliğ olduğunu tefhîm ve muvaz-\nzaf ve muʿayyen asâkir-i pâdişâhîden mecmaʿ-ı mezkûrda bir ferd mevcûd olmadığını müşârün-ileyh tahrîr ve terkîm edüp Âsitâne-i saʿâdet'de şöhret bulan havâdis her ne kadar helecân-ı kulûbe bâʿis ise dahi neşr-i erâcîfe mübtelâ olan baʿzı zâhir bî-nân-ı ʿavâmın iʿzâm-ı mâdde etmesinden neş'et ve vakʿa-i mezkûrenin hîn-i vukûʿunda derhâl tafsîl-i mâcerâ olunmadığı dahi mâddenin arz u takdîme tahammülü (237-a) olmayup umûr-ı cüz'iyyeden olduğuna delâlet eyleyeceği tâife-i Lezkiyânın zabt u rabtları ʿasîr ve sâʿir tavâif-i askeriyye gibi dâʿire-i hüsn-i intizâma idhâlleri gayr-i yesîr olduğundan fazla nehb ü gāret her bâr semîr-i zamîrleri ve seby ü istirkāk hülâsa-i fikr ü tedbîrleri olmağla câ-be-câ bu makūle evzâʿ-ı müdhişeye tasaddî ve giderek netîce-i hareketleri bir hâdise-i ʿazîmeye mü'eddî olacağını işâret etmiş husûs-ı mezkûr erkân-ı devlet ile meşveret olunup Tiflis hânının hareketinden hiss olunan sû'-i niyyete nazaran peyder-pey Çıldır'a vürûd eden asâkir-i Dağıstan'ın tefrîki hazm ü ihtiyât kāʿidesine mugāyir olduğu misillü Rusyalu'nun hân-ı mesfûr ile ʿakd eyledikleri ʿahd-i cedîde göre düşman zuhûrunda kendüye iʿânet ve memleketini hifz u hirâset cümle şurûtlarından olup kable'l-lüzûm asâkir-i Dağıstan'ın Tiflis ülkesine hücûmlarını Devlet-i aliyye'ye isnâd ve nakz-ı ʿahd daʿvâlarını dahi pîş-nihâd edecekleri vâridât-ı hâtırdan olmağla te'lîf-i cünûd ve hifz-ı uhûd beyninde Çıldır vâlîsine zü'l-tarafeyn bir vazʿ-ı taʿlîm ve telkîn olunmak hülâsa-i ârâ olduğuna binâen ol vechile vâlî-i müşârün-ileyh evâmir-i ʿaliyye ve makām-ı sadâretden mekâtîb-i seniyye ısdâr ve tisyâr olunmuşidi. Bu aralıkda Rusya elçisi tâlib-i mükâleme olup Neşât-âbâd'da re'îsülküttâb efendi ile lede'l-ictimâʿ Tiflis hâniyle olan muʿâhedelerini tezkâr (237-b) ve Lezkî tâʿifesini Çıldır vâlîsi tahrîk edüp Tiflis diyârına taslît eylediğini işʿâr ile ʿazlini hâstekâr ve tâʿife-i mezkûreyi Devlet-i aliyye ʿadem-i istishâb ile zararlarını defʿ etmek sûretlerinde baʿzı evzâʿ izhâr edüp tâʿife-i Lezkiyânın Tiflis hâniyle olan muhârebeleri kadîmî olduğuna binâen bu esnâda dahi kemâ-fi's-sâbık vukūʿ bulan mücâdelelerini vâlî-i müşârün-ileyh isnâd bî-maʿnâ ve hân-ı mersûm fi'l-asıl kendü hâlinde durmayup fırsatyâb oldukda tâʿife-i mezkûreyi nehb ü târâc ve bâ-husûs hem-hudûd olduğu Îran ahâlisini dâʿimâ hasr u izʿâc eylediğinden gayri Âzerbaycan ülkesinde vâkiʿ olan Gence memleketini tazyîk eylediği dahi resîde-i rütbe-i tahkīk olup gerek Dağıstan'da mütemekkin ve gerek Îran zemîninde mutavattın olanlar ehl-i islâmdan olduklarına binâen her hâlde imdâd ve iʿânetleri halîfetü'l-müslimîn olan pâdişâhımız hazretlerine lâzımdır diyerek mukābele ve Dîvân-ı hümâyûn'da mahfûz olan mükâleme mahallinde tafsîl olunduğu vech üzere tarafeynden vâfir keyfiyyât îrâdiyle mec-\nlise hitâm verilüp Çıldır vâlîsine tekrâr taraf-ı âsafîden mugâyir-i musâlaha bir vazʿ hudûs etmemek sûretleri mü'ekkeden tahrîr olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_258.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Çıldır",
          "text": "Bundan akdem Batum tarafından bir kıt'a sefîne vürûd edüp Çıldır ve Tiflis havâdisâtı isticlâb olunmak irâdesiyle sefîne-i merkūmenin re'îsi Bâbıâlî'ye ihzâr ve ol havâlinin keyfiyyâtı istihbâr olundukda Ahısha'da terâküm eden Lezkî tâ'ifesinin o câniblerde bulunan ehl-i islâmdan beş bin mikdârı âdem ictimâʿ ve ihtişâd ve beyza-i sürh-i nasârâ eyyâmında Tiflis ülkesine azîmet ile fetîle-i gāret ve yağmayı îkād ve hâric ez-hayta taʿdâd-ı ganâ'im-i tıraf ve tilâd ile dilşâd oldukları hâlde avdet ve o hilâlde aʿdâ vâkıf-ı keyfiyyet der-akab güzergâhlarında vâki' miʿber-i saʿbü'l-memerre vâfir asker ve top vazʿ ü teşhîn ve seriyye-i müslimîn gāfil ez-hâl-i kemîn mahall-i mezbûre vürûdlarında aʿdâ-yi dîn bağteten zâhir ve bedîd ve top ve tüfeng ile ehl-i islâmın baʿzısı şehîd ve bir mikdârını beste-i kayd-ı isâr ve an-asıl muʿâdât üzere oldukları tâ'ife-i Lezkiyânın hayyen elegirenlerini irâde-i kayd-ı hayât müsteʿâr eylediklerinden gayrı bâkīlerinin bir mikdârı ümîd-i necât ile miʿber-i merkūmun tahtından cârî olan nehre havz ile gark ve bir mikdârı merdâne-ceng ile Ahısha'da olan ehl-i islâma mülhak olduklarını ve üserâ-yı islâmiyyeyi Tiflis hânı olan Mekkâr-oğlu'nun biriyle Rusyalu'nun Mezdek nâm kalʿada mukīm ceneraline tisyâr eylediğini takrîr ve âhar kimesnelerden dahi bu takrîri müeyyid istimâʿ olunan havâdisât âfâkgîr olup Çıldır vâlisi tarafından ahbâr-ı mezkûreye dâ'ir tahrîrât vürûd eylemediğinden eğerçi maddeye sıdk u kizb ihtimâli verildi. Ancak Rusyalu'nun Tiflis hânını istishâbları ve beynlerinde (235-b) nizâm-gîr-i karâr olan ittihâd ve ittifâkları takrîbiyle bu hâdisenin su'âlinden hâlî olmayacaklarından gayrı âdet-i me'lûfeleri üzere cüz'î maddeyi bahâne ve nihâyetce tahrîk ve iʿâne ile Tiflis hânını bilâd-ı islâmiyyeye teslît ve Devlet-i aliyye'yi dahi baʿzı evzâʿ-ı mekr-âlûdlariyle tağlît eyleyecekleri zâhir olmağla istiknâh-ı hakīkat-i hâl ve su'âl-i hasma tehyi'e-i cevâb-ı katʿiyyü'l-me'âl irâdesiyle bundan akdem makām-ı sadâretden Çıldır vâlisine hitâben tahrîrât-ı seniyye irsâl olunmuşidi. Müşârün-ileyhin bu defʿa vürûd eden tahrîrâtının mefhûmunda mukaddemâ Tiflis hânı tarîk-i cedîdi tevsîʿ ve taʿmîr ve üç bin kadar Rusya askerini maʿiyyetine celb ile sevâd askerini tevfîr eylediği sadr-ı sâbık vaktinde der-i devlet-medâra arz u tahrîr olunup mesfûrun bilâd-ı islâmiyyeye hücûm mülâhazasıyla rûz u şeb mutabbasırâne hareket ve tez elden Ahısha'da bir nevʿ askerin vücûdu dahi ehemm olduğundan selâbet-i diyânet ve fart-ı şecâʿat ile şöhret bulan ahâlî-i Dağıstan Lezkiyânın hâtırları celb olunmak irâdesiyle Âsitâne-i saʿâdetden tertîb olunan atâyâ-yı mülûkâne ve inʿâmât-ı pâdişâhâne rü'esâ-yı ahâlî-i mezkûreye iʿtâ ve gazâ ve cihâda tah-\nrîz ve iğrâ zımnında ısdâr olunan evâmir-i aliyye taraflarına üserâ ve tavâif-i merkūmeden Çıldır tarafına vârid olan guzât ve mücâhidîn ikrâm ve te'lîf ve taʿyînât ve atiyyât ile tatyîb ve taltîf olunup inde'l-lüzûm iʿmâl ve ehl-i küfr ü dalâl istîsâl olunmak hususları (236-a) emr ü fermân olduğuna binâen ber-minvâl-i muharrer atāyâ-yi pâdişâhâne mahallerine müşârün-ileyh vâsıtasiyle îsâl ve lâzıme-i celb-i kulûb tarafından dahi îfâ ve ikmâl olunup tāife-i mezkûre bu nevaziş ve iltifât-ı aliyyeden mesrûr oldukları hâlde fevc feve Çıldır diyârına vürûd ve müşârün-ileyh dahi muktezâ-yi me'mûriyyeti üzere merkūmlara taʿyîn-i me'vâ ve tertîb-i zâd ü kesâda eğerçi saʿy-i nâ-maʿdûd edüp ancak tāife-i mezkûre vakt-i lüzûm hulûlüne adem-i intizâr ile an-asıl me'lûf oldukları nehb ü gāret-i diyâr-ı küffâr ve seby ü istirkāk ehl-i nâr devâ'îsi ile leyl ü nehâr bî-karar ve men' ü zecrleri hâric-i hayta-i iktidâr ve tahliye sebîlleri harâb-sâz-ı bünyân-ı silm ü musâfât olacağı dahi âşikâr olduğuna binâen beyne'l-emreyn mütehayyir kaldığını birkaç defʿa Devlet-i aliyye'ye tahrîr ve sadrıazam hazretleri o esnada henüz Özi'den hareket ve Asitâne-i saʿâdet'e teveccüh ve azîmet üzere olup kāimimakām-ı ʿâlî-makām tarafından cevâb-nâmesi vürûd-ı sadr-ı vakūra dek taʿvîk ve te'hîr olunmuşidi. Bu aralıkda Tiflis hududuna karîb olan kazalarda mukīm Lezkî askerinden bin kadar ve Erzurum ve Kars havâlisinde bulunan kapusuz ve ekrâd makūlelerinden ve sâir esâmî ve emkinesi mechûl eşhâsdan bir mikdâr suvâri müşârün-ileyhin emri olmayarak nihânî ittihad ile yekdiğere iltihâk ve Tiflis ülkesine kasd-ı seby ü istirkāk ile azîmet ve vâfir ganâim ve üserâ ahz ve avdetleri hilâlinde zuʿafâ-yi nâs ile emvâl ve eşyayı ilerü irsâl ve akviyâ-yi kavm (236-b) akabgîr olarak âheste-reftâr ile katʿ-ı feyâfî ve tilâl ederler iken reh-güzerlerinde vâkiʿ miʿber-i mâzîkda Gürcü ve Rusya askeri toplariyle kemîn-gîr-i fırsat bulunmalariyle ale'l-gafle düşmen-i meş'ûm emvâl ve üserâyı nakle me'mûr olan zuʿafâ-yi kavm üzerine gulüvv ü hücûm edüp tarafeynden muhâbereye mübâşeret ve kesret-i aʿdâ-yi li'âm ve gaflet ü kıllet-i islâm bâʿis-i perişânî ve tefrika olup fırka-i muvahhidînin bir mikdârı cur'a-nûş-i câm-ı şehâdet ve bir mikdârı gark-ı nehr-i rahmet-i ahadiyyet ve hayyen ele girenleri dahi mahall-i muʿarekeye karîb Sürem nâm mahalle aʿdâ tarafından îsâl olunduğu hâlde akeb-gîrân-ı islâm resîde-i mevziʿ-i hisâm olup cümlesi birden sell-i seyf-i intikām ve vâfir aʿdâyı vasıta-i şemşîr-i adû-iltikām ile iʿdâm ve gümnâm eyleyerek miʿber-i mezkûrdan mürür ve kırk elli kadar kefereyi me'sûr eyledikleri ve hîn-i muhârebede gerek şehîd ve gerek garîk olan mü'minin adedi mukaddem-i kavm-i Lezkiyân olan şahısdan sû'âl olundukda gerek Lezkî ve gerek ecnâs-ı sâireden telef ve esir olanlar ancak kırk-elli nefere bâliğ olduğunu tefhîm ve muvaz-\nzaf ve muʿayyen asâkir-i pâdişâhîden mecmaʿ-ı mezkûrda bir ferd mevcûd olmadığını müşârün-ileyh tahrîr ve terkîm edüp Âsitâne-i saʿâdet'de şöhret bulan havâdis her ne kadar helecân-ı kulûbe bâʿis ise dahi neşr-i erâcîfe mübtelâ olan baʿzı zâhir bî-nân-ı ʿavâmın iʿzâm-ı mâdde etmesinden neş'et ve vakʿa-i mezkûrenin hîn-i vukûʿunda derhâl tafsîl-i mâcerâ olunmadığı dahi mâddenin arz u takdîme tahammülü (237-a) olmayup umûr-ı cüz'iyyeden olduğuna delâlet eyleyeceği tâife-i Lezkiyânın zabt u rabtları ʿasîr ve sâʿir tavâif-i askeriyye gibi dâʿire-i hüsn-i intizâma idhâlleri gayr-i yesîr olduğundan fazla nehb ü gāret her bâr semîr-i zamîrleri ve seby ü istirkāk hülâsa-i fikr ü tedbîrleri olmağla câ-be-câ bu makūle evzâʿ-ı müdhişeye tasaddî ve giderek netîce-i hareketleri bir hâdise-i ʿazîmeye mü'eddî olacağını işâret etmiş husûs-ı mezkûr erkân-ı devlet ile meşveret olunup Tiflis hânının hareketinden hiss olunan sû'-i niyyete nazaran peyder-pey Çıldır'a vürûd eden asâkir-i Dağıstan'ın tefrîki hazm ü ihtiyât kāʿidesine mugāyir olduğu misillü Rusyalu'nun hân-ı mesfûr ile ʿakd eyledikleri ʿahd-i cedîde göre düşman zuhûrunda kendüye iʿânet ve memleketini hifz u hirâset cümle şurûtlarından olup kable'l-lüzûm asâkir-i Dağıstan'ın Tiflis ülkesine hücûmlarını Devlet-i aliyye'ye isnâd ve nakz-ı ʿahd daʿvâlarını dahi pîş-nihâd edecekleri vâridât-ı hâtırdan olmağla te'lîf-i cünûd ve hifz-ı uhûd beyninde Çıldır vâlîsine zü'l-tarafeyn bir vazʿ-ı taʿlîm ve telkîn olunmak hülâsa-i ârâ olduğuna binâen ol vechile vâlî-i müşârün-ileyh evâmir-i ʿaliyye ve makām-ı sadâretden mekâtîb-i seniyye ısdâr ve tisyâr olunmuşidi. Bu aralıkda Rusya elçisi tâlib-i mükâleme olup Neşât-âbâd'da re'îsülküttâb efendi ile lede'l-ictimâʿ Tiflis hâniyle olan muʿâhedelerini tezkâr (237-b) ve Lezkî tâʿifesini Çıldır vâlîsi tahrîk edüp Tiflis diyârına taslît eylediğini işʿâr ile ʿazlini hâstekâr ve tâʿife-i mezkûreyi Devlet-i aliyye ʿadem-i istishâb ile zararlarını defʿ etmek sûretlerinde baʿzı evzâʿ izhâr edüp tâʿife-i Lezkiyânın Tiflis hâniyle olan muhârebeleri kadîmî olduğuna binâen bu esnâda dahi kemâ-fi's-sâbık vukūʿ bulan mücâdelelerini vâlî-i müşârün-ileyh isnâd bî-maʿnâ ve hân-ı mersûm fi'l-asıl kendü hâlinde durmayup fırsatyâb oldukda tâʿife-i mezkûreyi nehb ü târâc ve bâ-husûs hem-hudûd olduğu Îran ahâlisini dâʿimâ hasr u izʿâc eylediğinden gayri Âzerbaycan ülkesinde vâkiʿ olan Gence memleketini tazyîk eylediği dahi resîde-i rütbe-i tahkīk olup gerek Dağıstan'da mütemekkin ve gerek Îran zemîninde mutavattın olanlar ehl-i islâmdan olduklarına binâen her hâlde imdâd ve iʿânetleri halîfetü'l-müslimîn olan pâdişâhımız hazretlerine lâzımdır diyerek mukābele ve Dîvân-ı hümâyûn'da mahfûz olan mükâleme mahallinde tafsîl olunduğu vech üzere tarafeynden vâfir keyfiyyât îrâdiyle mec-\nlise hitâm verilüp Çıldır vâlîsine tekrâr taraf-ı âsafîden mugâyir-i musâlaha bir vazʿ hudûs etmemek sûretleri mü'ekkeden tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ânihen zikr ü beyân olunduğu üzere Tiflis Hânının Moskovlu ile mürtebit olan ahd ü misâkı ve tarîk-i cedîdin tevsîʿ ve taʿmîriyle Moskov askerinden üç bin kadar kefere celb ve istishâbı hasr-ı aklî ile yâ urur ki el-yevm şâh ve vekîlden ârî (238-a) olan diyâr-ı Îran'a istîlâ veyâhud memâlik-i Devlet-i aliyye'ye tecâvüz ve iʿtidâ kasdına mebnî olduğu zâhir ve hüveydâ olup zîrâ hân-ı mesfûr bundan akdem Dağıstan ve Azerbaycan hânlarını atiyyât-ı muʿaccele ve mevâʿid-i müʿeccele ile tarafına istimâle içün Rusya elçisini maʿan istishâb ve taraf taraf arz-ı urâze-i dalâlet-me'âb edüp zikr olunan hânlar ber-muktezâ-yı gayret-i diyânet hutâm-ı dünyaya adem-i rağbet ile su'âline seyf-i kātıʿı cevâb ve hedef-i itâre-i tîr-i tîz-şitâb etmişler idi. Mukaddemât-ı fâside ile garazdan bu kerre nevmîd ve me'yûs olucak müttefiki olan Moskovlu'nun harben neyl-i maksada fırsatcû olduğu azhar ve bu keyfiyyetler birkaç defʿa taraflarından Devlet-i aliyye'ye muharrer olmuşidi. Ahâlî-i Îran civâr memâlik-i Devlet-i aliyye'de vâkiʿ ehl-i islâmdan olduklarına binâen cihet-i vahdet-i islâmiyye iktizâsıyla haklarında lâzime-i yek-ciheti ve hukūk-ı civâriyyet îfâ olunacağı vaʿd olunduğundan gayri taraflarından dahi birkaç defʿa istigāse ve istimdâd sûretleri vukūʿ bulup hattâ itmi'nân-ı kulûb irâdesiyle kârgüzârlarına evâmir-i aliyye tahrîr ve anlar dahi bilâ-taksîr leyl ü nehâr hareket-i aʿdâya nazar ile müteheyyi'-i dâr u gîr olmuşlaridi. Kezâlik ol havâlide bulunan vulât-ı ʿızâm ve muhâfızîne ve bâ-husûs Dağıstan ahâlisine evâmir ve atiyyât-ı pâdişâhî irsâl ve düşmen-i dînin sû'-i kasd ve niyyetleri tafsîl ve icmâl olunarak hâzır ve âmâde bulunmaları tenbîh ve tekrîr olunup tavâif-i mezkûrenin salâbet-i dîniyyeleri meşhûr ve gazâ ve cihâda şevk ü muhabbetleri mevfûr olduğundan gayri keferenin hudûd-ı islâmiyyeye tecâvüzleri giderek kendülere sirâyet ve bâ-husûs hân-ı mesfûr tarafından teklîf olunan sûret-i meyl ü itâʿat merkūmlara mûcib-i teşvîr-i harâret-i diyânet olmağla bu mazarrat-ı melhûzeye âlet olan Tiflis hânını aralıkdan refʿ etmek emrinde cümlesi yek-sâk-ı ittifâk ve yekdiğer ile akd-i hibâle-i ahd ü misâk etmişler idi. Bu esnâda devâ'î-i gazâ vü cihâd tavâif-i mezkûrenin şerâyîn-i gayret ve hamiyyetlerini tahrîk ve şevk-i tahsîl-i mesûbe ve ganîmet rişte-i ârâm ve karârlarını tefkîk edüp hânân-ı Dağıstan'ın eşcâʿ ve erşedi olan Avar hâkimi Ümme Hân umûm asâkir-i Dağıstan'a başbuğ olup şuhûr-ı sayfiyyenin ibtidâsı olan Haziranda\nyerlerine hareket ve doğru Tiflis üzerine teveccüh ve azîmet etmek üzere (238-b) olduklarını Çıldır vâlîsine arabiyyü'l-ibâre mektublarıyla ifade etmeleriyle Tiflis Hânı tarafından henüz memâlik-i islâmiyyeye tahattî vukūʿu tahakkuk etmezden mukaddem berü tarafdan harb ü darbe mübâşeret hasmın makāle ve iʿtirâzına vesîle-i kuvvet olacağı mülâhazasıyla vezîr-i müşârün-ileyh muztarib olup derhâl tavâif-i mezkûrenin başbuğuna maʿrûzâtınız ile mukaddemâ ber-vech-i sefâret Âsitâne'ye gönderdiğiniz Cengetay hâkimi Ahmed Hân irâde-i devlet ile avdet edinceye dek olduğunuz mahallerde meksiniz münâsibdir deyü tahrîrât tisyâr ve tahrîrât-ı mezbûre vâsıl olmazdan mukaddem tavâif-i mezkûre hareket etmiş bulunurlar ise Çarunale nâm mahalle nüzûl ve muhârebeden hâlî olmayacaklarını bu defʿa der-i devlet-medâra müşârün-ileyh tahrîr ve ihbâr ve ne gûne hareket iktizâ eyler ise emr ü fermâna muntazır olduğunu işʿâr etmiş asâkir-i mezkûrenin müsâlaha esnâsında Tiflis diyârına hücumları gayr-i münâsıb ve ber-muktezâ-yı hâl diyârlarına ircâʿları emr-i lâzib olduğu müşârün-ileyh tahrîr hilâlinde asâkir-i mezkûre nehr-i Kanık'dan ubûr ve bir mahalde ârâm etmeyerek Tiflis diyârına duhûl ü ubûr eyledikleri hasebiyle Tiflis hânı ve maʿiyyetinde olan Rusya sergerdesi mevcûd olan asker ve toplarını istishâb ve tâife-i mezkûreye sedd-i râh-ı mümânaʿat olmak endişesiyle Kahet taraflarına azîmet ve şitâb eylediklerinden asâkir-i Dağıstan'ın seyl-i bârân gibi üzerlerine inhidâr ve insibâblarını müşâhede ve tâb-âver-i münâceze ve mukāraʿa olmayacaklarını cezm ile tarîklerini tahliye ve menâʿat ve istihkâm ile (239-a) meşhûr olan maʿâkıl ve husûnda kenâra-gîr-i tevakkī ve tehaffuz oldukları maʿlûm oldukda tavâif-i merkūme doğru Tiflis diyârına ilkā-yı âvâze-i muhâfât ve âfât ve aʿzam-ı esbâb-ı feth-i kılâʿ ve akdem-i levâzım-ı zabt-ı bıkāʿ olan top ve mühimmâtdan hülüvv ü tecerrüdleri takrîbi ile husûn-ı menîʿadan olan Tiflis kalʿası semtine adem-i iltifât ve Tiflis kurbinde vâkiʿ maʿâdin-i sîmîn istihlâsı fikriyle tertîb-i kümât u guzât etmeleriyle zikr olunan maʿâdini hamle-i vâhidede zabt u teshîr ve kasd-ı mukābele ile iʿmâl-i nîze ve tîr edenleri istîsâl ve tedmîr ve katı çok nisvân ve sibyânları seby ü esîr eylediklerinden gayri bir fırkası Tiflis'e dört sâʿat mesâfe olan Lori kalʿasını hasr u tazyîk etmiş bulunduklarından ale's-seher kalʿadan küffâr-ı dûzah-makarr hurûc ve Dağıstan askeri derûnuna vülûc edüp tarafeynden nâr-ı kâr-zâr iştiʿâl ve guzât-ı nusret-me'âl hulûs-ı bâl ile yekdiğere gayret ve hamiyyet vererek mukābele-i aʿdâda misâl-i cibâl sâbit ve üstüvâr olmalarıyla temâdî-i muhârebe ve tevâlî-i mukāraʿa ve mudârebeden nâşî dört yüz mikdârı gāziyân-ı mağfiret-nişân lâbis-i câme-i sürh-reng şehâdet ve altı-yedi yüz mikdârı merdân-ı şecâʿat-nişân âzürde-i zahm-ı hasm-ı\nbed-tıynet olur küffârdan dereke-i cahîmi makarr u makām edenlerin hesâbı nâ-güncâ-yi havsala-i erkâm ve nîze-i cân-sitîz-i muvahhidînden çaşniyâb-ı zahm-ı mezellet olan abede-i asnâmın adedi hâric ez-hayta-i aklâm olup gürûh-ı a'dâ mahzûn ve makhûr ve guzât-ı muvahhidîn zâfir ve mansûr (239-b) olarak dest-keş-i ceng ü cidâl ve bu vak'a-i hâileden Tiflis hânı muztaribü'l-hâl olduğuna binâen nefâis-i emvâl ve tavâif-i ahmâl ve eskālini Tahet kal'asına îsâl ve muhâfaza-i memleketi fikriyle askerini iktizâ eden mahallere tesrîb ve irsâl ve kendüsü bi'n-nefs Tiflis kal'asını muhâfaza ile muntazır-ı encâm-ı hâl olmuşidi. Asâkir-i Dağıstan Tiflis kal'asını zabt u feth ümîdiyle Ahalkelek sahrâsını makarr ve Çıldır vâlîsine top ve mühimmât içün peyderpey irsâl-i haber eylediklerinde vâlî-i müşârün-ileyh telâş ve ıztırâba dûçâr ve bilâ-emr-i kat'î asâkir-i mezkûrenin ülkâ-yi Tiflis'e hücûmları mûcib-i serzeniş ve itâb-ı devlet ve mugāyir-i rızâ-yi erkân-ı saltanat olur dâ'iyesiyle garîk-i teyyâr-ı efkâr olup bi'n-nefs Çıldır'dan hareket ve sahrâ-yi mezkûreye azîmet edüp inkızâ-yi zamân-ı zemistân karîb ve muhâsara ve feth-i kal'a muhtâc-ı zamân rahîb olduğundan gayrı Tiflis üzerine azîmet şimdilik murâd-ı devlet-i ebed-müddet olmamağla el-hâletü-hâzihi vatanlarınıza avdetiniz münâsibdir deyû her ne kadar bast-ı mukaddemât-ı ma'kūle etdi ise kârger olmayup ta'akīb-i eyyâm-ı şitâ ve kesret-i zahmdârân ve merzâ takrîbi ile avdetimiz düşvâr ve memleket-i imâm-ı müslimînde bu sene meştâ-nişîn oluruz deyû ısrâr ve bu aralıkda fukarâ ve zu'afâ pâ-zede-i hasâr olduklarından gayri memâlik-i pâdişâhîde zehâir kıllet ve hevâyic ve levâzımâta nedret târî olup ne hâl ise vâlî-i müşârün-ileyh tarafından ba'zı hedâyâ ve hil'at takdîmiyle rü'esâ-yi asâkir-i mezkûre derûnuna teferruka ilkā (240-a) ve Akkuşa kādısı ve Çartale rü'esâsı dört beş bin asker ile müfârakat ve diyârlarına avdet eyledikleri Ümme Hân ve Ali Sultan mücâb olmayup hezâr-zahmet ile memleket-i hakānîden izâhe ve ib'âd ve Tiflis ve Açıkbaş hudûdunda vâki' Dahan nâm Gürcü kal'asının nez' ü teshîrini murâd eylediklerine binâen hemen oldukları mahalden tınâb-ı ikāmet ve ârâmı hall ve seyf-i sârım-ı cihâdı sell eyleyerek cânib-i maksûda matiyye-rân-ı isti'câl ve şimdiye dek kal'a-i mezkûreyi nez' edecekleri ba'îd-i ani'l-ihtimâl olmadığı ve Tiflis hânının güzîde askeri olan kabâil-i a'câm müteferrik ve bu takrîb ile mesfûre za'af ve teşvîş lâhık olup Tiflis re'âyâsı Revân ve Karabağ taraflarına ve dört bin hâneden mütecâvizi dahi Kars hudûduna nakl eyleyüp havâlî-i merkūmede sâkin olan ba'zı aşâir-i devâbb ve mevâşîlerin gâret eylediklerinden karâra tahammül edemeyüp nihâyetü'l-emr hudûd-ı Kars'dan hareket ve eyâlet-i Çıldır'a azîmet eylediklerini Erzurum ve Çıldır vâlîleri tahrîr ve beyân etmişler. Tiflis mâddesine dâir Rusyalu ile\nvâki' olan mükâlemenin bir sûreti bu def'a taraf-ı devletden vezîr-i müşârün-ileyhe irsâl ve şurût-ı musâlahannın muhâfazası ve asâkir-i Dağıstan'ın adem-i tenfîr-i kulûbları tenbîhâtı tafsîl ve icmâl olunduğundan gayri müşârün-ileyh bu esnâda azîm masârife mübtelâ ve taraf-ı devletden isti'âne ve isticdâ edüp matlûbuna müsâʿade hâric-i hayyiz-i imkân olduğuna binâen şimdilik (240-b) taraf-ı sadrıazamîden beş bin guruş an-nakdin harclık ve bir mikdâr eksiye ve elbise irsâl olundu. Bundan sonra Çıldır vâlisinin tekrâr tahrîrâtı vürûd edüp mefhûmunda bundan akdem hudûd-ı hakānîden ihrâc ve vatanlarına i'âde olunan Avar hâkimi ve Ali Sultan hilâl-i tarîkde vâki' Dâhân kal'asını muhâsara eylediklerine binâen kal'a-i mezkûreyi feth ü teshîr ve derûnunda olan küffârı kahr u tedmîr eyledikleri evânda muktezâ-yı harb üzere taraflarında dahi katı çok mecrûh bulunup memleketlerine îsâl olunmaları muhâl olduğundan gayri Tiflis ve Rusya askeri mühimmât ve top ile mürûrlarına mümânaʿat ve mevsim-i şitâ hulûlü dahi mâniʿ-i azîmet olup zarûrî Çıldır'a avdet ve bahara dek Çıldır'da misâfireten ikāmet istid'âsında olduklarını işâret ve asâkir-i mezkûrenin tard u teb'îdleri müşkil ve bu asker-i kesîrin müddet-i medîde ikāmetlerine serhadd reʿâyâsı gayr-i mütehammil olduğunu ifâde etmiş husûs-ı mezkûr yine erbâb-ı şûrâ ile müzâkere olunup evvel bahâra dek misâfireten ikāmetleri istihsân ve fukarâ ve zu'afâya bâr-girân olmamaları mülâhazâtiyle şimdilik elli bin guruş Erzurum vâlisinin darbhâneye olan deyninden havâle olunup üç-beş gün zarfında Çıldır vâlisine îsâl olunması emr ü fermân buyuruldu.",
          "caption": "Hareket ve hücûm-ı asâkir-i Dağıstan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_259.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket ve hücûm-ı asâkir-i Dağıstan",
          "text": "Ânihen zikr ü beyân olunduğu üzere Tiflis Hânının Moskovlu ile mürtebit olan ahd ü misâkı ve tarîk-i cedîdin tevsîʿ ve taʿmîriyle Moskov askerinden üç bin kadar kefere celb ve istishâbı hasr-ı aklî ile yâ urur ki el-yevm şâh ve vekîlden ârî (238-a) olan diyâr-ı Îran'a istîlâ veyâhud memâlik-i Devlet-i aliyye'ye tecâvüz ve iʿtidâ kasdına mebnî olduğu zâhir ve hüveydâ olup zîrâ hân-ı mesfûr bundan akdem Dağıstan ve Azerbaycan hânlarını atiyyât-ı muʿaccele ve mevâʿid-i müʿeccele ile tarafına istimâle içün Rusya elçisini maʿan istishâb ve taraf taraf arz-ı urâze-i dalâlet-me'âb edüp zikr olunan hânlar ber-muktezâ-yı gayret-i diyânet hutâm-ı dünyaya adem-i rağbet ile su'âline seyf-i kātıʿı cevâb ve hedef-i itâre-i tîr-i tîz-şitâb etmişler idi. Mukaddemât-ı fâside ile garazdan bu kerre nevmîd ve me'yûs olucak müttefiki olan Moskovlu'nun harben neyl-i maksada fırsatcû olduğu azhar ve bu keyfiyyetler birkaç defʿa taraflarından Devlet-i aliyye'ye muharrer olmuşidi. Ahâlî-i Îran civâr memâlik-i Devlet-i aliyye'de vâkiʿ ehl-i islâmdan olduklarına binâen cihet-i vahdet-i islâmiyye iktizâsıyla haklarında lâzime-i yek-ciheti ve hukūk-ı civâriyyet îfâ olunacağı vaʿd olunduğundan gayri taraflarından dahi birkaç defʿa istigāse ve istimdâd sûretleri vukūʿ bulup hattâ itmi'nân-ı kulûb irâdesiyle kârgüzârlarına evâmir-i aliyye tahrîr ve anlar dahi bilâ-taksîr leyl ü nehâr hareket-i aʿdâya nazar ile müteheyyi'-i dâr u gîr olmuşlaridi. Kezâlik ol havâlide bulunan vulât-ı ʿızâm ve muhâfızîne ve bâ-husûs Dağıstan ahâlisine evâmir ve atiyyât-ı pâdişâhî irsâl ve düşmen-i dînin sû'-i kasd ve niyyetleri tafsîl ve icmâl olunarak hâzır ve âmâde bulunmaları tenbîh ve tekrîr olunup tavâif-i mezkûrenin salâbet-i dîniyyeleri meşhûr ve gazâ ve cihâda şevk ü muhabbetleri mevfûr olduğundan gayri keferenin hudûd-ı islâmiyyeye tecâvüzleri giderek kendülere sirâyet ve bâ-husûs hân-ı mesfûr tarafından teklîf olunan sûret-i meyl ü itâʿat merkūmlara mûcib-i teşvîr-i harâret-i diyânet olmağla bu mazarrat-ı melhûzeye âlet olan Tiflis hânını aralıkdan refʿ etmek emrinde cümlesi yek-sâk-ı ittifâk ve yekdiğer ile akd-i hibâle-i ahd ü misâk etmişler idi. Bu esnâda devâ'î-i gazâ vü cihâd tavâif-i mezkûrenin şerâyîn-i gayret ve hamiyyetlerini tahrîk ve şevk-i tahsîl-i mesûbe ve ganîmet rişte-i ârâm ve karârlarını tefkîk edüp hânân-ı Dağıstan'ın eşcâʿ ve erşedi olan Avar hâkimi Ümme Hân umûm asâkir-i Dağıstan'a başbuğ olup şuhûr-ı sayfiyyenin ibtidâsı olan Haziranda\nyerlerine hareket ve doğru Tiflis üzerine teveccüh ve azîmet etmek üzere (238-b) olduklarını Çıldır vâlîsine arabiyyü'l-ibâre mektublarıyla ifade etmeleriyle Tiflis Hânı tarafından henüz memâlik-i islâmiyyeye tahattî vukūʿu tahakkuk etmezden mukaddem berü tarafdan harb ü darbe mübâşeret hasmın makāle ve iʿtirâzına vesîle-i kuvvet olacağı mülâhazasıyla vezîr-i müşârün-ileyh muztarib olup derhâl tavâif-i mezkûrenin başbuğuna maʿrûzâtınız ile mukaddemâ ber-vech-i sefâret Âsitâne'ye gönderdiğiniz Cengetay hâkimi Ahmed Hân irâde-i devlet ile avdet edinceye dek olduğunuz mahallerde meksiniz münâsibdir deyü tahrîrât tisyâr ve tahrîrât-ı mezbûre vâsıl olmazdan mukaddem tavâif-i mezkûre hareket etmiş bulunurlar ise Çarunale nâm mahalle nüzûl ve muhârebeden hâlî olmayacaklarını bu defʿa der-i devlet-medâra müşârün-ileyh tahrîr ve ihbâr ve ne gûne hareket iktizâ eyler ise emr ü fermâna muntazır olduğunu işʿâr etmiş asâkir-i mezkûrenin müsâlaha esnâsında Tiflis diyârına hücumları gayr-i münâsıb ve ber-muktezâ-yı hâl diyârlarına ircâʿları emr-i lâzib olduğu müşârün-ileyh tahrîr hilâlinde asâkir-i mezkûre nehr-i Kanık'dan ubûr ve bir mahalde ârâm etmeyerek Tiflis diyârına duhûl ü ubûr eyledikleri hasebiyle Tiflis hânı ve maʿiyyetinde olan Rusya sergerdesi mevcûd olan asker ve toplarını istishâb ve tâife-i mezkûreye sedd-i râh-ı mümânaʿat olmak endişesiyle Kahet taraflarına azîmet ve şitâb eylediklerinden asâkir-i Dağıstan'ın seyl-i bârân gibi üzerlerine inhidâr ve insibâblarını müşâhede ve tâb-âver-i münâceze ve mukāraʿa olmayacaklarını cezm ile tarîklerini tahliye ve menâʿat ve istihkâm ile (239-a) meşhûr olan maʿâkıl ve husûnda kenâra-gîr-i tevakkī ve tehaffuz oldukları maʿlûm oldukda tavâif-i merkūme doğru Tiflis diyârına ilkā-yı âvâze-i muhâfât ve âfât ve aʿzam-ı esbâb-ı feth-i kılâʿ ve akdem-i levâzım-ı zabt-ı bıkāʿ olan top ve mühimmâtdan hülüvv ü tecerrüdleri takrîbi ile husûn-ı menîʿadan olan Tiflis kalʿası semtine adem-i iltifât ve Tiflis kurbinde vâkiʿ maʿâdin-i sîmîn istihlâsı fikriyle tertîb-i kümât u guzât etmeleriyle zikr olunan maʿâdini hamle-i vâhidede zabt u teshîr ve kasd-ı mukābele ile iʿmâl-i nîze ve tîr edenleri istîsâl ve tedmîr ve katı çok nisvân ve sibyânları seby ü esîr eylediklerinden gayri bir fırkası Tiflis'e dört sâʿat mesâfe olan Lori kalʿasını hasr u tazyîk etmiş bulunduklarından ale's-seher kalʿadan küffâr-ı dûzah-makarr hurûc ve Dağıstan askeri derûnuna vülûc edüp tarafeynden nâr-ı kâr-zâr iştiʿâl ve guzât-ı nusret-me'âl hulûs-ı bâl ile yekdiğere gayret ve hamiyyet vererek mukābele-i aʿdâda misâl-i cibâl sâbit ve üstüvâr olmalarıyla temâdî-i muhârebe ve tevâlî-i mukāraʿa ve mudârebeden nâşî dört yüz mikdârı gāziyân-ı mağfiret-nişân lâbis-i câme-i sürh-reng şehâdet ve altı-yedi yüz mikdârı merdân-ı şecâʿat-nişân âzürde-i zahm-ı hasm-ı\nbed-tıynet olur küffârdan dereke-i cahîmi makarr u makām edenlerin hesâbı nâ-güncâ-yi havsala-i erkâm ve nîze-i cân-sitîz-i muvahhidînden çaşniyâb-ı zahm-ı mezellet olan abede-i asnâmın adedi hâric ez-hayta-i aklâm olup gürûh-ı a'dâ mahzûn ve makhûr ve guzât-ı muvahhidîn zâfir ve mansûr (239-b) olarak dest-keş-i ceng ü cidâl ve bu vak'a-i hâileden Tiflis hânı muztaribü'l-hâl olduğuna binâen nefâis-i emvâl ve tavâif-i ahmâl ve eskālini Tahet kal'asına îsâl ve muhâfaza-i memleketi fikriyle askerini iktizâ eden mahallere tesrîb ve irsâl ve kendüsü bi'n-nefs Tiflis kal'asını muhâfaza ile muntazır-ı encâm-ı hâl olmuşidi. Asâkir-i Dağıstan Tiflis kal'asını zabt u feth ümîdiyle Ahalkelek sahrâsını makarr ve Çıldır vâlîsine top ve mühimmât içün peyderpey irsâl-i haber eylediklerinde vâlî-i müşârün-ileyh telâş ve ıztırâba dûçâr ve bilâ-emr-i kat'î asâkir-i mezkûrenin ülkâ-yi Tiflis'e hücûmları mûcib-i serzeniş ve itâb-ı devlet ve mugāyir-i rızâ-yi erkân-ı saltanat olur dâ'iyesiyle garîk-i teyyâr-ı efkâr olup bi'n-nefs Çıldır'dan hareket ve sahrâ-yi mezkûreye azîmet edüp inkızâ-yi zamân-ı zemistân karîb ve muhâsara ve feth-i kal'a muhtâc-ı zamân rahîb olduğundan gayrı Tiflis üzerine azîmet şimdilik murâd-ı devlet-i ebed-müddet olmamağla el-hâletü-hâzihi vatanlarınıza avdetiniz münâsibdir deyû her ne kadar bast-ı mukaddemât-ı ma'kūle etdi ise kârger olmayup ta'akīb-i eyyâm-ı şitâ ve kesret-i zahmdârân ve merzâ takrîbi ile avdetimiz düşvâr ve memleket-i imâm-ı müslimînde bu sene meştâ-nişîn oluruz deyû ısrâr ve bu aralıkda fukarâ ve zu'afâ pâ-zede-i hasâr olduklarından gayri memâlik-i pâdişâhîde zehâir kıllet ve hevâyic ve levâzımâta nedret târî olup ne hâl ise vâlî-i müşârün-ileyh tarafından ba'zı hedâyâ ve hil'at takdîmiyle rü'esâ-yi asâkir-i mezkûre derûnuna teferruka ilkā (240-a) ve Akkuşa kādısı ve Çartale rü'esâsı dört beş bin asker ile müfârakat ve diyârlarına avdet eyledikleri Ümme Hân ve Ali Sultan mücâb olmayup hezâr-zahmet ile memleket-i hakānîden izâhe ve ib'âd ve Tiflis ve Açıkbaş hudûdunda vâki' Dahan nâm Gürcü kal'asının nez' ü teshîrini murâd eylediklerine binâen hemen oldukları mahalden tınâb-ı ikāmet ve ârâmı hall ve seyf-i sârım-ı cihâdı sell eyleyerek cânib-i maksûda matiyye-rân-ı isti'câl ve şimdiye dek kal'a-i mezkûreyi nez' edecekleri ba'îd-i ani'l-ihtimâl olmadığı ve Tiflis hânının güzîde askeri olan kabâil-i a'câm müteferrik ve bu takrîb ile mesfûre za'af ve teşvîş lâhık olup Tiflis re'âyâsı Revân ve Karabağ taraflarına ve dört bin hâneden mütecâvizi dahi Kars hudûduna nakl eyleyüp havâlî-i merkūmede sâkin olan ba'zı aşâir-i devâbb ve mevâşîlerin gâret eylediklerinden karâra tahammül edemeyüp nihâyetü'l-emr hudûd-ı Kars'dan hareket ve eyâlet-i Çıldır'a azîmet eylediklerini Erzurum ve Çıldır vâlîleri tahrîr ve beyân etmişler. Tiflis mâddesine dâir Rusyalu ile\nvâki' olan mükâlemenin bir sûreti bu def'a taraf-ı devletden vezîr-i müşârün-ileyhe irsâl ve şurût-ı musâlahannın muhâfazası ve asâkir-i Dağıstan'ın adem-i tenfîr-i kulûbları tenbîhâtı tafsîl ve icmâl olunduğundan gayri müşârün-ileyh bu esnâda azîm masârife mübtelâ ve taraf-ı devletden isti'âne ve isticdâ edüp matlûbuna müsâʿade hâric-i hayyiz-i imkân olduğuna binâen şimdilik (240-b) taraf-ı sadrıazamîden beş bin guruş an-nakdin harclık ve bir mikdâr eksiye ve elbise irsâl olundu. Bundan sonra Çıldır vâlisinin tekrâr tahrîrâtı vürûd edüp mefhûmunda bundan akdem hudûd-ı hakānîden ihrâc ve vatanlarına i'âde olunan Avar hâkimi ve Ali Sultan hilâl-i tarîkde vâki' Dâhân kal'asını muhâsara eylediklerine binâen kal'a-i mezkûreyi feth ü teshîr ve derûnunda olan küffârı kahr u tedmîr eyledikleri evânda muktezâ-yı harb üzere taraflarında dahi katı çok mecrûh bulunup memleketlerine îsâl olunmaları muhâl olduğundan gayri Tiflis ve Rusya askeri mühimmât ve top ile mürûrlarına mümânaʿat ve mevsim-i şitâ hulûlü dahi mâniʿ-i azîmet olup zarûrî Çıldır'a avdet ve bahara dek Çıldır'da misâfireten ikāmet istid'âsında olduklarını işâret ve asâkir-i mezkûrenin tard u teb'îdleri müşkil ve bu asker-i kesîrin müddet-i medîde ikāmetlerine serhadd reʿâyâsı gayr-i mütehammil olduğunu ifâde etmiş husûs-ı mezkûr yine erbâb-ı şûrâ ile müzâkere olunup evvel bahâra dek misâfireten ikāmetleri istihsân ve fukarâ ve zu'afâya bâr-girân olmamaları mülâhazâtiyle şimdilik elli bin guruş Erzurum vâlisinin darbhâneye olan deyninden havâle olunup üç-beş gün zarfında Çıldır vâlisine îsâl olunması emr ü fermân buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Peder-i sa'îdü'l-me'âsir-i pâdişâh-ı devrân Gāzi Sultan Ahmed Hân sakāhu'l-lahü zülâlü'l-gufrân hazretlerinin himmet-i kûh-efgen-i mülûkâneleriyle bin yüz (241-a) otuzbeş târîhinde müceddeden binâ olunan bendlere mürûr-ı vakt ile vehn ve rahne târî ve müctemiʿ olan miyâh sûy-i diğere çekîde ve cârî olarak vakt-i hâcetde kıllet-i me'âlib-i teşne-gân-ı enâmın mûcib-i ıztırâb ve ıztırârı olmakdan nâşî bu zarar-ı âmmın defiyle bendlere ta'mîrine ve ale'l-husûs bend-i kebîr ve çiftehavuzlar üzerinde mebnî olan kusûr-ı bî-nazîr temâdî-i zamân ile hâne-i kalb-i âşık gibi vîrân ve rahne-gîr olup zikr olunan kâşânelerin dahi termîmine irâde-i hümâyûn ta'alluk etmekle derhâl çîre-destî-i mühendisân-ı asr ile sâlifü'l-beyân bend ve kasırların ta'mîr ve termîmine mübâşeret ve ihtimâm ve birkaç mâh zarfında itmâm olunup menbaʿ-ı cûybâr-ı cûd ü ihsân mevrid-i sevâkî-i birr\nü imtinân olan pâdişâh-ı mekârim-ünvân bu vesîle-i cemîle ile mazhar-ı duʿâ-yı firâvân oldu. Zikr olunan bend ve kasırların taʿmîriyçün sâbıkā muhâsebe-i evvel Ali Râif Efendi'nin ve müderrisîn-i kirâmdan Münib Efendi'nin çekîde-i hâme-i irfânları olan tevârîh-i bedâyiʿ-nigâr sebt-i sahîfe-i âsâr kılındı. \n\n Sulandı ağzı râik-hâmenin cûş-i hurûşundan \n Olurken çaşnî-bahş-i selâset nazm-i garrâya \n Bu hayr-ı câriye mezc eyledim âb-ı hayât âsâ \n Selîs ü pâk iki târîh-i garrâ beyt-i yektâya \n Yekî sedd çekdi bak mâye Hamîd Hân-ı felek-mâye \n Su sızmaz bunda hâşâ ecr ile mâ-beyn-i icrâya \n Münibâ bende bir beyt ile yazdı iki ter-târîh \n Kitâş dikdi alup meydân Vehbî-i suhan-gûyî \n Güzel sedd yapdı Abdülhamîd bend eyledi suyu \n Su başıdır ki çekmiş bende bu sedd-i âb-ı dil-cûyî (241-b)",
          "caption": "Ta'mîr-i bend-i âb ve termîm-i kusûr-ı nüzhet-me'âb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_260.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Ta'mîr-i bend-i âb ve termîm-i kusûr-ı nüzhet-me'âb",
          "text": "Peder-i sa'îdü'l-me'âsir-i pâdişâh-ı devrân Gāzi Sultan Ahmed Hân sakāhu'l-lahü zülâlü'l-gufrân hazretlerinin himmet-i kûh-efgen-i mülûkâneleriyle bin yüz (241-a) otuzbeş târîhinde müceddeden binâ olunan bendlere mürûr-ı vakt ile vehn ve rahne târî ve müctemiʿ olan miyâh sûy-i diğere çekîde ve cârî olarak vakt-i hâcetde kıllet-i me'âlib-i teşne-gân-ı enâmın mûcib-i ıztırâb ve ıztırârı olmakdan nâşî bu zarar-ı âmmın defiyle bendlere ta'mîrine ve ale'l-husûs bend-i kebîr ve çiftehavuzlar üzerinde mebnî olan kusûr-ı bî-nazîr temâdî-i zamân ile hâne-i kalb-i âşık gibi vîrân ve rahne-gîr olup zikr olunan kâşânelerin dahi termîmine irâde-i hümâyûn ta'alluk etmekle derhâl çîre-destî-i mühendisân-ı asr ile sâlifü'l-beyân bend ve kasırların ta'mîr ve termîmine mübâşeret ve ihtimâm ve birkaç mâh zarfında itmâm olunup menbaʿ-ı cûybâr-ı cûd ü ihsân mevrid-i sevâkî-i birr\nü imtinân olan pâdişâh-ı mekârim-ünvân bu vesîle-i cemîle ile mazhar-ı duʿâ-yı firâvân oldu. Zikr olunan bend ve kasırların taʿmîriyçün sâbıkā muhâsebe-i evvel Ali Râif Efendi'nin ve müderrisîn-i kirâmdan Münib Efendi'nin çekîde-i hâme-i irfânları olan tevârîh-i bedâyiʿ-nigâr sebt-i sahîfe-i âsâr kılındı. \n\n Sulandı ağzı râik-hâmenin cûş-i hurûşundan \n Olurken çaşnî-bahş-i selâset nazm-i garrâya \n Bu hayr-ı câriye mezc eyledim âb-ı hayât âsâ \n Selîs ü pâk iki târîh-i garrâ beyt-i yektâya \n Yekî sedd çekdi bak mâye Hamîd Hân-ı felek-mâye \n Su sızmaz bunda hâşâ ecr ile mâ-beyn-i icrâya \n Münibâ bende bir beyt ile yazdı iki ter-târîh \n Kitâş dikdi alup meydân Vehbî-i suhan-gûyî \n Güzel sedd yapdı Abdülhamîd bend eyledi suyu \n Su başıdır ki çekmiş bende bu sedd-i âb-ı dil-cûyî (241-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ mîr-hac ve vâlî-i Şam olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa avn-i hâlik-i bî-çûn ve müsâʿade-i baht-ı hümâyûn ile bu sâl-i meyâmîn-makrûnda hüccâc-ı zevi'l-ibtihâcı âminen ve sâlimen îsâl ve ircâ edüp kezâlik Trablus beylerbeyisi ve cerde başbuğu olan Süleyman Paşa vaktiyle hüccâca iltikā ve hizmet-i lâzımesin edâ eylediği haberleri teşnîf-sâz-ı sâmiʿa-i devlet olduğuna binâen işbu Rebîʿül-evvelin dokuzuncu isneyn günü ikisinin dahi mansıbları takrîr ve ibkā olundu.",
          "caption": "İbkā-yı eyâleteyn-i Şam ve Trablus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_261.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yı eyâleteyn-i Şam ve Trablus",
          "text": "Hâlâ mîr-hac ve vâlî-i Şam olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa avn-i hâlik-i bî-çûn ve müsâʿade-i baht-ı hümâyûn ile bu sâl-i meyâmîn-makrûnda hüccâc-ı zevi'l-ibtihâcı âminen ve sâlimen îsâl ve ircâ edüp kezâlik Trablus beylerbeyisi ve cerde başbuğu olan Süleyman Paşa vaktiyle hüccâca iltikā ve hizmet-i lâzımesin edâ eylediği haberleri teşnîf-sâz-ı sâmiʿa-i devlet olduğuna binâen işbu Rebîʿül-evvelin dokuzuncu isneyn günü ikisinin dahi mansıbları takrîr ve ibkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh bir müddetden berü câh-ı defterî ve hizmet-i riyâsetde istikrâr ve zâtında infikâkı gayr-i mutasavver olan mehâil ve me'âsir ve rüşd ü sadâkati ahsen vecihle izhâr edüp istimrâr-ı baht-ı hemvâr ve tetâbuʿ-ı mûcibât-ı ikbâl-i rûzgâr ile her bâr mesânid-i ülyâda zânû-zede-i kadr ü iʿtibâr ve nesk-i sâzende-i umûr-ı kibâr u sıgār olmak bir şahsa gayr-i\nmüyesser ve bir hâle intikāl lâzım-ı mâhiyyet-i beşer ve bâ-husûs vazʿ u refʿ ve hatt u tenzîl muktezâ-yı tabiʿat-i kader olduğuna binâen işbu Rebîʿül-evvelin onbirinci cumʿa günü müşârün-ileyh câh-ı siyâsetden maʿzûl ve hânesinde mükerremen ikâmet ile duʿâ-yı devâm-ı ömr-i devlet-i pâdişâhîye meşgûl oldu. Hizmet-i menîʿa-i riyâset mukaddemâ bir defʿa dahi zât-ı bergüzîde-sıfatlarıyla kesb-i zîb ü ziynet edüp vâkıf-ı umûr-ı düvel ve ârif-i (242-a) ahvâl-i milel mecmûʿa-i ilm ü kemâl yektâ-güher-i maʿârif ü efdâl müteheccid ü zâhid müteverriʿ ü âbid kutb-ı dâire-i istikāmet medâr merkez-i iʿtimâd ve emniyyet nuhbe-i ricâl-i bâ-kemâl zübde-i hayr-hâhân-ı devlet-i ebed-ittisâl gayret-keş-i dîn-i mübîn pîr ü selef-i sâlihîn olan Esseyyid Mehmed Hayri Efendi hazretlerine tefvîz buyurulup münhal olan Tersâne-i âmire emâneti dahi Abdullah Bey-efendi'ye yevm-i mezkûrda tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl-i Reisülküttâb Esseyyid Feyzullah Efendi ve nasb-ı Esseyyid Mehmed Hayri Efendi ve emîn-i Tersâne şüden-i Mîr Atâullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_262.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Reisülküttâb Esseyyid Feyzullah Efendi ve nasb-ı Esseyyid Mehmed Hayri Efendi ve emîn-i Tersâne şüden-i Mîr Atâullah Efendi",
          "text": "Müşârün-ileyh bir müddetden berü câh-ı defterî ve hizmet-i riyâsetde istikrâr ve zâtında infikâkı gayr-i mutasavver olan mehâil ve me'âsir ve rüşd ü sadâkati ahsen vecihle izhâr edüp istimrâr-ı baht-ı hemvâr ve tetâbuʿ-ı mûcibât-ı ikbâl-i rûzgâr ile her bâr mesânid-i ülyâda zânû-zede-i kadr ü iʿtibâr ve nesk-i sâzende-i umûr-ı kibâr u sıgār olmak bir şahsa gayr-i\nmüyesser ve bir hâle intikāl lâzım-ı mâhiyyet-i beşer ve bâ-husûs vazʿ u refʿ ve hatt u tenzîl muktezâ-yı tabiʿat-i kader olduğuna binâen işbu Rebîʿül-evvelin onbirinci cumʿa günü müşârün-ileyh câh-ı siyâsetden maʿzûl ve hânesinde mükerremen ikâmet ile duʿâ-yı devâm-ı ömr-i devlet-i pâdişâhîye meşgûl oldu. Hizmet-i menîʿa-i riyâset mukaddemâ bir defʿa dahi zât-ı bergüzîde-sıfatlarıyla kesb-i zîb ü ziynet edüp vâkıf-ı umûr-ı düvel ve ârif-i (242-a) ahvâl-i milel mecmûʿa-i ilm ü kemâl yektâ-güher-i maʿârif ü efdâl müteheccid ü zâhid müteverriʿ ü âbid kutb-ı dâire-i istikāmet medâr merkez-i iʿtimâd ve emniyyet nuhbe-i ricâl-i bâ-kemâl zübde-i hayr-hâhân-ı devlet-i ebed-ittisâl gayret-keş-i dîn-i mübîn pîr ü selef-i sâlihîn olan Esseyyid Mehmed Hayri Efendi hazretlerine tefvîz buyurulup münhal olan Tersâne-i âmire emâneti dahi Abdullah Bey-efendi'ye yevm-i mezkûrda tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehzâde-i müşârün-ileyhin verd-i tarîden nâzik olan cism-i şerîfine illet-i cederî ârız olup sagîr ü kebîr ganî ve fakîr ifâkati içün secde ber-endâz-ı mihrâb-ı tazarrûʿ olmuşlar iken \"İzâ câe ecelühüm lâ yeste'hirûne sâʿaten velâ yestakdimûn\" medlûlü üzere illet-i mezkûreden ifâkat mümkin olmayup işbu şehr-i Rebîʿül-evvelin onsekizinci hamîs günü kabîl-i asrda mürg-i rûh-ı şerîfi cânib-i sidretü'l-müntehâya tâir ve bu reziyye-i şâmiletü'l-aktârdan kâffe-i nâs mütekeddir oldu.",
          "caption": "İntikāl-i Şehzâde Sultan Süleyman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_263.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İntikāl-i Şehzâde Sultan Süleyman",
          "text": "Şehzâde-i müşârün-ileyhin verd-i tarîden nâzik olan cism-i şerîfine illet-i cederî ârız olup sagîr ü kebîr ganî ve fakîr ifâkati içün secde ber-endâz-ı mihrâb-ı tazarrûʿ olmuşlar iken \"İzâ câe ecelühüm lâ yeste'hirûne sâʿaten velâ yestakdimûn\" medlûlü üzere illet-i mezkûreden ifâkat mümkin olmayup işbu şehr-i Rebîʿül-evvelin onsekizinci hamîs günü kabîl-i asrda mürg-i rûh-ı şerîfi cânib-i sidretü'l-müntehâya tâir ve bu reziyye-i şâmiletü'l-aktârdan kâffe-i nâs mütekeddir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam kethüdâsı olan Abdi Bey-Efendi'nin ânifen zikr ü beyân olunduğu üzere nâsiye-i hâlinde esirre-i rüşd ü reviyyet bedîdâr ve ale'l-husûs bir müddet memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîde cesîm me'mûriyyetler ile geşt ü güzâr edüp ahvâl-i enâma vukūfu melhûz-ı ulü'l-ebsâr olduğuna binâen sadrıaʿzamî kethüdâlığına istihdâm ile derece-i liyâkat ve dirâyeti ihtiyâr olunmak üzere irâde buyurulmuşidi. Mûmâ-ileyh bir zamân (242-b) rikâb-ı hümâyûnda mesbûkü'l-hidme olarak kesb-i takarrüb ve te'ennüs eylediğini sadrıaʿzam hazretleri teferrüs ve bâ-husûs kethüdâ nasb olunmasına muhayyel olan meyl ü rükûn-ı pâdişâhîyi tahassüs ile mûmâ-ileyhi rakîb-i mesned add edüp serâir-i umûrunu ihfâ ve izmâra şurûʿ ve yekdiğere muhâlefet ile ân-be-ân miyânlarında garâib-i ahvâl vukūʿ bulmağa başla-\nyup kethüdâ-yı mûmâ-ileyh dahi istikāmetine iğtirâren baʿzı mekrûh zann etdiği umûrda adem-i müşâreket ve gayr-i mestûr olan hıkd ü nefret sadr-ı vakūru istişʿâr ile bâzû-yı iktidârına îrâs-ı rahvet edüp tayf-ı hayâl ve zûre-i şâhid-i mümteniʿü'l-visâlden esraʿ olan müddeti muʿâreze ve münâkaşa ile mürûr-ı ahrâr-ı nâsı abîd-i mübtâʿ ve serkeşân-ı zamâneyi mîzân ve mutvâʿ eden secâyâ-yı medâra ve müdâcât ahad tarafeynden iltizâm olunmayarak umûr-ı devletde ihtilâl ve teşvîş zuhûr eylediği maʿlûm-ı şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr oldukda azli irâde ve işbu yevm-i isneyn haly-i mevhûm u muhayyel ile ârâste ve müzeyyen olan azrâ-yı bedîʿatü'l-cemâl-i ümîdden vuslata bedel müşâhede-i hicrân u beyn ve mazhar-ı mesel-i \"en-mâ beynî ve beyne men ühibbehû baʿde'l-meşrikayn\" olup yaʿni kethüdâlıkdan maʿzûl ve hânesinde gûşe-gîr-i inzi vâ ve humûl oldu. Çünki sâik-i takdîr mümteniʿü't-tağyîr bir emrin hüdûs ve tekevvününü irâde ile hikmet-i bâligasını icrâ ede. Lâ-cerem bi-hasebi'z-zâhir vukūʿ bulan esbâb-ı ʿâyıka ve ilel-i mu'ahhiresini dahi defʿ ü izâle eyleyeceği zâhir olup (243-a) binâen alâ-zâlik kethüdâ beyin azli tahakkukunda muʿtedil ve me'mûnü'l-gāile bir zâtın hizmet-i mezkûreye takrîbi lâzım gelüp hâlâ şıkk-ı sânî olan Kesriyeli-zâde Bekir Bey irâdeye muvâfık ve bu mesnede lâyıkdır deyü sevk ve üzerinde olan şıkk-ı sânîlik dahi yazıcı-ı esbak İzmirli Ahmed Efendi'ye tasmîm ve ikisine birden yevm-i mezkûrda daʿvetci gönderildikde Ahmed Efendi der-akab icâbet ve Kesriyeli-zâde rükûb u nüzûle adem-i kudretinden ve cümleye maʿlûm olan vesvese misillü baʿzı illetinden bahs ile aczini izhâr ve bu mesnedin recülü olmadığına iʿtirâf ile daʿvetciyi iʿâde ve merkūm dahi gelüp kaziyyeyi suğrâ ve kübrâsıyla tertîb ve ifâde etdikde îrâd etdiği aʿzâr dâhil-i dehlîz-i simâʿ olmadığına binâen merkūm derhâl ircâʿ ve kudûmunda isrâ olunup efendi-i mûmâ-ileyh kemâkân aʿzârını şumârende-i benân-ı beyân ve adem-i kabûl-i maddeden teferrûʿ edecek envâʿ-ı ʿukūbete sîne-küşâ-yı istıbâr olduğunu iʿlân ile muntazır-ı emr ü fermân olduğu velî-i devlete ifhâm ve der-akab keyfiyyet maʿrûz-ı atabe-i süreyyâ-makām kılındıkda câh-ı refîʿ-i kethüdâyî bâdî-nazarda zuhûr eden ârıza-i garîbenin indifâʿıyla fi'l-asıl zâtına mukadder olup hâlâ tevkīʿi ve mukaddemâ bir defʿa dahi kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî ve reîsülküttâb ve defterdâr-ı şıkk-ı evvel olan Feyzi Süleyman Efendi hazretlerine tevcîh olunmak bâbında baʿzı nasâyih ve tenbîh-i mülûkâne ile meşhûn hatt-ı hümâyûn-ı şeref-yâfte sudûr ve der-akab daʿvet olunup takbîl-i dâmen-i sadrü's-sudûr eyledikde reviş-i istîhâl (243-b) ve istihkākına iksâ-yı ferve-i semmûr-ı fâizü's-sürûr kılınup münhal olan mansıb-ı tevkīʿi şöhret-i şâyeʿa ve ahlâk-ı râyiʿaları âfâk-gîr olan Ahmed Nazîf Efendi hazretlerine tevcîh ve İzmirli Ahmed Efendi bu mülâbese ile sıfrü'l-yedd ve muhamerü'l-hadd hânesine avdet eyledi. Hak\nbudur ki Feyzi Süleyman Efendi hazretlerinin akl u kıyâset ve rüşd ü fetânetleri cümle indinde müsellem olup âsârları münteşir ve kemâlât ve maʿârifleri mâ-sadak-ı \"kere tereke'l-evvelü li'l-âhir\" olduğundan gayrı fart-ı sıdk u istikāmetleri ve Devlet-i aliyye'ye müddet-i medîdeden berü sebkat eden hizmetleri kābil-i inkâr olmayup zât-ı sutûde-sıfatları hassaten kabûl-i âmme derkâr ve bu defʿa vâsıta-i fâzılâneleriyle Devlet-i aliyye'de katı çok âsâr zuhûru meczûm-ı sıgār u kibârdır.",
          "caption": "Azl-i Kethüdâ-yı Sadrıaʿzamî Abdi Bey ve nasb-ı Feyzi Süleyman Efendi ve tevkîʿî-şüden-i Ahmed Nazîf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_264.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Kethüdâ-yı Sadrıaʿzamî Abdi Bey ve nasb-ı Feyzi Süleyman Efendi ve tevkîʿî-şüden-i Ahmed Nazîf Efendi",
          "text": "Sadrıaʿzam kethüdâsı olan Abdi Bey-Efendi'nin ânifen zikr ü beyân olunduğu üzere nâsiye-i hâlinde esirre-i rüşd ü reviyyet bedîdâr ve ale'l-husûs bir müddet memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîde cesîm me'mûriyyetler ile geşt ü güzâr edüp ahvâl-i enâma vukūfu melhûz-ı ulü'l-ebsâr olduğuna binâen sadrıaʿzamî kethüdâlığına istihdâm ile derece-i liyâkat ve dirâyeti ihtiyâr olunmak üzere irâde buyurulmuşidi. Mûmâ-ileyh bir zamân (242-b) rikâb-ı hümâyûnda mesbûkü'l-hidme olarak kesb-i takarrüb ve te'ennüs eylediğini sadrıaʿzam hazretleri teferrüs ve bâ-husûs kethüdâ nasb olunmasına muhayyel olan meyl ü rükûn-ı pâdişâhîyi tahassüs ile mûmâ-ileyhi rakîb-i mesned add edüp serâir-i umûrunu ihfâ ve izmâra şurûʿ ve yekdiğere muhâlefet ile ân-be-ân miyânlarında garâib-i ahvâl vukūʿ bulmağa başla-\nyup kethüdâ-yı mûmâ-ileyh dahi istikāmetine iğtirâren baʿzı mekrûh zann etdiği umûrda adem-i müşâreket ve gayr-i mestûr olan hıkd ü nefret sadr-ı vakūru istişʿâr ile bâzû-yı iktidârına îrâs-ı rahvet edüp tayf-ı hayâl ve zûre-i şâhid-i mümteniʿü'l-visâlden esraʿ olan müddeti muʿâreze ve münâkaşa ile mürûr-ı ahrâr-ı nâsı abîd-i mübtâʿ ve serkeşân-ı zamâneyi mîzân ve mutvâʿ eden secâyâ-yı medâra ve müdâcât ahad tarafeynden iltizâm olunmayarak umûr-ı devletde ihtilâl ve teşvîş zuhûr eylediği maʿlûm-ı şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr oldukda azli irâde ve işbu yevm-i isneyn haly-i mevhûm u muhayyel ile ârâste ve müzeyyen olan azrâ-yı bedîʿatü'l-cemâl-i ümîdden vuslata bedel müşâhede-i hicrân u beyn ve mazhar-ı mesel-i \"en-mâ beynî ve beyne men ühibbehû baʿde'l-meşrikayn\" olup yaʿni kethüdâlıkdan maʿzûl ve hânesinde gûşe-gîr-i inzi vâ ve humûl oldu. Çünki sâik-i takdîr mümteniʿü't-tağyîr bir emrin hüdûs ve tekevvününü irâde ile hikmet-i bâligasını icrâ ede. Lâ-cerem bi-hasebi'z-zâhir vukūʿ bulan esbâb-ı ʿâyıka ve ilel-i mu'ahhiresini dahi defʿ ü izâle eyleyeceği zâhir olup (243-a) binâen alâ-zâlik kethüdâ beyin azli tahakkukunda muʿtedil ve me'mûnü'l-gāile bir zâtın hizmet-i mezkûreye takrîbi lâzım gelüp hâlâ şıkk-ı sânî olan Kesriyeli-zâde Bekir Bey irâdeye muvâfık ve bu mesnede lâyıkdır deyü sevk ve üzerinde olan şıkk-ı sânîlik dahi yazıcı-ı esbak İzmirli Ahmed Efendi'ye tasmîm ve ikisine birden yevm-i mezkûrda daʿvetci gönderildikde Ahmed Efendi der-akab icâbet ve Kesriyeli-zâde rükûb u nüzûle adem-i kudretinden ve cümleye maʿlûm olan vesvese misillü baʿzı illetinden bahs ile aczini izhâr ve bu mesnedin recülü olmadığına iʿtirâf ile daʿvetciyi iʿâde ve merkūm dahi gelüp kaziyyeyi suğrâ ve kübrâsıyla tertîb ve ifâde etdikde îrâd etdiği aʿzâr dâhil-i dehlîz-i simâʿ olmadığına binâen merkūm derhâl ircâʿ ve kudûmunda isrâ olunup efendi-i mûmâ-ileyh kemâkân aʿzârını şumârende-i benân-ı beyân ve adem-i kabûl-i maddeden teferrûʿ edecek envâʿ-ı ʿukūbete sîne-küşâ-yı istıbâr olduğunu iʿlân ile muntazır-ı emr ü fermân olduğu velî-i devlete ifhâm ve der-akab keyfiyyet maʿrûz-ı atabe-i süreyyâ-makām kılındıkda câh-ı refîʿ-i kethüdâyî bâdî-nazarda zuhûr eden ârıza-i garîbenin indifâʿıyla fi'l-asıl zâtına mukadder olup hâlâ tevkīʿi ve mukaddemâ bir defʿa dahi kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî ve reîsülküttâb ve defterdâr-ı şıkk-ı evvel olan Feyzi Süleyman Efendi hazretlerine tevcîh olunmak bâbında baʿzı nasâyih ve tenbîh-i mülûkâne ile meşhûn hatt-ı hümâyûn-ı şeref-yâfte sudûr ve der-akab daʿvet olunup takbîl-i dâmen-i sadrü's-sudûr eyledikde reviş-i istîhâl (243-b) ve istihkākına iksâ-yı ferve-i semmûr-ı fâizü's-sürûr kılınup münhal olan mansıb-ı tevkīʿi şöhret-i şâyeʿa ve ahlâk-ı râyiʿaları âfâk-gîr olan Ahmed Nazîf Efendi hazretlerine tevcîh ve İzmirli Ahmed Efendi bu mülâbese ile sıfrü'l-yedd ve muhamerü'l-hadd hânesine avdet eyledi. Hak\nbudur ki Feyzi Süleyman Efendi hazretlerinin akl u kıyâset ve rüşd ü fetânetleri cümle indinde müsellem olup âsârları münteşir ve kemâlât ve maʿârifleri mâ-sadak-ı \"kere tereke'l-evvelü li'l-âhir\" olduğundan gayrı fart-ı sıdk u istikāmetleri ve Devlet-i aliyye'ye müddet-i medîdeden berü sebkat eden hizmetleri kābil-i inkâr olmayup zât-ı sutûde-sıfatları hassaten kabûl-i âmme derkâr ve bu defʿa vâsıta-i fâzılâneleriyle Devlet-i aliyye'de katı çok âsâr zuhûru meczûm-ı sıgār u kibârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh bundan akdem iki defʿa Özi gibi bir maʿkıl-ı hatîre muhâfız olup hîn-i ikāmetinde tavâif-i askeriyye ile imtizâc ve ülfet ve kalʿa-i pâdişâhîyi mazarrat-ı aʿdâ-yı dînden vikāye ve himâyet eylediğinden gayrı vâlî olduğu sâir memâlikde dahi lâzıme-i iʿtidâl ve iktisâda râʿî ve defʿ-i mezâlim ü taʿaddiyâta sâʿî ve bâ-husûs salâh-ı hâl ve safvet-i bâli gayr-i mestûr ve hükkâm-ı örfün ehven ve aslahı olduğu beyne'l-enâm meşhûr olup bu mülâbese ile hayır-hâhân-ı devlet taraflarından câ-be-câ sadâret-i uzmâya sevk ve zamîr-i münîr-i hazret-i şehriyârîde (244-a) semâʿan hâsıl olan dâiye-i şevk ber-taraf-sâz-ı illet te'hîr ve avk olup Halîl Paşa'dan sonra mühr-i hümâyûn ile mükerreren adrâb ve etrâbının dâğ ber-dil hasret oldukları iltifât-ı mülûkāneye mazhariyyetle mübâhî ve hürrem olmuşidi. Müşârün-ileyh bir müddet Âsitâne-i saʿâdet'de ikāmet ile muʿazzamât-ı umûr-ı devletde istihdâm olunmamış olduğuna binâen kavânîn-i devlet ve kavāʿid-i saltanata vâkıf olmayup zamân-ı yesîrde tabâyiʿ-i muhtelife-i nâse kesb-i ıttılâʿ mümkin olmadığından umûr-ı vekâlet-i kübrâyı idârede âciz olacağını baʿzı erbâb-ı tedkīk tahkīk eylediklerinden gayrı sadâret-i uzmâya pâ-nihâde-i iʿtilâ olduğu günden azline dek cemîʿ nâs fî küll-i hîn ü ân azline müterakkıb ve nigerân ve kendüsü dahi şu'ûnât-ı mütegayyiretü'l-esâlîb-i devlet-i edeb-bünyânın memâlik-i sâirede vukūʿ bulan umûr-ı avâma kıyâs olunmayacağını derk ve izʿân ile dem-be-dem tekevvün eden ahvâl ve âsârın tesviye ve tanzîmine dermânde ve hayrân olup müddet-i sadâretinde min-gayr-i ʿamdin vâkiʿ olan aserât-ı tabîʿiyyesi baʿzı eʿâzım-ı hüddâm-ı bâb taraflarından setr ü ikāle ve zann ve iʿtikādında müstakīm add olunan ârâ-i muʿavvece ve sakīme semt-i râstiye imâle olunarak bu ana dek iʿmâl ve ale'l-husûs maʿarret-i cehl-i müfrit hasebiyle beyne'l-emîr ve'l-vezîr vâcibü'l-ihtifâ olan baʿzı sırr-ı mazmûnun ketm ve hıfzı mümkin olmayup\nbi-hasebi'l-lüzûm bî-vakt ü ibbân sudûr eden hutût-ı hümâyûna ittibâʿ makūlelerinin (244-b) vukūf-ı zarûrîleriye nice mehâzir-i mütenevviʿa tekevvün eyleyeceği nezd-i terd-i mülûkânede meczûm olduğundan fazla baʿzı erbâb-ı zevâhir lisânlarında şe'âmet-i kadem ile mezkûr ve adem-i dirâyet ve satvetini îkān ile vakt-i sadâretinde baʿzı erbâb-ı fiten ü şûr memâlik-i mahrûsede ser-ber-âverde-i zuhûr olduğuna binâen işbu Rebîʿül-evvelin yirmiüçüncü günü sadr-ı devletden azl olunup sebkat eden hizmetine riʿâyeten maʿlûm-ı hass u amm olan salâh u takvâsına hürmeten emvâl-i sâmete ve nâtıkasına taʿarruz olunmayup cümlesi taraf-ı hümâyûndan inʿâm ve ihsân ve Selânik mansıbı ve İsmâʿîl cânibi seraskerliğiyle dahi mesrûr ve şâd-mân kılınup kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretleri bu defʿa dahi kā'im-makām nasb u taʿyîn ve bundan akdem zât-ı huceste-sıfatlarıyla memleket-i Mora tezyîn olunan Vezîr Yusuf Paşa hazretlerinin akl u fetânetleri mücerreb erbâb-ı idrâk ü yakîn ve rüşd ü reviyyetleri gıbta-fermâ-yı ukalâ-yı mütekaddimîn olduğundan gayrı Âsitâne-i saʿâdet'de tûl-i meks ü ikāmetle serâ'ir-i saltanat-ı aliyyeye vâkıf ve dânâ ve bâ-husûs cemîʿ erbâb-ı elbâb fark u temyîzinde arak-rîz-i acz ü ıztırâb oldukları nabz-ı muhtelifü'd-darabât devlet-i seniyyeye âşinâ bir vezîr-i Felâtun-ârâ olduğu nezd-i ferd-i mülûkânede zâhir ve hüveydâ olup berîd-i beşâret-i sadâret-i uzmâ alâ-cenâhü'l-istiʿcâl savb-ı vâlâlarına isrâ ve irsâl olundu.",
          "caption": "Azl-i Sadrıazam Ali Paşa ve nasb-ı Yusuf Paşa ve Kāim-makām şüden-i Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_265.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Sadrıazam Ali Paşa ve nasb-ı Yusuf Paşa ve Kāim-makām şüden-i Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyh bundan akdem iki defʿa Özi gibi bir maʿkıl-ı hatîre muhâfız olup hîn-i ikāmetinde tavâif-i askeriyye ile imtizâc ve ülfet ve kalʿa-i pâdişâhîyi mazarrat-ı aʿdâ-yı dînden vikāye ve himâyet eylediğinden gayrı vâlî olduğu sâir memâlikde dahi lâzıme-i iʿtidâl ve iktisâda râʿî ve defʿ-i mezâlim ü taʿaddiyâta sâʿî ve bâ-husûs salâh-ı hâl ve safvet-i bâli gayr-i mestûr ve hükkâm-ı örfün ehven ve aslahı olduğu beyne'l-enâm meşhûr olup bu mülâbese ile hayır-hâhân-ı devlet taraflarından câ-be-câ sadâret-i uzmâya sevk ve zamîr-i münîr-i hazret-i şehriyârîde (244-a) semâʿan hâsıl olan dâiye-i şevk ber-taraf-sâz-ı illet te'hîr ve avk olup Halîl Paşa'dan sonra mühr-i hümâyûn ile mükerreren adrâb ve etrâbının dâğ ber-dil hasret oldukları iltifât-ı mülûkāneye mazhariyyetle mübâhî ve hürrem olmuşidi. Müşârün-ileyh bir müddet Âsitâne-i saʿâdet'de ikāmet ile muʿazzamât-ı umûr-ı devletde istihdâm olunmamış olduğuna binâen kavânîn-i devlet ve kavāʿid-i saltanata vâkıf olmayup zamân-ı yesîrde tabâyiʿ-i muhtelife-i nâse kesb-i ıttılâʿ mümkin olmadığından umûr-ı vekâlet-i kübrâyı idârede âciz olacağını baʿzı erbâb-ı tedkīk tahkīk eylediklerinden gayrı sadâret-i uzmâya pâ-nihâde-i iʿtilâ olduğu günden azline dek cemîʿ nâs fî küll-i hîn ü ân azline müterakkıb ve nigerân ve kendüsü dahi şu'ûnât-ı mütegayyiretü'l-esâlîb-i devlet-i edeb-bünyânın memâlik-i sâirede vukūʿ bulan umûr-ı avâma kıyâs olunmayacağını derk ve izʿân ile dem-be-dem tekevvün eden ahvâl ve âsârın tesviye ve tanzîmine dermânde ve hayrân olup müddet-i sadâretinde min-gayr-i ʿamdin vâkiʿ olan aserât-ı tabîʿiyyesi baʿzı eʿâzım-ı hüddâm-ı bâb taraflarından setr ü ikāle ve zann ve iʿtikādında müstakīm add olunan ârâ-i muʿavvece ve sakīme semt-i râstiye imâle olunarak bu ana dek iʿmâl ve ale'l-husûs maʿarret-i cehl-i müfrit hasebiyle beyne'l-emîr ve'l-vezîr vâcibü'l-ihtifâ olan baʿzı sırr-ı mazmûnun ketm ve hıfzı mümkin olmayup\nbi-hasebi'l-lüzûm bî-vakt ü ibbân sudûr eden hutût-ı hümâyûna ittibâʿ makūlelerinin (244-b) vukūf-ı zarûrîleriye nice mehâzir-i mütenevviʿa tekevvün eyleyeceği nezd-i terd-i mülûkânede meczûm olduğundan fazla baʿzı erbâb-ı zevâhir lisânlarında şe'âmet-i kadem ile mezkûr ve adem-i dirâyet ve satvetini îkān ile vakt-i sadâretinde baʿzı erbâb-ı fiten ü şûr memâlik-i mahrûsede ser-ber-âverde-i zuhûr olduğuna binâen işbu Rebîʿül-evvelin yirmiüçüncü günü sadr-ı devletden azl olunup sebkat eden hizmetine riʿâyeten maʿlûm-ı hass u amm olan salâh u takvâsına hürmeten emvâl-i sâmete ve nâtıkasına taʿarruz olunmayup cümlesi taraf-ı hümâyûndan inʿâm ve ihsân ve Selânik mansıbı ve İsmâʿîl cânibi seraskerliğiyle dahi mesrûr ve şâd-mân kılınup kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretleri bu defʿa dahi kā'im-makām nasb u taʿyîn ve bundan akdem zât-ı huceste-sıfatlarıyla memleket-i Mora tezyîn olunan Vezîr Yusuf Paşa hazretlerinin akl u fetânetleri mücerreb erbâb-ı idrâk ü yakîn ve rüşd ü reviyyetleri gıbta-fermâ-yı ukalâ-yı mütekaddimîn olduğundan gayrı Âsitâne-i saʿâdet'de tûl-i meks ü ikāmetle serâ'ir-i saltanat-ı aliyyeye vâkıf ve dânâ ve bâ-husûs cemîʿ erbâb-ı elbâb fark u temyîzinde arak-rîz-i acz ü ıztırâb oldukları nabz-ı muhtelifü'd-darabât devlet-i seniyyeye âşinâ bir vezîr-i Felâtun-ârâ olduğu nezd-i ferd-i mülûkânede zâhir ve hüveydâ olup berîd-i beşâret-i sadâret-i uzmâ alâ-cenâhü'l-istiʿcâl savb-ı vâlâlarına isrâ ve irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā sadrıazam mektûbcusu olan Mehmed Râşid Efendi'nin an-asıl neş'eti Dîvân-ı hümâyûn kaleminden olup kesret-i istihdâm ile kalem-i mezkûrun dekāyık u hakāyıkına muttaliʿ ve tahsîl etdiği meleke ve istiʿdâd tekrâr beylikci olmasını müstelzim ve müstetbiʿ olmağla şehr-i mezkûrun yirmisekizinci sebt günü efendi-i mûmâ-ileyh hizmet-i mezkûre ile tatrîb ve selefi Abdullah Efendi kemâ-fi'l-evvel hizmet-i mektûbî ile dâ'ire-i âsafîye takrîb ve selefi İbrâhîm Efendi'nin hizmetinde kusûru olmadığına binâen me'yûs ve mahrûm inʿizâl ü infisâli revâ görülmeyüp muvakkaten silâhdâr kitâbeti tevcîhi ile mûmâ-ileyh tatyîb olundu.",
          "caption": "Azl ve nasb-ı mektûbî-i sadr-ı âlî ve beylikci şüden-i (245-a) Râşid Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_266.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ve nasb-ı mektûbî-i sadr-ı âlî ve beylikci şüden-i (245-a) Râşid Mehmed Efendi",
          "text": "Sâbıkā sadrıazam mektûbcusu olan Mehmed Râşid Efendi'nin an-asıl neş'eti Dîvân-ı hümâyûn kaleminden olup kesret-i istihdâm ile kalem-i mezkûrun dekāyık u hakāyıkına muttaliʿ ve tahsîl etdiği meleke ve istiʿdâd tekrâr beylikci olmasını müstelzim ve müstetbiʿ olmağla şehr-i mezkûrun yirmisekizinci sebt günü efendi-i mûmâ-ileyh hizmet-i mezkûre ile tatrîb ve selefi Abdullah Efendi kemâ-fi'l-evvel hizmet-i mektûbî ile dâ'ire-i âsafîye takrîb ve selefi İbrâhîm Efendi'nin hizmetinde kusûru olmadığına binâen me'yûs ve mahrûm inʿizâl ü infisâli revâ görülmeyüp muvakkaten silâhdâr kitâbeti tevcîhi ile mûmâ-ileyh tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapu ağası Mehmed Ağa'nın bu esnâda baʿzı hareket ve tavrı mizâc-ı hümâyûna muhâlif ve bâ-husûs mahmûl-i dûş-i iktidârı kılınan hizmet-i\ncesîmede meslek-i nasâfet ü i'tidâlden mütecânif olduğuna binâen işbu şehr-i Rebîül-âhirin yedinci isneyn günü mûmâ-ileyh azl olunup hânesinde ikāmeti emr ü tenbîh ve kapu ağalığı birkaç defʿa has oda başı olup beyne'n-nâs sîret-i hasene ile müştehir ve bir müddetden berü ma'zûlen Üsküdâr'da ikāmet ile zuhûr-ı lûtf-ı mevlâya muntazır olan Osman Ağa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yı Bâbüssaʿâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_267.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yı Bâbüssaʿâde",
          "text": "Kapu ağası Mehmed Ağa'nın bu esnâda baʿzı hareket ve tavrı mizâc-ı hümâyûna muhâlif ve bâ-husûs mahmûl-i dûş-i iktidârı kılınan hizmet-i\ncesîmede meslek-i nasâfet ü i'tidâlden mütecânif olduğuna binâen işbu şehr-i Rebîül-âhirin yedinci isneyn günü mûmâ-ileyh azl olunup hânesinde ikāmeti emr ü tenbîh ve kapu ağalığı birkaç defʿa has oda başı olup beyne'n-nâs sîret-i hasene ile müştehir ve bir müddetden berü ma'zûlen Üsküdâr'da ikāmet ile zuhûr-ı lûtf-ı mevlâya muntazır olan Osman Ağa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhülislâm olan Dürrî-zâde Mehmed Ârif Efendi hazretlerinin hasbe'l-iktizâ azilleri lâzım gelüp şehr-i mezkûrun onuncu Perşembe günü (245-b) müşârün-ileyh sadr-ı fetvâdan tenzîl ve Rumeli pâyesiyle sadr-ı Anadolu olup fıkıh ve usûlde Nu'mân-ı zamân ve ulûm-ı âliyede Râzî-i devrân olan Müftî-zâde Ahmed Efendi hazretleri câh-ı vâlâ-yi meşîhet-i islâmiyye ile tebcîl ve münhâl olan Anadolu sadâreti Anadolu pâyesiyle sâbıkā İstanbul kādısı Mekkî Mehmed Efendi hazretlerine tevcîh olunup manzûme-i ikbâlleri Rumeli sadâreti pâyesiyle dahi tezyîl ve İstanbul pâyesiyle hekimbâşı olan Hayrullah Efendi'nin arpalığından zuhûr eden şükât ve bâ-husûs Enderûn-ı hümâyûn halkı beyninde müştehir olan adem-i meymenet tatayyuru sâmi'a-res-i şehriyâr-ı sutûde-sıfât olduğuna binâen yevm-i mezkûrda mûmâ-ileyh dahi azl ve Gelibolu'ya iclâ ve müderrisîn-i kirâmdan Kürk-zâde Hasan Efendi'nin riyâset-i etıbbâ ünvâniyle kadr ü menzileti a'lâ olunup reisülküttâb-ı sâbık Feyzullah Efendi'nin an-asıl vesvese ve vehmi gālib olup bu sebeble ihtilât-ı nâsdan mücânebet ve tesettür ve tevakki ile hânesinde ikāmet eyler iken mûmâ-ileyhe ba'zı vaz'-ı nâ-bercâ isnâd ve iğrâ ve bi-hükmi men yesma' kül hakkında derkâr olan teveccüh ve meyl izâle ve ilgā olunup derhâl İstanköy cezîresine nefy ü tağrîb ve kudât-ı İstanbul'dan Birâderzâde Ya'kūb Efendi ve Tarsusî-zâde Mustafa Efendi ve hâlâ İstanbul kādısı ve nakībü'l-eşrâf olan Derviş Mehmed Efendi hazerâtı sadâret-i Anadolu pâyeleriyle tenşît ve tatrîb olundu.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı Şeyhülislâm ve nefy-i ser-etıbbâ-i hassa ve Reisülküttâb-ı sâbık ve terfî-i ba'zı ulemâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_268.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı Şeyhülislâm ve nefy-i ser-etıbbâ-i hassa ve Reisülküttâb-ı sâbık ve terfî-i ba'zı ulemâ",
          "text": "Şeyhülislâm olan Dürrî-zâde Mehmed Ârif Efendi hazretlerinin hasbe'l-iktizâ azilleri lâzım gelüp şehr-i mezkûrun onuncu Perşembe günü (245-b) müşârün-ileyh sadr-ı fetvâdan tenzîl ve Rumeli pâyesiyle sadr-ı Anadolu olup fıkıh ve usûlde Nu'mân-ı zamân ve ulûm-ı âliyede Râzî-i devrân olan Müftî-zâde Ahmed Efendi hazretleri câh-ı vâlâ-yi meşîhet-i islâmiyye ile tebcîl ve münhâl olan Anadolu sadâreti Anadolu pâyesiyle sâbıkā İstanbul kādısı Mekkî Mehmed Efendi hazretlerine tevcîh olunup manzûme-i ikbâlleri Rumeli sadâreti pâyesiyle dahi tezyîl ve İstanbul pâyesiyle hekimbâşı olan Hayrullah Efendi'nin arpalığından zuhûr eden şükât ve bâ-husûs Enderûn-ı hümâyûn halkı beyninde müştehir olan adem-i meymenet tatayyuru sâmi'a-res-i şehriyâr-ı sutûde-sıfât olduğuna binâen yevm-i mezkûrda mûmâ-ileyh dahi azl ve Gelibolu'ya iclâ ve müderrisîn-i kirâmdan Kürk-zâde Hasan Efendi'nin riyâset-i etıbbâ ünvâniyle kadr ü menzileti a'lâ olunup reisülküttâb-ı sâbık Feyzullah Efendi'nin an-asıl vesvese ve vehmi gālib olup bu sebeble ihtilât-ı nâsdan mücânebet ve tesettür ve tevakki ile hânesinde ikāmet eyler iken mûmâ-ileyhe ba'zı vaz'-ı nâ-bercâ isnâd ve iğrâ ve bi-hükmi men yesma' kül hakkında derkâr olan teveccüh ve meyl izâle ve ilgā olunup derhâl İstanköy cezîresine nefy ü tağrîb ve kudât-ı İstanbul'dan Birâderzâde Ya'kūb Efendi ve Tarsusî-zâde Mustafa Efendi ve hâlâ İstanbul kādısı ve nakībü'l-eşrâf olan Derviş Mehmed Efendi hazerâtı sadâret-i Anadolu pâyeleriyle tenşît ve tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ber-vech-i arpalık Köstendil sancağına mutasarrıf olup bu esnâda Fethülislâm muhâfazasına me'mûr olan Vezîr (246-a) Livadyalı Hasan Paşa'nın mürg-i şikeste-bâl rûhu rubûde-i ukāb-ı ecel olduğu haberi vâsıl-ı der-i devlet-medâr olup taraf-ı mîrîye ve sâir mahallere olan duyûn-ı kesîresi edâ\nolunmak irâdesiyle zabt-ı muhallefâtına ve Livadya ve İstefe'de vâki' emlâk ve akārının fürûhtuna başka başka mübâşirler ta'yîn olundu.",
          "caption": "Fevt-i mutasarrıf-ı Köstendil ve Vezîr Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_269.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i mutasarrıf-ı Köstendil ve Vezîr Hasan Paşa",
          "text": "Ber-vech-i arpalık Köstendil sancağına mutasarrıf olup bu esnâda Fethülislâm muhâfazasına me'mûr olan Vezîr (246-a) Livadyalı Hasan Paşa'nın mürg-i şikeste-bâl rûhu rubûde-i ukāb-ı ecel olduğu haberi vâsıl-ı der-i devlet-medâr olup taraf-ı mîrîye ve sâir mahallere olan duyûn-ı kesîresi edâ\nolunmak irâdesiyle zabt-ı muhallefâtına ve Livadya ve İstefe'de vâki' emlâk ve akārının fürûhtuna başka başka mübâşirler ta'yîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Zahneli Hasan Ağa îrâd-ı kesîr ve mâl-ı vefîr ile şehîr olmakdan nâşî seraskerler tarafından teshîl-ı maslahat veyâhud celb-i menfa'at irâdeleriyle gâh ordu defterdarlığına ve gâh kılâ' ta'mîrine sevk olunduğunu tafattun ile giderek bir mahalle me'mûr ve garâmet-i mâliyye ve metâ'ib-i bedeniyye ile bî-huzûr olacağını cezm edüp hakkında dendân-ı tama'ı tîz edenlere gâlib olmak kasdiyle surre emânetine tâlib olmuşidi. Mûmâ-ileyhin istid'âsı himmet-i etrâf ile karîn-i incâh u is'âf olduğuna binâen kudûmiyçün tarafına haber-i meserret-eser irsâl ve vakıf-ı hâl olduğu gibi şedd-i ahmâl ü eskal edüp birkaç gün zarfında Âsitâne-i sa'âdet'e vâsıl ve işbu şehr-i Rebî'ül-âhir evâhirinde surre emâneti hil'atini telebbüs ile kusvâ-yı merâmına nâil oldu.",
          "caption": "Nasb-ı emîn-i surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_270.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı emîn-i surre",
          "text": "Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Zahneli Hasan Ağa îrâd-ı kesîr ve mâl-ı vefîr ile şehîr olmakdan nâşî seraskerler tarafından teshîl-ı maslahat veyâhud celb-i menfa'at irâdeleriyle gâh ordu defterdarlığına ve gâh kılâ' ta'mîrine sevk olunduğunu tafattun ile giderek bir mahalle me'mûr ve garâmet-i mâliyye ve metâ'ib-i bedeniyye ile bî-huzûr olacağını cezm edüp hakkında dendân-ı tama'ı tîz edenlere gâlib olmak kasdiyle surre emânetine tâlib olmuşidi. Mûmâ-ileyhin istid'âsı himmet-i etrâf ile karîn-i incâh u is'âf olduğuna binâen kudûmiyçün tarafına haber-i meserret-eser irsâl ve vakıf-ı hâl olduğu gibi şedd-i ahmâl ü eskal edüp birkaç gün zarfında Âsitâne-i sa'âdet'e vâsıl ve işbu şehr-i Rebî'ül-âhir evâhirinde surre emâneti hil'atini telebbüs ile kusvâ-yı merâmına nâil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eğribozlu İbrâhîm Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa mansıbı olan Cidde-i ma'mûreye vusûl ve o esnâda mevsim-i hac hulûl eylediğine binâen iskāt-ı farîza-i hac içün derhâl matiyyerân-ı isti'câl ve cebel-i Arafat'da su'ûd hilâlinde bi-hulûsi'l-bâl (246-b) tevbe ve inâbete iştigâl ve Arafat'dan vakt-i nüzûl takrîbinde savt-ı cehûrî ile yâ Rabb bu âlûde-dâmen-i ma'siyet olan mağlûb-ı nefs ü hevâyı bârân-ı bî-kerân-ı merhametinden ter-leb-ı mağfiret ve cism-ı nâ-tüvânda vedi'a eylediğin rûhu kabzla ba'd-ezîn heveskârî a'râz-ı zâileden nâşî iktirâf eyleyeceğim zünûb-ı cedîdeden beni vikāyet eyle deyû girye ve nâlişkârîye mübâderet ve etrâfında bulunan hüccâca insibâb-ı dumû' ve tetâbu'-ı niyâz ve huzû'u îrâs-ı rikkat-ı kalb edüp mahall be-mahall makbûliyyet du'âsı zımnında ref'-i ekuff-ı zarâ'et ve cebel-i Arafat'da vukū' bulan ed'iye karîn-ı icâbet olduğuna binâen müşârün-ileyhin du'âsı makbûl olup Arafat'dan nüzûl eyledikleri hînde dâmen-i cebel-ı mezkûrda tekrîr-i kelime-i şehâdete meşgûl olduğu hâlde fevt ve mazhar-ı nass-ı kerîm \"Küllü nefsin zâikatü'l-mevt\" olduğunu ba'zı ruvât-ı sikāt ihbâr eylediler. \"Men haccelillâhi fe-lem yerfüs ve-lem yefsuk raca'a ke-yevmi veledethü ümmühü\" hadîs-i şerîfî Sahîh-i Buhârî'de nigâşte-i kalem-ı zer-nigâr-ı sıhhat olduğuna nazaran müşârün-ileyhin çirkâb-ı ma'siyeti şeste-i mîzâb-ı rahmet ve kesâfet-i zünûbdan âzâde olan insandan sudûr eden\ndu'â mevki-i icâbete resâ olduğuna binâen niyâz-mend olduğu matlab-ı aʿlâsına intibâh-ı tâm ile zafer-yâb-ı vusûl olması dahi erbâb-ı reviyyet katında gayr-i müstebʿiddir.",
          "caption": "Fevt-i vâlî-i Cidde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_271.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i vâlî-i Cidde",
          "text": "Eğribozlu İbrâhîm Paşa-zâde Vezîr Mehmed Paşa mansıbı olan Cidde-i ma'mûreye vusûl ve o esnâda mevsim-i hac hulûl eylediğine binâen iskāt-ı farîza-i hac içün derhâl matiyyerân-ı isti'câl ve cebel-i Arafat'da su'ûd hilâlinde bi-hulûsi'l-bâl (246-b) tevbe ve inâbete iştigâl ve Arafat'dan vakt-i nüzûl takrîbinde savt-ı cehûrî ile yâ Rabb bu âlûde-dâmen-i ma'siyet olan mağlûb-ı nefs ü hevâyı bârân-ı bî-kerân-ı merhametinden ter-leb-ı mağfiret ve cism-ı nâ-tüvânda vedi'a eylediğin rûhu kabzla ba'd-ezîn heveskârî a'râz-ı zâileden nâşî iktirâf eyleyeceğim zünûb-ı cedîdeden beni vikāyet eyle deyû girye ve nâlişkârîye mübâderet ve etrâfında bulunan hüccâca insibâb-ı dumû' ve tetâbu'-ı niyâz ve huzû'u îrâs-ı rikkat-ı kalb edüp mahall be-mahall makbûliyyet du'âsı zımnında ref'-i ekuff-ı zarâ'et ve cebel-i Arafat'da vukū' bulan ed'iye karîn-ı icâbet olduğuna binâen müşârün-ileyhin du'âsı makbûl olup Arafat'dan nüzûl eyledikleri hînde dâmen-i cebel-ı mezkûrda tekrîr-i kelime-i şehâdete meşgûl olduğu hâlde fevt ve mazhar-ı nass-ı kerîm \"Küllü nefsin zâikatü'l-mevt\" olduğunu ba'zı ruvât-ı sikāt ihbâr eylediler. \"Men haccelillâhi fe-lem yerfüs ve-lem yefsuk raca'a ke-yevmi veledethü ümmühü\" hadîs-i şerîfî Sahîh-i Buhârî'de nigâşte-i kalem-ı zer-nigâr-ı sıhhat olduğuna nazaran müşârün-ileyhin çirkâb-ı ma'siyeti şeste-i mîzâb-ı rahmet ve kesâfet-i zünûbdan âzâde olan insandan sudûr eden\ndu'â mevki-i icâbete resâ olduğuna binâen niyâz-mend olduğu matlab-ı aʿlâsına intibâh-ı tâm ile zafer-yâb-ı vusûl olması dahi erbâb-ı reviyyet katında gayr-i müstebʿiddir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadriazam ve vezîr-i Hâtemiyyü'ş-şiyem Yusuf Paşa hazretleri (247-a) tarafına mukaddemâ müjde-i sadâreti mutazammın hatt-ı hümâyûn ile kapudan paşa hazretlerinin tatarlarından Hacı Mehmed nâm tatar irsâl olunup iki-üç gün sonra silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî dahi muʿtâd üzere da'vet içün rû-be-râh azîmet olmuşidi. Müşârün-ileyh hazretlerine berîd-i beşâret vâsıl olduğu gibi emr-i hümâyûna imtisâl ve sebükbâr Mora'dan hareket ile i'dâd-ı matāyâ-yi isti'câl edüp katʿ-ı feyâfî ve tilâl eyleyerek Yenişehr'e karîb Baba nâm mahalde ağa-yi müşârün-ileyh hazretleri istikbâl ve kûze-i hâfızasına îdâʿ buyurulan vesâyâ-yi mülûkâneyi iblâğ ve îsâl akabinde şiddet-i şitâ ve kesret-i berf ü sermâya bakmayarak Mora'dan yevm-i hareketlerinin yirmibirinci günü Davud Paşa'ya vusûl ve istikbâl-i lâzıme-i şân ve hâlleri olan ricâl mahall-i mezkûrede huzûr-ı âsafânelerine duhûl ile dâmen-i devletlerini takbîl ve îkā-yi şerîta-i tevkīr ve tebcîl eylediler. Rumeli cânibinden makām-ı sadârete kādim olan vüzerâ-yı ʿizâm hazerâtı İncirli nâm çiftliğe gelüp ferdâsı Davud Paşa'da cüz'î ârâm ile yemeklik mahalli olan Bahariyyeye nüzûlleri eğerçi mutâd olup ancak sadriazam hazretlerinin bu kerre İncirli'yi geçüp defʿaten Davud Paşa'ya sâye-endâz-ı iclâl oldukları mahz-ı isâbet ve ayn-i kerâmet olup şu sebebden ki İncirli'de âdet üzere meks ü beytûtet lâzım gelse kıllet-i me'vâ ve şiddet-i sermâ hasebiyle dâire halkına ve müstakbelîn gürûhuna zahmet ve meşakkat târî olmak ihtimâlinden gayri ferdâsı Bahariyye'ye gelince elbise-i (247-b) âlây ile dâiye-i ihtişâmı iltizâm eden ehl-i rüsûm bürûdet-i hevâdan nâşî incimâd derecelerini kesb etmeleri emr-i meczûm idi. Davud Paşa'dan işbu şehr-i Rebîʿül-âhirin yirmidördüncü perşembe günü hareket ve mukaddemâ taraf-ı hümâyûndan mîrahor-ı evvel ağa maʿrifetiyle keşîde kılınan müzeyyen esb-i dil-keşe suvâr ve âheste-reftâr ile mahall-i muʿtadda kāimimakām hazretleri dahi vusûl bulup râkiben istikbâle mübâderet ve miyânelerinde sâbitü'l-asl olan hukūk-ı übüvvet ü nübüvvet iktizâsiyle yekdiğere izhâr-ı rûy-i beşâşet ve hem'nân-ı mürâfakat olarak yemeklik mahalline karîb mahalden kāimimakām paşa hazretleri müfârakat ve ilerüce esb-râh-ı azîmet ve sadriazam hazretleri dahi müteʿâkıben Bahariyye'ye pâ-nihâde-i feyz-i meymenet olup şeyhülislâm ve allâmetü'l-enâm hazretleriyle mülâkāt ve tarafeynden resm-i taʿzîm ve\ntevkīr-i mürâ'ât olunup ba'dehû ku'ûd ve ricâl-i devlet bi-ecmaʿihin takbîl-i dâmen-i devletleriyle nâil-i şeref-i nâ-ma'dûd oldular. Bundan sonra tenâvül-i etʿime gûnâ-gûn ve o hilâlde ricâl-i devlet avdete me'zûn olmalarına ba'de't-ta'am Şeyhülislâm efendi hazretleriyle sandala suvâr ve Yalı köşküne vusûlde tekrar Silâhdâr Ağa da'vete gelüp bu def'a dahi taraf-ı hümâyûndan keşîde kılınan müzeyyen râh-vâre rükûb ile hâkipây-i mülûkâneye cebîn-sây-i iftikâr olmalariyle tulû'-ı şemsden gurûbî-sâ'at ellibir dakîka mürûrunda müşârün-ileyh hazretlerinin yed-i kifâyetlerine teslîm-i mühr-i hümâyûn ve uhde-i sadâkatlerine tefvîz-i ahvâl ü şu'ûn kılındıkdan sonra yine bi'l-maʿiyye sarây-ı (248-a) âsafâneye kudûm ve Arz odası'nda lâzım geldiği vech üzere icrâ-yı rüsûm hilâlinde efendî-i müşârün-ileyh hazretlerine boğça ile arzı mu'tâd olan yeşile kaplu erkân semmûr kürk dahi dûrdan irâe ile ikmâl-i levâzım ri'âyet ve istînâs ve kāimimakām paşa hazretlerine dahi mu'tâd üzere serâsere kaplu semmûr ilbâs buyurulup ba'de't-tevdî' sadr-ı âlî-kadr hazretleri dîvân mahalline nüzûl ve umûm kaftanlarını iksâ ile ashâb-ı merâtib ve menâsıbı nâil-i e'azz-ı me'mûl eylediler. Cenâb-ı tertîb dihende-i ahvâl-i enâm ve nesak-sâzende-i hutūb-ı hass u âmm cellet zâtühu ani'l-evhâm hazretleri pâdişâh-ı adâlet-pîş ve şehinşâh-ı hayr-endîş hazretlerini mede'l-eyyâm serîr-i ârâ-yı şevket ve bahtiyârî ve bed-hâhân-ı devlet saltanatlarını erre-ber ser-i nâliş ü zârî edüp sadrıazam ve vekîl-i mutlak-ı muhteremlerini dahi rızâ-yı Hakk'a muvâfık ve irâde-i hüsrevâneye mutâbık a'mâl-i hayriyyeye muvâfık eyleye, âmîn.",
          "caption": "Vürûd-ı Sadriazam be-Âsitâne-i sa'âdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_272.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sadriazam be-Âsitâne-i sa'âdet",
          "text": "Sadriazam ve vezîr-i Hâtemiyyü'ş-şiyem Yusuf Paşa hazretleri (247-a) tarafına mukaddemâ müjde-i sadâreti mutazammın hatt-ı hümâyûn ile kapudan paşa hazretlerinin tatarlarından Hacı Mehmed nâm tatar irsâl olunup iki-üç gün sonra silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî dahi muʿtâd üzere da'vet içün rû-be-râh azîmet olmuşidi. Müşârün-ileyh hazretlerine berîd-i beşâret vâsıl olduğu gibi emr-i hümâyûna imtisâl ve sebükbâr Mora'dan hareket ile i'dâd-ı matāyâ-yi isti'câl edüp katʿ-ı feyâfî ve tilâl eyleyerek Yenişehr'e karîb Baba nâm mahalde ağa-yi müşârün-ileyh hazretleri istikbâl ve kûze-i hâfızasına îdâʿ buyurulan vesâyâ-yi mülûkâneyi iblâğ ve îsâl akabinde şiddet-i şitâ ve kesret-i berf ü sermâya bakmayarak Mora'dan yevm-i hareketlerinin yirmibirinci günü Davud Paşa'ya vusûl ve istikbâl-i lâzıme-i şân ve hâlleri olan ricâl mahall-i mezkûrede huzûr-ı âsafânelerine duhûl ile dâmen-i devletlerini takbîl ve îkā-yi şerîta-i tevkīr ve tebcîl eylediler. Rumeli cânibinden makām-ı sadârete kādim olan vüzerâ-yı ʿizâm hazerâtı İncirli nâm çiftliğe gelüp ferdâsı Davud Paşa'da cüz'î ârâm ile yemeklik mahalli olan Bahariyyeye nüzûlleri eğerçi mutâd olup ancak sadriazam hazretlerinin bu kerre İncirli'yi geçüp defʿaten Davud Paşa'ya sâye-endâz-ı iclâl oldukları mahz-ı isâbet ve ayn-i kerâmet olup şu sebebden ki İncirli'de âdet üzere meks ü beytûtet lâzım gelse kıllet-i me'vâ ve şiddet-i sermâ hasebiyle dâire halkına ve müstakbelîn gürûhuna zahmet ve meşakkat târî olmak ihtimâlinden gayri ferdâsı Bahariyye'ye gelince elbise-i (247-b) âlây ile dâiye-i ihtişâmı iltizâm eden ehl-i rüsûm bürûdet-i hevâdan nâşî incimâd derecelerini kesb etmeleri emr-i meczûm idi. Davud Paşa'dan işbu şehr-i Rebîʿül-âhirin yirmidördüncü perşembe günü hareket ve mukaddemâ taraf-ı hümâyûndan mîrahor-ı evvel ağa maʿrifetiyle keşîde kılınan müzeyyen esb-i dil-keşe suvâr ve âheste-reftâr ile mahall-i muʿtadda kāimimakām hazretleri dahi vusûl bulup râkiben istikbâle mübâderet ve miyânelerinde sâbitü'l-asl olan hukūk-ı übüvvet ü nübüvvet iktizâsiyle yekdiğere izhâr-ı rûy-i beşâşet ve hem'nân-ı mürâfakat olarak yemeklik mahalline karîb mahalden kāimimakām paşa hazretleri müfârakat ve ilerüce esb-râh-ı azîmet ve sadriazam hazretleri dahi müteʿâkıben Bahariyye'ye pâ-nihâde-i feyz-i meymenet olup şeyhülislâm ve allâmetü'l-enâm hazretleriyle mülâkāt ve tarafeynden resm-i taʿzîm ve\ntevkīr-i mürâ'ât olunup ba'dehû ku'ûd ve ricâl-i devlet bi-ecmaʿihin takbîl-i dâmen-i devletleriyle nâil-i şeref-i nâ-ma'dûd oldular. Bundan sonra tenâvül-i etʿime gûnâ-gûn ve o hilâlde ricâl-i devlet avdete me'zûn olmalarına ba'de't-ta'am Şeyhülislâm efendi hazretleriyle sandala suvâr ve Yalı köşküne vusûlde tekrar Silâhdâr Ağa da'vete gelüp bu def'a dahi taraf-ı hümâyûndan keşîde kılınan müzeyyen râh-vâre rükûb ile hâkipây-i mülûkâneye cebîn-sây-i iftikâr olmalariyle tulû'-ı şemsden gurûbî-sâ'at ellibir dakîka mürûrunda müşârün-ileyh hazretlerinin yed-i kifâyetlerine teslîm-i mühr-i hümâyûn ve uhde-i sadâkatlerine tefvîz-i ahvâl ü şu'ûn kılındıkdan sonra yine bi'l-maʿiyye sarây-ı (248-a) âsafâneye kudûm ve Arz odası'nda lâzım geldiği vech üzere icrâ-yı rüsûm hilâlinde efendî-i müşârün-ileyh hazretlerine boğça ile arzı mu'tâd olan yeşile kaplu erkân semmûr kürk dahi dûrdan irâe ile ikmâl-i levâzım ri'âyet ve istînâs ve kāimimakām paşa hazretlerine dahi mu'tâd üzere serâsere kaplu semmûr ilbâs buyurulup ba'de't-tevdî' sadr-ı âlî-kadr hazretleri dîvân mahalline nüzûl ve umûm kaftanlarını iksâ ile ashâb-ı merâtib ve menâsıbı nâil-i e'azz-ı me'mûl eylediler. Cenâb-ı tertîb dihende-i ahvâl-i enâm ve nesak-sâzende-i hutūb-ı hass u âmm cellet zâtühu ani'l-evhâm hazretleri pâdişâh-ı adâlet-pîş ve şehinşâh-ı hayr-endîş hazretlerini mede'l-eyyâm serîr-i ârâ-yı şevket ve bahtiyârî ve bed-hâhân-ı devlet saltanatlarını erre-ber ser-i nâliş ü zârî edüp sadrıazam ve vekîl-i mutlak-ı muhteremlerini dahi rızâ-yı Hakk'a muvâfık ve irâde-i hüsrevâneye mutâbık a'mâl-i hayriyyeye muvâfık eyleye, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhânın bu esnâda bâd-i hazân gülzâr-ı vücûduna vezân olup birkaç gün ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârı ve şehr-i mezkûrun yirmiyedinci isneyn gecesi müntakıl-i cıvâr-ı rahmet-i Bârî oldu.",
          "caption": "Fevt-i Alemşâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_273.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Alemşâh Sultân",
          "text": "Müşârün-ileyhânın bu esnâda bâd-i hazân gülzâr-ı vücûduna vezân olup birkaç gün ser-nihâde-i bâlîn-i bîmârı ve şehr-i mezkûrun yirmiyedinci isneyn gecesi müntakıl-i cıvâr-ı rahmet-i Bârî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdel-ulâ gurresi olan perşembe günü Bosna eyâleti Selânik mutasarrıfı Vezîr Sırrı Selim Paşa'ya ve İsmail ser-askerliği inzimâmiyle Özi eyâleti sadr-ı sâbık Ali Paşa'ya ve Tırhala sancağı Silistre muhâfazası şartiyle sâbıkā Özi vâlisi Vezîr Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Selânik ve Kavala sancakları İbrâil muhâfazası şartiyle Silâhdâr Vezîr Seyyid Halil Paşa'ya (248-b) ve Alâiyye sancağı sâbıkā Faş muhâfızı Vezîr Halil Paşa'ya Eğriboz muhâfızlığı sâbıkā Kandiye muhâfızı Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Pa-\nşa'ya Kandiye muhâfızlığı sâbıkā Eğriboz muhâfızı Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa'ya Köstendil sancağı sâbıkā Bosna vâlisi Vezîr Moralı Ahmed Paşa'ya ve Kayseriye sancağı Kavşan muhâfızı olup mîrimîrândan İsmâil Paşa'ya ve Faş ve Gonya sancağı mîrimîrândan Abaza Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_274.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "text": "İşbu Cumâdel-ulâ gurresi olan perşembe günü Bosna eyâleti Selânik mutasarrıfı Vezîr Sırrı Selim Paşa'ya ve İsmail ser-askerliği inzimâmiyle Özi eyâleti sadr-ı sâbık Ali Paşa'ya ve Tırhala sancağı Silistre muhâfazası şartiyle sâbıkā Özi vâlisi Vezîr Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Selânik ve Kavala sancakları İbrâil muhâfazası şartiyle Silâhdâr Vezîr Seyyid Halil Paşa'ya (248-b) ve Alâiyye sancağı sâbıkā Faş muhâfızı Vezîr Halil Paşa'ya Eğriboz muhâfızlığı sâbıkā Kandiye muhâfızı Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Pa-\nşa'ya Kandiye muhâfızlığı sâbıkā Eğriboz muhâfızı Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa'ya Köstendil sancağı sâbıkā Bosna vâlisi Vezîr Moralı Ahmed Paşa'ya ve Kayseriye sancağı Kavşan muhâfızı olup mîrimîrândan İsmâil Paşa'ya ve Faş ve Gonya sancağı mîrimîrândan Abaza Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gusn-ı devha-i saltanat ve gülbin-i hadîka-i devlet olan şehzâde Sultân Mustafa ebkāhu Allâh mâ dâmetü'd-dünyâ hazretleri bundan akdem taʿallüm-i Mushaf-ı şerîf'e mübâşeret ve suver-i furkāniyyeyi ahz ü kırâat ve bu esnâda tekmîli müyesser olup hatm duʿâsıyla mehâfil-i rûhâniyyâtı muʿattar kılmak irâdeleri derûn-ı ilhâm-meşhûn-ı hazret-i şehriyârîde cilve-ger olduğuna binâen işbu Cumâdel-ulânın gurre-i garrâsı olan perşembe günü sadr-ı müşterî-tedbîr ve şeyhülislâm-ı fazâil-semîr ve kapudan paşa-yı dilîr ve sadreyn-i muhteremeyn ve nakīb-ü-leşrâf ve Ayasofya şeyhi ve yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve ricâl-i bâb salât-ı zuhru Ayasofya câmiʿinde edâdan sonra Enderûn-ı hümâyûn'a azîmet ve Hırka-i şerîfe odasında dâmen-bûs-ı hazret-i zıllu'llâhî ile kesb-i behâ ve behcet ve işâret-i hümâyûn sudûru akabinde cümlesi zânû-zede-i edeb ve meskenet ve duʿâ-yı icâbet der-kafâ-yı hatm-ı şerîf itmâm olundukda şehzâde-i müşârün-ileyh hazretlerinin hâceleri imâm-ı evvel ve sânî ve Ayasofya şeyhi huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı (249-a) mülûkânede ferâce semmûr kürkler ile mazhar-ı eltâf ve baʿdehû cümle huzzâr ruhsat-yâfte-i izn ü insirâf oldular.",
          "caption": "Hatm-kerden-i şehzâde-i civânbaht",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_275.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Hatm-kerden-i şehzâde-i civânbaht",
          "text": "Gusn-ı devha-i saltanat ve gülbin-i hadîka-i devlet olan şehzâde Sultân Mustafa ebkāhu Allâh mâ dâmetü'd-dünyâ hazretleri bundan akdem taʿallüm-i Mushaf-ı şerîf'e mübâşeret ve suver-i furkāniyyeyi ahz ü kırâat ve bu esnâda tekmîli müyesser olup hatm duʿâsıyla mehâfil-i rûhâniyyâtı muʿattar kılmak irâdeleri derûn-ı ilhâm-meşhûn-ı hazret-i şehriyârîde cilve-ger olduğuna binâen işbu Cumâdel-ulânın gurre-i garrâsı olan perşembe günü sadr-ı müşterî-tedbîr ve şeyhülislâm-ı fazâil-semîr ve kapudan paşa-yı dilîr ve sadreyn-i muhteremeyn ve nakīb-ü-leşrâf ve Ayasofya şeyhi ve yeniçeri ağası ve defterdâr efendi ve ricâl-i bâb salât-ı zuhru Ayasofya câmiʿinde edâdan sonra Enderûn-ı hümâyûn'a azîmet ve Hırka-i şerîfe odasında dâmen-bûs-ı hazret-i zıllu'llâhî ile kesb-i behâ ve behcet ve işâret-i hümâyûn sudûru akabinde cümlesi zânû-zede-i edeb ve meskenet ve duʿâ-yı icâbet der-kafâ-yı hatm-ı şerîf itmâm olundukda şehzâde-i müşârün-ileyh hazretlerinin hâceleri imâm-ı evvel ve sânî ve Ayasofya şeyhi huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı (249-a) mülûkânede ferâce semmûr kürkler ile mazhar-ı eltâf ve baʿdehû cümle huzzâr ruhsat-yâfte-i izn ü insirâf oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā kul kethüdâsı olup bundan akdem Özi muhâfazasında ağalık ile mukîm olan Sivâsî Mehmed Ağa'nın sadr-ı sâbık Alî Paşa hazretlerine Özi münâsebeti ile tereddüd ve intimâsı ve baʿde'z-zuhûrü's-sadâre miyânelerinde esâs ahd ü peymân müceddeden sâbit ve râsî olup müşârün-ileyh tarafından yeniçeri ağalığına sevk ü tergīb ve tarafına hufyeten berîd-i beşâret-nevîd baʿs u tesrîb olunmuşidi. Mûmâ-ileyh Özi'den geldiği gibi ağalık mesnedine suʿûd ve istiklâl-ı tâm ile isbât-ı vücûd edüp müşârün-ileyhin azlinden sonra necm-i ikbâli âfil olduğundan gayri beyne'l-enâm adem-i hıfz-ı lisân ve tamaʿı mezkûr ve kemâl-i rehâvet ü tesâmuhu meşhûr olup bu esbâb ile baʿzı mahallerde lusûs ve katlâ peydâ ve ehl-i ırz makūlelerinde adem-i râhat hüveydâ olmağla azli iktizâ ve şehr-i mezkûrun ikinci cumʿa\ngünü ağalıktan azl olunup Bursa'ya iclâ ve kul kethüdâsı Yusuf Ağa yeniçeri ağalığıyla kâmrevâ kılınup bu takrîb ile ocak ricâli beyninde silsile vâkiʿ ve yoluyla herkes nâ'il-i eʿazz-ı merâtib ve mevâkiʿ oldu.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_276.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Sâbıkā kul kethüdâsı olup bundan akdem Özi muhâfazasında ağalık ile mukîm olan Sivâsî Mehmed Ağa'nın sadr-ı sâbık Alî Paşa hazretlerine Özi münâsebeti ile tereddüd ve intimâsı ve baʿde'z-zuhûrü's-sadâre miyânelerinde esâs ahd ü peymân müceddeden sâbit ve râsî olup müşârün-ileyh tarafından yeniçeri ağalığına sevk ü tergīb ve tarafına hufyeten berîd-i beşâret-nevîd baʿs u tesrîb olunmuşidi. Mûmâ-ileyh Özi'den geldiği gibi ağalık mesnedine suʿûd ve istiklâl-ı tâm ile isbât-ı vücûd edüp müşârün-ileyhin azlinden sonra necm-i ikbâli âfil olduğundan gayri beyne'l-enâm adem-i hıfz-ı lisân ve tamaʿı mezkûr ve kemâl-i rehâvet ü tesâmuhu meşhûr olup bu esbâb ile baʿzı mahallerde lusûs ve katlâ peydâ ve ehl-i ırz makūlelerinde adem-i râhat hüveydâ olmağla azli iktizâ ve şehr-i mezkûrun ikinci cumʿa\ngünü ağalıktan azl olunup Bursa'ya iclâ ve kul kethüdâsı Yusuf Ağa yeniçeri ağalığıyla kâmrevâ kılınup bu takrîb ile ocak ricâli beyninde silsile vâkiʿ ve yoluyla herkes nâ'il-i eʿazz-ı merâtib ve mevâkiʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem ser-halîfe mektûbî-i sadr-ı âlî olup bilâ-sebeb azl ile mübtelâ-yı müzâyaka ve izl olan Saʿîd Efendi'nin an-asıl hâlinde tereffüh maʿdûm iztirâb-ı hâli cümleye maʿlûm olduğuna binâen hakkında şefekat ü mürüvvet erzânî kılınup (249-b) ikiyüz senesi Rebîʿül-evvelinin onikinci günü mutasarrıf olmak üzere efendi-i mûmâ-ileyh mâh-ı mezkûrun üçüncü ahad günü masraf kitâbeti tevcîh olundu.",
          "caption": "Kâtib-i masraf şüden-i ser-halîfe-i sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_277.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Kâtib-i masraf şüden-i ser-halîfe-i sâbık",
          "text": "Bundan akdem ser-halîfe mektûbî-i sadr-ı âlî olup bilâ-sebeb azl ile mübtelâ-yı müzâyaka ve izl olan Saʿîd Efendi'nin an-asıl hâlinde tereffüh maʿdûm iztirâb-ı hâli cümleye maʿlûm olduğuna binâen hakkında şefekat ü mürüvvet erzânî kılınup (249-b) ikiyüz senesi Rebîʿül-evvelinin onikinci günü mutasarrıf olmak üzere efendi-i mûmâ-ileyh mâh-ı mezkûrun üçüncü ahad günü masraf kitâbeti tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cidde vâlisi Vezîr Mehmed Paşa'nın bundan akdem fevti haberi vürûd edüp Haleb vâlisi Vezîr Elhâc Mustafa Paşa'ya eğerçi mansıb-ı mezkûrun tevcîhi irâde buyurulmuş idi. Ancak vezîr-i müşârün-ileyh el-yevm Küçük Ali-oğlu üzerine me'mûr ve hasr u tazyîkine meşgûl bi-fazlihi teʿâlâ müddet-i kalîle zarfında şakī-i merkūmun istîsâliyle tarîk-i hüccâcın tasfiye olunması me'mûl olup hâl böyle iken mahall-i mezkûrdan müşârün-ileyhin tahrîk olunması bir zamândan berü ihtişâd üzere olan asâkirin inhilâl-i şîrâze-i cemʿiyyetlerine bâdî olacağı zâhir ve Azm-zâdelerden birine mansıb-ı mezkûr tevcîh olunmak lâzım gelse Şam vâlisinin tevahhuş ve teneffürü mütevâfir olacağı vâridât-ı havâtırdan olup bunlardan gayri Cidde'ye münâsib vâli mefkûd ve nâyâb ve bu fikr ile erkân-ı devlet gavta-hur-ı bahr-i iztirâb iken mâlikânesi olan Bolu'da bir zamândan berü mütemekkin ve an-asıl ricâl-i devlet beyninde müteʿayyin olan Elhâc Ahmed Ağa bu esnâda muhâsebe-i nefse ibtidâr ve dâm-gâh-ı erbâb-ı hevâ olan cihân-ı bî-bekānın adem-i istikrârını netîce-i efkâr eyleyerek bâkī ömrünü Mekke-i mükerreme ve Taybe-i tayyibe'de imrâr dâʿiyesine düşüp bu takrîb ile surre emânetine tâlib ve Âsitâne-i saʿâdet'e âyib olup talebini tasrîh ve surre emâneti birkaç gün mukaddem Zihneli [250-a] kapucu-başı Hasan Ağa'ya tevcîh ve sarf u tahvîli bir emr-i gayr-i vecîh olduğu tarafına telmîh ve mûmâ-ileyhin an-asıl garazı hasren cânib-i Hicâz'a azîmet olup surre emânetinin gayre ihâle olunması himmetine îrâs-ı fütûr etmediği maʿlûm oldukda Cidde'nin ağa-yı mûmâ-ileyhe bâ-rütbe-i vezâret tevcîh devâʿîsi sudûr-ı erkân-ı\ndevletde muhtelic ve şevk-i mütezâyidine nazaran kendüsü dahi bu tasmîmden memnûn ve mübtehic olacağı melhûz olmağla der-akab kapuya da'vet ve Cidde mansıbı ile teklîf-i vezâret olundukda bilâ cevâiz ü avâid kabûl eyleyeceğini îmâ ve taraf-ı sadr-ı Felâtun-ârâdan keyfiyyet ma'rûz-ı hâk-i atabe-i kimyâ-âsâ buyurulup arz-ı âsafâneleri makrûn-ı müsâʿade-i hümâyûn ve şehr-i mezkûrun beşinci isneyn günü ağa-yı mûmâ-ileyh bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret Cidde mansıbı ile memnûn ve husûl-i maksad-ı aslî ile re'sü'l-mâl meserreti efzûn oldu. Müşârün-ileyh öteden berü gars-ı yemîn-i devlet ve Tersâne-i âmire emâneti ve sâ'ir hidemât-ı cesîmede izhâr-ı lâzime-i sadâkat etmiş zevât-ı müteşahhısadan olduğundan gayri kâr-güzâr ve mücerribü'l-atvâr bir pîr-i sutûde atvâr olmağla hakkında bir inâyet-i mülûkiyyenin levha-tırâz-ı sünûh olması mûcib-i tahsîn-i nâs olmuşdur.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret ve tevcîh-i Cidde be-voyvoda-i Bolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_278.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret ve tevcîh-i Cidde be-voyvoda-i Bolu",
          "text": "Cidde vâlisi Vezîr Mehmed Paşa'nın bundan akdem fevti haberi vürûd edüp Haleb vâlisi Vezîr Elhâc Mustafa Paşa'ya eğerçi mansıb-ı mezkûrun tevcîhi irâde buyurulmuş idi. Ancak vezîr-i müşârün-ileyh el-yevm Küçük Ali-oğlu üzerine me'mûr ve hasr u tazyîkine meşgûl bi-fazlihi teʿâlâ müddet-i kalîle zarfında şakī-i merkūmun istîsâliyle tarîk-i hüccâcın tasfiye olunması me'mûl olup hâl böyle iken mahall-i mezkûrdan müşârün-ileyhin tahrîk olunması bir zamândan berü ihtişâd üzere olan asâkirin inhilâl-i şîrâze-i cemʿiyyetlerine bâdî olacağı zâhir ve Azm-zâdelerden birine mansıb-ı mezkûr tevcîh olunmak lâzım gelse Şam vâlisinin tevahhuş ve teneffürü mütevâfir olacağı vâridât-ı havâtırdan olup bunlardan gayri Cidde'ye münâsib vâli mefkûd ve nâyâb ve bu fikr ile erkân-ı devlet gavta-hur-ı bahr-i iztirâb iken mâlikânesi olan Bolu'da bir zamândan berü mütemekkin ve an-asıl ricâl-i devlet beyninde müteʿayyin olan Elhâc Ahmed Ağa bu esnâda muhâsebe-i nefse ibtidâr ve dâm-gâh-ı erbâb-ı hevâ olan cihân-ı bî-bekānın adem-i istikrârını netîce-i efkâr eyleyerek bâkī ömrünü Mekke-i mükerreme ve Taybe-i tayyibe'de imrâr dâʿiyesine düşüp bu takrîb ile surre emânetine tâlib ve Âsitâne-i saʿâdet'e âyib olup talebini tasrîh ve surre emâneti birkaç gün mukaddem Zihneli [250-a] kapucu-başı Hasan Ağa'ya tevcîh ve sarf u tahvîli bir emr-i gayr-i vecîh olduğu tarafına telmîh ve mûmâ-ileyhin an-asıl garazı hasren cânib-i Hicâz'a azîmet olup surre emânetinin gayre ihâle olunması himmetine îrâs-ı fütûr etmediği maʿlûm oldukda Cidde'nin ağa-yı mûmâ-ileyhe bâ-rütbe-i vezâret tevcîh devâʿîsi sudûr-ı erkân-ı\ndevletde muhtelic ve şevk-i mütezâyidine nazaran kendüsü dahi bu tasmîmden memnûn ve mübtehic olacağı melhûz olmağla der-akab kapuya da'vet ve Cidde mansıbı ile teklîf-i vezâret olundukda bilâ cevâiz ü avâid kabûl eyleyeceğini îmâ ve taraf-ı sadr-ı Felâtun-ârâdan keyfiyyet ma'rûz-ı hâk-i atabe-i kimyâ-âsâ buyurulup arz-ı âsafâneleri makrûn-ı müsâʿade-i hümâyûn ve şehr-i mezkûrun beşinci isneyn günü ağa-yı mûmâ-ileyh bâ-rütbe-i vâlâ-yı vezâret Cidde mansıbı ile memnûn ve husûl-i maksad-ı aslî ile re'sü'l-mâl meserreti efzûn oldu. Müşârün-ileyh öteden berü gars-ı yemîn-i devlet ve Tersâne-i âmire emâneti ve sâ'ir hidemât-ı cesîmede izhâr-ı lâzime-i sadâkat etmiş zevât-ı müteşahhısadan olduğundan gayri kâr-güzâr ve mücerribü'l-atvâr bir pîr-i sutûde atvâr olmağla hakkında bir inâyet-i mülûkiyyenin levha-tırâz-ı sünûh olması mûcib-i tahsîn-i nâs olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh hazretlerinin bedr-i sâmi-i kadr-i vücûdları ufk-ı imkândan lem'a-rîz-i tulûʿ oldukda, Nazm: “El-mer'ü leyse bi-bâliğin fî-arzıhî / Ke's-sadri leyse bi-sâ'idin fî-vekrıhî” medlûlü üzere (250-b) seyr ü harekete meyl ü rağbet ve ücme-i şîr-dilân-ı zamân ve gābe-bebr-i jiyân-ı merdân olan mahrûse-i Cezayir'e azîmet edüp zât-ı fütüvvet-simâtında vediʿa-i dest-i meşiyyet olan şecâʿat-i müfrita hasebiyle az vakit içinde kesb-i nâm u şöhret ve zor-bâzû-yı celâdet ile ihrâz-ı rütbe-i emâret edüp heybet ü salâbeti kulûb-i küffâra mâye-ru'b ü hirâs ve cemrü'l-fezâ-yı serâmet ve besâleti arzû-keş-i germiyyet ve fürûsiyyet olan dilâverlere vesîle-i iktibâs olduğundan gayri etrâfda vâkiʿ olan eşrâr-ı urbân şiddet-i savlet ve siyâsetinden mânend-i berg-i hazân mühtezz ve lerzân ve gerden-keş-i tavk-ı tavʿ olan sebük-magzân-ı zamân berîk-i seyf-i ahzü'l-hayfından tîre-çeşm-i mezellet olarak ferden-ferdâ nâtıka-cünbân-ı “Ene'n-nezîrü'l-uryân” olup ne mahalle azîmet eder ise hızr-ı tevfîk-i refîk ve yâverî ve avn-i Hakk muʿîn ü rehberî ve saʿâb-ı umûr ve müşkilât-ı cumhûr bilâ-taʿab meysûr ve musahharı olmağla ol-havâlide nâm-ı sâmîleri devvâsü'l-leyl ve zeydü'l-hayl derecelerine müntehî ve taʿayyün ve teferrüd kasdiyle hâhişger müsâraʿa ve mukāraʿası olan tîre-bahtân-ı rûz-\ngâr kuvvet-i batş u fetkini tahkīk ile her biri gûyâ-yi \"Mâ ene bi'l-mevti eştehî\" olup bir zamân bu hâl imrâr-ı vakt ve nâm-âverân-ı Cezâyir-i zebûn serpençe-i saht u makt eyleriken, [Mısraʿ:] \"Ve eyyu naʿîmin lâ yukeddiruhu'd-dehr\" mefhûmu üzere Cezâyir'den rıhlet iktizâ ve darb-ı dest ile mâlik olduğu emvâl-i sâmite ve nâtıkası dest-bürd-i kazâ olarak ferîd ü şerîd Âsitâne-i saʿâdet'e nihâde-i pây-i meymenet (251-a) ve hâl ü şânı maʿlûm-ı erkân-ı saltanat oldukda, [Beyt:] Pâk-tıynet gûşe-i gurbetde hâr olsun mu hiç / Gevher âgûş-ı sadefden dûr olur kıymetlenür, mü'eddâsınca yevmen fe-yevmen nevâziş ü iltifât-ı devlet-i ebed-müddete mazhar ve ümerâ-i deryâya iltihâk ile müceddeden şems-i mahcûb-ı ikbâli ziyâ-güster olup seferler vukūʿunda deryâ ve sahrâda muʿâyene olunan cesâret ve dilâverliği inşâ-yi kıssa-i Rüstem-i Destân ve imhâ-yi ahbâr-ı Sâm ve Nerîmân ve bâ-husûs Limni cezîresini kefere-i fecere mânend-i zulmet ihâta ve muhâsara etdikleri anda cezîrede mühimmât ve zehâirin nedreti ve cünûd-ı islâmiyyenin gāyet-i kılleti ve insidâd-ı turuk ile imdâd ve iʿânetin usreti olup bu takrîb ile me'yûs-ı kayd-ı imdâd ve hasm-ı bed-nihâd ise dem-be-dem iʿmâl-i sanâyiʿ-i âteşbâzî ile cîderân-ı kalʿayı berbâd ve baʿzen vaʿîdât-ı mûhişe ile hadşe-i kulûb-i müslimîni müzdâd etmekle nâçâr düşman tarafından teklîf olunan baʿzı şart-ı vahîm ile miftâh-ı kalʿayı teslîm etmeği tasmîm etmişler iken, [Mısraʿ:] \"Fî adyaki'l-vakti ye'ti'llâhu bi'l-ferec\" medlûlü üzere müşârün-ileyh hazretleri tedârük edebildiği merâkib-i sagīre ve fi'e-i kalîle ve nezîre ile cezîreye vusûl bulup derhâl alem-efrâz-ı harb ü sitîz ve maʿiyyet-i müşîrîlerinde bulunan neberd-azmâyân-ı islâma ale'l-infirâd\nBeyt:\n\nاصبر على أهوالها لا موت الا بالاجل الحرب ان با شرته هلا يكن فيك الفشل\n\nme'âlini beyân ile şemşîr-i kasd u azîmetlerini tîz etdiğinden gayri bi'n-nefs mübâşir-i harb ü kıtâl ve küffâr-ı hâksârdan yirmi kadar dûzahîyi Dârülbevâr'e îsâl ile ihrâz-ı destmâye-i gazâ vü cihâd ve i'dâd-ı (251-b) zuhr-ı yevm-i maʿâd eylediler. Sâir guzât-ı islâmiyye dahi tertîb-i sâk u kalb ve taraf taraf iş'âl-i nâire-i harb ü darb edüp katlâ-yi müşrikînden fezâ-yi cezîre mâlâmâl ve ru'ûs-i menhûse-i a'dâdan mahall be-mahall tilâl ü cibâl nümûdâr olup bakiyyetü's-seyf olan küffâr havf-ı cân ile sâhilde olan sefînelerine firâr ederler iken yekdiğeri ta'kībdan nâşî gavta-hor-ı deryâ-yi dimâr ve miyân-ı âteş ü âbda enfüs-i habîselerini teslîm-i dest-i hâzin-i nâr eylediler. Bundan sonra donanma-yi a'dânın kuvvetü'z-zahrı şikest ve ber-muktezâ-yi istidrâc beyne'd-düvel tahsîl etdikleri şöhret-i kâzibeleri dûn u pest olup bu feth-i celîl ve cedîd fırka-i nâciye-i muvahhidîne îd ber-bâlâ-yi îd ve kulûb-i müşrikîne nâr-vakīd olmağla ba'd-ezîn müşârün-ileyh hazretlerinin ism-i sâmîlerine lafz-ı azîz gāzi ilhâk olunup Devlet-i aliyye'de şöhret-i sâbıkası intișâr ve gün be-gün zât-ı celâdet-simâtı mezîd-i iştihâr bulup hüner ve hüsn-i eser ile nâil-i rütbe-i ülyâ-yi vezâret ve bi'l-fi'il deryâ kapudanlığı ile dahi manzûr-ı çeşm-i devlet olup gavâil-i sefer ber-taraf oldukdan sonra bir zamândan berü Akkâ ve Yafa ve Sayda ve Beyrut ve nice memâlik-i pâdişâhîyi tegallüben zabt ve emvâl-i mîriyyeyi peyvend-i cem' ü iddihâra rabt eden Tâhir Ömer nâm şakī udvân u tuğyânını müterakkî edüp birkaç def'a kümâştegân-ı Devlet-i aliyye ile mukābele ve pâ-ber-câ-yi merkez-i mukātele olup def'-i vücûd-ı bî-sûduna imkân gayr-i müsa'id ve katı çok mühimmat müte'ayyinetü'l-fevâid giriftâr-ı kabza-i tasallüfü ve hadden bîrûn silâh ü kifâh ve eşyâ-i milâh dâhil-i mahda'-i tasarrufu olmağla her ferd müteneffis-i mahall-i ba'îdden, [Mısra:] خلابك (252-a) الجو فیضی و اصغری makālini hakkında darb eder olduklarına binâen kibr ü ru'ûneti iştidâd ve memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîye tama' u hırsı izdiyâd üzere olup derhâl müşârün-ileyh hazretleri Donanma-yi hümâyûn ile me'mûr oldukda şakī-i merkūmun tecezzîden mümteni' olan cem'iyyetini tefrîk ü teştît ve mütehassın olduğu kal'a-i menîʿatü'l-erkânı darabât-ı top ra'd-ı âşûb ile tahrîb ü teftît edüp kelle-i bî-devletini kâlbüd-i bedenden kat' ve halîfetü'l-müslimîn\nne adem-i inkıyâd ile teferrüd ve istibdâd dâʿiyesinde olan hasm-ı şedîd ve düşmen-i ʿanîdin tasallutunu suhûlet ile izâle ve defʿ etdiğinden gayri \n\n Beyt:\nKoyma a'dâdan eser fursat girerse destine \nBed nihâdâne husûmet müntakildir irs ile \n\nmefhûmuna riʿâyeten hîş ü tebârından memâlik-i mezbûreyi tasfiye ve tathîr ve cümle kılâʿını âverde-i kemend-i teshîr edüp sinîn-i çendinden berü o câniblerde nakş-pezîr-i levh-i hudûs olan gavâil-i müneşşefe-i hüsn-i tedbîr ve hoşgîr-i re'y-i dil-pezîr ile mahv u zâil oldukdan sonra Mora memleketine müstevlî olan Arnabud tâifesinin dahi ihrâc u izʿâclarmda vüzerâ-yi ʿizâm âciz olup mes'ûl-i gayr-i makbûllerine müsāʿadede mecbûr ve irâde-i bâtılalarınm isʿâfında fıkdân ve tâb ü tevân sebebi ile maʿzûr olmuşlar iken müşârün-ileyh hazretleri berren ve bahren memleket-i mezbûreye ilkā-yi ruʿb u rehber ve tâife-i mezkûreyi garîk-i teyyâr-ı dehşet edüp muhârebeye tasaddî edenlerin sihâm-ı kazâya hedef ve rû-gerdân-ı vâdi-i itāʿat olanlarını şemşîr-i zafer-te'sîre tuʿme ve alef etmekle zîr-destân (252-b) ve fukarâyı irâhe ve şâmilü'l-etrâf olan zulm ü iʿtisâflarını bi'l-külliyye izâhe ile Mora'ya fâtih-i sânî ve istîlâ-yi mükerrer ile mükedder olan ahâlinin medâr-ı rāhat ve itmi'nânı olduğundan gayri kâffe-i umûr-ı seniyyelerinde zeyl-i tevekküle teşebbüs pençe-tâb-ı erbâb-ı ukül ve nehy ve hûş-rübâ-yi ashâb-ı dirâyet ve cahy olan lezâiz-i zûd-güzer-i nefsâniyyeden âzâde ve mûcib-i gazab-ı Rabb olan nukūş-ı muharremât ve menhiyyatdan sahâif-i a'mâli sâde olmağla her hâlde havf-ı Bârî yâr-ı gârı ve taleb-i mesûbât ve ucûr nuhbe-i efkârı ve bâ-husûs tahsîl-i rızâ-yi şehriyârî derheme-evkāt semîr-i zamîr-i bâhirü'l-envârı olduğundan gayri tarîk-i dîn-i hanîfde kadem-i sıdk ile râkız ve te'yîd-i devlet-i islâmiyyede ʿazîmet-i sâdıka ile mütenâhiz ve umûr-ı dîn-i mübînde müstahiff ve mütekäsir olanlara bi't-tabiʿ şâhın ve bâgız olduğu ve levme-i lâimden ʿadem-i ictinâb ile dâimâ kavl-i hakkı kāil hisâl-i zemîme-i hıkd u hasedden kalb-i bî-selb-i nûr-enîsi sâlim olarak her hâlde menhec-i istikāmete mâil olup şunât u udâtı her mevsimde mahrum-ı rûy-i felâh ve hânümân-ı üstüvârları كهشيم تذروه الرياح olduğu ve tahsîl-i marzât-ı hâlik-i mevcûdât içün refte refte sarf etdiği sîm ü zer mütefâvit-i merâtib-i a'dâd ve mahall be-mahall binâ ve îcâd eylediği tâlâb ve icrâ etdiği âb-ı nâb müzîl-i zamâ u ihtiyâc-ı ibâd olup hulûs-ı ʿakîdet ve safâ-yi taviyyetden nâşî murâd etdiği şuʿân-ı ʿasîretü'l-husûlü cenâb-ı müs-\nhilü's-sı'âb teshîl (253-a) ve teysîr ve mümteniʿ ve muhâl add olunan devâhî ve hutûbu zâtına emr-i gayr-i asîr edüp hattâ defʿa-i sâlise kā'im-makāmlıklarında cumʿa günü muʿtâd üzere rikâb ağaları nezd-i müşîrîlerine gelüp كُلٌّ يَبْحَثُ عَمَّا شُغِلَ بِهِ kāʿidesi üzere kerâ'im-i huyûl sohbeti der-miyân olunup zîr-rân-ı mülûkâneye şâyân sâfinât-ı ciyâdın nedret-i vücûdu zikr ü beyân olundukda huyûl-i asîleden küheylî-nijâd ve selîsü'l-kıyâd bir esb-i yegâne eğerçi mevcûd-ı ıstabl-ı âcizânemiz olup ancak halbetü'l-kümeyt-i ikbâl ve cevelân-gâh-ı semend-i iclâl olan sâha-i felek-mesâha-i hüsrevâneye keşîde kılınmağa elyakını maʿlûmum olmayup sezâ-yi nîm-nigâh-ı pâdişâh-ı bâ-intibâh olacağını idrâk etsem اَلْعَبْدُ وَمَا يَمْلِكُهُ كَانَ لِمَوْلَاهُ fehvâsı üzere bâ-hezâr şerm ü hicâb arz u takdîmine şitâb ederdim deyû feresrân-ı meydân-ı makāl oldukları anda rikâb ağalarına mecâl-i kelâm hâsıl olup rü'yetine tâlib ve beyân-ı hüsn ü kubhuna müte'ehhib olmalarıyla der-ân sâʿat pâ-ber-cây-i hizmet olanların birine taraf-ı müşârün-ileyhden îmâ ve işâret ve huzzârın cümlesi Kum meydânına taʿlîk-i nigâh-ı dikkat etmişler iken Arz odası kapusunda bir arbede ve tarraka zâhir ve herkes verâsına nâzır oldukda esb-i mezkûrun Arz odası vasatında cilve-ger olduğunu müşâhede birle cümlesi vâlih ü hayrân ve bu keyfiyyetin adem-i vukūʿunu beyân ile dest-zen-i şikuft ve engüşt-ber-dehân oldular. Zikr olunan esb dahi Ebû Ubeyde'nin Kitâbu'l-hayl'da sahîfe-zîb-i beyân olduğu muhassenât-ı hayliyyeyi müştemil ve tenâsüb-i eşlâ ve tevâfuk-ı aʿdâda mütemâsil-i endâm-ı hûb-rüyân-ı Halluh (253-b) ve Çiğil olduğundan fazla mesâlib ve maʿâyibden müberrâ ve beyne'n-nâs müteʿârif olan alâ'im-i gayr-i makbûleden muʿarrâ olup ihdâya elyak u ahrâ olduğunu şehâdet etmeleriyle şehâdetlerine binâen der-akab esb-i mezkûr tezyîn olunup hâk-i kadem-i mülûkâneye takdîm olundu. Nazar-ı insâf ile bakılsa otuz-kırk kadar nerdibândan bilâ-isâr ü nifâr esb-i mezkûr Arz odası'na çıkup baʿdehû tekellüfsüz avdet etmesi semere-i azîmet-i sâdıka ve eser-i âdet-i hârika olduğu zâhirdir. Bundan başka an-asıl arslan sibâʿ-ı dârrenin eşeddi olup her bâr icrâ-yı tabîʿat-i sebʿiyye lâzım-ı mâhiyyeti ve tesâdüf etdiği hayvânât-ı mutlaka lâ-muhâle rubûde-i berâsin-i savlet ve mikneti iken el-yevm dâ'irelerinde mevcûd olan şîr-i bî-kayd u zencîr zât-ı âlîlerine musahhar ve huzûr-ı âsafânelerinde mânend-i girbe muhakkar olup sâ'ir nâs şîr-i mezkûru mukayyeden müşâhede etdiklerinde her ne kadar şecâʿat ve cesâretlerine muğterr iseler dahi giriftâr-ı raʿşe-i bîm ü hirâs ve uzakdan merhabâ ile güyâ-yi el-fâs-ı ale'r-res olurlar idi. Cenâb-ı melâzi'l-hâ'ifîn hazretlerinden şiddet-i havf ile tersân ve ukūbet ve gazabından hirâsân olan mehâbîb-i ilâhiyyeye kâffe-i enâm ve bâ-husûs sibâʿ u he-\nvâmm îsâl-i gezend ü zarara kādir olmayacaklarını tâ'ife-i sûfiyye mebhas-ı havf u recâda tahrîr etdiklerine binâen bu makūle haşerât-ı hâ'ilenin hâ'if mine'llâh olan vezîr-i müşârün-ileyhden insirâf-ı mazarratları istibʿâd olunur umûrdan değildir. Cenâb-ı Hakk hayır-hâhân-ı dîn ü devleti dâ'imâ bu makūle hârik-i âde umûra muvaffak edüp mütehammil-i aʿbâ-i hutûb olan vüzerâ ve vükelâsını dahi hayra masdar ve rızâ-yi pâdişâhîye muvâfık harekete mazhar eyleye, âmîn. (254-a)",
          "caption": "Zikr-i ba'zı mehâsin-i kāimimakām-ı mekârim-intimâ ve Kapudan-ı Deryâ Cezayirli Vezîr Gāzi Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_279.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i ba'zı mehâsin-i kāimimakām-ı mekârim-intimâ ve Kapudan-ı Deryâ Cezayirli Vezîr Gāzi Hasan Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyh hazretlerinin bedr-i sâmi-i kadr-i vücûdları ufk-ı imkândan lem'a-rîz-i tulûʿ oldukda, Nazm: “El-mer'ü leyse bi-bâliğin fî-arzıhî / Ke's-sadri leyse bi-sâ'idin fî-vekrıhî” medlûlü üzere (250-b) seyr ü harekete meyl ü rağbet ve ücme-i şîr-dilân-ı zamân ve gābe-bebr-i jiyân-ı merdân olan mahrûse-i Cezayir'e azîmet edüp zât-ı fütüvvet-simâtında vediʿa-i dest-i meşiyyet olan şecâʿat-i müfrita hasebiyle az vakit içinde kesb-i nâm u şöhret ve zor-bâzû-yı celâdet ile ihrâz-ı rütbe-i emâret edüp heybet ü salâbeti kulûb-i küffâra mâye-ru'b ü hirâs ve cemrü'l-fezâ-yı serâmet ve besâleti arzû-keş-i germiyyet ve fürûsiyyet olan dilâverlere vesîle-i iktibâs olduğundan gayri etrâfda vâkiʿ olan eşrâr-ı urbân şiddet-i savlet ve siyâsetinden mânend-i berg-i hazân mühtezz ve lerzân ve gerden-keş-i tavk-ı tavʿ olan sebük-magzân-ı zamân berîk-i seyf-i ahzü'l-hayfından tîre-çeşm-i mezellet olarak ferden-ferdâ nâtıka-cünbân-ı “Ene'n-nezîrü'l-uryân” olup ne mahalle azîmet eder ise hızr-ı tevfîk-i refîk ve yâverî ve avn-i Hakk muʿîn ü rehberî ve saʿâb-ı umûr ve müşkilât-ı cumhûr bilâ-taʿab meysûr ve musahharı olmağla ol-havâlide nâm-ı sâmîleri devvâsü'l-leyl ve zeydü'l-hayl derecelerine müntehî ve taʿayyün ve teferrüd kasdiyle hâhişger müsâraʿa ve mukāraʿası olan tîre-bahtân-ı rûz-\ngâr kuvvet-i batş u fetkini tahkīk ile her biri gûyâ-yi \"Mâ ene bi'l-mevti eştehî\" olup bir zamân bu hâl imrâr-ı vakt ve nâm-âverân-ı Cezâyir-i zebûn serpençe-i saht u makt eyleriken, [Mısraʿ:] \"Ve eyyu naʿîmin lâ yukeddiruhu'd-dehr\" mefhûmu üzere Cezâyir'den rıhlet iktizâ ve darb-ı dest ile mâlik olduğu emvâl-i sâmite ve nâtıkası dest-bürd-i kazâ olarak ferîd ü şerîd Âsitâne-i saʿâdet'e nihâde-i pây-i meymenet (251-a) ve hâl ü şânı maʿlûm-ı erkân-ı saltanat oldukda, [Beyt:] Pâk-tıynet gûşe-i gurbetde hâr olsun mu hiç / Gevher âgûş-ı sadefden dûr olur kıymetlenür, mü'eddâsınca yevmen fe-yevmen nevâziş ü iltifât-ı devlet-i ebed-müddete mazhar ve ümerâ-i deryâya iltihâk ile müceddeden şems-i mahcûb-ı ikbâli ziyâ-güster olup seferler vukūʿunda deryâ ve sahrâda muʿâyene olunan cesâret ve dilâverliği inşâ-yi kıssa-i Rüstem-i Destân ve imhâ-yi ahbâr-ı Sâm ve Nerîmân ve bâ-husûs Limni cezîresini kefere-i fecere mânend-i zulmet ihâta ve muhâsara etdikleri anda cezîrede mühimmât ve zehâirin nedreti ve cünûd-ı islâmiyyenin gāyet-i kılleti ve insidâd-ı turuk ile imdâd ve iʿânetin usreti olup bu takrîb ile me'yûs-ı kayd-ı imdâd ve hasm-ı bed-nihâd ise dem-be-dem iʿmâl-i sanâyiʿ-i âteşbâzî ile cîderân-ı kalʿayı berbâd ve baʿzen vaʿîdât-ı mûhişe ile hadşe-i kulûb-i müslimîni müzdâd etmekle nâçâr düşman tarafından teklîf olunan baʿzı şart-ı vahîm ile miftâh-ı kalʿayı teslîm etmeği tasmîm etmişler iken, [Mısraʿ:] \"Fî adyaki'l-vakti ye'ti'llâhu bi'l-ferec\" medlûlü üzere müşârün-ileyh hazretleri tedârük edebildiği merâkib-i sagīre ve fi'e-i kalîle ve nezîre ile cezîreye vusûl bulup derhâl alem-efrâz-ı harb ü sitîz ve maʿiyyet-i müşîrîlerinde bulunan neberd-azmâyân-ı islâma ale'l-infirâd\nBeyt:\n\nاصبر على أهوالها لا موت الا بالاجل الحرب ان با شرته هلا يكن فيك الفشل\n\nme'âlini beyân ile şemşîr-i kasd u azîmetlerini tîz etdiğinden gayri bi'n-nefs mübâşir-i harb ü kıtâl ve küffâr-ı hâksârdan yirmi kadar dûzahîyi Dârülbevâr'e îsâl ile ihrâz-ı destmâye-i gazâ vü cihâd ve i'dâd-ı (251-b) zuhr-ı yevm-i maʿâd eylediler. Sâir guzât-ı islâmiyye dahi tertîb-i sâk u kalb ve taraf taraf iş'âl-i nâire-i harb ü darb edüp katlâ-yi müşrikînden fezâ-yi cezîre mâlâmâl ve ru'ûs-i menhûse-i a'dâdan mahall be-mahall tilâl ü cibâl nümûdâr olup bakiyyetü's-seyf olan küffâr havf-ı cân ile sâhilde olan sefînelerine firâr ederler iken yekdiğeri ta'kībdan nâşî gavta-hor-ı deryâ-yi dimâr ve miyân-ı âteş ü âbda enfüs-i habîselerini teslîm-i dest-i hâzin-i nâr eylediler. Bundan sonra donanma-yi a'dânın kuvvetü'z-zahrı şikest ve ber-muktezâ-yi istidrâc beyne'd-düvel tahsîl etdikleri şöhret-i kâzibeleri dûn u pest olup bu feth-i celîl ve cedîd fırka-i nâciye-i muvahhidîne îd ber-bâlâ-yi îd ve kulûb-i müşrikîne nâr-vakīd olmağla ba'd-ezîn müşârün-ileyh hazretlerinin ism-i sâmîlerine lafz-ı azîz gāzi ilhâk olunup Devlet-i aliyye'de şöhret-i sâbıkası intișâr ve gün be-gün zât-ı celâdet-simâtı mezîd-i iştihâr bulup hüner ve hüsn-i eser ile nâil-i rütbe-i ülyâ-yi vezâret ve bi'l-fi'il deryâ kapudanlığı ile dahi manzûr-ı çeşm-i devlet olup gavâil-i sefer ber-taraf oldukdan sonra bir zamândan berü Akkâ ve Yafa ve Sayda ve Beyrut ve nice memâlik-i pâdişâhîyi tegallüben zabt ve emvâl-i mîriyyeyi peyvend-i cem' ü iddihâra rabt eden Tâhir Ömer nâm şakī udvân u tuğyânını müterakkî edüp birkaç def'a kümâştegân-ı Devlet-i aliyye ile mukābele ve pâ-ber-câ-yi merkez-i mukātele olup def'-i vücûd-ı bî-sûduna imkân gayr-i müsa'id ve katı çok mühimmat müte'ayyinetü'l-fevâid giriftâr-ı kabza-i tasallüfü ve hadden bîrûn silâh ü kifâh ve eşyâ-i milâh dâhil-i mahda'-i tasarrufu olmağla her ferd müteneffis-i mahall-i ba'îdden, [Mısra:] خلابك (252-a) الجو فیضی و اصغری makālini hakkında darb eder olduklarına binâen kibr ü ru'ûneti iştidâd ve memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîye tama' u hırsı izdiyâd üzere olup derhâl müşârün-ileyh hazretleri Donanma-yi hümâyûn ile me'mûr oldukda şakī-i merkūmun tecezzîden mümteni' olan cem'iyyetini tefrîk ü teştît ve mütehassın olduğu kal'a-i menîʿatü'l-erkânı darabât-ı top ra'd-ı âşûb ile tahrîb ü teftît edüp kelle-i bî-devletini kâlbüd-i bedenden kat' ve halîfetü'l-müslimîn\nne adem-i inkıyâd ile teferrüd ve istibdâd dâʿiyesinde olan hasm-ı şedîd ve düşmen-i ʿanîdin tasallutunu suhûlet ile izâle ve defʿ etdiğinden gayri \n\n Beyt:\nKoyma a'dâdan eser fursat girerse destine \nBed nihâdâne husûmet müntakildir irs ile \n\nmefhûmuna riʿâyeten hîş ü tebârından memâlik-i mezbûreyi tasfiye ve tathîr ve cümle kılâʿını âverde-i kemend-i teshîr edüp sinîn-i çendinden berü o câniblerde nakş-pezîr-i levh-i hudûs olan gavâil-i müneşşefe-i hüsn-i tedbîr ve hoşgîr-i re'y-i dil-pezîr ile mahv u zâil oldukdan sonra Mora memleketine müstevlî olan Arnabud tâifesinin dahi ihrâc u izʿâclarmda vüzerâ-yi ʿizâm âciz olup mes'ûl-i gayr-i makbûllerine müsāʿadede mecbûr ve irâde-i bâtılalarınm isʿâfında fıkdân ve tâb ü tevân sebebi ile maʿzûr olmuşlar iken müşârün-ileyh hazretleri berren ve bahren memleket-i mezbûreye ilkā-yi ruʿb u rehber ve tâife-i mezkûreyi garîk-i teyyâr-ı dehşet edüp muhârebeye tasaddî edenlerin sihâm-ı kazâya hedef ve rû-gerdân-ı vâdi-i itāʿat olanlarını şemşîr-i zafer-te'sîre tuʿme ve alef etmekle zîr-destân (252-b) ve fukarâyı irâhe ve şâmilü'l-etrâf olan zulm ü iʿtisâflarını bi'l-külliyye izâhe ile Mora'ya fâtih-i sânî ve istîlâ-yi mükerrer ile mükedder olan ahâlinin medâr-ı rāhat ve itmi'nânı olduğundan gayri kâffe-i umûr-ı seniyyelerinde zeyl-i tevekküle teşebbüs pençe-tâb-ı erbâb-ı ukül ve nehy ve hûş-rübâ-yi ashâb-ı dirâyet ve cahy olan lezâiz-i zûd-güzer-i nefsâniyyeden âzâde ve mûcib-i gazab-ı Rabb olan nukūş-ı muharremât ve menhiyyatdan sahâif-i a'mâli sâde olmağla her hâlde havf-ı Bârî yâr-ı gârı ve taleb-i mesûbât ve ucûr nuhbe-i efkârı ve bâ-husûs tahsîl-i rızâ-yi şehriyârî derheme-evkāt semîr-i zamîr-i bâhirü'l-envârı olduğundan gayri tarîk-i dîn-i hanîfde kadem-i sıdk ile râkız ve te'yîd-i devlet-i islâmiyyede ʿazîmet-i sâdıka ile mütenâhiz ve umûr-ı dîn-i mübînde müstahiff ve mütekäsir olanlara bi't-tabiʿ şâhın ve bâgız olduğu ve levme-i lâimden ʿadem-i ictinâb ile dâimâ kavl-i hakkı kāil hisâl-i zemîme-i hıkd u hasedden kalb-i bî-selb-i nûr-enîsi sâlim olarak her hâlde menhec-i istikāmete mâil olup şunât u udâtı her mevsimde mahrum-ı rûy-i felâh ve hânümân-ı üstüvârları كهشيم تذروه الرياح olduğu ve tahsîl-i marzât-ı hâlik-i mevcûdât içün refte refte sarf etdiği sîm ü zer mütefâvit-i merâtib-i a'dâd ve mahall be-mahall binâ ve îcâd eylediği tâlâb ve icrâ etdiği âb-ı nâb müzîl-i zamâ u ihtiyâc-ı ibâd olup hulûs-ı ʿakîdet ve safâ-yi taviyyetden nâşî murâd etdiği şuʿân-ı ʿasîretü'l-husûlü cenâb-ı müs-\nhilü's-sı'âb teshîl (253-a) ve teysîr ve mümteniʿ ve muhâl add olunan devâhî ve hutûbu zâtına emr-i gayr-i asîr edüp hattâ defʿa-i sâlise kā'im-makāmlıklarında cumʿa günü muʿtâd üzere rikâb ağaları nezd-i müşîrîlerine gelüp كُلٌّ يَبْحَثُ عَمَّا شُغِلَ بِهِ kāʿidesi üzere kerâ'im-i huyûl sohbeti der-miyân olunup zîr-rân-ı mülûkâneye şâyân sâfinât-ı ciyâdın nedret-i vücûdu zikr ü beyân olundukda huyûl-i asîleden küheylî-nijâd ve selîsü'l-kıyâd bir esb-i yegâne eğerçi mevcûd-ı ıstabl-ı âcizânemiz olup ancak halbetü'l-kümeyt-i ikbâl ve cevelân-gâh-ı semend-i iclâl olan sâha-i felek-mesâha-i hüsrevâneye keşîde kılınmağa elyakını maʿlûmum olmayup sezâ-yi nîm-nigâh-ı pâdişâh-ı bâ-intibâh olacağını idrâk etsem اَلْعَبْدُ وَمَا يَمْلِكُهُ كَانَ لِمَوْلَاهُ fehvâsı üzere bâ-hezâr şerm ü hicâb arz u takdîmine şitâb ederdim deyû feresrân-ı meydân-ı makāl oldukları anda rikâb ağalarına mecâl-i kelâm hâsıl olup rü'yetine tâlib ve beyân-ı hüsn ü kubhuna müte'ehhib olmalarıyla der-ân sâʿat pâ-ber-cây-i hizmet olanların birine taraf-ı müşârün-ileyhden îmâ ve işâret ve huzzârın cümlesi Kum meydânına taʿlîk-i nigâh-ı dikkat etmişler iken Arz odası kapusunda bir arbede ve tarraka zâhir ve herkes verâsına nâzır oldukda esb-i mezkûrun Arz odası vasatında cilve-ger olduğunu müşâhede birle cümlesi vâlih ü hayrân ve bu keyfiyyetin adem-i vukūʿunu beyân ile dest-zen-i şikuft ve engüşt-ber-dehân oldular. Zikr olunan esb dahi Ebû Ubeyde'nin Kitâbu'l-hayl'da sahîfe-zîb-i beyân olduğu muhassenât-ı hayliyyeyi müştemil ve tenâsüb-i eşlâ ve tevâfuk-ı aʿdâda mütemâsil-i endâm-ı hûb-rüyân-ı Halluh (253-b) ve Çiğil olduğundan fazla mesâlib ve maʿâyibden müberrâ ve beyne'n-nâs müteʿârif olan alâ'im-i gayr-i makbûleden muʿarrâ olup ihdâya elyak u ahrâ olduğunu şehâdet etmeleriyle şehâdetlerine binâen der-akab esb-i mezkûr tezyîn olunup hâk-i kadem-i mülûkâneye takdîm olundu. Nazar-ı insâf ile bakılsa otuz-kırk kadar nerdibândan bilâ-isâr ü nifâr esb-i mezkûr Arz odası'na çıkup baʿdehû tekellüfsüz avdet etmesi semere-i azîmet-i sâdıka ve eser-i âdet-i hârika olduğu zâhirdir. Bundan başka an-asıl arslan sibâʿ-ı dârrenin eşeddi olup her bâr icrâ-yı tabîʿat-i sebʿiyye lâzım-ı mâhiyyeti ve tesâdüf etdiği hayvânât-ı mutlaka lâ-muhâle rubûde-i berâsin-i savlet ve mikneti iken el-yevm dâ'irelerinde mevcûd olan şîr-i bî-kayd u zencîr zât-ı âlîlerine musahhar ve huzûr-ı âsafânelerinde mânend-i girbe muhakkar olup sâ'ir nâs şîr-i mezkûru mukayyeden müşâhede etdiklerinde her ne kadar şecâʿat ve cesâretlerine muğterr iseler dahi giriftâr-ı raʿşe-i bîm ü hirâs ve uzakdan merhabâ ile güyâ-yi el-fâs-ı ale'r-res olurlar idi. Cenâb-ı melâzi'l-hâ'ifîn hazretlerinden şiddet-i havf ile tersân ve ukūbet ve gazabından hirâsân olan mehâbîb-i ilâhiyyeye kâffe-i enâm ve bâ-husûs sibâʿ u he-\nvâmm îsâl-i gezend ü zarara kādir olmayacaklarını tâ'ife-i sûfiyye mebhas-ı havf u recâda tahrîr etdiklerine binâen bu makūle haşerât-ı hâ'ilenin hâ'if mine'llâh olan vezîr-i müşârün-ileyhden insirâf-ı mazarratları istibʿâd olunur umûrdan değildir. Cenâb-ı Hakk hayır-hâhân-ı dîn ü devleti dâ'imâ bu makūle hârik-i âde umûra muvaffak edüp mütehammil-i aʿbâ-i hutûb olan vüzerâ ve vükelâsını dahi hayra masdar ve rızâ-yi pâdişâhîye muvâfık harekete mazhar eyleye, âmîn. (254-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından olup birkaç mâh mukaddem Edirne bostancı-başısı olan Benli-zâde bîgâne-i tarîk ve bâ-husûs hizmet-i mezkûrede mahrûm-ı tevfîk olduğuna binâen azl olunup mukaddemâ Âsitâne'de ve Edirne'de bostancı-başı olup el-yevm Rumeli cânibinde asker cemʿine me'mûr olan Hacı Ali Bey Edirne bostancı-başısı nasb olundu.",
          "caption": "Azl-i ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_280.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "text": "Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından olup birkaç mâh mukaddem Edirne bostancı-başısı olan Benli-zâde bîgâne-i tarîk ve bâ-husûs hizmet-i mezkûrede mahrûm-ı tevfîk olduğuna binâen azl olunup mukaddemâ Âsitâne'de ve Edirne'de bostancı-başı olup el-yevm Rumeli cânibinde asker cemʿine me'mûr olan Hacı Ali Bey Edirne bostancı-başısı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Cumâdel-ulânın yirminci salı günü kul tâ'ifesinin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve tevzîʿ ve sukāta-çîn-i hazâ'in-i inâyet-i mülûkiyye olan tavâ'if-i askeriyyenin dâ'ire-i maʿîşetleri tevsîʿ olunup şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü muʿtâd üzere devr olup akabinde teşrîfât-ı hümâyûn ile sadrıazam hazretleri nâ'il-i izz ü şeref oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_281.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu şehr-i Cumâdel-ulânın yirminci salı günü kul tâ'ifesinin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve tevzîʿ ve sukāta-çîn-i hazâ'in-i inâyet-i mülûkiyye olan tavâ'if-i askeriyyenin dâ'ire-i maʿîşetleri tevsîʿ olunup şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü muʿtâd üzere devr olup akabinde teşrîfât-ı hümâyûn ile sadrıazam hazretleri nâ'il-i izz ü şeref oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tarîk-i hüccâcda vâkiʿ Payas nâm mahalde bir müddetden berü refʿ-i râyet-i şakā ve züvvâr ve tüccârı mübtelâ-yı cevr ü ezâ eden Küçük Alioğlu dedikleri âsînin cezâ-yı mâ-yelîkı icrâ ve nokta-i şekk-i vücûdu sahîfe-i âlemden imhâ olunmak irâdeleriyle bundan akdem Adana ve Haleb taraflarından üzerlerine taʿyîn-i asker ve hasr-ı tazyîkine eğerçi saʿy-i evfer olunmuşidi. Ancak şakī-i merkūmun mütehassın olduğu mahalle varınca birkaç yerde saʿbü'l-mürûr suğûr olup asker-i nühûset-eseriyle mahfûz ve hücûm-ı ceyş-i pâdişâhîde itlâf-ı nüfûs gā'ileleri mahsûs ve melhûz olmakdan nâşî bahren Donanma-yı hümâyûn (254-b) sefînelerinden bir-iki sefîne taʿyîn ve\nberren dahi iki kol asker irsâliyle cevânib-i erbaʿası muhat kılınmak vükelâ-yı devlet taraflarından tahsîn olunmağla deryâ cenginde mâhir ve kapudanlar beyninde celâdet ile müştehir olan Dâmân kapudan râkib ola-geldiği sefînesiyle me'mûr ve maʿiyyetine bir kıtʿa bumye sefînesi dahi muzâf kılınup müstaʿînen bi'l-lâh şirâʿ-küşâ-yı savb-ı mezbûr olduğundan gayri Adana tarafından dahi havâlinin askeriyle bir vezîr taʿyîn olunmak lâzım geldiğine binâen Adana'da bir müddetden berü ikāmet üzere olan Azm-zâde vezîr Yusuf Paşa'ya işbu şehr-i mezkûrun yirmiikinci perşembe günü eyâlet-i mezkûre tevcîh ve sûret-i me'mûriyyeti sâdır olan emr-i âlîde tafsîl olunarak mutabassırâne hareket eylemesi tarafına tenbîh olundu. Adana Eyâleti terfîh-i ahvâl-i reʿâyâ kasdiyle mütesellime zabt etdirilüp beher sene ber-vech-i maktûʿ bir mikdâr meblağ Özi muhâfızı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya verilmek husûsu bundan akdem sadr-ı sâbık tarafından re'y olunup ol vechile nizâmı verilmişidi. El-hâletü-hâzihi Adana kemâkân mansıb olarak Yusuf Paşa'ya tevcîh olunduğundan Özi muhâfızı zikr olunan menfaʿatden mahrûm ve bu hâl ile dâiresini bir vechile idâre edemeyeceği meczûm olduğundan gayri bu makūle serhad vüzerâsının terfîh-i hâlleri lâzım ve tehyi'e-i esbâb-ı taʿayyüşleri mühim olmağla binâberîn Özi muhâfızı müşârün-ileyhe dahi Yanya Sancağı ber-vech-i arpalık ihsân ve Eğriboz muhâfızı (255-a) Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa'ya bundan akdem Kandiye Eyâleti tevcîh olunmuşidi, gāile-i hareket ile mübtelâ-yı masârif olacağını bu defʿa îmâ ve ibkāsını bi-vâsıtatu'ş-şufaʿâ inhâ eylediğine binâen hakkında merhamet-i mülûkâne bedîdâr ve şehr-i mezkûrda kemâfi'l-evvel Eğriboz Sancağı ile karîn-i istibşâr olup Hanya muhâfızı sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'ya dahi yevm-i mezkûrda Kandiye ve selefi Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Hanya tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Adana be-Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa ve Livâ-i Yanya be-Vezîr Çerkes Hasan Paşa ve tevcîh-i Kandiye ve Hanya ve ibkā-yi livâ-i Eğriboz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_282.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Adana be-Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa ve Livâ-i Yanya be-Vezîr Çerkes Hasan Paşa ve tevcîh-i Kandiye ve Hanya ve ibkā-yi livâ-i Eğriboz",
          "text": "Tarîk-i hüccâcda vâkiʿ Payas nâm mahalde bir müddetden berü refʿ-i râyet-i şakā ve züvvâr ve tüccârı mübtelâ-yı cevr ü ezâ eden Küçük Alioğlu dedikleri âsînin cezâ-yı mâ-yelîkı icrâ ve nokta-i şekk-i vücûdu sahîfe-i âlemden imhâ olunmak irâdeleriyle bundan akdem Adana ve Haleb taraflarından üzerlerine taʿyîn-i asker ve hasr-ı tazyîkine eğerçi saʿy-i evfer olunmuşidi. Ancak şakī-i merkūmun mütehassın olduğu mahalle varınca birkaç yerde saʿbü'l-mürûr suğûr olup asker-i nühûset-eseriyle mahfûz ve hücûm-ı ceyş-i pâdişâhîde itlâf-ı nüfûs gā'ileleri mahsûs ve melhûz olmakdan nâşî bahren Donanma-yı hümâyûn (254-b) sefînelerinden bir-iki sefîne taʿyîn ve\nberren dahi iki kol asker irsâliyle cevânib-i erbaʿası muhat kılınmak vükelâ-yı devlet taraflarından tahsîn olunmağla deryâ cenginde mâhir ve kapudanlar beyninde celâdet ile müştehir olan Dâmân kapudan râkib ola-geldiği sefînesiyle me'mûr ve maʿiyyetine bir kıtʿa bumye sefînesi dahi muzâf kılınup müstaʿînen bi'l-lâh şirâʿ-küşâ-yı savb-ı mezbûr olduğundan gayri Adana tarafından dahi havâlinin askeriyle bir vezîr taʿyîn olunmak lâzım geldiğine binâen Adana'da bir müddetden berü ikāmet üzere olan Azm-zâde vezîr Yusuf Paşa'ya işbu şehr-i mezkûrun yirmiikinci perşembe günü eyâlet-i mezkûre tevcîh ve sûret-i me'mûriyyeti sâdır olan emr-i âlîde tafsîl olunarak mutabassırâne hareket eylemesi tarafına tenbîh olundu. Adana Eyâleti terfîh-i ahvâl-i reʿâyâ kasdiyle mütesellime zabt etdirilüp beher sene ber-vech-i maktûʿ bir mikdâr meblağ Özi muhâfızı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya verilmek husûsu bundan akdem sadr-ı sâbık tarafından re'y olunup ol vechile nizâmı verilmişidi. El-hâletü-hâzihi Adana kemâkân mansıb olarak Yusuf Paşa'ya tevcîh olunduğundan Özi muhâfızı zikr olunan menfaʿatden mahrûm ve bu hâl ile dâiresini bir vechile idâre edemeyeceği meczûm olduğundan gayri bu makūle serhad vüzerâsının terfîh-i hâlleri lâzım ve tehyi'e-i esbâb-ı taʿayyüşleri mühim olmağla binâberîn Özi muhâfızı müşârün-ileyhe dahi Yanya Sancağı ber-vech-i arpalık ihsân ve Eğriboz muhâfızı (255-a) Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa'ya bundan akdem Kandiye Eyâleti tevcîh olunmuşidi, gāile-i hareket ile mübtelâ-yı masârif olacağını bu defʿa îmâ ve ibkāsını bi-vâsıtatu'ş-şufaʿâ inhâ eylediğine binâen hakkında merhamet-i mülûkâne bedîdâr ve şehr-i mezkûrda kemâfi'l-evvel Eğriboz Sancağı ile karîn-i istibşâr olup Hanya muhâfızı sadr-ı esbak Silâhdâr Mehmed Paşa'ya dahi yevm-i mezkûrda Kandiye ve selefi Yazıcı-zâde Vezîr Mustafa Paşa'ya Hanya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i âmire emîni olan Bekir Paşa-zâde Atâullah Bey-efendi'nin dirâyet ve kemâli zâhir ve akl ü rüşdü müsellem-i erbâb-ı besâir olduğundan gayri müddet-i medîde mektûbculuk ve tezkerecilik gibi hidemât-ı hatîrede istihdâm olduğuna binâen dekāyık-ı hutūb-ı dîvâniyyeye gereği gibi vâkıf ve bâʿis-i tedennî-i kadr [ü] menzilet olan mekârih-i umûrdan dâimâ müstenkif ve mütecânif olup mahmûl-i dûş-i gayreti kılınan şu'ân-ı mütehâlifetü'l-esâlib-i Devlet-i aliyye'de sadâkat ve istikāmeti ke'ş-şems fî-râbiʿatü'n-nehâr bedîdâr ve cevdet-i karîha ve meleke-i râsihası mümeyyiz-i\nhüsn ü kubh-ı ahvâl ve âsâr olmağla bu makūle zevât-ı müteşahhısânın menâsıb-ı cesîme-i Devlet-i aliyye'de müstahdem olmaları bâʿis-i teshîl ve tehvîn-i masâlih-i ibâd ve mûcib-i füzûnî-i şevk-i erbâb-ı haysiyyet ve istiʿdâd olduğuna binâen şehr-i mezkûrun yirmibeşinci günü mîr-i mûmâ-ileyhe çavuş-başılık hilʿati iksâ ve pâye-i kadr ü rifʿati iʿlâ olunup münhal olan Tersâne-i âmire emâneti şehremîni (255-b) olan Mehmed Bey'e ve şehremâneti Kâmil Paşa-zâde Hakkı Mehmed Bey-efendi'ye tevcîh olunup Bostancı başı Hüseyin Ağa'nın dahi hilâf-ı rızâ baʿzı hareketi rû-nümâ olduğuna binâen yevm-i mezkûrda maʿzûl ve haseki ağa bostancı başılık ile nâ'il-i eʿazz-ı me'mûl oldu. Maʿzûl-i mûmâ-ileyh bostancı başılık gibi bir hizmet-i azîme-den munfasıl ve kurb-i pâdişâhîden zâ'il olup ahâd-ı nâs misillü merâtib-i Devlet-i aliyyeden âyis ve mahrûm olması mugâyir-i şîme-i mülûkâne olmakdan nâşî derhal mûmâ-ileyhe kapucu-başılık ihsân ve nihâl-i zâbil-i âmâli abyârî-i inâyet ile reyyân kılındı",
          "caption": "Azl-i ser-çavuşân-ı Dîvân-ı muʿallâ-erkân ve ser-bostâniyân ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_283.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-çavuşân-ı Dîvân-ı muʿallâ-erkân ve ser-bostâniyân ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "text": "Tersâne-i âmire emîni olan Bekir Paşa-zâde Atâullah Bey-efendi'nin dirâyet ve kemâli zâhir ve akl ü rüşdü müsellem-i erbâb-ı besâir olduğundan gayri müddet-i medîde mektûbculuk ve tezkerecilik gibi hidemât-ı hatîrede istihdâm olduğuna binâen dekāyık-ı hutūb-ı dîvâniyyeye gereği gibi vâkıf ve bâʿis-i tedennî-i kadr [ü] menzilet olan mekârih-i umûrdan dâimâ müstenkif ve mütecânif olup mahmûl-i dûş-i gayreti kılınan şu'ân-ı mütehâlifetü'l-esâlib-i Devlet-i aliyye'de sadâkat ve istikāmeti ke'ş-şems fî-râbiʿatü'n-nehâr bedîdâr ve cevdet-i karîha ve meleke-i râsihası mümeyyiz-i\nhüsn ü kubh-ı ahvâl ve âsâr olmağla bu makūle zevât-ı müteşahhısânın menâsıb-ı cesîme-i Devlet-i aliyye'de müstahdem olmaları bâʿis-i teshîl ve tehvîn-i masâlih-i ibâd ve mûcib-i füzûnî-i şevk-i erbâb-ı haysiyyet ve istiʿdâd olduğuna binâen şehr-i mezkûrun yirmibeşinci günü mîr-i mûmâ-ileyhe çavuş-başılık hilʿati iksâ ve pâye-i kadr ü rifʿati iʿlâ olunup münhal olan Tersâne-i âmire emâneti şehremîni (255-b) olan Mehmed Bey'e ve şehremâneti Kâmil Paşa-zâde Hakkı Mehmed Bey-efendi'ye tevcîh olunup Bostancı başı Hüseyin Ağa'nın dahi hilâf-ı rızâ baʿzı hareketi rû-nümâ olduğuna binâen yevm-i mezkûrda maʿzûl ve haseki ağa bostancı başılık ile nâ'il-i eʿazz-ı me'mûl oldu. Maʿzûl-i mûmâ-ileyh bostancı başılık gibi bir hizmet-i azîme-den munfasıl ve kurb-i pâdişâhîden zâ'il olup ahâd-ı nâs misillü merâtib-i Devlet-i aliyyeden âyis ve mahrûm olması mugâyir-i şîme-i mülûkâne olmakdan nâşî derhal mûmâ-ileyhe kapucu-başılık ihsân ve nihâl-i zâbil-i âmâli abyârî-i inâyet ile reyyân kılındı"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Matbah-ı âmire emîni ve Beyhan Sultan kethüdâsı Arkıd-oğlu Elhâc Mehmed Ağa dârü'z-ziyâfe ezelden hissesine isâbet eden rızk-ı muʿînini itmâm ve ikbâl ve şehr-i mezkûrun yirmisekizinci salı günü dâr-ı bekāya irtihâl edüp zikr olunan Matbah-ı âmire emâneti Dergâh-ı âlî kapucu başılarından olup her hizmete elyâk ve her vazʿı mizâc-ı vakte evfâk olan kapucu kethüdâsı Yusuf Ağa'ya tevcîh ve inâyet ve sultan kethüdâlığiyle dahi Dergâh-ı âlî kapucu başılarından olup el-yevm vekîl-i hâzin-i sadâret-penâhî olan Elhâc Sâlih Ağa memnûn-ı lütf u mürüvvet kılındı.",
          "caption": "Fevt-i emîn-i Matbah",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_284.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i emîn-i Matbah",
          "text": "Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Matbah-ı âmire emîni ve Beyhan Sultan kethüdâsı Arkıd-oğlu Elhâc Mehmed Ağa dârü'z-ziyâfe ezelden hissesine isâbet eden rızk-ı muʿînini itmâm ve ikbâl ve şehr-i mezkûrun yirmisekizinci salı günü dâr-ı bekāya irtihâl edüp zikr olunan Matbah-ı âmire emâneti Dergâh-ı âlî kapucu başılarından olup her hizmete elyâk ve her vazʿı mizâc-ı vakte evfâk olan kapucu kethüdâsı Yusuf Ağa'ya tevcîh ve inâyet ve sultan kethüdâlığiyle dahi Dergâh-ı âlî kapucu başılarından olup el-yevm vekîl-i hâzin-i sadâret-penâhî olan Elhâc Sâlih Ağa memnûn-ı lütf u mürüvvet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağıstan asâkirinin bundan akdem Tiflis Eyâletine hücûmları Tiflis hâniyle müttefik olan Moskovlu'ya münʿakis olup vukūʿât-ı mezkûreyi serhadlerde olan vulât-ı Devlet-i aliyye'nin müsâmaha (256-a) ve tahrîklerine haml ile Tiflis'e top ve asker tertîb eylediklerini bu defʿa Çıldır vâlisi tahrîr eylediğinden gayri Françe Devleti'nin Petreburk'da mukîm olan elçisinden der-i devlet-medârda mütemekkin olan elçisine bu hilâlde vürûd eden kâğıdda elçi-i mersûm Moskovlunun Tiflis'e top ve asker gönderdiklerini hiss edüp derhal baş vekîl ile mülâkāt ve Devlet-i aliyye ile musâlaha üzere iken Tiflis tarafına irsâl-i asâkir ve mühimmât lâ-mehâle mûcib-i muhârebe\nve muʿâdât olacağını tezkîr ve keşf-i mâfi'z-zamîr eyledikde madde-i mezkûreyi baş vekîl elçi-i mersûmdan ihfâ ve ol makūle tertîbâtın adem-i sıhhatini îmâ edüp Françe Devleti öteden berü Devlet-i aliyye'nin hayırhâhı olmakdan nâşî Moskovlu bu makūle serâir-i hâllerini ve bâ-husûs devlet-i ebed-müddet hakkında izmâr etdikleri keyd ü melʿanetlerini Françaludan ketm eyleyecekleri zâhir olduğundan gayrı dâimâ izhâr-ı sanâyiʿ-i hiyel âdetleri ve ihfâr-ı ahd ü mîsâk muktezâ-yı cibiliyyetleri olup mekr ü keydlerinden adem-i gaflet ve vaktiyle iktizâ eden mahallere sevk-i asâkir ve nakl-i zehâir şerîta-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet kabîlinden olmağla derhal Çıldır vâlîsine ve ol-havâlide olan aşâir ve kabâile ve bâ-husûs Erzurum vâlîsine evâmir-i aliyye isdâr ve Çıldır vâlîsi eyâlet-i mezkûreden dört bin mikdârı asker tertîb edüp hâzır ve âmâde bulunması emr ü fermân ve Erzurum vâlîsi dahi her an hareket-i aʿdâya nigerân olup memâlik-i mahrûse-i mülûkâneye tahattî vukūʿunda (256-b) Erzurum'dan hareket ve me'mûrların cümlesiyle muhâbere eyleyerek bi'l-ittifâk defʿ-i mazarrat-ı aʿdâya gayret eylemesi, tarafına sâdır olan emr-i âlîde zikr ü beyân olunduğundan gayrı Faş ve Batum kalʿalarını dahi muhâfaza muktezâ-yı vakt ü hâlden olup binâberîn hâlâ Kastamonu mütesellimi olan Altı-kulaç-zâde beş yüz nefer piyâde ile Batum kalʿasını muhâfazaya müteʿahhid olduğu hâlde avâtıf-ı aliyyeden mûmâ-ileyhe kapucu başılık ihsân olunacağı me'âlinde kapudan-ı deryâ Vezîr Gâzî Hasan Paşa hazretleri tarafından mûmâ-ileyhe hassaten tahrîrât gönderildiği ve Faş kalʿasını muhâfaza içün Trabzon havâlisinden beş yüz nefer piyâde techîz olunup lede'l-iktizâ asâkire verilmek içün bundan akdem cemʿ olunan zahîreden maʿadâ bu defʿa dahi bir mikdâr zahîre tertîb ve mecmaʿ-ı asâkir tesrîb ve ol havâlide vâkiʿ olan kılâʿ neferâtının bir senelik mevâcibleri nakd hükmünde olan Erzurum gümrüğü mâlinden ihâle ve neferât-ı mezkûrenin müzâyaka ve zarûretleri nevʿamâ refʿ ve izâle olundu.",
          "caption": "Tertîb-i asâkir be-cânib-i Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_285.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i asâkir be-cânib-i Çıldır",
          "text": "Dağıstan asâkirinin bundan akdem Tiflis Eyâletine hücûmları Tiflis hâniyle müttefik olan Moskovlu'ya münʿakis olup vukūʿât-ı mezkûreyi serhadlerde olan vulât-ı Devlet-i aliyye'nin müsâmaha (256-a) ve tahrîklerine haml ile Tiflis'e top ve asker tertîb eylediklerini bu defʿa Çıldır vâlisi tahrîr eylediğinden gayri Françe Devleti'nin Petreburk'da mukîm olan elçisinden der-i devlet-medârda mütemekkin olan elçisine bu hilâlde vürûd eden kâğıdda elçi-i mersûm Moskovlunun Tiflis'e top ve asker gönderdiklerini hiss edüp derhal baş vekîl ile mülâkāt ve Devlet-i aliyye ile musâlaha üzere iken Tiflis tarafına irsâl-i asâkir ve mühimmât lâ-mehâle mûcib-i muhârebe\nve muʿâdât olacağını tezkîr ve keşf-i mâfi'z-zamîr eyledikde madde-i mezkûreyi baş vekîl elçi-i mersûmdan ihfâ ve ol makūle tertîbâtın adem-i sıhhatini îmâ edüp Françe Devleti öteden berü Devlet-i aliyye'nin hayırhâhı olmakdan nâşî Moskovlu bu makūle serâir-i hâllerini ve bâ-husûs devlet-i ebed-müddet hakkında izmâr etdikleri keyd ü melʿanetlerini Françaludan ketm eyleyecekleri zâhir olduğundan gayrı dâimâ izhâr-ı sanâyiʿ-i hiyel âdetleri ve ihfâr-ı ahd ü mîsâk muktezâ-yı cibiliyyetleri olup mekr ü keydlerinden adem-i gaflet ve vaktiyle iktizâ eden mahallere sevk-i asâkir ve nakl-i zehâir şerîta-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet kabîlinden olmağla derhal Çıldır vâlîsine ve ol-havâlide olan aşâir ve kabâile ve bâ-husûs Erzurum vâlîsine evâmir-i aliyye isdâr ve Çıldır vâlîsi eyâlet-i mezkûreden dört bin mikdârı asker tertîb edüp hâzır ve âmâde bulunması emr ü fermân ve Erzurum vâlîsi dahi her an hareket-i aʿdâya nigerân olup memâlik-i mahrûse-i mülûkâneye tahattî vukūʿunda (256-b) Erzurum'dan hareket ve me'mûrların cümlesiyle muhâbere eyleyerek bi'l-ittifâk defʿ-i mazarrat-ı aʿdâya gayret eylemesi, tarafına sâdır olan emr-i âlîde zikr ü beyân olunduğundan gayrı Faş ve Batum kalʿalarını dahi muhâfaza muktezâ-yı vakt ü hâlden olup binâberîn hâlâ Kastamonu mütesellimi olan Altı-kulaç-zâde beş yüz nefer piyâde ile Batum kalʿasını muhâfazaya müteʿahhid olduğu hâlde avâtıf-ı aliyyeden mûmâ-ileyhe kapucu başılık ihsân olunacağı me'âlinde kapudan-ı deryâ Vezîr Gâzî Hasan Paşa hazretleri tarafından mûmâ-ileyhe hassaten tahrîrât gönderildiği ve Faş kalʿasını muhâfaza içün Trabzon havâlisinden beş yüz nefer piyâde techîz olunup lede'l-iktizâ asâkire verilmek içün bundan akdem cemʿ olunan zahîreden maʿadâ bu defʿa dahi bir mikdâr zahîre tertîb ve mecmaʿ-ı asâkir tesrîb ve ol havâlide vâkiʿ olan kılâʿ neferâtının bir senelik mevâcibleri nakd hükmünde olan Erzurum gümrüğü mâlinden ihâle ve neferât-ı mezkûrenin müzâyaka ve zarûretleri nevʿamâ refʿ ve izâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şakī-i merküm öteden berü bağy u tuğyân ile meşhûr ve baʿzı rüsûmât-ı cedîde ihtirâʿıyla ebnâ-i sebîli cadde-i pâdişâhîden mehcûr eylediğinden gayrı mütemekkin olduğu mahall tarîk-i hüccâcda vâkiʿ olup iyâb u zehablarında nefâis-i mâllarına bilâ-teklîf vazʿ-ı yed ve şahs-ı vâhidde vücûd-ı kuvvet redd olmadığından insâfı kadar nehb ü gasba tasaddî ve zâirân-ı harem-i Hüdâya envâʿ cevr ü taʿaddî edüp ihtilâl-i tarîk mülâhazalariyle te'dîb ve gûşmâli her mevsimde ukde-i te'hîre dûçâr ve hakkında rıfk u müdârâ\nmu'âmelesi ihtiyâr olunur idi. Ancak şakī-i merkūmun habâset ve mel'aneti (257-a) derece-i nihâyete vâsıl ve havf-ı siyâset-i pâdişâhî bi'l-külliyye kalbinden zâil olup ser-i felâket-zedesine etrâf ve eknâfda olan lusûs ve evbâş tecemmü' ve tehazzüb ve ol havâlide vâkiʿ olan emvâl-i vakf ve mîrîyi mazbût-ı dest-i tagallüb eylediği vâsıl-ı sâmiʿa-i şehriyârî ve mûcib-i gazab-ı tâcdârî olup izâle-i vücûd-ı bî-sûduna irâde-i kātıʿa cereyân ve Haleb vâlisi ve Daldaban-zâde ve Adana mütesellimi taraf taraf şakī-i merkūmun üzerine varup cemʿiyyetini perîşân ve mutahassın olduğu kalʿasını hâk ile yeksân etmek bâbında her birine başka başka eğerçi ısdâr-ı fermân olunmuşidi. Ancak şakī-i merkūmun mütemekkin olduğu mahalle gelince tarafeynde suğūr-ı saʿbetü'l-mesâlik vâkiʿ ve mukaddemâ tarafından vazʿ olunan tüfeng-endâzlar hücûm-ı asker-i sultânîye mâniʿ olacakları maʿlûm olduğundan ikişer üçer sâʿat baʿd ile tarafeyn mutârede ve muhâvere üzere olup bu takrîb ile şakī-i merkūmun istîsâli müte'essir olduğundan gayri me'mûrlar arasına dahi eski âdet olan nifâk u şikāk düşüp taraf taraf si'âyet ile yekdiğeri ithâm ve ifâte-i evkāt u eyyâm eyledikleri tahakkuk etdikde ittihâd ve ittifâk ile mezbûrun istîsâline ibtidâr ve teshîl-i maslahat irâdesiyle Donanma-yı hümâyûn'dan iki kıt'a sefîne ve Maraş beylerbeyisi dahi me'mûr kılınup bundan sonra özrü bahâneleri mesmûʿ olmayacağı tekrâr iş'âr olmağla zikr olunan me'mûrlar dâr-ı kuvveti bâzûya (257-b) getürüp üç koldan hücûm ve cümleden evvel Daldaban-zâde dağ yolundan yetişüp cüz'î muhârebeden sonra şakī-i merkūm firâr ve terk-i kâr u bâr edüp kalʿa-i pâdişâhîyi zabt u teshîr ve mütehassin olduğu kullesini ihrâk ve tescîr eylediğini beyân ile Haleb vâlisinin şimdilik Payas'da meksini tasvîb ve kendüsü bi'n-nefs şakī-i merkūmu ta'kīb ve her ne mahalde bulunur ise cezâsını tertîb etmek vâdilerinde irâde-i Devlet-i aliyye'yi teftîş ve tenkîb etmekle hizmeti mebrûr ve taraf-ı sadr-ı âzamîden nâil-i ferve-i semmûr olup kezâlik Haleb vâlisine dahi bir sevb semmûr irsâl ve şakī-i merkūmun gāilesi ber-taraf oluncaya dek Payas'da ikâmet ve ol havâlinin nizâmına bezl-i cell-i miknet etmesi bâbında tarafına hitâben ısdâr-ı misâl-i lâzımü'l-imtisâl olunup Daldaban-zâde'nin dahi tıbk-ı tahrîri üzere hareketine ve sefînelerin Donanma-yı hümâyûn'a avd ve iltihâkına irâde taʿalluk eylediğinden gayri Payas ve Korkud-kulağı ve Üzeyir ve sâir mahûf ve muhâtara olan mahalleri fî-mâ-baʿd muhâfaza lâzım olmağla şecâʿat ve cesâretine ibtinâ bundan akdem silk-i mîrimîrâna idhâl olunan İbrâhîm Paşa zikr olunan emâkinden hâsıl olan mâl-i vakf ve sâir muʿayyenâtı vakt ü zamâniyle ashâbına teslîm ve edâ etmek şartiyle ol havâliye muhâfız taʿyîn olundu.",
          "caption": "Firâr-ı Küçük Ali-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_286.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Firâr-ı Küçük Ali-zâde",
          "text": "Şakī-i merküm öteden berü bağy u tuğyân ile meşhûr ve baʿzı rüsûmât-ı cedîde ihtirâʿıyla ebnâ-i sebîli cadde-i pâdişâhîden mehcûr eylediğinden gayrı mütemekkin olduğu mahall tarîk-i hüccâcda vâkiʿ olup iyâb u zehablarında nefâis-i mâllarına bilâ-teklîf vazʿ-ı yed ve şahs-ı vâhidde vücûd-ı kuvvet redd olmadığından insâfı kadar nehb ü gasba tasaddî ve zâirân-ı harem-i Hüdâya envâʿ cevr ü taʿaddî edüp ihtilâl-i tarîk mülâhazalariyle te'dîb ve gûşmâli her mevsimde ukde-i te'hîre dûçâr ve hakkında rıfk u müdârâ\nmu'âmelesi ihtiyâr olunur idi. Ancak şakī-i merkūmun habâset ve mel'aneti (257-a) derece-i nihâyete vâsıl ve havf-ı siyâset-i pâdişâhî bi'l-külliyye kalbinden zâil olup ser-i felâket-zedesine etrâf ve eknâfda olan lusûs ve evbâş tecemmü' ve tehazzüb ve ol havâlide vâkiʿ olan emvâl-i vakf ve mîrîyi mazbût-ı dest-i tagallüb eylediği vâsıl-ı sâmiʿa-i şehriyârî ve mûcib-i gazab-ı tâcdârî olup izâle-i vücûd-ı bî-sûduna irâde-i kātıʿa cereyân ve Haleb vâlisi ve Daldaban-zâde ve Adana mütesellimi taraf taraf şakī-i merkūmun üzerine varup cemʿiyyetini perîşân ve mutahassın olduğu kalʿasını hâk ile yeksân etmek bâbında her birine başka başka eğerçi ısdâr-ı fermân olunmuşidi. Ancak şakī-i merkūmun mütemekkin olduğu mahalle gelince tarafeynde suğūr-ı saʿbetü'l-mesâlik vâkiʿ ve mukaddemâ tarafından vazʿ olunan tüfeng-endâzlar hücûm-ı asker-i sultânîye mâniʿ olacakları maʿlûm olduğundan ikişer üçer sâʿat baʿd ile tarafeyn mutârede ve muhâvere üzere olup bu takrîb ile şakī-i merkūmun istîsâli müte'essir olduğundan gayri me'mûrlar arasına dahi eski âdet olan nifâk u şikāk düşüp taraf taraf si'âyet ile yekdiğeri ithâm ve ifâte-i evkāt u eyyâm eyledikleri tahakkuk etdikde ittihâd ve ittifâk ile mezbûrun istîsâline ibtidâr ve teshîl-i maslahat irâdesiyle Donanma-yı hümâyûn'dan iki kıt'a sefîne ve Maraş beylerbeyisi dahi me'mûr kılınup bundan sonra özrü bahâneleri mesmûʿ olmayacağı tekrâr iş'âr olmağla zikr olunan me'mûrlar dâr-ı kuvveti bâzûya (257-b) getürüp üç koldan hücûm ve cümleden evvel Daldaban-zâde dağ yolundan yetişüp cüz'î muhârebeden sonra şakī-i merkūm firâr ve terk-i kâr u bâr edüp kalʿa-i pâdişâhîyi zabt u teshîr ve mütehassin olduğu kullesini ihrâk ve tescîr eylediğini beyân ile Haleb vâlisinin şimdilik Payas'da meksini tasvîb ve kendüsü bi'n-nefs şakī-i merkūmu ta'kīb ve her ne mahalde bulunur ise cezâsını tertîb etmek vâdilerinde irâde-i Devlet-i aliyye'yi teftîş ve tenkîb etmekle hizmeti mebrûr ve taraf-ı sadr-ı âzamîden nâil-i ferve-i semmûr olup kezâlik Haleb vâlisine dahi bir sevb semmûr irsâl ve şakī-i merkūmun gāilesi ber-taraf oluncaya dek Payas'da ikâmet ve ol havâlinin nizâmına bezl-i cell-i miknet etmesi bâbında tarafına hitâben ısdâr-ı misâl-i lâzımü'l-imtisâl olunup Daldaban-zâde'nin dahi tıbk-ı tahrîri üzere hareketine ve sefînelerin Donanma-yı hümâyûn'a avd ve iltihâkına irâde taʿalluk eylediğinden gayri Payas ve Korkud-kulağı ve Üzeyir ve sâir mahûf ve muhâtara olan mahalleri fî-mâ-baʿd muhâfaza lâzım olmağla şecâʿat ve cesâretine ibtinâ bundan akdem silk-i mîrimîrâna idhâl olunan İbrâhîm Paşa zikr olunan emâkinden hâsıl olan mâl-i vakf ve sâir muʿayyenâtı vakt ü zamâniyle ashâbına teslîm ve edâ etmek şartiyle ol havâliye muhâfız taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eflâk voyvodası olan Mihalaki'nin vücûduna illet târî olup hidemât-ı Devlet-i aliyye'de bu hâl ile tarafından taksîr-i zarûrî vukūʿ bulacağını fikr ü mülâhaza eyleyerek bir müddetden berü giriftâr-ı çâr-ı mevce-i havf u hirâs ve kenâre-gîr-i selâmet olmak kasdiyle birkaç defʿa azlini istidʿâ ve iltimâs eylediğine binâen işbu Cumâdel-âhirenin (258-a) yedinci perşembe günü mersûm azl olunup birkaç seneden berü Donanma-yı hümâyûn tercümânlığı hizmetinde ibrâz-ı lâzıme-i sadâkat ve istikāmet eden Nikola Mavreyani yevm-i mezkûrda Eflâk voyvodası nasb olundu.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_287.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Eflâk voyvodası olan Mihalaki'nin vücûduna illet târî olup hidemât-ı Devlet-i aliyye'de bu hâl ile tarafından taksîr-i zarûrî vukūʿ bulacağını fikr ü mülâhaza eyleyerek bir müddetden berü giriftâr-ı çâr-ı mevce-i havf u hirâs ve kenâre-gîr-i selâmet olmak kasdiyle birkaç defʿa azlini istidʿâ ve iltimâs eylediğine binâen işbu Cumâdel-âhirenin (258-a) yedinci perşembe günü mersûm azl olunup birkaç seneden berü Donanma-yı hümâyûn tercümânlığı hizmetinde ibrâz-ı lâzıme-i sadâkat ve istikāmet eden Nikola Mavreyani yevm-i mezkûrda Eflâk voyvodası nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli kazaskeri olan Mehmed Sâdık Efendi birkaç mâhdan berü bîmâr ve işbu şehr-i mezkûrun ondördüncü hamîs gecesi esb-i cûbîn-pâye suvâr ve azm-i dârü'l-karâr edüp münhal olan sadâret-i Rumeli ile Anadolu kazaskeri olan Mehmed Mekkî Efendi mükerrem ve sadâret-i Anadolu ile bi-hasebi't-tarîk birâder-zâde Yakūb Efendi nâ'il-i sürûr-ı etemm oldu. Tercüme: Efendi-i müşârün-ileyh bin yüz otuz senesi Rebîül-âhirinin ondördüncü günü imâm-ı sultânî Arab-zâde Abdurrahman Efendi merhûmun sulbinden pâ-nihâde-i medâric-i zuhûr olup elli târîhinde medrese ru'ûsuna nâ'il ve pederi vefâtından sonra mûsıle-i sahnında bulunup niyâbet ile geşt ü güzâra mâ'il olup Yenişehir ve Ankara'da niyâbeten bast-ı seccâde-i şerîʿat ve Eyyüb ve Üsküdâr ve Ahî Çelebi ve Mahmud Paşa'da dahi icrâ-yı lâzıme-i hükûmet edüp yetmiş beş târîhinde mevleviyetle bekâm ve İzmir kadılığiyle dâhil-i silk-i mevâlî-i ʿizâm olup seksenikide mısr-ı Kahire'ye hükûmet ile azîmet ve seksensekizde Mekke-i mükerreme pâyesiyle hâ'iz-i kıst-ı evfâ-yı meserret olmuşidi. Doksanbeşde İstanbul kadılığiyle manassa-nişîn-i taʿayyün ve iştihâr ve sekiz mâh mürûrunda azl olunup (258-b) zücâc-ı mizâcı seng-zede-i inhisâr olup doksansekizde sadâret-i Anadolu ile tatyîb ve müddeti hitâmında alâ-tarîki'n-nakl Rumeli sadâretiyle kenâr-ı nüsha-i ikbâli tezhîb olunup sekiz mâh mürûrunda terk-i cihân-ı bî-bakā ve azm-i dâr-ı ukbâ eyledi. Müşârün-ileyh ʿâlî-cenâb ve hâzır-cevâb dervîş-meşreb mütevâziʿ ve mü'eddeb bir zât olup mehâkimde çok zamân müstahdem olduğuna binâen muʿâmelât-ı nâse dâ'ir olan mesâ'il-i şerʿiyyenin ekserîsi yâd-dâştı olmağla sadâretinde vakāyiʿ kâtibine muhtâc olmayup hod-be-hod fasl-ı daʿvâ ve hasm-ı mevâdd-ı husemâya kādir ve tıbb ve nücûm gibi ulûm-ı cüz'iyyeye vukūfu zâhir idi.",
          "caption": "Fevt-i Kazasker-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_288.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kazasker-i Rumeli",
          "text": "Rumeli kazaskeri olan Mehmed Sâdık Efendi birkaç mâhdan berü bîmâr ve işbu şehr-i mezkûrun ondördüncü hamîs gecesi esb-i cûbîn-pâye suvâr ve azm-i dârü'l-karâr edüp münhal olan sadâret-i Rumeli ile Anadolu kazaskeri olan Mehmed Mekkî Efendi mükerrem ve sadâret-i Anadolu ile bi-hasebi't-tarîk birâder-zâde Yakūb Efendi nâ'il-i sürûr-ı etemm oldu. Tercüme: Efendi-i müşârün-ileyh bin yüz otuz senesi Rebîül-âhirinin ondördüncü günü imâm-ı sultânî Arab-zâde Abdurrahman Efendi merhûmun sulbinden pâ-nihâde-i medâric-i zuhûr olup elli târîhinde medrese ru'ûsuna nâ'il ve pederi vefâtından sonra mûsıle-i sahnında bulunup niyâbet ile geşt ü güzâra mâ'il olup Yenişehir ve Ankara'da niyâbeten bast-ı seccâde-i şerîʿat ve Eyyüb ve Üsküdâr ve Ahî Çelebi ve Mahmud Paşa'da dahi icrâ-yı lâzıme-i hükûmet edüp yetmiş beş târîhinde mevleviyetle bekâm ve İzmir kadılığiyle dâhil-i silk-i mevâlî-i ʿizâm olup seksenikide mısr-ı Kahire'ye hükûmet ile azîmet ve seksensekizde Mekke-i mükerreme pâyesiyle hâ'iz-i kıst-ı evfâ-yı meserret olmuşidi. Doksanbeşde İstanbul kadılığiyle manassa-nişîn-i taʿayyün ve iştihâr ve sekiz mâh mürûrunda azl olunup (258-b) zücâc-ı mizâcı seng-zede-i inhisâr olup doksansekizde sadâret-i Anadolu ile tatyîb ve müddeti hitâmında alâ-tarîki'n-nakl Rumeli sadâretiyle kenâr-ı nüsha-i ikbâli tezhîb olunup sekiz mâh mürûrunda terk-i cihân-ı bî-bakā ve azm-i dâr-ı ukbâ eyledi. Müşârün-ileyh ʿâlî-cenâb ve hâzır-cevâb dervîş-meşreb mütevâziʿ ve mü'eddeb bir zât olup mehâkimde çok zamân müstahdem olduğuna binâen muʿâmelât-ı nâse dâ'ir olan mesâ'il-i şerʿiyyenin ekserîsi yâd-dâştı olmağla sadâretinde vakāyiʿ kâtibine muhtâc olmayup hod-be-hod fasl-ı daʿvâ ve hasm-ı mevâdd-ı husemâya kādir ve tıbb ve nücûm gibi ulûm-ı cüz'iyyeye vukūfu zâhir idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'd-darb-ı âmire'de sarrâf olan Bedros nâm zımmî hâlik olan sarrâf İstefa'nın hizmetkârı olup îcâd-ı ebâtıl ve tezvîrde bî-adîl ve ihtirâʿ mekrûhiyle de sânî-i azâzîl olduğuna binâen hâlik-i mersûme takarrüb ve giderek umûr-ı darbhâneyi hod-be-hod rü'yete mükibb olduğundan gayri o hilâlde darbhâne emîni bulunan Sıdkı Mustafa Efendi merhûmu baʿzı evzâʿ-ı ebleh-firîb ile tahdîʿ ve müteveffâ-yı mûmâ-ileyh dahi kâr-güzârlığını baʿzı mahallere işâʿe ile dâire-i şöhretini tevsîʿ etmişidi. Bir müddet bu hâl-i keyd-me'âl ile iştigāl ve çok geçmeden bi'l-istiklâl darbhâne sarraflığını istihsâl edüp ümenâ ve sâir hademeyi birer takrîb ihâfe ve tarafına imâle ve anlar dahi cemîʿ seyyi'âtını ketm ile hakkında icrâ-yı hüsn-i muʿâmele ederler idi. Bu keyfiyyet ile (259-a) kuvve-i istidrâciyyesi yevmen fe-yevmen müşted ve vazîfesinden hâric baʿzı umûra itâle-i yed eylediğinden gayri sunûf-ı reʿâyânın benîn ü benâtına tasallut ile hetk-i perde-i ırz u nâmûs ve bu bâbda hevâsına muhâlif olanların âbâ ve akrabâsını birer vechile giriftâr-ı kayd u mihnet ve bûs eylediğine kanâʿat etmeyüp kuvvet-i mâliyye ve ıtmaʿ ile kāle gelmeyecek melʿanet ve habâseti icrâ ve bâ-husûs vâkıf olabildiği serâir-i Devlet-i aliyye'yi nâdân ve bedhâhlara ifşâ etdiği ve Tarabya'da olan yalısının verâsında müceddeden kilise binâ ve derûnunu asnâm ve âvizeler ile emlâ eylediği refte refte mesmûʿ-ı pâdişâh-ı dil-âgâh olmağla mücerred himâyet-i dîn-i mübîn ve irâhe-i aceze ve mesâkîn niyyet-i sâdıkasiyle mesfûrun izâlesine irâde-i kātıʿa-i mülûkâne taʿalluk edüp derhal ahz ü habsine hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-rîz sudûr ve hesâbını rü'yet içün defter emîni Hasan Efendi me'mûr olup ihdâs etdiği kilise dahi mübâşeret-i mehere-i bennâyân ile bir lahzada hâk ile yeksân ve şehr-i mezkûrun ondokuzuncu salı günü Dîvân-ı hümâyûn nihâyet bulduğu gibi ser-i menhûsu saray meydânında bürîde-i tıyg-ı berrân kılındı.",
          "caption": "Katl-i sarrâf-ı Darbhâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_289.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i sarrâf-ı Darbhâne",
          "text": "Dârü'd-darb-ı âmire'de sarrâf olan Bedros nâm zımmî hâlik olan sarrâf İstefa'nın hizmetkârı olup îcâd-ı ebâtıl ve tezvîrde bî-adîl ve ihtirâʿ mekrûhiyle de sânî-i azâzîl olduğuna binâen hâlik-i mersûme takarrüb ve giderek umûr-ı darbhâneyi hod-be-hod rü'yete mükibb olduğundan gayri o hilâlde darbhâne emîni bulunan Sıdkı Mustafa Efendi merhûmu baʿzı evzâʿ-ı ebleh-firîb ile tahdîʿ ve müteveffâ-yı mûmâ-ileyh dahi kâr-güzârlığını baʿzı mahallere işâʿe ile dâire-i şöhretini tevsîʿ etmişidi. Bir müddet bu hâl-i keyd-me'âl ile iştigāl ve çok geçmeden bi'l-istiklâl darbhâne sarraflığını istihsâl edüp ümenâ ve sâir hademeyi birer takrîb ihâfe ve tarafına imâle ve anlar dahi cemîʿ seyyi'âtını ketm ile hakkında icrâ-yı hüsn-i muʿâmele ederler idi. Bu keyfiyyet ile (259-a) kuvve-i istidrâciyyesi yevmen fe-yevmen müşted ve vazîfesinden hâric baʿzı umûra itâle-i yed eylediğinden gayri sunûf-ı reʿâyânın benîn ü benâtına tasallut ile hetk-i perde-i ırz u nâmûs ve bu bâbda hevâsına muhâlif olanların âbâ ve akrabâsını birer vechile giriftâr-ı kayd u mihnet ve bûs eylediğine kanâʿat etmeyüp kuvvet-i mâliyye ve ıtmaʿ ile kāle gelmeyecek melʿanet ve habâseti icrâ ve bâ-husûs vâkıf olabildiği serâir-i Devlet-i aliyye'yi nâdân ve bedhâhlara ifşâ etdiği ve Tarabya'da olan yalısının verâsında müceddeden kilise binâ ve derûnunu asnâm ve âvizeler ile emlâ eylediği refte refte mesmûʿ-ı pâdişâh-ı dil-âgâh olmağla mücerred himâyet-i dîn-i mübîn ve irâhe-i aceze ve mesâkîn niyyet-i sâdıkasiyle mesfûrun izâlesine irâde-i kātıʿa-i mülûkâne taʿalluk edüp derhal ahz ü habsine hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-rîz sudûr ve hesâbını rü'yet içün defter emîni Hasan Efendi me'mûr olup ihdâs etdiği kilise dahi mübâşeret-i mehere-i bennâyân ile bir lahzada hâk ile yeksân ve şehr-i mezkûrun ondokuzuncu salı günü Dîvân-ı hümâyûn nihâyet bulduğu gibi ser-i menhûsu saray meydânında bürîde-i tıyg-ı berrân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethüdâ bey kâtibi olan Ömer Efendi işbu şehr-i mezkûrun dördüncü salı günü azl olunup hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûndan olup bir müddetden berü baş halîfe olan Hasan Efendi kitâbetle hurrem ve dil-şâd ve münhal olan baş halîfelik ile Süngerî Ali Efendi'nin birâderi hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûndan (259-b) İsmail Efendi'nin vîrân-hâne-i âmâli âbâd kılınup kâtib-i sâbıkın beyne'n-nâs vazʿ-ı nâ-hemvâr ile şöhreti olmadığına binâen tatyîbi mat-\nlûb-i sadr-ı âlî-kadr olduğuna binâen yevm-i mezkûrda mûmâ-ileyhe dahi Gelibolu baruthânesi nezâreti tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl-i kâtib-i kethüdâ-yı sadr-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_290.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i kâtib-i kethüdâ-yı sadr-ı âlî",
          "text": "Kethüdâ bey kâtibi olan Ömer Efendi işbu şehr-i mezkûrun dördüncü salı günü azl olunup hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûndan olup bir müddetden berü baş halîfe olan Hasan Efendi kitâbetle hurrem ve dil-şâd ve münhal olan baş halîfelik ile Süngerî Ali Efendi'nin birâderi hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûndan (259-b) İsmail Efendi'nin vîrân-hâne-i âmâli âbâd kılınup kâtib-i sâbıkın beyne'n-nâs vazʿ-ı nâ-hemvâr ile şöhreti olmadığına binâen tatyîbi mat-\nlûb-i sadr-ı âlî-kadr olduğuna binâen yevm-i mezkûrda mûmâ-ileyhe dahi Gelibolu baruthânesi nezâreti tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Paşa-yı mûmâ-ileyhin Bağdad vâlîsine sâbıkā hizmeti olup bi-hasebi'taʿalluk zümre-i mîrimîrâna idhâl olunmasını birkaç defʿa der-i devlet-medâra inhâ ve bast-ı yed-i ricâ edüp iltimâsı müsâʿadeye makrûn ve mûmâ-ileyh iki tuğ ile memnûn kılınmışidi. Bir müddetden sonra Abdülcelîl-zâde'den Bağdad vâlîsi şikâyet ve kutr-ı ʿIrâk'ı ecânibden istisgā niyyeti ile sû'-i hâlini arz u işâret birle çırağ-ı hassı olan paşa-yı mûmâ-ileyhi Musul beylerbeyisi etmeğe hasr-ı matlab ve tahrîrât-ı peyderpeyî irsâliyle irtikâb-ı tasdîʿ ve sû'-i edeb edüp ber-muktezâ-yı hâl ricâsına müsâʿade birle paşa-yı mûmâ-ileyh makziyyü'l-âmâl kılınmışidi. Musul'a gelüp ikāmet etdiği gibi celb-i mâl ve tanzîm-i hâl sevdâsına düşüp ahâlîden gasb u nehb etdiğine ʿadem-i kanâʿat ve taʿayyün ve iştihârına illet olan şahsa dahi muhâlefet birle aʿmâl-i Bağdad'dan İmâdiye üzerine hareket etmekle ahâlî-i İmâdiye gâfil bulunduklarından vâfir emvâl ve devâbblarını intihâb ve fukarâ ve zuʿafâyı giriftâr-ı selâsil ve ıstırâb eylediği hâlde ʿavdet ve o hilâlde ahâlî-i İmâdiye'den hâzır (260-a) olmayanlar bu musîbeti istimâʿ ve derhâl ihtişâd ve ictimâʿ ve paşa-yı mûmâ-ileyhe yetişüp istirdâd-ı mâl zımnında ifâde-i hâl etdiklerinde paşa-yı merkūmun nâr-ı gazabı zebâne-keş-i iştiʿâl ve der-ân sâʿat mübâşir-i harb ü kıtâl olup ahâlî dahi defʿ-i sâ'il sûretinde mukābele etmeleriyle esnâ-yı cengde paşa-yı mûmâ-ileyh maktûl ve hevâdârları menkûb ve mahzûl olup ahâlî-i İmâdiye emvâl-i mağsûbelerini tahsîl birle vilâyetlerine ʿavdet eyledikleri haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vârid oldukda eyâlet-i Musul Kars muhâfızı olan Abdülcelîl-zâde Süleyman Paşa'ya ve Kars muhâfızlığı bundan akdem Payas ve Üzeyir'de ikāmeti menvî olan mîrimîrândan İbrâhîm Paşa'ya tevcîh olundu. Maktûl-i mûmâ-ileyhin an-asıl ahvâl ve etvârı mechûl ve devlet-i ebed-müddete cüz'î ve küllî hizmeti sebkat etmediği maʿlûm-ı erbâb-ı ukūl olduğuna binâen gerek mîrimîrânlığı husûsunda ve gerek Musul beylerbeyisi nasb olunmasında bi-hükm-i erbâbü'd-düvel mülhemûn-ı sûret-i imtinâʿ rû-nümûn olup ancak Bağdad vâlîsinin ibrâm ve ilhâhı matlab-ı mezbûrun vesîle-i isʿâf ve incâhı olup paşa-yı merkūm dahi erbâb-ı zulm ü iʿtisâfdan olmağla bilâ-irâde tarafından zuhûr eden gadr ü izrârın pâdâş ve cezâsını az vakit içinde müşâhede ve nâ-kâm-ı ser-i\nfelâket-zedesini bâlîn-i hişt-i merge nihâde eyledi. Bâbıâlî tarafından bu maddeye eğerçi vukūfumuz vech-i muharrer üzere olup ancak kāide-i müverrihîn üzere bu madde sâir ehl-i vukūfdan (260-b) ve bâ-husus Âsitâne'de müsâfireten mukīm olan tüccâr-ı Musul'dan gereği gibi tefahhus olundukda bu vechile bast-ı makāl ve ifâde-i hâl eylediler ki Abdülbaki Paşa Musul'a mutasarrıf olalıdan berü hâric ve dâhil-i beldede haber aldığı eşkıyâyı ihâfe ve terhîb ve izâlesi lâzım gelen ehl-i zulm ü fesâdın cezâlarını tertîb edüp aceze-i reʿâyâ bu mülâbese ile sâyesinde müstezill-i emn ü refâh ve eyâdî-i mütetâvile-i bugât zamânında kasîr ü kütâh olup hattâ Musul'a dokuz sâʿat mesâfede mütemekkin Yezîd tâ'ifesinden Dinâdi aşîretinin bu esnâlarda taʿaddî ve tecâvüzlerini tahkīk ve ebnâ-i sebîlin emvâl ve eşyâlarını gasb ile taʿtîl-i tarîk eylediklerini tashîh eylediğine binâen defʿ-i mazarrat ve hasâretlerine niyyet ve Musul askerini maʿiyyetine celb ile yerinden hareket etdiğini leyl ü nehâr intizâr-ı fırsat ile îkāʿ-ı ihtilâle müteheyyi Abdülcelîl-zâde tarafdarları hiss edüp derhâl aşîret-i mezkûreye kaziyyeyi ihbâr ve fırsat buldukları hâlde paşa-yı merkūmun iʿdâmını taʿlîm ve ihtâr etmeleriyle zikr olunan aşîret dahi cengâverlerin mevâkiʿ-i gayr-i maʿlûmede istitâr ve emvâl ve eşyâların ʿalâ-hâlihâ terk ile izhâr-ı sûret firâr eyledikleri anda paşa-yı mûmâ-ileyh kudûm ve aşîret-i mezkûrenin mütemekkin oldukları mahalle hücûm edüp askerden halveti havfdan firâra haml ile yağma-gerân-ı askere iʿtâ-yı ruhsat ve tekmîl-i maslahat akabinde avdet ve mahall-i muʿârekede iki sâʿat baʿîd olan mevkiʿde vazʿ-ı visâde-i istirâhat etdikde aşîret-i merkūmenin der-kemîn olan cengâverleri taraf taraf bedîdâr ve hamalât-ı peyderpeye ibtidâr etmeleriyle berü tarafda (261-a) mâl-i ganâ'im ile meşgūl olan asker-i bî-gayret vâkıf-ı keyfiyyet oldukları gibi her biri bir semte firâr ve paşa-yı nâmdâr hezîmetden âr edüp mahall-i muʿârakede pây-dâr ve celâdet-i kâmilesin izhâr edüp tâ'ife-i Yezîd mütekessir ve gayr-i ʿadîd olduklarına binâen paşayı şehîd ve birâderi Abdurrahman Ağa'yı ve altmış kadar etbâʿını nâ-bedîd eylediler.",
          "caption": "Maktûl-i Abdülbâkî Paşa mîrimîrân-ı Musul ve tevcîh-i eyâlet-i Musul be-Abdülcelîl-zâde Vezîr Süleyman Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_291.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Maktûl-i Abdülbâkî Paşa mîrimîrân-ı Musul ve tevcîh-i eyâlet-i Musul be-Abdülcelîl-zâde Vezîr Süleyman Paşa",
          "text": "Paşa-yı mûmâ-ileyhin Bağdad vâlîsine sâbıkā hizmeti olup bi-hasebi'taʿalluk zümre-i mîrimîrâna idhâl olunmasını birkaç defʿa der-i devlet-medâra inhâ ve bast-ı yed-i ricâ edüp iltimâsı müsâʿadeye makrûn ve mûmâ-ileyh iki tuğ ile memnûn kılınmışidi. Bir müddetden sonra Abdülcelîl-zâde'den Bağdad vâlîsi şikâyet ve kutr-ı ʿIrâk'ı ecânibden istisgā niyyeti ile sû'-i hâlini arz u işâret birle çırağ-ı hassı olan paşa-yı mûmâ-ileyhi Musul beylerbeyisi etmeğe hasr-ı matlab ve tahrîrât-ı peyderpeyî irsâliyle irtikâb-ı tasdîʿ ve sû'-i edeb edüp ber-muktezâ-yı hâl ricâsına müsâʿade birle paşa-yı mûmâ-ileyh makziyyü'l-âmâl kılınmışidi. Musul'a gelüp ikāmet etdiği gibi celb-i mâl ve tanzîm-i hâl sevdâsına düşüp ahâlîden gasb u nehb etdiğine ʿadem-i kanâʿat ve taʿayyün ve iştihârına illet olan şahsa dahi muhâlefet birle aʿmâl-i Bağdad'dan İmâdiye üzerine hareket etmekle ahâlî-i İmâdiye gâfil bulunduklarından vâfir emvâl ve devâbblarını intihâb ve fukarâ ve zuʿafâyı giriftâr-ı selâsil ve ıstırâb eylediği hâlde ʿavdet ve o hilâlde ahâlî-i İmâdiye'den hâzır (260-a) olmayanlar bu musîbeti istimâʿ ve derhâl ihtişâd ve ictimâʿ ve paşa-yı mûmâ-ileyhe yetişüp istirdâd-ı mâl zımnında ifâde-i hâl etdiklerinde paşa-yı merkūmun nâr-ı gazabı zebâne-keş-i iştiʿâl ve der-ân sâʿat mübâşir-i harb ü kıtâl olup ahâlî dahi defʿ-i sâ'il sûretinde mukābele etmeleriyle esnâ-yı cengde paşa-yı mûmâ-ileyh maktûl ve hevâdârları menkûb ve mahzûl olup ahâlî-i İmâdiye emvâl-i mağsûbelerini tahsîl birle vilâyetlerine ʿavdet eyledikleri haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vârid oldukda eyâlet-i Musul Kars muhâfızı olan Abdülcelîl-zâde Süleyman Paşa'ya ve Kars muhâfızlığı bundan akdem Payas ve Üzeyir'de ikāmeti menvî olan mîrimîrândan İbrâhîm Paşa'ya tevcîh olundu. Maktûl-i mûmâ-ileyhin an-asıl ahvâl ve etvârı mechûl ve devlet-i ebed-müddete cüz'î ve küllî hizmeti sebkat etmediği maʿlûm-ı erbâb-ı ukūl olduğuna binâen gerek mîrimîrânlığı husûsunda ve gerek Musul beylerbeyisi nasb olunmasında bi-hükm-i erbâbü'd-düvel mülhemûn-ı sûret-i imtinâʿ rû-nümûn olup ancak Bağdad vâlîsinin ibrâm ve ilhâhı matlab-ı mezbûrun vesîle-i isʿâf ve incâhı olup paşa-yı merkūm dahi erbâb-ı zulm ü iʿtisâfdan olmağla bilâ-irâde tarafından zuhûr eden gadr ü izrârın pâdâş ve cezâsını az vakit içinde müşâhede ve nâ-kâm-ı ser-i\nfelâket-zedesini bâlîn-i hişt-i merge nihâde eyledi. Bâbıâlî tarafından bu maddeye eğerçi vukūfumuz vech-i muharrer üzere olup ancak kāide-i müverrihîn üzere bu madde sâir ehl-i vukūfdan (260-b) ve bâ-husus Âsitâne'de müsâfireten mukīm olan tüccâr-ı Musul'dan gereği gibi tefahhus olundukda bu vechile bast-ı makāl ve ifâde-i hâl eylediler ki Abdülbaki Paşa Musul'a mutasarrıf olalıdan berü hâric ve dâhil-i beldede haber aldığı eşkıyâyı ihâfe ve terhîb ve izâlesi lâzım gelen ehl-i zulm ü fesâdın cezâlarını tertîb edüp aceze-i reʿâyâ bu mülâbese ile sâyesinde müstezill-i emn ü refâh ve eyâdî-i mütetâvile-i bugât zamânında kasîr ü kütâh olup hattâ Musul'a dokuz sâʿat mesâfede mütemekkin Yezîd tâ'ifesinden Dinâdi aşîretinin bu esnâlarda taʿaddî ve tecâvüzlerini tahkīk ve ebnâ-i sebîlin emvâl ve eşyâlarını gasb ile taʿtîl-i tarîk eylediklerini tashîh eylediğine binâen defʿ-i mazarrat ve hasâretlerine niyyet ve Musul askerini maʿiyyetine celb ile yerinden hareket etdiğini leyl ü nehâr intizâr-ı fırsat ile îkāʿ-ı ihtilâle müteheyyi Abdülcelîl-zâde tarafdarları hiss edüp derhâl aşîret-i mezkûreye kaziyyeyi ihbâr ve fırsat buldukları hâlde paşa-yı merkūmun iʿdâmını taʿlîm ve ihtâr etmeleriyle zikr olunan aşîret dahi cengâverlerin mevâkiʿ-i gayr-i maʿlûmede istitâr ve emvâl ve eşyâların ʿalâ-hâlihâ terk ile izhâr-ı sûret firâr eyledikleri anda paşa-yı mûmâ-ileyh kudûm ve aşîret-i mezkûrenin mütemekkin oldukları mahalle hücûm edüp askerden halveti havfdan firâra haml ile yağma-gerân-ı askere iʿtâ-yı ruhsat ve tekmîl-i maslahat akabinde avdet ve mahall-i muʿârekede iki sâʿat baʿîd olan mevkiʿde vazʿ-ı visâde-i istirâhat etdikde aşîret-i merkūmenin der-kemîn olan cengâverleri taraf taraf bedîdâr ve hamalât-ı peyderpeye ibtidâr etmeleriyle berü tarafda (261-a) mâl-i ganâ'im ile meşgūl olan asker-i bî-gayret vâkıf-ı keyfiyyet oldukları gibi her biri bir semte firâr ve paşa-yı nâmdâr hezîmetden âr edüp mahall-i muʿârakede pây-dâr ve celâdet-i kâmilesin izhâr edüp tâ'ife-i Yezîd mütekessir ve gayr-i ʿadîd olduklarına binâen paşayı şehîd ve birâderi Abdurrahman Ağa'yı ve altmış kadar etbâʿını nâ-bedîd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arpalığı olan Ankara kasabasında me'mûr-ı ikāmet olan mevlânâ-yı müşârün-ileyh Ankara'nın redâet-i âb u hevâsından şikâyet ve tûl-i ikāmet ile cism-i ʿalîline baʿzı ilel-i zâ'ide târî olacağını tahrîr ve işâret edüp izhâr-ı tazarrûʿ ve firû-tenî ve belde-i Bursa'ya nakl ve tahvîlini temennî etmekle hakkında şefekat-i mülûkâne serzede-i zuhûr ve Bursa'da ikāmeti içün bir\nkıt'a menşûr-ı müstevcibü's-sürûr şeref-rîz-i sudûr olduğundan gayri mahdûmları Mustafa Bey-efendi dahi mukīm olduğu İncir köyünden kalkup İstavroz'da vâkiʿ sâhilhânesinde ikāmete me'zûn ve bu vechile ol dahi mesrûr ve memnun oldu.",
          "caption": "Tebdîl-i makām-ı Şeyhülislâm-ı esbak Mevlânâ İbrâhîm Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_292.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i makām-ı Şeyhülislâm-ı esbak Mevlânâ İbrâhîm Efendi",
          "text": "Arpalığı olan Ankara kasabasında me'mûr-ı ikāmet olan mevlânâ-yı müşârün-ileyh Ankara'nın redâet-i âb u hevâsından şikâyet ve tûl-i ikāmet ile cism-i ʿalîline baʿzı ilel-i zâ'ide târî olacağını tahrîr ve işâret edüp izhâr-ı tazarrûʿ ve firû-tenî ve belde-i Bursa'ya nakl ve tahvîlini temennî etmekle hakkında şefekat-i mülûkâne serzede-i zuhûr ve Bursa'da ikāmeti içün bir\nkıt'a menşûr-ı müstevcibü's-sürûr şeref-rîz-i sudûr olduğundan gayri mahdûmları Mustafa Bey-efendi dahi mukīm olduğu İncir köyünden kalkup İstavroz'da vâkiʿ sâhilhânesinde ikāmete me'zûn ve bu vechile ol dahi mesrûr ve memnun oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Doksandokuz tevcîhâtından tütün gümrükcüsü Mehmed Emin Ağa başbâkî kulluğu mansıbını istid'â edüp hücûm-ı zuʿafâ-yi ricâl mülâbesesiyle husûl-i matlabı müte'assir olup uhdesinde olan hidemât-ı nâfi'a ile iktifâ etmesi hususu baʿzı hayır-hâhân-ı devlet taraflarından gûş-i hûşuna ilkā olundukda beyne'n-nâs kader-i müşterek bulunan hubb-ı câh ve riyâsetden fâriğ olamayup bu dâ-i asîrü'd-devânın ilâcını şerbet-i dînâra (261-b) havâle ve mansıb-ı mezkûr tarafına tevcîh olunduğu takdirde câize-i mu'ayyeneden başka taraf-ı mîrîye yedi bin beş yüz guruş edâsını mukāvele etmekle husûl-i nef-i mîrî bâ'is-i teysîr-i mâfi'z-zamîri olup ber-vech-i muharrer sene-i mezkûre tevcîhâtında mansıb-ı mezkûr muvakkaten mûmâ-ileyhe tevcîh olunup müteʿahhid olduğu meblağ Hazîne-i âmire'ye teslîm etdirilmişidi. Mansıb-ı mezkûrun zamân-ı zabtı evâil-i Receb-i şerîfde olup mecî-i vakt takrîbiyle bir-iki gün mukaddemce zabt-ı mansıbı istîzân etdikde mir'ât-ı ümîdinde sûret-i müsaʿade cilveger ve zabtı günü alâ-mâcera'l-âde defterdâr efendiye rehber olup hazîneye îsâl akabinde Babıâlî'den da'vet ve kethüdâ bey tarafından ma'zûliyyeti ifâde ve başbâkî kulluğu sâbıkā mutasarrıfı olan Halîl Ağa'ya ibkā ve i'âde olundu. Devlet-i ebed-müddetde tabi'at ve isti'dâd-ı mahz ile kesb olunan merâtib erbâbına müstelzim-i envâʿ-ı fevâid ve me'ârib olup esbâb-ı ma'lûme ve berâtîl-i mektûme ile tahsîl-i menâsıba nakdîne nisâr-ı ihtimâm olanların ehliyyet ve istihkākları mütehakikü's-sübût olsa dahi semere-i mansıblarını müşâhededen âyis ve mahrum olacakları hezâr-bâr tecrübet-güzâr-ı ashâb-ı ihtiyârdır.",
          "caption": "İbkā-yi ser-gulam-bâkî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_293.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yi ser-gulam-bâkî",
          "text": "Doksandokuz tevcîhâtından tütün gümrükcüsü Mehmed Emin Ağa başbâkî kulluğu mansıbını istid'â edüp hücûm-ı zuʿafâ-yi ricâl mülâbesesiyle husûl-i matlabı müte'assir olup uhdesinde olan hidemât-ı nâfi'a ile iktifâ etmesi hususu baʿzı hayır-hâhân-ı devlet taraflarından gûş-i hûşuna ilkā olundukda beyne'n-nâs kader-i müşterek bulunan hubb-ı câh ve riyâsetden fâriğ olamayup bu dâ-i asîrü'd-devânın ilâcını şerbet-i dînâra (261-b) havâle ve mansıb-ı mezkûr tarafına tevcîh olunduğu takdirde câize-i mu'ayyeneden başka taraf-ı mîrîye yedi bin beş yüz guruş edâsını mukāvele etmekle husûl-i nef-i mîrî bâ'is-i teysîr-i mâfi'z-zamîri olup ber-vech-i muharrer sene-i mezkûre tevcîhâtında mansıb-ı mezkûr muvakkaten mûmâ-ileyhe tevcîh olunup müteʿahhid olduğu meblağ Hazîne-i âmire'ye teslîm etdirilmişidi. Mansıb-ı mezkûrun zamân-ı zabtı evâil-i Receb-i şerîfde olup mecî-i vakt takrîbiyle bir-iki gün mukaddemce zabt-ı mansıbı istîzân etdikde mir'ât-ı ümîdinde sûret-i müsaʿade cilveger ve zabtı günü alâ-mâcera'l-âde defterdâr efendiye rehber olup hazîneye îsâl akabinde Babıâlî'den da'vet ve kethüdâ bey tarafından ma'zûliyyeti ifâde ve başbâkî kulluğu sâbıkā mutasarrıfı olan Halîl Ağa'ya ibkā ve i'âde olundu. Devlet-i ebed-müddetde tabi'at ve isti'dâd-ı mahz ile kesb olunan merâtib erbâbına müstelzim-i envâʿ-ı fevâid ve me'ârib olup esbâb-ı ma'lûme ve berâtîl-i mektûme ile tahsîl-i menâsıba nakdîne nisâr-ı ihtimâm olanların ehliyyet ve istihkākları mütehakikü's-sübût olsa dahi semere-i mansıblarını müşâhededen âyis ve mahrum olacakları hezâr-bâr tecrübet-güzâr-ı ashâb-ı ihtiyârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Garb ocaklariyle Venediklü beyninde bundan akdem tekevvün eden mücâdele ve nizâʿ mahall be-mahall istimâʿ olunduğuna binâen Ülgün-Bar kapudanlarından Alî Reis nâm kimesne dahi vâkıf-ı keyfiyyet öteden berü müntehiz-i fırsat olup ol tarafda Trablus-Garb ocaklarına i'ânet etdikde Devlet-i aliyye ile el-yevm musâlaha üzere olan Venediklü'nün dahi sefînelerine îsâl-i hasâret eylemeleriyle sevâhil-i islâmiyyede levâzımını tertîb ve Antal-\nya câniblerinde Venediklü'nün tüccâr sefînelerinden birine tesadüf edüp derhâl bünyân-ı silm-i muzâfâtı tahrîb ve sefîne-i merkümeyi taʿkîb ederek ahz eylediğinden gayri derûn-ı sefînede olan emvâli nehb ü gāret ve hareket-i fazîʿası münteşir olmamak içün derûn-ı sefînede bulunan Venediklü'yü ve sefîneyi gark eylediği mesmûʿ ve müste'min tâifesinin sefînelerine eyyâm-ı muhâdenede taʿarruz vukūʿ ve bu makūle mutaʿarrızların icrâ-yı zecrleri emr-i meşrûʿ olduğuna binâen derhâl Kapudan-ı Deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa tarafından merkūmun ahz ve mukayyeden Âsitâne'ye îsâliyçün Dâmân kapudan taʿyîn ve merkūm Ali Reis Devlet-i aliyye tarafından üzerine sefîne ile bir kapudan me'mûr olduğunu hiss eyledikde pâ-fişürde-i mecâl-i sebât ve temkîn olarak firâr ve müsâʿade-i rûzgâr ile mersâ-yı Tunus'a vazʿ-ı lenger-i istikrâr ve Dâmân kapudan emr-i taʿkîbde eğerçi sarf-ı [tâb] ü tevân edüp ancak miyânelerinde olan buʿd mesâfe adem-i lühûka illet ve firârî-i mezkûre bâʿis-i selâmet olup pençe-i ukābdan halâs bulmuş saʿve-i zelîl gibi Tunus murâbıtına dâhil düşüp dehâlet ve istîmânı hasebiyle ocaklar tarafından yalnız bekā-yı nefsi şefâʿat olunmağla râkib olduğu bergandisi Dâmân kapudana teslîm ve mersâ-yı Tersâne-i âmire'ye vusûl ile lâzıme-i siyâset tetmîm olundu.",
          "caption": "Bergandi-i Alî Reis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_294.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Bergandi-i Alî Reis",
          "text": "Garb ocaklariyle Venediklü beyninde bundan akdem tekevvün eden mücâdele ve nizâʿ mahall be-mahall istimâʿ olunduğuna binâen Ülgün-Bar kapudanlarından Alî Reis nâm kimesne dahi vâkıf-ı keyfiyyet öteden berü müntehiz-i fırsat olup ol tarafda Trablus-Garb ocaklarına i'ânet etdikde Devlet-i aliyye ile el-yevm musâlaha üzere olan Venediklü'nün dahi sefînelerine îsâl-i hasâret eylemeleriyle sevâhil-i islâmiyyede levâzımını tertîb ve Antal-\nya câniblerinde Venediklü'nün tüccâr sefînelerinden birine tesadüf edüp derhâl bünyân-ı silm-i muzâfâtı tahrîb ve sefîne-i merkümeyi taʿkîb ederek ahz eylediğinden gayri derûn-ı sefînede olan emvâli nehb ü gāret ve hareket-i fazîʿası münteşir olmamak içün derûn-ı sefînede bulunan Venediklü'yü ve sefîneyi gark eylediği mesmûʿ ve müste'min tâifesinin sefînelerine eyyâm-ı muhâdenede taʿarruz vukūʿ ve bu makūle mutaʿarrızların icrâ-yı zecrleri emr-i meşrûʿ olduğuna binâen derhâl Kapudan-ı Deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa tarafından merkūmun ahz ve mukayyeden Âsitâne'ye îsâliyçün Dâmân kapudan taʿyîn ve merkūm Ali Reis Devlet-i aliyye tarafından üzerine sefîne ile bir kapudan me'mûr olduğunu hiss eyledikde pâ-fişürde-i mecâl-i sebât ve temkîn olarak firâr ve müsâʿade-i rûzgâr ile mersâ-yı Tunus'a vazʿ-ı lenger-i istikrâr ve Dâmân kapudan emr-i taʿkîbde eğerçi sarf-ı [tâb] ü tevân edüp ancak miyânelerinde olan buʿd mesâfe adem-i lühûka illet ve firârî-i mezkûre bâʿis-i selâmet olup pençe-i ukābdan halâs bulmuş saʿve-i zelîl gibi Tunus murâbıtına dâhil düşüp dehâlet ve istîmânı hasebiyle ocaklar tarafından yalnız bekā-yı nefsi şefâʿat olunmağla râkib olduğu bergandisi Dâmân kapudana teslîm ve mersâ-yı Tersâne-i âmire'ye vusûl ile lâzıme-i siyâset tetmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Gelibolu'ya nefy ü iclâ olunan hekîm-başı sâbık Hayrullah Efendi mahall-i mezkûrda ber-vech-i sükûnet ikāmet etmeyüp hilâf-ı rızâ baʿzı harekete ictirâ etdiği mesmûʿ olmakdan nâşî bilâd-ı baʿîdeye tağrîbi iktizâ ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince (262-a) mûmâ-ileyh Tâif'e iclâ ve mevâlî ve kuzâta kapu kethüdâlık takrîbi ile duhûl edüp muhrib-i bilâd ve bâʿis-i zulm ü fesâd olan Kāsım Efendi dahi Cidde'ye bi-tarîki'n-nefy isrâ olundu. Hekîm-başı-i sâbıkın Tâif'e tebʿîd olunması evânında âb-ı çeşm-i fukarâ ve âh u enîn-i zuʿafâ ile ictimâʿ eden mâldan mebnî hânesinin muhterik olması isâbet-i ayni'l-kemâle mahmûl ve bâ-husûs kırk sene müddet zarfında kesb ve tahsîli resm-i âdî olan merâtib-i ilmiyyeyi tafarât-ı nizâmiyye ile bilâ-mâniʿ ve âik katʿ etmesi fukarâ-yı tarîkin inkisârına ve bu makūle nevâib-i kevniye ve varatât-ı zamâniyyeye giriftâr olmasına sebeb gayr-i mechûl olduğundan gayri çârtāk-ı iltifât-ı mülûkâneden sâkıt olanların bi-takdîri'l-lâhi teʿâlâ umûrları yevmen fe-yevmen ber-aks ve tâliʿ-i mesʿûdları nahs olageldiği dahi mücerrebân-ı ahvâl-i rûzgâra azhar mine'ş-şemsdir.",
          "caption": "Nefy-i ser-etibbâ-yı sâbık be-Tâif ve Kāsım Efendi be-Cidde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_295.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i ser-etibbâ-yı sâbık be-Tâif ve Kāsım Efendi be-Cidde",
          "text": "Bundan akdem Gelibolu'ya nefy ü iclâ olunan hekîm-başı sâbık Hayrullah Efendi mahall-i mezkûrda ber-vech-i sükûnet ikāmet etmeyüp hilâf-ı rızâ baʿzı harekete ictirâ etdiği mesmûʿ olmakdan nâşî bilâd-ı baʿîdeye tağrîbi iktizâ ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcibince (262-a) mûmâ-ileyh Tâif'e iclâ ve mevâlî ve kuzâta kapu kethüdâlık takrîbi ile duhûl edüp muhrib-i bilâd ve bâʿis-i zulm ü fesâd olan Kāsım Efendi dahi Cidde'ye bi-tarîki'n-nefy isrâ olundu. Hekîm-başı-i sâbıkın Tâif'e tebʿîd olunması evânında âb-ı çeşm-i fukarâ ve âh u enîn-i zuʿafâ ile ictimâʿ eden mâldan mebnî hânesinin muhterik olması isâbet-i ayni'l-kemâle mahmûl ve bâ-husûs kırk sene müddet zarfında kesb ve tahsîli resm-i âdî olan merâtib-i ilmiyyeyi tafarât-ı nizâmiyye ile bilâ-mâniʿ ve âik katʿ etmesi fukarâ-yı tarîkin inkisârına ve bu makūle nevâib-i kevniye ve varatât-ı zamâniyyeye giriftâr olmasına sebeb gayr-i mechûl olduğundan gayri çârtāk-ı iltifât-ı mülûkâneden sâkıt olanların bi-takdîri'l-lâhi teʿâlâ umûrları yevmen fe-yevmen ber-aks ve tâliʿ-i mesʿûdları nahs olageldiği dahi mücerrebân-ı ahvâl-i rûzgâra azhar mine'ş-şemsdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Recebin onbirinci isneyn gecesi Galata'da harîk zuhûr edüp itfâsıyçün bilcümle ocaklu tahaşşüd ve mahall be-mahall tulumbalar ile teskîn-i nâre takayyüd eyledikleri esnâda sadrıazam hazretleri kemâl-i gayret ve ikdâmlarından nâşî âteşe karîb bir hâne-i mütezelzilü'l-erkânın tabaka-i ulyâsına suʿûd ve her şahsa bezl-i nukūd-ı nâ-maʿdûd eyler iken izdihâm-ı nâse adem-i tahammül ile hâne-i mezkûre münhedim ve tabaka-i süfelâsında bulunan vâfir kimesne mecrûh ve münʿadim olduğundan başka sadrıazam hazretlerinin dahi mahall-i mezkûrdan suḳūtları vücûd-ı âsafânelerine hadşe-resân olup baʿzı uzûvları âzürde ve vikāye-i hayrü'l-hâfızîn ile zarar-ı (262-b) küllîden mahfûz ve âsûde oldular. Bostancı-başı dahi bu musîbetden hisse-yâb ve renciş-i vücûd ile dil-teng-i ıztırâb olup âteş-i cevvâle dahi üç sâʿat kadar mümtedd oldukdan sonra mededkârî-i reşâşe-i sehâb-ı fazl-ı Bârî ile muntafî ve sâkin ve ol-havâlide bulunan fukarâ ve zuʿafâ bu beliyye-i sâriyeden sâlim ve amîn oldular.",
          "caption": "Zuhûr-ı harîk der-Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_296.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı harîk der-Galata",
          "text": "İşbu şehr-i Recebin onbirinci isneyn gecesi Galata'da harîk zuhûr edüp itfâsıyçün bilcümle ocaklu tahaşşüd ve mahall be-mahall tulumbalar ile teskîn-i nâre takayyüd eyledikleri esnâda sadrıazam hazretleri kemâl-i gayret ve ikdâmlarından nâşî âteşe karîb bir hâne-i mütezelzilü'l-erkânın tabaka-i ulyâsına suʿûd ve her şahsa bezl-i nukūd-ı nâ-maʿdûd eyler iken izdihâm-ı nâse adem-i tahammül ile hâne-i mezkûre münhedim ve tabaka-i süfelâsında bulunan vâfir kimesne mecrûh ve münʿadim olduğundan başka sadrıazam hazretlerinin dahi mahall-i mezkûrdan suḳūtları vücûd-ı âsafânelerine hadşe-resân olup baʿzı uzûvları âzürde ve vikāye-i hayrü'l-hâfızîn ile zarar-ı (262-b) küllîden mahfûz ve âsûde oldular. Bostancı-başı dahi bu musîbetden hisse-yâb ve renciş-i vücûd ile dil-teng-i ıztırâb olup âteş-i cevvâle dahi üç sâʿat kadar mümtedd oldukdan sonra mededkârî-i reşâşe-i sehâb-ı fazl-ı Bârî ile muntafî ve sâkin ve ol-havâlide bulunan fukarâ ve zuʿafâ bu beliyye-i sâriyeden sâlim ve amîn oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topcu-başı Mehmed Ağa'nın bu defʿa vukūʿ bulan harîkde tesâmüh ve tesâhülü bedîdâr ve vakt ü zamâniyle mahall-i harîke vâsıl olmaması hakkında mûcib-i infiʿâl ve iğbirâr olduğuna binâen şehr-i mezkûrun onbirinci isneyn günü mûmâ-ileyh maʿzûl ve Dergâh-ı âlî kapucu başılarından olup beyne'n-nâs etvâr ve evzâʿı makbûl olan Genc Osman Ağa topçu-başı nasb olundu.",
          "caption": "Azl-i ser-topî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_297.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-topî",
          "text": "Topcu-başı Mehmed Ağa'nın bu defʿa vukūʿ bulan harîkde tesâmüh ve tesâhülü bedîdâr ve vakt ü zamâniyle mahall-i harîke vâsıl olmaması hakkında mûcib-i infiʿâl ve iğbirâr olduğuna binâen şehr-i mezkûrun onbirinci isneyn günü mûmâ-ileyh maʿzûl ve Dergâh-ı âlî kapucu başılarından olup beyne'n-nâs etvâr ve evzâʿı makbûl olan Genc Osman Ağa topçu-başı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı şıkk-ı evvel olan Süleyman Efendi ünfüvân-ı şebâbından berü umûr-ı mâliyyede nesâr-ı nakd-i ömr eyleyerek tahsîl-i taʿayyün ve iştihâr ve bâʿis-i rû-sefîdî-i dâreyn olan salâh-ı hâl ü iffet ile mahbûb-ı kulûb-ı sıgār u kibâr olduğuna binâen bundan akdem bi-hasebi'l-kābiliyye ve'l-istiʿdâd mesned-i bülend-i defterîye isʿâd olunmuşidi. Efendi-i mûmâ-ileyh bir sene mikdârı dahl ü harc-ı Devlet-i aliyye'yi alâ-mâ-yusâʿuduhi'l-vakt idâre ve rü'yet ve beytü'l-mâl-i müslîmîni tetâvül-i eydî haveneden hifz u siyânet edüp ancak bu esnâda masârifât-ı mühimmede kesret ve kısteyn mevâcibinde noksâniyyet olup cebr-i noksân (263-a) ve izâle-i zarûret-i vakt ü zamân efkâriyle muztarib ve bu derdin çâresini bulmağa mükibb iken me-\nvâcib-i nâkısayı min-gayr-i taʿvîz tekmîl ve müzâyaka-i mîrîyeyi baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile mehmâ-emken vüsʿate tahvîl sûretini defter emîni Hasan Efendi taʿahhüd ve fi'l-hakīka efendi-i mûmâ-ileyh mukaddemâ iki defʿa dahi mesned-i defterdârîye tevessüd edüp her defʿasında birer gûne eshâm ihdâsiyle tevsîʿ-i vâridâta sebeb-i müstakil ve tanzîm etdiği eshâmdan vâfir mebâliğ husûliyle fi'l-cümle müzâyaka-i mîriyye mündefiʿ ve zâil olduğundan gayri an-asıl şiddet-i şekîme ve savlet ashâbından olup tahsîl-i mâlda mahâreti müsellem ve beyne'n-nâs debdebe ve mehâbeti ber-vech-i etemm olmağla taʿahhüdüne binâen işbu şehr-i Recebü'l-ferdin onuncu isneyn günü defterdarlık mansıbı ile sâlisen mâlik-i nisâb-ı sürûr ve münhal olan defter emâneti ile Lâlelili Mustafa Efendi hâiz-i rehîne-i hubûr oldu.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı Defterdâr-ı şıkk-ı evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_298.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı Defterdâr-ı şıkk-ı evvel",
          "text": "Defterdâr-ı şıkk-ı evvel olan Süleyman Efendi ünfüvân-ı şebâbından berü umûr-ı mâliyyede nesâr-ı nakd-i ömr eyleyerek tahsîl-i taʿayyün ve iştihâr ve bâʿis-i rû-sefîdî-i dâreyn olan salâh-ı hâl ü iffet ile mahbûb-ı kulûb-ı sıgār u kibâr olduğuna binâen bundan akdem bi-hasebi'l-kābiliyye ve'l-istiʿdâd mesned-i bülend-i defterîye isʿâd olunmuşidi. Efendi-i mûmâ-ileyh bir sene mikdârı dahl ü harc-ı Devlet-i aliyye'yi alâ-mâ-yusâʿuduhi'l-vakt idâre ve rü'yet ve beytü'l-mâl-i müslîmîni tetâvül-i eydî haveneden hifz u siyânet edüp ancak bu esnâda masârifât-ı mühimmede kesret ve kısteyn mevâcibinde noksâniyyet olup cebr-i noksân (263-a) ve izâle-i zarûret-i vakt ü zamân efkâriyle muztarib ve bu derdin çâresini bulmağa mükibb iken me-\nvâcib-i nâkısayı min-gayr-i taʿvîz tekmîl ve müzâyaka-i mîrîyeyi baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile mehmâ-emken vüsʿate tahvîl sûretini defter emîni Hasan Efendi taʿahhüd ve fi'l-hakīka efendi-i mûmâ-ileyh mukaddemâ iki defʿa dahi mesned-i defterdârîye tevessüd edüp her defʿasında birer gûne eshâm ihdâsiyle tevsîʿ-i vâridâta sebeb-i müstakil ve tanzîm etdiği eshâmdan vâfir mebâliğ husûliyle fi'l-cümle müzâyaka-i mîriyye mündefiʿ ve zâil olduğundan gayri an-asıl şiddet-i şekîme ve savlet ashâbından olup tahsîl-i mâlda mahâreti müsellem ve beyne'n-nâs debdebe ve mehâbeti ber-vech-i etemm olmağla taʿahhüdüne binâen işbu şehr-i Recebü'l-ferdin onuncu isneyn günü defterdarlık mansıbı ile sâlisen mâlik-i nisâb-ı sürûr ve münhal olan defter emâneti ile Lâlelili Mustafa Efendi hâiz-i rehîne-i hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet ve memâlik-i mahrûsede mütemekkin olan elçiyân ve konsolosların bâ-berevât-ı aliyye maʿdûd ve muʿayyen tercümânları olup dâimâ taraflarında ikāmet ve hizmet-i lâzımelerinden gayri umûra ʿadem-i mübâşeretleri şurût-ı muʿâhededen iken bir müddetden berü reʿâyâ-yi Devlet-i aliyye'nin ağniyâ ve akviyâsından baʿzı fesâd-pîşeler elçiyân-ı düvele intisâb ve kuvvet-i mâliyye ile tercümânlık muʿâfiyetini iktisâb ve hâric-i Âsitâne'de bulunan (263-b) konsoloslar dahi o makūleleri istishâb ile umûrlarmı iltizâm ve bu mülâbese ile zikr olunan eşhâsın her biri birer mahalde ârâm ve tegallüben umûr-ı beldeyi rü'yet ile reʿâyâ-yi zaʿîfetü'l-ahvâli izrâr ve gûnâ-gûn mefsedet ve melʿanetlerin izhâr eylediklerine binâen nizâm-ı hâl-i reʿâyâ muhtel ve belki mizâc-ı mülk ü devlet muʿtel olup te'kîd-i sâbıka-i şart ile bu keyfiyyet bir râbıta-i kaviyyeye rabt olunmadığı hâlde aktâr-ı bilâd-ı islâmiyyede yevmen fe-yevmen fesâd müzdâd olacağını hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye mülâhaza ve der-yâd etmeleriyle fî-mâ-baʿd gerek Âsitâne'de ve gerek sâir memâlik-i pâdişâhîde âsûde-nişîn-i emniyyet olan elçiyân ve konsolosların tercümânları umûr-ı belde ve reʿâyâya taʿarruz etmeyüp bu defʿa iʿtâ olunan mehl-i muʿayyen zarfında elçiyân ve konsolosların bulundukları mahallere gelüp hizmet-i lâzımeleriyle iştigāl ve baʿzı aʿzâr-ı vâhiye ile izhâr-ı sûret-i butûʿ ve te'ehhür eyledikleri hâlde hifze'n-li'l-nizâm te'dîb ve gûşmâl olunacakları elçilere ifâde olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr olmağla keyfiyyet-i mezkûre reîsülküttâb efendi vâsıtasiyle tefhîm olunup telâkki bi'l-kabul etdiklerinden gayri lâzım gelenlere bu mazmûnda mü'ekked mektûblar irsâl eylediler.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı tercümânân-ı düvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_299.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı tercümânân-ı düvel",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet ve memâlik-i mahrûsede mütemekkin olan elçiyân ve konsolosların bâ-berevât-ı aliyye maʿdûd ve muʿayyen tercümânları olup dâimâ taraflarında ikāmet ve hizmet-i lâzımelerinden gayri umûra ʿadem-i mübâşeretleri şurût-ı muʿâhededen iken bir müddetden berü reʿâyâ-yi Devlet-i aliyye'nin ağniyâ ve akviyâsından baʿzı fesâd-pîşeler elçiyân-ı düvele intisâb ve kuvvet-i mâliyye ile tercümânlık muʿâfiyetini iktisâb ve hâric-i Âsitâne'de bulunan (263-b) konsoloslar dahi o makūleleri istishâb ile umûrlarmı iltizâm ve bu mülâbese ile zikr olunan eşhâsın her biri birer mahalde ârâm ve tegallüben umûr-ı beldeyi rü'yet ile reʿâyâ-yi zaʿîfetü'l-ahvâli izrâr ve gûnâ-gûn mefsedet ve melʿanetlerin izhâr eylediklerine binâen nizâm-ı hâl-i reʿâyâ muhtel ve belki mizâc-ı mülk ü devlet muʿtel olup te'kîd-i sâbıka-i şart ile bu keyfiyyet bir râbıta-i kaviyyeye rabt olunmadığı hâlde aktâr-ı bilâd-ı islâmiyyede yevmen fe-yevmen fesâd müzdâd olacağını hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye mülâhaza ve der-yâd etmeleriyle fî-mâ-baʿd gerek Âsitâne'de ve gerek sâir memâlik-i pâdişâhîde âsûde-nişîn-i emniyyet olan elçiyân ve konsolosların tercümânları umûr-ı belde ve reʿâyâya taʿarruz etmeyüp bu defʿa iʿtâ olunan mehl-i muʿayyen zarfında elçiyân ve konsolosların bulundukları mahallere gelüp hizmet-i lâzımeleriyle iştigāl ve baʿzı aʿzâr-ı vâhiye ile izhâr-ı sûret-i butûʿ ve te'ehhür eyledikleri hâlde hifze'n-li'l-nizâm te'dîb ve gûşmâl olunacakları elçilere ifâde olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr olmağla keyfiyyet-i mezkûre reîsülküttâb efendi vâsıtasiyle tefhîm olunup telâkki bi'l-kabul etdiklerinden gayri lâzım gelenlere bu mazmûnda mü'ekked mektûblar irsâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiye mutasarrıfı olup bundan akdem refʿ-i livâ-i bagy ü şakā eden Mahmud Paşa etdiği kâr-ı nâ-savâbdan bu defʿa rücûʿ ve inâbet ve izhâr-ı nedâmet ve peşîmânî ile (264-a) dakk-ı halka-i bâb-ı şefâʿat etmekle kabûl etdiği baʿzı şurût ile cerâ'im-i sâbıkası afv olunup kemâkân İskenderiye sancağı mûmâ-ileyhe ve Ohri sancağı Ahmed Paşa'ya ve Delvine sancağı Tepedelenli Veli Paşa-zâde Ahmed Paşa'ya işbu şehr-i Recebü'l-ferdin beşinci çarşamba günü tevcîh olunup gā'ile-i mezkûre ber-taraf ve bu âteşin iştiʿâline sebeb olan kimse ise sehm-i taʿn ve levme hedef oldu.",
          "caption": "Afv-ı cürm-i mutasarrıf-ı İskenderiye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_300.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Afv-ı cürm-i mutasarrıf-ı İskenderiye",
          "text": "İskenderiye mutasarrıfı olup bundan akdem refʿ-i livâ-i bagy ü şakā eden Mahmud Paşa etdiği kâr-ı nâ-savâbdan bu defʿa rücûʿ ve inâbet ve izhâr-ı nedâmet ve peşîmânî ile (264-a) dakk-ı halka-i bâb-ı şefâʿat etmekle kabûl etdiği baʿzı şurût ile cerâ'im-i sâbıkası afv olunup kemâkân İskenderiye sancağı mûmâ-ileyhe ve Ohri sancağı Ahmed Paşa'ya ve Delvine sancağı Tepedelenli Veli Paşa-zâde Ahmed Paşa'ya işbu şehr-i Recebü'l-ferdin beşinci çarşamba günü tevcîh olunup gā'ile-i mezkûre ber-taraf ve bu âteşin iştiʿâline sebeb olan kimse ise sehm-i taʿn ve levme hedef oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ-ileyhe zikr olunan Çirmen sancağı mukaddemâ nân-pâre mukābili ihsân olunup bir müddetden sonra yedinden nezʿ ve ber-vech-i mansıb-ı âhara tevcîh ve refʿ olunmuşidi. Mîr-i mûmâ-ileyhin fi'l-asıl îrâd-ı tabîʿîsi olmayup medâr-ı maʿâşı dahi refʿ olunduğundan fakr u fâkeye mübtelâ ve birkaç defʿa rikâb-ı kâm-yâb-ı mülûkâneye bâ-arz-ı hâl bess-i şekvâ etmekle hizmet-i sâbıkasına hürmet ve hâl-i perîşânına merhamet zımnında şehr-i mezkûrun onaltıncı pazar günü Çirmen sancağı ber-vech-i te'yîd mûmâ-ileyhe tevcîh ve ihsân olunup mutasarrıf-ı sâbıkı olan Muhtar Paşa-zâde Mehmed Paşa'ya Üsküb ve bir gün sonra Uzun Abdullah Paşa-zâde Abdullah Paşa'ya Kırşehri tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i livâ-i Çirmen be-Mîr Şemseddîn ber-vech-i te'yîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_301.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i livâ-i Çirmen be-Mîr Şemseddîn ber-vech-i te'yîd",
          "text": "Mîr-i mûmâ-ileyhe zikr olunan Çirmen sancağı mukaddemâ nân-pâre mukābili ihsân olunup bir müddetden sonra yedinden nezʿ ve ber-vech-i mansıb-ı âhara tevcîh ve refʿ olunmuşidi. Mîr-i mûmâ-ileyhin fi'l-asıl îrâd-ı tabîʿîsi olmayup medâr-ı maʿâşı dahi refʿ olunduğundan fakr u fâkeye mübtelâ ve birkaç defʿa rikâb-ı kâm-yâb-ı mülûkâneye bâ-arz-ı hâl bess-i şekvâ etmekle hizmet-i sâbıkasına hürmet ve hâl-i perîşânına merhamet zımnında şehr-i mezkûrun onaltıncı pazar günü Çirmen sancağı ber-vech-i te'yîd mûmâ-ileyhe tevcîh ve ihsân olunup mutasarrıf-ı sâbıkı olan Muhtar Paşa-zâde Mehmed Paşa'ya Üsküb ve bir gün sonra Uzun Abdullah Paşa-zâde Abdullah Paşa'ya Kırşehri tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından olup Tophâne ve Midilli nâzırı olan Süleyman Ağa'nın Midilli'de olan vekîli kefereye revgan-ı zeyt fürûhtiyle ithâm olunduğuna binâen kendüsü bizzât cezîre-i Midilli'ye azîmet ve nezârete dâir olan umûru rü'yet etmek irâdeleriyle şehr-i mezkûrun onaltıncı pazar günü Tophâne nezâretinden azl olunup ber-vech-i muharrer Midilli cezîresine taʿyîn ve sâbıkā Galata voyvodası Elhâc Mustafa Ağa mûmâ-ileyhe câ-nişîn oldu. Midilli nâzırı mûmâ-ileyh ile tütün gümrükcüsü Emin Ağa'nın mezreʿa-i ümîdleri bir sâkiye-i dâ'imetü'l-feyezân imdâdiyle hûşe-dâr-ı husûl olup ancak fi'l-asıl miyânelerinde nâr-ı münâfese ve münâkaşa müştaʿil ve ahad-i hümâ âharın füzûn-ı kadr ü iʿtibârına münfaʿil olup binâberîn gümrük-i duhân ile mâniʿatü'l-cemʿ hisbân olununan baş-bâkī kulluğu mansıbı\nbu defʿa Emîn Ağa'dan refʿ olundukda Süleymân Ağa kemâl-i inbisâtından terâne-sâz-ı sürûr ve destede-i tarab u hubûr olup bu şemâtet-i nâ-bercâ Emîn Ağa'ya münʿakis oldukda azlinden ziyâde dil-teng-i elem ve sîne-kûb-ı derd ü gamm olmuşidi. Zamân-ı yesîrde ağa-yı mûmâ-ileyhin tecerrüʿ-i zehrâbe-i azl ile telh-kâm ve müstakillen Midilli cezîresine mıkzâf-ı cünbân-ı iʿtizâm olması izhâr etdiği şemâtetin cezâsıdır.",
          "caption": "Azl-i nâzır-ı Tophâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_302.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i nâzır-ı Tophâne",
          "text": "Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından olup Tophâne ve Midilli nâzırı olan Süleyman Ağa'nın Midilli'de olan vekîli kefereye revgan-ı zeyt fürûhtiyle ithâm olunduğuna binâen kendüsü bizzât cezîre-i Midilli'ye azîmet ve nezârete dâir olan umûru rü'yet etmek irâdeleriyle şehr-i mezkûrun onaltıncı pazar günü Tophâne nezâretinden azl olunup ber-vech-i muharrer Midilli cezîresine taʿyîn ve sâbıkā Galata voyvodası Elhâc Mustafa Ağa mûmâ-ileyhe câ-nişîn oldu. Midilli nâzırı mûmâ-ileyh ile tütün gümrükcüsü Emin Ağa'nın mezreʿa-i ümîdleri bir sâkiye-i dâ'imetü'l-feyezân imdâdiyle hûşe-dâr-ı husûl olup ancak fi'l-asıl miyânelerinde nâr-ı münâfese ve münâkaşa müştaʿil ve ahad-i hümâ âharın füzûn-ı kadr ü iʿtibârına münfaʿil olup binâberîn gümrük-i duhân ile mâniʿatü'l-cemʿ hisbân olununan baş-bâkī kulluğu mansıbı\nbu defʿa Emîn Ağa'dan refʿ olundukda Süleymân Ağa kemâl-i inbisâtından terâne-sâz-ı sürûr ve destede-i tarab u hubûr olup bu şemâtet-i nâ-bercâ Emîn Ağa'ya münʿakis oldukda azlinden ziyâde dil-teng-i elem ve sîne-kûb-ı derd ü gamm olmuşidi. Zamân-ı yesîrde ağa-yı mûmâ-ileyhin tecerrüʿ-i zehrâbe-i azl ile telh-kâm ve müstakillen Midilli cezîresine mıkzâf-ı cünbân-ı iʿtizâm olması izhâr etdiği şemâtetin cezâsıdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sayda beylerbeyisi olan Selîm Paşa'nın bu esnâda defîn-i genc-i mezâr olduğunu Şâm vâlîsi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa inhâ ve Hama mütesellimi diğer Selîm Ağa'ya bâ-rütbe-i mîrimîrânî (264-b) Sayda Eyâletinin tevcîh olunması istidʿâ etmekle ber-muktezâ-yı vakt ü hâl müşârün-ileyhin ricâsı hayyiz-i müsâʿadeye îsâl ve işbu şehr-i Recebül-ferdin yirmiikinci sebt günü mûmâ-ileyhe Sayda eyâleti bâ-rütbe-i mîrimîrânî tevcîh olunup ısdâr-ı misâl-i lâzımü'l-imtisâl olundu.",
          "caption": "Fevt-i mîrimîrân-ı Sayda",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_303.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i mîrimîrân-ı Sayda",
          "text": "Sayda beylerbeyisi olan Selîm Paşa'nın bu esnâda defîn-i genc-i mezâr olduğunu Şâm vâlîsi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa inhâ ve Hama mütesellimi diğer Selîm Ağa'ya bâ-rütbe-i mîrimîrânî (264-b) Sayda Eyâletinin tevcîh olunması istidʿâ etmekle ber-muktezâ-yı vakt ü hâl müşârün-ileyhin ricâsı hayyiz-i müsâʿadeye îsâl ve işbu şehr-i Recebül-ferdin yirmiikinci sebt günü mûmâ-ileyhe Sayda eyâleti bâ-rütbe-i mîrimîrânî tevcîh olunup ısdâr-ı misâl-i lâzımü'l-imtisâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâhilsaray-ı Beşiktaş'ın baʿzı mahalleri taʿmîre muhtâc olduğuna binâen Topkapu'da müceddeden inşâ olunan kusûr-ı bî-kusûr bir müddet vücûd-ı âlem-sümûd-ı mülûkâne ile kesb-i şeref-i nâ-mahsûr etmişidi. Zikr olunan taʿmîr bu esnâda hayyiz-resân-ı hitâm ve dâʿiye-i nakl ü iʿtizâm cilve-ger-i zamîr-i pâdişâh-ı dârâ-gulâm olmağla binâberîn işbu şehr-i Recebül-müreccebin üçüncü isneyn günü sâhilsarây-ı Beşiktaş kudûm-ı meyâmin-lüzûm-ı pâdişâhî ile mahsâd-ı cenân oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_304.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "text": "Sâhilsaray-ı Beşiktaş'ın baʿzı mahalleri taʿmîre muhtâc olduğuna binâen Topkapu'da müceddeden inşâ olunan kusûr-ı bî-kusûr bir müddet vücûd-ı âlem-sümûd-ı mülûkâne ile kesb-i şeref-i nâ-mahsûr etmişidi. Zikr olunan taʿmîr bu esnâda hayyiz-resân-ı hitâm ve dâʿiye-i nakl ü iʿtizâm cilve-ger-i zamîr-i pâdişâh-ı dârâ-gulâm olmağla binâberîn işbu şehr-i Recebül-müreccebin üçüncü isneyn günü sâhilsarây-ı Beşiktaş kudûm-ı meyâmin-lüzûm-ı pâdişâhî ile mahsâd-ı cenân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Küçük Ali-oğlu'nun bundan akdem Payas kasabasından firârı ve Karbeyaz nâm mahalde karârı Daldaban-oğlu'nun sûret-i taʿahhüdü ve Haleb vâlîsi Vezîr Elhâc Mustafa Paşa'nın Payas'da ikāmet ile izhâr-ı sebât ve tecellüdü güzâreş-pezîr-i hâme-i beyân olmuşidi. Bu esnâda Şâm vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa tarafından baʿzı husûs ile Âsitâne'ye vârid olan çukadâr o havâlîden mürûr eylediğine binâen ve lede'l-istintāk Payas'da olan askerin teferrukunu ve Küçük Ali oğlu'nun gelüp ke'l-evvel Payas'da ikāmetini takrîr ve ihbâr ve derhâl bu keyfiyyet (265-a) kapudan paşa hazretlerine ifâde\nve iş'âr ve mukaddemâ Payas'a taʻyîn ve tesyîr ve ba'dehû avk u te'hîr olunan sefîneleri kemâkân techîz ve tertîb ve bir kadem akdem zikr vâlisi Vezîr Timur Paşa sâir ta'yîn olunanlar ile müttefikan Payas'a varup şâkī-i mezbûru istîsâl ve hüccâc-ı hidâyet-minhâcı semt-i selâmete îsâl etmeğe me'mûr olup takviye-i bâzâ-yı iktidârı zımnında taraf-ı sadr-ı azamîden dört bin fındık altunu matiyye-i isti'câle tahmîl ve müşârün-ileyh tarafına tesbîl olunmuşidi. Ancak bu def'a ol tarafdan vürûd eden tahrîrat ve isticlâb olunan havâdisât çukadâr-ı merkūmun verdiği haberin ba'zısını cerh ve ba'zısını te'yîd edüp tafsîli bu ki şakī-i mezkûr ile Daldaban-oğlu beyninde fi'l-asıl habl-i karâbet münberim olmakdan nâşî Payas'dan firârını ba'zı karâin-i hâliye ile rü'esâ-yı asker Daldaban-oğlu'nun ta'lîmine isnâd ve bir def'a mûmâ-ileyhin Kilis tarafından zahîresi gelür iken hilâl-i tarîkde der-kemîn-i fırsat olan âdemleri zahîrenin bir mikdârını ahz ü zabt etmiş bulunduklarından beyne'l-ecnâd âvâze-i i'ânet ve imdâd bâlâ-rev-i seb'-i şidâd olmağla bu emr-i şâyi' vâki' ve gayr-i vâki' mûmâ-ileyhin rişte-i havfını mümtedd ve bâhusûs Âsitâne-i saʿâdet'den vürûduna müterakkıb olduğu ecnâdın te'ehhürü kuvve-i vâhimesini müştedd edüp serkeşân-ı tavk-ı inkıyâd (265-b) kāideleri üzere bilâ-izn ü ruhsat Kilis cânibine avdet ve bu nâ-ber-câ hareket sâir me'mûrlara dahi sirâyet edüp ez-cümle Beylanlı Abdurrahman Paşa askerini sefînelere vaz' ile leylen firâr ve hetk-i perde-i nâmûs u âr eylediği vezîr-i müşârün-ileyhin ma'lûmu oldukda gerek mûmâ-ileyhe gerek Daldaban-oğlu'na âdemler tesyîr ve avdetleri zımnında her ne kadar temhîd-i mukaddemât etdiyse netîce-pezîr-i te'sîr olmayup nâçâr etbâ'-ı mevcûdesiyle kasaba-i Payas'ı makarr ve zimâm-ı ihtiyârını teslîm-i dest-i kazâ vü kader eyledi. Çünki vezîr-i müşârün-ileyhin başında yüz bayrakdan ziyâde asker-i muvazzaf olup zahîre tedârükünün vech-i suhûleti dahi fi'l-asıl mûmâ-ileyhimânın ve ikdâmlarına münhasır idi. Bu kerre mecma'-i askerden gaybetleri zahîrenin inkıtā'ına sebeb-i âdî ve bâkī askerin tezelzül-i ikdâmlarına bâ'is ve bâdî olup fî-mâ-ba'd tedârük-i zahîreden me'yûs ve nevmîd ve bu hâl ile ikāmet muhâlif-i re'y-i sedîd olduğunu mülâhaza birle derhal Üzeyir beyi olan İmâm Ağa'yı üç yüz piyâde ile Payas muhâfazasına taʻyîn ve lâzım gelen altı bin guruş ulûfelerini ber-vech-i pîşîn teslîm edüp istikbâl-i hac ünvâniyle Adana'ya inân-tâb-ı isti'câl olduğu tahakkuk eylediğinden Timur Paşa tarafına gönderilen meblağın istirdâdı iktizâ ve müddet-i medîdeden berü sarf-ı nükūd ve vücûdiyle tâb ü tüvânı mefküd olan Haleb vâlisi müşârün-ileyh tarafına gönderilmesi ahrâ görülüp der akab bu iki (266-a) maslahatın tanzîmi içün Âsitâne'den ihrâc-ı berîd ve bir sevb-i semmûr zikr olunan atāyāya izâfe kılınarak ol havâlinin tasfiyesi ve hüccâc-ı bâ-ibtihâcın se-\nlâmetle imrâr olunmaları hususu tenbîh ve te'kîd olunduğundan gayri mukaddemâ Uzun İbrahim Paşa'ya tasmîm olunan Üzeyir ve Kurd-kulağı ve Payas muhâfazası el-yevm Adana mütesellimi olan Abdullah Bey'e bâ-rütbe-i mîrimîrânî tevcîh olundu. Sâniha: Daldaban-oğlu'nun ve Beylanlı Abdurrahman Paşa'nın sâbıka-i hâlleri zâhir ve an-asıl Devlet-i aliyye'ye itāʿatleri an-samîmü'l-kalb olmadığından gûn be-gûn muhâfaza-i nefs ile iştigālleri meşhûr ve mütevâtir olup binâen-alâ-zâlik bu defʿa Küçük Ali-oğlu'nun gāilesi ber-taraf oldukdan sonra nevbet kendülere gelmek mülâhazalarını der-yâd ve mecmaʿ ecnâddan bir takrîb müfârakat ve infirâd ile lâne-i tāir-i fesâd olan vilâyetlerine bâl-efşân-ı istiʿcâl olmağı bakā-yi nefslerine akvâ-yi vesîle add eylediklerinden birisi berren birisi bahren firâr ile tahkīk-i madde-i adem-i inkıyâd eylediler.",
          "caption": "Vak'a-i Payas ve ihsân-ı rütbe-i Mîrimîrânî be-mütesellim-i Adana",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_305.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i Payas ve ihsân-ı rütbe-i Mîrimîrânî be-mütesellim-i Adana",
          "text": "Küçük Ali-oğlu'nun bundan akdem Payas kasabasından firârı ve Karbeyaz nâm mahalde karârı Daldaban-oğlu'nun sûret-i taʿahhüdü ve Haleb vâlîsi Vezîr Elhâc Mustafa Paşa'nın Payas'da ikāmet ile izhâr-ı sebât ve tecellüdü güzâreş-pezîr-i hâme-i beyân olmuşidi. Bu esnâda Şâm vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa tarafından baʿzı husûs ile Âsitâne'ye vârid olan çukadâr o havâlîden mürûr eylediğine binâen ve lede'l-istintāk Payas'da olan askerin teferrukunu ve Küçük Ali oğlu'nun gelüp ke'l-evvel Payas'da ikāmetini takrîr ve ihbâr ve derhâl bu keyfiyyet (265-a) kapudan paşa hazretlerine ifâde\nve iş'âr ve mukaddemâ Payas'a taʻyîn ve tesyîr ve ba'dehû avk u te'hîr olunan sefîneleri kemâkân techîz ve tertîb ve bir kadem akdem zikr vâlisi Vezîr Timur Paşa sâir ta'yîn olunanlar ile müttefikan Payas'a varup şâkī-i mezbûru istîsâl ve hüccâc-ı hidâyet-minhâcı semt-i selâmete îsâl etmeğe me'mûr olup takviye-i bâzâ-yı iktidârı zımnında taraf-ı sadr-ı azamîden dört bin fındık altunu matiyye-i isti'câle tahmîl ve müşârün-ileyh tarafına tesbîl olunmuşidi. Ancak bu def'a ol tarafdan vürûd eden tahrîrat ve isticlâb olunan havâdisât çukadâr-ı merkūmun verdiği haberin ba'zısını cerh ve ba'zısını te'yîd edüp tafsîli bu ki şakī-i mezkûr ile Daldaban-oğlu beyninde fi'l-asıl habl-i karâbet münberim olmakdan nâşî Payas'dan firârını ba'zı karâin-i hâliye ile rü'esâ-yı asker Daldaban-oğlu'nun ta'lîmine isnâd ve bir def'a mûmâ-ileyhin Kilis tarafından zahîresi gelür iken hilâl-i tarîkde der-kemîn-i fırsat olan âdemleri zahîrenin bir mikdârını ahz ü zabt etmiş bulunduklarından beyne'l-ecnâd âvâze-i i'ânet ve imdâd bâlâ-rev-i seb'-i şidâd olmağla bu emr-i şâyi' vâki' ve gayr-i vâki' mûmâ-ileyhin rişte-i havfını mümtedd ve bâhusûs Âsitâne-i saʿâdet'den vürûduna müterakkıb olduğu ecnâdın te'ehhürü kuvve-i vâhimesini müştedd edüp serkeşân-ı tavk-ı inkıyâd (265-b) kāideleri üzere bilâ-izn ü ruhsat Kilis cânibine avdet ve bu nâ-ber-câ hareket sâir me'mûrlara dahi sirâyet edüp ez-cümle Beylanlı Abdurrahman Paşa askerini sefînelere vaz' ile leylen firâr ve hetk-i perde-i nâmûs u âr eylediği vezîr-i müşârün-ileyhin ma'lûmu oldukda gerek mûmâ-ileyhe gerek Daldaban-oğlu'na âdemler tesyîr ve avdetleri zımnında her ne kadar temhîd-i mukaddemât etdiyse netîce-pezîr-i te'sîr olmayup nâçâr etbâ'-ı mevcûdesiyle kasaba-i Payas'ı makarr ve zimâm-ı ihtiyârını teslîm-i dest-i kazâ vü kader eyledi. Çünki vezîr-i müşârün-ileyhin başında yüz bayrakdan ziyâde asker-i muvazzaf olup zahîre tedârükünün vech-i suhûleti dahi fi'l-asıl mûmâ-ileyhimânın ve ikdâmlarına münhasır idi. Bu kerre mecma'-i askerden gaybetleri zahîrenin inkıtā'ına sebeb-i âdî ve bâkī askerin tezelzül-i ikdâmlarına bâ'is ve bâdî olup fî-mâ-ba'd tedârük-i zahîreden me'yûs ve nevmîd ve bu hâl ile ikāmet muhâlif-i re'y-i sedîd olduğunu mülâhaza birle derhal Üzeyir beyi olan İmâm Ağa'yı üç yüz piyâde ile Payas muhâfazasına taʻyîn ve lâzım gelen altı bin guruş ulûfelerini ber-vech-i pîşîn teslîm edüp istikbâl-i hac ünvâniyle Adana'ya inân-tâb-ı isti'câl olduğu tahakkuk eylediğinden Timur Paşa tarafına gönderilen meblağın istirdâdı iktizâ ve müddet-i medîdeden berü sarf-ı nükūd ve vücûdiyle tâb ü tüvânı mefküd olan Haleb vâlisi müşârün-ileyh tarafına gönderilmesi ahrâ görülüp der akab bu iki (266-a) maslahatın tanzîmi içün Âsitâne'den ihrâc-ı berîd ve bir sevb-i semmûr zikr olunan atāyāya izâfe kılınarak ol havâlinin tasfiyesi ve hüccâc-ı bâ-ibtihâcın se-\nlâmetle imrâr olunmaları hususu tenbîh ve te'kîd olunduğundan gayri mukaddemâ Uzun İbrahim Paşa'ya tasmîm olunan Üzeyir ve Kurd-kulağı ve Payas muhâfazası el-yevm Adana mütesellimi olan Abdullah Bey'e bâ-rütbe-i mîrimîrânî tevcîh olundu. Sâniha: Daldaban-oğlu'nun ve Beylanlı Abdurrahman Paşa'nın sâbıka-i hâlleri zâhir ve an-asıl Devlet-i aliyye'ye itāʿatleri an-samîmü'l-kalb olmadığından gûn be-gûn muhâfaza-i nefs ile iştigālleri meşhûr ve mütevâtir olup binâen-alâ-zâlik bu defʿa Küçük Ali-oğlu'nun gāilesi ber-taraf oldukdan sonra nevbet kendülere gelmek mülâhazalarını der-yâd ve mecmaʿ ecnâddan bir takrîb müfârakat ve infirâd ile lâne-i tāir-i fesâd olan vilâyetlerine bâl-efşân-ı istiʿcâl olmağı bakā-yi nefslerine akvâ-yi vesîle add eylediklerinden birisi berren birisi bahren firâr ile tahkīk-i madde-i adem-i inkıyâd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ulemâ-yi kirâm kesserehüm Allah ilâ yevmü'l-kıyâm hazerâtına nev-be-nev ikrâm-ı şân-ı ilm-i şerîfi ifhâm kabîlinden olduğuna binâen işbu şehr-i Şaʿbanın gurresinden iʿtibâr ile sâbıkā Bursa kādısı Müftî-zâde Abdullah Efendi'ye müddet-i medîdeden berü Âsitâne-i saʿâdet'de ders ve ifâde ile meşgûl olan zevâtdan sâbıkā Üsküdar (266-b) kadısı Köprülü Halîl Efendi'ye şehr-i mezkûrun onuncu gününden ve sâbıkā havâss-ı refîʿa kadısı Hamîdî-zâde Mustafa Efendi'ye yirminci gününden ve sâbıkā Yenişehir-Fener kadısı Müftî-zâde Esseyyid Mehmed Efendi'ye gurre-i Ramazan iʿtibâriyle Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân olundu.",
          "caption": "İhsân-ı pâyeha be-mevâlî-i izâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_306.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyeha be-mevâlî-i izâm",
          "text": "Ulemâ-yi kirâm kesserehüm Allah ilâ yevmü'l-kıyâm hazerâtına nev-be-nev ikrâm-ı şân-ı ilm-i şerîfi ifhâm kabîlinden olduğuna binâen işbu şehr-i Şaʿbanın gurresinden iʿtibâr ile sâbıkā Bursa kādısı Müftî-zâde Abdullah Efendi'ye müddet-i medîdeden berü Âsitâne-i saʿâdet'de ders ve ifâde ile meşgûl olan zevâtdan sâbıkā Üsküdar (266-b) kadısı Köprülü Halîl Efendi'ye şehr-i mezkûrun onuncu gününden ve sâbıkā havâss-ı refîʿa kadısı Hamîdî-zâde Mustafa Efendi'ye yirminci gününden ve sâbıkā Yenişehir-Fener kadısı Müftî-zâde Esseyyid Mehmed Efendi'ye gurre-i Ramazan iʿtibâriyle Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli ve Anadolu'da vâkiʿ olan kısmet-i askeriyye sadreyn-i muhteremeyn hazerâtına müfavvaz ve kısmet-i mezkûre müşârün-ileyhimâ taraflarından cânibeynde vâkiʿ mevâlî ve hükkâma bedel-i mefrûz ve mukadder ile ihâle ve baʿzen cesîm kısmetler vukūʿunda mahsûs muharrer gönderdikleri dahi mesbûkü'l-misl olup binâen-alâ-zâlik bundan akdem kuds-i şerîfde hâlik olan neccâr Kosti nâm zımmînin temhîr eylediği gibi Kuzguncuk'da olan hânesini dahi sadr-ı Anadolu temhîr eyledikde Üsküdar kadısı Kebîrî-zâde izhâr-ı tayş ü hiffet edüp mührü fekk ve me'mûrları tard eylediğinden müşârün-ileyhe kısmeti tefrîk ve bâ-işâret-i aliyye Üsküdar'a kassâm nasb etdirmekle icrâ-yi lâzıme-i terhîb ve tazyîk etmişidi. Efendi-i mûmâ-ileyh\nmüktesebi olan hakārete tahammül edemeyüp mahkemenin der ü dervâzesin sedd ve ashâb-ı daʿvâyı ünf ü nahvetle redd eylediği sâmiʿa-i evliyâ-yı devleti karʿ etmekle azl ü nefyine eğerçi karar verilüp ancak sinîn-i çendinden berü nigeh-endâz-ı tahassür ve iştiyâk olduğu mansıbın nemâsından hırmânı revâ görülmeyüp mansıbı niyâbete zabt ve hâsılâtı tarafına verilmek üzere şehr-i mezkûrun beşinci cumʿa günü Bursa'ya nefy ile te'dîb olundu. (267-a)",
          "caption": "Nefy-i Kādı-i Üsküdar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_307.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Kādı-i Üsküdar",
          "text": "Rumeli ve Anadolu'da vâkiʿ olan kısmet-i askeriyye sadreyn-i muhteremeyn hazerâtına müfavvaz ve kısmet-i mezkûre müşârün-ileyhimâ taraflarından cânibeynde vâkiʿ mevâlî ve hükkâma bedel-i mefrûz ve mukadder ile ihâle ve baʿzen cesîm kısmetler vukūʿunda mahsûs muharrer gönderdikleri dahi mesbûkü'l-misl olup binâen-alâ-zâlik bundan akdem kuds-i şerîfde hâlik olan neccâr Kosti nâm zımmînin temhîr eylediği gibi Kuzguncuk'da olan hânesini dahi sadr-ı Anadolu temhîr eyledikde Üsküdar kadısı Kebîrî-zâde izhâr-ı tayş ü hiffet edüp mührü fekk ve me'mûrları tard eylediğinden müşârün-ileyhe kısmeti tefrîk ve bâ-işâret-i aliyye Üsküdar'a kassâm nasb etdirmekle icrâ-yi lâzıme-i terhîb ve tazyîk etmişidi. Efendi-i mûmâ-ileyh\nmüktesebi olan hakārete tahammül edemeyüp mahkemenin der ü dervâzesin sedd ve ashâb-ı daʿvâyı ünf ü nahvetle redd eylediği sâmiʿa-i evliyâ-yı devleti karʿ etmekle azl ü nefyine eğerçi karar verilüp ancak sinîn-i çendinden berü nigeh-endâz-ı tahassür ve iştiyâk olduğu mansıbın nemâsından hırmânı revâ görülmeyüp mansıbı niyâbete zabt ve hâsılâtı tarafına verilmek üzere şehr-i mezkûrun beşinci cumʿa günü Bursa'ya nefy ile te'dîb olundu. (267-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ-ileyh an-asıl zümre-i kuzâtdan olup Karinâbâd'dan mutavattın ve refâhiyyet-i hâl ile beyne'l-ahâlî müteʿayyin iken hubb-ı câh belâsıyla tağyîr-i terîke meyl ü rağbet ve bu ümniyyenin husûlünü mevkūf-ı vakt-i fırsat etmişidi. Silistre muhârebesi akabinde Balya boğazının tez elden muhâfazası lüzûmunu hiss etdiğine binâen ikiyüz elli nefer piyâde ile emr-i muhâfazaya şitâb ve cânib-i mîrîye yirmi kese teslîm edeceğini işrâb ve mukābelede bilfiʿil kapucu başılık ile kâmyâb olmasını istidʿâ ve Baht Giray Sultanı dahi dâmen-gîr-i şefâʿat ve ilticâ etmekle asker ve cihet-i diğer ile husûl-i nefʿ-i mükerrer mukarrer olduğuna binâen mûmâ-ileyhe kapucu başılık ihsân olunup müteʿahhid olduğu askeri Karinâbâd kazâsından taleb ile ahâliyi hân nâ hâh bedel iʿtâsına mecbûr ve kendi biʿn-nefs hânesinde ikāmet ile tertîb-i esbâb-ı râhat ve huzûr edüp bir müddetden sonra Aydos ve ol havâlîden dakīk mübâyaʿasına me'mûr olmağla cemʿ etdiği dakīki der-anbar etdikden sonra naklini istîzân ve nakl olunmadığı sûretde kesb-i merâret ile ekle salâhiyyeti olmayacağını beyân edüp tarafına haber-i şâfî varmadığından umûrunda mütelâşî ve havf-ı gazab-ı pâdişâhîden mütehâşî olmuşidi. Nâçâr bir defʿa hakīkat-i hâli ihbâr eyledikde dakīk-i mezkûr peksimed tabh olunmak irâde ve tûl-i zamân ile merâret ve sevâd kesb etdiğinden peksimed tabhına dahi el-vermeyeceğini ifâde etdikde ihzârına mübâşir taʿyîn olunup Âsitâne-i saʿâdet'e geldikde arz-ı merâma gereği gibi kudret-yâb olamayup eceli dahi hulûl etmiş bulunmağla işbu şehr-i mezkûrun onaltıncı perşembe günün saray meydânında alâ-mele'i-n-nâs cezâsı tertîb ve binâ-yı nâ-üstüvâr-ı ömrü tîşe-i kazâ ile tahrîb olundu. (267-b)",
          "caption": "Katl-i Abdülgaffar Ağa mübâyaʿacı-i Aydos",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_308.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Abdülgaffar Ağa mübâyaʿacı-i Aydos",
          "text": "Mûmâ-ileyh an-asıl zümre-i kuzâtdan olup Karinâbâd'dan mutavattın ve refâhiyyet-i hâl ile beyne'l-ahâlî müteʿayyin iken hubb-ı câh belâsıyla tağyîr-i terîke meyl ü rağbet ve bu ümniyyenin husûlünü mevkūf-ı vakt-i fırsat etmişidi. Silistre muhârebesi akabinde Balya boğazının tez elden muhâfazası lüzûmunu hiss etdiğine binâen ikiyüz elli nefer piyâde ile emr-i muhâfazaya şitâb ve cânib-i mîrîye yirmi kese teslîm edeceğini işrâb ve mukābelede bilfiʿil kapucu başılık ile kâmyâb olmasını istidʿâ ve Baht Giray Sultanı dahi dâmen-gîr-i şefâʿat ve ilticâ etmekle asker ve cihet-i diğer ile husûl-i nefʿ-i mükerrer mukarrer olduğuna binâen mûmâ-ileyhe kapucu başılık ihsân olunup müteʿahhid olduğu askeri Karinâbâd kazâsından taleb ile ahâliyi hân nâ hâh bedel iʿtâsına mecbûr ve kendi biʿn-nefs hânesinde ikāmet ile tertîb-i esbâb-ı râhat ve huzûr edüp bir müddetden sonra Aydos ve ol havâlîden dakīk mübâyaʿasına me'mûr olmağla cemʿ etdiği dakīki der-anbar etdikden sonra naklini istîzân ve nakl olunmadığı sûretde kesb-i merâret ile ekle salâhiyyeti olmayacağını beyân edüp tarafına haber-i şâfî varmadığından umûrunda mütelâşî ve havf-ı gazab-ı pâdişâhîden mütehâşî olmuşidi. Nâçâr bir defʿa hakīkat-i hâli ihbâr eyledikde dakīk-i mezkûr peksimed tabh olunmak irâde ve tûl-i zamân ile merâret ve sevâd kesb etdiğinden peksimed tabhına dahi el-vermeyeceğini ifâde etdikde ihzârına mübâşir taʿyîn olunup Âsitâne-i saʿâdet'e geldikde arz-ı merâma gereği gibi kudret-yâb olamayup eceli dahi hulûl etmiş bulunmağla işbu şehr-i mezkûrun onaltıncı perşembe günün saray meydânında alâ-mele'i-n-nâs cezâsı tertîb ve binâ-yı nâ-üstüvâr-ı ömrü tîşe-i kazâ ile tahrîb olundu. (267-b)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haleb muhassıllığı öteden berü ummâl-i emvâle mahsûs olan menâ-\nsıbın güzîdelerinden olduğuna binâen kırk-elli sene mukaddem ba'zı müteʿayyin ve mâldâr kimesneler arz-ı ubûdiyyet-i bisyâr ve bezl-i dînâr-ı bî-şumâr ile muhassıllık-ı mezkûru tahsîl ve az zamânda vâfir mâl cemʿ ve te'sîl eylediklerinden gayri her biri istiʿdâdât-ı zâtiyyelerine göre esbâb-ı ihtişâmlarını tekmîl ve giderek bu keyfiyyet baʿzısını vezârete ve baʿzısını mîrimîrânlığa takarrüb ve te'ehhül ve vüzerâdan Osman Paşa ve İsmail Paşa ve mîrimîrândan Ahmed Paşa muhassıllıkdan sâhib-i tuğ ve alem ve şöhret ü şânları beyne'l-ümem kenâr-ı aʿlâ-alem olmuşidi. Muhassıllık-ı mezkûr bir müddet mürûrundan sonra asrın bî-insâf nakd-gîrleri vâsıtalarıyla \"beyʿu men yezîd ve hel min mezîd\" kalıblarına ifrâğ olunup giderek nakd-i mağşûş gibi revâcdan muʿattal ve ashâb-ı kadr u iʿtibâr nazarlarında köhne takvîm misillü mensûhü'l-hükm ve'l-amel olup ağniyâ-yi nâs taleb ve tahsîlinden müstağnî ve âbî ve ashâb-ı iflâsın baʿzıları vaʿd-i mü'eccel-i gayr-i akall ile hâhişger ve tâlibi olduklarından bi'z-zarûre sınıf-ı âhir nâ'il-i maksad-ı mâ-fî'z-zamîr olurlar idi. Zikr olunan kavm-i müstahakü'l-levm müteʿahhid oldukları bertîl ve rüşveti serîʿü'l-husûl ve nakd hükmünde olan mâlı gümrükden edâ ve fazlasını baʿzı müstelezzât-ı arziyye ve müşteheyât-ı nefsiyyeye defʿ ile sâir emvâl-i mîriyyeyi bakāyâ nâmiyle terk ve ibkā ve bu hayâl-i bed-me'âl mukaddeme-i hâlleri olan muhassılların ekseri (268a) huzûr ve râhatdan berî olup meskenleri teng-nâ-yi mahbes ve pâdâş-ı sû'-i sanîʿları düşnâm ve nefrîn-i kesrü nâ-kes olduğundan gayri taraf-ı devlet-i ebed-müddetden tahsîl-i bakāyâ ünvâniyle beher sene birkaç kapucu-başı ve istiʿcâl zemîninde müteʿaddid sadrıazam çukadarları müteʿâkiben tisyâr ve rü'yet-i masraflarıyçün câh u iʿtibârlarına nazaran vazʿ olunan yevmiyyeyi vilâyetli çeküp bu takrîb ile ahâlî-i Haleb her sene hayli masârife dûçâr ve mübâşirler dahi yevmiyye-i muʿayyeneye tamaʿan makbûzları olan mâl-i mîrîyî istirbâh ile hâsıl olan intifâʿa iğtirâren Haleb'de ikāmeti ihtiyâr ve hattâ Vanlı Selim Ağa nâmında bir kapucu başıyla yirmibeş sene mukaddem fakir Haleb'de tesâdüf etdim. Merkūm âzâde-ser-i kayd-ı çirâ vü çun ve Haleb'de te'ehhül ile bisât-ârâ-yi ârâm ü sükûn olduğundan fazla müteʿaddid evlâd ile karîrü'l-ayn ve an-asıl Âsitâne'de zebûn-ı ser-pençe-i ashâb-ı duyûn iken hâsılât-ı âtiyyü'l-beyân ile tahfîf-i bâr-ı girân-ı deyn edüp müddet-i ikāmeti tefahhus olundukda onsekiz seneye karîb olduğun îmâ ve Âsitâne'ye illet-i adem-i azîmeti istiksâ olundukda menâsıb-ı devletde istihdâm olunmakdan me'yûs ve her sâl hizmete irsâl olunmayacağı mahsûs olduğundan Haleb'de yevmiyye nâmiyle taʿyîn olunan kırk guruşun bir mikdârını umûr-ı zarûriyyesine sarf u defʿ ve kusûrunu istirbâhdan hâsıl olan meblağa zam ve vazʿ ile meşgûl-i cemʿ ü iddihâr ve bu fâideyi Âsitâne'de mümkin olmadığını takrîr ve\nihbâr etmişidi. (268-b) Gālib-i hevâ vü heves olanları bu hâl üzere olup olmayanları tesvîlât-ı nefsâniyyeye ve nezgāt-ı şeytâniyyeye tebâʿiyyet ile ceste ceste mevzûʿ-ı enbân-ı hiyânetleri olan meblâğ-ı fısk u fücûra bezl ü nisâr bîtâne-i hâlleri zâhir oldukda baʿzısı diyâr-ı kāsiyeye firâr ve baʿzısı gam-ı mühlik ile defîn-i hâk-i mezâr olup emvâl-i mîrî bu esbâb-ı müzelletü'l-berâhîn ile resîde-i arza-i telef ve müstevfî-i devlet olanlar telâfî-i mâfâtın imkânını bulamayup mübtelâ-yı endûh ve esef olurlar idi. Hasan Efendi hazretleri bu defʿa dahi defterdâr-ı şıkk-ı evvel oldukda muhassıllıkdan âid olan emvâl-i mîrîyyenin bu vechile zâyiʿ olmasını tecvîz etmeyüp gāret-gerân-ı nâs ve erbâb-ı hiyel ve iflâsdan tahlîs olunması esbâbını tefekkür ve gümrüğü baʿzı şurûtla muhassıllıkdan tefrîk ve eshâm iʿtibâriyle taleblerine fürûht etmeği Devlet-i aliyye'ye mahz-ı fâide tasavvur etmekle binâberîn muhassıllığa tâbiʿ olan emvâl-i mukātaʿât Hazîne-i âmire'ye irsâliye kayd ve mâl-i mukayyed beher sene ocaklar tarafına havâle ve harc-ı aklâm ve avâid-i sâire dahi kaleminde mazbût olduğu vech üzere min-gayr-i kesr nizâma rabt olunup kul tâ'ifesine ve kalyonlar mevâcibine emvâl-i mezkûreden an-nakd müretteb olan mebâliğ dahi râbıta-gîr oldukdan sonra muhassıllığa tâbiʿ olan bâc-ı pazar ve sâir mukātaʿât muʿaccelât-ı muʿayyene ile tâliblerine arz ve fürûht olunup müstekillen gümrük tevâbiʿi dahi on bin guruş mâl-i mukayyed ile kırk sehim iʿtibâr (269-a) ve her sehimi dörder kise fâiz ile yirmidörder kiseye satılmak ve zikr olunan eshâm karâr-gîr-i nizâm oldukdan sonra mültezim bulunanlara bir neviʿ fâide-i zâide mülâhazasıyla Haleb cizyesi cibâyeti dahi tefvîz olunmak bâbında telhîs ve istîzân olmağla fevâid-i mukarrereye nazaran tanzîmine irâde-i menâyih ifâde-i mülûkâne taʿalluk ve iki yüz bir senesi Muharreminde zabt ve iki taksît ile fâizleri olunmak şartiyle kā'imeleri yazılup ashâb-ı iktidâr bâ-şevk-i bisyâr kufl-guşâ-yı sandukca-i dînâr olunup vüsʿat-i dâire-i servetlerine göre sâhib-i sehm ve nasîb ve şâhid-i mahcûbü'l-lıkā-i gınâdan mehcûr olanlar gamnâk ve ke'îb oldular.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı muhassıllık-ı Haleb ve eshâm şüden-i Gümrük",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_309.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı muhassıllık-ı Haleb ve eshâm şüden-i Gümrük",
          "text": "Haleb muhassıllığı öteden berü ummâl-i emvâle mahsûs olan menâ-\nsıbın güzîdelerinden olduğuna binâen kırk-elli sene mukaddem ba'zı müteʿayyin ve mâldâr kimesneler arz-ı ubûdiyyet-i bisyâr ve bezl-i dînâr-ı bî-şumâr ile muhassıllık-ı mezkûru tahsîl ve az zamânda vâfir mâl cemʿ ve te'sîl eylediklerinden gayri her biri istiʿdâdât-ı zâtiyyelerine göre esbâb-ı ihtişâmlarını tekmîl ve giderek bu keyfiyyet baʿzısını vezârete ve baʿzısını mîrimîrânlığa takarrüb ve te'ehhül ve vüzerâdan Osman Paşa ve İsmail Paşa ve mîrimîrândan Ahmed Paşa muhassıllıkdan sâhib-i tuğ ve alem ve şöhret ü şânları beyne'l-ümem kenâr-ı aʿlâ-alem olmuşidi. Muhassıllık-ı mezkûr bir müddet mürûrundan sonra asrın bî-insâf nakd-gîrleri vâsıtalarıyla \"beyʿu men yezîd ve hel min mezîd\" kalıblarına ifrâğ olunup giderek nakd-i mağşûş gibi revâcdan muʿattal ve ashâb-ı kadr u iʿtibâr nazarlarında köhne takvîm misillü mensûhü'l-hükm ve'l-amel olup ağniyâ-yi nâs taleb ve tahsîlinden müstağnî ve âbî ve ashâb-ı iflâsın baʿzıları vaʿd-i mü'eccel-i gayr-i akall ile hâhişger ve tâlibi olduklarından bi'z-zarûre sınıf-ı âhir nâ'il-i maksad-ı mâ-fî'z-zamîr olurlar idi. Zikr olunan kavm-i müstahakü'l-levm müteʿahhid oldukları bertîl ve rüşveti serîʿü'l-husûl ve nakd hükmünde olan mâlı gümrükden edâ ve fazlasını baʿzı müstelezzât-ı arziyye ve müşteheyât-ı nefsiyyeye defʿ ile sâir emvâl-i mîriyyeyi bakāyâ nâmiyle terk ve ibkā ve bu hayâl-i bed-me'âl mukaddeme-i hâlleri olan muhassılların ekseri (268a) huzûr ve râhatdan berî olup meskenleri teng-nâ-yi mahbes ve pâdâş-ı sû'-i sanîʿları düşnâm ve nefrîn-i kesrü nâ-kes olduğundan gayri taraf-ı devlet-i ebed-müddetden tahsîl-i bakāyâ ünvâniyle beher sene birkaç kapucu-başı ve istiʿcâl zemîninde müteʿaddid sadrıazam çukadarları müteʿâkiben tisyâr ve rü'yet-i masraflarıyçün câh u iʿtibârlarına nazaran vazʿ olunan yevmiyyeyi vilâyetli çeküp bu takrîb ile ahâlî-i Haleb her sene hayli masârife dûçâr ve mübâşirler dahi yevmiyye-i muʿayyeneye tamaʿan makbûzları olan mâl-i mîrîyî istirbâh ile hâsıl olan intifâʿa iğtirâren Haleb'de ikāmeti ihtiyâr ve hattâ Vanlı Selim Ağa nâmında bir kapucu başıyla yirmibeş sene mukaddem fakir Haleb'de tesâdüf etdim. Merkūm âzâde-ser-i kayd-ı çirâ vü çun ve Haleb'de te'ehhül ile bisât-ârâ-yi ârâm ü sükûn olduğundan fazla müteʿaddid evlâd ile karîrü'l-ayn ve an-asıl Âsitâne'de zebûn-ı ser-pençe-i ashâb-ı duyûn iken hâsılât-ı âtiyyü'l-beyân ile tahfîf-i bâr-ı girân-ı deyn edüp müddet-i ikāmeti tefahhus olundukda onsekiz seneye karîb olduğun îmâ ve Âsitâne'ye illet-i adem-i azîmeti istiksâ olundukda menâsıb-ı devletde istihdâm olunmakdan me'yûs ve her sâl hizmete irsâl olunmayacağı mahsûs olduğundan Haleb'de yevmiyye nâmiyle taʿyîn olunan kırk guruşun bir mikdârını umûr-ı zarûriyyesine sarf u defʿ ve kusûrunu istirbâhdan hâsıl olan meblağa zam ve vazʿ ile meşgûl-i cemʿ ü iddihâr ve bu fâideyi Âsitâne'de mümkin olmadığını takrîr ve\nihbâr etmişidi. (268-b) Gālib-i hevâ vü heves olanları bu hâl üzere olup olmayanları tesvîlât-ı nefsâniyyeye ve nezgāt-ı şeytâniyyeye tebâʿiyyet ile ceste ceste mevzûʿ-ı enbân-ı hiyânetleri olan meblâğ-ı fısk u fücûra bezl ü nisâr bîtâne-i hâlleri zâhir oldukda baʿzısı diyâr-ı kāsiyeye firâr ve baʿzısı gam-ı mühlik ile defîn-i hâk-i mezâr olup emvâl-i mîrî bu esbâb-ı müzelletü'l-berâhîn ile resîde-i arza-i telef ve müstevfî-i devlet olanlar telâfî-i mâfâtın imkânını bulamayup mübtelâ-yı endûh ve esef olurlar idi. Hasan Efendi hazretleri bu defʿa dahi defterdâr-ı şıkk-ı evvel oldukda muhassıllıkdan âid olan emvâl-i mîrîyyenin bu vechile zâyiʿ olmasını tecvîz etmeyüp gāret-gerân-ı nâs ve erbâb-ı hiyel ve iflâsdan tahlîs olunması esbâbını tefekkür ve gümrüğü baʿzı şurûtla muhassıllıkdan tefrîk ve eshâm iʿtibâriyle taleblerine fürûht etmeği Devlet-i aliyye'ye mahz-ı fâide tasavvur etmekle binâberîn muhassıllığa tâbiʿ olan emvâl-i mukātaʿât Hazîne-i âmire'ye irsâliye kayd ve mâl-i mukayyed beher sene ocaklar tarafına havâle ve harc-ı aklâm ve avâid-i sâire dahi kaleminde mazbût olduğu vech üzere min-gayr-i kesr nizâma rabt olunup kul tâ'ifesine ve kalyonlar mevâcibine emvâl-i mezkûreden an-nakd müretteb olan mebâliğ dahi râbıta-gîr oldukdan sonra muhassıllığa tâbiʿ olan bâc-ı pazar ve sâir mukātaʿât muʿaccelât-ı muʿayyene ile tâliblerine arz ve fürûht olunup müstekillen gümrük tevâbiʿi dahi on bin guruş mâl-i mukayyed ile kırk sehim iʿtibâr (269-a) ve her sehimi dörder kise fâiz ile yirmidörder kiseye satılmak ve zikr olunan eshâm karâr-gîr-i nizâm oldukdan sonra mültezim bulunanlara bir neviʿ fâide-i zâide mülâhazasıyla Haleb cizyesi cibâyeti dahi tefvîz olunmak bâbında telhîs ve istîzân olmağla fevâid-i mukarrereye nazaran tanzîmine irâde-i menâyih ifâde-i mülûkâne taʿalluk ve iki yüz bir senesi Muharreminde zabt ve iki taksît ile fâizleri olunmak şartiyle kā'imeleri yazılup ashâb-ı iktidâr bâ-şevk-i bisyâr kufl-guşâ-yı sandukca-i dînâr olunup vüsʿat-i dâire-i servetlerine göre sâhib-i sehm ve nasîb ve şâhid-i mahcûbü'l-lıkā-i gınâdan mehcûr olanlar gamnâk ve ke'îb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ترابها ذهب ومائها ضرب و كواعبها لعب و هي لمن غلب evsâfiyle menʿût olan memâlik-i vesîʿatü'l-ercâ-yı Mısriyyede serîr-âverde-i taʿayyün ve zuhûr olan ümerâ-yı bî-şuʿûr memâlik-i muhtelifetü'l-envâʿ ve abîd-i mütegāyyiretü'l-evzâʿdan olup şerâ'it-i islâmiyye ve kavâid-i dîniyyelerini fi'l-cümle taʿallüm ve vücûb-i itāʿat-i ülü'l-emri tefehhüm etmeden mah-\ndûmlarının desteriyârî-i himmeti ve mâliklerinin zurbâzu-yi mikneti ile silk-i ümerâya münselik ve menâsıb-ı kesîretü'l-fevâid-i kāhireden birine mâlik olduklarında hükm-i akl-ı kāsır ile rü'yet-i umûra mübâşir ve şîme-i nüfûs-ı zemînden olan zulm ü gadre mütecâsir olmalariyle müddet-i kalîlede iktinâ-yi emvâl ve tanzîm-i şevârid-i ahvâl eylediklerinden gayri bilâ istihkāk (269-b) nâil oldukları niʿam gûnâ-gûn adem-i kanâʿat ve devâʿî-i tefevvuk ve istibdâd ile yekdiğerin zevâl-i taʿayyün ve sevretine cûyende-i fırsat ve bu mülâbese ile miyânelerinde ceng ü harb mütemâdî ve bir-birini katl ü istîsâl beynlerinde resm-i âdî olup Devlet-i aliyye tarafından nasb olunan vülât ve hükkâm makhûr-ı dest-i tagallübleri ve bâ-husûs azl ü tenzîlleri mevkūf ednâ işâretleri olup havâne-i mezkûrenin defʿ-i tasallutlariyle kutr-ı Mısr'ı tasfiye ve tathîr masârif-i külliyyeye muhtâc ve bir vakt-i hâliye-i devlete mevkūf olduğuna binâen bir zamândan berü gâh tahvîl ve terhîb ve gâh teşvîk ve tatyîb ile merkūmlar istihdâm olunup hezâr suʿûbet ve meşakkat ile mürettebât-ı Devlet-i aliyye'nin ancak miʿşârı resîde-i hayyiz-i husûl olur idi. Birkaç seneden berü Devlet-i aliyye'nin umûr-ı âhir ile iştigālini bugāt-ı mezkûre medâr-ı fırsat ittihâz edüp üzerlerine hareketi dahi me'mûl etmediklerinden bi'l-külliyye halʿ-i rıbka-i itāʿat ve inkıyâd ve birbirinden ahz ve telâkkī etdikleri melʿanet ve habâseti yevmen fe-yevmen müzdâd eylediklerinden fazla beher sene Âsitâne-i saʿâdet'e muʿtâdü'l-irsâl olan hazîneyi birer bahâne-i vâhî ile tevkīf ve ale'l-husûs Haremeyn-i şerîfeyn'e müretteb olan gılâl ve vezâifi gâh noksân iʿtā ve gâh giriftâr-ı ukde-i tesvîf ve bu takrîb ile fukarâ-yı Haremeyn'in zıyık-ı ayşlarını tazʿîf ve mürettebât-ı Donanma-yı hümâyûn'dan olan mühimmâtı kezâlik mevkūf-ı zamân-ı âtî eyleyerek masâlih-i mühimmeyi taʿtîl ve nakʿeteyn-i mübâreketeynde câ-be-câ zuhûr (270-a) eden taʿmîrâta vâridât-ı muʿayyene-i Mısriyyeden havâle olunan mebâliği îsâl etmeyüp gâh te'cîl gâh te'mîl vâdilerinde Devlet-i aliyye'yi iğfâl ve bu tertîbâtdan hâsıl olan mebâliğ-i vefîreyi bekā-yı nefs ü câhlariyçün cemʿ etdikleri evbâş ve enzâle bezl ü iczâl eylediklerinden gayri هلاك امتى على يدى اعيلمة سفهاء mefhûm-ı ibret-nümûnuna mâsadak olan ümerâ-i mezkûrenin ulemâ ve sulehâya ihânetleri ve fukarâ ve zuʿafâya zulm ü mazarratları derece-i nihâyete vâsıl olup kâr-ı nâ-hemvârdan rücûʿ ve inâbet ومن خرج من السلطان شبراً مات ميتة جاهلية mazmûnunu te'emmül ile ülü'l-emre inkıyâd ve itāʿat etmeleri her bâr taraflarına işʿâr olunur ahkâm-ı şerîfeyi tahfîf ve mûcib-i felâh-ı neş'eteyn olan nasâyih-i devlet-i ebed-müddeti tezyîf ile nev-be-nev iktirâf-ı cürm ü maʿsiyet ve dem-be-dem iktisâb-ı zenb ü hatî'et eyledikleri ve bahr-i Süveyş'den Mısr-ı Kāhire'ye sefâin-i tüccâr ile emtiʿa-i Hindiyye naklini mukaddemâ İngilizlü iltimâs edüp\nbaʿzı mahzûr mülâhazalariyle taraf-ı devletden müsâʿade olunmadığını Françalu tahkīk etmekle ticâret-i mezkûreyi semîr-i fu'âd ve Devlet-i aliyye tarafından bu garaz-ı zâhirü'l-fesâdın imtinâʿ-ı husûlünü idrâk ile ümerâ-i mezkûreyi baʿzı mevâʿîd-i mümevvehe ile tezlîl ve ifsâd ve merkūmlar dahi gûyâ diyâr-ı Mısır kendülerinin mülk-i mevrûsu olup cumhûr devleti gibi bir araya gelüp hufyeten bu hususu sûret-i istişârede dermeyân ve Françalu'nun talebkâr oldukları ticâret (270-b) maddesinden Süveyş gümrüğü mâline tezâʿüf ve tezâyüd geleceğini ve Devlet-i aliyye tarafından kahr u istîsâlleri irâde olundukda bu mukābelede Françalu'dan istimdâd edeceklerini mülâhaza ile emr-i ticâreti tecvîz ve istihsân eylediklerinden gayri Françalu birkaç maddeyi müştemil bir nevʿi muʿâhede tanzîm ve tarafeyn ahad-i hümâya senedât-ı kaviyye iʿtā ve teslîm eylediği memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîde Françalu'nun bu makūle tasarrufât-ı bâtılaya cesâretleri her ne kadar mahz-ı ihânet ve hiyânet ise dahi ümerâ-yi mezkûrenin mümâşât ve adem-i mübâlâtından neş'et edüp hattâ İskenderiye'de mütemekkin olan müste'min tâ'ifesi üzerine bundan akdem Murad Bey'in asker ile kâşif taʿyîn etmesi bu makūle ağrâz-ı hafiyyeye mebnî olduğu nezd-i devletde meczûm ve cism-i mülk-i devletde heyecân ahlât-ı redî'e ile mütevellid olan dâ-i udâl-i fesâd ü ihtilâli dârû-yi hüsn-i tedbîr ile izâle-i kānûn-şinâsân-ı devlete bir emr-i mahtûm olduğu ve an-asıl Ezher ulemâsı ve Mısır'ın ehl-i ırz ve sulehâsı ümerâ ve hevâdârlarının cevr ü taʿaddîlerine tâb-âver olamayup hırmen-i cemʿiyyetleri sarsar-ı gazab-ı pâdişâhî ile perîşân ve ru'ûs-ı menhûseleri tıyg-ı bî-dirîğ-i şehinşâhî ile meydân-ı mezelletde galtān olmak emniyyeleriyle dem-güzâr oldukları ve Mısır'ın teşvîş ve ihtilâli vücûd-ı ümerâ ile mevcûd olup zevâl-i ümerâ ile nizâm-ı memleket husûlünü vükelâ-yi devlet tahkīk eylediklerine binâen emr-i nizâmı mahall be-mahall tervîc ve şevk-i dâʿiye-i halîfetü'l-müslimîni (271-a) tahrîk ve tehyîc etmeleriyle derhal tedârükât-ı bahriyye ve beriyyeye şurûʿ ve mübâşeret olunup sinîn-i sâlifede tertîb olunan sefâinin zıʿfı mikdârı sefâin techîz ve tesviye ve iktizâ eden mühimmât ve levendâtı alâ vechi'l-kemâl taʿbye olunduğundan gayri İskenderiye mutasarrıfı Mahmud Paşa'nın müteʿahhid olduğu bin nefer piyâde dahi Donanma-yi hümâyûn'a ilhâk ve kapudan paşa hazretleri ber-vech-i istiklâl me'mûr kılınup ol havâlinin makālîd-i umûru yed-i mü'eyyedlerine teslîm ve Rakka vâlisi Vezîr Abdi Paşa'ya dahi nihânî emr-i âlî gönderilüp mükemmel kapusu halkından gayri iki-üç bin suvâri tahrîr ve maʿiyyetine me'mûr sâir tavâ'if-i askeriyye ile berren cânib-i Mısır'a teveccüh edüp kapudan paşa hazretleriyle bi'l-muhâbere nizâm-ı mısr-ı Kahire'ye nisâr-ı nakdîne-i gayret etmesi tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyh muktezâ-yı me'mûriyyeti üzere hufyeten\nasker tahrîrine teşmîr-i sâk ve Rakka'da mutavattın Firuz Bey ve ol havâlide mütemekkin Millî mîr-i aşîreti Timur vâlî-i müşârün-ileyhin asker cem'inde olan ihtimâmını bi-hükm-i el-hâin-i hâif aleyhlerine haml ile derhâl nitâk-bend-i ittifâk ve Rakka'yı muhâsara ile fitîle-i sûz-i nifâk oldukları haberi sem'-i devleti kar' etdikde Abdi Paşa'nın me'mûriyyeti cânib-i âhara olup mûmâ-ileyhimâ haklarında Devlet-i aliyye'nin sû'-i kasdı olmadığı eğerçi evâmir-i şerîfe ile ifâde olunup ancak Abdi Paşa'nın bu gāile ile şâyed bir müddet te'ehhürü lâzım gelür deyû (271-b) Çapan-zâde tarafından bin nefer suvâri etdirilüp iktizâ eden ulûfeleri edâ ve Gazze mütesellimi Derviş Bey'e mîrimîrânlık i'tâ olunup Çapan-zâde tarafından tahrîr olunan suvâriyi tedârük edebildiği suvâriye zam ile cânib-i Mısır'a berren azîmet ve kapudan paşa hazretlerinin re'y ü tedbîr ile hareket ve Abdi Paşa gāile-i mezkûreyi ber-taraf etdikden sonra ta'kîb ile me'mûr olduğundan gayri ulemâ ve sulehâ ve vücûh-i ahâlî-i Mısır'a ve bâ-husûs meşâyih-i urbân ve sâirlere taraf-ı devletden istimâlet-nâmeler gönderilüp Devlet-i aliyye'nin bu azîmet-i hâlisesi ancak fukarâ-yı Haremeyn'in refâhiyyetine ve ahâlî-i Mısır'ın âsâyiş ve râhatına maksûr olup zulm ü nifâkları münteşir-i âfâk olan ümerâya cüz'î ve küllî i'ânet etmeyüp me'mûrân-ı Devlet-i aliyye ile ittihâd ve ittifâk ve bugāt-ı mezkûreyi aktâr-ı Mısriyye'den ihrâc ve izhâk zemîninde evâmir tahrîr ve hufyeten taraflarına tesyîr olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa be-nizâm-ı Ümm-i dünyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_310.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Kapudan-ı deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa be-nizâm-ı Ümm-i dünyâ",
          "text": "ترابها ذهب ومائها ضرب و كواعبها لعب و هي لمن غلب evsâfiyle menʿût olan memâlik-i vesîʿatü'l-ercâ-yı Mısriyyede serîr-âverde-i taʿayyün ve zuhûr olan ümerâ-yı bî-şuʿûr memâlik-i muhtelifetü'l-envâʿ ve abîd-i mütegāyyiretü'l-evzâʿdan olup şerâ'it-i islâmiyye ve kavâid-i dîniyyelerini fi'l-cümle taʿallüm ve vücûb-i itāʿat-i ülü'l-emri tefehhüm etmeden mah-\ndûmlarının desteriyârî-i himmeti ve mâliklerinin zurbâzu-yi mikneti ile silk-i ümerâya münselik ve menâsıb-ı kesîretü'l-fevâid-i kāhireden birine mâlik olduklarında hükm-i akl-ı kāsır ile rü'yet-i umûra mübâşir ve şîme-i nüfûs-ı zemînden olan zulm ü gadre mütecâsir olmalariyle müddet-i kalîlede iktinâ-yi emvâl ve tanzîm-i şevârid-i ahvâl eylediklerinden gayri bilâ istihkāk (269-b) nâil oldukları niʿam gûnâ-gûn adem-i kanâʿat ve devâʿî-i tefevvuk ve istibdâd ile yekdiğerin zevâl-i taʿayyün ve sevretine cûyende-i fırsat ve bu mülâbese ile miyânelerinde ceng ü harb mütemâdî ve bir-birini katl ü istîsâl beynlerinde resm-i âdî olup Devlet-i aliyye tarafından nasb olunan vülât ve hükkâm makhûr-ı dest-i tagallübleri ve bâ-husûs azl ü tenzîlleri mevkūf ednâ işâretleri olup havâne-i mezkûrenin defʿ-i tasallutlariyle kutr-ı Mısr'ı tasfiye ve tathîr masârif-i külliyyeye muhtâc ve bir vakt-i hâliye-i devlete mevkūf olduğuna binâen bir zamândan berü gâh tahvîl ve terhîb ve gâh teşvîk ve tatyîb ile merkūmlar istihdâm olunup hezâr suʿûbet ve meşakkat ile mürettebât-ı Devlet-i aliyye'nin ancak miʿşârı resîde-i hayyiz-i husûl olur idi. Birkaç seneden berü Devlet-i aliyye'nin umûr-ı âhir ile iştigālini bugāt-ı mezkûre medâr-ı fırsat ittihâz edüp üzerlerine hareketi dahi me'mûl etmediklerinden bi'l-külliyye halʿ-i rıbka-i itāʿat ve inkıyâd ve birbirinden ahz ve telâkkī etdikleri melʿanet ve habâseti yevmen fe-yevmen müzdâd eylediklerinden fazla beher sene Âsitâne-i saʿâdet'e muʿtâdü'l-irsâl olan hazîneyi birer bahâne-i vâhî ile tevkīf ve ale'l-husûs Haremeyn-i şerîfeyn'e müretteb olan gılâl ve vezâifi gâh noksân iʿtā ve gâh giriftâr-ı ukde-i tesvîf ve bu takrîb ile fukarâ-yı Haremeyn'in zıyık-ı ayşlarını tazʿîf ve mürettebât-ı Donanma-yı hümâyûn'dan olan mühimmâtı kezâlik mevkūf-ı zamân-ı âtî eyleyerek masâlih-i mühimmeyi taʿtîl ve nakʿeteyn-i mübâreketeynde câ-be-câ zuhûr (270-a) eden taʿmîrâta vâridât-ı muʿayyene-i Mısriyyeden havâle olunan mebâliği îsâl etmeyüp gâh te'cîl gâh te'mîl vâdilerinde Devlet-i aliyye'yi iğfâl ve bu tertîbâtdan hâsıl olan mebâliğ-i vefîreyi bekā-yı nefs ü câhlariyçün cemʿ etdikleri evbâş ve enzâle bezl ü iczâl eylediklerinden gayri هلاك امتى على يدى اعيلمة سفهاء mefhûm-ı ibret-nümûnuna mâsadak olan ümerâ-i mezkûrenin ulemâ ve sulehâya ihânetleri ve fukarâ ve zuʿafâya zulm ü mazarratları derece-i nihâyete vâsıl olup kâr-ı nâ-hemvârdan rücûʿ ve inâbet ومن خرج من السلطان شبراً مات ميتة جاهلية mazmûnunu te'emmül ile ülü'l-emre inkıyâd ve itāʿat etmeleri her bâr taraflarına işʿâr olunur ahkâm-ı şerîfeyi tahfîf ve mûcib-i felâh-ı neş'eteyn olan nasâyih-i devlet-i ebed-müddeti tezyîf ile nev-be-nev iktirâf-ı cürm ü maʿsiyet ve dem-be-dem iktisâb-ı zenb ü hatî'et eyledikleri ve bahr-i Süveyş'den Mısr-ı Kāhire'ye sefâin-i tüccâr ile emtiʿa-i Hindiyye naklini mukaddemâ İngilizlü iltimâs edüp\nbaʿzı mahzûr mülâhazalariyle taraf-ı devletden müsâʿade olunmadığını Françalu tahkīk etmekle ticâret-i mezkûreyi semîr-i fu'âd ve Devlet-i aliyye tarafından bu garaz-ı zâhirü'l-fesâdın imtinâʿ-ı husûlünü idrâk ile ümerâ-i mezkûreyi baʿzı mevâʿîd-i mümevvehe ile tezlîl ve ifsâd ve merkūmlar dahi gûyâ diyâr-ı Mısır kendülerinin mülk-i mevrûsu olup cumhûr devleti gibi bir araya gelüp hufyeten bu hususu sûret-i istişârede dermeyân ve Françalu'nun talebkâr oldukları ticâret (270-b) maddesinden Süveyş gümrüğü mâline tezâʿüf ve tezâyüd geleceğini ve Devlet-i aliyye tarafından kahr u istîsâlleri irâde olundukda bu mukābelede Françalu'dan istimdâd edeceklerini mülâhaza ile emr-i ticâreti tecvîz ve istihsân eylediklerinden gayri Françalu birkaç maddeyi müştemil bir nevʿi muʿâhede tanzîm ve tarafeyn ahad-i hümâya senedât-ı kaviyye iʿtā ve teslîm eylediği memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîde Françalu'nun bu makūle tasarrufât-ı bâtılaya cesâretleri her ne kadar mahz-ı ihânet ve hiyânet ise dahi ümerâ-yi mezkûrenin mümâşât ve adem-i mübâlâtından neş'et edüp hattâ İskenderiye'de mütemekkin olan müste'min tâ'ifesi üzerine bundan akdem Murad Bey'in asker ile kâşif taʿyîn etmesi bu makūle ağrâz-ı hafiyyeye mebnî olduğu nezd-i devletde meczûm ve cism-i mülk-i devletde heyecân ahlât-ı redî'e ile mütevellid olan dâ-i udâl-i fesâd ü ihtilâli dârû-yi hüsn-i tedbîr ile izâle-i kānûn-şinâsân-ı devlete bir emr-i mahtûm olduğu ve an-asıl Ezher ulemâsı ve Mısır'ın ehl-i ırz ve sulehâsı ümerâ ve hevâdârlarının cevr ü taʿaddîlerine tâb-âver olamayup hırmen-i cemʿiyyetleri sarsar-ı gazab-ı pâdişâhî ile perîşân ve ru'ûs-ı menhûseleri tıyg-ı bî-dirîğ-i şehinşâhî ile meydân-ı mezelletde galtān olmak emniyyeleriyle dem-güzâr oldukları ve Mısır'ın teşvîş ve ihtilâli vücûd-ı ümerâ ile mevcûd olup zevâl-i ümerâ ile nizâm-ı memleket husûlünü vükelâ-yi devlet tahkīk eylediklerine binâen emr-i nizâmı mahall be-mahall tervîc ve şevk-i dâʿiye-i halîfetü'l-müslimîni (271-a) tahrîk ve tehyîc etmeleriyle derhal tedârükât-ı bahriyye ve beriyyeye şurûʿ ve mübâşeret olunup sinîn-i sâlifede tertîb olunan sefâinin zıʿfı mikdârı sefâin techîz ve tesviye ve iktizâ eden mühimmât ve levendâtı alâ vechi'l-kemâl taʿbye olunduğundan gayri İskenderiye mutasarrıfı Mahmud Paşa'nın müteʿahhid olduğu bin nefer piyâde dahi Donanma-yi hümâyûn'a ilhâk ve kapudan paşa hazretleri ber-vech-i istiklâl me'mûr kılınup ol havâlinin makālîd-i umûru yed-i mü'eyyedlerine teslîm ve Rakka vâlisi Vezîr Abdi Paşa'ya dahi nihânî emr-i âlî gönderilüp mükemmel kapusu halkından gayri iki-üç bin suvâri tahrîr ve maʿiyyetine me'mûr sâir tavâ'if-i askeriyye ile berren cânib-i Mısır'a teveccüh edüp kapudan paşa hazretleriyle bi'l-muhâbere nizâm-ı mısr-ı Kahire'ye nisâr-ı nakdîne-i gayret etmesi tenbîh olunmuşidi. Müşârün-ileyh muktezâ-yı me'mûriyyeti üzere hufyeten\nasker tahrîrine teşmîr-i sâk ve Rakka'da mutavattın Firuz Bey ve ol havâlide mütemekkin Millî mîr-i aşîreti Timur vâlî-i müşârün-ileyhin asker cem'inde olan ihtimâmını bi-hükm-i el-hâin-i hâif aleyhlerine haml ile derhâl nitâk-bend-i ittifâk ve Rakka'yı muhâsara ile fitîle-i sûz-i nifâk oldukları haberi sem'-i devleti kar' etdikde Abdi Paşa'nın me'mûriyyeti cânib-i âhara olup mûmâ-ileyhimâ haklarında Devlet-i aliyye'nin sû'-i kasdı olmadığı eğerçi evâmir-i şerîfe ile ifâde olunup ancak Abdi Paşa'nın bu gāile ile şâyed bir müddet te'ehhürü lâzım gelür deyû (271-b) Çapan-zâde tarafından bin nefer suvâri etdirilüp iktizâ eden ulûfeleri edâ ve Gazze mütesellimi Derviş Bey'e mîrimîrânlık i'tâ olunup Çapan-zâde tarafından tahrîr olunan suvâriyi tedârük edebildiği suvâriye zam ile cânib-i Mısır'a berren azîmet ve kapudan paşa hazretlerinin re'y ü tedbîr ile hareket ve Abdi Paşa gāile-i mezkûreyi ber-taraf etdikden sonra ta'kîb ile me'mûr olduğundan gayri ulemâ ve sulehâ ve vücûh-i ahâlî-i Mısır'a ve bâ-husûs meşâyih-i urbân ve sâirlere taraf-ı devletden istimâlet-nâmeler gönderilüp Devlet-i aliyye'nin bu azîmet-i hâlisesi ancak fukarâ-yı Haremeyn'in refâhiyyetine ve ahâlî-i Mısır'ın âsâyiş ve râhatına maksûr olup zulm ü nifâkları münteşir-i âfâk olan ümerâya cüz'î ve küllî i'ânet etmeyüp me'mûrân-ı Devlet-i aliyye ile ittihâd ve ittifâk ve bugāt-ı mezkûreyi aktâr-ı Mısriyye'den ihrâc ve izhâk zemîninde evâmir tahrîr ve hufyeten taraflarına tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu sadâreti pâyesiyle İstanbul kādısı ve nakībü'l-eşrâf olan Derviş Mehmed Efendi lisânını adem-i zabt ile devr-i ebvâb-ı kibâr-ı ulemâ ve ittifâk-ı ârâ ile tanzîm olunan ba'zı mevâdd-ı devlete harf-endâz-ı i'tirâz olduğunu ba'zı hayır-hâhân sâmi'a-i hümâyûna ilkā etmekle hakkında cûybâr-ı teveccüh-i mülûkâne mütegayyir olup işbu şehr-i Şa'banü'l-mu'azzamın ondokuzuncu perşembe günü müddet-i nâkısa ile azl ve li-ecli't-te'dîb Gelibolu'ya tağrîb olundu. Sâbıkā (272-a) Mekke-i mükerreme kādısı Re'is-zâde Âşir Mustafa Efendi'nin hüsn-i sülûk ve ülfeti ve hâkim olduğu bilâdda âlem-pesend olan sît ü şöhreti benî nev'i beyninde mûmâ-ileyhe medâr-ı füzûnî-i kadr ü i'tibâr olduğundan gayri fî-hadd-i zâtihi müteşerri' ve mütedeyyin ve ilmi mütebeyyin bir zât-ı melekiyyü's-simât olmağla yevm-i mezkûrda İstanbul kādılığı ile mümtâz-ı akrân ve Veli Efendi-zâde dahi İstanbul pâyesiyle cezlân olup câh-ı vâlâ-yı nekābet dahi vâlâ-haseb [ve] mazbûtü'n-neseb hilye-i salâh ile ârâste ve zîver-i zühd ü takvâ ile pîrâste İstanbul pâyesi olan Kâmil Efendi'ye tevcîh ve ihsân olundu.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı Kādı-i İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_311.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı Kādı-i İstanbul",
          "text": "Anadolu sadâreti pâyesiyle İstanbul kādısı ve nakībü'l-eşrâf olan Derviş Mehmed Efendi lisânını adem-i zabt ile devr-i ebvâb-ı kibâr-ı ulemâ ve ittifâk-ı ârâ ile tanzîm olunan ba'zı mevâdd-ı devlete harf-endâz-ı i'tirâz olduğunu ba'zı hayır-hâhân sâmi'a-i hümâyûna ilkā etmekle hakkında cûybâr-ı teveccüh-i mülûkâne mütegayyir olup işbu şehr-i Şa'banü'l-mu'azzamın ondokuzuncu perşembe günü müddet-i nâkısa ile azl ve li-ecli't-te'dîb Gelibolu'ya tağrîb olundu. Sâbıkā (272-a) Mekke-i mükerreme kādısı Re'is-zâde Âşir Mustafa Efendi'nin hüsn-i sülûk ve ülfeti ve hâkim olduğu bilâdda âlem-pesend olan sît ü şöhreti benî nev'i beyninde mûmâ-ileyhe medâr-ı füzûnî-i kadr ü i'tibâr olduğundan gayri fî-hadd-i zâtihi müteşerri' ve mütedeyyin ve ilmi mütebeyyin bir zât-ı melekiyyü's-simât olmağla yevm-i mezkûrda İstanbul kādılığı ile mümtâz-ı akrân ve Veli Efendi-zâde dahi İstanbul pâyesiyle cezlân olup câh-ı vâlâ-yı nekābet dahi vâlâ-haseb [ve] mazbûtü'n-neseb hilye-i salâh ile ârâste ve zîver-i zühd ü takvâ ile pîrâste İstanbul pâyesi olan Kâmil Efendi'ye tevcîh ve ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethüdâ-yı sadr-ı âlî olan Feyzi Süleyman Efendi'ye sadr-ı sâbıkın nazarı olduğundan bundan akdem Bekir Bey'in nukûlü esnâsında kethüdâlığını telhîs ve istîzân etmişidi. Efendi-i mûmâ-ileyhin kâffe-i ahvâli mücerreb-i etvâr-ı enâm ve muhteber-i evzâʿ-ı hass u âmm olan pâdişâh-ı dârâ-gulâma maʿlûm olmakdan nâşî kethüdâlığını tecvîz buyurmayup müşârün-ileyh tarafından tekrâr niyâz olundukda etvâr-ı sâbıkasından ferâgat ve aʿlâ ve ednâ ile hüsn-i muʿâşeret ve hizmet-i devlet-i (272-b) ebed-müddetde sadâkat ve istikāmet etmek şartiyle kethüdâlığına müsaʿade-i hümâyûn erzânî buyurulmuşidi. Çok geçmeden sadr-ı sâbık maʿzûl ve sadr-ı cedîd vusûl buluncaya dek kûşe-güzîn-i humûl olup sadrıaʿzam hazretleri Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde-i izz ü şeref oldukda şâyed evzâʿ-ı sâbıkasından rücûʿ etmişdir deyû mûmâ-ileyhi kethüdâlıkda ibkā buyurmuşidi. Mesnedinde sebât ve takarrürü hiss etdiği gibi hâssa-i lâzımesini icrâya mübâşeret ve tenfîr-i kulûb-ı nâsa mübâderet etmekle و لن يصلح العطار ما أفسد الدهر mefhûmu üzere ıslâhından ye's ü nevmîdi hâsıl ve işbu şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirminci cumʿa günü kethüdâlıkdan munfasıl olup câh-ı mezkûr bundan akdem bu defʿa dahi kethüdâ-yı sadr-ı âlî ve hâlâ re'îsülküttâb bulunan Esseyyid Mehmed Hayri Efendi hazretlerinin zât-ı meymenet-simâtlarıyla kesb-i şeref-i nâ-mahsûr edüp riyâset-i küttâb hizmeti Dîvân-ı âlî'de çavuş-başı olup memdûhü'l-fiʿâl ve mergûbü'l-hisâl olan Mîr Atâullah Efendi hazretlerine tevcîh ve peder ü cedlerinin makāmlarını ihrâz ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve tenviye ve çavuş-başılık hizmeti ile dahi Rûhî Süleyman Ağa'nın dâire-i maʿîşeti terfîʿ olundu. (273-a)",
          "caption": "Azl-i Kethüdâ-yı sadr-ı âlî Süleyman Feyzi Efendi ve nasb-ı Esseyyid Mehmed Hayri Efendi ve Re'îsülküttâb şüden-i Mîr Atâullah Efendi ve tevcîh-i hizmet-i ser-çavuşân-ı Dîvân-ı hümâyûn be-Rûhî Süleyman Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_312.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Kethüdâ-yı sadr-ı âlî Süleyman Feyzi Efendi ve nasb-ı Esseyyid Mehmed Hayri Efendi ve Re'îsülküttâb şüden-i Mîr Atâullah Efendi ve tevcîh-i hizmet-i ser-çavuşân-ı Dîvân-ı hümâyûn be-Rûhî Süleyman Ağa",
          "text": "Kethüdâ-yı sadr-ı âlî olan Feyzi Süleyman Efendi'ye sadr-ı sâbıkın nazarı olduğundan bundan akdem Bekir Bey'in nukûlü esnâsında kethüdâlığını telhîs ve istîzân etmişidi. Efendi-i mûmâ-ileyhin kâffe-i ahvâli mücerreb-i etvâr-ı enâm ve muhteber-i evzâʿ-ı hass u âmm olan pâdişâh-ı dârâ-gulâma maʿlûm olmakdan nâşî kethüdâlığını tecvîz buyurmayup müşârün-ileyh tarafından tekrâr niyâz olundukda etvâr-ı sâbıkasından ferâgat ve aʿlâ ve ednâ ile hüsn-i muʿâşeret ve hizmet-i devlet-i (272-b) ebed-müddetde sadâkat ve istikāmet etmek şartiyle kethüdâlığına müsaʿade-i hümâyûn erzânî buyurulmuşidi. Çok geçmeden sadr-ı sâbık maʿzûl ve sadr-ı cedîd vusûl buluncaya dek kûşe-güzîn-i humûl olup sadrıaʿzam hazretleri Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde-i izz ü şeref oldukda şâyed evzâʿ-ı sâbıkasından rücûʿ etmişdir deyû mûmâ-ileyhi kethüdâlıkda ibkā buyurmuşidi. Mesnedinde sebât ve takarrürü hiss etdiği gibi hâssa-i lâzımesini icrâya mübâşeret ve tenfîr-i kulûb-ı nâsa mübâderet etmekle و لن يصلح العطار ما أفسد الدهر mefhûmu üzere ıslâhından ye's ü nevmîdi hâsıl ve işbu şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirminci cumʿa günü kethüdâlıkdan munfasıl olup câh-ı mezkûr bundan akdem bu defʿa dahi kethüdâ-yı sadr-ı âlî ve hâlâ re'îsülküttâb bulunan Esseyyid Mehmed Hayri Efendi hazretlerinin zât-ı meymenet-simâtlarıyla kesb-i şeref-i nâ-mahsûr edüp riyâset-i küttâb hizmeti Dîvân-ı âlî'de çavuş-başı olup memdûhü'l-fiʿâl ve mergûbü'l-hisâl olan Mîr Atâullah Efendi hazretlerine tevcîh ve peder ü cedlerinin makāmlarını ihrâz ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve tenviye ve çavuş-başılık hizmeti ile dahi Rûhî Süleyman Ağa'nın dâire-i maʿîşeti terfîʿ olundu. (273-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmiüçüncü salı günü muʿtâd üzere kısteyn mevâcibi ihrâc ve sunûf-ı askeriyyeye taksîm olunup sebt günü vâkiʿ olan devr akabinde teşrîfât-ı seniyye-i pâdişâhâne ile sadrıaʿzam hazretleri nâil-i kıst-ı evfâ-yı mübâhât oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_313.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmiüçüncü salı günü muʿtâd üzere kısteyn mevâcibi ihrâc ve sunûf-ı askeriyyeye taksîm olunup sebt günü vâkiʿ olan devr akabinde teşrîfât-ı seniyye-i pâdişâhâne ile sadrıaʿzam hazretleri nâil-i kıst-ı evfâ-yı mübâhât oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan kalyonlar halîfesi olan Kenân Efendi hüsn-i ihtiyâriyle halîfelikden keff-i yed ve bu mukābelede dest-i niyâzım bir mansıb-ı aʿlâyâ medd etmekle iltimâsına müsâʿade-i seniyye erzânî ve iki yüz senesi tevcîhâtında zabt etmek üzere Haremeyn muhâsebesi mansıbı ile nâil-i aksa'l-gâye-i şâd-mânî olup zikr olunan kalyonlar baş-halîfeliğiyle dahi hâne-i hassadan Abdullah Ağa çerâğ ve müktesib ve sâil-i refhiyyet ve refâğ oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i muhâsebe-i Haremeyn be-Kenân Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_314.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i muhâsebe-i Haremeyn be-Kenân Efendi",
          "text": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan kalyonlar halîfesi olan Kenân Efendi hüsn-i ihtiyâriyle halîfelikden keff-i yed ve bu mukābelede dest-i niyâzım bir mansıb-ı aʿlâyâ medd etmekle iltimâsına müsâʿade-i seniyye erzânî ve iki yüz senesi tevcîhâtında zabt etmek üzere Haremeyn muhâsebesi mansıbı ile nâil-i aksa'l-gâye-i şâd-mânî olup zikr olunan kalyonlar baş-halîfeliğiyle dahi hâne-i hassadan Abdullah Ağa çerâğ ve müktesib ve sâil-i refhiyyet ve refâğ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Adana mütesellimi olup Azâz ve Kilis ve Payas muhâfazası şartiyle ihrâz-ı rütbe-i mîrimîrânî eden Abdullah Paşa ile Adana ahâlisi beyninde nizâʿ ve cidâl vâkiʿ ve tarafeynden birkaç âdem telef ve zâyiʿ olduğundan gayri paşa-yi mûmâ-ileyhin hevâdârları dekâkîn ve esvâkı yağma ve gāret ve fukarâ ve zuʿafâyı mübtelâ-yı zarar u hasâret eylediklerini ahâli-i Adana arz ve mahzarlariyle ifâde ve müftî-i belde ile birkaç nefer kimseyi (273-b) li-ecli'l-iştikā Âsitâne-i saʿâdet'e firistâde etmeleriyle paşa-yi mûmâ-ileyhin beylerbeyiliği refʿiyle tağrîb ve iclâsında husûl-i nizâm-ı belde melhûz olduğuna binâen derhâl mîrimîrânlığı refʿ ve Magosa kalʿasına nefy olunup ahâlinin iddiʿâ etdikleri hukūk Adana'da müvekkili ile şerʿân rü'yet olunmak bâbında bâ-emr-i âlî mübâşir taʿyîn olunduğundan gayri karîbü'l-ahdde uhdesine ihâle ve tevfîz kılınan emr-i muhâfaza Haleb vâlisi Vezîr Mustafa Paşa'nın Payas kalʿasına muhâfız nasb etdiği İmâm Ağa'ya ihâle olundu.",
          "caption": "Refʿ-i tuğ ve nefy-i Abdullah Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_315.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i tuğ ve nefy-i Abdullah Paşa",
          "text": "Adana mütesellimi olup Azâz ve Kilis ve Payas muhâfazası şartiyle ihrâz-ı rütbe-i mîrimîrânî eden Abdullah Paşa ile Adana ahâlisi beyninde nizâʿ ve cidâl vâkiʿ ve tarafeynden birkaç âdem telef ve zâyiʿ olduğundan gayri paşa-yi mûmâ-ileyhin hevâdârları dekâkîn ve esvâkı yağma ve gāret ve fukarâ ve zuʿafâyı mübtelâ-yı zarar u hasâret eylediklerini ahâli-i Adana arz ve mahzarlariyle ifâde ve müftî-i belde ile birkaç nefer kimseyi (273-b) li-ecli'l-iştikā Âsitâne-i saʿâdet'e firistâde etmeleriyle paşa-yi mûmâ-ileyhin beylerbeyiliği refʿiyle tağrîb ve iclâsında husûl-i nizâm-ı belde melhûz olduğuna binâen derhâl mîrimîrânlığı refʿ ve Magosa kalʿasına nefy olunup ahâlinin iddiʿâ etdikleri hukūk Adana'da müvekkili ile şerʿân rü'yet olunmak bâbında bâ-emr-i âlî mübâşir taʿyîn olunduğundan gayri karîbü'l-ahdde uhdesine ihâle ve tevfîz kılınan emr-i muhâfaza Haleb vâlisi Vezîr Mustafa Paşa'nın Payas kalʿasına muhâfız nasb etdiği İmâm Ağa'ya ihâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cebecibaşı olan Göynüklü Mustafa Ağa öteden berü ten-perver bir şahıs olup cebeci hudûdunu kemâ-yenbağî muhâfaza edemediğinden gayri leyâlî-i ramazanda köşe be-köşe zuhûr-ı fesâd hasebiyle azli lâzım gelmekle şehr-i mezkûrun ondördüncü pazar günü mûmâ-ileyh azl ve Bozcaada'ya tağrîb ve cebeci başılık ile bu defʿa dahi Kürd Mehmed Ağa tenşît ve tatrîb olundu.",
          "caption": "Azl-i ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_316.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i ser-cebeciyân",
          "text": "Cebecibaşı olan Göynüklü Mustafa Ağa öteden berü ten-perver bir şahıs olup cebeci hudûdunu kemâ-yenbağî muhâfaza edemediğinden gayri leyâlî-i ramazanda köşe be-köşe zuhûr-ı fesâd hasebiyle azli lâzım gelmekle şehr-i mezkûrun ondördüncü pazar günü mûmâ-ileyh azl ve Bozcaada'ya tağrîb ve cebeci başılık ile bu defʿa dahi Kürd Mehmed Ağa tenşît ve tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merkūmun hulâsa-i hâli ve Magosa'ya bi-tarîkü'n-nefy irsâl olunduğu\nzikr olunmuşidi. Me'mûr olduğu mahalle azîmetden ibâ edüp tarafından âsâr-ı tuğyân dahi hiss olunmağla bu hâl ile terki mûcib-i zuhûr-ı fitne olacağı ihtimâliyle merkūmu ve hevâdarlarından Çopur-oğlu Mehmed Ağa'yı Adana vâlisi Vezîr Yusuf Paşa katl ü i'dâm edüp (274-a) ser-i maktûğlarını Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl etmekle ibreten-li's-sâirîn Bâb-ı hümâyûna ilkā olundu.",
          "caption": "Katl-i Abdullah Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_317.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Abdullah Paşa",
          "text": "Merkūmun hulâsa-i hâli ve Magosa'ya bi-tarîkü'n-nefy irsâl olunduğu\nzikr olunmuşidi. Me'mûr olduğu mahalle azîmetden ibâ edüp tarafından âsâr-ı tuğyân dahi hiss olunmağla bu hâl ile terki mûcib-i zuhûr-ı fitne olacağı ihtimâliyle merkūmu ve hevâdarlarından Çopur-oğlu Mehmed Ağa'yı Adana vâlisi Vezîr Yusuf Paşa katl ü i'dâm edüp (274-a) ser-i maktûğlarını Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl etmekle ibreten-li's-sâirîn Bâb-ı hümâyûna ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı siyâm resîde-i derece-i encâm ve leyle-i îd olan çarşamba gecesi sadrıazam-ı âlî-makām ve bi'l-cümle ulemâ-yı a'lâm ve ricâl-i devlet-i ebed-kıyâm kānûn üzere sarây-ı bihişt-âsâda hâzır ve âmâde ve alâ-mâcere'l-âde dâmen-bûs-ı pâdişâh-ı Cem-câh ile cümlesi kesb-i sürûr-ı câvîd ve îd ber-bâlâ-yı îd etdiler.",
          "caption": "Tehniyet-i îd-i sa'îd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_318.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tehniyet-i îd-i sa'îd",
          "text": "Mâh-ı siyâm resîde-i derece-i encâm ve leyle-i îd olan çarşamba gecesi sadrıazam-ı âlî-makām ve bi'l-cümle ulemâ-yı a'lâm ve ricâl-i devlet-i ebed-kıyâm kānûn üzere sarây-ı bihişt-âsâda hâzır ve âmâde ve alâ-mâcere'l-âde dâmen-bûs-ı pâdişâh-ı Cem-câh ile cümlesi kesb-i sürûr-ı câvîd ve îd ber-bâlâ-yı îd etdiler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun dördüncü sebt günü tevcîhât vukūʿ bulup hademe-i bâb-ı âsafî bilcümle ibkā ve yalnız teşrîfâtcılık ile Sivâsî Hasan Efendi kâm-revâ olup rikâb ve ocak ağaları kezâlik ibkā ve yalnız arabacı başılık ile Hotinli dâmâdı Mehmed Ağa nâil-i kasâvâ-yı menâ olup defterdâr-ı şikk-ı evvel ve sânî ve sâlis ibkā ve nişancılık Feyzi Süleyman Efendi'ye ve defter emâneti Râşid Süleyman Efendi'ye ve büyük rûznâmecilik muvakkaten Abdülkerim Efendi'ye ve baş muhâsebe Seyyid Mehmed Efendi'ye, emânet-i şehr ibkā olunup Tersâne-i âmire emâneti Ahmed Nazîf Efendi'ye tevcîh olunup darbhâne (274-b) ve matbah emânetleri ibkā ve arpa emâneti kapu kethüdâsı Nu'man Bey'e ve Anadolu muhâsebesi muvakkaten Penâh Süleyman Efendi'ye ve mukābele-i suvâri Behcet-zâde Mustafa Efendi'ye ve muhâsebe-i Haremeyn Kenan Efendi'ye kitâbet-i yeniçeriyân Molla Bey dâmâdı Arif Bey'e sipâh kitâbeti âmedi-i esbak Nuri Efendi'ye ve silâhdar kitâbeti mektûbî-i sâbık İbrahim Efendi'ye cizye muhâsebesi yazıcı-ı esbak Elhac Ahmed Efendi'ye mevkūfâtcılık muvakkaten fakîr-i kesîrü't-taksîre ve İstanbul baruthânesi kapucu başı Halebli Mehmed Ağa'ya masraf kitâbeti Mehmed Said Efendi'ye mâliye tezkereciliği Yusuf Efendi-zâde Şefik Efendi'ye Tophâne nezâreti tütün gümrükcüsü Mehmed Emin Ağa'ya kalyonlar kitâbeti Mollacık-zâde Abdülfettah Bey'e ve küçük rûznâme Bekir Paşa-zâde Sadullah Bey'e ve Gelibolu baruthânesi nezâreti Ömer Sâhib Efendi'ye (275-a) piyâde mukābeleciliği Râsih Mustafa Efendi'ye küçük ev-\nkāf sâbık teşrîfâtî Şehrî Efendi'ye Haremeyn mukātaʿacılığı ebdal mühürdârı Kâmil Efendi'ye piskopos mukātaʿacılığı Saʿîd Efendi'ye cebeciler kitâbeti hazîne yazıcısı Şevki Efendi'ye ve sâir menâsıb dahi erbâb-ı istihkāk ve istiʿdâda verilüp baʿzıları dahi atāyā-yı pâdişâhâne ile sedd-i ramak-ı ihtiyâc etdiler.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_319.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şehr-i mezkûrun dördüncü sebt günü tevcîhât vukūʿ bulup hademe-i bâb-ı âsafî bilcümle ibkā ve yalnız teşrîfâtcılık ile Sivâsî Hasan Efendi kâm-revâ olup rikâb ve ocak ağaları kezâlik ibkā ve yalnız arabacı başılık ile Hotinli dâmâdı Mehmed Ağa nâil-i kasâvâ-yı menâ olup defterdâr-ı şikk-ı evvel ve sânî ve sâlis ibkā ve nişancılık Feyzi Süleyman Efendi'ye ve defter emâneti Râşid Süleyman Efendi'ye ve büyük rûznâmecilik muvakkaten Abdülkerim Efendi'ye ve baş muhâsebe Seyyid Mehmed Efendi'ye, emânet-i şehr ibkā olunup Tersâne-i âmire emâneti Ahmed Nazîf Efendi'ye tevcîh olunup darbhâne (274-b) ve matbah emânetleri ibkā ve arpa emâneti kapu kethüdâsı Nu'man Bey'e ve Anadolu muhâsebesi muvakkaten Penâh Süleyman Efendi'ye ve mukābele-i suvâri Behcet-zâde Mustafa Efendi'ye ve muhâsebe-i Haremeyn Kenan Efendi'ye kitâbet-i yeniçeriyân Molla Bey dâmâdı Arif Bey'e sipâh kitâbeti âmedi-i esbak Nuri Efendi'ye ve silâhdar kitâbeti mektûbî-i sâbık İbrahim Efendi'ye cizye muhâsebesi yazıcı-ı esbak Elhac Ahmed Efendi'ye mevkūfâtcılık muvakkaten fakîr-i kesîrü't-taksîre ve İstanbul baruthânesi kapucu başı Halebli Mehmed Ağa'ya masraf kitâbeti Mehmed Said Efendi'ye mâliye tezkereciliği Yusuf Efendi-zâde Şefik Efendi'ye Tophâne nezâreti tütün gümrükcüsü Mehmed Emin Ağa'ya kalyonlar kitâbeti Mollacık-zâde Abdülfettah Bey'e ve küçük rûznâme Bekir Paşa-zâde Sadullah Bey'e ve Gelibolu baruthânesi nezâreti Ömer Sâhib Efendi'ye (275-a) piyâde mukābeleciliği Râsih Mustafa Efendi'ye küçük ev-\nkāf sâbık teşrîfâtî Şehrî Efendi'ye Haremeyn mukātaʿacılığı ebdal mühürdârı Kâmil Efendi'ye piskopos mukātaʿacılığı Saʿîd Efendi'ye cebeciler kitâbeti hazîne yazıcısı Şevki Efendi'ye ve sâir menâsıb dahi erbâb-ı istihkāk ve istiʿdâda verilüp baʿzıları dahi atāyā-yı pâdişâhâne ile sedd-i ramak-ı ihtiyâc etdiler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yevm-i mezkûrda vüzerâ-yı izâm hazerâtının dahi tevcîhâtı olup Rumeli Eyâleti Sofya seraskerliği inzimâmıyla sâbıkā Vidin muhâfızı Vezîr Ebubekir Paşa'ya ve Karaman Eyâleti sâbıkā Diyarbekir vâlisi Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya ve Sivas Eyâleti sâbıkā Rumeli vâlisi Vezîr Güğeği Abdi Paşa'ya ve Rakka Eyâleti Ereğlili Vezîr Halîl Paşa'ya ve Trabzon Eyâleti ber-vech-i ilhâk Erzurum vâlisi Vezîr Battal Hüseyin Paşa'ya ve eyâlet-i Van sâbıkā Karaman vâlisi Vezîr Timur Paşa'ya ve Yanya Sancağı Varna muhâfazası şartiyle Vezîr Moravî Ahmed Paşa'ya ve Ohrî Sancağı Özi muhâfızı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya, Selânik Sancağı sâbıkā Eğriboz muhâfızı Vezîr Silâhdar Mustafa Paşa'ya ve Eğriboz Vezîr Silâhdar Seyyid Halîl Paşa'ya Hotin Sancağı sâbıkā Kırşehri mutasarrıfı Osman Paşa'ya bâ-rütbe-i vezâret tevcîh ve Bender Sancağı sâbıkā Hotin muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa ve Hanya Sancağı vezâreti ibkāsıyla Silâhdar Mehmed Emin Paşa'ya ve Alâiye Sancağı mîr-hacc-ı sâbık Vezîr Derviş Mehmed Paşa'ya (275-b) ve sâir sancaklar dahi mîrimîrân-ı kirâmdan kâr-güzârlarına tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı izâm ve mîrimîrân-ı kirâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_320.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı izâm ve mîrimîrân-ı kirâm",
          "text": "Yevm-i mezkûrda vüzerâ-yı izâm hazerâtının dahi tevcîhâtı olup Rumeli Eyâleti Sofya seraskerliği inzimâmıyla sâbıkā Vidin muhâfızı Vezîr Ebubekir Paşa'ya ve Karaman Eyâleti sâbıkā Diyarbekir vâlisi Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya ve Sivas Eyâleti sâbıkā Rumeli vâlisi Vezîr Güğeği Abdi Paşa'ya ve Rakka Eyâleti Ereğlili Vezîr Halîl Paşa'ya ve Trabzon Eyâleti ber-vech-i ilhâk Erzurum vâlisi Vezîr Battal Hüseyin Paşa'ya ve eyâlet-i Van sâbıkā Karaman vâlisi Vezîr Timur Paşa'ya ve Yanya Sancağı Varna muhâfazası şartiyle Vezîr Moravî Ahmed Paşa'ya ve Ohrî Sancağı Özi muhâfızı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya, Selânik Sancağı sâbıkā Eğriboz muhâfızı Vezîr Silâhdar Mustafa Paşa'ya ve Eğriboz Vezîr Silâhdar Seyyid Halîl Paşa'ya Hotin Sancağı sâbıkā Kırşehri mutasarrıfı Osman Paşa'ya bâ-rütbe-i vezâret tevcîh ve Bender Sancağı sâbıkā Hotin muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa ve Hanya Sancağı vezâreti ibkāsıyla Silâhdar Mehmed Emin Paşa'ya ve Alâiye Sancağı mîr-hacc-ı sâbık Vezîr Derviş Mehmed Paşa'ya (275-b) ve sâir sancaklar dahi mîrimîrân-ı kirâmdan kâr-güzârlarına tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā tersâne emîni olan Mehmed Bey-efendi'nin asâlet ve arakati bedîdâr ve hüsn-i hulk ve seciyyeti maʿlûm-ı sıgār u kibâr olduğundan gayri birkaç seneden berü umûr-ı muʿazzama-i Devlet-i aliyye'de izhâr-ı mâ-hasal-ı kudret ve rütbe-i vâlâ-yı vezârete tahsîl-i istiʿdâd ve liyâkat eylediğine binâen hakkında âfitâb-ı âlem-tâb-ı mülûkâne lemʿa-rîz-i zuhûr ve işbu Şevvâli'l-mükerremin onikinci ahad günü süllem-i vezârete suʿûd ile nâil-i etemm-i sürûr olup tîz elden Hanya mansıbı dahi tevcîh ve ihsân ve selefi silâhdar Emin Paşa dahi Niğde sancağıyla cezlân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-emîn-i Tersâne-i sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_321.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-emîn-i Tersâne-i sâbık",
          "text": "Sâbıkā tersâne emîni olan Mehmed Bey-efendi'nin asâlet ve arakati bedîdâr ve hüsn-i hulk ve seciyyeti maʿlûm-ı sıgār u kibâr olduğundan gayri birkaç seneden berü umûr-ı muʿazzama-i Devlet-i aliyye'de izhâr-ı mâ-hasal-ı kudret ve rütbe-i vâlâ-yı vezârete tahsîl-i istiʿdâd ve liyâkat eylediğine binâen hakkında âfitâb-ı âlem-tâb-ı mülûkâne lemʿa-rîz-i zuhûr ve işbu Şevvâli'l-mükerremin onikinci ahad günü süllem-i vezârete suʿûd ile nâil-i etemm-i sürûr olup tîz elden Hanya mansıbı dahi tevcîh ve ihsân ve selefi silâhdar Emin Paşa dahi Niğde sancağıyla cezlân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı âlî yeniçeriler ağası olan Yusuf Ağa'nın belâdet ve rehâveti\nve zabt u rabt husûsunda zâhir ve müstebân olan adem-i ihtimâm ve gayreti bâ'is-i idbâr ve nekbeti olduğuna binâen mâh-ı mezkûrun onaltıncı günü ağalıkdan azl olunup kul kethüdâsı olan Hasan Ağa yeniçeri ağalığiyle nâ'il-i murâd-ı mâ-fî'l-fu'âd ve bu sebeble ricâl-i Ocak-ı âmire miyânında silsile vâki' olup âdetleri üzere kesb-i derecât ve ihrâz-ı i'tibârât ile dil-şâd oldular.",
          "caption": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_322.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Dergâh-ı âlî yeniçeriler ağası olan Yusuf Ağa'nın belâdet ve rehâveti\nve zabt u rabt husûsunda zâhir ve müstebân olan adem-i ihtimâm ve gayreti bâ'is-i idbâr ve nekbeti olduğuna binâen mâh-ı mezkûrun onaltıncı günü ağalıkdan azl olunup kul kethüdâsı olan Hasan Ağa yeniçeri ağalığiyle nâ'il-i murâd-ı mâ-fî'l-fu'âd ve bu sebeble ricâl-i Ocak-ı âmire miyânında silsile vâki' olup âdetleri üzere kesb-i derecât ve ihrâz-ı i'tibârât ile dil-şâd oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sipâhiler kitâbeti tevcîh olunan Nûrî Mehmed Efendi derece-i sebʿîni mütenâhiz bir şahs-ı alîl olup bu esnâda ârıza-i sâbıkasına baʿzı ilel mülhak ve dest-i ecel serâ-perde-i ömr-i girân-mâyesini şakk edüp münhal olan mansıbı ile küçük evkāf tevcîh olunan teşrîfâtî-i sâbık Şehrî Mehmed Efendi ber-murâd ve küçük evkāf ile mektûbcu başı baş halîfesi Uzun (276-a) Emîn Efendi kalem-i mezkûrdan ibʿâd kılındı.",
          "caption": "Fevt-i Kâtib-i Sipâhiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_323.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kâtib-i Sipâhiyân",
          "text": "Sipâhiler kitâbeti tevcîh olunan Nûrî Mehmed Efendi derece-i sebʿîni mütenâhiz bir şahs-ı alîl olup bu esnâda ârıza-i sâbıkasına baʿzı ilel mülhak ve dest-i ecel serâ-perde-i ömr-i girân-mâyesini şakk edüp münhal olan mansıbı ile küçük evkāf tevcîh olunan teşrîfâtî-i sâbık Şehrî Mehmed Efendi ber-murâd ve küçük evkāf ile mektûbcu başı baş halîfesi Uzun (276-a) Emîn Efendi kalem-i mezkûrdan ibʿâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağıstan ahâlisinin geçen sene Tiflis eyâletine hücûmlarını Rusyalu Çıldır vâlisinin iğrâsına haml ile vâlî-i müşârün-ileyhin azl ve te'dîbini taleb ve Tiflis hâniyle miyânelerinde mü'esses olan uhûdu istihkāk-ı da'vâya illet ve sebeb ittihâz eylediklerinden gayri Tiflis hânını erkân-ı devletlerinden ve eyâletini zemâ'im-i memleketlerinden add ile vukūʿ bulan zarar hasâretini devletlerine â'id ve râciʿ bildiklerini ve müşârün-ileyhin te'dîbinde iğmâz Devlet-i aliyye nümûdâr olduğu takdîrde mukābeleten eyâlet-i Çıldır'a hücûm ve vazʿ-ı kadem-i şûm edeceklerini Rusya elçisi mükâlemelerin birinde hâlâ re'îsülküttâb olan Atâ'ullah Bey-efendi'ye telmîh ve mukaddemâ bu zemînde takrîr verdiklerini dahi tasrîh etmiş idi. Vezîr-i müşârün-ileyhin ve sâir hudûd u suğûr muhâfızlarının hilâf-ı şurût-ı muhâdene vazʿ u hareketleri vukūʿunda âharın sevk ve ilkāsına hâcet mess etmeksizin te'dîb ve mu'âheze-i anîfede Devlet-i aliyye kusûr etmeyeceği ve tâ'ifeteyn miyânlarında nizâʿ vü cidâl hâdis olmayup ahad-i hümâ âharın fetk ü isrile mukayyed ve esâs-ı bu'z ve udvân an-asıl beynlerinde müşeyyed olduğu ve Tiflis hânını Rusyalu'nun metbûʿ add etdikleri Devlet-i aliyye teslîmden âbî olup farzâ kemâl-i gurûr ve istikbârdan nâşî âharın memleketinde vukūʿ-yâfte olan fitneyi bahâne eyleyerek Çıldır eyâletine Rusyalu hücûm ederler ise Devlet-i aliyye dahi mukābele bi'l-misle ri'âyet edüp bu takdîrde zuhûr-ı nakz-i ahd (276-b) Rusya Devleti tarafından tahakkuk eyleyeceği ve silsile-i mümkinât tertîb-yâfte-i nizâm olaldan berü ihfâr-ı ahd ü zimmet ve nakz-i\nşurût-ı muhâdenet edenlerin avâkıb-ı ahvâlleri vahîm ve beyne'd-düvel devletleri ma'yûb ve zemîm olacağı cevabları ittifâk-ı ârâ-yı ehl-i şûrâ eğerçi meclis-i mükâlemede efendi-i müşârün-ileyh tarafından i'tâ olunup bu zemînde takrîr dahi verilmişidi. Ancak Rusyalu bir kavm-i mağrûr ve hîle ve hud'aları beyne'l-ümem müstefîz ve meşhûr olup memâlik-i Devlet-i aliyye'ye hırs u tamaʿları yevmen fe-yevmen tezâyüd üzere olmağla kuvve-i istidrâciyyelerine iğtirâren kāle getürdükleri hücûm maddesini fiʿle çıkarmak veyâhûd Dağıstan ahâlisini kavm-i tatar gibi ibtidâ-yı umûrda baʿzı mevâʿîd-i ebleh-firîb ile celb edüp ba'dehû dâr u diyâr ve zimâm-ı ihtiyârlarına mâlik olmak husûsları vâridât-ı hâtırdan ve tecrübesi sebkat etmiş umûrdan olduğuna binâen bu keyfiyyet ahâli-i Dağıstan'a tahrîrât-ı seniyye ile bu defʿa dahi ifâde ve kasd-ı istimâle ile hânân ve rü'esâya atâyâ ve inʿâmât-ı mülûkâne firistâde olunup vüzerâ-yı serhad dahi etrâf ve eknâfa takayyüd ve a'dâ-yı bed-peymân kasd-ı zarar u ziyân ile nümâyân olduğu hâlde mukābele ve müdâfaʿada izhâr-ı sebât ve tecellüd etmek üzere müceddeden me'mûr ve cümlesine ısdâr-ı menşûr kılındı.",
          "caption": "Havâdisât-ı Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_324.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Çıldır",
          "text": "Dağıstan ahâlisinin geçen sene Tiflis eyâletine hücûmlarını Rusyalu Çıldır vâlisinin iğrâsına haml ile vâlî-i müşârün-ileyhin azl ve te'dîbini taleb ve Tiflis hâniyle miyânelerinde mü'esses olan uhûdu istihkāk-ı da'vâya illet ve sebeb ittihâz eylediklerinden gayri Tiflis hânını erkân-ı devletlerinden ve eyâletini zemâ'im-i memleketlerinden add ile vukūʿ bulan zarar hasâretini devletlerine â'id ve râciʿ bildiklerini ve müşârün-ileyhin te'dîbinde iğmâz Devlet-i aliyye nümûdâr olduğu takdîrde mukābeleten eyâlet-i Çıldır'a hücûm ve vazʿ-ı kadem-i şûm edeceklerini Rusya elçisi mükâlemelerin birinde hâlâ re'îsülküttâb olan Atâ'ullah Bey-efendi'ye telmîh ve mukaddemâ bu zemînde takrîr verdiklerini dahi tasrîh etmiş idi. Vezîr-i müşârün-ileyhin ve sâir hudûd u suğûr muhâfızlarının hilâf-ı şurût-ı muhâdene vazʿ u hareketleri vukūʿunda âharın sevk ve ilkāsına hâcet mess etmeksizin te'dîb ve mu'âheze-i anîfede Devlet-i aliyye kusûr etmeyeceği ve tâ'ifeteyn miyânlarında nizâʿ vü cidâl hâdis olmayup ahad-i hümâ âharın fetk ü isrile mukayyed ve esâs-ı bu'z ve udvân an-asıl beynlerinde müşeyyed olduğu ve Tiflis hânını Rusyalu'nun metbûʿ add etdikleri Devlet-i aliyye teslîmden âbî olup farzâ kemâl-i gurûr ve istikbârdan nâşî âharın memleketinde vukūʿ-yâfte olan fitneyi bahâne eyleyerek Çıldır eyâletine Rusyalu hücûm ederler ise Devlet-i aliyye dahi mukābele bi'l-misle ri'âyet edüp bu takdîrde zuhûr-ı nakz-i ahd (276-b) Rusya Devleti tarafından tahakkuk eyleyeceği ve silsile-i mümkinât tertîb-yâfte-i nizâm olaldan berü ihfâr-ı ahd ü zimmet ve nakz-i\nşurût-ı muhâdenet edenlerin avâkıb-ı ahvâlleri vahîm ve beyne'd-düvel devletleri ma'yûb ve zemîm olacağı cevabları ittifâk-ı ârâ-yı ehl-i şûrâ eğerçi meclis-i mükâlemede efendi-i müşârün-ileyh tarafından i'tâ olunup bu zemînde takrîr dahi verilmişidi. Ancak Rusyalu bir kavm-i mağrûr ve hîle ve hud'aları beyne'l-ümem müstefîz ve meşhûr olup memâlik-i Devlet-i aliyye'ye hırs u tamaʿları yevmen fe-yevmen tezâyüd üzere olmağla kuvve-i istidrâciyyelerine iğtirâren kāle getürdükleri hücûm maddesini fiʿle çıkarmak veyâhûd Dağıstan ahâlisini kavm-i tatar gibi ibtidâ-yı umûrda baʿzı mevâʿîd-i ebleh-firîb ile celb edüp ba'dehû dâr u diyâr ve zimâm-ı ihtiyârlarına mâlik olmak husûsları vâridât-ı hâtırdan ve tecrübesi sebkat etmiş umûrdan olduğuna binâen bu keyfiyyet ahâli-i Dağıstan'a tahrîrât-ı seniyye ile bu defʿa dahi ifâde ve kasd-ı istimâle ile hânân ve rü'esâya atâyâ ve inʿâmât-ı mülûkâne firistâde olunup vüzerâ-yı serhad dahi etrâf ve eknâfa takayyüd ve a'dâ-yı bed-peymân kasd-ı zarar u ziyân ile nümâyân olduğu hâlde mukābele ve müdâfaʿada izhâr-ı sebât ve tecellüd etmek üzere müceddeden me'mûr ve cümlesine ısdâr-ı menşûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Mısr-ı nâdiretü'l-asra istîlâ eden ümerâ-yı bed-kirdârın rıbka-i itâʿatden hurûc ile mürettebât-ı Devlet-i aliyye'yi edâda mutill ve inâdları (277-a) ve hâsılât-ı memleketi hevâ vü heveslerine sarf u nisâr ve mu'ayyenât-ı fukarâ-yı Haremeyn-i şerîfeyni adem-i i'tâ ile iktirâf-ı maʿâsî-i bî-şumâr eyledikleri ve câ-be-câ ısdâr olunan hutût-ı hümâyûnu sem'-i kabûl ve rızâ ile ısgā etmediklerinden gayri bi'l-külliye kutr-ı Mısr'ı istihlâs niyyet-i fâsideleriyle düvel-i âhar ve sâir ehl-i mekr ü şerr ile kesb-i münâsebet ve tahsîl-i ünsiyyete ibtidârları ve bundan sonra Mısır'ın intizâmı ve ümerânın inʿidâmı esbâbına teşebbüs olunmadığı hâlde devâʿî-i bâtılaları ve zamîrlerinde müstekin olan niyyât-ı fâsideleri kuvvet bulup madde yesîr iken hatîr ve hücnet nezîr iken kesîr olacağı hayır-hâhân-ı saltanat taraflarından fikr ü mülâhaza olunduğuna binâen bi'l-ittifâk bu hatb-i lâzımü'l-iʿtinânın temşiyetine teşmîr-i sâk-ı gayret ve fâtih-i Mısır Sultan Selim Hân eskenehû Allah fî buhbûhatü'l-cinân zamânından berü misli sebkat etmiş tedârükât-ı kaviyye ile emr-i nizâma mübâşeret olunduğu bâlâda güzâreş-pezîr-i hâme-i beyân olmuşidi. Bu hilâlde mücerred ümerâ-yı Mısriyeyi iğfâl ve bu azîmet-i câzimeye vâkıf olmamaları zımnında letâifü'l-hiyel i'mâl olunup şöyle ki sâbıklarda kendülere hitâben ısdâr olunduğu gibi vaʿîd ve tehdîdi mutazammın misâl-i lâzımü'l-imtisâl bu def'a dahi ısdâr ve mu-\nkaddemce irsâl olundukdan sonra merakıb-ı bahriyye ile kapudan-ı deryâ Vezîr Gazi Hasan Paşa ve tertîbât-ı berriyye ile vezîr Gügeği Abdi Paşa taʿyîn olunup kapudan paşa hazretleri destiyârî-i himem-i hazret-i sadâret-penâhî ile mühimmât (277-b) ve levâzımâtını ber-vech-i ekmel tanzîm ve kudret ü miknet-i devlet-i ebed-müddeti irâe ile ef'ide-i aʿdâyı teklîm eyleyerek Âsitâne-i hümâ-âşiyâneden fekk-i lenger-i ikāmet ve güzergâhında vâkiʿ Cezayir-i bahriyyede izhâr-ı adâlet ve me'mûr-ı maʿiyyeti olan sâir asâkiri idhâl-i dâire-i cemʿiyyet edüp Rodos'a vâsıl ve limân-ı mezkûrdan dahi hareket ile işbu şehr-i Ramazan-ı şerîfin onuncu günü furza-i İskenderiye'ye dâhil olup merâsim-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet ve etrâf ve eknâfa itâre-i cevâsîs-i basîret edüp bu hilâlde İbrahim Bey ve Murad Bey ticâret tarîkiyle Mısır'da olan kalyoncuları ihâfe ve irhâb ve üç güne dek mısr-ı Kahire'den hurûclarını tenbîh ve işrâb eylediklerinden gayri asâkir-i kesîre ve mühimmât-ı vefîre ile mukābeleyi kasd u niyyet ve eşhâs-ı kāsiretü'l-ukūl miyânelerinde mücmel ve mestûr olan isyân ve tuğyanlarını izhâr ve iʿlâna mübâderet eyledikleri ihbârı istirâk olunduğuna binâen vezîr-i müşârün-ileyhin ırk-ı hamiyyet ve gayreti hareket ve derhal tertîb-i asker ve techîz-i leşkere himmet edüp mecmaʿ-i asâkir-i mansûreden mikdâr-ı vâfî kümât-ı ceng-azmâ tefrîk ve aʿmâl-i askere muktedir başbuğlar nasbiyle râbıta-i iltizâmı tevsîk akabinde leylen bender-i Reşîd'e taʿyîn ve sugr-ı mezkûru tahsîn ve bundan sonra asâkir-i bâkiye ile bi'n-nefs Reşîd'e gelüp muktezâ-yı vakt ü hâle göre hareket edeceğini bundan akdem der-i devlet-medâra tahrîr etmişidi. Bu defʿa bender-i İskenderiye'nin kulel ve burucunu kalyoncu ve yerlü neferâtı ve kapudanlar taʿyîn ile tarsîn edüp ümerâ-i Mısriye taraflarından Lâçin Bey (278-a) ve Mustafa Bey asker-i mevfûr ile Reşîd boğazını zabta me'mûr oldukları haberi dahi şuyûʿ bulmağla kapudan paşa hazretleri Cidde vâlisi Vezîr Elhac Ahmed Paşa'yı İskenderiye'0de terk ve tevkīf ve emr-i muhâfazaya dâir baʿzı nasâyih ve tenbîhât ile gûş-i huşûnu teşnîf etdikden sonra cünûd-ı bâkiyeyi ve kırlangıc ve şalope sefînelerini istishâb ile bender-i Reşîd'e vusûl bulduğunu ümerâ-i bed-ârâ tahkīk ve îkān ve bu vazʿ-ı gayr-i me'mûl azîmet-i ulularını ve bünyâd-ı zaʿîfü'l-esâs metânet ve sebâtlarını mütezelzil ve vîrân edüp me'mûr etdikleri ümerâyı yedi-sekiz sâʿat mesâfede tehîr ve yekdiğer ile idâre-i akdâh-ı re'y ü tedbîr ve kapudan paşa hazretleri dahi tertîbât-ı berriyyeye muntazıren Reşîd'de mukīm ve zuhûr-ı ahkâm-ı ikdâr zımnında ser be-zemîn-i teslîm olmuşiken ümerâdan dokuz nefer-i küştenî mühimmât-ı vâfire ve asâkir-i mütekâsire ile Mısır'dan tahrîk-i ikdâm ve evbâş-ı urbânı hükm ü re'ylerine münkād ve râm ederek bender-i Reşîd'i basmağa niyyet etdikleri vezîr-i müşârün-\nileyhin ma'lûmu oldukda asâkir-i berriyyenin kudûmuna vakit kalmayup müceddeden tahrîr etdiği bin nefer mağribî ve bin nefer havârî ve sâir tavâif-i askeriyyenin bir mikdârını mukaddemce hafr olunan meterislere vazʿ ve taʿbyeden sonra asâkir-i bâkiye ile kırlangıç ve süfün-i sâireye suvâr ve selh-i Ramazân-ı şerîfde müteveccih-i sûy-i usât-ı bed-kirdâr olup katʿ-ı emyâl ve mesâfât ile Lâçin Bey'in ve Mustafa Bey'in sâhil-i Nil'de vâkiʿ Rahmâniye kasabası kurbinde vâkiʿ olan ordularına hücûm ve top ve humbara ve tüfeng (278-b) ile icrâ-yı fasl-ı hüsûm eylediğinden gayri bir mikdâr asker-i ceng-âveriyle vezîr-i müşârün-ileyh sâhile hurûc ve mecmaʿ usâta vülûc edüp medâr-ı gurûr ve istikbârları olan toplarını zabt ve üzerlerine havâle ile cemʿiyyetlerini tefrîk etmekle bu haber-i bârid gerüde kā'im olan Murad Bey'e vârid oldukda ordusunda mütehaşşid olan enzâl-i nâsdan yedi sekiz bin âdem ifrâz ve kāmet-i ucb ü pindârına ihtizâz vererek emsâli hâinlere imdâd kasdiyle müşârün-ileyhin üzerine hücûm ve dilâverân-ı Rum dahi mukābele-i hasm-ı şûm edüp beş-altı sâʿat kadar müddet ceng mümted ve gitdikçe devâhî-i harb ü darb müştedd olup bilâhire nesîm-i fevz ü nusret asker-i sultânî üzerine hubûb ve usât-ı Mısriyye şakk-ı giribân ve cüyûb ederek herze-kerd-i tîh-i hezîmet ve nefâis-i eşyaları dâhil-i radde-i nakl ve ganîmet olduğundan gayri hiyâm ve nakli mümkin olmayan eşyaları ihrâk ve ifnâ ve yedi-sekiz kıtʿa topları bahre ilkā olunup muhârebe mahalline karîb olan Fûve kasabasına dahi müşârün-ileyh neferât ve edevât ile istihkâm verdikden sonra zâfir ve gānim bender-i Reşid'e kādim ve dört sâʿatden sonra asâkir-i Mısriyye harekât-ı mezbûhâne ile kasaba-i mezkûre üzerine hâcim olmalariyle me'mûr-ı muhâfaza olan hizebrân-ı uʿme-i şecâʿat ve nihengân-ı deryâ-yı besâlet yek-laht-ı ittihâd âteş-i harbi îkād ve yürüyüş tarîkiyle asâkir-i Mısriyeye tasvîr-i ehvâl-i yevm-i maʿâd etmeleri bu defʿa dahi intizâm-ı fâhiş ile münhezim ve bünyâd-ı sebât ve tecellüdleri münhedim olduğu ve bundan sonra havf-1 seyf-i asker-i (279-a) sultânîden firâr eden ümerâ tersân ve lerzân kurb-i Mısır'da vâkiʿ Azab kubbesi'ne şitâbân oldukları hâlde Mısır mîr-haccı içün tehyi'e olunan cimâl ve bigāl ve ahmâl ve eskāli yağma eylediklerinden gayri mahrûse-i Mısır'ı hasr u tazyîk dâʿiyesiyle mecârî-i miyâhı sedd ve zehâir vürûd edecek turuk u sübülü bend ve baʿdehû Bulak ve sâir mahalleri gāret ile vedîʿa-i hakk olan fukarâyı mübtelâ-yı muzâyaka ve kedd etmek efkârında olduklarından Mısır vâlîsi sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa ve erkân-ı Mısriyye'den baʿzıları nâ-çâr ve kalʿada mütehassın olmuşlar idi. Bu hilâlde müşârün-ileyh maʿiyyetinde mütehaşşid olan asâkir-i mansûreyi sefinelere imlâ ve tehşîn ve berren ve bahren muhâfaza-i etrâf ve eknâf eyleyerek\nmâh-ı Zilkaʿdenin onbirinci günü Bulak iskelesine vazʿ-ı lenger-i sebât ve temkîn edüp bu debdebe-i kāsımetü'z-zuhûr buğāt-ı Mısriyye'ye bâʿis-i ihtilâc-ı sudûr olduğundan gayri mahsûrân-ı Mısriyye'yi ale'l-ıtlâk tervîh ve bir müddetden berü zebûn-ı ser-pençe-i cevr ü iʿtisâf olan ibâd-ı zaʿîfetü'l-iyâdı tefrîh edüp bundan sonra gürûh-ı eşkıyâ Cezîretüzzeheb nâm mahalle inân-tâb-ı firâr oldukları vezîr-i müşârün-ileyh tarafına inhâ olundukda onbeş kıtʿa kırlangıç ile kırlangıç başbuğunu verâlarından taʿyîn edüp ümerânın bahren müstashabları olan zehâir ve mühimmât cerîmlerine zafer-yâb-ı vusûl ve on kıtʿasını zabt ile sukkân pîç-i ʿavd ü kufûl ve ferdâsı şehre duhûl maʿrazında Mısır vâlîsi ile muhâbere olunup müşârün-ileyh küberâ-i memleket ve ʿuzemâ-i vilâyet ile taşra hurûc (279-b) vâlâ-yi dilârâ ile bi'l-maʿiyye mahrûse-i Mısır'a vülûc eylediklerinde müşârün-ileyh hazretleri İbrâhim Bey'in hânesine rekz-i ʿalem-i sarâmet ve vâlî-i müşârün-ileyh dahi kalʿada vâkiʿ sarayına azîmet ile nefs-i şehirde avâze-i ʿadl ü dâdı iʿlân ve zemzeme-i nasâfet-i mülûkâneyi muvâzî-i âsmân eylediler. Bir gün sonra müşârün-ileyh hazretleri Mısır vâlîsinin sarayına kudûm ile şeyh-i sâdât-ı Vefâiyye ve Bekriyye ve ʿulemâ-i câmiʿ-i Ezher ve sâir vücûh-ı nâsı ihzâr edüp dîvân-ı muʿallâ-erkân tertîb ve cümlesini telâttufât-ı vezîrâne ile tatyîb akabinde tarh-ı encümen-i meşveret ve şimdilik ittifâk-ı cümle ile defterdarlık ve mîr-haclıkdan gayri altı nefer ümerâya ve ocakludan iktizâ edenlere ilbâs-ı hilʿat olunup menhec-i sıdk u istikāmete zehâb ve buğāt-ı sâlifü'z-zikrin reftâr-ı nâ-hemvârlarına iʿtisâden ictinâb vesâyâlariyle gûş-i hûşları emlâ olundukdan sonra mîr-haclık husûsu zebân-güzâr-ı ehl-i şûrâ olup zamân-ı hareketine oniki gün kaldığı ve Mısır'dan cânib-i Hicâz'a medâ-hân-ı azîmet olması yedi yüz kîse-i Mısriyye'ye muhtâc idüğü mütehakkik ve fıkdân-ı vakt ü nakd ile huzzâra hayret ve iztırâb lâhık olup bilâhire müşârün-ileyhin taʿahhüd ve tekeffülü ile meblağ-ı mezkûr tüccârdan istidâne ve mîr-haccın levâzımı rü'yet olunarak kabl-i fevte'l-vakt savb-ı maksûda revâne kılınacağı ve şeyhülbeledlik an-asıl iʿtibârât-ı cedîdeden olup vücûd ve ademi berâber ve telef-i mâldan gayri fâidesi olmadığı ems-i dâbirden azhar olmağla külliyen terk (280-a) ve ilgā olunması savabdîd-i huzzâr olduğu ve hâric-i Mısır'da müddet-i medîdeden berü tarîd ü şerîd mukîm olup bu defʿa istihdâmları irâde olunan İsmâil Bey'e ve Cedâvî Hasan Bey'e defterdarlık ve mîr-haclık vaʿdiyle birkaç defʿa haberler tesyîr ve sâir ümerânın nasbları dahi mûmâ-ileyhimânın kudûmlarına tehîr ve el-yevm firârîlerin bahren verâlarında kırlangıçlar taʿyîn olunmuş olmağla berren tesâdüf mümkin olduğu hâlde istîsâl ve tedbîrlerine saʿy ü ikdâm etmeleri husûsu dahi mûmâ-ileyhimâya tahrîr ve tertîbât-ı berriyyeden henüz bir eser zuhûr etmediği bu\ndefʿa ve mukaddemâ müşârün-ileyh hazretleri tarafından vürûd eden kāimelerde derc ü tastîr olunmuş mahrûse-i Mısır'ın bir müddetden berü külliyen ihtilâl ve fesâdı ve ümerânın bağy ü inâdı filhakīka Devlet-i aliyye'ye gāile-i azîme olup bu defʿa fazl-ı Bârî ve yümn-i teveccüh-i hazret-i şehriyâriyle gāile-i mezkûrenin eshel vech üzere indifâʿı husûl-i nizâm-ı mülk fāidesini müstelzim olduğundan gayri düvel-i nasârâ bir zamandan berü Devlet-i aliyye'yi meyt-i müteharrik ismiyle müsemmâ edüp berren ve bahren tertîb-i leşkerden âciz olduğunu cezm etmişleridi. Ednâ himmet ile bu hareket-i ânîfenin cilve-ger-i meclâ-yı bürûz olması zünûn-ı fâsidelerini ibtâl ve tezyîf edüp istikrâr-ı kuvve-i kāhire-i devleti müşâhede ile benân ber-dehân-ı hayret oldukları bî-reyb ü gümândır. Kapudan paşa hazretlerinin tertîbât-ı berriyyeye ve Arnavud askerine muhtâc (280-b) olmayarak yalnız Donanma-yı hümâyûn askeriyle aktār-ı Mısriyeden zevâl ve izmihlâlleri müstahil olan bugāt ve eşkıyâyı beyʿ-i seyr-i râh-ı hezîmet etmesi mahzâ eser-i hüsn-i nazar-ı tâcdârî olduğundan gayri müşârün-ileyhin muktezâ-yı kuvve-i bahtı ve semere-i safvet-i taviyyeti olup hakkında kâr-ger olan enzâr-ı mekârim-ı âsâr-ı mülûkâne muzâʿaf ve bu defʿa mirahor-ı sânî vesâtatiyle tahsîn-i hizmet zemîninde teşrîfât-ı seniyye-i pâdişâhâne ile muʿazzez ve müşerref oldu. Mısır vâlisi müşârün-ileyhin dahi ocaklu ile mukaddemce ittifâk ve ittihâdı suhûlet-i maslahata medâr olduğundan gayri Cidde vâlisinin İskenderiye'yi zabt etmesi ve Güğeği Abdi Paşa'nın her çend Mısır'a vusûl bulmadığı zâhir ise dahi külliyyetli suvârî askeriyle geliyormuş havâdisinin bugāt-ı Mısriye beyninde şuyûʿu hâlin ani'l-fâide olmadığından gayri bundan sonra müşârün-ileyhe tâziyâne-i şevk ü himmet olmak irâdesi gerek müşârün-ileyhin ve gerek sâirlerinin bu niʿmet-i celîle-i pâdişâhîden hisse-mend olmalarını îcâb etmekle binâberîn müşârün-ileyhin hazerâtına dahi serâsere kaplu semmûr kürkler ve Abdi Paşa maʿiyyetinde olan mîrimîrân Derviş Paşa'ya bol yenlü bir sevb semmûr ağa-yı mûmâ-ileyh ile irsâl olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i meserret ez-cânib-i mısr-ı Kahire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_325.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i meserret ez-cânib-i mısr-ı Kahire",
          "text": "Bir müddetden berü Mısr-ı nâdiretü'l-asra istîlâ eden ümerâ-yı bed-kirdârın rıbka-i itâʿatden hurûc ile mürettebât-ı Devlet-i aliyye'yi edâda mutill ve inâdları (277-a) ve hâsılât-ı memleketi hevâ vü heveslerine sarf u nisâr ve mu'ayyenât-ı fukarâ-yı Haremeyn-i şerîfeyni adem-i i'tâ ile iktirâf-ı maʿâsî-i bî-şumâr eyledikleri ve câ-be-câ ısdâr olunan hutût-ı hümâyûnu sem'-i kabûl ve rızâ ile ısgā etmediklerinden gayri bi'l-külliye kutr-ı Mısr'ı istihlâs niyyet-i fâsideleriyle düvel-i âhar ve sâir ehl-i mekr ü şerr ile kesb-i münâsebet ve tahsîl-i ünsiyyete ibtidârları ve bundan sonra Mısır'ın intizâmı ve ümerânın inʿidâmı esbâbına teşebbüs olunmadığı hâlde devâʿî-i bâtılaları ve zamîrlerinde müstekin olan niyyât-ı fâsideleri kuvvet bulup madde yesîr iken hatîr ve hücnet nezîr iken kesîr olacağı hayır-hâhân-ı saltanat taraflarından fikr ü mülâhaza olunduğuna binâen bi'l-ittifâk bu hatb-i lâzımü'l-iʿtinânın temşiyetine teşmîr-i sâk-ı gayret ve fâtih-i Mısır Sultan Selim Hân eskenehû Allah fî buhbûhatü'l-cinân zamânından berü misli sebkat etmiş tedârükât-ı kaviyye ile emr-i nizâma mübâşeret olunduğu bâlâda güzâreş-pezîr-i hâme-i beyân olmuşidi. Bu hilâlde mücerred ümerâ-yı Mısriyeyi iğfâl ve bu azîmet-i câzimeye vâkıf olmamaları zımnında letâifü'l-hiyel i'mâl olunup şöyle ki sâbıklarda kendülere hitâben ısdâr olunduğu gibi vaʿîd ve tehdîdi mutazammın misâl-i lâzımü'l-imtisâl bu def'a dahi ısdâr ve mu-\nkaddemce irsâl olundukdan sonra merakıb-ı bahriyye ile kapudan-ı deryâ Vezîr Gazi Hasan Paşa ve tertîbât-ı berriyye ile vezîr Gügeği Abdi Paşa taʿyîn olunup kapudan paşa hazretleri destiyârî-i himem-i hazret-i sadâret-penâhî ile mühimmât (277-b) ve levâzımâtını ber-vech-i ekmel tanzîm ve kudret ü miknet-i devlet-i ebed-müddeti irâe ile ef'ide-i aʿdâyı teklîm eyleyerek Âsitâne-i hümâ-âşiyâneden fekk-i lenger-i ikāmet ve güzergâhında vâkiʿ Cezayir-i bahriyyede izhâr-ı adâlet ve me'mûr-ı maʿiyyeti olan sâir asâkiri idhâl-i dâire-i cemʿiyyet edüp Rodos'a vâsıl ve limân-ı mezkûrdan dahi hareket ile işbu şehr-i Ramazan-ı şerîfin onuncu günü furza-i İskenderiye'ye dâhil olup merâsim-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet ve etrâf ve eknâfa itâre-i cevâsîs-i basîret edüp bu hilâlde İbrahim Bey ve Murad Bey ticâret tarîkiyle Mısır'da olan kalyoncuları ihâfe ve irhâb ve üç güne dek mısr-ı Kahire'den hurûclarını tenbîh ve işrâb eylediklerinden gayri asâkir-i kesîre ve mühimmât-ı vefîre ile mukābeleyi kasd u niyyet ve eşhâs-ı kāsiretü'l-ukūl miyânelerinde mücmel ve mestûr olan isyân ve tuğyanlarını izhâr ve iʿlâna mübâderet eyledikleri ihbârı istirâk olunduğuna binâen vezîr-i müşârün-ileyhin ırk-ı hamiyyet ve gayreti hareket ve derhal tertîb-i asker ve techîz-i leşkere himmet edüp mecmaʿ-i asâkir-i mansûreden mikdâr-ı vâfî kümât-ı ceng-azmâ tefrîk ve aʿmâl-i askere muktedir başbuğlar nasbiyle râbıta-i iltizâmı tevsîk akabinde leylen bender-i Reşîd'e taʿyîn ve sugr-ı mezkûru tahsîn ve bundan sonra asâkir-i bâkiye ile bi'n-nefs Reşîd'e gelüp muktezâ-yı vakt ü hâle göre hareket edeceğini bundan akdem der-i devlet-medâra tahrîr etmişidi. Bu defʿa bender-i İskenderiye'nin kulel ve burucunu kalyoncu ve yerlü neferâtı ve kapudanlar taʿyîn ile tarsîn edüp ümerâ-i Mısriye taraflarından Lâçin Bey (278-a) ve Mustafa Bey asker-i mevfûr ile Reşîd boğazını zabta me'mûr oldukları haberi dahi şuyûʿ bulmağla kapudan paşa hazretleri Cidde vâlisi Vezîr Elhac Ahmed Paşa'yı İskenderiye'0de terk ve tevkīf ve emr-i muhâfazaya dâir baʿzı nasâyih ve tenbîhât ile gûş-i huşûnu teşnîf etdikden sonra cünûd-ı bâkiyeyi ve kırlangıc ve şalope sefînelerini istishâb ile bender-i Reşîd'e vusûl bulduğunu ümerâ-i bed-ârâ tahkīk ve îkān ve bu vazʿ-ı gayr-i me'mûl azîmet-i ulularını ve bünyâd-ı zaʿîfü'l-esâs metânet ve sebâtlarını mütezelzil ve vîrân edüp me'mûr etdikleri ümerâyı yedi-sekiz sâʿat mesâfede tehîr ve yekdiğer ile idâre-i akdâh-ı re'y ü tedbîr ve kapudan paşa hazretleri dahi tertîbât-ı berriyyeye muntazıren Reşîd'de mukīm ve zuhûr-ı ahkâm-ı ikdâr zımnında ser be-zemîn-i teslîm olmuşiken ümerâdan dokuz nefer-i küştenî mühimmât-ı vâfire ve asâkir-i mütekâsire ile Mısır'dan tahrîk-i ikdâm ve evbâş-ı urbânı hükm ü re'ylerine münkād ve râm ederek bender-i Reşîd'i basmağa niyyet etdikleri vezîr-i müşârün-\nileyhin ma'lûmu oldukda asâkir-i berriyyenin kudûmuna vakit kalmayup müceddeden tahrîr etdiği bin nefer mağribî ve bin nefer havârî ve sâir tavâif-i askeriyyenin bir mikdârını mukaddemce hafr olunan meterislere vazʿ ve taʿbyeden sonra asâkir-i bâkiye ile kırlangıç ve süfün-i sâireye suvâr ve selh-i Ramazân-ı şerîfde müteveccih-i sûy-i usât-ı bed-kirdâr olup katʿ-ı emyâl ve mesâfât ile Lâçin Bey'in ve Mustafa Bey'in sâhil-i Nil'de vâkiʿ Rahmâniye kasabası kurbinde vâkiʿ olan ordularına hücûm ve top ve humbara ve tüfeng (278-b) ile icrâ-yı fasl-ı hüsûm eylediğinden gayri bir mikdâr asker-i ceng-âveriyle vezîr-i müşârün-ileyh sâhile hurûc ve mecmaʿ usâta vülûc edüp medâr-ı gurûr ve istikbârları olan toplarını zabt ve üzerlerine havâle ile cemʿiyyetlerini tefrîk etmekle bu haber-i bârid gerüde kā'im olan Murad Bey'e vârid oldukda ordusunda mütehaşşid olan enzâl-i nâsdan yedi sekiz bin âdem ifrâz ve kāmet-i ucb ü pindârına ihtizâz vererek emsâli hâinlere imdâd kasdiyle müşârün-ileyhin üzerine hücûm ve dilâverân-ı Rum dahi mukābele-i hasm-ı şûm edüp beş-altı sâʿat kadar müddet ceng mümted ve gitdikçe devâhî-i harb ü darb müştedd olup bilâhire nesîm-i fevz ü nusret asker-i sultânî üzerine hubûb ve usât-ı Mısriyye şakk-ı giribân ve cüyûb ederek herze-kerd-i tîh-i hezîmet ve nefâis-i eşyaları dâhil-i radde-i nakl ve ganîmet olduğundan gayri hiyâm ve nakli mümkin olmayan eşyaları ihrâk ve ifnâ ve yedi-sekiz kıtʿa topları bahre ilkā olunup muhârebe mahalline karîb olan Fûve kasabasına dahi müşârün-ileyh neferât ve edevât ile istihkâm verdikden sonra zâfir ve gānim bender-i Reşid'e kādim ve dört sâʿatden sonra asâkir-i Mısriyye harekât-ı mezbûhâne ile kasaba-i mezkûre üzerine hâcim olmalariyle me'mûr-ı muhâfaza olan hizebrân-ı uʿme-i şecâʿat ve nihengân-ı deryâ-yı besâlet yek-laht-ı ittihâd âteş-i harbi îkād ve yürüyüş tarîkiyle asâkir-i Mısriyeye tasvîr-i ehvâl-i yevm-i maʿâd etmeleri bu defʿa dahi intizâm-ı fâhiş ile münhezim ve bünyâd-ı sebât ve tecellüdleri münhedim olduğu ve bundan sonra havf-1 seyf-i asker-i (279-a) sultânîden firâr eden ümerâ tersân ve lerzân kurb-i Mısır'da vâkiʿ Azab kubbesi'ne şitâbân oldukları hâlde Mısır mîr-haccı içün tehyi'e olunan cimâl ve bigāl ve ahmâl ve eskāli yağma eylediklerinden gayri mahrûse-i Mısır'ı hasr u tazyîk dâʿiyesiyle mecârî-i miyâhı sedd ve zehâir vürûd edecek turuk u sübülü bend ve baʿdehû Bulak ve sâir mahalleri gāret ile vedîʿa-i hakk olan fukarâyı mübtelâ-yı muzâyaka ve kedd etmek efkârında olduklarından Mısır vâlîsi sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa ve erkân-ı Mısriyye'den baʿzıları nâ-çâr ve kalʿada mütehassın olmuşlar idi. Bu hilâlde müşârün-ileyh maʿiyyetinde mütehaşşid olan asâkir-i mansûreyi sefinelere imlâ ve tehşîn ve berren ve bahren muhâfaza-i etrâf ve eknâf eyleyerek\nmâh-ı Zilkaʿdenin onbirinci günü Bulak iskelesine vazʿ-ı lenger-i sebât ve temkîn edüp bu debdebe-i kāsımetü'z-zuhûr buğāt-ı Mısriyye'ye bâʿis-i ihtilâc-ı sudûr olduğundan gayri mahsûrân-ı Mısriyye'yi ale'l-ıtlâk tervîh ve bir müddetden berü zebûn-ı ser-pençe-i cevr ü iʿtisâf olan ibâd-ı zaʿîfetü'l-iyâdı tefrîh edüp bundan sonra gürûh-ı eşkıyâ Cezîretüzzeheb nâm mahalle inân-tâb-ı firâr oldukları vezîr-i müşârün-ileyh tarafına inhâ olundukda onbeş kıtʿa kırlangıç ile kırlangıç başbuğunu verâlarından taʿyîn edüp ümerânın bahren müstashabları olan zehâir ve mühimmât cerîmlerine zafer-yâb-ı vusûl ve on kıtʿasını zabt ile sukkân pîç-i ʿavd ü kufûl ve ferdâsı şehre duhûl maʿrazında Mısır vâlîsi ile muhâbere olunup müşârün-ileyh küberâ-i memleket ve ʿuzemâ-i vilâyet ile taşra hurûc (279-b) vâlâ-yi dilârâ ile bi'l-maʿiyye mahrûse-i Mısır'a vülûc eylediklerinde müşârün-ileyh hazretleri İbrâhim Bey'in hânesine rekz-i ʿalem-i sarâmet ve vâlî-i müşârün-ileyh dahi kalʿada vâkiʿ sarayına azîmet ile nefs-i şehirde avâze-i ʿadl ü dâdı iʿlân ve zemzeme-i nasâfet-i mülûkâneyi muvâzî-i âsmân eylediler. Bir gün sonra müşârün-ileyh hazretleri Mısır vâlîsinin sarayına kudûm ile şeyh-i sâdât-ı Vefâiyye ve Bekriyye ve ʿulemâ-i câmiʿ-i Ezher ve sâir vücûh-ı nâsı ihzâr edüp dîvân-ı muʿallâ-erkân tertîb ve cümlesini telâttufât-ı vezîrâne ile tatyîb akabinde tarh-ı encümen-i meşveret ve şimdilik ittifâk-ı cümle ile defterdarlık ve mîr-haclıkdan gayri altı nefer ümerâya ve ocakludan iktizâ edenlere ilbâs-ı hilʿat olunup menhec-i sıdk u istikāmete zehâb ve buğāt-ı sâlifü'z-zikrin reftâr-ı nâ-hemvârlarına iʿtisâden ictinâb vesâyâlariyle gûş-i hûşları emlâ olundukdan sonra mîr-haclık husûsu zebân-güzâr-ı ehl-i şûrâ olup zamân-ı hareketine oniki gün kaldığı ve Mısır'dan cânib-i Hicâz'a medâ-hân-ı azîmet olması yedi yüz kîse-i Mısriyye'ye muhtâc idüğü mütehakkik ve fıkdân-ı vakt ü nakd ile huzzâra hayret ve iztırâb lâhık olup bilâhire müşârün-ileyhin taʿahhüd ve tekeffülü ile meblağ-ı mezkûr tüccârdan istidâne ve mîr-haccın levâzımı rü'yet olunarak kabl-i fevte'l-vakt savb-ı maksûda revâne kılınacağı ve şeyhülbeledlik an-asıl iʿtibârât-ı cedîdeden olup vücûd ve ademi berâber ve telef-i mâldan gayri fâidesi olmadığı ems-i dâbirden azhar olmağla külliyen terk (280-a) ve ilgā olunması savabdîd-i huzzâr olduğu ve hâric-i Mısır'da müddet-i medîdeden berü tarîd ü şerîd mukîm olup bu defʿa istihdâmları irâde olunan İsmâil Bey'e ve Cedâvî Hasan Bey'e defterdarlık ve mîr-haclık vaʿdiyle birkaç defʿa haberler tesyîr ve sâir ümerânın nasbları dahi mûmâ-ileyhimânın kudûmlarına tehîr ve el-yevm firârîlerin bahren verâlarında kırlangıçlar taʿyîn olunmuş olmağla berren tesâdüf mümkin olduğu hâlde istîsâl ve tedbîrlerine saʿy ü ikdâm etmeleri husûsu dahi mûmâ-ileyhimâya tahrîr ve tertîbât-ı berriyyeden henüz bir eser zuhûr etmediği bu\ndefʿa ve mukaddemâ müşârün-ileyh hazretleri tarafından vürûd eden kāimelerde derc ü tastîr olunmuş mahrûse-i Mısır'ın bir müddetden berü külliyen ihtilâl ve fesâdı ve ümerânın bağy ü inâdı filhakīka Devlet-i aliyye'ye gāile-i azîme olup bu defʿa fazl-ı Bârî ve yümn-i teveccüh-i hazret-i şehriyâriyle gāile-i mezkûrenin eshel vech üzere indifâʿı husûl-i nizâm-ı mülk fāidesini müstelzim olduğundan gayri düvel-i nasârâ bir zamandan berü Devlet-i aliyye'yi meyt-i müteharrik ismiyle müsemmâ edüp berren ve bahren tertîb-i leşkerden âciz olduğunu cezm etmişleridi. Ednâ himmet ile bu hareket-i ânîfenin cilve-ger-i meclâ-yı bürûz olması zünûn-ı fâsidelerini ibtâl ve tezyîf edüp istikrâr-ı kuvve-i kāhire-i devleti müşâhede ile benân ber-dehân-ı hayret oldukları bî-reyb ü gümândır. Kapudan paşa hazretlerinin tertîbât-ı berriyyeye ve Arnavud askerine muhtâc (280-b) olmayarak yalnız Donanma-yı hümâyûn askeriyle aktār-ı Mısriyeden zevâl ve izmihlâlleri müstahil olan bugāt ve eşkıyâyı beyʿ-i seyr-i râh-ı hezîmet etmesi mahzâ eser-i hüsn-i nazar-ı tâcdârî olduğundan gayri müşârün-ileyhin muktezâ-yı kuvve-i bahtı ve semere-i safvet-i taviyyeti olup hakkında kâr-ger olan enzâr-ı mekârim-ı âsâr-ı mülûkâne muzâʿaf ve bu defʿa mirahor-ı sânî vesâtatiyle tahsîn-i hizmet zemîninde teşrîfât-ı seniyye-i pâdişâhâne ile muʿazzez ve müşerref oldu. Mısır vâlisi müşârün-ileyhin dahi ocaklu ile mukaddemce ittifâk ve ittihâdı suhûlet-i maslahata medâr olduğundan gayri Cidde vâlisinin İskenderiye'yi zabt etmesi ve Güğeği Abdi Paşa'nın her çend Mısır'a vusûl bulmadığı zâhir ise dahi külliyyetli suvârî askeriyle geliyormuş havâdisinin bugāt-ı Mısriye beyninde şuyûʿu hâlin ani'l-fâide olmadığından gayri bundan sonra müşârün-ileyhe tâziyâne-i şevk ü himmet olmak irâdesi gerek müşârün-ileyhin ve gerek sâirlerinin bu niʿmet-i celîle-i pâdişâhîden hisse-mend olmalarını îcâb etmekle binâberîn müşârün-ileyhin hazerâtına dahi serâsere kaplu semmûr kürkler ve Abdi Paşa maʿiyyetinde olan mîrimîrân Derviş Paşa'ya bol yenlü bir sevb semmûr ağa-yı mûmâ-ileyh ile irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmisekizinci günü dîvân-ı muʿallâ-erkân tertîb olunup Fas hâkimi tarafından nâme ve hedâyâ ile vürûd eden Elhac Talib Abbas bûse-gâh-ı kâffe-i nâs olan atabe-i pâdişâh-ı cem-câha vazʿ-ı cebîn-i taʿzîm ve hâmil (281-a) olduğu nâmesini kānûn üzere teslîm ve evkāf ve havassa dâir olup ulemâ-i mağrib miyânelerinde izzet ve nedreti muʿayyen ve\ntehlîl ismiyle muʿanven ve tarafı beş kıtʿa elmas ile müzeyyen bir cild kitâb ve bir kebîr sâʿat ve birkaç sandık fağfûr ve billûr evânî ve bir sandalye ve bir araba ve bir küreden ibâret olan hedâyâyı dahi takdîm edüp bundan başka otuzbeşer zirâʿdan mükemmel iki kıtʿa sefîne ve kırkaltı pâre demir top dahi mukaddemce arz olunmuş olmağla Dîvân-ı hümâyûn'da sefîr-i mûmâileyhe hilʿat ilbâs ve ser-i iftihârı gerdûn-mümâs kılındı. Bir gece mukaddem Mısır cânibinden nüvîd-i meserret ve berîd-i beşâret vârid olduğuna binâen tertîbât-ı Mısriyede sadrıaʿzam hazretlerinin peyveste-i mevkiʿ-i şuhûd olan ikdâm ve himmetleri nezd-i ferd-i mülûkânede karîn-i pesend ve tahsîn olduğundan gayri bundan böyle kahr u tedmîr-i ehl-i fesâd ve kalʿ-ı usûl-i ashâb-ı küfr ü inâd zımnında izhâr-ı mesâʿî-i mevfûre ve ibrâz-ı me'âsir-i meşkûre kılınmak bâbında bir kıtʿa hatt-ı mekârim-eser ve bir kabza hançer-i süreyyâ-cevher dîvân mahalline şeref-resân-ı vürûd olup taraf-ı sadr-ı bî-humâlden hutuvât-ı iclâl ile istikbâl ve zikr olunan hançer zîver-i miyân-bend-i iclâl olundukdan sonra hatt-ı hümâyûn alâ-melâ'i'n-nâs kırâ'at olunup ehl-i dîvâna mûcib-i dikkat ve bâʿis-i tezâyüd-i şevk ü himmet oldu.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-i sefîr-i Hâkim-i Fas ve zuhûr-ı mekârim-ı şehriyâr-ı dârâ-haşem be-cenâb-ı sadr-ı kaviyyü'l-himem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_326.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-i sefîr-i Hâkim-i Fas ve zuhûr-ı mekârim-ı şehriyâr-ı dârâ-haşem be-cenâb-ı sadr-ı kaviyyü'l-himem",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmisekizinci günü dîvân-ı muʿallâ-erkân tertîb olunup Fas hâkimi tarafından nâme ve hedâyâ ile vürûd eden Elhac Talib Abbas bûse-gâh-ı kâffe-i nâs olan atabe-i pâdişâh-ı cem-câha vazʿ-ı cebîn-i taʿzîm ve hâmil (281-a) olduğu nâmesini kānûn üzere teslîm ve evkāf ve havassa dâir olup ulemâ-i mağrib miyânelerinde izzet ve nedreti muʿayyen ve\ntehlîl ismiyle muʿanven ve tarafı beş kıtʿa elmas ile müzeyyen bir cild kitâb ve bir kebîr sâʿat ve birkaç sandık fağfûr ve billûr evânî ve bir sandalye ve bir araba ve bir küreden ibâret olan hedâyâyı dahi takdîm edüp bundan başka otuzbeşer zirâʿdan mükemmel iki kıtʿa sefîne ve kırkaltı pâre demir top dahi mukaddemce arz olunmuş olmağla Dîvân-ı hümâyûn'da sefîr-i mûmâileyhe hilʿat ilbâs ve ser-i iftihârı gerdûn-mümâs kılındı. Bir gece mukaddem Mısır cânibinden nüvîd-i meserret ve berîd-i beşâret vârid olduğuna binâen tertîbât-ı Mısriyede sadrıaʿzam hazretlerinin peyveste-i mevkiʿ-i şuhûd olan ikdâm ve himmetleri nezd-i ferd-i mülûkânede karîn-i pesend ve tahsîn olduğundan gayri bundan böyle kahr u tedmîr-i ehl-i fesâd ve kalʿ-ı usûl-i ashâb-ı küfr ü inâd zımnında izhâr-ı mesâʿî-i mevfûre ve ibrâz-ı me'âsir-i meşkûre kılınmak bâbında bir kıtʿa hatt-ı mekârim-eser ve bir kabza hançer-i süreyyâ-cevher dîvân mahalline şeref-resân-ı vürûd olup taraf-ı sadr-ı bî-humâlden hutuvât-ı iclâl ile istikbâl ve zikr olunan hançer zîver-i miyân-bend-i iclâl olundukdan sonra hatt-ı hümâyûn alâ-melâ'i'n-nâs kırâ'at olunup ehl-i dîvâna mûcib-i dikkat ve bâʿis-i tezâyüd-i şevk ü himmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāhire-i Mısr'da kāmet-efrâz-ı bağy ü dalâl olan ümerâ-i bergeşte ahvâlin kuvve-i kāhire-i mülûkâne ve himmet-i kûh-efgen-i (281-b) hüsrevâne ile tenâhhî ve firârları tahakkuk eylediğine binâen mahlûl olan mukātaʿalararının fürûhtu ve sinîn-i çendinden berü der-i devlet medâra göndermedikleri irsâliye hazînelerinin tahsîli ve bakāyâ ve cibâyet-i cizye ve mürettebât-ı sâ'irenin temşiyeti içün Devlet-i aliyye'den bir müteʿayyin zâtın me'mûriyyeti iktizâ etmekle binâberîn mukaddemâ İstanköy'de ikāmeti fermân olunup baʿdehû Bodrum'da inşâ olunan sefâini tekmîl zımnında me'mûriyyeti tecdîd olunan re'îsülküttâb-ı esbak Feyzullah Efendi'nin bu makūle umûr-ı mâliyyede mahâreti zâhir ve âşikâr ve bâ-husûs devlet-i ebed-müddetde defterdarlık ve riyâzet-i hizmetlerinde istihdâm ile hâiz-i rehîne-i vakʿ u iştihâr olup bu hatb-i cesîmin irâde-i devlet ve tabîʿat-i vakt üzere rü'yet ve temşiyetine muvaffak olacağı melhûz ve me'mûr olmağla kapudan-ı deryâ vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretlerinin emr ü re'ylerine tebaʿiyyet ile umûr-ı mezkûreyi tanzîm etmek bâbında tarafına hitâben emr-i celîlü'ş-şân ısdâr ve baş muhâsebe kâtiblerinden maʿiyyetine bir kâtib dahi taʿyîn ve tisyâr olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Re'îsülküttâb-ı esbak be-cânib-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_327.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Re'îsülküttâb-ı esbak be-cânib-i Mısır",
          "text": "Kāhire-i Mısr'da kāmet-efrâz-ı bağy ü dalâl olan ümerâ-i bergeşte ahvâlin kuvve-i kāhire-i mülûkâne ve himmet-i kûh-efgen-i (281-b) hüsrevâne ile tenâhhî ve firârları tahakkuk eylediğine binâen mahlûl olan mukātaʿalararının fürûhtu ve sinîn-i çendinden berü der-i devlet medâra göndermedikleri irsâliye hazînelerinin tahsîli ve bakāyâ ve cibâyet-i cizye ve mürettebât-ı sâ'irenin temşiyeti içün Devlet-i aliyye'den bir müteʿayyin zâtın me'mûriyyeti iktizâ etmekle binâberîn mukaddemâ İstanköy'de ikāmeti fermân olunup baʿdehû Bodrum'da inşâ olunan sefâini tekmîl zımnında me'mûriyyeti tecdîd olunan re'îsülküttâb-ı esbak Feyzullah Efendi'nin bu makūle umûr-ı mâliyyede mahâreti zâhir ve âşikâr ve bâ-husûs devlet-i ebed-müddetde defterdarlık ve riyâzet-i hizmetlerinde istihdâm ile hâiz-i rehîne-i vakʿ u iştihâr olup bu hatb-i cesîmin irâde-i devlet ve tabîʿat-i vakt üzere rü'yet ve temşiyetine muvaffak olacağı melhûz ve me'mûr olmağla kapudan-ı deryâ vezîr Gāzî Hasan Paşa hazretlerinin emr ü re'ylerine tebaʿiyyet ile umûr-ı mezkûreyi tanzîm etmek bâbında tarafına hitâben emr-i celîlü'ş-şân ısdâr ve baş muhâsebe kâtiblerinden maʿiyyetine bir kâtib dahi taʿyîn ve tisyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda ulemâ-i kirâm haklarında bahr-i zehhâr-ı inâyet-i pâdişâhî mevc-endâz-ı zuhûr olmakdan nâşî gurre-i Zilka'deden Yahyâ Tevfîk Efendi'ye ve hâmis-i şehirden nakībü'l-eşrâf Kâmil Ahmed Efendi'ye ve âşir-i şehirden hâlâ İstanbul kādısı Âşir Mustafa Efendi'ye sadâret-i Anadolu pâyeleri ihsân olunup İstanbul kādısı efendinin es'âr husûsunda ser-zede-i zuhûr olan kemâl-i gayret ve iffeti ve erbâb-ı ihtikârdan arz olunan berâtîle adem-i meyli (282-a) ü rağbeti bâ'is-i imtiyâz ve rüchâniyyeti olduğundan gayri meded-kârî-i sadr-ı azîmü'l-kadr ile es'ârı tenzîl ve şehriyâr-ı adâlet-âsâra fukarâ ve zu'afâdan isticlâb-ı du'â-yı cezîl eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ-yı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_328.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ-yı Anadolu",
          "text": "Bu esnâda ulemâ-i kirâm haklarında bahr-i zehhâr-ı inâyet-i pâdişâhî mevc-endâz-ı zuhûr olmakdan nâşî gurre-i Zilka'deden Yahyâ Tevfîk Efendi'ye ve hâmis-i şehirden nakībü'l-eşrâf Kâmil Ahmed Efendi'ye ve âşir-i şehirden hâlâ İstanbul kādısı Âşir Mustafa Efendi'ye sadâret-i Anadolu pâyeleri ihsân olunup İstanbul kādısı efendinin es'âr husûsunda ser-zede-i zuhûr olan kemâl-i gayret ve iffeti ve erbâb-ı ihtikârdan arz olunan berâtîle adem-i meyli (282-a) ü rağbeti bâ'is-i imtiyâz ve rüchâniyyeti olduğundan gayri meded-kârî-i sadr-ı azîmü'l-kadr ile es'ârı tenzîl ve şehriyâr-ı adâlet-âsâra fukarâ ve zu'afâdan isticlâb-ı du'â-yı cezîl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Emîr-i rekb-i Şâmî olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya bundan akdem hükm-i hümâyûn gönderilüp berren Mısır cânibine me'mûr olan Diyârbekir vâlîsi Vezîr Güğeği Abdî Paşa'nın hevâyic-i asliyye ve levâzım-ı zarûriyyesini bilâ-taksîr rü'yet ve tanzîm ve an-asıl mesbût-ı cerîde-i zihnî olan ahvâl-i Mısriyeyi müşârün-ileyhe telkīn ve tefhîm eylemesi husûsu tahrîr ve terkīm olunmuşidi. Müşârün-ileyh emr ü tenbîh olunduğu vech üzere Abdî Paşa'nın iktizâ eden zehâir ve levâzım-ı sâiresini alâ-vechi'l-ekmel tesviye ve tertîb ve birkaç katar katır ve on kıt'a zenbûrek ve iki donanmış esb ile müşârün-ileyhi terhîb eylediğinden gayri der-i devlet-medârdan irsâl olunan hazîne vaktiyle müşârün-ileyhe vusûl bulmayup fıkdân-ı nakd ile dûçâr-ı çâr mevce-i ıztırâb olduğunu tahkīk etmekle derhal elli kîse meblağ ile dahi umûrunu teshîl ve savb-ı maksûda tesbîl etdiğini ve bu hatb-i cesîmin tanzîmi akabinde cemmâze-rân-ı râh-ı Hicâz olduğunu arz u tahrîr etmiş masârif-i hac nukūd-ı vâfireye muhtâc idüğü müsellem iken hîn-i hareketde Şâm vâlîsi tarafından nümâyân olan gayret sâlifü'l-beyân hak budur ki nakş-i sahîfe-i istihsân olmağa şâyândır.",
          "caption": "Hareket-i emîrü'l-hac",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_329.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i emîrü'l-hac",
          "text": "Emîr-i rekb-i Şâmî olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya bundan akdem hükm-i hümâyûn gönderilüp berren Mısır cânibine me'mûr olan Diyârbekir vâlîsi Vezîr Güğeği Abdî Paşa'nın hevâyic-i asliyye ve levâzım-ı zarûriyyesini bilâ-taksîr rü'yet ve tanzîm ve an-asıl mesbût-ı cerîde-i zihnî olan ahvâl-i Mısriyeyi müşârün-ileyhe telkīn ve tefhîm eylemesi husûsu tahrîr ve terkīm olunmuşidi. Müşârün-ileyh emr ü tenbîh olunduğu vech üzere Abdî Paşa'nın iktizâ eden zehâir ve levâzım-ı sâiresini alâ-vechi'l-ekmel tesviye ve tertîb ve birkaç katar katır ve on kıt'a zenbûrek ve iki donanmış esb ile müşârün-ileyhi terhîb eylediğinden gayri der-i devlet-medârdan irsâl olunan hazîne vaktiyle müşârün-ileyhe vusûl bulmayup fıkdân-ı nakd ile dûçâr-ı çâr mevce-i ıztırâb olduğunu tahkīk etmekle derhal elli kîse meblağ ile dahi umûrunu teshîl ve savb-ı maksûda tesbîl etdiğini ve bu hatb-i cesîmin tanzîmi akabinde cemmâze-rân-ı râh-ı Hicâz olduğunu arz u tahrîr etmiş masârif-i hac nukūd-ı vâfireye muhtâc idüğü müsellem iken hîn-i hareketde Şâm vâlîsi tarafından nümâyân olan gayret sâlifü'l-beyân hak budur ki nakş-i sahîfe-i istihsân olmağa şâyândır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad kal'ası müntehâ-yı sugūr-ı islâmiyyede vâki' kılâ'-ı pâdişâhîden olup (282-b) me'mûr-ı muhâfazası olan vulât-ı kirâma vücûd-ı celâdet ve adem-i fütûr u rehâvet şart olduğundan gayri zuhûr-ı fesâda sebeb-i âdî olan hâlâtı destiyârî-i hüsn-i tedbîr ile mukaddemce izâle etmek lâzım iken Belgrad muhâfızı Vezîr Mahmûd Paşa bu dakīkadan gâfil olup izâhe-i es-\nbâb-ı münkerât ve imâte-i ilel-i menhiyyâta muvaffak olamadığından Belgrad serhaddinde ihtilâl ve fesâd zuhûr ve yamaklar taraflarından hâric ez-vazîfe baʿzı hâlât sudûr etmeğe başlayup ez-cümle Nemçe tüccârından biri sebebi mukaddemâ defʿ olunmamış bir emr-i münkerde bulunup te'dîbi içün zikr olunan yamaklar zâbitânı haberdâr etmek muktazî iken izhâr-ı şiddet ve be's ve hod-be-hod tâcir-i mesfûrun hânesini kebs ve yeniçeri ağası vâkıf-ı kaziyye oldukda sürʿat ile mahall-i muʿârekeye yetişüp mesfûru yedlerinden ahz ü habs irâde etdikde ağayı dinlemeyün tâcir-i mesfûru katl ve istîsâl ve bu madde içün Nemçelü îrâd-ı kīl ü kāl eylediklerinden defʿan li'l-nizâʿ muhâfız-ı müşârün-ileyhin azlinde isrâʿ olundu. Silistre muhâfazası şartiyle Sivas Eyâleti tevcîh olunan Vezîr Abdi Paşa'nın seraskerlikden infisâli hasebiyle kapusu halkı mükemmel olup Silistre'de mukîm olduğu hâlde azm-i vakʿ u şân mülâbesesiyle rü'yet-i umûr-ı nâsa tasaddî edeceği nümâyân ve Silistre Eyâleti İsmâil seraskerliği ile sadr-ı sâbık Ali Paşa hazretlerinin uhdesinde olup eyâletinde âharın icrâ-yı ahkâm etmesi lâ-mehâle tabʿına girân geleceği ve bu sebeble imyânelerinde (283-a) âsâr-ı nefret rû-nümûn ve yek-diğeri tahrîr ile Devlet-i aliyye'yi tasdîʿden hâlî olmayacakları maznûn olmağla Belgrad Abdi Paşa'ya ve Silistre muhâfazası şartiyle eyâlet-i Sivas Mahmud Paşa'ya işbu Zilkaʿdenin sekizinci sebt günü tevcîh ve ihsân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Belgrad ve Sivas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_330.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Belgrad ve Sivas",
          "text": "Belgrad kal'ası müntehâ-yı sugūr-ı islâmiyyede vâki' kılâ'-ı pâdişâhîden olup (282-b) me'mûr-ı muhâfazası olan vulât-ı kirâma vücûd-ı celâdet ve adem-i fütûr u rehâvet şart olduğundan gayri zuhûr-ı fesâda sebeb-i âdî olan hâlâtı destiyârî-i hüsn-i tedbîr ile mukaddemce izâle etmek lâzım iken Belgrad muhâfızı Vezîr Mahmûd Paşa bu dakīkadan gâfil olup izâhe-i es-\nbâb-ı münkerât ve imâte-i ilel-i menhiyyâta muvaffak olamadığından Belgrad serhaddinde ihtilâl ve fesâd zuhûr ve yamaklar taraflarından hâric ez-vazîfe baʿzı hâlât sudûr etmeğe başlayup ez-cümle Nemçe tüccârından biri sebebi mukaddemâ defʿ olunmamış bir emr-i münkerde bulunup te'dîbi içün zikr olunan yamaklar zâbitânı haberdâr etmek muktazî iken izhâr-ı şiddet ve be's ve hod-be-hod tâcir-i mesfûrun hânesini kebs ve yeniçeri ağası vâkıf-ı kaziyye oldukda sürʿat ile mahall-i muʿârekeye yetişüp mesfûru yedlerinden ahz ü habs irâde etdikde ağayı dinlemeyün tâcir-i mesfûru katl ve istîsâl ve bu madde içün Nemçelü îrâd-ı kīl ü kāl eylediklerinden defʿan li'l-nizâʿ muhâfız-ı müşârün-ileyhin azlinde isrâʿ olundu. Silistre muhâfazası şartiyle Sivas Eyâleti tevcîh olunan Vezîr Abdi Paşa'nın seraskerlikden infisâli hasebiyle kapusu halkı mükemmel olup Silistre'de mukîm olduğu hâlde azm-i vakʿ u şân mülâbesesiyle rü'yet-i umûr-ı nâsa tasaddî edeceği nümâyân ve Silistre Eyâleti İsmâil seraskerliği ile sadr-ı sâbık Ali Paşa hazretlerinin uhdesinde olup eyâletinde âharın icrâ-yı ahkâm etmesi lâ-mehâle tabʿına girân geleceği ve bu sebeble imyânelerinde (283-a) âsâr-ı nefret rû-nümûn ve yek-diğeri tahrîr ile Devlet-i aliyye'yi tasdîʿden hâlî olmayacakları maznûn olmağla Belgrad Abdi Paşa'ya ve Silistre muhâfazası şartiyle eyâlet-i Sivas Mahmud Paşa'ya işbu Zilkaʿdenin sekizinci sebt günü tevcîh ve ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu tevcîhâtda kapucu-başı Halebli Mehmed Ağa menâsıb-ı ümenâdan birini taleb ve tahsîli zımnında ricâl-i Bâbıâlî'yi mübtelâ-yı kedd ü taʿab etmişidi. Semîr-i zamîri olan mansıbın rukabâsında kesret ve adem-i sebk tecrübe ile zâtında fıkdân-ı ehliyyet tahallüf-i hamline illet olup İstanbul Baruthânesi nezâretiyle bâdî-i emirde kesb-i neşât ve hizzet ve baʿdehû kıllet-i menfaʿat ve vücûd-ı hasâret mülâhazalariyle mukaddemât-ı lâğıyeye mübâşeret edüp şöyle ki mûmâ-ileyhin kapu kethüdâsı olduğu vüzerâda zuʿmûna göre vâfir alacağı olup baʿzısının fevti ile re'sü'l-mâl iktidârı karîn-i izmihlâl ve sûret-i servet ve yesârı müşrif-i zevâl olduğu ân be-ân beyân ve dâire-i nezâretde aczini îzân edüp Baruthâne umûru Devlet-i aliyye'nin ehemm-i umûrundan olup kayd-ı intifâʿ gāilesiyle mukayyed olanlar filhakīka idaresinden âciz olacakları min-ecle'l-bedîhiyyât olmağla adem-i fevt-i maslahat irâdesiyle derhâl mûmâ-ileyh azl olunup sadr-ı esbak Mehmed Paşa'nın hazînedârı kapucu-başı Çelebi Ağa İstanbul Baruthânesi nâzırı nasb olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Nezâret-i Baruthâne-i İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_331.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Nezâret-i Baruthâne-i İstanbul",
          "text": "İşbu tevcîhâtda kapucu-başı Halebli Mehmed Ağa menâsıb-ı ümenâdan birini taleb ve tahsîli zımnında ricâl-i Bâbıâlî'yi mübtelâ-yı kedd ü taʿab etmişidi. Semîr-i zamîri olan mansıbın rukabâsında kesret ve adem-i sebk tecrübe ile zâtında fıkdân-ı ehliyyet tahallüf-i hamline illet olup İstanbul Baruthânesi nezâretiyle bâdî-i emirde kesb-i neşât ve hizzet ve baʿdehû kıllet-i menfaʿat ve vücûd-ı hasâret mülâhazalariyle mukaddemât-ı lâğıyeye mübâşeret edüp şöyle ki mûmâ-ileyhin kapu kethüdâsı olduğu vüzerâda zuʿmûna göre vâfir alacağı olup baʿzısının fevti ile re'sü'l-mâl iktidârı karîn-i izmihlâl ve sûret-i servet ve yesârı müşrif-i zevâl olduğu ân be-ân beyân ve dâire-i nezâretde aczini îzân edüp Baruthâne umûru Devlet-i aliyye'nin ehemm-i umûrundan olup kayd-ı intifâʿ gāilesiyle mukayyed olanlar filhakīka idaresinden âciz olacakları min-ecle'l-bedîhiyyât olmağla adem-i fevt-i maslahat irâdesiyle derhâl mûmâ-ileyh azl olunup sadr-ı esbak Mehmed Paşa'nın hazînedârı kapucu-başı Çelebi Ağa İstanbul Baruthânesi nâzırı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muvakkaten Anadolu muhâsebecisi olan Penâh Süleyman Efendi derd-i cânkâh-ı tâ'ûn ile işbu Zilka'denin onikinci çarşamba günü dest-şûy-i âlem-i fânî ve âzim-i mülk-i câvidânî olup mahlûl olan mansıbı sipâh kâtibi olan Şehrî Mehmed Efendi'ye ve sipâh kitâbeti kâtib-i sâbık Hasan Efendi'ye tevcîh olundu. (283-b)\n\n Tercüme: Mûmâ-ileyh Mora cezîresinde vâki' Trabliçe kasabası sükkânından İsmâʿîl Efendi nâm kimesnenin oğlu olup bin yüz otuzbeş târihinde meşîme-çâk-i şuhûd ve giderek fenn-i kitâbeti tahsîl ile fârık-ı miyân-ı bûd ü nebûd olup ba'de mine'z-zemân Küçük Mustafa Paşa merhûma kâtib-i dîvân ve iltimâsına mebnî dâhil-i zümre-i hâcegân olmuşidi. Sadr-ı esbak Mustafa Paşa sadâretinde küçük tezkereci ve ba'dehû kethüdâ kâtibi olup müşârün-ileyh mağzûben sadâretden munfasıl oldukda mûmâ-ileyhe tarafgirlik töhmeti isnâd olunmakdan nâşî kitâbetden ma'zûl ve Yedikule'de üç gün mahbûs ve mahzûl oldukdan sonra Magosa kal'asına tağrîb ve dokuz mâh mürûrunda Bursa'ya nakl olunmağla Âsitâne'ye takrîb olunmuşidi. Bursa'da dahi dokuz mâh ikāmet ve bundan sonra itlâk ile nâil-i meserret olup bir müddet mürûrunda mâliyye (284-a) tezkereciliği ile makziyyü'l-âmâl ve o esnâda sefer vukū' bulup Ordu-yi hümâyûn'a irsâl olunmuşidi. İki sene sipâh kâtibi ve üç sene ale't-tevâlî baş muhâsebeci olup bu hâl ile Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve iki def'a şehremâneti ve suvâri mukābelesi ve iki def'a Anadolu muhâsebeciliği ile isbât-ı vücûd edüp bu tevcîhâtda muvakkaten tekrâr Anadolu muhâsebecisi olmuşiken defter-i ömrü dest-i muhâsebe-i ecel ile tayy olundu. Mûmâ-ileyh tarîk-i sâdât-ı sûfiyyeye mâil ve ba'zı meşâyihden telâkkī-i ezkâr ile murâkabât ve teveccühâta müştegıl olup Arabî ve Türkî mukaffâ ve mevzûn eş'ârı ve Yûnus Dede'ye muʿârız ilâhiyyât tarzında âsârı olup kâffe-i ahvâlinden muktasıd ve bir pîr-i müsta'id idi.",
          "caption": "Fevt-i Penâh Süleyman Efendi ve tevcîh-i muhâsebe-i Anadolu ve kitâbet-i sipâh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_332.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Penâh Süleyman Efendi ve tevcîh-i muhâsebe-i Anadolu ve kitâbet-i sipâh",
          "text": "Muvakkaten Anadolu muhâsebecisi olan Penâh Süleyman Efendi derd-i cânkâh-ı tâ'ûn ile işbu Zilka'denin onikinci çarşamba günü dest-şûy-i âlem-i fânî ve âzim-i mülk-i câvidânî olup mahlûl olan mansıbı sipâh kâtibi olan Şehrî Mehmed Efendi'ye ve sipâh kitâbeti kâtib-i sâbık Hasan Efendi'ye tevcîh olundu. (283-b)\n\n Tercüme: Mûmâ-ileyh Mora cezîresinde vâki' Trabliçe kasabası sükkânından İsmâʿîl Efendi nâm kimesnenin oğlu olup bin yüz otuzbeş târihinde meşîme-çâk-i şuhûd ve giderek fenn-i kitâbeti tahsîl ile fârık-ı miyân-ı bûd ü nebûd olup ba'de mine'z-zemân Küçük Mustafa Paşa merhûma kâtib-i dîvân ve iltimâsına mebnî dâhil-i zümre-i hâcegân olmuşidi. Sadr-ı esbak Mustafa Paşa sadâretinde küçük tezkereci ve ba'dehû kethüdâ kâtibi olup müşârün-ileyh mağzûben sadâretden munfasıl oldukda mûmâ-ileyhe tarafgirlik töhmeti isnâd olunmakdan nâşî kitâbetden ma'zûl ve Yedikule'de üç gün mahbûs ve mahzûl oldukdan sonra Magosa kal'asına tağrîb ve dokuz mâh mürûrunda Bursa'ya nakl olunmağla Âsitâne'ye takrîb olunmuşidi. Bursa'da dahi dokuz mâh ikāmet ve bundan sonra itlâk ile nâil-i meserret olup bir müddet mürûrunda mâliyye (284-a) tezkereciliği ile makziyyü'l-âmâl ve o esnâda sefer vukū' bulup Ordu-yi hümâyûn'a irsâl olunmuşidi. İki sene sipâh kâtibi ve üç sene ale't-tevâlî baş muhâsebeci olup bu hâl ile Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ve iki def'a şehremâneti ve suvâri mukābelesi ve iki def'a Anadolu muhâsebeciliği ile isbât-ı vücûd edüp bu tevcîhâtda muvakkaten tekrâr Anadolu muhâsebecisi olmuşiken defter-i ömrü dest-i muhâsebe-i ecel ile tayy olundu. Mûmâ-ileyh tarîk-i sâdât-ı sûfiyyeye mâil ve ba'zı meşâyihden telâkkī-i ezkâr ile murâkabât ve teveccühâta müştegıl olup Arabî ve Türkî mukaffâ ve mevzûn eş'ârı ve Yûnus Dede'ye muʿârız ilâhiyyât tarzında âsârı olup kâffe-i ahvâlinden muktasıd ve bir pîr-i müsta'id idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhin kethüdâlığı hizmetinden olan Ahmed Ağa'nın kābiliyyet ve isti'dâdı hasebiyle zümre-i mîrimîrâna ilhâk olunmasını müşârün-ileyh niyâz eylediğine binâen evâsıt-ı Zilka'dede ağa-yı mûmâ-ileyhe Rumeli beylerbeyliği pâyesiyle mîrimîrânlık ihsân olundu. (285-a)",
          "caption": "İhsân-ı rütbe-i mîrimîrânî be-kethüdâ-yi Vâlî-i Bağdâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_333.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı rütbe-i mîrimîrânî be-kethüdâ-yi Vâlî-i Bağdâd",
          "text": "Müşârün-ileyhin kethüdâlığı hizmetinden olan Ahmed Ağa'nın kābiliyyet ve isti'dâdı hasebiyle zümre-i mîrimîrâna ilhâk olunmasını müşârün-ileyh niyâz eylediğine binâen evâsıt-ı Zilka'dede ağa-yı mûmâ-ileyhe Rumeli beylerbeyliği pâyesiyle mîrimîrânlık ihsân olundu. (285-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağıstan havâlisinde bir müddetden berü şöhret-yâb-ı zuhûr olan Mansûr'un hakīkat-i hâline gereği gibi ıttılâʿ mümkin olmayup mahsûs erbâb-ı vukūfdan bir âdem varup merkūmu re'ye'l-ʿayn müşâhede ve ahvâlini gelüp ifâde etmek irâde olunduğuna binâen Sohum muhâfızı olan Keleş Bey'e bu hizmet ihâle olunup mûmâ-ileyh dahi Hasan Efendi nâmında bir âdemi hediyye ile ol tarafa sevk ve isrâ etmişidi. Merkūm Hasan Efendi bir-takrîb zikr olunan Mansûr'a mülâkī olup ahvâline gereği gibi dikkat etdikden sonra Âsitâne'ye gelüp muttaliʿ olduğu keyfiyyâtı bu vechile takrîr eder ki Mansûr'un aslı Çeçen kazâsı kurâsından (285-b) Aldani nâm karyeden olup sabâveti hâlinde raʿy-i ganem ile iştigâl ve baʿdehû hars u zirâʿat ile imrâr-ı eyyâm ve leyâl eylediğinden gayri neccârlık sanʿatına dahi vukūfu olup bin yüz doksandokuz senesi hilâlinde sâlâr-ı gürûh-ı enbiyâ ve kāid-i ceyş-i asfiyâ aleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerini ʿâlem-i menâmda müşâhede edüp erbâb-ı gavâyet ve dalâleti tarîk-i müstakīme daʿvet eyle hitâb-ı müstetâbiyle şeref-mend oldukda adem-i ilm ü ehliyyetinden bahs ile bu emr-i saʿbın uhdesinden gelemeyeceğini beyân ve tekrâr sen daʿvete meşgûl ol sende husûl-i kudret-i ilm nümâyân olur kelâm-ı dürriyyü'n-nizâmını kart-ı binâ-gûş-ı imʿân edüp bu hâl ile bîdâr ve garîk-i bahr-i efkâr olduğundan gayri bir müddet bu keyfiyyeti izhâra cesâret edemeyüp encâm-ı kâr bir defʿa dahi cenâb-ı risâlet-penâhîyi müşâhede edüp teblîğ-i evâmir ve nevâhiye mükerreren me'mûr oldukda derhâl abdest alup namâza şurûʿ ve ümmî ve dehkānî iken icrâ-yı usûl ve fürûʿ eylediği hâlde savt-ı cevhûrî ile nâsı daʿvet ve ulemâyı haberdâr eden Kitâbullah iktizâsı üzere (286-a) fî-mâ-baʿd emr bi'l-maʿrûf ve nehy-i ani'l-münker ile meşgûl olsunlar dedikde halka hayret târî ve bâ-husûs bu haber Dağıstan ulemâsına sârî olup kimi bi'n-nefs kādim ve kimi etrâfa kâğıtlar tahrîriyle haberde vârid olan Mansûr budur deyü muʿtekid ve câzim oldular. Baʿdehû Kumuk beyleriyle yek-sâk-ı ittifâk olup Moskovlu'nun Kızlar kalʿası üzerine azîmet ile bir palankasını feth ü teshîr ve derûnunda mevcûd zükûr ü inâsı der-zencîr eylediğinden gayri palankayı tahrîb ve Kızlar kalʿası kılâʿ-ı menîʿadan olup Mansûr'un askeri gayr-i mütekessir ve bu mülâbese ile fethi müteʿassir olduğundan zikr olunan ganâime kanâʿat ile ʿavdet ve baʿdehû Kumuk tâifesi tekrâr merkūmu iğrâ ve tahrîz edüp kalʿa-i mezkûre üzerine azîmet eylediklerinde Moskovlu Kumuk beylerini akçe ile itmâʿ ve himmet ve ikdâmların intizâʿ edüp muhârebeden tebrîd ve bâkī asker feth-i kalʿadan nevmîd olarak tahrîb-i bâgāt ve ihrâk-ı mezrûʿât ile iktifâ etmişleridi. Ol vakitden berü merkūmun muhârebe zım-\nnında azîmet-i cedîdesi mesmûʿ olmayup şimdilik emr bi'l-maʿrûf ve nehy-i ani'l-münker ile meşgûl olduğundan gayri Kumuk ve ol havâlide mütemekkin milel-i muhtelifeden katı çok nüfûs şeref-i islâm ile müşerref eylediğini ve Büyük Kabartay'ın sâkin oldukları mahal her ne kadar Rusyalu hükmünde ise dahi ehl-i islâmdan olduklarına binâen pâdişâh-ı islâm halled-Allâh hilâfetihû ilâ yevmi'l-kıyâm hazretlerine münkād ve râm olmalariyle Kuban suyunun berû keçesinde sâkin Abaza ve sâ'ir tavâ'ifden (286-b) baʿzı kimesneler aralık aralık tahaşşüd ve Rusyalu tarafına geçüp gāret ile takayyüd eyledikleri ve Kabartay ulemâsı pâdişâh-ı islâm ile el-yevm Moskovlu musâlaha üzere olup bilâ-izn ü ruhsat muhârebe gayr-i sâhîh ve iğtinâm olunan emvâl helâl olmadığını tasrîh eylediklerini ve îd-i adhâdan sonra mezbûr Mansûr Kabartay'a geçüp anları dahi cenge teşvîk fikrinde olduğunu yanında olan ulemâsı tefevvüh ve merkūm ben Mansûr'um deyü daʿvâda olmayup gāyeten mâ-fi'l-bâb cenge teveccüh edelim diyenlere «sabır ve tahammül edin benim elimde bir şey yokdur, benden sonra gelecek bir zât vardır, işi o görecekdir» dediğini merkūm Hasan Efendi takrîr eder.",
          "caption": "Keyfiyyet-i Mansûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_334.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Keyfiyyet-i Mansûr",
          "text": "Dağıstan havâlisinde bir müddetden berü şöhret-yâb-ı zuhûr olan Mansûr'un hakīkat-i hâline gereği gibi ıttılâʿ mümkin olmayup mahsûs erbâb-ı vukūfdan bir âdem varup merkūmu re'ye'l-ʿayn müşâhede ve ahvâlini gelüp ifâde etmek irâde olunduğuna binâen Sohum muhâfızı olan Keleş Bey'e bu hizmet ihâle olunup mûmâ-ileyh dahi Hasan Efendi nâmında bir âdemi hediyye ile ol tarafa sevk ve isrâ etmişidi. Merkūm Hasan Efendi bir-takrîb zikr olunan Mansûr'a mülâkī olup ahvâline gereği gibi dikkat etdikden sonra Âsitâne'ye gelüp muttaliʿ olduğu keyfiyyâtı bu vechile takrîr eder ki Mansûr'un aslı Çeçen kazâsı kurâsından (285-b) Aldani nâm karyeden olup sabâveti hâlinde raʿy-i ganem ile iştigâl ve baʿdehû hars u zirâʿat ile imrâr-ı eyyâm ve leyâl eylediğinden gayri neccârlık sanʿatına dahi vukūfu olup bin yüz doksandokuz senesi hilâlinde sâlâr-ı gürûh-ı enbiyâ ve kāid-i ceyş-i asfiyâ aleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerini ʿâlem-i menâmda müşâhede edüp erbâb-ı gavâyet ve dalâleti tarîk-i müstakīme daʿvet eyle hitâb-ı müstetâbiyle şeref-mend oldukda adem-i ilm ü ehliyyetinden bahs ile bu emr-i saʿbın uhdesinden gelemeyeceğini beyân ve tekrâr sen daʿvete meşgûl ol sende husûl-i kudret-i ilm nümâyân olur kelâm-ı dürriyyü'n-nizâmını kart-ı binâ-gûş-ı imʿân edüp bu hâl ile bîdâr ve garîk-i bahr-i efkâr olduğundan gayri bir müddet bu keyfiyyeti izhâra cesâret edemeyüp encâm-ı kâr bir defʿa dahi cenâb-ı risâlet-penâhîyi müşâhede edüp teblîğ-i evâmir ve nevâhiye mükerreren me'mûr oldukda derhâl abdest alup namâza şurûʿ ve ümmî ve dehkānî iken icrâ-yı usûl ve fürûʿ eylediği hâlde savt-ı cevhûrî ile nâsı daʿvet ve ulemâyı haberdâr eden Kitâbullah iktizâsı üzere (286-a) fî-mâ-baʿd emr bi'l-maʿrûf ve nehy-i ani'l-münker ile meşgûl olsunlar dedikde halka hayret târî ve bâ-husûs bu haber Dağıstan ulemâsına sârî olup kimi bi'n-nefs kādim ve kimi etrâfa kâğıtlar tahrîriyle haberde vârid olan Mansûr budur deyü muʿtekid ve câzim oldular. Baʿdehû Kumuk beyleriyle yek-sâk-ı ittifâk olup Moskovlu'nun Kızlar kalʿası üzerine azîmet ile bir palankasını feth ü teshîr ve derûnunda mevcûd zükûr ü inâsı der-zencîr eylediğinden gayri palankayı tahrîb ve Kızlar kalʿası kılâʿ-ı menîʿadan olup Mansûr'un askeri gayr-i mütekessir ve bu mülâbese ile fethi müteʿassir olduğundan zikr olunan ganâime kanâʿat ile ʿavdet ve baʿdehû Kumuk tâifesi tekrâr merkūmu iğrâ ve tahrîz edüp kalʿa-i mezkûre üzerine azîmet eylediklerinde Moskovlu Kumuk beylerini akçe ile itmâʿ ve himmet ve ikdâmların intizâʿ edüp muhârebeden tebrîd ve bâkī asker feth-i kalʿadan nevmîd olarak tahrîb-i bâgāt ve ihrâk-ı mezrûʿât ile iktifâ etmişleridi. Ol vakitden berü merkūmun muhârebe zım-\nnında azîmet-i cedîdesi mesmûʿ olmayup şimdilik emr bi'l-maʿrûf ve nehy-i ani'l-münker ile meşgûl olduğundan gayri Kumuk ve ol havâlide mütemekkin milel-i muhtelifeden katı çok nüfûs şeref-i islâm ile müşerref eylediğini ve Büyük Kabartay'ın sâkin oldukları mahal her ne kadar Rusyalu hükmünde ise dahi ehl-i islâmdan olduklarına binâen pâdişâh-ı islâm halled-Allâh hilâfetihû ilâ yevmi'l-kıyâm hazretlerine münkād ve râm olmalariyle Kuban suyunun berû keçesinde sâkin Abaza ve sâ'ir tavâ'ifden (286-b) baʿzı kimesneler aralık aralık tahaşşüd ve Rusyalu tarafına geçüp gāret ile takayyüd eyledikleri ve Kabartay ulemâsı pâdişâh-ı islâm ile el-yevm Moskovlu musâlaha üzere olup bilâ-izn ü ruhsat muhârebe gayr-i sâhîh ve iğtinâm olunan emvâl helâl olmadığını tasrîh eylediklerini ve îd-i adhâdan sonra mezbûr Mansûr Kabartay'a geçüp anları dahi cenge teşvîk fikrinde olduğunu yanında olan ulemâsı tefevvüh ve merkūm ben Mansûr'um deyü daʿvâda olmayup gāyeten mâ-fi'l-bâb cenge teveccüh edelim diyenlere «sabır ve tahammül edin benim elimde bir şey yokdur, benden sonra gelecek bir zât vardır, işi o görecekdir» dediğini merkūm Hasan Efendi takrîr eder."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyh mansıbı olan Eğriboz'a dâhil oldukdan sonra marîz olup evâhir-i Zilkaʿdede fevti haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl oldukda münhal olan Eğriboz muhâfızlığı Ohri sancağı mutasarrıfı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Fevt-i muhâfız-ı Eğriboz Vezîr Esseyyid Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_335.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i muhâfız-ı Eğriboz Vezîr Esseyyid Halîl Paşa",
          "text": "Müşârün-ileyh mansıbı olan Eğriboz'a dâhil oldukdan sonra marîz olup evâhir-i Zilkaʿdede fevti haberi Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl oldukda münhal olan Eğriboz muhâfızlığı Ohri sancağı mutasarrıfı Vezîr Çerkes Hasan Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Şam vâlisi Azm-zâde Vezîr Mehmed Paşa merhûmun imtidâd-ı vakt-i emâreti hasebiyle baʿde'l-vefât mîrîye olan deynini edâ edecek derecelerden efzûn mâl terk edeceği agleb-i ihtimâl iken muhallefâtı me'mûlden dûn ve baʿzı kimesnelerin sanduka-i kitmânında mahzûn olduğu melhûz ve maznûn olduğundan oğlu Abdullah Paşa ve akreb-i akrabâsından Nasuh Bey ve mukarreb etbâʿından birkaç kimse Âsitâne'ye ihzâr ve keyfiyyet kemâl-i teşdîd ve tazyîk ile istifsâr olundukda (287-a) vâkıf-ı hâl olmadıklarını bi'l-ittifâk beyân ve kelâmlarını eğerçi mü'ekkid bi'l-eymân etmişler idi. Ancak mûmâ-ileyhimâ süllem-i vezârete iʿtilâ etdikleri hâlde akall-i müddetde cânib-i mîrîye üçer bin kise edâ edeceklerini taʿahhüd eylediklerine bi-\nnâen be-vâsıtatü'ş-şufaʿâ niyâzları müsâʿade-i seniyyeye makrûn veyâ rütbe-i vâlâ-yi vezâret birer eyâlet ile memnûn olmuşlar idi. Nâil-i vezâret olalıdan berü geşt ü güzâr etdikleri mahallerde fukarâyı izrâr ve tecrîm ve müteʿahhid oldukları mâldan ancak Nasuh Paşa meblağ-ı kalîl teslîm edüp bundan sonra dahi müteʿahhid oldukları mâlı edâ edemeyeceklerinden gayrı mutasarrıf oldukları memâliki tahrîb ve zuʿafâ ve reʿâyâsını taʿzîb edecekleri zâhir olduğundan tuğları refʿ ve Abdullah Paşa Rodos'da ve Nasuh Paşa İstanköy'de ikāmet etmek bâbında emr-i ʿâlî şeref-sudûr ve kabz-ı mâllarına kapucubaşılar me'mûr oldu.",
          "caption": "Refʿ-i vezâret ve nefy-i Abdullah Paşa ve Nasuh Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_336.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i vezâret ve nefy-i Abdullah Paşa ve Nasuh Paşa",
          "text": "Sâbıkā Şam vâlisi Azm-zâde Vezîr Mehmed Paşa merhûmun imtidâd-ı vakt-i emâreti hasebiyle baʿde'l-vefât mîrîye olan deynini edâ edecek derecelerden efzûn mâl terk edeceği agleb-i ihtimâl iken muhallefâtı me'mûlden dûn ve baʿzı kimesnelerin sanduka-i kitmânında mahzûn olduğu melhûz ve maznûn olduğundan oğlu Abdullah Paşa ve akreb-i akrabâsından Nasuh Bey ve mukarreb etbâʿından birkaç kimse Âsitâne'ye ihzâr ve keyfiyyet kemâl-i teşdîd ve tazyîk ile istifsâr olundukda (287-a) vâkıf-ı hâl olmadıklarını bi'l-ittifâk beyân ve kelâmlarını eğerçi mü'ekkid bi'l-eymân etmişler idi. Ancak mûmâ-ileyhimâ süllem-i vezârete iʿtilâ etdikleri hâlde akall-i müddetde cânib-i mîrîye üçer bin kise edâ edeceklerini taʿahhüd eylediklerine bi-\nnâen be-vâsıtatü'ş-şufaʿâ niyâzları müsâʿade-i seniyyeye makrûn veyâ rütbe-i vâlâ-yi vezâret birer eyâlet ile memnûn olmuşlar idi. Nâil-i vezâret olalıdan berü geşt ü güzâr etdikleri mahallerde fukarâyı izrâr ve tecrîm ve müteʿahhid oldukları mâldan ancak Nasuh Paşa meblağ-ı kalîl teslîm edüp bundan sonra dahi müteʿahhid oldukları mâlı edâ edemeyeceklerinden gayrı mutasarrıf oldukları memâliki tahrîb ve zuʿafâ ve reʿâyâsını taʿzîb edecekleri zâhir olduğundan tuğları refʿ ve Abdullah Paşa Rodos'da ve Nasuh Paşa İstanköy'de ikāmet etmek bâbında emr-i ʿâlî şeref-sudûr ve kabz-ı mâllarına kapucubaşılar me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekr ü şeytanetde bî-adîl ve iğvâ ve ifsâd-ı nâsda sânî-i Azâzîl olup Prusya kralı Ağustos'un onbeşinde hâlik ve krallığına hemşîre-zâdesi mâlik olup hâlik-i mesfûrun Devlet-i aliyye'ye zâhir hâlde sadâkati nümâyân olup cânîşîni olan şahsın dahi taraf-ı devlete istimâle ve incizâbında vücûd-ı fâide melhûz olmağla binâberîn haber-i mezkûr vusûl buldukda Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm olan maslahat-güzârı tarafına su'âl-i hâtır zemîninde dîvân tercümânı irsâl ve ol vechile lâzıme-i tatyîb ikmâl ve baʿdehû maslahatgüzâr-ı mersûm (287-b) resm üzere Bâbıâlî'ye gelüp bu husûsu mübeyyin tarafına vârid olan tahrîrâtı taraf-ı sadrü's-sudûra îsâl eyledi. Hâlik-i mesfûr derece-i semânîne vâsıl bir dâll u mudill olup Moskovlu ve Nemçelü ile birkaç defʿa harb ü kıtâle mübâşeret ve ekser evkātda nâil-i maksad-ı gālibiyyet olup memleketini tevsîʿ ve beyne'd-düvel sîtini terfîʿ eylediğinden gayrı fünûn-ı riyâziyede mahâreti ve sanâyiʿ-i harbiyyede kemâl-i şöhreti olup bu fünûna dâir vâfir te'lîfâtı olduğunu dahi nakl ve rivâyet ederler.",
          "caption": "Helâk-şüden-i Kral-ı Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_337.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Helâk-şüden-i Kral-ı Prusya",
          "text": "Mekr ü şeytanetde bî-adîl ve iğvâ ve ifsâd-ı nâsda sânî-i Azâzîl olup Prusya kralı Ağustos'un onbeşinde hâlik ve krallığına hemşîre-zâdesi mâlik olup hâlik-i mesfûrun Devlet-i aliyye'ye zâhir hâlde sadâkati nümâyân olup cânîşîni olan şahsın dahi taraf-ı devlete istimâle ve incizâbında vücûd-ı fâide melhûz olmağla binâberîn haber-i mezkûr vusûl buldukda Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm olan maslahat-güzârı tarafına su'âl-i hâtır zemîninde dîvân tercümânı irsâl ve ol vechile lâzıme-i tatyîb ikmâl ve baʿdehû maslahatgüzâr-ı mersûm (287-b) resm üzere Bâbıâlî'ye gelüp bu husûsu mübeyyin tarafına vârid olan tahrîrâtı taraf-ı sadrü's-sudûra îsâl eyledi. Hâlik-i mesfûr derece-i semânîne vâsıl bir dâll u mudill olup Moskovlu ve Nemçelü ile birkaç defʿa harb ü kıtâle mübâşeret ve ekser evkātda nâil-i maksad-ı gālibiyyet olup memleketini tevsîʿ ve beyne'd-düvel sîtini terfîʿ eylediğinden gayrı fünûn-ı riyâziyede mahâreti ve sanâyiʿ-i harbiyyede kemâl-i şöhreti olup bu fünûna dâir vâfir te'lîfâtı olduğunu dahi nakl ve rivâyet ederler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Zilhiccenin onuncu salı günü tebrîk-i îd-i adhâ zımnında ricâl-i devlet ve erkân-ı saltanat bilcümle Sarây-ı hümâyûnda müctemiʿ olup âstîn-bûs-i şehriyârî ile kesb-i şeref ve iftihâr eylediler.",
          "caption": "Tehniyet-i îd-i adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_338.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tehniyet-i îd-i adhâ",
          "text": "İşbu Zilhiccenin onuncu salı günü tebrîk-i îd-i adhâ zımnında ricâl-i devlet ve erkân-ı saltanat bilcümle Sarây-ı hümâyûnda müctemiʿ olup âstîn-bûs-i şehriyârî ile kesb-i şeref ve iftihâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ümerâ-i bed-ârâ taraflarından ahâlî-i Mısır'a nev be-nev tahmîl olunan tekâlîf-i şâkkanın tahfîfiyle hadd-i iʿtidâle tenzîli matlûb-ı hümâyûn olup\nhattâ ahâlî-i Mısır bu inâyet-i mülûkiyye ile tebşîr olunmuşlar idi. Mısır vâlisi sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa'nın bu esnâda tamaʿa dâ'ir baʿzı hareketi zâhir olup aks-i ümîdlerini intâc ve müşârün-ileyhin her hâlde azlini muhtâc olduklarını ahâlî-i mezkûre arz ve mahzarlariyle ifâde etmeleriyle derhal vezîr-i müşârün-ileyh azl olunup eyâlet-i Mısır ile el-yevm ol havâlide bulunan Vezîr Güğeği Abdi Paşa ber-murâd ve münhal olan Diyarbekir eyâletiyle hıtta-i Mısır'dan selefi ibʿâd kılınup Arabistan taraflarının dahi bu esnâda vüzerâ-yı ʿizâmdan hulüvvi münâsib olmayup (288-a) bâ-husûs Milli Timur tuğyânı derkâr olduğundan vüzerâ-yı ʿizâm meyânında kuvvet-i askeriyye ile benâm olan Vezîr Battal Hüseyin Paşa'ya Haleb Eyâleti ve selefi Vezîr Elhac Mustafa Paşa'ya Erzurum Eyâleti tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Mısır ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_339.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Mısır ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "text": "Ümerâ-i bed-ârâ taraflarından ahâlî-i Mısır'a nev be-nev tahmîl olunan tekâlîf-i şâkkanın tahfîfiyle hadd-i iʿtidâle tenzîli matlûb-ı hümâyûn olup\nhattâ ahâlî-i Mısır bu inâyet-i mülûkiyye ile tebşîr olunmuşlar idi. Mısır vâlisi sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa'nın bu esnâda tamaʿa dâ'ir baʿzı hareketi zâhir olup aks-i ümîdlerini intâc ve müşârün-ileyhin her hâlde azlini muhtâc olduklarını ahâlî-i mezkûre arz ve mahzarlariyle ifâde etmeleriyle derhal vezîr-i müşârün-ileyh azl olunup eyâlet-i Mısır ile el-yevm ol havâlide bulunan Vezîr Güğeği Abdi Paşa ber-murâd ve münhal olan Diyarbekir eyâletiyle hıtta-i Mısır'dan selefi ibʿâd kılınup Arabistan taraflarının dahi bu esnâda vüzerâ-yı ʿizâmdan hulüvvi münâsib olmayup (288-a) bâ-husûs Milli Timur tuğyânı derkâr olduğundan vüzerâ-yı ʿizâm meyânında kuvvet-i askeriyye ile benâm olan Vezîr Battal Hüseyin Paşa'ya Haleb Eyâleti ve selefi Vezîr Elhac Mustafa Paşa'ya Erzurum Eyâleti tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa Adana ahâlisi ile imtizâc edemeyüp câbe-câ zuhûr eden muhâvereleri müşâcereye mübeddel olduğu mütehakkık olmağla işbu evâhir-i Zilhiccede Maraş Eyâleti vezîr-i müşârün-ileyhe ve Adana Eyâleti sâbıkā Maraş beylerbeyisi Dulkadır zâde Ömer Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl-i vâlî-i Adana",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_340.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i vâlî-i Adana",
          "text": "Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa Adana ahâlisi ile imtizâc edemeyüp câbe-câ zuhûr eden muhâvereleri müşâcereye mübeddel olduğu mütehakkık olmağla işbu evâhir-i Zilhiccede Maraş Eyâleti vezîr-i müşârün-ileyhe ve Adana Eyâleti sâbıkā Maraş beylerbeyisi Dulkadır zâde Ömer Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kampaya memâlikinden Paten vilâyetinin hükümrânı olan Tipu Sultan bu esnâda baʿzı hedâyâ tertîb ve Seyyid Gulam Ali Hân ile Şâh Nurullah Hân'ı alâ-tarîkü's-sefâre atabe-i felek-kıbâb-ı cihân-bânîye tesrîb edüp yedi kıtʿa gurâb ile Şevvalin yirmisekizinci günü bender-i Basra'ya vusûl bulduklarını ve Basra'ya üç menzil mesâfede vâkiʿ Devâser mukātaʿası mukābilinde âdetleri üzere istinâre ve istizâʿa kasdiyle eczâ-i kibrîtiyyeden masnûʿ mehtab taʿbîr etdikleri âleti işʿâl ve bâd-ı muhâlif şerâresini suvâr oldukları sefâinin birine îsâl ile derûnunda bulunan emvâl ve ricâli ihrâk etdiğini Bağdad vâlisi Vezîr Süleyman Paşa tahrîr ve muhterik olan sefînede üç kıtʿa mücevher çelenk ve üç kıtʿa mücevher ser-piç ve üç kıtʿa incü kıladeli mücevher tılsım ve üç kıtʿa mücevher bazubend eğerçi zâyiʿ olup ancak sefîrân-ı mûmâ-ileyhimânın melbûsât-ı dîvâniyyelerinde olmak üzere işbu zâyiʿ olan mücevherâtın (288-b) aʿyânı indlerinde mevcûd olup Devlet-i aliyye tarafından kabul olunduğu sûretde arz u takdîm edeceklerini ve bir kıtʿa sîm ve işleme kaleki ve bir kıtʿa takımiyle mükemmel fîl tahtı ve yüz doksansekiz taka ecnâs-ı emtiʿa ve iki kıtʿa sandal örtülü sandal-i çâr-pâye ve bir sandık\nyelpaze ve pîş-tahta ve devât ve sâir hırdavât ve elli vakiyye revgan-ı ıtr-ı sandal ve cedîd sikke olarak ma'lûmü'l-mikdâr altun ve taraf-ı âsafîye ellidört taka emti'a-i mütenevviʿadan başka Devlet-i aliyye'de vüzerâ-yı selâse olmak müşârün-ileyhime dahi yüz altmışiki tāka ve bunlara ve sâir ricâl-i devlete elli vakiyye revgan-ı ıtr ve beşyüz tāka emti'a-i muhtelife ve bir sandık yelpaze ve pîştahta ve devât ve sâir hırdavât hediyyeleri olduğu ve sultān-ı müşârün-ileyhin murâdı taraf-ı hilâfet-penâhîye rabt-ı rişte-i ihtisâs olup te'kîden li'l-hâl Paten Eyâleti benderlerinden Menkrur nâm benderi cümle mahsûlât ve emvâli ile pâye-i serîr-i a'lâya ihdâ ve taraf-ı hümâyûndan zabt ve tasarrufuna bir vâli isrâ olunmasını istidʿâ eylediğinden gayri âmede-i tüccâr-ı Hind'den Sâlih Çelebi nâmında bir şahsı bender-i Basra'ya gönderilmek üzere olup tavâif-i efrenc misillû yüzde üç gümrük vermesi iltimâs ve numûne içün nev-zuhûr frengkârî tüfeng ve piştov ve oniki sâʿat suda kaldıkdan sonra yâbis hükmünde müşteʿil olur barut getürmeleriyle iktizâ eder ise bu edevâtın irsâl olunacağını ve Bağdad etrâfında olan merakıd-ı ebniyâ ve zarâih-i evliyâ mücâvirlerine ba'zı tasaddukāt ve nüzûrât gönderdiğinden (289-a) gayri Hille kasabası ittisâlinde nehr-i Fırat'dan cârî nehr-i Şâhîden Necef-i Eşref kasabasına su icrâsiyçün elli bin kebîr rubiyye gönderilüp bundan başka Haremeyn-i şerîfeyn ve sâir âstânelerin ta'mîr ve termîmine ve rabt-ı vezâif misillû hidemâta mücâz ve me'zûn olmak bâbında dest-bâz-ı niyâz olduğunu ve sefîrân-ı mûmâileyhimânın müstashabları olan yirmi cenâh-ı mürg-i tāvusun onbeşi ve üç cenâh tūtī-i sefîd ve mürg-i sürh-i nûrînin üçü ve yirmi siyâh maymunun onbeşi ve iki re's sefîd ve siyâh fil esnâ-yı râhda mürde olup fillerin mislini celb içün iki mâh mukaddem Maskat'dan âdem ihrâc ve üç mâh zarfında vürûd edeceğini sefîrân-ı mûmâ-ileyhimâ Bağdad vâlisine olan tahrîrâtlarında beyân eylediklerini dahi vâlî-i müşârün-ileyh tahrîr eder. Mülûk-ı etrâfdan kudûm eden süferâya izâz u ikrâm âdet-i devlet-i ebed-kıyâm olduğuna binâen lâzıme-i mihmân-nüvâzîye riʿâyet der-i devlet-medârdan mihmândar taʿyîn olunması enseb ve sefîrlerin maʿiyyetlerinde vâfir âdemler olup yalnız üç yüz mikdârı âdem ile Âsitâne'ye gelmeleri müstasvab olduğu Bağdad vâlisi vezîr-i müşârün-ileyh tarafına tahrîr olunup hilâl-i râhda lâzım gelen devâbb ve zehâir ve sâir levâzımm nizâmı dahi defterdar efendi tarafına tenbîh olundu. Mülûk-ı sâlife miyânelerinde tuhaf ve turaf ile resm-i muhâdât icrâsı eğerçi kâr-ı dîrîn olup ancak bu maküle memleket ihdâsı ve ricâl ve emvâliyle vilâyet i'tāsı nâdirü'l-vukūʿ ve belki târîh-şinâsân-ı enâm beyninde bir emr-i gayr-i mesmûʿ olup (289-b) bî-ceng ü cedel ve bilâ-şugl ü amel böyle bir bender-i azîmi zabt u tasarruf mevhibe-i bârî ve muktezâ-yı kuvvet-i baht-ı cihândârî\nidüğü ke'ş-şems fi'l-hevâcir celî ve zâhirdir. Takāvîm-i büldân ve sâir esmâ memâlikde Menkrur ismiyle müsemmâ memleket bulunmayup galibâ Menklur'dan muharrefdir. Menklur kenâr-ı bahirde bir bender-i şehirdir. Bundan Sumnat bir merhale şarka düşer Habîbü's-siyer'de Menklur ve Bicanger serhaddinde bir bender olmak üzere muharrer olup bu şehre iki fersâh karîb murabbaʿ bir puthâne vardır ki her dılʿı onar zirâʿ ve irtifâʿı beş zirâʿ cümle dıvarı tuç sofhalarla kapludur. İçinde dört sofası vardır. Kapı önünde olan sofada sûret-i âdemîde altundan bir sûret resm olunup gözleri yâkutdan terkîb olunmuşdur, üstâdı gāyet dikkatle izhâr-ı mahâret eylemişdir deyû rivâyet ederler.",
          "caption": "Ameden-i elçi-i hükümrân-ı memleket-i Paten",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_341.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1200"
        },
        "text": {
          "headline": "Ameden-i elçi-i hükümrân-ı memleket-i Paten",
          "text": "Kampaya memâlikinden Paten vilâyetinin hükümrânı olan Tipu Sultan bu esnâda baʿzı hedâyâ tertîb ve Seyyid Gulam Ali Hân ile Şâh Nurullah Hân'ı alâ-tarîkü's-sefâre atabe-i felek-kıbâb-ı cihân-bânîye tesrîb edüp yedi kıtʿa gurâb ile Şevvalin yirmisekizinci günü bender-i Basra'ya vusûl bulduklarını ve Basra'ya üç menzil mesâfede vâkiʿ Devâser mukātaʿası mukābilinde âdetleri üzere istinâre ve istizâʿa kasdiyle eczâ-i kibrîtiyyeden masnûʿ mehtab taʿbîr etdikleri âleti işʿâl ve bâd-ı muhâlif şerâresini suvâr oldukları sefâinin birine îsâl ile derûnunda bulunan emvâl ve ricâli ihrâk etdiğini Bağdad vâlisi Vezîr Süleyman Paşa tahrîr ve muhterik olan sefînede üç kıtʿa mücevher çelenk ve üç kıtʿa mücevher ser-piç ve üç kıtʿa incü kıladeli mücevher tılsım ve üç kıtʿa mücevher bazubend eğerçi zâyiʿ olup ancak sefîrân-ı mûmâ-ileyhimânın melbûsât-ı dîvâniyyelerinde olmak üzere işbu zâyiʿ olan mücevherâtın (288-b) aʿyânı indlerinde mevcûd olup Devlet-i aliyye tarafından kabul olunduğu sûretde arz u takdîm edeceklerini ve bir kıtʿa sîm ve işleme kaleki ve bir kıtʿa takımiyle mükemmel fîl tahtı ve yüz doksansekiz taka ecnâs-ı emtiʿa ve iki kıtʿa sandal örtülü sandal-i çâr-pâye ve bir sandık\nyelpaze ve pîş-tahta ve devât ve sâir hırdavât ve elli vakiyye revgan-ı ıtr-ı sandal ve cedîd sikke olarak ma'lûmü'l-mikdâr altun ve taraf-ı âsafîye ellidört taka emti'a-i mütenevviʿadan başka Devlet-i aliyye'de vüzerâ-yı selâse olmak müşârün-ileyhime dahi yüz altmışiki tāka ve bunlara ve sâir ricâl-i devlete elli vakiyye revgan-ı ıtr ve beşyüz tāka emti'a-i muhtelife ve bir sandık yelpaze ve pîştahta ve devât ve sâir hırdavât hediyyeleri olduğu ve sultān-ı müşârün-ileyhin murâdı taraf-ı hilâfet-penâhîye rabt-ı rişte-i ihtisâs olup te'kîden li'l-hâl Paten Eyâleti benderlerinden Menkrur nâm benderi cümle mahsûlât ve emvâli ile pâye-i serîr-i a'lâya ihdâ ve taraf-ı hümâyûndan zabt ve tasarrufuna bir vâli isrâ olunmasını istidʿâ eylediğinden gayri âmede-i tüccâr-ı Hind'den Sâlih Çelebi nâmında bir şahsı bender-i Basra'ya gönderilmek üzere olup tavâif-i efrenc misillû yüzde üç gümrük vermesi iltimâs ve numûne içün nev-zuhûr frengkârî tüfeng ve piştov ve oniki sâʿat suda kaldıkdan sonra yâbis hükmünde müşteʿil olur barut getürmeleriyle iktizâ eder ise bu edevâtın irsâl olunacağını ve Bağdad etrâfında olan merakıd-ı ebniyâ ve zarâih-i evliyâ mücâvirlerine ba'zı tasaddukāt ve nüzûrât gönderdiğinden (289-a) gayri Hille kasabası ittisâlinde nehr-i Fırat'dan cârî nehr-i Şâhîden Necef-i Eşref kasabasına su icrâsiyçün elli bin kebîr rubiyye gönderilüp bundan başka Haremeyn-i şerîfeyn ve sâir âstânelerin ta'mîr ve termîmine ve rabt-ı vezâif misillû hidemâta mücâz ve me'zûn olmak bâbında dest-bâz-ı niyâz olduğunu ve sefîrân-ı mûmâileyhimânın müstashabları olan yirmi cenâh-ı mürg-i tāvusun onbeşi ve üç cenâh tūtī-i sefîd ve mürg-i sürh-i nûrînin üçü ve yirmi siyâh maymunun onbeşi ve iki re's sefîd ve siyâh fil esnâ-yı râhda mürde olup fillerin mislini celb içün iki mâh mukaddem Maskat'dan âdem ihrâc ve üç mâh zarfında vürûd edeceğini sefîrân-ı mûmâ-ileyhimâ Bağdad vâlisine olan tahrîrâtlarında beyân eylediklerini dahi vâlî-i müşârün-ileyh tahrîr eder. Mülûk-ı etrâfdan kudûm eden süferâya izâz u ikrâm âdet-i devlet-i ebed-kıyâm olduğuna binâen lâzıme-i mihmân-nüvâzîye riʿâyet der-i devlet-medârdan mihmândar taʿyîn olunması enseb ve sefîrlerin maʿiyyetlerinde vâfir âdemler olup yalnız üç yüz mikdârı âdem ile Âsitâne'ye gelmeleri müstasvab olduğu Bağdad vâlisi vezîr-i müşârün-ileyh tarafına tahrîr olunup hilâl-i râhda lâzım gelen devâbb ve zehâir ve sâir levâzımm nizâmı dahi defterdar efendi tarafına tenbîh olundu. Mülûk-ı sâlife miyânelerinde tuhaf ve turaf ile resm-i muhâdât icrâsı eğerçi kâr-ı dîrîn olup ancak bu maküle memleket ihdâsı ve ricâl ve emvâliyle vilâyet i'tāsı nâdirü'l-vukūʿ ve belki târîh-şinâsân-ı enâm beyninde bir emr-i gayr-i mesmûʿ olup (289-b) bî-ceng ü cedel ve bilâ-şugl ü amel böyle bir bender-i azîmi zabt u tasarruf mevhibe-i bârî ve muktezâ-yı kuvvet-i baht-ı cihândârî\nidüğü ke'ş-şems fi'l-hevâcir celî ve zâhirdir. Takāvîm-i büldân ve sâir esmâ memâlikde Menkrur ismiyle müsemmâ memleket bulunmayup galibâ Menklur'dan muharrefdir. Menklur kenâr-ı bahirde bir bender-i şehirdir. Bundan Sumnat bir merhale şarka düşer Habîbü's-siyer'de Menklur ve Bicanger serhaddinde bir bender olmak üzere muharrer olup bu şehre iki fersâh karîb murabbaʿ bir puthâne vardır ki her dılʿı onar zirâʿ ve irtifâʿı beş zirâʿ cümle dıvarı tuç sofhalarla kapludur. İçinde dört sofası vardır. Kapı önünde olan sofada sûret-i âdemîde altundan bir sûret resm olunup gözleri yâkutdan terkîb olunmuşdur, üstâdı gāyet dikkatle izhâr-ı mahâret eylemişdir deyû rivâyet ederler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet-âşiyâneye nakl-i hümâyûn mevsimi hulûl etmekden nâşî işbu Muharremül-harâmın ikinci çarşamba günü halîfe-i rûy-i zemîn medd Allah zillehû ale'l-âlemîn hazretleri sarây-ı dil-ârâ-yi mülûkâneyi reşk-endâz-ı huld-i berîn buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_342.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet-âşiyâneye nakl-i hümâyûn mevsimi hulûl etmekden nâşî işbu Muharremül-harâmın ikinci çarşamba günü halîfe-i rûy-i zemîn medd Allah zillehû ale'l-âlemîn hazretleri sarây-ı dil-ârâ-yi mülûkâneyi reşk-endâz-ı huld-i berîn buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sene-i mübâreke tevcîhâtında Rakka Eyâleti Ereğlili Vezîr Halîl Paşa'ya ihsân olunup bir-iki günden sonra müşârün-ileyhin fevti haberi vârid ve bu âna dek eyâlet-i merkūme bir kimseye tevcîh olunmamışidi. Urfa'da eşref-i aʿyândan olup vezârete istihkākı nümâyân olan Firuz Bey hakkında inâyet-i mülûkâne erzânî kılmup işbu Muharremül-harâmın gurresinde mîr-i mûmâ-ileyh dâhil-i (290-a) silk-i vüzerâ ve eyâlet-i merkūme ile hâiz-i rehîne izz ü alâ oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Rakka be-Firuz Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_343.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Rakka be-Firuz Bey",
          "text": "Bu sene-i mübâreke tevcîhâtında Rakka Eyâleti Ereğlili Vezîr Halîl Paşa'ya ihsân olunup bir-iki günden sonra müşârün-ileyhin fevti haberi vârid ve bu âna dek eyâlet-i merkūme bir kimseye tevcîh olunmamışidi. Urfa'da eşref-i aʿyândan olup vezârete istihkākı nümâyân olan Firuz Bey hakkında inâyet-i mülûkâne erzânî kılmup işbu Muharremül-harâmın gurresinde mîr-i mûmâ-ileyh dâhil-i (290-a) silk-i vüzerâ ve eyâlet-i merkūme ile hâiz-i rehîne izz ü alâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bostancı-başı Ahmed Ağa'nın evzâʿ ve etvârı hilâf-ı rızâ-yi cihândârî olduğuna binâen evâil-i Muharremül-harâmda azl olunup haseki ağa bostancı-başı nasb olundu. Cebeci-başı Kürd Ağa dahi bir müddetden berü hasta ve şehr-i mezkûrun onbeşinci günü câm-ı hayâtı şikeste olup sâbıkā sadrıazam kethüdâsı olan Abdi Bey-efendi mansıb-ı mezkûr ile taltîf olundu.",
          "caption": "Azl-i serbostaniyân ve fevt-i sercebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_344.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i serbostaniyân ve fevt-i sercebeciyân",
          "text": "Bostancı-başı Ahmed Ağa'nın evzâʿ ve etvârı hilâf-ı rızâ-yi cihândârî olduğuna binâen evâil-i Muharremül-harâmda azl olunup haseki ağa bostancı-başı nasb olundu. Cebeci-başı Kürd Ağa dahi bir müddetden berü hasta ve şehr-i mezkûrun onbeşinci günü câm-ı hayâtı şikeste olup sâbıkā sadrıazam kethüdâsı olan Abdi Bey-efendi mansıb-ı mezkûr ile taltîf olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbkā-yı vezâretle Niğde Sancağı tevcîh olunan Vezîr Silâhdâr Emîn Paşa rehrev-i vâdî-i bakā olup mahlûl olan mansıbı bu âna dek tevcîh kabûl etmemişidi. Deli başı Memiş Ağa beyne'l-verâ şecâʿatle şöhret-nümâ olduğuna binâen Sofya seraskeri Vezîr Bekir Paşa'nın maʿiyyetinde olmak şartıyla mûmâ-ileyhin mîrimîrânlık ile kadri terfîʿ ve Niğde sancağı tevcîhiyle dâire-i maʿîşeti tevsîʿ olundu.",
          "caption": "Fevt-i vezîr Silâhdâr Emîn Paşa ve tevcîh-i livâ-i Niğde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_345.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i vezîr Silâhdâr Emîn Paşa ve tevcîh-i livâ-i Niğde",
          "text": "İbkā-yı vezâretle Niğde Sancağı tevcîh olunan Vezîr Silâhdâr Emîn Paşa rehrev-i vâdî-i bakā olup mahlûl olan mansıbı bu âna dek tevcîh kabûl etmemişidi. Deli başı Memiş Ağa beyne'l-verâ şecâʿatle şöhret-nümâ olduğuna binâen Sofya seraskeri Vezîr Bekir Paşa'nın maʿiyyetinde olmak şartıyla mûmâ-ileyhin mîrimîrânlık ile kadri terfîʿ ve Niğde sancağı tevcîhiyle dâire-i maʿîşeti tevsîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı mahrûsenin henüz nizâmı ber-vech-i matlûb müyesser olmayup kapudan paşa hazretlerinin dahi şâyed avdetleri muktazî olup mülâhazalarıyla o havâlide keyfiyyât-ı Mısır'a vâkıf ve bir vezîr-i kaviü'ş-şekîmenin tehyi'esi vâcibât-ı umûrdan olduğuna binâen Mısır'a semt olan eyâlet-i Sayda işbu Muharremü'l-harâmın evâsıtında Şâm vâlisi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup eyâlet-i Şâm ve emâret-i hac dahi birkaç gün mukaddem Haleb (290-b) ü'ş-şehbâ tevcîh olunup Vezîr Battal Hüseyin Paşa'ya ve Haleb Eyâleti İbrâil muhâfızı olup mîrimîrân-ı kirâmın şücʿânından Osman Paşa'ya ve Maraş eyâleti Adana nizâmına me'mûr olan Dulkadır-zâde Ömer Paşa'ya ber-vech-i ilhak tevcîh olunup Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa'ya dahi Karahisâr-ı sâhib Sancağı ber-vech-i arpalık ihsân olundu.",
          "caption": "Azl-i tevcîh-i eyâlet-i Şâm ve emâret-i hac ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_346.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i tevcîh-i eyâlet-i Şâm ve emâret-i hac ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Mısr-ı mahrûsenin henüz nizâmı ber-vech-i matlûb müyesser olmayup kapudan paşa hazretlerinin dahi şâyed avdetleri muktazî olup mülâhazalarıyla o havâlide keyfiyyât-ı Mısır'a vâkıf ve bir vezîr-i kaviü'ş-şekîmenin tehyi'esi vâcibât-ı umûrdan olduğuna binâen Mısır'a semt olan eyâlet-i Sayda işbu Muharremü'l-harâmın evâsıtında Şâm vâlisi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya tevcîh olunup eyâlet-i Şâm ve emâret-i hac dahi birkaç gün mukaddem Haleb (290-b) ü'ş-şehbâ tevcîh olunup Vezîr Battal Hüseyin Paşa'ya ve Haleb Eyâleti İbrâil muhâfızı olup mîrimîrân-ı kirâmın şücʿânından Osman Paşa'ya ve Maraş eyâleti Adana nizâmına me'mûr olan Dulkadır-zâde Ömer Paşa'ya ber-vech-i ilhak tevcîh olunup Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa'ya dahi Karahisâr-ı sâhib Sancağı ber-vech-i arpalık ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân Mustafa Hân hazretlerinin kerîmesi Hadîce Sultân bundan akdem Anadolu vâlisi Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa'ya nâmzed kılınmışidi. Bu esnâda dâʿiye-i akd ü tezvîc hâtır-ı mürüvvet-me'âsir-i pâdişâhîyi tehyîc eylediğine binâen vezîr-i müşârün-ileyh tarafına da'vetci gönderilüp hasbe'l-emrü'l-âlî müşârün-ileyh Kütahya'dan hareket ve şitâb ve sür'at ile Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve sarây-ı dil-küşâ-yı sultân-ı müşârün-ileyhâya nâzil olmuşidi. Vezîr-i müşârün-ileyhin Âsitâne'ye vusûlünün dördüncü günü ki Muharremü'l-harâmın onuncu günüdür, sultân-ı müşârün-ileyhâ ve vezîr-i müşârün-ileyhe akd olunup merkūmun onaltıncı çarşamba günü nakl-i cihaz irâde olunmağla erkân-ı devletden âlâya âmâde olmaları âdet olan ricâl-i bâ-vekār esvâb-ı dîvânî ile suvâr olup atiy-\nye-i mülûkâne olan tuhaf-ı azîzü'l-menâl ve nütef-i adîmü'l-misâli sarây-ı müşârün-ileyhâya nakl ve ferdâsı perşembe günü sadrıazam-ı vâlâ-makām ve şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm ve ocaklu ve ricâl-i devlet bi'l-cümle suvâr olup tertîb-i acîb vâlâ-yı dil-firîb ile sultân-ı müşârün-ileyhâyı sarây-ı pür-behcetlerine îsâl eylediler. Cuma günü (291-a) sarây-ı müşârün-ileyhâya teşrîf-i hümâyûn âdet olduğuna binâen yevm-i mezkûrda pâdişâh-ı keremkâr ve şehriyâr-ı şefekat-âsâr salât-ı cumʿayı baʿde'l-edâ kudûm-ı mülûkâneleriyle sarây-ı müşârün-ileyhâyı matlaʿ-i ehille-i fevz ü saʿâdet ve mecmaʿ-ı vüfûd-i hayr u bereket buyurup baʿdehû sarây-ı dil-küşâ-yı cihândârîlerine avdet buyurdular.",
          "caption": "Akd ve tezvîc-i Hadîce Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_347.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Akd ve tezvîc-i Hadîce Sultân",
          "text": "Hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân Sultân Mustafa Hân hazretlerinin kerîmesi Hadîce Sultân bundan akdem Anadolu vâlisi Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa'ya nâmzed kılınmışidi. Bu esnâda dâʿiye-i akd ü tezvîc hâtır-ı mürüvvet-me'âsir-i pâdişâhîyi tehyîc eylediğine binâen vezîr-i müşârün-ileyh tarafına da'vetci gönderilüp hasbe'l-emrü'l-âlî müşârün-ileyh Kütahya'dan hareket ve şitâb ve sür'at ile Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve sarây-ı dil-küşâ-yı sultân-ı müşârün-ileyhâya nâzil olmuşidi. Vezîr-i müşârün-ileyhin Âsitâne'ye vusûlünün dördüncü günü ki Muharremü'l-harâmın onuncu günüdür, sultân-ı müşârün-ileyhâ ve vezîr-i müşârün-ileyhe akd olunup merkūmun onaltıncı çarşamba günü nakl-i cihaz irâde olunmağla erkân-ı devletden âlâya âmâde olmaları âdet olan ricâl-i bâ-vekār esvâb-ı dîvânî ile suvâr olup atiy-\nye-i mülûkâne olan tuhaf-ı azîzü'l-menâl ve nütef-i adîmü'l-misâli sarây-ı müşârün-ileyhâya nakl ve ferdâsı perşembe günü sadrıazam-ı vâlâ-makām ve şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm ve ocaklu ve ricâl-i devlet bi'l-cümle suvâr olup tertîb-i acîb vâlâ-yı dil-firîb ile sultân-ı müşârün-ileyhâyı sarây-ı pür-behcetlerine îsâl eylediler. Cuma günü (291-a) sarây-ı müşârün-ileyhâya teşrîf-i hümâyûn âdet olduğuna binâen yevm-i mezkûrda pâdişâh-ı keremkâr ve şehriyâr-ı şefekat-âsâr salât-ı cumʿayı baʿde'l-edâ kudûm-ı mülûkâneleriyle sarây-ı müşârün-ileyhâyı matlaʿ-i ehille-i fevz ü saʿâdet ve mecmaʿ-ı vüfûd-i hayr u bereket buyurup baʿdehû sarây-ı dil-küşâ-yı cihândârîlerine avdet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremül-harâmın yirmisekizinci salı günü tertîb-i dîvân ve tavâif-i askeriyyenin müstahak oldukları bir kıst mevâcibleri iʿtâ ve ihsân ve Saferül-hayrın üçüncü sebt günü muʿtâd üzere devr olup akabinde teşrîfât-ı seniyye-i mülûkâne ile sadrıazam hazretleri mübtehic ve cezlân oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_348.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremül-harâmın yirmisekizinci salı günü tertîb-i dîvân ve tavâif-i askeriyyenin müstahak oldukları bir kıst mevâcibleri iʿtâ ve ihsân ve Saferül-hayrın üçüncü sebt günü muʿtâd üzere devr olup akabinde teşrîfât-ı seniyye-i mülûkâne ile sadrıazam hazretleri mübtehic ve cezlân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîrimîrân-ı kirâmdan İbrâhîm Paşa tevâlî-i iyâb ü zihâb ile umûr-ı Hicâz'a âşinâ olduğuna binâen bu esnâda cerdeci nasb olunması savâb-dîd-ı ukalâ olmağla işbu Saferül-hayrın ikinci günü paşa-yı mûmâ-ileyhe Trablus-Şam eyâleti tevcîh ve ihsân ve cerde başbuğluğu ünvânıyla fâikü'l-akrân kılınup Kars muhâfazası dahi bâ-rütbe-i mîrimîrânî tezkereci İbrâhîm Efendi-zâde kapucu-başı Nuʿmân Ağa'ya inâyet buyurulup İsmâʿîl cânibi seraskeri sadr-ı sâbık Ali Paşa dahi Silistre'de ikāmet ile Özi muhâfızı olan Aydoslu Vezîr Mehmed Paşa İsmâʿîl mühimmât muhâfazasına me'mûr ve Vezîr Mahmûd Paşa Özi muhâfızı olmak üzere ısdâr-ı menşûr kılınup karîbü'l-ahde Diyârbekir Eyâleti tevcîh olunan sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa sâl-hurde ve pîr olduğundan bahs ile Rumeli cânibinde (291-b) bir mansıb temennî eylediğine binâen eyâlet-i mezkûre Hanya muhâfızı olan Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya tevcîh ve müşârün-ileyhe dahi berû tarafa vusûlü haberi şâyiʿ oldukda bir mansıb ihsân olunacağı vaʿd buyuruldu.",
          "caption": "Tevcîh-ı Trablus-Şam ve Kars ve zikr-ı baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_349.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-ı Trablus-Şam ve Kars ve zikr-ı baʿzı vukūʿât",
          "text": "Mîrimîrân-ı kirâmdan İbrâhîm Paşa tevâlî-i iyâb ü zihâb ile umûr-ı Hicâz'a âşinâ olduğuna binâen bu esnâda cerdeci nasb olunması savâb-dîd-ı ukalâ olmağla işbu Saferül-hayrın ikinci günü paşa-yı mûmâ-ileyhe Trablus-Şam eyâleti tevcîh ve ihsân ve cerde başbuğluğu ünvânıyla fâikü'l-akrân kılınup Kars muhâfazası dahi bâ-rütbe-i mîrimîrânî tezkereci İbrâhîm Efendi-zâde kapucu-başı Nuʿmân Ağa'ya inâyet buyurulup İsmâʿîl cânibi seraskeri sadr-ı sâbık Ali Paşa dahi Silistre'de ikāmet ile Özi muhâfızı olan Aydoslu Vezîr Mehmed Paşa İsmâʿîl mühimmât muhâfazasına me'mûr ve Vezîr Mahmûd Paşa Özi muhâfızı olmak üzere ısdâr-ı menşûr kılınup karîbü'l-ahde Diyârbekir Eyâleti tevcîh olunan sadr-ı esbak Yeğen Mehmed Paşa sâl-hurde ve pîr olduğundan bahs ile Rumeli cânibinde (291-b) bir mansıb temennî eylediğine binâen eyâlet-i mezkûre Hanya muhâfızı olan Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya tevcîh ve müşârün-ileyhe dahi berû tarafa vusûlü haberi şâyiʿ oldukda bir mansıb ihsân olunacağı vaʿd buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Saferül-hayrın beşinci selâsâ günü oniki sâʿat onbeş dakīkada\nsulb-i pâkîze-i pâdişâh-ı kaviyyü'l-idrâkden bir duhter-i hurşîd-peyker pertev-pâş-ı zuhûr olup Sâliha Sultân ismiyle tesmiye kılındı.",
          "caption": "Vilâdet-i Sâliha Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_350.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Vilâdet-i Sâliha Sultân",
          "text": "İşbu Saferül-hayrın beşinci selâsâ günü oniki sâʿat onbeş dakīkada\nsulb-i pâkîze-i pâdişâh-ı kaviyyü'l-idrâkden bir duhter-i hurşîd-peyker pertev-pâş-ı zuhûr olup Sâliha Sultân ismiyle tesmiye kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı vakt bulunan Hasan Efendi bir müddet umûr-ı defterîyi idâre edüp bu esnâda baʿzı avârız ile azli iktizâ eylediğine binâen işbu Saferü'l-hayrın onikinci isneyn günü mûmâ-ileyh câh-ı mezkûrdan maʿzûl ve hânesinde ikāmet ile duʿâ-yı devlete meşgûl oldu. Tersâne-i âmire emîni olan Ahmed Nazîf Efendi mukaddemâ defterdâr iken mîrîyi sıyânet ve mizâc-ı vakte göre hareket edüp bundan böyle dahi mûmâ-ileyhden irâde-i devlete muvâfık hizmet bürûzu meczûm olmakdan nâşî «el-avd-i Ahmed» mefhûmu üzere câh-ı mezkûr kemâ-sebak zâtına elyak görülüp yevm-i mezkûrda defterdâr-ı şıkk-ı evvel nasb ve taʿyîn ve huzûr-ı sadrü's-südûrda dûş-i istihkākı hilʿat-ı seniyye ile tezyîn olunup münhâl olan Tersâne emâneti dahi erbâb-ı servet-iktidârdan kassâb-başı El-hâc İsmâʿîl Ağa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl-i Defterdâr-ı şıkk-ı evvel Hasan Efendi ve nasb-ı Ahmed Nazîf Efendi ve emîn-i Tersâne şüden-i ser-kassâbân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_351.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Defterdâr-ı şıkk-ı evvel Hasan Efendi ve nasb-ı Ahmed Nazîf Efendi ve emîn-i Tersâne şüden-i ser-kassâbân",
          "text": "Defterdâr-ı vakt bulunan Hasan Efendi bir müddet umûr-ı defterîyi idâre edüp bu esnâda baʿzı avârız ile azli iktizâ eylediğine binâen işbu Saferü'l-hayrın onikinci isneyn günü mûmâ-ileyh câh-ı mezkûrdan maʿzûl ve hânesinde ikāmet ile duʿâ-yı devlete meşgûl oldu. Tersâne-i âmire emîni olan Ahmed Nazîf Efendi mukaddemâ defterdâr iken mîrîyi sıyânet ve mizâc-ı vakte göre hareket edüp bundan böyle dahi mûmâ-ileyhden irâde-i devlete muvâfık hizmet bürûzu meczûm olmakdan nâşî «el-avd-i Ahmed» mefhûmu üzere câh-ı mezkûr kemâ-sebak zâtına elyak görülüp yevm-i mezkûrda defterdâr-ı şıkk-ı evvel nasb ve taʿyîn ve huzûr-ı sadrü's-südûrda dûş-i istihkākı hilʿat-ı seniyye ile tezyîn olunup münhâl olan Tersâne emâneti dahi erbâb-ı servet-iktidârdan kassâb-başı El-hâc İsmâʿîl Ağa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Boğdan voyvodası olan Aleksandra'nın iktizâ-yı vakt ü hâl (292-a) hasebiyle azli lâzım ve bu esnâda Boğdan'da mücerrebü'l-etvâr bir voyvodanın vücûdu emr-i mühimm olduğuna binâen işbu Saferü'l-hayrın yirmiikinci salı günü sâbıkā Eflâk voyvodası diğer Aleksandra Boğdan voyvodası nasb olunup selefinin dahi Âsitâne-i saʿâdet'e rû-mâl-i azîmet olması bâbında ısdâr-ı emr-i celîlü'l-âsâr kılındı.",
          "caption": "Azl-i voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_352.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Bir müddetden berü Boğdan voyvodası olan Aleksandra'nın iktizâ-yı vakt ü hâl (292-a) hasebiyle azli lâzım ve bu esnâda Boğdan'da mücerrebü'l-etvâr bir voyvodanın vücûdu emr-i mühimm olduğuna binâen işbu Saferü'l-hayrın yirmiikinci salı günü sâbıkā Eflâk voyvodası diğer Aleksandra Boğdan voyvodası nasb olunup selefinin dahi Âsitâne-i saʿâdet'e rû-mâl-i azîmet olması bâbında ısdâr-ı emr-i celîlü'l-âsâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr ile müceddeden akd-i sulh eden İspanya kralı bundan akdem der-i devlet-medâra hedâyâ ile gönderüp devlet-i ebed-müddet tarafından dahi bir sefîr irsâl olunması Âsitâne'de mukīm olan elçisi birkaç defʿa takrîriyle istidʿâ ve bu vesîle ile ebnâ-yı cinsleri beyninde kesb-i mübâhât ve iftihâr edecekleri inhâ eylediğinden gayri bu makūle musâlaha akabinde beyne'd-düvel ahad-i hümâ âhare sefîr ve hediye irsâl etmek kāʿide-i kadîmeden olduğuna binâen zikr olunan İspanya\nkralına mutavassıtü'l-hâl bir sefîr gönderilmesi bir zamândan berû musammem ve Fas hâkimi Mevlây Mehmed cenâblarının dahi Devlet-i aliyye'ye temahhuz ve ihlâsı ber-vech-i etemm olup birkaç defʿa hedâyâ ve süferâ irsâliyle ifâ-yi lâzıme-i ihtisâs etmişidi. Müşârün-ileyh cenâbları tarafına hedâyâ-yi mülûkâne ile elçi gönderilmesi istihsân olunduğuna binâen bu abd-i fakīr-i kesîrü't-taksîr İspanya'ya ve hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan Azmî Ahmed Efendi Fas'a elçi nasb olunup inşâ-Allâhü teʿâlâ evvel-bahâr-ı huceste-âsârda Âsitâne'den fekk-i lenger-i ikāmet etmek üzere işbu şehr-i Rebîʿül-evvelin yedinci perşembe günü huzûr-ı sadr (292-b) ü's-südûrda dûş-i âcizânemize ilbâs-ı hilʿat buyurulup yevm-i harekete dek kemâkân vakāyiʿ-i Devlet-i aliyye'yi bu abd-i âciz zabt edüp hareket akabinde vekâlet ile hizmet-i mezkûrenin idâresi irâde buyuruldu.",
          "caption": "Taʿyîn-i sefîrân ez-cânib-i ebed-bünyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_353.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿyîn-i sefîrân ez-cânib-i ebed-bünyân",
          "text": "Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karâr ile müceddeden akd-i sulh eden İspanya kralı bundan akdem der-i devlet-medâra hedâyâ ile gönderüp devlet-i ebed-müddet tarafından dahi bir sefîr irsâl olunması Âsitâne'de mukīm olan elçisi birkaç defʿa takrîriyle istidʿâ ve bu vesîle ile ebnâ-yı cinsleri beyninde kesb-i mübâhât ve iftihâr edecekleri inhâ eylediğinden gayri bu makūle musâlaha akabinde beyne'd-düvel ahad-i hümâ âhare sefîr ve hediye irsâl etmek kāʿide-i kadîmeden olduğuna binâen zikr olunan İspanya\nkralına mutavassıtü'l-hâl bir sefîr gönderilmesi bir zamândan berû musammem ve Fas hâkimi Mevlây Mehmed cenâblarının dahi Devlet-i aliyye'ye temahhuz ve ihlâsı ber-vech-i etemm olup birkaç defʿa hedâyâ ve süferâ irsâliyle ifâ-yi lâzıme-i ihtisâs etmişidi. Müşârün-ileyh cenâbları tarafına hedâyâ-yi mülûkâne ile elçi gönderilmesi istihsân olunduğuna binâen bu abd-i fakīr-i kesîrü't-taksîr İspanya'ya ve hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan Azmî Ahmed Efendi Fas'a elçi nasb olunup inşâ-Allâhü teʿâlâ evvel-bahâr-ı huceste-âsârda Âsitâne'den fekk-i lenger-i ikāmet etmek üzere işbu şehr-i Rebîʿül-evvelin yedinci perşembe günü huzûr-ı sadr (292-b) ü's-südûrda dûş-i âcizânemize ilbâs-ı hilʿat buyurulup yevm-i harekete dek kemâkân vakāyiʿ-i Devlet-i aliyye'yi bu abd-i âciz zabt edüp hareket akabinde vekâlet ile hizmet-i mezkûrenin idâresi irâde buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun onikinci çarşamba günü pâdişâh-ı muʿallâ-câh hîresâz-ı çeşm-i aʿdâ olur âlây-i mülûkâne ve debdebe-i şâhâne ile Sultân Ahmed câmiʿine kudûm buyurup mevlid-i şerîf istimâʿıyla kesb-i feyz ü şeref eylediler.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_354.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun onikinci çarşamba günü pâdişâh-ı muʿallâ-câh hîresâz-ı çeşm-i aʿdâ olur âlây-i mülûkâne ve debdebe-i şâhâne ile Sultân Ahmed câmiʿine kudûm buyurup mevlid-i şerîf istimâʿıyla kesb-i feyz ü şeref eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cebeci-başı Devâtdâr Paşa-zâde Abdî Bey şehr-i mezkûrun onbirinci salı günü matʿûnen dâr-ı bakāya irtihâl edüp münhal olan mansıbı muvakkaten sipâhiler ağası olan Hamza Paşa kethüdâsı Mehmed Ağa'ya ve sipâhiler ağalığı ser-bostâniyân-ı sâbık Hüseyin Ağa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Fevt-i ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_355.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i ser-cebeciyân",
          "text": "Cebeci-başı Devâtdâr Paşa-zâde Abdî Bey şehr-i mezkûrun onbirinci salı günü matʿûnen dâr-ı bakāya irtihâl edüp münhal olan mansıbı muvakkaten sipâhiler ağası olan Hamza Paşa kethüdâsı Mehmed Ağa'ya ve sipâhiler ağalığı ser-bostâniyân-ı sâbık Hüseyin Ağa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun ondördüncü hamîs gecesi gurûb-ı âfitâbdan altı sâʿat ellialtı dakīka mürûrunda kamer-i münîr burc-ı seretânda ukde-i zenebde inhisâfa ağâz ve sekiz sâʿat bir dakīka mürûrunda bilkülliyye münhasif olup dokuz sâʿat kırkbir dakīka mürûrunda incilâya başlayup on sâʿat kırkbeş dakīka mürûrunda bilkülliyye müncelî oldu.",
          "caption": "Husûf-ı küllî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_356.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Husûf-ı küllî",
          "text": "Şehr-i mezkûrun ondördüncü hamîs gecesi gurûb-ı âfitâbdan altı sâʿat ellialtı dakīka mürûrunda kamer-i münîr burc-ı seretânda ukde-i zenebde inhisâfa ağâz ve sekiz sâʿat bir dakīka mürûrunda bilkülliyye münhasif olup dokuz sâʿat kırkbir dakīka mürûrunda incilâya başlayup on sâʿat kırkbeş dakīka mürûrunda bilkülliyye müncelî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā mîr-hacc ve vâlî-i Şâm olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın der-i\ndevlet-medâra tahrîrâtı gelüp hüccâc-ı Şam bi-fazli'l-lâhi'l-meliki'l-allâm bu sâl-i meyâmîn-iştimâlde mashûben bi's-selâma hacc-ı Beytullahü'l-harâm ve ziyâret-i Ravza-i seyyidü'l-enâm edüp cânib-i Şam'a atf-ı zimâm ve katʿ-ı menâzil ve merâhil ile Maʿân nâm makāmda darb-ı hiyâm (293-a) eylediklerini işʿâr ve ifhâm edüp hâs u amm bu peyâm-ı meserret-encâmdan nâ'il-i sürûr-ı tâm oldular.",
          "caption": "Âmeden-i berîd-i kāfile-i hüccâc",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_357.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i berîd-i kāfile-i hüccâc",
          "text": "Sâbıkā mîr-hacc ve vâlî-i Şâm olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın der-i\ndevlet-medâra tahrîrâtı gelüp hüccâc-ı Şam bi-fazli'l-lâhi'l-meliki'l-allâm bu sâl-i meyâmîn-iştimâlde mashûben bi's-selâma hacc-ı Beytullahü'l-harâm ve ziyâret-i Ravza-i seyyidü'l-enâm edüp cânib-i Şam'a atf-ı zimâm ve katʿ-ı menâzil ve merâhil ile Maʿân nâm makāmda darb-ı hiyâm (293-a) eylediklerini işʿâr ve ifhâm edüp hâs u amm bu peyâm-ı meserret-encâmdan nâ'il-i sürûr-ı tâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâ-beyne'l-haremeyn mütemekkin olan urbânın cânib-i Mısır'dan muʿtâd olan surreleri birkaç seneden berü tamaʿa mebnî verilmediğinden mîr-hacc-ı Mısır olanlar beher sene mürûr u ubûrda azîm zahmet çeküp hattâ bir-iki defʿa Medîne-i münevvere'ye uğramaksızın turuk-ı mechûleden cânib-i Mısır'a azîmet etmişler idi. Bu sâl dahi ne hâl ise Mekke-i mükerreme'ye geldiklerinde ihtiyâten tarîk-i şarkīden peyrev-i hüccâc-ı Şam olarak avdetleri tenbîh olunmuşiken adem-i isgā ile tarîk-i fürûʿdan azîmeti ihtiyâr ve Medîne-i münevvere'ye üç merhale kaldıkda leyl ü nehâr vukūʿ-ı fırsata intizâr üzere olan urbân yemîn ü yesârlarından nümâyân olup güzeşte surrelerini mutâlebe ve giderek ağâz-ı muhârebe etmeleriyle urbânın kesreti ve mîr-hacc-ı Mısır'ın adem-i kuvveti mülâbesesiyle urbân galebe edüp mahmil-i Mısrîyi ahz ve hüccâcı gāret ve bu hâl ile Medîne'ye avdetlerinde Şam vâlisi âdem taʿyîn edüp livâ ve mahmil-i Mısrîyi tahlîs ve mîr-hacc-ı Mısır'a eğerçi teslîm edüp ancak Mısır hüccâcı bu kazā-i nâgeh-zuhûr hasebiyle Medîne'den bir hatve ileri ve harekete kudret-yâb olmadıklarını ve mîr-hacc-ı Mısır dahi bundan sonra emâret-i hacc idâre edemeyeceğini beyân akabinde Cezzâr Paşa tarafından levâzımât-ı zarûriyyeleri görülüp Beyâdülganem nâm mahalle dek istishâb olunmuşlar idi. Kesret-i nüfûs ve hayvanât sebebiyle me'kûlât ve meşrûbâta kıllet tareyânını Mısır hüccâcı müşâhede ile menzil-i mezkûrdan (293-b) mufârakate hâhişger olduklarına binâen Mısır yeniçeri ocağı'ndan Yusuf Ağa nâm şahsı vâfir asker ile Cezzâr Paşa kāfileye serdâr edüp lâzım gelen mühimmât ve zahîrelerin tertîb ve cânib-i Mısır'a tesrîb eylediğini vezîr-i müşârün-ileyh bu defʿa vârid olan tahrîrâtında eğerçi derc ü tastîr etmiş ancak birkaç gün mürûrunda kapudan paşa hazretlerinin bu hususa dâir cânib-i Mısır'dan mufassal tahrîrâtı gelüp hüccâc-ı Mısır'a isâbet eden hasâret Şam vâlisinin iğmâzından neş'et eylediğini beyân ve işâret etmiş.",
          "caption": "Ahvâl-i hüccâc-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_358.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i hüccâc-ı Mısır",
          "text": "Mâ-beyne'l-haremeyn mütemekkin olan urbânın cânib-i Mısır'dan muʿtâd olan surreleri birkaç seneden berü tamaʿa mebnî verilmediğinden mîr-hacc-ı Mısır olanlar beher sene mürûr u ubûrda azîm zahmet çeküp hattâ bir-iki defʿa Medîne-i münevvere'ye uğramaksızın turuk-ı mechûleden cânib-i Mısır'a azîmet etmişler idi. Bu sâl dahi ne hâl ise Mekke-i mükerreme'ye geldiklerinde ihtiyâten tarîk-i şarkīden peyrev-i hüccâc-ı Şam olarak avdetleri tenbîh olunmuşiken adem-i isgā ile tarîk-i fürûʿdan azîmeti ihtiyâr ve Medîne-i münevvere'ye üç merhale kaldıkda leyl ü nehâr vukūʿ-ı fırsata intizâr üzere olan urbân yemîn ü yesârlarından nümâyân olup güzeşte surrelerini mutâlebe ve giderek ağâz-ı muhârebe etmeleriyle urbânın kesreti ve mîr-hacc-ı Mısır'ın adem-i kuvveti mülâbesesiyle urbân galebe edüp mahmil-i Mısrîyi ahz ve hüccâcı gāret ve bu hâl ile Medîne'ye avdetlerinde Şam vâlisi âdem taʿyîn edüp livâ ve mahmil-i Mısrîyi tahlîs ve mîr-hacc-ı Mısır'a eğerçi teslîm edüp ancak Mısır hüccâcı bu kazā-i nâgeh-zuhûr hasebiyle Medîne'den bir hatve ileri ve harekete kudret-yâb olmadıklarını ve mîr-hacc-ı Mısır dahi bundan sonra emâret-i hacc idâre edemeyeceğini beyân akabinde Cezzâr Paşa tarafından levâzımât-ı zarûriyyeleri görülüp Beyâdülganem nâm mahalle dek istishâb olunmuşlar idi. Kesret-i nüfûs ve hayvanât sebebiyle me'kûlât ve meşrûbâta kıllet tareyânını Mısır hüccâcı müşâhede ile menzil-i mezkûrdan (293-b) mufârakate hâhişger olduklarına binâen Mısır yeniçeri ocağı'ndan Yusuf Ağa nâm şahsı vâfir asker ile Cezzâr Paşa kāfileye serdâr edüp lâzım gelen mühimmât ve zahîrelerin tertîb ve cânib-i Mısır'a tesrîb eylediğini vezîr-i müşârün-ileyh bu defʿa vârid olan tahrîrâtında eğerçi derc ü tastîr etmiş ancak birkaç gün mürûrunda kapudan paşa hazretlerinin bu hususa dâir cânib-i Mısır'dan mufassal tahrîrâtı gelüp hüccâc-ı Mısır'a isâbet eden hasâret Şam vâlisinin iğmâzından neş'et eylediğini beyân ve işâret etmiş."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîül-evvelin onikinci günü Mekke-i mükerrem'e kazâsı şurût-ı ma'lûmesiyle sâbıkā Edirne kādısı Halîl Cevdet Efendi'ye ve Medine-i münevvere kazâsı yine şurûtiyle sâbıkā Şam kādısı İmâm Bekir Efendi-zâde Mehmed Emin Efendi'ye ve Edirne kazâsı Şaban gurresinden zabt etmek üzere sâbıkā Üsküdâr kādısı Mustafa İsâmeddin Efendi'ye ve Bursa kazâsı Cumâdel-ulâ gurresinden zabt etmek üzere kudüs pâyesi olup sâbıkā Yenişehr-i Fener kādısı Fevzi-zâde Mustafa Şükrullah Efendi'ye eğerçi tevcîh olunup ancak birkaç gün sonra vefât etmekle kazâ-i mezbûr bi-hasebi't-tarîk Konevî Hamza Efendi'ye tevcîh ve hâric mevleviyetleriyle dahi ba'zı mevâlî-i devriyyenin hâlleri terfîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_359.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ilmiyye",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîül-evvelin onikinci günü Mekke-i mükerrem'e kazâsı şurût-ı ma'lûmesiyle sâbıkā Edirne kādısı Halîl Cevdet Efendi'ye ve Medine-i münevvere kazâsı yine şurûtiyle sâbıkā Şam kādısı İmâm Bekir Efendi-zâde Mehmed Emin Efendi'ye ve Edirne kazâsı Şaban gurresinden zabt etmek üzere sâbıkā Üsküdâr kādısı Mustafa İsâmeddin Efendi'ye ve Bursa kazâsı Cumâdel-ulâ gurresinden zabt etmek üzere kudüs pâyesi olup sâbıkā Yenişehr-i Fener kādısı Fevzi-zâde Mustafa Şükrullah Efendi'ye eğerçi tevcîh olunup ancak birkaç gün sonra vefât etmekle kazâ-i mezbûr bi-hasebi't-tarîk Konevî Hamza Efendi'ye tevcîh ve hâric mevleviyetleriyle dahi ba'zı mevâlî-i devriyyenin hâlleri terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Diyârbekir Eyâleti tevcîh olunan Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya işbu şehr-i Rebîül-evvelin onbeşinci sebt günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden İçil Sancağı ber-vech-i (294-a) arpalık tevcîh ve Diyârbekir Eyâleti ile sâbıkā İçil mutasarrıfı olup mîrimîrân-ı kirâmdan Mehmed Paşa'nın kadr ü i'tibârı terfî' ve tenvîh kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i livâ-i İçil ve eyâlet-i Diyârbekir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_360.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i livâ-i İçil ve eyâlet-i Diyârbekir",
          "text": "Bundan akdem Diyârbekir Eyâleti tevcîh olunan Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya işbu şehr-i Rebîül-evvelin onbeşinci sebt günü avâtıf-ı aliyye-i mülûkâneden İçil Sancağı ber-vech-i (294-a) arpalık tevcîh ve Diyârbekir Eyâleti ile sâbıkā İçil mutasarrıfı olup mîrimîrân-ı kirâmdan Mehmed Paşa'nın kadr ü i'tibârı terfî' ve tenvîh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i aliyye'nin masârifi îrâdına gâlib olup bu hilâlde zuhûr eden masârifât-ı zarûriyyeye sarf olunacak akçenin fıkdânı dahi zâhir olduğundan bir nev'-i tasarrufa ihtiyâc mess edüp binâberîn gayri ez-eshâm mukāta'ât-ı atîkadan binde yüzelli ve gayr-i atîkadan binde yüz guruş ashâb-ı mukāta'âtdan cebelu cem' ve tahsîl olunmak savâb-dîd-i erbâb-ı şûrâ olduğu mübârek-rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz olunup mûcibince cem' ve tahsîline irâde-i hümâyûn cereyân ve taraf taraf ta'yîn-i mübâşirân kılındı.",
          "caption": "Tahsil-i cebelu ez-ashâb-ı mukāta'ât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_361.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tahsil-i cebelu ez-ashâb-ı mukāta'ât",
          "text": "Devlet-i aliyye'nin masârifi îrâdına gâlib olup bu hilâlde zuhûr eden masârifât-ı zarûriyyeye sarf olunacak akçenin fıkdânı dahi zâhir olduğundan bir nev'-i tasarrufa ihtiyâc mess edüp binâberîn gayri ez-eshâm mukāta'ât-ı atîkadan binde yüzelli ve gayr-i atîkadan binde yüz guruş ashâb-ı mukāta'âtdan cebelu cem' ve tahsîl olunmak savâb-dîd-i erbâb-ı şûrâ olduğu mübârek-rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz olunup mûcibince cem' ve tahsîline irâde-i hümâyûn cereyân ve taraf taraf ta'yîn-i mübâşirân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cerce'ye karîb mahalde bundan akdem asâkir-i sultânî ile usâtın muhârebeleri vâki' olup bi-hikmetillahi te'âlâ tarafeyn perîşân ve gâlib ve mağlûb ma'lûm olmayarak muhâlifîn Cerce'ye ve asâkir-i pâdişâhî Mısır'a şitâbân olmuş idi. Bir müddetten sonra bugāt-ı mezkûre var kuvvetlerini\nbâzuya getirüp iddihâr etdikleri emvâl-i firâvânî eclâf-ı aʿrâba ve sâir serseri geşt ü güzâr eden cündî ve mağribîlere tevzîʿ edüp Mısır üzerine hareket etdikleri maʿlûm oldukda kapudan paşa hazretleri derhâl mevcûd olan kalyoncuları kırlangıç sefînelerine teşhîn ve riyâle kapudaniyle Çalpâkî-zâde Ali Bey'i üzerlerine başbuğ taʿyîn edüp tarîk-i nehri (294-b) sedd akabinde Mısır defterdârı Ali Bey'i dahi baʿzı ümerâ ve asâkir-i Mısriyye ile cânib-i şarkdan ihrâc ve hafr olunan meterislere taʿbye ve idrâc ve vezîr-i müşârün-ileyh dahi Mısır'a üç sâʿat mesâfe olan mahalde darb-ı hiyâm ve mukābilinde vâkiʿ Çize karyesine imrâr-ı asker-i zafer-encâm edüp dâiren-mâdâr meterisler ile emr-i takviye ve istihkâm itmâm olundukadan sonra bi'n-nefs kendüleri dahi Cerce'ye mürûr etmişler idi. Saferül-hayrın onüçüncü günü ale's-seher zümre-i usât zuhûr ve Çize meterislerine hücûm eylediklerinde meterislerde mevcûd olan asker-i zafer-rehber mukābele ve dört-beş sâʿat merdâne mukātele etmeleriyle avn-i Hak ile gürûh-ı aʿdâ münhezim ve asker-i sultānî zâfir ve gānim olup geldikleri semte firâr eylediklerini ve bundan sonra beş-altı bin kadar asker ile vezîr-i müşârün-ileyh taʿkîblerini irâde edüp kutr-ı Mısır'dan ihrâclarmı tasmîm ve kendüleri bi'n-nefs azîmet ve hareket edeceklerini bu defʿa vürûd eden tahrîrâtlarında bast u takdîm etmeleriyle bir müddetden berü enfüs-i nâsda te'ehhür-i ahbâr-ı Mısriyyeden terettüb eden helecân ve iztırâb bu vesîle ile zâil ve kulûb-ı hayr-hâhân-ı devletde ferâh ve meserret hâsıl oldu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_362.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "text": "Cerce'ye karîb mahalde bundan akdem asâkir-i sultânî ile usâtın muhârebeleri vâki' olup bi-hikmetillahi te'âlâ tarafeyn perîşân ve gâlib ve mağlûb ma'lûm olmayarak muhâlifîn Cerce'ye ve asâkir-i pâdişâhî Mısır'a şitâbân olmuş idi. Bir müddetten sonra bugāt-ı mezkûre var kuvvetlerini\nbâzuya getirüp iddihâr etdikleri emvâl-i firâvânî eclâf-ı aʿrâba ve sâir serseri geşt ü güzâr eden cündî ve mağribîlere tevzîʿ edüp Mısır üzerine hareket etdikleri maʿlûm oldukda kapudan paşa hazretleri derhâl mevcûd olan kalyoncuları kırlangıç sefînelerine teşhîn ve riyâle kapudaniyle Çalpâkî-zâde Ali Bey'i üzerlerine başbuğ taʿyîn edüp tarîk-i nehri (294-b) sedd akabinde Mısır defterdârı Ali Bey'i dahi baʿzı ümerâ ve asâkir-i Mısriyye ile cânib-i şarkdan ihrâc ve hafr olunan meterislere taʿbye ve idrâc ve vezîr-i müşârün-ileyh dahi Mısır'a üç sâʿat mesâfe olan mahalde darb-ı hiyâm ve mukābilinde vâkiʿ Çize karyesine imrâr-ı asker-i zafer-encâm edüp dâiren-mâdâr meterisler ile emr-i takviye ve istihkâm itmâm olundukadan sonra bi'n-nefs kendüleri dahi Cerce'ye mürûr etmişler idi. Saferül-hayrın onüçüncü günü ale's-seher zümre-i usât zuhûr ve Çize meterislerine hücûm eylediklerinde meterislerde mevcûd olan asker-i zafer-rehber mukābele ve dört-beş sâʿat merdâne mukātele etmeleriyle avn-i Hak ile gürûh-ı aʿdâ münhezim ve asker-i sultānî zâfir ve gānim olup geldikleri semte firâr eylediklerini ve bundan sonra beş-altı bin kadar asker ile vezîr-i müşârün-ileyh taʿkîblerini irâde edüp kutr-ı Mısır'dan ihrâclarmı tasmîm ve kendüleri bi'n-nefs azîmet ve hareket edeceklerini bu defʿa vürûd eden tahrîrâtlarında bast u takdîm etmeleriyle bir müddetden berü enfüs-i nâsda te'ehhür-i ahbâr-ı Mısriyyeden terettüb eden helecân ve iztırâb bu vesîle ile zâil ve kulûb-ı hayr-hâhân-ı devletde ferâh ve meserret hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Suvâri mukābelecisi olan Behcet-zâde Mustafa Efendi'nin mürg-i rûhu illet-i seretān ile sûy-i ukbâya tayerân edüp münhâl olan mansıbı ile hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan Hanım Sultân kethüdâsı Mustafa Bey şâdân oldu. (295-a)",
          "caption": "Fevt-i Behcet-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_363.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Behcet-zâde",
          "text": "Suvâri mukābelecisi olan Behcet-zâde Mustafa Efendi'nin mürg-i rûhu illet-i seretān ile sûy-i ukbâya tayerân edüp münhâl olan mansıbı ile hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan Hanım Sultân kethüdâsı Mustafa Bey şâdân oldu. (295-a)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîülevvelin yirmi üçüncü günü Moskov tercümânı Bâbıâlî'ye gelüp elçisine devleti tarafından tahrîrât geldiğini işʿâr ve reisülküttâb efendiyle mülâkāta hâst-gâr olduğunu ihbâr etmekle keyfiyyet arz-ı pâye-i cihân-bânî kılındıkda izn ü ruhsat-ı mülûkâne erzânî kılınmışidi. İşbu gurre-i Rebîül-âhirde elçi-i mesfûr reisülküttâb efendinin konağına vârid olup «maʿrûzâtımıza Devlet-i aliyye'nin adem-i müsâʿadesi mülâkāta bâ-\ndî ve istikşâf-ı ma-fi'z-zamîre sebeb-i âdî olup hatta hududdan emniyyet münselib olduğuna binâen feld mareşal olan Potemkin'i imparatoriçemiz hudûdun nizâmına ve mevâdd-ı âtiyenin tesviyesine asker ile taʿyîn edüp mevâdd-ı mezkûre sûret-pezîr-i husûl olur ise dostluk bâkīdir» deyû jâjhâ-yi güftâr ve «müsaʿade olunmayan mevadd ne makūle mevaddır» deyû reisülküttâb efendi tarafından istihbâr olundukda Tiflis hânı maddesi ve üserânın istirdâdiyle fî-mâ-baʿd beyʿ ü şirâ olunmaması ve Varna konsolosunun nasbı ve Özi ahâlisinin tuz maddesinde olan münâzaʿalarının katʿı ve Kuban tarafında olan gāretin indifâʿı ve Eflâk ve Boğdan memleketlerine dâir şurûtun icrâsı ve masdâriye ve resm-i mîzân ve bidʿat ve duhân maddeleri ve Cezayirlünün aldığı sefînenin istirdâdı ve tercümanlık şeraitinin ikmâli husûsâtı olduğunu ferden ferdâ beyân etmekle îrâd etdiği mevâdd hâkipây-i evliyâyi niʿamâya lede'l-arz meclis-i diğere ecvibesi verilmek üzere meclise hitâm verilecek hengâmda elçi-i mesfûr Rusya imparatoriçesinin Mayısda Giresun'a geleceğini ve kendüsü dahi varup mülâkāt edeceğini işrâb etdi. İşbu vukūʿ bulan mükâleme erbâb-ı şûrâ ile müzâkere ve karâr-gîr olan ecvibesi reis efendi tarafından Moskov elçisine verilmek lâzım geldiğine binâen şehr-i Rebîül-âhirin dördüncü günü hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde sadrıazam hazretleri ve sudûr-ı kirâm ve kethüdâ bey ve defterdâr efendi (295-b) ve reisülküttâb efendi ve Tevkîʿî Süleyman Feyzi Efendi ve sâir erbâb-ı meşveret akd-i cemʿiyyet edüp mükâlemede Moskov elçisinin îrâd etdiği mevâdd taʿdâd olundukda huzzâr-ı meclis mâ-beyninde vâfir ebhâs güzerân edüp bilâhire Moskovlu'nun şurût-ı muhâdenede Devlet-i aliyye'ye isnâd-ı taksîr etdikleri mağlata ile merâmlarını tahsîl etmek veyâhud hudûd-ı islâmiyyeye tecâvüz endişeleri var ise düvel-i âhardan îrâd olunacak takrîzâtı sedd etmek ağrâzına mebnî olup bu bâbda Devlet-i aliyye'ye kavlen ve fiʿlen izhâr-ı sebât ve tecellüd lâzım gelüp meselâ Bahr-i siyah'a mükemmel donanma ihrâc ve serhadlere kadr-i kifâye asker tertîb ve idrâc ve İsmail seraskeri dahi mahallinde kıyâm edüp maʿiyyetine asker taʿyîn ve mukābele bi'l-misl sûretinde şân ü şükûh-ı devlet izhâr ve tebyîn olunmak ve beher hâl elçi-i mesfûre cevâb verilmesi dahi lâzım gelmekle Ereğli maddesine mukaddemâ tahrîren cevâb-ı katʿî verilüp Varna konsolosluğu içün dahi Devlet-i aliyye tarafından tahrîrât gönderilmekle cevâbı geldikde iktizâsı ne ise icrâ olunacağı ve Eflâk ve Boğdan beylerinin tebdîlleri dahi birer illete mebnî olup memleketeyn-i mezkûreteyn Devlet-i aliyye'nin memâlikinden nizâmı ve reʿâyâsının himâyet ve siyâneti kendi vazîfesi olduğundan gayri Özi ve Kuban hududlarında vâkiʿ olan tecâvüz hem-hudûd olan devletler meyânında cereyân ede-gelmekle müdâhale kangı tarafdan ise lede't-\ntahkīk defʿiyle takayyüd ve Özi'de vâkiʿ olan tuz nizâʿı dahi derdest olan hudûdnâme iktizâsı üzere fasl olunup masdariyye ve sâ'ir maddeler dahi şurûta tatbik olunarak tanzîm olunur cevâbları verildikden sonra elçi-i mesfûr mülzem olmayup kemâkân mağlata eder ise düvel elçilerinden her kimi isterse miyâneye idhâl ve mevâdd ü şurûta nazar ile tarafeyni irzâ etsün cevâbı verilmek ittifâk-ı cümle ile tasvîb olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı mükâleme bi-elçi-i Moskov ve şurûʿ-ı Devlet-i aliyye be-tertîbât-ı berriyye ve bahriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_364.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı mükâleme bi-elçi-i Moskov ve şurûʿ-ı Devlet-i aliyye be-tertîbât-ı berriyye ve bahriyye",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîülevvelin yirmi üçüncü günü Moskov tercümânı Bâbıâlî'ye gelüp elçisine devleti tarafından tahrîrât geldiğini işʿâr ve reisülküttâb efendiyle mülâkāta hâst-gâr olduğunu ihbâr etmekle keyfiyyet arz-ı pâye-i cihân-bânî kılındıkda izn ü ruhsat-ı mülûkâne erzânî kılınmışidi. İşbu gurre-i Rebîül-âhirde elçi-i mesfûr reisülküttâb efendinin konağına vârid olup «maʿrûzâtımıza Devlet-i aliyye'nin adem-i müsâʿadesi mülâkāta bâ-\ndî ve istikşâf-ı ma-fi'z-zamîre sebeb-i âdî olup hatta hududdan emniyyet münselib olduğuna binâen feld mareşal olan Potemkin'i imparatoriçemiz hudûdun nizâmına ve mevâdd-ı âtiyenin tesviyesine asker ile taʿyîn edüp mevâdd-ı mezkûre sûret-pezîr-i husûl olur ise dostluk bâkīdir» deyû jâjhâ-yi güftâr ve «müsaʿade olunmayan mevadd ne makūle mevaddır» deyû reisülküttâb efendi tarafından istihbâr olundukda Tiflis hânı maddesi ve üserânın istirdâdiyle fî-mâ-baʿd beyʿ ü şirâ olunmaması ve Varna konsolosunun nasbı ve Özi ahâlisinin tuz maddesinde olan münâzaʿalarının katʿı ve Kuban tarafında olan gāretin indifâʿı ve Eflâk ve Boğdan memleketlerine dâir şurûtun icrâsı ve masdâriye ve resm-i mîzân ve bidʿat ve duhân maddeleri ve Cezayirlünün aldığı sefînenin istirdâdı ve tercümanlık şeraitinin ikmâli husûsâtı olduğunu ferden ferdâ beyân etmekle îrâd etdiği mevâdd hâkipây-i evliyâyi niʿamâya lede'l-arz meclis-i diğere ecvibesi verilmek üzere meclise hitâm verilecek hengâmda elçi-i mesfûr Rusya imparatoriçesinin Mayısda Giresun'a geleceğini ve kendüsü dahi varup mülâkāt edeceğini işrâb etdi. İşbu vukūʿ bulan mükâleme erbâb-ı şûrâ ile müzâkere ve karâr-gîr olan ecvibesi reis efendi tarafından Moskov elçisine verilmek lâzım geldiğine binâen şehr-i Rebîül-âhirin dördüncü günü hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde sadrıazam hazretleri ve sudûr-ı kirâm ve kethüdâ bey ve defterdâr efendi (295-b) ve reisülküttâb efendi ve Tevkîʿî Süleyman Feyzi Efendi ve sâir erbâb-ı meşveret akd-i cemʿiyyet edüp mükâlemede Moskov elçisinin îrâd etdiği mevâdd taʿdâd olundukda huzzâr-ı meclis mâ-beyninde vâfir ebhâs güzerân edüp bilâhire Moskovlu'nun şurût-ı muhâdenede Devlet-i aliyye'ye isnâd-ı taksîr etdikleri mağlata ile merâmlarını tahsîl etmek veyâhud hudûd-ı islâmiyyeye tecâvüz endişeleri var ise düvel-i âhardan îrâd olunacak takrîzâtı sedd etmek ağrâzına mebnî olup bu bâbda Devlet-i aliyye'ye kavlen ve fiʿlen izhâr-ı sebât ve tecellüd lâzım gelüp meselâ Bahr-i siyah'a mükemmel donanma ihrâc ve serhadlere kadr-i kifâye asker tertîb ve idrâc ve İsmail seraskeri dahi mahallinde kıyâm edüp maʿiyyetine asker taʿyîn ve mukābele bi'l-misl sûretinde şân ü şükûh-ı devlet izhâr ve tebyîn olunmak ve beher hâl elçi-i mesfûre cevâb verilmesi dahi lâzım gelmekle Ereğli maddesine mukaddemâ tahrîren cevâb-ı katʿî verilüp Varna konsolosluğu içün dahi Devlet-i aliyye tarafından tahrîrât gönderilmekle cevâbı geldikde iktizâsı ne ise icrâ olunacağı ve Eflâk ve Boğdan beylerinin tebdîlleri dahi birer illete mebnî olup memleketeyn-i mezkûreteyn Devlet-i aliyye'nin memâlikinden nizâmı ve reʿâyâsının himâyet ve siyâneti kendi vazîfesi olduğundan gayri Özi ve Kuban hududlarında vâkiʿ olan tecâvüz hem-hudûd olan devletler meyânında cereyân ede-gelmekle müdâhale kangı tarafdan ise lede't-\ntahkīk defʿiyle takayyüd ve Özi'de vâkiʿ olan tuz nizâʿı dahi derdest olan hudûdnâme iktizâsı üzere fasl olunup masdariyye ve sâ'ir maddeler dahi şurûta tatbik olunarak tanzîm olunur cevâbları verildikden sonra elçi-i mesfûr mülzem olmayup kemâkân mağlata eder ise düvel elçilerinden her kimi isterse miyâneye idhâl ve mevâdd ü şurûta nazar ile tarafeyni irzâ etsün cevâbı verilmek ittifâk-ı cümle ile tasvîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlet-i mezkûrede bir vezîr-i kaviyyü't-tedbîrin bu esnâda vücûdu ehemm mülâhaza olunduğuna binâen Aydoslu Vezîr Mehmed Paşa'ya (296-a) Rumeli Eyâleti tevcîh olunup selefi Vezîr Bekir Paşa Silistre muhâfazasına taʿyîn olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_365.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Rumeli",
          "text": "Eyâlet-i mezkûrede bir vezîr-i kaviyyü't-tedbîrin bu esnâda vücûdu ehemm mülâhaza olunduğuna binâen Aydoslu Vezîr Mehmed Paşa'ya (296-a) Rumeli Eyâleti tevcîh olunup selefi Vezîr Bekir Paşa Silistre muhâfazasına taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan olup bir müddetden berü darbhâne emânetiyle dem-güzâr olan Mehmed Efendi evâ'il-i şehr-i mezkûrda azl olunup mansıbı ile sultân-ı aliyyetü'ş-şân kethüdâsı ve Matbah-ı âmire emîni olan Yusuf Ağa ber-murâd ve Matbah emâneti ile Elhâc Selim Ağa dil-şâd oldu.",
          "caption": "Azl-i emîn-i Darbhâne ve tevcîh-i emânet-i Matbah",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_366.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i emîn-i Darbhâne ve tevcîh-i emânet-i Matbah",
          "text": "Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan olup bir müddetden berü darbhâne emânetiyle dem-güzâr olan Mehmed Efendi evâ'il-i şehr-i mezkûrda azl olunup mansıbı ile sultân-ı aliyyetü'ş-şân kethüdâsı ve Matbah-ı âmire emîni olan Yusuf Ağa ber-murâd ve Matbah emâneti ile Elhâc Selim Ağa dil-şâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Reisülküttâb olan Bekir Paşa-zâde Atâullah Bey-efendi muktezâ-yı cereyân-ı hükm-i kazâ vü kader ile işbu şehr-i Rebîülâhirin onikinci hamîs günü mesned-i riyâsetden dûr ve ibtidâ-yı emirde Mısır'a ve baʿdehû Edirne sarâyını taʿmîre me'mûr olup eşref-i hidemât-ı devlet ve gencîne-i esrâr-ı saltanat olan umûr-ı riyâset ki hasretü'l-küttâb ve matmahü'l-enzâr erbâb-ı maʿârif ve elbâbdır. Bu hılâlde meşkûrü'l-âsâr ve mücerrebü'l-etvâr bir sâhib-i vakʿ u iʿtibâra ihâle olunmak hasr-ı küllî ve lüzûm-ı tabiʿî ile lâzım gelüp binâberîn Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-istimrârda iki defʿa sadrıazam kethüdâsı ve bir defʿa defterdâr-ı şıkk-ı evvel ve reisülküttâb ve el-hâletü-hâzihi tevkīʿî olan Süleyman Feyzi Efendi sinîn-i mütetâvileden berü me'mûr olduğu hidemât-ı cesîmede izhâr-ı lâzıme-i istikāmet ve vukūʿ bulan meşve-\nretlerde ba'zen re'yi isâbet eylediğine binâen mahzâ sevk ü tergîb-i âsaf-ı kadr-şinâs ile yevm-i mezkûrda (296-b) câh-ı riyâset ile tefrîh ve tatrîb ve münhal olan mansıb-ı tevkî'î ile defterdâr-ı sâbık Hasan Efendi taltîf ve tatyîb olundu.",
          "caption": "Azl-i Reisülküttâb Atâullah Bey-efendi ve nasb-ı Feyzi Süleyman Efendi ve tevkîʿi şüden-i Defterdâr-ı sâbık Hasan Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_367.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Reisülküttâb Atâullah Bey-efendi ve nasb-ı Feyzi Süleyman Efendi ve tevkîʿi şüden-i Defterdâr-ı sâbık Hasan Efendi",
          "text": "Reisülküttâb olan Bekir Paşa-zâde Atâullah Bey-efendi muktezâ-yı cereyân-ı hükm-i kazâ vü kader ile işbu şehr-i Rebîülâhirin onikinci hamîs günü mesned-i riyâsetden dûr ve ibtidâ-yı emirde Mısır'a ve baʿdehû Edirne sarâyını taʿmîre me'mûr olup eşref-i hidemât-ı devlet ve gencîne-i esrâr-ı saltanat olan umûr-ı riyâset ki hasretü'l-küttâb ve matmahü'l-enzâr erbâb-ı maʿârif ve elbâbdır. Bu hılâlde meşkûrü'l-âsâr ve mücerrebü'l-etvâr bir sâhib-i vakʿ u iʿtibâra ihâle olunmak hasr-ı küllî ve lüzûm-ı tabiʿî ile lâzım gelüp binâberîn Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-istimrârda iki defʿa sadrıazam kethüdâsı ve bir defʿa defterdâr-ı şıkk-ı evvel ve reisülküttâb ve el-hâletü-hâzihi tevkīʿî olan Süleyman Feyzi Efendi sinîn-i mütetâvileden berü me'mûr olduğu hidemât-ı cesîmede izhâr-ı lâzıme-i istikāmet ve vukūʿ bulan meşve-\nretlerde ba'zen re'yi isâbet eylediğine binâen mahzâ sevk ü tergîb-i âsaf-ı kadr-şinâs ile yevm-i mezkûrda (296-b) câh-ı riyâset ile tefrîh ve tatrîb ve münhal olan mansıb-ı tevkî'î ile defterdâr-ı sâbık Hasan Efendi taltîf ve tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kassâb başılık ilhâkıyla Tersâne-i âmire emîni olan Elhac İsmail Ağa'nın şimdiye dek me'mûr olduğu hidemât-ı Devlet-i aliyye'de hüsn-i idâresi mücerreb olmakdan nâşî bahr-i âtıfet-i pâdişâhî mevc-rîz-i zuhûr olup şehr-i mezkûrun ondördüncü sebt günü Bâbıâlî'ye da'vet ve dûş-i istihkāk ve istîhâline ilbâs-ı hil'at-i vezâret olduğundan gayri hasretü'l-vüzerâ olan Anadolu Eyâleti ile dahi menşûr-ı i'tibârı tezyîn ve şimdilik İsmail seraskeri sadr-ı sâbık Ali Paşa ma'iyyetine ta'yîn olundu. Münhal olan Tersâne-i âmire emâneti hazîne kethüdâsı esbak Raif Ali Efendi'ye ve kassâb başılık Tophâne nâzırı Mehmed Emin Ağa'ya tevcîh olunup yevm-i mezkûrda Karaman Eyâleti dahi Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa'ya ve Sivas Eyâleti Sinop muhâfazası şartiyle Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya ve Adana Eyâleti İbrâil muhâfazası şartiyle Vezîr Mahmud Paşa'ya ve Bender Sancağı kal'ası muhâfazası şartiyle İçel mutasarrıfı Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i vezâret be-emîn-i Tersâne ve vukū'-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_368.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i vezâret be-emîn-i Tersâne ve vukū'-ı tevcîhât",
          "text": "Kassâb başılık ilhâkıyla Tersâne-i âmire emîni olan Elhac İsmail Ağa'nın şimdiye dek me'mûr olduğu hidemât-ı Devlet-i aliyye'de hüsn-i idâresi mücerreb olmakdan nâşî bahr-i âtıfet-i pâdişâhî mevc-rîz-i zuhûr olup şehr-i mezkûrun ondördüncü sebt günü Bâbıâlî'ye da'vet ve dûş-i istihkāk ve istîhâline ilbâs-ı hil'at-i vezâret olduğundan gayri hasretü'l-vüzerâ olan Anadolu Eyâleti ile dahi menşûr-ı i'tibârı tezyîn ve şimdilik İsmail seraskeri sadr-ı sâbık Ali Paşa ma'iyyetine ta'yîn olundu. Münhal olan Tersâne-i âmire emâneti hazîne kethüdâsı esbak Raif Ali Efendi'ye ve kassâb başılık Tophâne nâzırı Mehmed Emin Ağa'ya tevcîh olunup yevm-i mezkûrda Karaman Eyâleti dahi Vezîr Esseyyid Ahmed Paşa'ya ve Sivas Eyâleti Sinop muhâfazası şartiyle Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya ve Adana Eyâleti İbrâil muhâfazası şartiyle Vezîr Mahmud Paşa'ya ve Bender Sancağı kal'ası muhâfazası şartiyle İçel mutasarrıfı Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dîn ü devlete adû olan Moskovlu iklîm-i Kırım'a müstevlî olduklarında Şâhin Giray'ın nakş ber-âb kabîlinden olan hânlık ünvânını izâle ve imhâ ve bir mikdâr vezâif ta'yîni ile bir mahalde müşârün-ileyhi îvâ ve iskân etmişler idi. Müşârün-ileyhin bu hilâlde Ahmed Efendi nâm âdemisiyle der-i devlet-medâra tahrîrâtı gelüp me'âli memâlik-i mahrûse-i Devlet-i aliyye'den Deşt-i Kıpçak'a mürûr isticâzesinden ibâret (297-a) ve âdemisi merkūmun takrîrine dahi ba'zı keyfiyyet ihâle etmiş bulunduğundan istintāk ile keşf-i serîre-i hâle mübâderet olundukda Kırım cenerali devletinin ta'lîmi ve tarafına müte'allik ba'zı devâ'înin husûlü ümidiyle hân-ı müşârün-ileyhin tekdîr ve tahkīrine hasr-ı vakt hattâ bu hılâlde memâlik-i Rusya'dan fekk-i râbıta-i ârâm ve memâlik-i Devlet-i aliyye'ye atf-ı zimâm eder isen Rusyalu tarafından sana ruhsat vardır mu'âmelelerini îhâm ile müşârün-ileyhe kâğıt tahrîr ve istiskāl olunduğunu hiss ile hân-ı müşârün-ileyh beni bu tarafa tah-\nrîrâtiyle tesyîr edüp kendüsü cevâb-ı tahrîrâta intizâren âheste-reftâr ile Leh memleketine doğru müteveccih olduğunu takrîr etmekle husûs-ı mezkûr zımnında erkân-ı devlet birkaç defa akd-i encümen-i meşveret edüp herkes netîce-i hevâtırını tasrîh ve bilâhire memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîye da'vet ile ebnâ-yi cinsi gibi bir mahalde ikāmet etdirilmesi hususunu tercîh eylediklerine binâen derhal da'veti mutazammın hân-ı müşârün-ileyhe der-i devlet-medârdan tahrîrât irsâl ve te'lîf ve istimâlesini mûcib olur mukaddemât bastiyle îfâ-yi lâzıme-i vakt ü hâl kılındığından gayri dergâh-ı âlî kapucu başılarından sabıkā baş bâkī kulu İsmail Ağa mihmândâr nasb u taʿyîn ve Hotin'den hân-ı müşârün-ileyhi alup Bükreş'e ve andan Edirne'ye îsâl husûsu ağa-yi mûmâ-ileyhe tavsiye ve telkin olunup yollarda emr-i muhafazasına kıyâm ve ikrâm ve ihtirâmına ihtimâm etmek sûretinde mîrimîrân-ı kirâmdan Kavşan muhafızı İsmail Paşa dahi me'mûr olup güzergâhda vâkiʿ olan menzâil ve merâhilde (297-b) iktizâ eden zâd u zahîresi tehyi'e ve tanzîm ve lâzım gelen bahalarının bir mikdârı havâle ve bir mikdârı nakden teslîm olunmuşidi. Bu esnâda müşârün-ileyhin tekrar der-i devlet-medâra tahrîrâtı gelüp mukaddem ve muahhar hakkında bazı kelâm zebân-güzar-ı enâm olduğuna binâen havf u haşyeti telmîh ve taraf-ı pür-şeref-i mülûkâneden te'mîne muhtâc olduğunu îrâd ve tasrîh etmekle bu niyâzı dahi hüsn-i müsaʿafeye karîn ve münasib olduğu vech üzere emr-i te'mîn dahi vücûda geldiği tarafına îmâ ve tenbîh olunup o esnada mihmândâr dahi Hotin'e vusûl bulmuş olmağla hân-ı müşârün-ileyhe emniyyet hâsıl ve Hotin cânibine ubûr ile P[r]ut başında âmâde kılınan konağa nazil olduğunu Hotin muhâfızı ve sâirleri tahrîr ve işaret etmişler.",
          "caption": "Ahvâl-i Şâhin Giray",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_369.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Şâhin Giray",
          "text": "Dîn ü devlete adû olan Moskovlu iklîm-i Kırım'a müstevlî olduklarında Şâhin Giray'ın nakş ber-âb kabîlinden olan hânlık ünvânını izâle ve imhâ ve bir mikdâr vezâif ta'yîni ile bir mahalde müşârün-ileyhi îvâ ve iskân etmişler idi. Müşârün-ileyhin bu hilâlde Ahmed Efendi nâm âdemisiyle der-i devlet-medâra tahrîrâtı gelüp me'âli memâlik-i mahrûse-i Devlet-i aliyye'den Deşt-i Kıpçak'a mürûr isticâzesinden ibâret (297-a) ve âdemisi merkūmun takrîrine dahi ba'zı keyfiyyet ihâle etmiş bulunduğundan istintāk ile keşf-i serîre-i hâle mübâderet olundukda Kırım cenerali devletinin ta'lîmi ve tarafına müte'allik ba'zı devâ'înin husûlü ümidiyle hân-ı müşârün-ileyhin tekdîr ve tahkīrine hasr-ı vakt hattâ bu hılâlde memâlik-i Rusya'dan fekk-i râbıta-i ârâm ve memâlik-i Devlet-i aliyye'ye atf-ı zimâm eder isen Rusyalu tarafından sana ruhsat vardır mu'âmelelerini îhâm ile müşârün-ileyhe kâğıt tahrîr ve istiskāl olunduğunu hiss ile hân-ı müşârün-ileyh beni bu tarafa tah-\nrîrâtiyle tesyîr edüp kendüsü cevâb-ı tahrîrâta intizâren âheste-reftâr ile Leh memleketine doğru müteveccih olduğunu takrîr etmekle husûs-ı mezkûr zımnında erkân-ı devlet birkaç defa akd-i encümen-i meşveret edüp herkes netîce-i hevâtırını tasrîh ve bilâhire memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîye da'vet ile ebnâ-yi cinsi gibi bir mahalde ikāmet etdirilmesi hususunu tercîh eylediklerine binâen derhal da'veti mutazammın hân-ı müşârün-ileyhe der-i devlet-medârdan tahrîrât irsâl ve te'lîf ve istimâlesini mûcib olur mukaddemât bastiyle îfâ-yi lâzıme-i vakt ü hâl kılındığından gayri dergâh-ı âlî kapucu başılarından sabıkā baş bâkī kulu İsmail Ağa mihmândâr nasb u taʿyîn ve Hotin'den hân-ı müşârün-ileyhi alup Bükreş'e ve andan Edirne'ye îsâl husûsu ağa-yi mûmâ-ileyhe tavsiye ve telkin olunup yollarda emr-i muhafazasına kıyâm ve ikrâm ve ihtirâmına ihtimâm etmek sûretinde mîrimîrân-ı kirâmdan Kavşan muhafızı İsmail Paşa dahi me'mûr olup güzergâhda vâkiʿ olan menzâil ve merâhilde (297-b) iktizâ eden zâd u zahîresi tehyi'e ve tanzîm ve lâzım gelen bahalarının bir mikdârı havâle ve bir mikdârı nakden teslîm olunmuşidi. Bu esnâda müşârün-ileyhin tekrar der-i devlet-medâra tahrîrâtı gelüp mukaddem ve muahhar hakkında bazı kelâm zebân-güzar-ı enâm olduğuna binâen havf u haşyeti telmîh ve taraf-ı pür-şeref-i mülûkâneden te'mîne muhtâc olduğunu îrâd ve tasrîh etmekle bu niyâzı dahi hüsn-i müsaʿafeye karîn ve münasib olduğu vech üzere emr-i te'mîn dahi vücûda geldiği tarafına îmâ ve tenbîh olunup o esnada mihmândâr dahi Hotin'e vusûl bulmuş olmağla hân-ı müşârün-ileyhe emniyyet hâsıl ve Hotin cânibine ubûr ile P[r]ut başında âmâde kılınan konağa nazil olduğunu Hotin muhâfızı ve sâirleri tahrîr ve işaret etmişler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdel-ulânın dokuzuncu salı günü kul tâifesinin bir kıst mevâcibleri ber-mu'tâd-ı kadîm ihrâc ve teslîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_370.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdel-ulânın dokuzuncu salı günü kul tâifesinin bir kıst mevâcibleri ber-mu'tâd-ı kadîm ihrâc ve teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Boğdan voyvodası olan Aleksandra maktûl Ligor ile sefereden evvel Boğdan'da bulunup sefer vukūʿunda maʿan Rusyalu'ya esîr olmuş idi. Sulh akabinde Ligor ile Boğdan'a ve ba'dehû bi'n-nefs Asitâne'ye revâne olup bir müddetden sonra Dîvân-ı hümâyûn'da tercümân bulunan Nikola'ya dâmâd ve o hilâlde Eflâk voyvodalığı ile tercümân-ı mezbûr bermurâd oldukda dâmâdının kabiliyyet ve isti'dâdını îrâd ile tercümanlığı sevk\nu tergîb ve fi'l-asl Rusyalu'da ikāmeti kayd-ı isr ile otup beyzâdeliği dahi ma'lûm olduğundan (298-a) ihtimâl-i hıyânet verilmeyerek miyâneye tahallül eden Mihal'den sonra Dîvân-ı hümâyûn tercümânlığiyle tatrîb olunmuşidi. Mesfûr tercümânlık ile mesrûr oldukda matlab-ı aksâsı olan beyliği tahsîl zımnında hass u âma izhâr-ı temellük ve mesekenet ve o hilâlde Boğdan voyvodalığının münhal olacağını hiss edüp nihânî amele mübâşeret ile voyvodalığa dahi destres olup Boğdan'a vardıkda tedrîcî zulm ü udvâna ağâz ve refte refte derîçe-i hıyâneti bâz edüp tamamca reʿâyâyı izrâr ve taʿzîb ve Devlet-i aliyye'nin kilârı makāmında olan memleket-i Boğdan'ı ifsâd ve tahrîb etdikden sonra an-asıl müncezib olduğu Rusyalu diyârına firâr fikriyle Rusyalu'nun Boğdan'da mukîm olan konsolosuna keşf-i serîre-i zamîr ve sûret-i mümâşât müşâhedesinden sonra bir müddet dahi celb-i emvâl devâ'isiyle emr-i firârı te'hîr etmişidi. Hâin-i mesfûrun etvâr-ı nâ-hemvârından âsâr-ı hıyânet mahsûs olduğuna binâen celiyye-i hâline ıttılāʿ içün taraf taraf tecessüse ibtidâr olundukda fesâd-ı derûnu taʿayyün etmekle derhâl azl ü tenkîl ve Âsitâne'ye gelmesiyçün tarafına irsâl-i emr-i celîl olunup azlini tahkīk etdiği gibi iddihâr etdiği emvâl ve eşyâyı istishâb ve Moskov konsolosu delâletiyle Moskov'a gitmek üzere Leh'e firâr ü şitâb eylediğini vulât-ı serhad ve Boğdan boyarları lede't-tahkīk der-i devlet-medâra tahrîr ve tenmîk etmişler.",
          "caption": "Firâr-ı Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_371.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Firâr-ı Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Bundan akdem Boğdan voyvodası olan Aleksandra maktûl Ligor ile sefereden evvel Boğdan'da bulunup sefer vukūʿunda maʿan Rusyalu'ya esîr olmuş idi. Sulh akabinde Ligor ile Boğdan'a ve ba'dehû bi'n-nefs Asitâne'ye revâne olup bir müddetden sonra Dîvân-ı hümâyûn'da tercümân bulunan Nikola'ya dâmâd ve o hilâlde Eflâk voyvodalığı ile tercümân-ı mezbûr bermurâd oldukda dâmâdının kabiliyyet ve isti'dâdını îrâd ile tercümanlığı sevk\nu tergîb ve fi'l-asl Rusyalu'da ikāmeti kayd-ı isr ile otup beyzâdeliği dahi ma'lûm olduğundan (298-a) ihtimâl-i hıyânet verilmeyerek miyâneye tahallül eden Mihal'den sonra Dîvân-ı hümâyûn tercümânlığiyle tatrîb olunmuşidi. Mesfûr tercümânlık ile mesrûr oldukda matlab-ı aksâsı olan beyliği tahsîl zımnında hass u âma izhâr-ı temellük ve mesekenet ve o hilâlde Boğdan voyvodalığının münhal olacağını hiss edüp nihânî amele mübâşeret ile voyvodalığa dahi destres olup Boğdan'a vardıkda tedrîcî zulm ü udvâna ağâz ve refte refte derîçe-i hıyâneti bâz edüp tamamca reʿâyâyı izrâr ve taʿzîb ve Devlet-i aliyye'nin kilârı makāmında olan memleket-i Boğdan'ı ifsâd ve tahrîb etdikden sonra an-asıl müncezib olduğu Rusyalu diyârına firâr fikriyle Rusyalu'nun Boğdan'da mukîm olan konsolosuna keşf-i serîre-i zamîr ve sûret-i mümâşât müşâhedesinden sonra bir müddet dahi celb-i emvâl devâ'isiyle emr-i firârı te'hîr etmişidi. Hâin-i mesfûrun etvâr-ı nâ-hemvârından âsâr-ı hıyânet mahsûs olduğuna binâen celiyye-i hâline ıttılāʿ içün taraf taraf tecessüse ibtidâr olundukda fesâd-ı derûnu taʿayyün etmekle derhâl azl ü tenkîl ve Âsitâne'ye gelmesiyçün tarafına irsâl-i emr-i celîl olunup azlini tahkīk etdiği gibi iddihâr etdiği emvâl ve eşyâyı istishâb ve Moskov konsolosu delâletiyle Moskov'a gitmek üzere Leh'e firâr ü şitâb eylediğini vulât-ı serhad ve Boğdan boyarları lede't-tahkīk der-i devlet-medâra tahrîr ve tenmîk etmişler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü refʿ-i livâ-i tuğyân eden İskenderiye mutasarrıfı Mahmud Paşa'nın zulm ü taʿaddîsi (298-b) ma'lûm-ı enâm olduğuna binâen birkaç defʿa izâle-i vücûd-ı habâset âlûdiyle ibâdullahı irâhe matlûb-ı pâdişâh-ı muʿâdelet-penâh olup üzerine asker tertîb olunacağını hiss etdiği gibi makhûr-ı dest-i tasallutu olan kazâlardan hüsn-i hâlini müşʿir tahrîrât ahz ve der-i devlet-medâra irsâl eylediğinden gayri hakkında şâyiʿ olan ahvâl ü etvâr makūle-i erâcîfden olduğunu işʿâr ile tebriye-i zimmet ve iffeti tahsîl akabinde kemâfi's-sâbık tahrîb-i bilâd ve enhâ ve tecrîm-i reʿâyâ ve fukarâya mücâseret ede-geldiği merreten-baʿde uhrâ tecrübe olunup hattâ bu sene-i mübârekede Üsküb sancağı kazâlarına ve Manastır'a karîb nevâhiye ve Bosna'da vâkiʿ Nikşik ve Prepol semtlerine bölükbaşılar taʿyîn ve Karadağ ve İskenderiye havâlisinde mutavattın usât keferesinden maʿiyyetlerine vâfir kâfir koşup emvâl-i mîrîye tahsîldârlarını tard u tezlîl ve beytü'l-mâl-i müslimîni nefsiyçün cemʿ ve tahsîl eylediğinden fazla her bir kazâya mebâ-\nliğ-i bî-nihâye tevzîʿ ve kabz edüp irâde-i fâsidesine mümâşât etmeyen bey ve beyzâdeleri katl ve hânelerini ihrâk ve bu zerîʿa-i şenîʿa ile vedîʿatullah olan zuʿafâ-yı nâsı mukayyed-i visâk-ı meşakk eylediğine kanâʿat etmeyüp Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karârın bu hılâlde serhadlere asâkir taʿbyesiyle iştigālini fırsat add ve dest-i tecâvüz ve taʿaddîsini her tarafa bast u medd edüp şakk-ı asâ-yı müslimîn ve hetk-i nâmûs-ı dîn eylediği müteʿayyin ve fî-mâ-baʿd ıslâhı gayr-i mümkin olmağla hakkında iʿtâ olunan fetvâ-yı şerîfe mûcibince izâle-i vücûd-ı nâ-sûduna hasr-ı sâʿid-i ihtimâm (299-a) ve Rumeli vâlîsi başbuğ nasb olunup üzerine berren ve bahren sevk-i ketâ'ib-i zafer-encâm kılınup mansıbı hâlâ Yanya mutasarrıfı mîrimîrândan Çavuşzâdeye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tertîb-i asker berâ-yi kahr u tedmîr-i mutasarrıf-ı İskenderiye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_372.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i asker berâ-yi kahr u tedmîr-i mutasarrıf-ı İskenderiye",
          "text": "Bir müddetden berü refʿ-i livâ-i tuğyân eden İskenderiye mutasarrıfı Mahmud Paşa'nın zulm ü taʿaddîsi (298-b) ma'lûm-ı enâm olduğuna binâen birkaç defʿa izâle-i vücûd-ı habâset âlûdiyle ibâdullahı irâhe matlûb-ı pâdişâh-ı muʿâdelet-penâh olup üzerine asker tertîb olunacağını hiss etdiği gibi makhûr-ı dest-i tasallutu olan kazâlardan hüsn-i hâlini müşʿir tahrîrât ahz ve der-i devlet-medâra irsâl eylediğinden gayri hakkında şâyiʿ olan ahvâl ü etvâr makūle-i erâcîfden olduğunu işʿâr ile tebriye-i zimmet ve iffeti tahsîl akabinde kemâfi's-sâbık tahrîb-i bilâd ve enhâ ve tecrîm-i reʿâyâ ve fukarâya mücâseret ede-geldiği merreten-baʿde uhrâ tecrübe olunup hattâ bu sene-i mübârekede Üsküb sancağı kazâlarına ve Manastır'a karîb nevâhiye ve Bosna'da vâkiʿ Nikşik ve Prepol semtlerine bölükbaşılar taʿyîn ve Karadağ ve İskenderiye havâlisinde mutavattın usât keferesinden maʿiyyetlerine vâfir kâfir koşup emvâl-i mîrîye tahsîldârlarını tard u tezlîl ve beytü'l-mâl-i müslimîni nefsiyçün cemʿ ve tahsîl eylediğinden fazla her bir kazâya mebâ-\nliğ-i bî-nihâye tevzîʿ ve kabz edüp irâde-i fâsidesine mümâşât etmeyen bey ve beyzâdeleri katl ve hânelerini ihrâk ve bu zerîʿa-i şenîʿa ile vedîʿatullah olan zuʿafâ-yı nâsı mukayyed-i visâk-ı meşakk eylediğine kanâʿat etmeyüp Devlet-i aliyye-i ebediyyü'l-karârın bu hılâlde serhadlere asâkir taʿbyesiyle iştigālini fırsat add ve dest-i tecâvüz ve taʿaddîsini her tarafa bast u medd edüp şakk-ı asâ-yı müslimîn ve hetk-i nâmûs-ı dîn eylediği müteʿayyin ve fî-mâ-baʿd ıslâhı gayr-i mümkin olmağla hakkında iʿtâ olunan fetvâ-yı şerîfe mûcibince izâle-i vücûd-ı nâ-sûduna hasr-ı sâʿid-i ihtimâm (299-a) ve Rumeli vâlîsi başbuğ nasb olunup üzerine berren ve bahren sevk-i ketâ'ib-i zafer-encâm kılınup mansıbı hâlâ Yanya mutasarrıfı mîrimîrândan Çavuşzâdeye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdel-âhirenin üçüncü cumʿa günü sâbıkā İstanbul ağası Hacı İsmail Ağa'ya kapucu başılık inzimâmiyle surre emâneti tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i emânet-i surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_373.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i emânet-i surre",
          "text": "İşbu Cumâdel-âhirenin üçüncü cumʿa günü sâbıkā İstanbul ağası Hacı İsmail Ağa'ya kapucu başılık inzimâmiyle surre emâneti tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli kazaskeri Mehmed Mekkî Efendi ve Anadolu kazaskeri Birâder-zâde Yakûb Efendi müddet-i örfiyelerini tekmîl eylediklerine binâen işbu Cumâdel-âhirenin ondördüncü salı günü sadâret-i Rumeli Anadolu pâyesi olan Esseyyid Yahya Tevfik Efendi'ye tevcîh olunup illet-i bedeniyyesi tahallüf-i nevbetine vesîle olan sâlifü'z-zikr Yakub Efendi'ye Rumeli sadâreti pâyesi ihsân ve sadâret-i Anadolu ile hâlâ nakībü'l-eşrâf olan kâmilü's-Seyyid Mehmed Efendi cezlân kılındığından gayri sâbıkā İstanbul kadısı olup bundan akdem Gelibolu'ya iclâ olunan Dervîş Mehmed Efendi'nin bir müddetden berü mübtelâ olduğu kurbet ve gurbetden vâreste olmasına irâde-i aliyye taʿalluk etmekle yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh dahi kayd-ı nefyden rehyâb ve İstanbul pâyesi olan Veli Efendi-zâde Anadolu sadâreti pâyesiyle kâmyâb oldu.",
          "caption": "Zikr-i tevcîh ve tebdîl-i sadreyn ve ıtlâk-ı Derviş Mehmed Efendi Kādı-ı İstanbul-ı sâbık ve ihsân-ı pâye-i Anadolu be-Veli Efendi-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_374.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tevcîh ve tebdîl-i sadreyn ve ıtlâk-ı Derviş Mehmed Efendi Kādı-ı İstanbul-ı sâbık ve ihsân-ı pâye-i Anadolu be-Veli Efendi-zâde",
          "text": "Rumeli kazaskeri Mehmed Mekkî Efendi ve Anadolu kazaskeri Birâder-zâde Yakûb Efendi müddet-i örfiyelerini tekmîl eylediklerine binâen işbu Cumâdel-âhirenin ondördüncü salı günü sadâret-i Rumeli Anadolu pâyesi olan Esseyyid Yahya Tevfik Efendi'ye tevcîh olunup illet-i bedeniyyesi tahallüf-i nevbetine vesîle olan sâlifü'z-zikr Yakub Efendi'ye Rumeli sadâreti pâyesi ihsân ve sadâret-i Anadolu ile hâlâ nakībü'l-eşrâf olan kâmilü's-Seyyid Mehmed Efendi cezlân kılındığından gayri sâbıkā İstanbul kadısı olup bundan akdem Gelibolu'ya iclâ olunan Dervîş Mehmed Efendi'nin bir müddetden berü mübtelâ olduğu kurbet ve gurbetden vâreste olmasına irâde-i aliyye taʿalluk etmekle yevm-i mezkûrda müşârün-ileyh dahi kayd-ı nefyden rehyâb ve İstanbul pâyesi olan Veli Efendi-zâde Anadolu sadâreti pâyesiyle kâmyâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem vukūʿ bulan muhârebe akabinde ta'kīb ve tedmîr-i mu-\nhâlifîn (299-b) irâdesiyle Kapudan-ı deryâ Vezîr Gâzî Hasan Paşa Mısır vâlîsi Vezîr Abdî Paşa'yı taʿyîn edüp maʿiyyetine kalyoncuyân neferâtiyle kethüdâsını ve asâkir-i Mısriyye ile itâʿat ve hizmetinde olan ümerâyı me'mûr ve iktizâ eden top ve cebehânelerinin ikmâlinde sarf-ı makdûr eylediğinden gayri hengâm-ı muhârebede fâ'idesi meşhûd olan çarh-ı felek inşâsını dahi re'y edüp fî-akrebi'l-vakt anı dahi itmâm ile tekmîl-i esbâb-ı zâhiriyye etmişidi. Asâkir-i mansûrenin Mısır'dan yirmiüç konak baʿîd olan Cerce'ye vusûl bulduklarını usât-ı Mısriyye tahkīk ve şehr-i Rebîʿül-âhirin yirmisekizinci günü cemʿ etdikleri evbâş-ı nâsı ceng ü cidâle iğrâ ve teşvîk etmeleriyle asâkir-i tarafeyn muhârebeye kıyâm ve ibtidâ-yı emirde asâkir-i zafer-encâm çarhacıları sûret-i kerr ü ferr kāʿidesi üzere izhâr-ı şîve-i inhizâm ve bu hâlet sebeb-i gurûr-ı usât-ı li'âm olup piyâde askeri üzerine hücûm ve iftihâm eylediklerinde verâ-yı çarh-ı felekde fitîl-i derdest olan asâkir-i mansûre nevâ'ir-i gayreti işʿâl etmeleriyle sevâd-ı muhâlifîn bâ-ʿavn-i müsteʿân müteferrik ve perîşân ve kuvvetü'z-zahrları olan Lâçin Mustafa Bey ile ağa-yı sâbık Alî Ağa'nın ve sâ'ir usâtdan üç yüz mikdârı eşhâsın ru'ûs-ı menhûseleri meydân-ı mezelletde galtan olduğundan gayri zikr olunan muhâlifîn ile Dârünnedve-i şikākda tevsîk-i ʿuhûd eden urbânın ekserîsi maktûl ve bâ-husûs asâkir-i mansûrenin çarhacılarını tazyîk eden fırka-i bâgiyenin (300-a) her tarafları mesdûd olduğundan bi-tarîki'l-istîmân ordu-yı zafer-pûye mülhak ve mevsûl oldukları ve muhârebe-i merkümede asâkir-i pâdişâhînin erbâb-ı taʿayyününden ancak Alî Bey ayağından zahm-nâk ve Zülfikār-ı Kâşif birkaç zahm ile nühüfte-i zîr-i hâk olup bundan sonra nihâyet-i hudûd olan Asvan ve İbrim'e dek taʿkīb-ı muhâlifîn tasvîb olunmuşidi. Binâberîn asker-i nusret-karîn mahall-i muʿarekeden hareket ve ümerâ-yı bed-kirdârın baʿde'l-muhârebe firâr etdikleri bender-i İsnâ semtine sevk-i ketâ'ib-i pür-celâdet etdikleri usât-ı mezbûrenin lûmları oldukda mukāvemete ʿadem-i kudretleri derk ile Asvan'a doğru inân-tâb-ı hezîmet olmuşlar idi. Asker-i zafer-rehber verâlarını boşlamayarak zikr olunan mahalle dek geldiklerinde bugāt-ı merküme mürg-i nîm-bismil gibi tekrâr hareket ve iztırâba başlayup kasd-ı izrâr dâʿiyeleriyle iki tarafdan asker-i pâdişâhî üzerlerine gelmek tasavvurlarında oldukları tahkīk olunmağla derhâl kapudan paşa hazretlerinin kethüdâsı El-hâc İsmâʿîl Ağa mevcûd maʿiyyeti olan kalyoncu askeriyle nehren sedd-i râh-ı aʿdâya müsâraʿat ve irâde-i ubûr-ı nehr ile fikr-i zarar ve cevr eden bagîleri nişâne-i top ve tüfeng eylediklerine binâen ekserîsinin siyâb-ı bezle-i hayâtları hark ve bâ-husûs kasd-ı ubûr ile iʿdâd olunan zevrakları gark olunup bu hengâmda Murâd Bey bî-zîn ve efsâr bir esbe suvâr ve hevâdârı olan İbrâhim Bey'e kafadâr olarak beş-altı yüz kadar bakiy-\nyetü's-seyf ile İbrim ve Karalar tarafına firâr eylediler. Bundan sonra Asvan kal'asının zabtı ve termîmi tabi'at-ı maslahatdan add olunduğuna binâen zikr olunan kal'a dahi zabt ve her çend fî-mâ-ba'd usât-ı mezkûrenin avdetleri müstehîl ise dahi henüz hayâtda oldukları hasebiyle güzergâhlarında vâki' kal'a-i mezkûrenin tahkîm ve tarsîni ve li-ecli'l-muhâfaza bir mikdâr asker ile cerî ve cesûr bir şahsın taʿyîni emr-i mühimm mülâhaza olunduğuna binâen ümerâ-i Mısriyyenin şüceʿânından mîr-hacc Cedâvî Hasan Bey'in bu hizmete me'mûriyyetini rü'esâ-yi asker münâsib gördüklerini ve bundan sonra fazl-ı nâ-mütenâhî-i ilâhî ile bir gāile-i hâile kalmayup bâkī askerin avdeti lâzım geldiğini kapudan paşa hazretlerine tahrîr ve inhâ etmeleriyle tahrîrâtları nefsü'l-emre mutâbık olduğuna binâen husûsât-ı mezkûre müşârün-ileyh hazretleri tarafından dahi tasvîb ve sunûf-ı askeriyyeden bin altı yüz nefer asker mîr-i mûmâ-ileyhin maʿiyyetine tertîb olunup masârif ve maʿâşına medâr olmak mülâhazalariyle ol tarafa semt olan Cerce beyliği dahi mîr-i mûmâ-ileyhe tefvîz ve el-yevm Cerce beyi olan Kāsım Bey'e bir şey-i âhar taʿvîz olunup bu sâl-i meyâmin-i ştimâlde Mısır mîr haclığı Rıdvân Bey'e ihâle olunacağı rü'esâ-yi askeriyyeye müşârün-ileyh hazretleri tarafından işâret ve bi-avnihi-teʿâlâ usâtın izmihlâlleri taʿayyün edüp medâr-ı kibr ü nahvetleri olan ümerâ ve keşşâfın baʿzısı istîmân ile dâhil-i mecmaʿ-ı asker-i devlet ve baʿzısı küşte-i şemşîr-i kahr u mezellet olduğundan gayri bakiyyetü's-süyûf olan bagīlerin adedleri ancak beş-altı yüze müntehî ve geşt ü güzâr etdikleri mahallerde ve me'kûlâtın gāyet kılleti takrîbi ile hevâperestleri mübtelâ-yi maraz-ı cûʿ ve mahrûm-ı râhat ve hücûʿ olup ve meyl-i necât ile iʿtirâf-ı hatī'at edenleri Cedâvî Hasan Bey'e ilticâ ve tebaʿiyyet edecekleri hüveydâ olduğunu kapudan paşa hazretlerinin müteʿâkib vürûd eden tahrîrâtı te'yîd etmişdir. Cenâb-ı Hakk bed-hâhân-ı dîn ü devleti dâimâ mak-hûr ve hâmî-i beyza-i İslâm olan pâdişâh-ı zafer-encâmı her hâlde muzaffer ve mansûr ede, âmîn.",
          "caption": "Nusret-yâften-i asker-i sultânî der-diyâr-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_375.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Nusret-yâften-i asker-i sultânî der-diyâr-ı Mısır",
          "text": "Bundan akdem vukūʿ bulan muhârebe akabinde ta'kīb ve tedmîr-i mu-\nhâlifîn (299-b) irâdesiyle Kapudan-ı deryâ Vezîr Gâzî Hasan Paşa Mısır vâlîsi Vezîr Abdî Paşa'yı taʿyîn edüp maʿiyyetine kalyoncuyân neferâtiyle kethüdâsını ve asâkir-i Mısriyye ile itâʿat ve hizmetinde olan ümerâyı me'mûr ve iktizâ eden top ve cebehânelerinin ikmâlinde sarf-ı makdûr eylediğinden gayri hengâm-ı muhârebede fâ'idesi meşhûd olan çarh-ı felek inşâsını dahi re'y edüp fî-akrebi'l-vakt anı dahi itmâm ile tekmîl-i esbâb-ı zâhiriyye etmişidi. Asâkir-i mansûrenin Mısır'dan yirmiüç konak baʿîd olan Cerce'ye vusûl bulduklarını usât-ı Mısriyye tahkīk ve şehr-i Rebîʿül-âhirin yirmisekizinci günü cemʿ etdikleri evbâş-ı nâsı ceng ü cidâle iğrâ ve teşvîk etmeleriyle asâkir-i tarafeyn muhârebeye kıyâm ve ibtidâ-yı emirde asâkir-i zafer-encâm çarhacıları sûret-i kerr ü ferr kāʿidesi üzere izhâr-ı şîve-i inhizâm ve bu hâlet sebeb-i gurûr-ı usât-ı li'âm olup piyâde askeri üzerine hücûm ve iftihâm eylediklerinde verâ-yı çarh-ı felekde fitîl-i derdest olan asâkir-i mansûre nevâ'ir-i gayreti işʿâl etmeleriyle sevâd-ı muhâlifîn bâ-ʿavn-i müsteʿân müteferrik ve perîşân ve kuvvetü'z-zahrları olan Lâçin Mustafa Bey ile ağa-yı sâbık Alî Ağa'nın ve sâ'ir usâtdan üç yüz mikdârı eşhâsın ru'ûs-ı menhûseleri meydân-ı mezelletde galtan olduğundan gayri zikr olunan muhâlifîn ile Dârünnedve-i şikākda tevsîk-i ʿuhûd eden urbânın ekserîsi maktûl ve bâ-husûs asâkir-i mansûrenin çarhacılarını tazyîk eden fırka-i bâgiyenin (300-a) her tarafları mesdûd olduğundan bi-tarîki'l-istîmân ordu-yı zafer-pûye mülhak ve mevsûl oldukları ve muhârebe-i merkümede asâkir-i pâdişâhînin erbâb-ı taʿayyününden ancak Alî Bey ayağından zahm-nâk ve Zülfikār-ı Kâşif birkaç zahm ile nühüfte-i zîr-i hâk olup bundan sonra nihâyet-i hudûd olan Asvan ve İbrim'e dek taʿkīb-ı muhâlifîn tasvîb olunmuşidi. Binâberîn asker-i nusret-karîn mahall-i muʿarekeden hareket ve ümerâ-yı bed-kirdârın baʿde'l-muhârebe firâr etdikleri bender-i İsnâ semtine sevk-i ketâ'ib-i pür-celâdet etdikleri usât-ı mezbûrenin lûmları oldukda mukāvemete ʿadem-i kudretleri derk ile Asvan'a doğru inân-tâb-ı hezîmet olmuşlar idi. Asker-i zafer-rehber verâlarını boşlamayarak zikr olunan mahalle dek geldiklerinde bugāt-ı merküme mürg-i nîm-bismil gibi tekrâr hareket ve iztırâba başlayup kasd-ı izrâr dâʿiyeleriyle iki tarafdan asker-i pâdişâhî üzerlerine gelmek tasavvurlarında oldukları tahkīk olunmağla derhâl kapudan paşa hazretlerinin kethüdâsı El-hâc İsmâʿîl Ağa mevcûd maʿiyyeti olan kalyoncu askeriyle nehren sedd-i râh-ı aʿdâya müsâraʿat ve irâde-i ubûr-ı nehr ile fikr-i zarar ve cevr eden bagîleri nişâne-i top ve tüfeng eylediklerine binâen ekserîsinin siyâb-ı bezle-i hayâtları hark ve bâ-husûs kasd-ı ubûr ile iʿdâd olunan zevrakları gark olunup bu hengâmda Murâd Bey bî-zîn ve efsâr bir esbe suvâr ve hevâdârı olan İbrâhim Bey'e kafadâr olarak beş-altı yüz kadar bakiy-\nyetü's-seyf ile İbrim ve Karalar tarafına firâr eylediler. Bundan sonra Asvan kal'asının zabtı ve termîmi tabi'at-ı maslahatdan add olunduğuna binâen zikr olunan kal'a dahi zabt ve her çend fî-mâ-ba'd usât-ı mezkûrenin avdetleri müstehîl ise dahi henüz hayâtda oldukları hasebiyle güzergâhlarında vâki' kal'a-i mezkûrenin tahkîm ve tarsîni ve li-ecli'l-muhâfaza bir mikdâr asker ile cerî ve cesûr bir şahsın taʿyîni emr-i mühimm mülâhaza olunduğuna binâen ümerâ-i Mısriyyenin şüceʿânından mîr-hacc Cedâvî Hasan Bey'in bu hizmete me'mûriyyetini rü'esâ-yi asker münâsib gördüklerini ve bundan sonra fazl-ı nâ-mütenâhî-i ilâhî ile bir gāile-i hâile kalmayup bâkī askerin avdeti lâzım geldiğini kapudan paşa hazretlerine tahrîr ve inhâ etmeleriyle tahrîrâtları nefsü'l-emre mutâbık olduğuna binâen husûsât-ı mezkûre müşârün-ileyh hazretleri tarafından dahi tasvîb ve sunûf-ı askeriyyeden bin altı yüz nefer asker mîr-i mûmâ-ileyhin maʿiyyetine tertîb olunup masârif ve maʿâşına medâr olmak mülâhazalariyle ol tarafa semt olan Cerce beyliği dahi mîr-i mûmâ-ileyhe tefvîz ve el-yevm Cerce beyi olan Kāsım Bey'e bir şey-i âhar taʿvîz olunup bu sâl-i meyâmin-i ştimâlde Mısır mîr haclığı Rıdvân Bey'e ihâle olunacağı rü'esâ-yi askeriyyeye müşârün-ileyh hazretleri tarafından işâret ve bi-avnihi-teʿâlâ usâtın izmihlâlleri taʿayyün edüp medâr-ı kibr ü nahvetleri olan ümerâ ve keşşâfın baʿzısı istîmân ile dâhil-i mecmaʿ-ı asker-i devlet ve baʿzısı küşte-i şemşîr-i kahr u mezellet olduğundan gayri bakiyyetü's-süyûf olan bagīlerin adedleri ancak beş-altı yüze müntehî ve geşt ü güzâr etdikleri mahallerde ve me'kûlâtın gāyet kılleti takrîbi ile hevâperestleri mübtelâ-yi maraz-ı cûʿ ve mahrûm-ı râhat ve hücûʿ olup ve meyl-i necât ile iʿtirâf-ı hatī'at edenleri Cedâvî Hasan Bey'e ilticâ ve tebaʿiyyet edecekleri hüveydâ olduğunu kapudan paşa hazretlerinin müteʿâkib vürûd eden tahrîrâtı te'yîd etmişdir. Cenâb-ı Hakk bed-hâhân-ı dîn ü devleti dâimâ mak-hûr ve hâmî-i beyza-i İslâm olan pâdişâh-ı zafer-encâmı her hâlde muzaffer ve mansûr ede, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem hâlik olan Prusya kralına câ-nişîn olan kral-ı cedîd pâye-i serîr-i aʿlâya nâme ve hedâyâ gönderüp Âsitâne-i saʿâdet'de mukaddemâ maslahat-güzâr iken bu defʿa orta elçi nasb etdiği şahıs vâsıtasiyle takdîmini irâde eylediğine binâen birkaç gün mukaddem elçi-i mersûm Bâbıâlî'ye gelüp huzûr-ı sadrü's-südûrda ilbâs-ı ferve-i semmûr ile mesrûr olmuşidi. İşbu Cumâdel-âhirenin ondördüncü salı günü tertîb olunan dîvân-ı\nşâmihü'l-erkânda elçi-i mersûm pâye-i serîr-i aʿlâya vazʿ-ı cebîn-i meskenet ve kralın nâme ve hedâyâsını baʿde't-takdîm ilbâs-ı hilʿat ile hâiz-i rehîne-i mefharet oldu.",
          "caption": "Tertîb-i Divân ve rû-mâl-i elçi-i Prusya be-südde-i seniyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_376.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Divân ve rû-mâl-i elçi-i Prusya be-südde-i seniyye",
          "text": "Bundan akdem hâlik olan Prusya kralına câ-nişîn olan kral-ı cedîd pâye-i serîr-i aʿlâya nâme ve hedâyâ gönderüp Âsitâne-i saʿâdet'de mukaddemâ maslahat-güzâr iken bu defʿa orta elçi nasb etdiği şahıs vâsıtasiyle takdîmini irâde eylediğine binâen birkaç gün mukaddem elçi-i mersûm Bâbıâlî'ye gelüp huzûr-ı sadrü's-südûrda ilbâs-ı ferve-i semmûr ile mesrûr olmuşidi. İşbu Cumâdel-âhirenin ondördüncü salı günü tertîb olunan dîvân-ı\nşâmihü'l-erkânda elçi-i mersûm pâye-i serîr-i aʿlâya vazʿ-ı cebîn-i meskenet ve kralın nâme ve hedâyâsını baʿde't-takdîm ilbâs-ı hilʿat ile hâiz-i rehîne-i mefharet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şurût-ı musâlahaya müteʿallik baʿzı umûr-ı cüziyyeyi aʿdâ-yı li'âm-ı iʿzâm ve kuvve-i istidrâciyyelerine iğtirâren günde bir vazʿ-ı nâ-maʿkul irâeti ile tasdîʿ-i ser-i devleti iltizâm eyledikleri ne makūle garaz-ı fâside mübtenî idüğü Devlet-i aliyye'ye hayır-hâh geçinen baʿzı düvel elçilerinden tefahhus ve tashîhde fâide der-kâr olduğunu (300-b) sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem tefekkür ve te'emmül buyurup binâberîn şehr-i Rebîʿül-âhirin onyedinci günü taraf-ı âsafânelerinden İngiliz elçisi Aynalı-kavak'a ihzâr olunup vâkiʿ olan mükâlemeleri bi-aynihâ işbu mecelleye sebt ü tastîr olundu. Yevm-i mezkûrda İngiliz elçisi ile mülâkāt olunup taraf-ı sadâret-penâhîden elçi-i mesfûra hitâb birle «elçi bey seninle sinîn-i adîdeden berü dostluk ve hukūkumuz var ben sadrıaʿzam ve siz elçi farz olunmayarak ve hâricden bî-garaz iki dost mesâbesinde olarak biraz sohbet edelim, evvelâ senden bunu su'âl ederim ki Rusya imparatoriçesinin Kırım ve Kerson'a geleceği tahakkuk eyledi ve isticlâb olunan havâdisâta dostlarımızın ihbârlarına göre hudûdumuz mukābelesine elli altmış bin asâkir ile geliyor, böyle ağır asker ile gelen dostluk içün gelmez bunların merâmları muhârebe olduğunu ben meczûm biliyorum, muhabbet ve ihlâs ana derler ki -kişi dostunu melhûz olan muhataradan âgâh eyleye- doğrucasını bana ifâde ile ana göre hareket edelim» dedikde elçi-i merkūm cevâba ibtidâr edüp «aklımın muhît olduğu ve tahkīk edebildiğim husûsları sizden ketm etmek ihtimâlim yokdur». Rusya çariçesi nâil olduğu galebeye bir derecelerde iğtirâr üzeredir ki taʿbîr olunmaz ve kendüsüne ve ricâline gurûr ârız olup rûy-ı arzda cümle milel-i nasârâyı kılıcı ile lerzân eden Devlet-i aliyye-i Osmâniyyeye galib gelüp Kırım'ı yedlerinden aldık fî-mâ-baʿd her ne teklîf eder isek husûle gelür ve tereddüt edemezler iʿtikādını cezm eylediklerinden gayri cemîʿ-i düvel-i Avrupa'ya bu hâleti (301-a) vazʿen ve kavlen ifşâ eylediler. Devlet-i ebed-müddet bir mâddede muhâlefet gösterse hudûdlarda bir mikdâr asker irâeti ve elçilerine ihâfeyi mûcib kelimât telkīni ile maksûdlarını ber-vech-i suhûlet husûle getürmeği âdet ittihâz etdiler. Bundan akdemce Rusya elçisine verilen takrîr metânet ve celâdet-i Devlet-i aliyye'yi mutazammın olmağla Rusya çariçesi me'mûlümün hilâfı kelâmı mülâhaza ve ben cihângirlik dâʿvâsında iken bir-\nden bire bu kaziyyede sözüm ısğâ olunmayup Osmanlı Devleti salâbetinde izhâr-ı sebât eylediği hâlde bu kadar devletler indlerinde etdiğim daʿvâ bâtıl olup hakāret ve rezâleti mü'eddî olacağı bî-iştibâhdır. Bi'n-nefs kendim Kırım ve Kerson'a varup külliyyetlü asâkir istishâbiyle icrâ etdireceğim mevâddı Devlet-i aliyye'ye teklîf ve mümâşât olunmadığı takdîrde ceng hâzırdır vâdisini irâet ederim. Anlar asâkir-i külliyyeyi hudûdları mukābilinde gördüklerinde elbette havfa düşüp istediğim şeyleri istihsâl ve mutasaddî olduğum iddiʿâyı cümleye tasdîk etdiririm fikriyle Kerson'a berü teveccühe karar verdi. Devlet-i aliyye bi-inâyetillâhi teʿâlâ evvel baharda mükemmel ve müretteb donanmasını Karadeniz'e ihrâc ve Özi ve Bender ve Hotin serhadlerini asâkir ile teşhîn ve bir serasker-i kaviyyü'l-iktidâr ve maʿiyyetine kırk-elli bin asker cemʿ ve bahren ve berren hâzır ve müheyyâ bulunur ise Rusya çariçesi edebini takınup ser-rişte-i musâlahanın kırılmamasına kendüsü tâlib olacağı muhakkakdır. Zîrâ Moskovlu'nun nakidleri olmayup şu etdikleri tedârükâtı duyûn ile tanzîm etmiş olmalariyle zâhirde (301-b) her ne kadar muhârebeye kıyâm reftârını gösterirler ise dahi bâtınen cengi istemezler garazları mağlata ile maslahat bitirmektedir, çariçe-i mesfûre kendü oğlu ve veliahdı Pavlo'dan dâ'ima havf u endîşe üzere olmağla oğlunun iki nefer sabî çocuklarını ve Petersburg'da işe yarar Rusya ricâlinin cümlesini beraber tasahhub eyledi ki oğlu ittifâk edecek kimesne bulmaya, bununla bile yine emîn değildir. Câizdir ki illetini bahâne edüp etibbâ cevâz vermediler kelâmına ibtinâ ile berülere gelmeği terk eyleye ve hâlâ Leh kralı Rusya çariçesinin sevgilisi olmağla istikbâline vardıkda Kerson'a beraber götürecekdir. Rusyalu'nun asıl maksûdları memâlik-i İran'a istîlâdır. Baʿzı Acem hânlariyle şurût akd eylemişlerdir. Lâkin aralıkda Dağıstan halkı ve Lezkî asâkiri irâde-i mezkûrelerini infâza mâniʿ olmalariyle hudûd-ı Devlet-i aliyye karşularında küllî asker gösterecekleri ve Devlet-i ebed-müddet evvelki gibi tedârükden gâfil ve Rusyalu'dan havf ve îrâd edecekleri tekâlîf-i fâsidelerine müsaʿade gösterir ise berü tarafdan emniyyet iktisâb ve var kuvvetlerini Lezkî üzerine havâle ve işte sizi himâye edecek Osmanlı Devleti bizden korkusundan nefes alamayup matâlibimizin cümlesine râzı oldu. Fî-mâ-baʿd beyhûde ırz ve canınızı itlâf eylemek lâyık değil hâzırca bize ittibâʿ ve tahsîl-i selâmet edin deyüp Lezkîler dahi Devlet-i aliyye'nin derece-i inhitātını mütâlaʿa ve kalblerine ye's urûziyle cengden el çeküp Moskov'a tebâʿiyyet etdikden sonra İran üzerine yürüyeceklerdir ve mekāsıd-ı mezkûreleri (302-a) husûlünden çok geçmeyüp elbette Devlet-i aliyye ile ceng kapularını açup zamîrlerinde kurdukları fesâdı âsânlıkla kuvvetden fiʿle getüreceklerdir. Eğer Devlet-i aliyye Nemçelü dahi üzerimize hücûm eder\ni'tikādında ise bu fikri derûnundan çıkarsın. Nemçe çasarının memâlikinde ve Macarlıkda taraf taraf ihtilâl derkâr ve Hersekler kendüsünden müteneffir olmalariyle bu esnâda Devlet-i aliyye ile muhâseme eylemek ihtimâli yokdur. Cıvarda bulunan Venedüklü'den endîşe olunur ise bunların hareket etmeleri ihtimâli vârid değildir. Venedüklü bir vakitde Nemçelü'den emîn olmayup kuvve-i askeriyyeleri dahi mefkûd olmağla Nemçelü'nün sözlerine uyup Devlet-i aliyye ile muhârebe eylese netîce-i kârda Leh memleketi gibi Venedik arazisini mukāsemeye getürecekleri Doj Cumhûriyeti'nin raʿnâ ma'lûmlarıdır. Devlet-i ebed-müddet ile bozuşmayacağı güneş gibi zâhirdir. Hâsıl-ı kelâm Devlet-i aliyye bu sene-i mübârekede masârife bakmayup ve geceyi gündüze katup evvel bahara dek bâligan-mâ-belag Donanma-yı hümâyûn sefâinini birkaç kat olarak tertîb ve derûnlarını asâkir ve mühimmât ile teşhîn ve Hotin ve Bender ve Özi kal'alarını dahi asâkir ve mühimmât ile tahkîm ve maʿiyyet-i seraskerîye dahi otuz-kırk bin cengâver piyâde ve suvâriyi isticlâb eyledikden sonra metânet ile dursun ve Moskovlu münâfî-i şurût teklîf îrâdında ısrâr eyledikde biz ahdimiz hilâfı hareket etmiş değiliz şimdiye dek mugāyir-i sulh sizden sudûr eden evzâ'ın hadd ü hasrı bu kadar galebenize mağrûren olmayacak teklifleri ediyorsuz, ahdinizde sâbit iseniz (302-b) bunlar iktizâ eylemez, merâmınız başka ise ne mâniʿ beyân edin makālini serd eylesün, alim-Allahü teʿâlâ ol vakit ceng etmek şöyle dursun vesâit tedârüküne başlayup sulhun bekāsını sizden iltimâsa mecbûr olur, ancak kendülerine mukābele olunacağını akılları kesecek tedârükat lâzımdır. İnşâ-Allah bu işe ben ve Fransa elçisi tavassut edüp ba'd-ezîn Devlet-i aliyye gāilelerinden emîn olacak bir nizâma konulmak mümkindir. Hemen gayret günüdür, Dağıstan halkına ve hânlarına Devlet-i aliyye bir mikdâr masârif ihtiyâriyle fermânlar ve atiyyeler ve hediyyeler gönderüp celb-i kulûb eylediği Avrupa'da işidildi. Devlet-i ebed-müddet kırk bin kise akçe etmiş kadar iş gördü, Moskovlu elli bin kise masraf etseler bunu husûle getüremezler idi. Bu hareket Rusyalu'nun bellerini kırmışdır. Devlet-i kavî-şevketin işbu tedbîrini cümle devletler tahsîn eylemişlerdir deyû takrîr eyledi.",
          "caption": "Zikr-i mülâkāt ve mükâleme-i hazret-i sadâret-penâhî bâ-elçi-i İngiliz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_377.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i mülâkāt ve mükâleme-i hazret-i sadâret-penâhî bâ-elçi-i İngiliz",
          "text": "Şurût-ı musâlahaya müteʿallik baʿzı umûr-ı cüziyyeyi aʿdâ-yı li'âm-ı iʿzâm ve kuvve-i istidrâciyyelerine iğtirâren günde bir vazʿ-ı nâ-maʿkul irâeti ile tasdîʿ-i ser-i devleti iltizâm eyledikleri ne makūle garaz-ı fâside mübtenî idüğü Devlet-i aliyye'ye hayır-hâh geçinen baʿzı düvel elçilerinden tefahhus ve tashîhde fâide der-kâr olduğunu (300-b) sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem tefekkür ve te'emmül buyurup binâberîn şehr-i Rebîʿül-âhirin onyedinci günü taraf-ı âsafânelerinden İngiliz elçisi Aynalı-kavak'a ihzâr olunup vâkiʿ olan mükâlemeleri bi-aynihâ işbu mecelleye sebt ü tastîr olundu. Yevm-i mezkûrda İngiliz elçisi ile mülâkāt olunup taraf-ı sadâret-penâhîden elçi-i mesfûra hitâb birle «elçi bey seninle sinîn-i adîdeden berü dostluk ve hukūkumuz var ben sadrıaʿzam ve siz elçi farz olunmayarak ve hâricden bî-garaz iki dost mesâbesinde olarak biraz sohbet edelim, evvelâ senden bunu su'âl ederim ki Rusya imparatoriçesinin Kırım ve Kerson'a geleceği tahakkuk eyledi ve isticlâb olunan havâdisâta dostlarımızın ihbârlarına göre hudûdumuz mukābelesine elli altmış bin asâkir ile geliyor, böyle ağır asker ile gelen dostluk içün gelmez bunların merâmları muhârebe olduğunu ben meczûm biliyorum, muhabbet ve ihlâs ana derler ki -kişi dostunu melhûz olan muhataradan âgâh eyleye- doğrucasını bana ifâde ile ana göre hareket edelim» dedikde elçi-i merkūm cevâba ibtidâr edüp «aklımın muhît olduğu ve tahkīk edebildiğim husûsları sizden ketm etmek ihtimâlim yokdur». Rusya çariçesi nâil olduğu galebeye bir derecelerde iğtirâr üzeredir ki taʿbîr olunmaz ve kendüsüne ve ricâline gurûr ârız olup rûy-ı arzda cümle milel-i nasârâyı kılıcı ile lerzân eden Devlet-i aliyye-i Osmâniyyeye galib gelüp Kırım'ı yedlerinden aldık fî-mâ-baʿd her ne teklîf eder isek husûle gelür ve tereddüt edemezler iʿtikādını cezm eylediklerinden gayri cemîʿ-i düvel-i Avrupa'ya bu hâleti (301-a) vazʿen ve kavlen ifşâ eylediler. Devlet-i ebed-müddet bir mâddede muhâlefet gösterse hudûdlarda bir mikdâr asker irâeti ve elçilerine ihâfeyi mûcib kelimât telkīni ile maksûdlarını ber-vech-i suhûlet husûle getürmeği âdet ittihâz etdiler. Bundan akdemce Rusya elçisine verilen takrîr metânet ve celâdet-i Devlet-i aliyye'yi mutazammın olmağla Rusya çariçesi me'mûlümün hilâfı kelâmı mülâhaza ve ben cihângirlik dâʿvâsında iken bir-\nden bire bu kaziyyede sözüm ısğâ olunmayup Osmanlı Devleti salâbetinde izhâr-ı sebât eylediği hâlde bu kadar devletler indlerinde etdiğim daʿvâ bâtıl olup hakāret ve rezâleti mü'eddî olacağı bî-iştibâhdır. Bi'n-nefs kendim Kırım ve Kerson'a varup külliyyetlü asâkir istishâbiyle icrâ etdireceğim mevâddı Devlet-i aliyye'ye teklîf ve mümâşât olunmadığı takdîrde ceng hâzırdır vâdisini irâet ederim. Anlar asâkir-i külliyyeyi hudûdları mukābilinde gördüklerinde elbette havfa düşüp istediğim şeyleri istihsâl ve mutasaddî olduğum iddiʿâyı cümleye tasdîk etdiririm fikriyle Kerson'a berü teveccühe karar verdi. Devlet-i aliyye bi-inâyetillâhi teʿâlâ evvel baharda mükemmel ve müretteb donanmasını Karadeniz'e ihrâc ve Özi ve Bender ve Hotin serhadlerini asâkir ile teşhîn ve bir serasker-i kaviyyü'l-iktidâr ve maʿiyyetine kırk-elli bin asker cemʿ ve bahren ve berren hâzır ve müheyyâ bulunur ise Rusya çariçesi edebini takınup ser-rişte-i musâlahanın kırılmamasına kendüsü tâlib olacağı muhakkakdır. Zîrâ Moskovlu'nun nakidleri olmayup şu etdikleri tedârükâtı duyûn ile tanzîm etmiş olmalariyle zâhirde (301-b) her ne kadar muhârebeye kıyâm reftârını gösterirler ise dahi bâtınen cengi istemezler garazları mağlata ile maslahat bitirmektedir, çariçe-i mesfûre kendü oğlu ve veliahdı Pavlo'dan dâ'ima havf u endîşe üzere olmağla oğlunun iki nefer sabî çocuklarını ve Petersburg'da işe yarar Rusya ricâlinin cümlesini beraber tasahhub eyledi ki oğlu ittifâk edecek kimesne bulmaya, bununla bile yine emîn değildir. Câizdir ki illetini bahâne edüp etibbâ cevâz vermediler kelâmına ibtinâ ile berülere gelmeği terk eyleye ve hâlâ Leh kralı Rusya çariçesinin sevgilisi olmağla istikbâline vardıkda Kerson'a beraber götürecekdir. Rusyalu'nun asıl maksûdları memâlik-i İran'a istîlâdır. Baʿzı Acem hânlariyle şurût akd eylemişlerdir. Lâkin aralıkda Dağıstan halkı ve Lezkî asâkiri irâde-i mezkûrelerini infâza mâniʿ olmalariyle hudûd-ı Devlet-i aliyye karşularında küllî asker gösterecekleri ve Devlet-i ebed-müddet evvelki gibi tedârükden gâfil ve Rusyalu'dan havf ve îrâd edecekleri tekâlîf-i fâsidelerine müsaʿade gösterir ise berü tarafdan emniyyet iktisâb ve var kuvvetlerini Lezkî üzerine havâle ve işte sizi himâye edecek Osmanlı Devleti bizden korkusundan nefes alamayup matâlibimizin cümlesine râzı oldu. Fî-mâ-baʿd beyhûde ırz ve canınızı itlâf eylemek lâyık değil hâzırca bize ittibâʿ ve tahsîl-i selâmet edin deyüp Lezkîler dahi Devlet-i aliyye'nin derece-i inhitātını mütâlaʿa ve kalblerine ye's urûziyle cengden el çeküp Moskov'a tebâʿiyyet etdikden sonra İran üzerine yürüyeceklerdir ve mekāsıd-ı mezkûreleri (302-a) husûlünden çok geçmeyüp elbette Devlet-i aliyye ile ceng kapularını açup zamîrlerinde kurdukları fesâdı âsânlıkla kuvvetden fiʿle getüreceklerdir. Eğer Devlet-i aliyye Nemçelü dahi üzerimize hücûm eder\ni'tikādında ise bu fikri derûnundan çıkarsın. Nemçe çasarının memâlikinde ve Macarlıkda taraf taraf ihtilâl derkâr ve Hersekler kendüsünden müteneffir olmalariyle bu esnâda Devlet-i aliyye ile muhâseme eylemek ihtimâli yokdur. Cıvarda bulunan Venedüklü'den endîşe olunur ise bunların hareket etmeleri ihtimâli vârid değildir. Venedüklü bir vakitde Nemçelü'den emîn olmayup kuvve-i askeriyyeleri dahi mefkûd olmağla Nemçelü'nün sözlerine uyup Devlet-i aliyye ile muhârebe eylese netîce-i kârda Leh memleketi gibi Venedik arazisini mukāsemeye getürecekleri Doj Cumhûriyeti'nin raʿnâ ma'lûmlarıdır. Devlet-i ebed-müddet ile bozuşmayacağı güneş gibi zâhirdir. Hâsıl-ı kelâm Devlet-i aliyye bu sene-i mübârekede masârife bakmayup ve geceyi gündüze katup evvel bahara dek bâligan-mâ-belag Donanma-yı hümâyûn sefâinini birkaç kat olarak tertîb ve derûnlarını asâkir ve mühimmât ile teşhîn ve Hotin ve Bender ve Özi kal'alarını dahi asâkir ve mühimmât ile tahkîm ve maʿiyyet-i seraskerîye dahi otuz-kırk bin cengâver piyâde ve suvâriyi isticlâb eyledikden sonra metânet ile dursun ve Moskovlu münâfî-i şurût teklîf îrâdında ısrâr eyledikde biz ahdimiz hilâfı hareket etmiş değiliz şimdiye dek mugāyir-i sulh sizden sudûr eden evzâ'ın hadd ü hasrı bu kadar galebenize mağrûren olmayacak teklifleri ediyorsuz, ahdinizde sâbit iseniz (302-b) bunlar iktizâ eylemez, merâmınız başka ise ne mâniʿ beyân edin makālini serd eylesün, alim-Allahü teʿâlâ ol vakit ceng etmek şöyle dursun vesâit tedârüküne başlayup sulhun bekāsını sizden iltimâsa mecbûr olur, ancak kendülerine mukābele olunacağını akılları kesecek tedârükat lâzımdır. İnşâ-Allah bu işe ben ve Fransa elçisi tavassut edüp ba'd-ezîn Devlet-i aliyye gāilelerinden emîn olacak bir nizâma konulmak mümkindir. Hemen gayret günüdür, Dağıstan halkına ve hânlarına Devlet-i aliyye bir mikdâr masârif ihtiyâriyle fermânlar ve atiyyeler ve hediyyeler gönderüp celb-i kulûb eylediği Avrupa'da işidildi. Devlet-i ebed-müddet kırk bin kise akçe etmiş kadar iş gördü, Moskovlu elli bin kise masraf etseler bunu husûle getüremezler idi. Bu hareket Rusyalu'nun bellerini kırmışdır. Devlet-i kavî-şevketin işbu tedbîrini cümle devletler tahsîn eylemişlerdir deyû takrîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Reisülküttâb Atâullah Bey-efendiyle muahharen vâki' olan mükâlemede Rusya elçisi onbir madde serd edüp mükâleme mazbatasında tasrîh olunduğu üzere miyânelerinde ba'zı ebhâs güzerân ve bilâhire mevâdd-ı mezkûre\ntaraf-ı evliyâ-yi niʿamâya beyân olunup meclis-i diğerde lâzım gelen cevâbları verilmek üzere tayy-i bisât-i meclis kılınmış idi. Mîr-i mûmâ-ileyh o hilâlde hizmet-i riyâsetden munfasıl ve Feyzi Süleyman Efendi yerine muttasıl olup elçi-i mesfûr dahi câ-be-câ taleb-i cevâb ile (303-a) taʿcîzden hâlî olmayup beher hâl efkâr-ı sâkıbe ile cevabı tehyi'e olunmak muktezî olduğuna binâen îrâdât-ı mezkûrenin sûret-i mülâyemetde cevabları re'isülküttâb efendi tarafından sebt-i sahîfe-i dikkat ve ibtidâ Bâbıâlî'de müctemiʿ olan ricâl-i Devlet-i aliyye'ye irâ'et ve baʿdehû semâhatlû şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtına arz olunup ecvibe-i mezkûreyi cümlesi tahsîn ve tasvîb eyledikleri taraf-ı sadrü's-sudûrdan pâye-i serîr-i aʿlâya arz ve akd-i meclis-i mükâleme istîzân olunmağla mûcibince ruhsat-ı hümâyûn sudûr ve işbu şehr-i Rebîül-âhirin yirmiyedinci günü reisülküttâb efendi konağında elçi-i mesfûr ile akd-i meclis kılınup meclis-i mezkûrda güzerân eden ebhâsın tafsîli mükâleme mazbatasında mukayyed olmağla verilen ecvibenin icmâli bu mahalle kayd olundu. Özi'nin tuz maddesi bu tarafda katʿ olunur mevaddan olmamağla mübâşirimiz hâlâ Özi'dedir ve Özi muhâfızı dahi pâ-der-rikâbdır. Muhâfız-ı müşârün-ileyh bu tarafda şifâhen ifâde ve mübâşirimiz dahi tekrâr bir fermân-ı âlî ısdâr ederiz. Siz dahi me'mûrunuza tahrîr edin hudûdda muhâbere edin ve Özi ahâlisini ve sizin hudûdda olanları dinlemeyerek maddenin vasatını bulup taʿyîn mikdâr ile mi olur? Yohsa Öziliye göller tahsîsi ile mi olur? her ne sûretle olur ise beynlerinde katʿ ve fî-mâ-baʿd tarafeynden nizâʿ zuhûrunu mûcib olmayarak müceddeden bir senede rabt eylesünler ve bu vechile bu madde ber-taraf olsun, kaldı ki sârikler ve Potkali Kazaklariyçün dahi ekîd ü şedîd bir fermân ısdâr edelim, Kazakları (303-b) ber-mûcib-i şurût Tuna'nın berû tarafına nakl etsünler ve sârikleri taharrî ve ahz etsünler ve firârîlerinizi şurût mûcibince size redd etsünler, kezâlik Kuban'a ekîd fermân ile mahsûs bir mübâşir gönderelim, siz dahi hudûdunuza yazın ol tarafda Soğucak muhâfızı ve mübâşir ile sizin me'mûrunuz bi'l-muhâbere tarafeynin haklarını ihkāk ve fasl-ı müddeʿâ ve baʿde'l-yevm hudûd-ı mezkûrede hilâf-ı dostî ve hem-cıvârî hâlet vukūʿ bulmamasına saʿy-i evfâ eylesünler, masdariyye maddesine dahi Nemçelü ve İngilterelü'ye kıyâsen nizâm verelim Eflâk ve Boğdan maddesinde dahi fî-mâ-baʿd Devlet-i aliyye şurûta riʿâyet edeceğine ve Eflâk voyvodasının ahvâli taharrî olunmakda olmağla baʿde't-tahkīk iktizâsına göre hareket olunacağına ve Cezâyirlü'den alınan sefîneniz maddesinin cevabı geldikde derhal ber-mûceb-i şurût nizâmına ve baʿd-ezîn ocaklar taraflarından mugāyir-i şurût sefînelerinize taʿarruz vâkiʿ olmamak içün Cezâyir ve Tunus ve Trablus ocaklarına mü'ekked ve müşedded evâmir-i aliyye ısdâr olunur ve Varna konsolosluğun-\nda dahi devletinizden cevâb vürûduna intizârdayuz ve işbu şurûta muvâfık maddelerin cevabları bunlardır. Tiflis hânı maddesi mugāyir-i şurût olmağla ana başkaca bu tarz üzere cevab verilür ki hân-ı mersûmun taʿarruz-ı ecânibden mahmî olması mukaddemâ dostâne tarafınızdan iltimâs olunup Çıldır vâlisine ol vechile fermân-ı âlî gönderilmişidi. Fermân-ı sâbıkı mü'ekked olarak diğer emr-i âlî ısdâr olunur, denildikde Ereğli hâna dâir olan fermân-ı âlînin bir sûreti bize dahi verilsün dediğinden gayri şu verdiğiniz cevabları (304-a) ve bâ-husus Devlet-i aliyye'nin merâmı safvet olduğunu bir kâğıda tahrîr ve yedime iʿtā etseniz devletime irsâl eder idim bana ziyâde kuvvet ve devletime mûcib-i itmi'nân ve emniyyet olarak şâyed âhar sened talebine hacet kalmazdı, dedikde tabiʿat-i maslahat mülâyemeti iktizâ etdiğinden reisülküttâb efendi kavl-i leyyin ile çünki siz îrâdâtınızı tahrîren vermeyüp şifâhen ifade etdiğiniz kavâid muktezâsı üzere biz dahi şifâhen ifâde etdik tahrîren ifâde menût-ı irâde-i evliyâ-yi naʿmâdır deyû katʿ-ı kelâm etmişidi. Çünki Devlet-i aliyye tarafından gerek kavlen ve gerek tahrîren verilen ecvibe müsâvî olup tahallüf ve televvün ber-tarafdır. Tahrîren ecvibe verilmekde ve zikr olunan fermânın sûreti iʿtāsında be's ve mahzûr olmadığını birkaç gün sonra hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde ictimâʿ eden erbâb-ı meşveret tefevvüh etmeleriyle ittifâklarına binâen elçi-i mesfûrun îrâd etdiği maddelere şarten ecvibe yazılup tehyi'e olunmuş idi. Bir-iki gün sonra elçi-i mesfûrun tercümânı gelüp Ereğli Hân maddesini mutazammın olan emr-i âlînin sûretini su'âl etdikde mesfûrların an-asıl meşrebleri mazbût olup elfâza istedikleri maʿânî vermek ve şu lafzdan mûrâd şudur deyû merâmılarını tervîc etmek âdetleri olduğuna binâen reisülküttâb efendi gāyet dikkat ile iddiʿâya mahal koymayarak bir fermân tesvîd etdirüp bir sûreti mesfûr ile elçi tarafına gönderildikde bir-iki gün sonra tercümân sûret-i emri reis efendiye getürüp fermân-ı âlîde zikr olunan mahmî lafzına elçinin iʿtirâz etdiğini ve Devlet-i aliyye himâyeti ancak reʿâyâsına sarf u ıtlâk eder. Ereğli Hân seferlerde Rusyalu ile müttehid ve tarafında bulunduğu maʿlûmdur dediğini beyân eyledikde (304-b) reis efendi tarafmdan güzelce mukābele olunup işbu îrâdınız bir vechile delîl olamaz zîrâ hengâm-ı seferde Eflâk ve Boğdan ve adalar reʿâyâsı Moskovlu tarafında bulunmuşlar idi. Baʿdehû kemâkân cânibdârı devlet-i ebed-müddet olup kabûl-i raʿiyyet eylediler. Bu sûretde bunlar dahi ıtlâk-ı lafz-ı mahmî sahîh olmamak lâzım gelür. Ereğli Hân ise bâlâda zikr olunanlar gibi Devlet-i aliyye'ye ilticâ edüp teşrîfât-ı kabûliyle ubûdiyyet-i Devlet-i aliyye'yi medâr-ı iftihâr add etdiği sahâif-i ezhân-ı enâmda mukayyeddir dedikde \"fe-bühite'llezî kefera\" mefhûmunca mesfûr mebhût ve ricʿat-i kahkarîye ile avdet etmişidi. Bundan sonra mesfûr gelüp tah-\nrîren verilecek ecvibeyi su'âl ve bundan dahi garazları şâyed Ereğli mâddesine dâ'ir ihticâca sâlih bir lafz istirâk olunur ümîdi olduğu ma'lûm olduğuna binâen re'îs efendi tarafından itmâm-ı şân-ı devlet ve keşf-i zamîr-i hasm-ı yed-i tıynet irâdeleriyle çünki elçi bey dostumuz ecvibenin hulâsatü'l-hulâsasını medâr-ı kuvvet-i kalb ve itmi'nân olur dâ'iyeleriyle tahrîren taleb etmişidi. İşte ecvibe hâzırdır, ancak elçi bey tarafından dahi ecvibenin tahrîren taleb olunduğunu müş'ir iki satır bir kâğıd verilse mukābele bi'l-misl hâletleri nümûdâr olur idi denildikde tercümân-ı mesfûr elçiye varup bu keyfiyyeti ifâdeden sonra ric'at ve bir memhûr kâğıd getürüp mutâlaʿa olundukda tenâkuz ve tegāyürü mü'eddî olmağla mükâlemede güzerân eden ebhâs bunların gayri olup an-asıl maksûd dahi ecvibenin tahrîren taleb olunduğunu müş'ir kâğıd idi deyû mesfûrun ağrâz ile memlû olan kâğıdı kabûl olunmayup i'âde olundukda elçi bey Devlet-i aliyye'den ecvibenin tahrîren ahzine me'mûr olmayup bu bâbda ısrâr dahi etmez gāyeten mâ-fi'l-bâb meclis-i mükâlemede güzerân eden ebhâsı (305-a) devletine yazup safveti iktizâsiyle te'lîf tarafına sa'y eyleyecekdir cevâbını verdiği re'îs efendi dahi nihâyet-i emrde kendülere bir söz söyleyecek mahal kalmamak ve cevâb altında kalmış gibi olmak ma'nâlarını iş'âr içün çünki elçi bey istid'âsında nükûl ve tahrîren cevâb talebine rağbet etmemiş, mâni' değildir. Meclisde her ne ki söylendi ise Devlet-i aliyye cümlesini icrâ ve şurûta muvâfık olanları îfâ etse gerekdir deyû tercümânı i'âde eyledi.",
          "caption": "Mükâleme-i Reisülküttâb Feyzi Süleyman Efendi ve zikr-i ba'zı umûr ez-müteferriʿât-ı mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_378.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Mükâleme-i Reisülküttâb Feyzi Süleyman Efendi ve zikr-i ba'zı umûr ez-müteferriʿât-ı mükâleme",
          "text": "Reisülküttâb Atâullah Bey-efendiyle muahharen vâki' olan mükâlemede Rusya elçisi onbir madde serd edüp mükâleme mazbatasında tasrîh olunduğu üzere miyânelerinde ba'zı ebhâs güzerân ve bilâhire mevâdd-ı mezkûre\ntaraf-ı evliyâ-yi niʿamâya beyân olunup meclis-i diğerde lâzım gelen cevâbları verilmek üzere tayy-i bisât-i meclis kılınmış idi. Mîr-i mûmâ-ileyh o hilâlde hizmet-i riyâsetden munfasıl ve Feyzi Süleyman Efendi yerine muttasıl olup elçi-i mesfûr dahi câ-be-câ taleb-i cevâb ile (303-a) taʿcîzden hâlî olmayup beher hâl efkâr-ı sâkıbe ile cevabı tehyi'e olunmak muktezî olduğuna binâen îrâdât-ı mezkûrenin sûret-i mülâyemetde cevabları re'isülküttâb efendi tarafından sebt-i sahîfe-i dikkat ve ibtidâ Bâbıâlî'de müctemiʿ olan ricâl-i Devlet-i aliyye'ye irâ'et ve baʿdehû semâhatlû şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtına arz olunup ecvibe-i mezkûreyi cümlesi tahsîn ve tasvîb eyledikleri taraf-ı sadrü's-sudûrdan pâye-i serîr-i aʿlâya arz ve akd-i meclis-i mükâleme istîzân olunmağla mûcibince ruhsat-ı hümâyûn sudûr ve işbu şehr-i Rebîül-âhirin yirmiyedinci günü reisülküttâb efendi konağında elçi-i mesfûr ile akd-i meclis kılınup meclis-i mezkûrda güzerân eden ebhâsın tafsîli mükâleme mazbatasında mukayyed olmağla verilen ecvibenin icmâli bu mahalle kayd olundu. Özi'nin tuz maddesi bu tarafda katʿ olunur mevaddan olmamağla mübâşirimiz hâlâ Özi'dedir ve Özi muhâfızı dahi pâ-der-rikâbdır. Muhâfız-ı müşârün-ileyh bu tarafda şifâhen ifâde ve mübâşirimiz dahi tekrâr bir fermân-ı âlî ısdâr ederiz. Siz dahi me'mûrunuza tahrîr edin hudûdda muhâbere edin ve Özi ahâlisini ve sizin hudûdda olanları dinlemeyerek maddenin vasatını bulup taʿyîn mikdâr ile mi olur? Yohsa Öziliye göller tahsîsi ile mi olur? her ne sûretle olur ise beynlerinde katʿ ve fî-mâ-baʿd tarafeynden nizâʿ zuhûrunu mûcib olmayarak müceddeden bir senede rabt eylesünler ve bu vechile bu madde ber-taraf olsun, kaldı ki sârikler ve Potkali Kazaklariyçün dahi ekîd ü şedîd bir fermân ısdâr edelim, Kazakları (303-b) ber-mûcib-i şurût Tuna'nın berû tarafına nakl etsünler ve sârikleri taharrî ve ahz etsünler ve firârîlerinizi şurût mûcibince size redd etsünler, kezâlik Kuban'a ekîd fermân ile mahsûs bir mübâşir gönderelim, siz dahi hudûdunuza yazın ol tarafda Soğucak muhâfızı ve mübâşir ile sizin me'mûrunuz bi'l-muhâbere tarafeynin haklarını ihkāk ve fasl-ı müddeʿâ ve baʿde'l-yevm hudûd-ı mezkûrede hilâf-ı dostî ve hem-cıvârî hâlet vukūʿ bulmamasına saʿy-i evfâ eylesünler, masdariyye maddesine dahi Nemçelü ve İngilterelü'ye kıyâsen nizâm verelim Eflâk ve Boğdan maddesinde dahi fî-mâ-baʿd Devlet-i aliyye şurûta riʿâyet edeceğine ve Eflâk voyvodasının ahvâli taharrî olunmakda olmağla baʿde't-tahkīk iktizâsına göre hareket olunacağına ve Cezâyirlü'den alınan sefîneniz maddesinin cevabı geldikde derhal ber-mûceb-i şurût nizâmına ve baʿd-ezîn ocaklar taraflarından mugāyir-i şurût sefînelerinize taʿarruz vâkiʿ olmamak içün Cezâyir ve Tunus ve Trablus ocaklarına mü'ekked ve müşedded evâmir-i aliyye ısdâr olunur ve Varna konsolosluğun-\nda dahi devletinizden cevâb vürûduna intizârdayuz ve işbu şurûta muvâfık maddelerin cevabları bunlardır. Tiflis hânı maddesi mugāyir-i şurût olmağla ana başkaca bu tarz üzere cevab verilür ki hân-ı mersûmun taʿarruz-ı ecânibden mahmî olması mukaddemâ dostâne tarafınızdan iltimâs olunup Çıldır vâlisine ol vechile fermân-ı âlî gönderilmişidi. Fermân-ı sâbıkı mü'ekked olarak diğer emr-i âlî ısdâr olunur, denildikde Ereğli hâna dâir olan fermân-ı âlînin bir sûreti bize dahi verilsün dediğinden gayri şu verdiğiniz cevabları (304-a) ve bâ-husus Devlet-i aliyye'nin merâmı safvet olduğunu bir kâğıda tahrîr ve yedime iʿtā etseniz devletime irsâl eder idim bana ziyâde kuvvet ve devletime mûcib-i itmi'nân ve emniyyet olarak şâyed âhar sened talebine hacet kalmazdı, dedikde tabiʿat-i maslahat mülâyemeti iktizâ etdiğinden reisülküttâb efendi kavl-i leyyin ile çünki siz îrâdâtınızı tahrîren vermeyüp şifâhen ifade etdiğiniz kavâid muktezâsı üzere biz dahi şifâhen ifâde etdik tahrîren ifâde menût-ı irâde-i evliyâ-yi naʿmâdır deyû katʿ-ı kelâm etmişidi. Çünki Devlet-i aliyye tarafından gerek kavlen ve gerek tahrîren verilen ecvibe müsâvî olup tahallüf ve televvün ber-tarafdır. Tahrîren ecvibe verilmekde ve zikr olunan fermânın sûreti iʿtāsında be's ve mahzûr olmadığını birkaç gün sonra hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde ictimâʿ eden erbâb-ı meşveret tefevvüh etmeleriyle ittifâklarına binâen elçi-i mesfûrun îrâd etdiği maddelere şarten ecvibe yazılup tehyi'e olunmuş idi. Bir-iki gün sonra elçi-i mesfûrun tercümânı gelüp Ereğli Hân maddesini mutazammın olan emr-i âlînin sûretini su'âl etdikde mesfûrların an-asıl meşrebleri mazbût olup elfâza istedikleri maʿânî vermek ve şu lafzdan mûrâd şudur deyû merâmılarını tervîc etmek âdetleri olduğuna binâen reisülküttâb efendi gāyet dikkat ile iddiʿâya mahal koymayarak bir fermân tesvîd etdirüp bir sûreti mesfûr ile elçi tarafına gönderildikde bir-iki gün sonra tercümân sûret-i emri reis efendiye getürüp fermân-ı âlîde zikr olunan mahmî lafzına elçinin iʿtirâz etdiğini ve Devlet-i aliyye himâyeti ancak reʿâyâsına sarf u ıtlâk eder. Ereğli Hân seferlerde Rusyalu ile müttehid ve tarafında bulunduğu maʿlûmdur dediğini beyân eyledikde (304-b) reis efendi tarafmdan güzelce mukābele olunup işbu îrâdınız bir vechile delîl olamaz zîrâ hengâm-ı seferde Eflâk ve Boğdan ve adalar reʿâyâsı Moskovlu tarafında bulunmuşlar idi. Baʿdehû kemâkân cânibdârı devlet-i ebed-müddet olup kabûl-i raʿiyyet eylediler. Bu sûretde bunlar dahi ıtlâk-ı lafz-ı mahmî sahîh olmamak lâzım gelür. Ereğli Hân ise bâlâda zikr olunanlar gibi Devlet-i aliyye'ye ilticâ edüp teşrîfât-ı kabûliyle ubûdiyyet-i Devlet-i aliyye'yi medâr-ı iftihâr add etdiği sahâif-i ezhân-ı enâmda mukayyeddir dedikde \"fe-bühite'llezî kefera\" mefhûmunca mesfûr mebhût ve ricʿat-i kahkarîye ile avdet etmişidi. Bundan sonra mesfûr gelüp tah-\nrîren verilecek ecvibeyi su'âl ve bundan dahi garazları şâyed Ereğli mâddesine dâ'ir ihticâca sâlih bir lafz istirâk olunur ümîdi olduğu ma'lûm olduğuna binâen re'îs efendi tarafından itmâm-ı şân-ı devlet ve keşf-i zamîr-i hasm-ı yed-i tıynet irâdeleriyle çünki elçi bey dostumuz ecvibenin hulâsatü'l-hulâsasını medâr-ı kuvvet-i kalb ve itmi'nân olur dâ'iyeleriyle tahrîren taleb etmişidi. İşte ecvibe hâzırdır, ancak elçi bey tarafından dahi ecvibenin tahrîren taleb olunduğunu müş'ir iki satır bir kâğıd verilse mukābele bi'l-misl hâletleri nümûdâr olur idi denildikde tercümân-ı mesfûr elçiye varup bu keyfiyyeti ifâdeden sonra ric'at ve bir memhûr kâğıd getürüp mutâlaʿa olundukda tenâkuz ve tegāyürü mü'eddî olmağla mükâlemede güzerân eden ebhâs bunların gayri olup an-asıl maksûd dahi ecvibenin tahrîren taleb olunduğunu müş'ir kâğıd idi deyû mesfûrun ağrâz ile memlû olan kâğıdı kabûl olunmayup i'âde olundukda elçi bey Devlet-i aliyye'den ecvibenin tahrîren ahzine me'mûr olmayup bu bâbda ısrâr dahi etmez gāyeten mâ-fi'l-bâb meclis-i mükâlemede güzerân eden ebhâsı (305-a) devletine yazup safveti iktizâsiyle te'lîf tarafına sa'y eyleyecekdir cevâbını verdiği re'îs efendi dahi nihâyet-i emrde kendülere bir söz söyleyecek mahal kalmamak ve cevâb altında kalmış gibi olmak ma'nâlarını iş'âr içün çünki elçi bey istid'âsında nükûl ve tahrîren cevâb talebine rağbet etmemiş, mâni' değildir. Meclisde her ne ki söylendi ise Devlet-i aliyye cümlesini icrâ ve şurûta muvâfık olanları îfâ etse gerekdir deyû tercümânı i'âde eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki Moskov askeri hudûda karîb mahallere vaz'-ı akdâm-ı nuhûset-encâm edüp imparatoriçelerine dahi Kırım cânibine geleceği tahakkuk ve Âsitâne'de mukīm elçileri hilâf-ı şurût zu'miyle ba'zı mevâd îrâd eyledi. Mesfûrların bu hareket ve mukaddemâtdan bir garazları olduğu zâhir ve mukābele bi'l-misl sûretinden i'râz ve gafletde ezhâne envâ'-i hatar mütebâdir olup binâberîn Devlet-i aliyye fî-ma-ba'd bir tarafdan şurût-ı ahidnâmeye temessük ile izhâr-ı sebât ve temkîn ve bir tarafdan serhadlerini asâkir ve mühimmât ile imlâ ve teşhîn etmek lüzûmunda bilcümle ulemâ ve ricâl yeksâk-ı ittifâk ve sadr-ı esbak Ali Paşa hazretlerinin seraskerliğinde fikr-i liyâkāt ve istihkāk eyledikleri hasebiyle derhâl vezîr-i müşârün-ileyhe İsmail seraskerliği ünvâniyle ibcâl olunup ol havâlinin ezimme-i umûru yed-i kifâyetine tefvîz olunduğundan gayri esmâ ve kemiyyetler dîvân kalemi cerîdesinde mukayyed ve musarrah olan rü'esâ ve asâkir ma'iyyetine ta'yîn\nolunup Karadeniz'e dahi mükemmel donanma ihrâc ve serhadlere Rumeli ve Anadolu'dan mikdâr-ı vâfî neferât tertîb ve idrâc olundu.",
          "caption": "Serasker şüden-i sadr-ı esbak Ali Paşa be-cânib-i İsmail",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_379.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Serasker şüden-i sadr-ı esbak Ali Paşa be-cânib-i İsmail",
          "text": "Çünki Moskov askeri hudûda karîb mahallere vaz'-ı akdâm-ı nuhûset-encâm edüp imparatoriçelerine dahi Kırım cânibine geleceği tahakkuk ve Âsitâne'de mukīm elçileri hilâf-ı şurût zu'miyle ba'zı mevâd îrâd eyledi. Mesfûrların bu hareket ve mukaddemâtdan bir garazları olduğu zâhir ve mukābele bi'l-misl sûretinden i'râz ve gafletde ezhâne envâ'-i hatar mütebâdir olup binâberîn Devlet-i aliyye fî-ma-ba'd bir tarafdan şurût-ı ahidnâmeye temessük ile izhâr-ı sebât ve temkîn ve bir tarafdan serhadlerini asâkir ve mühimmât ile imlâ ve teşhîn etmek lüzûmunda bilcümle ulemâ ve ricâl yeksâk-ı ittifâk ve sadr-ı esbak Ali Paşa hazretlerinin seraskerliğinde fikr-i liyâkāt ve istihkāk eyledikleri hasebiyle derhâl vezîr-i müşârün-ileyhe İsmail seraskerliği ünvâniyle ibcâl olunup ol havâlinin ezimme-i umûru yed-i kifâyetine tefvîz olunduğundan gayri esmâ ve kemiyyetler dîvân kalemi cerîdesinde mukayyed ve musarrah olan rü'esâ ve asâkir ma'iyyetine ta'yîn\nolunup Karadeniz'e dahi mükemmel donanma ihrâc ve serhadlere Rumeli ve Anadolu'dan mikdâr-ı vâfî neferât tertîb ve idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîrimîrân-ı kirâmdan derbendât başbuğu (305-b) Ahmed Paşa bu esnâda âzim-i dâr-ı bekā olup münhal olan derbendât başbuğluğu Tırhala ve Ohri sancakları mutasarrıfı Tepedelenli Ali Paşa'ya evâsıt-ı Cumâdel-âhirede tevcîh olundu.",
          "caption": "Fevt-i Kurd Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_380.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kurd Ahmed Paşa",
          "text": "Mîrimîrân-ı kirâmdan derbendât başbuğu (305-b) Ahmed Paşa bu esnâda âzim-i dâr-ı bekā olup münhal olan derbendât başbuğluğu Tırhala ve Ohri sancakları mutasarrıfı Tepedelenli Ali Paşa'ya evâsıt-ı Cumâdel-âhirede tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kazasker-i Anadolu-yi sâbık Rumeli sadâreti pâyesi olan Birâder-zâde Yakūb Efendi bir müddetden berü maraz-ı sill ile marîz ve hasta ve işbu şehr-i Recebül-ferdin ikinci cumʿa günü dağdağa-i âlem-i fânîden reste oldu. Müşârün-ileyh nesl-i âl-i Hasan-Can'dan Birâder-zâde Mustafa Efendi'nin mahdûmu olup bin yüz yirmibeş târîhinde tevellüd ve kırkaltı târîhinde hâric ile evvelîn pâye-i merâtib-i ilmiyyeye tesâʿüd edüp yetmişsekizde Diyârbekir'e ve seksenaltıda Edirne'ye ve doksanbirde Medine'ye kadı olup doksandokuzda İstanbul pâyesiyle isʿâd ve ikiyüz senesi Rebîʿül-âhirinin onikisinde Anadolu pâyesiyle dil-şâd ve sene-i mezkûre Cumâdel-âhiresinin onbeşinci günü bilfiʿil Anadolu sadâretine isʿâd kılınup tekmîl-i müddet akabinde Rumeli pâyesiyle nâil-i meserret olmuşiken vech-i muharrer üzere Recebin ikinci cumʿa günü fevt oldu. Müşârün-ileyh sûfî-nihâd vâlâ-nijâd arîk ve hasîb ve asîl ve edîb bir zât olup aded-i sinîn-i ömrü yetmişaltıya mütekārib idi.",
          "caption": "Fevt-i Birâder-zâde Yakub Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_381.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Birâder-zâde Yakub Efendi",
          "text": "Kazasker-i Anadolu-yi sâbık Rumeli sadâreti pâyesi olan Birâder-zâde Yakūb Efendi bir müddetden berü maraz-ı sill ile marîz ve hasta ve işbu şehr-i Recebül-ferdin ikinci cumʿa günü dağdağa-i âlem-i fânîden reste oldu. Müşârün-ileyh nesl-i âl-i Hasan-Can'dan Birâder-zâde Mustafa Efendi'nin mahdûmu olup bin yüz yirmibeş târîhinde tevellüd ve kırkaltı târîhinde hâric ile evvelîn pâye-i merâtib-i ilmiyyeye tesâʿüd edüp yetmişsekizde Diyârbekir'e ve seksenaltıda Edirne'ye ve doksanbirde Medine'ye kadı olup doksandokuzda İstanbul pâyesiyle isʿâd ve ikiyüz senesi Rebîʿül-âhirinin onikisinde Anadolu pâyesiyle dil-şâd ve sene-i mezkûre Cumâdel-âhiresinin onbeşinci günü bilfiʿil Anadolu sadâretine isʿâd kılınup tekmîl-i müddet akabinde Rumeli pâyesiyle nâil-i meserret olmuşiken vech-i muharrer üzere Recebin ikinci cumʿa günü fevt oldu. Müşârün-ileyh sûfî-nihâd vâlâ-nijâd arîk ve hasîb ve asîl ve edîb bir zât olup aded-i sinîn-i ömrü yetmişaltıya mütekārib idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cidde vâlisi Vezîr Elhâc Ahmed Paşa hulûl-i ecel müsemmâsıyla vefât eylediği haberi vârid olduğuna binâen işbu Recebül-ferdin üçüncü sebt günü mansıb-ı mezkûr İçel mutasarrıfı Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya ve İçel Sancağı Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Cidde ve İçel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_382.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Cidde ve İçel",
          "text": "Cidde vâlisi Vezîr Elhâc Ahmed Paşa hulûl-i ecel müsemmâsıyla vefât eylediği haberi vârid olduğuna binâen işbu Recebül-ferdin üçüncü sebt günü mansıb-ı mezkûr İçel mutasarrıfı Vezîr İzzet Mehmed Paşa'ya ve İçel Sancağı Azm-zâde Vezîr Yusuf Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Medine-i münevvere lâ zâlet bi-envâri'l-ilâhiyyeti müsevvereten de baʿzı emâkin-i müteberrikenin muhtâc-ı termîm ve taʿmîr olduğunu bundan ak-\ndem şerîf hazretleri ve şeyhülharem ve sâirleri arz u tahrîr eylediklerine binâen zevât-ı (306-a) müteşahhısadan hüsn-i siyreti müteʿayyin ve hulûs-ı taviyyeti mütebeyyin bir şahsın hizmet-i mezkûreye me'mûr olması matlûb-ı şehriyâr-ı hayr-endîş olmuşidi. Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Numan Bey'in salâh u takvâsı ve cânib-i Hicâz'a meyl ü hevâsı beyne'n-nâs müştehir olduğundan geçen sene hizmet-i mezkûreye taʿyîn ve müteveccih-i sûy-i Ravza-i seyyidü'l-mürselîn olup Medine-i münevvere'ye lede'l-vusûl emr-i taʿmîre meşgûl olup beş-on günlük maslahat kaldıkda tekmîlini baʿzı kimesnelere tavsiyeden sonra Bağdad cânibinden Âsitâne'ye avdet eyledi. Mîr-i mûmâ-ileyhin avdeti izn ü ruhsata mütevakkıf olup baʿde'l-izn şahrâh'dan azîmeti lâzım iken hod be-hod Medine-i münevvere'den fekk-i rıbıta-i me'mûriyyet ve tarîk-i cebelden Meşhed'e ve baʿdehû Bağdad ve Âsitâne'ye avdeti hilâf-ı rızâ-yı evliyâ-yı niʿama olduğundan fazla mîr-i merkūmun Bağdad'a vürûdu bir müddetden berü hâric-i Bağdad'da refʿ-i livâ-i isyân eden Şâvî-zâde Süleyman Bey'in muʿârekesi hengâmına tesadüf etdiğinden Bağdad'a baʿzı erâcîfin hudûsuna illet olduğu müheyyic-i gazab-ı mülûkâne olmağla binâen alâ-zâlik işbu şehr-i Recebü'l-ferdin yirmibirinci günü mîr-i mûmâ-ileyh li-ecli't-te'dîb Soğucak kalasına nefy ü tağrîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Numan Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_383.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Numan Bey",
          "text": "Medine-i münevvere lâ zâlet bi-envâri'l-ilâhiyyeti müsevvereten de baʿzı emâkin-i müteberrikenin muhtâc-ı termîm ve taʿmîr olduğunu bundan ak-\ndem şerîf hazretleri ve şeyhülharem ve sâirleri arz u tahrîr eylediklerine binâen zevât-ı (306-a) müteşahhısadan hüsn-i siyreti müteʿayyin ve hulûs-ı taviyyeti mütebeyyin bir şahsın hizmet-i mezkûreye me'mûr olması matlûb-ı şehriyâr-ı hayr-endîş olmuşidi. Dergâh-ı âlî kapucu başılarından Numan Bey'in salâh u takvâsı ve cânib-i Hicâz'a meyl ü hevâsı beyne'n-nâs müştehir olduğundan geçen sene hizmet-i mezkûreye taʿyîn ve müteveccih-i sûy-i Ravza-i seyyidü'l-mürselîn olup Medine-i münevvere'ye lede'l-vusûl emr-i taʿmîre meşgûl olup beş-on günlük maslahat kaldıkda tekmîlini baʿzı kimesnelere tavsiyeden sonra Bağdad cânibinden Âsitâne'ye avdet eyledi. Mîr-i mûmâ-ileyhin avdeti izn ü ruhsata mütevakkıf olup baʿde'l-izn şahrâh'dan azîmeti lâzım iken hod be-hod Medine-i münevvere'den fekk-i rıbıta-i me'mûriyyet ve tarîk-i cebelden Meşhed'e ve baʿdehû Bağdad ve Âsitâne'ye avdeti hilâf-ı rızâ-yı evliyâ-yı niʿama olduğundan fazla mîr-i merkūmun Bağdad'a vürûdu bir müddetden berü hâric-i Bağdad'da refʿ-i livâ-i isyân eden Şâvî-zâde Süleyman Bey'in muʿârekesi hengâmına tesadüf etdiğinden Bağdad'a baʿzı erâcîfin hudûsuna illet olduğu müheyyic-i gazab-ı mülûkâne olmağla binâen alâ-zâlik işbu şehr-i Recebü'l-ferdin yirmibirinci günü mîr-i mûmâ-ileyh li-ecli't-te'dîb Soğucak kalasına nefy ü tağrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâvî-zâde Süleyman Bey'in isyânı hasebiyle hâric ve dâhil Bağdad'da baʿzı güft-gû hâdis ve bu hâlet Bağdad vâlisinin fütûr-ı himmetine bâ'is olup Devlet-i aliyye'den bir nev'i iltifât ve bir müteʿayyin kapucu-başı ile irsâl-i teşrîfât müşârün-ileyhin himmet-i sâlifesini tecdîd ve beyne'l-ahâli vakʿ u iʿtibârını mezîd eyleyeceği zâhir olduğuna binâen hâlâ silâhdar ağası olup bir müddetden berü rikâb-ı hümâyûnda hidemât-ı cesîmede müstahdem olan Şehsuvar-zâde Hamdullah Bey-efendi teşrîfât-ı seniyye (306-b) ve iltifât-ı mülûkiyye ile Bağdad cânibine eğerçi taʿyîn olunup mansıbı olan silâhdar ağalığı Vâlide Kethüdâsı-zâde Kapucu-başı Ahmed Ağa'ya şehr-i mezkûrun yirmialtıncı salı günü tevcîh olunmuşidi. Ancak mîr-i mûmâ-ileyh hasta bulunup harekete mecâli olmadığı mütehakkık olduğundan me'mûriyyeti sarf ve Dârendeli hafîdi kapucu-başı Ahmed Bey mîr-i mûmâ-ileyhe bedel cânib-i Bağdad'a me'mûr kılındı.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı ağa-yı silâhdârân-ı Dergâh-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_384.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı ağa-yı silâhdârân-ı Dergâh-ı âlî",
          "text": "Şâvî-zâde Süleyman Bey'in isyânı hasebiyle hâric ve dâhil Bağdad'da baʿzı güft-gû hâdis ve bu hâlet Bağdad vâlisinin fütûr-ı himmetine bâ'is olup Devlet-i aliyye'den bir nev'i iltifât ve bir müteʿayyin kapucu-başı ile irsâl-i teşrîfât müşârün-ileyhin himmet-i sâlifesini tecdîd ve beyne'l-ahâli vakʿ u iʿtibârını mezîd eyleyeceği zâhir olduğuna binâen hâlâ silâhdar ağası olup bir müddetden berü rikâb-ı hümâyûnda hidemât-ı cesîmede müstahdem olan Şehsuvar-zâde Hamdullah Bey-efendi teşrîfât-ı seniyye (306-b) ve iltifât-ı mülûkiyye ile Bağdad cânibine eğerçi taʿyîn olunup mansıbı olan silâhdar ağalığı Vâlide Kethüdâsı-zâde Kapucu-başı Ahmed Ağa'ya şehr-i mezkûrun yirmialtıncı salı günü tevcîh olunmuşidi. Ancak mîr-i mûmâ-ileyh hasta bulunup harekete mecâli olmadığı mütehakkık olduğundan me'mûriyyeti sarf ve Dârendeli hafîdi kapucu-başı Ahmed Bey mîr-i mûmâ-ileyhe bedel cânib-i Bağdad'a me'mûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eğribozlu vezîr İbrâhim Paşa merhûmun ferzend-i ercümendi olup\nDevlet-i aliyye'de baş-bâkī kulu ve sipâhîler ağası olan Bekir Bey-Efendi'nin evzâʿ ve etvârı müsellem-i ebnâ-yi zamân ve rüşd ü dirâyeti reşk-âver-i hûşmendân-ı deverân olduğundan gayri nakd-i ömrü tahsîl-i maʿârife masrûf ve inân-ı himmeti savb-ı tekmîl-i kemâlâta maʿtûf olup veraʿ ve takvâ âdet ve pîşesi ve safvet-i kalb ile Devlet-i aliyye'ye hizmet dâimâ fikr ü endîşesi olduğu vâkıf-ı ahvâl-i enâm olan pâdişâh-ı Dârâ-gulâma maʿlûm olmağla hakkında mehâil-i mekârim-i pâdişâhî nümâyân ve işbu Şabânü'l-muʿazzamın ikinci ahad günü aksâ-yi merâtib-i beşeriyye olan rütbe-i vâlâ-yi vezâretle mahsûdü'l-akrân buyurulduğundan fazla Mora mansıbı gibi kesîrü'l-intifâʿ bir mansıb ile dâire-i maʿîşeti tevsîʿ ve fi'l-asl tersâneli ile imtizâc ve ihtilâtı ve ricâliyle iʿtilâf ve irtibâtı olduğundan gayri pederinin kapudanlığı ve birâderinin Karadeniz başbuğluğu müşârün-ileyhi tezekküre sebeb olmağla binâberîn yevm-i mezkûrda Karadeniz donanması seraskerliğiyle dahi derece-i câhı terfîʿ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-ağa-yı sipâhiyân-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_385.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-ağa-yı sipâhiyân-ı sâbık",
          "text": "Eğribozlu vezîr İbrâhim Paşa merhûmun ferzend-i ercümendi olup\nDevlet-i aliyye'de baş-bâkī kulu ve sipâhîler ağası olan Bekir Bey-Efendi'nin evzâʿ ve etvârı müsellem-i ebnâ-yi zamân ve rüşd ü dirâyeti reşk-âver-i hûşmendân-ı deverân olduğundan gayri nakd-i ömrü tahsîl-i maʿârife masrûf ve inân-ı himmeti savb-ı tekmîl-i kemâlâta maʿtûf olup veraʿ ve takvâ âdet ve pîşesi ve safvet-i kalb ile Devlet-i aliyye'ye hizmet dâimâ fikr ü endîşesi olduğu vâkıf-ı ahvâl-i enâm olan pâdişâh-ı Dârâ-gulâma maʿlûm olmağla hakkında mehâil-i mekârim-i pâdişâhî nümâyân ve işbu Şabânü'l-muʿazzamın ikinci ahad günü aksâ-yi merâtib-i beşeriyye olan rütbe-i vâlâ-yi vezâretle mahsûdü'l-akrân buyurulduğundan fazla Mora mansıbı gibi kesîrü'l-intifâʿ bir mansıb ile dâire-i maʿîşeti tevsîʿ ve fi'l-asl tersâneli ile imtizâc ve ihtilâtı ve ricâliyle iʿtilâf ve irtibâtı olduğundan gayri pederinin kapudanlığı ve birâderinin Karadeniz başbuğluğu müşârün-ileyhi tezekküre sebeb olmağla binâberîn yevm-i mezkûrda Karadeniz donanması seraskerliğiyle dahi derece-i câhı terfîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françe miʿmârlarından nâm miʿmâr maʿrifetiyle iki-üç seneden berü iʿmâl olunan ellidokuz zirâʿ sefîne itmâm olunduğuna binâen işbu Şabân-ı şerîfin onüçüncü çarşamba günü pâdişâh-ı deryâ-nevâl enâlehû Allah el-zafere ve'l-iclâl hazretleri Tersâne-i âmire'ye şeref-endâz-ı kudûm olup sadrıazam-ı bülend-makām ve şeyhülislâm ve sâir huzûrları muʿtâd olan ricâl-i (307-a) devlet hâzır oldukları hâlde sefîne-i mezkûre alâ-vechi's-suhûlet deryâya nüzûl etdirilüp miʿmâr-ı mesfûr düvel-i uhrâdan olduğu hasebiyle kakum kürk ilbâsiyle mesrûr kılındı. Müceddeden inşâ olunan kalyonlara tefe'ül bi'l-hayr maʿrazında birer isim vazʿı muʿtâd olmağla karîha-i sabîha-i cihândârîden zikr olunan kalyon «Mukaddime-i zafer» ismiyle tesmiye olundu.",
          "caption": "Nüzûl-i kalyon be-deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_386.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i kalyon be-deryâ",
          "text": "Françe miʿmârlarından nâm miʿmâr maʿrifetiyle iki-üç seneden berü iʿmâl olunan ellidokuz zirâʿ sefîne itmâm olunduğuna binâen işbu Şabân-ı şerîfin onüçüncü çarşamba günü pâdişâh-ı deryâ-nevâl enâlehû Allah el-zafere ve'l-iclâl hazretleri Tersâne-i âmire'ye şeref-endâz-ı kudûm olup sadrıazam-ı bülend-makām ve şeyhülislâm ve sâir huzûrları muʿtâd olan ricâl-i (307-a) devlet hâzır oldukları hâlde sefîne-i mezkûre alâ-vechi's-suhûlet deryâya nüzûl etdirilüp miʿmâr-ı mesfûr düvel-i uhrâdan olduğu hasebiyle kakum kürk ilbâsiyle mesrûr kılındı. Müceddeden inşâ olunan kalyonlara tefe'ül bi'l-hayr maʿrazında birer isim vazʿı muʿtâd olmağla karîha-i sabîha-i cihândârîden zikr olunan kalyon «Mukaddime-i zafer» ismiyle tesmiye olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müddet-i yek-sâleden berü sadrıazam kethüdâsı olan Esseyyid Mehmed Hayri Efendi bu defʿa dahi kudreti yetişdiği kadar hizmet-i mezkûrede izhâr-ı lâzıme-i sadâkat edüp bu esnâda muktezâ-yi surûf-i ezmân ile hiz-\nmet-i mûrisü'l-behcet-i âsafîden dûr ve hânesinde ikāmet ile meşgûl-i du'â-yi şehriyâr-ı mekârim-nüşûr oldu. Devlet-i ebed-müddetde üç defʿa defterdâr-ı şıkk-ı evvel ve hâlâ nişancılık mansıb-ı celîli ile mübeccel olan Hasan Efendi öteden berü umûr-ı Devlet-i aliyye'de hâ'iz-i kasabü's-sebk-i mahâret ve yekke-süvâr-ı meydân-ı sadâkat olup husûsât-ı dakîka ve celîle-i devletde ikdâm ve himmeti bâliğ-i nisâb-ı nihâyet ve rü'yet-i masâlih-i ibâdda saʿy ü gayreti tasrîh ve kinâyet olunduğuna binâen mahzâ sevk-i hazret-i sadrü's-sudûr ile şehr-i mezkûrun onaltıncı sebt günü efendi-i mûmâ-ileyh sadrıazam kethüdâsı nasb olunup münhal olan nişancılık mansıbı dahi Lâlelili Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı kethüdâ-yi sadr-ı âlî ve tevcîh-i câh-ı refîʿ-i tevkīʿî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_387.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı kethüdâ-yi sadr-ı âlî ve tevcîh-i câh-ı refîʿ-i tevkīʿî",
          "text": "Müddet-i yek-sâleden berü sadrıazam kethüdâsı olan Esseyyid Mehmed Hayri Efendi bu defʿa dahi kudreti yetişdiği kadar hizmet-i mezkûrede izhâr-ı lâzıme-i sadâkat edüp bu esnâda muktezâ-yi surûf-i ezmân ile hiz-\nmet-i mûrisü'l-behcet-i âsafîden dûr ve hânesinde ikāmet ile meşgûl-i du'â-yi şehriyâr-ı mekârim-nüşûr oldu. Devlet-i ebed-müddetde üç defʿa defterdâr-ı şıkk-ı evvel ve hâlâ nişancılık mansıb-ı celîli ile mübeccel olan Hasan Efendi öteden berü umûr-ı Devlet-i aliyye'de hâ'iz-i kasabü's-sebk-i mahâret ve yekke-süvâr-ı meydân-ı sadâkat olup husûsât-ı dakîka ve celîle-i devletde ikdâm ve himmeti bâliğ-i nisâb-ı nihâyet ve rü'yet-i masâlih-i ibâdda saʿy ü gayreti tasrîh ve kinâyet olunduğuna binâen mahzâ sevk-i hazret-i sadrü's-sudûr ile şehr-i mezkûrun onaltıncı sebt günü efendi-i mûmâ-ileyh sadrıazam kethüdâsı nasb olunup münhal olan nişancılık mansıbı dahi Lâlelili Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârün-ileyhânın altı mâh on üç gün kadar bu dünyâ-yi bî-bekādan temettüʿü ve işbu şehr-i Şaʿbânın on yedinci isneyn gecesi nefs-i mutma'innesi mümtesil-i nidâ-yı irciʿî olup cesed-i şerîfi ahavâtı kurbinde defîn-i hâk-i ıtır-nâk kılındı.",
          "caption": "Fevt-i Sâliha Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_388.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sâliha Sultân",
          "text": "Müşârün-ileyhânın altı mâh on üç gün kadar bu dünyâ-yi bî-bekādan temettüʿü ve işbu şehr-i Şaʿbânın on yedinci isneyn gecesi nefs-i mutma'innesi mümtesil-i nidâ-yı irciʿî olup cesed-i şerîfi ahavâtı kurbinde defîn-i hâk-i ıtır-nâk kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu salı günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân olunup kul tâ'ifesinin iki kıst (307-b) mevâcibleri ihrâc ve teslîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_389.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu salı günü muʿtâd üzere tertîb-i dîvân olunup kul tâ'ifesinin iki kıst (307-b) mevâcibleri ihrâc ve teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu pâyesiyle İstanbul kadısı olan Âşir Mustafa Efendi müddet-i örfiyyesini ahsen-i vech üzere tekmîl eylediğine binâen şehr-i mezkûrun yirminci çarşamba günü maʿzûl ve Mekke-i mükerreme pâyesi olup şeyhülislâm-ı esbak Mehmed Sâlih Efendi merhûmun necl-i emced ve esʿadı Ahmed Esad Efendi müşârün-ileyhin yerine mevsûl olup radde-i mezkûrede takaddüm-i zamânîsi zâhir olan Gümülcineli Esseyyid Mehmed Efendi'ye ve fetvâ emîni İbrâhîm Efendi'ye İstanbul pâyesi ihsân ve mûmâ-ileyhimâ bu vechile mesrûr ve ferhân kılındı.",
          "caption": "Azl ve nasb-ı Kādî-i İstanbul ve ihsân-ı pâyehâ be-mevâlî-i ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_390.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1201"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ve nasb-ı Kādî-i İstanbul ve ihsân-ı pâyehâ be-mevâlî-i ʿizâm",
          "text": "Anadolu pâyesiyle İstanbul kadısı olan Âşir Mustafa Efendi müddet-i örfiyyesini ahsen-i vech üzere tekmîl eylediğine binâen şehr-i mezkûrun yirminci çarşamba günü maʿzûl ve Mekke-i mükerreme pâyesi olup şeyhülislâm-ı esbak Mehmed Sâlih Efendi merhûmun necl-i emced ve esʿadı Ahmed Esad Efendi müşârün-ileyhin yerine mevsûl olup radde-i mezkûrede takaddüm-i zamânîsi zâhir olan Gümülcineli Esseyyid Mehmed Efendi'ye ve fetvâ emîni İbrâhîm Efendi'ye İstanbul pâyesi ihsân ve mûmâ-ileyhimâ bu vechile mesrûr ve ferhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[1b] Zeyl-i Vâsıf li-Vâsıf Târîh-i Mehâsinü'l-Âsâr ve Hakāîkü'l-Ahbâr Bismillâhirrahmânirrahîm [Nazm:] Ey nigârende-i zemîn ü zemân, \nV'ey nesak-sâz-ı ‘âlem-i imkân! \nSafha-zîb-i sutûr olan eserim, \nEyle makbûl, Pâdişâh-ı cihân. \n\nʻAzamet ü kibriyâ, ol Mâlikü'l-mülki leyse lehü fenâ hazretlerine sezâdır ki, mâhiyyât-ı ʻukûl u nüfûsu bî-mâdde vü müddet ihtirâʻ ve ecrâm-ı ʻulviyyât ü süfliyyâtı bî-âlet ü ʻiddet ibdâʻ edüp, tedbîr-i umûr-ı mülk ü melekût ve tertîb-i ʻavâlim-i lâhût u nâsûtda muʻîn u zahîr ve nasîr u müşîre muhtâc olmayup, aʻyân-ı mümkinâtı vücûb-ı vücûduna delîl-i sâtıʻ ve efrâd-ı kâyinâtı imtinâʻ-ı nazîr u şebîhine bürhân-ı kātıʻ edüp, nevʻ-i benî Âdem'i ber-fehvâ-yı \"Ve savveraküm fe-ahsene suvaraküm\" ahsen-i takvîm-i şeref-ʻazîmi ile dest-ârâ-yı iʻzâz vesâyir hayvânâtdan hilʻat-i nutk ve kisvet-i temyîz ile mümtâz eyledi. \n\nNazım:\nTebârekellahu men-lâ ʻakle yüdrikühû, \nVe lâ-tusavviruhu'l-efhâmu ve'l-fikerü. \n\nVe dahi cihet-i intizâm-ı umûr-ı meʻâş u maʻâd ve iltîyâm-ı mehâmm-ı salâh u sedâd ve tevzîh-i vücûh-ı hall ü hürmet ve tetmîm-i revâtib-i fazl u niʻmet içün hüdât-ı sübül ve hülâsa-i cüz’ ü küll [2a] olan zümre-i rusül hazerâtını karnen-baʻde-karnin\nmekmen-i ʻademden sâha-i vücûda îsâl ve her birine birer hâssa-i kudsiyye iʻtâ vü iczâl edüp, serserî-geşt-i vâdî-yi hayret ü dalâleti vesâyit-i hükm-i revâbıt-ı Nebeviyye'leriyle mehaccetü'l-hakk-ı hidâyete daʻvet ve sebk-ı rahmet ü nakmet ile bir fırkayı nâyil-i dest-mâye-i saʻâdet ve fırka-i uhrâyı girîve-gerd-i bâdiye-i şekāvet etmişdir. Li'l-müverrih:\n\nEnbiyâ reh-güzîn insânend,\nHâdiyân-ı tarîk-ı îmânend,\nÂn ki, dâred muhabbet-i îşân,\nTekye-zed ber-kusûr-ı bâğ-ı cinân\n\nve ber-medlûl-i \"Tilke'r-rusülu feddalnâ baʻzahüm ʻalâ baʻzin\" ol Mürettib-i hudûd-ı merâtib-i vâcib ü farz ve ol Bâlâ-nişîn-i erîke-i \"Züviyet liye'l-arz\" yaʻnî haber-i mübtedâ-yı evvel-i \"Evvelü mâ-halakallahü rûhî\", zarf-ı müstekarr-ı ferîde-i \"Ve mâ erselnâ min-kablike illâ ricâlen Nûhî\", şîrîn-beyân-ı \"Kitâb-ı lâ-reyb\", tûtî-zebân-ı\n\"Zalike min enbâ’i'l-ğayb\", hâce-i debistân-ı \"Fa'ksusi'l-kasasa leʻallehüm yetefekkerûn\", râz-dân-ı kitâb-ı \"Ve zikrâ li-kavmin yûkınûn\" olan Peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafâ ʻaleyhi mine't-tahiyyâti evfâhâ hazretlerini ber-magzâ-yı, ber-magzâ-yi:\n\nSebekūke târîhan ve ente sebektehüm\nFazlen fe-ente's-sâbiku'l-mesbûk.\n\nmiyâne-i rusül-i kirâmdan intihâb ü intikā edüp, âyet:\n\n\"Levlâke levlâke le-mâ halaktü'l-eflâke\"\n\nhilʻatıyle kāmet-i risâletini tezyîn ve ümmet-i merhûmesini, âyet:\n\n\"Küntüm hayra ümmetin\"\n\nşerefiyyeti ile beyne'l-verâ tekrîm ü taʻyîn eyledi. ʽAleyhi ve ʻalâ [2b] âlihî ve sahbihi sılâtü salavâti'r-rahmâni, mâ-züyyineti'l-arzu, bi'l-ukhuvâni ve'l-hadîkatü bi-şakāyiki'n-nuʻmâni\"\nAmma baʻdü\n\nmaʻlûm ola ki, nevʻ-i benî Âdem içün intizâm-ı esbâb-ı dîn ü dâd ve iltiyâm-ı mesâlih-i sevâb u sedâd, tegāyür-i hıref ü sanâyiʻ ve tenavvuʻ-i emzice vü tabâyiʻ ile mümkin ve bekā-yı nevʻ ve teradüf-i şahs yek-dîgere lâzım gelan teʻâvün ü tenâsur ile hâsıl olur. Zîra efrâd-ı beşeriyyenin baʻzısı hâmil ü vazî‘ ve ba‘zısı şerîf ü refîʻ olup, vazî‘in refî‘a, hâmilin şerîfe ihtiyâcı olmasa, beyne'n-nâs\ntekâfî vü tesâvî lâzım gelür. Ehvâ[ʼ]-i muhtelif ve devâʻî-yi gayr-i mü’telif olmak hasebiyle bir garazda iki re’y-i mübâyin-ictimâʻ ve bu takrîb taraf taraf zuhûr-ı şûr u şegab-meczûm ve halk birbirini iʻdâm ü ifnâya mütehâlik ü menhûm olup, bi'l-külliyye nizâm-ı ʻâlem muhtell ve şîrâze-i kâyinât münhall olur. ‘Arabî, \"Lev tesâve'n-nâssü le helekû cemîʻan\", pes.\" Lâzım geldi ki muktezâ-yı nizâm-ı vücûd ve bâʻis-i bekā-yı her-mevcûd olan kıstâs-ı müstakīm-i ʻadâlet ile o makûle ve mütehâlifü'l-etvâr olan eşhâsı \"Enzili'n-nâse menâzilehüm\" makāmına tenzîl ve lâyıkı üzere aʻmâl ü eşgāl ile nâmûs-ı siyâseti tekmîl içün her karn ü ʻasrda bir vücûd-ı kâmil mevcûd ola. Hikmet i ʻilmiyyede müberhendir ki, siyâset-i mülkiyye iki nevʻdir: Biri, Siyâset-i Fâzıla'dır. Bundan maksûd ifâzat-ı ʻadl ve işâʻat-ı ihsân ü bezl ve takviyet-i [3a] dîn ve temşiyet i sıdk u yakīn ve zabt-ı memâlik ve emn-i mesâlik ve terfîh-i ʻibâd ve taʻmîr-i bilâddır. Bu siyâset sâhibine İmâmü'l-müslimîn ıtlâk ederler. İkincisi Siyâset-i Nâkısa'dır. Bundan murâd, istîfâ-yı lezzât-ı hissî ve mütâbeʻat-ı şehevât-ı tabîʻî ve istirkāk-ı nâs ve istiʻmâl-i cevr ü be’îs ve gasb-ı emvâl ve hetk-ı astârdır. Bu siyâsete tegallüb derler. Siyâset-i Fâzıla, sâhib-i dîn ü şerîʻat ve ʻilm ü hikmete temessük edüp, zâtını mâlik-i şehvet ve gālib-i tabîʻat eylerek zîr-destân u reʻâyâya rıfkıle muʻâmele ve memleket-i ʻadl ü ʻafâf ve ihsân ü insâfla ârâste ve garaz-ı aslîsi tekmîl-i ahlâk ve hüsn-i seciyyet ve tahsîl-i fevz ü saʻâdet olduğundan zıllullah ve ulü'l-emr ıtlâkına şâyeste olur. Siyâset-i Nâkısa sâhibi sâlik-i cevr ü iʻtisâf ve târik-i semt-i iʻtidâl ü insâf olup, batş ü kahr ve kesr ü kasr şîmeleriyle vedâyîʻ-i Hâliku'l-berâyâ olan sekene-i memâlikini havel ü ʻabîd ve hadem ü memâlîk iʻtibârında tutup, zâtını dahi esîr-i Nefs-i emmâre edüp, memâlikini havf ve ıztırâb, tenâzuʻ ü inkılâb ve ʻunf ü ʻadâvet ve tetâvül ü hasâret ile memlû eder ve hükemâ demişlerdir ki: \"ed-Dînü ve'l-mülkü tev’emâni lâ yetimmü ehadühümâ illâ bi'l-âhari\" bu takdîrde dîn, esâs mesâbesinde ve mülk, erkân\nmakāmında olur. Bî-rükn olan esâs zâyiʻ olduğu gibi, rükn-i bî-esâs dahi harâb olur. Lâ-cerem hikmet-i İlâhiyye [3b] bunu iktizâ eyledi ki, kavâʻid-i dîn-i enbiyâ ile mümehhed ve deʻâyim-i devlet-i mülûk, sütûde-i sülûk-i İslâm'la mü’ekked olup, merâsim-i müzâheret-i devlet ile umûr, dîn-i karîn-i istimrâr ve evzâʻ-ı devlet, meyâmin-i kavânîn-i dîn ile istikrâr bulup, hukūk-ı merkez-i asliyyesinde karâr eyleye ve-li-hâzâ cemmâze-i mahmil-i Saltanat, sevk-i sâr-bân-ı nüdâvilühâ ile gâh-ı dergâh-ı hulefâ vü selâtîn, nasafet-karîn-i şerîfü'l-usûle müsûl ile menâfiʻ-i ʻadl ü dâdı dârü'l-emân-ı mülk-i cihâna celb ü derc ve gâh-ı hayme-gâh-ı havâkīn-i cevr-âyîn-i Etrâk u Moğol'a inâha ile basît-i gabrâ, kesb-i sûret-i herc ü merc etmişidi. Ancak \"Ve emmâ ez-zebedü fe-îdhebü cüfâ’en\" medlûlü üzere müddet-i yesîrede rûznâmçe-i devlet-i sûrîleri \"Ke-tayyi's-sicilli li'l-kütübi\" matvî olup, dîn-i mübînin te’yîdini irâde ile re’s-i mi’e-i sâbiʻada Hallâk-ı ʻale'l-ıtlâk devhatü'l-mecdi'l-ʻOsmânî \"Kāyimen ʻale's-sâk\" zîynet-bahş-ı bostân-serây-ı âfâk edüp, \"Ve emmâ mâ-yenfeuʻ'n-nâse fe-yemküsü fî'l-arz\" nass-ı şerîfi üzere vâhiden-baʻde-vâhidin ol Şehriyârân-ı kesîrü'l-mehâmid erâ’ik-nişîn-i Saltanat-ı ʻuzmâ olup, me’âsir ü mefâhirleri münteşir-i çâr-cihet-i rûzgâr ve vekāyiʻ ü melâhimleri maʻlûm-ı kātınân-ı her-diyâr olduğundan gayri, her biri şümûl-ı ʻinâyeti-i İlâhiyye ile mevsûf ve meziyyet-i ʻakl ü hikmetle maʻrûf olup, Siyâset-i Fâzıla ile memleketleri maʻmûr ve ikāme-i hudûd-ı İlâhiyye ile ʻibâd-ı zaʻîfetü'l-eyâdı bahr-i nevâl vü ʻâtıfete [4a] mağmûr eylediler. \"Ceʻallallâhu aʻmâlehüm mebrûrahû ve mesâʻiyehûm meşkûrahû.\"\nVaktâ ki, nevbet-i Hilâfet-i rûz-efzûn-i ʻOsmânî ve evreng-i gerdûn-rifʻat-ı Süleymânî, Padişâh-ı heft-iklîm ve Şehinşâh-ı Sâhib-dîhîm, Sâhib-kırân-ı kader-tüvân, Mâlik-i rikāb-ı gerden-keşân, li'l-müverrih: \n\n Şâh-ı şâhân-ı kudsiyân-pâye, \n Şems-i tâbân-ı âsumân-sâye. \n\n terkîb-i bend-i eczâ-yı kānûn-ı maʻdelet, muslih-mizâc-ı mülk ü millet, el-Gavsü'n-nâsırı li-ʻibâdillahi tahte kıbâbihî, el-Müteferridü bi-kemâli'ş-şeyhûheti fî-şebâbihî, Sultanü'l-maşrıkayn ve Hâkānü'l-hâfıkayn, es-Sultân Selîm Hân ibnü's-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân meddallahü tınâbe sürâdikāti iclâlihî şarkan ve garban me'ʼtelefe'l-ferkadân ve'htelefe'l-mülevvân ve ceʻale ʻömrahü'ş-şerîfe etûle min-atveli silsileti'l-bürhân hazretlerine bi'l-irsi ve'l-istihkāk resîde ve menşûr-ı zafer-mevfûr-ı müstemirrü'z-zuhûrlarına tevkīʻ-i refîʻ-i âyet, \"İnnâ ceʻalnâke halîfeten fi'l-arz\" keşîde kılındı. Tebâşîr-i sabâhü'l-ʻîd-i saltanatları rûz-i fîrûzundan ilâ-hâzâ'l-ân şerâyit-i Siyâset-i Fâzıla'yı min-cemîʻi'l-ebvâb hâvî olup, sarâmet-i kalemi şehâmet-i tîğ ile mecmûʻ ve şükûh-ı devleti şeref-i dîn ü şerîʻat ile meşfûʻ edüp, fezâyîl-i nefsâni ve kemâlât-ı insânî ve cevdet-i karîha ve fikret-i sahîha zât-ı hümâyûnlarında emr-i tabîʻî olduğundan fazla, refʻ-i mezâlim ve neşr-i merâhim ve sedd-i sügūr ve defʻ-i şürûr ve terfîh-i ʻibâd ve taʻmîr-i bilâd, semîr-i zamîr-i ilhâm [4b] -tahmîrleri olup, sıdk-ı niyyet ve safvet-i ʻakīdet ve hulûs-ı ʻazîmetleri bereketiyle yevmen-fe-yevmen devlet-i rûz-efsûnları kuvvet ü miknet peydâ ve eʻâdî-yi dîn ü devletden ahz-ı sâra dâyir olan esbâbı dahi saʻy ü himmet-i Mülûkâneleri'yle karîben sûret-nümâ olup, vakt ü zemân-ı saʻd-ı iktirânlarında inşâ’allâhü Teʻâlâ aʻdâ, makhûr ve memâlik, maʻmûr\nve kâffe-i nâs, husûl-i mekāsıdlarıyla mesrûr olacağları eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʻid ü dûr değildir. \n\n Çünki, Mülûk-i sütûde-sülûk enârallâhü berâhînehüm hazerâtından cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olan âsâr u siyer ve ahbâr u ʻiber ahlâfa mûcib-i nasîhat ve ʻumûm nâsa vesîle-i tehzîb-i hulk u seciyyet olduğu zâhirdir. Li-ecli-zâ her devlet ü saltanatda çâr-bâliş-nişîn-i eyvân-ı maʻdelet olan pâdişâhlar vakt ü zemânlarında vâkiʻ olan havâdisât-ı yevmiyye ve vukūʻât-ı dîvâniyyelerin muʻâsırlarından birer ehl-i hünere zabt u tedvîn etdirmekle, ibkā-yı şân u nâm ve ihyâ-yı sünen-i eslâf-ı kirâm ederler idi. Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-istimrârda dahi bu kāʻide-i marzıyye merʻiyye olup, her ʻasırda bir münşî-yi yegâne zabt-ı vekāyiʻ-i zemâne edüp, bin tarihinden sonraya dek Şehnâmeci ʻunvânıyla ihtisâs ve ʻadem-i râbıta-i hâlden nâşî, tevellüd eden ʻârıza-i cümûd-ı tabîʻatlerin defʻ içün taʻyîn-i hâss eyledikleri dahi baʻzı tarîhlerde musarrahdır. Tedkīk ü tahkīk ile cemʻ ü telfîk eyledikleri tevârîh-i ʻibret-mezâhir el-hâletü hâzihî mütenâvil-i eyâdî-yi bâdî vü hâzır ve belki [5a] mâ-yuʻavvilü ʻaleyh ekâbir ü esâgırdır. \n\n Bu bende-i mültâʻ-ı kasîru'l-bâʻ yanî Ahmed Vâsıf ki, Mektûbî ve Âmedî hulefâlığından neş’et ve silsiletü'z-zeheb-i hâcegâna iltihâk ile yigirmi beş seneye karîb zemândan berü devr-i menâsıb ve katʻ-ı merâtib eyleyerek, nâyil-i niʻam-i Devlet-i ebed-müddet olmuşidim. Hüdâvendigâr-ı mebrûr ʻaleyhi rahmetü Rabbi'l-gafûr zemânında beş sene mikdârı tahrîr-i vekāyiʻa me’mûr olup, şîrâze-bend-i vücûd olan Târîh'imiz bi'n-nisbeti il-gayrihî makrûn-ı sıhhat ü selâmet ve vecâzet-i elfâz ü işâret ve esbâb-ı mûcibü'l-ittiʻâz ile makbûl-i tıbâʻ-ı erbâb-ı kemâl ü fazîlet olduğundan gayri ne ki, endâz-ı mütâlaʻa olan ashâb-ı dirâyet ü insâf, münâsebet-i lafziyye vü maʻneviyye iltizâmıyla târîhime Târih-i Vâsıf demeyüp, Târîh-i Vassâf derler idi. Bu hâl ile imrâr-ı evkât ve zabt-ı havâdis-i kâyinât eyler iken, bi't-tab‘ menfûrum olan Sefâret gāyilesine mübtelâ ve ʻavdet vukūʻuna dek hıdmet-i mezkûre niyâbeten birine\nihâle olunmak irâde-i katʻiyyesi rû-nümâ olmuşidi. İtmâm-ı emr-i Sefâret'le Âsitâne-i saʻâdet'e ʻavdet olundukda, Ordu-yi hümâyûn hareket etmiş bulunup, vakâʻnüvîslerin dahi seferde vücûdları de’b-i dîrîn olduğundan, bi'l-asâle Enverî Efendi'ye tekrâr ihâle olunup, çok geçmeden cülûs-i hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʻ bulup, o hılâlde levha-tırâz-ı sünûh olan vekāyiʻ kalem-i ʻÂcizâne'm ile zabt olunur iken, [mısra]‘: Ahmed pârîne-râ bâz-ı hemân hâl şod. meseli üzere tekrâr hıdmet-i [5b] mezkûre ʻuhde-i liyâkatime tefvîz olunup, sefere me’mûr olmuşidim. Ordu-yi hümâyûn'da vukūʻ bulan havâdis bî-kem ü kâst, sahîh ü râst kaleme alınup, tebyîza zemân müsâʻid olmazdan mukaddem, nazm: Fülk-i dil çıkmadan kenara dahi, Rûzgâr atdı bir diyâra dahi. mefhûmu üzere sefer-ender-sefer zuhûruyla hıdmet-i mezkûreden mehcûr ve ıztırâb-ı hâl ile bî-şuʻûr olmuşidim. Ordu'da kaleme aldığım havâdis-i kevniyye ve cülûs-ı hümâyûn vukūʻunda Âsitâne'de zabt eylediğim vekāyiʻ-i yemiyye âharlara sermâye ve belki dest-mâye olup, harf-i vâhidini ʻadem-i tagyîr ile mahalleri geldikçe mücelledlerine idrâc ve huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye takdîm ile nâyîl-i kerem ü ibtihâc oldular. Li'l-Müverrih: Rûz u şeb çekdiğim meşakkatler, Gayra oldu netîce-bahş-ı merâm, Nahl-ı ʻirfânı gars eden ben idim, Safha-i dehre bir nice eyyâm, Vakti geldikde bâr verdikde, Etdi âgyârı hayf-ı şîrîn-kâm.\nterâneleriyle dem-sâz-ı elem ve böyle bir Şehriyâr-ı mekādir-şinâs ve dâver-i maʻârif istînâs dâme fî-ʻavni Hâlıku'n-nâs zemânında nakd-ı nâ-sere-i hüner ü maʻrifetim karîn-i revâc olmak temenniyâtıyla dest-i ber-dâşte-i dergâh-ı Vâhibü'n-niʻam iken \"el-Mülûkü mülhemûn\" fehvâsı üzere bu esnâda çâker-i Kemter'leri hakkında bahr-i zehhâr-ı merhamet-i Mülûkâne'leri mevc-engîz-i zuhûr ve Enverî Efendi'yle Edîb Efendi'nin zabt eyledikleri vekāyiʻ müceddeden kaleme alınmak ve fî-mâ-baʻd nev-be-nev ser-zede-i bürûz olan havâdisâtı [6a] nakş-pezîr-i harîr tahrîr etmek bâbında hatt-ı hümâyûn-ı mevhebet-makrûnları şeref-rîz-i sudûr ve huzûr-ı Sadrü's-südûr'da telebbüs-i hilʻat ile nâyil-i etemm-i sürûr olduğumdan gayri, hakk-ı ʻUbeydânem'de âsâr-ı merhamet ü şefkat-i Tâcdârî mahsûs olduğundan, ʻîd ber-bâlâ-yı ʻîd eyleyerek îfâ-yı me’mûriyyete şedd-i hırâm-ı ihtimâm ve cülûs-ı hümâyûna gelince mukaddemâ Enverî Efendi'nin zabt eylediği bir senelik vekāyiʻ baʻde't-tashîh mücelled-i evvele ilhâk olunmak iltizâm olunup, cülûs-ı hümâyûn ibtidâsından bu âna gelince zabt olunan vekāyiʻ-i müteferrika dahi ilâ-mâşâ’allahü Teʻâlâ \"el-Belâğatü mâ-raziyethü'l-ʻâmme ve kabilethü'l-hâssa\" taʻrîfi üzere tenâfür ü garâbetden âzâde olarak tedvîn ve tuhfe-i meclis-i hâssü'l-hâss-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn kılınur. \"Ve le-ʻamrî hakīkun bi-en yüsemmâ hâze't-târîh bi-Mehâsinü'l-Âsâr ve Hakāyiku'l-Âhbâr ve eselüllâhe en yeşraha sadrî fî-telfîkı'l- kelâmi ve hüsnî beyânihî ve eʻûzü bi-hî min-zeyğîl kalemi ve tuğyânih\"î",
          "caption": "[introduction to metin]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_001.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to metin]",
          "text": "[1b] Zeyl-i Vâsıf li-Vâsıf Târîh-i Mehâsinü'l-Âsâr ve Hakāîkü'l-Ahbâr Bismillâhirrahmânirrahîm [Nazm:] Ey nigârende-i zemîn ü zemân, \nV'ey nesak-sâz-ı ‘âlem-i imkân! \nSafha-zîb-i sutûr olan eserim, \nEyle makbûl, Pâdişâh-ı cihân. \n\nʻAzamet ü kibriyâ, ol Mâlikü'l-mülki leyse lehü fenâ hazretlerine sezâdır ki, mâhiyyât-ı ʻukûl u nüfûsu bî-mâdde vü müddet ihtirâʻ ve ecrâm-ı ʻulviyyât ü süfliyyâtı bî-âlet ü ʻiddet ibdâʻ edüp, tedbîr-i umûr-ı mülk ü melekût ve tertîb-i ʻavâlim-i lâhût u nâsûtda muʻîn u zahîr ve nasîr u müşîre muhtâc olmayup, aʻyân-ı mümkinâtı vücûb-ı vücûduna delîl-i sâtıʻ ve efrâd-ı kâyinâtı imtinâʻ-ı nazîr u şebîhine bürhân-ı kātıʻ edüp, nevʻ-i benî Âdem'i ber-fehvâ-yı \"Ve savveraküm fe-ahsene suvaraküm\" ahsen-i takvîm-i şeref-ʻazîmi ile dest-ârâ-yı iʻzâz vesâyir hayvânâtdan hilʻat-i nutk ve kisvet-i temyîz ile mümtâz eyledi. \n\nNazım:\nTebârekellahu men-lâ ʻakle yüdrikühû, \nVe lâ-tusavviruhu'l-efhâmu ve'l-fikerü. \n\nVe dahi cihet-i intizâm-ı umûr-ı meʻâş u maʻâd ve iltîyâm-ı mehâmm-ı salâh u sedâd ve tevzîh-i vücûh-ı hall ü hürmet ve tetmîm-i revâtib-i fazl u niʻmet içün hüdât-ı sübül ve hülâsa-i cüz’ ü küll [2a] olan zümre-i rusül hazerâtını karnen-baʻde-karnin\nmekmen-i ʻademden sâha-i vücûda îsâl ve her birine birer hâssa-i kudsiyye iʻtâ vü iczâl edüp, serserî-geşt-i vâdî-yi hayret ü dalâleti vesâyit-i hükm-i revâbıt-ı Nebeviyye'leriyle mehaccetü'l-hakk-ı hidâyete daʻvet ve sebk-ı rahmet ü nakmet ile bir fırkayı nâyil-i dest-mâye-i saʻâdet ve fırka-i uhrâyı girîve-gerd-i bâdiye-i şekāvet etmişdir. Li'l-müverrih:\n\nEnbiyâ reh-güzîn insânend,\nHâdiyân-ı tarîk-ı îmânend,\nÂn ki, dâred muhabbet-i îşân,\nTekye-zed ber-kusûr-ı bâğ-ı cinân\n\nve ber-medlûl-i \"Tilke'r-rusülu feddalnâ baʻzahüm ʻalâ baʻzin\" ol Mürettib-i hudûd-ı merâtib-i vâcib ü farz ve ol Bâlâ-nişîn-i erîke-i \"Züviyet liye'l-arz\" yaʻnî haber-i mübtedâ-yı evvel-i \"Evvelü mâ-halakallahü rûhî\", zarf-ı müstekarr-ı ferîde-i \"Ve mâ erselnâ min-kablike illâ ricâlen Nûhî\", şîrîn-beyân-ı \"Kitâb-ı lâ-reyb\", tûtî-zebân-ı\n\"Zalike min enbâ’i'l-ğayb\", hâce-i debistân-ı \"Fa'ksusi'l-kasasa leʻallehüm yetefekkerûn\", râz-dân-ı kitâb-ı \"Ve zikrâ li-kavmin yûkınûn\" olan Peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafâ ʻaleyhi mine't-tahiyyâti evfâhâ hazretlerini ber-magzâ-yı, ber-magzâ-yi:\n\nSebekūke târîhan ve ente sebektehüm\nFazlen fe-ente's-sâbiku'l-mesbûk.\n\nmiyâne-i rusül-i kirâmdan intihâb ü intikā edüp, âyet:\n\n\"Levlâke levlâke le-mâ halaktü'l-eflâke\"\n\nhilʻatıyle kāmet-i risâletini tezyîn ve ümmet-i merhûmesini, âyet:\n\n\"Küntüm hayra ümmetin\"\n\nşerefiyyeti ile beyne'l-verâ tekrîm ü taʻyîn eyledi. ʽAleyhi ve ʻalâ [2b] âlihî ve sahbihi sılâtü salavâti'r-rahmâni, mâ-züyyineti'l-arzu, bi'l-ukhuvâni ve'l-hadîkatü bi-şakāyiki'n-nuʻmâni\"\nAmma baʻdü\n\nmaʻlûm ola ki, nevʻ-i benî Âdem içün intizâm-ı esbâb-ı dîn ü dâd ve iltiyâm-ı mesâlih-i sevâb u sedâd, tegāyür-i hıref ü sanâyiʻ ve tenavvuʻ-i emzice vü tabâyiʻ ile mümkin ve bekā-yı nevʻ ve teradüf-i şahs yek-dîgere lâzım gelan teʻâvün ü tenâsur ile hâsıl olur. Zîra efrâd-ı beşeriyyenin baʻzısı hâmil ü vazî‘ ve ba‘zısı şerîf ü refîʻ olup, vazî‘in refî‘a, hâmilin şerîfe ihtiyâcı olmasa, beyne'n-nâs\ntekâfî vü tesâvî lâzım gelür. Ehvâ[ʼ]-i muhtelif ve devâʻî-yi gayr-i mü’telif olmak hasebiyle bir garazda iki re’y-i mübâyin-ictimâʻ ve bu takrîb taraf taraf zuhûr-ı şûr u şegab-meczûm ve halk birbirini iʻdâm ü ifnâya mütehâlik ü menhûm olup, bi'l-külliyye nizâm-ı ʻâlem muhtell ve şîrâze-i kâyinât münhall olur. ‘Arabî, \"Lev tesâve'n-nâssü le helekû cemîʻan\", pes.\" Lâzım geldi ki muktezâ-yı nizâm-ı vücûd ve bâʻis-i bekā-yı her-mevcûd olan kıstâs-ı müstakīm-i ʻadâlet ile o makûle ve mütehâlifü'l-etvâr olan eşhâsı \"Enzili'n-nâse menâzilehüm\" makāmına tenzîl ve lâyıkı üzere aʻmâl ü eşgāl ile nâmûs-ı siyâseti tekmîl içün her karn ü ʻasrda bir vücûd-ı kâmil mevcûd ola. Hikmet i ʻilmiyyede müberhendir ki, siyâset-i mülkiyye iki nevʻdir: Biri, Siyâset-i Fâzıla'dır. Bundan maksûd ifâzat-ı ʻadl ve işâʻat-ı ihsân ü bezl ve takviyet-i [3a] dîn ve temşiyet i sıdk u yakīn ve zabt-ı memâlik ve emn-i mesâlik ve terfîh-i ʻibâd ve taʻmîr-i bilâddır. Bu siyâset sâhibine İmâmü'l-müslimîn ıtlâk ederler. İkincisi Siyâset-i Nâkısa'dır. Bundan murâd, istîfâ-yı lezzât-ı hissî ve mütâbeʻat-ı şehevât-ı tabîʻî ve istirkāk-ı nâs ve istiʻmâl-i cevr ü be’îs ve gasb-ı emvâl ve hetk-ı astârdır. Bu siyâsete tegallüb derler. Siyâset-i Fâzıla, sâhib-i dîn ü şerîʻat ve ʻilm ü hikmete temessük edüp, zâtını mâlik-i şehvet ve gālib-i tabîʻat eylerek zîr-destân u reʻâyâya rıfkıle muʻâmele ve memleket-i ʻadl ü ʻafâf ve ihsân ü insâfla ârâste ve garaz-ı aslîsi tekmîl-i ahlâk ve hüsn-i seciyyet ve tahsîl-i fevz ü saʻâdet olduğundan zıllullah ve ulü'l-emr ıtlâkına şâyeste olur. Siyâset-i Nâkısa sâhibi sâlik-i cevr ü iʻtisâf ve târik-i semt-i iʻtidâl ü insâf olup, batş ü kahr ve kesr ü kasr şîmeleriyle vedâyîʻ-i Hâliku'l-berâyâ olan sekene-i memâlikini havel ü ʻabîd ve hadem ü memâlîk iʻtibârında tutup, zâtını dahi esîr-i Nefs-i emmâre edüp, memâlikini havf ve ıztırâb, tenâzuʻ ü inkılâb ve ʻunf ü ʻadâvet ve tetâvül ü hasâret ile memlû eder ve hükemâ demişlerdir ki: \"ed-Dînü ve'l-mülkü tev’emâni lâ yetimmü ehadühümâ illâ bi'l-âhari\" bu takdîrde dîn, esâs mesâbesinde ve mülk, erkân\nmakāmında olur. Bî-rükn olan esâs zâyiʻ olduğu gibi, rükn-i bî-esâs dahi harâb olur. Lâ-cerem hikmet-i İlâhiyye [3b] bunu iktizâ eyledi ki, kavâʻid-i dîn-i enbiyâ ile mümehhed ve deʻâyim-i devlet-i mülûk, sütûde-i sülûk-i İslâm'la mü’ekked olup, merâsim-i müzâheret-i devlet ile umûr, dîn-i karîn-i istimrâr ve evzâʻ-ı devlet, meyâmin-i kavânîn-i dîn ile istikrâr bulup, hukūk-ı merkez-i asliyyesinde karâr eyleye ve-li-hâzâ cemmâze-i mahmil-i Saltanat, sevk-i sâr-bân-ı nüdâvilühâ ile gâh-ı dergâh-ı hulefâ vü selâtîn, nasafet-karîn-i şerîfü'l-usûle müsûl ile menâfiʻ-i ʻadl ü dâdı dârü'l-emân-ı mülk-i cihâna celb ü derc ve gâh-ı hayme-gâh-ı havâkīn-i cevr-âyîn-i Etrâk u Moğol'a inâha ile basît-i gabrâ, kesb-i sûret-i herc ü merc etmişidi. Ancak \"Ve emmâ ez-zebedü fe-îdhebü cüfâ’en\" medlûlü üzere müddet-i yesîrede rûznâmçe-i devlet-i sûrîleri \"Ke-tayyi's-sicilli li'l-kütübi\" matvî olup, dîn-i mübînin te’yîdini irâde ile re’s-i mi’e-i sâbiʻada Hallâk-ı ʻale'l-ıtlâk devhatü'l-mecdi'l-ʻOsmânî \"Kāyimen ʻale's-sâk\" zîynet-bahş-ı bostân-serây-ı âfâk edüp, \"Ve emmâ mâ-yenfeuʻ'n-nâse fe-yemküsü fî'l-arz\" nass-ı şerîfi üzere vâhiden-baʻde-vâhidin ol Şehriyârân-ı kesîrü'l-mehâmid erâ’ik-nişîn-i Saltanat-ı ʻuzmâ olup, me’âsir ü mefâhirleri münteşir-i çâr-cihet-i rûzgâr ve vekāyiʻ ü melâhimleri maʻlûm-ı kātınân-ı her-diyâr olduğundan gayri, her biri şümûl-ı ʻinâyeti-i İlâhiyye ile mevsûf ve meziyyet-i ʻakl ü hikmetle maʻrûf olup, Siyâset-i Fâzıla ile memleketleri maʻmûr ve ikāme-i hudûd-ı İlâhiyye ile ʻibâd-ı zaʻîfetü'l-eyâdı bahr-i nevâl vü ʻâtıfete [4a] mağmûr eylediler. \"Ceʻallallâhu aʻmâlehüm mebrûrahû ve mesâʻiyehûm meşkûrahû.\"\nVaktâ ki, nevbet-i Hilâfet-i rûz-efzûn-i ʻOsmânî ve evreng-i gerdûn-rifʻat-ı Süleymânî, Padişâh-ı heft-iklîm ve Şehinşâh-ı Sâhib-dîhîm, Sâhib-kırân-ı kader-tüvân, Mâlik-i rikāb-ı gerden-keşân, li'l-müverrih: \n\n Şâh-ı şâhân-ı kudsiyân-pâye, \n Şems-i tâbân-ı âsumân-sâye. \n\n terkîb-i bend-i eczâ-yı kānûn-ı maʻdelet, muslih-mizâc-ı mülk ü millet, el-Gavsü'n-nâsırı li-ʻibâdillahi tahte kıbâbihî, el-Müteferridü bi-kemâli'ş-şeyhûheti fî-şebâbihî, Sultanü'l-maşrıkayn ve Hâkānü'l-hâfıkayn, es-Sultân Selîm Hân ibnü's-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân meddallahü tınâbe sürâdikāti iclâlihî şarkan ve garban me'ʼtelefe'l-ferkadân ve'htelefe'l-mülevvân ve ceʻale ʻömrahü'ş-şerîfe etûle min-atveli silsileti'l-bürhân hazretlerine bi'l-irsi ve'l-istihkāk resîde ve menşûr-ı zafer-mevfûr-ı müstemirrü'z-zuhûrlarına tevkīʻ-i refîʻ-i âyet, \"İnnâ ceʻalnâke halîfeten fi'l-arz\" keşîde kılındı. Tebâşîr-i sabâhü'l-ʻîd-i saltanatları rûz-i fîrûzundan ilâ-hâzâ'l-ân şerâyit-i Siyâset-i Fâzıla'yı min-cemîʻi'l-ebvâb hâvî olup, sarâmet-i kalemi şehâmet-i tîğ ile mecmûʻ ve şükûh-ı devleti şeref-i dîn ü şerîʻat ile meşfûʻ edüp, fezâyîl-i nefsâni ve kemâlât-ı insânî ve cevdet-i karîha ve fikret-i sahîha zât-ı hümâyûnlarında emr-i tabîʻî olduğundan fazla, refʻ-i mezâlim ve neşr-i merâhim ve sedd-i sügūr ve defʻ-i şürûr ve terfîh-i ʻibâd ve taʻmîr-i bilâd, semîr-i zamîr-i ilhâm [4b] -tahmîrleri olup, sıdk-ı niyyet ve safvet-i ʻakīdet ve hulûs-ı ʻazîmetleri bereketiyle yevmen-fe-yevmen devlet-i rûz-efsûnları kuvvet ü miknet peydâ ve eʻâdî-yi dîn ü devletden ahz-ı sâra dâyir olan esbâbı dahi saʻy ü himmet-i Mülûkâneleri'yle karîben sûret-nümâ olup, vakt ü zemân-ı saʻd-ı iktirânlarında inşâ’allâhü Teʻâlâ aʻdâ, makhûr ve memâlik, maʻmûr\nve kâffe-i nâs, husûl-i mekāsıdlarıyla mesrûr olacağları eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʻid ü dûr değildir. \n\n Çünki, Mülûk-i sütûde-sülûk enârallâhü berâhînehüm hazerâtından cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olan âsâr u siyer ve ahbâr u ʻiber ahlâfa mûcib-i nasîhat ve ʻumûm nâsa vesîle-i tehzîb-i hulk u seciyyet olduğu zâhirdir. Li-ecli-zâ her devlet ü saltanatda çâr-bâliş-nişîn-i eyvân-ı maʻdelet olan pâdişâhlar vakt ü zemânlarında vâkiʻ olan havâdisât-ı yevmiyye ve vukūʻât-ı dîvâniyyelerin muʻâsırlarından birer ehl-i hünere zabt u tedvîn etdirmekle, ibkā-yı şân u nâm ve ihyâ-yı sünen-i eslâf-ı kirâm ederler idi. Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-istimrârda dahi bu kāʻide-i marzıyye merʻiyye olup, her ʻasırda bir münşî-yi yegâne zabt-ı vekāyiʻ-i zemâne edüp, bin tarihinden sonraya dek Şehnâmeci ʻunvânıyla ihtisâs ve ʻadem-i râbıta-i hâlden nâşî, tevellüd eden ʻârıza-i cümûd-ı tabîʻatlerin defʻ içün taʻyîn-i hâss eyledikleri dahi baʻzı tarîhlerde musarrahdır. Tedkīk ü tahkīk ile cemʻ ü telfîk eyledikleri tevârîh-i ʻibret-mezâhir el-hâletü hâzihî mütenâvil-i eyâdî-yi bâdî vü hâzır ve belki [5a] mâ-yuʻavvilü ʻaleyh ekâbir ü esâgırdır. \n\n Bu bende-i mültâʻ-ı kasîru'l-bâʻ yanî Ahmed Vâsıf ki, Mektûbî ve Âmedî hulefâlığından neş’et ve silsiletü'z-zeheb-i hâcegâna iltihâk ile yigirmi beş seneye karîb zemândan berü devr-i menâsıb ve katʻ-ı merâtib eyleyerek, nâyil-i niʻam-i Devlet-i ebed-müddet olmuşidim. Hüdâvendigâr-ı mebrûr ʻaleyhi rahmetü Rabbi'l-gafûr zemânında beş sene mikdârı tahrîr-i vekāyiʻa me’mûr olup, şîrâze-bend-i vücûd olan Târîh'imiz bi'n-nisbeti il-gayrihî makrûn-ı sıhhat ü selâmet ve vecâzet-i elfâz ü işâret ve esbâb-ı mûcibü'l-ittiʻâz ile makbûl-i tıbâʻ-ı erbâb-ı kemâl ü fazîlet olduğundan gayri ne ki, endâz-ı mütâlaʻa olan ashâb-ı dirâyet ü insâf, münâsebet-i lafziyye vü maʻneviyye iltizâmıyla târîhime Târih-i Vâsıf demeyüp, Târîh-i Vassâf derler idi. Bu hâl ile imrâr-ı evkât ve zabt-ı havâdis-i kâyinât eyler iken, bi't-tab‘ menfûrum olan Sefâret gāyilesine mübtelâ ve ʻavdet vukūʻuna dek hıdmet-i mezkûre niyâbeten birine\nihâle olunmak irâde-i katʻiyyesi rû-nümâ olmuşidi. İtmâm-ı emr-i Sefâret'le Âsitâne-i saʻâdet'e ʻavdet olundukda, Ordu-yi hümâyûn hareket etmiş bulunup, vakâʻnüvîslerin dahi seferde vücûdları de’b-i dîrîn olduğundan, bi'l-asâle Enverî Efendi'ye tekrâr ihâle olunup, çok geçmeden cülûs-i hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʻ bulup, o hılâlde levha-tırâz-ı sünûh olan vekāyiʻ kalem-i ʻÂcizâne'm ile zabt olunur iken, [mısra]‘: Ahmed pârîne-râ bâz-ı hemân hâl şod. meseli üzere tekrâr hıdmet-i [5b] mezkûre ʻuhde-i liyâkatime tefvîz olunup, sefere me’mûr olmuşidim. Ordu-yi hümâyûn'da vukūʻ bulan havâdis bî-kem ü kâst, sahîh ü râst kaleme alınup, tebyîza zemân müsâʻid olmazdan mukaddem, nazm: Fülk-i dil çıkmadan kenara dahi, Rûzgâr atdı bir diyâra dahi. mefhûmu üzere sefer-ender-sefer zuhûruyla hıdmet-i mezkûreden mehcûr ve ıztırâb-ı hâl ile bî-şuʻûr olmuşidim. Ordu'da kaleme aldığım havâdis-i kevniyye ve cülûs-ı hümâyûn vukūʻunda Âsitâne'de zabt eylediğim vekāyiʻ-i yemiyye âharlara sermâye ve belki dest-mâye olup, harf-i vâhidini ʻadem-i tagyîr ile mahalleri geldikçe mücelledlerine idrâc ve huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye takdîm ile nâyîl-i kerem ü ibtihâc oldular. Li'l-Müverrih: Rûz u şeb çekdiğim meşakkatler, Gayra oldu netîce-bahş-ı merâm, Nahl-ı ʻirfânı gars eden ben idim, Safha-i dehre bir nice eyyâm, Vakti geldikde bâr verdikde, Etdi âgyârı hayf-ı şîrîn-kâm.\nterâneleriyle dem-sâz-ı elem ve böyle bir Şehriyâr-ı mekādir-şinâs ve dâver-i maʻârif istînâs dâme fî-ʻavni Hâlıku'n-nâs zemânında nakd-ı nâ-sere-i hüner ü maʻrifetim karîn-i revâc olmak temenniyâtıyla dest-i ber-dâşte-i dergâh-ı Vâhibü'n-niʻam iken \"el-Mülûkü mülhemûn\" fehvâsı üzere bu esnâda çâker-i Kemter'leri hakkında bahr-i zehhâr-ı merhamet-i Mülûkâne'leri mevc-engîz-i zuhûr ve Enverî Efendi'yle Edîb Efendi'nin zabt eyledikleri vekāyiʻ müceddeden kaleme alınmak ve fî-mâ-baʻd nev-be-nev ser-zede-i bürûz olan havâdisâtı [6a] nakş-pezîr-i harîr tahrîr etmek bâbında hatt-ı hümâyûn-ı mevhebet-makrûnları şeref-rîz-i sudûr ve huzûr-ı Sadrü's-südûr'da telebbüs-i hilʻat ile nâyil-i etemm-i sürûr olduğumdan gayri, hakk-ı ʻUbeydânem'de âsâr-ı merhamet ü şefkat-i Tâcdârî mahsûs olduğundan, ʻîd ber-bâlâ-yı ʻîd eyleyerek îfâ-yı me’mûriyyete şedd-i hırâm-ı ihtimâm ve cülûs-ı hümâyûna gelince mukaddemâ Enverî Efendi'nin zabt eylediği bir senelik vekāyiʻ baʻde't-tashîh mücelled-i evvele ilhâk olunmak iltizâm olunup, cülûs-ı hümâyûn ibtidâsından bu âna gelince zabt olunan vekāyiʻ-i müteferrika dahi ilâ-mâşâ’allahü Teʻâlâ \"el-Belâğatü mâ-raziyethü'l-ʻâmme ve kabilethü'l-hâssa\" taʻrîfi üzere tenâfür ü garâbetden âzâde olarak tedvîn ve tuhfe-i meclis-i hâssü'l-hâss-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn kılınur. \"Ve le-ʻamrî hakīkun bi-en yüsemmâ hâze't-târîh bi-Mehâsinü'l-Âsâr ve Hakāyiku'l-Âhbâr ve eselüllâhe en yeşraha sadrî fî-telfîkı'l- kelâmi ve hüsnî beyânihî ve eʻûzü bi-hî min-zeyğîl kalemi ve tuğyânih\"î"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki nevbet-i Hilâfet-i ʻuzmâ ve ʻatıyye-i Saltanat-ı ʻulyâ bi'l-irsi ve'l istihkāk zübde-i Şehriyârân-ı âfâk ve güzîde-i Tâcdârân-ı ʻale'l-ıtlâk olan es-Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân hazretlerine teveccüh ü ikbâl ve ber-fehvâ-yı: İnne'l-arza lillahi yûrisühâ men yeşâ’ü bi'l-cümle mekālîd-i memalik-i ʻOsmânî ve zimâm-ı zimâm-ı kāsî vü dânî dest-i te’yîpeyvest-i Şâhâneleri'ne intikāl eyledi. İşbu bin iki yüz [6b] üç senesi şehr i Receb'in on birinci Salı günü, Nazm: Be-sâʻatî ki tevellâ koned bed ü takvîm, Be-hâletî ki tarâvet dehed be-tabʻ-ı Selîm. Evreng-i meymenet-âheng-i Şâhî, Ve taht-ı ʻâlî-baht-ı Pâdişâhî. nasb ü tezyîn olunup, kutb-ı vakt, yaʻnî Şehriyâr-ı pîr-i ʻakl ü civân-baht, dürr-i girân mâye-i vücûd-ıʻâlem-sûdlarına sedef ü neyyir, hayyir-zât-ı şevket-simâtlarına beytü'ş şeref olan mahall-i menîʻden, \"Kulillehümme mâlikü'l-mülki tü’ti'l-mülke men-teşâi\" âyet-i şerîfesin tilâvet eylereyerek şaʻşaʻa-perdâz-ı zuhûr ve şeş cihete bahşende-i envâr-ı sürûr olup, câlis-i serîr-i Saltanat ve lâbis-i ridâ’-i Hilâfet oldukda mukaddemâ ihzârları lâzım olan Şeyhülislâm Mehmed Kâmil Efendi ve Kāyimmakām Sâlih Paşa\nve Kapudân-ı deryâ Cezâyirli Hasan Paşa ve Nakībüleşrâf ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʻulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i Devlet ve Ocağlu \"ʻAleyke ʻavnillah\" sedâlarını îsâl-i mele i aʻlâ ve ʻalâ-merâtibihim merâsim-i beyʻat u tehniyeyi icrâ eyledikleri hâlde mahall be-mahall top şenlikleriyle cülûs-ı meymenet-me’nûs iʻlân ü tebşîr ve emâkin-i baʻîdede bulunanların dahi bu haber-i hayr-ı dâfiʻü'z-zayr ile aʻyen-i ibtihâc ü inbisâtları takrîr olunup, vücûh-ı derâhim ü denânîr-i ism-i sâmî-yi Mülûkâne ile nakş pezîr-i hüsn-i zîynet ve ʻunvân-ı evâmir ve menâşîr-i tuğrâ-i bi-himmetâ-yı Şâhâneleri'yle sûret-yâb-ı şeref ü behcet oldu. \"Ceʻalallahü esâse saltanatihî müşeyyedeten bi-deʻâyimi'l-bekā’i ve'l-hulûdî ve rezeka lehü'n-nasre ve'l-fethe bî-câhi men-lehü'l-makāmü'l-mahmûd.\" Lil-Müverrih: \n\nŞeh Selîm bin Mustafâ Hân'a,\nTâc ü tahtı ede Hüdâ mesʻûd,\nSâye-i ʻadl ü dâdını etsün,\nTâ ebed-i fark-ı ʻâleme memdûd,\nOla ʻasrında aʻyen-i nâsa,\nEser-i hayrı gûn-be-gûn meşhûd.\n\nBöyle hengâm-ı sürûr-encâmda kurâza-i [7a] karîz ü şiʻr-i ehl-i maʻrifet, mihek-zede-i iştihâr u rağbet olup, karîb ü baʻîdde kayin-i şuʻarâ vü üdebâ kasâyid ü tevârîh inşâdıyla tertîb-i mukaddimât-ı medh ü senâ ve herkes derece-i mâhiyyet ü liyâkatini izhâr u ibdâ edüp, haysiyyet ü istihkāklarına göre taraf-ı müstecmiʻü'ş-şeref i Mülûkâne'den nâyil oldukları sılât ü ʻatâyâ ile ceyb ü dâmenlerin imlâ eylediler.\nHayrî Efendi merhûmun zebân-âver-i beyân olduğu târîhdir: Nazım:\n\nBende-i dîrîne-i Hayrî, Re’îs-i Devlet'i,\nBezl-i mechûd eyledi târîh inşâd etmede,\nGeldi bâ-ilhâm-ı Hakk târîhine imdâd-ı gayb,\nSaltanat mesʻûd ola Sultân Selîm-i esʻade.\nSadr-ı Rûm ve Re’îsü'l-ʻulemâ olan Yahyâ Tevfîk Efendi'nin çekîde-i yerâʻa i bâhirü'l-berâʻası olan târîhdir.\n\nHamdünlillâh şimdi târîh cülûsa yetişüp, iki mısraʻ dedi her biri temâm u müstakīm. [Mısra]ʻ: \n\n Şerʻi ihyâ eyleyüp Sultân Selîm kıldı cülûs,\n Oldu zîb-i tâc-ı Şâhî ʻizz ile Sultân Selîm.\nNâşid Bey'in inşâd eylediği târîhdir, [Nazm]ʻ:\n\nRefʻ edüp Nâşid dûd-ı sitem söyledim târîhini,\nMüjdeler dünyâya ki, Sultân Selîm etdi cülûs.\nRebîʻ-i mevsim-i ʻirfân olan behâr-ı Şîrâzî'nin nâtıka-güzâr-ı belâgat olduğu târîh-i sihr-i helâl ve târîhi ta‘miyesinden ve ta‘miyesi târîhinden a‘lâ olduğu zâhir-i hâl olmağla, sebt-i ceride-i tezkâr ve kayd-ı mecelle-i âsâr kılındı. Nazım:\n\nEndûh zayil âmed ve târîh şüd behâr. \n\n Sultân Selîm-i efser-şâhî, be-ser-nihâd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd, dâme fî-hıfzi Rabbi'l-‘ibâd hazretlerinin vücûd-ı mes‘ûdları serîr-ârâ-yı mülk-i şühûd oldukda, râyiz-ı yekrân-ı meydân-ı fazl u ‘irfân ya‘nî mevsim-i mezkûrda [7b] İstanbul kādîlarına rüchâniyyeti nümâyân olan Fetvâ Emîni Efendi inşâd-ı târîh zımnında ser-be-zemîn tefekkür olup, [mısra]‘: Câ’e Selîmû sâlis terkîbine eğerçi zafer bulmuşidi. Ancak terkîb-i mezkûrun ‘aded-i vâhidi zâyid olmağla, bi'z-zarûre bâb-ı vâsi‘-i ta‘miyeye duhûl edüp, [mısra]‘: el-Himmetû târîhen e-lâ câ’e Selîmû sâlis makāliyle terkîb-i bend hüsn-i ta‘miye olup, ya‘nî edât-ı tenbîh sûretinde ityân eylediği illâ'dan ‘aded-i vâhide delâlet eden elif'i edât-ı nefy olan lâmelif ile ıskāt edüp, el-elifû leyse bî-‘azimin yâhûd el-elifû lâ-yû‘addû takdîriyle şîve-i nâzikâne izhâr edüp, cülûs-ı hümâyûn-ı hazret-i Zıllullahî vukūʻunda Re’îsü'l-ʻulemâ olan Yahyâ Tevfîk Efendi\nmûmâ ileyhin taʻmiye tarîkiyle îrâd eylediği illâ'yı ahz ve câ’e'yi terk ile E-lâ Selîmû Sâlis târîhine muvaffak olması ittifâkiyyât-ı garîbeden ve \"Hâzihî min-kehâneti'ş şuʻarâ\" denmege sezâ vukūʻât-ı ʻacîbeden olduğuna binâ’en, sebt-i cerîde-yi Vekāyiʻ kılındı.",
          "caption": "Zikr-i cülûs-ı meymenet-me’nûs-ı hazret-i Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_002.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i cülûs-ı meymenet-me’nûs-ı hazret-i Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân",
          "text": "Çünki nevbet-i Hilâfet-i ʻuzmâ ve ʻatıyye-i Saltanat-ı ʻulyâ bi'l-irsi ve'l istihkāk zübde-i Şehriyârân-ı âfâk ve güzîde-i Tâcdârân-ı ʻale'l-ıtlâk olan es-Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân hazretlerine teveccüh ü ikbâl ve ber-fehvâ-yı: İnne'l-arza lillahi yûrisühâ men yeşâ’ü bi'l-cümle mekālîd-i memalik-i ʻOsmânî ve zimâm-ı zimâm-ı kāsî vü dânî dest-i te’yîpeyvest-i Şâhâneleri'ne intikāl eyledi. İşbu bin iki yüz [6b] üç senesi şehr i Receb'in on birinci Salı günü, Nazm: Be-sâʻatî ki tevellâ koned bed ü takvîm, Be-hâletî ki tarâvet dehed be-tabʻ-ı Selîm. Evreng-i meymenet-âheng-i Şâhî, Ve taht-ı ʻâlî-baht-ı Pâdişâhî. nasb ü tezyîn olunup, kutb-ı vakt, yaʻnî Şehriyâr-ı pîr-i ʻakl ü civân-baht, dürr-i girân mâye-i vücûd-ıʻâlem-sûdlarına sedef ü neyyir, hayyir-zât-ı şevket-simâtlarına beytü'ş şeref olan mahall-i menîʻden, \"Kulillehümme mâlikü'l-mülki tü’ti'l-mülke men-teşâi\" âyet-i şerîfesin tilâvet eylereyerek şaʻşaʻa-perdâz-ı zuhûr ve şeş cihete bahşende-i envâr-ı sürûr olup, câlis-i serîr-i Saltanat ve lâbis-i ridâ’-i Hilâfet oldukda mukaddemâ ihzârları lâzım olan Şeyhülislâm Mehmed Kâmil Efendi ve Kāyimmakām Sâlih Paşa\nve Kapudân-ı deryâ Cezâyirli Hasan Paşa ve Nakībüleşrâf ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʻulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i Devlet ve Ocağlu \"ʻAleyke ʻavnillah\" sedâlarını îsâl-i mele i aʻlâ ve ʻalâ-merâtibihim merâsim-i beyʻat u tehniyeyi icrâ eyledikleri hâlde mahall be-mahall top şenlikleriyle cülûs-ı meymenet-me’nûs iʻlân ü tebşîr ve emâkin-i baʻîdede bulunanların dahi bu haber-i hayr-ı dâfiʻü'z-zayr ile aʻyen-i ibtihâc ü inbisâtları takrîr olunup, vücûh-ı derâhim ü denânîr-i ism-i sâmî-yi Mülûkâne ile nakş pezîr-i hüsn-i zîynet ve ʻunvân-ı evâmir ve menâşîr-i tuğrâ-i bi-himmetâ-yı Şâhâneleri'yle sûret-yâb-ı şeref ü behcet oldu. \"Ceʻalallahü esâse saltanatihî müşeyyedeten bi-deʻâyimi'l-bekā’i ve'l-hulûdî ve rezeka lehü'n-nasre ve'l-fethe bî-câhi men-lehü'l-makāmü'l-mahmûd.\" Lil-Müverrih: \n\nŞeh Selîm bin Mustafâ Hân'a,\nTâc ü tahtı ede Hüdâ mesʻûd,\nSâye-i ʻadl ü dâdını etsün,\nTâ ebed-i fark-ı ʻâleme memdûd,\nOla ʻasrında aʻyen-i nâsa,\nEser-i hayrı gûn-be-gûn meşhûd.\n\nBöyle hengâm-ı sürûr-encâmda kurâza-i [7a] karîz ü şiʻr-i ehl-i maʻrifet, mihek-zede-i iştihâr u rağbet olup, karîb ü baʻîdde kayin-i şuʻarâ vü üdebâ kasâyid ü tevârîh inşâdıyla tertîb-i mukaddimât-ı medh ü senâ ve herkes derece-i mâhiyyet ü liyâkatini izhâr u ibdâ edüp, haysiyyet ü istihkāklarına göre taraf-ı müstecmiʻü'ş-şeref i Mülûkâne'den nâyil oldukları sılât ü ʻatâyâ ile ceyb ü dâmenlerin imlâ eylediler.\nHayrî Efendi merhûmun zebân-âver-i beyân olduğu târîhdir: Nazım:\n\nBende-i dîrîne-i Hayrî, Re’îs-i Devlet'i,\nBezl-i mechûd eyledi târîh inşâd etmede,\nGeldi bâ-ilhâm-ı Hakk târîhine imdâd-ı gayb,\nSaltanat mesʻûd ola Sultân Selîm-i esʻade.\nSadr-ı Rûm ve Re’îsü'l-ʻulemâ olan Yahyâ Tevfîk Efendi'nin çekîde-i yerâʻa i bâhirü'l-berâʻası olan târîhdir.\n\nHamdünlillâh şimdi târîh cülûsa yetişüp, iki mısraʻ dedi her biri temâm u müstakīm. [Mısra]ʻ: \n\n Şerʻi ihyâ eyleyüp Sultân Selîm kıldı cülûs,\n Oldu zîb-i tâc-ı Şâhî ʻizz ile Sultân Selîm.\nNâşid Bey'in inşâd eylediği târîhdir, [Nazm]ʻ:\n\nRefʻ edüp Nâşid dûd-ı sitem söyledim târîhini,\nMüjdeler dünyâya ki, Sultân Selîm etdi cülûs.\nRebîʻ-i mevsim-i ʻirfân olan behâr-ı Şîrâzî'nin nâtıka-güzâr-ı belâgat olduğu târîh-i sihr-i helâl ve târîhi ta‘miyesinden ve ta‘miyesi târîhinden a‘lâ olduğu zâhir-i hâl olmağla, sebt-i ceride-i tezkâr ve kayd-ı mecelle-i âsâr kılındı. Nazım:\n\nEndûh zayil âmed ve târîh şüd behâr. \n\n Sultân Selîm-i efser-şâhî, be-ser-nihâd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd, dâme fî-hıfzi Rabbi'l-‘ibâd hazretlerinin vücûd-ı mes‘ûdları serîr-ârâ-yı mülk-i şühûd oldukda, râyiz-ı yekrân-ı meydân-ı fazl u ‘irfân ya‘nî mevsim-i mezkûrda [7b] İstanbul kādîlarına rüchâniyyeti nümâyân olan Fetvâ Emîni Efendi inşâd-ı târîh zımnında ser-be-zemîn tefekkür olup, [mısra]‘: Câ’e Selîmû sâlis terkîbine eğerçi zafer bulmuşidi. Ancak terkîb-i mezkûrun ‘aded-i vâhidi zâyid olmağla, bi'z-zarûre bâb-ı vâsi‘-i ta‘miyeye duhûl edüp, [mısra]‘: el-Himmetû târîhen e-lâ câ’e Selîmû sâlis makāliyle terkîb-i bend hüsn-i ta‘miye olup, ya‘nî edât-ı tenbîh sûretinde ityân eylediği illâ'dan ‘aded-i vâhide delâlet eden elif'i edât-ı nefy olan lâmelif ile ıskāt edüp, el-elifû leyse bî-‘azimin yâhûd el-elifû lâ-yû‘addû takdîriyle şîve-i nâzikâne izhâr edüp, cülûs-ı hümâyûn-ı hazret-i Zıllullahî vukūʻunda Re’îsü'l-ʻulemâ olan Yahyâ Tevfîk Efendi\nmûmâ ileyhin taʻmiye tarîkiyle îrâd eylediği illâ'yı ahz ve câ’e'yi terk ile E-lâ Selîmû Sâlis târîhine muvaffak olması ittifâkiyyât-ı garîbeden ve \"Hâzihî min-kehâneti'ş şuʻarâ\" denmege sezâ vukūʻât-ı ʻacîbeden olduğuna binâ’en, sebt-i cerîde-yi Vekāyiʻ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Melek Ahmed Paşa-zâde Şemseddîn Bey'in sâbıka-i hıdmeti, mûcib-i tele’lü’- i kevkeb-i ʻizzeti olup, Kapucular Kethudâsı olan ʻAbdullah Paşa-zâde Saʻîd Bey ʻazl ve yerine mûmâ ileyh vasl olundu.",
          "caption": "Kethudâ-yı Bevvâbîn-şüden-i Şemseddîn Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_003.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Kethudâ-yı Bevvâbîn-şüden-i Şemseddîn Bey",
          "text": "Melek Ahmed Paşa-zâde Şemseddîn Bey'in sâbıka-i hıdmeti, mûcib-i tele’lü’- i kevkeb-i ʻizzeti olup, Kapucular Kethudâsı olan ʻAbdullah Paşa-zâde Saʻîd Bey ʻazl ve yerine mûmâ ileyh vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ahbâr-ı sârre-i cülûs-ı meymenet-me’nûs bundan akdem Sadrıa‘zam tarafına Kāyim-mekām Paşa tarafından eğerçe işʻâr ve yek-dîgere müteʻâkıb Tatarlar tesyâr olunmuşidi. Ancak mühr-i cedîd-i Sultânî ile ibkā-yı Sadâret Hatt-ı şerîfi müte‘ayyinân-ı Devlet-i ʻaliyye'den bir zât ile irsâl olunmak de’b-i dîrîn olmağla, derhâl mühr-i hümâyûn ile [8a] takrîr-i Sadâret Hatt-ı şerîfi Kapucular Kethudâsı nasb olunan Şemseddîn Bey ile Sadrıa‘zam tarafına irsâl ve bu mülâbese ile izâle-i halecân Sadr-ı vakūra istiʻcâl olundu.",
          "caption": "Firistâden-i mühr-i cedîd-i Şehriyâr-ı Cem-haşem be-cânib-i Sadrıaʻzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_004.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i mühr-i cedîd-i Şehriyâr-ı Cem-haşem be-cânib-i Sadrıaʻzam",
          "text": "Ahbâr-ı sârre-i cülûs-ı meymenet-me’nûs bundan akdem Sadrıa‘zam tarafına Kāyim-mekām Paşa tarafından eğerçe işʻâr ve yek-dîgere müteʻâkıb Tatarlar tesyâr olunmuşidi. Ancak mühr-i cedîd-i Sultânî ile ibkā-yı Sadâret Hatt-ı şerîfi müte‘ayyinân-ı Devlet-i ʻaliyye'den bir zât ile irsâl olunmak de’b-i dîrîn olmağla, derhâl mühr-i hümâyûn ile [8a] takrîr-i Sadâret Hatt-ı şerîfi Kapucular Kethudâsı nasb olunan Şemseddîn Bey ile Sadrıa‘zam tarafına irsâl ve bu mülâbese ile izâle-i halecân Sadr-ı vakūra istiʻcâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Havvâ-menzilet, Belkīs-rifʻat, ʻAzrâ-tahâret, Zehrâ-ʻibâdet, Sâre-sîret, Kübrâ kerâmet ya‘nî Mehd-i ʻulyâ ve Vâlide-i müşfika-i Hudâvend-i sütûde-ârâ hazretlerine kānûn-ı kadîm-i Saltanat ve ʻâdet-i pîşîn-i Devlet üzere dâ’ire-i fâhire-i Mülûkâne mensûbâtından bir zât-ı sadâkat-simâtın Kethudâ nasb olunması umûr-ı lâzımeden olduğuna binâ’en, sebkat-ı hıdmet ile manzûr-ı Şehriyâr-ı vâlâ-menkıbet olan Mahmûd Beyefendi ihzâr olunup, müşârun ileyhâ hazretlerine Kethudâ nasb u taʻyîn ve müteferriʻ-i umûru olan vesâyâ vü tenbîhât gûş-i hûşuna telkīn olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Kethudâ be-cânib-i Mehd-i ‘ulyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_005.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kethudâ be-cânib-i Mehd-i ‘ulyâ",
          "text": "Havvâ-menzilet, Belkīs-rifʻat, ʻAzrâ-tahâret, Zehrâ-ʻibâdet, Sâre-sîret, Kübrâ kerâmet ya‘nî Mehd-i ʻulyâ ve Vâlide-i müşfika-i Hudâvend-i sütûde-ârâ hazretlerine kānûn-ı kadîm-i Saltanat ve ʻâdet-i pîşîn-i Devlet üzere dâ’ire-i fâhire-i Mülûkâne mensûbâtından bir zât-ı sadâkat-simâtın Kethudâ nasb olunması umûr-ı lâzımeden olduğuna binâ’en, sebkat-ı hıdmet ile manzûr-ı Şehriyâr-ı vâlâ-menkıbet olan Mahmûd Beyefendi ihzâr olunup, müşârun ileyhâ hazretlerine Kethudâ nasb u taʻyîn ve müteferriʻ-i umûru olan vesâyâ vü tenbîhât gûş-i hûşuna telkīn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İklîletü'l-muhsanât, Seyyidetü'l-muhadderât, sadef-i dürr-i şeh-vâr-ı Devlet, evc-i âfitâb-ı Şehriyârî vü Saltanat hazretlerinin Serây-ı ʻatîk'den Serây-ı cedîd'e nakl ü hareketleri kānûn-ı kadîm ve de’b-i müstedîm olduğuna binâ’en, huzûrları muʻtâd olan erkân-ı Devlet dâhil ü hâric-i Serây-ı ʻatîk'de hâzır oldukları hâlde müşârun ileyha hazretleri gerdûne-i ʻismet-nümûnelerine süvâr ve tertîb-i dil-firîb, vâlâ-yı hûş-i resm ü ʻacîb ile Serây-ı cedîd'e bahşende-i şeref ü iʻtibâr olup, Şehriyâr-ı sütûde-etvâr, dâme mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr \"el-Cennetü tahte akdâmi'l-ümmehât\" mefhûmu üzere dâʻiye-i tahsîl-i merzât ü mesûbât ile resm-i istikbâli kemâ-hüve hakkuhû icrâ ve müşârun ileyhâ hazretlerini Harem-serây-ı ʻismetlerine iskân ü îvâ buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hazret-i Mehd-i ʻulyâ ez-Serây-ı ʻatîk be-Serây-ı cedîd-i sultânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_006.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hazret-i Mehd-i ʻulyâ ez-Serây-ı ʻatîk be-Serây-ı cedîd-i sultânî",
          "text": "İklîletü'l-muhsanât, Seyyidetü'l-muhadderât, sadef-i dürr-i şeh-vâr-ı Devlet, evc-i âfitâb-ı Şehriyârî vü Saltanat hazretlerinin Serây-ı ʻatîk'den Serây-ı cedîd'e nakl ü hareketleri kānûn-ı kadîm ve de’b-i müstedîm olduğuna binâ’en, huzûrları muʻtâd olan erkân-ı Devlet dâhil ü hâric-i Serây-ı ʻatîk'de hâzır oldukları hâlde müşârun ileyha hazretleri gerdûne-i ʻismet-nümûnelerine süvâr ve tertîb-i dil-firîb, vâlâ-yı hûş-i resm ü ʻacîb ile Serây-ı cedîd'e bahşende-i şeref ü iʻtibâr olup, Şehriyâr-ı sütûde-etvâr, dâme mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr \"el-Cennetü tahte akdâmi'l-ümmehât\" mefhûmu üzere dâʻiye-i tahsîl-i merzât ü mesûbât ile resm-i istikbâli kemâ-hüve hakkuhû icrâ ve müşârun ileyhâ hazretlerini Harem-serây-ı ʻismetlerine iskân ü îvâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İkinci Altmışlı Müderrisi olan ʻİzzet Beyefendi'nin kıdem-i intisâbı [8b] hasebiyle bir nevʻ ikrâm ile mükerrem olması hâtır-güzâr-ı Pâdişâh-ı dil-âgâh olmağla Mîr-i mûmâ ileyhe ‘avâtıf-ı ‘aliyyeden Havâss-ı refîʻa Mevleviyyeti muvakkaten tevcîh ve beyne'n-nâs kadrî terfîʻ vü tenvîh olundu. Kahveci-başı-yı Sânî olan ʻOsmân Efendi'ye dahi Yazıcı-yı esbak el-Hâc Ahmed Efendi ʻazlinden Haremeyn Muhâsebeciliği ihsân ve mukayyedü'l-ism-i defter-i hâcegân oldu.",
          "caption": "Tevcih-i Kazâ’-i Havâss-ı refîʻa ve Nasb-ı Muhâsebe-i Haremeyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_007.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcih-i Kazâ’-i Havâss-ı refîʻa ve Nasb-ı Muhâsebe-i Haremeyn",
          "text": "İkinci Altmışlı Müderrisi olan ʻİzzet Beyefendi'nin kıdem-i intisâbı [8b] hasebiyle bir nevʻ ikrâm ile mükerrem olması hâtır-güzâr-ı Pâdişâh-ı dil-âgâh olmağla Mîr-i mûmâ ileyhe ‘avâtıf-ı ‘aliyyeden Havâss-ı refîʻa Mevleviyyeti muvakkaten tevcîh ve beyne'n-nâs kadrî terfîʻ vü tenvîh olundu. Kahveci-başı-yı Sânî olan ʻOsmân Efendi'ye dahi Yazıcı-yı esbak el-Hâc Ahmed Efendi ʻazlinden Haremeyn Muhâsebeciliği ihsân ve mukayyedü'l-ism-i defter-i hâcegân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehzâdelik vaktinde hıdmet-i taʻlîm ile şeref-yâb olan Mehmed Efendi hisse-mend-i nevâle-i ihsân-ı Şehin-şâhî olmak irâdesiyle Mîrâhûr-ı Evvel nasb u taʻyîn ve Kapucu-başılık ile kavâʻid-i binâ-yı emeli tarsîn olundu.",
          "caption": "Zikr-i Mîrâhûr-ı Evvel-şüden-i Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_008.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Mîrâhûr-ı Evvel-şüden-i Mehmed Efendi",
          "text": "Şehzâdelik vaktinde hıdmet-i taʻlîm ile şeref-yâb olan Mehmed Efendi hisse-mend-i nevâle-i ihsân-ı Şehin-şâhî olmak irâdesiyle Mîrâhûr-ı Evvel nasb u taʻyîn ve Kapucu-başılık ile kavâʻid-i binâ-yı emeli tarsîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kahveci-başı olan Mehmed Efendi emekdâr ve hıdmet-i sâbıkasına mücâzât-ı muktezâ-yı mürû’et bulunduğu bedîdâr olmağla, şehr-i Receb'in on üçüncü\nPençşenbih günü matmah-ı nazarı olan Yazıcılık ile şemʻ-i bahtı fîrûzân ve husûl-i merâmıyla mazhar-ı birr ü ihsân oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʻâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_009.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʻâde",
          "text": "Kahveci-başı olan Mehmed Efendi emekdâr ve hıdmet-i sâbıkasına mücâzât-ı muktezâ-yı mürû’et bulunduğu bedîdâr olmağla, şehr-i Receb'in on üçüncü\nPençşenbih günü matmah-ı nazarı olan Yazıcılık ile şemʻ-i bahtı fîrûzân ve husûl-i merâmıyla mazhar-ı birr ü ihsân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm-ı esbak ‘İvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi bundan akdem sevk-i kazâ vü kader ile Ankara'ya iclâ olunup, hevasıyla imtizâc edemediğinden, Burusa'ya nakl olunmasiyçün dâmen-gîr-i ilticâ ve hakkında sûret-i müsâʻade rû-nümâ olmuşidi. Kezâlik mahdûmları Mustafa Beyefendi sâhil-hânesinde me’mûren ikāmet ile tertîb-sâz-ı bezm-i sûz u güdâz ve sâbıkā Hekîm-başı Hayrullah Efendi Tâyif'de temekkün etmek üzere muhtâr-ı tarîk-i Hicâz olduğu sâmiʻa-res-i Şehriyâr-ı bende-nüvâz oldukda, üçünün birden ıtlâkına emr-i hümâyûn sâdır olup, Hayrullah Efendi'nin ıtlâk ve Âsitane'ye iltihâk fermânı pâ-der-rikâb-ı ʻazîmet olan Surre [9a] Emîni Çelebi Mehmed Efendi'ye iʻtâ ve Burusa'dan Âsitâne'ye gelmek üzere Şeyhulislâm-ı esbak müşârun ileyhe bir kıtʻa emr-i kazâ-mazâ isrâ ve mahdûmları dahi haber-i ʻavf ile tefrîh ve tercîh etdiği mahalde ikāmeti tasrîh olundu.",
          "caption": "Itlâk-ı Şeyhulislâm-ı esbâk İbrâhîm Bey ve mahdûmeş ve ʻafv-ı Ser-etıbbâ-yı Hâssa-i esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_010.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Şeyhulislâm-ı esbâk İbrâhîm Bey ve mahdûmeş ve ʻafv-ı Ser-etıbbâ-yı Hâssa-i esbak",
          "text": "Şeyhulislâm-ı esbak ‘İvaz Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi bundan akdem sevk-i kazâ vü kader ile Ankara'ya iclâ olunup, hevasıyla imtizâc edemediğinden, Burusa'ya nakl olunmasiyçün dâmen-gîr-i ilticâ ve hakkında sûret-i müsâʻade rû-nümâ olmuşidi. Kezâlik mahdûmları Mustafa Beyefendi sâhil-hânesinde me’mûren ikāmet ile tertîb-sâz-ı bezm-i sûz u güdâz ve sâbıkā Hekîm-başı Hayrullah Efendi Tâyif'de temekkün etmek üzere muhtâr-ı tarîk-i Hicâz olduğu sâmiʻa-res-i Şehriyâr-ı bende-nüvâz oldukda, üçünün birden ıtlâkına emr-i hümâyûn sâdır olup, Hayrullah Efendi'nin ıtlâk ve Âsitane'ye iltihâk fermânı pâ-der-rikâb-ı ʻazîmet olan Surre [9a] Emîni Çelebi Mehmed Efendi'ye iʻtâ ve Burusa'dan Âsitâne'ye gelmek üzere Şeyhulislâm-ı esbak müşârun ileyhe bir kıtʻa emr-i kazâ-mazâ isrâ ve mahdûmları dahi haber-i ʻavf ile tefrîh ve tercîh etdiği mahalde ikāmeti tasrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ezmân-ı sâbıkada mülûk ü selâtîn-i ʻizâm hazerâtı tekallüd-i seyf ʻakabinde edâ-yı salât-ı Cumʻa'yı iʻtiyâd ve kable't-tekallüd debdebe-i Mülûkâne ile bir mahalle ʻazîmeti istibʻâd ederler idi. Taklîd-i seyf olunmazdan mukaddem yevm-i mübârek-i Cumʻa kudûm edüp, kâffe-i nâs te’hîr-i salât-ı Cumʻa'da yek-sâk-ı vifâk iken Pâdişâh-ı takvâ-penâh e‘azzellahu ve kuvvahü hazretleri emr-i Hudâvend-i lâ-yezâlî âʻrâs-ı zâyileye takdîm ve mahzâ şeʻâyir-i İslâmiyye'yi taʻzîm niyyet-i hâlisesiyle Ayasofya\nCâmiʻi'nde ferîza-yı Cumʻa'yı edâ ve cemâl-i bâ-kemâlleri rü’yetine dîde-güşâ-yı iştiyâk olan nüfûs-ı kesîre ve halâyık-ı vefîreyi tahrîk-i ebrû-yı iltifâtlarıyla hâyiz-i rehîne-yi mekāsıd u münâ buyurdular.",
          "caption": "ʻAzîmet-kerden-i Şehriyâr-ı diyânet-âsâr be-edâ-yı salât-ı Cumʻa bîş ez tekallüd-i seyf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_011.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzîmet-kerden-i Şehriyâr-ı diyânet-âsâr be-edâ-yı salât-ı Cumʻa bîş ez tekallüd-i seyf",
          "text": "Ezmân-ı sâbıkada mülûk ü selâtîn-i ʻizâm hazerâtı tekallüd-i seyf ʻakabinde edâ-yı salât-ı Cumʻa'yı iʻtiyâd ve kable't-tekallüd debdebe-i Mülûkâne ile bir mahalle ʻazîmeti istibʻâd ederler idi. Taklîd-i seyf olunmazdan mukaddem yevm-i mübârek-i Cumʻa kudûm edüp, kâffe-i nâs te’hîr-i salât-ı Cumʻa'da yek-sâk-ı vifâk iken Pâdişâh-ı takvâ-penâh e‘azzellahu ve kuvvahü hazretleri emr-i Hudâvend-i lâ-yezâlî âʻrâs-ı zâyileye takdîm ve mahzâ şeʻâyir-i İslâmiyye'yi taʻzîm niyyet-i hâlisesiyle Ayasofya\nCâmiʻi'nde ferîza-yı Cumʻa'yı edâ ve cemâl-i bâ-kemâlleri rü’yetine dîde-güşâ-yı iştiyâk olan nüfûs-ı kesîre ve halâyık-ı vefîreyi tahrîk-i ebrû-yı iltifâtlarıyla hâyiz-i rehîne-yi mekāsıd u münâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Selâtîn-i mâziyye-i Âl-i ʻOsmân eskenehümullahü fî-buhbûhati'l-cinân hazerâtı serîr-ârâ-yı Hilâfet-i kübrâ oldukları hılâlde tekallüd-i seyf içün, Habîb-i ekrem'in yârı ve sâlâr-ı enbiyânın ʻalemdârı Ebû Eyyûb [el]-Ensârî ʻaleyhi rahmetü'l Bârî türbe-i şerîfelerine teveccüh edegeldikleri deydene-i hasene ve şenşene-i müstahsenelerin olduğuna binâ’en, medâr-ı âsâyiş u râhat-ı enâm ve bâʻis-i intizâm-ı ahvâl-i hâss u ‘âmm olan Pâdişâh-ı Cem-gulâm ve Şehriyâr-ı İskender-makām hazretleri dahi ihyâ-yı sünen-i âbâ’-i kirâm ve icrâ-yı ʻâdât-ı ecdâd-ı ʻizâmı iltizâm buyurup, taklîd-i seyf olunmasiyçün ol câ-i Bihişt-âsâ'ya rağbet-i ʻazîmet ve tertîb-i alay zımnında iʻtâ-yı izn [9b] ü ruhsat buyurmalarıyla, işbu şehr-i Recebü'l-ferd'in on yedinci İsneyn günü vüzerâ-yı ‘izâm ve ʻulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i Devlet ve erkân-ı Saltanat bi-ecmaʻihim elbise-i Dîvâniyye'leriyle Serây-ı hümâyûn'da ictimâʻ ʻakabinde Şehriyâr-ı Behrâm-savlet ve Hudâvend-i Dâr[â]-durbet eşheb-süvâr-ı şevket oldukları hâlde, Nazm:\n\nKe' l-bedri eşraka fî'l-âfâkı matla'uhu,\nVe'ş-şemsü hallet bi-sa'din.\n\n‘arz-ı cemâl-i meymenet-iştimâl ve etrâf u eknâfda saff-beste-i kıyâm olan bendelerini iltifât-ı dest-ber-seniyye-i Şâhâne ile nâyil-i eşref-i âmâl buyurup, fi'l-hâl erbâb-ı alay mânend-i bahr-i mevvâc hareket ve âheste reftâr ile savb-ı maksûda ʻazîmet eylediler. Şehriyâr-ı sütûde-hısâl Eski Odalar semtine şeref-endâz-ı ikbâl olduklarında, Altmışbir Cemâʻat'in Oda-başısı kıssa-i Süleymân ve müverrî-yi telmîh ü tefhîm ve mu‘tâd üzere bir kâse şerbet takdîm edüp, Şehriyâr-ı pesendîde, etvâr-ı zât-ı\nmelekiyyetü's-simâtlarında mevdûʻ olan tevâzuʻ-ı Mülûkâne'yi izhâr ve tenâvül-i şerbet ʻakabinde mukābeleten iltizâm-ı mefhûm-ı şerbet-dînâr buyurup, kâseyi lebrîz-i zer-nâb ve baʻdehû tahrîk-i rikâb-ı müstetâb eyledi. Sultân Mehmed Câmiʻ Şerîfi'ne pertev-bahş-ı vusûl ve kānûn üzere tevsen-i çâpuk-hirâmdan nüzûl ve türbe-i muʻattara-i cedd-i emcedlerin ziyâret ve yine süvâr-semend-i ikbâl ü übehhet olarak türbe-i şerîfe-i hazret-i Hâlid'e vâsıl ve emr-i ziyâret hâsıl oldukda bekā-yı câh ü Saltanat ve âsâyîş-i mülk ü millet ve nusrat-ı ʻasâkir-i İslâm ve kahr-ı aʻdâ-yı li‘âm zımnında Şeyhulislâm-ı vakt sânehullâhu ʻani'l-makt dest-güşâ-yı duʻâ ve baʻdehû taklîd-i seyf hıdmetini edâ \"Ve şükren li-hazihî'n-niʻam\" zebh-i karâbîn ve defʻ-i zarûret-i fukarâ vü mesâkîn kılındıkdan sonra, [10a] alay erbâbına icâzet ve Hudâvend-i pür-şefekat dahi bahran Serây-ı hümâyûn'a ʻavdet eylediler.",
          "caption": "Zikr-i tekallüd-i seyf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_012.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tekallüd-i seyf",
          "text": "Selâtîn-i mâziyye-i Âl-i ʻOsmân eskenehümullahü fî-buhbûhati'l-cinân hazerâtı serîr-ârâ-yı Hilâfet-i kübrâ oldukları hılâlde tekallüd-i seyf içün, Habîb-i ekrem'in yârı ve sâlâr-ı enbiyânın ʻalemdârı Ebû Eyyûb [el]-Ensârî ʻaleyhi rahmetü'l Bârî türbe-i şerîfelerine teveccüh edegeldikleri deydene-i hasene ve şenşene-i müstahsenelerin olduğuna binâ’en, medâr-ı âsâyiş u râhat-ı enâm ve bâʻis-i intizâm-ı ahvâl-i hâss u ‘âmm olan Pâdişâh-ı Cem-gulâm ve Şehriyâr-ı İskender-makām hazretleri dahi ihyâ-yı sünen-i âbâ’-i kirâm ve icrâ-yı ʻâdât-ı ecdâd-ı ʻizâmı iltizâm buyurup, taklîd-i seyf olunmasiyçün ol câ-i Bihişt-âsâ'ya rağbet-i ʻazîmet ve tertîb-i alay zımnında iʻtâ-yı izn [9b] ü ruhsat buyurmalarıyla, işbu şehr-i Recebü'l-ferd'in on yedinci İsneyn günü vüzerâ-yı ‘izâm ve ʻulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i Devlet ve erkân-ı Saltanat bi-ecmaʻihim elbise-i Dîvâniyye'leriyle Serây-ı hümâyûn'da ictimâʻ ʻakabinde Şehriyâr-ı Behrâm-savlet ve Hudâvend-i Dâr[â]-durbet eşheb-süvâr-ı şevket oldukları hâlde, Nazm:\n\nKe' l-bedri eşraka fî'l-âfâkı matla'uhu,\nVe'ş-şemsü hallet bi-sa'din.\n\n‘arz-ı cemâl-i meymenet-iştimâl ve etrâf u eknâfda saff-beste-i kıyâm olan bendelerini iltifât-ı dest-ber-seniyye-i Şâhâne ile nâyil-i eşref-i âmâl buyurup, fi'l-hâl erbâb-ı alay mânend-i bahr-i mevvâc hareket ve âheste reftâr ile savb-ı maksûda ʻazîmet eylediler. Şehriyâr-ı sütûde-hısâl Eski Odalar semtine şeref-endâz-ı ikbâl olduklarında, Altmışbir Cemâʻat'in Oda-başısı kıssa-i Süleymân ve müverrî-yi telmîh ü tefhîm ve mu‘tâd üzere bir kâse şerbet takdîm edüp, Şehriyâr-ı pesendîde, etvâr-ı zât-ı\nmelekiyyetü's-simâtlarında mevdûʻ olan tevâzuʻ-ı Mülûkâne'yi izhâr ve tenâvül-i şerbet ʻakabinde mukābeleten iltizâm-ı mefhûm-ı şerbet-dînâr buyurup, kâseyi lebrîz-i zer-nâb ve baʻdehû tahrîk-i rikâb-ı müstetâb eyledi. Sultân Mehmed Câmiʻ Şerîfi'ne pertev-bahş-ı vusûl ve kānûn üzere tevsen-i çâpuk-hirâmdan nüzûl ve türbe-i muʻattara-i cedd-i emcedlerin ziyâret ve yine süvâr-semend-i ikbâl ü übehhet olarak türbe-i şerîfe-i hazret-i Hâlid'e vâsıl ve emr-i ziyâret hâsıl oldukda bekā-yı câh ü Saltanat ve âsâyîş-i mülk ü millet ve nusrat-ı ʻasâkir-i İslâm ve kahr-ı aʻdâ-yı li‘âm zımnında Şeyhulislâm-ı vakt sânehullâhu ʻani'l-makt dest-güşâ-yı duʻâ ve baʻdehû taklîd-i seyf hıdmetini edâ \"Ve şükren li-hazihî'n-niʻam\" zebh-i karâbîn ve defʻ-i zarûret-i fukarâ vü mesâkîn kılındıkdan sonra, [10a] alay erbâbına icâzet ve Hudâvend-i pür-şefekat dahi bahran Serây-ı hümâyûn'a ʻavdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu pâyesi olan Hamîdî-zâde Mustafa Efendi'nin ʻilm ü fazlı bâhir ve ʻiffet ü diyâneti \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" celî vü zâhir olmakdan nâşî, bu esnâda hadîkatü'l-mecd iʻtibârı sîrâb-ı sehâb-ı iltifât-ı hazret-i Tâc-dârî olup, Receb-i şerîf'in yirmi beşinci günü târîhiyle Rumeli Sadâreti pâyesi müşârun ileyhe sezâ-vâr görüldü.",
          "caption": "İhsân-ı pâye-i Sadr-ı Rumeli be-Hamîdî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_013.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye-i Sadr-ı Rumeli be-Hamîdî-zâde",
          "text": "Anadolu pâyesi olan Hamîdî-zâde Mustafa Efendi'nin ʻilm ü fazlı bâhir ve ʻiffet ü diyâneti \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" celî vü zâhir olmakdan nâşî, bu esnâda hadîkatü'l-mecd iʻtibârı sîrâb-ı sehâb-ı iltifât-ı hazret-i Tâc-dârî olup, Receb-i şerîf'in yirmi beşinci günü târîhiyle Rumeli Sadâreti pâyesi müşârun ileyhe sezâ-vâr görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehsüvâr-zâde Hamdullâh Bey'in bir müddetden berü hâli dîger-gûn ve ʻadem-i îrâd ile giriftâr-ı ser-pençe-i ashâb-ı düyûn olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn\nolduğuna binâen, işbu şehr-i Recebü'l-ferd'in yirminci günü Sivasî Hasan Efendi hıdmet-i mezkûreden ibʻâd ve Mîr-i mûmâ ileyh Çavuş-başılık ile isʻâd olundu.",
          "caption": "ʻAzl-i Çavuş-başı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_014.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl-i Çavuş-başı",
          "text": "Şehsüvâr-zâde Hamdullâh Bey'in bir müddetden berü hâli dîger-gûn ve ʻadem-i îrâd ile giriftâr-ı ser-pençe-i ashâb-ı düyûn olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn\nolduğuna binâen, işbu şehr-i Recebü'l-ferd'in yirminci günü Sivasî Hasan Efendi hıdmet-i mezkûreden ibʻâd ve Mîr-i mûmâ ileyh Çavuş-başılık ile isʻâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʻaskeri olan Nakībüleşrâf Dervîş Efendi müddet-i ʻörfiyyesin ber vech-i ʻiffet tekmîl ve muntazır-ı nevbet-i Sadâret olan Tevfîk Efendi merreten-ba‘de uhrâ Rumeli Sadâreti'ni tahsîl edüp, icrâ-yı ahkâm-ı İlâhî ve fasl-ı mâbeyn-i husûm ile celb-i rızâ-yı Pâdişâhî kılması, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den tavsiye vü takrîʻ-i zımnî ile müşârün ileyh terbiye olundu.",
          "caption": "Sadr-ı Rûm-şüden-i Tevfîk Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_015.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadr-ı Rûm-şüden-i Tevfîk Efendi",
          "text": "Rumeli Kadıʻaskeri olan Nakībüleşrâf Dervîş Efendi müddet-i ʻörfiyyesin ber vech-i ʻiffet tekmîl ve muntazır-ı nevbet-i Sadâret olan Tevfîk Efendi merreten-ba‘de uhrâ Rumeli Sadâreti'ni tahsîl edüp, icrâ-yı ahkâm-ı İlâhî ve fasl-ı mâbeyn-i husûm ile celb-i rızâ-yı Pâdişâhî kılması, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den tavsiye vü takrîʻ-i zımnî ile müşârün ileyh terbiye olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Sadâreti pâyesiyle Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn olan el-Hâcc ʻAbdullah Efendi öteden berü hayr-hâh-ı Devlet ve dâʻî-yi dîrîn-i Saltanat olup, muktezâ-yı ʻakl u dirâyeti üzere Sadrıaʻzam'ı umûr-ı hayriyyeye sevk u delâletde kusûru yoğiken ʻazîmü'ş-şân u menzilet ve kemâl-i vakār u hasâfet ve aʻyen-i nâsda olan mehâbet ü rezânetini çekemeyüp, hakkında ızmâr-ı gayz u kîn ve lüzûm-ı ʻazl u nefyini [10b] bâ-telhîs ifâde vü tebyîn etmişdi. Livâ’-i saʻâdet-iltivâ ile mukābele-i aʻdâda olan Sadrıaʻzamlar'ın mültemesât u maʻrûzâtı karîn-i müsâʻade olmak muktezayât-ı vakt ü hâlden idügini baʻzı kimesneler sûret-i hayr-hâhîde Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûma inhâ ile te’yîd-i müddeʻâ etmeleriyle derhâl müşârun ileyh ʻazl ile tekdîr ve ‘alâ-tarîkı'n-nefy Mağnisa'ya tesyîr ve bu me’mûriyyet Âsitâne'den zuhûr eylediği cânib-i Sadrıaʻazamî'den sûret-i iʻtizârda müşârun ileyhe takrîr olunmuşidu. \n\n Özi vakʻasından sonra ʻafv u ıtlâk olunması Hudâvendigâr-ı mebrûr tarafından irâde ve Şeyhulislâm-ı vakte ifâde olundukda, ʻ-i lerini Ordu-yi hümâyûn tarafından vukūʻ bulduğuna binâen, \"Yine Cânib-i mezkûrdan ıtlâk olunması münâsibdir\" deyü bast-ı kālîçe-i tedbîr ve fi'l-hakīka ʻalâ-tarîkı'l-iltizâm ʻafvı husûsu Ordu'ya tahrîr olunup, \"Bu hılâlde ʻafvı gayr-i münâsibdir\" zemîninde taʻlîm-i Sadr ile âhar mahalden tahrîrât-ı nihânî vârid olup, hattâ müteveffâ Hayrî Efendi o hılâlde\nPâdişâhların irâde-i kātıʻalarına şerʻî vü kānûnî mevâniʻ terettüb etmeksizin redd ile cevâb-dâde olmak, kazâ vü kader ile mücâdele etmekden farkı olmadığını îrâd etmişiken, kâr-ger olmadığını baʻzı mevsûku'l-kelim kimseler ihbâr etmişleridi. el Umûru merhûnetün bi-evkātihâ mâ-sadakı üzere zarûriyyât-ı vakt iltizâm olunarak bir müddet dahi ikāmetleri karâr-gîr olup, bu esnâda Şehriyâr-ı ʻadâlet-âsâr, mânend-i şems-i tâb-dâr, evreng-i Hilâfet'e neşr-i envâr buyurduklarında, müşârun ileyhin seng-i gadr ile münkesirü'l-hâtır olduğunu tahkīk buyurup, fi'l-hâl ʻafv u ıtlâkları bâbında Hatt-ı şerîf ısdâr buyurmuşlar iken, [11a] tekrâr emr-i şerîfi Ordu-yi hümâyûn'dan gelmek vâdîleri ihtiyâr olunup, keyfiyyet-i Ordu'ya inhâ ve bu sûret ile emr-i şerîfi istihsâl ve tarafına isrâ olunmağla mahall-i ikāmeti olan Mağnisa'dan fekk-i tınâb-ı ârâm ve evâhir-i Ramazân'da Âsitâne-i saʻâdet'e gelüp, rü’yet-i evlâd u ekārib ile şâd-kâm oldu.",
          "caption": "ʻAfv u ıtlâk-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_016.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAfv u ıtlâk-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Anadolu Sadâreti pâyesiyle Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn olan el-Hâcc ʻAbdullah Efendi öteden berü hayr-hâh-ı Devlet ve dâʻî-yi dîrîn-i Saltanat olup, muktezâ-yı ʻakl u dirâyeti üzere Sadrıaʻzam'ı umûr-ı hayriyyeye sevk u delâletde kusûru yoğiken ʻazîmü'ş-şân u menzilet ve kemâl-i vakār u hasâfet ve aʻyen-i nâsda olan mehâbet ü rezânetini çekemeyüp, hakkında ızmâr-ı gayz u kîn ve lüzûm-ı ʻazl u nefyini [10b] bâ-telhîs ifâde vü tebyîn etmişdi. Livâ’-i saʻâdet-iltivâ ile mukābele-i aʻdâda olan Sadrıaʻzamlar'ın mültemesât u maʻrûzâtı karîn-i müsâʻade olmak muktezayât-ı vakt ü hâlden idügini baʻzı kimesneler sûret-i hayr-hâhîde Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûma inhâ ile te’yîd-i müddeʻâ etmeleriyle derhâl müşârun ileyh ʻazl ile tekdîr ve ‘alâ-tarîkı'n-nefy Mağnisa'ya tesyîr ve bu me’mûriyyet Âsitâne'den zuhûr eylediği cânib-i Sadrıaʻazamî'den sûret-i iʻtizârda müşârun ileyhe takrîr olunmuşidu. \n\n Özi vakʻasından sonra ʻafv u ıtlâk olunması Hudâvendigâr-ı mebrûr tarafından irâde ve Şeyhulislâm-ı vakte ifâde olundukda, ʻ-i lerini Ordu-yi hümâyûn tarafından vukūʻ bulduğuna binâen, \"Yine Cânib-i mezkûrdan ıtlâk olunması münâsibdir\" deyü bast-ı kālîçe-i tedbîr ve fi'l-hakīka ʻalâ-tarîkı'l-iltizâm ʻafvı husûsu Ordu'ya tahrîr olunup, \"Bu hılâlde ʻafvı gayr-i münâsibdir\" zemîninde taʻlîm-i Sadr ile âhar mahalden tahrîrât-ı nihânî vârid olup, hattâ müteveffâ Hayrî Efendi o hılâlde\nPâdişâhların irâde-i kātıʻalarına şerʻî vü kānûnî mevâniʻ terettüb etmeksizin redd ile cevâb-dâde olmak, kazâ vü kader ile mücâdele etmekden farkı olmadığını îrâd etmişiken, kâr-ger olmadığını baʻzı mevsûku'l-kelim kimseler ihbâr etmişleridi. el Umûru merhûnetün bi-evkātihâ mâ-sadakı üzere zarûriyyât-ı vakt iltizâm olunarak bir müddet dahi ikāmetleri karâr-gîr olup, bu esnâda Şehriyâr-ı ʻadâlet-âsâr, mânend-i şems-i tâb-dâr, evreng-i Hilâfet'e neşr-i envâr buyurduklarında, müşârun ileyhin seng-i gadr ile münkesirü'l-hâtır olduğunu tahkīk buyurup, fi'l-hâl ʻafv u ıtlâkları bâbında Hatt-ı şerîf ısdâr buyurmuşlar iken, [11a] tekrâr emr-i şerîfi Ordu-yi hümâyûn'dan gelmek vâdîleri ihtiyâr olunup, keyfiyyet-i Ordu'ya inhâ ve bu sûret ile emr-i şerîfi istihsâl ve tarafına isrâ olunmağla mahall-i ikāmeti olan Mağnisa'dan fekk-i tınâb-ı ârâm ve evâhir-i Ramazân'da Âsitâne-i saʻâdet'e gelüp, rü’yet-i evlâd u ekārib ile şâd-kâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhimânın Ordu-yi hümâyûn'dan Âsitâne-i saʻâdet'e gelmeleriyçün Kāyim-makām Paşa tarafından cânib-i Sadrıaʻzamî'ye bâ-irâde tahrîrât gönderilmişidi. Yek-dîgere müteʻâkib vâsıl-ı dergâh-ı Pâdişâh-ı vâlâ-menâkıb olduklarında ʻAbdurrahmân Beyefendi'ye Şehr-emâneti Kapucu-başılık ile tevcîh olunup, Râtib Efendi dahi Büyük Tezkîrecilik vekâletiyle işgāl ve selefi ʻÖmer Sâhib Efendi zâyik-i merâdet-i infisâl oldu.",
          "caption": "Âmeden-i Râtib Efendi ve Mîr ʻAbdurrahmân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_017.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Râtib Efendi ve Mîr ʻAbdurrahmân",
          "text": "Mûmâ ileyhimânın Ordu-yi hümâyûn'dan Âsitâne-i saʻâdet'e gelmeleriyçün Kāyim-makām Paşa tarafından cânib-i Sadrıaʻzamî'ye bâ-irâde tahrîrât gönderilmişidi. Yek-dîgere müteʻâkib vâsıl-ı dergâh-ı Pâdişâh-ı vâlâ-menâkıb olduklarında ʻAbdurrahmân Beyefendi'ye Şehr-emâneti Kapucu-başılık ile tevcîh olunup, Râtib Efendi dahi Büyük Tezkîrecilik vekâletiyle işgāl ve selefi ʻÖmer Sâhib Efendi zâyik-i merâdet-i infisâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh bir müddetden berü menâsıb-ı müntefiʻa-i Devlet-i ʻaliyye'de devr eyleyerek iktinâ-yı emvâl ve şiddet-i tekarrüb ile tanzîm-i şevârid-i ahvâl edüp, bu\nesnâda necm-i ikbâli hâbıt ve kevkeb-i bahtı sâkıt olup, ʻazl-i mücerred ile tenkîb ve sâbıkā Şehremîni olan Seyyid Mehmed Efendi Vekâlet-i Muhâsebe-i Anadolu ile tatyîb olundu. Maʻzûl-ı mûmâ ileyhin umûr-ı gayr-i me’mûresinde tecânüf ü tebâʻüd üzere hareketi hakkında vukūʻu muhtemel ü muhayyel olan baʻzı mehlekeden reh-yâb-ı selâmet olmasının sebeb ü ʻilleti oldu. Rahimallâhu emrü ve a‘rafe gadrehû ve lem ya‘tedde tavrahû. Hattâ bu hâlet mûmâ ileyhe medâr-ı teveccüh-i veliyy-i Devlet olup, bir müddet mürûrunda mübâyaʻât mübâşirlerine nâzır-ı müstakill nasb olunup, izhâr-ı mâye-i sadâkat ve sedd-i ebvâb-ı hıyânet [11b] eder iken hulûl-i ecel-i mevʻûdiyle fevt ve lebbeyk-zen-i nidâ-yı \"Küllü nefsin zâyikatü'l-mevt\" oldu.",
          "caption": "ʻAzl-i Arnabud Mehmed Efendi ez-Muhâsebe-i Anadolu ve nasb-ı Seyyid Mehmed Efendi be-câ-yı vey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_018.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl-i Arnabud Mehmed Efendi ez-Muhâsebe-i Anadolu ve nasb-ı Seyyid Mehmed Efendi be-câ-yı vey",
          "text": "Mûmâ ileyh bir müddetden berü menâsıb-ı müntefiʻa-i Devlet-i ʻaliyye'de devr eyleyerek iktinâ-yı emvâl ve şiddet-i tekarrüb ile tanzîm-i şevârid-i ahvâl edüp, bu\nesnâda necm-i ikbâli hâbıt ve kevkeb-i bahtı sâkıt olup, ʻazl-i mücerred ile tenkîb ve sâbıkā Şehremîni olan Seyyid Mehmed Efendi Vekâlet-i Muhâsebe-i Anadolu ile tatyîb olundu. Maʻzûl-ı mûmâ ileyhin umûr-ı gayr-i me’mûresinde tecânüf ü tebâʻüd üzere hareketi hakkında vukūʻu muhtemel ü muhayyel olan baʻzı mehlekeden reh-yâb-ı selâmet olmasının sebeb ü ʻilleti oldu. Rahimallâhu emrü ve a‘rafe gadrehû ve lem ya‘tedde tavrahû. Hattâ bu hâlet mûmâ ileyhe medâr-ı teveccüh-i veliyy-i Devlet olup, bir müddet mürûrunda mübâyaʻât mübâşirlerine nâzır-ı müstakill nasb olunup, izhâr-ı mâye-i sadâkat ve sedd-i ebvâb-ı hıyânet [11b] eder iken hulûl-i ecel-i mevʻûdiyle fevt ve lebbeyk-zen-i nidâ-yı \"Küllü nefsin zâyikatü'l-mevt\" oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i şitâ inkızâsıyla hulûl-i mevsim-i deryâ hüveydâ olduğuna binâ’en, Karadeniz'de müretteb olan Donanma-yı hümâyûn'un bir ân akdem seyr ü hareketi murâd-ı hümâyûn olmağla, işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın on dördüncü günü sefâyin-i Donanma nazar-gâh-ı Pâdişâh-ı deryâ-dilden imrâr olunup, Dolmabâhçe'de resm-i kadîm icrâsından sonra Kapudan Paşa savb-ı maksûda şirâʻ-güşâ oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_019.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Mevsim-i şitâ inkızâsıyla hulûl-i mevsim-i deryâ hüveydâ olduğuna binâ’en, Karadeniz'de müretteb olan Donanma-yı hümâyûn'un bir ân akdem seyr ü hareketi murâd-ı hümâyûn olmağla, işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın on dördüncü günü sefâyin-i Donanma nazar-gâh-ı Pâdişâh-ı deryâ-dilden imrâr olunup, Dolmabâhçe'de resm-i kadîm icrâsından sonra Kapudan Paşa savb-ı maksûda şirâʻ-güşâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esas-ı bünyân-ı dîn ve hüdât-ı şerʻ-i Seyyidü'l-mürselîn olan ʻulemâ-yı aʻlâm kesserahumullâhu ilâ yevmi'l-kıyâm hazerâtına birer vesîle-i cemîle ile ikrâm, şerîʻat-i mutahharaya ihtirâm kabîlinden olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı kerrûbî-makām\nolduğuna binâen, Şaʻbân-ı şerîf'in yirmi dördüncü gününden iʻtibâr ile sâbıkā Edirne Kadısı İmâm-zâde es-Seyyid Mehmed Fâyiz Efendi'ye ve yirmi sekizinden iʻtibâr ile Koca Bekir Paşa-zâde ʻÖmer ʻİzzet Beyefendi'ye Mekke-i mükerreme Pâyesi ve yirmi dokuzundan iʻtibâr ile sâbıkā Medîne Kadısı Sarı Mehmed Pâşâ-zâde İbrâhîm Beyefendi'ye İstanbul Pâyesi ihsân olunup, Köstendilî Tâhir Efendi dahi Süleymâniye rütbesiyle sebk-i akrân eyleyerek memnûn u cezlân oldu.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ be-mevâlî-yi ʻizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_020.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ be-mevâlî-yi ʻizâm",
          "text": "Esas-ı bünyân-ı dîn ve hüdât-ı şerʻ-i Seyyidü'l-mürselîn olan ʻulemâ-yı aʻlâm kesserahumullâhu ilâ yevmi'l-kıyâm hazerâtına birer vesîle-i cemîle ile ikrâm, şerîʻat-i mutahharaya ihtirâm kabîlinden olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı kerrûbî-makām\nolduğuna binâen, Şaʻbân-ı şerîf'in yirmi dördüncü gününden iʻtibâr ile sâbıkā Edirne Kadısı İmâm-zâde es-Seyyid Mehmed Fâyiz Efendi'ye ve yirmi sekizinden iʻtibâr ile Koca Bekir Paşa-zâde ʻÖmer ʻİzzet Beyefendi'ye Mekke-i mükerreme Pâyesi ve yirmi dokuzundan iʻtibâr ile sâbıkā Medîne Kadısı Sarı Mehmed Pâşâ-zâde İbrâhîm Beyefendi'ye İstanbul Pâyesi ihsân olunup, Köstendilî Tâhir Efendi dahi Süleymâniye rütbesiyle sebk-i akrân eyleyerek memnûn u cezlân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mühr-i cedîd-i Sultânî ve teşrîfât-ı seniyye-i Cihân-bânî ile bundan akdem Şemseddîn Bey [12a] Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr olmuşidi. Tayy-i merâhil ve katʽ-i menâzil eyleyerek şehr-i Receb'in on dokuzuncu Bâzâr günü Ruscuk meştâsına vâsıl ve lede'l-istikbâl müretteb olan Dîvân'da Hatt-ı hümâyûn kırâ'at olunup, mevcûd olan vüzerâ-yı ʻizâm ve sâyir havâss u ʻavâma sürûr-ı kalb hâsıl olup, Sadrıaʻzam hazretleri mühr-i hümâyûn'u nihâde-ceyb-i iftihâr ve ferve-i semmûru zîver-ʻâtık-ı i'tibâr ve hançer-i mücevheri ârâyiş-i miyân-bend-i iktidâr edüp, cümleye hilʻat ilbâs ve birkaç günden sonra Mîr-i mûmâ ileyhi medâr-ı istînâs olan müteʻaddid ekyâs ile ircaʻ vü iʻâde ve Âsitâne'ye vusûl ile ʻatebe-i Mülûkâne'ye rû-nihâde oldukda, yegân yegân Ordu-yi hümâyûn ahvâlini takrîr u isrâra müteʻallik baʻzı umûr inhâsıyla takdîm-i ehemm kāʻidesini tezkîr eyledi.",
          "caption": "Havâdis-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_021.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Mühr-i cedîd-i Sultânî ve teşrîfât-ı seniyye-i Cihân-bânî ile bundan akdem Şemseddîn Bey [12a] Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr olmuşidi. Tayy-i merâhil ve katʽ-i menâzil eyleyerek şehr-i Receb'in on dokuzuncu Bâzâr günü Ruscuk meştâsına vâsıl ve lede'l-istikbâl müretteb olan Dîvân'da Hatt-ı hümâyûn kırâ'at olunup, mevcûd olan vüzerâ-yı ʻizâm ve sâyir havâss u ʻavâma sürûr-ı kalb hâsıl olup, Sadrıaʻzam hazretleri mühr-i hümâyûn'u nihâde-ceyb-i iftihâr ve ferve-i semmûru zîver-ʻâtık-ı i'tibâr ve hançer-i mücevheri ârâyiş-i miyân-bend-i iktidâr edüp, cümleye hilʻat ilbâs ve birkaç günden sonra Mîr-i mûmâ ileyhi medâr-ı istînâs olan müteʻaddid ekyâs ile ircaʻ vü iʻâde ve Âsitâne'ye vusûl ile ʻatebe-i Mülûkâne'ye rû-nihâde oldukda, yegân yegân Ordu-yi hümâyûn ahvâlini takrîr u isrâra müteʻallik baʻzı umûr inhâsıyla takdîm-i ehemm kāʻidesini tezkîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'l-gurûr olan ʻâlem-i kevn ü fesâd ki, \"Men ebğadahe sâd ve men ehabbehâ bâd\" sıfatlarıyla ittisâf-kerde-i eslâfdır, dâyimâ sayd-ı kulûb-ı mugaffilîn içün neşr-i hubûb-ı emânî ve tarh-ı encümen-i kâm-rânî edüp, mişkât-i ʻakl ü idrâkden istifâde-i nûr-şuʻûr edenler rübûde-i çengâl ihtiyâlî olmakdan dâmen-çîn-i tebâʻüd ve meftûn-ı\ntavr-ı nedâmet-gavrı olanlar ürcûha-i müzeyyenesine kadem-nihâde-i tesâʻud olarak havf ü haşyet-i Kahhâr-ı Müntakim'i kulûb-ı kāsiyelerinden ihrâc ve celb-i mâl ve ʻadem-i teşhîs-i harâm u helâl ve ihtisâs-ı menâfiʻ ü fevâyid ve inhisâr-ı merâfık u ʻavâîd ile tahsîl-i meslek-i istidrâc edüp, bu sebeple leyl ü nehâr müstelizzât-ı dünyeviyye ve müştehiyyât-ı kevniyyeye inhimâk u iştigāl ve gûn-be-gûn hevâcis-i nefsâniyye ve revâcis-i şeytâniyye ile fikr ü hayâl emr-i muhâl eyledikleriyçün dâyimâ dûr-bâş-ı takrîʻât-ı İlâhiyye ile mahzûl ve haklarında şemşîr-i kazâ-te’sîr-i siyâset meslûl olageldiği hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı erbâb-ı basâyir u ʻukūldur. Nazm:\n\nSezâ-yı tîg olur haddin tecâvüz eyleyen mûlar,\nÂnçün tîgden vârestedir müjgân ü ebrûlar.\n\nBinâ’en-ʻalâ-zâlik Tersâne Emîni Selîm Ağa ʻan-asl Re’îs-i esbak Tavukçu-başı damadı el-Hâc Mustafa Efendi'nin diyâr-ı İrân'dan istirkāk olunmuş ʻabd-ı müşterâsı olup, sâbıka-i hıdmetine nazaran merkūmu iʻtâk ve yine [13a] dâyiresinde hem-cinsi bir kenîzine irfâk edüp, bir müddetden sonra Hazînedârı Bekir Efendi ki, baʻde-zemân vezârete nâyil olmuşdur, merkūmu istishâb ve Darb-hâne Emâneti'nde maʻdenlere irsâl ile kâm-yâb edüp, vezâreti hâlinde dahi bi'l-maʻiyye Mısır ve Haleb'e ʻazîmet ve Vezîr-i müşârun ileyhin vefâtı ʻakabinde Âsitâne'ye ʻavdet ve Karatova ve sâyir iltizâmât ile muştagill ve bu aralıkda Sârım Paşa dâyiresine dâhil olup, mukaddemki sefer evâyilinde Edirne Serâyı taʻmîrine me’mûr ve hırs u tamaʻa dâir harekâtından Hüdâvendigâr-ı esbak, cennet-mekân, huld-âşiyân Sultân Mustafâ Han hazretleri ^ab-nâk olup, katlini emretmiş iken tavassut-ı şefaʻât ile o mehlekeden tahlîs-i nefs edüp, Hotin Defterdârlığı'yla sûret-i zâhirde mağdûr olmuşiken mahall-i mezkûrda dahi celb-i mâl ve tasarruf-ı ʻakl-ı pür-mekr ü ihtiyâl ile katî çok nükūd istihsâl edüp, Ordu, Şumnu'da iken Başbâkī-kulluğu ile ihrâz-ı şân ve Kapucu-başılık ile kâm-rân ve Hüdâvendigâr-ı sâbık hazretlerine cihet-i maʻlûme ile intisâb etmiş\nbulunduklarından, envreng-nişîn-i Hilâfet olduklarında haklarında şefekat ü merhamet-i Mülûkâneler'in erzânî buyurup, Nazîf Efendi'ye Masraf Kitâbeti'ni tevcîh ile peder u birâderini ordudan celb ve pederini Darb-hâne'ye Emîn nasb ve birâderini Hâcelik ile münşerihü'l-kalb etmişidi. Bu hâl ile muttasılân menâsib-i Devlet-i ʻaliyye'yi istîʻâb ve menâfiʻ ü fevâyid-i Saltanat'ı nefslerine ihtisâs ile tekdîr-i şeyh ü şâbbeylediklerinden gayri dâyireleri melce’-i [13b] ashâb hâcât u hilâflarında olmak müstelzim-i mehâvif ü âfât olup, Devlet-i ʻaliyye'ye vücûdları lâzım niçe vezîr, tegāyür-i meşreb ve ʻadem-i ittibâʻ-ı ehvâ ve mezhebleri sebebi ile zahm-hâr-ı sinân-ı lisân tekdîr ve belki âguşte-i hûn-şemşîr olduğu ve katî çok umûr-ı cesîmeye iktihâm ile mudga-i efvâh-ı enâm oldukları refte refte Hüdâvendigâr-ı esbak merhûmun maʻlûmı olup, baʻzan ʻazl ü infisâllerini irâde ve baʻzan tenbîh-i ekîd ile vehâmet-i ʻâkıbeti ifâde buyururlaridi. Ancak İnne'l-insâne le-yetğâ en-ra’êhü esteğnâ medlûl-ı şerîfi üzere merkūmların mâl ü câhleri müzdâd oldukça âteş-i hırs u tamaʻları mütevakkıd ve sürʻat-i zevâl-ı bedâhet-i ʻakl ile sâbit olan ikbâl ki, maklûb-ı lâ bekādır, kendülere teveccüh etdikçe ahlâm ü âmânîleri müteceddid olup, gûnâ-gûn umûr-ı hatîreye tesaddî ve mûcib-i selâmet olan tavr u haddi teʻaddî eyledikleriyçün haklarında kahr-ı İlahî zuhûr eyledi. \n\nTafsîli bu ki, haberdâr-ı habâyâ-yı ahvâl-i enâm olan Şehriyâr-ı Behrâm-intikām, serîr-i Saltanat'a pâ-nihâde-i şevket ü ikbal olduklarında merkūmların tefâsîl-i ahvâllerine kesb-i ıttılâʻ edüp, cülûs-ı hümâyûnlarının otuz dördüncü günü Tersâne-i ʻâmire'ye sâye-endâz-i heybet ve sâlifü'z-zikr Selîm Ağa'yı katl ile erbâb-ı zulm ve ʻudvânı lerzîde-cism ü haşyet buyurdular. Ordu-yi hümâyûn'da Vezîr Kethudâsı bulunan Nazîf Efendi'nin dahi mukaddemce ihzârına hatt-ı hümâyûn ısdâr olunmuşidi. Birkaç gün Edirne'de tevkīfden sonra Âsitâne'ye getürdilüp, evâhir-i şehr\ni Ramazân'da Kapu arasında cezâsı tertîb ve birâderi tufeylî sûretinde dâyirelerinde mukīm olduğu maʻlûm olduğundan, bir müddet [14a] habs ile te’dîb ve baʻdehû hakkında ʻafv-ı Pâdişâhî, tesvîg ü takrîb ve emvâl ü nukūd ve sâyir tuhaf u mevcûdları mîrîye zabt olunup, Tersâne Emâneti hemân ol rûz-ı hevelnâkda sâbıkā Büyük Tezkireci Vekîli olan ʻÖmer Sâhib Efendi'ye tevcîh olundu. Nazîf Efendi'nin bâ vücûd-ı kudret ü miknet, vücûh-ı birr u hayra dâyir bir eseri olmayup, pederi Selîm Ağa'nın yine Üsküdar'da bir kitâb-hâne vü mektebi olup, fukarâya baʻzan tasadduk meşrebi idi.",
          "caption": "[12b] Katl-i Emîn-i Tersâne Selîm Ağâ ve veledeş Nazîf Efendi ve Emîn-i Tersâne-şüden-i ʻÖmer Sâhib Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_022.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "[12b] Katl-i Emîn-i Tersâne Selîm Ağâ ve veledeş Nazîf Efendi ve Emîn-i Tersâne-şüden-i ʻÖmer Sâhib Efendi",
          "text": "Dârü'l-gurûr olan ʻâlem-i kevn ü fesâd ki, \"Men ebğadahe sâd ve men ehabbehâ bâd\" sıfatlarıyla ittisâf-kerde-i eslâfdır, dâyimâ sayd-ı kulûb-ı mugaffilîn içün neşr-i hubûb-ı emânî ve tarh-ı encümen-i kâm-rânî edüp, mişkât-i ʻakl ü idrâkden istifâde-i nûr-şuʻûr edenler rübûde-i çengâl ihtiyâlî olmakdan dâmen-çîn-i tebâʻüd ve meftûn-ı\ntavr-ı nedâmet-gavrı olanlar ürcûha-i müzeyyenesine kadem-nihâde-i tesâʻud olarak havf ü haşyet-i Kahhâr-ı Müntakim'i kulûb-ı kāsiyelerinden ihrâc ve celb-i mâl ve ʻadem-i teşhîs-i harâm u helâl ve ihtisâs-ı menâfiʻ ü fevâyid ve inhisâr-ı merâfık u ʻavâîd ile tahsîl-i meslek-i istidrâc edüp, bu sebeple leyl ü nehâr müstelizzât-ı dünyeviyye ve müştehiyyât-ı kevniyyeye inhimâk u iştigāl ve gûn-be-gûn hevâcis-i nefsâniyye ve revâcis-i şeytâniyye ile fikr ü hayâl emr-i muhâl eyledikleriyçün dâyimâ dûr-bâş-ı takrîʻât-ı İlâhiyye ile mahzûl ve haklarında şemşîr-i kazâ-te’sîr-i siyâset meslûl olageldiği hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı erbâb-ı basâyir u ʻukūldur. Nazm:\n\nSezâ-yı tîg olur haddin tecâvüz eyleyen mûlar,\nÂnçün tîgden vârestedir müjgân ü ebrûlar.\n\nBinâ’en-ʻalâ-zâlik Tersâne Emîni Selîm Ağa ʻan-asl Re’îs-i esbak Tavukçu-başı damadı el-Hâc Mustafa Efendi'nin diyâr-ı İrân'dan istirkāk olunmuş ʻabd-ı müşterâsı olup, sâbıka-i hıdmetine nazaran merkūmu iʻtâk ve yine [13a] dâyiresinde hem-cinsi bir kenîzine irfâk edüp, bir müddetden sonra Hazînedârı Bekir Efendi ki, baʻde-zemân vezârete nâyil olmuşdur, merkūmu istishâb ve Darb-hâne Emâneti'nde maʻdenlere irsâl ile kâm-yâb edüp, vezâreti hâlinde dahi bi'l-maʻiyye Mısır ve Haleb'e ʻazîmet ve Vezîr-i müşârun ileyhin vefâtı ʻakabinde Âsitâne'ye ʻavdet ve Karatova ve sâyir iltizâmât ile muştagill ve bu aralıkda Sârım Paşa dâyiresine dâhil olup, mukaddemki sefer evâyilinde Edirne Serâyı taʻmîrine me’mûr ve hırs u tamaʻa dâir harekâtından Hüdâvendigâr-ı esbak, cennet-mekân, huld-âşiyân Sultân Mustafâ Han hazretleri ^ab-nâk olup, katlini emretmiş iken tavassut-ı şefaʻât ile o mehlekeden tahlîs-i nefs edüp, Hotin Defterdârlığı'yla sûret-i zâhirde mağdûr olmuşiken mahall-i mezkûrda dahi celb-i mâl ve tasarruf-ı ʻakl-ı pür-mekr ü ihtiyâl ile katî çok nükūd istihsâl edüp, Ordu, Şumnu'da iken Başbâkī-kulluğu ile ihrâz-ı şân ve Kapucu-başılık ile kâm-rân ve Hüdâvendigâr-ı sâbık hazretlerine cihet-i maʻlûme ile intisâb etmiş\nbulunduklarından, envreng-nişîn-i Hilâfet olduklarında haklarında şefekat ü merhamet-i Mülûkâneler'in erzânî buyurup, Nazîf Efendi'ye Masraf Kitâbeti'ni tevcîh ile peder u birâderini ordudan celb ve pederini Darb-hâne'ye Emîn nasb ve birâderini Hâcelik ile münşerihü'l-kalb etmişidi. Bu hâl ile muttasılân menâsib-i Devlet-i ʻaliyye'yi istîʻâb ve menâfiʻ ü fevâyid-i Saltanat'ı nefslerine ihtisâs ile tekdîr-i şeyh ü şâbbeylediklerinden gayri dâyireleri melce’-i [13b] ashâb hâcât u hilâflarında olmak müstelzim-i mehâvif ü âfât olup, Devlet-i ʻaliyye'ye vücûdları lâzım niçe vezîr, tegāyür-i meşreb ve ʻadem-i ittibâʻ-ı ehvâ ve mezhebleri sebebi ile zahm-hâr-ı sinân-ı lisân tekdîr ve belki âguşte-i hûn-şemşîr olduğu ve katî çok umûr-ı cesîmeye iktihâm ile mudga-i efvâh-ı enâm oldukları refte refte Hüdâvendigâr-ı esbak merhûmun maʻlûmı olup, baʻzan ʻazl ü infisâllerini irâde ve baʻzan tenbîh-i ekîd ile vehâmet-i ʻâkıbeti ifâde buyururlaridi. Ancak İnne'l-insâne le-yetğâ en-ra’êhü esteğnâ medlûl-ı şerîfi üzere merkūmların mâl ü câhleri müzdâd oldukça âteş-i hırs u tamaʻları mütevakkıd ve sürʻat-i zevâl-ı bedâhet-i ʻakl ile sâbit olan ikbâl ki, maklûb-ı lâ bekādır, kendülere teveccüh etdikçe ahlâm ü âmânîleri müteceddid olup, gûnâ-gûn umûr-ı hatîreye tesaddî ve mûcib-i selâmet olan tavr u haddi teʻaddî eyledikleriyçün haklarında kahr-ı İlahî zuhûr eyledi. \n\nTafsîli bu ki, haberdâr-ı habâyâ-yı ahvâl-i enâm olan Şehriyâr-ı Behrâm-intikām, serîr-i Saltanat'a pâ-nihâde-i şevket ü ikbal olduklarında merkūmların tefâsîl-i ahvâllerine kesb-i ıttılâʻ edüp, cülûs-ı hümâyûnlarının otuz dördüncü günü Tersâne-i ʻâmire'ye sâye-endâz-i heybet ve sâlifü'z-zikr Selîm Ağa'yı katl ile erbâb-ı zulm ve ʻudvânı lerzîde-cism ü haşyet buyurdular. Ordu-yi hümâyûn'da Vezîr Kethudâsı bulunan Nazîf Efendi'nin dahi mukaddemce ihzârına hatt-ı hümâyûn ısdâr olunmuşidi. Birkaç gün Edirne'de tevkīfden sonra Âsitâne'ye getürdilüp, evâhir-i şehr\ni Ramazân'da Kapu arasında cezâsı tertîb ve birâderi tufeylî sûretinde dâyirelerinde mukīm olduğu maʻlûm olduğundan, bir müddet [14a] habs ile te’dîb ve baʻdehû hakkında ʻafv-ı Pâdişâhî, tesvîg ü takrîb ve emvâl ü nukūd ve sâyir tuhaf u mevcûdları mîrîye zabt olunup, Tersâne Emâneti hemân ol rûz-ı hevelnâkda sâbıkā Büyük Tezkireci Vekîli olan ʻÖmer Sâhib Efendi'ye tevcîh olundu. Nazîf Efendi'nin bâ vücûd-ı kudret ü miknet, vücûh-ı birr u hayra dâyir bir eseri olmayup, pederi Selîm Ağa'nın yine Üsküdar'da bir kitâb-hâne vü mektebi olup, fukarâya baʻzan tasadduk meşrebi idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezâyirli Hasan Paşa bu vakʻayı Ordu'ya tahrîr eder iken sâdıku'l-kavl bir şahıs zikrolunan tahrîrâtı görüp, me’âlinde itmâmı irâde buyurulan cedîd sefînenin bir ân akdem deryâya indirilmesi matlûb-ı Hümâyûn olup, Tersâne Emîni'ne birkaç defʻa tenbîh olunmuşiken ʻameleye ücret vermemek taksîriyle sefînenin karîbü'l-ʻahde tekmîl inşâsı mümkin olmayup, emedd-i baʻîde mevkūf olduğun şevketlü Pâdişâhımız idrâk buyurup, hemân Tersâne'ye teşrîf ve taht-ı hümâyûn olan sefîneye\nçıkup, Emîn-i mezkûru ihzâr ve gerdenine havâle-i tîg-i âteş-bâr eyledi. Sûreti derc olunmuş zuhûr-ı şu’ûnât-ı kevniyye birer sebebe müstenid olduğu hasebiyle müşârun ileyh merkūmun iʻdâm olunmasını kusûr-ı nazar u istidlâl ile bu keyfiyyete binâ etmiş, lâkin izmihlâllerine bâlâda sebeb tafsîl olunduğu vücûh-ı ʻadîde olup, baʻzı esbâb-ı hafiyye dahi var ise zâhir-i bünyân-ı ʻavâmdan mestûr olup, havâss-ı nâsa maʻlûmdur.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_023.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Cezâyirli Hasan Paşa bu vakʻayı Ordu'ya tahrîr eder iken sâdıku'l-kavl bir şahıs zikrolunan tahrîrâtı görüp, me’âlinde itmâmı irâde buyurulan cedîd sefînenin bir ân akdem deryâya indirilmesi matlûb-ı Hümâyûn olup, Tersâne Emîni'ne birkaç defʻa tenbîh olunmuşiken ʻameleye ücret vermemek taksîriyle sefînenin karîbü'l-ʻahde tekmîl inşâsı mümkin olmayup, emedd-i baʻîde mevkūf olduğun şevketlü Pâdişâhımız idrâk buyurup, hemân Tersâne'ye teşrîf ve taht-ı hümâyûn olan sefîneye\nçıkup, Emîn-i mezkûru ihzâr ve gerdenine havâle-i tîg-i âteş-bâr eyledi. Sûreti derc olunmuş zuhûr-ı şu’ûnât-ı kevniyye birer sebebe müstenid olduğu hasebiyle müşârun ileyh merkūmun iʻdâm olunmasını kusûr-ı nazar u istidlâl ile bu keyfiyyete binâ etmiş, lâkin izmihlâllerine bâlâda sebeb tafsîl olunduğu vücûh-ı ʻadîde olup, baʻzı esbâb-ı hafiyye dahi var ise zâhir-i bünyân-ı ʻavâmdan mestûr olup, havâss-ı nâsa maʻlûmdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Öteden berü riʻâyet-i şerîta-i meşveret, esâs-ı binâ-yı memleket ve kıvâm-ı kavâʻid-i Saltanat olup, bir emre şurûʻ etmezden mukaddem lecûc u gazbân, hâyin ü cebân olmayup, hevâ-yı nefsi târik ve umûr-ı hayriyyeyi mütedârik olanlar ile pergâr-ı [14b] istişâre irâde olundukda, telâhuk-ı efkâr u ârâ ile menhec-i rüşd ü savâba ihtidâ ve teferrüd ü istibdâd-ı beliyyelerine giriftâr olanlar dâyimâ pelâs-pâre-i zarar u fesâdı iktisâ edegeldikleri maʻlûm-ı uli'n-nühâdır. Nazm: Şâvir sivâke izâ-nâbetke nâ’ibetün, Yevmen ve inkünte min-ehli'l- murûvvât, Fe'l-‘aynû telkā kifâhan mâ-e’â ve denâ, Ve-lâ terâ nefsehâ illâ-bî-mirâ’t. Ve Resûl-i ekrem ve nebiyy-i muhterem sallallâhu Te‘âlâ ʻaleyhi ve sellem hazretleri kuvve-i kudsiyye ile müteferrid ve fezâyil-i insiyye ile mütevahhid iken \"Ve şâvirhüm fî'l-emr\" nass-ı şerîfiyle me’mûr olup, baʻzı umûrda meşveret anlara vâcib olduğu hâlde sâyir nâsa bi't-tarîkı'l-ûlâ vâcib olur. \"Mâ şâvere kavmun illâ hüdû ilâ\nerşedi umûrihim.\" Hâsılı kesret-i meşveret, mûcib-i tahsîn-i imâret olup, müsteşîr olan mülûk, ekser ahyânda hatâdan sâlim olageldikleri bedîhîdir. Fikr ü tedbîrsiz umûra tesaddî edenler baʻzan matlûblarına zafer-yâb olurlar ise dahi, izhâr-ı ibtihâc ü iftihâr câyiz olmayup, şu sebebden ki kazâyâ-yı cüz’iyye-i ittifâkiyye ki, tâlîsinin mukaddem üzerine terettübü ʻalâka-i mûcibe ile olmaya, ve bir kıyâs ki netîce-i iltizâmı mülâzeme-i ʻakliyye-i külliye ile olmaya, ol kıyâs ashâb-ı fikr katında müntic ‘add olmayup, netîcesine netîce denmez. İmdî mâlik-i hall ü ʻakd-i ümmete bel-mutlakā erbâb-ı maslahata vâcibdir ki her emirde ehliyyeti zâhir olanlar ile müşâvere ve her kimin re’yinde istikāmet ü reşâd mahsûs ise ana tâbiʻ olup, sahib-i re’yin zillet ü rifʻatine nâzır olmayup, mücerred kavline nâzır eyleye... Bu mukaddime-i [15a] müselleme Şehriyâr-ı gerdûn-vakār'ın sübût-yâfte-i sahîfe-i idrâkleri olmakdan nâşî ricâlinin tedbîr-i hasenelerini ihtibâr ve umûr-ı mülkiyyede her birinin mişvârını tahkīk içün huzûr-ı hümâyûnlarında meşveret ihtiyâr buyurup, işbu Şaʻbânü'l muʻazzam'ın yigirminci günü Şeyhulislâm ve Kayim-makām ve sudûr u ricâl-i Devlet ve karîben Ordu-yi hümâyûn'dan vürûd eden Kapucular Kethudâsı Şemseddîn Bey ve birâderi ʻAbdurrahmân Bey ve Nuʻmân Bey ve Râtib Efendi doğru Serây-ı hümâyûn'a varup, \"Revân Odası\" demekle maʻrûf kasırda bi-ecmaʻihim kemer-beste i kıyâm ve Re’îsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa'dan gayrilere sudûr-ı ruhsat-ı Şâhâne ile emr-i kuʻûd-ı ifhâm olunup, ʻalâ-merâtibihim zânû-zede-i hayâlât ü efkâr ve herkes zihninde bir nevʻ tedbîr ihzârıyla muntazır-ı ruhsat-ı güftâr oldukları hâlde, taraf-ı Şehriyârî'den, Re’îs Efendi'ye tahrîk-i ebru-yı işâret ve ol dahi defʻ-i mezâlim\nve neşr-i merâhim ve tahsîl-i esbâb-ı ʻadâlet ve tanzîm-i ahvâl-i raʻiyyet ve ʻale'l-husûs Ordu-yi hümâyûn ahvâli ve tühûm u sügūrun teşvîş ü ihtilâli husûslarını mübeyyen ve mukaddemce ihzâr olunan mevâdd kağıdını ibrâz u kırâ’at ve yegân yegân taʻdâd-ı esbâb-ı ihtilâl-i memleket eyledikde, Hamîdî-zâde Efendi derîce-i bâz-kelâm ve bu fesâd u hasâret-i mülkiyye, zemân-ı saʻd-iktirân-ı Mülûkâne'de zuhûr-yâfte-i teʻayyün olmayup, mukaddemce tekevvün etmiş hâlâtdan olmağla tertîb-i mecâlis-i ʻadîde ile bu fesâdâtın defʻi meşveret olunup, \"Lâyıkı üzere her mâdde inşâ’allah ber-vefk-ı me’mûl karîn-i temşiyet olur\" ʻibârelerini itmâm eylediği hengâmda haysiyyet-i zâtiyyelerini birer sebeb hudûsiyle tefhîme hâhiş-ker ve beyt-i meşhur-ı [Beyit]: [15b] Tâ merd sohen ne-gofte bâşed, ʻEyb u honeriş nihufte bâşed me’âlinden gāfil ü bî-haber olan baʻzı zevât enbân-ı derûnunda müddehar olan hurde-vât-ı tedbîrâtını vazʻ-ı meydân-ı şühûd ve gass ü semîn-i kelimât îrâdıyla taraf taraf izhâr-ı vücûd ve ifrâğ-ı caʻbe-i bûd ü ne-bûd eylediklerinden gayri, daʻvâ-yı teferrüd ile baʻzıları bâzâr-ı münâkaşa vü münâveşeyi tervîc ve hasmını ilzâm sûretinde tenevvür-i muʻârazayı tehyîç ve baʻzıları dahi muktezâ-yı vakt iltizâmıyla yed-i gālibe ashâbını tasdîk ve aralık aralık revâtib-i mülkiyeye dâyir esbâb u levâzımı serd ile merâyir-i sadâkati tevsîk ʻakabinde taraf-ı müstecmiʻü'ş-şeref-i Mülûkâne'den tarîka-i enîka-i mazâ-mâ-mazâ ihtiyâr olunup, fîmâ-baʻd miyânede olan ihtilâf, mübeddel-i i’tilâf olup, şikāk u nifâk mürtefiʻ ve garaz u nefsâniyyet mündefiʻ olarak bâʻis-i te’yîd-i dîn ve sebeb-i zuhûr-ı nasr-ı mübîn olan harekâta mübâşeret ve havze-i İslâmiyye'den zulm ü hasâretin izâlesine mübâderet ve ʻaskerine tahsîl-i zavâbit-i intizâmlarına tekayyüd ü ihtimâm ve defʻ-i bidʻat ve refʻ-i rişvet iltizâm olunup, hilâfı üzere harekete kıyâm edenler mazhar-ı cezâ-yı darbü'l-rikāb olacağları bî-irtiyâbdır. Kelâm-ı câmiʻü'l-ahkâm ile meclise hitâm verilüp, bundan sonra hâne-i Fetvâ-penâhî'de ve huzûr-ı Kāyim-makāmî'de câ-be-câ tertîb-i mecâlis-i şûrâ kılınup, bâlâda tafsîl olunan\n‘avârız-ı mülkiyye izâlesiyle temhîd-i mukaddimât-ı ‘adâlet ve tahsîl-i esbâb-ı fevz ü nusrata herkes berçîde-dâmen-i gayret olacağların ‘arz u ifâde ile ruhsat-yâfte-i insırâf u ‘avdet oldular.",
          "caption": "Vukûʻ-ı meşveret der-Huzûr-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_024.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukûʻ-ı meşveret der-Huzûr-ı hümâyûn",
          "text": "Öteden berü riʻâyet-i şerîta-i meşveret, esâs-ı binâ-yı memleket ve kıvâm-ı kavâʻid-i Saltanat olup, bir emre şurûʻ etmezden mukaddem lecûc u gazbân, hâyin ü cebân olmayup, hevâ-yı nefsi târik ve umûr-ı hayriyyeyi mütedârik olanlar ile pergâr-ı [14b] istişâre irâde olundukda, telâhuk-ı efkâr u ârâ ile menhec-i rüşd ü savâba ihtidâ ve teferrüd ü istibdâd-ı beliyyelerine giriftâr olanlar dâyimâ pelâs-pâre-i zarar u fesâdı iktisâ edegeldikleri maʻlûm-ı uli'n-nühâdır. Nazm: Şâvir sivâke izâ-nâbetke nâ’ibetün, Yevmen ve inkünte min-ehli'l- murûvvât, Fe'l-‘aynû telkā kifâhan mâ-e’â ve denâ, Ve-lâ terâ nefsehâ illâ-bî-mirâ’t. Ve Resûl-i ekrem ve nebiyy-i muhterem sallallâhu Te‘âlâ ʻaleyhi ve sellem hazretleri kuvve-i kudsiyye ile müteferrid ve fezâyil-i insiyye ile mütevahhid iken \"Ve şâvirhüm fî'l-emr\" nass-ı şerîfiyle me’mûr olup, baʻzı umûrda meşveret anlara vâcib olduğu hâlde sâyir nâsa bi't-tarîkı'l-ûlâ vâcib olur. \"Mâ şâvere kavmun illâ hüdû ilâ\nerşedi umûrihim.\" Hâsılı kesret-i meşveret, mûcib-i tahsîn-i imâret olup, müsteşîr olan mülûk, ekser ahyânda hatâdan sâlim olageldikleri bedîhîdir. Fikr ü tedbîrsiz umûra tesaddî edenler baʻzan matlûblarına zafer-yâb olurlar ise dahi, izhâr-ı ibtihâc ü iftihâr câyiz olmayup, şu sebebden ki kazâyâ-yı cüz’iyye-i ittifâkiyye ki, tâlîsinin mukaddem üzerine terettübü ʻalâka-i mûcibe ile olmaya, ve bir kıyâs ki netîce-i iltizâmı mülâzeme-i ʻakliyye-i külliye ile olmaya, ol kıyâs ashâb-ı fikr katında müntic ‘add olmayup, netîcesine netîce denmez. İmdî mâlik-i hall ü ʻakd-i ümmete bel-mutlakā erbâb-ı maslahata vâcibdir ki her emirde ehliyyeti zâhir olanlar ile müşâvere ve her kimin re’yinde istikāmet ü reşâd mahsûs ise ana tâbiʻ olup, sahib-i re’yin zillet ü rifʻatine nâzır olmayup, mücerred kavline nâzır eyleye... Bu mukaddime-i [15a] müselleme Şehriyâr-ı gerdûn-vakār'ın sübût-yâfte-i sahîfe-i idrâkleri olmakdan nâşî ricâlinin tedbîr-i hasenelerini ihtibâr ve umûr-ı mülkiyyede her birinin mişvârını tahkīk içün huzûr-ı hümâyûnlarında meşveret ihtiyâr buyurup, işbu Şaʻbânü'l muʻazzam'ın yigirminci günü Şeyhulislâm ve Kayim-makām ve sudûr u ricâl-i Devlet ve karîben Ordu-yi hümâyûn'dan vürûd eden Kapucular Kethudâsı Şemseddîn Bey ve birâderi ʻAbdurrahmân Bey ve Nuʻmân Bey ve Râtib Efendi doğru Serây-ı hümâyûn'a varup, \"Revân Odası\" demekle maʻrûf kasırda bi-ecmaʻihim kemer-beste i kıyâm ve Re’îsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa'dan gayrilere sudûr-ı ruhsat-ı Şâhâne ile emr-i kuʻûd-ı ifhâm olunup, ʻalâ-merâtibihim zânû-zede-i hayâlât ü efkâr ve herkes zihninde bir nevʻ tedbîr ihzârıyla muntazır-ı ruhsat-ı güftâr oldukları hâlde, taraf-ı Şehriyârî'den, Re’îs Efendi'ye tahrîk-i ebru-yı işâret ve ol dahi defʻ-i mezâlim\nve neşr-i merâhim ve tahsîl-i esbâb-ı ʻadâlet ve tanzîm-i ahvâl-i raʻiyyet ve ʻale'l-husûs Ordu-yi hümâyûn ahvâli ve tühûm u sügūrun teşvîş ü ihtilâli husûslarını mübeyyen ve mukaddemce ihzâr olunan mevâdd kağıdını ibrâz u kırâ’at ve yegân yegân taʻdâd-ı esbâb-ı ihtilâl-i memleket eyledikde, Hamîdî-zâde Efendi derîce-i bâz-kelâm ve bu fesâd u hasâret-i mülkiyye, zemân-ı saʻd-iktirân-ı Mülûkâne'de zuhûr-yâfte-i teʻayyün olmayup, mukaddemce tekevvün etmiş hâlâtdan olmağla tertîb-i mecâlis-i ʻadîde ile bu fesâdâtın defʻi meşveret olunup, \"Lâyıkı üzere her mâdde inşâ’allah ber-vefk-ı me’mûl karîn-i temşiyet olur\" ʻibârelerini itmâm eylediği hengâmda haysiyyet-i zâtiyyelerini birer sebeb hudûsiyle tefhîme hâhiş-ker ve beyt-i meşhur-ı [Beyit]: [15b] Tâ merd sohen ne-gofte bâşed, ʻEyb u honeriş nihufte bâşed me’âlinden gāfil ü bî-haber olan baʻzı zevât enbân-ı derûnunda müddehar olan hurde-vât-ı tedbîrâtını vazʻ-ı meydân-ı şühûd ve gass ü semîn-i kelimât îrâdıyla taraf taraf izhâr-ı vücûd ve ifrâğ-ı caʻbe-i bûd ü ne-bûd eylediklerinden gayri, daʻvâ-yı teferrüd ile baʻzıları bâzâr-ı münâkaşa vü münâveşeyi tervîc ve hasmını ilzâm sûretinde tenevvür-i muʻârazayı tehyîç ve baʻzıları dahi muktezâ-yı vakt iltizâmıyla yed-i gālibe ashâbını tasdîk ve aralık aralık revâtib-i mülkiyeye dâyir esbâb u levâzımı serd ile merâyir-i sadâkati tevsîk ʻakabinde taraf-ı müstecmiʻü'ş-şeref-i Mülûkâne'den tarîka-i enîka-i mazâ-mâ-mazâ ihtiyâr olunup, fîmâ-baʻd miyânede olan ihtilâf, mübeddel-i i’tilâf olup, şikāk u nifâk mürtefiʻ ve garaz u nefsâniyyet mündefiʻ olarak bâʻis-i te’yîd-i dîn ve sebeb-i zuhûr-ı nasr-ı mübîn olan harekâta mübâşeret ve havze-i İslâmiyye'den zulm ü hasâretin izâlesine mübâderet ve ʻaskerine tahsîl-i zavâbit-i intizâmlarına tekayyüd ü ihtimâm ve defʻ-i bidʻat ve refʻ-i rişvet iltizâm olunup, hilâfı üzere harekete kıyâm edenler mazhar-ı cezâ-yı darbü'l-rikāb olacağları bî-irtiyâbdır. Kelâm-ı câmiʻü'l-ahkâm ile meclise hitâm verilüp, bundan sonra hâne-i Fetvâ-penâhî'de ve huzûr-ı Kāyim-makāmî'de câ-be-câ tertîb-i mecâlis-i şûrâ kılınup, bâlâda tafsîl olunan\n‘avârız-ı mülkiyye izâlesiyle temhîd-i mukaddimât-ı ‘adâlet ve tahsîl-i esbâb-ı fevz ü nusrata herkes berçîde-dâmen-i gayret olacağların ‘arz u ifâde ile ruhsat-yâfte-i insırâf u ‘avdet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i aʻzam Yûsuf Paşa dest-yârî-yi sadâkat-kârân-ı Devlet ile Nemçe memleketine duhûl ve tabur ce[n]ginde cehd ü tâkatını mebzûl ve Nemçeli'yi tazyîk ve cemʻiyyetlerin tefrîk edüp, hulûl-i şitâ sebebiyle Muhâdiye ve Nezarete semtlerinin istihkâmına mübâşeret ve taʻyîn-i vüzerâ vü zavâbit ile ol havâliye metânet vermişidi. ʻAskerî tâyifesinin mevsim-i şitâ hulûlünde iʻtiyâd eyledikleri ʻârıza-i teferruk u teşettüt kemâ-kân ser-zede-i teʻayyün ve herkes me’mûr oldukları mahallerden katʻ-ı peyvend-i karâr u temekkün eyledikleri, gayri çok geçmeden Nemçe düşmeni dahi kesb-i teneffüs ve zaʻf-ı hâli neferrüs edüp, Belgrad gibi bir kalʻa-i hasîn ü üstüvârı ve Eflak gibi bir memleket-i vesîʻü'l-aktârı bilâ-meşakkat nezʻ u istirdâd edüp, Moskovlu tarafından dahi Özi ve Bender kalʻaları ve Boğdan Vilâyeti zabt ve ahvâl-i sügūr u tuhûm ber-hemzede-i halel ü habt ve ber-mefhûm-ı \"Lâ re’ye li-men lâ-yûtâʻ\" tedbîr ü idâreden dahi ʻâciz olmağla, ʻazl ü infisâli pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı ʻâlî olup, müşârun ileyhden mühr-i şerîf'i alup, mukaddemâ Mora'da ve bu defʻa Nazarete ve Muhâdiye vakʻalarında hüsn-i sülûk ve behâdırlığı zâhir olan Melek Paşa Kethudâsı Vezîr Hasan Paşa'ya teslîm etmek üzere orduda Çavuş-başı olan Genc ʻOsmân Ağa'ya işbu şehr-i Ramazân'ın yedinci günü tebdîl hasekîsiyle bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn irsâl olunmuşidi. Hasekî-yi merkūm mânend-i bâd kabûl, reh-neverd-i rukûb u nüzûl ve şehr-i Ramazân'ın on üçüncü günü Rusçuğ'a vusûl ve Çavuş-başı Ağa'nın haymesine duhûl [16b] edüp, Ağa-yı mûmâ ileyhi mahrem-râz ve hâmil olduğu hatt-ı şerîfi ibrâz eyledikde, fi'l-hâl Ağa-yı mûmâ ileyh Kethudâ Bey ve Re’îs Efendi'yi istishâb ve\nSadrıaʻzâm'ın müstekarr olduğu haymeye şitâb ile irâde-i hümâyûnu irâd ve revh-i izâfî makāmında olan mühr-i hümâyûnu istirdâd eylediler. Yeniçeri Ağası olan Vezîr Hasan Paşa fermûde-i Cihân-bânî üzere mesned-i Kāyim-makāmî'ye iʻtilâ edüp, Sadr-ı sâbık'ı birkac nefer-i ittibâʻ ile Ziştovi'ye doğru tesyîr ve ihsân-ı Pâdişâhî olan emvâl ü eşyâsı dahi bilâ-te’hîr tarafına vusûl bulacağını tebşîr eyledikden sonra, Ağa-yı mûmâ ileyh matâyâ-yı istiʻcâle süvâr ve Vidin tarafına ʻinân-rîz-i ılgār olup, Vidin'e kurbiyyet husûlünde Sadr-ı cedîd'e diger hatt-ı hümâyûn şeref-resân-ı vürûd ve Ordu-yi hümâyûn'a serîʻan lühûku irâde-i Şehriyâr-ı zafer-mevʻûd olduğuna binâ’en, birkaç sâʻat mukaddem matiyye-rân-ı ʻazîmet olduğu Çavuş-başı Ağa'nın maʻlûmu oldukda, derhâl ricʻat ve Rahova kurbünde mülâkī-yi Sâhib-i devlet olup, mühr-i hümâyûnu teslîm ve sûret-i me’mûriyyetini tefhîm ʻakabinde bi'l-maʻiyye ʻazîmete karâr ve şeb-dîz-i istiʻcâle süvâr ve Rusçuğ'a karîb mahalle kudûmları erkân-ı devlete bedîdâr oldukda, îfâ-yı resm-i istikbâle kıyâm ve mukaddemce tertîb olunan Yemeklik mahallinde cüz’-i teneffüs ü ârâmdan sonra, şehr-i Ramazân-ı şerîf'in yigirmi beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a duhûl ü ilmâm ve uʻmûmu hilʻati ilbâsiyle ricâl-i Devlet'i mazhar-ı ikrâm-ı tâmm eylediler. Nâşid Bey'in zâde-i tabʻı olan târîh-i sadâretdir. [Beyit]: Zamîrimden bu gûne etdim istihrâc-ı [17a] târîhin, Vekîl-i Şâh-ı ʻâlem oldu ʻizzetle Hasan Paşa. Çünki Sadr-ı sâbık Yûsuf Paşa'nın Eflak ve yâhûd Vidin Serʻaskeri olması içün irâde-i hümâyûn teʻalluk edüp, ahad-ı şıkkaynin tercîhinde Sadrıaʻzam muhayyer kılınmışidi. Vidin Serʻaskerliği el-hâletü hâzihî hâlî ve kaviyyü'ş-şekîme bir vezîrin o tarafda bulunması rekîz-i zamîr-i Sadr-ı ʻâlî olup, hemân Vezîr-i müşârun ileyh o tarafa Serʻasker nasb olunup, umûr-ı Serʻaskerî'ye dâyir olan tenbîhât-ı evâmir-i ʻaliyye ile tarafına inhâ ve ber-kadem-i akdem Ziştovi'den movement ve Vidin Ordusu'na iltihâkı husûsu te’kîd ü îmâ olundu.",
          "caption": "Maʻzûlî-yi Sadrıaʻzam Yûsuf Paşa ve Sadâret-i [16a] Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_025.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Maʻzûlî-yi Sadrıaʻzam Yûsuf Paşa ve Sadâret-i [16a] Hasan Paşa",
          "text": "Vezîr-i aʻzam Yûsuf Paşa dest-yârî-yi sadâkat-kârân-ı Devlet ile Nemçe memleketine duhûl ve tabur ce[n]ginde cehd ü tâkatını mebzûl ve Nemçeli'yi tazyîk ve cemʻiyyetlerin tefrîk edüp, hulûl-i şitâ sebebiyle Muhâdiye ve Nezarete semtlerinin istihkâmına mübâşeret ve taʻyîn-i vüzerâ vü zavâbit ile ol havâliye metânet vermişidi. ʻAskerî tâyifesinin mevsim-i şitâ hulûlünde iʻtiyâd eyledikleri ʻârıza-i teferruk u teşettüt kemâ-kân ser-zede-i teʻayyün ve herkes me’mûr oldukları mahallerden katʻ-ı peyvend-i karâr u temekkün eyledikleri, gayri çok geçmeden Nemçe düşmeni dahi kesb-i teneffüs ve zaʻf-ı hâli neferrüs edüp, Belgrad gibi bir kalʻa-i hasîn ü üstüvârı ve Eflak gibi bir memleket-i vesîʻü'l-aktârı bilâ-meşakkat nezʻ u istirdâd edüp, Moskovlu tarafından dahi Özi ve Bender kalʻaları ve Boğdan Vilâyeti zabt ve ahvâl-i sügūr u tuhûm ber-hemzede-i halel ü habt ve ber-mefhûm-ı \"Lâ re’ye li-men lâ-yûtâʻ\" tedbîr ü idâreden dahi ʻâciz olmağla, ʻazl ü infisâli pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı ʻâlî olup, müşârun ileyhden mühr-i şerîf'i alup, mukaddemâ Mora'da ve bu defʻa Nazarete ve Muhâdiye vakʻalarında hüsn-i sülûk ve behâdırlığı zâhir olan Melek Paşa Kethudâsı Vezîr Hasan Paşa'ya teslîm etmek üzere orduda Çavuş-başı olan Genc ʻOsmân Ağa'ya işbu şehr-i Ramazân'ın yedinci günü tebdîl hasekîsiyle bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn irsâl olunmuşidi. Hasekî-yi merkūm mânend-i bâd kabûl, reh-neverd-i rukûb u nüzûl ve şehr-i Ramazân'ın on üçüncü günü Rusçuğ'a vusûl ve Çavuş-başı Ağa'nın haymesine duhûl [16b] edüp, Ağa-yı mûmâ ileyhi mahrem-râz ve hâmil olduğu hatt-ı şerîfi ibrâz eyledikde, fi'l-hâl Ağa-yı mûmâ ileyh Kethudâ Bey ve Re’îs Efendi'yi istishâb ve\nSadrıaʻzâm'ın müstekarr olduğu haymeye şitâb ile irâde-i hümâyûnu irâd ve revh-i izâfî makāmında olan mühr-i hümâyûnu istirdâd eylediler. Yeniçeri Ağası olan Vezîr Hasan Paşa fermûde-i Cihân-bânî üzere mesned-i Kāyim-makāmî'ye iʻtilâ edüp, Sadr-ı sâbık'ı birkac nefer-i ittibâʻ ile Ziştovi'ye doğru tesyîr ve ihsân-ı Pâdişâhî olan emvâl ü eşyâsı dahi bilâ-te’hîr tarafına vusûl bulacağını tebşîr eyledikden sonra, Ağa-yı mûmâ ileyh matâyâ-yı istiʻcâle süvâr ve Vidin tarafına ʻinân-rîz-i ılgār olup, Vidin'e kurbiyyet husûlünde Sadr-ı cedîd'e diger hatt-ı hümâyûn şeref-resân-ı vürûd ve Ordu-yi hümâyûn'a serîʻan lühûku irâde-i Şehriyâr-ı zafer-mevʻûd olduğuna binâ’en, birkaç sâʻat mukaddem matiyye-rân-ı ʻazîmet olduğu Çavuş-başı Ağa'nın maʻlûmu oldukda, derhâl ricʻat ve Rahova kurbünde mülâkī-yi Sâhib-i devlet olup, mühr-i hümâyûnu teslîm ve sûret-i me’mûriyyetini tefhîm ʻakabinde bi'l-maʻiyye ʻazîmete karâr ve şeb-dîz-i istiʻcâle süvâr ve Rusçuğ'a karîb mahalle kudûmları erkân-ı devlete bedîdâr oldukda, îfâ-yı resm-i istikbâle kıyâm ve mukaddemce tertîb olunan Yemeklik mahallinde cüz’-i teneffüs ü ârâmdan sonra, şehr-i Ramazân-ı şerîf'in yigirmi beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a duhûl ü ilmâm ve uʻmûmu hilʻati ilbâsiyle ricâl-i Devlet'i mazhar-ı ikrâm-ı tâmm eylediler. Nâşid Bey'in zâde-i tabʻı olan târîh-i sadâretdir. [Beyit]: Zamîrimden bu gûne etdim istihrâc-ı [17a] târîhin, Vekîl-i Şâh-ı ʻâlem oldu ʻizzetle Hasan Paşa. Çünki Sadr-ı sâbık Yûsuf Paşa'nın Eflak ve yâhûd Vidin Serʻaskeri olması içün irâde-i hümâyûn teʻalluk edüp, ahad-ı şıkkaynin tercîhinde Sadrıaʻzam muhayyer kılınmışidi. Vidin Serʻaskerliği el-hâletü hâzihî hâlî ve kaviyyü'ş-şekîme bir vezîrin o tarafda bulunması rekîz-i zamîr-i Sadr-ı ʻâlî olup, hemân Vezîr-i müşârun ileyh o tarafa Serʻasker nasb olunup, umûr-ı Serʻaskerî'ye dâyir olan tenbîhât-ı evâmir-i ʻaliyye ile tarafına inhâ ve ber-kadem-i akdem Ziştovi'den movement ve Vidin Ordusu'na iltihâkı husûsu te’kîd ü îmâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pâdişâh-ı takvâ-penâh eyyedehullâhu ve kuvvâh hazretleri câlis-i çâr-bâliş-i Saltanat ve mâlik-i zimâm-ı hall ü ʻakd-i emr-i Hilâfet evvelden berü nehy-i münker ü fahşâ ve refʻ-i berâtîl ü rişâ ve neşr-i eşfâk u merâhim ve izhâk-ı bevâtıl u mezâlim mekāsıdıyla sıyânet-i emr-i diyânet ve himâyet-i fukâra-yı raʻiyyet tarîkine sülûk ve zât-ı şevket-simâtını müste’hîl-i ʻunvân-ı a‘delü'l-mülûk edüp, hürmet-i nusûs-ı Furkāniyye ve ehâdîs-i sıhâh-ı Nebeviyye ile mansûs ve tekevvün-i zülm ü fesâd ve teʻayyün-i bağy ve ʻinâda sebeb-i mahsûs olan ʻarak u hamrın ibtâl-i beyʻ ü şirâsıyla havânît-i mey-kedelerinde insidâdı ve şürb ü tenâvülüne cesâret eden erbâb-ı fısk u gavâyetin te’dîb ü takrîʻyle siyâset-i İlahiyye ve hudûd-ı şerʻiyyenin icrâsı bâbında vesâyir muharremâtın indifâ‘ı zımnında irâde-i katʻiyye-i Şâhâne'leri cilve-geri-i mücellâ-yı bürûz olduğundan gayrî, bir müddetden berü süfehâ-yı nâs kisvet ü libâs husûsunda hadlerini [17b] tecâvüz edüp, bu takrîb ile bây ü gedâ ve aʻlâ vü ednâ miyânelerinde ʻârıza-i iltibâs zuhûrundan gayri fark-ı efrâd-ı beşer için ʻan-asl vazʻ ü taʻyîn olunan hudûd u merâtibin hıfz u vikāyesi kavânîn-i merʻiyye-i mülkiyyeden olup, şu sebebden ki, her şahıs hâline göre me’kel ü melâbisini taʻdîl etmese, ʻadem-i ihâta-i vârid ile zulm ü ʻudvân ve gasb-ı emvâl-i zîr-destân misillû bir nevʻ fesâd-ı irtikâb etmek lâzım ve bu fesâdın nihâyeti itlâf-ı nefs ve izhâk-ı rûhu müstelzimdir. Binâ’en-‘alâ-zâlik fîmâ-baʻd hademe makūlesi mutlakâ akmişe-i Hindiyye istiʻmâl etmeyüp, tekvîr-i ‘imâme ve tezyîn-i câme ile tavr-ı sefîhâneden tebâʻüd ve kezâlik ednâ-yı aʻlâya taklîd ile zirve-i mücâveze-i hudûda ʻadem-i tesâʻud ve hâl ü şânını her şahıs tefekkür ile tertîb-i melâbis ü me’kel ve tanzîm-i büyût u menâzil edüp, bu tenbîhâta gûş-dâde-i itâʻat olmayanlar mazhar-ı eşedd ü siyâset olacağları zımnında hatt-ı şerîf sâdır olduğundan başka, fukarâ-yı raʻiyyetden fîmâ-baʻd tahfîf-i tekâlîf olunup, her umûrda emr-i ittifâk u ittihâd miyâne-i vükelâda cârî vü müstekarr olmak sûretleri dahi şeref-sudûr olan baʻzı hutût-ı hümâyûnda îrâd olundu. \"Meyhâneler kapansun\" kelâmı ki, evzân-ı ʻarûziyyeden eczâ-yı erbaʻayı mutazammın olan veznin\nbir cüz’üdür. Zebân-ı kerâmet-nişân hazret-i Hilâfet-penâhî'den ʻalâ tarîkü'l-ilhâm şeref-sudûr olup, hisâb-ı cümel üzere taʻdâd olundukda, sâl-i menʻa târîh-i tâmm vakʻa olmağla, sebt-i cerîde-i vekāyiʻ-i eyyâm kılındı.",
          "caption": "Zuhûr-ı menʻ-i muharremât ve taʻyîn-i merâtib-i melâbis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_026.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı menʻ-i muharremât ve taʻyîn-i merâtib-i melâbis",
          "text": "Pâdişâh-ı takvâ-penâh eyyedehullâhu ve kuvvâh hazretleri câlis-i çâr-bâliş-i Saltanat ve mâlik-i zimâm-ı hall ü ʻakd-i emr-i Hilâfet evvelden berü nehy-i münker ü fahşâ ve refʻ-i berâtîl ü rişâ ve neşr-i eşfâk u merâhim ve izhâk-ı bevâtıl u mezâlim mekāsıdıyla sıyânet-i emr-i diyânet ve himâyet-i fukâra-yı raʻiyyet tarîkine sülûk ve zât-ı şevket-simâtını müste’hîl-i ʻunvân-ı a‘delü'l-mülûk edüp, hürmet-i nusûs-ı Furkāniyye ve ehâdîs-i sıhâh-ı Nebeviyye ile mansûs ve tekevvün-i zülm ü fesâd ve teʻayyün-i bağy ve ʻinâda sebeb-i mahsûs olan ʻarak u hamrın ibtâl-i beyʻ ü şirâsıyla havânît-i mey-kedelerinde insidâdı ve şürb ü tenâvülüne cesâret eden erbâb-ı fısk u gavâyetin te’dîb ü takrîʻyle siyâset-i İlahiyye ve hudûd-ı şerʻiyyenin icrâsı bâbında vesâyir muharremâtın indifâ‘ı zımnında irâde-i katʻiyye-i Şâhâne'leri cilve-geri-i mücellâ-yı bürûz olduğundan gayrî, bir müddetden berü süfehâ-yı nâs kisvet ü libâs husûsunda hadlerini [17b] tecâvüz edüp, bu takrîb ile bây ü gedâ ve aʻlâ vü ednâ miyânelerinde ʻârıza-i iltibâs zuhûrundan gayri fark-ı efrâd-ı beşer için ʻan-asl vazʻ ü taʻyîn olunan hudûd u merâtibin hıfz u vikāyesi kavânîn-i merʻiyye-i mülkiyyeden olup, şu sebebden ki, her şahıs hâline göre me’kel ü melâbisini taʻdîl etmese, ʻadem-i ihâta-i vârid ile zulm ü ʻudvân ve gasb-ı emvâl-i zîr-destân misillû bir nevʻ fesâd-ı irtikâb etmek lâzım ve bu fesâdın nihâyeti itlâf-ı nefs ve izhâk-ı rûhu müstelzimdir. Binâ’en-‘alâ-zâlik fîmâ-baʻd hademe makūlesi mutlakâ akmişe-i Hindiyye istiʻmâl etmeyüp, tekvîr-i ‘imâme ve tezyîn-i câme ile tavr-ı sefîhâneden tebâʻüd ve kezâlik ednâ-yı aʻlâya taklîd ile zirve-i mücâveze-i hudûda ʻadem-i tesâʻud ve hâl ü şânını her şahıs tefekkür ile tertîb-i melâbis ü me’kel ve tanzîm-i büyût u menâzil edüp, bu tenbîhâta gûş-dâde-i itâʻat olmayanlar mazhar-ı eşedd ü siyâset olacağları zımnında hatt-ı şerîf sâdır olduğundan başka, fukarâ-yı raʻiyyetden fîmâ-baʻd tahfîf-i tekâlîf olunup, her umûrda emr-i ittifâk u ittihâd miyâne-i vükelâda cârî vü müstekarr olmak sûretleri dahi şeref-sudûr olan baʻzı hutût-ı hümâyûnda îrâd olundu. \"Meyhâneler kapansun\" kelâmı ki, evzân-ı ʻarûziyyeden eczâ-yı erbaʻayı mutazammın olan veznin\nbir cüz’üdür. Zebân-ı kerâmet-nişân hazret-i Hilâfet-penâhî'den ʻalâ tarîkü'l-ilhâm şeref-sudûr olup, hisâb-ı cümel üzere taʻdâd olundukda, sâl-i menʻa târîh-i tâmm vakʻa olmağla, sebt-i cerîde-i vekāyiʻ-i eyyâm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esâtîn-i dîn-i kavîm ve ʻimâd-ı bünyân-ı müstakīm olan ʻulemâ-yı aʻlâmın Kitâb [18a] u Sünnet üzere beyne'n-nâs icrâ-yı ahkâm etmek ve fasl-ı da‘vâ ve defʻi belvâ ve hakkı ihkāk ve bâtılı imhâk ile meslek-i ʻadl ü insâfa sülûk etmek muktezâ-yı me’mûriyetleri iken bir zemândan berü cehele-i nâs, tagyîr-i kisve vü libâs ile tarîk-i kazâya intihâc ve cesîm arpalıklar ve niyâbetlere tevellâ ile defʻ-i gāyile-i fâka vü ihtiyâc eylediklerinden gayri, senede birkaç def‘a fukarâya tevzî‘ olunan sâlyânenin \"Defter akçesi\" nâmıyla sülüsânını istihlâs ve sâyir mahsûlât-ı fukarâyı birer nevʻ şebîke ile iktinâs etmeleriyle, memâlik-i Pâdişâhî âşiyâne-i bûm u gurâb ve ahvâl-i reʻâyâ harâb-ender-harâb olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı ʻadâlet-meʼâb oldukda, o makūlelerin evvel emirde \"Eteʼmürûne'n-nâse bi'l-birri ve tensevne enfüseküm\" delîl-i katʻîsi ile ilzâm u ifhâmlarına intihâz ve safahât-i tabiʻât-ı sâbıkaları şimdilik rakam-zede-i ʻafv u igmâz kılınup, fî-mâ-baʻd kadılık olan mahallere mâ-dâme ʻözr-i şerʻîsi olmaya, mansıb sâhibi bi'n-nefs ʻazîmet ile ber-vech-i iʻtidâl hareket ve fukarayı sıyânet ve her hâlde sâlik-i meslek-i kanâʻat olmak ve arpalık ashâbı dahi müteşerriʻ ü perhîz-kâr ve müteverriʻ u dîndâr kimesneleri arpalıklarına gönderüp, mahsûlun humusunu Nâib'e iʻtâ ve kusûriyle iktifâ ve nüvvâb u kudât bu tenbîhâtı semʻ-i kabûl ile ısgā etmeyüp, kemâ-kân evzâʻ-ı sâlifelerinde pâ-ber-câ-yı taʻannüd olurlar ise, cerîde-i kudâtdan mahkûkü'l-ism olmak ʻukūbetine ʻadem-i kanâʻatle\nvücûh-ı uhrâ ile teʼdîb ve gûş-mâlleri icrâ olunmak ve bundan böyle dahi mülâzemet erbâb-ı ʻilm u fazîlete verilüp, nâ-ehl ü câhile verilmemek bâbında katʻiyyü'l-medlûl bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn-ı [18b] şeref-rîz sudûr olup, mûcebince taraf-ı Kāyim-makāmî'den Sâdreyn hazerâtına buyuruldular. Tahrîr ü lisâna dahi mecâlis-i ʻadîdede müşârun ileyhimâya ve sâyire sûret-i mes’ele bâ-etrâfihâ ve ahkâmihâ tasvîr olundu.",
          "caption": "Defʻ-i mezâlim-i kudât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_027.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Defʻ-i mezâlim-i kudât",
          "text": "Esâtîn-i dîn-i kavîm ve ʻimâd-ı bünyân-ı müstakīm olan ʻulemâ-yı aʻlâmın Kitâb [18a] u Sünnet üzere beyne'n-nâs icrâ-yı ahkâm etmek ve fasl-ı da‘vâ ve defʻi belvâ ve hakkı ihkāk ve bâtılı imhâk ile meslek-i ʻadl ü insâfa sülûk etmek muktezâ-yı me’mûriyetleri iken bir zemândan berü cehele-i nâs, tagyîr-i kisve vü libâs ile tarîk-i kazâya intihâc ve cesîm arpalıklar ve niyâbetlere tevellâ ile defʻ-i gāyile-i fâka vü ihtiyâc eylediklerinden gayri, senede birkaç def‘a fukarâya tevzî‘ olunan sâlyânenin \"Defter akçesi\" nâmıyla sülüsânını istihlâs ve sâyir mahsûlât-ı fukarâyı birer nevʻ şebîke ile iktinâs etmeleriyle, memâlik-i Pâdişâhî âşiyâne-i bûm u gurâb ve ahvâl-i reʻâyâ harâb-ender-harâb olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı ʻadâlet-meʼâb oldukda, o makūlelerin evvel emirde \"Eteʼmürûne'n-nâse bi'l-birri ve tensevne enfüseküm\" delîl-i katʻîsi ile ilzâm u ifhâmlarına intihâz ve safahât-i tabiʻât-ı sâbıkaları şimdilik rakam-zede-i ʻafv u igmâz kılınup, fî-mâ-baʻd kadılık olan mahallere mâ-dâme ʻözr-i şerʻîsi olmaya, mansıb sâhibi bi'n-nefs ʻazîmet ile ber-vech-i iʻtidâl hareket ve fukarayı sıyânet ve her hâlde sâlik-i meslek-i kanâʻat olmak ve arpalık ashâbı dahi müteşerriʻ ü perhîz-kâr ve müteverriʻ u dîndâr kimesneleri arpalıklarına gönderüp, mahsûlun humusunu Nâib'e iʻtâ ve kusûriyle iktifâ ve nüvvâb u kudât bu tenbîhâtı semʻ-i kabûl ile ısgā etmeyüp, kemâ-kân evzâʻ-ı sâlifelerinde pâ-ber-câ-yı taʻannüd olurlar ise, cerîde-i kudâtdan mahkûkü'l-ism olmak ʻukūbetine ʻadem-i kanâʻatle\nvücûh-ı uhrâ ile teʼdîb ve gûş-mâlleri icrâ olunmak ve bundan böyle dahi mülâzemet erbâb-ı ʻilm u fazîlete verilüp, nâ-ehl ü câhile verilmemek bâbında katʻiyyü'l-medlûl bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn-ı [18b] şeref-rîz sudûr olup, mûcebince taraf-ı Kāyim-makāmî'den Sâdreyn hazerâtına buyuruldular. Tahrîr ü lisâna dahi mecâlis-i ʻadîdede müşârun ileyhimâya ve sâyire sûret-i mes’ele bâ-etrâfihâ ve ahkâmihâ tasvîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh on sekiz seneye karîb müstakillen deryâya Kapudân ve baʻzı meʼmûriyyetlerde müsâʻade-i baht ile kesb-i nâm u şân ve temâdî-yi eyyâm-ı ikbâl ile iktinâ-yı emvâl-i firâvân etmişidi. Geçen sene Donanma-yı hümâyûn ile Karadeniz'e ʻazîmet ve bir iki mahalde sefâyin-i ʻadâ ile mukāvemet ve gālib u mağlûb maʻlûm olmayarak Özi semtlerine gelüp, Kılburun pîş-gâhında mevcûd sefâyin-i ʻadâ üzerine hücûm ve memerr-i sefâyin olan mahallin suları kalîl olup, gavr-ı mesâlik-i bahrı mukaddemce ihtibâr etmamiş bulunduklarından hîn-i hücûmda Donanma-yı hümâyûn'dan birkaç sefîne maʻdûm ve başterde mehter-hânesiyle giriftâr-ı dest-i hasm-ı şûm olup, bu hâl ile Boğaz'a vürûd ve hakkında bi'l-istişâre sû-yi kasd sûreti rû-nümûd olmuşiken, fedâ-yı mâl-i bî-şümâr ve yâverî-yi tâliʻ-i sâz-kâr ile bu vartadan dahi vâdî-yi selâmete resâ ve dâg-zen-i kulûb husemâ olup, Donanma-yı hümâyûn'un fetkini retk ve kesrini cebr ve sene-i sâbıkadan mükemmel donanma ile Karadeniz'e çıkmak teʻahhüdünde iken cülûs-ı hümâyûn vukūʻ ve sâl-i sâlifde olan fezâhat u kabâhati mesmûʻ olup, ʻazl ü tenkîl ve sinîn-i çendîden berü sâbitü'l-asl olan rütbe-i ikbâli tenzîl ve Deryâ Kapudanlığı evvelâ Mîr-i Mîrânlık ile ve sâniyen câh-ı vâlâ-yı\nVezâret'le Kapudâne Giridî Hüseyin Paşa'ya tahvîl olunmuşidi. Ancak müşârun ileyhin kuvve-i mâliyesi bedîdâr ve tantana-i celâdeti miyâne-i sebük-magzân-ı zemânede evc-gîr-i iştihâr olup, [19a] \"Bu makūle nâm-dâr-ı vezîr emr-i hatîrde niçün istihdâm olunmaz!\" iʻtirâz-ı bâridini defʻ içün bir tarafa Serʻasker nasb olunması tasvîb olunup, mukaddemâ sû-yi tedbîr ü redâ’et re’yiyle giriftâr-ı dest-i aʻdâ olan Özi Kalʻası'nın istihlâsına nâmzed kılınup, evâhir-i şehr-i Şaʻbân-ı şerîf'de müşârun ileyhe iksâ-yı hilʻât ve ʻasâkir-i vâfire ile bir ân akdem hareket eylemesi nefsine mûceb-i selâmet olacağı hafîce tarafına remz ü işâret olundukda, cürûh-ı belvâya merâhim olan nükūd u derâhim nisârıyla tertîb-sâz-ı envâʻ-ı cünûd ve kemâl-i haşmet ü vakār ile şukka-güşâ-yı semt-i maksûd oldu.",
          "caption": "Maʻzûlî-yi Kapudân-ı Deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_028.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Maʻzûlî-yi Kapudân-ı Deryâ Vezîr Gāzî Hasan Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh on sekiz seneye karîb müstakillen deryâya Kapudân ve baʻzı meʼmûriyyetlerde müsâʻade-i baht ile kesb-i nâm u şân ve temâdî-yi eyyâm-ı ikbâl ile iktinâ-yı emvâl-i firâvân etmişidi. Geçen sene Donanma-yı hümâyûn ile Karadeniz'e ʻazîmet ve bir iki mahalde sefâyin-i ʻadâ ile mukāvemet ve gālib u mağlûb maʻlûm olmayarak Özi semtlerine gelüp, Kılburun pîş-gâhında mevcûd sefâyin-i ʻadâ üzerine hücûm ve memerr-i sefâyin olan mahallin suları kalîl olup, gavr-ı mesâlik-i bahrı mukaddemce ihtibâr etmamiş bulunduklarından hîn-i hücûmda Donanma-yı hümâyûn'dan birkaç sefîne maʻdûm ve başterde mehter-hânesiyle giriftâr-ı dest-i hasm-ı şûm olup, bu hâl ile Boğaz'a vürûd ve hakkında bi'l-istişâre sû-yi kasd sûreti rû-nümûd olmuşiken, fedâ-yı mâl-i bî-şümâr ve yâverî-yi tâliʻ-i sâz-kâr ile bu vartadan dahi vâdî-yi selâmete resâ ve dâg-zen-i kulûb husemâ olup, Donanma-yı hümâyûn'un fetkini retk ve kesrini cebr ve sene-i sâbıkadan mükemmel donanma ile Karadeniz'e çıkmak teʻahhüdünde iken cülûs-ı hümâyûn vukūʻ ve sâl-i sâlifde olan fezâhat u kabâhati mesmûʻ olup, ʻazl ü tenkîl ve sinîn-i çendîden berü sâbitü'l-asl olan rütbe-i ikbâli tenzîl ve Deryâ Kapudanlığı evvelâ Mîr-i Mîrânlık ile ve sâniyen câh-ı vâlâ-yı\nVezâret'le Kapudâne Giridî Hüseyin Paşa'ya tahvîl olunmuşidi. Ancak müşârun ileyhin kuvve-i mâliyesi bedîdâr ve tantana-i celâdeti miyâne-i sebük-magzân-ı zemânede evc-gîr-i iştihâr olup, [19a] \"Bu makūle nâm-dâr-ı vezîr emr-i hatîrde niçün istihdâm olunmaz!\" iʻtirâz-ı bâridini defʻ içün bir tarafa Serʻasker nasb olunması tasvîb olunup, mukaddemâ sû-yi tedbîr ü redâ’et re’yiyle giriftâr-ı dest-i aʻdâ olan Özi Kalʻası'nın istihlâsına nâmzed kılınup, evâhir-i şehr-i Şaʻbân-ı şerîf'de müşârun ileyhe iksâ-yı hilʻât ve ʻasâkir-i vâfire ile bir ân akdem hareket eylemesi nefsine mûceb-i selâmet olacağı hafîce tarafına remz ü işâret olundukda, cürûh-ı belvâya merâhim olan nükūd u derâhim nisârıyla tertîb-sâz-ı envâʻ-ı cünûd ve kemâl-i haşmet ü vakār ile şukka-güşâ-yı semt-i maksûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Ramazân'ın on dördüncü günü huzûru muʻtâd olan ʻulemâ-yı dîn ve sâyir erkân-ı devlet-i ebed-karîn, Serây-ı hümâyûn'a daʻvet ü ziyâret-i Hırka-i şerîfe-i ‘alâ-sâhibihâ efdalü't-tahâyâ ile nâyil-i ʻizzet-i dünyâ vü âhiret olup, Hân-ı vesîʻü'-nevâl-i Mülûkâne'den Ocağlu'ya beher sâl taksîm ü iʻtâsı muʻtâd olan baklava\ndahi yevm-i mezkûrda tevzîʻ ve ferdâsı bir kıst mevâcibleri ihrâcıyla dâyire-i maʻîşetleri tevsîʻ olundu.",
          "caption": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe ve ihrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_029.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâret-i Hırka-i şerîfe ve ihrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu şehr-i Ramazân'ın on dördüncü günü huzûru muʻtâd olan ʻulemâ-yı dîn ve sâyir erkân-ı devlet-i ebed-karîn, Serây-ı hümâyûn'a daʻvet ü ziyâret-i Hırka-i şerîfe-i ‘alâ-sâhibihâ efdalü't-tahâyâ ile nâyil-i ʻizzet-i dünyâ vü âhiret olup, Hân-ı vesîʻü'-nevâl-i Mülûkâne'den Ocağlu'ya beher sâl taksîm ü iʻtâsı muʻtâd olan baklava\ndahi yevm-i mezkûrda tevzîʻ ve ferdâsı bir kıst mevâcibleri ihrâcıyla dâyire-i maʻîşetleri tevsîʻ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i aʻzam ve Serdâr-ı ekrem olan Hasan Paşa hazretleri meştâ-yı Rusçuğ'a mütekārib olduğu agleb-i ihtimâl beyne'n-nâs şânını tevkīr ü iʻzâm ve sefere dâyir baʻzı vesâyâ-yı lâzımeyi ifhâm içün teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn ile müteʻayyinân-ı Devlet-i ʻaliyye'den biri meʼmûr olmak, muvâfık-ı vakt ü hâl ve belki resm-i dîrîn-i Devlet-ebed ittisâl olmağla hâlâ Mîrâhûr-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî olan Mehmed Ağa'nın bu hıdmete taʻyîn olunması istisvâb olunup, mûmâ ileyh ile istiklâli hâvî bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn [19b] ve ser-â-sere dûhte bir sevb-i semmûr-ı meserret-efzûn ve bir kıtʻa mücevher şemşîr baʻs ü tesyîr olundu.",
          "caption": "İrsâl-i teşrîfât be-cânib-i Serdâr-ı ekrem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_030.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "İrsâl-i teşrîfât be-cânib-i Serdâr-ı ekrem",
          "text": "Vezîr-i aʻzam ve Serdâr-ı ekrem olan Hasan Paşa hazretleri meştâ-yı Rusçuğ'a mütekārib olduğu agleb-i ihtimâl beyne'n-nâs şânını tevkīr ü iʻzâm ve sefere dâyir baʻzı vesâyâ-yı lâzımeyi ifhâm içün teşrîfât ve hatt-ı hümâyûn ile müteʻayyinân-ı Devlet-i ʻaliyye'den biri meʼmûr olmak, muvâfık-ı vakt ü hâl ve belki resm-i dîrîn-i Devlet-ebed ittisâl olmağla hâlâ Mîrâhûr-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî olan Mehmed Ağa'nın bu hıdmete taʻyîn olunması istisvâb olunup, mûmâ ileyh ile istiklâli hâvî bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn [19b] ve ser-â-sere dûhte bir sevb-i semmûr-ı meserret-efzûn ve bir kıtʻa mücevher şemşîr baʻs ü tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda Şeremetoğlu Mehmed Kapudan vilâyeti olan Girid cezîresinden sabun ile memlû bir kıtʻa burgundi ile gelür iken Malta korsanlarına tesâdüf edüp, üç beş sâʻat müdâfaʻaya ibtidâr ve miyâne-i süfün-i aʻdâdan emn ü sâlim, tahlîs-i nefs ü mâl eylediği sâmi‘a-res-i Hüdâvend-i kâm-rân olup, bu makūle gavta-hârân-ı bihâr-ı dilâverî vü şecâ‘ate iltifât ü ihsân, bâ‘is-i cûşiş-i lücce-i fütüvvet-akrân olacağı bî-reyb ü gümân olmağla derhâl Kapudân-ı merkūm huzûr-ı Kāyim-makāmî'ye ihzâr ve hilʻat ü nevâzişe sezâvâr görüldükden başka, Karadeniz'de olan Donanma-yi hümâyûn'a iltihâkı emr u fermân olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Bahr-ı sefîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_031.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Bahr-ı sefîd",
          "text": "Bu esnâda Şeremetoğlu Mehmed Kapudan vilâyeti olan Girid cezîresinden sabun ile memlû bir kıtʻa burgundi ile gelür iken Malta korsanlarına tesâdüf edüp, üç beş sâʻat müdâfaʻaya ibtidâr ve miyâne-i süfün-i aʻdâdan emn ü sâlim, tahlîs-i nefs ü mâl eylediği sâmi‘a-res-i Hüdâvend-i kâm-rân olup, bu makūle gavta-hârân-ı bihâr-ı dilâverî vü şecâ‘ate iltifât ü ihsân, bâ‘is-i cûşiş-i lücce-i fütüvvet-akrân olacağı bî-reyb ü gümân olmağla derhâl Kapudân-ı merkūm huzûr-ı Kāyim-makāmî'ye ihzâr ve hilʻat ü nevâzişe sezâvâr görüldükden başka, Karadeniz'de olan Donanma-yi hümâyûn'a iltihâkı emr u fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma-yi hümâyûn kapudanları miyânında korsanlara galebe ile sefînelerine zafer-yâb olsak, Devlet-i ʻaliyye bizi mâl talebiyle izʻâc eyleyeceğinden gayri, Deryâ Kapudânı olan Cezâyirli Hasan Paşa hod-bîn ve \"Menem dîger nîst\"\nvâdîlerinde zâtını leys-i ‘arîn ve belki cebel-i Kāf gibi sâhib-i temkîn ʻadd edüp, Kapudanlık birinden yararlığa dâyir bir fiʻl-i nîkû sâdır olsa, bâdî-yi emrde tahsîn ve baʻdehû bir behâne bulup, mahallini zîr-i zemîn eyleyeceği zâhirdir. ʻİlleteyn-i mezkûreteyn olmasa [Mısra]‘: Ra’eyte semme kıtâlen şeyyebe'l-veledâ. makāleleriyle dest-zen-i hayf u efsûs olurlaridi. Kapudan Paşa'nın ʻazliyle ehad-ı ʻilleteyn zâyil ve bundan sonra dilâverân-ı deryâ mukābil-i süfün-ı aʻdâ olup, zafer-yâb-ı nefel ü ganîmet olduklarında taraf-ı Devlet'den katʻâ bir şey iddiʻâ olunmayup, belki hünerleri kadarı lutf u kereme nâyil [20a] olacağları beyânıyla sû-be-sû evâmir-i ʻaliyye neşr olunup, ʻillet-i bâkıyye dahi bu vechile karîn-i indifâʻ oldu.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_032.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Donanma-yi hümâyûn kapudanları miyânında korsanlara galebe ile sefînelerine zafer-yâb olsak, Devlet-i ʻaliyye bizi mâl talebiyle izʻâc eyleyeceğinden gayri, Deryâ Kapudânı olan Cezâyirli Hasan Paşa hod-bîn ve \"Menem dîger nîst\"\nvâdîlerinde zâtını leys-i ‘arîn ve belki cebel-i Kāf gibi sâhib-i temkîn ʻadd edüp, Kapudanlık birinden yararlığa dâyir bir fiʻl-i nîkû sâdır olsa, bâdî-yi emrde tahsîn ve baʻdehû bir behâne bulup, mahallini zîr-i zemîn eyleyeceği zâhirdir. ʻİlleteyn-i mezkûreteyn olmasa [Mısra]‘: Ra’eyte semme kıtâlen şeyyebe'l-veledâ. makāleleriyle dest-zen-i hayf u efsûs olurlaridi. Kapudan Paşa'nın ʻazliyle ehad-ı ʻilleteyn zâyil ve bundan sonra dilâverân-ı deryâ mukābil-i süfün-ı aʻdâ olup, zafer-yâb-ı nefel ü ganîmet olduklarında taraf-ı Devlet'den katʻâ bir şey iddiʻâ olunmayup, belki hünerleri kadarı lutf u kereme nâyil [20a] olacağları beyânıyla sû-be-sû evâmir-i ʻaliyye neşr olunup, ʻillet-i bâkıyye dahi bu vechile karîn-i indifâʻ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiyye Mutasarrıfı Mahmûd Paşa'nın muhâlif tavr u edeb hareketi ve emr-i Pâdişâhî'ye ʻadem-i itâʻati ve istibdâd-ı reʼy ile ol havâlîde olan tesallüf ü ruʻûneti ve hakkında zuhûra gelan tedbîrin bidâyet ü nihâyeti mücelled-i evvelde ber-vech-i tafsîl tahrîr olunmuşidi. Teceddüd-i Devlet ve teleʼlü’-i kevkebü's-saʻd-i Saltanat takrîbi ile hatî’ât-ı sâlife ve seyyî’ât-ı ânifesi ez-ser-i nev zebân-güzâr-ı tezekkür ve bir gāyile-i hâyileye giriftâr olacağını tefekkür ile rûz-şeb, ser-be-zemîn tehayyür olup, kurenâ-yı Devlet'den Şemseddîn Bey'in tınâb-ı himmetine rabt-ı kalb ve medâr-ı celb olur baʻzı ʻamel icrâsıyla vukūʻ-ı tehallüfü sevgend ü yemîn ile selb edüp, şöyle ki cerâyim-i güzeştesi ʻafv olunduğu hâlde, kıdem-i itâʻati merkez-i istikāmeti vazʻ ve serhadd-i Bosna'yı gezend-i aʻdâdan menʻ edeceğin ve nüfûz u\niʻtibârına kuvvet gelmek içün bir nevʻ imtiyâz-ı cedîd ile tesʻîd, yaʻnî rütbe-i vezâretle menşûr-ı ikbâli tecdîd olunmak ilticâsında olduğunu mukaddemât-ı mümevvehe ile temhîd edüp, bu esnâda Devlet-i ʻaliyye iki devlet ile harb ü kıtâl üzere olmağla mûmâ ileyh üzerine asker taʻyîninde ʻusret ve ʻalâ-hâlihâ terk olunmasında mazarrat derkâr olup, şâyed bu sûretle ribka-i itâʻate duhûl ve bâ-husûs Bosna muhâfazasını der-ʻuhde vü kabûl etmiş bulunup, merkūmun her ne kadar kavl ü fiʻli mağşûş ve devâm ü sebâtı \"Ke'l-ʻihni'l-menfûş\" ise dahi merreten-baʻde-uhrâ tecribe vü imtihân olunmak irâdesiyle tevbe vü inâyeti makbûl ve silkü'l-le’âl-i vüzerâya medhûl olup, kavli fiʻline muvâfık ve tarz u reftârı teʻahhüd eylediği sûrete mutâbık olduğu hâlde icrâ-yı me’mûriyyet etmek üzere miyânede vâsıta olan Mîr Şemseddîn hilʻat-i vezâret ve menşûr-ı eyâlet ile taʻyîn olundu.",
          "caption": "ʻAfv-ı Mutasarrıf-ı İskenderiyye ve ihsân-ı vezâret ü meʼmûriyyet-i Ser-bevvâbîn Mir Şemseddîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_033.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAfv-ı Mutasarrıf-ı İskenderiyye ve ihsân-ı vezâret ü meʼmûriyyet-i Ser-bevvâbîn Mir Şemseddîn",
          "text": "İskenderiyye Mutasarrıfı Mahmûd Paşa'nın muhâlif tavr u edeb hareketi ve emr-i Pâdişâhî'ye ʻadem-i itâʻati ve istibdâd-ı reʼy ile ol havâlîde olan tesallüf ü ruʻûneti ve hakkında zuhûra gelan tedbîrin bidâyet ü nihâyeti mücelled-i evvelde ber-vech-i tafsîl tahrîr olunmuşidi. Teceddüd-i Devlet ve teleʼlü’-i kevkebü's-saʻd-i Saltanat takrîbi ile hatî’ât-ı sâlife ve seyyî’ât-ı ânifesi ez-ser-i nev zebân-güzâr-ı tezekkür ve bir gāyile-i hâyileye giriftâr olacağını tefekkür ile rûz-şeb, ser-be-zemîn tehayyür olup, kurenâ-yı Devlet'den Şemseddîn Bey'in tınâb-ı himmetine rabt-ı kalb ve medâr-ı celb olur baʻzı ʻamel icrâsıyla vukūʻ-ı tehallüfü sevgend ü yemîn ile selb edüp, şöyle ki cerâyim-i güzeştesi ʻafv olunduğu hâlde, kıdem-i itâʻati merkez-i istikāmeti vazʻ ve serhadd-i Bosna'yı gezend-i aʻdâdan menʻ edeceğin ve nüfûz u\niʻtibârına kuvvet gelmek içün bir nevʻ imtiyâz-ı cedîd ile tesʻîd, yaʻnî rütbe-i vezâretle menşûr-ı ikbâli tecdîd olunmak ilticâsında olduğunu mukaddemât-ı mümevvehe ile temhîd edüp, bu esnâda Devlet-i ʻaliyye iki devlet ile harb ü kıtâl üzere olmağla mûmâ ileyh üzerine asker taʻyîninde ʻusret ve ʻalâ-hâlihâ terk olunmasında mazarrat derkâr olup, şâyed bu sûretle ribka-i itâʻate duhûl ve bâ-husûs Bosna muhâfazasını der-ʻuhde vü kabûl etmiş bulunup, merkūmun her ne kadar kavl ü fiʻli mağşûş ve devâm ü sebâtı \"Ke'l-ʻihni'l-menfûş\" ise dahi merreten-baʻde-uhrâ tecribe vü imtihân olunmak irâdesiyle tevbe vü inâyeti makbûl ve silkü'l-le’âl-i vüzerâya medhûl olup, kavli fiʻline muvâfık ve tarz u reftârı teʻahhüd eylediği sûrete mutâbık olduğu hâlde icrâ-yı me’mûriyyet etmek üzere miyânede vâsıta olan Mîr Şemseddîn hilʻat-i vezâret ve menşûr-ı eyâlet ile taʻyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sanʻat-ı ateş-bâzî zuhûrundan mukaddem beyne'l-verâ hudûs eden şûriş u gavgā, seyf ü sinân ve tîr ü kemân ile teʻâtî vü icrâ ve seyf ü sinân iʻmâli makbûl-ı yekke-süvârân-ı vegā olduğu gibi sanʻat-ı tîr-endâzî dahi şücʻân-ı ʻArab ve ʻAcem bîninde emr-i muʻtenâ olup, mübârizîn-i ashâb-ı güzîn [20b] \"rıdvânullâhu ʻaleyhim ecmaʻîn\" taʻlîm ü teʻallümüne saʻy-ı beliğ ve ser-menzil-i kemâl-i rimâyete vusûl içün himmet ü ikdâmların bî-dirîğ ve hatta ahad-ı ʻAşere-i mübeşşere olan Saʻd bin Ebî Vakkās ki, sanʻat-ı rimâyet-i sehemde vasıl-ı derece-i kemâl ve hitâb-ı Saʻâdet-nisâbı \"İrmi fedâke ebî\" ile hâyiz-i sehmü's-sa'âde-i iclâl olmuşidi. Baʻzı melâhim ü gazavâtda remy-i tîr ile müstelzim-i hayr-ı kesîr ve katî çok küffârı matmûre-nişîn-i saʻîr etmekle, debdebe-i şânı felek-mesîr ve tîr-endâzlara mürşid ü pîr olduğundan\ngayri, cemʻiyyet-i düşmen-ı dîne remy-i nibâl olundukda lâ-mahâle isâbet eylediği sübût-yâfte-i sıhhat rivâyet ve bu sebeble her karn ü ʻasrda bu sanʻata rağbet ve ʻale'l-husûs mülûk-ı sâlife bi'n-nefs âzmâyiş ile tahsîl-i kuvve-i indifâʻ mazarrat ederleridi. Pâdişâh-ı Behrâm-denk ve Şehriyâr-ı Hûşeng-cenk dahi eser-i selefe i’tisâ ile bu sünneti icrâ ve belki hizebrân-ı âcâm-ı gazâ olan pür-dilân-ı müslimîni teşvîk ü iğrâ ʻazîmeti ile bu esnâda zîh-gîr-bend-i engüşter-i himmet ve tehî-sâz-ı tîrdân-ı mehâret ve vakt-i yesîrede müntehâ-yı fenn-i rimâyet ve ʻalâyim-i merkûze-i hâzır u gāyibe bi'l-münâsale leked-zen-i müsâbakat olup, mukaddemâ taraf-ı hümâyûnlarından taʻmîr olunan Okmeydânı fezâsına sâye-endâz-ı ikbâl ve ʻörf-i nâsda \"Pehlivân\" ıtlâk olunan efrâd-ı rumât hâzır oldukları hâlde tekye şeyhi olan efendi-i dergâh-ı Hüdâvend-i lâ yezâle refʻ-i dû-kef-i ibtihâl ü duʻâ-yı bekâ-yı ʻömr ve ikbâl-i Pâdişâhî'yi takdîm ile teʼyîd-i dîn ve nasr-ı mübîn niyâzlarını ikmâlden sonra şeyh-i mezkûr kāʻideleri üzere îdâʻ-i sırr-ı müstetir ve fi'l-hâl gamâm-ı cûd u inʻâm-ı Pâdişâhî munsabb u münhemirr olup, müteʻayyinân-ı nâsı ilbâs-ı hilaʻ ile hâyiz-i rehîne-i hubûr ve sâyirlerini bezl-i derâhim ü denânîr ile mesrûr buyurdular.",
          "caption": "Teşrîf-bahş-ı Pâdişâh-ı düldül-rahş be-fezâ-yı tîr-endâzân ve zuhûr-ı ʻinâyet ü ihsân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_034.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Teşrîf-bahş-ı Pâdişâh-ı düldül-rahş be-fezâ-yı tîr-endâzân ve zuhûr-ı ʻinâyet ü ihsân",
          "text": "Sanʻat-ı ateş-bâzî zuhûrundan mukaddem beyne'l-verâ hudûs eden şûriş u gavgā, seyf ü sinân ve tîr ü kemân ile teʻâtî vü icrâ ve seyf ü sinân iʻmâli makbûl-ı yekke-süvârân-ı vegā olduğu gibi sanʻat-ı tîr-endâzî dahi şücʻân-ı ʻArab ve ʻAcem bîninde emr-i muʻtenâ olup, mübârizîn-i ashâb-ı güzîn [20b] \"rıdvânullâhu ʻaleyhim ecmaʻîn\" taʻlîm ü teʻallümüne saʻy-ı beliğ ve ser-menzil-i kemâl-i rimâyete vusûl içün himmet ü ikdâmların bî-dirîğ ve hatta ahad-ı ʻAşere-i mübeşşere olan Saʻd bin Ebî Vakkās ki, sanʻat-ı rimâyet-i sehemde vasıl-ı derece-i kemâl ve hitâb-ı Saʻâdet-nisâbı \"İrmi fedâke ebî\" ile hâyiz-i sehmü's-sa'âde-i iclâl olmuşidi. Baʻzı melâhim ü gazavâtda remy-i tîr ile müstelzim-i hayr-ı kesîr ve katî çok küffârı matmûre-nişîn-i saʻîr etmekle, debdebe-i şânı felek-mesîr ve tîr-endâzlara mürşid ü pîr olduğundan\ngayri, cemʻiyyet-i düşmen-ı dîne remy-i nibâl olundukda lâ-mahâle isâbet eylediği sübût-yâfte-i sıhhat rivâyet ve bu sebeble her karn ü ʻasrda bu sanʻata rağbet ve ʻale'l-husûs mülûk-ı sâlife bi'n-nefs âzmâyiş ile tahsîl-i kuvve-i indifâʻ mazarrat ederleridi. Pâdişâh-ı Behrâm-denk ve Şehriyâr-ı Hûşeng-cenk dahi eser-i selefe i’tisâ ile bu sünneti icrâ ve belki hizebrân-ı âcâm-ı gazâ olan pür-dilân-ı müslimîni teşvîk ü iğrâ ʻazîmeti ile bu esnâda zîh-gîr-bend-i engüşter-i himmet ve tehî-sâz-ı tîrdân-ı mehâret ve vakt-i yesîrede müntehâ-yı fenn-i rimâyet ve ʻalâyim-i merkûze-i hâzır u gāyibe bi'l-münâsale leked-zen-i müsâbakat olup, mukaddemâ taraf-ı hümâyûnlarından taʻmîr olunan Okmeydânı fezâsına sâye-endâz-ı ikbâl ve ʻörf-i nâsda \"Pehlivân\" ıtlâk olunan efrâd-ı rumât hâzır oldukları hâlde tekye şeyhi olan efendi-i dergâh-ı Hüdâvend-i lâ yezâle refʻ-i dû-kef-i ibtihâl ü duʻâ-yı bekâ-yı ʻömr ve ikbâl-i Pâdişâhî'yi takdîm ile teʼyîd-i dîn ve nasr-ı mübîn niyâzlarını ikmâlden sonra şeyh-i mezkûr kāʻideleri üzere îdâʻ-i sırr-ı müstetir ve fi'l-hâl gamâm-ı cûd u inʻâm-ı Pâdişâhî munsabb u münhemirr olup, müteʻayyinân-ı nâsı ilbâs-ı hilaʻ ile hâyiz-i rehîne-i hubûr ve sâyirlerini bezl-i derâhim ü denânîr ile mesrûr buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kağıthâne suyunda kazâ’en reʻâyâdan biri gark olup, keşfi içün iki yüz guruş mutâlebe ve sâhib-i lâşe ile muhâvere vü mücâvebe olunur iken, [21a] Şehriyâr-ı bâhri'l-kirâm'a keyfe-me't-tefeka tebdilen o havâlîden murûr ve keyfiyyete kesb-i ıttılâʻ vu ʻusûr buyurduklarında, [Mısra]ʻ: Kādî ki dedik, kaziyye maʻlûm.\nmefhûmunu Şeyhulislâm Efendi'ye ifâde ve Kadî'nın te’dîbini irâde buyurmalarıyla, derhâl bâ-işâret-i ʻaliyye mûmâ ileyh Burusa'ya nefy ü iclâ ve hakkında lâzıme-i te’dîb ü gûş-mâl icrâ olundu. [Mısra]ʻ: Mesâ’îbü kavmin ʻinde kavmin fevâ’īdü. mâ-sadakı üzere Muvakkatî olan ʻİzzet Bey mansıb-ı münhall ile ber-murâd ve tabîʻî kasr-ı mesâfe-i tarîke neyl ile mübtehic ü dil-şâd oldu.",
          "caption": "Nefy-i Kādî-yı Havâss-ı refîʻa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_035.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Kādî-yı Havâss-ı refîʻa",
          "text": "Kağıthâne suyunda kazâ’en reʻâyâdan biri gark olup, keşfi içün iki yüz guruş mutâlebe ve sâhib-i lâşe ile muhâvere vü mücâvebe olunur iken, [21a] Şehriyâr-ı bâhri'l-kirâm'a keyfe-me't-tefeka tebdilen o havâlîden murûr ve keyfiyyete kesb-i ıttılâʻ vu ʻusûr buyurduklarında, [Mısra]ʻ: Kādî ki dedik, kaziyye maʻlûm.\nmefhûmunu Şeyhulislâm Efendi'ye ifâde ve Kadî'nın te’dîbini irâde buyurmalarıyla, derhâl bâ-işâret-i ʻaliyye mûmâ ileyh Burusa'ya nefy ü iclâ ve hakkında lâzıme-i te’dîb ü gûş-mâl icrâ olundu. [Mısra]ʻ: Mesâ’îbü kavmin ʻinde kavmin fevâ’īdü. mâ-sadakı üzere Muvakkatî olan ʻİzzet Bey mansıb-ı münhall ile ber-murâd ve tabîʻî kasr-ı mesâfe-i tarîke neyl ile mübtehic ü dil-şâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhimânın vazʻ ü hareketleri muhâlif-i tabʻ-ı Pâdişâh-ı kâm-kâr ve umûr-ı lâzımeleri rüʼyetinde ‘urûz-ı veleh ve hayret ile tekâsül ü kusûrları bedîdâr olduğundan gayri, teceddüd-i nevbet-i Saltanat takrîbi ile vukūʻ-ı tebeddülât ve zuhûr-ı tegayyürât, emr-i tabîʻi olup, erkân-ı dîn ü devlet olan zevât-ı müteşahhisânın dahi birer kerre halbe-i tecribe vü ihtibârda ser-ferân-ı hüner ü mâhiyet olarak mişvârları maʻlûm olmak kānûn hükmüne muvâfık ve siyâset-i mülkiyyeye mutâbık olmağla müşârun ileyhimâ mesnedlerinden tenzîl olunup, Şeyhulislâm-ı esbak Esʻad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi ʻâlim ü dindâr ve ʻafîf-i perhîz-kâr bir vücûd-ı sütûde-âsâr olmak takrîbi ile işbu Zilka‘de'nin yigirmi yedinci günü müşârun ileyh bu defʻa dahi hilʻat-i beyzâ-yı fetvâ ile mazhar-ı nevâziş ü ikrâm ve yed-i emânetine teslîm-i zimâm-ı umûr-ı ʻulemâ-yı a‘lâm kılınup, Kāyim-makāmlık câh-ı refîʻi dahi Beykoz'da bisât-ârâ-yı ikāmet ü ârâm olan Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'ya tevcîh ve umûr-ı seferiyyeye tekayyüd ü ihtimâm etmek üzere tarafına tenbîh olunup, selefi şimdilik Beykoz'da\nme’mûr-ı ikāmet ve kezâlik Şeyhulislâm-ı sâbık hânesinde zânû-zede-i istirâhat olmak niʻmetiyle kat-i [21b] Şehriyâr-ı vâlâ-menkıbet oldu.",
          "caption": "ʻAzl-i Şeyhulislâm Mehmed Kâmil Efendi ve Kāyim-makām Salih Paşa ve Müftî'l-enâm-şüden-i Esʻad-zâde Efendi ve Kāyim-makām-şüden-i Silahdâr Mustafâ Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_036.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl-i Şeyhulislâm Mehmed Kâmil Efendi ve Kāyim-makām Salih Paşa ve Müftî'l-enâm-şüden-i Esʻad-zâde Efendi ve Kāyim-makām-şüden-i Silahdâr Mustafâ Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhimânın vazʻ ü hareketleri muhâlif-i tabʻ-ı Pâdişâh-ı kâm-kâr ve umûr-ı lâzımeleri rüʼyetinde ‘urûz-ı veleh ve hayret ile tekâsül ü kusûrları bedîdâr olduğundan gayri, teceddüd-i nevbet-i Saltanat takrîbi ile vukūʻ-ı tebeddülât ve zuhûr-ı tegayyürât, emr-i tabîʻi olup, erkân-ı dîn ü devlet olan zevât-ı müteşahhisânın dahi birer kerre halbe-i tecribe vü ihtibârda ser-ferân-ı hüner ü mâhiyet olarak mişvârları maʻlûm olmak kānûn hükmüne muvâfık ve siyâset-i mülkiyyeye mutâbık olmağla müşârun ileyhimâ mesnedlerinden tenzîl olunup, Şeyhulislâm-ı esbak Esʻad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi ʻâlim ü dindâr ve ʻafîf-i perhîz-kâr bir vücûd-ı sütûde-âsâr olmak takrîbi ile işbu Zilka‘de'nin yigirmi yedinci günü müşârun ileyh bu defʻa dahi hilʻat-i beyzâ-yı fetvâ ile mazhar-ı nevâziş ü ikrâm ve yed-i emânetine teslîm-i zimâm-ı umûr-ı ʻulemâ-yı a‘lâm kılınup, Kāyim-makāmlık câh-ı refîʻi dahi Beykoz'da bisât-ârâ-yı ikāmet ü ârâm olan Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'ya tevcîh ve umûr-ı seferiyyeye tekayyüd ü ihtimâm etmek üzere tarafına tenbîh olunup, selefi şimdilik Beykoz'da\nme’mûr-ı ikāmet ve kezâlik Şeyhulislâm-ı sâbık hânesinde zânû-zede-i istirâhat olmak niʻmetiyle kat-i [21b] Şehriyâr-ı vâlâ-menkıbet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hudûd-ı Devlet-i ʻaliyye'ye mücâvir olan fırak-ı nasârâdan Leh cumhûru bu esnâda Devlet-i ʻaliyyeye mütemahhız-ı dost geçinüp, umûr-ı mülkiyyeye dâyir baʻzı vesâyâ-yı hafiyye ile bir elçi irsâlini miyânelerinde tasmîm ve Moskovlu ile muhârebe olunduğuna binâ’en yollar mesdûd olup, elçilerini âhar tarafdan hudûd-ı İslâmiyye'ye idhâl fikrinde olduklarını niyâz-nâmeleriyle ifâde vü tefhîm eylediklerine binâ’en, elçi-yi mesfûr Nemçe memleketinden murûr ile Venedik Körfezi'ne ve andan Gördüs İskelesi'ne gelüp, baʻdehû berren Âsitâne'ye gelmesi tasvîb ve mihmândâr sûretinde hâcegân-ı Divân-ı hümâyûn'dan İbdâl Mühürdârı Kâmilî Mustafâ Efendi taʻyîn ve Mâliye Vekâleti ile tatyîb olunup, lâzım gelan yol emriyle Baş-muhâsebe'den muhrec, taʻyînât sûreti yedine i‘tâ ve bir ân akdem hareket ile lâzıme-i mihmân-nevâzîyi icrâ etmek tarafına tenbîh ü îsâ olundu.",
          "caption": "Âmeden-i Elçi-yi Leh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_037.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Elçi-yi Leh",
          "text": "Hudûd-ı Devlet-i ʻaliyye'ye mücâvir olan fırak-ı nasârâdan Leh cumhûru bu esnâda Devlet-i ʻaliyyeye mütemahhız-ı dost geçinüp, umûr-ı mülkiyyeye dâyir baʻzı vesâyâ-yı hafiyye ile bir elçi irsâlini miyânelerinde tasmîm ve Moskovlu ile muhârebe olunduğuna binâ’en yollar mesdûd olup, elçilerini âhar tarafdan hudûd-ı İslâmiyye'ye idhâl fikrinde olduklarını niyâz-nâmeleriyle ifâde vü tefhîm eylediklerine binâ’en, elçi-yi mesfûr Nemçe memleketinden murûr ile Venedik Körfezi'ne ve andan Gördüs İskelesi'ne gelüp, baʻdehû berren Âsitâne'ye gelmesi tasvîb ve mihmândâr sûretinde hâcegân-ı Divân-ı hümâyûn'dan İbdâl Mühürdârı Kâmilî Mustafâ Efendi taʻyîn ve Mâliye Vekâleti ile tatyîb olunup, lâzım gelan yol emriyle Baş-muhâsebe'den muhrec, taʻyînât sûreti yedine i‘tâ ve bir ân akdem hareket ile lâzıme-i mihmân-nevâzîyi icrâ etmek tarafına tenbîh ü îsâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh taʻyin-i nisebinde her ne kadar rivâyet muhtelif ise dahi Çelik Mehmed Paşa dâyiresinde cihân-bîn-i teʻayyün ve fenn-i silahşorîde yekke-süvâr-ı mızmâr-ı tefennün olup, giderek müşârun ileyh Hazînedâr ve baʻzı mahallere tarafından mütesellim nasb olunarak mûcib-i refâh-ı ahyâr ve bâʻis-i mezellet-i eşrâr olmuşidi. Tâyife-i levendât içinde şiddet-i fetk ü batş ile nâmdâr ve nice serkeşlerini kantara-i şemşîr-i âbdârdan imrâr ve hatta bir defʻa Şâm Valîsi tarafından baʻzı [22a] mahallere ihdâ olunmak üzere vâfir akmişe-i girân-behâ, Âsitâne-i saʻâdet'e isrâ olunup, hılâl-i râhda evbaş-ı levendât hediyyeyi gāret eyledikleri şâyiʻ olup, beher hâl eşyâ-yı mezkûrenin bulunması irâde olunduğuna binâ’en, Çelik Paşa tarafından müşârun ileyh meʼmûr olup, fi'l-hâl ʻinân-rîz-i ılgār ve üç günlük yolu Yekşenbih râh eyleyerek levendlere yetişüp, vâfirini tuʻme-i tîğ-i hûn-bâr ve bir hılâl zâyiʻ olmaksızın eşyâ-yı mezkûreyi istirdâd ve bu mukābelede Mîr-i mirânlık derecesine isʻâd olunup, seferler zuhûrunda Livâʼ-i şerîf ile Bender'e vürûd ve külliyetlü kapu ile\nisbât-ı vücûd edüp, Hotin'e ber-vech-i imdâd tesyîr ve o taraflarda dahi behâdırlık ile şöhret-gîr ve rütbe-i vezârete kesb-i istihkāk u ehliyyet ve bir vakt-i yesîreden sonra tahsîl-i ʻunvân-ı vezâret edüp, Özi muhâfazasına nâmzed ve iki üç sene kadar mukābele-i aʻdâda rûyîn-i sedd olup, ne tarafdan aʻdâ ser-nümâ oldu ise müşârun ileyh mazhar-ı teʼyîdât-ı Hakk ve her mukābelede aʻdâ-yı dîne gālib-i Mutlâk olup, baʻdehû Mora vesâyir eyâletlere vâlî ve geşt ü güzâr eylediği mahallerde tanîn-endâz-ı mesâmiʻ olan hüsn-i sît ü iştihârı rütbe-i kadrini ʻâlî edüp, Halîl Hamîd Paşa'dan sonra nâyil-i Sadâret-i ʻuzmâ ve pâ-nihâde-i süllem-i Vekâlet-i kübrâ olup, sinîn-i ʻömrü taşralarda murûr eylediğine binâ’en, hafâyâ-yı umûr-ı devleti fehm edemediğinden gayri, cehl-i müfrit sebebi ile serâyir-i devletle ecânibin bi'z-zarûre vukūfu lâzım gelüp, bu sebeble şîrâze-i nizâm-ı Saltanat ber-hemzede-i inhilâl ve râbıta-i umûr-ı Devlet, giriftâr-ı ʻukde-i teşvîş ü ihtilâl olup, Sadâret'den maʻzûl ve İsmâʻîl cânibi Serʻaskerliği ile mükerreren nâyil-i eʻazz-i meʼmûl olunmuşiken hatb-i cesîm-i Serʻaskerî'yi idârede mütekāsır olduğu maʻlûm-ı Hudâvend-i memdûhü'l-meʼâsir olmağla hakkında iğbirâr-ı Şâhâne husûlüyle tuğ ve sancağı refʼ olunup, nefy olunduğu Bozcaada'ya ʻâzimen Gelibolu'ya vürûdunda girîbân-ı hayâtı giriftâr-ı [22b] ser-pençe-i ecel oldu. Müşârun ileyh cerî vü cesûr ve taşralarda istihdâm olunacak bir vezîr-i gayûr olduğundan fazla salâh-ı hâl ile maʻrûf ve hilye-i istikāmetle mevsûf bir destûr-ı vakūr idi.",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı esbak ʻAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_038.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı esbak ʻAli Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh taʻyin-i nisebinde her ne kadar rivâyet muhtelif ise dahi Çelik Mehmed Paşa dâyiresinde cihân-bîn-i teʻayyün ve fenn-i silahşorîde yekke-süvâr-ı mızmâr-ı tefennün olup, giderek müşârun ileyh Hazînedâr ve baʻzı mahallere tarafından mütesellim nasb olunarak mûcib-i refâh-ı ahyâr ve bâʻis-i mezellet-i eşrâr olmuşidi. Tâyife-i levendât içinde şiddet-i fetk ü batş ile nâmdâr ve nice serkeşlerini kantara-i şemşîr-i âbdârdan imrâr ve hatta bir defʻa Şâm Valîsi tarafından baʻzı [22a] mahallere ihdâ olunmak üzere vâfir akmişe-i girân-behâ, Âsitâne-i saʻâdet'e isrâ olunup, hılâl-i râhda evbaş-ı levendât hediyyeyi gāret eyledikleri şâyiʻ olup, beher hâl eşyâ-yı mezkûrenin bulunması irâde olunduğuna binâ’en, Çelik Paşa tarafından müşârun ileyh meʼmûr olup, fi'l-hâl ʻinân-rîz-i ılgār ve üç günlük yolu Yekşenbih râh eyleyerek levendlere yetişüp, vâfirini tuʻme-i tîğ-i hûn-bâr ve bir hılâl zâyiʻ olmaksızın eşyâ-yı mezkûreyi istirdâd ve bu mukābelede Mîr-i mirânlık derecesine isʻâd olunup, seferler zuhûrunda Livâʼ-i şerîf ile Bender'e vürûd ve külliyetlü kapu ile\nisbât-ı vücûd edüp, Hotin'e ber-vech-i imdâd tesyîr ve o taraflarda dahi behâdırlık ile şöhret-gîr ve rütbe-i vezârete kesb-i istihkāk u ehliyyet ve bir vakt-i yesîreden sonra tahsîl-i ʻunvân-ı vezâret edüp, Özi muhâfazasına nâmzed ve iki üç sene kadar mukābele-i aʻdâda rûyîn-i sedd olup, ne tarafdan aʻdâ ser-nümâ oldu ise müşârun ileyh mazhar-ı teʼyîdât-ı Hakk ve her mukābelede aʻdâ-yı dîne gālib-i Mutlâk olup, baʻdehû Mora vesâyir eyâletlere vâlî ve geşt ü güzâr eylediği mahallerde tanîn-endâz-ı mesâmiʻ olan hüsn-i sît ü iştihârı rütbe-i kadrini ʻâlî edüp, Halîl Hamîd Paşa'dan sonra nâyil-i Sadâret-i ʻuzmâ ve pâ-nihâde-i süllem-i Vekâlet-i kübrâ olup, sinîn-i ʻömrü taşralarda murûr eylediğine binâ’en, hafâyâ-yı umûr-ı devleti fehm edemediğinden gayri, cehl-i müfrit sebebi ile serâyir-i devletle ecânibin bi'z-zarûre vukūfu lâzım gelüp, bu sebeble şîrâze-i nizâm-ı Saltanat ber-hemzede-i inhilâl ve râbıta-i umûr-ı Devlet, giriftâr-ı ʻukde-i teşvîş ü ihtilâl olup, Sadâret'den maʻzûl ve İsmâʻîl cânibi Serʻaskerliği ile mükerreren nâyil-i eʻazz-i meʼmûl olunmuşiken hatb-i cesîm-i Serʻaskerî'yi idârede mütekāsır olduğu maʻlûm-ı Hudâvend-i memdûhü'l-meʼâsir olmağla hakkında iğbirâr-ı Şâhâne husûlüyle tuğ ve sancağı refʼ olunup, nefy olunduğu Bozcaada'ya ʻâzimen Gelibolu'ya vürûdunda girîbân-ı hayâtı giriftâr-ı [22b] ser-pençe-i ecel oldu. Müşârun ileyh cerî vü cesûr ve taşralarda istihdâm olunacak bir vezîr-i gayûr olduğundan fazla salâh-ı hâl ile maʻrûf ve hilye-i istikāmetle mevsûf bir destûr-ı vakūr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Basra etrafında mütemekkin-i kabâyil-i ʻArabdan olup, kesret-i havâşî ve vefret-i mevâşî ile müştehir olan Müntefik Şeyhi'nin ruʻûnet ü huşûneti ve ʻuhdesinde\nolan emvâl-i mîrînin edâsında teʻannüd ü muhâlefeti teʻdîb ü gûşmâlini muktezâ olmağla, Bağdad Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa şeyh-i merkūm üzerine vâfir ‘asker taʻyîn ve zâfir olduğu hînde âhar şahsı ʻaşîret-i mezkûreye Şeyh etmekle o havâlîde tehaddüs eden fitneyi teskîn ve Basra'ya dahi Mustafâ Ağa nâmında ağalarından birini mütesellim nasb edüp, zabt u rabt-ı memleket tenbîhâtını gereği gibi telkīn etmişidi. Mütesellim-i merkūm tesvîlât-ı şeytâniyyeye tebaʻiyyet ile şeyh-i matrûdu celb ü istishâb ve garaz-ı fesâdını icrâ içün âteş-i fitneyi karîn-i iltihâb ve müşarun ileyhin itâʻatinden hurûc ve zirve-i bagy u tuğyâna ʻurûc ile cemʻ-i haşerât ü erâzil nehren ve berren katʻ-ı şevâriʻ vü menâzil eylediği semʻ-i yakīnine vâsıl oldukda kapusunda mevcûd olan ecnâd ile ümerâ-yı ekrâdı cem‘ ü ve tertîb ve bi'n-nefs Basra üzerine hareket ile şeyh-i maʻzûlü teʼdîb ve köhne-binâ-yı cem‘iyyetini tahrîb edüp, mütesellim-i merkūm ile hevâdârı olan şeyh firâr ve nasb-kerdesi olan şeyhe kemâ kân istikrâr verüp, ol havâlîye şeyh nasb eylediğinden fazla bir muʻtemed kimesneyi dahi mütesellim nasbı ile defʻ-i gāyile-i hâyile eylediği ahbârını şâmil irsâl-i kabâle ve etrâfda tekevvün-i ihtilâl ü teşvîşi bi'l-külliye izâle eylediği mütehakkık oldukda mezruʻa-i a‘mâline cûy-bâr-ı [23a] ʻinâyet-i Şâhâne isâle ve Dergâh-ı ʻâlî kapucu başılarından ʻAbdî Bey ile teşrîfât-ı hümâyûn ve istihsânı şâmil-i emr-i mekârim meşhûn irsâliyle kutr-ı ʻIrak'ın kâffe-i umûru ʻuhde-i kifâyetine ihâle kılındı.",
          "caption": "Havâdisât-ı ʻIrak-ı ʻArab",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_039.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı ʻIrak-ı ʻArab",
          "text": "Basra etrafında mütemekkin-i kabâyil-i ʻArabdan olup, kesret-i havâşî ve vefret-i mevâşî ile müştehir olan Müntefik Şeyhi'nin ruʻûnet ü huşûneti ve ʻuhdesinde\nolan emvâl-i mîrînin edâsında teʻannüd ü muhâlefeti teʻdîb ü gûşmâlini muktezâ olmağla, Bağdad Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa şeyh-i merkūm üzerine vâfir ‘asker taʻyîn ve zâfir olduğu hînde âhar şahsı ʻaşîret-i mezkûreye Şeyh etmekle o havâlîde tehaddüs eden fitneyi teskîn ve Basra'ya dahi Mustafâ Ağa nâmında ağalarından birini mütesellim nasb edüp, zabt u rabt-ı memleket tenbîhâtını gereği gibi telkīn etmişidi. Mütesellim-i merkūm tesvîlât-ı şeytâniyyeye tebaʻiyyet ile şeyh-i matrûdu celb ü istishâb ve garaz-ı fesâdını icrâ içün âteş-i fitneyi karîn-i iltihâb ve müşarun ileyhin itâʻatinden hurûc ve zirve-i bagy u tuğyâna ʻurûc ile cemʻ-i haşerât ü erâzil nehren ve berren katʻ-ı şevâriʻ vü menâzil eylediği semʻ-i yakīnine vâsıl oldukda kapusunda mevcûd olan ecnâd ile ümerâ-yı ekrâdı cem‘ ü ve tertîb ve bi'n-nefs Basra üzerine hareket ile şeyh-i maʻzûlü teʼdîb ve köhne-binâ-yı cem‘iyyetini tahrîb edüp, mütesellim-i merkūm ile hevâdârı olan şeyh firâr ve nasb-kerdesi olan şeyhe kemâ kân istikrâr verüp, ol havâlîye şeyh nasb eylediğinden fazla bir muʻtemed kimesneyi dahi mütesellim nasbı ile defʻ-i gāyile-i hâyile eylediği ahbârını şâmil irsâl-i kabâle ve etrâfda tekevvün-i ihtilâl ü teşvîşi bi'l-külliye izâle eylediği mütehakkık oldukda mezruʻa-i a‘mâline cûy-bâr-ı [23a] ʻinâyet-i Şâhâne isâle ve Dergâh-ı ʻâlî kapucu başılarından ʻAbdî Bey ile teşrîfât-ı hümâyûn ve istihsânı şâmil-i emr-i mekârim meşhûn irsâliyle kutr-ı ʻIrak'ın kâffe-i umûru ʻuhde-i kifâyetine ihâle kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eşref-i şühûr olan mâh-ı Ramazân gāyete resân olup, bi-hasebi'r-rü’ye Çehârşenbih günü gurre-i Şevvâl sâbit olduğunu İstanbul Kādîsı iʻlâm etmekle de’b-i dîrîn-i Devlet-i ebed-müddet üzere bi'l-cümle erkân-ı Saltanat, Serây-ı hümâyûn'da ʻakd-i encümen-i cemʻiyyet ve âstîn-bûs-i Şehriyâr-ı ʻankā-tabîʻat ile tebrîk-i ʻîd ve tehniye-i yevm-i saʻîd eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i ʻÎd-i fıtr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_040.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʻÎd-i fıtr",
          "text": "Eşref-i şühûr olan mâh-ı Ramazân gāyete resân olup, bi-hasebi'r-rü’ye Çehârşenbih günü gurre-i Şevvâl sâbit olduğunu İstanbul Kādîsı iʻlâm etmekle de’b-i dîrîn-i Devlet-i ebed-müddet üzere bi'l-cümle erkân-ı Saltanat, Serây-ı hümâyûn'da ʻakd-i encümen-i cemʻiyyet ve âstîn-bûs-i Şehriyâr-ı ʻankā-tabîʻat ile tebrîk-i ʻîd ve tehniye-i yevm-i saʻîd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in dördüncü Sebt günü Rikâb-ı hümâyûn'da tevcîhât vukū‘ bulup, kapu ricâli ibkā ve Nişâncılık ile Hakkı Beyefendi ve Defter Emâneti'yle ʻAbdülkerîm Efendi ve Rûz-nâme ile Sivasî Hasan Efendi ve Baş-muhâsebe ile Monlâ Bey hafîdî ʻAli ʻÂrif Bey kâm-revâ olup, Tersâne Çil Emîn Ağa'ya ve Matbah İbiş Ağa'ya ve Arpa Emâneti Selânikî Memiş Efendi'ye ve Anadolu Muhâsebesi bu Fakīr-i kesîrü't-taksîre, Süvârî [Muhasebeciliği] Lâle Mehmed Efendi'ye ve Haremeyn-i şerîfeyn Muhâsebesi asâleten Berber-başı ʻAli Efendi'ye, Yeniçeri Kitâbeti Kenʻân Efendi'ye ve Cizye Muhâsebeciliği asâleten Mustafâ ʻİffet Beyefendi'ye vesâyir vekâletler dahi erbâb-ı istihkāka tevcîh ü ihsân ve ilbâs-ı hilaʻ ile cümlesi memnûn u cezlân kılındı.",
          "caption": "Vukūʻ-ı tevcîhât der-Rikâb-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_041.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı tevcîhât der-Rikâb-ı hümâyûn",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in dördüncü Sebt günü Rikâb-ı hümâyûn'da tevcîhât vukū‘ bulup, kapu ricâli ibkā ve Nişâncılık ile Hakkı Beyefendi ve Defter Emâneti'yle ʻAbdülkerîm Efendi ve Rûz-nâme ile Sivasî Hasan Efendi ve Baş-muhâsebe ile Monlâ Bey hafîdî ʻAli ʻÂrif Bey kâm-revâ olup, Tersâne Çil Emîn Ağa'ya ve Matbah İbiş Ağa'ya ve Arpa Emâneti Selânikî Memiş Efendi'ye ve Anadolu Muhâsebesi bu Fakīr-i kesîrü't-taksîre, Süvârî [Muhasebeciliği] Lâle Mehmed Efendi'ye ve Haremeyn-i şerîfeyn Muhâsebesi asâleten Berber-başı ʻAli Efendi'ye, Yeniçeri Kitâbeti Kenʻân Efendi'ye ve Cizye Muhâsebeciliği asâleten Mustafâ ʻİffet Beyefendi'ye vesâyir vekâletler dahi erbâb-ı istihkāka tevcîh ü ihsân ve ilbâs-ı hilaʻ ile cümlesi memnûn u cezlân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr biniş tarîkiyle müntezihât-ı seniyyelerinden Kağıthâne'ye teşrîf buyurup, Kağıthâne fezâsında hayme-nişîn-i ikāmet ve Ordu-yi hümâyûn'a pâ-der-rikâb-ı ʻazîmet olan Binbaşı ʻArab Ağa'nın neferâtı, nazar-gâh-ı [23b] Pâdişâhî'de cirîd-bâzlık sanʻatını icrâ ve bu mukābelede Binbaşı'ya ve neferâtına vâfir zer-i meskûk iʻtâsıyla gazve vü cihâda tahrîz ü iğrâ kılındılar. Ve sâbıkā İzmir Voyvodası olan Hasekî Hacı ʻOsmân Ağa'ya dahi iki yüz dört senesinden zabt eylemek üzere Kıbrıs Muhassıllığı tevcîh ve birkaç günden sonra Kapucu-başılık ile kadri terfîʻ ü tenvîh olunup, Cihân-zâde Hüseyin Bey dahi sefere meʼmûren Edirne'ye karîb mahallere geldikde gāyile-i seferden tahlîs-i nefs zımnında müteneffisân-ı Devlet'e ʻarz-ı bûd ve ne-bûd edüp, ʻamel ü iştigāli mekmen-i husûlde cilve-ger ve seferden ʻafv ve Muhassıllık ile tekrâr kâm-ver oldu.",
          "caption": "Baʻzı vukūʻât der-Âsitâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_042.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʻzı vukūʻât der-Âsitâne",
          "text": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr biniş tarîkiyle müntezihât-ı seniyyelerinden Kağıthâne'ye teşrîf buyurup, Kağıthâne fezâsında hayme-nişîn-i ikāmet ve Ordu-yi hümâyûn'a pâ-der-rikâb-ı ʻazîmet olan Binbaşı ʻArab Ağa'nın neferâtı, nazar-gâh-ı [23b] Pâdişâhî'de cirîd-bâzlık sanʻatını icrâ ve bu mukābelede Binbaşı'ya ve neferâtına vâfir zer-i meskûk iʻtâsıyla gazve vü cihâda tahrîz ü iğrâ kılındılar. Ve sâbıkā İzmir Voyvodası olan Hasekî Hacı ʻOsmân Ağa'ya dahi iki yüz dört senesinden zabt eylemek üzere Kıbrıs Muhassıllığı tevcîh ve birkaç günden sonra Kapucu-başılık ile kadri terfîʻ ü tenvîh olunup, Cihân-zâde Hüseyin Bey dahi sefere meʼmûren Edirne'ye karîb mahallere geldikde gāyile-i seferden tahlîs-i nefs zımnında müteneffisân-ı Devlet'e ʻarz-ı bûd ve ne-bûd edüp, ʻamel ü iştigāli mekmen-i husûlde cilve-ger ve seferden ʻafv ve Muhassıllık ile tekrâr kâm-ver oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hekîm-başı olan Gevrek-zâde Hasan Efendi işbu Zilka‘de evâsıtında nâyil-i rütbe-i Mevleviyyet ve mevâlî vü kudât bi'l-fi‘l mansıblarını zabt ile icrâ-yı hükûmet etmek, bu esnâda râbıta-gîr-i karâr olan Nizâm-ı Cedîd fürû‘âtından olduğuna binâ’en, mansıbı olan Halebü'ş-şehbâ'ya ‘azîmet ve kemâl-i ‘iffet ü nezâhet ile ahkâm-ı İlahiyye'yi icrâya mübâderet eylemesi bâbında irâde-i ‘aliyye cereyân ve bu cihetle Hekîm-başılık hıdmet-i lâzımesinin hulüvvü nümâyân olmağla, müderrisîn-i kirâmdan ve Serây-ı hümâyûn hekîmlerinden olup, fenn-i tabâbetde mâhir ve akrânı beyninde hazâkati zâhir olan Mehmed Sâdık Efendi'ye Hâssa Hekîm-başılığı tevcîh ü ihsân olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Ser-etıbbâ-i Hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_043.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Ser-etıbbâ-i Hâssa",
          "text": "Hekîm-başı olan Gevrek-zâde Hasan Efendi işbu Zilka‘de evâsıtında nâyil-i rütbe-i Mevleviyyet ve mevâlî vü kudât bi'l-fi‘l mansıblarını zabt ile icrâ-yı hükûmet etmek, bu esnâda râbıta-gîr-i karâr olan Nizâm-ı Cedîd fürû‘âtından olduğuna binâ’en, mansıbı olan Halebü'ş-şehbâ'ya ‘azîmet ve kemâl-i ‘iffet ü nezâhet ile ahkâm-ı İlahiyye'yi icrâya mübâderet eylemesi bâbında irâde-i ‘aliyye cereyân ve bu cihetle Hekîm-başılık hıdmet-i lâzımesinin hulüvvü nümâyân olmağla, müderrisîn-i kirâmdan ve Serây-ı hümâyûn hekîmlerinden olup, fenn-i tabâbetde mâhir ve akrânı beyninde hazâkati zâhir olan Mehmed Sâdık Efendi'ye Hâssa Hekîm-başılığı tevcîh ü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıa‘zam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri Rusçuğ'a vürûdundan sonra tertîbât-ı seferiyyeye ibtidâr Ve Mâhâbe Meni'stişâr mefhûmu üzere erkân-ı devleti ihzâr ve bir meclis-i hâfil tertîbi ile cem‘-i kibâr u sıgār edüp, a‘dâ-yı dînin [24a] taraf taraf memâlik-i İslâmiyye'ye sû-yi kasd fikrinde oldukları ve Yaş Kasabası'nda hulûl-i vakt-i muhârebeye intizâren ikāmet üzere olan baş-ceneralleri Nemçe tarafından vürûd eyleyecek askere iltihâk ve zünnâr-bend-i vifâk olarak Bükreş üzerine gelecekleri havâdisâtı istirâk olunmağla \"Mürettebât-ı Ordu-yi hümâyûn'dan olan levâzımât-ı mevcûde vâfî midir, değil midir ve ne vechile hareket etmek dîn ü devlete nâfi‘dir\" deyü huzzâr-ı meclisi istintâk eyledikde, Yeniçeri Ağası cevâba ibtidâr ve piyâde askerinin ekseri vârid olup, kusûru dahi ‘an-karîb gelmek üzere olduğun iş‘âr vesâyir piyâde ocağları ağaları dahi mühimmât ve neferâtın ber-vech-i tekmîl vücûdunu ihbâr ‘akabinde mühimmât tahmîl olunacak hayvânâta sarf-ı ‘inân ve henûz müretteb olan\nmahallerden ʻadem-i vüsûlunu beyân ve ʻâm-ı mâzîde bî-vakt ü ibbân tertîbât-ı seferiyyeye şürûʻ olunduğundan, vaktiyle yetişemediği nümâyân olduğunu meʼmûrlar birbirini tasdîk eyleyerek, meydân-ı kīl ü kālde fürsân olmalarıyla mevkib-i hümâyûnun hareketi bahsine sevk-i kelâm olunup, şıkkaynın biri ihtiyâr olunmak emrinde erbâb-ı meşveretin her biri meknûn-ı zamîrini izhâr ve kimi hareketi ve kimi ʻadem-i hareketi ihtiyâr edüp, bilâhare Ordu-yi hümâyûn'un şimdilik tevakkufu tasvîb ü tahsîn ve sügūr-ı İslâmiye nükūd u zehâyir ve mühimmât u ‘asâkir tertîbi ile tahkîm ü tarsîn ve Kuban Hânı Kavşan tarafına gidüp, aʻdâya sedd-i metîn olmak ve Bender etrâfını gezend-i hasm-ı şûmdan vikāye ve ne tarafdan zuhûr ederler ise, tertîb-i sâk u tılâye eyleyerek tahrîk-i re’ye ve Özi Serʻaskeri nasb olunan Vezîr Cezâyirli Hasan Paşa'ya dahi istiʻcâl emri gönderilüp, bir ân akdem İsmâʻîl'e varmak [24b] husûsları karâr-gîr oldukdan sonra Yaş Kasabası'nda tecemmuʻ eden aʻdâ-yı dîn keyfiyyeti der meyân olunup, o tarafa dahi kaviyyü'ş-şekîme bir başbuğ nasb olunmak husûsu karâr gîr-i ehl-i tebdîr olmağla, Ordu-yi hümâyûn'da el-hâletü hâzihî vüzerâdan bir kimesne bulunmayup, Ordu-yi hümâyûn konakcısı olan Kemânkeş Mustafâ Paşa'nın tîr-i evc gîr-i ehliyyeti nâfiz-i hedef-i isâbet-i erbâb-ı meşveret olup, başbuğ nasb olunması emrinde taraf taraf ifrâğ-ı caʻbe-i tedbîr eylediklerine binâ’en, o hıdmete fi'l-hâl tahsîs ve takviye-i bâzû-yı iktidârına medâr olan mühimmât ü levâzımât ne ise, taleb ü iddiʻâda mûmâ ileyh terhîs olunup, ol bâbda lâzım gelanlere ‘alâ-vechi'd-dakkati tenbîh ü tavsiye ve erbâb-ı meşverete ruhsat ʻavd verilüp, meclis tahliye olundu.\nKethudâ-yı Sadrıaʻzamî olan Hasan Efendi'nin kuvvet-i baht ile tâliʻi muhkem u saht ve her mevsimde merâtib-i âliyyeye irtikā ile cebel-i Kāf, irâd-ı devleti fe’s-i iʻtisâf ile naht eylediğinden gayri, derece-i ʻakl ü şuʻûrdan sâkıt ve kâffe-i nâsa min gayr-i sebeb bâgız u sâhıt olup, bu makūle sıfât-ı zemîme ile muttasıf olanların hatb-ı cesîm-i Devlet-i ʻaliyye'de istihdâmları mûceb-i tekevvün-i âfât ve mûris-i gavâyil u mehâfât olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı bâhirü'l-kerâmât olmağla, ʻazl ve âharının nasbı irâdesine mebnî, meşveretden iki üç sâʻat mürûrunda Defterdâr-ı vakt olan Râşid Süleymân Efendi Sadâret-i ʻuzmâ Kethudâlığı'yla nâyil-i merâm ve Defterdârlık câh\ncelîli ile es-Seyyid Feyzullah Efendi bekâm ve Defter Emâneti ile Kethudâ-yı maʻzûlün tevsen-i harûn-ı kibr ü enfesi ilcâm olundu.",
          "caption": "Vekāyi‘-i Ordu-yi hümâyûn ve ‘azl-i Kethüdâ-yı Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_044.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyi‘-i Ordu-yi hümâyûn ve ‘azl-i Kethüdâ-yı Sadâret-penâhî",
          "text": "Sadrıa‘zam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri Rusçuğ'a vürûdundan sonra tertîbât-ı seferiyyeye ibtidâr Ve Mâhâbe Meni'stişâr mefhûmu üzere erkân-ı devleti ihzâr ve bir meclis-i hâfil tertîbi ile cem‘-i kibâr u sıgār edüp, a‘dâ-yı dînin [24a] taraf taraf memâlik-i İslâmiyye'ye sû-yi kasd fikrinde oldukları ve Yaş Kasabası'nda hulûl-i vakt-i muhârebeye intizâren ikāmet üzere olan baş-ceneralleri Nemçe tarafından vürûd eyleyecek askere iltihâk ve zünnâr-bend-i vifâk olarak Bükreş üzerine gelecekleri havâdisâtı istirâk olunmağla \"Mürettebât-ı Ordu-yi hümâyûn'dan olan levâzımât-ı mevcûde vâfî midir, değil midir ve ne vechile hareket etmek dîn ü devlete nâfi‘dir\" deyü huzzâr-ı meclisi istintâk eyledikde, Yeniçeri Ağası cevâba ibtidâr ve piyâde askerinin ekseri vârid olup, kusûru dahi ‘an-karîb gelmek üzere olduğun iş‘âr vesâyir piyâde ocağları ağaları dahi mühimmât ve neferâtın ber-vech-i tekmîl vücûdunu ihbâr ‘akabinde mühimmât tahmîl olunacak hayvânâta sarf-ı ‘inân ve henûz müretteb olan\nmahallerden ʻadem-i vüsûlunu beyân ve ʻâm-ı mâzîde bî-vakt ü ibbân tertîbât-ı seferiyyeye şürûʻ olunduğundan, vaktiyle yetişemediği nümâyân olduğunu meʼmûrlar birbirini tasdîk eyleyerek, meydân-ı kīl ü kālde fürsân olmalarıyla mevkib-i hümâyûnun hareketi bahsine sevk-i kelâm olunup, şıkkaynın biri ihtiyâr olunmak emrinde erbâb-ı meşveretin her biri meknûn-ı zamîrini izhâr ve kimi hareketi ve kimi ʻadem-i hareketi ihtiyâr edüp, bilâhare Ordu-yi hümâyûn'un şimdilik tevakkufu tasvîb ü tahsîn ve sügūr-ı İslâmiye nükūd u zehâyir ve mühimmât u ‘asâkir tertîbi ile tahkîm ü tarsîn ve Kuban Hânı Kavşan tarafına gidüp, aʻdâya sedd-i metîn olmak ve Bender etrâfını gezend-i hasm-ı şûmdan vikāye ve ne tarafdan zuhûr ederler ise, tertîb-i sâk u tılâye eyleyerek tahrîk-i re’ye ve Özi Serʻaskeri nasb olunan Vezîr Cezâyirli Hasan Paşa'ya dahi istiʻcâl emri gönderilüp, bir ân akdem İsmâʻîl'e varmak [24b] husûsları karâr-gîr oldukdan sonra Yaş Kasabası'nda tecemmuʻ eden aʻdâ-yı dîn keyfiyyeti der meyân olunup, o tarafa dahi kaviyyü'ş-şekîme bir başbuğ nasb olunmak husûsu karâr gîr-i ehl-i tebdîr olmağla, Ordu-yi hümâyûn'da el-hâletü hâzihî vüzerâdan bir kimesne bulunmayup, Ordu-yi hümâyûn konakcısı olan Kemânkeş Mustafâ Paşa'nın tîr-i evc gîr-i ehliyyeti nâfiz-i hedef-i isâbet-i erbâb-ı meşveret olup, başbuğ nasb olunması emrinde taraf taraf ifrâğ-ı caʻbe-i tedbîr eylediklerine binâ’en, o hıdmete fi'l-hâl tahsîs ve takviye-i bâzû-yı iktidârına medâr olan mühimmât ü levâzımât ne ise, taleb ü iddiʻâda mûmâ ileyh terhîs olunup, ol bâbda lâzım gelanlere ‘alâ-vechi'd-dakkati tenbîh ü tavsiye ve erbâb-ı meşverete ruhsat ʻavd verilüp, meclis tahliye olundu.\nKethudâ-yı Sadrıaʻzamî olan Hasan Efendi'nin kuvvet-i baht ile tâliʻi muhkem u saht ve her mevsimde merâtib-i âliyyeye irtikā ile cebel-i Kāf, irâd-ı devleti fe’s-i iʻtisâf ile naht eylediğinden gayri, derece-i ʻakl ü şuʻûrdan sâkıt ve kâffe-i nâsa min gayr-i sebeb bâgız u sâhıt olup, bu makūle sıfât-ı zemîme ile muttasıf olanların hatb-ı cesîm-i Devlet-i ʻaliyye'de istihdâmları mûceb-i tekevvün-i âfât ve mûris-i gavâyil u mehâfât olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı bâhirü'l-kerâmât olmağla, ʻazl ve âharının nasbı irâdesine mebnî, meşveretden iki üç sâʻat mürûrunda Defterdâr-ı vakt olan Râşid Süleymân Efendi Sadâret-i ʻuzmâ Kethudâlığı'yla nâyil-i merâm ve Defterdârlık câh\ncelîli ile es-Seyyid Feyzullah Efendi bekâm ve Defter Emâneti ile Kethudâ-yı maʻzûlün tevsen-i harûn-ı kibr ü enfesi ilcâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalas vakʻasında giriftâr-ı [25a] kayd-ı isâr olan ehl-i İslâm'ı Moskovlu, Leh memleketi derûnundan imrâr kaydına düşüp, Lehlü dahi Moskovlu'yu memleketlerine uğratmamak fikriyle sûret-i mümâ[naʻ]at izhâr ve ʻan-asl tarîk, iki semte münhasır olup, Leh memleketinden mürûr mümkin olmadığı hâlde, Bender'e karîb olan tarîkden geçmeğe mecbûriyyetleri bedîdâr olup, ancak bu kazıyyeye şâyed Bender'de mütehaşşid olan ehl-i İslâm tahsîl-i vukūf ile üserâyı tahlîs ederler evhâmı cây-gîr-i zamîr-i habâset-tahmîrleri olmağla, Bender'de olan ʻaskeri işgāl kasdıyla tarh-ı mansûbe-i mekr ü âl yaʻnî Bender'in bir muhâlif tarafından dört beş bin kadar süvârî irâ’et ü gāret kasdıyla gelmiş tarzında lâf-zen-i meydân-ı müsâdemet ve ʻasker-i İslâm, dahi derhâl mukābeleye mübâderet esnâsında temâmca garaz-ı işgāl istihsâl olunup, üserâ-yı İslâmiyye'yi diyâr-ı nekbet-medârlarına imrâr u îsâl ve baʻdehû cenge faysal verüp, geldikleri mahalle ʻinân-tâb-ı bagy u dalâl olduklarını Bender Serʻaskeri lede't-tahkīk Ordu-yi hümâyûn'a tenmîk ve böyle bir fursatın fevti zımnında engüşt-hâ-yı te’essüf ve ʻadem-i müsâʻade-i kaderi behâne ve zuhûr eden kusûrunu setr içün baʻzı aʻzâr-ı vâhiye îrâd u ibâne ile sîne-kûb-ı tehassür ü telehhüf oldu. Nazm: Ve ʻâcizü'r-reʼyi mizyâʻün li-fursatihî Hattâ izâ fâte emrün ʻâtebe'l-kaderâ. kāyid-i ceyş olanlara her hâlde şerîta-i intibâh ve teyakkuza riʻâyet ve ahvâl-i aʻdâyı istiknâh ile vâkıf-ı keyfiyyet ve baʻdehû iktizâsı ne ise icrâsına mübâşeret emr-i\nehemm olduğu gayr-i mübhemdir. Düşmen-i mekkâr hasmına zafer bulmak içün her bâr gavta-hûr-ı bahr-ı gîr-gûn endîşe ve ihtilâs-ı vakt-i fursat ile bir nevʻ mazarrat [25b] îrâsını ʻâdet ü pîşe eylediği âşikâr iken Bender'de hâb-âlûd-ı gaflet ve bir sâʻat mahalle dek aʻdânın geldiğine vukūf-ı tahsîl etmemek nakīsesinden başka, ol kadar ehl-i İslâm'ın mukayyed u maglûl o tarafdan mürûrlarını ʻadem-i ihsâs muktezâ-yı belâdet-i tabîʻat ve belki cinâyet-i sarf ve mahz-ı hıyânetdir. \n\n Birkaç mâh mukaddem Bender imdâdına taʻyîn olunan Varnalı-zâde Vezîr Selîm Paşa hulûl-ı ecel-i mevʻûduyla ʻâzim-i dâr-ı bekā olup, ol havâlî ru’esâdan hâlî kalmamak içün mukaddemâ Eflak tarafına meʼmûr, Zereli-zâde Vezîr ‘Abdullah Paşa'nın meʼmûriyyeti Bender'e tahvîl ve Özi Serʻaskerliği dûş-i hamiyyetine tahmîl olunan Cezâyirli Vezîr Hasan Paşa'nın nâmzed olduğu hıdmete bakılmayıp, iktizâsına göre lâzım olan mahalde istihdâmı taraf-ı hümâyûn'dan işʻâr u emr olunmuş bulunduğuna binâ’en, takdîm-i ehemm kāʻidesine riʻâyet ile müşârun ileyhin İsmâʻîl'e ve andan Bender'e lühûk u vusûliyçün ısdâr-ı fermân ve sâbıkā İsmâʻîl Serʻaskeri Zihneli Vezîr Hasan Paşa'nın dahi Kavşan'da ikāmetine irâde cereyân ve ʻaskerin ol havâlîde ʻalâ-vechi'l-ikmâl tehaşşüd ü ictimâʻı lâzıme-i hâlden olmağla o esnâda Ordu-yi hümâyûn'a vürûd eden Sirozî İsmâʻîl Bey müstashibi olan süvârîyle cânib-i mezbûra taʻyîn ve Bender'de vukūʻ bulan şîve-i cüzʼiye müsteclib-i esbâb-ı takviye vü tarsîn oldu.",
          "caption": "Zikr-i baʻzı vukūʻât der-Bender ve fevt-i Varnalı-zâde Vezîr Selîm Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_045.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i baʻzı vukūʻât der-Bender ve fevt-i Varnalı-zâde Vezîr Selîm Paşa",
          "text": "Kalas vakʻasında giriftâr-ı [25a] kayd-ı isâr olan ehl-i İslâm'ı Moskovlu, Leh memleketi derûnundan imrâr kaydına düşüp, Lehlü dahi Moskovlu'yu memleketlerine uğratmamak fikriyle sûret-i mümâ[naʻ]at izhâr ve ʻan-asl tarîk, iki semte münhasır olup, Leh memleketinden mürûr mümkin olmadığı hâlde, Bender'e karîb olan tarîkden geçmeğe mecbûriyyetleri bedîdâr olup, ancak bu kazıyyeye şâyed Bender'de mütehaşşid olan ehl-i İslâm tahsîl-i vukūf ile üserâyı tahlîs ederler evhâmı cây-gîr-i zamîr-i habâset-tahmîrleri olmağla, Bender'de olan ʻaskeri işgāl kasdıyla tarh-ı mansûbe-i mekr ü âl yaʻnî Bender'in bir muhâlif tarafından dört beş bin kadar süvârî irâ’et ü gāret kasdıyla gelmiş tarzında lâf-zen-i meydân-ı müsâdemet ve ʻasker-i İslâm, dahi derhâl mukābeleye mübâderet esnâsında temâmca garaz-ı işgāl istihsâl olunup, üserâ-yı İslâmiyye'yi diyâr-ı nekbet-medârlarına imrâr u îsâl ve baʻdehû cenge faysal verüp, geldikleri mahalle ʻinân-tâb-ı bagy u dalâl olduklarını Bender Serʻaskeri lede't-tahkīk Ordu-yi hümâyûn'a tenmîk ve böyle bir fursatın fevti zımnında engüşt-hâ-yı te’essüf ve ʻadem-i müsâʻade-i kaderi behâne ve zuhûr eden kusûrunu setr içün baʻzı aʻzâr-ı vâhiye îrâd u ibâne ile sîne-kûb-ı tehassür ü telehhüf oldu. Nazm: Ve ʻâcizü'r-reʼyi mizyâʻün li-fursatihî Hattâ izâ fâte emrün ʻâtebe'l-kaderâ. kāyid-i ceyş olanlara her hâlde şerîta-i intibâh ve teyakkuza riʻâyet ve ahvâl-i aʻdâyı istiknâh ile vâkıf-ı keyfiyyet ve baʻdehû iktizâsı ne ise icrâsına mübâşeret emr-i\nehemm olduğu gayr-i mübhemdir. Düşmen-i mekkâr hasmına zafer bulmak içün her bâr gavta-hûr-ı bahr-ı gîr-gûn endîşe ve ihtilâs-ı vakt-i fursat ile bir nevʻ mazarrat [25b] îrâsını ʻâdet ü pîşe eylediği âşikâr iken Bender'de hâb-âlûd-ı gaflet ve bir sâʻat mahalle dek aʻdânın geldiğine vukūf-ı tahsîl etmemek nakīsesinden başka, ol kadar ehl-i İslâm'ın mukayyed u maglûl o tarafdan mürûrlarını ʻadem-i ihsâs muktezâ-yı belâdet-i tabîʻat ve belki cinâyet-i sarf ve mahz-ı hıyânetdir. \n\n Birkaç mâh mukaddem Bender imdâdına taʻyîn olunan Varnalı-zâde Vezîr Selîm Paşa hulûl-ı ecel-i mevʻûduyla ʻâzim-i dâr-ı bekā olup, ol havâlî ru’esâdan hâlî kalmamak içün mukaddemâ Eflak tarafına meʼmûr, Zereli-zâde Vezîr ‘Abdullah Paşa'nın meʼmûriyyeti Bender'e tahvîl ve Özi Serʻaskerliği dûş-i hamiyyetine tahmîl olunan Cezâyirli Vezîr Hasan Paşa'nın nâmzed olduğu hıdmete bakılmayıp, iktizâsına göre lâzım olan mahalde istihdâmı taraf-ı hümâyûn'dan işʻâr u emr olunmuş bulunduğuna binâ’en, takdîm-i ehemm kāʻidesine riʻâyet ile müşârun ileyhin İsmâʻîl'e ve andan Bender'e lühûk u vusûliyçün ısdâr-ı fermân ve sâbıkā İsmâʻîl Serʻaskeri Zihneli Vezîr Hasan Paşa'nın dahi Kavşan'da ikāmetine irâde cereyân ve ʻaskerin ol havâlîde ʻalâ-vechi'l-ikmâl tehaşşüd ü ictimâʻı lâzıme-i hâlden olmağla o esnâda Ordu-yi hümâyûn'a vürûd eden Sirozî İsmâʻîl Bey müstashibi olan süvârîyle cânib-i mezbûra taʻyîn ve Bender'de vukūʻ bulan şîve-i cüzʼiye müsteclib-i esbâb-ı takviye vü tarsîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʻâdet'de vukūʻ bulan tevcîhâtın haberi Ordu-yi hümâyân'a vârid oldukda, Ordu-yi hümâyûn'da dahi tevcîhât vukūʻ bulup, Bâb-ı ʻâlî'de olan hıdemâtın cümlesi mutasarrıf-ı sâbıklarına [26a] ibkā ve Nişâncılık ile sâbıkā Anadolu Muhâsebecisi Doğramacı-zâde ʻAbdullah Efendi nâyil-i aksa'l-gāye-i münâ olup, Baş-muhâsebe sâbıkā süvârî olan Feyzî Bey-zâde Mehmed Beyefendi'ye ve Anadolu [Muhâsebeciliği], Küçük ʻAli Efendi'ye ve Süvârî [Muhâsebeciliği], Beylikçi es-\nSeyyid ʻAbdullah Efendi'ye ber-vech-i ilhâk tevcîh ü ihsân vesâyir menâsıb dahi erbâbına tevfîz ü erzân ve baʻzılarının dahi kîse-i emelleri hayta-i istiʻdâdlarına kıyâsen nukūd-ı meserret-endûd ile mel’ân kılındı.",
          "caption": "Vukūʻ-ı tevcîhât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_046.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı tevcîhât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Âsitâne-i saʻâdet'de vukūʻ bulan tevcîhâtın haberi Ordu-yi hümâyân'a vârid oldukda, Ordu-yi hümâyûn'da dahi tevcîhât vukūʻ bulup, Bâb-ı ʻâlî'de olan hıdemâtın cümlesi mutasarrıf-ı sâbıklarına [26a] ibkā ve Nişâncılık ile sâbıkā Anadolu Muhâsebecisi Doğramacı-zâde ʻAbdullah Efendi nâyil-i aksa'l-gāye-i münâ olup, Baş-muhâsebe sâbıkā süvârî olan Feyzî Bey-zâde Mehmed Beyefendi'ye ve Anadolu [Muhâsebeciliği], Küçük ʻAli Efendi'ye ve Süvârî [Muhâsebeciliği], Beylikçi es-\nSeyyid ʻAbdullah Efendi'ye ber-vech-i ilhâk tevcîh ü ihsân vesâyir menâsıb dahi erbâbına tevfîz ü erzân ve baʻzılarının dahi kîse-i emelleri hayta-i istiʻdâdlarına kıyâsen nukūd-ı meserret-endûd ile mel’ân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i sayf tekarrüb ve cüyûş-ı İslâmîyye tehazzüb etmekden nâşî, kadem kadem hareket ü seyr ile âheng-i ceng ve ser-aʻdâya meydân-ı harbi teng etmek zımnındâ, Ordu-yi hümâyûn'un Ruscuk sahrâsından intihâzı karâr-gîr-i erbâb-ı reʼy ü tedbîr olmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in yigirmi üçüncü günü Ruscuk sahrâsından fekk-i tınâb-ı ikāmet ve yevm-i hareketin beşinci günü sahrâ-yı Silistre'ye rekz-i aʻlâm-ı nusrat kılındı.",
          "caption": "Rıhlet ü teveccüh-i Ordu-yi hümâyûn be-cânib-i Silistre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_047.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Rıhlet ü teveccüh-i Ordu-yi hümâyûn be-cânib-i Silistre",
          "text": "Mevsim-i sayf tekarrüb ve cüyûş-ı İslâmîyye tehazzüb etmekden nâşî, kadem kadem hareket ü seyr ile âheng-i ceng ve ser-aʻdâya meydân-ı harbi teng etmek zımnındâ, Ordu-yi hümâyûn'un Ruscuk sahrâsından intihâzı karâr-gîr-i erbâb-ı reʼy ü tedbîr olmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in yigirmi üçüncü günü Ruscuk sahrâsından fekk-i tınâb-ı ikāmet ve yevm-i hareketin beşinci günü sahrâ-yı Silistre'ye rekz-i aʻlâm-ı nusrat kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ Giridî Vezîr Hüseyin Paşa Karadeniz Boğazı'ndan hurûc ve Hacıbey Limanı'na vülûc edüp, liman-ı mezkûrdan yârî-yi nesîm-i feth ü zafer ile refʻ-i lenger ve Pirezen Adası'nı güzergâh-ı Donanma-yi meyâmin-makarr etmekden nâşî, ahvâl-i aʻdâya vukūf içün ada-i mezkûreye âdemler irsâl edüp, karağol şeklinde aʻdâ tarafından taʻyîn olunan birkaç nefer eşkıyâ-yı Kazak kudûm-i Donanma-yi hümâyûn'da ittifâk edüp, karârı firâra tebdîl ve adada bulunan altı kıtʻa topu Donanma-yi hümâyûn'a nakl ü tahmîl eyledikden sonra, Kılburun pîşgâhında heybet-i düşmen-hırâş ile mürûr ve Avlita Limanı manzûr oldukda, deryâ cengi edenler\nmiyânında daʻvet-i muhâbereye mevzûʻ olan baʻzı ʻalâyim izhâr ve düşmen tarafından katʻā sît ü sadâ zâhir olmadığından ʻavdete karâr verüp, Özi Kalʻası bedîdâr oldukda beş on kıtʻa sagīr sefîneleri kemîn-gâh-ı fursata taʻbiyeden sonra Kanca-başı bi'n-nefs Özi sularına idhâl ve âmâde-i ceng [26b] ü cidâl olduğunu esvât-ı hâyile-i müdâfiʻ ile âzân-ı summ-ı aʻdâya îsâl eyledikde, aʻdâ-yı dîn Kanca-başı'nın infirâdını tehayyül ile ahz u zabtını tehvîn ve \"Hâzır şikâr ayağımıza geldi\" deyü mahâlib-i gurûr u istikbârı tîz ü keskîn edüp, fırkateyn şeklinde bir kıtʻa sefîneye on kıtʻa sefâyin-i sagīre terfîk eylediklerini müşârun ileyh tahkîk eyledikde fi'l-hâl hâyiz-i gımâr-ı harb ve süfün-i aʻdâyı kemîn-gâha celb edüp, der-kemîn olan guzât zafer-karîn top dâneleriyle büyük gemilerini misâl-i gırbâl eylediklerinden gayri, derûnunda bulunan keferenin bir mikdârı garîk-i bahr-ı demâr ve bir mikdârı sagīr sefînelere rükûb ile geldikleri semte firâr ve zikr olunan sefîne ka‘r-ı deryâda nâ-bûd ve sûret-i zafer-mir’ât vukūʻda bu vechile rû-nümûd olup, kemâ-kân Hâcıbey Limanı Donanma-yi hümâyûn'a makarr olduğu müşârun ileyh tarafından muharrer olmağla, zuhûra gelan ikdâm u gayreti mûcib-i tezâyüd ü kadr-i rifʻati olup, iltifât ü nevâzişe makrûn ve fîmâ-baʻd ibrâz-ı âsâr-ı merdânegî etmek üzere ‘arak-ı cemʻiyyetini tahrîk eder ʻibârât ile meşhûn, tarafına irsâl-i emr-i hümâyûn kılındı.",
          "caption": "Ahvâl-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_048.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Kapudân-ı deryâ Giridî Vezîr Hüseyin Paşa Karadeniz Boğazı'ndan hurûc ve Hacıbey Limanı'na vülûc edüp, liman-ı mezkûrdan yârî-yi nesîm-i feth ü zafer ile refʻ-i lenger ve Pirezen Adası'nı güzergâh-ı Donanma-yi meyâmin-makarr etmekden nâşî, ahvâl-i aʻdâya vukūf içün ada-i mezkûreye âdemler irsâl edüp, karağol şeklinde aʻdâ tarafından taʻyîn olunan birkaç nefer eşkıyâ-yı Kazak kudûm-i Donanma-yi hümâyûn'da ittifâk edüp, karârı firâra tebdîl ve adada bulunan altı kıtʻa topu Donanma-yi hümâyûn'a nakl ü tahmîl eyledikden sonra, Kılburun pîşgâhında heybet-i düşmen-hırâş ile mürûr ve Avlita Limanı manzûr oldukda, deryâ cengi edenler\nmiyânında daʻvet-i muhâbereye mevzûʻ olan baʻzı ʻalâyim izhâr ve düşmen tarafından katʻā sît ü sadâ zâhir olmadığından ʻavdete karâr verüp, Özi Kalʻası bedîdâr oldukda beş on kıtʻa sagīr sefîneleri kemîn-gâh-ı fursata taʻbiyeden sonra Kanca-başı bi'n-nefs Özi sularına idhâl ve âmâde-i ceng [26b] ü cidâl olduğunu esvât-ı hâyile-i müdâfiʻ ile âzân-ı summ-ı aʻdâya îsâl eyledikde, aʻdâ-yı dîn Kanca-başı'nın infirâdını tehayyül ile ahz u zabtını tehvîn ve \"Hâzır şikâr ayağımıza geldi\" deyü mahâlib-i gurûr u istikbârı tîz ü keskîn edüp, fırkateyn şeklinde bir kıtʻa sefîneye on kıtʻa sefâyin-i sagīre terfîk eylediklerini müşârun ileyh tahkîk eyledikde fi'l-hâl hâyiz-i gımâr-ı harb ve süfün-i aʻdâyı kemîn-gâha celb edüp, der-kemîn olan guzât zafer-karîn top dâneleriyle büyük gemilerini misâl-i gırbâl eylediklerinden gayri, derûnunda bulunan keferenin bir mikdârı garîk-i bahr-ı demâr ve bir mikdârı sagīr sefînelere rükûb ile geldikleri semte firâr ve zikr olunan sefîne ka‘r-ı deryâda nâ-bûd ve sûret-i zafer-mir’ât vukūʻda bu vechile rû-nümûd olup, kemâ-kân Hâcıbey Limanı Donanma-yi hümâyûn'a makarr olduğu müşârun ileyh tarafından muharrer olmağla, zuhûra gelan ikdâm u gayreti mûcib-i tezâyüd ü kadr-i rifʻati olup, iltifât ü nevâzişe makrûn ve fîmâ-baʻd ibrâz-ı âsâr-ı merdânegî etmek üzere ‘arak-ı cemʻiyyetini tahrîk eder ʻibârât ile meşhûn, tarafına irsâl-i emr-i hümâyûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nezarete Vakʻası'nda defter-i vüzerâdan ismi terkīn ve Sinob'da ikāmet ile muntazır-ı ʻinâyet-i Rabb-i Muʻîn olan Feyzî Süleymân Paşa'nın mezrâʻa-i emeli sehâb-ı midrâr-ı merhamet-i Şehriyârî'yle hûşe-gîr-i lütf u ihsân ve gonçe-i ser-beste-i matlabı nesîm-i ʻanber-şemîm-i mürüvvet-i Tâcdârî'yle küşâde vü handân olup, kemâ kân dâhil-i silkü'l-le’âl-i vüzerâ ve dâric-i medâric-i ‘izz ü ‘alâ oldu.",
          "caption": "İbkā-yı vezâret-i Feyzî Süleymân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_049.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yı vezâret-i Feyzî Süleymân Paşa",
          "text": "Nezarete Vakʻası'nda defter-i vüzerâdan ismi terkīn ve Sinob'da ikāmet ile muntazır-ı ʻinâyet-i Rabb-i Muʻîn olan Feyzî Süleymân Paşa'nın mezrâʻa-i emeli sehâb-ı midrâr-ı merhamet-i Şehriyârî'yle hûşe-gîr-i lütf u ihsân ve gonçe-i ser-beste-i matlabı nesîm-i ʻanber-şemîm-i mürüvvet-i Tâcdârî'yle küşâde vü handân olup, kemâ kân dâhil-i silkü'l-le’âl-i vüzerâ ve dâric-i medâric-i ‘izz ü ‘alâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bender ve İsmaʻîl taraflarında emr-i mücâveze vü muhâfazaya kıyâm üzerine olan Baht Girây Hân tarafına cânib-i muʻallâ-menâkıb-ı hazret-i Şehriyârî'den ihsân\nolunan teşrîfât-ı seniyye ve ʻatâyâ-yı behiyye meserret-bahş-ı vüsûl olup, derhâl mevcûd-ı maʻiyyeti olan ʻasâkirin bir mikdârını ifrâz ve Bender muhâfazasına irsâl ʻakabinde râyet-i ʻazîmetin ihtizâz verüp, İsmaʻîl'e karîb Debbâğ Köprüsü nâm mahalle darb-ı hıyâm ve üç bin kadar ʻasker-i İslâm taʻyîni ile Kişinev taraflarını tecessüs ü tefahhusa ihtimâm edüp, o aralıkda yüz kadar Kazak atlusuna musâdefe ve âgāz-ı muhârebe ü muvâkafa etmeleriyle tarafatü'l-‘aynda zikr olunan kefere süyûf-i bererah ile mekân-ı mevrûsları olan hâviyede mücâvir-i dalâlet-i pîşe-gân-ı fecerah olup, mahâzîl-i meşrıkayndan bir fırka-i hezîmet-eser dahi meşhûd-ı guzât-ı mevʻûdü'z-zafer olmağla, derhâl üzerlerine hücûm ile tertîb-i bezm-i sitîz ü hısâm ve idâre-i ke’s-i hammâm ve ekserisini medhûş-ı zehr-âbe-i sinân-ı cân-sitân ve üç nefer zâbitleriyle bakıyyetü's-süyûfunu mukayyed-i silsile-i hizy ü hizlân eyledikleri peyâmı Ordu-yi hümâyûn'a meserret-resân oldukda, Serdâr-ı ekrem hazretleri, Nazm: Bedâ bi-devâ'in müsri'un fî şifâ'ihi, Derâhimün beydun li'l-cürûhi merâhimün. mefhûmunu icrâ ile zahm-dârân-ı İslâm'a ʻatiyye ve Hân-ı müşârun ileyhe hediyye olmak üzere bir mikdâr nakid irsâl ve kemâl-i tahsîni mutazammın tahrîrât-ı seniyye ile neberd-i azmâyân-ı meydân-ı şecâʻati mutayyebü'l-bâl eylediler.",
          "caption": "[27a] Vürûd-ı haber-i meserret ez-cânib-i Hân-ı Kuban",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_050.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "[27a] Vürûd-ı haber-i meserret ez-cânib-i Hân-ı Kuban",
          "text": "Bender ve İsmaʻîl taraflarında emr-i mücâveze vü muhâfazaya kıyâm üzerine olan Baht Girây Hân tarafına cânib-i muʻallâ-menâkıb-ı hazret-i Şehriyârî'den ihsân\nolunan teşrîfât-ı seniyye ve ʻatâyâ-yı behiyye meserret-bahş-ı vüsûl olup, derhâl mevcûd-ı maʻiyyeti olan ʻasâkirin bir mikdârını ifrâz ve Bender muhâfazasına irsâl ʻakabinde râyet-i ʻazîmetin ihtizâz verüp, İsmaʻîl'e karîb Debbâğ Köprüsü nâm mahalle darb-ı hıyâm ve üç bin kadar ʻasker-i İslâm taʻyîni ile Kişinev taraflarını tecessüs ü tefahhusa ihtimâm edüp, o aralıkda yüz kadar Kazak atlusuna musâdefe ve âgāz-ı muhârebe ü muvâkafa etmeleriyle tarafatü'l-‘aynda zikr olunan kefere süyûf-i bererah ile mekân-ı mevrûsları olan hâviyede mücâvir-i dalâlet-i pîşe-gân-ı fecerah olup, mahâzîl-i meşrıkayndan bir fırka-i hezîmet-eser dahi meşhûd-ı guzât-ı mevʻûdü'z-zafer olmağla, derhâl üzerlerine hücûm ile tertîb-i bezm-i sitîz ü hısâm ve idâre-i ke’s-i hammâm ve ekserisini medhûş-ı zehr-âbe-i sinân-ı cân-sitân ve üç nefer zâbitleriyle bakıyyetü's-süyûfunu mukayyed-i silsile-i hizy ü hizlân eyledikleri peyâmı Ordu-yi hümâyûn'a meserret-resân oldukda, Serdâr-ı ekrem hazretleri, Nazm: Bedâ bi-devâ'in müsri'un fî şifâ'ihi, Derâhimün beydun li'l-cürûhi merâhimün. mefhûmunu icrâ ile zahm-dârân-ı İslâm'a ʻatiyye ve Hân-ı müşârun ileyhe hediyye olmak üzere bir mikdâr nakid irsâl ve kemâl-i tahsîni mutazammın tahrîrât-ı seniyye ile neberd-i azmâyân-ı meydân-ı şecâʻati mutayyebü'l-bâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yaş cânibinde halka-bend-i küfr ü dalâlet olan aʻdânın tedmîr ü istîsâline meʻmûr olan Kemânkeş Mustafâ Paşa'ya Rumeli Beylerbeyliği pâyesiyle başbuğluk hilʻati huzûr-ı Sadru's-sudûr'da ilbâs olunup, âmâde kılınan ‘udde vü ‘atâd ve meʻmûr-ı maʻiyyeti olan ecnâd ile bir ân akdem Yergöğü tarafına mürûr eylemesi irâde\nolunduğuna binâ’en işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in ikinci günü Paşa-yı mûmâ ileyh leşker-i bî-şümâr ile karşu tarafa güzâr edüp, bâ-tayy-i merâhil Boğdan ile Eflak beynini fâsıl olan Fokşan'a vâsıl olmuşidi. Keyfiyyet-i mezkûreye Moskovlu muttaliʻ olup, yedi bin kadar piyâde ve süvârî üzerine \"Suvarof\" nâm cenerali baş nasb edüp, mesfûr dahi nehr-i Siret'i hufyeten mürûr ve Fokşan'a karîb bir mahalli cây-gâh-ı ʻasker-i makhûr eylediği esnâda o havâlîde der-kemîn-i fursat olan Nemçe ʻaskeriyle muhâbere ve iki tarafdan hücûm zımnında müşâvere eylediklerine binâ’en Moskovlu Tikveş tarafından ve Nemçelü Açet tarafından hareket ile tertîb-i masûbe-i hadî‘at eylediklerine Kemânkeş Mustafâ Paşa ʻadem-i vukūf ile Yaş üzerine hareketin tarîk-i suhûletini cüst-cûda iken Şevvâl'in sekizinci günü istıtlâ‘-i ahvâl-i a‘dâ zımnında ilerüye tesyîr eylediği ʻasker-i endek-şümâr-ı İslâm üzerine aʻdânın süvârîsi bağteten hücûm edüp, muhârebe-i cüzʼiyye ʻakabinde vakt-i şâm erişüp, zulmet-i leyl fâsıl-ı mâbeyn-i hakk u bâtıl olmağla düşmen-i mekkâr ihfâ-yı ʻaded ü mikdâr kasdıyla verâsında olan mîşe-zârı câ-yı karâr eylediği ihbârı Paşa-yı mûmâ ileyhin maʻlûmu oldukda aʻdânın bağteten zuhûru her ne kadar ve hem-endâz-ı havâtır olduysa dahi maʻiyyetinde olan Mîr-i mîrân vesâyir ru’esâ-yı ʻasâkiri cemʻ edüp, baʻde'l-meşvere istihkâmâta dâyir baʻzı tedâbîre şürûʻ olunup, fi'l-cümle muhâbereye [28a] istiʻdâd tahsîl etmişidi. Verâdan zuhûr edecek aʻdâyı fikr etmeyüp, \"Düşmen-i mücerred kıbâle-i İslam'dadır\" cezmiyle mîşe-zârdan ʻale's-seher hurûc ve Fokşan'a vülûc üzere olan Moskov ʻaskerini istikbâl ve işgāl-i nâyire-i harb ü cidâl eyler iken meydân-ı muhârebenin cânib-i yesârından Nemçe ʻaskeri dahi ʻale'l-gafle zuhûr eylediğine binâ’en vekāyîʻ-i şedâyid-i harbiyyeden bî-haber ve sabr u sebât müstelzim-i feth ü zafer olduğunu fehm etmeyen bir fırka-i haybet-eser, firâr ʻani'z-zahf kebîresini irtikâb ve İbrâ’il tarafına şitâb vesâyir-i İslâm'a dahi ʻillet sirâyet-i târî olup, Bükreş vesâyir\nmahallere müteferrik olduklarından gayri piyâdelerin baʻzısı yaʻnî kazıyyeye mukaddemce vâkıf olanlar bilâ-muhâbere reh-neverd-i vâdî-yi selâmet ve bâkīsi Fokşan'da olan baʻzı emâkin-i hasîneye tehassun ile revâc-dâde-i bâzâr-ı husûmet ve baʻzısı nâyil-i niʻmet-i şehâdet ve baʻzısı giriftâr-ı eyâdî-yi düşmen-i bed-tıynet oldukları peyâm-ı muvahhişi Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ʻısâbe-i muvahhidîne hüzn ü endûh ʻâyîd olup, ne hâl ise Kemânkeş Mustafa Paşa'ya ve maʻiyyetinde olup, başbuğluğunu ʻadem-i tehammül ile icrâ-yı garâz u nefsâniyyet eden paşalara vesâyire istimâlet verilmesi lâzıme-i hâlden olmağla karîbü'l-ʻahdde Ordu-yi hümâyûn'a vürûd eden süvârî ʻaskerinden üç bin kadar süvârî ifrâz ve taraflarına îsâl ve bulundukları mahalde müstekarr olup, müteferrik olan ʻaskeri cemʻ ve istiʻdâd husûlünden sonra yine aʻdâ üzerine varup, ahz-ı intikām ve telâfî-yi mâ-fâta dikkat ile rızâ-yı Hakk'ı istihsâl eylemeleri bâbında ısdâr-ı misâlü'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "ʻAzîmet-i [27b] Kemânkeş Mustafâ Paşa be-cânib-i Fokşan ve vukūʻ-ı tezelzül ü perîşânî be-hükm-i Yezdân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_051.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzîmet-i [27b] Kemânkeş Mustafâ Paşa be-cânib-i Fokşan ve vukūʻ-ı tezelzül ü perîşânî be-hükm-i Yezdân",
          "text": "Yaş cânibinde halka-bend-i küfr ü dalâlet olan aʻdânın tedmîr ü istîsâline meʻmûr olan Kemânkeş Mustafâ Paşa'ya Rumeli Beylerbeyliği pâyesiyle başbuğluk hilʻati huzûr-ı Sadru's-sudûr'da ilbâs olunup, âmâde kılınan ‘udde vü ‘atâd ve meʻmûr-ı maʻiyyeti olan ecnâd ile bir ân akdem Yergöğü tarafına mürûr eylemesi irâde\nolunduğuna binâ’en işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in ikinci günü Paşa-yı mûmâ ileyh leşker-i bî-şümâr ile karşu tarafa güzâr edüp, bâ-tayy-i merâhil Boğdan ile Eflak beynini fâsıl olan Fokşan'a vâsıl olmuşidi. Keyfiyyet-i mezkûreye Moskovlu muttaliʻ olup, yedi bin kadar piyâde ve süvârî üzerine \"Suvarof\" nâm cenerali baş nasb edüp, mesfûr dahi nehr-i Siret'i hufyeten mürûr ve Fokşan'a karîb bir mahalli cây-gâh-ı ʻasker-i makhûr eylediği esnâda o havâlîde der-kemîn-i fursat olan Nemçe ʻaskeriyle muhâbere ve iki tarafdan hücûm zımnında müşâvere eylediklerine binâ’en Moskovlu Tikveş tarafından ve Nemçelü Açet tarafından hareket ile tertîb-i masûbe-i hadî‘at eylediklerine Kemânkeş Mustafâ Paşa ʻadem-i vukūf ile Yaş üzerine hareketin tarîk-i suhûletini cüst-cûda iken Şevvâl'in sekizinci günü istıtlâ‘-i ahvâl-i a‘dâ zımnında ilerüye tesyîr eylediği ʻasker-i endek-şümâr-ı İslâm üzerine aʻdânın süvârîsi bağteten hücûm edüp, muhârebe-i cüzʼiyye ʻakabinde vakt-i şâm erişüp, zulmet-i leyl fâsıl-ı mâbeyn-i hakk u bâtıl olmağla düşmen-i mekkâr ihfâ-yı ʻaded ü mikdâr kasdıyla verâsında olan mîşe-zârı câ-yı karâr eylediği ihbârı Paşa-yı mûmâ ileyhin maʻlûmu oldukda aʻdânın bağteten zuhûru her ne kadar ve hem-endâz-ı havâtır olduysa dahi maʻiyyetinde olan Mîr-i mîrân vesâyir ru’esâ-yı ʻasâkiri cemʻ edüp, baʻde'l-meşvere istihkâmâta dâyir baʻzı tedâbîre şürûʻ olunup, fi'l-cümle muhâbereye [28a] istiʻdâd tahsîl etmişidi. Verâdan zuhûr edecek aʻdâyı fikr etmeyüp, \"Düşmen-i mücerred kıbâle-i İslam'dadır\" cezmiyle mîşe-zârdan ʻale's-seher hurûc ve Fokşan'a vülûc üzere olan Moskov ʻaskerini istikbâl ve işgāl-i nâyire-i harb ü cidâl eyler iken meydân-ı muhârebenin cânib-i yesârından Nemçe ʻaskeri dahi ʻale'l-gafle zuhûr eylediğine binâ’en vekāyîʻ-i şedâyid-i harbiyyeden bî-haber ve sabr u sebât müstelzim-i feth ü zafer olduğunu fehm etmeyen bir fırka-i haybet-eser, firâr ʻani'z-zahf kebîresini irtikâb ve İbrâ’il tarafına şitâb vesâyir-i İslâm'a dahi ʻillet sirâyet-i târî olup, Bükreş vesâyir\nmahallere müteferrik olduklarından gayri piyâdelerin baʻzısı yaʻnî kazıyyeye mukaddemce vâkıf olanlar bilâ-muhâbere reh-neverd-i vâdî-yi selâmet ve bâkīsi Fokşan'da olan baʻzı emâkin-i hasîneye tehassun ile revâc-dâde-i bâzâr-ı husûmet ve baʻzısı nâyil-i niʻmet-i şehâdet ve baʻzısı giriftâr-ı eyâdî-yi düşmen-i bed-tıynet oldukları peyâm-ı muvahhişi Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ʻısâbe-i muvahhidîne hüzn ü endûh ʻâyîd olup, ne hâl ise Kemânkeş Mustafa Paşa'ya ve maʻiyyetinde olup, başbuğluğunu ʻadem-i tehammül ile icrâ-yı garâz u nefsâniyyet eden paşalara vesâyire istimâlet verilmesi lâzıme-i hâlden olmağla karîbü'l-ʻahdde Ordu-yi hümâyûn'a vürûd eden süvârî ʻaskerinden üç bin kadar süvârî ifrâz ve taraflarına îsâl ve bulundukları mahalde müstekarr olup, müteferrik olan ʻaskeri cemʻ ve istiʻdâd husûlünden sonra yine aʻdâ üzerine varup, ahz-ı intikām ve telâfî-yi mâ-fâta dikkat ile rızâ-yı Hakk'ı istihsâl eylemeleri bâbında ısdâr-ı misâlü'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esbâb-ı zâhireye ʻadem-i iʻtibâr ile tavk-ı itâʻatden gerden-keş-i [28b] muhâlefet olan ʻasker-i gayr-i müretteb mânend-i yek beyâbân râdde-i ʻadüvv-i ihsâdın bîrun olsalar dahi meydân-ı kâr-zârda mutîʻ u münkād ve muʻallem ü nev-îcâd ʻasker ile mukāvemete kudret-yâb olamayacağları emr-i mücerreb olup, fî-zemânınâ hazâ esbâb-ı zâhire dedikleri kānûn-ı muhârebe ve fünûn-ı mudârabeyi şâmil yaʻnî fünûn-ı riyâziyyeden bir cüz’ olan tertîb-i cedîddir. Tertîbde tesâvî ve belki tezâyüd husûlü mukarrer olmadığı hâlde bi-hasebi'z-zâhir hasma galebe müteʻassir ve belki müstehîl görülür. Aʻvâm-ı mâziyede vukūʻ bulan muhâbereye bu vaktin muhârebesi müşâbih olmayup, her devr içün bir tavr ve her ʻasr içün bir vazʻ-ı tekvîn ʻâlem-i hâdisâtın muktezâ-yı tabîʻatıdır. Kāî’d-i ceyş-i enbiyâ ve Sipeh-sâlâr-i safvet-i asfiyâ ʻaleyhi mine't-tehâyâ evfâhâ hazretleri seyf ile mebʻûs olup, zemân-ı şerîflerinde hâsıl olan fevz ü zafer sabr u sebât ile sâha-i vukūʻda cilve-ger \"V'el harbü hüdʻatün\" fehvâsınca baʻzı melâhimde tedâbîr-i hafiyye-i harbiyyeyi ihtiyâr ve baʻzan \"Entüm aʻlemü bi umûri dünyâküm\" mefhûmu üzere muktezâ-yı vakt ü hâli re’y-i rezîn-i ashâb-ı güzîne\nihâle eylediği sübût-yâfte-i iştihârdır. Bir duʻâ ile küffârı ber-hevâ etmek mevkūf-ı yek-lahza-i işâretleri iken ʻâdetullah esbâb üzerine cârî olduğundan, iʻmâl-i seyf ü sinân ile te’yîd-i dîn ve hüsn-i tedbîr ü tertîb ile irgām-ı ünûf-ı meşrıkayn eyledikleri sıdk-ı müddeʻîye şâhiddir. \n\n \"Eş-şey’ü bi'ş-şey’î zükira\" mezheb-i hükemâ üzere her emr îcâbsız ve îcâb istiʻdâdsız ve istiʻdâd esbâbsız olmaz ve mezheb-i muhtâr, ehl-i sünnet üzere egerçi cemîʻan eşyâ \"Faʻâlan mâ-yeşâ\"dan bilâ-îcâb sudûr eder ve efʻâl-i ʻibâdın [29a] bel mutlakā esbâb u istiʻdâdın cereyân-ı umûrda dahl ü te’sîri yokdur. Lâkin ʻâdetullah bunun üzerine cârîdir ki, her şey’i esbâb-ı zâhiresi ʻakabinde halk ede. Pes, beher-hâl her mezhebce vâcibdir ki, bir emre şürûʻ lâzım geldikde esbâb-ı zâhireyi bidâyet-i emrde tahsîl ve levâzım-ı zarûriyye-i hâliyyeyi tekmîl ve baʻdehû fevz ü zafer-i Bârî'ye intizâr \"Ve ʻkil cemeleke ve tevekkel ʻalallah\" me’âlinden hâsıl olan semereye hâst kâr olalar. Yoğise Fokşan sahrâsında tâyînât ve mânde ahzını medâr-ı cemʻiyyet ʻaddiyle envâʻ-ı fısk u fücûra iştigāl ve aʻdânın ahvâline ʻadem-i ıttılâʻ ile düşmen zuhûr eylediği sâʻat \"İşte temâm oldu benim hıdmetim\" diyerek ʻâr-ı firârı irtikâb eden ʻasker-i bî-nizâm ile husûl-i zafer nice mümkin olur. Düşmen Yaş'dan çıkup, Fokşan'a iki sâʻat mahalle geldiğini tahkīk etmeyen perîşân ve bî-nizâm ʻaskerin hâli böyle olur. A‘dâ üzerine müteveccih olan başbuğ vesâyir ru’esâ fî-külli-ân bezl-i mâl-i firâvân ile istitlâʻ-i ahvâl-i düşmen etmek lâzım değil mi? Düşmen kırk sâʻat mesâfeden ʻasâkir-i İslâmiyye'nin hareketini tahkīk etdiği gibi biz dahi tahkīk-i hareket-i aʻdâ edecek sebebi vaktiyle tahsîl eylesek olmaz mı? Tahsîl-i umûr-ı mümkinât bir fırkaya meysûr olduğu hâlde fırka-i uhrâya dahi meysûr olmak ʻaklen câyiz olur. Fokşan'da ictimâʻ eden ʻasker yigirmi beş bine mütekārib olduğunu derûnunda bulunan baʻzı ehl-i vukūf ihbâr eylediklerine binâ’en, iki tarafdan zuhûr eden düşmene ol mikdâr ʻasker kâfî iken bî-nizâm ve gayr-i müretteb ve itâʻatsiz olduklarından nısf sâʻat sadme-i aʻdâya tâb-âver olamadılar. Düşmen meydân cenginde bir sûretle ʻaskerine nizâm [29b] verir ki, ne tarafdan hasm zuhûr eyler ise mukābeleye müstaʻidd ü âmâde bulunup, gayr-i taraf ile meşgūliyeti tertîbine halel ü tezelzül îrâs eylemez oldu ki Cenâb-ı müsebibü'l-esbâb\nDevlet-i ʻaliyye'nin müceddeden tanzîm ü tensîkine hasr-i sâk-ı ihtimâm eylediği tedbîr-i mukārin-i hüsn-i takdîr edüp, ser-rişte-i fursat der-dest iken itmâmını teysîr ü tehvîn ve düşmenden ahz-ı intikāma istiʻdâd ihsânıyla kulûb-ı kâffe-i mü’mînini sürûr-ı zafer-i nâ-mahsûr ile teşhîn eyleye. Amîn! Ve mâ zalike ʻalâlallahi bi-ʻazîz. Maʻlûm ola ki, fenn-i Târîh ahlâfa ʻibret içün mevzûʻ bir fenn-i celîl olup, vekāyiʻ-nüvîsân-ı rûzgârın şîrâze-bend-i te’lîf ü tedvîn oldukları tevârîh, mevzûʻ-i Fen'de hâlî olduğu hâlde Hamza-nâme'den farkı olmayup, binâ-berîn mahalleri geldikçe hikmet-i ʻameliyye üzerine târîhimize baʻzı fevâyid idrâcı iltizâm etmiş bulunduğumuzdan bu mahalde dahi Serʻasker vesâyir ru’esâ-yı leşkere vakt-i hâcetde düstûrü'l-ʻamel olmakiçün kānûn-ı muhârebe üzere bir mukābele-i nâfiʻa serd u beyân olunur. ʻAsâkir-i mütenevviʻanın tezâd-ı muʻâdât üzerine birbirlerine cevr ü ezâya kasıdları renciş ü müzâhemeye ikdâmları ve tazyîk ü taʻnîf içün envâʻ vü evzâʻ-ı ihtirâʻlarına harb ü gavgā ıtlâk ederler. Harbin ʻillet-i gā’yesi zafer ü galebedir ve harb gâh âhardan hamle vü hücûm ve taʻarruz u tecâvüze ibtidâr u şürûʻ ve gāh âharın şerr ü zarrını defʻ ü izâle içün olur. Miyân-ı ricâl-i harb u darbda mübâyenet ve ezmine vü emkinede mugāyeret ve hey’et ü mevâkıʻ-ı zemîn ü mâda ʻadem-i müşâbehet vukūʻuyla tavr u tarz-ı müsâdeme vü muhârebe, berârî vü bihârda suver u eşkâl-i gayr-i muttaride üzere vukūʻ bulagelmişdir. [30a] Kezâlik âlât u eslihanın ihtilâfı hasebiyle yaʻnî mahall-i tecâvüz ü tehaffuzda ve esliha-i rezm ü âlât-ı harbin kurb ve buʻd muvâceheden iʻmâl ü istiʻmâlinde turuk-ı şettâya teşebbüs iktizâsıyla envâʻ-ı ceng ve evzâʻ-ı harb esâlîb ü etvâr-ı kesîreye ifrâğ olunup, her vazʻ u tavra delâlet ve her maʻnâya îmâ vü işâret, hakīkat-i hâle münâsib elfâz u taʻbîrât ile cârî olup, mukābele vü mücâdele ve musâbaka vü müdârebe ve bunların emsâli maʻnâ-yı harbde istiʻmâl olunur bir niçe elfâz vardır. Aʻdâya galebe vü zaferi emr-i re’y-i rezîn ve hüsn-i tedbîrle küllî gayret ve bülend himmet ve tehiyye-i esbâb-ı miknet ve bi'l-cümle ahvâlde kemâ-hüve hakkuhû hüsn-i nizâma rağbet, niyyet ü ʻazimetde sebât ü metânet\nve şiddetlere kuvvet-i kalb ile tehammül ü musâberet ve bu cümleden sonra ʻavn ü ʻinâyet-i Hakk’a rabt-ı kalb ve iʻtimâd u istinâd ile müyesserdir ve ʻaskerin seyr ü seferde ahsen-i nizâmı evvel tertîbdir ki , ʻacâleten düşmen ʻaskeriyle cenge duruşmak iktizâ eylese bir tarafa ʻadem-i temâyül ile hareket-i gürûh ve cümûʻ ü sufûf-ı ʻaskerde tebdîl ü tağyîr-i mahall ü mekân iktizâ etmeyüp, hemân evvel tertîb ile fi'l-hâl düşmen alayına karşu durmak ve cenge kıyâm etmek mümkin ola ve her sınıf yerin hıfz edüp, münfek olmakdan tehzîr oluna ve piyâdeler süvârîyle mahlût yürümeyüp, vakt-i hâcetde sunûf-ı ʻasâkîr yek-dîgerin iʻânetine vusûl bulmayacak mertebelerde birbirinden baʻîd bulunmayalar ve yolda seyreder iken mümkin olur ise ʻaskerin bir yanı nehir ile veya dağ ile araba ile muhât olup, eğer mecmûʻ-ı ʻasâkir birden hareket etmek lâzım gelürse piyâde ve süvârî cümûʻlarından her birine ne mahalde [30b] ve ne yerde yürüyecekleri bir gün evvel mektûmen ifâde ve hareketin vakti tenbîh ve ʻasker yerinden hareket etdikde ʻarsa-gâh-ı ʻasker yer ile yeksân-ı tesviye olunup, alaylar kartal kanadı gibi yemîn ü yesâra açılup, bu vechile ʻâzim-i râh olalar ve cevânib-i erbaʻayı geşt ü güzâr birle tecessüs içün güzîde süvârî taʻyîn olunup, kubâle-i ʻaskerde meşhûd olan piştelere müsâraʻatla çıkup, hıfz u zabt ve kemîn-gâhları yıkılup, Serdâr ve Serʻaskerleri ânen-fe-ânen her hâlde haberdâr edeler. Talîʻa-i ʻasker-i düşmendan havf olunduğu cânibe meyl eyleyerek yürüyüp, bâkī ʻasker alay-ı evveli kollayup, süvârî ʻaskeri kendi merkezleri havlinde hâcet mess etdiği cihete teveccüh ve piyâde gürûhları bir dürlü tehâvil ü tebâdül lâzım gelmeyecek sûretlerde ifrâğ olunur ise gāyet isâbet olmuş olur. Yollar fî-cümle dîk olduğu sûretde yolların mevâniʻi ve düşmene vusûlün imkân u zemânı pîşîn müzâkere olunup, kezâlik tarîkeyn iktizâsına göre efrâd-ı ʻasker keyfiyyeti mülâhâza olunup, bir nefer atluya yemîn ü yesâra beş hatve yer ve kubâle-i vakfâya sekiz hatve yer istîʻâbı farz olunup, piyâdeye üç hatve cânibîn içün ve pîş ü pese beş hatve yer takdîr oluna. Esnâ-yı tarîkde ormana tesâdüf olunur ise ʻasker taʻyîn ü tecessüs olunup, eger orman-ı kubâlede kurb düşmen\nile mâbeynde vâkiʻ olur ise ʻasker mürûr edince çarha ʻaskeri taʻyîn olunup, muhâfaza oluna. Eger nehirden geçilür ise nehrin geçidine berü cânibden pîşîn istihkâm verilüp, nehrin inhirâf u iʻvicâc ile zâviyeli bir mahalli geçid içün ihtiyâr olunup, cisr itmâmında [31a] süvârî ʻaskeri ve piyâdeler ve toplar ve beldârlar geçirilüp karşu tarafa istihkâm ve düşmenden havf olunur ise berü sâhile dahi metânet verile. Düşmen ordusunu basmak ve yâhûd bir mahalle imdâd gönderilmek iktizâ eyledikde, dumanlı havada düşmenin hissetmediği tenük yollar ile ʻale'l-gafle hücûm ve olur olmaz hâl ile emr-i menvî ü meşrûʻdan rücûʻ olunmayup, cüz’î vü küllî bir müşkil zuhûrunda emr-i meşverete hürmet oluna. Düşmen görüldüğü mahalle varıldıkda, bir mahall-i münâsibe konulup, mümkin olunur ise mahfîce ve vaktiyle konula, tâ kim düşmen âgâh olup, vakt-i nüzûlde cenge kıyâm ve ceng-i ıztırârî vukūʻ bulmaya ve böyle vakitde gece, gündüze tercîh oluna. Tâ ki, düşmen kemîne-gâh ihtimâli endîşesinden hâlî olmaya. Eger düşmen zabt eylediği tenük mahalden mürûr lâzım gelürse bir mahalden mürûra sâhte ʻazîmet gösterilüp, takrîb etmediği bir âhar mahalden mürûr ve yâhûd ricʻat ve mahall-i âhara meyl gösterilüp, düşmen ol mahalli hıfz u zabt kaydında iken mahall-i evvelden sürʻatle geçile. Ordu yerini tahmîn ü keşf ve menâzili tarh ü taksîm içün mesâha ve tarh bulur âdemler gönderilüp, ʻasker ordu yerine nüzûlden mukaddem cümle ile alaylar bağlanup, etrafına karagollar taʻyîn ve çerhacılar irsâl oluna ve tedârük-i malzemeye vakit bulmak içün ordu vaktiyle kurulup, her ferdin yeri tahsîs oluna. Ordu dâyiren-mâ-dâr hendek ile ihâta olunup, etrafda âb u giyâh ve hatb u sâye-dâr mahaller buluna ve Ordu yeri ʻasker-gâh olmağla alaylar bağlanup, pürhâş ü savaş vaktinde ʻaskerin cümû‘u birbirleriyle te‘âzud u istizhâra kābiliyyetli olup, düşmenin toplarına havâle ve ʻale'l-gafle hücûmuna medâr olmaya. ʻAsker-gâhda Serʻasker'e [31b] menzil ü makām vasât-ı ordu ihtiyâr olunup, zikr olunan makām-ı merciʻ-i umûr ve masâdır-ı evâmir olup, toplar ve mühimmât dâyiresi kurb-ı Serdâr'da ola. Üç yüz hatve buʻd ile didebânlar tertîb olunup, gündüzlerde mürtefiʻ ve işrâflı depelerde\nve ağaçlarda hengâm-ı şâmda münhafız ve alçak yerlerde ve vihâd u vâdîlerde ve şâhrâhdan hâric mahallerde ve mevârid ü meşâriʻin tekātuʻ etdikleri yerlerde durup pinhân olalar. Bir vechile ki sâdreyn ü vârideyni görüp, kendüleri kimesneye görünmeyeler ve düşmeni gördükleri hâlde ifşâ etmeyüp, mahalline mektûmen haber vereler. Ve arduşıklı mevkiʻ iktizâsına göre ve ʻaskerin mikdârına göre tarh olunur. Fi'l-vakiʻ tenk ve lüzûmundan nâkıs olursa ve kesrete ittisâʻı bulunmadığı hâlde izdihâm ile müzâhameye mü’eddâ olur. Vüsʻati hadden bîrûn olur ise ve zâyiʻ-i ʻadîde ve nevbetci ve bekçi kesretine muhtâc olup, muhâfazası müşkil olur. Yegâne vü müfred olan ordu müstakîmü'z-zevâyâ şekl-i murabba‘da tarh olunup, etrâfı hendek ile tahkim oluna. Şimdilik ahvâl-i cenge dâyir bu makalecik ile iktifâ olunup, bi-‘avnihî Te‘âlâ münâsebet geldikçe harbde şâyeste-i mülâhaza baʻzı ahvâl zikriyle taʻmîm-i fâyideye ihtimâm olunur.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_052.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Esbâb-ı zâhireye ʻadem-i iʻtibâr ile tavk-ı itâʻatden gerden-keş-i [28b] muhâlefet olan ʻasker-i gayr-i müretteb mânend-i yek beyâbân râdde-i ʻadüvv-i ihsâdın bîrun olsalar dahi meydân-ı kâr-zârda mutîʻ u münkād ve muʻallem ü nev-îcâd ʻasker ile mukāvemete kudret-yâb olamayacağları emr-i mücerreb olup, fî-zemânınâ hazâ esbâb-ı zâhire dedikleri kānûn-ı muhârebe ve fünûn-ı mudârabeyi şâmil yaʻnî fünûn-ı riyâziyyeden bir cüz’ olan tertîb-i cedîddir. Tertîbde tesâvî ve belki tezâyüd husûlü mukarrer olmadığı hâlde bi-hasebi'z-zâhir hasma galebe müteʻassir ve belki müstehîl görülür. Aʻvâm-ı mâziyede vukūʻ bulan muhâbereye bu vaktin muhârebesi müşâbih olmayup, her devr içün bir tavr ve her ʻasr içün bir vazʻ-ı tekvîn ʻâlem-i hâdisâtın muktezâ-yı tabîʻatıdır. Kāî’d-i ceyş-i enbiyâ ve Sipeh-sâlâr-i safvet-i asfiyâ ʻaleyhi mine't-tehâyâ evfâhâ hazretleri seyf ile mebʻûs olup, zemân-ı şerîflerinde hâsıl olan fevz ü zafer sabr u sebât ile sâha-i vukūʻda cilve-ger \"V'el harbü hüdʻatün\" fehvâsınca baʻzı melâhimde tedâbîr-i hafiyye-i harbiyyeyi ihtiyâr ve baʻzan \"Entüm aʻlemü bi umûri dünyâküm\" mefhûmu üzere muktezâ-yı vakt ü hâli re’y-i rezîn-i ashâb-ı güzîne\nihâle eylediği sübût-yâfte-i iştihârdır. Bir duʻâ ile küffârı ber-hevâ etmek mevkūf-ı yek-lahza-i işâretleri iken ʻâdetullah esbâb üzerine cârî olduğundan, iʻmâl-i seyf ü sinân ile te’yîd-i dîn ve hüsn-i tedbîr ü tertîb ile irgām-ı ünûf-ı meşrıkayn eyledikleri sıdk-ı müddeʻîye şâhiddir. \n\n \"Eş-şey’ü bi'ş-şey’î zükira\" mezheb-i hükemâ üzere her emr îcâbsız ve îcâb istiʻdâdsız ve istiʻdâd esbâbsız olmaz ve mezheb-i muhtâr, ehl-i sünnet üzere egerçi cemîʻan eşyâ \"Faʻâlan mâ-yeşâ\"dan bilâ-îcâb sudûr eder ve efʻâl-i ʻibâdın [29a] bel mutlakā esbâb u istiʻdâdın cereyân-ı umûrda dahl ü te’sîri yokdur. Lâkin ʻâdetullah bunun üzerine cârîdir ki, her şey’i esbâb-ı zâhiresi ʻakabinde halk ede. Pes, beher-hâl her mezhebce vâcibdir ki, bir emre şürûʻ lâzım geldikde esbâb-ı zâhireyi bidâyet-i emrde tahsîl ve levâzım-ı zarûriyye-i hâliyyeyi tekmîl ve baʻdehû fevz ü zafer-i Bârî'ye intizâr \"Ve ʻkil cemeleke ve tevekkel ʻalallah\" me’âlinden hâsıl olan semereye hâst kâr olalar. Yoğise Fokşan sahrâsında tâyînât ve mânde ahzını medâr-ı cemʻiyyet ʻaddiyle envâʻ-ı fısk u fücûra iştigāl ve aʻdânın ahvâline ʻadem-i ıttılâʻ ile düşmen zuhûr eylediği sâʻat \"İşte temâm oldu benim hıdmetim\" diyerek ʻâr-ı firârı irtikâb eden ʻasker-i bî-nizâm ile husûl-i zafer nice mümkin olur. Düşmen Yaş'dan çıkup, Fokşan'a iki sâʻat mahalle geldiğini tahkīk etmeyen perîşân ve bî-nizâm ʻaskerin hâli böyle olur. A‘dâ üzerine müteveccih olan başbuğ vesâyir ru’esâ fî-külli-ân bezl-i mâl-i firâvân ile istitlâʻ-i ahvâl-i düşmen etmek lâzım değil mi? Düşmen kırk sâʻat mesâfeden ʻasâkir-i İslâmiyye'nin hareketini tahkīk etdiği gibi biz dahi tahkīk-i hareket-i aʻdâ edecek sebebi vaktiyle tahsîl eylesek olmaz mı? Tahsîl-i umûr-ı mümkinât bir fırkaya meysûr olduğu hâlde fırka-i uhrâya dahi meysûr olmak ʻaklen câyiz olur. Fokşan'da ictimâʻ eden ʻasker yigirmi beş bine mütekārib olduğunu derûnunda bulunan baʻzı ehl-i vukūf ihbâr eylediklerine binâ’en, iki tarafdan zuhûr eden düşmene ol mikdâr ʻasker kâfî iken bî-nizâm ve gayr-i müretteb ve itâʻatsiz olduklarından nısf sâʻat sadme-i aʻdâya tâb-âver olamadılar. Düşmen meydân cenginde bir sûretle ʻaskerine nizâm [29b] verir ki, ne tarafdan hasm zuhûr eyler ise mukābeleye müstaʻidd ü âmâde bulunup, gayr-i taraf ile meşgūliyeti tertîbine halel ü tezelzül îrâs eylemez oldu ki Cenâb-ı müsebibü'l-esbâb\nDevlet-i ʻaliyye'nin müceddeden tanzîm ü tensîkine hasr-i sâk-ı ihtimâm eylediği tedbîr-i mukārin-i hüsn-i takdîr edüp, ser-rişte-i fursat der-dest iken itmâmını teysîr ü tehvîn ve düşmenden ahz-ı intikāma istiʻdâd ihsânıyla kulûb-ı kâffe-i mü’mînini sürûr-ı zafer-i nâ-mahsûr ile teşhîn eyleye. Amîn! Ve mâ zalike ʻalâlallahi bi-ʻazîz. Maʻlûm ola ki, fenn-i Târîh ahlâfa ʻibret içün mevzûʻ bir fenn-i celîl olup, vekāyiʻ-nüvîsân-ı rûzgârın şîrâze-bend-i te’lîf ü tedvîn oldukları tevârîh, mevzûʻ-i Fen'de hâlî olduğu hâlde Hamza-nâme'den farkı olmayup, binâ-berîn mahalleri geldikçe hikmet-i ʻameliyye üzerine târîhimize baʻzı fevâyid idrâcı iltizâm etmiş bulunduğumuzdan bu mahalde dahi Serʻasker vesâyir ru’esâ-yı leşkere vakt-i hâcetde düstûrü'l-ʻamel olmakiçün kānûn-ı muhârebe üzere bir mukābele-i nâfiʻa serd u beyân olunur. ʻAsâkir-i mütenevviʻanın tezâd-ı muʻâdât üzerine birbirlerine cevr ü ezâya kasıdları renciş ü müzâhemeye ikdâmları ve tazyîk ü taʻnîf içün envâʻ vü evzâʻ-ı ihtirâʻlarına harb ü gavgā ıtlâk ederler. Harbin ʻillet-i gā’yesi zafer ü galebedir ve harb gâh âhardan hamle vü hücûm ve taʻarruz u tecâvüze ibtidâr u şürûʻ ve gāh âharın şerr ü zarrını defʻ ü izâle içün olur. Miyân-ı ricâl-i harb u darbda mübâyenet ve ezmine vü emkinede mugāyeret ve hey’et ü mevâkıʻ-ı zemîn ü mâda ʻadem-i müşâbehet vukūʻuyla tavr u tarz-ı müsâdeme vü muhârebe, berârî vü bihârda suver u eşkâl-i gayr-i muttaride üzere vukūʻ bulagelmişdir. [30a] Kezâlik âlât u eslihanın ihtilâfı hasebiyle yaʻnî mahall-i tecâvüz ü tehaffuzda ve esliha-i rezm ü âlât-ı harbin kurb ve buʻd muvâceheden iʻmâl ü istiʻmâlinde turuk-ı şettâya teşebbüs iktizâsıyla envâʻ-ı ceng ve evzâʻ-ı harb esâlîb ü etvâr-ı kesîreye ifrâğ olunup, her vazʻ u tavra delâlet ve her maʻnâya îmâ vü işâret, hakīkat-i hâle münâsib elfâz u taʻbîrât ile cârî olup, mukābele vü mücâdele ve musâbaka vü müdârebe ve bunların emsâli maʻnâ-yı harbde istiʻmâl olunur bir niçe elfâz vardır. Aʻdâya galebe vü zaferi emr-i re’y-i rezîn ve hüsn-i tedbîrle küllî gayret ve bülend himmet ve tehiyye-i esbâb-ı miknet ve bi'l-cümle ahvâlde kemâ-hüve hakkuhû hüsn-i nizâma rağbet, niyyet ü ʻazimetde sebât ü metânet\nve şiddetlere kuvvet-i kalb ile tehammül ü musâberet ve bu cümleden sonra ʻavn ü ʻinâyet-i Hakk’a rabt-ı kalb ve iʻtimâd u istinâd ile müyesserdir ve ʻaskerin seyr ü seferde ahsen-i nizâmı evvel tertîbdir ki , ʻacâleten düşmen ʻaskeriyle cenge duruşmak iktizâ eylese bir tarafa ʻadem-i temâyül ile hareket-i gürûh ve cümûʻ ü sufûf-ı ʻaskerde tebdîl ü tağyîr-i mahall ü mekân iktizâ etmeyüp, hemân evvel tertîb ile fi'l-hâl düşmen alayına karşu durmak ve cenge kıyâm etmek mümkin ola ve her sınıf yerin hıfz edüp, münfek olmakdan tehzîr oluna ve piyâdeler süvârîyle mahlût yürümeyüp, vakt-i hâcetde sunûf-ı ʻasâkîr yek-dîgerin iʻânetine vusûl bulmayacak mertebelerde birbirinden baʻîd bulunmayalar ve yolda seyreder iken mümkin olur ise ʻaskerin bir yanı nehir ile veya dağ ile araba ile muhât olup, eğer mecmûʻ-ı ʻasâkir birden hareket etmek lâzım gelürse piyâde ve süvârî cümûʻlarından her birine ne mahalde [30b] ve ne yerde yürüyecekleri bir gün evvel mektûmen ifâde ve hareketin vakti tenbîh ve ʻasker yerinden hareket etdikde ʻarsa-gâh-ı ʻasker yer ile yeksân-ı tesviye olunup, alaylar kartal kanadı gibi yemîn ü yesâra açılup, bu vechile ʻâzim-i râh olalar ve cevânib-i erbaʻayı geşt ü güzâr birle tecessüs içün güzîde süvârî taʻyîn olunup, kubâle-i ʻaskerde meşhûd olan piştelere müsâraʻatla çıkup, hıfz u zabt ve kemîn-gâhları yıkılup, Serdâr ve Serʻaskerleri ânen-fe-ânen her hâlde haberdâr edeler. Talîʻa-i ʻasker-i düşmendan havf olunduğu cânibe meyl eyleyerek yürüyüp, bâkī ʻasker alay-ı evveli kollayup, süvârî ʻaskeri kendi merkezleri havlinde hâcet mess etdiği cihete teveccüh ve piyâde gürûhları bir dürlü tehâvil ü tebâdül lâzım gelmeyecek sûretlerde ifrâğ olunur ise gāyet isâbet olmuş olur. Yollar fî-cümle dîk olduğu sûretde yolların mevâniʻi ve düşmene vusûlün imkân u zemânı pîşîn müzâkere olunup, kezâlik tarîkeyn iktizâsına göre efrâd-ı ʻasker keyfiyyeti mülâhâza olunup, bir nefer atluya yemîn ü yesâra beş hatve yer ve kubâle-i vakfâya sekiz hatve yer istîʻâbı farz olunup, piyâdeye üç hatve cânibîn içün ve pîş ü pese beş hatve yer takdîr oluna. Esnâ-yı tarîkde ormana tesâdüf olunur ise ʻasker taʻyîn ü tecessüs olunup, eger orman-ı kubâlede kurb düşmen\nile mâbeynde vâkiʻ olur ise ʻasker mürûr edince çarha ʻaskeri taʻyîn olunup, muhâfaza oluna. Eger nehirden geçilür ise nehrin geçidine berü cânibden pîşîn istihkâm verilüp, nehrin inhirâf u iʻvicâc ile zâviyeli bir mahalli geçid içün ihtiyâr olunup, cisr itmâmında [31a] süvârî ʻaskeri ve piyâdeler ve toplar ve beldârlar geçirilüp karşu tarafa istihkâm ve düşmenden havf olunur ise berü sâhile dahi metânet verile. Düşmen ordusunu basmak ve yâhûd bir mahalle imdâd gönderilmek iktizâ eyledikde, dumanlı havada düşmenin hissetmediği tenük yollar ile ʻale'l-gafle hücûm ve olur olmaz hâl ile emr-i menvî ü meşrûʻdan rücûʻ olunmayup, cüz’î vü küllî bir müşkil zuhûrunda emr-i meşverete hürmet oluna. Düşmen görüldüğü mahalle varıldıkda, bir mahall-i münâsibe konulup, mümkin olunur ise mahfîce ve vaktiyle konula, tâ kim düşmen âgâh olup, vakt-i nüzûlde cenge kıyâm ve ceng-i ıztırârî vukūʻ bulmaya ve böyle vakitde gece, gündüze tercîh oluna. Tâ ki, düşmen kemîne-gâh ihtimâli endîşesinden hâlî olmaya. Eger düşmen zabt eylediği tenük mahalden mürûr lâzım gelürse bir mahalden mürûra sâhte ʻazîmet gösterilüp, takrîb etmediği bir âhar mahalden mürûr ve yâhûd ricʻat ve mahall-i âhara meyl gösterilüp, düşmen ol mahalli hıfz u zabt kaydında iken mahall-i evvelden sürʻatle geçile. Ordu yerini tahmîn ü keşf ve menâzili tarh ü taksîm içün mesâha ve tarh bulur âdemler gönderilüp, ʻasker ordu yerine nüzûlden mukaddem cümle ile alaylar bağlanup, etrafına karagollar taʻyîn ve çerhacılar irsâl oluna ve tedârük-i malzemeye vakit bulmak içün ordu vaktiyle kurulup, her ferdin yeri tahsîs oluna. Ordu dâyiren-mâ-dâr hendek ile ihâta olunup, etrafda âb u giyâh ve hatb u sâye-dâr mahaller buluna ve Ordu yeri ʻasker-gâh olmağla alaylar bağlanup, pürhâş ü savaş vaktinde ʻaskerin cümû‘u birbirleriyle te‘âzud u istizhâra kābiliyyetli olup, düşmenin toplarına havâle ve ʻale'l-gafle hücûmuna medâr olmaya. ʻAsker-gâhda Serʻasker'e [31b] menzil ü makām vasât-ı ordu ihtiyâr olunup, zikr olunan makām-ı merciʻ-i umûr ve masâdır-ı evâmir olup, toplar ve mühimmât dâyiresi kurb-ı Serdâr'da ola. Üç yüz hatve buʻd ile didebânlar tertîb olunup, gündüzlerde mürtefiʻ ve işrâflı depelerde\nve ağaçlarda hengâm-ı şâmda münhafız ve alçak yerlerde ve vihâd u vâdîlerde ve şâhrâhdan hâric mahallerde ve mevârid ü meşâriʻin tekātuʻ etdikleri yerlerde durup pinhân olalar. Bir vechile ki sâdreyn ü vârideyni görüp, kendüleri kimesneye görünmeyeler ve düşmeni gördükleri hâlde ifşâ etmeyüp, mahalline mektûmen haber vereler. Ve arduşıklı mevkiʻ iktizâsına göre ve ʻaskerin mikdârına göre tarh olunur. Fi'l-vakiʻ tenk ve lüzûmundan nâkıs olursa ve kesrete ittisâʻı bulunmadığı hâlde izdihâm ile müzâhameye mü’eddâ olur. Vüsʻati hadden bîrûn olur ise ve zâyiʻ-i ʻadîde ve nevbetci ve bekçi kesretine muhtâc olup, muhâfazası müşkil olur. Yegâne vü müfred olan ordu müstakîmü'z-zevâyâ şekl-i murabba‘da tarh olunup, etrâfı hendek ile tahkim oluna. Şimdilik ahvâl-i cenge dâyir bu makalecik ile iktifâ olunup, bi-‘avnihî Te‘âlâ münâsebet geldikçe harbde şâyeste-i mülâhaza baʻzı ahvâl zikriyle taʻmîm-i fâyideye ihtimâm olunur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fokşan Ordusu'nun lahm taʻyînâtını vermek içün Kassâb-başı tarafından bir muʻtemed âdem taʻyîni irâde olunup, hattâ Ordu-yi hümâyûn hazînesinden bu mâdde içün vâfir akçe dahî verilmişidi. Merkūm tekrâr bir mikdâr nakid verilmesine medâr olur tamaʻına düşüp, le-‘allâ ve ʻasâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve âdem irsâlinden ibâ edüp, bu keşmekeşde iken Fokşan keyfiyyeti dahî vukūʻ bulmağla hakkında âteş-gîn-i [32a] Sadr-ı bâhirü't-tekmîn zebâne-keş-i istiʻâl olup, Dergâh-ı ʻâlî kapucu-başılarından Selanikî Mustafâ Bey merkūma câ-nişîn ü rü’yet hesabına âdem taʻyîn olunduğundan fazla, bi'l-cümle emvâl ü eşyâsı kabz olunup, Baş-bâkī Kulu mahbesinde mukayyed-i dû-şâhe-i feryâd ü enîn oldu.",
          "caption": "ʻAzl ü habs-i Ser-kassâbân-ı Ordu-yi hümâyûn ve baʻzı vukūʻât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_053.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl ü habs-i Ser-kassâbân-ı Ordu-yi hümâyûn ve baʻzı vukūʻât",
          "text": "Fokşan Ordusu'nun lahm taʻyînâtını vermek içün Kassâb-başı tarafından bir muʻtemed âdem taʻyîni irâde olunup, hattâ Ordu-yi hümâyûn hazînesinden bu mâdde içün vâfir akçe dahî verilmişidi. Merkūm tekrâr bir mikdâr nakid verilmesine medâr olur tamaʻına düşüp, le-‘allâ ve ʻasâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve âdem irsâlinden ibâ edüp, bu keşmekeşde iken Fokşan keyfiyyeti dahî vukūʻ bulmağla hakkında âteş-gîn-i [32a] Sadr-ı bâhirü't-tekmîn zebâne-keş-i istiʻâl olup, Dergâh-ı ʻâlî kapucu-başılarından Selanikî Mustafâ Bey merkūma câ-nişîn ü rü’yet hesabına âdem taʻyîn olunduğundan fazla, bi'l-cümle emvâl ü eşyâsı kabz olunup, Baş-bâkī Kulu mahbesinde mukayyed-i dû-şâhe-i feryâd ü enîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silistre sahrâsından mevkib-i hümâyûnun hareketi bundan akdem karâr-gîr-i ehl-i tedbîr olduğuna binâ’en, Zilkadetü'ş-şerîfe'nin on altıncı günü Silistre sahrasından tınâb-ı ikamet ve ârâm-ı tefkîk olunup, yevm-i hareketin dokuzuncu günü\nMaçin sahrâsı madrab-ı hıyâm-ı cünûd-ı İslâm olup, bir iki gün mürûrundan sonra tertîb-i encümen-i meşveret ve Taraf-ı hümâyûn'dan mehabet-rîz-i südûr olan hatt-ı şerîf kıra’ât olunup, serhadlerin takviyesi ve Serdâr-ı ekrem'in Tuna'yı mürûr ile ya bi'n-nefs mukābele-i aʻdâya müteveccih olması yâhûd Serʻasker taʻyîn eylemesi irâdeleri yegân yegân ehl-i meşverete ifâde olundukda İbrâ’il tarafından celb ile meclise idhâl olunan ihtiyârlar baʻzı fevâyid-i hafiyyelerin istihsâl içün İbrâ’îl tarafına mürûr olunmasını sevk ü tergīb vesâyir ehl-i şûrâ dahi suret-i mümâşâtda re’y-i mezkûru tasvîb edüp, inşâ-yı cisre zemân müsâʻid olmadığından hemân açıklar ile karşu tarafa güzâr olunmak üzere karâr verilüp, Livâ-i şerîf Maçin'de tevkīf ve küttâb-ı aklâm vesâyir rükûb u nüzûle muktedir olmayan ashâb-ı ʻilel ü eskāmın terkiyle Ordu-yi hümâyûn tahfîf ve Tevkīʻi bulunan Doğramacı-zâde ‘Abdullah Efendi bu cümlenin üzerine nâzır nasb olunup, sâmiʻa-i dirâyeti vesâyâ-yı lâzıme ile teşnîf kılındı. İsma‘îl Serʻaskeri olan Vezîr Cezâyirli Hasan Paşa, Hân Tepesi'nde [32b] müctemiʻ olan aʻdâ üzerine hareket ile ibrâz-ı me’âsir-i merdânegî vü celâdet etmek ve selefi Vezîr Küçük ʻAbdî Paşa'nın fîmâ-baʻd o havâlîde ikāmeti gayr-i münâsib olup, Ordu-yi hümâyûn Çerhacılığı dahi müşârûn ileyhe tefvîz olunmak musammem olup, hemân İsma‘îl'den seyr-i serîʻ ile hareket ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, edâ-yı hıdmet eylemek ve Eflak Bey'i dahi Fokşan'da mevcûd olan aʻdâ üzerine gidüp, o havâlîde olan paşalar ile bi'l-müşâvere âheng-i ceng eylemek irâ’e-i sâyibesi dahi o meclisde müstekarr olup, taraf taraf neşr-i evâmir ve istîsâl-i düşmen-i dîne sevk-i ketâyib ü ʻasâkir kılındı.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_054.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Silistre sahrâsından mevkib-i hümâyûnun hareketi bundan akdem karâr-gîr-i ehl-i tedbîr olduğuna binâ’en, Zilkadetü'ş-şerîfe'nin on altıncı günü Silistre sahrasından tınâb-ı ikamet ve ârâm-ı tefkîk olunup, yevm-i hareketin dokuzuncu günü\nMaçin sahrâsı madrab-ı hıyâm-ı cünûd-ı İslâm olup, bir iki gün mürûrundan sonra tertîb-i encümen-i meşveret ve Taraf-ı hümâyûn'dan mehabet-rîz-i südûr olan hatt-ı şerîf kıra’ât olunup, serhadlerin takviyesi ve Serdâr-ı ekrem'in Tuna'yı mürûr ile ya bi'n-nefs mukābele-i aʻdâya müteveccih olması yâhûd Serʻasker taʻyîn eylemesi irâdeleri yegân yegân ehl-i meşverete ifâde olundukda İbrâ’il tarafından celb ile meclise idhâl olunan ihtiyârlar baʻzı fevâyid-i hafiyyelerin istihsâl içün İbrâ’îl tarafına mürûr olunmasını sevk ü tergīb vesâyir ehl-i şûrâ dahi suret-i mümâşâtda re’y-i mezkûru tasvîb edüp, inşâ-yı cisre zemân müsâʻid olmadığından hemân açıklar ile karşu tarafa güzâr olunmak üzere karâr verilüp, Livâ-i şerîf Maçin'de tevkīf ve küttâb-ı aklâm vesâyir rükûb u nüzûle muktedir olmayan ashâb-ı ʻilel ü eskāmın terkiyle Ordu-yi hümâyûn tahfîf ve Tevkīʻi bulunan Doğramacı-zâde ‘Abdullah Efendi bu cümlenin üzerine nâzır nasb olunup, sâmiʻa-i dirâyeti vesâyâ-yı lâzıme ile teşnîf kılındı. İsma‘îl Serʻaskeri olan Vezîr Cezâyirli Hasan Paşa, Hân Tepesi'nde [32b] müctemiʻ olan aʻdâ üzerine hareket ile ibrâz-ı me’âsir-i merdânegî vü celâdet etmek ve selefi Vezîr Küçük ʻAbdî Paşa'nın fîmâ-baʻd o havâlîde ikāmeti gayr-i münâsib olup, Ordu-yi hümâyûn Çerhacılığı dahi müşârûn ileyhe tefvîz olunmak musammem olup, hemân İsma‘îl'den seyr-i serîʻ ile hareket ve Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, edâ-yı hıdmet eylemek ve Eflak Bey'i dahi Fokşan'da mevcûd olan aʻdâ üzerine gidüp, o havâlîde olan paşalar ile bi'l-müşâvere âheng-i ceng eylemek irâ’e-i sâyibesi dahi o meclisde müstekarr olup, taraf taraf neşr-i evâmir ve istîsâl-i düşmen-i dîne sevk-i ketâyib ü ʻasâkir kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki İbrâ’il tarafına mürûr hülâsa-i re’y-i erbâb-ı şuʻûr olmuşidi. İşbu Zilhiccetü'ş-şerîfe'nin beşinci Pençşenbih günü fevc fevc ʻasâkir-i İslâmiyye karşu taraflara açıklar ile geçmeğe mübâşeret ve ʻaskerin verâsı alındıktan sonra İsma‘îl muhâfazasında olup, bu defʻa Ordu-yi hümâyûn'a daʻvet olunan Cere-zâde Ahmed Paşa'ya Livâ-yı şerîf Kāyim-makāmlığı içün ilbâs-ı hilʻat olunup, Serdâr-ı ekrem dahi\nşehr-i mezkûrun sekizinci günü zevrak-süvârî-yi ikbâl ve İbrâ’il muhâzâtında vâkiʻ Kral Depesi'nde nasb olunan otağ-ı süreyyâ-nitâka pâ-nihâde-i iclâl olunduğu hînde Mîr-i mîrân'dan olup, Fokşan vakʻasında bulunan Kürd Osmân Paşa'ya sol kol Kuğu zâde Süleymân Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ile sağ kol sergerdeliği tevcîh ve ‘Osmân Paşa'nın fakr-ı hâli olmak takrîbiyle, bir mikdâr ʻatıyye verilüp, fi'l-cümle hâli terfîh olundu. \n\n Zilhicce'nin yigirmi birinci günü İbrâ’îl sahrâsından nehzat ve nehr-i Buza kenarında vâkiʻ Lanka sahrâsına rekz-i ʻalem-i ikāmet ve bu âna dek [33a] düşmenler ne mahallerde der-kemîn-i fursat oldukları tashîh olunamadığından, ilerüde ve yemîn ü yesârda vâkiʻ olan ru’esâ-yı ʻaskeriyyeye isticlâb-ı hâl ve tahkīk-i mahâll-i aʻdâ-yı bed-me’âl zımnında mukaddemâ tahrîrât irsâl olunmuş olmağla, Kemânkeş Mustafâ Paşa tarafından iki dîl gönderilüp istintâk olundukda, Fokşan'da Nemçe ve Perlat kasabasında Moskov ʻaskeri olduğunu ihbâr ve etrâf-ı sâyireden gelan ihbâr dahi bu hâdise mülâyim olmağla, hemân yevm-i mezkûrun ferdâsı nehr-i Buzo üzerine cisr inşâ olunup, tarafeynine tabyalar ile istihkâm verildikden sonra ʻaskerî tâyifesine hitâben nasîhati müştemill-i şeref-rîz-i sudûr olan vesâyâ-yı hümâyûn ʻalâ-mele’i'n nâs kırâ’at ve sagīr ü kebîre mûcib-i rikkat-i kalb, ve bâʻis-i heyecân-ı ʻarak-ı hamiyyet olup, sünnet-i seniyye-i emr-i beyʻat ya‘nî tahlif-i ʻaskerî husûsuna dahi temşiyet verilüp, aʻdâ üzerine ne mahalden hareket olunmak evlâ olduğu der-miyân ve nehr-i Buza'dan ʻubûr ile Fokşan tarafına teveccühü bi'l-cümle erkân-ı divân istihsân ve cümlesi bu ʻazimet ü niyyete fâtiha-hân oldular.",
          "caption": "Mürûr-ı ʻasker-i İslâm be-cânib-i İbrâ’il",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_055.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Mürûr-ı ʻasker-i İslâm be-cânib-i İbrâ’il",
          "text": "Çünki İbrâ’il tarafına mürûr hülâsa-i re’y-i erbâb-ı şuʻûr olmuşidi. İşbu Zilhiccetü'ş-şerîfe'nin beşinci Pençşenbih günü fevc fevc ʻasâkir-i İslâmiyye karşu taraflara açıklar ile geçmeğe mübâşeret ve ʻaskerin verâsı alındıktan sonra İsma‘îl muhâfazasında olup, bu defʻa Ordu-yi hümâyûn'a daʻvet olunan Cere-zâde Ahmed Paşa'ya Livâ-yı şerîf Kāyim-makāmlığı içün ilbâs-ı hilʻat olunup, Serdâr-ı ekrem dahi\nşehr-i mezkûrun sekizinci günü zevrak-süvârî-yi ikbâl ve İbrâ’il muhâzâtında vâkiʻ Kral Depesi'nde nasb olunan otağ-ı süreyyâ-nitâka pâ-nihâde-i iclâl olunduğu hînde Mîr-i mîrân'dan olup, Fokşan vakʻasında bulunan Kürd Osmân Paşa'ya sol kol Kuğu zâde Süleymân Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ile sağ kol sergerdeliği tevcîh ve ‘Osmân Paşa'nın fakr-ı hâli olmak takrîbiyle, bir mikdâr ʻatıyye verilüp, fi'l-cümle hâli terfîh olundu. \n\n Zilhicce'nin yigirmi birinci günü İbrâ’îl sahrâsından nehzat ve nehr-i Buza kenarında vâkiʻ Lanka sahrâsına rekz-i ʻalem-i ikāmet ve bu âna dek [33a] düşmenler ne mahallerde der-kemîn-i fursat oldukları tashîh olunamadığından, ilerüde ve yemîn ü yesârda vâkiʻ olan ru’esâ-yı ʻaskeriyyeye isticlâb-ı hâl ve tahkīk-i mahâll-i aʻdâ-yı bed-me’âl zımnında mukaddemâ tahrîrât irsâl olunmuş olmağla, Kemânkeş Mustafâ Paşa tarafından iki dîl gönderilüp istintâk olundukda, Fokşan'da Nemçe ve Perlat kasabasında Moskov ʻaskeri olduğunu ihbâr ve etrâf-ı sâyireden gelan ihbâr dahi bu hâdise mülâyim olmağla, hemân yevm-i mezkûrun ferdâsı nehr-i Buzo üzerine cisr inşâ olunup, tarafeynine tabyalar ile istihkâm verildikden sonra ʻaskerî tâyifesine hitâben nasîhati müştemill-i şeref-rîz-i sudûr olan vesâyâ-yı hümâyûn ʻalâ-mele’i'n nâs kırâ’at ve sagīr ü kebîre mûcib-i rikkat-i kalb, ve bâʻis-i heyecân-ı ʻarak-ı hamiyyet olup, sünnet-i seniyye-i emr-i beyʻat ya‘nî tahlif-i ʻaskerî husûsuna dahi temşiyet verilüp, aʻdâ üzerine ne mahalden hareket olunmak evlâ olduğu der-miyân ve nehr-i Buza'dan ʻubûr ile Fokşan tarafına teveccühü bi'l-cümle erkân-ı divân istihsân ve cümlesi bu ʻazimet ü niyyete fâtiha-hân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nehr-i Buza kenarında levâzımât-ı istihkâm itmâm olunduktan sonra râyici ile iştirâ olunan zehâyiri girüden îsâle ikdâm u inşâ olununa cisri aʻdâ-yı li’âmdan muhâfazaya ihtimâm eylemek üzere İbrâ’îl Muhâfızı Vezîr Mahmûd Paşa'nın me’mûriyyeti savâb-dîd-i hıred-i meydân-ı eyyâm olmağla derhâl müşârûn ileyh ihzâr\nolunup, hıdmet-i mezkûre muhavvel-i ʻuhde-i iktidârî kılındı. Mâh-ı mezkûrun yigirmi altıncı Pençşenbih günü ʻasâkir-i mansûre nehr-i mezkûru geçüp, kenâr-ı nehirde vâkiʻ  Dubiçe  sahrâsını  cây-gâh-ı  âsâyiş  ü  ârâm  ve  ferdâsı  nehr-i  Remlik  etrâfı muhayyem-i leşker-i İslâm olup, merhaleteyn-i mezkûreteynde kāide-i hazm u ihtiyâta riʻâyet  ve  meterisler  hafriyle  Ordu-yi  [33b]  hümâyûn'a  metânet  verildi.  Mahall-i mezkûr Fokşan'a karîb olduğundan istiknâh-ı hâl-i düşmen zımnında Çerhacı ʻAbdî Paşa ve Kuğu-zâde Süleymân Paşa ve Kürd ʻOsmân Paşa me’mûr-ı maʻiyyetleri olan ʻasâkir ile Fokşan'a taʻyîn olunup, kasabaya karîb mahalle geldiklerinde beş yüz kadar melâʻîn karağol şeklinde der-kemîn bulunup, tarafeyn yek dîgeri fark eyledikleri hinde muharebeye mübâşeret ve vâfir kelle vü dîl ile mübârizân-ı İslam ʻavdet ve yevm-i mezkûrda sehâb-ı mâtır-ı âsumân basît-i gabrâyı numûne-nümâ-yı eyyâm-ı tûfân edüp, bârgâh u bengâh-ı gavta-hûr-ı deryâçe-i zemîn ve gürûh-ı ârz-ı mevc-endâz-ı yesâr ü yemîn  olup,  nehr-i  Remlik  dahi  ʻan-asl  cü’z-i  bârân  ile  tuğyân  etmesi  mücerreb olduğundan derhâl iki rümh mikdârı ʻumk peydâ ve Çerhacı berü tarafa geçemeyüp, Fokşan'da vukūʻ bulan keyfiyyeti suyun öte tarafından savt-ı bülend ile takrir ü inhâ eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-İbrâ’il",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_056.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1203"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-İbrâ’il",
          "text": "Nehr-i Buza kenarında levâzımât-ı istihkâm itmâm olunduktan sonra râyici ile iştirâ olunan zehâyiri girüden îsâle ikdâm u inşâ olununa cisri aʻdâ-yı li’âmdan muhâfazaya ihtimâm eylemek üzere İbrâ’îl Muhâfızı Vezîr Mahmûd Paşa'nın me’mûriyyeti savâb-dîd-i hıred-i meydân-ı eyyâm olmağla derhâl müşârûn ileyh ihzâr\nolunup, hıdmet-i mezkûre muhavvel-i ʻuhde-i iktidârî kılındı. Mâh-ı mezkûrun yigirmi altıncı Pençşenbih günü ʻasâkir-i mansûre nehr-i mezkûru geçüp, kenâr-ı nehirde vâkiʻ  Dubiçe  sahrâsını  cây-gâh-ı  âsâyiş  ü  ârâm  ve  ferdâsı  nehr-i  Remlik  etrâfı muhayyem-i leşker-i İslâm olup, merhaleteyn-i mezkûreteynde kāide-i hazm u ihtiyâta riʻâyet  ve  meterisler  hafriyle  Ordu-yi  [33b]  hümâyûn'a  metânet  verildi.  Mahall-i mezkûr Fokşan'a karîb olduğundan istiknâh-ı hâl-i düşmen zımnında Çerhacı ʻAbdî Paşa ve Kuğu-zâde Süleymân Paşa ve Kürd ʻOsmân Paşa me’mûr-ı maʻiyyetleri olan ʻasâkir ile Fokşan'a taʻyîn olunup, kasabaya karîb mahalle geldiklerinde beş yüz kadar melâʻîn karağol şeklinde der-kemîn bulunup, tarafeyn yek dîgeri fark eyledikleri hinde muharebeye mübâşeret ve vâfir kelle vü dîl ile mübârizân-ı İslam ʻavdet ve yevm-i mezkûrda sehâb-ı mâtır-ı âsumân basît-i gabrâyı numûne-nümâ-yı eyyâm-ı tûfân edüp, bârgâh u bengâh-ı gavta-hûr-ı deryâçe-i zemîn ve gürûh-ı ârz-ı mevc-endâz-ı yesâr ü yemîn  olup,  nehr-i  Remlik  dahi  ʻan-asl  cü’z-i  bârân  ile  tuğyân  etmesi  mücerreb olduğundan derhâl iki rümh mikdârı ʻumk peydâ ve Çerhacı berü tarafa geçemeyüp, Fokşan'da vukūʻ bulan keyfiyyeti suyun öte tarafından savt-ı bülend ile takrir ü inhâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki aʻdâ-yı dînin Ordu-yi hümâyûn'a karîb mahallerde olduğu bi'l-müşâhede maʻlûm  oldu.  Üzerlerine  ne  vechile  hücum  olunmak  ve  ne  mahalde  meteris  hafr olunmak hususları bâdî-yi emrde cümle ile müzâkere ve baʻdehû muktezâ-yı hâl ne ise anı icrâ içün tertîb-i encümen-i müşâvere olunan erkân-ı devlet ve hademe-i Saltanat bi-ecmaʻihim  hâzır  oldukları  hâlde  keyfiyyet-i  mezkûre  zebân-güzâr-ı  Sadr-ı  ʻâlî-mikdâr olup, mahall-be-mahall sevk-i re’y ü tedbîr ve sû-be-sû ifrâğ mâ-fi'z-zamîr kılınup,  bilâhare  Çerhacı  Paşa  leylen  varup,  Remlik  suyunun  öte  yakasını  keşf  ü muʻayene ile [34a]  aʻdâdan hulüvvünü tahkīk eyledikde, meteris hafriyçün ilerüde\nbulunan Yeniçeri Ocağı'na irsâl-i peyâm ve hâlî olduğu takdirde nehr-i Remlik'e karîb Terkakol nâm mahall câ-yı tahassun-i ittihâz olunup, metris hafrine ihtimâm ve ol veçhile icrâ-yı lâzıme-i istihkâm olunmak ve Çerhacı Paşa'dan haber vârid olmadıkça, Yeniçerî Ocağı yerinden hareket etmamek tedbîrinde huzzâr-ı meclis yeksâk-ı vifâk olduklarına binâ’en Çerhacı Paşa icrâ-yı me’mûriyyete şitâb ve leyle-i mezkûrede tahrîk-i rikâb edüp, [32a] zikr olunan mahallere karîb oldukda, düşmen tarafından ol havâlî zabt olunduğunu müşâhede ile keyfiyyeti ifâde hılâlinde Kemânkeş Mustafâ Paşa Fokşan câddesiyle Ordu-yi hümâyûn'a iltihâk içün gāfilen gelür iken üzerine düşmen hücûm edüp, miyânelerinde dâd u sited-i ceng ü âşûb teʻâtî olunduğunu Çerhacı Paşa ihsâs u fehm ve imdâd u muʻavenet kasdıyla bilâ-tertîb tarh-ı karʻa-ı rezm edüp, Yeniçerîler dahi iki gün mukaddem haşîn ü metîn hafretdikleri meterisden bâzâr-ı kâr-zâr nasb olunduğunu muʻâyene etmeleriyle aʻdâya tekarrüb mülâhazasını der-pîş ve müsâʻade-i vakt ile rîşe-gîr-i istihkâm olan meterisleri bırakup, bî-vakt ü zemân ceng mevki‘ine birçok sâʻat mesâfe olan bir mahall-i basîtde meteris hafrına şürûʻ ile çehre-i maslahatı tahdîş ve aʻdâ-yı mekr-endîş bu evzâʻ-ı mûcibü't-teşvîşi rü’yet ile uzakdan top cengine mübâşeret ve ol hılâlde Moskovlu tarafından taʻyîn olunan \"Suvarof\" nâm ceneral dahi vâfir kâfir ile yetişüp, fi'l-hâl tertîb-i sâf ve Kemânkeş Paşa gāyilesini ber-taraf eyledikden sonra, Ordu-yi hümâyûn'un bi'l-külliyye süvârîsi maʻiyyetinde olup, kasd-ı iʻânet ile Kemânkeş Paşa [34b] tarafına ʻazîmet eden Çerhacı Paşa üzerine dökülüp, top ve humbara ile anı dahi perîşân ve baʻdehû meterisler üzerine toplarını çevirüp, tekmîl-i noksâna zemân bırakmayup, zümre-i piyâdegânı dahi bu vechile zaʻîfü'l-cenân eylediğini Serdâr-ı ekrem hazretleri istimâʻ ile pâ-der-gîl-i hayret ve kapusu halkı ve ricâl-i devlet ile der-ân sâ‘at meterislere gelüp, ʻadem-i itmâmını rü’yet ve perîşân olan ʻaskerin bir mikdârı metrislere gelmiş bulunmalarıyla sâyir ʻaskerin dahi iʻâdesine bezl-i mâ-hasal-ı kudret edüp, seyl-i münhadır gibi akup giden ʻaskere sedd-i râh olmak muhâl idügini\nteyakkun ve tavâyif-i ʻaskeriyye dahî pîş ü pesde vâkiʻ olan eşyâ-yı nâsı nehb ü gāret eyleyerek nehr-i Buza'ya doğru çekilüp, gitdikleri teʻayyün edüp, meteris hafriyle mukayyed olan Yeniçerilerin dahî pâ-yi sebât ü istikrârı bu vesîle ile mütezelzil olup, meterisleri terk ile süvârîye tebaʻiyyet ve düşmen ihâta etmeden tahsîl-i câ-yı selâmet eylediklerinden gayri, Sadrıaʻzam dahî mahall-i mezkûrda tevakkuf etmek lâzım gelse tetarruk-ı âfet melhûz olduğundan ibrâm-ı bekāyâ-yı nâs ile girüye ʻavdet ve piyâde ʻaskerinin verâsını alup, Remlik nehrini mürûr ile haymelerine duhûl ve Muharrem'in üçüncü günü Buza nehri kenârına vusûl bulup, işbu vakʻa-i fâciʻada altı yüz mikdârı ehl-i İslâm niʻmet-i şehâdet ile be-kâm ve üç yüz kadar behâdır seng-i zahm ile şikeste-i hâtır ve aʻdâ-yı dînden dahî vâfir kâfir e-i süyûf-ı bevâtir olduğu tahkīk-kerde-i [35a] erbâb-ı basâyirdir. Havf-ı taʻkīb-i âʻdâ hevâtır-ı nâsda hüveyda olduğunda binâ'en, Buza nehrini öte yakaya geçmek sevdâsıyla iki üç mahalden geçid yeri bulunup, hîn-i ʻubûrda telâş üzerine mürûr eden baʻzı kimseler nehr-i mezkûrda garîk vesâyir nâsa bedreka-i selâmet refîk olup, İbrâ'îl pîşgâhı mecmaʻ-ı sunûf-ı ʻasâkir ve bi'l-cümle vüzerâ ve mîr-mîrân ve ricâl ve Ocağlu hayme-i Sadrıaʻzamî'de hâzır olup, vukūʻ bulan keyfiyyeti ʻale't-tafsîl tahrîr ve ferden ferdâ imzâ vü temhîr ve ʻale'l-ʻacele dergâh-ı vâlâ-yı Şehinşâhî'ye baʻs ü tesyîr eylediler. Vukūʻât-ı mezkûreyi re’yü'l-ʻayn müşâhede eden havâss-1 ricâlden biri Âsitâne-i saʻadet'e varup, ru'esâ vü ʻaskerde taksîrât olmadığını beyân, erkân-ı devlet tarafından istihsân olunduğuna binâ'en, Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʻl Çavuş-başı olan Genc ʻOsmân Ağa'nın ʻazimeti tasvîb ve hemân bir gün sonra Ağa-yı mûmâ ileyh Âsitâne-i saʻadet tarafına tesrîb olundu. Verâ-yı perde-i takdîrde mestûr olan suver ü şû'unâtın her biri birer sebebe istinâd ile hayyiz-resân-ı birûz olduğuna nazar işbu perîşânlık esbâbı dahi sebk-i makālede sarâhat ü kinâyet tarîkiyle îrâd olunup, Küllü's-saydi fi-cevfi'l-ferâ meseliyle iltizâm-ı sanʻat iktifâ olundu.",
          "caption": "Vukūʻ-ı tezelzül ü perişânî be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_057.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı tezelzül ü perişânî be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Çünki aʻdâ-yı dînin Ordu-yi hümâyûn'a karîb mahallerde olduğu bi'l-müşâhede maʻlûm  oldu.  Üzerlerine  ne  vechile  hücum  olunmak  ve  ne  mahalde  meteris  hafr olunmak hususları bâdî-yi emrde cümle ile müzâkere ve baʻdehû muktezâ-yı hâl ne ise anı icrâ içün tertîb-i encümen-i müşâvere olunan erkân-ı devlet ve hademe-i Saltanat bi-ecmaʻihim  hâzır  oldukları  hâlde  keyfiyyet-i  mezkûre  zebân-güzâr-ı  Sadr-ı  ʻâlî-mikdâr olup, mahall-be-mahall sevk-i re’y ü tedbîr ve sû-be-sû ifrâğ mâ-fi'z-zamîr kılınup,  bilâhare  Çerhacı  Paşa  leylen  varup,  Remlik  suyunun  öte  yakasını  keşf  ü muʻayene ile [34a]  aʻdâdan hulüvvünü tahkīk eyledikde, meteris hafriyçün ilerüde\nbulunan Yeniçeri Ocağı'na irsâl-i peyâm ve hâlî olduğu takdirde nehr-i Remlik'e karîb Terkakol nâm mahall câ-yı tahassun-i ittihâz olunup, metris hafrine ihtimâm ve ol veçhile icrâ-yı lâzıme-i istihkâm olunmak ve Çerhacı Paşa'dan haber vârid olmadıkça, Yeniçerî Ocağı yerinden hareket etmamek tedbîrinde huzzâr-ı meclis yeksâk-ı vifâk olduklarına binâ’en Çerhacı Paşa icrâ-yı me’mûriyyete şitâb ve leyle-i mezkûrede tahrîk-i rikâb edüp, [32a] zikr olunan mahallere karîb oldukda, düşmen tarafından ol havâlî zabt olunduğunu müşâhede ile keyfiyyeti ifâde hılâlinde Kemânkeş Mustafâ Paşa Fokşan câddesiyle Ordu-yi hümâyûn'a iltihâk içün gāfilen gelür iken üzerine düşmen hücûm edüp, miyânelerinde dâd u sited-i ceng ü âşûb teʻâtî olunduğunu Çerhacı Paşa ihsâs u fehm ve imdâd u muʻavenet kasdıyla bilâ-tertîb tarh-ı karʻa-ı rezm edüp, Yeniçerîler dahi iki gün mukaddem haşîn ü metîn hafretdikleri meterisden bâzâr-ı kâr-zâr nasb olunduğunu muʻâyene etmeleriyle aʻdâya tekarrüb mülâhazasını der-pîş ve müsâʻade-i vakt ile rîşe-gîr-i istihkâm olan meterisleri bırakup, bî-vakt ü zemân ceng mevki‘ine birçok sâʻat mesâfe olan bir mahall-i basîtde meteris hafrına şürûʻ ile çehre-i maslahatı tahdîş ve aʻdâ-yı mekr-endîş bu evzâʻ-ı mûcibü't-teşvîşi rü’yet ile uzakdan top cengine mübâşeret ve ol hılâlde Moskovlu tarafından taʻyîn olunan \"Suvarof\" nâm ceneral dahi vâfir kâfir ile yetişüp, fi'l-hâl tertîb-i sâf ve Kemânkeş Paşa gāyilesini ber-taraf eyledikden sonra, Ordu-yi hümâyûn'un bi'l-külliyye süvârîsi maʻiyyetinde olup, kasd-ı iʻânet ile Kemânkeş Paşa [34b] tarafına ʻazîmet eden Çerhacı Paşa üzerine dökülüp, top ve humbara ile anı dahi perîşân ve baʻdehû meterisler üzerine toplarını çevirüp, tekmîl-i noksâna zemân bırakmayup, zümre-i piyâdegânı dahi bu vechile zaʻîfü'l-cenân eylediğini Serdâr-ı ekrem hazretleri istimâʻ ile pâ-der-gîl-i hayret ve kapusu halkı ve ricâl-i devlet ile der-ân sâ‘at meterislere gelüp, ʻadem-i itmâmını rü’yet ve perîşân olan ʻaskerin bir mikdârı metrislere gelmiş bulunmalarıyla sâyir ʻaskerin dahi iʻâdesine bezl-i mâ-hasal-ı kudret edüp, seyl-i münhadır gibi akup giden ʻaskere sedd-i râh olmak muhâl idügini\nteyakkun ve tavâyif-i ʻaskeriyye dahî pîş ü pesde vâkiʻ olan eşyâ-yı nâsı nehb ü gāret eyleyerek nehr-i Buza'ya doğru çekilüp, gitdikleri teʻayyün edüp, meteris hafriyle mukayyed olan Yeniçerilerin dahî pâ-yi sebât ü istikrârı bu vesîle ile mütezelzil olup, meterisleri terk ile süvârîye tebaʻiyyet ve düşmen ihâta etmeden tahsîl-i câ-yı selâmet eylediklerinden gayri, Sadrıaʻzam dahî mahall-i mezkûrda tevakkuf etmek lâzım gelse tetarruk-ı âfet melhûz olduğundan ibrâm-ı bekāyâ-yı nâs ile girüye ʻavdet ve piyâde ʻaskerinin verâsını alup, Remlik nehrini mürûr ile haymelerine duhûl ve Muharrem'in üçüncü günü Buza nehri kenârına vusûl bulup, işbu vakʻa-i fâciʻada altı yüz mikdârı ehl-i İslâm niʻmet-i şehâdet ile be-kâm ve üç yüz kadar behâdır seng-i zahm ile şikeste-i hâtır ve aʻdâ-yı dînden dahî vâfir kâfir e-i süyûf-ı bevâtir olduğu tahkīk-kerde-i [35a] erbâb-ı basâyirdir. Havf-ı taʻkīb-i âʻdâ hevâtır-ı nâsda hüveyda olduğunda binâ'en, Buza nehrini öte yakaya geçmek sevdâsıyla iki üç mahalden geçid yeri bulunup, hîn-i ʻubûrda telâş üzerine mürûr eden baʻzı kimseler nehr-i mezkûrda garîk vesâyir nâsa bedreka-i selâmet refîk olup, İbrâ'îl pîşgâhı mecmaʻ-ı sunûf-ı ʻasâkir ve bi'l-cümle vüzerâ ve mîr-mîrân ve ricâl ve Ocağlu hayme-i Sadrıaʻzamî'de hâzır olup, vukūʻ bulan keyfiyyeti ʻale't-tafsîl tahrîr ve ferden ferdâ imzâ vü temhîr ve ʻale'l-ʻacele dergâh-ı vâlâ-yı Şehinşâhî'ye baʻs ü tesyîr eylediler. Vukūʻât-ı mezkûreyi re’yü'l-ʻayn müşâhede eden havâss-1 ricâlden biri Âsitâne-i saʻadet'e varup, ru'esâ vü ʻaskerde taksîrât olmadığını beyân, erkân-ı devlet tarafından istihsân olunduğuna binâ'en, Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʻl Çavuş-başı olan Genc ʻOsmân Ağa'nın ʻazimeti tasvîb ve hemân bir gün sonra Ağa-yı mûmâ ileyh Âsitâne-i saʻadet tarafına tesrîb olundu. Verâ-yı perde-i takdîrde mestûr olan suver ü şû'unâtın her biri birer sebebe istinâd ile hayyiz-resân-ı birûz olduğuna nazar işbu perîşânlık esbâbı dahi sebk-i makālede sarâhat ü kinâyet tarîkiyle îrâd olunup, Küllü's-saydi fi-cevfi'l-ferâ meseliyle iltizâm-ı sanʻat iktifâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erbâb-ı bâtından baʻzıları der ki fahşâ' ü münkeri irtikâb eden, dîne hıyânet etmiş olur. Hâyin ise hâyif olur. Bu sebebdendir ki meydân-ı kâr-zârda ‘asker-i İslâm pâydâr olmuyorlar. Zirâ kuvvet-i kalb pâydârlığı müstelzim ve havf ü haşyet-i tezelzülü müstevcibdir. Bu sûretde şeʻâyir-i İslâmiyye üzere harekete riʻâyet ve vakt ü hâle nazarân tekmîl-i esbaba mübâşeret, mûcib-i fevz ü nusrat olacağı zâhirdir. Ve ru'esâ-yı 'asâkirde şecâʻat-ı tabîʻiyye bir hâlet-i zâyidedir ki, cübn ile gazab beynindedir. Serdâr-ı ‘asker her ne kadar şecîʻ olursa dahi bir yâhûd iki gāyetî on âdem ile mukāvemete kādir olur. O kadar âdem itlâfıyla heyet-i mecmû‘-ı düşmene teferruk ve tetarruku ‘aklen müstahîl görülür. Bu takdîrde ru’esâ, ehl-i tedbir ve bülend-himmet ve sahîhü'l-fikr olmak lâzımdır. Tâ ki hidâyet-i nûr-‘akl ile tenvîr-i deyâcîr-i umûr edüp, düşmenin edevât-ı harbiyesine mukābele ve sunûf-ı ‘askeriyyeyi yerlü yerinde kānûn-ı muhârebe üzerine taʻdîl ü müdâvele eyleye. Ve bi-hükm-i: İnnallahe ye’mürüküm en-tü’eddīi'l-emânâti ilâ ehlihâ her emir ehline tefvîz olunmak lâzımdır tâ ki, erbâb-ı istihkāk u ehliyyetin kalbi fâsid ve metâ -1 şevk u himmeti kâsid olmaya. Zîrâ esâgır-ı ‘ummâla ekâbir-i aʻmâl-i siparişi, mûcib-i ihtilâl-i Devlet ve nâ-ehl ü enzâzla ‘azâyim-i umûr taklîdi mûcib-i fesâd-1 memleketdir.",
          "caption": "Tenbîh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_058.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Tenbîh",
          "text": "Erbâb-ı bâtından baʻzıları der ki fahşâ' ü münkeri irtikâb eden, dîne hıyânet etmiş olur. Hâyin ise hâyif olur. Bu sebebdendir ki meydân-ı kâr-zârda ‘asker-i İslâm pâydâr olmuyorlar. Zirâ kuvvet-i kalb pâydârlığı müstelzim ve havf ü haşyet-i tezelzülü müstevcibdir. Bu sûretde şeʻâyir-i İslâmiyye üzere harekete riʻâyet ve vakt ü hâle nazarân tekmîl-i esbaba mübâşeret, mûcib-i fevz ü nusrat olacağı zâhirdir. Ve ru'esâ-yı 'asâkirde şecâʻat-ı tabîʻiyye bir hâlet-i zâyidedir ki, cübn ile gazab beynindedir. Serdâr-ı ‘asker her ne kadar şecîʻ olursa dahi bir yâhûd iki gāyetî on âdem ile mukāvemete kādir olur. O kadar âdem itlâfıyla heyet-i mecmû‘-ı düşmene teferruk ve tetarruku ‘aklen müstahîl görülür. Bu takdîrde ru’esâ, ehl-i tedbir ve bülend-himmet ve sahîhü'l-fikr olmak lâzımdır. Tâ ki hidâyet-i nûr-‘akl ile tenvîr-i deyâcîr-i umûr edüp, düşmenin edevât-ı harbiyesine mukābele ve sunûf-ı ‘askeriyyeyi yerlü yerinde kānûn-ı muhârebe üzerine taʻdîl ü müdâvele eyleye. Ve bi-hükm-i: İnnallahe ye’mürüküm en-tü’eddīi'l-emânâti ilâ ehlihâ her emir ehline tefvîz olunmak lâzımdır tâ ki, erbâb-ı istihkāk u ehliyyetin kalbi fâsid ve metâ -1 şevk u himmeti kâsid olmaya. Zîrâ esâgır-ı ‘ummâla ekâbir-i aʻmâl-i siparişi, mûcib-i ihtilâl-i Devlet ve nâ-ehl ü enzâzla ‘azâyim-i umûr taklîdi mûcib-i fesâd-1 memleketdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsülküttâb olan es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi Buza Nehri'nden 'ubûr ederken bi-takdîrillahi Teʻalâ seyr-âb-ı zülâl-i şehâdet olup, hidmet-i menî‘a-i Riyâset bu sebeple münhall olmağla, hâlâ Dîvân-ı hümâyûn Beylikcisi olan es-Seyyid 'Abdullah Efendi'nin ehliyet ü istihkākı nümâyân olduğuna binâ'en, Muharremü'l-harâm'ın dördüncü Pençşenbih günü iktisâ-yı hil'at-ı Riyâset ve ber-vech-i ilhâk\nüzerinde olan Süvârî Mukābeleciliği ile Tezkire-i Evvel bulunan Sa'dullah Enverî Efendi ihrâz-ı dest-mâye-i meserret ve Beylikcilik ile Divân-ı hümâyûn Kîsedârı [35b] Sunʻî Efendi def-i humâr-ı küdûret eyledi.",
          "caption": "Re'îsülküttâb-şüden-i es-Seyyid ‘Abdullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_059.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Re'îsülküttâb-şüden-i es-Seyyid ‘Abdullah Efendi",
          "text": "Re'îsülküttâb olan es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi Buza Nehri'nden 'ubûr ederken bi-takdîrillahi Teʻalâ seyr-âb-ı zülâl-i şehâdet olup, hidmet-i menî‘a-i Riyâset bu sebeple münhall olmağla, hâlâ Dîvân-ı hümâyûn Beylikcisi olan es-Seyyid 'Abdullah Efendi'nin ehliyet ü istihkākı nümâyân olduğuna binâ'en, Muharremü'l-harâm'ın dördüncü Pençşenbih günü iktisâ-yı hil'at-ı Riyâset ve ber-vech-i ilhâk\nüzerinde olan Süvârî Mukābeleciliği ile Tezkire-i Evvel bulunan Sa'dullah Enverî Efendi ihrâz-ı dest-mâye-i meserret ve Beylikcilik ile Divân-ı hümâyûn Kîsedârı [35b] Sunʻî Efendi def-i humâr-ı küdûret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Bolu Sancağı'nda Vîrânşehir kazâsında vâkiʻ Ömerli nâm karyede sâkin, Kastamonu Mütesellimi dimekle maʻrûf es-Seyyid Yahyâ Ağa'nın sulbünden bin yüz kırk yedi târîhinde tevellüd ve hacr-ı terbiye-i pederde derece-i fark u temyîze tesâʻud eyledikde Nazm: Tefennen ve huz min külli ilmin fe-innemâ Yefûku'mri'ün fî külli fennin lehû ilmün me'âlini semîr-i zamîr-i fetânet-tahmîr ve ol havâlîde kâ'in baʻzı kavâbilden tahsîl-i ʻilm-i yesîr eylediği hînde, semt-i şiʻr ü inşâya ʻatf-ı ʻinân ve unfuvân-ı şebâbında cevdet-i karîha ve selîka-i sabîha ile müşârun ileyh bi'l-benân olup, tahmînen sinni ʻakd-ı ʻişrîne müntehî oldukda, Hekîm-zâde ʻAli Paşa merhûmun Trabzon'dan li-ecli's-Sadâre Âsitâne'ye teveccühünü istimâʻ ve kethüdâsı Velîyyüddîn Efendi'nin terbiye-i erbâb-ı istiʻdâd-ı muʻtâdı olduğunu ihsâs ile dâ'men-gûşe-i semâhatına medd-i bâʻ ve bir kasîde-i tannâne ile isbât-ı vücûd ve cezâlet-i şiʻirine nazaran nâsıye-i ahvâlinde eşiʻa-i liyâkat ve istibhâl-i mütele'âlî ve giderek bi't-terbiye kadr-i şiʻri ʻalî olacağı, sübût-yâfte-i teʻayyün u şühûd olmağla, Velîyyüddîn Efendi'nin iltifât ü nevâzişine mazhar-ı vasla ve ʻatıyyesine neyl ü vüsûl ile mâhiyyeti kem-ter iken ber-ter oldu. Kıt'a li-muharririhî: Kenâr yerde yazıkdır kemâl-i erbâbı, Dürr-i semîne mahalli genc-i şâygân-ı sezâ, Felekde seyr ü temekkün hilâli bedr eyler,\nBulur güşayişi gülşende gonçe-i raʻnâ. mefhûmu sâhib-i tercemenin kurt-ı binâ-gûş-i izʻânı kılınarak, bi'l-maʻiyye Asitâne-i saʻâdet'e 'azîmeti tergīb olundukda, Nazm: Teğarrab ani'l-evtâni fì talebi'l-ulâ, Ve sâfir fe-fi'l-esfâri hamsü fevaidin, Teferrücü hemmin ve'ktisâbü maîşetin, Ve ilmün ve âdâbün ve suhbetü mâcidin. mezâyâsını derhâl pîş-nihâd-ı şu'ur ve lebbeyk-zen-i [36a] icâbet olarak izhâr-ı beşâşet ü sürûr edüp, akrıbâ vü taʻallukâtıyla vedâʻu ‘alâyık ve revâbıt-ı vatan-ı aslîden inkıtâʻ ve neşîde-i; Ehl-i dil ârâm eder her kanda kim rağbetlenür, Gâh olur gurbet vatan, gâhî vatan gurbetlenür. Pâk-tıynet gûşe-i gurbetde hâr olsun mu hiç? Gevher-âğûş-ı sedefden devr olur kıymetlenür. terâneleriyle dem-sâz-ı bezm-i hicret ve Âsitâne-i saʻâdet tarafına hudî-hân-ı ‘azîmet olup, mukaddemâ dâyire-i mezkûreye ittisâl eden Kânî'ye refîk ve beyt-i garra-i; Ecâratünâ innâ garîbâni he-hünâ, Küllü garîbin li'l-garîbi nesîbün. me'âliyle kat'-i mesâfât-ı tarîk eyleyerek, müfredât-ı dünyaya sûret-i muhasebe-i icmâl olan Asitâne-i saʻâdet'e ilkā-yı ‘asâ-yı vüsûl ve dâyire-i mezkûrede bir zemân refâhiyyet-i hâl ile gül-i sad-berg-i ümmîdi vâreste-i âfet-zübûl olmuşiken; Felek bâ-merdom-i mümtâz hasmî bîşter dâred,\nKemân evvel koned âvâre rûy-i tîr tîr-keş-râ. mazmûnu üzere mahdûmu olan zâtın mesned-i Kethudâyî'den ‘azl ü igtirâbı hasebiyle müşârun ileyh giriftâr-ı çâr-mevce-i iztirâb ve müstağrak deryâ-yı endûh u ikti’âb olup, [Mısra]: Ve eyyü na'îmin lâ yükeddiruhü'd-dehrü. mefhûmuyla dâg-zen-i sîne-i hasret ve muntazır-ı ‘inâyet-i ehâdiyyet iken, [Mısra]: Ve mâ hiye illâ ğamretün sümme tencelî. me'âli çok geçmeden sıfat-ı kâşife-i hâli olup, baʻzı maʻârif-şinâsân-ı ‘asr terbiyeleriyle Hâmid Hamza Efendi'ye intisâb u intimâ ve nevbet-zen-i dîvân-ı meserret-i bî-intihâ olup, o esnâda Kethudâ Kâtibi hulefâsına ilhâk ile muntazır-ı eşfâk ve rağbet-i kadir-şinâsân-ı âfâk ile manzûme-i ahvâli yevmen-fe-yevmen müstezâd ve ber-vefk-ı [Mısra]: İltifât âyînedir sûret-i isti‘dâda. [36b] şi'r ü inşâsı dahi rûz-be-rûz metânet ü rezânet kesbiyle reşk-efzâ-yı kulûb-ı hussâd olup, giderek ehl-i 'ilm beyninde şöhreti kenâr-ı ‘ulâ-yı ‘ilm ve merâtib-i Devlet-i 'aliyye'ye istihkākı mübeyyen ü müsellem olduğuna binâ'en, kalem-i mezkûrda Başhalîfelik ile ser-i iftihârı muvâzî-i fark-ı firakdân ve yetmiş sekiz Şevvâl'inde dâhil-i silsiletü'z-zeheb-i hâcegân olup, seksan üçde Kethudâ Kitâbeti'yle kâm-revâ ve seksan beşde Dîvân-ı Hümâyûn Beylikçiliği ile menşûr-ı kadri şâyeste-i tuğrâ-yı iʻtilâ olup, Şumnu vakʻasında Ordu-yi hümâyûn Edirne'ye teveccüh eyleyecek tasavvuruyla Edirne tarafına şitâb ve ordunun Şumnu'da istikrârı hasebiyle mûmâ ileyh\nhedef-i sehmü'l-gayb-ı deniş ü 'itâb olup, Samakov kasabasına nefy ü iclâ ve ‘azîmete mühayyâ iken mir’ât-ı hâlinde merhamet-i Şâhâne rû-nümâ ve kayd-ı nefy ü gurbetden reh-yâb-ı selâmet ve Ordu-yi hümâyûn ile vâsıl-ı Âsitâne-i saʻâdet oldukdan sonra, seksan sekizde yine hıdmet-i mezkûreye vâsıl ve bu def‘a dahi yedi sene mikdârı serâyir-i Devlet ve hıdemât-ı Dîvân-ı bülend-menzilet ile vakʻ u ‘izzete nâyil olup, doksan beş târîhinde nihâyet merâtib-i küttâb ve matmah-ı enzâr ve ulü'l-elbâb olan hidmet-i meni‘a-ı Riyâset ile tarîkini ikmâl ve doksan yedide Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı'yla ihrâz-ı dest-mâye-i ikbâl ve bir müddet hıdmet-i mezkûre ile iştigālden sonra giriftâr-ı merâret-i ‘azl ü infisâl olup, Nazm: Lezimtü beytî ke-luzûmi'l-binâ'i Fî'l-fi'li ve'l-harfi ‘ale'l-asli. mâ-sadakıyla ‘âmil [Mısra]: Ve hayru celîsin fî'z-zemâni kitâbun. diyerek leyl ü nehâr sîne-kûb-ı tehassür olduğu maksad-ı zamîrine nâyil olup, doksan dokuz tevcîhâtında Nazm: [37a] Ne kadar eylese de sû-yı hilâfa cereyân, Yine mecrâ-yı kadîmin bulur âb-ı ihsân. mü'eddâsınca Çavuş-başılık hıdmetiyle Bâb-ı âlî'ye takrîb ve bir müddet-i kalîle zarfında Nazm: Uziltü ve lem ezneb ve lem ekü câhilen Ve hâzâ li-insâfiʼş-şerîfi hilâfun,\nHuziftü ve gayrî müsbetün fî mekânihi,\nKe-ennenî nûnü'l-cemʻi hîne yudâfü.\n\nmefhûmuyla nâtıkâ-cünbân-ı şikâyet ve zîr-perde-i mekâyid-i hussâddan ne makūle nakş-ı nîreng-i gadr u ‘udvân nümâyân olur endîşeleriyle dest-zen-i efsûs u hayret iken derhâl Tersâne Emâneti tevcîhi ile mıkzâf-ı cünbân-ı zevrakçe-i küdûret ve iki yüz târîhinde zuhûr-ı tebâşîr-i 'inâyet ile tekrâr Riyâset-i küttâb hıdmeti, muhavvel-i zimmet himmeti kılınup, iki yüz bir senesinde tekrâr Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı'yla binâ-yı ikbâli teşyîd ve bir müddet mürûrunda mukaddemât-ı sefer zuhûrunu hiss ü teferrüs ile fikdân-ı esbâb-ı âʻzârını temhîd ber-fehvâ-yı [Mısra]: Esbâba rabt olundu şu’ûn-ı mükevvenât. ekalli iki sene mukaddem tehiyye-i levâzım-ı gazve ü cihâd kazıyyesini takyîd eylediği hilâf-ı meşârib-i kâr-fermâyân-ı vakt olduğuna binâʼen, hıdmet-i mezkûreden tebʻîd ve kemâl-i hüzn ü endûh ile Nazm:\n\nMen kâne yerğabü fî hayati fu'âdihî,\nVe safâ'ihi fe'l-yenâ “an hâzâ'l-verâ,\nFe'l-mârû yasfüvâni ne'â fe'izâ ednâ,\nMinhüm teğayyera levnühû ve tükeddirâ.\n\nusûlünü nağme-serâyân-ı mahâfil-i ‘irfâna takdîm ve delâlet-i ‘akl ü tecâribiyle evzâ‘-ı şütür-gürbe-i rûzgârdan istinbât eylediği ahkâmı yek-be-yek şümârende-i benân tefhîm etmişidi. Sefere ‘azîmet tehakkukunda, \"Vâkıf-ı serâyir-i düvel ü râzdân kâffe-i mileldir\" deyü istishâb olunmasını hayr-hâhân-ı Devlet [37b] sevk ü inbâ ve o hilâlde Nişancılık menşûru yed-i emânetine i‘tâ ve iki yüz iki târîhinde tekrâr Riyâset-i küttâb\nhil'ati dûş-i istikāmetine iksâ olunup, iki yüz dört senesi vakıʻa-i faciʻasında nehr-i Buza'yı mürür eder iken râkib olduğu esb-i şûm lagzîde-pâ-yi sükūt olup, etrâfdan zuhûr eden sa'y-i evfer muvâfık-ı hükm-i kazâ vü kader olmayup, ber-muktezâ-yı ser-nüvișt-i ezel, zebûn-ı ser-pençe-i ecel olup, nehr-i mezbûrda garîk ve şehadet-i hakīkiyyeye neyl ile ebrâr-ı güzeştegâna refîk oldu. Nazm: Lâ tezunnû enne'l-menûne dehethû, Bel deʻathü ile'ş-şehâdeti hakkā, Hatabethü hûru'l-cinâni, Ve câ'et müsfirâtün fe-mâte fihinne ‘aşkā Müteveffâ-yı müşârun ileyh sadâkat-kâr-ı Devlet, sûfî-tabîʻat, kesret-i mütâlaʻa sebebiyle vâkıf-1 mezâyâ-yı fünûn-1 șettâ ve ‘ale'l-husûs ‘ilm-i Târîh'de sâhib-i yed-i tûlâ olup, sâyir ‘ulûmda dahi kadr-i müşterek dirâyeti ve şi'r ü inşâda mahâreti inkâr olunur mevâddan olmadığı ve ‘an-asl âlûde-meşreb ü lâubâlî ve el-yevm hamr u gadâ emr-i makāli, vird-ü'l-yevm-i lisan-ı hâli iken menhiyyât-ı umûrdan bi'l-külliyye dâmen-keş-i ferâğ u peşîmânî ve teheccüd ü nevâfile müdâvemet ve baʻzı erbâb-ı sülûka mukārenetle telakkī eylediği evrâd u ezkâra muvâzebetden nâşî pâ-nihâde-i süllem-i kemal-i insânî olup, ehl-i hâcâtın mekāsıd u metâliblerini redd 'indinde iktirâf-ı maʻâsîye mânend ‘addolunduğu hasebiyle, meclisinden şahs-ı vâhid âyis ü mahrûm çıkmayup, ekser evkâtda ancak mültemisât-ı nâs ile igtinâm-ı duʻâ ve ‘ale'l-husûs hânesi tekye-i fukarâ ve meʼvâ-yı ehl-i vecd ü fenâ olup, sırran hâllerine nazar ile teveccühât-ı kalbiyyelerine mazhar olduğundan gayri, şâyibe-i hıkd u hasedden 'ârî ve erbâb-ı maʻârifi istihdâm u [38a] takrîb-i hulâsa efkârı olup, kati çok ashâb-ı istiʻdâd u istihkākı sevk ü taʻrîf ile teʻayyünât-ı zâtiyyelerine sebeb ve niçe niçe zahm-hûrde-i hâdisât-ı ekvâna merhem-zen-i hâcet ü talep olup, ‘alak-ı nefîs-i zâtı kem-yâb u nâdir ve ‘akīle-i vücûd-ı fezâyil-endûdu müste’hil-i sitâyiş-i evâyil ü\nevâhir bir merd-i sa‘îdü'l-me’âsir idi. Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel-i sâbık ‘Ali Râyik Efendi'nin fevtine inşâd eylediği târîhdir. \n\n Hayf oldu nehr-i Buza'da Hayrî-yi dânâ da şehîd.\nMûmâ ileyhin dîvânından intihâb olunan ebyâttır.\n\nVahdete nisbet ile kesret-i eşyâ birdür, \n Mevcler her ne kadar çoğ ise deryâ birdür, \n Dîde-i ahvele vâhid müte‘addid görinür, \n 'Aks iden âyîne-i kevnde emmâ birdür, \n Maʻnî-yi vahdet-i Hak kesretle sâbit olur, \n Gerçi şâhid ikidür şer‘de, da‘vâ birdür. \n\n Ve lehû, itmeğe cevrini ta‘dâd ile yarın tasrîh, \n Verdi eşküm keff-i müjgâna bir incü tesbîh, \n Hatt-ı rûyın nola eylerse sütürreyle tırâş, \n Nüshayı nâvek-i gezlikle iderler tashîh. \n\n Ve lehû, bir dil ki târ-ı perçem-i hûbâna bend olur, \n Kem-kadr iken ser-âmed olur ser-bülend olur. \n Her riştesi o turre-i ham-der-hamun gönül, \n Şîrân-ı kûhsâr-ı cünûna kemend olur. \n İş'âl ederse şem‘-i ruhun yâr Hayriyâ, \n Nâr-ı ‘izâra merdüm-i çeşmüm sipend olur, \n\n Ve lehû, çû bûse-i leb-i cânân resed me-râ ber-leb, \n Ez-şevk ü zevk ve tarab-ı cân resed me-râ ber-leb. \n\n Ve lehû, güller nükūd-ı feyzine olmazdı keff-güşâ, \n Mülk-i çemende olmasa sâhib-sahâ sabâ, \n Ebkâr-ı gonçenin ne aceb açdı yüzlerin, \n Etmez mi andelîb-i çemenden hayâ sabâ, \n\n Ve lehû, tâ-nebîned cilve-gâh-ı hüsn-i tû nâ-mahremân, \n Ez-nefes kerdem nikāb-ı ‘anberîn âyîne-râ, \n Der-dil-i ehl-i honer derd ü elem fıtrî bûd, \n Çîn şeved ez-cevher-i hôd. ber-cebîn âyîne-râ.\nVe lehû, dil câna nakş-ı ebrû-yı yârı yazar bozar,\nŞeh-beyt-i nazm-ı hüsn-i nigârı yazar bozar,\nOl şeh cerîde-i kereme lutf u unfile,\nBin kerre nâm-ı ‘âşık-ı zârı yazar bozar.",
          "caption": "Terceme-i hâl-i es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_060.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme-i hâl-i es-Seyyid Mehmed Hayrî Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh Bolu Sancağı'nda Vîrânşehir kazâsında vâkiʻ Ömerli nâm karyede sâkin, Kastamonu Mütesellimi dimekle maʻrûf es-Seyyid Yahyâ Ağa'nın sulbünden bin yüz kırk yedi târîhinde tevellüd ve hacr-ı terbiye-i pederde derece-i fark u temyîze tesâʻud eyledikde Nazm: Tefennen ve huz min külli ilmin fe-innemâ Yefûku'mri'ün fî külli fennin lehû ilmün me'âlini semîr-i zamîr-i fetânet-tahmîr ve ol havâlîde kâ'in baʻzı kavâbilden tahsîl-i ʻilm-i yesîr eylediği hînde, semt-i şiʻr ü inşâya ʻatf-ı ʻinân ve unfuvân-ı şebâbında cevdet-i karîha ve selîka-i sabîha ile müşârun ileyh bi'l-benân olup, tahmînen sinni ʻakd-ı ʻişrîne müntehî oldukda, Hekîm-zâde ʻAli Paşa merhûmun Trabzon'dan li-ecli's-Sadâre Âsitâne'ye teveccühünü istimâʻ ve kethüdâsı Velîyyüddîn Efendi'nin terbiye-i erbâb-ı istiʻdâd-ı muʻtâdı olduğunu ihsâs ile dâ'men-gûşe-i semâhatına medd-i bâʻ ve bir kasîde-i tannâne ile isbât-ı vücûd ve cezâlet-i şiʻirine nazaran nâsıye-i ahvâlinde eşiʻa-i liyâkat ve istibhâl-i mütele'âlî ve giderek bi't-terbiye kadr-i şiʻri ʻalî olacağı, sübût-yâfte-i teʻayyün u şühûd olmağla, Velîyyüddîn Efendi'nin iltifât ü nevâzişine mazhar-ı vasla ve ʻatıyyesine neyl ü vüsûl ile mâhiyyeti kem-ter iken ber-ter oldu. Kıt'a li-muharririhî: Kenâr yerde yazıkdır kemâl-i erbâbı, Dürr-i semîne mahalli genc-i şâygân-ı sezâ, Felekde seyr ü temekkün hilâli bedr eyler,\nBulur güşayişi gülşende gonçe-i raʻnâ. mefhûmu sâhib-i tercemenin kurt-ı binâ-gûş-i izʻânı kılınarak, bi'l-maʻiyye Asitâne-i saʻâdet'e 'azîmeti tergīb olundukda, Nazm: Teğarrab ani'l-evtâni fì talebi'l-ulâ, Ve sâfir fe-fi'l-esfâri hamsü fevaidin, Teferrücü hemmin ve'ktisâbü maîşetin, Ve ilmün ve âdâbün ve suhbetü mâcidin. mezâyâsını derhâl pîş-nihâd-ı şu'ur ve lebbeyk-zen-i [36a] icâbet olarak izhâr-ı beşâşet ü sürûr edüp, akrıbâ vü taʻallukâtıyla vedâʻu ‘alâyık ve revâbıt-ı vatan-ı aslîden inkıtâʻ ve neşîde-i; Ehl-i dil ârâm eder her kanda kim rağbetlenür, Gâh olur gurbet vatan, gâhî vatan gurbetlenür. Pâk-tıynet gûşe-i gurbetde hâr olsun mu hiç? Gevher-âğûş-ı sedefden devr olur kıymetlenür. terâneleriyle dem-sâz-ı bezm-i hicret ve Âsitâne-i saʻâdet tarafına hudî-hân-ı ‘azîmet olup, mukaddemâ dâyire-i mezkûreye ittisâl eden Kânî'ye refîk ve beyt-i garra-i; Ecâratünâ innâ garîbâni he-hünâ, Küllü garîbin li'l-garîbi nesîbün. me'âliyle kat'-i mesâfât-ı tarîk eyleyerek, müfredât-ı dünyaya sûret-i muhasebe-i icmâl olan Asitâne-i saʻâdet'e ilkā-yı ‘asâ-yı vüsûl ve dâyire-i mezkûrede bir zemân refâhiyyet-i hâl ile gül-i sad-berg-i ümmîdi vâreste-i âfet-zübûl olmuşiken; Felek bâ-merdom-i mümtâz hasmî bîşter dâred,\nKemân evvel koned âvâre rûy-i tîr tîr-keş-râ. mazmûnu üzere mahdûmu olan zâtın mesned-i Kethudâyî'den ‘azl ü igtirâbı hasebiyle müşârun ileyh giriftâr-ı çâr-mevce-i iztirâb ve müstağrak deryâ-yı endûh u ikti’âb olup, [Mısra]: Ve eyyü na'îmin lâ yükeddiruhü'd-dehrü. mefhûmuyla dâg-zen-i sîne-i hasret ve muntazır-ı ‘inâyet-i ehâdiyyet iken, [Mısra]: Ve mâ hiye illâ ğamretün sümme tencelî. me'âli çok geçmeden sıfat-ı kâşife-i hâli olup, baʻzı maʻârif-şinâsân-ı ‘asr terbiyeleriyle Hâmid Hamza Efendi'ye intisâb u intimâ ve nevbet-zen-i dîvân-ı meserret-i bî-intihâ olup, o esnâda Kethudâ Kâtibi hulefâsına ilhâk ile muntazır-ı eşfâk ve rağbet-i kadir-şinâsân-ı âfâk ile manzûme-i ahvâli yevmen-fe-yevmen müstezâd ve ber-vefk-ı [Mısra]: İltifât âyînedir sûret-i isti‘dâda. [36b] şi'r ü inşâsı dahi rûz-be-rûz metânet ü rezânet kesbiyle reşk-efzâ-yı kulûb-ı hussâd olup, giderek ehl-i 'ilm beyninde şöhreti kenâr-ı ‘ulâ-yı ‘ilm ve merâtib-i Devlet-i 'aliyye'ye istihkākı mübeyyen ü müsellem olduğuna binâ'en, kalem-i mezkûrda Başhalîfelik ile ser-i iftihârı muvâzî-i fark-ı firakdân ve yetmiş sekiz Şevvâl'inde dâhil-i silsiletü'z-zeheb-i hâcegân olup, seksan üçde Kethudâ Kitâbeti'yle kâm-revâ ve seksan beşde Dîvân-ı Hümâyûn Beylikçiliği ile menşûr-ı kadri şâyeste-i tuğrâ-yı iʻtilâ olup, Şumnu vakʻasında Ordu-yi hümâyûn Edirne'ye teveccüh eyleyecek tasavvuruyla Edirne tarafına şitâb ve ordunun Şumnu'da istikrârı hasebiyle mûmâ ileyh\nhedef-i sehmü'l-gayb-ı deniş ü 'itâb olup, Samakov kasabasına nefy ü iclâ ve ‘azîmete mühayyâ iken mir’ât-ı hâlinde merhamet-i Şâhâne rû-nümâ ve kayd-ı nefy ü gurbetden reh-yâb-ı selâmet ve Ordu-yi hümâyûn ile vâsıl-ı Âsitâne-i saʻâdet oldukdan sonra, seksan sekizde yine hıdmet-i mezkûreye vâsıl ve bu def‘a dahi yedi sene mikdârı serâyir-i Devlet ve hıdemât-ı Dîvân-ı bülend-menzilet ile vakʻ u ‘izzete nâyil olup, doksan beş târîhinde nihâyet merâtib-i küttâb ve matmah-ı enzâr ve ulü'l-elbâb olan hidmet-i meni‘a-ı Riyâset ile tarîkini ikmâl ve doksan yedide Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı'yla ihrâz-ı dest-mâye-i ikbâl ve bir müddet hıdmet-i mezkûre ile iştigālden sonra giriftâr-ı merâret-i ‘azl ü infisâl olup, Nazm: Lezimtü beytî ke-luzûmi'l-binâ'i Fî'l-fi'li ve'l-harfi ‘ale'l-asli. mâ-sadakıyla ‘âmil [Mısra]: Ve hayru celîsin fî'z-zemâni kitâbun. diyerek leyl ü nehâr sîne-kûb-ı tehassür olduğu maksad-ı zamîrine nâyil olup, doksan dokuz tevcîhâtında Nazm: [37a] Ne kadar eylese de sû-yı hilâfa cereyân, Yine mecrâ-yı kadîmin bulur âb-ı ihsân. mü'eddâsınca Çavuş-başılık hıdmetiyle Bâb-ı âlî'ye takrîb ve bir müddet-i kalîle zarfında Nazm: Uziltü ve lem ezneb ve lem ekü câhilen Ve hâzâ li-insâfiʼş-şerîfi hilâfun,\nHuziftü ve gayrî müsbetün fî mekânihi,\nKe-ennenî nûnü'l-cemʻi hîne yudâfü.\n\nmefhûmuyla nâtıkâ-cünbân-ı şikâyet ve zîr-perde-i mekâyid-i hussâddan ne makūle nakş-ı nîreng-i gadr u ‘udvân nümâyân olur endîşeleriyle dest-zen-i efsûs u hayret iken derhâl Tersâne Emâneti tevcîhi ile mıkzâf-ı cünbân-ı zevrakçe-i küdûret ve iki yüz târîhinde zuhûr-ı tebâşîr-i 'inâyet ile tekrâr Riyâset-i küttâb hıdmeti, muhavvel-i zimmet himmeti kılınup, iki yüz bir senesinde tekrâr Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı'yla binâ-yı ikbâli teşyîd ve bir müddet mürûrunda mukaddemât-ı sefer zuhûrunu hiss ü teferrüs ile fikdân-ı esbâb-ı âʻzârını temhîd ber-fehvâ-yı [Mısra]: Esbâba rabt olundu şu’ûn-ı mükevvenât. ekalli iki sene mukaddem tehiyye-i levâzım-ı gazve ü cihâd kazıyyesini takyîd eylediği hilâf-ı meşârib-i kâr-fermâyân-ı vakt olduğuna binâʼen, hıdmet-i mezkûreden tebʻîd ve kemâl-i hüzn ü endûh ile Nazm:\n\nMen kâne yerğabü fî hayati fu'âdihî,\nVe safâ'ihi fe'l-yenâ “an hâzâ'l-verâ,\nFe'l-mârû yasfüvâni ne'â fe'izâ ednâ,\nMinhüm teğayyera levnühû ve tükeddirâ.\n\nusûlünü nağme-serâyân-ı mahâfil-i ‘irfâna takdîm ve delâlet-i ‘akl ü tecâribiyle evzâ‘-ı şütür-gürbe-i rûzgârdan istinbât eylediği ahkâmı yek-be-yek şümârende-i benân tefhîm etmişidi. Sefere ‘azîmet tehakkukunda, \"Vâkıf-ı serâyir-i düvel ü râzdân kâffe-i mileldir\" deyü istishâb olunmasını hayr-hâhân-ı Devlet [37b] sevk ü inbâ ve o hilâlde Nişancılık menşûru yed-i emânetine i‘tâ ve iki yüz iki târîhinde tekrâr Riyâset-i küttâb\nhil'ati dûş-i istikāmetine iksâ olunup, iki yüz dört senesi vakıʻa-i faciʻasında nehr-i Buza'yı mürür eder iken râkib olduğu esb-i şûm lagzîde-pâ-yi sükūt olup, etrâfdan zuhûr eden sa'y-i evfer muvâfık-ı hükm-i kazâ vü kader olmayup, ber-muktezâ-yı ser-nüvișt-i ezel, zebûn-ı ser-pençe-i ecel olup, nehr-i mezbûrda garîk ve şehadet-i hakīkiyyeye neyl ile ebrâr-ı güzeştegâna refîk oldu. Nazm: Lâ tezunnû enne'l-menûne dehethû, Bel deʻathü ile'ş-şehâdeti hakkā, Hatabethü hûru'l-cinâni, Ve câ'et müsfirâtün fe-mâte fihinne ‘aşkā Müteveffâ-yı müşârun ileyh sadâkat-kâr-ı Devlet, sûfî-tabîʻat, kesret-i mütâlaʻa sebebiyle vâkıf-1 mezâyâ-yı fünûn-1 șettâ ve ‘ale'l-husûs ‘ilm-i Târîh'de sâhib-i yed-i tûlâ olup, sâyir ‘ulûmda dahi kadr-i müşterek dirâyeti ve şi'r ü inşâda mahâreti inkâr olunur mevâddan olmadığı ve ‘an-asl âlûde-meşreb ü lâubâlî ve el-yevm hamr u gadâ emr-i makāli, vird-ü'l-yevm-i lisan-ı hâli iken menhiyyât-ı umûrdan bi'l-külliyye dâmen-keş-i ferâğ u peşîmânî ve teheccüd ü nevâfile müdâvemet ve baʻzı erbâb-ı sülûka mukārenetle telakkī eylediği evrâd u ezkâra muvâzebetden nâşî pâ-nihâde-i süllem-i kemal-i insânî olup, ehl-i hâcâtın mekāsıd u metâliblerini redd 'indinde iktirâf-ı maʻâsîye mânend ‘addolunduğu hasebiyle, meclisinden şahs-ı vâhid âyis ü mahrûm çıkmayup, ekser evkâtda ancak mültemisât-ı nâs ile igtinâm-ı duʻâ ve ‘ale'l-husûs hânesi tekye-i fukarâ ve meʼvâ-yı ehl-i vecd ü fenâ olup, sırran hâllerine nazar ile teveccühât-ı kalbiyyelerine mazhar olduğundan gayri, şâyibe-i hıkd u hasedden 'ârî ve erbâb-ı maʻârifi istihdâm u [38a] takrîb-i hulâsa efkârı olup, kati çok ashâb-ı istiʻdâd u istihkākı sevk ü taʻrîf ile teʻayyünât-ı zâtiyyelerine sebeb ve niçe niçe zahm-hûrde-i hâdisât-ı ekvâna merhem-zen-i hâcet ü talep olup, ‘alak-ı nefîs-i zâtı kem-yâb u nâdir ve ‘akīle-i vücûd-ı fezâyil-endûdu müste’hil-i sitâyiş-i evâyil ü\nevâhir bir merd-i sa‘îdü'l-me’âsir idi. Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel-i sâbık ‘Ali Râyik Efendi'nin fevtine inşâd eylediği târîhdir. \n\n Hayf oldu nehr-i Buza'da Hayrî-yi dânâ da şehîd.\nMûmâ ileyhin dîvânından intihâb olunan ebyâttır.\n\nVahdete nisbet ile kesret-i eşyâ birdür, \n Mevcler her ne kadar çoğ ise deryâ birdür, \n Dîde-i ahvele vâhid müte‘addid görinür, \n 'Aks iden âyîne-i kevnde emmâ birdür, \n Maʻnî-yi vahdet-i Hak kesretle sâbit olur, \n Gerçi şâhid ikidür şer‘de, da‘vâ birdür. \n\n Ve lehû, itmeğe cevrini ta‘dâd ile yarın tasrîh, \n Verdi eşküm keff-i müjgâna bir incü tesbîh, \n Hatt-ı rûyın nola eylerse sütürreyle tırâş, \n Nüshayı nâvek-i gezlikle iderler tashîh. \n\n Ve lehû, bir dil ki târ-ı perçem-i hûbâna bend olur, \n Kem-kadr iken ser-âmed olur ser-bülend olur. \n Her riştesi o turre-i ham-der-hamun gönül, \n Şîrân-ı kûhsâr-ı cünûna kemend olur. \n İş'âl ederse şem‘-i ruhun yâr Hayriyâ, \n Nâr-ı ‘izâra merdüm-i çeşmüm sipend olur, \n\n Ve lehû, çû bûse-i leb-i cânân resed me-râ ber-leb, \n Ez-şevk ü zevk ve tarab-ı cân resed me-râ ber-leb. \n\n Ve lehû, güller nükūd-ı feyzine olmazdı keff-güşâ, \n Mülk-i çemende olmasa sâhib-sahâ sabâ, \n Ebkâr-ı gonçenin ne aceb açdı yüzlerin, \n Etmez mi andelîb-i çemenden hayâ sabâ, \n\n Ve lehû, tâ-nebîned cilve-gâh-ı hüsn-i tû nâ-mahremân, \n Ez-nefes kerdem nikāb-ı ‘anberîn âyîne-râ, \n Der-dil-i ehl-i honer derd ü elem fıtrî bûd, \n Çîn şeved ez-cevher-i hôd. ber-cebîn âyîne-râ.\nVe lehû, dil câna nakş-ı ebrû-yı yârı yazar bozar,\nŞeh-beyt-i nazm-ı hüsn-i nigârı yazar bozar,\nOl şeh cerîde-i kereme lutf u unfile,\nBin kerre nâm-ı ‘âşık-ı zârı yazar bozar."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serdar-ı ekrem hazretleri İbrâ'il'e 'avdet esnasında Eflak ve Yergöğü taraflarının istihkâmına çâre-cûy olup, ne hâl ise bir mikdâr ‘asker ile Kemânkeş Mustafa Paşa ve Kuğu-oğlu ve Depedelenli-zâde'yi taʻyîn ü irsâl ve nefs-i İbrâ'il'e dahi hulûl-ı behara dek ikāmetleri şart olunarak, baʻzı miyâneler idhâl ve piyâde ‘askerinden dahi bir mikdâr dalkılıç tahrîr ü izâfe ile fi'l-cümle def‘-i ‘ârıza-i mehâfe olunmuşidi. Süvârî ‘askeri Maçin tarafına ‘ubûr isticâzesiyle ta‘cîzden hâlî olmayup, gâh terhîb ve gâh tehvîf sûretiyle her ne kadar tevkīf olundular ise dahi fîmâ-ba'd tevakkuf etmeyecekleri zâhir ü hüveydâ ve zecr ü ‘unf ile ikāmetleri istihsâline yârâ-yı kudret mefkūd olduğundan, ihtiyâr-ı cebr ile irtikâb-ı fezâhat eyleyecekleri zihne mütebâdir olmağla, iğmaz u tecâhüle zarûret ilcâ ve ‘asker dahi bu kazıyyeye muttali' olduğundan, hemân açıklara süvâr ile Maçin sahrâsını me’vâ eylediler. Tebâyi‘-i sârika ve nüfûs-ı mâyile olmak mülâbesesiyle İbrâ'îl muhafazasına taʻyîn olununan dalkılıç neferâtı mürûr-ı nâsı ihsâs edüp, yedlerinde olan memhûrları terk ü 'ubûr eden [38b] süvârîye iltihâk ve bu keyfiyyet İbrâ'îl muhafazasında olanlara dahi te'sîr edüp, tahliye-i kal'ada ittifak etdiler. Terk-i kalʻa edenler ancak evlâd-ı ‘iyâlleriyle karşu geçüp, emval ü emlâklarından fâriğ olurlar ise muhafaza-i kal‘aya ‘asker bulunur şâyi'aları îkā ve fi'l-hâl merkūmlara nedâmet ‘ârız olup, kemâ-kân emr-i muhafazada icmâ eyleyeceklerini Ağa Paşa vâsıtasıyla ismâʻ etmeleriyle mehmâ-emken kalʻanın levâzımı görüldükden sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Maçin tarafına güzâr u șitâb ve Asitâne tarafından vürûd edecek habere intizâr ile bîmâr-ı pester-hayret ü ıztırâb olup,\nbirkaç günden sonra taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Şâhâne'den muktezâ-yı vakt ü hâl iltizâm olunarak, tesliyet-nâme-i hümâyûn vürûdu Serdar-ı ekrem vesâyirlerinin mûceb-i sıhhat-i vücûdu olup, hemân İbrâ'îl tarafının bekāyâ-yı istihkâmı cünûd u nükūd ile ikmâl ü tetmîm ve Maçin muhafazası Cere-zâde'ye ve İsakçı muhafazası Çerhacı ʻAbdî Paşa'ya ihâle ile mâlzemeleri tanzîm olunup, meştâ husūsu dahi Âsitâne'de ehâlî-yi ordunun re'ylerine ihâle olunmuş olduğundan kerrât ile müşâvere olunup, Şumnu kasabası meştâ ta'yînine çesbân görülmekle işbu Muharremü'l-haram'ın yigirmi sekizinci günü Maçin'den hareket mukarrer ve Safer'in sekizinci günü Şumnu sahrâsı muhayyem-i leşker oldu.",
          "caption": "Tetimme-i vekāyi-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_061.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i vekāyi-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Serdar-ı ekrem hazretleri İbrâ'il'e 'avdet esnasında Eflak ve Yergöğü taraflarının istihkâmına çâre-cûy olup, ne hâl ise bir mikdâr ‘asker ile Kemânkeş Mustafa Paşa ve Kuğu-oğlu ve Depedelenli-zâde'yi taʻyîn ü irsâl ve nefs-i İbrâ'il'e dahi hulûl-ı behara dek ikāmetleri şart olunarak, baʻzı miyâneler idhâl ve piyâde ‘askerinden dahi bir mikdâr dalkılıç tahrîr ü izâfe ile fi'l-cümle def‘-i ‘ârıza-i mehâfe olunmuşidi. Süvârî ‘askeri Maçin tarafına ‘ubûr isticâzesiyle ta‘cîzden hâlî olmayup, gâh terhîb ve gâh tehvîf sûretiyle her ne kadar tevkīf olundular ise dahi fîmâ-ba'd tevakkuf etmeyecekleri zâhir ü hüveydâ ve zecr ü ‘unf ile ikāmetleri istihsâline yârâ-yı kudret mefkūd olduğundan, ihtiyâr-ı cebr ile irtikâb-ı fezâhat eyleyecekleri zihne mütebâdir olmağla, iğmaz u tecâhüle zarûret ilcâ ve ‘asker dahi bu kazıyyeye muttali' olduğundan, hemân açıklara süvâr ile Maçin sahrâsını me’vâ eylediler. Tebâyi‘-i sârika ve nüfûs-ı mâyile olmak mülâbesesiyle İbrâ'îl muhafazasına taʻyîn olununan dalkılıç neferâtı mürûr-ı nâsı ihsâs edüp, yedlerinde olan memhûrları terk ü 'ubûr eden [38b] süvârîye iltihâk ve bu keyfiyyet İbrâ'îl muhafazasında olanlara dahi te'sîr edüp, tahliye-i kal'ada ittifak etdiler. Terk-i kalʻa edenler ancak evlâd-ı ‘iyâlleriyle karşu geçüp, emval ü emlâklarından fâriğ olurlar ise muhafaza-i kal‘aya ‘asker bulunur şâyi'aları îkā ve fi'l-hâl merkūmlara nedâmet ‘ârız olup, kemâ-kân emr-i muhafazada icmâ eyleyeceklerini Ağa Paşa vâsıtasıyla ismâʻ etmeleriyle mehmâ-emken kalʻanın levâzımı görüldükden sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Maçin tarafına güzâr u șitâb ve Asitâne tarafından vürûd edecek habere intizâr ile bîmâr-ı pester-hayret ü ıztırâb olup,\nbirkaç günden sonra taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Şâhâne'den muktezâ-yı vakt ü hâl iltizâm olunarak, tesliyet-nâme-i hümâyûn vürûdu Serdar-ı ekrem vesâyirlerinin mûceb-i sıhhat-i vücûdu olup, hemân İbrâ'îl tarafının bekāyâ-yı istihkâmı cünûd u nükūd ile ikmâl ü tetmîm ve Maçin muhafazası Cere-zâde'ye ve İsakçı muhafazası Çerhacı ʻAbdî Paşa'ya ihâle ile mâlzemeleri tanzîm olunup, meştâ husūsu dahi Âsitâne'de ehâlî-yi ordunun re'ylerine ihâle olunmuş olduğundan kerrât ile müşâvere olunup, Şumnu kasabası meştâ ta'yînine çesbân görülmekle işbu Muharremü'l-haram'ın yigirmi sekizinci günü Maçin'den hareket mukarrer ve Safer'in sekizinci günü Şumnu sahrâsı muhayyem-i leşker oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rikâbdârlık hıdmetiyle ser-iftihârî-yi müvâzî-yi fark-ı Ferkadân olan Rodosî Ahmed Ağa, Enderûn-ı hümâyûn'da tasarrufât-ı ʻakliyye ile hâline nizâm ve râdde-i îrâdını itmâm edüp, işbu Muharrem'in sekizinci günü mütekāʻiden tebdîl-i makām ve Baş-çukadar olup, hüsn-i sülük ve zîndegânisi âfâk-gîr-i iştihâr olan ʻAbdullah Ağa Rikâbdârlık ile bekâm olup, münhall olan [39a] Baş-çukadârlık hıdmetiyle fî-haddi zâtihî nazar u iltifât-ı Mülûkâne'ye sezâvâr ve mehâyil-i rüşdü istiʻdâd nâsıye-i hâlinde bedîdâr olan Mâbeynci Hüseyin Ağa nâyil-i mesârr olup, bir gün sonra Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî olan Yahyâ Ağa mütekāʻiden maʻzûl ve hıdmet-i şerîfe-i Silahdârî ile bir gün mukaddem Rikâbdâr olan müşârun ileyh ʻAbdullah Ağa nâyil-i eʻazz-i me'mûl olup, Rikâbdârlık ile Behzâd-zâde'nin reşk-nigâr-ı hâne-i çîn olan resm-i ikbâli safha-i vukūʻda tasvîr ve münhall olan Dül-bend Ağalığı'yla, Ağa'nın re'sü'l-mâl-i ibtihâcı tevfîr olundu.",
          "caption": "Vukūʻ-ı tevcîhât der-Serây-ı hümâyûn ve Silahdâr-ı Şehriyâr-şüden-i ʻAbdullah Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_062.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı tevcîhât der-Serây-ı hümâyûn ve Silahdâr-ı Şehriyâr-şüden-i ʻAbdullah Ağa",
          "text": "Rikâbdârlık hıdmetiyle ser-iftihârî-yi müvâzî-yi fark-ı Ferkadân olan Rodosî Ahmed Ağa, Enderûn-ı hümâyûn'da tasarrufât-ı ʻakliyye ile hâline nizâm ve râdde-i îrâdını itmâm edüp, işbu Muharrem'in sekizinci günü mütekāʻiden tebdîl-i makām ve Baş-çukadar olup, hüsn-i sülük ve zîndegânisi âfâk-gîr-i iştihâr olan ʻAbdullah Ağa Rikâbdârlık ile bekâm olup, münhall olan [39a] Baş-çukadârlık hıdmetiyle fî-haddi zâtihî nazar u iltifât-ı Mülûkâne'ye sezâvâr ve mehâyil-i rüşdü istiʻdâd nâsıye-i hâlinde bedîdâr olan Mâbeynci Hüseyin Ağa nâyil-i mesârr olup, bir gün sonra Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî olan Yahyâ Ağa mütekāʻiden maʻzûl ve hıdmet-i şerîfe-i Silahdârî ile bir gün mukaddem Rikâbdâr olan müşârun ileyh ʻAbdullah Ağa nâyil-i eʻazz-i me'mûl olup, Rikâbdârlık ile Behzâd-zâde'nin reşk-nigâr-ı hâne-i çîn olan resm-i ikbâli safha-i vukūʻda tasvîr ve münhall olan Dül-bend Ağalığı'yla, Ağa'nın re'sü'l-mâl-i ibtihâcı tevfîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Es'ad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi 'arîk ü asîl, ‘ilm ü maʻârifle bî-‘adîl, ‘iffet ü nezâheti ke'l-meseli's-sâyir elsine-i nâsda dâyir olup, ancak ‘illet-i şeyhûhet ve inhirâf-ı mizâc u tabîʻat-ı mütehammil olduğu emânet-i kübrânın idaresinde zaʻf u fütûr îrâsını müstelzim olmağla, işbu Muharremü'l-haram'ın yigirmi sekizinci günü müşârun ileyh mesned-i Meşîhat'den tenzîl olunup, Rumeli Sadâreti pâyesiyle bundan akdem Sadr-ı güzîn-i fetvâ'ya isti‘dâd kesb eden Hamîdî-zâde Mustafâ Efendi ‘âlim ü fâzıl, reşîd ü ‘âkil, mütedeyyin ü müteverri‘, muttakī vü mütevazi‘ bir zât-ı pesendîde-sıfât olduğundan, kāmet-i istihkākı şâyeste-i hilʻat-i beyzâ-yı Fetvâ buyurulup, Rumeli Kadıʻaskerliği ile dahi Re’îs-zâde ‘Âşir el-hâc Mustafâ Efendi nâyil-i ibtihâc u neșât ve İstanbul Kadılığı ile Mekke Pâyesi olan ‘Atâ Efendi-zâde Mehmed 'Arif Efendi revâc-dâde-i bâzâr-ı inbisât oldu.",
          "caption": "“Azl ü nasb-ı Şeyhulislâm ve vukū‘-ı tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_063.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "“Azl ü nasb-ı Şeyhulislâm ve vukū‘-ı tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "text": "Es'ad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi 'arîk ü asîl, ‘ilm ü maʻârifle bî-‘adîl, ‘iffet ü nezâheti ke'l-meseli's-sâyir elsine-i nâsda dâyir olup, ancak ‘illet-i şeyhûhet ve inhirâf-ı mizâc u tabîʻat-ı mütehammil olduğu emânet-i kübrânın idaresinde zaʻf u fütûr îrâsını müstelzim olmağla, işbu Muharremü'l-haram'ın yigirmi sekizinci günü müşârun ileyh mesned-i Meşîhat'den tenzîl olunup, Rumeli Sadâreti pâyesiyle bundan akdem Sadr-ı güzîn-i fetvâ'ya isti‘dâd kesb eden Hamîdî-zâde Mustafâ Efendi ‘âlim ü fâzıl, reşîd ü ‘âkil, mütedeyyin ü müteverri‘, muttakī vü mütevazi‘ bir zât-ı pesendîde-sıfât olduğundan, kāmet-i istihkākı şâyeste-i hilʻat-i beyzâ-yı Fetvâ buyurulup, Rumeli Kadıʻaskerliği ile dahi Re’îs-zâde ‘Âşir el-hâc Mustafâ Efendi nâyil-i ibtihâc u neșât ve İstanbul Kadılığı ile Mekke Pâyesi olan ‘Atâ Efendi-zâde Mehmed 'Arif Efendi revâc-dâde-i bâzâr-ı inbisât oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hükümrân-ı memâlik-i Fas olan [39b] Mevlâ Muhammed bin Mevlâ İsmâ‘îl'in öteden berü bu Hânedân-ı şâmihu'l-erkân'a râbıtâ-i husûsiyyet ü temahhuzu müstahkem ü mevsûk ve birer vesîle vukūʻuyla her bâr safvet-i derûnunu izhâra talebkâr olduğu mücerreb ü mesbûk olduğuna binâʼen, bu defa mazhar-ı ni‘met-i fekk ü tahlîsi olduğu beş yüz otuz altı ehl-i İslâm esîrlerini mukaddemâ giriftâr-1 dest-i düşmen olan Ahmed Kapudan ile derbâr-ı ‘atûfet-medâra 'arz u takdîm ve hengâm-1 cihâd u gazâ olmak takrîbi ile lüzûmu melhûz olan dört kıtʻa fırkateyn hediyyesiyle lâzıme-i ittihad u yek-ciheti bî-tetmîm edüp, süfün-i mezkûre mersâ-yı Tersâne-i 'âmire'ye rabt olunup, zahmet-keșân-ı maraz-ı isâr olan ehl-i tevhîd ü îmân dârû-yı bür'ü's-sârʻa-i merhamet-i Şâhâne ile def-i iztırâr u hafakān edüp, şerbet-i dînâr ile her biri şifâ-yâb-ı renc-i firûtenî vü mezellet ve hubbu'z-zeheb-i ‘âtıfet ile cümlesi nâyil-i sıhhat-i gınâ vü servet oldular. Hediyye-i mezkûre ile vürûd eden Muhammed\nMekkî nâm sefîr nezd-i Hâkim-i müşârun ileyhde merʻiyyü'l-hâtır olduğu mütevâtir olmağla, ricâl-i devlet taraflarından da‘vet ile tarh-1 encümen-i istînâs ü ülfet ve baʻzan hediyye i'tâsıyla merkūm hakkında icrâ-yı lâzıme-i mürüvvet kılındı.",
          "caption": "Vürûd-ı üserâ-yı İslâmiyye ve hedâyâ [37b] ez-cânib-i Hâkim-i Fas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_064.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı üserâ-yı İslâmiyye ve hedâyâ [37b] ez-cânib-i Hâkim-i Fas",
          "text": "Hükümrân-ı memâlik-i Fas olan [39b] Mevlâ Muhammed bin Mevlâ İsmâ‘îl'in öteden berü bu Hânedân-ı şâmihu'l-erkân'a râbıtâ-i husûsiyyet ü temahhuzu müstahkem ü mevsûk ve birer vesîle vukūʻuyla her bâr safvet-i derûnunu izhâra talebkâr olduğu mücerreb ü mesbûk olduğuna binâʼen, bu defa mazhar-ı ni‘met-i fekk ü tahlîsi olduğu beş yüz otuz altı ehl-i İslâm esîrlerini mukaddemâ giriftâr-1 dest-i düşmen olan Ahmed Kapudan ile derbâr-ı ‘atûfet-medâra 'arz u takdîm ve hengâm-1 cihâd u gazâ olmak takrîbi ile lüzûmu melhûz olan dört kıtʻa fırkateyn hediyyesiyle lâzıme-i ittihad u yek-ciheti bî-tetmîm edüp, süfün-i mezkûre mersâ-yı Tersâne-i 'âmire'ye rabt olunup, zahmet-keșân-ı maraz-ı isâr olan ehl-i tevhîd ü îmân dârû-yı bür'ü's-sârʻa-i merhamet-i Şâhâne ile def-i iztırâr u hafakān edüp, şerbet-i dînâr ile her biri şifâ-yâb-ı renc-i firûtenî vü mezellet ve hubbu'z-zeheb-i ‘âtıfet ile cümlesi nâyil-i sıhhat-i gınâ vü servet oldular. Hediyye-i mezkûre ile vürûd eden Muhammed\nMekkî nâm sefîr nezd-i Hâkim-i müşârun ileyhde merʻiyyü'l-hâtır olduğu mütevâtir olmağla, ricâl-i devlet taraflarından da‘vet ile tarh-1 encümen-i istînâs ü ülfet ve baʻzan hediyye i'tâsıyla merkūm hakkında icrâ-yı lâzıme-i mürüvvet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin bir müddet Bostâncı-başılık'da kasr-ı şîrîn-i âmâli dest-yârî-yi kûh-ken-i ikbâl ile müşeyyed ü üstüvâr ve ibtilâ‘-1 hubb-i mugbir-i zevk ü şevk ile havsala-i iʻtibârı mâl-â-mâl-i ahad-ı ma‘kūlât-mesârr olmuşidi. ‘Âlem-i hâdisât nesak-ı ahad üzere müstekarr olmayup, tebdîlât ü tegayyürât hâssa-i lâzıme-i dehr-i bukelemûn ve terakkiyât ü tenezzülât muktezâ-yı gerdiş-i gerdûn olduğuna binâ'en, nâ-gâh lûle-i [40a] rüst-a-hîz eser-i ‘azl-i bî-hengâm ile telh-kâm-ı ser-fürû-bürde-i zânû-yi hayâlât ü evhâm olmuş iken, ağayân-ı Enderûn ile hüsn-i sülûk u muʻâșereti ve hidmetinde ‘adem-i kusûr u rehâveti bâʻis-i tulû‘-1 tebâşîr-i rıfati olup, fi'l-hâl Kapucu-başılık ile bekâm ve birkaç günden sonra münharıt-ı ‘akdü'l-le’âl-i vüzerâ-yı ‘izâm olup, Rumeli Sürücülüğü ‘unvânıyla Asitâne-i Devlet-i âșiyâne'den hareket ve cânib-i maksûda teveccüh ü ‘azîmet eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-Ser-bostâniyân-ı hassa Ferhâd Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_065.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-Ser-bostâniyân-ı hassa Ferhâd Ağa",
          "text": "Mûmâ ileyhin bir müddet Bostâncı-başılık'da kasr-ı şîrîn-i âmâli dest-yârî-yi kûh-ken-i ikbâl ile müşeyyed ü üstüvâr ve ibtilâ‘-1 hubb-i mugbir-i zevk ü şevk ile havsala-i iʻtibârı mâl-â-mâl-i ahad-ı ma‘kūlât-mesârr olmuşidi. ‘Âlem-i hâdisât nesak-ı ahad üzere müstekarr olmayup, tebdîlât ü tegayyürât hâssa-i lâzıme-i dehr-i bukelemûn ve terakkiyât ü tenezzülât muktezâ-yı gerdiş-i gerdûn olduğuna binâ'en, nâ-gâh lûle-i [40a] rüst-a-hîz eser-i ‘azl-i bî-hengâm ile telh-kâm-ı ser-fürû-bürde-i zânû-yi hayâlât ü evhâm olmuş iken, ağayân-ı Enderûn ile hüsn-i sülûk u muʻâșereti ve hidmetinde ‘adem-i kusûr u rehâveti bâʻis-i tulû‘-1 tebâşîr-i rıfati olup, fi'l-hâl Kapucu-başılık ile bekâm ve birkaç günden sonra münharıt-ı ‘akdü'l-le’âl-i vüzerâ-yı ‘izâm olup, Rumeli Sürücülüğü ‘unvânıyla Asitâne-i Devlet-i âșiyâne'den hareket ve cânib-i maksûda teveccüh ü ‘azîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i 'aliyye-i ebediyyü'l-karâr'ın düşmen-i kadîmi olan Moskovlu üzerine her ne zemân seferi tahakkuk eyledi ise, müterassıd-1 ihtilâs-1 vakt-i fursat olan Nemçelü mâr-ı münakkaş-veş-i sevârıh-ı mekîdetden ser-nümâ-yı zuhûr ve Moskovlu ile zünnâr-bend-i ittifâk olarak o dahi bir tarafdan ilkā-yı şerr ü şûr eylediği târîh-şinâsân-ı rüzgâra gayr-i mestûr olup, Kırım mâddesinde Moskovlu'nun müddeʻâsını tervîc zımnında Bâb-ı ‘âlî'ye tekārîr-i müteʻaddide takdîm ve Kırım Moskovlu'ya terk olunmadığı hâlde ber-muktezâ-yı ittifak, nakz-ı ‘ahd ü mîsâk ve i‘lân-ı muhârebe eyleceğini tasrîh ile Devlet-i ‘aliyye'yi tazyîk ü tevhîm edüp, iki kavî hasım ile muhârebeyi Devlet-i ‘aliyye tecvîz etmeyüp, ihtiyâr-ı ehven-i şerrîn ile bir iklîmden dest-keş-i ferâğ ve bu keyfiyyet kılup, müslîmine dâğ-ber-bâlâ-yı dâğ olmuşidi. Hayr-hâhân-ı Devlet çünki bu nakş-ı garîb verâ-yı perde-i takdîrden sûret-nümâ-yı vukū\noldu. Devlet-i ‘aliyye levâzım-ı harbiyyeye min-külli'l-vücûh riʻâyet edüp, iki düşmenle mukāvemete yârâ-yı miknet ü iktidâr tahsîl eyledikde, nebz mes’elesine teşebbüs ile feth-i bâb-ı hısâm ve ahz-ı sâr u intikāma kıyâm etmek üzere ahkâm-ı ‘azîmetlerin ihkâm, hattâ [40b] Hudâvendigâr-ı sabık merhûmu nebz-i mes'elesine dâyir olan fetvâları ile ilzâm etmişleridi. Kırım mâddesi bertaraf olduktan sonra tehyie-i edevât-ı ceng böyle dursun, gûyâ mecmû‘-1 kefere ile ile'l-ebed intikāzı mümteni‘-i silm ü musâfât vâki' olup, bir daha bir kavm ile muhârebe lâzım gelmez sûretde terk-i şerâyit-ı hazm u ihtiyât ve celb-i esbâb-ı güşâyendegî vü inbisât olup, Moskovlu ise bu gaflet ü batâlete nazar ile baʻzı mekāsıdına istikrâr vermek dâʻiyyesine düşüp, erbâbına maʻlûm olan mâddeleri der-meyân ve bu mâddelerin nihâyeti müstelzim-i aʻmâl-i seyf ü sinân olacağını Nemçelü tahkīk ve de’b-i kadîmi üzere fi'l-hâl Moskovlu ile râbıta-i ittihâd u yek-ciheti bî-tecdîd ü tevsîk edüp, garaz-ı mâ-fî'z-zamîrini istihsâl dâʻiyesiyle mukaddemce bir nevʻ mekr ü âl, fikr ü hayâl eyledi.\n\nTafsîli bu ki, ‘an-asl serhâdlerde vâki‘ kılâʻın kesret-i zehâyir-i ‘azam istihkâmâtından olduğunu teyakkun ve hudûd-ı İslâmiyye'de vâki husûn-ı mahrûseden kuvvet-i mâliye ile pîşince erzâk-ı müstahfizânı celb edüp, mahsûriyyet vukūʻunda fikdân-ı zehâyir ile zahmet-keş-i ‘ârıza-i ciyâʻ olan ‘asâkir teslîm-i kalʻaya mecbur olacağların tefattun edüp, ibtidâ'en kendi hudûdunda olan hubûbâtı bilâd-1 kāsiyeye nakl ile o havâlîyi kaht u galâya mübtelâ ve kendi halkını berü taraflardan celb-i zehâyire iğrâ ve râyicü'l-vaktin iz‘âfını ‘arz ile tama‘kârân-ı Belgrad'ı bey‘-i zahîreye ilcâ edüp, hırs-ı husûl-ı nemâ vü rey“ ile mevcûd olan hubûbâtı bey‘ ve belki akvât-ı yevmiyyelerini bile akçeye ibdâl ve bu ‘illet etrâfa sirâyet ile refte refte katar-ı Belgrad'ı imhâl edüp, o hılâlde [41a] Belgrad Defterdârı bulunan Hûsnî habîsi dahi dâd ü sitada vakıf olup, enbârlarda müddehar olan hubûbâta âfet-i pûsîdegî resîde olup, mevcûdu bey' ile hubûbât-ı cedîde iddihârını sûret-i hayr-hâhîde mesâmi‘-i erbâb hall\nü 'akde ilkā ve sudûr-ı ruhsat tekarrüründe zehâyir-i mevcûdeyi Nemçelü'ye bey' ve bedelini kabz ile sandûka-i hıyânetini imlâ edüp, meʼlûf olduğu vekāhat ü sefâhete ceste ceste bezl ü sarf ve bu sebeble kalʻa-i Pâdişâhî'yi ber-hemzede-i ihtilâl ü za'f etmişidi. Berü cânibden dahi Moskov seferi gāyilesi on bin kîse ile bertaraf olacağını baʻzı ‘ukūl-ı kāsire erbâbı Sadr-ı vakt'e sevk ü tergīb ve Nemçelü'nun ittifak şâyîʻası bî-maʻnâ olup, bir devlet devlet-i uhrânın tahsîl-i mekāsıdı içün irtikâb-ı sefer etmeyeceği mukaddemâtını tertîb edüp, münâza‘un-fih olan husûsların indifâ‘ı emr-i yesîr iken bî-vakt ü ibban ihtiyâr-ı emr-i hatîr olunup, Moskovlu ile ceng mütehakkıku'l-vukūʻ olduğunu Nemçelü cezm eylediği gibi cenge tesaddî ve fi'l-hâl memâlik-i Devlet-i ‘aliyye'ye tecavüz ü te‘addî edüp, hattâ o esnâda bir mikdâr ürzünden gayri Belgrad'da zehâyir olmadığını ‘arz u mahzarlarıyla ehâlî ifade etmişleridi. Bosna'dan imdâd tarîkini kat“ içün ibtidâ-yı emrde Nemçelü, Böğürdelen Kalʻası'nı istîlâ edüp, Belgrad muhâsarasına dahi şürûʻ edeceğini o havâlîde Serʻasker olan Koca ‘Abdî Paşa teferrüs ve mezâyık u ședâyidden nefsini tahlîs içün çâre-cû-yı istirâhat ü teneffüs yaʻnî Ordu-yi hümâyûn'a tahrîrât gönderüp, Belgrad Kalʻası'nın hasânet ü rasâneti [41b] ve derûnunda olan ‘askerî tâyifesinin kesreti muhakkak ise dahi zahîresi ekall-i kalîl olmağla, bu havâlî meștâ tahsîs olunmak lâzım geldikde, kesret ü izdihâm-1 nâs sebebi ile kaht-ı müfrit hudûs edüp, eyâletlüye dahi za‘f-1 târî ve 'âmm-ı kābilde bir maslahata yaramayacağları cümlenin netîce-i efkârı olmağla, bi'n-nefs Niş tarafına hareket ve sevk-i zehâyir ve ‘asâkire ikdâm u himmet ve evvel-behârda dinc 'asker ile muhafaza-i kalʻaya mübâderet edeceğini îmâ ve hall-i ‘ukde-i maksad mümkin olmadığı hâlde ‘arz-ı mebâliğ olunmak husūsu dahi baʻzı mahallere sırran tahrîr ü inbâ er-Reșâû reșâʼü'l-hâceti mefhûmu üzere taraf taraf Ser‘asker'in dârü'l-harbe karîb mahallerde bulunması takbîh olunup, Niş cânibine gelmesi içün emr-i 'âlî ısdâr ve tarafına tisyâr olunmuşidi. Müşârun ileyh harekete teheyyü' gösterdikde kal'a halkından baʻzı ehl-i vukūf Ser‘asker'in hareketini münasib\ngörmeyüp, Serʻasker giderse a'da kaviyyü'l-kalb olup, muhâsaraya ikdâm edeceğinden başka Ser‘asker Paşa ile baʻzı kimesneler tahsîl-i emr-i refâkat edüp, kal'a-i Pâdişâhî ‘askerden hâlî kalacağını ifâde eylediklerinden ‘Abdî Paşa i'mâl-i letâyifü'l-hiyele iştigāl ve Belgrad meşâhîrinden Deli Ahmed ve Kara Hasan ve Kara İsmâ‘îl dedikleri küştenîleri bezl-i emvâl ile iğfâl ve anlar dahi baʻzı muhassenât serdîyle ehl-i kal‘anın re’yini ibtâl etdikden sonra, ‘Abdî Paşa Niş cânibine ‘ikālden kurtulmuş şegāl gibi cân atup, dirlik ve nân-pâre ashâbından vâfir eşhâsı dahi bedel-i maʻlûm mukābelesinde sevâd-1 cemʻiyyetine zamm ile kâr-âzmûdegân-ı serhaddin tasavvurunu te'yîd ve [42a] kal‘a-i Pâdişâ[hî] ihlâ ile ‘adüvv-i dînin dâʻiye-i şevkini tecdîd eyledi. 'Âm-ı müstakbel behârından mukaddem iʻânet-i havene-i reʻâyâ ile Nemçelü, Belgrad yollarını kat‘u sedd edüp, Semendire Kal‘ası'nı dahi muhâsara eylediği ahbârı Ser‘asker Paşa tarafına ‘aks etmekle ne hâl ise, mai‘yyetinde olan eyâlet vesâyir ‘asâkir ile Morava Köprüsü'ne gelüp, inkıtâʻ vü insidâd-ı turuk u meşâri hasebiyle ilerüye tecavüz edemeyüp, a‘dâ dahi taraf taraf Belgrad Kalʻası'nı muhasaraya şürûʻ u mübâşeret ve mahsûr olan nisvân ü sıbyân ve zükûr u ehl-i zimmet ancak dokuz bin nefere bâliğ olduğunu baʻzı ehl-i vukūf rivâyet edüp, o mikdâr ‘asker ise kalʻanın bir iki tabyasını ihâtadan ‘âciz olup, bu hâl şaranpu kenârlarında ve kal‘a zîr ü bâlâda birkaç gün müdâfaʻaya kıyâm ile izhâr, sebât ü metânet ve aʻdânın ateşine musâberet ile cengâverlerinin bir mikdârı nâyil-i niʻmet-i şehâdet ve bâkīleri müte'ellim-i niş-cerâhat olup, zahîreleri dahi nihâyet bulduğundan gayri humbara âteşiyle bi'l-cümle büyût u mesâkin muhterik ve tehaffuza medâr olur bir mahall kalmayup, cümlesi kayd-1 esre giriftâr olacağların idrâk ile teslîm-i kalʻada müttefik olmalarıyla, ba'zı şürût ile kal'ayı teslim edüp, gayr-i ez-reʻâyâ mezâyık-ı muhâsaradan reh-yâb olan dört bin dokuz yüz âdem hudûd-ı İslâmiyye'ye vâsıl ve firkat-i vatan ile dâğ-ber-dil olup, o zemâna dek Semendire Kalʻası giriftâr-ı dest-i a'dâ olmayup, Belgrad keyfiyyeti neye müncerr olur ise muktezâ-yı vakt ü hâl, o vakit icrâ olunacağı hususu Semendire'yi muhâsara eden kibr-i cehennemî ile mukāvele\nolunmuş olduğundan, Belgrad'da olan [42b] Nemçe 'askerinin sergerdesi bu keyfiyyeti Muhafız ‘Osmân Paşa'ya inhâ ve Semendire ehâlîsine mektûb iddi‘â edüp, zarûriyyât-ı vakt iktizâsıyla mektûb-ı mezkûr dahi verilüp, Semendire dahi bu vechile rubûde-i cengâl-i ihtiyâl-i a‘dâ oldu.",
          "caption": "Vakʻa-i Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_066.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʻa-i Belgrad",
          "text": "Devlet-i 'aliyye-i ebediyyü'l-karâr'ın düşmen-i kadîmi olan Moskovlu üzerine her ne zemân seferi tahakkuk eyledi ise, müterassıd-1 ihtilâs-1 vakt-i fursat olan Nemçelü mâr-ı münakkaş-veş-i sevârıh-ı mekîdetden ser-nümâ-yı zuhûr ve Moskovlu ile zünnâr-bend-i ittifâk olarak o dahi bir tarafdan ilkā-yı şerr ü şûr eylediği târîh-şinâsân-ı rüzgâra gayr-i mestûr olup, Kırım mâddesinde Moskovlu'nun müddeʻâsını tervîc zımnında Bâb-ı ‘âlî'ye tekārîr-i müteʻaddide takdîm ve Kırım Moskovlu'ya terk olunmadığı hâlde ber-muktezâ-yı ittifak, nakz-ı ‘ahd ü mîsâk ve i‘lân-ı muhârebe eyleceğini tasrîh ile Devlet-i ‘aliyye'yi tazyîk ü tevhîm edüp, iki kavî hasım ile muhârebeyi Devlet-i ‘aliyye tecvîz etmeyüp, ihtiyâr-ı ehven-i şerrîn ile bir iklîmden dest-keş-i ferâğ ve bu keyfiyyet kılup, müslîmine dâğ-ber-bâlâ-yı dâğ olmuşidi. Hayr-hâhân-ı Devlet çünki bu nakş-ı garîb verâ-yı perde-i takdîrden sûret-nümâ-yı vukū\noldu. Devlet-i ‘aliyye levâzım-ı harbiyyeye min-külli'l-vücûh riʻâyet edüp, iki düşmenle mukāvemete yârâ-yı miknet ü iktidâr tahsîl eyledikde, nebz mes’elesine teşebbüs ile feth-i bâb-ı hısâm ve ahz-ı sâr u intikāma kıyâm etmek üzere ahkâm-ı ‘azîmetlerin ihkâm, hattâ [40b] Hudâvendigâr-ı sabık merhûmu nebz-i mes'elesine dâyir olan fetvâları ile ilzâm etmişleridi. Kırım mâddesi bertaraf olduktan sonra tehyie-i edevât-ı ceng böyle dursun, gûyâ mecmû‘-1 kefere ile ile'l-ebed intikāzı mümteni‘-i silm ü musâfât vâki' olup, bir daha bir kavm ile muhârebe lâzım gelmez sûretde terk-i şerâyit-ı hazm u ihtiyât ve celb-i esbâb-ı güşâyendegî vü inbisât olup, Moskovlu ise bu gaflet ü batâlete nazar ile baʻzı mekāsıdına istikrâr vermek dâʻiyyesine düşüp, erbâbına maʻlûm olan mâddeleri der-meyân ve bu mâddelerin nihâyeti müstelzim-i aʻmâl-i seyf ü sinân olacağını Nemçelü tahkīk ve de’b-i kadîmi üzere fi'l-hâl Moskovlu ile râbıta-i ittihâd u yek-ciheti bî-tecdîd ü tevsîk edüp, garaz-ı mâ-fî'z-zamîrini istihsâl dâʻiyesiyle mukaddemce bir nevʻ mekr ü âl, fikr ü hayâl eyledi.\n\nTafsîli bu ki, ‘an-asl serhâdlerde vâki‘ kılâʻın kesret-i zehâyir-i ‘azam istihkâmâtından olduğunu teyakkun ve hudûd-ı İslâmiyye'de vâki husûn-ı mahrûseden kuvvet-i mâliye ile pîşince erzâk-ı müstahfizânı celb edüp, mahsûriyyet vukūʻunda fikdân-ı zehâyir ile zahmet-keş-i ‘ârıza-i ciyâʻ olan ‘asâkir teslîm-i kalʻaya mecbur olacağların tefattun edüp, ibtidâ'en kendi hudûdunda olan hubûbâtı bilâd-1 kāsiyeye nakl ile o havâlîyi kaht u galâya mübtelâ ve kendi halkını berü taraflardan celb-i zehâyire iğrâ ve râyicü'l-vaktin iz‘âfını ‘arz ile tama‘kârân-ı Belgrad'ı bey‘-i zahîreye ilcâ edüp, hırs-ı husûl-ı nemâ vü rey“ ile mevcûd olan hubûbâtı bey‘ ve belki akvât-ı yevmiyyelerini bile akçeye ibdâl ve bu ‘illet etrâfa sirâyet ile refte refte katar-ı Belgrad'ı imhâl edüp, o hılâlde [41a] Belgrad Defterdârı bulunan Hûsnî habîsi dahi dâd ü sitada vakıf olup, enbârlarda müddehar olan hubûbâta âfet-i pûsîdegî resîde olup, mevcûdu bey' ile hubûbât-ı cedîde iddihârını sûret-i hayr-hâhîde mesâmi‘-i erbâb hall\nü 'akde ilkā ve sudûr-ı ruhsat tekarrüründe zehâyir-i mevcûdeyi Nemçelü'ye bey' ve bedelini kabz ile sandûka-i hıyânetini imlâ edüp, meʼlûf olduğu vekāhat ü sefâhete ceste ceste bezl ü sarf ve bu sebeble kalʻa-i Pâdişâhî'yi ber-hemzede-i ihtilâl ü za'f etmişidi. Berü cânibden dahi Moskov seferi gāyilesi on bin kîse ile bertaraf olacağını baʻzı ‘ukūl-ı kāsire erbâbı Sadr-ı vakt'e sevk ü tergīb ve Nemçelü'nun ittifak şâyîʻası bî-maʻnâ olup, bir devlet devlet-i uhrânın tahsîl-i mekāsıdı içün irtikâb-ı sefer etmeyeceği mukaddemâtını tertîb edüp, münâza‘un-fih olan husûsların indifâ‘ı emr-i yesîr iken bî-vakt ü ibban ihtiyâr-ı emr-i hatîr olunup, Moskovlu ile ceng mütehakkıku'l-vukūʻ olduğunu Nemçelü cezm eylediği gibi cenge tesaddî ve fi'l-hâl memâlik-i Devlet-i ‘aliyye'ye tecavüz ü te‘addî edüp, hattâ o esnâda bir mikdâr ürzünden gayri Belgrad'da zehâyir olmadığını ‘arz u mahzarlarıyla ehâlî ifade etmişleridi. Bosna'dan imdâd tarîkini kat“ içün ibtidâ-yı emrde Nemçelü, Böğürdelen Kalʻası'nı istîlâ edüp, Belgrad muhâsarasına dahi şürûʻ edeceğini o havâlîde Serʻasker olan Koca ‘Abdî Paşa teferrüs ve mezâyık u ședâyidden nefsini tahlîs içün çâre-cû-yı istirâhat ü teneffüs yaʻnî Ordu-yi hümâyûn'a tahrîrât gönderüp, Belgrad Kalʻası'nın hasânet ü rasâneti [41b] ve derûnunda olan ‘askerî tâyifesinin kesreti muhakkak ise dahi zahîresi ekall-i kalîl olmağla, bu havâlî meștâ tahsîs olunmak lâzım geldikde, kesret ü izdihâm-1 nâs sebebi ile kaht-ı müfrit hudûs edüp, eyâletlüye dahi za‘f-1 târî ve 'âmm-ı kābilde bir maslahata yaramayacağları cümlenin netîce-i efkârı olmağla, bi'n-nefs Niş tarafına hareket ve sevk-i zehâyir ve ‘asâkire ikdâm u himmet ve evvel-behârda dinc 'asker ile muhafaza-i kalʻaya mübâderet edeceğini îmâ ve hall-i ‘ukde-i maksad mümkin olmadığı hâlde ‘arz-ı mebâliğ olunmak husūsu dahi baʻzı mahallere sırran tahrîr ü inbâ er-Reșâû reșâʼü'l-hâceti mefhûmu üzere taraf taraf Ser‘asker'in dârü'l-harbe karîb mahallerde bulunması takbîh olunup, Niş cânibine gelmesi içün emr-i 'âlî ısdâr ve tarafına tisyâr olunmuşidi. Müşârun ileyh harekete teheyyü' gösterdikde kal'a halkından baʻzı ehl-i vukūf Ser‘asker'in hareketini münasib\ngörmeyüp, Serʻasker giderse a'da kaviyyü'l-kalb olup, muhâsaraya ikdâm edeceğinden başka Ser‘asker Paşa ile baʻzı kimesneler tahsîl-i emr-i refâkat edüp, kal'a-i Pâdişâhî ‘askerden hâlî kalacağını ifâde eylediklerinden ‘Abdî Paşa i'mâl-i letâyifü'l-hiyele iştigāl ve Belgrad meşâhîrinden Deli Ahmed ve Kara Hasan ve Kara İsmâ‘îl dedikleri küştenîleri bezl-i emvâl ile iğfâl ve anlar dahi baʻzı muhassenât serdîyle ehl-i kal‘anın re’yini ibtâl etdikden sonra, ‘Abdî Paşa Niş cânibine ‘ikālden kurtulmuş şegāl gibi cân atup, dirlik ve nân-pâre ashâbından vâfir eşhâsı dahi bedel-i maʻlûm mukābelesinde sevâd-1 cemʻiyyetine zamm ile kâr-âzmûdegân-ı serhaddin tasavvurunu te'yîd ve [42a] kal‘a-i Pâdişâ[hî] ihlâ ile ‘adüvv-i dînin dâʻiye-i şevkini tecdîd eyledi. 'Âm-ı müstakbel behârından mukaddem iʻânet-i havene-i reʻâyâ ile Nemçelü, Belgrad yollarını kat‘u sedd edüp, Semendire Kal‘ası'nı dahi muhâsara eylediği ahbârı Ser‘asker Paşa tarafına ‘aks etmekle ne hâl ise, mai‘yyetinde olan eyâlet vesâyir ‘asâkir ile Morava Köprüsü'ne gelüp, inkıtâʻ vü insidâd-ı turuk u meşâri hasebiyle ilerüye tecavüz edemeyüp, a‘dâ dahi taraf taraf Belgrad Kalʻası'nı muhasaraya şürûʻ u mübâşeret ve mahsûr olan nisvân ü sıbyân ve zükûr u ehl-i zimmet ancak dokuz bin nefere bâliğ olduğunu baʻzı ehl-i vukūf rivâyet edüp, o mikdâr ‘asker ise kalʻanın bir iki tabyasını ihâtadan ‘âciz olup, bu hâl şaranpu kenârlarında ve kal‘a zîr ü bâlâda birkaç gün müdâfaʻaya kıyâm ile izhâr, sebât ü metânet ve aʻdânın ateşine musâberet ile cengâverlerinin bir mikdârı nâyil-i niʻmet-i şehâdet ve bâkīleri müte'ellim-i niş-cerâhat olup, zahîreleri dahi nihâyet bulduğundan gayri humbara âteşiyle bi'l-cümle büyût u mesâkin muhterik ve tehaffuza medâr olur bir mahall kalmayup, cümlesi kayd-1 esre giriftâr olacağların idrâk ile teslîm-i kalʻada müttefik olmalarıyla, ba'zı şürût ile kal'ayı teslim edüp, gayr-i ez-reʻâyâ mezâyık-ı muhâsaradan reh-yâb olan dört bin dokuz yüz âdem hudûd-ı İslâmiyye'ye vâsıl ve firkat-i vatan ile dâğ-ber-dil olup, o zemâna dek Semendire Kalʻası giriftâr-ı dest-i a'dâ olmayup, Belgrad keyfiyyeti neye müncerr olur ise muktezâ-yı vakt ü hâl, o vakit icrâ olunacağı hususu Semendire'yi muhâsara eden kibr-i cehennemî ile mukāvele\nolunmuş olduğundan, Belgrad'da olan [42b] Nemçe 'askerinin sergerdesi bu keyfiyyeti Muhafız ‘Osmân Paşa'ya inhâ ve Semendire ehâlîsine mektûb iddi‘â edüp, zarûriyyât-ı vakt iktizâsıyla mektûb-ı mezkûr dahi verilüp, Semendire dahi bu vechile rubûde-i cengâl-i ihtiyâl-i a‘dâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müntehâ-yı memâlikde vâki' olan husûn-ı menîʻanın vaz' ü icâdı husemâ tarafından tecavüz-i hudûd vukūʻunda kürsî-yi memleketden imdâd vüsûluna dek pâydâr olmak hikmetine mebnî olup, pâydârlık dahi kalʻanın kâffe-i istihkâmâtı hâsıl oldukdan sonra vukūʻ bulacağı maʻlûm olan kazâyâdandır. Bir kalʻanın etrâfı mesdûd ve zahîresi mefkūd ve muhafızları zuhûr-ı imdâddan me'yûs oldukları hâlde, ekser ahyânda o kal'a dest-i hasma giriftâr olduğu zâhirdir. Belgrad Kalʻası min-ciheti'l-ittisâʻ husûn-ı meşhûreden olup, muhafazası ekallî yigirmi bin ceng-âver dilâverlere münhasır olduğundan gayri, bir senelik mühimmât ve zahîresi dahi mevcûd olmak iktizâ eder idi. Bâlâda tahrîr olunduğu gibi ceng tehakkukunda Belgrad'da bir mikdâr erzen ve baʻzı muhtekirlerde cüz’î hubûbât bulunup, yamâkān nâmına olan nemek-be-harâmın dahi cihân-bîn ü ferzâneleri birer behâne ile tebdîl-i makām ve cenge kıyâm hengâmında kal‘aya hezâr tekellüf ile idhâl olunan zahîre dahi muhâsaradan evvelce temâm olup, Serʻasker Paşa ise mahzâ tervîc-i nefs kasdıyla eyâletlüye ve belki kal'anın ekser halkını istishâb ile Niş'e doğru çekilüp, kudûm-ı behârda Morava Köprüsü pîş-gâhına ordu kurup, encâmkâra muntazır iken düşmenin bir mikdâr katanası zuhûr eylediği gibi mecmû‘ mühimmâtı bırakup, bilâ-muhârebetin geldiği tarafa [43a] ilgār ve Belgrad Kalʻası'nın dest-i aʻdâya giriftâr olmasının aʻzam-ı esbâbı olduğu ittifâk-kerde-i hakāyık-şinâsân-ı rüzgârdır. Kal'a derûnunda bulunan mâldâr yamâk eşbehlerinin bekāyâsı dahi şedâyid-i muhâsaraya bir zemân tehammül etmeyüp, tahlîs-i mâl iddiʻâsıyla teslîm-i kalʻayı îsâr ‘akabinde taraf-ı Pâdişâhî'den mücâzât-ı ‘amellerini müşâhede ile me'lûf oldukları Belgrad intifâʻından mahrûm,\nbaʻde'l-musâlaha emlâk ve ʻakārlarına ʻadem-i neyl ile serserî-geşt-i vâdî-yi gumûm olduklarından gayri Ser'asker Paşa ve muhâfız bulunan ʻOsmân Paşa temennî-yi hayât-ı sih-rûze-i dünyâ içün ihtiyâr-ı külfet-i meşekkat etmedikleriyçün intikām-ı İlâhîyye'ye mazhariyyetle sinesi içinde ʻâlem-i hayâlât olan cihân-ı bî-bekādan nâ-bûd ve dâyire-i vücûddan maʻdûm u mefkūd oldular.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_067.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Müntehâ-yı memâlikde vâki' olan husûn-ı menîʻanın vaz' ü icâdı husemâ tarafından tecavüz-i hudûd vukūʻunda kürsî-yi memleketden imdâd vüsûluna dek pâydâr olmak hikmetine mebnî olup, pâydârlık dahi kalʻanın kâffe-i istihkâmâtı hâsıl oldukdan sonra vukūʻ bulacağı maʻlûm olan kazâyâdandır. Bir kalʻanın etrâfı mesdûd ve zahîresi mefkūd ve muhafızları zuhûr-ı imdâddan me'yûs oldukları hâlde, ekser ahyânda o kal'a dest-i hasma giriftâr olduğu zâhirdir. Belgrad Kalʻası min-ciheti'l-ittisâʻ husûn-ı meşhûreden olup, muhafazası ekallî yigirmi bin ceng-âver dilâverlere münhasır olduğundan gayri, bir senelik mühimmât ve zahîresi dahi mevcûd olmak iktizâ eder idi. Bâlâda tahrîr olunduğu gibi ceng tehakkukunda Belgrad'da bir mikdâr erzen ve baʻzı muhtekirlerde cüz’î hubûbât bulunup, yamâkān nâmına olan nemek-be-harâmın dahi cihân-bîn ü ferzâneleri birer behâne ile tebdîl-i makām ve cenge kıyâm hengâmında kal‘aya hezâr tekellüf ile idhâl olunan zahîre dahi muhâsaradan evvelce temâm olup, Serʻasker Paşa ise mahzâ tervîc-i nefs kasdıyla eyâletlüye ve belki kal'anın ekser halkını istishâb ile Niş'e doğru çekilüp, kudûm-ı behârda Morava Köprüsü pîş-gâhına ordu kurup, encâmkâra muntazır iken düşmenin bir mikdâr katanası zuhûr eylediği gibi mecmû‘ mühimmâtı bırakup, bilâ-muhârebetin geldiği tarafa [43a] ilgār ve Belgrad Kalʻası'nın dest-i aʻdâya giriftâr olmasının aʻzam-ı esbâbı olduğu ittifâk-kerde-i hakāyık-şinâsân-ı rüzgârdır. Kal'a derûnunda bulunan mâldâr yamâk eşbehlerinin bekāyâsı dahi şedâyid-i muhâsaraya bir zemân tehammül etmeyüp, tahlîs-i mâl iddiʻâsıyla teslîm-i kalʻayı îsâr ‘akabinde taraf-ı Pâdişâhî'den mücâzât-ı ‘amellerini müşâhede ile me'lûf oldukları Belgrad intifâʻından mahrûm,\nbaʻde'l-musâlaha emlâk ve ʻakārlarına ʻadem-i neyl ile serserî-geşt-i vâdî-yi gumûm olduklarından gayri Ser'asker Paşa ve muhâfız bulunan ʻOsmân Paşa temennî-yi hayât-ı sih-rûze-i dünyâ içün ihtiyâr-ı külfet-i meşekkat etmedikleriyçün intikām-ı İlâhîyye'ye mazhariyyetle sinesi içinde ʻâlem-i hayâlât olan cihân-ı bî-bekādan nâ-bûd ve dâyire-i vücûddan maʻdûm u mefkūd oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Koca ʻAbdî Paşa bu kazıyyeden tebri’e-i zimmet ve haml-i sakīl-i teslîm-i kalʻayı muhâfız ʻOsmân Paşa'ya tahmîl ile tahsîl-i niʻmet-i selâmet edüp, Muhâfız Paşa'nın iʻdâmı içün Vidin Serʻaskeri Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa'ya emr-i ʻâlî gönderilmişidi. Vezîr-i müşârun ileyh Vidin Ordusu'na gelüp, kaydı görülmek üzere iken, hatfe enfihî vefât eylediği nîş-i lisânıyla ʻâlemi dil-hırâş eden Sârbân ʻAli kıssasına müşâbih vukūʻât-ı garîbeden olduğuna binâʼen, işbu mecelle-i ʻibret-nümâya tezyîl olundu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_068.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Koca ʻAbdî Paşa bu kazıyyeden tebri’e-i zimmet ve haml-i sakīl-i teslîm-i kalʻayı muhâfız ʻOsmân Paşa'ya tahmîl ile tahsîl-i niʻmet-i selâmet edüp, Muhâfız Paşa'nın iʻdâmı içün Vidin Serʻaskeri Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa'ya emr-i ʻâlî gönderilmişidi. Vezîr-i müşârun ileyh Vidin Ordusu'na gelüp, kaydı görülmek üzere iken, hatfe enfihî vefât eylediği nîş-i lisânıyla ʻâlemi dil-hırâş eden Sârbân ʻAli kıssasına müşâbih vukūʻât-ı garîbeden olduğuna binâʼen, işbu mecelle-i ʻibret-nümâya tezyîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı Safer'in üçüncü Penç-şenbih günü halîfe yerine rikâb-ı hümâyûn ısmarlanup, Hamîdî-zâde Efendi'nin dahi ibtidâ rikâba gitdiği gün idi, nâ-gâh hevâ bârında olup, gitdikce müştedd ve birkaç sâʻat mümtedd olup, iştidâd ü imtidâdından nâşî hâric ü dâhil-i sûr-i Âsitâne'de baʻzı mahaller müşrif-i inhidâm ve köhne ebniyyenin ekserîsi seyl-endâz-ı sukūt u inʻidâm olup, fazl-ı mümessekü's-sehâb ile bir zemândan sonra işbu belâ'-i âsumânî zâyil [43b] ve kulûb-ı nâsda olan halecân u ıztırâb-ı derûn tumanînet u sükûna mütebeddil oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı bârân-ı şedîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_069.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı bârân-ı şedîd",
          "text": "Mâh-ı Safer'in üçüncü Penç-şenbih günü halîfe yerine rikâb-ı hümâyûn ısmarlanup, Hamîdî-zâde Efendi'nin dahi ibtidâ rikâba gitdiği gün idi, nâ-gâh hevâ bârında olup, gitdikce müştedd ve birkaç sâʻat mümtedd olup, iştidâd ü imtidâdından nâşî hâric ü dâhil-i sûr-i Âsitâne'de baʻzı mahaller müşrif-i inhidâm ve köhne ebniyyenin ekserîsi seyl-endâz-ı sukūt u inʻidâm olup, fazl-ı mümessekü's-sehâb ile bir zemândan sonra işbu belâ'-i âsumânî zâyil [43b] ve kulûb-ı nâsda olan halecân u ıztırâb-ı derûn tumanînet u sükûna mütebeddil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yağkapanı sâhilinde Françe tüccârından bir kimesnenin tuz ile memlû sefînesinden leylen âteş zuhûr ve birkaç gün mukaddem [41b] Karadeniz seferinden ʻavdet eden sefâyin-i Donanma-yi hümâyûn o havâlîde olduğuna binâ'en, zâbitân u\nru'esâ-yı bî-'akl ü şuʻûr edüp, derhâl Kapudan Paşa vesâyir itfâ-yı nâra meʼmûr olanlar sefîne-i muhterikayı rubûde-i çengâl-i zûr-mendî vü kuvvet ve merbût-i hablü'l-metîn himmet edüp, Sarayburnu önünden ötelere doğru çeküb götürmeleriyle ‘avn-i Bârî ve destyârî-yi teveccüh-i hazret-i Şehriyârî'yle ber-vech-i suhûlet bu beliyye-i 'uzmâ mündefi olup, ‘ale'l-husûs Galata önünde barût ile memlû İngilizlü'nün bir kıta sefînesi olup, ednâ-yı şerâra isâbeti ile zebâne-keş-i işti‘âl olacağı zâhir ü celî ve etrâfa ‘azîm hasâret edeceği gayr-i hafî iken hayrü'l-hâfazayn olan Mevlâ-yı Müsteʻân bu musîbeti dahi izâle ile ümmet-i Muhammed'i mesrûr u șâdân eyledi.",
          "caption": "Müteharrik-şüden-i sefîne ez-sefâyin-i tüccâr-ı Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_070.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Müteharrik-şüden-i sefîne ez-sefâyin-i tüccâr-ı Françe",
          "text": "Yağkapanı sâhilinde Françe tüccârından bir kimesnenin tuz ile memlû sefînesinden leylen âteş zuhûr ve birkaç gün mukaddem [41b] Karadeniz seferinden ʻavdet eden sefâyin-i Donanma-yi hümâyûn o havâlîde olduğuna binâ'en, zâbitân u\nru'esâ-yı bî-'akl ü şuʻûr edüp, derhâl Kapudan Paşa vesâyir itfâ-yı nâra meʼmûr olanlar sefîne-i muhterikayı rubûde-i çengâl-i zûr-mendî vü kuvvet ve merbût-i hablü'l-metîn himmet edüp, Sarayburnu önünden ötelere doğru çeküb götürmeleriyle ‘avn-i Bârî ve destyârî-yi teveccüh-i hazret-i Şehriyârî'yle ber-vech-i suhûlet bu beliyye-i 'uzmâ mündefi olup, ‘ale'l-husûs Galata önünde barût ile memlû İngilizlü'nün bir kıta sefînesi olup, ednâ-yı şerâra isâbeti ile zebâne-keş-i işti‘âl olacağı zâhir ü celî ve etrâfa ‘azîm hasâret edeceği gayr-i hafî iken hayrü'l-hâfazayn olan Mevlâ-yı Müsteʻân bu musîbeti dahi izâle ile ümmet-i Muhammed'i mesrûr u șâdân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalʻa-i mezkûre husûn-ı menîʻadan olup, aʻdâ zuhûrunda İsmaʻîl ordusundan ve deryâ tarafından imdâd olunmak kābil iken, düşmen görüldüğü gibi muhafızı olan Tayfûr Paşa'ya ehâlî gelüp, kıllet-i zehâyir ü ‘asâkiri ‘illet eyleyerek teslîm-i kalʻayı teklîf ü ibrâm ve ol dahi baʻzı makālât-ı hakîmâne ile halkı ilzâm edemeyüp, bî-ceng ü cidâl böyle bir maʻkıl-ı metîni müsellem-i eyâdî-yi ehl-i küfr ü dalâlet eyledikleri haberi İsmaʻîl Ser‘askeri Cezayirli Hasan Paşa tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl olup, [44a] gayret-keşân-ı devlet ü dîn bilâ-sebeb-i mine'l-esbâb teslîm-i kalada medhali olanları müstehakk-ı düşnâm ü nefrîn eylediler.",
          "caption": "İstilâ-yı küffâr be-kal‘a-i Akkirmân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_071.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "İstilâ-yı küffâr be-kal‘a-i Akkirmân",
          "text": "Kalʻa-i mezkûre husûn-ı menîʻadan olup, aʻdâ zuhûrunda İsmaʻîl ordusundan ve deryâ tarafından imdâd olunmak kābil iken, düşmen görüldüğü gibi muhafızı olan Tayfûr Paşa'ya ehâlî gelüp, kıllet-i zehâyir ü ‘asâkiri ‘illet eyleyerek teslîm-i kalʻayı teklîf ü ibrâm ve ol dahi baʻzı makālât-ı hakîmâne ile halkı ilzâm edemeyüp, bî-ceng ü cidâl böyle bir maʻkıl-ı metîni müsellem-i eyâdî-yi ehl-i küfr ü dalâlet eyledikleri haberi İsmaʻîl Ser‘askeri Cezayirli Hasan Paşa tarafından Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl olup, [44a] gayret-keşân-ı devlet ü dîn bilâ-sebeb-i mine'l-esbâb teslîm-i kalada medhali olanları müstehakk-ı düşnâm ü nefrîn eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tahrîr olunduğu üzere çünki taʻyîn-i meştâ Ordu-yi hümâyûn'da karâr-gîr-i ehl-i ârâ olmayup, Âsitâne tarafına inhâ olunmuşidi. [Mısra]: Ve sahibü'd-dâri üdri bi'l-lefî fî-hâ mefhûmu üzere tahsîs-i meștâ ordu halkının re'yine havâle ve herkes re'yini bir tarafa imâle ile kimi Edirne'yi ve kimi Rusçuğ'u istihsân ve her birinde birer gûne hücnet\nolduğu güzârende-i zebân-ı beyân kılınup, bilâhare Şumnu kasabasının min-külli'l-vücûh meştâya salâhiyyeti yâd olunup, efrâd-ı ricâl ve âhâd-1 nâsa taʻyîn-i makām u mekân olundu. İstikrâr-ı meştâdan üç gün sonra kî, Saferü'l-hayr'ın yigirmi üçüncü günüdür, sukût-ı selc ile sahîfe-i zemîn müşâbih-i külçe-i sîm ve hubûb-ı bâd-ı muhâlif ile kıtaʻât-ı hıyâm [Mısra]: Ke-rîşetin bi-mehebbi rîhinsâkı tatin medlûlune müşârik ü sehîm olmuşidi. Sahrâda ikāmetin imkânı olmayup, hemân yevm-i mezkûrda bi'l-cümle Ordu-yi hümâyûn halkı Şumnu'ya duhûl ve taʻyîn olunan konaklara nüzûl eylediler.",
          "caption": "Duhûl-ı Ordu-yi hümâyûn be-meştâ-yı Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_072.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Duhûl-ı Ordu-yi hümâyûn be-meştâ-yı Şumnu",
          "text": "Bâlâda tahrîr olunduğu üzere çünki taʻyîn-i meştâ Ordu-yi hümâyûn'da karâr-gîr-i ehl-i ârâ olmayup, Âsitâne tarafına inhâ olunmuşidi. [Mısra]: Ve sahibü'd-dâri üdri bi'l-lefî fî-hâ mefhûmu üzere tahsîs-i meștâ ordu halkının re'yine havâle ve herkes re'yini bir tarafa imâle ile kimi Edirne'yi ve kimi Rusçuğ'u istihsân ve her birinde birer gûne hücnet\nolduğu güzârende-i zebân-ı beyân kılınup, bilâhare Şumnu kasabasının min-külli'l-vücûh meştâya salâhiyyeti yâd olunup, efrâd-ı ricâl ve âhâd-1 nâsa taʻyîn-i makām u mekân olundu. İstikrâr-ı meştâdan üç gün sonra kî, Saferü'l-hayr'ın yigirmi üçüncü günüdür, sukût-ı selc ile sahîfe-i zemîn müşâbih-i külçe-i sîm ve hubûb-ı bâd-ı muhâlif ile kıtaʻât-ı hıyâm [Mısra]: Ke-rîşetin bi-mehebbi rîhinsâkı tatin medlûlune müşârik ü sehîm olmuşidi. Sahrâda ikāmetin imkânı olmayup, hemân yevm-i mezkûrda bi'l-cümle Ordu-yi hümâyûn halkı Şumnu'ya duhûl ve taʻyîn olunan konaklara nüzûl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbrâ’îl kal‘ası ehâlîsi evlâd u ‘iyâllerini karşu tarafa imrâr ve kendülerine ‘avdet ile emr-i muhafazada cân-sipâr olacağlarını muhafızları Mahmûd Paşa'ya iş‘âr ve hattâ bir mikdârı karşu tarafa güzâr eylediğini müşârun ileyh ihbâr edüp, mürûr eden ehâlîsinden başka bu defʻa istîzân üzere olan nâsa ruhsat verildiği hâlde ‘avdet [44b] edecekleri mevhûm ve bu sûretde ‘icâleten İbrâ’îl'e ‘asker îsâli emr-i mahtûm olduğun ifâde etmişidi. Aydoslu Mehmed Paşa Balkan'ın iki tarafından 'asker ihracına mukaddemâ me'mûr olunmağla, Babadağı ve İsmâ'îl ve Bender taraflarına sevk edeceği 'askerden fazla İbrâ’îl tarafına dahi kadr-ı kifâye ‘asker sevk eylemesi içün ısdâr-ı menşûr ve Kapu Kethudâsı bi'l-fiʻl Sipâhlar Ağası olan Berber Mustafâ Ağa ve bi'l-fi'l Cebeci-başı olan Kapucu-başı İsmâʻîl Ağa me'mûr olup hemân me'mûr oldukları gün tahrîk-i rikâb ve semt-i maksûda ‘azm u şitâb eylediler. İbrâ'îl Kalʻası'ndan tareyân-ı havf ile tebdîl-i mekân eden o makūle bed-dil ü cebân tâyifenin i‘âdelerine ve sûret-i imtinâʻu ibâ irâ'e edenlerin nân-pâreleri âhara verileceği tahvîfâtı îkā olunmak üzere tehdîdi mutazammın Silistre ve Hırsova vesâyir mahallerin hükkâm u zâbitânına neşr-i ahkâm olundu. Çernes Muhâfızı iken bilâ-mûcib mahall-i merkūmu terk ile Fethülislam cânibini ihtiyâr eden Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa'nın maʻiyyetinde müstevfî ‘asâkir ve mühimmât var iken adayı\nmuhasara üzere olan Nemçelü'nün bir mikdâr katanası görüldüğü gibi bî-ceng ü gavgā zikr olunan palankayı ihlâ ve Vidin tarafına sevk-i matâyâ eylediği ve Sırp reʻâyâsı Nemçelü ile mahlûtan Niş dağlarından fürce-yab ve Vidin taraflarına gelmek şâyi'alarıyla ehâlî-yi Vidin giriftâr-ı hılâb-ı ıztırâb olup, Vidin reʻâyâsının dahi dimâğına buhâr-ı ‘isyân u muhalefet su‘ûd edüp, ‘asker ve mühimmât ile havâlî-yi mezkûrenin istihkâmına sarf-ı nîrû-yı ihtimâm olunmak Vidin Serʻaskeri [45a] Sadr-ı sâbık Yûsuf Paşa tarafından tahrîr olunmuş olduğundan, Vidin etrâfından ‘asker ihrâcı içün mukaddemâ meʼmûr olan Kapucu-başı Ahmed Ağa'dan mâʻadâ Silâhdâr Ağası olan dîger Mehmed Ağa dahi te’kîden lil-hâl taʻyîn ü irsâl olundu.",
          "caption": "Takviye-dâden be-kal‘a-i İbrâ’îl ve tesyîr-i ‘asâkir be-cânib-i Babadağı ve Vidin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_073.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Takviye-dâden be-kal‘a-i İbrâ’îl ve tesyîr-i ‘asâkir be-cânib-i Babadağı ve Vidin",
          "text": "İbrâ’îl kal‘ası ehâlîsi evlâd u ‘iyâllerini karşu tarafa imrâr ve kendülerine ‘avdet ile emr-i muhafazada cân-sipâr olacağlarını muhafızları Mahmûd Paşa'ya iş‘âr ve hattâ bir mikdârı karşu tarafa güzâr eylediğini müşârun ileyh ihbâr edüp, mürûr eden ehâlîsinden başka bu defʻa istîzân üzere olan nâsa ruhsat verildiği hâlde ‘avdet [44b] edecekleri mevhûm ve bu sûretde ‘icâleten İbrâ’îl'e ‘asker îsâli emr-i mahtûm olduğun ifâde etmişidi. Aydoslu Mehmed Paşa Balkan'ın iki tarafından 'asker ihracına mukaddemâ me'mûr olunmağla, Babadağı ve İsmâ'îl ve Bender taraflarına sevk edeceği 'askerden fazla İbrâ’îl tarafına dahi kadr-ı kifâye ‘asker sevk eylemesi içün ısdâr-ı menşûr ve Kapu Kethudâsı bi'l-fiʻl Sipâhlar Ağası olan Berber Mustafâ Ağa ve bi'l-fi'l Cebeci-başı olan Kapucu-başı İsmâʻîl Ağa me'mûr olup hemân me'mûr oldukları gün tahrîk-i rikâb ve semt-i maksûda ‘azm u şitâb eylediler. İbrâ'îl Kalʻası'ndan tareyân-ı havf ile tebdîl-i mekân eden o makūle bed-dil ü cebân tâyifenin i‘âdelerine ve sûret-i imtinâʻu ibâ irâ'e edenlerin nân-pâreleri âhara verileceği tahvîfâtı îkā olunmak üzere tehdîdi mutazammın Silistre ve Hırsova vesâyir mahallerin hükkâm u zâbitânına neşr-i ahkâm olundu. Çernes Muhâfızı iken bilâ-mûcib mahall-i merkūmu terk ile Fethülislam cânibini ihtiyâr eden Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa'nın maʻiyyetinde müstevfî ‘asâkir ve mühimmât var iken adayı\nmuhasara üzere olan Nemçelü'nün bir mikdâr katanası görüldüğü gibi bî-ceng ü gavgā zikr olunan palankayı ihlâ ve Vidin tarafına sevk-i matâyâ eylediği ve Sırp reʻâyâsı Nemçelü ile mahlûtan Niş dağlarından fürce-yab ve Vidin taraflarına gelmek şâyi'alarıyla ehâlî-yi Vidin giriftâr-ı hılâb-ı ıztırâb olup, Vidin reʻâyâsının dahi dimâğına buhâr-ı ‘isyân u muhalefet su‘ûd edüp, ‘asker ve mühimmât ile havâlî-yi mezkûrenin istihkâmına sarf-ı nîrû-yı ihtimâm olunmak Vidin Serʻaskeri [45a] Sadr-ı sâbık Yûsuf Paşa tarafından tahrîr olunmuş olduğundan, Vidin etrâfından ‘asker ihrâcı içün mukaddemâ meʼmûr olan Kapucu-başı Ahmed Ağa'dan mâʻadâ Silâhdâr Ağası olan dîger Mehmed Ağa dahi te’kîden lil-hâl taʻyîn ü irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İmtidâd-ı sefer-i hümâyûn takrîbî ile hazînelere nefâd gelüp, celb-i mebâliğ içün bir müddetden berü idâre-i perkâr-ı efkâr ve gâh Cezâyir ve Tûnus hazînelerinden ve gâh Fas Hâkimi tarafından istikrâz olunmak keyfiyyetleri zebân-güzâr-ı ashâb-ı iʻtibâr olup, lede'l-istimzâc tarafeynden dahi zuhûr-ı i‘tizârât ile âsâr-ı ye’s ü nevmîdî bedîdâr oldukda, abtâl-i ricâle muhtass edevât-ı harbiyye rabbâtü'l-hicâle münhasır hullî-yi resmîden mâʻadâ beyne'n-nâs isti‘mâl olununan evânî-yi zer ü sîm ve raht ü bisât, ki şerʻan istiʻmâli memnûʻdur, Darb-hâne tarafına arz olunup, baʻde'l-izâbe hâsıl olan kıymeti Darb-hâne tarafından kabz olunmağla, fî-akrebi'z-zemân nukūd-ı firâvân ictimâʻını bazı hayr-hâhân sevk ü beyân eylediklerine binâ'en, husûs-ı mezkûr müteʻaddid mecâlis in‘ikādıyla istikrar bulup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den dahi fetvâ verilmekle dârât u debdebe-i Şâhâne'ye lüzûmu kadar raht vesâyir levâzım ibkā ve dâhil ü hâricde her ne kadar sîm ü zer evânî var ise Darb-hâne tarafına iʻtâ ve selâtîn-i 'ismet-âyîn hazerâtı ve vüzerâ-yı ‘izâm ve ‘ulemâ-yı aʻlâm ve ricâl vesâyir nâs dahi mevcûdlarını arz ve behâlarını ahz u kabz eylediklerinden gayri Anadolu ve Rumeli taraflarında olan vülât ü hükkâma evâmir-i ‘aliyye neşr olunup, mazmûn-ı fetvâ ifâde vü beyân olundukda, tenfîz ü icrâsına sa'y-i bî-hemâl ve cemʻ olundukca Asitâne'ye irsâl ve ekser nâs isti‘mâl-i harâmdan halâs ve taʻdîl-i sikke ve tasarrufât-ı 'akliyye ile [45b] hazîne-i Pâdişâhî'ye vâfir mebâliğ istihlâs olunup, cânib-i mîrîde vüs'at-ı mâliyye hâsıl ve suhûlet-i ru'yet-i umûr-ı seferiyye ile vükelânın dâʻiye-i şevki mütezâyid ü mütekâmil oldu.",
          "caption": "Nehy-i evânî-yi zer ü sîm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_074.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Nehy-i evânî-yi zer ü sîm",
          "text": "İmtidâd-ı sefer-i hümâyûn takrîbî ile hazînelere nefâd gelüp, celb-i mebâliğ içün bir müddetden berü idâre-i perkâr-ı efkâr ve gâh Cezâyir ve Tûnus hazînelerinden ve gâh Fas Hâkimi tarafından istikrâz olunmak keyfiyyetleri zebân-güzâr-ı ashâb-ı iʻtibâr olup, lede'l-istimzâc tarafeynden dahi zuhûr-ı i‘tizârât ile âsâr-ı ye’s ü nevmîdî bedîdâr oldukda, abtâl-i ricâle muhtass edevât-ı harbiyye rabbâtü'l-hicâle münhasır hullî-yi resmîden mâʻadâ beyne'n-nâs isti‘mâl olununan evânî-yi zer ü sîm ve raht ü bisât, ki şerʻan istiʻmâli memnûʻdur, Darb-hâne tarafına arz olunup, baʻde'l-izâbe hâsıl olan kıymeti Darb-hâne tarafından kabz olunmağla, fî-akrebi'z-zemân nukūd-ı firâvân ictimâʻını bazı hayr-hâhân sevk ü beyân eylediklerine binâ'en, husûs-ı mezkûr müteʻaddid mecâlis in‘ikādıyla istikrar bulup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den dahi fetvâ verilmekle dârât u debdebe-i Şâhâne'ye lüzûmu kadar raht vesâyir levâzım ibkā ve dâhil ü hâricde her ne kadar sîm ü zer evânî var ise Darb-hâne tarafına iʻtâ ve selâtîn-i 'ismet-âyîn hazerâtı ve vüzerâ-yı ‘izâm ve ‘ulemâ-yı aʻlâm ve ricâl vesâyir nâs dahi mevcûdlarını arz ve behâlarını ahz u kabz eylediklerinden gayri Anadolu ve Rumeli taraflarında olan vülât ü hükkâma evâmir-i ‘aliyye neşr olunup, mazmûn-ı fetvâ ifâde vü beyân olundukda, tenfîz ü icrâsına sa'y-i bî-hemâl ve cemʻ olundukca Asitâne'ye irsâl ve ekser nâs isti‘mâl-i harâmdan halâs ve taʻdîl-i sikke ve tasarrufât-ı 'akliyye ile [45b] hazîne-i Pâdişâhî'ye vâfir mebâliğ istihlâs olunup, cânib-i mîrîde vüs'at-ı mâliyye hâsıl ve suhûlet-i ru'yet-i umûr-ı seferiyye ile vükelânın dâʻiye-i şevki mütezâyid ü mütekâmil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʻzâm ve Serdâr-ı ekrem olan Hasan Paşa, Ordu-yi hümâyûn kuvvetiyle Nazarete ve Muhâdiye semtlerinde etvâr-ı pesendîde vü merdânegî ibrâz ve bu takrîb ile beyne'n-nâs memdûh u ser-firâz olup, münteşir-i âfâk olan sît-i mehâsini sâmi‘a-i hümâyûna resîde ve bu sebeble sebz-i mutarrâ-yi emeli demîde olmakdan nâşî, makām-ı Sadâret'e takrîb ve hıdmet-i refîʻa-i Sipâh-sâlârî ile tatrîb olunmuşidi. Mütehammil-i a‘bâ-i sakīle-i Sadâret olduğu gibi kesret-i umûr ve işgāl ü hücûm ve şevârid ü ahvâl müşârun ileyhi müstağrak-ı deryâ-yı fikr ü hayâl edüp, kemâl-i ‘acz ü hayretden kâffe-i umûru baʻzı müteneffisân-ı Devlet'e sipariş ü tahmîl ve \"maʻkūl ü münâsib\" diyerek vukū‘ bulan tedâbîr-i nâssı tasvîb ü tahmîl eyleyerek vaktinde Fokşan ve Buza vakʻaları dahi ser-zede-i vukūʻ ve ‘askeri beyninde vakʻ u nüfûzu merfû olup, bu gumûmun hücûmu hasebiyle bîmâr u hasta ve zevâc-ı mizâcı şikeste olmağla, fîmâ-baʻd Devlet'e nâfi“ vü müfîd bir hıdmete muvaffak olamayacağı zâhir ü bedîd olduğuna binâ’en, ‘azli tasmîm olunmuşidi. Cezâyirli Hasan Paşa'nın İsmaʻîl vakʻasında yarârlığı ve emr-i muhâfazada behâdırlığı ve fî-haddi zâtihî şedîdü'l-batş ve kaviyyü'ş-şekîme bir vezîr-i mehîbü'ş-şekl olup, şâyed dîn ü devlete hayırlu bir maslahata dest-res olur mülâhazasıyla makām-ı Sadâret'e lâyık u müstehakk görülüp, bu maslahatın te'diye vü temşiyeti içün Ser-çukadâr-ı [46a] hazret-i Şehriyârî Hüseyin Ağa me'mûr olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh varıncaya dek Kāyim-makām nasb olunan Yeniçeri Ağası Hasan Paşa'ya Hasekî yediyle vârid olan hatt-ı hümâyûnda musarrah olduğu vech üzere karîben Ordu-yi hümâyûn'a ‘avdet eden Çavuş-başı Genc ‘Osmân Ağa maʻrifetiyle mühr-i hümâyûn müşârun ileyhden nez‘ ve şimdilik Hezargrad'a def‘ olunup, Baş-çukadâr Ağa dahi o esnâda Şumnu'ya yetişüp, Çavuş-başı'dan\nemâneti alup, berk-i hâtıf gibi İsmaʻîl'e vüsül ü ilmâm ve mühr-i hümâyûnu İsma'îl Seraskeri Cezayirli Hasan Paşa'ya teslîm ile hıdmetini itmâm eyledi. Müşârun ileyh dahi o havâlînin fi'l-cümle nizâmına ikdâm ve matlaʻ-ı sadâretinde isnâd-ı taksîr ile Vezîr Tayfûr Paşa'yı katl ü i'dâm ve Kütahya etrafında mütemekkin göçebe tâyifesinden olup, 'unvân-ı raʻiyyet ile defter-i Hâkānî'de musarrahu'l-ism olan Cerezâde'yi İsma'îl'e Ser'asker ve Anadolu eyâleti tevcîhiyle kadrini bülend-ter edüp, Kuban Hânı'nı maʻan istishâb ile İsmâ'îl'den hareket ve cevânib-i erbaʻasında nâdî-merg-i müfâcât ve dellâl-i şedâyid-i ukūbât nazm:\n\nGelür ol vezîr-i câyir kılıcı bir elde kanlu,\nSavul ey gönül önünden ki, [ne] yaman gelişdir bu.\n\nnidâlarıyla heybet-endâz-ı havâtır-ı enâm olarak Şumnu'ya tekarrüb eylediği tahkīk olundukda, ordu halkı istikbaline şitâb ü sürʻat ve güzergâh-ı nerimânelerinde saf-beste-i istikânet olmuşlar iken şahs-ı vâhide havâle-i çeşm-i iltifat u rağbet etmediğinden gayri, Kāyim-makām Paşa tarafından tertib olunan yemekliğe 'adem-i tenezzül ü itibâr ve sür'at-i seyr ile [46b] Şumnu'ya doğru ilgār ve bu vazʻ-ı nâdir-i beraber ile bilâ-mûcib izhar-ı şiddet-i be's ve ibtidâ-yı kârda ifsâd kılup, nâs eylediğinden sonra bi'l-maʻiyye vürûd eden Hân-ı müşârun ileyhe Kelefce Kasabası meştâ tayîn olunup, maʻiyyetinde olan selâtîn-i cengîziyyeye vesâyir tatarlara dahi etrâfda vâki kara mesken ü me'vâ kılındı.",
          "caption": "‘Azl-i Hasan Paşa ve Sadâret-i Cezâyirli Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_075.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Hasan Paşa ve Sadâret-i Cezâyirli Hasan Paşa",
          "text": "Sadrıaʻzâm ve Serdâr-ı ekrem olan Hasan Paşa, Ordu-yi hümâyûn kuvvetiyle Nazarete ve Muhâdiye semtlerinde etvâr-ı pesendîde vü merdânegî ibrâz ve bu takrîb ile beyne'n-nâs memdûh u ser-firâz olup, münteşir-i âfâk olan sît-i mehâsini sâmi‘a-i hümâyûna resîde ve bu sebeble sebz-i mutarrâ-yi emeli demîde olmakdan nâşî, makām-ı Sadâret'e takrîb ve hıdmet-i refîʻa-i Sipâh-sâlârî ile tatrîb olunmuşidi. Mütehammil-i a‘bâ-i sakīle-i Sadâret olduğu gibi kesret-i umûr ve işgāl ü hücûm ve şevârid ü ahvâl müşârun ileyhi müstağrak-ı deryâ-yı fikr ü hayâl edüp, kemâl-i ‘acz ü hayretden kâffe-i umûru baʻzı müteneffisân-ı Devlet'e sipariş ü tahmîl ve \"maʻkūl ü münâsib\" diyerek vukū‘ bulan tedâbîr-i nâssı tasvîb ü tahmîl eyleyerek vaktinde Fokşan ve Buza vakʻaları dahi ser-zede-i vukūʻ ve ‘askeri beyninde vakʻ u nüfûzu merfû olup, bu gumûmun hücûmu hasebiyle bîmâr u hasta ve zevâc-ı mizâcı şikeste olmağla, fîmâ-baʻd Devlet'e nâfi“ vü müfîd bir hıdmete muvaffak olamayacağı zâhir ü bedîd olduğuna binâ’en, ‘azli tasmîm olunmuşidi. Cezâyirli Hasan Paşa'nın İsmaʻîl vakʻasında yarârlığı ve emr-i muhâfazada behâdırlığı ve fî-haddi zâtihî şedîdü'l-batş ve kaviyyü'ş-şekîme bir vezîr-i mehîbü'ş-şekl olup, şâyed dîn ü devlete hayırlu bir maslahata dest-res olur mülâhazasıyla makām-ı Sadâret'e lâyık u müstehakk görülüp, bu maslahatın te'diye vü temşiyeti içün Ser-çukadâr-ı [46a] hazret-i Şehriyârî Hüseyin Ağa me'mûr olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh varıncaya dek Kāyim-makām nasb olunan Yeniçeri Ağası Hasan Paşa'ya Hasekî yediyle vârid olan hatt-ı hümâyûnda musarrah olduğu vech üzere karîben Ordu-yi hümâyûn'a ‘avdet eden Çavuş-başı Genc ‘Osmân Ağa maʻrifetiyle mühr-i hümâyûn müşârun ileyhden nez‘ ve şimdilik Hezargrad'a def‘ olunup, Baş-çukadâr Ağa dahi o esnâda Şumnu'ya yetişüp, Çavuş-başı'dan\nemâneti alup, berk-i hâtıf gibi İsmaʻîl'e vüsül ü ilmâm ve mühr-i hümâyûnu İsma'îl Seraskeri Cezayirli Hasan Paşa'ya teslîm ile hıdmetini itmâm eyledi. Müşârun ileyh dahi o havâlînin fi'l-cümle nizâmına ikdâm ve matlaʻ-ı sadâretinde isnâd-ı taksîr ile Vezîr Tayfûr Paşa'yı katl ü i'dâm ve Kütahya etrafında mütemekkin göçebe tâyifesinden olup, 'unvân-ı raʻiyyet ile defter-i Hâkānî'de musarrahu'l-ism olan Cerezâde'yi İsma'îl'e Ser'asker ve Anadolu eyâleti tevcîhiyle kadrini bülend-ter edüp, Kuban Hânı'nı maʻan istishâb ile İsmâ'îl'den hareket ve cevânib-i erbaʻasında nâdî-merg-i müfâcât ve dellâl-i şedâyid-i ukūbât nazm:\n\nGelür ol vezîr-i câyir kılıcı bir elde kanlu,\nSavul ey gönül önünden ki, [ne] yaman gelişdir bu.\n\nnidâlarıyla heybet-endâz-ı havâtır-ı enâm olarak Şumnu'ya tekarrüb eylediği tahkīk olundukda, ordu halkı istikbaline şitâb ü sürʻat ve güzergâh-ı nerimânelerinde saf-beste-i istikânet olmuşlar iken şahs-ı vâhide havâle-i çeşm-i iltifat u rağbet etmediğinden gayri, Kāyim-makām Paşa tarafından tertib olunan yemekliğe 'adem-i tenezzül ü itibâr ve sür'at-i seyr ile [46b] Şumnu'ya doğru ilgār ve bu vazʻ-ı nâdir-i beraber ile bilâ-mûcib izhar-ı şiddet-i be's ve ibtidâ-yı kârda ifsâd kılup, nâs eylediğinden sonra bi'l-maʻiyye vürûd eden Hân-ı müşârun ileyhe Kelefce Kasabası meştâ tayîn olunup, maʻiyyetinde olan selâtîn-i cengîziyyeye vesâyir tatarlara dahi etrâfda vâki kara mesken ü me'vâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʻzam ve Serdar-ı ekrem'e eslâfından ziyâde istiklâl verilüp, kâffe-i umûr-ı mülkiyye ve mâliyye ve memâlik-i mahrûsenin zabt u rabtı zât-ı âsafânelerine tefvîz u ihâle buyurulduğuna dâir olan Hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ordu-yı hümâyûna vürûdunda resm-i taʻzîm ile kırâ'at ve iʻlân olundukda, bu gûne lutf-ı bî-pâyân-ı Padişâhî mûcib-i izdiyâd-ı şevk u nûr-ı bâsıra-i dîn ü devlet olup, müşârun ileyh dahi bu şükrâne-i niʻmet-i uzmâya mukābil her bir maslahatda rızâ-yı hümâyûnu tahsîl ve memâlik-i mahrûseye nizâm-ı kâmil vermek sevdâsıyla iktifâ-yı dâmen-i saʻy ü gayret eyledi.\ntezâyüd-i istiklâl iltimâsıyla sâyir mevâdd-ı hafiyyeyi gûze-i hâfızasına îdâ ve nakd ü mâlikâne ile mutayyeben ircâʻ ve Cere-zâde'ye Anadolu istiksâr olunduğuna binâʻen, Sofya tarafına 'azîmet üzere olan Dâmâd es-Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîhi irâde olunmağla, işbu şehr-i Rebîʻulâhır evâyilinde Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hiʻlât ve selefine baʻzı mevâʻîd ile i‘tâ-yı tesliyet olundu. Ve Donanma-yi hümâyûn'un vaktiyle Karadeniz'e ihracı ve sefâyinin teksîri ve ‘askerisinin râbıta-i nizamları müdîr ü müdebbir bir vezîrin Kapudanlığ'a tahsîsi, ahvâl-i deryaya vukūfları hasebiyle o tarafdan tedbîr olunmak husūsu mukaddemâ taraf-1 Âsafâne'lerine hitâben sâdır olan hatt-ı hümâyûnda musarrah olduğuna binâ'en, derhal Kapudan Paşa'yı ‘azl edüp [mısra]: Herkesî-râ rû-yi [47a] der taʻmîr-i divâr-ı hodest mefhûmu üzere Vidin Ser‘askeri sadr-ı esbak Yûsuf Paşa'yı Kapudan edüp, orduda olan Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʻat ve tarafına dahi mahsûs tahrîr ü işâret eylediği haberi sem‘-i hümâyûna vâsıl oldukda, el-hâletü hâzihî Vidin cânibinde nâm-âver bir vezîrin vücûdu lâzım ve müşârun ileyhden gayri, o havâlîde idâre-i umûr-ı Serʻaskerî eder vezîr münʻadim olduğundan gayri, Vidin'e haber varup, bu taraflara müşârun ileyh vürûd edinceye dek mevsim-i deryâ hulûl edüp, \"Vaktiyle tertîbât-ı bahriyye görülmeyeceği zâhirdir\" deyü ibtâl-i re'y olunup, Kapudanlık kemâ-kân Hüseyin Paşa'da istikrar buldu. Sultân Mehmed-i Râbi devrinde Melek Ahmed Paşa ve Murâd Paşa Sadâret'den ba'de'l-infisâl Kapudan oldukları emr-i mesbûk ise dahi sinîn-i mütetâvileden berü misli müşâhede olunmayan mâddeyi fiʻle çıkarmak gāyilesine düşmek zevâl-i vakʻ ü nüfûza mü'eddî olacağı umûr-ı zarûriyyeden olduğundan gayri, müşârun ileyhi Kapudânlığ'a sevkden garaz ne olduğu ednâ-yı te'emmül ile maʻlûm\nolan kazâyâdandır. Hükemânın: \"Evvelü'l-fikri âhirü'l-‘ameli\" dedikleri bu keyfiyyetere mebnîdir.",
          "caption": "Şürûʻ-ı Sadra zam be-umûr-ı Devlet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_076.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Şürûʻ-ı Sadra zam be-umûr-ı Devlet",
          "text": "Sadrıaʻzam ve Serdar-ı ekrem'e eslâfından ziyâde istiklâl verilüp, kâffe-i umûr-ı mülkiyye ve mâliyye ve memâlik-i mahrûsenin zabt u rabtı zât-ı âsafânelerine tefvîz u ihâle buyurulduğuna dâir olan Hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ordu-yı hümâyûna vürûdunda resm-i taʻzîm ile kırâ'at ve iʻlân olundukda, bu gûne lutf-ı bî-pâyân-ı Padişâhî mûcib-i izdiyâd-ı şevk u nûr-ı bâsıra-i dîn ü devlet olup, müşârun ileyh dahi bu şükrâne-i niʻmet-i uzmâya mukābil her bir maslahatda rızâ-yı hümâyûnu tahsîl ve memâlik-i mahrûseye nizâm-ı kâmil vermek sevdâsıyla iktifâ-yı dâmen-i saʻy ü gayret eyledi.\ntezâyüd-i istiklâl iltimâsıyla sâyir mevâdd-ı hafiyyeyi gûze-i hâfızasına îdâ ve nakd ü mâlikâne ile mutayyeben ircâʻ ve Cere-zâde'ye Anadolu istiksâr olunduğuna binâʻen, Sofya tarafına 'azîmet üzere olan Dâmâd es-Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîhi irâde olunmağla, işbu şehr-i Rebîʻulâhır evâyilinde Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hiʻlât ve selefine baʻzı mevâʻîd ile i‘tâ-yı tesliyet olundu. Ve Donanma-yi hümâyûn'un vaktiyle Karadeniz'e ihracı ve sefâyinin teksîri ve ‘askerisinin râbıta-i nizamları müdîr ü müdebbir bir vezîrin Kapudanlığ'a tahsîsi, ahvâl-i deryaya vukūfları hasebiyle o tarafdan tedbîr olunmak husūsu mukaddemâ taraf-1 Âsafâne'lerine hitâben sâdır olan hatt-ı hümâyûnda musarrah olduğuna binâ'en, derhal Kapudan Paşa'yı ‘azl edüp [mısra]: Herkesî-râ rû-yi [47a] der taʻmîr-i divâr-ı hodest mefhûmu üzere Vidin Ser‘askeri sadr-ı esbak Yûsuf Paşa'yı Kapudan edüp, orduda olan Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʻat ve tarafına dahi mahsûs tahrîr ü işâret eylediği haberi sem‘-i hümâyûna vâsıl oldukda, el-hâletü hâzihî Vidin cânibinde nâm-âver bir vezîrin vücûdu lâzım ve müşârun ileyhden gayri, o havâlîde idâre-i umûr-ı Serʻaskerî eder vezîr münʻadim olduğundan gayri, Vidin'e haber varup, bu taraflara müşârun ileyh vürûd edinceye dek mevsim-i deryâ hulûl edüp, \"Vaktiyle tertîbât-ı bahriyye görülmeyeceği zâhirdir\" deyü ibtâl-i re'y olunup, Kapudanlık kemâ-kân Hüseyin Paşa'da istikrar buldu. Sultân Mehmed-i Râbi devrinde Melek Ahmed Paşa ve Murâd Paşa Sadâret'den ba'de'l-infisâl Kapudan oldukları emr-i mesbûk ise dahi sinîn-i mütetâvileden berü misli müşâhede olunmayan mâddeyi fiʻle çıkarmak gāyilesine düşmek zevâl-i vakʻ ü nüfûza mü'eddî olacağı umûr-ı zarûriyyeden olduğundan gayri, müşârun ileyhi Kapudânlığ'a sevkden garaz ne olduğu ednâ-yı te'emmül ile maʻlûm\nolan kazâyâdandır. Hükemânın: \"Evvelü'l-fikri âhirü'l-‘ameli\" dedikleri bu keyfiyyetere mebnîdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıa‘zam Kethudâsı olan Süleymân Efendi'nin behâne-cû-yi guftegû olan ‘askerî tâyifesi beyninde hiddet ü gılzet ve havâss miyânında kibr-i nefs ü huşûnet ile şöhreti olup, Buza vak‘asından sonra Âsitâne-i sa‘âdet'e vârid olan eşhâs mûmâ ileyhi zemm ü kadh ile iştigāl ve giderek bu havâdis sem‘-i hümâyûna ittisâl ve be-hükm-i \"Men yesmeâ‘ yühil\" hakkında gayz-ı Şâhâne takarrür edüp, mu‘âkab olması husûsu mukaddemâ Sadrıa‘zam [47b] tarafına îmâ olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi ricâl-i devlet ve hademe-i Saltanat sadrıa‘zamların mahkûmu olup, zimâm-ı hall ü ‘akd yedlerinde olmadığından gayri, hod-be-hod bir fi‘le cesâret edemeyecekleri aşikâr ve Buza vak‘ası ancak Sadr-ı sabık'ın fütûr u rehâvetinden neş'et eylediği bedîdâr olup, Şumnu'ya varıldıkda her keyfiyyete tahsîl-i ıttılâ‘ u vukūf ‘akabinde her sınıfın hâl ü şânına göre lede't-tashîh te’dîb ü gûşmâlleri icrâ olunur, deyü telhîs irsâl ve bu vaz‘-ı ‘âkilâne cümleye müstahsen görülüp, gazab-ı Mülûkâne'yi dahi ıklâl etmişidi. Ancak müşârun ileyh Kapudan-ı deryâ iken müşteriklerinden biri fevt ve hissesi mahlûl olup, cü'z-i mu'accele ile istihlâsını zihninde tasavvur etmişiken tasavvurunun za‘fı ile karâr-dâdesi çıkıldığını o zemân Defterdâr bulunan mûmâ ileyh Süleymân Efendi'den bildiğini ve hakkında ızmâr-ı gayz u kîn ve fursatı düşdükde sû-yi cezâ ile mükâfât eyleyeceğini ba‘zı mahremlerine telmîh ü tebyîn etmişidi.\n\nKezâlik Mektûbcu olan Emîn Efendi dahi Ordu-yi hümâyûn'da müşârun ileyh[in] Kapu Kethudâsı olup, ba‘zı maslahat zımnında gelan âdemlerine rû-yi dürüştî ve gılzet-i irâ'e ve paşalarına varup: \"Seni fasl u zemm ediyor\" deyü nifâk u si‘âye eylediklerinden gayri, ikide bir İsma‘îl'den akçe istedikçe mîrînin müzâyâkası olup, Paşa hazretlerinin matlûbâtına Devlet-i ‘aliyye'nin îrâdı mütehammil olmayup: \"Kendüleri mütemevvil vüzerâdan olmalarıyla, dîn ü devlet içün bir mikdâr akçe sarf etsün\" dediğini dahi müşârun ileyhe îsâl eylediklerine binâ'en, mûmâ ileyh hakkında\ndahi gazab-ı nihânîsi istikrâr bulup, Sadrıaʻzam olduğu [48a] gibi tezekkür-i kadîm ve havâdis-i zevâl-i sabr u ârâmına bâʻis olup, ikisini dahi üsve’-i hâl ile i‘dâm ve hikmet-i mülk-i ‘allâm muktezâsı üzere hemân o günden sonra müşârun ileyhin devri dönüp, her neye mübâşeret etdi ise müsmir olmadığından mâ adâ, nüfûs-ı beşeriyyede müşârun ileyhe buğz u 'adâvet peyda olup, herkes zevâlini temennî vü recâ ve hattâ baʻzı mahallerde kahriyyeye müdâvât olunduğu dahi tashîh-kerde-i ûli'n-nühâdır. \n\n Men-hâfe sevtake temennâ mevteke \n\n Dünyâ-yı fânî kendüsüne dahi bâkī olmayup, senesi içinde defîn-i hâk-ı siyâh ve dâmen-i ‘ömrü kûtâh oldu. Çünki bu hâlet-i müdhişetü'l-‘ukūl sebebi ile Kethudâlık hıdmet-i celîlesi münhall oldu. Tırnova taraflarında zahîre ihracına me'mûr olan Defter Emîni Pepekî Hasan Efendi ihzâr olunup, yevm-i mezkûrdaki Sadrıaʻzam'ın Şumnu'ya duhûlunun ikinci günüdür, kapuya da‘vet olunup, Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı ile ibcâl ve Defter Emâneti ile, Rûz-nâmçe-i Evvel ‘Ali Râ’ik Efendi pâ-nihâde-i silm-i ikbâl hıdmetiyle Sadrıaʻzam dâyiresine ez-kadîm teʻalluk u tereddüdü olup, Kethudâ Kâtibi Baş-Halîfesi iken kapuda olan vukūʻâtı nihânî ihbâr ile kesb-i ihtisâs eden Hasan Efendi ciger-dûz-ı emsâl ve Mektûbculuk, Küçük Tezkireci bulunan Dürrî Efendi'ye ve Tezkirecilik Ru'ûs Kisedârı Firdevsî Mehmed Emîn Efendi'ye tevcîh olunup, Kethudâ Kâtibi Tevfik Efendi dahi bir cihetle magzûb-ı Sadrıa zamî olmağla, birkaç günden sonra ‘azl ve mübtelâ-yı mezâyıka vü ezl olmuşiken, tavassut-ı şüfeʻâ ile cürm-i nâ-kerdesi ‘afv olunup, Vidin Ordusu'na Nüzül Emîni [48b] nasb ve yerine Teşrîfât Kîse-dârı İbrâhîm Efendi celb olundu. Bu esnâda Vidin Ser askeri'nin tahrîrâtı gelüp, Nemçelü'nün Timuk Nehri kenârında mevsim-i şitâ içün tehassun edecek bir mahall tedariki matlûbları olup, keşf ü muʻâyene zımnında taʻyîn eyledikleri süvârînin haberi alındıkda üzerlerine cünûd-1 İslâmiyye'den bir fırka tesyîr olunup, fazl-ı Bârî'yle birkaç sâʻat muhârebeden sonra cünd-i muvahhidîn muzaffer ve kati çok kâfiri müdemmer eyledikleri ve dâhil-i silsile-i esr olan kefereden yigirmi sekiz nefer katana Ordu-yi hümâyûn'a gönderildiği işʻâr olunmağla zikr olunan üserâ Âsitâne tarafına baʻs ü isrâ olundu. İsakçı muhafazasında\nolan Kürd ʻOsmân Paşa'nın ve İsmaʻîl Serʻaskerliği'nde Sadrıaʻzam'ın Tüfenkçi-başısı olup, Mîr-i mîrânlık ile çerâğ eylediği ʻAli Paşa'nın terfîʻ kadrleri matlûb olunduğuna binâ'en, ikisine dahi eşref-i merâtib-i Devlet-i ʻaliyye'den olan câh-ı vâla-yı vezâret verilüp, Köstendil Sancağı'yla kemâ-kân İsakçı muhâfazası ʻOsmân Paşa'ya tenbîh ü telkīn ve ʻAli Paşa Ada imdâdına taʻyîn olundu.\nSer-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Rikâb-ı kâm-yâb-ı Hüsrevâne'ye rûh-sûde oldukda, Sadrıaʻzam'ın kûze-i hâfızasına îdâ eylediği mültemesâtı yek-be-yek şümârende-i beyân-ı hüsn-i taʻbîr ve fi'l-hakīka makām-ı Sadâret ve Sipah-sâlârî'de bulunan zevât-ı hazêrâtına istiklâl-i tâm verilmek rü’yet-i umûr-ı Devlet-i ʻaliyye'ye medâr olacağın ifâde vü takrîr etmekle, kemâl-i istiklâlin[i] hâvî hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn Kethudâ-yı bevvâbîn Çayır-zâde İbrâhîm Ağa ile meştâ-yı Ordu-yi nusrat-pûyâ şeref-bahş-ı vürûd ve hatt-ı hümâyûn [49a] ʻalâ ru'ûsü'l-eşhâd kırâʼat olunup, bu iltifât u istiklâl-i Sadrıaʻzam hazretlerine bâʻîs-i teʻayyün vücûd oldu.",
          "caption": "Maktûlî-yi Kethudâ-yı Sadrıaʻazamî ve Mektûbî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_077.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Maktûlî-yi Kethudâ-yı Sadrıaʻazamî ve Mektûbî",
          "text": "Sadrıa‘zam Kethudâsı olan Süleymân Efendi'nin behâne-cû-yi guftegû olan ‘askerî tâyifesi beyninde hiddet ü gılzet ve havâss miyânında kibr-i nefs ü huşûnet ile şöhreti olup, Buza vak‘asından sonra Âsitâne-i sa‘âdet'e vârid olan eşhâs mûmâ ileyhi zemm ü kadh ile iştigāl ve giderek bu havâdis sem‘-i hümâyûna ittisâl ve be-hükm-i \"Men yesmeâ‘ yühil\" hakkında gayz-ı Şâhâne takarrür edüp, mu‘âkab olması husûsu mukaddemâ Sadrıa‘zam [47b] tarafına îmâ olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi ricâl-i devlet ve hademe-i Saltanat sadrıa‘zamların mahkûmu olup, zimâm-ı hall ü ‘akd yedlerinde olmadığından gayri, hod-be-hod bir fi‘le cesâret edemeyecekleri aşikâr ve Buza vak‘ası ancak Sadr-ı sabık'ın fütûr u rehâvetinden neş'et eylediği bedîdâr olup, Şumnu'ya varıldıkda her keyfiyyete tahsîl-i ıttılâ‘ u vukūf ‘akabinde her sınıfın hâl ü şânına göre lede't-tashîh te’dîb ü gûşmâlleri icrâ olunur, deyü telhîs irsâl ve bu vaz‘-ı ‘âkilâne cümleye müstahsen görülüp, gazab-ı Mülûkâne'yi dahi ıklâl etmişidi. Ancak müşârun ileyh Kapudan-ı deryâ iken müşteriklerinden biri fevt ve hissesi mahlûl olup, cü'z-i mu'accele ile istihlâsını zihninde tasavvur etmişiken tasavvurunun za‘fı ile karâr-dâdesi çıkıldığını o zemân Defterdâr bulunan mûmâ ileyh Süleymân Efendi'den bildiğini ve hakkında ızmâr-ı gayz u kîn ve fursatı düşdükde sû-yi cezâ ile mükâfât eyleyeceğini ba‘zı mahremlerine telmîh ü tebyîn etmişidi.\n\nKezâlik Mektûbcu olan Emîn Efendi dahi Ordu-yi hümâyûn'da müşârun ileyh[in] Kapu Kethudâsı olup, ba‘zı maslahat zımnında gelan âdemlerine rû-yi dürüştî ve gılzet-i irâ'e ve paşalarına varup: \"Seni fasl u zemm ediyor\" deyü nifâk u si‘âye eylediklerinden gayri, ikide bir İsma‘îl'den akçe istedikçe mîrînin müzâyâkası olup, Paşa hazretlerinin matlûbâtına Devlet-i ‘aliyye'nin îrâdı mütehammil olmayup: \"Kendüleri mütemevvil vüzerâdan olmalarıyla, dîn ü devlet içün bir mikdâr akçe sarf etsün\" dediğini dahi müşârun ileyhe îsâl eylediklerine binâ'en, mûmâ ileyh hakkında\ndahi gazab-ı nihânîsi istikrâr bulup, Sadrıaʻzam olduğu [48a] gibi tezekkür-i kadîm ve havâdis-i zevâl-i sabr u ârâmına bâʻis olup, ikisini dahi üsve’-i hâl ile i‘dâm ve hikmet-i mülk-i ‘allâm muktezâsı üzere hemân o günden sonra müşârun ileyhin devri dönüp, her neye mübâşeret etdi ise müsmir olmadığından mâ adâ, nüfûs-ı beşeriyyede müşârun ileyhe buğz u 'adâvet peyda olup, herkes zevâlini temennî vü recâ ve hattâ baʻzı mahallerde kahriyyeye müdâvât olunduğu dahi tashîh-kerde-i ûli'n-nühâdır. \n\n Men-hâfe sevtake temennâ mevteke \n\n Dünyâ-yı fânî kendüsüne dahi bâkī olmayup, senesi içinde defîn-i hâk-ı siyâh ve dâmen-i ‘ömrü kûtâh oldu. Çünki bu hâlet-i müdhişetü'l-‘ukūl sebebi ile Kethudâlık hıdmet-i celîlesi münhall oldu. Tırnova taraflarında zahîre ihracına me'mûr olan Defter Emîni Pepekî Hasan Efendi ihzâr olunup, yevm-i mezkûrdaki Sadrıaʻzam'ın Şumnu'ya duhûlunun ikinci günüdür, kapuya da‘vet olunup, Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı ile ibcâl ve Defter Emâneti ile, Rûz-nâmçe-i Evvel ‘Ali Râ’ik Efendi pâ-nihâde-i silm-i ikbâl hıdmetiyle Sadrıaʻzam dâyiresine ez-kadîm teʻalluk u tereddüdü olup, Kethudâ Kâtibi Baş-Halîfesi iken kapuda olan vukūʻâtı nihânî ihbâr ile kesb-i ihtisâs eden Hasan Efendi ciger-dûz-ı emsâl ve Mektûbculuk, Küçük Tezkireci bulunan Dürrî Efendi'ye ve Tezkirecilik Ru'ûs Kisedârı Firdevsî Mehmed Emîn Efendi'ye tevcîh olunup, Kethudâ Kâtibi Tevfik Efendi dahi bir cihetle magzûb-ı Sadrıa zamî olmağla, birkaç günden sonra ‘azl ve mübtelâ-yı mezâyıka vü ezl olmuşiken, tavassut-ı şüfeʻâ ile cürm-i nâ-kerdesi ‘afv olunup, Vidin Ordusu'na Nüzül Emîni [48b] nasb ve yerine Teşrîfât Kîse-dârı İbrâhîm Efendi celb olundu. Bu esnâda Vidin Ser askeri'nin tahrîrâtı gelüp, Nemçelü'nün Timuk Nehri kenârında mevsim-i şitâ içün tehassun edecek bir mahall tedariki matlûbları olup, keşf ü muʻâyene zımnında taʻyîn eyledikleri süvârînin haberi alındıkda üzerlerine cünûd-1 İslâmiyye'den bir fırka tesyîr olunup, fazl-ı Bârî'yle birkaç sâʻat muhârebeden sonra cünd-i muvahhidîn muzaffer ve kati çok kâfiri müdemmer eyledikleri ve dâhil-i silsile-i esr olan kefereden yigirmi sekiz nefer katana Ordu-yi hümâyûn'a gönderildiği işʻâr olunmağla zikr olunan üserâ Âsitâne tarafına baʻs ü isrâ olundu. İsakçı muhafazasında\nolan Kürd ʻOsmân Paşa'nın ve İsmaʻîl Serʻaskerliği'nde Sadrıaʻzam'ın Tüfenkçi-başısı olup, Mîr-i mîrânlık ile çerâğ eylediği ʻAli Paşa'nın terfîʻ kadrleri matlûb olunduğuna binâ'en, ikisine dahi eşref-i merâtib-i Devlet-i ʻaliyye'den olan câh-ı vâla-yı vezâret verilüp, Köstendil Sancağı'yla kemâ-kân İsakçı muhâfazası ʻOsmân Paşa'ya tenbîh ü telkīn ve ʻAli Paşa Ada imdâdına taʻyîn olundu.\nSer-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Rikâb-ı kâm-yâb-ı Hüsrevâne'ye rûh-sûde oldukda, Sadrıaʻzam'ın kûze-i hâfızasına îdâ eylediği mültemesâtı yek-be-yek şümârende-i beyân-ı hüsn-i taʻbîr ve fi'l-hakīka makām-ı Sadâret ve Sipah-sâlârî'de bulunan zevât-ı hazêrâtına istiklâl-i tâm verilmek rü’yet-i umûr-ı Devlet-i ʻaliyye'ye medâr olacağın ifâde vü takrîr etmekle, kemâl-i istiklâlin[i] hâvî hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn Kethudâ-yı bevvâbîn Çayır-zâde İbrâhîm Ağa ile meştâ-yı Ordu-yi nusrat-pûyâ şeref-bahş-ı vürûd ve hatt-ı hümâyûn [49a] ʻalâ ru'ûsü'l-eşhâd kırâʼat olunup, bu iltifât u istiklâl-i Sadrıaʻzam hazretlerine bâʻîs-i teʻayyün vücûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʻzam İsmaʻîl Serʻaskeri iken Debbâğ Köprüsü etrâfında aʻdâ-yı dîne mukābil olup, cünûd-ı İslâmiyye müteferrik oldukları hâlde İsmaʻîl'e duhûl ve aʻdâ dahi müteʻâkiben vüsûl bulup, me'yûs u mahzûl Bender cânibine kufûl etmişidi. Bender'de ʻasâkir ve zehâyirin kılleti ve muhâfızlarının rehâveti tehakkukundan başka ehâlîsi mukaddemâ bir defʻa dahi istîlâ-zede olduklarından havf u hirâs ile bî-şuʻûr ve vireye müteʻallik, aʻdâ ile miyânelerinde baʻzı şürût mezkûr olup, Serʻasker bulunan İsmaʻîl Paşa gayret ü hamiyyet izhârıyla her ne kadar ehâlîyi muhârebeye igrâ eyledi ise dahi pend ü nasîhati ısgā olunmayup, sâyir paşaları ʻunfen ve lutfen irâdelerine râm ve böyle bir maʻkıl-ı metîni teslîm-i eyâdî-yi aʻdâ-yı li’âm eylediler. Muhâfız olan Yeniçerî Ağası esbak Vezîr Ahmed Paşa ve Zaralı-zâde Vezîr ʻAbdullah Paşa'nın tahlîs-i nefs ü mâl sevdâsıyla teslîm-i kalʻada medhal-i ʻazîmleri olduğu elsine-i nâsda şöhret bulup, siyâseten ikisi dahi katl ü iʻdâm ve Bender müteneffislerinden birkaç kimesnenin dahi cezâları tertîbi ile icrâ-yı lâzıme-i gayrete kıyâm ve Serʻasker Paşa'nın\nteslîm-i kal'ada muhalefeti olduğunu mü'eyyed yedinde senedi olmağla izhâk-ı rûhundan i'râz olunup, müsâdere-i mücerrede ile tahlîs-i cân ve Tekfûr Dağı'nda ikāmet ile kesb-i sükûn-ı itmi’nân eyledi. Müşârun ileyh ricâl-i Devlet'den iken her hıdmete kābiliyyet ü isti‘dâdı ve 'ale'l-husûs Tersâne ve Matbah Emâneti misillû hidemât-ı cesîme idâresinde mücerred kudreti olup, yevmen mine'l-eyyâm bu makūle istihdâmâta lüzûmu beyyin ü zâhir iken mücerred kuvvet-i mâliye idâre-i şu'ûn-ı Vezâret'e [49b] kifâyet eder mülâhazasıyla kusûr-ı nazar u istidlâlden nâşî müşârun ileyhe vezâret verilüp, \"Li-külli ‘amelin ricâlün\" meʼâlinden gaflet olmuşidi. Hâl-i vezâretinde cüz’î ü küllî bir hıdmete muvaffak olmadığından fazla, vaktiyle Bender'in levâzım-ı muhafazasını tedârik ü tertîb edemeyüp, hem devlete hem nefsine zarar-ı ‘azîm eyledi.",
          "caption": "İstîlâ-yı küffâr be-kal‘a-i Bender ve zuhûr-ı siyâset be-ru’esâ-yı ʻasker",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_078.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlâ-yı küffâr be-kal‘a-i Bender ve zuhûr-ı siyâset be-ru’esâ-yı ʻasker",
          "text": "Sadrıaʻzam İsmaʻîl Serʻaskeri iken Debbâğ Köprüsü etrâfında aʻdâ-yı dîne mukābil olup, cünûd-ı İslâmiyye müteferrik oldukları hâlde İsmaʻîl'e duhûl ve aʻdâ dahi müteʻâkiben vüsûl bulup, me'yûs u mahzûl Bender cânibine kufûl etmişidi. Bender'de ʻasâkir ve zehâyirin kılleti ve muhâfızlarının rehâveti tehakkukundan başka ehâlîsi mukaddemâ bir defʻa dahi istîlâ-zede olduklarından havf u hirâs ile bî-şuʻûr ve vireye müteʻallik, aʻdâ ile miyânelerinde baʻzı şürût mezkûr olup, Serʻasker bulunan İsmaʻîl Paşa gayret ü hamiyyet izhârıyla her ne kadar ehâlîyi muhârebeye igrâ eyledi ise dahi pend ü nasîhati ısgā olunmayup, sâyir paşaları ʻunfen ve lutfen irâdelerine râm ve böyle bir maʻkıl-ı metîni teslîm-i eyâdî-yi aʻdâ-yı li’âm eylediler. Muhâfız olan Yeniçerî Ağası esbak Vezîr Ahmed Paşa ve Zaralı-zâde Vezîr ʻAbdullah Paşa'nın tahlîs-i nefs ü mâl sevdâsıyla teslîm-i kalʻada medhal-i ʻazîmleri olduğu elsine-i nâsda şöhret bulup, siyâseten ikisi dahi katl ü iʻdâm ve Bender müteneffislerinden birkaç kimesnenin dahi cezâları tertîbi ile icrâ-yı lâzıme-i gayrete kıyâm ve Serʻasker Paşa'nın\nteslîm-i kal'ada muhalefeti olduğunu mü'eyyed yedinde senedi olmağla izhâk-ı rûhundan i'râz olunup, müsâdere-i mücerrede ile tahlîs-i cân ve Tekfûr Dağı'nda ikāmet ile kesb-i sükûn-ı itmi’nân eyledi. Müşârun ileyh ricâl-i Devlet'den iken her hıdmete kābiliyyet ü isti‘dâdı ve 'ale'l-husûs Tersâne ve Matbah Emâneti misillû hidemât-ı cesîme idâresinde mücerred kudreti olup, yevmen mine'l-eyyâm bu makūle istihdâmâta lüzûmu beyyin ü zâhir iken mücerred kuvvet-i mâliye idâre-i şu'ûn-ı Vezâret'e [49b] kifâyet eder mülâhazasıyla kusûr-ı nazar u istidlâlden nâşî müşârun ileyhe vezâret verilüp, \"Li-külli ‘amelin ricâlün\" meʼâlinden gaflet olmuşidi. Hâl-i vezâretinde cüz’î ü küllî bir hıdmete muvaffak olmadığından fazla, vaktiyle Bender'in levâzım-ı muhafazasını tedârik ü tertîb edemeyüp, hem devlete hem nefsine zarar-ı ‘azîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîriaʻzam Cezayirli Hasan Paşa zamîr-i aʻdâyı istikșâf kasdıyla İsmaʻîl'de iken Kapucu-başı el-Hâc Bekir Ağa'yı Rûsiyye Feld Mereșâli tarafına irsâl ve bir müddet mürûrundan sonra Bârûc nâm bir kâfir öte tarafdan gelüp, islâh-ı zâtü'l-beyne mu'allak îrâd-1 makāl etmekle fî'l-hâl Ordu-yi hümâyûn'da bulunan erkân-ı Devlet bir yere gelüp, vakte nazaran, \"es-Sulhü hayrün\" mefhûmuyla ‘ameli tasvîb ve bu keyfiyyetini ifâde içün müteʻayyinân-ı devletden bir iki zâtın Dergâh-ı vâlâ'ya tesrîb olunmasını tertîb eylediklerine binâ’en, Defter Emîni ve Büyük Rûz-nâmeci olan ‘Ali Ra'îk Efendi ve Hasan Efendi bu hıdmetin ru'yetine tahsîs olunmuşlar idi. Mûmâ ileyhimâ Âsitâne-i saʻâdet'e vârid ve bu maddeler içün huzûr-ı hümâyûnda meclis-i hatîr münʻakid olup, taraf taraf huzzâr-ı meclis ‘arz-ı re’y ü tedbîr ve sû-be-sû takrîr-i mâ-fî'z-zamîr etmeleriyle encâm-ı kâr düşmen ile muhârebe olunup, bâ-fazl-ı Bârî fevz ü zafer-yârî oldukda, sûret-i galebede sulh ihtiyâr olunsun kelâmıyla, meclise hitâm verilüp, mûmâ ileyhimâ bu vechile ircâ ve geldikleri câya isrâʻ olundular.",
          "caption": "Vukūʻ-ı muhâbere ve ‘azîmet-i Sefîr be-cânib-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_079.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı muhâbere ve ‘azîmet-i Sefîr be-cânib-i Moskov",
          "text": "Vezîriaʻzam Cezayirli Hasan Paşa zamîr-i aʻdâyı istikșâf kasdıyla İsmaʻîl'de iken Kapucu-başı el-Hâc Bekir Ağa'yı Rûsiyye Feld Mereșâli tarafına irsâl ve bir müddet mürûrundan sonra Bârûc nâm bir kâfir öte tarafdan gelüp, islâh-ı zâtü'l-beyne mu'allak îrâd-1 makāl etmekle fî'l-hâl Ordu-yi hümâyûn'da bulunan erkân-ı Devlet bir yere gelüp, vakte nazaran, \"es-Sulhü hayrün\" mefhûmuyla ‘ameli tasvîb ve bu keyfiyyetini ifâde içün müteʻayyinân-ı devletden bir iki zâtın Dergâh-ı vâlâ'ya tesrîb olunmasını tertîb eylediklerine binâ’en, Defter Emîni ve Büyük Rûz-nâmeci olan ‘Ali Ra'îk Efendi ve Hasan Efendi bu hıdmetin ru'yetine tahsîs olunmuşlar idi. Mûmâ ileyhimâ Âsitâne-i saʻâdet'e vârid ve bu maddeler içün huzûr-ı hümâyûnda meclis-i hatîr münʻakid olup, taraf taraf huzzâr-ı meclis ‘arz-ı re’y ü tedbîr ve sû-be-sû takrîr-i mâ-fî'z-zamîr etmeleriyle encâm-ı kâr düşmen ile muhârebe olunup, bâ-fazl-ı Bârî fevz ü zafer-yârî oldukda, sûret-i galebede sulh ihtiyâr olunsun kelâmıyla, meclise hitâm verilüp, mûmâ ileyhimâ bu vechile ircâ ve geldikleri câya isrâʻ olundular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rikâb-ı hümâyûn'da Kethudâ olan İbrâhim Efendi meʼmûr olunduğu hidmetde pâ-ber-câ-yı merkez-i istikrâr iken Ordu-yi hümâyûn tarafından baʻzı hıdmetde istihdâm olunmak zemîninde taleb olunduğu ve bu taleb Süleymân [50a] Efendi vakʻasından sonra vukūʻ bulunduğuna binâ’en, semt-i vesveseye zâhib ve gālibâ baʻzı ehl-i nifâk mûmâ ileyh hakkında tagyîr-i meşârib edüp, cüst-cû-yı çâre vü halâs ve baʻzı mahall-i menîʻa câ-yi menâs ittihâzıyla göç ile Cezayirli pençesinden reh-yâb ve Sürre Emâneti'ne taleb-kâr olarak neşeffî-yi gayza şitâb edüp, Rikâb Kethudâlığı'yla ʻAfîf Mustafâ Efendi tefrîh ve selefi Sürre Emâneti ile cânib-i Hicâz'a tesrîh olundu. Ordu-yi hümâyûn tarafından birbirine mütehâlif zuhûr eden şu'ûnât u agrâz ve nefsâniyyete mehmûl vukūʻât Pepekî Hasan Efendi sevkiyle zuhûr-yâfte-i teʻayyün olduğu zevâhir-i ahvâle nazaran müstebân ve mesned-i Kethudâyî'den ‘azli ve mizâc-ı devleti bilür bir zâtın o mesnede takrîbi müstasveb-i hayr-hâhân olmağla, bâ-irâde-i hümâyûn fî'l-hâl mûmâ ileyh maʻzûl ve Reşîd Mustafâ Efendi yerine mevsûl oldu.",
          "caption": "‘Azl-i Kethudâ-yı Rikâb der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_080.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Kethudâ-yı Rikâb der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Rikâb-ı hümâyûn'da Kethudâ olan İbrâhim Efendi meʼmûr olunduğu hidmetde pâ-ber-câ-yı merkez-i istikrâr iken Ordu-yi hümâyûn tarafından baʻzı hıdmetde istihdâm olunmak zemîninde taleb olunduğu ve bu taleb Süleymân [50a] Efendi vakʻasından sonra vukūʻ bulunduğuna binâ’en, semt-i vesveseye zâhib ve gālibâ baʻzı ehl-i nifâk mûmâ ileyh hakkında tagyîr-i meşârib edüp, cüst-cû-yı çâre vü halâs ve baʻzı mahall-i menîʻa câ-yi menâs ittihâzıyla göç ile Cezayirli pençesinden reh-yâb ve Sürre Emâneti'ne taleb-kâr olarak neşeffî-yi gayza şitâb edüp, Rikâb Kethudâlığı'yla ʻAfîf Mustafâ Efendi tefrîh ve selefi Sürre Emâneti ile cânib-i Hicâz'a tesrîh olundu. Ordu-yi hümâyûn tarafından birbirine mütehâlif zuhûr eden şu'ûnât u agrâz ve nefsâniyyete mehmûl vukūʻât Pepekî Hasan Efendi sevkiyle zuhûr-yâfte-i teʻayyün olduğu zevâhir-i ahvâle nazaran müstebân ve mesned-i Kethudâyî'den ‘azli ve mizâc-ı devleti bilür bir zâtın o mesnede takrîbi müstasveb-i hayr-hâhân olmağla, bâ-irâde-i hümâyûn fî'l-hâl mûmâ ileyh maʻzûl ve Reşîd Mustafâ Efendi yerine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fi'l Anadolu Kadıʻaskeri olan Vâlî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi müddet-i ʻörfiyyesin itmâm ve işbu Cemâziye'l-ûlâ'nın on altıncı günü mukaddemâ Anadolu pâyesiyle bekâm olan Bey Monlâ-zâde Mustafâ Efendi Sadâret-i Anadolu'yla tahkīk-i makām edüp, Ordu Kadısı Tarakçı-zâde dahi ‘azl ve sâbıkā Mısır Kadısı olup, bu defʻa Mekke pâyesiyle mükerrem olan Sıdkī Mustafâ Efendi mûmâ ileyhin yerine vasl olundu. Sâbıkā Rumeli Kadıʻaskeri ve Nakībüleşrâf olan Dervîş Efendi hulûl-i ecel-i mevʻûduyla fevt olup, münhall olan Nekābet-i eşrâf mansıbı Re’îsü'l-ʻulemâ olan es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi'ye şehr-i mezkûrun yigirmi yedinci günü tevcîh [50b] olundu ve Recebü'l-ferd'in altıncı günü bahr-ı zafer-i İsmaʻîl'e müsemmâ kalyon kebîr-i deryâya indirilüp, ferdâsı tavâyif-i ‘askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihsân ve Segbân-başı olan şahsın zabt u rabt-ı erâzil-i nâsda ‘aczi nümâyân olduğuna binâ'en, bundan akdem Bâb-ı ‘âlî'de Muhzır olan ‘Ömer Ağa mansıb-ı mezkûr ile\nşâdân ve bir müddetden sonra Uzun Çarşu harîki zuhûr edüp, vâfir büyût u dekâkîn muhterik ü sûzân ve niçe niçe ashâb-ı sermâye vü servet ân-ı vâhidde muhtâc-ı nân oldu. \n\n Fe-sübhânellezi'î ceʻale'l-ganiyye fakīran ve'l-fakīrâ ganiyyen.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye, vukūʻât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_081.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye, vukūʻât-ı sâyire",
          "text": "Bi'l-fi'l Anadolu Kadıʻaskeri olan Vâlî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi müddet-i ʻörfiyyesin itmâm ve işbu Cemâziye'l-ûlâ'nın on altıncı günü mukaddemâ Anadolu pâyesiyle bekâm olan Bey Monlâ-zâde Mustafâ Efendi Sadâret-i Anadolu'yla tahkīk-i makām edüp, Ordu Kadısı Tarakçı-zâde dahi ‘azl ve sâbıkā Mısır Kadısı olup, bu defʻa Mekke pâyesiyle mükerrem olan Sıdkī Mustafâ Efendi mûmâ ileyhin yerine vasl olundu. Sâbıkā Rumeli Kadıʻaskeri ve Nakībüleşrâf olan Dervîş Efendi hulûl-i ecel-i mevʻûduyla fevt olup, münhall olan Nekābet-i eşrâf mansıbı Re’îsü'l-ʻulemâ olan es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi'ye şehr-i mezkûrun yigirmi yedinci günü tevcîh [50b] olundu ve Recebü'l-ferd'in altıncı günü bahr-ı zafer-i İsmaʻîl'e müsemmâ kalyon kebîr-i deryâya indirilüp, ferdâsı tavâyif-i ‘askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihsân ve Segbân-başı olan şahsın zabt u rabt-ı erâzil-i nâsda ‘aczi nümâyân olduğuna binâ'en, bundan akdem Bâb-ı ‘âlî'de Muhzır olan ‘Ömer Ağa mansıb-ı mezkûr ile\nşâdân ve bir müddetden sonra Uzun Çarşu harîki zuhûr edüp, vâfir büyût u dekâkîn muhterik ü sûzân ve niçe niçe ashâb-ı sermâye vü servet ân-ı vâhidde muhtâc-ı nân oldu. \n\n Fe-sübhânellezi'î ceʻale'l-ganiyye fakīran ve'l-fakīrâ ganiyyen."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıa‘zam olan Cezayirli Hasan Paşa hummâ-yı muhrike 'illetine uğrayup, gitdikce marazı mümtedd ve renc ü ‘illeti müştedd olup, müdâvât ü mu‘âleceden etibbâ ‘âciz ü mütehayyir ve işbu şehr-i Recebü'ş-şerîf'in on dördüncü Salı gecesi meşreb-i hayâtı mütekeddir olup, dağdağa-i ‘âlemden ferâgat ve pâdâş-ı ‘amelini ru’yet içün ihtiyâr-ı sefer-i âhiret eyledi. Bu haber-i hâyil vesâtat-ı muharremât ile mesâmi‘-i kâr-fermâyân-ı devlete vâsıl olup,: \"Acaba sahîh ü vâki‘ mi?\" deyerek hezâr vecl ü havf ile kapuda ictimâ‘ ve yek-dîgeri ilerüye sevk ile birkaç dakīka tevakkuf ve nizâ‘dan sonra: \"Kimi kan tutmuş\" ve kimi: \"Hâb ve râhata varmış\" deyerek tersân u lerzân na‘şı olan mahalle duhûl ile kazıyyeyi tashîh eyledikleri gibi fi'l-hâl hazînesi temhîr ve Şumnu'da vüzerâdan kimse bulunmayup, Ruscuk'da olan Kāyim-makām-ı esbak Hasan Paşa'ya haber tesyîr ve bu keyfiyyet Âsitâne-i sa‘âdet'e tahrîr olundukdan sonra müteveffâ-yı müşârun ileyhin cemm-i gafîr ile nemâzı edâ olunup, bir müddetden berü hâric-i Şumnu'da Bektâşiyân içün binâsına mübâşeret eylediği tekyede medfûn ve isr-i savletinden zehre-tirâk-1 havf olanlar münbasit ü memnun oldu. \n\n Nazm: \n Eger çâr sâlet-i diger çil hezâr, \n Ne-mâned kesî der-cihân-ı pâyidar. \n\n Müteveffâ-yı müşârun ileyhin evâyil-i hâlinden evâhır-ı hâline karîb zemâna dek [51b] irâde-i hazret-i Hüdâvendigâr-ı sabık ile mecmû‘-ı ahvâli bir cüz'e hasr\nolunup, kalem-i Fakīr ile şîrâze-bend-i itmâm olan mücelled-i evvelde mevcûd olmağla, her ne kadar muktezayât-ı vakt ü hâl iltizâm olunmuş ise dahi kâffe-i hâlini hâfil olduğundan, mahalline ihâle ile ihtiyâr-ı meslek-i itnâb olundu. İşbu vukūʻât sem‘-i hümâyûna vâsıl olduğu gibi baʻzı müdebbirân-ı devlet sevkiyle Şerîf Hasan Paşa'nın Sadâreti müstekarr olup, te’kîdü'l-hâl Kāyim-makāmlık içün başka hatt-ı şerîf isdâr ve mühr-i hümâyûn yine Çavuş-başı Genc ‘Osmân Ağa vâsıtasıyla Rahova Muhafızı müşârun ileyh Şerîf Hasan Paşa'ya tisyâr olundu. Ağa-yı mûmâ ileyh Şumnu'dan hareket ve Ziştovi havâlîsinde Sadrıaʻzam'a mülâkī olup, teslîm-i emânet ve işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın gurresi Cumʻa günü müretteb alay ile müşârun ileyh hazretleri Şumnu'ya sâye-endâz-ı miknet olup, ‘umûm hil‘atleri ilbâsıyla icrâ-yı resm-i devlet eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Sadrıaʻzam ve Sadâret-i Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_082.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadrıaʻzam ve Sadâret-i Hasan Paşa",
          "text": "Sadrıa‘zam olan Cezayirli Hasan Paşa hummâ-yı muhrike 'illetine uğrayup, gitdikce marazı mümtedd ve renc ü ‘illeti müştedd olup, müdâvât ü mu‘âleceden etibbâ ‘âciz ü mütehayyir ve işbu şehr-i Recebü'ş-şerîf'in on dördüncü Salı gecesi meşreb-i hayâtı mütekeddir olup, dağdağa-i ‘âlemden ferâgat ve pâdâş-ı ‘amelini ru’yet içün ihtiyâr-ı sefer-i âhiret eyledi. Bu haber-i hâyil vesâtat-ı muharremât ile mesâmi‘-i kâr-fermâyân-ı devlete vâsıl olup,: \"Acaba sahîh ü vâki‘ mi?\" deyerek hezâr vecl ü havf ile kapuda ictimâ‘ ve yek-dîgeri ilerüye sevk ile birkaç dakīka tevakkuf ve nizâ‘dan sonra: \"Kimi kan tutmuş\" ve kimi: \"Hâb ve râhata varmış\" deyerek tersân u lerzân na‘şı olan mahalle duhûl ile kazıyyeyi tashîh eyledikleri gibi fi'l-hâl hazînesi temhîr ve Şumnu'da vüzerâdan kimse bulunmayup, Ruscuk'da olan Kāyim-makām-ı esbak Hasan Paşa'ya haber tesyîr ve bu keyfiyyet Âsitâne-i sa‘âdet'e tahrîr olundukdan sonra müteveffâ-yı müşârun ileyhin cemm-i gafîr ile nemâzı edâ olunup, bir müddetden berü hâric-i Şumnu'da Bektâşiyân içün binâsına mübâşeret eylediği tekyede medfûn ve isr-i savletinden zehre-tirâk-1 havf olanlar münbasit ü memnun oldu. \n\n Nazm: \n Eger çâr sâlet-i diger çil hezâr, \n Ne-mâned kesî der-cihân-ı pâyidar. \n\n Müteveffâ-yı müşârun ileyhin evâyil-i hâlinden evâhır-ı hâline karîb zemâna dek [51b] irâde-i hazret-i Hüdâvendigâr-ı sabık ile mecmû‘-ı ahvâli bir cüz'e hasr\nolunup, kalem-i Fakīr ile şîrâze-bend-i itmâm olan mücelled-i evvelde mevcûd olmağla, her ne kadar muktezayât-ı vakt ü hâl iltizâm olunmuş ise dahi kâffe-i hâlini hâfil olduğundan, mahalline ihâle ile ihtiyâr-ı meslek-i itnâb olundu. İşbu vukūʻât sem‘-i hümâyûna vâsıl olduğu gibi baʻzı müdebbirân-ı devlet sevkiyle Şerîf Hasan Paşa'nın Sadâreti müstekarr olup, te’kîdü'l-hâl Kāyim-makāmlık içün başka hatt-ı şerîf isdâr ve mühr-i hümâyûn yine Çavuş-başı Genc ‘Osmân Ağa vâsıtasıyla Rahova Muhafızı müşârun ileyh Şerîf Hasan Paşa'ya tisyâr olundu. Ağa-yı mûmâ ileyh Şumnu'dan hareket ve Ziştovi havâlîsinde Sadrıaʻzam'a mülâkī olup, teslîm-i emânet ve işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın gurresi Cumʻa günü müretteb alay ile müşârun ileyh hazretleri Şumnu'ya sâye-endâz-ı miknet olup, ‘umûm hil‘atleri ilbâsıyla icrâ-yı resm-i devlet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu sene-i mübarekede sagīr ü kebîr yüz kıtʻadan efzûn techîz olunan sefâyinin Bahr-ı siyah'a zemân-ı tesyîri hulûl etmekle şehr-i mezkûrun beşinci günü ihtiyâr olunan [49a] sâʻat-i sa‘dde icrâ-yı resm-i ‘âdîden sonra Bismillâhi mecrâhâ ve mürsehâ âyet-i şerîfesi tilâvetiyle sefâyin-i mezkûre savb-ı maksûda bâd-bân-güşâ-yı ‘azîmet ve mazhar-ı fevz ü nusrat olmalarıyçün kâffe-i nâss secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı tezellül ü istikânet oldu.",
          "caption": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_083.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "İşbu sene-i mübarekede sagīr ü kebîr yüz kıtʻadan efzûn techîz olunan sefâyinin Bahr-ı siyah'a zemân-ı tesyîri hulûl etmekle şehr-i mezkûrun beşinci günü ihtiyâr olunan [49a] sâʻat-i sa‘dde icrâ-yı resm-i ‘âdîden sonra Bismillâhi mecrâhâ ve mürsehâ âyet-i şerîfesi tilâvetiyle sefâyin-i mezkûre savb-ı maksûda bâd-bân-güşâ-yı ‘azîmet ve mazhar-ı fevz ü nusrat olmalarıyçün kâffe-i nâss secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı tezellül ü istikânet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "‘Ali Râ'ik Efendi'nin Defterdarlık mansıb-ı celîli ile bekâm olması mukaddemâ irâde olunup, Kethudâ-yı sabık Hasan Efendi tehcîn-i mâdde eyleyerek nihânî te’hîr ve men'ine sa'y eylemişidi. Çünki esâsa dâyir mevâdd ile ‘Ali Râ'ik Efendi'nin Âsitâne'ye [51b] uhassas olup, keyfiyyet-i mezkûreye lâ-muhâle vakıf olacağını idrâk etmişidi. \"Hîn-i vedâ‘da sizin defterdâlığınız gerçi irâde olunmuş, lakin gāyile-i mevacib ve hücûm-ı meşâkk ve metâʻib-i te’hîrini müstelzim olmağla Âsitâne'ye\nvarup geldikden sonra, mansıbınız hâzırdır\" kelâmıyla sarf-ı irâdede olan cünha vü cinâyetini te'vîl etmişidi. Râ’ik Efendi ‘avdet edüp, zemân dahi mütehavvil olmağla, \"Ve leyse lî-mâ şâ'e'l-ilahü müdafi‘ü\" mefhûmu üzere te'yîd-i irâde-i sâbıka kasd olunup, şehr-i mezkûrun üçüncü günü mûmâ ileyh hasretü'r-ricâl olan mansıb defteri ile hâyiz-i rehîne-i meserret ve selefi Feyzullah Efendi'nin hâtır-ı münkesirine Defter Emâneti mûmyâ-yı tesliyet olup, Cizye Muhâsebeciliği ile Hûrşîd Süleymân Efendi'nin matla‘-ı âmâli tâb-dâr ve Sipâh Ağalığı'yla Berber Mustafa Ağa'nın âyîne-i derûnu cilâ-yâfte-i istibşâr ve Feyzî Bey-zâde'nin Âsitâne'ye me'zûniyyeti takrîbî ile Baş-muhâsebecilik hâlî ve mansıb-ı mezkûr ile dahi Kahveci-başı-zâde ‘Ömer Efendi'nin kadri ‘âlî ve mansıb-ı sâbıkı olan Yeniçerî Kitâbeti ile İsmaʻîl Paşa-zâde Yenişehirli Mustafâ Beyefendi dil-şâd ve Sipâh Kitâbeti ile Nüzül Emîni Ahmed Efendi ber-murâd oldu. Cezayirli Hasan Paşa'nın Deli-başısı olan ‘Osmân Ağa'nın yararlığı elsine-i nâsda meşhûr ve merâtib-i devlete ehliyyeti mezkûr olduğuna binâ'en, Kayseriyye Sancağı'yla Mîr-i mîrân zümresine ilhâk olunup, ibtidâ İsakcı ve baʻdehû Tutrakan muhâfazasına taʻyîn ve Yeniçeri Ağası olan Yahyâ Ağa'nın ru'yet-i umûrda kusûru müteʻayyin ve ‘azli muvâfık-ı [52a] re'y-i rezîn olmağla, birkaç def‘a Yeniçerî Ağası ve Kāyim-makām olan Hasan Paşa mansıb-ı mezkûr ile kemâ-kân tatrîb ve selefi Tekfürdağı'na tagrîb olundu.\n\nMevsim-i behâr hulûl ve vakt-i rezm ü ceng duhûl eylediğine binâʼen, meştâ-yı Şumnu'dan hareket ve sahrâya nasb-ı hıyâm nusret-i ittifak-kerde-i erkân-ı devlet olmakdan nâşî, işbu Şaʻbân-ı şerîf'in yigirmi beşinci günü alay ile Şumnu sahrâsına rekz-i aʻlâm ve ihtişâd-ı ‘asâkire intizâran hıyâm-ı süreyyâ-intizâmda ârâm olundu.",
          "caption": "‘Azl-i Defterdâr-ı şıkk-ı evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_084.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Defterdâr-ı şıkk-ı evvel",
          "text": "‘Ali Râ'ik Efendi'nin Defterdarlık mansıb-ı celîli ile bekâm olması mukaddemâ irâde olunup, Kethudâ-yı sabık Hasan Efendi tehcîn-i mâdde eyleyerek nihânî te’hîr ve men'ine sa'y eylemişidi. Çünki esâsa dâyir mevâdd ile ‘Ali Râ'ik Efendi'nin Âsitâne'ye [51b] uhassas olup, keyfiyyet-i mezkûreye lâ-muhâle vakıf olacağını idrâk etmişidi. \"Hîn-i vedâ‘da sizin defterdâlığınız gerçi irâde olunmuş, lakin gāyile-i mevacib ve hücûm-ı meşâkk ve metâʻib-i te’hîrini müstelzim olmağla Âsitâne'ye\nvarup geldikden sonra, mansıbınız hâzırdır\" kelâmıyla sarf-ı irâdede olan cünha vü cinâyetini te'vîl etmişidi. Râ’ik Efendi ‘avdet edüp, zemân dahi mütehavvil olmağla, \"Ve leyse lî-mâ şâ'e'l-ilahü müdafi‘ü\" mefhûmu üzere te'yîd-i irâde-i sâbıka kasd olunup, şehr-i mezkûrun üçüncü günü mûmâ ileyh hasretü'r-ricâl olan mansıb defteri ile hâyiz-i rehîne-i meserret ve selefi Feyzullah Efendi'nin hâtır-ı münkesirine Defter Emâneti mûmyâ-yı tesliyet olup, Cizye Muhâsebeciliği ile Hûrşîd Süleymân Efendi'nin matla‘-ı âmâli tâb-dâr ve Sipâh Ağalığı'yla Berber Mustafa Ağa'nın âyîne-i derûnu cilâ-yâfte-i istibşâr ve Feyzî Bey-zâde'nin Âsitâne'ye me'zûniyyeti takrîbî ile Baş-muhâsebecilik hâlî ve mansıb-ı mezkûr ile dahi Kahveci-başı-zâde ‘Ömer Efendi'nin kadri ‘âlî ve mansıb-ı sâbıkı olan Yeniçerî Kitâbeti ile İsmaʻîl Paşa-zâde Yenişehirli Mustafâ Beyefendi dil-şâd ve Sipâh Kitâbeti ile Nüzül Emîni Ahmed Efendi ber-murâd oldu. Cezayirli Hasan Paşa'nın Deli-başısı olan ‘Osmân Ağa'nın yararlığı elsine-i nâsda meşhûr ve merâtib-i devlete ehliyyeti mezkûr olduğuna binâ'en, Kayseriyye Sancağı'yla Mîr-i mîrân zümresine ilhâk olunup, ibtidâ İsakcı ve baʻdehû Tutrakan muhâfazasına taʻyîn ve Yeniçeri Ağası olan Yahyâ Ağa'nın ru'yet-i umûrda kusûru müteʻayyin ve ‘azli muvâfık-ı [52a] re'y-i rezîn olmağla, birkaç def‘a Yeniçerî Ağası ve Kāyim-makām olan Hasan Paşa mansıb-ı mezkûr ile kemâ-kân tatrîb ve selefi Tekfürdağı'na tagrîb olundu.\n\nMevsim-i behâr hulûl ve vakt-i rezm ü ceng duhûl eylediğine binâʼen, meştâ-yı Şumnu'dan hareket ve sahrâya nasb-ı hıyâm nusret-i ittifak-kerde-i erkân-ı devlet olmakdan nâşî, işbu Şaʻbân-ı şerîf'in yigirmi beşinci günü alay ile Şumnu sahrâsına rekz-i aʻlâm ve ihtişâd-ı ‘asâkire intizâran hıyâm-ı süreyyâ-intizâmda ârâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir iki seneden berü Akdeniz'de Moskov bandırasıyla donanma şeklinde geşt ü güzâr eden sefâyin-i a‘dâ Adalar reʻâyâsını mübtelâ-yı şikence-i cevr ü belâ ve ‘ale'l-\nhusûs Âsitâne-i saʻâdet'e müretteb zehâyir sefînelerine tesadüf etdikce ahz u zabt ve mukaddemâ müstevlî oldukları Mürted Adası'na rabt ile tüccâr ve ebnâ'-i sebîli çâr-mevce-i iztırâba giriftâr ve garâmet-i mâliye ile sevâhil-i İslâmiyye'yi ızrâr ve fi'l-asl tabâyiʻ-i reʻâyâ mâyil-i fesâd olduğuna binâʼen, tavʻan ve kerhen ekserîsini celb ve emvâl-i serkeşânı nehb ü gasb eyledikleri ve zikr olunan adada li-ecli't-tehassun tabyaları ihdâs ü îcâd ve etrafına toplar vaz'ından gayri beş yüz kadar sultat taʻbiyesiyle lâzıme-i muhafazayı tehyi'e vü iʻdâd etmişler idi. Devlet-i ʻaliyye sularında mevc-endâz-ı zuhûr [50a] olan hass ü hâşâk hâdisâtı dest-yârî-yi hüsn-i tedbîr ile izâle vü tathîr, matlûb-ı hazreti Pâdişâh-ı kişver-gîr olduğuna binâʼen, evvel behâr-ı huceste-âsârda Cezâyir Kapu Kethudâsı olup, fart-1 şecâʻatle meşhûr Seydî ʻAli Kapudan Garb Ocağları sefâyinine Başbuğ nasb olunup, matlûbları üzere kâffe-i mühimmât-ı harbiyyeleri tanzîm ve iltifâten taraf-ı Cihândârî'den bir kebîr sefîne ihsânıyla lâzıme-i ikrâmları tetmîm olunup, sû-yı maksûda şirâʻ-güşâ-yı ʻazîmet ve aʻdâ-yı [52b] dîn sefâyinine tahsîl-i kurbiyyet eyledikleri hengâmda, Akdeniz Donanması Başbuğu Mîr-i mîrân-ı kirâmdan es-Seyyid Mustafa Paşa İstendil Boğazı'yla Mürted Adası beyninde sefâyin-i küffâra mülâkī olup, tarafındân işʻâl-i nâyire-i harb ü sitîze taraf taraf top ve tüfeng sadâları irâ’e-i eyyâm-ı rust-a-hîz eyleyerek bâmdan ahşâma dek ceng ü harb ber-karâr ve o esnâda rüzgâr münkatıʻ olup, iki taraf muntazır-ı encâm-ı kâr olmalarıyla ʻale's-sabâh guzât-ı Cezâyir sadâ-yı top istimâʻından muhârebeyi istidlâl ve fi'l-hâl mahall-i maʻrekeye vüsûl ile teşmîr-i dâmen-i kıtâl eylediler. Nehengân-ı deryâ-yı kâr-zâr olan şücʻân-ı Cezayir'den bi't-tabʻ aʻdânın havf u hirâsları mütebeyyin ve hatta İspanyalu'nun etfâli girye-nâk oldukda: \"Cezayirli geliyor\" dedikleri gibi sâkıt u sâmit oldukları bu Fakīr'e hengâm-ı sefâretde müteʻayyin olup, binâberîn düşmen-i dîn iki donanma beyninde kalup, nâ-çâr bir sâʻat kadar cenge kıyâm eyledikleri hînde Cezâyir gāzîleri aʻdâya göz açdırmayup, ʻâdetleri\nüzere sefînenin birisine dökülüp, zûr-bâzû ile teshîr ve bâng-ı tekbîr ile vecl ü havfların teksîr edüp, sergerde-i eşkıyâ olan Lamiru nâm laʻîn râkib olduğu sefîneyi dahi darb-ı top ile misâl-i gırbâl eylerek zabt olunacak hılâlde laʻîn-i mesfûr cebe-hânesine âteş verüp, sandal ile tahlîs-i cân ve sâyir sefîne-i aʻdâ dahi kimi mazbût ve kimi perîşân olup, Mürted Adası'nda olan tabyalar dahi Paşa-yı mûmâ ileyh tarafından hedm ü tahrîb olup, topları Donanma-yi hümâyûn'a nakl olundu. Adada olan harbî keferenin bir mikdârı maglûl ve bir mikdârı dereke-i cahîme vüsûl ve limanda mevcûd ve mukaddemâ mazbût aʻdâ-yı merdûd [53a] olan iki kıtʻa Bülbülce sefîneleri ki, üç dört bin kîle hınta ile memlû idi, vâsıl-ı eyâdî-yi iğtinâm olduğu peyâmı resîde-i sâmi‘a-i Şehriyâr-ı vâlâ-makām oldukda sefîneler mîrîye zabt olunup, hıntanın hâsıl olan akçesi beyne'l-guzât iktisâm olunmak içün Donanma-yi hümâyun tarafına irsâl ile celb kılup, mücâhidîn istihsâl olunduğundan gayri, deryâ-yı bî-kenâr u menâyih-i Sultânî cûş ü hurûşa gelüp, vehle-i evvelîde sevret-i düşmeni izâle ile sâbit-kadem-i merkez-i mukātele olan Donanma Başbuğu Mustafa Paşa'ya bir kıtʻa mücevher çeleng ve beş bin guruş ve maʻiyyetinde olan kapudânlara ve guzât-ı sâyireye taksîm içün beş bin guruş ve vâfir çeleng ihsân ve gazât-ı Cezayir'e dahi beş bin guruş ve çelengler irsâliyle sayd-ı kulûb-ı mübarizân olundu.\nBirkaç seneden berü Adalar reʻâyâsı korsan tâyifesiyle yek-sâk-ı vifâk olarak nehb ü gāret ve selb ü sirkat ve dahi ecnebînin tashîh edemediği fesâdâta delâlet eyledikleri maʻlûm olup, reʻâyâ-yı mesfûrenin gûşmâl ü teʼdîbi ve bir nevʻ râbıtaya zabt ile tahvîf ü terhîbi lâzım gelmekle, lede't-tecessüs o makūle melʻanetde medhali olanlar tedmîr ve sâyirleri dahi nezr-i girâna katʻ olunup, sûret-i nizâmları Baş-muhasebe'ye kayd u tahrîr olunup, bu intizâmât ‘akabinde mevsim-i harîf dahi münkazî olup, Cezayir sefînelerine ruhsat-ı ‘avdet ü insirâf verilmişidi. İmdâd-ı şurta-i tevfîk ile sefâyin-i mezkûre Âsitâne-i saʻâdet'e vâsıl olup, guzât-ı zafer-simâtın beste-fitrâk-ı igtinâm eyledikleri sefâyinin livâları menkûs olarak nazar-gâh-ı Pâdişâhî'den imrâr olunup, maglûl-ı kuyûd-ı mezellet olan keferenin birkaç neferi cundalara âvîzân ve bâkīlerinin havene-i reʻâyâya 'ibret olmak içün birer mahalde i‘dâm olunmaları\nfermân olunup, bi-hasebi'l-emrü'l-‘âlî o maslahat dahi itmâm olunup, [53b] Cezayir dilâverlerine kerreten-ba‘de-uhrâ hüsn-i cezâ lâyıh-ı zamîr-i Şehriyâr-ı kişver-güşâ olmağla, ru'esâ-yı sefâyin mükerreren ilbâs-ı hilaʻ ile mümtâz ve bâ-husûs Seydî ‘Ali Kapudân envâ‘-ı iltifatla ser-firâz olduğundan gayri, cümlesine taksîm olunmak üzere on bin dokuz yüz guruş ‘atıyye-i behiyye-i Sultânî erzânî buyuruldu.",
          "caption": "Vukū'-ı muhârebe der-Bahr-ı sefîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_085.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı muhârebe der-Bahr-ı sefîd",
          "text": "Bir iki seneden berü Akdeniz'de Moskov bandırasıyla donanma şeklinde geşt ü güzâr eden sefâyin-i a‘dâ Adalar reʻâyâsını mübtelâ-yı şikence-i cevr ü belâ ve ‘ale'l-\nhusûs Âsitâne-i saʻâdet'e müretteb zehâyir sefînelerine tesadüf etdikce ahz u zabt ve mukaddemâ müstevlî oldukları Mürted Adası'na rabt ile tüccâr ve ebnâ'-i sebîli çâr-mevce-i iztırâba giriftâr ve garâmet-i mâliye ile sevâhil-i İslâmiyye'yi ızrâr ve fi'l-asl tabâyiʻ-i reʻâyâ mâyil-i fesâd olduğuna binâʼen, tavʻan ve kerhen ekserîsini celb ve emvâl-i serkeşânı nehb ü gasb eyledikleri ve zikr olunan adada li-ecli't-tehassun tabyaları ihdâs ü îcâd ve etrafına toplar vaz'ından gayri beş yüz kadar sultat taʻbiyesiyle lâzıme-i muhafazayı tehyi'e vü iʻdâd etmişler idi. Devlet-i ʻaliyye sularında mevc-endâz-ı zuhûr [50a] olan hass ü hâşâk hâdisâtı dest-yârî-yi hüsn-i tedbîr ile izâle vü tathîr, matlûb-ı hazreti Pâdişâh-ı kişver-gîr olduğuna binâʼen, evvel behâr-ı huceste-âsârda Cezâyir Kapu Kethudâsı olup, fart-1 şecâʻatle meşhûr Seydî ʻAli Kapudan Garb Ocağları sefâyinine Başbuğ nasb olunup, matlûbları üzere kâffe-i mühimmât-ı harbiyyeleri tanzîm ve iltifâten taraf-ı Cihândârî'den bir kebîr sefîne ihsânıyla lâzıme-i ikrâmları tetmîm olunup, sû-yı maksûda şirâʻ-güşâ-yı ʻazîmet ve aʻdâ-yı [52b] dîn sefâyinine tahsîl-i kurbiyyet eyledikleri hengâmda, Akdeniz Donanması Başbuğu Mîr-i mîrân-ı kirâmdan es-Seyyid Mustafa Paşa İstendil Boğazı'yla Mürted Adası beyninde sefâyin-i küffâra mülâkī olup, tarafındân işʻâl-i nâyire-i harb ü sitîze taraf taraf top ve tüfeng sadâları irâ’e-i eyyâm-ı rust-a-hîz eyleyerek bâmdan ahşâma dek ceng ü harb ber-karâr ve o esnâda rüzgâr münkatıʻ olup, iki taraf muntazır-ı encâm-ı kâr olmalarıyla ʻale's-sabâh guzât-ı Cezâyir sadâ-yı top istimâʻından muhârebeyi istidlâl ve fi'l-hâl mahall-i maʻrekeye vüsûl ile teşmîr-i dâmen-i kıtâl eylediler. Nehengân-ı deryâ-yı kâr-zâr olan şücʻân-ı Cezayir'den bi't-tabʻ aʻdânın havf u hirâsları mütebeyyin ve hatta İspanyalu'nun etfâli girye-nâk oldukda: \"Cezayirli geliyor\" dedikleri gibi sâkıt u sâmit oldukları bu Fakīr'e hengâm-ı sefâretde müteʻayyin olup, binâberîn düşmen-i dîn iki donanma beyninde kalup, nâ-çâr bir sâʻat kadar cenge kıyâm eyledikleri hînde Cezâyir gāzîleri aʻdâya göz açdırmayup, ʻâdetleri\nüzere sefînenin birisine dökülüp, zûr-bâzû ile teshîr ve bâng-ı tekbîr ile vecl ü havfların teksîr edüp, sergerde-i eşkıyâ olan Lamiru nâm laʻîn râkib olduğu sefîneyi dahi darb-ı top ile misâl-i gırbâl eylerek zabt olunacak hılâlde laʻîn-i mesfûr cebe-hânesine âteş verüp, sandal ile tahlîs-i cân ve sâyir sefîne-i aʻdâ dahi kimi mazbût ve kimi perîşân olup, Mürted Adası'nda olan tabyalar dahi Paşa-yı mûmâ ileyh tarafından hedm ü tahrîb olup, topları Donanma-yi hümâyûn'a nakl olundu. Adada olan harbî keferenin bir mikdârı maglûl ve bir mikdârı dereke-i cahîme vüsûl ve limanda mevcûd ve mukaddemâ mazbût aʻdâ-yı merdûd [53a] olan iki kıtʻa Bülbülce sefîneleri ki, üç dört bin kîle hınta ile memlû idi, vâsıl-ı eyâdî-yi iğtinâm olduğu peyâmı resîde-i sâmi‘a-i Şehriyâr-ı vâlâ-makām oldukda sefîneler mîrîye zabt olunup, hıntanın hâsıl olan akçesi beyne'l-guzât iktisâm olunmak içün Donanma-yi hümâyun tarafına irsâl ile celb kılup, mücâhidîn istihsâl olunduğundan gayri, deryâ-yı bî-kenâr u menâyih-i Sultânî cûş ü hurûşa gelüp, vehle-i evvelîde sevret-i düşmeni izâle ile sâbit-kadem-i merkez-i mukātele olan Donanma Başbuğu Mustafa Paşa'ya bir kıtʻa mücevher çeleng ve beş bin guruş ve maʻiyyetinde olan kapudânlara ve guzât-ı sâyireye taksîm içün beş bin guruş ve vâfir çeleng ihsân ve gazât-ı Cezayir'e dahi beş bin guruş ve çelengler irsâliyle sayd-ı kulûb-ı mübarizân olundu.\nBirkaç seneden berü Adalar reʻâyâsı korsan tâyifesiyle yek-sâk-ı vifâk olarak nehb ü gāret ve selb ü sirkat ve dahi ecnebînin tashîh edemediği fesâdâta delâlet eyledikleri maʻlûm olup, reʻâyâ-yı mesfûrenin gûşmâl ü teʼdîbi ve bir nevʻ râbıtaya zabt ile tahvîf ü terhîbi lâzım gelmekle, lede't-tecessüs o makūle melʻanetde medhali olanlar tedmîr ve sâyirleri dahi nezr-i girâna katʻ olunup, sûret-i nizâmları Baş-muhasebe'ye kayd u tahrîr olunup, bu intizâmât ‘akabinde mevsim-i harîf dahi münkazî olup, Cezayir sefînelerine ruhsat-ı ‘avdet ü insirâf verilmişidi. İmdâd-ı şurta-i tevfîk ile sefâyin-i mezkûre Âsitâne-i saʻâdet'e vâsıl olup, guzât-ı zafer-simâtın beste-fitrâk-ı igtinâm eyledikleri sefâyinin livâları menkûs olarak nazar-gâh-ı Pâdişâhî'den imrâr olunup, maglûl-ı kuyûd-ı mezellet olan keferenin birkaç neferi cundalara âvîzân ve bâkīlerinin havene-i reʻâyâya 'ibret olmak içün birer mahalde i‘dâm olunmaları\nfermân olunup, bi-hasebi'l-emrü'l-‘âlî o maslahat dahi itmâm olunup, [53b] Cezayir dilâverlerine kerreten-ba‘de-uhrâ hüsn-i cezâ lâyıh-ı zamîr-i Şehriyâr-ı kişver-güşâ olmağla, ru'esâ-yı sefâyin mükerreren ilbâs-ı hilaʻ ile mümtâz ve bâ-husûs Seydî ‘Ali Kapudân envâ‘-ı iltifatla ser-firâz olduğundan gayri, cümlesine taksîm olunmak üzere on bin dokuz yüz guruş ‘atıyye-i behiyye-i Sultânî erzânî buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr Köse Mustafa Paşa'nın Deli-başısı Yûsuf Ağa'nın isti‘dâd u liyâkatı zâhir ve emsâli beyninde cesâret ü metâneti mütevâtir olup, bu esnâda dört yüz nefer güzîde 'asker ile Asitâne'ye vürûd ve tahrîk-i silsile-i eltâf-ı Pâdişâh-ı ‘amîmü'l-cûd etmekle, bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl olmak şartıyla kendüye rütbe-i Mîr-i mîrânî ‘inâyet ve maʻiyyetinde olan süvârîye taksîm olunmak üzere yigirmi bin guruş atıyye ihsânıyla tekmîl-i lâzıme-i mürüvvet buyuruldu.",
          "caption": "Tevcîh-i rütbe-i Mîr-mîrânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_086.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i rütbe-i Mîr-mîrânî",
          "text": "Vezîr Köse Mustafa Paşa'nın Deli-başısı Yûsuf Ağa'nın isti‘dâd u liyâkatı zâhir ve emsâli beyninde cesâret ü metâneti mütevâtir olup, bu esnâda dört yüz nefer güzîde 'asker ile Asitâne'ye vürûd ve tahrîk-i silsile-i eltâf-ı Pâdişâh-ı ‘amîmü'l-cûd etmekle, bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl olmak şartıyla kendüye rütbe-i Mîr-i mîrânî ‘inâyet ve maʻiyyetinde olan süvârîye taksîm olunmak üzere yigirmi bin guruş atıyye ihsânıyla tekmîl-i lâzıme-i mürüvvet buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalʻa-i mezkûrenin hasânet ü menâʻati fevk-i mâ-yetasavveruhu'l-ezhân olup, ancak zahîresi vâfî olmayup, ‘askeri dahi ‘an-asl ekall-i kalîl olduğundan her ne kadar muhâsaraya tehammül ve top ve tüfeng ve humbaradan kal‘anın bir taşına zarar isâbeti gayr-i melhûz ise dahi zahîrelerine nefâd gelüp, imdâd ü i'âneden dahi me'yûs olduklarından muhafızı olan Arnabûd Tâhir Paşa ibrâm-ı ‘askerî ile bi'z-zarûre kalʻayı teslîm eyledi.",
          "caption": "İstîlâ-yı düşmen be-kalʻa-i Ada",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_087.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlâ-yı düşmen be-kalʻa-i Ada",
          "text": "Kalʻa-i mezkûrenin hasânet ü menâʻati fevk-i mâ-yetasavveruhu'l-ezhân olup, ancak zahîresi vâfî olmayup, ‘askeri dahi ‘an-asl ekall-i kalîl olduğundan her ne kadar muhâsaraya tehammül ve top ve tüfeng ve humbaradan kal‘anın bir taşına zarar isâbeti gayr-i melhûz ise dahi zahîrelerine nefâd gelüp, imdâd ü i'âneden dahi me'yûs olduklarından muhafızı olan Arnabûd Tâhir Paşa ibrâm-ı ‘askerî ile bi'z-zarûre kalʻayı teslîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "\"Men cehheze gāziyen fî-sebîlillahi fe-kad gazâ\" hadîs-i sahîhi medlûlünce mahz-ı tahsîl-i mesûbât-dâr-ı ‘ukbâ ve kesb-i fezâyil-i cihâd ü gazâ niyyet-i hâlisesiyle iklîletü'l-muhsenât, seyyidetü'l-muhadderât, Asiye-üsvet, Rabiʻa-zehadet ya'nî Valide Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretleri beş yüz nefer geride ve cengâver ‘askerin lâzım gelân meʼûnet ve harc-1 râhların hazîne-i mekârim-i defînelerinden i‘tâ ve Ordu-yi hümâyûn tarafına sevk ü isrâ ile maʻnen ihrâz-ı derece-i gazve vü cihâd ve maʻâkıl\nu sügūr-ı İslâmiyye'de müteheyyi'-i peykâr olan [54a] cünûd-ı muvahhidîne imdâd eylediler. Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Hüseyin Ağa dahi tahsîl-i savâb irâdesiyle elli nefer merd-i tüvânânın levâzım-ı seferiyyelerin ru'yet ü tekmîl ve bi'l-mürâfaka Ordu-yi hümâyûn'a ba's ü tesbîl eyledi.",
          "caption": "Techîz-i 'asker ez-cânib-i mehd-i 'ulyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_088.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Techîz-i 'asker ez-cânib-i mehd-i 'ulyâ",
          "text": "\"Men cehheze gāziyen fî-sebîlillahi fe-kad gazâ\" hadîs-i sahîhi medlûlünce mahz-ı tahsîl-i mesûbât-dâr-ı ‘ukbâ ve kesb-i fezâyil-i cihâd ü gazâ niyyet-i hâlisesiyle iklîletü'l-muhsenât, seyyidetü'l-muhadderât, Asiye-üsvet, Rabiʻa-zehadet ya'nî Valide Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretleri beş yüz nefer geride ve cengâver ‘askerin lâzım gelân meʼûnet ve harc-1 râhların hazîne-i mekârim-i defînelerinden i‘tâ ve Ordu-yi hümâyûn tarafına sevk ü isrâ ile maʻnen ihrâz-ı derece-i gazve vü cihâd ve maʻâkıl\nu sügūr-ı İslâmiyye'de müteheyyi'-i peykâr olan [54a] cünûd-ı muvahhidîne imdâd eylediler. Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Hüseyin Ağa dahi tahsîl-i savâb irâdesiyle elli nefer merd-i tüvânânın levâzım-ı seferiyyelerin ru'yet ü tekmîl ve bi'l-mürâfaka Ordu-yi hümâyûn'a ba's ü tesbîl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevlânâ-yı müşârun ileyh bir müddetden berü gunûde-i pester bîmârî ve ser-çeşme-i hayâtı yevmen-fe-yevmen vâdî-yi fenaya cârî olup, işbu şehr-i Ramazân'ın dokuzuncu günü terk-i kâr ü bâr, müsteʻâr u ‘azm-i dârü'l-karâr eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhulislâm-ı sâbık Esʻad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_089.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhulislâm-ı sâbık Esʻad Efendi-zâde Mehmed Şerîf Efendi",
          "text": "Mevlânâ-yı müşârun ileyh bir müddetden berü gunûde-i pester bîmârî ve ser-çeşme-i hayâtı yevmen-fe-yevmen vâdî-yi fenaya cârî olup, işbu şehr-i Ramazân'ın dokuzuncu günü terk-i kâr ü bâr, müsteʻâr u ‘azm-i dârü'l-karâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahdûm-ı müşârun ileyh subbet sicâlu'r-rahmeti ‘aleyh Şeyhulislâm-ı be-nâm Es'ad Efendi merhûmun mahdum-ı necâbet lüzûmu olup, bin yüz otuz altı târîhinde gehvâre-zîb-i şühûd ve ârâyiş-dehende-i kımât-ı vücûd olup, temyîz-i sevâd ü beyâz ve tahkīk-i cevâhir ü aʻrâz eyledikde, tahsil-i kemâlât u maʻârife meşgul ve ‘asrında bulunan ‘ulemâ-yı aʻlâmdan ahz-ı maʻkūl u menkûl edüp, elli bir târîhinde kıtâr-ı fezâyil disâr-ı müderrisîn-i kirâma dâhil ve devr-i medâris ü bıkāʻ eyleyerek altmış yedi târîhinde Diyarbekir Mevleviyeti'ne nâyil ve yetmiş târîhinde Kuds-i şerîf pâyesiyle manzûme-i ikbâli müstezâd ve yetmiş dörtde Burusa kazâsıyla ber-murâd ve o hâlde Mekke-i mükerreme pâyesi ve seksan târîhinde İstanbul Kadılığı ve seksan beşde Anadolu ve seksan dokuzda Rumeli Sadâreti'yle icrâ-yı ahkâm ve doksan ikide şeref-i tekerrür ile makzıyyü'l-merâm olup, çok geçmeden müntehâ-yı merâtib-i 'ilmiyye olan câh-ı vâlâ-yı Fetvâ zât-ı bergüzîde sıfatlarıyla kesb-i behcet ü behâ ve dört seneye karîb kemâl-i ‘iffet ü nezâhetle lâzıme-i Meşîhat-ı İslâmiyye'yi icrâ ve\nbaʻde'l-infisâl kûşe-güzîn-i inzivâ olmuşidi. İki yüz üç senesi Zilka‘de'sinde egerçi mükerren Şeyhulislâm ve Müfti'l-enâm olup, ancak ‘illet-i mizâc ve zaʻîf-1 pîrî hasebiyle idâre-i hutab-ı cesîm-i Meşîhat'da kusûr-ı zarûrîleri zuhûr eyleyeceği melhûz olduğundan, [54b] altmış günden sonra makām-ı Fetvâ'dan tenzîl ve hânesinde ikāmet ile tebcîl ve târîh-i mezkûrda \"Heyhâte mâ fin'n-nâs min-halidi\" deyerek târif ü tâlid, ve dâğ-zen-i kulûb-ı ekârib ü ebâʻid oldu. Müşârun ileyh 'afîf ü perhîzkâr, mütesallib ü dîndâr, gayret-keş-i dîn ü devlet, hâris-i kavânîn u rüsûm-ı tarîkat olup, reşâşe-i bırtîl ü rüşâdan dâmen-i ‘ismeti pâk ve müncih ü hevâyic-i nâs olan ibrîz-i hâlis-i nazar-ı iʻtibârında kemter-ez-hâk idi. Ancak ber-muktezâ-yı vekār u enefe her şahsa tahrîk-i şefe etmeyüp, kavl ü fiʻli ihtisâr üzere olduğunu baʻzı kimesne işʻâr ve bu dahi baʻzı nâ-ehl ü istihkākın dil-bend-i ümmîd oldukları mekāsıd-ı gayr-i lâyıkın tehallüfünden neş'et eylediği bedîdârdır. Merhûmun elsine-i selâsede olan nazm u nesiri sencîde-i mîzân-ı iʻtibâr ve makbûl-ı tıbâ‘-ı sühan-şinâsân-ı rüzgâr olup, bu kıt'a zâde-tab-i şerîfleridir. Nazm: Hak ‘alîm-est ne-dânî be-hakīkat-i ahkâm, Çûn be-tahkīk der-eflâk mukavvim bâşî, 'Alimü'l-gayb-i Hudâvend hakîm-est hemân, Sohenet kizb bûd kerr-i tû müneccim bâşî.\n\nTârîh-i velâdet-i hazret-i Şehriyârî; Ziyâde bir güzel musarraʻla ben de söyledim târîh, Cihân, Sultân Selîm'in mahdemincen tâze cân buldu.\n\nMüşârun ileyhin işʻâr-ı âb-dârındandır; Etdim güzellikler içre ‘alâka efendime, Sad-âferîn-i tabîʻat-ı dilber-pesendîme,\nTaraf-ı kâkülün ol meh görüp demiş, \nKıldım rubûde mihre varınca kemendime, \nİlbâs edüp güzellere tercîh hil‘atın, \nBuldum bunca câme hele şeh-levendime, \nVe lehû Ya Rabb! Bu incizâb nedir hüsn-i sûrete, \nBildir bunun hakīkatin ehl-i muhabbete, \nVelehû çıkmaz sahrâ-veşe der-i devlet-serâyına, \nTâ-âftâb düşmiyecek hâk-i pâyine, \nVelehû o çeşm ü leb ki ‘aceb nass-ı hüsn ü behcetdir, \nBiri işâret olursa berî.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_090.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mahdûm-ı müşârun ileyh subbet sicâlu'r-rahmeti ‘aleyh Şeyhulislâm-ı be-nâm Es'ad Efendi merhûmun mahdum-ı necâbet lüzûmu olup, bin yüz otuz altı târîhinde gehvâre-zîb-i şühûd ve ârâyiş-dehende-i kımât-ı vücûd olup, temyîz-i sevâd ü beyâz ve tahkīk-i cevâhir ü aʻrâz eyledikde, tahsil-i kemâlât u maʻârife meşgul ve ‘asrında bulunan ‘ulemâ-yı aʻlâmdan ahz-ı maʻkūl u menkûl edüp, elli bir târîhinde kıtâr-ı fezâyil disâr-ı müderrisîn-i kirâma dâhil ve devr-i medâris ü bıkāʻ eyleyerek altmış yedi târîhinde Diyarbekir Mevleviyeti'ne nâyil ve yetmiş târîhinde Kuds-i şerîf pâyesiyle manzûme-i ikbâli müstezâd ve yetmiş dörtde Burusa kazâsıyla ber-murâd ve o hâlde Mekke-i mükerreme pâyesi ve seksan târîhinde İstanbul Kadılığı ve seksan beşde Anadolu ve seksan dokuzda Rumeli Sadâreti'yle icrâ-yı ahkâm ve doksan ikide şeref-i tekerrür ile makzıyyü'l-merâm olup, çok geçmeden müntehâ-yı merâtib-i 'ilmiyye olan câh-ı vâlâ-yı Fetvâ zât-ı bergüzîde sıfatlarıyla kesb-i behcet ü behâ ve dört seneye karîb kemâl-i ‘iffet ü nezâhetle lâzıme-i Meşîhat-ı İslâmiyye'yi icrâ ve\nbaʻde'l-infisâl kûşe-güzîn-i inzivâ olmuşidi. İki yüz üç senesi Zilka‘de'sinde egerçi mükerren Şeyhulislâm ve Müfti'l-enâm olup, ancak ‘illet-i mizâc ve zaʻîf-1 pîrî hasebiyle idâre-i hutab-ı cesîm-i Meşîhat'da kusûr-ı zarûrîleri zuhûr eyleyeceği melhûz olduğundan, [54b] altmış günden sonra makām-ı Fetvâ'dan tenzîl ve hânesinde ikāmet ile tebcîl ve târîh-i mezkûrda \"Heyhâte mâ fin'n-nâs min-halidi\" deyerek târif ü tâlid, ve dâğ-zen-i kulûb-ı ekârib ü ebâʻid oldu. Müşârun ileyh 'afîf ü perhîzkâr, mütesallib ü dîndâr, gayret-keş-i dîn ü devlet, hâris-i kavânîn u rüsûm-ı tarîkat olup, reşâşe-i bırtîl ü rüşâdan dâmen-i ‘ismeti pâk ve müncih ü hevâyic-i nâs olan ibrîz-i hâlis-i nazar-ı iʻtibârında kemter-ez-hâk idi. Ancak ber-muktezâ-yı vekār u enefe her şahsa tahrîk-i şefe etmeyüp, kavl ü fiʻli ihtisâr üzere olduğunu baʻzı kimesne işʻâr ve bu dahi baʻzı nâ-ehl ü istihkākın dil-bend-i ümmîd oldukları mekāsıd-ı gayr-i lâyıkın tehallüfünden neş'et eylediği bedîdârdır. Merhûmun elsine-i selâsede olan nazm u nesiri sencîde-i mîzân-ı iʻtibâr ve makbûl-ı tıbâ‘-ı sühan-şinâsân-ı rüzgâr olup, bu kıt'a zâde-tab-i şerîfleridir. Nazm: Hak ‘alîm-est ne-dânî be-hakīkat-i ahkâm, Çûn be-tahkīk der-eflâk mukavvim bâşî, 'Alimü'l-gayb-i Hudâvend hakîm-est hemân, Sohenet kizb bûd kerr-i tû müneccim bâşî.\n\nTârîh-i velâdet-i hazret-i Şehriyârî; Ziyâde bir güzel musarraʻla ben de söyledim târîh, Cihân, Sultân Selîm'in mahdemincen tâze cân buldu.\n\nMüşârun ileyhin işʻâr-ı âb-dârındandır; Etdim güzellikler içre ‘alâka efendime, Sad-âferîn-i tabîʻat-ı dilber-pesendîme,\nTaraf-ı kâkülün ol meh görüp demiş, \nKıldım rubûde mihre varınca kemendime, \nİlbâs edüp güzellere tercîh hil‘atın, \nBuldum bunca câme hele şeh-levendime, \nVe lehû Ya Rabb! Bu incizâb nedir hüsn-i sûrete, \nBildir bunun hakīkatin ehl-i muhabbete, \nVelehû çıkmaz sahrâ-veşe der-i devlet-serâyına, \nTâ-âftâb düşmiyecek hâk-i pâyine, \nVelehû o çeşm ü leb ki ‘aceb nass-ı hüsn ü behcetdir, \nBiri işâret olursa berî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[55a] Müşârun ileyhin salâh-ı hâl ü ‘iffeti ve mekkâre-i umûrdan mücânebeti mütebeyyen iken havâss-ı müteʻallikātının hırs u tamaʻa mebnî evzâʻ u etvârları giderek müşârun ileyhi muzga-i efvâh-1 enâm eylediğinden fazla, Hânım Sultân terekesi vukūʻunda ziyâdece mahsûl talebiyle tarafına şâyibe-i gadr u iʻtisâf isnâd ve sâhib-i vücûd u liyâkat olduğu nezd-i Fetvâ-penâhî'de dahi mütehakkık olduğundan, bir mahalle tagrîbi irâdesinde terk-i iʻâne vü imdâd olunup, işbu Şevvâl'in on dokuzuncu günü Rumeli Sadâreti'nden ‘azl ile mütecerri'-i ke's-i küdûret ve Kastamonu'ya iclâ ile zehrâbe-nûş-i gurbet oldu. \"İnnemâ emvâlüküm fitnetün leküm\" mantûku levha-tırâz-ı vukū‘-ı şûre-zâr-ı mecbûriyyetden telh-âbe-i zarar-ı küllî nübûʻ eyledi. Li-muharririhî:\n\nKemâla fürûya hırs u tamaʻ sûd eder ise de, \nDehrin elinde başka sebeble ziyân çeker.\n\nMünhall olan Sadâret-i Rumeli, Anadolu Kadıʻaskeri olan Bey Monlâ-zâde Mustafâ Beyefendi'ye tevcîh ve ‘iffet ü nezâhet üzere icrâ-yı ahkâm-ı şerʻiyye\nolunmak husûsları müşârun ileyhe te’kîd ü tenbîh olunup, Sadâret-i Anadolu ile sânî-yi Teftâzânî ve müstecmi‘-i kemâlât-ı insânî olan ‘Abdullah Monlâ Efendi dest-ârâ-yı iʻzâz ve Fetvâ Emîni İbrâhîm Efendi ve Başmakcı-zâde es-Seyyid Mehmed Selîm Efendi ve Dağıstanî İbrâhîm Efendi tevârîh-i muhtelife ile İstanbul pâyelerini ihrâz ve sergerm-i selâfe-i inbisât u ihtizâz oldular.",
          "caption": "‘Azl ü nefy-i Sadr-ı Rum ‘Âşir Mustafâ Efendi ve nasb-ı Mustafâ Bey ve vukūʻât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_091.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nefy-i Sadr-ı Rum ‘Âşir Mustafâ Efendi ve nasb-ı Mustafâ Bey ve vukūʻât-ı sâyire",
          "text": "[55a] Müşârun ileyhin salâh-ı hâl ü ‘iffeti ve mekkâre-i umûrdan mücânebeti mütebeyyen iken havâss-ı müteʻallikātının hırs u tamaʻa mebnî evzâʻ u etvârları giderek müşârun ileyhi muzga-i efvâh-1 enâm eylediğinden fazla, Hânım Sultân terekesi vukūʻunda ziyâdece mahsûl talebiyle tarafına şâyibe-i gadr u iʻtisâf isnâd ve sâhib-i vücûd u liyâkat olduğu nezd-i Fetvâ-penâhî'de dahi mütehakkık olduğundan, bir mahalle tagrîbi irâdesinde terk-i iʻâne vü imdâd olunup, işbu Şevvâl'in on dokuzuncu günü Rumeli Sadâreti'nden ‘azl ile mütecerri'-i ke's-i küdûret ve Kastamonu'ya iclâ ile zehrâbe-nûş-i gurbet oldu. \"İnnemâ emvâlüküm fitnetün leküm\" mantûku levha-tırâz-ı vukū‘-ı şûre-zâr-ı mecbûriyyetden telh-âbe-i zarar-ı küllî nübûʻ eyledi. Li-muharririhî:\n\nKemâla fürûya hırs u tamaʻ sûd eder ise de, \nDehrin elinde başka sebeble ziyân çeker.\n\nMünhall olan Sadâret-i Rumeli, Anadolu Kadıʻaskeri olan Bey Monlâ-zâde Mustafâ Beyefendi'ye tevcîh ve ‘iffet ü nezâhet üzere icrâ-yı ahkâm-ı şerʻiyye\nolunmak husûsları müşârun ileyhe te’kîd ü tenbîh olunup, Sadâret-i Anadolu ile sânî-yi Teftâzânî ve müstecmi‘-i kemâlât-ı insânî olan ‘Abdullah Monlâ Efendi dest-ârâ-yı iʻzâz ve Fetvâ Emîni İbrâhîm Efendi ve Başmakcı-zâde es-Seyyid Mehmed Selîm Efendi ve Dağıstanî İbrâhîm Efendi tevârîh-i muhtelife ile İstanbul pâyelerini ihrâz ve sergerm-i selâfe-i inbisât u ihtizâz oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silistre Muhâfızı olan Vezîr Koca ‘Abdî Paşa bu esnâda baʻzı ‘ilel-i rediyyeye mübtelâ ve hulûl-i ecel-i mev‘ûduyla reh-neverd-i semt-i ‘ukbâ olup, müşârun ileyh vüzerâ-yı ‘izâmın muktedirlerinden ve kesret-i mâl ile müştehirlerinden olduğuna binâ’en, Kütahya ve sâyir mahallerde olan emvâl ü eşyâsının kabzına mübâşirler taʻyîn ü tesbîl ve eşk-i çeşm-i fakr ile cemʻ olmuş vâfir nakd ü mâlı tahsîl olundu.",
          "caption": "Vefât-ı 'Abdî Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_092.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı 'Abdî Paşa",
          "text": "Silistre Muhâfızı olan Vezîr Koca ‘Abdî Paşa bu esnâda baʻzı ‘ilel-i rediyyeye mübtelâ ve hulûl-i ecel-i mev‘ûduyla reh-neverd-i semt-i ‘ukbâ olup, müşârun ileyh vüzerâ-yı ‘izâmın muktedirlerinden ve kesret-i mâl ile müştehirlerinden olduğuna binâ’en, Kütahya ve sâyir mahallerde olan emvâl ü eşyâsının kabzına mübâşirler taʻyîn ü tesbîl ve eşk-i çeşm-i fakr ile cemʻ olmuş vâfir nakd ü mâlı tahsîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ‘Abdî Paşa-zâde ‘Ali Paşa'nın ferzend-i dil-bendi olup, pederi vefâtından sonra Sultân Mahmûd ‘aleyhi rahmetü'l-Ma‘bûd devrinde Enderûn-1 hümâyûna çerâğ ve bir müddetden sonra Hâsoda'ya duhûl ile pâ-nihâde-i mirkāt-ı refâh u rifâğ olup, giderek fenn-i [55b] silahşörîde yegâne ve cevdet-i kitâbetde vahîd-i zemâne olduğu haysiyyet ile günden güne mihr-i vakʻ u iʻtibârı dırahşân ve Çukadâr Ağalık merkezine vüsûl ile fâyikü'l-akrân olmuşidi. Müşârun ileyhden bir bâdire südûruyla dâyire-i hümâyûndan tecnîb ve Mîr-i mîrânlık ile Köstendil tarafına tesrîb olunup, çok geçmeden Belgrad nizâmına me'mûr ve serkeşân-ı Belgrad'ı izâlede hıdmeti meşkûr olup, nâyil-i rütbe-i vezâret ve bir zemândan sonra, kati çok Yeniçeri katletti deyü Ocak tarafından şikâyet ile mazhar-ı ‘ukūbet olup, bu gāyileden dahi reh-yâb-ı selâmet ve kati çok eyâlete tevellâ ile vâsıl-1 ser-menzil-i şöhret olmuşidi. Müşârun ileyh fi'l-asl zulm ü hasârete mâyil ve muhafaza-i nefs dâʻiyesiyle her zemân dâyiresi mecmû‘-1 erâzil olup, ne tarafa teveccüh etse ehâlîsi perîşân ve ne memlekete Vâlî olsa o memleket yevm ü gurâba âșiyân ve bu sebeble matla‘-ı vezâretinden gāyet-i 'ömrüne dek Devlet-i ‘aliyye'ye nâfi bir hıdmete muvaffak olamayup, evvelki seferlerde dahi her mahalde münhezim ve tarafında isr-i nusreti münʻadim olduğundan gayri, Haleb ve ‘Ayıntâb ve Kilis ve Ağraz'ı tehzîb ü ifnâ ve Anadolu ve Rumeli'de\nkat‘i çok müteʻayyin ve bî-cürüm kimesneleri i‘dâm ile havâtir-i nâsda siyâsetnâme-i Haccâc'ı ensâ ve bâlâda zikr olunduğu minvâl üzere Belgrad'ın istîlâsına dahi 'illet-i müstakılle olup, birkaç def‘a izâlesi kasd olunmuşiken mâlını nefsine fedâ ve kesret-i havâşî vü hademi siper-bilâ etmekle vücûduna zafer mümkin olmayup, encâm-ı kâr eceli ile 'azm-i dârü'l-cezâ eyledi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_093.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh ‘Abdî Paşa-zâde ‘Ali Paşa'nın ferzend-i dil-bendi olup, pederi vefâtından sonra Sultân Mahmûd ‘aleyhi rahmetü'l-Ma‘bûd devrinde Enderûn-1 hümâyûna çerâğ ve bir müddetden sonra Hâsoda'ya duhûl ile pâ-nihâde-i mirkāt-ı refâh u rifâğ olup, giderek fenn-i [55b] silahşörîde yegâne ve cevdet-i kitâbetde vahîd-i zemâne olduğu haysiyyet ile günden güne mihr-i vakʻ u iʻtibârı dırahşân ve Çukadâr Ağalık merkezine vüsûl ile fâyikü'l-akrân olmuşidi. Müşârun ileyhden bir bâdire südûruyla dâyire-i hümâyûndan tecnîb ve Mîr-i mîrânlık ile Köstendil tarafına tesrîb olunup, çok geçmeden Belgrad nizâmına me'mûr ve serkeşân-ı Belgrad'ı izâlede hıdmeti meşkûr olup, nâyil-i rütbe-i vezâret ve bir zemândan sonra, kati çok Yeniçeri katletti deyü Ocak tarafından şikâyet ile mazhar-ı ‘ukūbet olup, bu gāyileden dahi reh-yâb-ı selâmet ve kati çok eyâlete tevellâ ile vâsıl-1 ser-menzil-i şöhret olmuşidi. Müşârun ileyh fi'l-asl zulm ü hasârete mâyil ve muhafaza-i nefs dâʻiyesiyle her zemân dâyiresi mecmû‘-1 erâzil olup, ne tarafa teveccüh etse ehâlîsi perîşân ve ne memlekete Vâlî olsa o memleket yevm ü gurâba âșiyân ve bu sebeble matla‘-ı vezâretinden gāyet-i 'ömrüne dek Devlet-i ‘aliyye'ye nâfi bir hıdmete muvaffak olamayup, evvelki seferlerde dahi her mahalde münhezim ve tarafında isr-i nusreti münʻadim olduğundan gayri, Haleb ve ‘Ayıntâb ve Kilis ve Ağraz'ı tehzîb ü ifnâ ve Anadolu ve Rumeli'de\nkat‘i çok müteʻayyin ve bî-cürüm kimesneleri i‘dâm ile havâtir-i nâsda siyâsetnâme-i Haccâc'ı ensâ ve bâlâda zikr olunduğu minvâl üzere Belgrad'ın istîlâsına dahi 'illet-i müstakılle olup, birkaç def‘a izâlesi kasd olunmuşiken mâlını nefsine fedâ ve kesret-i havâşî vü hademi siper-bilâ etmekle vücûduna zafer mümkin olmayup, encâm-ı kâr eceli ile 'azm-i dârü'l-cezâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa, Anapa Kalʻası pîşgâhına varup, Battâl Paşa ile mülâkī ve düşmen gemilerinin Kerş havâlîsinde olduğunu tahkīk edüp, mütevekkilen ‘alallah üzerlerine imâle-i sükkân ‘azîmet eyledi. Nahl Burnu demekle maʻrûf bir mahalde a‘dâ donanması müşâhede olunup, muhârebeye mübâşeret ve birkaç saʻât âteş-i aʻdâya müsâberet ve ‘avn-i Hakk ile [56a] dört kıtʻa fırkateyn şeklinde olan süfün-i aʻdâ garîk-i bahr-ı belâ olduğu hînde aʻdânın altı kıtʻa kebîr sefîneleri yek-dîgere imdâd eyleyerek Paşa gemisini sarup, berü tarafdan i'ânet olunmadığından münferid olduğu hâlde iki saʻât muhârebe ve baʻdehû Donanma-yi hümâyûn'dan iki kıtʻa karavela yetişüp, işʻâl-i nâr-ı mudârabe ve yedi saʻât kadar ceng imtidâd bulup, ahşâm dahi karîb olduğundan cenge fâsıla verilüp, müntezir-i inbilâc-ı subh olmuşlar idi. Aʻdâ tarafında âsâr-ı şikestegî vü hezîmet zâhir olduğundan pâydâr olamayup, Kefe Limanı'na doğru çekilüp gitdikleri Kapudan Paşa'nın maʻlûmu oldukda ta'kībe imkân müsâʻade olunmayup, cebr-i kesr ve sulanmak mekāsıdıyla Sünne Boğazı'na ‘avdet etmişidi. Evâhir-i Zilkaʻde'de Sünne'den hareket ve Hacibey Limanı'na vaz‘-ı lenger-i celâdet ve etrâfa karağollar taʻyîni ile lâzıme-i ihtiyâta riʻâyet edüp, nâ-gâh aʻdâ-yı rû-siyahın otuz yedi kıt'a ceng gemileri görülüp, muhalefet-i rûzgârı derkâr olduğu hâlde Kapudan Paşa zarûrî yelken üstüne çıkup, sefâyin-i sagīreden mâʻadâ on dokuz kıtʻa sefâyin-i kebîre ile mukābele eylediklerinde Paşa gemisinden atılan mermer gülleler düşmenin bir kıtʻa kebîr sefînesini taraf taraf hark ve bahr-ı züll ü hevâna gark edüp, düşmen tarafından dahi eczâ-yı nâriyye ile masnû‘ dânelerden birkaç dâne Paşa gemisine isâbet edüp, derhal birkaç mahalden müştaʻil olmağla müşârun ileyh bir tarafdan âteşi itfâ ve bir tarafdan nehengân-ı deryâ-yı besâlet olan guzât-ı zafer-simât gayret ü istimâlet-i i‘tâ edüp, bu hâl ile hengâm-ı şâm\ndâhil ve iki donanma miyânını fâsıl olup, muntazır-ı bâmdâd olmuşlar idi. Nâgâh vezîden-i bâd-ı şimâli ile rû-yi deryâ cibâl-i râsiyât misillü mevcler peydâ edüp, Donanma-yi hümâyun sefîneleri bi-hikmetillahi Teâlâ perîşân ve her biri bir cânibe meyl eyleyerek birbirine çatarak vâfir hasâret nümâyân olup, düşmen donanması Özi tarafında lîmûr bırakmış olmaları [56b] an-ı hümâyûn a‘dâ gemilerine karîb bulunup, hemân ‘ale’s-sabâh ‘umûmen üzerine hücûm eylediler. Mübârizîn-i dîn dahi münferiden düşmenin donanmasıyla muhârebeye ibtidâr ve altı sa‘ât kadar uğur-ı dîn ü devletde cânsipâr olup, encâm-ı kâr derûnunda olan guzât-ı İslâm’ın ekserisi gavta-hûr-ı deryâ-yı rahmet ve nâyil-i ecr-i cezîl-i şehâdet olup, sefîne dahi mahal-be-mahal zebâne-keş-i işti‘âl ve sâyir sefâyin-i İslâmiyye imdâd ü i‘ânet tarîkini bulamayup, uzakdan hâst-kâr-ı nusrat-i Îzed-i müte‘âl olup, istihlâsının imkânı mefkūd ve ‘âkıbetü’l-emr a‘yün-i nâsdan nâ-bûd ve şirâzesinden iki kıt‘a düşmen gemisi sûziş-pezîr-i nâr-ı intikām ve tesliyetde hevâtir-i gayret-keşân-ı İslâm oldu.",
          "caption": "Muhârebe-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_094.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Muhârebe-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa, Anapa Kalʻası pîşgâhına varup, Battâl Paşa ile mülâkī ve düşmen gemilerinin Kerş havâlîsinde olduğunu tahkīk edüp, mütevekkilen ‘alallah üzerlerine imâle-i sükkân ‘azîmet eyledi. Nahl Burnu demekle maʻrûf bir mahalde a‘dâ donanması müşâhede olunup, muhârebeye mübâşeret ve birkaç saʻât âteş-i aʻdâya müsâberet ve ‘avn-i Hakk ile [56a] dört kıtʻa fırkateyn şeklinde olan süfün-i aʻdâ garîk-i bahr-ı belâ olduğu hînde aʻdânın altı kıtʻa kebîr sefîneleri yek-dîgere imdâd eyleyerek Paşa gemisini sarup, berü tarafdan i'ânet olunmadığından münferid olduğu hâlde iki saʻât muhârebe ve baʻdehû Donanma-yi hümâyûn'dan iki kıtʻa karavela yetişüp, işʻâl-i nâr-ı mudârabe ve yedi saʻât kadar ceng imtidâd bulup, ahşâm dahi karîb olduğundan cenge fâsıla verilüp, müntezir-i inbilâc-ı subh olmuşlar idi. Aʻdâ tarafında âsâr-ı şikestegî vü hezîmet zâhir olduğundan pâydâr olamayup, Kefe Limanı'na doğru çekilüp gitdikleri Kapudan Paşa'nın maʻlûmu oldukda ta'kībe imkân müsâʻade olunmayup, cebr-i kesr ve sulanmak mekāsıdıyla Sünne Boğazı'na ‘avdet etmişidi. Evâhir-i Zilkaʻde'de Sünne'den hareket ve Hacibey Limanı'na vaz‘-ı lenger-i celâdet ve etrâfa karağollar taʻyîni ile lâzıme-i ihtiyâta riʻâyet edüp, nâ-gâh aʻdâ-yı rû-siyahın otuz yedi kıt'a ceng gemileri görülüp, muhalefet-i rûzgârı derkâr olduğu hâlde Kapudan Paşa zarûrî yelken üstüne çıkup, sefâyin-i sagīreden mâʻadâ on dokuz kıtʻa sefâyin-i kebîre ile mukābele eylediklerinde Paşa gemisinden atılan mermer gülleler düşmenin bir kıtʻa kebîr sefînesini taraf taraf hark ve bahr-ı züll ü hevâna gark edüp, düşmen tarafından dahi eczâ-yı nâriyye ile masnû‘ dânelerden birkaç dâne Paşa gemisine isâbet edüp, derhal birkaç mahalden müştaʻil olmağla müşârun ileyh bir tarafdan âteşi itfâ ve bir tarafdan nehengân-ı deryâ-yı besâlet olan guzât-ı zafer-simât gayret ü istimâlet-i i‘tâ edüp, bu hâl ile hengâm-ı şâm\ndâhil ve iki donanma miyânını fâsıl olup, muntazır-ı bâmdâd olmuşlar idi. Nâgâh vezîden-i bâd-ı şimâli ile rû-yi deryâ cibâl-i râsiyât misillü mevcler peydâ edüp, Donanma-yi hümâyun sefîneleri bi-hikmetillahi Teâlâ perîşân ve her biri bir cânibe meyl eyleyerek birbirine çatarak vâfir hasâret nümâyân olup, düşmen donanması Özi tarafında lîmûr bırakmış olmaları [56b] an-ı hümâyûn a‘dâ gemilerine karîb bulunup, hemân ‘ale’s-sabâh ‘umûmen üzerine hücûm eylediler. Mübârizîn-i dîn dahi münferiden düşmenin donanmasıyla muhârebeye ibtidâr ve altı sa‘ât kadar uğur-ı dîn ü devletde cânsipâr olup, encâm-ı kâr derûnunda olan guzât-ı İslâm’ın ekserisi gavta-hûr-ı deryâ-yı rahmet ve nâyil-i ecr-i cezîl-i şehâdet olup, sefîne dahi mahal-be-mahal zebâne-keş-i işti‘âl ve sâyir sefâyin-i İslâmiyye imdâd ü i‘ânet tarîkini bulamayup, uzakdan hâst-kâr-ı nusrat-i Îzed-i müte‘âl olup, istihlâsının imkânı mefkūd ve ‘âkıbetü’l-emr a‘yün-i nâsdan nâ-bûd ve şirâzesinden iki kıt‘a düşmen gemisi sûziş-pezîr-i nâr-ı intikām ve tesliyetde hevâtir-i gayret-keşân-ı İslâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda mesned-i hükûmet-i mağrib-i Aksa’ya Sâ‘id Mevlâ Yezîd bin Mevlâ Muhammed tarafından Muhammed Kāyid nâm sefîr Âsitâne-i sa‘âdet’e vârid olup, hâmil olduğu nâmeyi Divân-ı şâmihü’l-erkân’da takdîm mürseli tarafından irâde vü ta‘lîm olunduğu ifâde vü tefhîm eylediğine binâ’en, işbu şehr-i Rebi‘ü’l-evvel’in yigirmi üçüncü Salı günü Divân-ı ‘âlî tertîb ve sefîr-i merkūm ihzâr u takrîb olunup, Hâkim-i müşârun ileyhin nâmesini huzûr-ı mevâhib-i mahsûr-ı Mülûkâne’ye ‘arz etmekle, mahdûmuna i‘zâz-ı ikāmet liyâkatına bir sevb kākum kürk ilbâs ve bi’l-ma‘iyye vürûd eden rüfekāsının ba‘zısına hil‘atler iksâsıyla cümlesi memnûn-ı lutf-ı bî-kıyâs kılındı.\n\nHâkim-i müşârun ileyh nâmesinde cülûs-ı hümâyûn-ı Meymenet-makrûn’u tebrîk ü es‘âd ve kendüsünün dahi câlis-i serîr-i vilâyet-i Mağrib olduğunu îrâd eylediğinden gayri cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle Devlet-i ‘aliyye-i\nebedîyyü'l-karâr'a ihlâs u muhabbeti ber-vech-i etemm ve emedd-i baʻîdden berü miyânede cârî olan i’tilâf u yek-ciheti merâsiminin kemâ-kân icrâsında sâbit kadem olduğu inbâ ve İspanyalu ile derîce-i bâz-ı harb ü vegā olmağla, bu bâbda teveccüh-i derûn-ı istidʻâ ve [57a] bundan akdem vâlidi tarafından fukarâ-yı Harameyn'e mebʻûs olup, el-yevm Hazîne-i ‘Âmire'de ber-vech-i emânet mahfûz olan maʻlûmu'l-mikdâr sabâyik-i zehebin isticlâbıyla tarafından bukʻateyn-i şerîfeyn ehâlîsine irsâl olunmasını tahrîr ü iltimâs etmiş sabâyik-i mezkûre heyet-i mahsûsasıyla irsâli mümteni ve taksîmi müşkil olup, be-her hâl meskûken irsâli lâzım geldiği pederleri merhûma tahrîr ü istimzâc ve haber varıncaya dek müşârun ileyh meslek-i dârü'l-karâra intihâc etmişidi. Çünki hey’et-i asliyyesiyle sabâyik-i mezkûreyi vâris ü cânişîni taleb etmiş, sefîrine teslîm olunması taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i Mülükâne'den emr ü fermân olunmağla hifz olunan mahalden ihrâc olunup, kabzına tevkîl olunan merkūma teslîm ve bu mazmûnda nâmesinin cevabı terkīm ve sefîrinin mutayyeben cânib-i garba iʻâdesi șân-ı Devlet-i ‘aliyye'den olmağla, mazhar-ı lutf u rağbet olarak geldiği mahalle ‘azîmet eyledi.",
          "caption": "Vürûd-ı sefîr-i hâkim-i Fas ve tertîb-i Divân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_095.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı sefîr-i hâkim-i Fas ve tertîb-i Divân",
          "text": "Bu esnâda mesned-i hükûmet-i mağrib-i Aksa’ya Sâ‘id Mevlâ Yezîd bin Mevlâ Muhammed tarafından Muhammed Kāyid nâm sefîr Âsitâne-i sa‘âdet’e vârid olup, hâmil olduğu nâmeyi Divân-ı şâmihü’l-erkân’da takdîm mürseli tarafından irâde vü ta‘lîm olunduğu ifâde vü tefhîm eylediğine binâ’en, işbu şehr-i Rebi‘ü’l-evvel’in yigirmi üçüncü Salı günü Divân-ı ‘âlî tertîb ve sefîr-i merkūm ihzâr u takrîb olunup, Hâkim-i müşârun ileyhin nâmesini huzûr-ı mevâhib-i mahsûr-ı Mülûkâne’ye ‘arz etmekle, mahdûmuna i‘zâz-ı ikāmet liyâkatına bir sevb kākum kürk ilbâs ve bi’l-ma‘iyye vürûd eden rüfekāsının ba‘zısına hil‘atler iksâsıyla cümlesi memnûn-ı lutf-ı bî-kıyâs kılındı.\n\nHâkim-i müşârun ileyh nâmesinde cülûs-ı hümâyûn-ı Meymenet-makrûn’u tebrîk ü es‘âd ve kendüsünün dahi câlis-i serîr-i vilâyet-i Mağrib olduğunu îrâd eylediğinden gayri cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle Devlet-i ‘aliyye-i\nebedîyyü'l-karâr'a ihlâs u muhabbeti ber-vech-i etemm ve emedd-i baʻîdden berü miyânede cârî olan i’tilâf u yek-ciheti merâsiminin kemâ-kân icrâsında sâbit kadem olduğu inbâ ve İspanyalu ile derîce-i bâz-ı harb ü vegā olmağla, bu bâbda teveccüh-i derûn-ı istidʻâ ve [57a] bundan akdem vâlidi tarafından fukarâ-yı Harameyn'e mebʻûs olup, el-yevm Hazîne-i ‘Âmire'de ber-vech-i emânet mahfûz olan maʻlûmu'l-mikdâr sabâyik-i zehebin isticlâbıyla tarafından bukʻateyn-i şerîfeyn ehâlîsine irsâl olunmasını tahrîr ü iltimâs etmiş sabâyik-i mezkûre heyet-i mahsûsasıyla irsâli mümteni ve taksîmi müşkil olup, be-her hâl meskûken irsâli lâzım geldiği pederleri merhûma tahrîr ü istimzâc ve haber varıncaya dek müşârun ileyh meslek-i dârü'l-karâra intihâc etmişidi. Çünki hey’et-i asliyyesiyle sabâyik-i mezkûreyi vâris ü cânişîni taleb etmiş, sefîrine teslîm olunması taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i Mülükâne'den emr ü fermân olunmağla hifz olunan mahalden ihrâc olunup, kabzına tevkîl olunan merkūma teslîm ve bu mazmûnda nâmesinin cevabı terkīm ve sefîrinin mutayyeben cânib-i garba iʻâdesi șân-ı Devlet-i ‘aliyye'den olmağla, mazhar-ı lutf u rağbet olarak geldiği mahalle ‘azîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin taraf-ı hümâyûna olan sevâbık-ı hıdemâtı hasebiyle manzûr-ı nigâh-ı rağbet ve Vâlide Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerine Kethudâ nasb olunup, hâtır-ı pîrânesine min-külli'l-vücûh riʻâyet olunur idi. Etrâfda rasad-bîn-i fursat olan ebnâ-yı zemân tezekkür-i sevâlif-i hukūk u ülfet ile cevânib-i erbaʻasını ihâta vü istî‘âb ve fî'l-asl müteʻallikāt-1 erbâb-ı teʻayyün kabûl-i tekessür eyledikce recâ vü emel mütefâvit-i râdde-i nisâb olacağı bî-irtiyâb iken hücûm eden ashâb-ı âmâlin husûl-1 mekāsıdları ardına düşüp, îfâ-yı lâzıme-i mürrüvvete berçîde-dâmen-i gayret ve giderek gāyileyi çoğaldup, muʻârız u müzâhimler dahi îrâs-ı kuvvet ve maʻâyib ü mesâlibini tizkâra müvâzebet ile tedrîcî çâr-tâk-ı iltifatdan sükūtuna [57b] ‘illet ve bu ıztırâb u hayret ile ‘âkıbetü'l-emr esîr-i pester-maraz ve ahz-1 cevher ile terk-i 'arz ya'nî, dağdağa-i ‘âlemden âzâde, nuhûstîn-i menzilet-i ahiret olan lahde pâ-nihâde oldu. Mûmâ ileyh bâbâ-yi ‘âlem ü mürüvveti müsellem hukūka râʻî ve hayrâta sahî vü\ncivân-merd ve şifâ-resân-ı ehl-i derd bir pîr-i ercümend idi. Tecâvezallâhû ‘an seyyi’âtihî ve ce‘alallâhü mesvâhü fî cennâtihî Mehd-i ‘ulyâ hazretlerine ricâl-i Devlet-i 'aliyye'den istikāmet ü sadâkatle mevsûf ve ‘iffet ü diyânetle maʻrûf bir zâtın Kethudâ nasb olunması pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı Şehriyârî olmağla, birkaç senden berü Darb-hâne-i 'Âmire Emâneti'nde ibrîz-i hâlisü'l-ʻayâr mâhiyyeti, mehek-zede-i tecribe vü ihtibâr ve sebîke-i gayr-i magşûşe-i lüceyn haysiyyeti âzmâyiş-i sayrefiyân-ı ‘ukūl ile şâyeste-i tamgā -yi iʻtibâr olan Yûsuf Ağa'nın bu hıdmet-i refîʻaya istihkāk u liyâkatını nezd-i ferd-i Şâhâne'de bedîdâr olmağla işbu Saferü'l-hayr'ın on sekizinci günü karîha-i sabihâ-i Mülûkâne'den müşârun ileyhâ hazretlerine Kethudâ nasb u taʻyîn ve kāmet-i ‘izz ü iftihârı ferve-i semmûr ile tezyîn olundu.",
          "caption": "Fevt-i Mîr Mahmûd ve nasb-ı Kethudâ berâ-yı Vâlide Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_096.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mîr Mahmûd ve nasb-ı Kethudâ berâ-yı Vâlide Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân",
          "text": "Mûmâ ileyhin taraf-ı hümâyûna olan sevâbık-ı hıdemâtı hasebiyle manzûr-ı nigâh-ı rağbet ve Vâlide Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerine Kethudâ nasb olunup, hâtır-ı pîrânesine min-külli'l-vücûh riʻâyet olunur idi. Etrâfda rasad-bîn-i fursat olan ebnâ-yı zemân tezekkür-i sevâlif-i hukūk u ülfet ile cevânib-i erbaʻasını ihâta vü istî‘âb ve fî'l-asl müteʻallikāt-1 erbâb-ı teʻayyün kabûl-i tekessür eyledikce recâ vü emel mütefâvit-i râdde-i nisâb olacağı bî-irtiyâb iken hücûm eden ashâb-ı âmâlin husûl-1 mekāsıdları ardına düşüp, îfâ-yı lâzıme-i mürrüvvete berçîde-dâmen-i gayret ve giderek gāyileyi çoğaldup, muʻârız u müzâhimler dahi îrâs-ı kuvvet ve maʻâyib ü mesâlibini tizkâra müvâzebet ile tedrîcî çâr-tâk-ı iltifatdan sükūtuna [57b] ‘illet ve bu ıztırâb u hayret ile ‘âkıbetü'l-emr esîr-i pester-maraz ve ahz-1 cevher ile terk-i 'arz ya'nî, dağdağa-i ‘âlemden âzâde, nuhûstîn-i menzilet-i ahiret olan lahde pâ-nihâde oldu. Mûmâ ileyh bâbâ-yi ‘âlem ü mürüvveti müsellem hukūka râʻî ve hayrâta sahî vü\ncivân-merd ve şifâ-resân-ı ehl-i derd bir pîr-i ercümend idi. Tecâvezallâhû ‘an seyyi’âtihî ve ce‘alallâhü mesvâhü fî cennâtihî Mehd-i ‘ulyâ hazretlerine ricâl-i Devlet-i 'aliyye'den istikāmet ü sadâkatle mevsûf ve ‘iffet ü diyânetle maʻrûf bir zâtın Kethudâ nasb olunması pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı Şehriyârî olmağla, birkaç senden berü Darb-hâne-i 'Âmire Emâneti'nde ibrîz-i hâlisü'l-ʻayâr mâhiyyeti, mehek-zede-i tecribe vü ihtibâr ve sebîke-i gayr-i magşûşe-i lüceyn haysiyyeti âzmâyiş-i sayrefiyân-ı ‘ukūl ile şâyeste-i tamgā -yi iʻtibâr olan Yûsuf Ağa'nın bu hıdmet-i refîʻaya istihkāk u liyâkatını nezd-i ferd-i Şâhâne'de bedîdâr olmağla işbu Saferü'l-hayr'ın on sekizinci günü karîha-i sabihâ-i Mülûkâne'den müşârun ileyhâ hazretlerine Kethudâ nasb u taʻyîn ve kāmet-i ‘izz ü iftihârı ferve-i semmûr ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʻdel-i eyyâm-ı mevâsim olan fasl-1 behâr-ı mütekaddim fîmâ-baʻd Ordu-yi hümâyûn'un sahrâya hurûcu lâzım gelmekle, işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın yigirmi beşinci günü Sadrıaʻazam ve bi'l-cümle erkân-ı devlet ve Ocaklu tertîb-i sâbıkları üzere Şumnu sahrâsına çıkup, darb olunan hıyâmda ârâm ve şehr-i Ramazan'ın beşinci günü tavâyif-i ‘askeriyyenin iki kıst mevâcibleri dahi ihsân ü inʻâm ve tedarik-i levâzım-ı seferiyyelerine medâr olur esbâb itmâm olundu. Kuban Hânı tarafına taraf-ı vâzihü'ş-şeref-i Mülûkâne'den kilitlü hazîne ile Kara Hisârî birâderi ‘Ömer Bey Asitâne'den me'mûr kılınmışidi. Şumnu'ya iki saʻât mahallde vâki olup, Hân'ın meştâ-nişîn olduğu Kelefçe kasabasına vâsıl u hâmil olduğu hazîneyi teslîm [58a] ile kûze-i hâfızasına îdâʻ olunan vesâyâyı nâkl ve bir ân akdem İsma‘îl cânibine hareketi matlûb-ı Şehriyâr-ı ‘âdl olduğunu ifâde ve ordudan dahi baʻzı tekâlîfine müsâʻade birle\nsavb-ı maksûduna tesyîr ve hareket-i bi-tayyihî ile ne hâl ise Bâbâdağı'na vüsûl haberini tahrîr eyledi.",
          "caption": "Vukūʻât-ı Ordu-yi hümâyûn ve ihrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_097.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât-ı Ordu-yi hümâyûn ve ihrâc-ı mevâcib",
          "text": "Aʻdel-i eyyâm-ı mevâsim olan fasl-1 behâr-ı mütekaddim fîmâ-baʻd Ordu-yi hümâyûn'un sahrâya hurûcu lâzım gelmekle, işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın yigirmi beşinci günü Sadrıaʻazam ve bi'l-cümle erkân-ı devlet ve Ocaklu tertîb-i sâbıkları üzere Şumnu sahrâsına çıkup, darb olunan hıyâmda ârâm ve şehr-i Ramazan'ın beşinci günü tavâyif-i ‘askeriyyenin iki kıst mevâcibleri dahi ihsân ü inʻâm ve tedarik-i levâzım-ı seferiyyelerine medâr olur esbâb itmâm olundu. Kuban Hânı tarafına taraf-ı vâzihü'ş-şeref-i Mülûkâne'den kilitlü hazîne ile Kara Hisârî birâderi ‘Ömer Bey Asitâne'den me'mûr kılınmışidi. Şumnu'ya iki saʻât mahallde vâki olup, Hân'ın meştâ-nişîn olduğu Kelefçe kasabasına vâsıl u hâmil olduğu hazîneyi teslîm [58a] ile kûze-i hâfızasına îdâʻ olunan vesâyâyı nâkl ve bir ân akdem İsma‘îl cânibine hareketi matlûb-ı Şehriyâr-ı ‘âdl olduğunu ifâde ve ordudan dahi baʻzı tekâlîfine müsâʻade birle\nsavb-ı maksûduna tesyîr ve hareket-i bi-tayyihî ile ne hâl ise Bâbâdağı'na vüsûl haberini tahrîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Teceddüd-i nevbet-i Sadâret'de Kethudâlık makām-ı celîlinde bulunanların ekser evkātda 'azl ü tebdîlleri vâkiʻ olduğundan gayri, hâlâ Sadrıaʻzam Kethudâsı Emîn Paşa kayını Çelebi Mustafâ Reşîd Efendi mümtezic ü muhtelit ve rişte-i intisâbı her cânibe mürtebit olup, her mevsimde istihdâmı mümkin ü kābil ve kimin vaktinde bulunsa rızâculuk sûretinde meslek-i sadâkate mâyil olduğu müsellem iken bir zemândan berü inhirâf-ı mizâc ile ser-nihâde-i visâde-i bîmârı ve ferâğ-ı bâl ile tashîh-i mizâc gāyilesi netîce-i efkârı olduğu Sadr-ı ʻâlî-kadr'in maʻlûmu ve ru'yet-i umûr-ı Devlet sıhhat-ı vücûd ve safvet-i fikre menût olduğu meczûmu olmakdan nâşî şehr-i Ramazan'ın on beşinci günü Kethudâlık mesnedinden mûmâ ileyhi ʻazl edüp, baʻzı umûr-ı mühimme tesviyesi ʻunvânıyla Edirne'ye irsâl ve hıdmet-i mezkûre ile Defter Emîni bulunan Feyzullah Efendi'yi makzıyyü'l-âmâl ve Defter Emâneti ile Edirne'de mukīm olan Doğramacı-zâde ʻAbdullah Efendi'yi tefrîh ve Ordu-yi hümâyûn'a gelmesi husûsu tarafına tahrîr ü tasrîh olundu.",
          "caption": "Kethudâ-yı Sadâret-penâhî-şüden-i Feyzullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_098.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Kethudâ-yı Sadâret-penâhî-şüden-i Feyzullah Efendi",
          "text": "Teceddüd-i nevbet-i Sadâret'de Kethudâlık makām-ı celîlinde bulunanların ekser evkātda 'azl ü tebdîlleri vâkiʻ olduğundan gayri, hâlâ Sadrıaʻzam Kethudâsı Emîn Paşa kayını Çelebi Mustafâ Reşîd Efendi mümtezic ü muhtelit ve rişte-i intisâbı her cânibe mürtebit olup, her mevsimde istihdâmı mümkin ü kābil ve kimin vaktinde bulunsa rızâculuk sûretinde meslek-i sadâkate mâyil olduğu müsellem iken bir zemândan berü inhirâf-ı mizâc ile ser-nihâde-i visâde-i bîmârı ve ferâğ-ı bâl ile tashîh-i mizâc gāyilesi netîce-i efkârı olduğu Sadr-ı ʻâlî-kadr'in maʻlûmu ve ru'yet-i umûr-ı Devlet sıhhat-ı vücûd ve safvet-i fikre menût olduğu meczûmu olmakdan nâşî şehr-i Ramazan'ın on beşinci günü Kethudâlık mesnedinden mûmâ ileyhi ʻazl edüp, baʻzı umûr-ı mühimme tesviyesi ʻunvânıyla Edirne'ye irsâl ve hıdmet-i mezkûre ile Defter Emîni bulunan Feyzullah Efendi'yi makzıyyü'l-âmâl ve Defter Emâneti ile Edirne'de mukīm olan Doğramacı-zâde ʻAbdullah Efendi'yi tefrîh ve Ordu-yi hümâyûn'a gelmesi husûsu tarafına tahrîr ü tasrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Sadâret-i Anadolu'nun vakt-i tevcîhi tekarrüb eyledikde: \"ʻAbdullah Monlâ gibi bir ʻâlim ü fâzıl var iken, âhara tevcîhi emr-i muhâldir\" kelâmı lisân-ı Fetvâ-penâhî'den südûr ve baʻzı nâs bu kazıyyeyi nakl ile müteheyyi-i nevbet-i Sadâret olan Monlâ Bey-zâde Mustafa Beyefendi'yi münselibü'ş-şuʻûr etmişleridi. Mûmâ ileyh dahi [58b] kadem-i tarîk iddiʻâsını pîş-nihâd ve o mevsimde Sadrıaʻzam bulunan Cezayirli Hasan Paşa'ya refʻ-i ʻakīre-i feryâd edüp, incâh-ı matlabı zımnında ricâ-nâme tahsîl ve matlaʻ-i Sadâret-i 'uzmâ'da tehallüf-i iltimâs meyânında ihdâs-ı kāl ü kīl edeceği zâhir olduğundan atvihî ʻalâ garrihî meselinin mevridi iltizâm olunup, Sadâret-i Anadolu ile tebcîl olunmuşidi. Ancak bu vazʻ-ı garîb tabʻ-ı Müfti'l-enâm'a girân gelüp, ızmâr-ı gayz ile hışm-gîn ve esbâb-ı takrî vü te'dîbine fursat-bîn olduğu hâlde Rumeli Sadâreti münhall ve derhal mûmâ ileyh berçîde-dâmen-i ʻamel ve bir\ndâhiye-i dehyâya giriftâr olması zımnında taraf-ı Fetvâ-penâhî'den taʻarruz olunmayup, [mısra]: Halâbeki'l-cevvü fe-bîdî v'asfirî makāliyle terk-i cedel ve Rumeli Sadâreti'ni tahsîl ile pâ-nihâde-i evvelîn pâye-i zûlel olunmuşidi. Nazm: Ve izâ kâneti'n-nüfüsü kibârâ, Ta'ibet fî merâmiha'l-ecsâni. medlûlu üzere mûmâ ileyh ‘izem-i nefs ve ‘ulüvv-i himmet iktizâsıyla zînet ü ihtişâma mâyil ve melbûsât u mefrûşâtı Cihândârân-ı zemâne'ye muʻâdil olup, vehle-i ûlâda bu makūle dârâta sarf içün kassâm tarafında nehc-i şerʻî üzere i‘mâl olunan nükūd-1 eytâmı sûret-i istikrâzda eyâdî-yi za‘îfelerinden intizâʻ ile derd-mendleri muhtâc-ı ‘așâ ve sâniyen feth-i bâb-ı bırtîl ü rișâ eyleyerek vukūʻ bulan deâ‘vî-yi nâsı re'yine tatbîk edüp, umûr-ı ‘ibâdda vâki‘ emr ü nehy-i Kitâb ü Sünnet ile icrâ olunduğun derk etmeyüp, \"Fasl-1 husûmet ve icrâ-yı hükûmet-i mücerred hükm-i Kādî'yle hâsıldır\" fikr-i fâsidine zehâb ve: \"Ben bu mâddeyi şöyle hükmetdim. İʻlâm yazılsun\" deyü mevzû'-ı bahs şeyh ü şâb olduğundan gayri baʻzı leyâlîde vâlidi ziyâretine ‘azîmet edüp, 'avdetinde mevâsim-i zifâfa münhasır olan kebîr fenerler ile etrâf-ı gerdûnesini cemm-i gafîr ihâta ve kasd-ı sohbet ü münâdemet ile hıdmetinde olan sâde-rûlardan birini arabasına [59a] alup, temâșa-yı yâl u bâl eyleyerek hâtır-ı sevdâ müzâhirinden endûh-ı gamrı imâta eyler idi. Bundan başka İstavroz'da vâkiʻ olan sâhil-hânesi vâsi‘ ü müferrih ve dâyiresinde kifayet eylediği vâzıh iken, kasd-1 şöhret ile Nazîf Efendi'nin yalısına ‘arz-ı semen-bahș edüp, Kāyim-makām Paşa'yı tasdî ve sayir müteʻayyinân-ı ricâl-i șefîʻ ittihâzıyla hâh u nâ-hâh rikâb-ı hümâyûna telhîs etdirüp, lâ [e]v ne'am bir cevâba zafer bulmadan emr-i temellükde def-i irtiyâb ve bazı hevâssını istishâb ile zikr olunan yalıya şitâb edüp, guraf u kusûrun birinde çâr-bâliş-i nişîn mesned-i ‘izz ü nâz ve mukaddemce ihzâr olunan sâzende vü hânendelere ruhsat-\ndehende-i âhenk-sâz olup, ihyâ-yı âyîn dîrîn-i Cem ve mir’ât-ı hâtırdan izâle-i gubâr-ı elem eylediği vâsıl-ı sem‘-i Şâhâne olup, zümre-i muvahhidîn a‘dâ-yı dîn ile keşmekeş ü nizâʻda olup, girye ve enîn ile dergâh-ı ehadiyyetinden recâ-mend-i nasr-i Mübîn olmak cümleye lâzım iken mûmâ ileyhin kuvâ-yı nefsâniyye ve tebaʻât-ı şehevânesinden münbaʻis olan etvâr-ı nâ-hemvârı sâyir ‘avâm-ı nâsa hüccet-i icâzet olup, şöyle ki \"Efendi cenâbları meselesini bulmasa bu kâr-1 nâ-hencâra mübâşeret etmez idi\" deyü sebeb-i ifsâd-ı i‘tikād-ı ‘ibâd olacağı müberhen olmağla bu mâdde dahi 'ilâve-i âsâm sâbıkası olup, Kıbrıs'a nefy ü iclâsı bâbında hatt-ı hümâyûn sâdır ve taraf-ı Fetvâ-penâhî'den mâ-cerâ-yı ânifeye mebnî hâlet-i şefâʻat mütebadir olmayup, iskât-ı ashâb-ı duyûn ‘akabinde meʼmûr olduğu mahalle ‘azîmet ü dârât-ı 'unvâna müteʻallik tedârük eylediği muzahrefât duyûnuna vefâ etmeyüp, kati çok bîçâreleri matmûre-nişîn-i iflâs u haybet eyledi. Münhall olan Rumeli Sadâreti işbu Zilhicce'nin yigirmi dördüncü günü bi'l-fiʻl Anadolu Kadı‘askeri olan ‘Abdullah Monlâ Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve Anadolu Sadâreti'yle Sâlih-zâde Ahmed Esʻad Efendi'nin dıraht-1 bahtı muhazzar u reyyân oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Sadâret-i Rumeli ve Anadolu ve nefy-i Mustafa Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_099.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Sadâret-i Rumeli ve Anadolu ve nefy-i Mustafa Bey",
          "text": "Bundan akdem Sadâret-i Anadolu'nun vakt-i tevcîhi tekarrüb eyledikde: \"ʻAbdullah Monlâ gibi bir ʻâlim ü fâzıl var iken, âhara tevcîhi emr-i muhâldir\" kelâmı lisân-ı Fetvâ-penâhî'den südûr ve baʻzı nâs bu kazıyyeyi nakl ile müteheyyi-i nevbet-i Sadâret olan Monlâ Bey-zâde Mustafa Beyefendi'yi münselibü'ş-şuʻûr etmişleridi. Mûmâ ileyh dahi [58b] kadem-i tarîk iddiʻâsını pîş-nihâd ve o mevsimde Sadrıaʻzam bulunan Cezayirli Hasan Paşa'ya refʻ-i ʻakīre-i feryâd edüp, incâh-ı matlabı zımnında ricâ-nâme tahsîl ve matlaʻ-i Sadâret-i 'uzmâ'da tehallüf-i iltimâs meyânında ihdâs-ı kāl ü kīl edeceği zâhir olduğundan atvihî ʻalâ garrihî meselinin mevridi iltizâm olunup, Sadâret-i Anadolu ile tebcîl olunmuşidi. Ancak bu vazʻ-ı garîb tabʻ-ı Müfti'l-enâm'a girân gelüp, ızmâr-ı gayz ile hışm-gîn ve esbâb-ı takrî vü te'dîbine fursat-bîn olduğu hâlde Rumeli Sadâreti münhall ve derhal mûmâ ileyh berçîde-dâmen-i ʻamel ve bir\ndâhiye-i dehyâya giriftâr olması zımnında taraf-ı Fetvâ-penâhî'den taʻarruz olunmayup, [mısra]: Halâbeki'l-cevvü fe-bîdî v'asfirî makāliyle terk-i cedel ve Rumeli Sadâreti'ni tahsîl ile pâ-nihâde-i evvelîn pâye-i zûlel olunmuşidi. Nazm: Ve izâ kâneti'n-nüfüsü kibârâ, Ta'ibet fî merâmiha'l-ecsâni. medlûlu üzere mûmâ ileyh ‘izem-i nefs ve ‘ulüvv-i himmet iktizâsıyla zînet ü ihtişâma mâyil ve melbûsât u mefrûşâtı Cihândârân-ı zemâne'ye muʻâdil olup, vehle-i ûlâda bu makūle dârâta sarf içün kassâm tarafında nehc-i şerʻî üzere i‘mâl olunan nükūd-1 eytâmı sûret-i istikrâzda eyâdî-yi za‘îfelerinden intizâʻ ile derd-mendleri muhtâc-ı ‘așâ ve sâniyen feth-i bâb-ı bırtîl ü rișâ eyleyerek vukūʻ bulan deâ‘vî-yi nâsı re'yine tatbîk edüp, umûr-ı ‘ibâdda vâki‘ emr ü nehy-i Kitâb ü Sünnet ile icrâ olunduğun derk etmeyüp, \"Fasl-1 husûmet ve icrâ-yı hükûmet-i mücerred hükm-i Kādî'yle hâsıldır\" fikr-i fâsidine zehâb ve: \"Ben bu mâddeyi şöyle hükmetdim. İʻlâm yazılsun\" deyü mevzû'-ı bahs şeyh ü şâb olduğundan gayri baʻzı leyâlîde vâlidi ziyâretine ‘azîmet edüp, 'avdetinde mevâsim-i zifâfa münhasır olan kebîr fenerler ile etrâf-ı gerdûnesini cemm-i gafîr ihâta ve kasd-ı sohbet ü münâdemet ile hıdmetinde olan sâde-rûlardan birini arabasına [59a] alup, temâșa-yı yâl u bâl eyleyerek hâtır-ı sevdâ müzâhirinden endûh-ı gamrı imâta eyler idi. Bundan başka İstavroz'da vâkiʻ olan sâhil-hânesi vâsi‘ ü müferrih ve dâyiresinde kifayet eylediği vâzıh iken, kasd-1 şöhret ile Nazîf Efendi'nin yalısına ‘arz-ı semen-bahș edüp, Kāyim-makām Paşa'yı tasdî ve sayir müteʻayyinân-ı ricâl-i șefîʻ ittihâzıyla hâh u nâ-hâh rikâb-ı hümâyûna telhîs etdirüp, lâ [e]v ne'am bir cevâba zafer bulmadan emr-i temellükde def-i irtiyâb ve bazı hevâssını istishâb ile zikr olunan yalıya şitâb edüp, guraf u kusûrun birinde çâr-bâliş-i nişîn mesned-i ‘izz ü nâz ve mukaddemce ihzâr olunan sâzende vü hânendelere ruhsat-\ndehende-i âhenk-sâz olup, ihyâ-yı âyîn dîrîn-i Cem ve mir’ât-ı hâtırdan izâle-i gubâr-ı elem eylediği vâsıl-ı sem‘-i Şâhâne olup, zümre-i muvahhidîn a‘dâ-yı dîn ile keşmekeş ü nizâʻda olup, girye ve enîn ile dergâh-ı ehadiyyetinden recâ-mend-i nasr-i Mübîn olmak cümleye lâzım iken mûmâ ileyhin kuvâ-yı nefsâniyye ve tebaʻât-ı şehevânesinden münbaʻis olan etvâr-ı nâ-hemvârı sâyir ‘avâm-ı nâsa hüccet-i icâzet olup, şöyle ki \"Efendi cenâbları meselesini bulmasa bu kâr-1 nâ-hencâra mübâşeret etmez idi\" deyü sebeb-i ifsâd-ı i‘tikād-ı ‘ibâd olacağı müberhen olmağla bu mâdde dahi 'ilâve-i âsâm sâbıkası olup, Kıbrıs'a nefy ü iclâsı bâbında hatt-ı hümâyûn sâdır ve taraf-ı Fetvâ-penâhî'den mâ-cerâ-yı ânifeye mebnî hâlet-i şefâʻat mütebadir olmayup, iskât-ı ashâb-ı duyûn ‘akabinde meʼmûr olduğu mahalle ‘azîmet ü dârât-ı 'unvâna müteʻallik tedârük eylediği muzahrefât duyûnuna vefâ etmeyüp, kati çok bîçâreleri matmûre-nişîn-i iflâs u haybet eyledi. Münhall olan Rumeli Sadâreti işbu Zilhicce'nin yigirmi dördüncü günü bi'l-fiʻl Anadolu Kadı‘askeri olan ‘Abdullah Monlâ Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve Anadolu Sadâreti'yle Sâlih-zâde Ahmed Esʻad Efendi'nin dıraht-1 bahtı muhazzar u reyyân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kala-i mezkûre kilîd-i memleket-i Eflak ve nehr-i Tuna kenârında bir ma'kıl-ı şedîdü'l-visâk olup, evvelki seferde Rûsiyyelü tarafından baʻzı ihdâsât ile tahkîm ve ba'de'l-musâlaha Devlet-i ‘aliyye tarafından bekāyâ-yı metânet ü rasâneti tetmîm ve bu defa dahi 'asker ü mühimmât ile istihkâmına bezl-i mâ-hasal-i kudret ve sedd-i menî ittihâzıyla berü tarafa medâr-ı emniyyet kılınmışidi. Bükreş taraflarında tavîle-bend-i ihtişâd olan hergele-i aʻdâ kal‘a-i mezkûrenin mühimmât u ‘askerden hulüvvünü mülâhaza ile bir mahalde istihlâsını imzâ ve birçok sâʻat mahalline kırk bin kadar müşrik ile gelüp, kal‘ayı ihlâ kasdıyla irsâl-i peyâm ve derûn-ı kal‘ada bulunan Mîr-i mîrân ‘Abdullah Paşa ve Cengîz Girây Sultân irâ’e-i hüsâm-ı intikām ile Nazm: Kûnnâ esvede's-sûdi tahmî gābehâ, Lâ-kâlü 'avlü'l-‘asmi taʻsımühâ'z-zer'a.\nmefhûmuyla redd-i kelâm eylediklerinde düşmen-i muhazzil varoş-ı kalʻaya vüsûl içün mütemekkin olduğu mahalden hey'et-i mecmûʻasıyla hareket ve fî'l-hâkīka varoş tahsîl-i kurbiyyet eylediği manzûr-ı hizebrân-ı âcâm-ı celâdet olup, fî'l-hâl cünûd-ı muvahhidîn tarafından varoş-ı kalʻa ihrâk ve ervâh-ı habîse-i aʻdâyı izhâk içün iʻdâd-ı seyf-i berrâk eylediler. Çünki düşmen-i dînin Yergöğü Kal‘ası'na hücûmu Ruscuk ehâlîsinin maʻlûmu oldu. Maʻâzallah kal‘a-i mezkûreye bir bâdire vakiʻ olur ise, Ruscuk Kasabası serhadd ve ehâlîsinin müzâyaka vü ıztırabı müştedd olacağı zâhir olmağla, imdâd ü iʻânede yeksâk-ı ittihâd ve Ruscuk'da bulunan Sadrıaʻzam birâderi Mehmed Efendi pey-ender-pey Yergöğü'ye irsâl-i ecnâd ile medâr-ı tekavvî-yi kulûb-ı erbâb-ı cihâd oldu. Aʻdâ-yı pür-delâl kalʻanın metânetini karâîn-i hâliye ile istidlâl ve mahal-be-mahal tabyalar ihdâs ve top ve humbara ile havâtır-ı müslîmine gubâr-ı melâl îrâs eyledim zuʻmunda iken cünûd-ı zafer-mevʻûd katʻâ himmetlerine fütûr u kesel vermeyüp mukābele vü mücadeleye ibtidâr ve kalʻadan ru’ûs-ı a‘dâya şerâre-pâş-ı nâr-ı demâr ve nedâmet-i [60a] ‘azîmet-i irâ’e ile meydân-ı cengi aʻyen-i kelîlelerine teng ü târ eylediler. Bu keş-â-keşde iken düşmen-i pür-dalâl vâr kuvveti bâzûya getürüp, muhterik olan varoş dîvârlarını siper eyleyerek kal‘aya ittisâl ve yürüyüş fikr-i muhâlinde iken cünûd-ı muvahhidînden birîke-i tebâşîr-i sabâhü'l-‘îd-i nusrat ve mebde-i zuhûr-ı feth ü ganîmet idi. Tedarik-i 'alef kasdıyla kal‘a hendekinden hurûc ve fî'l-hâl düşmen ‘askerinden birkaç nefer ‘alûc başına üşûp, def-i sâyil eylediğini baʻzı ehl-i gayret ru’yet ve derhal nabazân-ı ‘arak-ı hamiyyet ile şedd-i hırâm-ı iʻânet ve giderek tarafında sevâdd-ı cemʻiyyet tekâsüf ve yek-dîgerin imdâd-ı ‘asâkiri tezâʻuf edüp, sebât ü metânet sebebi ile cünd-i İslâm'da âsâr-ı nusrat ve ehl-i küfr ü şirkde ‘alâyim-i hezîmet zuhûrunu bekāyâ-yı ‘asker-i muvahhidîn cezm ve cümlesi birden âheng-i rezm edüp, fazl-ı Mevlâ ve rûhâniyyet-i Sultânü'l-enbiyâ ve himmet-i Şehriyâr-ı sütûde-ârâ ile aʻdâ-yı dîn münhezim ve kemîngâhlarda müterassıd-1 fursat olanların vücûd-1 bed-bûdları esyâf-1 fâtihatü'l-eknâf-1 guzât ile mün‘adim olup, isr-i hezîmet tabur-ı menhûslarına dahi sirâyet edüp, bâr u bengâh ve hayme vü har-gâh ve top ve edevât ve hazîne vü mühimmatların bırakup, dört sâʻat mahalle dek firâr ve derhal çarh-ı felek ve sâyir istihkâmât ile mahall-i mezkûru câ-yı\nkarâr-ı ihtiyâr eylediler. Şücʻân-ı zafer-‘unvân birkaç sâʻatden berü aʻmâl-i seyf ü sinân ile bî-tâb u ta‘bân olduklarına binâʼen, mevâhib-i İlahiyyeden ihsân olunan fevz ü nusrate kanâʻat ve defn-i şühedâya müsâraʻat ve mecrûhların cerîhalarına tedbîr içün ihzâr-ı emâkin istirahat ve bu melhame-i kübrâda düşmen-i dîn ‘askerinden iki bin kadarı vâsıl-ı dereke-i siccîn ve iki yüz mikdârı fitrâk-beste-i müslimîn olup, iki nefer-i müteʻayyinleri dahi visâka-i isre merbût ve otuz kıtʻa mücellâ vü musaykal ve kati çok mühimmat u levâzım-ı harbiyyeleri mazbût ve leşker-i muvahhidînden yüz mikdârı lezzet-bahş-ı nevâle-i şehâdet ve dört yüz [60b] mikdârı renciş-yâb-ı cerâhat ve hakk budur ki, Muhafız-ı kal'a ve Sultân'ın etdikleri gayret ü metânet ve tavâyif-i ‘askeriyyenin sabr u sebât ile izhâr eyledikleri celâdet ‘unvân-ı me’âsir ve vesâyil-i mefâhir olmağa şâyân bir eser-i vâcibü'l-istihsândır. Serdâr-ı ekrem dalâlet-i pîşegân-ı aʻdânın Yergöğü muhâsarasına şürûʻ eylediğini mukaddemce istimâʻ ve ‘asker-i İslâm henüz ictimâʻ etmediğinden galtân-ı bahr-ı fikret ü bûs ve imdâd u iʻâneden me'yûs olup, Ruscuk ve ol havâlîden ihtiyâr-ı istinfâr ve i'ânet-i hayrü'n-nâsırîni talebkâr olup Nazm: Fe-küllü'l-lezî kas kaddreallâhü vâki‘un, Ve-mâ lem-yukaddirhu fe-leyse bi-vâkiʻin. medlûlüyle habere intizâr üzere iken [mısra]: Kāsid resîd ve sâht muʻattar-ı meşâmm-ı men mefhûmu üzere nâgâh bir berîd-i çâpuk-i‘nân haber-i feth ile teşnîf-i ezân-ı ehl-i îmân ve tenşît-i kulûb-ı ikrâr-gerdegân, vahdâniyyet-i mülk-i Müsteʻân edüp, hemân der-ân zemân bu haber-i meserret-eser top şenlikleriyle i‘lân ve aʻlâ vü ednâ bu sûr-ı meyâmin-mahsûr ile hurrem ü şâdân kılındı. Yergöğü Kalʻası'nın bu defa münhedim olan mahallerini taʻmîr ü termîm ve o tarafda bulunan zavâbıt ü efrâd-ı ‘askeriyyenin birer cihetle kadr ü iʻtibârların tekrîm dâʻiyesiyle Sadriaʻzam ve Serdâr-ı ekrem Ruscuk'a 'azîmet ve tedbîr ü iʻlâc içün vürûd eden mecrûhlara ‘atâyâ-yı cezîle ile bi'n-\nnefs tesliyet verüp, Yergöğü Kalʻası'na mürûr ve takviye vü istihkâmına sarf-ı kuvvet ü zûr edüp, ʻasker-i cedîd idhâl ve levâzım-ı muhafazayı ikmâl ʻakabinde muhafızı olan ʻAbdullah Paşa'ya hilʻat-i vezâret iksâ ve bir kıtʻa mücevher çeleng ile ser-i iftihârını mevsûl, Mollâ ʻAli ve Cengîz Sultân ve maʻiyyetinde olan selâtîne dahi kürkler giydirdiğinden gayri mefârık-ı iftihârların altun çelenkler ile tezyîn ve sâyir efrâd-ı ʻaskeriyye vü zâbitânın zuhûra gelan hizmetlerini tahsîn ve her birinin kîse-i emellerini zer-meskûk-ı Sultânî teşhîn edüp, çelenglerle dahi [61a] tatyîb ü ikrâm ve dirlik ü nân-pâre ile cümlesini mazhar-ı inʻâm eylediler. Bundan sonra Sadrıaʻzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn'a ʻavdet ve tezâyüd-i şevk ü gayret zımında cümle serhadlerde mütemekkin olan ru'esâ-yı ʻasâkir-i İslâmiyye'yi bu haber-i hayr-ı dâfiʻü'z-zayr ile dil-şâd-ı meserret edüp, bend-kemend-i isâr olan kefere ile topların bir mikdârını Âsitâne-i saʻadet'e irsâl ve ihtişâd-ı ʻasâkire nazaran tahmîn-i semt-i hatt u tirhâl eyledi.",
          "caption": "[59b] Zuhûr-ı fütûhât der-cânib-i Yergöğü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_100.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1204"
        },
        "text": {
          "headline": "[59b] Zuhûr-ı fütûhât der-cânib-i Yergöğü",
          "text": "Kala-i mezkûre kilîd-i memleket-i Eflak ve nehr-i Tuna kenârında bir ma'kıl-ı şedîdü'l-visâk olup, evvelki seferde Rûsiyyelü tarafından baʻzı ihdâsât ile tahkîm ve ba'de'l-musâlaha Devlet-i ‘aliyye tarafından bekāyâ-yı metânet ü rasâneti tetmîm ve bu defa dahi 'asker ü mühimmât ile istihkâmına bezl-i mâ-hasal-i kudret ve sedd-i menî ittihâzıyla berü tarafa medâr-ı emniyyet kılınmışidi. Bükreş taraflarında tavîle-bend-i ihtişâd olan hergele-i aʻdâ kal‘a-i mezkûrenin mühimmât u ‘askerden hulüvvünü mülâhaza ile bir mahalde istihlâsını imzâ ve birçok sâʻat mahalline kırk bin kadar müşrik ile gelüp, kal‘ayı ihlâ kasdıyla irsâl-i peyâm ve derûn-ı kal‘ada bulunan Mîr-i mîrân ‘Abdullah Paşa ve Cengîz Girây Sultân irâ’e-i hüsâm-ı intikām ile Nazm: Kûnnâ esvede's-sûdi tahmî gābehâ, Lâ-kâlü 'avlü'l-‘asmi taʻsımühâ'z-zer'a.\nmefhûmuyla redd-i kelâm eylediklerinde düşmen-i muhazzil varoş-ı kalʻaya vüsûl içün mütemekkin olduğu mahalden hey'et-i mecmûʻasıyla hareket ve fî'l-hâkīka varoş tahsîl-i kurbiyyet eylediği manzûr-ı hizebrân-ı âcâm-ı celâdet olup, fî'l-hâl cünûd-ı muvahhidîn tarafından varoş-ı kalʻa ihrâk ve ervâh-ı habîse-i aʻdâyı izhâk içün iʻdâd-ı seyf-i berrâk eylediler. Çünki düşmen-i dînin Yergöğü Kal‘ası'na hücûmu Ruscuk ehâlîsinin maʻlûmu oldu. Maʻâzallah kal‘a-i mezkûreye bir bâdire vakiʻ olur ise, Ruscuk Kasabası serhadd ve ehâlîsinin müzâyaka vü ıztırabı müştedd olacağı zâhir olmağla, imdâd ü iʻânede yeksâk-ı ittihâd ve Ruscuk'da bulunan Sadrıaʻzam birâderi Mehmed Efendi pey-ender-pey Yergöğü'ye irsâl-i ecnâd ile medâr-ı tekavvî-yi kulûb-ı erbâb-ı cihâd oldu. Aʻdâ-yı pür-delâl kalʻanın metânetini karâîn-i hâliye ile istidlâl ve mahal-be-mahal tabyalar ihdâs ve top ve humbara ile havâtır-ı müslîmine gubâr-ı melâl îrâs eyledim zuʻmunda iken cünûd-ı zafer-mevʻûd katʻâ himmetlerine fütûr u kesel vermeyüp mukābele vü mücadeleye ibtidâr ve kalʻadan ru’ûs-ı a‘dâya şerâre-pâş-ı nâr-ı demâr ve nedâmet-i [60a] ‘azîmet-i irâ’e ile meydân-ı cengi aʻyen-i kelîlelerine teng ü târ eylediler. Bu keş-â-keşde iken düşmen-i pür-dalâl vâr kuvveti bâzûya getürüp, muhterik olan varoş dîvârlarını siper eyleyerek kal‘aya ittisâl ve yürüyüş fikr-i muhâlinde iken cünûd-ı muvahhidînden birîke-i tebâşîr-i sabâhü'l-‘îd-i nusrat ve mebde-i zuhûr-ı feth ü ganîmet idi. Tedarik-i 'alef kasdıyla kal‘a hendekinden hurûc ve fî'l-hâl düşmen ‘askerinden birkaç nefer ‘alûc başına üşûp, def-i sâyil eylediğini baʻzı ehl-i gayret ru’yet ve derhal nabazân-ı ‘arak-ı hamiyyet ile şedd-i hırâm-ı iʻânet ve giderek tarafında sevâdd-ı cemʻiyyet tekâsüf ve yek-dîgerin imdâd-ı ‘asâkiri tezâʻuf edüp, sebât ü metânet sebebi ile cünd-i İslâm'da âsâr-ı nusrat ve ehl-i küfr ü şirkde ‘alâyim-i hezîmet zuhûrunu bekāyâ-yı ‘asker-i muvahhidîn cezm ve cümlesi birden âheng-i rezm edüp, fazl-ı Mevlâ ve rûhâniyyet-i Sultânü'l-enbiyâ ve himmet-i Şehriyâr-ı sütûde-ârâ ile aʻdâ-yı dîn münhezim ve kemîngâhlarda müterassıd-1 fursat olanların vücûd-1 bed-bûdları esyâf-1 fâtihatü'l-eknâf-1 guzât ile mün‘adim olup, isr-i hezîmet tabur-ı menhûslarına dahi sirâyet edüp, bâr u bengâh ve hayme vü har-gâh ve top ve edevât ve hazîne vü mühimmatların bırakup, dört sâʻat mahalle dek firâr ve derhal çarh-ı felek ve sâyir istihkâmât ile mahall-i mezkûru câ-yı\nkarâr-ı ihtiyâr eylediler. Şücʻân-ı zafer-‘unvân birkaç sâʻatden berü aʻmâl-i seyf ü sinân ile bî-tâb u ta‘bân olduklarına binâʼen, mevâhib-i İlahiyyeden ihsân olunan fevz ü nusrate kanâʻat ve defn-i şühedâya müsâraʻat ve mecrûhların cerîhalarına tedbîr içün ihzâr-ı emâkin istirahat ve bu melhame-i kübrâda düşmen-i dîn ‘askerinden iki bin kadarı vâsıl-ı dereke-i siccîn ve iki yüz mikdârı fitrâk-beste-i müslimîn olup, iki nefer-i müteʻayyinleri dahi visâka-i isre merbût ve otuz kıtʻa mücellâ vü musaykal ve kati çok mühimmat u levâzım-ı harbiyyeleri mazbût ve leşker-i muvahhidînden yüz mikdârı lezzet-bahş-ı nevâle-i şehâdet ve dört yüz [60b] mikdârı renciş-yâb-ı cerâhat ve hakk budur ki, Muhafız-ı kal'a ve Sultân'ın etdikleri gayret ü metânet ve tavâyif-i ‘askeriyyenin sabr u sebât ile izhâr eyledikleri celâdet ‘unvân-ı me’âsir ve vesâyil-i mefâhir olmağa şâyân bir eser-i vâcibü'l-istihsândır. Serdâr-ı ekrem dalâlet-i pîşegân-ı aʻdânın Yergöğü muhâsarasına şürûʻ eylediğini mukaddemce istimâʻ ve ‘asker-i İslâm henüz ictimâʻ etmediğinden galtân-ı bahr-ı fikret ü bûs ve imdâd u iʻâneden me'yûs olup, Ruscuk ve ol havâlîden ihtiyâr-ı istinfâr ve i'ânet-i hayrü'n-nâsırîni talebkâr olup Nazm: Fe-küllü'l-lezî kas kaddreallâhü vâki‘un, Ve-mâ lem-yukaddirhu fe-leyse bi-vâkiʻin. medlûlüyle habere intizâr üzere iken [mısra]: Kāsid resîd ve sâht muʻattar-ı meşâmm-ı men mefhûmu üzere nâgâh bir berîd-i çâpuk-i‘nân haber-i feth ile teşnîf-i ezân-ı ehl-i îmân ve tenşît-i kulûb-ı ikrâr-gerdegân, vahdâniyyet-i mülk-i Müsteʻân edüp, hemân der-ân zemân bu haber-i meserret-eser top şenlikleriyle i‘lân ve aʻlâ vü ednâ bu sûr-ı meyâmin-mahsûr ile hurrem ü şâdân kılındı. Yergöğü Kalʻası'nın bu defa münhedim olan mahallerini taʻmîr ü termîm ve o tarafda bulunan zavâbıt ü efrâd-ı ‘askeriyyenin birer cihetle kadr ü iʻtibârların tekrîm dâʻiyesiyle Sadriaʻzam ve Serdâr-ı ekrem Ruscuk'a 'azîmet ve tedbîr ü iʻlâc içün vürûd eden mecrûhlara ‘atâyâ-yı cezîle ile bi'n-\nnefs tesliyet verüp, Yergöğü Kalʻası'na mürûr ve takviye vü istihkâmına sarf-ı kuvvet ü zûr edüp, ʻasker-i cedîd idhâl ve levâzım-ı muhafazayı ikmâl ʻakabinde muhafızı olan ʻAbdullah Paşa'ya hilʻat-i vezâret iksâ ve bir kıtʻa mücevher çeleng ile ser-i iftihârını mevsûl, Mollâ ʻAli ve Cengîz Sultân ve maʻiyyetinde olan selâtîne dahi kürkler giydirdiğinden gayri mefârık-ı iftihârların altun çelenkler ile tezyîn ve sâyir efrâd-ı ʻaskeriyye vü zâbitânın zuhûra gelan hizmetlerini tahsîn ve her birinin kîse-i emellerini zer-meskûk-ı Sultânî teşhîn edüp, çelenglerle dahi [61a] tatyîb ü ikrâm ve dirlik ü nân-pâre ile cümlesini mazhar-ı inʻâm eylediler. Bundan sonra Sadrıaʻzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn'a ʻavdet ve tezâyüd-i şevk ü gayret zımında cümle serhadlerde mütemekkin olan ru'esâ-yı ʻasâkir-i İslâmiyye'yi bu haber-i hayr-ı dâfiʻü'z-zayr ile dil-şâd-ı meserret edüp, bend-kemend-i isâr olan kefere ile topların bir mikdârını Âsitâne-i saʻadet'e irsâl ve ihtişâd-ı ʻasâkire nazaran tahmîn-i semt-i hatt u tirhâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Ordu Kadısı olan Mehmet Sıdkī Efendi yelân-ı dünyâdan el çeküp, mahalli hâlî kalmağla, Âsitâne-i saʻadet'de Hubûbât Nezâreti'yle dem-güzâr ve ber-muktezâ-yı maslahat-ı etrâf u eknâf ile keşmekeşe dûçâr olan Keçeci-zâde Sâlih Efendi hasım ittihâz eylediği zevât-ı müteşahhısadan bir bâdire südûrunu ihsâs ve Ordu Kadılığı'nı iltimâs etmekle, işbu Muharrem'in beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a Kādî ve hüsâm-ı ʻazîmeti mâzî oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_101.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Bundan akdem Ordu Kadısı olan Mehmet Sıdkī Efendi yelân-ı dünyâdan el çeküp, mahalli hâlî kalmağla, Âsitâne-i saʻadet'de Hubûbât Nezâreti'yle dem-güzâr ve ber-muktezâ-yı maslahat-ı etrâf u eknâf ile keşmekeşe dûçâr olan Keçeci-zâde Sâlih Efendi hasım ittihâz eylediği zevât-ı müteşahhısadan bir bâdire südûrunu ihsâs ve Ordu Kadılığı'nı iltimâs etmekle, işbu Muharrem'in beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a Kādî ve hüsâm-ı ʻazîmeti mâzî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yekke-süvâr-ı meydân-ı fezâyil ü maʻârif olan ʻAtâ Efendi-zâde Mehmed ʻArif Efendi müddet-i ʻörfiyyesin ber vech-i nezâhet ü ʻiffeti itmâm ve Muharremü'l-\nharâm'ın yirmi sekizinci günü Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrahim Beyefendi İstanbul Kadılığı ile tahsîl-i re'sü'l-mâl-i merâm eyledi.",
          "caption": "Nasb-ı Kādî-yı İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_102.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Kādî-yı İstanbul",
          "text": "Yekke-süvâr-ı meydân-ı fezâyil ü maʻârif olan ʻAtâ Efendi-zâde Mehmed ʻArif Efendi müddet-i ʻörfiyyesin ber vech-i nezâhet ü ʻiffeti itmâm ve Muharremü'l-\nharâm'ın yirmi sekizinci günü Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrahim Beyefendi İstanbul Kadılığı ile tahsîl-i re'sü'l-mâl-i merâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevacib akabinde taraf-ı Mülûkâne'den teşrîfât irsâli mu‘tâd olduğuna binâʼen, hâlâ Silahdâr-ı Şehriyârî ‘Abdullah Ağa ile kürk ve hançer ve taltîfi mutazammın hatt-ı kerâmet-eser irsâl olunup, Sadrıaʻzam Yergöğü tarafında kalanın ta'mîrine ve askerinin tabya ve tertîbine meşgül ve henüz orduya ‘avd u kufûl etmamiş bulunup, Ağa-yı müşârun ileyhi ricâl-i Bâb-ı ‘alî, kāʻide [61b] üzere istikbâl ü terhîb ve mukaddemce nasb olunan haymeye tenzîl ile lâzıme-i mihmân-nüvâzîyi kemâ-hüve hakkuhû tertîb eylediler. Serdâr-ı ekrem dahi ol havâlinin takviye vü istihkâmını verüp, Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve ferdâsı tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da Ağa-yı müşârun ileyhin hâmil olduğu hatt-ı hümâyûn kıraʼat olunup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı bülend-kadr nâyil-i ikbâl-i nâ-maʻdûd oldu. Selanik Mutasarrıfı Vezîr Selîm Paşa, Rumeli Sürücülüğü ile Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr olup, isnâd olunduğu vech üzere ihrâc-ı ‘asâkirde rehâveti ve seyr ü hareketinde batâ’eti mûceb-i inhitât-ı kadr u menzileti olmağla zamîr-i Sadriaʻzamî'de müstekinn olan gayz-ı kadîm ü hâdisin dahi temâm icrâsı vakti ser-zede-i zuhûr olup, Eski Zağra'ya vürûdunda Kapucu-başı Yeğen İbrâhîm Ağa yetişüp, emvâl ü eşyasını kabz u temhîr ve maʻiyyetinde olan zaʻîmlerin biriyle müşârun ileyhi ber-mantûk-ı mer-i şerîf Limni Cezîresi'ne tesyîr eyledi. Burusa Bileciği sükkânından Himmetoğlu'nun ve Bâzârcık mütemekkinlerinden olup, bir takrîb Kapucu-başı olan Azaklıoğlu'nun cerâyim-i güzeşteleri hasebiyle izâle-i vücûdları lâzım geldiğine binâʼen, Himmetoğlu Ordu-yi hümâyûn'da ve Azaklıoğlu Varna'da i‘dâm olunup, fukarâ vü zuʻâfâ eyâdî-yi gālibe vü tasallutlarından tahlîs olundu. Hasan Efendi-zâde Mehmed Râşid Efendi ki, tafarât-ı nizâmiyye ile iki üç sene zarfında Süvârî Mukābeleciliği mansıbını ihrâz etmişdi. Destyârî-yi müteʻayyinân-ı vakt ile tevsî‘-i dâyire ve celb-i emvâl-i mütekâsire eylediğinden gayri ‘azâyim-i umûr-ı Devlet'e taʻriz ve sadrıaʻzamlara bir takrîb ile temahhuz edüp, ahz u fetke müte‘allik taʻlîmât ile tarîk-i gayr-i müstakīm mücâveze-i\nhadd ü vazîfeye sâlik ve hod-be-hod kesb-i hatarât u mehâlik edüp, hadâset-i sinn ü sâl ve 'adem-i tecribe-i ahvâl ile erbâb-ı ‘ukūlün nesâyih-i müşfikānesini ‘adem-i kabûl ve ‘âkıbetü' [62a] l-emr bu makūle harekât-ı nâ-magzıyyesi vâkıf-ı serâyir-i nâs olan Şehriyâr-ı ‘adâlet istînâsa inʻikâs etmekle te’dîbi irâde buyurulup, Asitâne'de vârid ve de mâ-meleki zabt olunup, Kıbrıs Cezîresi'ne nefy ü tağrîb ve bu sebeble had-nâ-şinâsân-ı rüzgâr tahvîz ü terhîb olunundu. Bu takrîb ile menâsıb-ı dîvâniyyede ba'zı tasarrufât u tegayyürât lâzım gelüp, Nişancılık, Doğramacı-zâde 'Abdullah Efendi'ye ve Defter Emâneti, Hakkı Mehmed Beyefendi'ye ve Mukābele-i Süvârî, Karahisârî ‘Ömer Bey'e ve Mevkūfât, Kara Hâfız Efendi'ye tevcîh olundu. Muhafaza-i vakt ü zemân ve mübâşeret-i umûr-ı ‘ilmiyyede fikr-i vukū‘-1 taʻrîzât-ı akrân sebebleriyle Asitâne-i saâdet'de halvet-güzînân-ı samt u sükût olan meşâyihü'l-İslâm'ın birer mahalle iclâ olunmaları taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ‘arz u inhâ olunup, firkat-i evlâd u akārib sebebi ile zuhûr-ı inziʻâc-1 hevâtir her ne kadar hılâf-meşreb-i Pâdişâh-ı iskender-menâkıb ise dahi taraf-ı hümâyûnlarından verilan istikbâl hasebiyle mümâşât olunup, Dürrî-zâde es-Seyyid Mehmed ‘Ârif Efendi, Kütahya'ya ve andan hacc-1 şerîf'e gitmek ve Müftî-zâde Ahmed Efendi ve Mehmed Kemâl Efendi arpalıkları olan Ankara ve Keşan'a ‘azîmet eylemek üzere me'mûr oldular.",
          "caption": "İrsâl-i teşrîfât be-cânib-i Sadriaʻzamî ve sâyir vukūʻât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_103.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "İrsâl-i teşrîfât be-cânib-i Sadriaʻzamî ve sâyir vukūʻât",
          "text": "Mevacib akabinde taraf-ı Mülûkâne'den teşrîfât irsâli mu‘tâd olduğuna binâʼen, hâlâ Silahdâr-ı Şehriyârî ‘Abdullah Ağa ile kürk ve hançer ve taltîfi mutazammın hatt-ı kerâmet-eser irsâl olunup, Sadrıaʻzam Yergöğü tarafında kalanın ta'mîrine ve askerinin tabya ve tertîbine meşgül ve henüz orduya ‘avd u kufûl etmamiş bulunup, Ağa-yı müşârun ileyhi ricâl-i Bâb-ı ‘alî, kāʻide [61b] üzere istikbâl ü terhîb ve mukaddemce nasb olunan haymeye tenzîl ile lâzıme-i mihmân-nüvâzîyi kemâ-hüve hakkuhû tertîb eylediler. Serdâr-ı ekrem dahi ol havâlinin takviye vü istihkâmını verüp, Ordu-yi hümâyûn'a vürûd ve ferdâsı tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da Ağa-yı müşârun ileyhin hâmil olduğu hatt-ı hümâyûn kıraʼat olunup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadr-ı bülend-kadr nâyil-i ikbâl-i nâ-maʻdûd oldu. Selanik Mutasarrıfı Vezîr Selîm Paşa, Rumeli Sürücülüğü ile Ordu-yi hümâyûn'a me'mûr olup, isnâd olunduğu vech üzere ihrâc-ı ‘asâkirde rehâveti ve seyr ü hareketinde batâ’eti mûceb-i inhitât-ı kadr u menzileti olmağla zamîr-i Sadriaʻzamî'de müstekinn olan gayz-ı kadîm ü hâdisin dahi temâm icrâsı vakti ser-zede-i zuhûr olup, Eski Zağra'ya vürûdunda Kapucu-başı Yeğen İbrâhîm Ağa yetişüp, emvâl ü eşyasını kabz u temhîr ve maʻiyyetinde olan zaʻîmlerin biriyle müşârun ileyhi ber-mantûk-ı mer-i şerîf Limni Cezîresi'ne tesyîr eyledi. Burusa Bileciği sükkânından Himmetoğlu'nun ve Bâzârcık mütemekkinlerinden olup, bir takrîb Kapucu-başı olan Azaklıoğlu'nun cerâyim-i güzeşteleri hasebiyle izâle-i vücûdları lâzım geldiğine binâʼen, Himmetoğlu Ordu-yi hümâyûn'da ve Azaklıoğlu Varna'da i‘dâm olunup, fukarâ vü zuʻâfâ eyâdî-yi gālibe vü tasallutlarından tahlîs olundu. Hasan Efendi-zâde Mehmed Râşid Efendi ki, tafarât-ı nizâmiyye ile iki üç sene zarfında Süvârî Mukābeleciliği mansıbını ihrâz etmişdi. Destyârî-yi müteʻayyinân-ı vakt ile tevsî‘-i dâyire ve celb-i emvâl-i mütekâsire eylediğinden gayri ‘azâyim-i umûr-ı Devlet'e taʻriz ve sadrıaʻzamlara bir takrîb ile temahhuz edüp, ahz u fetke müte‘allik taʻlîmât ile tarîk-i gayr-i müstakīm mücâveze-i\nhadd ü vazîfeye sâlik ve hod-be-hod kesb-i hatarât u mehâlik edüp, hadâset-i sinn ü sâl ve 'adem-i tecribe-i ahvâl ile erbâb-ı ‘ukūlün nesâyih-i müşfikānesini ‘adem-i kabûl ve ‘âkıbetü' [62a] l-emr bu makūle harekât-ı nâ-magzıyyesi vâkıf-ı serâyir-i nâs olan Şehriyâr-ı ‘adâlet istînâsa inʻikâs etmekle te’dîbi irâde buyurulup, Asitâne'de vârid ve de mâ-meleki zabt olunup, Kıbrıs Cezîresi'ne nefy ü tağrîb ve bu sebeble had-nâ-şinâsân-ı rüzgâr tahvîz ü terhîb olunundu. Bu takrîb ile menâsıb-ı dîvâniyyede ba'zı tasarrufât u tegayyürât lâzım gelüp, Nişancılık, Doğramacı-zâde 'Abdullah Efendi'ye ve Defter Emâneti, Hakkı Mehmed Beyefendi'ye ve Mukābele-i Süvârî, Karahisârî ‘Ömer Bey'e ve Mevkūfât, Kara Hâfız Efendi'ye tevcîh olundu. Muhafaza-i vakt ü zemân ve mübâşeret-i umûr-ı ‘ilmiyyede fikr-i vukū‘-1 taʻrîzât-ı akrân sebebleriyle Asitâne-i saâdet'de halvet-güzînân-ı samt u sükût olan meşâyihü'l-İslâm'ın birer mahalle iclâ olunmaları taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ‘arz u inhâ olunup, firkat-i evlâd u akārib sebebi ile zuhûr-ı inziʻâc-1 hevâtir her ne kadar hılâf-meşreb-i Pâdişâh-ı iskender-menâkıb ise dahi taraf-ı hümâyûnlarından verilan istikbâl hasebiyle mümâşât olunup, Dürrî-zâde es-Seyyid Mehmed ‘Ârif Efendi, Kütahya'ya ve andan hacc-1 şerîf'e gitmek ve Müftî-zâde Ahmed Efendi ve Mehmed Kemâl Efendi arpalıkları olan Ankara ve Keşan'a ‘azîmet eylemek üzere me'mûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadriaʻzam ve Serdar-ı ekrem Yergöğü ‘avdetinde birkaç defa riʻâyet-i sünnet-i meşveret ü ittifâk-ı cümle ile Moskovlu üzerine hareket ü ‘azîmete niyyet edüp, hatta İsakçı'ya dek iktizâ eden zehâyir, güzergâh-ı ‘asâkir olan merâhil ü menâzile tertîb ve sû-be-sû kâr-güzâr mübâşirler ba's ü tesrîb olunmuşidi. Giderek nüfûs-1 nâsda Nemçe üzerine şevk-i ‘azîmet peydâ ve muʻâyeneten ve semâ‘en Yergöğü Muhârebesi'nde tavâyif-i ‘askeriyyenin tahkīk eyledikleri nefel ü ganîmet eʻinne-i ihtiyârlerin o tarafa imâle vü isnâ ve Sadrıa zam'ı dahi kurbiyyet-i turûk u mesâfât ve 'umrânı sümût u cihât igrâ edüp, [62b] Ruscuk tarafına teveccühü tercîh ve konakcıları o tarafa sevk ü tesrîh eyledi. \"Fe-izâ ‘azemte fe-tevekkel ‘alallâh\"\nmedlûlü üzere niyyet ü ‘azîmetinde sebât-ı kalb ve 'adem-i televvün, müstetbi‘-i fevz ü zafer ve fi'l-asl hutûb-ı harbiyyede mûceb-i zarûrî terettüb etmeksizin ‘azîmet-i ûlâyı fesh ü tebdîl, kulûb-ı ‘askeriyyeyi ifsâd u tahvîl ile tekvîn-i mehleke vü hatar edeceği zâhir olunduğundan gayri, Nemçelü'nün Yergöğü'de kuvvet-i batş-ı cünûd-ı İslâmiyye ile müşâhede eyledikleri kesr ü inhizâm denme hâl ile iltiyâm kabûl etmeyüp, nasb-ı Serʻasker ile o tarafın gāyilesi ber-taraf olacağı ‘akla karîb iken gışâve-i sekret-i gaflet-i Sadrıa zam'a perdedâr-ı çeşm-i basîret olup, re’y-i evveli fesh ile ehvâ-yı nâsa tâbi ve bilâhare matmûre-i nedâmete vâki olduğu inşâʼallâhü Teʻâlâ mahallinde tafsîl ü işbâ olunsa gerekdir. Nazm: İzâ erâda'llâhû emran bi’imri'in, Ve kâne zâʻaklin ve re’yin ve basar, Ve hîletin yaʼmelühâ fî külli mâ, Ye’bâ bi-hî cemî’u esbabi'l-kader, Eğrâhü bi'l-cehli ve a’mâ kalbehû, Ve sellehû min-re’yihî selle'ş-şa'r, Hattâ izâ enfeze fî-hi emruhû, Radde aleyhi aklehû liyüğteber. Binâ-berîn sene-i mezkûre Zilkaʻde'sinin dördüncü günü Şumnu sahrâsından fekk-i tınâb-ı hıyâm-ı ârâm ve kat‘-1 merâhil ile Ruscuk fezâsını muhayyem-i ‘asâkir-i İslâm edüp, baʻzı hayr-hâhlar sevk ü ibrâmıyla İsmâ'îl'e bir mikdâr 'asker irsâl ve memerr-i düşmen-i muhtâl olan emâkin ü mehâlik dahi mehmâ yüsâ idühü'l-hâl istihkâm ü takviyesi levâzımı istikmâl olundukdan sonra, livâ-yı şerîf Ruscuk'da tevkīf\nolunup, ebnâ-yı sipâhyân u silahdârân muhafazasına meʼmûr ve bunlara nâzır vesâyir umûr u husûsun o tarafda ru’yetinde mübâşir olmak üzere Tevkīʻî bulunan Doğramacı-zâde 'Abdullah Efendi müntehab-ı cumhûr olup, meʼmûriyyetini mutazammın yedine teslîm-i menşûr olundukdan sonra, ihzâr olunan merâkib ile sunûf-1 ‘asâkir tertîb-i sâbıkları üzere fevc fevc nehr-i Tuna'yı ‘ubûr ve cümleden [63a] sonra Sadrıaʻzam dahi havâss-1 etbâʻıyla murûr eylediği hînde esfâr-ı sabıkadan kalmış meteris mahallerini tathîr ve müceddeden tabyalar izâfesiyle muʻasker-i hümâyûnun esbâb-ı kuvvetini teksîr edüp, ‘asâkir-i bâkiyenin vürûduna intizar ile sahrâ-yı mezkûrda mazalle-nişîn karâr oldu. Birkaç günden sonra her maslahatın verâsı alınup, hatt u tirhâle dâyir meşveretlere mübâşeret ve havâtır-ı ru’esâ-yı ‘asâkire lâyih olan tedbîrât-ı mevkiʻ redd ü kabûlde tezebzüb eyleyerek menzil-res-i nihâyet ve Ağa Paşa Bükreş'e iki saʻât mesâfede vakiʻ mecma‘-1 a‘dâ üzerine Serʻasker olup, Sadrıaʻzam hazretleri dahi Yergöğü'de olan meterislerde kifâyet mikdârı ‘asker ile ikāmet ve etrâf u eknâfa nezâret ile icrâ-yı maslahat-ı vakt etmek vâdîlerinde cümlesi etbâk ile şedd-i nitâk-ı 'ahd ü mîsâk ve fedâyî ‘askeri mâddesi dahi o esnâda silsile-bend-i ittifak ve gāyeti neye müncerr olduğu maʻlûm-ı dakīka-şinâsân-ı âfâkdır. Bu tertîbât ile iştiğālde iken, nazm: Kâsid nâ-gâh der-in köhne deyr, Gulgule endâht ki, es-sulh hayr mefhûmu üzere Zilhicce'nin altıncı günü Prusya Elçisi Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tafsîli zîrde muharrer olan ittifâk tasdîk-nâmesini ve Rayşenbaş Muʻâhedesi haberini ve ‘akd-i musâlahada sâyirleriyle kendü tavassutunu işʻâr ve fi'l-hâl Re’îsülküttâb Efendi mükâlemeye meʼmûr olup, Nemçelü'nün murahhası Ruscuğ'a ihzâr ve mecâlis-i 'adîde inʻikādından sonra dokuz mâh müddet taʻyîni ile emr-i kke karîn-i istikrâr, vâhid-i hasmeynin biri bu cihetle tefrîk ve cüll-i himmet-i devlet hasm-ı dîgere sarf olunmak râbıtası tevsîk olundu.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-sahrâ-yı Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_104.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-sahrâ-yı Şumnu",
          "text": "Sadriaʻzam ve Serdar-ı ekrem Yergöğü ‘avdetinde birkaç defa riʻâyet-i sünnet-i meşveret ü ittifâk-ı cümle ile Moskovlu üzerine hareket ü ‘azîmete niyyet edüp, hatta İsakçı'ya dek iktizâ eden zehâyir, güzergâh-ı ‘asâkir olan merâhil ü menâzile tertîb ve sû-be-sû kâr-güzâr mübâşirler ba's ü tesrîb olunmuşidi. Giderek nüfûs-1 nâsda Nemçe üzerine şevk-i ‘azîmet peydâ ve muʻâyeneten ve semâ‘en Yergöğü Muhârebesi'nde tavâyif-i ‘askeriyyenin tahkīk eyledikleri nefel ü ganîmet eʻinne-i ihtiyârlerin o tarafa imâle vü isnâ ve Sadrıa zam'ı dahi kurbiyyet-i turûk u mesâfât ve 'umrânı sümût u cihât igrâ edüp, [62b] Ruscuk tarafına teveccühü tercîh ve konakcıları o tarafa sevk ü tesrîh eyledi. \"Fe-izâ ‘azemte fe-tevekkel ‘alallâh\"\nmedlûlü üzere niyyet ü ‘azîmetinde sebât-ı kalb ve 'adem-i televvün, müstetbi‘-i fevz ü zafer ve fi'l-asl hutûb-ı harbiyyede mûceb-i zarûrî terettüb etmeksizin ‘azîmet-i ûlâyı fesh ü tebdîl, kulûb-ı ‘askeriyyeyi ifsâd u tahvîl ile tekvîn-i mehleke vü hatar edeceği zâhir olunduğundan gayri, Nemçelü'nün Yergöğü'de kuvvet-i batş-ı cünûd-ı İslâmiyye ile müşâhede eyledikleri kesr ü inhizâm denme hâl ile iltiyâm kabûl etmeyüp, nasb-ı Serʻasker ile o tarafın gāyilesi ber-taraf olacağı ‘akla karîb iken gışâve-i sekret-i gaflet-i Sadrıa zam'a perdedâr-ı çeşm-i basîret olup, re’y-i evveli fesh ile ehvâ-yı nâsa tâbi ve bilâhare matmûre-i nedâmete vâki olduğu inşâʼallâhü Teʻâlâ mahallinde tafsîl ü işbâ olunsa gerekdir. Nazm: İzâ erâda'llâhû emran bi’imri'in, Ve kâne zâʻaklin ve re’yin ve basar, Ve hîletin yaʼmelühâ fî külli mâ, Ye’bâ bi-hî cemî’u esbabi'l-kader, Eğrâhü bi'l-cehli ve a’mâ kalbehû, Ve sellehû min-re’yihî selle'ş-şa'r, Hattâ izâ enfeze fî-hi emruhû, Radde aleyhi aklehû liyüğteber. Binâ-berîn sene-i mezkûre Zilkaʻde'sinin dördüncü günü Şumnu sahrâsından fekk-i tınâb-ı hıyâm-ı ârâm ve kat‘-1 merâhil ile Ruscuk fezâsını muhayyem-i ‘asâkir-i İslâm edüp, baʻzı hayr-hâhlar sevk ü ibrâmıyla İsmâ'îl'e bir mikdâr 'asker irsâl ve memerr-i düşmen-i muhtâl olan emâkin ü mehâlik dahi mehmâ yüsâ idühü'l-hâl istihkâm ü takviyesi levâzımı istikmâl olundukdan sonra, livâ-yı şerîf Ruscuk'da tevkīf\nolunup, ebnâ-yı sipâhyân u silahdârân muhafazasına meʼmûr ve bunlara nâzır vesâyir umûr u husûsun o tarafda ru’yetinde mübâşir olmak üzere Tevkīʻî bulunan Doğramacı-zâde 'Abdullah Efendi müntehab-ı cumhûr olup, meʼmûriyyetini mutazammın yedine teslîm-i menşûr olundukdan sonra, ihzâr olunan merâkib ile sunûf-1 ‘asâkir tertîb-i sâbıkları üzere fevc fevc nehr-i Tuna'yı ‘ubûr ve cümleden [63a] sonra Sadrıaʻzam dahi havâss-1 etbâʻıyla murûr eylediği hînde esfâr-ı sabıkadan kalmış meteris mahallerini tathîr ve müceddeden tabyalar izâfesiyle muʻasker-i hümâyûnun esbâb-ı kuvvetini teksîr edüp, ‘asâkir-i bâkiyenin vürûduna intizar ile sahrâ-yı mezkûrda mazalle-nişîn karâr oldu. Birkaç günden sonra her maslahatın verâsı alınup, hatt u tirhâle dâyir meşveretlere mübâşeret ve havâtır-ı ru’esâ-yı ‘asâkire lâyih olan tedbîrât-ı mevkiʻ redd ü kabûlde tezebzüb eyleyerek menzil-res-i nihâyet ve Ağa Paşa Bükreş'e iki saʻât mesâfede vakiʻ mecma‘-1 a‘dâ üzerine Serʻasker olup, Sadrıaʻzam hazretleri dahi Yergöğü'de olan meterislerde kifâyet mikdârı ‘asker ile ikāmet ve etrâf u eknâfa nezâret ile icrâ-yı maslahat-ı vakt etmek vâdîlerinde cümlesi etbâk ile şedd-i nitâk-ı 'ahd ü mîsâk ve fedâyî ‘askeri mâddesi dahi o esnâda silsile-bend-i ittifak ve gāyeti neye müncerr olduğu maʻlûm-ı dakīka-şinâsân-ı âfâkdır. Bu tertîbât ile iştiğālde iken, nazm: Kâsid nâ-gâh der-in köhne deyr, Gulgule endâht ki, es-sulh hayr mefhûmu üzere Zilhicce'nin altıncı günü Prusya Elçisi Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tafsîli zîrde muharrer olan ittifâk tasdîk-nâmesini ve Rayşenbaş Muʻâhedesi haberini ve ‘akd-i musâlahada sâyirleriyle kendü tavassutunu işʻâr ve fi'l-hâl Re’îsülküttâb Efendi mükâlemeye meʼmûr olup, Nemçelü'nün murahhası Ruscuğ'a ihzâr ve mecâlis-i 'adîde inʻikādından sonra dokuz mâh müddet taʻyîni ile emr-i kke karîn-i istikrâr, vâhid-i hasmeynin biri bu cihetle tefrîk ve cüll-i himmet-i devlet hasm-ı dîgere sarf olunmak râbıtası tevsîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçelü musâlahaya rağbet eyledi ise dahi müttefiki olan Rûsiyyelü'nun maslahatına muvâfık olan vaz‘-ı hareketin icrâsında kusûr etmedi. [63b] Zîrâ emr-i mütâreke, iki asker bulundukları mahallerde ikāmet ve ‘adem-i tecavüz ü teʻaddîden 'ibâret olup, tesvîye vü tanzîmi tûl-i vakt ü zemâna mütevakkıf olmadığı zâhirdir. Otuz kırk gün mikdârı mâddeyi tatvîl ve mücerrebleri olan ‘askerin ‘avdet ve fütûrları vakti tahsîl ve ‘asâkir-i İslâmiyye'ye reh-râst u suhûleti müteʻayyin olan tarîki senede idhâl ile cihât-ı baʻîdeden Devlet-i ‘aliyye ‘askerini hareket ü itʻâba ilcâ ve vakt ü zemân-ı ceng inkızâsına ‘illet ve te’hîr-i maslahat-ı devlet eyleyerek sûret-i uhrâ ile mecbûl oldukları hıyâneti icrâ eylediler.",
          "caption": "Tenbîh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_105.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tenbîh",
          "text": "Nemçelü musâlahaya rağbet eyledi ise dahi müttefiki olan Rûsiyyelü'nun maslahatına muvâfık olan vaz‘-ı hareketin icrâsında kusûr etmedi. [63b] Zîrâ emr-i mütâreke, iki asker bulundukları mahallerde ikāmet ve ‘adem-i tecavüz ü teʻaddîden 'ibâret olup, tesvîye vü tanzîmi tûl-i vakt ü zemâna mütevakkıf olmadığı zâhirdir. Otuz kırk gün mikdârı mâddeyi tatvîl ve mücerrebleri olan ‘askerin ‘avdet ve fütûrları vakti tahsîl ve ‘asâkir-i İslâmiyye'ye reh-râst u suhûleti müteʻayyin olan tarîki senede idhâl ile cihât-ı baʻîdeden Devlet-i ‘aliyye ‘askerini hareket ü itʻâba ilcâ ve vakt ü zemân-ı ceng inkızâsına ‘illet ve te’hîr-i maslahat-ı devlet eyleyerek sûret-i uhrâ ile mecbûl oldukları hıyâneti icrâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki beyne'd-devleteyn mütâreke husûsu nizâm bulup, fîâ-ba‘d murahhasların bir mahalde ictimâʻıyla mevâdd-ı musâlahanın mükâlemesine şürû‘ lâzım gelmişdi. Devlet-i ‘aliyye her ne kadar mesârif-i kesîreye giriftâr olur ise dahi ibkā-yı şân u mekârim-i Saltanat-ı seniyye'yi i‘lân kasdıyla sevâhil-i Tuna'nın berü yakalarında vâki beldelerinde ictimâ‘-1 süferâ bazı müdebbirân-ı sütûde-[a]râ tarafından sevk ü taʻlîm ve Avrupa devletlerinde gûyâ devlet-i gālibe erbâbı maslahat-ı müsâlemeyi memleketlerinde görmek galebe vü kuvvetlerin işâʻa kabîlinden olduğunu tefhîm eyledikde, tedbîr-i dil-pezîri telakkî bi'l-kabûl kılınup, Ziştovi Kasabası mükâkemeye tahsîs ve Ordu-yi hümâyûn'da Re'îsülküttâb olan 'Abdullah Efendi'nin Murahhas-ı Evvel olması mukaddemâ telhîs olunmuş olmağla mûmâ ileyh Murahhas-ı Evvel nasb u taʻyîn ve ulemâ-yı aʻlâm tarafından dahi mütevâzı vü halûk ve mütebassır u şefûk bir zâtın Murahhas-ı Sânî nasb olunması matlûb-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn olmağla sâbıkā Haleb Kadısı ‘İmet Beyefendi'de kābiliyyet ü ehliyyet melhûz olduğuna binâ'en, Mekke-i mükerreme Pâyesi hakkında erzânî ve mükâleme-i mevâdd-ı musâlahaya Murahhas-ı Sânî nasb olunup, [64a] Dürrî Efendi dahi\nMurahhas-ı Sâlis 'unvânını iktisâb u terfî‘-i şânını mûcib olur baʻzı imtiyâzât ile isticlâb-ı sürûr-ı bî-hisâb eyledi. Âsitâne'de mukīm İngiltere ve Felemenk elçileri tavassut dâʻîyeleriyle mukaddemâ devletleri tarafından meʼmûr ve Ordu-yi hümâyûn'a 'azîmetleri meşhûr olmuşidi. Bu esnâda hıdmet-i tavassuta âhar kimesnelerin me'mûriyyeti tehakkuk eylediğine binâʼen, fesh-i ‘azîmet ve bir nevʻ hacâlete vukū ile mahrûm-ı vesâtet oldular.",
          "caption": "Murahhas-ı Sânî-şüden-i ‘İsmet Bey berâ-yı mükâleme-i ahvâl-i sulh ve tevcîh-i pâye-i Mekke-i mükerreme be-ô",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_106.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Murahhas-ı Sânî-şüden-i ‘İsmet Bey berâ-yı mükâleme-i ahvâl-i sulh ve tevcîh-i pâye-i Mekke-i mükerreme be-ô",
          "text": "Çünki beyne'd-devleteyn mütâreke husûsu nizâm bulup, fîâ-ba‘d murahhasların bir mahalde ictimâʻıyla mevâdd-ı musâlahanın mükâlemesine şürû‘ lâzım gelmişdi. Devlet-i ‘aliyye her ne kadar mesârif-i kesîreye giriftâr olur ise dahi ibkā-yı şân u mekârim-i Saltanat-ı seniyye'yi i‘lân kasdıyla sevâhil-i Tuna'nın berü yakalarında vâki beldelerinde ictimâ‘-1 süferâ bazı müdebbirân-ı sütûde-[a]râ tarafından sevk ü taʻlîm ve Avrupa devletlerinde gûyâ devlet-i gālibe erbâbı maslahat-ı müsâlemeyi memleketlerinde görmek galebe vü kuvvetlerin işâʻa kabîlinden olduğunu tefhîm eyledikde, tedbîr-i dil-pezîri telakkî bi'l-kabûl kılınup, Ziştovi Kasabası mükâkemeye tahsîs ve Ordu-yi hümâyûn'da Re'îsülküttâb olan 'Abdullah Efendi'nin Murahhas-ı Evvel olması mukaddemâ telhîs olunmuş olmağla mûmâ ileyh Murahhas-ı Evvel nasb u taʻyîn ve ulemâ-yı aʻlâm tarafından dahi mütevâzı vü halûk ve mütebassır u şefûk bir zâtın Murahhas-ı Sânî nasb olunması matlûb-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn olmağla sâbıkā Haleb Kadısı ‘İmet Beyefendi'de kābiliyyet ü ehliyyet melhûz olduğuna binâ'en, Mekke-i mükerreme Pâyesi hakkında erzânî ve mükâleme-i mevâdd-ı musâlahaya Murahhas-ı Sânî nasb olunup, [64a] Dürrî Efendi dahi\nMurahhas-ı Sâlis 'unvânını iktisâb u terfî‘-i şânını mûcib olur baʻzı imtiyâzât ile isticlâb-ı sürûr-ı bî-hisâb eyledi. Âsitâne'de mukīm İngiltere ve Felemenk elçileri tavassut dâʻîyeleriyle mukaddemâ devletleri tarafından meʼmûr ve Ordu-yi hümâyûn'a 'azîmetleri meşhûr olmuşidi. Bu esnâda hıdmet-i tavassuta âhar kimesnelerin me'mûriyyeti tehakkuk eylediğine binâʼen, fesh-i ‘azîmet ve bir nevʻ hacâlete vukū ile mahrûm-ı vesâtet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Avrupa devletlerinin tanzîm-i mecâmi‘-i umûrlarını mütekeffil olan kâr-fermâları tanzîm-i şevârid-i meʻâşlarına âlet olan ‘ukūl-ı şeytâniyyelerin ‘âcilen (عج) ve acilen (اجلا) husûlü müyesser ve belki müştebih ü mevhûm olan menâfi“ ü fevâyide hasr ile tevsî‘-i memleket ve celb-i menfaʻat ve teksîr-i reʻâyâ ve i‘mâr-ı etrâf u enhâ eylediklerinden gayri umûr-ı mülkiyye ve tasarrufât-ı ‘akliyyelerini umûr-ı diniyyelerine takdîm ile ‘illet-i cinsiyyet ve tevâfuk-ı millet dâhil-i hayta-i iltizâmları olmayup, ednâ-yı fâyide zımnında sarf-ı hazâyin-i bî-şümâr ve cü'z-i menfaʻat irâdesiyle fedâ-yı hîş ü tebâr edegeldikleri mücerribân-ı ahvâl-i ‘âlem olan rûşen-gevher-i zemâneye maʻlûm olan kazâyâdandır. Binâʼen-‘alâ-zâlik Prusya Devleti'nin yemîn ü yesârında vâki' Rûsiyye ve Nemçe devletlerinden bir vechile emniyyeti olmayup, vakten mine'l-evkāt devleteyn-i mezkûreteyn müttefikan yâhûd münferiden üzerine hareket ile devletine îrâs-ı mazarrat u âfât eyleyecekleri mülâhazasından baʻîd olmadığına binâʼen, bir devlet-i ‘azîme-i kaviyyü'ş-şekîmeye istinâd ve tarh-ı kurʻa-i ittihad eyleyerek lede'l-hâce isti‘mâl-i levâzım-ı peykâr ve isticlâb-ı mühimmât-ı muhârebe vü gîrûdâr etmek sinîn-i mütetâvileden berü semîr-i zâmîri ve bu emniyye-i hafiyyenin husûlü zımnında sarâhaten ü kinayeyen vâkiʻ olan müstedʻiyyâtı bütün defâtir ü mücelledât-ı [64b] tevârîhde mesbût olup, ancak o târîhde mes'ullerine müsâʻade müntic-i fâyide-i zâyide olmadığı hasebiyle, laʻalle vü ‘asâ ile imrâr-ı subh u mesâ kılınur idi. Çünki Rûsiyyelü ile \"Alaman\" dedikleri hasm-ı bed-peymân bu def‘a köhne berât-ı ittifakların tecdîd ve fesh-i şurût zımnında baʻzı mukaddemât-ı\nbâtıla temhîdiyle taraf taraf bağteten memâlik-i İslâmiyye'ye hücûm ve vaz‘-ı kadem-i şûm eylediler. Nazarete ve Muhâdiye taraflarında fazl-ı Bârî ile tabur-ı makhûrları zûr-ba-zû-yı asker-i muvahhidîn ile şikest ve beyne'd-düvel şâyiʻ olan vakʻ u menziletleri pest olup, şe'âmet-i nakz-ı ‘ahdi müşâhede etmişleridi. Prusya Devleti bu hâlete nazar ile müceddeden nakd-i fikrini sarf ve ‘inân-ı irâdesini semt-i emniyye-i sâlifesine 'atf edüp, Devlet-i ‘aliyye ile ittifâk etmek içün dâmen-i ikdâm u ihtimâmın teşmîr ve bu keyfiyyeti birkaç defʻa tahrîr 'akabinde husûl-ı fâyide cezmiyle baʻde'l-istişâreti ve'l-istiftâ tahaffuzî vü tecavüzî ittifâka nizâm ve iklîm-i Kırım istirdâd ve kemâ fi'l-evvel zamîme-i memâlik-i Husrev-i ‘alî-nejâd olmadıkça tarafeyden tîg-i kîn ü intizâm der-niyâm olmamak şurût-ı ekîdesiyle beyne'l-murahhaseyn temessükler temhîr ve bir müddetden sonra tasdîk-nâmeler mübadelesiyle âvâze-i ittifâk teşhîr olunmuşidi.\n\nNemçelü, Prusya Devleti'nin her bâr zebûn-ı ser-pençe-i mikneti ve sâyir hersekler tâbi‘-i fikr ü reviyeti olup, baʻzı hâdisât-ı mülkiyye ile bu esnâda Nemçelü'nün za‘f-ı hâllerini dahi tahkīk eyledikden gayri Yergöğü Muhârebesi'nde vâfir 'askerleri pâ-mâl-i huyûl-ı İslâm ve inkisâr-ı kibr ü nahvetleri mâlûm-ı enâm ve ‘ârıza-ı neng ü ‘âr ile İmperator dahi dereke-i siccîni makām edüp, bu vukūʻât-ı gârîbe Prusya Kralı'nın devâʻî-yi şevk ü ‘azîmetini müzdâd ve Nemçelü'yü baʻzı delâyil-i 'akliyye ve tergībât-ı hükmiyye ile re'yine tavʻan ve kerhen [65a] münkād ve istatüska irkit taʻbîriyle yaʻnî baʻzı tasarruf ile istirdâd-ı mülk esâsını tahsîl ve tarafeyden tavsît-i ‘ukalâ ve taʻyîn-i süferâ ile bu emr-i müşkil ü düşvârı teshîl eyledi. Ancak Devlet-i 'aliyye'nin hasm-ı kadîmi Moskovlu olup, maksûdun bi'z-zât olan Kırım Ülkesi'ni vesâyir emâkin ü bikāʻ bilâ-ceng ü cidâl-i yalnız kîl ü kāl ile terk etmeyeceği maʻlûm olmağla, var kuvveti bâzûya getürüp, bi'l-maʻiyye kar‘-1 bâb-ı hısâm ve ahz-ı sâr u intikām etmek vâdîlerinde Prusya Kralı'nın mâye-i gayret ü hiddetini tehyîc ve bâzâr-ı ceng ü harbi tervîc, muktezâ-yı tabîʻat-ı maslahat olduğunu erkân-ı devlet sevk ü tergīb ve Kral-ı mersûma bu mazmûnda nâme-i hümâyûn ile bir mikdâr hediyye tertîb ve muʻtemedân-ı Devlet-i ‘aliyye'den birinin me'mûriyyetini istihsân u tasvîb etmeleriyle, binâ-berîn hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan rikâb-ı müstetâbda Mektûbî\nolan Ahmed Âzmî Efendi mukaddemâ Resmî Efendi ile Prusya diyârına 'azîmet edüp, hâl ü şânlarına vâkıf olduğundan fazla, mizâc-ı devlete âşinâ ve kesb-i mahremiyyet ile her mâddeye ıttılâʻı hüveydâ olduğundan, Efendi-yi mûmâ ileyh ile bir kıtʻa nâme-i hümâyûn-ı mülâtafet-makrûn ve müferreh-i tibâ‘-ı nâs olan nefâyis-i elmasdan masnû iki kıta hatem-i girân-behâ ve bir kıtʻa sorguc-ı bî-hemtâ ihdâ ve isrâ olunup, mükâfât-ı 'âcile kasdıyla Efendi-yi mûmâ ileyhe ber-vech-i tevkīt Haremeyn Muhasebeciliği tecvîh ve mirkāt-i iʻtibârı bu vechile terfî vü tenvîh olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Ahmed ‘Azmî Efendi be-cânib-i Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_107.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Ahmed ‘Azmî Efendi be-cânib-i Prusya",
          "text": "Avrupa devletlerinin tanzîm-i mecâmi‘-i umûrlarını mütekeffil olan kâr-fermâları tanzîm-i şevârid-i meʻâşlarına âlet olan ‘ukūl-ı şeytâniyyelerin ‘âcilen (عج) ve acilen (اجلا) husûlü müyesser ve belki müştebih ü mevhûm olan menâfi“ ü fevâyide hasr ile tevsî‘-i memleket ve celb-i menfaʻat ve teksîr-i reʻâyâ ve i‘mâr-ı etrâf u enhâ eylediklerinden gayri umûr-ı mülkiyye ve tasarrufât-ı ‘akliyyelerini umûr-ı diniyyelerine takdîm ile ‘illet-i cinsiyyet ve tevâfuk-ı millet dâhil-i hayta-i iltizâmları olmayup, ednâ-yı fâyide zımnında sarf-ı hazâyin-i bî-şümâr ve cü'z-i menfaʻat irâdesiyle fedâ-yı hîş ü tebâr edegeldikleri mücerribân-ı ahvâl-i ‘âlem olan rûşen-gevher-i zemâneye maʻlûm olan kazâyâdandır. Binâʼen-‘alâ-zâlik Prusya Devleti'nin yemîn ü yesârında vâki' Rûsiyye ve Nemçe devletlerinden bir vechile emniyyeti olmayup, vakten mine'l-evkāt devleteyn-i mezkûreteyn müttefikan yâhûd münferiden üzerine hareket ile devletine îrâs-ı mazarrat u âfât eyleyecekleri mülâhazasından baʻîd olmadığına binâʼen, bir devlet-i ‘azîme-i kaviyyü'ş-şekîmeye istinâd ve tarh-ı kurʻa-i ittihad eyleyerek lede'l-hâce isti‘mâl-i levâzım-ı peykâr ve isticlâb-ı mühimmât-ı muhârebe vü gîrûdâr etmek sinîn-i mütetâvileden berü semîr-i zâmîri ve bu emniyye-i hafiyyenin husûlü zımnında sarâhaten ü kinayeyen vâkiʻ olan müstedʻiyyâtı bütün defâtir ü mücelledât-ı [64b] tevârîhde mesbût olup, ancak o târîhde mes'ullerine müsâʻade müntic-i fâyide-i zâyide olmadığı hasebiyle, laʻalle vü ‘asâ ile imrâr-ı subh u mesâ kılınur idi. Çünki Rûsiyyelü ile \"Alaman\" dedikleri hasm-ı bed-peymân bu def‘a köhne berât-ı ittifakların tecdîd ve fesh-i şurût zımnında baʻzı mukaddemât-ı\nbâtıla temhîdiyle taraf taraf bağteten memâlik-i İslâmiyye'ye hücûm ve vaz‘-ı kadem-i şûm eylediler. Nazarete ve Muhâdiye taraflarında fazl-ı Bârî ile tabur-ı makhûrları zûr-ba-zû-yı asker-i muvahhidîn ile şikest ve beyne'd-düvel şâyiʻ olan vakʻ u menziletleri pest olup, şe'âmet-i nakz-ı ‘ahdi müşâhede etmişleridi. Prusya Devleti bu hâlete nazar ile müceddeden nakd-i fikrini sarf ve ‘inân-ı irâdesini semt-i emniyye-i sâlifesine 'atf edüp, Devlet-i ‘aliyye ile ittifâk etmek içün dâmen-i ikdâm u ihtimâmın teşmîr ve bu keyfiyyeti birkaç defʻa tahrîr 'akabinde husûl-ı fâyide cezmiyle baʻde'l-istişâreti ve'l-istiftâ tahaffuzî vü tecavüzî ittifâka nizâm ve iklîm-i Kırım istirdâd ve kemâ fi'l-evvel zamîme-i memâlik-i Husrev-i ‘alî-nejâd olmadıkça tarafeyden tîg-i kîn ü intizâm der-niyâm olmamak şurût-ı ekîdesiyle beyne'l-murahhaseyn temessükler temhîr ve bir müddetden sonra tasdîk-nâmeler mübadelesiyle âvâze-i ittifâk teşhîr olunmuşidi.\n\nNemçelü, Prusya Devleti'nin her bâr zebûn-ı ser-pençe-i mikneti ve sâyir hersekler tâbi‘-i fikr ü reviyeti olup, baʻzı hâdisât-ı mülkiyye ile bu esnâda Nemçelü'nün za‘f-ı hâllerini dahi tahkīk eyledikden gayri Yergöğü Muhârebesi'nde vâfir 'askerleri pâ-mâl-i huyûl-ı İslâm ve inkisâr-ı kibr ü nahvetleri mâlûm-ı enâm ve ‘ârıza-ı neng ü ‘âr ile İmperator dahi dereke-i siccîni makām edüp, bu vukūʻât-ı gârîbe Prusya Kralı'nın devâʻî-yi şevk ü ‘azîmetini müzdâd ve Nemçelü'yü baʻzı delâyil-i 'akliyye ve tergībât-ı hükmiyye ile re'yine tavʻan ve kerhen [65a] münkād ve istatüska irkit taʻbîriyle yaʻnî baʻzı tasarruf ile istirdâd-ı mülk esâsını tahsîl ve tarafeyden tavsît-i ‘ukalâ ve taʻyîn-i süferâ ile bu emr-i müşkil ü düşvârı teshîl eyledi. Ancak Devlet-i 'aliyye'nin hasm-ı kadîmi Moskovlu olup, maksûdun bi'z-zât olan Kırım Ülkesi'ni vesâyir emâkin ü bikāʻ bilâ-ceng ü cidâl-i yalnız kîl ü kāl ile terk etmeyeceği maʻlûm olmağla, var kuvveti bâzûya getürüp, bi'l-maʻiyye kar‘-1 bâb-ı hısâm ve ahz-ı sâr u intikām etmek vâdîlerinde Prusya Kralı'nın mâye-i gayret ü hiddetini tehyîc ve bâzâr-ı ceng ü harbi tervîc, muktezâ-yı tabîʻat-ı maslahat olduğunu erkân-ı devlet sevk ü tergīb ve Kral-ı mersûma bu mazmûnda nâme-i hümâyûn ile bir mikdâr hediyye tertîb ve muʻtemedân-ı Devlet-i ‘aliyye'den birinin me'mûriyyetini istihsân u tasvîb etmeleriyle, binâ-berîn hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan rikâb-ı müstetâbda Mektûbî\nolan Ahmed Âzmî Efendi mukaddemâ Resmî Efendi ile Prusya diyârına 'azîmet edüp, hâl ü şânlarına vâkıf olduğundan fazla, mizâc-ı devlete âşinâ ve kesb-i mahremiyyet ile her mâddeye ıttılâʻı hüveydâ olduğundan, Efendi-yi mûmâ ileyh ile bir kıtʻa nâme-i hümâyûn-ı mülâtafet-makrûn ve müferreh-i tibâ‘-ı nâs olan nefâyis-i elmasdan masnû iki kıta hatem-i girân-behâ ve bir kıtʻa sorguc-ı bî-hemtâ ihdâ ve isrâ olunup, mükâfât-ı 'âcile kasdıyla Efendi-yi mûmâ ileyhe ber-vech-i tevkīt Haremeyn Muhasebeciliği tecvîh ve mirkāt-i iʻtibârı bu vechile terfî vü tenvîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki Nemçelü ile mevâdd-ı mütâreke münʻakid olup, ahd-i hasmeyn gāyilesi bertaraf ve Moskovlu üzerine fîmâ-ba'd bi'n-nefs Serdar-ı ekrem'in teveccühü matlûb-ı Hudâvend-i bâhirü'ş-şeref olmuşidi. Güzergâh-ı ceyş [65b] ü sipâh olan Fokşan ve havâlîsi Nemçelü tarafında bulunmağla, tarîk-i mesdûd ve hîn-i mütârekede tarafeyn ‘askerinin bulundukları mahalle vaz‘-ı hudûd olunup, cevâz-ı ‘asker husūsu lâ-muhâle Nemçelü ile mukāveleye muhtâc olduğundan, mürâsele ve muhâtaba-i müzakereye ibtidâr olundukda gâh devletleri tarafından istîzân lâzım geldiğini behâne ve gâh teʻaddî-yi hudûd bâʻîs-i infisâh-ı şurût-ı mütâreke olacağını ibbâne ile ilkā-yı dağdağa vü teşvîş ve ezhân-ı ekâbirân-ı devleti tahdîş eylediler. Zevâhir-i ahvâle nazaran Devlet-i 'aliyye tarafından istîzâna ruhsat sebeb-i fevt-i vakt ve şurût-ı mütârekeyi nakz ü ilgā, hasmeyn-i müttefikayn miyânına cünûd-ı İslâmiyye'yi ilkā gibi bir maʻnâ olup, bu mahzûrât îrâdıyla Rusçuğ'a 'avdet-i istihsân ve sunûf-ı ‘askeriyye fevc fevc berü yakaya güzerân oldular. Bir iki günden sonra huzûr-ı Serdar-ı ekremî'de tertîb-i encümen-i meşveret ve ne tarafdan Moskovlu üzerine ‘azîmet münasib olduğu zebân-güzar-ı erkân-ı devlet oldukda, her tâyife hevâlarına muvâfık tedâbîri takrîr ve muavvec ü sekīm kelimât ile maglata vü safsatayı tevfîr velhâsıl istîhâ-yı sevâʻid-i himem-i nâs cihetiyle vakt ü hâle münasib zafer-yâb-ı re’y-i sâyib olamadıklarından Silistre tarafına teveccüh ve Silistre'de bi'l-ittifâk tarîk-i savâb intihâb olacağı tefevvüh olunmağla kable'l-hareke Karahisârî Ahmed Paşa İsakçı'ya ve Maçin Muhafızı Arslan\nPaşa İbrâ'il'e ve Segbân-başılık'dan nâyil-i vezâret olan Yegen Mehmed Paşa Hırsova muhafazasına me'mûr olduklarından gayri, Mikdâd Paşa'nın vezâreti ibkā vü ive İsmâ‘îl'e 'asker sevk etmek üzere ber-vech-i ta‘cîl tesyîr ve Ordu Çerhacısı Kürd 'Osmân Paşa İsakçı Başbuğu nasb olunup, maʻiyyetine yeniçeriden bin nefer dalkılıç tahrîr ve sevâdd-1 cemʻiyyeti [66a] teksîr olunup, İsmâʻîl Serʻaskeri'ne ve o tarafda bulunan Tatar sultanlarına Ordu-yi hümâyûn hazînesinden küllî 'atâyâ ile iʻâne vü irfâd ve zahîre-i vefîre ile imdâd olundukdan sonra, Ruscuk'dan hareket ü kıyâm ve tayy-i merâhil ile evâyil-i Saferü'l-hayr'da Silistre fezâsına nasb-ı hıyâm olunup, bu hılâlde Topçu-başı Hasan Ağa'nın Beldar Ağası'yla vukū bulan müşâteme vü mücadelesi ve umûr-ı ocağda olan müsâmaha vü müsâhelesi ‘azl ü nefyini îcâb etmekle, merkūm Bozcaada'ya tagrîb ve Nişli Mehmed Ağa mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olundu. Şâm Vâlîsi İbrâhîm Paşa'nın tavırlu nidâsesi rızâ-yı hümâyûna münâfî ve ‘an-asl müşârun ileyh bir merd-i câfî olup, kâffe-i harekâ[t]ı şer' ü kānûnun hilâfı olduğundan başka, tesviye-i umûr-ı hüccâc, müdebbir ü kâr-güzâr bir vezîre muhtâc olmağla, kesret-i emvâl ü etbâʻ ile şevâhik-i cibâl-i iştihâra mütesâ‘id olan olan Cezzâr Ahmed Paşa, Eyâlet-i Şâm ile kâm-revâ ve Rakka Eyâleti, selefi müşârun ileyhe ve Eyâlet-i Haleb, Sivas Mübâyaʻacısı iken dest-yârî-yi erbâb-ı miknet ile nâyil-i rifat-ı vezâret olan Turunc-zâde Süleymân Paşa'ya ve Köstendil Sancağı, sadr-ı esbak Yûsuf Paşa'ya ve Vidin, Cezayirli Tüfenkçi-başısı 'Ali Paşa'ya ve Vidin Serʻaskerliği, Kirmân Eyaleti inzımâmıyla Bekmezci Mehmed Paşa'ya tevcîh ü ihsân ve Moralı Silahdâr Ahmed Paşa'ya Babadağı muhafazası emr ü fermân olundu.",
          "caption": "‘Avdet-i Sadrıaʻzam be-cânib-i Ruscuk ve hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-sû-yi Silistre ve zikr-i bekāyâ-yı ahvâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_108.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avdet-i Sadrıaʻzam be-cânib-i Ruscuk ve hareket-i Ordu-yi hümâyûn be-sû-yi Silistre ve zikr-i bekāyâ-yı ahvâl",
          "text": "Çünki Nemçelü ile mevâdd-ı mütâreke münʻakid olup, ahd-i hasmeyn gāyilesi bertaraf ve Moskovlu üzerine fîmâ-ba'd bi'n-nefs Serdar-ı ekrem'in teveccühü matlûb-ı Hudâvend-i bâhirü'ş-şeref olmuşidi. Güzergâh-ı ceyş [65b] ü sipâh olan Fokşan ve havâlîsi Nemçelü tarafında bulunmağla, tarîk-i mesdûd ve hîn-i mütârekede tarafeyn ‘askerinin bulundukları mahalle vaz‘-ı hudûd olunup, cevâz-ı ‘asker husūsu lâ-muhâle Nemçelü ile mukāveleye muhtâc olduğundan, mürâsele ve muhâtaba-i müzakereye ibtidâr olundukda gâh devletleri tarafından istîzân lâzım geldiğini behâne ve gâh teʻaddî-yi hudûd bâʻîs-i infisâh-ı şurût-ı mütâreke olacağını ibbâne ile ilkā-yı dağdağa vü teşvîş ve ezhân-ı ekâbirân-ı devleti tahdîş eylediler. Zevâhir-i ahvâle nazaran Devlet-i 'aliyye tarafından istîzâna ruhsat sebeb-i fevt-i vakt ve şurût-ı mütârekeyi nakz ü ilgā, hasmeyn-i müttefikayn miyânına cünûd-ı İslâmiyye'yi ilkā gibi bir maʻnâ olup, bu mahzûrât îrâdıyla Rusçuğ'a 'avdet-i istihsân ve sunûf-ı ‘askeriyye fevc fevc berü yakaya güzerân oldular. Bir iki günden sonra huzûr-ı Serdar-ı ekremî'de tertîb-i encümen-i meşveret ve ne tarafdan Moskovlu üzerine ‘azîmet münasib olduğu zebân-güzar-ı erkân-ı devlet oldukda, her tâyife hevâlarına muvâfık tedâbîri takrîr ve muavvec ü sekīm kelimât ile maglata vü safsatayı tevfîr velhâsıl istîhâ-yı sevâʻid-i himem-i nâs cihetiyle vakt ü hâle münasib zafer-yâb-ı re’y-i sâyib olamadıklarından Silistre tarafına teveccüh ve Silistre'de bi'l-ittifâk tarîk-i savâb intihâb olacağı tefevvüh olunmağla kable'l-hareke Karahisârî Ahmed Paşa İsakçı'ya ve Maçin Muhafızı Arslan\nPaşa İbrâ'il'e ve Segbân-başılık'dan nâyil-i vezâret olan Yegen Mehmed Paşa Hırsova muhafazasına me'mûr olduklarından gayri, Mikdâd Paşa'nın vezâreti ibkā vü ive İsmâ‘îl'e 'asker sevk etmek üzere ber-vech-i ta‘cîl tesyîr ve Ordu Çerhacısı Kürd 'Osmân Paşa İsakçı Başbuğu nasb olunup, maʻiyyetine yeniçeriden bin nefer dalkılıç tahrîr ve sevâdd-1 cemʻiyyeti [66a] teksîr olunup, İsmâʻîl Serʻaskeri'ne ve o tarafda bulunan Tatar sultanlarına Ordu-yi hümâyûn hazînesinden küllî 'atâyâ ile iʻâne vü irfâd ve zahîre-i vefîre ile imdâd olundukdan sonra, Ruscuk'dan hareket ü kıyâm ve tayy-i merâhil ile evâyil-i Saferü'l-hayr'da Silistre fezâsına nasb-ı hıyâm olunup, bu hılâlde Topçu-başı Hasan Ağa'nın Beldar Ağası'yla vukū bulan müşâteme vü mücadelesi ve umûr-ı ocağda olan müsâmaha vü müsâhelesi ‘azl ü nefyini îcâb etmekle, merkūm Bozcaada'ya tagrîb ve Nişli Mehmed Ağa mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olundu. Şâm Vâlîsi İbrâhîm Paşa'nın tavırlu nidâsesi rızâ-yı hümâyûna münâfî ve ‘an-asl müşârun ileyh bir merd-i câfî olup, kâffe-i harekâ[t]ı şer' ü kānûnun hilâfı olduğundan başka, tesviye-i umûr-ı hüccâc, müdebbir ü kâr-güzâr bir vezîre muhtâc olmağla, kesret-i emvâl ü etbâʻ ile şevâhik-i cibâl-i iştihâra mütesâ‘id olan olan Cezzâr Ahmed Paşa, Eyâlet-i Şâm ile kâm-revâ ve Rakka Eyâleti, selefi müşârun ileyhe ve Eyâlet-i Haleb, Sivas Mübâyaʻacısı iken dest-yârî-yi erbâb-ı miknet ile nâyil-i rifat-ı vezâret olan Turunc-zâde Süleymân Paşa'ya ve Köstendil Sancağı, sadr-ı esbak Yûsuf Paşa'ya ve Vidin, Cezayirli Tüfenkçi-başısı 'Ali Paşa'ya ve Vidin Serʻaskerliği, Kirmân Eyaleti inzımâmıyla Bekmezci Mehmed Paşa'ya tevcîh ü ihsân ve Moralı Silahdâr Ahmed Paşa'ya Babadağı muhafazası emr ü fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Safer'in sekizinci gecesi Moskovlu Kili Kalası üzerine gelüp, metânet ü hasânetine nazar ve halîcde olan şalopelerden ihsâs-ı zarar edüp, leylen hücûmu izmâr ve terk-i harb-i nehâr niyyet etmişler idi. Kili pîşgâhında hafr olunan meterisler üzerine cevf-i leylde iki tarafdan sevk-i ‘asker-i haybet-eser eylediklerinde, [66b] kıllet-i cünd-i İslâm'dan nâşî kalaya doğru çekilmek iktizâ edüp, meterislerden tebâʻüd ü tenahhî ve o esnâda düşmen dahi çatup, taraf-ı âhardan hücûm eden hem-\ncinsini fark edemeyüp, hasm zannıyla muhârebeye tesaddî etmeleriyle birkaç sâʻat miyânlarında mukātele müstemirr ve ehl-i İslâm bu hâle nazar ile merkez-i sebât ü celâdetde müstekarr olup, kal‘adan ve şalopelerden toplara âteş verilüp, kati çok melâʻîn-i matmûre-nişîn-i siccîn olduğu hâlde, isfirâr-ı subh ile kaziyyeye vakıf ve Kili'den bir iki sâʻat girüye mütecânif olarak bir mahalde temekkün ve ittihâz-ı câ-yı tehassun eyledikleri ve bu muhârebede müteʻayyin cenerallerinden biri hâlik ve cânib-i sakara sâlik olduğu haberi İsma‘îl Ser‘askeri tarafından vâsıl ve kulûb-i mü'minînde ferah u sürûr hâsıl oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı muhârebe der-kal'a-i Kili",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_109.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı muhârebe der-kal'a-i Kili",
          "text": "Safer'in sekizinci gecesi Moskovlu Kili Kalası üzerine gelüp, metânet ü hasânetine nazar ve halîcde olan şalopelerden ihsâs-ı zarar edüp, leylen hücûmu izmâr ve terk-i harb-i nehâr niyyet etmişler idi. Kili pîşgâhında hafr olunan meterisler üzerine cevf-i leylde iki tarafdan sevk-i ‘asker-i haybet-eser eylediklerinde, [66b] kıllet-i cünd-i İslâm'dan nâşî kalaya doğru çekilmek iktizâ edüp, meterislerden tebâʻüd ü tenahhî ve o esnâda düşmen dahi çatup, taraf-ı âhardan hücûm eden hem-\ncinsini fark edemeyüp, hasm zannıyla muhârebeye tesaddî etmeleriyle birkaç sâʻat miyânlarında mukātele müstemirr ve ehl-i İslâm bu hâle nazar ile merkez-i sebât ü celâdetde müstekarr olup, kal‘adan ve şalopelerden toplara âteş verilüp, kati çok melâʻîn-i matmûre-nişîn-i siccîn olduğu hâlde, isfirâr-ı subh ile kaziyyeye vakıf ve Kili'den bir iki sâʻat girüye mütecânif olarak bir mahalde temekkün ve ittihâz-ı câ-yı tehassun eyledikleri ve bu muhârebede müteʻayyin cenerallerinden biri hâlik ve cânib-i sakara sâlik olduğu haberi İsma‘îl Ser‘askeri tarafından vâsıl ve kulûb-i mü'minînde ferah u sürûr hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silistre sahrâsı madrab-ı hıyâm-ı ‘asâkir-i İslâm ve Kili ve İsmâ‘îl taraflarına mehmâ-emken takviye vü istihkâm verilüp, bi'l-fi‘l Kul Kethûdâsı olan İsmâ‘îl Ağa dahi Ordu Ağalığı'yla cânib-i mezkûra meʼmûr ve ma‘iyyetine ‘asker-i mevfûr verildiginden gayri hılâl-i râhda bulduğu erbâb-ı harb ü darbı maʻiyyetine istishâb u sevk içün yedine emr-i ‘alî it‘â ve mevkib-i hümâyûnun ilerüce hareketinde fâyideten-mâ husûlünü baʻzı müdebbirân ilkā eylediklerine binâ'en, Saferü'l-hayr'ın dokuzuncu günü Silistre'den tahrîk-ı ikdâm ve dört sâʻat ilerüde vaki‘ Bakīkırı demekle maʻrûf sahrâ-yı pehnâ rabt-ı evtâd-ârâm olundu. Ferdâsı bir meclîs-i hâfil tertîb olunub, Moskovlu ile bi'n-nefs muhârebe matlûb ve İsmâ‘îl tarafının takviyesi vâsıl-ı derece-i vucûb olduğu Serdar-ı ekrem tarafından işʻâr ve fîmâ-baʻd ne gûne hareket iktizâ eyleyeceği ‘alâ-tarîkı'l-ilhâh istihbâr olundukda, huzzârın cümlesi ser-be-zemîn efkâr ve şahs-ı [67a] vâhidde cesâret güftâr olmayup, bilâhare [mısra]: Lehû libedün ezfârühû lem tükallemi\nmefhûmuna mâ-sadak olan Ordu Kadısı Keçeci-zâde Efendi derîçe-bâz-ı kelâm ve Teşrîn-i evvel duhûlüyle nev‘-i insân ve cins-i hayvânın ilerüye hareketi mümteni‘ olup, 'ale'l-husûs Yergöğü'den bu mahalle vürûd edinceye dek fî-külli-yevm süvârî vü piyâdenin cümlesi arzû-yı vatan ile 'avdetine kıyâm ve'l-hâletü hazihî mevcûd-ı Ordu-yi hümâyûn ricâl-i devlet ve Ocak ağalarından ‘ibâret olup, ilerüye hareketin fâyidesi olmadığını ifhâm eyledikde, mûmâ ileyhin tertîb etdiği mukâddemâ ehvâ-yı nâsa muvâfık olduğundan, taraf taraf tasdîk ve ocak ağalarından dahi istiknâh-ı keyfiyyet olundukda, düşmene mukābele eyleyecek derecelerde neferât olmayup, hareketde vukū‘-1 hatar derkâr olduğunu tahkīk eylediler. Sadriaʻzam ise İsmâ‘îl tarafından müşteşʻir olup, orduda ‘askerin fikdânını ve himmet ü gayretin fütûr u noksânını his ile encâm-ı kârı tehayyül ve bir iki bin âdem ile İsma‘îl'e karîb mahalle varup, imdâd u iʻâneyi te'emmül etmekle, baʻzı hayr-hâhân-ı devlet bu tedbîri tahsîn ve dâʻiye-i ‘azîmetini tetmîn edüp, baʻzı sâde-dilân-ı rüzgâr bu re’yi tehcîn ve Dobruca ehâlîsi bî-gayret ve umûr-ı diniyyelerinde lâ’ubâlî bir tâyife-i hâyife olup, dimâğlarına buhâr-ı fesâd dahi mütesâ‘id olmağla, ‘asker-i kalîl ile ‘azîmet ve maʻâzallah sûret-i uhrâ ile ‘avdet olunur ise sedd-i râh mümânaʻat olacağlarından başka: \"Sizi yağma ve belki ifnâ eyleyecekleri sübût-yâfte-i rütbe-i ‘ilmü'l-yakīndir\" deyü Sadrıaʻazam'ı tevhîş ve müşârun ileyhde olan cübn-i tabîʻi dâʻiye-i şevkini ber-hemzede-i teşvîş edüp, 'azîmetden keff-i yed ve riște-i kelâmı tedbîr-i âhara medd eyledi. Şöyle ki: \"Münferiden 'azîmetimiz dahi münasib olmadığı hâlde bir mahzar tertîbine muhtâcsız\" dediği gibi cümlesi icâbet ü ıtıbâk ve \"Besmele ile temhîr ederiz\" [67b] cevabıyla teşmîr-sâk-ı ittifak edüp, minvâl-i muharrer üzere ‘arz u mahzar tertîb ve 'atebe-i gerdûn-kıbaba ref ü tesrîb eylediler. Bundan akdem Rûsiyyelü tarafından Salçu nâm kâfir Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tehvîn-i maslahat-ı muhâdene eder baʻzı kelimât-ı mümevvehe lisânından sâdır ve bu mülâbese ile müstağrak-ı kerem mütekâsir olup, mütehammil olduğu mevâdd-ı zâhir bünyân-ı ‘avâmdan tevriye ve bir müddet mürûrundan sonra serîʻan 'avdet etmek üzere Rûsiyyelü tarafına 'azîmet\nmurâd eylediğine binâ'en, sebîli tahliye olunmuşidi. Devlet'e nâfi' ahbâr ile 'avdeti melhûz iken taʻyîn etdiği müddet münkazî olduğundan fazla, Devlet-i 'aliyye ‘askerinin yevmen-fe-yevmen memleketlerine rücûʻlarını, tareyân-ı za‘fla inkılâb u ıztırâb üzere olduklarını ve sayir ma'lûmât u mesmûʻâtını Rûsiyyelü'ye takrîr eyledikde, ihtilâs-1 vakt-i fursat ve meștâ ‘askeri teheşşüd etmeden maslahatlarını teshîl içün tuhûm-ı İslâmiyye'ye hücûm üzere oldukların o havâlîde bulunan vüzerâ vü ru'esâ tahrîr ü işâret ve Kili Kalʻası'nın mahsûriyyeti dahi şüyû' bulup, sügūr-ı İslâmiyye muztarib ve taraf taraf nîrân-ı hurûb mültehib olduğu Serdâr-ı ekrem'in maʻlûmu oldukda, cân başına sıçrayup, \"el-Fursatû temürrü merr's-sehâbi\" me’âline vâkıf ve ba‘de-zemân cell-i saʻy u himmetini muhafaza ve imdâd-i etrâfa sârif olup, bundan akdem Tırhala Sancağı tevcîh ve Hazîne-i hümâyûn'dan bir mikdar nakid ile terfîh olunan Karahisârî Ahmed Paşa'nın İsmâ‘îl'e murûru irâde olunup, ‘adem-i imtisâl-i misâl ile merkez-i gavâyete pâ-nihâde olduğuna binâ'en, Kapu Kethûdâsı olan Yeğen İbrâhîm Ağa müşârun ileyhi Kili Kal‘ası imdâdına tahrîk içün taʻyîn ve Deliorman müte‘ayyinlerinden Kıvırcığlı Halil'in tebe‘ât-ı sâbıkası zimnında sâdır olan emr-i kazâ-mazâ terkīn ve beş yüz süvâriyle İsma‘îl'e ve andan Kili'ye ‘azîmeti kâr-güzârân-ı Ordu-yi hümâyûn [68a] taraflarından tahsîn olunup, metbûʻu olan ‘askere tevzî vü taksîm zımnında on beş bin guruş inʻâmıyla bâzû-yı iktidarı tahkîm ve hılâl-i Muharrem'de Mîr-i mîrânlık tevcîhiyle İsakçı muhafazasına meʼmûr olan sabıkā Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa rütbe-i vâlâ-yı vezârete tas‘îd ve Tolçi Kasabası'nda emr-i muhafazaya kıyâm eylemesi te’kîd olundu. Ruscuk'dan Bâkīkırı yurduna gelince 'asâkir-i İslâmiyye'nin ânifen zikr ü beyân olunduğu vech üzere, rücûʻları vukūʻ ve Ordu-yi hümâyûn'da bir tarafın mazarratını def edecek derecelerde min-ciheti'l-ceyş kudret olmadığı maʻlûm-ı efrâd-1 cumû' ise dahi, on beşer guruş nakid ve senesi zarfında mevâcibine müstehakk olmak ve dilediği ocakdan yazılmak şartıyla beş yüz nefere karîb piyâde ocağlarından dalkılıç tahrîr olunup, nehren Kili'ye tesyîr\nolunduğundan fazla, Ordu-yi hümâyûn müteʻayyinleri dâhil-i hayta-i iktidarı olduğu derecelerde süvârî tahrîr ve bahşişlerini edâ ile Sadr-ı rum ʻÂşir Efendi'nin ʻan-asl Kapu-çukadârı kadar olup, bir zemân Burusa Mütesellimliği ile güzârende-i evân ve bu defʻa iki tûğ ihsânıyla fâyiku'l-akrân olan Mahmûd Paşa maʻiyyeti ile savb-ı mezkûra tesyîr olundukdan sonra, Ordu-yi hümâyûn'da verilan Rûzmerre taʻyînât iki günde bir kıtʻa ve serhadlerde olan ʻasâkire defʻ ile vaktin tehammülü ne ise icrâ ve verâ-yı tütuk-ı gaybından ne gûne suver-i garîbe rû-nümâ olacağına dîde-güşâ-yı teslîm ü rızâ oldular.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-Silistre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_110.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-Silistre",
          "text": "Silistre sahrâsı madrab-ı hıyâm-ı ‘asâkir-i İslâm ve Kili ve İsmâ‘îl taraflarına mehmâ-emken takviye vü istihkâm verilüp, bi'l-fi‘l Kul Kethûdâsı olan İsmâ‘îl Ağa dahi Ordu Ağalığı'yla cânib-i mezkûra meʼmûr ve ma‘iyyetine ‘asker-i mevfûr verildiginden gayri hılâl-i râhda bulduğu erbâb-ı harb ü darbı maʻiyyetine istishâb u sevk içün yedine emr-i ‘alî it‘â ve mevkib-i hümâyûnun ilerüce hareketinde fâyideten-mâ husûlünü baʻzı müdebbirân ilkā eylediklerine binâ'en, Saferü'l-hayr'ın dokuzuncu günü Silistre'den tahrîk-ı ikdâm ve dört sâʻat ilerüde vaki‘ Bakīkırı demekle maʻrûf sahrâ-yı pehnâ rabt-ı evtâd-ârâm olundu. Ferdâsı bir meclîs-i hâfil tertîb olunub, Moskovlu ile bi'n-nefs muhârebe matlûb ve İsmâ‘îl tarafının takviyesi vâsıl-ı derece-i vucûb olduğu Serdar-ı ekrem tarafından işʻâr ve fîmâ-baʻd ne gûne hareket iktizâ eyleyeceği ‘alâ-tarîkı'l-ilhâh istihbâr olundukda, huzzârın cümlesi ser-be-zemîn efkâr ve şahs-ı [67a] vâhidde cesâret güftâr olmayup, bilâhare [mısra]: Lehû libedün ezfârühû lem tükallemi\nmefhûmuna mâ-sadak olan Ordu Kadısı Keçeci-zâde Efendi derîçe-bâz-ı kelâm ve Teşrîn-i evvel duhûlüyle nev‘-i insân ve cins-i hayvânın ilerüye hareketi mümteni‘ olup, 'ale'l-husûs Yergöğü'den bu mahalle vürûd edinceye dek fî-külli-yevm süvârî vü piyâdenin cümlesi arzû-yı vatan ile 'avdetine kıyâm ve'l-hâletü hazihî mevcûd-ı Ordu-yi hümâyûn ricâl-i devlet ve Ocak ağalarından ‘ibâret olup, ilerüye hareketin fâyidesi olmadığını ifhâm eyledikde, mûmâ ileyhin tertîb etdiği mukâddemâ ehvâ-yı nâsa muvâfık olduğundan, taraf taraf tasdîk ve ocak ağalarından dahi istiknâh-ı keyfiyyet olundukda, düşmene mukābele eyleyecek derecelerde neferât olmayup, hareketde vukū‘-1 hatar derkâr olduğunu tahkīk eylediler. Sadriaʻzam ise İsmâ‘îl tarafından müşteşʻir olup, orduda ‘askerin fikdânını ve himmet ü gayretin fütûr u noksânını his ile encâm-ı kârı tehayyül ve bir iki bin âdem ile İsma‘îl'e karîb mahalle varup, imdâd u iʻâneyi te'emmül etmekle, baʻzı hayr-hâhân-ı devlet bu tedbîri tahsîn ve dâʻiye-i ‘azîmetini tetmîn edüp, baʻzı sâde-dilân-ı rüzgâr bu re’yi tehcîn ve Dobruca ehâlîsi bî-gayret ve umûr-ı diniyyelerinde lâ’ubâlî bir tâyife-i hâyife olup, dimâğlarına buhâr-ı fesâd dahi mütesâ‘id olmağla, ‘asker-i kalîl ile ‘azîmet ve maʻâzallah sûret-i uhrâ ile ‘avdet olunur ise sedd-i râh mümânaʻat olacağlarından başka: \"Sizi yağma ve belki ifnâ eyleyecekleri sübût-yâfte-i rütbe-i ‘ilmü'l-yakīndir\" deyü Sadrıaʻazam'ı tevhîş ve müşârun ileyhde olan cübn-i tabîʻi dâʻiye-i şevkini ber-hemzede-i teşvîş edüp, 'azîmetden keff-i yed ve riște-i kelâmı tedbîr-i âhara medd eyledi. Şöyle ki: \"Münferiden 'azîmetimiz dahi münasib olmadığı hâlde bir mahzar tertîbine muhtâcsız\" dediği gibi cümlesi icâbet ü ıtıbâk ve \"Besmele ile temhîr ederiz\" [67b] cevabıyla teşmîr-sâk-ı ittifak edüp, minvâl-i muharrer üzere ‘arz u mahzar tertîb ve 'atebe-i gerdûn-kıbaba ref ü tesrîb eylediler. Bundan akdem Rûsiyyelü tarafından Salçu nâm kâfir Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tehvîn-i maslahat-ı muhâdene eder baʻzı kelimât-ı mümevvehe lisânından sâdır ve bu mülâbese ile müstağrak-ı kerem mütekâsir olup, mütehammil olduğu mevâdd-ı zâhir bünyân-ı ‘avâmdan tevriye ve bir müddet mürûrundan sonra serîʻan 'avdet etmek üzere Rûsiyyelü tarafına 'azîmet\nmurâd eylediğine binâ'en, sebîli tahliye olunmuşidi. Devlet'e nâfi' ahbâr ile 'avdeti melhûz iken taʻyîn etdiği müddet münkazî olduğundan fazla, Devlet-i 'aliyye ‘askerinin yevmen-fe-yevmen memleketlerine rücûʻlarını, tareyân-ı za‘fla inkılâb u ıztırâb üzere olduklarını ve sayir ma'lûmât u mesmûʻâtını Rûsiyyelü'ye takrîr eyledikde, ihtilâs-1 vakt-i fursat ve meștâ ‘askeri teheşşüd etmeden maslahatlarını teshîl içün tuhûm-ı İslâmiyye'ye hücûm üzere oldukların o havâlîde bulunan vüzerâ vü ru'esâ tahrîr ü işâret ve Kili Kalʻası'nın mahsûriyyeti dahi şüyû' bulup, sügūr-ı İslâmiyye muztarib ve taraf taraf nîrân-ı hurûb mültehib olduğu Serdâr-ı ekrem'in maʻlûmu oldukda, cân başına sıçrayup, \"el-Fursatû temürrü merr's-sehâbi\" me’âline vâkıf ve ba‘de-zemân cell-i saʻy u himmetini muhafaza ve imdâd-i etrâfa sârif olup, bundan akdem Tırhala Sancağı tevcîh ve Hazîne-i hümâyûn'dan bir mikdar nakid ile terfîh olunan Karahisârî Ahmed Paşa'nın İsmâ‘îl'e murûru irâde olunup, ‘adem-i imtisâl-i misâl ile merkez-i gavâyete pâ-nihâde olduğuna binâ'en, Kapu Kethûdâsı olan Yeğen İbrâhîm Ağa müşârun ileyhi Kili Kal‘ası imdâdına tahrîk içün taʻyîn ve Deliorman müte‘ayyinlerinden Kıvırcığlı Halil'in tebe‘ât-ı sâbıkası zimnında sâdır olan emr-i kazâ-mazâ terkīn ve beş yüz süvâriyle İsma‘îl'e ve andan Kili'ye ‘azîmeti kâr-güzârân-ı Ordu-yi hümâyûn [68a] taraflarından tahsîn olunup, metbûʻu olan ‘askere tevzî vü taksîm zımnında on beş bin guruş inʻâmıyla bâzû-yı iktidarı tahkîm ve hılâl-i Muharrem'de Mîr-i mîrânlık tevcîhiyle İsakçı muhafazasına meʼmûr olan sabıkā Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa rütbe-i vâlâ-yı vezârete tas‘îd ve Tolçi Kasabası'nda emr-i muhafazaya kıyâm eylemesi te’kîd olundu. Ruscuk'dan Bâkīkırı yurduna gelince 'asâkir-i İslâmiyye'nin ânifen zikr ü beyân olunduğu vech üzere, rücûʻları vukūʻ ve Ordu-yi hümâyûn'da bir tarafın mazarratını def edecek derecelerde min-ciheti'l-ceyş kudret olmadığı maʻlûm-ı efrâd-1 cumû' ise dahi, on beşer guruş nakid ve senesi zarfında mevâcibine müstehakk olmak ve dilediği ocakdan yazılmak şartıyla beş yüz nefere karîb piyâde ocağlarından dalkılıç tahrîr olunup, nehren Kili'ye tesyîr\nolunduğundan fazla, Ordu-yi hümâyûn müteʻayyinleri dâhil-i hayta-i iktidarı olduğu derecelerde süvârî tahrîr ve bahşişlerini edâ ile Sadr-ı rum ʻÂşir Efendi'nin ʻan-asl Kapu-çukadârı kadar olup, bir zemân Burusa Mütesellimliği ile güzârende-i evân ve bu defʻa iki tûğ ihsânıyla fâyiku'l-akrân olan Mahmûd Paşa maʻiyyeti ile savb-ı mezkûra tesyîr olundukdan sonra, Ordu-yi hümâyûn'da verilan Rûzmerre taʻyînât iki günde bir kıtʻa ve serhadlerde olan ʻasâkire defʻ ile vaktin tehammülü ne ise icrâ ve verâ-yı tütuk-ı gaybından ne gûne suver-i garîbe rû-nümâ olacağına dîde-güşâ-yı teslîm ü rızâ oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe murahhasları ve İngiltere ve Felemenk mutavassıtları Beç Şehri'nden çıkup, müteveccih-i canîb-i maksûd oldukları peyâmı, Ordu-yi hümâyûn'a vürûd etmekden nâşî, Devlet-i ʻaliyye murahhaslarının dahi bir ân akdem Ziştovi tarafına ʻazîmetleri lâzım gelmekle, binâ’en-ʻalâ-zâlik işbu Saferü'l-hayr'ın yirmi beşinci günü Murahhas-ı Evvel ve Sânî'nin birer esb-i [68b] müzeyyen ile şânları tevfîr ve hilaʻ-i hazret-i Pâdişâhî ve imtiyâzât u ʻavâtıf-ı nâ-mütenâhî ile esbâb-ı ihtişâm u ʻunvânları tevfîr ve hemân yevm-i mezkûrda mahall-i mükâleme olan Ziştovi Kasabası'na tesyîr ve bu mülâbese ile Riyâset Vekâleti'nin idâresine ricâl-i devletden birinin tahsîsi muktezâ olmağla hâlâ Defter Emîni olan Hakkı el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi'ye hıdmet-i vekâlet tefvîz ü ihâle ve Dürrî Efendi'nin mutasarrıf olduğu Mektûbçuluk hidmeti vekâleti dahi Tezkire-i Sânî olan Firdevsî Efendi'ye tevcîh olunup, tasdîk-i mesel-i \"Diğsün ʻalâ ibbâleh\" kılındı.",
          "caption": "Reften-i murahhasân be-cânib-i Ziştovi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_111.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Reften-i murahhasân be-cânib-i Ziştovi",
          "text": "Nemçe murahhasları ve İngiltere ve Felemenk mutavassıtları Beç Şehri'nden çıkup, müteveccih-i canîb-i maksûd oldukları peyâmı, Ordu-yi hümâyûn'a vürûd etmekden nâşî, Devlet-i ʻaliyye murahhaslarının dahi bir ân akdem Ziştovi tarafına ʻazîmetleri lâzım gelmekle, binâ’en-ʻalâ-zâlik işbu Saferü'l-hayr'ın yirmi beşinci günü Murahhas-ı Evvel ve Sânî'nin birer esb-i [68b] müzeyyen ile şânları tevfîr ve hilaʻ-i hazret-i Pâdişâhî ve imtiyâzât u ʻavâtıf-ı nâ-mütenâhî ile esbâb-ı ihtişâm u ʻunvânları tevfîr ve hemân yevm-i mezkûrda mahall-i mükâleme olan Ziştovi Kasabası'na tesyîr ve bu mülâbese ile Riyâset Vekâleti'nin idâresine ricâl-i devletden birinin tahsîsi muktezâ olmağla hâlâ Defter Emîni olan Hakkı el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi'ye hıdmet-i vekâlet tefvîz ü ihâle ve Dürrî Efendi'nin mutasarrıf olduğu Mektûbçuluk hidmeti vekâleti dahi Tezkire-i Sânî olan Firdevsî Efendi'ye tevcîh olunup, tasdîk-i mesel-i \"Diğsün ʻalâ ibbâleh\" kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn tarafından Kili Kalʻası imdâdına gönderilan ʻaskerin bir mikdârı Tolçi'de ve bir mikdârı İsmâʻîl'de kalup, ehâlî-yi Kili bu sebeble imdâd u iʻânetden mahrûm ve bi'z-zarûre kalʻayı düşmene teslîm eyledikleri maʻlûm ve bundan\nsonra aʻdâ-yı dînin kasdı İsmâ‘îl Kasabası olduğu emr-i meczûm olup, derûnunda olan 'asâkir ü zehâyir vâfî u vafîr ise dahi Serʻaskeri olan Aydoslu Mehmed Paşa'nın tedbîrât u tasarrufâtı bâtıl ve evzâ‘ vü harekâtı hilye-i savabdan ‘atıl olup, bir müddetden berü müşârun ileyhin tebdîlini Serdâr-ı ekrem irâde ve cânişîn olacak vüzerâdan birini bulamadığından yevmen-fe-yevmen efkâr u ekdârı ziyâde olup, İsmaʻîl Muhafızı Mehmed Paşa'da mahayil-i rüşdü isti‘dâd meşhûd ve vezârete ve belki Serʻaskerliğe liyâkat ü istihkāk, mevcûd olduğuna binâ'en, bâdî-yi emrde rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ile kadri i'lâ ve baʻdehû Ser askerlik tefvîzi ile mekālîd-i sunûf-1 'askerî yedine i‘tâ olunmak zebân-güzâr-ı ehl-i şûrâ olunmağla, müşârun ileyhe vezâret ihsân olunduğundan fazla Sadrıaʻzam'ın Vidin taraflarında iken Kethudâlık hıdmetleriyle dem-güzâr ve muhârebenin birinde giriftâr-ı kayd-1 isâr ve mütâreke vukūʻnda Nemçelü tarafından [69a] sebîli tahliye olunup, mükâfâten zümre-i hâcegâna ilhâk ile karîn-i istibşâr olan Mehmed Emîn Efendi ki, Üsküdar'da Zaʻîm-oğlu demekle meşhûr ve münâdeme-i nâsdan ‘urûz-ı fütûr ile İçağalık hirfetine mecbûr ve baʻzı vüzerâ dâyirelerinde Enderûn Baş-çavuşluğu ile manzûr olmuşidi. Mûmâ ileyhe dahi defʻaten Tırhala Sancağı izâfesiyle vezâret verilüp, Tolçi'ye taʻyîn ü irsâl ve İsmaʻîl'de mütehazzib olan cünûd-1 Muvahhidîn ile bi'l-muhâbere muktezâyât-ı vakt vü hâli kuvvetden fiʻle îsâl eylemesi bi'l-müşâfehe tenbîh ve hareketinde isti‘câl ve Mikdâd Paşa ve Cereoğlu'nun bulundukları mahallerde zulm ü teʻaddîden gayri, ellerinden bir şey gelmediğine binâʼen, vezâretleri merfûʻ birer mahalle ‘ale't-tarîki'n-nefy medfû kılındıklarından gayri, Karahisârî Ahmed Paşa Kili'ye 'adem-i i'ânet Tolçi'de müddet-i medîde meks ü ikāmet ile hâyiz-i gımâr-ı taksîr ü töhmet olmağla, müşârun ileyhin dahi rütbe-i vezâreti ilgā, İstanköy Cezîresi'ne nefy ü iclâ, Karvan ve 'Abdî Paşa Tabiyesi ve Kara Harmen ve İsakçı taraflarının mehmâ-emken lâzıme-i takviyetleri icrâ ve Tolçi etrâfında mukīm olan Kuban Hânı Baht Girây Hân'a dahi o havâlînin muhafaza vü vikāyesi bâbında müte‘addid evâmir-i ‘aliyye ısdâr u isrâ olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i muvahhiş ez-cânib-i Kili ve refʻ ü defʻ-i vezâret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_112.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i muvahhiş ez-cânib-i Kili ve refʻ ü defʻ-i vezâret",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn tarafından Kili Kalʻası imdâdına gönderilan ʻaskerin bir mikdârı Tolçi'de ve bir mikdârı İsmâʻîl'de kalup, ehâlî-yi Kili bu sebeble imdâd u iʻânetden mahrûm ve bi'z-zarûre kalʻayı düşmene teslîm eyledikleri maʻlûm ve bundan\nsonra aʻdâ-yı dînin kasdı İsmâ‘îl Kasabası olduğu emr-i meczûm olup, derûnunda olan 'asâkir ü zehâyir vâfî u vafîr ise dahi Serʻaskeri olan Aydoslu Mehmed Paşa'nın tedbîrât u tasarrufâtı bâtıl ve evzâ‘ vü harekâtı hilye-i savabdan ‘atıl olup, bir müddetden berü müşârun ileyhin tebdîlini Serdâr-ı ekrem irâde ve cânişîn olacak vüzerâdan birini bulamadığından yevmen-fe-yevmen efkâr u ekdârı ziyâde olup, İsmaʻîl Muhafızı Mehmed Paşa'da mahayil-i rüşdü isti‘dâd meşhûd ve vezârete ve belki Serʻaskerliğe liyâkat ü istihkāk, mevcûd olduğuna binâ'en, bâdî-yi emrde rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ile kadri i'lâ ve baʻdehû Ser askerlik tefvîzi ile mekālîd-i sunûf-1 'askerî yedine i‘tâ olunmak zebân-güzâr-ı ehl-i şûrâ olunmağla, müşârun ileyhe vezâret ihsân olunduğundan fazla Sadrıaʻzam'ın Vidin taraflarında iken Kethudâlık hıdmetleriyle dem-güzâr ve muhârebenin birinde giriftâr-ı kayd-1 isâr ve mütâreke vukūʻnda Nemçelü tarafından [69a] sebîli tahliye olunup, mükâfâten zümre-i hâcegâna ilhâk ile karîn-i istibşâr olan Mehmed Emîn Efendi ki, Üsküdar'da Zaʻîm-oğlu demekle meşhûr ve münâdeme-i nâsdan ‘urûz-ı fütûr ile İçağalık hirfetine mecbûr ve baʻzı vüzerâ dâyirelerinde Enderûn Baş-çavuşluğu ile manzûr olmuşidi. Mûmâ ileyhe dahi defʻaten Tırhala Sancağı izâfesiyle vezâret verilüp, Tolçi'ye taʻyîn ü irsâl ve İsmaʻîl'de mütehazzib olan cünûd-1 Muvahhidîn ile bi'l-muhâbere muktezâyât-ı vakt vü hâli kuvvetden fiʻle îsâl eylemesi bi'l-müşâfehe tenbîh ve hareketinde isti‘câl ve Mikdâd Paşa ve Cereoğlu'nun bulundukları mahallerde zulm ü teʻaddîden gayri, ellerinden bir şey gelmediğine binâʼen, vezâretleri merfûʻ birer mahalle ‘ale't-tarîki'n-nefy medfû kılındıklarından gayri, Karahisârî Ahmed Paşa Kili'ye 'adem-i i'ânet Tolçi'de müddet-i medîde meks ü ikāmet ile hâyiz-i gımâr-ı taksîr ü töhmet olmağla, müşârun ileyhin dahi rütbe-i vezâreti ilgā, İstanköy Cezîresi'ne nefy ü iclâ, Karvan ve 'Abdî Paşa Tabiyesi ve Kara Harmen ve İsakçı taraflarının mehmâ-emken lâzıme-i takviyetleri icrâ ve Tolçi etrâfında mukīm olan Kuban Hânı Baht Girây Hân'a dahi o havâlînin muhafaza vü vikāyesi bâbında müte‘addid evâmir-i ‘aliyye ısdâr u isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sügūr-ı İslâmiyye'nin mehmâ-yüsâʻidühü'z-zemân egerçi istihkâmâtına bezl-i tâb ü tüvân olunmuşidi. Ancak Bakikırı yurdunda Ordu-yi hümâyûn'un imtidâd-ı vakt-i ikāmeti min-ciheti'z-zehâyir ıztırâb u ıztırârı mûcib ve hulûl-i mevsim-i șitâ bir mahallin meştâ tahsîsini müstevcib olup, Şumnu ve Ruscuk kasabaları meştâ ittihâz olunduğu takdîrde, Ordu-yi hümâyûn ‘avdet ve taleb-i râhat ile ikāmet niyyetinde olduğunu serhad-nişîn olan baʻzı zâhir-[69b]bîn istidlâl ve bu sebeble himmetlerine kusûr ve sevâʻid-i gayretlerine fütûr ‘ârız olacağı baʻîd 'ani'l-ihtimâl olmadığından, Serdâr-ı ekrem velhân u hayrân ve Ruscuk ve Yergöğü sahrâlarında beyhûde ifâte-i vakt ü zemân eylediğine nâdim ü peşîmân olup, vehâmet-i kâr dahi müstekreh ve ‘âkibet-i mâdde müşevveh görüldüğünden, vakt-i rehâda yâr-ı kafâdâr ve zemân-ı şedâyid ü ihtârda hasm-ı tarrâr olan yâdigârlar ki, ‘akl-i Eflâtûn'u tezyîf ve İbn Sinâ'yı humk u belâdet ile taʻrîf edenlerdir, Sadrıaʻzam tarafına ahyânen gelmekle başlayup, birer birer tekā‘üs ile uzakdan merhabâ ve ne su’âl ederse: \"Ente aʻlemü minnâ\" mekāliyle beste-leb ve müşârun ileyhi \"Ahyeru men-dabbe\" eylediler. Nazm: \n\n Ve lem era ke'l-eyyâmi li'l-mer'i vâʻizan, \n Ve lâ ke-surûfi'd-dehri li'l-halkī hâdiya, \n İzâ sâʻade'l-ikbâlû fe'n-nâsü hüllesü, \n Ve in dâre sâre'l-halkü üsden zavâriyâ. \n\n ne hâl ise tekrâr erbâb-ı meşvereti başına cem' ve bu ahvâli bast ile îrâd edecekleri akvâl-i bî-me'âle havâle-i sem edüp, hulûl-i șitâ takrîbi ile cüz’iyyece berf ü bârân nüzûl eyler ise za‘f-ı hâlden nâşî, harekete mecâl olmadığından başka, ordu halkının rûz-merre taʻyînâtlarının idaresi müteʻassir ve serhadlerin bundan sonra iktizâ eden tedârükâtı kurb ü civârda vakiʻ bir mahallin meştâ taʻyîn olunmasıyla hâsıl olacağını baʻzı nâs müzekkir yaʻnî Bâzârcık Kasabası'nın ittihâz-ı meştâya evveliyyeti tasrîh ve\nbaʻzıları Şumnu ve Silistre taraflarını sevk ü teşvîk ve her birinde bir nevʻ mahzûr tahkīk olunduğuna binâ'en, bilâhare Bâzârcık tarafına hareket tercîh olundu. Bu meşveret akabinde Râ'ik ʻAli Efendi Defterdarlık'dan 'azl olunup, Defterdar Mektûbcusu olan Mehmed Şerîf Efendi [70a] Şıkk-ı Evvel Defterdârı nasb olunduğunu Enverî Efendi Râyik Efendi'nin meclis-i mezkûrda Sadriaʻazam ile muhâcce vü münakaşasına haml etmiş, \"Ve leyse'l-emrü kezâlik\". Râyik ʻAli Efendi'nin hırs u tamaʻa dâyir ahvâlini Gümrükçü-yi sâbık Süleymân Ağa'dan li-ecli'l-ibkā temessük aldığını erbâb-ı siʻâyetden baʻzı devlet-mend sâmi‘a-i hümâyûna ilkā ve 'adem-i sıyânet Beytü'l-mâl taksîrâtını isnâd ile hakkında tertîb-i ifk ü iftirâ ve bu takrîb nazar-ı Pâdişâhî'den sükūtuna sebeb ve Defterdârlık'dan ‘azli müstehab görülmüşidi. Sadriaʻazam dahi Rikâb Defterdârı olan ‘Osmân Efendi'nin ba'zan rızâsına muhâlif hareketde bulunduğunu teferrüs ve bir behâne ile ızrâr olunması esbâbını tecessüs eder idi. Râyik Efendi'nin merkez-i asliyyesinden sükūtunu tashîh ile dâyire-i isâʼeti tevsîʻ ü tefsîh ve ‘Osmân Efendi'nin mehâsin-i ahlâkından bahs ile Ordu Defterdarlığı'na tahsîs olunmasını telhîs edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh, nazm: Erâ tahte\"r-ramâdi vemizâ nârin Ve yûşekü en-yekûne le-ha'ztırâmü. me'âli üzere define hasr-ı sâk-ı ihtimâm ve: \"Ordu-yi hümâyûn'un mürettebâtını teshîl ü tanzîm içün Asitâne'de vücûdu dahi elzemdir\" deyü Sadr-1 vâla-makām tarafına ifhâm ve Defterdâr Mektûbcusu Mehmed Şerîf Efendi'nin bir müddetden berü Defterdar dâyiresinde Kîsedârlık ve Mektûbculuk ile istihdâm olunması Defterdârlık umûruna vukūf u ıttılâʻını istilzâm etmekle hemân Defterdârlığ'a el vereceği beyân olunup, hatt-ı hümâyûn dahi bâlâda zikr olunan meşveret günü vârid olduğundan, 'akīb-i meşveretde Râyik ʻAli Efendi ‘azl olunup, Rûz-nâmçe-i Evvel mansıbına tenzîl ve Baş-defterdârlık ile Şerîf Efendi tebcîl olundu. Serdar-ı ekrem'in [70b] hayret ü ıztırabı ve ordu halkının ihtilâf u inkılâbı ve ‘ale'l-husûs taraf-ı hümâyûn'dan havf u\nhaşyete zehâbı maʻlûm ve devletce def-i vesvesesi lâzım u mahtûm olmağla, kemâl-i istiklâli hâvî bu esnâda bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn tarafına irsâl buyurulup, ‘alâ-ru'ûsi'l-eşhâd kırâʼat ve mazmûn-ı kerâmet-merhûnu Sadrıaʻzam'a mûcib-i itmi'nân u tesliyet oldu. Sevk-i 'asâkir içün bundan akdem ısdâr-ı evâmir ve taraf taraf ihrâc-ı mübâşir olunmuşidi. Me'mûl olunduğu derecelerde gümâștegân-ı Devlet istinfâr-1 ‘askere kudret bulamadıklarından, Sadrı azam bi'z-zât ‘asker ihrâcına tâlib ve hayr-hâhân-ı devlet tahtı'e edüp, vüzerâdan birinin taʻyînini münasib görmeleriyle, bi'l-fi'l Yeniçerî Ağası olan Hasan Paşa hem vezîr ve hem ağa olmak takrîbi ile nüfûz u iʻtibâr ihtimali verilüp, kazâyâ-yı ‘azîmeti intâc ve Hezargrad ve Şumnu ve o etrâfdan ‘asker ihrâc ve lüzûmu olan mahallere idrâc eylemesi zımnında edhem-i meʼmûriyyeti isrâc olundu. Ordu-yi hümâyûn'un Bâzârcık tarafına hareketi karâr-gîr ve Asitâne-i saʻâdet'de vukū' bulan meşveretde dahi semt-i mezkûr müstasveb-i ehl-i tedbîr olup, ittihâd-ı ictihâd-1 cânibeyn ile Bakikırı yurdundan hareket lâzım geldiğine binâ'en, gurre-i Rebîʻulevvel'de mahall-i merkūmden ref‘-i ahmâl ü bengâh ve Bâzârcık sahrâsına nasb-ı hıyâm-ı sipâh olundu. Kassâb-başı Mustafâ Ağa'nın Kemânkeş Vakʻası'nda olan sû‘-i sanîʻ ve hareketi ânifen mezkûr ve lüzûm-ı te’dîbi gayr-i mestûr iken, bir takrîb nefsini istihlâs ve İsma‘îl Kassâb-başılığı ile tahsîl-i ihtisâs etmişidi. Âsitâne ve ordudan me'mûr olduğu maslahata medâr-ı küllî olan mebâliğin irsâlinde ihtiyâr-ı tüvânî u kusûr olmamış iken, İsmâ‘îl'in mahsûriyyeti [71a] istidlâl ve ‘amele iştigāl ve Zühdî 'Ömer Ağa'ya Kapucu-başılık verilüp, İsmâ'îl'e me'mûr olduğunu istimâ eylediği gibi sevk-i agnâm nâmıyla berü tarafa geçüp, yine Ordu Kassâb-başılığı ümniyyesiyle Bâzârcık sahrâsına vürûd ve husûl-ı maslahatı zımnında îfâ-yı 'uhûd-1 nukūd hılâlinde, nazm: en-nâsü fî-gafletin ‘ammâ yürâdübi-him, Ke-ennhüm ğanemün fî-beyti cezzâri.\nmefhûmu üzere merkūmun ahvâl-i mâziyye vü hâliyyesine vâkıf serâyir-i ümem olan Hıdîv-i Cem-haşem muttaliʻ olup, i‘dâmı içün ısdâr buyurdukları hatt-ı hümâyûn o esnâda mehâbet-rîz-i vusûl olmağla, derhal ser-bürîde-i meslah-ı siyaset ve tuʻme-i şimşîr-i nikâyet olup, emvâl ü eşyası taraf-ı mîrîden zabt ve İsmâʻîl Kassâb-başılığı sâbıkā Rûz-nâmçe-i Evvel olup, sevk-i zahîreye meʼmûr Hasan Efendi'nin hazîre-i gayretine rabt olundu. Li-muharririhî: İstikāmet felâh meslegidir, Reh-i mu'avvece gitme sen zinhâr, Rîze rîze eden ser-i mârı, İ‘vicâc-ı mesîrdir her bâr.",
          "caption": "Zikr-i müteferrikāt-ı ahvâl-i mevkib-i hümâyûn ve Defterdâr-şüden-i Mehmed Şerîf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_113.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i müteferrikāt-ı ahvâl-i mevkib-i hümâyûn ve Defterdâr-şüden-i Mehmed Şerîf Efendi",
          "text": "Sügūr-ı İslâmiyye'nin mehmâ-yüsâʻidühü'z-zemân egerçi istihkâmâtına bezl-i tâb ü tüvân olunmuşidi. Ancak Bakikırı yurdunda Ordu-yi hümâyûn'un imtidâd-ı vakt-i ikāmeti min-ciheti'z-zehâyir ıztırâb u ıztırârı mûcib ve hulûl-i mevsim-i șitâ bir mahallin meştâ tahsîsini müstevcib olup, Şumnu ve Ruscuk kasabaları meştâ ittihâz olunduğu takdîrde, Ordu-yi hümâyûn ‘avdet ve taleb-i râhat ile ikāmet niyyetinde olduğunu serhad-nişîn olan baʻzı zâhir-[69b]bîn istidlâl ve bu sebeble himmetlerine kusûr ve sevâʻid-i gayretlerine fütûr ‘ârız olacağı baʻîd 'ani'l-ihtimâl olmadığından, Serdâr-ı ekrem velhân u hayrân ve Ruscuk ve Yergöğü sahrâlarında beyhûde ifâte-i vakt ü zemân eylediğine nâdim ü peşîmân olup, vehâmet-i kâr dahi müstekreh ve ‘âkibet-i mâdde müşevveh görüldüğünden, vakt-i rehâda yâr-ı kafâdâr ve zemân-ı şedâyid ü ihtârda hasm-ı tarrâr olan yâdigârlar ki, ‘akl-i Eflâtûn'u tezyîf ve İbn Sinâ'yı humk u belâdet ile taʻrîf edenlerdir, Sadrıaʻzam tarafına ahyânen gelmekle başlayup, birer birer tekā‘üs ile uzakdan merhabâ ve ne su’âl ederse: \"Ente aʻlemü minnâ\" mekāliyle beste-leb ve müşârun ileyhi \"Ahyeru men-dabbe\" eylediler. Nazm: \n\n Ve lem era ke'l-eyyâmi li'l-mer'i vâʻizan, \n Ve lâ ke-surûfi'd-dehri li'l-halkī hâdiya, \n İzâ sâʻade'l-ikbâlû fe'n-nâsü hüllesü, \n Ve in dâre sâre'l-halkü üsden zavâriyâ. \n\n ne hâl ise tekrâr erbâb-ı meşvereti başına cem' ve bu ahvâli bast ile îrâd edecekleri akvâl-i bî-me'âle havâle-i sem edüp, hulûl-i șitâ takrîbi ile cüz’iyyece berf ü bârân nüzûl eyler ise za‘f-ı hâlden nâşî, harekete mecâl olmadığından başka, ordu halkının rûz-merre taʻyînâtlarının idaresi müteʻassir ve serhadlerin bundan sonra iktizâ eden tedârükâtı kurb ü civârda vakiʻ bir mahallin meştâ taʻyîn olunmasıyla hâsıl olacağını baʻzı nâs müzekkir yaʻnî Bâzârcık Kasabası'nın ittihâz-ı meştâya evveliyyeti tasrîh ve\nbaʻzıları Şumnu ve Silistre taraflarını sevk ü teşvîk ve her birinde bir nevʻ mahzûr tahkīk olunduğuna binâ'en, bilâhare Bâzârcık tarafına hareket tercîh olundu. Bu meşveret akabinde Râ'ik ʻAli Efendi Defterdarlık'dan 'azl olunup, Defterdar Mektûbcusu olan Mehmed Şerîf Efendi [70a] Şıkk-ı Evvel Defterdârı nasb olunduğunu Enverî Efendi Râyik Efendi'nin meclis-i mezkûrda Sadriaʻazam ile muhâcce vü münakaşasına haml etmiş, \"Ve leyse'l-emrü kezâlik\". Râyik ʻAli Efendi'nin hırs u tamaʻa dâyir ahvâlini Gümrükçü-yi sâbık Süleymân Ağa'dan li-ecli'l-ibkā temessük aldığını erbâb-ı siʻâyetden baʻzı devlet-mend sâmi‘a-i hümâyûna ilkā ve 'adem-i sıyânet Beytü'l-mâl taksîrâtını isnâd ile hakkında tertîb-i ifk ü iftirâ ve bu takrîb nazar-ı Pâdişâhî'den sükūtuna sebeb ve Defterdârlık'dan ‘azli müstehab görülmüşidi. Sadriaʻazam dahi Rikâb Defterdârı olan ‘Osmân Efendi'nin ba'zan rızâsına muhâlif hareketde bulunduğunu teferrüs ve bir behâne ile ızrâr olunması esbâbını tecessüs eder idi. Râyik Efendi'nin merkez-i asliyyesinden sükūtunu tashîh ile dâyire-i isâʼeti tevsîʻ ü tefsîh ve ‘Osmân Efendi'nin mehâsin-i ahlâkından bahs ile Ordu Defterdarlığı'na tahsîs olunmasını telhîs edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh, nazm: Erâ tahte\"r-ramâdi vemizâ nârin Ve yûşekü en-yekûne le-ha'ztırâmü. me'âli üzere define hasr-ı sâk-ı ihtimâm ve: \"Ordu-yi hümâyûn'un mürettebâtını teshîl ü tanzîm içün Asitâne'de vücûdu dahi elzemdir\" deyü Sadr-1 vâla-makām tarafına ifhâm ve Defterdâr Mektûbcusu Mehmed Şerîf Efendi'nin bir müddetden berü Defterdar dâyiresinde Kîsedârlık ve Mektûbculuk ile istihdâm olunması Defterdârlık umûruna vukūf u ıttılâʻını istilzâm etmekle hemân Defterdârlığ'a el vereceği beyân olunup, hatt-ı hümâyûn dahi bâlâda zikr olunan meşveret günü vârid olduğundan, 'akīb-i meşveretde Râyik ʻAli Efendi ‘azl olunup, Rûz-nâmçe-i Evvel mansıbına tenzîl ve Baş-defterdârlık ile Şerîf Efendi tebcîl olundu. Serdar-ı ekrem'in [70b] hayret ü ıztırabı ve ordu halkının ihtilâf u inkılâbı ve ‘ale'l-husûs taraf-ı hümâyûn'dan havf u\nhaşyete zehâbı maʻlûm ve devletce def-i vesvesesi lâzım u mahtûm olmağla, kemâl-i istiklâli hâvî bu esnâda bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn tarafına irsâl buyurulup, ‘alâ-ru'ûsi'l-eşhâd kırâʼat ve mazmûn-ı kerâmet-merhûnu Sadrıaʻzam'a mûcib-i itmi'nân u tesliyet oldu. Sevk-i 'asâkir içün bundan akdem ısdâr-ı evâmir ve taraf taraf ihrâc-ı mübâşir olunmuşidi. Me'mûl olunduğu derecelerde gümâștegân-ı Devlet istinfâr-1 ‘askere kudret bulamadıklarından, Sadrı azam bi'z-zât ‘asker ihrâcına tâlib ve hayr-hâhân-ı devlet tahtı'e edüp, vüzerâdan birinin taʻyînini münasib görmeleriyle, bi'l-fi'l Yeniçerî Ağası olan Hasan Paşa hem vezîr ve hem ağa olmak takrîbi ile nüfûz u iʻtibâr ihtimali verilüp, kazâyâ-yı ‘azîmeti intâc ve Hezargrad ve Şumnu ve o etrâfdan ‘asker ihrâc ve lüzûmu olan mahallere idrâc eylemesi zımnında edhem-i meʼmûriyyeti isrâc olundu. Ordu-yi hümâyûn'un Bâzârcık tarafına hareketi karâr-gîr ve Asitâne-i saʻâdet'de vukū' bulan meşveretde dahi semt-i mezkûr müstasveb-i ehl-i tedbîr olup, ittihâd-ı ictihâd-1 cânibeyn ile Bakikırı yurdundan hareket lâzım geldiğine binâ'en, gurre-i Rebîʻulevvel'de mahall-i merkūmden ref‘-i ahmâl ü bengâh ve Bâzârcık sahrâsına nasb-ı hıyâm-ı sipâh olundu. Kassâb-başı Mustafâ Ağa'nın Kemânkeş Vakʻası'nda olan sû‘-i sanîʻ ve hareketi ânifen mezkûr ve lüzûm-ı te’dîbi gayr-i mestûr iken, bir takrîb nefsini istihlâs ve İsma‘îl Kassâb-başılığı ile tahsîl-i ihtisâs etmişidi. Âsitâne ve ordudan me'mûr olduğu maslahata medâr-ı küllî olan mebâliğin irsâlinde ihtiyâr-ı tüvânî u kusûr olmamış iken, İsmâ‘îl'in mahsûriyyeti [71a] istidlâl ve ‘amele iştigāl ve Zühdî 'Ömer Ağa'ya Kapucu-başılık verilüp, İsmâ'îl'e me'mûr olduğunu istimâ eylediği gibi sevk-i agnâm nâmıyla berü tarafa geçüp, yine Ordu Kassâb-başılığı ümniyyesiyle Bâzârcık sahrâsına vürûd ve husûl-ı maslahatı zımnında îfâ-yı 'uhûd-1 nukūd hılâlinde, nazm: en-nâsü fî-gafletin ‘ammâ yürâdübi-him, Ke-ennhüm ğanemün fî-beyti cezzâri.\nmefhûmu üzere merkūmun ahvâl-i mâziyye vü hâliyyesine vâkıf serâyir-i ümem olan Hıdîv-i Cem-haşem muttaliʻ olup, i‘dâmı içün ısdâr buyurdukları hatt-ı hümâyûn o esnâda mehâbet-rîz-i vusûl olmağla, derhal ser-bürîde-i meslah-ı siyaset ve tuʻme-i şimşîr-i nikâyet olup, emvâl ü eşyası taraf-ı mîrîden zabt ve İsmâʻîl Kassâb-başılığı sâbıkā Rûz-nâmçe-i Evvel olup, sevk-i zahîreye meʼmûr Hasan Efendi'nin hazîre-i gayretine rabt olundu. Li-muharririhî: İstikāmet felâh meslegidir, Reh-i mu'avvece gitme sen zinhâr, Rîze rîze eden ser-i mârı, İ‘vicâc-ı mesîrdir her bâr."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "‘Adüvv-i dîn olan Moskovlu bundan akdem Kili Kal‘ası'nı vîre ile alup, kilîd-i nehr-i Tuna olan Sünne Boğazı'nı dahi zabt ve İsmâ‘îl ile Tolçi miyânında vâki‘ adaya ‘asker sevk ve berren ve nehren İsmâ‘îl Kal‘ası'nı tazyîk eylediğinden gayri Tolçi'ye dahi müstevlî ve el-hâletü hazihî toprak tabyalar ihdâsıyla istihkâmına şürû‘ ve giderek berü taraflara hücûm eyleyeceği mesmûʻ olmağla, Balkān'ın öte tarafları mütezelzil ve meştâ 'askeri henüz ihtişâd etmeyüp, düşmen zuhûrunda mevcûd ile cevâb vermek müşkil olup, Prusyalu ile ‘akd olunan ittifaka halel târî olmaksızın bir müddet mütâreke nâmıyla a‘dâyı igfâl ve hücûm u hareket dâ‘îyelerin ibtâl etmek ve mütârekenin [71b] Ordu-yi hümâyûn'da esbâb-ı tanzîmi ma‘dûm olmağla, Âsitâne'de çâresi bulunmak ve zehâyir ü ‘asâkirin kılletinden bahs ile istikmâl-i esbâb-ı 'âdiyeye dikkat olunmak husûslarını lisânen ifâde zımnında işbu Rebîʻulevvel evâsıtında Ordu-yi hümâyûn'da Re'îsülküttâb Vekîli olan Hakkı Mehmed Beyefendi Asitâne-i saʻâdet'e vârid olup, hâmil olduğu tahrîrât ve kûze-i hâfızasına îdâʻ olunan keyfiyyât mübarek rikâb-ı müstetâba 'arz olundukda, Re'îs vekîlinin Âsitâne'ye gelmesi tevlîd-i erâcîf eyleyeceğinden başka bu mevsimlerde hudûd-ı İslâmiyye'nin 'askerden hulüvvünü aʻdâ-yı dîn bi't-tecribe bilüp, memâlik-i mahrûseye taraf taraf hücûm 'amelinde iken bu tarafdan mütârekeye meyl ü rağbeti kemâl-i ‘acz ü zarûrete haml ile\nsûret-i istignâ göstereceği ve yâhûd müddet-i mütârekeyi ekall-i kalîl vakt ü zemâna hasr ve müddet-i mahsûre miyânında mükâleme ve belki tekmîl-i mevâdd, müsâleme içün müstakilen sened taleb eyleyeceği vâridât-ı hâtırdan olup, bâyin-cümle Prusya Devleti'yle bilâ-muhâbere mütârekeye şürû şart-ı ittifakı ber-hemzede-i nakz u habt ve muhabere vü istimzâc ise, imtidâd-ı vakt ü zemânı müstelzim ve ‘alâ-külli-hâl esbâb-ı mütâreke bu tarafda münʻadim olup, Ordu-yi hümâyûn'da ihtilâs-1 vakt ve igfâl-i hasm müstehıkkü'l-makt zımnında: \"İttifaka halel gelmeksizin sûret-i mütârekenin imkânı bulunur ise câyiz görülür\" deyü taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'den Sadr-ı vâlâ-kadr tarafına egerçi tenbîh olunup, ancak aʻdânın gurûr u istikbârı maʻlûm ve tazyî‘-i vakt-i fursat etmeyeceği meczûm olup, irâde-i Devlet-i ‘aliyye üzere mütârekeyi kabûl etmamek ihtimâlâtı dahi derkâr olmağla, binâ'en-‘alâ-zâlik meştâ ‘askerinin bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a iltihâkçün Kapucular Kethudâsı ve Mîrâhûr-ı Sânî ve [72a] Vekîli ‘Abdî Bey Rumeli taraflarına hutût-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i ‘aliyye ile ihrâc ve Hakkı Bey dahi zâtına müteʻallik baʻzı mübeşşirât ile Ordu-yi hümâyûn'a i‘âde vü idlâc olundu.",
          "caption": "Âmeden-i Vekîl-i Re’îsülküttâb be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_114.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Vekîl-i Re’îsülküttâb be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "text": "‘Adüvv-i dîn olan Moskovlu bundan akdem Kili Kal‘ası'nı vîre ile alup, kilîd-i nehr-i Tuna olan Sünne Boğazı'nı dahi zabt ve İsmâ‘îl ile Tolçi miyânında vâki‘ adaya ‘asker sevk ve berren ve nehren İsmâ‘îl Kal‘ası'nı tazyîk eylediğinden gayri Tolçi'ye dahi müstevlî ve el-hâletü hazihî toprak tabyalar ihdâsıyla istihkâmına şürû‘ ve giderek berü taraflara hücûm eyleyeceği mesmûʻ olmağla, Balkān'ın öte tarafları mütezelzil ve meştâ 'askeri henüz ihtişâd etmeyüp, düşmen zuhûrunda mevcûd ile cevâb vermek müşkil olup, Prusyalu ile ‘akd olunan ittifaka halel târî olmaksızın bir müddet mütâreke nâmıyla a‘dâyı igfâl ve hücûm u hareket dâ‘îyelerin ibtâl etmek ve mütârekenin [71b] Ordu-yi hümâyûn'da esbâb-ı tanzîmi ma‘dûm olmağla, Âsitâne'de çâresi bulunmak ve zehâyir ü ‘asâkirin kılletinden bahs ile istikmâl-i esbâb-ı 'âdiyeye dikkat olunmak husûslarını lisânen ifâde zımnında işbu Rebîʻulevvel evâsıtında Ordu-yi hümâyûn'da Re'îsülküttâb Vekîli olan Hakkı Mehmed Beyefendi Asitâne-i saʻâdet'e vârid olup, hâmil olduğu tahrîrât ve kûze-i hâfızasına îdâʻ olunan keyfiyyât mübarek rikâb-ı müstetâba 'arz olundukda, Re'îs vekîlinin Âsitâne'ye gelmesi tevlîd-i erâcîf eyleyeceğinden başka bu mevsimlerde hudûd-ı İslâmiyye'nin 'askerden hulüvvünü aʻdâ-yı dîn bi't-tecribe bilüp, memâlik-i mahrûseye taraf taraf hücûm 'amelinde iken bu tarafdan mütârekeye meyl ü rağbeti kemâl-i ‘acz ü zarûrete haml ile\nsûret-i istignâ göstereceği ve yâhûd müddet-i mütârekeyi ekall-i kalîl vakt ü zemâna hasr ve müddet-i mahsûre miyânında mükâleme ve belki tekmîl-i mevâdd, müsâleme içün müstakilen sened taleb eyleyeceği vâridât-ı hâtırdan olup, bâyin-cümle Prusya Devleti'yle bilâ-muhâbere mütârekeye şürû şart-ı ittifakı ber-hemzede-i nakz u habt ve muhabere vü istimzâc ise, imtidâd-ı vakt ü zemânı müstelzim ve ‘alâ-külli-hâl esbâb-ı mütâreke bu tarafda münʻadim olup, Ordu-yi hümâyûn'da ihtilâs-1 vakt ve igfâl-i hasm müstehıkkü'l-makt zımnında: \"İttifaka halel gelmeksizin sûret-i mütârekenin imkânı bulunur ise câyiz görülür\" deyü taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'den Sadr-ı vâlâ-kadr tarafına egerçi tenbîh olunup, ancak aʻdânın gurûr u istikbârı maʻlûm ve tazyî‘-i vakt-i fursat etmeyeceği meczûm olup, irâde-i Devlet-i ‘aliyye üzere mütârekeyi kabûl etmamek ihtimâlâtı dahi derkâr olmağla, binâ'en-‘alâ-zâlik meştâ ‘askerinin bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a iltihâkçün Kapucular Kethudâsı ve Mîrâhûr-ı Sânî ve [72a] Vekîli ‘Abdî Bey Rumeli taraflarına hutût-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i ‘aliyye ile ihrâc ve Hakkı Bey dahi zâtına müteʻallik baʻzı mübeşşirât ile Ordu-yi hümâyûn'a i‘âde vü idlâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mesfûr, Bara sükkânından iken İstanbul'a gelüp, Cezayirli Hasan Paşa dâyiresine duhûl ve Dîvân-hâne Tercümânlığı'nı tahsîl ile müşârun ileyhin 'urûkuna hulûl etmişidi. Bir zemândan sonra mersûmun ser-i felâket-zedesinde beylik hevâsı peydâ ve müstashibi tarafından tergīb-i hâletleri hüveydâ olup, Memleketeyn Beyliği beyzâdegâna mahsûs ve ecânib ü eclâf-1 keferenin bâl-i ümniyyeleri bu garazdan maksûs olduğu baʻzı hayr-hâhân-ı Saltanat taraflarından inhâ ve te'hîr-i matlab ile mesfûrun gayz-ı kâfirânesi dü-bâla olup, müşârun ileyhe o hılâlde Kāyim-makāmlık teveccüh edüp, fi'l-hâl Eflâk Voyvodası Mihal tarafına baʻzı mahallerden kağıdlar gönderüp, şöyle ki: \"Selâmet-i nefs lâzım ise Voyvodalık'dan keff-i yed edesin\" deyü îmâ ve ol dahi havf-1 cân ile isti fâ edüp, nisâr-ı dînâr-ı bî-şümâr ile etrafı tazlîl ve mesfûrun isti fâsını pîş-nihâd eyleyerek beyliği tahsîl eyledikden sonra, Mihal'in\nhumât u hevâdârlarını tecessüs ve Darb-hâne sarrâfı Bedros'u cümleden baʻzı olduğunu ve mukaddemâ tehallüf-i garazda medhali olup, ısrâr etdiğini teferrüs edüp, izâlesini beylik teʻâmülüne ilhâk ve baʻzı töhmet serdiyle serây meydanında mesfûru ser-bürîde-i tîg-i nifâk edüp, mesfûr Voyvoda olduğu gün Bedros'un lâşesini temâşâ ve: \"Ahz-ı intikām ile tahsîl-i emr eyledim\" deyü dîk-i tesallüfü iğlâ ve bu hâl [72b] ile Eflâk'a 'azîmet ve çok geçmeden sefer zuhûr edüp, tavâyif-i ‘askeriyyeye Eflâk'ın emvâlini bezl ile başında vâfir cemʻiyyet nümâyân ve tuhûm-ı sâyirede 'asker kalmayup, \"Eflâk Beyi\" deyerek tarafına cereyân ve bu tavırla bir müddet Eflâk hudûdunda olan Nemçelü'yü işgāl ve itʻâb ve ekser ahyânda gālib olarak hudûd-ı Nemçe'yi berhemzede-i inkılâb etmişidi. İmtidâd-ı vakt ü zemândan nâşî Devlet-i ‘aliyye tarafından vâfir nükūd alup, Eflâk'da dahi mâl kalmadığını teyakkun ile idâre-i umûr-ı ‘askerîde mütehayyir ve ol havâlîde müctemiʻ olan nâs, istînâs üzere oldukları menâfiʻin gāyete resîde olduğun ihsâs ile meşârib-i tamaʻları mütegayyir olup, ceste ceste teferrük ü teşettüte ibtidâr ve mesfûr dahi Eflâk'da cem‘-i kalîl ile müstekarr olamayup, berü tarafa firâr etmişidi. Güzeşte baʻzı esbâb ile Sadrıaʻzam tarafından mesfûr-ı müsteşʻir olup, gâh Rahova ve gâh Ziştovi taraflarında serserî geşt ü güzâr bir aralıkda kesb-i emniyyet etmesi içün Vidin tarafına meʼmûriyyeti istisvâb olunup, tarafına emr-i şerîf ısdâr olundukda, baʻzı aʻzâr-ı vâhiye îrâdıyla ‘azîmet edemeyeceği işrâb ve firâr edeceği ihtimâliyle Sadrıaʻzam birâderi ceyş-i kesîf ile taʻyîn olunup,\nmesfûru ihlâk u itgāb eyledi. Voyvoda-i mesfûr meslûbü'ş-şu‘ûr bir kibr-i cesûr ve kesb-i sayd dâʻîyesiyle bezl-i bezr-i emvâle mecbûr idi.",
          "caption": "Ahvâl-i Mavroyani Vovyoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_115.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Mavroyani Vovyoda-i Eflâk",
          "text": "Mesfûr, Bara sükkânından iken İstanbul'a gelüp, Cezayirli Hasan Paşa dâyiresine duhûl ve Dîvân-hâne Tercümânlığı'nı tahsîl ile müşârun ileyhin 'urûkuna hulûl etmişidi. Bir zemândan sonra mersûmun ser-i felâket-zedesinde beylik hevâsı peydâ ve müstashibi tarafından tergīb-i hâletleri hüveydâ olup, Memleketeyn Beyliği beyzâdegâna mahsûs ve ecânib ü eclâf-1 keferenin bâl-i ümniyyeleri bu garazdan maksûs olduğu baʻzı hayr-hâhân-ı Saltanat taraflarından inhâ ve te'hîr-i matlab ile mesfûrun gayz-ı kâfirânesi dü-bâla olup, müşârun ileyhe o hılâlde Kāyim-makāmlık teveccüh edüp, fi'l-hâl Eflâk Voyvodası Mihal tarafına baʻzı mahallerden kağıdlar gönderüp, şöyle ki: \"Selâmet-i nefs lâzım ise Voyvodalık'dan keff-i yed edesin\" deyü îmâ ve ol dahi havf-1 cân ile isti fâ edüp, nisâr-ı dînâr-ı bî-şümâr ile etrafı tazlîl ve mesfûrun isti fâsını pîş-nihâd eyleyerek beyliği tahsîl eyledikden sonra, Mihal'in\nhumât u hevâdârlarını tecessüs ve Darb-hâne sarrâfı Bedros'u cümleden baʻzı olduğunu ve mukaddemâ tehallüf-i garazda medhali olup, ısrâr etdiğini teferrüs edüp, izâlesini beylik teʻâmülüne ilhâk ve baʻzı töhmet serdiyle serây meydanında mesfûru ser-bürîde-i tîg-i nifâk edüp, mesfûr Voyvoda olduğu gün Bedros'un lâşesini temâşâ ve: \"Ahz-ı intikām ile tahsîl-i emr eyledim\" deyü dîk-i tesallüfü iğlâ ve bu hâl [72b] ile Eflâk'a 'azîmet ve çok geçmeden sefer zuhûr edüp, tavâyif-i ‘askeriyyeye Eflâk'ın emvâlini bezl ile başında vâfir cemʻiyyet nümâyân ve tuhûm-ı sâyirede 'asker kalmayup, \"Eflâk Beyi\" deyerek tarafına cereyân ve bu tavırla bir müddet Eflâk hudûdunda olan Nemçelü'yü işgāl ve itʻâb ve ekser ahyânda gālib olarak hudûd-ı Nemçe'yi berhemzede-i inkılâb etmişidi. İmtidâd-ı vakt ü zemândan nâşî Devlet-i ‘aliyye tarafından vâfir nükūd alup, Eflâk'da dahi mâl kalmadığını teyakkun ile idâre-i umûr-ı ‘askerîde mütehayyir ve ol havâlîde müctemiʻ olan nâs, istînâs üzere oldukları menâfiʻin gāyete resîde olduğun ihsâs ile meşârib-i tamaʻları mütegayyir olup, ceste ceste teferrük ü teşettüte ibtidâr ve mesfûr dahi Eflâk'da cem‘-i kalîl ile müstekarr olamayup, berü tarafa firâr etmişidi. Güzeşte baʻzı esbâb ile Sadrıaʻzam tarafından mesfûr-ı müsteşʻir olup, gâh Rahova ve gâh Ziştovi taraflarında serserî geşt ü güzâr bir aralıkda kesb-i emniyyet etmesi içün Vidin tarafına meʼmûriyyeti istisvâb olunup, tarafına emr-i şerîf ısdâr olundukda, baʻzı aʻzâr-ı vâhiye îrâdıyla ‘azîmet edemeyeceği işrâb ve firâr edeceği ihtimâliyle Sadrıaʻzam birâderi ceyş-i kesîf ile taʻyîn olunup,\nmesfûru ihlâk u itgāb eyledi. Voyvoda-i mesfûr meslûbü'ş-şu‘ûr bir kibr-i cesûr ve kesb-i sayd dâʻîyesiyle bezl-i bezr-i emvâle mecbûr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethudâ-yı Sadr-ı ‘alî olan es-Seyyid Feyzullah Efendi vakt ü zemânıyla Sadrıaʻzam'ı Babadağı semtine teşvîk ve baʻzı sâde-dilân-ı rüzgâr: \"Dobruca ehâlîsi bizi yağma vü talan eder\" kavl-i gayr-i müveccehi ile Sadrıaʻzam'ı [73a] tevhîn ve mevkib-i hümâyûnu ta‘vîk etmişidi. Mûmâ ileyh ‘âkil u fatîn ve sadâkat-kâr-ı Devlet-i ebed-karîn olup, me'mûr olduğu hidemât-ı seniyyenin cümlesinde memdûh ve mûris-i şeyn olur hareket ile beyne'n-nâs gayr-i makdûh olduğu bî-garaz ve ehl-i insâf olan zevât ‘indinde hayyiz-resân-ı vuzûh iken \"Fî kulûbihim marazun\" olan baʻzı ehl-i garaz mûmâ ileyhi nisâl-i nifâk u siʻâyetine amâc u garaz edüp, hakkında cebîn-i lâmi‘ü'n-nûr-ı Şâhâne'yi perçîn-i gazab ve bâre-i ‘âcizânesinde olan hüsn-i zann-ı Mülûkâne'yi tagyîre sebeb olduklarına binâ’en, ‘azl ü nefyine irâde-i hümâyûn te‘alluk edüp, işbu Rebîʻulâhır evâsıtında Kıbrıs Cezîresi'ne neyf ü iclâ ve bu vesîle ile erbâb-ı hıkd u kîn gayz-ı nihânîlerin istîfâ eylediler. Nazm: Mâye-dârân olamaz reste-nifâk-ı hâsed, / Nahl-1 bâr-âver olur zahm-hûr-ı seng-i kazâ. \n\n Sadrıa‘zam Kethudâlığı içün hılâl-i râhda Hakkı Beyefendi'ye hatt-ı hümâyûn îsâl olunup, Kozluca'da Sadrıa‘zam'a mülâkī ve ibrâz-ı hatt-ı menâyih-nutk ‘akabinde Kethudâlık mesned-i refî‘ne râkī, bu sebeble hall-i İlâhî zuhûr edüp, Riyâset Vekâleti Firdevsî Efendi'ye ve Rûz-nâmçe-i Evvel Murahhas-ı Sâlis olan Dürrî Efendi'ye ve Mektûbculuk Baş-halîfe Sâdık Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nefy-i Kethudâ-yı Sadrıa‘zamî Feyzullah Efendi ve vukū‘-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_116.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nefy-i Kethudâ-yı Sadrıa‘zamî Feyzullah Efendi ve vukū‘-ı tevcîhât",
          "text": "Kethudâ-yı Sadr-ı ‘alî olan es-Seyyid Feyzullah Efendi vakt ü zemânıyla Sadrıaʻzam'ı Babadağı semtine teşvîk ve baʻzı sâde-dilân-ı rüzgâr: \"Dobruca ehâlîsi bizi yağma vü talan eder\" kavl-i gayr-i müveccehi ile Sadrıaʻzam'ı [73a] tevhîn ve mevkib-i hümâyûnu ta‘vîk etmişidi. Mûmâ ileyh ‘âkil u fatîn ve sadâkat-kâr-ı Devlet-i ebed-karîn olup, me'mûr olduğu hidemât-ı seniyyenin cümlesinde memdûh ve mûris-i şeyn olur hareket ile beyne'n-nâs gayr-i makdûh olduğu bî-garaz ve ehl-i insâf olan zevât ‘indinde hayyiz-resân-ı vuzûh iken \"Fî kulûbihim marazun\" olan baʻzı ehl-i garaz mûmâ ileyhi nisâl-i nifâk u siʻâyetine amâc u garaz edüp, hakkında cebîn-i lâmi‘ü'n-nûr-ı Şâhâne'yi perçîn-i gazab ve bâre-i ‘âcizânesinde olan hüsn-i zann-ı Mülûkâne'yi tagyîre sebeb olduklarına binâ’en, ‘azl ü nefyine irâde-i hümâyûn te‘alluk edüp, işbu Rebîʻulâhır evâsıtında Kıbrıs Cezîresi'ne neyf ü iclâ ve bu vesîle ile erbâb-ı hıkd u kîn gayz-ı nihânîlerin istîfâ eylediler. Nazm: Mâye-dârân olamaz reste-nifâk-ı hâsed, / Nahl-1 bâr-âver olur zahm-hûr-ı seng-i kazâ. \n\n Sadrıa‘zam Kethudâlığı içün hılâl-i râhda Hakkı Beyefendi'ye hatt-ı hümâyûn îsâl olunup, Kozluca'da Sadrıa‘zam'a mülâkī ve ibrâz-ı hatt-ı menâyih-nutk ‘akabinde Kethudâlık mesned-i refî‘ne râkī, bu sebeble hall-i İlâhî zuhûr edüp, Riyâset Vekâleti Firdevsî Efendi'ye ve Rûz-nâmçe-i Evvel Murahhas-ı Sâlis olan Dürrî Efendi'ye ve Mektûbculuk Baş-halîfe Sâdık Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "A'dâ-yı dalâlet-peymâ ânifen zikr olunduğu üzere Kili Kalʻası'na istîlâ ve Karadeniz'de olan donanmasını Sünne Boğazı'na idhâl ve İsmâ‘îl câniblerine îsâl ve berren ve bahren muhâsaraya iştigāl kasdında olup, mukaddemâ Kili muhafazasına taʻyîn olunun şalopelerin kıllet-i neferâtı ve zâbitlerinin tekâsül ü rehâveti sebebi ile o havâlîyi muhâreseden mütecânif ve şalopelerin ekserini mütlif [73b] olduklarına binâ'en, merâkib-i Sultâniyye kapudanlarının dilîr ü şehîrlerinden Hammâmî-zâde Ahmed Kapudan noksânı itmâm ve münkesiri behem-resîde-i cebr ü iltiyâm eyledikden sonra, İsmâ'îl Adası'nı ve nefs-i İsmâ‘îl'i muhafazaya kıyâm etmek tenbîhâtıyla ol savba isrâ ve ‘ulûfe ve sâyir mesârifâta medâr olmak içün Âsitâne-i saʻâdet'den mûmâ ileyhe nükūd-1 vâfire i‘tâ olunmuşidi. Ancak Kapudan-ı mûmâ ileyh o havâlîye vâsıl olmazdan mukaddem şalopelerin baʻzısı İsmâ‘îl pîşgâhına vaz‘-1 lenger ve baʻzısı sevâhil-i Tuna'da hâlün ‘ani'l-‘asker kaldığından haber alup, bi'z-zarûre meştâ-yı Ordu-yi hümâyûnu mukarrer etmişidi. Bu sebeble a‘dâ bî-‘ahd u şart Eski Kili ve İsma‘îl Adası'nı bî-mâni‘ ü mezâhim zabt eyledikden sonra Tolçi etrâfında tehaşşüd eden Kuban Hânı'nı ve sâyir muhafızları tefrîk ü ihâfe ve İsakçı ma‘berini dahi istîlâ eylediği mahallere izâfe ‘akabinde berren ve nehren İsma‘îl'i muhasara eyledi. İsmaʻîl Kasabası'nın Tuna cânibini istihkâmâtdan hâlî bulunmağın ordu-yi menhûsunda olan 'askerin rub' mikdârını sagīr ü kebîr sefînelerine imlâ ve işbu Rebî'ü'l-evvel'in on yedinci günü iki tarafdan hücûm gösterdikde, şîr-dilân-ı meydân-ı gazâ bî-pâk u pervâ mukābelede demsâz-ı vifâk ve nehren hücûm eden merâkıb-ı a'ânın birkaç kıtʻasını igrâk u ihrâk eylediklerinden istikrâra mecâl bulmayup, adaya doğru firâr ve behren hücûm eden ‘asker-i aʻdâyı dahi top ve tüfenk ile târumâr ve kati çok melâʻîni îsâl-i dereke-i nâr etmeleriyle, düşmen-i mekkâr hücûmdan ferâgat ve ordusu olduğu mahalle hâyiben ‘avdet eyledi. Bu muhârebeden sonra aʻdâ uzakdan muhâsarayı iltizâm ve aralık aralık İsma‘îl Kasabası'nı [74a] tahliye içün irsâl-i peyâm edüp, sükkân-ı kasaba ile hâricden vürûd eden 'asker miyânında dahi teslîm-i kalʻaya dâyir hayli muʻâraza vü müşâcere zuhûr edüp, bilâhare Bender'de bulunan ruʼesâ-yı 'asâkirin ahvâli tezekkür ve encâm-ı kâr tefekkür olunup, hulûs-ı kalb ile ittifâk ve muhârebe zımnında şedd-i nitâk-1 vifâk ve vîre sohbetini miyânelerinde muhkem-i\nyasâk eylediler. Düşmen-i mekkâr bilâ-muhârebe kal‘aya dest-res mümkin olmadığını cezm ve \"Suvarof\" nâm cenerali on iki bin melâʻîn ile taʻyîn ve teksîr-i sevâdd-1 cemʻiyyet zemîninde Boğdan vilâyetinden tedarik etdiği eclâf-1 kefereyi dahi maʻiyyetinde zamm etmişidi. İsmâ‘îl'e vürûdlarında aralık aralık muhârebeye agāz ve cünûd-1 Muvahhidîn top ve tüfenk ile âsâr-ı celâdet ü savlet ibraz ederleridi. İşbu Rebîü'l-âhir'in on altıncı günü ki, Kânûn-ı evvel'in on birinci günüdür, düşmen-i bed-âyîn yürüyüş esbâbına nizâm verüp, evc-i dört tarafdan hendeklerde mekîn olan zümre-i mücâhidîn üzerine leylen hücûm edüp, taraf taraf mukāteleye şürûʻ ve birkaç sâʻat miyânede hurûb-ı şedîde vukū' bulup, aʻdâ-yı hîle-gîr hecemât-ı müslimîne tâb-âver olamayup, cihât-ı âhardan İsmâ‘îl'e fursat-yâb-ı duhûl olmağı tehayyül etmekle fe-li-hâzâ Kocakol tarafında olan tabyalardan hendeklere duhûl ü temekkün ve helâk olduklarına bakmayup, birer mahalde ihtifâ vü tehassun ve zalâm-ı şâmda şeranpolardan İsma‘îl'e girüp, ehl-i İslâm kenâr-ı şehirde mudârabe vü muhârebe üzerine iken, girüden düşmen-i dîn ceyş-i kesîf ile yetişüp, kasabaya her tarafdan duhûle mübâşeret ve tabyalarda bulunan cünûd-1 İslâmiyye üzerine dökülüp, zikrolunan mahallerde dahi hayli zemân mukāraʻa vü musâraʻaya mübâderet olunup, aʻdânın kesreti tavâyif-i ‘askeriyyeyi bî-tâb ve nisvân [74b] u sibyânın girivv ü feryâdları bir kat dahi ıztırâb verüp, gayret-keşân-ı dîn ve ceng-azmâyân-ı müslimîn ez-dil ü cân i‘mâl-i seyf ü sinân harmen-i a‘dâyı direvîde-i mincel-i kahr u hizlân edüp, ‘âkıbetü'l-emr muktezâ-yı kesret ile a‘dâda galebe hâsıl-ı bedîd ve ehl-i İslâm'ın ekseri şehîd ve bâkīleri elem-i cerh ve nâ-tüvânî ile ‘amelden sâkıt olup, giriftâr-ı dest-i hasm-ı ‘anîd oldular.\nKuban Hânı Baht Giray'ın karındaşları Kaplan Giray ve Gāzî Giray ve maʻiyyetlerinde olan üç nefer Sultân ve Mîr-i mîrân'dan Cezzâr Kethudâsı Selîm Paşa birkaç yüz âdem ile bir mahalde mütehassın bulunmuşlar idi. Hasm-ı fitne-engîz ile birkaç sâʻat işʻâl-i nâyire-i ceng ü sitîz ve meded-kârî-yi tîg-i nîşter-rîz u nebtîz ile vâfir kâfiri cehennem misafiri edüp, bilâhare kendüleri dahi zümre-i şühedâya mülhak ve nâm u şânlarını ile'l-ebed tahlîd eyleyecek eser-i cemîle muvaffak oldular.\nKal'a muhafızı olan Vezîr Mehmed Paşa bir tâbyanın imdâdına gider iken dest-i aʻdâya giriftâr ve Serʻasker olan Aydoslu Mehmed Paşa dahi kayd-ı esri ihtiyâr edüp, tabyanın birinde müctemiʻ olan ehl-i İslâm mâl u cânlarına taʻarruz olunmamak üzere Serʻasker-i müşârun ileyh kefâleti ile dest-bürd-i aʻdâ-yı li'âm olmamuşlar idi. Düşmen-i bed-peymân ʻahdine durmayup, isâre-i gubâr-ı gadr ü hüsrân eylediğini fırka-i mezkûre müşâhede ve enfüs-i zekiyyelerini râh-ı Hudâ'ya fedâ eyleyerek agāz-ı muttâride ve şahs-ı vâhidi kalmayınca müdâfaʻaya sarf-ı gayret ve anlar dahi nâyil-i derece-i şehâdet olup, hîn-i maʻreke-i kıyâmet-nişânda müteʻayyin cenerallerinden biri hâlik olduğuna binâ'en, zuʻmlarınca meslek-i iktisâsa sâlik ve Serʻasker-i müşârun ileyhi sâyir şühedâya müdrik eylediler. \n\n İsmaʻîl Kasabası'nda küşte-i hüsâm-ı İslâm olan ʻabede-i esnâm esahh-ı rivâyet [75a] üzere yedi bine mütekārib ve Efrenc devletlerinden ol mikdâr muʻallem ü müretteb ʻaskerin izmihlâli aʻzam-ı mesâyib ü nevâyib olup, be-tahsîs Kazak ve Boğdan vilâyetinden tedârik ile istishâb eyledikleri erâzil-i kefereden on bin kadar dûzahı eyâdî-yi dîlâverân-ı ehl-i îmân ile müsellem hazne-i nâr oldukları sübût-yâfte-i iştihârdır. Hattâ miyânelerinde şu kadar ʻasker itlâf olunacağı mukaddem-i maʻlûm olsa İsmaʻîl muhâsarası terk olunur idi, havâdisi mezkûr ve imperatoriçeleri ol mikdâr ʻaskerin zayiʻ olmasından be-gāyet mükedder ü magmûm olduğu meşhûrdur. Nazm: \n\n el-Hükmü lillâhi inne'l-emre leyse le-nâ, \n Ve-mâ yüfîdu sive't-teslîmi li'l-kaderi. \n\n erbâb-ı elbâbın baʻzısı der ki \"Hotin ve Bender muhâsarasından reh-yâb-ı selâmet olan nüfûsu İsmaʻîl'de iskân hatâ-yı mahz ve sû-yi tedbîr idi. Zîrâ şedâyid-i muhâsarayı müşâhede eden kimesneler ʻalâ-külli-hâl merʻûbü'l-hâtır ve hatarât-ı hasr u tazyîki âhardan ziyâde idrâk edecekleri zâhir olup, muhâsara görmeyenleri dâyimâ tevhîş ü terhîb ve zâhib oldukları mesleğe bunları dahi tergīb ile devâ'î-yi ikdâm u himmetlerine îrâs-ı fütûr ve müdâfaʻa-i düşmen emrinde muktezâ olan musâberet ü cesarete îcâb-ı kusûr etmek şânlarındandır.\" Nazm:\nVe-men yezuk les'ate'l-efâ ve'in selimet min-hâ huşâşetühû yefza' mine'r-reseni. Lâkin bir kal'anın derûnu 'asker ile mele'ân ve zehâyir ü mühimmâtı ferevân olsa dahi mâ-dâme etrafı münsedd ve muhâsarası mümtedd ve imdâdı münkatı' ve sükkânının ye's ü hırmânı gayr-i mündefiʻ olur, o kal'a ekser ahyânda hasm eline gireceği kâr-azmûdegân-ı zemâneye rûşendir. Bâlâda îrâd olunan ‘illet-i kalʻanın yed-i a'dâya giriftâr olmasına sebeb-i müstakill olamaz, gāyetün mâ-fi'l-bâb ‘ilel-i müctemi'anın biri olabilir.",
          "caption": "Vakʻa-i bâkıʻa-i İsmâʻîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_117.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʻa-i bâkıʻa-i İsmâʻîl",
          "text": "A'dâ-yı dalâlet-peymâ ânifen zikr olunduğu üzere Kili Kalʻası'na istîlâ ve Karadeniz'de olan donanmasını Sünne Boğazı'na idhâl ve İsmâ‘îl câniblerine îsâl ve berren ve bahren muhâsaraya iştigāl kasdında olup, mukaddemâ Kili muhafazasına taʻyîn olunun şalopelerin kıllet-i neferâtı ve zâbitlerinin tekâsül ü rehâveti sebebi ile o havâlîyi muhâreseden mütecânif ve şalopelerin ekserini mütlif [73b] olduklarına binâ'en, merâkib-i Sultâniyye kapudanlarının dilîr ü şehîrlerinden Hammâmî-zâde Ahmed Kapudan noksânı itmâm ve münkesiri behem-resîde-i cebr ü iltiyâm eyledikden sonra, İsmâ'îl Adası'nı ve nefs-i İsmâ‘îl'i muhafazaya kıyâm etmek tenbîhâtıyla ol savba isrâ ve ‘ulûfe ve sâyir mesârifâta medâr olmak içün Âsitâne-i saʻâdet'den mûmâ ileyhe nükūd-1 vâfire i‘tâ olunmuşidi. Ancak Kapudan-ı mûmâ ileyh o havâlîye vâsıl olmazdan mukaddem şalopelerin baʻzısı İsmâ‘îl pîşgâhına vaz‘-1 lenger ve baʻzısı sevâhil-i Tuna'da hâlün ‘ani'l-‘asker kaldığından haber alup, bi'z-zarûre meştâ-yı Ordu-yi hümâyûnu mukarrer etmişidi. Bu sebeble a‘dâ bî-‘ahd u şart Eski Kili ve İsma‘îl Adası'nı bî-mâni‘ ü mezâhim zabt eyledikden sonra Tolçi etrâfında tehaşşüd eden Kuban Hânı'nı ve sâyir muhafızları tefrîk ü ihâfe ve İsakçı ma‘berini dahi istîlâ eylediği mahallere izâfe ‘akabinde berren ve nehren İsma‘îl'i muhasara eyledi. İsmaʻîl Kasabası'nın Tuna cânibini istihkâmâtdan hâlî bulunmağın ordu-yi menhûsunda olan 'askerin rub' mikdârını sagīr ü kebîr sefînelerine imlâ ve işbu Rebî'ü'l-evvel'in on yedinci günü iki tarafdan hücûm gösterdikde, şîr-dilân-ı meydân-ı gazâ bî-pâk u pervâ mukābelede demsâz-ı vifâk ve nehren hücûm eden merâkıb-ı a'ânın birkaç kıtʻasını igrâk u ihrâk eylediklerinden istikrâra mecâl bulmayup, adaya doğru firâr ve behren hücûm eden ‘asker-i aʻdâyı dahi top ve tüfenk ile târumâr ve kati çok melâʻîni îsâl-i dereke-i nâr etmeleriyle, düşmen-i mekkâr hücûmdan ferâgat ve ordusu olduğu mahalle hâyiben ‘avdet eyledi. Bu muhârebeden sonra aʻdâ uzakdan muhâsarayı iltizâm ve aralık aralık İsma‘îl Kasabası'nı [74a] tahliye içün irsâl-i peyâm edüp, sükkân-ı kasaba ile hâricden vürûd eden 'asker miyânında dahi teslîm-i kalʻaya dâyir hayli muʻâraza vü müşâcere zuhûr edüp, bilâhare Bender'de bulunan ruʼesâ-yı 'asâkirin ahvâli tezekkür ve encâm-ı kâr tefekkür olunup, hulûs-ı kalb ile ittifâk ve muhârebe zımnında şedd-i nitâk-1 vifâk ve vîre sohbetini miyânelerinde muhkem-i\nyasâk eylediler. Düşmen-i mekkâr bilâ-muhârebe kal‘aya dest-res mümkin olmadığını cezm ve \"Suvarof\" nâm cenerali on iki bin melâʻîn ile taʻyîn ve teksîr-i sevâdd-1 cemʻiyyet zemîninde Boğdan vilâyetinden tedarik etdiği eclâf-1 kefereyi dahi maʻiyyetinde zamm etmişidi. İsmâ‘îl'e vürûdlarında aralık aralık muhârebeye agāz ve cünûd-1 Muvahhidîn top ve tüfenk ile âsâr-ı celâdet ü savlet ibraz ederleridi. İşbu Rebîü'l-âhir'in on altıncı günü ki, Kânûn-ı evvel'in on birinci günüdür, düşmen-i bed-âyîn yürüyüş esbâbına nizâm verüp, evc-i dört tarafdan hendeklerde mekîn olan zümre-i mücâhidîn üzerine leylen hücûm edüp, taraf taraf mukāteleye şürûʻ ve birkaç sâʻat miyânede hurûb-ı şedîde vukū' bulup, aʻdâ-yı hîle-gîr hecemât-ı müslimîne tâb-âver olamayup, cihât-ı âhardan İsmâ‘îl'e fursat-yâb-ı duhûl olmağı tehayyül etmekle fe-li-hâzâ Kocakol tarafında olan tabyalardan hendeklere duhûl ü temekkün ve helâk olduklarına bakmayup, birer mahalde ihtifâ vü tehassun ve zalâm-ı şâmda şeranpolardan İsma‘îl'e girüp, ehl-i İslâm kenâr-ı şehirde mudârabe vü muhârebe üzerine iken, girüden düşmen-i dîn ceyş-i kesîf ile yetişüp, kasabaya her tarafdan duhûle mübâşeret ve tabyalarda bulunan cünûd-1 İslâmiyye üzerine dökülüp, zikrolunan mahallerde dahi hayli zemân mukāraʻa vü musâraʻaya mübâderet olunup, aʻdânın kesreti tavâyif-i ‘askeriyyeyi bî-tâb ve nisvân [74b] u sibyânın girivv ü feryâdları bir kat dahi ıztırâb verüp, gayret-keşân-ı dîn ve ceng-azmâyân-ı müslimîn ez-dil ü cân i‘mâl-i seyf ü sinân harmen-i a‘dâyı direvîde-i mincel-i kahr u hizlân edüp, ‘âkıbetü'l-emr muktezâ-yı kesret ile a‘dâda galebe hâsıl-ı bedîd ve ehl-i İslâm'ın ekseri şehîd ve bâkīleri elem-i cerh ve nâ-tüvânî ile ‘amelden sâkıt olup, giriftâr-ı dest-i hasm-ı ‘anîd oldular.\nKuban Hânı Baht Giray'ın karındaşları Kaplan Giray ve Gāzî Giray ve maʻiyyetlerinde olan üç nefer Sultân ve Mîr-i mîrân'dan Cezzâr Kethudâsı Selîm Paşa birkaç yüz âdem ile bir mahalde mütehassın bulunmuşlar idi. Hasm-ı fitne-engîz ile birkaç sâʻat işʻâl-i nâyire-i ceng ü sitîz ve meded-kârî-yi tîg-i nîşter-rîz u nebtîz ile vâfir kâfiri cehennem misafiri edüp, bilâhare kendüleri dahi zümre-i şühedâya mülhak ve nâm u şânlarını ile'l-ebed tahlîd eyleyecek eser-i cemîle muvaffak oldular.\nKal'a muhafızı olan Vezîr Mehmed Paşa bir tâbyanın imdâdına gider iken dest-i aʻdâya giriftâr ve Serʻasker olan Aydoslu Mehmed Paşa dahi kayd-ı esri ihtiyâr edüp, tabyanın birinde müctemiʻ olan ehl-i İslâm mâl u cânlarına taʻarruz olunmamak üzere Serʻasker-i müşârun ileyh kefâleti ile dest-bürd-i aʻdâ-yı li'âm olmamuşlar idi. Düşmen-i bed-peymân ʻahdine durmayup, isâre-i gubâr-ı gadr ü hüsrân eylediğini fırka-i mezkûre müşâhede ve enfüs-i zekiyyelerini râh-ı Hudâ'ya fedâ eyleyerek agāz-ı muttâride ve şahs-ı vâhidi kalmayınca müdâfaʻaya sarf-ı gayret ve anlar dahi nâyil-i derece-i şehâdet olup, hîn-i maʻreke-i kıyâmet-nişânda müteʻayyin cenerallerinden biri hâlik olduğuna binâ'en, zuʻmlarınca meslek-i iktisâsa sâlik ve Serʻasker-i müşârun ileyhi sâyir şühedâya müdrik eylediler. \n\n İsmaʻîl Kasabası'nda küşte-i hüsâm-ı İslâm olan ʻabede-i esnâm esahh-ı rivâyet [75a] üzere yedi bine mütekārib ve Efrenc devletlerinden ol mikdâr muʻallem ü müretteb ʻaskerin izmihlâli aʻzam-ı mesâyib ü nevâyib olup, be-tahsîs Kazak ve Boğdan vilâyetinden tedârik ile istishâb eyledikleri erâzil-i kefereden on bin kadar dûzahı eyâdî-yi dîlâverân-ı ehl-i îmân ile müsellem hazne-i nâr oldukları sübût-yâfte-i iştihârdır. Hattâ miyânelerinde şu kadar ʻasker itlâf olunacağı mukaddem-i maʻlûm olsa İsmaʻîl muhâsarası terk olunur idi, havâdisi mezkûr ve imperatoriçeleri ol mikdâr ʻaskerin zayiʻ olmasından be-gāyet mükedder ü magmûm olduğu meşhûrdur. Nazm: \n\n el-Hükmü lillâhi inne'l-emre leyse le-nâ, \n Ve-mâ yüfîdu sive't-teslîmi li'l-kaderi. \n\n erbâb-ı elbâbın baʻzısı der ki \"Hotin ve Bender muhâsarasından reh-yâb-ı selâmet olan nüfûsu İsmaʻîl'de iskân hatâ-yı mahz ve sû-yi tedbîr idi. Zîrâ şedâyid-i muhâsarayı müşâhede eden kimesneler ʻalâ-külli-hâl merʻûbü'l-hâtır ve hatarât-ı hasr u tazyîki âhardan ziyâde idrâk edecekleri zâhir olup, muhâsara görmeyenleri dâyimâ tevhîş ü terhîb ve zâhib oldukları mesleğe bunları dahi tergīb ile devâ'î-yi ikdâm u himmetlerine îrâs-ı fütûr ve müdâfaʻa-i düşmen emrinde muktezâ olan musâberet ü cesarete îcâb-ı kusûr etmek şânlarındandır.\" Nazm:\nVe-men yezuk les'ate'l-efâ ve'in selimet min-hâ huşâşetühû yefza' mine'r-reseni. Lâkin bir kal'anın derûnu 'asker ile mele'ân ve zehâyir ü mühimmâtı ferevân olsa dahi mâ-dâme etrafı münsedd ve muhâsarası mümtedd ve imdâdı münkatı' ve sükkânının ye's ü hırmânı gayr-i mündefiʻ olur, o kal'a ekser ahyânda hasm eline gireceği kâr-azmûdegân-ı zemâneye rûşendir. Bâlâda îrâd olunan ‘illet-i kalʻanın yed-i a'dâya giriftâr olmasına sebeb-i müstakill olamaz, gāyetün mâ-fi'l-bâb ‘ilel-i müctemi'anın biri olabilir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ‘an-asl Ruscuk aʻyânı Çilli Ağa'nın oğlu olup, kesret-i mâl ve vüsʻat-i dâyire vü hâl ile Ruscuk'da râhat-güzîn-i ferâğ-ı bâl iken, evvelki seferlerde Dergâh-1 ‘âlî Kapucu-başılığı ile kesb-i teʻayyün ü iʻtibâr ve Yergöğü ve Bükreş muhârebelerinde iʻânet-i külliyyesi bedîdâr olduğuna binâ’en, Muhsin-zâde merhûma çatup, bâla-nişîn-i mastaba-i iştihâr olmuşidi. Dağıstanî ‘Ali Paşa Ruscuk Serʻaskeri bulunup, müşârun ileyh ile ‘adem-i imtizâc ve hakkında kazâyâ-yı hasâreti intâc eyleyeceğini istihrâc ve nakd-i gîrân-ı ‘asr ile istimzâc edüp, bezl-i mâl-i ferâvân ile rütbe-i vezâreti tahsîl ve tesâvî-yi menzilet ve tefâvüt-i galebe vü kuvvet ile nüfûz-ı Serʻaskerî'yi taklîl etmişidi. Yergöğü Kalʻası'nın istihlâs u istirdâdı Devlet-i 'aliyye'nin mûrâdı olup, müşârun ileyh ile sûret-i husûl-ı zafer bi'l-mürâsele muhâbere ve birâderi dahi Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr u müşâvere olunup, Ser‘askerlik tarafına tefvîz olundukda, şâhid-i zafer sâha-i husûlde cilve-ger olacağını zebân-güzâr te‘ahhüd ve bu vesîle ile çâr-bâliş-i Ser‘askerî'ye tevessüd edüp, umûr-ı devlet hâricde tasavur olunduğu gibi sehl ü yesîr olmayup, su‘ûbeti hîn-i iktihâm u hutûbda zâhir olacağı bedîhî olduğundan, îfâ-yı ‘ahd ve incâz-ı vaʻd edemeyüp, günde bir behâne ile ifâte-i vakt ü zemân ve ‘âkıbetü'l-emr Ser‘askerlik'den ‘azl ile nâvek-taʻn ve teșnîʻa-nişân olup, Cezayirli Hasan Paşa Serʻasker ve bir müddet güzâr etdikden sonra sulh\nmukarrer olmağla, Özi muhafazası süpürde-i ‘uhde-i liyâkati kılınup, ‘azîmetde izhâr-ı tüvânî vü kusûr ve ref‘-i vezâreti zımnında derhâl emr-i şerîf sudûr edüp, bir zemân Gümülcine'de ikāmet [76a] ve tûl-i müddet ile ehâlî tarafından istiskāl olunup, Ruscuk ve baʻdehû Selanik taraflarına ‘azîmet ve çeşm-i intizârını vakf-ı şâh-râh-ı iʻânet edüp, işbu sefer vukūʻunda vezâreti ibkā ve Vidin ve Rahova muhâfazalarına meʼmûriyetle kayd-ı batâlet ü ferâğdan incâ ve Cezayirli Hasan Paşa vefât eyledikde baʻzı erbâb-ı hall ü 'akd sevkiyle Sadru's-sudûr ve Sipâh-sâlâr-ı mevkib-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şu'ûr olmuşidi. Zemân-ı sadâretinde Yergöğü nusratı zuhûr ve Nemçelü ile ‘akd-i mütâreke olunmak vesîleleriyle taraf-ı hümâyûn'dan manzûr olup, sunûf-ı ‘asâkir müteferrik olmazdan mukaddem, Moskovlu üzerine hareket eylemesi müteʻaddid hutût-ı hümâyûn ile tarafına tenbîh ü ifade olunup, murahhasları mevki‘-i mükâlemede terk ile Moskovlu üzerine vaktiyle hareket muvâfık-ı maslahat-ı Devlet ve nefsine mûceb-i selâmet iken, [mısra]: Tevfik 'azîz est be-herkes ne-dehend. mefhûmu üzerine tarîk-i savâba ‘adem-i ihtidâ ile Yergöğü sahrâsında ikāmet ve ‘ahd ü temhîdi muhakkak görülen mütârekenin nihâyetine nazar ile tebrîd-i ‘askere ‘illet ve baʻde harabi'l-Basra Ruscuğ'a 'avdet eylediği gibi ‘asâkir-i müctemiʻa perîşân ve fi'e-i kalîle ile Silistre tarafına revân ve anda dahi vâfir zemân güzerân olup, Bâzârcığ'a ve Şumnu'ya vârid ve şitâ içün tertîb-sâz-ı mekā‘id olduğu hengâmda Kili Kalʻası'nın giriftâr-ı dest-i düşmen olduğu ve İsmâ‘îl'in mahsûrriyyeti tahakkuk edüp, [mısra]: Bî-te'emmul zede-em dest-i bekârî ki me-pors. terâneleriyle izhâr-ı fürûtenî vü zerâ‘et ve havf-ı cân ile taşra çıkup: \"İsmaʻîl imdâdına gidiyorum\" deyü âvâzesin işâʻa ve Kelefce ve Kozluca ve Bâzârcık semtlerinde nakd-i vakti izâʻa edüp, İsmâ‘îl'in gitdiğini dahi tashîh ve bu haber-i hâyil [76b] ise bi'l-\nkülliyye müşârun ileyhi tekdîr ü tebrîh ve İsmâʻîl imdâdında sû-yi tedbîr ve kusûrunu tezekkür ve selâmet-i nefs mümkin olmadığını tefekkür ile taraf-ı Mülûkâne'den bîm-nâk ve galebe-i evhâm ile perde-i emniyyeti çâk-çâk olduğu derrâk-ı hafâyâ-yı ahvâl olan Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'a vâzıh u müncelî oldukda, vesvese vü halecân-ı kalbi izâle ve birkaç defa hutût-ı hümâyûn ile istimâle olunup, ne hâl ise itmi’nân hâsıl ve Bâzârcık'dan kalkup, Şumnu'ya dâhil olduğu gibi mukaddemâ bi'l-fi'l Yeniçerî Ağalığı'yla Şumnu'ya gelüp, bu defa hufyeten Kāyim-makām nasb olunan Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa'ya istîsâli bâbında emr-i kazâ-mazâ îsâl olunup, muvâzaʻaten şeref-sudûr olan hatt-ı hümâyûn ki, Belgrad Muhafızlığı içün Sofya tarafına hareket etmesinden ‘ibâret idi, bâdî-yi emirde Küçük Mîrâhûr Ağa vâsıtasıyla ibrâz olunup, mühr-i hümâyûn istirdâdından sonra dîger hatt-ı hümâyûn muktezâsı üzere câme-hâbında dâne-i tüfenk ile i‘dâm ve bu sebeble ünûf-ı gerden-keşân-ı enâm irgām olundu. Müşârun ileyhin sevâbık-ı hıdmetine nazaran ser-zede-i zuhûr olan kusûrundan igmâz ve ‘azl-i mücerred ile iktifâ olunup, i‘dâm u izâlesinden i‘râz olunacağı merâhim ü eşfâk-ı pûziş-pezîr-i Şahâne'ye nisbetle muhakkak olup, ancak Celâlî sûretinde bilâ-sebeb ve fâyide geşt ü güzâr ve meştâ-yı Şumnu'da ‘adem-i istikrâr ile taʻtîl-i mevâdd-ı devlet ve sene-i âtiye tertîbâtına mûceb-i noksâniyyet olduğundan başka, Âsitâne-i saʻâdet'e gönderdiği tahrîrâtda hetk-i perde-i hürmet ü edeb ve tahrîk-rek tehevvür ü gazab edüp, keçīdi dahi o yüzden olmağla, ser-i felâket-zedesi bürîde-i seyf-i kahr-ı Sultânî ve birâderi Çavuş-başı Mehmed Ağa Babadağı'nda [77a] bulunup, râbıta-i iltihâm ile necât mülâhaza eylediği Kuban Hânı vasıtasıyla târik-i ‘âlem-i fânî oldu.\nMüşârun ileyh evâyil-i hâlinde gāyet zekî vü hûş-mend ve dirâyet ü reviyeti müsellem bir merd-i civân-merd olup, ancak tenâvül-i râh ve teʻâtî-yi ‘akār ile kesb-i ifrâh, meşrebi ve sadâreti vaktinde galebe-i hırs u âz ile emvâl-i nâsa dest-i dirâz olmak meslek ü mezhebi olduğundan fazla, hıkd u garazdan gayr-i hâlî ve hevâ vü hevesi zâyil olmayup, baʻzı menhiyyât ü mekârihe meyl etmek hâli idi. Tecâvezallâhu ‘an seyyiʼâtihî Üsküdar'da medfûn olup, râzdân-ı ihtilafât-ı şu'ûn ve hakāyik-bîn-i\nzuhûr u kümûn olan Hüdâyî Mahmûd Efendi hazretlerine iddi‘â-yı intisâb ve tekyesine ba'zı hayrât kayd edüp, başına cem' ve meclisine şem' olan fukarâ vü dervîşânı ‘ârıza-i fâkadan reh-yâb ve vücûh-ı birre dâyir bundan başka bir ‘amel-i sâlihe muvaffak olmadığı muhakkakdır.\n\nMakām-ı Sadâret-i ‘uzmâ isnâ-yı merâtib-i Devlet İslâmiyye ve eşref-i menâsıb-ı Saltanat-ı seniyye olup, bu mansıb-ı hatîre tevellâ edenlerin ‘afâf-ı nefs iltizâmıyla hareket ve rızâ-yı Hakk'ı tahsîl eyleyerek ‘ibâdullâha şefekat ve beytülmâlı sıyânet ve emr-i halîfetü'l-müslimîne inkıyâd u itâʻat mûcib-i selâmetleri olup, tarîk-i Hakk'dan 'udûl ve Mihâc-1 ‘utüvv u istikbâra duhûl ile müstelizzât-ı dünyeviyye ve müştehiyyât-ı kevniyyeye münhemik ü meşgûl olanların ekserîsi tîg-i kahr-ı İlâhî ile müste'sal ve dâyire-i gāyireleri bi'l-külliyye perîşân u muzmahill olageldiği mücerrebdir. Men hafize dînehû ğanime ve-men hâsebe nefsehû selime ve-men etâʻallâhe celle ve'rtefeʻa ve-men ‘asâhû zelle ve'ttezaʻa ve's-selâmetü fi'l-istikāmeti ke-mâ enne'l-bağye mûcibün li'n-nedâmeti.",
          "caption": "Tafsîl-i [75b] ahvâl-i Şerîf Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_118.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tafsîl-i [75b] ahvâl-i Şerîf Hasan Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh ‘an-asl Ruscuk aʻyânı Çilli Ağa'nın oğlu olup, kesret-i mâl ve vüsʻat-i dâyire vü hâl ile Ruscuk'da râhat-güzîn-i ferâğ-ı bâl iken, evvelki seferlerde Dergâh-1 ‘âlî Kapucu-başılığı ile kesb-i teʻayyün ü iʻtibâr ve Yergöğü ve Bükreş muhârebelerinde iʻânet-i külliyyesi bedîdâr olduğuna binâ’en, Muhsin-zâde merhûma çatup, bâla-nişîn-i mastaba-i iştihâr olmuşidi. Dağıstanî ‘Ali Paşa Ruscuk Serʻaskeri bulunup, müşârun ileyh ile ‘adem-i imtizâc ve hakkında kazâyâ-yı hasâreti intâc eyleyeceğini istihrâc ve nakd-i gîrân-ı ‘asr ile istimzâc edüp, bezl-i mâl-i ferâvân ile rütbe-i vezâreti tahsîl ve tesâvî-yi menzilet ve tefâvüt-i galebe vü kuvvet ile nüfûz-ı Serʻaskerî'yi taklîl etmişidi. Yergöğü Kalʻası'nın istihlâs u istirdâdı Devlet-i 'aliyye'nin mûrâdı olup, müşârun ileyh ile sûret-i husûl-ı zafer bi'l-mürâsele muhâbere ve birâderi dahi Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr u müşâvere olunup, Ser‘askerlik tarafına tefvîz olundukda, şâhid-i zafer sâha-i husûlde cilve-ger olacağını zebân-güzâr te‘ahhüd ve bu vesîle ile çâr-bâliş-i Ser‘askerî'ye tevessüd edüp, umûr-ı devlet hâricde tasavur olunduğu gibi sehl ü yesîr olmayup, su‘ûbeti hîn-i iktihâm u hutûbda zâhir olacağı bedîhî olduğundan, îfâ-yı ‘ahd ve incâz-ı vaʻd edemeyüp, günde bir behâne ile ifâte-i vakt ü zemân ve ‘âkıbetü'l-emr Ser‘askerlik'den ‘azl ile nâvek-taʻn ve teșnîʻa-nişân olup, Cezayirli Hasan Paşa Serʻasker ve bir müddet güzâr etdikden sonra sulh\nmukarrer olmağla, Özi muhafazası süpürde-i ‘uhde-i liyâkati kılınup, ‘azîmetde izhâr-ı tüvânî vü kusûr ve ref‘-i vezâreti zımnında derhâl emr-i şerîf sudûr edüp, bir zemân Gümülcine'de ikāmet [76a] ve tûl-i müddet ile ehâlî tarafından istiskāl olunup, Ruscuk ve baʻdehû Selanik taraflarına ‘azîmet ve çeşm-i intizârını vakf-ı şâh-râh-ı iʻânet edüp, işbu sefer vukūʻunda vezâreti ibkā ve Vidin ve Rahova muhâfazalarına meʼmûriyetle kayd-ı batâlet ü ferâğdan incâ ve Cezayirli Hasan Paşa vefât eyledikde baʻzı erbâb-ı hall ü 'akd sevkiyle Sadru's-sudûr ve Sipâh-sâlâr-ı mevkib-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şu'ûr olmuşidi. Zemân-ı sadâretinde Yergöğü nusratı zuhûr ve Nemçelü ile ‘akd-i mütâreke olunmak vesîleleriyle taraf-ı hümâyûn'dan manzûr olup, sunûf-ı ‘asâkir müteferrik olmazdan mukaddem, Moskovlu üzerine hareket eylemesi müteʻaddid hutût-ı hümâyûn ile tarafına tenbîh ü ifade olunup, murahhasları mevki‘-i mükâlemede terk ile Moskovlu üzerine vaktiyle hareket muvâfık-ı maslahat-ı Devlet ve nefsine mûceb-i selâmet iken, [mısra]: Tevfik 'azîz est be-herkes ne-dehend. mefhûmu üzerine tarîk-i savâba ‘adem-i ihtidâ ile Yergöğü sahrâsında ikāmet ve ‘ahd ü temhîdi muhakkak görülen mütârekenin nihâyetine nazar ile tebrîd-i ‘askere ‘illet ve baʻde harabi'l-Basra Ruscuğ'a 'avdet eylediği gibi ‘asâkir-i müctemiʻa perîşân ve fi'e-i kalîle ile Silistre tarafına revân ve anda dahi vâfir zemân güzerân olup, Bâzârcığ'a ve Şumnu'ya vârid ve şitâ içün tertîb-sâz-ı mekā‘id olduğu hengâmda Kili Kalʻası'nın giriftâr-ı dest-i düşmen olduğu ve İsmâ‘îl'in mahsûrriyyeti tahakkuk edüp, [mısra]: Bî-te'emmul zede-em dest-i bekârî ki me-pors. terâneleriyle izhâr-ı fürûtenî vü zerâ‘et ve havf-ı cân ile taşra çıkup: \"İsmaʻîl imdâdına gidiyorum\" deyü âvâzesin işâʻa ve Kelefce ve Kozluca ve Bâzârcık semtlerinde nakd-i vakti izâʻa edüp, İsmâ‘îl'in gitdiğini dahi tashîh ve bu haber-i hâyil [76b] ise bi'l-\nkülliyye müşârun ileyhi tekdîr ü tebrîh ve İsmâʻîl imdâdında sû-yi tedbîr ve kusûrunu tezekkür ve selâmet-i nefs mümkin olmadığını tefekkür ile taraf-ı Mülûkâne'den bîm-nâk ve galebe-i evhâm ile perde-i emniyyeti çâk-çâk olduğu derrâk-ı hafâyâ-yı ahvâl olan Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'a vâzıh u müncelî oldukda, vesvese vü halecân-ı kalbi izâle ve birkaç defa hutût-ı hümâyûn ile istimâle olunup, ne hâl ise itmi’nân hâsıl ve Bâzârcık'dan kalkup, Şumnu'ya dâhil olduğu gibi mukaddemâ bi'l-fi'l Yeniçerî Ağalığı'yla Şumnu'ya gelüp, bu defa hufyeten Kāyim-makām nasb olunan Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa'ya istîsâli bâbında emr-i kazâ-mazâ îsâl olunup, muvâzaʻaten şeref-sudûr olan hatt-ı hümâyûn ki, Belgrad Muhafızlığı içün Sofya tarafına hareket etmesinden ‘ibâret idi, bâdî-yi emirde Küçük Mîrâhûr Ağa vâsıtasıyla ibrâz olunup, mühr-i hümâyûn istirdâdından sonra dîger hatt-ı hümâyûn muktezâsı üzere câme-hâbında dâne-i tüfenk ile i‘dâm ve bu sebeble ünûf-ı gerden-keşân-ı enâm irgām olundu. Müşârun ileyhin sevâbık-ı hıdmetine nazaran ser-zede-i zuhûr olan kusûrundan igmâz ve ‘azl-i mücerred ile iktifâ olunup, i‘dâm u izâlesinden i‘râz olunacağı merâhim ü eşfâk-ı pûziş-pezîr-i Şahâne'ye nisbetle muhakkak olup, ancak Celâlî sûretinde bilâ-sebeb ve fâyide geşt ü güzâr ve meştâ-yı Şumnu'da ‘adem-i istikrâr ile taʻtîl-i mevâdd-ı devlet ve sene-i âtiye tertîbâtına mûceb-i noksâniyyet olduğundan başka, Âsitâne-i saʻâdet'e gönderdiği tahrîrâtda hetk-i perde-i hürmet ü edeb ve tahrîk-rek tehevvür ü gazab edüp, keçīdi dahi o yüzden olmağla, ser-i felâket-zedesi bürîde-i seyf-i kahr-ı Sultânî ve birâderi Çavuş-başı Mehmed Ağa Babadağı'nda [77a] bulunup, râbıta-i iltihâm ile necât mülâhaza eylediği Kuban Hânı vasıtasıyla târik-i ‘âlem-i fânî oldu.\nMüşârun ileyh evâyil-i hâlinde gāyet zekî vü hûş-mend ve dirâyet ü reviyeti müsellem bir merd-i civân-merd olup, ancak tenâvül-i râh ve teʻâtî-yi ‘akār ile kesb-i ifrâh, meşrebi ve sadâreti vaktinde galebe-i hırs u âz ile emvâl-i nâsa dest-i dirâz olmak meslek ü mezhebi olduğundan fazla, hıkd u garazdan gayr-i hâlî ve hevâ vü hevesi zâyil olmayup, baʻzı menhiyyât ü mekârihe meyl etmek hâli idi. Tecâvezallâhu ‘an seyyiʼâtihî Üsküdar'da medfûn olup, râzdân-ı ihtilafât-ı şu'ûn ve hakāyik-bîn-i\nzuhûr u kümûn olan Hüdâyî Mahmûd Efendi hazretlerine iddi‘â-yı intisâb ve tekyesine ba'zı hayrât kayd edüp, başına cem' ve meclisine şem' olan fukarâ vü dervîşânı ‘ârıza-i fâkadan reh-yâb ve vücûh-ı birre dâyir bundan başka bir ‘amel-i sâlihe muvaffak olmadığı muhakkakdır.\n\nMakām-ı Sadâret-i ‘uzmâ isnâ-yı merâtib-i Devlet İslâmiyye ve eşref-i menâsıb-ı Saltanat-ı seniyye olup, bu mansıb-ı hatîre tevellâ edenlerin ‘afâf-ı nefs iltizâmıyla hareket ve rızâ-yı Hakk'ı tahsîl eyleyerek ‘ibâdullâha şefekat ve beytülmâlı sıyânet ve emr-i halîfetü'l-müslimîne inkıyâd u itâʻat mûcib-i selâmetleri olup, tarîk-i Hakk'dan 'udûl ve Mihâc-1 ‘utüvv u istikbâra duhûl ile müstelizzât-ı dünyeviyye ve müştehiyyât-ı kevniyyeye münhemik ü meşgûl olanların ekserîsi tîg-i kahr-ı İlâhî ile müste'sal ve dâyire-i gāyireleri bi'l-külliyye perîşân u muzmahill olageldiği mücerrebdir. Men hafize dînehû ğanime ve-men hâsebe nefsehû selime ve-men etâʻallâhe celle ve'rtefeʻa ve-men ‘asâhû zelle ve'ttezaʻa ve's-selâmetü fi'l-istikāmeti ke-mâ enne'l-bağye mûcibün li'n-nedâmeti."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şerîf Hasan Paşa gāyilesi bertaraf oldukdan sonra, vakt ü hâle [77b] münasib bir vezîrin makām-ı Sadâret'e mütekārib olması zımnında idâre-i pergâr-ı efkâr olunup, mukarrebân-ı Saltanat taraflarından Boğaz Serʻaskeri Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa sevk ü taʻrîf olunmağla, müşârun ileyhin ‘akl u dirâyeti müsellem ise dahi meydân-ı kar-zâr ve idare-i umûr-ı esfârda tecribesi sebkat etmediğinden, mizâc-ı ilhâm-ı imtizâc-1 hazret-i Hilafet-penâhî'ye muvâfık gelmeyüp, Âsitâne-i sa‘âdet'de kâîn ‘arbede-cûyân-ı 'asr ve sadakat-kârân-ı dehrin bazıları dahi Sadaret'e takrîben zebân-aver-i tezkâr ve fi'l-cümle icâbet ü temâyül bedîdâr olmuşiken, istiklâl-i tamm irâdesiyle baʻzı şürût îrâd olunup, îfâsı temâmca nüfûz-ı Devlet âhare tahvîl etmek mazarratını iktizâ ve\nSâhib-kırân-ı zemân hazretlerinin nefs-i zekiyyesi mahkûm olmak ‘ârizasından istiğnâ göstermekle karîha-i sabîha-i Mülûkâneleri'nden mühr-i hümâyûn Bosna Vâlîsi Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa tarafına irsâl ve Mîrâhûr-ı sânî olan Hüseyin Ağa Şumnu'dan bu hıdmete me'mûriyyetle matıyye-rân-ı isti‘câl ve taraf-dârân-ı sâyire perde-ber-endâz-ı zuhûr olan nakş-ı garîbden engüşt-hâ-yi fikr ü hayâl oldular. Vakt-i rezm ü ceng teng ve Bosna Şumnu'ya kırk elli ferseng olup, bir ân akdem meştâ-yı Ordu-yi hümâyûn'a vusûlü içün tarafına hatt-ı şerîf tesyîr ve mazmûn-ı bedâyi‘-i makrûnunda selefinin tebaʻât-ı sâbıkası tezkîr olunup, vaktiyle tanzîm-i umûr-ı Devlet ve tensîk-i mehâmm-ı muhârebe vü mukāraʻat eylemesi derc ü tastîr olundu. Mavsıl hatt-ı hümâyûn Bosna'ya duhûlü günü müşârun ileyhe vâsıl olup, sebük-bâr-ı mevkib-i hümâyûna doğru ‘inân-tâb-ı îlgār ve Cumâdelâhıre'nin yirmi üçüncü günü Şumnu'ya duhûl ile kâr-sâz-ı Devlet-i ebed-karâr oldu.",
          "caption": "Sadrıaʻzam-şüden-i Yûsuf Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_119.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadrıaʻzam-şüden-i Yûsuf Paşa",
          "text": "Şerîf Hasan Paşa gāyilesi bertaraf oldukdan sonra, vakt ü hâle [77b] münasib bir vezîrin makām-ı Sadâret'e mütekārib olması zımnında idâre-i pergâr-ı efkâr olunup, mukarrebân-ı Saltanat taraflarından Boğaz Serʻaskeri Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa sevk ü taʻrîf olunmağla, müşârun ileyhin ‘akl u dirâyeti müsellem ise dahi meydân-ı kar-zâr ve idare-i umûr-ı esfârda tecribesi sebkat etmediğinden, mizâc-ı ilhâm-ı imtizâc-1 hazret-i Hilafet-penâhî'ye muvâfık gelmeyüp, Âsitâne-i sa‘âdet'de kâîn ‘arbede-cûyân-ı 'asr ve sadakat-kârân-ı dehrin bazıları dahi Sadaret'e takrîben zebân-aver-i tezkâr ve fi'l-cümle icâbet ü temâyül bedîdâr olmuşiken, istiklâl-i tamm irâdesiyle baʻzı şürût îrâd olunup, îfâsı temâmca nüfûz-ı Devlet âhare tahvîl etmek mazarratını iktizâ ve\nSâhib-kırân-ı zemân hazretlerinin nefs-i zekiyyesi mahkûm olmak ‘ârizasından istiğnâ göstermekle karîha-i sabîha-i Mülûkâneleri'nden mühr-i hümâyûn Bosna Vâlîsi Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa tarafına irsâl ve Mîrâhûr-ı sânî olan Hüseyin Ağa Şumnu'dan bu hıdmete me'mûriyyetle matıyye-rân-ı isti‘câl ve taraf-dârân-ı sâyire perde-ber-endâz-ı zuhûr olan nakş-ı garîbden engüşt-hâ-yi fikr ü hayâl oldular. Vakt-i rezm ü ceng teng ve Bosna Şumnu'ya kırk elli ferseng olup, bir ân akdem meştâ-yı Ordu-yi hümâyûn'a vusûlü içün tarafına hatt-ı şerîf tesyîr ve mazmûn-ı bedâyi‘-i makrûnunda selefinin tebaʻât-ı sâbıkası tezkîr olunup, vaktiyle tanzîm-i umûr-ı Devlet ve tensîk-i mehâmm-ı muhârebe vü mukāraʻat eylemesi derc ü tastîr olundu. Mavsıl hatt-ı hümâyûn Bosna'ya duhûlü günü müşârun ileyhe vâsıl olup, sebük-bâr-ı mevkib-i hümâyûna doğru ‘inân-tâb-ı îlgār ve Cumâdelâhıre'nin yirmi üçüncü günü Şumnu'ya duhûl ile kâr-sâz-ı Devlet-i ebed-karâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i çendînden berü eyâlet-i Çıldır'da infâz-ı ahkâm-ı Sultânî [78a] ve icrâ-yı evâmir-i Cihân-bânî eden Vezîr Süleymân Paşa hulûl-ı ecel-i mev‘ûduyla ‘âzim-i Dâr-ı bekā olup, o hânenin çerâğ-ı kâr u bârı püf-kerde-i leb-i hâdisât olmak revâ-dâşte-i tab‘-ı Şehriyârî olmadığına binâʼen, işbu Cumâdelâhıre'de eyâlet-i Çıldır oğlu İshâk Bey'e ihsân ve rütbe-i Vezâret inzimâmıyla ser-i iʻtibârı resîde-i eyvân-ı Keyvân kılındı.",
          "caption": "Vefât-ı Vâlî-yi Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_120.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Vâlî-yi Çıldır",
          "text": "Sinîn-i çendînden berü eyâlet-i Çıldır'da infâz-ı ahkâm-ı Sultânî [78a] ve icrâ-yı evâmir-i Cihân-bânî eden Vezîr Süleymân Paşa hulûl-ı ecel-i mev‘ûduyla ‘âzim-i Dâr-ı bekā olup, o hânenin çerâğ-ı kâr u bârı püf-kerde-i leb-i hâdisât olmak revâ-dâşte-i tab‘-ı Şehriyârî olmadığına binâʼen, işbu Cumâdelâhıre'de eyâlet-i Çıldır oğlu İshâk Bey'e ihsân ve rütbe-i Vezâret inzimâmıyla ser-i iʻtibârı resîde-i eyvân-ı Keyvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı merkūmun on sekizinci gicesi Çarşu içinde bi-kazâʼillâhi Teʻâlâ âteş zuhûr edüp, zâbitân vusûl buluncaya dek vâfir mahall sûzân ve ehl-i hirfetden kat‘î çok kimesne mübtelâ-yı zarar u ziyân oldu.",
          "caption": "Vukū‘-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_121.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı harîk",
          "text": "Mâh-ı merkūmun on sekizinci gicesi Çarşu içinde bi-kazâʼillâhi Teʻâlâ âteş zuhûr edüp, zâbitân vusûl buluncaya dek vâfir mahall sûzân ve ehl-i hirfetden kat‘î çok kimesne mübtelâ-yı zarar u ziyân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʻzı hakāyik-bîn olan ehl-i yakīn der ki: \"Kâr-azmâyân gadr ü iʻtisâf olan sûka vü esnâf sefer vukūʻu hasebiyle muʻâmelâtda dest-keş-i ‘adl ü insâf olup, cihâda ‘âzim olan olan tehî-destlere kasd-1 nemâ vü rey' ile biri ikiye bey' edüp, zarûret-i vakt sebebi ile muhalefete mecâl muhâl ve sûz-ı derûn ile lüzûmu olan eşyâ iştirâ olunup, bu takrîb ile esnafın her biri hâce-i bender-gâh-1 servet ü gınâ olup, bilâhare te’sîr-i inkisâr-ı kulûb-ı mücâhidîn ile tahsîl eyledikleri emvâle âfet-nâr havâle ve kaziyyede medhâli olmayanlar dahi, \"Ve-lâ terkenû ilellezîne zaleme-fe-temessekümü'n-nâru\" mantûku üzere ‘alâka-i mücâveret sebeb-i sirâyet olup, târif ü tâlid-i mâlik oldukları emvâl tuʻme-i şu‘le-i cevvâle oldu. [Mısra]: Ateş ender-i bîşe çûn ofted, Ne ter mâned ne hoşk.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_122.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Baʻzı hakāyik-bîn olan ehl-i yakīn der ki: \"Kâr-azmâyân gadr ü iʻtisâf olan sûka vü esnâf sefer vukūʻu hasebiyle muʻâmelâtda dest-keş-i ‘adl ü insâf olup, cihâda ‘âzim olan olan tehî-destlere kasd-1 nemâ vü rey' ile biri ikiye bey' edüp, zarûret-i vakt sebebi ile muhalefete mecâl muhâl ve sûz-ı derûn ile lüzûmu olan eşyâ iştirâ olunup, bu takrîb ile esnafın her biri hâce-i bender-gâh-1 servet ü gınâ olup, bilâhare te’sîr-i inkisâr-ı kulûb-ı mücâhidîn ile tahsîl eyledikleri emvâle âfet-nâr havâle ve kaziyyede medhâli olmayanlar dahi, \"Ve-lâ terkenû ilellezîne zaleme-fe-temessekümü'n-nâru\" mantûku üzere ‘alâka-i mücâveret sebeb-i sirâyet olup, târif ü tâlid-i mâlik oldukları emvâl tuʻme-i şu‘le-i cevvâle oldu. [Mısra]: Ateş ender-i bîşe çûn ofted, Ne ter mâned ne hoşk."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hudavendigâr-i sâbık Sultân Abdülhamîd Hân hazretlerinin benât-ı ‘ismet-simâtlarından Emîne Sultân işbu Recebü'l-ferd'in dördüncü günü bâ-emr-i Hudâvend-i lâ-yüzâl 'illet-i cüderîden intikāl ve dâr-ı âhirete irtihâl etmekle, mu‘tâd üzere 'umûmen [78b] vüzerâ-yı ‘izâm ve 'ulemâ-yı aʻlâm ve erkân-ı devlet Enderûn-1 hümâyûn'a varup, Bâbü's-saʻâde'de İmâm-ı Evvel Efendi'ye iktidâ ile nemâzı edâ ve resm-i dîrîn üzere erkân-ı Saltanat pîş-rev olarak naʻş-ı mağfiret-nakşı peder-i vâlâ-güheri türbesinde süpürde-i Hâkk-ı ‘ıtırnâk oldu.",
          "caption": "Fevt-i Emîne Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_123.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Emîne Sultân",
          "text": "Hudavendigâr-i sâbık Sultân Abdülhamîd Hân hazretlerinin benât-ı ‘ismet-simâtlarından Emîne Sultân işbu Recebü'l-ferd'in dördüncü günü bâ-emr-i Hudâvend-i lâ-yüzâl 'illet-i cüderîden intikāl ve dâr-ı âhirete irtihâl etmekle, mu‘tâd üzere 'umûmen [78b] vüzerâ-yı ‘izâm ve 'ulemâ-yı aʻlâm ve erkân-ı devlet Enderûn-1 hümâyûn'a varup, Bâbü's-saʻâde'de İmâm-ı Evvel Efendi'ye iktidâ ile nemâzı edâ ve resm-i dîrîn üzere erkân-ı Saltanat pîş-rev olarak naʻş-ı mağfiret-nakşı peder-i vâlâ-güheri türbesinde süpürde-i Hâkk-ı ‘ıtırnâk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yektâ-süvâr-ı halbetü'l-fazl ve'l-kemâl olan Hamîdî-zâde Efendi vaz'-1 esâs-1 kadîmîsine vehn ü indirâs-ı ‘ârız olan tarîkin tashîhine saʻy-ı belîğ ve süfehâ-yı tarîki ihâfe vü ıslâh ve hâlîle mukayyed olanların merâm u maksûdların incâh husûslarında\nhimmetini bî-dirîğ edüp, ancak mizâc-ı zemâna fâsid ve şiddet-i siyâset ebnâ-yı zemânı neşr-i ürcûfeye kāsıd eyledikden gayri, zecr ü ta‘nîfde riʻâyet-i hadd-i iktisâd etmeyüp, ihtiyâr-ı semt-i tefrît ve Sadr-ı cedîd ile dahi miyânelerinde bürûdet tehayyül olunup, Meşîhat'dan infisâli müşârun ileyhi tenşît eder mülâhazasıyla ‘azl olunup, İncir Köyü'nde ikāmet ile meʼmûr ve mesned-i Fetvâ ile Re’îsü'l-‘ulemâ ve Nakībü'l-eşrâf olan es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi mesrûr oldu. Nekābet-i eşrâf bu mülâbese ile münhall olup, sâbıkā Edirne Kadısı olan Fâyiz Efendi şerîfü'n-nesl ve ‘arîku'l-asl olduğuna binâ'en, mansıb-ı mezkûr ile nâyil-i dest-mâye-i hubûr oldu. Baʻzı erbâb-ı ‘ukūl der ki: \"Hamîdî-zâde Efendi'nin mesleği hûb ve tavrı mergūb ve fi'l-asl dâmeni pâk ve muʻtemed ü emîn ve ‘ilmiyle ‘âmil bir zât-ı hakīkat-bîn olup, islâh-ı tarîke yoluyla mübâșeret ve cezr ü ‘unf emrinde i‘tidâle riʻâyet ve teʼennî vü tedrîc ile umûruna mübâderet etse idi, vaktinde ‘ilm ü kemâl-i [79a] revâc-dâşte-i iştihâr ve hadd-şinâsân-ı rûzgâr edebini takınup, tehzîb-i ahlâk ve tathîr-i aʻrâk fezâyilini nükāve-i efkâr ederler idi.\" Tetâvül-i ezmâne ile fesâd bulmuş tarîki müddet-i kalîlede hey'et-i asliyyesine i‘âde ve menâsıb-ı ‘ilmiyyeye erbâbını vaz‘ u nihâd ederim, zuʻmuyla bilâ-te'ennî muktehim-i gamerât-ı hümûm u meșâk ve muzga-i efvâh-ı erbâb-ı nifâk olup, saʻyi hebâ-yı menşûr ve bi'z-zarûre hıdmeti gayr-i meşkûr oldu. Hükemâdan menküldür ki, müdebbir-i mizâc-ı maslahat olanlar mücerreb ü bî-garaz oldukları hâlde imtidâd-ı vakt ile istiklâlleri şartdır. Zîrâ ‘avârız-ı mefâsid-i mülkiyye mürûr-ı duhûr ile enfüs-i nâsda rîşte-gîr-i istikrar olup, izâlesi defaten gayr-i mümkin ve 'ala-külli-hâl tedrîc ü te'enniye muhtacdır. Umûrunda ‘acele edenler ekser-i ahyânda hâsir u hayib ve belki sâyesinde mazalle-nişîn-i istirahat olduğu Devlet'e mûceb-i mehâlik ü muʻâteb olacağı zâhirdir.",
          "caption": "‘Azl-i Şeyhulislâm Hamîdî-zâde Efendi ve nasb-ı es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_124.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Şeyhulislâm Hamîdî-zâde Efendi ve nasb-ı es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi",
          "text": "Yektâ-süvâr-ı halbetü'l-fazl ve'l-kemâl olan Hamîdî-zâde Efendi vaz'-1 esâs-1 kadîmîsine vehn ü indirâs-ı ‘ârız olan tarîkin tashîhine saʻy-ı belîğ ve süfehâ-yı tarîki ihâfe vü ıslâh ve hâlîle mukayyed olanların merâm u maksûdların incâh husûslarında\nhimmetini bî-dirîğ edüp, ancak mizâc-ı zemâna fâsid ve şiddet-i siyâset ebnâ-yı zemânı neşr-i ürcûfeye kāsıd eyledikden gayri, zecr ü ta‘nîfde riʻâyet-i hadd-i iktisâd etmeyüp, ihtiyâr-ı semt-i tefrît ve Sadr-ı cedîd ile dahi miyânelerinde bürûdet tehayyül olunup, Meşîhat'dan infisâli müşârun ileyhi tenşît eder mülâhazasıyla ‘azl olunup, İncir Köyü'nde ikāmet ile meʼmûr ve mesned-i Fetvâ ile Re’îsü'l-‘ulemâ ve Nakībü'l-eşrâf olan es-Seyyid Yahyâ Tevfik Efendi mesrûr oldu. Nekābet-i eşrâf bu mülâbese ile münhall olup, sâbıkā Edirne Kadısı olan Fâyiz Efendi şerîfü'n-nesl ve ‘arîku'l-asl olduğuna binâ'en, mansıb-ı mezkûr ile nâyil-i dest-mâye-i hubûr oldu. Baʻzı erbâb-ı ‘ukūl der ki: \"Hamîdî-zâde Efendi'nin mesleği hûb ve tavrı mergūb ve fi'l-asl dâmeni pâk ve muʻtemed ü emîn ve ‘ilmiyle ‘âmil bir zât-ı hakīkat-bîn olup, islâh-ı tarîke yoluyla mübâșeret ve cezr ü ‘unf emrinde i‘tidâle riʻâyet ve teʼennî vü tedrîc ile umûruna mübâderet etse idi, vaktinde ‘ilm ü kemâl-i [79a] revâc-dâşte-i iştihâr ve hadd-şinâsân-ı rûzgâr edebini takınup, tehzîb-i ahlâk ve tathîr-i aʻrâk fezâyilini nükāve-i efkâr ederler idi.\" Tetâvül-i ezmâne ile fesâd bulmuş tarîki müddet-i kalîlede hey'et-i asliyyesine i‘âde ve menâsıb-ı ‘ilmiyyeye erbâbını vaz‘ u nihâd ederim, zuʻmuyla bilâ-te'ennî muktehim-i gamerât-ı hümûm u meșâk ve muzga-i efvâh-ı erbâb-ı nifâk olup, saʻyi hebâ-yı menşûr ve bi'z-zarûre hıdmeti gayr-i meşkûr oldu. Hükemâdan menküldür ki, müdebbir-i mizâc-ı maslahat olanlar mücerreb ü bî-garaz oldukları hâlde imtidâd-ı vakt ile istiklâlleri şartdır. Zîrâ ‘avârız-ı mefâsid-i mülkiyye mürûr-ı duhûr ile enfüs-i nâsda rîşte-gîr-i istikrar olup, izâlesi defaten gayr-i mümkin ve 'ala-külli-hâl tedrîc ü te'enniye muhtacdır. Umûrunda ‘acele edenler ekser-i ahyânda hâsir u hayib ve belki sâyesinde mazalle-nişîn-i istirahat olduğu Devlet'e mûceb-i mehâlik ü muʻâteb olacağı zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ba‘zı erbâb-ı vukūf der ki Şerîf Hasan Paşa Selanik'de ikāmete me’mûr iken Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi Kadı bulunup, müşârun ileyh tarh-ı külfet-i ülfet ve ‘akd u râbıta-i ünsiyyet edüp, Cezayirli Hasan Paşa vefât eyledikde Efendi-yi mümâ ileyh ba‘zı mehâfil-i hatîrde Şerîf Hasan Paşa'yı medh ü senâ ile ta'rîf ve müşârun ileyh leyyinü'l-cânib ve taşrada terbiye olunmuş bir vezir olmağla savlet-i kahramânîsindan hass u ‘âmm sâlim olur ihtimâli hâtıra âyib olup, Sadâret-i ‘uzmâ'ya liyâkatı ve Serdar-ı ‘asker mansûr olmağla, vücûd-ı kudreti takrîr olunarak nezd-i ferd-i Mülûkâne'de tavsîf Cezayirli'ye tahlîf olunmuşidi. Müşârun ileyhin sadâreti hengâmında vukū‘ bulan mecâlis-i şûrâda Devlet-i ‘aliyye'ye irâde-i hayr ile zebân-âver-i beyân olduğu tedbîr [79b] muvâfık takdîr olmayup, müstenidinin dahi ‘adem-i muvaffakiyet ile necm-i ikbâli giriftâr-ı ‘ukde-i vebâl ve bed-reftârı dûçâr-ı mahâk-ı zevâl olup, nuhûset ü idbârı bi-hasebü'l-iktirân Efendi-yi mûmâ ileyhe sirâyet ve kevkeb ü sa‘âdeti ric'at edüp, sâdır olan hatt-ı şerîf mûcebince işbu Cumâdelâhıre'nin yigirmi üçüncü günü maskat-ı re’si olan Konya'ya nefy ü tagrîb ile ta‘zîr ü te'dîb olundu. Bu sebeble Ordu Kadılığı münhall olup, Âsitâne-i sa‘âdet'den biri tahsîs olunduğu hâlde külfet-i mutâlebât derkâr ve Ziştovi mükâlemesinde Murahhas-ı Sânî olan ‘İsmet Bey efendi ihtiyâr-kerde-i uli'l-ebsâr olmağla mîr-i mûmâ ileyhe Ordu Kadılığı ihâle vü tevfîz ve me’mûriyyet-i uhrâsı takrîbi ile idâre-i umûr-ı şer'iyyeye nâ'ibi ta‘vîz olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nefy-i Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_125.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nefy-i Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Ba‘zı erbâb-ı vukūf der ki Şerîf Hasan Paşa Selanik'de ikāmete me’mûr iken Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi Kadı bulunup, müşârun ileyh tarh-ı külfet-i ülfet ve ‘akd u râbıta-i ünsiyyet edüp, Cezayirli Hasan Paşa vefât eyledikde Efendi-yi mümâ ileyh ba‘zı mehâfil-i hatîrde Şerîf Hasan Paşa'yı medh ü senâ ile ta'rîf ve müşârun ileyh leyyinü'l-cânib ve taşrada terbiye olunmuş bir vezir olmağla savlet-i kahramânîsindan hass u ‘âmm sâlim olur ihtimâli hâtıra âyib olup, Sadâret-i ‘uzmâ'ya liyâkatı ve Serdar-ı ‘asker mansûr olmağla, vücûd-ı kudreti takrîr olunarak nezd-i ferd-i Mülûkâne'de tavsîf Cezayirli'ye tahlîf olunmuşidi. Müşârun ileyhin sadâreti hengâmında vukū‘ bulan mecâlis-i şûrâda Devlet-i ‘aliyye'ye irâde-i hayr ile zebân-âver-i beyân olduğu tedbîr [79b] muvâfık takdîr olmayup, müstenidinin dahi ‘adem-i muvaffakiyet ile necm-i ikbâli giriftâr-ı ‘ukde-i vebâl ve bed-reftârı dûçâr-ı mahâk-ı zevâl olup, nuhûset ü idbârı bi-hasebü'l-iktirân Efendi-yi mûmâ ileyhe sirâyet ve kevkeb ü sa‘âdeti ric'at edüp, sâdır olan hatt-ı şerîf mûcebince işbu Cumâdelâhıre'nin yigirmi üçüncü günü maskat-ı re’si olan Konya'ya nefy ü tagrîb ile ta‘zîr ü te'dîb olundu. Bu sebeble Ordu Kadılığı münhall olup, Âsitâne-i sa‘âdet'den biri tahsîs olunduğu hâlde külfet-i mutâlebât derkâr ve Ziştovi mükâlemesinde Murahhas-ı Sânî olan ‘İsmet Bey efendi ihtiyâr-kerde-i uli'l-ebsâr olmağla mîr-i mûmâ ileyhe Ordu Kadılığı ihâle vü tevfîz ve me’mûriyyet-i uhrâsı takrîbi ile idâre-i umûr-ı şer'iyyeye nâ'ibi ta‘vîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Semmûrkāş Mustafa Ağa idare-i umûrda müşevviş olduğu sâmia-i Sadrıa‘zamî'ye ilkā ve bu kazıyyeye, [mısra]:\n‘İclen ceseden lehû huvârun. masdûku olan Baş-Kethudâ Tosun Ağâ vâkıf u dânâ ve cânişîn olmak kasdıyla tedârük-i vesâyit ü şüfeʻâ ve Semmûrkāş'ın tarafgîrleri, [mısra]: Mâ-ra çe ez-în kâr ki gâv âmed ve har reft. mekāliyle irâ'et-i sûret-i istiğnâ etmeleriyle âhar-ı kâr şehr-i mezkûrun yigirmi dördüncü günü Semmûrkāş ʻazl ile dil-hırâş ve Tosun Ağâ mansıb-ı mezkûr ile vüs'at-yâb-ı meʻâş oldu.",
          "caption": "Tebdîl-i Ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_126.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i Ser-cebeciyân",
          "text": "Semmûrkāş Mustafa Ağa idare-i umûrda müşevviş olduğu sâmia-i Sadrıa‘zamî'ye ilkā ve bu kazıyyeye, [mısra]:\n‘İclen ceseden lehû huvârun. masdûku olan Baş-Kethudâ Tosun Ağâ vâkıf u dânâ ve cânişîn olmak kasdıyla tedârük-i vesâyit ü şüfeʻâ ve Semmûrkāş'ın tarafgîrleri, [mısra]: Mâ-ra çe ez-în kâr ki gâv âmed ve har reft. mekāliyle irâ'et-i sûret-i istiğnâ etmeleriyle âhar-ı kâr şehr-i mezkûrun yigirmi dördüncü günü Semmûrkāş ʻazl ile dil-hırâş ve Tosun Ağâ mansıb-ı mezkûr ile vüs'at-yâb-ı meʻâş oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yûsuf Paşa'nın Kapu Kethudâsı Emîn Ağâ birkaç gün mukaddem Surre Emâneti hilʻatini telebbüs ve esbâb-ı defʻ ü tahvîlini tecessüs eder iken, müşârun ileyhe Sadâret-i ʻuzmâ teveccüh ve bu sebeb ile Kapu Kethudâsı mûmâ ileyh vâreste-i ʻâriza-i teveccuʻ u te'evvüh olup, Emânet-i mezkûre Genc Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Bey'e tevcîh ü ihâle ve husûlü müteʻassir olan mekāsıdının [80a] baʻzısına inâle olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Emânet-i Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_127.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Emânet-i Surre-i hümâyûn",
          "text": "Yûsuf Paşa'nın Kapu Kethudâsı Emîn Ağâ birkaç gün mukaddem Surre Emâneti hilʻatini telebbüs ve esbâb-ı defʻ ü tahvîlini tecessüs eder iken, müşârun ileyhe Sadâret-i ʻuzmâ teveccüh ve bu sebeb ile Kapu Kethudâsı mûmâ ileyh vâreste-i ʻâriza-i teveccuʻ u te'evvüh olup, Emânet-i mezkûre Genc Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Bey'e tevcîh ü ihâle ve husûlü müteʻassir olan mekāsıdının [80a] baʻzısına inâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ʻillet-i dakk-ı şeyhûhet ile ser-nihâde vü sâde-i bîmârî ve işbu şehr-i Recebü'l-ferd'in yigirmi ikinci günü vâsıl-ı rahmet-i Bârî olup, Küçük Karaman kurbunda binâ eylediği medresede defîn-i hâk-ı siyâh ve meşgale-i ʻâlem-i kevn ü fesâddan dest-i ameli ü ʻilmi kûtâh oldu.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhulislâm Tevfik Efendi ve nasb-ı Mekkî Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_128.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhulislâm Tevfik Efendi ve nasb-ı Mekkî Mehmed Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh ʻillet-i dakk-ı şeyhûhet ile ser-nihâde vü sâde-i bîmârî ve işbu şehr-i Recebü'l-ferd'in yigirmi ikinci günü vâsıl-ı rahmet-i Bârî olup, Küçük Karaman kurbunda binâ eylediği medresede defîn-i hâk-ı siyâh ve meşgale-i ʻâlem-i kevn ü fesâddan dest-i ameli ü ʻilmi kûtâh oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Süleymâniye müderrisi iken fevt olan Eyyûb Efendi'nin sulbünden bin yüz yigirmi sekiz senesi ve ‘alâ-rivâyetin on dokuzuncu senesi kadem-nihâde-i 'âlem-i şühûd olup, bâliğ-i hadd-i fark u temyîz oldukda iktisâb-ı kemâlâta meşgül ve fart-ı [z]ekâ ve hiddet-i fehm ile mezâyâ-yı mukaddemât-ı ‘ulûma mevsûl olmağla, Başmakçı-zâde es-Seyyid ‘Ali Efendi'ye mülâzım ve kırk dokuz târîhinde vâki' es-Seyyid Mustafâ Efendi'nin imtihanında bakıyye-i imtihân i‘tibâriyle fırka-i müderrisîne müşârik ü müsâhim olup, ba'zan hıdemât u niyâbetlerde istihdâm ve seksan târîhinde Selanik Mevleviyyeti ile şâd-gâm kılınup, seksan altıda Şâm-ı şerîf'e hâkim ve doksan ikide Mekke-i mükerreme kazâsıyla tezkiye-i nefse müdâvim ve doksan dokuzda Rütbe-i İstanbul ile münşerihü'l-kalb ve iki yüz târîhinde Anadolu Pâyesi'yle hâtırı celb ve iki yüz birde Sadâret-i Rumeli ile mükerrem ve müddet-i ‘örfiyyesine kırk elli gün zamm olunmuşidi. İki yüz üç senesinde mükerreren nâyil-i Sadâret ve Nakībü'l-eşrâf Dervîş Efendi vefâtında Nekābet-i Sâdât ile kesb-i şeref ü rağbet edüp, iki yüz beş senesi Receb'in beşinci günü Müftî'l-enâm ve hallâl-i müşkilât-ı hâss u ‘âmm ve on yedi gün murûrunda sâkī-yi dehr elinden mütecerri‘-i ke's-i hammâm oldu. Müşârun ileyh gayret-i akrân-ı beliyyesiyle sekt-i hâtır u mûca‘ ve bu mülâbese ile makām-ı Fetvâ'ya [80b] gāyetü'l-gāye harîs ü mûla‘ olup, velev bir gün olsun \"Şeyhulislâm olmadan hâcet-revâ-yı halk-ı ‘âlem” benim cânım olmasun\" terâneleriyle dem-sâz u dest-güşâ-yı ricâ vü niyâz ve bi-hükm-i \"İnne'l-belâe müekkelün bi'l-mantıki\" mefhûmu üzere müddet-i kalîlede tâyir ruhu Sidretü'l-müntehâ'ya pervâz eyledi. Müşârun ileyh ‘alim ü fâzıl, kâmil ü ‘âkil, șâʻir-i şîrîn-güftâr, münşî-yi hoş-sebk ü reftâr, mâyil-i latîfe vü mizâh ve muhibb-i ehl-i vecd ü salâh ve mürebbî-yi müsta‘iddîn ü kavâbil, mahsûd-ı ekâbir ü efâzıl olup, sinîn-i\n“ömrü mütekārib-i mefhûm-ı beyt-i \"İnne's-semânîn\" elsine-i nâsda \"İnne'zemâne bi-mislihî le-zanîn\" mersiyesiyle yâd u tezkâr olunmağa lâyık u kemîn bir zât-ı hakīkat-bîn idi. Beyn-i erbâbü'l-kemâl mütedâvil dîvânı ve elsine-i selâsede tahsîne şâyeste-âsâr-tabʻ-ı belâgat ‘unvânı olup, bu Fakīr'e tanzîr kasdıyla inşâd eylediği işʻârındandır. \n\n Beyt: \n\n Vermiş Şehâ çû devlet-i hüsnü sana Hudâ, \n Etmiş serende zülfünü zıll-ı hümâ Hudâ, \n Çûn hüsn ü ‘aşkı eyledi maʻdûmu'l-infikâk, \n Mümkin mi yârı eyleye benden cüdâ Hudâ, \n Etse ne denlü sûde-i hâkister-i gumûm, \n Mirât-ı tab'a vermededir incilâ Hudâ \n Her demde bâd-ı şurta-i tevfik olur vezân \n Felek tevekküle olıcak nâ-hudâ Hudâ \n Mümkin değil nazîresinin nazm u nesrine \n Vassâf devlet etdi seni Vâsıfâ Hudâ \n\n Miʻrâciyesindendir; \n\n Yazık yazık bu telef-kerde ‘ömrüme kim, \n Revâc-gâh-ı fenâda ne kesb ü kâr etdi, \n Gehî 'alâyik-ı ‘aşk mecâza dil-beste, \n Gehî tehassür-i va'd ü vefâ-yı yâr etdi, \n Gehî sitâyiş keyf-i müdâm-ı bâde edüp, \n Gehî şikâyet derd-ser-i humâr etdi, \n Tırâz-ı hil'at mi'rac ile edüp teşrîf, \n Rehîn-i sad-şeref-i ‘izz ü iʻtibâr etdi,\nO şey ki, davet-i miʻrâc-i kurb-ı hazret edüp,\nGehî Burak'a gehî Refref'e süvâr etdi.\nHudavendigâr-ı esbak dâme fî rahmeti'l-Hakk [81a] hazretlerinin cülûsları târîhidir:\n\nDedi Tevfik bekā-hâhî ona târîh-i tâm,\nDevlet ü mecd ile Sultân Mustafa kıldı cülûs.\nSâhib-kırân-ı zemân dâme fî-hifzi'l-Müsteʻân hazretlerinin velâdet-i pür-meymenetleri târîhidir:\n\nBendesi Tevfik târîhin duʻâ edüp dedi,\nGeldi kevne devlet ile pîr ola Sultân Selîm.\nŞâh Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerinin velâdet târîhidir:\n\nDedi Tevfikâ beşâret birle târîh-i temâm,\nŞâh Sultân tâliʻ oldu müjde nesl-i Şâh'dan.\nBî-nukat-ı gazeliyyâttındandır:\n\nDer ki, darü'l-hümûm-ı dil o dem maʻmûr olur,\nGer esâs-ı 'ahd-ı dildârın olur muhkem sana,\nLûh-ı dil-âlûde-i gerd-i hümûm-ı dehr olur,\nVa'd-ı mührünle kim olsa sevdiğim mükerrem sana,\nVe lehû kemter-i nigâh-ı rahm edüp, ol mest-i ser-girân,\nMa'mûr etdi hâne-i kıblem harâb iken,\nTevfik esîr-i zülfü olup başla nâleye,\nDurma duʻâ-yı nîm-şebî müstecâb iken.\nNa't-ı şerîf\n\nSiyâkında olan rubâʻiyyatındandır,\nEy gevher şefkatle olan kenz-i lübâb,\nV'ey dereke-i cûd u keremi melce' ü matlab,\nOl nakd-i şefaʻât kâvle kübrâ ile mevsûf,\nÂsâr-ı kubâyirdir ana masrif-i enseb.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_129.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Süleymâniye müderrisi iken fevt olan Eyyûb Efendi'nin sulbünden bin yüz yigirmi sekiz senesi ve ‘alâ-rivâyetin on dokuzuncu senesi kadem-nihâde-i 'âlem-i şühûd olup, bâliğ-i hadd-i fark u temyîz oldukda iktisâb-ı kemâlâta meşgül ve fart-ı [z]ekâ ve hiddet-i fehm ile mezâyâ-yı mukaddemât-ı ‘ulûma mevsûl olmağla, Başmakçı-zâde es-Seyyid ‘Ali Efendi'ye mülâzım ve kırk dokuz târîhinde vâki' es-Seyyid Mustafâ Efendi'nin imtihanında bakıyye-i imtihân i‘tibâriyle fırka-i müderrisîne müşârik ü müsâhim olup, ba'zan hıdemât u niyâbetlerde istihdâm ve seksan târîhinde Selanik Mevleviyyeti ile şâd-gâm kılınup, seksan altıda Şâm-ı şerîf'e hâkim ve doksan ikide Mekke-i mükerreme kazâsıyla tezkiye-i nefse müdâvim ve doksan dokuzda Rütbe-i İstanbul ile münşerihü'l-kalb ve iki yüz târîhinde Anadolu Pâyesi'yle hâtırı celb ve iki yüz birde Sadâret-i Rumeli ile mükerrem ve müddet-i ‘örfiyyesine kırk elli gün zamm olunmuşidi. İki yüz üç senesinde mükerreren nâyil-i Sadâret ve Nakībü'l-eşrâf Dervîş Efendi vefâtında Nekābet-i Sâdât ile kesb-i şeref ü rağbet edüp, iki yüz beş senesi Receb'in beşinci günü Müftî'l-enâm ve hallâl-i müşkilât-ı hâss u ‘âmm ve on yedi gün murûrunda sâkī-yi dehr elinden mütecerri‘-i ke's-i hammâm oldu. Müşârun ileyh gayret-i akrân-ı beliyyesiyle sekt-i hâtır u mûca‘ ve bu mülâbese ile makām-ı Fetvâ'ya [80b] gāyetü'l-gāye harîs ü mûla‘ olup, velev bir gün olsun \"Şeyhulislâm olmadan hâcet-revâ-yı halk-ı ‘âlem” benim cânım olmasun\" terâneleriyle dem-sâz u dest-güşâ-yı ricâ vü niyâz ve bi-hükm-i \"İnne'l-belâe müekkelün bi'l-mantıki\" mefhûmu üzere müddet-i kalîlede tâyir ruhu Sidretü'l-müntehâ'ya pervâz eyledi. Müşârun ileyh ‘alim ü fâzıl, kâmil ü ‘âkil, șâʻir-i şîrîn-güftâr, münşî-yi hoş-sebk ü reftâr, mâyil-i latîfe vü mizâh ve muhibb-i ehl-i vecd ü salâh ve mürebbî-yi müsta‘iddîn ü kavâbil, mahsûd-ı ekâbir ü efâzıl olup, sinîn-i\n“ömrü mütekārib-i mefhûm-ı beyt-i \"İnne's-semânîn\" elsine-i nâsda \"İnne'zemâne bi-mislihî le-zanîn\" mersiyesiyle yâd u tezkâr olunmağa lâyık u kemîn bir zât-ı hakīkat-bîn idi. Beyn-i erbâbü'l-kemâl mütedâvil dîvânı ve elsine-i selâsede tahsîne şâyeste-âsâr-tabʻ-ı belâgat ‘unvânı olup, bu Fakīr'e tanzîr kasdıyla inşâd eylediği işʻârındandır. \n\n Beyt: \n\n Vermiş Şehâ çû devlet-i hüsnü sana Hudâ, \n Etmiş serende zülfünü zıll-ı hümâ Hudâ, \n Çûn hüsn ü ‘aşkı eyledi maʻdûmu'l-infikâk, \n Mümkin mi yârı eyleye benden cüdâ Hudâ, \n Etse ne denlü sûde-i hâkister-i gumûm, \n Mirât-ı tab'a vermededir incilâ Hudâ \n Her demde bâd-ı şurta-i tevfik olur vezân \n Felek tevekküle olıcak nâ-hudâ Hudâ \n Mümkin değil nazîresinin nazm u nesrine \n Vassâf devlet etdi seni Vâsıfâ Hudâ \n\n Miʻrâciyesindendir; \n\n Yazık yazık bu telef-kerde ‘ömrüme kim, \n Revâc-gâh-ı fenâda ne kesb ü kâr etdi, \n Gehî 'alâyik-ı ‘aşk mecâza dil-beste, \n Gehî tehassür-i va'd ü vefâ-yı yâr etdi, \n Gehî sitâyiş keyf-i müdâm-ı bâde edüp, \n Gehî şikâyet derd-ser-i humâr etdi, \n Tırâz-ı hil'at mi'rac ile edüp teşrîf, \n Rehîn-i sad-şeref-i ‘izz ü iʻtibâr etdi,\nO şey ki, davet-i miʻrâc-i kurb-ı hazret edüp,\nGehî Burak'a gehî Refref'e süvâr etdi.\nHudavendigâr-ı esbak dâme fî rahmeti'l-Hakk [81a] hazretlerinin cülûsları târîhidir:\n\nDedi Tevfik bekā-hâhî ona târîh-i tâm,\nDevlet ü mecd ile Sultân Mustafa kıldı cülûs.\nSâhib-kırân-ı zemân dâme fî-hifzi'l-Müsteʻân hazretlerinin velâdet-i pür-meymenetleri târîhidir:\n\nBendesi Tevfik târîhin duʻâ edüp dedi,\nGeldi kevne devlet ile pîr ola Sultân Selîm.\nŞâh Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerinin velâdet târîhidir:\n\nDedi Tevfikâ beşâret birle târîh-i temâm,\nŞâh Sultân tâliʻ oldu müjde nesl-i Şâh'dan.\nBî-nukat-ı gazeliyyâttındandır:\n\nDer ki, darü'l-hümûm-ı dil o dem maʻmûr olur,\nGer esâs-ı 'ahd-ı dildârın olur muhkem sana,\nLûh-ı dil-âlûde-i gerd-i hümûm-ı dehr olur,\nVa'd-ı mührünle kim olsa sevdiğim mükerrem sana,\nVe lehû kemter-i nigâh-ı rahm edüp, ol mest-i ser-girân,\nMa'mûr etdi hâne-i kıblem harâb iken,\nTevfik esîr-i zülfü olup başla nâleye,\nDurma duʻâ-yı nîm-şebî müstecâb iken.\nNa't-ı şerîf\n\nSiyâkında olan rubâʻiyyatındandır,\nEy gevher şefkatle olan kenz-i lübâb,\nV'ey dereke-i cûd u keremi melce' ü matlab,\nOl nakd-i şefaʻât kâvle kübrâ ile mevsûf,\nÂsâr-ı kubâyirdir ana masrif-i enseb."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serâyir-i ahvâle vakıf olanların biri der ki: \"Sadrıʻzam'ın makām-ı Fetva'ya me'mûn-ı ilgāyla bir zâtı takrîb ile kesb-i emniyyet matlabı ve istizhâr u istiʻâne ile rü'yet-i umûra tesaddî meslek ü meşrebi olup, dil-hâhı olan zât kim ise anı recâ etmek agleb-i ihtimal olduğuna binâʼen, Taraf-ı hümâyûn'dan Sadr-ı müşârun ileyhe bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn gönderilüp, mefhûm-ı hikmet lüzûmunda Şeyhulislâm-ı vakt olan Tevfik Efendi fevt olup, maʻzûllerin hâli maʻlûm kudât-ı ‘asâkirde makām-ı merkūma lâyık zevâtın vucûdu meczûm ise dahi, bu hılâlde nasb olunmak münasib görülmeyüp, [81b] Şeyhülislâm-ı esbak Mekkî Mehmed Efendi dervîş-nihâd ve hulûs-ı muʻtâd ve umûrundan gayri şeye müdahale etmediği mücerreb olduğundan makām-1 Fetva'ya isʻâd olundu, ma‘nâları derc olunup, bâb-ı recâ sedd ve bidâyet-i Sadâret'de âharı kaleme almaması içün mukaddemce irâ’et-i sûret men‘ ü redd olundu. Kıtʻa li-râkımihî:\n\nPesend olsun kemâl-i ‘aklına Sultân Selîm Hân'ın,\nZuhûrundan mukaddem fark eder ahvâl-i dünyâyı,\nMuvaffak eylemiş tedbîr-i mülküne zâtını Mevlâ,\nMûrâd etse eder teshîr-i re'yi kişver-i râyı.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_130.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Serâyir-i ahvâle vakıf olanların biri der ki: \"Sadrıʻzam'ın makām-ı Fetva'ya me'mûn-ı ilgāyla bir zâtı takrîb ile kesb-i emniyyet matlabı ve istizhâr u istiʻâne ile rü'yet-i umûra tesaddî meslek ü meşrebi olup, dil-hâhı olan zât kim ise anı recâ etmek agleb-i ihtimal olduğuna binâʼen, Taraf-ı hümâyûn'dan Sadr-ı müşârun ileyhe bir kıtʻa hatt-ı hümâyûn gönderilüp, mefhûm-ı hikmet lüzûmunda Şeyhulislâm-ı vakt olan Tevfik Efendi fevt olup, maʻzûllerin hâli maʻlûm kudât-ı ‘asâkirde makām-ı merkūma lâyık zevâtın vucûdu meczûm ise dahi, bu hılâlde nasb olunmak münasib görülmeyüp, [81b] Şeyhülislâm-ı esbak Mekkî Mehmed Efendi dervîş-nihâd ve hulûs-ı muʻtâd ve umûrundan gayri şeye müdahale etmediği mücerreb olduğundan makām-1 Fetva'ya isʻâd olundu, ma‘nâları derc olunup, bâb-ı recâ sedd ve bidâyet-i Sadâret'de âharı kaleme almaması içün mukaddemce irâ’et-i sûret men‘ ü redd olundu. Kıtʻa li-râkımihî:\n\nPesend olsun kemâl-i ‘aklına Sultân Selîm Hân'ın,\nZuhûrundan mukaddem fark eder ahvâl-i dünyâyı,\nMuvaffak eylemiş tedbîr-i mülküne zâtını Mevlâ,\nMûrâd etse eder teshîr-i re'yi kişver-i râyı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevkib-i Sultânî ve hümâyûn'dan Ordu-yi Cihân-bânî'de istihdâm olunmak 'unvânıyla Asitâne-i saʻâdet'den baʻzı kimesnelerin irsâl olunması bâ-defter matlûb olup, baʻzı nâ-halef bu bî-çâreyi nasl-ı felâkete hedef eyleyerek, ‘Amr u Zeyd ile deftere kayd ve icrâ-yı mekr ü keyd etmişidi. Za‘f-ı hâl ve fikdân-ı îrâd u mâl hasebiyle mürüvvet-mendân-ı zemâneden baʻzı hayr-hâh sedd-i râh olmak dâʻîyesiyle\nbûbî-yi berg ü sâmâne menca' vü penâh olup, Bâb-ı âlî'den bir iki defa 'afvı mutazammın takrîr tahrîr etdirdikde, sûd-mend ü müfîd olmayup, bilâhare ye's-i küllî bedîd ve tarîf ü telîd ve siyâh ü sefîd revnak-ı bâzâr-kille rubâyân-ı esvâk kılındığından gayri, düyûn-ı vâfire ve inkılâb-ı mütekâsire ile Ordu-yi hümâyûn'a ‘azîmet ve bâ-hatt-ı hümâyûn 'uhde-i ‘Acizâneme ihâle buyurulan Vekāyi‘nüvîslik hıdmetiyle imrâr-ı vakt eyler iken, Anadolu Muhasebecisi bulunan Berber-başı Ali Efendi Âsitâne-i saʻâdet'e me'zûn ve bu cihetle mansıbı inhilâle makrûn olmağla, iki sene kadar Rikâb-ı hümâyûn'da Anadolu Muhasebecisi bulunduğumdan zikr olunan mansıb bu Fakīr'e müvecceh ü münasib görüldü.",
          "caption": "Me'mûrriyyet-i bazʻı kesân be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_131.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûrriyyet-i bazʻı kesân be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Mevkib-i Sultânî ve hümâyûn'dan Ordu-yi Cihân-bânî'de istihdâm olunmak 'unvânıyla Asitâne-i saʻâdet'den baʻzı kimesnelerin irsâl olunması bâ-defter matlûb olup, baʻzı nâ-halef bu bî-çâreyi nasl-ı felâkete hedef eyleyerek, ‘Amr u Zeyd ile deftere kayd ve icrâ-yı mekr ü keyd etmişidi. Za‘f-ı hâl ve fikdân-ı îrâd u mâl hasebiyle mürüvvet-mendân-ı zemâneden baʻzı hayr-hâh sedd-i râh olmak dâʻîyesiyle\nbûbî-yi berg ü sâmâne menca' vü penâh olup, Bâb-ı âlî'den bir iki defa 'afvı mutazammın takrîr tahrîr etdirdikde, sûd-mend ü müfîd olmayup, bilâhare ye's-i küllî bedîd ve tarîf ü telîd ve siyâh ü sefîd revnak-ı bâzâr-kille rubâyân-ı esvâk kılındığından gayri, düyûn-ı vâfire ve inkılâb-ı mütekâsire ile Ordu-yi hümâyûn'a ‘azîmet ve bâ-hatt-ı hümâyûn 'uhde-i ‘Acizâneme ihâle buyurulan Vekāyi‘nüvîslik hıdmetiyle imrâr-ı vakt eyler iken, Anadolu Muhasebecisi bulunan Berber-başı Ali Efendi Âsitâne-i saʻâdet'e me'zûn ve bu cihetle mansıbı inhilâle makrûn olmağla, iki sene kadar Rikâb-ı hümâyûn'da Anadolu Muhasebecisi bulunduğumdan zikr olunan mansıb bu Fakīr'e müvecceh ü münasib görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʻzam Kethudâsı olan el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi'nin [82a] kavl ü fiʻli muvâfık-ı mizâc-ı Sadrıaʻzamî olmayup, ‘azlini ızmâr ve ‘alâ-tarîkı'l-kinâye mûmâ ileyh dahi kazıyyeyi iş‘âr etmişidi. Bu hılâlde Rikâb-ı hümâyûn'da Kethudâ bulunan Reşîd Mustafâ Efendi'yi bi'l-fi‘l Kethudâ nasb etmek dâ‘iyesiyle ‘atebe-i gerdûn-misâle ref-i kibâle edüp, ‘arzına müsâʻade ve Reşîd Efendi'ye meʼmûriyyeti ifade olundukda fi'l-hâl tesviye-i levâzım-ı tarîk ile Asitâne'den kat‘-1 ‘alâka ve Anadolu Vekîli olan Küçük ‘Ali Efendi hidmet-i mezkûreye ‘arz-ı liyâkat edüp, vesâyit-i erbâb-ı ‘izz ü ‘alâ ile ol câh-1 celîle irtikā eyledi.",
          "caption": "‘Azl-i Kethudâ-yı Rikâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_132.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Kethudâ-yı Rikâb",
          "text": "Sadrıaʻzam Kethudâsı olan el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi'nin [82a] kavl ü fiʻli muvâfık-ı mizâc-ı Sadrıaʻzamî olmayup, ‘azlini ızmâr ve ‘alâ-tarîkı'l-kinâye mûmâ ileyh dahi kazıyyeyi iş‘âr etmişidi. Bu hılâlde Rikâb-ı hümâyûn'da Kethudâ bulunan Reşîd Mustafâ Efendi'yi bi'l-fi‘l Kethudâ nasb etmek dâ‘iyesiyle ‘atebe-i gerdûn-misâle ref-i kibâle edüp, ‘arzına müsâʻade ve Reşîd Efendi'ye meʼmûriyyeti ifade olundukda fi'l-hâl tesviye-i levâzım-ı tarîk ile Asitâne'den kat‘-1 ‘alâka ve Anadolu Vekîli olan Küçük ‘Ali Efendi hidmet-i mezkûreye ‘arz-ı liyâkat edüp, vesâyit-i erbâb-ı ‘izz ü ‘alâ ile ol câh-1 celîle irtikā eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ber-muktezâ-yı dâne vü âb nîşhû-zede-i sitem ü 'igtirâb olan ‘ulemâ-yı a'lâmdan Şeyhulislâm-ı esbak Kâmil Mehmed Efendi Dürrî-zâde es-Seyyid Mehmed ‘Arif Efendi ve Müftî-zâde Ahmed Efendi ve Sadr-ı Rum-ı esbak Mustafâ ‘Âşir Efendi haklarında bahr-i zehhâr-i şefekat-i Mülûkâne-i mevc-engîz ve âftâb-ı cihân-tâb-ı merhamet-i Şâhâne aşi‘a-rîz olup, şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı şerîf mûcebince kayd-ı gurbet u kürbetden azâde ve evlâd u ‘iyâlleri rü’yeti ile gonçe-i ibtihâc ü inbisâtları küşâde olup, cümlesi ez-ser-i nev iskât-ı vacib yaʻnî duʻâ-yı bekā-yı ‘ömr ü şevket-i Tâc-dârî'ye müvâzıb oldular.",
          "caption": "‘Avf u ıtlâk-ı ‘ulemâ ez-menfâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_133.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avf u ıtlâk-ı ‘ulemâ ez-menfâ",
          "text": "Ber-muktezâ-yı dâne vü âb nîşhû-zede-i sitem ü 'igtirâb olan ‘ulemâ-yı a'lâmdan Şeyhulislâm-ı esbak Kâmil Mehmed Efendi Dürrî-zâde es-Seyyid Mehmed ‘Arif Efendi ve Müftî-zâde Ahmed Efendi ve Sadr-ı Rum-ı esbak Mustafâ ‘Âşir Efendi haklarında bahr-i zehhâr-i şefekat-i Mülûkâne-i mevc-engîz ve âftâb-ı cihân-tâb-ı merhamet-i Şâhâne aşi‘a-rîz olup, şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı şerîf mûcebince kayd-ı gurbet u kürbetden azâde ve evlâd u ‘iyâlleri rü’yeti ile gonçe-i ibtihâc ü inbisâtları küşâde olup, cümlesi ez-ser-i nev iskât-ı vacib yaʻnî duʻâ-yı bekā-yı ‘ömr ü şevket-i Tâc-dârî'ye müvâzıb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin muktezâ-yı kāmeti olan şûriş ü gavgāya temâyülü ve eʻâzım-ı nâs ile ülfet ü muvânesetde tekâsülü ve erbâb-ı maslahatın rü'yet-i umûrlarında olan nihânî teʻâmülü sükut-ı iʻtibârına sebeb-i müstakill ve bu esbâb ile münʻazil olup, Büyük Tezkireci Vekîli olan Râsih Mustafâ Efendi mûmâ ileyhe câ-nişîn ü vekâlet-i merkūme ile Küçük Tezkireci bulunan ‘Arif Efendi kâm-bîn ve Küçük Tezkirecilik ile Tosun [82b] Efendi tarâvet-dih-i hâtır-ı gam-gîn oldu. Segbân-başı olan Ebû'ş-Şevârib Mustafa Ağa'nın men‘-i sükkârı ve zabt-ı eşkıyâda rehâvet üzere olduğu ve kezâlik Bostâncı-başı Bekir Ağa'nın zulm ü gadre dâyir harekâtı tecâsür eylediği maʻlûm-ı Şehriyâr-ı ‘adâlet-menâkıb oldukda, Segbân-başı ‘azl ile te’dîb ve Bostâncı-başı Kıbrıs'a nefy ü tagrîb olunup, Hasekî Ağa mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olundu.\n\nDonanma-yi hümâyûn'un Bahr-i siyâh'a ihrâcı zemânı hulûl edüp, vakt-i muhtârda icrâ-yı merâsim-i mu‘tâde olunup, Kapudan Paşa müstaʻînen bi'l-Meliki'l-Aʻlâ mikzâf-cünbân-ı ‘azîmet ve icrâ-yı meʼmûriyyete şitâb u sürʻat eyledi. Halîc-i Bahr-ı Siyah muhafazasına bir vezîrin taʻyîn olunması Âsitâne ve orduda münʻakid olan meclis-i şûrâda tasvîb ve Mora Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa bu hıdmete takrîb olunup, müşârun ileyh berren vasıl-ı Âsitâne-i saʻâdet'e ve Beykoz sahrâsında hayme-nişîn-i ikāmet oldu.",
          "caption": "‘Azl -i Kethudâ-yı rikâb ve vukūʻât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_134.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl -i Kethudâ-yı rikâb ve vukūʻât-ı sâyire",
          "text": "Mûmâ ileyhin muktezâ-yı kāmeti olan şûriş ü gavgāya temâyülü ve eʻâzım-ı nâs ile ülfet ü muvânesetde tekâsülü ve erbâb-ı maslahatın rü'yet-i umûrlarında olan nihânî teʻâmülü sükut-ı iʻtibârına sebeb-i müstakill ve bu esbâb ile münʻazil olup, Büyük Tezkireci Vekîli olan Râsih Mustafâ Efendi mûmâ ileyhe câ-nişîn ü vekâlet-i merkūme ile Küçük Tezkireci bulunan ‘Arif Efendi kâm-bîn ve Küçük Tezkirecilik ile Tosun [82b] Efendi tarâvet-dih-i hâtır-ı gam-gîn oldu. Segbân-başı olan Ebû'ş-Şevârib Mustafa Ağa'nın men‘-i sükkârı ve zabt-ı eşkıyâda rehâvet üzere olduğu ve kezâlik Bostâncı-başı Bekir Ağa'nın zulm ü gadre dâyir harekâtı tecâsür eylediği maʻlûm-ı Şehriyâr-ı ‘adâlet-menâkıb oldukda, Segbân-başı ‘azl ile te’dîb ve Bostâncı-başı Kıbrıs'a nefy ü tagrîb olunup, Hasekî Ağa mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olundu.\n\nDonanma-yi hümâyûn'un Bahr-i siyâh'a ihrâcı zemânı hulûl edüp, vakt-i muhtârda icrâ-yı merâsim-i mu‘tâde olunup, Kapudan Paşa müstaʻînen bi'l-Meliki'l-Aʻlâ mikzâf-cünbân-ı ‘azîmet ve icrâ-yı meʼmûriyyete şitâb u sürʻat eyledi. Halîc-i Bahr-ı Siyah muhafazasına bir vezîrin taʻyîn olunması Âsitâne ve orduda münʻakid olan meclis-i şûrâda tasvîb ve Mora Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa bu hıdmete takrîb olunup, müşârun ileyh berren vasıl-ı Âsitâne-i saʻâdet'e ve Beykoz sahrâsında hayme-nişîn-i ikāmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü nehr-i Tuna üzerine kā'ide-i Devlet üzere cisr binâ olunmayup, ‘azîmet ü ‘avdetde ‘askerî tâyifesi zahmet-keş top ve mühimmât naklinde me'mûrların hâli müşevveş olur idi. Bu sâl-i hûceste-fâlde inşâ-yı cisre irâde-i hümâyûn te'alluk edüp, Pepekî Hasan Efendi'nin ikdâm u nüfûzu nümâyân ve bu hıdmetin 'uhdesinden geleceği ma'lûm-ı Sahib-kıran-ı zemân olduğundan me'mûriyyeti tasrîh ve Haziran evâyilinde vücûda gelmesi telmîh olunup, lâzım gelan mesârifi ceste ceste taraf-1 mîrîden itâ olunmak üzere nizâm verilüp, kerâste\nihzâriyçün mübâşirler taʻyîn ve taraf taraf eczâ-yı cisrin ihzârına mübâşeret ile icrâ-yı emr-i Şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn kılındı. Aʻdâ-yı dînin Tuna'da vâfir gemileri olup, Devlet-i ‘aliyye'nin sefâyini ekall-i kalîl ve mukāvemete kâfî olmadığı [83a] vâreste-i delil olup, lede'l-hâce istihdâm içün sevâhil-i Tuna'da vaki' Niğbolu ve Ruscuk ve Silistre ve Vidin iskelelerinde kırk elli kadar sefînenin inşa olunması irâde ve mesârifleri mîrîden verilmek üzere sâdır olan evâmir, mübâşirler ile mahâll-i mezkûreye firistâde olundu.",
          "caption": "Zikr-i inşâ-yı cisr ü sefâyin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_135.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i inşâ-yı cisr ü sefâyin",
          "text": "Bir müddetden berü nehr-i Tuna üzerine kā'ide-i Devlet üzere cisr binâ olunmayup, ‘azîmet ü ‘avdetde ‘askerî tâyifesi zahmet-keş top ve mühimmât naklinde me'mûrların hâli müşevveş olur idi. Bu sâl-i hûceste-fâlde inşâ-yı cisre irâde-i hümâyûn te'alluk edüp, Pepekî Hasan Efendi'nin ikdâm u nüfûzu nümâyân ve bu hıdmetin 'uhdesinden geleceği ma'lûm-ı Sahib-kıran-ı zemân olduğundan me'mûriyyeti tasrîh ve Haziran evâyilinde vücûda gelmesi telmîh olunup, lâzım gelan mesârifi ceste ceste taraf-1 mîrîden itâ olunmak üzere nizâm verilüp, kerâste\nihzâriyçün mübâşirler taʻyîn ve taraf taraf eczâ-yı cisrin ihzârına mübâşeret ile icrâ-yı emr-i Şehriyâr-ı bâhirü't-temkîn kılındı. Aʻdâ-yı dînin Tuna'da vâfir gemileri olup, Devlet-i ‘aliyye'nin sefâyini ekall-i kalîl ve mukāvemete kâfî olmadığı [83a] vâreste-i delil olup, lede'l-hâce istihdâm içün sevâhil-i Tuna'da vaki' Niğbolu ve Ruscuk ve Silistre ve Vidin iskelelerinde kırk elli kadar sefînenin inşa olunması irâde ve mesârifleri mîrîden verilmek üzere sâdır olan evâmir, mübâşirler ile mahâll-i mezkûreye firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da Çavuş-başı Vekîli olan Berber-başı Mustafâ Ağa ve Baş-bâkī Kulu Haffâf-zâde Ahmed Ağa ve Teşrîfâtî Mehmed Na‘îm Efendi'nin birer mahalle taʻyîn ü ibʻâdı Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd'ın murâdı olduğuna binâ'en, bi'l-fi'l Çavuş-başılık, mutasarrıf-ı sabıkı olup, Ruscuk taraflarına me'mûr olup olan Genc 'Osmân Ağa'ya ve vekâleti, Tezkire-i Evvel Enverî Efendi'ye, Teşrifâtcılık, Sadrıaʻzam'ın Vidin Serʻaskerliği'nde Kethudâsı olan el-Hâc Mustafâ Efendi'ye yevm-i mezkûrda tevcîh olunup, Berber Mustafâ Ağa Eflak cânibi Ser‘askeri Vezîr Mahmûd Paşa ordusuna mükârî vü araba ve Sârbân-başılık ‘unvânıyla me'mûr ve Sadr-ı esbak müteveffâ Cezayirli Hasan Paşa Hazînedârı Süleymân Ağa müşârun ileyh ordusuna Kassâb-başı nasb olunup, sâbık Teşrîfâtî, Nîş Mübâyaʻacılığı ile kurb-ı Devlet'den mehcûr ve Ser‘asker-i müşârun ileyhin ordusuna nâzır ve Defterdar olmak üzere bundan akdem Ordu-yi hümâyûn'da Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olup, Babadağı cânibinde olan Râyik 'Ali Efendi'ye egerçi irsâl-i menşûr kılınmışidi. Ancak miyânelerinde vukū bulan münâfese hasebiyle imtizâcları emr-i ‘asîr ve bir nevʻ hatar vukūʻu dahi vârid-i zamîr olduğunu efendi-yi mûmâ ileyh tahrîr edüp, mülâhaza-i mezkûre her ne kadar vâhî ise dahi kāle geldiğinden iltimâsına müsâʻade ve işbu Receb-i şerîf'in yigirmi yedinci günü meʼmûriyyet-i merkūme efendi-yi mûmâ ileyhden sarf ve hâlâ [83b] Tevkīʻî olan Doğramacı-zâde ‘Abdullah Efendi'ye ‘atf olunup, Haffâf-oğlu dahi\nmukaddemâ Kaligra taraflarına taʻyîn olunmuş olmağla, bu vesîle ile hakkında emr-i teb'îd zımnen tecdîd ü te'kîd olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Ser-çavuşân ve meʼmûrriyet-i baʻzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_136.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Ser-çavuşân ve meʼmûrriyet-i baʻzı kesân",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da Çavuş-başı Vekîli olan Berber-başı Mustafâ Ağa ve Baş-bâkī Kulu Haffâf-zâde Ahmed Ağa ve Teşrîfâtî Mehmed Na‘îm Efendi'nin birer mahalle taʻyîn ü ibʻâdı Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd'ın murâdı olduğuna binâ'en, bi'l-fi'l Çavuş-başılık, mutasarrıf-ı sabıkı olup, Ruscuk taraflarına me'mûr olup olan Genc 'Osmân Ağa'ya ve vekâleti, Tezkire-i Evvel Enverî Efendi'ye, Teşrifâtcılık, Sadrıaʻzam'ın Vidin Serʻaskerliği'nde Kethudâsı olan el-Hâc Mustafâ Efendi'ye yevm-i mezkûrda tevcîh olunup, Berber Mustafâ Ağa Eflak cânibi Ser‘askeri Vezîr Mahmûd Paşa ordusuna mükârî vü araba ve Sârbân-başılık ‘unvânıyla me'mûr ve Sadr-ı esbak müteveffâ Cezayirli Hasan Paşa Hazînedârı Süleymân Ağa müşârun ileyh ordusuna Kassâb-başı nasb olunup, sâbık Teşrîfâtî, Nîş Mübâyaʻacılığı ile kurb-ı Devlet'den mehcûr ve Ser‘asker-i müşârun ileyhin ordusuna nâzır ve Defterdar olmak üzere bundan akdem Ordu-yi hümâyûn'da Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olup, Babadağı cânibinde olan Râyik 'Ali Efendi'ye egerçi irsâl-i menşûr kılınmışidi. Ancak miyânelerinde vukū bulan münâfese hasebiyle imtizâcları emr-i ‘asîr ve bir nevʻ hatar vukūʻu dahi vârid-i zamîr olduğunu efendi-yi mûmâ ileyh tahrîr edüp, mülâhaza-i mezkûre her ne kadar vâhî ise dahi kāle geldiğinden iltimâsına müsâʻade ve işbu Receb-i şerîf'in yigirmi yedinci günü meʼmûriyyet-i merkūme efendi-yi mûmâ ileyhden sarf ve hâlâ [83b] Tevkīʻî olan Doğramacı-zâde ‘Abdullah Efendi'ye ‘atf olunup, Haffâf-oğlu dahi\nmukaddemâ Kaligra taraflarına taʻyîn olunmuş olmağla, bu vesîle ile hakkında emr-i teb'îd zımnen tecdîd ü te'kîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "\"Küllüküm râʻin ve küllüküm mes’ûlün ‘an-raʻiyyetihî\" fehvâsı üzere mâlik-i zimâm-ı enâm ve hükümrân-ı hâss u ‘âmm olanlara dâyimâ ehl-i fisk u fücûru men' ü tahzîr ve kavlen ve fiʻlen o makūle 'usât-ı ümmeti semt-i salâha tergīb ile tehdîd ü tenzîr lâzıme-i himmet-i erbâb-ı diyânet ve bu bâbda igmâz u tekâsül mûceb-i mu'âheze-i Rabb ve belki bâʻis-i zuhûr-ı gazab olduğunu Sadrıaʻzam tahkīk ü cezm ve mu'asker-i İslâm'da 'ibâdet ü tâʻatin icrâsı ve fısk u habâsetin imhâk u imhâsı bi-fazlillâhi Teâlâ sebeb-i husûl-i feth ü nusret ve bâʻîs-i fevz ü ganîmet olacağın derk ü fehm edüp, fi'l-hâl her fırkanın ru'esâsına fermânlar tahrîr ve bâʻis-i tekevvün-i mekârih-i hevâdis olan ümmü'l-habâyis tenâvülünden erbâb-ı gavâyit men' olunduğundan fazla, Şumnu'da hafi vü celî her kadar mey-kede ve mazânn-ı töhmet olur mahaller var ise sedd ü bend olunup, beyʻ ü tenâvülü ve te‘âtî vü te‘âmülü ancak reʻâyâ ve ehl-i zimmete münhasır olmak ve ricâl-i devlet ve ocağlu ve ketebe ve sâyir ehl-i hirfet dâyirelerinde mevcûd gılmân-ı nev-sâle ve taze-rûyân-ı müşgîn-i külâle ki, istihdâmları bâʻis-i isnâd-ı âsâm ve iftitân-ı ehl-i hevâ vü ‘avâmdır, Ordu-yi hümâyûn tard u tecnîb ve ‘adem-i tenebbüh ile imtisâl-i emr-i ‘âlî etmeyenler tertîb-i cezâ vaʻîd-i şedîdiyle terhîb olundu.",
          "caption": "Zuhûr-ı tenbîh-i şedîd berâ-yı def‘-i fisk u fücûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_137.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı tenbîh-i şedîd berâ-yı def‘-i fisk u fücûr",
          "text": "\"Küllüküm râʻin ve küllüküm mes’ûlün ‘an-raʻiyyetihî\" fehvâsı üzere mâlik-i zimâm-ı enâm ve hükümrân-ı hâss u ‘âmm olanlara dâyimâ ehl-i fisk u fücûru men' ü tahzîr ve kavlen ve fiʻlen o makūle 'usât-ı ümmeti semt-i salâha tergīb ile tehdîd ü tenzîr lâzıme-i himmet-i erbâb-ı diyânet ve bu bâbda igmâz u tekâsül mûceb-i mu'âheze-i Rabb ve belki bâʻis-i zuhûr-ı gazab olduğunu Sadrıaʻzam tahkīk ü cezm ve mu'asker-i İslâm'da 'ibâdet ü tâʻatin icrâsı ve fısk u habâsetin imhâk u imhâsı bi-fazlillâhi Teâlâ sebeb-i husûl-i feth ü nusret ve bâʻîs-i fevz ü ganîmet olacağın derk ü fehm edüp, fi'l-hâl her fırkanın ru'esâsına fermânlar tahrîr ve bâʻis-i tekevvün-i mekârih-i hevâdis olan ümmü'l-habâyis tenâvülünden erbâb-ı gavâyit men' olunduğundan fazla, Şumnu'da hafi vü celî her kadar mey-kede ve mazânn-ı töhmet olur mahaller var ise sedd ü bend olunup, beyʻ ü tenâvülü ve te‘âtî vü te‘âmülü ancak reʻâyâ ve ehl-i zimmete münhasır olmak ve ricâl-i devlet ve ocağlu ve ketebe ve sâyir ehl-i hirfet dâyirelerinde mevcûd gılmân-ı nev-sâle ve taze-rûyân-ı müşgîn-i külâle ki, istihdâmları bâʻis-i isnâd-ı âsâm ve iftitân-ı ehl-i hevâ vü ‘avâmdır, Ordu-yi hümâyûn tard u tecnîb ve ‘adem-i tenebbüh ile imtisâl-i emr-i ‘âlî etmeyenler tertîb-i cezâ vaʻîd-i şedîdiyle terhîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i 'aliyye-i ebediyyü'l-karâr'ın müttefiki olan Prusya Kralı'nın ‘arak-ı gayretini tahrîk ve i‘lân-ı harb ile o taraflardan Moskovlu'nun gûş-i nahvetlerini ta'rîk-i mekāsıdı ve i‘lân-ı sadâret-i mukaddemeleriyle taraf-ı [84a] Sadrıaʻzamî'den Prusya Kralı'na ve Baş-vekîli'ne birer mektûb tahrîrini erkân-ı Saltanat istihsân zımnında husûl-ı fâyide zikr ü beyân eylediklerine binâ'en, hâl-i mekâtib-i mezbûre tahrîr ve\nSerdâr-ı ekrem tarafından bir âdem ile el-yevm kürsî-yi memleket-i Prusya olan Perlin'de mukīm ‘Azmî Efendi tarafına gönderilüp, vâsıtasıyla tebliğ olunmak tarafına tenbîh olunduğundan gayri, işbu evvel behâr-ı huceste-âsârda Prusyalu ber-muktezâ-yı şurût-ı ittifak Moskovlu ile muhârebe edecek mi, yoğise ‘âmm-ı mâzî gibi tesvîfât-ı mevhûme ve mugāletât-ı maʻlûme ile ifâte-i vakt-ı fursat mı edecek taʻyîn olunun şahsı o vakitlere dek hakîmâne tevkīf vü ta‘vîk ve i‘mâl-i fikr-i ‘amîk ile keyfiyyeti lede't-tahkīk merkūmu iʻâde etmek husûsları Efendi-yi mûmâ ileyhe mahfice tahrîr ü tenmîk olundu.",
          "caption": "Firistâden-i tahrîrât ez-cânib-i hazret-i Sadâret-penâhî be-cânib-i Kral-ı Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_138.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i tahrîrât ez-cânib-i hazret-i Sadâret-penâhî be-cânib-i Kral-ı Prusya",
          "text": "Devlet-i 'aliyye-i ebediyyü'l-karâr'ın müttefiki olan Prusya Kralı'nın ‘arak-ı gayretini tahrîk ve i‘lân-ı harb ile o taraflardan Moskovlu'nun gûş-i nahvetlerini ta'rîk-i mekāsıdı ve i‘lân-ı sadâret-i mukaddemeleriyle taraf-ı [84a] Sadrıaʻzamî'den Prusya Kralı'na ve Baş-vekîli'ne birer mektûb tahrîrini erkân-ı Saltanat istihsân zımnında husûl-ı fâyide zikr ü beyân eylediklerine binâ'en, hâl-i mekâtib-i mezbûre tahrîr ve\nSerdâr-ı ekrem tarafından bir âdem ile el-yevm kürsî-yi memleket-i Prusya olan Perlin'de mukīm ‘Azmî Efendi tarafına gönderilüp, vâsıtasıyla tebliğ olunmak tarafına tenbîh olunduğundan gayri, işbu evvel behâr-ı huceste-âsârda Prusyalu ber-muktezâ-yı şurût-ı ittifak Moskovlu ile muhârebe edecek mi, yoğise ‘âmm-ı mâzî gibi tesvîfât-ı mevhûme ve mugāletât-ı maʻlûme ile ifâte-i vakt-ı fursat mı edecek taʻyîn olunun şahsı o vakitlere dek hakîmâne tevkīf vü ta‘vîk ve i‘mâl-i fikr-i ‘amîk ile keyfiyyeti lede't-tahkīk merkūmu iʻâde etmek husûsları Efendi-yi mûmâ ileyhe mahfice tahrîr ü tenmîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Moskov memleketine mücâvir olan İsveclü'yü Moskovlu üzerine taslît ve tarafı-ı dîgerden tevhîm ü tağlît mûceb-i husûl-i fevâyid-i külliyye-i mülkiyye olduğunu bundan akdem bi'l-ittifâk erkân-ı Saltanat istisvâb etmişler idi. Binâ-berîn İsveclü ile baʻzı şurût iltizâm olunarak mu‘âhede-i cedîdeye mübâşeret ve tarafeynden senedât mübadelesiyle temhîd-i mukaddemâ-ı yek-cihetîye mübâderet olunmuşidi. İsveclü dahi ber-muktezâ-yı şurût-ı kar‘-1 bâb-ı hisâm ve berren ve bahren Rûsiyye memleketine hücûm u iktihâm edüp, \"el-Harbu sicâlun\" kā‘idesi üzere gâh gālib ve gâh mağlûb olarak a‘dâ-yı Devlet-i ‘aliyye'yi işgāl etmişler idi. Geçen sene Moskovlu'nun kâr-güzâr u hîle-kârları İsveclü'nün cenerallerine ve sâyir erbâb-ı nüfûz u iʻtibârlarına haberler irsâl ve: \"İsvec Kralı'nın bizim ile muhârebesi tevsî'-i mülk dâʻiyesine mebnî olmayup, bize zafer bulur ise müstakill kral olup, sizleri [84b] her hâlde mahkûm u makhûr etmek ve bu sûretde cengin fâyidesi zâtına mahsûs ve mağlûb olur ise kuvvet-i beriyye vü bahriyyeniz telef ve devletiniz kemâl-i vehn ve tezelzül-i 'ârız olacağı zâhir ve ‘alâ-kile't-takdîreyn bizim ile muhârebenin netîcesi vahîm olup, yine imtiyâzât-ı sabıkanız ibkā vü zabt eylediğimiz sefîne ve üserâ vü mühimmâtınız tarafımızdan istirdâd u i‘tâ olunur\" deyü İsveclü rüʼesâsını iğfâl eylediklerinden gayri büyük İspanyalular dahi tahsîl-i şân zuʻm-ı bâtılî ile vâfir meblağ sarf u bezl ve Moskovlu tarafına İsveclü'yü celb ü meyl etdirüp, bilâhare kralı sulha mecbûr ve\nbeyne'd-düvel-i mersûmu 'adem-i sebât u vefâdârî ile mezkûr etmişler idi. Bu esnâda Prusyalu tecdîd-i ittifâka teşmîr-dâmen-i ihtimâm ve Âsitâne'de olan elçisine ‘arz-ı merâm edüp, Devlet-i ‘aliyye meʼmûrlarıyla mükâlemeye rağbet ve vukū‘ bulan mükâlemenin mazbatası ve elçisinin ‘arz u takdîm eylediği takrîri ve Kāyim-makām Paşa'nın bu cümleyi şâmil olan kāyimeleri Ordu-yi hümâyûn'a vürûd edüp, münʻakid olan meclisde kırâʼat ve cümleye ifâde-i mezâya vü keyfiyyet olundukdan sonra, taraf-ı Sadâret-penâhî'den huzzâr-ı meclise tevcîh-i veche-i hitâp olunup, tecdîd-i ittifak mâddesi fi'l-hakīka düşmenimizin maʻlûmu olur ise müttefikimizi i‘mâl-i efkâr-ı bâhirü'l-ihtiyâl ile ya rağbeten veyâ rehbeten tarafına celb ve yâhûd tekmîl-i esbâb-ı muhârebeye vakit vermeksizin sâbıkda olduğu gibi üzerine defʻaten hücûm ile sulha mecbûr eyleyeceği mücerreb ve bu hâlet-i rediyyenin vukūʻu Devlet-i ‘aliyye'ye ne derecelerde muzırr olduğu ednâ-yı mülâhaza ile maʻlûm olan kazâyâdandır. \"İste‘înû ‘ala-umûrikûm bi'l-kitmân\" mefhūmu üzere cemî‘-i ahvâlde ve bâ-husûs işbu [85a] emr-i hatîrde iltizâm-ı ketm cümleye farz u hatm olup, maʻâzallahu Teʻâlâ bu meclisde ictimâʻ edenlerden birinden sarâhat ü kinâyet cihetleriyle: \"Ecânib ü esâfile nakş ü ser-rişte verilmek lâzım gelür ise, mazhar-ı mu’âheze vü ‘itâb olacağı muhakkakdır\" dediklerinde cümlesi ketm-i meclisi taʻahhüd eylediklerinden gayri ferden ferdâ tahlîf ve merreten-ba‘de-uhrâ cümlesi tahzîr ü tahvîf olunundu. Bu mukaddimeden sonra usûl-i mâddeden bahs birle: \"Prusyalu'ya vech-i muharrer üzere sened verilsün mü, ve İsveclü'nün şurût-ı sabıkasıyla tecdîd-i ittifaklarında Devlet-i 'aliyye'ye ne makūle fâyide melhûzdur\" ve tecdîd-i ittifak bu tarafda savâb-dîd-i ehl-i şûrâ olduğu takdîrde rızâ vü kabûlü hâvî cümle tarafındandır. Devlet-medâr'a memhûr u mümzâ sened gönderilmek ve derhal Âsitâne'de olan erbâb-ı şûrâ dahi ol vechile imzâ vü temhîr etmek irâde-i Şâhâne olduğuna binâ'en, bu bâbda hâtıra hutûr eden fâyide vü mahzûr beyân olunsun ve ‘Azmî Efendi'nin vârid olan tahrîrâtında bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Devlet-i ‘aliyye bir Sipeh-sâlâr-ı kavîyyü'l-iktidâr maʻiyyetiyle mukābele-i düşmene yüz elli bin kadar ‘asker sevk ü i'dâd etmek\" 'ibâreleri\nPrusyalu'nun zebân-güzârı olup, zikr olunan ‘ibâreler mahall-i te'emmül ve belki muhtâc-ı mülâhaza vü tahvîl olup, tertîbâta nazaran Rumeli'nden müretteb 'asker ile donanmalara ve Anapa'ya techîz olunan cüyûş, yüz bine mütekārib ve Anadolu'dan gelecek 'asâkiri dahi o derecelere müntehâ ve bu takdîrde Prusyalu'nun mikdâr u kemiyyet tasrîhiyle kāle getürdükleri ‘askerden ziyâde bi-‘avnillâhi Teʻâlâ leşker-i zafer-peyker hâzır u âmâde olacağı zâhir ise dahi ahad-ı usûl-ı mecâmi‘-i ‘askeriyye olan zehâyir ü akvâtın vücûdu min-ehemmi'l-umûr ve her çend cemʻ ü tedarikinde izhâr-ı tüvânî vü kusûr olunmayup, leyl ü nehâr sarf-ı makdûr [85b] olunur ise dahi, ba'zan sûret-i uhrâ ile idâresi mikdâr-ı vâfî mebâliğe münhasır olduğu zikr ü beyân olundukda huzzâr tarafından: \"İdâre-i umûr-ı zehâyir ve sâyire içün Hazîne-i mevâhib-i defîne-i hazret-i Tâc-dârî'den mikdâr-ı kifâye meblağ ile i'âne olunmasını cümlemizin ‘indinde emr-i meczûm ve himmet-i kûh-efken-i hazret-i Zıllullâhî'ye nazaran bu maddede zarûret çekilmeyeceği muhakkak ve maʻlûmdur\" denildi. Tekrâr tecdîd-i ittifak zımnında cevâb-ı kat‘î taleb olundukda, gass ü semîn-i vâfir ebhâs güzerân edüp, bilâhare cümlesi yek-zebân-ı vifâk olarak şu vechile kelâma ibtidâr eylediler ki: \"Prusya Devleti ber-muktezâ-yı şurût-ı ittifâk tarh-ı kurʻa-yı kâr-zâr eylediği hâlde İsveclü ile istizhâra muhtâc ve baʻzı sevâhilini ince donanmasıyla muhafazaya mecbûr ve muhârebeye tesaddî vü mübâşereti zevâhir-i ahvâle nazaran İsveclü ile Devlet-i 'aliyye'nin tecdîd-i ittifaka münhasır u maksûr olup, İsveclü dahi fîmâ-ba'd 'ahdinde pâ-ber-câ-yı merkez-i istikrâr ve silm ü harb husûslarında Devlet-i 'aliyye'ye vefâ-dâr olacağına İngiltere ve Prusya devletleri tekeffül ederler ise istînâf-ı ‘ahd-ı sabık cümle ‘indinde enseb ve şurût-ı merʻîyesiyle râbıta-i hayriyyet encâmında mükerreren tevsîki müstasveb olmağla, Asitâne-i saʻadet'de olan ehl-i şûrânın irâ'e-yi sâ'ibelerine mutâbaʻat ve hüsn-i mütâlaʻa ile istinbât eyledikleri husûl-i menâfi‘-i küliyye vü mülkiyye ikrâr u tasdîk olunarak, sened-i mezkûrun Prusyalu tarafına verilmesini tecvîz ü istihsân ederiz\" demeleriyle meclise hitâm ve emr-i hatm-i imzâya nizâm verilüp, netîce-i irâ'e-i erbâb-ı sefer, merfû'-1 dergâh-ı Şehinşâh-ı mevʻûdü'z-zafer oldukda, kefere mutavassıtlarıyla zikr olunan mâddenin semt-i [86a] suhûleti bulunamayup, terki evlâ ve kuvvet-i kāhire-i Devlet ile bâ-‘avn-i Mevlâ mukābele-i aʻdâ olunmak tedâbirine şurûʻ u ibdâ olundu.",
          "caption": "Vukū‘-ı meşveret ve tecdîd-i ittifâk-ı İsvec",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_139.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı meşveret ve tecdîd-i ittifâk-ı İsvec",
          "text": "Moskov memleketine mücâvir olan İsveclü'yü Moskovlu üzerine taslît ve tarafı-ı dîgerden tevhîm ü tağlît mûceb-i husûl-i fevâyid-i külliyye-i mülkiyye olduğunu bundan akdem bi'l-ittifâk erkân-ı Saltanat istisvâb etmişler idi. Binâ-berîn İsveclü ile baʻzı şurût iltizâm olunarak mu‘âhede-i cedîdeye mübâşeret ve tarafeynden senedât mübadelesiyle temhîd-i mukaddemâ-ı yek-cihetîye mübâderet olunmuşidi. İsveclü dahi ber-muktezâ-yı şurût-ı kar‘-1 bâb-ı hisâm ve berren ve bahren Rûsiyye memleketine hücûm u iktihâm edüp, \"el-Harbu sicâlun\" kā‘idesi üzere gâh gālib ve gâh mağlûb olarak a‘dâ-yı Devlet-i ‘aliyye'yi işgāl etmişler idi. Geçen sene Moskovlu'nun kâr-güzâr u hîle-kârları İsveclü'nün cenerallerine ve sâyir erbâb-ı nüfûz u iʻtibârlarına haberler irsâl ve: \"İsvec Kralı'nın bizim ile muhârebesi tevsî'-i mülk dâʻiyesine mebnî olmayup, bize zafer bulur ise müstakill kral olup, sizleri [84b] her hâlde mahkûm u makhûr etmek ve bu sûretde cengin fâyidesi zâtına mahsûs ve mağlûb olur ise kuvvet-i beriyye vü bahriyyeniz telef ve devletiniz kemâl-i vehn ve tezelzül-i 'ârız olacağı zâhir ve ‘alâ-kile't-takdîreyn bizim ile muhârebenin netîcesi vahîm olup, yine imtiyâzât-ı sabıkanız ibkā vü zabt eylediğimiz sefîne ve üserâ vü mühimmâtınız tarafımızdan istirdâd u i‘tâ olunur\" deyü İsveclü rüʼesâsını iğfâl eylediklerinden gayri büyük İspanyalular dahi tahsîl-i şân zuʻm-ı bâtılî ile vâfir meblağ sarf u bezl ve Moskovlu tarafına İsveclü'yü celb ü meyl etdirüp, bilâhare kralı sulha mecbûr ve\nbeyne'd-düvel-i mersûmu 'adem-i sebât u vefâdârî ile mezkûr etmişler idi. Bu esnâda Prusyalu tecdîd-i ittifâka teşmîr-dâmen-i ihtimâm ve Âsitâne'de olan elçisine ‘arz-ı merâm edüp, Devlet-i ‘aliyye meʼmûrlarıyla mükâlemeye rağbet ve vukū‘ bulan mükâlemenin mazbatası ve elçisinin ‘arz u takdîm eylediği takrîri ve Kāyim-makām Paşa'nın bu cümleyi şâmil olan kāyimeleri Ordu-yi hümâyûn'a vürûd edüp, münʻakid olan meclisde kırâʼat ve cümleye ifâde-i mezâya vü keyfiyyet olundukdan sonra, taraf-ı Sadâret-penâhî'den huzzâr-ı meclise tevcîh-i veche-i hitâp olunup, tecdîd-i ittifak mâddesi fi'l-hakīka düşmenimizin maʻlûmu olur ise müttefikimizi i‘mâl-i efkâr-ı bâhirü'l-ihtiyâl ile ya rağbeten veyâ rehbeten tarafına celb ve yâhûd tekmîl-i esbâb-ı muhârebeye vakit vermeksizin sâbıkda olduğu gibi üzerine defʻaten hücûm ile sulha mecbûr eyleyeceği mücerreb ve bu hâlet-i rediyyenin vukūʻu Devlet-i ‘aliyye'ye ne derecelerde muzırr olduğu ednâ-yı mülâhaza ile maʻlûm olan kazâyâdandır. \"İste‘înû ‘ala-umûrikûm bi'l-kitmân\" mefhūmu üzere cemî‘-i ahvâlde ve bâ-husûs işbu [85a] emr-i hatîrde iltizâm-ı ketm cümleye farz u hatm olup, maʻâzallahu Teʻâlâ bu meclisde ictimâʻ edenlerden birinden sarâhat ü kinâyet cihetleriyle: \"Ecânib ü esâfile nakş ü ser-rişte verilmek lâzım gelür ise, mazhar-ı mu’âheze vü ‘itâb olacağı muhakkakdır\" dediklerinde cümlesi ketm-i meclisi taʻahhüd eylediklerinden gayri ferden ferdâ tahlîf ve merreten-ba‘de-uhrâ cümlesi tahzîr ü tahvîf olunundu. Bu mukaddimeden sonra usûl-i mâddeden bahs birle: \"Prusyalu'ya vech-i muharrer üzere sened verilsün mü, ve İsveclü'nün şurût-ı sabıkasıyla tecdîd-i ittifaklarında Devlet-i 'aliyye'ye ne makūle fâyide melhûzdur\" ve tecdîd-i ittifak bu tarafda savâb-dîd-i ehl-i şûrâ olduğu takdîrde rızâ vü kabûlü hâvî cümle tarafındandır. Devlet-medâr'a memhûr u mümzâ sened gönderilmek ve derhal Âsitâne'de olan erbâb-ı şûrâ dahi ol vechile imzâ vü temhîr etmek irâde-i Şâhâne olduğuna binâ'en, bu bâbda hâtıra hutûr eden fâyide vü mahzûr beyân olunsun ve ‘Azmî Efendi'nin vârid olan tahrîrâtında bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Devlet-i ‘aliyye bir Sipeh-sâlâr-ı kavîyyü'l-iktidâr maʻiyyetiyle mukābele-i düşmene yüz elli bin kadar ‘asker sevk ü i'dâd etmek\" 'ibâreleri\nPrusyalu'nun zebân-güzârı olup, zikr olunan ‘ibâreler mahall-i te'emmül ve belki muhtâc-ı mülâhaza vü tahvîl olup, tertîbâta nazaran Rumeli'nden müretteb 'asker ile donanmalara ve Anapa'ya techîz olunan cüyûş, yüz bine mütekārib ve Anadolu'dan gelecek 'asâkiri dahi o derecelere müntehâ ve bu takdîrde Prusyalu'nun mikdâr u kemiyyet tasrîhiyle kāle getürdükleri ‘askerden ziyâde bi-‘avnillâhi Teʻâlâ leşker-i zafer-peyker hâzır u âmâde olacağı zâhir ise dahi ahad-ı usûl-ı mecâmi‘-i ‘askeriyye olan zehâyir ü akvâtın vücûdu min-ehemmi'l-umûr ve her çend cemʻ ü tedarikinde izhâr-ı tüvânî vü kusûr olunmayup, leyl ü nehâr sarf-ı makdûr [85b] olunur ise dahi, ba'zan sûret-i uhrâ ile idâresi mikdâr-ı vâfî mebâliğe münhasır olduğu zikr ü beyân olundukda huzzâr tarafından: \"İdâre-i umûr-ı zehâyir ve sâyire içün Hazîne-i mevâhib-i defîne-i hazret-i Tâc-dârî'den mikdâr-ı kifâye meblağ ile i'âne olunmasını cümlemizin ‘indinde emr-i meczûm ve himmet-i kûh-efken-i hazret-i Zıllullâhî'ye nazaran bu maddede zarûret çekilmeyeceği muhakkak ve maʻlûmdur\" denildi. Tekrâr tecdîd-i ittifak zımnında cevâb-ı kat‘î taleb olundukda, gass ü semîn-i vâfir ebhâs güzerân edüp, bilâhare cümlesi yek-zebân-ı vifâk olarak şu vechile kelâma ibtidâr eylediler ki: \"Prusya Devleti ber-muktezâ-yı şurût-ı ittifâk tarh-ı kurʻa-yı kâr-zâr eylediği hâlde İsveclü ile istizhâra muhtâc ve baʻzı sevâhilini ince donanmasıyla muhafazaya mecbûr ve muhârebeye tesaddî vü mübâşereti zevâhir-i ahvâle nazaran İsveclü ile Devlet-i 'aliyye'nin tecdîd-i ittifaka münhasır u maksûr olup, İsveclü dahi fîmâ-ba'd 'ahdinde pâ-ber-câ-yı merkez-i istikrâr ve silm ü harb husûslarında Devlet-i 'aliyye'ye vefâ-dâr olacağına İngiltere ve Prusya devletleri tekeffül ederler ise istînâf-ı ‘ahd-ı sabık cümle ‘indinde enseb ve şurût-ı merʻîyesiyle râbıta-i hayriyyet encâmında mükerreren tevsîki müstasveb olmağla, Asitâne-i saʻadet'de olan ehl-i şûrânın irâ'e-yi sâ'ibelerine mutâbaʻat ve hüsn-i mütâlaʻa ile istinbât eyledikleri husûl-i menâfi‘-i küliyye vü mülkiyye ikrâr u tasdîk olunarak, sened-i mezkûrun Prusyalu tarafına verilmesini tecvîz ü istihsân ederiz\" demeleriyle meclise hitâm ve emr-i hatm-i imzâya nizâm verilüp, netîce-i irâ'e-i erbâb-ı sefer, merfû'-1 dergâh-ı Şehinşâh-ı mevʻûdü'z-zafer oldukda, kefere mutavassıtlarıyla zikr olunan mâddenin semt-i [86a] suhûleti bulunamayup, terki evlâ ve kuvvet-i kāhire-i Devlet ile bâ-‘avn-i Mevlâ mukābele-i aʻdâ olunmak tedâbirine şurûʻ u ibdâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʻzam kâffe-i sevâhile istihkâm vermek içün bi'n-nefs ʻazîmeti ihtiyâr ve işbu şehr-i Receb'in yigirmi altıncı günü hey’et-i münekkere ile Şumnu'dan ref-i rihâl-i istikrâr ve iki gün zarfında Varna'da kâyin Serʻasker Paşa serâyını câ-yı karâr edüp, Varna Muhafızı Vezîr Ferhâd Paşa'yı dahi ihzâr ve Varna'nın her keyfiyyetini istihbâr akabinde müşârun ileyhimâ ile kalʻada mevcûd mühimmâta nazar u müşâhede-i kusûr ile isbât-ı zarar edüp, istikmâlini tenbîh ü tek'îd ve kal'a cebe-hânesi fi'l-asl hatarlı bir mahalde tarh u teşyîd olunup, binâsı gayr-ı rasîn ve ʻadem-i metâneti müstebîn ve maʻâzallahu Teʻâlâ ednâ-yı şerâre-i âteş-i düşmene tâb-âver olmayacağı bedîdâr ve kalʻanın vazʻ-ı ebniye-i cedîdeye tahammülü olmadığı her ne kadar âşikâr ise dahi, mehmâ-emken keyd-i düşmenden te’mîni vâcibât-ı umûrdan maʻdûd ve Hakk Teʻâlâ göstermesin lede'l-ihtiyâc sibyân u nisvâna câ-yı emân olacak bir mahall-i mahfûz gayr-ı mevcûd ve top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyeden vikāye olunacak mevziʻ-i mahsûs mefkūd olduğu meşhûd oldukda derhâl çîre-destî-yi mühre-i sunnâʻ ile bir cebe-hâne ihdâs ü îcâd ve vikāye-i zuʻafâ-yi nâs içün zîr-i zemîn hafr u i'dâd olunduğundan gayri, Varna'nın şâh-râh ve nâ-refte tarîkleri âb u gilden ʻibâret olup, âyende vü revendeyi mübtelâ-yı hılâb-ı ıztırâb ve bâ-husûs hayvânât-ı kesîreyi ihlâk ile fukarâyı giriftâr-ı zarar-ı bî-hisâb eylediğini ehâlî-yi memleket ifâde vü inhâ etmeleriyle cibâl ü tilâl [86b] der-ân-sâʻat ahşâb-ı vâfiye katʻ u celb ve turuk-ı mezkûreyi tesviye ile bu gāyile vü hâyileyi selb eyledikleri ve Varna'da olan tabya ve şaranpo ve mevâziʻ-i sâyireyi dahi geşt ü güzâr ve Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd olup, bu defʻa istishâb eyledikleri Prusya elçisi ile bi'l-müzâkere baʻzı mahallerin tarsîn u istihkâmına ibtidâr ve kalʻada mevcûd vüzerâ vü zâbitân ve sâyirlerini nukūd-ı bî-şümâr ile tatyîb ve icrâ-yı lâzıme-i teşvîk ü tergīb ve Eski Zağra mütemekkinlerinden olup, bir takrîb dâhil-i katâr-ı kudât olan Mehmed Emîn'in bundan akdem iclâsı bâbında irâde-i kātıʻa taʻalluk ve istihlâs-ı nefs dâʻiyesiyle bir mikdâr âdem düşürüp,\nemr-i muhafazaya kıyâm vâdîsinde orduya gelüp, Varna'ya meʼmûr ve çok geçmeden başına cem' eylediği eşhâs teferruk etmişidi. \n\n Sadriaʻzam ise merkūmun ne derecelerde zâlim ü gaddar olduğunu 'an-asl teyakkun edüp, Sadâret'e geldiklerinde Eski Zağra ve ol havâlîde olan ehâlî-yi merkūmun bağy u şekāvetden girîbân-çâk-ı feryâd ve nokta-i vücudunu sahîfe-i 'âlemden hakk u izâle ile icrâ-yı şîme-i ‘adl ü dâd eylemelerini niyâz ü îrâd etmeleriyle i‘dâmını ızmâr ve ihtilâs-i vakt içün bu kaziyyeyi karîn-i istitâr etmişidi. Varna'ya duhûllerinde merkūmun ahz u ihzâriyçün âdemler taʻyîn edüp, bağlar arasında merkūm tertîb-sâz-ı encümen-i zevk ü safâ ve âzâde-ser-i dağdağa-i dünyâ olduğu hâlde mest ü lâ-yaʻkıl-ı giriftâr-ı ser-pençe-i gümâştegân sadr-ı sâf-dil olup, derhâl i‘dâmına kıyâm ve fukarâ vü zuʻafâdan Pâdişâh-ı enâm'a celb-i duʻây [1] ‘ale'd-devâm eylediler. Mevcûd olan nukūd u eşyâsı üçbin beş yüz guruşa [87a] bâliğ olup, kalʻada dakīkin kılleti mukaddemâ zikr olunduğuna binâ’en, dakīk alınmak üzere meblağ-ı mezkûr bir müstakill mübâşire teslîm vü i‘tâ ve sâkin olduğu Eski Zağra'da mevcûd olan ‘akār u emlâk ve kâffe-i muhallefâtı cânib-i mîrîden zabt olunmak içün dîger mübâşir taʻyîn ü isrâ olundu. Bundan başka mukaddemâ hakkında fermân-ı kazâ cereyân edüp, baʻdehû beş yüz nefer ile seferber olmak şartıyla Rikâb-ı hümâyûn'dan ‘afv olunan Nevrakoplu Zaʻîmoğlu Mehmed Ağa dahi Varna'da olup, merkūmu ihzâr içün âdem taʻyîn ü irsâl ve: \"Huzûru emr-i muhâl olduğu mahalde tehassun edeceği agleb-i ihtimâldir\" deyü Serʻasker ve Muhafız Paşa ‘akd-i visâk-ı ittifak etmişler iken, merkūm bilâ-tereddüd tîğ-ber-dehen ve kefen-ber-gerden huzûr-1 Âsafî'ye vürûd u istintâk olundukda, vechinin sabâhati ve lisânının talâkati ve mahsûs olan şecâʻati vesîle-i kaviyye-i hayatı olup, fîmâ-ba'd tebeʻât-ı sâbıkasından rücûʻ vü inâbet ve hıdemât-ı Devlet-i ‘aliyye'de bezl-i mâ-hasal-ı kudret ve tîz elden rûz-ı huzûra dek bin ikiyüz nefer piyâde ve üç yüz nefer süvârî ‘asker celb etmek üzere ‘afvı telmîh olundukda bilâ-tereddüd kabûl edüp, baʻdehû merkūmu mazhar-ı iltifât u refâkat ve yevm-i hareketlerinin beşinci günü yine meştâ-yı hümâyûna ‘avdet eylediler.",
          "caption": "Reften-i Sadriaʻzam be-cânib-i Varna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_140.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Reften-i Sadriaʻzam be-cânib-i Varna",
          "text": "Sadrıaʻzam kâffe-i sevâhile istihkâm vermek içün bi'n-nefs ʻazîmeti ihtiyâr ve işbu şehr-i Receb'in yigirmi altıncı günü hey’et-i münekkere ile Şumnu'dan ref-i rihâl-i istikrâr ve iki gün zarfında Varna'da kâyin Serʻasker Paşa serâyını câ-yı karâr edüp, Varna Muhafızı Vezîr Ferhâd Paşa'yı dahi ihzâr ve Varna'nın her keyfiyyetini istihbâr akabinde müşârun ileyhimâ ile kalʻada mevcûd mühimmâta nazar u müşâhede-i kusûr ile isbât-ı zarar edüp, istikmâlini tenbîh ü tek'îd ve kal'a cebe-hânesi fi'l-asl hatarlı bir mahalde tarh u teşyîd olunup, binâsı gayr-ı rasîn ve ʻadem-i metâneti müstebîn ve maʻâzallahu Teʻâlâ ednâ-yı şerâre-i âteş-i düşmene tâb-âver olmayacağı bedîdâr ve kalʻanın vazʻ-ı ebniye-i cedîdeye tahammülü olmadığı her ne kadar âşikâr ise dahi, mehmâ-emken keyd-i düşmenden te’mîni vâcibât-ı umûrdan maʻdûd ve Hakk Teʻâlâ göstermesin lede'l-ihtiyâc sibyân u nisvâna câ-yı emân olacak bir mahall-i mahfûz gayr-ı mevcûd ve top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyeden vikāye olunacak mevziʻ-i mahsûs mefkūd olduğu meşhûd oldukda derhâl çîre-destî-yi mühre-i sunnâʻ ile bir cebe-hâne ihdâs ü îcâd ve vikāye-i zuʻafâ-yi nâs içün zîr-i zemîn hafr u i'dâd olunduğundan gayri, Varna'nın şâh-râh ve nâ-refte tarîkleri âb u gilden ʻibâret olup, âyende vü revendeyi mübtelâ-yı hılâb-ı ıztırâb ve bâ-husûs hayvânât-ı kesîreyi ihlâk ile fukarâyı giriftâr-ı zarar-ı bî-hisâb eylediğini ehâlî-yi memleket ifâde vü inhâ etmeleriyle cibâl ü tilâl [86b] der-ân-sâʻat ahşâb-ı vâfiye katʻ u celb ve turuk-ı mezkûreyi tesviye ile bu gāyile vü hâyileyi selb eyledikleri ve Varna'da olan tabya ve şaranpo ve mevâziʻ-i sâyireyi dahi geşt ü güzâr ve Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd olup, bu defʻa istishâb eyledikleri Prusya elçisi ile bi'l-müzâkere baʻzı mahallerin tarsîn u istihkâmına ibtidâr ve kalʻada mevcûd vüzerâ vü zâbitân ve sâyirlerini nukūd-ı bî-şümâr ile tatyîb ve icrâ-yı lâzıme-i teşvîk ü tergīb ve Eski Zağra mütemekkinlerinden olup, bir takrîb dâhil-i katâr-ı kudât olan Mehmed Emîn'in bundan akdem iclâsı bâbında irâde-i kātıʻa taʻalluk ve istihlâs-ı nefs dâʻiyesiyle bir mikdâr âdem düşürüp,\nemr-i muhafazaya kıyâm vâdîsinde orduya gelüp, Varna'ya meʼmûr ve çok geçmeden başına cem' eylediği eşhâs teferruk etmişidi. \n\n Sadriaʻzam ise merkūmun ne derecelerde zâlim ü gaddar olduğunu 'an-asl teyakkun edüp, Sadâret'e geldiklerinde Eski Zağra ve ol havâlîde olan ehâlî-yi merkūmun bağy u şekāvetden girîbân-çâk-ı feryâd ve nokta-i vücudunu sahîfe-i 'âlemden hakk u izâle ile icrâ-yı şîme-i ‘adl ü dâd eylemelerini niyâz ü îrâd etmeleriyle i‘dâmını ızmâr ve ihtilâs-i vakt içün bu kaziyyeyi karîn-i istitâr etmişidi. Varna'ya duhûllerinde merkūmun ahz u ihzâriyçün âdemler taʻyîn edüp, bağlar arasında merkūm tertîb-sâz-ı encümen-i zevk ü safâ ve âzâde-ser-i dağdağa-i dünyâ olduğu hâlde mest ü lâ-yaʻkıl-ı giriftâr-ı ser-pençe-i gümâştegân sadr-ı sâf-dil olup, derhâl i‘dâmına kıyâm ve fukarâ vü zuʻafâdan Pâdişâh-ı enâm'a celb-i duʻây [1] ‘ale'd-devâm eylediler. Mevcûd olan nukūd u eşyâsı üçbin beş yüz guruşa [87a] bâliğ olup, kalʻada dakīkin kılleti mukaddemâ zikr olunduğuna binâ’en, dakīk alınmak üzere meblağ-ı mezkûr bir müstakill mübâşire teslîm vü i‘tâ ve sâkin olduğu Eski Zağra'da mevcûd olan ‘akār u emlâk ve kâffe-i muhallefâtı cânib-i mîrîden zabt olunmak içün dîger mübâşir taʻyîn ü isrâ olundu. Bundan başka mukaddemâ hakkında fermân-ı kazâ cereyân edüp, baʻdehû beş yüz nefer ile seferber olmak şartıyla Rikâb-ı hümâyûn'dan ‘afv olunan Nevrakoplu Zaʻîmoğlu Mehmed Ağa dahi Varna'da olup, merkūmu ihzâr içün âdem taʻyîn ü irsâl ve: \"Huzûru emr-i muhâl olduğu mahalde tehassun edeceği agleb-i ihtimâldir\" deyü Serʻasker ve Muhafız Paşa ‘akd-i visâk-ı ittifak etmişler iken, merkūm bilâ-tereddüd tîğ-ber-dehen ve kefen-ber-gerden huzûr-1 Âsafî'ye vürûd u istintâk olundukda, vechinin sabâhati ve lisânının talâkati ve mahsûs olan şecâʻati vesîle-i kaviyye-i hayatı olup, fîmâ-ba'd tebeʻât-ı sâbıkasından rücûʻ vü inâbet ve hıdemât-ı Devlet-i ‘aliyye'de bezl-i mâ-hasal-ı kudret ve tîz elden rûz-ı huzûra dek bin ikiyüz nefer piyâde ve üç yüz nefer süvârî ‘asker celb etmek üzere ‘afvı telmîh olundukda bilâ-tereddüd kabûl edüp, baʻdehû merkūmu mazhar-ı iltifât u refâkat ve yevm-i hareketlerinin beşinci günü yine meştâ-yı hümâyûna ‘avdet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Recebü'l-mücerreb'de Bosna Eyâleti, Hersek Sancağı ilhâkıyla sâbıkā vâlîsi olan Vezîr el-Hâc Sâlih Paşa'ya ibkâ ve Çirmen Sancağı Ordu-yi hümâyûn Konakçılığı şartıyla Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa'ya ve Paşa-yı mümâ ileyhin birâderi Rüstem Bey'de âsâr-ı merdângegî meşhûd olmakdan nâşî zümre-i Mîr-i mîrân'a [87b] ilhâk ve Pererzin Sancağı tevcîhiyle mazhar-ı eşfâk kılınması Rumeli Vâlîsi tarafından istidʻâ olunduğuna binâ'en, mûmâ ileyh Pererzin Sancağı inzımâmıyla müceddeden Mîr-i mîrânlık i'tâ olunup, sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Paşa'ya Mısr-ı Kāhire Eyâleti ve selefi Vezîr İsmâ‘îl Paşa'ya Mora Eyâleti ihsân ve Divrikli Vezîr Köse Mustafa Paşa hakkında mahâyil ü celâyil-i ‘inâyet-i Mülûkiyye nümâyân olup, vezâreti ibkā ve hâl-i cimâl-i ‘Arabistân olan Eyâleti-i Halebü'ş-şehbâ ile kâm-revâ kılınup, selefi Turunc-zâde Süleymân Paşa dahi Adana Eyâleti ile taltîf ve seferber vüzerâ-yı ‘izâmdan Cere-zâde Ahmed Paşa'nın Maraş Eyâleti ile sâmi‘a-yı âmâli teşnîf ve Silistre Ser‘askeri Vezîr Karahisârî Ahmed Paşa Eyâlet-i Sivas ile nâyil-i merâm ve sâbıkā Çirmen Mutasarrıfı ve bu defa Mesuri muhafazasına me'mûr Mîr-i Mîrân Kara Mehmed Paşa'ya Bosna Kilîsi Sancağı'yla ikrâm olunup, Küçük ‘Ali-zâde Halîl Paşa'nın dahi cerâyim-i güzeştesine kalem-i ‘afv keşîde ve Mîr-i mîrânlığı ibkāsıyla ‘Üzeyir Sancağı ‘uhdesine süpürde kılındı.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât-ı vüzerâ vü Mîr-i mîrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_141.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât-ı vüzerâ vü Mîr-i mîrân",
          "text": "İşbu şehr-i Recebü'l-mücerreb'de Bosna Eyâleti, Hersek Sancağı ilhâkıyla sâbıkā vâlîsi olan Vezîr el-Hâc Sâlih Paşa'ya ibkâ ve Çirmen Sancağı Ordu-yi hümâyûn Konakçılığı şartıyla Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa'ya ve Paşa-yı mümâ ileyhin birâderi Rüstem Bey'de âsâr-ı merdângegî meşhûd olmakdan nâşî zümre-i Mîr-i mîrân'a [87b] ilhâk ve Pererzin Sancağı tevcîhiyle mazhar-ı eşfâk kılınması Rumeli Vâlîsi tarafından istidʻâ olunduğuna binâ'en, mûmâ ileyh Pererzin Sancağı inzımâmıyla müceddeden Mîr-i mîrânlık i'tâ olunup, sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Paşa'ya Mısr-ı Kāhire Eyâleti ve selefi Vezîr İsmâ‘îl Paşa'ya Mora Eyâleti ihsân ve Divrikli Vezîr Köse Mustafa Paşa hakkında mahâyil ü celâyil-i ‘inâyet-i Mülûkiyye nümâyân olup, vezâreti ibkā ve hâl-i cimâl-i ‘Arabistân olan Eyâleti-i Halebü'ş-şehbâ ile kâm-revâ kılınup, selefi Turunc-zâde Süleymân Paşa dahi Adana Eyâleti ile taltîf ve seferber vüzerâ-yı ‘izâmdan Cere-zâde Ahmed Paşa'nın Maraş Eyâleti ile sâmi‘a-yı âmâli teşnîf ve Silistre Ser‘askeri Vezîr Karahisârî Ahmed Paşa Eyâlet-i Sivas ile nâyil-i merâm ve sâbıkā Çirmen Mutasarrıfı ve bu defa Mesuri muhafazasına me'mûr Mîr-i Mîrân Kara Mehmed Paşa'ya Bosna Kilîsi Sancağı'yla ikrâm olunup, Küçük ‘Ali-zâde Halîl Paşa'nın dahi cerâyim-i güzeştesine kalem-i ‘afv keşîde ve Mîr-i mîrânlığı ibkāsıyla ‘Üzeyir Sancağı ‘uhdesine süpürde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı şitâ karîn-i inkızâ ve a'del-i evkāt olan mevsim-i rebî‘ hulûliyle hevâlarda inkışâf u incilâ sûretleri rû-nümâ olduğunda n fazla Serdâr-ı ekrem'in sahrâ-yı Şumnu'ya pâ-nihâde-i kudûm olmaları ihtişâd-ı ecnâd ve tekmîl-i ‘udde vü 'atâd esbabının husûlüne medâr-ı akvâ olacağı ictihâd olunup, birer gün tefâvüt ile ocaklar ve Şa‘bân-ı şerîf'in dokuzuncu Çehârşenbih günü Sadrıa‘zam, ricâl-i devlet ve mütecennide-i sâyire ile livâ-yı feyz-i iltivâ-yı hazret-i Risâlet-penâhî'yi zîver-i 'âtik-i iclâl ü i‘zâm ve Şumnu sahrâsına nüzûl u ilmâm eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem be-sahrâ-yı Şumnu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_142.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem be-sahrâ-yı Şumnu",
          "text": "Eyyâm-ı şitâ karîn-i inkızâ ve a'del-i evkāt olan mevsim-i rebî‘ hulûliyle hevâlarda inkışâf u incilâ sûretleri rû-nümâ olduğunda n fazla Serdâr-ı ekrem'in sahrâ-yı Şumnu'ya pâ-nihâde-i kudûm olmaları ihtişâd-ı ecnâd ve tekmîl-i ‘udde vü 'atâd esbabının husûlüne medâr-ı akvâ olacağı ictihâd olunup, birer gün tefâvüt ile ocaklar ve Şa‘bân-ı şerîf'in dokuzuncu Çehârşenbih günü Sadrıa‘zam, ricâl-i devlet ve mütecennide-i sâyire ile livâ-yı feyz-i iltivâ-yı hazret-i Risâlet-penâhî'yi zîver-i 'âtik-i iclâl ü i‘zâm ve Şumnu sahrâsına nüzûl u ilmâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[88a] Bu esnâda düşmen-i dîn nehr-i Tuna'yı berü tarafa geçüp, mukābilinde olan üç beşyüz mikdârı mübarizân-ı ehl-i İslâm ile muhârebeye kıyâm eyleyerek Maçin'e hücûm ve kasaba-i merkūmede bulunan Vezîr Halîl Paşa ve Vezîr Arslan Paşa ve Seksoncu-başı ve ekall u kalîl Yeniçeri neferâtı ‘âr-ı firârı irtikâb etmeyüp, tâkatleri yetişdiği kadar mukāvemet ve bilâhare neferât-ı merkūmenin bir mikdârı lâbis-i gül-gûn-câme-i şehâdet ve Arslan Paşa ve Seksoncu-başı ve birkaç kıtʻa top ve bir mikdâr mühimmât giriftâr-ı dest-i aʻdâ-yı bed-tiynet olduğu ve ‘avdet eden ‘asker Hırsova'ya gelüp, dekâkîn-i mesâkîni intihâb ve mîrî zehâyirini itlâf u igtisâb ve ‘adem-i istikrâr ile Rasvat ve sâyir mahallere müteferrik oldukları peyâmı etrâfdan Ordu-yi hümâyûn'a tevârüd eyledi.",
          "caption": "İstilâ-yı küffâr be-kasaba-yi Maçin ve muhâsara-i İbrâ’îl ve hareket-i Serdâr-ı ekrem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_143.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "İstilâ-yı küffâr be-kasaba-yi Maçin ve muhâsara-i İbrâ’îl ve hareket-i Serdâr-ı ekrem",
          "text": "[88a] Bu esnâda düşmen-i dîn nehr-i Tuna'yı berü tarafa geçüp, mukābilinde olan üç beşyüz mikdârı mübarizân-ı ehl-i İslâm ile muhârebeye kıyâm eyleyerek Maçin'e hücûm ve kasaba-i merkūmede bulunan Vezîr Halîl Paşa ve Vezîr Arslan Paşa ve Seksoncu-başı ve ekall u kalîl Yeniçeri neferâtı ‘âr-ı firârı irtikâb etmeyüp, tâkatleri yetişdiği kadar mukāvemet ve bilâhare neferât-ı merkūmenin bir mikdârı lâbis-i gül-gûn-câme-i şehâdet ve Arslan Paşa ve Seksoncu-başı ve birkaç kıtʻa top ve bir mikdâr mühimmât giriftâr-ı dest-i aʻdâ-yı bed-tiynet olduğu ve ‘avdet eden ‘asker Hırsova'ya gelüp, dekâkîn-i mesâkîni intihâb ve mîrî zehâyirini itlâf u igtisâb ve ‘adem-i istikrâr ile Rasvat ve sâyir mahallere müteferrik oldukları peyâmı etrâfdan Ordu-yi hümâyûn'a tevârüd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʻzı erbâb-ı ‘ukūlden sübût-yâfte-i sıhhat-i nukūldür ki Arslan Paşa meydân-ı maʻrekeden sâlimen çıkup, ‘askerin verâsını almış iken, etbâʻından bir şahs-ı ‘âkıbet-bîn müşârun ileyhin ‘inân-keş-i ‘azîmeti olup: \"Maçin Muhafızı olduğun hasebiyle sûret-i firârda tahlîs-i nefs eylediğini Devlet teyakkun eylediği takdirde, seni be-her hâl iʻdâm ve ser-i felâket-zedeni galtân-ı siyaset-gâh-ı enâm eder. Bu sûretde kayd-ı esri ihtiyâr-ı firârdan eslem ve muhafaza-i nefs cümleden akdemdir\" dedikde müşârun ileyhe şahs-ı mezbûrun kelâmı te'sîr edüp, semt-i selâmeti tahsîl etmişiken mütereddid-i beyne'l-emreyn kalup, ru’esâ-yı ‘askerin baʻzıları \"el-Firâru mimmâ lâ-yûtâku min-süneni'l-mürselîn\" mefhûmunu müşârun ileyhe telkīn ve beş on etbâʻ ile kurb-ı aʻdâda bulunmasını tehcîn eylediklerinden gayri: \"Dest-i a‘dâya vüzerânın giriftâr olması Devlet-i ‘aliyye'ye bir nevʻ nakîsayı müstelzimdir\" dediklerinde mülzem olmayup, [88b] birkaç nefer etbâʻı ile tevakkuf u ârâmı ihtiyâr ve gerüden gelan aʻdânın giriftâr-ı kemend-i isârları olup, Seksoncu-başı dahi bu hâli müşâhede\nve ol dahi mezellet-i esre rızâ-dâde oldu. Kilîd-i kalʻa-yı İbrâ'îl mesâbesinde olan Hırsova'nın tarsîn ü istihkâmı ve Maçin cânibine bir Ser‘asker-i kaviyyü'l-iktidâr taʻyîni vâcibât-ı umûrdan olup, istisvâb-ı ehl-i şûrâ ile Silistre Serʻaskeri Vezîr Karahisârî Ahmed Paşa miyâne-i vüzerâdan intihâb ve ol havâlîye Ser‘asker nasb olunup, maʻiyyetinde ihtișâd içün Ordu-yi hümâyûn'dan ve etrâf u eknâfdan vâfir leşker tertîb ve menşûr-ı Serʻaskerî ve ser-â-sere kablu hilʻat-ı zâhire-i Tâcdârî ve takviyye-i bâzû-yı iktidârî içün yigirmi bin guruş bu ‘abd-i ʻAciz ile ba's ü tersîb olunup, bir ân akdem me'mûr-ı maʻiyyetleri olan ʻasâkir ile vezîr-i müşârun ileyhin hareketi ve Hırsova'ya lede'l-vusûl tahsîl-i isti‘dâd edüp, Maçin cânibine teveccüh ü ʻazîmeti tahrîrât-ı ekîde-i Sadâret-penâhî ile dahi işʻâr olunduğundan gayri, Tuna Donanması Başbuğu Vezîr Ahmed Paşa bundan akdem inşâsına meʼmûr olduğu donanma sefâyini ile Maçin câniblerine bâd-bân-güşâ-yı ʻazîmet ve Serʻasker-i müşârun ileyh ile bi'l-muhâbere muktezâ-yı vakt ü hâle riʻâyet etmek bâbında tarafına hitâben misâl-i lâzımü'l-imtisâl ısdâr olunup, Baş-muhasebeci Sivasî Hasan Efendi me'mûriyeti ile tisyâr olundu. Bu Kemter-i bende-i devlet ile irsâl olunan teşrîfât u nukūd îsâl olunup, müşârun ileyh muhafız bulunmak takrîbi ile hayvânat u hıyâm ve sâyir levâzıma eşedd-i ihtiyâcı müşâhede ve derhal keyfiyyeti Ordu-yi hümâyûn'a ifâde ve lüzûmu olan eşyâ vü mühimmât mehmâ-emken tedârik ü ihzâr [89a] ve birkaç gün zarfında ʻunvân u dârât-ı Serʻaskerî ile müşârun ileyh Silistre sahrasına nâsıb-ı ʻalem-i vakār oldu. O esnada aʻdâ-yı dîn İbrâ'îl Kal‘ası'nı muhâsara içün Karavan nâm mahalden ihrâc eylediği ʻaskeri Kalas'da olan ince donanmasına ilhâk ve Devlet-i ʻaliyye tarafından def‘-i keyd-i a‘dâ içün İbrâ’îl karşusunda kâyin adada müceddeden binâ olunan tabyaya hücûm edüp, muhafazasına meʼmûr olan dilâverân-ı İslâm birkaç sâʻat i'mâl-i hisâm-ı ʻadüvv-intikām edüp, kalʻa tarafından imdâd ü iʻânet müteʻazzir olduğundan, ekserisi şerbet-i şehadeti nûş ve gamm-ı ʻâlemi ferâmûş edüp, bu mülâbese ile aʻdâ, zikrolunan tabyayı istîlâ ve kalʻa halkını inhisâr u müzâyakaya mübtelâ ve âlât-ı nâriyye ile baʻzı mahallerini tahrîb ü sûzân ve ehl-i İslâm dahi gerek kal'a ve gerek tabya cenginde vâfir küffârı refîk-i dûzâhiyân eylediklerinden gayri, üç beş kayıklarını garîk-i nehr-i hizlân ve bâkīlerini rahne-i top ile vîrân eyledikleri hasebiyle düşmen-i mekkâr tertîb-i mekr ü hîle zımnında ser-be-zânû-yı efkâr olup, zu'afâ-yı kalʻayı tevhîm siyâkında bir mektûb-ı keyd-üslûb tahrîr ve Maçin'de vukūʻ bulan keyfiyyeti tastîr ve el-yevm Hırsova'nın bile ‘asker-i İslâm'dan hâlî olduğunu\nbeyân ve bilâ-muhârebe kal‘aya dest-res olur ise şahs-ı vâhide ziyân etmeyeceğini ifâde ile halkı teşvîşe ilkā ve taleb-i mühlete ilcâ eylediği istihbâr ve bu kazıyye fi'l-hâl Silistre'den Ordu-yi hümâyûn'a iş‘âr olunup, bu haber-i bârid taraf-ı Sadrıaʻzamî'ye vârid olduğu gibi dâyirelerinde mevcûd olan 'asker ile bi'n-nefs hareket ve Silistre'ye gelüp, Serʻasker Paşa ile tarh-ı kurʻa-i meşveret ‘akabinde müşârun ileyhin bekāyâ-yı müsted'iyyatını tekmîl ve niyâz-mend [89b] olduğu on beş bin guruşun i‘tâsıyla îrâd eyleyeceği 'özr ü behâneyi ta‘tîl edüp, hayme-nişîn olduğu mahalden Hırsova'ya doğru teveccüh ü ‘azîmet eylemesini fermân-ı müşârun ileyh dahi emr-i ‘alîye imtisâlen me'mûr olduğu mahalle 'atf-1 ‘inân eyledi. İbrâ'îl'den câ-be-câ ‘asâkir ü zehâyir mutâlebe olunduğuna binâʼen, baʻzı kazâlardan tertîb ve Serdâr-ı ekrem'ın Silistre'den hareketleri günü vürûd edüp, bin nefer dalkılıç Silistre sâhilinde cemʻ etdirilüp, râkib olacağları kayıklar ihzâr olundukdan sonra, cümlesi mazhar-ı nevâziş ü ikrâm ve ferden ferdâ dest-i Sadriaʻzamî'den nâyil-i ‘atıyye vü inʻâm olduklarından fazla muhtâc oldukları zehâyir merâkib-i mevcûdeye imlâ ve kalʻaya eşedd-i lüzûmu olan topçu ve humbaracı ve müstevfî zehâyir ü hazîne ve çeleng ile isrâ olunup Tuna Donanması Başbuğu'nun tedârikâtı nâ-temâm olup, ancak kethudâsını vâfir ‘asker ile irsâl ve anlar dahi Serʻasker Paşa ordusuna ilhâk u îsâl ve Babadağı tarafından dahi Maçin'e vâfir ‘asker gönderildiği haberleri aʻdâ-yı dînin mesmû oldukda kemâl-i perîşânî vü ıztırâb ile İbrâ'îl ve Maçin havâlîsinden firâr ve Kalas tarafına güzâr eyledikleri ve işbu tedâbîr ü harekât-ı müsta‘cele bi-hamdillâhi Teʻâlâ sebeb-i muhafaza-i kalʻa-i Pâdişâh-ı rub‘-1 meskûn ve mûcib-i rasânet-i sugūr u husûn olduğu ve Silistre'ye dahi Mîr-i mîrân'dan Hasan Paşa muhafız nasb olup, o tarafda olan umûr mûmâ ileyhe sipâriş olunduğundan gayri Silistre'de mukīm Kuğu-zâde Süleymân Paşa mukaddemâ Anapa'ya me'mûr olmuş olmağla, meʼmûr olduğu mahalle șitâb ve tahrîk-i rikâb etmesi taraf-1 Sadâret-penâhî'den lisânen tenbîh ü işrâb olunup, husûl-1 istihkâm-ı enhâ vü cevânib ‘akabinde Ordu-yi hümâyûn'a râci‘ vü âyib oldular.",
          "caption": "Tenbîh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_144.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tenbîh",
          "text": "Baʻzı erbâb-ı ‘ukūlden sübût-yâfte-i sıhhat-i nukūldür ki Arslan Paşa meydân-ı maʻrekeden sâlimen çıkup, ‘askerin verâsını almış iken, etbâʻından bir şahs-ı ‘âkıbet-bîn müşârun ileyhin ‘inân-keş-i ‘azîmeti olup: \"Maçin Muhafızı olduğun hasebiyle sûret-i firârda tahlîs-i nefs eylediğini Devlet teyakkun eylediği takdirde, seni be-her hâl iʻdâm ve ser-i felâket-zedeni galtân-ı siyaset-gâh-ı enâm eder. Bu sûretde kayd-ı esri ihtiyâr-ı firârdan eslem ve muhafaza-i nefs cümleden akdemdir\" dedikde müşârun ileyhe şahs-ı mezbûrun kelâmı te'sîr edüp, semt-i selâmeti tahsîl etmişiken mütereddid-i beyne'l-emreyn kalup, ru’esâ-yı ‘askerin baʻzıları \"el-Firâru mimmâ lâ-yûtâku min-süneni'l-mürselîn\" mefhûmunu müşârun ileyhe telkīn ve beş on etbâʻ ile kurb-ı aʻdâda bulunmasını tehcîn eylediklerinden gayri: \"Dest-i a‘dâya vüzerânın giriftâr olması Devlet-i ‘aliyye'ye bir nevʻ nakîsayı müstelzimdir\" dediklerinde mülzem olmayup, [88b] birkaç nefer etbâʻı ile tevakkuf u ârâmı ihtiyâr ve gerüden gelan aʻdânın giriftâr-ı kemend-i isârları olup, Seksoncu-başı dahi bu hâli müşâhede\nve ol dahi mezellet-i esre rızâ-dâde oldu. Kilîd-i kalʻa-yı İbrâ'îl mesâbesinde olan Hırsova'nın tarsîn ü istihkâmı ve Maçin cânibine bir Ser‘asker-i kaviyyü'l-iktidâr taʻyîni vâcibât-ı umûrdan olup, istisvâb-ı ehl-i şûrâ ile Silistre Serʻaskeri Vezîr Karahisârî Ahmed Paşa miyâne-i vüzerâdan intihâb ve ol havâlîye Ser‘asker nasb olunup, maʻiyyetinde ihtișâd içün Ordu-yi hümâyûn'dan ve etrâf u eknâfdan vâfir leşker tertîb ve menşûr-ı Serʻaskerî ve ser-â-sere kablu hilʻat-ı zâhire-i Tâcdârî ve takviyye-i bâzû-yı iktidârî içün yigirmi bin guruş bu ‘abd-i ʻAciz ile ba's ü tersîb olunup, bir ân akdem me'mûr-ı maʻiyyetleri olan ʻasâkir ile vezîr-i müşârun ileyhin hareketi ve Hırsova'ya lede'l-vusûl tahsîl-i isti‘dâd edüp, Maçin cânibine teveccüh ü ʻazîmeti tahrîrât-ı ekîde-i Sadâret-penâhî ile dahi işʻâr olunduğundan gayri, Tuna Donanması Başbuğu Vezîr Ahmed Paşa bundan akdem inşâsına meʼmûr olduğu donanma sefâyini ile Maçin câniblerine bâd-bân-güşâ-yı ʻazîmet ve Serʻasker-i müşârun ileyh ile bi'l-muhâbere muktezâ-yı vakt ü hâle riʻâyet etmek bâbında tarafına hitâben misâl-i lâzımü'l-imtisâl ısdâr olunup, Baş-muhasebeci Sivasî Hasan Efendi me'mûriyeti ile tisyâr olundu. Bu Kemter-i bende-i devlet ile irsâl olunan teşrîfât u nukūd îsâl olunup, müşârun ileyh muhafız bulunmak takrîbi ile hayvânat u hıyâm ve sâyir levâzıma eşedd-i ihtiyâcı müşâhede ve derhal keyfiyyeti Ordu-yi hümâyûn'a ifâde ve lüzûmu olan eşyâ vü mühimmât mehmâ-emken tedârik ü ihzâr [89a] ve birkaç gün zarfında ʻunvân u dârât-ı Serʻaskerî ile müşârun ileyh Silistre sahrasına nâsıb-ı ʻalem-i vakār oldu. O esnada aʻdâ-yı dîn İbrâ'îl Kal‘ası'nı muhâsara içün Karavan nâm mahalden ihrâc eylediği ʻaskeri Kalas'da olan ince donanmasına ilhâk ve Devlet-i ʻaliyye tarafından def‘-i keyd-i a‘dâ içün İbrâ’îl karşusunda kâyin adada müceddeden binâ olunan tabyaya hücûm edüp, muhafazasına meʼmûr olan dilâverân-ı İslâm birkaç sâʻat i'mâl-i hisâm-ı ʻadüvv-intikām edüp, kalʻa tarafından imdâd ü iʻânet müteʻazzir olduğundan, ekserisi şerbet-i şehadeti nûş ve gamm-ı ʻâlemi ferâmûş edüp, bu mülâbese ile aʻdâ, zikrolunan tabyayı istîlâ ve kalʻa halkını inhisâr u müzâyakaya mübtelâ ve âlât-ı nâriyye ile baʻzı mahallerini tahrîb ü sûzân ve ehl-i İslâm dahi gerek kal'a ve gerek tabya cenginde vâfir küffârı refîk-i dûzâhiyân eylediklerinden gayri, üç beş kayıklarını garîk-i nehr-i hizlân ve bâkīlerini rahne-i top ile vîrân eyledikleri hasebiyle düşmen-i mekkâr tertîb-i mekr ü hîle zımnında ser-be-zânû-yı efkâr olup, zu'afâ-yı kalʻayı tevhîm siyâkında bir mektûb-ı keyd-üslûb tahrîr ve Maçin'de vukūʻ bulan keyfiyyeti tastîr ve el-yevm Hırsova'nın bile ‘asker-i İslâm'dan hâlî olduğunu\nbeyân ve bilâ-muhârebe kal‘aya dest-res olur ise şahs-ı vâhide ziyân etmeyeceğini ifâde ile halkı teşvîşe ilkā ve taleb-i mühlete ilcâ eylediği istihbâr ve bu kazıyye fi'l-hâl Silistre'den Ordu-yi hümâyûn'a iş‘âr olunup, bu haber-i bârid taraf-ı Sadrıaʻzamî'ye vârid olduğu gibi dâyirelerinde mevcûd olan 'asker ile bi'n-nefs hareket ve Silistre'ye gelüp, Serʻasker Paşa ile tarh-ı kurʻa-i meşveret ‘akabinde müşârun ileyhin bekāyâ-yı müsted'iyyatını tekmîl ve niyâz-mend [89b] olduğu on beş bin guruşun i‘tâsıyla îrâd eyleyeceği 'özr ü behâneyi ta‘tîl edüp, hayme-nişîn olduğu mahalden Hırsova'ya doğru teveccüh ü ‘azîmet eylemesini fermân-ı müşârun ileyh dahi emr-i ‘alîye imtisâlen me'mûr olduğu mahalle 'atf-1 ‘inân eyledi. İbrâ'îl'den câ-be-câ ‘asâkir ü zehâyir mutâlebe olunduğuna binâʼen, baʻzı kazâlardan tertîb ve Serdâr-ı ekrem'ın Silistre'den hareketleri günü vürûd edüp, bin nefer dalkılıç Silistre sâhilinde cemʻ etdirilüp, râkib olacağları kayıklar ihzâr olundukdan sonra, cümlesi mazhar-ı nevâziş ü ikrâm ve ferden ferdâ dest-i Sadriaʻzamî'den nâyil-i ‘atıyye vü inʻâm olduklarından fazla muhtâc oldukları zehâyir merâkib-i mevcûdeye imlâ ve kalʻaya eşedd-i lüzûmu olan topçu ve humbaracı ve müstevfî zehâyir ü hazîne ve çeleng ile isrâ olunup Tuna Donanması Başbuğu'nun tedârikâtı nâ-temâm olup, ancak kethudâsını vâfir ‘asker ile irsâl ve anlar dahi Serʻasker Paşa ordusuna ilhâk u îsâl ve Babadağı tarafından dahi Maçin'e vâfir ‘asker gönderildiği haberleri aʻdâ-yı dînin mesmû oldukda kemâl-i perîşânî vü ıztırâb ile İbrâ'îl ve Maçin havâlîsinden firâr ve Kalas tarafına güzâr eyledikleri ve işbu tedâbîr ü harekât-ı müsta‘cele bi-hamdillâhi Teʻâlâ sebeb-i muhafaza-i kalʻa-i Pâdişâh-ı rub‘-1 meskûn ve mûcib-i rasânet-i sugūr u husûn olduğu ve Silistre'ye dahi Mîr-i mîrân'dan Hasan Paşa muhafız nasb olup, o tarafda olan umûr mûmâ ileyhe sipâriş olunduğundan gayri Silistre'de mukīm Kuğu-zâde Süleymân Paşa mukaddemâ Anapa'ya me'mûr olmuş olmağla, meʼmûr olduğu mahalle șitâb ve tahrîk-i rikâb etmesi taraf-1 Sadâret-penâhî'den lisânen tenbîh ü işrâb olunup, husûl-1 istihkâm-ı enhâ vü cevânib ‘akabinde Ordu-yi hümâyûn'a râci‘ vü âyib oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçelü ile [90a] ‘akd-i musâlaha mukadder olduğu hâlde tîz elden Ordu-yi hümâyûn'da bir voyvodanın vücûdu ve derhal Eflak'a gönderilmesi emr-i mühimm\nolduğuna binâ'en, sabıkā Boğdan Voyvodası Aleksandra bundan akdem Âsitâne-i saʻâdet'den Ordu-yi hümâyûn'a vârid olmuşidi. Mersûmun bu hılâlde vazîfe-i zimmeti olan celb-i hafâyâ-yı ahbâr ve ıstıtlâ‘-ı ahvâl-i düşmen-i mekârih meʼmûl-ı Devlet-i ebed-müddet üzere fursat-yâb olamadığından gayri, bundan sonra idâre-i memleket ve celb-i ehl-i raʻiyyet edemeyeceği zevâhir-i ahvâlinden istidlâl olunup, yerine âharının celb ü istishâbı lâzım gelmişidi. Sâbıkā Eflak Voyvodası olan Mihalaki Voyvoda bir zemân Dîvân Tecümânlığı'nda izhâr-ı sadâkat, voyvodalığı vaktinde muhafaza-i memleket tahsîl-i rızâ-yı Devlet edüp, Avrupa ahvâline dahi vukūf u ıttılâʻı olduğu maʻlûm olduğundan, işbu evâsıt-ı Şa‘bân'da mersûm Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, Eflak ve sâyir mahallerde olan a‘dânın ahvâline vukūf içün cevâsîs irsâli ve bu yârân u reʻâyânın istimâlet ü isticlâb olunmaları tedbîrâtı taraf-1 Sadru's-sudûr'dan mersûma tenbîh olundu.",
          "caption": "Âmeden-i Voyvoda-i Eflak be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_145.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Voyvoda-i Eflak be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Nemçelü ile [90a] ‘akd-i musâlaha mukadder olduğu hâlde tîz elden Ordu-yi hümâyûn'da bir voyvodanın vücûdu ve derhal Eflak'a gönderilmesi emr-i mühimm\nolduğuna binâ'en, sabıkā Boğdan Voyvodası Aleksandra bundan akdem Âsitâne-i saʻâdet'den Ordu-yi hümâyûn'a vârid olmuşidi. Mersûmun bu hılâlde vazîfe-i zimmeti olan celb-i hafâyâ-yı ahbâr ve ıstıtlâ‘-ı ahvâl-i düşmen-i mekârih meʼmûl-ı Devlet-i ebed-müddet üzere fursat-yâb olamadığından gayri, bundan sonra idâre-i memleket ve celb-i ehl-i raʻiyyet edemeyeceği zevâhir-i ahvâlinden istidlâl olunup, yerine âharının celb ü istishâbı lâzım gelmişidi. Sâbıkā Eflak Voyvodası olan Mihalaki Voyvoda bir zemân Dîvân Tecümânlığı'nda izhâr-ı sadâkat, voyvodalığı vaktinde muhafaza-i memleket tahsîl-i rızâ-yı Devlet edüp, Avrupa ahvâline dahi vukūf u ıttılâʻı olduğu maʻlûm olduğundan, işbu evâsıt-ı Şa‘bân'da mersûm Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, Eflak ve sâyir mahallerde olan a‘dânın ahvâline vukūf içün cevâsîs irsâli ve bu yârân u reʻâyânın istimâlet ü isticlâb olunmaları tedbîrâtı taraf-1 Sadru's-sudûr'dan mersûma tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçelü'nün ‘akd-ı musâlahada zuhûr eden tüvânî vü terâhîleri ve Devlet-i 'aliyye murahhasları taraflarından itmâm-ı musâlahaya ibrâm olundukça leyte ve le ‘alle ile imrâr-ı vakte mübâderetleri ve müddet-i mütâreke münkazıyye olup, hıtâm-ı muhâdene mümkin olmadığı hâlde: \"Üç dört mâh[a] temdîd-i vakt-ı mütâreke olunur\" deyü Nemçelü murahhaslarının hezeyânları ve tatvîl-i mâddeden murâdları müttefiklerinin suhûlet-i maslahatlarını istihsâl ve Devlet-i 'aliyye'yi işgāl ile tevhîn-i havâtir ve teştît-i ‘asâkir olduğundan fazla, bidâyet-i emrde bilâ-mûceb nakz-ı ‘ahd eylediğine nazarân bu defa dahi 'ahdinde sâbit-kadem olmayacağı [90b] agleb-i ihtimâl ve şimdiden Nemçelü'ye mücâvir olan kılâʻ vü bikāʻı tarsîn ve baʻzı mahallere başbuğlar ve muhafızlar taʻyîn olunmak muktezâ-yı vakt ü hâl idügi ve Nemçelü'ün kāle getürdükleri dört mâh mütâreke-i cedîdede vucûd-ı mehâzîr vâreste-i iştibâh u zunûn ve müddet-i merkūma temâmce Devlet-i 'aliyye 'askerinin ‘avdetlerine ve serhadlerin huluvv ü ferâğı vaktlerine tesadüf eyleyeceği ve temdîd-i vakt i‘âde-i harbe tercîh olunduğu hâlde ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn kā‘idesi üzere mütâreke müddeti sene-\ni kâmileye makrûn olmak zımnında Âsitâne-i sa‘âdet'de meşveret olunup, Ordu-yi hümâyûn'da dahi bu keyfiyyetin mülâhaza olunması murâd-ı hümâyûn olduğuna binâ'en, işbu şehr-i Şa‘bân'nın yirmi altıncı günü otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de 'akd-ı encümen-i meşveret ve Âsitâne'den vürûd eden mazbata kırâʼat olundukda, mevâdd-ı mezkûreye dâyir beyne'l-huzzâr ebhâs-ı kesîre güzerân ve nihâyetinde li-ecli'l-ihtiyât Nemçelü'ye mütekārib olan mahallere sevk-i ‘asâkir ü ketâyib ve muhafaza-i etraf u cevânib olunarak düşmen-i ‘ahd-şikene irâ'e-yi kuvvet olunmak tasvîb ü istihsân ve müddet-i mütârekenin dört mâh temdîdi fi'l-hakīka Devlet-i ‘aliyye'ye muzırr olup, ancak itmâm-ı musâlaha niyyeti ile yigirmi ve gāyeti otuz güne dek meddin zararı olmadığı zebân-güzâr olmağla, işbu mülâhazât-ı vâride bir tarafdan Ziştovi'de ictima‘ eden Devlet-i ‘aliyye murahhaslarına ifâde ve bir tarafdan Nemçe koluna ‘asker ü mühimmât irsâliyle lede'l-hâce muhafaza vü mücâveze isti‘dâdı âmâde kılınmak üzere Hâcıoğlu Bâzârcığı'nda mukīm Vezîr Hasan Paşa Niş Muhafızı ve Kelleci ‘Osmân Paşa Yergöğü Muhafızı ve Moralı Silahdâr Ahmed Paşa Babadağı Ser‘askeri ve Anadolu Vâlîsi Vezîr İskenderiyyeli Mahmûd Paşa Vidin Ser‘askeri Vezîr Bicân ‘Ali Paşa Kulle Muhafızı nasb olunup, Vezîr Mehmed Emîn Paşa mukaddemâ Kiligra'ya [91a] eğerçi me'mûr olmuşidi. Ancak Bâzârcık Kasabası Varna ve sâyir mahallere karîb olup, tenhâ kalması münâsib olmadığından müşârun ileyh Bâzârcık muhafazasına taʻyîn olunup, Kiligra muhafazası dahi Mîr-i mîrân'dan Uzun 'Abdullah Paşa-zâde Nebî Paşa'ya ihâle ve maʻiyyetine bir mikdâr ‘asker ve harçlık irsâli dahi meclis-i meşveretde mukāvele olunup, meclise hitâm verildi.",
          "caption": "Vukū‘-ı meşveret der-otâğ-ı Serdâr-ı ekremî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_146.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı meşveret der-otâğ-ı Serdâr-ı ekremî",
          "text": "Nemçelü'nün ‘akd-ı musâlahada zuhûr eden tüvânî vü terâhîleri ve Devlet-i 'aliyye murahhasları taraflarından itmâm-ı musâlahaya ibrâm olundukça leyte ve le ‘alle ile imrâr-ı vakte mübâderetleri ve müddet-i mütâreke münkazıyye olup, hıtâm-ı muhâdene mümkin olmadığı hâlde: \"Üç dört mâh[a] temdîd-i vakt-ı mütâreke olunur\" deyü Nemçelü murahhaslarının hezeyânları ve tatvîl-i mâddeden murâdları müttefiklerinin suhûlet-i maslahatlarını istihsâl ve Devlet-i 'aliyye'yi işgāl ile tevhîn-i havâtir ve teştît-i ‘asâkir olduğundan fazla, bidâyet-i emrde bilâ-mûceb nakz-ı ‘ahd eylediğine nazarân bu defa dahi 'ahdinde sâbit-kadem olmayacağı [90b] agleb-i ihtimâl ve şimdiden Nemçelü'ye mücâvir olan kılâʻ vü bikāʻı tarsîn ve baʻzı mahallere başbuğlar ve muhafızlar taʻyîn olunmak muktezâ-yı vakt ü hâl idügi ve Nemçelü'ün kāle getürdükleri dört mâh mütâreke-i cedîdede vucûd-ı mehâzîr vâreste-i iştibâh u zunûn ve müddet-i merkūma temâmce Devlet-i 'aliyye 'askerinin ‘avdetlerine ve serhadlerin huluvv ü ferâğı vaktlerine tesadüf eyleyeceği ve temdîd-i vakt i‘âde-i harbe tercîh olunduğu hâlde ihtiyâr-ı ehven-i şerreyn kā‘idesi üzere mütâreke müddeti sene-\ni kâmileye makrûn olmak zımnında Âsitâne-i sa‘âdet'de meşveret olunup, Ordu-yi hümâyûn'da dahi bu keyfiyyetin mülâhaza olunması murâd-ı hümâyûn olduğuna binâ'en, işbu şehr-i Şa‘bân'nın yirmi altıncı günü otâk-ı Serdâr-ı ekremî'de 'akd-ı encümen-i meşveret ve Âsitâne'den vürûd eden mazbata kırâʼat olundukda, mevâdd-ı mezkûreye dâyir beyne'l-huzzâr ebhâs-ı kesîre güzerân ve nihâyetinde li-ecli'l-ihtiyât Nemçelü'ye mütekārib olan mahallere sevk-i ‘asâkir ü ketâyib ve muhafaza-i etraf u cevânib olunarak düşmen-i ‘ahd-şikene irâ'e-yi kuvvet olunmak tasvîb ü istihsân ve müddet-i mütârekenin dört mâh temdîdi fi'l-hakīka Devlet-i ‘aliyye'ye muzırr olup, ancak itmâm-ı musâlaha niyyeti ile yigirmi ve gāyeti otuz güne dek meddin zararı olmadığı zebân-güzâr olmağla, işbu mülâhazât-ı vâride bir tarafdan Ziştovi'de ictima‘ eden Devlet-i ‘aliyye murahhaslarına ifâde ve bir tarafdan Nemçe koluna ‘asker ü mühimmât irsâliyle lede'l-hâce muhafaza vü mücâveze isti‘dâdı âmâde kılınmak üzere Hâcıoğlu Bâzârcığı'nda mukīm Vezîr Hasan Paşa Niş Muhafızı ve Kelleci ‘Osmân Paşa Yergöğü Muhafızı ve Moralı Silahdâr Ahmed Paşa Babadağı Ser‘askeri ve Anadolu Vâlîsi Vezîr İskenderiyyeli Mahmûd Paşa Vidin Ser‘askeri Vezîr Bicân ‘Ali Paşa Kulle Muhafızı nasb olunup, Vezîr Mehmed Emîn Paşa mukaddemâ Kiligra'ya [91a] eğerçi me'mûr olmuşidi. Ancak Bâzârcık Kasabası Varna ve sâyir mahallere karîb olup, tenhâ kalması münâsib olmadığından müşârun ileyh Bâzârcık muhafazasına taʻyîn olunup, Kiligra muhafazası dahi Mîr-i mîrân'dan Uzun 'Abdullah Paşa-zâde Nebî Paşa'ya ihâle ve maʻiyyetine bir mikdâr ‘asker ve harçlık irsâli dahi meclis-i meşveretde mukāvele olunup, meclise hitâm verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ânifen nakş-ı sahîfe-i beyân olunduğu vech üzere Kethudâlık hıdmetine Âsitâne-i saʻâdet'den da‘vet olununan Reşîd Mustafa Efendi Ordu-yi hümâyûn'a vârid olmakdan nâşî, işbu Şa‘bânü'l-muʻazzam'ın yigirmi beşinci Cuma günü Hakkı el-\nHâc Mehmed Beyefendi Kethudâlık câh-ı celîlinden tenzîl ve hıdmet-i mezkûre ile mûmâ ileyh tekrîm ü tebcîl olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Kethudâ-yı Sadrıaʻzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_147.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Kethudâ-yı Sadrıaʻzamî",
          "text": "Ânifen nakş-ı sahîfe-i beyân olunduğu vech üzere Kethudâlık hıdmetine Âsitâne-i saʻâdet'den da‘vet olununan Reşîd Mustafa Efendi Ordu-yi hümâyûn'a vârid olmakdan nâşî, işbu Şa‘bânü'l-muʻazzam'ın yigirmi beşinci Cuma günü Hakkı el-\nHâc Mehmed Beyefendi Kethudâlık câh-ı celîlinden tenzîl ve hıdmet-i mezkûre ile mûmâ ileyh tekrîm ü tebcîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İbrâ'îl serhaddinin muhâfazasına me'mûr tavâyif-i ʻaskeriyyenin bir mikdârı: \"Vaktimiz rûz-ı Hızır'a dekdir\" deyü firâra başladıklarından gayri Başbûğ ʻAbdî Paşa ve Muhâfız Mahmûd Paşa ve Yegen Paşa miyânelerinde münâfese vü münâkaşa tekevvünüyle serhadd-i hakānî muhtell olup, tavâyif-i ʻaskeriyyenin taht-ı râbıtaya idhâlleriyle emr-i muhâfazada devâm u istikrarları ve aʻmâl ü idârelerine akvâ-yı vesîle olan vüzerâ-yı ʻazâmın ittihâd-ı kulûb u ittifâkları vikāye-i memleket ve sükkân-ı vilâyete bâʻis-i itmînân u tesliyyet olacağı maʻlûm zevât-ı müteşahhısadan bir sâhib-i vukūf u nüfûzun bu hıdmete me'mûrriyeti beyyinü'l-lüzûm olmağla sâbıkā Sadrıaʻzam Kethudâsı el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi işbu şehr-i Ramazân'ın dördüncü günü ol cânibe taʻyîn ve kāmet-i liyâkati hilʻat-i câh-ı refʻ-i Tevkîʻi ile tezyîn kılındığından gayri mâ-beyne'l-vüzerâ tehaddüs eden şikākı vifâka tebdîl ve sebât-ı ʻaskere dâyir olan vesâ’ili tahsîl etmek bâbında [91b] ısdâr-ı evâmir-i Cihân-mutâʻ ve Hırsova Serʻaskeri Vezîr Karahisârî Ahmed Paşa'ya telkīn içün baʻzı vesâyâ-yı Sadâret-penâhî dahi kûze-i hâfızasına îdâʻ olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i mûmâ ileyh be-cânib-i İbrâ'îl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_148.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i mûmâ ileyh be-cânib-i İbrâ'îl",
          "text": "İbrâ'îl serhaddinin muhâfazasına me'mûr tavâyif-i ʻaskeriyyenin bir mikdârı: \"Vaktimiz rûz-ı Hızır'a dekdir\" deyü firâra başladıklarından gayri Başbûğ ʻAbdî Paşa ve Muhâfız Mahmûd Paşa ve Yegen Paşa miyânelerinde münâfese vü münâkaşa tekevvünüyle serhadd-i hakānî muhtell olup, tavâyif-i ʻaskeriyyenin taht-ı râbıtaya idhâlleriyle emr-i muhâfazada devâm u istikrarları ve aʻmâl ü idârelerine akvâ-yı vesîle olan vüzerâ-yı ʻazâmın ittihâd-ı kulûb u ittifâkları vikāye-i memleket ve sükkân-ı vilâyete bâʻis-i itmînân u tesliyyet olacağı maʻlûm zevât-ı müteşahhısadan bir sâhib-i vukūf u nüfûzun bu hıdmete me'mûrriyeti beyyinü'l-lüzûm olmağla sâbıkā Sadrıaʻzam Kethudâsı el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi işbu şehr-i Ramazân'ın dördüncü günü ol cânibe taʻyîn ve kāmet-i liyâkati hilʻat-i câh-ı refʻ-i Tevkîʻi ile tezyîn kılındığından gayri mâ-beyne'l-vüzerâ tehaddüs eden şikākı vifâka tebdîl ve sebât-ı ʻaskere dâyir olan vesâ’ili tahsîl etmek bâbında [91b] ısdâr-ı evâmir-i Cihân-mutâʻ ve Hırsova Serʻaskeri Vezîr Karahisârî Ahmed Paşa'ya telkīn içün baʻzı vesâyâ-yı Sadâret-penâhî dahi kûze-i hâfızasına îdâʻ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tavâyif-i ʻaskeriyyenin müstehakk oldukları bir kıst ʻulûfeleri Ordu-yi hümâyûn'da bundan akdem iʻtâ vü teslîm ve haklarında menâyih ü ʻatâyâ-yı Pâdişâh-ı heft-iklîm taʻmîm olunup, meşkûriyyet-i hıdmet-i Sadru's-sudûr zımnında teşrîfât-ı hümâyûn irsâli muʻtâd olduğuna binâ'en, işbu Ramazân-ı şerîf'in on altıncı Pençşenbih günü Kahveci-başı Hüsâm Ağa ma'rifetiyle taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den cânib-i Serdâr-ı ekremî'ye bir sevb-i semmûr-ı fâyizü's-sürûr ve bir kabza mücevher-i şeref-resân vürûd olup, iʻlâm-ı hâl siyâkında nakş-tirâz-ı levha-i sudûr olan hatt-ı mevâhib-i mahsûr ʻalâ-mele’i'n-nâs kırâ'at olunduktan sonra, hâmil-i hatt-ı menâyih-nukat olan Hüsâm Ağa'ya bir sevb-i semmûr iksâ ve bir re's esb-i\nmüzeyyen iʻtâ ve cenb-i hayme-i Sadrıaʻzamî'de nasb olunan hıyâma mûmâ ileyh ile etbâʻı îvâ olundu. Şehriyâr-ı mekârim-âsâr Serdar-ı ekrem'e olan teveccüh-i Mülûkâne'lerin iş‘âr-ı irâdeleriyle mu‘tâd olan teşrîfât-ı seniyyeden fazla yek-pâre Saʻîdî zümürrüd ile masnu ve takdîr-i behâsı cevher-şinâsân-ı rüzgârdan memnuʻ bir kutu serâpâ elmâs ile müzeyyen bir sâʻat-i girân-kıymet irsâl buyurduklarından gayri Râbiʻa-zehâdet, Zehrâ-'ismet ya'nî Vâlide Sultân-ı 'aliyyetü'ş-şân hazretleri tarafından dahi gayr-ez-muʻtâd birkaç kat mükemmel câme-şû u kân-ı cihânda misli nâdîde bir 'aded tesbîh Încü ihsân olunup, bu vesîle ile Sadr-ı vakūr nâyil-i etemm-i mübâhât ü surûr oldu.",
          "caption": "İʻtâ-yı mevâcib ve zuhûr-ı teşrîfât ez-cânib-i Şehriyâr-ı sütûde-menâkıb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_149.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "İʻtâ-yı mevâcib ve zuhûr-ı teşrîfât ez-cânib-i Şehriyâr-ı sütûde-menâkıb",
          "text": "Tavâyif-i ʻaskeriyyenin müstehakk oldukları bir kıst ʻulûfeleri Ordu-yi hümâyûn'da bundan akdem iʻtâ vü teslîm ve haklarında menâyih ü ʻatâyâ-yı Pâdişâh-ı heft-iklîm taʻmîm olunup, meşkûriyyet-i hıdmet-i Sadru's-sudûr zımnında teşrîfât-ı hümâyûn irsâli muʻtâd olduğuna binâ'en, işbu Ramazân-ı şerîf'in on altıncı Pençşenbih günü Kahveci-başı Hüsâm Ağa ma'rifetiyle taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den cânib-i Serdâr-ı ekremî'ye bir sevb-i semmûr-ı fâyizü's-sürûr ve bir kabza mücevher-i şeref-resân vürûd olup, iʻlâm-ı hâl siyâkında nakş-tirâz-ı levha-i sudûr olan hatt-ı mevâhib-i mahsûr ʻalâ-mele’i'n-nâs kırâ'at olunduktan sonra, hâmil-i hatt-ı menâyih-nukat olan Hüsâm Ağa'ya bir sevb-i semmûr iksâ ve bir re's esb-i\nmüzeyyen iʻtâ ve cenb-i hayme-i Sadrıaʻzamî'de nasb olunan hıyâma mûmâ ileyh ile etbâʻı îvâ olundu. Şehriyâr-ı mekârim-âsâr Serdar-ı ekrem'e olan teveccüh-i Mülûkâne'lerin iş‘âr-ı irâdeleriyle mu‘tâd olan teşrîfât-ı seniyyeden fazla yek-pâre Saʻîdî zümürrüd ile masnu ve takdîr-i behâsı cevher-şinâsân-ı rüzgârdan memnuʻ bir kutu serâpâ elmâs ile müzeyyen bir sâʻat-i girân-kıymet irsâl buyurduklarından gayri Râbiʻa-zehâdet, Zehrâ-'ismet ya'nî Vâlide Sultân-ı 'aliyyetü'ş-şân hazretleri tarafından dahi gayr-ez-muʻtâd birkaç kat mükemmel câme-şû u kân-ı cihânda misli nâdîde bir 'aded tesbîh Încü ihsân olunup, bu vesîle ile Sadr-ı vakūr nâyil-i etemm-i mübâhât ü surûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârun ileyh bir seneden [92a] berü bilâ-mansıb Tırhala ve Yenişehir taraflarında tedmîr-i eşkıyâ ve tathîr-i etrafı u enhâ ve Sol Kol'dan müretteb olan ‘askeri vaktinden evvel ihrâc ve Ordu-yi hümâyûn'a isrâ ve işbu Ramazân-ı şerîf evâhirinde bin beş yüz nefer kapu halkı ile Şumnu sahrâsına vürûd ve âlâyı gösterdikden sonra huzûr-ı Sadru's-sudûr'da telebbüs-i ferve-i semmûr ile nâyil-i hubûr olup, Makak sahrâsına darb-ı hıyâm ve Ordu-yi hümâyûn Ser‘askeri ve yâhûd Çerhacısı olmak vaʻdi üzere kesb-i ‘ulüvv-i makām eyledi. Hakk budur ki, çok zemândan berü böyle muntazam dâyire ile Ordu-yi hümâyûn'a bir vezîr gelmeyüp, âlây-ı dilârâsını seyredenler âvâze-i tahsîni resîde-i çarh-ı esîr ve intizâm-ı dâyiresini görenler \"Sad bârekallâh\" sitâyişini tekrîr eylediler.",
          "caption": "Âmeden-i Vezîr Bekir Paşa be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_150.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Vezîr Bekir Paşa be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Vezîr-i müşârun ileyh bir seneden [92a] berü bilâ-mansıb Tırhala ve Yenişehir taraflarında tedmîr-i eşkıyâ ve tathîr-i etrafı u enhâ ve Sol Kol'dan müretteb olan ‘askeri vaktinden evvel ihrâc ve Ordu-yi hümâyûn'a isrâ ve işbu Ramazân-ı şerîf evâhirinde bin beş yüz nefer kapu halkı ile Şumnu sahrâsına vürûd ve âlâyı gösterdikden sonra huzûr-ı Sadru's-sudûr'da telebbüs-i ferve-i semmûr ile nâyil-i hubûr olup, Makak sahrâsına darb-ı hıyâm ve Ordu-yi hümâyûn Ser‘askeri ve yâhûd Çerhacısı olmak vaʻdi üzere kesb-i ‘ulüvv-i makām eyledi. Hakk budur ki, çok zemândan berü böyle muntazam dâyire ile Ordu-yi hümâyûn'a bir vezîr gelmeyüp, âlây-ı dilârâsını seyredenler âvâze-i tahsîni resîde-i çarh-ı esîr ve intizâm-ı dâyiresini görenler \"Sad bârekallâh\" sitâyişini tekrîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i 'aliyye'nin seferi mütehakkıku'l-vukūʻ oldukda, düşmeni olan Moskovlu'yu taraf-ı âhardan işgāl ile tahfîf-i şedâyid-i cidâl etmek mutâbık-ı kavâ‘id-i harbiyye olduğuna binâ'en, Moskov memleketine mücâvir olan ülkât hânlarından Buhârâ Hânı'nın fi'l-cümle kuvvet ü mikneti olduğu rivâyet ve ceht ü hiddet-i İslâmiyye takrîbiyle iʻânet ü müzâherete mübâderet eylediği hâlde tefrîk-i ‘asâkir-i a'dâya 'illet ü gāyile-i uhrâya giriftâr eyleyerek mûceb-i te'yîd-i dîn ü devlet olacağı\nmülâhaza olunup, hass ü igrâ siyâkında Hân-ı müşârun ileyhe taraf-ı hümâyûn'dan mahsûs nâme-i mülâtafet-mansûs ısdâr ve Van Muhâfızı cânibinden tisyâr olunmak savâb-dîd-i erkân-ı Devlet-i ebed-karâr olmuşidi. Muhâfız-ı müşârun ileyh nâme-i hümâyûnu Seyyid Mehmed nâm Tatar ile Îrân tarafından irsâl ve mahalline îsâl edüp, mazmûn-ı nâme-i kerâmet-‘allâme Hân-ı müşârun ileyhin maʻlûmu oldukda, Nazm: Halakallahu lil-hurubi ricâlen, Ve ricâlen li-gasʻatin ve serîdin. mefhûmu üzere tahsîl-i müstelezzât-ı nefsâniyyeyi erbâb-ı tevhîde farz [92b] olan gazve vü cihâda tercîh ve in‘idâm-ı kuvvet ü miknetini îmâ vü tasrîh edüp, iʻtizârât-ı gayr-i müveccehe ile Tatar'ı i‘âde ve Tatar-ı merkūm dahi tavîlü'z-zeyl bir takrîr ‘atebe-i Devlet'e nihâde etmekle [mısra]‘: Cihân-dîde bisyâr gûyed dorūg. me'âli üzerine sıhhat-i vukūʻu müştebih ü meşkûk olduğundan gayri fâyideden muʻarra vü mu‘teddün-bih olmıyan hurâfât u ekāsîs kabîlinden olduğu hüveydâ olmağla, mühmel ü metrûk bırakılması ûlâ görüldü.",
          "caption": "Vürûd-ı nâme-res ez-cânib-i Buhârâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_151.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı nâme-res ez-cânib-i Buhârâ",
          "text": "Devlet-i 'aliyye'nin seferi mütehakkıku'l-vukūʻ oldukda, düşmeni olan Moskovlu'yu taraf-ı âhardan işgāl ile tahfîf-i şedâyid-i cidâl etmek mutâbık-ı kavâ‘id-i harbiyye olduğuna binâ'en, Moskov memleketine mücâvir olan ülkât hânlarından Buhârâ Hânı'nın fi'l-cümle kuvvet ü mikneti olduğu rivâyet ve ceht ü hiddet-i İslâmiyye takrîbiyle iʻânet ü müzâherete mübâderet eylediği hâlde tefrîk-i ‘asâkir-i a'dâya 'illet ü gāyile-i uhrâya giriftâr eyleyerek mûceb-i te'yîd-i dîn ü devlet olacağı\nmülâhaza olunup, hass ü igrâ siyâkında Hân-ı müşârun ileyhe taraf-ı hümâyûn'dan mahsûs nâme-i mülâtafet-mansûs ısdâr ve Van Muhâfızı cânibinden tisyâr olunmak savâb-dîd-i erkân-ı Devlet-i ebed-karâr olmuşidi. Muhâfız-ı müşârun ileyh nâme-i hümâyûnu Seyyid Mehmed nâm Tatar ile Îrân tarafından irsâl ve mahalline îsâl edüp, mazmûn-ı nâme-i kerâmet-‘allâme Hân-ı müşârun ileyhin maʻlûmu oldukda, Nazm: Halakallahu lil-hurubi ricâlen, Ve ricâlen li-gasʻatin ve serîdin. mefhûmu üzere tahsîl-i müstelezzât-ı nefsâniyyeyi erbâb-ı tevhîde farz [92b] olan gazve vü cihâda tercîh ve in‘idâm-ı kuvvet ü miknetini îmâ vü tasrîh edüp, iʻtizârât-ı gayr-i müveccehe ile Tatar'ı i‘âde ve Tatar-ı merkūm dahi tavîlü'z-zeyl bir takrîr ‘atebe-i Devlet'e nihâde etmekle [mısra]‘: Cihân-dîde bisyâr gûyed dorūg. me'âli üzerine sıhhat-i vukūʻu müştebih ü meşkûk olduğundan gayri fâyideden muʻarra vü mu‘teddün-bih olmıyan hurâfât u ekāsîs kabîlinden olduğu hüveydâ olmağla, mühmel ü metrûk bırakılması ûlâ görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʻUzmâ-yı ricâl-i devletden Pepekî Hasan Efendi mübâşereti ile Silistre pîşgâhında müceddeden inşâsına irâde-i Cihân-bânî teʻalluk eden cisr-i kebîr bi-fazlillâhi'l-Kadîr cemîʻ-i müştemilâtıyla husûl-pezîr olup, nasb olunacak mahalli muʻayyen oluncaya dek muhâfazası lâzım ve Mîr-i mîrân'dan birinin me'mûriyyeti tabîʻat-ı maslahata mülâyim görülüp, derhâl Seyyid Mehmed Paşa bu hıdmet-i hatîrenin ru'yetine meʼmûr olup, Selanikî Yusûf Bey dahi istishâb eylediği ‘asker ile Cisr Emîni ‘unvânı ile mûmâ ileyhe terfîk ve tahakkuk-ı nasb ‘akabinde icrâ-yı mezkûrenin nakli husûsu gerden-i gayretine taʻlîk olundu.",
          "caption": "İtmâm-ı cisr-i kebîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_152.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "İtmâm-ı cisr-i kebîr",
          "text": "ʻUzmâ-yı ricâl-i devletden Pepekî Hasan Efendi mübâşereti ile Silistre pîşgâhında müceddeden inşâsına irâde-i Cihân-bânî teʻalluk eden cisr-i kebîr bi-fazlillâhi'l-Kadîr cemîʻ-i müştemilâtıyla husûl-pezîr olup, nasb olunacak mahalli muʻayyen oluncaya dek muhâfazası lâzım ve Mîr-i mîrân'dan birinin me'mûriyyeti tabîʻat-ı maslahata mülâyim görülüp, derhâl Seyyid Mehmed Paşa bu hıdmet-i hatîrenin ru'yetine meʼmûr olup, Selanikî Yusûf Bey dahi istishâb eylediği ‘asker ile Cisr Emîni ‘unvânı ile mûmâ ileyhe terfîk ve tahakkuk-ı nasb ‘akabinde icrâ-yı mezkûrenin nakli husûsu gerden-i gayretine taʻlîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in on ikinci Cuma günü Ordu-yi hümâyûn'da tevcîhât olup, kapu ricâli ibkā ve Muhâsebe-i evvel mansıbı, sâbıkā Kethüdâ-yı Rikâb İbrâhîm Efendi'ye ve Süvârî Mukābelesi, Kara Hâfız Efendi'ye ve Yeniçeri Kitâbeti, Râtib Efendi'ye ve Sipâh Kitâbeti, Lala Mehmed Efendi'ye ve Mevkūfât Yazıcı-yı esbak Ayasofyalu Mustafâ Efendi'ye tevfîz olunup, sâyir menâsıb dahi müstehaklarına ibkā vü tevcîhe ve lâzım gelenlere ikāmet ü ‘azîmet hâletleri ifâde vü tenbîh olundu. Kezâlik Âsitâne-i saʻâdet'de dahi tevcîhât vukū‘ bulup, [93a] hidmet-i Kāyim-makāmî'de olan ricâl-i Bâb ibkā ile feyz-yâb ve fekat Teşrîfât Vekâleti'yle Edîb Efendi pâ-ber-câ-yı merkez-i intisâb ve Baş-muhâsebe Vekâleti'yle 'Ali 'Arif Bey tatyîb ve Tersâne Emâneti'yle tabîʻatı vekāhat ü mücûna mâyil olan Kıbrısî ‘Ali Ağa tatrîb ve Matbah Emâneti, İstanbul Gümrükçüsü bulunan Selânikî Küçük Hasan Ağa'ya ihâle ve Arpa Emâneti ile Tütün Gümrükçüsü olan ‘Osmân Ağa'nın mezraʻa-i emeline cûy-bâr-ı ‘inâyet isâle ve Anadolu Vekâleti'yle Feyzî Bey-zâde Mehmed Beyefendi'nin münkesir-i dest-i hâdisât olan âb-gîne-i hâtırı mecbûr ve Mukābele Vekâleti'yle Memiş Efendi nâyil-i etemm-i surûr olup, Cizye Muhâsebesi bi'l-asâle ‘ismetlü Şâh Sultân Kethudâsı'na tevcîh ve sâyir menâsıb ile bekāyâ-yı hademe-i Devlet temvîh olundu.",
          "caption": "Vukū‘-ı tevcîhât der-Ordu-yi hümâyûn ve Âsitâne-i saʻâdet-makrûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_153.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı tevcîhât der-Ordu-yi hümâyûn ve Âsitâne-i saʻâdet-makrûn",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in on ikinci Cuma günü Ordu-yi hümâyûn'da tevcîhât olup, kapu ricâli ibkā ve Muhâsebe-i evvel mansıbı, sâbıkā Kethüdâ-yı Rikâb İbrâhîm Efendi'ye ve Süvârî Mukābelesi, Kara Hâfız Efendi'ye ve Yeniçeri Kitâbeti, Râtib Efendi'ye ve Sipâh Kitâbeti, Lala Mehmed Efendi'ye ve Mevkūfât Yazıcı-yı esbak Ayasofyalu Mustafâ Efendi'ye tevfîz olunup, sâyir menâsıb dahi müstehaklarına ibkā vü tevcîhe ve lâzım gelenlere ikāmet ü ‘azîmet hâletleri ifâde vü tenbîh olundu. Kezâlik Âsitâne-i saʻâdet'de dahi tevcîhât vukū‘ bulup, [93a] hidmet-i Kāyim-makāmî'de olan ricâl-i Bâb ibkā ile feyz-yâb ve fekat Teşrîfât Vekâleti'yle Edîb Efendi pâ-ber-câ-yı merkez-i intisâb ve Baş-muhâsebe Vekâleti'yle 'Ali 'Arif Bey tatyîb ve Tersâne Emâneti'yle tabîʻatı vekāhat ü mücûna mâyil olan Kıbrısî ‘Ali Ağa tatrîb ve Matbah Emâneti, İstanbul Gümrükçüsü bulunan Selânikî Küçük Hasan Ağa'ya ihâle ve Arpa Emâneti ile Tütün Gümrükçüsü olan ‘Osmân Ağa'nın mezraʻa-i emeline cûy-bâr-ı ‘inâyet isâle ve Anadolu Vekâleti'yle Feyzî Bey-zâde Mehmed Beyefendi'nin münkesir-i dest-i hâdisât olan âb-gîne-i hâtırı mecbûr ve Mukābele Vekâleti'yle Memiş Efendi nâyil-i etemm-i surûr olup, Cizye Muhâsebesi bi'l-asâle ‘ismetlü Şâh Sultân Kethudâsı'na tevcîh ve sâyir menâsıb ile bekāyâ-yı hademe-i Devlet temvîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şumnu sahrâsında ihtişâd-ı ‘asâkir mekāsıdıyla bir müddet ikāmet olunup, mukābele-i a'dâ vakitleri hulûl ve vürûdlarına intizâr derkâr olan 'asâkir-i İslâmiyye'nin dahi ekserî Mevkib-i hümâyûn'a rabt-ı hibâle-i vusûl edüp, fîmâ-baʻd Ordu-yi hümâyûn'un hareketi ittifâk-ı erbâb-ı elbâb ile istisvâb olunmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in evâyilinde Bâzârcık'da mukīm olup, Ordu-yi hümâyûn'a celb olunan Vezîr Mehmed Emîn Paşa Livâ’-i şerîf Kāyim-makāmı nasb u taʻyîn ve Baş-muhâsebeci İbrâhîm Efendi'nin ‘illet-i mizâcı takrîbi ile Şumnu'da terk olunması tahsîn olunup, bekāyâ-yı ‘askeri sevk ü irsâl ve Ordu-yi hümâyûn mürettebâtını verâdan pey-\nder-pey îsâl etmek hıdemâtı ile kesb-i râhat-ı bâl ve vekâleti bu ‘abd-i ‘âcize ihâle olunup, Ordu-yi hümâyûn'u Sadrıaʻzam Kozluca tarafına tesyîr [93b] ve hılâl-i râhda vukū' bulan tahrîrâtı idâre içün bu Fakīr tezkîr olunup, Teşrîfâtî bulunan el-Hâc Mustafa Efendi'yi dahi maʻiyyete istishâb ve Ruscuk cânibine yigirmi beş kadar hâvass-1 etbâʻı ile tahrîk-i rikâb eyledi. Yevm-i mezkûrde Hezargrad'a vusûl ve ferdâsı Rusçuğ'a duhûl hengâmında Çerhacılığa tasmîm olunan sâbıkā Vidin Muhafızı Vezîr 'Ali Paşa o havâlîye vârid olduğu istihbâr ve bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a vusûlü içün mahsûs Tatar ile tarafına buyuruldu tesyâr olunup, müşârun ileyh vâkıf-ı hâl olduğu gibi mahallinden hareket ve hılâl-i râhda mukārenet-i Sadrıaʻzamî ile mefharet edüp, vesâyâ-yı ekîdeden sonra Ordu-yi hümâyûn tarafına ircâʻ ve Tuna Donanması'na Kapudân olan Hammâmî-zâde Vezîr Ahmed Paşa dahi kazıyyeyi istimâʻ ve Sadrıaʻzam ile ictimâ‘edüp, Ruscuk pîşgâhında inşâ olunan donanmayı ru’yet ve kusûr u küsûrunu muʻâyene içün bi'n-nefs hareket ü ‘azîmet ve mevcûd olan sefâyinin mikdâr u kemiyyetini tashîh ve ‘askerini şümârende-i benân tedkīk eyleyerek 'amele ve sâyirlerini ‘atâyâ-yı vâfire ile tefrîh ve o hilâlde Arnabud tâyifesinden biri cinsinden birini katl eylediğini ehâlî-yi Ruscuk inhâ ve hadd-i îlahî icrâ olunmasını istidʻâ etmeleriyle, keyfiyyet ‘alâ-vechi'l-dakka iftihâs ve sıdk-ı da‘vâ zâhir olunduğu gibi iktisâs olunup, bâkī-yi ahvâl-i donanma birkaç meclisde Kapudan Paşa ile müzâkere ve hâzır olan sefâyine Vidin'den gelecek sefâyini zamm ile Silistre'ye gelüp, sâyir Donanma-i hümâyûn'a umûrunu ru'yet, mâddeleri yegân yegân mukāvele vü müşavere 'akabinde Yergöğü Kalası'nın levâzımına ve muhtâc-ı ta'mîr olan mahallerine ıttılâʻ içün bir kayığa süvâr [94a] ve karşıya güzâr edüp, Ser‘asker ‘Osmân Paşa ve muhâfız olan Mîr-i mîrân İsmâîl Paşa vârid ve Ağası ve sâyir zâbitân-ı Sadrıa zamî istikbâl ve bi'l-maʻiyye iki sâʻat mikdârı kal'ada râcilen pûyân olarak istikşâf-ı ahvâl eylediler.\nYergöğü Kal'ası geçen sene vukūʻ bulan muhârebede mütezelzil olup, binâ vü taʻmîri içün eğerçi mukaddemâ nakd-i vâfir ile taʻyîn-i mübâşir olunmuşidi. İgmâz u müsâmaha ile fakat iç kalʻanın hârici tebyîz olunup, münhedim olan mahaller ve darb-ı topdan sükūt derecesine resîde olan yerler ‘alâ-hâlihâ kalup, mühimmâtdan hulüvvü dahi muʻâyene olunmağla, maʻâzallah ednâ-yı sadmeye tehammül edemeyeceği zahîr olduğundan esbâb-ı menâʻat ü hasânetine ikdâm u tertîb, zehâyir ve ‘asâkir ile kal'a-\ni mezkûreyi behem resîde-i takviyet ü istihkâm edüp, Serʻasker Paşa ve Muhafız Paşa ve sâyir zâbitânı sikke-i hasene-i Sultânî ile dest-zen-i ferhat u şâdmânî etdikden sonra, Ruscuğ'a 'avdet ve andan Silistre'ye gitmeğe mübâşeret eyledi. O gece Silistre ile Ruscuk miyânında vâki' Tutrakan Kazâsı'na vaz‘-1 lenger ve sâhil-i Tuna'da vâfir mühimmat terk olunduğu haber verilüp, fi'l-hâl Gümrükçü maʻrifetiyle bir kayık istikrâ ve mühimmât-ı mezkûreden kal‘aya müteʻallik olanlarını Yergöğü'ye ba's ü isrâ ve bâkī beş araba mühimmâtı ve vâfir araba koşumlarını Tutrakan'a vürûdunda bi'l-istishâb Silistre'ye götürmesini Tuna Kapudânı'na tahrîrât ile tenbîh ü îsâ, 'ale's-seher sâhil-i mezkûrdan fekk-i lenger ve baʻde'z-zuhr Silistre'ye 'ale'l-gafle vürûd ile ehâlîyi pâ-beste-i ukkāl-ı hayâlât u fiker edüp, sâhilde olan şalope ve duba ve çete kayıklarına nazar ve meʼmûrların [94b] hidmetleri makbûl ü mu‘teber olup, cümlesini dest-nevâzende-i lutf-ı evfer eylediler. Baʻdehû Silistre Kal‘ası'nı temâșâ ve mevcûd cebe-hâneyi istinbâ ‘akabinde tehyi'e olunan konağa nüzûl ve ‘ale's-sabâh Ordu-yi hümâyûn kasdıyla Hâcıoğlu Bâzârı yoluna duhûl edüp, Silistre'ye beş sâʻat mesafede vaki Topçu Karyesi'nde cüz’-i teneffüs içün ârâm ve iki nefer zaʻîm gelüp, Silistre'ye donanma mühimmatını nakl içün meʼmûr olduklarını ifhâm ve kazâ-be-kazâ nakl-i mühimmât eyleyerek üç beş günden berü karye-i mezkûrede fikdân-ı araba hasebiyle mütehayyir ü hâyim olduklarını îhâm eylediklerinde, der-‘akab ehâlî-yi karyeyi cem ve ücret-i nakliyeyi nakden def ile kırk kıtʻaya karîb ‘araba tedarik etdirüp, mühimmât ve topları tahmîl ve mübâşirleriyle Silistre tarafına tesbîl eyledi. Tuna Kapudânı noksân mühimmâtı mukaddemâ Ruscuk'da 'illet edüp, mühimmât-ı mezkûrenin vürûdu 'ayn-i kerâmet olup, fîmâ-baʻd îrâd-1 ‘özr ü behâneye mahall kalmayup, bu keyfiyyâta dâyir u lâhık ve donanma umûruna müteʻallik bu defa şeref-rîz-i vürûd olan hatt-ı hümâyûn sûreti bir kıtʻa kāyime-i Sadâret-penâhî'ye idrâc ve mahall-i mezkûrdan müşârun ileyh tarafına mahsûs Tatar ihrâc olundu. Dördüncü günü Arabacılar Karyesi'nde ârâm ve ferdâsı Fındıklı nâm karyeden murûr hengâmında ehâlî-yi karye bir şahsın şekāvetini beyân ile iʻdâmını iltimâs ve derhâl memerr-i nâsda vaki dırahtın birine salb olunup, terhîb-i şekāvet-pîșegân-ı inâs kılındı. Şahs-ı dîgerin izâlesini dahi ehâlî sevk ü tergīb ve mûceb-i şerî bulunmadığı hasebiyle darb-ı ‘asâ\nile iktifâ olunup, Bazarcığ'a doğru teveccüh ü ‘azîmet ve leyle-i mezkûrede Bâzârcık'da beytûtet olundu. Çünki mukaddemâ [95a] Mevkib-i hümâyûn'un Kozluca'dan ilerüye hareket ve Hacıoğlu Bâzârı'ndan Hırsova'ya ve andan Maçin canîbine ‘azîmeti mecâlis-i adîde-i meşveretde musammem olmuşidi. Lâkin madrab-i hıyâm-ı ‘asâkir-i İslâm olacak mahallerin refâh-ı sunûf-ı Sipâh içün miyâh ü giyâh cihetlerinden dahi keşf ü mu‘ayenesi emr-i mühimm olup, binâ'en-‘alâ-zâlik ehâlî-yi kasabadan her tarafın keyfiyyetini su'âl olundukda, Hâcıoğlu Bâzârı ve andan ilerü Hırsova'ya varıncaya dek hilâl-i râhda vaki‘ menâzilin suları kıllet üzere olup, ‘askerin zarûrete dûçâr olacağlarını ba‘zıları ihbâr ve ba‘zıları hafr-ı ibâr olunur ise mâ’-i lezîz-i neb‘ eyleyeceğini iş‘âr eylediler. Hafr-i âbâr ile kesret-i mâhsûlü eğerçi sûret-i zâhirde mümkin olup, ancak bir iki def‘a idlâ-yı delv ile farazâ ihrâc-ı mâ olsa bi'l-külliyye hurûc-1 mâ mümteni‘ olduğunu ba‘zı ehl-i tecribe ifâde etmişleriken, hafr-i âbârda fâyidetün-mâ husûlünü Sadrıa‘zam hazretleri evvelce fikretmiş bulunmağla re'y-i evvelinden ‘adem-i rucû‘ ve hafr-i âbâra şurû‘ zımnında ruhsat-dâde vü ihrâc olunan mâden numûne olarak bir destiye vaz‘ ve verâdan îsâlini tenbîh ü ifade eylediler. Bu aralıkda Yeniçeri ile Arnabud ‘askeri Kozluca'da ‘arbede edüp, miyânlarında ceng-i ‘azîm vukū‘u ihtimâl iken hayr-hâhân-ı Devlet vâsıtalarıyla def‘ olunduğu haberi vâsıl-ı sem‘-i Serdâr-ı ekremî olup, bir ân akdem orduda bulunmasının lüzûmunu tehayyül ile Bâzârcık'dan hareket ve Kozluca'ya vusûl bulup, tensîk-i umûr-ı seferiyyeye mübâşeret ve bu ‘azîmetinde vaki‘ olan ahvâli ma‘rûz-ı ‘atıyye-i Şehriyâr-ı behrâm savlet eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ve ‘azîmet-i Sadrıaʻzam be-cânib-i Ruscuk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_154.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ve ‘azîmet-i Sadrıaʻzam be-cânib-i Ruscuk",
          "text": "Şumnu sahrâsında ihtişâd-ı ‘asâkir mekāsıdıyla bir müddet ikāmet olunup, mukābele-i a'dâ vakitleri hulûl ve vürûdlarına intizâr derkâr olan 'asâkir-i İslâmiyye'nin dahi ekserî Mevkib-i hümâyûn'a rabt-ı hibâle-i vusûl edüp, fîmâ-baʻd Ordu-yi hümâyûn'un hareketi ittifâk-ı erbâb-ı elbâb ile istisvâb olunmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in evâyilinde Bâzârcık'da mukīm olup, Ordu-yi hümâyûn'a celb olunan Vezîr Mehmed Emîn Paşa Livâ’-i şerîf Kāyim-makāmı nasb u taʻyîn ve Baş-muhâsebeci İbrâhîm Efendi'nin ‘illet-i mizâcı takrîbi ile Şumnu'da terk olunması tahsîn olunup, bekāyâ-yı ‘askeri sevk ü irsâl ve Ordu-yi hümâyûn mürettebâtını verâdan pey-\nder-pey îsâl etmek hıdemâtı ile kesb-i râhat-ı bâl ve vekâleti bu ‘abd-i ‘âcize ihâle olunup, Ordu-yi hümâyûn'u Sadrıaʻzam Kozluca tarafına tesyîr [93b] ve hılâl-i râhda vukū' bulan tahrîrâtı idâre içün bu Fakīr tezkîr olunup, Teşrîfâtî bulunan el-Hâc Mustafa Efendi'yi dahi maʻiyyete istishâb ve Ruscuk cânibine yigirmi beş kadar hâvass-1 etbâʻı ile tahrîk-i rikâb eyledi. Yevm-i mezkûrde Hezargrad'a vusûl ve ferdâsı Rusçuğ'a duhûl hengâmında Çerhacılığa tasmîm olunan sâbıkā Vidin Muhafızı Vezîr 'Ali Paşa o havâlîye vârid olduğu istihbâr ve bir ân akdem Ordu-yi hümâyûn'a vusûlü içün mahsûs Tatar ile tarafına buyuruldu tesyâr olunup, müşârun ileyh vâkıf-ı hâl olduğu gibi mahallinden hareket ve hılâl-i râhda mukārenet-i Sadrıaʻzamî ile mefharet edüp, vesâyâ-yı ekîdeden sonra Ordu-yi hümâyûn tarafına ircâʻ ve Tuna Donanması'na Kapudân olan Hammâmî-zâde Vezîr Ahmed Paşa dahi kazıyyeyi istimâʻ ve Sadrıaʻzam ile ictimâ‘edüp, Ruscuk pîşgâhında inşâ olunan donanmayı ru’yet ve kusûr u küsûrunu muʻâyene içün bi'n-nefs hareket ü ‘azîmet ve mevcûd olan sefâyinin mikdâr u kemiyyetini tashîh ve ‘askerini şümârende-i benân tedkīk eyleyerek 'amele ve sâyirlerini ‘atâyâ-yı vâfire ile tefrîh ve o hilâlde Arnabud tâyifesinden biri cinsinden birini katl eylediğini ehâlî-yi Ruscuk inhâ ve hadd-i îlahî icrâ olunmasını istidʻâ etmeleriyle, keyfiyyet ‘alâ-vechi'l-dakka iftihâs ve sıdk-ı da‘vâ zâhir olunduğu gibi iktisâs olunup, bâkī-yi ahvâl-i donanma birkaç meclisde Kapudan Paşa ile müzâkere ve hâzır olan sefâyine Vidin'den gelecek sefâyini zamm ile Silistre'ye gelüp, sâyir Donanma-i hümâyûn'a umûrunu ru'yet, mâddeleri yegân yegân mukāvele vü müşavere 'akabinde Yergöğü Kalası'nın levâzımına ve muhtâc-ı ta'mîr olan mahallerine ıttılâʻ içün bir kayığa süvâr [94a] ve karşıya güzâr edüp, Ser‘asker ‘Osmân Paşa ve muhâfız olan Mîr-i mîrân İsmâîl Paşa vârid ve Ağası ve sâyir zâbitân-ı Sadrıa zamî istikbâl ve bi'l-maʻiyye iki sâʻat mikdârı kal'ada râcilen pûyân olarak istikşâf-ı ahvâl eylediler.\nYergöğü Kal'ası geçen sene vukūʻ bulan muhârebede mütezelzil olup, binâ vü taʻmîri içün eğerçi mukaddemâ nakd-i vâfir ile taʻyîn-i mübâşir olunmuşidi. İgmâz u müsâmaha ile fakat iç kalʻanın hârici tebyîz olunup, münhedim olan mahaller ve darb-ı topdan sükūt derecesine resîde olan yerler ‘alâ-hâlihâ kalup, mühimmâtdan hulüvvü dahi muʻâyene olunmağla, maʻâzallah ednâ-yı sadmeye tehammül edemeyeceği zahîr olduğundan esbâb-ı menâʻat ü hasânetine ikdâm u tertîb, zehâyir ve ‘asâkir ile kal'a-\ni mezkûreyi behem resîde-i takviyet ü istihkâm edüp, Serʻasker Paşa ve Muhafız Paşa ve sâyir zâbitânı sikke-i hasene-i Sultânî ile dest-zen-i ferhat u şâdmânî etdikden sonra, Ruscuğ'a 'avdet ve andan Silistre'ye gitmeğe mübâşeret eyledi. O gece Silistre ile Ruscuk miyânında vâki' Tutrakan Kazâsı'na vaz‘-1 lenger ve sâhil-i Tuna'da vâfir mühimmat terk olunduğu haber verilüp, fi'l-hâl Gümrükçü maʻrifetiyle bir kayık istikrâ ve mühimmât-ı mezkûreden kal‘aya müteʻallik olanlarını Yergöğü'ye ba's ü isrâ ve bâkī beş araba mühimmâtı ve vâfir araba koşumlarını Tutrakan'a vürûdunda bi'l-istishâb Silistre'ye götürmesini Tuna Kapudânı'na tahrîrât ile tenbîh ü îsâ, 'ale's-seher sâhil-i mezkûrdan fekk-i lenger ve baʻde'z-zuhr Silistre'ye 'ale'l-gafle vürûd ile ehâlîyi pâ-beste-i ukkāl-ı hayâlât u fiker edüp, sâhilde olan şalope ve duba ve çete kayıklarına nazar ve meʼmûrların [94b] hidmetleri makbûl ü mu‘teber olup, cümlesini dest-nevâzende-i lutf-ı evfer eylediler. Baʻdehû Silistre Kal‘ası'nı temâșâ ve mevcûd cebe-hâneyi istinbâ ‘akabinde tehyi'e olunan konağa nüzûl ve ‘ale's-sabâh Ordu-yi hümâyûn kasdıyla Hâcıoğlu Bâzârı yoluna duhûl edüp, Silistre'ye beş sâʻat mesafede vaki Topçu Karyesi'nde cüz’-i teneffüs içün ârâm ve iki nefer zaʻîm gelüp, Silistre'ye donanma mühimmatını nakl içün meʼmûr olduklarını ifhâm ve kazâ-be-kazâ nakl-i mühimmât eyleyerek üç beş günden berü karye-i mezkûrede fikdân-ı araba hasebiyle mütehayyir ü hâyim olduklarını îhâm eylediklerinde, der-‘akab ehâlî-yi karyeyi cem ve ücret-i nakliyeyi nakden def ile kırk kıtʻaya karîb ‘araba tedarik etdirüp, mühimmât ve topları tahmîl ve mübâşirleriyle Silistre tarafına tesbîl eyledi. Tuna Kapudânı noksân mühimmâtı mukaddemâ Ruscuk'da 'illet edüp, mühimmât-ı mezkûrenin vürûdu 'ayn-i kerâmet olup, fîmâ-baʻd îrâd-1 ‘özr ü behâneye mahall kalmayup, bu keyfiyyâta dâyir u lâhık ve donanma umûruna müteʻallik bu defa şeref-rîz-i vürûd olan hatt-ı hümâyûn sûreti bir kıtʻa kāyime-i Sadâret-penâhî'ye idrâc ve mahall-i mezkûrdan müşârun ileyh tarafına mahsûs Tatar ihrâc olundu. Dördüncü günü Arabacılar Karyesi'nde ârâm ve ferdâsı Fındıklı nâm karyeden murûr hengâmında ehâlî-yi karye bir şahsın şekāvetini beyân ile iʻdâmını iltimâs ve derhâl memerr-i nâsda vaki dırahtın birine salb olunup, terhîb-i şekāvet-pîșegân-ı inâs kılındı. Şahs-ı dîgerin izâlesini dahi ehâlî sevk ü tergīb ve mûceb-i şerî bulunmadığı hasebiyle darb-ı ‘asâ\nile iktifâ olunup, Bazarcığ'a doğru teveccüh ü ‘azîmet ve leyle-i mezkûrede Bâzârcık'da beytûtet olundu. Çünki mukaddemâ [95a] Mevkib-i hümâyûn'un Kozluca'dan ilerüye hareket ve Hacıoğlu Bâzârı'ndan Hırsova'ya ve andan Maçin canîbine ‘azîmeti mecâlis-i adîde-i meşveretde musammem olmuşidi. Lâkin madrab-i hıyâm-ı ‘asâkir-i İslâm olacak mahallerin refâh-ı sunûf-ı Sipâh içün miyâh ü giyâh cihetlerinden dahi keşf ü mu‘ayenesi emr-i mühimm olup, binâ'en-‘alâ-zâlik ehâlî-yi kasabadan her tarafın keyfiyyetini su'âl olundukda, Hâcıoğlu Bâzârı ve andan ilerü Hırsova'ya varıncaya dek hilâl-i râhda vaki‘ menâzilin suları kıllet üzere olup, ‘askerin zarûrete dûçâr olacağlarını ba‘zıları ihbâr ve ba‘zıları hafr-ı ibâr olunur ise mâ’-i lezîz-i neb‘ eyleyeceğini iş‘âr eylediler. Hafr-i âbâr ile kesret-i mâhsûlü eğerçi sûret-i zâhirde mümkin olup, ancak bir iki def‘a idlâ-yı delv ile farazâ ihrâc-ı mâ olsa bi'l-külliyye hurûc-1 mâ mümteni‘ olduğunu ba‘zı ehl-i tecribe ifâde etmişleriken, hafr-i âbârda fâyidetün-mâ husûlünü Sadrıa‘zam hazretleri evvelce fikretmiş bulunmağla re'y-i evvelinden ‘adem-i rucû‘ ve hafr-i âbâra şurû‘ zımnında ruhsat-dâde vü ihrâc olunan mâden numûne olarak bir destiye vaz‘ ve verâdan îsâlini tenbîh ü ifade eylediler. Bu aralıkda Yeniçeri ile Arnabud ‘askeri Kozluca'da ‘arbede edüp, miyânlarında ceng-i ‘azîm vukū‘u ihtimâl iken hayr-hâhân-ı Devlet vâsıtalarıyla def‘ olunduğu haberi vâsıl-ı sem‘-i Serdâr-ı ekremî olup, bir ân akdem orduda bulunmasının lüzûmunu tehayyül ile Bâzârcık'dan hareket ve Kozluca'ya vusûl bulup, tensîk-i umûr-ı seferiyyeye mübâşeret ve bu ‘azîmetinde vaki‘ olan ahvâli ma‘rûz-ı ‘atıyye-i Şehriyâr-ı behrâm savlet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe murahhaslarının semere-i ta‘lîmât olarak bazı teklîfât îrâdları maslahat-ı musâlaha te’hîrini müstelzim ve eyyâm-ı mütâreke münkazıyye olmak [95b] hasebiyle şerîta-i hazm u ihtiyâta ri‘âyet-i emr-i mühimm olduğuna binâ'en, Nemçelü'ye mücâvir olan tuhûm u sügūrun muhafazasıyla lede'l-lüzûm a‘dâ üzerine\nhücûm içün bir Serʻasker nasbı kâr-âzmûdegân-ı zemân istihsân etmeleriyle, hâlâ Yergöğü muhâfazasında olan Vezîr ‘Osmân Paşa'nın bu hıdmet-i hatîreye ehliyyeti nümâyân olup, miyâne-i vüzerâdan intihâb ve tekmîl-i levâzım u esbâb ile menşûr-ı Serʻaskerî tarafına îsâl ve hîn-i iktizâda o havâlîde bulunan erbâb-ı harb u darb maʻiyyetine cemʻ olmak için lâzım gelan evâmir-i ‘aliyye dahi taraf taraf neşr ü irsâl olundu. Şevvâlü'l-mükerrem'in yirmi dördüncü günü Mîr-i mîrân-ı kirâm'dan Yanya Sancağı Mutasarrıfı Depedelenli ‘Ali Paşa süvârî vü piyâde altı bin mikdârı ‘asker ile Bâzârcık sahrasında dâhil-i mu‘asker-i hümâyûn olup, Arnabud tâyifesinin râcil bulunmaları şeʻâyir-i asliyyelerinden iken ekserisinin râkib bulunmaları meydân-ı harbde suhûlet-i firâra ve nehb eyleyecek emvâli tahmîl ve ‘adem-i karâra medâr-ı mülâhaza olundu ve \"Vukūʻu'l-emri kemâ zekernâ\". Karadeniz Donanması Kapudan Paşa maʻiyyeti ile boğazdan çıkup, Kiligra'ya gelmişidi. Muvâfık rûzgâr ile Kırım Adası'na doğru ve ‘azîmet ve a‘dâ donanmasını cust-cûya mübâderet edüp, ‘adem-i tesadüfden nâşî ke'l-evvel Kiligra'ya gelüp, lenger-endâz-ı ikāmet olduğu haberi Bâzârcık sahrâsında tevârüd ve kezâlik Tuna Donanması Kapudan Ahmed Paşa maʻrifetiyle Ruscuk'dan tahrîk olunup, levâzım-ı sâyiresini ikmâl içün Silistre'de birkaç gün ikāmete ve baʻdehû me'mûr olduğu mahalle seyr ü hareket niyyetinde olduğunu müşârun ileyh tahrîrâtında işaret edüp, tekmîl-i noksân ‘akabinde ruhsat-ı terâhî zemân vermeyüp, İbrâ'îl cânibine donanmayı tesyîr içün mü'ekkeden ve müceddeden tarafına irsâl-i fermân olundu.",
          "caption": "Ba‘zı vukū‘ât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_155.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Ba‘zı vukū‘ât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Nemçe murahhaslarının semere-i ta‘lîmât olarak bazı teklîfât îrâdları maslahat-ı musâlaha te’hîrini müstelzim ve eyyâm-ı mütâreke münkazıyye olmak [95b] hasebiyle şerîta-i hazm u ihtiyâta ri‘âyet-i emr-i mühimm olduğuna binâ'en, Nemçelü'ye mücâvir olan tuhûm u sügūrun muhafazasıyla lede'l-lüzûm a‘dâ üzerine\nhücûm içün bir Serʻasker nasbı kâr-âzmûdegân-ı zemân istihsân etmeleriyle, hâlâ Yergöğü muhâfazasında olan Vezîr ‘Osmân Paşa'nın bu hıdmet-i hatîreye ehliyyeti nümâyân olup, miyâne-i vüzerâdan intihâb ve tekmîl-i levâzım u esbâb ile menşûr-ı Serʻaskerî tarafına îsâl ve hîn-i iktizâda o havâlîde bulunan erbâb-ı harb u darb maʻiyyetine cemʻ olmak için lâzım gelan evâmir-i ‘aliyye dahi taraf taraf neşr ü irsâl olundu. Şevvâlü'l-mükerrem'in yirmi dördüncü günü Mîr-i mîrân-ı kirâm'dan Yanya Sancağı Mutasarrıfı Depedelenli ‘Ali Paşa süvârî vü piyâde altı bin mikdârı ‘asker ile Bâzârcık sahrasında dâhil-i mu‘asker-i hümâyûn olup, Arnabud tâyifesinin râcil bulunmaları şeʻâyir-i asliyyelerinden iken ekserisinin râkib bulunmaları meydân-ı harbde suhûlet-i firâra ve nehb eyleyecek emvâli tahmîl ve ‘adem-i karâra medâr-ı mülâhaza olundu ve \"Vukūʻu'l-emri kemâ zekernâ\". Karadeniz Donanması Kapudan Paşa maʻiyyeti ile boğazdan çıkup, Kiligra'ya gelmişidi. Muvâfık rûzgâr ile Kırım Adası'na doğru ve ‘azîmet ve a‘dâ donanmasını cust-cûya mübâderet edüp, ‘adem-i tesadüfden nâşî ke'l-evvel Kiligra'ya gelüp, lenger-endâz-ı ikāmet olduğu haberi Bâzârcık sahrâsında tevârüd ve kezâlik Tuna Donanması Kapudan Ahmed Paşa maʻrifetiyle Ruscuk'dan tahrîk olunup, levâzım-ı sâyiresini ikmâl içün Silistre'de birkaç gün ikāmete ve baʻdehû me'mûr olduğu mahalle seyr ü hareket niyyetinde olduğunu müşârun ileyh tahrîrâtında işaret edüp, tekmîl-i noksân ‘akabinde ruhsat-ı terâhî zemân vermeyüp, İbrâ'îl cânibine donanmayı tesyîr içün mü'ekkeden ve müceddeden tarafına irsâl-i fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâl'in on üçüncü Salı gecesi Moskov tabûru Tolçi'ye mürür edüp, Kalas tarafında olan donanması dahi Tolçi'ye götürdüğünü Kuban Hânı tahrîr ve derhâl meclis-i meşveret ‘akd olunup, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerâ-yı ‘izâm ve sâyir huddâm 'atebe-i Şehriyâr-ı vâlâ-makām vakt ü hâle münâsib idâre-i kelâm akabinde Ordu-yi hümâyûn'un mukābele-i aʻdâ-yı li'âm niyyeti ile Kozluca'dan hareketini tasvîb ve Bâzâr günü Ağa Paşa ve sâyir tavâyif-i 'askeriyye birer gün tefâvüt ile hall-i hirâm-ârâm eyledikden sonra, Sadrıaʻzam dahi bâkī-yi ‘asker-i zafer-peyker ile\nÇehârşenbih günü verâlarından nehzat etmek üzere tertîb olundu. Şehr-i mezkûrun on yedinci günü Babadağı Serʻaskeri Ahmed Paşa'dan tahrîrât gelüp, düşmen-i dîn Tolçi'den Babadağı üzerine sevk-i müşrikîn edüp, süvâriyân-ı İslâm iki sâʻat kadar şedâyid-i muhârebeye iftihâm ve galebe-i düşmen takrîbi ile süvârîler meterislere doğru 'avdet eder iken, piyâdeler bî-ceng ü peykâr meterisleri bırakup, firâr eylediklerini işʻâr ve Babadağı'nda mevcûd olan vüzerâ vü zâbitân istikrâr-ı sunûf-ı ‘askerî zımnında sarf-1 tâb ü tüvân etmişler iken müfîd olmayup, Karasu'ya doğru ve misâl-i nehr-i tîz-revân cereyân eyledikleri beyân olunmağla tekrâr meşveret olunup, bir ân akdem Bâzârcığa ve iktizâsına göre dahi ilerülere teveccühün lüzûmunu zebân-âver-i beyân ve bu niyyetin icrâsı içün Fatiha-hân oldular. Bir günden sonra Hân tarafından bir dîl götürdülüp, istintâk olundukda a‘dâ Babadağı Ordusu'nu tefrîk etdikden sonra Maçin'e ‘azîmetini takrîr ve Babadağı Serʻaskeri'nin dahi çukadârı gelüp, düşmen bî-‘ahd ü mîsâk Babadağı'nı ihrâk ‘akabinde geldiği semte gitdiğini tezkîr ve mâ-beyne'l-habereyn tevâfüt bulunduğundan, fi'l-hâl bir meclis-i hâssü'l-hâs tertîb ve bi'n-nefs [96b] Sadrıa'zam ve Serdâr-1 ekrem'in hareketi tasvîb olunup, Kozluca'ya altı sâʻat mesâfe olan Bâzârcığ'a bir günde ‘azîmetleri tasmîm ve aʻdânın ne tarafa hareketi maʻlûm olmak içün Rumeli Vâlîsi'nin Karasu'da ikāmeti tefhîm olunmuşiken düşmenin Babadağı'ndan ref‘-i kâr-bâr-ı sıklet edüp, Maçin'e doğru 'azîmeteti tekarrür eylediğine binâʼen, müşârûn ileyhin meʼmûrriyet-i kadîmesi tecdîd ve Maçin'e ve ba‘dehû İbrâ’îl'e murûr eylemesi tenbîh ü te’kîd olundu.\nSalı günü Sadrıaʻzam ve sâyir vüzerâ Evşenli yurduna nüzûl etmeksizin Bâzârcık sahrâsına nasb-ı hıyâm ve kıllet-i miyâh u giyâh hasebiyle Yeniçeri Ocağı Bâzârcık'dan altı sâʻat ilerüde vâki olan Mûsâbey Karyesi'ne 'atf-ı zimâm eylediler. Bâzârcık sahrâsında kıllet-i mâdan zarûret çekileceği meczûm iken mukaddemâ hafrine mübâşeret olununan âbârın fâyide-i 'azîmesi müşâhede olunduğundan gayri, tavâyif-i 'askerî nüzûl eyledikleri mahalleri hafr ile vefâ eyleyecek derecelerde âb-ı lezîz tedarik eyledikleri mûcib-i suhûlet ve izdihâm ile tekevvün edecek şûriş ü gavgānın indifâʻna bâʻis ü ‘illet oldu. Her mâddeyi fikr-i sahîh erbâbı ile mukaddemce\nmülâhaza vü müşâvere etmekde nef-i sarîh husûlü bu defʻa dahi tecribet-güzâr-ı uli'l-ebsâr oldu. Bâlâda zikrolunduğu üzere Nemçelü'nün mekâyidinden hıtta-i İslâmiyye'yi vikāye-i vâcibât-ı dîniyyeden olup, binâ-berîn Silistre taraflarına dahi bir Ser‘asker-i zafer-peyker tahsîsi müstahsen-i erbâb-ı elbâb olmağla, mâh-ı mezkûrun evâhirinde Vezîr Ebû Bekir Paşa cânib-i mezkûre Serʻasker nasb olunup, Serʻaskerlik levâzımı mehmâ-emken-ı tekmîl ve hareket ü ‘azîmetinde ta‘cîl olundu. Bundan sonra Mûsâbey Karyesi'nden nehzat olunup, Kurnalı ve Karasu ve Boğazköyü merâhiline ve andan Hırsova'ya nüzûl ve Hırsova sahrâsında iken Çapan-zâde Süleymân Bey'in [97a] istishâb eylediği ‘asker ile muʻasker-i hümâyûna vüsûl ve merhâle-i mezkûrede Yehûd tâyifesinden câsûs deyü tutulan şahs-ı mechûl maktûl oldu. Kuban Hânı ile umûr-ı seferiyye ve evzâ‘-ı harbiyye müzakere olunmak istisvâb ve beş on âdem ile tebdîl-i hey'et-i orduya isticlâb olunup, birkaç defʻa mecâlis-i şurâya idhâl olundukda Tolçi ve İsakçı istihkâm bulmadıkça İbrâ’îl tarafına murûr bâʻis-i hatar olduğunu tahkīk ve ekser nâs müşârun ileyhi tasdîk etmeleriyle, Rumeli Vâlîsi meʼmûr-ı maʻiyyeti olan 'asâkir ile İsakçı'ya ve Maçin Serʻaskeri Hasan Paşa Tolçi'ye ve Moralı Ahmed Paşa Taşburun muhafazasına tahrîk olunmak üzere karar verilüp, Karahisarî Ahmed Paşa dahi Hırsova Kalʻası'nı ve Hırsova'da terk olununan ordu bekāyâsını muhafazaya me'mûr oldu. Bir iki günden sonra aʻdânın Maçin tarafına ‘ubûr ile müterassıd-ı hücûm olduğu mütehakkık olduğundan, Rumeli Vâlîsi Maçin'e taʻyîn ve meʼmûriyet-i sâbıkası terkīn olundu. İşbu Zilka‘de'nin beşinci günü Hırsova'da meşveret vâkiʻ olup, Kalem-i Fakīr ile muharrer olan sâniha-i varak-pâresi Sadrıaʻzam lisânından olarak kırâ'at ve cümleden 'ahd alınup, zikrolunan sânihadan 'ibret alup, istifade olunacak kati çok fevâyid olmağla, tahlîd-i âsâr ve erbâb-ı tecribeye yadigar olmak sadediyle sebt-i sahîfe-i tezkâr olundu.",
          "caption": "Hücûm-ı küffâr [96a] be-cânib-i Babadağı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_156.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-ı küffâr [96a] be-cânib-i Babadağı",
          "text": "İşbu Şevvâl'in on üçüncü Salı gecesi Moskov tabûru Tolçi'ye mürür edüp, Kalas tarafında olan donanması dahi Tolçi'ye götürdüğünü Kuban Hânı tahrîr ve derhâl meclis-i meşveret ‘akd olunup, Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerâ-yı ‘izâm ve sâyir huddâm 'atebe-i Şehriyâr-ı vâlâ-makām vakt ü hâle münâsib idâre-i kelâm akabinde Ordu-yi hümâyûn'un mukābele-i aʻdâ-yı li'âm niyyeti ile Kozluca'dan hareketini tasvîb ve Bâzâr günü Ağa Paşa ve sâyir tavâyif-i 'askeriyye birer gün tefâvüt ile hall-i hirâm-ârâm eyledikden sonra, Sadrıaʻzam dahi bâkī-yi ‘asker-i zafer-peyker ile\nÇehârşenbih günü verâlarından nehzat etmek üzere tertîb olundu. Şehr-i mezkûrun on yedinci günü Babadağı Serʻaskeri Ahmed Paşa'dan tahrîrât gelüp, düşmen-i dîn Tolçi'den Babadağı üzerine sevk-i müşrikîn edüp, süvâriyân-ı İslâm iki sâʻat kadar şedâyid-i muhârebeye iftihâm ve galebe-i düşmen takrîbi ile süvârîler meterislere doğru 'avdet eder iken, piyâdeler bî-ceng ü peykâr meterisleri bırakup, firâr eylediklerini işʻâr ve Babadağı'nda mevcûd olan vüzerâ vü zâbitân istikrâr-ı sunûf-ı ‘askerî zımnında sarf-1 tâb ü tüvân etmişler iken müfîd olmayup, Karasu'ya doğru ve misâl-i nehr-i tîz-revân cereyân eyledikleri beyân olunmağla tekrâr meşveret olunup, bir ân akdem Bâzârcığa ve iktizâsına göre dahi ilerülere teveccühün lüzûmunu zebân-âver-i beyân ve bu niyyetin icrâsı içün Fatiha-hân oldular. Bir günden sonra Hân tarafından bir dîl götürdülüp, istintâk olundukda a‘dâ Babadağı Ordusu'nu tefrîk etdikden sonra Maçin'e ‘azîmetini takrîr ve Babadağı Serʻaskeri'nin dahi çukadârı gelüp, düşmen bî-‘ahd ü mîsâk Babadağı'nı ihrâk ‘akabinde geldiği semte gitdiğini tezkîr ve mâ-beyne'l-habereyn tevâfüt bulunduğundan, fi'l-hâl bir meclis-i hâssü'l-hâs tertîb ve bi'n-nefs [96b] Sadrıa'zam ve Serdâr-1 ekrem'in hareketi tasvîb olunup, Kozluca'ya altı sâʻat mesâfe olan Bâzârcığ'a bir günde ‘azîmetleri tasmîm ve aʻdânın ne tarafa hareketi maʻlûm olmak içün Rumeli Vâlîsi'nin Karasu'da ikāmeti tefhîm olunmuşiken düşmenin Babadağı'ndan ref‘-i kâr-bâr-ı sıklet edüp, Maçin'e doğru 'azîmeteti tekarrür eylediğine binâʼen, müşârûn ileyhin meʼmûrriyet-i kadîmesi tecdîd ve Maçin'e ve ba‘dehû İbrâ’îl'e murûr eylemesi tenbîh ü te’kîd olundu.\nSalı günü Sadrıaʻzam ve sâyir vüzerâ Evşenli yurduna nüzûl etmeksizin Bâzârcık sahrâsına nasb-ı hıyâm ve kıllet-i miyâh u giyâh hasebiyle Yeniçeri Ocağı Bâzârcık'dan altı sâʻat ilerüde vâki olan Mûsâbey Karyesi'ne 'atf-ı zimâm eylediler. Bâzârcık sahrâsında kıllet-i mâdan zarûret çekileceği meczûm iken mukaddemâ hafrine mübâşeret olununan âbârın fâyide-i 'azîmesi müşâhede olunduğundan gayri, tavâyif-i 'askerî nüzûl eyledikleri mahalleri hafr ile vefâ eyleyecek derecelerde âb-ı lezîz tedarik eyledikleri mûcib-i suhûlet ve izdihâm ile tekevvün edecek şûriş ü gavgānın indifâʻna bâʻis ü ‘illet oldu. Her mâddeyi fikr-i sahîh erbâbı ile mukaddemce\nmülâhaza vü müşâvere etmekde nef-i sarîh husûlü bu defʻa dahi tecribet-güzâr-ı uli'l-ebsâr oldu. Bâlâda zikrolunduğu üzere Nemçelü'nün mekâyidinden hıtta-i İslâmiyye'yi vikāye-i vâcibât-ı dîniyyeden olup, binâ-berîn Silistre taraflarına dahi bir Ser‘asker-i zafer-peyker tahsîsi müstahsen-i erbâb-ı elbâb olmağla, mâh-ı mezkûrun evâhirinde Vezîr Ebû Bekir Paşa cânib-i mezkûre Serʻasker nasb olunup, Serʻaskerlik levâzımı mehmâ-emken-ı tekmîl ve hareket ü ‘azîmetinde ta‘cîl olundu. Bundan sonra Mûsâbey Karyesi'nden nehzat olunup, Kurnalı ve Karasu ve Boğazköyü merâhiline ve andan Hırsova'ya nüzûl ve Hırsova sahrâsında iken Çapan-zâde Süleymân Bey'in [97a] istishâb eylediği ‘asker ile muʻasker-i hümâyûna vüsûl ve merhâle-i mezkûrede Yehûd tâyifesinden câsûs deyü tutulan şahs-ı mechûl maktûl oldu. Kuban Hânı ile umûr-ı seferiyye ve evzâ‘-ı harbiyye müzakere olunmak istisvâb ve beş on âdem ile tebdîl-i hey'et-i orduya isticlâb olunup, birkaç defʻa mecâlis-i şurâya idhâl olundukda Tolçi ve İsakçı istihkâm bulmadıkça İbrâ’îl tarafına murûr bâʻis-i hatar olduğunu tahkīk ve ekser nâs müşârun ileyhi tasdîk etmeleriyle, Rumeli Vâlîsi meʼmûr-ı maʻiyyeti olan 'asâkir ile İsakçı'ya ve Maçin Serʻaskeri Hasan Paşa Tolçi'ye ve Moralı Ahmed Paşa Taşburun muhafazasına tahrîk olunmak üzere karar verilüp, Karahisarî Ahmed Paşa dahi Hırsova Kalʻası'nı ve Hırsova'da terk olununan ordu bekāyâsını muhafazaya me'mûr oldu. Bir iki günden sonra aʻdânın Maçin tarafına ‘ubûr ile müterassıd-ı hücûm olduğu mütehakkık olduğundan, Rumeli Vâlîsi Maçin'e taʻyîn ve meʼmûriyet-i sâbıkası terkīn olundu. İşbu Zilka‘de'nin beşinci günü Hırsova'da meşveret vâkiʻ olup, Kalem-i Fakīr ile muharrer olan sâniha-i varak-pâresi Sadrıaʻzam lisânından olarak kırâ'at ve cümleden 'ahd alınup, zikrolunan sânihadan 'ibret alup, istifade olunacak kati çok fevâyid olmağla, tahlîd-i âsâr ve erbâb-ı tecribeye yadigar olmak sadediyle sebt-i sahîfe-i tezkâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i 'aliyye'nin kadîm düşmeni olan Moskovlu müddet-i medîdeden berü memleketlerimize göz diküp, seksan iki târîhlerine gelince gâh gālib ve gâh mağlûb\nolarak garaz u maksûduna vâsıl olmamış idi. Târîh-i mezkûrde vukūʻ bulan seferler sû-i tedbîr ve 'adem-i nizâm-ı ‘asker ile netîce-pezîr-i merâm olmayup, bilâhare envâ‘-ı hiyel ü desâyis ile hasretü'l-mülük olan Kırım iklîmine müstevlî olup, noksâniyet-i 'akılları nümâyân [97b] olan Tatar tâyifesini perâkende vü perişân ve baʻzısını memleketine sevk ile reʻâyâsı hükmüne idhâl eylediği müstagnün ‘ani'l-beyandır. Kırım'dan senevî ihbâr-ı sikāt ile yedi bin kîse îrâd tedarik eylediğine kanâʻat etmeyüp, Akdeniz ve Karadeniz ticaretini tahsîl ve Devlet-i 'aliyye reʻâyâsına mahsûs olan fevâyidi taklîl ile kuvvet ü miknete mâlik oldu. ‘An-asl Moskov memleketi hars ü zirâ'atden hâlî olup, erazisinde hâsıl olan bir nevʻ hubûbât ile reʻâyâsı temettu' ve agniyâsı Leh memleketinden celb-i erzâk ile bi'l-ıztırâr teʻayyüş ve kesb-i tevessüʻ ederler iken, şimdi Kırım Cezîresi'nden hâsıl olan hubûbât ile müstevfî-yi kesb-i akvât eylediklerinden gayri, ziyâdesini Devlet-i ‘aliyye reʻâyâsına fürûht ile kendüleri yevmen-fe-yevmen kuvvet ü nemâ iktisâb ve Devlet-i ‘aliyye'de mütedâvil olan nukūdu bu sebeb ile isticlâb edüp, min-ciheti'l-nakd za‘f-ı Devlet'e ‘illet oldular. Bu gûne menâfi' ile meʼlûf olan kavm-i müstehıkku'l-levm dakīka-be-dakīka tevsî‘-i mülke râgıb ve tahsîl-i fevâyid-i cedîdeye tâlib olacağları zâhirdir. Bu sûretde dâhil-i harem-i memleket ve mütefekkir-i celb-i menfaʻat-i Devlet olan düşmen-i bed-tıyneti def' etmeğe çâre bulamaz isek hâl müşkil ve netîce-i emr neye müncer olacağı ednâ-yı te'emmül ile maʻlûm olur. Bu def'a zuhûr eden muhârebelere müttefiki olan Nemçelü'nün iʻânet ü hıyâneti ile meydanı bi'l-külliye hâlî bulup, Özi ve İsmâ‘îl'i zabt eyledikde, ehâlîye eylediği hakāret ü ihânet tafsîl olunsa bâʻis-i hüzn ü elem ve mûceb-i derd ü gam olacağı bedîhîdir. Hakk sübhânehû ve Te‘âlâ bizi fıtrat-ı asliyye üzere mü'min ü muvahhid halk edüp, cihâd u gazâ sebebi ile saʻâdet-dârına nâyil eyleyeceğini bildirüp: \"Bâ-husūs kılıcımız keskin ve atımız yükrük iken kılıcı kesmez ve atı başlı başına yürümez bir alay [98a] müşrik ü münkir, Vahdâniyyet-i Hakk olan kefereden kaçup geziyoruz ve şecâʻatinden bî-behre bir tâyife-i hâyife dâyimâ tersân olarak lu'b-ı makūlesi olan tertîbinden ve hevâ-yı fişek cinsinden olan âteşinden\nzehremiz çâk çâk oluyor. İşte mukaddem ve mu’ahhar vukūʻ bulan muhârebelerde fiʻle getürdüğü âteş-bâzlıkdan ne makūle zarar müşâhede olundu ve kaç bin âdem mecrûh olup, ru'esâdan kimler şehâdete nâyil oldu. Meclisimizde bilenler vardır söylesinler. Mahzâ gürültü ve ayak patırdısıyla maslahatını görüp, sanâyi‘-i hiyeliyye ile ‘askerimize îrâs-ı vehm ü haşyet etmekdedir. Mâbeynimizde olan tehâlüf-i derûn ve buğz u hased ve gûnâgûn yevmen-fe-yevmen efzûn olup, evâmir ü nevâhî-yi ilâhiyyeye dahi kemâ-yenbagī ittibâʻ etmediğimiz hasebiyle cenâb-ı Hakk 'isyân u tuğyânımıza mücâzeten erzel-i kavm-i nasârâ olan Moskov keferesini üzerimize taslît eyledi. Kefere devletleri el-yevm Devletimiz'e 'Meyyit-i Müteharrik' tesmiye etdikleri şâyi olup, bayağı ednaları bile bize dîk görülmekdedir. Gayret ne gün içindir? Hamiyyet-i İslâmiyye'yi izhâr eyleyecek vakitler değil midir? Bu rezâlet ü sefâletle hayât-ı müsteʻârı neyleyelim? Şu memleketler ne kanlar dökülmesiyle teshîr olundu. Bu vilâyetleri çirk-i şirkden tathîr edenler bizim gibi Benî-âdem idiler. Biz ise memleket-i uhrâdan nazarı kat‘ ile elimizde olan vilâyetleri muhafaza edemiyoruz. ‘Askerimiz \"Tevakkuf eyle\" dediğimiz yerde tevakkuf etmez ve bir ‘abd-i Habeşî bile olursa ser-gerde-i ‘asâkire itâʻat lâzım iken ‘adem-i inkıyâd sebebi ile bu felâketlere uğradık. Hakk Teʻâlâ'ya kasem ederim, hulûs-ı kalb ile etdiğimiz meʻâsîye tövbe eylesek ve ittifâk u ittihâd mesleğine sâlik olsak ve sebât ü istikrâr sûretlerini iltizâm ile hîn-i muhârebede düşmenin bir iki sâʻat âteş-bâzlığına tehammül etsek tabîʻatıyla düşmenin şîrâze-i nizâmı münhall olur. Hakk sübhânehû ve Te‘âlâ Kelâm-ı kadîmî'nde cihâdı bize farz edüp, ceng vakitleri sebât gösterildiği hâlde elbette küffâra gālib olacağımızı tebşîr eylemişdir. ‘Adem-i sebât u ittihâd ile fevz ü nusrat nice me'mûl olunur. 'Askerimiz küffâra mülâkī oldukda, bir mikdârı ceng ile meşgül ve ekserîsi sevâd-ı aʻzam gibi depelerde ve derelerde uzakdan seyirci olup, [98b] az ‘asker çoğa dayanmayup, imdâd ihtimali dahi meslûb olunduğundan cü'z-i müte'ahhır oldukları gibi çok 'askerimiz firâra yüz tutup, ilerüsüne sirâyet eyleyerek perîşânlık zuhûr edegeldiği hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'l-ebsâr olmuşdur. Hakk Teʻâlâ bundan sonra\nbu musîbet-i 'uzmâyı bir daha bize göstermeye. Firârun ani'z-zahf kebîresini irtikâb edenlere şerʻen ne lâzım gelir? ‘Ulemâdan istiftâ olunsa hâl maʻlûm olur. el-hâletü hâzihî Devlet-i ‘aliyye'nin hazîne-i hakīkiyyesi hükmünde olan reʻâyâsına za‘f-ı küllî târî olup, vüzerâ-yı ‘izâm dahi baʻzı esbâb ile kuvvet ü miknet kalmayup, memleketlerimiz dâhilinde evvelki gibi muktedir u agniyâ mefkūd olduğundan mâʻadâ, umûr-ı sefere medâr olan hazînelere nefâd gelüp ve bir maslahat-ı nâfiʻa göremediğimizden şevketlü Pâdişâhımız'dan akçe istemeğe yüzümüz kalmadı ve hicâb ediyoruz. Allah içün ittifâk u ittihâd ile şu düşmene hücûm edelim ve kalbimizde gıll ü gışş var ise giderelim ve Hakk Teʻâlâ tarafından me'mûr olduğumuz gibi savaş vaktinde sebât-ı kadem gösterelim. İnşâʼallâhü Teʻâlâ düşmenlerden ahz-ı intikām ile gasb olunan yerlerimize nâyil olacağımızdan gayri, dünyâ vü âhiret saʻâdetini ve ilâ-yevmi'l-kıyâm dillerde hayr ile yâd olunmak devletini ihrâz edeceğimizde iştibâh yokdur. İşte aʻdâya karîb geldik. Orduda ictimâ‘ eden vüzerâ-yı ‘izâm şecâʻat ü fütuvvet ile meşhûr u benâm olup, sâyir ru'esâ-yı ‘asâkir dahi celâdetle maʻrûf âdemler olmalarıyla Hakk Teʻâlâ'dan ümîdimizi ‘adem-i katʻ ile mübeşşir olduğumuz nusret-i Rabbâniye ile mesrûr oluruz. Kaldı ki cümleye itmînân-ı kalb gelmek içün bir nev' kavî muʻâhedeye muhtâcız. Eğerçi sinîn-i sâbıkada güzerân eden muʻâhedeye hîn-i hâcetde vefâ olunmadı. Lâkin bu defʻa inşâ'allâhü Teʻâlâ îfâ-yı 'ahd olunur ümîdindeyüz. Şöyle ki bu defʻa dahi ‘ahdimizde sâbit-kadem olmaz isek şevketlü Pâdişâhımız'a cevâb veremeyüz ve cümlemize nedâmet hâsıl olur. Zîrâ bunun verâsı kalmadı. Hân hazretleri cenâbının Âl-i Çengîz'in gayret ü diyânet ile nâm-dârlarından ve hâlde Devlet-i ‘aliyye'nin sadâkat-kârlarındansız. Rûz mesâfede dâire-i kudretiniz muhît olduğu derecelerde cân-sipârlık ve iʻânet-kârlık şîmesine riʻâyet buyurur musuz? Ve zâtınızda merkûz olan cevher-i şecâʻati ibraz eder misiz? Ağa Paşa hazretleri ne buyurursuz? Sâyir ocak ağaları ne dersiz? Bizim ile muʻâhede eder misiz? [99a] Ve ceng vaktinde merdâne dürüşüp, aʻdâya sîne girmeğe kefîl olur musuz ve ocağınızdan gereği gibi kāʻideniz üzere ‘ahd aldıkdan sonra îmân-ı mugallaza ile bizi inandırır mısız? Siz dahi vüzerânın nâm-dârlarındansız. Gayret ü hamiyyetiniz maʻlûm olduğundan sizi istishâb eyledik. Hîn-i hâcetde bize yâr-ı vefâ-dâr olur musuz? Ve\nmaʻiyyetinize verilecek ‘askeri lâyıkı üzere iʻmâl edüp, mukābele-i aʻdâda pây-dâr olur musuz? Ve sizler ki Rumeli Anadolu memleketlerinde şân u şöhret sahibi ağalarsız. Sizden dîn ü devlete küllî hidmet me'mûldur. Maʻiyyetinizde olan 'askeri taht-ı muʻâhedeye idhâl ile ‘askerinizi tahlîf eder misiz? İnşâ'allâhü Teâlâ bu mu'âhedenin muktezâsını icrâya muvaffak olursak aʻdâya gālib olacağımız bî-iştibâhdır. İşte bu muʻâhede nizâm bulduğu gibi Ordu Nâ'ibi'ne hüccet etdirdüb, 'azametlü Pâdişâhımız'a göndereceğim. Ne dersiz? Böylece hüccet yazılsın mı? Ben dahi inşâ'allâh cümleye lâyıkı üzere ikrâmda kusûr etmem. Dîn uğruna mâl u cân fedâ edenleri dirlik ve nân-pâre ve mansıb ve cihât-ı sâyire ile vekâlet-i mutallakam hasebiyle tatyîb ederim. Ve muhârebe esnasında mecrûh olanları bi'n-nefs nezâret ile timâr etdirdüp, taʻâmlarını ve yatacak yerlerine bakdırırım. Ve bahşiş ü ‘atıyye vermekde inşâʼallâh lâzıme-i mürüvvet ü şefekati îcrâ ederim. Kaldı ki süvârî ‘askeri piyâde ‘askerini ceng vaktinde fedâ etmamek muʻâhedesi dahi lâzım olup, iki fırkanın ru'esâsı birbirini ne vechile inandırmak mümkin ise inandırsın ve bu muʻâhede tahtına duhûl murâd etmeyenler kimler ise gerü kalsın. Zor ve cebr yokdur. Gerü kaldığı içün muʻâkab u muʻâteb olmaz. Zîrâ bu muʻâhede erbâb-ı şecâʻat ü gayrete mahsûs olup, nefsine i'timâdı olmayan ve dünyaya aldanup, mukadderi bulmayan, içimizden çıksun! Ne dersiz? Dediğim münasib değil mi? Böyle olduğu sûretde herkes varsun. Zîr-i hükm ü itâʻatında olan ‘askeri taht-ı râbıtaya idhâl etsün ve gereği gibi i‘timâd tahsîlinden sonra kabûl-i muʻâhede haberini getürsün. Yine bir meclis edelim.\" Zikrolunan meclis nihâyete resîde oldukdan sonra erbâb-ı şûrâ [99b] müteferrik olup, ru'esâ-yı 'asâkir neferlerini cem‘ ü ihzâr ve sânihanın mefhûmunu işʻâr ile râbıta-i teʻahhüde idhâl olunduklarını yek-be-yek gelüp, taraf-ı Sadrıaʻzamî'ye ifade vü ihbâr eylediklerinde fi'l-cümle itmînân-ı kalb hâsıl ve Maçin'e hareket şevki kulûb-i ekâbirde mütekâmil oldu.",
          "caption": "Sûret-i sâniha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_157.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i sâniha",
          "text": "Devlet-i 'aliyye'nin kadîm düşmeni olan Moskovlu müddet-i medîdeden berü memleketlerimize göz diküp, seksan iki târîhlerine gelince gâh gālib ve gâh mağlûb\nolarak garaz u maksûduna vâsıl olmamış idi. Târîh-i mezkûrde vukūʻ bulan seferler sû-i tedbîr ve 'adem-i nizâm-ı ‘asker ile netîce-pezîr-i merâm olmayup, bilâhare envâ‘-ı hiyel ü desâyis ile hasretü'l-mülük olan Kırım iklîmine müstevlî olup, noksâniyet-i 'akılları nümâyân [97b] olan Tatar tâyifesini perâkende vü perişân ve baʻzısını memleketine sevk ile reʻâyâsı hükmüne idhâl eylediği müstagnün ‘ani'l-beyandır. Kırım'dan senevî ihbâr-ı sikāt ile yedi bin kîse îrâd tedarik eylediğine kanâʻat etmeyüp, Akdeniz ve Karadeniz ticaretini tahsîl ve Devlet-i 'aliyye reʻâyâsına mahsûs olan fevâyidi taklîl ile kuvvet ü miknete mâlik oldu. ‘An-asl Moskov memleketi hars ü zirâ'atden hâlî olup, erazisinde hâsıl olan bir nevʻ hubûbât ile reʻâyâsı temettu' ve agniyâsı Leh memleketinden celb-i erzâk ile bi'l-ıztırâr teʻayyüş ve kesb-i tevessüʻ ederler iken, şimdi Kırım Cezîresi'nden hâsıl olan hubûbât ile müstevfî-yi kesb-i akvât eylediklerinden gayri, ziyâdesini Devlet-i ‘aliyye reʻâyâsına fürûht ile kendüleri yevmen-fe-yevmen kuvvet ü nemâ iktisâb ve Devlet-i ‘aliyye'de mütedâvil olan nukūdu bu sebeb ile isticlâb edüp, min-ciheti'l-nakd za‘f-ı Devlet'e ‘illet oldular. Bu gûne menâfi' ile meʼlûf olan kavm-i müstehıkku'l-levm dakīka-be-dakīka tevsî‘-i mülke râgıb ve tahsîl-i fevâyid-i cedîdeye tâlib olacağları zâhirdir. Bu sûretde dâhil-i harem-i memleket ve mütefekkir-i celb-i menfaʻat-i Devlet olan düşmen-i bed-tıyneti def' etmeğe çâre bulamaz isek hâl müşkil ve netîce-i emr neye müncer olacağı ednâ-yı te'emmül ile maʻlûm olur. Bu def'a zuhûr eden muhârebelere müttefiki olan Nemçelü'nün iʻânet ü hıyâneti ile meydanı bi'l-külliye hâlî bulup, Özi ve İsmâ‘îl'i zabt eyledikde, ehâlîye eylediği hakāret ü ihânet tafsîl olunsa bâʻis-i hüzn ü elem ve mûceb-i derd ü gam olacağı bedîhîdir. Hakk sübhânehû ve Te‘âlâ bizi fıtrat-ı asliyye üzere mü'min ü muvahhid halk edüp, cihâd u gazâ sebebi ile saʻâdet-dârına nâyil eyleyeceğini bildirüp: \"Bâ-husūs kılıcımız keskin ve atımız yükrük iken kılıcı kesmez ve atı başlı başına yürümez bir alay [98a] müşrik ü münkir, Vahdâniyyet-i Hakk olan kefereden kaçup geziyoruz ve şecâʻatinden bî-behre bir tâyife-i hâyife dâyimâ tersân olarak lu'b-ı makūlesi olan tertîbinden ve hevâ-yı fişek cinsinden olan âteşinden\nzehremiz çâk çâk oluyor. İşte mukaddem ve mu’ahhar vukūʻ bulan muhârebelerde fiʻle getürdüğü âteş-bâzlıkdan ne makūle zarar müşâhede olundu ve kaç bin âdem mecrûh olup, ru'esâdan kimler şehâdete nâyil oldu. Meclisimizde bilenler vardır söylesinler. Mahzâ gürültü ve ayak patırdısıyla maslahatını görüp, sanâyi‘-i hiyeliyye ile ‘askerimize îrâs-ı vehm ü haşyet etmekdedir. Mâbeynimizde olan tehâlüf-i derûn ve buğz u hased ve gûnâgûn yevmen-fe-yevmen efzûn olup, evâmir ü nevâhî-yi ilâhiyyeye dahi kemâ-yenbagī ittibâʻ etmediğimiz hasebiyle cenâb-ı Hakk 'isyân u tuğyânımıza mücâzeten erzel-i kavm-i nasârâ olan Moskov keferesini üzerimize taslît eyledi. Kefere devletleri el-yevm Devletimiz'e 'Meyyit-i Müteharrik' tesmiye etdikleri şâyi olup, bayağı ednaları bile bize dîk görülmekdedir. Gayret ne gün içindir? Hamiyyet-i İslâmiyye'yi izhâr eyleyecek vakitler değil midir? Bu rezâlet ü sefâletle hayât-ı müsteʻârı neyleyelim? Şu memleketler ne kanlar dökülmesiyle teshîr olundu. Bu vilâyetleri çirk-i şirkden tathîr edenler bizim gibi Benî-âdem idiler. Biz ise memleket-i uhrâdan nazarı kat‘ ile elimizde olan vilâyetleri muhafaza edemiyoruz. ‘Askerimiz \"Tevakkuf eyle\" dediğimiz yerde tevakkuf etmez ve bir ‘abd-i Habeşî bile olursa ser-gerde-i ‘asâkire itâʻat lâzım iken ‘adem-i inkıyâd sebebi ile bu felâketlere uğradık. Hakk Teʻâlâ'ya kasem ederim, hulûs-ı kalb ile etdiğimiz meʻâsîye tövbe eylesek ve ittifâk u ittihâd mesleğine sâlik olsak ve sebât ü istikrâr sûretlerini iltizâm ile hîn-i muhârebede düşmenin bir iki sâʻat âteş-bâzlığına tehammül etsek tabîʻatıyla düşmenin şîrâze-i nizâmı münhall olur. Hakk sübhânehû ve Te‘âlâ Kelâm-ı kadîmî'nde cihâdı bize farz edüp, ceng vakitleri sebât gösterildiği hâlde elbette küffâra gālib olacağımızı tebşîr eylemişdir. ‘Adem-i sebât u ittihâd ile fevz ü nusrat nice me'mûl olunur. 'Askerimiz küffâra mülâkī oldukda, bir mikdârı ceng ile meşgül ve ekserîsi sevâd-ı aʻzam gibi depelerde ve derelerde uzakdan seyirci olup, [98b] az ‘asker çoğa dayanmayup, imdâd ihtimali dahi meslûb olunduğundan cü'z-i müte'ahhır oldukları gibi çok 'askerimiz firâra yüz tutup, ilerüsüne sirâyet eyleyerek perîşânlık zuhûr edegeldiği hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'l-ebsâr olmuşdur. Hakk Teʻâlâ bundan sonra\nbu musîbet-i 'uzmâyı bir daha bize göstermeye. Firârun ani'z-zahf kebîresini irtikâb edenlere şerʻen ne lâzım gelir? ‘Ulemâdan istiftâ olunsa hâl maʻlûm olur. el-hâletü hâzihî Devlet-i ‘aliyye'nin hazîne-i hakīkiyyesi hükmünde olan reʻâyâsına za‘f-ı küllî târî olup, vüzerâ-yı ‘izâm dahi baʻzı esbâb ile kuvvet ü miknet kalmayup, memleketlerimiz dâhilinde evvelki gibi muktedir u agniyâ mefkūd olduğundan mâʻadâ, umûr-ı sefere medâr olan hazînelere nefâd gelüp ve bir maslahat-ı nâfiʻa göremediğimizden şevketlü Pâdişâhımız'dan akçe istemeğe yüzümüz kalmadı ve hicâb ediyoruz. Allah içün ittifâk u ittihâd ile şu düşmene hücûm edelim ve kalbimizde gıll ü gışş var ise giderelim ve Hakk Teʻâlâ tarafından me'mûr olduğumuz gibi savaş vaktinde sebât-ı kadem gösterelim. İnşâʼallâhü Teʻâlâ düşmenlerden ahz-ı intikām ile gasb olunan yerlerimize nâyil olacağımızdan gayri, dünyâ vü âhiret saʻâdetini ve ilâ-yevmi'l-kıyâm dillerde hayr ile yâd olunmak devletini ihrâz edeceğimizde iştibâh yokdur. İşte aʻdâya karîb geldik. Orduda ictimâ‘ eden vüzerâ-yı ‘izâm şecâʻat ü fütuvvet ile meşhûr u benâm olup, sâyir ru'esâ-yı ‘asâkir dahi celâdetle maʻrûf âdemler olmalarıyla Hakk Teʻâlâ'dan ümîdimizi ‘adem-i katʻ ile mübeşşir olduğumuz nusret-i Rabbâniye ile mesrûr oluruz. Kaldı ki cümleye itmînân-ı kalb gelmek içün bir nev' kavî muʻâhedeye muhtâcız. Eğerçi sinîn-i sâbıkada güzerân eden muʻâhedeye hîn-i hâcetde vefâ olunmadı. Lâkin bu defʻa inşâ'allâhü Teʻâlâ îfâ-yı 'ahd olunur ümîdindeyüz. Şöyle ki bu defʻa dahi ‘ahdimizde sâbit-kadem olmaz isek şevketlü Pâdişâhımız'a cevâb veremeyüz ve cümlemize nedâmet hâsıl olur. Zîrâ bunun verâsı kalmadı. Hân hazretleri cenâbının Âl-i Çengîz'in gayret ü diyânet ile nâm-dârlarından ve hâlde Devlet-i ‘aliyye'nin sadâkat-kârlarındansız. Rûz mesâfede dâire-i kudretiniz muhît olduğu derecelerde cân-sipârlık ve iʻânet-kârlık şîmesine riʻâyet buyurur musuz? Ve zâtınızda merkûz olan cevher-i şecâʻati ibraz eder misiz? Ağa Paşa hazretleri ne buyurursuz? Sâyir ocak ağaları ne dersiz? Bizim ile muʻâhede eder misiz? [99a] Ve ceng vaktinde merdâne dürüşüp, aʻdâya sîne girmeğe kefîl olur musuz ve ocağınızdan gereği gibi kāʻideniz üzere ‘ahd aldıkdan sonra îmân-ı mugallaza ile bizi inandırır mısız? Siz dahi vüzerânın nâm-dârlarındansız. Gayret ü hamiyyetiniz maʻlûm olduğundan sizi istishâb eyledik. Hîn-i hâcetde bize yâr-ı vefâ-dâr olur musuz? Ve\nmaʻiyyetinize verilecek ‘askeri lâyıkı üzere iʻmâl edüp, mukābele-i aʻdâda pây-dâr olur musuz? Ve sizler ki Rumeli Anadolu memleketlerinde şân u şöhret sahibi ağalarsız. Sizden dîn ü devlete küllî hidmet me'mûldur. Maʻiyyetinizde olan 'askeri taht-ı muʻâhedeye idhâl ile ‘askerinizi tahlîf eder misiz? İnşâ'allâhü Teâlâ bu mu'âhedenin muktezâsını icrâya muvaffak olursak aʻdâya gālib olacağımız bî-iştibâhdır. İşte bu muʻâhede nizâm bulduğu gibi Ordu Nâ'ibi'ne hüccet etdirdüb, 'azametlü Pâdişâhımız'a göndereceğim. Ne dersiz? Böylece hüccet yazılsın mı? Ben dahi inşâ'allâh cümleye lâyıkı üzere ikrâmda kusûr etmem. Dîn uğruna mâl u cân fedâ edenleri dirlik ve nân-pâre ve mansıb ve cihât-ı sâyire ile vekâlet-i mutallakam hasebiyle tatyîb ederim. Ve muhârebe esnasında mecrûh olanları bi'n-nefs nezâret ile timâr etdirdüp, taʻâmlarını ve yatacak yerlerine bakdırırım. Ve bahşiş ü ‘atıyye vermekde inşâʼallâh lâzıme-i mürüvvet ü şefekati îcrâ ederim. Kaldı ki süvârî ‘askeri piyâde ‘askerini ceng vaktinde fedâ etmamek muʻâhedesi dahi lâzım olup, iki fırkanın ru'esâsı birbirini ne vechile inandırmak mümkin ise inandırsın ve bu muʻâhede tahtına duhûl murâd etmeyenler kimler ise gerü kalsın. Zor ve cebr yokdur. Gerü kaldığı içün muʻâkab u muʻâteb olmaz. Zîrâ bu muʻâhede erbâb-ı şecâʻat ü gayrete mahsûs olup, nefsine i'timâdı olmayan ve dünyaya aldanup, mukadderi bulmayan, içimizden çıksun! Ne dersiz? Dediğim münasib değil mi? Böyle olduğu sûretde herkes varsun. Zîr-i hükm ü itâʻatında olan ‘askeri taht-ı râbıtaya idhâl etsün ve gereği gibi i‘timâd tahsîlinden sonra kabûl-i muʻâhede haberini getürsün. Yine bir meclis edelim.\" Zikrolunan meclis nihâyete resîde oldukdan sonra erbâb-ı şûrâ [99b] müteferrik olup, ru'esâ-yı 'asâkir neferlerini cem‘ ü ihzâr ve sânihanın mefhûmunu işʻâr ile râbıta-i teʻahhüde idhâl olunduklarını yek-be-yek gelüp, taraf-ı Sadrıaʻzamî'ye ifade vü ihbâr eylediklerinde fi'l-cümle itmînân-ı kalb hâsıl ve Maçin'e hareket şevki kulûb-i ekâbirde mütekâmil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Düşmen-i dînin Kalas ve Siret taraflarında ictimâʻı tahkīk olunduğuna binâ'en, me'mûr-ı maʻiyyeti olan süvârî vü piyâde ile Maçin tarafına Rumeli Vâlîsi taʻyîn olunup, Maçin'in istihkâmı ve Ordu-yi hümâyûn vusûl buluncaya dek cenge isti‘dâd sûretleri verilmişidi. Zilkaʻde evâyilinde Hırsova'dan Ağa Paşa ve sâyir ocağlu ve vüzerâ 'ale't-tertîb tahrîk ve Maçin cânibine tesyîr olunduğundan gayri Ordu-yi hümâyûn Hırsova'da kalmış sûretini istihsâl içün Defterdâr Efendi ve Defter Emîni ve sâyir aklâm u ketebe de Hırsova'da ibkā olunup, Sadrıaʻzam dahi sâyir ricâl-i Devlet ve Anadolu Rumeli ağalarıyla müteʻâkiben Dâye Karyesi'ne nuzûl eyledi. Bu aralıkda Rumeli Vâlîsi'nin tahrîrâtı gelüp, düşmenin sırtdan İbrâ’îl ötesine murûrunu beyân ve bir mikdâr düşmen ‘askeri Kıztaşı'na geçüp, berü tarafdan dahi atlu varup, muhârebe ve aʻdâyı perîşân eylediklerini ve sâhilde olan sazlıkda piyâde ‘askeri muhtefî olmak mülâhazasıyla verâlarına düşmediklerini ve bundan sonra sâhile çıkan düşmen yine öteye geçdiğini îmâ ve tekrâr ‘avdet eder fikriyle imdâd u iʻânet olunmasını istidʻâ etmişidi. Derhâl Tepedelenli ‘Ali Paşa ve Ağa Paşa ve Çapanoğlu ve Kara 'Osmanoğlu'nun bir sâʻat evvel Maçin'e vusûlleri irâde olunduğunu o ânda tekrâr Maçin'den haberler tevârüd edüp, [100a] Moskovlu karşuda olan ‘askerini leylen Maçin yakasına geçirdiğini ve Zilkaʻde'nin yedinci sebt günü Maçin üzerine hücûm eyleyeceğini bildirdiklerinde ilerüde olan vüzerâ vü ru'esa-yı 'asâkire tekrar haber gönderilüp, yevm-i mezkûrde vüzerâ ve Depedelenli ve Yeniçeri Ocağı birbirini vely ü teʻâkub eyleyerek ‘ale's-seher Maçin'e vâsıl olmuşlaridi. Yeniçeri'nin mukaddemce vusûl bulanları meteris hafrine şürûʻ üzere iken sâʻat nehârî sekizde aʻdâ üç koldan 'askerini yürüdüp, berü tarafdan dahi mukābele ve toplara âteş verilüp, iki sâʻat kadar tarafından top cengi olup, aralık aralık ‘asker-i İslâm yürüyüşler ve behâdırlıklar icrâ ederler iken aʻdâ-yı dîn atlu 'askeri üzerine ‘âdet-i kadîmesi üzere humbara atup, atlunun bir mikdârı Arnabud tâyifesinden olmağla derhal perîşân oldular. Bu perîşânlık sebebi ile düşmen fursat bulup, meterislere hücûm etdikde Yeniçeri tâyifesi\ncüz'-i metânet gösterüp, kezâlik Depedelenli ‘Ali Paşa bakiyye kalan beş yüz Arnabud ile bir sâʻat kadar âhenk-i cenk ü peykâr ve o hılâlde Çapan-zâde ve Kara ‘Osmân-zâde bakiyye 'asker ile bir iki defʻa hücûm sadedinde olduklarında aʻdânın ateşi hücûmlarına mâni olup, ‘avdeti ihtiyâr ve mahall-i maʻrekeye bir sâʻat mesâfe olan bir depede intizâr-ı encâm-ı kâr ile karâr eylediler. Bu esnâda vüzerâ vü ruʼesâ seyf ü sinân der-dest ‘avdet eden ‘askerin önünü alup, her ne kadar iʻâdelerine sarf-ı makdûr eylediler ise müfîd olmayup, bilâhare Maçin'de olan orduyu yağma ve talan ve girüye girîzân ve bunların ‘avdet ve Maçin ordusunu [100b] gārete cesaretleri meterisde olan piyâde 'askerine muceb-i vehm ü vahşet olup, onlar dahi meterislerini terk ile 'avd u insirâf ve firârun ‘ani'z-zahf kebîresini iftirâk eylediler. Çünki yevm-i mezkûrda Maçin'e dört sâʻat mesâfe olan Boğaz Karyesi pîş-gâhına nasb-ı hıyâm ve ferdâsı Maçin'e teveccüh musammem-i ‘asker-i İslâm olmuşidi. Aʻdânın Maçin ordusuna sû-i kasd u niyyeti tahakkuk etmekden nâşî tahsîl-i kurbiyyet içün dahi ilerülere yaʻnî Maçin'e karîb bir mahalde ordu yeri ihtiyâr olunmak tenbîh ü sipâriş ve re’y-i evvel bâz-daşte-i ‘amel-i erbâb-ı fikr ü dâniş olup, bu hâl ile Dâye Karyesi'nden Serdar-ı ekrem usûl-i hareketi îkāʻ bir sâʻat murûndan sonra top sedâsını istimâ edüp, muhârebe vukūʻnu istidlâl ve tahkīk-i ahvâl içün ilerülere sevk-i semend-i isti‘câl edüp, nâ-gâh seyller gibi bozgun-ı ‘asker zuhûr ve önlerine varup, iʻâde vü tevkīflerine bezl-i cehd-i mevfûr eyledikde menʻ ü reddin bir vechile imkânını bulamayup, firârîlerin şe'âmeti tabâyi'de olan meyl-i cibillî muktezâsınca maʻiyyetinde olan 'asâkire dahi sirâyet etmekle anlar dahi tarafetü'l-'ayn perîşân ve râst geldikleri emvâl ü eşyaya mazarrat-resân-ı nehb ü hüsrân olduklarından gayri, henüz mahall-i muhârebeye vusûl bulmuş topların koşumlarını katʻ ve bâr-gîrlerine süvâr ve cebe-hâne arabalarından kurşun ve barut çıkarup, mütemammil olacağları mikdârını fıtrâk-beste-i igtisâb ve bakīsini tuʻme-i âteş-i şedîdü'l-iltihâb eylediklerine kanâʻat etmeyüp, iddihâr olunan yigirmi günlük ecnâs-ı zehâyiri itlâf ve arabalarını ber-hem-zede-i\neyâdî-yi iʻtisâf ve fakīri ganîsini ve kavîsi zaʻîfini i‘dâm ederek bir fırkası Karasu'ya ve bir fırkası Hırsova'ya [101a] ‘inân-tâb-ı sürʻat ü şitâb oldular. Şöyle ki fart-1 cesâret ile etdikleri hasâret düşmen-i dîn tarafından meşhûd olmayup, bir seneden berü hezâr mihen ü meşakkatle tedârik olunan zehâyir ü mühimmâtı yek-lahza nâ-bûd ve sâha-i vücûddan mefkūd eylediler. Sadrıaʻzam bir tell-i refîʻ üzerine çıkup, ictimâ‘-1 nâs içün tabl-zen-i daʻvet ve ricâl-i Devlet'den ancak üç beş âdem mevcûd muʻîni olup, bâkīleri kenâre-gîr-i selâmet ve ne hâl ise ilerüde merʻûbu'l-kulûb olan vüzerâ ve ru'esâya i‘tâ-yı tesliyyet ü istimâlet lâzım gelüp, bu hıdmet edâ içün etbâʻından birine ‘atf-1 ‘inân ve irtifa‘-1 nüfûz hasebiyle mü'temir olan şahsın rû-gerdân olduğunu müşâhede eylediği gibi kemâl-i infiʻâl ile bi'n-nefs ‘azîmet içün mihmîz-rân olduğunu maʻiyyetinde olan ricâl-i Devlet tahkīk ve hifz-ı nâmûs dâʻiyesiyle der-ân sâʻat sedd-i tarîk eyledikleri hılâlde Kethudâ-yı Sadâret-penâhî Reşîd Mustafâ Efendi gayrete gelüp: \"Tevakkufumuz sudûr-ı emr-i şerîfinize mebnî olup, işte bu ‘abd-i ‘âciz meʼmûr etdiğiniz mahalle ‘azîmet ile emrinizi icrâ ederim\" deyü ‘inân-rîz-i ilgār ve Çavuş-başı Ağa dahi mûmâ ileyhe kafa-dâr olup, Maçin'e bir sâʻat mesâfe olan mahalle dek ‘azîmet ve vüzerâ vü ru’esâya vesâyâ-yı Sadrıaʻzamî'yi ifâde ile i‘tâ-yı tesliyyet edüp, etrâf u eknâfa karağollar taʻyîni ile birbirini müteʻâkib ‘âyid ü âyib oldular. Baʻzı nâs Sadrıa zam'ın bulunduğu mahalde meterisler hafrini tedbîr edüp, meteris hafri 'alâ-külli hâl âlât u mühimmâta ve muhafazası piyâde ‘askerine tevakkuf edüp, [101b] ikisinin dahi ma‘dûm hükmünde olduğu beyân olunup, re'y-i gayr-i müveccehleri tezyîf ve askerin ‘adem-i istikrarı mücerreb olmağla şâyed Hırsova'da bir mikdârı tevkīf olunur deyü Hırsova Muhafızı'na mektûb tahrîrini taʻrîf etmeleriyle ol vechile 'amel olunduğundan fazla firârîyân u yağma-kârânın güzer-gâhları sedd ü ben olunmak içün derbendlerde bulunan muhafızlara mü’ekkeden evâmir-i ‘aliyye ısdâr ve mümtesil-i evâmir-i Pâdişâhî olmayanların cezâlar tertib olunmak ruhsatları temîme-i bâzû-yi iktidârları kılındı.\n\nBaʻzı ehl-i vukūf der ki kesret ü cemʻiyyet ile Maçin'de belki bir maslahat görülmek mümkin idi. Lâkin a'dâ-yı dîn vaktiyle davranup, Maçin ordusuyla Sadrıa zam'ı bir yere getürmeksizin kârına revâc ile tahsîl-i mâye-i istidrâc eyledi.\nBaʻzıları bunu reddedüp Ordu-yi hümâyûn'nun mecmûʻ kuvveti Maçin ordusuna verilüp, mukāvemete kādir ne kadar ʻasâkir var ise bi'l-külliyye taʻyîn ve hücûm eden aʻdânın birkaç katı oldukları müstebîn olup, yoluyla muhârebeye tasaddî eyleseler aʻdâya gālib olacağları nümâyân ve Sadrıaʻzam'ın maʻiyyetinde kalan cüz’-i 'asker ile iltihâk ve ʻadem-i iltihâkı müsâvî olduğunu beyân ve yağmayı ʻâdet eden Türkmen feşârileri ve Arnabud süvârîleri tefrikaya bâʻis olduklarını zebân-âver-i tibyân-ı bürhân eylediler. Ağa Paşa meterislere varup, Yeniçeri'ye kuvvet-i kalb ve evhâm u haşyetlerini baʻzı nesâyih-i müfîde ile selb etmek lâzım iken meterislere birkaç fersah buʻdu olan bir depenin üzerine çıkup, müstashibi olan iki üç kıta çarha topuyla balyemez yetişmeyecek mahallere top atup zerre kadar fâyidesi olmadığından başka, topların bir ikisini bulunduğu mahalde terk ve ʻavdet eyledi. Kezâlik vüzerâdan bir iki zât hass ü iğrâ-yı ʻaskerîden [102a] tahvîl-i nigâh-ı iltifât ve âteş-i harbin iştiʻâli vaktinde şürb-i duhân ve tervîh-i nefs ü cân kaydına düşüp, gayret-keşân-ı dînden biri bunlara tesadüf ve \"Bu hengâm-ı tesâdüm ü tevâkufda ʻasker-i İslâm'dan tehallüf, ihtiyâr-ı semt-i nâdânî teʻassüf olduğundan fazla, meydân cenginde olan sunûf-ı ʻaskeriyye ahvâlinize vukūf-ı tahsîl ederler ise pâ-yi sebâtları mütezelzil ve dâʻiye-i şevkleri muzmahill olur\" dedikde: \"Kimin miyân-ı iftihârı hançer-i mücevher ile tezyîn ve kimin dûş-i iʻtibârı ferve-i semmûr ile nevâzende-i dest-i tahsîn kılındı ise düşmen-i laʻîn ile mübâreze eylesün\" deyü iʻlân-ı hased ü kîn ve icrâ-yı garaz ile hetk-i perde-i dîn etdiklerini haber vermek, bu kazıyyeyi musaddık-i bi'l-yemîn eyledi.\nBiz yine sadede gelelim.\n\nSadrıaʻzam piyâdegân ve zahm-hârânın verâlarını alup, gerüde kalan topları ve dökülüp kalan mühimmât bekāyâsını ve arabaları Hırsova'ya nakl içün baʻzı kimesnelere vâfir nakd verüp, baʻdehû Hırsova'ya ʻavdet eyledi. Yevm-i muhârebenin üçüncü günü düşmen-i dîn Maçin'de müstekarr olmayup, Kalas tarafına ʻubûr eylediği haberi tevârüd edüp, baʻzı nâs düşmenin bila-sebeb karşuya geçdiğini işbu muhârebede ʻaskerine târî olan zarar u hasâret-i külliyyeye haml edüp, baʻzılar dahi büyük ordunun aʻdâ hâline muttaliʻ olmayup, şâyed ceng\nyüzünü görmemiş bir nevʻ dinc ‘asker ile Vezîriaʻzam gelür fikrini edüp, zedelenmiş 'asker ile mukavemet müşkil olduğunu bildiğinden karşuya güzâr eyledi, dediler.",
          "caption": "Hareket-i 'asâkir-i İslâm be-cânib-i Maçin ve zuhûr-ı tefrika vü perîşânî be-Ser'asker-i cânib-i mezbûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_158.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i 'asâkir-i İslâm be-cânib-i Maçin ve zuhûr-ı tefrika vü perîşânî be-Ser'asker-i cânib-i mezbûr",
          "text": "Düşmen-i dînin Kalas ve Siret taraflarında ictimâʻı tahkīk olunduğuna binâ'en, me'mûr-ı maʻiyyeti olan süvârî vü piyâde ile Maçin tarafına Rumeli Vâlîsi taʻyîn olunup, Maçin'in istihkâmı ve Ordu-yi hümâyûn vusûl buluncaya dek cenge isti‘dâd sûretleri verilmişidi. Zilkaʻde evâyilinde Hırsova'dan Ağa Paşa ve sâyir ocağlu ve vüzerâ 'ale't-tertîb tahrîk ve Maçin cânibine tesyîr olunduğundan gayri Ordu-yi hümâyûn Hırsova'da kalmış sûretini istihsâl içün Defterdâr Efendi ve Defter Emîni ve sâyir aklâm u ketebe de Hırsova'da ibkā olunup, Sadrıaʻzam dahi sâyir ricâl-i Devlet ve Anadolu Rumeli ağalarıyla müteʻâkiben Dâye Karyesi'ne nuzûl eyledi. Bu aralıkda Rumeli Vâlîsi'nin tahrîrâtı gelüp, düşmenin sırtdan İbrâ’îl ötesine murûrunu beyân ve bir mikdâr düşmen ‘askeri Kıztaşı'na geçüp, berü tarafdan dahi atlu varup, muhârebe ve aʻdâyı perîşân eylediklerini ve sâhilde olan sazlıkda piyâde ‘askeri muhtefî olmak mülâhazasıyla verâlarına düşmediklerini ve bundan sonra sâhile çıkan düşmen yine öteye geçdiğini îmâ ve tekrâr ‘avdet eder fikriyle imdâd u iʻânet olunmasını istidʻâ etmişidi. Derhâl Tepedelenli ‘Ali Paşa ve Ağa Paşa ve Çapanoğlu ve Kara 'Osmanoğlu'nun bir sâʻat evvel Maçin'e vusûlleri irâde olunduğunu o ânda tekrâr Maçin'den haberler tevârüd edüp, [100a] Moskovlu karşuda olan ‘askerini leylen Maçin yakasına geçirdiğini ve Zilkaʻde'nin yedinci sebt günü Maçin üzerine hücûm eyleyeceğini bildirdiklerinde ilerüde olan vüzerâ vü ru'esa-yı 'asâkire tekrar haber gönderilüp, yevm-i mezkûrde vüzerâ ve Depedelenli ve Yeniçeri Ocağı birbirini vely ü teʻâkub eyleyerek ‘ale's-seher Maçin'e vâsıl olmuşlaridi. Yeniçeri'nin mukaddemce vusûl bulanları meteris hafrine şürûʻ üzere iken sâʻat nehârî sekizde aʻdâ üç koldan 'askerini yürüdüp, berü tarafdan dahi mukābele ve toplara âteş verilüp, iki sâʻat kadar tarafından top cengi olup, aralık aralık ‘asker-i İslâm yürüyüşler ve behâdırlıklar icrâ ederler iken aʻdâ-yı dîn atlu 'askeri üzerine ‘âdet-i kadîmesi üzere humbara atup, atlunun bir mikdârı Arnabud tâyifesinden olmağla derhal perîşân oldular. Bu perîşânlık sebebi ile düşmen fursat bulup, meterislere hücûm etdikde Yeniçeri tâyifesi\ncüz'-i metânet gösterüp, kezâlik Depedelenli ‘Ali Paşa bakiyye kalan beş yüz Arnabud ile bir sâʻat kadar âhenk-i cenk ü peykâr ve o hılâlde Çapan-zâde ve Kara ‘Osmân-zâde bakiyye 'asker ile bir iki defʻa hücûm sadedinde olduklarında aʻdânın ateşi hücûmlarına mâni olup, ‘avdeti ihtiyâr ve mahall-i maʻrekeye bir sâʻat mesâfe olan bir depede intizâr-ı encâm-ı kâr ile karâr eylediler. Bu esnâda vüzerâ vü ruʼesâ seyf ü sinân der-dest ‘avdet eden ‘askerin önünü alup, her ne kadar iʻâdelerine sarf-ı makdûr eylediler ise müfîd olmayup, bilâhare Maçin'de olan orduyu yağma ve talan ve girüye girîzân ve bunların ‘avdet ve Maçin ordusunu [100b] gārete cesaretleri meterisde olan piyâde 'askerine muceb-i vehm ü vahşet olup, onlar dahi meterislerini terk ile 'avd u insirâf ve firârun ‘ani'z-zahf kebîresini iftirâk eylediler. Çünki yevm-i mezkûrda Maçin'e dört sâʻat mesâfe olan Boğaz Karyesi pîş-gâhına nasb-ı hıyâm ve ferdâsı Maçin'e teveccüh musammem-i ‘asker-i İslâm olmuşidi. Aʻdânın Maçin ordusuna sû-i kasd u niyyeti tahakkuk etmekden nâşî tahsîl-i kurbiyyet içün dahi ilerülere yaʻnî Maçin'e karîb bir mahalde ordu yeri ihtiyâr olunmak tenbîh ü sipâriş ve re’y-i evvel bâz-daşte-i ‘amel-i erbâb-ı fikr ü dâniş olup, bu hâl ile Dâye Karyesi'nden Serdar-ı ekrem usûl-i hareketi îkāʻ bir sâʻat murûndan sonra top sedâsını istimâ edüp, muhârebe vukūʻnu istidlâl ve tahkīk-i ahvâl içün ilerülere sevk-i semend-i isti‘câl edüp, nâ-gâh seyller gibi bozgun-ı ‘asker zuhûr ve önlerine varup, iʻâde vü tevkīflerine bezl-i cehd-i mevfûr eyledikde menʻ ü reddin bir vechile imkânını bulamayup, firârîlerin şe'âmeti tabâyi'de olan meyl-i cibillî muktezâsınca maʻiyyetinde olan 'asâkire dahi sirâyet etmekle anlar dahi tarafetü'l-'ayn perîşân ve râst geldikleri emvâl ü eşyaya mazarrat-resân-ı nehb ü hüsrân olduklarından gayri, henüz mahall-i muhârebeye vusûl bulmuş topların koşumlarını katʻ ve bâr-gîrlerine süvâr ve cebe-hâne arabalarından kurşun ve barut çıkarup, mütemammil olacağları mikdârını fıtrâk-beste-i igtisâb ve bakīsini tuʻme-i âteş-i şedîdü'l-iltihâb eylediklerine kanâʻat etmeyüp, iddihâr olunan yigirmi günlük ecnâs-ı zehâyiri itlâf ve arabalarını ber-hem-zede-i\neyâdî-yi iʻtisâf ve fakīri ganîsini ve kavîsi zaʻîfini i‘dâm ederek bir fırkası Karasu'ya ve bir fırkası Hırsova'ya [101a] ‘inân-tâb-ı sürʻat ü şitâb oldular. Şöyle ki fart-1 cesâret ile etdikleri hasâret düşmen-i dîn tarafından meşhûd olmayup, bir seneden berü hezâr mihen ü meşakkatle tedârik olunan zehâyir ü mühimmâtı yek-lahza nâ-bûd ve sâha-i vücûddan mefkūd eylediler. Sadrıaʻzam bir tell-i refîʻ üzerine çıkup, ictimâ‘-1 nâs içün tabl-zen-i daʻvet ve ricâl-i Devlet'den ancak üç beş âdem mevcûd muʻîni olup, bâkīleri kenâre-gîr-i selâmet ve ne hâl ise ilerüde merʻûbu'l-kulûb olan vüzerâ ve ru'esâya i‘tâ-yı tesliyyet ü istimâlet lâzım gelüp, bu hıdmet edâ içün etbâʻından birine ‘atf-1 ‘inân ve irtifa‘-1 nüfûz hasebiyle mü'temir olan şahsın rû-gerdân olduğunu müşâhede eylediği gibi kemâl-i infiʻâl ile bi'n-nefs ‘azîmet içün mihmîz-rân olduğunu maʻiyyetinde olan ricâl-i Devlet tahkīk ve hifz-ı nâmûs dâʻiyesiyle der-ân sâʻat sedd-i tarîk eyledikleri hılâlde Kethudâ-yı Sadâret-penâhî Reşîd Mustafâ Efendi gayrete gelüp: \"Tevakkufumuz sudûr-ı emr-i şerîfinize mebnî olup, işte bu ‘abd-i ‘âciz meʼmûr etdiğiniz mahalle ‘azîmet ile emrinizi icrâ ederim\" deyü ‘inân-rîz-i ilgār ve Çavuş-başı Ağa dahi mûmâ ileyhe kafa-dâr olup, Maçin'e bir sâʻat mesâfe olan mahalle dek ‘azîmet ve vüzerâ vü ru’esâya vesâyâ-yı Sadrıaʻzamî'yi ifâde ile i‘tâ-yı tesliyyet edüp, etrâf u eknâfa karağollar taʻyîni ile birbirini müteʻâkib ‘âyid ü âyib oldular. Baʻzı nâs Sadrıa zam'ın bulunduğu mahalde meterisler hafrini tedbîr edüp, meteris hafri 'alâ-külli hâl âlât u mühimmâta ve muhafazası piyâde ‘askerine tevakkuf edüp, [101b] ikisinin dahi ma‘dûm hükmünde olduğu beyân olunup, re'y-i gayr-i müveccehleri tezyîf ve askerin ‘adem-i istikrarı mücerreb olmağla şâyed Hırsova'da bir mikdârı tevkīf olunur deyü Hırsova Muhafızı'na mektûb tahrîrini taʻrîf etmeleriyle ol vechile 'amel olunduğundan fazla firârîyân u yağma-kârânın güzer-gâhları sedd ü ben olunmak içün derbendlerde bulunan muhafızlara mü’ekkeden evâmir-i ‘aliyye ısdâr ve mümtesil-i evâmir-i Pâdişâhî olmayanların cezâlar tertib olunmak ruhsatları temîme-i bâzû-yi iktidârları kılındı.\n\nBaʻzı ehl-i vukūf der ki kesret ü cemʻiyyet ile Maçin'de belki bir maslahat görülmek mümkin idi. Lâkin a'dâ-yı dîn vaktiyle davranup, Maçin ordusuyla Sadrıa zam'ı bir yere getürmeksizin kârına revâc ile tahsîl-i mâye-i istidrâc eyledi.\nBaʻzıları bunu reddedüp Ordu-yi hümâyûn'nun mecmûʻ kuvveti Maçin ordusuna verilüp, mukāvemete kādir ne kadar ʻasâkir var ise bi'l-külliyye taʻyîn ve hücûm eden aʻdânın birkaç katı oldukları müstebîn olup, yoluyla muhârebeye tasaddî eyleseler aʻdâya gālib olacağları nümâyân ve Sadrıaʻzam'ın maʻiyyetinde kalan cüz’-i 'asker ile iltihâk ve ʻadem-i iltihâkı müsâvî olduğunu beyân ve yağmayı ʻâdet eden Türkmen feşârileri ve Arnabud süvârîleri tefrikaya bâʻis olduklarını zebân-âver-i tibyân-ı bürhân eylediler. Ağa Paşa meterislere varup, Yeniçeri'ye kuvvet-i kalb ve evhâm u haşyetlerini baʻzı nesâyih-i müfîde ile selb etmek lâzım iken meterislere birkaç fersah buʻdu olan bir depenin üzerine çıkup, müstashibi olan iki üç kıta çarha topuyla balyemez yetişmeyecek mahallere top atup zerre kadar fâyidesi olmadığından başka, topların bir ikisini bulunduğu mahalde terk ve ʻavdet eyledi. Kezâlik vüzerâdan bir iki zât hass ü iğrâ-yı ʻaskerîden [102a] tahvîl-i nigâh-ı iltifât ve âteş-i harbin iştiʻâli vaktinde şürb-i duhân ve tervîh-i nefs ü cân kaydına düşüp, gayret-keşân-ı dînden biri bunlara tesadüf ve \"Bu hengâm-ı tesâdüm ü tevâkufda ʻasker-i İslâm'dan tehallüf, ihtiyâr-ı semt-i nâdânî teʻassüf olduğundan fazla, meydân cenginde olan sunûf-ı ʻaskeriyye ahvâlinize vukūf-ı tahsîl ederler ise pâ-yi sebâtları mütezelzil ve dâʻiye-i şevkleri muzmahill olur\" dedikde: \"Kimin miyân-ı iftihârı hançer-i mücevher ile tezyîn ve kimin dûş-i iʻtibârı ferve-i semmûr ile nevâzende-i dest-i tahsîn kılındı ise düşmen-i laʻîn ile mübâreze eylesün\" deyü iʻlân-ı hased ü kîn ve icrâ-yı garaz ile hetk-i perde-i dîn etdiklerini haber vermek, bu kazıyyeyi musaddık-i bi'l-yemîn eyledi.\nBiz yine sadede gelelim.\n\nSadrıaʻzam piyâdegân ve zahm-hârânın verâlarını alup, gerüde kalan topları ve dökülüp kalan mühimmât bekāyâsını ve arabaları Hırsova'ya nakl içün baʻzı kimesnelere vâfir nakd verüp, baʻdehû Hırsova'ya ʻavdet eyledi. Yevm-i muhârebenin üçüncü günü düşmen-i dîn Maçin'de müstekarr olmayup, Kalas tarafına ʻubûr eylediği haberi tevârüd edüp, baʻzı nâs düşmenin bila-sebeb karşuya geçdiğini işbu muhârebede ʻaskerine târî olan zarar u hasâret-i külliyyeye haml edüp, baʻzılar dahi büyük ordunun aʻdâ hâline muttaliʻ olmayup, şâyed ceng\nyüzünü görmemiş bir nevʻ dinc ‘asker ile Vezîriaʻzam gelür fikrini edüp, zedelenmiş 'asker ile mukavemet müşkil olduğunu bildiğinden karşuya güzâr eyledi, dediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hasm-ı hadîʻa-kâr köprüsünü inşâ edüp, ‘askerinin nısfını Maçin tarafında olan adaya imrâr eyledikde köprüsü kırılup, nısf-ı âharı Kalas sâhillerinde kaldığından hâlleri dîger gûn ve şâyed Maçin tarafından kazıyyeye vukūf ile şeb-hûn olunur fikri ârâm-rübâ-yı karâr u sükûnları olup, hele [102b] ne hâl ise etrâf u eknâfdan 'amele ihzâr ve tekrar köprüyü bünyâd eylediklerini Kalas'a ‘azîmetimizde köprü binâsında bi'z-zarûre mevcûd olan üserâ-yı İslâmiye'nin baʻzıları ihbâr ve teveccuʻ vü teʼessüf izhâr eylediler. Böyle bir fursat-ı ‘azîme müyesser olmuşiken hâyiz-i gumâr-ı gaflet olan Serʻasker Paşa vâkıf-ı hâl olmayup, mütelâşî vü intisâf kabûlüyle hâzır-şikâr sûretini kesb eden düşmeni pâ-mâl-i senâbikü'l-hayl-i İslâm itmamek da‘vâ-yı fütüvvet ü diyânete menâfî olduğu gayri hafîdir. Aʻdânın taraf taraf berü câniblere murûru Maçin Serʻaskeri müşârun ileyh tarafından rivâyet ve Ordu-yi hümâyûn'a pey-der-pey tahrîr ü işâret olunur iken, köprünün infisâhı kazıyyesine vâkıf olmamak serâyir-i şinâsân-ı melâhim ü vekāyiʻ olan talâyiʻin a‘dâya karîb muvâkaʻa ber-vech-i münâvebe taʻyîn olunmamasından neş'et eylediği mahall-i nizâʻ değildir. Sadrıaʻzam mukaddemâ Hırsova'dan hareket eyleyeceği hengâmda ‘askerin mizâcında fesâd ve rü'esâda şikāk u ‘inâd olduğunu idrâk ile perîşânlık vukūʻunu sûret-i tetayyurda tezekkür edüp, hattâ hîn-i mukābelede şâyed ‘asâkir-i İslâm'a tefrika ‘ârız olup, gāyet-i emrde mevâdd-ı musâlaha ‘usret kabûl eder zannıyla sulhu cenge tercîh ve Moskov ceneraliyle muhârebeye şürû' eyleyeceğini Kethudâ Bey'e ifâde ü tasrîh etmişidi. Devlet-i 'aliyye'nin itlâf-ı hazâyin ile ictimâʻ eden ‘askeri a‘dâ ile rû-be-rû olup, gālib ü maglûb maʻlûm olmadan maslahat-ı musâlahaya meyl ü rağbet, izhar-ı cübn ü rehâvet kabîlinden olduğu zâhir ve bu sûret ile musâlaha mizâc-ı hümâyûna mugāyir olup, bu kazıyyeyi baʻzı hayr-hâhân-ı Devlet Kethudâ Bey'in kavlini teʼyîd vü tevsîk eylediler. Maçin perîşânlığı vukūʻunda Kethudâ Bey'e ve men‘-i muhâberede hem-dest-i ittifâkî olanlara Sadrıaʻzam sitem ü itʻâb edüp: \"İşte bu keyfiyyetin vukūʻuna\nsebeb siz oldunuz. Benim re'yime mütâvaʻat [103a] ediniz. Bu câr-ı silk vukū bulmayup, şân-ı Devlet yerinde iken belki mizâc-1 vaktine muvâfık bir maslahata zafer-yâb olmak mümkin olur idi.\" diyerek izhâr-ı nedâmet ve fevt-i fursat zuʻmuyla iʻlân-ı teveccuʻ vü melâmet eyledi. \"Reca ‘nâ ilâ mâ nahnü fîhi\" sevk-i kazâ vü kader ile vukū bulan keyfiyyet ‘akd olunan meclis-i meşveretde mevcûd vüzerâ ve ocağlu ve ricâl ve sâyir rü'esâ-yı ‘asâkir mahzarlarıyla ‘atebe-i Mülûkâne'ye ‘arz u tahrîr ve müteʻayyinân-ı ricâl-i Devlet'den biriyle Dergâh-1 vâlâ'ya ref olunmak karâr-gîr-i ehl-i tedbîr olunup, Çavuş-başı Ağa'nın ‘azîmetini Sadrıaʻzam istihsân ve Ağa-yı mûmâ ileyh hıdmet-i mezkûreden istinkâf ile baʻzı mevâni îrâd u beyân eylediğine binâ'en, Sadrıaʻzam izhâr-ı infiʻâl ve İç Çukadârı'nı der-ân-sâʻat mahzar ile Asitâne'ye irsâl eyledi.",
          "caption": "Fevt-i fursat",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_159.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i fursat",
          "text": "Hasm-ı hadîʻa-kâr köprüsünü inşâ edüp, ‘askerinin nısfını Maçin tarafında olan adaya imrâr eyledikde köprüsü kırılup, nısf-ı âharı Kalas sâhillerinde kaldığından hâlleri dîger gûn ve şâyed Maçin tarafından kazıyyeye vukūf ile şeb-hûn olunur fikri ârâm-rübâ-yı karâr u sükûnları olup, hele [102b] ne hâl ise etrâf u eknâfdan 'amele ihzâr ve tekrar köprüyü bünyâd eylediklerini Kalas'a ‘azîmetimizde köprü binâsında bi'z-zarûre mevcûd olan üserâ-yı İslâmiye'nin baʻzıları ihbâr ve teveccuʻ vü teʼessüf izhâr eylediler. Böyle bir fursat-ı ‘azîme müyesser olmuşiken hâyiz-i gumâr-ı gaflet olan Serʻasker Paşa vâkıf-ı hâl olmayup, mütelâşî vü intisâf kabûlüyle hâzır-şikâr sûretini kesb eden düşmeni pâ-mâl-i senâbikü'l-hayl-i İslâm itmamek da‘vâ-yı fütüvvet ü diyânete menâfî olduğu gayri hafîdir. Aʻdânın taraf taraf berü câniblere murûru Maçin Serʻaskeri müşârun ileyh tarafından rivâyet ve Ordu-yi hümâyûn'a pey-der-pey tahrîr ü işâret olunur iken, köprünün infisâhı kazıyyesine vâkıf olmamak serâyir-i şinâsân-ı melâhim ü vekāyiʻ olan talâyiʻin a‘dâya karîb muvâkaʻa ber-vech-i münâvebe taʻyîn olunmamasından neş'et eylediği mahall-i nizâʻ değildir. Sadrıaʻzam mukaddemâ Hırsova'dan hareket eyleyeceği hengâmda ‘askerin mizâcında fesâd ve rü'esâda şikāk u ‘inâd olduğunu idrâk ile perîşânlık vukūʻunu sûret-i tetayyurda tezekkür edüp, hattâ hîn-i mukābelede şâyed ‘asâkir-i İslâm'a tefrika ‘ârız olup, gāyet-i emrde mevâdd-ı musâlaha ‘usret kabûl eder zannıyla sulhu cenge tercîh ve Moskov ceneraliyle muhârebeye şürû' eyleyeceğini Kethudâ Bey'e ifâde ü tasrîh etmişidi. Devlet-i 'aliyye'nin itlâf-ı hazâyin ile ictimâʻ eden ‘askeri a‘dâ ile rû-be-rû olup, gālib ü maglûb maʻlûm olmadan maslahat-ı musâlahaya meyl ü rağbet, izhar-ı cübn ü rehâvet kabîlinden olduğu zâhir ve bu sûret ile musâlaha mizâc-ı hümâyûna mugāyir olup, bu kazıyyeyi baʻzı hayr-hâhân-ı Devlet Kethudâ Bey'in kavlini teʼyîd vü tevsîk eylediler. Maçin perîşânlığı vukūʻunda Kethudâ Bey'e ve men‘-i muhâberede hem-dest-i ittifâkî olanlara Sadrıaʻzam sitem ü itʻâb edüp: \"İşte bu keyfiyyetin vukūʻuna\nsebeb siz oldunuz. Benim re'yime mütâvaʻat [103a] ediniz. Bu câr-ı silk vukū bulmayup, şân-ı Devlet yerinde iken belki mizâc-1 vaktine muvâfık bir maslahata zafer-yâb olmak mümkin olur idi.\" diyerek izhâr-ı nedâmet ve fevt-i fursat zuʻmuyla iʻlân-ı teveccuʻ vü melâmet eyledi. \"Reca ‘nâ ilâ mâ nahnü fîhi\" sevk-i kazâ vü kader ile vukū bulan keyfiyyet ‘akd olunan meclis-i meşveretde mevcûd vüzerâ ve ocağlu ve ricâl ve sâyir rü'esâ-yı ‘asâkir mahzarlarıyla ‘atebe-i Mülûkâne'ye ‘arz u tahrîr ve müteʻayyinân-ı ricâl-i Devlet'den biriyle Dergâh-1 vâlâ'ya ref olunmak karâr-gîr-i ehl-i tedbîr olunup, Çavuş-başı Ağa'nın ‘azîmetini Sadrıaʻzam istihsân ve Ağa-yı mûmâ ileyh hıdmet-i mezkûreden istinkâf ile baʻzı mevâni îrâd u beyân eylediğine binâ'en, Sadrıaʻzam izhâr-ı infiʻâl ve İç Çukadârı'nı der-ân-sâʻat mahzar ile Asitâne'ye irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda hulâsa-i ahvâli mezkûr olan Sadr-ı Rûm-i esbak Mustafa Beyefendi Lefkoşa Kasabası'nda menfiyyen mukīm iken cürʻa-nûş-ı câm-ı himâm ve müddet-ı hayatı itmâm olup, kezâlik kudemâ-yı tarîk-i hâcegândan es-Seyyid ‘Abdulkerîm Efendi mefkūd-ı dâyire-i vücûd ve nâbûd-ı ‘âlem-i şuhûd oldu.",
          "caption": "Fevt-i Sadrıaʻzam-ı esbak ve Vekîl-i Emîn-i Defter-i Hâkānî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_160.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadrıaʻzam-ı esbak ve Vekîl-i Emîn-i Defter-i Hâkānî",
          "text": "Bâlâda hulâsa-i ahvâli mezkûr olan Sadr-ı Rûm-i esbak Mustafa Beyefendi Lefkoşa Kasabası'nda menfiyyen mukīm iken cürʻa-nûş-ı câm-ı himâm ve müddet-ı hayatı itmâm olup, kezâlik kudemâ-yı tarîk-i hâcegândan es-Seyyid ‘Abdulkerîm Efendi mefkūd-ı dâyire-i vücûd ve nâbûd-ı ‘âlem-i şuhûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden berü Anapa'nın esbâb-ı istihkâm ve levâzım-ı nizâmına tekayyüd ü ihtimâm ve ‘ale'l-husûs etrâfında kâyin kabâyil-i Çerâkese'nin istimâle ve incizâblarına dâyir kavlen ve fiʻlen saʻy meʼâlen kelâm olunup, düşmen zuhûrunda Devlet-i 'aliyye ‘askerine yâr ve cenglerde kafâdâr olacağlarını ‘ahd ü peymân ve hılâf-ı rızâ hareketde olmayacağlarını mü’ekkedün bi'l-îmân edüp, bu defʻa Moskovlu ile muhârebe iktizâ eylediği hînde tecdîd-i sevgend ile bend olunmuşlaridi. Havâlî-yi mezkûreye Serʻasker nasb olunan Vezîr Battâl Paşa Anapa'ya ‘azîmet zimnında izhar-ı tüvânî vü fütûr ve baʻzı aʻzâr u tekâlîf îrâdıyla Devlet-i 'aliyye'yi bî-huzûr edüp, hezâr cebr ü ibrâm [103b] ve envâ‘-1 tekellüfât ile ıskât u ilzâm olunarak Anapa'ya imrâr ve sâyir me'mûrlar tarafından hareketi ısrâr olundukca tekmîl-i noksân vâdîlerinde\ndâmen-efşân-ı ‘ucb u istikbâr olup, o esnâda Kapudan Paşa Anapa'ya lenger-endâz ve maʻiyyetinde olan Mahmûd Hasekî hâmil olduğu hatt-ı humâyunu ibrâz eyledikde karâra mecâl kalmayup, mütehaşşid olan ‘asâkir-i İslâmiyye ile hareket ve refte refte kabâyil-i Çerâkese tarafına gelüp, ‘ahd u peymânlarında sâbit-kâdem olduklarını beyân ile araba ve sâyir levâzım tedârikinde mümkin mertebe gayret etmişler iken, mezbûrlara 'unf u nahvet ile muʻâmele ve aʻyân-ı tavâyif-i ‘askeriyye ile dem-be-dem muʻâraza vü mücadele eyleyerek nehr-i Kuban'ı güzâr ve o havâlîde ‘asker-i küffâr olduğu ihbâr olunmakdan nâşî, üzerlerine varılmasını müşârun ileyh irâde ve ru’esâ-yı kabâyil bu tedbîri pesend etmeyüp, ibtidâ-yı emrde Kabartay derûnuna duhûl lâzım olduğun ifade etmeleriyle re’y-i evvelden ‘udûl etmeyüp, bitâne-i umûru olan Tüfenkci-başısı'nı bir mikdâr ‘asker ile şekl-i talîʻada aʻdâ üzerine taʻyin ve aʻdâ-yı dîn vâkıf-ı hâl oldukda bir fetîlden toplarına âteş verüp, mukābele kasdıyla varan ‘asker fi'l-hâl müteferrik Serʻasker ordusu üzerine dökülüp, aʻdâ dahi verâlarından lâhık olmağla, orduda bulunan ecnâd-1 Ser‘asker'de cenge müteʻallik isti dâd müşâhede etmediklerinden terk-i cihâd ve seyf-i gazâyı igmâd ile nehr-i Kuban'a doğru ‘azîmet hılâlinde Battâl Paşa birkaç etbâʻıyla aʻdâya nefsini teslîm ve başına gelecek belâyı hîş ü tebârı hakkında ta'mîm eyledi. Tavâyif-i Çerakese bozgun ‘askeri muhafaza eyleyerek selâmete ihrâc ve cümlesi Anapa'ya gelüp, vâki olan hâli mahzarlarına idrâc ve Âsitâne-i saʻadet tarafına birini sevk [104a] ü idlâc eylediler. Hakīkat-ı hâli idrâkde ezhân-ı nâs müteşettit olup, baʻzılar bu vakʻanın zuhûrunu Battal Paşa'nın cübn ü rehâvetine haml edüp, şöyle ki ‘askerin nizâmsızlığı ve kabâyilden \"el-Hükmü li-men galebe\" vâdîsinde tavr u hareketlerini ihsâs ve tefrika-i 'asker vukūʻunda selâmet-i nefs mutasavver olmadığını teyakkun ile vücûdunu ihtirâs ve teslîm-i nefs ile mezellet-i esri iltimâs eyledi. Baʻzı erbâb-ı ‘akl bunu reddedüp derler ki: \"Battâl Paşa meʼmûr-ı maʻiyyeti olan ‘asâkir ile hüsn-i imtizâc u ihtilât edüp, kabâyili dahi tarafına gereği gibi bend etdikden sonra yoluyla cenge mübâşeret ve mümkin mertebe müdafaʻa-i aʻdâ edüp, ahvâl ü nevâyib-i muhârebeye musâberet gösterse idi, nusret ü hezîmet hükm-i Bârî'de olmak mülâbesesiyle ‘asker müteferrik olduğu hâlde meydân-ı cengde bi'z-zarûre kayd-1 esre giriftâr olsaydı bile vaktiyle\nçıkup, taraf-ı Pâdişâhî'den mükrem olur idi. Lâkin müşârun ileyh Anapa'ya geçdiği gibi kayd-ı esri ihtiyâr efkârında olup, Devlet-i ‘aliyye'ye infi‘âli sebebi ile bir nev‘ nakīseye mûcib olmak içün tavtîn-i nefs edüp, aʻdâ görüldüğü gibi ızmâr eylediği habâsetini izhâr eyledi. Ve baʻzılar der ki: \"Anapa'dan Battâl Paşa hareket ve kabâyil-i Çerâkese Devlet tarafına mütâbaʻat eylediğini Moskovlu işidüp, bezl-i mâl-i bî-şümâr ile kabâyili Devlet-i ‘aliyye'den tebrîd ve firîfte-i vaʻd ü vaʻîd edüp, anlar dahi aʻrâz-ı zâyileye aldanup, musâfât-ı kadîmelerin tecdîd ve müsâdeme-i ‘asâkir-i tarafeyn vukūʻunda bozgunluk îrâs eder. Baʻzı evzâʻ îcâd edeceklerini miyânelerinde te'kîd eylediklerini müşârun ileyh tahkīk edüp, himmetine kusûr ve bâzû-yı iktidarına fütûr 'ârız olup, inkıtâ‘-1 meʼmûl ile mâdde bu sûreti kabûl edüp, 'askerî tâyifesi dahi selâmet-i nefs dâ‘îyesiyle haml-i sakîl-i inhizâmı müşârun ileyhin üzerine tahmîl eylediler. [104b] Ve baʻzılar der ki: \"Tavâyif-i ‘askeriyye fî zemânınâ hâzâ serʻaskerlere gālib-i mutlak olup, şahs-1 vâhidin icrâ-yı şerâyit-i gazâda kusûrunu teferrüs eyledikleri gibi lâ-şey makāmına tenzîl ile selb-i garaz u kîn ve teʼyîd-i devlet ü dîn mekāsıdını pîş-nihâd eyleyerek miyânelerinden birini bi'l-intihâb serdâr ittihâz edüp, bi'n-nefs muhârebeye tesaddî vü mübâderet ve ifrâğ-ı cehd ü tâkat etmek umûr-ı mümkineden idi.\" Lâkin za‘f-1 diyânet ve sâyesinde müstağrak-ı niʻmet oldukları devlete hıyânet kasdıyla her cengde ‘avârız-ı cüzʼiyyeyi behâne edüp, firâr 'ani'z-zahf seyyi’esini irtikâb ve şedâyid-i hurûb u melâhimden ictinâb ile dünyâ ve âhiret saʻâdetini iktisâbdan rû-pûş-ı imtinâ olmakdadırlar. Farz edelim Serʻasker hîn-i muhârebede kazâ-zede oldu. Yâhûd kurb-ı düşmende hatfe enfihî fevt oldu. Şahs-1 vâhidin fikdânı sunûf u ulûf-1 cünûdun tefrikini istilzâm etmez. Teʼyîd-i dîn içün ictimâ eden 'asker bu makūle-i hâdisât-ı kevniyye ile müteʼessir olmayup, muktezâ-yı gayret ü diyânet ne ise vaktinde icrâ etmek levâzım-ı İslâmiye'dendir. \"Baş gitdikde ayak pây-dâr olmaz\" misilli beyne'l-‘avâm şöhret-gîr ise dahi ihticâca sâlih değildir. Evvelki seferde Koca Nu‘mân Paşa Kaynarca kurbunda ‘asâkir-i kesîre ile hayme-nişîn-i ikāmet ve düşmenin büyük ordusuyla mukāvemete tahsîl-i kudret etmişiken Silistre'den inhizâm-ı fâhiş ile İsmâʻîl tarafına ‘âzim olan a‘dâ ‘an-cehlin üzerlerine uğrayup, 'asâkir-i İslâm dahi gāfil ve ne hâl ise mukābeleye mâyil olduklarında muhârebenin ibtidâsında a‘dâ ‘askerine sergerde olan Visman nâm Ceneral hâlik ve\nMoskov ‘askeri mesfûrun helâkını ‘adem-i ifşâ ile sademât-ı İslâmiyye'ye sabr u tehammül edüp, vücûd-ı nizâm-ı ‘askerîden nâşî galebe ile Nu'mân [105a] Paşa ordusuna mâlik oldukları evvelki seferde bizim gibi mevcûd olanlara maʻlûmdur. Vezîr-i müşârun samem ‘illetine mübtelâ olmakdan nâşî maʻzûr ve Serʻaskerlik takrîbi emr-i mahzûr u memnûʻ iken, sevk-i kazâ vü kader ile o hılâlde münakkah bir orduya Serʻasker olup, aʻdânın tekarrubu savt-ı bülend ve hezâr teklîfât ile ifâde vü ismâʻ ve keyfiyyete tahsîl-i ıttılâʻ edinceye dek düşmen gelüp çatmışidi. Dalkılıç 'askeri dahi fâsıla-i baʻîde ile meterisi terk edüp, yürüyüş gösterdiklerinde inkılâb-ı ahvâl-i ceng ile mukaddemâ iztırâb görmüş düşmen hevl-i cân ile âteş-efken olup, derhâl dalkılıçlar ‘avdet ve meterislerde ‘adem-i tevakkuf ile ‘âzim-i semt-i selâmet oldular. Düşmen ‘askeri baʻîd iken yürüyüşünde husûl-ı mazarrat o zemân tecribet-güzâr-ı erbâb-ı basîret olmuşidi. Zîrâ gürûh-ı mekrûh-ı aʻdâya vusûl mümkin olsa bile buʻd-ı mesâfe ‘askeri it‘âb ve ahz u fetk ve kabz u hetke kudret bırakmayacağı bî-irtiyâbdır. Sadr-ı İslâm'da ve belki Devlet-i ‘aliyye'de bu hâlet kirâren ve mirâren vukūʻ bulup, fikdân-ı rü’esâ ile himem-i tavâyif-i ‘askeriyeye fütûr ‘ârız olmadığı tevârîhde mestûrdur.\n\nBiz yine sadede gelelim. Serʻasker Paşa'nın keyfiyyeti ve ordunun vukūʻ-ı hâleti ru'esâ-yı ‘asâkir ve kelânterân-ı kabâyil taraflarından ber-vech-i işbâʻ maʻrûz-ı 'atebe-i gerdûn ittisâʻ kılınup, âhar Serʻasker talebiyle telâfî-yi mâ-fât kaydında oldukları müteʻayyin oldukda Canikliler dâiresinden münşaʻib olup, beyne'l-avâmm fart-ı şecâʻat ü dirâyetle tahsîl-i şöhret eden ‘Abdullah Paşa ki iltifât-ı Devlet ile kadri 'alî ve Erzurum ve Trabzon eyâletlerine Vâlî olup, Anapa fikriyle Trabzon tarafına celb ve ittihâz-ı kuvvet-i kalb olunmuşidi. Fi'l-hâl Anapa'ya Serʻasker nasb olup, bir ân akdem hareket ve icrâ-yı lâzıme-i Serʻaskerî'ye mübâderet eylemesi hutût-ı hümâyûn [105b] ile müvaşşah müteʻaddid evâmir-i 'aliyye ile tenbîh olunmuş iken\nimtisâl-i misâl etmeyüp, aʻzâr-ı vâhiye îrâdıyla ifâte-i vakt ve aʻdâ ise Battâl Paşa gāyilesini ber-taraf etdikden sonra Anapa Kalʻası tamaʻıyla istishâb-ı mühimmât edüp, kabâyili hark u selb ve baʻzısını tarafına imâle vü celb ederek teʻâkub edüp, Anapa Kalʻası'nı muhâsara ve on dört gün işʻâl-i nâr-ı müşâcere gece sâʻat yedide yürüyüş edüp, kal'a derûnunda olan ‘askerî tâyifesi yoluyla mukābele ve mümânaʻaya zafer-yâb olamayup, kalʻadan muhârebe kasd-ı bî-hengâmıyla hurûc eden ‘asker-i İslâm ile bî-muhâbâ kalʻaya duhûl ve rû-be-rû bir iki sâʻat cenge meşgül olmağla encâm-ı kâr kal'a ehâlîsinde za‘f-ı küllî bedîdâr ve muhafız bulunan Eybekli-zâde Vezîr Mustafâ Paşa ve Defterdar olan Memiş Efendi kayd-ı esre giriftâr olup, bu sûretle Anapa'yı istîlâ ve derûnunda bılunan ricâl ü nisvânı Kırım tarafına sevk ü isrâ eyledi. el-Umûru tâbiʻatün li'l-mekādîre ve mefâtihü eğlâgihâ bi-yedi't-tesîr demekden gayri çâre nedir?",
          "caption": "Ahvâl-i Anapa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_161.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Anapa",
          "text": "Birkaç seneden berü Anapa'nın esbâb-ı istihkâm ve levâzım-ı nizâmına tekayyüd ü ihtimâm ve ‘ale'l-husûs etrâfında kâyin kabâyil-i Çerâkese'nin istimâle ve incizâblarına dâyir kavlen ve fiʻlen saʻy meʼâlen kelâm olunup, düşmen zuhûrunda Devlet-i 'aliyye ‘askerine yâr ve cenglerde kafâdâr olacağlarını ‘ahd ü peymân ve hılâf-ı rızâ hareketde olmayacağlarını mü’ekkedün bi'l-îmân edüp, bu defʻa Moskovlu ile muhârebe iktizâ eylediği hînde tecdîd-i sevgend ile bend olunmuşlaridi. Havâlî-yi mezkûreye Serʻasker nasb olunan Vezîr Battâl Paşa Anapa'ya ‘azîmet zimnında izhar-ı tüvânî vü fütûr ve baʻzı aʻzâr u tekâlîf îrâdıyla Devlet-i 'aliyye'yi bî-huzûr edüp, hezâr cebr ü ibrâm [103b] ve envâ‘-1 tekellüfât ile ıskât u ilzâm olunarak Anapa'ya imrâr ve sâyir me'mûrlar tarafından hareketi ısrâr olundukca tekmîl-i noksân vâdîlerinde\ndâmen-efşân-ı ‘ucb u istikbâr olup, o esnâda Kapudan Paşa Anapa'ya lenger-endâz ve maʻiyyetinde olan Mahmûd Hasekî hâmil olduğu hatt-ı humâyunu ibrâz eyledikde karâra mecâl kalmayup, mütehaşşid olan ‘asâkir-i İslâmiyye ile hareket ve refte refte kabâyil-i Çerâkese tarafına gelüp, ‘ahd u peymânlarında sâbit-kâdem olduklarını beyân ile araba ve sâyir levâzım tedârikinde mümkin mertebe gayret etmişler iken, mezbûrlara 'unf u nahvet ile muʻâmele ve aʻyân-ı tavâyif-i ‘askeriyye ile dem-be-dem muʻâraza vü mücadele eyleyerek nehr-i Kuban'ı güzâr ve o havâlîde ‘asker-i küffâr olduğu ihbâr olunmakdan nâşî, üzerlerine varılmasını müşârun ileyh irâde ve ru’esâ-yı kabâyil bu tedbîri pesend etmeyüp, ibtidâ-yı emrde Kabartay derûnuna duhûl lâzım olduğun ifade etmeleriyle re’y-i evvelden ‘udûl etmeyüp, bitâne-i umûru olan Tüfenkci-başısı'nı bir mikdâr ‘asker ile şekl-i talîʻada aʻdâ üzerine taʻyin ve aʻdâ-yı dîn vâkıf-ı hâl oldukda bir fetîlden toplarına âteş verüp, mukābele kasdıyla varan ‘asker fi'l-hâl müteferrik Serʻasker ordusu üzerine dökülüp, aʻdâ dahi verâlarından lâhık olmağla, orduda bulunan ecnâd-1 Ser‘asker'de cenge müteʻallik isti dâd müşâhede etmediklerinden terk-i cihâd ve seyf-i gazâyı igmâd ile nehr-i Kuban'a doğru ‘azîmet hılâlinde Battâl Paşa birkaç etbâʻıyla aʻdâya nefsini teslîm ve başına gelecek belâyı hîş ü tebârı hakkında ta'mîm eyledi. Tavâyif-i Çerakese bozgun ‘askeri muhafaza eyleyerek selâmete ihrâc ve cümlesi Anapa'ya gelüp, vâki olan hâli mahzarlarına idrâc ve Âsitâne-i saʻadet tarafına birini sevk [104a] ü idlâc eylediler. Hakīkat-ı hâli idrâkde ezhân-ı nâs müteşettit olup, baʻzılar bu vakʻanın zuhûrunu Battal Paşa'nın cübn ü rehâvetine haml edüp, şöyle ki ‘askerin nizâmsızlığı ve kabâyilden \"el-Hükmü li-men galebe\" vâdîsinde tavr u hareketlerini ihsâs ve tefrika-i 'asker vukūʻunda selâmet-i nefs mutasavver olmadığını teyakkun ile vücûdunu ihtirâs ve teslîm-i nefs ile mezellet-i esri iltimâs eyledi. Baʻzı erbâb-ı ‘akl bunu reddedüp derler ki: \"Battâl Paşa meʼmûr-ı maʻiyyeti olan ‘asâkir ile hüsn-i imtizâc u ihtilât edüp, kabâyili dahi tarafına gereği gibi bend etdikden sonra yoluyla cenge mübâşeret ve mümkin mertebe müdafaʻa-i aʻdâ edüp, ahvâl ü nevâyib-i muhârebeye musâberet gösterse idi, nusret ü hezîmet hükm-i Bârî'de olmak mülâbesesiyle ‘asker müteferrik olduğu hâlde meydân-ı cengde bi'z-zarûre kayd-1 esre giriftâr olsaydı bile vaktiyle\nçıkup, taraf-ı Pâdişâhî'den mükrem olur idi. Lâkin müşârun ileyh Anapa'ya geçdiği gibi kayd-ı esri ihtiyâr efkârında olup, Devlet-i ‘aliyye'ye infi‘âli sebebi ile bir nev‘ nakīseye mûcib olmak içün tavtîn-i nefs edüp, aʻdâ görüldüğü gibi ızmâr eylediği habâsetini izhâr eyledi. Ve baʻzılar der ki: \"Anapa'dan Battâl Paşa hareket ve kabâyil-i Çerâkese Devlet tarafına mütâbaʻat eylediğini Moskovlu işidüp, bezl-i mâl-i bî-şümâr ile kabâyili Devlet-i ‘aliyye'den tebrîd ve firîfte-i vaʻd ü vaʻîd edüp, anlar dahi aʻrâz-ı zâyileye aldanup, musâfât-ı kadîmelerin tecdîd ve müsâdeme-i ‘asâkir-i tarafeyn vukūʻunda bozgunluk îrâs eder. Baʻzı evzâʻ îcâd edeceklerini miyânelerinde te'kîd eylediklerini müşârun ileyh tahkīk edüp, himmetine kusûr ve bâzû-yı iktidarına fütûr 'ârız olup, inkıtâ‘-1 meʼmûl ile mâdde bu sûreti kabûl edüp, 'askerî tâyifesi dahi selâmet-i nefs dâ‘îyesiyle haml-i sakîl-i inhizâmı müşârun ileyhin üzerine tahmîl eylediler. [104b] Ve baʻzılar der ki: \"Tavâyif-i ‘askeriyye fî zemânınâ hâzâ serʻaskerlere gālib-i mutlak olup, şahs-1 vâhidin icrâ-yı şerâyit-i gazâda kusûrunu teferrüs eyledikleri gibi lâ-şey makāmına tenzîl ile selb-i garaz u kîn ve teʼyîd-i devlet ü dîn mekāsıdını pîş-nihâd eyleyerek miyânelerinden birini bi'l-intihâb serdâr ittihâz edüp, bi'n-nefs muhârebeye tesaddî vü mübâderet ve ifrâğ-ı cehd ü tâkat etmek umûr-ı mümkineden idi.\" Lâkin za‘f-1 diyânet ve sâyesinde müstağrak-ı niʻmet oldukları devlete hıyânet kasdıyla her cengde ‘avârız-ı cüzʼiyyeyi behâne edüp, firâr 'ani'z-zahf seyyi’esini irtikâb ve şedâyid-i hurûb u melâhimden ictinâb ile dünyâ ve âhiret saʻâdetini iktisâbdan rû-pûş-ı imtinâ olmakdadırlar. Farz edelim Serʻasker hîn-i muhârebede kazâ-zede oldu. Yâhûd kurb-ı düşmende hatfe enfihî fevt oldu. Şahs-1 vâhidin fikdânı sunûf u ulûf-1 cünûdun tefrikini istilzâm etmez. Teʼyîd-i dîn içün ictimâ eden 'asker bu makūle-i hâdisât-ı kevniyye ile müteʼessir olmayup, muktezâ-yı gayret ü diyânet ne ise vaktinde icrâ etmek levâzım-ı İslâmiye'dendir. \"Baş gitdikde ayak pây-dâr olmaz\" misilli beyne'l-‘avâm şöhret-gîr ise dahi ihticâca sâlih değildir. Evvelki seferde Koca Nu‘mân Paşa Kaynarca kurbunda ‘asâkir-i kesîre ile hayme-nişîn-i ikāmet ve düşmenin büyük ordusuyla mukāvemete tahsîl-i kudret etmişiken Silistre'den inhizâm-ı fâhiş ile İsmâʻîl tarafına ‘âzim olan a‘dâ ‘an-cehlin üzerlerine uğrayup, 'asâkir-i İslâm dahi gāfil ve ne hâl ise mukābeleye mâyil olduklarında muhârebenin ibtidâsında a‘dâ ‘askerine sergerde olan Visman nâm Ceneral hâlik ve\nMoskov ‘askeri mesfûrun helâkını ‘adem-i ifşâ ile sademât-ı İslâmiyye'ye sabr u tehammül edüp, vücûd-ı nizâm-ı ‘askerîden nâşî galebe ile Nu'mân [105a] Paşa ordusuna mâlik oldukları evvelki seferde bizim gibi mevcûd olanlara maʻlûmdur. Vezîr-i müşârun samem ‘illetine mübtelâ olmakdan nâşî maʻzûr ve Serʻaskerlik takrîbi emr-i mahzûr u memnûʻ iken, sevk-i kazâ vü kader ile o hılâlde münakkah bir orduya Serʻasker olup, aʻdânın tekarrubu savt-ı bülend ve hezâr teklîfât ile ifâde vü ismâʻ ve keyfiyyete tahsîl-i ıttılâʻ edinceye dek düşmen gelüp çatmışidi. Dalkılıç 'askeri dahi fâsıla-i baʻîde ile meterisi terk edüp, yürüyüş gösterdiklerinde inkılâb-ı ahvâl-i ceng ile mukaddemâ iztırâb görmüş düşmen hevl-i cân ile âteş-efken olup, derhâl dalkılıçlar ‘avdet ve meterislerde ‘adem-i tevakkuf ile ‘âzim-i semt-i selâmet oldular. Düşmen ‘askeri baʻîd iken yürüyüşünde husûl-ı mazarrat o zemân tecribet-güzâr-ı erbâb-ı basîret olmuşidi. Zîrâ gürûh-ı mekrûh-ı aʻdâya vusûl mümkin olsa bile buʻd-ı mesâfe ‘askeri it‘âb ve ahz u fetk ve kabz u hetke kudret bırakmayacağı bî-irtiyâbdır. Sadr-ı İslâm'da ve belki Devlet-i ‘aliyye'de bu hâlet kirâren ve mirâren vukūʻ bulup, fikdân-ı rü’esâ ile himem-i tavâyif-i ‘askeriyeye fütûr ‘ârız olmadığı tevârîhde mestûrdur.\n\nBiz yine sadede gelelim. Serʻasker Paşa'nın keyfiyyeti ve ordunun vukūʻ-ı hâleti ru'esâ-yı ‘asâkir ve kelânterân-ı kabâyil taraflarından ber-vech-i işbâʻ maʻrûz-ı 'atebe-i gerdûn ittisâʻ kılınup, âhar Serʻasker talebiyle telâfî-yi mâ-fât kaydında oldukları müteʻayyin oldukda Canikliler dâiresinden münşaʻib olup, beyne'l-avâmm fart-ı şecâʻat ü dirâyetle tahsîl-i şöhret eden ‘Abdullah Paşa ki iltifât-ı Devlet ile kadri 'alî ve Erzurum ve Trabzon eyâletlerine Vâlî olup, Anapa fikriyle Trabzon tarafına celb ve ittihâz-ı kuvvet-i kalb olunmuşidi. Fi'l-hâl Anapa'ya Serʻasker nasb olup, bir ân akdem hareket ve icrâ-yı lâzıme-i Serʻaskerî'ye mübâderet eylemesi hutût-ı hümâyûn [105b] ile müvaşşah müteʻaddid evâmir-i 'aliyye ile tenbîh olunmuş iken\nimtisâl-i misâl etmeyüp, aʻzâr-ı vâhiye îrâdıyla ifâte-i vakt ve aʻdâ ise Battâl Paşa gāyilesini ber-taraf etdikden sonra Anapa Kalʻası tamaʻıyla istishâb-ı mühimmât edüp, kabâyili hark u selb ve baʻzısını tarafına imâle vü celb ederek teʻâkub edüp, Anapa Kalʻası'nı muhâsara ve on dört gün işʻâl-i nâr-ı müşâcere gece sâʻat yedide yürüyüş edüp, kal'a derûnunda olan ‘askerî tâyifesi yoluyla mukābele ve mümânaʻaya zafer-yâb olamayup, kalʻadan muhârebe kasd-ı bî-hengâmıyla hurûc eden ‘asker-i İslâm ile bî-muhâbâ kalʻaya duhûl ve rû-be-rû bir iki sâʻat cenge meşgül olmağla encâm-ı kâr kal'a ehâlîsinde za‘f-ı küllî bedîdâr ve muhafız bulunan Eybekli-zâde Vezîr Mustafâ Paşa ve Defterdar olan Memiş Efendi kayd-ı esre giriftâr olup, bu sûretle Anapa'yı istîlâ ve derûnunda bılunan ricâl ü nisvânı Kırım tarafına sevk ü isrâ eyledi. el-Umûru tâbiʻatün li'l-mekādîre ve mefâtihü eğlâgihâ bi-yedi't-tesîr demekden gayri çâre nedir?"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karadeniz Donanması'na Pâdişâh-ı gayûr bezl-i makdûr ve mühimmât ve 'asâkirine bi'n-nefs nezâret ile saʻy-ı mevfûr buyurub, müsteʻînen billâh Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa boğazdan çıkup, deryâya açılmışidi. Müsâʻade-i rûzgâr ile Anapa semtlerine şirâ‘-güşâ ve istîlâ olunduğunu tahkīk ile a‘dânın mecma‘-1 merâkibi olan Evlita Limanı'na doğru ref-i livâ ve düşmenin donanması dahi limandan hurûc ile müterassıd-1 cenk ü vegā olup, iki taraf donanması yek-dîgeri müşâhede ve bâzâr-ı cenge revâc-dâde olmak içün müheyyâ vü îstâde olmuşlar iken vesîle-i cery-i sefâyin olan hevâda sükûnet zâhir ve tarafeyn birbirine uzakdan nâzır ve o hılâlde düşmen tarafından rûzgâr hübûb ve bu cihetle mübâşir-i hurûb olmak melhûz iken donanmasında [106a] kusûr hasebiyle cenge cesâret edemeyüp, Evlita Limanı'na duhûl ve Kapudan Paşa dahi liman-ı mezkûr ağzına vusûl ile aʻdâyı cenge da'vet ve hasm-ı bed-tıynet izhâr-ı ‘acz ile irâʼet-i sûret-i ‘adem-i mukāvement ve bilâhare kıllet-i mâden nâşî, Vezîr-i müşârun ileyh ‘avdeti tasvîb ve Kiligra pîş-gâhına gelüp,\nkeyfiyyet-i 'adâyı teftîş ü tenkīb ve nâ-gâh düşmen-i mekîdet-mezâk verâsından gelecek sefînelerini cemʻîyetine ilhâk ve muvâfık rüzgâr ile Evlita Limanı'ndan çıkup, Kiligra'ya karîb mahallere geldiğini Donanma-yi hümâyûn talîʻası fark edüp, Kapudan Paşa'yı fi'l-hal haber-dâr eylediler. Müşârun ileyh mehmâ-emken Donanma-yi hümâyûn'a nizâm verüp, işbu Zilhicce'nin onuncu günü istikbâl-i aʻdâ sûretinde 'azm-i semt-i deryâ ve yoluyla cenge mübâşeret olunmasını kapudanlara îsâ edüp, rüzgâr donanma-yi aʻdâya müsâ‘id bulunduğuna binâ'en, Kapudân Paşa dahi rûzgâr üstüne çıkmağa kāsid olduğu hâlde beyne'n-nâs fart-1 şecâʻatle sütûde olan Seydî ‘Ali Kapudan'ın 'inân-ı ihtiyârı rübûde olup, râkib olduğu Kapudane-i hümâyûn ile sefâyin-i aʻdâya hücûm sadedinde olduğu ma'lum oldukda, münferinden düşmen donanmasına hücûmun hatar u zararı mütehakkıku'l-vukūʻ olduğu baʻzı işârât-ı irâ'esiyle ifade olunup, mûmâ ileyh ‘adem-i isgā ve dâhil-i mecma‘-ı sefâyin-i aʻdâ olup, cenge ibtidâr ve sefînesinden bir defa âteş verüp, donanma-yi aʻdâyı rahne-dâr ve vâfir melâ‘îni îsâl-i derekât-ı nâr edüp, düşmen dahi Kapudane'nin infirâdını mahz-ı fursat ‘addiyle fi'l-hâl ihâta vü istîʻab ve taraf taraf darb-1 top ile Kapudane'yi berhemzede-i inkılâb ve fikdân-ı iʻânet-kârân ile derûnunda bulunan dilâverân-ı İslâm'ı giriftâr-ı çâr-mevce-i iztırâb eylediklerini sâyir kapudanlar bi'l-muʻâyene tahkīk ü tahlîs dâʻiyeleriyle ahadü-hümâ âharı igrâ vü teşvîk ve nehengân-ı bahr-ı harb olan kapudanlardan Şermetoğlu ve sâyirleri cesârete [106b] gelüp, Paşa ile hem-dest-i muvâfakat ve düşmen gemilerine âteş-efşân-ı celâdet ve Kapudane'yi Kerç'e reh-yâb-ı semt-i selâmet eylediler. Ancak şedâyid-i muhârebeden nâşî sefâyin-i İslâmiyye'de ve bâ-husûs Kapudane'de rahne vü selme hâsıl ve bî-tertîb ü nizâm bulunduklarından düşmeni gāfil avlayub, kānûn-ı muhârebe-i bahriyye üzere cenge hâyil ve bi'z-zarûre Donanma-yi hümâyûn kapudanları def-i sâyil ederler iken şâm-ı zalâm miyânede had-i fâsıl olup, ‘asâkir-i cânibeyn terk-i rukād ve muntazır-ı vakt-i bâmdâd ve 'ale's-seher Seydî 'Ali Kapudan cürhüne müdâvât ve taʻmîr-i sefîne ve celb-i mühimmât kasdıyla imâle-i sükkân ‘avdet ve sâyir rahne-dâr olan sefâyini dahi kapudanları alup, Kapudane'ye tebaʻiyyet ve Kapudan Paşa dahi taʻmîr-i sefâyin mekāsıdıyla mahall-i maʻreketden infisâl ve boğaz açıklarında muntazır-ı encâm-ı hâl olduğu peyâmı\nvahset-endâz-ı kulûb-ı emcâd u enzâl olmağla der-ân sâʻat Asitâne'den boğaz muhafazasına sevk-i mühimmat u 'asker ve donanmanın dahi duhûlüne ruhsat-ı Mülûkâne mukarrer olup, şöyle ki donanmada olan kusûr u küsûr bir ân akdem taʻmîr ü tekrâr-ı düşmen ile tarh-ı kurʻa-i dâr u gîr olunmak zımnında meʼmûrlara hitâben ısdâr-ı ahkâm ve tebyîn-i mûcibât nakz u ibrâm kılınup, düşmen-i ‘ahd-şiken dahi meydânı hâlî bulup, \"Emine Burnu\" demekle maʻrûf mahalle lenger-endâz vusûl ve rahne-dâr olan sefînelerini i‘mâra ve mecrûhlarını timâra meşgul oldu.",
          "caption": "Ahvâl-i Donanma ve zikr-i muhârebe-i Kapudân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_162.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Donanma ve zikr-i muhârebe-i Kapudân Paşa",
          "text": "Karadeniz Donanması'na Pâdişâh-ı gayûr bezl-i makdûr ve mühimmât ve 'asâkirine bi'n-nefs nezâret ile saʻy-ı mevfûr buyurub, müsteʻînen billâh Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa boğazdan çıkup, deryâya açılmışidi. Müsâʻade-i rûzgâr ile Anapa semtlerine şirâ‘-güşâ ve istîlâ olunduğunu tahkīk ile a‘dânın mecma‘-1 merâkibi olan Evlita Limanı'na doğru ref-i livâ ve düşmenin donanması dahi limandan hurûc ile müterassıd-1 cenk ü vegā olup, iki taraf donanması yek-dîgeri müşâhede ve bâzâr-ı cenge revâc-dâde olmak içün müheyyâ vü îstâde olmuşlar iken vesîle-i cery-i sefâyin olan hevâda sükûnet zâhir ve tarafeyn birbirine uzakdan nâzır ve o hılâlde düşmen tarafından rûzgâr hübûb ve bu cihetle mübâşir-i hurûb olmak melhûz iken donanmasında [106a] kusûr hasebiyle cenge cesâret edemeyüp, Evlita Limanı'na duhûl ve Kapudan Paşa dahi liman-ı mezkûr ağzına vusûl ile aʻdâyı cenge da'vet ve hasm-ı bed-tıynet izhâr-ı ‘acz ile irâʼet-i sûret-i ‘adem-i mukāvement ve bilâhare kıllet-i mâden nâşî, Vezîr-i müşârun ileyh ‘avdeti tasvîb ve Kiligra pîş-gâhına gelüp,\nkeyfiyyet-i 'adâyı teftîş ü tenkīb ve nâ-gâh düşmen-i mekîdet-mezâk verâsından gelecek sefînelerini cemʻîyetine ilhâk ve muvâfık rüzgâr ile Evlita Limanı'ndan çıkup, Kiligra'ya karîb mahallere geldiğini Donanma-yi hümâyûn talîʻası fark edüp, Kapudan Paşa'yı fi'l-hal haber-dâr eylediler. Müşârun ileyh mehmâ-emken Donanma-yi hümâyûn'a nizâm verüp, işbu Zilhicce'nin onuncu günü istikbâl-i aʻdâ sûretinde 'azm-i semt-i deryâ ve yoluyla cenge mübâşeret olunmasını kapudanlara îsâ edüp, rüzgâr donanma-yi aʻdâya müsâ‘id bulunduğuna binâ'en, Kapudân Paşa dahi rûzgâr üstüne çıkmağa kāsid olduğu hâlde beyne'n-nâs fart-1 şecâʻatle sütûde olan Seydî ‘Ali Kapudan'ın 'inân-ı ihtiyârı rübûde olup, râkib olduğu Kapudane-i hümâyûn ile sefâyin-i aʻdâya hücûm sadedinde olduğu ma'lum oldukda, münferinden düşmen donanmasına hücûmun hatar u zararı mütehakkıku'l-vukūʻ olduğu baʻzı işârât-ı irâ'esiyle ifade olunup, mûmâ ileyh ‘adem-i isgā ve dâhil-i mecma‘-ı sefâyin-i aʻdâ olup, cenge ibtidâr ve sefînesinden bir defa âteş verüp, donanma-yi aʻdâyı rahne-dâr ve vâfir melâ‘îni îsâl-i derekât-ı nâr edüp, düşmen dahi Kapudane'nin infirâdını mahz-ı fursat ‘addiyle fi'l-hâl ihâta vü istîʻab ve taraf taraf darb-1 top ile Kapudane'yi berhemzede-i inkılâb ve fikdân-ı iʻânet-kârân ile derûnunda bulunan dilâverân-ı İslâm'ı giriftâr-ı çâr-mevce-i iztırâb eylediklerini sâyir kapudanlar bi'l-muʻâyene tahkīk ü tahlîs dâʻiyeleriyle ahadü-hümâ âharı igrâ vü teşvîk ve nehengân-ı bahr-ı harb olan kapudanlardan Şermetoğlu ve sâyirleri cesârete [106b] gelüp, Paşa ile hem-dest-i muvâfakat ve düşmen gemilerine âteş-efşân-ı celâdet ve Kapudane'yi Kerç'e reh-yâb-ı semt-i selâmet eylediler. Ancak şedâyid-i muhârebeden nâşî sefâyin-i İslâmiyye'de ve bâ-husûs Kapudane'de rahne vü selme hâsıl ve bî-tertîb ü nizâm bulunduklarından düşmeni gāfil avlayub, kānûn-ı muhârebe-i bahriyye üzere cenge hâyil ve bi'z-zarûre Donanma-yi hümâyûn kapudanları def-i sâyil ederler iken şâm-ı zalâm miyânede had-i fâsıl olup, ‘asâkir-i cânibeyn terk-i rukād ve muntazır-ı vakt-i bâmdâd ve 'ale's-seher Seydî 'Ali Kapudan cürhüne müdâvât ve taʻmîr-i sefîne ve celb-i mühimmât kasdıyla imâle-i sükkân ‘avdet ve sâyir rahne-dâr olan sefâyini dahi kapudanları alup, Kapudane'ye tebaʻiyyet ve Kapudan Paşa dahi taʻmîr-i sefâyin mekāsıdıyla mahall-i maʻreketden infisâl ve boğaz açıklarında muntazır-ı encâm-ı hâl olduğu peyâmı\nvahset-endâz-ı kulûb-ı emcâd u enzâl olmağla der-ân sâʻat Asitâne'den boğaz muhafazasına sevk-i mühimmat u 'asker ve donanmanın dahi duhûlüne ruhsat-ı Mülûkâne mukarrer olup, şöyle ki donanmada olan kusûr u küsûr bir ân akdem taʻmîr ü tekrâr-ı düşmen ile tarh-ı kurʻa-i dâr u gîr olunmak zımnında meʼmûrlara hitâben ısdâr-ı ahkâm ve tebyîn-i mûcibât nakz u ibrâm kılınup, düşmen-i ‘ahd-şiken dahi meydânı hâlî bulup, \"Emine Burnu\" demekle maʻrûf mahalle lenger-endâz vusûl ve rahne-dâr olan sefînelerini i‘mâra ve mecrûhlarını timâra meşgul oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anapa Kalası'nı a‘dâ-yı dîn zabt ve etrâfa ilkā-yı fesâd u habt eylediği bâlâda rişte-i tahrîr-i rabt olunmuşidi. Mülâbese ile Anadolu'da vâki‘ sevâhil-i Bahr-ı siyah'a i‘tâ-yı takviyye vü istihkâm min-ehemmi'l-mehâmm olup, binâ’en-‘alâ-zâlik Mîr-i mîrân'dan Kuğu-zâde Süleymân Paşa'ya der-‘akab Eyâlet-i Trabzon ve Battâl Paşa-zâde Hayreddin [107a] Bey'e rütbe-i Mîr-i mîrânî ve Van Muhafızı Ahmed Paşa'ya câh-ı vâlâ-yı vezâret ihsân ve kalem-rev-i hükümetleri olan emâkin ü bikāʻı mekâyid-i düşmen-i muʻânidden teʼmîn eylemeleriyçün taraflarına hitâben ısdâr-ı fermân olunundu.",
          "caption": "Takviyyet-dâden-i Pâdişâh-ı dil-âgâh be-sevâhil-i Bahr-ı siyâh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_163.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Takviyyet-dâden-i Pâdişâh-ı dil-âgâh be-sevâhil-i Bahr-ı siyâh",
          "text": "Anapa Kalası'nı a‘dâ-yı dîn zabt ve etrâfa ilkā-yı fesâd u habt eylediği bâlâda rişte-i tahrîr-i rabt olunmuşidi. Mülâbese ile Anadolu'da vâki‘ sevâhil-i Bahr-ı siyah'a i‘tâ-yı takviyye vü istihkâm min-ehemmi'l-mehâmm olup, binâ’en-‘alâ-zâlik Mîr-i mîrân'dan Kuğu-zâde Süleymân Paşa'ya der-‘akab Eyâlet-i Trabzon ve Battâl Paşa-zâde Hayreddin [107a] Bey'e rütbe-i Mîr-i mîrânî ve Van Muhafızı Ahmed Paşa'ya câh-ı vâlâ-yı vezâret ihsân ve kalem-rev-i hükümetleri olan emâkin ü bikāʻı mekâyid-i düşmen-i muʻânidden teʼmîn eylemeleriyçün taraflarına hitâben ısdâr-ı fermân olunundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un Hırsova'dan hareketi tehakkukunda Arnabud ile Yeniçeri miyânında ihtilâf-ı kelime ve şikāk ihsâs olunup, ahadü-hümâyı âhardan tefrîk savâb-dîd-i ehl-i tedkīk olduğuna binâʼen, Rumeli Vâlîsi Vezîr Mustafâ Paşa'nın mukaddemâ ihrâz eylediği Ordu-yi hümâyûn Serʻaskeriliği 'unvânı takrîr ü ibkā ve Dâye Karyesi'ne doğru râyet-güşâ olmak gûş-i hûşuna ilkā ve Hırsova'da olan Arnabud 'askeri sevâdd-ı cemʻiyyetine zamm olunup, işbu Zilka'de'nin on altıncı günü müteveccih-i semt-i a‘dâ olmuşidi. Hırsova'dan tahmînen beş on dakīka infisâlinde 'illet-i insıbâb ile binâ-yı hayatı harâb ve mütevârî-yi hicâb-ı türâb olup, mansıb-i me'mûriyyeti hâlî kaldığından inzimâm-ı rütbe-i vezâretle bi'l-fi‘l Yeniçeri Ağası olan Bekmezci Mehmed Paşa'ya Rumeli Eyâleti ve Ordu-yi hümâyûn Ser‘askerliği tevcîh\nolunup, mukaddemâ Maçin'de gayret ü hamiyyeti meşhûd olan Kūl Kethudâsı esbak Süleymân Ağa'ya Yeniçeri Ağalığı hilʻati iksâ ve ‘Abdî Paşa Deli-başısı Türkmanoğlu İsmâʻîl Ağa'nın başında vâfır deli ictimâ‘ ve nâm-dârlığı istimâʻ olunmağla yevm-i mezkûrda Mîr-i mîrânlık tevcîhi ile kevkeb-i bahtı ilmâ‘ olundu.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_164.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Rumeli",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un Hırsova'dan hareketi tehakkukunda Arnabud ile Yeniçeri miyânında ihtilâf-ı kelime ve şikāk ihsâs olunup, ahadü-hümâyı âhardan tefrîk savâb-dîd-i ehl-i tedkīk olduğuna binâʼen, Rumeli Vâlîsi Vezîr Mustafâ Paşa'nın mukaddemâ ihrâz eylediği Ordu-yi hümâyûn Serʻaskeriliği 'unvânı takrîr ü ibkā ve Dâye Karyesi'ne doğru râyet-güşâ olmak gûş-i hûşuna ilkā ve Hırsova'da olan Arnabud 'askeri sevâdd-ı cemʻiyyetine zamm olunup, işbu Zilka'de'nin on altıncı günü müteveccih-i semt-i a‘dâ olmuşidi. Hırsova'dan tahmînen beş on dakīka infisâlinde 'illet-i insıbâb ile binâ-yı hayatı harâb ve mütevârî-yi hicâb-ı türâb olup, mansıb-i me'mûriyyeti hâlî kaldığından inzimâm-ı rütbe-i vezâretle bi'l-fi‘l Yeniçeri Ağası olan Bekmezci Mehmed Paşa'ya Rumeli Eyâleti ve Ordu-yi hümâyûn Ser‘askerliği tevcîh\nolunup, mukaddemâ Maçin'de gayret ü hamiyyeti meşhûd olan Kūl Kethudâsı esbak Süleymân Ağa'ya Yeniçeri Ağalığı hilʻati iksâ ve ‘Abdî Paşa Deli-başısı Türkmanoğlu İsmâʻîl Ağa'nın başında vâfır deli ictimâ‘ ve nâm-dârlığı istimâʻ olunmağla yevm-i mezkûrda Mîr-i mîrânlık tevcîhi ile kevkeb-i bahtı ilmâ‘ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Meded-kârî-yi hazret-i Bârî ve nîrû-yi himmet-i cenâb-ı Şehriyârî ile Hırsova sahrâsında cem‘-i zehâyir ü mühimmâta sarf-ı makdûr ve birkaç gün zarfında imkân-ı tedârik hâtıra hutûr etmemiş iken meysûr olur, 'asâkir-i müteferrikanın baʻzısı dahi fikr-i encâm-kâr ile Ordu-yi hümâyûn'a râci‘ vü ‘âyid ve buʻd-ı mesâfe takrîbi ile maʻreke-i ûlâyı müşâhede etmeyen bekāyā-yı ‘asker-i mürettebe [107b] dahi o hılâlde vârid olduklarına binâ’en, vakt ü zemânda müsâʻade ve fi'l-cümle isti‘dâd-1 harb müşâhede olunup, hemân Zilka‘de'nin on yedinci günü sunûf-ı ‘asâkir-i İslâmiyye ile Maçin'den hareket ve kasd-ı a‘dâ ile hasr-i sâ‘id-i gayret olundu. Yevm-i mezkûrda Daye Karyesi makarr-ı leşker ve ferdâsı Yeniköy kurbunu madrab-ı hıyâm-ı ‘asker olup, karye-i mezkûre pîş-gâhında kānûn-ı Devlet-i ebed-müddet üzere meteris hafr olunup, 'ale's-sabah Maçin'e varıldıkda piyâde 'askerinin kılleti ve Yeniçeri'nin rehâveti takrîbi ile meteris hafrinde ‘azîm meşakkat çekilüp, hattâ Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd olan beldârlara ihtiyac mess edüp, Sadrıaʻzam tarafında vâfir mebâliğ i‘tâsıyla tahsîl-i teʻâvün olundu.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ez-Hırsova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_165.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ez-Hırsova",
          "text": "Meded-kârî-yi hazret-i Bârî ve nîrû-yi himmet-i cenâb-ı Şehriyârî ile Hırsova sahrâsında cem‘-i zehâyir ü mühimmâta sarf-ı makdûr ve birkaç gün zarfında imkân-ı tedârik hâtıra hutûr etmemiş iken meysûr olur, 'asâkir-i müteferrikanın baʻzısı dahi fikr-i encâm-kâr ile Ordu-yi hümâyûn'a râci‘ vü ‘âyid ve buʻd-ı mesâfe takrîbi ile maʻreke-i ûlâyı müşâhede etmeyen bekāyā-yı ‘asker-i mürettebe [107b] dahi o hılâlde vârid olduklarına binâ’en, vakt ü zemânda müsâʻade ve fi'l-cümle isti‘dâd-1 harb müşâhede olunup, hemân Zilka‘de'nin on yedinci günü sunûf-ı ‘asâkir-i İslâmiyye ile Maçin'den hareket ve kasd-ı a‘dâ ile hasr-i sâ‘id-i gayret olundu. Yevm-i mezkûrda Daye Karyesi makarr-ı leşker ve ferdâsı Yeniköy kurbunu madrab-ı hıyâm-ı ‘asker olup, karye-i mezkûre pîş-gâhında kānûn-ı Devlet-i ebed-müddet üzere meteris hafr olunup, 'ale's-sabah Maçin'e varıldıkda piyâde 'askerinin kılleti ve Yeniçeri'nin rehâveti takrîbi ile meteris hafrinde ‘azîm meşakkat çekilüp, hattâ Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd olan beldârlara ihtiyac mess edüp, Sadrıaʻzam tarafında vâfir mebâliğ i‘tâsıyla tahsîl-i teʻâvün olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi nasb olunan Mehmed Paşa'ya İbrâ'îl cânibi Ser‘askerliği tefvîz olunup, me'mûr-ı maʻiyyeti olan ecnâd ile karşu tarafa murûr ve Tuna Kapudanı olan Vezîr Ahmed Paşa'nın umûruna medâr-ı mülâhaza olunan Silistre Eyâleti tevcîh olunup, bu vech ile hâtırı mecbûr ve selefi Vezîr Halîl Paşa Kocaeli Sancağı'yla nâyil-i sürür ve sabıkā Maçin Ser‘askeri Vezîr Hasan Paşa Sivas Eyâleti ile cezlân ve cevâyiz ü mübaşiriyye vü ihbâriyyeleri bi'l-külliyye ihsân olunup, Cebeciler Kâtibi\nolan Mükellef-zâde Mustafâ Bey'in Maçin vakʻasında kemâl-i gayreti menkūl ve nezd-i Sadrıaʻzamî'de tavr u reftârı makbûl olmakdan nâşî hıdemât-ı Bâb-ı ʻalî'de istihdâm olunması menvî-yi hâtır ve bu hılâlde İbrâhîm Efendi Kitâbet'den ʻazl olunup, Kethudâ Kitâbeti'yle mîr-i mûmâ ileyh mükteseb-i hazz-ı vâfir ve üzerinde olan Cebeciler Kitâbeti'ne maʻzûl-ı merkūm zâfir oldu.",
          "caption": "Baʻzı vukūʻât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_166.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʻzı vukūʻât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Rumeli Vâlîsi nasb olunan Mehmed Paşa'ya İbrâ'îl cânibi Ser‘askerliği tefvîz olunup, me'mûr-ı maʻiyyeti olan ecnâd ile karşu tarafa murûr ve Tuna Kapudanı olan Vezîr Ahmed Paşa'nın umûruna medâr-ı mülâhaza olunan Silistre Eyâleti tevcîh olunup, bu vech ile hâtırı mecbûr ve selefi Vezîr Halîl Paşa Kocaeli Sancağı'yla nâyil-i sürür ve sabıkā Maçin Ser‘askeri Vezîr Hasan Paşa Sivas Eyâleti ile cezlân ve cevâyiz ü mübaşiriyye vü ihbâriyyeleri bi'l-külliyye ihsân olunup, Cebeciler Kâtibi\nolan Mükellef-zâde Mustafâ Bey'in Maçin vakʻasında kemâl-i gayreti menkūl ve nezd-i Sadrıaʻzamî'de tavr u reftârı makbûl olmakdan nâşî hıdemât-ı Bâb-ı ʻalî'de istihdâm olunması menvî-yi hâtır ve bu hılâlde İbrâhîm Efendi Kitâbet'den ʻazl olunup, Kethudâ Kitâbeti'yle mîr-i mûmâ ileyh mükteseb-i hazz-ı vâfir ve üzerinde olan Cebeciler Kitâbeti'ne maʻzûl-ı merkūm zâfir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki ikdâm-ı sebât-ı ʻaskerî mütezelzil ve mühimmât u zehâyir vakʻa-i sâbıka [108a] takrîbi ile zâyil ü muzmahill olup, aʻdâ dahi Siret ve Tuna kenârlarında tabyalar binâ ve donanmasını müheyyâ etmişidi. ʻAsker-i İslâm'ın hücûmuna imkân gayr-i müsâʻid ve berü taraflara murûr etmek lâzım gelse bilâ-muhârebe ʻasker firâr edüp, kemâ-gân yollarda emvâl-i nâsı gāret ve birbirini itlâf ile icrâ-yı melʻanet eyleyecekleri ezhâna tebâdür eyledikden gayri Anapa'yı düşmen istilâ edüp, Soğucak Kalʻası'nı dahi muhafızları tahliye ve Karadeniz Donanması'nın bir fâyidesi olmayup, Devlet-i ʻaliyye ile tehaffuzî ve tecavüzî ʻakd-i ittifâk eden Prusyalu dahi müteʻahhid olduğu vech üzere iʻlân-ı harb etmeyüp, ittifakdan garazı ne olduğu zâhir ve süvârî ocağlarının tabîʻatlarında bir nevʻ fesâd-ı mahsûs olup, meʼmûr oldukları mahallin muhafazasını terk ve birkaç bin âdem ile Şumnu'ya teveccühleri mütevâtir olmağla Ordu-yi hümâyûn'a halel târî olmaksızın ve ʻasâkirde olan ihtilâl kuvvet bulmaksızın düşmenin mizâcını yoklamak ve hâle muvâfık gelür ise, sulh etmek kârar-gîr-i ehl-i şûrâ vü tedbîr olup, Sadrıazam tarafından Rûsiyye sergerdesi olan Rebnin nâm Ceneral'e mektûb yazılup: \"İşte yer gök götürmez 'asker ile Maçin sahrâsına nüzûl eyledik. Harb u âşûbun netîcesi emr-i mevhûm ve bu defʻa kimin derîçe-i ikbâli küşâde olacağı gayr-i ma'lûm olup, istirahat-ı reʻâyâ ve defʻ-i sefk-i dimâ irâdeleriyle ber-vech-i insâf hareket olunduğu hâlde Devlet-i 'aliyye cenge hâzır olduğu gibi sulha dahi âmâdedir. Derece-i meʼmûriyyetinizi ifade ve bir müteʻayyin âdeminiz ile esâs-ı sulhu firistâde eyleyesiz\" deyü istimzâc olundukda Rûsiyye sergerdesi esâs olarak üç mâdde beyân ve devleti müteʻayyinlerinden birini Ordu-yi hümâyûn'a revân eyledi.\nMâdde-i ûlâ\n\nKaynarca Sulhu ve baʻdehû vakiʻ olan muʻâhede vü ʻahid-nâmeler şürûtu [108b] mer'î ola.\nMâdde-i sâniye\nEflak ve Boğdan memleketleri menfaʻatlü şürût ile Devlet-i ‘aliyye'ye istirdâd oluna.\nMâdde-i sâlise\n\nTurla'dan kat'-ı hudûd oluna.\n\n\"Mevâdd-ı merkūma erbâb-ı istișâre ile müzâkere olundukda hatt u tezyîl vâdîlerini tahsîl içün tekrâr bu esâs insâf u i‘tidâl derecelerinden hâric olunup, tevsî‘ vu tenkīhi mühmel-i zikr olunan mevâddın tasrîhi lâzımdır\" zemîninde mektûb yazılup, \"Sergerde-i mesfûr: \"Benim me'mûriyyetim bu derecelerde olup, tağyîri dâyire-i 'uhdemden hâric ve netîce-i kelâmı min-gayr-i kusûr ifâde eyledim. Bundan sonra cevâb u su'âl 'abese iştigāl kabîlindendir. Eger bu esâs kabûl olunur ise murahhass taʻyîn olunsun. Kabûl olunmadığı sûretde âdem gönderilmesün.\" mefhûmunu müstelzim cevâb-nâme ile kat‘-ı ser-riște kīl ü kāl ve o hılâlde Şehriyâr-ı sütûde-hısâl hazretleri dahi müzâkere-i sulh içün izn ü ruhsatı hâvî hatt-ı hümâyûn irsâl buyurmuşlar idi. Kuban Hânı ve vüzerâ vü ricâl ve ocağlu ile tekrâr bu mâddeler meşveret olunup, vücûb-ı sulh mâddesinde yek-sâk-ı vifâk ve fikdân-ı esbâb ile tarîk-i mukāvemetin insidâdında icmâ‘ vü ıtlâk ve ricâl-i Devlet-i ‘aliyye'den birinin me'mûriyyetini istihsân ve cümleden bu ‘Abd-i ‘âciz'i intihâb ile mütehammil-i bâr-girân eylediler. Üç beş nefer etbâ' ile İbrâ'îl Ser‘askeri'ne baʻzı vesâyâ ifâdesi 'unvânıyla karşuya güzâr olunmuşidi. Kalas Karyesi'nde Rûsiyye sergerdesiyle mülâkāt olunup, yed-i emânetime vedîʻa kılınan mektûb-ı Sadâret-penâhî i‘tâ ve: \"Ba'de'l-terceme muktezâsı müzâkere olunur\" deyü şerîta-i teʼennî ve ‘adem-i tehâlük icrâ olundu. Ferdâsı Ceneral-i mesfür mülâkāt içün âdem tisyâr ve sâkin olduğu konağa varılup, mükâlemeye ibtidâr olunduğu hînde donanmaların yek-dîgere takrîb ile [109a] cenge te'ehhüblerini mesfûr beyân edüp: \"İki devlet musâlahaya ‘an-samîmi'l-kalb meyl etmiş iken donanmalar keyfiyyetten bî-haber ve şâyed birbirini tesâdüf ü tesâdüm ile bu maslahat-ı hayriyyeye îrâs-ı zârar edeler. Nihâyet mâdde ma'lum oluncaya dek tevakkuf u sükûnları münasib görülür. Siz dahi münasib görürseniz Rûsiyye Donanması Cenerali'ne bir kâğıd yazayım. Kezâlik bu mazmûnda Sadrıaʻzam dahi Kapudan Paşa'ya bir kâğıd yazsun. Suhûlet ü kurbiyyet hasebiyle tarafeynin kâğıdları Sadrıaʻzam tarafından 'ale'l-'acele donanmalara îsâl olunsun. Cânibeyn me'mûrları gāyet-i emre muntazır olsunlar\" dedikde vücûd-ı nef\nmülâhazasıyla ne maʻnâ bir kâğıd tahrîr eden Sadriaʻzam tarafına irsâl edelim. Müstasveb 'add ederler ise irsâl etsünler. Fi'l-hâl bir kâğıd yazup, yedimize teslîm ve biz dahi mükâleme varakıyla kâğıd-ı merkūmu Ordu-yi hümâyûn'a îsâl ve keyfiyyetini tefhîm etmişidik. Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd ‘ukalâ-yı ricâlden bir şahs-ı sâhib-i vücudun \"Kâfir bizim donanmada kuvvet ü galebe fehm edüp, deryâda muhârebe vâki‘ olur ise mağlûb olacağlarını teyakkun eyledikden nâmûs-ı devletini muhafaza içün bu vaz'-1 garîb ve gayr-i meʼmûlü ihtiyâr eyledi. Benim bildiğim bu kâğıdın îsâlinde hatar vardır. Donanmamızın sûret-i hâline nazaran kuvvet ü mikneti olup, bir maslahata muvaffak olursak musâlaha fâyideli olur\" dedikde kâğıdın irsâl olunmasında fâyide der-kâr olduğunu idrâk eden erbâb-ı ‘ukûl mebhût ve mühr-zen-i leb-i sükût ve bu takrîb Rûsiyyelü'nün kağıdı orduda kalup, birkaç günden sonra hâdise-i mezkûre vukū‘ ve kağıdın tevkîfi dahi Kalas'da şüyûʻ buldu. Kağıd vaktiyle mahalline varsa donanma isâbet-i ‘ayndan vâreste olacağı zâhir idi. Nazm: ‘Adüvv şeved sebeb-i hayr ger Hodâ hâhed, Hamîr-i mâye-i dokkân-ı şîşe-ger seng est. [109b] Biz yine sadede gelelim. On gün zarfında mükâlemeler nihâyete resîde olup, Rûsiyye sergerdesinin mukaddemâ kat‘iyyü'l-müfâd olarak ‘arz eylediği mevâdd-ı sâliseden ifrâğ-ı cehd ü tâkat ile hâsıl olan tenezzül-i cüz’iyye havsala-i me'mûriyyetinden hâric ve mücerred âsâyiş-i tarafeyn kasdıyla tarafından bir nev‘ cesâret olduğunu mesfür ifâde vü telmîh ve fîmâ-baʻd ahvâl-i sulha dâyir harf tefevvüh etmeyeceğini ve sened temhîr olunup, ordudan gelmediği takdîrde i‘âde olunacağımızı tasrîh edüp, keyfiyyet ‘ale't-tafsîl Ordu-yi hümâyûn'a tahrîr ve Devlet-i ‘aliyye'ye ceng ü sulh şıklarının kangısı hayırlu ise lede'l-ihtiyâr ifade olunmak tezkîr olunmuşidi. Mazbatalarda mukayyed olduğu vech üzere Ordu-yi hümâyûn'da bir meclis-i hâfil tertîb olunup, keyfiyyet huzzâra ifade olundukda Ordu-yi hümâyûn'un Maçin'e vusûlunde meterislere ta‘biye olunan piyâde iki bin beş yüze mütekārib ve anlar dahi fî-küll-i yevm fevc feve hârib olduklarından gayri süvârî ‘askeri topa varmayup, ednâ-\nyı behaneye müterassıd oldukları ve düşmen verâdan yâhûd kıbâleden zuhûr etmek lâzım gelse mukāvemetin emekânı meslûb olup, bu fursatın fevtiyle husûl-ı nedâmet mukarrer olacağını birer birer isbât u îrâd ve ehven-i şerrini ihtiyârda ittifâk u ittihâd eylediklerinden fazla, rikâb-ı kamer-tâb-ı Mülûkâne'ye ‘arz olunmak şartıyla bu mazmûnu hâvî memhûr sened dahi i‘tâ etmeleriyle gerek mütâreke ve gerek esâs senedleri Sadrıʻazam tarafından temhîr ü tesyîr olunup işbu Zilhicce'nin onuncu günü Kalas karyesinde, mübadeleye mübâderet ve ferdâsı Ordu-yi hümâyûn'a 'avdet olundu. Ceneral-i mesfûrun ancak vaz‘-ı esâsa ruhsatı olup, mahall-i mukâleme taʻyîni ve murahhaslar ictimâ'ı ve sayir bu ahvâle müteferri olan umûr Feldmareşal Potemkin'e bi'l-istiklâl devleti tarafından sipariş olunduğunu işʻâr ve karîbü'l-‘ahdde Potemkin'in ordularına geleceğini [110a] ihbâr eylediğine binâ’en, vürûduna intizâren bir kaçgûn Maçin sahrâsında ikāmete karâr verildi.",
          "caption": "Vaʻz-ı esâs ve ʻakd-ı mütâreke bâ-Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_167.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vaʻz-ı esâs ve ʻakd-ı mütâreke bâ-Rûsiyye",
          "text": "Çünki ikdâm-ı sebât-ı ʻaskerî mütezelzil ve mühimmât u zehâyir vakʻa-i sâbıka [108a] takrîbi ile zâyil ü muzmahill olup, aʻdâ dahi Siret ve Tuna kenârlarında tabyalar binâ ve donanmasını müheyyâ etmişidi. ʻAsker-i İslâm'ın hücûmuna imkân gayr-i müsâʻid ve berü taraflara murûr etmek lâzım gelse bilâ-muhârebe ʻasker firâr edüp, kemâ-gân yollarda emvâl-i nâsı gāret ve birbirini itlâf ile icrâ-yı melʻanet eyleyecekleri ezhâna tebâdür eyledikden gayri Anapa'yı düşmen istilâ edüp, Soğucak Kalʻası'nı dahi muhafızları tahliye ve Karadeniz Donanması'nın bir fâyidesi olmayup, Devlet-i ʻaliyye ile tehaffuzî ve tecavüzî ʻakd-i ittifâk eden Prusyalu dahi müteʻahhid olduğu vech üzere iʻlân-ı harb etmeyüp, ittifakdan garazı ne olduğu zâhir ve süvârî ocağlarının tabîʻatlarında bir nevʻ fesâd-ı mahsûs olup, meʼmûr oldukları mahallin muhafazasını terk ve birkaç bin âdem ile Şumnu'ya teveccühleri mütevâtir olmağla Ordu-yi hümâyûn'a halel târî olmaksızın ve ʻasâkirde olan ihtilâl kuvvet bulmaksızın düşmenin mizâcını yoklamak ve hâle muvâfık gelür ise, sulh etmek kârar-gîr-i ehl-i şûrâ vü tedbîr olup, Sadrıazam tarafından Rûsiyye sergerdesi olan Rebnin nâm Ceneral'e mektûb yazılup: \"İşte yer gök götürmez 'asker ile Maçin sahrâsına nüzûl eyledik. Harb u âşûbun netîcesi emr-i mevhûm ve bu defʻa kimin derîçe-i ikbâli küşâde olacağı gayr-i ma'lûm olup, istirahat-ı reʻâyâ ve defʻ-i sefk-i dimâ irâdeleriyle ber-vech-i insâf hareket olunduğu hâlde Devlet-i 'aliyye cenge hâzır olduğu gibi sulha dahi âmâdedir. Derece-i meʼmûriyyetinizi ifade ve bir müteʻayyin âdeminiz ile esâs-ı sulhu firistâde eyleyesiz\" deyü istimzâc olundukda Rûsiyye sergerdesi esâs olarak üç mâdde beyân ve devleti müteʻayyinlerinden birini Ordu-yi hümâyûn'a revân eyledi.\nMâdde-i ûlâ\n\nKaynarca Sulhu ve baʻdehû vakiʻ olan muʻâhede vü ʻahid-nâmeler şürûtu [108b] mer'î ola.\nMâdde-i sâniye\nEflak ve Boğdan memleketleri menfaʻatlü şürût ile Devlet-i ‘aliyye'ye istirdâd oluna.\nMâdde-i sâlise\n\nTurla'dan kat'-ı hudûd oluna.\n\n\"Mevâdd-ı merkūma erbâb-ı istișâre ile müzâkere olundukda hatt u tezyîl vâdîlerini tahsîl içün tekrâr bu esâs insâf u i‘tidâl derecelerinden hâric olunup, tevsî‘ vu tenkīhi mühmel-i zikr olunan mevâddın tasrîhi lâzımdır\" zemîninde mektûb yazılup, \"Sergerde-i mesfûr: \"Benim me'mûriyyetim bu derecelerde olup, tağyîri dâyire-i 'uhdemden hâric ve netîce-i kelâmı min-gayr-i kusûr ifâde eyledim. Bundan sonra cevâb u su'âl 'abese iştigāl kabîlindendir. Eger bu esâs kabûl olunur ise murahhass taʻyîn olunsun. Kabûl olunmadığı sûretde âdem gönderilmesün.\" mefhûmunu müstelzim cevâb-nâme ile kat‘-ı ser-riște kīl ü kāl ve o hılâlde Şehriyâr-ı sütûde-hısâl hazretleri dahi müzâkere-i sulh içün izn ü ruhsatı hâvî hatt-ı hümâyûn irsâl buyurmuşlar idi. Kuban Hânı ve vüzerâ vü ricâl ve ocağlu ile tekrâr bu mâddeler meşveret olunup, vücûb-ı sulh mâddesinde yek-sâk-ı vifâk ve fikdân-ı esbâb ile tarîk-i mukāvemetin insidâdında icmâ‘ vü ıtlâk ve ricâl-i Devlet-i ‘aliyye'den birinin me'mûriyyetini istihsân ve cümleden bu ‘Abd-i ‘âciz'i intihâb ile mütehammil-i bâr-girân eylediler. Üç beş nefer etbâ' ile İbrâ'îl Ser‘askeri'ne baʻzı vesâyâ ifâdesi 'unvânıyla karşuya güzâr olunmuşidi. Kalas Karyesi'nde Rûsiyye sergerdesiyle mülâkāt olunup, yed-i emânetime vedîʻa kılınan mektûb-ı Sadâret-penâhî i‘tâ ve: \"Ba'de'l-terceme muktezâsı müzâkere olunur\" deyü şerîta-i teʼennî ve ‘adem-i tehâlük icrâ olundu. Ferdâsı Ceneral-i mesfür mülâkāt içün âdem tisyâr ve sâkin olduğu konağa varılup, mükâlemeye ibtidâr olunduğu hînde donanmaların yek-dîgere takrîb ile [109a] cenge te'ehhüblerini mesfûr beyân edüp: \"İki devlet musâlahaya ‘an-samîmi'l-kalb meyl etmiş iken donanmalar keyfiyyetten bî-haber ve şâyed birbirini tesâdüf ü tesâdüm ile bu maslahat-ı hayriyyeye îrâs-ı zârar edeler. Nihâyet mâdde ma'lum oluncaya dek tevakkuf u sükûnları münasib görülür. Siz dahi münasib görürseniz Rûsiyye Donanması Cenerali'ne bir kâğıd yazayım. Kezâlik bu mazmûnda Sadrıaʻzam dahi Kapudan Paşa'ya bir kâğıd yazsun. Suhûlet ü kurbiyyet hasebiyle tarafeynin kâğıdları Sadrıaʻzam tarafından 'ale'l-'acele donanmalara îsâl olunsun. Cânibeyn me'mûrları gāyet-i emre muntazır olsunlar\" dedikde vücûd-ı nef\nmülâhazasıyla ne maʻnâ bir kâğıd tahrîr eden Sadriaʻzam tarafına irsâl edelim. Müstasveb 'add ederler ise irsâl etsünler. Fi'l-hâl bir kâğıd yazup, yedimize teslîm ve biz dahi mükâleme varakıyla kâğıd-ı merkūmu Ordu-yi hümâyûn'a îsâl ve keyfiyyetini tefhîm etmişidik. Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd ‘ukalâ-yı ricâlden bir şahs-ı sâhib-i vücudun \"Kâfir bizim donanmada kuvvet ü galebe fehm edüp, deryâda muhârebe vâki‘ olur ise mağlûb olacağlarını teyakkun eyledikden nâmûs-ı devletini muhafaza içün bu vaz'-1 garîb ve gayr-i meʼmûlü ihtiyâr eyledi. Benim bildiğim bu kâğıdın îsâlinde hatar vardır. Donanmamızın sûret-i hâline nazaran kuvvet ü mikneti olup, bir maslahata muvaffak olursak musâlaha fâyideli olur\" dedikde kâğıdın irsâl olunmasında fâyide der-kâr olduğunu idrâk eden erbâb-ı ‘ukûl mebhût ve mühr-zen-i leb-i sükût ve bu takrîb Rûsiyyelü'nün kağıdı orduda kalup, birkaç günden sonra hâdise-i mezkûre vukū‘ ve kağıdın tevkîfi dahi Kalas'da şüyûʻ buldu. Kağıd vaktiyle mahalline varsa donanma isâbet-i ‘ayndan vâreste olacağı zâhir idi. Nazm: ‘Adüvv şeved sebeb-i hayr ger Hodâ hâhed, Hamîr-i mâye-i dokkân-ı şîşe-ger seng est. [109b] Biz yine sadede gelelim. On gün zarfında mükâlemeler nihâyete resîde olup, Rûsiyye sergerdesinin mukaddemâ kat‘iyyü'l-müfâd olarak ‘arz eylediği mevâdd-ı sâliseden ifrâğ-ı cehd ü tâkat ile hâsıl olan tenezzül-i cüz’iyye havsala-i me'mûriyyetinden hâric ve mücerred âsâyiş-i tarafeyn kasdıyla tarafından bir nev‘ cesâret olduğunu mesfür ifâde vü telmîh ve fîmâ-baʻd ahvâl-i sulha dâyir harf tefevvüh etmeyeceğini ve sened temhîr olunup, ordudan gelmediği takdîrde i‘âde olunacağımızı tasrîh edüp, keyfiyyet ‘ale't-tafsîl Ordu-yi hümâyûn'a tahrîr ve Devlet-i ‘aliyye'ye ceng ü sulh şıklarının kangısı hayırlu ise lede'l-ihtiyâr ifade olunmak tezkîr olunmuşidi. Mazbatalarda mukayyed olduğu vech üzere Ordu-yi hümâyûn'da bir meclis-i hâfil tertîb olunup, keyfiyyet huzzâra ifade olundukda Ordu-yi hümâyûn'un Maçin'e vusûlunde meterislere ta‘biye olunan piyâde iki bin beş yüze mütekārib ve anlar dahi fî-küll-i yevm fevc feve hârib olduklarından gayri süvârî ‘askeri topa varmayup, ednâ-\nyı behaneye müterassıd oldukları ve düşmen verâdan yâhûd kıbâleden zuhûr etmek lâzım gelse mukāvemetin emekânı meslûb olup, bu fursatın fevtiyle husûl-ı nedâmet mukarrer olacağını birer birer isbât u îrâd ve ehven-i şerrini ihtiyârda ittifâk u ittihâd eylediklerinden fazla, rikâb-ı kamer-tâb-ı Mülûkâne'ye ‘arz olunmak şartıyla bu mazmûnu hâvî memhûr sened dahi i‘tâ etmeleriyle gerek mütâreke ve gerek esâs senedleri Sadrıʻazam tarafından temhîr ü tesyîr olunup işbu Zilhicce'nin onuncu günü Kalas karyesinde, mübadeleye mübâderet ve ferdâsı Ordu-yi hümâyûn'a 'avdet olundu. Ceneral-i mesfûrun ancak vaz‘-ı esâsa ruhsatı olup, mahall-i mukâleme taʻyîni ve murahhaslar ictimâ'ı ve sayir bu ahvâle müteferri olan umûr Feldmareşal Potemkin'e bi'l-istiklâl devleti tarafından sipariş olunduğunu işʻâr ve karîbü'l-‘ahdde Potemkin'in ordularına geleceğini [110a] ihbâr eylediğine binâ’en, vürûduna intizâren bir kaçgûn Maçin sahrâsında ikāmete karâr verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muktezâ-yı vakt ü hâle nazaran inʻikâd-ı mütâreke vü esâs mahz-ı hayr olup, vakt ü zemân müsâ'id iken tanzîmine ikdâm olunmak husûsu ân-be-ân Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa tarafından igrâ vü teşvîk olunur idi. Vaktâ ki ittifak-ı cümle ile maslahata nizâm verilüp, temessükler Sadrıaʻzam tarafından temhîr olunundu. Vüsʻat-i sadr ile İbrâ'îl cânibinde olan ordusuna vusûl, Nazm: Ve izâ mâ-hale'l-cenânû bi-arzin Talebe et-ta'ne vehdehu ve'n-nizâlâ. mefhûmu üzere ordusunda bulunan eʻâlî vü esâfil-i nâsa: \"Sad-hayf-1 rûz mesârif u sitîz içün teşhîz ü tîz eylediğim şemşîr-i sâʻika-bârımı vücûd-1 aʻdâ ile hûn-âlûd etmeden mukaddime-i musâlaha sûret-yâb-ı husûl oldu\" deyü sîne-kûb-ı endûh u te'essüf ve lâf-zen-i meydân-ı tesallüf olmuşidi. Vaktâ ki, esâs u mütâreke temessükleri Kalas Karyesi'nde Rûsiyyelü ile mübâdele olundu, iki devlet ‘askerinin şükrâne-i selâmetleriyçün Rûsiyye Cenerali top şenliği sipariş edüp, tahmînen yüz\nkadar top atmışlar idi. Müşârun ileyhin meterisinde olan piyâdeler âheng-i ceng ihtimalini verüp: \"Kâfir basdı\" diyerek İbrâ’îl Kal‘ası'na ‘azîmet ve müşârun ileyh dahi ircâ‘-1 ‘asker sûretinde hayli menzil katʻ edüp, keyfiyyeti Sadrı‘azam tarafına tahrîr ü işâret ve bu haber Maçin meterislerine münʻakis olup, kazıyye-i tebdîl-i mekân anlara dahi sirâyet edüp, orta çadırlarına duhûl eyledikleri kibâr-ı kavmin maʻlûmu oldukda cümlesi mütehayyir ü hâyim ve bu gayretsiz ‘asker ile mukāvemet-i hasm mümkin olmadığına câzim oldular. Ola ki muhavvelü'l-ahvâl ve'l-kulûb ve ‘avf-künende-i seyyi’ât ü zünûb-ı Pâdişâh-ı gayret-kîş ve Şehriyâr-ı ‘adâlet-endîş hazretlerinin te'yîd-i dîn ü devlet niyyet-i hâlisesiyle cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olan tedbîr-i dil-pezîrini muvafık-ı hüsn-i takdîr ve nizâm-1 ‘asker ve tertîb-i mühimmât-ı leşker mekāsıdını teysîr ile rikāb-ı a‘dâda olan sâr u intikām-ı İslâm'ı ahza kudret ihsân ve zühd-i bârid ve taʻassub-ı fâsid ile himmet-i kûh-efgen-i Hüsrevâneleri'ne îrâs-ı fütûr u istirhâ eden erbâb-ı temvîh ü tezvîri leked-hûrde-i mezellet ü hevân eyleye, amîn!",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_168.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Muktezâ-yı vakt ü hâle nazaran inʻikâd-ı mütâreke vü esâs mahz-ı hayr olup, vakt ü zemân müsâ'id iken tanzîmine ikdâm olunmak husûsu ân-be-ân Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa tarafından igrâ vü teşvîk olunur idi. Vaktâ ki ittifak-ı cümle ile maslahata nizâm verilüp, temessükler Sadrıaʻzam tarafından temhîr olunundu. Vüsʻat-i sadr ile İbrâ'îl cânibinde olan ordusuna vusûl, Nazm: Ve izâ mâ-hale'l-cenânû bi-arzin Talebe et-ta'ne vehdehu ve'n-nizâlâ. mefhûmu üzere ordusunda bulunan eʻâlî vü esâfil-i nâsa: \"Sad-hayf-1 rûz mesârif u sitîz içün teşhîz ü tîz eylediğim şemşîr-i sâʻika-bârımı vücûd-1 aʻdâ ile hûn-âlûd etmeden mukaddime-i musâlaha sûret-yâb-ı husûl oldu\" deyü sîne-kûb-ı endûh u te'essüf ve lâf-zen-i meydân-ı tesallüf olmuşidi. Vaktâ ki, esâs u mütâreke temessükleri Kalas Karyesi'nde Rûsiyyelü ile mübâdele olundu, iki devlet ‘askerinin şükrâne-i selâmetleriyçün Rûsiyye Cenerali top şenliği sipariş edüp, tahmînen yüz\nkadar top atmışlar idi. Müşârun ileyhin meterisinde olan piyâdeler âheng-i ceng ihtimalini verüp: \"Kâfir basdı\" diyerek İbrâ’îl Kal‘ası'na ‘azîmet ve müşârun ileyh dahi ircâ‘-1 ‘asker sûretinde hayli menzil katʻ edüp, keyfiyyeti Sadrı‘azam tarafına tahrîr ü işâret ve bu haber Maçin meterislerine münʻakis olup, kazıyye-i tebdîl-i mekân anlara dahi sirâyet edüp, orta çadırlarına duhûl eyledikleri kibâr-ı kavmin maʻlûmu oldukda cümlesi mütehayyir ü hâyim ve bu gayretsiz ‘asker ile mukāvemet-i hasm mümkin olmadığına câzim oldular. Ola ki muhavvelü'l-ahvâl ve'l-kulûb ve ‘avf-künende-i seyyi’ât ü zünûb-ı Pâdişâh-ı gayret-kîş ve Şehriyâr-ı ‘adâlet-endîş hazretlerinin te'yîd-i dîn ü devlet niyyet-i hâlisesiyle cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olan tedbîr-i dil-pezîrini muvafık-ı hüsn-i takdîr ve nizâm-1 ‘asker ve tertîb-i mühimmât-ı leşker mekāsıdını teysîr ile rikāb-ı a‘dâda olan sâr u intikām-ı İslâm'ı ahza kudret ihsân ve zühd-i bârid ve taʻassub-ı fâsid ile himmet-i kûh-efgen-i Hüsrevâneleri'ne îrâs-ı fütûr u istirhâ eden erbâb-ı temvîh ü tezvîri leked-hûrde-i mezellet ü hevân eyleye, amîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ziştovi Kasabası'nda murahhasların ictimâʻı ve mukâlemeye şürûʻ ile Nemçelü'nün ru‘ûnet ü imtinâʻı vürûd eden suver-i mukâlemeden maʻlûm olup, su'ûbet-i mevâdd hasebiyle Nemçe murahhasları Bükreş'e ‘azîmet ve Devlet-i ‘aliyye murahhasları Ziştovi'de ikāmet ve bir müddetden sonra ikdâm-ı vesâyit ile tehvîn-i maslahat olunup, Ziştovi'ye tekrâr ‘avdet etmişleridi. Rızâ-yı cânibeyn ile mahall-i nizâʻ olan mevâdd taʻdîl ve on sekiz meclisde makālât u münâkaşât-ı mukâleme tekmîl ve işbu Zilhicce'nin üçüncü günü on dört şart üzere ‘akd-i musâlaha olunduğu haberi Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve dağdağa-i teşvîş-i kulûb-ı nâsdan zâyil oldu. Nemçe mukâlemesine meʼmûr-ı Devlet-i ‘aliyye murahhasları hakkında bir nevʻ mükâfât-ı matlûb-ı Şehriyâr-ı sütûde-sıfât olmakdan nâşî Baş-murahhas olan Re’îsülküttâb es-\nSeyyid ʻAbdullah Efendi'ye on kîse ve sânî vü sâlise beşer kîse senevî îrâd ihsân olunup, bu vesîle ile mahsûdü'l-akrân ve mahfûf-ı ʻavârif-i bî-hadd ü pâyân oldular.",
          "caption": "Vukū‘-ı musâlaha-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_169.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı musâlaha-i Nemçe",
          "text": "Ziştovi Kasabası'nda murahhasların ictimâʻı ve mukâlemeye şürûʻ ile Nemçelü'nün ru‘ûnet ü imtinâʻı vürûd eden suver-i mukâlemeden maʻlûm olup, su'ûbet-i mevâdd hasebiyle Nemçe murahhasları Bükreş'e ‘azîmet ve Devlet-i ‘aliyye murahhasları Ziştovi'de ikāmet ve bir müddetden sonra ikdâm-ı vesâyit ile tehvîn-i maslahat olunup, Ziştovi'ye tekrâr ‘avdet etmişleridi. Rızâ-yı cânibeyn ile mahall-i nizâʻ olan mevâdd taʻdîl ve on sekiz meclisde makālât u münâkaşât-ı mukâleme tekmîl ve işbu Zilhicce'nin üçüncü günü on dört şart üzere ‘akd-i musâlaha olunduğu haberi Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve dağdağa-i teşvîş-i kulûb-ı nâsdan zâyil oldu. Nemçe mukâlemesine meʼmûr-ı Devlet-i ‘aliyye murahhasları hakkında bir nevʻ mükâfât-ı matlûb-ı Şehriyâr-ı sütûde-sıfât olmakdan nâşî Baş-murahhas olan Re’îsülküttâb es-\nSeyyid ʻAbdullah Efendi'ye on kîse ve sânî vü sâlise beşer kîse senevî îrâd ihsân olunup, bu vesîle ile mahsûdü'l-akrân ve mahfûf-ı ʻavârif-i bî-hadd ü pâyân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birinci mâdde\n\nDevleteyn beyninde vâkiʻ olan muhârebe refʻ ve iki tarafın mücrimleri ʻafv ve tarafeyne bi'l-irâde tâbiʻ olanlara sûret-i menʻ gösterilmeyüp, havf-ı cân ile gürîzân olanların ʻavdet edenlerine imtiyâzât-ı sâbıka ve emlâk-ı kadîmeleri verilüp, vatanlarında ikāmet etmek câyiz ola.\nİkinci mâdde\n\nElli iki senesinden işbu muhârebe evveline gelince beyne'd-devleteyn cârî olan ʻahid-nâmeler merʻî ve istatüsko isterkat taʻbîrinin hükmü işbu musâlahanın esâs-ı müştereği ola.\nÜçüncü mâdde\n\nGarb Ocağları'nın Nemçe sefâyinine taʻarruzların vukūʻunda hasâretleri Devlet-i ʻaliyye tarafından tazmîn ve bi'l-cümle bihâr u enhârda Nemçelü'nün sefâyini li-ecli't-[110b]ticâre geşt ü güzâr edüp, Erdel çobanlarının ve istishâb eyledikleri ağnâmın[ı] Eflak ve Boğdan maʻâbirinden murûr ve ikāmetleri zımnında mukaddemâ Devlet-i ʻaliyye tarafından verilan hükm-i şerîf-i kemâ-kân merʻî ola.\nDördüncü mâdde\n\nİşbu muhârebede Nemçelü tarafından zabt olununan kılâʻ vü erâzî istatüsko isterkat şartıyla Devlet-i ʻaliyye'ye redd olunup, hudûd-ı kadîme ibkā ve âlât-ı harbiyye olarak Nemçelü'nün zabtında olan mühimmât ʻalâ-hâlihâ Devlet-i ʻaliyye'ye istirdâd oluna.\nBeşinci mâdde\n\nHotin Kalʻası ve kazâsında vâkiʻ reʻâyâ-yı Rûsiyyelü ile sulh tanzîm olununcaya dek ber-veche-i emânet Nemçelü tarafında kalup, Rûsiyyelü'ye vechen mine'l-vücûh iʻânet ü imdâd eylemeyeler.\nAltıncı madde\nTasdîk-nâmeler mübâdele olunduğu gibi otuz bir gün hesâbıyla tahliye-i erâzî olunup, istatüsko isterkat mefhûmu üzere bu sene Sırp memâlikinin ve etrâfıyla Irşova-i ‘Atîk'in hudûdu ibkā olunup, istihkâmât-ı cedîde hedmi ve nakl-i mühimmât maslahatı içün Una Nehri tarafına meʼmûr olanlara iki mâh müddet tahsîs oluna.\nYedinci mâdde\n\nİşbu muhârebe sebebi ile tarafeynden kayd-ı esre giriftâr olan envâ‘-ı halk bilâ-bedel yek-dîgere teslîm olunup, şeref-i İslâm ile mümtâz olanlara tenassur edenlere mutâlebe sebebi ile müdâhale olunmaya.\nSekizinci mâdde\n\nSeferden mukaddem yâhûd sefer vaktinde cânib-i âharın erâzîsine çekilmiş ve kabûl-i raʻiyyet etmişlerin rızâlarıyla diledikleri tarafda ikāmetleri câyiz olup, iʻâde taleb olunmaya ve emlâkları fürûht olunmak câyiz ola.\nDokuzuncu mâdde\n\nTarafeyn tüccârı miyânında kable's-sefer yâhûd sefer vaktinde cereyân eden muʻâmelâtdan nâşî bâkī kalan hukūk muktezâ-yı şer‘ üzere hükm olunup, hakkı olanların hakkı alıverilüp, vaktin mürûrunu ve seferin hulûlünü ‘illet eylemeyeler.\nOnuncu mâdde\n\nDevleteyn hudûdunda bulunan zevâbıt nizâm-ı sulh ü âsâyiş-i tarafeyn mekāsıdıyla muhâfaza-i hudûd edüp, gāretden [111a] vikāye ve vukūʻ bulan zarar kendülerinden tazmîn olunacağını ifâde ile mütenebbih olmayanların cezâ-yı mâ-yelîkleri ne ise icrâ oluna.\nOnbirinci mâdde\n\nTarafeyn tüccârı hudûd-ı tarafeynde emîn ü mu‘temed olup, iki devlet memâlikinde bahran ve nehren seyr ü hareket ve serbestiyyet üzere ticâretleri câyiz olup, hudûd muhâfazasına meʼmûr u muʻayyen olanlar o makūle tüccârın murûr u ‘ubûrlarına mâni‘ olmayup, rusûmât-ı muʻayyeneden gayri bir şey mutâlebe olunmaya.\nOnikinci mâdde\nDevlet-i ʻaliyye memâlikinde olan ʻÎsevî râhiblerin ve tâbiʻlerinin âyînleri icrâsında kenîsâlarının taʻmîrinde ve Kudüs-i şerîf ve ziyâretgâh-ı sâyirelerine gidüp gelmelerinde mümânaʻat gösterilmeyüp, imtiyâzât-ı sâbıkaları ibkā oluna.\nOnüçüncü mâdde\n\nElçiler hakkında rüsûm u teşrîfât icrâ olunup, hukūk-ı milele ʻayid olan cemîʻ imtiyâzât haklarında merʻî ve kable's-sefer soyılan ulağların emvâl-i magsûbelerini tahsîl içün saʻy u himmet ve fîmâ-baʻd âmed-şüd eden Nemçe ulaklarının âminen ve sâlimen iyâb u zehâblarına müsâʻade-i devlet tecvîz oluna.\nOndördüncü mâdde\n\nİşbu ʻahid-nâme mutavassıt bulunan elçiler maʻrifetleriyle baʻde'l-mübâdele muʻâhid olan cânibeyn devletlerine irsâl oluna.",
          "caption": "İcmâl-i musâlaha-i Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_170.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i musâlaha-i Nemçe",
          "text": "Birinci mâdde\n\nDevleteyn beyninde vâkiʻ olan muhârebe refʻ ve iki tarafın mücrimleri ʻafv ve tarafeyne bi'l-irâde tâbiʻ olanlara sûret-i menʻ gösterilmeyüp, havf-ı cân ile gürîzân olanların ʻavdet edenlerine imtiyâzât-ı sâbıka ve emlâk-ı kadîmeleri verilüp, vatanlarında ikāmet etmek câyiz ola.\nİkinci mâdde\n\nElli iki senesinden işbu muhârebe evveline gelince beyne'd-devleteyn cârî olan ʻahid-nâmeler merʻî ve istatüsko isterkat taʻbîrinin hükmü işbu musâlahanın esâs-ı müştereği ola.\nÜçüncü mâdde\n\nGarb Ocağları'nın Nemçe sefâyinine taʻarruzların vukūʻunda hasâretleri Devlet-i ʻaliyye tarafından tazmîn ve bi'l-cümle bihâr u enhârda Nemçelü'nün sefâyini li-ecli't-[110b]ticâre geşt ü güzâr edüp, Erdel çobanlarının ve istishâb eyledikleri ağnâmın[ı] Eflak ve Boğdan maʻâbirinden murûr ve ikāmetleri zımnında mukaddemâ Devlet-i ʻaliyye tarafından verilan hükm-i şerîf-i kemâ-kân merʻî ola.\nDördüncü mâdde\n\nİşbu muhârebede Nemçelü tarafından zabt olununan kılâʻ vü erâzî istatüsko isterkat şartıyla Devlet-i ʻaliyye'ye redd olunup, hudûd-ı kadîme ibkā ve âlât-ı harbiyye olarak Nemçelü'nün zabtında olan mühimmât ʻalâ-hâlihâ Devlet-i ʻaliyye'ye istirdâd oluna.\nBeşinci mâdde\n\nHotin Kalʻası ve kazâsında vâkiʻ reʻâyâ-yı Rûsiyyelü ile sulh tanzîm olununcaya dek ber-veche-i emânet Nemçelü tarafında kalup, Rûsiyyelü'ye vechen mine'l-vücûh iʻânet ü imdâd eylemeyeler.\nAltıncı madde\nTasdîk-nâmeler mübâdele olunduğu gibi otuz bir gün hesâbıyla tahliye-i erâzî olunup, istatüsko isterkat mefhûmu üzere bu sene Sırp memâlikinin ve etrâfıyla Irşova-i ‘Atîk'in hudûdu ibkā olunup, istihkâmât-ı cedîde hedmi ve nakl-i mühimmât maslahatı içün Una Nehri tarafına meʼmûr olanlara iki mâh müddet tahsîs oluna.\nYedinci mâdde\n\nİşbu muhârebe sebebi ile tarafeynden kayd-ı esre giriftâr olan envâ‘-ı halk bilâ-bedel yek-dîgere teslîm olunup, şeref-i İslâm ile mümtâz olanlara tenassur edenlere mutâlebe sebebi ile müdâhale olunmaya.\nSekizinci mâdde\n\nSeferden mukaddem yâhûd sefer vaktinde cânib-i âharın erâzîsine çekilmiş ve kabûl-i raʻiyyet etmişlerin rızâlarıyla diledikleri tarafda ikāmetleri câyiz olup, iʻâde taleb olunmaya ve emlâkları fürûht olunmak câyiz ola.\nDokuzuncu mâdde\n\nTarafeyn tüccârı miyânında kable's-sefer yâhûd sefer vaktinde cereyân eden muʻâmelâtdan nâşî bâkī kalan hukūk muktezâ-yı şer‘ üzere hükm olunup, hakkı olanların hakkı alıverilüp, vaktin mürûrunu ve seferin hulûlünü ‘illet eylemeyeler.\nOnuncu mâdde\n\nDevleteyn hudûdunda bulunan zevâbıt nizâm-ı sulh ü âsâyiş-i tarafeyn mekāsıdıyla muhâfaza-i hudûd edüp, gāretden [111a] vikāye ve vukūʻ bulan zarar kendülerinden tazmîn olunacağını ifâde ile mütenebbih olmayanların cezâ-yı mâ-yelîkleri ne ise icrâ oluna.\nOnbirinci mâdde\n\nTarafeyn tüccârı hudûd-ı tarafeynde emîn ü mu‘temed olup, iki devlet memâlikinde bahran ve nehren seyr ü hareket ve serbestiyyet üzere ticâretleri câyiz olup, hudûd muhâfazasına meʼmûr u muʻayyen olanlar o makūle tüccârın murûr u ‘ubûrlarına mâni‘ olmayup, rusûmât-ı muʻayyeneden gayri bir şey mutâlebe olunmaya.\nOnikinci mâdde\nDevlet-i ʻaliyye memâlikinde olan ʻÎsevî râhiblerin ve tâbiʻlerinin âyînleri icrâsında kenîsâlarının taʻmîrinde ve Kudüs-i şerîf ve ziyâretgâh-ı sâyirelerine gidüp gelmelerinde mümânaʻat gösterilmeyüp, imtiyâzât-ı sâbıkaları ibkā oluna.\nOnüçüncü mâdde\n\nElçiler hakkında rüsûm u teşrîfât icrâ olunup, hukūk-ı milele ʻayid olan cemîʻ imtiyâzât haklarında merʻî ve kable's-sefer soyılan ulağların emvâl-i magsûbelerini tahsîl içün saʻy u himmet ve fîmâ-baʻd âmed-şüd eden Nemçe ulaklarının âminen ve sâlimen iyâb u zehâblarına müsâʻade-i devlet tecvîz oluna.\nOndördüncü mâdde\n\nİşbu ʻahid-nâme mutavassıt bulunan elçiler maʻrifetleriyle baʻde'l-mübâdele muʻâhid olan cânibeyn devletlerine irsâl oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu ʻahid-nâmeden başka tarafeyn murahhasları miyânında yedi şart mukāvele vü ʻahid-nâme-i uhrâ yazılup, murahhaslar maʻrifetiyle mübâdele olundu. Şürût-ı mezkûreden mefhûmu ʻahid-nâme-i ûlâda ʻalâ-tarîkı'l-icmâl mestûr olup, îzâha muhtâc bir iki şart olmağla tezyîl münâsib görüldü. Irşova-i ʻAtîk Kasabası ve Çerna suyuna varınca erâzîsi Nemçelü'ye terk ve nehr-i mezkûr hudûd-ı [111b] cânibeyni fâsıl olup, istihkâmâtdan hâlî olmak ve Ada Kalʻası mukābilinde vâkiʻ küçük eve iki devlet tarafından metrûk ve hâliyetü'l-hâliye kalup, zirâʻat içün şahs-ı vâhide ruhsat verilmeye ve şarta merbût olan haritada sürh ile tersîm olunduğu vech üzere Galita Nehri'nin sâhil-i yemîninden şürûʻ ile Çetin Kazâsı Nemçelü'ye terk olunup, haddi dahi o tarafda olan nehr-i sagīrin doğruluğuna medd oluna ve haritada sarı renk ile beyân olunan İstorlik yâhûd İstorliç nâm Devlet-i ʻaliyye kıtʻası enhâsında hatt çekile. Bu vechile kalʻa-i mezkûre ve top mesâfesiyle tasrîh olunacak enhâsı Devlet-i ʻaliyye tasarrufunda ve andan hatt-ı mezkûr ile doğru yoldan Forana üzerine varılup, nehr-i mezbûrun akındısıyla hilâfen Dreznik Kazâsı'yla Nemçelü'de kalmak üzere gidile.\nBaʻdehû hatt-ı mezkûr İzmolyanac Dağı'ndan ve Niku nâm mahalden tahdîd oluna ve andan ol tarafda vâki‘ yüksek dağdan geçirile ki, cebel-i mezkûrun eteğinde haritada sarı ile işâret olunan Layaz nâm mahalli mevcûddur ve sarı ile işâret olunan vakfdan yukarı bir sâʻat mesâfe nehr-i Una sâhiline varınca çekile ve andan hatt-ı mezkûr nehr-i Una'nın sol yakasını çıkarak garb tarafında vâki‘ menbaʻa dek sürh ile işâret olunan hatt üzere varılup, yüksek dağların hizâsıyla en doğru yoldan hudûd-ı sülüse-i hâliyeye müntehî ola. Şöyle ki [isterse] ehl-i İslâm ister[se] nicesi Devlet-i 'aliyye'nin tasarrufunda terk oluna ve Devlet-i ‘aliyye tarafından terk olunan kazânın bi'l-cümle mesafesinde müceddeden binâ vü istihkâmât inşâ etmeye ve Devlet-i [112a] ‘aliyye'den Nemçelü'nün muhârebe esnasında aldığı kılâʻ vu palanka vü kastelleri el-hâletü hâzihî bulunduğu istihkâmât-ı cedîde ile Devlet-i ‘aliyye'ye terk edüp müceddeden binâ eyledikleri mahalleri hedm eylemeye. Ve bi'l-cümle Eflak memleketi ve Boğdan'ın beş kazâ yeri otuz bir gün murûrundan sonra ve sâyir mahaller altmış bir günden sonra Devlet-i ‘aliyye'ye teslîm oluna.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_171.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Bu ʻahid-nâmeden başka tarafeyn murahhasları miyânında yedi şart mukāvele vü ʻahid-nâme-i uhrâ yazılup, murahhaslar maʻrifetiyle mübâdele olundu. Şürût-ı mezkûreden mefhûmu ʻahid-nâme-i ûlâda ʻalâ-tarîkı'l-icmâl mestûr olup, îzâha muhtâc bir iki şart olmağla tezyîl münâsib görüldü. Irşova-i ʻAtîk Kasabası ve Çerna suyuna varınca erâzîsi Nemçelü'ye terk ve nehr-i mezkûr hudûd-ı [111b] cânibeyni fâsıl olup, istihkâmâtdan hâlî olmak ve Ada Kalʻası mukābilinde vâkiʻ küçük eve iki devlet tarafından metrûk ve hâliyetü'l-hâliye kalup, zirâʻat içün şahs-ı vâhide ruhsat verilmeye ve şarta merbût olan haritada sürh ile tersîm olunduğu vech üzere Galita Nehri'nin sâhil-i yemîninden şürûʻ ile Çetin Kazâsı Nemçelü'ye terk olunup, haddi dahi o tarafda olan nehr-i sagīrin doğruluğuna medd oluna ve haritada sarı renk ile beyân olunan İstorlik yâhûd İstorliç nâm Devlet-i ʻaliyye kıtʻası enhâsında hatt çekile. Bu vechile kalʻa-i mezkûre ve top mesâfesiyle tasrîh olunacak enhâsı Devlet-i ʻaliyye tasarrufunda ve andan hatt-ı mezkûr ile doğru yoldan Forana üzerine varılup, nehr-i mezbûrun akındısıyla hilâfen Dreznik Kazâsı'yla Nemçelü'de kalmak üzere gidile.\nBaʻdehû hatt-ı mezkûr İzmolyanac Dağı'ndan ve Niku nâm mahalden tahdîd oluna ve andan ol tarafda vâki‘ yüksek dağdan geçirile ki, cebel-i mezkûrun eteğinde haritada sarı ile işâret olunan Layaz nâm mahalli mevcûddur ve sarı ile işâret olunan vakfdan yukarı bir sâʻat mesâfe nehr-i Una sâhiline varınca çekile ve andan hatt-ı mezkûr nehr-i Una'nın sol yakasını çıkarak garb tarafında vâki‘ menbaʻa dek sürh ile işâret olunan hatt üzere varılup, yüksek dağların hizâsıyla en doğru yoldan hudûd-ı sülüse-i hâliyeye müntehî ola. Şöyle ki [isterse] ehl-i İslâm ister[se] nicesi Devlet-i 'aliyye'nin tasarrufunda terk oluna ve Devlet-i ‘aliyye tarafından terk olunan kazânın bi'l-cümle mesafesinde müceddeden binâ vü istihkâmât inşâ etmeye ve Devlet-i [112a] ‘aliyye'den Nemçelü'nün muhârebe esnasında aldığı kılâʻ vu palanka vü kastelleri el-hâletü hâzihî bulunduğu istihkâmât-ı cedîde ile Devlet-i ‘aliyye'ye terk edüp müceddeden binâ eyledikleri mahalleri hedm eylemeye. Ve bi'l-cümle Eflak memleketi ve Boğdan'ın beş kazâ yeri otuz bir gün murûrundan sonra ve sâyir mahaller altmış bir günden sonra Devlet-i ‘aliyye'ye teslîm oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi-kazâ'illâhi Teʻâlâ kutr-ı Mısır'da vukūʻ bulan vebâ takrîbi ile Şeyhü'l-beled olan İsmâ‘îl Bey mat‘ûn ve ümerâdan baʻzıları ve medâr-ı umûrları olan halkın ekseri ser-mest-i sülâfe-i menûn olup, yerleri hâlî ve fikdân-ı ümerâ vü kâr-güzârân-ı ecnâd-ı memleketin mûcib-i ihtilâlî olup, bu keyfiyyet Cezayirli Hasan Paşa'nın Mısır'a me'mûriyyeti hengâmında zûr-bâzû-yı hazret-i Tâcdârî ile hıtta-i Mısriyye'den ihrâc u teb'îd ve mütemekkin-i memleket-i Saʻîd olan ümerâya zâhir ü bedîd oldukda, cemʻiyetlerine nizâm ve Mısır'a duhûl fikriyle kāmet-i bagy u şikāka hırâm verecekleri resîde-i derece-i şöhret ve giderek bu haber kuvvet bulup, hatîât-ı sabıkalarından inâyet ve hıdemât-ı Devlet-i ‘aliyye'de izhâr-ı sadâkat edeceklerini Mısır Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'ya tahrîr ü işâret ve kā‘ide-i Mısriyye üzere ibtidâ-yı emirde izhâr-ı rû-yi mülâyemet etmişleridi. Müşârun ileyh dahi: \"Zimmetinize terâküm eden mâl-i mîrîyi ve hukūk-ı nâsı edâ edüp, geldiğiniz tarafa ‘avdet ve yaʻnî ve şikākdan fîmâ-\nbâd feragāt etdiğiniz hâlde keyfiyyetiniz Devlet-i 'aliyye'ye tahrîr ve 'afv u cerâyiminiz zımnında sâk-ı himmet teşmîr olunur\" kelâmıyla redd-i cevab ve muhâlifler kavl-i leyyin ile mücâb olmayup, nehren ve berren cümû'-ı kesîre ile yerlerinden hareket ve Mısır'a karîb geldikleri [112b] haberi vâsıl-ı ser-menzil-i sıhhat olup, 'illet-i vebâ ve şiddet-i kaht u gılâ ile mukāvemetin emekânı mefkūd ve merkūmları sedd u redd eyleyecek esbâb-ı gayr-i mevcûd olduğu muʻayyen ü meşhûd ise dahi müşârun ileyh himmetine îrâs-ı fütûr etmeyüp, li-ecli'l-mukābele ümerâ ve sâyir erbâb-ı şûrâ ile müzakere ve mukābele ve cümlesi bu bâbda yek-dil ü yek-cihet olup, zümre-i muhâlifîn ile mücadele edeceklerini sûret-i cezm ü tahkīkde beyân ve fi'l-hâl etrâf u eknâfa istihkâm u nizâm i‘tâsıyla teşhîz-i seyf ü sinân eylediler. Müşârun ileyh dahi kethudâsını muhafaza-i kal‘aya taʻyîn ve kendüsü bi'n-nefs ‘asâkir-i bâkiye ile her tarafa semt olan Kasrü'l-‘ayn nâm mahallde mekîn olup, zümre-i muhâlifîn ise ye's ü hırmân sûretleri nümâyân olduğu ânda giceyi gündüze katup, Mısır'a üç sâʻat mesâfe olan Turâ nâm mahalle mütelâhik ve iʻrâb-ı etrâfı mahall-i mezkûra sâyik olmalarıyla sevâdd-1 cemʻiyyetlerini teksîr ve birkaç gün ‘asâkir-i Mısriyye ile teʻâtî-yi remh ü tîr eylediklerinde Mısır'a duhûlün imkânını bulamayup, encâm-ı kâr kıllet-i miyah u 'imâr ile iştihâr bulan cebel-i Cüyûşî'den üç günlük hıfza istishâbıyla ‘Azab Kubbesi'ne teveccüh eyleyecekleri münhiyân-ı ahbâr taraflarından tefevvüh ü ihbâr olunup, 'asâkir-i Mısriyye fi'l-hâl mahall-i mezkûre vürûd ile müterassıd-1 ceng ü peykâr ve zümre-i muhâlifîn dahi müteʻâkiben vusûl ile mübâşir-gîrûdâr oldukları hâlde, Mısır Vâlîsi tarafında bulunan ümerânın üç yüz kadar içoğlanları ve verâlarından Şeyhu'l-beled ‘Osmân Bey ile altı nefer ümerâ öte tarafa geçüp, sâyir tavâyif-i nâs dahi fevc feve Mısır'a duhûl ve Cedâvî Hasan Bey ve ümerâ-yı bâkiye firâr ile tehlîs-i nefs dâ‘îyelerine meşgül oldular. Bu sebeble ümerâ-yı [113a] muhâlifîn bi'l-cümle Mısır'a girüp, hakk-ı Kāhire'de \"Ve hiye li-men galebe\" dedikleri\nfıkranın ma'nâsı zâhire oldu. \"Müşârun ileyhe Mısır mansıblarıdır. Kalʻaya çıksunlar\" deyü taraflarından haber tisyâr, o ol dahi [mısra]: Dest-i nâ-berrîden-i düşmen be-bûs ve nih be-ser. mefhûmu üzere vülâta mahsûs olan mahalde temekkün ü istikrar ve vukū' bulan ahvali derbâr-ı ‘Atûfet-medâr'a ‘arz u işʻâr eyledi. Muhâliflerin te’dîb ü gûş-mâlleri emr-i ‘asîr ve hıtta-i Mısriyye'den ihrâcları gayr-i yesîr olmakdan nâșî, cerâyim-i sâbıkaları karîn-i safh-ı cemîl olmak niyâzı gûyâ Mısır Vâlîsi tarafından mukaddemâ ‘arz olunup, iltimâsına mebnî 'afv olundukları zemîninde ümerâ ve sâyire hitâben evâmir-i ‘'aliyye terkīm ve fîmâ-baʻd Devlet-i ‘aliyye'ye kemâl-i istikāmetle hidmet edüp, irsâliyye vü gılâl-i Harameyn ve sâyir matlûbât-ı muʻayyene-i devleti sâl-be-sâl tanzîm ve fîmâ-baʻd hılâf-ı rızâ harekete cesâret olunur ise mukaddemâ vücûda gelan ikdâm u himmet-i Devlet kemâ-kân icrâ olunacağı ifâde vü tefhîm olundu. Saʻîd cânibinde intizâr-ı fursat ile ikāmet eden ümerânın Mısır niyyeti ile hareketleri ve müdâfaʻaya kudret olmayup, hâh u nâ-hâh Mısır'a duhûl edecekleri Mısır Vâlîsi tarafından mukaddemce tahrîr ve vukūʻ bulan seyyi’âtları Devlet-i ‘aliyye tarafından ‘afv olunduğu takdîrde bir râbıta-yı kaviyye irtibâtları şâyed mümkin olur deyü hüsn-i tedbîr olunup, bu kazıyyeyi baʻzı nâs garaz ve celb-i menfaʻate haml ile mülâhaza ve re’yini tezyîf ve zümre-i muhâlifîn Mısır'a müteveccih olurlar ise menʻ ü tard olunmalarını müşârun ileyhe teklîf eylemişler idi. Fikdân-ı esbâb, sedd-i bâb-ı kuvvet ü tâb edüp, bilahâre zikrolunan ümerâ zecren ve kahran Mısır'a duhûl ve vakt ü hâle münasib [113b] tedbîrin icrâ vü tenfîzinde sû-yi zanna mübtelâ olan zevât zühûl eyledi.",
          "caption": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_172.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "text": "Bi-kazâ'illâhi Teʻâlâ kutr-ı Mısır'da vukūʻ bulan vebâ takrîbi ile Şeyhü'l-beled olan İsmâ‘îl Bey mat‘ûn ve ümerâdan baʻzıları ve medâr-ı umûrları olan halkın ekseri ser-mest-i sülâfe-i menûn olup, yerleri hâlî ve fikdân-ı ümerâ vü kâr-güzârân-ı ecnâd-ı memleketin mûcib-i ihtilâlî olup, bu keyfiyyet Cezayirli Hasan Paşa'nın Mısır'a me'mûriyyeti hengâmında zûr-bâzû-yı hazret-i Tâcdârî ile hıtta-i Mısriyye'den ihrâc u teb'îd ve mütemekkin-i memleket-i Saʻîd olan ümerâya zâhir ü bedîd oldukda, cemʻiyetlerine nizâm ve Mısır'a duhûl fikriyle kāmet-i bagy u şikāka hırâm verecekleri resîde-i derece-i şöhret ve giderek bu haber kuvvet bulup, hatîât-ı sabıkalarından inâyet ve hıdemât-ı Devlet-i ‘aliyye'de izhâr-ı sadâkat edeceklerini Mısır Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'ya tahrîr ü işâret ve kā‘ide-i Mısriyye üzere ibtidâ-yı emirde izhâr-ı rû-yi mülâyemet etmişleridi. Müşârun ileyh dahi: \"Zimmetinize terâküm eden mâl-i mîrîyi ve hukūk-ı nâsı edâ edüp, geldiğiniz tarafa ‘avdet ve yaʻnî ve şikākdan fîmâ-\nbâd feragāt etdiğiniz hâlde keyfiyyetiniz Devlet-i 'aliyye'ye tahrîr ve 'afv u cerâyiminiz zımnında sâk-ı himmet teşmîr olunur\" kelâmıyla redd-i cevab ve muhâlifler kavl-i leyyin ile mücâb olmayup, nehren ve berren cümû'-ı kesîre ile yerlerinden hareket ve Mısır'a karîb geldikleri [112b] haberi vâsıl-ı ser-menzil-i sıhhat olup, 'illet-i vebâ ve şiddet-i kaht u gılâ ile mukāvemetin emekânı mefkūd ve merkūmları sedd u redd eyleyecek esbâb-ı gayr-i mevcûd olduğu muʻayyen ü meşhûd ise dahi müşârun ileyh himmetine îrâs-ı fütûr etmeyüp, li-ecli'l-mukābele ümerâ ve sâyir erbâb-ı şûrâ ile müzakere ve mukābele ve cümlesi bu bâbda yek-dil ü yek-cihet olup, zümre-i muhâlifîn ile mücadele edeceklerini sûret-i cezm ü tahkīkde beyân ve fi'l-hâl etrâf u eknâfa istihkâm u nizâm i‘tâsıyla teşhîz-i seyf ü sinân eylediler. Müşârun ileyh dahi kethudâsını muhafaza-i kal‘aya taʻyîn ve kendüsü bi'n-nefs ‘asâkir-i bâkiye ile her tarafa semt olan Kasrü'l-‘ayn nâm mahallde mekîn olup, zümre-i muhâlifîn ise ye's ü hırmân sûretleri nümâyân olduğu ânda giceyi gündüze katup, Mısır'a üç sâʻat mesâfe olan Turâ nâm mahalle mütelâhik ve iʻrâb-ı etrâfı mahall-i mezkûra sâyik olmalarıyla sevâdd-1 cemʻiyyetlerini teksîr ve birkaç gün ‘asâkir-i Mısriyye ile teʻâtî-yi remh ü tîr eylediklerinde Mısır'a duhûlün imkânını bulamayup, encâm-ı kâr kıllet-i miyah u 'imâr ile iştihâr bulan cebel-i Cüyûşî'den üç günlük hıfza istishâbıyla ‘Azab Kubbesi'ne teveccüh eyleyecekleri münhiyân-ı ahbâr taraflarından tefevvüh ü ihbâr olunup, 'asâkir-i Mısriyye fi'l-hâl mahall-i mezkûre vürûd ile müterassıd-1 ceng ü peykâr ve zümre-i muhâlifîn dahi müteʻâkiben vusûl ile mübâşir-gîrûdâr oldukları hâlde, Mısır Vâlîsi tarafında bulunan ümerânın üç yüz kadar içoğlanları ve verâlarından Şeyhu'l-beled ‘Osmân Bey ile altı nefer ümerâ öte tarafa geçüp, sâyir tavâyif-i nâs dahi fevc feve Mısır'a duhûl ve Cedâvî Hasan Bey ve ümerâ-yı bâkiye firâr ile tehlîs-i nefs dâ‘îyelerine meşgül oldular. Bu sebeble ümerâ-yı [113a] muhâlifîn bi'l-cümle Mısır'a girüp, hakk-ı Kāhire'de \"Ve hiye li-men galebe\" dedikleri\nfıkranın ma'nâsı zâhire oldu. \"Müşârun ileyhe Mısır mansıblarıdır. Kalʻaya çıksunlar\" deyü taraflarından haber tisyâr, o ol dahi [mısra]: Dest-i nâ-berrîden-i düşmen be-bûs ve nih be-ser. mefhûmu üzere vülâta mahsûs olan mahalde temekkün ü istikrar ve vukū' bulan ahvali derbâr-ı ‘Atûfet-medâr'a ‘arz u işʻâr eyledi. Muhâliflerin te’dîb ü gûş-mâlleri emr-i ‘asîr ve hıtta-i Mısriyye'den ihrâcları gayr-i yesîr olmakdan nâșî, cerâyim-i sâbıkaları karîn-i safh-ı cemîl olmak niyâzı gûyâ Mısır Vâlîsi tarafından mukaddemâ ‘arz olunup, iltimâsına mebnî 'afv olundukları zemîninde ümerâ ve sâyire hitâben evâmir-i ‘'aliyye terkīm ve fîmâ-baʻd Devlet-i ‘aliyye'ye kemâl-i istikāmetle hidmet edüp, irsâliyye vü gılâl-i Harameyn ve sâyir matlûbât-ı muʻayyene-i devleti sâl-be-sâl tanzîm ve fîmâ-baʻd hılâf-ı rızâ harekete cesâret olunur ise mukaddemâ vücûda gelan ikdâm u himmet-i Devlet kemâ-kân icrâ olunacağı ifâde vü tefhîm olundu. Saʻîd cânibinde intizâr-ı fursat ile ikāmet eden ümerânın Mısır niyyeti ile hareketleri ve müdâfaʻaya kudret olmayup, hâh u nâ-hâh Mısır'a duhûl edecekleri Mısır Vâlîsi tarafından mukaddemce tahrîr ve vukūʻ bulan seyyi’âtları Devlet-i ‘aliyye tarafından ‘afv olunduğu takdîrde bir râbıta-yı kaviyye irtibâtları şâyed mümkin olur deyü hüsn-i tedbîr olunup, bu kazıyyeyi baʻzı nâs garaz ve celb-i menfaʻate haml ile mülâhaza ve re’yini tezyîf ve zümre-i muhâlifîn Mısır'a müteveccih olurlar ise menʻ ü tard olunmalarını müşârun ileyhe teklîf eylemişler idi. Fikdân-ı esbâb, sedd-i bâb-ı kuvvet ü tâb edüp, bilahâre zikrolunan ümerâ zecren ve kahran Mısır'a duhûl ve vakt ü hâle münasib [113b] tedbîrin icrâ vü tenfîzinde sû-yi zanna mübtelâ olan zevât zühûl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalas mukābilinde vâki‘ adada müceddeden inşa olunan tâbiyeye ta‘biye olununan dalkılıç neferâtına mukaddemâ başbûğ olan Mîr-i mîrân Gürcü ‘Osmân Paşa'da vezârete liyâkat mülâhaza olunup, ‘illet-i cinsiyyet dahi muharrik-i 'arak-1\nhamiyyet olmağla, işbu Zilhicce evâyilinde mûmâ ileyhe rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i vezâret be-Gürcü 'Osmân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_173.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i vezâret be-Gürcü 'Osmân Paşa",
          "text": "Kalas mukābilinde vâki‘ adada müceddeden inşa olunan tâbiyeye ta‘biye olununan dalkılıç neferâtına mukaddemâ başbûğ olan Mîr-i mîrân Gürcü ‘Osmân Paşa'da vezârete liyâkat mülâhaza olunup, ‘illet-i cinsiyyet dahi muharrik-i 'arak-1\nhamiyyet olmağla, işbu Zilhicce evâyilinde mûmâ ileyhe rütbe-i vâlâ-yı vezâret ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu musâlaha iktizâsıyla Nemçelü'den istirdâd olunan Eyâlet-i Belgrad'ın muhafazası ve etrâf u eknâfda olan reʻâyânın isticlâb u istimâlesi emr-i mühimm ve bu mülâbese ile bir vezîr-i sütûde-tedbîrin ol havâlîde bulunması muktezâ vü lâzım olduğuna binâʼen, Silistre Serʻaskeri olan Vezîr Bekir Paşa ‘âlim ü fâzıl ve müdebbir ü ‘âkil, şecî' ü cesûr, gayûr u vakūr bir vezîr-i kâmilü'ş-şu‘ûr olup, hıdmet-i mezkûrenin 'uhdesinden geleceği müsteban ve evâsıt-ı Zilhicce'de Belgrad Muhafızlığı müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve müteferri‘ât-ı meʼmûriyyeti dîger emr-i şerîf ile tarafına ifâde vü beyân olundu. Rûsiyyelü ile vukūʻ bulan mütâreke hasebiyle Ordu-yi hümâyûn'da bulunan vüzerâ-yı ‘izâmın birer mahalle taʻyîn olunmaları lâzım gelmişdi. Binâ’en-‘alâ-zâlik Vezîr Hasan Paşa Silistre muhafazasına tesbîl ve birkaç günden sonra iktizâ-yı vakt hasebiyle meʼmûriyyeti Bükreş'e tahvîl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Belgrad be-Vezîr Ebû Bekir Paşa ve vukūʻât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_174.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Belgrad be-Vezîr Ebû Bekir Paşa ve vukūʻât-ı sâyire",
          "text": "İşbu musâlaha iktizâsıyla Nemçelü'den istirdâd olunan Eyâlet-i Belgrad'ın muhafazası ve etrâf u eknâfda olan reʻâyânın isticlâb u istimâlesi emr-i mühimm ve bu mülâbese ile bir vezîr-i sütûde-tedbîrin ol havâlîde bulunması muktezâ vü lâzım olduğuna binâʼen, Silistre Serʻaskeri olan Vezîr Bekir Paşa ‘âlim ü fâzıl ve müdebbir ü ‘âkil, şecî' ü cesûr, gayûr u vakūr bir vezîr-i kâmilü'ş-şu‘ûr olup, hıdmet-i mezkûrenin 'uhdesinden geleceği müsteban ve evâsıt-ı Zilhicce'de Belgrad Muhafızlığı müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve müteferri‘ât-ı meʼmûriyyeti dîger emr-i şerîf ile tarafına ifâde vü beyân olundu. Rûsiyyelü ile vukūʻ bulan mütâreke hasebiyle Ordu-yi hümâyûn'da bulunan vüzerâ-yı ‘izâmın birer mahalle taʻyîn olunmaları lâzım gelmişdi. Binâ’en-‘alâ-zâlik Vezîr Hasan Paşa Silistre muhafazasına tesbîl ve birkaç günden sonra iktizâ-yı vakt hasebiyle meʼmûriyyeti Bükreş'e tahvîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda Rûsiyye Feldmareşali Potemkin'in Kalas'a vürûdu şüyûʻ ve Sadrıaʻzam ile mükâtebeleri vukūʻ bulup, murahhaslar taʻyîni ve mahall-i mükâleme tahsîsi karâr bulmuşidi. İşbu Zilhicce'nin yigirmi dördüncü Çehârşenbih günü [114a] Ordu-yi hümâyûn'da tevkīʻi olan Hakkı Beyefendi Murahhas-ı Evvel ve Ordu Kadısı 'İsmet Beyefendi, Sânî ve Râtib Efendi, Sâlis nasb olunup, huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da birer sevb-i ferve-i semmûre ile karîn-i ihtizâz u hubûr olmuşlar idi. Ziştovi mükâlemesinde ibrâz-ı me’âsir-i cemîle eden murahhasların Rûsiyyelü ile vukū‘ bulacak musâlaha mükâlemesinde bulunmaları taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den irâde ve Ordu-yi hümâyûn'da nasb olunan murahhasların me'mûriyyeti ilgā vü iʻâde olunup, kemâ-fî'l-evvel Re’îsülküttâb es-Seyyid ‘Abdullah Efendi, Murahhas-ı Evvel\nve ʻİsmet Beyefendi, Sânî nasb olunup, Ziştovi mükâlemesinde Murahhas-ı Sâlis olan Dürrî Efendi'nin mezâyâ-yı hudûda vukūfu emr-i beyyin olduğuna binâʼen, Âsitâne-i saʻâdet'den kat‘-ı hudûda taʻyîn ve on bin guruş harc-ı râh ile mesârifât-ı zarûriyyesi tehvîn olmuşidi. Beylikçi Odası'nda iken Rûsiyyelü'nün ʻahid-nâmeye dâyir olan defterleri yedinde olup, kuyûd u şürûta vâkıf ve sefer-i sâbıkda mütâreke-i ûlâde ʻAbdülkerîm Efendi maʻiyyetinde Mükâleme Kâtibi olup, bu mülâbese ile evzâ‘-ı mübâheseye ʻârif olduğundan gayri Ziştovi mükâlemesinde dahi tahsîl-i mahâret eylediği rüfekāsı tarafından telmîh ile hâst-kâr-ı mürâfakat olmalarıyla, meʼmûriyyet-i ûlâsı sarf ve Üçüncü Murahhaslık ile Rûsiyye mükâlemesine ʻatf olunup, sâbıkā Yeniçeri Kâtibi olan ʻİsmetî İsmâ‘îl Efendi Bosna tarafına muhadded nasb olunup, Miʻmâr-ı sabık Hafız Efendi dahi terfîk ve Ada ve Hırşova hudûdunun katʻ u terfiki sâbıkā Mâliye Tezkirecisi ʻAbdullah Efendi'nin gerden-i sadâkatına taʻlîk olundu.",
          "caption": "Taʻyîn-i murahhasân be-cânib-i Rûsiyye ve nasb-ı muhadded berâ-yı kat‘-ı hudûd-ı Bosna ve Harşova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_175.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʻyîn-i murahhasân be-cânib-i Rûsiyye ve nasb-ı muhadded berâ-yı kat‘-ı hudûd-ı Bosna ve Harşova",
          "text": "Bu esnâda Rûsiyye Feldmareşali Potemkin'in Kalas'a vürûdu şüyûʻ ve Sadrıaʻzam ile mükâtebeleri vukūʻ bulup, murahhaslar taʻyîni ve mahall-i mükâleme tahsîsi karâr bulmuşidi. İşbu Zilhicce'nin yigirmi dördüncü Çehârşenbih günü [114a] Ordu-yi hümâyûn'da tevkīʻi olan Hakkı Beyefendi Murahhas-ı Evvel ve Ordu Kadısı 'İsmet Beyefendi, Sânî ve Râtib Efendi, Sâlis nasb olunup, huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da birer sevb-i ferve-i semmûre ile karîn-i ihtizâz u hubûr olmuşlar idi. Ziştovi mükâlemesinde ibrâz-ı me’âsir-i cemîle eden murahhasların Rûsiyyelü ile vukū‘ bulacak musâlaha mükâlemesinde bulunmaları taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den irâde ve Ordu-yi hümâyûn'da nasb olunan murahhasların me'mûriyyeti ilgā vü iʻâde olunup, kemâ-fî'l-evvel Re’îsülküttâb es-Seyyid ‘Abdullah Efendi, Murahhas-ı Evvel\nve ʻİsmet Beyefendi, Sânî nasb olunup, Ziştovi mükâlemesinde Murahhas-ı Sâlis olan Dürrî Efendi'nin mezâyâ-yı hudûda vukūfu emr-i beyyin olduğuna binâʼen, Âsitâne-i saʻâdet'den kat‘-ı hudûda taʻyîn ve on bin guruş harc-ı râh ile mesârifât-ı zarûriyyesi tehvîn olmuşidi. Beylikçi Odası'nda iken Rûsiyyelü'nün ʻahid-nâmeye dâyir olan defterleri yedinde olup, kuyûd u şürûta vâkıf ve sefer-i sâbıkda mütâreke-i ûlâde ʻAbdülkerîm Efendi maʻiyyetinde Mükâleme Kâtibi olup, bu mülâbese ile evzâ‘-ı mübâheseye ʻârif olduğundan gayri Ziştovi mükâlemesinde dahi tahsîl-i mahâret eylediği rüfekāsı tarafından telmîh ile hâst-kâr-ı mürâfakat olmalarıyla, meʼmûriyyet-i ûlâsı sarf ve Üçüncü Murahhaslık ile Rûsiyye mükâlemesine ʻatf olunup, sâbıkā Yeniçeri Kâtibi olan ʻİsmetî İsmâ‘îl Efendi Bosna tarafına muhadded nasb olunup, Miʻmâr-ı sabık Hafız Efendi dahi terfîk ve Ada ve Hırşova hudûdunun katʻ u terfiki sâbıkā Mâliye Tezkirecisi ʻAbdullah Efendi'nin gerden-i sadâkatına taʻlîk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baş-muhasebeci olup, Şumnu'da baʻzı umûr tesviyesi zımnında terk olunan el-Hâc İbrâhîm Efendi iştidâd-ı ʻillet-i fu'âd hasebiyle Asitâne'ye [114b] ʻavdet irâdesinde olup, tavassut-ı şifâ ile hakkında tecvîz-i merhamet ve taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den Asitâne'ye ʻavd ü insirâfı içün tahsîl-i izn ü ruhsat olunup, mansıbı hâlî kalmışidi. Bu Fakīr-i kesîrü't-taksîr Anadolu Muhasebecisi bulunup, mansıb-ı mezkûr Baş-muhasebe'ye mûsal ve mukaddemâ vekâlet dahi ʻuhdeme tefvîz olunmuş olduğundan, tekaddüm-i zâtî vü zemânî ile mansıb-ı mezkûra müstehakk u müste'hil görülmüşidim. İşbu Zilhiccetü'ş-şerîf'e gāyetinde zikrolunan Baş-muhasebecilik hakk-ı ʻacizânemde serzede-i zuhûr ve Anadolu Muhasebeciliği ile Sivasî Hasan Efendi sebük-hân-ı mekteb-i sürür oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Muhasebe-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_176.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Muhasebe-i Evvel",
          "text": "Baş-muhasebeci olup, Şumnu'da baʻzı umûr tesviyesi zımnında terk olunan el-Hâc İbrâhîm Efendi iştidâd-ı ʻillet-i fu'âd hasebiyle Asitâne'ye [114b] ʻavdet irâdesinde olup, tavassut-ı şifâ ile hakkında tecvîz-i merhamet ve taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den Asitâne'ye ʻavd ü insirâfı içün tahsîl-i izn ü ruhsat olunup, mansıbı hâlî kalmışidi. Bu Fakīr-i kesîrü't-taksîr Anadolu Muhasebecisi bulunup, mansıb-ı mezkûr Baş-muhasebe'ye mûsal ve mukaddemâ vekâlet dahi ʻuhdeme tefvîz olunmuş olduğundan, tekaddüm-i zâtî vü zemânî ile mansıb-ı mezkûra müstehakk u müste'hil görülmüşidim. İşbu Zilhiccetü'ş-şerîf'e gāyetinde zikrolunan Baş-muhasebecilik hakk-ı ʻacizânemde serzede-i zuhûr ve Anadolu Muhasebeciliği ile Sivasî Hasan Efendi sebük-hân-ı mekteb-i sürür oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalas karibinde isâre-i gubâr-ı mekr ü ihtiyâle berçîde-dâmen ü sâk ve maraz-ı gûnâ-gûn ile pâ-der-rikâb sû-yi hamîm ü gassâk olan Feldmareşal Potemkin'e baʻzı hedâyâ irsâli celb-i hâtırına vesîle ve maslahatın hüsn-i hıtâmına zerîʻa olacağı Sadrıaʻzam tarafından fikr ü mülâhaza olunup, zemîni yeşim ser-â-pâ elmâs ile müzeyyen bir kıt'a gayret kuşağı ve bir boğçe akmişe-i mütenevviʻatü'l-ecnâs tertîb ve Rûsiyye sergerdesi olup, esâs-ı sulh müzakere olunan Rebnin nâm cenerale ve Tuna'da olan Rûsiyye Donanması'nın Kapudanı'na dahi baʻzı hedâyâ gönderilmesi tasvîb olunup, Ordu-yi hümâyûn'da Teşrîfâtî olan el-Hâc Mustafa Efendi ile zikrolunan hedâyâ irsâl ve tebliğ ü îsâl husûsunda isti‘câl olundu.",
          "caption": "Zikr-i firistâden-i hedâyâ be-cânib-i Feldmareşal-i Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_177.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1205"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i firistâden-i hedâyâ be-cânib-i Feldmareşal-i Rûsiyye",
          "text": "Kalas karibinde isâre-i gubâr-ı mekr ü ihtiyâle berçîde-dâmen ü sâk ve maraz-ı gûnâ-gûn ile pâ-der-rikâb sû-yi hamîm ü gassâk olan Feldmareşal Potemkin'e baʻzı hedâyâ irsâli celb-i hâtırına vesîle ve maslahatın hüsn-i hıtâmına zerîʻa olacağı Sadrıaʻzam tarafından fikr ü mülâhaza olunup, zemîni yeşim ser-â-pâ elmâs ile müzeyyen bir kıt'a gayret kuşağı ve bir boğçe akmişe-i mütenevviʻatü'l-ecnâs tertîb ve Rûsiyye sergerdesi olup, esâs-ı sulh müzakere olunan Rebnin nâm cenerale ve Tuna'da olan Rûsiyye Donanması'nın Kapudanı'na dahi baʻzı hedâyâ gönderilmesi tasvîb olunup, Ordu-yi hümâyûn'da Teşrîfâtî olan el-Hâc Mustafa Efendi ile zikrolunan hedâyâ irsâl ve tebliğ ü îsâl husûsunda isti‘câl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki Nemçe musâlahası karîn-i hitâm ve Rûsiyyelü ile vaz‘-1 esâs ve mütâreke pezîr-refte-i nizâm olup, gāyet-i mütâreke ne makūle hâdise tevlîd eyleyeceği mevhûm ve hazm u ihtiyâta riʻâyet beyyinü'l-lüzûm olmağla, kemâ-kân mürettebât-ı seferiyye [115a] sene-i âtiye içün âmâde kılınmak vâdîleri iltizâm olunup, bu mazmûnda etrâf u eknâfa evâmir-i celîle tisyâr ve Ordu-yi hümâyûn'da olan rû'esâ-yı 'askere dahi bu kazıyye ihbâr olunup, Maçin sahrâsında fîmâ-baʻd ikāmeti mûceb-i ahvâl ü etvâr kalmadığından Ordu-yi hümâyûn'un hareketi lâzım gelmekle, işbu Muharremü'l-harâm'ın ikinci Pençşenbih günü Maçin sahrâsından harekete kıyâm ve Silistre sahrâsına nasb-ı hıyâm olundu. Silistre sahrâsında Ziștovi mükâlemesinde 'avdet eden murahhaslar ve maʻiyyetlerinde olan ketebe Sadriaʻzam ile mülâkāt etmeleriyle, Baş-murahhas olan Re’is Efendi'ye ve İkinci Murahhas olan Ordu Kadısı\nEfendi'ye birer ferve-i semmûr ile birer esb-i müzeyyen taraf-ı hümâyûn'dan ihsân olunup, maʻiyyetlerinde olan Divân Kîsedârı “Avnî Efendi'ye ve Beylikçi Kîsedârı Muhib Efendi'ye ve Mektûbî hulefâsından Sa‘îd Efendi'ye birer kontoş kürk ilbâs ve hıdmetleri hayyiz-resân-ı kabûl olduğu ihsâs olunup, müddet-i yesîre murûrundan sonra Rûsiyye mükâlemesine me'mûriyyetleri dahi tahkīk ve bâlâda zikrolunan nevâziş ü mu'âmele ez-ser-i nev icrâ olunup, birkaç günden sonra vürûd eden Dürrî Efendi dahi mûmâ ileyhime terfik olunup, cânib-i Mîr-i mîrî'den harc-ı râhları i‘tâ vü teslîm ve levâzımât-ı sâyireleri ber-vech-i etemm tanzîm olunup, Silistre'den karşu tarafa imrâr ve mahall-i mükâlemeye tisyâr olundular.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ez-cânib-i Maçin ve baʻzı vukūʻât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_178.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ez-cânib-i Maçin ve baʻzı vukūʻât",
          "text": "Çünki Nemçe musâlahası karîn-i hitâm ve Rûsiyyelü ile vaz‘-1 esâs ve mütâreke pezîr-refte-i nizâm olup, gāyet-i mütâreke ne makūle hâdise tevlîd eyleyeceği mevhûm ve hazm u ihtiyâta riʻâyet beyyinü'l-lüzûm olmağla, kemâ-kân mürettebât-ı seferiyye [115a] sene-i âtiye içün âmâde kılınmak vâdîleri iltizâm olunup, bu mazmûnda etrâf u eknâfa evâmir-i celîle tisyâr ve Ordu-yi hümâyûn'da olan rû'esâ-yı 'askere dahi bu kazıyye ihbâr olunup, Maçin sahrâsında fîmâ-baʻd ikāmeti mûceb-i ahvâl ü etvâr kalmadığından Ordu-yi hümâyûn'un hareketi lâzım gelmekle, işbu Muharremü'l-harâm'ın ikinci Pençşenbih günü Maçin sahrâsından harekete kıyâm ve Silistre sahrâsına nasb-ı hıyâm olundu. Silistre sahrâsında Ziștovi mükâlemesinde 'avdet eden murahhaslar ve maʻiyyetlerinde olan ketebe Sadriaʻzam ile mülâkāt etmeleriyle, Baş-murahhas olan Re’is Efendi'ye ve İkinci Murahhas olan Ordu Kadısı\nEfendi'ye birer ferve-i semmûr ile birer esb-i müzeyyen taraf-ı hümâyûn'dan ihsân olunup, maʻiyyetlerinde olan Divân Kîsedârı “Avnî Efendi'ye ve Beylikçi Kîsedârı Muhib Efendi'ye ve Mektûbî hulefâsından Sa‘îd Efendi'ye birer kontoş kürk ilbâs ve hıdmetleri hayyiz-resân-ı kabûl olduğu ihsâs olunup, müddet-i yesîre murûrundan sonra Rûsiyye mükâlemesine me'mûriyyetleri dahi tahkīk ve bâlâda zikrolunan nevâziş ü mu'âmele ez-ser-i nev icrâ olunup, birkaç günden sonra vürûd eden Dürrî Efendi dahi mûmâ ileyhime terfik olunup, cânib-i Mîr-i mîrî'den harc-ı râhları i‘tâ vü teslîm ve levâzımât-ı sâyireleri ber-vech-i etemm tanzîm olunup, Silistre'den karşu tarafa imrâr ve mahall-i mükâlemeye tisyâr olundular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Süvârî ocağları Devlet-i ‘aliyye'nin mürettebât-ı kadîmesinden olup, ekser evkātda taraflarından etvâr-ı nâ-bercâ sudûr etmiş ise dahi eyyâm-ı sâlifede hidemât-ı mebrûrları müşâhede olunup, her mevsimde imtiyâzât-ı kadîmelerine riʻâyet olunarak, müstağrak-ı ni‘met-i devlet ü memleketlerinde her biri yektâ-rev-i meydân-ı şöhret olmuşlaridi. Tekādüm-i sinîn [115b] ve tetâvül-i vakt ü hîn iktizâsıyla nizâmları bozulup, defâtir-i Hakānî'de mesbût ve muharrer olan on bin muvazzaf nefer mevcûd ve lede'l-iktizâ iki bin nefer tedarikinde zâbitlerinin kudreti mefkūd ve esâmilerin küllîsi ketebe ve çavuşân zümresinde bozma taʻbîriyle terâküm ve mevâcib evkâtinde eyâdî-yi ecânib kabz-ı me bâliğde tezâhüm edüp, bu hâl ile sefere me'mûr ve ikinci senede iktizâ-yı hâl ile Babadağı meştâsına ‘azîmetleriçün fermân sudûr etdikde, neferâtları ma‘dûm ve hîn-i hareketlerinde hâlleri maʻlûm olacağı meczûm olduğundan, \"Hılâf-ı kānûndur\" behânesiyle ‘azîmetden âbâ ve nihâyetü'l-emr cebr ile Babadağı meştâ eylediklerinden haklarında igbirâr hâsıl ve hıdmet-i Devlet'e yaramayacağları rütbe-i tahkīke vâsıl olup, yoklama kazıyyesine dahi vukūflarından nâşî var kuvveti bâzûya getürüp, ecnâs-ı muhtelifeyi başlarına cemʻ ve usûl-ı edeb ü\nerkânı berkende vü kam‘ etmişleridi. O hâl ile Ordu-yi hümâyûn'a celb olunmalarında fâyide-i zâyide melhûz olmadığından gayri bir nevʻ zarar terettübü dahi vâridât-ı havâtırdan olmağla, Ordu-yi hümâyûn'dan tecnîb Kiligra muhafazasına tertîb olunmuşlaridi. Ordu-yi hümâyûn'un Kozluca'dan Hırsova'ya hareketi tahakkuk eyledikde maʻiyyet içün her ocağdan birer adem mevkib-i hümâyûn tarafına irsâl ve âyendegânın sûret-i cedelde hayli muʻârazaları vukūʻ bulup, îrâs-ı kīl ü kāl etmeleriyle, kemâ-kân mahallerinde istikrar üzere olmalariyçün mü’ekked evâmir-i ‘aliyye ısdâr ve yoklama fermânlarıyla egerçi mübâşirler tisyâr olunup, ancak Maçin vakʻasından sonra ordunun Hırsova'ya ‘avdet eylemesi merkūmlara kuvvet-i kalb olup, zâbitlerine hücûm u mugālebe ve Şumnu'ya ‘azîmetlerini mutâlebe eylediklerinde hılâf-ı rızâ hareketlerinden zâbitleri [116a] nefret ve her biri bir takrîb içlerinden çıkup, hufyeten birer mahalde ikāmet ve yoklamayı kabûl etmamek sûretinde izhâr-ı teʻannüd ü muhalefet ve ol hilâlde rencîde-hâtır oldukları eşhâsdan birkaç kimesneyi dahi mazlûmen reh-peymâ-yı âhiret eyledikleri ihbârı refte refte Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ezhân-ı erkân-ı devlete mûceb-i teşvîş zâyid olup, Ordu-yi hümâyûn'un tekrâr Hırsova'dan hareketi ve Maçin'e varılup, mütârekeye nizâm verildiği haberi ma'lûmları olmayarak Şumnu'ya doğru teveccüh eyledikleri ve maʻiyyetlerinde haşerât-ı nâsdan ve Deliorman yâdigârlarından vâfir kimse olduğu Silistre'ye 'avdet olduğu hengâmda mesmûʻ olup, gāyile-i ceng ü âșûb bertaraf bulunmuş olduğundan te'dîb ve gûşmâlleri emr-i heyyin ‘add olunmağla Sadrıaʻzam bir meclis-i hâss tertîb edüp, tefrîk-i cemʻiyyetlerinde cûyende-i tedbîr ve hayr-hâhân-ı devletden baʻzıları: \"Çünki cemʻiyyet-i sipâh-1 ecânib ve firarîlerden ve memleketlerine havf-1 cân ile ‘azîmet edemeyenlerinden ‘ibâret olup, içlerinde bulunan sipâh ekall-i kalîl ve anlar dahi iki fırka olup, fırkanın birisi Sivas ve dîgeri Anadolu Eyâleti'nden Çapan-oğlu ve Karaʻosmân-oğlu eyâleteyn-i mezkûreteynde yed-i gālebe ashâbından olmalarıyla vech-i suhûletle tefrikalarına vesîle olabilürler. Farazâ Karaʻosmân-oğlu tarafına müteʻallik bazı sipâhî va'd ü vaʻîd ile istimâle ve kezâlik Çapan-zâde Sivas sipâhîlerini semtine celb eyledikde bekāyâsı yağmaya âmâde bir nev‘ erâzil gürûhu olup, vesîleteyn-i merkūmeteyn ile miyânelelerine halel târî olduğu gibi eclâf-1 nâs\ntabîʻatı ile perîşân ve der-be-der olacağları ezher ve kusûrlarının teʻdîb ü takrîʻleri mümkin ü müyesserdir ve sizin dahi bir mikdâr atlu ile Ordu-yi hümâyûn [116b] hareketinden mukaddem Şumnu'ya doğru 'azîmet etmeniz muktezâ görülür. Sadrıaʻzam hadden bîrûn süvârî ile üzerimize müteveccih olup, bizi kâtıbeten ifnâ eyleyecek imiş\" âvâzeleri lâ-muhâle şüyûʻ ve şîrâze-i cemʻiyyetlerinin nizâmına bu sûret dahi esbâb-ı inhilâlden olacağı emr-i maktûʻ gibidir. Lakin ‘asker Pâdişâh ‘askeri olmağla zinhar cenge tesaddî olunmaya! Zîra mâdde uzayup, verâsı alınmak müteʻassir olur. Bu mâddede: \"Tedbîr hemân ihâfe ve ilkā-yı dehşet ile itmâm-ı kârdır\" dediklerinde etrâf bu kelâmı tasdîk ve: \"Re'y-i hasen budur\" deyü râbıta-i 'azîmet-i Sadrıaʻzam'ı tevsîk etdiler. Çapan-zâde ve Kara ‘Osmân-zâde'ye Silistre'den izin verilüp, tahmînen Şumnu'ya henüz varmışlaridi. Bâlâda tafsîl olunan vesâyâyı şâmil taraflarına tahrîrât gönderüp, Çerhacı ‘Ali Paşa'yı dahi ta'yîn etdikden sonra Sadrıaʻzam bir mikdâr süvârî ile Şumnu'ya doğru ‘azîmet eyledi. Sadriaʻzam'ın Şumnu'ya vusûlünden mukaddem ‘Ali Paşa ve mûmâ ileyhimâ camʻiyyet-i kesîfeleriyle mecma‘-ı sipâh olan mahalle karîb vardıklarında, istikşâf-ı merâm ve istimâle vü celb sûretlerine dahi nihânî nizâm verilmeleriyle sipâh arasında ihtilâf-ı kelime vukūʻ bulup, bilâhare bilâ-emr hareketlerini zarûret-i hâle haml ve dâmen-i istifâya teşebbüs ve tabiʻât-ı sâbıkalarından igmâz olunduğu hâlde kırk bin akçe sa'y-i mîrî eyleyeceklerini te‘ahhüd ü tevakkuʻ ve ‘Ali Paşa dahi bu bâzârlıkdan temettu‘ edüp, Hâcıoğlu bâzârında kışlamak üzere mukīm oldukları mahalden hareket ve Bâzârcığ'a varınca etrâfdan sevâd-ı cemʻiyyetlerine mülhak olan eşhâs dahi müfârakat ve o hılâlde Sadrıaʻzam ve müteʻâkiben Ordu-yi hümâyûn dahi Şumnu'ya\nvusûl olup, def-i şürûr-ı sipâhda hıdmeti [117a] mesbûk olanlar mazhar-ı nevâziş ü rağbet oldular. Bu fitneye bâʻis olanlar birkaç günden sonra teftîş olunup, Silahdâr Kâtibi Kadrî Efendi ki, babası Çorum Alay-beyisi iken Üsküdar'da Hüdâvendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultân Mustafa Hân hazretlerinin emr-i kazâ-mazâlarıyla katl ü i‘dâm olunmuşidi, bu mâddenin hudûsüne ‘illet ve kezâlik Silahdâr İkinci Halîfesi ‘Ali Bey işʻâl-i nâr-ı fesâda medâr-ı kuvvet olduğu vâki‘ gayr-i vâki‘ Sadrıaʻzam tarafına ilkā olunup, mûmâ ileyhimâ ile birkaç kimse Bâzârcık Muhafızı ‘Abdî Paşa ma'rifetiyle i'dâm ve sâyir hazelenin cumû‘-1 ruʻûnetleri bu vesîle ile ilcâm olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i ebnâ-yı sipâhiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_179.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i ebnâ-yı sipâhiyân",
          "text": "Süvârî ocağları Devlet-i ‘aliyye'nin mürettebât-ı kadîmesinden olup, ekser evkātda taraflarından etvâr-ı nâ-bercâ sudûr etmiş ise dahi eyyâm-ı sâlifede hidemât-ı mebrûrları müşâhede olunup, her mevsimde imtiyâzât-ı kadîmelerine riʻâyet olunarak, müstağrak-ı ni‘met-i devlet ü memleketlerinde her biri yektâ-rev-i meydân-ı şöhret olmuşlaridi. Tekādüm-i sinîn [115b] ve tetâvül-i vakt ü hîn iktizâsıyla nizâmları bozulup, defâtir-i Hakānî'de mesbût ve muharrer olan on bin muvazzaf nefer mevcûd ve lede'l-iktizâ iki bin nefer tedarikinde zâbitlerinin kudreti mefkūd ve esâmilerin küllîsi ketebe ve çavuşân zümresinde bozma taʻbîriyle terâküm ve mevâcib evkâtinde eyâdî-yi ecânib kabz-ı me bâliğde tezâhüm edüp, bu hâl ile sefere me'mûr ve ikinci senede iktizâ-yı hâl ile Babadağı meştâsına ‘azîmetleriçün fermân sudûr etdikde, neferâtları ma‘dûm ve hîn-i hareketlerinde hâlleri maʻlûm olacağı meczûm olduğundan, \"Hılâf-ı kānûndur\" behânesiyle ‘azîmetden âbâ ve nihâyetü'l-emr cebr ile Babadağı meştâ eylediklerinden haklarında igbirâr hâsıl ve hıdmet-i Devlet'e yaramayacağları rütbe-i tahkīke vâsıl olup, yoklama kazıyyesine dahi vukūflarından nâşî var kuvveti bâzûya getürüp, ecnâs-ı muhtelifeyi başlarına cemʻ ve usûl-ı edeb ü\nerkânı berkende vü kam‘ etmişleridi. O hâl ile Ordu-yi hümâyûn'a celb olunmalarında fâyide-i zâyide melhûz olmadığından gayri bir nevʻ zarar terettübü dahi vâridât-ı havâtırdan olmağla, Ordu-yi hümâyûn'dan tecnîb Kiligra muhafazasına tertîb olunmuşlaridi. Ordu-yi hümâyûn'un Kozluca'dan Hırsova'ya hareketi tahakkuk eyledikde maʻiyyet içün her ocağdan birer adem mevkib-i hümâyûn tarafına irsâl ve âyendegânın sûret-i cedelde hayli muʻârazaları vukūʻ bulup, îrâs-ı kīl ü kāl etmeleriyle, kemâ-kân mahallerinde istikrar üzere olmalariyçün mü’ekked evâmir-i ‘aliyye ısdâr ve yoklama fermânlarıyla egerçi mübâşirler tisyâr olunup, ancak Maçin vakʻasından sonra ordunun Hırsova'ya ‘avdet eylemesi merkūmlara kuvvet-i kalb olup, zâbitlerine hücûm u mugālebe ve Şumnu'ya ‘azîmetlerini mutâlebe eylediklerinde hılâf-ı rızâ hareketlerinden zâbitleri [116a] nefret ve her biri bir takrîb içlerinden çıkup, hufyeten birer mahalde ikāmet ve yoklamayı kabûl etmamek sûretinde izhâr-ı teʻannüd ü muhalefet ve ol hilâlde rencîde-hâtır oldukları eşhâsdan birkaç kimesneyi dahi mazlûmen reh-peymâ-yı âhiret eyledikleri ihbârı refte refte Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ezhân-ı erkân-ı devlete mûceb-i teşvîş zâyid olup, Ordu-yi hümâyûn'un tekrâr Hırsova'dan hareketi ve Maçin'e varılup, mütârekeye nizâm verildiği haberi ma'lûmları olmayarak Şumnu'ya doğru teveccüh eyledikleri ve maʻiyyetlerinde haşerât-ı nâsdan ve Deliorman yâdigârlarından vâfir kimse olduğu Silistre'ye 'avdet olduğu hengâmda mesmûʻ olup, gāyile-i ceng ü âșûb bertaraf bulunmuş olduğundan te'dîb ve gûşmâlleri emr-i heyyin ‘add olunmağla Sadrıaʻzam bir meclis-i hâss tertîb edüp, tefrîk-i cemʻiyyetlerinde cûyende-i tedbîr ve hayr-hâhân-ı devletden baʻzıları: \"Çünki cemʻiyyet-i sipâh-1 ecânib ve firarîlerden ve memleketlerine havf-1 cân ile ‘azîmet edemeyenlerinden ‘ibâret olup, içlerinde bulunan sipâh ekall-i kalîl ve anlar dahi iki fırka olup, fırkanın birisi Sivas ve dîgeri Anadolu Eyâleti'nden Çapan-oğlu ve Karaʻosmân-oğlu eyâleteyn-i mezkûreteynde yed-i gālebe ashâbından olmalarıyla vech-i suhûletle tefrikalarına vesîle olabilürler. Farazâ Karaʻosmân-oğlu tarafına müteʻallik bazı sipâhî va'd ü vaʻîd ile istimâle ve kezâlik Çapan-zâde Sivas sipâhîlerini semtine celb eyledikde bekāyâsı yağmaya âmâde bir nev‘ erâzil gürûhu olup, vesîleteyn-i merkūmeteyn ile miyânelelerine halel târî olduğu gibi eclâf-1 nâs\ntabîʻatı ile perîşân ve der-be-der olacağları ezher ve kusûrlarının teʻdîb ü takrîʻleri mümkin ü müyesserdir ve sizin dahi bir mikdâr atlu ile Ordu-yi hümâyûn [116b] hareketinden mukaddem Şumnu'ya doğru 'azîmet etmeniz muktezâ görülür. Sadrıaʻzam hadden bîrûn süvârî ile üzerimize müteveccih olup, bizi kâtıbeten ifnâ eyleyecek imiş\" âvâzeleri lâ-muhâle şüyûʻ ve şîrâze-i cemʻiyyetlerinin nizâmına bu sûret dahi esbâb-ı inhilâlden olacağı emr-i maktûʻ gibidir. Lakin ‘asker Pâdişâh ‘askeri olmağla zinhar cenge tesaddî olunmaya! Zîra mâdde uzayup, verâsı alınmak müteʻassir olur. Bu mâddede: \"Tedbîr hemân ihâfe ve ilkā-yı dehşet ile itmâm-ı kârdır\" dediklerinde etrâf bu kelâmı tasdîk ve: \"Re'y-i hasen budur\" deyü râbıta-i 'azîmet-i Sadrıaʻzam'ı tevsîk etdiler. Çapan-zâde ve Kara ‘Osmân-zâde'ye Silistre'den izin verilüp, tahmînen Şumnu'ya henüz varmışlaridi. Bâlâda tafsîl olunan vesâyâyı şâmil taraflarına tahrîrât gönderüp, Çerhacı ‘Ali Paşa'yı dahi ta'yîn etdikden sonra Sadrıaʻzam bir mikdâr süvârî ile Şumnu'ya doğru ‘azîmet eyledi. Sadriaʻzam'ın Şumnu'ya vusûlünden mukaddem ‘Ali Paşa ve mûmâ ileyhimâ camʻiyyet-i kesîfeleriyle mecma‘-ı sipâh olan mahalle karîb vardıklarında, istikşâf-ı merâm ve istimâle vü celb sûretlerine dahi nihânî nizâm verilmeleriyle sipâh arasında ihtilâf-ı kelime vukūʻ bulup, bilâhare bilâ-emr hareketlerini zarûret-i hâle haml ve dâmen-i istifâya teşebbüs ve tabiʻât-ı sâbıkalarından igmâz olunduğu hâlde kırk bin akçe sa'y-i mîrî eyleyeceklerini te‘ahhüd ü tevakkuʻ ve ‘Ali Paşa dahi bu bâzârlıkdan temettu‘ edüp, Hâcıoğlu bâzârında kışlamak üzere mukīm oldukları mahalden hareket ve Bâzârcığ'a varınca etrâfdan sevâd-ı cemʻiyyetlerine mülhak olan eşhâs dahi müfârakat ve o hılâlde Sadrıaʻzam ve müteʻâkiben Ordu-yi hümâyûn dahi Şumnu'ya\nvusûl olup, def-i şürûr-ı sipâhda hıdmeti [117a] mesbûk olanlar mazhar-ı nevâziş ü rağbet oldular. Bu fitneye bâʻis olanlar birkaç günden sonra teftîş olunup, Silahdâr Kâtibi Kadrî Efendi ki, babası Çorum Alay-beyisi iken Üsküdar'da Hüdâvendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultân Mustafa Hân hazretlerinin emr-i kazâ-mazâlarıyla katl ü i‘dâm olunmuşidi, bu mâddenin hudûsüne ‘illet ve kezâlik Silahdâr İkinci Halîfesi ‘Ali Bey işʻâl-i nâr-ı fesâda medâr-ı kuvvet olduğu vâki‘ gayr-i vâki‘ Sadrıaʻzam tarafına ilkā olunup, mûmâ ileyhimâ ile birkaç kimse Bâzârcık Muhafızı ‘Abdî Paşa ma'rifetiyle i'dâm ve sâyir hazelenin cumû‘-1 ruʻûnetleri bu vesîle ile ilcâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Maçin muhârebesinde yararlığı müşâhede olundu deyü Bekmezci Mehmed Paşa ta'rîfiyle Yeniçeri Ağası olan Süleymân Ağa'nın evzâʻ u reftârı dâyire-i edebden bîrûn ve tenâvül-i kâsât-ı hezeyân ile sermest-i bezm-i cünün olduğu hasebiyle evâyil-i Saferü'l-hayr'da ‘azl olunup, Filibe'de ikāmete meʼzûn ve Kûl Kethudâsı ‘Arab-zâde Ahmed Ağa mansıb-ı mezkûr ile memnûn olup, bu mülâbese ile ocağda silsile vâki‘ ve müsta‘idd-i merâtib olanlar her biri tarîkleri üzere nâyil-i eʻazz-ı mevâkiʻ oldu.",
          "caption": "‘Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı ‘âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_180.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Ağa-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı ‘âlî",
          "text": "Maçin muhârebesinde yararlığı müşâhede olundu deyü Bekmezci Mehmed Paşa ta'rîfiyle Yeniçeri Ağası olan Süleymân Ağa'nın evzâʻ u reftârı dâyire-i edebden bîrûn ve tenâvül-i kâsât-ı hezeyân ile sermest-i bezm-i cünün olduğu hasebiyle evâyil-i Saferü'l-hayr'da ‘azl olunup, Filibe'de ikāmete meʼzûn ve Kûl Kethudâsı ‘Arab-zâde Ahmed Ağa mansıb-ı mezkûr ile memnûn olup, bu mülâbese ile ocağda silsile vâki‘ ve müsta‘idd-i merâtib olanlar her biri tarîkleri üzere nâyil-i eʻazz-ı mevâkiʻ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ahvâl-i enâma vâkıf olanların biri der ki: \"Ordu-yi hümâyûn Silistre'de iken ma'zûl-ı merkūm Silistre'de mütemekkin hasekî mütekāʻidlerinden mütemevvil bir kimesneyi bilâ-sebeb habs edüp, baʻde'l-müsâdere itlâkını merkūz-ı zamîr etmişidi. Silistre ehâlîsi zikrolunan hasekînin hüsn-i halîne şehâdet ve isnâd olunan töhmetden beriyyü'z-zimme olduğunu ifâde ile dâmen-gîr-i şefâʻat olmalarıyla Sadrıaʻzam recâlarına müsâʻade ve tahliye-i sebîli içün Yeniçeri Ağası'na âdem firistâde edüp, [117b] kendüsü gāyile-i sipâh defi içün Şumnu'ya ‘âzim olup, teʼyîd-i irâde zımnında Kethudâ Bey tarafından sû'âl-i mâdde olundukda: \"Bir iki gün habsi lâzımdır\" deyü Ağa-yı mûmâ ileyh cevâb-dâde olup, tekrar haber gönderildikde mûsel-i peyâm-ı mey-âşâm olduğu hengâma tesadüf edüp, habs ü ıtlâk mel‘abe-i sıbyâna dönüp, \"Ocak-\n‘âmire kendüsünü bunlara göstermek lâzım\" geldi deyü jâj-hây olduğunu münhiyân-ı ahbâr, sâmiʻa-i Sadrıaʻzamî'ye îsâl ve bu sebeble hakkında gayz-ı şedîd istitâr olunmuşidi. Ordu Şumnu'ya geldiği gibi ‘azli ile iktifâ ve belâ-yı lisân sebebi ile hâyib ü hâsir Filibe cânibine ta'rîb ü iclâ olundu.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_181.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Ahvâl-i enâma vâkıf olanların biri der ki: \"Ordu-yi hümâyûn Silistre'de iken ma'zûl-ı merkūm Silistre'de mütemekkin hasekî mütekāʻidlerinden mütemevvil bir kimesneyi bilâ-sebeb habs edüp, baʻde'l-müsâdere itlâkını merkūz-ı zamîr etmişidi. Silistre ehâlîsi zikrolunan hasekînin hüsn-i halîne şehâdet ve isnâd olunan töhmetden beriyyü'z-zimme olduğunu ifâde ile dâmen-gîr-i şefâʻat olmalarıyla Sadrıaʻzam recâlarına müsâʻade ve tahliye-i sebîli içün Yeniçeri Ağası'na âdem firistâde edüp, [117b] kendüsü gāyile-i sipâh defi içün Şumnu'ya ‘âzim olup, teʼyîd-i irâde zımnında Kethudâ Bey tarafından sû'âl-i mâdde olundukda: \"Bir iki gün habsi lâzımdır\" deyü Ağa-yı mûmâ ileyh cevâb-dâde olup, tekrar haber gönderildikde mûsel-i peyâm-ı mey-âşâm olduğu hengâma tesadüf edüp, habs ü ıtlâk mel‘abe-i sıbyâna dönüp, \"Ocak-\n‘âmire kendüsünü bunlara göstermek lâzım\" geldi deyü jâj-hây olduğunu münhiyân-ı ahbâr, sâmiʻa-i Sadrıaʻzamî'ye îsâl ve bu sebeble hakkında gayz-ı şedîd istitâr olunmuşidi. Ordu Şumnu'ya geldiği gibi ‘azli ile iktifâ ve belâ-yı lisân sebebi ile hâyib ü hâsir Filibe cânibine ta'rîb ü iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Battâl Paşa vak'asından sonra Anapa'ya Ser'asker nasb olunan 'Abdullah Paşa'ya hüküm gönderilüp, bir ân âkdem Anapa'ya vusûlü te’kîd olunmuşidi. Müşârun ileyh ba'zı behâne ile ifâte-i zemâne ve ne hâl ise gemilere binüb ‘azîmet kasdını ibâne edüp, ancak Anapa tarafından vürûd eden hevâdisden ‘âkıbet-i mâddeye intikāl ve kal'ada bulunmak hayâliyle girîve-kerd-i vâdî-yi ihtiyâl ve ‘an-asl mebgūzu olan derebeyleriyle iş‘âl-i nâyire-i kıtâl edüp, cihâdün fi-sebîlillâh maslahat-ı hayriyyesinden âbâ ve Anapa'da giriftâr-ı mezâyık u belvâ olan ehl-i İslâm'a ‘adem-i intisâr ve zimnen tervîc-i mekāsıd-ı aʻdâ-yı mekkâr edüp, inkıtâ‘-1 iʻânetkârân ile ehl-i kal‘a meʼyûs ve bu sebeble öyle bir maʻkul-ı metîn giriftâr-ı dest-i hasm-ı menhûs olmuşidi. Devlet-i ‘aliyye'nin bir sülmesini sedd eder, deyü Erzurum ve Trabzon eyâletleri müşârun ileyhin süpürde-i ‘uhde-i iʻtibâr u rağbeti kılınup, kâffe-i müstedʻiyyatı müsâʻadeye makrûn ve bu cihetler ile mâlik-i hazâyin-i Kārûn olup, bu ni'metin kadrine hürmet ve vaktiyle Anapa tarafına ‘azîmet eylese, ehl-i kal'aya kuvvet ve belki [118a] aʻdânın ye's ü hırmânına ‘illet olur idi. Ancak tevehhüm-i sarf ile kalʻa istîlâsında bulunmak dâʻiyesini mûceb-i selâmet ‘add edüp, gışâve-i gaflet bâsîretine hâyil ve hıfzına mütehâllik olduğu vücûd-1 ‘aks-i kazıyye ile zâyil oldu. Tafsîli budur ki, Anapa'da vukūʻ bulan hâdisenin icmâli ve müşârun ileyhin taksîr ü ihmâli maʻrûz-ı Dergâh-ı ‘alî olup, i‘dâmına irâde-i Cihânbânî teʻallük ve kazıyyeye müşârun ileyh vâkıf olup, Trabzon Kalʻası'na velhân u tersân duhûl ile izhâr-ı nedâmet ü temelluk edüp, suhûletle itmâm-ı kâr müteʻassir ü düşvâr olduğuna binâ’en, eyâlet-i Trabzon Kuğu-zâde Süleymân Paşa'ya tevcîh ü izâlesi husūsu dîger emr-i celîlü'ş-şân ile tenbîh olunup, mûmâ ileyh dahi Trabzon'un 'uhdesine tevcîhi telmîh ve tav'an ve\nkerhen kal'adan ihrâc olunacağını tasrîh eylediğine binâ'en, ikāmete kudret-yâb olamayup, mansıbı olan Erzurum tarafına ʻazîmet içün kalʻadan hurûc ve Süleymân Paşa tarafından hâric-i şehirde vâkiʻ güzergâhda taʻbiye olunan ʻasker sedd-i râh olup, müşârun ileyhi iʻdâm u ifnâ ve emvâlini gāret ü yağma etmeleriyle, ser-i maktûʻunu Paşa-yı mûmâ ileyh Âsitâne'ye irsâl ve dest-res olduğu emvâl ü eşyâsını hıfz ile ifâde-i hâl eyledi. Ancak maktûl-i müşârun ileyhin Caniklüler dâyiresinde kesb eylediği emvâl-i bî-hadd ü şümâr ve ʻale'l-husûs Erzurum ve Trabzon'da iddihâr eylediği mebâliğ nâ-güncâ-yı havsala-i muhâsibân-ı rüzgâr olup, kâffe-i emvâli hârice ihrâc olunup, yağma-gerânın târâc etdikleri eşyâ vü nukūd istirdâd olunmak bâbında Kapucu-başı ʻÖmer Paşa-zâde ʻAbdullah Bey taʻyîn ve ekser emvâli hazîne-i hümâyûna imlâ vü teşhîn olundu.",
          "caption": "İ‘dâm-ı Vâlî-yi Erzurum",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_182.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "İ‘dâm-ı Vâlî-yi Erzurum",
          "text": "Battâl Paşa vak'asından sonra Anapa'ya Ser'asker nasb olunan 'Abdullah Paşa'ya hüküm gönderilüp, bir ân âkdem Anapa'ya vusûlü te’kîd olunmuşidi. Müşârun ileyh ba'zı behâne ile ifâte-i zemâne ve ne hâl ise gemilere binüb ‘azîmet kasdını ibâne edüp, ancak Anapa tarafından vürûd eden hevâdisden ‘âkıbet-i mâddeye intikāl ve kal'ada bulunmak hayâliyle girîve-kerd-i vâdî-yi ihtiyâl ve ‘an-asl mebgūzu olan derebeyleriyle iş‘âl-i nâyire-i kıtâl edüp, cihâdün fi-sebîlillâh maslahat-ı hayriyyesinden âbâ ve Anapa'da giriftâr-ı mezâyık u belvâ olan ehl-i İslâm'a ‘adem-i intisâr ve zimnen tervîc-i mekāsıd-ı aʻdâ-yı mekkâr edüp, inkıtâ‘-1 iʻânetkârân ile ehl-i kal‘a meʼyûs ve bu sebeble öyle bir maʻkul-ı metîn giriftâr-ı dest-i hasm-ı menhûs olmuşidi. Devlet-i ‘aliyye'nin bir sülmesini sedd eder, deyü Erzurum ve Trabzon eyâletleri müşârun ileyhin süpürde-i ‘uhde-i iʻtibâr u rağbeti kılınup, kâffe-i müstedʻiyyatı müsâʻadeye makrûn ve bu cihetler ile mâlik-i hazâyin-i Kārûn olup, bu ni'metin kadrine hürmet ve vaktiyle Anapa tarafına ‘azîmet eylese, ehl-i kal'aya kuvvet ve belki [118a] aʻdânın ye's ü hırmânına ‘illet olur idi. Ancak tevehhüm-i sarf ile kalʻa istîlâsında bulunmak dâʻiyesini mûceb-i selâmet ‘add edüp, gışâve-i gaflet bâsîretine hâyil ve hıfzına mütehâllik olduğu vücûd-1 ‘aks-i kazıyye ile zâyil oldu. Tafsîli budur ki, Anapa'da vukūʻ bulan hâdisenin icmâli ve müşârun ileyhin taksîr ü ihmâli maʻrûz-ı Dergâh-ı ‘alî olup, i‘dâmına irâde-i Cihânbânî teʻallük ve kazıyyeye müşârun ileyh vâkıf olup, Trabzon Kalʻası'na velhân u tersân duhûl ile izhâr-ı nedâmet ü temelluk edüp, suhûletle itmâm-ı kâr müteʻassir ü düşvâr olduğuna binâ’en, eyâlet-i Trabzon Kuğu-zâde Süleymân Paşa'ya tevcîh ü izâlesi husūsu dîger emr-i celîlü'ş-şân ile tenbîh olunup, mûmâ ileyh dahi Trabzon'un 'uhdesine tevcîhi telmîh ve tav'an ve\nkerhen kal'adan ihrâc olunacağını tasrîh eylediğine binâ'en, ikāmete kudret-yâb olamayup, mansıbı olan Erzurum tarafına ʻazîmet içün kalʻadan hurûc ve Süleymân Paşa tarafından hâric-i şehirde vâkiʻ güzergâhda taʻbiye olunan ʻasker sedd-i râh olup, müşârun ileyhi iʻdâm u ifnâ ve emvâlini gāret ü yağma etmeleriyle, ser-i maktûʻunu Paşa-yı mûmâ ileyh Âsitâne'ye irsâl ve dest-res olduğu emvâl ü eşyâsını hıfz ile ifâde-i hâl eyledi. Ancak maktûl-i müşârun ileyhin Caniklüler dâyiresinde kesb eylediği emvâl-i bî-hadd ü şümâr ve ʻale'l-husûs Erzurum ve Trabzon'da iddihâr eylediği mebâliğ nâ-güncâ-yı havsala-i muhâsibân-ı rüzgâr olup, kâffe-i emvâli hârice ihrâc olunup, yağma-gerânın târâc etdikleri eşyâ vü nukūd istirdâd olunmak bâbında Kapucu-başı ʻÖmer Paşa-zâde ʻAbdullah Bey taʻyîn ve ekser emvâli hazîne-i hümâyûna imlâ vü teşhîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Millilü İskân-başısı olup, birkaç seneden berü Rakka ve Diyarbekir [118b] etrâfında ser-dâde-i vâdî-yi bagy u muhâlif olan Tîmûr-ı bî-şuʻûr sinîn-i mutâveleden berü üzerine edâsı lâzım gelan emvâl-i mîrînin teslîm ü iʻtâsında izhâr-ı teʻannüd ve Rakka ve Diyarbekir eyâletlerinde vâkiʻ kazâ vü kurâya medd-i yed-i temerrüd edüp, hâsılâtını nefsine tahsîs ve erâzî-yi münbitelerinde keyfe-mâ-yeşâ' hars u zerʻ edüp, hubûbâtını tahlîs ile erbâb-ı vezâyif ü timârın meʻâşlarını tengīs ve belki cihâd u gazâya muhtass olan cünûd zafer-mevʻûd-ı Pâdişâhî'yi ifnâ-yı vâridât ile bî-tâb u tengīs eylediğinden başka, vülât ü ümerâ-yı etrâf yed-i tegallübünden ʻâciz ve kuvve-i mâliye ü ʻaskeriyesi istîsâl ü tedmîrine mâniʻ ü hâciz olup, Diyârbekir ve Rakka vâlîlerinin ahkâmı fekat kürsî-yi eyâlet ve dârü'l-imâre-i memlekete cârî ve bu sebeble şakī-yi merkūm gülşen-serâ-yı mülk-i Pâdişâhî'nin hâr-ı dâmen-güzârı olmuşidi. Defʻ-i vücûd-ı levs-endûduyla fukarâ vü zuaʻfâyı irâhe ve galebe vü tasallutunu o havâlîden\nizâha emr-i ehemm görüldüğüne binâ'en, bi'l-fiʻl Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa 'asâkir-i kesîfe ile üzerine meʼmûr ve Rakka ve Haleb vâlîleri ve o havâlîde kâyin erbâb-ı harb ü darb maʻiyyetine izâfe ile sevâdd-ı cemʻiyyeti mevfûr kılınup, müşârun ileyh dahi Bağdâd'dan hareket ve Rakka taraflarına vusûl bulduğu şakī-yi merkūmun ma'lûmu oldukda, savlet-i dilîrânesine tâb-âver olmayacağını cezm ü teyakkun ile gavta-hor-ı bahr-ı tehayyür ü ıztırab olup, me'men ü melce' ittihâz eylediği Bûk nâm mahalle duhûl ve üzerine varıldıkda nehr-i Fırat'ı elli altmış kadar âdem ile mürûr ve tahlîs-i nefse meşgül olup, hevâdârları bi'l-cümle güşte-i seyf-i siyaset-i Hâkānî ve sinîn-i çendînden berü iddihâr eylediği emvâl târâc-kerde-i gümâştegân-ı Sultânî olduğundan gayri, Şavî-zâde Süleymân Bey mekâsib-i kesîreye mâlik ü nâyil ve belki defîne-i Kārûn'a vâsıl olup, bundan sonra [119a] Tîmûr-ı meslûbü'ş-şuʻûrun birâderi İbrâhim Ağa, İskân-başı nasb u taʻyîn ve şakī-yi merkūmu ele getürmek vesâyâsı merkūma ifâde vü telkīn olunup, Bağdâd Vâlîsi Bağdâd'a 'avdet ve sâyir tavâyif-i 'askeri ricʻat ve gāyile-i mezkûre bi-hamdillahi Teʻâlâ zâyil ve o havâlîde âsâr-ı i'mâr hâsıl oldu.",
          "caption": "Zikr-i emvâl-i Tîmûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_183.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i emvâl-i Tîmûr",
          "text": "Millilü İskân-başısı olup, birkaç seneden berü Rakka ve Diyarbekir [118b] etrâfında ser-dâde-i vâdî-yi bagy u muhâlif olan Tîmûr-ı bî-şuʻûr sinîn-i mutâveleden berü üzerine edâsı lâzım gelan emvâl-i mîrînin teslîm ü iʻtâsında izhâr-ı teʻannüd ve Rakka ve Diyarbekir eyâletlerinde vâkiʻ kazâ vü kurâya medd-i yed-i temerrüd edüp, hâsılâtını nefsine tahsîs ve erâzî-yi münbitelerinde keyfe-mâ-yeşâ' hars u zerʻ edüp, hubûbâtını tahlîs ile erbâb-ı vezâyif ü timârın meʻâşlarını tengīs ve belki cihâd u gazâya muhtass olan cünûd zafer-mevʻûd-ı Pâdişâhî'yi ifnâ-yı vâridât ile bî-tâb u tengīs eylediğinden başka, vülât ü ümerâ-yı etrâf yed-i tegallübünden ʻâciz ve kuvve-i mâliye ü ʻaskeriyesi istîsâl ü tedmîrine mâniʻ ü hâciz olup, Diyârbekir ve Rakka vâlîlerinin ahkâmı fekat kürsî-yi eyâlet ve dârü'l-imâre-i memlekete cârî ve bu sebeble şakī-yi merkūm gülşen-serâ-yı mülk-i Pâdişâhî'nin hâr-ı dâmen-güzârı olmuşidi. Defʻ-i vücûd-ı levs-endûduyla fukarâ vü zuaʻfâyı irâhe ve galebe vü tasallutunu o havâlîden\nizâha emr-i ehemm görüldüğüne binâ'en, bi'l-fiʻl Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa 'asâkir-i kesîfe ile üzerine meʼmûr ve Rakka ve Haleb vâlîleri ve o havâlîde kâyin erbâb-ı harb ü darb maʻiyyetine izâfe ile sevâdd-ı cemʻiyyeti mevfûr kılınup, müşârun ileyh dahi Bağdâd'dan hareket ve Rakka taraflarına vusûl bulduğu şakī-yi merkūmun ma'lûmu oldukda, savlet-i dilîrânesine tâb-âver olmayacağını cezm ü teyakkun ile gavta-hor-ı bahr-ı tehayyür ü ıztırab olup, me'men ü melce' ittihâz eylediği Bûk nâm mahalle duhûl ve üzerine varıldıkda nehr-i Fırat'ı elli altmış kadar âdem ile mürûr ve tahlîs-i nefse meşgül olup, hevâdârları bi'l-cümle güşte-i seyf-i siyaset-i Hâkānî ve sinîn-i çendînden berü iddihâr eylediği emvâl târâc-kerde-i gümâştegân-ı Sultânî olduğundan gayri, Şavî-zâde Süleymân Bey mekâsib-i kesîreye mâlik ü nâyil ve belki defîne-i Kārûn'a vâsıl olup, bundan sonra [119a] Tîmûr-ı meslûbü'ş-şuʻûrun birâderi İbrâhim Ağa, İskân-başı nasb u taʻyîn ve şakī-yi merkūmu ele getürmek vesâyâsı merkūma ifâde vü telkīn olunup, Bağdâd Vâlîsi Bağdâd'a 'avdet ve sâyir tavâyif-i 'askeri ricʻat ve gāyile-i mezkûre bi-hamdillahi Teʻâlâ zâyil ve o havâlîde âsâr-ı i'mâr hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh emekdâr-ı Devlet ve mecrûh-ı nâvek-i nifâk u siʻâyet olduğu nezd-i Mülûkâne'de mütehakkık ve ıtlâkına irâde-i merhamet-ifâde müteʻallik olup, şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebinde Kıbrıs Cezîresi'nden ıtlâk ve dâğ-ber-dil-i hasret olan evlâd u ahfâdına îsâl ü ilhâk olundu.",
          "caption": "Itlâk-ı Kethudâ-yı esbak Feyzullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_184.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Kethudâ-yı esbak Feyzullah Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh emekdâr-ı Devlet ve mecrûh-ı nâvek-i nifâk u siʻâyet olduğu nezd-i Mülûkâne'de mütehakkık ve ıtlâkına irâde-i merhamet-ifâde müteʻallik olup, şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebinde Kıbrıs Cezîresi'nden ıtlâk ve dâğ-ber-dil-i hasret olan evlâd u ahfâdına îsâl ü ilhâk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ‘aliyye ile Nemçelü miyânında ‘akd-ı sulh vâkiʻ olup, ahadühümâ âhara elçi göndermek de’b-i dîrîn olmakdan nâşî, Nemçelü'nün elçisi yola çıkup, Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi elçi irsâli tasmîm ve hıdmet-i mezkûre ile Yeniçeri Kâtibi olan Râtib Ebûbekir Efendi tahdîm ve ortaelçiler ile düvel-i Efrenc'e irsâli mu‘tâd olan hedâyâ dahi yed-i emânetine teslîm olunup, rû-be-râh-ı ‘azîmet olmuşidi. Nemçe Elçisi Âsitâne-i sa‘âdet'e rû-nihâde ve Büyükelçi irsâli ile hâsıl olan tekellüf-i resmî beyne'd-devleteyn bertaraf olduğundan, sıfru'l-yed ve bilâ-hediyye vârid olduğunu ifade etmekle mukaddemâ Râtib Efendi ile irsâl olunan hediyye istirdâd olunup, Nâme-i hümâyûn ibkā ve mu‘âmele bi'l-misl-i resmî icrâ olundu.",
          "caption": "‘Azîmet-i ‘İzzet Râtib Efendi be-cânib-i Nemçe ve istirdâd-ı hediyye-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_185.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azîmet-i ‘İzzet Râtib Efendi be-cânib-i Nemçe ve istirdâd-ı hediyye-i hümâyûn",
          "text": "Devlet-i ‘aliyye ile Nemçelü miyânında ‘akd-ı sulh vâkiʻ olup, ahadühümâ âhara elçi göndermek de’b-i dîrîn olmakdan nâşî, Nemçelü'nün elçisi yola çıkup, Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi elçi irsâli tasmîm ve hıdmet-i mezkûre ile Yeniçeri Kâtibi olan Râtib Ebûbekir Efendi tahdîm ve ortaelçiler ile düvel-i Efrenc'e irsâli mu‘tâd olan hedâyâ dahi yed-i emânetine teslîm olunup, rû-be-râh-ı ‘azîmet olmuşidi. Nemçe Elçisi Âsitâne-i sa‘âdet'e rû-nihâde ve Büyükelçi irsâli ile hâsıl olan tekellüf-i resmî beyne'd-devleteyn bertaraf olduğundan, sıfru'l-yed ve bilâ-hediyye vârid olduğunu ifade etmekle mukaddemâ Râtib Efendi ile irsâl olunan hediyye istirdâd olunup, Nâme-i hümâyûn ibkā ve mu‘âmele bi'l-misl-i resmî icrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyyelü ile ‘akd-i esâs u mütâreke ‘akabinde Baş-muhasebeci olan İbrâhim Efendi bi'l-irâde Âsitâne'ye ‘avdet edüp, mansıbı hâlî ve bi-hasebi't-tarîk [119b] Baş-muhasebecilik bu Fakīr-i kesîrü't-taksîre tevcîh olunmuşidi. Erbâb-ı kemâl ü maʼrifete bi't-tabʻ bağız olan ba‘zı ehl-i hıkd u hased: \"Baş-muhasebe mansıbı bu hılâlde müvecceh olan şahsa bâ‘is-i tezâyüd-i kadr ü i‘tibâr olup, zımnen esâsın istihsânını müstelzim olmağla, şâyed a‘dâ bu kazıyyeye vâkıf olup, sulhun pesendîde olduğunu zu‘m u ihsâs ve esâsdan hâric ba‘zı teklîfât ile Devlet-i ‘aliyye'yi iz‘âc ede. Her nekadar bu mâddede gadr ü zulm şâ'ibesi mahsûs ise dahi teshîl-i maslahat-ı devlet zımnında yine şân u vekārı muhafaza olunarak mûmâ ileyhin bir hıdmet-i cesîmeye me'mûriyyeti tabî‘at-ı maslahata muvâfık mülâhaza olunur\" demişleridi. Nazm: ‘Âlemde zerre denlü yoğiken vücûdumuz, Müşkil budur ki, zerreden efzûn hasûdumuz.\nTertîb etdikleri kazıyyenin sugrâ vü kübrâsı mukaddimeteyn-i hıkd u hasedden tertîb olunup, netîcesi gadr-ı sarf olduğu nezd-i ferd-i Mülûkâne'de her ne kadar derece-i tahkīke resîde olmuş ise dahi, muktezâ-yı hâl iltizâm olunarak mümâşât olunup, tahdîd-i Bosna veyâhûd Belgrad'da vâki' baʻzı umûr tesviyesi 'unvânıyla me'mûriyyetimiz irâde buyurulup, ol-bâbda hatt-ı hümâyûn dahi vârid olmuşidi. Suver-i me'mûriyyetde bu Fakīr tahyîr olunup, tahdîd mâddesinde baʻzı havâtır zihn-i fâtirde zâhir olup, defiyle tekayyüd ve Nemçelü tarafından teslîm olunacak kılâʻ u mühimmâtın tesellümü tercîh ve Belgrad'a müteveccih olmuşidim. Baş-muhasebe'nin ref i hatt-ı hümâyûnda musarrah değil iken Sivâsî Hasan Efendi ki A ʻyâ min bâkilin ve fart-ı cehl ü gabâvet ile Ahmakun min Hebennekatin misliyle mümâsil ve belki aʻyen-i nâsda bir şahs-ı sâkıt u sâfildir. ‘Amele iștigāl ve merkūm ile [120a] müşterek fî'l-mâhiyye olan bir şahs-ı mümessil-i ‘azîmü'l-heykel ihtilâf-1 lugāt ve tumturâk-ı ıstılâhât ile ‘alâka-i iltihâma nazaran tervîc-i hâl edüp, Nîş'e vusûlümüz günü Baş-muhasebe'yi rübûde-i çengâl-i ihtiyâl eyledi. Nazm: Semend-i tabʻıma reşk ü hasedlerindendir, Beni geçerse bir iki himâr-ı lâ-yefhem, Zemâne ehl-i kemâlin kadîm düşmenidir, Sebük-serânı eder etse suffe-zîb-i niʻam. Bu sebeble mutasarrıf olduğu Anadolu Muhasebesi münhall olup, Vak'a-nüvîslik inzımâmıyla Büyük-tezkireci olan Enverî Sa‘dullah Efendi'ye şâyân u\nmahall görüldü. Bu felâket-zede dahi giryân u nâlân garîk-i yemm-i ye's ü hirmân olarak Belgrad'a vâsıl ve süpürde-i ‘uhde-i sadâkatim olan hıdmet-i mühimmeyi ikmâl ile muntazır-ı ‘inâyet-i Şehriyâr-ı sütûde-hazâyil olmuşidim. Altı mâhdan sonra Asitâne'ye rücû'-ı irâde-i Şâhâne'si vukū' bulup, bir sene-i kâmile bila-mansıb Âsitâne-i saʻâdet'de ikāmet ve me'lûf olduğum vech üzere mütâlaʻa vü mübâheseye inkibâb ile egerçi imrâr-ı vakt etmişidim. Ancak îrâd-ı tabîʻî ve iddihârım olmayup, sadaka-i Pâdişâhî ile teʻayyüş eylediğime binâ'en gerek seferde ve gerek Belgrad'da ve gerek bir sene Asitâne'de ikāmetim hâlinde düyûn-ı kesîre'ye müstağrak ve gayret-i akrân beliyyesiyle dâyire-i ‘Acizânem tefrîk olunmayup, dil-bend-i ‘inâyet-i Hakk olduğuma binâ'en bâre-i kemterânemde âfitâb-ı âlem-tâb-ı merhamet-i Şâhâne lemʻa-rîz-i zuhûr ve tevcîhât vukūʻunda Anadolu Muhasebesi ihsânıyla enbân-ı derûnem mâl-â-mâl sürûr olup, nazm: \n\n Taliʻin olmaz ise burc-ı saʻâdetde kavî, \n Senevî mansıb ile beslemeyesin sen evi. \n\n mefhûmu ile ser-be-ceyb-i endîşe vü tefekkür iken bir iki mâhdan sonra hıdmet-i vekāyi' ile meʼmûr ve müteʻâkıben [120b] ‘atıyye-i behiyye-i Mülûkâne ile manzûr olduğumdan, fi'l-cümle teneffüs ü tereffüh hâletleri nümûdâr ve mirkāt-i kadr ü iʻtibârım vâsıl-ı küngüre-i felek-i devvâr oldu. Câbir-i ‘izam-ı kesîr ve mâlik-i zimâm-ı sagīr ü kebîr olan hazret-i Rabb-i kadîr, Dâver-i bülend-mertebe ve Hudâvend-i sütûde-menkıbe hazretlerini şevket ü ikbâl ile serîr-ârâ-yı bekā vü hulûd ve te'yîd-i dîn ve ihyâ-yı sünen-i Seyyidü'l-mürselîn mekāsıd-ı hayriyyesiyle levha-tırâz-ı şühûd olan tedâbir-i Mülûkâne'sin ber-vefk-ı dil-hâh hayyiz-resân-ı vücûd eyleyüp, hâr-zâr-ı gülşen-serây-ı Saltanat olan eʻâdî-yi dîn ü devleti direvîde-i dâs-ı dest-i Sâhib-kırânî ve köhne-binâ-yı i'mâr-ı bed-hâhân-ı Devlet-i ‘aliyye'yi seyl-âb-ı efken-i batş-ı kahremânîleri eyleye, âmîn.",
          "caption": "Vukū‘ât-ı Dîvâniyye ve tesellüm-i kılâ‘ ez-Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_186.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘ât-ı Dîvâniyye ve tesellüm-i kılâ‘ ez-Nemçe",
          "text": "Rûsiyyelü ile ‘akd-i esâs u mütâreke ‘akabinde Baş-muhasebeci olan İbrâhim Efendi bi'l-irâde Âsitâne'ye ‘avdet edüp, mansıbı hâlî ve bi-hasebi't-tarîk [119b] Baş-muhasebecilik bu Fakīr-i kesîrü't-taksîre tevcîh olunmuşidi. Erbâb-ı kemâl ü maʼrifete bi't-tabʻ bağız olan ba‘zı ehl-i hıkd u hased: \"Baş-muhasebe mansıbı bu hılâlde müvecceh olan şahsa bâ‘is-i tezâyüd-i kadr ü i‘tibâr olup, zımnen esâsın istihsânını müstelzim olmağla, şâyed a‘dâ bu kazıyyeye vâkıf olup, sulhun pesendîde olduğunu zu‘m u ihsâs ve esâsdan hâric ba‘zı teklîfât ile Devlet-i ‘aliyye'yi iz‘âc ede. Her nekadar bu mâddede gadr ü zulm şâ'ibesi mahsûs ise dahi teshîl-i maslahat-ı devlet zımnında yine şân u vekārı muhafaza olunarak mûmâ ileyhin bir hıdmet-i cesîmeye me'mûriyyeti tabî‘at-ı maslahata muvâfık mülâhaza olunur\" demişleridi. Nazm: ‘Âlemde zerre denlü yoğiken vücûdumuz, Müşkil budur ki, zerreden efzûn hasûdumuz.\nTertîb etdikleri kazıyyenin sugrâ vü kübrâsı mukaddimeteyn-i hıkd u hasedden tertîb olunup, netîcesi gadr-ı sarf olduğu nezd-i ferd-i Mülûkâne'de her ne kadar derece-i tahkīke resîde olmuş ise dahi, muktezâ-yı hâl iltizâm olunarak mümâşât olunup, tahdîd-i Bosna veyâhûd Belgrad'da vâki' baʻzı umûr tesviyesi 'unvânıyla me'mûriyyetimiz irâde buyurulup, ol-bâbda hatt-ı hümâyûn dahi vârid olmuşidi. Suver-i me'mûriyyetde bu Fakīr tahyîr olunup, tahdîd mâddesinde baʻzı havâtır zihn-i fâtirde zâhir olup, defiyle tekayyüd ve Nemçelü tarafından teslîm olunacak kılâʻ u mühimmâtın tesellümü tercîh ve Belgrad'a müteveccih olmuşidim. Baş-muhasebe'nin ref i hatt-ı hümâyûnda musarrah değil iken Sivâsî Hasan Efendi ki A ʻyâ min bâkilin ve fart-ı cehl ü gabâvet ile Ahmakun min Hebennekatin misliyle mümâsil ve belki aʻyen-i nâsda bir şahs-ı sâkıt u sâfildir. ‘Amele iștigāl ve merkūm ile [120a] müşterek fî'l-mâhiyye olan bir şahs-ı mümessil-i ‘azîmü'l-heykel ihtilâf-1 lugāt ve tumturâk-ı ıstılâhât ile ‘alâka-i iltihâma nazaran tervîc-i hâl edüp, Nîş'e vusûlümüz günü Baş-muhasebe'yi rübûde-i çengâl-i ihtiyâl eyledi. Nazm: Semend-i tabʻıma reşk ü hasedlerindendir, Beni geçerse bir iki himâr-ı lâ-yefhem, Zemâne ehl-i kemâlin kadîm düşmenidir, Sebük-serânı eder etse suffe-zîb-i niʻam. Bu sebeble mutasarrıf olduğu Anadolu Muhasebesi münhall olup, Vak'a-nüvîslik inzımâmıyla Büyük-tezkireci olan Enverî Sa‘dullah Efendi'ye şâyân u\nmahall görüldü. Bu felâket-zede dahi giryân u nâlân garîk-i yemm-i ye's ü hirmân olarak Belgrad'a vâsıl ve süpürde-i ‘uhde-i sadâkatim olan hıdmet-i mühimmeyi ikmâl ile muntazır-ı ‘inâyet-i Şehriyâr-ı sütûde-hazâyil olmuşidim. Altı mâhdan sonra Asitâne'ye rücû'-ı irâde-i Şâhâne'si vukū' bulup, bir sene-i kâmile bila-mansıb Âsitâne-i saʻâdet'de ikāmet ve me'lûf olduğum vech üzere mütâlaʻa vü mübâheseye inkibâb ile egerçi imrâr-ı vakt etmişidim. Ancak îrâd-ı tabîʻî ve iddihârım olmayup, sadaka-i Pâdişâhî ile teʻayyüş eylediğime binâ'en gerek seferde ve gerek Belgrad'da ve gerek bir sene Asitâne'de ikāmetim hâlinde düyûn-ı kesîre'ye müstağrak ve gayret-i akrân beliyyesiyle dâyire-i ‘Acizânem tefrîk olunmayup, dil-bend-i ‘inâyet-i Hakk olduğuma binâ'en bâre-i kemterânemde âfitâb-ı âlem-tâb-ı merhamet-i Şâhâne lemʻa-rîz-i zuhûr ve tevcîhât vukūʻunda Anadolu Muhasebesi ihsânıyla enbân-ı derûnem mâl-â-mâl sürûr olup, nazm: \n\n Taliʻin olmaz ise burc-ı saʻâdetde kavî, \n Senevî mansıb ile beslemeyesin sen evi. \n\n mefhûmu ile ser-be-ceyb-i endîşe vü tefekkür iken bir iki mâhdan sonra hıdmet-i vekāyi' ile meʼmûr ve müteʻâkıben [120b] ‘atıyye-i behiyye-i Mülûkâne ile manzûr olduğumdan, fi'l-cümle teneffüs ü tereffüh hâletleri nümûdâr ve mirkāt-i kadr ü iʻtibârım vâsıl-ı küngüre-i felek-i devvâr oldu. Câbir-i ‘izam-ı kesîr ve mâlik-i zimâm-ı sagīr ü kebîr olan hazret-i Rabb-i kadîr, Dâver-i bülend-mertebe ve Hudâvend-i sütûde-menkıbe hazretlerini şevket ü ikbâl ile serîr-ârâ-yı bekā vü hulûd ve te'yîd-i dîn ve ihyâ-yı sünen-i Seyyidü'l-mürselîn mekāsıd-ı hayriyyesiyle levha-tırâz-ı şühûd olan tedâbir-i Mülûkâne'sin ber-vefk-ı dil-hâh hayyiz-resân-ı vücûd eyleyüp, hâr-zâr-ı gülşen-serây-ı Saltanat olan eʻâdî-yi dîn ü devleti direvîde-i dâs-ı dest-i Sâhib-kırânî ve köhne-binâ-yı i'mâr-ı bed-hâhân-ı Devlet-i ‘aliyye'yi seyl-âb-ı efken-i batş-ı kahremânîleri eyleye, âmîn."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i maʻmûrede vâkiʻ bilâd-ı muʻazzamanın biri İstanbul şehri olup, kıble-i 'âlem olan Pâdişâh-ı İslâm'a dahi Dârü'l-hilâfe olduğundan meclûbât memâlik şehr-i mezkûrda müctemi' ve etrâfdan vürûd eden tavâyif-i ümem birer cihetle lâ-mahâle bu belde-i tayyibede müntefiʻ olduklarından, [mısra]: \n\n Ve meşrebü'l-'azbi kesîrü'z-zihâm. \n\n mefhûmu üzere ictimâ‘-ı efrâd-ı beşeriyyeden kinâye olarak âdem deryâsı ıtlâkı hakkında sahîh olduğu ve suhûlet-i ma'îşet ve kesb ü celbde bilâ-külfet menfa'at derkâr olduğundan Memâlik-i mahrûsede kâyin ve reʻâyâ makūleleri hars u zirâʻatden hâsıl olan mekâsibi istiklâl ile fevc fevc Âsitâne'ye gelüp, bu sebeble memâlik harâb ve ‘amel-i erbâb-ı dihkanetden arâzî hâlî kalup, ashâb-ı a‘şâr u rüsûm mahrûm u bî-tâb ve 'ale'l-husûs Devlet-i ‘aliyye'nin bir mahalle seferi zuhûr eyledikde, fikdân-ı îrâd ile sunûf-ı mezkûre lagzîde-[121a]pâ-yı halâb-ı ıztırâb olurlar idi. Bu ‘ilel ile Âsitâne-i saʻâdet mecma‘-1 milel ve hasr u şümârdan bîrûn tavâyife makarr u mahall olup, erkân-ı devlet tevsî‘-i rızk-1 nâsda sarf-1 vakt ve ifrâğ-1 cehd ü tâkat ile umûr-ı mühimme-i devleti bu mâddenin fürû‘âtından ‘add ve bâyin-cümle çekdikleri taʻb u kedd-i nâ-güncâ-yı havsala-i resm ü hadd olup, istîlâ-yı kaht ü galâ ile Âsitâne'de hısb u rehâ münʻadim olduğudan başka, Dârü's-saltana'da eclâf-1 nâs ictimâ‘ı mehâzîr-i 'adîdeyi müstelzim ve ihrâk u sirkat âfetlerinin kesretini mûhim olmağla, ‘ukalâ-yı devlet bir mahalle gelüp, bu dâ'-i 'udâlin ‘ilâcını görmek hasren matlûb-ı Şâhâne olmuşidi. 'An-asl üç senede bir esvâk u dekâkin ve mesâkin-i (مساكن) mesâkîn (مساكين) teftîş olup, müddet-i hâdise zarfında vârid olan eşhâs memleketlerine ircâʻ ve evlâd u 'iyâlleriyle terk-i vatan edenleri menʻ için meʻâbir ü mesâlikde mütemekkin hükkâm ü zâbitâna neşr-i evâmir-i Cihân-mutâʻ olunup, taklîl-i nüfûs ile fi'l-cümle refâhiyyet tahsîl olunur iken, bir müddetden berü bu ‘âdet metrûk ve fî-mâ-baʻd bu tarîk meslûk olmak karâr-gîr-i ehl-i reʼy ü tedbîr olmağla, binâ’en-‘alâ-zâlik Âsitâne'de hâlün 'ani'l-'amel olan ecnebî kimseler vilâyetlerine tard u ihrâc ve erbâb-ı hirfetden bî-kayd\nolanların kefîlleri alınup, deftere kayd u idrâc olunduğundan başka, kayd-ı ra'iyyetden âzâd olmak dâ'iyesiyle medrese ve hân ve dükkân köşelerinde mütemekkin olup, müte'ayyinân-ı esnâfa i’tizâd eden esâfil ü evgād dahi mahallerine sevk ü îgād olup, nakl-hâne edenlerin memnûʻiyyeti zımnında müceddeden etrâfa neşr-i ahkâm ve bu nizâm-ı mergūb ber-vech-i istimrâr cârî olmak matlûb-ı hazret-i Tâc-dârî olduğu [121b] me'mûrlara ifade vü ifhâm olundu.",
          "caption": "Zikr-i tahrîr-i erbâb-ı harf ve iclâ-yı bî-kârân ez-Dârü's-sultâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_187.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tahrîr-i erbâb-ı harf ve iclâ-yı bî-kârân ez-Dârü's-sultâne",
          "text": "Memâlik-i maʻmûrede vâkiʻ bilâd-ı muʻazzamanın biri İstanbul şehri olup, kıble-i 'âlem olan Pâdişâh-ı İslâm'a dahi Dârü'l-hilâfe olduğundan meclûbât memâlik şehr-i mezkûrda müctemi' ve etrâfdan vürûd eden tavâyif-i ümem birer cihetle lâ-mahâle bu belde-i tayyibede müntefiʻ olduklarından, [mısra]: \n\n Ve meşrebü'l-'azbi kesîrü'z-zihâm. \n\n mefhûmu üzere ictimâ‘-ı efrâd-ı beşeriyyeden kinâye olarak âdem deryâsı ıtlâkı hakkında sahîh olduğu ve suhûlet-i ma'îşet ve kesb ü celbde bilâ-külfet menfa'at derkâr olduğundan Memâlik-i mahrûsede kâyin ve reʻâyâ makūleleri hars u zirâʻatden hâsıl olan mekâsibi istiklâl ile fevc fevc Âsitâne'ye gelüp, bu sebeble memâlik harâb ve ‘amel-i erbâb-ı dihkanetden arâzî hâlî kalup, ashâb-ı a‘şâr u rüsûm mahrûm u bî-tâb ve 'ale'l-husûs Devlet-i ‘aliyye'nin bir mahalle seferi zuhûr eyledikde, fikdân-ı îrâd ile sunûf-ı mezkûre lagzîde-[121a]pâ-yı halâb-ı ıztırâb olurlar idi. Bu ‘ilel ile Âsitâne-i saʻâdet mecma‘-1 milel ve hasr u şümârdan bîrûn tavâyife makarr u mahall olup, erkân-ı devlet tevsî‘-i rızk-1 nâsda sarf-1 vakt ve ifrâğ-1 cehd ü tâkat ile umûr-ı mühimme-i devleti bu mâddenin fürû‘âtından ‘add ve bâyin-cümle çekdikleri taʻb u kedd-i nâ-güncâ-yı havsala-i resm ü hadd olup, istîlâ-yı kaht ü galâ ile Âsitâne'de hısb u rehâ münʻadim olduğudan başka, Dârü's-saltana'da eclâf-1 nâs ictimâ‘ı mehâzîr-i 'adîdeyi müstelzim ve ihrâk u sirkat âfetlerinin kesretini mûhim olmağla, ‘ukalâ-yı devlet bir mahalle gelüp, bu dâ'-i 'udâlin ‘ilâcını görmek hasren matlûb-ı Şâhâne olmuşidi. 'An-asl üç senede bir esvâk u dekâkin ve mesâkin-i (مساكن) mesâkîn (مساكين) teftîş olup, müddet-i hâdise zarfında vârid olan eşhâs memleketlerine ircâʻ ve evlâd u 'iyâlleriyle terk-i vatan edenleri menʻ için meʻâbir ü mesâlikde mütemekkin hükkâm ü zâbitâna neşr-i evâmir-i Cihân-mutâʻ olunup, taklîl-i nüfûs ile fi'l-cümle refâhiyyet tahsîl olunur iken, bir müddetden berü bu ‘âdet metrûk ve fî-mâ-baʻd bu tarîk meslûk olmak karâr-gîr-i ehl-i reʼy ü tedbîr olmağla, binâ’en-‘alâ-zâlik Âsitâne'de hâlün 'ani'l-'amel olan ecnebî kimseler vilâyetlerine tard u ihrâc ve erbâb-ı hirfetden bî-kayd\nolanların kefîlleri alınup, deftere kayd u idrâc olunduğundan başka, kayd-ı ra'iyyetden âzâd olmak dâ'iyesiyle medrese ve hân ve dükkân köşelerinde mütemekkin olup, müte'ayyinân-ı esnâfa i’tizâd eden esâfil ü evgād dahi mahallerine sevk ü îgād olup, nakl-hâne edenlerin memnûʻiyyeti zımnında müceddeden etrâfa neşr-i ahkâm ve bu nizâm-ı mergūb ber-vech-i istimrâr cârî olmak matlûb-ı hazret-i Tâc-dârî olduğu [121b] me'mûrlara ifade vü ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merkūm Belgrad'da kâyin erbâb-ı fesâddan olup, maktûl Hüsnü i'âneti ile giderek o havâlîyi kabza-i tasarrufuna alup, perr ü zerden ve mukāta‘ât hâsılâtından ve cürm ü cinâyetden emvâl-i kesîre tahsîl ü iddihâr ve reʼâyâ-yı Belgrad'ı müsâderât-ı mütenevvi’a ile izrâr edüp, hal’-i ribka-i itâ’at etmelerine sebeb-i müstakill ve vülât ü hükkâm ve kâffe-i umûrda merkūma mürâca’at edüp, emr ü nehyine mümtesil olurlar idi. Vaktâ ki, Belgrad mahsûr olup, tedarik etdiği emvâl a'dâya nasîb olacağını tevehhüm ü teslîm, kal’ada mahzûr mezkûr bir taraf olduğunu tefehhüm edüp, kal'a-i Pâdişâ[hî'yi] nefs ü mâl-i habîsine fedâ ve gayret-keşân-ı dîn ü devleti igvâ ile on dört gün [z]arfında Belgrad gibi bir kal'a-i hasîni reh-âverd-i makdem-i a‘dâ etmişidi. Başında haşerât-ı nâsdan cem‘-i kesîr müctemi‘ ve suhûletle ele girmesi mümteni‘ olduğundan tertîb-i cezası vakt-i âhara taʻlîk ve şimdilik o havâlînin muhafazası şartıyla Mîr-i mîrânlık verilüp, gerden-i emniyyesi tatvîk ve Koca ‘Abdî Paşa ki, merkūmun yar-ı vefâdârı ve Belgrad'dan Niş'e ‘azîmetinde revâc-dâde-i maksad u kârı idi, merkūmu istishâb edüp, o havâlî vü etrâfın umûruna müsteşâr ve belki kâffe-i şu'ûnâtına herze-kâr edüp, Pajorafça câniblerine merkūmu taslît ü havâle ve Devlet-i 'aliyye'ye mütemahhız u mültecî olan reʼâyâyı istimâle muktezî iken tevsen-i tünd-rev-i zulm ü iʻtisâfı semtlerine icâle ve sedd-i ramak içün i‘dâd eyledikleri hubûbâta varınca gasb edüp, eşk-i hûnîn fukarâyı mânend-i rûd isâle edüp, inʻikād-1 sulh tehakkukunda Belgrad'a tevellâ etmek hulyâlarıyla etrâf u eknâfda der-kemîn-i fursat\nve me’lûf-i zulm ü hasâret olan fitne-sâzân-ı Belgrad'ı başına cemʻ ve bezmine [122a] şem' etmişdi. Belgrad Muhâfızlığı yekke-süvâr-ı meydân-ı celâdet olan Vezîr Ebû Bekir Paşa'ya tevcîh ü tefvîz olunup, Niş'e vüsûlünün haberi merkūmun mihmân-ı ribât-ı sâmia-i yakīni oldukda, be-hükmî \"el-Hâyinü hâyifün\" bu vaz'-ı gayr-i me'mûlden müsteşʻir ü mürteʻiş ve gâh şakk-i ‘asâ ve gah firâr u ihtifâ endîşeleri zihn-i sakīminde müntakış olduğunu Vezîr-i müşârun ileyh idrâk ve fi'l-hâl nasb-ı şebâyik letâyifü'l-hiyel ile merkūmu matmûre-nişîn-i vâdî-yi helâk edüp, tafsîli bu ki, merkūmun reʻâyâ-y-ı müste'nise hakkında etdiği gadr ü hasâret ma'lûm olup, bir takrîb orduya celb ü in‘idâmı tasmîm ve da‘veti mutazammın tarafına hitâben emr-i şerîf takdîm olunmuşidi. Başına gelecek felâket ü ‘ukūbete vâkıf ve ‘azîmetden mütecânif olduğu mütehakkak oldukda, Belgrad muhafazasına meʼmûr olan müşârun ileyhe istîsâliyçün emr-i ‘âlî tesyîr bi-eyy-i hâl ele getürülmesi tahrîr olunup, müşârun ileyh Niş'e vüsûl ve celb-i hâtır ve def-i evhâm u havâtırına meşgûl olup, şöyle ki, orduya me'mûriyyeti baʼzı ‘azâyim-i umûrda istihdâm olunmasına mebnî olup, ‘azîmetden izhâr-ı ‘acz eder ise bu havâlîde istihdâm husūsu orduya tahrîr ve 'afvı fermânı celb olunacağı emr-i yesîrdir. Ancak Belgrad'ın kâffe-i ahvâline muttali' ü vâkıf olmağla li-ecli'l-istişâre: \"Niş'e vürûdları matlûbdur\" zemîni ile birkaç defa tarafından irsâl-i rüsül ü resâyil ve ‘âkıbetü'l-emr Nîş'e dâhil olup, mûceb-i itimînân olur baʻzı mukaddemât-ı ebleh-firîb ile tesliyet vü teʼmîn ve işbu Saferü'l-hayr'ın evâyilinde Niş Serâyı'na kemâ-sebak da‘vet olunup, nerdübândan çıkar iken der-kemîn olan mübârizîn yedinde sevret-i enfâs-ı hayâtı teskîn olundu. [122b] Üç günden sonra habâsetde merkūma mu‘âdil olup, ihfâ-yı cerâyim niyyeti ile Niş cizyesini cibâyete müştagıl olan Kara İsmaîl dahi hânesinde kebs olunup, merkūm bir merd-i\nbehâdır u hâzim olup, refîki Kara Hasan nâm şakī ile miyâne-i ‘askerden çıkup, muhârebe eyleyerek semt-i selâmete ‘âzim oldu. Deli Ahmed Paşa o havâlîde yed-i gālibe sahibi olup, Belgrad'dan me'yûs olduğu hâlde istîsâl ü ihlâkı böyle bir müddebir vezîre sipâriş olunmasa idi, ilâ yevminâ hâzâ o etrâf pây-mâl-i erbâb-ı cevr ü iʻtisâf olup, reʼâyâ cibâl-i şâhikada temekkün ü istikrâr ve Nemçe ulağları nehb ü gārete giriftâr olarak Devlet-i ‘aliyye'yi ta‘cîzden hâlî olmayup, bir gāyile-i hâyile nümûdâr olur idi. Mahzâ yümn ü ve ikbâl-i Şâhâne ile böyle bir gaşûm u zalûm hüsn-i tedbîr ile ‘âlem ü vücûddan maʼdûm ve ‘avene-i havanesi dahi tenhâ-rev-i vâdî-yi hizî vü mezellet olup, birer mahall-i menî'ada ihtifâ ile resm ü cismleri nâ-maʼlûm oldu.",
          "caption": "Î'dâm-ı Mîr-i mîrân Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_188.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Î'dâm-ı Mîr-i mîrân Ahmed Paşa",
          "text": "Merkūm Belgrad'da kâyin erbâb-ı fesâddan olup, maktûl Hüsnü i'âneti ile giderek o havâlîyi kabza-i tasarrufuna alup, perr ü zerden ve mukāta‘ât hâsılâtından ve cürm ü cinâyetden emvâl-i kesîre tahsîl ü iddihâr ve reʼâyâ-yı Belgrad'ı müsâderât-ı mütenevvi’a ile izrâr edüp, hal’-i ribka-i itâ’at etmelerine sebeb-i müstakill ve vülât ü hükkâm ve kâffe-i umûrda merkūma mürâca’at edüp, emr ü nehyine mümtesil olurlar idi. Vaktâ ki, Belgrad mahsûr olup, tedarik etdiği emvâl a'dâya nasîb olacağını tevehhüm ü teslîm, kal’ada mahzûr mezkûr bir taraf olduğunu tefehhüm edüp, kal'a-i Pâdişâ[hî'yi] nefs ü mâl-i habîsine fedâ ve gayret-keşân-ı dîn ü devleti igvâ ile on dört gün [z]arfında Belgrad gibi bir kal'a-i hasîni reh-âverd-i makdem-i a‘dâ etmişidi. Başında haşerât-ı nâsdan cem‘-i kesîr müctemi‘ ve suhûletle ele girmesi mümteni‘ olduğundan tertîb-i cezası vakt-i âhara taʻlîk ve şimdilik o havâlînin muhafazası şartıyla Mîr-i mîrânlık verilüp, gerden-i emniyyesi tatvîk ve Koca ‘Abdî Paşa ki, merkūmun yar-ı vefâdârı ve Belgrad'dan Niş'e ‘azîmetinde revâc-dâde-i maksad u kârı idi, merkūmu istishâb edüp, o havâlî vü etrâfın umûruna müsteşâr ve belki kâffe-i şu'ûnâtına herze-kâr edüp, Pajorafça câniblerine merkūmu taslît ü havâle ve Devlet-i 'aliyye'ye mütemahhız u mültecî olan reʼâyâyı istimâle muktezî iken tevsen-i tünd-rev-i zulm ü iʻtisâfı semtlerine icâle ve sedd-i ramak içün i‘dâd eyledikleri hubûbâta varınca gasb edüp, eşk-i hûnîn fukarâyı mânend-i rûd isâle edüp, inʻikād-1 sulh tehakkukunda Belgrad'a tevellâ etmek hulyâlarıyla etrâf u eknâfda der-kemîn-i fursat\nve me’lûf-i zulm ü hasâret olan fitne-sâzân-ı Belgrad'ı başına cemʻ ve bezmine [122a] şem' etmişdi. Belgrad Muhâfızlığı yekke-süvâr-ı meydân-ı celâdet olan Vezîr Ebû Bekir Paşa'ya tevcîh ü tefvîz olunup, Niş'e vüsûlünün haberi merkūmun mihmân-ı ribât-ı sâmia-i yakīni oldukda, be-hükmî \"el-Hâyinü hâyifün\" bu vaz'-ı gayr-i me'mûlden müsteşʻir ü mürteʻiş ve gâh şakk-i ‘asâ ve gah firâr u ihtifâ endîşeleri zihn-i sakīminde müntakış olduğunu Vezîr-i müşârun ileyh idrâk ve fi'l-hâl nasb-ı şebâyik letâyifü'l-hiyel ile merkūmu matmûre-nişîn-i vâdî-yi helâk edüp, tafsîli bu ki, merkūmun reʻâyâ-y-ı müste'nise hakkında etdiği gadr ü hasâret ma'lûm olup, bir takrîb orduya celb ü in‘idâmı tasmîm ve da‘veti mutazammın tarafına hitâben emr-i şerîf takdîm olunmuşidi. Başına gelecek felâket ü ‘ukūbete vâkıf ve ‘azîmetden mütecânif olduğu mütehakkak oldukda, Belgrad muhafazasına meʼmûr olan müşârun ileyhe istîsâliyçün emr-i ‘âlî tesyîr bi-eyy-i hâl ele getürülmesi tahrîr olunup, müşârun ileyh Niş'e vüsûl ve celb-i hâtır ve def-i evhâm u havâtırına meşgûl olup, şöyle ki, orduya me'mûriyyeti baʼzı ‘azâyim-i umûrda istihdâm olunmasına mebnî olup, ‘azîmetden izhâr-ı ‘acz eder ise bu havâlîde istihdâm husūsu orduya tahrîr ve 'afvı fermânı celb olunacağı emr-i yesîrdir. Ancak Belgrad'ın kâffe-i ahvâline muttali' ü vâkıf olmağla li-ecli'l-istişâre: \"Niş'e vürûdları matlûbdur\" zemîni ile birkaç defa tarafından irsâl-i rüsül ü resâyil ve ‘âkıbetü'l-emr Nîş'e dâhil olup, mûceb-i itimînân olur baʻzı mukaddemât-ı ebleh-firîb ile tesliyet vü teʼmîn ve işbu Saferü'l-hayr'ın evâyilinde Niş Serâyı'na kemâ-sebak da‘vet olunup, nerdübândan çıkar iken der-kemîn olan mübârizîn yedinde sevret-i enfâs-ı hayâtı teskîn olundu. [122b] Üç günden sonra habâsetde merkūma mu‘âdil olup, ihfâ-yı cerâyim niyyeti ile Niş cizyesini cibâyete müştagıl olan Kara İsmaîl dahi hânesinde kebs olunup, merkūm bir merd-i\nbehâdır u hâzim olup, refîki Kara Hasan nâm şakī ile miyâne-i ‘askerden çıkup, muhârebe eyleyerek semt-i selâmete ‘âzim oldu. Deli Ahmed Paşa o havâlîde yed-i gālibe sahibi olup, Belgrad'dan me'yûs olduğu hâlde istîsâl ü ihlâkı böyle bir müddebir vezîre sipâriş olunmasa idi, ilâ yevminâ hâzâ o etrâf pây-mâl-i erbâb-ı cevr ü iʻtisâf olup, reʼâyâ cibâl-i şâhikada temekkün ü istikrâr ve Nemçe ulağları nehb ü gārete giriftâr olarak Devlet-i ‘aliyye'yi ta‘cîzden hâlî olmayup, bir gāyile-i hâyile nümûdâr olur idi. Mahzâ yümn ü ve ikbâl-i Şâhâne ile böyle bir gaşûm u zalûm hüsn-i tedbîr ile ‘âlem ü vücûddan maʼdûm ve ‘avene-i havanesi dahi tenhâ-rev-i vâdî-yi hizî vü mezellet olup, birer mahall-i menî'ada ihtifâ ile resm ü cismleri nâ-maʼlûm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'un Şumnu meştâsına duhûlü mukaddemâ ‘atebe-i 'ulyânın ‘arz u takdîm olunduğuna binâ'en tavâyif-i ‘askeriyyenin iki kıst mevâcibleri Hazîne-i hümâyûn'dan ihrâc olunup, teşrîfât-ı seniyye ile meştâ-yı Şumnu'ya irsâl olunması husûsuna irâde-i Şâhâne te‘alluk edüp, hıdmet-i mezkûre hâlâ Silahdâr-ı Hazret-i Şehriyârî 'Abdullah Ağa'nın mahmûl-i dûş-i himmeti kılınup, işbu Cumâdelûlâ'nın on sekizinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh meştâya vâsıl ve hâmil olduğu hatt-ı hümâyûn Sadrıaʼzam tarafından hatavât-ı tebcîl ile istikbâl ve ‘alâ ru’ûsi'l-eşhâd kırâʼat olunup, mefhûm-ı münîfi maʻlûm, eʻâlî vü esâfil ve ihsân olununan bir sevb-i [123a] semmûr, zîver-‘âtik-i i’tibâr ve bir kabza hançer-i süreyyâ-cevher, arâyiş-i miyân-bend-i ‘izz ü vakār-ı Sadr-ı ‘âlî-mikdâr olup, sunûf-1 ‘askeriyyeye muhtass olan idrârât-ı hazret-i Şehriyârî dahi tevzîʻ ve bu sebeble ocağlunun dâyire-i maʻîşetleri tevsîʻ ve birkaç günden sonra Ağa-yı mûmâ ileyh rû-be-râh-ı Dergâh-ı refîʻ oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve zuhûr-ı teşrîfât ez-cânib-i Şehriyâr-ı güzîde-menâkıb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_189.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve zuhûr-ı teşrîfât ez-cânib-i Şehriyâr-ı güzîde-menâkıb",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'un Şumnu meştâsına duhûlü mukaddemâ ‘atebe-i 'ulyânın ‘arz u takdîm olunduğuna binâ'en tavâyif-i ‘askeriyyenin iki kıst mevâcibleri Hazîne-i hümâyûn'dan ihrâc olunup, teşrîfât-ı seniyye ile meştâ-yı Şumnu'ya irsâl olunması husûsuna irâde-i Şâhâne te‘alluk edüp, hıdmet-i mezkûre hâlâ Silahdâr-ı Hazret-i Şehriyârî 'Abdullah Ağa'nın mahmûl-i dûş-i himmeti kılınup, işbu Cumâdelûlâ'nın on sekizinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh meştâya vâsıl ve hâmil olduğu hatt-ı hümâyûn Sadrıaʼzam tarafından hatavât-ı tebcîl ile istikbâl ve ‘alâ ru’ûsi'l-eşhâd kırâʼat olunup, mefhûm-ı münîfi maʻlûm, eʻâlî vü esâfil ve ihsân olununan bir sevb-i [123a] semmûr, zîver-‘âtik-i i’tibâr ve bir kabza hançer-i süreyyâ-cevher, arâyiş-i miyân-bend-i ‘izz ü vakār-ı Sadr-ı ‘âlî-mikdâr olup, sunûf-1 ‘askeriyyeye muhtass olan idrârât-ı hazret-i Şehriyârî dahi tevzîʻ ve bu sebeble ocağlunun dâyire-i maʻîşetleri tevsîʻ ve birkaç günden sonra Ağa-yı mûmâ ileyh rû-be-râh-ı Dergâh-ı refîʻ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i 'aliyye tarafından mükâlemeye me'mûr olan murahhaslar Yaş Kasabası'na vusûl ve Rûsiyye murahhaslarıyla mükâlemeye meşgül oldukları hılâlde Feld Mareşal olan Potemkin ki, devleti tarafından nâzır-ı umûr-ı mükâleme idi, bir müddetden berü bîmâr ve bu esnâda vâsıl-ı dereke-i nâr olmağla mükâleme pes-mânde-i 'ukde-i te'hîr ve Rûsiyye murahhasları keyfiyyeti devletlerine tahrîr eylediklerine binâ'en mükâlemeden mütecennib ü mütenekkib ve nâzır-ı mükâleme zuhûruna müterakkıb olmuşlar idi. Yigirmi beş günden sonra Rûsiyyelü'nün kançılarya ya'nî bilâ-teşbîh reîsülküttâbları olan şahıs Yaş'a gelüp, tekrâr mükâlemeye şürûʻ u mübâşeret olundukda, Kuban cânibinde olan akvâmın serbest olmaları ve istirdâd-ı erâzî zımnında bedel verilmesi ve Cezayirlü tarafından sefînelerine zarar terettüb eder ise, Nemçelü'nün şartı üzere tazmîn olunmak mâddeleri mesfûr tarafından der-meyân ve zikr olunan mevâdd esâs kâğıdında sarâhaten ve kinâyeten mezkûr olmayup, belki bu îrâdâtı defʻ eder ‘ibârât-ı vâzıha mevcûd olduğu beyân olunup, mesfûr galebe-i kuvve-i istidrâciyyeye igtirâren iddi‘âsında ısrâr eylediği bedîdâr oldukda, nâçâr keyfiyyet Mevkib-i hümâyûn tarafına işʻâr olunmuşidi. Rûsiyyelü'nün da‘vâsı vazʻ olunan [124b] esâsdan hâric ve fâyidetün-mâ husûlüne mebnî olduğu sudûr-ı erbâb-ı şuʻûrda muhtelic olmağla, izhâr-ı metânet ve mevrid-i esâsa teşebbüs ile teshîl-i maslahat husûsları eğerçi Sadrıaʻzam tarafından murahhaslara işâret olundu. Ancak mâddede ruʻûnet-i düşmen mübeyyen olur ise lâ-muhâle iʻâde-i hengâme-i harb lâzım geleceği mülâhazaları vârid-i havâtır ve husûn u sügūrun istihkâmı zımnında fi'l-hâl neşr-i evâmir olunduğundan gayri, mürettebât-ı seferiyyeye kemâ-yenbagī ihtimâm ve evvel behârda muhârebeye tesaddî olunacağı etrâf u eknâfa i‘lâm olunup, murahhaslar dahi pâ-ber-câ-yı merkez-i sebât oldular ise dahi me'yûs-ı semere-i mübâhasât oldular. Bundan sonra Mükâleme Nâzırı mevâdd-ı merkūmenin kabûlü zımnında kendi tarafından Baruc nâm kâfiri meştâ-yı Ordu-yi\nhümâyûn'a irsâl ve mesfûr dahi tervîc-i maslahat zımnında vâfir kīl ü kāll edüp, bilâhare Kethudâ-yı Sadrıaʻzamî Mustafâ Reşîd Efendi gâh ‘unf ve gâh lütf sûretinde esâsdan hâric mevâddı Devlet-i 'aliyye bir tarîk ile kabûl etmeyüp, müceddeden feth-i bâb-ı muhârebe lâzım geldiğini ifâde ile mesfûru iʻâde edüp, Nâzır-ı mersûm ez-ser-i nev işti‘âl-i nâr-ı peykâr vukū’unu cezm ile iddi‘âsını tehvîn ve esâsdan hâric olarak ancak Kuban ve Cezayir halkından zuhûr eyleyecek mazarratı tazmîn husûsuna kanâʻat ve Devlet-i ‘aliyye murahhasları dahi ol vechile inʻikād-ı musâlahaya rağbet edüp, tarafeynden şürût-ı mühâdene mâdde-be-mâdde tahrîr ü temhîr ve Mevkib-i hümâyûn tarafına tesyîr olundu. [Mısra]: Be-bîn tefâvut-ı reh ez-kocâst tâ be-kocâ",
          "caption": "İcmâl-i mübâhase-i murahhasân ve in’ikād-ı musâlaha-i Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_190.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i mübâhase-i murahhasân ve in’ikād-ı musâlaha-i Rûsiyye",
          "text": "Devlet-i 'aliyye tarafından mükâlemeye me'mûr olan murahhaslar Yaş Kasabası'na vusûl ve Rûsiyye murahhaslarıyla mükâlemeye meşgül oldukları hılâlde Feld Mareşal olan Potemkin ki, devleti tarafından nâzır-ı umûr-ı mükâleme idi, bir müddetden berü bîmâr ve bu esnâda vâsıl-ı dereke-i nâr olmağla mükâleme pes-mânde-i 'ukde-i te'hîr ve Rûsiyye murahhasları keyfiyyeti devletlerine tahrîr eylediklerine binâ'en mükâlemeden mütecennib ü mütenekkib ve nâzır-ı mükâleme zuhûruna müterakkıb olmuşlar idi. Yigirmi beş günden sonra Rûsiyyelü'nün kançılarya ya'nî bilâ-teşbîh reîsülküttâbları olan şahıs Yaş'a gelüp, tekrâr mükâlemeye şürûʻ u mübâşeret olundukda, Kuban cânibinde olan akvâmın serbest olmaları ve istirdâd-ı erâzî zımnında bedel verilmesi ve Cezayirlü tarafından sefînelerine zarar terettüb eder ise, Nemçelü'nün şartı üzere tazmîn olunmak mâddeleri mesfûr tarafından der-meyân ve zikr olunan mevâdd esâs kâğıdında sarâhaten ve kinâyeten mezkûr olmayup, belki bu îrâdâtı defʻ eder ‘ibârât-ı vâzıha mevcûd olduğu beyân olunup, mesfûr galebe-i kuvve-i istidrâciyyeye igtirâren iddi‘âsında ısrâr eylediği bedîdâr oldukda, nâçâr keyfiyyet Mevkib-i hümâyûn tarafına işʻâr olunmuşidi. Rûsiyyelü'nün da‘vâsı vazʻ olunan [124b] esâsdan hâric ve fâyidetün-mâ husûlüne mebnî olduğu sudûr-ı erbâb-ı şuʻûrda muhtelic olmağla, izhâr-ı metânet ve mevrid-i esâsa teşebbüs ile teshîl-i maslahat husûsları eğerçi Sadrıaʻzam tarafından murahhaslara işâret olundu. Ancak mâddede ruʻûnet-i düşmen mübeyyen olur ise lâ-muhâle iʻâde-i hengâme-i harb lâzım geleceği mülâhazaları vârid-i havâtır ve husûn u sügūrun istihkâmı zımnında fi'l-hâl neşr-i evâmir olunduğundan gayri, mürettebât-ı seferiyyeye kemâ-yenbagī ihtimâm ve evvel behârda muhârebeye tesaddî olunacağı etrâf u eknâfa i‘lâm olunup, murahhaslar dahi pâ-ber-câ-yı merkez-i sebât oldular ise dahi me'yûs-ı semere-i mübâhasât oldular. Bundan sonra Mükâleme Nâzırı mevâdd-ı merkūmenin kabûlü zımnında kendi tarafından Baruc nâm kâfiri meştâ-yı Ordu-yi\nhümâyûn'a irsâl ve mesfûr dahi tervîc-i maslahat zımnında vâfir kīl ü kāll edüp, bilâhare Kethudâ-yı Sadrıaʻzamî Mustafâ Reşîd Efendi gâh ‘unf ve gâh lütf sûretinde esâsdan hâric mevâddı Devlet-i 'aliyye bir tarîk ile kabûl etmeyüp, müceddeden feth-i bâb-ı muhârebe lâzım geldiğini ifâde ile mesfûru iʻâde edüp, Nâzır-ı mersûm ez-ser-i nev işti‘âl-i nâr-ı peykâr vukū’unu cezm ile iddi‘âsını tehvîn ve esâsdan hâric olarak ancak Kuban ve Cezayir halkından zuhûr eyleyecek mazarratı tazmîn husûsuna kanâʻat ve Devlet-i ‘aliyye murahhasları dahi ol vechile inʻikād-ı musâlahaya rağbet edüp, tarafeynden şürût-ı mühâdene mâdde-be-mâdde tahrîr ü temhîr ve Mevkib-i hümâyûn tarafına tesyîr olundu. [Mısra]: Be-bîn tefâvut-ı reh ez-kocâst tâ be-kocâ"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evvelki şart: Devleteyn beyninde mesbûk olan muâdât def ü ahlâf u a‘kāb ve tarafeyn halkı miyânında [125a] berren ve bahran sulh cârî olup, tarafeyn üserâsı ıtlâk ve töhmet ile terk-i diyâr edenlerin emvâl ü emlâkları baʻde's-sulh verilüp, memleketlerinde ikāmetleri câyiz ola.\n\nİkinci şart: Kaynarca Musâlahası ve sâyir 'ahid-nâmeler ki sinîn-i muhtelife ile devleteyn beyninde vukūʻ bulmuşdur, cümlesi düstûru'l-‘amel olmak[na].\n\nÜçüncü şart: İle'l-ebed Nehr-i Turla iki devletin sınuru ola. Şöyle ki, Rûsiyyelü'nün hudûdu Turla'ya degin imtidâd oluna ve nehr-i merbûzun sol tarafında olan erâzî Rûsiyyelü'de kalup, sağ tarafında olan erâzî Devlet-i ‘aliyye'ye redd oluna.\n\nDördüncü mâdde: Esâsın şart-ı râbiʻi mefhûmunca hudûd-ı devleteyn işbu muhârebeye gelince ne vechile ise yine ol vechile olup, Rûsiyyelü'nün bu muhârebede istilâ eyledikleri yerler ve kal‘alar ‘alâ-hâlihâ ve bi-cümletihâ Devlet-i ‘aliyye'ye redd olunup, Eflak ve Boğdan memleketleri dahi mukaddem vukūʻ bulan muʻâhede üzere Devlet-i 'aliyye'ye terk oluna.\n\nBeşinci mâdde: Tiflis Hânı'nın memleketine Çıldır vâlîleri tarafından taʻarruz olunma<mak>[ya].\nAltıncı mâdde: Nehr-i Kuban'nın sol tarafında mütemekkin tavâyif ü kabâyil-i Devlet-i ‘aliyye Rûsiyyelü zabtında olan memleketlere tecavüz etmeyüp, ızrârdan men' oluna ve eğer def‘-i zarar müddet-i mu‘ayyene zarfında hâsıl olmazsa vukū‘ bulan zararı Devlet-i ‘aliyye hazînesinden ber-vech-i tazmîn edâ ede.\n\nYedinci mâdde: Kezâlik Cezayir ve Tunus ve Garb Ocağları, Rûsiyye sefâyinine taʻarruz eylediği hâlde şart-ı mezkûr cârî ola.\n\nSekizinci mâdde: Rûsiyyelü'den bi'l-irâde İslâm'a gelen ve kezâlik tenassur edenlere müdahale olunmayup, tarafeynden bi'l-cümle üsârâ bilâ-semen ü mukābele âzâd oluna.\n\nDokuzuncu mâdde: Temessükler temhîrinden sonra berr ü bahrda [125b] olan tarafeyn ‘asâkirine ihbâr-ı sulh işâʻa oluna.\n\nOnuncu mâdde: Mu’teber Büyük Elçiler taʻyîn oluna.\n\nOnbirinci madde: Devlet-i ‘aliyye sularından ve memâlikinden Rûsiyye ‘askeri vakt ü hâle mutâbık evkātda çekilüp, diyârlarına gideler.\n\nOnikinci mâdde: Tarafeyn senedleri iki haftada ve kābil olur ise dahi ekall müddetde mübadele oluna.\n\nOnüçüncü mâdde: Musâlaha tasdîk-nâmeleri beş haftada mübâdele oluna.",
          "caption": "İcmâl-i şürût-ı musâlaha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_191.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i şürût-ı musâlaha",
          "text": "Evvelki şart: Devleteyn beyninde mesbûk olan muâdât def ü ahlâf u a‘kāb ve tarafeyn halkı miyânında [125a] berren ve bahran sulh cârî olup, tarafeyn üserâsı ıtlâk ve töhmet ile terk-i diyâr edenlerin emvâl ü emlâkları baʻde's-sulh verilüp, memleketlerinde ikāmetleri câyiz ola.\n\nİkinci şart: Kaynarca Musâlahası ve sâyir 'ahid-nâmeler ki sinîn-i muhtelife ile devleteyn beyninde vukūʻ bulmuşdur, cümlesi düstûru'l-‘amel olmak[na].\n\nÜçüncü şart: İle'l-ebed Nehr-i Turla iki devletin sınuru ola. Şöyle ki, Rûsiyyelü'nün hudûdu Turla'ya degin imtidâd oluna ve nehr-i merbûzun sol tarafında olan erâzî Rûsiyyelü'de kalup, sağ tarafında olan erâzî Devlet-i ‘aliyye'ye redd oluna.\n\nDördüncü mâdde: Esâsın şart-ı râbiʻi mefhûmunca hudûd-ı devleteyn işbu muhârebeye gelince ne vechile ise yine ol vechile olup, Rûsiyyelü'nün bu muhârebede istilâ eyledikleri yerler ve kal‘alar ‘alâ-hâlihâ ve bi-cümletihâ Devlet-i ‘aliyye'ye redd olunup, Eflak ve Boğdan memleketleri dahi mukaddem vukūʻ bulan muʻâhede üzere Devlet-i 'aliyye'ye terk oluna.\n\nBeşinci mâdde: Tiflis Hânı'nın memleketine Çıldır vâlîleri tarafından taʻarruz olunma<mak>[ya].\nAltıncı mâdde: Nehr-i Kuban'nın sol tarafında mütemekkin tavâyif ü kabâyil-i Devlet-i ‘aliyye Rûsiyyelü zabtında olan memleketlere tecavüz etmeyüp, ızrârdan men' oluna ve eğer def‘-i zarar müddet-i mu‘ayyene zarfında hâsıl olmazsa vukū‘ bulan zararı Devlet-i ‘aliyye hazînesinden ber-vech-i tazmîn edâ ede.\n\nYedinci mâdde: Kezâlik Cezayir ve Tunus ve Garb Ocağları, Rûsiyye sefâyinine taʻarruz eylediği hâlde şart-ı mezkûr cârî ola.\n\nSekizinci mâdde: Rûsiyyelü'den bi'l-irâde İslâm'a gelen ve kezâlik tenassur edenlere müdahale olunmayup, tarafeynden bi'l-cümle üsârâ bilâ-semen ü mukābele âzâd oluna.\n\nDokuzuncu mâdde: Temessükler temhîrinden sonra berr ü bahrda [125b] olan tarafeyn ‘asâkirine ihbâr-ı sulh işâʻa oluna.\n\nOnuncu mâdde: Mu’teber Büyük Elçiler taʻyîn oluna.\n\nOnbirinci madde: Devlet-i ‘aliyye sularından ve memâlikinden Rûsiyye ‘askeri vakt ü hâle mutâbık evkātda çekilüp, diyârlarına gideler.\n\nOnikinci mâdde: Tarafeyn senedleri iki haftada ve kābil olur ise dahi ekall müddetde mübadele oluna.\n\nOnüçüncü mâdde: Musâlaha tasdîk-nâmeleri beş haftada mübâdele oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir takrîb dâhil-i katâr-ı hâcegân olan Zindân Kâtibi ki, ser-mest-i nefs ü hevâ ve seng-endâz-ı şîşe-i şerm ü hayâdır, hem-civârı olan Nakīb-zâde Monla'yı müte'alliklerinin birinin hıtân sûruna davet edüp, nazm: \n\nTertîb-i bezm-i sûr bu ‘âlemde sâkiyâ, \nDef‘-i humâr-ı ‘işrete bir nev behânedir. \n\nmefhûmu üzere kendüsü ser-halka-i cemʻiyyet ve herze-vekîl-i dâyire-i vekāhat olup, sâkiyân-ı nîm-mest ve şarâbdârân-ı ‘âşık-perest ile bezm-i dil-ârâsını nümûne-nümâ-yı nigâr, hâne-i çîn ve nakl-i gûnâ-gûn ve eşribe-i tarab-efzûn ile meclis-i insi tezyîn eylemişdi. Nazm:\nEy sâkī-yi 'işve-kâr u tannâz,\nSer-mest-i harâb-ı bâde-i nâz,\nBast ile bisât-ı inbisâtı,\nKerem eyle çû-bâde ihtilâtı,\nBazâr-ı safâ yine kurulsun,\nMey nakd-i revân gibi sürülsün,\nHer şahs bu bezme mahrem olmaz,\nHer destine câm alan cemm olmaz.\n\nterâneleriyle dem-sâz-ı ‘âlem-i âb ve tenâvül-i tâs ve te’âtî-yi kâs ile, nazm:\n\nKum feskinî ve da‘i'r-reșâde li-ehlihi,\nİnne'ş-şebâbe matiyyetü'l-âsâmi,\nVe izâ'l-hümûmü tețâvelet fâțlub lehâ,\n'Îşen, müdâmen bi'l-tizâmi müdâmi,\nSahbe'e testaʻu fi'l-küûsi keʼennehâ,\nŞemsün tükallibü-hâ büdürü temâmi,\nVe tekâdü tehfâ rikkaten ve lețâfeten,\nLev lem yühayyilhâ [126a] hayâle'l-câmi.\n\nneşâyidini dîvân-ı hasb-i hâlden intihâb ile sürûd-ârâ-yı nâdî-yi ahbâb olup, keyfiyyet-i sahbâ-yı gam-zed ile mirât-ı hâtırları mücellâ oldukda, nazm:\n\nVe-lâ teşrab bi-lâ nâyin veʻûdin,\nFe-inne'l-hayle teşrabü bi's-safir.\nmefhûmu üzere tabîʻatları istimâ'-1 egānîye temâyül ve fi'l-hâl hunya-gerân-ı hôş-nevâz ve mutribân-ı hûb-avâz tedarik ü ihzârıyla tevbîh ü serzeniş-i ‘avâzilden tegāfül eylediler. Nazm: \n\n Gamın câna handek-i kârgeridir, \n Def niçe belâmıza siperdir, \n Korkar ki yiye tapunca muhkem, \n Def dâyiresine uğramaz gam, \n Mutrib nefesin müdâm olsun, \n Bizden demine selâm olsun, \n Ve lülesiyle nevâ-sâz-i bezm-i ‘işret. \n\n ve giderek bir rakkās mütenâsibü'l-ihtizâz celbi ile tekmîl esbâb-ı ünsiyyet eylediler. Nazm: \n\n Ve râkısin şibhe ğusni'l-bâni kâmethü, \n Tekâdü tezhebü rûhî fî-tenakkulihi, \n Lâ yestekırrü lehü fî-raksıhi kademün, \n Ke'ennemâ nârü kalbî tahte ercülihi. \n\n Îkā'ât-ı mütenâsibe ve harekât-ı mütevâfıka ile rakkās-ı mezkûr sayd-ı kulûb-ı huzzâr ve tehyîc-i garâm-ı nüzzâr etmek hasebiyle miyânede dâʻîye-i rekābet bedîdâr ve 'adâvet ü buğz aşikâr olup, te’sîr-i nâr-ı muhabbet ve serayân-ı harâ[re]t-i şevk ü meveddet ile ahadühümâ âhara tahvîl-i nazar ve giderek sell-i hançer ve ‘arz-ı şeşper edüp, münâdemeleri müşâtemeye ve musâhabeleri mühâsameye mübeddel olup, sadâ-yı mestâne ve ‘arbede-i rindâneleri âfâk-gîr ve bu vaz‘-1 nâ-ber-câ vâsıl-1 sem‘-i Şehriyâr-ı 'adâlet-semîr olmağla, merkūm Zindân Kâtibi ve birâderi ve Nakīb-zâde Kıbrıs'a nefy ü iclâ ve tesvîlât-ı şeytâniyyeden münba'is olan hareket-i nâ-ber-cânın mükâfâtı haklarında icrâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i baʻzı bî-edebân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_192.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i baʻzı bî-edebân",
          "text": "Bir takrîb dâhil-i katâr-ı hâcegân olan Zindân Kâtibi ki, ser-mest-i nefs ü hevâ ve seng-endâz-ı şîşe-i şerm ü hayâdır, hem-civârı olan Nakīb-zâde Monla'yı müte'alliklerinin birinin hıtân sûruna davet edüp, nazm: \n\nTertîb-i bezm-i sûr bu ‘âlemde sâkiyâ, \nDef‘-i humâr-ı ‘işrete bir nev behânedir. \n\nmefhûmu üzere kendüsü ser-halka-i cemʻiyyet ve herze-vekîl-i dâyire-i vekāhat olup, sâkiyân-ı nîm-mest ve şarâbdârân-ı ‘âşık-perest ile bezm-i dil-ârâsını nümûne-nümâ-yı nigâr, hâne-i çîn ve nakl-i gûnâ-gûn ve eşribe-i tarab-efzûn ile meclis-i insi tezyîn eylemişdi. Nazm:\nEy sâkī-yi 'işve-kâr u tannâz,\nSer-mest-i harâb-ı bâde-i nâz,\nBast ile bisât-ı inbisâtı,\nKerem eyle çû-bâde ihtilâtı,\nBazâr-ı safâ yine kurulsun,\nMey nakd-i revân gibi sürülsün,\nHer şahs bu bezme mahrem olmaz,\nHer destine câm alan cemm olmaz.\n\nterâneleriyle dem-sâz-ı ‘âlem-i âb ve tenâvül-i tâs ve te’âtî-yi kâs ile, nazm:\n\nKum feskinî ve da‘i'r-reșâde li-ehlihi,\nİnne'ş-şebâbe matiyyetü'l-âsâmi,\nVe izâ'l-hümûmü tețâvelet fâțlub lehâ,\n'Îşen, müdâmen bi'l-tizâmi müdâmi,\nSahbe'e testaʻu fi'l-küûsi keʼennehâ,\nŞemsün tükallibü-hâ büdürü temâmi,\nVe tekâdü tehfâ rikkaten ve lețâfeten,\nLev lem yühayyilhâ [126a] hayâle'l-câmi.\n\nneşâyidini dîvân-ı hasb-i hâlden intihâb ile sürûd-ârâ-yı nâdî-yi ahbâb olup, keyfiyyet-i sahbâ-yı gam-zed ile mirât-ı hâtırları mücellâ oldukda, nazm:\n\nVe-lâ teşrab bi-lâ nâyin veʻûdin,\nFe-inne'l-hayle teşrabü bi's-safir.\nmefhûmu üzere tabîʻatları istimâ'-1 egānîye temâyül ve fi'l-hâl hunya-gerân-ı hôş-nevâz ve mutribân-ı hûb-avâz tedarik ü ihzârıyla tevbîh ü serzeniş-i ‘avâzilden tegāfül eylediler. Nazm: \n\n Gamın câna handek-i kârgeridir, \n Def niçe belâmıza siperdir, \n Korkar ki yiye tapunca muhkem, \n Def dâyiresine uğramaz gam, \n Mutrib nefesin müdâm olsun, \n Bizden demine selâm olsun, \n Ve lülesiyle nevâ-sâz-i bezm-i ‘işret. \n\n ve giderek bir rakkās mütenâsibü'l-ihtizâz celbi ile tekmîl esbâb-ı ünsiyyet eylediler. Nazm: \n\n Ve râkısin şibhe ğusni'l-bâni kâmethü, \n Tekâdü tezhebü rûhî fî-tenakkulihi, \n Lâ yestekırrü lehü fî-raksıhi kademün, \n Ke'ennemâ nârü kalbî tahte ercülihi. \n\n Îkā'ât-ı mütenâsibe ve harekât-ı mütevâfıka ile rakkās-ı mezkûr sayd-ı kulûb-ı huzzâr ve tehyîc-i garâm-ı nüzzâr etmek hasebiyle miyânede dâʻîye-i rekābet bedîdâr ve 'adâvet ü buğz aşikâr olup, te’sîr-i nâr-ı muhabbet ve serayân-ı harâ[re]t-i şevk ü meveddet ile ahadühümâ âhara tahvîl-i nazar ve giderek sell-i hançer ve ‘arz-ı şeşper edüp, münâdemeleri müşâtemeye ve musâhabeleri mühâsameye mübeddel olup, sadâ-yı mestâne ve ‘arbede-i rindâneleri âfâk-gîr ve bu vaz‘-1 nâ-ber-câ vâsıl-1 sem‘-i Şehriyâr-ı 'adâlet-semîr olmağla, merkūm Zindân Kâtibi ve birâderi ve Nakīb-zâde Kıbrıs'a nefy ü iclâ ve tesvîlât-ı şeytâniyyeden münba'is olan hareket-i nâ-ber-cânın mükâfâtı haklarında icrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "‘İzzet Paşa kaynı İsmaîl Ağa'nın Tersâne Emâneti'nde [126b] nâs ile dâd u sitedi olup, ashâb-ı hukūk tekāzâ etdikçe min-gayr-i vech: \"Malınız mîrîdedir\" deyü mümâtale ve birkaç defʻa hakkında iştikâ olunup, iskâtları irâde olundukca muhâvere vü mücadele etmekle hakkında nâr-ı infi’âl-i Şâhâne ‘alev-gîr olup, Kapucu-başılığı ref ve 'ala-tarîkı'n-nefy Kıbrıs cezîresinde defʻ olundu.",
          "caption": "Nefy-i İsmaʻîl Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_193.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i İsmaʻîl Ağa",
          "text": "‘İzzet Paşa kaynı İsmaîl Ağa'nın Tersâne Emâneti'nde [126b] nâs ile dâd u sitedi olup, ashâb-ı hukūk tekāzâ etdikçe min-gayr-i vech: \"Malınız mîrîdedir\" deyü mümâtale ve birkaç defʻa hakkında iştikâ olunup, iskâtları irâde olundukca muhâvere vü mücadele etmekle hakkında nâr-ı infi’âl-i Şâhâne ‘alev-gîr olup, Kapucu-başılığı ref ve 'ala-tarîkı'n-nefy Kıbrıs cezîresinde defʻ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʻalî kapucu-başılarından İznikī ‘Ali Bey'in baʻzı muhassenâtı ve hıdmet-i Devlet-i ʻaliyye'ye liyâkatı bi'l-vâsıta sem‘-i hümâyûna ilkā ve hakkında ʻâtıfet-i Cihân-bânî rû-nümâ olmağla, Kapucular Kethudâsı olan Çayır-zâde İbrâhîm Ağa ‘azl ve mîr-i mûmâ ileyh yerine vasl olunduğundan başka yevm-i mezkûrda Küçük Mîrâhûr olan Hüseyin Ağa maʻzûl ve Zühdü Bey hıdmet-i mezkûre ile nâyil-i eʻazz-i me'mûl oldu.\n\nBattâl-zâde Nûrî Mehmed Paşa ‘Ayntâb aʻyânı iken bir takrîb Mîr-livâ ve doksan dokuz senesinde Mîr-i mîrânlık ile kâm-revâ olmuşidi. Voyvodalık ʻuhdesinde olmak takrîbi ile ‘Ayntâb'da ikāmeti tecvîz ve giderek Paşa-yı mûmâ ileyh kuvvet ü kudret kesbi ile livâ’-i şekāveti tahrîk ü tehzîz etmekle, ehâlî-yi memleket refʻini irâde ile civârda vâki‘ Kilis Mutasarrıfı Daldaban-zâde'yi da‘vet ve ol dahi da'vetlerine icâbet ve hadden bîrûn eşrâr-ı nâs ile dâhil-i memleket oldukda, Nûrî Paşa mecâl-i ikāmet bulamayup firâr ve Daldabanoğlu dahi \"Rahimallâhu'n-nebbâşe'l-evvel\" kazıyyesini âşikâr etmekden nâşî ittifâk-ı erâzil-i nâs ile sâkin olduğu mahall basılup, i‘dâm u izâle olunduğu haberi Paşa-yı merkūma münʻakis oldukda ‘Ayntâb'ı muhasara ve îkād-ı nâyire-i müşâcere edüp, Haleb yolunu sedd ve iyâb u zehâb üzere olan tüccârın emvâline [127a] medd-i yed eylediği mesmû‘-ı Şehriyârî oldukda i'dâmına irâde-i kātiʻa teʻalluk edüp, Kapucu-başılardan ‘İzzet Ahmed Paşa-zâde\nʻasâkir-i etrâf ile üzerine me'mûr olmuşidi. ʻAdem-i mukāvemetden nâşî Paşa-yı merkūm firâr ve sâbıkā Mısır Vâlîsi ʻAbdî Paşa'ya varup, ıstılâhât-ı Mısriyye üzere \"Ene fî-'ırzike\" mekālini zebân-âver-i tekrâr edüp, seyyi'ât-ı sâbıkası ʻafv olunmak bâbında müşârun ileyh tarafından Derbâr-ı ʻatûfet-medâr'a ʻarz-ı hâl vârid ve baht-ı sahtı müsâʻid olup, bu varta-i hevl-nâkdan tahlîs-i nefs ve fakat Sivas Kalʼası'nda habs olunmuşidi. Bu beliyyeden istihlâsı zımnında tekrâr müşârun ileyhin recâ-nâmesi zuhûr ve maʻan sefere ʻazîmeti bâbında ʻafv olunup, me'mûriyyetini nâtık emr-i ʻâlî şeref-sudûr olmuşidi. O esnâda ʻAbdî Paşa fevt ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi ʻAyntâb'a girüp, ahz-ı intikām dâʻiyesiyle hılâfında olanlar ile ʻarbedeye başlayup hôd-be-hôd temennî-yi mevt etmekle tekrar hakkında emr-i kazâ-mazâ cereyân ve ʻÂyntâb Kalʻası'na tehassun edüp, birkaç mâh müdâfaʻaya sarf-ı tüvân etmişiken, menâʻat-ı kal'a kuvvet-i Pâdişâhî'ye mâniʻ u hâciz olmayup, me'mûrların baʻzısı kalʻaya fürce-yâb-ı duhûl ve merkūm küşte-i seyf-i meslûl oldu.\nHubûbât Nâzırı olan Monlâcık-zâde ʻAtâ'ullah Efendi bi-hasebi't-tarîk Mekke-i mükerreme Kadısı olup, hidmeti hâlî kalmağla Kuds-i şerîf'den munfasıl İsmaʻîl Paşa-zâde Mehmed Bey hubûbâta Nâzır-ı müstakıll oldu.\nPepekî Hasan Efendi Ordu-yi hümâyûn'dan vürûd ve birkaç günden sonra mübtelâ-yı ʻillet-i vücûd ve bu esnâda dâyire-i hestîden mefkūd oldu.\n\nMüşârun ileyh birkaç defʻa Defterdar ve Vezîr [127b] Kethudâlığı'yla nâm-dâr olup, kaviyyü'ş-şekîme ve şedîdü'l-ʻarîke bir şahs-ı turfe-reftâr olduğu zâhir ve mukaddemâ baʻzı ahvâli nigâşte-i sahâyif-i me'âsir olmağla, evzâʻ-ı müştehiresi ihtisâr ve küllden cüz' beyânıyla san'at-ı iktifâ ihtiyâr olundu. Elsine-i nâsda cûd-i sehâsı mütevâtir ve erbâb-ı fakr u fâkaya iʻâneti mütekâsir olduğu dâyir olup, ancak, nazm: Lâ tahmedenne ibne ʻibâdin ve in hetalet,\nKefâhü bi'l-cûdi hattâ ahcele'd-dîmâ,\nFe inne-hâ hetarâtün min vesâvisihi,\nYu'tî ve yemne'u lâ buhlen ve lâ keramen.\n\nmefhûmu üzere mûmâ ileyh galat-ı bahş ve bâzgûne-i nakş bir merd-i müşevveş idi.\nTecâvezallâhü ‘an-seyyiʼâtihî.\n\nFilibe Kasabası'nda merfûʻu'l-Vezâre mukīm olan Mikdâd Ahmed Paşa ve Canik taraflarında olan Battâl Paşa-zâde Hayreddin Paşa'nın izâle-i vücûdları muktezayât-ı vakt ü hâlden idügi ‘atebe-i ‘ulyâya inhâ olunduğuna binâ’en ikisi dahi i‘dâm ve ser-i maktûʻları mevzû‘-ı siyaset-gâh-ı gerden-keşân-ı enâm oldu.\n\nMora Vâlîsi olan Cezâyirli Kethudâsı Vezîr ‘Ali Paşa'nın zulm ü teʻaddîsi şöhret-gîr ve hakkında birkaç defa rikʻa-i iştikâ olunup, rahmen li'l-‘ibâd te’dîbi cây-gîr-i zamîr olmuşidi. İşbu Cumâdelâhıre'de müşârun ileyh Anabolu Kal‘ası'nda habs olunup, cânib-i mîrîye iki bin kîse mikdârı deyni olduğundan istîfâ-yı deyn ‘akabinde ıtlâk olunacağı tarafına işrâb olunmuşidi. Ancak müşârun ileyhin Tunus tarafında ‘alâka-i külliyesi olup, mevcûd u müddeharını Tunus'a ve ‘an-asl dâd ü sited üzere olduğu Efrenc tüccârına vedî‘a edüp, mevcûdunda mâl olmadığından başka deynini edâda dahi izhâr-ı 'acz etmekle habsde ibkā olunmuşidi. Müşârun ileyh hakkında olan gayzın netîcesi vahîm olduğunu endîşe edüp, mahbesden firâr ve bir müddetden\nsonra Toşkana tarafından haberi gelüp, müşârun [128a] ileyhin te'dîb ü takrîʻi lâzım geldiğinden nefy ü tevbîh ile icrâ-yı siyasete ibtidâr olundu.",
          "caption": "Vukū'ât-ı müteferrika ve i'dâm u tenkîl-i baʻzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_194.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'ât-ı müteferrika ve i'dâm u tenkîl-i baʻzı kesân",
          "text": "Dergâh-ı ʻalî kapucu-başılarından İznikī ‘Ali Bey'in baʻzı muhassenâtı ve hıdmet-i Devlet-i ʻaliyye'ye liyâkatı bi'l-vâsıta sem‘-i hümâyûna ilkā ve hakkında ʻâtıfet-i Cihân-bânî rû-nümâ olmağla, Kapucular Kethudâsı olan Çayır-zâde İbrâhîm Ağa ‘azl ve mîr-i mûmâ ileyh yerine vasl olunduğundan başka yevm-i mezkûrda Küçük Mîrâhûr olan Hüseyin Ağa maʻzûl ve Zühdü Bey hıdmet-i mezkûre ile nâyil-i eʻazz-i me'mûl oldu.\n\nBattâl-zâde Nûrî Mehmed Paşa ‘Ayntâb aʻyânı iken bir takrîb Mîr-livâ ve doksan dokuz senesinde Mîr-i mîrânlık ile kâm-revâ olmuşidi. Voyvodalık ʻuhdesinde olmak takrîbi ile ‘Ayntâb'da ikāmeti tecvîz ve giderek Paşa-yı mûmâ ileyh kuvvet ü kudret kesbi ile livâ’-i şekāveti tahrîk ü tehzîz etmekle, ehâlî-yi memleket refʻini irâde ile civârda vâki‘ Kilis Mutasarrıfı Daldaban-zâde'yi da‘vet ve ol dahi da'vetlerine icâbet ve hadden bîrûn eşrâr-ı nâs ile dâhil-i memleket oldukda, Nûrî Paşa mecâl-i ikāmet bulamayup firâr ve Daldabanoğlu dahi \"Rahimallâhu'n-nebbâşe'l-evvel\" kazıyyesini âşikâr etmekden nâşî ittifâk-ı erâzil-i nâs ile sâkin olduğu mahall basılup, i‘dâm u izâle olunduğu haberi Paşa-yı merkūma münʻakis oldukda ‘Ayntâb'ı muhasara ve îkād-ı nâyire-i müşâcere edüp, Haleb yolunu sedd ve iyâb u zehâb üzere olan tüccârın emvâline [127a] medd-i yed eylediği mesmû‘-ı Şehriyârî oldukda i'dâmına irâde-i kātiʻa teʻalluk edüp, Kapucu-başılardan ‘İzzet Ahmed Paşa-zâde\nʻasâkir-i etrâf ile üzerine me'mûr olmuşidi. ʻAdem-i mukāvemetden nâşî Paşa-yı merkūm firâr ve sâbıkā Mısır Vâlîsi ʻAbdî Paşa'ya varup, ıstılâhât-ı Mısriyye üzere \"Ene fî-'ırzike\" mekālini zebân-âver-i tekrâr edüp, seyyi'ât-ı sâbıkası ʻafv olunmak bâbında müşârun ileyh tarafından Derbâr-ı ʻatûfet-medâr'a ʻarz-ı hâl vârid ve baht-ı sahtı müsâʻid olup, bu varta-i hevl-nâkdan tahlîs-i nefs ve fakat Sivas Kalʼası'nda habs olunmuşidi. Bu beliyyeden istihlâsı zımnında tekrâr müşârun ileyhin recâ-nâmesi zuhûr ve maʻan sefere ʻazîmeti bâbında ʻafv olunup, me'mûriyyetini nâtık emr-i ʻâlî şeref-sudûr olmuşidi. O esnâda ʻAbdî Paşa fevt ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi ʻAyntâb'a girüp, ahz-ı intikām dâʻiyesiyle hılâfında olanlar ile ʻarbedeye başlayup hôd-be-hôd temennî-yi mevt etmekle tekrar hakkında emr-i kazâ-mazâ cereyân ve ʻÂyntâb Kalʻası'na tehassun edüp, birkaç mâh müdâfaʻaya sarf-ı tüvân etmişiken, menâʻat-ı kal'a kuvvet-i Pâdişâhî'ye mâniʻ u hâciz olmayup, me'mûrların baʻzısı kalʻaya fürce-yâb-ı duhûl ve merkūm küşte-i seyf-i meslûl oldu.\nHubûbât Nâzırı olan Monlâcık-zâde ʻAtâ'ullah Efendi bi-hasebi't-tarîk Mekke-i mükerreme Kadısı olup, hidmeti hâlî kalmağla Kuds-i şerîf'den munfasıl İsmaʻîl Paşa-zâde Mehmed Bey hubûbâta Nâzır-ı müstakıll oldu.\nPepekî Hasan Efendi Ordu-yi hümâyûn'dan vürûd ve birkaç günden sonra mübtelâ-yı ʻillet-i vücûd ve bu esnâda dâyire-i hestîden mefkūd oldu.\n\nMüşârun ileyh birkaç defʻa Defterdar ve Vezîr [127b] Kethudâlığı'yla nâm-dâr olup, kaviyyü'ş-şekîme ve şedîdü'l-ʻarîke bir şahs-ı turfe-reftâr olduğu zâhir ve mukaddemâ baʻzı ahvâli nigâşte-i sahâyif-i me'âsir olmağla, evzâʻ-ı müştehiresi ihtisâr ve küllden cüz' beyânıyla san'at-ı iktifâ ihtiyâr olundu. Elsine-i nâsda cûd-i sehâsı mütevâtir ve erbâb-ı fakr u fâkaya iʻâneti mütekâsir olduğu dâyir olup, ancak, nazm: Lâ tahmedenne ibne ʻibâdin ve in hetalet,\nKefâhü bi'l-cûdi hattâ ahcele'd-dîmâ,\nFe inne-hâ hetarâtün min vesâvisihi,\nYu'tî ve yemne'u lâ buhlen ve lâ keramen.\n\nmefhûmu üzere mûmâ ileyh galat-ı bahş ve bâzgûne-i nakş bir merd-i müşevveş idi.\nTecâvezallâhü ‘an-seyyiʼâtihî.\n\nFilibe Kasabası'nda merfûʻu'l-Vezâre mukīm olan Mikdâd Ahmed Paşa ve Canik taraflarında olan Battâl Paşa-zâde Hayreddin Paşa'nın izâle-i vücûdları muktezayât-ı vakt ü hâlden idügi ‘atebe-i ‘ulyâya inhâ olunduğuna binâ’en ikisi dahi i‘dâm ve ser-i maktûʻları mevzû‘-ı siyaset-gâh-ı gerden-keşân-ı enâm oldu.\n\nMora Vâlîsi olan Cezâyirli Kethudâsı Vezîr ‘Ali Paşa'nın zulm ü teʻaddîsi şöhret-gîr ve hakkında birkaç defa rikʻa-i iştikâ olunup, rahmen li'l-‘ibâd te’dîbi cây-gîr-i zamîr olmuşidi. İşbu Cumâdelâhıre'de müşârun ileyh Anabolu Kal‘ası'nda habs olunup, cânib-i mîrîye iki bin kîse mikdârı deyni olduğundan istîfâ-yı deyn ‘akabinde ıtlâk olunacağı tarafına işrâb olunmuşidi. Ancak müşârun ileyhin Tunus tarafında ‘alâka-i külliyesi olup, mevcûd u müddeharını Tunus'a ve ‘an-asl dâd ü sited üzere olduğu Efrenc tüccârına vedî‘a edüp, mevcûdunda mâl olmadığından başka deynini edâda dahi izhâr-ı 'acz etmekle habsde ibkā olunmuşidi. Müşârun ileyh hakkında olan gayzın netîcesi vahîm olduğunu endîşe edüp, mahbesden firâr ve bir müddetden\nsonra Toşkana tarafından haberi gelüp, müşârun [128a] ileyhin te'dîb ü takrîʻi lâzım geldiğinden nefy ü tevbîh ile icrâ-yı siyasete ibtidâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şumnu Kasabası'nda fîmâ-baʻd temekkün ü istikrâr lâzım gelmeyüp, Edirne tarafına ‘azîmet, taʻyînât ve sâyir mesârifât-ı zarûriyyenin taklîline ‘illet olacağı bi'l-müşâvere karâr-gîr-i erkân-ı devlet olmağla, ahmâl-i sakīle gerüden gelmek ve Ordu-yi hümâyûn müteʻayyinlerinin baʻzısı ilerü aşmak sûretlerine nizâm ve Yegen Paşa ve ‘Osmân Paşa def‘-i eşrâr-ı etrâf mekāsıdıyla Şumnu'da terk olunup, Cumâdelâhıre'nin yigirmi yedinci günü Sadrıaʻzam dahi Şumnu'dan hareket ü kıyâm ve sekiz günde Edirne'ye mukām eyledi. Tetâbu‘-ı esfâr sebebi ile Rumeli muhtell ve sekenesi ızrâr-ı erbâb-ı tuğyân ile mu‘tell olmakdan nâşî, nizâma muhtâc ve ihmâl olunduğu hâlde zîr-i destân-ı memleket mübtelâ-yı tezâyuk u inzi‘âc olacağları muhakkak olmağla, esbâb-ı nizâmına teşebbüs olunmak husûsu Sadrıaʻzam tarafından vürûd eden baʻzı hutût-ı hümâyûna idrâc olunmuşidi.\n\nRumeli keyfiyyetine iddi‘â-yı vukūf edenler ile müzâkereeye mübâşeret ve ibtidâ-yı emrde dağlı eşkıyâsının def-i vücûdlarıyla tathîr-i memleket sevk ü tergīb ve ‘avene-i eşkıyâ nâmıyla mahbûs olan İdrîs ve Halîl, Edirne'de memerr-i nâsda vâki‘ baʻzı mahallere berdâr ve Yergöğü cenginde behâdırlığı zâhir olan Çengîz Mehmed Girây Sultân'ın dahi gāyilesi def olunmak tasvîb olunup, hıdmet-i sâbıkasına nazaran baʻzı evzâ‘-ı küstâhânesi hazm olunur idi. Ancak Sultân-ı mûmâ ileyh\ndâyire-i edebden hâric baʻzı etvâra cesâret ve fukarâ vü zuʻâfâyı yeni başdan mazhar-ı hasâret eylediğinden başka mahsûlât-ı nâs gûyâ mefrûzü'l-kalem hâsı ve meclûbât-ı 'âlem sânki mihlab-ı tegallübünün iktinâsı olup, bu hâl [128b] ile tedârük eylediği eşyâ-yı Magsûbe<y>[s]i magzûb-ı Devlet olup, tarafına ilticâ eden derbederlere ve Deliorman eşkıyâsına bahş eylediği maʻlûm ve izâle-i mazarratı beyyinü'l-lüzûm olmağla, Yegen Paşa etrâf-ı 'asâkiriyle üzerine taʻyîn olundukda tâb-âver-i mukāvemet olamayup, kararı firâra tebdîl ve meʼvâ vü mesken tahrîbi ile tezlîl olunmuşidi. Mûmâ ileyh Kırkkilisa kurbunda sâkin Selâmet Girây Sultân'ın yanında mestûr ve gümâştegân-ı Devlet'in o havâlîden çekildiklerini istimâ ile tekrar Tırnova taraflarına kasd eylediği mütevâtir ü meşhûr olmağla, cürm-i istishâb ile Sultân merkūm adaların birine iclâ ve Çengîz Sultân'ın dahi Tırnova semtlerinde olduğu o etrâfda olan ru’esâ-yı ‘askere inhâ ve hayyen ve meyyiten ele getürülmesi husûsu merkūmlara tenbîh ü îsâ olundu. Mûmâ ileyh Tırnova aʻyânı 'Osmân Efendi'nin kız karındâşını cebren ve kahren keşîde-i hibâle-i nikâh etmiş bulunmağla, birkaç gece hânesinde karâr ve etrâfdan üzerine müceddeden ‘asker taʻyîn olunduğunu tahkīk ile firâr edüp, şe'âmet-i kademi derd-mend ‘Osmân Efendi'ye sârî olup, hakkında seyf-i siyaset meslûl ve gadr-i ehl-i nifâk ile maktûl oldu. Mûmâ ileyh kesîrü'l-îrâd bir şahs olup, kati çok îrâd u zimem ve nükūd terk etmiş bulunmağla meʼmûr-ı zabt-ı emvâli olanlar mâlik-i defîne olup, cânib-i mîrîye ‘arz-ı şey-i kemîne eylediler.",
          "caption": "‘Avdet-i Ordu-yi hümâyûn be-Edirne ve baʻzı vukūʻât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_195.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avdet-i Ordu-yi hümâyûn be-Edirne ve baʻzı vukūʻât",
          "text": "Şumnu Kasabası'nda fîmâ-baʻd temekkün ü istikrâr lâzım gelmeyüp, Edirne tarafına ‘azîmet, taʻyînât ve sâyir mesârifât-ı zarûriyyenin taklîline ‘illet olacağı bi'l-müşâvere karâr-gîr-i erkân-ı devlet olmağla, ahmâl-i sakīle gerüden gelmek ve Ordu-yi hümâyûn müteʻayyinlerinin baʻzısı ilerü aşmak sûretlerine nizâm ve Yegen Paşa ve ‘Osmân Paşa def‘-i eşrâr-ı etrâf mekāsıdıyla Şumnu'da terk olunup, Cumâdelâhıre'nin yigirmi yedinci günü Sadrıaʻzam dahi Şumnu'dan hareket ü kıyâm ve sekiz günde Edirne'ye mukām eyledi. Tetâbu‘-ı esfâr sebebi ile Rumeli muhtell ve sekenesi ızrâr-ı erbâb-ı tuğyân ile mu‘tell olmakdan nâşî, nizâma muhtâc ve ihmâl olunduğu hâlde zîr-i destân-ı memleket mübtelâ-yı tezâyuk u inzi‘âc olacağları muhakkak olmağla, esbâb-ı nizâmına teşebbüs olunmak husûsu Sadrıaʻzam tarafından vürûd eden baʻzı hutût-ı hümâyûna idrâc olunmuşidi.\n\nRumeli keyfiyyetine iddi‘â-yı vukūf edenler ile müzâkereeye mübâşeret ve ibtidâ-yı emrde dağlı eşkıyâsının def-i vücûdlarıyla tathîr-i memleket sevk ü tergīb ve ‘avene-i eşkıyâ nâmıyla mahbûs olan İdrîs ve Halîl, Edirne'de memerr-i nâsda vâki‘ baʻzı mahallere berdâr ve Yergöğü cenginde behâdırlığı zâhir olan Çengîz Mehmed Girây Sultân'ın dahi gāyilesi def olunmak tasvîb olunup, hıdmet-i sâbıkasına nazaran baʻzı evzâ‘-ı küstâhânesi hazm olunur idi. Ancak Sultân-ı mûmâ ileyh\ndâyire-i edebden hâric baʻzı etvâra cesâret ve fukarâ vü zuʻâfâyı yeni başdan mazhar-ı hasâret eylediğinden başka mahsûlât-ı nâs gûyâ mefrûzü'l-kalem hâsı ve meclûbât-ı 'âlem sânki mihlab-ı tegallübünün iktinâsı olup, bu hâl [128b] ile tedârük eylediği eşyâ-yı Magsûbe<y>[s]i magzûb-ı Devlet olup, tarafına ilticâ eden derbederlere ve Deliorman eşkıyâsına bahş eylediği maʻlûm ve izâle-i mazarratı beyyinü'l-lüzûm olmağla, Yegen Paşa etrâf-ı 'asâkiriyle üzerine taʻyîn olundukda tâb-âver-i mukāvemet olamayup, kararı firâra tebdîl ve meʼvâ vü mesken tahrîbi ile tezlîl olunmuşidi. Mûmâ ileyh Kırkkilisa kurbunda sâkin Selâmet Girây Sultân'ın yanında mestûr ve gümâştegân-ı Devlet'in o havâlîden çekildiklerini istimâ ile tekrar Tırnova taraflarına kasd eylediği mütevâtir ü meşhûr olmağla, cürm-i istishâb ile Sultân merkūm adaların birine iclâ ve Çengîz Sultân'ın dahi Tırnova semtlerinde olduğu o etrâfda olan ru’esâ-yı ‘askere inhâ ve hayyen ve meyyiten ele getürülmesi husûsu merkūmlara tenbîh ü îsâ olundu. Mûmâ ileyh Tırnova aʻyânı 'Osmân Efendi'nin kız karındâşını cebren ve kahren keşîde-i hibâle-i nikâh etmiş bulunmağla, birkaç gece hânesinde karâr ve etrâfdan üzerine müceddeden ‘asker taʻyîn olunduğunu tahkīk ile firâr edüp, şe'âmet-i kademi derd-mend ‘Osmân Efendi'ye sârî olup, hakkında seyf-i siyaset meslûl ve gadr-i ehl-i nifâk ile maktûl oldu. Mûmâ ileyh kesîrü'l-îrâd bir şahs olup, kati çok îrâd u zimem ve nükūd terk etmiş bulunmağla meʼmûr-ı zabt-ı emvâli olanlar mâlik-i defîne olup, cânib-i mîrîye ‘arz-ı şey-i kemîne eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zemân-ı tufûliyet ve 'ahd-ı şebâb u civânîden berü perverde-i iksîr-i isr-i hazret-i Tâcdârî olan Hüseyin Ağa nuhustîn-i sâl-i ferruh-fâl-ı cülûs-ı hümâyûnda Baş-çukadârlık hıdmet-i müstevcibü'ş-şerefini ihrâz ile hâyiz-i kasbü's-sebak-ı iʻtibâr u imtiyaz olmuşidi. Müşârun ileyhin envâr-ı celâdet ü übehhet-i cebîn hâlinde lâmi‘ ve âsâr-ı istîhâl ü istihkāk [129a] cebhe-i mâhiyyetinde sâtiʻ olup, sanʻat-ı nîze-bâzî ve tîr-endâzîde ma‘dûmü'l-akrân ve fenn-i fürûsiyyet ü şecâʻatde nâdire-i zemân olduğu bi't-tecribe maʻlûm-ı Şehriyâr-ı gîtî-sitân olmağla, o makūle erbâb-ı kābiliyyet ü isti'dâdın 'azâyim-i umûr u hutûb ve mevâki‘-i kâr-zâr u hurûbda istihdâmı sebeb-i takviye-i bâzû-yı Devlet ve bâʻis-i tezâyüd-i fürûşân-ı memleket olduğuna binâ’en, hakkında âfitâb-ı ‘alem-tâb-ı Hüsrevâne lemʻa-rîz ve bahr-ı zehhâr-ı ‘âtıfet-i Şâhâne mevc-engîz olup, işbu şehr-i Receb'in onaltıncı Cuma günü Derya Kapudanlığı inzımâmıyla müşârun ileyhe rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsân ve selefi Hüseyin Paşa uğur-ı Devlet-i ebed-müddetde siklet-dîde ve zahmet-keşîde olmağla hân-ı vesî‘ü'l-nevâl-i Pâdişâhî ve mekârim-i meşmûletü'l-'avâlim-i Şehinşâhî'den kûşe-nişîn-i hirmân olması şâyân görülmeyüp, şimdilik Hânya muhafazasıyla mecbûru'l-hâtır kılındı.",
          "caption": "Zikr-i Vezâret ve Kapudânî-yi Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_196.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Vezâret ve Kapudânî-yi Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "text": "Zemân-ı tufûliyet ve 'ahd-ı şebâb u civânîden berü perverde-i iksîr-i isr-i hazret-i Tâcdârî olan Hüseyin Ağa nuhustîn-i sâl-i ferruh-fâl-ı cülûs-ı hümâyûnda Baş-çukadârlık hıdmet-i müstevcibü'ş-şerefini ihrâz ile hâyiz-i kasbü's-sebak-ı iʻtibâr u imtiyaz olmuşidi. Müşârun ileyhin envâr-ı celâdet ü übehhet-i cebîn hâlinde lâmi‘ ve âsâr-ı istîhâl ü istihkāk [129a] cebhe-i mâhiyyetinde sâtiʻ olup, sanʻat-ı nîze-bâzî ve tîr-endâzîde ma‘dûmü'l-akrân ve fenn-i fürûsiyyet ü şecâʻatde nâdire-i zemân olduğu bi't-tecribe maʻlûm-ı Şehriyâr-ı gîtî-sitân olmağla, o makūle erbâb-ı kābiliyyet ü isti'dâdın 'azâyim-i umûr u hutûb ve mevâki‘-i kâr-zâr u hurûbda istihdâmı sebeb-i takviye-i bâzû-yı Devlet ve bâʻis-i tezâyüd-i fürûşân-ı memleket olduğuna binâ’en, hakkında âfitâb-ı ‘alem-tâb-ı Hüsrevâne lemʻa-rîz ve bahr-ı zehhâr-ı ‘âtıfet-i Şâhâne mevc-engîz olup, işbu şehr-i Receb'in onaltıncı Cuma günü Derya Kapudanlığı inzımâmıyla müşârun ileyhe rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsân ve selefi Hüseyin Paşa uğur-ı Devlet-i ebed-müddetde siklet-dîde ve zahmet-keşîde olmağla hân-ı vesî‘ü'l-nevâl-i Pâdişâhî ve mekârim-i meşmûletü'l-'avâlim-i Şehinşâhî'den kûşe-nişîn-i hirmân olması şâyân görülmeyüp, şimdilik Hânya muhafazasıyla mecbûru'l-hâtır kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh ne maslahata mebnî Prusyalu tarafına gönderildiği mukaddemâ çekîde-i kalem-i ‘ibret-rakam olmuşidi. Prusyalu îfâ-yı 'ahd ve incâz-ı va'd etmeyüp, beyne'd-devleteyn muhâdene dahi vâki' olduğundan cevâb-nâme ile'avdet ve işbu Şa‘bânü'l-mu‘azzam'ın yedinci günü dâhil-i Âsitâne-i saʻâdet olup, geşt ü güzâr eylediği aktârda müşâhede eylediği etvâr-ı ‘acîbe ve âsâr-ı garîbeyi iki cüz' mikdârı bir mücellede hasr u derc edüp, bir sûretini huzûr-ı mevâhib-mevfûr-ı\nŞâhâne[ye] ʻarz u takdîm ve derece-i ıttılâʻ vukūfunu beyân u tefhîm etmişidi. O makūle mufassılât-ı ahvâl zabt-ı vekāyiʻ-i eyyâm u leyâl edenlerin târîhine mûceb-i dîk-i mecâl olacağı mukarrer olmağla ihtiyâr-ı semt-i iklâl olundu. Efendi-yi mûmâ [129b] ileyh Prusyalu'nun ahvâl-i zâhirelerine tahsîl-i ʻusûr u ıttılâ ve şîrâze-bend-i vücûd olan takrîri hâlin ʻani'l-intifâʻ olmadığı zâhirdir.",
          "caption": "'Avdet-i Ahmed ‘Azmî Efendi ez-memleket-i Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_197.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "'Avdet-i Ahmed ‘Azmî Efendi ez-memleket-i Prusya",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh ne maslahata mebnî Prusyalu tarafına gönderildiği mukaddemâ çekîde-i kalem-i ‘ibret-rakam olmuşidi. Prusyalu îfâ-yı 'ahd ve incâz-ı va'd etmeyüp, beyne'd-devleteyn muhâdene dahi vâki' olduğundan cevâb-nâme ile'avdet ve işbu Şa‘bânü'l-mu‘azzam'ın yedinci günü dâhil-i Âsitâne-i saʻâdet olup, geşt ü güzâr eylediği aktârda müşâhede eylediği etvâr-ı ‘acîbe ve âsâr-ı garîbeyi iki cüz' mikdârı bir mücellede hasr u derc edüp, bir sûretini huzûr-ı mevâhib-mevfûr-ı\nŞâhâne[ye] ʻarz u takdîm ve derece-i ıttılâʻ vukūfunu beyân u tefhîm etmişidi. O makūle mufassılât-ı ahvâl zabt-ı vekāyiʻ-i eyyâm u leyâl edenlerin târîhine mûceb-i dîk-i mecâl olacağı mukarrer olmağla ihtiyâr-ı semt-i iklâl olundu. Efendi-yi mûmâ [129b] ileyh Prusyalu'nun ahvâl-i zâhirelerine tahsîl-i ʻusûr u ıttılâ ve şîrâze-bend-i vücûd olan takrîri hâlin ʻani'l-intifâʻ olmadığı zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr ile ʻakd-i râbıta-i musâlaha vü muhâdenet eden Nemçe Çâsârı bu esnâda bir ʻillet-i mehkelenin bîmârı olup, te'sîr-i dâ'-i mümtenî'ü'd-devâ ile rûh-ı habîsi gavta-hôr-ı mesîl-i gaslîn ve kâlibed-i bedî-yi madrab makāmiʻ-i hazene-i siccîn olmağla, ferzend-i Nemrûd mânendi câ-nişîn-i mastaba-i dalâlet ve be'sü'l-halef peder-i hizlân ʻâkıbet oldu.",
          "caption": "Fevt-i Çâsâr-ı Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_198.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Çâsâr-ı Nemçe",
          "text": "Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr ile ʻakd-i râbıta-i musâlaha vü muhâdenet eden Nemçe Çâsârı bu esnâda bir ʻillet-i mehkelenin bîmârı olup, te'sîr-i dâ'-i mümtenî'ü'd-devâ ile rûh-ı habîsi gavta-hôr-ı mesîl-i gaslîn ve kâlibed-i bedî-yi madrab makāmiʻ-i hazene-i siccîn olmağla, ferzend-i Nemrûd mânendi câ-nişîn-i mastaba-i dalâlet ve be'sü'l-halef peder-i hizlân ʻâkıbet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı Recebü'l-ferd'in yigirminci Salı günü sunûf-ı ʻaskeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, Edirne Serâyı'nda tevzîʻ ü taksîm ve birkaç gün zarfında devr ü tetmîm olunduğu maʻrûz-ı ʻatebe-i Şehriyâr-ı heft-iklîm olunduğuna binâ'en, Hazînedâr-ı hazret-i Şehriyârî Hâlid Ağa vesâtatıyla Sadriaʻzam tarafına teşrîfât-ı hümâyûn gönderilüp, Ağa-yı mûmâ ileyh Edirne'ye vusûl buldukda tertîb-i Dîvân-ı bülend-erkân kılınup, teşrîfât-ı seniyye hatavât-i tebcîl ile istikbâl ve hatt-ı hümâyûn kırâ'at olunup, erbâb-ı Dîvân duʻâ-yı bekā-yı ʻömr ve ikbâl-i Şâhâne'yi eyvân-ı Keyvân'a îsâl eylediler. Ağa-yı müşârun ileyh ikrâm-ı kâmil ile Âsitâne-i saʻâdet'e vâsıl ve tevzîʻ-i mevâcibe ʻilm-i Şâhâne şâmil olmağla, Ordu-yi hümâyûn'un ʻavdetine irâde-i hümâyûn teʻalluk edüp, sâdır olan hatt-ı kerâmet-sutûr ile Ağa-yı müşârun ileyh tekrar me'mûr oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve irsâl-i teşrîfât ve ʻavdet-i Serdâr-ı ekrem be-cânib-i Âsitâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_199.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve irsâl-i teşrîfât ve ʻavdet-i Serdâr-ı ekrem be-cânib-i Âsitâne",
          "text": "Mâh-ı Recebü'l-ferd'in yigirminci Salı günü sunûf-ı ʻaskeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, Edirne Serâyı'nda tevzîʻ ü taksîm ve birkaç gün zarfında devr ü tetmîm olunduğu maʻrûz-ı ʻatebe-i Şehriyâr-ı heft-iklîm olunduğuna binâ'en, Hazînedâr-ı hazret-i Şehriyârî Hâlid Ağa vesâtatıyla Sadriaʻzam tarafına teşrîfât-ı hümâyûn gönderilüp, Ağa-yı mûmâ ileyh Edirne'ye vusûl buldukda tertîb-i Dîvân-ı bülend-erkân kılınup, teşrîfât-ı seniyye hatavât-i tebcîl ile istikbâl ve hatt-ı hümâyûn kırâ'at olunup, erbâb-ı Dîvân duʻâ-yı bekā-yı ʻömr ve ikbâl-i Şâhâne'yi eyvân-ı Keyvân'a îsâl eylediler. Ağa-yı müşârun ileyh ikrâm-ı kâmil ile Âsitâne-i saʻâdet'e vâsıl ve tevzîʻ-i mevâcibe ʻilm-i Şâhâne şâmil olmağla, Ordu-yi hümâyûn'un ʻavdetine irâde-i hümâyûn teʻalluk edüp, sâdır olan hatt-ı kerâmet-sutûr ile Ağa-yı müşârun ileyh tekrar me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nâzır-ı Evkāf-ı Haremeyn ve mütevellî-yi umûr-ı bukʻateyn-i mübareketeyn olan Darü's-saʻâde Ağası [130a] Bilâl Ağa bir müddetden berü mübtelâ-yı maraz-ı müdhiş ve ser-nihâde-i bâlîn-i renc-i muvahhiş olup, [mısra]: Ez-kazâ iskencebîn-i safra füzûd. mefhûmu üzere müdâvât-ı etıbbâ kar-ger-i maksûd ve sebeb-i sıhhat-i vücûd olmadığına binâʼen bu esnâda Ağa-yı mûmâ ileyh lebbeyk-zen-i duʻâ-yı ecel-i mevʻûd ve ‘âzim-i sû-yı rahmet-i Rabb-i Vedûd oldu. Hâlâ Hazîne-dâr-ı hazret-i Şehriyârî olan Hâlid Ağa'da o makām vâcibü'l-ihtirâma ehliyyet ü istihkāk zâhir olmağla, huzûr-ı meʻâlî-nüşûr-ı Mülûkâne'de telebbüs-i ferve-i semmûru ile nâyil-i etemm-i sürûr ve nezâret-i umûr-ı Haremeyn şerefini ihrâz ile hâyiz-i akse'l-gāye-i hubûr oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Ağa-yı Darü's-sâʻade",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_200.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Ağa-yı Darü's-sâʻade",
          "text": "Nâzır-ı Evkāf-ı Haremeyn ve mütevellî-yi umûr-ı bukʻateyn-i mübareketeyn olan Darü's-saʻâde Ağası [130a] Bilâl Ağa bir müddetden berü mübtelâ-yı maraz-ı müdhiş ve ser-nihâde-i bâlîn-i renc-i muvahhiş olup, [mısra]: Ez-kazâ iskencebîn-i safra füzûd. mefhûmu üzere müdâvât-ı etıbbâ kar-ger-i maksûd ve sebeb-i sıhhat-i vücûd olmadığına binâʼen bu esnâda Ağa-yı mûmâ ileyh lebbeyk-zen-i duʻâ-yı ecel-i mevʻûd ve ‘âzim-i sû-yı rahmet-i Rabb-i Vedûd oldu. Hâlâ Hazîne-dâr-ı hazret-i Şehriyârî olan Hâlid Ağa'da o makām vâcibü'l-ihtirâma ehliyyet ü istihkāk zâhir olmağla, huzûr-ı meʻâlî-nüşûr-ı Mülûkâne'de telebbüs-i ferve-i semmûru ile nâyil-i etemm-i sürûr ve nezâret-i umûr-ı Haremeyn şerefini ihrâz ile hâyiz-i akse'l-gāye-i hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İntihâ-yı hudûd-ı Mısriyye'de vâki şu‘ûb-1 Sinnâriyye'den Fûr nâm memleketin hâkimi olan Mevlâ ‘Abdurrahman'ın Der-bâr-ı 'atûfet-medâr'a bir kıt'a ‘arîzası ve be-hükm-i [mısra]: İnne'l-hedâyâ 'alâ mikdâri mehdîhâ. dört nefer tavâşî ile bir mikdâr temr-i Hindî hediyyesi vârid olup, ‘arîzası Mısr-ı mahrûse'de resm-i üserâ alınmamak husûsundan 'ibâret olmağla, mûsel-i hediyye olanlara cânib-i mîrîden mikdâr-ı kifâye taʻyînât i'tâ ve huzûr-ı Sadru's-sudûr'da hil'atleri iksâ olundukdan sonra, Mısır Vâlîsi vezîre istidʻâları üzere emr-i ‘âlî ısdâr ve Hâkim-i mûmâ ileyh ve hükümrân olduğu kabâyil mezheb-i İmâm Mâlik'i ihtiyâr\netmiş bulunduklarından, cihet-i vahdet-i İslâmiyye muktezâsı üzere haklarında afitâb-ı ‘avârıf-ı Hüsrevâne-i lem‘a-bisâr olmağla, Hâkim-i mûmâ ileyhe bir kıt‘a dâvudî zere ve etrâfı hurde elmâs ile masnû bir kıt‘a la‘l-i hâtim ve bir kabza mutallâ seyf ve Selânik-kârî bir ‘aded seccâde ve beş ‘aded Uşşak seccâdesi ve sûfe kaplı bir top kākım kürk ihsân olunup, cevâb-nâmesiyle [130b] âdemleri dahi mazhar-ı in‘âm u rağbet oldukları hâlde cânib-i Kāhire-i ma‘ziyye'ye imâle-i sükkân-ı ‘azîmet eylediler.",
          "caption": "Vürûd-ı vüfûd-ı Hâkim-i Fûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_201.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı vüfûd-ı Hâkim-i Fûr",
          "text": "İntihâ-yı hudûd-ı Mısriyye'de vâki şu‘ûb-1 Sinnâriyye'den Fûr nâm memleketin hâkimi olan Mevlâ ‘Abdurrahman'ın Der-bâr-ı 'atûfet-medâr'a bir kıt'a ‘arîzası ve be-hükm-i [mısra]: İnne'l-hedâyâ 'alâ mikdâri mehdîhâ. dört nefer tavâşî ile bir mikdâr temr-i Hindî hediyyesi vârid olup, ‘arîzası Mısr-ı mahrûse'de resm-i üserâ alınmamak husûsundan 'ibâret olmağla, mûsel-i hediyye olanlara cânib-i mîrîden mikdâr-ı kifâye taʻyînât i'tâ ve huzûr-ı Sadru's-sudûr'da hil'atleri iksâ olundukdan sonra, Mısır Vâlîsi vezîre istidʻâları üzere emr-i ‘âlî ısdâr ve Hâkim-i mûmâ ileyh ve hükümrân olduğu kabâyil mezheb-i İmâm Mâlik'i ihtiyâr\netmiş bulunduklarından, cihet-i vahdet-i İslâmiyye muktezâsı üzere haklarında afitâb-ı ‘avârıf-ı Hüsrevâne-i lem‘a-bisâr olmağla, Hâkim-i mûmâ ileyhe bir kıt‘a dâvudî zere ve etrâfı hurde elmâs ile masnû bir kıt‘a la‘l-i hâtim ve bir kabza mutallâ seyf ve Selânik-kârî bir ‘aded seccâde ve beş ‘aded Uşşak seccâdesi ve sûfe kaplı bir top kākım kürk ihsân olunup, cevâb-nâmesiyle [130b] âdemleri dahi mazhar-ı in‘âm u rağbet oldukları hâlde cânib-i Kāhire-i ma‘ziyye'ye imâle-i sükkân-ı ‘azîmet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Enderûn-ı hümâyûn'da bir müddetden berü Kahveci-başı olup, nüfûz-ı kelâm ile mukarrebân-ı saltanatı re’yine râm ve bu sebeble hâline gereği gibi nizâm vererek üftâde-i el-sine-i hâss u ‘âmm olan Hüsâm Ağa'ya Kapucu-başılık inzımâmıyla muvakkaten Çakırcı-başılık verilüp, Enderûn-ı hümâyûn'dan ihrâc ve hüsn-i sülûk ve zindegânîsi müsellem-i ‘âlem olan Rüstem Ağa Kahveci-başılık ile tenşît ü inhâc olundu.",
          "caption": "Çerâğ-şüden-i Hüsâm Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_202.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Çerâğ-şüden-i Hüsâm Ağa",
          "text": "Enderûn-ı hümâyûn'da bir müddetden berü Kahveci-başı olup, nüfûz-ı kelâm ile mukarrebân-ı saltanatı re’yine râm ve bu sebeble hâline gereği gibi nizâm vererek üftâde-i el-sine-i hâss u ‘âmm olan Hüsâm Ağa'ya Kapucu-başılık inzımâmıyla muvakkaten Çakırcı-başılık verilüp, Enderûn-ı hümâyûn'dan ihrâc ve hüsn-i sülûk ve zindegânîsi müsellem-i ‘âlem olan Rüstem Ağa Kahveci-başılık ile tenşît ü inhâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun Kütahya Eyâleti'nde vâki Çakallı ‘aşîretinden bir fırkaya zâbit iken, sefer-i sâbıkda Kapucu-başılık ile kesb-i taʻyîn ü iştihâr ve hitâm-ı seferde mütemekkin olduğu mahalle gelüp, Anadolu vâlîleriyle vakt-be-vakt muʻâraza vü muhâvereye ictisâr eylediğinden hakkında emr-i âlî ısdâr olunmuşidi. Bir takrîb varta-i mezkûreden tahlîs-i nefs edüp, işbu sefer vukūʻunda Mîr-i mîrânlık ile Üsküdar'a vürûd eyledikde alayını temâşâ edenler vezârete ehil olduğunu sevk ü taʻrîf ve kendi dahi levendâne etvâr sâhibi bir merd-i zarîf olup, darb-ı nutk ile baʻzı kimseleri teshîr ve garaz-ı aslîsini husûl-pezîr edüp, nâyil-i vezâret ve mazhar-ı nevaziş ü rağbet olmuşidi. Seferlerde bi-hikmetillâhi Teʻâlâ katʻâ bir hıdmete yaramayup, meʼmûr olduğu mahalleri taht ü târâc ve fukarâ-yı etrâf vu eknâfı izʻâc eylediği mesmûʻ-ı\nŞehriyârî olmağla, sâdır olan emr-i hümâyûn mûcebince katl ü iʻdâm ve mazarrat u hasâretinden tahlîs-i enâm olundu.",
          "caption": "İ‘dâm-ı Cere-zâde Vezîr Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_203.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "İ‘dâm-ı Cere-zâde Vezîr Ahmed Paşa",
          "text": "Müşârun Kütahya Eyâleti'nde vâki Çakallı ‘aşîretinden bir fırkaya zâbit iken, sefer-i sâbıkda Kapucu-başılık ile kesb-i taʻyîn ü iştihâr ve hitâm-ı seferde mütemekkin olduğu mahalle gelüp, Anadolu vâlîleriyle vakt-be-vakt muʻâraza vü muhâvereye ictisâr eylediğinden hakkında emr-i âlî ısdâr olunmuşidi. Bir takrîb varta-i mezkûreden tahlîs-i nefs edüp, işbu sefer vukūʻunda Mîr-i mîrânlık ile Üsküdar'a vürûd eyledikde alayını temâşâ edenler vezârete ehil olduğunu sevk ü taʻrîf ve kendi dahi levendâne etvâr sâhibi bir merd-i zarîf olup, darb-ı nutk ile baʻzı kimseleri teshîr ve garaz-ı aslîsini husûl-pezîr edüp, nâyil-i vezâret ve mazhar-ı nevaziş ü rağbet olmuşidi. Seferlerde bi-hikmetillâhi Teʻâlâ katʻâ bir hıdmete yaramayup, meʼmûr olduğu mahalleri taht ü târâc ve fukarâ-yı etrâf vu eknâfı izʻâc eylediği mesmûʻ-ı\nŞehriyârî olmağla, sâdır olan emr-i hümâyûn mûcebince katl ü iʻdâm ve mazarrat u hasâretinden tahlîs-i enâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki Ordu-yi hümâyun'un [131a] Edirne'den hareketi ve Âsitâne tarafına teveccüh ü 'azîmeti irâde-i hümâyûn buyurulmuşidi. Evâhir-i şehr-i Recebü'l-mücerreb'de kānûn-ı Devlet-i ebed-müddet üzere piyâde ‘askeri pîşvâ-yı livâ-yı şerîf ve Sadrıa'zam dahi redîf olarak Şa'bânü'l-mu'azzam'ın dokuzuncu günü Küçükçekmece ile İncirli miyânında vâki‘ Uzunköprü sahrâsına darb-ı hıyâm ve ferdâsı İncirli sahrâsına nasb olunan çadırlarda teneffüs ü ârâm olunup, tertîb olunan alay-ı dil-ârâ ile hareket ve Dâvud Paşa ile İncirli arasında râkidü'l-hayl-i meydân-ı übehhet ü sürûru, nâşirü'l-‘adl-i memâlik-i İslâm-perveri mu‘addelü'l-nehâr-ı âsumân-ı ‘azamet ü bahtiyârî ve mıntıkatü'l-burûc-i eflâk-ı saltanat u kâm-kârî olan Şehriyâr-ı bülend-menzilet ve Livâ’-i şerîfi ber-vech-i taʻzîm ü ibcâl istikbâl buyurup, Dâvud Paşa Serâyı'nı makdem-i hümâyûnlarıyla reşk-i irem ve mahall-i mezkûrda merreten ba'de-uhrâ Serdâr-ı ekrem'i şeref-i muhâtabât ve mu‘tâd olan iltifât ü teşrîfât ile dil-şâd ü hürrem etdikden sonra, Dâvud Paşa'dan süvâr-ı semend-i Devlet ve dâyire-i fâhire-i Şâhâneleriyle Serây-ı bihişt-âsâlarına ‘avdet ve Sadrıaʻzam dahi Livâ'-i şerîfi alup, tertîb-i maʻlûm üzere Serây-ı hümâyûn'a yeden-bi-yedin Livâ'-i şerîf'i müsellem-i dest-i Şehriyâr-ı ‘azîzü'l-vücûd eylediğine müteʻâkib, Paşakapusu'na ‘âyid ü âyib olup, Dîvân yerinde lâzım gelenlere 'umûm hilʻatini iksâ ve baʻdehû bâliş-i rez-târ istirâhate ittikâ eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-mahmiyye-i Edirne ve vusûl-ı Sadrıaʻzam ve Serdâr-ı ekrem be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_204.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn ez-mahmiyye-i Edirne ve vusûl-ı Sadrıaʻzam ve Serdâr-ı ekrem be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "text": "Çünki Ordu-yi hümâyun'un [131a] Edirne'den hareketi ve Âsitâne tarafına teveccüh ü 'azîmeti irâde-i hümâyûn buyurulmuşidi. Evâhir-i şehr-i Recebü'l-mücerreb'de kānûn-ı Devlet-i ebed-müddet üzere piyâde ‘askeri pîşvâ-yı livâ-yı şerîf ve Sadrıa'zam dahi redîf olarak Şa'bânü'l-mu'azzam'ın dokuzuncu günü Küçükçekmece ile İncirli miyânında vâki‘ Uzunköprü sahrâsına darb-ı hıyâm ve ferdâsı İncirli sahrâsına nasb olunan çadırlarda teneffüs ü ârâm olunup, tertîb olunan alay-ı dil-ârâ ile hareket ve Dâvud Paşa ile İncirli arasında râkidü'l-hayl-i meydân-ı übehhet ü sürûru, nâşirü'l-‘adl-i memâlik-i İslâm-perveri mu‘addelü'l-nehâr-ı âsumân-ı ‘azamet ü bahtiyârî ve mıntıkatü'l-burûc-i eflâk-ı saltanat u kâm-kârî olan Şehriyâr-ı bülend-menzilet ve Livâ’-i şerîfi ber-vech-i taʻzîm ü ibcâl istikbâl buyurup, Dâvud Paşa Serâyı'nı makdem-i hümâyûnlarıyla reşk-i irem ve mahall-i mezkûrda merreten ba'de-uhrâ Serdâr-ı ekrem'i şeref-i muhâtabât ve mu‘tâd olan iltifât ü teşrîfât ile dil-şâd ü hürrem etdikden sonra, Dâvud Paşa'dan süvâr-ı semend-i Devlet ve dâyire-i fâhire-i Şâhâneleriyle Serây-ı bihişt-âsâlarına ‘avdet ve Sadrıaʻzam dahi Livâ'-i şerîfi alup, tertîb-i maʻlûm üzere Serây-ı hümâyûn'a yeden-bi-yedin Livâ'-i şerîf'i müsellem-i dest-i Şehriyâr-ı ‘azîzü'l-vücûd eylediğine müteʻâkib, Paşakapusu'na ‘âyid ü âyib olup, Dîvân yerinde lâzım gelenlere 'umûm hilʻatini iksâ ve baʻdehû bâliş-i rez-târ istirâhate ittikâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hudavendigâr-ı esbak Sultân Mahmûd Hân Gāzî hazretlerinin evâyil-i saltanatlarında İspanya küffârının eyâdî-yi istîlâlarına giriftâr olan Vehrân Kalası Cezayirlü ile İspanya'nın vukūʻ bulan musâlahasında şarta dâhil olmayup, muʻallak u\nmüstesna olduğuna binâ'en bu defa [131b] ‘ale'l-gafle Cezayir guzâtı kal‘a-i mezkûreyi muhâsara vü teshîr ve zemîme-i memâlik-i Şehriyar-ı kişver-gîr etmeleriyle miftâh-ı kal'a-i Vehrân Akdeniz'e kapudan olan Vezîr Hüseyin Paşa tarafından südde-i Saʻâdete takdîm ve bu mukābelede Cezâyir Garb Beylerbeyisi Hasan Paşa'ya rütbe-i vâlâ-yı Vezâret verilüp, feth-i kal‘ada medhali olan guzât-ı zafer-simât dahi ragabât u iltifât-ı Şahâne ile taltîf ü ten‘îm olundu. Vehrân, Tilemsân memleketinde on yedi derece tûl ve otuz yedi derece ‘arzda vâki bir şehirdir. Şehrin bir kıtʻası sahrâda, bir kıtʻası dâmen-i cebelde olup, bâlâ-yı küh-sârda kal‘a-i metîn ve maʻkıl-ı hasîni vardır. “Avâm-ı nâs \"Verhân\" tesmiye edüp, Atlas-1 Kebîrde \"Evrân\" zabt olmuşdur. Tilemsân ile mâbeyni yek-şebe-i râh olup, Küçük Limanı kalʻa kapusuna karîb ve mersâ'l-kebîr ıtlâk olunan limanın kal‘aya iki mîl kadar bu‘du vardır. Cümle İfrîkiyyâ limanlarının memdûhu olup, her rûzgârdan masûn ve tüccâr u ashâb-ı bedâyi ile meşhûndur. İki yüz doksan senesinde kabâyil-i Berberiyye arasında fitne vü şûriş hudûsüyle şu'ûb-1 Berberiyye'den Benî Mesfen müfârakat [ve] Vehrân sahrâsında ikāmet etmişler idi. Fitneden emîn olmadıklariyçün Endülüsîler tarafından bi'l-iltimâs Vehrân Kalʻası binâ olunmağla bir müddet zikr olunan kabîle derûn-ı kal‘ada tehassun ve mülâhazaları üzere hilâflarında olan kavim bunları basup, kalʻayı tahrîb ve tekrâr binâ olunup, kal‘ada temekkün etmişleridi. Ehâlîsi cesîmü'l-halka ve tünû-mend ve tünd u tîz ve 'Amâlika bekāyâsından zann olunur bir kavm-i nahvet-engîz olup, bu hâl ile ekserîsi mü'min ü muvahhid ve ‘Arabiyyü'l-lisân âdemlerdir. [132a] Fakīr, İspanya memleketine sefâretle vardığımda ehâlî-yi Vehrân Berșeluna ve Madrid'e gelürler idi. Ehl-i İslâm'dan iken küffâra tebaʻiyyetleri takbîh ü taʻyîr olundukda: \"Zulm ü teʻaddî ve teklîfât-ı şâkkaya tesaddî sebebi ile İspanya'ya tâbi“ ve bi'z-zarûre matmûre-i züll ü hevâna vâki olduk\" derler idi. İşte zulm ü cevrin netîcesi neye müncer olduğu zâhir oldu. ‘Ahd-i baʻîdden berü gâh İslâm ve gâh küffâr-ı li'âm Vehrân'a mâlik olup, kırk elli seneden berü İspanya tasarrufunda iken, meded-kârî-yi Mâlikü'l-mülk ile Cezayir-i garb eşbehleri ve meydân-ı gazâ dilâverleri kal'a-i\nmezkûreyi eyâdî-yi küffârdan istihlâs eylediler. Besâtîn ü eşcâr ve hadâyik ü esmârı vâfir olup, hâric-i şehirden cârî mâ'i lezîzleri dahi vardır. Bal u bâğ ve bakar u ganem şehr-i mezkûrde gāyet rahîsdir.",
          "caption": "Feth-i kal'a-i Vehrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_205.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Feth-i kal'a-i Vehrân",
          "text": "Hudavendigâr-ı esbak Sultân Mahmûd Hân Gāzî hazretlerinin evâyil-i saltanatlarında İspanya küffârının eyâdî-yi istîlâlarına giriftâr olan Vehrân Kalası Cezayirlü ile İspanya'nın vukūʻ bulan musâlahasında şarta dâhil olmayup, muʻallak u\nmüstesna olduğuna binâ'en bu defa [131b] ‘ale'l-gafle Cezayir guzâtı kal‘a-i mezkûreyi muhâsara vü teshîr ve zemîme-i memâlik-i Şehriyar-ı kişver-gîr etmeleriyle miftâh-ı kal'a-i Vehrân Akdeniz'e kapudan olan Vezîr Hüseyin Paşa tarafından südde-i Saʻâdete takdîm ve bu mukābelede Cezâyir Garb Beylerbeyisi Hasan Paşa'ya rütbe-i vâlâ-yı Vezâret verilüp, feth-i kal‘ada medhali olan guzât-ı zafer-simât dahi ragabât u iltifât-ı Şahâne ile taltîf ü ten‘îm olundu. Vehrân, Tilemsân memleketinde on yedi derece tûl ve otuz yedi derece ‘arzda vâki bir şehirdir. Şehrin bir kıtʻası sahrâda, bir kıtʻası dâmen-i cebelde olup, bâlâ-yı küh-sârda kal‘a-i metîn ve maʻkıl-ı hasîni vardır. “Avâm-ı nâs \"Verhân\" tesmiye edüp, Atlas-1 Kebîrde \"Evrân\" zabt olmuşdur. Tilemsân ile mâbeyni yek-şebe-i râh olup, Küçük Limanı kalʻa kapusuna karîb ve mersâ'l-kebîr ıtlâk olunan limanın kal‘aya iki mîl kadar bu‘du vardır. Cümle İfrîkiyyâ limanlarının memdûhu olup, her rûzgârdan masûn ve tüccâr u ashâb-ı bedâyi ile meşhûndur. İki yüz doksan senesinde kabâyil-i Berberiyye arasında fitne vü şûriş hudûsüyle şu'ûb-1 Berberiyye'den Benî Mesfen müfârakat [ve] Vehrân sahrâsında ikāmet etmişler idi. Fitneden emîn olmadıklariyçün Endülüsîler tarafından bi'l-iltimâs Vehrân Kalʻası binâ olunmağla bir müddet zikr olunan kabîle derûn-ı kal‘ada tehassun ve mülâhazaları üzere hilâflarında olan kavim bunları basup, kalʻayı tahrîb ve tekrâr binâ olunup, kal‘ada temekkün etmişleridi. Ehâlîsi cesîmü'l-halka ve tünû-mend ve tünd u tîz ve 'Amâlika bekāyâsından zann olunur bir kavm-i nahvet-engîz olup, bu hâl ile ekserîsi mü'min ü muvahhid ve ‘Arabiyyü'l-lisân âdemlerdir. [132a] Fakīr, İspanya memleketine sefâretle vardığımda ehâlî-yi Vehrân Berșeluna ve Madrid'e gelürler idi. Ehl-i İslâm'dan iken küffâra tebaʻiyyetleri takbîh ü taʻyîr olundukda: \"Zulm ü teʻaddî ve teklîfât-ı şâkkaya tesaddî sebebi ile İspanya'ya tâbi“ ve bi'z-zarûre matmûre-i züll ü hevâna vâki olduk\" derler idi. İşte zulm ü cevrin netîcesi neye müncer olduğu zâhir oldu. ‘Ahd-i baʻîdden berü gâh İslâm ve gâh küffâr-ı li'âm Vehrân'a mâlik olup, kırk elli seneden berü İspanya tasarrufunda iken, meded-kârî-yi Mâlikü'l-mülk ile Cezayir-i garb eşbehleri ve meydân-ı gazâ dilâverleri kal'a-i\nmezkûreyi eyâdî-yi küffârdan istihlâs eylediler. Besâtîn ü eşcâr ve hadâyik ü esmârı vâfir olup, hâric-i şehirden cârî mâ'i lezîzleri dahi vardır. Bal u bâğ ve bakar u ganem şehr-i mezkûrde gāyet rahîsdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rikâb-ı hümâyûn'da sâbıkā Re’îsülküttâb olan Mehmed Râşid Efendi sigar-ı sinn ve 'unfuvân-ı şebâbından berü umûr-ı dîvâniyye ve serâyir-i mülkiyyede müstahdem olmak takrîbi ile kâffe-i ahvâl-i Devlet-i ebed-müddet'e mahrem ve emzice vü tabâyi'-i düvel-i sâyireye âşinâlığı müsellem olduğundan gayri, sadâkat ü istikāmeti mübeyyen ve ‘akl u dirâyeti muʻayyen olmağla, o makūle sadâkat-kâr-ı Devlet ve emek-dâr-ı Südde-i saʻâdet'in Bâb-ı ‘âlî hidmetlerinden infikâkı serâ-perde-i nizâm-ı Devlet'in mûceb-i inhitâkı olacağı Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'ın mersûm-ı zihn-i derrâkı olmağla, evâyil-i Şa‘bân-ı şerîf'de Çavuş-başılık hıdmetiyle Bâb-ı âlî'ye vüsûl ve selefi Genc ‘Osmân Ağa hânesinde ikāmet ile duʻâ-yı Pâdişâh-ı enâm'a meşgül oldu.",
          "caption": "Ser-çavuşân-şüden-i Raşid Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_206.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Ser-çavuşân-şüden-i Raşid Mehmed Efendi",
          "text": "Rikâb-ı hümâyûn'da sâbıkā Re’îsülküttâb olan Mehmed Râşid Efendi sigar-ı sinn ve 'unfuvân-ı şebâbından berü umûr-ı dîvâniyye ve serâyir-i mülkiyyede müstahdem olmak takrîbi ile kâffe-i ahvâl-i Devlet-i ebed-müddet'e mahrem ve emzice vü tabâyi'-i düvel-i sâyireye âşinâlığı müsellem olduğundan gayri, sadâkat ü istikāmeti mübeyyen ve ‘akl u dirâyeti muʻayyen olmağla, o makūle sadâkat-kâr-ı Devlet ve emek-dâr-ı Südde-i saʻâdet'in Bâb-ı ‘âlî hidmetlerinden infikâkı serâ-perde-i nizâm-ı Devlet'in mûceb-i inhitâkı olacağı Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'ın mersûm-ı zihn-i derrâkı olmağla, evâyil-i Şa‘bân-ı şerîf'de Çavuş-başılık hıdmetiyle Bâb-ı âlî'ye vüsûl ve selefi Genc ‘Osmân Ağa hânesinde ikāmet ile duʻâ-yı Pâdişâh-ı enâm'a meşgül oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i kesîretü'l-mesâlik-i İslâmiyye'de kürûm u aʻnâbın kesreti hamr u ‘arak hâsıl olacak esmârın [132b] vefreti olup, reʻâyâ tarafından vaktiyle ta‘sîr ü taktîr ve efrenc tâyifesine beyʻ ve müskirâtı kalīl olan mahallere nakl ü tesyîr ve bu sebeble iddihâr-ı mâl-ı kesîr olduğu mütehakkık ve zikr olunan menâfi' bi'l-külliyye o makūle eşhâsa râci olup, Devlet-i 'aliyye'nin ednâ fâyidesi olmadığı nizâm-ı mülke gayr-i muvâfık olmağla, ‘ale'l-'umûm müskirâta vaz‘-ı rüsûm olunduğu hâlde mîrîye nef-i küllî 'âyid ve îrâd-ı Devlet mütekessir ü mütezâyid olacağı baʻzı sadâka-kârân-ı Devlet taraflarından sevk ü tergīb ve cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i Tâcdârî'den tasvîb olunup, hamrın kıymet-i maʻlûmesi üzere beher vukiyesine ikişer pâre ve 'arakın vakyesine dörd pâre zecriyye nâmıyla gümrük vaz‘ olunup, Selanikî Hasan Ağa ber-vech-i emânet idâresine mübâşeret etmişidi. Vazʻ olunan zecriyyeyi taʻsîr-i eşribe ile iddihâr-ı emvâli i‘tiyâd eden nâ-bekârlar istiksâr ve hatt u tenzîli zımnında yek-dîgere istizhâr etmeleriyle maglatalarına havâle-i gûş-i iʻtibâr ile tansîfine karar verilüp, etrâf\nu eknâfa neşr-i misâl-i lâzımü'l-imtisâl ve hilâf-ı emr-i ‘âlî hareket edenler istîsâl ile mazhar-ı eşedd-i nekâl olacağları mütâvâ-yı ahkâm-ı Sultâniyye'ye derc ü idhâl olunmuşidi. Bundan sonra Selanikî Hasan Ağa âteş-i neyistân-ı memleket ve seylâb-ı bünyâd-ı emvâl-i ehl-i raʻiyyet olup, şöyle ki melik-i Bâbil olan Buhtunnasr'ın Benî İsrâ'îl'e eylediği mu'âmeleden eşedd-i zîr-i destân-ı velâyeti izrâr ile emvâl-i kesîre cem' ve mîrî tarafına şey-i cüz'ü def eylediği vâsıl-ı semʻ olup, veliyy-i devlet bu keyfiyyeti teftîş ü tenkīb ve tahkīk ü takrîb ‘akabinde hesabı görülüp, mukarrer olduğu emvâl tahsîl ve Bender Kal‘ası'nı binâ etmek sûretinde Âsitâne'den ihrâc u tezlîl olunup, [133a] giderek reʻâyâ-yı memleket birer mahall-i hatîre istinâd ile tahfif-i külfet ve her kazâya ber-vech-i maktûʻ şey-i yesîr rabt ve böyle bir cesîm mukātaʻyı ber-hemzede-i halel ü habt eylediler. Maʻa-mâ-fîh taraf-ı mîrîye iki bin kîseye karîb îrâd-ı cedîd hâsıl ve Devlet-i ‘aliyye'nin baʻzı mesârif-i cedîdesine mukābil oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı mukāta‘-i zecriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_207.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı mukāta‘-i zecriyye",
          "text": "Memâlik-i kesîretü'l-mesâlik-i İslâmiyye'de kürûm u aʻnâbın kesreti hamr u ‘arak hâsıl olacak esmârın [132b] vefreti olup, reʻâyâ tarafından vaktiyle ta‘sîr ü taktîr ve efrenc tâyifesine beyʻ ve müskirâtı kalīl olan mahallere nakl ü tesyîr ve bu sebeble iddihâr-ı mâl-ı kesîr olduğu mütehakkık ve zikr olunan menâfi' bi'l-külliyye o makūle eşhâsa râci olup, Devlet-i 'aliyye'nin ednâ fâyidesi olmadığı nizâm-ı mülke gayr-i muvâfık olmağla, ‘ale'l-'umûm müskirâta vaz‘-ı rüsûm olunduğu hâlde mîrîye nef-i küllî 'âyid ve îrâd-ı Devlet mütekessir ü mütezâyid olacağı baʻzı sadâka-kârân-ı Devlet taraflarından sevk ü tergīb ve cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i Tâcdârî'den tasvîb olunup, hamrın kıymet-i maʻlûmesi üzere beher vukiyesine ikişer pâre ve 'arakın vakyesine dörd pâre zecriyye nâmıyla gümrük vaz‘ olunup, Selanikî Hasan Ağa ber-vech-i emânet idâresine mübâşeret etmişidi. Vazʻ olunan zecriyyeyi taʻsîr-i eşribe ile iddihâr-ı emvâli i‘tiyâd eden nâ-bekârlar istiksâr ve hatt u tenzîli zımnında yek-dîgere istizhâr etmeleriyle maglatalarına havâle-i gûş-i iʻtibâr ile tansîfine karar verilüp, etrâf\nu eknâfa neşr-i misâl-i lâzımü'l-imtisâl ve hilâf-ı emr-i ‘âlî hareket edenler istîsâl ile mazhar-ı eşedd-i nekâl olacağları mütâvâ-yı ahkâm-ı Sultâniyye'ye derc ü idhâl olunmuşidi. Bundan sonra Selanikî Hasan Ağa âteş-i neyistân-ı memleket ve seylâb-ı bünyâd-ı emvâl-i ehl-i raʻiyyet olup, şöyle ki melik-i Bâbil olan Buhtunnasr'ın Benî İsrâ'îl'e eylediği mu'âmeleden eşedd-i zîr-i destân-ı velâyeti izrâr ile emvâl-i kesîre cem' ve mîrî tarafına şey-i cüz'ü def eylediği vâsıl-ı semʻ olup, veliyy-i devlet bu keyfiyyeti teftîş ü tenkīb ve tahkīk ü takrîb ‘akabinde hesabı görülüp, mukarrer olduğu emvâl tahsîl ve Bender Kal‘ası'nı binâ etmek sûretinde Âsitâne'den ihrâc u tezlîl olunup, [133a] giderek reʻâyâ-yı memleket birer mahall-i hatîre istinâd ile tahfif-i külfet ve her kazâya ber-vech-i maktûʻ şey-i yesîr rabt ve böyle bir cesîm mukātaʻyı ber-hemzede-i halel ü habt eylediler. Maʻa-mâ-fîh taraf-ı mîrîye iki bin kîseye karîb îrâd-ı cedîd hâsıl ve Devlet-i ‘aliyye'nin baʻzı mesârif-i cedîdesine mukābil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dokuz yüz doksan dört târîhinde Sultân Murâd-ı sâlis çâr-bâliş-nişîn-i saltanat iken, Îrân seferleri takrîbi ile mîrîye müzâyaka ‘arız olup, idâre-i mesârif-i zarûriyyede 'usret çekilmişidi. Defterdâr-ı vakt bulunan Üveys Paşa hazîne ahvâlini tefekkür edüp, masraf îrâda gālib olduğunu teyakkun ile îrâd-ı âhar tedârikine muhtâc ve bilâhare hamr u 'araka on beşer akçe resm vaz' edüp, Âsitâne ve sâyir memâlikde bu hükm-i cedîd cârî olduğundan nevʻammâ mîrîye vüsʻat gelmişidi. Ancak bu tasarrufdan hâsıl olan mebâliğ ihrâcât-ı hâssaya kifayet edüp, ‘avârız mesârifât-ı devlete vefâ etmediğinden: \"Esnâf-ı selâse iʻtibârıyla evrâk-ı cizyeye otuzar akçe zamm olunmak meşrû dur\" denmekle, cümleten kırk beşer akçe cizye evrâkına zamm olup, husûl-ı mebâliğ-i kesîre ile zarûret-i mîrî mündefi' olduğu baʻzı tevârîh-i muʻteberde görülmüşdür. Baʻzı bî-insâf taʻassub-ı bârid ile bu mukātaʻanın hudûs-ı zuhûrunu zuʻm edüp, târîh-şinâs bir merd-i vâkıfa dahi tesadüf etmediğinden kīl ü kāle âgâz ile meydân-ı hâlîde vâfir lâf eylediği kusûr-ı nazar ve ‘adem-i vukūf-i ahvâl-i mâziyyeden neş'et eylediği mukarrerdir.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_208.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Dokuz yüz doksan dört târîhinde Sultân Murâd-ı sâlis çâr-bâliş-nişîn-i saltanat iken, Îrân seferleri takrîbi ile mîrîye müzâyaka ‘arız olup, idâre-i mesârif-i zarûriyyede 'usret çekilmişidi. Defterdâr-ı vakt bulunan Üveys Paşa hazîne ahvâlini tefekkür edüp, masraf îrâda gālib olduğunu teyakkun ile îrâd-ı âhar tedârikine muhtâc ve bilâhare hamr u 'araka on beşer akçe resm vaz' edüp, Âsitâne ve sâyir memâlikde bu hükm-i cedîd cârî olduğundan nevʻammâ mîrîye vüsʻat gelmişidi. Ancak bu tasarrufdan hâsıl olan mebâliğ ihrâcât-ı hâssaya kifayet edüp, ‘avârız mesârifât-ı devlete vefâ etmediğinden: \"Esnâf-ı selâse iʻtibârıyla evrâk-ı cizyeye otuzar akçe zamm olunmak meşrû dur\" denmekle, cümleten kırk beşer akçe cizye evrâkına zamm olup, husûl-ı mebâliğ-i kesîre ile zarûret-i mîrî mündefi' olduğu baʻzı tevârîh-i muʻteberde görülmüşdür. Baʻzı bî-insâf taʻassub-ı bârid ile bu mukātaʻanın hudûs-ı zuhûrunu zuʻm edüp, târîh-şinâs bir merd-i vâkıfa dahi tesadüf etmediğinden kīl ü kāle âgâz ile meydân-ı hâlîde vâfir lâf eylediği kusûr-ı nazar ve ‘adem-i vukūf-i ahvâl-i mâziyyeden neş'et eylediği mukarrerdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Enderûn-ı hümâyûn'a takdîm olunan 'îdiyye ve hedâyâ ve Ramazân-ı şerîf'de ‘ulemâ-yı a‘lâma ve ketebe-i aklâma verilen sâ‘at ve boğça-i zîb-ârâ mesânid-i ‘ulyâ olan zevâtı mesârif-i kesîreye giriftâr ve bu sülmeyi sedd içün ahz-ı rişvet ü bertîle hâst-kâr eylediği ve ashâb-ı câh u menzilet yek-dîgere ri‘âyet ü hürmet kasıdyla müteceşşim oldukları rüsûmât-ı ‘âdiye ile mukayyed-i külfet olduklarından gayri, bu rüsûmun icrâsı kesret-i havâşî vü etbâ‘ı îcâb ve köhne vü bâlî olan esbâb-ı resmiyyenin tecdîd ü tagyîri ve a‘mâl ü idâresinde mu‘ayyen olanların mesârifâtı muhtâc-ı nükūd-ı bî-hesab olup, îrâd-ı tabî‘i menâsıb-ı Devlet bu ‘avârız-ı hâriciyyeye kifayet etmeyüp, bir nev‘ irtikâba müeddâ olduğu zâhir ve ‘ale'l-husûs melâbis-i nâs yek-dîgere mülâbis ve da‘vâ-yı müsâvât ü tefâvüt ile ahadü-hümâ âhara mütenâfis olmalarıyla, bu kazıyye dahi ba‘zı mekkâre ihtiyârını müstelzim ve bevâ‘is-i mezkûre ile nükūd-ı Devlet memâlik-i Hind ü Efrenc'de müctemi‘ ü müterâkim olduğunu ekâbirân-ı zemân hâtır-nişân etmeleriyle, def‘ini iltizâm ve taleb-kâr-ı müsâ‘ade-i Şehriyâr-ı enâm olmuşlaridi. Def‘-i rişvet ve imhâk-ı bid‘at ve ta‘dîl-i hudûd-ı hademe-i Saltanat muvâfık-mizâc-ı Şâhâne olmakdan nâşî, ma‘rûzât-ı mezkûre müsâ‘ade-i Cihân-dârî'ye makrûn ve kuvveden fi‘le [133b] îsâl olunmak murâd-ı hümâyûn olup, ol bâbda lâzım gelan hatt-ı şerîf ısdâr ve Bâb-ı âlî'ye tisyâr olundukda, ber-minvâl-i muharrer bâlâda zikr olunan bed‘ ü muhdesât bi'l-külliyye def‘ olunup, fakat ba‘zı menâsıb-ı cesîmeden rikâbiyye ve Sadrıa‘zam tarafına verilan cevâyiz-i kadîme ibkā olunduğu ve vüzerâ-yı ‘izâm ba'zan bir sene zarfında iktizâ hasebiyle ‘azl ü nasb kabûl edüp, verdikleri câyize telef ü zâyi‘ ve kapu-kethudâları bu sebeble bi'r-i ba‘îdü'l-gavr iflâsa vâki‘ olurlar idi. Sene hıtâmından evvel bir mansıb-ı âhara tevcîh olduğu hâlde câyizesi selef ü halef kapu-kethudâları miyânında hazariyye şürûtu üzere hesab olunup, ahz u redd olunmak üzere nizâm verilüp, eyâlât ü elviye ve münâvebe menâsıbının câyizeleri dahi tehammüllerine göre hatt u tenzîl ve hademe-i Bâb'a verilegelan çuka ve kumaş nakde tahvîl ve erkân-ı kürk telebbüs edenlerden mâ‘adâya semmûr-ı vaşak ve akmişe-i hindiyye ve çiçekli tecvîz olunmayup, mütecâsir bulunur ise tekdîr ü tenkîl olunmak ve menâsıb-ı sitte erbâbıyla kapucu-başılardan mâ‘adâ sandale kablu biniş ve cübbe giymeyüp, mücevherât isti‘mâl etmamek ve İngiliz çukasından ve Engürü şâlîsinden\ntâyife-i nisvân ferâce katʻ etmemek tenbîhâtı taraf taraf neşr ü i'lâm ve ezikka vü esvâka tebdîlleri taʻyîni ile vikāye-i hükm olunup, bu mazmûnu hâvî vülât-ı etrâfa dahi ısdâr-ı ahkâm olundu.",
          "caption": "Def‘-i rüsûm u ‘atiyyât ve ‘ta‘yîn-i melâbis ve terk-i muhdesât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_209.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Def‘-i rüsûm u ‘atiyyât ve ‘ta‘yîn-i melâbis ve terk-i muhdesât",
          "text": "Enderûn-ı hümâyûn'a takdîm olunan 'îdiyye ve hedâyâ ve Ramazân-ı şerîf'de ‘ulemâ-yı a‘lâma ve ketebe-i aklâma verilen sâ‘at ve boğça-i zîb-ârâ mesânid-i ‘ulyâ olan zevâtı mesârif-i kesîreye giriftâr ve bu sülmeyi sedd içün ahz-ı rişvet ü bertîle hâst-kâr eylediği ve ashâb-ı câh u menzilet yek-dîgere ri‘âyet ü hürmet kasıdyla müteceşşim oldukları rüsûmât-ı ‘âdiye ile mukayyed-i külfet olduklarından gayri, bu rüsûmun icrâsı kesret-i havâşî vü etbâ‘ı îcâb ve köhne vü bâlî olan esbâb-ı resmiyyenin tecdîd ü tagyîri ve a‘mâl ü idâresinde mu‘ayyen olanların mesârifâtı muhtâc-ı nükūd-ı bî-hesab olup, îrâd-ı tabî‘i menâsıb-ı Devlet bu ‘avârız-ı hâriciyyeye kifayet etmeyüp, bir nev‘ irtikâba müeddâ olduğu zâhir ve ‘ale'l-husûs melâbis-i nâs yek-dîgere mülâbis ve da‘vâ-yı müsâvât ü tefâvüt ile ahadü-hümâ âhara mütenâfis olmalarıyla, bu kazıyye dahi ba‘zı mekkâre ihtiyârını müstelzim ve bevâ‘is-i mezkûre ile nükūd-ı Devlet memâlik-i Hind ü Efrenc'de müctemi‘ ü müterâkim olduğunu ekâbirân-ı zemân hâtır-nişân etmeleriyle, def‘ini iltizâm ve taleb-kâr-ı müsâ‘ade-i Şehriyâr-ı enâm olmuşlaridi. Def‘-i rişvet ve imhâk-ı bid‘at ve ta‘dîl-i hudûd-ı hademe-i Saltanat muvâfık-mizâc-ı Şâhâne olmakdan nâşî, ma‘rûzât-ı mezkûre müsâ‘ade-i Cihân-dârî'ye makrûn ve kuvveden fi‘le [133b] îsâl olunmak murâd-ı hümâyûn olup, ol bâbda lâzım gelan hatt-ı şerîf ısdâr ve Bâb-ı âlî'ye tisyâr olundukda, ber-minvâl-i muharrer bâlâda zikr olunan bed‘ ü muhdesât bi'l-külliyye def‘ olunup, fakat ba‘zı menâsıb-ı cesîmeden rikâbiyye ve Sadrıa‘zam tarafına verilan cevâyiz-i kadîme ibkā olunduğu ve vüzerâ-yı ‘izâm ba'zan bir sene zarfında iktizâ hasebiyle ‘azl ü nasb kabûl edüp, verdikleri câyize telef ü zâyi‘ ve kapu-kethudâları bu sebeble bi'r-i ba‘îdü'l-gavr iflâsa vâki‘ olurlar idi. Sene hıtâmından evvel bir mansıb-ı âhara tevcîh olduğu hâlde câyizesi selef ü halef kapu-kethudâları miyânında hazariyye şürûtu üzere hesab olunup, ahz u redd olunmak üzere nizâm verilüp, eyâlât ü elviye ve münâvebe menâsıbının câyizeleri dahi tehammüllerine göre hatt u tenzîl ve hademe-i Bâb'a verilegelan çuka ve kumaş nakde tahvîl ve erkân-ı kürk telebbüs edenlerden mâ‘adâya semmûr-ı vaşak ve akmişe-i hindiyye ve çiçekli tecvîz olunmayup, mütecâsir bulunur ise tekdîr ü tenkîl olunmak ve menâsıb-ı sitte erbâbıyla kapucu-başılardan mâ‘adâ sandale kablu biniş ve cübbe giymeyüp, mücevherât isti‘mâl etmamek ve İngiliz çukasından ve Engürü şâlîsinden\ntâyife-i nisvân ferâce katʻ etmemek tenbîhâtı taraf taraf neşr ü i'lâm ve ezikka vü esvâka tebdîlleri taʻyîni ile vikāye-i hükm olunup, bu mazmûnu hâvî vülât-ı etrâfa dahi ısdâr-ı ahkâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anapa yurdu levâhık u tevâbiʻiyle Rûsiyyelü'den nezʻ ü istihlâs olunduğu takrîbi ile ber-hemzede-i indirâs olan mahalline müceddeden vazʻ-ı esâs ve kalʻa binâsıyla lede'l-hâce mazarrat ve keyd-i aʻdâdan ihtirâs olunmak levâzım-ı hazm u ihtiyâtdan olmağla, Dergâh-ı ʻâlî kapucu-başılarından Nüz[û]l Emîni sâbık Burgaslı Mustafâ Ağa, [134a] Binâ Emîni nasb olunduğundan gayri, \"el-kiyâsetü fî'l-kevseci\" me'âline mâ-sadak olup, Akdeniz Başbuğluğu hengâmında behâdırlığı müşâhede olunan Mîr-i mîrân Mustafâ Paşa muhâfız taʻyîn ve masârif-i zarûriyyesine medâr olmak üzere Ankara Sancağı tevcîhi ile kâm-bîn kılınup, ʻan-nakdin yigirmi bin guruş ihsânıyla dahi şedâyid-i me'mûriyyeti tehvîn olundu.\n\nKezâlik Belgrad Kalʻası'nın istîla hasebiyle baʻzı mahalleri münhedim ve Paşa ve Ağa Kapusu bi'l-külliyye münʻadim olup, müceddeden binâsı lâzım ve taʻmîri mühimm olan mahallerin fî-akrabi'l-vakt tesviyyesiyçün kâr-güzâr ve mukaddem bir şahsın taʻyîni iktizâ etmekle sâbıkā Arpa Emîni olan Memiş Efendi hıdmet-i mühimme-i mezkûrenin temşiyyetine me'mûr ve sekiz bin guruş harcırâh ve müddet-i ikâmetinde mûceb-i refâh olmak üzere yevmiyye yigirmi beş guruş meʻâş ihtisâsıyla hâtırı mecbûr kılındı.",
          "caption": "Baʻzı vukūʻât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_210.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʻzı vukūʻât-ı müteferrika",
          "text": "Anapa yurdu levâhık u tevâbiʻiyle Rûsiyyelü'den nezʻ ü istihlâs olunduğu takrîbi ile ber-hemzede-i indirâs olan mahalline müceddeden vazʻ-ı esâs ve kalʻa binâsıyla lede'l-hâce mazarrat ve keyd-i aʻdâdan ihtirâs olunmak levâzım-ı hazm u ihtiyâtdan olmağla, Dergâh-ı ʻâlî kapucu-başılarından Nüz[û]l Emîni sâbık Burgaslı Mustafâ Ağa, [134a] Binâ Emîni nasb olunduğundan gayri, \"el-kiyâsetü fî'l-kevseci\" me'âline mâ-sadak olup, Akdeniz Başbuğluğu hengâmında behâdırlığı müşâhede olunan Mîr-i mîrân Mustafâ Paşa muhâfız taʻyîn ve masârif-i zarûriyyesine medâr olmak üzere Ankara Sancağı tevcîhi ile kâm-bîn kılınup, ʻan-nakdin yigirmi bin guruş ihsânıyla dahi şedâyid-i me'mûriyyeti tehvîn olundu.\n\nKezâlik Belgrad Kalʻası'nın istîla hasebiyle baʻzı mahalleri münhedim ve Paşa ve Ağa Kapusu bi'l-külliyye münʻadim olup, müceddeden binâsı lâzım ve taʻmîri mühimm olan mahallerin fî-akrabi'l-vakt tesviyyesiyçün kâr-güzâr ve mukaddem bir şahsın taʻyîni iktizâ etmekle sâbıkā Arpa Emîni olan Memiş Efendi hıdmet-i mühimme-i mezkûrenin temşiyyetine me'mûr ve sekiz bin guruş harcırâh ve müddet-i ikâmetinde mûceb-i refâh olmak üzere yevmiyye yigirmi beş guruş meʻâş ihtisâsıyla hâtırı mecbûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh baʻzı zevât-ı kāsıratü'l-ʻukūl igrâsıyla bî-vakt ü zemân sefer kapularını küşâd edüp, sâl-i evvel seferde hayli yararlığı zuhûruyla eğerçi Nemçelü'ye haddini bildirmişidi. Ancak Devlet-i ʻaliyye'nin ʻaskeri müretteb olmadığından sayf tertîbi şitâya el vermeyüp, şitâ tertîbi dahi vaktiyle me'mûr oldukları mahallere vusûl bulmadıklarından serhadlerin ve Nemçe yedinden istihlâs olunan yerlerin muhâfazasına imkân müsâʻid olmayup, bu esbâb ile müntehiz-i vakt-i fursat olan\nhasmeyn-i müttefikeyn meydânı hâlî bulmağla, sügūr-ı İslâmiyye'ye hayli telâş u ıztırâb verdiklerinden müşârun ileyh Sadâret'den maʻzûl ve bir müddet mürûrunda [134b] kemâ-kân makām-ı evveline mevsûl olmuşidi. Himmet-i kûh-efken-i Padişâhî'yle 'asâkir ve zehâyir ü mühimmâtı her seneden ziyâde tekmîl olunup, mütâreke takrîbi ile münferid kalan Moskovlu'yu kahr u tenkîl husûsu ʻuhde-i gayretine tahmîl ve bâdî-yi emrde ʻaskerî tâyifesinin mizâcında fesâd zuʻm edüp, sulhu cenge tercîh ve bâ-husûs sipâh tâyifesinin perde-bîrûn hareketlerini tashîh ile kuvve-i vâhime müşârun ileyhi endûh-kîn ü tebrîh etmişiken, baʻzı hayr-hâhân-ı Devlet ve pür-dilân-ı meydân-ı şecâʻat vehmini izâle ve re’y ü ʻazîmetini semt-i cenge imâle edüp, Hırsova'ya vardıkda mecmûʻ-ı kuvvetini Maçin Ordusu'na verüp, kendüsü dahi bizzât bekāyâ-yı nâs ile teʻâkub etmişidi. Düşmen-i mekkâr iki ʻaskeri bir yere götürmeyüp, Maçin'de ihtisâd eden ʻasâkir-i İslâmiyye ile tarh-ı kurʻa-i kâr-zâr ve telâfî-yi tarafeyn vukūʻunda bi-kazâʼillâhi Teʻâlâ ʻasâkir-i İslâm'a perîşânlık târî olup, i‘âde vü istikrarlarına dahi çâre olmadığından Hırsova'yı mahall-i temekkün ü karâr edüp, gazab-ı Şehriyâr-ı vâlâ-neseb'den havf u hirâs ile tekrâr cem‘-i esbâb-ı rezm ve Maçin tarafına sevk-i matâyâ-yı ʻazm eylediği hînde ruhsat-ı sulha zafer-yâb ve 'akd-i mütârekeye şitâb ile Şumnu'ya rücûʻ ve bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere nîk ü bed miyânede sulh vukū' bulup, Asitâne'ye 'avdet eyledikde hıdmeti mebrûr olmadığını neferrüs ü ihsâs ve havf-ı mu’âhaze ile taʻtîl-i havâss eylediğinden başka, hevâsına muhâlif zanneylediği baʻzı zevâtın indifâʻını tehayyül ve bu maksadına dahi nâyil olamayacağını teʻakkul ile dil-rîş ü hasta ve hücûm-ı nevâyib-i efkâr ile dem-beste [135a] olmuşidi. Şehriyâr-ı merhamet-âsâr hâline nazar ve hânedân-ı muhalledü'l-erkân, Âl-i ʻOsmân'a min-tarafillah 'atıyye olan merâhim ü eşfâkdan müşârun ileyhi behre-ver ve Sadâret'den 'azl ile iktifâ ve emvâl ü eşyâsına ʻadem-i taʻarruz ile Anapa cânibi Serʻaskerliği'yle kâm-revâ buyurup, hâlâ Kandiye Muhafızı olan Vezîr Melek Mehmed Paşa hazretleri tekādüm-i ʻahd ile vâkıf-ı ahvâl-i enâm ve kesret-i seyr ve tevellâ-yı eyâlât ile müteyakkın-ı ʻgavâmız-ı umûr-ı hâss u ʻâmm olduğundan başka etvâr u evzâʻında muktasıd u muʻtedil ve evâmir u nevâhî-yi İlahîye münkâd u mümtesil ve ʻale'l-husûs evvelki seferde Kāyim-makām-ı âlim-makām bulunup, beyne'n-nâs hüsn-i sülûk ile şöhret-gîr ve vaktinde bulunan müteneffisân-ı devletin\nkulûbunu 'azâyim-i ahlâk-ı maraziyye ile teshîr edüp, hamûl u sabûr ve sahib-i meskenet ü vakūr \"Şeyhü'l-vüzerâ\" tesmiyesine şâyeste bir düstûr-ı kâmilü'ş-şuʻûr olup, kemâlât u maʻârifden hisse-yâb ve darb-ı nutk ve selâset ü insicâm-ı kelâm ile mahsûd-ı darâyib ü etrâb olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı âlî-cenâb olmağla, müşârun ileyhi Sadr-ı vâlâ-yı devlet'e takrîb ve hakk-ı sarîhi olan mühr-i hümâyûn beşâretiyle tefrîh ü tatrîb eyledi. Ce ‘alallahü kudûmehü sebeben li'l-bereketi ve'l-hayri. Ve sedden li-ye'cûhi'l-mihneti ve'd-dayri.\n\nSadrıaʻzam-ı müşârun ileyh hazretlerinin Sadr-ı devleti teşrîf edinceye dek Rikâb-ı hümâyûn'da Kapucular Kethudâsı bulunan İznikî ‘Ali Bey rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ile Kāyim-makām nasb u taʻyîn ve dûş-i istihkākı ser-â-sere dûhte-i ferve-i semmûr ile tezyîn olundu.",
          "caption": "ʻAzl-i Sadrıaʻzam Yûsuf Paşa ve Vekîl-i mutlak-şüden-i Melek Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_211.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl-i Sadrıaʻzam Yûsuf Paşa ve Vekîl-i mutlak-şüden-i Melek Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh baʻzı zevât-ı kāsıratü'l-ʻukūl igrâsıyla bî-vakt ü zemân sefer kapularını küşâd edüp, sâl-i evvel seferde hayli yararlığı zuhûruyla eğerçi Nemçelü'ye haddini bildirmişidi. Ancak Devlet-i ʻaliyye'nin ʻaskeri müretteb olmadığından sayf tertîbi şitâya el vermeyüp, şitâ tertîbi dahi vaktiyle me'mûr oldukları mahallere vusûl bulmadıklarından serhadlerin ve Nemçe yedinden istihlâs olunan yerlerin muhâfazasına imkân müsâʻid olmayup, bu esbâb ile müntehiz-i vakt-i fursat olan\nhasmeyn-i müttefikeyn meydânı hâlî bulmağla, sügūr-ı İslâmiyye'ye hayli telâş u ıztırâb verdiklerinden müşârun ileyh Sadâret'den maʻzûl ve bir müddet mürûrunda [134b] kemâ-kân makām-ı evveline mevsûl olmuşidi. Himmet-i kûh-efken-i Padişâhî'yle 'asâkir ve zehâyir ü mühimmâtı her seneden ziyâde tekmîl olunup, mütâreke takrîbi ile münferid kalan Moskovlu'yu kahr u tenkîl husûsu ʻuhde-i gayretine tahmîl ve bâdî-yi emrde ʻaskerî tâyifesinin mizâcında fesâd zuʻm edüp, sulhu cenge tercîh ve bâ-husûs sipâh tâyifesinin perde-bîrûn hareketlerini tashîh ile kuvve-i vâhime müşârun ileyhi endûh-kîn ü tebrîh etmişiken, baʻzı hayr-hâhân-ı Devlet ve pür-dilân-ı meydân-ı şecâʻat vehmini izâle ve re’y ü ʻazîmetini semt-i cenge imâle edüp, Hırsova'ya vardıkda mecmûʻ-ı kuvvetini Maçin Ordusu'na verüp, kendüsü dahi bizzât bekāyâ-yı nâs ile teʻâkub etmişidi. Düşmen-i mekkâr iki ʻaskeri bir yere götürmeyüp, Maçin'de ihtisâd eden ʻasâkir-i İslâmiyye ile tarh-ı kurʻa-i kâr-zâr ve telâfî-yi tarafeyn vukūʻunda bi-kazâʼillâhi Teʻâlâ ʻasâkir-i İslâm'a perîşânlık târî olup, i‘âde vü istikrarlarına dahi çâre olmadığından Hırsova'yı mahall-i temekkün ü karâr edüp, gazab-ı Şehriyâr-ı vâlâ-neseb'den havf u hirâs ile tekrâr cem‘-i esbâb-ı rezm ve Maçin tarafına sevk-i matâyâ-yı ʻazm eylediği hînde ruhsat-ı sulha zafer-yâb ve 'akd-i mütârekeye şitâb ile Şumnu'ya rücûʻ ve bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere nîk ü bed miyânede sulh vukū' bulup, Asitâne'ye 'avdet eyledikde hıdmeti mebrûr olmadığını neferrüs ü ihsâs ve havf-ı mu’âhaze ile taʻtîl-i havâss eylediğinden başka, hevâsına muhâlif zanneylediği baʻzı zevâtın indifâʻını tehayyül ve bu maksadına dahi nâyil olamayacağını teʻakkul ile dil-rîş ü hasta ve hücûm-ı nevâyib-i efkâr ile dem-beste [135a] olmuşidi. Şehriyâr-ı merhamet-âsâr hâline nazar ve hânedân-ı muhalledü'l-erkân, Âl-i ʻOsmân'a min-tarafillah 'atıyye olan merâhim ü eşfâkdan müşârun ileyhi behre-ver ve Sadâret'den 'azl ile iktifâ ve emvâl ü eşyâsına ʻadem-i taʻarruz ile Anapa cânibi Serʻaskerliği'yle kâm-revâ buyurup, hâlâ Kandiye Muhafızı olan Vezîr Melek Mehmed Paşa hazretleri tekādüm-i ʻahd ile vâkıf-ı ahvâl-i enâm ve kesret-i seyr ve tevellâ-yı eyâlât ile müteyakkın-ı ʻgavâmız-ı umûr-ı hâss u ʻâmm olduğundan başka etvâr u evzâʻında muktasıd u muʻtedil ve evâmir u nevâhî-yi İlahîye münkâd u mümtesil ve ʻale'l-husûs evvelki seferde Kāyim-makām-ı âlim-makām bulunup, beyne'n-nâs hüsn-i sülûk ile şöhret-gîr ve vaktinde bulunan müteneffisân-ı devletin\nkulûbunu 'azâyim-i ahlâk-ı maraziyye ile teshîr edüp, hamûl u sabûr ve sahib-i meskenet ü vakūr \"Şeyhü'l-vüzerâ\" tesmiyesine şâyeste bir düstûr-ı kâmilü'ş-şuʻûr olup, kemâlât u maʻârifden hisse-yâb ve darb-ı nutk ve selâset ü insicâm-ı kelâm ile mahsûd-ı darâyib ü etrâb olduğu maʻlûm-ı Şehriyâr-ı âlî-cenâb olmağla, müşârun ileyhi Sadr-ı vâlâ-yı devlet'e takrîb ve hakk-ı sarîhi olan mühr-i hümâyûn beşâretiyle tefrîh ü tatrîb eyledi. Ce ‘alallahü kudûmehü sebeben li'l-bereketi ve'l-hayri. Ve sedden li-ye'cûhi'l-mihneti ve'd-dayri.\n\nSadrıaʻzam-ı müşârun ileyh hazretlerinin Sadr-ı devleti teşrîf edinceye dek Rikâb-ı hümâyûn'da Kapucular Kethudâsı bulunan İznikî ‘Ali Bey rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ile Kāyim-makām nasb u taʻyîn ve dûş-i istihkākı ser-â-sere dûhte-i ferve-i semmûr ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in üçüncü günü kāʻide-i Devlet-i ebedd-müddet üzere tevcîhât [135b] vukūʻ bulup, Kethudâ Bey ve Reʼîsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa ve Teşrîfâtî ve Kethudâ Bey Kâtibi ibkā olunup, Firdevsî Efendi Tezkire-i Evvel hıdmetiyle dâhil-i dehlîz-i berzah-merâm ve ‘Arif Efendi Küçük Tezkirecilik ile ve 'Azmî Efendi Mektûbculuk ile bekâm olup, Râyik ‘Ali Efendi Muvakki‘-i Dîvân-ı Sultânî ve Hakkı Bey Emîn-i Defter-i Hâkânî ve es-Seyyid Feyzullah Efendi Büyük Rûz-nâmçe ile mübeccel ve el-Hâc İbrâhim Efendi Muhasebe-i Evvel olup, Mustafa 'İffet Bey Emîn-i Şehr ve ‘Osmân Efendi Tersâne Emâneti ile celîlü'-l-kadr olup, Selanikî Mustafâ Bey Matbah-ı 'Âmire'ye Emîn ve Arpa Emâneti ile 'Arif Bey mezâri‘-i menâfi‘-i devletden hûşe-çîn ve Anadolu Muhasebesi'yle Enverî Efendi dil-şâd ve Süvârî mukābelesiyle Rifat Ahmed Bey ber-murâd olup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münasib erbâbına tevcîh ve baʻzı kimesnelerin mevkūf u ‘atıyye ile hâlleri terfîh olundu.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_212.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in üçüncü günü kāʻide-i Devlet-i ebedd-müddet üzere tevcîhât [135b] vukūʻ bulup, Kethudâ Bey ve Reʼîsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa ve Teşrîfâtî ve Kethudâ Bey Kâtibi ibkā olunup, Firdevsî Efendi Tezkire-i Evvel hıdmetiyle dâhil-i dehlîz-i berzah-merâm ve ‘Arif Efendi Küçük Tezkirecilik ile ve 'Azmî Efendi Mektûbculuk ile bekâm olup, Râyik ‘Ali Efendi Muvakki‘-i Dîvân-ı Sultânî ve Hakkı Bey Emîn-i Defter-i Hâkânî ve es-Seyyid Feyzullah Efendi Büyük Rûz-nâmçe ile mübeccel ve el-Hâc İbrâhim Efendi Muhasebe-i Evvel olup, Mustafa 'İffet Bey Emîn-i Şehr ve ‘Osmân Efendi Tersâne Emâneti ile celîlü'-l-kadr olup, Selanikî Mustafâ Bey Matbah-ı 'Âmire'ye Emîn ve Arpa Emâneti ile 'Arif Bey mezâri‘-i menâfi‘-i devletden hûşe-çîn ve Anadolu Muhasebesi'yle Enverî Efendi dil-şâd ve Süvârî mukābelesiyle Rifat Ahmed Bey ber-murâd olup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münasib erbâbına tevcîh ve baʻzı kimesnelerin mevkūf u ‘atıyye ile hâlleri terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sabîh-i lücce-i gufrân-ı Hayy u Kayyûm olan Hudâvendigâr-ı merhûm hazretlerinin benât-ı ʻismet-simâtlarından Esmâ Sultân-ı sâmî-mekân hazretlerinin zîb-ârâ-yı hacele-gâh-ı ʻarûs olacakları evkāt-ı idrâk edüp, dâyire-i fâhire-i Mülûkâne'de neşv ü nemâ bulmuş bir vezîr-i sütûde-tedbîre ʻakd u tezvîci murâd-ı hümâyûn olmağla, Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa bu ʻakīle-i girân-kadre lâyık u müste'hill görülüp, Darü's-saʻâde Ağası Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretleri tarafından ve Kethudâ-yı hazret-i Vâlide Sultân Yûsuf Ağa, Vezîr-i müşârun ileyh tarafından nâmzed-i vekâlet olmağla, Defter-i Teşrîfât'da mukayyed ü merkūm ve kân-ı imkânda [136a] nazîri nâ-yâb u maʻdûm, nişân tākımı irsâlinden sonra Darü's-saʻâde ağalarına mahsûs olan odada bir meclis-i hatîr ʻakd olunup, bizzât Şeyhulislâm ve ʻallâmetü'l-enâm Efendi mihr-i maʻlûm ile ʻakd-ı râbıta-i nikâh olup, muʻtâd üzere müşârun ileyhe ilbâs-ı ferve-i semmû ve sâyirler dahi hilaʻ-i zâhire telebbüsü ile mesrûr oldular.",
          "caption": "‘Akd-ı nikâh-ı Esmâ Sultân be-Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_213.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Akd-ı nikâh-ı Esmâ Sultân be-Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "text": "Sabîh-i lücce-i gufrân-ı Hayy u Kayyûm olan Hudâvendigâr-ı merhûm hazretlerinin benât-ı ʻismet-simâtlarından Esmâ Sultân-ı sâmî-mekân hazretlerinin zîb-ârâ-yı hacele-gâh-ı ʻarûs olacakları evkāt-ı idrâk edüp, dâyire-i fâhire-i Mülûkâne'de neşv ü nemâ bulmuş bir vezîr-i sütûde-tedbîre ʻakd u tezvîci murâd-ı hümâyûn olmağla, Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa bu ʻakīle-i girân-kadre lâyık u müste'hill görülüp, Darü's-saʻâde Ağası Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretleri tarafından ve Kethudâ-yı hazret-i Vâlide Sultân Yûsuf Ağa, Vezîr-i müşârun ileyh tarafından nâmzed-i vekâlet olmağla, Defter-i Teşrîfât'da mukayyed ü merkūm ve kân-ı imkânda [136a] nazîri nâ-yâb u maʻdûm, nişân tākımı irsâlinden sonra Darü's-saʻâde ağalarına mahsûs olan odada bir meclis-i hatîr ʻakd olunup, bizzât Şeyhulislâm ve ʻallâmetü'l-enâm Efendi mihr-i maʻlûm ile ʻakd-ı râbıta-i nikâh olup, muʻtâd üzere müşârun ileyhe ilbâs-ı ferve-i semmû ve sâyirler dahi hilaʻ-i zâhire telebbüsü ile mesrûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʻzam ve bedr-i efham hazretlerine berîd-i sebük-mesîr-i beşâret resîde olup, üç günden sonra mersâ-yı Kandiye'den refʻ-i lenger-i ikāmet ve kaʻbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʻâdet'e imâle-i sükkân-ı teveccüh ü ʻazîmet buyurup, Bodrum Kasabası'na vusûl ve menzile süvâr ve Aydın içinden sürʻat-i seyr ile Âsitâne'ye karîb mahallere vürûdları ihbârı teşnîf-sâz-ı sâmiʻa-i uli'l-iʻtibâr olduğuna binâ'en, daʻvetlerini mutazammın hatt-ı hümâyûn ile hâlâ Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî olan ʻAbdullah Ağa me'mûr buyurulup, Mudanya menzilinde tesâdüf ve hâmil olduğu hatt-ı şerîfi ibrâz ile dâʻîye-i şevk-i Sadâret-penâhî'yi karîn-i tezâʻuf edüp, Ağa-yı müşârun ileyh ʻavdet ve kāʻide-i Devlet-i ebedd-müddet üzere derhâl Bostâncı-başı sandalını ve vefâ edecek kadar merâkib-i bahriyyeyi Bostancılar Oda-başısı istishâ ve tahrîk-i mıkzâf-ı istiʻcâl ü şitâb edüp, Şevvâlü'l-mükerrem'in on yedinci Pençşenbih günü müşârun ileyh hazretleri Üsküdar'a kadem-nihâde-i vusûl ve mukaddemâ nasb u ferş\nolunan hıyâm-ı süreyyâ-nizâma nüzûl ve resm-i ziyafet icrâ ve ferdâsı 'ale's-seher Şeyhulislâm ve Kāyim-makām-ı benâm ve ‘ulemâ-yı a‘lâm ve erkân-ı Devlet-i ebedd-kıyâm istikbâl levâzımını îfâ ve tebrîk-i Sadâret-i ‘uzmâ eylediler. Şeyhulislâm [136b] Efendi ile sandala rükûb ve maʻan takbîl-i hâk-ı kadem-i hazret-i Tâcdârî'ye vüsûb ile isşart-ı vücûb eylediler. Müşârun ileyh taraf-ı Şâhâne'den nevâziş ü iltifâta mazhar ve hasret-keş-i vüzerâ-yı ‘izâm olan mühr-i hümâyûn ile muvakkar olup, serây-ı dil-ârâsını teşrîf ve hila‘-i ‘umûm ile erkân-ı devleti taltîf eyledi.",
          "caption": "Vürûd-ı Sadrıaʻzam be-Âsitâne-i saʻâdet-âşiyâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_214.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sadrıaʻzam be-Âsitâne-i saʻâdet-âşiyâne",
          "text": "Sadrıaʻzam ve bedr-i efham hazretlerine berîd-i sebük-mesîr-i beşâret resîde olup, üç günden sonra mersâ-yı Kandiye'den refʻ-i lenger-i ikāmet ve kaʻbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʻâdet'e imâle-i sükkân-ı teveccüh ü ʻazîmet buyurup, Bodrum Kasabası'na vusûl ve menzile süvâr ve Aydın içinden sürʻat-i seyr ile Âsitâne'ye karîb mahallere vürûdları ihbârı teşnîf-sâz-ı sâmiʻa-i uli'l-iʻtibâr olduğuna binâ'en, daʻvetlerini mutazammın hatt-ı hümâyûn ile hâlâ Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî olan ʻAbdullah Ağa me'mûr buyurulup, Mudanya menzilinde tesâdüf ve hâmil olduğu hatt-ı şerîfi ibrâz ile dâʻîye-i şevk-i Sadâret-penâhî'yi karîn-i tezâʻuf edüp, Ağa-yı müşârun ileyh ʻavdet ve kāʻide-i Devlet-i ebedd-müddet üzere derhâl Bostâncı-başı sandalını ve vefâ edecek kadar merâkib-i bahriyyeyi Bostancılar Oda-başısı istishâ ve tahrîk-i mıkzâf-ı istiʻcâl ü şitâb edüp, Şevvâlü'l-mükerrem'in on yedinci Pençşenbih günü müşârun ileyh hazretleri Üsküdar'a kadem-nihâde-i vusûl ve mukaddemâ nasb u ferş\nolunan hıyâm-ı süreyyâ-nizâma nüzûl ve resm-i ziyafet icrâ ve ferdâsı 'ale's-seher Şeyhulislâm ve Kāyim-makām-ı benâm ve ‘ulemâ-yı a‘lâm ve erkân-ı Devlet-i ebedd-kıyâm istikbâl levâzımını îfâ ve tebrîk-i Sadâret-i ‘uzmâ eylediler. Şeyhulislâm [136b] Efendi ile sandala rükûb ve maʻan takbîl-i hâk-ı kadem-i hazret-i Tâcdârî'ye vüsûb ile isşart-ı vücûb eylediler. Müşârun ileyh taraf-ı Şâhâne'den nevâziş ü iltifâta mazhar ve hasret-keş-i vüzerâ-yı ‘izâm olan mühr-i hümâyûn ile muvakkar olup, serây-ı dil-ârâsını teşrîf ve hila‘-i ‘umûm ile erkân-ı devleti taltîf eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadriaʻzam zîb-ârâ-yı mesned-i vekâlet-i kübrâ ve bi'l-istikbâl nâm-zed-i rü'yet-i umûr-ı memâlik ü enhâ olduğuna binâʼen, mesâlih-i nâsa mübâşeret ve vüzerâ-yı 'izâmın taʻdîl ü tesviyye-i menâsıblarıyla hâllerine riʻâyet buyurup, gurre-i Zilka‘ide'de Kapudan-ı sabık Hüseyin Paşa'yı Girid Eyâleti ile tevkīr ve Çavuş-zâde Vezîr 'Abdullah Paşa'yı Kirmân Eyâleti ile şabaş-hân-ı dîvân-ı hatîr edüp, Köstendil Sancağı'yla müstehakk-ı eşedd-i nekâl olan Karahisârî Ahmed Paşa'yı tezlîl ve Hâniye Sancağı'yla ‘Azm-zâde ‘Abdullah Paşa'yı tebcîl ve İçil Sancağı'nı kayd-ı esrden rehyâb olan Arslan Paşa'ya ferîse-i meʻâş ve Niğde Sancağı Koca ‘Abdî Paşa Kethudâsı Kara Mehmed Paşa'ya vesîle-i inti‘âş eylediklerinden gayri, sâyir eyâlât u elviyeyi ashâbına ibkā ve Diyârbekir Vâlîsi olan Ferhâd Paşa'yı Hotin muhafazasına isrâ eyledi. Ordu-yi hümâyûn ile Asitâne'ye vârid olan ‘Arab-zâde Ahmed Ağa ‘akil u müdebbir ve her hâlin encâmını mütefekkir bir şahs-ı behâdır olup, bekāsında Devlet-i ‘aliyye'ye hıdmet-i nâfi a zuhûru melhûz iken, ordulu olmak takrîbi ile vücûdu istiskāl ve lüzûm-ı ‘azli maʻrûz-ı Dergâh-ı felek-misâl kılınup, Ağa-yı mûmâ ileyh şehr-i mezkûrun dördüncü günü der-i devlet'den matrûd ve hâlâ Segbân-başı olan Yazıcı-yı [137a] esbak Sa'îd Ağa ağalık merkezinde sâbitü'l-vücûd olup, Segbân-başılık ile Sâlih Ağa kâm-revâ oldu. Sadr-ı esbak Hasan Paşa Vezîriaʻzam hazretlerinin Kethudâlık hıdmetlerinde bir müddet muntasıb u kāyim ve sâlife-i hukūk ile zuhûr-ı ‘inâyetlerine muntazırr u mülâzım olmuşidi. Îfâ-yı lâzıme-i mürüvvet kasdıyla hakkında derîce-bâz-\nniyâz olup, Silistre Eyâleti ile tatrîb ve selefi Vezîr Ahmed Paşa'yı Çirmen Sancağı'yla tatyîb eyledi. Kayd-ı esr ile vatanlarından dûr ve fakr u fâka ile dîdâr-ı dünyâdan mehcûr olan zuʻafâ-yı sügūr serseri-geşt-i esvâk ve dûr oldukları maʻlûm-ı Şehriyâr-ı merâhim-nüşûr olduğuna binâ'en, haklarında merhamet ü şefekat-i Mülûkâne bedîdâr olup, birer mikdâr harclık ihsânıyla rû-be-râh-ı dâr u diyâr oldular.",
          "caption": "Vukū‘-ı tevcîhât-ı vüzerâ ve bazı keyfiyyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_215.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı tevcîhât-ı vüzerâ ve bazı keyfiyyât",
          "text": "Sadriaʻzam zîb-ârâ-yı mesned-i vekâlet-i kübrâ ve bi'l-istikbâl nâm-zed-i rü'yet-i umûr-ı memâlik ü enhâ olduğuna binâʼen, mesâlih-i nâsa mübâşeret ve vüzerâ-yı 'izâmın taʻdîl ü tesviyye-i menâsıblarıyla hâllerine riʻâyet buyurup, gurre-i Zilka‘ide'de Kapudan-ı sabık Hüseyin Paşa'yı Girid Eyâleti ile tevkīr ve Çavuş-zâde Vezîr 'Abdullah Paşa'yı Kirmân Eyâleti ile şabaş-hân-ı dîvân-ı hatîr edüp, Köstendil Sancağı'yla müstehakk-ı eşedd-i nekâl olan Karahisârî Ahmed Paşa'yı tezlîl ve Hâniye Sancağı'yla ‘Azm-zâde ‘Abdullah Paşa'yı tebcîl ve İçil Sancağı'nı kayd-ı esrden rehyâb olan Arslan Paşa'ya ferîse-i meʻâş ve Niğde Sancağı Koca ‘Abdî Paşa Kethudâsı Kara Mehmed Paşa'ya vesîle-i inti‘âş eylediklerinden gayri, sâyir eyâlât u elviyeyi ashâbına ibkā ve Diyârbekir Vâlîsi olan Ferhâd Paşa'yı Hotin muhafazasına isrâ eyledi. Ordu-yi hümâyûn ile Asitâne'ye vârid olan ‘Arab-zâde Ahmed Ağa ‘akil u müdebbir ve her hâlin encâmını mütefekkir bir şahs-ı behâdır olup, bekāsında Devlet-i ‘aliyye'ye hıdmet-i nâfi a zuhûru melhûz iken, ordulu olmak takrîbi ile vücûdu istiskāl ve lüzûm-ı ‘azli maʻrûz-ı Dergâh-ı felek-misâl kılınup, Ağa-yı mûmâ ileyh şehr-i mezkûrun dördüncü günü der-i devlet'den matrûd ve hâlâ Segbân-başı olan Yazıcı-yı [137a] esbak Sa'îd Ağa ağalık merkezinde sâbitü'l-vücûd olup, Segbân-başılık ile Sâlih Ağa kâm-revâ oldu. Sadr-ı esbak Hasan Paşa Vezîriaʻzam hazretlerinin Kethudâlık hıdmetlerinde bir müddet muntasıb u kāyim ve sâlife-i hukūk ile zuhûr-ı ‘inâyetlerine muntazırr u mülâzım olmuşidi. Îfâ-yı lâzıme-i mürüvvet kasdıyla hakkında derîce-bâz-\nniyâz olup, Silistre Eyâleti ile tatrîb ve selefi Vezîr Ahmed Paşa'yı Çirmen Sancağı'yla tatyîb eyledi. Kayd-ı esr ile vatanlarından dûr ve fakr u fâka ile dîdâr-ı dünyâdan mehcûr olan zuʻafâ-yı sügūr serseri-geşt-i esvâk ve dûr oldukları maʻlûm-ı Şehriyâr-ı merâhim-nüşûr olduğuna binâ'en, haklarında merhamet ü şefekat-i Mülûkâne bedîdâr olup, birer mikdâr harclık ihsânıyla rû-be-râh-ı dâr u diyâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı Cevdet Efendi'nin irtikâba dâyir harekâtı sâmiʻa-i Mülûkâne'ye îsâl ve ‘azl ü nefy ile icrâ-yı lâzıme-i gûşmâl olup, Mekke pâyesiyle Şâm'dan maʻzûl olan Şemşeddîn Efendi İstanbul Kadılığı'nı ihrâz ile bâlâ-nişîn-i kasr-ı imtiyâz oldu.",
          "caption": "Azl ü nefy-i Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_216.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nefy-i Kādî-yi İstanbul",
          "text": "İstanbul Kadısı Cevdet Efendi'nin irtikâba dâyir harekâtı sâmiʻa-i Mülûkâne'ye îsâl ve ‘azl ü nefy ile icrâ-yı lâzıme-i gûşmâl olup, Mekke pâyesiyle Şâm'dan maʻzûl olan Şemşeddîn Efendi İstanbul Kadılığı'nı ihrâz ile bâlâ-nişîn-i kasr-ı imtiyâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Segirdim miyânelerinde aşcı bulunanların senede ikisi irsâl-i lihye ile çerâğ ve kānûnları üzere baʻzı mahallere kâhî tevzîʻiyle sermâyedâr-ı vüsʻat-i hâl ü rifağ olurlar idi. Giderek neşr-i kâhî esâfil-i nâsa müntehî olup, Ocâğ-ı ‘âmire'ye mûris-i şeyn ü noksâniyyet olduğu maʻlûm-ı hazret-i Şehinşâhî olmağla, sıyânet-ı ‘arz-1 ceyş-i mansûr kasdıyla o makūle enzâl-i ‘avâma dest-güşâ-yı tezellül olmaları menʻ olunup, gâhî tevziʻi vaktinde fekat taraf-ı hümâyûna ve Darü's-saʻâde Ağası'na ve Silah-dâr-ı Şehriyârî'ye birer tâbe [137b] ve Sadriaʻzam ve Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi ve Re'îsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa'ya ve Ocağlu ricâline birer tâbe kâhî takdîm ve taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'den altı mâhda bin beş yüz guruş ihsân u teslîm ve bâlâda zikr olunan zevât taraflarından dahi muktezâ-yı tefâvüt-i merâtib üzere birer mikdar meblağ i‘tâ olunması evâsıt-ı Zilka‘de'de tertîb ü tanzîm olunup, işbu kānûn-ı cedîd kavânîn-i kadîmeye muzâf ve sâyir ‘avâm-ı nâss bu teklîf-i ‘anîfden muʻâf olup, ol bâbda şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn Ocâğ-1 ‘âmire'de mahfûz ve Ocağlu zümresi bu şîme-i mülûkiyyeden gāyetü'l-gāye münbasit ü mahzûz oldu.",
          "caption": "Vaz‘-ı nev-resm-i makbûl be-dûdmân-ı Bektâşiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_217.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vaz‘-ı nev-resm-i makbûl be-dûdmân-ı Bektâşiyân",
          "text": "Segirdim miyânelerinde aşcı bulunanların senede ikisi irsâl-i lihye ile çerâğ ve kānûnları üzere baʻzı mahallere kâhî tevzîʻiyle sermâyedâr-ı vüsʻat-i hâl ü rifağ olurlar idi. Giderek neşr-i kâhî esâfil-i nâsa müntehî olup, Ocâğ-ı ‘âmire'ye mûris-i şeyn ü noksâniyyet olduğu maʻlûm-ı hazret-i Şehinşâhî olmağla, sıyânet-ı ‘arz-1 ceyş-i mansûr kasdıyla o makūle enzâl-i ‘avâma dest-güşâ-yı tezellül olmaları menʻ olunup, gâhî tevziʻi vaktinde fekat taraf-ı hümâyûna ve Darü's-saʻâde Ağası'na ve Silah-dâr-ı Şehriyârî'ye birer tâbe [137b] ve Sadriaʻzam ve Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi ve Re'îsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa'ya ve Ocağlu ricâline birer tâbe kâhî takdîm ve taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'den altı mâhda bin beş yüz guruş ihsân u teslîm ve bâlâda zikr olunan zevât taraflarından dahi muktezâ-yı tefâvüt-i merâtib üzere birer mikdar meblağ i‘tâ olunması evâsıt-ı Zilka‘de'de tertîb ü tanzîm olunup, işbu kānûn-ı cedîd kavânîn-i kadîmeye muzâf ve sâyir ‘avâm-ı nâss bu teklîf-i ‘anîfden muʻâf olup, ol bâbda şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn Ocâğ-1 ‘âmire'de mahfûz ve Ocağlu zümresi bu şîme-i mülûkiyyeden gāyetü'l-gāye münbasit ü mahzûz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Akdeniz'de 'alem-efrâz-ı bağy u şekā olan Lambro ve Karakoçan ve hevâdârlarının bundan akdem başlarına gelan felâket bâlâda tahrîr ü işâret olunmuşidi. Mahall-i maʻarekeden tersân ve lerzân-ı nîm cân ile firâr ve Tiryeste ve Venedik sâhillerinde karâr ile müstenidleri olan Rûsiyyelü'den istimdâd ve lüsûs-ı bahriyyeyi refte refte başlarına cemʻ ile mükemmel donanma heyetini kesb ve gitdikce kuvvetleri müzdâd ve tüccâr ve enbâ’-i sebîl ve hevâlarına gayr-i muvâfık olan reʻâyâyı berbâd ve 'ale'l-husûs Mora reʻâyâsını bi-hasebi'l-mücânese ifsâd ile hengâm-ı hücûmda imdâd etmeleri şürûtunu iddihâr vesîka-i ittihâd eylediklerinden fazla, Manya'nın bir tarafı lede'l-hâce câ-yi tehassün ittihâzıyla muhtâc olan mevâzi‘ne tabyalar ihdâs ve gereği gibi tahsîl-i istihkâmât ile havâtır-ı nâsa dağdağa îrâs ve bu hâl ile gitdikce mazarratları müştedd ve hasâretleri mümtedd olmuşidi. Hengâme-i sefer ve üzerlerine varır bir merd-i cân-sipâr u sadâkatkârın fikdânı emr-i mukarrer olduğundan, kulûb-ı nâsa [138a] ıztırâb ve tüccâr-ı bahriyyeye inkılâb ‘ârız olup, bu esnâda sefer gāyilesi bertaraf ve meşgale-i devlet ehaff olduğuna binâ’en o makūle müstehakk-ı dâr u resen olan eşkıyâ-yı kefereyi re’y-i hasen ve tedbîr-i düşmen-şiken ile istîsâl ve Bahr-1 sefîd'den izâle-i levs-i vücûdlarıyla def-i ihtilâl-i mûcibât-ı vakt ü hâlden olmağla, Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri merâkib-i bahriyye ve tedarikât-ı kaviyye ile müste‘înen billâh üzerlerine teveccüh ü ‘azîmet ve seyr ü hareketini ecânibden ihfâ ile ihtiyâr-ı meslek-i erbâb-ı tecribe vü basîret etmişidi. Şevvâlü'l-mükerrem'in on dokuzuncu günü Bahr-i sefîd boğazından hurûc edüp, eclâf-ı erbâb-ı fesâd u iʻtisâfı iğfâl zımnında eslâf misellü adalara konakcılar irsâl ve Kapudâne-i\nhümâyûn ile birkaç kıtʻa sefîneyi mezânn-ı karar-gâh-ı a‘dâ olan İstendil ve Mikonoz boğazlarına gönderüp, verâlarından sâyir süfün-ı İslâmiyye ile şirâ‘-güşâ-yı isti‘câl olmuşidi. Mel'anet ü habâsetde Lambro'ya muʻâdil ve korsanlık fennini bilmekde mesfûra müşâkil olan \"Karakaçan\" nâm cehennemî, iki kıt‘a tekne ile sûret-i talîʻada Çamlıca taraflarında geşt ü güzâr ve nehb ü gāret kasdıyla der-kemîn-i halîc-i hasâr olduğunu istihbâr olunmağla, Vezîr-i müşârun ileyh fi'l-hâl kendi kırlangıcına iki kıtʻa kırlangıc zamm edüp, havâlî-yi mezkûreye tesyîr ve sâyir donanma sefâyini ile kendüleri dahi bizzât ‘akab-gîr olmalarıyla mukaddime-i Donanma-yı hümâyûn mârru'z-zikr düşmen sefînelerine tekarrub ve fi'l-hal harb u sitîz içün hasr-sâk-ı te'ehhüb eylediklerini Karakaçan dedikleri bî-îmân müşâhede ve ‘adem-i mukāvemeti cezm ile terk-i muhârebe vü mutârede ve gemilerini başdan kara edüp, Çamlıca dağlarına firâr u serdâde ve der-‘akab sefîneleri mazbût ve hibâl-i nefl ü ganîmete merbût [138b] kılındığından fazla nehengân-ı deryâ-yı celâdet cezîreye çıkup, sell-i seyf-i siyaset ve mukāvemete cesâret edenlerini küşte ve dâd-hâh olanlarını dest-beste eyleyerek sergerdeleri olan Karakaçan ile mülâzımını ve yigirmi üç nefer cengcûlerini cebren ahz u istirkāk ve emvâl ü eşyalarını cünûd-1 zafer-ı mev‘ûda bahș u infâk eyledi.\nVukūʻ bulan ahvâl netîce-i maslahata dâll ve belki gāyet-i emre hüsn-i matla u berâʻatü'l-istihlâl olduğu müsellem olduğundan, ibtidâ-yı emrde Mora Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa ile muhabere ve berren Donanma-yı hümâyûn maʻiyyetine Mora'dan 'asker irsâl olunmasının lüzûmu bi'l-mürâsele müzâkere olundukdan sonra, i'ânet-i Mürselü'r-riyâh ile Manya tarafına doğru bâd-bân-güşâ oldular. Portokava Limânı'na tekarrüb olundukda, a‘dânın ‘asker-i nuhûset-eseriyle memlû altı kıtʻa\nsagīr ü kebîr sefîneleri ve sagr-ı limanda ve mukabilinde ve limana musallat olan kühsârda müteʻaddid tabya ve palankaları mevcûd ve liman-ı mezkûre altı mîl bu‘du olan \"Cimbova\" nâm limanda \"iskona\" ta‘bîr olunur yigirmi pâre top çeker tekne ile bir kıt'a kırlangıc meşhûd olup, karada ve deryâda ‘usât-ı Arnabud reʻâyâ-yı Manya ve eşkıyâ-yı reʻâyâdan birkaç bin kefere-i cenk-cû ile âmâde-i harb u kıtâl oldukları tahkīk olundukda berren tertîb olununan Mora 'askerinin vürûdu mevhûm ve vakt-i fursat fevt olunur ise düşmenin hezîmet ü firârı ve yâhûd istihkâmât-ı zâyide ihdâsıyla istikrârı meczûm olduğundan Kapudan Paşa hazretleri \"el-Fursatü temürrü merre’s-sehâb\" me'âlini endîşe vü tefekkür ile merâkib-i sagīreye 'asker teşhîn ü idrâc ve sâhile ihrâc edüp, bâdî-yi emirde [139a] sâlifü'z-zikr \"iskona\" ta‘bîr olununan tekne ile kırlangıcı zabt u teshîr ve girüye ‘avdet edüp, Donanma-yı hümâyûn'dan ‘asker ifrâz ve refte refte mahall-i ma‘rekeye tesyîr ve karada ihtișâd eden kefereyi istîsâl ve tedmîre sâ‘id-i gayreti teșmîr ve kendüleri dahi bizzât ve re’y-i ‘askerden dâd u sited, harb u cengi karîn-i revâc ve inʻâm u ihsân ile pür-dilân-ı meydân-ı cidâli dil-sîr-i ibtihâc edüp, şöyle ki, hamelât-ı şîrâne-i İslâm'a eşkıyâ-yı kefere bir lahza tâb-âver-i mukāvement olamayup firâr ve guzât-ı zafer-și‘âr ta‘kīb ile ekserîsini ‘alef-i şemşîr-i hûn-bâr ve tuʻme-i seyf-i bettâr eylediler. Vezîr-i müşârun ileyh bundan sonra Donanma-yı hümâyûn'u yerinden tahrîk ve kapudanların gûş-i hûşların nazm: \n\n el-Harbü bâşertehû hel-lâ yekün fîke'l-feşel, \n Isbir 'ala-ehvâlihâ lâ-mevte illâ bi'l-ecel. \n\n nesâyih-i müşfikānesi ile taʻrîk ve kānûn u siyâk-ı Devlet üzere tertîb-i talîʻa-i visâk edüp, Portokava Limanı'na hecme-endâz-ı vüsûl oldukda, berren ve bahran düşmen tarafından atılan dâne-i top u tüfenge bakılmayup, vakt-i bâmdan hengâm-ı şâma dek âteş-i cidâl istiʻâl ve şeb-i mazlam hadd-i fâsıl-ı kıtâl olup, ferdâsı kemâ-fi'l-evvel tarh-\nkurʻa-i rezm ü cedel ve da'vet-i dayf-ı ecel olunup, meded-kârî-yi 'avn-i İlâhî ve kuvvet-baht-ı hazret-i Şehinşâhî ile âteş-i cemʻiyyetleri bi'l-külliyye muntafî ve saʻbu'l-menâl olan cibâle intişâr u ‘urûc ile mütevârî vü muhtefî oldular. Nazm: \n\n Ve dâkati'l-arzu hattâ sâre hâribühüm, \n Îzâra'â-yi ayra şey'in zannehû racülâ. \n\n şâh-bâz-ı bülend-pervâz remîde-i çengâl-i iftirâsı olan mürgān-ı nîm-bismili iltikām içün tek ü tâz eylediği gibi cünûd-ı muvahhidîn a‘dâ-yı dîni cibâl ü tilâlden düşürüp, baʻzısını küşte-i şemşîr ve baʻzısını der-zencir eylediler. \"Lambro\" [139b] dedikleri laʻîn \"el-leylü cünnetü'l-hârib\" medlûlü üzere leylen Venedik Körfezi tarafına firâr ile hıfz-kerde-i nefes-i vâpesîn ve limânda mevcûd olan tekneleri bi'l-cümle mazbût-ı eyâdî-yi müslimîn oldu.\nBu haber-i meserret-eser ile Vezîr-i müşârun ileyhin Tüfengci-başısı ve Mora Vâlîsi'nin çukadârı vâsıl ve kulûb-ı müslimînde inbisât u ferhat hâsıl olduğundan gayri, Kapudan Paşa'nın cilve-ger-i mücellâ-yı birûz olan dilîrâne vazʻ u reftârı vesîle-i inşirâh-ı kalb-i hazret-i Tâcdârî olup, hidmeti mebrûr ve saʻyi meşkûr olmağla, hakkında eltâf-ı şâmilü'l-eknâf-ı Mülûkâne ser-zede-i zuhûr ve bir kıtʻa hançer-i murassa ve bir sevb-i semmûr ile mazhar-ı ecr-i gayr-i memnûn olduğundan fazla, Mutasarrıf olduğu Beypazarı mukātaʻasının taraf-ı mîrîde olan nısf hissesi bilâ-mu'accele taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den inʻâm ve hakkında lâzıme-i ikrâm isbâğ u itmâm olundu.\nBirkaç seneden berü Akdeniz muhtell ve adalar arasında emniyyet metrûk u müühmell olup, kefere devletleri ‘adem-i muhafaza sûretinde Devlet-i ‘aliyye'ye taʻn-endâz ve fikdân-ı kudret ile dem-sâz olmuşlaridi. Pâdişâh-ı gayûr dâme fî ‘avni'l-Meliki'l-Gafûr himmet-i Şâhâne ve hamiyyet-i Mülûkânelerin kuvvetden fiʻle îsâl ve\nbende-i direm-harîdeleri olan Vezîr Hüseyin Paşa'yı bu hıdmet-i cesîmeye bi'l-istiklâl taʻyîn ü irsâl edüp, duʻâ-yı icâbet-i der-kafâları hasebiyle müşârun ileyh muvaffak ve hakkında muhayyel olan hüsn-i zann-ı Tâcdârîleri muhakkak olup, müşârun ileyh dahi fî-haddi zâtihî cesâret-i müfrita iktizâsıyla maslahatın üzerine yoluyla varup, tevfîk-i Bârî'ye mazhar ve i‘lâ’-i kelimetullah masdar olup, çîre-destî-yi şecâʻat ü [140a] kuvvet ile nâyil olduğu fevz ü zafer saʻâdet-dârına sebeb olacağı mukarrerdir.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i nusrat ez-cânib-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_218.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i nusrat ez-cânib-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Akdeniz'de 'alem-efrâz-ı bağy u şekā olan Lambro ve Karakoçan ve hevâdârlarının bundan akdem başlarına gelan felâket bâlâda tahrîr ü işâret olunmuşidi. Mahall-i maʻarekeden tersân ve lerzân-ı nîm cân ile firâr ve Tiryeste ve Venedik sâhillerinde karâr ile müstenidleri olan Rûsiyyelü'den istimdâd ve lüsûs-ı bahriyyeyi refte refte başlarına cemʻ ile mükemmel donanma heyetini kesb ve gitdikce kuvvetleri müzdâd ve tüccâr ve enbâ’-i sebîl ve hevâlarına gayr-i muvâfık olan reʻâyâyı berbâd ve 'ale'l-husûs Mora reʻâyâsını bi-hasebi'l-mücânese ifsâd ile hengâm-ı hücûmda imdâd etmeleri şürûtunu iddihâr vesîka-i ittihâd eylediklerinden fazla, Manya'nın bir tarafı lede'l-hâce câ-yi tehassün ittihâzıyla muhtâc olan mevâzi‘ne tabyalar ihdâs ve gereği gibi tahsîl-i istihkâmât ile havâtır-ı nâsa dağdağa îrâs ve bu hâl ile gitdikce mazarratları müştedd ve hasâretleri mümtedd olmuşidi. Hengâme-i sefer ve üzerlerine varır bir merd-i cân-sipâr u sadâkatkârın fikdânı emr-i mukarrer olduğundan, kulûb-ı nâsa [138a] ıztırâb ve tüccâr-ı bahriyyeye inkılâb ‘ârız olup, bu esnâda sefer gāyilesi bertaraf ve meşgale-i devlet ehaff olduğuna binâ’en o makūle müstehakk-ı dâr u resen olan eşkıyâ-yı kefereyi re’y-i hasen ve tedbîr-i düşmen-şiken ile istîsâl ve Bahr-1 sefîd'den izâle-i levs-i vücûdlarıyla def-i ihtilâl-i mûcibât-ı vakt ü hâlden olmağla, Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri merâkib-i bahriyye ve tedarikât-ı kaviyye ile müste‘înen billâh üzerlerine teveccüh ü ‘azîmet ve seyr ü hareketini ecânibden ihfâ ile ihtiyâr-ı meslek-i erbâb-ı tecribe vü basîret etmişidi. Şevvâlü'l-mükerrem'in on dokuzuncu günü Bahr-i sefîd boğazından hurûc edüp, eclâf-ı erbâb-ı fesâd u iʻtisâfı iğfâl zımnında eslâf misellü adalara konakcılar irsâl ve Kapudâne-i\nhümâyûn ile birkaç kıtʻa sefîneyi mezânn-ı karar-gâh-ı a‘dâ olan İstendil ve Mikonoz boğazlarına gönderüp, verâlarından sâyir süfün-ı İslâmiyye ile şirâ‘-güşâ-yı isti‘câl olmuşidi. Mel'anet ü habâsetde Lambro'ya muʻâdil ve korsanlık fennini bilmekde mesfûra müşâkil olan \"Karakaçan\" nâm cehennemî, iki kıt‘a tekne ile sûret-i talîʻada Çamlıca taraflarında geşt ü güzâr ve nehb ü gāret kasdıyla der-kemîn-i halîc-i hasâr olduğunu istihbâr olunmağla, Vezîr-i müşârun ileyh fi'l-hâl kendi kırlangıcına iki kıtʻa kırlangıc zamm edüp, havâlî-yi mezkûreye tesyîr ve sâyir donanma sefâyini ile kendüleri dahi bizzât ‘akab-gîr olmalarıyla mukaddime-i Donanma-yı hümâyûn mârru'z-zikr düşmen sefînelerine tekarrub ve fi'l-hal harb u sitîz içün hasr-sâk-ı te'ehhüb eylediklerini Karakaçan dedikleri bî-îmân müşâhede ve ‘adem-i mukāvemeti cezm ile terk-i muhârebe vü mutârede ve gemilerini başdan kara edüp, Çamlıca dağlarına firâr u serdâde ve der-‘akab sefîneleri mazbût ve hibâl-i nefl ü ganîmete merbût [138b] kılındığından fazla nehengân-ı deryâ-yı celâdet cezîreye çıkup, sell-i seyf-i siyaset ve mukāvemete cesâret edenlerini küşte ve dâd-hâh olanlarını dest-beste eyleyerek sergerdeleri olan Karakaçan ile mülâzımını ve yigirmi üç nefer cengcûlerini cebren ahz u istirkāk ve emvâl ü eşyalarını cünûd-1 zafer-ı mev‘ûda bahș u infâk eyledi.\nVukūʻ bulan ahvâl netîce-i maslahata dâll ve belki gāyet-i emre hüsn-i matla u berâʻatü'l-istihlâl olduğu müsellem olduğundan, ibtidâ-yı emrde Mora Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa ile muhabere ve berren Donanma-yı hümâyûn maʻiyyetine Mora'dan 'asker irsâl olunmasının lüzûmu bi'l-mürâsele müzâkere olundukdan sonra, i'ânet-i Mürselü'r-riyâh ile Manya tarafına doğru bâd-bân-güşâ oldular. Portokava Limânı'na tekarrüb olundukda, a‘dânın ‘asker-i nuhûset-eseriyle memlû altı kıtʻa\nsagīr ü kebîr sefîneleri ve sagr-ı limanda ve mukabilinde ve limana musallat olan kühsârda müteʻaddid tabya ve palankaları mevcûd ve liman-ı mezkûre altı mîl bu‘du olan \"Cimbova\" nâm limanda \"iskona\" ta‘bîr olunur yigirmi pâre top çeker tekne ile bir kıt'a kırlangıc meşhûd olup, karada ve deryâda ‘usât-ı Arnabud reʻâyâ-yı Manya ve eşkıyâ-yı reʻâyâdan birkaç bin kefere-i cenk-cû ile âmâde-i harb u kıtâl oldukları tahkīk olundukda berren tertîb olununan Mora 'askerinin vürûdu mevhûm ve vakt-i fursat fevt olunur ise düşmenin hezîmet ü firârı ve yâhûd istihkâmât-ı zâyide ihdâsıyla istikrârı meczûm olduğundan Kapudan Paşa hazretleri \"el-Fursatü temürrü merre’s-sehâb\" me'âlini endîşe vü tefekkür ile merâkib-i sagīreye 'asker teşhîn ü idrâc ve sâhile ihrâc edüp, bâdî-yi emirde [139a] sâlifü'z-zikr \"iskona\" ta‘bîr olununan tekne ile kırlangıcı zabt u teshîr ve girüye ‘avdet edüp, Donanma-yı hümâyûn'dan ‘asker ifrâz ve refte refte mahall-i ma‘rekeye tesyîr ve karada ihtișâd eden kefereyi istîsâl ve tedmîre sâ‘id-i gayreti teșmîr ve kendüleri dahi bizzât ve re’y-i ‘askerden dâd u sited, harb u cengi karîn-i revâc ve inʻâm u ihsân ile pür-dilân-ı meydân-ı cidâli dil-sîr-i ibtihâc edüp, şöyle ki, hamelât-ı şîrâne-i İslâm'a eşkıyâ-yı kefere bir lahza tâb-âver-i mukāvement olamayup firâr ve guzât-ı zafer-și‘âr ta‘kīb ile ekserîsini ‘alef-i şemşîr-i hûn-bâr ve tuʻme-i seyf-i bettâr eylediler. Vezîr-i müşârun ileyh bundan sonra Donanma-yı hümâyûn'u yerinden tahrîk ve kapudanların gûş-i hûşların nazm: \n\n el-Harbü bâşertehû hel-lâ yekün fîke'l-feşel, \n Isbir 'ala-ehvâlihâ lâ-mevte illâ bi'l-ecel. \n\n nesâyih-i müşfikānesi ile taʻrîk ve kānûn u siyâk-ı Devlet üzere tertîb-i talîʻa-i visâk edüp, Portokava Limanı'na hecme-endâz-ı vüsûl oldukda, berren ve bahran düşmen tarafından atılan dâne-i top u tüfenge bakılmayup, vakt-i bâmdan hengâm-ı şâma dek âteş-i cidâl istiʻâl ve şeb-i mazlam hadd-i fâsıl-ı kıtâl olup, ferdâsı kemâ-fi'l-evvel tarh-\nkurʻa-i rezm ü cedel ve da'vet-i dayf-ı ecel olunup, meded-kârî-yi 'avn-i İlâhî ve kuvvet-baht-ı hazret-i Şehinşâhî ile âteş-i cemʻiyyetleri bi'l-külliyye muntafî ve saʻbu'l-menâl olan cibâle intişâr u ‘urûc ile mütevârî vü muhtefî oldular. Nazm: \n\n Ve dâkati'l-arzu hattâ sâre hâribühüm, \n Îzâra'â-yi ayra şey'in zannehû racülâ. \n\n şâh-bâz-ı bülend-pervâz remîde-i çengâl-i iftirâsı olan mürgān-ı nîm-bismili iltikām içün tek ü tâz eylediği gibi cünûd-ı muvahhidîn a‘dâ-yı dîni cibâl ü tilâlden düşürüp, baʻzısını küşte-i şemşîr ve baʻzısını der-zencir eylediler. \"Lambro\" [139b] dedikleri laʻîn \"el-leylü cünnetü'l-hârib\" medlûlü üzere leylen Venedik Körfezi tarafına firâr ile hıfz-kerde-i nefes-i vâpesîn ve limânda mevcûd olan tekneleri bi'l-cümle mazbût-ı eyâdî-yi müslimîn oldu.\nBu haber-i meserret-eser ile Vezîr-i müşârun ileyhin Tüfengci-başısı ve Mora Vâlîsi'nin çukadârı vâsıl ve kulûb-ı müslimînde inbisât u ferhat hâsıl olduğundan gayri, Kapudan Paşa'nın cilve-ger-i mücellâ-yı birûz olan dilîrâne vazʻ u reftârı vesîle-i inşirâh-ı kalb-i hazret-i Tâcdârî olup, hidmeti mebrûr ve saʻyi meşkûr olmağla, hakkında eltâf-ı şâmilü'l-eknâf-ı Mülûkâne ser-zede-i zuhûr ve bir kıtʻa hançer-i murassa ve bir sevb-i semmûr ile mazhar-ı ecr-i gayr-i memnûn olduğundan fazla, Mutasarrıf olduğu Beypazarı mukātaʻasının taraf-ı mîrîde olan nısf hissesi bilâ-mu'accele taraf-ı vâzıhü'ş-şeref-i Mülûkâne'den inʻâm ve hakkında lâzıme-i ikrâm isbâğ u itmâm olundu.\nBirkaç seneden berü Akdeniz muhtell ve adalar arasında emniyyet metrûk u müühmell olup, kefere devletleri ‘adem-i muhafaza sûretinde Devlet-i ‘aliyye'ye taʻn-endâz ve fikdân-ı kudret ile dem-sâz olmuşlaridi. Pâdişâh-ı gayûr dâme fî ‘avni'l-Meliki'l-Gafûr himmet-i Şâhâne ve hamiyyet-i Mülûkânelerin kuvvetden fiʻle îsâl ve\nbende-i direm-harîdeleri olan Vezîr Hüseyin Paşa'yı bu hıdmet-i cesîmeye bi'l-istiklâl taʻyîn ü irsâl edüp, duʻâ-yı icâbet-i der-kafâları hasebiyle müşârun ileyh muvaffak ve hakkında muhayyel olan hüsn-i zann-ı Tâcdârîleri muhakkak olup, müşârun ileyh dahi fî-haddi zâtihî cesâret-i müfrita iktizâsıyla maslahatın üzerine yoluyla varup, tevfîk-i Bârî'ye mazhar ve i‘lâ’-i kelimetullah masdar olup, çîre-destî-yi şecâʻat ü [140a] kuvvet ile nâyil olduğu fevz ü zafer saʻâdet-dârına sebeb olacağı mukarrerdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Selâtîn-i Çingîziyye'nin Rumeli memâlikinde olan zulm ü teʻaddîleri ve fukarâ-yı zuʻafâya olan mazarrat u hasâretleri muhtâc-ı beyân olmadığından başka, dâyireleri makarr-ı lüsûs u düzdân ve çiftlikleri dârü'l-emân-ı sitemkârân-ı zemân olup, nüvvâb u hükkâm tasallutlarından ‘âciz ü bîzâr ve ilkā-yı raht-ı sıklet eyledikleri Devlet-i ‘aliyye'ye cüz'î ü küllî fâyideleri olmayup, zararları derkâr ve müteʻayyinlerinin vâhiden baʻde vahid nefy ü iclâlarıyla memâlik-i Pâdişâhî'yi tasfiye ü tathîr karâr-gîr-i uli'l-ebsâr olup, binâ’en-‘alâ-zâlik hâlâ Kuban Hânı olan Baht Giray Hân benî nevʻinin nâmdârı ve usûl-i Çingiziyye'nin fer‘-i şöhret-și‘ârı olup, işbu seferde mâl-ı ferâvân tarafına ihsân olunmuşiken, dîn ü devlete nâfi' bir hıdmete muvaffak olmadığından, hakkında zülâl-i sâf-meşreb-i Tâcdârî mütegayyer ve karâr bulan maslahata müşârun ileyhden bed' ü mübâşeret olunmak zihn-i pâk-ı Şehriyârî'de mütekarrir olmağla baʻzı umûr iştişâresi zımnında Asitâne'ye da'vet ve birkaç gün resm-i mihmân-nüvâzîye riʻâyet olundukdan sonra, bir kere istikșâf-ı hâl ve istitlâ‘-1 mâ fî'l-bâl iltizâmıyla sâhil-serây-ı Bebek'de hâvass-ı Devlet ile ‘akd-1 encümen-i meşveret olunup, Hân-ı müşârun ileyh dahi dâhil-i halka-i cemʻiyyet olmuşidi. Umûr-ı mülkiyyeye dâyir ebvâb-ı mübâhese-küşâd ve taraf taraf tedbîr-i sakīm ü müstakîm îrâd olunduğu esnâda Hân-ı müşârun ileyh dahi baʻzı mümteni‘ât ahvâli zebân-âver-i makāll edüp, [140b] ruka’-i meclis vâsıl-ı dest-i Şâhâne oldukda, hakkında sû’-i zann\nmütezâyid ve niyyet-i sâbıka müte'ekkid olmağla, ibtidâ Midilli'ye ve ba‘dehû Girid Cezîresi'ne nefy ü iclâ ve birâderi Hâcı Girây dahi bir müddet mürûrundan sonra İstanköy Cezîresi'ne bi-tarîkı'n-nefy isrâ olunup, selâtîn-i merkūmeden ‘arzıyla mukayyed olmayup, izrâr-ı nâs şîme-i rezîlesiyle i'tiyâd edenlerin dahi ekserîsi bir adaya tagrîb ü irsâl ve levâhık ü tevâbi‘leri âsûde-nişîn-i pister-i emn ü emân zîr-destân misillü taht-ı tekâlîfe idhâl ile irgām-ı ünf-i nahvetlerine isti‘câl olundu.",
          "caption": "Zikr-i da'vet ve nefy-i Baht Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_219.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i da'vet ve nefy-i Baht Girây Hân",
          "text": "Selâtîn-i Çingîziyye'nin Rumeli memâlikinde olan zulm ü teʻaddîleri ve fukarâ-yı zuʻafâya olan mazarrat u hasâretleri muhtâc-ı beyân olmadığından başka, dâyireleri makarr-ı lüsûs u düzdân ve çiftlikleri dârü'l-emân-ı sitemkârân-ı zemân olup, nüvvâb u hükkâm tasallutlarından ‘âciz ü bîzâr ve ilkā-yı raht-ı sıklet eyledikleri Devlet-i ‘aliyye'ye cüz'î ü küllî fâyideleri olmayup, zararları derkâr ve müteʻayyinlerinin vâhiden baʻde vahid nefy ü iclâlarıyla memâlik-i Pâdişâhî'yi tasfiye ü tathîr karâr-gîr-i uli'l-ebsâr olup, binâ’en-‘alâ-zâlik hâlâ Kuban Hânı olan Baht Giray Hân benî nevʻinin nâmdârı ve usûl-i Çingiziyye'nin fer‘-i şöhret-și‘ârı olup, işbu seferde mâl-ı ferâvân tarafına ihsân olunmuşiken, dîn ü devlete nâfi' bir hıdmete muvaffak olmadığından, hakkında zülâl-i sâf-meşreb-i Tâcdârî mütegayyer ve karâr bulan maslahata müşârun ileyhden bed' ü mübâşeret olunmak zihn-i pâk-ı Şehriyârî'de mütekarrir olmağla baʻzı umûr iştişâresi zımnında Asitâne'ye da'vet ve birkaç gün resm-i mihmân-nüvâzîye riʻâyet olundukdan sonra, bir kere istikșâf-ı hâl ve istitlâ‘-1 mâ fî'l-bâl iltizâmıyla sâhil-serây-ı Bebek'de hâvass-ı Devlet ile ‘akd-1 encümen-i meşveret olunup, Hân-ı müşârun ileyh dahi dâhil-i halka-i cemʻiyyet olmuşidi. Umûr-ı mülkiyyeye dâyir ebvâb-ı mübâhese-küşâd ve taraf taraf tedbîr-i sakīm ü müstakîm îrâd olunduğu esnâda Hân-ı müşârun ileyh dahi baʻzı mümteni‘ât ahvâli zebân-âver-i makāll edüp, [140b] ruka’-i meclis vâsıl-ı dest-i Şâhâne oldukda, hakkında sû’-i zann\nmütezâyid ve niyyet-i sâbıka müte'ekkid olmağla, ibtidâ Midilli'ye ve ba‘dehû Girid Cezîresi'ne nefy ü iclâ ve birâderi Hâcı Girây dahi bir müddet mürûrundan sonra İstanköy Cezîresi'ne bi-tarîkı'n-nefy isrâ olunup, selâtîn-i merkūmeden ‘arzıyla mukayyed olmayup, izrâr-ı nâs şîme-i rezîlesiyle i'tiyâd edenlerin dahi ekserîsi bir adaya tagrîb ü irsâl ve levâhık ü tevâbi‘leri âsûde-nişîn-i pister-i emn ü emân zîr-destân misillü taht-ı tekâlîfe idhâl ile irgām-ı ünf-i nahvetlerine isti‘câl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müfti'l-enâm Şeyhulislâm olan Mekkî Mehmed Efendi ‘âlim ü fâzıl, ‘âkil u kâmil bir zât-ı sütûde-şemâyil olup, ancak zimâm-ı ihtiyârı müsellem-i eyâdî-yi bîgâne ve hall u ‘akd-ı umûr-ı Meşîhat vâbeste-i idâre-i müteʻayyînân-ı zemâne olup, hüsn-i müdafaʻada kudreti meslûb ve za‘f-1 pîrî ve tekādüm-i ‘ahd ile zahmet-keş-i nüzûl ü rükûb olmağla, makām-ı mezkûra mücerrebü'l-etvâr ve marzıyyü'l-âsâr bir zât-ı pesendîde-efʻâlin takrîbi ile ihyâ-yı resm-i tarîk ve muhafaza-i hadd-i cedîd ü ‘atîk, pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-tevfik olmağla, binâ-berîn Şeyhulislâm-ı esbak Dürrî-zâde Mehmed ‘Ârif Efendi ol câh-ı refî ve ol makām-ı hatîr ü menî‘a bu defa dahi lâyık u sezâvâr görülüp, işbu Zilka‘de'nin yigirmi ikinci günü Mekkî Mehmed Efendi mesned-i Fetvâ'dan tenzîl ve müşârun ileyh hil‘at-i pür-behcet-i Meşîhat-ı İslâmiyye ile tebcîl olundu.",
          "caption": "‘Azl-i Şeyhulislâm Mekkî Mehmed Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mehmed ‘Ârif Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_220.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Şeyhulislâm Mekkî Mehmed Efendi ve nasb-ı Dürrî-zâde Mehmed ‘Ârif Efendi",
          "text": "Müfti'l-enâm Şeyhulislâm olan Mekkî Mehmed Efendi ‘âlim ü fâzıl, ‘âkil u kâmil bir zât-ı sütûde-şemâyil olup, ancak zimâm-ı ihtiyârı müsellem-i eyâdî-yi bîgâne ve hall u ‘akd-ı umûr-ı Meşîhat vâbeste-i idâre-i müteʻayyînân-ı zemâne olup, hüsn-i müdafaʻada kudreti meslûb ve za‘f-1 pîrî ve tekādüm-i ‘ahd ile zahmet-keş-i nüzûl ü rükûb olmağla, makām-ı mezkûra mücerrebü'l-etvâr ve marzıyyü'l-âsâr bir zât-ı pesendîde-efʻâlin takrîbi ile ihyâ-yı resm-i tarîk ve muhafaza-i hadd-i cedîd ü ‘atîk, pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-tevfik olmağla, binâ-berîn Şeyhulislâm-ı esbak Dürrî-zâde Mehmed ‘Ârif Efendi ol câh-ı refî ve ol makām-ı hatîr ü menî‘a bu defa dahi lâyık u sezâvâr görülüp, işbu Zilka‘de'nin yigirmi ikinci günü Mekkî Mehmed Efendi mesned-i Fetvâ'dan tenzîl ve müşârun ileyh hil‘at-i pür-behcet-i Meşîhat-ı İslâmiyye ile tebcîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Mekke Kadısı İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi bi-hasebi't-tarîk İstanbul Kadısı [141a] olmak ve kādîlık âhar tahvîl olunduğu takdîrde pâye ile tesliyet bulmak ümmîdinde iken, tehallüf-i matlabeyn ile magmûm ve ebnâ-yı tarîkin teşvîr-i harâretiyle sabr u ârâmı ma‘dûm olup, dâd-hâh olarak Dergâh-ı muʻallâ-penâh'a ref-i ruka‘-i tazallüm ve zâten da‘vâ-yı kābiliyyet ü tekaddüm edüp, mugāyir-i resm-i edeb vukūʻ bulan vaz‘ u hareketi mürebbî-yi sebük-magzân-ı zemân olan\nŞehriyâr-ı bülend-menzilet'i perçîn-i gazab edüp, fî'l-hal Efendi-yi mûmâ ileyh Burusa'ya tagrîb ve bu vesîle ile bî-edebân-ı tarîk terhîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i İshak Efendi-zâde be-Burusa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_221.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i İshak Efendi-zâde be-Burusa",
          "text": "Sâbıkā Mekke Kadısı İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi bi-hasebi't-tarîk İstanbul Kadısı [141a] olmak ve kādîlık âhar tahvîl olunduğu takdîrde pâye ile tesliyet bulmak ümmîdinde iken, tehallüf-i matlabeyn ile magmûm ve ebnâ-yı tarîkin teşvîr-i harâretiyle sabr u ârâmı ma‘dûm olup, dâd-hâh olarak Dergâh-ı muʻallâ-penâh'a ref-i ruka‘-i tazallüm ve zâten da‘vâ-yı kābiliyyet ü tekaddüm edüp, mugāyir-i resm-i edeb vukūʻ bulan vaz‘ u hareketi mürebbî-yi sebük-magzân-ı zemân olan\nŞehriyâr-ı bülend-menzilet'i perçîn-i gazab edüp, fî'l-hal Efendi-yi mûmâ ileyh Burusa'ya tagrîb ve bu vesîle ile bî-edebân-ı tarîk terhîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müntezihât-ı İslâmiyye'den Kağıdhâne'de vâki' kasr-ı dil-keş ve kâşâne-i mînû-veş müştemilâtıyla müşrif-i harâb ve mecrâ-yı nehr-i Sa‘dâbâd mâl-â-mâl-i hâşâk ü türâb olup, cery u seyelânı vaz‘-ı kadîminden dûn u ekall ve feyyâze-i selsebîl ü hiyâzı çeşme-i hûrşîde bedel olduğu ve zikr olunan mahall-i matbû‘ nüzhet-gâh-ı Şehriyâr-ı cihân-metbûʻ olduğundan fazla, aktâr-ı memâlikden Devlet-i ‘aliyye'ye vürûd eden vüfûdun resm ü ziyafetleri fî-ekseri'l-evkât mevzi‘-i merkūmda cârî ve bâ- husûs müceddeden îcâd olunun muʻallem ‘askerin câ-yı âzmâyiş ü imtihânı olup, etrâf u eknâfının indirâsı muhâlif-i tab‘-ı Cihândârî olmağla, taʻmîr ü binâ ve mecrâ-yı âbı istısfâ olunmak bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn mûcebince keşf ü tahmîn ve hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Tâhir Efendi fî'l-hâl Bînâ Emîni nasb u taʻyîn olundu.",
          "caption": "Sudûr-ı emr-i Pâdişâh-ı ma‘âlî-bünyâd be-ta‘mîr-i Sa‘dâbâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_222.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Sudûr-ı emr-i Pâdişâh-ı ma‘âlî-bünyâd be-ta‘mîr-i Sa‘dâbâd",
          "text": "Müntezihât-ı İslâmiyye'den Kağıdhâne'de vâki' kasr-ı dil-keş ve kâşâne-i mînû-veş müştemilâtıyla müşrif-i harâb ve mecrâ-yı nehr-i Sa‘dâbâd mâl-â-mâl-i hâşâk ü türâb olup, cery u seyelânı vaz‘-ı kadîminden dûn u ekall ve feyyâze-i selsebîl ü hiyâzı çeşme-i hûrşîde bedel olduğu ve zikr olunan mahall-i matbû‘ nüzhet-gâh-ı Şehriyâr-ı cihân-metbûʻ olduğundan fazla, aktâr-ı memâlikden Devlet-i ‘aliyye'ye vürûd eden vüfûdun resm ü ziyafetleri fî-ekseri'l-evkât mevzi‘-i merkūmda cârî ve bâ- husûs müceddeden îcâd olunun muʻallem ‘askerin câ-yı âzmâyiş ü imtihânı olup, etrâf u eknâfının indirâsı muhâlif-i tab‘-ı Cihândârî olmağla, taʻmîr ü binâ ve mecrâ-yı âbı istısfâ olunmak bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn mûcebince keşf ü tahmîn ve hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Tâhir Efendi fî'l-hâl Bînâ Emîni nasb u taʻyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma-yı hümâyûn savletinden remîde ve mânend-i Mâridem berîde Manya dağlarında ermîde [141b] olan İzbandid keferesinin bi'l-külliyye istîsâli berren himmete mütevakkıf olduğundan, Mora Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa Kethudâsı'nı vâfir 'asker ile meʻmûr ve Manya reʻâyâsını tedbîr-i dil-pezîr ile i'ânet ü delâlete mecbûr edüp, iltikā-yı ferîkayn vukūʻunda kefere-i mersûmenin vâfiri kantara-i seyfden imrâr ve altmış nefer mikdârı beste-zencîr-i isâr ve sergerde-i dûzahiyân olan Lambro ve eceli gelmemiş kefereden ekall-i kalîl Çuka Adası tarafına firâr eyledikleri haberi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından maʻrûz-ı Der-bâr-ı ‘atûfet-medâr oldu.",
          "caption": "Tedmîr-i bekāyâ-yı ehl-i şekāvet der-Manya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_223.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Tedmîr-i bekāyâ-yı ehl-i şekāvet der-Manya",
          "text": "Donanma-yı hümâyûn savletinden remîde ve mânend-i Mâridem berîde Manya dağlarında ermîde [141b] olan İzbandid keferesinin bi'l-külliyye istîsâli berren himmete mütevakkıf olduğundan, Mora Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa Kethudâsı'nı vâfir 'asker ile meʻmûr ve Manya reʻâyâsını tedbîr-i dil-pezîr ile i'ânet ü delâlete mecbûr edüp, iltikā-yı ferîkayn vukūʻunda kefere-i mersûmenin vâfiri kantara-i seyfden imrâr ve altmış nefer mikdârı beste-zencîr-i isâr ve sergerde-i dûzahiyân olan Lambro ve eceli gelmemiş kefereden ekall-i kalîl Çuka Adası tarafına firâr eyledikleri haberi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından maʻrûz-ı Der-bâr-ı ‘atûfet-medâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çıldır Vâlîsi Süleymân Paşa'nın câme-i hayâtı bâlî ve İshak Paşa hafîdi İshak Bey Vezâret'le eyâlet-i Çıldır'a Vâlî olmuşidi. Müşârun ileyh tavr-ı beldeden hâric evzâʻa ibtidâr ve lede'l-hâce istihdâm içün eslâfı misillü Lezgî tâyifesinden segbân celb etmeyüp, Tiflis tarafından segbân tedârük ve ehl-i İslâm'a teslît edüb, mugāyeret-i diyânet lâzımesince bu vaz‘-ı nâ-hemvâr ehâlîye girân gelüp, Çıldır'a karîb mahalde mütemekkin Süleymân Paşa-zâde Şerîf Mehmed Bey'e müncezib ü mütemâyil olmalarıyla, miyânelerinde rüsul ü resâyil mütekerrir olduğunu İshak Paşa ihsâs ile Mehmed Bey hakkında gayz u gazabı müstekarr olup, ahadühümâ âhara serzeniş ü 'itâb ve giderek muʻâtebeleri muhârebeyi îcâb edüp, Çıldır ‘askeriyle Kethudâsını Mehmed Bey üzerine taʻyîn ve mîr-i merkūm dahi Lezgî tâyifesinden muhafaza-i nefs içün celb eylediği ‘asker ile istikbâl ve izhâr-ı kîn ve miyânede henüz âsiyâb-ı harb idâre olunur iken, İshak Paşa [142a] Kethudâsı'nın maʻiyyetinde olan Çıldır ‘askeri tıbk-ı mukāvele üzere Şerîf Mehmed Bey tarafına geçüp, yek-laht-ı ittihâd olarak öte tarafın segbânlarını istîsâl ve Şerîf Bey'i alup, Ahısha'ya idhâl esnâsında İshak Paşa firâr ve bir mahalde ‘adem-i karâr bi'z-zarûre Erzurum'a varup, vukūʻ bulan keyfiyyeti Devlet-i ebediyyü'l-istimrâr'a işʻâr eyledi. Ehâlî-yi Çıldır ise bi't-tab‘ ve'r-rıza Şerîf Mehmed Bey'e münkād ve Vâlî-yi memleket olması bâbında râbıta-bend-i ittihâd olup, Devlet-i 'aliyye'ye recâ-nâme irsâl ve İshak Paşa'nın vaz‘-1 nâ-hemvâr ve zulm-i bî-şümârını tafsîl ü icmâl etmeleriyle, ehaff-ı şerr ihtiyâr olunarak niyâzları müsâʻade-i Cihândârî'ye makrûn ve Şerîf Mehmed Bey'e rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le Çıldır Eyâleti verilüp, bu takrîb ile İshak Paşa'nın râyet-i bahtı ser-nigûn ve Erzurum'a karîb mahalde vâki olan Hasan Bey Kalʻası'nda merfû‘'ul-Vezâre ikāmetle dil-rîş-i tâli‘-i vârûn oldu.",
          "caption": "Ahvâl-i Çıldır ve Vâlî-şüden-i Şerîf Mehmed Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_224.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Çıldır ve Vâlî-şüden-i Şerîf Mehmed Bey",
          "text": "Çıldır Vâlîsi Süleymân Paşa'nın câme-i hayâtı bâlî ve İshak Paşa hafîdi İshak Bey Vezâret'le eyâlet-i Çıldır'a Vâlî olmuşidi. Müşârun ileyh tavr-ı beldeden hâric evzâʻa ibtidâr ve lede'l-hâce istihdâm içün eslâfı misillü Lezgî tâyifesinden segbân celb etmeyüp, Tiflis tarafından segbân tedârük ve ehl-i İslâm'a teslît edüb, mugāyeret-i diyânet lâzımesince bu vaz‘-ı nâ-hemvâr ehâlîye girân gelüp, Çıldır'a karîb mahalde mütemekkin Süleymân Paşa-zâde Şerîf Mehmed Bey'e müncezib ü mütemâyil olmalarıyla, miyânelerinde rüsul ü resâyil mütekerrir olduğunu İshak Paşa ihsâs ile Mehmed Bey hakkında gayz u gazabı müstekarr olup, ahadühümâ âhara serzeniş ü 'itâb ve giderek muʻâtebeleri muhârebeyi îcâb edüp, Çıldır ‘askeriyle Kethudâsını Mehmed Bey üzerine taʻyîn ve mîr-i merkūm dahi Lezgî tâyifesinden muhafaza-i nefs içün celb eylediği ‘asker ile istikbâl ve izhâr-ı kîn ve miyânede henüz âsiyâb-ı harb idâre olunur iken, İshak Paşa [142a] Kethudâsı'nın maʻiyyetinde olan Çıldır ‘askeri tıbk-ı mukāvele üzere Şerîf Mehmed Bey tarafına geçüp, yek-laht-ı ittihâd olarak öte tarafın segbânlarını istîsâl ve Şerîf Bey'i alup, Ahısha'ya idhâl esnâsında İshak Paşa firâr ve bir mahalde ‘adem-i karâr bi'z-zarûre Erzurum'a varup, vukūʻ bulan keyfiyyeti Devlet-i ebediyyü'l-istimrâr'a işʻâr eyledi. Ehâlî-yi Çıldır ise bi't-tab‘ ve'r-rıza Şerîf Mehmed Bey'e münkād ve Vâlî-yi memleket olması bâbında râbıta-bend-i ittihâd olup, Devlet-i 'aliyye'ye recâ-nâme irsâl ve İshak Paşa'nın vaz‘-1 nâ-hemvâr ve zulm-i bî-şümârını tafsîl ü icmâl etmeleriyle, ehaff-ı şerr ihtiyâr olunarak niyâzları müsâʻade-i Cihândârî'ye makrûn ve Şerîf Mehmed Bey'e rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le Çıldır Eyâleti verilüp, bu takrîb ile İshak Paşa'nın râyet-i bahtı ser-nigûn ve Erzurum'a karîb mahalde vâki olan Hasan Bey Kalʻası'nda merfû‘'ul-Vezâre ikāmetle dil-rîş-i tâli‘-i vârûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu mahalle gelince Enverî Efendi ve Edîb Efendi'nin zabt eyledikleri vekāyi‘ müceddeden kaleme alınup, me'mûrriyet-i ‘Âcizânem'e gelince zabt olunmayup, mühmelen terk olunan bir senelik vekâyi dahi lede't-tetebbuʻ ve'l-istikrâ inşâʼallâhü\nTe‘âlâ vâsıta-i kalem-i dü-zebân ile nakş-ı sahîfe-i beyân ve ma‘rûz-ı Âstân-ı felek-bünyân kılınır. Cenâb-ı nesak-tırâzende-i ekvân ve zînet-bahşende-i zemîn ü âsumân, nahl-ı revân-ı sûr-sitân-ı devlet ü ikbâl olan vücûd-ı ‘alem-sûd-ı Mülûkâne'yi mede'l-eyyâm kāmet-efrâz-ı devâm eyleyüp, bi'l-vekâleti'l-mutlaka zimâm-ı umûr-ı enâm müsellem-i dest-i kifâyeti olan Sadrıa‘zam-ı vâlâ-makāmını dahi rızâ-yı [142b] Hakk'a muvâfık ve irâde-i Mülûkânesine mutâbık a‘mâl-i hayriyyeye muvaffak ede, Amîn!",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_225.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1206"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Bu mahalle gelince Enverî Efendi ve Edîb Efendi'nin zabt eyledikleri vekāyi‘ müceddeden kaleme alınup, me'mûrriyet-i ‘Âcizânem'e gelince zabt olunmayup, mühmelen terk olunan bir senelik vekâyi dahi lede't-tetebbuʻ ve'l-istikrâ inşâʼallâhü\nTe‘âlâ vâsıta-i kalem-i dü-zebân ile nakş-ı sahîfe-i beyân ve ma‘rûz-ı Âstân-ı felek-bünyân kılınır. Cenâb-ı nesak-tırâzende-i ekvân ve zînet-bahşende-i zemîn ü âsumân, nahl-ı revân-ı sûr-sitân-ı devlet ü ikbâl olan vücûd-ı ‘alem-sûd-ı Mülûkâne'yi mede'l-eyyâm kāmet-efrâz-ı devâm eyleyüp, bi'l-vekâleti'l-mutlaka zimâm-ı umûr-ı enâm müsellem-i dest-i kifâyeti olan Sadrıa‘zam-ı vâlâ-makāmını dahi rızâ-yı [142b] Hakk'a muvâfık ve irâde-i Mülûkânesine mutâbık a‘mâl-i hayriyyeye muvaffak ede, Amîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâyif'de bir zemân ikāmet ve Âsitâne-i sa‘âdet'e ‘avdet ile da‘avât-ı hayriyye-i Şâhâne'ye müdâvemet eden Hayrullah Efendi hakkında bundan akdem şefekat-ı Mülûkâne erzânî ve Anadolu Sadâreti ihsânıyla leb-rîz-i sülâfe-i şâdmânî kılınmışidi. Müddet-i ‘örfiyyesini ikmâl ve işbu Muharremü'l-harâm gurresinde üsvetü'l-‘ulemâ ve hâtimetü'l-fukahâ Fetvâ Emîni İbrâhim Efendi Sadâret-i Anadolu ile ibcâl olundu.",
          "caption": "‘Azl-i Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_226.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Tâyif'de bir zemân ikāmet ve Âsitâne-i sa‘âdet'e ‘avdet ile da‘avât-ı hayriyye-i Şâhâne'ye müdâvemet eden Hayrullah Efendi hakkında bundan akdem şefekat-ı Mülûkâne erzânî ve Anadolu Sadâreti ihsânıyla leb-rîz-i sülâfe-i şâdmânî kılınmışidi. Müddet-i ‘örfiyyesini ikmâl ve işbu Muharremü'l-harâm gurresinde üsvetü'l-‘ulemâ ve hâtimetü'l-fukahâ Fetvâ Emîni İbrâhim Efendi Sadâret-i Anadolu ile ibcâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâ‘is-i tekavvî-yi Devlet-i ebed-nüşûr ve mûceb-i insidâd-ı tuhûm u sügūr olan sunûf-ı leşker-i mansûr hakkında Bahr-ı ‘ummân-ı cûd ve ihsân-ı Pâdişâhî-yi mevc-rîz zuhûr ve müstehakk oldukları bir kıst mevâcibleri mâh-ı mezkûrun onuncu günü ihrâc u teslîm olunup, mûcib-i sürûr olan nakd-i mevfür ile cümlesi münşerihü's-sudûr oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i tavâyif-i ‘askeriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_227.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i tavâyif-i ‘askeriyye",
          "text": "Bâ‘is-i tekavvî-yi Devlet-i ebed-nüşûr ve mûceb-i insidâd-ı tuhûm u sügūr olan sunûf-ı leşker-i mansûr hakkında Bahr-ı ‘ummân-ı cûd ve ihsân-ı Pâdişâhî-yi mevc-rîz zuhûr ve müstehakk oldukları bir kıst mevâcibleri mâh-ı mezkûrun onuncu günü ihrâc u teslîm olunup, mûcib-i sürûr olan nakd-i mevfür ile cümlesi münşerihü's-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul pâyesi olan Pîrî Paşa-zâde Sa‘îd Bey hakkında bir iki def‘a İstanbul kazâsı tehallüf ve bu mülâbese ile mahrûr-tâb-ı telehhüf ü te’essüf olduğu cebîre-bend-i şikeste-dilân-ı zemân olan Şehriyâr-ı mekârim-i-âsâr'a ma‘lûm ve hisse-mend-i ni‘met-i merhametleri olmak irâde-i seniyyesi havâlî-kerd-i zamîr-i ilhâm lüzûmları\nolduğuna binâ'en, mâh-ı mezkûrun on birinci günü mîr-i mûmâ ileyh Anadolu rütbesiyle tenşît ve beytü'l-kasîd-i ‘izz ü câhı [143a] tesmît olundu.",
          "caption": "İhsân-ı pâye-i Sadâret-i Anadolu be-Sa‘îd Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_228.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye-i Sadâret-i Anadolu be-Sa‘îd Bey",
          "text": "İstanbul pâyesi olan Pîrî Paşa-zâde Sa‘îd Bey hakkında bir iki def‘a İstanbul kazâsı tehallüf ve bu mülâbese ile mahrûr-tâb-ı telehhüf ü te’essüf olduğu cebîre-bend-i şikeste-dilân-ı zemân olan Şehriyâr-ı mekârim-i-âsâr'a ma‘lûm ve hisse-mend-i ni‘met-i merhametleri olmak irâde-i seniyyesi havâlî-kerd-i zamîr-i ilhâm lüzûmları\nolduğuna binâ'en, mâh-ı mezkûrun on birinci günü mîr-i mûmâ ileyh Anadolu rütbesiyle tenşît ve beytü'l-kasîd-i ‘izz ü câhı [143a] tesmît olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kahveci-başı-yı sabık Hüsâm Ağa'nın îrâd-ı tabîʻîsi müstevfî ve ‘akl u rüşdü müsellem-i erbâb-ı ‘ukūl u hicâ olduğundan fazla ahvâl-i ‘âleme vakıf ve mizâc-ı devlete 'ârif ve saht-ı hakdan hâyif olup, rütbe-i Vezâret'e istihkāk u ehliyyeti ve eyâlât u elviye tasarrufuna kābiliyyeti mersûm-ı zihn-sâff-ı Hıdivv-i dirâyet-ittisâf olmağla, mâh-ı merkūmun on ikinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh Kapu'ya da‘vet ve ‘arz-ı irâde vü keyfiyyet olundukda tâb-âver-i cülle-i saht-ı Vezâret olmayacağını beyân ve sarf u tahvîli zımnında müteşebbis-i dâmen-i ihsân olup, irâde-i kātıʻanın tagyîri hâric-i dâyire-i vüsʻ ü tâkat ve bu zuhûrât-ı gaybiyye hakkında mahz-ı lutf u ‘inâyet olduğu ifâde vü ifhâm ve lede'l-ilzâm hil‘at-i Vezâret ilbâsıyla mukayyed-i cerîde-i vüzerâ-yı iʻzâm kılındığından başka eyâlet-i Bosna ile ikrâm ve hakkında şîme-i mürû'et itmâm olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Vezâret be-Hüsâm Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_229.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Vezâret be-Hüsâm Ağa",
          "text": "Kahveci-başı-yı sabık Hüsâm Ağa'nın îrâd-ı tabîʻîsi müstevfî ve ‘akl u rüşdü müsellem-i erbâb-ı ‘ukūl u hicâ olduğundan fazla ahvâl-i ‘âleme vakıf ve mizâc-ı devlete 'ârif ve saht-ı hakdan hâyif olup, rütbe-i Vezâret'e istihkāk u ehliyyeti ve eyâlât u elviye tasarrufuna kābiliyyeti mersûm-ı zihn-sâff-ı Hıdivv-i dirâyet-ittisâf olmağla, mâh-ı merkūmun on ikinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh Kapu'ya da‘vet ve ‘arz-ı irâde vü keyfiyyet olundukda tâb-âver-i cülle-i saht-ı Vezâret olmayacağını beyân ve sarf u tahvîli zımnında müteşebbis-i dâmen-i ihsân olup, irâde-i kātıʻanın tagyîri hâric-i dâyire-i vüsʻ ü tâkat ve bu zuhûrât-ı gaybiyye hakkında mahz-ı lutf u ‘inâyet olduğu ifâde vü ifhâm ve lede'l-ilzâm hil‘at-i Vezâret ilbâsıyla mukayyed-i cerîde-i vüzerâ-yı iʻzâm kılındığından başka eyâlet-i Bosna ile ikrâm ve hakkında şîme-i mürû'et itmâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Beylikçiliğinden bi'l-fiʻl mesned-i Riyâset'i tezyîn ve baʻdehû Ordu-yi hümâyûn'an celb ile Asitâne'de hatab-ı cesîm-i Riyâset'i idâreye taʻyîn ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikden sonra Çavuş-başılık hıdmetiyle Bâb-ı âlî'de ibkāsı tasvîb ü tahsîn olunan Mehmed Râşid Efendi'nin evzâʻ vü etvârı mücerreb ve ahlâk u efâli mühezzeb olduğuna binâ'en hakk-ı sarîhi olan mesned-i Riyâset'de istihdamı elzem ü evceb olduğu maʻlûm-ı Pâdişâh-ı felâtun-meşreb [143b] olmağla işbu Muharremü'l-harâm'ın on dokuzuncu günü es-Seyyid ‘Abdullah Efendi maʻzûl ve Efendi-yi müşârun ileyh hıdmet-i mezkûreye mevsûl oldu.",
          "caption": "Re'îsülküttâb-şüden-i Mehmed Râşid Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_230.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Re'îsülküttâb-şüden-i Mehmed Râşid Efendi",
          "text": "Bundan akdem Beylikçiliğinden bi'l-fiʻl mesned-i Riyâset'i tezyîn ve baʻdehû Ordu-yi hümâyûn'an celb ile Asitâne'de hatab-ı cesîm-i Riyâset'i idâreye taʻyîn ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikden sonra Çavuş-başılık hıdmetiyle Bâb-ı âlî'de ibkāsı tasvîb ü tahsîn olunan Mehmed Râşid Efendi'nin evzâʻ vü etvârı mücerreb ve ahlâk u efâli mühezzeb olduğuna binâ'en hakk-ı sarîhi olan mesned-i Riyâset'de istihdamı elzem ü evceb olduğu maʻlûm-ı Pâdişâh-ı felâtun-meşreb [143b] olmağla işbu Muharremü'l-harâm'ın on dokuzuncu günü es-Seyyid ‘Abdullah Efendi maʻzûl ve Efendi-yi müşârun ileyh hıdmet-i mezkûreye mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beyhân Sultân ‘aliyyetü'ş-şân Kethudâsı olan Ahmed Efendi [mısra]:\nHârî ez-tama‘ hîzed ve ‘izzet ez-kana‘at. me'âlinden gaflet ile Kethudâlık muʻayyenâtına kāni‘ u hursend olmayup, derîce-i âz ve tama‘i bâz ve müşârun ileyhânın mukāta‘â-yı re‘âyâsına dest-i tasallutu dirâz eylediğinden başka üzerine lâzım olmayan umûra tesaddî ile sâlik-i meslek-i tecavüz ü te'addî olduğu nezd-i hümâyûn'da mukarrer ve dâyire-i müşârun ileyhâdan tard u ibʻâd olunması ile ed‘iye-i fukarâya mazhar olmak derûn-ı hakāyik-i meşhûnlarında muzmerr olmuşidi. Çavuş-başılık inhilâlinde Efendi-yi mûmâ ileyh hidmet-i mezkûreye takrîb ve ber-fehvâ-yı, nazm: ‘Azm-i şânına aldanma fürûmâyelerin, ‘İllet-i mehlekenin mebde’idir nefh-i vücûd. sûret-i ikrâmda dâyire-i müşârun ileyhâdan tecnîb olunup, isminin mîm'i ıskātından sonra hâsıl olan ‘aded kadar eyyâm güzar eyledikde iki tûğ ile der-i devletden ihrâc ve fi'l-asl nehhâb u vehhâb olmakdan nâşî iktisâb etdiği emvâl pâydâr olmayup, hîn-i hareketinde ashâb-ı düyûn mûmâ ileyhi tazyîk ü izʻâc edeceklerini istihrâc etmekle [mısra]: Serâ leylen mehâfete en-yeraevhü hemân bir şeb-i târda mansıbı olan Köstendil'e sevk-i matâyâ-yı ‘azîmet edüp, nazm: Lâyık değil vedâ‘ ile âzâr-ı dû-sitân, Mânend-i nâme gizli sefer meşrebimcedir. deyerek darb-ı nühüfte-usûl-i rıhlet eyledi.",
          "caption": "Ser-çavuşân ve Mîr-i mîrân-şüden-i Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_231.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Ser-çavuşân ve Mîr-i mîrân-şüden-i Ahmed Efendi",
          "text": "Beyhân Sultân ‘aliyyetü'ş-şân Kethudâsı olan Ahmed Efendi [mısra]:\nHârî ez-tama‘ hîzed ve ‘izzet ez-kana‘at. me'âlinden gaflet ile Kethudâlık muʻayyenâtına kāni‘ u hursend olmayup, derîce-i âz ve tama‘i bâz ve müşârun ileyhânın mukāta‘â-yı re‘âyâsına dest-i tasallutu dirâz eylediğinden başka üzerine lâzım olmayan umûra tesaddî ile sâlik-i meslek-i tecavüz ü te'addî olduğu nezd-i hümâyûn'da mukarrer ve dâyire-i müşârun ileyhâdan tard u ibʻâd olunması ile ed‘iye-i fukarâya mazhar olmak derûn-ı hakāyik-i meşhûnlarında muzmerr olmuşidi. Çavuş-başılık inhilâlinde Efendi-yi mûmâ ileyh hidmet-i mezkûreye takrîb ve ber-fehvâ-yı, nazm: ‘Azm-i şânına aldanma fürûmâyelerin, ‘İllet-i mehlekenin mebde’idir nefh-i vücûd. sûret-i ikrâmda dâyire-i müşârun ileyhâdan tecnîb olunup, isminin mîm'i ıskātından sonra hâsıl olan ‘aded kadar eyyâm güzar eyledikde iki tûğ ile der-i devletden ihrâc ve fi'l-asl nehhâb u vehhâb olmakdan nâşî iktisâb etdiği emvâl pâydâr olmayup, hîn-i hareketinde ashâb-ı düyûn mûmâ ileyhi tazyîk ü izʻâc edeceklerini istihrâc etmekle [mısra]: Serâ leylen mehâfete en-yeraevhü hemân bir şeb-i târda mansıbı olan Köstendil'e sevk-i matâyâ-yı ‘azîmet edüp, nazm: Lâyık değil vedâ‘ ile âzâr-ı dû-sitân, Mânend-i nâme gizli sefer meşrebimcedir. deyerek darb-ı nühüfte-usûl-i rıhlet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mesned-i Meşîhat'ten sebeb-i ʻazl ü tenzîli bâlâda tafsîl olan Hamîdî-zâde Efendi'nin seng-i fart-ı teʻaddîsinden zücâc-ı mizâc-ı ʻulemâ münkesir ve bu sebeble meşreb-i ʻazb-ı hazret-i Tâcdârî hakkında mütegayyer olduğundan gayri, Müfti'l-enâm-ı vakt cenâblarına li-garazin sevk eylediği mâdde-i iclâ \"Men-hafera li-ahîhi kalîben evkaʻahullâhü fi-hi karîben\" medlûlü üzere hakkında rû-nümâ ve ʻâlem-i mücâzât, nazm: \n\n Ez-mükâfât-ı ʻamel gāfil meşev, \n Gendom-ez-gendom be-revîd cevz-i-cev. \n\n ahkâm-ı garîbesini icrâ edüp, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince Mağnisa'ya tagrîb, ne nîş-i takrîʻiyle dil-rîş olanlar bu sebeble tatrîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Şeyhulislâm-ı esbak Hamîdî-zâde [144a] Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_232.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Şeyhulislâm-ı esbak Hamîdî-zâde [144a] Mustafa Efendi",
          "text": "Mesned-i Meşîhat'ten sebeb-i ʻazl ü tenzîli bâlâda tafsîl olan Hamîdî-zâde Efendi'nin seng-i fart-ı teʻaddîsinden zücâc-ı mizâc-ı ʻulemâ münkesir ve bu sebeble meşreb-i ʻazb-ı hazret-i Tâcdârî hakkında mütegayyer olduğundan gayri, Müfti'l-enâm-ı vakt cenâblarına li-garazin sevk eylediği mâdde-i iclâ \"Men-hafera li-ahîhi kalîben evkaʻahullâhü fi-hi karîben\" medlûlü üzere hakkında rû-nümâ ve ʻâlem-i mücâzât, nazm: \n\n Ez-mükâfât-ı ʻamel gāfil meşev, \n Gendom-ez-gendom be-revîd cevz-i-cev. \n\n ahkâm-ı garîbesini icrâ edüp, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince Mağnisa'ya tagrîb, ne nîş-i takrîʻiyle dil-rîş olanlar bu sebeble tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârûn ileyh Sofya tarafına baʻzı husûsa meʼmûr iken bi-hasebi'l-iktizâ nâyil-i Vezâret ve baʻdehû Niş muhafazasına meʼmûr olup, zabt u rabt-ı memleket ile mâlik-i nisâb-ı şöhret olmuşidi. Bir müddetden sonra sefere me'mûr ve Kili ve İsmaʻîl imdâdına kusûr eylediğine mebnî vezâreti refʻ olunup, kazıyyeye vâkıf olduğu sâʻat etrâ[f] u eknâfa haberler neşriyle haşerât-ı nâsı başına cemʻ ve sûret-i ʻisyânda girîve-gerd-i vâdî-yi gurûr olup, Sadr-ı vakt bulunan Ruscuklu Hasan Paşa'nın binâ-yı ikbâli mütezelzil bulunup, müşârun ileyhin hilâf-ı inhâ maʻrûzatı bi-hasebi'l-vakt hayyiz-i kabûle resîde ve vâfir nükūd-ı haseneyi neyl ile behâr-ı câhı nev-demîde olup, Silistre muhafazasıyla vezâreti ibkā ve memleketi-i mezkûreye raht-ı siklet ilkā edüp, kesret-\ni havâşî-yi muhtelefetü'l-meşârib ile ehâlî-yi Silistre'ye [144b] gālib ve emvâl ü eşyalarını birer behâne ile gāsb ve aralık aralık Ordu-yi hümâyûn'a haberler irsâl ve: \"Benim gibi fürsân-ı meydân-ı şecâʻate lâyık mıdır [ki], mânend-i bîve-zenân emr-i muhafaza ile imrâr-ı vakt etsün.\" Nazm: Ezâʻûnî ve eyye feten ezâʻû, Li-yevmi kerîhete ve sidâdi sağri deyerek izhâr-ı melâl ve bu lâf-ı güzâf ile Sivas Eyâleti istihsâl etmişidi. Vaktâ ki, Maçin'den Arslan Paşa ve Halîl Paşa bozulup Hırsova'ya doğru ʻavdet eylediler, müşârun ileyhe Maçin Serʻaskerliği tevcîh ve bu ʻAbd-i kesîrü't-taksîr ile ser-a-ser hilʻat ve menşûr-ı Serʻaskerî gönderilüp, nükūd-ı vâfire ile dahi terfîh olunmuşidi. Kazıyyeye vâkıf olduğu gibi izhâr-ı cübn ü bed-dilî edüp, gâh temârûz gâh taʻârruz ile daʻvâ-yı sâbıkını ferâmûş eyleyerek sâlik-i meslek tenâkuz ve bilâhare hâlinden şikâyet ve harekete tâkati olmadığını hikâyet ve muhafız bulunmak takrîbi ile bâr ü büngâh ve hargele vü har-gâhdan ʻârî olduğunu ibâne ve Devlet-i ʻaliyye'nin hayta-i iktidârından hâric tekâlîfe başlayup, garaz-ı aslîsi sarf-ı me'mûriyyet içün îrâd-ı ʻözr ü behâne olduğu zâhir olmağla, ne hâl ise baʻzı mukaddemât-ı mergūbe ile teşcîʻ ve dâyire-i ümmîdi tevsîʻ olunup, matlûbu olan mühimmât u nükūd Ordu-yi hümâyûn'dan celb ve devâî'-yi aʻzâra selb olunup, maʻiyyetine tertîb olunan ʻasker dahi fevc feve vürûd ile derûn u bîrûn-ı Silistre ʻasker-âlûd olup, on gün zarfında bi'n-nefs bu Fakīr dâyiresini tanzîm ve hıyâm ve sâyir edevâtını tetmîmden başka dâyiresinde olan halkı ilzâm ve muʻtedil bahşîş ile hükmüne râm eyleyerek [145a] fezâ-yı Silistre'ye ihrâc olunmuşidi. Sadrıaʻzam Yûsuf Paşa Karahisârlı'nın ordu ile çıkdığını ve küffârın Maçin'den İbrâ'îl yakasına geçüp, ʻAbdî Paşa Tabyası'nı ihrâkdan sonra Kalas tarafınayıkılup gitdiklerini istimâʻ ile Silistre'yi yek-şibh-ı râh eyleyerek vârid olup, müşârun ileyhi Hırsova'ya doğru tahrîk ve râbıta-i ikāmetini tefkîk edüp, İbrâ'îl'in istihkâmını verdikden sonra orduya ʻavdet ve bu Fakīr dahi maʻân ricʻât edüp, müşârun\nileyh nemle-vâr âheste reftâr ile Hırsova'ya vardıkda, tûl-i meks ile imrâr-ı vakt ve Maçin'e 'azîmetden ibâ ile isti‘câl sûretinde gönderilan evâmir-i 'aliyyeye ‘ademi itâʻat ve hâl ile etrâf-1 ‘askerini usandırup, zarûrî memleketlerine ‘avdet ve kapusu halkı dahi kemâl-i zinnet ü hissetine mütehammil olmayup, perîşân oldukları mesmû‘-ı Velîyy-i devlet oldukda, müşârun ileyhin her ne kadar Silistre'den hareketi âvâzesiyle 'adüvv-i dînin 'adem-i istikrarı vukū' buldu ise dahi but'-i hareket ile ictimâ eden 'askeri zabta kādir olmadığı ve vaktiyle Maçin'e vusûl ve düşmeni tahdîş etmediği mûceb-i feverân-ı tennûr-ı gazab olmuşidi. ‘Azl ü te’dîb olunacağı bi'z-zât tezekkür ve yanında bulunan cem‘-i kalîl ile Maçin'e varup, meʼâl-i hâli tefekkür eder iken, Ağa Hasan Paşa'nın Maçin Ser‘askerliği mukarrer olup, müşârun ileyhin hakkında gelmesi içün nihânî tarafına emr-i kazâ-eser gönderilmişdi. Hasan Paşa varınca müşarun ileyh başına gelecek kazâyı sû’-i sanîʻından istidlâl ile fî-hâl me'mûr olduğu Mankalya muhafazasına râhî ve hakkında ızmâr olunan kasd u irâde vâhî olup, [145b] Ordu-yi hümâyûn Hırsova'ya vardıkda müşârun ileyhin tebaʻât-ı sâbıkasından tecâhül ve Hırsova muhafızı nasbı ile tegāfül olunup, Ordu-yi hümâyûn'un Maçin'den 'avdeti vukūʻunda şemâtet misillü baʻzı evzâʻi mesmû‘-ı erkân-ı devlet ve maʻâzallah kendi maslahatını tervîc için inkisâr-ı İslâm'ı medâr-ı neșât u ferhat edüp, bu defa dahi hakkında bir nevʻ musîbet zuhûru mukarrer iken rîş-i sefîd ü dirâzına hürmet ve tefsîh-i müddet intikāma mübâderet olunmuşidi. Musâlaha ‘akabinde Vidin muhafızlığı ile ordudan ihrâc ve bir ân akdem Vidin'e iltihâkı kûze-i hâfızasına idrâc olunmuşiken etrâf u eknâfı tâht u târâc ve emvâl-i fukarâyı sehmü'l-kazâ zulm ü teʻaddîsine imâc eyleyerek neden sonra Vidin'e dâhil olup, vülât ile ehâlî miyânında vukū‘-ı fitneye bâʻis olan dâd u sited maslahatına âgāz ve baʻzı kimseleri tecrîm ü tagrîm ile serhadlüyü dağdağa vü teşvîşe hemrâz edüp, bu bevâʻis ile miyânelerinde fitne vü şûriş hâdis olduğundan gayri, insilâb-ı emniyyet-i tarafeyn hâletleri tekevvün ve itlâf-ı nüfûs mukaddimesi dahi netîce-pezîr teʻayyun olup, tefâvüt-i ıslâh-1 cânibeyn bu'du'l-meşrikayn olduğundan 'azl olunup, livâ-i Köstendil ile tezlîl ve mansıb-ı mezkûru\n‘azm-ı şânına nisbetle şey'-i kâlīl menziline tenzîl edüp, sûret-i istiğnâda Devlet-i 'aliyye'ye nâz u delâl ve belki ümmîd-var-ı emr-i muhâl olup, bu ümniyyesi dahi tehallüf etdiğinden bi'l-külliye semt-i râstdan ‘udûl ve etrâf-ı reʻâyâsını haklıyarak bin belâ ile Köstendil'e duhûl eylediği esnâda sitem-dîdeleri ‘atebe-i dâru'l-'adle ref‘-i rukʻa-i şekvâ ve mezâlim ü te‘âddiyâtını ‘add ü ihsâ eylediklerine binâ’en cerîde-i vüzerâdan ismi terkīn ve Rumeli taraflarında bir mahall ihtiyârıyla ikāmeti [146a] irâde vü tebyîn olunup, bu keyfiyyet müşârun ileyhin vesvese vü havfına bâʻis-i kuvvet olup, başında olan haşerâtı istishâb ve Hasan Paşa Sadâreti'nde vukūʻ bulduğu gibi şâyed bir maslahata dest-res mümkin olur zuʻmuyla irtikâb-kâr-ı nâ-savâb edüp, hey'et-i mecmûʻasıyla Sofya'ya gelüp, Paşa Serâyı'na duhûl ve menfâsına ‘azîmet ü teveccühden nükûl giderse dahi maskat-ı re’si olan Karahisar'a gideceğini îmâ ve bu reftâr-1 nâ-hencâr ile dimâğında fesâd olduğu hüveydâ olmağla çehre-i iltimâsına dest-i redd-i darb olunup, Rumeli'de birkaç mahall taʻyîn ve biri tahyîr olunmak tarafına tahrîr ve emniyyet gelmek için birâderi ‘Ömer Bey, tahrîrât ile tesyîr olunmuşidi. Minvâl-i meşrûh üzere ‘Ömer Bey Sofya'ya vâsıl ve müşârun ileyhin ıztırâb-ı derûnu fî'l-cümle zâyil olmuşiken hücûm-ı gumûm ile fî'l-asl bîmâr bulunup, birkaç gün sonra hulûl-i ecel-i mev‘ûduyla süvâr-ı tahte-i çupin-pâ-yi memât ve semt-i 'âzim-i dârü'l-mücâzât oldu.\n\nMüşârun ileyh müteʻazzım u mütekebbir deniyyü't-tabʻ u mütehevvir, humk u belâdet ile mevsûf ve cevr ü zulm ile meʼlûf olup, ‘âlem-i hestîden fikdânı reʻâyânın vesîle-i râhat u sâmânı olmuşdur. Sinni ‘akd-i sebʻîne mütenâhiz ü mevsûl olduğu hâline vakıf olanlardan menküldür.",
          "caption": "Ref‘-i vezâret ve fevt-i Karahisârî Vezîr Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_233.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Ref‘-i vezâret ve fevt-i Karahisârî Vezîr Ahmed Paşa",
          "text": "Müşârûn ileyh Sofya tarafına baʻzı husûsa meʼmûr iken bi-hasebi'l-iktizâ nâyil-i Vezâret ve baʻdehû Niş muhafazasına meʼmûr olup, zabt u rabt-ı memleket ile mâlik-i nisâb-ı şöhret olmuşidi. Bir müddetden sonra sefere me'mûr ve Kili ve İsmaʻîl imdâdına kusûr eylediğine mebnî vezâreti refʻ olunup, kazıyyeye vâkıf olduğu sâʻat etrâ[f] u eknâfa haberler neşriyle haşerât-ı nâsı başına cemʻ ve sûret-i ʻisyânda girîve-gerd-i vâdî-yi gurûr olup, Sadr-ı vakt bulunan Ruscuklu Hasan Paşa'nın binâ-yı ikbâli mütezelzil bulunup, müşârun ileyhin hilâf-ı inhâ maʻrûzatı bi-hasebi'l-vakt hayyiz-i kabûle resîde ve vâfir nükūd-ı haseneyi neyl ile behâr-ı câhı nev-demîde olup, Silistre muhafazasıyla vezâreti ibkā ve memleketi-i mezkûreye raht-ı siklet ilkā edüp, kesret-\ni havâşî-yi muhtelefetü'l-meşârib ile ehâlî-yi Silistre'ye [144b] gālib ve emvâl ü eşyalarını birer behâne ile gāsb ve aralık aralık Ordu-yi hümâyûn'a haberler irsâl ve: \"Benim gibi fürsân-ı meydân-ı şecâʻate lâyık mıdır [ki], mânend-i bîve-zenân emr-i muhafaza ile imrâr-ı vakt etsün.\" Nazm: Ezâʻûnî ve eyye feten ezâʻû, Li-yevmi kerîhete ve sidâdi sağri deyerek izhâr-ı melâl ve bu lâf-ı güzâf ile Sivas Eyâleti istihsâl etmişidi. Vaktâ ki, Maçin'den Arslan Paşa ve Halîl Paşa bozulup Hırsova'ya doğru ʻavdet eylediler, müşârun ileyhe Maçin Serʻaskerliği tevcîh ve bu ʻAbd-i kesîrü't-taksîr ile ser-a-ser hilʻat ve menşûr-ı Serʻaskerî gönderilüp, nükūd-ı vâfire ile dahi terfîh olunmuşidi. Kazıyyeye vâkıf olduğu gibi izhâr-ı cübn ü bed-dilî edüp, gâh temârûz gâh taʻârruz ile daʻvâ-yı sâbıkını ferâmûş eyleyerek sâlik-i meslek tenâkuz ve bilâhare hâlinden şikâyet ve harekete tâkati olmadığını hikâyet ve muhafız bulunmak takrîbi ile bâr ü büngâh ve hargele vü har-gâhdan ʻârî olduğunu ibâne ve Devlet-i ʻaliyye'nin hayta-i iktidârından hâric tekâlîfe başlayup, garaz-ı aslîsi sarf-ı me'mûriyyet içün îrâd-ı ʻözr ü behâne olduğu zâhir olmağla, ne hâl ise baʻzı mukaddemât-ı mergūbe ile teşcîʻ ve dâyire-i ümmîdi tevsîʻ olunup, matlûbu olan mühimmât u nükūd Ordu-yi hümâyûn'dan celb ve devâî'-yi aʻzâra selb olunup, maʻiyyetine tertîb olunan ʻasker dahi fevc feve vürûd ile derûn u bîrûn-ı Silistre ʻasker-âlûd olup, on gün zarfında bi'n-nefs bu Fakīr dâyiresini tanzîm ve hıyâm ve sâyir edevâtını tetmîmden başka dâyiresinde olan halkı ilzâm ve muʻtedil bahşîş ile hükmüne râm eyleyerek [145a] fezâ-yı Silistre'ye ihrâc olunmuşidi. Sadrıaʻzam Yûsuf Paşa Karahisârlı'nın ordu ile çıkdığını ve küffârın Maçin'den İbrâ'îl yakasına geçüp, ʻAbdî Paşa Tabyası'nı ihrâkdan sonra Kalas tarafınayıkılup gitdiklerini istimâʻ ile Silistre'yi yek-şibh-ı râh eyleyerek vârid olup, müşârun ileyhi Hırsova'ya doğru tahrîk ve râbıta-i ikāmetini tefkîk edüp, İbrâ'îl'in istihkâmını verdikden sonra orduya ʻavdet ve bu Fakīr dahi maʻân ricʻât edüp, müşârun\nileyh nemle-vâr âheste reftâr ile Hırsova'ya vardıkda, tûl-i meks ile imrâr-ı vakt ve Maçin'e 'azîmetden ibâ ile isti‘câl sûretinde gönderilan evâmir-i 'aliyyeye ‘ademi itâʻat ve hâl ile etrâf-1 ‘askerini usandırup, zarûrî memleketlerine ‘avdet ve kapusu halkı dahi kemâl-i zinnet ü hissetine mütehammil olmayup, perîşân oldukları mesmû‘-ı Velîyy-i devlet oldukda, müşârun ileyhin her ne kadar Silistre'den hareketi âvâzesiyle 'adüvv-i dînin 'adem-i istikrarı vukū' buldu ise dahi but'-i hareket ile ictimâ eden 'askeri zabta kādir olmadığı ve vaktiyle Maçin'e vusûl ve düşmeni tahdîş etmediği mûceb-i feverân-ı tennûr-ı gazab olmuşidi. ‘Azl ü te’dîb olunacağı bi'z-zât tezekkür ve yanında bulunan cem‘-i kalîl ile Maçin'e varup, meʼâl-i hâli tefekkür eder iken, Ağa Hasan Paşa'nın Maçin Ser‘askerliği mukarrer olup, müşârun ileyhin hakkında gelmesi içün nihânî tarafına emr-i kazâ-eser gönderilmişdi. Hasan Paşa varınca müşarun ileyh başına gelecek kazâyı sû’-i sanîʻından istidlâl ile fî-hâl me'mûr olduğu Mankalya muhafazasına râhî ve hakkında ızmâr olunan kasd u irâde vâhî olup, [145b] Ordu-yi hümâyûn Hırsova'ya vardıkda müşârun ileyhin tebaʻât-ı sâbıkasından tecâhül ve Hırsova muhafızı nasbı ile tegāfül olunup, Ordu-yi hümâyûn'un Maçin'den 'avdeti vukūʻunda şemâtet misillü baʻzı evzâʻi mesmû‘-ı erkân-ı devlet ve maʻâzallah kendi maslahatını tervîc için inkisâr-ı İslâm'ı medâr-ı neșât u ferhat edüp, bu defa dahi hakkında bir nevʻ musîbet zuhûru mukarrer iken rîş-i sefîd ü dirâzına hürmet ve tefsîh-i müddet intikāma mübâderet olunmuşidi. Musâlaha ‘akabinde Vidin muhafızlığı ile ordudan ihrâc ve bir ân akdem Vidin'e iltihâkı kûze-i hâfızasına idrâc olunmuşiken etrâf u eknâfı tâht u târâc ve emvâl-i fukarâyı sehmü'l-kazâ zulm ü teʻaddîsine imâc eyleyerek neden sonra Vidin'e dâhil olup, vülât ile ehâlî miyânında vukū‘-ı fitneye bâʻis olan dâd u sited maslahatına âgāz ve baʻzı kimseleri tecrîm ü tagrîm ile serhadlüyü dağdağa vü teşvîşe hemrâz edüp, bu bevâʻis ile miyânelerinde fitne vü şûriş hâdis olduğundan gayri, insilâb-ı emniyyet-i tarafeyn hâletleri tekevvün ve itlâf-ı nüfûs mukaddimesi dahi netîce-pezîr teʻayyun olup, tefâvüt-i ıslâh-1 cânibeyn bu'du'l-meşrikayn olduğundan 'azl olunup, livâ-i Köstendil ile tezlîl ve mansıb-ı mezkûru\n‘azm-ı şânına nisbetle şey'-i kâlīl menziline tenzîl edüp, sûret-i istiğnâda Devlet-i 'aliyye'ye nâz u delâl ve belki ümmîd-var-ı emr-i muhâl olup, bu ümniyyesi dahi tehallüf etdiğinden bi'l-külliye semt-i râstdan ‘udûl ve etrâf-ı reʻâyâsını haklıyarak bin belâ ile Köstendil'e duhûl eylediği esnâda sitem-dîdeleri ‘atebe-i dâru'l-'adle ref‘-i rukʻa-i şekvâ ve mezâlim ü te‘âddiyâtını ‘add ü ihsâ eylediklerine binâ’en cerîde-i vüzerâdan ismi terkīn ve Rumeli taraflarında bir mahall ihtiyârıyla ikāmeti [146a] irâde vü tebyîn olunup, bu keyfiyyet müşârun ileyhin vesvese vü havfına bâʻis-i kuvvet olup, başında olan haşerâtı istishâb ve Hasan Paşa Sadâreti'nde vukūʻ bulduğu gibi şâyed bir maslahata dest-res mümkin olur zuʻmuyla irtikâb-kâr-ı nâ-savâb edüp, hey'et-i mecmûʻasıyla Sofya'ya gelüp, Paşa Serâyı'na duhûl ve menfâsına ‘azîmet ü teveccühden nükûl giderse dahi maskat-ı re’si olan Karahisar'a gideceğini îmâ ve bu reftâr-1 nâ-hencâr ile dimâğında fesâd olduğu hüveydâ olmağla çehre-i iltimâsına dest-i redd-i darb olunup, Rumeli'de birkaç mahall taʻyîn ve biri tahyîr olunmak tarafına tahrîr ve emniyyet gelmek için birâderi ‘Ömer Bey, tahrîrât ile tesyîr olunmuşidi. Minvâl-i meşrûh üzere ‘Ömer Bey Sofya'ya vâsıl ve müşârun ileyhin ıztırâb-ı derûnu fî'l-cümle zâyil olmuşiken hücûm-ı gumûm ile fî'l-asl bîmâr bulunup, birkaç gün sonra hulûl-i ecel-i mev‘ûduyla süvâr-ı tahte-i çupin-pâ-yi memât ve semt-i 'âzim-i dârü'l-mücâzât oldu.\n\nMüşârun ileyh müteʻazzım u mütekebbir deniyyü't-tabʻ u mütehevvir, humk u belâdet ile mevsûf ve cevr ü zulm ile meʼlûf olup, ‘âlem-i hestîden fikdânı reʻâyânın vesîle-i râhat u sâmânı olmuşdur. Sinni ‘akd-i sebʻîne mütenâhiz ü mevsûl olduğu hâline vakıf olanlardan menküldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethûdâlık mesnedinde bir müddetden berü müstahdem olan Reşîd Mustafâ Efendi rızâ-yı devâm-ı iktizâ-yı hazret-i Âsâfî'ye muvâfık a'mâle muvaffak\nolmadığından, işbu Muharremü'l-harâm'ın yigirmi altıncı günü maʻzûl ve ol câh-ı refî ile Baş-muhasebeci olan el-Hâc İbrâhîm Efendi nâyil-i eʻazz-i me'mûl olup, münhall olan Muhasebe-i Evvel mansıbı maʻzûl-ı [146b] müşârun ileyhe teklîf ve hazeran 'an-isabeti'l-'ayn âhara sarfını ta'rîf etmekle kurbuna 'atf evlâ olmak kāʻidesisyle Riyâset'den munfasıl es-Seyyid ‘Abdullah Efendi'ye telhîs ve mûcebince mansıb-ı merkūm mûmâ ileyhe tevcîh ü tahsîs olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Kethûdâ-yı Sadrıaʻzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_234.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Kethûdâ-yı Sadrıaʻzamî",
          "text": "Kethûdâlık mesnedinde bir müddetden berü müstahdem olan Reşîd Mustafâ Efendi rızâ-yı devâm-ı iktizâ-yı hazret-i Âsâfî'ye muvâfık a'mâle muvaffak\nolmadığından, işbu Muharremü'l-harâm'ın yigirmi altıncı günü maʻzûl ve ol câh-ı refî ile Baş-muhasebeci olan el-Hâc İbrâhîm Efendi nâyil-i eʻazz-i me'mûl olup, münhall olan Muhasebe-i Evvel mansıbı maʻzûl-ı [146b] müşârun ileyhe teklîf ve hazeran 'an-isabeti'l-'ayn âhara sarfını ta'rîf etmekle kurbuna 'atf evlâ olmak kāʻidesisyle Riyâset'den munfasıl es-Seyyid ‘Abdullah Efendi'ye telhîs ve mûcebince mansıb-ı merkūm mûmâ ileyhe tevcîh ü tahsîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yevm-i mezkûrda sâʻat-i nehârî ikide iken Odun Kapusu dâhilinde vâki‘ helvacı dükkanından bi-kazâʼillâhi Teʻâlâ zebâne-keş olan âteş imdâd-ı rûzgâr ile şerâre-bâş-ı çâr-cihet olup, Ağa Kapusu kurbunda vâki‘ Dökmeciler ve Tahtakale'nin iki tarafını Mercân Çarşusu'nu ve Tarakçılar ve Uzun Çarşu'yu ihrâk ve kâffe-i nâsı ser-fürû-bürde-i hâmûş u itrâk edüp, on sekiz sâʻatden sonra âbyârî-yi fazl-ı Perverdı-gârî ile muntafî ve civârda vâki‘ ‘umûm halka ‘ârız olan iztırâb-ı kulûb müntefî oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_235.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı harîk",
          "text": "Yevm-i mezkûrda sâʻat-i nehârî ikide iken Odun Kapusu dâhilinde vâki‘ helvacı dükkanından bi-kazâʼillâhi Teʻâlâ zebâne-keş olan âteş imdâd-ı rûzgâr ile şerâre-bâş-ı çâr-cihet olup, Ağa Kapusu kurbunda vâki‘ Dökmeciler ve Tahtakale'nin iki tarafını Mercân Çarşusu'nu ve Tarakçılar ve Uzun Çarşu'yu ihrâk ve kâffe-i nâsı ser-fürû-bürde-i hâmûş u itrâk edüp, on sekiz sâʻatden sonra âbyârî-yi fazl-ı Perverdı-gârî ile muntafî ve civârda vâki‘ ‘umûm halka ‘ârız olan iztırâb-ı kulûb müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muhzır Yazıcılığı'ndan neş'et eden Saʻîd Ağa sefer evâhırında Segbân-başı bulunup, ‘avâm-pesend hareketi sebeb-i manzûriyeti olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikden sonra Devlet-i ‘âliyye'ye nâfi‘ hidemât irâdesiyle Ağa-yı mûmâ ileyh Yeniçerî Ağası nasb u taʻyîn ve fart-ı nazar-ı İksîr-eser'den nâşî bir defâ miyân-ı iftihârı sikkîn-i mücevher ile tezyîn olunmuşidi. Ancak mûmâ ileyh tarîk-i Bektâşiyye'nin Hamîdî-zâdesi olup, ednâ-yı behâne ile bir hâneyi vîrâne eylediğindenden gayri yevmen-fe-yevmen ‘azlü tebdîl ile cem‘-i emvâl ve emekdârân-ı Ocağın kati çoğunu müsâderât-ı pey-der-pey ile pâ-beste-i kayd-ı ibtizâl ve Anapa'ya ‘amele irsâli irâde olunup, bu vesîle ile kati çok bî-çâreleri tecrîm ve ‘ameleden sâkıt olanları sevk ü tahzîm edüp, cevr ü zulmü eslâfından birkaç kat efzûn [147a] olduğundan kat‘-ı nazar-ı tenâvül-i akdâh-ı râha bi't-tab‘ meftûn ve bâ-husûs sevdâ-yı sâde-rûyân ile sebak-hân-ı mekteb-i cünûn olup, bu hâl ile umûrunda gayr-i muvaffak ve vaktinde ‘âle't-teʻâkub ihrâk zuhûruyla şeâ'met-i kademi muhakkak\nolmağla mâh-ı mezkûrun yigirimi yedinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh ʻazl ve Dimetoka'ya ibʻâd ve Kul Kethûdâsı Mustafâ Ağa mansıb-ı mezkûr ile dil-şâd kılındı.",
          "caption": "‘Azl ü nefy-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_236.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nefy-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Muhzır Yazıcılığı'ndan neş'et eden Saʻîd Ağa sefer evâhırında Segbân-başı bulunup, ‘avâm-pesend hareketi sebeb-i manzûriyeti olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikden sonra Devlet-i ‘âliyye'ye nâfi‘ hidemât irâdesiyle Ağa-yı mûmâ ileyh Yeniçerî Ağası nasb u taʻyîn ve fart-ı nazar-ı İksîr-eser'den nâşî bir defâ miyân-ı iftihârı sikkîn-i mücevher ile tezyîn olunmuşidi. Ancak mûmâ ileyh tarîk-i Bektâşiyye'nin Hamîdî-zâdesi olup, ednâ-yı behâne ile bir hâneyi vîrâne eylediğindenden gayri yevmen-fe-yevmen ‘azlü tebdîl ile cem‘-i emvâl ve emekdârân-ı Ocağın kati çoğunu müsâderât-ı pey-der-pey ile pâ-beste-i kayd-ı ibtizâl ve Anapa'ya ‘amele irsâli irâde olunup, bu vesîle ile kati çok bî-çâreleri tecrîm ve ‘ameleden sâkıt olanları sevk ü tahzîm edüp, cevr ü zulmü eslâfından birkaç kat efzûn [147a] olduğundan kat‘-ı nazar-ı tenâvül-i akdâh-ı râha bi't-tab‘ meftûn ve bâ-husûs sevdâ-yı sâde-rûyân ile sebak-hân-ı mekteb-i cünûn olup, bu hâl ile umûrunda gayr-i muvaffak ve vaktinde ‘âle't-teʻâkub ihrâk zuhûruyla şeâ'met-i kademi muhakkak\nolmağla mâh-ı mezkûrun yigirimi yedinci günü Ağa-yı mûmâ ileyh ʻazl ve Dimetoka'ya ibʻâd ve Kul Kethûdâsı Mustafâ Ağa mansıb-ı mezkûr ile dil-şâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa Akdeniz'de ser-ber-âverde-i iştihâr ve bâdbân-güşâ-yı zarar u hasâr olan Lambro nâm laʻîni ve hevâdârı olan müşrikîni bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere mahzâ meyâmin-i himmet-i Pâdişâhî ile îsâl-i derece-i izmihlâl ü tebâhî edüp, Bahr-ı sefîd'i tasfiye ve korsan tâyifesinden tahliye ile rûz mesâfede mazbût-ı dest-i dilâverân olan on beş kıtʻa kebîr ü sagīr sefîneleri fitrâk-beste-i ganîmet ve \"Karakaçan\" dedikleri kebr-i sitabr ile yedi nefer sergerde-i eşkıyâ-yı kefereyi kendi sefînelerinin cundalarında salb ile icrâ-yı lâzıme-i siyaset eyleyerek işbu Saferü'l-hayr'ın on ikinci günü Yalıköşkü pî-gâhından mürûr ve ʻalâ mâ-cera'l-ʻâde Yalıköşkü'ne çıkup, hâk-i kadem-i Şehriyârî'yi çeşm-i iftihârına kühlü'l-cevâhir-i sürûr eyledikde muʻtâd olan hilʻat-i zâhireden başka zât-ı şürûşu sıfât-ı Şâhâne'ye muhtass olan kürklerden penbe şâla dûhte bir sevb-i semmûr ilbâs ve neferât-ı donanma yüz bin guruş ʻatıyye-i behiyye ile mazhar-ı nevâziş ü istînâs kılınub, mukayyed ü mağlûl olan küffârın ve resen ü dârâ ile dûzah-peymâ olan eşrârın libâslarında Moskovlu'ya mahsûs baʻzı [147b] ʻalâyim meşhûd ve Maslahatgüzâr bu mâdde içün hayli kīl ü kāl eyleyerek rişte-i münakaşayı memdûh edüp, cevâb-ı bâ-savâb ile ilzâm ve esb-i harûn-ı ruʻûnet-i faslü'l-hitâb ile ilcâm olundu.",
          "caption": "ʻAvdet-i Kapudan-ı deryâ be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_237.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAvdet-i Kapudan-ı deryâ be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "text": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa Akdeniz'de ser-ber-âverde-i iştihâr ve bâdbân-güşâ-yı zarar u hasâr olan Lambro nâm laʻîni ve hevâdârı olan müşrikîni bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere mahzâ meyâmin-i himmet-i Pâdişâhî ile îsâl-i derece-i izmihlâl ü tebâhî edüp, Bahr-ı sefîd'i tasfiye ve korsan tâyifesinden tahliye ile rûz mesâfede mazbût-ı dest-i dilâverân olan on beş kıtʻa kebîr ü sagīr sefîneleri fitrâk-beste-i ganîmet ve \"Karakaçan\" dedikleri kebr-i sitabr ile yedi nefer sergerde-i eşkıyâ-yı kefereyi kendi sefînelerinin cundalarında salb ile icrâ-yı lâzıme-i siyaset eyleyerek işbu Saferü'l-hayr'ın on ikinci günü Yalıköşkü pî-gâhından mürûr ve ʻalâ mâ-cera'l-ʻâde Yalıköşkü'ne çıkup, hâk-i kadem-i Şehriyârî'yi çeşm-i iftihârına kühlü'l-cevâhir-i sürûr eyledikde muʻtâd olan hilʻat-i zâhireden başka zât-ı şürûşu sıfât-ı Şâhâne'ye muhtass olan kürklerden penbe şâla dûhte bir sevb-i semmûr ilbâs ve neferât-ı donanma yüz bin guruş ʻatıyye-i behiyye ile mazhar-ı nevâziş ü istînâs kılınub, mukayyed ü mağlûl olan küffârın ve resen ü dârâ ile dûzah-peymâ olan eşrârın libâslarında Moskovlu'ya mahsûs baʻzı [147b] ʻalâyim meşhûd ve Maslahatgüzâr bu mâdde içün hayli kīl ü kāl eyleyerek rişte-i münakaşayı memdûh edüp, cevâb-ı bâ-savâb ile ilzâm ve esb-i harûn-ı ruʻûnet-i faslü'l-hitâb ile ilcâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mültezim gürûhundan Arnabud Ahmed nam şakī adalar arasında geşt ve fursat buldukça baʻzı kimseleri pâ-beste-i hibâle-i şest edüp, mâllarını ahz u gasb ve baʻdehû câme-i hayatların selb eylediği ve bu esnâda Yalakabad sahilinde tâyife-i tüccardan beş on nefer zimmînin kayıklarında der-hâb ve mest-i şarâb oldukları tahkīk ve fî'l-hâl mesfûrların başlarını balta ile bedenlerinden tefrîk edüp, mevcûd olan emval ü eşyalarını ahz ve ihtifâ ve bu hâdise giderek karʻ-ı sâmiʻa-i evliyâ-yı niʻamâ edüp, bi-\neyyi hâl ele getürülmesi irâde buyurulduğuna binâ'en taraf taraf hasekîler taʻyîn ü tahsîs ve me'mûr olan hasekîlerden biri şakī-yi merkūmu Kartal kahvelerinin birinde teşhîs edüp, Kartal Subaşısı'na ifâde-i hâl ve şakī-yi merkūm ile dokuz nefer rüfekāsını mukayyed-i ağlâl-i nekâl ve Âsitâne-i saʻâdet'e îsâl etmeleriyle üç neferi mecbûren maʻiyyet eyledikleri aşikâr olduğundan kürege vazʻ ve beş neferi meslûb u berdâr ve Mültezim-i merkūm dahi Serây meydânında ser-bürîde-i tîg-i hûnbâr ve mûceb-i ‘ibret-i şekāvetkârân-ı rüzgâr oldu.",
          "caption": "Giriftârî-yi düzdân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_238.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Giriftârî-yi düzdân",
          "text": "Mültezim gürûhundan Arnabud Ahmed nam şakī adalar arasında geşt ve fursat buldukça baʻzı kimseleri pâ-beste-i hibâle-i şest edüp, mâllarını ahz u gasb ve baʻdehû câme-i hayatların selb eylediği ve bu esnâda Yalakabad sahilinde tâyife-i tüccardan beş on nefer zimmînin kayıklarında der-hâb ve mest-i şarâb oldukları tahkīk ve fî'l-hâl mesfûrların başlarını balta ile bedenlerinden tefrîk edüp, mevcûd olan emval ü eşyalarını ahz ve ihtifâ ve bu hâdise giderek karʻ-ı sâmiʻa-i evliyâ-yı niʻamâ edüp, bi-\neyyi hâl ele getürülmesi irâde buyurulduğuna binâ'en taraf taraf hasekîler taʻyîn ü tahsîs ve me'mûr olan hasekîlerden biri şakī-yi merkūmu Kartal kahvelerinin birinde teşhîs edüp, Kartal Subaşısı'na ifâde-i hâl ve şakī-yi merkūm ile dokuz nefer rüfekāsını mukayyed-i ağlâl-i nekâl ve Âsitâne-i saʻâdet'e îsâl etmeleriyle üç neferi mecbûren maʻiyyet eyledikleri aşikâr olduğundan kürege vazʻ ve beş neferi meslûb u berdâr ve Mültezim-i merkūm dahi Serây meydânında ser-bürîde-i tîg-i hûnbâr ve mûceb-i ‘ibret-i şekāvetkârân-ı rüzgâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Leh Kralı tarafından Devlet-i ‘aliyye'ye gönderilan Büyükelçi bir zemândan berü Âsitâne-i saʻâdet'de ikāmet ve taʻyînât-ı vefîre ile cânib-i mîrîye sebeb-i siklet olup, evzâʻ u etvârı erkân-ı devleti dilgîr ve kibr ü nahveti ise müsâfirân-ı devlet haklarında ta‘mîm olunan iltifâtı tağyîr edüp, bu esnâda Leh [148a] mukasemesi beyne'd-düvel vukūʻ bulduğu mesmûʻ olmağla, ikāmetine dâyir bir hâlet kalmayup iʻâdesi lâzım geldiğine binâʼen işbu Saferü'l-hayr'ın on beşinci günü Dîvân-ı ‘âlî tertîb ve Dîvân'a geldikde tarafından birkaç parça âvîze ve billûr makūlesi müzahrefât-ı takrîb olunup, ‘atebe-i ‘aliyyeye ‘arz olunmasını recâ ve fî'l-hâl kazıyye-i umûr-ı düvele nâzır olan Re’îsülküttâb Efendi'ye inhâ olundukda, takdime-i mesfûr nazar-ı kabûl ile manzûr olmak kānûn-ı Saltanat-ı seniyye'nin hilâfı ve belki bu tavr-ı câfî resm-i edebe münâfî olmağla, tarafına redd ve taʻlîm-i hadd olunup, mu‘tâd üzere Bâbü's-saʻâde pîşgâhında hilʻati iksâ ve huzûr-ı mevâhib mahsûr-ı Mülûkâne'de mukaddemâ getürdüğü zarâʻat-nâmenin cevabı i‘tâ ve bundan sonra levâzım-ı râhı tekmîl ve mihmândâr taʻyîni ile geldiği semte tesbîl olunup, hılâl-i râhda bir iki âdem ile Nemçe tarafına firâr ve ahmâl ü eskālini terk eylediğini mihmândarı ihbâr edüp, eşyasını verâdan âdemleri îsâl ve firârı için hûşmendân-ı rüzgâr birer ihtimâl îrâdıyla teşhîz-i fikr ü hayâl eylediler.",
          "caption": "‘Avdet-i Elçi-yi Leh ve vukū‘-ı baʻzı hâlet-i garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_239.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avdet-i Elçi-yi Leh ve vukū‘-ı baʻzı hâlet-i garîbe",
          "text": "Bundan akdem Leh Kralı tarafından Devlet-i ‘aliyye'ye gönderilan Büyükelçi bir zemândan berü Âsitâne-i saʻâdet'de ikāmet ve taʻyînât-ı vefîre ile cânib-i mîrîye sebeb-i siklet olup, evzâʻ u etvârı erkân-ı devleti dilgîr ve kibr ü nahveti ise müsâfirân-ı devlet haklarında ta‘mîm olunan iltifâtı tağyîr edüp, bu esnâda Leh [148a] mukasemesi beyne'd-düvel vukūʻ bulduğu mesmûʻ olmağla, ikāmetine dâyir bir hâlet kalmayup iʻâdesi lâzım geldiğine binâʼen işbu Saferü'l-hayr'ın on beşinci günü Dîvân-ı ‘âlî tertîb ve Dîvân'a geldikde tarafından birkaç parça âvîze ve billûr makūlesi müzahrefât-ı takrîb olunup, ‘atebe-i ‘aliyyeye ‘arz olunmasını recâ ve fî'l-hâl kazıyye-i umûr-ı düvele nâzır olan Re’îsülküttâb Efendi'ye inhâ olundukda, takdime-i mesfûr nazar-ı kabûl ile manzûr olmak kānûn-ı Saltanat-ı seniyye'nin hilâfı ve belki bu tavr-ı câfî resm-i edebe münâfî olmağla, tarafına redd ve taʻlîm-i hadd olunup, mu‘tâd üzere Bâbü's-saʻâde pîşgâhında hilʻati iksâ ve huzûr-ı mevâhib mahsûr-ı Mülûkâne'de mukaddemâ getürdüğü zarâʻat-nâmenin cevabı i‘tâ ve bundan sonra levâzım-ı râhı tekmîl ve mihmândâr taʻyîni ile geldiği semte tesbîl olunup, hılâl-i râhda bir iki âdem ile Nemçe tarafına firâr ve ahmâl ü eskālini terk eylediğini mihmândarı ihbâr edüp, eşyasını verâdan âdemleri îsâl ve firârı için hûşmendân-ı rüzgâr birer ihtimâl îrâdıyla teşhîz-i fikr ü hayâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Maʻdenler Emîni olup, hıdmet-i me’mûresinde sadâkati nümâyân ve hüsn-i savt u iştihârı resîde-i eyvân-ı Keyvân olan Yûsuf Efendi'nin rütbe-i Vezâret'e ehliyyet ü liyâkati zâhir ve şimdiye dek ser-zede-i vukūʻ olan âsâr u ef‘âli muvâfık-ı rızâ-yı Şehriyâr-ı sütûde-me'âsir olup, hakkında neyyir-i hayyir-i Mülûkâne lâmi‘ü'l-envâr ve işbu Saferü'l-hayr'un yigirmi birinci günü rütbe-i Vezâret'e neyl ile kûy-i [dil]rübâ-yı meydân-ı iftihâr ve Maʻden Emâneti kemâ-kân ʻuhdesinde karâr eylediğinden başka, Diyârbekir Eyâleti'yle mükerrem ve bu esbâb ile mahsûd-ı ʻâlem oldu.",
          "caption": "İhsân-ı vezâret be-Emîn-i Maʻden",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_240.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı vezâret be-Emîn-i Maʻden",
          "text": "Bir müddetden berü Maʻdenler Emîni olup, hıdmet-i me’mûresinde sadâkati nümâyân ve hüsn-i savt u iştihârı resîde-i eyvân-ı Keyvân olan Yûsuf Efendi'nin rütbe-i Vezâret'e ehliyyet ü liyâkati zâhir ve şimdiye dek ser-zede-i vukūʻ olan âsâr u ef‘âli muvâfık-ı rızâ-yı Şehriyâr-ı sütûde-me'âsir olup, hakkında neyyir-i hayyir-i Mülûkâne lâmi‘ü'l-envâr ve işbu Saferü'l-hayr'un yigirmi birinci günü rütbe-i Vezâret'e neyl ile kûy-i [dil]rübâ-yı meydân-ı iftihâr ve Maʻden Emâneti kemâ-kân ʻuhdesinde karâr eylediğinden başka, Diyârbekir Eyâleti'yle mükerrem ve bu esbâb ile mahsûd-ı ʻâlem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Lağımcı ve Humbaracı neferâtının cedîd kānûn-nâmede tafsîl olunduğu üzere fî-mâ-ba'd pâ-yi sebât ü ikāmetleri merbût ve birer kışlak binâsıyla vakt-i hazarda bila-noksan her bâr isbât-ı zât ve taʻlîm ü teʻallüm ile kesb-i isti‘dâd-ı sınâʻat eylemeleri meşrût olduğuna binâʼen, ittifâk-ı ârâ ile istihsân olunan Hasköy'de zikr olunan neferât içün kışlaklar binâsına ibtidâr ve Şehremîni olan Seyyid Mehmed Efendi Binâ Emâneti'ne ihtiyâr olundu.",
          "caption": "Binâ-yı kışlak [148b] berâ-yı Lağımcıyân ve Humbaracıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_241.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Binâ-yı kışlak [148b] berâ-yı Lağımcıyân ve Humbaracıyân",
          "text": "Lağımcı ve Humbaracı neferâtının cedîd kānûn-nâmede tafsîl olunduğu üzere fî-mâ-ba'd pâ-yi sebât ü ikāmetleri merbût ve birer kışlak binâsıyla vakt-i hazarda bila-noksan her bâr isbât-ı zât ve taʻlîm ü teʻallüm ile kesb-i isti‘dâd-ı sınâʻat eylemeleri meşrût olduğuna binâʼen, ittifâk-ı ârâ ile istihsân olunan Hasköy'de zikr olunan neferât içün kışlaklar binâsına ibtidâr ve Şehremîni olan Seyyid Mehmed Efendi Binâ Emâneti'ne ihtiyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Kayseriyyeli İbrâhim Paşa sefer hıtâmından berü Edirne'de mukīm ve muntazır-ı ‘inâyet-i Şehriyâr-ı heft-iklîm olmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh dilîr ü kâr-güzâr ve iltifât ü nevâzişe sezâvâr olduğuna binâʼen şehr-i mezkûrun hılâlinde Eyâlet-i Mar'aş tevcîhi ile dest-nevâzende-i ihsân ve bir ân âkdem mansıbına varması zımnında tarafına hitâben ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Marʻaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_242.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Marʻaş",
          "text": "Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Kayseriyyeli İbrâhim Paşa sefer hıtâmından berü Edirne'de mukīm ve muntazır-ı ‘inâyet-i Şehriyâr-ı heft-iklîm olmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh dilîr ü kâr-güzâr ve iltifât ü nevâzişe sezâvâr olduğuna binâʼen şehr-i mezkûrun hılâlinde Eyâlet-i Mar'aş tevcîhi ile dest-nevâzende-i ihsân ve bir ân âkdem mansıbına varması zımnında tarafına hitâben ısdâr-ı emr-i celîlü'ş-şân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʻâlî Kapucu-başılarından sâbıkā Silahdâr Ağası olan Mucurlu Süleymân Ağa mazbûtu'l-lisân olmayup, nefsine muzırr-terehât ile meʼlûf ve Sitte kudâtı'ndan Kethûda Mustafâ Efendi vazîfesinden hâric meʻâlî-yi ûmûra taʻarruz ile\nmevsûf ve maʻzûl Cebeci-başılardan Köse Mehmed Ağa ve Semmûr-kaş Mustafa Ağa belâ-yı mesned ile yek-dîgere buğz u hased ve Vakit Ağası tarafından merkūmların evzâʻi sûret-i siʻâyetde maʻrûz-ı erbâb-ı hall ü ‘akd kılındığına binâ'en mûmâ ileyhim birer adaya mübâʻade ile vatanlarından dûr ve ‘aded-i imsâk-ı lisân ve irâde-i câh-ı 'unvân ile neşr eyledikleri mugālatanın cezâsı manzûr ve sebeb-i keff-i zebân-ı ehl-i şer ü şûr oldu.",
          "caption": "Nefy ü te'dîb-i baʻzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_243.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy ü te'dîb-i baʻzı kesân",
          "text": "Dergâh-ı ʻâlî Kapucu-başılarından sâbıkā Silahdâr Ağası olan Mucurlu Süleymân Ağa mazbûtu'l-lisân olmayup, nefsine muzırr-terehât ile meʼlûf ve Sitte kudâtı'ndan Kethûda Mustafâ Efendi vazîfesinden hâric meʻâlî-yi ûmûra taʻarruz ile\nmevsûf ve maʻzûl Cebeci-başılardan Köse Mehmed Ağa ve Semmûr-kaş Mustafa Ağa belâ-yı mesned ile yek-dîgere buğz u hased ve Vakit Ağası tarafından merkūmların evzâʻi sûret-i siʻâyetde maʻrûz-ı erbâb-ı hall ü ‘akd kılındığına binâ'en mûmâ ileyhim birer adaya mübâʻade ile vatanlarından dûr ve ‘aded-i imsâk-ı lisân ve irâde-i câh-ı 'unvân ile neşr eyledikleri mugālatanın cezâsı manzûr ve sebeb-i keff-i zebân-ı ehl-i şer ü şûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyyelü yedinden istihlâs olunan [149a] Bender Kalʻası'nın binâsı lâzıme-i hâlden olduğuna binâ'en Yeniçeri bir zemândan berü Kethudâ Kâtibi olup Yeniçerî Ocağı'nın kâffe-i umûruna müte‘arrız ve bu sebeble kelân-terân-ı ocağ tarafına mütemahhız olan ‘Osmân Efendi mâl-dâr ve sâhib-i iktidar olmağla Ocağdan elini kat‘ ve Beytü'l-mâl'den cemʻ eylediği nükūdu mühimme-i devlete defʻ etmek mekāsıdıyla işbu Rebî'ü'l-evvel'in altıncı günü Bender Kal‘ası'nın irâde-i devlet üzere binâsına Emîn ve lutfen zümre-i hâcegâna ilhâk ile kâmbîn kılındı.\n\n Yevm-i mezkûrda Ayvânsaray ve Beyoğlu'nda harîk vukūʻ bulup, destyârî-yi fazl-ı Bârî ile zarar küllî olmadan münhamid oldu.\n\n Burusa ve Gelibolu'da ‘alâ tarîkı'n-nefy mukīm ve muntazır-ı ‘afv-ı Şehriyâr-ı vâcibü't-taʻzîm olan sâbıkā Ordu Kadısı Keçeci-zâde Sâlih Efendi ve Kādî-yı sabık Cevdet Efendi ve Monlâcık-zâde Ahmed Efendi mazhar-ı safh-ı Şehinşâh-ı afâk ve üçü birden ni'met-i ıtlâk ile dil-sîr-i merhamet ü eşfâk oldu.\n\n Mâh-ı merkūmun on ikinci günü bi'l-cümle erkân-ı devlet ve esâtîn-i saltanat-ı Sultân Ahmed Hân Câmiʻi'nde ictimâʻ edüp, mu‘tâd olan alay ile Şehriyâr-ı İskender-vakār, semend-i dil-bend-i haşmet ü mehâbet-süvâr, mefârik-i ahlâk-ı pîşe-gân-ı 'ibâda tal'at-ı âftâb-âsârlarıyla lâmi‘ü'l-envâr olup, kırâʼat-ı Mevlid-i Nebevî ile gûş-dâde-i ahbâr-ı Seyyidü'l-ebrâr olan huzzâr mâlik-i nisâb-ı meymenet ve şîrîn-mezâk-ı\nşerbet-i hayr u bereket oldular. Cebeci-başı Tosun Ağa maʻzûl ağalar hakkında siʻâyet ve hıfz-ı câh takrîbi ile merkūmları serdâde-i vâdî-yi gurbet [mısra]‘: Tô bed-konende hod-râ be-gerd-kâr-ı sipâr. deyerek her biri bir semte ‘azîmet etmişidi. Agrâz-ı dünyeviyye [149b] icrâsıyla zu'afâ-yı nâsı izrâr edenler esbâb-ı küdûrâtın biriyle mütekeddir olmak sünnet-i İlâhiyye'den olduğuna binâ'en, Ağa-yı mûmâ ileyh rûh-ı izâfîsi gibi hıfz eylediği ağalıkdan şehr-i merkūm'un on yedinci günü matrûd u mehcûr ve ümmîd etmediği Baş-kethudâ Cebeci-başılık ile mesrûr oldu. Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Kürd Ahmed Paşa ve Arnabud Tâhir Paşa hakkında merhamet-i Mülûkâne zuhûr edüp, Ahmed Paşa Remo Sancağı'yla cezlân ve Tâhir Paşa Akşehir Sancağı'yla fâyikü'l-akrân oldu. “Uşşâk Voyvodası olup, cerâyim-i sâbıkasına mücâzâten istîsâl ü i‘dâmı irâde buyurulan ‘Acemoğlu üzerine Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Ali Paşa meʼmûr olmuşidi. Şakī-yi merkūm haberdar olup, fî'l-hâl matıyye-rân-ı firâr ve tâfte-rû-yı idbâr olmağla, mecmû‘-1 emvâl ü eşyâsı cânib-i mîrîyçün zabt olunduğu haberi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından işʻâr olundu.\nSâbıkā İzmir Kādîsı Tâhir Efendi, Hamîdî-zâde Şeyhulislâm iken müfettişi bulunup: \"Baʻzı mekârihde eli ve nefy ü tagrîb kazıyyelerinde medhali vardır\" deyü inhâ ve mûmâ ileyh ‘an-asl bir şahs-ı elûf olup, ekâbirân-ı devlet ile mânend-i şîr ü şekker ihtilât ve ‘ale't-tevâlî ziyâret-i eʻâlî eylediği mûcib-i iştibâh u ihtibât ve: \"Hamîdî-zâde'nin ıtlâkına saʻy üzeredir\" deyü pâ-y-i râhatına isâʼet-kârân-ı vakt riște-i pîç-ender-pîç sû-i zann-ı irtibât eylediklerine binâ'en şehr-i Rebîʻulâhır'ın yigirminci günü Kastamonu'ya iclâ ve nevâyib-i gurbete mübtelâ oldu.",
          "caption": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_244.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "text": "Rûsiyyelü yedinden istihlâs olunan [149a] Bender Kalʻası'nın binâsı lâzıme-i hâlden olduğuna binâ'en Yeniçeri bir zemândan berü Kethudâ Kâtibi olup Yeniçerî Ocağı'nın kâffe-i umûruna müte‘arrız ve bu sebeble kelân-terân-ı ocağ tarafına mütemahhız olan ‘Osmân Efendi mâl-dâr ve sâhib-i iktidar olmağla Ocağdan elini kat‘ ve Beytü'l-mâl'den cemʻ eylediği nükūdu mühimme-i devlete defʻ etmek mekāsıdıyla işbu Rebî'ü'l-evvel'in altıncı günü Bender Kal‘ası'nın irâde-i devlet üzere binâsına Emîn ve lutfen zümre-i hâcegâna ilhâk ile kâmbîn kılındı.\n\n Yevm-i mezkûrda Ayvânsaray ve Beyoğlu'nda harîk vukūʻ bulup, destyârî-yi fazl-ı Bârî ile zarar küllî olmadan münhamid oldu.\n\n Burusa ve Gelibolu'da ‘alâ tarîkı'n-nefy mukīm ve muntazır-ı ‘afv-ı Şehriyâr-ı vâcibü't-taʻzîm olan sâbıkā Ordu Kadısı Keçeci-zâde Sâlih Efendi ve Kādî-yı sabık Cevdet Efendi ve Monlâcık-zâde Ahmed Efendi mazhar-ı safh-ı Şehinşâh-ı afâk ve üçü birden ni'met-i ıtlâk ile dil-sîr-i merhamet ü eşfâk oldu.\n\n Mâh-ı merkūmun on ikinci günü bi'l-cümle erkân-ı devlet ve esâtîn-i saltanat-ı Sultân Ahmed Hân Câmiʻi'nde ictimâʻ edüp, mu‘tâd olan alay ile Şehriyâr-ı İskender-vakār, semend-i dil-bend-i haşmet ü mehâbet-süvâr, mefârik-i ahlâk-ı pîşe-gân-ı 'ibâda tal'at-ı âftâb-âsârlarıyla lâmi‘ü'l-envâr olup, kırâʼat-ı Mevlid-i Nebevî ile gûş-dâde-i ahbâr-ı Seyyidü'l-ebrâr olan huzzâr mâlik-i nisâb-ı meymenet ve şîrîn-mezâk-ı\nşerbet-i hayr u bereket oldular. Cebeci-başı Tosun Ağa maʻzûl ağalar hakkında siʻâyet ve hıfz-ı câh takrîbi ile merkūmları serdâde-i vâdî-yi gurbet [mısra]‘: Tô bed-konende hod-râ be-gerd-kâr-ı sipâr. deyerek her biri bir semte ‘azîmet etmişidi. Agrâz-ı dünyeviyye [149b] icrâsıyla zu'afâ-yı nâsı izrâr edenler esbâb-ı küdûrâtın biriyle mütekeddir olmak sünnet-i İlâhiyye'den olduğuna binâ'en, Ağa-yı mûmâ ileyh rûh-ı izâfîsi gibi hıfz eylediği ağalıkdan şehr-i merkūm'un on yedinci günü matrûd u mehcûr ve ümmîd etmediği Baş-kethudâ Cebeci-başılık ile mesrûr oldu. Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Kürd Ahmed Paşa ve Arnabud Tâhir Paşa hakkında merhamet-i Mülûkâne zuhûr edüp, Ahmed Paşa Remo Sancağı'yla cezlân ve Tâhir Paşa Akşehir Sancağı'yla fâyikü'l-akrân oldu. “Uşşâk Voyvodası olup, cerâyim-i sâbıkasına mücâzâten istîsâl ü i‘dâmı irâde buyurulan ‘Acemoğlu üzerine Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Ali Paşa meʼmûr olmuşidi. Şakī-yi merkūm haberdar olup, fî'l-hâl matıyye-rân-ı firâr ve tâfte-rû-yı idbâr olmağla, mecmû‘-1 emvâl ü eşyâsı cânib-i mîrîyçün zabt olunduğu haberi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından işʻâr olundu.\nSâbıkā İzmir Kādîsı Tâhir Efendi, Hamîdî-zâde Şeyhulislâm iken müfettişi bulunup: \"Baʻzı mekârihde eli ve nefy ü tagrîb kazıyyelerinde medhali vardır\" deyü inhâ ve mûmâ ileyh ‘an-asl bir şahs-ı elûf olup, ekâbirân-ı devlet ile mânend-i şîr ü şekker ihtilât ve ‘ale't-tevâlî ziyâret-i eʻâlî eylediği mûcib-i iştibâh u ihtibât ve: \"Hamîdî-zâde'nin ıtlâkına saʻy üzeredir\" deyü pâ-y-i râhatına isâʼet-kârân-ı vakt riște-i pîç-ender-pîç sû-i zann-ı irtibât eylediklerine binâ'en şehr-i Rebîʻulâhır'ın yigirminci günü Kastamonu'ya iclâ ve nevâyib-i gurbete mübtelâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa'ya bundan akdem ‘akd olunan ‘ismetlü Esmâ Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerinin işbu Cumâdelûlâ'nın beşinci günü sûr-1 meymenet-nüşûrlarına [150a] mübâderet olunup, yevm-i mezkûrda kā‘ide-i Devlet\n‘aliyye üzere cihâz alayı tertîb ü tanzîm ve Dîvânyolu'nda vâkiʻ mukaddemâ müşârun ileyhâ hazretlerine temlîk olunan serâya îsâl u takdîm olunduğunun ferdâsı ‘arûs alayı dahi kānûn-ı kadîm üzere nesak-sâz-ı intizâm ve bi'l-cümle erkân-ı devlet ve hademe-i Saltanat pîş-nigâh-ı gerdûne-i müşârun ileyhâda ferserân-ı hirâm olup, serây-ı bihişt-âsâlarına iskân ü ilmâm ve Sadriaʻzam-ı sâmî-makām ve sâyir huzûru mu‘tâd olan zevât-ı kirâm etʻime-i şehiyye ile itʻâm ve yevm-i Cumʻa Sâhib-kırân-ı zemân u İskender-devrân, Şehriyâr-ı bende-perver ve Hakān-ı marzıyyü'l-eser hazretleri resm-i tehniyeyi icrâ içün serây-ı müşârun ileyhâyı teşrîf ü ahşâma dek mahall-i mezkûrda çâr-bâliş-nişîn-i arâm olup, ‘arûs u şevheri tensûkāt-ı Şâhâne ile taltîf buyurdular.",
          "caption": "Vukū'-ı sûr-ı Esmâ Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_245.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı sûr-ı Esmâ Sultân",
          "text": "Kapudan-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa'ya bundan akdem ‘akd olunan ‘ismetlü Esmâ Sultân-ı ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerinin işbu Cumâdelûlâ'nın beşinci günü sûr-1 meymenet-nüşûrlarına [150a] mübâderet olunup, yevm-i mezkûrda kā‘ide-i Devlet\n‘aliyye üzere cihâz alayı tertîb ü tanzîm ve Dîvânyolu'nda vâkiʻ mukaddemâ müşârun ileyhâ hazretlerine temlîk olunan serâya îsâl u takdîm olunduğunun ferdâsı ‘arûs alayı dahi kānûn-ı kadîm üzere nesak-sâz-ı intizâm ve bi'l-cümle erkân-ı devlet ve hademe-i Saltanat pîş-nigâh-ı gerdûne-i müşârun ileyhâda ferserân-ı hirâm olup, serây-ı bihişt-âsâlarına iskân ü ilmâm ve Sadriaʻzam-ı sâmî-makām ve sâyir huzûru mu‘tâd olan zevât-ı kirâm etʻime-i şehiyye ile itʻâm ve yevm-i Cumʻa Sâhib-kırân-ı zemân u İskender-devrân, Şehriyâr-ı bende-perver ve Hakān-ı marzıyyü'l-eser hazretleri resm-i tehniyeyi icrâ içün serây-ı müşârun ileyhâyı teşrîf ü ahşâma dek mahall-i mezkûrda çâr-bâliş-nişîn-i arâm olup, ‘arûs u şevheri tensûkāt-ı Şâhâne ile taltîf buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hengâm-ı esfâr ‘akabinde Rumeli'nin ihtilâli umûr-ı ‘âdiyeden olduğuna binâ'en dağlı eşkıyâsı bir tarafdan ve Deliorman bâgīleri bir cânibden fukarâyı pâ-zede-i hasâr eyledikleri resîde-i derece-i iştihâr olup, istîsâl ü i‘dâmları ile reʻâyâ-yı za‘îfetü'l-eyâdî irâha ve mezâlim ü mefâsidlerin izâha, ‘adl ü dâd iktizâsından olduğu nezd-i hazret-i Hilâfet-penâhî'de meczûm ve sâhib-i kudret bir vezîrin bu hatb-ı vâcibü'l-ihtimâma meʼmûriyyeti beyne'l-lüzûm olup, Zihneli Vezîr Hasan Paşa Rumeli ahvâline muttali‘ ve dâyire-i hâl ü mikneti müttesiʻ olmağla, def‘-i eşkıyâ ve te'mîn-i etrâf u enhâ şartıyla evâsıt-ı Cumâdelulâ'da Silistre [150b] Eyâleti ve Çirmen Sancağı müşârun ileyhe tevcîh ve suver-i me'mûriyyetini dîger emr-i 'alîde tarafına iş'âr u tenbîh olundu. Belgrad muhafazasına taʻyîn olunan Vezîr Mustafâ Paşa'nın vâridât-ı mansıbı nâçîz ve idâre-i umûr-ı zarûriyye eyleyemeyeceği maʻlûm-ı erbâb-ı fark u temyîz olduğuna binâ'en târîh-i mezkûrda Tırhala Sancağı'yla hemyân-i iktidarı leb-rîz olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i eyâlet-i Silistre ve Tırhala",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_246.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i eyâlet-i Silistre ve Tırhala",
          "text": "Hengâm-ı esfâr ‘akabinde Rumeli'nin ihtilâli umûr-ı ‘âdiyeden olduğuna binâ'en dağlı eşkıyâsı bir tarafdan ve Deliorman bâgīleri bir cânibden fukarâyı pâ-zede-i hasâr eyledikleri resîde-i derece-i iştihâr olup, istîsâl ü i‘dâmları ile reʻâyâ-yı za‘îfetü'l-eyâdî irâha ve mezâlim ü mefâsidlerin izâha, ‘adl ü dâd iktizâsından olduğu nezd-i hazret-i Hilâfet-penâhî'de meczûm ve sâhib-i kudret bir vezîrin bu hatb-ı vâcibü'l-ihtimâma meʼmûriyyeti beyne'l-lüzûm olup, Zihneli Vezîr Hasan Paşa Rumeli ahvâline muttali‘ ve dâyire-i hâl ü mikneti müttesiʻ olmağla, def‘-i eşkıyâ ve te'mîn-i etrâf u enhâ şartıyla evâsıt-ı Cumâdelulâ'da Silistre [150b] Eyâleti ve Çirmen Sancağı müşârun ileyhe tevcîh ve suver-i me'mûriyyetini dîger emr-i 'alîde tarafına iş'âr u tenbîh olundu. Belgrad muhafazasına taʻyîn olunan Vezîr Mustafâ Paşa'nın vâridât-ı mansıbı nâçîz ve idâre-i umûr-ı zarûriyye eyleyemeyeceği maʻlûm-ı erbâb-ı fark u temyîz olduğuna binâ'en târîh-i mezkûrda Tırhala Sancağı'yla hemyân-i iktidarı leb-rîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kal‘a istîlâzda olmak takrîbi ile ez-ser-i nev bünyâd u istihkâmı lâzım gelmekden nâşî ricâl-i Devlet-i ‘aliyye'den vakʻ u iʻtibârı ziyâde bir kimsenin Emânet-i binâ ile taʻyîni irâde buyurulmağla Dergâh-ı âlî Kapucu-başılarından\nNuʻmân Beyefendi emîn u muʻtemed ve mukdim ü erşed olduğuna binâen zikr olunan kalʻanın müceddeden binâsına işbu Cumâdelûlâ'nın onuncu günü me'mûr kılınup, maʻiyyetine kâr-güzâr mühendisler ve yedine nev-tarh resmler verilüp, hilʻat ü nevâziş-i âhar ile tekrîm ve mekālîd-i binâ bi'l-istiklâl yedine teslîm olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Mîr Nu‘mân berâ-yı binâ-yı kal‘a-i İsmaʻîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_247.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Mîr Nu‘mân berâ-yı binâ-yı kal‘a-i İsmaʻîl",
          "text": "Zikr olunan kal‘a istîlâzda olmak takrîbi ile ez-ser-i nev bünyâd u istihkâmı lâzım gelmekden nâşî ricâl-i Devlet-i ‘aliyye'den vakʻ u iʻtibârı ziyâde bir kimsenin Emânet-i binâ ile taʻyîni irâde buyurulmağla Dergâh-ı âlî Kapucu-başılarından\nNuʻmân Beyefendi emîn u muʻtemed ve mukdim ü erşed olduğuna binâen zikr olunan kalʻanın müceddeden binâsına işbu Cumâdelûlâ'nın onuncu günü me'mûr kılınup, maʻiyyetine kâr-güzâr mühendisler ve yedine nev-tarh resmler verilüp, hilʻat ü nevâziş-i âhar ile tekrîm ve mekālîd-i binâ bi'l-istiklâl yedine teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ber ü cezâları dıh-hâlâ olan pür-dilân-ı deryânın resm-i ceng ü sitîzleri temâşâ olunmak irâdeleri tabʻ-ı mekârim-i nebʻ-i Şâhâne'de rû-nümâ olmağla, iki kıtʻa beylik kalyonu ihzâr ve bi'z-zât Pâdişâh-ı sütûde-sıfât İncili Köşkü teşrîf ile nehengân-ı deryâ-yı vegânın yek-diğer hakkında vukūʻ bulan hamlât-ı bahriyye ve harekât-ı harbiyyelerine sarf-ı inzâr buyurup, sefînelerde mevcûd ve dest-güşâ-yı lütf-ı vücûd olan bendeleri hakkında bahr-ı zehhâr-ı sahâvetleri mütelâtım ve bâʻis-i tezâyüd-i şevk [151a] olur denânîr u derâhim ile ser-hâzân-ı bahr-ı melâhim duʻâ-yı bekâ-yı Şâhânelerine müdâvim oldular.",
          "caption": "Temâşâ-kerden-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-menâkıb be-muhârebe-i şücʻân-ı merâkib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_248.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Temâşâ-kerden-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-menâkıb be-muhârebe-i şücʻân-ı merâkib",
          "text": "Ber ü cezâları dıh-hâlâ olan pür-dilân-ı deryânın resm-i ceng ü sitîzleri temâşâ olunmak irâdeleri tabʻ-ı mekârim-i nebʻ-i Şâhâne'de rû-nümâ olmağla, iki kıtʻa beylik kalyonu ihzâr ve bi'z-zât Pâdişâh-ı sütûde-sıfât İncili Köşkü teşrîf ile nehengân-ı deryâ-yı vegânın yek-diğer hakkında vukūʻ bulan hamlât-ı bahriyye ve harekât-ı harbiyyelerine sarf-ı inzâr buyurup, sefînelerde mevcûd ve dest-güşâ-yı lütf-ı vücûd olan bendeleri hakkında bahr-ı zehhâr-ı sahâvetleri mütelâtım ve bâʻis-i tezâyüd-i şevk [151a] olur denânîr u derâhim ile ser-hâzân-ı bahr-ı melâhim duʻâ-yı bekâ-yı Şâhânelerine müdâvim oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Menteşâ Sancağı'nda \"Keyfe-mâ-yeşâ’u ve yehtâru\" tasarrufât ile dem-güzâr ve merkez-i gavâyit ü isâʻatde pâ-be-câ-yı istimrâr olan Hasan Çavuş-oğlu Hacı Bekir ve oğlu ʻÖmer evâmir-i hazret-i Cihândârî'ye ʻadem-i imtisâl ve irâde-i devletin hilâfına zehâb ile vâcibü'l-istîsâl olmuşlardı. Mukaddemâ bir defʻa iʻdâmları kasd olundukda Mısır'a firâr ve bir müddetden sonra tevbe-kâr olduklarına binâen, \"Ahsin ilâ men-esâ\" mefhûmu haklarında bedîdâr ve bu vechile tekrâr nâyil-i dâr u diyâr olup \n\n [mısra]: \n\n Sengde muzmer olan âteşe âb etmez eser. \n\n medlûlü üzere çok geçmeden elvâr-ı sâbıkaların tecdîd ve metâlib-i devleti bi-usûlihâ terdîd etmeleriyle mazhar-ı gazab u nekâl ve Anadolu Vâlîsi Vezîr ʻAli Paşa üzerlerine\ntaʻyîn olunup, firâra mecâl olmadığından istîmân ile teslîm-i nefs-i bed-sigâl eylediklerinde, hayyen Âsitâne-i saʻâdet'e irsâl ve vürûdlarında izâle vü in'idâmlarıyla gāret-zede-i dest-i tetâvül olan fukarâ müreffehü'l-hâl oldular. Merkūmun bir oğlu ki, menbit-i sûdan hâsıl ve bir şahs-ı zâlim ü kātil idi, Kütahya Kalʻası'nda mahbûs olduğu mahsûs olmuşidi. Anın dahi cezâsı tertîb ü inkılâ‘-1 bîh-i vücûdlarıyla kâr-hâne-i zulm ü te'addîleri tahrîb olundu.\nİspanya Elçisi bu esnâda devleti tarafından matlûb olduğunu mübeyyen ibrâz-ı mektûb edüp, oğlunu Maslahat-güzâr sûretinde tevkīf niyâzını tekrîr ü taz‘îf eylediği Rikâb-ı müstetâb'a ‘arz [151b] u ifade olundukda mazhar-ı müsâʻade olunup, Bâb-ı ‘âlî'ye ihzâr ve ferve-i semmûr ile mâye-dâr-ı iftihâr kılındığından gayri, mukaddemâ İspanyalu ile vuku‘ bulan musâlaha hıdmetinde bulunmak hasebiyle mesfûra Istabl-ı hâs'dan bir re's-i müzeyyen esb ihsân olunup, mutayyeben memleketi tarafına revân oldu.\nTefâsîl-i ahvâli zîr ü bâlâda serd ü beyân olunan İskenderiyyeli Kara Mahmûd'un i‘dâmiyçün Rumeli Vâlisi Vezîr Ebû Bekir Paşa devlet ‘askeri ve etrâfda vâki‘ Arnabud paşalar ile me'mûr kılındı.\nGümrükçü Hasan Ağa'nın ‘uhde-i iltizâmında olan Gümrük Muhâsebesi ve ber-vech-i emânet idâresine me'mûr olduğu zecriyye mukātaʻasından hafî vü celî tahsîl eylediği mebâliğ, Defter Emîni bulunan Hakkı Beyefendi maʻrifetiyle teftîş olunup, zimmetinde mütehakkık olan emvâl cânib-i mîrîye teslîm ve Gümrük Emâneti'ne Ordu Kassâb-başısı Hazînedâr-zâde Mustafâ Bey işbu Cumâdelâhıre'de takdîm ve zecriyye mukātaʻasının idâresi dahi muʻayyen meʻâş ile Galata Voyvodası Halîl Efendi'ye tenbîh ü îsâ ve huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da hil'âtleri iksâ olundu.\n\nGümrükçü-yi sâbıkın zecriyyeden vâfir mâl cem' eylediği 'aklen ve naklen zâhir ve müsâdere ihtimâli zihne mütebâdir iken, Şehriyâr-ı merhamet-kâr ‘afv u safh ile\nmu'âmele ve ancak Bender Kalası binâsını havâle buyurub, selefi 'Osmân Efendi Hotin Kalası binâsına me'mûr ve ol bâbda tarafına irsâl-i menşûr kılındı. Rumeli ve Anadolu'da vâki‘ memâlik-i Pâdişâhî'de 'adl ü dâdın intişârı ve fukarâ vü zuʻafânın ıslâh-[152a]kârı ve sâye-i şefekat vâyelerinde asayiş ü râhatla istikrârı matlûb bulup, zuhûr-ı mezâlim ise fî-ekseri'l-evkāt hükkâm u a'yân nâmıyla memleketlere müstevlî olan li’âm-ı enâmdan neş'et eyleyüp, şöyle ki, bir senelik mesârif nâmıyla ehâlî-yi kazâya tevzî‘ eyledikleri mebâliğin ‘öşrüyle umûr-ı kazâ idâre olunup, fazlası miyânelerinde münkasim ve bu sebeble reʻâyâda tâb u tüvân kalmayup, tekâlîf-i şer‘iyyeyi bile edâda tâkatleri mün‘adim olup, giderek bu zulmün istimrârı vîrân-ı memâlike sebeb ve belki mûceb-i şûr u şegab olacağı rûz u şeb hâst-gâr-ı rızâ-yı Rabb olan Şehinşâh-ı vâlâ-neseb hazretlerinin meczûmu olmağla, fî-mâ-ba'd altı mâhda bir kerre her kazânın sicillât-ı mesafiri Âsitâne-i sa‘âdet'e getirdilüp, me'mûrlar huzûrunda ta'dîl ve sıhhate makrûn olan mesârif isbât ve mevzû'ât-ı hükkâmdan olan emvâl-i zâyide hatt u tenzîl olunmak zımnında, Memâlik-i mahrûse'ye neşr-i evâmir ve ta‘yîn-i mübâşir kılınup, bu vesîle-i cemîle ile eyâdî-yi zulme kûtâh ve me’lûf-ı ekl ü bel‘ olan rû-siyâhlar mübtelâ-yı nâliş-i cângâh oldular. Zikrolunan defâtirin tenkīhi ve ıskāt-ı zevâyid ve hazf-ı avâyid ile tashîhi ahvâl-i memâlike muttali‘ bir zâta tahsîs olunmak lâzım geldiğine binâ'en, Anadolu Defterleri, Şıkk-ı Evvel-i sâbık Mehmed Şerîf Efendi'ye ve Rumeli Defterleri, Yenişehirli Mustafa Bey'e tefvîz olundu. Nazm: Geldi mîzân cemâl-i âraya ey Yusuf Hasan! Korkarım çok keşenk ipliği bâzâra çıkar.\nSultân Bâyezid'de vâki' 'Abdulkerim Beyzâde'nin hânesi derûnundan âteş zuhûr edüp, şiddet-i rûzgâr ile tarafetü'l-'aynda menzil-i [152b] mezkûr sûzân ve etrâfında olan büyût u dekâkîn mahfûz-ı fazl-ı Müste‘ân oldu.\nKubbe-i hümâyûn'da isti‘mâl olunan cemî‘-i mefrûşât ve evânî-yi sîm ve sâyir levâzımât mürûr-ı ezmân ile fersûde olup, nazargâh-ı dost u düşmende o makūle esbâb-ı ihtişâmın köhne vü bâlî bulunması lâyık-ı şân-ı devlet olmayup, tecdîdine irâde-i Mülûkâne te‘alluk etmişidi. Zikrolunan mefrûşât u levâzımât ez-ser-i nev iştirâ vü tanzîm ve eyyâm-ı kalîle zarfında tekmîl ü tetmîm olundu.",
          "caption": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_249.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "text": "Menteşâ Sancağı'nda \"Keyfe-mâ-yeşâ’u ve yehtâru\" tasarrufât ile dem-güzâr ve merkez-i gavâyit ü isâʻatde pâ-be-câ-yı istimrâr olan Hasan Çavuş-oğlu Hacı Bekir ve oğlu ʻÖmer evâmir-i hazret-i Cihândârî'ye ʻadem-i imtisâl ve irâde-i devletin hilâfına zehâb ile vâcibü'l-istîsâl olmuşlardı. Mukaddemâ bir defʻa iʻdâmları kasd olundukda Mısır'a firâr ve bir müddetden sonra tevbe-kâr olduklarına binâen, \"Ahsin ilâ men-esâ\" mefhûmu haklarında bedîdâr ve bu vechile tekrâr nâyil-i dâr u diyâr olup \n\n [mısra]: \n\n Sengde muzmer olan âteşe âb etmez eser. \n\n medlûlü üzere çok geçmeden elvâr-ı sâbıkaların tecdîd ve metâlib-i devleti bi-usûlihâ terdîd etmeleriyle mazhar-ı gazab u nekâl ve Anadolu Vâlîsi Vezîr ʻAli Paşa üzerlerine\ntaʻyîn olunup, firâra mecâl olmadığından istîmân ile teslîm-i nefs-i bed-sigâl eylediklerinde, hayyen Âsitâne-i saʻâdet'e irsâl ve vürûdlarında izâle vü in'idâmlarıyla gāret-zede-i dest-i tetâvül olan fukarâ müreffehü'l-hâl oldular. Merkūmun bir oğlu ki, menbit-i sûdan hâsıl ve bir şahs-ı zâlim ü kātil idi, Kütahya Kalʻası'nda mahbûs olduğu mahsûs olmuşidi. Anın dahi cezâsı tertîb ü inkılâ‘-1 bîh-i vücûdlarıyla kâr-hâne-i zulm ü te'addîleri tahrîb olundu.\nİspanya Elçisi bu esnâda devleti tarafından matlûb olduğunu mübeyyen ibrâz-ı mektûb edüp, oğlunu Maslahat-güzâr sûretinde tevkīf niyâzını tekrîr ü taz‘îf eylediği Rikâb-ı müstetâb'a ‘arz [151b] u ifade olundukda mazhar-ı müsâʻade olunup, Bâb-ı ‘âlî'ye ihzâr ve ferve-i semmûr ile mâye-dâr-ı iftihâr kılındığından gayri, mukaddemâ İspanyalu ile vuku‘ bulan musâlaha hıdmetinde bulunmak hasebiyle mesfûra Istabl-ı hâs'dan bir re's-i müzeyyen esb ihsân olunup, mutayyeben memleketi tarafına revân oldu.\nTefâsîl-i ahvâli zîr ü bâlâda serd ü beyân olunan İskenderiyyeli Kara Mahmûd'un i‘dâmiyçün Rumeli Vâlisi Vezîr Ebû Bekir Paşa devlet ‘askeri ve etrâfda vâki‘ Arnabud paşalar ile me'mûr kılındı.\nGümrükçü Hasan Ağa'nın ‘uhde-i iltizâmında olan Gümrük Muhâsebesi ve ber-vech-i emânet idâresine me'mûr olduğu zecriyye mukātaʻasından hafî vü celî tahsîl eylediği mebâliğ, Defter Emîni bulunan Hakkı Beyefendi maʻrifetiyle teftîş olunup, zimmetinde mütehakkık olan emvâl cânib-i mîrîye teslîm ve Gümrük Emâneti'ne Ordu Kassâb-başısı Hazînedâr-zâde Mustafâ Bey işbu Cumâdelâhıre'de takdîm ve zecriyye mukātaʻasının idâresi dahi muʻayyen meʻâş ile Galata Voyvodası Halîl Efendi'ye tenbîh ü îsâ ve huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da hil'âtleri iksâ olundu.\n\nGümrükçü-yi sâbıkın zecriyyeden vâfir mâl cem' eylediği 'aklen ve naklen zâhir ve müsâdere ihtimâli zihne mütebâdir iken, Şehriyâr-ı merhamet-kâr ‘afv u safh ile\nmu'âmele ve ancak Bender Kalası binâsını havâle buyurub, selefi 'Osmân Efendi Hotin Kalası binâsına me'mûr ve ol bâbda tarafına irsâl-i menşûr kılındı. Rumeli ve Anadolu'da vâki‘ memâlik-i Pâdişâhî'de 'adl ü dâdın intişârı ve fukarâ vü zuʻafânın ıslâh-[152a]kârı ve sâye-i şefekat vâyelerinde asayiş ü râhatla istikrârı matlûb bulup, zuhûr-ı mezâlim ise fî-ekseri'l-evkāt hükkâm u a'yân nâmıyla memleketlere müstevlî olan li’âm-ı enâmdan neş'et eyleyüp, şöyle ki, bir senelik mesârif nâmıyla ehâlî-yi kazâya tevzî‘ eyledikleri mebâliğin ‘öşrüyle umûr-ı kazâ idâre olunup, fazlası miyânelerinde münkasim ve bu sebeble reʻâyâda tâb u tüvân kalmayup, tekâlîf-i şer‘iyyeyi bile edâda tâkatleri mün‘adim olup, giderek bu zulmün istimrârı vîrân-ı memâlike sebeb ve belki mûceb-i şûr u şegab olacağı rûz u şeb hâst-gâr-ı rızâ-yı Rabb olan Şehinşâh-ı vâlâ-neseb hazretlerinin meczûmu olmağla, fî-mâ-ba'd altı mâhda bir kerre her kazânın sicillât-ı mesafiri Âsitâne-i sa‘âdet'e getirdilüp, me'mûrlar huzûrunda ta'dîl ve sıhhate makrûn olan mesârif isbât ve mevzû'ât-ı hükkâmdan olan emvâl-i zâyide hatt u tenzîl olunmak zımnında, Memâlik-i mahrûse'ye neşr-i evâmir ve ta‘yîn-i mübâşir kılınup, bu vesîle-i cemîle ile eyâdî-yi zulme kûtâh ve me’lûf-ı ekl ü bel‘ olan rû-siyâhlar mübtelâ-yı nâliş-i cângâh oldular. Zikrolunan defâtirin tenkīhi ve ıskāt-ı zevâyid ve hazf-ı avâyid ile tashîhi ahvâl-i memâlike muttali‘ bir zâta tahsîs olunmak lâzım geldiğine binâ'en, Anadolu Defterleri, Şıkk-ı Evvel-i sâbık Mehmed Şerîf Efendi'ye ve Rumeli Defterleri, Yenişehirli Mustafa Bey'e tefvîz olundu. Nazm: Geldi mîzân cemâl-i âraya ey Yusuf Hasan! Korkarım çok keşenk ipliği bâzâra çıkar.\nSultân Bâyezid'de vâki' 'Abdulkerim Beyzâde'nin hânesi derûnundan âteş zuhûr edüp, şiddet-i rûzgâr ile tarafetü'l-'aynda menzil-i [152b] mezkûr sûzân ve etrâfında olan büyût u dekâkîn mahfûz-ı fazl-ı Müste‘ân oldu.\nKubbe-i hümâyûn'da isti‘mâl olunan cemî‘-i mefrûşât ve evânî-yi sîm ve sâyir levâzımât mürûr-ı ezmân ile fersûde olup, nazargâh-ı dost u düşmende o makūle esbâb-ı ihtişâmın köhne vü bâlî bulunması lâyık-ı şân-ı devlet olmayup, tecdîdine irâde-i Mülûkâne te‘alluk etmişidi. Zikrolunan mefrûşât u levâzımât ez-ser-i nev iştirâ vü tanzîm ve eyyâm-ı kalîle zarfında tekmîl ü tetmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elçi-yi kebîr olan Râsih Paşa'nın vakt ü hareketi tekarrub etmekden nâşî Moskov tarafına irsâl olunacak hedâyâ-yı mu‘tâdenin teslîmi lâzım gelmekle hedâyâ-yı hümâyûndan olup, sun' u nescinde mühre-i zemân vâlih ü hayrân olan sâyebân-ı Kum Meydanı'na nasb olunup, eczâ vü müştemilâtı bi-kemâlihâ manzûr-ı kâr-fermâyân oldukdan sonra sâyir hedâyâ ile Paşa-yı mûmâ ileyhe teslîm ve Cemâziyelâhıre'nin on beşinci günü Ağabahçesi'nde rikâb tasmîm ve Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm hazerâtı mevcûd oldukları hâlde, Paşa-yı mûmâ ileyh ‘arzia duhûl ve ihrâz-ı rütbe-i kıyâm u müsûl edüp, nâme-i hümâyûn yedine i‘tâ ve derârî-yi vesâyâ-yı Mülûkâne tabakçe-i hâfızasına ilkā olundukdan sonra, dûş-i sadâkat-pûşına hil‘at-i semmûr iksâ olundu. Şehr-i merkūmun yirmi altıncı günü Şehriyâr-ı mekârim Redîf Alay Köşkü'nü teşrîf buyurup, Sefîr-i mûmâ ileyh dahi hânesinden alay ile hareket ve darb-ı tabl ruhsatına neyl ile Alay Köşkü altına gelüp, râcilen [153a] icrâ-yı merâsim-i hâk-bûsî vü tahiyyat etmekle fî'l-hâl semmûr kürk ilbâs ve debdebe-i iʻtibârı bu vesîle ile felek-i mümâss olundu.",
          "caption": "Zikr-i alay-ı Râsih Paşa ve ‘azîmet-i ô be-cânib-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_250.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i alay-ı Râsih Paşa ve ‘azîmet-i ô be-cânib-i Moskov",
          "text": "Elçi-yi kebîr olan Râsih Paşa'nın vakt ü hareketi tekarrub etmekden nâşî Moskov tarafına irsâl olunacak hedâyâ-yı mu‘tâdenin teslîmi lâzım gelmekle hedâyâ-yı hümâyûndan olup, sun' u nescinde mühre-i zemân vâlih ü hayrân olan sâyebân-ı Kum Meydanı'na nasb olunup, eczâ vü müştemilâtı bi-kemâlihâ manzûr-ı kâr-fermâyân oldukdan sonra sâyir hedâyâ ile Paşa-yı mûmâ ileyhe teslîm ve Cemâziyelâhıre'nin on beşinci günü Ağabahçesi'nde rikâb tasmîm ve Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm hazerâtı mevcûd oldukları hâlde, Paşa-yı mûmâ ileyh ‘arzia duhûl ve ihrâz-ı rütbe-i kıyâm u müsûl edüp, nâme-i hümâyûn yedine i‘tâ ve derârî-yi vesâyâ-yı Mülûkâne tabakçe-i hâfızasına ilkā olundukdan sonra, dûş-i sadâkat-pûşına hil‘at-i semmûr iksâ olundu. Şehr-i merkūmun yirmi altıncı günü Şehriyâr-ı mekârim Redîf Alay Köşkü'nü teşrîf buyurup, Sefîr-i mûmâ ileyh dahi hânesinden alay ile hareket ve darb-ı tabl ruhsatına neyl ile Alay Köşkü altına gelüp, râcilen [153a] icrâ-yı merâsim-i hâk-bûsî vü tahiyyat etmekle fî'l-hâl semmûr kürk ilbâs ve debdebe-i iʻtibârı bu vesîle ile felek-i mümâss olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Guzât-ı Cezayir baʻde'l-musâlaha Nemçe tüccârının bir kıtʻa sefînesi igtinâm ve şürût-ı musâlaha üzere istirdâdını Nemçelü istirhâm etmeleriyle zikrolunan sefîne ve derûnunda olan mâl ve on altı nefer esîr Kapudan Paşa vâsıtasıyla tahsîl ve Nemçelü'ye teslîm olundu.",
          "caption": "İstirdâd-ı sefîne-i Nemçe ez-Cezayir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_251.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İstirdâd-ı sefîne-i Nemçe ez-Cezayir",
          "text": "Guzât-ı Cezayir baʻde'l-musâlaha Nemçe tüccârının bir kıtʻa sefînesi igtinâm ve şürût-ı musâlaha üzere istirdâdını Nemçelü istirhâm etmeleriyle zikrolunan sefîne ve derûnunda olan mâl ve on altı nefer esîr Kapudan Paşa vâsıtasıyla tahsîl ve Nemçelü'ye teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna Vâlîsi iken maʻzûl ve bilâ-mansıb hudûd katʻına bi-hasebi'l-me'mûriyye meşgül olan Vezîr Sâlih Paşa'nın vukūʻ bulacak mesârifât-ı zarûriyyesine fî'l-cümle medâr olmak zımnında bir mansıb ile tatyîbi maʻkūl görülmekden nâşî, müşârun ileyhe bu defʻa ʻavâtıf-ı ʻaliyye-i Mülûkâne'den Selanik Sancağı tevcîh olunup, Mütesellim ile zabt olunması irâde ve Niğde ve Kayseriyye sancâğları Adana, Vâlîsi Vezîr Tavîl İbrâhim Paşa'ya ve Adana, Hotin muhafazasına me'mûr Ferhâd Paşa'ya Karesi Sancağı, sabıkā Silistre Muhafızı Vezîr Arslân Paşa'ya ihsân olunup, keyfiyyet-i me'mûriyetleri evâmir-i ʻaliyye ile taraflarına ifade olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ʻizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_252.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ʻizâm",
          "text": "Bosna Vâlîsi iken maʻzûl ve bilâ-mansıb hudûd katʻına bi-hasebi'l-me'mûriyye meşgül olan Vezîr Sâlih Paşa'nın vukūʻ bulacak mesârifât-ı zarûriyyesine fî'l-cümle medâr olmak zımnında bir mansıb ile tatyîbi maʻkūl görülmekden nâşî, müşârun ileyhe bu defʻa ʻavâtıf-ı ʻaliyye-i Mülûkâne'den Selanik Sancağı tevcîh olunup, Mütesellim ile zabt olunması irâde ve Niğde ve Kayseriyye sancâğları Adana, Vâlîsi Vezîr Tavîl İbrâhim Paşa'ya ve Adana, Hotin muhafazasına me'mûr Ferhâd Paşa'ya Karesi Sancağı, sabıkā Silistre Muhafızı Vezîr Arslân Paşa'ya ihsân olunup, keyfiyyet-i me'mûriyetleri evâmir-i ʻaliyye ile taraflarına ifade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kable'l-musâlaha Rûsiyyelü tarafından memleket-i Boğdan'a cânibdârları olan batârikadan bir şahs-ı dâll metropolid nasb olunup, musâlaha vukūʻundan sonra istikrarını muzmerr fî'l-hayâl etmişler idi. Cereyân-ı takdîr-i mümteniʻü't-tagyîr ile mesâfât-ı cânibeyn vukūʻ buldukda, li-garazin ızmâr etdikleri maslahatı tervîce berzede-dâmen-i ihtimâm ve metropolidin bekāsı ʻan-asl va'd olunmuş olmağla: \"Aharın nasbı [153b] halef-i vaʻd nakīsesini devletimize îrâs edeceği mütebeyyin olduğundan kemâ-kân ibkāsı dostâne recâ olunur\" deyü dâmengîr-i istirhâm olmuşlar idi. Bidâyet-i inʻikād-1 musâlaha tâyife-i mesfûrenin çehre-i iltimâslarına darb-ı tapanca-i redd bürûdet ü münâfereti müştedd edeceği mürtesim-i havâtır-ı ekâbir olduğuna binâ'en, eğerçi ihtiyâr-ı semt-i mümâşât olunmuş idi. Ancak Rûsiyyelü'nün nasb-kerdesi olan metropolidin memleket-i Pâdişâhî'de ikāmeti mehâzîr-i mütenevviʻayı müstelzim olduğundan fazla reʻâyâ-yı memleketi igvâ vü tesvîlât ile Rûsiyyelü tarafına imâle ve isticlâb ve giderek mâdde sâbit ü müstekarr olup, taht-ı şarta idhâl olunmuş mevâdd gibi lede'l-hâce iddiʻâ vü ısrâr kaydına düşecekleri bî-\nirtiyâb olmağla, \"Men kaʻade ‘an-hîletihi ekāmehü'ş-şedâyidü ve men-nâme ‘an-‘adüvvihi enbehethü'l-mekâyidü\" mefhûmu pîş-nihâd-ı itti‘âz olunup, mukaddemce çâresi görülmek hasr-ı ‘aklî ile lâzım u muktezâ olmuşidi. Boğdan memleketine ba'de'l-musâlaha Voyvoda nasb olununan Aleksandra'ya i‘mâl-i letâyifü'l-hiyel ile reʻâyâyı metropolidden tebrîd ve Devlet-i ‘aliyye'ye sadâkati zâhir ü bedîd olan bir şahsın metropolid nasb olunmasını reʻâyâya niyâz etdirmek vâdîleri taʻlîm ü te'kîd olunup, mesfûr dahi yoluyla maslahata mübâşeret ve Boğdan'a vüsûl bulmazdan mukaddem müteneffisân-ı memleketi baʻzı tergībât u terhîbât ile rabt-ı hıbâle-i muvâfakat edüp, vâsıtalarıyla reʻâyâyı ilzâm ve metropolidin ‘azlini bi't-tavʻi ve'r-rızâ reʻâyâ-yı memleket iltizâm eylediklerinde, Rûsiyyelü'nün nasb-kerdesi olan metropolid de'b-i âyînleri üzere fî'l-hâl maʻzûl ü mahzûl [154a] ve tarafdârân-ı Devlet-i ‘aliyye'den biri yerine mevsûl kılındı. Ancak bu mâdde her nekadar kā ide-i memlekete tatbîk ile karâr-gîr-i nizâm oldu ise dahi hasm-1 nâ-be-kâr kazıyyeyi sunʻata haml ile bî-karâr olup, dîger behâne ile Boğdan Voyvodasını ‘azl ve teșeffî-yi gayz dâʻiyesine düşmek agleb-i ihtimâl olup, o makūle hıdmet-i Devlet-i ‘aliyye'de bulunmuş Voyvoda'nın ‘azli mümteni‘ sûretinde ise dahi Rûsiyyelü'nün îrâd-ı kīl ü kāl ile Devlet-i 'aliyye'yi tesaddî' eyleyecekleri bedîhî olmağla bu ihtimali def için tedbîr-i âhar tedârüküne şürû' olundu. Tafsîli bu ki Eflak Voyvodası Mihal umûrda tecribesi sebkat etmiş ve ‘akl-ı meʻâşı beyne'n-nâs şöhret bulmuş bir şahıs olduğundan Eflak memleketine dil-hâh-ı Devlet-ebed-müddet üzere nizâm verüp, reʻâyâyı yerlü yerine iskân ve boyarları âsûde-nişîn-i mazalle-i itmînân edüp, Boğdan memleketi Eflak'dan ziyâde pâ-zede olmak takrîbi ile memleket-i mezkûreyi dahi Eflak nizâmına komak maslahatı içün Boğdan'a Voyvoda nasb olunması lâzım gelüp, Voyvoda-i sâbık dahi iki devlet ile musâlahada Dîvân Tercemânı bulunup, hıdmeti mukābili beyliğe nâyil olmuşiken: \"Bilâ-mûceb 'azl ve hânesinde ikāmet ile mübtelâ-yı müzâyaka vü zarûret ezl olması lâyık-ı şân-ı devlet olmadığından Eflak Voyvodası nasb olunmak münasib görüldü\" havâdisi beyne'n-nâs işâʻa olundukdan sonra, Boğdan Voyvodalığı Mihal'e ve Eflak Voyvodalığı, Aleksandra'ya tevcîh ü ihâle ve vukūʻu karîb 'ani'l-ihtimâl olan kīl ü kāl bu tedbîr-i dil-pezîr [154b] ile def ü izâle olundu.",
          "caption": "Mübadele-i voyvodegân-ı Eflâk ve Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_253.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Mübadele-i voyvodegân-ı Eflâk ve Boğdan",
          "text": "Kable'l-musâlaha Rûsiyyelü tarafından memleket-i Boğdan'a cânibdârları olan batârikadan bir şahs-ı dâll metropolid nasb olunup, musâlaha vukūʻundan sonra istikrarını muzmerr fî'l-hayâl etmişler idi. Cereyân-ı takdîr-i mümteniʻü't-tagyîr ile mesâfât-ı cânibeyn vukūʻ buldukda, li-garazin ızmâr etdikleri maslahatı tervîce berzede-dâmen-i ihtimâm ve metropolidin bekāsı ʻan-asl va'd olunmuş olmağla: \"Aharın nasbı [153b] halef-i vaʻd nakīsesini devletimize îrâs edeceği mütebeyyin olduğundan kemâ-kân ibkāsı dostâne recâ olunur\" deyü dâmengîr-i istirhâm olmuşlar idi. Bidâyet-i inʻikād-1 musâlaha tâyife-i mesfûrenin çehre-i iltimâslarına darb-ı tapanca-i redd bürûdet ü münâfereti müştedd edeceği mürtesim-i havâtır-ı ekâbir olduğuna binâ'en, eğerçi ihtiyâr-ı semt-i mümâşât olunmuş idi. Ancak Rûsiyyelü'nün nasb-kerdesi olan metropolidin memleket-i Pâdişâhî'de ikāmeti mehâzîr-i mütenevviʻayı müstelzim olduğundan fazla reʻâyâ-yı memleketi igvâ vü tesvîlât ile Rûsiyyelü tarafına imâle ve isticlâb ve giderek mâdde sâbit ü müstekarr olup, taht-ı şarta idhâl olunmuş mevâdd gibi lede'l-hâce iddiʻâ vü ısrâr kaydına düşecekleri bî-\nirtiyâb olmağla, \"Men kaʻade ‘an-hîletihi ekāmehü'ş-şedâyidü ve men-nâme ‘an-‘adüvvihi enbehethü'l-mekâyidü\" mefhûmu pîş-nihâd-ı itti‘âz olunup, mukaddemce çâresi görülmek hasr-ı ‘aklî ile lâzım u muktezâ olmuşidi. Boğdan memleketine ba'de'l-musâlaha Voyvoda nasb olununan Aleksandra'ya i‘mâl-i letâyifü'l-hiyel ile reʻâyâyı metropolidden tebrîd ve Devlet-i ‘aliyye'ye sadâkati zâhir ü bedîd olan bir şahsın metropolid nasb olunmasını reʻâyâya niyâz etdirmek vâdîleri taʻlîm ü te'kîd olunup, mesfûr dahi yoluyla maslahata mübâşeret ve Boğdan'a vüsûl bulmazdan mukaddem müteneffisân-ı memleketi baʻzı tergībât u terhîbât ile rabt-ı hıbâle-i muvâfakat edüp, vâsıtalarıyla reʻâyâyı ilzâm ve metropolidin ‘azlini bi't-tavʻi ve'r-rızâ reʻâyâ-yı memleket iltizâm eylediklerinde, Rûsiyyelü'nün nasb-kerdesi olan metropolid de'b-i âyînleri üzere fî'l-hâl maʻzûl ü mahzûl [154a] ve tarafdârân-ı Devlet-i ‘aliyye'den biri yerine mevsûl kılındı. Ancak bu mâdde her nekadar kā ide-i memlekete tatbîk ile karâr-gîr-i nizâm oldu ise dahi hasm-1 nâ-be-kâr kazıyyeyi sunʻata haml ile bî-karâr olup, dîger behâne ile Boğdan Voyvodasını ‘azl ve teșeffî-yi gayz dâʻiyesine düşmek agleb-i ihtimâl olup, o makūle hıdmet-i Devlet-i ‘aliyye'de bulunmuş Voyvoda'nın ‘azli mümteni‘ sûretinde ise dahi Rûsiyyelü'nün îrâd-ı kīl ü kāl ile Devlet-i 'aliyye'yi tesaddî' eyleyecekleri bedîhî olmağla bu ihtimali def için tedbîr-i âhar tedârüküne şürû' olundu. Tafsîli bu ki Eflak Voyvodası Mihal umûrda tecribesi sebkat etmiş ve ‘akl-ı meʻâşı beyne'n-nâs şöhret bulmuş bir şahıs olduğundan Eflak memleketine dil-hâh-ı Devlet-ebed-müddet üzere nizâm verüp, reʻâyâyı yerlü yerine iskân ve boyarları âsûde-nişîn-i mazalle-i itmînân edüp, Boğdan memleketi Eflak'dan ziyâde pâ-zede olmak takrîbi ile memleket-i mezkûreyi dahi Eflak nizâmına komak maslahatı içün Boğdan'a Voyvoda nasb olunması lâzım gelüp, Voyvoda-i sâbık dahi iki devlet ile musâlahada Dîvân Tercemânı bulunup, hıdmeti mukābili beyliğe nâyil olmuşiken: \"Bilâ-mûceb 'azl ve hânesinde ikāmet ile mübtelâ-yı müzâyaka vü zarûret ezl olması lâyık-ı şân-ı devlet olmadığından Eflak Voyvodası nasb olunmak münasib görüldü\" havâdisi beyne'n-nâs işâʻa olundukdan sonra, Boğdan Voyvodalığı Mihal'e ve Eflak Voyvodalığı, Aleksandra'ya tevcîh ü ihâle ve vukūʻu karîb 'ani'l-ihtimâl olan kīl ü kāl bu tedbîr-i dil-pezîr [154b] ile def ü izâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe İmperatoru'nda Tuşkana Dükalığı karâr edüp, imperatorluk tetevvücü dahi hâsıl olduğundan mâddeteyn-i mezkûreteyni şâmil iki kıtʻa nâmesini Der-'aliyye'de mukīm elçisine irsâl etmişidi. Elçi-yi mersûm henüz devleti tarafından gelmiş sûretinde icrâ-yı resm dâʻiyesinde olmağla bi-hasebi'l-vakt ve'z-zemân müsâʻadeye karîn ve ber-kā‘ide mihmândâr nasb ü taʻyîn olunup, Rûz-merre mesârifi cânib-i mîrîden tertîb ü tanzîm ve işbu Cumâdelâhıre'nin yigirmi sekizinci günü elçi-yi mesfür Bâb-ı ʻâlî'ye gelüp, hâmil olduğu iki kıtʻa nâmeyi ʻalâ-hidetin taraf-ı Sadrıaʻzamî'ye takdîm eyledikde, kā‘ide-i Devlet-i ebed-müddet üzere mesfûra ve maʻiyyetinde olan iki nefer tercemân ve begzâdegân ve sâyire kürkler ve hilʻatler ilbâs ve tahsîl-i mekāsıd-ı müvâlefet ü istînâs olundu.\nÂsitâne-i saʻâdet'de bu esnâda lahmın kılleti olup, mahall-be-mahall Kassâb-başı ʻOsmân Ağa'nın tekâsülüne haml olunmuşidi. Ancak enhârın tuğyânı ve mevsim-i şitânın şiddet ve temâdî-yi zemânı yollara sedd ve ebnâ-yı sebîli bile iyâb u zehâbdan men' ü sadd eylediği tahkīk olunmağla, etrâf-ı Âsitâne'de vâki' olan çiftliklerden ve Edirne'den araba ile sevk-i agnâm iltizâm olup, fî'l-cümle kıllet-i lahm gāyilesi münʻadim ve mûmâ ileyh vukūʻu muhtemel olan mükedderâtdan sâlim oldu.\nMîrahûr-ı Evvel olan Mehmed Ağa bu bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Hacc-ı şerîfe niyyet etmekle, mansıb-ı mezkûr ile Çayır-zâde İbrâhîm Ağa mesrûr oldu. İrâde-i Şehriyâr-ı [155a] Felâtûn-reviyyet ve etbâk-ı vükelâ-yı devlet ile karâr-gîr-i sübût olan kānûn-nâmede tafsîl olunup, vüzerâ-yı ʻizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir erbâb-ı nakz u ibrâma neşr ü iʻlâmı lâzım gelan şürût-ı cedîde sûretleri bu esnâda ısdâr u irsâl olunup, hilâfına dâyir hareket ü ʻamel vesîle-i da‘vet-i ecel olacağı iblâğ \"Ve kad aʻzera men enzera\" misillü takdîm ü isbâğ olundu.",
          "caption": "Baʻzı vukūʻât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_254.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʻzı vukūʻât",
          "text": "Nemçe İmperatoru'nda Tuşkana Dükalığı karâr edüp, imperatorluk tetevvücü dahi hâsıl olduğundan mâddeteyn-i mezkûreteyni şâmil iki kıtʻa nâmesini Der-'aliyye'de mukīm elçisine irsâl etmişidi. Elçi-yi mersûm henüz devleti tarafından gelmiş sûretinde icrâ-yı resm dâʻiyesinde olmağla bi-hasebi'l-vakt ve'z-zemân müsâʻadeye karîn ve ber-kā‘ide mihmândâr nasb ü taʻyîn olunup, Rûz-merre mesârifi cânib-i mîrîden tertîb ü tanzîm ve işbu Cumâdelâhıre'nin yigirmi sekizinci günü elçi-yi mesfür Bâb-ı ʻâlî'ye gelüp, hâmil olduğu iki kıtʻa nâmeyi ʻalâ-hidetin taraf-ı Sadrıaʻzamî'ye takdîm eyledikde, kā‘ide-i Devlet-i ebed-müddet üzere mesfûra ve maʻiyyetinde olan iki nefer tercemân ve begzâdegân ve sâyire kürkler ve hilʻatler ilbâs ve tahsîl-i mekāsıd-ı müvâlefet ü istînâs olundu.\nÂsitâne-i saʻâdet'de bu esnâda lahmın kılleti olup, mahall-be-mahall Kassâb-başı ʻOsmân Ağa'nın tekâsülüne haml olunmuşidi. Ancak enhârın tuğyânı ve mevsim-i şitânın şiddet ve temâdî-yi zemânı yollara sedd ve ebnâ-yı sebîli bile iyâb u zehâbdan men' ü sadd eylediği tahkīk olunmağla, etrâf-ı Âsitâne'de vâki' olan çiftliklerden ve Edirne'den araba ile sevk-i agnâm iltizâm olup, fî'l-cümle kıllet-i lahm gāyilesi münʻadim ve mûmâ ileyh vukūʻu muhtemel olan mükedderâtdan sâlim oldu.\nMîrahûr-ı Evvel olan Mehmed Ağa bu bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Hacc-ı şerîfe niyyet etmekle, mansıb-ı mezkûr ile Çayır-zâde İbrâhîm Ağa mesrûr oldu. İrâde-i Şehriyâr-ı [155a] Felâtûn-reviyyet ve etbâk-ı vükelâ-yı devlet ile karâr-gîr-i sübût olan kānûn-nâmede tafsîl olunup, vüzerâ-yı ʻizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir erbâb-ı nakz u ibrâma neşr ü iʻlâmı lâzım gelan şürût-ı cedîde sûretleri bu esnâda ısdâr u irsâl olunup, hilâfına dâyir hareket ü ʻamel vesîle-i da‘vet-i ecel olacağı iblâğ \"Ve kad aʻzera men enzera\" misillü takdîm ü isbâğ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Sadâret-i Rumeli'ye ziynet-bahş olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi kemâl-i ʻiffet ile müddet-i ʻörfiyyesin ikmâl ve memdûh-ı cüst-cûyân-ı nîk ü bed a‘mâl olup, Rumeli Sadâreti nevbetine ber-vech-i tekrâr derîçe-bâz-\nintizâr olan ‘Âşir Mustafâ Efendi gurre-i Receb-i şerîf'de nâyil-i merâm ve müteşemmir-i zeyl-i fasl-ı ahkâm oldu.",
          "caption": "ʻAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_255.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "text": "Bundan akdem Sadâret-i Rumeli'ye ziynet-bahş olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi kemâl-i ʻiffet ile müddet-i ʻörfiyyesin ikmâl ve memdûh-ı cüst-cûyân-ı nîk ü bed a‘mâl olup, Rumeli Sadâreti nevbetine ber-vech-i tekrâr derîçe-bâz-\nintizâr olan ‘Âşir Mustafâ Efendi gurre-i Receb-i şerîf'de nâyil-i merâm ve müteşemmir-i zeyl-i fasl-ı ahkâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i 'aliyye'nin îrâdı kalîl ü nezîr ve vakt-i hâle nazaran mesârifi gāyet kesîr olmakdan nâşî, idâre-i umûr-ı zarûriyyede müstevfiyân-ı vakt mübtelâ-yı müzâyaka vü makt olup, baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile teksîr-i îrâd ve fukarâ vü zuʻafâ-yı memlekete bâr-girân olmayacak derecelerde mîrîye imdâd ile lede'l-iktizâ mukāvemet-i a‘dâ-yı bed-nihâde kesb-i isti‘dâd etmek vâcibât-ı umûr-ı mülkiyyeden olduğuna binâ'en, ittifak-ı ‘ukalâ ve tedbîr-i vükelâ ile kalemlerinde mukayyed olduğu vech üzere refte refte vâfir îrâd îcâd olunup, ber-vech-i istiklâl idâresine ve fenn-i riyâzîden maʻdûd olan tertîb-i cedîd üzere bu esnâda taʻlîm ü âzmâyişleri matlûb olan ‘asâkirin levâzım-ı zarûriyyeleri [155b] tesviyesine ver her bâr taʻlîm ü teʻallüm ve meşk-i kâr-zâr ve tesâmüm-ı mesâlihine ‘uzmâ-yı ricâl-i devletden bir zât-ı müteşahhısın taʻyîn ü tahsîsi lâzım gelüp, sâbıkā Sadrıaʻzam Kethudâsı Reşîd Mustafâ Efendi bu hıdmet-i lâzımü'l-i‘tinânın ‘uhdesinden gelmege kādir olduğu maʻlûm-ı erbâb-ı basâyir olmağla, şehr-i mezkûrun on üçüncü günü huzûr-ı Asâfî'de mûmâ ileyhe ilbâs hilʻat olunup, Defter-i Teşrîfât'da mesbût olan imtiyâzât ile mahsûd-ı emsâl ve beher sâl elli bin guruş meʻâş ile müreffehü'l-hâl oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Defterdâr-ı Îrâd-ı Cedîd ve Nâzır-ı ‘asker",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_256.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Defterdâr-ı Îrâd-ı Cedîd ve Nâzır-ı ‘asker",
          "text": "Devlet-i 'aliyye'nin îrâdı kalîl ü nezîr ve vakt-i hâle nazaran mesârifi gāyet kesîr olmakdan nâşî, idâre-i umûr-ı zarûriyyede müstevfiyân-ı vakt mübtelâ-yı müzâyaka vü makt olup, baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile teksîr-i îrâd ve fukarâ vü zuʻafâ-yı memlekete bâr-girân olmayacak derecelerde mîrîye imdâd ile lede'l-iktizâ mukāvemet-i a‘dâ-yı bed-nihâde kesb-i isti‘dâd etmek vâcibât-ı umûr-ı mülkiyyeden olduğuna binâ'en, ittifak-ı ‘ukalâ ve tedbîr-i vükelâ ile kalemlerinde mukayyed olduğu vech üzere refte refte vâfir îrâd îcâd olunup, ber-vech-i istiklâl idâresine ve fenn-i riyâzîden maʻdûd olan tertîb-i cedîd üzere bu esnâda taʻlîm ü âzmâyişleri matlûb olan ‘asâkirin levâzım-ı zarûriyyeleri [155b] tesviyesine ver her bâr taʻlîm ü teʻallüm ve meşk-i kâr-zâr ve tesâmüm-ı mesâlihine ‘uzmâ-yı ricâl-i devletden bir zât-ı müteşahhısın taʻyîn ü tahsîsi lâzım gelüp, sâbıkā Sadrıaʻzam Kethudâsı Reşîd Mustafâ Efendi bu hıdmet-i lâzımü'l-i‘tinânın ‘uhdesinden gelmege kādir olduğu maʻlûm-ı erbâb-ı basâyir olmağla, şehr-i mezkûrun on üçüncü günü huzûr-ı Asâfî'de mûmâ ileyhe ilbâs hilʻat olunup, Defter-i Teşrîfât'da mesbût olan imtiyâzât ile mahsûd-ı emsâl ve beher sâl elli bin guruş meʻâş ile müreffehü'l-hâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl Surre Emâneti birer şahs-ı zî-mâla tefvîz ü ihâle olunmak de’b-i dîrîn-i Devlet-i ebedd-ittisâl ve vakt-i tevcîh hulûlünde mezânn-ı emvâl ve vüs'at-i ahvâl ile müştehir olan ricâl pâ-beste-i endîşe vü hayâl olup, o makūle direm-perestân-ı zemân hubb-ı dünyâ ile ıskāt-ı farîzadan ibâ ve baʻzan nakd-i gîrân-ı ‘asra mesârifât-ı muayyenenin nısfı mikdârını fedâ ile ahad-ı erkân-ı İslâmiyye'ye hedm ü ifnâ edüp, 'Ömer bin el-Hattab radıyallâhu Teʻâlâ ‘anhü hazretlerinin \"Le-kad hememtü en-ektübe fi'l-emsâri bi-darbi'l-cizyeti ‘alâ men-lem yehiccü mimmen yestetîʻu ileyhi\nsebilen\" kelâm-ı mu‘teberinden gaflet ile bu bâbda müstelzim-i nâr olan dînârı imsâk \"Ve hayrü'l-mâli'l-lezî yunfeku fi-sebîbilillahi\" me’âlini ‘adem-i fehm ü idrâk ile girîbân-ı feryâdı çâk-çâk ederler idi. Hacc-ı Beytüllahi'l-harâm ve ziyâret-i Ravza-i hayrü'l-enâm efdâl-i aʻmâl-i benî Âdem ve bâ-husûs ihsân-ı Pâdişâhî olan surreleri mahallerine teslîm ile edâ-yı hıdmet-i Velî-ni‘met revâtib-hârân-ı devlete vacib ü ehemm [156a] iken, hıdmet-i mezkûre ile mükellef olan zevâtdan sudûr eden 'acz ü tüvânı muharrik-i ‘arak-ı gayret-i Cihân-bânî olup, bu fesâdın indifâ‘ı mir'ât-i tecelliyât-ı Sübhâniyye olan zamîr-i münîrlerinde cilve-ger ve Surre Emâneti'ne kifâyet mikdârı şey ta'yîni ile menâsıb-ı kesîretü'l-cedvâ ki beyne'n-nâs matlûb ve mu‘teber olmak irâdesi mukarrer olup, Surre emînlerine gayri ez-muʻayyen-i kadîm elli bin guruş nakid hükmünde olan mâldan i‘tâ vü teslîm olunmak üzere emr ü fermân ve kâr-fermâyân-ı zemân fi'l-hâl tenfîz-i emr-i Sâhib-kırân-ı devrân edüp, ol mikdâr meblağı baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile tedârük ü tertîb ve bu sâl-i meyâmin-iştimâlden sonra, Surre Emîni nasb olunan zevât içün işbu ni‘met-i cezîle takrîb ve ilâ-mâ-şâʼallah zikr olunan eser-i hayr-ı hazret-i Şehriyârî cârî ve mukaddemâ enfüs-i nâsda hüdûs eden halecân u iztirâb bi'l-külliyye mütevârî olduğundan başka, fî-mâ-ba'd Emânet-i Surre'ye bây ü gedâ tâlib ve izâfe-i cüz'iyye ile nâyil-i eşref-i merâtib olacağları zâhir ve bu hayrât-ı hisâna Şehriyârân-ı âfâkdan biri nâyil olmayup, \"Kem tereke'l-evveli'l-ahiri\" mefhûmu ezhân-ı uli'l-iʻtibâra mütebâdir oldu.",
          "caption": "Tanzîm-i meblağ berâ-yı Emânet-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_257.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tanzîm-i meblağ berâ-yı Emânet-i Surre",
          "text": "Beher sâl Surre Emâneti birer şahs-ı zî-mâla tefvîz ü ihâle olunmak de’b-i dîrîn-i Devlet-i ebedd-ittisâl ve vakt-i tevcîh hulûlünde mezânn-ı emvâl ve vüs'at-i ahvâl ile müştehir olan ricâl pâ-beste-i endîşe vü hayâl olup, o makūle direm-perestân-ı zemân hubb-ı dünyâ ile ıskāt-ı farîzadan ibâ ve baʻzan nakd-i gîrân-ı ‘asra mesârifât-ı muayyenenin nısfı mikdârını fedâ ile ahad-ı erkân-ı İslâmiyye'ye hedm ü ifnâ edüp, 'Ömer bin el-Hattab radıyallâhu Teʻâlâ ‘anhü hazretlerinin \"Le-kad hememtü en-ektübe fi'l-emsâri bi-darbi'l-cizyeti ‘alâ men-lem yehiccü mimmen yestetîʻu ileyhi\nsebilen\" kelâm-ı mu‘teberinden gaflet ile bu bâbda müstelzim-i nâr olan dînârı imsâk \"Ve hayrü'l-mâli'l-lezî yunfeku fi-sebîbilillahi\" me’âlini ‘adem-i fehm ü idrâk ile girîbân-ı feryâdı çâk-çâk ederler idi. Hacc-ı Beytüllahi'l-harâm ve ziyâret-i Ravza-i hayrü'l-enâm efdâl-i aʻmâl-i benî Âdem ve bâ-husûs ihsân-ı Pâdişâhî olan surreleri mahallerine teslîm ile edâ-yı hıdmet-i Velî-ni‘met revâtib-hârân-ı devlete vacib ü ehemm [156a] iken, hıdmet-i mezkûre ile mükellef olan zevâtdan sudûr eden 'acz ü tüvânı muharrik-i ‘arak-ı gayret-i Cihân-bânî olup, bu fesâdın indifâ‘ı mir'ât-i tecelliyât-ı Sübhâniyye olan zamîr-i münîrlerinde cilve-ger ve Surre Emâneti'ne kifâyet mikdârı şey ta'yîni ile menâsıb-ı kesîretü'l-cedvâ ki beyne'n-nâs matlûb ve mu‘teber olmak irâdesi mukarrer olup, Surre emînlerine gayri ez-muʻayyen-i kadîm elli bin guruş nakid hükmünde olan mâldan i‘tâ vü teslîm olunmak üzere emr ü fermân ve kâr-fermâyân-ı zemân fi'l-hâl tenfîz-i emr-i Sâhib-kırân-ı devrân edüp, ol mikdâr meblağı baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile tedârük ü tertîb ve bu sâl-i meyâmin-iştimâlden sonra, Surre Emîni nasb olunan zevât içün işbu ni‘met-i cezîle takrîb ve ilâ-mâ-şâʼallah zikr olunan eser-i hayr-ı hazret-i Şehriyârî cârî ve mukaddemâ enfüs-i nâsda hüdûs eden halecân u iztirâb bi'l-külliyye mütevârî olduğundan başka, fî-mâ-ba'd Emânet-i Surre'ye bây ü gedâ tâlib ve izâfe-i cüz'iyye ile nâyil-i eşref-i merâtib olacağları zâhir ve bu hayrât-ı hisâna Şehriyârân-ı âfâkdan biri nâyil olmayup, \"Kem tereke'l-evveli'l-ahiri\" mefhûmu ezhân-ı uli'l-iʻtibâra mütebâdir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kānûn-nâme'de tasrîh olunduğu üzere Tophâne Ocağı'na bâʻis-i tezâyüd-i şân olmak kasdıyla bir tûğ verilmek tasmîm olunmuşidi. Şehr-i mezkûrun on yedinci günü Nâzır-ı mûmâ ileyh ve Topçu-bâşı ve Kâtibi ve kethudâları Bâb-ı ‘alî'ye ihzâr olunup, tûğ-ı zafer-fürûğu Sadrıaʻzam hazretleri kāyim olduğu hâlde baʻde't-telsîm Topçu-başı'ya teslîm ve ocağlarının [156b] kānûn-nâmesini Re'îsülküttâb Efendi\nTopçular Kâtibi'ne verüp, tûğ-ı mezkûru Ocak Kethudâsı ve kânûn-nâmeyi Topçular Kâtibi dest-ârâ-yı taʻzîm eylediler. Bu hâl ile Bağçe Kapusu'na gelüp, Nâzır Efendi yedi çifte ve Topçu-başı beş çifteye süvâr ve Tophâne İskelesi'ne güzâr ve mukaddemâ saff-beste-i intizar olan Ocağlu icrâ-yı resm-i istikbâl ve rekz-i tûğ-ı Tûbâ-misâl hılâlinde zebh-i karâbîn ve kānûn-nâme ʻalâ-mele'i'n-nâs kıraʼât olunup, sadâ-yı duʻâ-yı bekā-yı Şehinşâhî mevsûl-ı eflak-ı heştümîn kılındı.",
          "caption": "Vaz‘-ı kānûn-ı cedîd be-dûdmân-ı Topçuyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_258.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Vaz‘-ı kānûn-ı cedîd be-dûdmân-ı Topçuyân",
          "text": "Kānûn-nâme'de tasrîh olunduğu üzere Tophâne Ocağı'na bâʻis-i tezâyüd-i şân olmak kasdıyla bir tûğ verilmek tasmîm olunmuşidi. Şehr-i mezkûrun on yedinci günü Nâzır-ı mûmâ ileyh ve Topçu-bâşı ve Kâtibi ve kethudâları Bâb-ı ‘alî'ye ihzâr olunup, tûğ-ı zafer-fürûğu Sadrıaʻzam hazretleri kāyim olduğu hâlde baʻde't-telsîm Topçu-başı'ya teslîm ve ocağlarının [156b] kānûn-nâmesini Re'îsülküttâb Efendi\nTopçular Kâtibi'ne verüp, tûğ-ı mezkûru Ocak Kethudâsı ve kânûn-nâmeyi Topçular Kâtibi dest-ârâ-yı taʻzîm eylediler. Bu hâl ile Bağçe Kapusu'na gelüp, Nâzır Efendi yedi çifte ve Topçu-başı beş çifteye süvâr ve Tophâne İskelesi'ne güzâr ve mukaddemâ saff-beste-i intizar olan Ocağlu icrâ-yı resm-i istikbâl ve rekz-i tûğ-ı Tûbâ-misâl hılâlinde zebh-i karâbîn ve kānûn-nâme ʻalâ-mele'i'n-nâs kıraʼât olunup, sadâ-yı duʻâ-yı bekā-yı Şehinşâhî mevsûl-ı eflak-ı heştümîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kirmân Vâlîsi Vezîr Arnabud ʻAbdullah Paşa'nın yoklama hususunda tamaʻa mebnî baʻzı harekâtı ve zulm ü cevre dâyir havâdisâtı münteşir ve bu vesîle ile hakkında isr-i gazab zâhir olmuşidi. Müşârun ileyhin Yergöğü Muharebesi'nde behâdırlığı maʻlûm olup, hıdmet-i sâbıkasına hürmet ve ʻazl-i mücerred ile inzâr u nasîhat olunup, mansıbı İç-il ile tahvîl ve Kirmân Eyâleti ʻAzm-zâde Vezîr ʻAbdullah Paşa'ya tahmîl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Kirmân ve Livâ-i İçel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_259.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Kirmân ve Livâ-i İçel",
          "text": "Kirmân Vâlîsi Vezîr Arnabud ʻAbdullah Paşa'nın yoklama hususunda tamaʻa mebnî baʻzı harekâtı ve zulm ü cevre dâyir havâdisâtı münteşir ve bu vesîle ile hakkında isr-i gazab zâhir olmuşidi. Müşârun ileyhin Yergöğü Muharebesi'nde behâdırlığı maʻlûm olup, hıdmet-i sâbıkasına hürmet ve ʻazl-i mücerred ile inzâr u nasîhat olunup, mansıbı İç-il ile tahvîl ve Kirmân Eyâleti ʻAzm-zâde Vezîr ʻAbdullah Paşa'ya tahmîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne pîşgâhında inşâ olunan \"Âsâr-ı Nusrat\" nâm kalyon bu esnâda tetmîr ü ihtiyâr olununan sâʻat-ı sa‘dda deryâya indirilmesi tasmîm olunmuşidi. İşbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın yedinci günü Pâdişâh-ı İskender-meniş ve deryâ-dihiş Tersâne-i ʻâmire'ye şeref-bahş-ı kudûm olup, taht-ı sefînesini ârâm-geh-i seyr ü temâşâ ve icrâ-yı lâzıme-i duʻâ ʻakabinde istirhâ-yı ʻavâyık-ı sefîne kılınup, misâl-ı mürğ-ı âzâde sû-yı deryâya bâl-güşâda olup, fazl-ı Bârî ve yümn-i kudûm-ı hazret-i Cihân-dârî ile ber-vech-i suhûlet nüzûl ve izâle-i dağdağa-i havâtır-ı ashâb-ı [157a] ʻukūl edüp, resm-i dîrîn üzere Sadr-ı güzîn ve Şeyhulislâm-ı fezâyil-karîn birer ferve-i semmûr ile manzûr-ı Cihân-dâr-ı hakāyık-bîn olduklarından gayri, ricâl-i Tersâne ʻalâ-ihtilâf-ı merâtibihim hılaʻ-ı ʻatâyâ ile kâm-bîn oldular. Tersâne emînlerine kürk ilbâsı resm-i devlete mugāyir iken, Bekir Paşa-zâde ʻAtâullah Beyefendi Cezayirli vaktinde Tersâne Emîni bulunup, teşrîfen kürk ilbâs olunması zımnında dest-güşâ-yı ilticâ ve bi-vesâyiti'ş-şüfeʻâ telebbüs-i ferve-i imtiyâzıyla kâm-revâ olmuşidi. Bu defʻa Tersâne\nEmîni bulunan ‘Osmân Efendi hakkında dahi imtîyaz-ı sabık tezkîr ve bir ferve-i semmûr ile neşîde-i ikbâli tanzîr olundu. Zikr olunan sefîne fi-l-hakīka gāyet matbû‘ ve dil-pesend ve kûh-ı Demâvend ve Elvend'e mânend olup, âsâr-ı nusrat nâsîye-i heykelinde bedîdâr ve tebâşîr-i feth ü zafer safahât şeklinde âşikârdır. Nazm: \n\n Çe mergest ki der-bahr mî-koned cevelân, \n ‘Anân be-bâd-1 hevâ-dâde hem-çô âb-ı revân, \n Ez-maʻdenî ve nîyâ nîst asl-ı terkîbeş, \n Velî be-cünbüş-i zâtî müşâbih-i hayvân, \n Siper ber-âb-ı fikende hemî rûd çûn bâd, \n Güşâde bâl çû tîr-i hamîde-kad çû kemân. \n\n yevm-i mezkûrda Hıdîv-i İskender-temkîn ve Mîrâhûr Köşkünü kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla numûne-nemâ-yı bihişt-berîn buyurup, Françe Begzâdesinin İsmaʻîl Kalʻası resminden fenn-i hendese üzere müceddeden tertîb eylediği tâbya hazır olduğundan, manzûr-ı çeşm-i istihsân olduğu hînde ‘asker-i mu‘allem âzmâyiş-i cenge berzede-dâmân ve sanâyi‘-i harbiyyeyi tertîb-i cedîd üzere icrâ edüp, muharrik-i ‘arak ihsân olmalarıyla cümlesi zülâl-i cûd-1 Pâdişâhî ile reyyân ve Begzâde-i mesfûra kākım kürk ilbâs olunduğundan fazla, [157b] vâfir rubʻiyye ile mutayyeb ü memnûn ve İsmâ‘îl Binâ Emîni Nu‘mân Bey dahi mahall-i merkūmda mevcûd olup, ol dahi semmûr kürk ile mültefet-i Şehriyâr-ı ru‘b-meskûn oldu.",
          "caption": "Zikr-i tenzîl-i sefîne be-deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_260.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tenzîl-i sefîne be-deryâ",
          "text": "Tersâne pîşgâhında inşâ olunan \"Âsâr-ı Nusrat\" nâm kalyon bu esnâda tetmîr ü ihtiyâr olununan sâʻat-ı sa‘dda deryâya indirilmesi tasmîm olunmuşidi. İşbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın yedinci günü Pâdişâh-ı İskender-meniş ve deryâ-dihiş Tersâne-i ʻâmire'ye şeref-bahş-ı kudûm olup, taht-ı sefînesini ârâm-geh-i seyr ü temâşâ ve icrâ-yı lâzıme-i duʻâ ʻakabinde istirhâ-yı ʻavâyık-ı sefîne kılınup, misâl-ı mürğ-ı âzâde sû-yı deryâya bâl-güşâda olup, fazl-ı Bârî ve yümn-i kudûm-ı hazret-i Cihân-dârî ile ber-vech-i suhûlet nüzûl ve izâle-i dağdağa-i havâtır-ı ashâb-ı [157a] ʻukūl edüp, resm-i dîrîn üzere Sadr-ı güzîn ve Şeyhulislâm-ı fezâyil-karîn birer ferve-i semmûr ile manzûr-ı Cihân-dâr-ı hakāyık-bîn olduklarından gayri, ricâl-i Tersâne ʻalâ-ihtilâf-ı merâtibihim hılaʻ-ı ʻatâyâ ile kâm-bîn oldular. Tersâne emînlerine kürk ilbâsı resm-i devlete mugāyir iken, Bekir Paşa-zâde ʻAtâullah Beyefendi Cezayirli vaktinde Tersâne Emîni bulunup, teşrîfen kürk ilbâs olunması zımnında dest-güşâ-yı ilticâ ve bi-vesâyiti'ş-şüfeʻâ telebbüs-i ferve-i imtiyâzıyla kâm-revâ olmuşidi. Bu defʻa Tersâne\nEmîni bulunan ‘Osmân Efendi hakkında dahi imtîyaz-ı sabık tezkîr ve bir ferve-i semmûr ile neşîde-i ikbâli tanzîr olundu. Zikr olunan sefîne fi-l-hakīka gāyet matbû‘ ve dil-pesend ve kûh-ı Demâvend ve Elvend'e mânend olup, âsâr-ı nusrat nâsîye-i heykelinde bedîdâr ve tebâşîr-i feth ü zafer safahât şeklinde âşikârdır. Nazm: \n\n Çe mergest ki der-bahr mî-koned cevelân, \n ‘Anân be-bâd-1 hevâ-dâde hem-çô âb-ı revân, \n Ez-maʻdenî ve nîyâ nîst asl-ı terkîbeş, \n Velî be-cünbüş-i zâtî müşâbih-i hayvân, \n Siper ber-âb-ı fikende hemî rûd çûn bâd, \n Güşâde bâl çû tîr-i hamîde-kad çû kemân. \n\n yevm-i mezkûrda Hıdîv-i İskender-temkîn ve Mîrâhûr Köşkünü kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla numûne-nemâ-yı bihişt-berîn buyurup, Françe Begzâdesinin İsmaʻîl Kalʻası resminden fenn-i hendese üzere müceddeden tertîb eylediği tâbya hazır olduğundan, manzûr-ı çeşm-i istihsân olduğu hînde ‘asker-i mu‘allem âzmâyiş-i cenge berzede-dâmân ve sanâyi‘-i harbiyyeyi tertîb-i cedîd üzere icrâ edüp, muharrik-i ‘arak ihsân olmalarıyla cümlesi zülâl-i cûd-1 Pâdişâhî ile reyyân ve Begzâde-i mesfûra kākım kürk ilbâs olunduğundan fazla, [157b] vâfir rubʻiyye ile mutayyeb ü memnûn ve İsmâ‘îl Binâ Emîni Nu‘mân Bey dahi mahall-i merkūmda mevcûd olup, ol dahi semmûr kürk ile mültefet-i Şehriyâr-ı ru‘b-meskûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kānûn-ı cedîde merbût olan ocağlardan Topçu ve Arabacı ocağlarına müceddeden kışlalar binâsı matlûb-ı hazret-i Cihân-dârî olup, Tophâne etrafında vâki büyût u mesâkin bi't-terâzî ashâbından iştirâ olunup, gerek topçular ve gerek\nlüzûm-ı ittihâd-ı mekân ile arabacılara kışlalar binâsına mübâderet ve vaz‘-1 esâs olunup, bir müstakīm kimsenin me’mûriyyeti dahi muktezâ olduğuna binâ’en, işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın sekizinci günü hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Yenişehirli Mustafa Efendi Binâ Emîni nasb u taʻyîn olundu.",
          "caption": "Zikr-i binâ-yı Odahâ-yı Topçuyân ve Arabacıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_261.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binâ-yı Odahâ-yı Topçuyân ve Arabacıyân",
          "text": "Kānûn-ı cedîde merbût olan ocağlardan Topçu ve Arabacı ocağlarına müceddeden kışlalar binâsı matlûb-ı hazret-i Cihân-dârî olup, Tophâne etrafında vâki büyût u mesâkin bi't-terâzî ashâbından iştirâ olunup, gerek topçular ve gerek\nlüzûm-ı ittihâd-ı mekân ile arabacılara kışlalar binâsına mübâderet ve vaz‘-1 esâs olunup, bir müstakīm kimsenin me’mûriyyeti dahi muktezâ olduğuna binâ’en, işbu Şaʻbânü'l-muʻazzam'ın sekizinci günü hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Yenişehirli Mustafa Efendi Binâ Emîni nasb u taʻyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlet-i Trabzon ehâlîsi ‘an-asl huşûnet-tıbâ‘ erbâbından olup, zabt u rabtları kavîyyü'l-iktidâr vüzerâya muhtâc olduğuna binâ'en, Haleb Vâlîsi Kelleci ‘Osmân Paşa Yeniçeri Ağalığı'ndan neş'et edüp, Trabzon ehâlîsi dahi Yeniçerilik iddiʻâsıyla şöhret vermeleriyle, miyânede cihet-i câmi‘a bulunduğundan fazla, Sivas Eyâleti ber-vech-i ilhâk tarafına tevcîh olunduğu hâlde kesb-i kuvvet-i zâyide etmek melhûz olduğundan, işbu Şa‘bân-ı şerîfin on birinci günü Trabzon'da ikāmet şartıyla eyâleteyn-i mezkûreteyn ile müşârun ileyh mükerrem ve Haleb Eyâleti'yle Vezîr Feyzî Süleymân Paşa hurrem oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Haleb ve Sivas ve Trabzon",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_262.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Haleb ve Sivas ve Trabzon",
          "text": "Eyâlet-i Trabzon ehâlîsi ‘an-asl huşûnet-tıbâ‘ erbâbından olup, zabt u rabtları kavîyyü'l-iktidâr vüzerâya muhtâc olduğuna binâ'en, Haleb Vâlîsi Kelleci ‘Osmân Paşa Yeniçeri Ağalığı'ndan neş'et edüp, Trabzon ehâlîsi dahi Yeniçerilik iddiʻâsıyla şöhret vermeleriyle, miyânede cihet-i câmi‘a bulunduğundan fazla, Sivas Eyâleti ber-vech-i ilhâk tarafına tevcîh olunduğu hâlde kesb-i kuvvet-i zâyide etmek melhûz olduğundan, işbu Şa‘bân-ı şerîfin on birinci günü Trabzon'da ikāmet şartıyla eyâleteyn-i mezkûreteyn ile müşârun ileyh mükerrem ve Haleb Eyâleti'yle Vezîr Feyzî Süleymân Paşa hurrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethudâ-yı Sadr-ı ‘alî olan İbrâhîm Efendi'nin egerçi ‘akl u zekâsı müsellem ve sadâkat ü istikāmeti gayr-i mübhem olup, ancak bu esnâda mübtelâ olduğu sû-i mizâc muhtâc-ı müdâvât u ‘ilâc olup, bir müddet [158a] visâde-i istirâhate tevessüd ve tedbîr-i vücûd ile tekayyüd eylemesi irâde buyurulup, işbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın yigirmi üçüncü günü Efendi-yi mûmâ ileyh hıdmet-i mezkûreden munfasıl ve tedbîr-i vücûd ile müştagil oldu.\n\nDefter Emîni el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi'nin salâh u takvâ ile beyne'n- nâs iştihârı ve gavâmız-ı ahvâl-i düvele ıttılâ‘ u ihtibârı ve bâ-husûs me’mûr olduğu hıdemâtda icrâ-yı lâzıme-i sadâkat-kârî eylediği refte refte mevsûl-ı sâmi‘a-i hazret-i Tâcdârî olup, hakkında temennî-dâşt-ı ‘âlem olan hüsn-i teveccüh-i Şâhâne cilve-ger-\ni mücellâ-yı bürûz olup, yevm-i mezkûrda mükerreren Kethudâlık mesnedine pâ-nihâde-i ikbâl ve huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da telebbüs-i ferve-i semmûr ile nâyil-i akse'l-gāye-i âmâl oldu. Mahlûl olan Defter Emâneti ile Cizye Muhâsebecisi olan Dürrî Efendi tatrîb ve Cizye Muhâsebesi'yle Râtib Bekir Efendi tatyîb olundu.",
          "caption": "Kethudâ-yı hazret-i Sadrıaʻzamî-şüden-i Mîr Mehmed Hakkı ve vukū‘-ı tevcîhât-ı cü'ziyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_263.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Kethudâ-yı hazret-i Sadrıaʻzamî-şüden-i Mîr Mehmed Hakkı ve vukū‘-ı tevcîhât-ı cü'ziyye",
          "text": "Kethudâ-yı Sadr-ı ‘alî olan İbrâhîm Efendi'nin egerçi ‘akl u zekâsı müsellem ve sadâkat ü istikāmeti gayr-i mübhem olup, ancak bu esnâda mübtelâ olduğu sû-i mizâc muhtâc-ı müdâvât u ‘ilâc olup, bir müddet [158a] visâde-i istirâhate tevessüd ve tedbîr-i vücûd ile tekayyüd eylemesi irâde buyurulup, işbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın yigirmi üçüncü günü Efendi-yi mûmâ ileyh hıdmet-i mezkûreden munfasıl ve tedbîr-i vücûd ile müştagil oldu.\n\nDefter Emîni el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi'nin salâh u takvâ ile beyne'n- nâs iştihârı ve gavâmız-ı ahvâl-i düvele ıttılâ‘ u ihtibârı ve bâ-husûs me’mûr olduğu hıdemâtda icrâ-yı lâzıme-i sadâkat-kârî eylediği refte refte mevsûl-ı sâmi‘a-i hazret-i Tâcdârî olup, hakkında temennî-dâşt-ı ‘âlem olan hüsn-i teveccüh-i Şâhâne cilve-ger-\ni mücellâ-yı bürûz olup, yevm-i mezkûrda mükerreren Kethudâlık mesnedine pâ-nihâde-i ikbâl ve huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da telebbüs-i ferve-i semmûr ile nâyil-i akse'l-gāye-i âmâl oldu. Mahlûl olan Defter Emâneti ile Cizye Muhâsebecisi olan Dürrî Efendi tatrîb ve Cizye Muhâsebesi'yle Râtib Bekir Efendi tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûr hılâlinde tavâyif-i ‘askeriyyenin kısteyn mevâcibi ihrâc olunup, Kubbealtı'nda kabzına me'mûr olanlara teslîm ve Arslan-hâne kurbünde vâki' dükkânda mukīm ve kefere devletlerinden birinin zîr-livâ-i menkûsunda mahmî olarak zu‘munca muʻâf geçinen bir kebr-i zenîm fevâhiş-i nisvândan birinin hânesinde basılup, ikisi birden Barmak Kapu'da salb u ber-dâr ve lâzıme-i siyâset ile gayret-i İslâmiyye izhâr olundu. Humbaracı ve Lağımcı ocağlarına müteʻayyinân-ı Devlet-i ‘aliyye'den birer ağa nasb ve mikdâr-ı vâfî meʻâş ile ‘ârıza-i zarûretleri selb olunmak ocağlarına hürmet ve bekā-yı nizâmlarına ‘illet olacağı zâhir olmağla Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından sabıkā Silahdâr Ağası Kethudâ [158b] Ahmed Ağa senevî on beş kîse meʻâş ile Humbaracı Ocağı'na ve Dergâh-ı ‘âlî gediklülerinden Mehmed Emîn Ağa senevî on kîse meʻâş ile Lağımcı Ocağı'na Ağa nasb olunup, şehr-i mezkûrun yigirmi üçüncü günü ilbâs-ı hil'at ile taltîf ve kānûn-nâme mûcebince idare-i umûr etmeleri tenbîhâtıyla sâmi‘a-i izʻânları teşnîf olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve vukūʻât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_264.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve vukūʻât-ı sâyire",
          "text": "Şehr-i mezkûr hılâlinde tavâyif-i ‘askeriyyenin kısteyn mevâcibi ihrâc olunup, Kubbealtı'nda kabzına me'mûr olanlara teslîm ve Arslan-hâne kurbünde vâki' dükkânda mukīm ve kefere devletlerinden birinin zîr-livâ-i menkûsunda mahmî olarak zu‘munca muʻâf geçinen bir kebr-i zenîm fevâhiş-i nisvândan birinin hânesinde basılup, ikisi birden Barmak Kapu'da salb u ber-dâr ve lâzıme-i siyâset ile gayret-i İslâmiyye izhâr olundu. Humbaracı ve Lağımcı ocağlarına müteʻayyinân-ı Devlet-i ‘aliyye'den birer ağa nasb ve mikdâr-ı vâfî meʻâş ile ‘ârıza-i zarûretleri selb olunmak ocağlarına hürmet ve bekā-yı nizâmlarına ‘illet olacağı zâhir olmağla Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından sabıkā Silahdâr Ağası Kethudâ [158b] Ahmed Ağa senevî on beş kîse meʻâş ile Humbaracı Ocağı'na ve Dergâh-ı ‘âlî gediklülerinden Mehmed Emîn Ağa senevî on kîse meʻâş ile Lağımcı Ocağı'na Ağa nasb olunup, şehr-i mezkûrun yigirmi üçüncü günü ilbâs-ı hil'at ile taltîf ve kānûn-nâme mûcebince idare-i umûr etmeleri tenbîhâtıyla sâmi‘a-i izʻânları teşnîf olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahrûse-i Konya'da gunûde-i pister-i zarîh ve dâr-ı ‘ukbâda müşâhede-i en'um-i Rabbaniye ile mütenaʻim ü müsterîh olup, \"el-Mü'minûne lâ-yemûtûne bel yunkalûne min-dâri'lfenâ'i ilâ dâri'lbekā 'i\" mefhûmuna mazhar ve işâret-i \"E-lâ inne-evliyâʼellâhi lâ-havfun ‘aleyhim velâhüm yehzenûn\" ile mübeşşir olan bahr-ı zehhâr-ı ‘ulûm, yaʻnî Monlâ-yı Rûm hazretlerinin kisve-i sandûka-i şerîfeleri köhne vü bâlî\nve hamâ'-i himâyetlerinde mustazıll olan ‘azîzân u yârânın kezâlik setâyir-i merâkıd-ı şerîfeleri halik u fersûde olduğu baʻzı ecille-i nâs vâsıtalarıyla maʻrûz-ı Dergâh-ı ‘âlî kılınmışidi. Çünki ol Gavs-ı zemân ve Kutb-ı devrânın ‘an-asl habb-i hubb u velâları kişt-zâr-ı ihlâs olan sâha-i zamîr-i Şehriyârî'de hûşe-gîr-i istikrâr ve bu vesîle-i cemîle ile şâmilü'l-aktâr olan rûhâniyyet-i bākiyetü'l-âsârlarından hisse-mend-i niʻmet-i bürûmendi olmak arzusu semîr-i hâtır-ı lâmi‘ü'l-envârları olmuşidi. Fi'l-hâl zikr olunan merâkıd-ı müteberrekenin pûşîdeleri tecdîd ve ‘atîkleri Hazîne-i hümâyûn'da hifz u tahlîd olunmak üzere emr-i hümâyûnları şeref-rîz-i sudûr ve bu hıdmet-i pür-meymenete hâlâ Şehremîni bulunan es-Seyyid Mehmed Efendi me'mûr olup, atlas üzerine zerrîn-târ ile âyât ü esmâ nesc ü nakş olunmuş bir pûşîde-i [159a] girân-behâ ve ser-feyz-i eserlerin tagtiye içün bir kıt'a kisve-i bî-hemtâ ve Asitâne-i saʻâdet-âşîyânelerine âvîze olunmak üzere cevânibi Leh-kârî şerîd ile muhât atlas-ı dü-rengden ihtiyât olunmuş bir kıtʻa perde-i bâb destyârî-yi erbâb-ı sanʻat ve meded-kârî-yi ashâb-ı tabîʻat ile fî-akrebi'l-vakt husûl-yâb olduğundan gayri, cevânib-i hatîre-i bihişt misâllerinde müttekî ve sâyid-i mağfiret olan ‘azîzân-ı tarîkatin merkadlerine iksâ olunmak içün elvân atlasdan on bir kıtʻa setâyir i'mâl ü ikmâl ve Serây-1 'atîk teberdârlarından biriyle Konya'ya irsâl olunup, mesârifi on bin guruşa bâliğ olduğu sikât-ı sahîhatü'l-kelimâtdan mesmûʻ ve meblağ-ı mezkûr Hudâvendigâr-ı esbak ve müstağrak-ı deryâ-yı rahmet-i Hakk olan Sultân Mustafâ merhûmun fazla-i vakf-1 şerîfinden masrûf u medfû olup, Pâdişâh-ı mağfûr'a bu ganîmet-i hâssadan hisse-i gāyib ifrâz ve ruhâniyyet-i hazret-i Mevlânâ'dan münbaʻis-i imdâd feyz-i maʻnevî ile rûh-ı mutahharları iʻzâz olundu. Pâdişâh-1 sâff-itikād ve Hıdîv-i 'âlî-nejad hazretlerinin kasd-1 hürmet ile zarâyih-i evliyâya sarf eylediği himmetin karîben müşâhede-i âsâr u berekâtıyla mu‘dilât-ı umûr-ı devletleri meysûr ve herze-gerd-i vâdî-yi fiten ü şûr olan bed-hâhları pây-mâl-i senâbikü'l-hayl-i kahremanîleri olmak ehass-1 me'mûl-ı erbâb-ı kulûb u şu'ûrdur.",
          "caption": "Tecdîd-i pûşîde-i Hazret-i Mevlânâ ve iksâ-yı merâkıd-ı yârân-ı ô",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_265.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tecdîd-i pûşîde-i Hazret-i Mevlânâ ve iksâ-yı merâkıd-ı yârân-ı ô",
          "text": "Mahrûse-i Konya'da gunûde-i pister-i zarîh ve dâr-ı ‘ukbâda müşâhede-i en'um-i Rabbaniye ile mütenaʻim ü müsterîh olup, \"el-Mü'minûne lâ-yemûtûne bel yunkalûne min-dâri'lfenâ'i ilâ dâri'lbekā 'i\" mefhûmuna mazhar ve işâret-i \"E-lâ inne-evliyâʼellâhi lâ-havfun ‘aleyhim velâhüm yehzenûn\" ile mübeşşir olan bahr-ı zehhâr-ı ‘ulûm, yaʻnî Monlâ-yı Rûm hazretlerinin kisve-i sandûka-i şerîfeleri köhne vü bâlî\nve hamâ'-i himâyetlerinde mustazıll olan ‘azîzân u yârânın kezâlik setâyir-i merâkıd-ı şerîfeleri halik u fersûde olduğu baʻzı ecille-i nâs vâsıtalarıyla maʻrûz-ı Dergâh-ı ‘âlî kılınmışidi. Çünki ol Gavs-ı zemân ve Kutb-ı devrânın ‘an-asl habb-i hubb u velâları kişt-zâr-ı ihlâs olan sâha-i zamîr-i Şehriyârî'de hûşe-gîr-i istikrâr ve bu vesîle-i cemîle ile şâmilü'l-aktâr olan rûhâniyyet-i bākiyetü'l-âsârlarından hisse-mend-i niʻmet-i bürûmendi olmak arzusu semîr-i hâtır-ı lâmi‘ü'l-envârları olmuşidi. Fi'l-hâl zikr olunan merâkıd-ı müteberrekenin pûşîdeleri tecdîd ve ‘atîkleri Hazîne-i hümâyûn'da hifz u tahlîd olunmak üzere emr-i hümâyûnları şeref-rîz-i sudûr ve bu hıdmet-i pür-meymenete hâlâ Şehremîni bulunan es-Seyyid Mehmed Efendi me'mûr olup, atlas üzerine zerrîn-târ ile âyât ü esmâ nesc ü nakş olunmuş bir pûşîde-i [159a] girân-behâ ve ser-feyz-i eserlerin tagtiye içün bir kıt'a kisve-i bî-hemtâ ve Asitâne-i saʻâdet-âşîyânelerine âvîze olunmak üzere cevânibi Leh-kârî şerîd ile muhât atlas-ı dü-rengden ihtiyât olunmuş bir kıtʻa perde-i bâb destyârî-yi erbâb-ı sanʻat ve meded-kârî-yi ashâb-ı tabîʻat ile fî-akrebi'l-vakt husûl-yâb olduğundan gayri, cevânib-i hatîre-i bihişt misâllerinde müttekî ve sâyid-i mağfiret olan ‘azîzân-ı tarîkatin merkadlerine iksâ olunmak içün elvân atlasdan on bir kıtʻa setâyir i'mâl ü ikmâl ve Serây-1 'atîk teberdârlarından biriyle Konya'ya irsâl olunup, mesârifi on bin guruşa bâliğ olduğu sikât-ı sahîhatü'l-kelimâtdan mesmûʻ ve meblağ-ı mezkûr Hudâvendigâr-ı esbak ve müstağrak-ı deryâ-yı rahmet-i Hakk olan Sultân Mustafâ merhûmun fazla-i vakf-1 şerîfinden masrûf u medfû olup, Pâdişâh-ı mağfûr'a bu ganîmet-i hâssadan hisse-i gāyib ifrâz ve ruhâniyyet-i hazret-i Mevlânâ'dan münbaʻis-i imdâd feyz-i maʻnevî ile rûh-ı mutahharları iʻzâz olundu. Pâdişâh-1 sâff-itikād ve Hıdîv-i 'âlî-nejad hazretlerinin kasd-1 hürmet ile zarâyih-i evliyâya sarf eylediği himmetin karîben müşâhede-i âsâr u berekâtıyla mu‘dilât-ı umûr-ı devletleri meysûr ve herze-gerd-i vâdî-yi fiten ü şûr olan bed-hâhları pây-mâl-i senâbikü'l-hayl-i kahremanîleri olmak ehass-1 me'mûl-ı erbâb-ı kulûb u şu'ûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki buçuk seneye karîb orduda ve Asitâne'de bi'l-fi‘1 Defterdar olan Mehmed Şerîf Efendi mecbûl olduğu sadâkat ü istikāmet üzere umûr-ı Defterî'yi idâre vü rü'yet\nve Beytü'l-mâl'ı her vechile himâye vü sıyânet ve ‘an-asl Kîse-dâr ve [159b] Mektûbçu olmak takrîbi ile dekāyik-i umûr-ı mâliyye'ye kemâ-yenbagī riʻâyet ve cümle ile rabt-ı peyvend-i ünsiyyet eylediğinden fazla, defterdârlara mahsûs olan îrâd-ı muʻayyeni bi'l-külliyye ûmûr-ı zarûriyyesine sarf u hasr etmeyüp, ednâ-yı münasebet iddiʻâ edenleri hisse-mend ve bu vesîle ile evzâ‘ vü etvârı ‘âlem-pesend olmuşidi. Ancak temâdî-yi eyyâm u zemân ve isâbet-i ‘ayne'l-kemâl ihvân-ı mûmâ ileyhin erkân-ı kasr-ı mansıbına tezelzül resân olup, birkaç gün mukaddem Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı'ndan munfasıl ve tedbîr-i vücûd-ı za‘f-âlûd ile müştagill olan el-Hâc İbrâhîm Efendi câh-ı Defterî'yle tashîh-i mizâc ve huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da telebbüs-i hilʻat ile kesb-i ibtihâc eyledi.",
          "caption": "Defterdâr-şüden-i Kethudâ-yı sâbık el-Hâc İbrâhîm Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_266.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Defterdâr-şüden-i Kethudâ-yı sâbık el-Hâc İbrâhîm Efendi",
          "text": "İki buçuk seneye karîb orduda ve Asitâne'de bi'l-fi‘1 Defterdar olan Mehmed Şerîf Efendi mecbûl olduğu sadâkat ü istikāmet üzere umûr-ı Defterî'yi idâre vü rü'yet\nve Beytü'l-mâl'ı her vechile himâye vü sıyânet ve ‘an-asl Kîse-dâr ve [159b] Mektûbçu olmak takrîbi ile dekāyik-i umûr-ı mâliyye'ye kemâ-yenbagī riʻâyet ve cümle ile rabt-ı peyvend-i ünsiyyet eylediğinden fazla, defterdârlara mahsûs olan îrâd-ı muʻayyeni bi'l-külliyye ûmûr-ı zarûriyyesine sarf u hasr etmeyüp, ednâ-yı münasebet iddiʻâ edenleri hisse-mend ve bu vesîle ile evzâ‘ vü etvârı ‘âlem-pesend olmuşidi. Ancak temâdî-yi eyyâm u zemân ve isâbet-i ‘ayne'l-kemâl ihvân-ı mûmâ ileyhin erkân-ı kasr-ı mansıbına tezelzül resân olup, birkaç gün mukaddem Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı'ndan munfasıl ve tedbîr-i vücûd-ı za‘f-âlûd ile müştagill olan el-Hâc İbrâhîm Efendi câh-ı Defterî'yle tashîh-i mizâc ve huzûr-ı Sadrı's-sudûr'da telebbüs-i hilʻat ile kesb-i ibtihâc eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı sıyâm resîde-i hayyiz-i encâm olup, ‘âdet-i dîrîn üzere bi'l-cümle erkân-ı Devlet ve esâtîn-i Saltanat, Serây-ı hümâyûn'da ictimâʻ edüp, ‘alâ-ihtilâfi tabakātihim takbîl-i âstîn-i Halîfe-i rû-yi zemîn ile şeref-mend ü kâm-bîn oldular.",
          "caption": "Tebrîk-i 'îd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_267.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i 'îd",
          "text": "Mâh-ı sıyâm resîde-i hayyiz-i encâm olup, ‘âdet-i dîrîn üzere bi'l-cümle erkân-ı Devlet ve esâtîn-i Saltanat, Serây-ı hümâyûn'da ictimâʻ edüp, ‘alâ-ihtilâfi tabakātihim takbîl-i âstîn-i Halîfe-i rû-yi zemîn ile şeref-mend ü kâm-bîn oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem bidâyetinde kānûn-kadîm-i Devlet-i ebedd-müddet üzere tevcîhât vukūʻ bulup, hademe-i Bâb-ı ‘âlî ibkā olunup, fakat Teşrîfâtcılık sâbıkı Mehmed Na'îm Efendi'ye sezâ-vâr görülüp, Şıkk-ı Evvel ve Îrâd-ı Cedîd defterdârları ve Şıkk-ı Sâlis makāmlarında takrîr ve Nişancılık ve Defter Emâneti ve Rûznâme ve Muhasebe-i Evvel menâsıbı ile leff ü neşr-i müretteb kāʻîdesi üzere Doğramacı-zâde 'Abdullah Efendi ve Dürrî Efendi ve Seyyid Mehmed Efendi ve Râtib Efendi tebşîr olunup, emânetlerden fakat Arpa Emâneti hilʻatı Şâh Sultân Kethudâsı İbrâhîm Efendi'ye iksâ ve sâyirler ibkā olunup, Anadolu Muhasebesi fî-gudivvi ve'l-âsâl [160a] vekāyi'-i devlet tahrîriyle iştigāl eden 'Abd-i nâ-kâma lâyık görülüp, Süvârî Mukābeleciliği ile İsmâ‘îl Paşa-zâde Mustafâ Bey ferhân ve Yeniçerî Kâtibi ile Çelebi Mehmed Efendi şâdân olup, Haremeyn Muhasebeciliği ile Sivasî Hasan Efendi mazhar-ı lutf u ihsân ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tefvîz olunup, baʻzı tehî-destân-ı zemân dahi nâyil-i ‘atâyâ-yı Pâdişâh-ı devrân oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_268.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerrem bidâyetinde kānûn-kadîm-i Devlet-i ebedd-müddet üzere tevcîhât vukūʻ bulup, hademe-i Bâb-ı ‘âlî ibkā olunup, fakat Teşrîfâtcılık sâbıkı Mehmed Na'îm Efendi'ye sezâ-vâr görülüp, Şıkk-ı Evvel ve Îrâd-ı Cedîd defterdârları ve Şıkk-ı Sâlis makāmlarında takrîr ve Nişancılık ve Defter Emâneti ve Rûznâme ve Muhasebe-i Evvel menâsıbı ile leff ü neşr-i müretteb kāʻîdesi üzere Doğramacı-zâde 'Abdullah Efendi ve Dürrî Efendi ve Seyyid Mehmed Efendi ve Râtib Efendi tebşîr olunup, emânetlerden fakat Arpa Emâneti hilʻatı Şâh Sultân Kethudâsı İbrâhîm Efendi'ye iksâ ve sâyirler ibkā olunup, Anadolu Muhasebesi fî-gudivvi ve'l-âsâl [160a] vekāyi'-i devlet tahrîriyle iştigāl eden 'Abd-i nâ-kâma lâyık görülüp, Süvârî Mukābeleciliği ile İsmâ‘îl Paşa-zâde Mustafâ Bey ferhân ve Yeniçerî Kâtibi ile Çelebi Mehmed Efendi şâdân olup, Haremeyn Muhasebeciliği ile Sivasî Hasan Efendi mazhar-ı lutf u ihsân ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tefvîz olunup, baʻzı tehî-destân-ı zemân dahi nâyil-i ‘atâyâ-yı Pâdişâh-ı devrân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr elbesehüllâhü sevbe'l-bekā'i ilâ-yevmi'l-karâr hazretlerinin öteden berü mûceb-i kurabât-ı İlâhîyye olan aʻmâl-i sâlihata irâde-i Şâhâneleri maʻtûf ve bâʻis-i selâmet-i neşeʼteyn olan vücûh-ı müberrât u hayrâta niyyet-i sâdıkāneleri masrûf olup, ‘amel niyyete ‘âyid olduğuna binâ’en, leyl ü nehâr bir nev ıstınâ u marûf ile elsine-i nâsda mevsûf ve ân-be-ân bir tarz-ı eser-i hayra masdariyyetiyle ‘avârif-i Samedâniyye'ye mahfûf olduğu emr-i mekșûf olup, bu esnâda dahi mülhem-i gayb-ı remz-âșina-yı vâridât-ı İlâhîyye olan zamîr-i münîr masûn 'ani'r-reyblerine bir lâyiha-i hayriyye ilhâm u ilkâ ile şeh-beyt-i neşîde-i menkıbet-i Mülûkânelerin zîver-i kitâbe-i mukarnas-tâk-ı mele’-i âʻlâ edüp, tafsîli bu ki ‘uzmâ-yı mülük ü selâtîn takbîl ü telsîmi zımnında dâg-ber-dil-i hasret ve kübrâ-yı şâhân ve havâkīn-i hâk-ı ‘ıtır-nâk kavâyim sandukasına ruhsâ-yı istikânet içünarzû-keş-i vuslat olan Hırka-i şerîfe-i Nebeviyye ve kisve-i müteberreke-i Mustafaviyye ‘alâ-lâbisihâ ve târikihâ efdalü't-tahiyye'nin sanduka-i mersûdetü's-sa‘âdeti üzerinde olan pûşîde-i melâyik-bûsîdenin nakş-1 matbûʻu mergūb ve tarz-ı hûş-âyende vü mahbûb üzere tecdîdi ve dâhil ü hâricde bulunan [160b] sürâdikāt-ı meyâmin-ittisâfın ez-ser-nev nesc ü temhîdi lâyih-i hâtır-ı feyz-âșinâ-yı Şâhâneleri olup, derhâl nessâcân-ı dest-gâh-ı mahâret ve ressâmân-ı perniyân-ı hazak u sınâʻat ihzâr ve atlas-ı felekden müsteʻâr bir nev kumaş-ı tâze-ruhsâr ve târpûd-ı şuʻâ‘-bâsıra-i ehl-i yakīn ve zer-târ-ı gîsû-yı hûr-‘în ile hem-nakş-ı şükûfe-zâr-ı behişt-berîn kılınup, yaʻnî bu minvâl üzere bir pûşîde-i cihân-behâ nesc ü isdâ ve zarf-ı bedende mestûr olan cevher-i rûh gibi hifz u ihfâ olunup, dâhil-i suffe-i melâyik-mutâf etrafına lâzım gelan dört kıt'a sera-perde kezâlik târ-ı zerrîn ve resm-i rengîn ile safha-i atlasa i‘mâl ve şekl-i murabba da olan hâric-i sofanın tarafeyni cidâr ile muhât u üstüvâr ve tarafeyni hâlün 'ani'l-cidâr vâkiʻ olduğuna binâ'en, ancak iki cânibine çuka üzerine sırma işleme perdeler âvîze vü isdâl ve sanduka-i şerîfenin sâhe-i meyâmin-mesâhası dahi çuka üzerine i'mâl olunmuş bir kālîçe-i müzerkeş nakş ile ferş olunup, işbu eser-i kerrûbî-\npesendin tamgā-zede-i kârgâh-ı husûl olması zımnında yetmiş bin gurûş sarf u bahş olunduğu vâsıl-ı derece-i derece-i tahkīk ve hakk budur ki, bu mülâbese ile Şehriyâr-ı hidâyet-refîk ihrâz-ı ecr-i 'azîm ile mazhar-ı tevfîk olduklarından gayri, perde-i şerîfeye taʻzîm, ol-masdar-ı hitâb \"İnneke leʻale hulukin ‘azîm\" ve ol dânende-i râz \"İllâ men etâllahe bi-kalbin selîm\" hazretlerinin şân-ı nübüvvet-nişânların tekrîm kabîlinden olmağla, inşâʼallâhü Teʻâlâ bu sıdk-ı niyyet ve hulûs-ı ‘azîmet niçe niçe ûmûr-ı Devlet-i 'aliyyelerin teshîl ü teysîr ve karîbü'l-'ahdde müşâhede-i feyz ü bereketiyle nâyil-i maksad-ı mâfi'z-zamîr olacağları [161a] zâhir ü gayr-i setîrdir.\nEser-i Şeh Selîm-i dil-âgâh târîhi işbu makāle ile iştigāl esnâsında kalemden min-gayr-i naks u kusûr, ser-zede-i zuhûr ve birkaç beyit zammıyla maʻrûz-ı huzûr-ı mekârim mahsûr kılındı.\n\nŞeh Selîm bin Mustafâ Hân kim,\nKesb edüp, sâyesinde halk refâh,\nO Şehinşâh ki, der-i kuhunda eder,\nHep mülûk-ı zemâne vaz‘-1 cibâh,\nRuz-şeb fikri hayra cârîdir,\nEtmez i'râz dehr-i dûne nigâh,\nŞimdi bir hayra oldu mazhar kim,\nOlmadı hiç zemânede bir Şâh,\nHimmetiyle cedîd ü ceyyid olup,\nPûşiş-i hırka-i ceyb-i İlâh,\nDevletinde kemîne vakʻanüvîs,\nBendesi ya'nî Vâsıf-ı bî-câh,\nBî-te'emmül hemân dedi târîh.\nEser-i Şeh Selîm-i dil-âgâh.",
          "caption": "Zikr-i tecdîd-i pûşîde-i şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_269.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tecdîd-i pûşîde-i şerîfe",
          "text": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr elbesehüllâhü sevbe'l-bekā'i ilâ-yevmi'l-karâr hazretlerinin öteden berü mûceb-i kurabât-ı İlâhîyye olan aʻmâl-i sâlihata irâde-i Şâhâneleri maʻtûf ve bâʻis-i selâmet-i neşeʼteyn olan vücûh-ı müberrât u hayrâta niyyet-i sâdıkāneleri masrûf olup, ‘amel niyyete ‘âyid olduğuna binâ’en, leyl ü nehâr bir nev ıstınâ u marûf ile elsine-i nâsda mevsûf ve ân-be-ân bir tarz-ı eser-i hayra masdariyyetiyle ‘avârif-i Samedâniyye'ye mahfûf olduğu emr-i mekșûf olup, bu esnâda dahi mülhem-i gayb-ı remz-âșina-yı vâridât-ı İlâhîyye olan zamîr-i münîr masûn 'ani'r-reyblerine bir lâyiha-i hayriyye ilhâm u ilkâ ile şeh-beyt-i neşîde-i menkıbet-i Mülûkânelerin zîver-i kitâbe-i mukarnas-tâk-ı mele’-i âʻlâ edüp, tafsîli bu ki ‘uzmâ-yı mülük ü selâtîn takbîl ü telsîmi zımnında dâg-ber-dil-i hasret ve kübrâ-yı şâhân ve havâkīn-i hâk-ı ‘ıtır-nâk kavâyim sandukasına ruhsâ-yı istikânet içünarzû-keş-i vuslat olan Hırka-i şerîfe-i Nebeviyye ve kisve-i müteberreke-i Mustafaviyye ‘alâ-lâbisihâ ve târikihâ efdalü't-tahiyye'nin sanduka-i mersûdetü's-sa‘âdeti üzerinde olan pûşîde-i melâyik-bûsîdenin nakş-1 matbûʻu mergūb ve tarz-ı hûş-âyende vü mahbûb üzere tecdîdi ve dâhil ü hâricde bulunan [160b] sürâdikāt-ı meyâmin-ittisâfın ez-ser-nev nesc ü temhîdi lâyih-i hâtır-ı feyz-âșinâ-yı Şâhâneleri olup, derhâl nessâcân-ı dest-gâh-ı mahâret ve ressâmân-ı perniyân-ı hazak u sınâʻat ihzâr ve atlas-ı felekden müsteʻâr bir nev kumaş-ı tâze-ruhsâr ve târpûd-ı şuʻâ‘-bâsıra-i ehl-i yakīn ve zer-târ-ı gîsû-yı hûr-‘în ile hem-nakş-ı şükûfe-zâr-ı behişt-berîn kılınup, yaʻnî bu minvâl üzere bir pûşîde-i cihân-behâ nesc ü isdâ ve zarf-ı bedende mestûr olan cevher-i rûh gibi hifz u ihfâ olunup, dâhil-i suffe-i melâyik-mutâf etrafına lâzım gelan dört kıt'a sera-perde kezâlik târ-ı zerrîn ve resm-i rengîn ile safha-i atlasa i‘mâl ve şekl-i murabba da olan hâric-i sofanın tarafeyni cidâr ile muhât u üstüvâr ve tarafeyni hâlün 'ani'l-cidâr vâkiʻ olduğuna binâ'en, ancak iki cânibine çuka üzerine sırma işleme perdeler âvîze vü isdâl ve sanduka-i şerîfenin sâhe-i meyâmin-mesâhası dahi çuka üzerine i'mâl olunmuş bir kālîçe-i müzerkeş nakş ile ferş olunup, işbu eser-i kerrûbî-\npesendin tamgā-zede-i kârgâh-ı husûl olması zımnında yetmiş bin gurûş sarf u bahş olunduğu vâsıl-ı derece-i derece-i tahkīk ve hakk budur ki, bu mülâbese ile Şehriyâr-ı hidâyet-refîk ihrâz-ı ecr-i 'azîm ile mazhar-ı tevfîk olduklarından gayri, perde-i şerîfeye taʻzîm, ol-masdar-ı hitâb \"İnneke leʻale hulukin ‘azîm\" ve ol dânende-i râz \"İllâ men etâllahe bi-kalbin selîm\" hazretlerinin şân-ı nübüvvet-nişânların tekrîm kabîlinden olmağla, inşâʼallâhü Teʻâlâ bu sıdk-ı niyyet ve hulûs-ı ‘azîmet niçe niçe ûmûr-ı Devlet-i 'aliyyelerin teshîl ü teysîr ve karîbü'l-'ahdde müşâhede-i feyz ü bereketiyle nâyil-i maksad-ı mâfi'z-zamîr olacağları [161a] zâhir ü gayr-i setîrdir.\nEser-i Şeh Selîm-i dil-âgâh târîhi işbu makāle ile iştigāl esnâsında kalemden min-gayr-i naks u kusûr, ser-zede-i zuhûr ve birkaç beyit zammıyla maʻrûz-ı huzûr-ı mekârim mahsûr kılındı.\n\nŞeh Selîm bin Mustafâ Hân kim,\nKesb edüp, sâyesinde halk refâh,\nO Şehinşâh ki, der-i kuhunda eder,\nHep mülûk-ı zemâne vaz‘-1 cibâh,\nRuz-şeb fikri hayra cârîdir,\nEtmez i'râz dehr-i dûne nigâh,\nŞimdi bir hayra oldu mazhar kim,\nOlmadı hiç zemânede bir Şâh,\nHimmetiyle cedîd ü ceyyid olup,\nPûşiş-i hırka-i ceyb-i İlâh,\nDevletinde kemîne vakʻanüvîs,\nBendesi ya'nî Vâsıf-ı bî-câh,\nBî-te'emmül hemân dedi târîh.\nEser-i Şeh Selîm-i dil-âgâh."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muʻteberât-ı kütüb-i muhaddisînde nakş-pezîr-i harîr-i tahrîrdir ki, Kasîde-i Bürde sahibi Kaʻb bin Züheyr ve birâderi Büceyr bin Züheyr bi'l-mürâfaka \"Abrak\" nâm mevziʻa vürûd ve Büceyr münferiden Huzûr-ı Nebevî'ye duhûl ile nâyil-i hidâyet-i maʻbûd olduğunu birâderi Ka‘b istimâʻ eyledikde, Büceyr'i taʻyîb ve birkaç beyit inşâdıyla iltizâm-ı tarîka-i serzeniş ü tesrîb eylediği sâmia-zed-i Sultânü'l-enbiyâ oldukda, verd-i tarî-yi bâğ-ı melâhat olan hadd-i nâzikterînleri tâb-yâfte-i ihmirâr ve der-ân-sâʻat Ka‘b'ın hûnını ihdâr buyurdular. Büceyr ber-muktezâ-yı galeyân-ı dem-i şefekat-ı uhuvvet birâderi Ka‘b'ı vâkıf-ı hâl ü keyfiyyet eyledikde, Ka‘b'ın hâli perîşân ve hemân o ânda câ-yı me'men ‘add eylediği mahalle girîzân olup, bir müddetden sonra Fahr-ı ‘Âlem ve Habîb-i Ekrem hazretleri tîh-i dalâletde güm-kerde-râh-ı reşâd olanlardan her kim tâlib-i sülûk-ı muhaccetü'l-hak-ı İslâm olmağa hâhiş-ker olur ise, sahîfe-i cürmüne [161b] keşîde-i kalem-i ‘afv u igmâz ve eyyâm-ı câhiliyyetde sâdır olan tavr-ı küstâhı ve tabi'âtından i'râz olunur kelâm dürrü'l-insicâmı ile tevsî'-i dâyire-i dâ‘vet buyurduklarını ecille-i ashâb-ı güzîn, nakş-ı sahîfe-i yakîn buyurduklarında tâlib-i hâyr olan Büceyr bin Züheyr fi'l-hâl birâderi Ka‘b'a irsâl-i peyâm ve zuhûr-ı mübeşşirât-ı ‘afvı ifhâm eyledikde, bir müddetden berü felevât-ı hayratda sergerdân u hâyim olan Ka‘b-ı nâ-kâm bu peyâm-ı dil-efrûzdan nükhet-i necât u felâh-ı istişmâm edüp, süvâr-ı matıyye-i isti‘câl ve mütelessimen kadem-i muhterem-i Hazret-i Nebevî'ye ruhsây-ı tazarru' u ibtihâl olup, kabûl-i İslâm 'akabinde ref-i lisâm ve beyne'l-enâm Bürde ismiyle meşhûr u benâm olan kasîde-i garrâsını irticâlen inşâd eyledikde, rencûrân-ı cehâlete devâ-sâz-ı reşâd olan Habîb-i Rabbü'l-'ibâd hazretleri kasîde-i mezkûreyi istimâʻa agāz ve kāmet-i tûbâ-imtiyazlarını karîn-i temâyül ü ihtizâz buyurduklarından gayri, nûr-ı mücessem-vücûd-i muhteremlerine melâmis ü mahrem olan bürde-i saʻâdeti kemâl-i inbisâtlardan nâşî dûş-i Ka'b'a ilbâs ile manzûr-ı çeşm-i ‘izzet ve kasâyid-i gayr-i münkereye sılât u 'atâyâyı sünnet buyurdukları sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyet olup, Ka'b bin Züheyr ol genc-i şayegân ile her dem ü ân müftehir ü hizlân ve baʻde-bürhetin mine'z-zemân [Ebî] Mu'âviye bin Süfyân tarafından iştirâsı kasd olunup, kati çok meblağ ‘arz olunmuşiken, aʻrâz-ı zâyileye ‘adem-i iʻtibâr ile 'b'dan sûret-i aʻrâz nümâyân olmuşidi.\nBa'de vefâtihi oğlundan girân-behâ ile oll dürr-i ‘akīleyi hazret-i Muʻâviye iştirâ ve aʻyâd u mevâsim-i müteʻayyinede teberrüken iktisâ ve ahlâfı dahi kendüye iktidâ edüp, [162a] tedavül-i eyâdî ile mülûk-ı Çerâkise'ye intikāl ve ‘âkībetü'l-emr sâyir tuhaf u nevâdir-i 'adîmü'l-misâl ile Devlet-i ‘Osmâniyye'ye sermâye-i ‘izz ü ikbâl oldu.",
          "caption": "İstitrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_270.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrad",
          "text": "Muʻteberât-ı kütüb-i muhaddisînde nakş-pezîr-i harîr-i tahrîrdir ki, Kasîde-i Bürde sahibi Kaʻb bin Züheyr ve birâderi Büceyr bin Züheyr bi'l-mürâfaka \"Abrak\" nâm mevziʻa vürûd ve Büceyr münferiden Huzûr-ı Nebevî'ye duhûl ile nâyil-i hidâyet-i maʻbûd olduğunu birâderi Ka‘b istimâʻ eyledikde, Büceyr'i taʻyîb ve birkaç beyit inşâdıyla iltizâm-ı tarîka-i serzeniş ü tesrîb eylediği sâmia-zed-i Sultânü'l-enbiyâ oldukda, verd-i tarî-yi bâğ-ı melâhat olan hadd-i nâzikterînleri tâb-yâfte-i ihmirâr ve der-ân-sâʻat Ka‘b'ın hûnını ihdâr buyurdular. Büceyr ber-muktezâ-yı galeyân-ı dem-i şefekat-ı uhuvvet birâderi Ka‘b'ı vâkıf-ı hâl ü keyfiyyet eyledikde, Ka‘b'ın hâli perîşân ve hemân o ânda câ-yı me'men ‘add eylediği mahalle girîzân olup, bir müddetden sonra Fahr-ı ‘Âlem ve Habîb-i Ekrem hazretleri tîh-i dalâletde güm-kerde-râh-ı reşâd olanlardan her kim tâlib-i sülûk-ı muhaccetü'l-hak-ı İslâm olmağa hâhiş-ker olur ise, sahîfe-i cürmüne [161b] keşîde-i kalem-i ‘afv u igmâz ve eyyâm-ı câhiliyyetde sâdır olan tavr-ı küstâhı ve tabi'âtından i'râz olunur kelâm dürrü'l-insicâmı ile tevsî'-i dâyire-i dâ‘vet buyurduklarını ecille-i ashâb-ı güzîn, nakş-ı sahîfe-i yakîn buyurduklarında tâlib-i hâyr olan Büceyr bin Züheyr fi'l-hâl birâderi Ka‘b'a irsâl-i peyâm ve zuhûr-ı mübeşşirât-ı ‘afvı ifhâm eyledikde, bir müddetden berü felevât-ı hayratda sergerdân u hâyim olan Ka‘b-ı nâ-kâm bu peyâm-ı dil-efrûzdan nükhet-i necât u felâh-ı istişmâm edüp, süvâr-ı matıyye-i isti‘câl ve mütelessimen kadem-i muhterem-i Hazret-i Nebevî'ye ruhsây-ı tazarru' u ibtihâl olup, kabûl-i İslâm 'akabinde ref-i lisâm ve beyne'l-enâm Bürde ismiyle meşhûr u benâm olan kasîde-i garrâsını irticâlen inşâd eyledikde, rencûrân-ı cehâlete devâ-sâz-ı reşâd olan Habîb-i Rabbü'l-'ibâd hazretleri kasîde-i mezkûreyi istimâʻa agāz ve kāmet-i tûbâ-imtiyazlarını karîn-i temâyül ü ihtizâz buyurduklarından gayri, nûr-ı mücessem-vücûd-i muhteremlerine melâmis ü mahrem olan bürde-i saʻâdeti kemâl-i inbisâtlardan nâşî dûş-i Ka'b'a ilbâs ile manzûr-ı çeşm-i ‘izzet ve kasâyid-i gayr-i münkereye sılât u 'atâyâyı sünnet buyurdukları sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyet olup, Ka'b bin Züheyr ol genc-i şayegân ile her dem ü ân müftehir ü hizlân ve baʻde-bürhetin mine'z-zemân [Ebî] Mu'âviye bin Süfyân tarafından iştirâsı kasd olunup, kati çok meblağ ‘arz olunmuşiken, aʻrâz-ı zâyileye ‘adem-i iʻtibâr ile 'b'dan sûret-i aʻrâz nümâyân olmuşidi.\nBa'de vefâtihi oğlundan girân-behâ ile oll dürr-i ‘akīleyi hazret-i Muʻâviye iştirâ ve aʻyâd u mevâsim-i müteʻayyinede teberrüken iktisâ ve ahlâfı dahi kendüye iktidâ edüp, [162a] tedavül-i eyâdî ile mülûk-ı Çerâkise'ye intikāl ve ‘âkībetü'l-emr sâyir tuhaf u nevâdir-i 'adîmü'l-misâl ile Devlet-i ‘Osmâniyye'ye sermâye-i ‘izz ü ikbâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kadī-yi belde-i tayyibe olan Şemședdîn Efendi müddet-i ‘örfiyyesin ikmâl ve İstanbul pâyesi olan Râyif Paşa-zâde ‘İsmet İbrâhîm Efendi muhtâr-ı emsâl olup, işbu iki yüz yedi senesi Zilka‘idesinin on beşinci İsneyn günü huzûr-ı Asafî'de telebbüs-i semmûr ile tahkīk-i pâye eyledi. Kadī-yi mâzî olan Şemseddîn Efendi'nin ‘iffet ü nezâheti tenzîl-i isʻâr husûsunda zuhûra gelan saʻy u gayreti her ne kadar meşhûr oldu ise dahi usûlünden şürû‘-ı maslahata zafer bulamayup, tabâyi‘-i ehl-i hiref u sanâyi‘de dahi ‘ilel-i hırs u tama“ müzmin olmuş bulunduğundan ikdâm u saʻyı hebâ el-müsâʻiru hüvellâhü meʼâlini teyakkun ile ser-be-zemîn teslîm ü rızâ olup, nazm: ‘Alâ ennenî râzin bi-en ahmile'l-hevâ, Ahlüse min-hü lâ-‘aleyye ve-lâ li-yâ şartını iltizâm ve müddet-i hükümeti vekār u ihtişâmıyla ihtitâm etmek zımnında, leyl ü nehâr sübha-şümâr evrâd u ezkâr secde-ber-endâz-ı dergâh-ı Kird-kâr olmuşidi. Mahzâ ihlâs-ı taviyyeti ve nâs ile hüsn-i sülûk u sîreti hasebiyle maksadına nâyil ve def-i ıztırâb u endîșe ile ser-menzil-i merâma vâsıl oldu. Kadī-yi nâdire-kûy, Ve ilâ şer'-i şerîf mısra‘-1 bercestesi, ki iki târîhi mutazammındır, bilâ-te'emmül ser-i kalemden ser-zede-i zuhûr ve sabık u lâhika el vereceği gayr-i mestûr olduğundan, işbu mecelle-i vekāyiʻa kayd ile tezyîn-i ruhsâre-sutûr kılındı.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Kādî-yi Istanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_271.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Kādî-yi Istanbul",
          "text": "Kadī-yi belde-i tayyibe olan Şemședdîn Efendi müddet-i ‘örfiyyesin ikmâl ve İstanbul pâyesi olan Râyif Paşa-zâde ‘İsmet İbrâhîm Efendi muhtâr-ı emsâl olup, işbu iki yüz yedi senesi Zilka‘idesinin on beşinci İsneyn günü huzûr-ı Asafî'de telebbüs-i semmûr ile tahkīk-i pâye eyledi. Kadī-yi mâzî olan Şemseddîn Efendi'nin ‘iffet ü nezâheti tenzîl-i isʻâr husûsunda zuhûra gelan saʻy u gayreti her ne kadar meşhûr oldu ise dahi usûlünden şürû‘-ı maslahata zafer bulamayup, tabâyi‘-i ehl-i hiref u sanâyi‘de dahi ‘ilel-i hırs u tama“ müzmin olmuş bulunduğundan ikdâm u saʻyı hebâ el-müsâʻiru hüvellâhü meʼâlini teyakkun ile ser-be-zemîn teslîm ü rızâ olup, nazm: ‘Alâ ennenî râzin bi-en ahmile'l-hevâ, Ahlüse min-hü lâ-‘aleyye ve-lâ li-yâ şartını iltizâm ve müddet-i hükümeti vekār u ihtişâmıyla ihtitâm etmek zımnında, leyl ü nehâr sübha-şümâr evrâd u ezkâr secde-ber-endâz-ı dergâh-ı Kird-kâr olmuşidi. Mahzâ ihlâs-ı taviyyeti ve nâs ile hüsn-i sülûk u sîreti hasebiyle maksadına nâyil ve def-i ıztırâb u endîșe ile ser-menzil-i merâma vâsıl oldu. Kadī-yi nâdire-kûy, Ve ilâ şer'-i şerîf mısra‘-1 bercestesi, ki iki târîhi mutazammındır, bilâ-te'emmül ser-i kalemden ser-zede-i zuhûr ve sabık u lâhika el vereceği gayr-i mestûr olduğundan, işbu mecelle-i vekāyiʻa kayd ile tezyîn-i ruhsâre-sutûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merkūm 'an-asl mahfûzü'l-lisân olmayup, [162b] hiffet ü tîş ile maʻrûf ve baʻzı münkerât ile me'lûf olduğuna binâ'en, işbu Zilkaʻdenin on ikinci Sebt günü merkūm 'azl olunup, Seksoncu-başı olan Yazıcı-yı esbak İbrâhîm Efendi, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı olan Eyyûb Ağa, Seksoncu-başı ve sâbıkā Edirne Ağası olan Karslı Mehmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu.",
          "caption": "‘Azl-i Ser-zağarî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_272.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Ser-zağarî",
          "text": "Merkūm 'an-asl mahfûzü'l-lisân olmayup, [162b] hiffet ü tîş ile maʻrûf ve baʻzı münkerât ile me'lûf olduğuna binâ'en, işbu Zilkaʻdenin on ikinci Sebt günü merkūm 'azl olunup, Seksoncu-başı olan Yazıcı-yı esbak İbrâhîm Efendi, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı olan Eyyûb Ağa, Seksoncu-başı ve sâbıkā Edirne Ağası olan Karslı Mehmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nihâyet hudûd-ı İslâmiyye'de vâkiʻ Hotin serhaddinin bir senelik îrâd u hâsılâtını zabt u tahrîr ve mesârifini hüsn-i tedbîr ile farz u takdîr etmek üzere marziyyü'l-faʻâl bir âdemin Defterdâr nasb olunması muktezâ-yı vakt ü hâl olduğuna binâ'en hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan ‘Abdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi müstakīm ü mücerrebü'l-etvâr ve bu hıdmetin racülü olduğu bedîdâr olmağla, zikr olunan Hotin Defterdârlığı Efendi-yi mûmâ ileyhe tevcîh ve za‘f-ı hâli olmakdan nâşî hâstkâr-ı iʻânet ü müzâheret olduğundan, cânib-i mîrîden iki bin gurûş harcırâh ihsânıyla taltîf ü terfîh olunup, Cibâyet-i cizye ve Zabt-ı ocağlık ve Muharremî mukātaʻa'nın vakt-ı ilzâmları mütekārib olduğuna binâʼen, sürʻat ü şitâb ile ‘azîmeti emr ü tenbîh olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Defterdar-ı Hotin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_273.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Defterdar-ı Hotin",
          "text": "Nihâyet hudûd-ı İslâmiyye'de vâkiʻ Hotin serhaddinin bir senelik îrâd u hâsılâtını zabt u tahrîr ve mesârifini hüsn-i tedbîr ile farz u takdîr etmek üzere marziyyü'l-faʻâl bir âdemin Defterdâr nasb olunması muktezâ-yı vakt ü hâl olduğuna binâ'en hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan ‘Abdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi müstakīm ü mücerrebü'l-etvâr ve bu hıdmetin racülü olduğu bedîdâr olmağla, zikr olunan Hotin Defterdârlığı Efendi-yi mûmâ ileyhe tevcîh ve za‘f-ı hâli olmakdan nâşî hâstkâr-ı iʻânet ü müzâheret olduğundan, cânib-i mîrîden iki bin gurûş harcırâh ihsânıyla taltîf ü terfîh olunup, Cibâyet-i cizye ve Zabt-ı ocağlık ve Muharremî mukātaʻa'nın vakt-ı ilzâmları mütekārib olduğuna binâʼen, sürʻat ü şitâb ile ‘azîmeti emr ü tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Seferler takrîbiyle hazâyin-i Devlet-i ‘aliyye'ye nefâd gelüp, memâlik-i mahrûsede hâsıl olan cevâhir-i ma‘deniyeden tasfiyeye kābil sîm ü zer ile idâre-i umûr-ı Devlet karîn-i işkâl u 'usret ve temşiyet-kârân-ı mehâmm-ı Saltanat bu vesîle ile şinâver-i kaʻr-ı nâ-yâb-ı bahr-ı hayret olmalarıyla, eyâdî-yi nâsda tedâvül eden evânî-yi sîm fi'l-asl nass-ı kerîm ile kabûl-i tahrîm edüp, teʼyîd-i hükm-i Şâri‘ ve husûl-i fevâyid ü menâfi‘ kasdıyla isti‘mâli [163a] menʻ ve bedel-i maʻlûm ile Darb-hâne'ye def olunup, darb-ı sikke olunarak fâyidetün-mâ husûlü bâlâda ‘alâ-tarîkı'l-icmâl\neğerçi ifade olunmuşidi. Ancak mâdde-i vâhide ile umûr-ı seferiyye idaresi ve mesârif-i sâyire-i devlet tesviyesi hâric-i hadd-i imkân ve baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile menâfi‘-i uhrâ inzımâmı lâzım-ı hâl ü şân olup, Hüdâvendigâr-ı sabık merhûmun zemânında bu husûs içün hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i ‘adîde mün‘akid olup, baʻzı kimseler esbâb-ı muʻâmelât-ı umûr-ı iʻtibâriyyeden olmağla, mütedâvil olan nükūdun emsâli nühâsdan kat‘ u darb-ı sikke olunup, 'aynı ile altun ve gümüş yerine sarf olunmasını tervîcde ikdâm olunmak tedbîrini îkā vu tasrih ve memâlik-i Mısriyye ve diyâr-ı Efrenc'de o makūle sikke râyic olmayup, levâzımât-ı seferiyyenin ekseri bu memleketlerden celb olunagelmekle dâd ü sited-ı devlet bi'l-külliye muʻattal olacağı tezkîriyle reʼy-i mezkûr takbîh olundu. Ve baʻzıları sabıklarda nühâsdan sikke kat‘ olunduğu emr-i sâyiğ olduğunu beyân ve râyic olacağı derecelerde üçü yahûd ikisi bir pâreye muʻâdil farz olunmasını der-meyân eyledikde, kıllet-i nef‘ ve intifâ-yı şân u vak‘ ‘illetleriyle bu tedbîr dahi tehcîn olunup, bilâhare ittifak-ı cümle ile ikilik îcâd ve Darb-hâne'ye vâfir îrâd kaydıyla mehâmm-ı sefere imdâd olunmuşidi. Cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʻunda ref‘-i biʻdat ‘unvânıyla ‘alem-efrâz-ı şöhret olan zevât-ı kāsıratü'n-nühâ ikilik akçesini def‘ ve sikkeden bi'l-külliye gışşı ref‘ zararlarını hakka şebîh ta‘bîrât-ı mümevvehe ile sâmi‘a-ı hümâyûna ilkā eylediklerinde fi'l-cümle meyl-i hümâyûn rû-nümûn olduğunu [163b] Darb-hâne Emîni olan Yûsuf Ağa hissedüp, ikilik katʻıyla Devlet-i ‘aliyye'ye menâfi‘-i külliye hâsıl olduğunu ve belki yüzlük îcâdında dahi ziyâde vefr ü nemâ tekevvün edeceğini mukarrebân-ı Saltanat'a inhâ ve bu sûretden gayri vechile idâre-i umûr-ı seferiyye mümkin olmadığını inbâ ile mugālata-i ‘avâm-ı nâsa nefsini siper ve ber-muktezâ-yı sadâkat-i cibillî izhâr-ı tecellüd ü metânet ile ibkā-yı hüsn-i eser etmişidi. Mü’eyyed min-'indillah olan Devlet-i ‘aliyye'ye hulûs-ı kalb ile hıdmet edenlerin yârı cenâb-ı Bârî olup, sevk edecekleri umûr-ı hayriyyede vücûd-ı te'sîr dahi bi-irâdetillâhi Teʻâlâ husûl-pezîr olduğundan fazla, hased-kârân-ı zemânenin o makūle hayr-hâhân-ı devlet haklarında zebân-âver-i makāl oldukları lagviyyât u ebâtîl-i kârger-i nüfüz olmayacağı mücerrebân-ı etvâr-ı ‘âlem olanların menkūş-ı zihn-i tâbdârı olup, binâ’en-‘alâ-zâlik Ağa-yı mûmâ ileyhin tedbîr-i rezîn ve reʼy-i isâbet-karîninde vücûh-ı menâfi‘ derkâr olduğu mir'ât-ı suver-i hakāyik-i eşyâ olan zihn-i nakkād-ı Mülûkâne'de mürtesim ü hüveydâ olup, ancak ashâb-ı ârâ ile bi'l-müzakere şart-1 etbâk bulunması tasvîb ve birkaç def‘a bu mâdde içün yine hâne-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i meşveret tertîb\nolunup, vücûd-ı nef-i ‘azîm mülâbesesiyle ashâb-ı Şûrâ yek-sâk-ı vifâk ve yek-dîgeri ilzâm eyleyerek safka-zen-i ittifâk oldukları ‘rikilik ibkāsına ve yüzlük ihtirâʻına müsâʻade-i hümâyûnları cârî mûmâ ileyhin nuzâr-ı hâlisü'l-‘ayâr iştihârı bu vesîle ile revac-dâde-i iʻtibâr-1 Tâc-dârî olmuşidi. Bundan başka Memâlik-i mahrûse'de mütedâvil olan zeheb meskûku havene-i Yehûd ve sâyir [164a] düşmen-i nükūd olan erbâb-ı hırs u tama' kass u kat' ile veznini tenzîl ve kadr ü 'ayârını tezlîl edüp, muʻâmelât-ı nâs fâsid ve bâzâr-ı kabz u def kâsid olmuşidi. Zikr olunan nükūd-1 zâyifenin kıyem-i mefrûzası edâ olunarak cemʻ ü iltikātına ikdâm olunup, tasarrufât-ı dârü'd-darb ile bu mâddenin dahi vâfir nakd hâsıl ve keşmekeş-i ahz u redd gāyileleri zâyil ve fi'l-hakīka ibkā vü iltikāt ve ihtirâ‘dan hâsıl olan nükūd ceyb-i gaybdan zuhûr etmiş mâl gibi sûret-yâb-ı vücûd ve idare-i umûr-ı sefere kifâyet mertebesine vüsûlü ma'lûm-ı erbâb-ı şühûd olduysa dahi, iddihâra medâr olacak derecelere müntehî olmayup, lede'l-hâce sarf içün ihtizân-ı nakd-ı devletlerin sermâyesi olduğunu mûmâ ileyh te'emmül ve düvel-i sâyirenin sîm ü zerini bir nevʻ tasarruf ile celb ü i'mâlde küllî fâyide terettüb edeceğini teʻakkul ile lede'l-istîzân bu mâddeyi dahi sanayi‘-i ‘akliyye ile fiʻle ihrâc yaʻnî râyicü'l-vakt hesâbıyla düvel-i sâyireden isticlâb olunan sîm ü zere sikke darb edüp, bi-sebebi'l-imtizâc hâsıl olan tefâvüt-i ‘ayn-ı maddenin nısfı derecesine mütekārib olup, fe-li-hâzâ kefere devletlerini min-ciheti'l-nakd mübtelâ-yı tezâyuk u inziʻâc ve nükūd-ı vâfirelerini Hazîne-i hümâyûn'a idrâc edüp, Devlet-i 'aliyye'ye fâyide-i zâyide tahsîl ve kuvvet-i mâliye-i eʻâdî-yi devleti taklîl ile fâyideteyn-i maslahatını tekmîl eyledi. Frenk devletleri hesabı olup, karâyin-i haliye ile giderek devletlerinde bu kazıyye şüyû ve fi'l-hâl imsâk u muhafazaya şürû etdiler ise dahi miyânede güzârân olan eyyâm-ı hâliye iktinâs [164b] ve hadden bîrûn sîm ü zerleri istihlâs olunundu. Devlet-i 'aliyye memâlikinden düvel-i uhrâya nakl-i nükūd imtinâʻı mukarrer olduğu hâlde el-yevm mevcûd ve fîmâ-ba'd tezâyüd ü terakkî bulacak nükūd ile ilâ-mâ-şâʼallâhü Te‘âlâ teʻâmül-i nâs mümkin olup, gāyetün mâ-fi'l-bâb Rûsiyyelü Kırım cânibinde Devlet-i ‘aliyye'nin el-hâletü hâzihî tedâvül eden guruşunu elli iki pâre hesabıyla ve sâyir sikkesini guruşa tatbīk ile düşürüb, bedeli olarak memleketinde râyic nühâsdan masnûʻ sikke-i ma‘hûdeyi ‘arz ve zikr olunan sikke ile Kırım'da ecnâs-ı eşyânın iştirâsı mümkin olduğundan, bey' ü şirâya zarar terettüb etmeyeceği egerçi zâhirdir. Ancak Moskovlu'nun düvel-i sâyire gibi darb-ı sikke ve teksîr-i mebâliğ kusârâ-yı matlabları olup, sâkin oldukları memâlik erâzî-yi\ngayr-i mu'tedileden olduğuna binâ'en, cevahir-i ma'denniye tekevvünü memleketlerinde müstehîl ü teâmül üzere oldukları düvel-i Efrenc-rûh ile nakdin hurûcunu müsâvî bilüp, bi'z-zarûre miyânelerinde vukūʻ bulan dâd u sitedden Moskovlu'nun tedârük etdiği sîm ü zer ekall-i kalîl ve bu sebeble memleketlerinde sîm ü zerden meskûk mebâliğ nâdir ve muʻâmelât-ı zarûriyyeleri nühâs ü kâğıda münhasır olmuşidi. el-Hâletü hâzihî Devlet-i ‘aliyye tüccârı ile ahz u i‘tâsı küllî olup, ‘arz etdiği bedelde dahi mâhiyet maʻdûm olmağla, emti‘aya bedel-i cem‘-i nükūd eyleyeceğinden başka, tüccârın Asitâne-i saʻâdet'den celb edeceği eşyâ dahi hâmil olduğu metâ ile mübadele hükmünde olup, giderek nükūd-ı devlete tedrîc ü teʼennî ile îrâs-ı kıllet ve kendü sikkelerine ihdâs-ı kesret edecekleri bedîhîdir. Lâkin imsâk-ı nükūd içün tahsîl-i vech-i suhûlet [165a] kābil ve nev‘-i Benî Âdem içün mümkin ve gayr-i müstahîl olan umûrun tevsiyesi meysûr u hâsıl olup, ‘ukalâ-yı devlet ve erkân-ı meşveret idâre-i pergâr-1 efkâr ile bu derdin dermânını ve bu mâddenin imkânını bulacağları melhûzdur.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-yâften-i Darb-hâne-i ‘âmire ve zuhûr-ı nef‘-i ‘azîm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_274.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-yâften-i Darb-hâne-i ‘âmire ve zuhûr-ı nef‘-i ‘azîm",
          "text": "Seferler takrîbiyle hazâyin-i Devlet-i ‘aliyye'ye nefâd gelüp, memâlik-i mahrûsede hâsıl olan cevâhir-i ma‘deniyeden tasfiyeye kābil sîm ü zer ile idâre-i umûr-ı Devlet karîn-i işkâl u 'usret ve temşiyet-kârân-ı mehâmm-ı Saltanat bu vesîle ile şinâver-i kaʻr-ı nâ-yâb-ı bahr-ı hayret olmalarıyla, eyâdî-yi nâsda tedâvül eden evânî-yi sîm fi'l-asl nass-ı kerîm ile kabûl-i tahrîm edüp, teʼyîd-i hükm-i Şâri‘ ve husûl-i fevâyid ü menâfi‘ kasdıyla isti‘mâli [163a] menʻ ve bedel-i maʻlûm ile Darb-hâne'ye def olunup, darb-ı sikke olunarak fâyidetün-mâ husûlü bâlâda ‘alâ-tarîkı'l-icmâl\neğerçi ifade olunmuşidi. Ancak mâdde-i vâhide ile umûr-ı seferiyye idaresi ve mesârif-i sâyire-i devlet tesviyesi hâric-i hadd-i imkân ve baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile menâfi‘-i uhrâ inzımâmı lâzım-ı hâl ü şân olup, Hüdâvendigâr-ı sabık merhûmun zemânında bu husûs içün hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i ‘adîde mün‘akid olup, baʻzı kimseler esbâb-ı muʻâmelât-ı umûr-ı iʻtibâriyyeden olmağla, mütedâvil olan nükūdun emsâli nühâsdan kat‘ u darb-ı sikke olunup, 'aynı ile altun ve gümüş yerine sarf olunmasını tervîcde ikdâm olunmak tedbîrini îkā vu tasrih ve memâlik-i Mısriyye ve diyâr-ı Efrenc'de o makūle sikke râyic olmayup, levâzımât-ı seferiyyenin ekseri bu memleketlerden celb olunagelmekle dâd ü sited-ı devlet bi'l-külliye muʻattal olacağı tezkîriyle reʼy-i mezkûr takbîh olundu. Ve baʻzıları sabıklarda nühâsdan sikke kat‘ olunduğu emr-i sâyiğ olduğunu beyân ve râyic olacağı derecelerde üçü yahûd ikisi bir pâreye muʻâdil farz olunmasını der-meyân eyledikde, kıllet-i nef‘ ve intifâ-yı şân u vak‘ ‘illetleriyle bu tedbîr dahi tehcîn olunup, bilâhare ittifak-ı cümle ile ikilik îcâd ve Darb-hâne'ye vâfir îrâd kaydıyla mehâmm-ı sefere imdâd olunmuşidi. Cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʻunda ref‘-i biʻdat ‘unvânıyla ‘alem-efrâz-ı şöhret olan zevât-ı kāsıratü'n-nühâ ikilik akçesini def‘ ve sikkeden bi'l-külliye gışşı ref‘ zararlarını hakka şebîh ta‘bîrât-ı mümevvehe ile sâmi‘a-ı hümâyûna ilkā eylediklerinde fi'l-cümle meyl-i hümâyûn rû-nümûn olduğunu [163b] Darb-hâne Emîni olan Yûsuf Ağa hissedüp, ikilik katʻıyla Devlet-i ‘aliyye'ye menâfi‘-i külliye hâsıl olduğunu ve belki yüzlük îcâdında dahi ziyâde vefr ü nemâ tekevvün edeceğini mukarrebân-ı Saltanat'a inhâ ve bu sûretden gayri vechile idâre-i umûr-ı seferiyye mümkin olmadığını inbâ ile mugālata-i ‘avâm-ı nâsa nefsini siper ve ber-muktezâ-yı sadâkat-i cibillî izhâr-ı tecellüd ü metânet ile ibkā-yı hüsn-i eser etmişidi. Mü’eyyed min-'indillah olan Devlet-i ‘aliyye'ye hulûs-ı kalb ile hıdmet edenlerin yârı cenâb-ı Bârî olup, sevk edecekleri umûr-ı hayriyyede vücûd-ı te'sîr dahi bi-irâdetillâhi Teʻâlâ husûl-pezîr olduğundan fazla, hased-kârân-ı zemânenin o makūle hayr-hâhân-ı devlet haklarında zebân-âver-i makāl oldukları lagviyyât u ebâtîl-i kârger-i nüfüz olmayacağı mücerrebân-ı etvâr-ı ‘âlem olanların menkūş-ı zihn-i tâbdârı olup, binâ’en-‘alâ-zâlik Ağa-yı mûmâ ileyhin tedbîr-i rezîn ve reʼy-i isâbet-karîninde vücûh-ı menâfi‘ derkâr olduğu mir'ât-ı suver-i hakāyik-i eşyâ olan zihn-i nakkād-ı Mülûkâne'de mürtesim ü hüveydâ olup, ancak ashâb-ı ârâ ile bi'l-müzakere şart-1 etbâk bulunması tasvîb ve birkaç def‘a bu mâdde içün yine hâne-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i meşveret tertîb\nolunup, vücûd-ı nef-i ‘azîm mülâbesesiyle ashâb-ı Şûrâ yek-sâk-ı vifâk ve yek-dîgeri ilzâm eyleyerek safka-zen-i ittifâk oldukları ‘rikilik ibkāsına ve yüzlük ihtirâʻına müsâʻade-i hümâyûnları cârî mûmâ ileyhin nuzâr-ı hâlisü'l-‘ayâr iştihârı bu vesîle ile revac-dâde-i iʻtibâr-1 Tâc-dârî olmuşidi. Bundan başka Memâlik-i mahrûse'de mütedâvil olan zeheb meskûku havene-i Yehûd ve sâyir [164a] düşmen-i nükūd olan erbâb-ı hırs u tama' kass u kat' ile veznini tenzîl ve kadr ü 'ayârını tezlîl edüp, muʻâmelât-ı nâs fâsid ve bâzâr-ı kabz u def kâsid olmuşidi. Zikr olunan nükūd-1 zâyifenin kıyem-i mefrûzası edâ olunarak cemʻ ü iltikātına ikdâm olunup, tasarrufât-ı dârü'd-darb ile bu mâddenin dahi vâfir nakd hâsıl ve keşmekeş-i ahz u redd gāyileleri zâyil ve fi'l-hakīka ibkā vü iltikāt ve ihtirâ‘dan hâsıl olan nükūd ceyb-i gaybdan zuhûr etmiş mâl gibi sûret-yâb-ı vücûd ve idare-i umûr-ı sefere kifâyet mertebesine vüsûlü ma'lûm-ı erbâb-ı şühûd olduysa dahi, iddihâra medâr olacak derecelere müntehî olmayup, lede'l-hâce sarf içün ihtizân-ı nakd-ı devletlerin sermâyesi olduğunu mûmâ ileyh te'emmül ve düvel-i sâyirenin sîm ü zerini bir nevʻ tasarruf ile celb ü i'mâlde küllî fâyide terettüb edeceğini teʻakkul ile lede'l-istîzân bu mâddeyi dahi sanayi‘-i ‘akliyye ile fiʻle ihrâc yaʻnî râyicü'l-vakt hesâbıyla düvel-i sâyireden isticlâb olunan sîm ü zere sikke darb edüp, bi-sebebi'l-imtizâc hâsıl olan tefâvüt-i ‘ayn-ı maddenin nısfı derecesine mütekārib olup, fe-li-hâzâ kefere devletlerini min-ciheti'l-nakd mübtelâ-yı tezâyuk u inziʻâc ve nükūd-ı vâfirelerini Hazîne-i hümâyûn'a idrâc edüp, Devlet-i 'aliyye'ye fâyide-i zâyide tahsîl ve kuvvet-i mâliye-i eʻâdî-yi devleti taklîl ile fâyideteyn-i maslahatını tekmîl eyledi. Frenk devletleri hesabı olup, karâyin-i haliye ile giderek devletlerinde bu kazıyye şüyû ve fi'l-hâl imsâk u muhafazaya şürû etdiler ise dahi miyânede güzârân olan eyyâm-ı hâliye iktinâs [164b] ve hadden bîrûn sîm ü zerleri istihlâs olunundu. Devlet-i 'aliyye memâlikinden düvel-i uhrâya nakl-i nükūd imtinâʻı mukarrer olduğu hâlde el-yevm mevcûd ve fîmâ-ba'd tezâyüd ü terakkî bulacak nükūd ile ilâ-mâ-şâʼallâhü Te‘âlâ teʻâmül-i nâs mümkin olup, gāyetün mâ-fi'l-bâb Rûsiyyelü Kırım cânibinde Devlet-i ‘aliyye'nin el-hâletü hâzihî tedâvül eden guruşunu elli iki pâre hesabıyla ve sâyir sikkesini guruşa tatbīk ile düşürüb, bedeli olarak memleketinde râyic nühâsdan masnûʻ sikke-i ma‘hûdeyi ‘arz ve zikr olunan sikke ile Kırım'da ecnâs-ı eşyânın iştirâsı mümkin olduğundan, bey' ü şirâya zarar terettüb etmeyeceği egerçi zâhirdir. Ancak Moskovlu'nun düvel-i sâyire gibi darb-ı sikke ve teksîr-i mebâliğ kusârâ-yı matlabları olup, sâkin oldukları memâlik erâzî-yi\ngayr-i mu'tedileden olduğuna binâ'en, cevahir-i ma'denniye tekevvünü memleketlerinde müstehîl ü teâmül üzere oldukları düvel-i Efrenc-rûh ile nakdin hurûcunu müsâvî bilüp, bi'z-zarûre miyânelerinde vukūʻ bulan dâd u sitedden Moskovlu'nun tedârük etdiği sîm ü zer ekall-i kalîl ve bu sebeble memleketlerinde sîm ü zerden meskûk mebâliğ nâdir ve muʻâmelât-ı zarûriyyeleri nühâs ü kâğıda münhasır olmuşidi. el-Hâletü hâzihî Devlet-i ‘aliyye tüccârı ile ahz u i‘tâsı küllî olup, ‘arz etdiği bedelde dahi mâhiyet maʻdûm olmağla, emti‘aya bedel-i cem‘-i nükūd eyleyeceğinden başka, tüccârın Asitâne-i saʻâdet'den celb edeceği eşyâ dahi hâmil olduğu metâ ile mübadele hükmünde olup, giderek nükūd-ı devlete tedrîc ü teʼennî ile îrâs-ı kıllet ve kendü sikkelerine ihdâs-ı kesret edecekleri bedîhîdir. Lâkin imsâk-ı nükūd içün tahsîl-i vech-i suhûlet [165a] kābil ve nev‘-i Benî Âdem içün mümkin ve gayr-i müstahîl olan umûrun tevsiyesi meysûr u hâsıl olup, ‘ukalâ-yı devlet ve erkân-ı meşveret idâre-i pergâr-1 efkâr ile bu derdin dermânını ve bu mâddenin imkânını bulacağları melhûzdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kable't-tûfân sikke ahvâli çendân mazbût olmayup, lakin baʻde't-tûfân bulunan defînelerde müdevver ü mükaʻab altun ve gümüş kursaları ve riyâl şeklinde parçalar ve hurma çekirdeği gibi tûlânî çubuklar bulunup, üzerinde kalem-i tabîî dedikleri işârât ve suver-i nebât ve temâsîl-i hayvânât ve eşkâl-i sâyire menkûş olduğu nakl olunur. Baʻdet't-tûfân Pîşdâdiyân ve Keyâniyân dahi kimi arslân kimi baykuş ve kimi 'ukāb sûretlerin sikke etdiler. Keʼennehû şecî´ ü zûr-âver ve tasallut u istiklâl-i sarf cümleye galebe iddiʻâsında olanlar arslân sûretin ve cümle ile müsâleme vü sükûn-ı nefs üzere olanlar baykuş ve ana benzer hayvânât-ı gayr-i dârra sûretlerin ve bülend-pervâz ve bî-niyâz olmak iddiʻâsın edenler ‘ukāb şeklin ihtiyâr etdiler. Bunlardan baʻzıları ve mülûk-ı Nasârâ ve Mecûs'un ekserî pâdişâhlarının tasvîrini ve yâhûd Dârü's-saltana ve bir belde-i muʻazzamanın şeklini ve bazılar serîr ü tâc ve bazılar seyf ü âlet ve gûnâ-gûn eşyâ tesâvîrini ihtiyâr ile akçelerine revâc verdiler. Eşkâniyân devletlerinde hem tasvîr ve hem lisânları ile mülûk esâmîsin ve târîhlerin yazarlar idi.\nLugāt-ı Fârisîyye ve Dehleviyye ile sikkeleri cârî idi. Sâsânîler Devleti ki, Yezdicerd'de münkarız olup, Nûşirevân ol silsileden idi, lügāt-ı Fârisîyye ile mevzûn beyitler ve bazıları ezhâr u eşcâr ve nukūş-ı [165b] mütenevviʻa ile isimlerin yazdılar. Resûl-i Ekrem sallallahû Teâlâ ‘aleyhi ve sellem hazretlerinin vakt-i şerîflerinde bedâvet-i 'Arab ve sedâcet-i millet hasebiyle sikke emrine tekayyüd olunmayup, eydî-yi nâsda mevcûd u müteʻâmil olan nükūd-ı mevcûde bulunduğu hâl ü iʻtibâr üzere ibkā olunup, ekserî mekādîr-i mîzâniyye ile râyic olunur idi. Haremeyn ve Yemen ve Mısır'dan Basra'ya varınca bilâd u memâlik-i 'Arabistan'da cârî olan dirhem ü dînâr mülûk-ı Fars ve Mecûs-ı Hind ve Rûm ve Efrenc sikkeleriyle meskûk idi. Cehâr-yâr-ı güzîn radıyallâhu ‘aleyhim ecma‘în vakitlerinde mesâlih-i ‘azîme-i gazâ vü cihâd ile iştigāl tashîh-i sikkeye mâniʻ olup, ve ol husûsa gereği gibi tekayyüd olunmadı. Saʻîd bin el-Müseyyeb rivâyeti üzere ‘Abdülmelik, ‘Irâk semtine Haccâc'ı Serdar nasb etdikde, sikke darbını tenbîh edüp, târîh-i hicretin yetmiş beşinci senesinde Haccâc, 'Irâk'da sikke kazdırup, nükūdun bir yüzünde hatt-ı Kûfî ile \"Hüvallahü ehadd Allahü's-samed\" ve bir yüzünde \"‘Abdülmelik\" yazdı. Devlet-i ‘Abbâsiyye vü ‘Ubeydiyyîn ve şuʻûb-ı Emeviyye'de darb olunan nükūd sikkeleri müdevver sahîfeler üzere hatt-ı Kûfî ile bir yüzünde besmele-i şerîfe ve bir yüzünde ism-i halîfe ve tesbîh ü tehlîle müteʻallik fıkarât-ı mübareke ve bir vechinde ism-i halîfe ve târîh-i hicret ve nâm-ı beled yazılur idi. İbn Hammâd târîhinde der ki: \"Mağrib'de Devlet-i Muvahhidîn zuhûrunda Mehdî emriyle cümle sîm ü zer nükūdu murabbaʻu'ş-şekl katʻ olunup, bir yüzünde besmele vü hamdele bir yüzünde Muvahhidîn sülâlesinden gelen halîfelerin vakte gelince cümle isimleri yazıldı. Tîmûr ‘ahdine gelince bu nükūddan çok bulunur [166a] idi. Mağrib padişahlarının ahbârını mutazammın bazı târîhlerde görülmüşdür.\"\nSâl-i Hicret'in on sekizinci senesinde hazret-i Ömer bin el-Hattâb radıyallâhu anhü nakş-1 Kisreviye üzerine \"Lâ ilahe illallâh Muhammedûn Rasûlullah\" ve baʻzısına \"Lâ ilahe illallâh\" ve \"‘Ömer\" ismini yazup, ‘Abdullah bin ez-Zübeyr dahi\nMekke'de derâhim-i müstedîre katʻ edüp, ehad-ı vecheynine \"Muhammedun Resûlullah\" ve dîgerine \"Emerullahü bi'l-vefâ ve'l-‘adl\" yazup, devresine \"‘Abdullah\" deyü nakş eyledi ve Hârûnu'r-Reşîd'in oğlu Muhammed Emîn aʻlâ-yı sikkeye \"Rabbiyaîllâh\" ve esfeline \"Muhammed Emîn bin Hârûnu'r-Reşîd\" yazdı. Kaçan ki Muhammed Emîn oğlu Mûsâ içün ‘ahd alup, \"Nâtık bi'l-Hakk el-Muzaffer-billâh\" ile telkīb eyledi. İsmine denânîr darb edüp, sikkesine \"Küll ü ‘izzin ve mefharin li-Mûsâ el-Muzaffer\" yazdı ve dahi üç yüz elli sekiz senesinde Ebü'l-Hüseyin Cevherü'l-kâtibü es-Sıkıllî Mu'izz li-Dînillâh ‘askeriyle Mısır'a dâhil olup, \"Kāhire-i Muʻizziyye\"yi binâ eyledikde denânîr-i Muʻizziyye'yi darb edüp, ehad-ı vecheynine üç satır yazup, birinde \"Muʻizzun li-tevhîdi'l-ahadi's-Samed\" ve tahtına \"el-Mu'izz li-dînillâh Emîrü'l-müʼminîn\" ve anın tahtına \"Duribe hâza's-dînâr bi-Mısra sene semâniyete ve hamsîn ve selâse mi’e” ve vech-i âharına \"Lâ ilahe illallâh Muhammedün Rasûlullah erselehû bi'l-hüdâ ve dîni'l-hakki li-yuzhirahû ‘ale'd-dîni küllihî ve-lev kerihe'l-müşrikûn.\" Ve Muʻâviye b. Ebî Süfyân timsâlini mukalled bi's-seyf olarak sikkeye yazup, Melik Baybars derâhîm-i zâhiriyyeyi îcâd edüp, dirhemin üzerine sûret-i seb‘ darb eyledi. Devlet-i ‘aliyye-i ‘Osmâniyye zuhûruna gelince ekser derâhim-i Selcûkiyye ve Hind ve ‘Irâkeyn ve Megāribe ve Efrenc sikkeleri cârî idi. Sultân Orhân Gāzî yedi yüz yirmi altı târîhinde Burusa'yı feth edüp, kuvvet-i tâmm tahsîl eyledikde, ikinci sene vaz‘-ı kavânîn ve elbise vü kisve-i mütenevviʻa taʻyîn edüp, eyâdî-i nâsda olan sikkeye taʻarruz etmedi. İdrîs-i Bitlisî hattıyla muharrer bir mecmûʻada gördüm. \"Sultân Orhan'ın sikkesi bir vechinde \"el-Mücâhid fi-sebîlillâhi es-Sultân Orhân\" ve bir vechinde 'Duribe be-Burusa' ve 'târîh-i hicret' yazılmış idi\" deyü rivâyet eder. Fâtih-i İstanbul Mehmed Hân merhûmun sikkesi bir vechinde \"Dâribü'n-nadr Sâhibü'l-ʻizz ve'n-nasr fi'l-berri ve'l-bahr\" ve bir vechinde \"Sultân Mehmed Hân bin es-Sultân Murâd Han duribe fî-Konstantîniyye\" ve târîh yazılmış idi. Tâ Sultân Süleymân Hân Gāzî 'asrına gelince bu siyâk üzere sikkelenüp, ‘alâ-rivâyetin Sultân Selîm-i Sânî 'asrında bazı mukarrebler ilkāsıyla: \"Ceddim Sultân Selîm Hân hazretleri Diyâr-ı\nMısır ve 'Arabistân ve ‘Irâk-ı ‘Arab u ‘Acem'e ve Bahr-ı sefîd ü sîyah'a [v]e'l-hâsıl Rûmeli ve Anadolu'nun mümtâz memâlikine mâlik olmak hisabıyla sikkelerinde 'Sultânü'l-berreyn ve Hâkānü'l-bahreyn' ‘unvânın yazmak münasib idi\" deyü, kendüler Kıbrıs fethinden sonra ol ‘unvân ile sikke darbına fermân eyledi.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_275.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Kable't-tûfân sikke ahvâli çendân mazbût olmayup, lakin baʻde't-tûfân bulunan defînelerde müdevver ü mükaʻab altun ve gümüş kursaları ve riyâl şeklinde parçalar ve hurma çekirdeği gibi tûlânî çubuklar bulunup, üzerinde kalem-i tabîî dedikleri işârât ve suver-i nebât ve temâsîl-i hayvânât ve eşkâl-i sâyire menkûş olduğu nakl olunur. Baʻdet't-tûfân Pîşdâdiyân ve Keyâniyân dahi kimi arslân kimi baykuş ve kimi 'ukāb sûretlerin sikke etdiler. Keʼennehû şecî´ ü zûr-âver ve tasallut u istiklâl-i sarf cümleye galebe iddiʻâsında olanlar arslân sûretin ve cümle ile müsâleme vü sükûn-ı nefs üzere olanlar baykuş ve ana benzer hayvânât-ı gayr-i dârra sûretlerin ve bülend-pervâz ve bî-niyâz olmak iddiʻâsın edenler ‘ukāb şeklin ihtiyâr etdiler. Bunlardan baʻzıları ve mülûk-ı Nasârâ ve Mecûs'un ekserî pâdişâhlarının tasvîrini ve yâhûd Dârü's-saltana ve bir belde-i muʻazzamanın şeklini ve bazılar serîr ü tâc ve bazılar seyf ü âlet ve gûnâ-gûn eşyâ tesâvîrini ihtiyâr ile akçelerine revâc verdiler. Eşkâniyân devletlerinde hem tasvîr ve hem lisânları ile mülûk esâmîsin ve târîhlerin yazarlar idi.\nLugāt-ı Fârisîyye ve Dehleviyye ile sikkeleri cârî idi. Sâsânîler Devleti ki, Yezdicerd'de münkarız olup, Nûşirevân ol silsileden idi, lügāt-ı Fârisîyye ile mevzûn beyitler ve bazıları ezhâr u eşcâr ve nukūş-ı [165b] mütenevviʻa ile isimlerin yazdılar. Resûl-i Ekrem sallallahû Teâlâ ‘aleyhi ve sellem hazretlerinin vakt-i şerîflerinde bedâvet-i 'Arab ve sedâcet-i millet hasebiyle sikke emrine tekayyüd olunmayup, eydî-yi nâsda mevcûd u müteʻâmil olan nükūd-ı mevcûde bulunduğu hâl ü iʻtibâr üzere ibkā olunup, ekserî mekādîr-i mîzâniyye ile râyic olunur idi. Haremeyn ve Yemen ve Mısır'dan Basra'ya varınca bilâd u memâlik-i 'Arabistan'da cârî olan dirhem ü dînâr mülûk-ı Fars ve Mecûs-ı Hind ve Rûm ve Efrenc sikkeleriyle meskûk idi. Cehâr-yâr-ı güzîn radıyallâhu ‘aleyhim ecma‘în vakitlerinde mesâlih-i ‘azîme-i gazâ vü cihâd ile iştigāl tashîh-i sikkeye mâniʻ olup, ve ol husûsa gereği gibi tekayyüd olunmadı. Saʻîd bin el-Müseyyeb rivâyeti üzere ‘Abdülmelik, ‘Irâk semtine Haccâc'ı Serdar nasb etdikde, sikke darbını tenbîh edüp, târîh-i hicretin yetmiş beşinci senesinde Haccâc, 'Irâk'da sikke kazdırup, nükūdun bir yüzünde hatt-ı Kûfî ile \"Hüvallahü ehadd Allahü's-samed\" ve bir yüzünde \"‘Abdülmelik\" yazdı. Devlet-i ‘Abbâsiyye vü ‘Ubeydiyyîn ve şuʻûb-ı Emeviyye'de darb olunan nükūd sikkeleri müdevver sahîfeler üzere hatt-ı Kûfî ile bir yüzünde besmele-i şerîfe ve bir yüzünde ism-i halîfe ve tesbîh ü tehlîle müteʻallik fıkarât-ı mübareke ve bir vechinde ism-i halîfe ve târîh-i hicret ve nâm-ı beled yazılur idi. İbn Hammâd târîhinde der ki: \"Mağrib'de Devlet-i Muvahhidîn zuhûrunda Mehdî emriyle cümle sîm ü zer nükūdu murabbaʻu'ş-şekl katʻ olunup, bir yüzünde besmele vü hamdele bir yüzünde Muvahhidîn sülâlesinden gelen halîfelerin vakte gelince cümle isimleri yazıldı. Tîmûr ‘ahdine gelince bu nükūddan çok bulunur [166a] idi. Mağrib padişahlarının ahbârını mutazammın bazı târîhlerde görülmüşdür.\"\nSâl-i Hicret'in on sekizinci senesinde hazret-i Ömer bin el-Hattâb radıyallâhu anhü nakş-1 Kisreviye üzerine \"Lâ ilahe illallâh Muhammedûn Rasûlullah\" ve baʻzısına \"Lâ ilahe illallâh\" ve \"‘Ömer\" ismini yazup, ‘Abdullah bin ez-Zübeyr dahi\nMekke'de derâhim-i müstedîre katʻ edüp, ehad-ı vecheynine \"Muhammedun Resûlullah\" ve dîgerine \"Emerullahü bi'l-vefâ ve'l-‘adl\" yazup, devresine \"‘Abdullah\" deyü nakş eyledi ve Hârûnu'r-Reşîd'in oğlu Muhammed Emîn aʻlâ-yı sikkeye \"Rabbiyaîllâh\" ve esfeline \"Muhammed Emîn bin Hârûnu'r-Reşîd\" yazdı. Kaçan ki Muhammed Emîn oğlu Mûsâ içün ‘ahd alup, \"Nâtık bi'l-Hakk el-Muzaffer-billâh\" ile telkīb eyledi. İsmine denânîr darb edüp, sikkesine \"Küll ü ‘izzin ve mefharin li-Mûsâ el-Muzaffer\" yazdı ve dahi üç yüz elli sekiz senesinde Ebü'l-Hüseyin Cevherü'l-kâtibü es-Sıkıllî Mu'izz li-Dînillâh ‘askeriyle Mısır'a dâhil olup, \"Kāhire-i Muʻizziyye\"yi binâ eyledikde denânîr-i Muʻizziyye'yi darb edüp, ehad-ı vecheynine üç satır yazup, birinde \"Muʻizzun li-tevhîdi'l-ahadi's-Samed\" ve tahtına \"el-Mu'izz li-dînillâh Emîrü'l-müʼminîn\" ve anın tahtına \"Duribe hâza's-dînâr bi-Mısra sene semâniyete ve hamsîn ve selâse mi’e” ve vech-i âharına \"Lâ ilahe illallâh Muhammedün Rasûlullah erselehû bi'l-hüdâ ve dîni'l-hakki li-yuzhirahû ‘ale'd-dîni küllihî ve-lev kerihe'l-müşrikûn.\" Ve Muʻâviye b. Ebî Süfyân timsâlini mukalled bi's-seyf olarak sikkeye yazup, Melik Baybars derâhîm-i zâhiriyyeyi îcâd edüp, dirhemin üzerine sûret-i seb‘ darb eyledi. Devlet-i ‘aliyye-i ‘Osmâniyye zuhûruna gelince ekser derâhim-i Selcûkiyye ve Hind ve ‘Irâkeyn ve Megāribe ve Efrenc sikkeleri cârî idi. Sultân Orhân Gāzî yedi yüz yirmi altı târîhinde Burusa'yı feth edüp, kuvvet-i tâmm tahsîl eyledikde, ikinci sene vaz‘-ı kavânîn ve elbise vü kisve-i mütenevviʻa taʻyîn edüp, eyâdî-i nâsda olan sikkeye taʻarruz etmedi. İdrîs-i Bitlisî hattıyla muharrer bir mecmûʻada gördüm. \"Sultân Orhan'ın sikkesi bir vechinde \"el-Mücâhid fi-sebîlillâhi es-Sultân Orhân\" ve bir vechinde 'Duribe be-Burusa' ve 'târîh-i hicret' yazılmış idi\" deyü rivâyet eder. Fâtih-i İstanbul Mehmed Hân merhûmun sikkesi bir vechinde \"Dâribü'n-nadr Sâhibü'l-ʻizz ve'n-nasr fi'l-berri ve'l-bahr\" ve bir vechinde \"Sultân Mehmed Hân bin es-Sultân Murâd Han duribe fî-Konstantîniyye\" ve târîh yazılmış idi. Tâ Sultân Süleymân Hân Gāzî 'asrına gelince bu siyâk üzere sikkelenüp, ‘alâ-rivâyetin Sultân Selîm-i Sânî 'asrında bazı mukarrebler ilkāsıyla: \"Ceddim Sultân Selîm Hân hazretleri Diyâr-ı\nMısır ve 'Arabistân ve ‘Irâk-ı ‘Arab u ‘Acem'e ve Bahr-ı sefîd ü sîyah'a [v]e'l-hâsıl Rûmeli ve Anadolu'nun mümtâz memâlikine mâlik olmak hisabıyla sikkelerinde 'Sultânü'l-berreyn ve Hâkānü'l-bahreyn' ‘unvânın yazmak münasib idi\" deyü, kendüler Kıbrıs fethinden sonra ol ‘unvân ile sikke darbına fermân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aristo der ki: \"Bir iklimdeki zeheb ü fidda ma'denleri tekevvün ve a'del-i ekvāt-ı hayvaniyye olan hınta vü şaʻîr ve emsâli lübûbât-ı muʻtedile müstevfâ [166b] husûle gelüp, kaviyyu'l-bünye, şücʻân-ı ricâl tevellüd ede, lâ-cerem ol iklîmin Pâdişâhı i‘tidâl-i mizâciyyeye akreb olup, mevâlîd-i selâseden hazz-ı mevfûr ile mazhar-ı ni‘met-i ‘uzmâ ve müstağrak-1 ‘inâyet-i Mevlâ olmuş olur.\" Bu misillü Şehinşâh-ı âlî-câh gereği gibi ittibâ‘-1 ahkâm-ı şerîʻat ve nevâmîs-i İlâhiyye temhîdine riʻâyet edüp, tedbîrât-ı sâ'ibe ve sanâyi‘-i siyâsîyyede i‘mâl-i kuvvet-i fikriyyeye muvaffak olur. Bi-hamdillâhi Teʻâlâ şevketlü Pâdişâhımız'ın kalem-rev-i saltanatları olan ekālîm-i fesîha ve memâlik-i vesîʻada altun ve gümüş ve sâyir filizzâtın müteʻaddid ma‘denleri mevcûd ve ekser erâzîsi münbit ü mübarek olup, hinta vü şaʻîr ve sâyir gılâl mahsûlâtı ezʻâf-ı muzâ af hâsıl olur. Şöyle ki, ekālîm-i kāsiye ve bilâd-ı münharife halkı cümle bu memleket-i mübârekenin hûşe-çîn-i harmen-i inʻâmı olup, memâlik-i mahrûseleri dahi memâlik-i sâyirenin menba‘-1 niʻmeti ve muksim-i erzâk-ı maʻîşeti olduğunda iştibâh yokdur. Müsteʻidd-i harb ü kıtâl olan abtâl-i ricâl ise bilâ-mübâlağatin bu memleket-i celîleye mahsûs olup, Tûnus ve Trâblus garb ve Cezayir ocağlarında miknet-i tahsîl ve bahrân küffâr-1 hâksârı ve berren eşirrâ-yı aʻrâb-ı şekāvet-șiʻârı mağlûb u makhûr eden dilâver yiğitler cümle Aydın ve Saruhân ve Menteşa ve İzmir sevâhilden peyda olan fettâk ü çâlâk şehbâzlardır ki, ‘âlem-i şebâbda baʻzı devâʻî-yi şeheviyye vü gazabiyye belâsıyla ihtiyâr-ı gurbet edüp, evvel ocağlara varup, şecâʻatde nâm u kâm tahsîl etmişlerdir. Rumeli'nde Bosna ve Arnabudluk [167a] ve ana benzer mevâzi ve Anadolu'da hudûd-ı Kürdistân emâkini hûduna mertebe-künâm-ı şîr-dilân idi ki, muhtâc-ı beyân değildir. Memâlik-i mahrûse-i ‘Osmâniyye'de olan ricâlin nazîri ekālîm-i sâyirede bulunmadığı vücûh ile isbât olunup, tafsîle muhtâc olmadığı zâhirdir.",
          "caption": "Fâyide",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_276.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Fâyide",
          "text": "Aristo der ki: \"Bir iklimdeki zeheb ü fidda ma'denleri tekevvün ve a'del-i ekvāt-ı hayvaniyye olan hınta vü şaʻîr ve emsâli lübûbât-ı muʻtedile müstevfâ [166b] husûle gelüp, kaviyyu'l-bünye, şücʻân-ı ricâl tevellüd ede, lâ-cerem ol iklîmin Pâdişâhı i‘tidâl-i mizâciyyeye akreb olup, mevâlîd-i selâseden hazz-ı mevfûr ile mazhar-ı ni‘met-i ‘uzmâ ve müstağrak-1 ‘inâyet-i Mevlâ olmuş olur.\" Bu misillü Şehinşâh-ı âlî-câh gereği gibi ittibâ‘-1 ahkâm-ı şerîʻat ve nevâmîs-i İlâhiyye temhîdine riʻâyet edüp, tedbîrât-ı sâ'ibe ve sanâyi‘-i siyâsîyyede i‘mâl-i kuvvet-i fikriyyeye muvaffak olur. Bi-hamdillâhi Teʻâlâ şevketlü Pâdişâhımız'ın kalem-rev-i saltanatları olan ekālîm-i fesîha ve memâlik-i vesîʻada altun ve gümüş ve sâyir filizzâtın müteʻaddid ma‘denleri mevcûd ve ekser erâzîsi münbit ü mübarek olup, hinta vü şaʻîr ve sâyir gılâl mahsûlâtı ezʻâf-ı muzâ af hâsıl olur. Şöyle ki, ekālîm-i kāsiye ve bilâd-ı münharife halkı cümle bu memleket-i mübârekenin hûşe-çîn-i harmen-i inʻâmı olup, memâlik-i mahrûseleri dahi memâlik-i sâyirenin menba‘-1 niʻmeti ve muksim-i erzâk-ı maʻîşeti olduğunda iştibâh yokdur. Müsteʻidd-i harb ü kıtâl olan abtâl-i ricâl ise bilâ-mübâlağatin bu memleket-i celîleye mahsûs olup, Tûnus ve Trâblus garb ve Cezayir ocağlarında miknet-i tahsîl ve bahrân küffâr-1 hâksârı ve berren eşirrâ-yı aʻrâb-ı şekāvet-șiʻârı mağlûb u makhûr eden dilâver yiğitler cümle Aydın ve Saruhân ve Menteşa ve İzmir sevâhilden peyda olan fettâk ü çâlâk şehbâzlardır ki, ‘âlem-i şebâbda baʻzı devâʻî-yi şeheviyye vü gazabiyye belâsıyla ihtiyâr-ı gurbet edüp, evvel ocağlara varup, şecâʻatde nâm u kâm tahsîl etmişlerdir. Rumeli'nde Bosna ve Arnabudluk [167a] ve ana benzer mevâzi ve Anadolu'da hudûd-ı Kürdistân emâkini hûduna mertebe-künâm-ı şîr-dilân idi ki, muhtâc-ı beyân değildir. Memâlik-i mahrûse-i ‘Osmâniyye'de olan ricâlin nazîri ekālîm-i sâyirede bulunmadığı vücûh ile isbât olunup, tafsîle muhtâc olmadığı zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahall-i devr ü semâʻ ve mecma‘-ı erbâb-ı vecd ü iltiyâʻ olan Galata Mevlevi-hânesi mürûr-ı ezmân ve kürûr-ı ‘usûr u evân ile hâne-i dil-ʻâşikān gibi vîrân ve eczâ-yı binâsı turre-i hûbân gibi perîşân olup, tâk-ı küsiste-nitâkı mânend-i hâcib-i mahbûb-ı muʻavvec ü hamîde ve sakf-ı eyvân-ı mütezelzilü'l-erkânı teʼsîr-i tevâzu“ u meskenet-i ashâb-ı istiğrâk ile basît-i gabrâyı resîde, hücerât-ı sâkıtü'l-cevânibi riyâh-ı bevâriha memerr ve büyût-ı münhedimetü'l-adlâ‘ı mânend-i ‘Alevî ser-i bürehne olduğundan, sâhât-ı vikāʻâtı aktâr-ı emtara makarr olup, hâle-i kamer-i tarîkat ve şem‘-i cem‘-i hakīkat olan Mevleviyân-ı sâff-‘akīdenin mahall-i tâʻat ü ‘ibâdetleri mefkūd ve âfât-ı sayf u șitâ ile cemʻiyyet hâtırları nâ-bûd olduğundan gayri, gayret-i akrân ve taʻn-ı dervîşân ile her dem ü ân tennûre-ı ıstıbârları çâkçâk-ı dest-i hasret ve inʻidâm-ı hâyr-kârân-ı zemân ile ‘inân-ı ihtiyârları rübûde-i kabza-i hayret olup, derûn-ı hüzn-âverleri mânend-i ney-i süfte-i müsakkab-ı \"Âh\" ve levha-1 hâtırları misâl-i kudüm madrâb-ı teveccuʻ ve hümûma câygâh olmuşidi. Tekye-i mezbûrede seccâde-nişîn-i irşâd ve râh-nümâ-yı tarîk-i fevz ü sedâd olan Şeyh Gālib bu keyfiyyeti Kasîde-i Tannâne ile safha-zîb-i beyân ve teşbîhât-ı enîka ve ta‘bîrât-ı rakīka ile müteşebbis- [167b] dâmen-i ihsân olup, baʻzı vesâyit ile ‘arîza-i manzûmesi Bâb-ı ‘âlî'ye takdîm ve taraf-1 Sadrıaʻzamî'den fi'l-hâl takrîr-i terkīm olunup, merfû‘-1 hâk-i pâ-yi Şehriyâr-ı Cem-hadîm olunmuşidi. Me’âl-i kasîde-i dil-efrûz müheyyic-i şevk-i Mülûkâne ve muharrik-i 'arak-ı merhamet-i Hüsrevâne olup, fi'l-hâl binâ vü ihyâsı zımnında emr ü fermânları cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olmağla, çîre-destân-ı sunnâ-ı zemân ve destyârî-yi mehere-i bennâyân ile fî-akrebi'l-eyyâm tekye-i mezkûre resîde-i serhadd-i hıtâm olduğundan fazla, ‘an-asl tekyede mâ-i lezîz maʻdûm ve fukarâ-yı dervîşân lede'l-hâce mütehammil-i a‘bâ-i gumûm olurlar idi. Ebr-i midrâr-ı hasâfet ü kemâl ve nehr-i selsâl-i 'ârif u efdâl yaʻnî Reʼîsülküttâb-ı ‘Utârid-nisâb olan Mehmed Râşid Efendi sarf-ı derâhim-i bî-hesâb ile mekân-ı baʻîdden icrâ-yı âb-ı nâb ve bu hayr-1 mahzı hediyye-i Şehriyâr-ı sütûde-elkāb edüp, lisân-ı hâl ile, nazm: Ehdeytü li'l-meliki'l-mülûki ve innemâ,\nÜhdî lehû mâ-hüztü min-ne‘mâ'ihî, \nKe'l-bahri yümtirühü's-sehâbü ve mâ lehü, \nMennün- 'aleyhi li-ennehû min-mâ’ihî. \nmefhûmunu zebân-âver-i hüsn-i makāl eyledi. Bu esbâb ile zikrolunan hângāh-ı cây-gâh tâlibân-ı râh-ı İlâh ve mahall-i tezkiye-i nüfûs-ı erbâb-ı intibah olmağla, fukarâ-yı tarîkat-ı Mevleviyye ve sâlikân-ı menâhic-i hakīkiyye, husûl-ı huzûr-ı kalb ile şâdân ve duʻâ-yı bekā-yı ‘ömr ü şevket-i Şâhâne ile mertûbü'l-lisân oldular. Li'l-müverrih: \nBöyle pakize-binâ böyle nev-ayîn resmi, \nFi'l-misl görse eder idi Sinnimmâr pesend, \nVar ise misli ekālim-i hakīkīde salâ, \nİşte Şîrâz ve Revân işte [168a] Nihâvend [ve] Hûcend, \nTûl-i ‘ömr ile muammer ede bânîsini Hakk, \nDevlet ü câhı ola reste-i ekdâr u gezend.\nŞeyh-i mûmâ ileyhin tekye binâsına inşâd eylediği târîhtir:\n\nLafzen ve maʻnen dedi târîhîni, \nŞeyh Galib 'abd-i dâ‘î-yi kadîm, \nYapdı bu dergâhı pâk ve hem cedîd, \nBin ikiyüz altıda Sultân Selîm.\nŞadırvân içün ber-âverde-i leb-i beyân olduğu târîhdir:\n\nDedim târîhini bu şîve-i abdâl ile Gālib, \nBu âb-ı pâk u zîbâyı içen ‘atşana ‘aşk olsun.\nTekyede olan mahfel-i hümâyûn târîhi:\nMüsellem şeh-nişîn-i Pâdişâhî.\nSultân Ahmed Medresesi'nde sâkin talebe-i ʻulûmdan “Ayıntâbî Efendi'nin tekyeye inşâd eylediği târîhtir:\n\nGelüp gûş eyle neyden dem-be-dem esrâr-ı târîhi,\nNefesle döndü ʻAdn-âbâda Yâ Hû Mevlevî-hâne.",
          "caption": "Zikr-i binâ-yı Mevlevi-hâne-i Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_277.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binâ-yı Mevlevi-hâne-i Galata",
          "text": "Mahall-i devr ü semâʻ ve mecma‘-ı erbâb-ı vecd ü iltiyâʻ olan Galata Mevlevi-hânesi mürûr-ı ezmân ve kürûr-ı ‘usûr u evân ile hâne-i dil-ʻâşikān gibi vîrân ve eczâ-yı binâsı turre-i hûbân gibi perîşân olup, tâk-ı küsiste-nitâkı mânend-i hâcib-i mahbûb-ı muʻavvec ü hamîde ve sakf-ı eyvân-ı mütezelzilü'l-erkânı teʼsîr-i tevâzu“ u meskenet-i ashâb-ı istiğrâk ile basît-i gabrâyı resîde, hücerât-ı sâkıtü'l-cevânibi riyâh-ı bevâriha memerr ve büyût-ı münhedimetü'l-adlâ‘ı mânend-i ‘Alevî ser-i bürehne olduğundan, sâhât-ı vikāʻâtı aktâr-ı emtara makarr olup, hâle-i kamer-i tarîkat ve şem‘-i cem‘-i hakīkat olan Mevleviyân-ı sâff-‘akīdenin mahall-i tâʻat ü ‘ibâdetleri mefkūd ve âfât-ı sayf u șitâ ile cemʻiyyet hâtırları nâ-bûd olduğundan gayri, gayret-i akrân ve taʻn-ı dervîşân ile her dem ü ân tennûre-ı ıstıbârları çâkçâk-ı dest-i hasret ve inʻidâm-ı hâyr-kârân-ı zemân ile ‘inân-ı ihtiyârları rübûde-i kabza-i hayret olup, derûn-ı hüzn-âverleri mânend-i ney-i süfte-i müsakkab-ı \"Âh\" ve levha-1 hâtırları misâl-i kudüm madrâb-ı teveccuʻ ve hümûma câygâh olmuşidi. Tekye-i mezbûrede seccâde-nişîn-i irşâd ve râh-nümâ-yı tarîk-i fevz ü sedâd olan Şeyh Gālib bu keyfiyyeti Kasîde-i Tannâne ile safha-zîb-i beyân ve teşbîhât-ı enîka ve ta‘bîrât-ı rakīka ile müteşebbis- [167b] dâmen-i ihsân olup, baʻzı vesâyit ile ‘arîza-i manzûmesi Bâb-ı ‘âlî'ye takdîm ve taraf-1 Sadrıaʻzamî'den fi'l-hâl takrîr-i terkīm olunup, merfû‘-1 hâk-i pâ-yi Şehriyâr-ı Cem-hadîm olunmuşidi. Me’âl-i kasîde-i dil-efrûz müheyyic-i şevk-i Mülûkâne ve muharrik-i 'arak-ı merhamet-i Hüsrevâne olup, fi'l-hâl binâ vü ihyâsı zımnında emr ü fermânları cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olmağla, çîre-destân-ı sunnâ-ı zemân ve destyârî-yi mehere-i bennâyân ile fî-akrebi'l-eyyâm tekye-i mezkûre resîde-i serhadd-i hıtâm olduğundan fazla, ‘an-asl tekyede mâ-i lezîz maʻdûm ve fukarâ-yı dervîşân lede'l-hâce mütehammil-i a‘bâ-i gumûm olurlar idi. Ebr-i midrâr-ı hasâfet ü kemâl ve nehr-i selsâl-i 'ârif u efdâl yaʻnî Reʼîsülküttâb-ı ‘Utârid-nisâb olan Mehmed Râşid Efendi sarf-ı derâhim-i bî-hesâb ile mekân-ı baʻîdden icrâ-yı âb-ı nâb ve bu hayr-1 mahzı hediyye-i Şehriyâr-ı sütûde-elkāb edüp, lisân-ı hâl ile, nazm: Ehdeytü li'l-meliki'l-mülûki ve innemâ,\nÜhdî lehû mâ-hüztü min-ne‘mâ'ihî, \nKe'l-bahri yümtirühü's-sehâbü ve mâ lehü, \nMennün- 'aleyhi li-ennehû min-mâ’ihî. \nmefhûmunu zebân-âver-i hüsn-i makāl eyledi. Bu esbâb ile zikrolunan hângāh-ı cây-gâh tâlibân-ı râh-ı İlâh ve mahall-i tezkiye-i nüfûs-ı erbâb-ı intibah olmağla, fukarâ-yı tarîkat-ı Mevleviyye ve sâlikân-ı menâhic-i hakīkiyye, husûl-ı huzûr-ı kalb ile şâdân ve duʻâ-yı bekā-yı ‘ömr ü şevket-i Şâhâne ile mertûbü'l-lisân oldular. Li'l-müverrih: \nBöyle pakize-binâ böyle nev-ayîn resmi, \nFi'l-misl görse eder idi Sinnimmâr pesend, \nVar ise misli ekālim-i hakīkīde salâ, \nİşte Şîrâz ve Revân işte [168a] Nihâvend [ve] Hûcend, \nTûl-i ‘ömr ile muammer ede bânîsini Hakk, \nDevlet ü câhı ola reste-i ekdâr u gezend.\nŞeyh-i mûmâ ileyhin tekye binâsına inşâd eylediği târîhtir:\n\nLafzen ve maʻnen dedi târîhîni, \nŞeyh Galib 'abd-i dâ‘î-yi kadîm, \nYapdı bu dergâhı pâk ve hem cedîd, \nBin ikiyüz altıda Sultân Selîm.\nŞadırvân içün ber-âverde-i leb-i beyân olduğu târîhdir:\n\nDedim târîhini bu şîve-i abdâl ile Gālib, \nBu âb-ı pâk u zîbâyı içen ‘atşana ‘aşk olsun.\nTekyede olan mahfel-i hümâyûn târîhi:\nMüsellem şeh-nişîn-i Pâdişâhî.\nSultân Ahmed Medresesi'nde sâkin talebe-i ʻulûmdan “Ayıntâbî Efendi'nin tekyeye inşâd eylediği târîhtir:\n\nGelüp gûş eyle neyden dem-be-dem esrâr-ı târîhi,\nNefesle döndü ʻAdn-âbâda Yâ Hû Mevlevî-hâne."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arz-ı maʻmûrede vâkiʻ olan memâlikin hâsılât u menâfiʻi itidâl ü ihtilaf-ı emâkine nisbetle müteʻayyin ve kesb-i ticâretinde olan tefâvüt dahi cevdet ü redâ’et-i zemîn ile mütebeyyin olup şiddet-i bürûdet ile meşhûr olan memâlikde mekâsib-i ekall-i kalîl olduğu gibi harâret-i mefrete ile maʻrûf olan erâzîde dahi menâfiʻ maʻdûm hükmünde olduğu ahvâl-şinâsân-ı aktâr-ı rüzgâra maʻlûm olup, Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-karârı'n sâye-bahş-ı hükümet olduğu memâlik-i maʻmûretü'l-mesâlik aʻdel-i bilâd u bukāʻ ve eşref-i emkine vü askāʻ olmakdan nâşî, ekser mahalli hars u zîrâʻa kābil ve kesret-i miyâh u nebâtât sebebi ile intiʻâş-ı hayvânât bu erâzîde bilâ-meşakkat hâsıl olup, medâr-ı tekavvî-yi nevʻ-i Benî Âdem [168b] ve bâʻis-i tesettür ü tecemmül-i efrâd-ı ümem olan hubûbât ve riyâşında kesret ve bedâyiʻ u hâsılâtında vefret olduğuna binâ’en, ekāsî-yi büldânda mütemekkin cümûʻ-ı beşer-i muhtelefetü'l-envâʻ işbu fevâyid-i kesîretü'l-ʻavâyide kesb-i vukūf u ıttılâʻ edüp, evvel emirde ʻalâ-hidetin celb ü temettuʻ-ı erzâk ile iştigāl ve giderek zevâyid-i erzâkı bahran emâkin-i sâyireye nakl ü îsâl ve bilâhare Devlet-i ʻaliyye memâlikinde emr-i ticareti ʻalâ-vechi'l-inhisâr tahsîs-i bi'n-nefs etmeleriyle iktinâ-yı hazâyin ü emvâl ve gün-be-gün kuvvet ü miknetleri mütekâsir ve min-ciheti'n-nakd zaʻf-ı devlete sebep oldukları zâhir olmağla, bu mazarrat-ı mülkiyyenin indifâʻı te’yîd-i dîn ü devlete sâʻî olan hayr-hâhân-ı Saltanat hâvatırında cilve-ger ve herkes sîne-kûp-ı te’essüf olarak îstâde-i rasad-gâh-ı vakt mukadder olmuşlar idi. Zikrolunan mâdde-i intifâʻ refte refte eyâdî-yi bîgâneden intizâʻ ile bir sûret-i hasene ihtirâʻ olunmak dâʻiyesi bu esnâda zamâyir-i erbâb-ı serâyirde müteceddid ü dâyir olup, sûret-i hâl ber-vech-i tafsîl ü icmâl huzûr-ı\nmevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye ‘arz u takdîm ve mebâdî vü mekāsıd-ı mâddeye nazaran husûl-ı nef-i 'azîm nezd-i ferd-i Cihândârîlerinde dahi resîde-i derece-i sübût olmağla kuvvetden fi'le îsâl olunmak bâbında hatt-ı hûmâyun-ı mevhibet-makrûnları sâdır olduğu ânda erkân-ı Devlet ‘akd-i encümen-i meşveret edüp, ricâl-i devletin ‘uzmâsı ve hademe-i Saltanat'ın agniyâsı birer sefîne iştirâ ve levâzımını taʻbiye vü imlâ ve memâlik-i İslâmiyye'de kesb-i neşv ü nemâ ile ahvâl-i sefîneye âşinâ birer şahs ile 'akd-i şirket ve mekâsib-i [169a] gayr-i mahzûreden olan emr-i ticârete mübâşeret eylediklerinde, sefâyin-i Devlet-i ‘aliyye'de kesret peydâ ve bahrında vakiʻ fâyide-i ticâreti istihsâl ile bâʻis-i hisb u rehâ ve dâfi‘-i kaht u galâ olacağları hüveydâ olduğundan fazla, eʻâdî-yi dîn ü devlet ile vakten mine'l-evkāt muhârebe lâzım geldikde ‘unvân-ı ticaret ile i‘dâd olunan sefâyin-i mezkûre der-ân-zemân techîz ü tertîb ve mukābele-i a‘dâya sevk ü tesrîb ile cem‘-i fâyideteyn kazıyyesi netîce-bahş-ı husûl olacağı hulâsa-ârâ’-i ûli'n-nühâ ve müstasveb-i cümû‘-ı ehl-i şûrâ olmağla, sûret-i mâdde bi-tafsîlihâ maʻrûz-ı katem-i kadem, Şehriyâr-ı Cemm-haşem kılındıkda, mûcebince 'amel olunmak bâbında mükerreren hatt-ı hümâyûn-ı muhabbet-rîz sudûr olup bi-hasebi'l-emri'l-‘âlî inşâ vü iştirâya meʼmûr olan zevât yek-dîgere mukaddem ü tâlî olarak tedârük-i sefâyin berçîde-dâmen-i şürûʻ ve bu mülâbese ile mütehakkıku'l-vukūʻ olan mazarrat-ı mülkiyye bi-hasebi'z-zâhir medfûʻ oldu.",
          "caption": "Zikr-i tertîb-i sefâyin-i tüccâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_278.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tertîb-i sefâyin-i tüccâr",
          "text": "Arz-ı maʻmûrede vâkiʻ olan memâlikin hâsılât u menâfiʻi itidâl ü ihtilaf-ı emâkine nisbetle müteʻayyin ve kesb-i ticâretinde olan tefâvüt dahi cevdet ü redâ’et-i zemîn ile mütebeyyin olup şiddet-i bürûdet ile meşhûr olan memâlikde mekâsib-i ekall-i kalîl olduğu gibi harâret-i mefrete ile maʻrûf olan erâzîde dahi menâfiʻ maʻdûm hükmünde olduğu ahvâl-şinâsân-ı aktâr-ı rüzgâra maʻlûm olup, Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-karârı'n sâye-bahş-ı hükümet olduğu memâlik-i maʻmûretü'l-mesâlik aʻdel-i bilâd u bukāʻ ve eşref-i emkine vü askāʻ olmakdan nâşî, ekser mahalli hars u zîrâʻa kābil ve kesret-i miyâh u nebâtât sebebi ile intiʻâş-ı hayvânât bu erâzîde bilâ-meşakkat hâsıl olup, medâr-ı tekavvî-yi nevʻ-i Benî Âdem [168b] ve bâʻis-i tesettür ü tecemmül-i efrâd-ı ümem olan hubûbât ve riyâşında kesret ve bedâyiʻ u hâsılâtında vefret olduğuna binâ’en, ekāsî-yi büldânda mütemekkin cümûʻ-ı beşer-i muhtelefetü'l-envâʻ işbu fevâyid-i kesîretü'l-ʻavâyide kesb-i vukūf u ıttılâʻ edüp, evvel emirde ʻalâ-hidetin celb ü temettuʻ-ı erzâk ile iştigāl ve giderek zevâyid-i erzâkı bahran emâkin-i sâyireye nakl ü îsâl ve bilâhare Devlet-i ʻaliyye memâlikinde emr-i ticareti ʻalâ-vechi'l-inhisâr tahsîs-i bi'n-nefs etmeleriyle iktinâ-yı hazâyin ü emvâl ve gün-be-gün kuvvet ü miknetleri mütekâsir ve min-ciheti'n-nakd zaʻf-ı devlete sebep oldukları zâhir olmağla, bu mazarrat-ı mülkiyyenin indifâʻı te’yîd-i dîn ü devlete sâʻî olan hayr-hâhân-ı Saltanat hâvatırında cilve-ger ve herkes sîne-kûp-ı te’essüf olarak îstâde-i rasad-gâh-ı vakt mukadder olmuşlar idi. Zikrolunan mâdde-i intifâʻ refte refte eyâdî-yi bîgâneden intizâʻ ile bir sûret-i hasene ihtirâʻ olunmak dâʻiyesi bu esnâda zamâyir-i erbâb-ı serâyirde müteceddid ü dâyir olup, sûret-i hâl ber-vech-i tafsîl ü icmâl huzûr-ı\nmevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye ‘arz u takdîm ve mebâdî vü mekāsıd-ı mâddeye nazaran husûl-ı nef-i 'azîm nezd-i ferd-i Cihândârîlerinde dahi resîde-i derece-i sübût olmağla kuvvetden fi'le îsâl olunmak bâbında hatt-ı hûmâyun-ı mevhibet-makrûnları sâdır olduğu ânda erkân-ı Devlet ‘akd-i encümen-i meşveret edüp, ricâl-i devletin ‘uzmâsı ve hademe-i Saltanat'ın agniyâsı birer sefîne iştirâ ve levâzımını taʻbiye vü imlâ ve memâlik-i İslâmiyye'de kesb-i neşv ü nemâ ile ahvâl-i sefîneye âşinâ birer şahs ile 'akd-i şirket ve mekâsib-i [169a] gayr-i mahzûreden olan emr-i ticârete mübâşeret eylediklerinde, sefâyin-i Devlet-i ‘aliyye'de kesret peydâ ve bahrında vakiʻ fâyide-i ticâreti istihsâl ile bâʻis-i hisb u rehâ ve dâfi‘-i kaht u galâ olacağları hüveydâ olduğundan fazla, eʻâdî-yi dîn ü devlet ile vakten mine'l-evkāt muhârebe lâzım geldikde ‘unvân-ı ticaret ile i‘dâd olunan sefâyin-i mezkûre der-ân-zemân techîz ü tertîb ve mukābele-i a‘dâya sevk ü tesrîb ile cem‘-i fâyideteyn kazıyyesi netîce-bahş-ı husûl olacağı hulâsa-ârâ’-i ûli'n-nühâ ve müstasveb-i cümû‘-ı ehl-i şûrâ olmağla, sûret-i mâdde bi-tafsîlihâ maʻrûz-ı katem-i kadem, Şehriyâr-ı Cemm-haşem kılındıkda, mûcebince 'amel olunmak bâbında mükerreren hatt-ı hümâyûn-ı muhabbet-rîz sudûr olup bi-hasebi'l-emri'l-‘âlî inşâ vü iştirâya meʼmûr olan zevât yek-dîgere mukaddem ü tâlî olarak tedârük-i sefâyin berçîde-dâmen-i şürûʻ ve bu mülâbese ile mütehakkıku'l-vukūʻ olan mazarrat-ı mülkiyye bi-hasebi'z-zâhir medfûʻ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Avrupa halkının ticâret husûsunda olan hırs u tamaʻları derece-i nihâyete resîde olduğu zevâhir-i ahvâllerine nazaran maʻlûm ve ednâ fâyide mülâhazasıyla Amerika ve Zengibâr ve mülûka ve cezâyir-i Çin ve Hind-i Şarkî semtlerine ‘azîmetlerinden nâşî envâ‘-1 felâket-i bahriyyeye tehammülleri meczûm iken, dühûr-ı mütetâvileden berü Devlet-i 'aliyye sularında mütemetti oldukları fevâyid-i ticaretden sûret-i ye's ü hirmân müşâhede eylediklerinde, emniyyet-i bahri selb eyleyecek bazı mel'anet ihdâs eyleyecekleri ve a‘dâ-yı Devlet-i ‘aliyye'den olan Malta [169b] ve düka gemilerine kuvvet i‘tâsıyla korsanlık ve gāret misillü hasârete igrâ edecekleri vâridât-ı hâtırdan ise dahi, müceddeden ticâret içün tahsîs olununan sefâyin-i İslâmiyye'nin âlât\nu edevâtı mükemmel olup, lede'l-hâce mukāvemet-i hasma müsta‘idd ve ‘adem-i mübâyenet ile yek-dîgerden müstemidd olarak seyr ü sefer eyledikleri takdîrde korsanlar zarara kādir olamayacağlarından başka, el-hâletü hâzihî Devlet-i 'aliyye'nin donanması mükemmel ü müretteb ve ‘askerîsi muʻayyen ü müntehab olup, müdîri dahi debdebe-i celâdet ü şecâʻat ile müştehîr olmağla, o makūle hass u hâşâk kenâre-i deryâ kabîlinden olan lüsûs-ı bahriyyeyi karîbü'l-'ahdde olduğu gibi ednâ-yı himmet-i Devlet ile garîk-i kaʻr-ı nâ-yâb-ı bahr-ı ‘adem edeceği müberhen olduğundan mâ adâ Avrupa halkı dûr-endîş ve bârîk-hayâl bir tâyife olup, açıktan mel‘anete sülûk etmamek ve bir maddenin nihâyetinde kendülerin râci‘-i cüz’-i mazarrat-mahsûsları olduğu gibi ‘azîmetden keff-i yed etmek ‘âdetlerinden olup, fe-li-hâzâ Bahr-ı sefîd'de vaki olan ihtilâle sebeb-i ‘âdî oldukları Devlet-i ‘aliyye tarafından şâyed teferrus olunub, ticaretlerine mahall-i tedbîr-i âhar tasavvur olunur vehmiyle melʻanete ‘adem-i cesaret ve mücerred sefâyin Devlet-i ‘aliyye'nin varamadığı mahallerden celb-i erzâk ve ticarete kanaʻat eyleyecekleri ihtimâlât-ı ‘akliyyedendir.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_279.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Avrupa halkının ticâret husûsunda olan hırs u tamaʻları derece-i nihâyete resîde olduğu zevâhir-i ahvâllerine nazaran maʻlûm ve ednâ fâyide mülâhazasıyla Amerika ve Zengibâr ve mülûka ve cezâyir-i Çin ve Hind-i Şarkî semtlerine ‘azîmetlerinden nâşî envâ‘-1 felâket-i bahriyyeye tehammülleri meczûm iken, dühûr-ı mütetâvileden berü Devlet-i 'aliyye sularında mütemetti oldukları fevâyid-i ticaretden sûret-i ye's ü hirmân müşâhede eylediklerinde, emniyyet-i bahri selb eyleyecek bazı mel'anet ihdâs eyleyecekleri ve a‘dâ-yı Devlet-i ‘aliyye'den olan Malta [169b] ve düka gemilerine kuvvet i‘tâsıyla korsanlık ve gāret misillü hasârete igrâ edecekleri vâridât-ı hâtırdan ise dahi, müceddeden ticâret içün tahsîs olununan sefâyin-i İslâmiyye'nin âlât\nu edevâtı mükemmel olup, lede'l-hâce mukāvemet-i hasma müsta‘idd ve ‘adem-i mübâyenet ile yek-dîgerden müstemidd olarak seyr ü sefer eyledikleri takdîrde korsanlar zarara kādir olamayacağlarından başka, el-hâletü hâzihî Devlet-i 'aliyye'nin donanması mükemmel ü müretteb ve ‘askerîsi muʻayyen ü müntehab olup, müdîri dahi debdebe-i celâdet ü şecâʻat ile müştehîr olmağla, o makūle hass u hâşâk kenâre-i deryâ kabîlinden olan lüsûs-ı bahriyyeyi karîbü'l-'ahdde olduğu gibi ednâ-yı himmet-i Devlet ile garîk-i kaʻr-ı nâ-yâb-ı bahr-ı ‘adem edeceği müberhen olduğundan mâ adâ Avrupa halkı dûr-endîş ve bârîk-hayâl bir tâyife olup, açıktan mel‘anete sülûk etmamek ve bir maddenin nihâyetinde kendülerin râci‘-i cüz’-i mazarrat-mahsûsları olduğu gibi ‘azîmetden keff-i yed etmek ‘âdetlerinden olup, fe-li-hâzâ Bahr-ı sefîd'de vaki olan ihtilâle sebeb-i ‘âdî oldukları Devlet-i ‘aliyye tarafından şâyed teferrus olunub, ticaretlerine mahall-i tedbîr-i âhar tasavvur olunur vehmiyle melʻanete ‘adem-i cesaret ve mücerred sefâyin Devlet-i ‘aliyye'nin varamadığı mahallerden celb-i erzâk ve ticarete kanaʻat eyleyecekleri ihtimâlât-ı ‘akliyyedendir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beyne'd-devleteyn terk-i cidâl ü kifâh ve vukū‘-ı sulh u salâh ‘akabinde yek-dîgere hedâyâ ve süferâ irsâliyle te’kîd-i merâyir-i muhâdenet resm-i dîrîn ve kāʻide-i pîşîn olduğuna binâʼen, Devlet-i [170a] ‘aliyye tarafından taʻyîn olunun Sefîr-i kebîr vâsıl-ı re's-i hudûd ve Rûsiyyelü'nün dahi Büyük Elçisi karşu tarafa vürûd etmekle mübadeleye meʼmûr Bender Muhafızı Vezîr Hasan Paşa mükemmel kapusu halkıyla hâzır olduğu hâlde Tumbasar muzâfatından Kurlan Karyesi pîş-gâhında işbu Zilka de'nin beşinci sebt günü emr-i mübadele itmâm olunduğu haberi sâmia-res-i Devlet-i ebed-kıyâm oldukda mukaddemâ Elçi-yi mesfûrun mahall-i mübadeleden Âsitâne'ye gelince lâzım gelen mesârifi nakden Hazîne-i “âmire'den verilüp, Dergâh-1 'âlî kapucu-başılarının kâr-güzâr ve dirâyet-i ‘akl ile şöhret-şi‘ârlarından ‘Ömer Paşa-zâde 'Abdullah Bey Mihmândâr taʻyîn olunup, Mîr-i mîrân'dan İsmaʻîl Paşa dahi elçiyi muhafaza eyleyerek Âsitâne-i saʻâdet'e îsâl etmek üzere me'mûr olmuşidi. ‘Alâ-\nvechi'l-ihtimâm îfâ-yı me'mûriyyete kıyâm eylemeleri husūsu bu defa dahi mûmâ ileyhimâya tenbîh ü ifhâm olundu.",
          "caption": "Âmeden-i peyâm-ı mübâdele-i elçiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_280.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i peyâm-ı mübâdele-i elçiyân",
          "text": "Beyne'd-devleteyn terk-i cidâl ü kifâh ve vukū‘-ı sulh u salâh ‘akabinde yek-dîgere hedâyâ ve süferâ irsâliyle te’kîd-i merâyir-i muhâdenet resm-i dîrîn ve kāʻide-i pîşîn olduğuna binâʼen, Devlet-i [170a] ‘aliyye tarafından taʻyîn olunun Sefîr-i kebîr vâsıl-ı re's-i hudûd ve Rûsiyyelü'nün dahi Büyük Elçisi karşu tarafa vürûd etmekle mübadeleye meʼmûr Bender Muhafızı Vezîr Hasan Paşa mükemmel kapusu halkıyla hâzır olduğu hâlde Tumbasar muzâfatından Kurlan Karyesi pîş-gâhında işbu Zilka de'nin beşinci sebt günü emr-i mübadele itmâm olunduğu haberi sâmia-res-i Devlet-i ebed-kıyâm oldukda mukaddemâ Elçi-yi mesfûrun mahall-i mübadeleden Âsitâne'ye gelince lâzım gelen mesârifi nakden Hazîne-i “âmire'den verilüp, Dergâh-1 'âlî kapucu-başılarının kâr-güzâr ve dirâyet-i ‘akl ile şöhret-şi‘ârlarından ‘Ömer Paşa-zâde 'Abdullah Bey Mihmândâr taʻyîn olunup, Mîr-i mîrân'dan İsmaʻîl Paşa dahi elçiyi muhafaza eyleyerek Âsitâne-i saʻâdet'e îsâl etmek üzere me'mûr olmuşidi. ‘Alâ-\nvechi'l-ihtimâm îfâ-yı me'mûriyyete kıyâm eylemeleri husūsu bu defa dahi mûmâ ileyhimâya tenbîh ü ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârûn ileyh Kars sükkânından olup, bidâyet-i hâlinde kıtâr-ı güsiste-mehâr-ı evbâş-ı levende iltihâk ve tâyife-i mezkûre refʻ olundukda divânegân zümresine iltisâk ve giderek ‘Azm-zâdelere intisâb ile Deli-başılık ‘unvânını iktisâb ve baʻde-bürhetin mine'z-zemân Âsitâne'ye gelüp,: \"Cânib-i Hicâz'ın ahvâline vakıfdır\" deyü istintâk u isticvâb ve levend-nâme sûretinde olan tavr u tarzı Sadr-ı esbâk Cezayirli Hasan Paşa'nın mizâcına muvâfık gelüp, bir zemân merkūmu istishâb etmişidi. Müşârûn ileyh doksan dokuz târîhinde Kāyim-makām bulunup, İmâret-i Hâcc isti‘dâdını vermek içün Cerde Başbuğluğu'nu [170b] Mîr-i mîrânlık ile merkūma tevcîh ve Sahib-i sadr-ı hazîne-dâr ‘Ali Paşa Asitâne'ye geldikde: \"Cerde Başbuğluğu umûr-ı cesîmeden olup, bu makūle mechûlü'l-asl şahs-ı sâkıta tevcîhi gayr-i vecîhdir\" deyü ‘azl edüp, Karahisâr Sancağı'yla Sinob muhafazasına taʻyîn etmişidi. İki yüz târîhinde Kars muhafazasına meʼmûr ve iki yüz birde tekrâr Cerde Başbuşluğu'yla mesrûr olup, iki yüz ikide nâyil-i İmâret-i Hâcc ve imtidâd-ı vakt ü zemân ile vâreste-i kayd-ı ihtiyâc ve iki yüz beşde bâ-Eyâlet-i Rakka, Bağdâd Muhafızı Vezîr Süleymân Paşa maʻiyyeti ile me'mûr-ı defʻ-i gāyile-i Tîmûr olup, müşârûn ileyh ile 'azîm münâkaşa ve etbâʻları beyninde gâh u bî-gâh ve muhâreşe vü münâveşe ‘akabinde Adana ve Mar'aş eyâletlerine Vâlî olup, Köse Mustafa Paşa munfasıl olduğu Haleb'den mansıbı olan Rakka'ya gider iken, muhtâc-ı nizâm olan ‘Ayntâb reh-i râstında olmak mülâbesesiyle tarafına nizâm fermânı gönderilmiş olmağla, bi-hasebi'l-emri'ş-şerîf ehâlî-yi beldeyi taht-1 râbıtaya idhâl ve serkeşlerini terhîb ü tahvîf etmişiken, 'Ayntâb Marʻaş'a muzâf olup,: \"Dâhil-i kalem-rev-i hükûmetim ve nizâmı mütehattim-i zimmet-i himmetimdir\" diyerek sâʻid-i zulm ü ‘udvânı teşmîr ve Mustafa Paşa'nın verdiği nizâmı tahkīr ve firârîleri celb ile ahz-ı mâl-i kesîr eylediğinden fazla aldığı mâlı yâr-ı kafa-dâr ‘add eylediği evbâş u erâzile infâk ve niçe bî-günâhın rûhunu izhâk eylediği mûceb-i igbirâr-ı tabʻ-ı hümâyûn olup, derhal ‘azl ile tekdîr ve\nKayseriyye ve Niğde sancağları tevcîhi ile hakkında ızmâr-ı [171a] kîn tedmîr kılınmışidi. Niğde'ye hatt-ı rihâl-i zulm ü ‘udvân ve meʼlûf olduğu vech üzere ahz u fetke şitâbân olduğunu eʻâlî vü ve esâfil-i ehâlî müşâhede ile der-i devlet-medâra ref-i rukʻa-i şikâyet etmeleriyle, izâlesi bâbında olan kasd u niyyet müte'ekkid ü mütehakkık olup, müctemiʻ olan haşerât-ı nâs tefrîk olunmak irâdeleriyle Rumeli tarafında mürûr eylemesi ibtidâ-yı emrde tarafına emr ü işʻâr ve nihânî Yeni-il Voyvodası'na istîsâl fermânı tisyâr olunup, mevcûd-ı maʻiyyeti olan küştenîler kazıyyeye vukūf ile tarafetü'l-‘aynda perîşân ve kendüsi dahi müsteşʻir bulunup, ne mahalle 'azîmet eyleyeceğinde hâyim ü hayrân olup, encâm-ı kâr iç dâyiresi halkıyla serserî-geşt ü güzâr eyleyerek Sivas kurbünde \"Köprübaşı\" nâm mahalde gümâştegân-ı devlet ‘ale's-seher müşârûn ileyhi basup, kârını itmâm ve efsâne-i ‘ömrünü karîn-i encâm eylediler. Müşârûn ileyh nâyil-i tûğ u ‘alem oladdan berü Devlet-i 'aliyye'nin cüz'ü küllî bir işine yaramayup, vardığı memleketlerde zulm ü teʻaddî ile vedîʻa-i Hakk olan 'ibâdı giriftâr-ı çârmîh-i şikence vü iztirâb ve kasabât u kurâyı ber-hemzede-i inkılâb edüp, ‘âkıbetü'l-emr te'sîr-i âh u enîn-i zuʻafâ ile hakkında mücâzât-ı İlâhîyye zuhûr eyledi.",
          "caption": "Katl ü i‘dâm-ı Tavîl İbrâhîm Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_281.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl ü i‘dâm-ı Tavîl İbrâhîm Paşa",
          "text": "Müşârûn ileyh Kars sükkânından olup, bidâyet-i hâlinde kıtâr-ı güsiste-mehâr-ı evbâş-ı levende iltihâk ve tâyife-i mezkûre refʻ olundukda divânegân zümresine iltisâk ve giderek ‘Azm-zâdelere intisâb ile Deli-başılık ‘unvânını iktisâb ve baʻde-bürhetin mine'z-zemân Âsitâne'ye gelüp,: \"Cânib-i Hicâz'ın ahvâline vakıfdır\" deyü istintâk u isticvâb ve levend-nâme sûretinde olan tavr u tarzı Sadr-ı esbâk Cezayirli Hasan Paşa'nın mizâcına muvâfık gelüp, bir zemân merkūmu istishâb etmişidi. Müşârûn ileyh doksan dokuz târîhinde Kāyim-makām bulunup, İmâret-i Hâcc isti‘dâdını vermek içün Cerde Başbuğluğu'nu [170b] Mîr-i mîrânlık ile merkūma tevcîh ve Sahib-i sadr-ı hazîne-dâr ‘Ali Paşa Asitâne'ye geldikde: \"Cerde Başbuğluğu umûr-ı cesîmeden olup, bu makūle mechûlü'l-asl şahs-ı sâkıta tevcîhi gayr-i vecîhdir\" deyü ‘azl edüp, Karahisâr Sancağı'yla Sinob muhafazasına taʻyîn etmişidi. İki yüz târîhinde Kars muhafazasına meʼmûr ve iki yüz birde tekrâr Cerde Başbuşluğu'yla mesrûr olup, iki yüz ikide nâyil-i İmâret-i Hâcc ve imtidâd-ı vakt ü zemân ile vâreste-i kayd-ı ihtiyâc ve iki yüz beşde bâ-Eyâlet-i Rakka, Bağdâd Muhafızı Vezîr Süleymân Paşa maʻiyyeti ile me'mûr-ı defʻ-i gāyile-i Tîmûr olup, müşârûn ileyh ile 'azîm münâkaşa ve etbâʻları beyninde gâh u bî-gâh ve muhâreşe vü münâveşe ‘akabinde Adana ve Mar'aş eyâletlerine Vâlî olup, Köse Mustafa Paşa munfasıl olduğu Haleb'den mansıbı olan Rakka'ya gider iken, muhtâc-ı nizâm olan ‘Ayntâb reh-i râstında olmak mülâbesesiyle tarafına nizâm fermânı gönderilmiş olmağla, bi-hasebi'l-emri'ş-şerîf ehâlî-yi beldeyi taht-1 râbıtaya idhâl ve serkeşlerini terhîb ü tahvîf etmişiken, 'Ayntâb Marʻaş'a muzâf olup,: \"Dâhil-i kalem-rev-i hükûmetim ve nizâmı mütehattim-i zimmet-i himmetimdir\" diyerek sâʻid-i zulm ü ‘udvânı teşmîr ve Mustafa Paşa'nın verdiği nizâmı tahkīr ve firârîleri celb ile ahz-ı mâl-i kesîr eylediğinden fazla aldığı mâlı yâr-ı kafa-dâr ‘add eylediği evbâş u erâzile infâk ve niçe bî-günâhın rûhunu izhâk eylediği mûceb-i igbirâr-ı tabʻ-ı hümâyûn olup, derhal ‘azl ile tekdîr ve\nKayseriyye ve Niğde sancağları tevcîhi ile hakkında ızmâr-ı [171a] kîn tedmîr kılınmışidi. Niğde'ye hatt-ı rihâl-i zulm ü ‘udvân ve meʼlûf olduğu vech üzere ahz u fetke şitâbân olduğunu eʻâlî vü ve esâfil-i ehâlî müşâhede ile der-i devlet-medâra ref-i rukʻa-i şikâyet etmeleriyle, izâlesi bâbında olan kasd u niyyet müte'ekkid ü mütehakkık olup, müctemiʻ olan haşerât-ı nâs tefrîk olunmak irâdeleriyle Rumeli tarafında mürûr eylemesi ibtidâ-yı emrde tarafına emr ü işʻâr ve nihânî Yeni-il Voyvodası'na istîsâl fermânı tisyâr olunup, mevcûd-ı maʻiyyeti olan küştenîler kazıyyeye vukūf ile tarafetü'l-‘aynda perîşân ve kendüsi dahi müsteşʻir bulunup, ne mahalle 'azîmet eyleyeceğinde hâyim ü hayrân olup, encâm-ı kâr iç dâyiresi halkıyla serserî-geşt ü güzâr eyleyerek Sivas kurbünde \"Köprübaşı\" nâm mahalde gümâştegân-ı devlet ‘ale's-seher müşârûn ileyhi basup, kârını itmâm ve efsâne-i ‘ömrünü karîn-i encâm eylediler. Müşârûn ileyh nâyil-i tûğ u ‘alem oladdan berü Devlet-i 'aliyye'nin cüz'ü küllî bir işine yaramayup, vardığı memleketlerde zulm ü teʻaddî ile vedîʻa-i Hakk olan 'ibâdı giriftâr-ı çârmîh-i şikence vü iztirâb ve kasabât u kurâyı ber-hemzede-i inkılâb edüp, ‘âkıbetü'l-emr te'sîr-i âh u enîn-i zuʻafâ ile hakkında mücâzât-ı İlâhîyye zuhûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad Muhafızı Vezîr Ahmed Paşa dest-yârî-yi himem-i Şehriyâr-ı kişver-güşâ ile Belgrad'da ictimâʻ eden haşerât-ı nâsı def ve bu sebeble sâhib-i iʻtibâr u vak‘ olduğundan gayri, dâyiresinde kesret ve hâlinde ‘adem-i vüsʻat takrîbi ile [171b] Sancağı mansıb-ı aslîsine ilhâk ve manzûr-ı ‘inâyet-i Şehriyâr-i âfâk olup, bu mürû'et ü merhamete nazâran vâridât-ı muʻayyeneye kanâʻat ve şâ'ibe-i hırs u tama‘dan mücânebet eylemesi meʼmûl iken, bu esnâda reʻâyâ-yı Belgrad'a itâle-i dest-i teʻaddî ve baʻzı kimesneleri tecrîm ü ızrâra tesâddî eylediği mesmû‘ olup, derhal taraf-ı hazret-i Sadâret-penâhî'den müşârûn ileyhe bir kıtʻa mü’ekked kāyime tahrîr ve şüyû‘ bulan mezâlimden tahzîr olunup, kāyime-i hazret-i Asafî müşârûn ileyhin yedine vâsıl olduğu gibi zulm u teʻaddîden bi'l-külliyye dâmen-keş ve havf u haşyetden zihni müşevveş olup, bu hâl ile umûrunda mütekāsır ve giderek ‘ârıza-i ihtilâl-i serhadd\nvukūʻu ezhâna mütebâdir olmağla, ‘azli iktizâ ve mahall-i âhardan bir vezîr celb olunduğu hâlde müceddeden reʻâyâ-yı Belgrad mesârif-i külliyyeye mübtelâ olacağları zâhir ü hüveydâ olup, Belgrad'ın neferâtını müceddeden tertîb ve Kapudânlığa müteʻallik husûsları ıslâh u tanzîm ile memleket mesârifine nezâret ve fukarâyı himâyet 'unvânıyla Filibe Aʻyânı Mustafa Ağa'nın Belgrad'a me'mûriyyeti mukaddemâ tasvîb olunmuşidi. Mûmâ ileyh Belgrad'a vardıkda hıdemât-ı me'mûresinde izhar-ı saʻy-i bî-kıyâs ve vazʻ u hareketinde 'alâmet-i tevfîk ihsâs olunduğundan gayri, mesmûʻ u muhakkak olan hüsn-i sülûk u müʻâşereti ve ‘an-asl reʻâyâ-perverlik ile idâre-i memlekete kudreti hasebiyle bâ-rütbe-i Mîr-i Mîrânî Belgrad Muhâfızlığı eğerçi birkaç gün mukaddem tarafına tevcîh olunup, ancak Belgrad müntehâ-yı hudûd-ı İslâmiyye'de vâkiʻ bir hısn-ı menî olduğuna bina'en, vüzerâ-yı [172a] ‘izâmdan hulüvvü münasib görülmeyüp, mûmâ ileyhin terfî'-i şânı lâzım gelmekle hakkında kulzüm-i zehhâr-ı ‘inâyet-i Şehriyârî-yi mevc-engîz zuhûr ve işbu Zilhicce'nin üçüncü Cumʻa günü rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le nevâ-sâz-ı bezm-i sürûr olup, selefi Ahmed Paşa mansıbı olan Tırhala'ya ‘azîmet etmek üzere me'mûr ve ol bâbda ısdâr-ı menşûr kılınmışken, baʻzı eşkıyâ teftîşi ve mevadd-ı âhar tanzîmi mülâhazalarıyla Nîş'de ikāmeti irâde ve tarafına emr-i dîger firistâde olundu.",
          "caption": "Muhafız-ı Belgrad-şüden-i Mustafa Ağa bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî ve ihsân-ı Vezâret be-û",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_282.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Muhafız-ı Belgrad-şüden-i Mustafa Ağa bâ-rütbe-i Mîr-i mîrânî ve ihsân-ı Vezâret be-û",
          "text": "Belgrad Muhafızı Vezîr Ahmed Paşa dest-yârî-yi himem-i Şehriyâr-ı kişver-güşâ ile Belgrad'da ictimâʻ eden haşerât-ı nâsı def ve bu sebeble sâhib-i iʻtibâr u vak‘ olduğundan gayri, dâyiresinde kesret ve hâlinde ‘adem-i vüsʻat takrîbi ile [171b] Sancağı mansıb-ı aslîsine ilhâk ve manzûr-ı ‘inâyet-i Şehriyâr-i âfâk olup, bu mürû'et ü merhamete nazâran vâridât-ı muʻayyeneye kanâʻat ve şâ'ibe-i hırs u tama‘dan mücânebet eylemesi meʼmûl iken, bu esnâda reʻâyâ-yı Belgrad'a itâle-i dest-i teʻaddî ve baʻzı kimesneleri tecrîm ü ızrâra tesâddî eylediği mesmû‘ olup, derhal taraf-ı hazret-i Sadâret-penâhî'den müşârûn ileyhe bir kıtʻa mü’ekked kāyime tahrîr ve şüyû‘ bulan mezâlimden tahzîr olunup, kāyime-i hazret-i Asafî müşârûn ileyhin yedine vâsıl olduğu gibi zulm u teʻaddîden bi'l-külliyye dâmen-keş ve havf u haşyetden zihni müşevveş olup, bu hâl ile umûrunda mütekāsır ve giderek ‘ârıza-i ihtilâl-i serhadd\nvukūʻu ezhâna mütebâdir olmağla, ‘azli iktizâ ve mahall-i âhardan bir vezîr celb olunduğu hâlde müceddeden reʻâyâ-yı Belgrad mesârif-i külliyyeye mübtelâ olacağları zâhir ü hüveydâ olup, Belgrad'ın neferâtını müceddeden tertîb ve Kapudânlığa müteʻallik husûsları ıslâh u tanzîm ile memleket mesârifine nezâret ve fukarâyı himâyet 'unvânıyla Filibe Aʻyânı Mustafa Ağa'nın Belgrad'a me'mûriyyeti mukaddemâ tasvîb olunmuşidi. Mûmâ ileyh Belgrad'a vardıkda hıdemât-ı me'mûresinde izhar-ı saʻy-i bî-kıyâs ve vazʻ u hareketinde 'alâmet-i tevfîk ihsâs olunduğundan gayri, mesmûʻ u muhakkak olan hüsn-i sülûk u müʻâşereti ve ‘an-asl reʻâyâ-perverlik ile idâre-i memlekete kudreti hasebiyle bâ-rütbe-i Mîr-i Mîrânî Belgrad Muhâfızlığı eğerçi birkaç gün mukaddem tarafına tevcîh olunup, ancak Belgrad müntehâ-yı hudûd-ı İslâmiyye'de vâkiʻ bir hısn-ı menî olduğuna bina'en, vüzerâ-yı [172a] ‘izâmdan hulüvvü münasib görülmeyüp, mûmâ ileyhin terfî'-i şânı lâzım gelmekle hakkında kulzüm-i zehhâr-ı ‘inâyet-i Şehriyârî-yi mevc-engîz zuhûr ve işbu Zilhicce'nin üçüncü Cumʻa günü rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le nevâ-sâz-ı bezm-i sürûr olup, selefi Ahmed Paşa mansıbı olan Tırhala'ya ‘azîmet etmek üzere me'mûr ve ol bâbda ısdâr-ı menşûr kılınmışken, baʻzı eşkıyâ teftîşi ve mevadd-ı âhar tanzîmi mülâhazalarıyla Nîş'de ikāmeti irâde ve tarafına emr-i dîger firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu Cum'a gecesi muʻtâd-ı Devlet-i 'aliyye üzere Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sayir ‘ulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu bi-ecmaʻihim Serây-ı hümâyûn'da ictimâʻ edüp, tebrîk ü tehniye-i 'îd-i saʻîd ve telsîm-i âstîn-i Şehriyâr-ı kayâsir-‘abîd ile iktisâb-ı hayât-ı câvîd eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i 'îd-i sa'îd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_283.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i 'îd-i sa'îd",
          "text": "İşbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu Cum'a gecesi muʻtâd-ı Devlet-i 'aliyye üzere Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sayir ‘ulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu bi-ecmaʻihim Serây-ı hümâyûn'da ictimâʻ edüp, tebrîk ü tehniye-i 'îd-i saʻîd ve telsîm-i âstîn-i Şehriyâr-ı kayâsir-‘abîd ile iktisâb-ı hayât-ı câvîd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erâzî-yi maʻmûrede vâkiʻ olup, devlet ‘unvânına şâyeste olan ekālîm-i 'örfiyyede Avrupa devletleri umûr-ı ticaretlerini rü’yet içün bir elçi vazʻ vü temkîn ve mesârifât-ı zarûriyyelerin gazete evrâkından hâsıl olan mebâliğden havâle vü taʻyîn eylediklerinden fazla o memleketlerde peyveste-i mevki‘-i iştihâr olan sanâyi‘-i ber-\ngüzîde ve bazâyi'-i pesendîdeyi kavlen ve fiʻlen tahsîl ve ânen-fe-ânen aktâr-ı cihânda hüdûs eden ahvâl-i mugāyeretü'l-evzâ‘ı zabt u tahrîr ile fâyide haberi memleketleri halkına tavsîl ve memleketlerinde ikāmet eyledikleri düvelin devletleri hakkında hüsn ü sû-i niyyetlerin ihsâs u teferrüs ve vakt ü zeman güzerân olmadan ihbâr u iʻlâma [172b] müsâraʻatla mesâlih-i devletlerin tehvîn ü teshîl eyledikleri nezd-i ferd-i Şâhâne'de mütehakkık olup, Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi müsâleme vü mesâfât üzere olan devletlere birer müsta‘idd ü reşîd elçi ta'yîn olunup, ahvâl-i düvele vakıf ve fünûn-ı riyaziyyeye bi'l-mümârese 'ârif olup, âbisten-i eyyâmdan tevellüd eden havâdisâtı tahrîr ü işâret ve bi-fazlihî Teʻâlâ tezâʻuf ü tekessürü irâde olunan sefâyin-i İslâmiyye'nin ticaretle o taraflara seyr ü seferleri tehakkuk eyledikde erbâb-ı ticaret ü bidâ'atin umûr u husûslarını rü’yet ve hilâf-ı ‘uhûd vukūʻ bulacak mazarratdan vikāye vü himâyet ve üç senede biri irsâl ve müddeti tekmîlinde âhiri ibdâl olunmak havâlî-kerd-i zamîr-i Şâhâneleri olup, tarîk-i suhûleti fî-külli vaktin ve ân-ı tefekkür ü teʻakkul ve şimdiye dek vukūʻu gayr-i meşhûd olan vaz‘-ı hâdisin defa‘ten hayyiz-resân-ı husûl olması müteʻassir görülüp, emr-i tedrîc ve teʼennî ile sûret-yâb olması mülâhaza vü tehayyül olunur idi. Çünki Françelü'nün Devlet-i ‘aliyye'ye temahhuz u ihtisâsı sâyir devletlerden vâfir olduğu zâhirdir. İbtidâ-yı emrde kendüleriyle bu husûs müzakere olunup, baʻde'l-istikrar sâyir düvelin kabûl-i mâdde ile 'özr ü behâne edemeyecekleri mütebâdir-i ezhân olmuşidi. Ancak bu hılâlde tehaddüs eden şûriş ü ihtilâl ve 'adem-i râbıta-i hâl takrîbi ile Devlet-i 'aliyye tarafından vilâyetlerine elçi irsâl olunmak Françelü ile el-yevm muhârib olan düvele bâʻis-i inkisâr-ı bâl olacağı ba'îd 'ani'l-ihtimal olmadığına binâ'en, mâdde-i mezkûre Devlet-i İslâmiyye ile kurûn-ı mâziyyeden berü silm ü salâh üzere olup, Devlet-i ‘aliyye ile dahi katʻâ muhârebesi vukūʻ bulmayan İngiltere [173a] lü'nün Âsitâne'de mukīm elçisi ile bi'l-müzakere karâr-gîr-i nizâm ve maslahat-ı mezbûre netîce-bahş-ı hıtâm olup, sâbıkā Kalyonlar Kâtibi Yûsuf Âgâh Efendi'nin bu hıdmete ehliyyet ü kābiliyyeti derkâr olduğundan, akrânına takdîm ve Orta Elçilik hilʻati ile tefhîm olunup, İngilterelü'ye irsâl olunacak hedâyânın ve Efendi-yi mûmâ ileyhin o tarafda ikāmeti hilâlinde\nmesârifine lâzım gelan meblağın bundan sonra nizâmına şürûʻ olunmak tedbîri tasvîb olundu.",
          "caption": "Firistâden-i Sefîr be-cânib-i İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_284.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i Sefîr be-cânib-i İngiltere",
          "text": "Erâzî-yi maʻmûrede vâkiʻ olup, devlet ‘unvânına şâyeste olan ekālîm-i 'örfiyyede Avrupa devletleri umûr-ı ticaretlerini rü’yet içün bir elçi vazʻ vü temkîn ve mesârifât-ı zarûriyyelerin gazete evrâkından hâsıl olan mebâliğden havâle vü taʻyîn eylediklerinden fazla o memleketlerde peyveste-i mevki‘-i iştihâr olan sanâyi‘-i ber-\ngüzîde ve bazâyi'-i pesendîdeyi kavlen ve fiʻlen tahsîl ve ânen-fe-ânen aktâr-ı cihânda hüdûs eden ahvâl-i mugāyeretü'l-evzâ‘ı zabt u tahrîr ile fâyide haberi memleketleri halkına tavsîl ve memleketlerinde ikāmet eyledikleri düvelin devletleri hakkında hüsn ü sû-i niyyetlerin ihsâs u teferrüs ve vakt ü zeman güzerân olmadan ihbâr u iʻlâma [172b] müsâraʻatla mesâlih-i devletlerin tehvîn ü teshîl eyledikleri nezd-i ferd-i Şâhâne'de mütehakkık olup, Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi müsâleme vü mesâfât üzere olan devletlere birer müsta‘idd ü reşîd elçi ta'yîn olunup, ahvâl-i düvele vakıf ve fünûn-ı riyaziyyeye bi'l-mümârese 'ârif olup, âbisten-i eyyâmdan tevellüd eden havâdisâtı tahrîr ü işâret ve bi-fazlihî Teʻâlâ tezâʻuf ü tekessürü irâde olunan sefâyin-i İslâmiyye'nin ticaretle o taraflara seyr ü seferleri tehakkuk eyledikde erbâb-ı ticaret ü bidâ'atin umûr u husûslarını rü’yet ve hilâf-ı ‘uhûd vukūʻ bulacak mazarratdan vikāye vü himâyet ve üç senede biri irsâl ve müddeti tekmîlinde âhiri ibdâl olunmak havâlî-kerd-i zamîr-i Şâhâneleri olup, tarîk-i suhûleti fî-külli vaktin ve ân-ı tefekkür ü teʻakkul ve şimdiye dek vukūʻu gayr-i meşhûd olan vaz‘-ı hâdisin defa‘ten hayyiz-resân-ı husûl olması müteʻassir görülüp, emr-i tedrîc ve teʼennî ile sûret-yâb olması mülâhaza vü tehayyül olunur idi. Çünki Françelü'nün Devlet-i ‘aliyye'ye temahhuz u ihtisâsı sâyir devletlerden vâfir olduğu zâhirdir. İbtidâ-yı emrde kendüleriyle bu husûs müzakere olunup, baʻde'l-istikrar sâyir düvelin kabûl-i mâdde ile 'özr ü behâne edemeyecekleri mütebâdir-i ezhân olmuşidi. Ancak bu hılâlde tehaddüs eden şûriş ü ihtilâl ve 'adem-i râbıta-i hâl takrîbi ile Devlet-i 'aliyye tarafından vilâyetlerine elçi irsâl olunmak Françelü ile el-yevm muhârib olan düvele bâʻis-i inkisâr-ı bâl olacağı ba'îd 'ani'l-ihtimal olmadığına binâ'en, mâdde-i mezkûre Devlet-i İslâmiyye ile kurûn-ı mâziyyeden berü silm ü salâh üzere olup, Devlet-i ‘aliyye ile dahi katʻâ muhârebesi vukūʻ bulmayan İngiltere [173a] lü'nün Âsitâne'de mukīm elçisi ile bi'l-müzakere karâr-gîr-i nizâm ve maslahat-ı mezbûre netîce-bahş-ı hıtâm olup, sâbıkā Kalyonlar Kâtibi Yûsuf Âgâh Efendi'nin bu hıdmete ehliyyet ü kābiliyyeti derkâr olduğundan, akrânına takdîm ve Orta Elçilik hilʻati ile tefhîm olunup, İngilterelü'ye irsâl olunacak hedâyânın ve Efendi-yi mûmâ ileyhin o tarafda ikāmeti hilâlinde\nmesârifine lâzım gelan meblağın bundan sonra nizâmına şürûʻ olunmak tedbîri tasvîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Avrupa ehâlîsi etfâl-i endek-sâllerini kābiliyyet ü isti‘dâdlarına göre birer san'at ile meşgül edüp, memleketlerinde fâriğ 'ani'ş-şugl bir şahıs bulunmadığından gayri, istîʻâb eyledikleri mahâll ü emâkinde san'at-ı deryûze-gerî ma‘dûm ve 'alâ-eyyi-hal bir 'amel bulup, o makūleleri i‘mâl ve kesb-i kuvvete mecbûr eyledikleri maʻlûm ve bu makūle hareketleri hükemâ-yı İslâmiyye'nin ve baʻzı felâsifenin mezheblerine muvâfık görünür. Zîrâ hükemâ-yı İslâmiyye katında ‘âkil u mükellef olan kimesneler dört sınıfa münkasimdir. \"Ya ‘askerî ya sûkī ya ehl-i kalem ve yâhûd hars u zirâʻat erbâbı olup, bu esnâfdan hâric kimseleri hâli üzere terk câyiz olmayup, sınıfın birinden olmasiyçün cebr olunur.\" Ve baʻzı felâsife der ki: \"Zikr olunan esnafın birinden olmağla rağbet etmeyen kimsenin i‘dâm u izâlesi hikmete muvâfıkdır\" dediler. Zîrâ halka bâʻis-i zahmet ü müzâyaka olurlar. \"Sebâtü külli sinfin ‘alâ ‘amelihi'l-mahsûsi yûcibü nizâmen fi'l-mülki ve ihmâlühü yûcibü hılâfehû\" me'âli üzere her sınıfın ‘ameline sınıf-ı [173b] âhar cebr olunmamak dahi lâzımdır. Zîrâ teşvîş ü ihtilâli mûceb olur. Ehl-i sanâyiʻ ve reʻâyânın muhârebeye sevk olundukları gibi... Biz yine sadede gelelim. Avrupa halkının merdüm-zâdeleri dahi hadd-i tufûliyyetden vâreste oldukları gibi \"akademiya\" ta‘bîr eyledikleri ders-hânelere girüp, fünûn-ı riyaziyyeyi tahsîl ve 'ale'l-husûs fenn-i coğrafyaya tevaggul ile memleketlerinden bir hatve tecavüz etmemiş eşhâs, memâlik-i maʻmûreyi şibren-fe-şibrâ mesâha edüp, bihâr u enhâr, turuk u mesâlik ve suver-i kılâʻ ve füshat-ı erâzî vü bıkā'ı fehm ü idrâk etdiklerine kanâʻat etmeyüp, ‘ıyânen ve müşâhedeten vukūf-ı ahvâl mekāsıdıyla meşakkat-i seyr ü seferi irtikâb ve ‘an-ilmin ve nazarin o makūle maʻârifi iktisâb etmeleriyle her biri başlı başına 'asker tertîbine ve husûn-ı menîʻa îcâdına ve devletinin füzûnî-yi îrâdına kudret-yâb oldukları sübût-yâfte-i tehakkukdur. Gışâve-i çirk-i şirk ile kulûb-ı kāsiyeleri mestûr ve gabâvet ü belâdet-i tabâyi‘ ile meşhûr olan\nkefere cebr-i nefs ü darâvet ile bu makūle sanayi‘-i nâfi‘aya dest-res olup, hilye-i tevhîd ü îmân ile revnak-deh-i vücûd ve fart-ı 'akl ü zekâ ile fark-künende-i bûd ve ne-bûd olan ehl-i İslâm dîn ü devlete nâfi‘ o makūle sanâyi‘-i müfîdenin tahsîline rağbet ü i‘tibâr etmedikleri bâ‘is-i tehayyür ü telehhüf ve mûceb-i teveccu‘u teʼessüfdür. İnşâʼallâhü Teâlâ bu vesîle ile fîmâ-bâ‘d Devlet-i ‘aliyye'de fünûn-ı riyâziyye ve esâlîb-i sınâ‘iyye şâyi‘ \"Ve'l-hikmetü dâlletü'l-müʼmini ahazehâ eynemâ vecedehâ\" mefhûmu aynı ile vâki olup, çîre-destân-ı mü'minîn ve ma‘ârif-azmâyân-ı muvahhidîn Avrupa ehâlîsinin kâffe-i sanayi'ne ıttılâ‘ ve niçe niçe mehâsin-i [174a] umûr ihtirâ‘ eyleyecekleri meʼmûl u muntazırdır.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_285.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Avrupa ehâlîsi etfâl-i endek-sâllerini kābiliyyet ü isti‘dâdlarına göre birer san'at ile meşgül edüp, memleketlerinde fâriğ 'ani'ş-şugl bir şahıs bulunmadığından gayri, istîʻâb eyledikleri mahâll ü emâkinde san'at-ı deryûze-gerî ma‘dûm ve 'alâ-eyyi-hal bir 'amel bulup, o makūleleri i‘mâl ve kesb-i kuvvete mecbûr eyledikleri maʻlûm ve bu makūle hareketleri hükemâ-yı İslâmiyye'nin ve baʻzı felâsifenin mezheblerine muvâfık görünür. Zîrâ hükemâ-yı İslâmiyye katında ‘âkil u mükellef olan kimesneler dört sınıfa münkasimdir. \"Ya ‘askerî ya sûkī ya ehl-i kalem ve yâhûd hars u zirâʻat erbâbı olup, bu esnâfdan hâric kimseleri hâli üzere terk câyiz olmayup, sınıfın birinden olmasiyçün cebr olunur.\" Ve baʻzı felâsife der ki: \"Zikr olunan esnafın birinden olmağla rağbet etmeyen kimsenin i‘dâm u izâlesi hikmete muvâfıkdır\" dediler. Zîrâ halka bâʻis-i zahmet ü müzâyaka olurlar. \"Sebâtü külli sinfin ‘alâ ‘amelihi'l-mahsûsi yûcibü nizâmen fi'l-mülki ve ihmâlühü yûcibü hılâfehû\" me'âli üzere her sınıfın ‘ameline sınıf-ı [173b] âhar cebr olunmamak dahi lâzımdır. Zîrâ teşvîş ü ihtilâli mûceb olur. Ehl-i sanâyiʻ ve reʻâyânın muhârebeye sevk olundukları gibi... Biz yine sadede gelelim. Avrupa halkının merdüm-zâdeleri dahi hadd-i tufûliyyetden vâreste oldukları gibi \"akademiya\" ta‘bîr eyledikleri ders-hânelere girüp, fünûn-ı riyaziyyeyi tahsîl ve 'ale'l-husûs fenn-i coğrafyaya tevaggul ile memleketlerinden bir hatve tecavüz etmemiş eşhâs, memâlik-i maʻmûreyi şibren-fe-şibrâ mesâha edüp, bihâr u enhâr, turuk u mesâlik ve suver-i kılâʻ ve füshat-ı erâzî vü bıkā'ı fehm ü idrâk etdiklerine kanâʻat etmeyüp, ‘ıyânen ve müşâhedeten vukūf-ı ahvâl mekāsıdıyla meşakkat-i seyr ü seferi irtikâb ve ‘an-ilmin ve nazarin o makūle maʻârifi iktisâb etmeleriyle her biri başlı başına 'asker tertîbine ve husûn-ı menîʻa îcâdına ve devletinin füzûnî-yi îrâdına kudret-yâb oldukları sübût-yâfte-i tehakkukdur. Gışâve-i çirk-i şirk ile kulûb-ı kāsiyeleri mestûr ve gabâvet ü belâdet-i tabâyi‘ ile meşhûr olan\nkefere cebr-i nefs ü darâvet ile bu makūle sanayi‘-i nâfi‘aya dest-res olup, hilye-i tevhîd ü îmân ile revnak-deh-i vücûd ve fart-ı 'akl ü zekâ ile fark-künende-i bûd ve ne-bûd olan ehl-i İslâm dîn ü devlete nâfi‘ o makūle sanâyi‘-i müfîdenin tahsîline rağbet ü i‘tibâr etmedikleri bâ‘is-i tehayyür ü telehhüf ve mûceb-i teveccu‘u teʼessüfdür. İnşâʼallâhü Teâlâ bu vesîle ile fîmâ-bâ‘d Devlet-i ‘aliyye'de fünûn-ı riyâziyye ve esâlîb-i sınâ‘iyye şâyi‘ \"Ve'l-hikmetü dâlletü'l-müʼmini ahazehâ eynemâ vecedehâ\" mefhûmu aynı ile vâki olup, çîre-destân-ı mü'minîn ve ma‘ârif-azmâyân-ı muvahhidîn Avrupa ehâlîsinin kâffe-i sanayi'ne ıttılâ‘ ve niçe niçe mehâsin-i [174a] umûr ihtirâ‘ eyleyecekleri meʼmûl u muntazırdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç günden berü cevv-i semâda kesâfet tevellüd ve basît-i gabrâda âteş-i şu‘le-gîr-i harâret tevakkud edüp, nazm; Ne-bûd âb ki gerdîde ez-fevvâre revân, / Ki'z germî-yi hevâ bahr-ı birûn girde-zebân, / Hâk ez-tâbiş hûrşîd-i bî-haddî şode germ, / K'âteş ez-bîm-i harâret şode der-seng nihân. mazmûn-ı ‘ibret-nümûnu lisân-ı hâl-i eyyâmda mezkûr ve kâffe-i nâs iltihâb-ı kûre-i nâriyye ile tefsîde-leb ü mahrûr olup, çeşme-i hûrşîd şiddet-i germî-yi harâretle bîrûn-ı yübûset ve inzırâm-ı kânûne-i fasl-ı sayf ile cedâvil ü enhâr, rüsûb u güm-şüde-i rutûbet olduğuna binâ'en, hübûb-ı neseme-i ‘inâyet-i Mürsilü'r-riyah'a efrâd-ı mahlûkāt-ı sîne-güşâ-yı intizâr ve nüzûl-ı katarât-ı emtâr u bârân ile i‘tidâl-i hevâya kâffe-i ‘âlem dest-i berdâşte-i dergâh-ı Perverdigâr iken, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin yigirmi yedinci ve fasl-ı Temmuzun yigirmi beşinci günü ki, gayheb-i şâm kenâre-i ruhsâre-i mühre-i perde-keş-i zalâm olduğu hengâm idi, şerâre-i berk-i şu‘le-fürûz,\ntetâbuʻ u ittisâl ile leyl-i mazlam u târı mânend-i rûz edüp, esvât-ı hâyile-i raʻd birkaç sâʻat mümtedd olmağla, râhat-ı güzînân kâşâne-i gaflet ü gurûru îkāz u irkād ve gerden-keşân-ı ribka-i itaʻat-ı Bârî olan kühen-kârân-ı nâsı seccâde-nişîn-i zehâdet ü irşâd edüp, pey-der-pey sâkıt olan gays-ı şedîdü'z-zuhûr arz-ı kafrâyı müşâbih buhûr ve belki nümûne-nümâ-yı vifârü't-tennûr edüp, ʻale's-sabah bu hâlet-i hûş-rübâ fazl-ı Bârî ile mündefiʻ ve kesâfet-i gamâm münkaşiʻ olup, redâ’et ü vehâmet-i arzıyye zâyil ve cevher-i hevâda [174b] safvet ü letâfet hâsıl oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı ra‘d u berk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_286.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1207"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı ra‘d u berk",
          "text": "Birkaç günden berü cevv-i semâda kesâfet tevellüd ve basît-i gabrâda âteş-i şu‘le-gîr-i harâret tevakkud edüp, nazm; Ne-bûd âb ki gerdîde ez-fevvâre revân, / Ki'z germî-yi hevâ bahr-ı birûn girde-zebân, / Hâk ez-tâbiş hûrşîd-i bî-haddî şode germ, / K'âteş ez-bîm-i harâret şode der-seng nihân. mazmûn-ı ‘ibret-nümûnu lisân-ı hâl-i eyyâmda mezkûr ve kâffe-i nâs iltihâb-ı kûre-i nâriyye ile tefsîde-leb ü mahrûr olup, çeşme-i hûrşîd şiddet-i germî-yi harâretle bîrûn-ı yübûset ve inzırâm-ı kânûne-i fasl-ı sayf ile cedâvil ü enhâr, rüsûb u güm-şüde-i rutûbet olduğuna binâ'en, hübûb-ı neseme-i ‘inâyet-i Mürsilü'r-riyah'a efrâd-ı mahlûkāt-ı sîne-güşâ-yı intizâr ve nüzûl-ı katarât-ı emtâr u bârân ile i‘tidâl-i hevâya kâffe-i ‘âlem dest-i berdâşte-i dergâh-ı Perverdigâr iken, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin yigirmi yedinci ve fasl-ı Temmuzun yigirmi beşinci günü ki, gayheb-i şâm kenâre-i ruhsâre-i mühre-i perde-keş-i zalâm olduğu hengâm idi, şerâre-i berk-i şu‘le-fürûz,\ntetâbuʻ u ittisâl ile leyl-i mazlam u târı mânend-i rûz edüp, esvât-ı hâyile-i raʻd birkaç sâʻat mümtedd olmağla, râhat-ı güzînân kâşâne-i gaflet ü gurûru îkāz u irkād ve gerden-keşân-ı ribka-i itaʻat-ı Bârî olan kühen-kârân-ı nâsı seccâde-nişîn-i zehâdet ü irşâd edüp, pey-der-pey sâkıt olan gays-ı şedîdü'z-zuhûr arz-ı kafrâyı müşâbih buhûr ve belki nümûne-nümâ-yı vifârü't-tennûr edüp, ʻale's-sabah bu hâlet-i hûş-rübâ fazl-ı Bârî ile mündefiʻ ve kesâfet-i gamâm münkaşiʻ olup, redâ’et ü vehâmet-i arzıyye zâyil ve cevher-i hevâda [174b] safvet ü letâfet hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fiʻl Sadâret-i Anadolu'ya revnak-bahş olan fakīh-i devrân ve Ebu Şureyh-i zemân Fetvâ Emîni İbrâhîm Efendi müddet-i ʻörfiyyesin itmâm ve Anadolu pâyesi olup, envâʻ-ı dirâyetle mevsûf ve esnâf-1 talâvetle meʼlûf Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Efendi Sadâret-i Anadolu ile tahsîl-i sermâye-i merâm eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Sadâret-i Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_287.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Sadâret-i Anadolu",
          "text": "Bi'l-fiʻl Sadâret-i Anadolu'ya revnak-bahş olan fakīh-i devrân ve Ebu Şureyh-i zemân Fetvâ Emîni İbrâhîm Efendi müddet-i ʻörfiyyesin itmâm ve Anadolu pâyesi olup, envâʻ-ı dirâyetle mevsûf ve esnâf-1 talâvetle meʼlûf Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Efendi Sadâret-i Anadolu ile tahsîl-i sermâye-i merâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nezâret-i hazret-i Şeyhulislâmî'de âsûde olan evkāfdan tevliyyeti zât-ı semîhîlerine meşrûta olan Kılıç ʻAli Paşa Câmi'nin mahfili ʻan-asl münhafız u teng ve baʻzan tekâsür-i cemâʻat sebebi ile tazâyuk-ı kulûb hâsıl olup, taʻdîl-i erkân ve huzûr-ı cenân hâric-i dâyire-i imkân olmağla, musallî ve gayr-i musallî yek-dîgere mümâsil ü hem-reng olup, iʻlâ vü terfî ve tezyîn ü tevsîʻi taraf-ı hazret-i Fetvâ-penâhî'den iltizâm ve Zât-ı hümâyûn'a lâyık resm ile dâyire-i mezkûre tarh u itmâm olunduğu taraf-ı kâmilü'ş-şeref-i Şehriyârî'ye ʻarz u ifhâm olundukda, câmiʻ-i mezkûrda edâ-yı salât-ı Cumʻa etmek dâʻiyesi havâlî-kerd-i zamîr-i ilhâm-tahmîr-i\nŞâhâneleri olmağla, işbu Muharrem'in ikinci Cuma günü debdebe-i Mülûkâneleri'yle câmi‘-i mezkûru mâl-â-mâl envâr-ı behcet ü behâ ve dâyire-i mezkûrenin resm-i matbûʻ u dil-keşi muvâfık-ı tab‘-ı Cihân-ârâları olduğuna binâ'en, cenâb-ı hazret-i Fetvâ-me'âb'ı bir nev' 'ârife-i Mülûkâne ile tefrîh ve haklarında derkâr olan hüsn-i teveccüh-i Şâhânelerin tasrîh kasdıyla iyâb u zehâb-ı Mülûkâne'de hidmet-i mücmere-keşî [175a] ile kesb-i şeref ü rağbet ve ber-vech-i niyâbet ‘arz-ı firûtenî vü meskenet eden mahdûm-ı hasîb ve necl-i necîbleri hâlâ Galata Kadısı es-Seyyid 'Abdullah Efendi cenâblarını Mekke-i mükerreme pâyesiyle mükerrem ve dîbâ-yı zîbâ-yı hususiyyet ü ‘ubûdiyyetini tamgā-yı bî-hemtâ-yı mekârim ile tırâzende vü muʻlem buyurup, İmâm-ı Evvel-i Sultânî dahi bu ‘inâyet-i Tâcdârî'den hisse-mend-i nevâle-i iltifat u kerem olup, saff-ı mezkûrda vâki‘ cemâ‘at-i mevâliye mu'temm oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i Mekke be-mahdûm-ı hazret-i Fetvâ-penâhî ve İmâm-ı be-nâm-ı hazret-i Hilâfet-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_288.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i Mekke be-mahdûm-ı hazret-i Fetvâ-penâhî ve İmâm-ı be-nâm-ı hazret-i Hilâfet-penâhî",
          "text": "Nezâret-i hazret-i Şeyhulislâmî'de âsûde olan evkāfdan tevliyyeti zât-ı semîhîlerine meşrûta olan Kılıç ʻAli Paşa Câmi'nin mahfili ʻan-asl münhafız u teng ve baʻzan tekâsür-i cemâʻat sebebi ile tazâyuk-ı kulûb hâsıl olup, taʻdîl-i erkân ve huzûr-ı cenân hâric-i dâyire-i imkân olmağla, musallî ve gayr-i musallî yek-dîgere mümâsil ü hem-reng olup, iʻlâ vü terfî ve tezyîn ü tevsîʻi taraf-ı hazret-i Fetvâ-penâhî'den iltizâm ve Zât-ı hümâyûn'a lâyık resm ile dâyire-i mezkûre tarh u itmâm olunduğu taraf-ı kâmilü'ş-şeref-i Şehriyârî'ye ʻarz u ifhâm olundukda, câmiʻ-i mezkûrda edâ-yı salât-ı Cumʻa etmek dâʻiyesi havâlî-kerd-i zamîr-i ilhâm-tahmîr-i\nŞâhâneleri olmağla, işbu Muharrem'in ikinci Cuma günü debdebe-i Mülûkâneleri'yle câmi‘-i mezkûru mâl-â-mâl envâr-ı behcet ü behâ ve dâyire-i mezkûrenin resm-i matbûʻ u dil-keşi muvâfık-ı tab‘-ı Cihân-ârâları olduğuna binâ'en, cenâb-ı hazret-i Fetvâ-me'âb'ı bir nev' 'ârife-i Mülûkâne ile tefrîh ve haklarında derkâr olan hüsn-i teveccüh-i Şâhânelerin tasrîh kasdıyla iyâb u zehâb-ı Mülûkâne'de hidmet-i mücmere-keşî [175a] ile kesb-i şeref ü rağbet ve ber-vech-i niyâbet ‘arz-ı firûtenî vü meskenet eden mahdûm-ı hasîb ve necl-i necîbleri hâlâ Galata Kadısı es-Seyyid 'Abdullah Efendi cenâblarını Mekke-i mükerreme pâyesiyle mükerrem ve dîbâ-yı zîbâ-yı hususiyyet ü ‘ubûdiyyetini tamgā-yı bî-hemtâ-yı mekârim ile tırâzende vü muʻlem buyurup, İmâm-ı Evvel-i Sultânî dahi bu ‘inâyet-i Tâcdârî'den hisse-mend-i nevâle-i iltifat u kerem olup, saff-ı mezkûrda vâki‘ cemâ‘at-i mevâliye mu'temm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun Salı altıncı günü tavâyif-i ‘askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc u taksîm ve Kubbealtı'nda eyâdî-yi meʼmûrîne teslîm olunup, müceddeden tahrîr olunan Topçu neferâtı dahi bir kıst ‘ulûfeye istihkāk kesb etmiş olduklarına binâʻen, kisvet-i mahsûsalarıyla Divân-ı şâmihü'l-erkâna gelüp, ‘ulûfelerini ahz u kabz ile şâdân ve efrâd-1 ‘askeriyye hakkında ehad-ı eslâf-ı mülûkdan meşhûd olmayan 'inâyet ü ihsân cezîleye neyl ile fâyikü'l-akrân oldular.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_289.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun Salı altıncı günü tavâyif-i ‘askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc u taksîm ve Kubbealtı'nda eyâdî-yi meʼmûrîne teslîm olunup, müceddeden tahrîr olunan Topçu neferâtı dahi bir kıst ‘ulûfeye istihkāk kesb etmiş olduklarına binâʻen, kisvet-i mahsûsalarıyla Divân-ı şâmihü'l-erkâna gelüp, ‘ulûfelerini ahz u kabz ile şâdân ve efrâd-1 ‘askeriyye hakkında ehad-ı eslâf-ı mülûkdan meşhûd olmayan 'inâyet ü ihsân cezîleye neyl ile fâyikü'l-akrân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrân-ı kirâmdan olup, hâlâ Anapa Muhafızı olan Mustafa Paşa'nın rütbe-i Vezâret'e liyâkatı bedîdâr ve Akdeniz'de sebkat eden hidmeti maʻlûm-ı sıgār u kibâr olduğundan fazla, bu defa me'mûr olduğu Anapa'da rızâ-yı Devlet-i ‘aliyye'ye muvâfık hıdemâta muvaffak ve min-külli'l-vücûh iʻtibâra șâyeste vü ehakk olmağla,\nhakkında mihr-i âlem-tâb-ı teveccüh-i Şâhâne ziya-resân-ı şühûd ve işbu Muharremü'l-haram'ın evâyilinde süllem-i bülend-pâye-i Vezâret'e suʻûd ile hâyiz-i rehîne-i ikbâl-i nâ-ma‘dûd olup, [175b] ‘ilâve-i lutf u ihsân olarak mu‘tâd olan cevâyiz ü ‘avâyidât cümleten ‘afv u terhîm ve vezâret berâtı Kapu Kethudâsı'na teslîm ve hakkında mevâhib-i müştemilü'l-cevânib-i Şâhâne tekmîl ü tetmîm olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-muhafız-ı Anapa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_290.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-muhafız-ı Anapa",
          "text": "Mîr-i mîrân-ı kirâmdan olup, hâlâ Anapa Muhafızı olan Mustafa Paşa'nın rütbe-i Vezâret'e liyâkatı bedîdâr ve Akdeniz'de sebkat eden hidmeti maʻlûm-ı sıgār u kibâr olduğundan fazla, bu defa me'mûr olduğu Anapa'da rızâ-yı Devlet-i ‘aliyye'ye muvâfık hıdemâta muvaffak ve min-külli'l-vücûh iʻtibâra șâyeste vü ehakk olmağla,\nhakkında mihr-i âlem-tâb-ı teveccüh-i Şâhâne ziya-resân-ı şühûd ve işbu Muharremü'l-haram'ın evâyilinde süllem-i bülend-pâye-i Vezâret'e suʻûd ile hâyiz-i rehîne-i ikbâl-i nâ-ma‘dûd olup, [175b] ‘ilâve-i lutf u ihsân olarak mu‘tâd olan cevâyiz ü ‘avâyidât cümleten ‘afv u terhîm ve vezâret berâtı Kapu Kethudâsı'na teslîm ve hakkında mevâhib-i müştemilü'l-cevânib-i Şâhâne tekmîl ü tetmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Be-her sâl cânib-i Mısır'dan tertîb ü irsâl olunan Mîr-i Hâcc'ın mürettebât-1 kadîmesi vaktiyle rü'yet ve fukarâ-yı Haremeyn i‘tâsı lâzım gelan Surre-i hümâyûn'un bi't-temâm teslîmine müsâraʻat ve hacc ‘avdetinde ümerâ’-i Mısriyye'den marzıyyu'l-âsâr bir şahsı tetmîm-i kâffe-i levâzımıyla cerde hidmetine taʻyîn ve hüccâcı te'mîn muktezî iken, celb-i zevâyid-i fevâyid kasdıyla ümerânın her devirde akviyâsı bulunan eşhâs Mîrü'l-hâc nasb eyleyecekleri beyin terettübünde kusûr ve tanzîm-i umûrunda izhar-ı fütür ve buʻd-1 fevtü'l-vakt Mîr-i Hâcc'ı ihrâc ve merkūm dahi tertîbât-ı nâkısadan hisse-mend olmağa muhtâc ve bu esbâb-ı fâside ile bazû-yi iktidarı bî-tâb u zaʻîf ve idare-i umûrunda re’y ü tedbîri nâkıs u sahîf olup, kezâlik cerdeci nasb eyledikleri şahsın vaktiyle maslahatını görmeyüp, medâr-ı hareket ü kuvveti olan mebâliği havâlât-ı mechûleye taʻlîk ile mâddeyi ta‘vîk ve Mîrü'l-hâc olanlar dahi hâllerini vakte tatbîk edüp, gâh kat‘-1 surre-i fukarâ ve gâh tebdîl-i turuk gāyilelerine mübtelâ olarak sinîn-i çendînden berü hüccâc-ı Mısır'ı birer ‘akabeye giriftâr etdikleri maʻlûm olan kazâyâdandır. Bu sâl-i mûrisü'l-melâlde dahi ümerâdan ‘Osmân Bey vech-i meşrûh üzere Mîrü'l-hâcc nasb olunup, hüccâcı istishâb ve hılâl-i râhda meşâyih-i 'urbanın gûyâ surrelerini verüp, edâ’-i hacdan sonra Medîne-i münevvere'ye [176a] ‘inân-tâb ve surre i‘tâsı maksûdu olmadığından, hâric-i şehirde darb-ı hıyâm-ârâm fukarâ-yı Medîne surrelerini talebde ibrâm eylediklerinde, sû'-i muʻâmele ile mumâtale ve 'ale'l-gafle hareket ve Mısır'a ‘azîmet ile inkisâr-ı kulûb-ı fukarâya 'illet olup, şöyle ki, meslek-i eslâfa mugāyir tarîkden Mısır'a ‘âzim ve: \"Maʻâbir ü Şuʻayb\" nâm mahalde şekâvet-kârân aʻrâb ictimâ u muhâcemeye câzim olduklarını tasmîm ve\ncerdeci vusûlüne dek ma'ber-i mezkûr kurbünde vâkiʻ kal'ada tehassun-ı vücûbunu a'yân-ı hacdan baʻzıları ifâde ü tasrîh etmişler iken, Mîr-i mezbûr re'y-i bâtılına mağrûr olup, nesâyih-i nâsa ‘adem-i rağbet ve zûr-bâzû ile mecma‘-ı aʻrâbdan güzâr etmek sevdâsıyla hareket ve maʻber-i merkūma vüsûl hılâlinde der-kemîn-i fursat olan aʻrâb üzerlerine hücûm u pürtâb etmeleriyle, nâ-çâr-ı def-i sâyil kaydıyla mukābil ü muhârebe ederek ‘Akabe Kalʻası'na vâsıl ve üç gün miyânelerinde muhârebe mümtedd olduğundan Mîrü'l-hâc zahm-dâr ve magzî vü hüccâcın ekserîsi nâ-bûd u târumâr ve emvâl ü eşyaları magsûb-ı eşrâr olup, güzerân-ı vakt-i hâcc teʻayyün ve bir kazıyye hüdûsu tebeyyün eylediğinden, ümerâ’-i Mısriyye istiknâh-ı ahvâl içün ‘Akabe Kal'ası'na bir mikdâr ‘asker techîz eylediklerini eşkıyâ-yı ‘urban fark u temyîz eylediklerinde, fi'l-hâl perîşân ve geldikleri semte revân oldular.\n\n‘Asker-i cedîd bekāyâ-yı nâsı ‘Akâbe Kalʻası'ndan alup, Mısır'a îsâl eyledikleri ahbârı evliyâ-yı devletin gûş-i güzârı olmuşidi. Mîrü'l-hâcc zimmetinde bu defa tehakkuk eden vezâyifi ve zimem-i ümerâda ‘an-asl terâküm eden hukūk-ı fukarâyı cem‘ ü tetmîm ve akreb-i vaktinde edâ ü teslîm etmek [176b] ve kisve-i müteberrekeyi irâde olunduğu vech üzere ber-vech-i isti‘câl nesc ü i‘mâl ve ol bukʻa-i melâ'ik-mutâfa îsâl eylemek keyfiyyâtını şâmil Şeyhu'l-beled vesâyirin te‘ahhüd-nâmeleri dahi Valî-yi Mısr Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'nın tahrîrâtına mashûben teʻâkub eyledikde, fi'l-hâl tevbîhi mutazammın vâlî vü ümerâya hitâben evâmir-i ‘aliyye tahrîr ve zuhûr eden hâdise mücerred bâlâda tafsîl olununan hırs u tamʻâdan neş'et eylediği tezkîr ve fîmâ-bâʻd şecîʻ u behâdır ve idâreye kādir Mîrü'l-hâcc nasb ve Cerdeci'yi dahi vaktiyle ihrâc ve fukarânın vezâyif-i sâbıka ve lâhikaları bi't-temâm edâ vü teslîm ve bu sâl-i meyâmin-iştimâlde neyl-i mübârek-i lüzûm derecelerinde feyezân edüp, terâhî-yi metâlib-i devlete ‘illet-i îrâd olununan kaht u galâ fazl-ı Mevlâ ile mündefiʻ olacağı hüveydâ olup, gılâl u irsâliye ve sâyir kadîm ü hâdis teʻahhüd olunan mevâdd-ı matlûbenin temşiyetine ikdâm ve ihanet-i hüccâc ile itlâf-ı nüfûs u emvâl eden aʻrâb-ı şekavet-nisâbı tedbîr-i dil-pezîr ve taʻyîn-i ‘asker-i vefîr ile tedmîr ü i‘dâm-ı vesâyâları müekked-i ahkâm-ı Sultâniyye ile iktizâ edenlere ifhâm olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i hüccâc-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_291.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i hüccâc-ı Mısır",
          "text": "Be-her sâl cânib-i Mısır'dan tertîb ü irsâl olunan Mîr-i Hâcc'ın mürettebât-1 kadîmesi vaktiyle rü'yet ve fukarâ-yı Haremeyn i‘tâsı lâzım gelan Surre-i hümâyûn'un bi't-temâm teslîmine müsâraʻat ve hacc ‘avdetinde ümerâ’-i Mısriyye'den marzıyyu'l-âsâr bir şahsı tetmîm-i kâffe-i levâzımıyla cerde hidmetine taʻyîn ve hüccâcı te'mîn muktezî iken, celb-i zevâyid-i fevâyid kasdıyla ümerânın her devirde akviyâsı bulunan eşhâs Mîrü'l-hâc nasb eyleyecekleri beyin terettübünde kusûr ve tanzîm-i umûrunda izhar-ı fütür ve buʻd-1 fevtü'l-vakt Mîr-i Hâcc'ı ihrâc ve merkūm dahi tertîbât-ı nâkısadan hisse-mend olmağa muhtâc ve bu esbâb-ı fâside ile bazû-yi iktidarı bî-tâb u zaʻîf ve idare-i umûrunda re’y ü tedbîri nâkıs u sahîf olup, kezâlik cerdeci nasb eyledikleri şahsın vaktiyle maslahatını görmeyüp, medâr-ı hareket ü kuvveti olan mebâliği havâlât-ı mechûleye taʻlîk ile mâddeyi ta‘vîk ve Mîrü'l-hâc olanlar dahi hâllerini vakte tatbîk edüp, gâh kat‘-1 surre-i fukarâ ve gâh tebdîl-i turuk gāyilelerine mübtelâ olarak sinîn-i çendînden berü hüccâc-ı Mısır'ı birer ‘akabeye giriftâr etdikleri maʻlûm olan kazâyâdandır. Bu sâl-i mûrisü'l-melâlde dahi ümerâdan ‘Osmân Bey vech-i meşrûh üzere Mîrü'l-hâcc nasb olunup, hüccâcı istishâb ve hılâl-i râhda meşâyih-i 'urbanın gûyâ surrelerini verüp, edâ’-i hacdan sonra Medîne-i münevvere'ye [176a] ‘inân-tâb ve surre i‘tâsı maksûdu olmadığından, hâric-i şehirde darb-ı hıyâm-ârâm fukarâ-yı Medîne surrelerini talebde ibrâm eylediklerinde, sû'-i muʻâmele ile mumâtale ve 'ale'l-gafle hareket ve Mısır'a ‘azîmet ile inkisâr-ı kulûb-ı fukarâya 'illet olup, şöyle ki, meslek-i eslâfa mugāyir tarîkden Mısır'a ‘âzim ve: \"Maʻâbir ü Şuʻayb\" nâm mahalde şekâvet-kârân aʻrâb ictimâ u muhâcemeye câzim olduklarını tasmîm ve\ncerdeci vusûlüne dek ma'ber-i mezkûr kurbünde vâkiʻ kal'ada tehassun-ı vücûbunu a'yân-ı hacdan baʻzıları ifâde ü tasrîh etmişler iken, Mîr-i mezbûr re'y-i bâtılına mağrûr olup, nesâyih-i nâsa ‘adem-i rağbet ve zûr-bâzû ile mecma‘-ı aʻrâbdan güzâr etmek sevdâsıyla hareket ve maʻber-i merkūma vüsûl hılâlinde der-kemîn-i fursat olan aʻrâb üzerlerine hücûm u pürtâb etmeleriyle, nâ-çâr-ı def-i sâyil kaydıyla mukābil ü muhârebe ederek ‘Akabe Kalʻası'na vâsıl ve üç gün miyânelerinde muhârebe mümtedd olduğundan Mîrü'l-hâc zahm-dâr ve magzî vü hüccâcın ekserîsi nâ-bûd u târumâr ve emvâl ü eşyaları magsûb-ı eşrâr olup, güzerân-ı vakt-i hâcc teʻayyün ve bir kazıyye hüdûsu tebeyyün eylediğinden, ümerâ’-i Mısriyye istiknâh-ı ahvâl içün ‘Akabe Kal'ası'na bir mikdâr ‘asker techîz eylediklerini eşkıyâ-yı ‘urban fark u temyîz eylediklerinde, fi'l-hâl perîşân ve geldikleri semte revân oldular.\n\n‘Asker-i cedîd bekāyâ-yı nâsı ‘Akâbe Kalʻası'ndan alup, Mısır'a îsâl eyledikleri ahbârı evliyâ-yı devletin gûş-i güzârı olmuşidi. Mîrü'l-hâcc zimmetinde bu defa tehakkuk eden vezâyifi ve zimem-i ümerâda ‘an-asl terâküm eden hukūk-ı fukarâyı cem‘ ü tetmîm ve akreb-i vaktinde edâ ü teslîm etmek [176b] ve kisve-i müteberrekeyi irâde olunduğu vech üzere ber-vech-i isti‘câl nesc ü i‘mâl ve ol bukʻa-i melâ'ik-mutâfa îsâl eylemek keyfiyyâtını şâmil Şeyhu'l-beled vesâyirin te‘ahhüd-nâmeleri dahi Valî-yi Mısr Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'nın tahrîrâtına mashûben teʻâkub eyledikde, fi'l-hâl tevbîhi mutazammın vâlî vü ümerâya hitâben evâmir-i ‘aliyye tahrîr ve zuhûr eden hâdise mücerred bâlâda tafsîl olununan hırs u tamʻâdan neş'et eylediği tezkîr ve fîmâ-bâʻd şecîʻ u behâdır ve idâreye kādir Mîrü'l-hâcc nasb ve Cerdeci'yi dahi vaktiyle ihrâc ve fukarânın vezâyif-i sâbıka ve lâhikaları bi't-temâm edâ vü teslîm ve bu sâl-i meyâmin-iştimâlde neyl-i mübârek-i lüzûm derecelerinde feyezân edüp, terâhî-yi metâlib-i devlete ‘illet-i îrâd olununan kaht u galâ fazl-ı Mevlâ ile mündefiʻ olacağı hüveydâ olup, gılâl u irsâliye ve sâyir kadîm ü hâdis teʻahhüd olunan mevâdd-ı matlûbenin temşiyetine ikdâm ve ihanet-i hüccâc ile itlâf-ı nüfûs u emvâl eden aʻrâb-ı şekavet-nisâbı tedbîr-i dil-pezîr ve taʻyîn-i ‘asker-i vefîr ile tedmîr ü i‘dâm-ı vesâyâları müekked-i ahkâm-ı Sultâniyye ile iktizâ edenlere ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hâcc Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın kalem-rev-i hükûmeti olan aktâr-ı Şâmât u Hicâz'da ve lûle-i heybet ü sevreti tanîn-endâz-ı mesâmiʻ olmakdan nâşî, o havâlîde mütemekkin baʻzı nâs mübtelâ-yı havf u hirâs ve bu cânibde sâkin olan hem-râzlarını iştikâya igrâ ve birkaç defʻa zulm ü teʻaddîsinden bahs olunarak hakkında refʻ-i rukʻa-i şekvâ olunmuşidi. Müşârun ileyhin kuvvet ü mikneti hasebiyle İmâret-i Hâcc'ı ʻalâ-tarîkı's-suhûle idâre ve aʻrâb-ı bevâdî vakt ü zemânında gubâr-ı fesâdı isâre edemeyüp, terk-i niyyet-i igāre ile fekat muʻtâd u mukannen [177a] olan şey'-i tahsîl zımnında kandîl-i niyâzı inâre eylediklerinden fazla hâzır bu gāyile müntefî ve âteş-i sûriş ü fiteni muntafî iken, tecribe olunmamış bir vezîrin bu hatb-ı cesîme takrîbi tevlîd-i hatar eyleyeceği bedîdâr u melhûz ve kemâ-kân ibkā olunması zamîr-i âfitâb-ı tenvîr-i Mülûkâne'de muzmerr u mahfûz olmuşidi. Ancak bu ʻavârızât ile müşârun ileyhin ʻazli şâyiʻ olacağı ve mukaddemce ibkāsı vâkiʻ olmadığı sûretde beyne'n-nâs kadri zâyiʻ olacağı Kapu Kethudâsı olan Süfyân Ağa tarafından bi't-takrîr inhâ olunup, takrîri hâk-i pây-i Mülûkâne'ye takdîm ve ibʻâs u ibkāsı husûsu taraf-ı Sadrı's-sudûr'dan dahi tergīb ü ihsâs olundukda, müsâʻade-i hümâyûna makrûn ve fi'l-hâl Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʻat kılınup, ʻazl ü nasb-ı imâret-i Şâm husûsunda defʻ-i şükûk u zunûn kılındı.",
          "caption": "İbkā-yı Vâlî-yi Şâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_292.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkā-yı Vâlî-yi Şâm",
          "text": "Hâlâ Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hâcc Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın kalem-rev-i hükûmeti olan aktâr-ı Şâmât u Hicâz'da ve lûle-i heybet ü sevreti tanîn-endâz-ı mesâmiʻ olmakdan nâşî, o havâlîde mütemekkin baʻzı nâs mübtelâ-yı havf u hirâs ve bu cânibde sâkin olan hem-râzlarını iştikâya igrâ ve birkaç defʻa zulm ü teʻaddîsinden bahs olunarak hakkında refʻ-i rukʻa-i şekvâ olunmuşidi. Müşârun ileyhin kuvvet ü mikneti hasebiyle İmâret-i Hâcc'ı ʻalâ-tarîkı's-suhûle idâre ve aʻrâb-ı bevâdî vakt ü zemânında gubâr-ı fesâdı isâre edemeyüp, terk-i niyyet-i igāre ile fekat muʻtâd u mukannen [177a] olan şey'-i tahsîl zımnında kandîl-i niyâzı inâre eylediklerinden fazla hâzır bu gāyile müntefî ve âteş-i sûriş ü fiteni muntafî iken, tecribe olunmamış bir vezîrin bu hatb-ı cesîme takrîbi tevlîd-i hatar eyleyeceği bedîdâr u melhûz ve kemâ-kân ibkā olunması zamîr-i âfitâb-ı tenvîr-i Mülûkâne'de muzmerr u mahfûz olmuşidi. Ancak bu ʻavârızât ile müşârun ileyhin ʻazli şâyiʻ olacağı ve mukaddemce ibkāsı vâkiʻ olmadığı sûretde beyne'n-nâs kadri zâyiʻ olacağı Kapu Kethudâsı olan Süfyân Ağa tarafından bi't-takrîr inhâ olunup, takrîri hâk-i pây-i Mülûkâne'ye takdîm ve ibʻâs u ibkāsı husûsu taraf-ı Sadrı's-sudûr'dan dahi tergīb ü ihsâs olundukda, müsâʻade-i hümâyûna makrûn ve fi'l-hâl Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʻat kılınup, ʻazl ü nasb-ı imâret-i Şâm husûsunda defʻ-i şükûk u zunûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muharremü'l-harâm'ın yigirmi sekizinci günü saʻat yedide küsûf vâkiʻ olup, vech-i nehâr muzlim ve cevv-i semâ muʻtim olmuşiken, meded-kârî-yi fazl-ı Kird-kârî'yle kurs-ı şems vâreste-i ʻârıza-i haylûlet ve safha-i semâ incilâ-yâfte-i safvet oldu.",
          "caption": "Vukūʻ-ı küsûf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_293.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻ-ı küsûf",
          "text": "Muharremü'l-harâm'ın yigirmi sekizinci günü saʻat yedide küsûf vâkiʻ olup, vech-i nehâr muzlim ve cevv-i semâ muʻtim olmuşiken, meded-kârî-yi fazl-ı Kird-kârî'yle kurs-ı şems vâreste-i ʻârıza-i haylûlet ve safha-i semâ incilâ-yâfte-i safvet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Balâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu vech üzere cülûs-ı meymenet-makrûndan iki yüz beş târîhlerine mütekārib vakitlere gelince Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-karâr'da hayyiz-resân-ı vukūʻ olan müteferrikāt-ı havâdis iltizâm-ı esbâb u bevâʻis ile sebt-i cerîde-i eyyâm ve maʻrûz-ı hâk-i pây-i Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm\nolundukda, sezâvâr-ı nîm-nigâh-ı Şehriyârî ve muvâfık-ı tab‘-1 meʻâlî-yi neb‘-i Tâcdârî olup, maksûd-ı bi'z-zât olan iltifât-ı bî-gâye-i Mülûkâne ve ‘atıyye-i seniyye-i Şâhânelerine hakk-ı Kemterânem'de cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olup, şeref-rîz olan hatt-ı hümâyûn-ı mevâhib-makrûnun [177b] sûreti teberrüken işbu mahalle kayd olundu.",
          "caption": "Zuhûr-ı lütf u inʻâm ber-hakk-ı ʻAbd-i güm-nâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_294.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı lütf u inʻâm ber-hakk-ı ʻAbd-i güm-nâm",
          "text": "Balâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu vech üzere cülûs-ı meymenet-makrûndan iki yüz beş târîhlerine mütekārib vakitlere gelince Devlet-i ʻaliyye-i ebediyyü'l-karâr'da hayyiz-resân-ı vukūʻ olan müteferrikāt-ı havâdis iltizâm-ı esbâb u bevâʻis ile sebt-i cerîde-i eyyâm ve maʻrûz-ı hâk-i pây-i Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm\nolundukda, sezâvâr-ı nîm-nigâh-ı Şehriyârî ve muvâfık-ı tab‘-1 meʻâlî-yi neb‘-i Tâcdârî olup, maksûd-ı bi'z-zât olan iltifât-ı bî-gâye-i Mülûkâne ve ‘atıyye-i seniyye-i Şâhânelerine hakk-ı Kemterânem'de cilve-ger-i mücellâ-yı bürûz olup, şeref-rîz olan hatt-ı hümâyûn-ı mevâhib-makrûnun [177b] sûreti teberrüken işbu mahalle kayd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vâsıf Efendi'nin mukaddime-i târîhinden gāyet hazz etdim. Dahi aşağısını ‘ilâve etmek içün târîhi irsâl eyledim. İşte böylece aşağı doğru yazsun ve kendüye şimdilik beş bin gurûş Darb-hâne'den alup, ‘atıyye viresin, İntehe'l-hattu's-Sultânî.",
          "caption": "Sûret-i Hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_295.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i Hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Vâsıf Efendi'nin mukaddime-i târîhinden gāyet hazz etdim. Dahi aşağısını ‘ilâve etmek içün târîhi irsâl eyledim. İşte böylece aşağı doğru yazsun ve kendüye şimdilik beş bin gurûş Darb-hâne'den alup, ‘atıyye viresin, İntehe'l-hattu's-Sultânî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ebnâ'-ı sipâhiyâna Ağa olan Halebli-zâde Ahmed Ağa işbu Safer'in yigirmi birinci Cumʻa gecesi ‘illet-i insâb ile defn-i türâb ve münhall olan mansıbı ile Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından Sakızlı Mehmed Ağa kâm-yâb oldu. Nazm: Bi-zâ kazati'l-eyyâmü mâ-beyne ehlihâ, Masâyibü kavmin ‘inde kavmin fevâ'idü. Mûmâ ileyh mukaddemâ Şâm Vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa'ya Kapu Kethudâsı olup, miyânelerinde cereyân eden dâd u sited nizâʻı ilâ-hâze'l-ân mümtedd olup, tesviye-i tarafeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn mümkin olmadığından, erkân-ı Devlet dest-zen-i efsûs u hayret iken, mûmâ ileyhin vefâtı bâʻis-i tervîh-i nefs-i kâr-fermâyân-ı vakt olduğundan başka, müşârun ileyhin hadd-i insâfından hâric olan lecc ü inkârı fikdân-ı hasm ile fîmâ-ba'd revâc-dâde-i kârı oldu. Hakīkat-ı hâle nazaran Halebli-zâde'nin iddiʻâ eylediği bin şu kadar kîsenin reʼsü'l-mâlına nısfı mikdârı mâlın zammı hayyiz-i imkânda olmayup, ribh ü zevâyid zamm olunsa bile rubʻ mikdârı ancak izâfe mümkin olabilir. Bu takdîrde hasmın bi'l-külliye iddi‘â olunan emvâli inkâr ile ibtâl-i\nhakk eylemesi mürüvvet ü insafdan hâric bir tavır olduğu zâhirdir. ʻÂkıbetü'l-emr bu dâ'-i ʻasîrü'ş-şifâ mûmâ ileyhi bahr-ı hayrete ilkā ve helâkına sebeb-i akvâ oldu. Zîrâ mâl şakīk-i rûh ve merhem-ı cürûh olduğu mevkiʻ-resân-ı vuzûhdur.",
          "caption": "Ağa-yı Sipâhiyân-şüden-i Mehmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_296.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ağa-yı Sipâhiyân-şüden-i Mehmed Ağa",
          "text": "Ebnâ'-ı sipâhiyâna Ağa olan Halebli-zâde Ahmed Ağa işbu Safer'in yigirmi birinci Cumʻa gecesi ‘illet-i insâb ile defn-i türâb ve münhall olan mansıbı ile Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından Sakızlı Mehmed Ağa kâm-yâb oldu. Nazm: Bi-zâ kazati'l-eyyâmü mâ-beyne ehlihâ, Masâyibü kavmin ‘inde kavmin fevâ'idü. Mûmâ ileyh mukaddemâ Şâm Vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa'ya Kapu Kethudâsı olup, miyânelerinde cereyân eden dâd u sited nizâʻı ilâ-hâze'l-ân mümtedd olup, tesviye-i tarafeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn mümkin olmadığından, erkân-ı Devlet dest-zen-i efsûs u hayret iken, mûmâ ileyhin vefâtı bâʻis-i tervîh-i nefs-i kâr-fermâyân-ı vakt olduğundan başka, müşârun ileyhin hadd-i insâfından hâric olan lecc ü inkârı fikdân-ı hasm ile fîmâ-ba'd revâc-dâde-i kârı oldu. Hakīkat-ı hâle nazaran Halebli-zâde'nin iddiʻâ eylediği bin şu kadar kîsenin reʼsü'l-mâlına nısfı mikdârı mâlın zammı hayyiz-i imkânda olmayup, ribh ü zevâyid zamm olunsa bile rubʻ mikdârı ancak izâfe mümkin olabilir. Bu takdîrde hasmın bi'l-külliye iddi‘â olunan emvâli inkâr ile ibtâl-i\nhakk eylemesi mürüvvet ü insafdan hâric bir tavır olduğu zâhirdir. ʻÂkıbetü'l-emr bu dâ'-i ʻasîrü'ş-şifâ mûmâ ileyhi bahr-ı hayrete ilkā ve helâkına sebeb-i akvâ oldu. Zîrâ mâl şakīk-i rûh ve merhem-ı cürûh olduğu mevkiʻ-resân-ı vuzûhdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke Kadısı Kezûbî-zâde Emîn Efendi itmâm-ı müddet ile Medîne-i [178a] münevvere'ye ʻavdet eyledikde [mısra]: \n\n Yalan dünyâdan el çekdi, \n Kezûbî-zâde fevt oldu. \n\n mısraʻ-ı bercestesine mâ-sadak ve garîk-i rahmet-i Feyyâz-ı mutlak olup, kezâlik Medîne-i münevvere Kadısı Arslân-zâde ʻAbdulbakī Efendi mâh-ı Zilhicce'nin on yedinci günü tuʻme-i şîr-i ecel ve dâr-ı fânîden peyvend-i küsül-i emel olduğuna binâ'en, sâbıkā Burusa Kadısı olan ʻOsmân Efendi müddet-i nâkısayı tetmîm sûretinde Mekke-i mükerreme kazâsıyla tekrîm ve iʻtibâr-1 tevcîhi gurre-i Muharrem olmak cihetiyle bundan akdem nâyil-i pâye olan İmâm-ı Evvel-i Sultânî ve mahdûm-ı Fetvâ-penâhî'ye takdîm olundu. Ve aʻyân-ı hüccâc-ı zevi'l-ibtihâcdan sâbıkā Mîrâhûr-ı Evvel olan Hâce-i hazret-i Şehriyârî Mehmed Ağa bahran bender-i Cidde'ye şirâʻ-güşâ-yı ʻazîmet ve Cidde'ye tahsîl-i kurbiyyet eyledikde müddet-i hayâtı resîde-i derece-i nihâyet ve verkā-yı ruhu tâyir-i sû-yi âhiret oldu. Mûmâ ileyh birkaç sene nazar-ı kîmya-eser-i Mülûkâne ile manzûr ve nüfûz-ı kelâm u iʻtibâr-ı tâmm ile meşhûr olmuşiken, meʼmûr olduğu hıdmetden gayri bir husûsa itâle-i dest-i taʻarruz etmeyüp, ʻâyidât-ı muʻayyeneye kanâʻat ve ahz-ı bertîl ü rüşvetden mücânebet ile vâreste-i nifâk ehl-i siʻâyet olup, ikbâli müstemirr ü memdûd ve ʻâkıbet-i emri dahi gayr-i mahmûd oldu. \n\n Şeyhu'l-harem olan ağa bir müddet ser-nihâde vü sâde-bîmârî ve teslîm-i rûh ile ʻâzim-i savb-ı rahmet-i Bârî olup, hıdmet-i refîʻası hâlî kaldığı maʻrûz-ı Dergâh-ı\n‘âlî oldukda, Şâm-ı şerîf'de el-yevm bisât-ârâ-yı ârâm olan sâbıkā Dârü's-sa‘âde Ağası İdrîs Ağa Şeyhu'l-harem nasb olunmak ile ibcâl ve bu mazmûnda tarafına irsâl-i misâl-i lâzımü'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʻilmiyye ve havâdisât-ı Hicâziyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_297.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʻilmiyye ve havâdisât-ı Hicâziyye",
          "text": "Mekke Kadısı Kezûbî-zâde Emîn Efendi itmâm-ı müddet ile Medîne-i [178a] münevvere'ye ʻavdet eyledikde [mısra]: \n\n Yalan dünyâdan el çekdi, \n Kezûbî-zâde fevt oldu. \n\n mısraʻ-ı bercestesine mâ-sadak ve garîk-i rahmet-i Feyyâz-ı mutlak olup, kezâlik Medîne-i münevvere Kadısı Arslân-zâde ʻAbdulbakī Efendi mâh-ı Zilhicce'nin on yedinci günü tuʻme-i şîr-i ecel ve dâr-ı fânîden peyvend-i küsül-i emel olduğuna binâ'en, sâbıkā Burusa Kadısı olan ʻOsmân Efendi müddet-i nâkısayı tetmîm sûretinde Mekke-i mükerreme kazâsıyla tekrîm ve iʻtibâr-1 tevcîhi gurre-i Muharrem olmak cihetiyle bundan akdem nâyil-i pâye olan İmâm-ı Evvel-i Sultânî ve mahdûm-ı Fetvâ-penâhî'ye takdîm olundu. Ve aʻyân-ı hüccâc-ı zevi'l-ibtihâcdan sâbıkā Mîrâhûr-ı Evvel olan Hâce-i hazret-i Şehriyârî Mehmed Ağa bahran bender-i Cidde'ye şirâʻ-güşâ-yı ʻazîmet ve Cidde'ye tahsîl-i kurbiyyet eyledikde müddet-i hayâtı resîde-i derece-i nihâyet ve verkā-yı ruhu tâyir-i sû-yi âhiret oldu. Mûmâ ileyh birkaç sene nazar-ı kîmya-eser-i Mülûkâne ile manzûr ve nüfûz-ı kelâm u iʻtibâr-ı tâmm ile meşhûr olmuşiken, meʼmûr olduğu hıdmetden gayri bir husûsa itâle-i dest-i taʻarruz etmeyüp, ʻâyidât-ı muʻayyeneye kanâʻat ve ahz-ı bertîl ü rüşvetden mücânebet ile vâreste-i nifâk ehl-i siʻâyet olup, ikbâli müstemirr ü memdûd ve ʻâkıbet-i emri dahi gayr-i mahmûd oldu. \n\n Şeyhu'l-harem olan ağa bir müddet ser-nihâde vü sâde-bîmârî ve teslîm-i rûh ile ʻâzim-i savb-ı rahmet-i Bârî olup, hıdmet-i refîʻası hâlî kaldığı maʻrûz-ı Dergâh-ı\n‘âlî oldukda, Şâm-ı şerîf'de el-yevm bisât-ârâ-yı ârâm olan sâbıkā Dârü's-sa‘âde Ağası İdrîs Ağa Şeyhu'l-harem nasb olunmak ile ibcâl ve bu mazmûnda tarafına irsâl-i misâl-i lâzımü'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı merhamet-âsâr rîze-çîn-i hân-ı ‘adâlet ve lokma-riyâ-yı simât-ı şefekatleri olan sıgār u kibârın [178b] mede'l-edvâr refâhiyyet üzere te‘ayyüşlerine talebkâr olduklarına binâ'en kıllet-i zehâyir behânesiyle esvâkda tabh olunan nân-ı ‘azîzin me'kûl olmadığını re'ye'l-‘ayn müşâhede ve bu fesâdın indifâ‘ıyla ekele sâlih nân tabh olunmasını irâde ve bir iki def‘a numûne talebiyle tashîh-i mâdde kasdında olduklarında İstanbul Kādîsi ba‘zı mülâhazaya mebnî numûne ‘arz edemeyüp, o hılâlde vakıf-ı hafâyâ-yı umûr olan Pâdişâh-ı kâmilü'ş-şu‘ûr Kâğıdhâne'yi kudûm me‘âli nüşûrlarıyla reşk-efzâ-yı mütenezzihât-ı duhûr buyurduklarına habbâzân tâyifesinin el-ân ahz etdikleri hubûbâtın numûnesi tutulmasını fermân ve ba'de't-tabh hâsıl olan nân-ı ‘azîzde tefâvüt nümâyân olduğunu İstanbul Kādîsı'nın tekâsül ü rehâvetine haml ile ‘azl ü nefyini irâde ve Bâb-ı ‘âlî'ye numûne-i mezkûre ile bir kıt‘a hatt-ı hümâyûn firistâde buyurmalarıyla derhal ‘azl ile te'dîb ve Burusa'ya nefy ü tağrîb olunup, mukaddemâ İstanbul Kādīsı iken, es‘âr hususunda dikkat ü ihtimâmı mücerreb ü mesbûk ve ‘iffet ü diyâneti müsellem, ehl-i câh u sûk olan Mehmed ‘Arif Efendi işbu Saferü'l-hayr'ın yigirmi beşinci Salı günü İstanbul Kādīsı nasb olunup, ıslâh-ı fesâd ve tevsî‘-i erzâk-ı ibâd maslahatlarına dikkat etmek vesâyâsı kurt-ı binâgûş-i iz‘ânı ve temîme-i bâzû-yi ‘irfânı kılındı.",
          "caption": "‘Azl ü neyf-i Kādî-yi İstanbul ve tevcîh-i mansıb-ı mezkûr bâ-Pâye-i Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_298.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü neyf-i Kādî-yi İstanbul ve tevcîh-i mansıb-ı mezkûr bâ-Pâye-i Anadolu",
          "text": "Şehriyâr-ı merhamet-âsâr rîze-çîn-i hân-ı ‘adâlet ve lokma-riyâ-yı simât-ı şefekatleri olan sıgār u kibârın [178b] mede'l-edvâr refâhiyyet üzere te‘ayyüşlerine talebkâr olduklarına binâ'en kıllet-i zehâyir behânesiyle esvâkda tabh olunan nân-ı ‘azîzin me'kûl olmadığını re'ye'l-‘ayn müşâhede ve bu fesâdın indifâ‘ıyla ekele sâlih nân tabh olunmasını irâde ve bir iki def‘a numûne talebiyle tashîh-i mâdde kasdında olduklarında İstanbul Kādîsi ba‘zı mülâhazaya mebnî numûne ‘arz edemeyüp, o hılâlde vakıf-ı hafâyâ-yı umûr olan Pâdişâh-ı kâmilü'ş-şu‘ûr Kâğıdhâne'yi kudûm me‘âli nüşûrlarıyla reşk-efzâ-yı mütenezzihât-ı duhûr buyurduklarına habbâzân tâyifesinin el-ân ahz etdikleri hubûbâtın numûnesi tutulmasını fermân ve ba'de't-tabh hâsıl olan nân-ı ‘azîzde tefâvüt nümâyân olduğunu İstanbul Kādîsı'nın tekâsül ü rehâvetine haml ile ‘azl ü nefyini irâde ve Bâb-ı ‘âlî'ye numûne-i mezkûre ile bir kıt‘a hatt-ı hümâyûn firistâde buyurmalarıyla derhal ‘azl ile te'dîb ve Burusa'ya nefy ü tağrîb olunup, mukaddemâ İstanbul Kādīsı iken, es‘âr hususunda dikkat ü ihtimâmı mücerreb ü mesbûk ve ‘iffet ü diyâneti müsellem, ehl-i câh u sûk olan Mehmed ‘Arif Efendi işbu Saferü'l-hayr'ın yigirmi beşinci Salı günü İstanbul Kādīsı nasb olunup, ıslâh-ı fesâd ve tevsî‘-i erzâk-ı ibâd maslahatlarına dikkat etmek vesâyâsı kurt-ı binâgûş-i iz‘ânı ve temîme-i bâzû-yi ‘irfânı kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mücerrebân-ı ahvâl-i rûzgâr olanların biri der ki Kādī-yı mâzî, ‘arîkü'l-tarafeyn ve şerîfü'l-asleyn, ‘ilm ü kemâlden behre-yâb ve bende-zâde-i şahriyâr-ı vâlâ-cenâb olmakdan nâşî, bu âna dek hakkında lâzıme-i mürüvvet icrâ buyurulup, ez-vakt içinde rütbe-i ‘azîmeye nâyil ve bilâ-mu‘accele tahsîl-i îrâd ile ser-menzil-i merâma vâsıl olmuşidi. Bu ni‘met-i cezîlenin kadrini [179a] bilüp, nâs ile hüsn-i imtizâc ve sıfât-ı zemîmeden olan da'vâsını derûn-ı kibr-âlûdundan ihrâc-ı lâzım iken, devletini hazmedemeyüp, kibr ü enfesi resîde-i derece-i nihâyet ve vaz‘-ı bâridi dil-şiken-i\nerbâb-ı necdet ü hirfet olduğu mürebbî-yi ‘âlem olan Pâdişâh-ı sütûde-hısâle münkeşif ve hakkında cây-gîr-i istikrâr olan hüsn-i teveccühleri munsarif olup, ‘azl ü nefy ile te'dîb ve bu sebeble erbâb-ı nahvet ü ru'ûnet terhîb olundu.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_299.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Mücerrebân-ı ahvâl-i rûzgâr olanların biri der ki Kādī-yı mâzî, ‘arîkü'l-tarafeyn ve şerîfü'l-asleyn, ‘ilm ü kemâlden behre-yâb ve bende-zâde-i şahriyâr-ı vâlâ-cenâb olmakdan nâşî, bu âna dek hakkında lâzıme-i mürüvvet icrâ buyurulup, ez-vakt içinde rütbe-i ‘azîmeye nâyil ve bilâ-mu‘accele tahsîl-i îrâd ile ser-menzil-i merâma vâsıl olmuşidi. Bu ni‘met-i cezîlenin kadrini [179a] bilüp, nâs ile hüsn-i imtizâc ve sıfât-ı zemîmeden olan da'vâsını derûn-ı kibr-âlûdundan ihrâc-ı lâzım iken, devletini hazmedemeyüp, kibr ü enfesi resîde-i derece-i nihâyet ve vaz‘-ı bâridi dil-şiken-i\nerbâb-ı necdet ü hirfet olduğu mürebbî-yi ‘âlem olan Pâdişâh-ı sütûde-hısâle münkeşif ve hakkında cây-gîr-i istikrâr olan hüsn-i teveccühleri munsarif olup, ‘azl ü nefy ile te'dîb ve bu sebeble erbâb-ı nahvet ü ru'ûnet terhîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hükemâ-yı sütûde-re'y dünyâyı hadîkaya teşbîh ve mülûk-ı müstahsenü'l-sülûku tabâyi'-i ezhâr u eşcâra âşinâ farz edüp, zîr-i destinde olan halâyiki dahi ağsâna kıyâs etmişler. Gusnın biri istikāmet-i yolun bulmayup, i‘vicâca meyl gösterdik de sanâyi‘-i felâhat ile muʻavveci müstakīm etmek lâzım gelür. İhmâl olunduğu takdirde gusn-ı mezkûr tabiʻat-ı asliyyesini terk ile cibâl ü tilâlde nâbit olan efnân-ı eşcâra mümâsil olur. Nev'-i benî Âdem dahi 'aynîle bunun gibi olup, terbiye vü ta'dîlinden iğmâz ve hâline terk ile zecrinde i ‘râz, vaz‘-ı cibillîsinden hurûc ve zirve-i tuğyâna ‘urûcunu müstelzim olur deyü da‘vâlarını delâyil-i ‘akliyye ile isbât etmişler. Mûmâ ileyh hakkında dahi sudûr eden hâlet mâ‘nen terbiye ve sebîke-i vücûdunda olan gışşı tasfiye kabîlinde olduğunu vâkıf-ı ahvâl-i kâyinât olanlara \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" zâhirdir.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_300.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "Hükemâ-yı sütûde-re'y dünyâyı hadîkaya teşbîh ve mülûk-ı müstahsenü'l-sülûku tabâyi'-i ezhâr u eşcâra âşinâ farz edüp, zîr-i destinde olan halâyiki dahi ağsâna kıyâs etmişler. Gusnın biri istikāmet-i yolun bulmayup, i‘vicâca meyl gösterdik de sanâyi‘-i felâhat ile muʻavveci müstakīm etmek lâzım gelür. İhmâl olunduğu takdirde gusn-ı mezkûr tabiʻat-ı asliyyesini terk ile cibâl ü tilâlde nâbit olan efnân-ı eşcâra mümâsil olur. Nev'-i benî Âdem dahi 'aynîle bunun gibi olup, terbiye vü ta'dîlinden iğmâz ve hâline terk ile zecrinde i ‘râz, vaz‘-ı cibillîsinden hurûc ve zirve-i tuğyâna ‘urûcunu müstelzim olur deyü da‘vâlarını delâyil-i ‘akliyye ile isbât etmişler. Mûmâ ileyh hakkında dahi sudûr eden hâlet mâ‘nen terbiye ve sebîke-i vücûdunda olan gışşı tasfiye kabîlinde olduğunu vâkıf-ı ahvâl-i kâyinât olanlara \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağlı eşkıyâsı üzerine bundan akdem taʻyîn olunan Vezîr Zihneli Hasan Paşa birkaç mâhdan berü Filibe ve Sofya etrâfında geşt ü güzâr ve merâm-ı Devlet-i ebed-kıyâm üzere def-i eşkıyâya zafer-yâb olamadığı âşikâr olup, Kethudâsı olan Dâvud Bey nâm şakī ki, birkaç defa Rumeli eyâletlüsünü ifsâd [179b] ve sulh ‘akabinde eyâletlünün İbrâ'îl cânibinde istikrarları irâde olunmuşiken, hevâ-yı memleket ile girîve-i 'isyâna merkūmları isʻâd ve teferruka ‘illet olarak mukābele-i aʻdâda nâmûs-ı devleti berbâd etmişidi. Bu defa dahi müşârûn ileyhin Kethudâsı bulunmak takrîbi ile eşkıyâ mecmaʻında olan ‘usât-ı Arnabud ile müttefik ü yek-dil ve ber-muktezâ-yı 'illet-i cinsiyyet galeyân-ı dem-i fâsid-i gayret ile miyânelerinde ahbâr u resâyil tedâvül eylediğine ‘ilm-i veliyy-i devlet şâmil olmağla, hakkında fermân-ı kazâ-cereyân sâdır ve ser-i nuhûst-eseri bürîde-i seyf-i bâtır olup, dağlı eşkıyâsı dahi hulûl-\nmevsim-i şitâ hasebiyle misâl-i haşerât-ı zemîn surâh-ı mekîdetlerine çekilüp, o havâlî nev-‘ammâ emîn olduğu müstebîn olduğundan mansıbı olan Silistre'ye ‘azîmeti istisvâb ve def‘-i eşkıyâ ‘unvânıyla mukâddemâ isticlâb eylediği Arnabud tâyifesini o taraflarda terk etmeyüp, ma‘an istishâb eylemesi tarafına emr-i ‘âlî ile işrâb ve o havâlî külliyen hâlî kalmak hazm u ihtiyâta gayr-i muvâfık olduğuna binâ’en, rükûb u nüzûl ile mü'telif ve mekâyid-i hurûb u gārâta vukūf ile muttasıf bir vezîrin Çirmen Sancağı'nda temekkünü lâzım gelüp ve Vidîn Muhâfızı ‘Ali Paşa ile serhadlünün şimdiye dek birkaç def‘a münakāşa ve mu‘ârazaları vukū‘ ve birbirinden emniyyetleri münselib olduğu beyne'n-nâs şüyû‘ bulup, Vezîr-i müşârûn ileyh el-hâletü hâzihî serhadlüye mağlûb ve fîmâ-ba‘d Vidin'de ikāmeti ednâ-yı fâyideyi mûcib olmayub, ‘azli resîde-i hayyiz-i vücûb olduğundan, Çirmen Sancağı tarafına tevcîh ü ihsân ve tedmîr-i eşkıyâ zımnında tarafına ısdâr-ı fermân olundu. Selanik, yâhûd Eğriboz sancaklarının birisi Mîr-i mîrân'dan Kürd Paşa dâmâdı birâderi Ca‘fer Paşa'ya tevcîh olunmak Rumeli Vâlîsi tarafından istid‘â ve bu esnâda müşârûn ileyh hatb-ı cesîme me'mûr [180a] olup, tenfîz-i mes’ûlâtı iktizâ edüp, Eğriboz Sancağı, Bender Muhâfızı olan Hasan Paşa üzerinde olmağla ref‘i revâ görülmeyüp, Selanik Sancağı ile Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh tatrîb ve Vidin Muhâfızlığı ile kat‘-ı hudûda me'mûr, sâbıkā Selanik Mutasarrıfı Vezîr Sâlih Paşa tatyîb olunup, o makūle serhad ba‘zan Kāyim-makām ile zabt olunageldiğinden, Vezîr-i müşârûn ileyhin me'mûr olduğu hidmet vâsıl-ı serhadd-i gāyet olunacaya dek mukâddemâ ba‘zı husûs ile ol cânibe me'mûr olan Kapucu-başı Kolçak Mustafa Ağa, Vidin Kâyim-mâkāmı nasb olunup, ifâde-i hâli müş‘ir, taraflarına başka başka misâl-i lâzımü'l-imtisâl irsâl olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ‘izâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_301.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerâ-yı ‘izâm",
          "text": "Dağlı eşkıyâsı üzerine bundan akdem taʻyîn olunan Vezîr Zihneli Hasan Paşa birkaç mâhdan berü Filibe ve Sofya etrâfında geşt ü güzâr ve merâm-ı Devlet-i ebed-kıyâm üzere def-i eşkıyâya zafer-yâb olamadığı âşikâr olup, Kethudâsı olan Dâvud Bey nâm şakī ki, birkaç defa Rumeli eyâletlüsünü ifsâd [179b] ve sulh ‘akabinde eyâletlünün İbrâ'îl cânibinde istikrarları irâde olunmuşiken, hevâ-yı memleket ile girîve-i 'isyâna merkūmları isʻâd ve teferruka ‘illet olarak mukābele-i aʻdâda nâmûs-ı devleti berbâd etmişidi. Bu defa dahi müşârûn ileyhin Kethudâsı bulunmak takrîbi ile eşkıyâ mecmaʻında olan ‘usât-ı Arnabud ile müttefik ü yek-dil ve ber-muktezâ-yı 'illet-i cinsiyyet galeyân-ı dem-i fâsid-i gayret ile miyânelerinde ahbâr u resâyil tedâvül eylediğine ‘ilm-i veliyy-i devlet şâmil olmağla, hakkında fermân-ı kazâ-cereyân sâdır ve ser-i nuhûst-eseri bürîde-i seyf-i bâtır olup, dağlı eşkıyâsı dahi hulûl-\nmevsim-i şitâ hasebiyle misâl-i haşerât-ı zemîn surâh-ı mekîdetlerine çekilüp, o havâlî nev-‘ammâ emîn olduğu müstebîn olduğundan mansıbı olan Silistre'ye ‘azîmeti istisvâb ve def‘-i eşkıyâ ‘unvânıyla mukâddemâ isticlâb eylediği Arnabud tâyifesini o taraflarda terk etmeyüp, ma‘an istishâb eylemesi tarafına emr-i ‘âlî ile işrâb ve o havâlî külliyen hâlî kalmak hazm u ihtiyâta gayr-i muvâfık olduğuna binâ’en, rükûb u nüzûl ile mü'telif ve mekâyid-i hurûb u gārâta vukūf ile muttasıf bir vezîrin Çirmen Sancağı'nda temekkünü lâzım gelüp ve Vidîn Muhâfızı ‘Ali Paşa ile serhadlünün şimdiye dek birkaç def‘a münakāşa ve mu‘ârazaları vukū‘ ve birbirinden emniyyetleri münselib olduğu beyne'n-nâs şüyû‘ bulup, Vezîr-i müşârûn ileyh el-hâletü hâzihî serhadlüye mağlûb ve fîmâ-ba‘d Vidin'de ikāmeti ednâ-yı fâyideyi mûcib olmayub, ‘azli resîde-i hayyiz-i vücûb olduğundan, Çirmen Sancağı tarafına tevcîh ü ihsân ve tedmîr-i eşkıyâ zımnında tarafına ısdâr-ı fermân olundu. Selanik, yâhûd Eğriboz sancaklarının birisi Mîr-i mîrân'dan Kürd Paşa dâmâdı birâderi Ca‘fer Paşa'ya tevcîh olunmak Rumeli Vâlîsi tarafından istid‘â ve bu esnâda müşârûn ileyh hatb-ı cesîme me'mûr [180a] olup, tenfîz-i mes’ûlâtı iktizâ edüp, Eğriboz Sancağı, Bender Muhâfızı olan Hasan Paşa üzerinde olmağla ref‘i revâ görülmeyüp, Selanik Sancağı ile Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh tatrîb ve Vidin Muhâfızlığı ile kat‘-ı hudûda me'mûr, sâbıkā Selanik Mutasarrıfı Vezîr Sâlih Paşa tatyîb olunup, o makūle serhad ba‘zan Kāyim-makām ile zabt olunageldiğinden, Vezîr-i müşârûn ileyhin me'mûr olduğu hidmet vâsıl-ı serhadd-i gāyet olunacaya dek mukâddemâ ba‘zı husûs ile ol cânibe me'mûr olan Kapucu-başı Kolçak Mustafa Ağa, Vidin Kâyim-mâkāmı nasb olunup, ifâde-i hâli müş‘ir, taraflarına başka başka misâl-i lâzımü'l-imtisâl irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nihayet şarkî-yi Hicâz'da vaki‘ Necid taraflarına müstevlî olup, Dir‘iyye nâm mahalde birkaç seneden berü ser-i ber-âverde-i te‘ayyün ü iştihâr olan Abdülvehhâb nâm şahs-ı mechûlü'l-hâl zumunda bid‘at zann eylediği a‘mâli rafz u ibtâl dâ‘iyeleriyle A‘râb-ı bevâdîden cemm-i gafîr ve halk-ı kesîri başına cem‘ edüp, Medîne-i Münevvere ve Mekke-i Mükerreme ve Tâyif taraflarına medd-i yed ve\nsükkân-ı Hicâz'ı mübtelâ-yı taʻb u kedd etmek niyyetinde olduğu etvâr u evzâʻından istidlâl olunup, havâlî-yi mezkûrenin lüzûm-ı muhafazası Şerîf-i Mekke ve Mîrü'l-hâcc taraflarından 'arz u inhâ ve iktizâ eden tedâbîr-i tasarrufât ne ise bir ân akdem tahrîr ü inbâ olunmak bâbında eğerçi makām-ı Sadâret-i ‘uzmâ'dan Şâm Vâlîsi tarafına mahsûs kāyime yazılup, Tatar ile isrâ olunmuşidi. Ancak müşârûn ileyhin tahrîrâtına intizâren imrâr-ı evkāt kā‘ide-i hazm u ihtiyâta ‘adem-i iltifat kabîlinden olmağla, keyfiyyet-i mezkûrenin efkâr-ı sahîha ve cevdet-i karîha ile mukaddime vü netîcesi mutâlaʻa ve vakt ü hâl ne makūle tedbîr icâb eder ise icrâsında müsâraʻa olunmak içün erbâb-ı şûrâ Kethudâ Bey odasında halka-bend-i kuʻûd ve derîce-bâz-ı kâşâne-i maksûd [180b] olduklarında, sadra şifâ ve zeng-i maslahata celâ verecek tedbîre zafer-yâb olamadıklarından gayri, mâddenin vech-i şer‘îsi dahi maʻlûm olmak içün hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de istișâre olunması istisvâb ve işbu şehr-i Rebiulevvel bidâyetinde Sadrıʻazam-ı sâmî-makām ve sudûr-ı kirâm ve ashâb-ı meşveretden ‘add olununan ricâl-i Bâb ve sâyir erbâb-ı elbâb-ı hâne müşârûn ileyhde ictimâʻ ve Hicâz tarafından vürûd eden tahrîrâtın hulâsasını istimâʻ eylediklerinde, sudûr-ı kirâmın baʻzısı tekallüd-i kazâ ile Haremeyn-i Şerîfeyn'de mukīm olduklarından ‘arz-ı vücûh-ı maʻlûmât ve merkûmun ahvâline vukūf u ıttılâʻ ile hakkâ şebîh görülan müddeʻâsını isbât ve bazıları dahi merkūmun Hanbeliyyü'l-mezheb olup, fürûʻât-ı mesâyil-i fıkhiyyeyi mezhebine tatbîk ve zevâhir-i nusûsa iʻtibâren i‘tikādâtlarını tevîl ile ‘adem-i tefrîk ve farazâ ‘avâm-ı nâs celb-i dünyâ ve zehârif-i kevniyyeyi iktinâ içün Delâyil-i şerîfe kırâʼatına müvâzabet ve kelâm-ı kadîmi ‘adem-i tilâvet ile iktirâf-ı ma'siyyet eylediklerini ve darîh-i hazret-i Nebevî'de olan Kubbe-i şerîfe'yi ve sayir memâlikde şeʻâyir-i İslâmiyye'den maʻdûd olan minâreleri bidʻat-ı seyyi’e makāmına tenzîl ve Kaʻbe-i mükerreme'nin baʻzı mahallerini hedm eyleyeceğini ve mu'allaka ile ekl-i taʻâm Sadr-ı evvel'de vukūʻ bulmayup, enâmil ile tuʻmeyi tenâvül lâzım geldiğini ve fürû'-ı eşrâf-1 Medîne usûl-i Zeydiyye'den olup, etvâr u reftârları hilâf-ı şer‘-i mutahhir ve i'tikād u ‘amelleri muğāyîr-i nass u eser olduğunu tahkīk ve bu sûretde\nemr-i maʻrûf ve nehy-i münker da‘vâsında olup: \"Bu niyyet ü da‘vâ ile zâhirde irâe-i tarîk-i tevfîk eden şahsa mûcibât-ı şerʻiyye vü ‘örfiyyeden ne lâzım geldiği mahall-i te'emmül ü tedkīkdir\" dedikde sudûrun baʻzısı: \"Emr-i maʻrûf ve nehy-i münker Halîfe-i müslimîn ve Îmâm-ı mü'minîn hazretlerinin vazîfeleri olup, bâdiye-nişînân-ı aʻrâb'dan bu devâ‘î ile zuhûr edenlerin murâdları bagy u fesâd ve garazları it‘âb-ı ‘ibâd olduğundan gayri, Ashâb-ı Fîl gibi Mekke-i muʻazzama'yı tahrîb fikrinde olan [181a] şahsı hâricî vü bâgī niyyeti ile te'dîb ü gûşmâl meşrûʻdur\" dedi. Ve huzzârın baʻzısı merkūmun bu vâdîye sülûkunu Şerîf-i Mekke ile vukūʻ bulan münâfese vü mücadeleye haml edüp, garaz-ı âharı olmamak ihtimalini işrâb ve Bağdâd ve Haleb taraflarından tashîh-i mâdde olunmasını istisvâb eyledi. İhtimâlât-ı ‘akliyyenin gāyeti olmadığından meclis uzayup, encâm-ı kâr Cidde Vâlîsi olan Sadr-ı sabık Yusuf Paşa Medîne Muhafızı olup, Mısır'a vüsûlünde irsâliye-i mâlından kâffe-i umûru tanzîm ve 'asâkir ü levâzımı tertîb ü tetmîm ve Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi lede'l-iktizâ iʻânet olunup, bir ân akdem Cidde'ye râhî ve o havâlînin ber-vefk-i dil-hâh-1 Pâdişâhî muhafazasına ihtimâm ve Bağdâd tarafından merkūmun indifâʻ gāyilesi min-külli'l-vücûh mümkin olduğuna binâ’en, Bağdâd Vâlîsi dahi ibtidâ-yı emrde mezbûru ilzâma kādir baʻzı kimseler ile irsâl-i peyâm edüp, cânib-i Hicâz'a cümu‘-ı eşrâr-ı aʻrâb ile itâle-i dest-i teʻaddî fikrinde olduğu şüyûʻ bulup: \"Bu hayâl-i muhâle iştigāl, Şerîf-i Mekke ile bir nevʻ münâfeseye mebnî midir? Yoğise bilâ-asl ‘avâm-ı nâs miyânında tekevvün etmiş erâcîf-i kâzibe kabîlinden midir? Senden istikșâf-ı hâl ederiz. Eğer Şerîf-i Mekke ile sû-i muʻâșeretden nâşî miyânede șikāk tehaddüs etmiş ise, ıslâh-1 zâtü'l-beyn ve def-i bürûdet-i tarafeyn dahîl-i hayyiz imkândır. Ve illâ garaz-ı şakk-ı ‘asâ-yı müslimîn ve muhalefet-i Emîrü'l-mü'minîn ise ulûf-ı sunûf-ı ‘asâkir ile taraf-1 Pâdişâhî'den irgām-ı enf-i nahvetine meʼmûruz. Mukaddemce hakīkat-i hâli tarafımıza ifâde edesin,\" deyü istihbâr-ı mâdde etsün ve haber-i vürûduna muntazır olmaksızın Vezîr-i müşârûn ileyh tedârüke başlayup: \"Hâzır u âmâde olsun. Gāyilenin kuvveti tebeyyün eylediği sûretde bi'n-nefs kendüsü ve ‘asâkir-i Bağdâd ile harekete isti‘câl ve mâddede suhûlet hisseylediği takdîrde Kethudâsını taʻyîn ile merkūmu eşgāl-i\nmünâsib-i vakt ü hâl görülür\" deyü meclise hitâm ve rişte-i kelâma infisâm verildi. Minvâl-i meşrûh üzere Bağdâd Vâlîsi'ne tafsîl-i vücûh-ı mevâdd ve hatb-ı mezkûrun esbâb-ı defʻ ü izâlesi bi'l-külliyye re'y [181b] ü tedbîrine ihâle olunup, hatt-ı hümâyûn ile müveşşah tarafına hitâben irsâl-i emr-i katʻiyyü'l-müfâd olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Hicâz ve vukū‘-ı meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_302.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Hicâz ve vukū‘-ı meşveret",
          "text": "Nihayet şarkî-yi Hicâz'da vaki‘ Necid taraflarına müstevlî olup, Dir‘iyye nâm mahalde birkaç seneden berü ser-i ber-âverde-i te‘ayyün ü iştihâr olan Abdülvehhâb nâm şahs-ı mechûlü'l-hâl zumunda bid‘at zann eylediği a‘mâli rafz u ibtâl dâ‘iyeleriyle A‘râb-ı bevâdîden cemm-i gafîr ve halk-ı kesîri başına cem‘ edüp, Medîne-i Münevvere ve Mekke-i Mükerreme ve Tâyif taraflarına medd-i yed ve\nsükkân-ı Hicâz'ı mübtelâ-yı taʻb u kedd etmek niyyetinde olduğu etvâr u evzâʻından istidlâl olunup, havâlî-yi mezkûrenin lüzûm-ı muhafazası Şerîf-i Mekke ve Mîrü'l-hâcc taraflarından 'arz u inhâ ve iktizâ eden tedâbîr-i tasarrufât ne ise bir ân akdem tahrîr ü inbâ olunmak bâbında eğerçi makām-ı Sadâret-i ‘uzmâ'dan Şâm Vâlîsi tarafına mahsûs kāyime yazılup, Tatar ile isrâ olunmuşidi. Ancak müşârûn ileyhin tahrîrâtına intizâren imrâr-ı evkāt kā‘ide-i hazm u ihtiyâta ‘adem-i iltifat kabîlinden olmağla, keyfiyyet-i mezkûrenin efkâr-ı sahîha ve cevdet-i karîha ile mukaddime vü netîcesi mutâlaʻa ve vakt ü hâl ne makūle tedbîr icâb eder ise icrâsında müsâraʻa olunmak içün erbâb-ı şûrâ Kethudâ Bey odasında halka-bend-i kuʻûd ve derîce-bâz-ı kâşâne-i maksûd [180b] olduklarında, sadra şifâ ve zeng-i maslahata celâ verecek tedbîre zafer-yâb olamadıklarından gayri, mâddenin vech-i şer‘îsi dahi maʻlûm olmak içün hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de istișâre olunması istisvâb ve işbu şehr-i Rebiulevvel bidâyetinde Sadrıʻazam-ı sâmî-makām ve sudûr-ı kirâm ve ashâb-ı meşveretden ‘add olununan ricâl-i Bâb ve sâyir erbâb-ı elbâb-ı hâne müşârûn ileyhde ictimâʻ ve Hicâz tarafından vürûd eden tahrîrâtın hulâsasını istimâʻ eylediklerinde, sudûr-ı kirâmın baʻzısı tekallüd-i kazâ ile Haremeyn-i Şerîfeyn'de mukīm olduklarından ‘arz-ı vücûh-ı maʻlûmât ve merkûmun ahvâline vukūf u ıttılâʻ ile hakkâ şebîh görülan müddeʻâsını isbât ve bazıları dahi merkūmun Hanbeliyyü'l-mezheb olup, fürûʻât-ı mesâyil-i fıkhiyyeyi mezhebine tatbîk ve zevâhir-i nusûsa iʻtibâren i‘tikādâtlarını tevîl ile ‘adem-i tefrîk ve farazâ ‘avâm-ı nâs celb-i dünyâ ve zehârif-i kevniyyeyi iktinâ içün Delâyil-i şerîfe kırâʼatına müvâzabet ve kelâm-ı kadîmi ‘adem-i tilâvet ile iktirâf-ı ma'siyyet eylediklerini ve darîh-i hazret-i Nebevî'de olan Kubbe-i şerîfe'yi ve sayir memâlikde şeʻâyir-i İslâmiyye'den maʻdûd olan minâreleri bidʻat-ı seyyi’e makāmına tenzîl ve Kaʻbe-i mükerreme'nin baʻzı mahallerini hedm eyleyeceğini ve mu'allaka ile ekl-i taʻâm Sadr-ı evvel'de vukūʻ bulmayup, enâmil ile tuʻmeyi tenâvül lâzım geldiğini ve fürû'-ı eşrâf-1 Medîne usûl-i Zeydiyye'den olup, etvâr u reftârları hilâf-ı şer‘-i mutahhir ve i'tikād u ‘amelleri muğāyîr-i nass u eser olduğunu tahkīk ve bu sûretde\nemr-i maʻrûf ve nehy-i münker da‘vâsında olup: \"Bu niyyet ü da‘vâ ile zâhirde irâe-i tarîk-i tevfîk eden şahsa mûcibât-ı şerʻiyye vü ‘örfiyyeden ne lâzım geldiği mahall-i te'emmül ü tedkīkdir\" dedikde sudûrun baʻzısı: \"Emr-i maʻrûf ve nehy-i münker Halîfe-i müslimîn ve Îmâm-ı mü'minîn hazretlerinin vazîfeleri olup, bâdiye-nişînân-ı aʻrâb'dan bu devâ‘î ile zuhûr edenlerin murâdları bagy u fesâd ve garazları it‘âb-ı ‘ibâd olduğundan gayri, Ashâb-ı Fîl gibi Mekke-i muʻazzama'yı tahrîb fikrinde olan [181a] şahsı hâricî vü bâgī niyyeti ile te'dîb ü gûşmâl meşrûʻdur\" dedi. Ve huzzârın baʻzısı merkūmun bu vâdîye sülûkunu Şerîf-i Mekke ile vukūʻ bulan münâfese vü mücadeleye haml edüp, garaz-ı âharı olmamak ihtimalini işrâb ve Bağdâd ve Haleb taraflarından tashîh-i mâdde olunmasını istisvâb eyledi. İhtimâlât-ı ‘akliyyenin gāyeti olmadığından meclis uzayup, encâm-ı kâr Cidde Vâlîsi olan Sadr-ı sabık Yusuf Paşa Medîne Muhafızı olup, Mısır'a vüsûlünde irsâliye-i mâlından kâffe-i umûru tanzîm ve 'asâkir ü levâzımı tertîb ü tetmîm ve Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi lede'l-iktizâ iʻânet olunup, bir ân akdem Cidde'ye râhî ve o havâlînin ber-vefk-i dil-hâh-1 Pâdişâhî muhafazasına ihtimâm ve Bağdâd tarafından merkūmun indifâʻ gāyilesi min-külli'l-vücûh mümkin olduğuna binâ’en, Bağdâd Vâlîsi dahi ibtidâ-yı emrde mezbûru ilzâma kādir baʻzı kimseler ile irsâl-i peyâm edüp, cânib-i Hicâz'a cümu‘-ı eşrâr-ı aʻrâb ile itâle-i dest-i teʻaddî fikrinde olduğu şüyûʻ bulup: \"Bu hayâl-i muhâle iştigāl, Şerîf-i Mekke ile bir nevʻ münâfeseye mebnî midir? Yoğise bilâ-asl ‘avâm-ı nâs miyânında tekevvün etmiş erâcîf-i kâzibe kabîlinden midir? Senden istikșâf-ı hâl ederiz. Eğer Şerîf-i Mekke ile sû-i muʻâșeretden nâşî miyânede șikāk tehaddüs etmiş ise, ıslâh-1 zâtü'l-beyn ve def-i bürûdet-i tarafeyn dahîl-i hayyiz imkândır. Ve illâ garaz-ı şakk-ı ‘asâ-yı müslimîn ve muhalefet-i Emîrü'l-mü'minîn ise ulûf-ı sunûf-ı ‘asâkir ile taraf-1 Pâdişâhî'den irgām-ı enf-i nahvetine meʼmûruz. Mukaddemce hakīkat-i hâli tarafımıza ifâde edesin,\" deyü istihbâr-ı mâdde etsün ve haber-i vürûduna muntazır olmaksızın Vezîr-i müşârûn ileyh tedârüke başlayup: \"Hâzır u âmâde olsun. Gāyilenin kuvveti tebeyyün eylediği sûretde bi'n-nefs kendüsü ve ‘asâkir-i Bağdâd ile harekete isti‘câl ve mâddede suhûlet hisseylediği takdîrde Kethudâsını taʻyîn ile merkūmu eşgāl-i\nmünâsib-i vakt ü hâl görülür\" deyü meclise hitâm ve rişte-i kelâma infisâm verildi. Minvâl-i meşrûh üzere Bağdâd Vâlîsi'ne tafsîl-i vücûh-ı mevâdd ve hatb-ı mezkûrun esbâb-ı defʻ ü izâlesi bi'l-külliyye re'y [181b] ü tedbîrine ihâle olunup, hatt-ı hümâyûn ile müveşşah tarafına hitâben irsâl-i emr-i katʻiyyü'l-müfâd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıa‘zam Kethudâsı olan el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi altı mâhdan berü celb-i erzâk zımnında etrâf ile münâkaşa ve hıdemât-ı sâyire-i Devlet ber-vefk-i dil-hâh-ı rü'yet olunmak sûretinde erbâb-ı hall ü ‘akd ile münâveşe eylediğine binâʻen, nâs ile ‘adem-i ihtilât u iştibâkı müştehir ve bu sebeble zücâc-ı i‘tibârı münkesir olduğundan fazla, rızâ-yı hazret-i Sadr-ı ‘âlî'ye mugāyir baʻzı etvârı hâricden vâsıl-ı sem‘-i hazret-i Tâcdârî olup, binâ’en-‘alâ-zâlik işbu şehr-i Rebî‘ulevvel'in sekizinci isneyn günü Mîr-i mûmâ ileyh Kethudâlık mesnedinden tezyîl ve Dergâh-ı ‘Alî kapucu-başılarından olup, fart-ı zekâ ile tahsîl-i rızâ ihtimâli verilan el-Hâc Ebû Bekir Ağa hıdmet-i mezkûre ile tebcîl ve dâyire-i ihtibâr u tecribeye nakl u tavsîl olundu.",
          "caption": "‘Azl-i Kethudâ-yı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_303.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Kethudâ-yı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "text": "Sadrıa‘zam Kethudâsı olan el-Hâc Mehmed Hakkı Beyefendi altı mâhdan berü celb-i erzâk zımnında etrâf ile münâkaşa ve hıdemât-ı sâyire-i Devlet ber-vefk-i dil-hâh-ı rü'yet olunmak sûretinde erbâb-ı hall ü ‘akd ile münâveşe eylediğine binâʻen, nâs ile ‘adem-i ihtilât u iştibâkı müştehir ve bu sebeble zücâc-ı i‘tibârı münkesir olduğundan fazla, rızâ-yı hazret-i Sadr-ı ‘âlî'ye mugāyir baʻzı etvârı hâricden vâsıl-ı sem‘-i hazret-i Tâcdârî olup, binâ’en-‘alâ-zâlik işbu şehr-i Rebî‘ulevvel'in sekizinci isneyn günü Mîr-i mûmâ ileyh Kethudâlık mesnedinden tezyîl ve Dergâh-ı ‘Alî kapucu-başılarından olup, fart-ı zekâ ile tahsîl-i rızâ ihtimâli verilan el-Hâc Ebû Bekir Ağa hıdmet-i mezkûre ile tebcîl ve dâyire-i ihtibâr u tecribeye nakl u tavsîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethudâ-yı ma‘zûl yerine mevsûl olan Bekir Ağa'yı bir iki mâh mukaddem tahsîl-i bekāyâ-yı mechûle zımnında Rakka'ya me'mûr edüp, Ağa-yı mûmâ ileyh dahi sefer takrîbi ile mübtelâ-yı hasâret ü zarar olup, harekete mecâli olmadığını sûret-i i‘tizârda beyân eyledikde, Mîr-i mûmâ ileyh heyecân-ı kuvve-i gazabiyye ile mahmûm ve: \"Elbette gidersin. Gitmediğin hâlde kazıyye ma‘lûmdur\" dedikde nâ-çâr bazı mahallere düşüp, taleb-kâr-ı şefâ‘at olduğunu istihbâr edüp, harbeciler ile Üsküdar'a imrârında ısrâr ve bundan sonra dahi muhalefet eder ise nefy olunacağını iş‘âr etmişidi. Ne hâl ise hâline vakıf baʻzı mürüvvet-mendân-ı zemâne mûmâ ileyhi tahlîs ve me'mûriyyet-i mezkûreyi âhara tahsîs edüp, şahs-ı vâhidin fikrinde yoğiken gayret-i\nİlâhiyye zuhûruyla kendüyi mazhar-ı eşedd-i 'itâb eden zâta câ-nişîn ü halef ve mervârîd-i lütf-1 Vâhibü'l-âmâle sadef olması vukūʻât-ı garîbedendir. Nazm;\nMurâd edince müsebbib bir âdemin kârın,\nYed-i teşebbüsünü cüst-cû kılur esbâb.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_304.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Kethudâ-yı ma‘zûl yerine mevsûl olan Bekir Ağa'yı bir iki mâh mukaddem tahsîl-i bekāyâ-yı mechûle zımnında Rakka'ya me'mûr edüp, Ağa-yı mûmâ ileyh dahi sefer takrîbi ile mübtelâ-yı hasâret ü zarar olup, harekete mecâli olmadığını sûret-i i‘tizârda beyân eyledikde, Mîr-i mûmâ ileyh heyecân-ı kuvve-i gazabiyye ile mahmûm ve: \"Elbette gidersin. Gitmediğin hâlde kazıyye ma‘lûmdur\" dedikde nâ-çâr bazı mahallere düşüp, taleb-kâr-ı şefâ‘at olduğunu istihbâr edüp, harbeciler ile Üsküdar'a imrârında ısrâr ve bundan sonra dahi muhalefet eder ise nefy olunacağını iş‘âr etmişidi. Ne hâl ise hâline vakıf baʻzı mürüvvet-mendân-ı zemâne mûmâ ileyhi tahlîs ve me'mûriyyet-i mezkûreyi âhara tahsîs edüp, şahs-ı vâhidin fikrinde yoğiken gayret-i\nİlâhiyye zuhûruyla kendüyi mazhar-ı eşedd-i 'itâb eden zâta câ-nişîn ü halef ve mervârîd-i lütf-1 Vâhibü'l-âmâle sadef olması vukūʻât-ı garîbedendir. Nazm;\nMurâd edince müsebbib bir âdemin kârın,\nYed-i teşebbüsünü cüst-cû kılur esbâb."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa evvel behârda Donanma-yı hümâyûn ile sevâhil-i Bahr-ı sefîd'i [182a] muhafazaya meʼmûr olmuşidi. Zâtında merkûz olan cevher-i şecâʻat iktizâsıyla Akdeniz'i gezend-i lüsûs-ı bahriyyeden muhafaza eyleyerek boğaza geldiği ihbâr ve hulûl-ı mevsim-i șitâ hasebiyle Âsitâne'ye 'avdeti zımnında fermân ısdâr olunup, imdâd-i Mürselü’r-riyâh ile Asitâne'ye lenger-endâz-ı vürûd ve işbu şehr-i Rebîʻulevvelin on sekizinci Pençşenbih günü ber-mu‘tâd kadîm alay gösterüp, Huzûr-ı hümâyûn'da telebbüs-i hilʻat-i zâhire ile nâyil-i nevâziş-i nâ-ma'dûd oldu.",
          "caption": "ʻAvdet-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_305.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAvdet-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa evvel behârda Donanma-yı hümâyûn ile sevâhil-i Bahr-ı sefîd'i [182a] muhafazaya meʼmûr olmuşidi. Zâtında merkûz olan cevher-i şecâʻat iktizâsıyla Akdeniz'i gezend-i lüsûs-ı bahriyyeden muhafaza eyleyerek boğaza geldiği ihbâr ve hulûl-ı mevsim-i șitâ hasebiyle Âsitâne'ye 'avdeti zımnında fermân ısdâr olunup, imdâd-i Mürselü’r-riyâh ile Asitâne'ye lenger-endâz-ı vürûd ve işbu şehr-i Rebîʻulevvelin on sekizinci Pençşenbih günü ber-mu‘tâd kadîm alay gösterüp, Huzûr-ı hümâyûn'da telebbüs-i hilʻat-i zâhire ile nâyil-i nevâziş-i nâ-ma'dûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i ʻÂmire'de Liman Re'îsi olan Seyyid Mehmed Kapudân'ın Karadeniz seferinde zuhûra gelan cübn ü rehâveti izâle-i vücûdunu müstelzim iken, Tersâne'de lâzım olur mülâhazası ve teʼdîb ile tezkiye-i nefs eder ihtimâli bekā-yı nefsine ‘illet ve ancak nefy ile bir müddet zahmet-keş-i derd-i gurbet olmuşidi. Çok geçmeden mûmâ ileyh dü-şâh-ı nefyden ıtlâk ile mazhar-ı nevâziş ü işfâk olduğundan fazla, Tersâne'de baʻzı hıdemât-ı mu‘teberede istihdâm ve giderek Liman Re’îsliği ile be-kâm kılınup, şükran li-hâzihi'n-niʻam hıdemât-ı meʼmûresinde istikāmet üzere hareketi elzem iken, seylâb-ı binâ-yı iʻtibâr u rağbet ve âteş-i harmen-i sükûn u râhat olan hırs u tama‘-1 bî-şümâr çeşm-i basîretine perde-dâr olup, fürûhtuna me'mûr olduğu Karadeniz İnce Donanması'ndan hâsıl olan akçeyi ber-vech-i noksân cânib-i mîrîye teslîm ile fazlasını endâhte-i sandûka-i kitmân ve çavuşun takrîri üzere kayıkların birini Moskovlu'ya sırran fürûht ile iktirâf-ı cürm-i bî-pâyân eylediği ve müceddeden Tersâne-i ʻâmire'ye\nverilan nizâm mûcebince dâyire-i maʻîşeti tevsîʻ ve beyne'l-akrân rütbesi terfîʻ olunmuşiken, [182b] ber-muktezâ-yı cibillet hıyânete cesâret ve bâ-husûs Donanma-yı hümâyûn'un hareketi hilâlinde liman reʼîsleri maʻrifetiyle tertib olunagelan edevât-ı sefâyinde kusûr etmâmek tenbîhâtı tekrîr ve da‘vet-i kazâ olunmamak sûretleri takrîr olunup, Donanma-yı hümâyûn Âsitâne'den fekk-i lenger ve Akdeniz tarafına feth-i şukka-i zafer eyledikde, verdiği âlât-ı telâtum-ı deryânın ednâsına tehammül etmeyüp, 'iyâzen billâh sefînelerin bir ikisi kazâya dûçâr olacak menzile geldikden gayri, iki üç seneden berü Bodrum'da Kapucu-başı Süleymân Ağa maʻrifetiyle inşâsına ibtidâr ve şimdiye dek külliyetlü mâl sarf u nisâr olunan sefînenin ikmâli haberi Kapudân Paşa hazretlerine vâsıl olup, deryâya indirilmesiyçün müşârûn ileyh bi'n-nefs Bodrum'a varup, Liman Re’îsi'nin verdiği âlât ile geminin deryâya indirilmesinde hayli ‘usret çekildiği meşhûd ve hakkında dûd-ı nâr-ı gazab âsumâna memdûd olup, ne hâl ise gayzını ızmar ve Âsitâne-i saʻadet'e geldiği gibi tarafına verilân istiklâl hasebiyle merkūmu ve direkçi bir nefer zimmîyi küşte-i seyf-i hûn-bâr etdikden sonra vukûʻ bulan keyfiyyeti ber vech-ı tafsîl Bâb-ı ʻÂlî'ye terkīm ve derhâl huzûr-ı Dâverâne'ye 'arz u takdîm olundu.",
          "caption": "İʻdâm-ı Re'îs-i Limân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_306.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İʻdâm-ı Re'îs-i Limân",
          "text": "Tersâne-i ʻÂmire'de Liman Re'îsi olan Seyyid Mehmed Kapudân'ın Karadeniz seferinde zuhûra gelan cübn ü rehâveti izâle-i vücûdunu müstelzim iken, Tersâne'de lâzım olur mülâhazası ve teʼdîb ile tezkiye-i nefs eder ihtimâli bekā-yı nefsine ‘illet ve ancak nefy ile bir müddet zahmet-keş-i derd-i gurbet olmuşidi. Çok geçmeden mûmâ ileyh dü-şâh-ı nefyden ıtlâk ile mazhar-ı nevâziş ü işfâk olduğundan fazla, Tersâne'de baʻzı hıdemât-ı mu‘teberede istihdâm ve giderek Liman Re’îsliği ile be-kâm kılınup, şükran li-hâzihi'n-niʻam hıdemât-ı meʼmûresinde istikāmet üzere hareketi elzem iken, seylâb-ı binâ-yı iʻtibâr u rağbet ve âteş-i harmen-i sükûn u râhat olan hırs u tama‘-1 bî-şümâr çeşm-i basîretine perde-dâr olup, fürûhtuna me'mûr olduğu Karadeniz İnce Donanması'ndan hâsıl olan akçeyi ber-vech-i noksân cânib-i mîrîye teslîm ile fazlasını endâhte-i sandûka-i kitmân ve çavuşun takrîri üzere kayıkların birini Moskovlu'ya sırran fürûht ile iktirâf-ı cürm-i bî-pâyân eylediği ve müceddeden Tersâne-i ʻâmire'ye\nverilan nizâm mûcebince dâyire-i maʻîşeti tevsîʻ ve beyne'l-akrân rütbesi terfîʻ olunmuşiken, [182b] ber-muktezâ-yı cibillet hıyânete cesâret ve bâ-husûs Donanma-yı hümâyûn'un hareketi hilâlinde liman reʼîsleri maʻrifetiyle tertib olunagelan edevât-ı sefâyinde kusûr etmâmek tenbîhâtı tekrîr ve da‘vet-i kazâ olunmamak sûretleri takrîr olunup, Donanma-yı hümâyûn Âsitâne'den fekk-i lenger ve Akdeniz tarafına feth-i şukka-i zafer eyledikde, verdiği âlât-ı telâtum-ı deryânın ednâsına tehammül etmeyüp, 'iyâzen billâh sefînelerin bir ikisi kazâya dûçâr olacak menzile geldikden gayri, iki üç seneden berü Bodrum'da Kapucu-başı Süleymân Ağa maʻrifetiyle inşâsına ibtidâr ve şimdiye dek külliyetlü mâl sarf u nisâr olunan sefînenin ikmâli haberi Kapudân Paşa hazretlerine vâsıl olup, deryâya indirilmesiyçün müşârûn ileyh bi'n-nefs Bodrum'a varup, Liman Re’îsi'nin verdiği âlât ile geminin deryâya indirilmesinde hayli ‘usret çekildiği meşhûd ve hakkında dûd-ı nâr-ı gazab âsumâna memdûd olup, ne hâl ise gayzını ızmar ve Âsitâne-i saʻadet'e geldiği gibi tarafına verilân istiklâl hasebiyle merkūmu ve direkçi bir nefer zimmîyi küşte-i seyf-i hûn-bâr etdikden sonra vukûʻ bulan keyfiyyeti ber vech-ı tafsîl Bâb-ı ʻÂlî'ye terkīm ve derhâl huzûr-ı Dâverâne'ye 'arz u takdîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîʻulevvelin onuncu günü sâbıkā Mısır Kadısı Hayyât-zâde Mahmûd Efendi'ye Mekke-i Mükerreme ve sâbıkā Edirne Kadısı Bekir Paşa-zâde Hamdullah Beyefendi'ye Medîne-i Münevvere ve sâbıkā İzmir Kadısı Şerîf-zâde Seyyid Saʻîd Efendi'ye Edirne sâbıkā Haleb Kadısı Yahyâ Monlâ-zâde İbrâhîm ʻÂrif Efendi'ye Burusa kazâları tevcîh olunup, cümlesi bir vefk-i dil-hâh makzıyyü'l-merâm ve Süleymâniyye [183a] Müderrisi olan ʻAfîf Efendi Galata kazâsıyla dahîl-i silsile-i mevâlî-yi ʻizâm oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʻilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_307.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʻilmiyye",
          "text": "Şehr-i Rebîʻulevvelin onuncu günü sâbıkā Mısır Kadısı Hayyât-zâde Mahmûd Efendi'ye Mekke-i Mükerreme ve sâbıkā Edirne Kadısı Bekir Paşa-zâde Hamdullah Beyefendi'ye Medîne-i Münevvere ve sâbıkā İzmir Kadısı Şerîf-zâde Seyyid Saʻîd Efendi'ye Edirne sâbıkā Haleb Kadısı Yahyâ Monlâ-zâde İbrâhîm ʻÂrif Efendi'ye Burusa kazâları tevcîh olunup, cümlesi bir vefk-i dil-hâh makzıyyü'l-merâm ve Süleymâniyye [183a] Müderrisi olan ʻAfîf Efendi Galata kazâsıyla dahîl-i silsile-i mevâlî-yi ʻizâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʻâdet'de nüfûs-ı kesîre ictimâʻ edüp, zahîre celbinde erkân-ı Devlet pâ-der-gil-i hayret ve ʻale'l-husûs Sadrıaʻzam kethudâları bu husûsa hasr-ı vakt edüp, umûr-ı sâyire-i devlete nezâret edemediklerinden gayri, mîrî enbârlarından habbâzâna verilan hubûbât akçeleri tahsîl olunamayup, havene-i Arnabud zahîreden cemʻ eyledikleri nükūdu refte refte vilâyetlerine îsâl ve çok geçmeden sûret-i iflâsda ʻarz-ı perîşânî-yi hâl ederler idi. Gâh birbirine kefîl ü zamîn ve gâh te'dîb ü tescîn olunur iken, ʻadem-i tenebbüh melʻanetlerinde musırr ve hubûbât tüccârı dahi beliyyeye giriftâr olup, zevâl-i re’sü'l-mâl ile mütekeddir ü mutazarrır ve bu esbâb ile celb-i zehâyir müteʻassir ve bilâ-mûceb Âsitâne'de kaht zuhûruyla ʻibâdullah mütehayyir olmalarıyla, bu fesâdın indifâʻı ve mîrî ve tüccâr mâlının bir kālıba ifrâğı zımnında ricâl-i Devlet-i ʻaliyye'den zehâyir husûsuna bir nâzır-ı müstakill nasb olunmak ve karâr-gîr-i ehl-i şûrâ olan taʻlîm-nâme vechi üzere ʻamel etmek husûsu taraf-ı Hümâyûn'dan istîzân ʻakabinde hâlâ Baş-muhâsebeci olan Râtib Bekîr Efendi şehr-i Rebîʻulevvel gāyetinde bu hıdmete me'mûr olunmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh hıdmet-i mezkûrenin rü'yetinde mübtelâ-yı mesârif olacağın inhâ ve şehriyye bir mikdâr meʻâş taʻyîn olunmasını takrîrinde îmâ etmekle takrîri ʻatebe-i ʻulyâ-yı Cihândârî'ye ʻarz u istîzân ve ber-vech-i münâsib mâhiyâne ve râtibe taʻyîn olunmak emr ü fermân [183b] olunmağla, be-her-mâh sekiz yüz gurûş mûmâ ileyhe meʻâş tahsîs ve bu mülâbese ile endîşe-i mesârifden tahlîs olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Nâzır-ı Zehâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_308.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Nâzır-ı Zehâyir",
          "text": "Âsitâne-i saʻâdet'de nüfûs-ı kesîre ictimâʻ edüp, zahîre celbinde erkân-ı Devlet pâ-der-gil-i hayret ve ʻale'l-husûs Sadrıaʻzam kethudâları bu husûsa hasr-ı vakt edüp, umûr-ı sâyire-i devlete nezâret edemediklerinden gayri, mîrî enbârlarından habbâzâna verilan hubûbât akçeleri tahsîl olunamayup, havene-i Arnabud zahîreden cemʻ eyledikleri nükūdu refte refte vilâyetlerine îsâl ve çok geçmeden sûret-i iflâsda ʻarz-ı perîşânî-yi hâl ederler idi. Gâh birbirine kefîl ü zamîn ve gâh te'dîb ü tescîn olunur iken, ʻadem-i tenebbüh melʻanetlerinde musırr ve hubûbât tüccârı dahi beliyyeye giriftâr olup, zevâl-i re’sü'l-mâl ile mütekeddir ü mutazarrır ve bu esbâb ile celb-i zehâyir müteʻassir ve bilâ-mûceb Âsitâne'de kaht zuhûruyla ʻibâdullah mütehayyir olmalarıyla, bu fesâdın indifâʻı ve mîrî ve tüccâr mâlının bir kālıba ifrâğı zımnında ricâl-i Devlet-i ʻaliyye'den zehâyir husûsuna bir nâzır-ı müstakill nasb olunmak ve karâr-gîr-i ehl-i şûrâ olan taʻlîm-nâme vechi üzere ʻamel etmek husûsu taraf-ı Hümâyûn'dan istîzân ʻakabinde hâlâ Baş-muhâsebeci olan Râtib Bekîr Efendi şehr-i Rebîʻulevvel gāyetinde bu hıdmete me'mûr olunmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh hıdmet-i mezkûrenin rü'yetinde mübtelâ-yı mesârif olacağın inhâ ve şehriyye bir mikdâr meʻâş taʻyîn olunmasını takrîrinde îmâ etmekle takrîri ʻatebe-i ʻulyâ-yı Cihândârî'ye ʻarz u istîzân ve ber-vech-i münâsib mâhiyâne ve râtibe taʻyîn olunmak emr ü fermân [183b] olunmağla, be-her-mâh sekiz yüz gurûş mûmâ ileyhe meʻâş tahsîs ve bu mülâbese ile endîşe-i mesârifden tahlîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Toşkana Krallığı mâddesiyçün Nemçe İmperatoru'nun bundan akdem ʻatebe-i ʻulyâya takdîm eylediği nâmesinin cevâbı tahrîr ü terkīm ve işbu şehr-i Rebîʻulâhır gurresinde tertîb olunan Dîvân-ı hatîr'de Nemçe Elçisi'ne resmen teslîm olundu.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçî-yi Nemçe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_309.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçî-yi Nemçe",
          "text": "Toşkana Krallığı mâddesiyçün Nemçe İmperatoru'nun bundan akdem ʻatebe-i ʻulyâya takdîm eylediği nâmesinin cevâbı tahrîr ü terkīm ve işbu şehr-i Rebîʻulâhır gurresinde tertîb olunan Dîvân-ı hatîr'de Nemçe Elçisi'ne resmen teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir mâh mukaddem Âsitâne-i saʻâdet'e Moskovlu tarafından vârid olan Büyükelçi işbu şehr-i Rebîʻulâhırın sekizinci Salı günü ʻatebe-i bülend-kıbâb-ı dergâh-ı Pâdişâhî'ye vaz‘-ı cebîn-i istikânet etmek husûsu taraf-ı Sadr-ı meʻâlî-nisâbdan istîzân ve sudûr-ı ruhsat ʻakabinde tertîb-i Dîvân olunup, Sefîr-i mezbûr ile irsâl olunan hedâyâ Bâbü's-saʻâde pîş-gâhına vaz‘ u ilkā ve mesfûr dahi kānûn-ı Devlet üzere nâmesini i‘tâ ve ilbâs-1 hil‘ât ile kâm-revâ olup, iyâb u zehâbda debdebe-i Saltanat ve tantana-i şevket-i Devlet-i ebed-müddet'e nigâh-endâz-ı istigrâb u hayret olarak sâkin olduğu hâneye ‘avdet eyledi.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Sefîr-i Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_310.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Sefîr-i Rûsiyye",
          "text": "Bir mâh mukaddem Âsitâne-i saʻâdet'e Moskovlu tarafından vârid olan Büyükelçi işbu şehr-i Rebîʻulâhırın sekizinci Salı günü ʻatebe-i bülend-kıbâb-ı dergâh-ı Pâdişâhî'ye vaz‘-ı cebîn-i istikânet etmek husûsu taraf-ı Sadr-ı meʻâlî-nisâbdan istîzân ve sudûr-ı ruhsat ʻakabinde tertîb-i Dîvân olunup, Sefîr-i mezbûr ile irsâl olunan hedâyâ Bâbü's-saʻâde pîş-gâhına vaz‘ u ilkā ve mesfûr dahi kānûn-ı Devlet üzere nâmesini i‘tâ ve ilbâs-1 hil‘ât ile kâm-revâ olup, iyâb u zehâbda debdebe-i Saltanat ve tantana-i şevket-i Devlet-i ebed-müddet'e nigâh-endâz-ı istigrâb u hayret olarak sâkin olduğu hâneye ‘avdet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "“Uşşâk Kadısı'na müstevlî olup, kesret-i zulm ü fesâdına mebnî izâlesi irâde buyurulan 'Acemoğlu üzerine Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Ali Paşa meʼmûr ve 'asâkir-i etrâf maʻiyyetine sevk olunup, mühimmât ve sâyir levâzım ile maslahatı meysûr kılınmışidi. Bir-iki mâh mukaddem karındaşı ‘Osmân Bey'i kapusu halkı ve etrâf-ı 'askeriyle [184a] şakī-i merkūmun üzerine taʻyîn edüp, muhârebeye tesaddî vaktinde başında olan eşhâs u erâzil sadme-i eşkıyâya mütehammil olmayup, müteferrik ü münteşir ve emvâl ü eşyâ gāretiyle vaz‘-1 nâ-bercâya mütecâsir olmuşlaridi. Vezîr-i müşârûn ileyh kazıyyeye tahsîl-i vukūf ve derhal ceng-cûyân-ı etrâfdan cem‘-i ulûf edüp, bi'n-nefs Kütahya'dan hareket ile istîsâline ‘âzim ü mukīm olduğu Banaz nâm mahalli ihâta ile tazyîk ü izʻâcına mülâzim olmuşidi. Mahall-i merkūm handek ve dâîren-mâ-dâr su ile muhât u mutavvak olduğundan, lâ-mahâle bir müddet muhâsaraya muhtâc iken, maʻiyyetinde olan ‘asker-i bî-hamiyyet şiddet-i șitâ-yı ‘illet eyleyerek geldikleri semte ‘avdet ve müşârûn ileyh cünd-i kalîl ile meydânda kalup: \"Mübâdâ hasm-ı denî vâkıf-ı hâl olup, izhâr-ı tavr-ı düşmenî eder\" deyü müşârun ileyh dahi hareket ve Kütahya'ya vürûd u ikāmet eylediği ihbârı maʻrûz-ı ‘atebe-i hazret-i Tâcdârî kılınup, evvel behârda tedârük-i tâmm ile müşârûn ileyh şakī-yi merkūmun üzerine varup, gereği gibi hasr u tazyîk ve libâs-ı hayatını temzîk etmek üzere hatt-ı hümâyûn-\nmehâbet-rîz sudûr olmağla, binâ’en-‘alâ-zâlik müşârûn ileyhin meʼmûriyyeti tecdîd ve şimdiden telâfî-yi mâ-fâta mübâşereti te’kîd olundu.",
          "caption": "Hareket-i Vâlî-yi Anadolu be-istîsâl-i Voyvoda-i ‘Uşşâk ve ‘avdet-i müşârûn ileyh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_311.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Vâlî-yi Anadolu be-istîsâl-i Voyvoda-i ‘Uşşâk ve ‘avdet-i müşârûn ileyh",
          "text": "“Uşşâk Kadısı'na müstevlî olup, kesret-i zulm ü fesâdına mebnî izâlesi irâde buyurulan 'Acemoğlu üzerine Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Ali Paşa meʼmûr ve 'asâkir-i etrâf maʻiyyetine sevk olunup, mühimmât ve sâyir levâzım ile maslahatı meysûr kılınmışidi. Bir-iki mâh mukaddem karındaşı ‘Osmân Bey'i kapusu halkı ve etrâf-ı 'askeriyle [184a] şakī-i merkūmun üzerine taʻyîn edüp, muhârebeye tesaddî vaktinde başında olan eşhâs u erâzil sadme-i eşkıyâya mütehammil olmayup, müteferrik ü münteşir ve emvâl ü eşyâ gāretiyle vaz‘-1 nâ-bercâya mütecâsir olmuşlaridi. Vezîr-i müşârûn ileyh kazıyyeye tahsîl-i vukūf ve derhal ceng-cûyân-ı etrâfdan cem‘-i ulûf edüp, bi'n-nefs Kütahya'dan hareket ile istîsâline ‘âzim ü mukīm olduğu Banaz nâm mahalli ihâta ile tazyîk ü izʻâcına mülâzim olmuşidi. Mahall-i merkūm handek ve dâîren-mâ-dâr su ile muhât u mutavvak olduğundan, lâ-mahâle bir müddet muhâsaraya muhtâc iken, maʻiyyetinde olan ‘asker-i bî-hamiyyet şiddet-i șitâ-yı ‘illet eyleyerek geldikleri semte ‘avdet ve müşârûn ileyh cünd-i kalîl ile meydânda kalup: \"Mübâdâ hasm-ı denî vâkıf-ı hâl olup, izhâr-ı tavr-ı düşmenî eder\" deyü müşârun ileyh dahi hareket ve Kütahya'ya vürûd u ikāmet eylediği ihbârı maʻrûz-ı ‘atebe-i hazret-i Tâcdârî kılınup, evvel behârda tedârük-i tâmm ile müşârûn ileyh şakī-yi merkūmun üzerine varup, gereği gibi hasr u tazyîk ve libâs-ı hayatını temzîk etmek üzere hatt-ı hümâyûn-\nmehâbet-rîz sudûr olmağla, binâ’en-‘alâ-zâlik müşârûn ileyhin meʼmûriyyeti tecdîd ve şimdiden telâfî-yi mâ-fâta mübâşereti te’kîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dürr-i girân-mâye-i vücûd-1 hazret-i Nebevî'ye sadef ve mühr-i ‘âlem-tâb, cism-i nûrânî-cenâb-ı Mustafa'ya Beytü'ş-şeref olan Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-İlâhiyyeti müsevverede ‘an-asl üç nefer ocak kethudâları olup, ‘azl ü nasbları cünhaları zuhûrunda Şeyhu'l-haremlere müfevvez ve kethudâlar ikisi müttefikan birinin sû'-i hâline şehâdet ile vücûb-ı ‘azlini ifade ederler ise [184b] ‘azli câyiz olup, şahs-ı vâhidin emr-i şehâdetde infirâd ile imtinâ‘-ı ‘azl miyânelerinde meşrût iken, zikr olunan kethudâların biri dîgeriyle münâfese üzere olup, Şeyhu'l-harem'e siʻâyet ve mûmâ ileyhin dahi şahs-ı mezkûra ‘an-asl infi‘âl ü gayzı olduğundan, derhâl icâbet ile ‘azline mübâderet ve âhara ilbâs-ı hil‘at eylediğini maʻzûl Kethudâ istimâʻ ve yedinde vedî‘a olan sancağı teslîmden imtinâ‘ ve beyne'l-‘Arab müteʻârif olan ‘âdete sülûk birle kal'a tarafına düşüp, neferât-ı kal‘a kazıyyeyi tahkīk ve mugāyir-i şart olduğundan, bu tevcîhin ilgāsıyla sâbıkının ibkāsı içün dest-bâz-ı niyâz olduklarında, Şeyhu'l-harem perde-i ilticâlarını temzîk ve izhâr-ı ruʻûnet ile ‘adem-i müsâʻadeyi eymân-ı mugallata ile tevsîk edüp, neferâta ye's ü nevmîdi hâsıl ve giderek muhâvereleri mevki‘-i müşâcereye vâsıl olduğu hînde, Nâ’ibü'l-harem olan Beşîr Ağa Şeyhu'l-harem'e câ-nişîn olmak kasdıyla nâyire-i fitneyi ‘adem-i teskîn ve Şeyhu'l-harem-i sâde-dili igfâl ve: \"İzhâr-ı metânet lâzıme-i zimmet-i abtâl-i ricâldir\" deyerek teşvîr-i harâret ile nasb-ı şebîke-i ihtiyâl eylediğinden, mâdde teverrüm ve ağayân-ı Harem ile yerlü neferâtı miyânında nâyire-i harb ü aşûb bu sebebler ile tevakkud u tazarrum ve birkaç mâh muhârebeleri kabûl-i temâdî ile muhâlif-i tavr-ı edeb harekete âgāz ve hetk-i perde-i hürmet eyleyerek cîrân-ı Harem-i Nebevî'yi pâ-beste-i dâm-ı ihtirâz ve yek-dîgere dest-i taʻarruz-ı dirâz eylediler. Birkaç defa miyâneye muslih tavassut edüp, Şerîf-i Mekke tarafından dahi izâle-i tegāyür-i cânibeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn irâde olunmuşiken, tarafeyn muʻânede vü münâkaşada teferrüd ve garazlarını\nicrâda izhâr-1 tecellüd edüp, [185a] Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hâcc olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa Medîne'ye vürûd eyledikde hakīkat-ı hâle ittlâʻ ile Şeyhu'l-hârem'i ‘azl ü tenkîl ve yerine birini tevkîl etdikden sonra, tahrîk-i fitnede eli ve 'arbede-i tarafeynde medhali olan Nâ’ibü'l-harem'i mukayyed ve maglûl-i istishâb ve Medîne'den bir iki sâʻat infisâl vukūʻunda Nâ’ibü'l-harem mûmâ ileyhin hâne-i vücûdu harâb ve kasr-1 'ömrü perde-i seylâb-ı helâk u tebâb olup, yerlü neferâtının dahi iktizâ eden te'dîb ü gûşmâlleri muktezâ-yı hâl üzere icrâ ve ba‘dehû Mekke tarafına sevk-i metâyâ olunup, ‘avdetde Şeyhu'l-harem maʻzûl, Mısır tarafına ‘azîmet ü kufûl zımnında ruhsat-hâh u mes'ûlüne müsaʻade birle canib-i Mısır'a rû-be-râh olup, Medîne-i münevvere'de tekevvün eden şûriş ü fiten bu takrîb ile zâyil ve kulûb-ı ehâlî-yi Yesrib'de sükûn u itmi'nân hâsıl oldu.",
          "caption": "Vukū‘-ı hâl-i garîbe der-Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_312.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı hâl-i garîbe der-Medîne-i münevvere",
          "text": "Dürr-i girân-mâye-i vücûd-1 hazret-i Nebevî'ye sadef ve mühr-i ‘âlem-tâb, cism-i nûrânî-cenâb-ı Mustafa'ya Beytü'ş-şeref olan Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-İlâhiyyeti müsevverede ‘an-asl üç nefer ocak kethudâları olup, ‘azl ü nasbları cünhaları zuhûrunda Şeyhu'l-haremlere müfevvez ve kethudâlar ikisi müttefikan birinin sû'-i hâline şehâdet ile vücûb-ı ‘azlini ifade ederler ise [184b] ‘azli câyiz olup, şahs-ı vâhidin emr-i şehâdetde infirâd ile imtinâ‘-ı ‘azl miyânelerinde meşrût iken, zikr olunan kethudâların biri dîgeriyle münâfese üzere olup, Şeyhu'l-harem'e siʻâyet ve mûmâ ileyhin dahi şahs-ı mezkûra ‘an-asl infi‘âl ü gayzı olduğundan, derhâl icâbet ile ‘azline mübâderet ve âhara ilbâs-ı hil‘at eylediğini maʻzûl Kethudâ istimâʻ ve yedinde vedî‘a olan sancağı teslîmden imtinâ‘ ve beyne'l-‘Arab müteʻârif olan ‘âdete sülûk birle kal'a tarafına düşüp, neferât-ı kal‘a kazıyyeyi tahkīk ve mugāyir-i şart olduğundan, bu tevcîhin ilgāsıyla sâbıkının ibkāsı içün dest-bâz-ı niyâz olduklarında, Şeyhu'l-harem perde-i ilticâlarını temzîk ve izhâr-ı ruʻûnet ile ‘adem-i müsâʻadeyi eymân-ı mugallata ile tevsîk edüp, neferâta ye's ü nevmîdi hâsıl ve giderek muhâvereleri mevki‘-i müşâcereye vâsıl olduğu hînde, Nâ’ibü'l-harem olan Beşîr Ağa Şeyhu'l-harem'e câ-nişîn olmak kasdıyla nâyire-i fitneyi ‘adem-i teskîn ve Şeyhu'l-harem-i sâde-dili igfâl ve: \"İzhâr-ı metânet lâzıme-i zimmet-i abtâl-i ricâldir\" deyerek teşvîr-i harâret ile nasb-ı şebîke-i ihtiyâl eylediğinden, mâdde teverrüm ve ağayân-ı Harem ile yerlü neferâtı miyânında nâyire-i harb ü aşûb bu sebebler ile tevakkud u tazarrum ve birkaç mâh muhârebeleri kabûl-i temâdî ile muhâlif-i tavr-ı edeb harekete âgāz ve hetk-i perde-i hürmet eyleyerek cîrân-ı Harem-i Nebevî'yi pâ-beste-i dâm-ı ihtirâz ve yek-dîgere dest-i taʻarruz-ı dirâz eylediler. Birkaç defa miyâneye muslih tavassut edüp, Şerîf-i Mekke tarafından dahi izâle-i tegāyür-i cânibeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn irâde olunmuşiken, tarafeyn muʻânede vü münâkaşada teferrüd ve garazlarını\nicrâda izhâr-1 tecellüd edüp, [185a] Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hâcc olan Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa Medîne'ye vürûd eyledikde hakīkat-ı hâle ittlâʻ ile Şeyhu'l-hârem'i ‘azl ü tenkîl ve yerine birini tevkîl etdikden sonra, tahrîk-i fitnede eli ve 'arbede-i tarafeynde medhali olan Nâ’ibü'l-harem'i mukayyed ve maglûl-i istishâb ve Medîne'den bir iki sâʻat infisâl vukūʻunda Nâ’ibü'l-harem mûmâ ileyhin hâne-i vücûdu harâb ve kasr-1 'ömrü perde-i seylâb-ı helâk u tebâb olup, yerlü neferâtının dahi iktizâ eden te'dîb ü gûşmâlleri muktezâ-yı hâl üzere icrâ ve ba‘dehû Mekke tarafına sevk-i metâyâ olunup, ‘avdetde Şeyhu'l-harem maʻzûl, Mısır tarafına ‘azîmet ü kufûl zımnında ruhsat-hâh u mes'ûlüne müsaʻade birle canib-i Mısır'a rû-be-râh olup, Medîne-i münevvere'de tekevvün eden şûriş ü fiten bu takrîb ile zâyil ve kulûb-ı ehâlî-yi Yesrib'de sükûn u itmi'nân hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Savâdır-ı ahvâl-i kâyinât ve bevâdir-i evza‘-ı mevcûdât bi-hükm-i [mısra]: Elâ küllü şey'in mâ-hala'l-lâhü bâtilü ‘arz-ı fânî vü zâyil ve beyne'r-Rabbi ve'l-abdi hicâb u berzah hâyil olup, mezraʻa-i âhiret olan dünyâda zer‘-i büzûr-ı hayr ile nâyil-i mahsûl-1 ecr-i cezîl ve kișt-zâr-ı ‘ukbâ olan dâr-ı fenâda neşr-i hubûbât-ı hasenât ile hûşe-çîn-i fiʻl-i cemîl olmak fi'l-asl mehâbîb-i İlâhîyye'ye bir ‘atıyye-i behiyye olduğu zâhir ve bu niʻmet-i nefîse her şahsa müyesser olmadığı \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" bâhirdir. Nazm li'l-müverrih: Fiʻlü'l-cemîli ‘atâ'ün leyse-yeblüğuhû, İllellezî ramekathü ‘aynü tevfîk. Ve bu makūle zâd-ı âhiret ve tūșe-i râh-1 ‘âkıbet, tedârükü kāyid-i gürûh-1 enbiyâ ve sâlâr-ı sufûf-1 esfiyâ, mefhar-ı rusul ve Hâdî-yi sübül, kutb-1 dâyiretü'l-vücûd-ı risâlet, küll-i sad-berk-i hadîkatü'l-mecd-i nübüvvet, nazm:\nNebiyyün etemmellâhü sûrete fahrihî, \nVe âdemü fî-fehhârihi yetesavverü, \nNebiyyün lehü'l-havzânü hâzâ esâbiʻu, \nTefîzu ve hâzâ fi'l-kıyâmeti kevserü. \n\n medîha-i sarîhası külliyât-ı mehâsin-sıfatına nazaran cüz’-i mevhûm, nazm: \n\n Hulikte [185b] müberra’en min-külli ‘aybin, \nKe-enneke kad hulikte kemâ teşâ'ü. \n\n sitâyiş-i garrâsı kitâbe-i dîvân-hâne-i iclâlinde kalem-i kudret ile merkūm olan Muhammedü'l-Mustafâ, [nazm]: \n\n ‘Aleyhi salavâtüllâhi mâ-zerre şâriku. \n\n hazretlerine ednâ mülâbese ile kesb-i tekarrüb etmekden terettüb ve sâʻî-yi bi'l-hayrât olan zevât-ı kâmilü's-sıfât bu misillü vesâyil-i hayriyyenin zuhûruna her bâr çeşm-dâşt-ı intizâr u terakkub oldageldikleri emr-i beyyin ü vâzıhdır. Nazm: \n\n Habîbin sev dilersen mağfiret takrîbin ey Âlî, \nRakîb olmak kadr-i Mevlâ'ya rengîn intisâb olmaz. \n\n Mefhûmu üzere safvet-i derûn ile dil-beste-i muhabbet-i hazret-i Nebevî olmak Mevlâ-yı müteʻâl'e mûceb-i intisâb ve semere-i muhabbet dahi zevâhir-i ahvâl-i\nmuhibb-i sâdıkdan istidlâl olunmak müheyyic-i eşvâk-ı sâf-dilân-ı ahbâb olacağı bî-irtiyâb olmağla, fe-li-hâzâ, nazm: Tâlib-i 'afv u şefâʻat ez-Resûl-i kibriyâ, Sâye-i Hakk Şeh Selîm Hân bin Sultân Mustafâ. hazretleri ol Dergâh-ı ‘arş-iştibâha tevessül ve şefâʻat-i hâssa cenâb-ı Seyyidü'l-mürselîn'e tevassul irâdesiyle nazargâh-ı Hâlık-ı beşer ve mehbit-1 nâmûs-ı ekber, ziyâretgâh-ı kudsiyân-ı metâf-ı kerrûbiyân olan zarîh-i akdes-i münevver ve merkad-1 eşref-i mu'attarlarına müceddeden hıdmet-i sâdıka takdîm, ya'nî Ravza-i mutahhara'nın kisve-i şerîfe ve perde-i latîfesini tecdîd içün isâle-i nehreyn-i zer ü sîm edüp, nesc ü iʻmâl ve isdâl ü ikmâlini Şehremîni bulunan Mehmed Efendi'ye sipariş ü ifhâm ve fî-akrebi'l-eyyâm zikr olunan pûşîde-i vâcibü'l-ihtirâm ahsen-i vechile resîde-i hayyiz-i hitâm ve eczâ olarak sandûkalara vazʻ u taʻbiye, nazm: Bikāʻun ‘alâ mikdârihâ iz-meşâbihâ, Ve hâzzün ‘bîrü'l-miski fî-hâ müşâbihâ. medlûlüne mâ-sadak olan bukʻa-i mübarekeye îsâli Bînâ Emîni nasb olunan [186a] hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İbrâhîm Efendi'ye tevsîh olunduğundan başka, altmış altı zirâ düz gûgez atlas üzerine Sûre-i Feth ve tuğrâ-yı hümâyûn ve ism-i sâmî-yi hazret-i Şehinşâhî nesciyle vasat-ı şebeke-i şerîfeyi hâvî kenârları mutallâ şerît ile muhât bir kıt'a miyân-bend ve siyâh atlas üzerine, \"Hâzâ kabru Nebiyyinâ Resûlullahi sallallâhü ‘aleyhi ve sellem\" nesc olunmuş bir levha-i şerîfe ve üç levha ki, birisi \"Hâzâ kabru seyyidinâ Ebû Bekr radıyallâhü ‘anhü\" ikincisi \"Hâzâ kabru seyyidinâ ‘Ömerü'l-Fârûk radıyallâhü ‘anhü\" ve üçüncüsü \"Hâzâ kabru seyyidinâ Fâtımatü'z-zehrâ radıyallâhü Te‘âlâ ‘anhâ\" terkîbleriyle siyâh atlas üzerine zerrîn-târ ile nesc olunmuşdur. Merâkıd-ı şerîfelerine taʻlîk olunmak içün Efendi-yi mümâ ileyhe teslîm\nve minvâl-i meşrûh üzere i‘mâl ve Kelime-i tevhîd ve baʻzı âyât-ı şerîfe resm olunmuş bir kıt'a şeb-çerâğ pûşîdesi ve sâlis-i Hulefâ-yı Râşidîn ve beşâret-yâb-ı behişt-berîn olan ‘Osmân bin ‘Affân radiye ‘anhü'r-rahmân hazretlerinin yed-i mübârekeleriyle yazılmış Mushaf-ı şerîf'in mahfûz olduğu mahall-i mes‘ûda vaz‘ u âvîze olunmak içün kenârları sebz-gûn ve vasatı atlas sırma ile âyât-ı şerîfe ve esmâü'l-hüsnâ ve esâmî-yi 'aşere-i mübeşşere ve nâm-ı nâmî-yi hazret-i Pâdişâhî işlenmiş bir ‘aded perde-i bâb ve Bakī'de medfûn ecille-i ashâb ve yârân-ı hazret-i Nebî-yi ‘âlî-cenâbın merâkıd-ı münevverelerine pûşîde kılınmak içün dört yüz elli zirâ aʻlâ yeşil çuka ve ferrâșân-ı Ravza-i behişt-nișân ve huddâmân-ı ‘atebe-i melâ'ik-pâsbâna ilbâs olunmak içün seksan kadar atlasî çuka ferrâce yine mûmâ ileyh ile ol savb-ı şeref-evbe irsâl ü takdîm olunmuşidi. \n\n Efendi-yi mûmâ ileyh meʼmûr olduğu hıdmet-i müteberrekeyi irâde-i hazret-i Cihândârî üzere ru’yet ve vedîʻa-i [186b] zimmet-i kifâyeti olan icrâ-yı pûşîde-i pür-bereketi ol mâkām-ı lâzımü'l-ihtirâma îsâl ü terkîb ve sandûka-i şerîfeye göre tensîk ü tertîb ile ikmâl-i hidmet ve sâyir âvîzeleri dahi tenbîh ü sipâriş olunan mahallere taʻlîk ve ber-güzar-ı Şehriyâr-ı tevfîk-i refîk edüp, Bakī‘'de medfûn olan ashâb-ı güzîn hazerâtının mezâr-ı pür-envârlarını dahi mevdû‘-1 yed-i emâneti olan çukadan iksâ ve hıdmet-güzârân-ı Ravza-i mutahhara'yı dahi sâlifü'l-beyân hil'atler ile nâyil-i meserret-evfâ ve ez-ser-i nev müvâzıb-ı ferâyiz-i duʻâ vü senâ edüp, işbu eser-i cemîl ü bihter mahzâ hürmet-i şân-ı Cenâb-ı Seyyidü'l-beşer niyyet-i hâlisesiyle kâr-ger olduğuna binâ'en, inşâ'allâhü Teâlâ dünyâda sebeb-i husûl-i murâdât ve 'ukbâda mûceb-i terakkî-yi derecât olacağı bî-iştibâhdır. Nazm li'l-müverrih: \n\n Râh-ı şâh-ı tahtgâh lî maʻallâh eder, \n Yekke tâzân-ı muhabbet mühce vü ve mâlın fedâ.",
          "caption": "Eser-i ‘azîm-i Pâdişâh-ı heft-iklîm der-Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_313.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Eser-i ‘azîm-i Pâdişâh-ı heft-iklîm der-Medîne-i münevvere",
          "text": "Savâdır-ı ahvâl-i kâyinât ve bevâdir-i evza‘-ı mevcûdât bi-hükm-i [mısra]: Elâ küllü şey'in mâ-hala'l-lâhü bâtilü ‘arz-ı fânî vü zâyil ve beyne'r-Rabbi ve'l-abdi hicâb u berzah hâyil olup, mezraʻa-i âhiret olan dünyâda zer‘-i büzûr-ı hayr ile nâyil-i mahsûl-1 ecr-i cezîl ve kișt-zâr-ı ‘ukbâ olan dâr-ı fenâda neşr-i hubûbât-ı hasenât ile hûşe-çîn-i fiʻl-i cemîl olmak fi'l-asl mehâbîb-i İlâhîyye'ye bir ‘atıyye-i behiyye olduğu zâhir ve bu niʻmet-i nefîse her şahsa müyesser olmadığı \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" bâhirdir. Nazm li'l-müverrih: Fiʻlü'l-cemîli ‘atâ'ün leyse-yeblüğuhû, İllellezî ramekathü ‘aynü tevfîk. Ve bu makūle zâd-ı âhiret ve tūșe-i râh-1 ‘âkıbet, tedârükü kāyid-i gürûh-1 enbiyâ ve sâlâr-ı sufûf-1 esfiyâ, mefhar-ı rusul ve Hâdî-yi sübül, kutb-1 dâyiretü'l-vücûd-ı risâlet, küll-i sad-berk-i hadîkatü'l-mecd-i nübüvvet, nazm:\nNebiyyün etemmellâhü sûrete fahrihî, \nVe âdemü fî-fehhârihi yetesavverü, \nNebiyyün lehü'l-havzânü hâzâ esâbiʻu, \nTefîzu ve hâzâ fi'l-kıyâmeti kevserü. \n\n medîha-i sarîhası külliyât-ı mehâsin-sıfatına nazaran cüz’-i mevhûm, nazm: \n\n Hulikte [185b] müberra’en min-külli ‘aybin, \nKe-enneke kad hulikte kemâ teşâ'ü. \n\n sitâyiş-i garrâsı kitâbe-i dîvân-hâne-i iclâlinde kalem-i kudret ile merkūm olan Muhammedü'l-Mustafâ, [nazm]: \n\n ‘Aleyhi salavâtüllâhi mâ-zerre şâriku. \n\n hazretlerine ednâ mülâbese ile kesb-i tekarrüb etmekden terettüb ve sâʻî-yi bi'l-hayrât olan zevât-ı kâmilü's-sıfât bu misillü vesâyil-i hayriyyenin zuhûruna her bâr çeşm-dâşt-ı intizâr u terakkub oldageldikleri emr-i beyyin ü vâzıhdır. Nazm: \n\n Habîbin sev dilersen mağfiret takrîbin ey Âlî, \nRakîb olmak kadr-i Mevlâ'ya rengîn intisâb olmaz. \n\n Mefhûmu üzere safvet-i derûn ile dil-beste-i muhabbet-i hazret-i Nebevî olmak Mevlâ-yı müteʻâl'e mûceb-i intisâb ve semere-i muhabbet dahi zevâhir-i ahvâl-i\nmuhibb-i sâdıkdan istidlâl olunmak müheyyic-i eşvâk-ı sâf-dilân-ı ahbâb olacağı bî-irtiyâb olmağla, fe-li-hâzâ, nazm: Tâlib-i 'afv u şefâʻat ez-Resûl-i kibriyâ, Sâye-i Hakk Şeh Selîm Hân bin Sultân Mustafâ. hazretleri ol Dergâh-ı ‘arş-iştibâha tevessül ve şefâʻat-i hâssa cenâb-ı Seyyidü'l-mürselîn'e tevassul irâdesiyle nazargâh-ı Hâlık-ı beşer ve mehbit-1 nâmûs-ı ekber, ziyâretgâh-ı kudsiyân-ı metâf-ı kerrûbiyân olan zarîh-i akdes-i münevver ve merkad-1 eşref-i mu'attarlarına müceddeden hıdmet-i sâdıka takdîm, ya'nî Ravza-i mutahhara'nın kisve-i şerîfe ve perde-i latîfesini tecdîd içün isâle-i nehreyn-i zer ü sîm edüp, nesc ü iʻmâl ve isdâl ü ikmâlini Şehremîni bulunan Mehmed Efendi'ye sipariş ü ifhâm ve fî-akrebi'l-eyyâm zikr olunan pûşîde-i vâcibü'l-ihtirâm ahsen-i vechile resîde-i hayyiz-i hitâm ve eczâ olarak sandûkalara vazʻ u taʻbiye, nazm: Bikāʻun ‘alâ mikdârihâ iz-meşâbihâ, Ve hâzzün ‘bîrü'l-miski fî-hâ müşâbihâ. medlûlüne mâ-sadak olan bukʻa-i mübarekeye îsâli Bînâ Emîni nasb olunan [186a] hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İbrâhîm Efendi'ye tevsîh olunduğundan başka, altmış altı zirâ düz gûgez atlas üzerine Sûre-i Feth ve tuğrâ-yı hümâyûn ve ism-i sâmî-yi hazret-i Şehinşâhî nesciyle vasat-ı şebeke-i şerîfeyi hâvî kenârları mutallâ şerît ile muhât bir kıt'a miyân-bend ve siyâh atlas üzerine, \"Hâzâ kabru Nebiyyinâ Resûlullahi sallallâhü ‘aleyhi ve sellem\" nesc olunmuş bir levha-i şerîfe ve üç levha ki, birisi \"Hâzâ kabru seyyidinâ Ebû Bekr radıyallâhü ‘anhü\" ikincisi \"Hâzâ kabru seyyidinâ ‘Ömerü'l-Fârûk radıyallâhü ‘anhü\" ve üçüncüsü \"Hâzâ kabru seyyidinâ Fâtımatü'z-zehrâ radıyallâhü Te‘âlâ ‘anhâ\" terkîbleriyle siyâh atlas üzerine zerrîn-târ ile nesc olunmuşdur. Merâkıd-ı şerîfelerine taʻlîk olunmak içün Efendi-yi mümâ ileyhe teslîm\nve minvâl-i meşrûh üzere i‘mâl ve Kelime-i tevhîd ve baʻzı âyât-ı şerîfe resm olunmuş bir kıt'a şeb-çerâğ pûşîdesi ve sâlis-i Hulefâ-yı Râşidîn ve beşâret-yâb-ı behişt-berîn olan ‘Osmân bin ‘Affân radiye ‘anhü'r-rahmân hazretlerinin yed-i mübârekeleriyle yazılmış Mushaf-ı şerîf'in mahfûz olduğu mahall-i mes‘ûda vaz‘ u âvîze olunmak içün kenârları sebz-gûn ve vasatı atlas sırma ile âyât-ı şerîfe ve esmâü'l-hüsnâ ve esâmî-yi 'aşere-i mübeşşere ve nâm-ı nâmî-yi hazret-i Pâdişâhî işlenmiş bir ‘aded perde-i bâb ve Bakī'de medfûn ecille-i ashâb ve yârân-ı hazret-i Nebî-yi ‘âlî-cenâbın merâkıd-ı münevverelerine pûşîde kılınmak içün dört yüz elli zirâ aʻlâ yeşil çuka ve ferrâșân-ı Ravza-i behişt-nișân ve huddâmân-ı ‘atebe-i melâ'ik-pâsbâna ilbâs olunmak içün seksan kadar atlasî çuka ferrâce yine mûmâ ileyh ile ol savb-ı şeref-evbe irsâl ü takdîm olunmuşidi. \n\n Efendi-yi mûmâ ileyh meʼmûr olduğu hıdmet-i müteberrekeyi irâde-i hazret-i Cihândârî üzere ru’yet ve vedîʻa-i [186b] zimmet-i kifâyeti olan icrâ-yı pûşîde-i pür-bereketi ol mâkām-ı lâzımü'l-ihtirâma îsâl ü terkîb ve sandûka-i şerîfeye göre tensîk ü tertîb ile ikmâl-i hidmet ve sâyir âvîzeleri dahi tenbîh ü sipâriş olunan mahallere taʻlîk ve ber-güzar-ı Şehriyâr-ı tevfîk-i refîk edüp, Bakī‘'de medfûn olan ashâb-ı güzîn hazerâtının mezâr-ı pür-envârlarını dahi mevdû‘-1 yed-i emâneti olan çukadan iksâ ve hıdmet-güzârân-ı Ravza-i mutahhara'yı dahi sâlifü'l-beyân hil'atler ile nâyil-i meserret-evfâ ve ez-ser-i nev müvâzıb-ı ferâyiz-i duʻâ vü senâ edüp, işbu eser-i cemîl ü bihter mahzâ hürmet-i şân-ı Cenâb-ı Seyyidü'l-beşer niyyet-i hâlisesiyle kâr-ger olduğuna binâ'en, inşâ'allâhü Teâlâ dünyâda sebeb-i husûl-i murâdât ve 'ukbâda mûceb-i terakkî-yi derecât olacağı bî-iştibâhdır. Nazm li'l-müverrih: \n\n Râh-ı şâh-ı tahtgâh lî maʻallâh eder, \n Yekke tâzân-ı muhabbet mühce vü ve mâlın fedâ."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ravza-i mutahhara lâ-zâlet bi-nefehâti'l-kusiyyeti'l-muʻattara dâhilinde baʻzı mahallerin lüzûm-ı taʻmîri ve bâ-husûs muvâcehe-i şerîfede mansûb aʻmideden elli iki\nkıt'a aʻmidenin mürûr-ı zemân ile kâşîleri fersûde ve baʻzı mahalleri li-ecli't-teberrük eyâdî-yi züvvâr ile berkende olduğu şinâver-i bahr-ı rahmet-i Hâlık olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretlerine ‘arz u ifade olunup, lâyıkı üzere tarsîn ü taʻmîrini irâde hılâlinde ‘âzim-i serâbistân-ı cenân olmuşlaridi. Cülûs-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn vukūʻunda bu keyfiyyet vâsıl-1 sem‘-i Şehriyâr-ı me‘âlî-menkibet olmağla dâʻiye-i şevk ü garâm-ı Şâhâneleri niyyet-i sâbıkayı te’kîd ve ol bukʻa-i mübarekeyi ber-vech-i ikmal taʻmîr ü teşnîd zımnında fermân-ı hümâyûnları cereyân edüp, a'mide-i sâlifü'l-beyân mikdârı mermer ‘amûdlar mukaddemâ keşf ü tahmîn olunduğu vech üzere Âsitâne-i sa‘âdet'de i‘mâl ve çîre-destî-yi [187a] mühre-i seng-tırâşân ile saykal u cilâsı verilüp, bir iki sene zarfında ikmâl ve ol savb-ı şeref-evbe bahran irsâl olunup, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İbrâhîm Efendi ber-vech-i muharrer Binâ Emâneti'nde tahdîm ve muktezâ olan ‘amelesi terfîk ve mâlzemeleri tanzîm olunup, mesârifât-ı taʻmîr dahi nakden teslîm olunmuşidi. Meded-kârî-yi Mürsilü'r-riyah ile aʻmide-i mezkûre fürza-i Medîne-i münevvere olan Yenbûʻa ihrâc olunup, necâyib-i cemâle tahmîl ve tîbe-i Tayyibe'ye tavsîl olunup, Binâ Emîni dahi o esnâda kat‘-ı feyâfî vü merâhil ile ol sû-yi dil-cûya vâsıl olduğuna binâ'en, îfâ-yı meʼmûriyyete teșmîr-i dâmen-i ihtimâm ve sâlifü'z-zikr ‘amûdları istîʻâb eden fersûde kâşîleri tanzîf ile trâşîde-i fe's-i himmet ve menhût-ı dest-i hüsn-i sınâʻat olan aʻmideyi yerlü yerine vaz‘ u ilhâm eylediğinden gayri, Ravza-i mutahhara dâhilinde ve kabr-i şerîf havâlîsinde vâki olup, muhtâc-1 taʻmîr olan mevâzıʻı dahi kemâl-i âdâb u taʻzîm ile terkīm ve hıdmet-i pesendîde takdîm edüp, Şehriyâr-ı marzıyyü'l-Faʻâl şeyyedallâhü esâse devletihî me'tmeʼenneti'l-vihâdü ve'stekarrati'l-cibâlü hazretleri hakk budur ki, bu vaz‘-1 cemîl ve eser-i bî-misl ü ‘adîl ile dahi ism-i sâmîlerin eyvân-ı keyvâna îsâl ve Harem-serây-ı merkad-ı hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'e hürmet ile tahsîl-i rızâ-yı Zü'l-celâl edüp, saʻy-i Hâkānîleri meşkûr ve dünyâ vü ‘ukbâları maʻmûr ve ‘amm-ı emcedleri Hudâvendigâr-ı mebrûr dahi sebkat-i niyyet ve ihlâs-1 ‘azîmet hasebiyle fazl-1 nâ-mütenâhî-yi Rabb-i Gayûr'dan hisse-mend-i sevâb-ı mevfûr olması müteyakkın-ı erbâb-ı şuʻûrdu.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_314.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Ravza-i mutahhara lâ-zâlet bi-nefehâti'l-kusiyyeti'l-muʻattara dâhilinde baʻzı mahallerin lüzûm-ı taʻmîri ve bâ-husûs muvâcehe-i şerîfede mansûb aʻmideden elli iki\nkıt'a aʻmidenin mürûr-ı zemân ile kâşîleri fersûde ve baʻzı mahalleri li-ecli't-teberrük eyâdî-yi züvvâr ile berkende olduğu şinâver-i bahr-ı rahmet-i Hâlık olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretlerine ‘arz u ifade olunup, lâyıkı üzere tarsîn ü taʻmîrini irâde hılâlinde ‘âzim-i serâbistân-ı cenân olmuşlaridi. Cülûs-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn vukūʻunda bu keyfiyyet vâsıl-1 sem‘-i Şehriyâr-ı me‘âlî-menkibet olmağla dâʻiye-i şevk ü garâm-ı Şâhâneleri niyyet-i sâbıkayı te’kîd ve ol bukʻa-i mübarekeyi ber-vech-i ikmal taʻmîr ü teşnîd zımnında fermân-ı hümâyûnları cereyân edüp, a'mide-i sâlifü'l-beyân mikdârı mermer ‘amûdlar mukaddemâ keşf ü tahmîn olunduğu vech üzere Âsitâne-i sa‘âdet'de i‘mâl ve çîre-destî-yi [187a] mühre-i seng-tırâşân ile saykal u cilâsı verilüp, bir iki sene zarfında ikmâl ve ol savb-ı şeref-evbe bahran irsâl olunup, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İbrâhîm Efendi ber-vech-i muharrer Binâ Emâneti'nde tahdîm ve muktezâ olan ‘amelesi terfîk ve mâlzemeleri tanzîm olunup, mesârifât-ı taʻmîr dahi nakden teslîm olunmuşidi. Meded-kârî-yi Mürsilü'r-riyah ile aʻmide-i mezkûre fürza-i Medîne-i münevvere olan Yenbûʻa ihrâc olunup, necâyib-i cemâle tahmîl ve tîbe-i Tayyibe'ye tavsîl olunup, Binâ Emîni dahi o esnâda kat‘-ı feyâfî vü merâhil ile ol sû-yi dil-cûya vâsıl olduğuna binâ'en, îfâ-yı meʼmûriyyete teșmîr-i dâmen-i ihtimâm ve sâlifü'z-zikr ‘amûdları istîʻâb eden fersûde kâşîleri tanzîf ile trâşîde-i fe's-i himmet ve menhût-ı dest-i hüsn-i sınâʻat olan aʻmideyi yerlü yerine vaz‘ u ilhâm eylediğinden gayri, Ravza-i mutahhara dâhilinde ve kabr-i şerîf havâlîsinde vâki olup, muhtâc-1 taʻmîr olan mevâzıʻı dahi kemâl-i âdâb u taʻzîm ile terkīm ve hıdmet-i pesendîde takdîm edüp, Şehriyâr-ı marzıyyü'l-Faʻâl şeyyedallâhü esâse devletihî me'tmeʼenneti'l-vihâdü ve'stekarrati'l-cibâlü hazretleri hakk budur ki, bu vaz‘-1 cemîl ve eser-i bî-misl ü ‘adîl ile dahi ism-i sâmîlerin eyvân-ı keyvâna îsâl ve Harem-serây-ı merkad-ı hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'e hürmet ile tahsîl-i rızâ-yı Zü'l-celâl edüp, saʻy-i Hâkānîleri meşkûr ve dünyâ vü ‘ukbâları maʻmûr ve ‘amm-ı emcedleri Hudâvendigâr-ı mebrûr dahi sebkat-i niyyet ve ihlâs-1 ‘azîmet hasebiyle fazl-1 nâ-mütenâhî-yi Rabb-i Gayûr'dan hisse-mend-i sevâb-ı mevfûr olması müteyakkın-ı erbâb-ı şuʻûrdu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâbü's-selâm'dan muvâcehe-i şerîfeye varınca tarafeynde vâki‘ a‘mideden on yedi kıt'a aʻmide ki zevvâr-ı zevvâr-ı Ravza-i mutahhara'nın ibtidâ rü'yet ü mürûr eyleyecekleri [187b] mahalde vâki‘dir, kezâlik kâşîleri fersûde olup, bâlâda zikr olunan a'mide gibi musaykal u mücellâ ‘amûdlar ile istîʻâb ve baʻzı mahallerini zer-hall ü sıbğ ile zînet-yâb etmek mûceb-i tezâʻuf-i ecr ü sevâb olacağı mukaddemâ inhâ vü tezkîr olunmadığına binâ'en, pes-mânde-i hayyiz ü te'hîr olduğunu baʻzı mevsûkü'l-kelâm kimesneler takrîr etmeleriyle zikr olunan aʻmide cüz’-i mesârif ile mevki‘-resân-ı hüsn-i nizâm olacağı zâhir ve bi-fazlihî Teâlâ bu eser-i hayra dahi Şehriyâr-ı sütûde-me’âsir hazretleri neyl ile iktisâb edecekleri mesûbât-ı uhreviyye mütekâsir olacağı emr-i bâhirdir.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_315.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Bâbü's-selâm'dan muvâcehe-i şerîfeye varınca tarafeynde vâki‘ a‘mideden on yedi kıt'a aʻmide ki zevvâr-ı zevvâr-ı Ravza-i mutahhara'nın ibtidâ rü'yet ü mürûr eyleyecekleri [187b] mahalde vâki‘dir, kezâlik kâşîleri fersûde olup, bâlâda zikr olunan a'mide gibi musaykal u mücellâ ‘amûdlar ile istîʻâb ve baʻzı mahallerini zer-hall ü sıbğ ile zînet-yâb etmek mûceb-i tezâʻuf-i ecr ü sevâb olacağı mukaddemâ inhâ vü tezkîr olunmadığına binâ'en, pes-mânde-i hayyiz ü te'hîr olduğunu baʻzı mevsûkü'l-kelâm kimesneler takrîr etmeleriyle zikr olunan aʻmide cüz’-i mesârif ile mevki‘-resân-ı hüsn-i nizâm olacağı zâhir ve bi-fazlihî Teâlâ bu eser-i hayra dahi Şehriyâr-ı sütûde-me’âsir hazretleri neyl ile iktisâb edecekleri mesûbât-ı uhreviyye mütekâsir olacağı emr-i bâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hammâmî-zâde Vezîr Ahmed Paşa mansıbı olan Tırhala'da dâd u dihiş ile meşgūl iken nez‘-i libâs-ı hayât eylediği haberi işbu Cumâdelulâ evâyilinde resîde-i sâmiʻa-i Velî-yi devlet ve mahlûl olan Tırhala Sancağı Belgrad Muhafızı olan Vezîr Mustafa Paşa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh ü ‘inâyet ve bu mülâbese ile müşârun ileyh reh-yâb-ı kayd-ı müzâyaka vü zarûret oldu.\n\nMüteveffâ-yı müşârun ileyh Tersâne ricâlinden olup, Cezayirli Hasan Paşa, Donanma-yi hümâyun ile Mısır'a müteveccih oldukda, Riyâle Kapudanlığı'yla maʻân 'âzim olup, vukū bulan muhârebelerde yarârlığı zâhir ü nümâyân ve mekâsib ü ganâyimden yedine vâfir şey girdiği Hasan Paşa'nın maʻlûmu oldukda müsâdere ile müşârun ileyhi gûyâ-yı \"Ene'n-nezîrü'l-‘uryân\" ve târif ü tâlidini gasb ile ser-küşte-i vâdî-yi hüsrân etmişidi. Baʻdehû yine Tersâne'de müstahdem ve sevâhil-i Tuna'da olan İnce Donanma'ya başbûğ olmak üzere me'mûriyyeti ve imkân-ı vusûl münʻadim olduğundan, Şumnu'ya vürûdu ve ba‘dehû nâyil-i Vezâret olup Tuna Kapudânı olması\nbâlâda ber-vech-i tafsîl nigâşte-i kalem-i bedâyi‘-rakam olmuşidi. Seferden sonra Silistre'ye Vâlî ve ba‘dehû Çirmen Sancağı'yla dağlı eşkıyâsına havâle olunup, o hılâlde Belgrad matrûdlarının kal‘aya duhûlleri ma‘rûz-ı Dergâh-ı ‘âlî olduğundan Belgrad'a me’mûr ve def‘-i şûr-ı memleket ile [188a] manzûr ve tama‘ u hırs belâsıyla ma‘zûl ve ber-vech-i ilhâk üzerinde olan Tırhala'ya mersûl olmuşidi. Birkaç mâh mürûrunda sonra vefât ve terk-i dağdağa-i hayât eyledi. Müşârun ileyh şecâ‘at-i müfrita ile şöhret-şi‘âr ve idâre-i umûrda meleke vü kābiliyyeti bedîdâr ve bâ-husûs Belgrad vak‘asında sübût-yâfte-i te‘ayyün ü şühûd olan hıdmeti fî-zemânına hâzâ havârık-ı ‘âdetden ma‘dûd olup, ancak tabî‘atı zulm ü cevre mâyil ve tesvîlât-ı nefsâniyye ile mürtekib-i tavr-ı erâzil idi, tecâvezallâhü ‘an-seyyi’âtihî",
          "caption": "Fevt-i Vezîr Ahmed Paşa Mutasarrıf-ı Tırhala",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_316.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vezîr Ahmed Paşa Mutasarrıf-ı Tırhala",
          "text": "Hammâmî-zâde Vezîr Ahmed Paşa mansıbı olan Tırhala'da dâd u dihiş ile meşgūl iken nez‘-i libâs-ı hayât eylediği haberi işbu Cumâdelulâ evâyilinde resîde-i sâmiʻa-i Velî-yi devlet ve mahlûl olan Tırhala Sancağı Belgrad Muhafızı olan Vezîr Mustafa Paşa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh ü ‘inâyet ve bu mülâbese ile müşârun ileyh reh-yâb-ı kayd-ı müzâyaka vü zarûret oldu.\n\nMüteveffâ-yı müşârun ileyh Tersâne ricâlinden olup, Cezayirli Hasan Paşa, Donanma-yi hümâyun ile Mısır'a müteveccih oldukda, Riyâle Kapudanlığı'yla maʻân 'âzim olup, vukū bulan muhârebelerde yarârlığı zâhir ü nümâyân ve mekâsib ü ganâyimden yedine vâfir şey girdiği Hasan Paşa'nın maʻlûmu oldukda müsâdere ile müşârun ileyhi gûyâ-yı \"Ene'n-nezîrü'l-‘uryân\" ve târif ü tâlidini gasb ile ser-küşte-i vâdî-yi hüsrân etmişidi. Baʻdehû yine Tersâne'de müstahdem ve sevâhil-i Tuna'da olan İnce Donanma'ya başbûğ olmak üzere me'mûriyyeti ve imkân-ı vusûl münʻadim olduğundan, Şumnu'ya vürûdu ve ba‘dehû nâyil-i Vezâret olup Tuna Kapudânı olması\nbâlâda ber-vech-i tafsîl nigâşte-i kalem-i bedâyi‘-rakam olmuşidi. Seferden sonra Silistre'ye Vâlî ve ba‘dehû Çirmen Sancağı'yla dağlı eşkıyâsına havâle olunup, o hılâlde Belgrad matrûdlarının kal‘aya duhûlleri ma‘rûz-ı Dergâh-ı ‘âlî olduğundan Belgrad'a me’mûr ve def‘-i şûr-ı memleket ile [188a] manzûr ve tama‘ u hırs belâsıyla ma‘zûl ve ber-vech-i ilhâk üzerinde olan Tırhala'ya mersûl olmuşidi. Birkaç mâh mürûrunda sonra vefât ve terk-i dağdağa-i hayât eyledi. Müşârun ileyh şecâ‘at-i müfrita ile şöhret-şi‘âr ve idâre-i umûrda meleke vü kābiliyyeti bedîdâr ve bâ-husûs Belgrad vak‘asında sübût-yâfte-i te‘ayyün ü şühûd olan hıdmeti fî-zemânına hâzâ havârık-ı ‘âdetden ma‘dûd olup, ancak tabî‘atı zulm ü cevre mâyil ve tesvîlât-ı nefsâniyye ile mürtekib-i tavr-ı erâzil idi, tecâvezallâhü ‘an-seyyi’âtihî"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ta‘mîr ü ferş ve tezyîn ü nakşına irâde-i hazret-i Cihândârî te‘alluk eden Dîvân-ı hümâyûn mahalli Küçük Kal‘a Tezkirecisi Bekir Efendi'ye sipâriş olunmuşidi. Mûmâ ileyh tıbk-ı me’mûriyyeti üzere binâya mübâşeret ve kable'l-itmâm ‘azm-i dâr-ı âhıret edüp, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Tâhir Efendi tekmîl-i kusûra me’mûr olup, ikdâm u himmet-i Velî-yi devlet ile mahall-i mezbûr tezyîn ve sanâyi‘-i hûrde-kârîyle tâkāt u zevâyâsı sezâvâr-ı nazra-i tahsîn kılındığından fazla, destyârî-yi mühendisân-ı vakt ile sümâkī sütûna müşâkil ma‘cûndan vâfîr elvâh îcâd olunup, mahall-be-mahall erkân u a‘mideye mezc ü ilsâk ve şiddet-i imtizâc u ihtilât sebebi ile fark u temyîzi i‘mâl-i fikr-i sahîhe muhtâc olduğunda itbâk olunup fi'l-asl Dîvân mahalli târîk ü muzlim ve fark-ı eşhâs içün dikkat lâzım iken, ba‘zı tasarrufât-ı sınâ‘iyye ile mahall-i mezkûr münevver ü rûşen ve sefîd ü siyâh ve dirâz u kûtâh mu‘ayyen olduğundan gayri, sakf u cidârı min küll'l-cevânib zer ü zîver ile âreste ve der ü dervâzesi eşkâl ü ersâm Mânî-pesend ile pîrâste kılınup, hâric-i kubbe-i hümâyûnda vâki‘ Dîvân-hâne'de ahşâbdan masnû‘ olan ba‘zı zevâyid dahi hazf u def‘ ve medâ-yı nazara hâyil olan ‘avâyık bi'l-külliyye ref‘ olunup, hattâ Re’îsülküttâb efendilere mahsûs olup, Kubbe\ni hümâyûn kapusu ittisâlinde olan oda dahi intikāz ve [188b] rûznâmecilerin verâsında vâki' Hazîne'nin hâlî mahallinden bir mikdâr yer ifrâz u i‘tiyâz olunup, mefrûşâtı dahi kalay-1 zerdûz ve kumaş-ı dil-efrûzdan tertîb ve Kubbe-i hümâyûn kapuları ve kitâbeleri ser-âpâ tezhîb olunup, bu eser-i pesendîde vü makbûl dahi sâyir meʼâsir-i hazret-i Şehriyârî'ye mevsûl kılındı. Gālib Efendi'nin bu eser-i Mülûkâne'ye inşâd eylediği târîhdir: Füyûz-ı sırr-ı ilhâm ile Gālib geldi bir târîh, Selîm Hân yapdı hem tâk-ı felek bu câ-yı Dîvân'ı.",
          "caption": "Tekmîl-şüden-i mahall-i Dîvân-ı ma‘delet-erkân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_317.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tekmîl-şüden-i mahall-i Dîvân-ı ma‘delet-erkân",
          "text": "Ta‘mîr ü ferş ve tezyîn ü nakşına irâde-i hazret-i Cihândârî te‘alluk eden Dîvân-ı hümâyûn mahalli Küçük Kal‘a Tezkirecisi Bekir Efendi'ye sipâriş olunmuşidi. Mûmâ ileyh tıbk-ı me’mûriyyeti üzere binâya mübâşeret ve kable'l-itmâm ‘azm-i dâr-ı âhıret edüp, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Tâhir Efendi tekmîl-i kusûra me’mûr olup, ikdâm u himmet-i Velî-yi devlet ile mahall-i mezbûr tezyîn ve sanâyi‘-i hûrde-kârîyle tâkāt u zevâyâsı sezâvâr-ı nazra-i tahsîn kılındığından fazla, destyârî-yi mühendisân-ı vakt ile sümâkī sütûna müşâkil ma‘cûndan vâfîr elvâh îcâd olunup, mahall-be-mahall erkân u a‘mideye mezc ü ilsâk ve şiddet-i imtizâc u ihtilât sebebi ile fark u temyîzi i‘mâl-i fikr-i sahîhe muhtâc olduğunda itbâk olunup fi'l-asl Dîvân mahalli târîk ü muzlim ve fark-ı eşhâs içün dikkat lâzım iken, ba‘zı tasarrufât-ı sınâ‘iyye ile mahall-i mezkûr münevver ü rûşen ve sefîd ü siyâh ve dirâz u kûtâh mu‘ayyen olduğundan gayri, sakf u cidârı min küll'l-cevânib zer ü zîver ile âreste ve der ü dervâzesi eşkâl ü ersâm Mânî-pesend ile pîrâste kılınup, hâric-i kubbe-i hümâyûnda vâki‘ Dîvân-hâne'de ahşâbdan masnû‘ olan ba‘zı zevâyid dahi hazf u def‘ ve medâ-yı nazara hâyil olan ‘avâyık bi'l-külliyye ref‘ olunup, hattâ Re’îsülküttâb efendilere mahsûs olup, Kubbe\ni hümâyûn kapusu ittisâlinde olan oda dahi intikāz ve [188b] rûznâmecilerin verâsında vâki' Hazîne'nin hâlî mahallinden bir mikdâr yer ifrâz u i‘tiyâz olunup, mefrûşâtı dahi kalay-1 zerdûz ve kumaş-ı dil-efrûzdan tertîb ve Kubbe-i hümâyûn kapuları ve kitâbeleri ser-âpâ tezhîb olunup, bu eser-i pesendîde vü makbûl dahi sâyir meʼâsir-i hazret-i Şehriyârî'ye mevsûl kılındı. Gālib Efendi'nin bu eser-i Mülûkâne'ye inşâd eylediği târîhdir: Füyûz-ı sırr-ı ilhâm ile Gālib geldi bir târîh, Selîm Hân yapdı hem tâk-ı felek bu câ-yı Dîvân'ı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ‘âm-ı mâzîde hacc-1 Beytullâhi'l-harâm etmek üzere mecâz u meʼzûn ve dâr-ı gurbeti olan Mağnisa'ya ol bâbda irsâl-i emr-i hümâyûn kılınmışidi. Iskāt-1 farîza-i hacc, vâdî-yi levâzım-1 ‘acc u secc ‘akabinde Mağnisa'ya vâsıl ve vücûduna müstevlî olan maraz-ı hâyil sebebi ile işbu şehr-i Rebîʻulâhır'ın yigirmi birinci günü dâr-ı âhirete müntakil oldu.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhulislâm-ı esbak Hamîdî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_318.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhulislâm-ı esbak Hamîdî-zâde",
          "text": "Müşârun ileyh ‘âm-ı mâzîde hacc-1 Beytullâhi'l-harâm etmek üzere mecâz u meʼzûn ve dâr-ı gurbeti olan Mağnisa'ya ol bâbda irsâl-i emr-i hümâyûn kılınmışidi. Iskāt-1 farîza-i hacc, vâdî-yi levâzım-1 ‘acc u secc ‘akabinde Mağnisa'ya vâsıl ve vücûduna müstevlî olan maraz-ı hâyil sebebi ile işbu şehr-i Rebîʻulâhır'ın yigirmi birinci günü dâr-ı âhirete müntakil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevlânâ-yı müşârun ileyh mahrûse-i Mısır'da vefât eden [E]bû Hanîfe-i zemân ve İbn-i Şeybân-ı devrân, bahr-1 ‘ummân-ı ‘ulûm u kemâlât, şems-i rahșân-ı evc-i mebâhis ü makālât olan Hamîdî Mehmed Efendi merhûmun sulb-i pâkından bin yüz kırk iki târîhinde pâ-nihâde-i merkez-i vücûd ve giderek ‘akl-i heyûlânîden ‘akl-i bi'l-meleke derecelerine vusûl ile fârik-i miyân-ı maʻdûm u mevcûd oldukda, [mısra]: Ve hakkun ['alâ] li-İbni's-Sakrâni yüşbihu's-safrâ. medlûlü üzere nâhic-i menhec-i vâlid ve mukaddemât-ı ‘ulûm tahsîline mücâhid olup, \"Hükmü'l-usûli yesrî fi'l-fürû‘\" kazıyyesi müşârun ileyh hakkında vukū' ve fart-1 zekâvet-i cibillî ve hiddet-i rüşd ü reviyyet-i tabʻî hasebiyle mukaddemât-ı ‘ulûmu\neyyâm kalîlede tahsîl ve vâhiden-ba‘de-vâhidin nüshu devr ü tekmîl ve altmış yedi târîhinde vâki Murtezâ Efendi merhûmun imtihanında aʻle'l-aʻlâ okuyup, bu haysiyyet ile medrese rü'ûsuna nâyil ve yetmiş dö[r]t târîhinde [189a] Serây hâceligi'yle Enderûn-ı hümâyûn'a dâhil olmuşidi. Lisân-ı ‘azbü'l-beyânın talâkati ve 'azâyim ü rüky ile ülfeti yevmen-fe-yevmen mûceb-i tele'lü'-i kevkeb-i câh u menzileti olmakdan nâşî, doksan üçde Havâss-ı refîʻa Kazâsı'yla dâhil-i silkü'l-le'âl-i mevâlî ve iki yüz târîhinde Mekke-i mükerreme pâyesiyle kadri ‘âlî olup, iki yüz iki târîhinde İstanbul pâyesini ihrâz ve birkaç mâh mürûrunda Anadolu rütbesiyle elsine-i hussâd-ı tarîki dirâz eyledi. Cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-merhûn vukūʻundan bir mâh sonra Rumeli Sadâreti pâyesiyle bekâm ve iki yüz dört senesi Muharreminde Şeyhulislâm ve hallâl-i müşkilât-ı enâm olup, iki yüz beş Recebinde mesned-i refî‘-i Fetvâ'dan tenzîl ve mahall-i ikāmet tahsîs olunan İncir Köyü'ne ‘azîmeti hilâlinde zahm-hûrân-ı mikraʻa-i te'dîbi olan cümû‘-ı halkın hevâdâr u müte'allikātı inkisâr u serzeniş sûretinde bi'l-muvâcehe hayli kāl ü kīl eyleyerek müşârun ileyhi tekdîr ü tezlîl etmişleridi. Nazm: Ve kânet levʻatün sümme'tme'ennet, Kezâlik li-külli sâyiletin karârü. Bu hâl ile mahall-i mezkûrda ikāmet ve baʻdehû civâr-ı hazret-i Hâlid'de ferş-i bûriyâ-yı istirahat edüp, nazm: Ve tûbâ li-nefsin ve tannet kaʻre dârihâ, Muğallekate'l-ebvâbi murhâ hicâbühâ.\nmakālesiyle tesliyet-i bahş-ı dil-i pür-hasret iken, arpalığı olan Magnisa'ya tagrîb ve nikâyât-ı erbaʻanın eşeddiyle taʻzîb olunup, nazm:\n\n Tetekāzefü'l-büldânü bî-feke'enneî,\n Vüllîtü emra mesâhati'l-âfâki.\n\n me'âlini lisân-ı hâl ile miʻraz-ı teşbîbinde ityân ve me'mûr olduğu mahalle irhâ-yı 'inân eyledi. Bir müddetden sonra hady-i hân râh-ı Yesrib ve Bathâ ve Müfti'l-vakt sânehullâhü ‘ani'l-makt cenâblarına sevk ü delâlet eylediği hayrın mücâzâtı hakkında rû-nümâ olup, [189b] [mısra]:\n\n Şod bi-hamdillâh müyesser ân ki mâ mîhâstîm\n\n terâneleriyle nevâ-senc-i ibtihâc ve bukʻateyn-i mübâreketeyn ziyaretiyçün hevdec-nişîn-i intihâc olmuşidi. Edâ-yı menâsik-i haccdan sonra matıyye-rân-ı ‘avd u kufûl ve Magnisa'ya pâ-nihâde-i vusûl oldukda da‘vet-i \"İrci‘î\"ye lebbeyk-zen-i icâbet ve vâsıl-ı ser-menzil-i rahmet oldu. \n\n Müşârun ileyh ‘âlim ü fâzıl, müdebbir ü kâmil, mütedeyyin ü perhîz-kâr, mutasallib ü sadâkat-kâr, zühd ü takvâ ile maʻrûz ve salâh-ı hâl ile el-sine-i nâsda mevsûf olup, ancak ber-muktezâ-yı beşeriyyet tabîʻatında hıkd u nefsâniyyet mevcûd ve li-vechin-mâ münfaʻil olduğu şahs hakkında garaz-âlûd idi. [Mısra]:\n\n 'Ayib-i men goftî velekin honerem nîz be-gû\nTaleb-kâr-ı ʻakd-ı ittifak olan Prusyalu ile rabt-ı peyvend-i muʻâhede hüsn-i semere husûlüne medâr olacağı pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı hazret-i Şehinşâhî olup, şerʻe tatbîki mümkin olduğu hâlde tanzîm olunması irâde ve bu keyfiyyet ordu halkına dahi ifâde olundukda Cezayirli Hasan Paşa ve orduda mevcûde sâyir kâr-fermâ sûret-i ittifakı tehcîn hattâ Ordu Kadısı Tarakçı-zâde Efendi \"Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehizû aduvvî ve aduvveküm evliyâe\" âyetini îrâd ile ʻadem-i meşrûʻiyyet ittifakı tebyîn etmişidi. Sâhib-i terceme behre-yâb-ı ʻilm ü dâniş ve mâlik-i nisâb-ı fehm ü bîniş olan vezât ile tarh-ı kurʻa-i müzâkere ve tahkīk-i makālât-ı mübâhese vü müşâvere etdikden sonra âyet-i şerîfe Hâtib bin Belteʻa hakkında nüzûl ve sebeb-i nüzûlü maʻlûm-ı fuhûl ve e’imme-i Hanefiyye ictihâdına göre saded-i âhara mahmûl olduğundan gayri, \"İnnallâhe Teʻâlâ le-yüʼeyyidü hâzâ'l-islâme bi-ricâlin mâ-hüm min-ehlihî\" hadîs-i sahîhinde vârid olan ricâlden murâd, ricâl-i küffâr olduğunu müstatliʻân-ı âsâr-ı hazret-i Seyyidü'l-ebrâr [190a] tahkīk edüp, ricâlden garaz yâ zemân-ı saʻâdetde mevcûd olan ricâl yâhûd ihbâr-ı bi-mâ-seyekûn kabîlinden olarak baʻde bürhetin mine'z-zemân zuhûra gelecek ricâl olarak bu takdîrde kavl-i âhîr muʻcizât-ı hazret-i Mustafaviyye'den maʻdûd olduğunu cehâbize-i ʻilm-i Hadîs te'lîfât-ı muʻteberelerinde tasrîh ve baʻzısı kavl-i evveli ve dîgerleri ʻumûm lafız i'tibârıyla kavl-i sânîyi tercîh eylediler. Diger hadîs-i şerîfde \"İnnallâhe le-yü'eyyidü'd-dîne bi'r-racüli'l-fâciri\" vârid olup, fâcirden murâd kâfir ve dînden murâd dîn-i Muhammedî olduğunu beyân ve Sahîh-i Müslîm'de \"İnnâ lâ-nesteʻînu\nbi'l-müşrikin\" hadîs-i şerîfi bu hadîs-i latîfe muʻârız olmayup, zâlike'l-vakte hâss olduğundan başka, Safvân bin Ümeyye'nin Huneyn Gazâsı'nda \"Müşrikâ huzûru hüccet-i nesîhdir\" deyü ityân-ı bürhân eyledi. Bundan başka Benî Kurayza ile olan mu'âhede ve sadr-1 evvelde kabâyil-i 'urbân-ı küffârdan li-maslahatin istimdâd ve igrâ-yı mücâhede vü mutârade kıssalarını dahi [190b] etrâfıyla taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye bi-nefsihî ‘arz eyledikde, ittifakda olan fâyide ‘an-asl mersûm-ı sahîfe-i zihn-i Cihân-bânî olup, şer‘-i şerîfin dahi icâzât ü ruhsatı maʻlûm oldukda, müsâʻade-i seniyyeleri erzânî buyurulup, baʻzı şürût ile ittifaka nizâm ve bu vesîle ile hasmeyn-i devletin birini Prusyalu ‘anfen ve lutfen ilzâm u me'mûlden hâric musâlaha tesviyesiyle mûceb-i teneffüs ü ârâm olmuşidi. Cezâyirlü'nün hâli maʻlûm ve ittifak marzîsi olmadığından, hilâfına hareket edenlere gayzı meczûm iken cesaret edüp, taraf-ı hümâyûna mâddenin meşrûʻiyyetinii talâkat-ı lisân ve zelâkat-ı beyân ile takrîr ve mâddenin hüsn-i semeresini fî-bâdiyyi'l-emr mir’ât-ı vukūʻunda tasvîr ile Devlet-i ebedd-müddet'e ‘arz-ı hıdmet ve hasmeynü'd-deyn miyânesinde kalmış Devlet-i ‘aliyye'yi temâdî-yi muhârebe iktizâsıyla ‘ârız olacak taʻb u meşakkat ve garâmet-i mâliyye ve itlâf-ı nüfûsdan vikāyeye ‘illet olup, hayr ile yâd olmağla müstehakk u müste'hil ve bi-hükm-i [mısra]: Men ze'llezî mâ-sâ’e kattun. inbiʻâs-ı hevâcis-i beşeriyyet ile tarafından ser-zede-i vukūʻ olan gadr-i gûne baʻzı evzâʻa bu hıdmet-i müstedfi‘ü'l-gâvâyil mukābil olacağı müsellem-i eʻâlî vü esâfildir.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_319.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mevlânâ-yı müşârun ileyh mahrûse-i Mısır'da vefât eden [E]bû Hanîfe-i zemân ve İbn-i Şeybân-ı devrân, bahr-1 ‘ummân-ı ‘ulûm u kemâlât, şems-i rahșân-ı evc-i mebâhis ü makālât olan Hamîdî Mehmed Efendi merhûmun sulb-i pâkından bin yüz kırk iki târîhinde pâ-nihâde-i merkez-i vücûd ve giderek ‘akl-i heyûlânîden ‘akl-i bi'l-meleke derecelerine vusûl ile fârik-i miyân-ı maʻdûm u mevcûd oldukda, [mısra]: Ve hakkun ['alâ] li-İbni's-Sakrâni yüşbihu's-safrâ. medlûlü üzere nâhic-i menhec-i vâlid ve mukaddemât-ı ‘ulûm tahsîline mücâhid olup, \"Hükmü'l-usûli yesrî fi'l-fürû‘\" kazıyyesi müşârun ileyh hakkında vukū' ve fart-1 zekâvet-i cibillî ve hiddet-i rüşd ü reviyyet-i tabʻî hasebiyle mukaddemât-ı ‘ulûmu\neyyâm kalîlede tahsîl ve vâhiden-ba‘de-vâhidin nüshu devr ü tekmîl ve altmış yedi târîhinde vâki Murtezâ Efendi merhûmun imtihanında aʻle'l-aʻlâ okuyup, bu haysiyyet ile medrese rü'ûsuna nâyil ve yetmiş dö[r]t târîhinde [189a] Serây hâceligi'yle Enderûn-ı hümâyûn'a dâhil olmuşidi. Lisân-ı ‘azbü'l-beyânın talâkati ve 'azâyim ü rüky ile ülfeti yevmen-fe-yevmen mûceb-i tele'lü'-i kevkeb-i câh u menzileti olmakdan nâşî, doksan üçde Havâss-ı refîʻa Kazâsı'yla dâhil-i silkü'l-le'âl-i mevâlî ve iki yüz târîhinde Mekke-i mükerreme pâyesiyle kadri ‘âlî olup, iki yüz iki târîhinde İstanbul pâyesini ihrâz ve birkaç mâh mürûrunda Anadolu rütbesiyle elsine-i hussâd-ı tarîki dirâz eyledi. Cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-merhûn vukūʻundan bir mâh sonra Rumeli Sadâreti pâyesiyle bekâm ve iki yüz dört senesi Muharreminde Şeyhulislâm ve hallâl-i müşkilât-ı enâm olup, iki yüz beş Recebinde mesned-i refî‘-i Fetvâ'dan tenzîl ve mahall-i ikāmet tahsîs olunan İncir Köyü'ne ‘azîmeti hilâlinde zahm-hûrân-ı mikraʻa-i te'dîbi olan cümû‘-ı halkın hevâdâr u müte'allikātı inkisâr u serzeniş sûretinde bi'l-muvâcehe hayli kāl ü kīl eyleyerek müşârun ileyhi tekdîr ü tezlîl etmişleridi. Nazm: Ve kânet levʻatün sümme'tme'ennet, Kezâlik li-külli sâyiletin karârü. Bu hâl ile mahall-i mezkûrda ikāmet ve baʻdehû civâr-ı hazret-i Hâlid'de ferş-i bûriyâ-yı istirahat edüp, nazm: Ve tûbâ li-nefsin ve tannet kaʻre dârihâ, Muğallekate'l-ebvâbi murhâ hicâbühâ.\nmakālesiyle tesliyet-i bahş-ı dil-i pür-hasret iken, arpalığı olan Magnisa'ya tagrîb ve nikâyât-ı erbaʻanın eşeddiyle taʻzîb olunup, nazm:\n\n Tetekāzefü'l-büldânü bî-feke'enneî,\n Vüllîtü emra mesâhati'l-âfâki.\n\n me'âlini lisân-ı hâl ile miʻraz-ı teşbîbinde ityân ve me'mûr olduğu mahalle irhâ-yı 'inân eyledi. Bir müddetden sonra hady-i hân râh-ı Yesrib ve Bathâ ve Müfti'l-vakt sânehullâhü ‘ani'l-makt cenâblarına sevk ü delâlet eylediği hayrın mücâzâtı hakkında rû-nümâ olup, [189b] [mısra]:\n\n Şod bi-hamdillâh müyesser ân ki mâ mîhâstîm\n\n terâneleriyle nevâ-senc-i ibtihâc ve bukʻateyn-i mübâreketeyn ziyaretiyçün hevdec-nişîn-i intihâc olmuşidi. Edâ-yı menâsik-i haccdan sonra matıyye-rân-ı ‘avd u kufûl ve Magnisa'ya pâ-nihâde-i vusûl oldukda da‘vet-i \"İrci‘î\"ye lebbeyk-zen-i icâbet ve vâsıl-ı ser-menzil-i rahmet oldu. \n\n Müşârun ileyh ‘âlim ü fâzıl, müdebbir ü kâmil, mütedeyyin ü perhîz-kâr, mutasallib ü sadâkat-kâr, zühd ü takvâ ile maʻrûz ve salâh-ı hâl ile el-sine-i nâsda mevsûf olup, ancak ber-muktezâ-yı beşeriyyet tabîʻatında hıkd u nefsâniyyet mevcûd ve li-vechin-mâ münfaʻil olduğu şahs hakkında garaz-âlûd idi. [Mısra]:\n\n 'Ayib-i men goftî velekin honerem nîz be-gû\nTaleb-kâr-ı ʻakd-ı ittifak olan Prusyalu ile rabt-ı peyvend-i muʻâhede hüsn-i semere husûlüne medâr olacağı pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı hazret-i Şehinşâhî olup, şerʻe tatbîki mümkin olduğu hâlde tanzîm olunması irâde ve bu keyfiyyet ordu halkına dahi ifâde olundukda Cezayirli Hasan Paşa ve orduda mevcûde sâyir kâr-fermâ sûret-i ittifakı tehcîn hattâ Ordu Kadısı Tarakçı-zâde Efendi \"Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehizû aduvvî ve aduvveküm evliyâe\" âyetini îrâd ile ʻadem-i meşrûʻiyyet ittifakı tebyîn etmişidi. Sâhib-i terceme behre-yâb-ı ʻilm ü dâniş ve mâlik-i nisâb-ı fehm ü bîniş olan vezât ile tarh-ı kurʻa-i müzâkere ve tahkīk-i makālât-ı mübâhese vü müşâvere etdikden sonra âyet-i şerîfe Hâtib bin Belteʻa hakkında nüzûl ve sebeb-i nüzûlü maʻlûm-ı fuhûl ve e’imme-i Hanefiyye ictihâdına göre saded-i âhara mahmûl olduğundan gayri, \"İnnallâhe Teʻâlâ le-yüʼeyyidü hâzâ'l-islâme bi-ricâlin mâ-hüm min-ehlihî\" hadîs-i sahîhinde vârid olan ricâlden murâd, ricâl-i küffâr olduğunu müstatliʻân-ı âsâr-ı hazret-i Seyyidü'l-ebrâr [190a] tahkīk edüp, ricâlden garaz yâ zemân-ı saʻâdetde mevcûd olan ricâl yâhûd ihbâr-ı bi-mâ-seyekûn kabîlinden olarak baʻde bürhetin mine'z-zemân zuhûra gelecek ricâl olarak bu takdîrde kavl-i âhîr muʻcizât-ı hazret-i Mustafaviyye'den maʻdûd olduğunu cehâbize-i ʻilm-i Hadîs te'lîfât-ı muʻteberelerinde tasrîh ve baʻzısı kavl-i evveli ve dîgerleri ʻumûm lafız i'tibârıyla kavl-i sânîyi tercîh eylediler. Diger hadîs-i şerîfde \"İnnallâhe le-yü'eyyidü'd-dîne bi'r-racüli'l-fâciri\" vârid olup, fâcirden murâd kâfir ve dînden murâd dîn-i Muhammedî olduğunu beyân ve Sahîh-i Müslîm'de \"İnnâ lâ-nesteʻînu\nbi'l-müşrikin\" hadîs-i şerîfi bu hadîs-i latîfe muʻârız olmayup, zâlike'l-vakte hâss olduğundan başka, Safvân bin Ümeyye'nin Huneyn Gazâsı'nda \"Müşrikâ huzûru hüccet-i nesîhdir\" deyü ityân-ı bürhân eyledi. Bundan başka Benî Kurayza ile olan mu'âhede ve sadr-1 evvelde kabâyil-i 'urbân-ı küffârdan li-maslahatin istimdâd ve igrâ-yı mücâhede vü mutârade kıssalarını dahi [190b] etrâfıyla taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye bi-nefsihî ‘arz eyledikde, ittifakda olan fâyide ‘an-asl mersûm-ı sahîfe-i zihn-i Cihân-bânî olup, şer‘-i şerîfin dahi icâzât ü ruhsatı maʻlûm oldukda, müsâʻade-i seniyyeleri erzânî buyurulup, baʻzı şürût ile ittifaka nizâm ve bu vesîle ile hasmeyn-i devletin birini Prusyalu ‘anfen ve lutfen ilzâm u me'mûlden hâric musâlaha tesviyesiyle mûceb-i teneffüs ü ârâm olmuşidi. Cezâyirlü'nün hâli maʻlûm ve ittifak marzîsi olmadığından, hilâfına hareket edenlere gayzı meczûm iken cesaret edüp, taraf-ı hümâyûna mâddenin meşrûʻiyyetinii talâkat-ı lisân ve zelâkat-ı beyân ile takrîr ve mâddenin hüsn-i semeresini fî-bâdiyyi'l-emr mir’ât-ı vukūʻunda tasvîr ile Devlet-i ebedd-müddet'e ‘arz-ı hıdmet ve hasmeynü'd-deyn miyânesinde kalmış Devlet-i ‘aliyye'yi temâdî-yi muhârebe iktizâsıyla ‘ârız olacak taʻb u meşakkat ve garâmet-i mâliyye ve itlâf-ı nüfûsdan vikāyeye ‘illet olup, hayr ile yâd olmağla müstehakk u müste'hil ve bi-hükm-i [mısra]: Men ze'llezî mâ-sâ’e kattun. inbiʻâs-ı hevâcis-i beşeriyyet ile tarafından ser-zede-i vukūʻ olan gadr-i gûne baʻzı evzâʻa bu hıdmet-i müstedfi‘ü'l-gâvâyil mukābil olacağı müsellem-i eʻâlî vü esâfildir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin meʼmûriyyet-i asliyyesi menâfi‘-i sâyireden fazla bir menfaʻat-i müstakılleye mebnî iken, fevt-i fursat vukūʻ bulmuş ise dahi yine 'acâleten ‘azîmeti\nirâde buyurulmağla, [191a] mûmâ ileyhe on beş bin gurûş ve maʻiyyetine taʻyîn olununan Sır Kâtibi Mahmûd Efendi'ye dört bin gurûş ve merdüm-zâde olarak müstashibi olan Dervîş Ağa'ya iki bin gurûş ve Baş Tercemân'a üç bin gurûş ve İkinci Tercemân'a iki bin beş yüz gurûş ve bir nefer-i ehl-i zimmet merdüm-zâdesine bin beş yüz gurûş harc-ı râh verildiğinden başka sefîr-i mûmâ ileyhe beher sâl elli bin gurûş ve Sır Kâtibi'ne on bin gurûş ve merkūm Dervîş Ağa'ya üç bin ve Baş Tercemân'a sekiz bin ve İkinci Tercemân'a altı bin gurûş ve ehl-i zimmetden olan şahsa iki bin beş yüz gurûş meʻâş taʻyîn olunup, birkaç nefer ile kendüsi berren ‘azîmet ve Baş Muhasebe'de müfredâtı mukayyed olan hedâyâ-yı hümâyûn içün dahi bir kıtʻa sefîne istîcâr ve işbu Rebîʻulevvel evâhırında İngiltere tarafına tisyâr olundu.",
          "caption": "Hareket-i Yûsuf Agâh Efendi be-cânib-i İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_320.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Yûsuf Agâh Efendi be-cânib-i İngiltere",
          "text": "Mûmâ ileyhin meʼmûriyyet-i asliyyesi menâfi‘-i sâyireden fazla bir menfaʻat-i müstakılleye mebnî iken, fevt-i fursat vukūʻ bulmuş ise dahi yine 'acâleten ‘azîmeti\nirâde buyurulmağla, [191a] mûmâ ileyhe on beş bin gurûş ve maʻiyyetine taʻyîn olununan Sır Kâtibi Mahmûd Efendi'ye dört bin gurûş ve merdüm-zâde olarak müstashibi olan Dervîş Ağa'ya iki bin gurûş ve Baş Tercemân'a üç bin gurûş ve İkinci Tercemân'a iki bin beş yüz gurûş ve bir nefer-i ehl-i zimmet merdüm-zâdesine bin beş yüz gurûş harc-ı râh verildiğinden başka sefîr-i mûmâ ileyhe beher sâl elli bin gurûş ve Sır Kâtibi'ne on bin gurûş ve merkūm Dervîş Ağa'ya üç bin ve Baş Tercemân'a sekiz bin ve İkinci Tercemân'a altı bin gurûş ve ehl-i zimmetden olan şahsa iki bin beş yüz gurûş meʻâş taʻyîn olunup, birkaç nefer ile kendüsi berren ‘azîmet ve Baş Muhasebe'de müfredâtı mukayyed olan hedâyâ-yı hümâyûn içün dahi bir kıtʻa sefîne istîcâr ve işbu Rebîʻulevvel evâhırında İngiltere tarafına tisyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelâhıre'nin onuncu Salı günü tavâyif-i ‘askeriyyenin müstehakk oldukları mevâcib Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da i‘tâ olunup, ashâb-ı revâtib bu cihetle nâyil-i mevâhib ve şehr-i mezkûrun on yedinci Sebt günü Bâb-ı ‘âlî ‘alâ mâ-cera'l-‘âde devr olup, ‘akabinde Hâs Oda-başı Ağa vâsıtasıyla zuhûr eden teşrîfât-ı hümâyûn kadr-ı hazret-i Sadrıaʻzamî'yi efzûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_321.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Cumâdelâhıre'nin onuncu Salı günü tavâyif-i ‘askeriyyenin müstehakk oldukları mevâcib Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da i‘tâ olunup, ashâb-ı revâtib bu cihetle nâyil-i mevâhib ve şehr-i mezkûrun on yedinci Sebt günü Bâb-ı ‘âlî ‘alâ mâ-cera'l-‘âde devr olup, ‘akabinde Hâs Oda-başı Ağa vâsıtasıyla zuhûr eden teşrîfât-ı hümâyûn kadr-ı hazret-i Sadrıaʻzamî'yi efzûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâl-i cemâl-i ‘Arabistân olan Halebü'ş-şehbâ'da birkaç seneden berü [191b] u fiten hüdüsüyle 'ibâd-ı zaʻîfü'l-iyâd mübtelâ-yı mihen ü meşâk ve Yeniçerilik iddi'âsında olan erbâb-ı şikāk sâyir sınıfa galebe ile aʻmâl-i ihtikâr i‘mâline ședd-i nitâk ve hevâlarına olan muhâlif olan vülâtı memleketden ihrâc hususunda ittihâz u ittifak etmişleridi. Müteneffisân-ı memleket ilcâ-yı zarûret ile o makūle şekā-pîşegân-ı beldeye râm ve irâde-i fâsidelerini tenfîz ile menâfi‘-i Haleb'i miyânelerinde iktisâm ve bu sebeble nüfûz-ı Vâlî zâyil ve icrâ-yı ahkâm-ı şerʻiyye gayr-i kābil olup, fukarâ tâlân ve reʻâyâ perîşân ve hükkâm za‘îf ü nâ-tüvân ve erâzil ü esâfil ise servet ü disâr\nile kâmrân olmuşlaridi. Gavâyil-i seferiyye ile tedbîr-i tathîr-i memleket te’hîr ü tesvîf ve vakt-i vüsʻate taʻlîk ü tevkīf olunup, füshat-ı zemân nümâyân olduğuna binâʻen, Feyzî Süleymân Paşa beyne'l-vüzerâ intikā ve Vâlî-yi Halebü'ş-şehbâ olup, memleketin nizâmı ve ahsen-i vechile erbâb-ı şikākın inʻidâmı irâde ve müteʻaddid evâmir ile tarafına ifade olunup, Haleb'e duhûlünden sonra emr-i nizâma teşebbüs ve fîmâ-ba'd hılâf-ı rızâ hareket tehaddüs eylediği hâlde nezr-i girân edâsına ehâlîyi müteahhid ve sûret-i nizâm-ı memleket derbâr-ı devlet-medâra vârid olup, [192a] Baş-muhasebe'ye kayd ve mazâ-mâ-mazâ hükmüyle igmâz-ı mu’âheze-i Amr u Zeyd olmuşidi. Birkaç günden sonra müstehakk-ı gazab-ı Rabb olan eşkıyâ-yı Haleb fesh-i teʻahhüd ile merdüm-zâdegân-ı beldeden Gavrî-zâde Mehmed Efendi üzerine bila-sebeb hücûm ve darabât u şütûm ile vücûdunu mânend-i mum eylediklerinden gayri, hâricden vürûd eden erzâka kemâ-kân medd-i yed ve hod-be-hod dâd u sited eyledikleri Vâlî-yi müşârun ileyhe maʻlûm ve te’dîb ü icrâ-yı lâzıme-i siyasetde ‘aczi meczûm olduğundan, tebdîl-i hevâ sûretinde şehrin bâğçelerine hurûc ve eşkıyânın tekrar zirve-i tuğyâna ‘urûclarını Devlet-i ‘aliyye'ye ifhâm ve nezrin tahsîli ve eşkıyânın tenkîli bâbında emr-i kat‘iyyü'l-müfâd ve Ocak'dan müte‘ayyin mübâşir ile kapucu-başılardan mişvârı maʻlûm bir şahs-ı tavîlü'n-necâd taleb edüp, mülâyemet ü suhûlet-i tabîʻat ile maʻrûf olan kapucu-başılardan Uzun ‘Abdullah Paşa-zâde Sâdık Bey ve Ocak turnacılarından biri nizâm-ı memleket kasdıyla Haleb'e meʼmûr kılındı. Kapucu-başı ve Turnacı-başı muktezâ-yı me'mûriyetleri üzere Haleb'e 'azîmet ve oldukça memleketin nizâmına dikkat ve Haleb Vâlîsi'ni şehre da‘vet ile ehâlî ve Vâlî miyânında ilkā-yı ülfet eyledikleri haberi kar‘-ı sâmi‘a-i devlet eyledi.",
          "caption": "Ahvâl-i Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_322.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Haleb",
          "text": "Hâl-i cemâl-i ‘Arabistân olan Halebü'ş-şehbâ'da birkaç seneden berü [191b] u fiten hüdüsüyle 'ibâd-ı zaʻîfü'l-iyâd mübtelâ-yı mihen ü meşâk ve Yeniçerilik iddi'âsında olan erbâb-ı şikāk sâyir sınıfa galebe ile aʻmâl-i ihtikâr i‘mâline ședd-i nitâk ve hevâlarına olan muhâlif olan vülâtı memleketden ihrâc hususunda ittihâz u ittifak etmişleridi. Müteneffisân-ı memleket ilcâ-yı zarûret ile o makūle şekā-pîşegân-ı beldeye râm ve irâde-i fâsidelerini tenfîz ile menâfi‘-i Haleb'i miyânelerinde iktisâm ve bu sebeble nüfûz-ı Vâlî zâyil ve icrâ-yı ahkâm-ı şerʻiyye gayr-i kābil olup, fukarâ tâlân ve reʻâyâ perîşân ve hükkâm za‘îf ü nâ-tüvân ve erâzil ü esâfil ise servet ü disâr\nile kâmrân olmuşlaridi. Gavâyil-i seferiyye ile tedbîr-i tathîr-i memleket te’hîr ü tesvîf ve vakt-i vüsʻate taʻlîk ü tevkīf olunup, füshat-ı zemân nümâyân olduğuna binâʻen, Feyzî Süleymân Paşa beyne'l-vüzerâ intikā ve Vâlî-yi Halebü'ş-şehbâ olup, memleketin nizâmı ve ahsen-i vechile erbâb-ı şikākın inʻidâmı irâde ve müteʻaddid evâmir ile tarafına ifade olunup, Haleb'e duhûlünden sonra emr-i nizâma teşebbüs ve fîmâ-ba'd hılâf-ı rızâ hareket tehaddüs eylediği hâlde nezr-i girân edâsına ehâlîyi müteahhid ve sûret-i nizâm-ı memleket derbâr-ı devlet-medâra vârid olup, [192a] Baş-muhasebe'ye kayd ve mazâ-mâ-mazâ hükmüyle igmâz-ı mu’âheze-i Amr u Zeyd olmuşidi. Birkaç günden sonra müstehakk-ı gazab-ı Rabb olan eşkıyâ-yı Haleb fesh-i teʻahhüd ile merdüm-zâdegân-ı beldeden Gavrî-zâde Mehmed Efendi üzerine bila-sebeb hücûm ve darabât u şütûm ile vücûdunu mânend-i mum eylediklerinden gayri, hâricden vürûd eden erzâka kemâ-kân medd-i yed ve hod-be-hod dâd u sited eyledikleri Vâlî-yi müşârun ileyhe maʻlûm ve te’dîb ü icrâ-yı lâzıme-i siyasetde ‘aczi meczûm olduğundan, tebdîl-i hevâ sûretinde şehrin bâğçelerine hurûc ve eşkıyânın tekrar zirve-i tuğyâna ‘urûclarını Devlet-i ‘aliyye'ye ifhâm ve nezrin tahsîli ve eşkıyânın tenkîli bâbında emr-i kat‘iyyü'l-müfâd ve Ocak'dan müte‘ayyin mübâşir ile kapucu-başılardan mişvârı maʻlûm bir şahs-ı tavîlü'n-necâd taleb edüp, mülâyemet ü suhûlet-i tabîʻat ile maʻrûf olan kapucu-başılardan Uzun ‘Abdullah Paşa-zâde Sâdık Bey ve Ocak turnacılarından biri nizâm-ı memleket kasdıyla Haleb'e meʼmûr kılındı. Kapucu-başı ve Turnacı-başı muktezâ-yı me'mûriyetleri üzere Haleb'e 'azîmet ve oldukça memleketin nizâmına dikkat ve Haleb Vâlîsi'ni şehre da‘vet ile ehâlî ve Vâlî miyânında ilkā-yı ülfet eyledikleri haberi kar‘-ı sâmi‘a-i devlet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın on dokuzuncu İsneyn günü vukūʻ bula[n] rikâbda sâbıkā İstanbul Kadısı olup, bundan akdem Burusa'ya nefy olunan ‘İsmet Beyefendi'yi Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm Efendi cenâbları bi'l-ittifâk recâ ve ‘afv u ıtlâkını istidʻâ etmeleriyle, niyazları müsâʻade-i hümâyûna makrûn ve Efendi-yi mûmâ ileyh hazretleri işârete meʼzûn olmağla baʻde'l-işâre şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn\nmûcebince Efendi-yi mûmâ ileyh ıtlâk ve maraz-ı [192b] gurbetden tahlîs ü ifrâk olundu.",
          "caption": "Itlâk-ı Mîr ‘İsmet Kādî-yi sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_323.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Mîr ‘İsmet Kādî-yi sâbık",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın on dokuzuncu İsneyn günü vukūʻ bula[n] rikâbda sâbıkā İstanbul Kadısı olup, bundan akdem Burusa'ya nefy olunan ‘İsmet Beyefendi'yi Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm Efendi cenâbları bi'l-ittifâk recâ ve ‘afv u ıtlâkını istidʻâ etmeleriyle, niyazları müsâʻade-i hümâyûna makrûn ve Efendi-yi mûmâ ileyh hazretleri işârete meʼzûn olmağla baʻde'l-işâre şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn\nmûcebince Efendi-yi mûmâ ileyh ıtlâk ve maraz-ı [192b] gurbetden tahlîs ü ifrâk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Ali Paşa baʻzı meʼmûriyyetler hasebiyle muzga-i efvâh-ı enâm ve mezâlim ü taʻdiyâta müte‘allik güfte-gü ile mevzû‘-1 bahs-i hâss ü ‘âmm olduğundan gayri ‘Acem-oğlu mâddesi vukūʻundan sonra nüfûz u iştihârı halel-pezîr ve Anadolu Eyâleti'nden ‘azli mevâfık şart-ı hüsn-i tesbîr olduğunu meczûm-1 Pâdişâh-ı ‘adâlet-semîr olmağla, işbu Cumâdelûlâ evâhırında Karaman Eyâleti'ne nakl ü tahvîl ve selefi ‘Azm-zâde Vezîr ‘Abdullah Paşa hasretü'l-vüzerâ olan Anadolu Eyaleti'yle tebcîl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Anadolu ve Karaman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_324.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Anadolu ve Karaman",
          "text": "Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Ali Paşa baʻzı meʼmûriyyetler hasebiyle muzga-i efvâh-ı enâm ve mezâlim ü taʻdiyâta müte‘allik güfte-gü ile mevzû‘-1 bahs-i hâss ü ‘âmm olduğundan gayri ‘Acem-oğlu mâddesi vukūʻundan sonra nüfûz u iştihârı halel-pezîr ve Anadolu Eyâleti'nden ‘azli mevâfık şart-ı hüsn-i tesbîr olduğunu meczûm-1 Pâdişâh-ı ‘adâlet-semîr olmağla, işbu Cumâdelûlâ evâhırında Karaman Eyâleti'ne nakl ü tahvîl ve selefi ‘Azm-zâde Vezîr ‘Abdullah Paşa hasretü'l-vüzerâ olan Anadolu Eyaleti'yle tebcîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âl-i feyzden olup, mukaddemâ Mekke-i mükerreme pâyesini ihrâz ile dîk-i iftihârı dem-sâz-ı neşât u ihtizâz olan es-Seyyid Mehmed Efendi hakkında hûrşîd-i mekârim-i Şâhâne-i lem‘a-nisâr ve işbu Cumâdelûlâ'nın yedinci günü İstanbul pâyesiyle sâhib-i kadr ü iʻtibâr olup, ‘Osmân Paşa-zâde ‘İzzet Beyefendi dahi bende ve bende-zâde-i hazret-i Şehriyârî olup, nev-be-nev hakkında temevvüc-i deryâ-yı bî-kârân, lutf u ihsân-ı mütemmim-i sevâlif-i birr ü imtinân olduğuna binâ‘en işbu Rebîʻulâhır evâsıtında Edirne pâyesiyle mübâhî ve Tatar Bâzârcığı gibi kesîrü'n-nemâ arpalık ile dilsîr-i niʻam-ı nâ-mütenâhî oldu.",
          "caption": "İhsân-ı pâye be-Hâlis Efendi ve 'İzzet Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_325.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye be-Hâlis Efendi ve 'İzzet Bey",
          "text": "Âl-i feyzden olup, mukaddemâ Mekke-i mükerreme pâyesini ihrâz ile dîk-i iftihârı dem-sâz-ı neşât u ihtizâz olan es-Seyyid Mehmed Efendi hakkında hûrşîd-i mekârim-i Şâhâne-i lem‘a-nisâr ve işbu Cumâdelûlâ'nın yedinci günü İstanbul pâyesiyle sâhib-i kadr ü iʻtibâr olup, ‘Osmân Paşa-zâde ‘İzzet Beyefendi dahi bende ve bende-zâde-i hazret-i Şehriyârî olup, nev-be-nev hakkında temevvüc-i deryâ-yı bî-kârân, lutf u ihsân-ı mütemmim-i sevâlif-i birr ü imtinân olduğuna binâ‘en işbu Rebîʻulâhır evâsıtında Edirne pâyesiyle mübâhî ve Tatar Bâzârcığı gibi kesîrü'n-nemâ arpalık ile dilsîr-i niʻam-ı nâ-mütenâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Trâblus'da vâki“ mîrî mukātaʻalarına zulmen zamm u tahsîs ve vülât miyânında hâsılât-ı mansıb-ı iʻtibâr olunan mebâliğ ber-vech-i pîşîn Trâblus vâlîleri tarafından kabz u tahlîs olunup, sene âhirine dek refte refte vukūʻ bulan müsâderât ile ehâlî pâ-beste-i kayd-ı iştigāl ve bu sebeble emvâl-i mîrî \"Bekāyâ\" nâmıyla giriftâr-ı ‘ukde-i tesvîf ü izmihâl olup, hâlâ Trâblus Beglerbegisi olan Dervîş Paşa dahi bu esre iktizâ ve belki \"Rahimallâhü'n-nebbâşe'l-evvel\" meʼâliyle şöhret-nümâ olduğundan fazla\n[193a] ʻan-asl sitem-kâr ve dest-i tetâvul u mezâliminden reʻâyâ mübtelâ-yı âh u zâr olmağla, ʻazli izmâr ve şuyûʻ-ı ʻazl ile Şedîd ʻOsmân Paşa gibi mahalle karâr etmamek tedbîrine mebnî mukaddemce bir mübâşir ta'yîni tahsîn ve sâbıkā Diyârbekir Voyvodası Şeyh-zâde Kapucu-başı İbrâhîm Ağa nihânî taʻyîn olunmuşidi. İşbu Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu Sebt günü Paşa-yı mûmâ ileyh ʻazl olunup, Kandiye Muhafızı Vezîr Hüseyin Paşa emvâl-i mîrî tahsîlinde mücerrebü'l-etvâr ve Cerde-başbuğuluğu'nu idârede sâhib-i iktidâr olduğuna binâ'en, Eyâlet-i Trâblus müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve Kandiye muhafızasıyla Sadr-ı esbak Hasan Paşa cezlân ve Hânya muhafazası Mîr-i mîrân Halebli Hasan Paşa'ya tevcîh olunup, taraflarına hitâben başka başka ısdâr-ı fermân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Trâblus-ı şâm ve Kandiye ve Hânya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_326.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Trâblus-ı şâm ve Kandiye ve Hânya",
          "text": "Trâblus'da vâki“ mîrî mukātaʻalarına zulmen zamm u tahsîs ve vülât miyânında hâsılât-ı mansıb-ı iʻtibâr olunan mebâliğ ber-vech-i pîşîn Trâblus vâlîleri tarafından kabz u tahlîs olunup, sene âhirine dek refte refte vukūʻ bulan müsâderât ile ehâlî pâ-beste-i kayd-ı iştigāl ve bu sebeble emvâl-i mîrî \"Bekāyâ\" nâmıyla giriftâr-ı ‘ukde-i tesvîf ü izmihâl olup, hâlâ Trâblus Beglerbegisi olan Dervîş Paşa dahi bu esre iktizâ ve belki \"Rahimallâhü'n-nebbâşe'l-evvel\" meʼâliyle şöhret-nümâ olduğundan fazla\n[193a] ʻan-asl sitem-kâr ve dest-i tetâvul u mezâliminden reʻâyâ mübtelâ-yı âh u zâr olmağla, ʻazli izmâr ve şuyûʻ-ı ʻazl ile Şedîd ʻOsmân Paşa gibi mahalle karâr etmamek tedbîrine mebnî mukaddemce bir mübâşir ta'yîni tahsîn ve sâbıkā Diyârbekir Voyvodası Şeyh-zâde Kapucu-başı İbrâhîm Ağa nihânî taʻyîn olunmuşidi. İşbu Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu Sebt günü Paşa-yı mûmâ ileyh ʻazl olunup, Kandiye Muhafızı Vezîr Hüseyin Paşa emvâl-i mîrî tahsîlinde mücerrebü'l-etvâr ve Cerde-başbuğuluğu'nu idârede sâhib-i iktidâr olduğuna binâ'en, Eyâlet-i Trâblus müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve Kandiye muhafızasıyla Sadr-ı esbak Hasan Paşa cezlân ve Hânya muhafazası Mîr-i mîrân Halebli Hasan Paşa'ya tevcîh olunup, taraflarına hitâben başka başka ısdâr-ı fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiyye Mutasarrıfı olan Kara Mahmûd'un tefâsîl-i ahvâli Cild-i Evvelde mastûr olup, birkaç defʻa izâlesi irâde olunmuşiken, kuvve-i istidrâciyyesi hasebiyle ele girmeyüp, cülûs-ı hümâyûn vukūʻunda \"Dârû süfehâʼeküm\" medlûlünce şâyed lutf-ı medâr ile istihdâm u islâhı kābil olur deyü cerâyim-i sâbıkasından igmâz ve kezm-i gayz ile mücâzât-ı vâcibesinden iʻrâz olunduğundan gayri vezâret tevcîhi ile kadri tenvîh olunup, teʻahhüdü üzere sefere taʻyîn ve Anadolu Eyâleti, mutasarrıf olduğu İskenderiyye'ye ʻilâve olunup, mansıb-ı mezkûrdan bir senede hâsıl olacak altı yüz kîse ber-vech-i pîşîn tarafına irsâl ve taleb-kâr olduğu ʻasâkir rü’esâsına ısdâr-ı misâl ile gûyâ huşûnet-i tab'ı temrîn olunmuşidi. ʻAsâkir-i der-be-derini ser-i nuhûset eserine cemʻ edüp, Vidin'e doğru râyet-keş-i ʻazîmet ve hılâl-i râhda butû’-ı hareket ile kazâ-be-kazâ fukarâyı pâ-zede-i hasâret [193b] ve şiddet-i şekîme erbâbından olmak takrîbi ile memerr-i ʻaskerinde vâkiʻ mütemevvilân-ı nâs mevcûdlarını fidyetü'r-re's eyleyüp, bu sebeble nüfûz-ı gayr-i maʻdûdeye dest-res ve bâyin-i cümle müteneffisân-ı etrâf havf-ı fetk ü batşından münkatıʻu'n-nefs olup, bu hâl-i mûcebü'l-melâl ile Vidin sahrâsını madrab-ı hıyâm ve kırk bin ta'yîn talebiyle me'mûrları mübtelâ-yı ʻillet-i sersâm eyleyüp, ellerinde mevcûd olan mâl-ı mîrîyi celb ve sâyir\neşyalarını nüfûd-ı nükūd hılâlinde refte refte gasb ve müddet-i kalîle mürûrunda mütâreke vukūʻunu istimâʻ ile ikāmetden imtinâʻ ve fi'l-hâl geldiği tarafa ʻaskerini ircâʻ eylediğinden gayri, ordusuna müretteb olan mühimmâtdan mütehammil olabildiği levâzımâtı istishâb ve etrâf u eknâfı harâb eyleyerek İskenderiyye'ye şitâb edüp, tahsîl-i tumâ'nînet ü sükûn ile ser-dâde-i vâdî-yi cünûn olup, hevâsına muhâlif olanları hükmüne râm etmek sevdâsıyla İskenderiyye'den hareket ve İlbasan'a dek gelüp, pîrâmen-i memleketde bedhâh zanneylediği halkın baʻzısını iʻdâm ve baʻzısını reh-peymâ-yı inhizâm edüp, taraf-ı devletden nasîhat-âmîz tahrîrât irsâli ile egerçi 'avdet ve ısgā-yı pend ü nasîhat etmişidi. Ancak şakī-yi merkūm da‘vâsında müteferrid ve zabt-ı memâlik buhârı dimâğına mütesâʻid olduğundan gayri, Rumeli'nin ekser mahalline itâle-i dest-i tegallüb ve icrâ-yı mel‘anet içün her bâr vukū‘-1 fursata terakkub ve haylice hâzim geçinüp, umûrunda te’ennî ve gâh u bîgâh Devlet-i 'aliyye'ye dest-güşâ-yı temennî olduğundan gayri, ıstıyâd-ı kulübü'l-eşrâr \"Lâ-yümkinü illâ bi-müsâʻadeti'l-evzâr\" mefhûmunca dâyire-i mefsedetinde ictimâʻ eden erâzil-i muhtelifetü't-tıbâʻa müsâʻade ve menâhî vü melâhîye rızâ-dâde olarak hetk-i nâmûs-i şerîʻat ve tahfîf-i şân-ı Saltanat ve taht-ı yedinde olan memleketde icrâ-yı hükûmet [194a] mümkin olmayup, bu takrîb ol havâlî hükkâm-ı şer‘-i şerîfden hâlî ve mukātaʻât ve sâyir îrâdât-ı devlete kat‘i çok zemândan berü müstevlî ve bâ-husûs işbu seferde emvâl ü edevât-ı kesîreye mâlik ve bu kuvvet ile bi'l-külliyye girîve-i ‘isyâna sâlik olup, şakī-yi merkūmun reftâr-1 bagy-ı âsârına gayret-i Mülûkâne gayr-i mütehammil ve tîg-i siyâset ile müste'sal olması emrinde ittihâd-ı kelime hâsıl olduğundan fazla birâderi olan İbrâhim Paşa bâgī-yi merkūmun hareketinden müşme'iz ü müteneffir olduğuna binâ'en, İskenderiyye'den firâr ve birâder-zâdesi olan Mehmed Paşa'yı Âsitâne-i sa‘âdet'e tisyâr edüp, şakī-yi merkūmun zamîr-i habâset-semîrinde merkûz olan sû-i niyyet ü mefsedeti tebyîn ve zann-ı erkân-ı Devlet'i îsâl derece-i yakīn edüp, bundan sonra şer‘-i şerîf tarafına mürâcaʻat ve şakī-yi merkūmun i‘dâmiyçün Şeyhulislâm-ı vakt cânibinden istiftâ ve i‘tâ-yı ruhsat olunmağla, vezâreti ref ü ilgā ve İskenderiyye Sancağı sâlifü'z-zikr birâderi İbrâhim Paşa'ya tevcîh ü i‘tâ ve Rumeli Vâlîsi Vezîr Ebû Bekir Paşa üzerine me'mûr kılınup,\neyâlet<> 'askeri ve ahz-ı sâr dâʻiyesinde olan Beglerbegiler ve sâyir sunûf-ı ecnâd ihtişâd eylediği hılâlde müşârun ileyh hareket ve kemâl-i teyakkuz u intibâh ile Ohri semtlerine ilkā-yı raht-ı heybet eyledikde, Kara Mahmûd gayzından mânend-i Nemrûd olup, cem'-i şeyâtîn-i cünûd ile Leş Kalʻası muhâzâtına vürûd ve mukābele kasdıyla isbât-ı vücûd edüp, Vezîr Bekir Paşa'nın Leş Kal‘ası'na tekarrübünü istima‘ min-tarafillâh kalbine ruʻb u hirâs tareyânıyla terk-i cidâl ü nizâʻ ve İskenderiyye'ye cân atup, menâʻat u hasâneti meşhûr-ı afâk ve feth ü teshîri müstelzim-i enva‘-ı meşâk olan İskenderiyye Kalʻası'na tahsîn eylemişidi. Berü tarafdan Bekir Paşa ‘askerini iki kol edüp, mukābele niyyeti ile Leş'e vüsûl ve hasm-ı hîle-kârın rücûʻnu tahkīk ile [194b] İskenderiyye sahrâsına nüzûl ve dayiren-mâ-dâr etrâf-ı kalʻa ve beldeyi ihâta ile müteheyyî'-i harb ü peykâr oldukda İskenderiyye halkı ‘askerin kesretine ve edevâtın ve vefretine nazar ve ihtimâl-i zarar ile muvâfakat-ı sûriyyeyi tercîh ve itâʻat u inkıyâdlarını tasrîh eylediklerinden gayri, İskenderiyye Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa'yı vâlîlikle kabûl ve muhâsara vü müşâcerede hem-dest-i ittifak olacağlarını baʻde'l-ifâde Paşa-yı mûmâ ileyh kal‘aya dühûl ve emniyyet-i külliye husûliyçün fırkateyn yek-dîgeri tahlîf ve yigirmiden mütecâviz merdüm-zâdegân şehirden rehin alınup, Avalonya tarafında ber-vech-i inhibâs tevkīf ve muhâsara-i kal‘aya teşmîr-i dâmen ve taraf taraf top ve humbara ile tazyîk-i düşmen kılınup, şakī-yi merkūm dahi ba'zan kal'adan ıtlâk-ı ‘asker ile muhârebeye ikdâm ve berü tarafdan mukābele ile ekserîsi i'dâm olunduğuna bakmayup, leyl ü nehâr kalʻadan top ve humbara ile âteş-nisâr ve dâmen-i kalʻaya karîb olan meterislere kurşun dânelerini yağdırup, caʻlî-celâdet izhâr eder idi.\n\nBu hâl ile eyyâm-ı sayf münkazî olup, taşrada ikāmet müteʻazzir ve kalʻa ise Eflak'a ser-keşîde bir cebel üzerinde vakiʻ olup, inzilâk-ı cevânib sebebi ile kenâre-i bârûsuna vüsûl-i dest-i ümmîd müteʻassir ve bir piyâde mürûr eyleyecek derecelerde râh-i tenkâsı olup, yürüyüş ve sayir vechile teshîri memnûʻ ve Fâtih-i merhûm ceyş-i kesîr ile kal‘a-i mezkûreyi hasr u tazyîk edüp, zûr-bâzû ile fethi mümkin olmayup, bilâhare emân ile ahz olunduğu mervî vü mesmûʻ iken, şakī-yi merkūm vaz‘-ı kadîmine 'adem-i kanâʻat ve metânet-i asliyyesinden zâyid istihkâmât ile tedrîcî\nkal‘ayı temtîn ve birkaç sene kifâyet eyleyecek zehâyir ü mühimmât teşhîn ve yolunda cân verir [195a] bin kadar eşrârı maʻan temkin eylediği ve suya ihtiyacları olmadığını baʻzı mevsûku'l-kelim kimseler ihbâr ve ‘ale'l-husûs pîrâmen-i kal‘ada vâki İskenderiyye beldesi gibi sevâd-ı aʻzâmın bi'l-cümle sükkânı tarafına müncezib olup, Devlet-i 'aliyye ‘askerine inkıyâd u itâʻatleri sûrî ve fursata intizâr üzere oldukları âşikar olmuşidi. Şürûʻ mülzem olup, şâyed hasr u tazyîk bir maslahat görülür, deyü leyl ü nehâr 'asâkir-i devlet sa'y u ikdâmda kusûr etmeyüp, bu keş-â-keşde iken, mevsim-i şitâ hulûl ve şâhid-i zafere ‘adem-i vüsûl ve İskenderiyye'de kışlamak fikri ezhân-ı rü'esâ-yı ‘asâkirde teʼekküd ve nefs-i İskenderiyye'de konaklar tevzîʻ olunup, kemâ-kân emr-i muhâsaraya ihtimâm u tekayyüd olundu. Bir mâha karîb zemân tarafeyden nâyire-i cenk alev-feşân olup, bu hılâlde nihânî İskenderiyye halkı ile muhabere vü mukāvele ve eşkıyâsını ıtmâʻ u igrâ ile miyânelerinde 'ahd ü mîsâk münâvele olunup, bir gece sabaha karîb kal‘adan hurûc ve topların vazʻ olunduğu mahalle hücûm edüp, berü tarafdan mukābele vü mukāteleye âgāz olunduğu hînde İskenderiyyeli ayağa kalkup, ‘âsker-i Pâdişâhî'nin yek-dîgere iʻânetleri olmamak kasdıyla şevâri“ u turuku sedd ü bend ve bir fetîlden der-dest olan tüfenglerini ifrâğ ve ittihâdlarını izhâr ile ibtâl-i peymân u sevgend eylediklerinden gayri, verdikleri erhânı fedâ ve habâset-i tabîʻiyyelerinden nâşî evlâd u ahfâdlarını mehlekeye ilkā eylediler. Berü tarafdan 'asker-i Devlet mütehayyir-i vehâyim ve def-i sâyil sûretinde her fırka dâyiresini muhafazaya kāyim olup, gitdikçe hasım tarafı tekavvî bulmağla nâ-çâr Rumeli Valîsi ve âr-ı firârdan tevakkî eden mîr-i mîrânlar selâmet-i nefs dâʻiyesiyle muhârebe eyleyerek hâric-i şehre cân atup, Leş Kalʻası pîş-gâhına vüsûllerinde [195b] mukaddemâ cibâl-i İskenderiyye'de mukīm eşrâr ile bâgī-yi merkūmun mukâvelesi olduğundan, anlar dahi muhârebeye mübâşeret ve pes-mânde-i ‘askeri nehb ü gāret edüp, bu hâl ile Rumeli Vâlîsi ve İbrâhîm Paşa ve Mehmed Paşa İlbasan'a vürûd eylediklerinde, vukūʻ bulan keyfiyyeti der-i Devlet-medâr'a tahrîr ve tefâsîl-i ahvâli takrîr içün cengin bidâyet ü nihâyetinde bulunan Divân Kâtibi'ni Vezîr-i müşârun ileyh tesyîr eyledi.",
          "caption": "Ahvâl-i İskenderiyye ve müteferrik-şüden-i ʻasker-i Vâlî-yi Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_327.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i İskenderiyye ve müteferrik-şüden-i ʻasker-i Vâlî-yi Rumeli",
          "text": "İskenderiyye Mutasarrıfı olan Kara Mahmûd'un tefâsîl-i ahvâli Cild-i Evvelde mastûr olup, birkaç defʻa izâlesi irâde olunmuşiken, kuvve-i istidrâciyyesi hasebiyle ele girmeyüp, cülûs-ı hümâyûn vukūʻunda \"Dârû süfehâʼeküm\" medlûlünce şâyed lutf-ı medâr ile istihdâm u islâhı kābil olur deyü cerâyim-i sâbıkasından igmâz ve kezm-i gayz ile mücâzât-ı vâcibesinden iʻrâz olunduğundan gayri vezâret tevcîhi ile kadri tenvîh olunup, teʻahhüdü üzere sefere taʻyîn ve Anadolu Eyâleti, mutasarrıf olduğu İskenderiyye'ye ʻilâve olunup, mansıb-ı mezkûrdan bir senede hâsıl olacak altı yüz kîse ber-vech-i pîşîn tarafına irsâl ve taleb-kâr olduğu ʻasâkir rü’esâsına ısdâr-ı misâl ile gûyâ huşûnet-i tab'ı temrîn olunmuşidi. ʻAsâkir-i der-be-derini ser-i nuhûset eserine cemʻ edüp, Vidin'e doğru râyet-keş-i ʻazîmet ve hılâl-i râhda butû’-ı hareket ile kazâ-be-kazâ fukarâyı pâ-zede-i hasâret [193b] ve şiddet-i şekîme erbâbından olmak takrîbi ile memerr-i ʻaskerinde vâkiʻ mütemevvilân-ı nâs mevcûdlarını fidyetü'r-re's eyleyüp, bu sebeble nüfûz-ı gayr-i maʻdûdeye dest-res ve bâyin-i cümle müteneffisân-ı etrâf havf-ı fetk ü batşından münkatıʻu'n-nefs olup, bu hâl-i mûcebü'l-melâl ile Vidin sahrâsını madrab-ı hıyâm ve kırk bin ta'yîn talebiyle me'mûrları mübtelâ-yı ʻillet-i sersâm eyleyüp, ellerinde mevcûd olan mâl-ı mîrîyi celb ve sâyir\neşyalarını nüfûd-ı nükūd hılâlinde refte refte gasb ve müddet-i kalîle mürûrunda mütâreke vukūʻunu istimâʻ ile ikāmetden imtinâʻ ve fi'l-hâl geldiği tarafa ʻaskerini ircâʻ eylediğinden gayri, ordusuna müretteb olan mühimmâtdan mütehammil olabildiği levâzımâtı istishâb ve etrâf u eknâfı harâb eyleyerek İskenderiyye'ye şitâb edüp, tahsîl-i tumâ'nînet ü sükûn ile ser-dâde-i vâdî-yi cünûn olup, hevâsına muhâlif olanları hükmüne râm etmek sevdâsıyla İskenderiyye'den hareket ve İlbasan'a dek gelüp, pîrâmen-i memleketde bedhâh zanneylediği halkın baʻzısını iʻdâm ve baʻzısını reh-peymâ-yı inhizâm edüp, taraf-ı devletden nasîhat-âmîz tahrîrât irsâli ile egerçi 'avdet ve ısgā-yı pend ü nasîhat etmişidi. Ancak şakī-yi merkūm da‘vâsında müteferrid ve zabt-ı memâlik buhârı dimâğına mütesâʻid olduğundan gayri, Rumeli'nin ekser mahalline itâle-i dest-i tegallüb ve icrâ-yı mel‘anet içün her bâr vukū‘-1 fursata terakkub ve haylice hâzim geçinüp, umûrunda te’ennî ve gâh u bîgâh Devlet-i 'aliyye'ye dest-güşâ-yı temennî olduğundan gayri, ıstıyâd-ı kulübü'l-eşrâr \"Lâ-yümkinü illâ bi-müsâʻadeti'l-evzâr\" mefhûmunca dâyire-i mefsedetinde ictimâʻ eden erâzil-i muhtelifetü't-tıbâʻa müsâʻade ve menâhî vü melâhîye rızâ-dâde olarak hetk-i nâmûs-i şerîʻat ve tahfîf-i şân-ı Saltanat ve taht-ı yedinde olan memleketde icrâ-yı hükûmet [194a] mümkin olmayup, bu takrîb ol havâlî hükkâm-ı şer‘-i şerîfden hâlî ve mukātaʻât ve sâyir îrâdât-ı devlete kat‘i çok zemândan berü müstevlî ve bâ-husûs işbu seferde emvâl ü edevât-ı kesîreye mâlik ve bu kuvvet ile bi'l-külliyye girîve-i ‘isyâna sâlik olup, şakī-yi merkūmun reftâr-1 bagy-ı âsârına gayret-i Mülûkâne gayr-i mütehammil ve tîg-i siyâset ile müste'sal olması emrinde ittihâd-ı kelime hâsıl olduğundan fazla birâderi olan İbrâhim Paşa bâgī-yi merkūmun hareketinden müşme'iz ü müteneffir olduğuna binâ'en, İskenderiyye'den firâr ve birâder-zâdesi olan Mehmed Paşa'yı Âsitâne-i sa‘âdet'e tisyâr edüp, şakī-yi merkūmun zamîr-i habâset-semîrinde merkûz olan sû-i niyyet ü mefsedeti tebyîn ve zann-ı erkân-ı Devlet'i îsâl derece-i yakīn edüp, bundan sonra şer‘-i şerîf tarafına mürâcaʻat ve şakī-yi merkūmun i‘dâmiyçün Şeyhulislâm-ı vakt cânibinden istiftâ ve i‘tâ-yı ruhsat olunmağla, vezâreti ref ü ilgā ve İskenderiyye Sancağı sâlifü'z-zikr birâderi İbrâhim Paşa'ya tevcîh ü i‘tâ ve Rumeli Vâlîsi Vezîr Ebû Bekir Paşa üzerine me'mûr kılınup,\neyâlet<> 'askeri ve ahz-ı sâr dâʻiyesinde olan Beglerbegiler ve sâyir sunûf-ı ecnâd ihtişâd eylediği hılâlde müşârun ileyh hareket ve kemâl-i teyakkuz u intibâh ile Ohri semtlerine ilkā-yı raht-ı heybet eyledikde, Kara Mahmûd gayzından mânend-i Nemrûd olup, cem'-i şeyâtîn-i cünûd ile Leş Kalʻası muhâzâtına vürûd ve mukābele kasdıyla isbât-ı vücûd edüp, Vezîr Bekir Paşa'nın Leş Kal‘ası'na tekarrübünü istima‘ min-tarafillâh kalbine ruʻb u hirâs tareyânıyla terk-i cidâl ü nizâʻ ve İskenderiyye'ye cân atup, menâʻat u hasâneti meşhûr-ı afâk ve feth ü teshîri müstelzim-i enva‘-ı meşâk olan İskenderiyye Kalʻası'na tahsîn eylemişidi. Berü tarafdan Bekir Paşa ‘askerini iki kol edüp, mukābele niyyeti ile Leş'e vüsûl ve hasm-ı hîle-kârın rücûʻnu tahkīk ile [194b] İskenderiyye sahrâsına nüzûl ve dayiren-mâ-dâr etrâf-ı kalʻa ve beldeyi ihâta ile müteheyyî'-i harb ü peykâr oldukda İskenderiyye halkı ‘askerin kesretine ve edevâtın ve vefretine nazar ve ihtimâl-i zarar ile muvâfakat-ı sûriyyeyi tercîh ve itâʻat u inkıyâdlarını tasrîh eylediklerinden gayri, İskenderiyye Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa'yı vâlîlikle kabûl ve muhâsara vü müşâcerede hem-dest-i ittifak olacağlarını baʻde'l-ifâde Paşa-yı mûmâ ileyh kal‘aya dühûl ve emniyyet-i külliye husûliyçün fırkateyn yek-dîgeri tahlîf ve yigirmiden mütecâviz merdüm-zâdegân şehirden rehin alınup, Avalonya tarafında ber-vech-i inhibâs tevkīf ve muhâsara-i kal‘aya teşmîr-i dâmen ve taraf taraf top ve humbara ile tazyîk-i düşmen kılınup, şakī-yi merkūm dahi ba'zan kal'adan ıtlâk-ı ‘asker ile muhârebeye ikdâm ve berü tarafdan mukābele ile ekserîsi i'dâm olunduğuna bakmayup, leyl ü nehâr kalʻadan top ve humbara ile âteş-nisâr ve dâmen-i kalʻaya karîb olan meterislere kurşun dânelerini yağdırup, caʻlî-celâdet izhâr eder idi.\n\nBu hâl ile eyyâm-ı sayf münkazî olup, taşrada ikāmet müteʻazzir ve kalʻa ise Eflak'a ser-keşîde bir cebel üzerinde vakiʻ olup, inzilâk-ı cevânib sebebi ile kenâre-i bârûsuna vüsûl-i dest-i ümmîd müteʻassir ve bir piyâde mürûr eyleyecek derecelerde râh-i tenkâsı olup, yürüyüş ve sayir vechile teshîri memnûʻ ve Fâtih-i merhûm ceyş-i kesîr ile kal‘a-i mezkûreyi hasr u tazyîk edüp, zûr-bâzû ile fethi mümkin olmayup, bilâhare emân ile ahz olunduğu mervî vü mesmûʻ iken, şakī-yi merkūm vaz‘-ı kadîmine 'adem-i kanâʻat ve metânet-i asliyyesinden zâyid istihkâmât ile tedrîcî\nkal‘ayı temtîn ve birkaç sene kifâyet eyleyecek zehâyir ü mühimmât teşhîn ve yolunda cân verir [195a] bin kadar eşrârı maʻan temkin eylediği ve suya ihtiyacları olmadığını baʻzı mevsûku'l-kelim kimseler ihbâr ve ‘ale'l-husûs pîrâmen-i kal‘ada vâki İskenderiyye beldesi gibi sevâd-ı aʻzâmın bi'l-cümle sükkânı tarafına müncezib olup, Devlet-i 'aliyye ‘askerine inkıyâd u itâʻatleri sûrî ve fursata intizâr üzere oldukları âşikar olmuşidi. Şürûʻ mülzem olup, şâyed hasr u tazyîk bir maslahat görülür, deyü leyl ü nehâr 'asâkir-i devlet sa'y u ikdâmda kusûr etmeyüp, bu keş-â-keşde iken, mevsim-i şitâ hulûl ve şâhid-i zafere ‘adem-i vüsûl ve İskenderiyye'de kışlamak fikri ezhân-ı rü'esâ-yı ‘asâkirde teʼekküd ve nefs-i İskenderiyye'de konaklar tevzîʻ olunup, kemâ-kân emr-i muhâsaraya ihtimâm u tekayyüd olundu. Bir mâha karîb zemân tarafeyden nâyire-i cenk alev-feşân olup, bu hılâlde nihânî İskenderiyye halkı ile muhabere vü mukāvele ve eşkıyâsını ıtmâʻ u igrâ ile miyânelerinde 'ahd ü mîsâk münâvele olunup, bir gece sabaha karîb kal‘adan hurûc ve topların vazʻ olunduğu mahalle hücûm edüp, berü tarafdan mukābele vü mukāteleye âgāz olunduğu hînde İskenderiyyeli ayağa kalkup, ‘âsker-i Pâdişâhî'nin yek-dîgere iʻânetleri olmamak kasdıyla şevâri“ u turuku sedd ü bend ve bir fetîlden der-dest olan tüfenglerini ifrâğ ve ittihâdlarını izhâr ile ibtâl-i peymân u sevgend eylediklerinden gayri, verdikleri erhânı fedâ ve habâset-i tabîʻiyyelerinden nâşî evlâd u ahfâdlarını mehlekeye ilkā eylediler. Berü tarafdan 'asker-i Devlet mütehayyir-i vehâyim ve def-i sâyil sûretinde her fırka dâyiresini muhafazaya kāyim olup, gitdikçe hasım tarafı tekavvî bulmağla nâ-çâr Rumeli Valîsi ve âr-ı firârdan tevakkî eden mîr-i mîrânlar selâmet-i nefs dâʻiyesiyle muhârebe eyleyerek hâric-i şehre cân atup, Leş Kalʻası pîş-gâhına vüsûllerinde [195b] mukaddemâ cibâl-i İskenderiyye'de mukīm eşrâr ile bâgī-yi merkūmun mukâvelesi olduğundan, anlar dahi muhârebeye mübâşeret ve pes-mânde-i ‘askeri nehb ü gāret edüp, bu hâl ile Rumeli Vâlîsi ve İbrâhîm Paşa ve Mehmed Paşa İlbasan'a vürûd eylediklerinde, vukūʻ bulan keyfiyyeti der-i Devlet-medâr'a tahrîr ve tefâsîl-i ahvâli takrîr içün cengin bidâyet ü nihâyetinde bulunan Divân Kâtibi'ni Vezîr-i müşârun ileyh tesyîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'l-harb'de ʻaskere baş ve mühim-sâz-ı cenk ü savâş olanların meştâ-nişîn olmaları muktezâ-yı fenn-i harb üzere câyiz olmayup, şu sebebden ki, Serʻasker taşrada bulunduğu takdîrde muhâsara ile iştiğāl eden ʻaskere kuvvet-i kalb olup, imdâd u iʻâne ile ʻacz u fütûrların izâle edüp, Serʻasker kışlada bir hâl olsa ictimâʻ eden ʻasker iltiyâm kabûl etmeyüp, emekler hebâ ve pay-dâr olmayan ʻasker fi'l-asl müretteb olmadığından hey'et-i ûlâ iktisabı ʻalâ-külli hâl bir seneye muhtâc ve miyânede hâsıl olan terâhî-yi zemân ile hasm-ı zebûn kuvvet-yâb-ı istidrâc olup, ʻakl u fikre gelmeyecek suver-i şenâʻat ibdâ etmek mücerreb-i uli'n-nühâdır. Bu esbâb ile Bekir Paşa'nın İskenderiyye'de kışlaması mahz-ı hatâ ve istishâb eylediği levâzım-ı istihkâmâtı hasma ihdâ siyâkında bir vazʻ-1 nâ-ber-câ idi. Bundan başka İskenderiyye kurbünde vâkiʻ ve tarîk-i vâhidi mütekātıʻ olan Leş Kalʻası'na gāyet muʻtemed ʻasker vazʻı lâzım iken, bâgī-yi merkūmun hasm-ı cânı ve belki düşmen-i hânümânı olan Topdanoğlu, zikr olunan kalʻanın muhâfazasını iltizâm etmişiken, İskenderiyyelü'nün ızmâr eyledikleri şikāka muvâfık maglatalarını ısgā ve mü’ellefetü'l-kulûbdan [196a] baʻzı erâzil ü evgādı kalʻaya teşhîn ü imlâ bir emr-i münker ve kusûr-ı ʻakl u nazardan nâşî bir vazʻ-ı nâdir beraber olduğundan fazla, muhâfızların ehâlî-yi belde ile ihtilâtları mahzûr vukūʻundan hâlî değil iken, kışlağa girildikde İskenderiyye halkı gibi fitne-engîzin tertîb-i nifâk-âmîzleri üzere konakları fevâsıl-ı baʻîde ile taʻyîn etdirmek ve ahadü-hümâ âhara muʻâvenet etmeyecek sûret ile kabûl-ı menâzil etmek şart-ı ihtiyâta mugāyir değil midir? Ve hasr u tazyîkin şartı bilâ-sebeb kavî hasım tarafına iyâb u zehâb üzere olanları menʻ iken, kalʻanın küçük kapusundan duhûl u hurûc üzere olan fitne-sâz-ı memleketi menʻ edemeyüp, giderek miyâne-i ferîkaynda tecdîd-i ʻahd ü peymân müte'ekkid ü müte'assıl ve muhâlefet-i sûriyye muvâfakat-ı maʻneviyyeye mütebeddil olup, İskenderiyyelü teşmîr-i zeyl-i iʻânet ve maʻîyyetde olan eclâf-ı ʻaskerin ekserîsi firâr u terk-i muhâsamet ve belki baʻzısı bâgī-yi merkūma mütâbaʻat eylediler.",
          "caption": "İʻtirâzât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_328.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İʻtirâzât",
          "text": "Dârü'l-harb'de ʻaskere baş ve mühim-sâz-ı cenk ü savâş olanların meştâ-nişîn olmaları muktezâ-yı fenn-i harb üzere câyiz olmayup, şu sebebden ki, Serʻasker taşrada bulunduğu takdîrde muhâsara ile iştiğāl eden ʻaskere kuvvet-i kalb olup, imdâd u iʻâne ile ʻacz u fütûrların izâle edüp, Serʻasker kışlada bir hâl olsa ictimâʻ eden ʻasker iltiyâm kabûl etmeyüp, emekler hebâ ve pay-dâr olmayan ʻasker fi'l-asl müretteb olmadığından hey'et-i ûlâ iktisabı ʻalâ-külli hâl bir seneye muhtâc ve miyânede hâsıl olan terâhî-yi zemân ile hasm-ı zebûn kuvvet-yâb-ı istidrâc olup, ʻakl u fikre gelmeyecek suver-i şenâʻat ibdâ etmek mücerreb-i uli'n-nühâdır. Bu esbâb ile Bekir Paşa'nın İskenderiyye'de kışlaması mahz-ı hatâ ve istishâb eylediği levâzım-ı istihkâmâtı hasma ihdâ siyâkında bir vazʻ-1 nâ-ber-câ idi. Bundan başka İskenderiyye kurbünde vâkiʻ ve tarîk-i vâhidi mütekātıʻ olan Leş Kalʻası'na gāyet muʻtemed ʻasker vazʻı lâzım iken, bâgī-yi merkūmun hasm-ı cânı ve belki düşmen-i hânümânı olan Topdanoğlu, zikr olunan kalʻanın muhâfazasını iltizâm etmişiken, İskenderiyyelü'nün ızmâr eyledikleri şikāka muvâfık maglatalarını ısgā ve mü’ellefetü'l-kulûbdan [196a] baʻzı erâzil ü evgādı kalʻaya teşhîn ü imlâ bir emr-i münker ve kusûr-ı ʻakl u nazardan nâşî bir vazʻ-ı nâdir beraber olduğundan fazla, muhâfızların ehâlî-yi belde ile ihtilâtları mahzûr vukūʻundan hâlî değil iken, kışlağa girildikde İskenderiyye halkı gibi fitne-engîzin tertîb-i nifâk-âmîzleri üzere konakları fevâsıl-ı baʻîde ile taʻyîn etdirmek ve ahadü-hümâ âhara muʻâvenet etmeyecek sûret ile kabûl-ı menâzil etmek şart-ı ihtiyâta mugāyir değil midir? Ve hasr u tazyîkin şartı bilâ-sebeb kavî hasım tarafına iyâb u zehâb üzere olanları menʻ iken, kalʻanın küçük kapusundan duhûl u hurûc üzere olan fitne-sâz-ı memleketi menʻ edemeyüp, giderek miyâne-i ferîkaynda tecdîd-i ʻahd ü peymân müte'ekkid ü müte'assıl ve muhâlefet-i sûriyye muvâfakat-ı maʻneviyyeye mütebeddil olup, İskenderiyyelü teşmîr-i zeyl-i iʻânet ve maʻîyyetde olan eclâf-ı ʻaskerin ekserîsi firâr u terk-i muhâsamet ve belki baʻzısı bâgī-yi merkūma mütâbaʻat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fi'l-vâkiʻ Serʻasker'in mevzıʻ-ı muhârebede meştâ ittihâzı muhâlif-i tavr-ı 'akıldır. Ancak İskenderiyye ehâlîsi bâgī-yi merkūmun vechen mine'l-vücûh i'ânetinde olmamak zımnında ferden ferdâ kasem-billâh eylediklerinden gayri, kemâl-i iʻtimâd u vüsûka medâr olmak içün evlâd u ahfâdlarından maʻlûmü'l-mikdâr kimseyi 'alâ-tarîkı'r-rehn diyâr-ı âharda durmak şartıyla Bekir Paşa tarafına teslîm etmişleridi. Mededi münkâtıʻ ve esbâb-ı vehn ü tezelzülü bi-hasebi'z-zâhir müctemi' ve hâle-vâr-ı ihâta-i ʻasker-i cerrâr ile hâricden gayr-i mütemettiʻ olan kılâʻ-ı mahsûranın istihlâsı ekser ezminede meysûr olmak cümle-i mücerrebâtdan olduğu [196b] ve itlâf-ı mâl ve saʻy-ı bî-hemâl ile mâdde bu sûreti iktisâb etmişiken, bilâ-zafer gerüde kışlamak mûceb-i taʻn ü teşnîʻ olacağı müşârun ileyhin savâdır-ı mahsûsatından olmağla, mizâc-ı tarafeyni bi'l-muvâzene maslahata tatbîk edüp, kışlamağı ihtiyâr ve vakʻa hudûsunda nefîr-i ʻâm-ı ʻaskeri râhatı meşakkate tercîh ve rü’esaları dahi li-garazin igmâz edüp, cümlesi rû-be-râh-ı arz-ı fesîh oldular. Müşârun ileyhin İskenderiyye'de kışlaması esbâb-ı mezkûreye mebnî bir nevʻ ictihâd olup, ictihâdında hatâ etdiyse dahi baʻzan savâb, baʻzen hatâ sudûru fazlan ʻani'l-gayr müctehidine vâkiʻ olageldiği maʻlûm dekāyık-şinâsân-ı rüzgârdır. Velâkinne'l-emrü leyse kezâlik. Leş Kalʻası güzer-gâh-ı cünûd u sipâhda vakiʻ olup, emr-i muhafaza Topdan-oğlu'na tefvîz ile tarafından ʻasker taʻbiyesi zâhirde re’y-i zerrîn-i ʻtikād olunur ise dahi, Topdan-oğlu'nun kuvveti fi'l-asl mütemekkin olduğu kalʻanın menâʻatına münhasır, lede'l-lüzûm ancak bin kadar âdem cemʻine muktedir olup, ʻaskerini tansîf ve Leş Kalʻası'nı muhâfaza içün tevkīf eylediği sûretde İskenderiyye'de tehaddüs eden fitne vü şûrişe muttaliʻ olduğu gibi kendi derdine düşüp, merdümek-i çeşmi makāmında olan kalʻasını muhâfazaya mecbûr ve Leş Kalʻası muhâfazasına taʻyîn eylediği 'askeri farz-ı muhâl ile ihrâc u istishâb etmesi bile İskenderiyyeli top ve humbara ile gelüp, kalʻaya hücûm ve bâ-husûs etrâf-ı kalʻayı muhît olan cibâlden vakʻa sebebi ile nüzûl eden eşrâr ile ittihâd edüp, imdâd-ı ʻasker münkatı' olmak hasebiyle hod-be-hod mukāvemetden [197a] ʻâciz olup, kalʻayı terk ve tahlîs-i nefs kaydına düşmek ve yâhûd tâbiʻ-i hasm-ı şûm\nolmak emr-i meczûm olduğundan başka, fî-bâdiyyi'l-emr İskenderiyye ehâlîsinin celb-i kulûb ü istimâleleri ve matlûb ve tabîʻat-ı maslahata mülayim bir vaʻz-ı mergūb olup, Topdan-oğlu'yla İskenderiyyeli dahi kadîmden muhasama üzere iken, kilîd-i memleketleri olan Leş Kalʻası'nı yed-i hasma teslîmden imtinâʻ üzere olacağları ve cebr ü kahr ile temşiyet-i mâdde fesâd-ı mevhûm ve garaz-ı gayr-i maʻlûmlarına tâb-dâde olup, dahi evvelce hâlet-i merkūmenin vukūʻuna teşmîr-i zeyl edecekleri maʻlûm idi. Ve ‘asker-i Pâdişâhî'nin fi'l-vâkiʻ kurbiyyet-i mevâkiʻ ile miyâneleri ecânibden hâlî bulunmak muktezâ-yı hazm idi. Ancak İskenderiyye'de vâkiʻ menâzilin ekberi iki yahûd üç odayı şâmil olup, bu sıfat ile mevsûf olan hâneler dahi müteferrik ve yek-dîgere gayr-i mülâsık olduğundan başka, ictimâ‘-ı menâzil kasdıyla ‘askeri ihâta eyleyecek kadar mahall tahliye olunup, ittisâl irâde olunsa tabâyi‘-i nâs cemi‘-i evzâda refâhiyyet ü râhata râgıb olup, tezâyuk u inzi‘âcdan bi't-tabʻ müteneffir olmalarıyla, ‘adem-i vüsʻat-ı mekânı behâne edüp, teferruk teşettüte âgāz etmeleri muktezayât-ı etvârlarındandır. Bir dahi çünki İskenderiyyeli ‘ahd ü peymâ edüp, rehin i‘tâsıyla Bekir Paşa'yı fi'l-cümle şübheden ‘ârî etmişleridi. Muttasılan tahsîs-i menâzil kābil olsa bile hudʻa vü nifâka meyl ve ahadü-hümâ âhar ile ‘ahd ü kavl etmamek nezâretine mebnî be-her-hâl tefrîk-i menâzil, ‘ukalâ lâzım gelür idi. Maʻahazâ yedi yüz hâneyi defʻaten sâhibleri ifrâğ u ihlâ ve büyût-i âharı tedârüküne rızâ [197b] i‘tâsıyla mütehammil-i kedd ü ‘anâ olacağları dahi sübût-yâfte-i teʻayyun değil idi. Miyâne-i 'askerde husûmeti pinhân ve vukū‘-1 fursata nigerân olan düşmen-i gālibe, tedbîr-i dil-pezîr-i gāyetü'l-gāye kudret ü miknetine muhtâc olup, Bekir Paşa'nın kuvvet-i mevhûmesine nazaran etdiği tedbîr muvâfık-ı takdîr olmadıysa dahi mahall-i levm ü ta'n değildir. Nazm: Ve-lâ ta‘teb bi-fehmî inne raksî, ‘Alâ mikdâri tatrîbi'z-zemân.\nVe kalʻanın bir kapusu küşâde olup, tarafeynin inkıtâʻına müeddâ olur reʼyin vücûda gelmesi dahi fî-nefsi'l-emr fiyâlet-i reʼy ve zaʻf-ı ʻakıldan nâşî görülür. Ancak bâlâda zikr olunduğu üzere İskenderiyyeli Bekir Paşa ile muʻâhede vü mürâhene üzere olup, ihtimâl-i şerr ve vukūʻ-ı hıyânet ü zarar zevâhir-i ahvâle nazar ile beder olmuşidi. Bâgī-yi merkūm ile münhasır olan halkın ekseri min-gayr-i irâdet mütehammil-i taʻb ü meşakkat olup, o makūleleri kavlen ve fiʻlen baʻzı tergībât ile istimâle lâzım gelüp: \"Bu takdîrde duhûl u hurûc üzere olan peyâm-resânın menʻi bu maslahatın fevtine ʻillet olacağı zâhirdir\" deyerek İskenderiyyelü'nün bast eyledikleri makālât-ı iʻtimâda karîb görülmüşidi. Hasm-ı nâ-be-kâr evvelce davranup, vesîle-i mezkûreyi mukaddime-i hâtime-i âmâl ü emânı ve vârını bezl ü fedâ ile tamaʻ-kârân-ı beldeyi igfâl ve hâdise-i merkūmeyi kuvvetden fiʻle îsâl eyledi. Hakīkat-i hâle nazar olunsa cins-i hikmet tahtında münderic-i fezâyil-i sebʻayı hâvî olan Vezîr Ebû Bekir Paşa bidâyet ü nihâyet-i mâddeyi tavr-ı ʻakl üzere tutup, saʻy u gayretde dahi dürretün-mâ tüvânî vü fütûr göstermeyüp, bu bâbda müşârun ileyhe ʻazz u kusûr dâyire-i insâfdan hâric ü dûr olduğu müsellem-i erbâb-ı şuʻurdur. Baʻzı kerre tedbîr-i ‘abd takdîr-i Hâlik'a muvâfık gelmediği [198a] sûretde çâre nedir? [Mısra]: Ve Rabbü'l-halki yef‘alü mâ-yeşâ. Tegāyür-i evzâʻ-ı felekiyye ve tehâlüf-i etvâr-ı Zemâniyye'ye nazaran bu defʻa tekevvün eden kazıyyenin vakt-i âharda ʻaksi vukūʻ bulmak hadd-i tasavvurdan hâric midir, ve bu sülmenin insidâdı zûr-bâzû-yı himmet ile ve velev ba‘de'l-eyyâm husûl-yâb olmak derece-i imtinâʻda mıdır? Himmet-i kûh-efgen-i Pâdişâhî'ye bir şey hâyil olmaz. Şu kadar var ki, istisgār u istihkār-ı düşmen câyiz olmayup hasm-ı zaʻîfe bile kavī tedârük lâzımdır. Fikr-i sahîh erbâbından baʻzıları mâddeyi teshîl edüp, tedârükât-ı kaviyyenin fâyidesini tarh edüp, mücerred tarrârlardan birini mâl-i kesîr ile ıtmâʻ u ihâle ve vukūʻ-ı fursat ʻakabinde merkūmu izâle etmek semtine zâhib olup, bu tedbîr ile gāyile bertaraf olacağını iddiʻâ eylediler. Fi'l-hakīka suhûletle defʻ-i gavâyil magz\nhikmetden maʻdûd ve bekā-yı vücûdu müstelzim bir fiʻl-i mahmûddur. Ancak halkın mâla tamaʻı hayatlarında sarf u nisâr ile baʻzı müstelizzât-ı nefsâniyyeye zafer bulmak 'illetine mebnî olup, o makūle emrinde hâzim ve sû’-i zanna mülâzım olan şahsa tarrâr, kasdın tarîkini bulsa dahi muʻînleri yedinde fi'l-hal telef olup, sarf-1 mâla vakit bulamayacağı zâhir ve bu misillü mehleke-i bî-sûda şahs-1 vâhid nefsini ilkā etmeyeceği emr-i bâhirdir.",
          "caption": "Terdîdât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_329.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Terdîdât",
          "text": "Fi'l-vâkiʻ Serʻasker'in mevzıʻ-ı muhârebede meştâ ittihâzı muhâlif-i tavr-ı 'akıldır. Ancak İskenderiyye ehâlîsi bâgī-yi merkūmun vechen mine'l-vücûh i'ânetinde olmamak zımnında ferden ferdâ kasem-billâh eylediklerinden gayri, kemâl-i iʻtimâd u vüsûka medâr olmak içün evlâd u ahfâdlarından maʻlûmü'l-mikdâr kimseyi 'alâ-tarîkı'r-rehn diyâr-ı âharda durmak şartıyla Bekir Paşa tarafına teslîm etmişleridi. Mededi münkâtıʻ ve esbâb-ı vehn ü tezelzülü bi-hasebi'z-zâhir müctemi' ve hâle-vâr-ı ihâta-i ʻasker-i cerrâr ile hâricden gayr-i mütemettiʻ olan kılâʻ-ı mahsûranın istihlâsı ekser ezminede meysûr olmak cümle-i mücerrebâtdan olduğu [196b] ve itlâf-ı mâl ve saʻy-ı bî-hemâl ile mâdde bu sûreti iktisâb etmişiken, bilâ-zafer gerüde kışlamak mûceb-i taʻn ü teşnîʻ olacağı müşârun ileyhin savâdır-ı mahsûsatından olmağla, mizâc-ı tarafeyni bi'l-muvâzene maslahata tatbîk edüp, kışlamağı ihtiyâr ve vakʻa hudûsunda nefîr-i ʻâm-ı ʻaskeri râhatı meşakkate tercîh ve rü’esaları dahi li-garazin igmâz edüp, cümlesi rû-be-râh-ı arz-ı fesîh oldular. Müşârun ileyhin İskenderiyye'de kışlaması esbâb-ı mezkûreye mebnî bir nevʻ ictihâd olup, ictihâdında hatâ etdiyse dahi baʻzan savâb, baʻzen hatâ sudûru fazlan ʻani'l-gayr müctehidine vâkiʻ olageldiği maʻlûm dekāyık-şinâsân-ı rüzgârdır. Velâkinne'l-emrü leyse kezâlik. Leş Kalʻası güzer-gâh-ı cünûd u sipâhda vakiʻ olup, emr-i muhafaza Topdan-oğlu'na tefvîz ile tarafından ʻasker taʻbiyesi zâhirde re’y-i zerrîn-i ʻtikād olunur ise dahi, Topdan-oğlu'nun kuvveti fi'l-asl mütemekkin olduğu kalʻanın menâʻatına münhasır, lede'l-lüzûm ancak bin kadar âdem cemʻine muktedir olup, ʻaskerini tansîf ve Leş Kalʻası'nı muhâfaza içün tevkīf eylediği sûretde İskenderiyye'de tehaddüs eden fitne vü şûrişe muttaliʻ olduğu gibi kendi derdine düşüp, merdümek-i çeşmi makāmında olan kalʻasını muhâfazaya mecbûr ve Leş Kalʻası muhâfazasına taʻyîn eylediği 'askeri farz-ı muhâl ile ihrâc u istishâb etmesi bile İskenderiyyeli top ve humbara ile gelüp, kalʻaya hücûm ve bâ-husûs etrâf-ı kalʻayı muhît olan cibâlden vakʻa sebebi ile nüzûl eden eşrâr ile ittihâd edüp, imdâd-ı ʻasker münkatı' olmak hasebiyle hod-be-hod mukāvemetden [197a] ʻâciz olup, kalʻayı terk ve tahlîs-i nefs kaydına düşmek ve yâhûd tâbiʻ-i hasm-ı şûm\nolmak emr-i meczûm olduğundan başka, fî-bâdiyyi'l-emr İskenderiyye ehâlîsinin celb-i kulûb ü istimâleleri ve matlûb ve tabîʻat-ı maslahata mülayim bir vaʻz-ı mergūb olup, Topdan-oğlu'yla İskenderiyyeli dahi kadîmden muhasama üzere iken, kilîd-i memleketleri olan Leş Kalʻası'nı yed-i hasma teslîmden imtinâʻ üzere olacağları ve cebr ü kahr ile temşiyet-i mâdde fesâd-ı mevhûm ve garaz-ı gayr-i maʻlûmlarına tâb-dâde olup, dahi evvelce hâlet-i merkūmenin vukūʻuna teşmîr-i zeyl edecekleri maʻlûm idi. Ve ‘asker-i Pâdişâhî'nin fi'l-vâkiʻ kurbiyyet-i mevâkiʻ ile miyâneleri ecânibden hâlî bulunmak muktezâ-yı hazm idi. Ancak İskenderiyye'de vâkiʻ menâzilin ekberi iki yahûd üç odayı şâmil olup, bu sıfat ile mevsûf olan hâneler dahi müteferrik ve yek-dîgere gayr-i mülâsık olduğundan başka, ictimâ‘-ı menâzil kasdıyla ‘askeri ihâta eyleyecek kadar mahall tahliye olunup, ittisâl irâde olunsa tabâyi‘-i nâs cemi‘-i evzâda refâhiyyet ü râhata râgıb olup, tezâyuk u inzi‘âcdan bi't-tabʻ müteneffir olmalarıyla, ‘adem-i vüsʻat-ı mekânı behâne edüp, teferruk teşettüte âgāz etmeleri muktezayât-ı etvârlarındandır. Bir dahi çünki İskenderiyyeli ‘ahd ü peymâ edüp, rehin i‘tâsıyla Bekir Paşa'yı fi'l-cümle şübheden ‘ârî etmişleridi. Muttasılan tahsîs-i menâzil kābil olsa bile hudʻa vü nifâka meyl ve ahadü-hümâ âhar ile ‘ahd ü kavl etmamek nezâretine mebnî be-her-hâl tefrîk-i menâzil, ‘ukalâ lâzım gelür idi. Maʻahazâ yedi yüz hâneyi defʻaten sâhibleri ifrâğ u ihlâ ve büyût-i âharı tedârüküne rızâ [197b] i‘tâsıyla mütehammil-i kedd ü ‘anâ olacağları dahi sübût-yâfte-i teʻayyun değil idi. Miyâne-i 'askerde husûmeti pinhân ve vukū‘-1 fursata nigerân olan düşmen-i gālibe, tedbîr-i dil-pezîr-i gāyetü'l-gāye kudret ü miknetine muhtâc olup, Bekir Paşa'nın kuvvet-i mevhûmesine nazaran etdiği tedbîr muvâfık-ı takdîr olmadıysa dahi mahall-i levm ü ta'n değildir. Nazm: Ve-lâ ta‘teb bi-fehmî inne raksî, ‘Alâ mikdâri tatrîbi'z-zemân.\nVe kalʻanın bir kapusu küşâde olup, tarafeynin inkıtâʻına müeddâ olur reʼyin vücûda gelmesi dahi fî-nefsi'l-emr fiyâlet-i reʼy ve zaʻf-ı ʻakıldan nâşî görülür. Ancak bâlâda zikr olunduğu üzere İskenderiyyeli Bekir Paşa ile muʻâhede vü mürâhene üzere olup, ihtimâl-i şerr ve vukūʻ-ı hıyânet ü zarar zevâhir-i ahvâle nazar ile beder olmuşidi. Bâgī-yi merkūm ile münhasır olan halkın ekseri min-gayr-i irâdet mütehammil-i taʻb ü meşakkat olup, o makūleleri kavlen ve fiʻlen baʻzı tergībât ile istimâle lâzım gelüp: \"Bu takdîrde duhûl u hurûc üzere olan peyâm-resânın menʻi bu maslahatın fevtine ʻillet olacağı zâhirdir\" deyerek İskenderiyyelü'nün bast eyledikleri makālât-ı iʻtimâda karîb görülmüşidi. Hasm-ı nâ-be-kâr evvelce davranup, vesîle-i mezkûreyi mukaddime-i hâtime-i âmâl ü emânı ve vârını bezl ü fedâ ile tamaʻ-kârân-ı beldeyi igfâl ve hâdise-i merkūmeyi kuvvetden fiʻle îsâl eyledi. Hakīkat-i hâle nazar olunsa cins-i hikmet tahtında münderic-i fezâyil-i sebʻayı hâvî olan Vezîr Ebû Bekir Paşa bidâyet ü nihâyet-i mâddeyi tavr-ı ʻakl üzere tutup, saʻy u gayretde dahi dürretün-mâ tüvânî vü fütûr göstermeyüp, bu bâbda müşârun ileyhe ʻazz u kusûr dâyire-i insâfdan hâric ü dûr olduğu müsellem-i erbâb-ı şuʻurdur. Baʻzı kerre tedbîr-i ‘abd takdîr-i Hâlik'a muvâfık gelmediği [198a] sûretde çâre nedir? [Mısra]: Ve Rabbü'l-halki yef‘alü mâ-yeşâ. Tegāyür-i evzâʻ-ı felekiyye ve tehâlüf-i etvâr-ı Zemâniyye'ye nazaran bu defʻa tekevvün eden kazıyyenin vakt-i âharda ʻaksi vukūʻ bulmak hadd-i tasavvurdan hâric midir, ve bu sülmenin insidâdı zûr-bâzû-yı himmet ile ve velev ba‘de'l-eyyâm husûl-yâb olmak derece-i imtinâʻda mıdır? Himmet-i kûh-efgen-i Pâdişâhî'ye bir şey hâyil olmaz. Şu kadar var ki, istisgār u istihkār-ı düşmen câyiz olmayup hasm-ı zaʻîfe bile kavī tedârük lâzımdır. Fikr-i sahîh erbâbından baʻzıları mâddeyi teshîl edüp, tedârükât-ı kaviyyenin fâyidesini tarh edüp, mücerred tarrârlardan birini mâl-i kesîr ile ıtmâʻ u ihâle ve vukūʻ-ı fursat ʻakabinde merkūmu izâle etmek semtine zâhib olup, bu tedbîr ile gāyile bertaraf olacağını iddiʻâ eylediler. Fi'l-hakīka suhûletle defʻ-i gavâyil magz\nhikmetden maʻdûd ve bekā-yı vücûdu müstelzim bir fiʻl-i mahmûddur. Ancak halkın mâla tamaʻı hayatlarında sarf u nisâr ile baʻzı müstelizzât-ı nefsâniyyeye zafer bulmak 'illetine mebnî olup, o makūle emrinde hâzim ve sû’-i zanna mülâzım olan şahsa tarrâr, kasdın tarîkini bulsa dahi muʻînleri yedinde fi'l-hal telef olup, sarf-1 mâla vakit bulamayacağı zâhir ve bu misillü mehleke-i bî-sûda şahs-1 vâhid nefsini ilkā etmeyeceği emr-i bâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağlı eşkıyâsının bir müddetden berü fukāra vü zuʻafâya eyledikleri zulm ü teʻaddînin nihâyeti olmayup, istîsâlleriyçün me'mûr olan vülâtın dâyirelerinde nizâm ve niyâm-ı iktidârlarında hüsâm olmadığından gayri, eşkıyânın müteveccih oldukları cevânibde mevcûd olan baʻzı ashâb ‘alâyık u emlâk havf-1 istihlâk-1 emvâl ile müdârâya mecbûr ve tesviye-i [198b] metâliblerinde muztarr u maʻzûr oldukları ve kulûb-ı nâs bi't-tabʻ mâyil-i fesâd u şekā ve müncezib-i semt-i erbâb-ı ehvâ olmakdan nâşî, bagy u tuğyâna cûyende-i nihân olan eşhâs u enzâl refte refte hergele-i cemʻiyyetlerine iltihâk u ittisâl ile ‘aded ü mededleri mütekessir ve müdâfaʻa vü mukāvemetleri müteʻassir olmuşidi. Tefrîk-i şeml-i cemʻiyyet ve ‘ale't-te‘âkub ferden-ferdâ tu'me-i şemşîr-i siyâset kılınmaları tedbîrine teşebbüs ve Edirne Bostancı-başısı'na tahrîrât-ı hafiyye gönderilüp: \"Zikr olunan eşkıyâ cinâyet-i sâbıkalarından istifâ ve hânelerinde ikāmet istidʻâsında olurlar ise taraf ki, ruhsat verilmişdir, i‘timâd verip, 'ukde-i ittifâkların hall ve her birine taʻyîn-i makām u mahall eylesin\" deyü sipâriş olunmuşidi. Bostancı-başı rü'esâ-yı eşkıyâ ile bir kaç defa muhâbere edüp, yağma vü gāretden her biri sâhib-i sermâye olduklarından çekilüp, birer tarafda mâl-i müskteseb ile teʻayyüş etmek hevâlarına muvâfık düşmenle izhâr-ı memnûniyyet eyleyerek icâbet ve mahzar-gûne-i niyâz-nâme ile dakk-ı bâb-ı şefâʻat etdiklerinde, niyâzları şimdilik 'afv u safh-ı Şehinşâhî'ye makrûn ve bu sebeble fukarâ vü zuʻafâ fursat-yâb-ı rahât u sükûn oldu mülâhazasında iken, cemʻiyyetleri müteferrik olmayup, Hasköy ve Filibe etrâfında istikrâr ve kurâ vü kasabâtı tahrîb ve kemâ-kân reʻâyâ vü\nberâyâyı ızrâr u taʻzîb eyledikleri ahbârı teceddüd ü teʻâkub edüp, bu vaz‘-ı garîbden gayret-keşân-ı devlet, dem-beste-i hayret ve me'mûrlara nefrîn-hân-ı melâmet oldular.",
          "caption": "Ahvâl-i eşkıyâ-yı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_330.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i eşkıyâ-yı Rumeli",
          "text": "Dağlı eşkıyâsının bir müddetden berü fukāra vü zuʻafâya eyledikleri zulm ü teʻaddînin nihâyeti olmayup, istîsâlleriyçün me'mûr olan vülâtın dâyirelerinde nizâm ve niyâm-ı iktidârlarında hüsâm olmadığından gayri, eşkıyânın müteveccih oldukları cevânibde mevcûd olan baʻzı ashâb ‘alâyık u emlâk havf-1 istihlâk-1 emvâl ile müdârâya mecbûr ve tesviye-i [198b] metâliblerinde muztarr u maʻzûr oldukları ve kulûb-ı nâs bi't-tabʻ mâyil-i fesâd u şekā ve müncezib-i semt-i erbâb-ı ehvâ olmakdan nâşî, bagy u tuğyâna cûyende-i nihân olan eşhâs u enzâl refte refte hergele-i cemʻiyyetlerine iltihâk u ittisâl ile ‘aded ü mededleri mütekessir ve müdâfaʻa vü mukāvemetleri müteʻassir olmuşidi. Tefrîk-i şeml-i cemʻiyyet ve ‘ale't-te‘âkub ferden-ferdâ tu'me-i şemşîr-i siyâset kılınmaları tedbîrine teşebbüs ve Edirne Bostancı-başısı'na tahrîrât-ı hafiyye gönderilüp: \"Zikr olunan eşkıyâ cinâyet-i sâbıkalarından istifâ ve hânelerinde ikāmet istidʻâsında olurlar ise taraf ki, ruhsat verilmişdir, i‘timâd verip, 'ukde-i ittifâkların hall ve her birine taʻyîn-i makām u mahall eylesin\" deyü sipâriş olunmuşidi. Bostancı-başı rü'esâ-yı eşkıyâ ile bir kaç defa muhâbere edüp, yağma vü gāretden her biri sâhib-i sermâye olduklarından çekilüp, birer tarafda mâl-i müskteseb ile teʻayyüş etmek hevâlarına muvâfık düşmenle izhâr-ı memnûniyyet eyleyerek icâbet ve mahzar-gûne-i niyâz-nâme ile dakk-ı bâb-ı şefâʻat etdiklerinde, niyâzları şimdilik 'afv u safh-ı Şehinşâhî'ye makrûn ve bu sebeble fukarâ vü zuʻafâ fursat-yâb-ı rahât u sükûn oldu mülâhazasında iken, cemʻiyyetleri müteferrik olmayup, Hasköy ve Filibe etrâfında istikrâr ve kurâ vü kasabâtı tahrîb ve kemâ-kân reʻâyâ vü\nberâyâyı ızrâr u taʻzîb eyledikleri ahbârı teceddüd ü teʻâkub edüp, bu vaz‘-ı garîbden gayret-keşân-ı devlet, dem-beste-i hayret ve me'mûrlara nefrîn-hân-ı melâmet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vehhabîler mâddesi [199a] mukâddemâ Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa tarafına tahrîr olunup, Hicâz cânibine îrâs-ı mazarrat fikrinde oldukları hâlde cânib-i Bağdâd'dan kavlen ve fiʻlen işgāl olunması tedâbiri ‘uhde-i dirâyet ü kifâyetine tefvîz olunmuşidi. Müşârun ileyhin bu defʻa vürûd eden tahrîrâtında tâyife-i merkūmenin edmiga-i habîselerine buhâr-ı mefâsid sâʻid ve Tîmûr üzerine hareketinde iktâ‘-1 Bağdad'dan baʻzı mahallere itâle-i pâ-yi tecavüz ile tertîb-sâz-ı ‘asker ü kāyid olduklarına binâʼen, merkad-ı hazret-i İmâm ‘Alî'de radıyallâhu ‘anh müddehar olan tuhaf u nevâdiri istihlâs kaydında oldukları vâsıl-ı derece-i yakīn ve sûr ile müsevver kılınması kāʻide-i ihtiyâta evfak olduğundan gerek kasaba-i İmâm ‘Alî ve gerek sâyir zarar ihtimali olan mahaller istihkâmât-ı mümkine ile tahsîn olunmuşidi. Bağdâd'dan Basra yigirmi beş konâk mesâfe olup, kezâlik Basra'dan Dir‘iyye[ye] miyâh u giyâhdan hâlî ve âsâr-ı ‘imâretden ‘ârî mefâze olmağla o makūle hasm-ı kavînin üzerine lâ-mahâle ‘asker kesîf ile teveccüh ü hareket lâzım gelüp, istishâb olunacak 'askerin idaresi ‘adîmü'l-mekân ve zâd ü zahîre tahmîli içün kesret-i devâb u mevâşîye zarûret-i mess eyleyeceğinden başka maʻdûmiyyet-i miyâh hasebiyle bilâ-maslahatin o mikdâr nüfûs muzmahill olacağı müstebân olup, ancak akviyâ-yı ‘aşâyirden Lahsâ'ya karîb mevâzıʻda mütemekkin olan Benî Hâlid ile miyânelerinde bir müddetden berü müşâcere vukūʻ bulup, ‘aşîret-i mekzûreyi bir hâl etdikden sonra, nevbet kendülerine geleceğini ehâlî-yi Lahsâ istidlâl eylediklerinden Benî Hâlid'i taraflarına imâle vü celb ve zümre-i muhâlifîn zabt-ı kal‘aya sebeb olan âlât-ı nâriyyeye mâlik [199b] olmayup, el-yevm handek ve şeranpol ile tarsîn eyledikleri Lahsâ'ya duhûl ve hem-dest-i ittifak oldukları hâlde 'alâ-külli hâl kesb-i emniyyet edeceklerini ifâde ile halecân u ıztırâblarını selb etmişleridi. Anlar dahi selâmet-i nefs ü mâl dâʻiyesiyle iʻtizâda karâr ve dâhil-i hısn olarak müsta‘idd-i peykâr olduklarını Vehhâbîler istihbâr ve cemʻiyyet-\ni ‘azîme ile üzerlerine geldiklerinde, inʻidâm-ı esbâb-ı kalʻa-gîrî ile hâyib ü hâsir rû-be-râh-ı idbâr olup, hengâm-ı muhârebede vâfir âdemleri müstehlek olduğundan, el-hâletü hâzihî telâfî-yi mâfât kasdıyla aralık aralık hücûm u iktihâmdan hâlî olmadıkları ve bu hâl-i haybet-me'âl ile iştigāl üzere olan kavim cihet-i uhrâya ‘atf-ı nigâh ve sevk-i sipâh etmamek ihtimâli her ne kadar vârid-i hâtır ise dahi bagy u tuğyânları zâhir ve cihet-i 'askeriyye ile kudret ü miknetleri mütevâtir olmağla, keyd u mazarratlarından bir vechile emniyyet câyiz olmadığını işʻâr ve şimdilik nush u pendi mutazammın tahrîrât irsâl eylediğini ifâde ile nev-be-nev vukūʻ bulan ahvâllerine vukūf u ıttılâ ‘akabinde Der-i devlet-medâr'a 'arz eyleyeceğini ihbâr eder.",
          "caption": "Vürûd-ı tahrîrât ez-cânib-i Vâlî-yi Bağdâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_331.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı tahrîrât ez-cânib-i Vâlî-yi Bağdâd",
          "text": "Vehhabîler mâddesi [199a] mukâddemâ Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa tarafına tahrîr olunup, Hicâz cânibine îrâs-ı mazarrat fikrinde oldukları hâlde cânib-i Bağdâd'dan kavlen ve fiʻlen işgāl olunması tedâbiri ‘uhde-i dirâyet ü kifâyetine tefvîz olunmuşidi. Müşârun ileyhin bu defʻa vürûd eden tahrîrâtında tâyife-i merkūmenin edmiga-i habîselerine buhâr-ı mefâsid sâʻid ve Tîmûr üzerine hareketinde iktâ‘-1 Bağdad'dan baʻzı mahallere itâle-i pâ-yi tecavüz ile tertîb-sâz-ı ‘asker ü kāyid olduklarına binâʼen, merkad-ı hazret-i İmâm ‘Alî'de radıyallâhu ‘anh müddehar olan tuhaf u nevâdiri istihlâs kaydında oldukları vâsıl-ı derece-i yakīn ve sûr ile müsevver kılınması kāʻide-i ihtiyâta evfak olduğundan gerek kasaba-i İmâm ‘Alî ve gerek sâyir zarar ihtimali olan mahaller istihkâmât-ı mümkine ile tahsîn olunmuşidi. Bağdâd'dan Basra yigirmi beş konâk mesâfe olup, kezâlik Basra'dan Dir‘iyye[ye] miyâh u giyâhdan hâlî ve âsâr-ı ‘imâretden ‘ârî mefâze olmağla o makūle hasm-ı kavînin üzerine lâ-mahâle ‘asker kesîf ile teveccüh ü hareket lâzım gelüp, istishâb olunacak 'askerin idaresi ‘adîmü'l-mekân ve zâd ü zahîre tahmîli içün kesret-i devâb u mevâşîye zarûret-i mess eyleyeceğinden başka maʻdûmiyyet-i miyâh hasebiyle bilâ-maslahatin o mikdâr nüfûs muzmahill olacağı müstebân olup, ancak akviyâ-yı ‘aşâyirden Lahsâ'ya karîb mevâzıʻda mütemekkin olan Benî Hâlid ile miyânelerinde bir müddetden berü müşâcere vukūʻ bulup, ‘aşîret-i mekzûreyi bir hâl etdikden sonra, nevbet kendülerine geleceğini ehâlî-yi Lahsâ istidlâl eylediklerinden Benî Hâlid'i taraflarına imâle vü celb ve zümre-i muhâlifîn zabt-ı kal‘aya sebeb olan âlât-ı nâriyyeye mâlik [199b] olmayup, el-yevm handek ve şeranpol ile tarsîn eyledikleri Lahsâ'ya duhûl ve hem-dest-i ittifak oldukları hâlde 'alâ-külli hâl kesb-i emniyyet edeceklerini ifâde ile halecân u ıztırâblarını selb etmişleridi. Anlar dahi selâmet-i nefs ü mâl dâʻiyesiyle iʻtizâda karâr ve dâhil-i hısn olarak müsta‘idd-i peykâr olduklarını Vehhâbîler istihbâr ve cemʻiyyet-\ni ‘azîme ile üzerlerine geldiklerinde, inʻidâm-ı esbâb-ı kalʻa-gîrî ile hâyib ü hâsir rû-be-râh-ı idbâr olup, hengâm-ı muhârebede vâfir âdemleri müstehlek olduğundan, el-hâletü hâzihî telâfî-yi mâfât kasdıyla aralık aralık hücûm u iktihâmdan hâlî olmadıkları ve bu hâl-i haybet-me'âl ile iştigāl üzere olan kavim cihet-i uhrâya ‘atf-ı nigâh ve sevk-i sipâh etmamek ihtimâli her ne kadar vârid-i hâtır ise dahi bagy u tuğyânları zâhir ve cihet-i 'askeriyye ile kudret ü miknetleri mütevâtir olmağla, keyd u mazarratlarından bir vechile emniyyet câyiz olmadığını işʻâr ve şimdilik nush u pendi mutazammın tahrîrât irsâl eylediğini ifâde ile nev-be-nev vukūʻ bulan ahvâllerine vukūf u ıttılâ ‘akabinde Der-i devlet-medâr'a 'arz eyleyeceğini ihbâr eder."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mebde-i ‘âlemden bu âna gelince zûhur eden Hâricîler bidâyet-i hâllerinde tasallüb ü taʻassub işâʻasıyla kârlarına revâc verüp, erbâb-ı ihtiyâc ve ‘avâmm-ı nâsı mesleklerine muhâlif ‘add etdikleri tavâyif üzerine taslît ve istibâhe-i emvâl ve sâyir esbâb-ı iltizâz ile taglît ve müddet-i mukaddereleri kadar etrâf u eknâfa ilkā-yı şerr ü şûr edegeldikleri mukarrer, [mısra]: Ve-mâ min-yedin illâ-yedûllâhi fevkahû mefhûmu üzere çok geçmeden o makūle bugāt mazhar-ı saht-ı Hakk ve sâyir küştegân-ı sevâlif-i ezmâna mülhak [200a] olacakları muhakkakdır.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_332.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Mebde-i ‘âlemden bu âna gelince zûhur eden Hâricîler bidâyet-i hâllerinde tasallüb ü taʻassub işâʻasıyla kârlarına revâc verüp, erbâb-ı ihtiyâc ve ‘avâmm-ı nâsı mesleklerine muhâlif ‘add etdikleri tavâyif üzerine taslît ve istibâhe-i emvâl ve sâyir esbâb-ı iltizâz ile taglît ve müddet-i mukaddereleri kadar etrâf u eknâfa ilkā-yı şerr ü şûr edegeldikleri mukarrer, [mısra]: Ve-mâ min-yedin illâ-yedûllâhi fevkahû mefhûmu üzere çok geçmeden o makūle bugāt mazhar-ı saht-ı Hakk ve sâyir küştegân-ı sevâlif-i ezmâna mülhak [200a] olacakları muhakkakdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʻzam-ı edevât-ı sefâyin olan eşcârın Gemlik halîcine kurbiyyeti ve min-ciheti'n-nakl me'mûrlara küllî suhûleti olmakdan nâşî, ba'zan mahall-i mezkûrda sefîne inşâsına mübâderet olunur idi. Ancak sefîneye meʼmûr ‘amelenin sayf vaktinde harâret-i şemsden ve şitâ hengâmında şiddet bürûdetden tevakkī edecek mevzi‘-i mahsûsları olmadığından âfât-ı sayf u şitâya tâb-âver olamayup, bi'z-zarûre firâr ve bu sebeble mahall-i maslahatda ‘amelenin kılleti derkâr ve zabt u idareleri düşvâr olup,\nitmâmı irâde olunan sefîne metrûk u mühmel ve bidâyetinde vazʻ olunan ahşâb u âlât nihâyeti teʻayyün edinceye dek sâkıt ‘ani'l-‘amel olduğu dahi mücerreb-i erbâb-ı ‘akd u hall olduğundan fazla, bazı mühimmât Âsitâne'den nakle muhtâc olup, nakl ise terâhî-yi müddeti müstelzem olmağla, bu keyfiyyetin çâresi bulunmak bir müddetden berü zamîr-i münîr-i hazret-i Şehinşâhî'de cilve-ger olmuşidi. Binâ’en-‘alâ-zâlik mühimmât vazʻ u hıfz olunması içün bir mahall-i mahsûs binâ olunmak ve âfet-i germ ü serdden 'ameleyi vikāye içün Tersâne'de mebnî gözler misillü birkaç göz ihtirâʻ olunmak ve sefîne inşasına me'mûr olanlara dahi taraf-ı Mîrî'den dâhiliyye vü hâriciyyeli bir konak yapılmak matlûb-ı Şâhâne olup, iktizâ eden mesârifâtı mîrî tarafından edâ olunmak şartıyla Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından ve akviyâ-yı nâsdan sâbıkā Canik Muhassılı olan ‘Osmân Ağa şehr-i mezkûr gāyetinde Binâ Emîni nasb u taʻyîn olundu.",
          "caption": "İhdâs-ı baʻzı ebniye-i lâzıme der-Gemlik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_333.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhdâs-ı baʻzı ebniye-i lâzıme der-Gemlik",
          "text": "Aʻzam-ı edevât-ı sefâyin olan eşcârın Gemlik halîcine kurbiyyeti ve min-ciheti'n-nakl me'mûrlara küllî suhûleti olmakdan nâşî, ba'zan mahall-i mezkûrda sefîne inşâsına mübâderet olunur idi. Ancak sefîneye meʼmûr ‘amelenin sayf vaktinde harâret-i şemsden ve şitâ hengâmında şiddet bürûdetden tevakkī edecek mevzi‘-i mahsûsları olmadığından âfât-ı sayf u şitâya tâb-âver olamayup, bi'z-zarûre firâr ve bu sebeble mahall-i maslahatda ‘amelenin kılleti derkâr ve zabt u idareleri düşvâr olup,\nitmâmı irâde olunan sefîne metrûk u mühmel ve bidâyetinde vazʻ olunan ahşâb u âlât nihâyeti teʻayyün edinceye dek sâkıt ‘ani'l-‘amel olduğu dahi mücerreb-i erbâb-ı ‘akd u hall olduğundan fazla, bazı mühimmât Âsitâne'den nakle muhtâc olup, nakl ise terâhî-yi müddeti müstelzem olmağla, bu keyfiyyetin çâresi bulunmak bir müddetden berü zamîr-i münîr-i hazret-i Şehinşâhî'de cilve-ger olmuşidi. Binâ’en-‘alâ-zâlik mühimmât vazʻ u hıfz olunması içün bir mahall-i mahsûs binâ olunmak ve âfet-i germ ü serdden 'ameleyi vikāye içün Tersâne'de mebnî gözler misillü birkaç göz ihtirâʻ olunmak ve sefîne inşasına me'mûr olanlara dahi taraf-ı Mîrî'den dâhiliyye vü hâriciyyeli bir konak yapılmak matlûb-ı Şâhâne olup, iktizâ eden mesârifâtı mîrî tarafından edâ olunmak şartıyla Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından ve akviyâ-yı nâsdan sâbıkā Canik Muhassılı olan ‘Osmân Ağa şehr-i mezkûr gāyetinde Binâ Emîni nasb u taʻyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Selh-i Cumâde lâhıre'de İfrâziye kurbünde hârîk vâkiʻ olup, derhal mündefiʻ olmuşiken, magrib ile ‘ışâ beyninde Sultân Bâyezîd'de Buğdaycılar Kapusı [200b] mukābilinde vakiʻ kebabçı dükkânı fevkinde olan hâneden âteş zuhûr edüp, beş on hâne sûzân ve meded-kârî-yi fazl-ı Müsteʻân ile bir buçuk sâʻatden sonra muntafî ve şiddet-i rüzgârdan nâşî kulûb-ı nâsda olan halecân u iztırâb müntefî oldu.",
          "caption": "Vukū-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_334.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū-ı harîk",
          "text": "Selh-i Cumâde lâhıre'de İfrâziye kurbünde hârîk vâkiʻ olup, derhal mündefiʻ olmuşiken, magrib ile ‘ışâ beyninde Sultân Bâyezîd'de Buğdaycılar Kapusı [200b] mukābilinde vakiʻ kebabçı dükkânı fevkinde olan hâneden âteş zuhûr edüp, beş on hâne sûzân ve meded-kârî-yi fazl-ı Müsteʻân ile bir buçuk sâʻatden sonra muntafî ve şiddet-i rüzgârdan nâşî kulûb-ı nâsda olan halecân u iztırâb müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçelü yedinden nezʻ ü istihlâs olunan Hotin ve muzâfâtının îrâd u masrafı taʻdîl ve sâl-i güzeştenin mukātaʻâtı ‘alâ-tarîkı'l-emâne zabt ve emvâl-i cizyesi tahsîl olunmak zımnında hâcegân-ı Divân-ı hümâyûn'dan Mehmed Efendi o taraflara tesbîl olunmuşidi. Mûmâ ileyh ‘an-asl sâdık u müstakīm bir şahs olup, muktezâ-yı istikāmeti üzere îfâ-yı meʼmûriyyet ve mütehammil-i zamm olan mukātaʻâtı merkez-i i‘tidâle îsâl ile Devlet-i 'aliyye'ye hıdmet edüp, ancak bu esnâda baʻzı ‘ilel ile hasta ve emrâz-ı gûnâ-gûn ile dem-beste olduğu tahkīk olunup, bu hâl ile bekāsı mîrî maslahatına\nmuzırr ve Mart dahi mütekārib olduğundan, âharının lüzûm-ı taʻyîni ezhân-ı erkânda müstekarr olmağla, müteveffâ İbrâ’îl Nâzırı'nın birâderi ‘Osmân Ağa'ya işbu Receb gurresinde Kapucu-başılık pâyesi iʻtâsıyla kadri iʻlâ olundukdan sonra, Hotin Defterdârı nasb ve selefi Âsitâne'ye celb olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Defterdar-ı Hotin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_335.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Defterdar-ı Hotin",
          "text": "Nemçelü yedinden nezʻ ü istihlâs olunan Hotin ve muzâfâtının îrâd u masrafı taʻdîl ve sâl-i güzeştenin mukātaʻâtı ‘alâ-tarîkı'l-emâne zabt ve emvâl-i cizyesi tahsîl olunmak zımnında hâcegân-ı Divân-ı hümâyûn'dan Mehmed Efendi o taraflara tesbîl olunmuşidi. Mûmâ ileyh ‘an-asl sâdık u müstakīm bir şahs olup, muktezâ-yı istikāmeti üzere îfâ-yı meʼmûriyyet ve mütehammil-i zamm olan mukātaʻâtı merkez-i i‘tidâle îsâl ile Devlet-i 'aliyye'ye hıdmet edüp, ancak bu esnâda baʻzı ‘ilel ile hasta ve emrâz-ı gûnâ-gûn ile dem-beste olduğu tahkīk olunup, bu hâl ile bekāsı mîrî maslahatına\nmuzırr ve Mart dahi mütekārib olduğundan, âharının lüzûm-ı taʻyîni ezhân-ı erkânda müstekarr olmağla, müteveffâ İbrâ’îl Nâzırı'nın birâderi ‘Osmân Ağa'ya işbu Receb gurresinde Kapucu-başılık pâyesi iʻtâsıyla kadri iʻlâ olundukdan sonra, Hotin Defterdârı nasb ve selefi Âsitâne'ye celb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem hakkında “afv-ı Pâdişâhî zuhûr ve Burusa'dan Âsitâne'ye 'avdet ile darb-ı usûl-ı sürür eden Keçeci-zâde Sâlih Efendi Asitâne'ye gelüp, \"Men sameta necâ\" kāʻidesine riʻâyet ile kûşe-nişîn-i selâmet olması hakkında mahz-ı hayr iken, me'lûf olduğu şetâret muktezâsınca ıtlâk-ı lisân ve devr-i ebvâb ile eyâdî-yi aʻdâya teslîm-i ‘inân-ı ‘udvân eylediğine binâ’en, tarz-ı âhar ile teʼdîb ve ahlâk-ı rediyyesi tehzîb olunmak iktizâ etmişidi. Binâ’en-‘alâ-zâlik tafnât-ı sabıkası ilgā [201a] ve pâdâşı olanlar ile rüsûm-ı ‘âdiye icrâ etmek irâdeleri semʻine ilkā olunup, bi'z-zarûre sûret-i temâruz ihtiyâr ve hânesinde istikrâr ile tecerrü‘-i ku’ûs-i ekdâr etmişidi. İşbu Recebü'l-ferdin yedinci Sebt günü vukūʻ bulan rikâbda Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtı mûmâ ileyhin hakkında şefekat ü merhameti müstelzim baʻzı mukaddime serd ü beyân ve tahkīk-i rütbe temenniyâtıyla dest-i şefâʻati âvîhte-i dâmen-i ihsân eylediklerinde, niyâzları müsâʻade-i Mülûkâne'ye makrûn olup, mûmâ ileyhi zillet-i inhitâtdan tahlîs ile ricâl-i tarîkin ekserini memnûn buyurdular.",
          "caption": "Ahvâl-i Keçeci-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_336.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Keçeci-zâde",
          "text": "Bundan akdem hakkında “afv-ı Pâdişâhî zuhûr ve Burusa'dan Âsitâne'ye 'avdet ile darb-ı usûl-ı sürür eden Keçeci-zâde Sâlih Efendi Asitâne'ye gelüp, \"Men sameta necâ\" kāʻidesine riʻâyet ile kûşe-nişîn-i selâmet olması hakkında mahz-ı hayr iken, me'lûf olduğu şetâret muktezâsınca ıtlâk-ı lisân ve devr-i ebvâb ile eyâdî-yi aʻdâya teslîm-i ‘inân-ı ‘udvân eylediğine binâ’en, tarz-ı âhar ile teʼdîb ve ahlâk-ı rediyyesi tehzîb olunmak iktizâ etmişidi. Binâ’en-‘alâ-zâlik tafnât-ı sabıkası ilgā [201a] ve pâdâşı olanlar ile rüsûm-ı ‘âdiye icrâ etmek irâdeleri semʻine ilkā olunup, bi'z-zarûre sûret-i temâruz ihtiyâr ve hânesinde istikrâr ile tecerrü‘-i ku’ûs-i ekdâr etmişidi. İşbu Recebü'l-ferdin yedinci Sebt günü vukūʻ bulan rikâbda Sadrıaʻzam ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtı mûmâ ileyhin hakkında şefekat ü merhameti müstelzim baʻzı mukaddime serd ü beyân ve tahkīk-i rütbe temenniyâtıyla dest-i şefâʻati âvîhte-i dâmen-i ihsân eylediklerinde, niyâzları müsâʻade-i Mülûkâne'ye makrûn olup, mûmâ ileyhi zillet-i inhitâtdan tahlîs ile ricâl-i tarîkin ekserini memnûn buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Anadolu Kadı‘askeri olan İbrâhîm Efendi Cumâdelûlânın yigirmi sekizinci günü hulûl-i ecel-i mev‘ûd ile vefât ve ‘âzim-i ‘âlem-i mükâfât oldu. Mûmâ ileyh bin yüz on üç senesi evâhırında Bartın Kasabası'nda tevellüd edüp, dâhil-i hayyiz-i temyîz oldukda Âsitâne-i saʻâdet'e vâsıl ve Şeyhuislâm dâyiresinde\nmevcûd olan Mûsevvidler katârına dâhil olup, elli yedi târîhinde müderris ve seksân beşde Yenişehir Mevleviyyeti ile müteneffis olup, doksan üçde Burusa ile bekâm ve doksan beşde Mekke pâyesiyle makzıyyü'l-merâm ve ikiyüz ikide İstanbul pâyesine tavsîl ve iki yüz dörtde Anadolu rütbesiyle tebcîl olunup, iki yüz altıda bi'l-fi'l Sadâret-i Anadolu'ya nâyil ve iki yüz sekiz senesinde ber vech-i muharrer dâr-ı âhirete müntakil oldu. Mûmâ ileyh bir müddet Fetvâ Emîni bulunmak takrîbi ile fenn-i Fıkh-ı şerîf'e bi-kemâlihâ muttaliʻ ve ‘ulûm-ı sâyirede dahi nevr-i zükâ’-i zekâsı mültemiʻ olup, i‘dâd-ı sinîyyi ‘ömrü doksan beş ‘akdine müntehiz bir pîr-i rûşen-zamîr idi.",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı Anadolu-yı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_337.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı Anadolu-yı sâbık",
          "text": "Bundan akdem Anadolu Kadı‘askeri olan İbrâhîm Efendi Cumâdelûlânın yigirmi sekizinci günü hulûl-i ecel-i mev‘ûd ile vefât ve ‘âzim-i ‘âlem-i mükâfât oldu. Mûmâ ileyh bin yüz on üç senesi evâhırında Bartın Kasabası'nda tevellüd edüp, dâhil-i hayyiz-i temyîz oldukda Âsitâne-i saʻâdet'e vâsıl ve Şeyhuislâm dâyiresinde\nmevcûd olan Mûsevvidler katârına dâhil olup, elli yedi târîhinde müderris ve seksân beşde Yenişehir Mevleviyyeti ile müteneffis olup, doksan üçde Burusa ile bekâm ve doksan beşde Mekke pâyesiyle makzıyyü'l-merâm ve ikiyüz ikide İstanbul pâyesine tavsîl ve iki yüz dörtde Anadolu rütbesiyle tebcîl olunup, iki yüz altıda bi'l-fi'l Sadâret-i Anadolu'ya nâyil ve iki yüz sekiz senesinde ber vech-i muharrer dâr-ı âhirete müntakil oldu. Mûmâ ileyh bir müddet Fetvâ Emîni bulunmak takrîbi ile fenn-i Fıkh-ı şerîf'e bi-kemâlihâ muttaliʻ ve ‘ulûm-ı sâyirede dahi nevr-i zükâ’-i zekâsı mültemiʻ olup, i‘dâd-ı sinîyyi ‘ömrü doksan beş ‘akdine müntehiz bir pîr-i rûşen-zamîr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Recebü'l-ferd gurresinde mısr-ı Kāhire Kazâsı sâbıkā Havâss-ı refîʻa Kadısı ‘Abdullah Efendi-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı Mûsıle-i Süleymâniye müderrislerinden [201b] Târîh sâhibi Râşid Efendi'nin hafîdî es-Seyyid Mehmed Hasan Efendi'ye ve Havâss-ı refîʻa Kazâsı Dârü'l-hadîs müderrisi olan Mevlânâ-zâde es-Seyyid Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcihât-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_338.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcihât-ı ‘ilmiyye",
          "text": "İşbu şehr-i Recebü'l-ferd gurresinde mısr-ı Kāhire Kazâsı sâbıkā Havâss-ı refîʻa Kadısı ‘Abdullah Efendi-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı Mûsıle-i Süleymâniye müderrislerinden [201b] Târîh sâhibi Râşid Efendi'nin hafîdî es-Seyyid Mehmed Hasan Efendi'ye ve Havâss-ı refîʻa Kazâsı Dârü'l-hadîs müderrisi olan Mevlânâ-zâde es-Seyyid Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on birinci Pençşenbih günü beher sâl muʻtadü'l-irsâl olan Surre-i hümâyûn cemʻ ü tetmîm ve hâlâ Emîni olan ‘Osmân Efendi'ye teslîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_339.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on birinci Pençşenbih günü beher sâl muʻtadü'l-irsâl olan Surre-i hümâyûn cemʻ ü tetmîm ve hâlâ Emîni olan ‘Osmân Efendi'ye teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Receb’[in] on dördüncü gecesi husûf-ı küllî vâki‘ ve bir zemândan sonra bedr-i münhasif kemâ-kân lâmi‘ olup, ferdâsı sâ‘at leylî üç buçukda iken, Galata'da Kürkçü Kapusı kurbünde harîk zuhûr edüp, o havâlîde olan ekser mevâzi‘ tu‘me-i âteş-i kazâ-yı \"Leyse le-hâ min-dâfi‘\" olup, birkaç sâ‘at mürûrundan sonra sehâb-i fazl-ı Bârî yârî ve intifâ-yı nâr ile ebdân-ı nâsa sükûn u râhat sârî oldu.",
          "caption": "Vukū‘-ı harîk ü husûf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_340.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı harîk ü husûf",
          "text": "Şehr-i Receb’[in] on dördüncü gecesi husûf-ı küllî vâki‘ ve bir zemândan sonra bedr-i münhasif kemâ-kân lâmi‘ olup, ferdâsı sâ‘at leylî üç buçukda iken, Galata'da Kürkçü Kapusı kurbünde harîk zuhûr edüp, o havâlîde olan ekser mevâzi‘ tu‘me-i âteş-i kazâ-yı \"Leyse le-hâ min-dâfi‘\" olup, birkaç sâ‘at mürûrundan sonra sehâb-i fazl-ı Bârî yârî ve intifâ-yı nâr ile ebdân-ı nâsa sükûn u râhat sârî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nûr-ı şems ile kamer beynine arz tavassut ve kamer-i fî-zıllu'l-arz vaki‘ olup, bekā-yı zıll-ı aslî ile Kamer münhasif görülür. \"İnne'ş-şemse ve'l-kamera lâ-yenkesifâni li-mevti ahadin ve-lâ li-hayâtihî velâkinnehâ âyetâni min-âyâtillâhi yuhavvifullâhü bi-himâ ‘ibâdihü\" hadîs-i şerîfi ehl-i heyetin takrîrini münâfî değildir. Zîrâ Hakk sübhânehû ve Te‘alâ'nın ef‘âl-i İlâhîyyesi ba‘zan ‘ala-hasebi'l-‘âde ve ba'zan lâ alâ hasebi'l-‘âde vukū‘ bulan kudreti sebeb ü müsebbib üzerine hakimdir. ‘Ulemâ-yı mütebassırîn ‘alâ-harku'l-‘âde ‘umûm-ı kudret-i Samedâniyye'ye mu‘tekid olup, bir şey’-i garîb vukū‘ buldukda, zâlike'l-i‘tikād sebebi ile havf ederler. Bu sûretde bu ‘âdetin cereyânı içün ba‘zı esbâb zuhûrunu men‘ ü inkâr etmezler.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_341.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Nûr-ı şems ile kamer beynine arz tavassut ve kamer-i fî-zıllu'l-arz vaki‘ olup, bekā-yı zıll-ı aslî ile Kamer münhasif görülür. \"İnne'ş-şemse ve'l-kamera lâ-yenkesifâni li-mevti ahadin ve-lâ li-hayâtihî velâkinnehâ âyetâni min-âyâtillâhi yuhavvifullâhü bi-himâ ‘ibâdihü\" hadîs-i şerîfi ehl-i heyetin takrîrini münâfî değildir. Zîrâ Hakk sübhânehû ve Te‘alâ'nın ef‘âl-i İlâhîyyesi ba‘zan ‘ala-hasebi'l-‘âde ve ba'zan lâ alâ hasebi'l-‘âde vukū‘ bulan kudreti sebeb ü müsebbib üzerine hakimdir. ‘Ulemâ-yı mütebassırîn ‘alâ-harku'l-‘âde ‘umûm-ı kudret-i Samedâniyye'ye mu‘tekid olup, bir şey’-i garîb vukū‘ buldukda, zâlike'l-i‘tikād sebebi ile havf ederler. Bu sûretde bu ‘âdetin cereyânı içün ba‘zı esbâb zuhûrunu men‘ ü inkâr etmezler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Receb'in yigirmi ikinci ve üçüncü geceleri Galata'da bi-kazâ'illâhi Teâlâ müte‘âkıben harîk vâki‘ ve imtidâd-ı vakt ile vâfir büyût u dekâkîn muhterik olup, ‘ibâdullah hasârat-ı ‘azîmeye mübtelâ oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_342.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı harîk",
          "text": "Şehr-i Receb'in yigirmi ikinci ve üçüncü geceleri Galata'da bi-kazâ'illâhi Teâlâ müte‘âkıben harîk vâki‘ ve imtidâd-ı vakt ile vâfir büyût u dekâkîn muhterik olup, ‘ibâdullah hasârat-ı ‘azîmeye mübtelâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Recebü'l-ferd evâhırında inşâ ü tekmîl olunan sefîne ki, \"Zafer-i hümâyûn\" ismiyle mevsûm olmuş idi, suhûletle deryâya indirilüp, vücûdları mu‘tâd olan zevât huzûr-ı [202a] müstevcibü'l-hubûr-ı Mülûkâne'de kürkler ilbâs olunup, ricâl-i Tersâne'ye dahi huzûr-ı Sadrıaʻzamî'de hilʻatler iksâ ve surreler i‘tâ olundu.",
          "caption": "Nüzûl-ı kalyon be-deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_343.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-ı kalyon be-deryâ",
          "text": "İşbu Recebü'l-ferd evâhırında inşâ ü tekmîl olunan sefîne ki, \"Zafer-i hümâyûn\" ismiyle mevsûm olmuş idi, suhûletle deryâya indirilüp, vücûdları mu‘tâd olan zevât huzûr-ı [202a] müstevcibü'l-hubûr-ı Mülûkâne'de kürkler ilbâs olunup, ricâl-i Tersâne'ye dahi huzûr-ı Sadrıaʻzamî'de hilʻatler iksâ ve surreler i‘tâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Orta Elçilik ile Âsitâne'de Rûsiyyelü tarafından bir şahsın ikāmeti meşrûh u muʻtâd olunduğuna binâ'en, şahs-ı mesfûr bu hılâlde Âsitâne'ye vürûd edüp, şehr-i Şaʻbân'ın ikinci Salı günü tertîb olunan Divân-ı hümâyûn'da nâmesini merfû'-ı ‘atebe-i 'ulyâ eyledi.",
          "caption": "Vürûd-ı Elçî-yi Rûsiyye ve hâk-bûsî-yi û",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_344.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Elçî-yi Rûsiyye ve hâk-bûsî-yi û",
          "text": "Orta Elçilik ile Âsitâne'de Rûsiyyelü tarafından bir şahsın ikāmeti meşrûh u muʻtâd olunduğuna binâ'en, şahs-ı mesfûr bu hılâlde Âsitâne'ye vürûd edüp, şehr-i Şaʻbân'ın ikinci Salı günü tertîb olunan Divân-ı hümâyûn'da nâmesini merfû'-ı ‘atebe-i 'ulyâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Rûsiyyelü tarafından mu‘tâd üzere Büyük-elçi vürûd eylediği bâlâda zikr olunmuşidi. Hediyye vü nâmesini teslîm ‘akabinde erkân-ı Devlet taraflarından da‘vet ve hedâyâ ile riʻâyet ve bu esnâda inkızâ-yı müddet-i muʻayyene ikāmet ile memleketi tarafına ‘avdet eyleyeceğini ba-takrîr ‘arz-ı huzûr-ı Sadr-ı vâlâ-menkibet etmekle, lede'l-istîzân şehr-i merkūmun dokuzuncu Salı günü tertîb-i Divân olunup, Sefîr-i merkūm ‘atebe-i Bâb-ı gerdûn-kıbaba vaz‘-ı cebîn-i istizlâl ve hediye nâmıyla getürdüğü semmûrlardan aʻlâ bir ferve-i girân-behâ ilbâs olunup, nâmesinin cevâbını ahz u istihsâl ve memleketi tarafına sevk-i matıyye-i isti‘câl eyledi. Esnâ-yı râhda Elçi-yi mersûmun muhafazasıyçün Mîr-i mîrân'dan biri taʻyîn olunmak de'b-i dîrîn olup, hâricden birinin taʻyîn olunmasında tekellüf derkâr\nolduğundan, itmâm-ı hıdmet ‘akabinde ref‘ olunmak şartıyla Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Mehmed ‘Ali Ağa pâye-i mezkûr ile tekrîm ve gedüklü ağalardan biri mihmândâr ta‘yîn olunup, kifayet mikdârı yedine meblağ teslîm olundu.",
          "caption": "‘Avdet-i Elçi-yi Kebîr-i Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_345.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avdet-i Elçi-yi Kebîr-i Rûsiyye",
          "text": "Bundan akdem Rûsiyyelü tarafından mu‘tâd üzere Büyük-elçi vürûd eylediği bâlâda zikr olunmuşidi. Hediyye vü nâmesini teslîm ‘akabinde erkân-ı Devlet taraflarından da‘vet ve hedâyâ ile riʻâyet ve bu esnâda inkızâ-yı müddet-i muʻayyene ikāmet ile memleketi tarafına ‘avdet eyleyeceğini ba-takrîr ‘arz-ı huzûr-ı Sadr-ı vâlâ-menkibet etmekle, lede'l-istîzân şehr-i merkūmun dokuzuncu Salı günü tertîb-i Divân olunup, Sefîr-i merkūm ‘atebe-i Bâb-ı gerdûn-kıbaba vaz‘-ı cebîn-i istizlâl ve hediye nâmıyla getürdüğü semmûrlardan aʻlâ bir ferve-i girân-behâ ilbâs olunup, nâmesinin cevâbını ahz u istihsâl ve memleketi tarafına sevk-i matıyye-i isti‘câl eyledi. Esnâ-yı râhda Elçi-yi mersûmun muhafazasıyçün Mîr-i mîrân'dan biri taʻyîn olunmak de'b-i dîrîn olup, hâricden birinin taʻyîn olunmasında tekellüf derkâr\nolduğundan, itmâm-ı hıdmet ‘akabinde ref‘ olunmak şartıyla Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Mehmed ‘Ali Ağa pâye-i mezkûr ile tekrîm ve gedüklü ağalardan biri mihmândâr ta‘yîn olunup, kifayet mikdârı yedine meblağ teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Def‘-i gāyile-i İrâniyân ile mâlik-i Îrân-zemîn olan Nâdir Şâh behâdır ki, [202b] ibtidâ zuhûrunda vekâlet-i Şâhî'yle kâr-fermâ-yı kutr-ı ‘Acem ve ba‘dehû a'mâl-ı letâyifü'l-hiyel ile Şâhlık merkezinde istikrar ve câlis-i mesned cemm olmuşidi, istisfâ-yı Azerbeycân ve Arrân ve ihtihlâs-ı memâlik-i Keyâniyân ‘akabinde tevsî‘-i vilâyet ve terfî‘-i şân u şöhret dâ‘iyesine düşüp, ez-cümle istimlâk-ı diyâr-ı Hind ‘azîmetini derpîş ve eşher-i müdün-i Hindiyye'den olan Kandehâr'a sevk-i sipâh-ı bed-kîş edüp, fezâ-yı pehnâ-yı Kandehâr pâ-mâl-i senâbikü'l-hayli ‘asker-i cerrâr oldukda, muhâsaraya şürû‘ ve ifnâ-yı efrâd u cümû‘ edüp, bilâhare memleket-i mezkûreyi teshîr ü igtisâb ve duhûr-ı mütetâvileden berü hazîne-i Kandehâr'da müddehar ü mahzûn olan tuhaf u turafa zafer-yâb olduğundan fazla, Şâhân-ı Hind'in mâ-bihî'l-iftihârı ve müteşahhısân-ı etrâfın matmah-ı enzârı olup, râyân-ı Hind'den sâhib-kırân-ı re'ye mensûb altmış kirata karîb mahrûtiyyü'ş-şekl bir kıt‘a elmâs Şâh-ı müşârun ileyhe mevhûb kılınmışidi. Cevher-i mezkûrun misli nâdîde ve ‘adîli nâ-şenîde olduğundan güyâ genc-i şâygân ve direfş-i Kâviyân'e müşâbih bir ‘alak-ı nefîse mâlik olup, ol cevher-i nâ-yâb ve ol ‘akīle-i şeb-tâb Nûrü'l-‘ayn ismiyle tesmiye ve ser-i hançere ta'biye edüp, merdümün çeşmine mu‘âdil ve iklîm-i Îrân ve Tûrân'a mukābil ‘add eylediğinden başka, mevâsim-i meşhûrede ve ‘ale'l-husûs süferâ-yı aktâr vüfûdunda zîver-i miyân-bend-i iftihâr ve ziyâ-resân-ı ‘ayün-i i‘tibâr eyler idi. İnkızâ-yı eyyâm nâ-pâ-pedâr ve istîfâ-yı evkāt-ı zûd-güzârı ‘akabinde Hazînedâr bulunan Cevherhân'ın [203a] meknûn-ı derc-i istitâr u temellükü olup, ba‘de'l-vefât eyâdî-yi müteneffisân-ı İrâniyân'da tevârüs ü tedâvül eyleyerek, A'câm'a tâbi‘ Ekrâd Vilayeti'nde Fûcân/Fevcân nâm mahalde mütemekkin İmâm Virdi Hân yedinde karâr\nve zûr-bâzû-yi akviyâ ile resîde-i dest-i tegallub olmak mülâhazâtı Hân-ı mezkûrun pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı münselibü'l-ıstıbârı olmağla, maʻrûz-ı bey' kılınmasını ızmâr ve bu keyfiyete Âsitâne-i saʻâdet'de sâkin olup, tüccâr-ı Bağdâd ve İrân ile beyʻ ü şirâsı olan tüccârdan biri vakıf olup, fi'l-hâl hâlâ Kethudâ-yı hazret-i Mehd-i ‘ulyâ ve Emîn-i Darb-hâne-i ‘âmire Yûsuf Ağa'ya taʻrîf ü ihbâr ve taʻyîn-i keyfiyyet ü mikdâr edüp, Ağa-yı mûmâ ileyh dahi bir vakit neşât-ı bârizü'l-inbisâtda bu tafsîlatı atebe-i ‘ulyâ-yı Mülûkâne'ye ‘arz u ifâde ve celb ü istihlâsı husûsu taraf-ı müstecmi‘ü'ş-seref-i Mülûkâne'den irâde kılınmışidi. Ancak İrân memleketi pâ-zede-i tavâyif-i hânân olmuş ise dahi tesallüf ü pindâra sezâ böylebir cevher bî-hemtânın âhar memlekete intikālini kâr-fermâyân-ı mülk-i ‘Acem revâ görmeyecekleri [203b] hüveydâ ve kazıyye-i beyʻ mahsûsları olduğu gibi ‘arak-ı taʻassubları nabazân ve men“ ü feshine ifrâğ-ı cehd ü tüvân edecekleri müstebân olup, istihsâline müsâʻade-i imkân nümâyân olduğu hâlde bile verâ-yı perde-i hafâdan izhâr-ı suver-i dâd ü sited lâzım geldiğini miyâneye tavassut eden tüccâr işʻâr ve fi'l-hakīka sırrân mâddenin iştirâsına şürûʻ olunup, vâsıta-i mezkûr cevher-i mezbûrun kat‘-ı semen ü celbini müştereklerine tahrîr ve hezâr hîle vü firîb ve envâ‘-1 vaʻz-1 garîb ile cevheri tahsîl ve Âsitâne'ye tavsîl eylediklerinde, fi'l-hâl Huzûr-ı hümâyûn'a takdîm ve pesendîde-i tab‘-ı müstakīm olup, iştirâsiyçün emr-i Cihân-mutâʻ sâdır ve ol cevher müstelzimü'l-mefâhir mecma‘-1 tarâyif-i cevâhir olan hazîne-i Şehinşâhî'ye dâhil olmak işârâtı zâhir olup, [204a] Ağa-yı mûmâ ileyh dahi ibtidâ-yı emrde cem‘-i sayrafiyân-ı etraf ve da‘vet-i cevâhir-şinâsân-ı eknâf edüp, cevher-i mezkûru irâ’et ile taleb-kâr-ı takvîm-i kıymet oldukda, imtinâ‘-1 mikdâr-1 muʻayyen ve istişkâl-i tasrîh-i semen ile tâyife-yi mezkûre bir zemân ser-i fürû-bürde-i hayret olup, baʻdehû bu cirm ü endâmda elmâs meşhûd-ı bâsıra-yı nâs olmadığında ıtbâk ve bin beş yüz kîse behâ farzında ittifâk eylediler. Bundan sonra cevherin sahibi ile kıymeti müzakere olunup, hadd-i i‘tidâlden hâric taʻyîn-i semen ü mikdâr ve berü tarafdan gâh terhîb ü istihkār ve gâh tergīb ü istiksâr vâdîlerinde metânet izhâr olunup, bu keşmekeş ile temâmca beş mâh güzâr ve taʻdîl ü tezyîl-i behâda hayli tekellüf ü zahmet bedîdâr ve encâm-ı kâr altı yüz kîseye katʻ ve sâhibine semeni teslîm ü defʻ olunup, ol cevher-i nâ-yâb mevsûl-ı Dârü'l-hazîne-i\nhazret-i Şehriyâr-ı ʻâlî-cenâb kılındı. Cevher-i mezkûru'l-evsâf âbdâr u şeffaf ve kulûb-ı ihlâs-kârân gibi gıll u gışşdan sâff olup, cinsine mahsûs maʻâyibden masûn ve bâdî-yi nazarda teşhîsi müstehîl olan temâsîl-i gayr-i mahsûsa ʻalâ-tarîkı'l-intibâʻ meclâ-yı mücellâsında rû-nümûn olacağı zâhir ise dahi, fî-zemânına hâzâ erbâb-ı devlet ve ashâb-ı tabîʻatın istiʻmâl eyledikleri cevâhirde mevcûd mehâsin cirm ü endâmdan hâlî ve i'mâl ü tesviyye olunduğu hâlde kadr-i ʻâlî ve kıymeti bi't-tezâʻuf gālî olacağı taʻne-zen-i şems-i münîr olan zamîr-i hazret-i Pâdişâhî'ye lâyih i münʻakis olup, bu san'atda mâhir ve tabîʻat-ı cevhere vukūfu bi't-tecribe zâhir birkaç kimesnenin Avrupa'dan celb ü ihzârı bâbında emr-i hümâyûnları sâdır olmuşidi. Ahvâl-i düvele [204b] nâzır olan Re'îsülküttâb Efendi sanâyiʻ-i cevheriyye ile iştihâr bulan devletlerden Felemenk ve sâyir düvel elçileriyle muhâbere edüp, devletlerine tahrîr ve mebʻûslarına ikrâm-ı vefîr olunacağını tezkîr etmişiken, habs-i tabî´î ve hased-i cibillî muktezâsınca her biri birer gûne îrâd-ı ʻillet ve celbini tarîkini sedd ile izhâr-ı envâʻ-ı suʻûbet eylediler. Vaktâ ki, Avrupa halkı Françelü üzerine hareket ve müşâcere vü muhâvereye bed' ü mübâşeret eylediler. Françelü'den zikr olunan mühre-i hakkâk mutâlebe olundukda, bila-muhalefet iki nefer üstâd-ı hakkâk irsâl etmeleriyle fi'l-hâl mesfûrlara Darb-hâne-i ʻÂmire'de ta'yîn-i makām ve levâzımât-ı sâyirelerine min-külli'l-vücûh ihtimâm olunup, refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâl ile hıdmete kıyâm ve Ağa-yı mûmâ ileyhin inzimâm-ı re'y ü ikdâmıyla zikr olunan cevheri işleyüp, birlanta olarak nihâde-i tabakha hıtâm eylediler. Hîn-i iʻmâlde cevher-i mezkûr eğerçi mâdde-i asliyyesinden yigirmi kırât noksâniyyet kabûl eyledi. Lâkin hüsn-i endâm ve safvet ü incilâ-yı tâm kesbiyle behâ-yı sabıkından bâlâ-ter ve gayr-ı ekall ve engüşt-i hazret-i Şehriyârî'ye lâyık ve mahall-i ber-engüşter-i bî-bedel oldu. Hazîne-i hümâyun'da fi'l-hakīka cevherin envâʻı mevcûd ve her biri bir isim ile mevsûm u maʻhûd ise dahi her birinde birer gûne sıfat-ı nâkısa meşhûd olup, bu cevher-i tab-dâra mevcûd olan cevâhirin nisbeti nücûm-ı zâhirenin âfitâb-ı ʻâlem-tâba nisbeti ve dürr-i Necef'in müdevvir-i hakīkī olan dürr-i galtâna müşâbeheti kabîlinden olduğu vâkıf-1 mâhiyyât-ı aʻrâz u cevâhir olan erbâb-ı basâyire zâhirdir. Cevher-i mezkûrun iştirâsına mütavassıt olan tüccâra on beş bin\ngurûş ve i'mâl u islâhına meʼmûr olan hakkâklara on beş bin gurûş inʻâm u ihsân ve hakkâkların [205a] levâzım-ı sâyirelerine dahi iki bin gurûş sarf olunduğu resîde-i derece-i tahkīk ü itkān olmuşdur. \n\n Bundan başka cevher-i mezkûru Îrân'dan celbe vâsıta olan tâcir-i diyâr-ı ʻAcem'den bir hâm elmâs iştirâ edüp, i‘mâl kasdıyla Felemenk'e irsâl ve dest-yârî-yi erbâb-ı sınâʻatle taʻdîl ü ikmâl ve yigirmi yedi kırât vezniyle Âsitâne'ye îsâl olunduğu haberi müstatli'ân-ı ahvâl-i rûzgâr vâsıtalarıyla Ağa-yı mûmâ ileyhin gûş-güzârı olup, der-ân-sâʻat cevher-i mezkûr getürdülüp, huzûr-ı lâmi‘ü'n-nûr-ı Mülûkâne'ye takdîm olundu. İltifât u muʻâyene olundukda, safvet ü incilâda cevher-i sâlifü'z-zikre müşâkil ü muʻâdil bulunduğundan fazla, hey'et ü endâmı matbûʻ ve ahsen-i eşkâl olan şekl-i müdevvirde bir cevher-i nâdirü'l-vukūʻ olduğu bedîdâr ve bunun dahi hazîne-i mevâhib-defîne-i Mülûkâne'de bulunması matlûb-ı Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr olmağla, bâyi'i tarafından Ağa-yı mûmâ ileyh kıymetini istifsâr eyledikde, beş yüz kîse mutâlebe ve ibrâm-ı küllîden sonra cüz’î tenzil ile kat‘-ı mücâvebe edüp, bâzû-yı hırsına rehâvet ü fütûr vermek içün bazı kimseler ıtmâʻ u hâhiş-i intifâʻ ile bâyiʻini iki yüz elli kîseye karîb meblağa ırzâ vü ikna eylediler. Hak budur ki, zikrolunan iki kıtʻa elmâs ki, her biri gıbta-zen-i erbâb-ı kuvvet ü be's ve eyâdî-yi eslâf u ahlâfda olan cevâhirin şöhretine bâʻis-i indirâsdır, fikdân-ı emsâl ve nedret-i eşkâl sebebi ile sezâvâr-ı mübâhât u iftihâr olduğu ve el-hâletü hâzihî düvel-i sâyirede i‘tinâya sezâ baʻzı cevâhir-i girân-behâ mevcûd ise dahi her biri birer ʻayb ile mecrûh ve Rûsiyye İmperatoriçesi'nin yigirmi sene mukaddem nakd-i bi-şümâr ile iştirâ eylediği cevher ki, şöhreti çâr cihete münteşir olmuşidi, bu cevherlere nisbetle [205b] seng-i ateş-zene gibi maʻyûb u makdûh olup, Padişah-ı meʻâlî-destgâh dâme fi hifzi'l-İlâh hazretleri sâyir ahvâlde şân-ı saltanatlarını tevfîr kasdında oldukları gibi, bu cihetle dahi debdebe-i Devlet-i ebed-müddetlerini teksîr ve sâlifü'l-beyân iki kıtʻa tuhfe-i ʻazîzü'l-menâl ve hediyye-i neşenîde misâli Devlet-i 'aliyyelerine ber-güzâr ve Hazîne-i\nhümâyûnlarına yâdigâr eyleyerek, menkabet-i Mülûkânelerin ilâ-yevmi't-tenâd vakf-ı zebân-ı ʻamme-i ʻibâd buyurdular.",
          "caption": "Zikr-i sitâden-i dü-kıt'a elmâs be-ma'rifet-i Emîn-i Darb-hâne-i ‘âmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_346.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i sitâden-i dü-kıt'a elmâs be-ma'rifet-i Emîn-i Darb-hâne-i ‘âmire",
          "text": "Def‘-i gāyile-i İrâniyân ile mâlik-i Îrân-zemîn olan Nâdir Şâh behâdır ki, [202b] ibtidâ zuhûrunda vekâlet-i Şâhî'yle kâr-fermâ-yı kutr-ı ‘Acem ve ba‘dehû a'mâl-ı letâyifü'l-hiyel ile Şâhlık merkezinde istikrar ve câlis-i mesned cemm olmuşidi, istisfâ-yı Azerbeycân ve Arrân ve ihtihlâs-ı memâlik-i Keyâniyân ‘akabinde tevsî‘-i vilâyet ve terfî‘-i şân u şöhret dâ‘iyesine düşüp, ez-cümle istimlâk-ı diyâr-ı Hind ‘azîmetini derpîş ve eşher-i müdün-i Hindiyye'den olan Kandehâr'a sevk-i sipâh-ı bed-kîş edüp, fezâ-yı pehnâ-yı Kandehâr pâ-mâl-i senâbikü'l-hayli ‘asker-i cerrâr oldukda, muhâsaraya şürû‘ ve ifnâ-yı efrâd u cümû‘ edüp, bilâhare memleket-i mezkûreyi teshîr ü igtisâb ve duhûr-ı mütetâvileden berü hazîne-i Kandehâr'da müddehar ü mahzûn olan tuhaf u turafa zafer-yâb olduğundan fazla, Şâhân-ı Hind'in mâ-bihî'l-iftihârı ve müteşahhısân-ı etrâfın matmah-ı enzârı olup, râyân-ı Hind'den sâhib-kırân-ı re'ye mensûb altmış kirata karîb mahrûtiyyü'ş-şekl bir kıt‘a elmâs Şâh-ı müşârun ileyhe mevhûb kılınmışidi. Cevher-i mezkûrun misli nâdîde ve ‘adîli nâ-şenîde olduğundan güyâ genc-i şâygân ve direfş-i Kâviyân'e müşâbih bir ‘alak-ı nefîse mâlik olup, ol cevher-i nâ-yâb ve ol ‘akīle-i şeb-tâb Nûrü'l-‘ayn ismiyle tesmiye ve ser-i hançere ta'biye edüp, merdümün çeşmine mu‘âdil ve iklîm-i Îrân ve Tûrân'a mukābil ‘add eylediğinden başka, mevâsim-i meşhûrede ve ‘ale'l-husûs süferâ-yı aktâr vüfûdunda zîver-i miyân-bend-i iftihâr ve ziyâ-resân-ı ‘ayün-i i‘tibâr eyler idi. İnkızâ-yı eyyâm nâ-pâ-pedâr ve istîfâ-yı evkāt-ı zûd-güzârı ‘akabinde Hazînedâr bulunan Cevherhân'ın [203a] meknûn-ı derc-i istitâr u temellükü olup, ba‘de'l-vefât eyâdî-yi müteneffisân-ı İrâniyân'da tevârüs ü tedâvül eyleyerek, A'câm'a tâbi‘ Ekrâd Vilayeti'nde Fûcân/Fevcân nâm mahalde mütemekkin İmâm Virdi Hân yedinde karâr\nve zûr-bâzû-yi akviyâ ile resîde-i dest-i tegallub olmak mülâhazâtı Hân-ı mezkûrun pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı münselibü'l-ıstıbârı olmağla, maʻrûz-ı bey' kılınmasını ızmâr ve bu keyfiyete Âsitâne-i saʻâdet'de sâkin olup, tüccâr-ı Bağdâd ve İrân ile beyʻ ü şirâsı olan tüccârdan biri vakıf olup, fi'l-hâl hâlâ Kethudâ-yı hazret-i Mehd-i ‘ulyâ ve Emîn-i Darb-hâne-i ‘âmire Yûsuf Ağa'ya taʻrîf ü ihbâr ve taʻyîn-i keyfiyyet ü mikdâr edüp, Ağa-yı mûmâ ileyh dahi bir vakit neşât-ı bârizü'l-inbisâtda bu tafsîlatı atebe-i ‘ulyâ-yı Mülûkâne'ye ‘arz u ifâde ve celb ü istihlâsı husûsu taraf-ı müstecmi‘ü'ş-seref-i Mülûkâne'den irâde kılınmışidi. Ancak İrân memleketi pâ-zede-i tavâyif-i hânân olmuş ise dahi tesallüf ü pindâra sezâ böylebir cevher bî-hemtânın âhar memlekete intikālini kâr-fermâyân-ı mülk-i ‘Acem revâ görmeyecekleri [203b] hüveydâ ve kazıyye-i beyʻ mahsûsları olduğu gibi ‘arak-ı taʻassubları nabazân ve men“ ü feshine ifrâğ-ı cehd ü tüvân edecekleri müstebân olup, istihsâline müsâʻade-i imkân nümâyân olduğu hâlde bile verâ-yı perde-i hafâdan izhâr-ı suver-i dâd ü sited lâzım geldiğini miyâneye tavassut eden tüccâr işʻâr ve fi'l-hakīka sırrân mâddenin iştirâsına şürûʻ olunup, vâsıta-i mezkûr cevher-i mezbûrun kat‘-ı semen ü celbini müştereklerine tahrîr ve hezâr hîle vü firîb ve envâ‘-1 vaʻz-1 garîb ile cevheri tahsîl ve Âsitâne'ye tavsîl eylediklerinde, fi'l-hâl Huzûr-ı hümâyûn'a takdîm ve pesendîde-i tab‘-ı müstakīm olup, iştirâsiyçün emr-i Cihân-mutâʻ sâdır ve ol cevher müstelzimü'l-mefâhir mecma‘-1 tarâyif-i cevâhir olan hazîne-i Şehinşâhî'ye dâhil olmak işârâtı zâhir olup, [204a] Ağa-yı mûmâ ileyh dahi ibtidâ-yı emrde cem‘-i sayrafiyân-ı etraf ve da‘vet-i cevâhir-şinâsân-ı eknâf edüp, cevher-i mezkûru irâ’et ile taleb-kâr-ı takvîm-i kıymet oldukda, imtinâ‘-1 mikdâr-1 muʻayyen ve istişkâl-i tasrîh-i semen ile tâyife-yi mezkûre bir zemân ser-i fürû-bürde-i hayret olup, baʻdehû bu cirm ü endâmda elmâs meşhûd-ı bâsıra-yı nâs olmadığında ıtbâk ve bin beş yüz kîse behâ farzında ittifâk eylediler. Bundan sonra cevherin sahibi ile kıymeti müzakere olunup, hadd-i i‘tidâlden hâric taʻyîn-i semen ü mikdâr ve berü tarafdan gâh terhîb ü istihkār ve gâh tergīb ü istiksâr vâdîlerinde metânet izhâr olunup, bu keşmekeş ile temâmca beş mâh güzâr ve taʻdîl ü tezyîl-i behâda hayli tekellüf ü zahmet bedîdâr ve encâm-ı kâr altı yüz kîseye katʻ ve sâhibine semeni teslîm ü defʻ olunup, ol cevher-i nâ-yâb mevsûl-ı Dârü'l-hazîne-i\nhazret-i Şehriyâr-ı ʻâlî-cenâb kılındı. Cevher-i mezkûru'l-evsâf âbdâr u şeffaf ve kulûb-ı ihlâs-kârân gibi gıll u gışşdan sâff olup, cinsine mahsûs maʻâyibden masûn ve bâdî-yi nazarda teşhîsi müstehîl olan temâsîl-i gayr-i mahsûsa ʻalâ-tarîkı'l-intibâʻ meclâ-yı mücellâsında rû-nümûn olacağı zâhir ise dahi, fî-zemânına hâzâ erbâb-ı devlet ve ashâb-ı tabîʻatın istiʻmâl eyledikleri cevâhirde mevcûd mehâsin cirm ü endâmdan hâlî ve i'mâl ü tesviyye olunduğu hâlde kadr-i ʻâlî ve kıymeti bi't-tezâʻuf gālî olacağı taʻne-zen-i şems-i münîr olan zamîr-i hazret-i Pâdişâhî'ye lâyih i münʻakis olup, bu san'atda mâhir ve tabîʻat-ı cevhere vukūfu bi't-tecribe zâhir birkaç kimesnenin Avrupa'dan celb ü ihzârı bâbında emr-i hümâyûnları sâdır olmuşidi. Ahvâl-i düvele [204b] nâzır olan Re'îsülküttâb Efendi sanâyiʻ-i cevheriyye ile iştihâr bulan devletlerden Felemenk ve sâyir düvel elçileriyle muhâbere edüp, devletlerine tahrîr ve mebʻûslarına ikrâm-ı vefîr olunacağını tezkîr etmişiken, habs-i tabî´î ve hased-i cibillî muktezâsınca her biri birer gûne îrâd-ı ʻillet ve celbini tarîkini sedd ile izhâr-ı envâʻ-ı suʻûbet eylediler. Vaktâ ki, Avrupa halkı Françelü üzerine hareket ve müşâcere vü muhâvereye bed' ü mübâşeret eylediler. Françelü'den zikr olunan mühre-i hakkâk mutâlebe olundukda, bila-muhalefet iki nefer üstâd-ı hakkâk irsâl etmeleriyle fi'l-hâl mesfûrlara Darb-hâne-i ʻÂmire'de ta'yîn-i makām ve levâzımât-ı sâyirelerine min-külli'l-vücûh ihtimâm olunup, refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâl ile hıdmete kıyâm ve Ağa-yı mûmâ ileyhin inzimâm-ı re'y ü ikdâmıyla zikr olunan cevheri işleyüp, birlanta olarak nihâde-i tabakha hıtâm eylediler. Hîn-i iʻmâlde cevher-i mezkûr eğerçi mâdde-i asliyyesinden yigirmi kırât noksâniyyet kabûl eyledi. Lâkin hüsn-i endâm ve safvet ü incilâ-yı tâm kesbiyle behâ-yı sabıkından bâlâ-ter ve gayr-ı ekall ve engüşt-i hazret-i Şehriyârî'ye lâyık ve mahall-i ber-engüşter-i bî-bedel oldu. Hazîne-i hümâyun'da fi'l-hakīka cevherin envâʻı mevcûd ve her biri bir isim ile mevsûm u maʻhûd ise dahi her birinde birer gûne sıfat-ı nâkısa meşhûd olup, bu cevher-i tab-dâra mevcûd olan cevâhirin nisbeti nücûm-ı zâhirenin âfitâb-ı ʻâlem-tâba nisbeti ve dürr-i Necef'in müdevvir-i hakīkī olan dürr-i galtâna müşâbeheti kabîlinden olduğu vâkıf-1 mâhiyyât-ı aʻrâz u cevâhir olan erbâb-ı basâyire zâhirdir. Cevher-i mezkûrun iştirâsına mütavassıt olan tüccâra on beş bin\ngurûş ve i'mâl u islâhına meʼmûr olan hakkâklara on beş bin gurûş inʻâm u ihsân ve hakkâkların [205a] levâzım-ı sâyirelerine dahi iki bin gurûş sarf olunduğu resîde-i derece-i tahkīk ü itkān olmuşdur. \n\n Bundan başka cevher-i mezkûru Îrân'dan celbe vâsıta olan tâcir-i diyâr-ı ʻAcem'den bir hâm elmâs iştirâ edüp, i‘mâl kasdıyla Felemenk'e irsâl ve dest-yârî-yi erbâb-ı sınâʻatle taʻdîl ü ikmâl ve yigirmi yedi kırât vezniyle Âsitâne'ye îsâl olunduğu haberi müstatli'ân-ı ahvâl-i rûzgâr vâsıtalarıyla Ağa-yı mûmâ ileyhin gûş-güzârı olup, der-ân-sâʻat cevher-i mezkûr getürdülüp, huzûr-ı lâmi‘ü'n-nûr-ı Mülûkâne'ye takdîm olundu. İltifât u muʻâyene olundukda, safvet ü incilâda cevher-i sâlifü'z-zikre müşâkil ü muʻâdil bulunduğundan fazla, hey'et ü endâmı matbûʻ ve ahsen-i eşkâl olan şekl-i müdevvirde bir cevher-i nâdirü'l-vukūʻ olduğu bedîdâr ve bunun dahi hazîne-i mevâhib-defîne-i Mülûkâne'de bulunması matlûb-ı Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr olmağla, bâyi'i tarafından Ağa-yı mûmâ ileyh kıymetini istifsâr eyledikde, beş yüz kîse mutâlebe ve ibrâm-ı küllîden sonra cüz’î tenzil ile kat‘-ı mücâvebe edüp, bâzû-yı hırsına rehâvet ü fütûr vermek içün bazı kimseler ıtmâʻ u hâhiş-i intifâʻ ile bâyiʻini iki yüz elli kîseye karîb meblağa ırzâ vü ikna eylediler. Hak budur ki, zikrolunan iki kıtʻa elmâs ki, her biri gıbta-zen-i erbâb-ı kuvvet ü be's ve eyâdî-yi eslâf u ahlâfda olan cevâhirin şöhretine bâʻis-i indirâsdır, fikdân-ı emsâl ve nedret-i eşkâl sebebi ile sezâvâr-ı mübâhât u iftihâr olduğu ve el-hâletü hâzihî düvel-i sâyirede i‘tinâya sezâ baʻzı cevâhir-i girân-behâ mevcûd ise dahi her biri birer ʻayb ile mecrûh ve Rûsiyye İmperatoriçesi'nin yigirmi sene mukaddem nakd-i bi-şümâr ile iştirâ eylediği cevher ki, şöhreti çâr cihete münteşir olmuşidi, bu cevherlere nisbetle [205b] seng-i ateş-zene gibi maʻyûb u makdûh olup, Padişah-ı meʻâlî-destgâh dâme fi hifzi'l-İlâh hazretleri sâyir ahvâlde şân-ı saltanatlarını tevfîr kasdında oldukları gibi, bu cihetle dahi debdebe-i Devlet-i ebed-müddetlerini teksîr ve sâlifü'l-beyân iki kıtʻa tuhfe-i ʻazîzü'l-menâl ve hediyye-i neşenîde misâli Devlet-i 'aliyyelerine ber-güzâr ve Hazîne-i\nhümâyûnlarına yâdigâr eyleyerek, menkabet-i Mülûkânelerin ilâ-yevmi't-tenâd vakf-ı zebân-ı ʻamme-i ʻibâd buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikrolunan iki kıtʻa elmâs ne derecelerde erzân kıymet ve endek behâ ile iştirâ olunduğu tabâyiʻ-i cevhere vakıf ve cevdet ü redâʼet-i elmâsa ʻârif olanlara rû-nümâ ve bâ-husûs hîn-i mubâyaʻada irâde-rahs ile temhîd-i mukaddemât-ı maʻkūle ve tertîb-i kıyâsât-ı makbûle eden zât-ı maʻrûfun hidmet ü sadâkat-ı bâyestesi ez-ser-i nev zâhir olduğu vabeste-i kayd-ı riyâdır.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_347.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Zikrolunan iki kıtʻa elmâs ne derecelerde erzân kıymet ve endek behâ ile iştirâ olunduğu tabâyiʻ-i cevhere vakıf ve cevdet ü redâʼet-i elmâsa ʻârif olanlara rû-nümâ ve bâ-husûs hîn-i mubâyaʻada irâde-rahs ile temhîd-i mukaddemât-ı maʻkūle ve tertîb-i kıyâsât-ı makbûle eden zât-ı maʻrûfun hidmet ü sadâkat-ı bâyestesi ez-ser-i nev zâhir olduğu vabeste-i kayd-ı riyâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlisi Vezîr Ebûbekir Paşa'nın İlbasan ve Ohri taraflarına ʻavdeti bâlâda mufassalân tahrîr olunmuş idi. Mütefferrik olan ʻaskeri müşârûn ileyh başına cemʻ ve telâfi-yi mâfât sûretinde makarr-ı hükümeti olan Manastır Kasabası'na gelüp, etrâfa havâle-i semʻ eylediğini ifade etmişidi. Kazıyye-i mezbûrenin vukūʻu mukadderât-ı İlâhîyye'den olup, bundan sonra ne makūle tedârük lâzım geldiği müşârûn ileyhden istihbâr olundukda, sene-i âtiyede Rumeli ve Anadolu taraflarından külliyetlü 'asker sevk ü tesyîr ve mühimmât u edevât tevfîr olunup, ihtişâd-ı ecnâd ve tekmîl-i 'udde vü ʻatâd ʻakabinde bâgī-yi mezbûr üzerine hareket olunup, kuvve-i kāhire ile ifnâ vü tedmîr ve yâhûd şimdilik etrâf u eknâfı ihâtâ vü istîʻâb ve her bâr üzerine hareket olunmak üzere olduğunu işrâb eder baʻzı evzaʻ ihtirâʻ olunmak ve her çend zahm-hûrde-i devlet olup, şimdilik harekete mecâli yoğise dahi izhâr-ı celâdet mevkiinde İskenderiye'den çıkup, bir tarafa tasallut daʻvâsında olur ise mukābele vü mukavemete müstaʻidd bulunmak tedâbîri müşârûn ileyh tarafından işrâb olunmuş idi. Bâʻzı ʻavârızât-ı mülkiyye hasebiyle tedbîr-i ahîr muvâfık-ı re’y-i müşîr ü müsteşîr olmakla şimdilik tercîh olunan tedbîre müteferri olan levâzım tesviye vü tanzîm bi-fazlihî Teʻâlâ sene-i âtiyede şakī-yi merkūmun istîsâline külliyetlü ʻasker ü mühimmât tertîb olunmak tasmîm olundu.",
          "caption": "[206a] Tetimme-i ahvâl-i İskenderiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_348.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "[206a] Tetimme-i ahvâl-i İskenderiyye",
          "text": "Rumeli Vâlisi Vezîr Ebûbekir Paşa'nın İlbasan ve Ohri taraflarına ʻavdeti bâlâda mufassalân tahrîr olunmuş idi. Mütefferrik olan ʻaskeri müşârûn ileyh başına cemʻ ve telâfi-yi mâfât sûretinde makarr-ı hükümeti olan Manastır Kasabası'na gelüp, etrâfa havâle-i semʻ eylediğini ifade etmişidi. Kazıyye-i mezbûrenin vukūʻu mukadderât-ı İlâhîyye'den olup, bundan sonra ne makūle tedârük lâzım geldiği müşârûn ileyhden istihbâr olundukda, sene-i âtiyede Rumeli ve Anadolu taraflarından külliyetlü 'asker sevk ü tesyîr ve mühimmât u edevât tevfîr olunup, ihtişâd-ı ecnâd ve tekmîl-i 'udde vü ʻatâd ʻakabinde bâgī-yi mezbûr üzerine hareket olunup, kuvve-i kāhire ile ifnâ vü tedmîr ve yâhûd şimdilik etrâf u eknâfı ihâtâ vü istîʻâb ve her bâr üzerine hareket olunmak üzere olduğunu işrâb eder baʻzı evzaʻ ihtirâʻ olunmak ve her çend zahm-hûrde-i devlet olup, şimdilik harekete mecâli yoğise dahi izhâr-ı celâdet mevkiinde İskenderiye'den çıkup, bir tarafa tasallut daʻvâsında olur ise mukābele vü mukavemete müstaʻidd bulunmak tedâbîri müşârûn ileyh tarafından işrâb olunmuş idi. Bâʻzı ʻavârızât-ı mülkiyye hasebiyle tedbîr-i ahîr muvâfık-ı re’y-i müşîr ü müsteşîr olmakla şimdilik tercîh olunan tedbîre müteferri olan levâzım tesviye vü tanzîm bi-fazlihî Teʻâlâ sene-i âtiyede şakī-yi merkūmun istîsâline külliyetlü ʻasker ü mühimmât tertîb olunmak tasmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esfâr-ı sabıkadan mukaddem Moskov tüccârının Devlet-i ‘aliyye reʻâyâsından istîcâr eyledikleri sefâyinin her birinden hılâf-ı şurût-ı masdariyye vü gümrük ve harc-ı ‘ilâm ve sâyir birer nâm ile doksan dört gurûş ahz olunup seferlerden sonra zikr olunan mâdde tefrît kabûl ve bu hisâb üzere bir sefînenin [206b] harcı üç yüz elli gurûşa mevsûl olup, reʻâyâ-yı Devlet-i 'aliyye mutazarrır u rencîde ve sevdâ-yı ticâretten izhar-ı ‘acz u remîde, giderek mâdde-i ticâret bi'l-külliye dest-i bî-gâneye resîde olacağından başka, mesârif-i sefâyin ecnâs-ı eşyâya mahmûl ve bi'z-zarûre ecnâs-ı erzâkda galâ zuhûru meczûm-ı erbâb-ı ‘ukūl olup, fî-mâ-baʻd Re'isülküttâb efendilere verilegelan elli gurûş harc-ı fermân bi'l-külliye refʻ ve küttâba verilan meblağ tansîf olunup, fakat bir defʻa otuz gurûş ile ticâret emri tahsîl olunmak ve bâlâda zikrolunan harc-ı sefînenin baʻzısı ilgā ve baʻzısı hadd-i i‘tidâle tenzîl ile ibkā ve bu imtiyâzât-ı kapan vesâyir ehl-i İslâm tüccârı hakkında dahi cârî olmak üzere kalemlere 'ilm ü haber itâ olundu.\nMısır ve Dimyât ve İskenderiyye ve sâyir limanlardan Asitâne-i saʻâdet'e celb olunan ecnâs-ı zehâyir ve eşyâ-yı mütenevviʻanın nakli müste'men tayifesine münhasır ve fevâyid-i ticâret-i ecânibe mahsûs olup, Cüz'-i Evvel'de tafsîl olunduğu üzere cem'-i fâyideteyn irâdesiyle tanzîm-i umûr-u ticâret ve teksîr-i sefâyin devlet matlûb-ı hazret-i Cihandârî olmuşidi.\n\nBi-fazlihî Teʻâlâ el-yevm sefâyin-i tüccâr-ı devlet kabul-i kesret ü teʻaddüd ve hâhiş ü şevk-i ashâb-ı servet nev-be-nev kesb-i teceddüd edüp ancak sevâhil-i İslâmiye'de vâkiʻ limanlardan nakl-i zehâyir tertîbi münʻadim ve Devlet-i ‘aliyye tüccârına bir nevʻ imtiyaz verilmek lâzım olmağla, binâ-berîn Devlet-i 'aliyye limânlarından ehl-i İslâm kalyonları ve üç direkli taʻbîr olunur merâkib-i İslâmiyye ve baʻdehû reʻâyâ-yı Devlet-i 'aliyye sefâyini 'ale't-tertîb hamûlelerini alup, tertîb-i mezkûr üzere limânlardan infisâlleri vukūʻ bulmadıkça müste'men tâyifesi hamûlelerini almağa mübâşeret etmamek şurûtu tanzîm [207a] olunup, nevbet ü tertîbe riʻâyet ve hılâfından tevakkī vü mücânebet olunmak bâbında\nMısır Vâlîsi'ne ve ümerâya ve sâyir sevâhil-i İslâmiyye'de vâki‘ zâbitâna hitâben evâmir-i ʻaliyye ısdâr u tisyâr olundu.",
          "caption": "Tahfîf-i resm ü teklîf ve tertîb-i nevbet-i sefâyin-i tüccâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_349.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tahfîf-i resm ü teklîf ve tertîb-i nevbet-i sefâyin-i tüccâr",
          "text": "Esfâr-ı sabıkadan mukaddem Moskov tüccârının Devlet-i ‘aliyye reʻâyâsından istîcâr eyledikleri sefâyinin her birinden hılâf-ı şurût-ı masdariyye vü gümrük ve harc-ı ‘ilâm ve sâyir birer nâm ile doksan dört gurûş ahz olunup seferlerden sonra zikr olunan mâdde tefrît kabûl ve bu hisâb üzere bir sefînenin [206b] harcı üç yüz elli gurûşa mevsûl olup, reʻâyâ-yı Devlet-i 'aliyye mutazarrır u rencîde ve sevdâ-yı ticâretten izhar-ı ‘acz u remîde, giderek mâdde-i ticâret bi'l-külliye dest-i bî-gâneye resîde olacağından başka, mesârif-i sefâyin ecnâs-ı eşyâya mahmûl ve bi'z-zarûre ecnâs-ı erzâkda galâ zuhûru meczûm-ı erbâb-ı ‘ukūl olup, fî-mâ-baʻd Re'isülküttâb efendilere verilegelan elli gurûş harc-ı fermân bi'l-külliye refʻ ve küttâba verilan meblağ tansîf olunup, fakat bir defʻa otuz gurûş ile ticâret emri tahsîl olunmak ve bâlâda zikrolunan harc-ı sefînenin baʻzısı ilgā ve baʻzısı hadd-i i‘tidâle tenzîl ile ibkā ve bu imtiyâzât-ı kapan vesâyir ehl-i İslâm tüccârı hakkında dahi cârî olmak üzere kalemlere 'ilm ü haber itâ olundu.\nMısır ve Dimyât ve İskenderiyye ve sâyir limanlardan Asitâne-i saʻâdet'e celb olunan ecnâs-ı zehâyir ve eşyâ-yı mütenevviʻanın nakli müste'men tayifesine münhasır ve fevâyid-i ticâret-i ecânibe mahsûs olup, Cüz'-i Evvel'de tafsîl olunduğu üzere cem'-i fâyideteyn irâdesiyle tanzîm-i umûr-u ticâret ve teksîr-i sefâyin devlet matlûb-ı hazret-i Cihandârî olmuşidi.\n\nBi-fazlihî Teʻâlâ el-yevm sefâyin-i tüccâr-ı devlet kabul-i kesret ü teʻaddüd ve hâhiş ü şevk-i ashâb-ı servet nev-be-nev kesb-i teceddüd edüp ancak sevâhil-i İslâmiye'de vâkiʻ limanlardan nakl-i zehâyir tertîbi münʻadim ve Devlet-i ‘aliyye tüccârına bir nevʻ imtiyaz verilmek lâzım olmağla, binâ-berîn Devlet-i 'aliyye limânlarından ehl-i İslâm kalyonları ve üç direkli taʻbîr olunur merâkib-i İslâmiyye ve baʻdehû reʻâyâ-yı Devlet-i 'aliyye sefâyini 'ale't-tertîb hamûlelerini alup, tertîb-i mezkûr üzere limânlardan infisâlleri vukūʻ bulmadıkça müste'men tâyifesi hamûlelerini almağa mübâşeret etmamek şurûtu tanzîm [207a] olunup, nevbet ü tertîbe riʻâyet ve hılâfından tevakkī vü mücânebet olunmak bâbında\nMısır Vâlîsi'ne ve ümerâya ve sâyir sevâhil-i İslâmiyye'de vâki‘ zâbitâna hitâben evâmir-i ʻaliyye ısdâr u tisyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʻaliyye reʻâyâsından olup, ticâret-i bahriyye ile ülfet ü teʻayyüş eden tâyifenin bilâ-kayd u şart umûr-ı ticârete tesaddîleri mehâzîr-i mülkiyyeyi müstelzim olmakdan nâşî, o makūle erbâb-ı ticâretin senedât ve küfelâ ile taht-ı râbıtaya idhâl olunması lâzıme-i hâlden olup, binâ'en-ʻalâ-zâlik husûs-ı mezkûr hâlâ Deryâ Kapudânı Vezîr Hüseyin Paşa'ya ihâle olunup, erbâb-ı vukûf u tecribe ile müzâkere ve fî-mâ-baʻd reʻâyâdan olan tüccârın bilâd-ı İslâmiyye'den ihrâcı gayr-i memnû olan eşyâ ile Rûsiyye iskelelerine gidüp, beyʻ ve o tarafdan hınta vü şaʻîr ve sâyir eşyâ iştirâ Âsitâne-i ʻaliyye Akdeniz ve kendülere el verecek mahallere nakl etmek ve sefînelerine aldıklarına tâyifenin mekādir ü kemiyyât ve eşhâsını mübeyyen mukīm oldukları adaların koca-başıları yedinde mahfûz kebîr ada, mührüyle kefâlet kâğıdı ahz ve Âsitâne'ye geldikde tekrar kefîlleri alınup, yedlerinde olan memhûr kâğıdları Dîvân-hâne'de hıfz ve gümrüğe ʻilm ü haberi verildikden sonra Akdeniz'den Karadeniz'e ve Karadeniz'den Akdeniz'e li-ecli't-ticâre âmed-şüd içün ruhsat ve bir defʻa yedlerine emr-i şerîf verilüp, her defʻa Dîvân-hâne'den gümrüğe ʻilm ü haber verilmek Liman Nâzırı maʻrifetiyle iyâb u zehâbda yoklanup, tâyifeden noksân müşâhede olundukda, i‘timâd gelecek derecelerde dikkat ve tashîh-i madde olunup, noksân helâke mebnî ise iğmâz, değil ise o misillü sefîne re'îsinin adada kefîli olan Koca-başı ve Âsitâne'de olan dîger kefîli vücûd-ı mefkūda dek [207b] maʻan habs ü ibgāz olunup, zuhûr etmediği hâlde sermâye ve sefîne mîrîye zabt ve kefîller sâyire ʻibret olunmak şerâyiti ile Vezîr-i müşârun ʻileyh hazretleri mâddeyi tanzîm ve bu mefhûmda Bâb-ı âlî'ye takrîr takdîm etmekle, baʻzı izâfât-ı lâzıme ile zikr olunan nizâm kaleme kayd olunup ilâ-mâ-şâʼallâh düstûru'l-ʻamel olmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr ve bu râbıta-i hasene ile ezhân-ı ʻukalâya tebâdür eden envâʻ-ı mahzûr ber-taraf u mehcûr oldu.",
          "caption": "Zikr-i tanzîm-i ticâret-i reʻâyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_350.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tanzîm-i ticâret-i reʻâyâ",
          "text": "Devlet-i ʻaliyye reʻâyâsından olup, ticâret-i bahriyye ile ülfet ü teʻayyüş eden tâyifenin bilâ-kayd u şart umûr-ı ticârete tesaddîleri mehâzîr-i mülkiyyeyi müstelzim olmakdan nâşî, o makūle erbâb-ı ticâretin senedât ve küfelâ ile taht-ı râbıtaya idhâl olunması lâzıme-i hâlden olup, binâ'en-ʻalâ-zâlik husûs-ı mezkûr hâlâ Deryâ Kapudânı Vezîr Hüseyin Paşa'ya ihâle olunup, erbâb-ı vukûf u tecribe ile müzâkere ve fî-mâ-baʻd reʻâyâdan olan tüccârın bilâd-ı İslâmiyye'den ihrâcı gayr-i memnû olan eşyâ ile Rûsiyye iskelelerine gidüp, beyʻ ve o tarafdan hınta vü şaʻîr ve sâyir eşyâ iştirâ Âsitâne-i ʻaliyye Akdeniz ve kendülere el verecek mahallere nakl etmek ve sefînelerine aldıklarına tâyifenin mekādir ü kemiyyât ve eşhâsını mübeyyen mukīm oldukları adaların koca-başıları yedinde mahfûz kebîr ada, mührüyle kefâlet kâğıdı ahz ve Âsitâne'ye geldikde tekrar kefîlleri alınup, yedlerinde olan memhûr kâğıdları Dîvân-hâne'de hıfz ve gümrüğe ʻilm ü haberi verildikden sonra Akdeniz'den Karadeniz'e ve Karadeniz'den Akdeniz'e li-ecli't-ticâre âmed-şüd içün ruhsat ve bir defʻa yedlerine emr-i şerîf verilüp, her defʻa Dîvân-hâne'den gümrüğe ʻilm ü haber verilmek Liman Nâzırı maʻrifetiyle iyâb u zehâbda yoklanup, tâyifeden noksân müşâhede olundukda, i‘timâd gelecek derecelerde dikkat ve tashîh-i madde olunup, noksân helâke mebnî ise iğmâz, değil ise o misillü sefîne re'îsinin adada kefîli olan Koca-başı ve Âsitâne'de olan dîger kefîli vücûd-ı mefkūda dek [207b] maʻan habs ü ibgāz olunup, zuhûr etmediği hâlde sermâye ve sefîne mîrîye zabt ve kefîller sâyire ʻibret olunmak şerâyiti ile Vezîr-i müşârun ʻileyh hazretleri mâddeyi tanzîm ve bu mefhûmda Bâb-ı âlî'ye takrîr takdîm etmekle, baʻzı izâfât-ı lâzıme ile zikr olunan nizâm kaleme kayd olunup ilâ-mâ-şâʼallâh düstûru'l-ʻamel olmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr ve bu râbıta-i hasene ile ezhân-ı ʻukalâya tebâdür eden envâʻ-ı mahzûr ber-taraf u mehcûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Levâzım-ı cihâd ve muhâfaza-i ekāsî-yi bilâd içün reʻâyâ-yı devlete mazârr u meşâk ve teklîf-i mâ-lâ-yutâk olmayacak derecelerde irâd tedârükü min-ehemmi'l-umûr olmakdan nâşî, şimdiye dek telâhuk-ı efkâr-ı ûli'l-ebsâr ile teksîr-i îrâd-ı devlete şedd-i nitak-ı ihtimâm olunmuşidi. Bu defʻa dahi resm-i yapağı mukātaʻası ihdâs ve Îrâd-ı Cedîd'e ilhâk olunup şöyle ki, memâlik-i mahrûsede mevcûd her bir re's maz u ganemden senede birer pâre resm alınup, işbu sekiz senesi Martı ibtidâsından iʻtibâr ile ber-vech-i emânet Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafından 'ummâle tefvîz ü ilzâm ve kaleminde mukayyed olduğu şürût üzere harekete kıyâm ve ziyâde şey talebinden mübâʻadet etmeleri ferden-ferdâ tenbîh ü ifhâm olundu. Rüsûmât-ı mezkûre şey'-i ehass olarak aʻdâda mevzûʻ olduğundan, \"Ez-her rîş yek-mû\" mazmûnu zâhir ü ‘ayân ve bu sebeple ashâb-ı ‘alâka ve reʻâyâya kıl kadar girân gelmeyüp, resm-i mezkûrun edâsında müsâraʻatları nümâyân olduğundan fazla, mâl-i mukātaʻa fî-bâdiyyi'l-re'y küllî efrâdı kabîlinden olup ihâta-i efrâd ile kabûl-i ictimâʻ eyledikde, [mısrâ]: Ve evvelü'l-gaysi katrün sümme yensekibü mefhûmu üzere vâfir nükūda bâliğ olup, mesârifât-ı seferiyyeye medâr-ı küllî olacağı \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" rûşen ü zâhirdir.",
          "caption": "Vazʻ-ı resm-i yapağı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_351.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vazʻ-ı resm-i yapağı",
          "text": "Levâzım-ı cihâd ve muhâfaza-i ekāsî-yi bilâd içün reʻâyâ-yı devlete mazârr u meşâk ve teklîf-i mâ-lâ-yutâk olmayacak derecelerde irâd tedârükü min-ehemmi'l-umûr olmakdan nâşî, şimdiye dek telâhuk-ı efkâr-ı ûli'l-ebsâr ile teksîr-i îrâd-ı devlete şedd-i nitak-ı ihtimâm olunmuşidi. Bu defʻa dahi resm-i yapağı mukātaʻası ihdâs ve Îrâd-ı Cedîd'e ilhâk olunup şöyle ki, memâlik-i mahrûsede mevcûd her bir re's maz u ganemden senede birer pâre resm alınup, işbu sekiz senesi Martı ibtidâsından iʻtibâr ile ber-vech-i emânet Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafından 'ummâle tefvîz ü ilzâm ve kaleminde mukayyed olduğu şürût üzere harekete kıyâm ve ziyâde şey talebinden mübâʻadet etmeleri ferden-ferdâ tenbîh ü ifhâm olundu. Rüsûmât-ı mezkûre şey'-i ehass olarak aʻdâda mevzûʻ olduğundan, \"Ez-her rîş yek-mû\" mazmûnu zâhir ü ‘ayân ve bu sebeple ashâb-ı ‘alâka ve reʻâyâya kıl kadar girân gelmeyüp, resm-i mezkûrun edâsında müsâraʻatları nümâyân olduğundan fazla, mâl-i mukātaʻa fî-bâdiyyi'l-re'y küllî efrâdı kabîlinden olup ihâta-i efrâd ile kabûl-i ictimâʻ eyledikde, [mısrâ]: Ve evvelü'l-gaysi katrün sümme yensekibü mefhûmu üzere vâfir nükūda bâliğ olup, mesârifât-ı seferiyyeye medâr-ı küllî olacağı \"Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir\" rûşen ü zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[208a] Avrupa devletlerinden bir devlete İkāmet Elçisi taʻyîn olundukda o makūle elçiye varacağı devletin re's-i hudûdundan gerisi memleketine varınca yollarda ve kezâlik müddet-i ikāmet ü ‘avdetinde taʻyînât i‘tâsı düvel-i mesfûrenin\nmuʻtâdları olmayup, bu ‘âdet fekat Devlet-i ‘aliyye'de cârî ve hakīkat-i hâle nazar olunsa yollarda ve Âsitâne-i saʻâdet'de altışar ve sekizer ay taʻyînât i‘tâsı mücerred iltifât kabîlinden ve Devlet-i ‘aliyye'ye münhasır in‘âmât-ı zâyideden iken, giderek elçiler bu mâddeyi hukūk-ı sâbite makāmına tenzîl edüp, noksân verilse ve yâhûd imhâl olunsa, envâ‘-ı tesadîʻât ile me'mûrları ta‘cîz ederler idi. Tatyîb-i kulûb zımnında vukūʻ bulan ‘inâyetin kadri bilinmeyüp, hattâ bundan akdem ihtilâl-i deryâ hasebiyle Felemenk Elçisi bahran gidemeyüp, berren azîmete âmâde olduğunu ifâde ve yol taʻyînâtını irâde eyledikde, inʻidâm-ı emsâl cevâbına ibtidâr olunduğu ânda sâyir düvel elçilerini makîs edüp, talebde ısrâr ve sûret-i teʻannüd izhâr edüp, istidʻâ züllünü ihtiyâr etmişiken, ‘adem-i müsâʻade muhâlif-şiyem-i Devlet-i ebed-karâr olduğuna binâ’en, eğerçi taʻyînât verilmişidi. Ancak düvel-i sâyirede cârî olmayan ‘âdetin Devlet-i ‘aliyye'de icrâsı ve fi'l-asl iltifât nev‘inden iken, hukūk hükmüne idhâl eyledikleri mâddenin ibkâsı beyne'd-düvel Devlet-i ‘aliyye'nin gafletine haml olunacağı bedîhî olmağla, bu seyyi’enin hekîmâne tedbîr ile defʻi nigeh-bân-ı havza-i devlet ü dîn ve hâris-i nâmûs-ı Saltanat-ı ebed-karîn olan Pâdişâh-ı Felâtûn-temkîn hazretlerinin cây-gîr-i zamîr-i münîrleri idi. Hattâ bundan akdem Devlet-i ‘aliyye tarafından sefâretle İngiltere'ye gönderilan Yûsuf Âgâh Efendi'ye İngilterelü taʻyîn teklîf etdiği hâlde kabul etmamesi husûsu hîn-i ‘azîmetinde telkīn olunmak irâdesi lede'l-iktizâ: \"Devlet-i ‘aliyye Elçisi'ne dahi taʻyînât verilmedi\" denilmek mülâhazasına mebnî idi. [208b] Bu esnâda Âsitâne'de mukīm olan İngiliz Elçisi, Re'îsülküttâb Efendi tarafına tercemânını irsâl ve bahran Okyanus-ı sefîd'de zuhûr eden ihtilâl hasebiyle kendüye halef olmak üzere vürûd edecek İngiliz Elçisi berren iyâb üzere olduğunu inhâ ile emsâline kıyâsen mersûma dahi yollarda ta'yînât verilmesi içün bast-ı makāl eyledikde Re’îsülküttâb Efendi kuyûdâta mürâcaʻat olundukda, İngiliz elçileri ‘an-asl bahran Âsitâne-i saʻâdet'e tevârüd eylediklerinden, taʻyînât-ı beriyye kaydı bulunmadığını tasrîh ve tercemân-ı mesfûr mukaddemâ berren ‘âzim olan Felemenk Elçisi'ni misâl ittihâzıyla te'yîd-i müddeʻâya başlayup, mu'âmele-i sâbıkadan elçilerinin hırmanı mûceb-i renciş-i hâtır olacağını telmîh edüp, Efendi-yi müşârun ileyh dahi fî-mâ-bʻâd ikāmet elçilerine muvâzene kā‘idesi üzere taʻyînât verilmeyeceğini işrâb ve Felemenk Elçisi'nin bundan akdem yol taʻyînâtı\ntalebinde vukūʻ bulan vaz‘-ı nâ-hemvârı ve ısrâr sûretinde zuhûr eden küstâhâne etvârı zikr olunan 'âdetin ilgāsını îcâb ve fi'l-asl Âsitâne'de mukīm olan elçiler tebrîk-i Sadâret'e, mevâsim-i ‘iyâdda tehniyeye geldiklerinde, Bâb-ı ʻâlî'ye kumaş ve çuka hediyeleri takdîm olunur idi. Müteveffâ ‘İzzet Mehmed Paşa'nın Sadâret Avlusu'nda elçiler istîzân-ı tebrîk eylediklerinde, mevsîm-i mezkûrda Sadâret ve Kāyim-makāmlık cihetleriyle tebeddülât teʻâkub ettiğinden, \"Elçiler hediyye getürmesünler, ‘afv ederiz\" demişler idi. Bu muʻâmele-i dostâneden elçiler rû-tâb-ı infiʻâl olup, şöyle ki \"Hediyyeyi bizler mecbûren mi verir idik? ‘Afv ettik, ne demektir? Fî-mâ-baʻd vermeyüz?\" deyü yeksâk-ı vifâk olmalarıyla, o vakitten bu vakte gelince zikr olunan resmi terk ü mugādere eyledikleri taʻyînât mâddesine misâl olacağını ve devletlerin birinde ‘âdet olmayan husûs âhar devletde terk olunmak kā‘ide-i muvâzeneye mutâbık olduğu müsellem olduğundan başka, el-hâletü hâzihî devletimizin İngiltere'de olan elçisine taʻyîn verilmediği delîl ittihâzına kâfidir. Kaldı ki, [209a] bundan murâd kasd-ı menfa'at olmayup, ancak Devlet-i ‘aliyye'yi sûret-i mecbûriyetden vâreste etmekdir. Refʻ olunan taʻyînât mukābili vech-i âhar ile elçilere iltifât-ı şan-ı Devlet-i 'aliyye'dendir, haberleriyle tercemân-ı mesfûr ircâʻ ve elçisine varup, bu tafsîlâtı ismâ‘ eyledikde, 'ahd ü şarttan hâric teklîf ‘anîf olduğundan, da‘vâya salâhiyyeti olmayup \"Fe-bühitellezî kefera\" medlûlü üzere mühr-zen-i leb-i sükût ve lecâc u muʻârazaya tâb-âver olamayup, mebhût oldu. Bilâhare îrâd olunan kelimât fî-nefsi'l-emr vârid olup: \"\"Umûmen elçilere taʻyînât verilmeyecek ise mübâhase 'abesdir. Şu kadar var ki, bu mâdde tekâsülüme haml ile hedef-i sihâm-ı mülâm olacağım zâhirdir\" kelâmıyla tercemânını tisyâr ve katʻ-ı taʻyînât, devletlerine mahsûs olmayup 'ale'l-'umûm olduğundan, dâʻiye-i levm ü tekâsül ber-taraf olduğu tekrâr Re'îsülküttâb Efendi tarafından işʻâr olunup, fî-mâ-bʻâd tecdîd-i iddi‘â eyledikleri hâlde kavl-i evvelde metânet ü sebât izhârı tasmîm ü ızmâr ve ‘avâkıb-ı musâlaha ve sâyir vukūʻât hasebiyle\ntevârüd eden resm elçilerinden mâʻadâ ikāmet içün vech-i ‘âdî üzere vürûd eden elçilere 'iyâb ve ikāmet ü zehâblarında taʻyînât verilmeyeceği istikrâr bulup, Baş-muhasebe'ye kayd olması için Defterdâr Efendi'ye hitâben emr-i şerîf ısdar olundu.",
          "caption": "Ref'-i ta'yînât-ı elçiyân-ı düvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_352.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ref'-i ta'yînât-ı elçiyân-ı düvel",
          "text": "[208a] Avrupa devletlerinden bir devlete İkāmet Elçisi taʻyîn olundukda o makūle elçiye varacağı devletin re's-i hudûdundan gerisi memleketine varınca yollarda ve kezâlik müddet-i ikāmet ü ‘avdetinde taʻyînât i‘tâsı düvel-i mesfûrenin\nmuʻtâdları olmayup, bu ‘âdet fekat Devlet-i ‘aliyye'de cârî ve hakīkat-i hâle nazar olunsa yollarda ve Âsitâne-i saʻâdet'de altışar ve sekizer ay taʻyînât i‘tâsı mücerred iltifât kabîlinden ve Devlet-i ‘aliyye'ye münhasır in‘âmât-ı zâyideden iken, giderek elçiler bu mâddeyi hukūk-ı sâbite makāmına tenzîl edüp, noksân verilse ve yâhûd imhâl olunsa, envâ‘-ı tesadîʻât ile me'mûrları ta‘cîz ederler idi. Tatyîb-i kulûb zımnında vukūʻ bulan ‘inâyetin kadri bilinmeyüp, hattâ bundan akdem ihtilâl-i deryâ hasebiyle Felemenk Elçisi bahran gidemeyüp, berren azîmete âmâde olduğunu ifâde ve yol taʻyînâtını irâde eyledikde, inʻidâm-ı emsâl cevâbına ibtidâr olunduğu ânda sâyir düvel elçilerini makîs edüp, talebde ısrâr ve sûret-i teʻannüd izhâr edüp, istidʻâ züllünü ihtiyâr etmişiken, ‘adem-i müsâʻade muhâlif-şiyem-i Devlet-i ebed-karâr olduğuna binâ’en, eğerçi taʻyînât verilmişidi. Ancak düvel-i sâyirede cârî olmayan ‘âdetin Devlet-i ‘aliyye'de icrâsı ve fi'l-asl iltifât nev‘inden iken, hukūk hükmüne idhâl eyledikleri mâddenin ibkâsı beyne'd-düvel Devlet-i ‘aliyye'nin gafletine haml olunacağı bedîhî olmağla, bu seyyi’enin hekîmâne tedbîr ile defʻi nigeh-bân-ı havza-i devlet ü dîn ve hâris-i nâmûs-ı Saltanat-ı ebed-karîn olan Pâdişâh-ı Felâtûn-temkîn hazretlerinin cây-gîr-i zamîr-i münîrleri idi. Hattâ bundan akdem Devlet-i ‘aliyye tarafından sefâretle İngiltere'ye gönderilan Yûsuf Âgâh Efendi'ye İngilterelü taʻyîn teklîf etdiği hâlde kabul etmamesi husûsu hîn-i ‘azîmetinde telkīn olunmak irâdesi lede'l-iktizâ: \"Devlet-i ‘aliyye Elçisi'ne dahi taʻyînât verilmedi\" denilmek mülâhazasına mebnî idi. [208b] Bu esnâda Âsitâne'de mukīm olan İngiliz Elçisi, Re'îsülküttâb Efendi tarafına tercemânını irsâl ve bahran Okyanus-ı sefîd'de zuhûr eden ihtilâl hasebiyle kendüye halef olmak üzere vürûd edecek İngiliz Elçisi berren iyâb üzere olduğunu inhâ ile emsâline kıyâsen mersûma dahi yollarda ta'yînât verilmesi içün bast-ı makāl eyledikde Re’îsülküttâb Efendi kuyûdâta mürâcaʻat olundukda, İngiliz elçileri ‘an-asl bahran Âsitâne-i saʻâdet'e tevârüd eylediklerinden, taʻyînât-ı beriyye kaydı bulunmadığını tasrîh ve tercemân-ı mesfûr mukaddemâ berren ‘âzim olan Felemenk Elçisi'ni misâl ittihâzıyla te'yîd-i müddeʻâya başlayup, mu'âmele-i sâbıkadan elçilerinin hırmanı mûceb-i renciş-i hâtır olacağını telmîh edüp, Efendi-yi müşârun ileyh dahi fî-mâ-bʻâd ikāmet elçilerine muvâzene kā‘idesi üzere taʻyînât verilmeyeceğini işrâb ve Felemenk Elçisi'nin bundan akdem yol taʻyînâtı\ntalebinde vukūʻ bulan vaz‘-ı nâ-hemvârı ve ısrâr sûretinde zuhûr eden küstâhâne etvârı zikr olunan 'âdetin ilgāsını îcâb ve fi'l-asl Âsitâne'de mukīm olan elçiler tebrîk-i Sadâret'e, mevâsim-i ‘iyâdda tehniyeye geldiklerinde, Bâb-ı ʻâlî'ye kumaş ve çuka hediyeleri takdîm olunur idi. Müteveffâ ‘İzzet Mehmed Paşa'nın Sadâret Avlusu'nda elçiler istîzân-ı tebrîk eylediklerinde, mevsîm-i mezkûrda Sadâret ve Kāyim-makāmlık cihetleriyle tebeddülât teʻâkub ettiğinden, \"Elçiler hediyye getürmesünler, ‘afv ederiz\" demişler idi. Bu muʻâmele-i dostâneden elçiler rû-tâb-ı infiʻâl olup, şöyle ki \"Hediyyeyi bizler mecbûren mi verir idik? ‘Afv ettik, ne demektir? Fî-mâ-baʻd vermeyüz?\" deyü yeksâk-ı vifâk olmalarıyla, o vakitten bu vakte gelince zikr olunan resmi terk ü mugādere eyledikleri taʻyînât mâddesine misâl olacağını ve devletlerin birinde ‘âdet olmayan husûs âhar devletde terk olunmak kā‘ide-i muvâzeneye mutâbık olduğu müsellem olduğundan başka, el-hâletü hâzihî devletimizin İngiltere'de olan elçisine taʻyîn verilmediği delîl ittihâzına kâfidir. Kaldı ki, [209a] bundan murâd kasd-ı menfa'at olmayup, ancak Devlet-i ‘aliyye'yi sûret-i mecbûriyetden vâreste etmekdir. Refʻ olunan taʻyînât mukābili vech-i âhar ile elçilere iltifât-ı şan-ı Devlet-i 'aliyye'dendir, haberleriyle tercemân-ı mesfûr ircâʻ ve elçisine varup, bu tafsîlâtı ismâ‘ eyledikde, 'ahd ü şarttan hâric teklîf ‘anîf olduğundan, da‘vâya salâhiyyeti olmayup \"Fe-bühitellezî kefera\" medlûlü üzere mühr-zen-i leb-i sükût ve lecâc u muʻârazaya tâb-âver olamayup, mebhût oldu. Bilâhare îrâd olunan kelimât fî-nefsi'l-emr vârid olup: \"\"Umûmen elçilere taʻyînât verilmeyecek ise mübâhase 'abesdir. Şu kadar var ki, bu mâdde tekâsülüme haml ile hedef-i sihâm-ı mülâm olacağım zâhirdir\" kelâmıyla tercemânını tisyâr ve katʻ-ı taʻyînât, devletlerine mahsûs olmayup 'ale'l-'umûm olduğundan, dâʻiye-i levm ü tekâsül ber-taraf olduğu tekrâr Re'îsülküttâb Efendi tarafından işʻâr olunup, fî-mâ-bʻâd tecdîd-i iddi‘â eyledikleri hâlde kavl-i evvelde metânet ü sebât izhârı tasmîm ü ızmâr ve ‘avâkıb-ı musâlaha ve sâyir vukūʻât hasebiyle\ntevârüd eden resm elçilerinden mâʻadâ ikāmet içün vech-i ‘âdî üzere vürûd eden elçilere 'iyâb ve ikāmet ü zehâblarında taʻyînât verilmeyeceği istikrâr bulup, Baş-muhasebe'ye kayd olması için Defterdâr Efendi'ye hitâben emr-i şerîf ısdar olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu mâddeden Devlet-i ‘aliyye'ye vâfir nefʻ terettüb edüp, düvel-i sâyireye Devlet-i ebed-müddet tarafından gönderilecek elçilerin mesârifine medâr olacağından başka, aʻdâ-yı dîne Beytü'l-mâl-i müslimînden bilâ-sebeb sarf olunan mebâliğ-i kesîre vizrinden Devlet-i ‘aliyye vâreste olup, idâre-i Şâhâne'nin ahsen vechiyle tenfîzi emrinde Efendi-yi müşârun ileyhin bu def‘a zuhûr eden hıdmeti sezâ-yı tahsîn olduğu müsellem-i erbâb-ı hads ü yakīndir.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_353.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "İşbu mâddeden Devlet-i ‘aliyye'ye vâfir nefʻ terettüb edüp, düvel-i sâyireye Devlet-i ebed-müddet tarafından gönderilecek elçilerin mesârifine medâr olacağından başka, aʻdâ-yı dîne Beytü'l-mâl-i müslimînden bilâ-sebeb sarf olunan mebâliğ-i kesîre vizrinden Devlet-i ‘aliyye vâreste olup, idâre-i Şâhâne'nin ahsen vechiyle tenfîzi emrinde Efendi-yi müşârun ileyhin bu def‘a zuhûr eden hıdmeti sezâ-yı tahsîn olduğu müsellem-i erbâb-ı hads ü yakīndir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erbâb-ı basâyire zâhirdir ki, hifz ve tesmîr kasdından hâric olarak emvâl-i eytâma tekarrüb nass-ı kātʻ ile menhî vü memnû ve o makūlelere bi-hasebi'l-irs intikāl eden ecnâs-ı eşyâya [209b] bi-gayr-i hakk dahl ü taʻarruz müstelzim-i gazab-ı Hakk olduğu emr-i maktû olup, Hulefâ-yı Râşidîn ve mülûk-ı nasafet-âyîn enârallâhü berâhînehüm hazerâtı muhafaza-i emvâl-i yetâmâ ve men‘-i zabt-i mîrâs-ı erâmil ü eyâmâ umûrunda ifrâğ-ı cehd ü takāt ve bulûğ-ı rüşde dek tetâvul-i eyâdî-yi nâsdan mâl-i yetîmi vikāyet edegeldikleri mesbût-ı vekâyi‘-nâme-i eslâf olup, hattâ ‘Ömer bin Hattab radıyallâhu Te‘âlâ ‘anh hazretlerinin zemân-ı hilâfetlerinde bir şahs-ı tebeh-kâr ü zenîm, ekl-i mâl-i yetîm edüp, menât-ı teklif olan idrâk-ı rüşd ‘akabinde\nyetîm-i mezbûr dârü'l-‘adl-i hazret-i Fârûkî'ye ref‘-i ruk‘a-i şikâyet ve istirdâd-ı mâl-i magsûb zımnında ferş-i vecne-i zarâʻat etmekle, fi'l-hâl hasmı ihzâr, çigûnegî-yi hâl istifsâr olundukda, inkârda ısrâr ve fikdân-ı şuhûd ile hasm-ı nâ-be-kâr elfâz-ı kasemi zihninde ihzâr eylediği mahsûs ve bu sûrette yetîm-i mezkûr teʻayyün-i mâddeden me'yûs olmuşiken, râyiz-i yekrân-ı meydân-ı hüsn-i ‘amel ve hatîb-i minber \"Yâ Sâriyete el-Cebel\" ya'nî hazret-i ‘Ömer kantara-i mecâzdan nüzhet-serây-ı hakīkate güzer ve ‘âlem-i gayb u şühûddan istinbât-ı hükm ü isr edüp, âyet-i zâhirü'l-endâz-ı \"İnnellezîne ye’külûne emvâle'l-yetâmâ zulmen innemâ ye’külûne fî-butûnihim nâren\" medlûlünü tetkīk ve cihet-i mükâşefe ile mâ-hüve'l-matlûbu tahkīk edüp, fi'l-hal bir şem‘-i nefrûhte ihzâr ve âkil-i mâl-i yetîm olan şahsın batnına takrîb olunmasını işʻâr eyledikde, bi-hükm-i Yezdân o şem‘-i efserde mütevakkıd u fürûzân olmağla mâl-i yetîmin reddini fermân ve şahs-ı mezkûrun inkâra mecâli olmayup, bilâ-mumâtale edâ-yı hakka şitâbân olduğu cehâbize-i fürûğ u usûlden sübût-yâtfte-i sıhhat-i nüküldür.\nSultân Süleymân Hân subbet ‘aleyhi şe'abîbü'l-gufrân zemânında Vezîriaʻzam Lütfî Paşa emvâl-i yetîmin Hazîne-i Sultânî'ye idhâlini câyiz görmeyüp şöyle ki, cüz'î mâl-i yetîm dâhil-i Hazîne-i Sâhib-i tâc u dîhîm oldukda, nikâyât-ı uhreviyye terettübünden fazla dünyâda müstelzim-i rahne-i ‘azîm olacağını temsîl ü tefhîm ve bast ettiği mukaddemât-ı ‘ilel ü aʻrâzdan sâlim olmak takrîbi ile [210a] muvâfık-ı re’y-i Pâdişâh-ı Cemm-hadîm olup, muktezâ-yı hâl üzere râbıtası verilmek irâde buyruldukda, ol Vezîr-i âsâf-nazîr dâhil-i Bâb-ı hümâyûn'da mahûzatü'l-cevânib bir hazîne binâ etdirdüp, vefât edenin vâris-i hâzırı olmadığı hâlde muhallefâtı nakīr ü kıtmîr tahrîr ve hazîne-i mezkûreye vaz‘ u temhîr olunup, yedi seneye dek vâris-i sahîhi zuhûr edüp, isbât-ı verâset eyler ise, yeddine teslîm ve ihkāk-ı hakk ve müddet-i mezkûre hıtâmında vâris zuhûr etmeyüp, yâhûd vâris zuhûr edüp, verâsetini isbâta kādir olmadığı takdîrde, umûr-ı cihâda sarf olunmasını kavânîn-i Devlet-i ‘aliyye'ye mülhak edüp, bu tavr-ı mergūb ile bir zemân ‘amel ve hazîne-i Pâdişâhî vâreste-i fesâd u halel olmuşiken, baʻzı ‘avârız-ı devlet hasebiyle müstevfiyân-ı vakt bu nizâm-ı müstahseni ibtâl ve emvâl-i yetâmâyı hazîneye idhâl edüp, ednâ sülmenin insidâdı tasavvur olunur iken, küllî rahneler hâdis ve şey'-i kalîl şey'-i kesîrin itlâfına bâʻis olduğu tecribe olunup, sa'y-ı mîrî dedikleri hakīkatde harâb-kerde-i hazâyin ve belki kulûb-ı nâsda sebeb-i tekevvün-i hukūk u zagāyin olduğundan fazla, peder ü mâderi hayâtında perverde-i niʻam u nâz ve istiʻlâ-yı merâtib-i âbâ ile muktesib-i teʻayyun u imtiyâz olan niçe etfâl-i ser-firâz zâyik-i merâret-i yütm ü bî-kesî oldukda, irsen intikāl eden nükūd u eşyasının bir mikdârı gāret-kâr-ı eyâdî-yi nâs ve bir mikdârı müstevfiyân-ı zemâna mûcib-i medd-i enfâs olup, izâʻa-i tarîf ü telîd ile o makūle yetîm-i tarîd ganî iken fi'l-hâl fakīr ü sâyil ve\nzî-mâl iken, der-'akab muhtâc u 'âyil olduğu ve bu beliyye-i 'uzmânın indifâ'ı kābil-i intibâʻ-1 suver-i ma‘kūlât olan mir’ât-i tab‘-ı hazret-i Şehriyârî'de cilve-ger ü mersûm olmağla ashâb-ı terekenin mîrî ve sayir nâs ile mu'âmelâtı olduğu takdîrde hakkāniyyet üzere hisâbı rü'yet olunup, deyn-i mîrî istifâ ve sâyir hukūk-ı nâs dahi lede's-sübût i‘tâ ve bâkī her ne ise verese beyninde [210b] ‘alâ-mâ-ferazallâhü taksîm ve verese dûnü'l-bulûğ u mürâhik hükmünde iseler bulûğ-ı rüşde dek idâre ve hifz-ı mâllariyçün müteʻayyinân-ı devletten mütedeyyin bir şahıs vasî nasb olunmak tasmîm olunup, bu lutf-ı bî-gāye ve kerem-i bî-nihâye birkaç seneden berü akviyâ vü zuʻafâ-yı berâyâ hakkında ta‘mîm olunmuşiken, bu esnâda irâde-i sâbıka tecdîd ve bi-gayr-i hakk-1 emvâl-i eytâma taʻarruz olunmamak tenbîh ü te'kîd olunup, taraf-1 Halîfetü'l-müslimînden vikāye-i hükm-i dîn ve muhafaza-i şer‘-i Seyyidü'l-mürselîn âsârı hînen-baʻde-hîn meşhûd-ı eytâm u mesâkîn olup, bekā-yı ‘ömrü devlet-i Şâhâne ve devâm-ı saltanat u ihtişâm-ı Hüsrevâne iddiʻâsıyla secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı duʻâ ve rû-nihâde-i seccâde-i niyâz u recâ oldular.\n\nEbrâr-ı güzeştegâna mülhak olan Hudâvendigâr-ı esbak Sultân Mustafa Hân hazretlerinin zemân-ı saltanatlarında Nâyilî Paşa-zâde Şâkir Bey vefat ve iki yüz kîse nakd ile üç nefer yetîm terk edüp, velâyet ü vesâyet iddiʻâsıyla baʻzı bî-insâf nakd-i mevcûdu izâʻa vü itlâf eyleyecekleri Pâdişâh-ı magfûrun ‘aks-endâz-ı mir’ât-i tab‘-1 sâfları olmağla, merhameten li'l-eytâm zikr olunan meblağ Hazîne'ye alınup, Menteşa mukātaʻasından on beş bin gurûşa karîb îrâd in‘âm olunup, el-hâletü hâzihî îrâd-1 mezkûr ile mûmâ ileyhim vüsʻat-ı hâl ve safâ-yı bâl ile tesviye-i umûr-ı meʻâş eyledikleri zâhir ve fi'l-hakīka bu sûret dahi emvâl-i yetâmâ muhafazasına bir nev' sebep olacağı ezhân-ı tecribet-güzârân umûra mütebâdirdir. Bu esnâda hulûl-1 ecel-i mevʻûduyla fevt olan Râyik ‘Ali Efendi'nin konağı, kerîmesine verilüp, merkūmenin iddiâ ettiği halli ve eşyâ-yı nefîseye dahi müdahale olunmayup, fekat mîrîyle ashâb-ı\ndüyûnun matlûbâtı fürûht olunan eşyasından istîfâ olunmak üzere eğerçi vasî vü nâzır nasb olunmuşidi. Ancak ashâb-ı düyûnu ırzâ, [211a] mûmâ ileyhimânın dâyire-i kudretlerinden hâric ve baʻzı muʻârazât u nâ-ber-câ muʻâmelât ile evliyâ-yı devlet muztarib ü münzaʻic olacağları ihtimâle karîb olduğundan başka, müteveffâ-yı mûmâ ileyh birkaç sene Hazîne Kethudâlığı edüp, zimmetinde baʻzı şey tekarrur etdiği inhâ olunmağla, Defterdâr Efendi maʻrifetiyle matlûbât-ı mîrî edâ olundukdan sonra, ashâb-ı düyûnun hukūk-ı sâbiteleri ber-muktezâ-yı şer‘-i şerîf îfâ olunmak irâde ve bu takdîre muhallefâtına engüşt-i taʻarruz nihâde olunmamış olup, kerîmesine hafî vü celî vâfir mâl terk olunduğu zâhir-i hâldir.",
          "caption": "Men‘-i zabt-ı emvâl-i yetâmâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_354.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Men‘-i zabt-ı emvâl-i yetâmâ",
          "text": "Erbâb-ı basâyire zâhirdir ki, hifz ve tesmîr kasdından hâric olarak emvâl-i eytâma tekarrüb nass-ı kātʻ ile menhî vü memnû ve o makūlelere bi-hasebi'l-irs intikāl eden ecnâs-ı eşyâya [209b] bi-gayr-i hakk dahl ü taʻarruz müstelzim-i gazab-ı Hakk olduğu emr-i maktû olup, Hulefâ-yı Râşidîn ve mülûk-ı nasafet-âyîn enârallâhü berâhînehüm hazerâtı muhafaza-i emvâl-i yetâmâ ve men‘-i zabt-i mîrâs-ı erâmil ü eyâmâ umûrunda ifrâğ-ı cehd ü takāt ve bulûğ-ı rüşde dek tetâvul-i eyâdî-yi nâsdan mâl-i yetîmi vikāyet edegeldikleri mesbût-ı vekâyi‘-nâme-i eslâf olup, hattâ ‘Ömer bin Hattab radıyallâhu Te‘âlâ ‘anh hazretlerinin zemân-ı hilâfetlerinde bir şahs-ı tebeh-kâr ü zenîm, ekl-i mâl-i yetîm edüp, menât-ı teklif olan idrâk-ı rüşd ‘akabinde\nyetîm-i mezbûr dârü'l-‘adl-i hazret-i Fârûkî'ye ref‘-i ruk‘a-i şikâyet ve istirdâd-ı mâl-i magsûb zımnında ferş-i vecne-i zarâʻat etmekle, fi'l-hâl hasmı ihzâr, çigûnegî-yi hâl istifsâr olundukda, inkârda ısrâr ve fikdân-ı şuhûd ile hasm-ı nâ-be-kâr elfâz-ı kasemi zihninde ihzâr eylediği mahsûs ve bu sûrette yetîm-i mezkûr teʻayyün-i mâddeden me'yûs olmuşiken, râyiz-i yekrân-ı meydân-ı hüsn-i ‘amel ve hatîb-i minber \"Yâ Sâriyete el-Cebel\" ya'nî hazret-i ‘Ömer kantara-i mecâzdan nüzhet-serây-ı hakīkate güzer ve ‘âlem-i gayb u şühûddan istinbât-ı hükm ü isr edüp, âyet-i zâhirü'l-endâz-ı \"İnnellezîne ye’külûne emvâle'l-yetâmâ zulmen innemâ ye’külûne fî-butûnihim nâren\" medlûlünü tetkīk ve cihet-i mükâşefe ile mâ-hüve'l-matlûbu tahkīk edüp, fi'l-hal bir şem‘-i nefrûhte ihzâr ve âkil-i mâl-i yetîm olan şahsın batnına takrîb olunmasını işʻâr eyledikde, bi-hükm-i Yezdân o şem‘-i efserde mütevakkıd u fürûzân olmağla mâl-i yetîmin reddini fermân ve şahs-ı mezkûrun inkâra mecâli olmayup, bilâ-mumâtale edâ-yı hakka şitâbân olduğu cehâbize-i fürûğ u usûlden sübût-yâtfte-i sıhhat-i nüküldür.\nSultân Süleymân Hân subbet ‘aleyhi şe'abîbü'l-gufrân zemânında Vezîriaʻzam Lütfî Paşa emvâl-i yetîmin Hazîne-i Sultânî'ye idhâlini câyiz görmeyüp şöyle ki, cüz'î mâl-i yetîm dâhil-i Hazîne-i Sâhib-i tâc u dîhîm oldukda, nikâyât-ı uhreviyye terettübünden fazla dünyâda müstelzim-i rahne-i ‘azîm olacağını temsîl ü tefhîm ve bast ettiği mukaddemât-ı ‘ilel ü aʻrâzdan sâlim olmak takrîbi ile [210a] muvâfık-ı re’y-i Pâdişâh-ı Cemm-hadîm olup, muktezâ-yı hâl üzere râbıtası verilmek irâde buyruldukda, ol Vezîr-i âsâf-nazîr dâhil-i Bâb-ı hümâyûn'da mahûzatü'l-cevânib bir hazîne binâ etdirdüp, vefât edenin vâris-i hâzırı olmadığı hâlde muhallefâtı nakīr ü kıtmîr tahrîr ve hazîne-i mezkûreye vaz‘ u temhîr olunup, yedi seneye dek vâris-i sahîhi zuhûr edüp, isbât-ı verâset eyler ise, yeddine teslîm ve ihkāk-ı hakk ve müddet-i mezkûre hıtâmında vâris zuhûr etmeyüp, yâhûd vâris zuhûr edüp, verâsetini isbâta kādir olmadığı takdîrde, umûr-ı cihâda sarf olunmasını kavânîn-i Devlet-i ‘aliyye'ye mülhak edüp, bu tavr-ı mergūb ile bir zemân ‘amel ve hazîne-i Pâdişâhî vâreste-i fesâd u halel olmuşiken, baʻzı ‘avârız-ı devlet hasebiyle müstevfiyân-ı vakt bu nizâm-ı müstahseni ibtâl ve emvâl-i yetâmâyı hazîneye idhâl edüp, ednâ sülmenin insidâdı tasavvur olunur iken, küllî rahneler hâdis ve şey'-i kalîl şey'-i kesîrin itlâfına bâʻis olduğu tecribe olunup, sa'y-ı mîrî dedikleri hakīkatde harâb-kerde-i hazâyin ve belki kulûb-ı nâsda sebeb-i tekevvün-i hukūk u zagāyin olduğundan fazla, peder ü mâderi hayâtında perverde-i niʻam u nâz ve istiʻlâ-yı merâtib-i âbâ ile muktesib-i teʻayyun u imtiyâz olan niçe etfâl-i ser-firâz zâyik-i merâret-i yütm ü bî-kesî oldukda, irsen intikāl eden nükūd u eşyasının bir mikdârı gāret-kâr-ı eyâdî-yi nâs ve bir mikdârı müstevfiyân-ı zemâna mûcib-i medd-i enfâs olup, izâʻa-i tarîf ü telîd ile o makūle yetîm-i tarîd ganî iken fi'l-hâl fakīr ü sâyil ve\nzî-mâl iken, der-'akab muhtâc u 'âyil olduğu ve bu beliyye-i 'uzmânın indifâ'ı kābil-i intibâʻ-1 suver-i ma‘kūlât olan mir’ât-i tab‘-ı hazret-i Şehriyârî'de cilve-ger ü mersûm olmağla ashâb-ı terekenin mîrî ve sayir nâs ile mu'âmelâtı olduğu takdîrde hakkāniyyet üzere hisâbı rü'yet olunup, deyn-i mîrî istifâ ve sâyir hukūk-ı nâs dahi lede's-sübût i‘tâ ve bâkī her ne ise verese beyninde [210b] ‘alâ-mâ-ferazallâhü taksîm ve verese dûnü'l-bulûğ u mürâhik hükmünde iseler bulûğ-ı rüşde dek idâre ve hifz-ı mâllariyçün müteʻayyinân-ı devletten mütedeyyin bir şahıs vasî nasb olunmak tasmîm olunup, bu lutf-ı bî-gāye ve kerem-i bî-nihâye birkaç seneden berü akviyâ vü zuʻafâ-yı berâyâ hakkında ta‘mîm olunmuşiken, bu esnâda irâde-i sâbıka tecdîd ve bi-gayr-i hakk-1 emvâl-i eytâma taʻarruz olunmamak tenbîh ü te'kîd olunup, taraf-1 Halîfetü'l-müslimînden vikāye-i hükm-i dîn ve muhafaza-i şer‘-i Seyyidü'l-mürselîn âsârı hînen-baʻde-hîn meşhûd-ı eytâm u mesâkîn olup, bekā-yı ‘ömrü devlet-i Şâhâne ve devâm-ı saltanat u ihtişâm-ı Hüsrevâne iddiʻâsıyla secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı duʻâ ve rû-nihâde-i seccâde-i niyâz u recâ oldular.\n\nEbrâr-ı güzeştegâna mülhak olan Hudâvendigâr-ı esbak Sultân Mustafa Hân hazretlerinin zemân-ı saltanatlarında Nâyilî Paşa-zâde Şâkir Bey vefat ve iki yüz kîse nakd ile üç nefer yetîm terk edüp, velâyet ü vesâyet iddiʻâsıyla baʻzı bî-insâf nakd-i mevcûdu izâʻa vü itlâf eyleyecekleri Pâdişâh-ı magfûrun ‘aks-endâz-ı mir’ât-i tab‘-1 sâfları olmağla, merhameten li'l-eytâm zikr olunan meblağ Hazîne'ye alınup, Menteşa mukātaʻasından on beş bin gurûşa karîb îrâd in‘âm olunup, el-hâletü hâzihî îrâd-1 mezkûr ile mûmâ ileyhim vüsʻat-ı hâl ve safâ-yı bâl ile tesviye-i umûr-ı meʻâş eyledikleri zâhir ve fi'l-hakīka bu sûret dahi emvâl-i yetâmâ muhafazasına bir nev' sebep olacağı ezhân-ı tecribet-güzârân umûra mütebâdirdir. Bu esnâda hulûl-1 ecel-i mevʻûduyla fevt olan Râyik ‘Ali Efendi'nin konağı, kerîmesine verilüp, merkūmenin iddiâ ettiği halli ve eşyâ-yı nefîseye dahi müdahale olunmayup, fekat mîrîyle ashâb-ı\ndüyûnun matlûbâtı fürûht olunan eşyasından istîfâ olunmak üzere eğerçi vasî vü nâzır nasb olunmuşidi. Ancak ashâb-ı düyûnu ırzâ, [211a] mûmâ ileyhimânın dâyire-i kudretlerinden hâric ve baʻzı muʻârazât u nâ-ber-câ muʻâmelât ile evliyâ-yı devlet muztarib ü münzaʻic olacağları ihtimâle karîb olduğundan başka, müteveffâ-yı mûmâ ileyh birkaç sene Hazîne Kethudâlığı edüp, zimmetinde baʻzı şey tekarrur etdiği inhâ olunmağla, Defterdâr Efendi maʻrifetiyle matlûbât-ı mîrî edâ olundukdan sonra, ashâb-ı düyûnun hukūk-ı sâbiteleri ber-muktezâ-yı şer‘-i şerîf îfâ olunmak irâde ve bu takdîre muhallefâtına engüşt-i taʻarruz nihâde olunmamış olup, kerîmesine hafî vü celî vâfir mâl terk olunduğu zâhir-i hâldir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın on üçüncü günü Selânik Kazası, ‘Abdurrahîm Efendi-zâde ‘Ali Rızâ Efendi'ye ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı, İmâm-ı Sânî Ahmed Kâmil Efendi ve İzmir Kazâsı, Serây-1 ‘âmire Hâcesi ve Haremeyn Müfettişi olan Mehmed Münîb Efendi'ye ve Haremeyn Müfettişliği, sulehâ-yı ‘ulemâdan Ahmed Şevkī Efendi'ye muvakkaten tevcîh ü ihsân olunup, Ser-etıbbâ-i Hâssa Mehmed Sâdık Efendi dahi birkaç günden sonra Edirne pâyesiyle hâyiz-i kasabü's-sebak-ı akrân oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_355.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "text": "İşbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın on üçüncü günü Selânik Kazası, ‘Abdurrahîm Efendi-zâde ‘Ali Rızâ Efendi'ye ve Yenişehir-i Fenâr Kazâsı, İmâm-ı Sânî Ahmed Kâmil Efendi ve İzmir Kazâsı, Serây-1 ‘âmire Hâcesi ve Haremeyn Müfettişi olan Mehmed Münîb Efendi'ye ve Haremeyn Müfettişliği, sulehâ-yı ‘ulemâdan Ahmed Şevkī Efendi'ye muvakkaten tevcîh ü ihsân olunup, Ser-etıbbâ-i Hâssa Mehmed Sâdık Efendi dahi birkaç günden sonra Edirne pâyesiyle hâyiz-i kasabü's-sebak-ı akrân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi müşârun ileyhin muhâfaza ve imsâk-ı mâl-i mîrîde olan ihtimâmı teslîm-kerde-i erbâb-ı ‘ukûl ise dahi aʻzam-ı umûr-ı Devlet-i ‘aliyye'den olan edevât-ı seferiyyenin tertîbinde ve sügūr-ı İslâmiyye'ye muktezâ olan mühimmât u levâzımın tedârükünde fütûr u kusûru ihsâs olunduğuna binâʼen ‘azl ü tebdîline irâde-i sâmiye-i Mülûkâne te'alluk edüp, işbu Şa'bânü'l-mu'azzamın yigirmi sekizinci günü Tersâne Emîni ‘Osmân Efendi câh-ı refî‘-i Defterî ile tahsîl-i dest-mâye-i merâm ve selefi el-Hâc İbrâhîm Efendi Tersâne-i ‘âmire Emâneti ile [211b] tebdîl-i makām eyledi.",
          "caption": "‘Azl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_356.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "text": "Efendi-yi müşârun ileyhin muhâfaza ve imsâk-ı mâl-i mîrîde olan ihtimâmı teslîm-kerde-i erbâb-ı ‘ukûl ise dahi aʻzam-ı umûr-ı Devlet-i ‘aliyye'den olan edevât-ı seferiyyenin tertîbinde ve sügūr-ı İslâmiyye'ye muktezâ olan mühimmât u levâzımın tedârükünde fütûr u kusûru ihsâs olunduğuna binâʼen ‘azl ü tebdîline irâde-i sâmiye-i Mülûkâne te'alluk edüp, işbu Şa'bânü'l-mu'azzamın yigirmi sekizinci günü Tersâne Emîni ‘Osmân Efendi câh-ı refî‘-i Defterî ile tahsîl-i dest-mâye-i merâm ve selefi el-Hâc İbrâhîm Efendi Tersâne-i ‘âmire Emâneti ile [211b] tebdîl-i makām eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin vakti mümtedd olup, hıdmetinde baʻzı kusûru dahi müstebân olduğundan, gurre-i Ramazân-ı şerîf'de ‘azl olunup, Hâsekî Ağa, Bostancı-başılık ile şâdân ve birkaç günden sonra selefine Kapucu-başılık ihsân olundu.",
          "caption": "‘Azl-i Ser-bostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_357.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Ser-bostâniyân",
          "text": "Mûmâ ileyhin vakti mümtedd olup, hıdmetinde baʻzı kusûru dahi müstebân olduğundan, gurre-i Ramazân-ı şerîf'de ‘azl olunup, Hâsekî Ağa, Bostancı-başılık ile şâdân ve birkaç günden sonra selefine Kapucu-başılık ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Barut-hâneler Nezâreti umûr-ı cesîme-i Devlet ‘aliyye'den olduğuna binâ’en, temşiyet ü idaresi ashâb-ı nüfûz u ‘itibâr olan eʻâzım-ı ricâlden bir zât-ı sadâkat-kâra tefvîz olunması bundan akdem matlûb hazret-i Cihândârî olup, zâhir-i hâlde Râyik ‘Ali Efendi evsâf-ı mezkûre ile muttasıf bulunduğundan, hıdmet-i mezkûreye taʻyîn olunmuşidi. Umûr-ı mezkûrede mütehakkıku'l-vukūʻ olan tekâsül ü ihmâli ve rızâ-yı yümn-i iktizâya mugāyir bazı ahvâli insirâf-ı me'mûriyyetini îcâb ve hakkında müstemirrü'z-zuhûr olan teveccüh ü i‘timâdı hod-be-hod telef-kerde-i dest-i i'râz u ızrâb eylediğine binâ'en, işbu şehr-i Ramazan evâsıtında Nezâret-i mezkûre, Defterdar-ı esbak Mehmed Şerîf Efendi'ye tefvîz ü ihale ve Baş-muhasebe mansıbı dahi muvakkaten tevcîh olunup, matlab-ı mâ-fi'z-zamîrine inâle olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Muhasebe-i Evvel ve tefvîz-i umûr-ı Barut-hâne be-Defterdar-ı esbak Mehmed Şerîf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_358.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Muhasebe-i Evvel ve tefvîz-i umûr-ı Barut-hâne be-Defterdar-ı esbak Mehmed Şerîf Efendi",
          "text": "Barut-hâneler Nezâreti umûr-ı cesîme-i Devlet ‘aliyye'den olduğuna binâ’en, temşiyet ü idaresi ashâb-ı nüfûz u ‘itibâr olan eʻâzım-ı ricâlden bir zât-ı sadâkat-kâra tefvîz olunması bundan akdem matlûb hazret-i Cihândârî olup, zâhir-i hâlde Râyik ‘Ali Efendi evsâf-ı mezkûre ile muttasıf bulunduğundan, hıdmet-i mezkûreye taʻyîn olunmuşidi. Umûr-ı mezkûrede mütehakkıku'l-vukūʻ olan tekâsül ü ihmâli ve rızâ-yı yümn-i iktizâya mugāyir bazı ahvâli insirâf-ı me'mûriyyetini îcâb ve hakkında müstemirrü'z-zuhûr olan teveccüh ü i‘timâdı hod-be-hod telef-kerde-i dest-i i'râz u ızrâb eylediğine binâ'en, işbu şehr-i Ramazan evâsıtında Nezâret-i mezkûre, Defterdar-ı esbak Mehmed Şerîf Efendi'ye tefvîz ü ihale ve Baş-muhasebe mansıbı dahi muvakkaten tevcîh olunup, matlab-ı mâ-fi'z-zamîrine inâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Kütahya'dan hareketi hilâlinde vücûduna emrâz-ı mehleke müstevlî olup, şehr-i Ramazân'ın beşinci günü enfâs-ı hayâtı karîn-i ikmal ü isbâğ ve 'alem-i fânîden dâmen-efşân-ı ifrâğ oldu. Münhal olan Karaman Eyâleti, dağlı eşkıyâsına meʼmûr Çirmen Sancağı Mutasarrıfı Vezîr ‘Alî Paşa'ya ber-vech-i ilhâk\ntevcîh ve mütesellim ile zabt-ı eyâlet eylemesi şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i ‘âlî ile tarafına tenbîh olundu. \n\n Müşârun ileyh Hayreddîn Paşa neslinden olup, maskat-ı re’si olan İznik'de mütemekkin iken, Sadr-ı esbak Halîl Paşa dirâyetini tashîh ve umûr-ı devletde istihdamını irâde ile Âsitâne'ye [212a] getürdüp, Baş-bâkī Kulluğu ile tefrîh etmişidi. Sadr-ı müşârun ileyhin kâffe-i tedbîri ‘azlinden sonra takbîh ve ber-keşîdeleri ashâb-ı agrâz-ı siʻâyet ile ızrâr u tebrîh olunup, müşârun ileyh dahi o hilâlde Baş-bakī Kulluğu'ndan ‘azl ve kazıyye-i darbü'l-‘asâ ile mükedder ve vilâyetine varup, bir müddet ikāmetden sonra mükâfât-ı İlâhîyye'ye mazhar olup, tekrâr Âsitâne'ye vârid ve Mîrâhûr-ı Sânî ve Kethudâ-yı Bevvâbîn-i Dergâh-ı âlî hıdemât-ı menîʻasıyla nâyil-i etemm-i mekāsıd olup, Yûsuf Paşa Sadâret'den maʻzûl olduğu hînde vezâretle Kāyim-makām nasb u taʻyîn ve etvâr-ı ber-güzîdesi sezâvâr-ı tahsîn olmuşidi. Sadrıaʻzam-ı vâlâ-makām Âsitâne-i saʻâdet'e pâ-nihâde-i ihtişâm oldukda, müşârun ileyh Anadolu Eyâleti'yle mazhar-ı ikrâm olup, ‘Acem-oğlu ve Hasan Çavuş-oğlu mâddeleriyle bir müddet iştigāl ve bi'l-iktizâ Anadolu'dan ‘azl olunup, mansıbı olan Konya'ya duhûl ‘akabinde dâr-ı âhirete intikāl eyledi. \n\n Müşârun ileyh ‘âkil ü müdebbir ve ‘avâkıb-ı umûru mütefekkir, ‘arîku'l-asl ve tayyibü'l-nesl bir vezîr olup, ancak dâyiresi halkına mağlûb ve hıkd u garaz-ı şâ'ibeleriyle medhûl ü magyûb idi. Nazm: Hümâ semerâni min-şecerin ve lâkin, ‘Aliyyün müdrikün ve ehûhü niyyü.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Karaman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_359.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Karaman",
          "text": "Müşârun ileyhin Kütahya'dan hareketi hilâlinde vücûduna emrâz-ı mehleke müstevlî olup, şehr-i Ramazân'ın beşinci günü enfâs-ı hayâtı karîn-i ikmal ü isbâğ ve 'alem-i fânîden dâmen-efşân-ı ifrâğ oldu. Münhal olan Karaman Eyâleti, dağlı eşkıyâsına meʼmûr Çirmen Sancağı Mutasarrıfı Vezîr ‘Alî Paşa'ya ber-vech-i ilhâk\ntevcîh ve mütesellim ile zabt-ı eyâlet eylemesi şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i ‘âlî ile tarafına tenbîh olundu. \n\n Müşârun ileyh Hayreddîn Paşa neslinden olup, maskat-ı re’si olan İznik'de mütemekkin iken, Sadr-ı esbak Halîl Paşa dirâyetini tashîh ve umûr-ı devletde istihdamını irâde ile Âsitâne'ye [212a] getürdüp, Baş-bâkī Kulluğu ile tefrîh etmişidi. Sadr-ı müşârun ileyhin kâffe-i tedbîri ‘azlinden sonra takbîh ve ber-keşîdeleri ashâb-ı agrâz-ı siʻâyet ile ızrâr u tebrîh olunup, müşârun ileyh dahi o hilâlde Baş-bakī Kulluğu'ndan ‘azl ve kazıyye-i darbü'l-‘asâ ile mükedder ve vilâyetine varup, bir müddet ikāmetden sonra mükâfât-ı İlâhîyye'ye mazhar olup, tekrâr Âsitâne'ye vârid ve Mîrâhûr-ı Sânî ve Kethudâ-yı Bevvâbîn-i Dergâh-ı âlî hıdemât-ı menîʻasıyla nâyil-i etemm-i mekāsıd olup, Yûsuf Paşa Sadâret'den maʻzûl olduğu hînde vezâretle Kāyim-makām nasb u taʻyîn ve etvâr-ı ber-güzîdesi sezâvâr-ı tahsîn olmuşidi. Sadrıaʻzam-ı vâlâ-makām Âsitâne-i saʻâdet'e pâ-nihâde-i ihtişâm oldukda, müşârun ileyh Anadolu Eyâleti'yle mazhar-ı ikrâm olup, ‘Acem-oğlu ve Hasan Çavuş-oğlu mâddeleriyle bir müddet iştigāl ve bi'l-iktizâ Anadolu'dan ‘azl olunup, mansıbı olan Konya'ya duhûl ‘akabinde dâr-ı âhirete intikāl eyledi. \n\n Müşârun ileyh ‘âkil ü müdebbir ve ‘avâkıb-ı umûru mütefekkir, ‘arîku'l-asl ve tayyibü'l-nesl bir vezîr olup, ancak dâyiresi halkına mağlûb ve hıkd u garaz-ı şâ'ibeleriyle medhûl ü magyûb idi. Nazm: Hümâ semerâni min-şecerin ve lâkin, ‘Aliyyün müdrikün ve ehûhü niyyü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i çendînden berü Rumeli kazâlarına envâ‘-ı hasâret îrâs eden gulât-ı eşkıyâdan ‘Avrethisârlı Şahbendî-oğlu ‘Ömer ve İlyas ve Şa‘bân ve \"Karasulu\"\ndemekle meşhûr bölük-başılar birkaç yüz nefer eşkıyâ ile Kırcova Kazâsı'nda vâkiʻ kurânın birinde ahz ü gasb ve fetk ü nehb ile meşgül oldukları Rumeli Vâlîsi Vezîr Ebû Bekir Paşa'nın mesmûʻu oldukda dâyiresi halkından üzerlerine vâfir ‘asker irsâl ve 'ale's-sabah mukīm oldukları mahall kebs olunup, mütesaddî-yi harb ü cidâl olmalarıyla, iki saʻât kadar [212b] miyânelerinde bâzâr-ı kâr-zâr rayîc ve dest-i tegallüb ü iktidârları fâlic olup, mahal-be-mahal eşkıyâ-yı mezbûre ihâta ü istîʻâb ve beş nefer bölük-başılar ile yigirmi üç nefer eşkıyâ hâyyen Manastır'a getürilüp, yek-be-yek mazhar-ı darbü'r-rikāb olmalarıyla, ru'ûs-ı menhûseleri müşârun ileyh tarafından evâyil-i şehr-i Ramazân'da vârid-i Âsitâne-i saʻâdet ve Serây meydânına vazʻ ile mûceb-i terhîb-i erbâb-ı şekāvet oldu. Zikr olunan bölük-başılar fi'l-hakīka bir müddetden berü Rumeli'yi tahrîb ve fukarâ vü zuʻafâyı mutâlebât u mu’âhazât-ı ‘anîfe ile taʻzîb eyledikleri zâhir ve âşikâr ü ve kesret-i havâşî vü hevadârları sebebi ile ahz u istîsâlleri müteʻassir ü düşvâr iken, ber-vech-i suhûlet ele girdikleri ‘alâmet-i tevfîk olduğu vâsıl-ı derece-i tahkīkdir. O havâlî ile münasebeti olanların biri mâddeyi şu vechile tashîh edüp der ki: \"Eşkıyâ-yı mezkûre dağlı eşkıyâsından infisâl ve tervîh-i nüfûs-ı habîse zımnında zikr olunan kazâda bir müddet istikrar ile kemâ-kân ‘avd ü insırâfı nükāve-i fikr ü hayâl etmişler idi. Ehâlî-yi kazâ bu keyfiyyeti nihânî Rumeli Vâlîsi'ne ihbâr u inbâ ve müşârun ileyh dahi taʻyîn-i ‘asker-i müstevfâ edüp, gāfilen üzerlerine vardıklarında tâkatleri yetişdiği kadar muhârebeye ibtidâr ve bir mikdârı hâyyen eyâdî-yi ‘askere giriftâr ve bir mikdârı küşte-i şemşîr-i tâbdâr olduklarından gayri, bir mahalde vâfir şâkī mütehassın ve imtinâʻ-ı teslîm-i nefs etdikleri müteʻayyin oldukda, mahall-i mezkûrun cevânib-i erbaʻasına âteş verilüp, cümlesi mühterik ü sûzân ve dünyâda mukaddime-i ‘azâbı rü’yet ile ‘âzim-i dereke-i nîrân oldular.",
          "caption": "Vürûd-ı ru'ûs-ı eşkıyâ ez-cânib-i Vâlî-yi Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_360.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı ru'ûs-ı eşkıyâ ez-cânib-i Vâlî-yi Rumeli",
          "text": "Sinîn-i çendînden berü Rumeli kazâlarına envâ‘-ı hasâret îrâs eden gulât-ı eşkıyâdan ‘Avrethisârlı Şahbendî-oğlu ‘Ömer ve İlyas ve Şa‘bân ve \"Karasulu\"\ndemekle meşhûr bölük-başılar birkaç yüz nefer eşkıyâ ile Kırcova Kazâsı'nda vâkiʻ kurânın birinde ahz ü gasb ve fetk ü nehb ile meşgül oldukları Rumeli Vâlîsi Vezîr Ebû Bekir Paşa'nın mesmûʻu oldukda dâyiresi halkından üzerlerine vâfir ‘asker irsâl ve 'ale's-sabah mukīm oldukları mahall kebs olunup, mütesaddî-yi harb ü cidâl olmalarıyla, iki saʻât kadar [212b] miyânelerinde bâzâr-ı kâr-zâr rayîc ve dest-i tegallüb ü iktidârları fâlic olup, mahal-be-mahal eşkıyâ-yı mezbûre ihâta ü istîʻâb ve beş nefer bölük-başılar ile yigirmi üç nefer eşkıyâ hâyyen Manastır'a getürilüp, yek-be-yek mazhar-ı darbü'r-rikāb olmalarıyla, ru'ûs-ı menhûseleri müşârun ileyh tarafından evâyil-i şehr-i Ramazân'da vârid-i Âsitâne-i saʻâdet ve Serây meydânına vazʻ ile mûceb-i terhîb-i erbâb-ı şekāvet oldu. Zikr olunan bölük-başılar fi'l-hakīka bir müddetden berü Rumeli'yi tahrîb ve fukarâ vü zuʻafâyı mutâlebât u mu’âhazât-ı ‘anîfe ile taʻzîb eyledikleri zâhir ve âşikâr ü ve kesret-i havâşî vü hevadârları sebebi ile ahz u istîsâlleri müteʻassir ü düşvâr iken, ber-vech-i suhûlet ele girdikleri ‘alâmet-i tevfîk olduğu vâsıl-ı derece-i tahkīkdir. O havâlî ile münasebeti olanların biri mâddeyi şu vechile tashîh edüp der ki: \"Eşkıyâ-yı mezkûre dağlı eşkıyâsından infisâl ve tervîh-i nüfûs-ı habîse zımnında zikr olunan kazâda bir müddet istikrar ile kemâ-kân ‘avd ü insırâfı nükāve-i fikr ü hayâl etmişler idi. Ehâlî-yi kazâ bu keyfiyyeti nihânî Rumeli Vâlîsi'ne ihbâr u inbâ ve müşârun ileyh dahi taʻyîn-i ‘asker-i müstevfâ edüp, gāfilen üzerlerine vardıklarında tâkatleri yetişdiği kadar muhârebeye ibtidâr ve bir mikdârı hâyyen eyâdî-yi ‘askere giriftâr ve bir mikdârı küşte-i şemşîr-i tâbdâr olduklarından gayri, bir mahalde vâfir şâkī mütehassın ve imtinâʻ-ı teslîm-i nefs etdikleri müteʻayyin oldukda, mahall-i mezkûrun cevânib-i erbaʻasına âteş verilüp, cümlesi mühterik ü sûzân ve dünyâda mukaddime-i ‘azâbı rü’yet ile ‘âzim-i dereke-i nîrân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh vâlî olduğu Halebü'ş-şehbâ'da pister-i renc ü maraza üftâde ve işbu [213a] şehr-i Ramazan'ın üçüncü günü emr-i Bârî'ye rızâ-dâde olup, mürg-ı rûhu kafes-i tenden hurûc ve âlem-i melekûta 'urûc eyledi.\n\nMüşârun ileyh İshak Ağa dâmâdı Ahmed Efendi'nin ‘utekāsından olup, tera'ru‘-i eyyâm-ı şebâbda ‘ilm ü hünere sa'y u himmet ve Mektûbî Kalemi'ne müdâvemetle esâtize-i vakt ü ‘asırdan istifâde ve mahv-i zulmet-i cehâlet edüp, fenn-i kaleme vukūf ve cevdet-i hat ile maʻrûf olduğundan Baş-halîfeliğe nâyil ve esfâr-ı sâbıka evâyilinde müstenidi olan Sadr-ı Emîn Paşa himmetiyle Mektûbçuluk hıdmetine vâsıl olmuşidi. Sadr-ı müşârun ileyhden sonra ‘azl ü tagrîb ve bir müddetden sonra orduya celb olunup, baʻzı menâsıbda istihdâm ile tatyîb olunup, livâ'-i şerîf Âsitâne'ye duhûlünde mansıbı olan Küçük Tezkirecilik'den maʻzûl ve bir zemân kemâl-i müzâyaka vü hevân ile kûşe-gîr-i inzivâ vü humûl olup, Dervîş Paşa Sadâretinde Mektûpçuluk hıdmetiyle mükerrem ve Dârendeli Mehmed Paşa dahi hıdmetinden mahzûz olarak tamgā-yi ibkā ile câme-i istihkākını muʻallem eyledi.\n\nMüşârun ileyh ekser-i evkātte yed-i gālibe ashâbına intisâb ve o makūle erbâb-ı himmetin i'ânetine mazhariyyetiyle Mektûpçuluk'dan Kethudâlık mesnedini def‘aten iktisab edüp, bundan sonra Re'îsülküttâb ve tekrâr Kethudâ ve Defterdar olup, Riyâset-i sâniyesinde vezâret ile Rumeli Vâlîsi ve Nemçe Ser‘askeri nasb olunup, Pojarafça'yı [پوژرفچه = Požarevac] tahlîsde ikdâm u himmeti manzûr ve şân u ‘unvânı mevfûr olmuşidi. Nazarete Vakʻası'nda tûğları ref ve müsâdere ile nefy ü def olunup, baʻdehû vezâreti ibkā ve Sinob muhafazasına taʻyîn olunup, musâlaha 'akabinde Sivâs Eyâleti'yle kadri [213b] iʻlâ ve bir vakitden sonra Vâlî-yi Halebü'ş-şehbâ olup, kâr-sâz-ı ehâlî iken, câme-i hayâtı köhne vü bâlî ve Haleb civârında vâki‘\nŞeyh Ebû Bekir Zâviyesi'nde defn olunup, nokta-i vücûdu dâyire-i hestîden nâ-bûd u hâlî oldu.\n\nTârîh-i mevlidi mazbût olmayup, a'vâm-ı 'ömrü takrîben yetmiş seneye mütekārib olduğu kudemâ-yı nâs rivâyeti ile sübût-yâte-i sıhhat olmuşdur. Müşârun ileyh mukallid-i tavr-ı kadîm, müşekkil ü cesîm, munsif ü mu‘tedil ve ‘ulûm u maʻârif ile müştagil bir vezîr olup ancak istibdâd-ı re’y ile ma‘rûf ve nakīsa-i ‘inad u temerrüd ile mevsûf idi.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Haleb Vezîr Feyzî Süleymân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_361.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Haleb Vezîr Feyzî Süleymân Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh vâlî olduğu Halebü'ş-şehbâ'da pister-i renc ü maraza üftâde ve işbu [213a] şehr-i Ramazan'ın üçüncü günü emr-i Bârî'ye rızâ-dâde olup, mürg-ı rûhu kafes-i tenden hurûc ve âlem-i melekûta 'urûc eyledi.\n\nMüşârun ileyh İshak Ağa dâmâdı Ahmed Efendi'nin ‘utekāsından olup, tera'ru‘-i eyyâm-ı şebâbda ‘ilm ü hünere sa'y u himmet ve Mektûbî Kalemi'ne müdâvemetle esâtize-i vakt ü ‘asırdan istifâde ve mahv-i zulmet-i cehâlet edüp, fenn-i kaleme vukūf ve cevdet-i hat ile maʻrûf olduğundan Baş-halîfeliğe nâyil ve esfâr-ı sâbıka evâyilinde müstenidi olan Sadr-ı Emîn Paşa himmetiyle Mektûbçuluk hıdmetine vâsıl olmuşidi. Sadr-ı müşârun ileyhden sonra ‘azl ü tagrîb ve bir müddetden sonra orduya celb olunup, baʻzı menâsıbda istihdâm ile tatyîb olunup, livâ'-i şerîf Âsitâne'ye duhûlünde mansıbı olan Küçük Tezkirecilik'den maʻzûl ve bir zemân kemâl-i müzâyaka vü hevân ile kûşe-gîr-i inzivâ vü humûl olup, Dervîş Paşa Sadâretinde Mektûpçuluk hıdmetiyle mükerrem ve Dârendeli Mehmed Paşa dahi hıdmetinden mahzûz olarak tamgā-yi ibkā ile câme-i istihkākını muʻallem eyledi.\n\nMüşârun ileyh ekser-i evkātte yed-i gālibe ashâbına intisâb ve o makūle erbâb-ı himmetin i'ânetine mazhariyyetiyle Mektûpçuluk'dan Kethudâlık mesnedini def‘aten iktisab edüp, bundan sonra Re'îsülküttâb ve tekrâr Kethudâ ve Defterdar olup, Riyâset-i sâniyesinde vezâret ile Rumeli Vâlîsi ve Nemçe Ser‘askeri nasb olunup, Pojarafça'yı [پوژرفچه = Požarevac] tahlîsde ikdâm u himmeti manzûr ve şân u ‘unvânı mevfûr olmuşidi. Nazarete Vakʻası'nda tûğları ref ve müsâdere ile nefy ü def olunup, baʻdehû vezâreti ibkā ve Sinob muhafazasına taʻyîn olunup, musâlaha 'akabinde Sivâs Eyâleti'yle kadri [213b] iʻlâ ve bir vakitden sonra Vâlî-yi Halebü'ş-şehbâ olup, kâr-sâz-ı ehâlî iken, câme-i hayâtı köhne vü bâlî ve Haleb civârında vâki‘\nŞeyh Ebû Bekir Zâviyesi'nde defn olunup, nokta-i vücûdu dâyire-i hestîden nâ-bûd u hâlî oldu.\n\nTârîh-i mevlidi mazbût olmayup, a'vâm-ı 'ömrü takrîben yetmiş seneye mütekārib olduğu kudemâ-yı nâs rivâyeti ile sübût-yâte-i sıhhat olmuşdur. Müşârun ileyh mukallid-i tavr-ı kadîm, müşekkil ü cesîm, munsif ü mu‘tedil ve ‘ulûm u maʻârif ile müştagil bir vezîr olup ancak istibdâd-ı re’y ile ma‘rûf ve nakīsa-i ‘inad u temerrüd ile mevsûf idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Çehârşenbih günü gurre-i Şevval sübût bulup, gecesi erkân-ı devlet bi-ecmaʻihim Serây-ı hümâyûna rûmâl-i ‘azîmet ve ‘alâ-ihtilâfi tabakātihim dâmen-bûs-i hazret-i Şehriyârî'yle nâyil-i şeref ü ‘izzet oldular. Kable'l-muʻâyede Nakībüleşrâf olanlar huzûr-ı mekârim-mahsûr-ı Şâhâne'de dest-güşâ-yı duʻâ olmak kānûn-ı kadîm olup, birkaç günden berü Nakīb Efendi bîmâr ve muʻâyedeye gelmediği istihbâr olunup, Şerîf Efendi-zâde niyâbeten emr-i duʻâya kıyâm etmek lede'l-istîzân taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ilz olunduğu Efendi-yi mûmâ ileyh hakkında berâʻatü'l-istihlâl vâki‘ olup, inhilâl vukūʻuna irâde-i hazret-i Müteʻâl teʻalluk eylediği hâlde mansıb-ı şerîf-i Nekābet ile pâ-nihâde-i merkez-i ikbâl olacağı istidlâl olundu.",
          "caption": "Tebrik-i 'Îd-i Fıtr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_362.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrik-i 'Îd-i Fıtr",
          "text": "İşbu Çehârşenbih günü gurre-i Şevval sübût bulup, gecesi erkân-ı devlet bi-ecmaʻihim Serây-ı hümâyûna rûmâl-i ‘azîmet ve ‘alâ-ihtilâfi tabakātihim dâmen-bûs-i hazret-i Şehriyârî'yle nâyil-i şeref ü ‘izzet oldular. Kable'l-muʻâyede Nakībüleşrâf olanlar huzûr-ı mekârim-mahsûr-ı Şâhâne'de dest-güşâ-yı duʻâ olmak kānûn-ı kadîm olup, birkaç günden berü Nakīb Efendi bîmâr ve muʻâyedeye gelmediği istihbâr olunup, Şerîf Efendi-zâde niyâbeten emr-i duʻâya kıyâm etmek lede'l-istîzân taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ilz olunduğu Efendi-yi mûmâ ileyh hakkında berâʻatü'l-istihlâl vâki‘ olup, inhilâl vukūʻuna irâde-i hazret-i Müteʻâl teʻalluk eylediği hâlde mansıb-ı şerîf-i Nekābet ile pâ-nihâde-i merkez-i ikbâl olacağı istidlâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvalü'l-mükerrem'in beşinci günü kānūn-ı Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʻ bulup, Kapu ricâli bi-ecma‘ihim ibkā olunup, Beglikçi bulunan Sun'î Efendi 'illet-i summa mübtelâ ve hıdmet-i lâzımesini edâda kusûr-ı zarûrîsi hüveydâ olup, Sipâh Kitâbeti ile tatyîb ve Rikâb Beglikçisi Sâhib Efendi hidmet-i\nmezkûre ile [214a] tatrîb olundu. Şıkk-ı Evvel ve Sânî ibkā şerefiyle pâ-nihâde-i silm-i kâmrânî olup, Şıkk-ı Sâlis'in el-hâletü hâzihî bir hıdmet-i mahsûsası olmayup, rütbesi ‘âlî böyle bir mansıb-ı celîlin metrûk-ı vâdî-yi ferâğ u ibtizâl olması revâ-dâşt-ı tabʻ-1 Veliyy-i devlet olmadığına binâʼen, Şıkk-ı Sânîlik gibi ahad-ı ‘azâyim-i umûra izâfe ile ashâb-ı teʻayyün u teşahhustan birine tefvîz olunması güzâriş-pezîr-i semt-i tasavvur olmuşidi. Çünki teshîlen li-erzâkı'l-‘ibâd hubûbât içün hazîne-i müstakılle tahsîs ü iʻdâd olunup, beher sâl nâzır maʻrifetiyle vâfir mâl defʻ ü cemʻ lâzım gelmişidi. Şıkk-ı Sâlis 'unvânıyla bu mâddeye mişvârı maʻlûm zevâtdan biri me'mûr olduğu hâlde nüfûz-ı kelâmına kuvvet geleceğinden başka mansıb-ı mezkûrun dahi vâreste-i ‘ârıza-i metrûkiyyet olacağı zâhir olup, fî-mâ-baʻd Nezâret-i Hubûbât mansıb-ı mezkûra rabt ahadühümâ âhara şart kılınup, mukaddemâ Nezâret içün taʻyîn olunan sekiz yüz gurûş meʻâş üzerine bu defʻa yedi yüz gurûş dahi zamm ve yevm-i mezkûrda Râtib Bekir Efendi'ye tevcîh ü 'inâyet ve selefi kudemâ-yı tarîkden olup, fakr-ı vifāk ile şöhret bulmağla, mecrûc-ı şeşper-i ye's ü nevmîdî olması muhâlif tavr-ı mürüvvet olduğuna binâʼen, meʻâş-ı sâbıkını ilâ-mâ-şâ’allah ahz u tasarruf etmek beşâretiyle dil-şâd ve bu takrîb ile kayd-ı hadem ü haşemden serâzâd oldu. Nişâncılık mansıbı es-Seyyid Feyzullâh Efendi'ye Defter Emâneti Mehmed Hakkı Beyefendi'ye Rûznâmçe-i Evvel, es-Seyyid ‘Abdullâh Birrî Efendi'ye, Baş-muhasebe, Şerîf Mehmed Efendi'ye, Şehremâneti, Câvîd Ahmed Bey'e tevcîh olunup, Tersâne Emâneti ibkā ve Darb-hâne Emâneti ile İffet Mustafa Beyefendi'nin kadri i‘lâ olunup, Matbah Emâneti, Feyzi Bey-zâde Mehmed Bey'e, Arpa Emâneti, ‘İzzet Paşa-zâde'ye, Anadolu Muhasebesi, Enverî Efendi'ye, [214b] Mukābele-i Süvârî, Ahmed Efendi'ye, Haremeyn, Yazıcı-yı sâbık Mehmed Efendi'ye, Kitâbet-i Yeniçerîyân, Tecellî Efendi'ye tevcîh olunup, menâsıb-ı bâkiye-i devlet ile sâyir ashâb-ı istî‘dâd u liyâkat mükerrem ve baʻzıları dahi inʻâmât-ı Şâhâne ile hurrem oldular. Vüzerâ-yı ‘izâm hazerâtının ekserîsi ibkā olunup, fekat Mısır Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'ya Anadolu Eyâleti ve Vidin Muhafızı Vezîr Sâlih Paşa'ya mısr-ı Kāhire Eyâleti ve sabıkā Belgrad Muhafızı olup, birkaç gün\nmukaddem vezâreti ibkā olunan Vezîr Mehmed Paşa'ya Vidin Muhafızlığı ve Anadolu'dan 'azl olunan ‘Azm-zâde Vezîr 'Abdullâh Paşa'ya Haleb Eyâleti tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukū‘-1 tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_363.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-1 tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvalü'l-mükerrem'in beşinci günü kānūn-ı Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʻ bulup, Kapu ricâli bi-ecma‘ihim ibkā olunup, Beglikçi bulunan Sun'î Efendi 'illet-i summa mübtelâ ve hıdmet-i lâzımesini edâda kusûr-ı zarûrîsi hüveydâ olup, Sipâh Kitâbeti ile tatyîb ve Rikâb Beglikçisi Sâhib Efendi hidmet-i\nmezkûre ile [214a] tatrîb olundu. Şıkk-ı Evvel ve Sânî ibkā şerefiyle pâ-nihâde-i silm-i kâmrânî olup, Şıkk-ı Sâlis'in el-hâletü hâzihî bir hıdmet-i mahsûsası olmayup, rütbesi ‘âlî böyle bir mansıb-ı celîlin metrûk-ı vâdî-yi ferâğ u ibtizâl olması revâ-dâşt-ı tabʻ-1 Veliyy-i devlet olmadığına binâʼen, Şıkk-ı Sânîlik gibi ahad-ı ‘azâyim-i umûra izâfe ile ashâb-ı teʻayyün u teşahhustan birine tefvîz olunması güzâriş-pezîr-i semt-i tasavvur olmuşidi. Çünki teshîlen li-erzâkı'l-‘ibâd hubûbât içün hazîne-i müstakılle tahsîs ü iʻdâd olunup, beher sâl nâzır maʻrifetiyle vâfir mâl defʻ ü cemʻ lâzım gelmişidi. Şıkk-ı Sâlis 'unvânıyla bu mâddeye mişvârı maʻlûm zevâtdan biri me'mûr olduğu hâlde nüfûz-ı kelâmına kuvvet geleceğinden başka mansıb-ı mezkûrun dahi vâreste-i ‘ârıza-i metrûkiyyet olacağı zâhir olup, fî-mâ-baʻd Nezâret-i Hubûbât mansıb-ı mezkûra rabt ahadühümâ âhara şart kılınup, mukaddemâ Nezâret içün taʻyîn olunan sekiz yüz gurûş meʻâş üzerine bu defʻa yedi yüz gurûş dahi zamm ve yevm-i mezkûrda Râtib Bekir Efendi'ye tevcîh ü 'inâyet ve selefi kudemâ-yı tarîkden olup, fakr-ı vifāk ile şöhret bulmağla, mecrûc-ı şeşper-i ye's ü nevmîdî olması muhâlif tavr-ı mürüvvet olduğuna binâʼen, meʻâş-ı sâbıkını ilâ-mâ-şâ’allah ahz u tasarruf etmek beşâretiyle dil-şâd ve bu takrîb ile kayd-ı hadem ü haşemden serâzâd oldu. Nişâncılık mansıbı es-Seyyid Feyzullâh Efendi'ye Defter Emâneti Mehmed Hakkı Beyefendi'ye Rûznâmçe-i Evvel, es-Seyyid ‘Abdullâh Birrî Efendi'ye, Baş-muhasebe, Şerîf Mehmed Efendi'ye, Şehremâneti, Câvîd Ahmed Bey'e tevcîh olunup, Tersâne Emâneti ibkā ve Darb-hâne Emâneti ile İffet Mustafa Beyefendi'nin kadri i‘lâ olunup, Matbah Emâneti, Feyzi Bey-zâde Mehmed Bey'e, Arpa Emâneti, ‘İzzet Paşa-zâde'ye, Anadolu Muhasebesi, Enverî Efendi'ye, [214b] Mukābele-i Süvârî, Ahmed Efendi'ye, Haremeyn, Yazıcı-yı sâbık Mehmed Efendi'ye, Kitâbet-i Yeniçerîyân, Tecellî Efendi'ye tevcîh olunup, menâsıb-ı bâkiye-i devlet ile sâyir ashâb-ı istî‘dâd u liyâkat mükerrem ve baʻzıları dahi inʻâmât-ı Şâhâne ile hurrem oldular. Vüzerâ-yı ‘izâm hazerâtının ekserîsi ibkā olunup, fekat Mısır Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'ya Anadolu Eyâleti ve Vidin Muhafızı Vezîr Sâlih Paşa'ya mısr-ı Kāhire Eyâleti ve sabıkā Belgrad Muhafızı olup, birkaç gün\nmukaddem vezâreti ibkā olunan Vezîr Mehmed Paşa'ya Vidin Muhafızlığı ve Anadolu'dan 'azl olunan ‘Azm-zâde Vezîr 'Abdullâh Paşa'ya Haleb Eyâleti tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nakīb Efendi'nin iştidâd-ı marazı hasebiyle muʻâyedede bulunmadığı bâlâda zikrolunmuşidi. İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in dördüncü günü hırâmân-ı ravza-i cenân olup, Nekābet-i eşrâf mansıb-ı celîli sabıkā Mekke Kadısı Şerîf Efendi-zâde es-Seyyid “Atâʼullâh Efendi'ye İstanbul Pâyesi inzımâmıyla tevcîh olundu.\n\n Müteveffâ-yı mûmâ ileyh meşâyih-ı kirâm'dan Bıçakcılar İmâmı “Abdullâh Efendi'nin hafîdi ve Mekke-i mükerreme'de mücâvir iken, fevt olan Dersiʻâm Trabzonî Ahmed Efendi'nin necl-i necîbi olup, yigirmi altı ve 'ala-rivâyetin otuz üç târîhinde kadem-zen-i 'âlem-i hestî olup, fark-ı sevâd u beyaz ve temyîz-i cevâhir ü aʻrâz eyledikde, tahsîl-i ‘ulûma rağbet ve altmış târîhinde medrese ru’ûsuna neyl ile hâyiz-i rehîne-i ferhat olup, seksan dokuzda Kadı-yi Üsküdâr ve doksan sekizde Edirne hükûmetiyle kâm-kâr ve iki yüz üç senesinde Medîne-i münevvere Pâyesi'yle nâm-dâr olup, iki yüz beş Receb'inde Nakībüleşrâf ve altıda İstanbul Pâyesi'yle mazhar-ı eltâf ve iki yüz sekiz senesi Şevvali'nin [215a] dördüncü günü terk-i\n‘âlem-i fânî ve ‘azm-i semt-i câvidânî eyledi. Merhûm Akkermânî Efendi'den ahz-ı icâzet ve ‘Asım-ı vakt olan Çelebi İmâm'dan teʻallüm-i kırâʻat ve Eğri-kapulı'dan ketebe alup, beyne'l-hattâtîn cevdet-i hat ile kesb-i şöhret eylediğinden gayri, mevzûn güftârı ve elsine-i selâsede eşʻârı olup, fazlına nisbetle kadr-i şiʻri dûn olduğundan mecelle-i vekāyiʻa kaydolunmayıp terki evlâ görüldü.",
          "caption": "Fevt ü nasb-ı Nakībüleşrâf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_364.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt ü nasb-ı Nakībüleşrâf",
          "text": "Nakīb Efendi'nin iştidâd-ı marazı hasebiyle muʻâyedede bulunmadığı bâlâda zikrolunmuşidi. İşbu Şevvâlü'l-mükerrem'in dördüncü günü hırâmân-ı ravza-i cenân olup, Nekābet-i eşrâf mansıb-ı celîli sabıkā Mekke Kadısı Şerîf Efendi-zâde es-Seyyid “Atâʼullâh Efendi'ye İstanbul Pâyesi inzımâmıyla tevcîh olundu.\n\n Müteveffâ-yı mûmâ ileyh meşâyih-ı kirâm'dan Bıçakcılar İmâmı “Abdullâh Efendi'nin hafîdi ve Mekke-i mükerreme'de mücâvir iken, fevt olan Dersiʻâm Trabzonî Ahmed Efendi'nin necl-i necîbi olup, yigirmi altı ve 'ala-rivâyetin otuz üç târîhinde kadem-zen-i 'âlem-i hestî olup, fark-ı sevâd u beyaz ve temyîz-i cevâhir ü aʻrâz eyledikde, tahsîl-i ‘ulûma rağbet ve altmış târîhinde medrese ru’ûsuna neyl ile hâyiz-i rehîne-i ferhat olup, seksan dokuzda Kadı-yi Üsküdâr ve doksan sekizde Edirne hükûmetiyle kâm-kâr ve iki yüz üç senesinde Medîne-i münevvere Pâyesi'yle nâm-dâr olup, iki yüz beş Receb'inde Nakībüleşrâf ve altıda İstanbul Pâyesi'yle mazhar-ı eltâf ve iki yüz sekiz senesi Şevvali'nin [215a] dördüncü günü terk-i\n‘âlem-i fânî ve ‘azm-i semt-i câvidânî eyledi. Merhûm Akkermânî Efendi'den ahz-ı icâzet ve ‘Asım-ı vakt olan Çelebi İmâm'dan teʻallüm-i kırâʻat ve Eğri-kapulı'dan ketebe alup, beyne'l-hattâtîn cevdet-i hat ile kesb-i şöhret eylediğinden gayri, mevzûn güftârı ve elsine-i selâsede eşʻârı olup, fazlına nisbetle kadr-i şiʻri dûn olduğundan mecelle-i vekāyiʻa kaydolunmayıp terki evlâ görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Rumeli'nin yemîn ü yesârında ‘alem-efrâz-ı bagy u tuğyân olan dağlı eşkıyâsını tedmîr ve levs-i vücûdlarından o havâlîyi tathîr etmek dâʻiyesiyle, Edirne Bostâncı-başısı Serbest-zâde Mehmed Ağa'ya ısdâr-ı emr-i kazâ te'sîr olunmuşidi. Merkūm bu meʼmûriyyeti medâr-ı celb-i mâl ve mukaddime-i nizâm-ı hâl edüp, Edirne etrâfında mütemekkin ehâlîyi tecrîm ü ızrâr ve Edirne kutrundan hâric kazalarda vâki fukarâyı cerîh-i nîş-i cevr ü âzâr eylediğinden başka, eşkıyâya re'y verilmek vesîlesyile sergerdelerinden vâfir mâl istihsâl ve agrâz-ı sâyiresine revâc vermek içün o makūle ehl-i fesâdı tahrîk ü taslît ile me'mûriyyet-i asliyyesini ber-hemzede-i ihtilâl etmekle, sâyire ‘ibret ve havene-i nâsa sebeb-i ruʻb u haşyet olmak zımnında merkûmun teʼdîb ü tenkîli lâzım gelmişidi. Binâ'en-‘alâ-zâlik işbu Şevvâl'in sekizinci günü Edirne Bostâncı-başılığı'ndan ‘azl ve Kapucu-başılığı ref ve emlâk u erâzîsinden mâʻadâ bi'l-cümle emvâl ü eşyâ vü zimemi cânib-i mîrîden zabt ve Mağusa Kalʻası'na nefy ü def olunup, Ferecikli Ahmed Ağa dilîr ü kâr-âzmâ ve bu me'mûriyyetin ‘uhdesinden geleceği meʼmûl-ı erbâb-ı nühâ olduğuna binâ’en, menfâ-yı mezbûra câ-nişîn ve ber-minvâl-i muharrer dağlı eşkıyâsı üzerine taʻyîn olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nefy-i Ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_365.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nefy-i Ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "text": "Bir müddetden berü Rumeli'nin yemîn ü yesârında ‘alem-efrâz-ı bagy u tuğyân olan dağlı eşkıyâsını tedmîr ve levs-i vücûdlarından o havâlîyi tathîr etmek dâʻiyesiyle, Edirne Bostâncı-başısı Serbest-zâde Mehmed Ağa'ya ısdâr-ı emr-i kazâ te'sîr olunmuşidi. Merkūm bu meʼmûriyyeti medâr-ı celb-i mâl ve mukaddime-i nizâm-ı hâl edüp, Edirne etrâfında mütemekkin ehâlîyi tecrîm ü ızrâr ve Edirne kutrundan hâric kazalarda vâki fukarâyı cerîh-i nîş-i cevr ü âzâr eylediğinden başka, eşkıyâya re'y verilmek vesîlesyile sergerdelerinden vâfir mâl istihsâl ve agrâz-ı sâyiresine revâc vermek içün o makūle ehl-i fesâdı tahrîk ü taslît ile me'mûriyyet-i asliyyesini ber-hemzede-i ihtilâl etmekle, sâyire ‘ibret ve havene-i nâsa sebeb-i ruʻb u haşyet olmak zımnında merkûmun teʼdîb ü tenkîli lâzım gelmişidi. Binâ'en-‘alâ-zâlik işbu Şevvâl'in sekizinci günü Edirne Bostâncı-başılığı'ndan ‘azl ve Kapucu-başılığı ref ve emlâk u erâzîsinden mâʻadâ bi'l-cümle emvâl ü eşyâ vü zimemi cânib-i mîrîden zabt ve Mağusa Kalʻası'na nefy ü def olunup, Ferecikli Ahmed Ağa dilîr ü kâr-âzmâ ve bu me'mûriyyetin ‘uhdesinden geleceği meʼmûl-ı erbâb-ı nühâ olduğuna binâ’en, menfâ-yı mezbûra câ-nişîn ve ber-minvâl-i muharrer dağlı eşkıyâsı üzerine taʻyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karadeniz Boğazı'nda bu defʻa binâ vü inşasına idâre-i hümâyûn teʻallük eden kal'aların iktizâ eden mesârifi, nezâret ü ma'rifetiyle ru'yet ve dest-i tetâvül-i\nhaveneden mîrîyi sıyânet ʻunvânıyla hâlâ Tevkīʻî olan işbu Şevvâlülmükerrem gāyetinde me'mûr olup, bu mâddeye teferruʻ eden husûsât u vesâyâyı hâvî yedine teslîm-i emr-i celîlü'l-fehâvî kılındı.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Feyzullâh Efendi be-Nezâret-i Kılâ‘-ı Sugr-ı Bahr-ı siyâh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_366.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Feyzullâh Efendi be-Nezâret-i Kılâ‘-ı Sugr-ı Bahr-ı siyâh",
          "text": "Karadeniz Boğazı'nda bu defʻa binâ vü inşasına idâre-i hümâyûn teʻallük eden kal'aların iktizâ eden mesârifi, nezâret ü ma'rifetiyle ru'yet ve dest-i tetâvül-i\nhaveneden mîrîyi sıyânet ʻunvânıyla hâlâ Tevkīʻî olan işbu Şevvâlülmükerrem gāyetinde me'mûr olup, bu mâddeye teferruʻ eden husûsât u vesâyâyı hâvî yedine teslîm-i emr-i celîlü'l-fehâvî kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nebât u hayvânâta bi-hasebi'z-zâhir sebeb-i nümüvv ü intiʻâş olan sehâb-ı mâtır baʻzı mahallere mütekātır olup, etrâf-ı Âsitâne'de bir müddetden berü nüzûl-ı bârân müteahhir olduğundan, cüdûbet ü galâ ve fikdân-ı hısb u rehâ efkârıyla baʻzı galat-endîş üftâde-i matmûre-i ızdırâb u teşvîş oldu. ʻAvâm-ı nâs zuʻmuna göre miyâha kıllet ve giyâha ihtirâk u safret tareyânı agleb-i ihtimâl iken, \"fe-in lem yusbirhâ vâbilün fetallün\" mantukunca füyûzât-ı eshâr-ı nâmiye-bahş ile pîrâmen-i Âsitâne'de vâkiʻ olan çerâ-gâh u mezâriʻ kesb-i tarâvet ve mehâzin-i mîyâhda el-hâletü hâzihî tekarrür eden kesret ü bereket tekzîb-i zünûn-ı ehl-i şe'âmet eyledi. Aferînende-i besâyit ü mürekkebât ve Rûzî-dehende-i kâffe-i mahlūkāt zuhûr-ı kudret ü meşiyyetini baʻzan esbâb-ı zâhireye rabt etmiş ise dahi, katʻâ li-mâddeti'ş-şübheti müzâvele-i ʻamel ve istiʻmâl-i âlete i[f]tikârı olmayup, bi-lâ-ʻilletü mine'l-ʻileli halk u ihtirâʻ ve îcâd u ibdaʻda teʻayyün-i kemâl-i kudreti dahi iclâ-yı bedîhiyâtdandır. İnnemâ emrühû iza erâde şey'en en-yekūle lehû kün fe-yekûn idrâk-i hükm-i hufyesinden ve rû-pûş-i gaflet olan erbâb-ı zevâhiri inkilâb-ı derûn ve iztırâb-ı gûnâ-gûndan tahlîs içün bu esnâda gamâm-ı latîfü'l-insicâm dahi feyezân edüp, besâtîn ü mezâriʻ-i irvâ [215b] ve hadâyık u merâbiʻi iskā eyledi. Iskātü't-tedbîr nâm kitabında ʻAtâʼullâh İskenderî'nin\n\"Meselü'l-‘abdi me‘allâhi kemsûʼeseli dayfin nezele ‘alâ-melikin kerîmin fî-dârihî fe-hakka ‘alâ-zâlike'd-dayfi en-lâ yehtemme bi-me'kelin ve-lâ meşrebin li-ennehû in-fe‘ale zâlike kâne zâlike tühmeten li'l-meliki ve sûe zannin min-hü bihî\" kelâm-ı hikmet-nizâmı mahall-i yakîn ü irşâd ve sebeb-i temekkün-i ittikâl ü i‘tikāddır.\n\nHâsköy Aʻyânı Süleymân Hâsekî aʻyânlık istikrâriyçün dağlı eşkıyâsını da‘vet ve zâhiren ve bâtınen iʻânet ile tahrîb-i memleket etdirdiği vâsıl-ı sem‘-i Veliyy-i devlet olup, merkūmun ve aʻyânlık tahsîlinde müzâhim ü şerîki olan şahsın izâlesi irâde ve bu husûslara meʼmûr Vezîr ‘Ali Paşa tarafına emr-i ‘âlî firistâde olunmuşidi. Şahs-ı merkūm muktezâ-yı emr-i kazâ-cereyân ile ser-bürîde-i hizlân ve mezbûr Hasekî keyfiyyete vukūf ile girîzân ve Âsitâne-i saʻâdet'e gelüp, kûşe-gîr-i ihtifâ olduğu sâmi‘a-resân-ı erkân olup, fi'l-hâl teftîş ü tenkīb ve ele getürülüp, Serây meydânında cezâsı tertîb olundu.\n\nRumeli vâlîlerinin kürsî-yi eyâletleri olan belde-i Manastır'da bu esnâda kaht ü galâ zuhûr etmekten nâ[ş]î zuʻafâ-yı memleket sûret-i istirhâmda mahkemeye şitâb u sürʻat edüp, şekvâları gavgāya ve niyâz u istidʻâları başka ma‘nâya müncer ve giderek mahkemeyi nişân-gâh-ı hışt u hacer eylediklerine kanâʻat etmeyüp, ferdâsı cemʻiyyet ile Paşa Kapusu'na hücûm ve bu kazıyye Rumeli Vâlîsi'ne ma'lûm olduğundan, Serây'ın der ü dervâzesin sedd edüp, o hılâlde baʻzı hod-nâ-şinâsân-ı vilâyet remy-i senge mübâşeret ve giderek sevret ü hiddetleri teskîn ve bu cemʻiyyete sebeb Evlâd-ı Fâtihân Çerî-başısı Emîn Ağa olduğu zann u tahmîn olunmuşidi. Merkūm ise mukaddemâ dağlı eşkıyâsına meʼmûr ve evkātı [216a] tertîb-i levâzım-ı mühimmeye mahsûr olup, mukaddemât-ı fitneden bî-haber ve eyyâm-ı kaht u galâda bu makūle ihtifâl ve cemiyyet-i nâs vukūʻ bulageldiği mukarrer iken, müşârun ileyhin merkūm hakkında müstemirr olan gayz-ı sâbıkına bu mâdde ‘ilâve olup, istîsâlini ızmâr ve\n‘alenen izâlesinde mahzûr-ı küllî zuhûr edeceği bedîdâr olduğundan, şebeke-i ihtidâ ile iktinâs olunmasını hulâsa-i efkâr edüp, bazı husûs müzâkeresiyçün merkūmu ihzâr ile isnâd olunan cerâyimini ta‘dâd ve bi'n-nefs üzerine sell-i hançer-i bîdâd eylediği hînde mukaddemâ der-kemîn eylediği âdemler dahi zuhûr ve hançer üşürüp merkūmu ni'met-i hayâtdan dûr eylediler. Müşârun ileyh merkūmun ser-i maktûʻunu mahsûs Tatar ile Âsitâne'ye irsâl ve İskenderiyyeli'ye muʻayyen ü hemhâl ve: \"Bu mâddede bi'l-istiklâl mûceb-i fitne vü ihtilâl olduğunu îmâ ve bu esbâb ile izâlesi lâzım geldi\" deyü iş'âr u inbâ edüp, mezbûrun hakkında emr-i ‘âlî sâdır olmadığına binâ'en, siyâset-gâh-ı eşrâr olan Serây meydânına ser-i maktûʻu vaz olunmayup, vedîʻa-i mezâr istitâr olundu. Merkūm hakkında eğerçi bir iki defa emr-i ‘âlî sâdır olmuşidi. Ancak zâtında bir merd-i müteʻayyin ü nâm-ver ve Rumeli taraflarında vak u şöhreti âfâka beraber olduğundan gayri, Muhâdiye Cengi'nde bâlâ-nişîn-i meclis-i erbâb-ı zafer ve bâ-husûs Maçin Vakʻası'nın def‘a-i sâniyesinde iki bin kadar dâl-fes ve âl-nîmtenlü ‘asker ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, izhâr-ı kerr ü ferr ve sebeb-i tekavvî-yi kulûb-ı ehl-i sefer olmuşidi. Velîyy-i niʻmeti olan Devlet-i ‘aliyye'ye ihânet ve tavk-ı itâ‘at-ı Hâlifetü'l-müslimîn'den gerden-keş-i muhalefet olan şahs-ı küştenîye fi'l-hakīka i'ânet edüp, bu defa ihtilâl-i beldeye dahi ‘illet oldu ise mazhar-ı [216b] mücâzât olmuş ve illâ isnâd olunan mâddede medhal ü sun'ı olmayup, sihâm-ı erbâb-ı nifâka hedef ve yakīn ifadesinden ‘ârî, zann u gümân-ı sırf ile telef olduysa, Devlet-i 'aliyye'ye lâzım bir merd-i kar-güzâr beyhûde yere dest-bürd-i gadr-i rûzgâr olup, müste'sılı makdûh u medhûl ve rûz-i cezâd Min-kıbeli'r-Rabb mes'ûl olacağı ittifak-kerde-i erbâb-ı 'ukūldür.",
          "caption": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_367.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât-ı müteferrika",
          "text": "Nebât u hayvânâta bi-hasebi'z-zâhir sebeb-i nümüvv ü intiʻâş olan sehâb-ı mâtır baʻzı mahallere mütekātır olup, etrâf-ı Âsitâne'de bir müddetden berü nüzûl-ı bârân müteahhir olduğundan, cüdûbet ü galâ ve fikdân-ı hısb u rehâ efkârıyla baʻzı galat-endîş üftâde-i matmûre-i ızdırâb u teşvîş oldu. ʻAvâm-ı nâs zuʻmuna göre miyâha kıllet ve giyâha ihtirâk u safret tareyânı agleb-i ihtimâl iken, \"fe-in lem yusbirhâ vâbilün fetallün\" mantukunca füyûzât-ı eshâr-ı nâmiye-bahş ile pîrâmen-i Âsitâne'de vâkiʻ olan çerâ-gâh u mezâriʻ kesb-i tarâvet ve mehâzin-i mîyâhda el-hâletü hâzihî tekarrür eden kesret ü bereket tekzîb-i zünûn-ı ehl-i şe'âmet eyledi. Aferînende-i besâyit ü mürekkebât ve Rûzî-dehende-i kâffe-i mahlūkāt zuhûr-ı kudret ü meşiyyetini baʻzan esbâb-ı zâhireye rabt etmiş ise dahi, katʻâ li-mâddeti'ş-şübheti müzâvele-i ʻamel ve istiʻmâl-i âlete i[f]tikârı olmayup, bi-lâ-ʻilletü mine'l-ʻileli halk u ihtirâʻ ve îcâd u ibdaʻda teʻayyün-i kemâl-i kudreti dahi iclâ-yı bedîhiyâtdandır. İnnemâ emrühû iza erâde şey'en en-yekūle lehû kün fe-yekûn idrâk-i hükm-i hufyesinden ve rû-pûş-i gaflet olan erbâb-ı zevâhiri inkilâb-ı derûn ve iztırâb-ı gûnâ-gûndan tahlîs içün bu esnâda gamâm-ı latîfü'l-insicâm dahi feyezân edüp, besâtîn ü mezâriʻ-i irvâ [215b] ve hadâyık u merâbiʻi iskā eyledi. Iskātü't-tedbîr nâm kitabında ʻAtâʼullâh İskenderî'nin\n\"Meselü'l-‘abdi me‘allâhi kemsûʼeseli dayfin nezele ‘alâ-melikin kerîmin fî-dârihî fe-hakka ‘alâ-zâlike'd-dayfi en-lâ yehtemme bi-me'kelin ve-lâ meşrebin li-ennehû in-fe‘ale zâlike kâne zâlike tühmeten li'l-meliki ve sûe zannin min-hü bihî\" kelâm-ı hikmet-nizâmı mahall-i yakîn ü irşâd ve sebeb-i temekkün-i ittikâl ü i‘tikāddır.\n\nHâsköy Aʻyânı Süleymân Hâsekî aʻyânlık istikrâriyçün dağlı eşkıyâsını da‘vet ve zâhiren ve bâtınen iʻânet ile tahrîb-i memleket etdirdiği vâsıl-ı sem‘-i Veliyy-i devlet olup, merkūmun ve aʻyânlık tahsîlinde müzâhim ü şerîki olan şahsın izâlesi irâde ve bu husûslara meʼmûr Vezîr ‘Ali Paşa tarafına emr-i ‘âlî firistâde olunmuşidi. Şahs-ı merkūm muktezâ-yı emr-i kazâ-cereyân ile ser-bürîde-i hizlân ve mezbûr Hasekî keyfiyyete vukūf ile girîzân ve Âsitâne-i saʻâdet'e gelüp, kûşe-gîr-i ihtifâ olduğu sâmi‘a-resân-ı erkân olup, fi'l-hâl teftîş ü tenkīb ve ele getürülüp, Serây meydânında cezâsı tertîb olundu.\n\nRumeli vâlîlerinin kürsî-yi eyâletleri olan belde-i Manastır'da bu esnâda kaht ü galâ zuhûr etmekten nâ[ş]î zuʻafâ-yı memleket sûret-i istirhâmda mahkemeye şitâb u sürʻat edüp, şekvâları gavgāya ve niyâz u istidʻâları başka ma‘nâya müncer ve giderek mahkemeyi nişân-gâh-ı hışt u hacer eylediklerine kanâʻat etmeyüp, ferdâsı cemʻiyyet ile Paşa Kapusu'na hücûm ve bu kazıyye Rumeli Vâlîsi'ne ma'lûm olduğundan, Serây'ın der ü dervâzesin sedd edüp, o hılâlde baʻzı hod-nâ-şinâsân-ı vilâyet remy-i senge mübâşeret ve giderek sevret ü hiddetleri teskîn ve bu cemʻiyyete sebeb Evlâd-ı Fâtihân Çerî-başısı Emîn Ağa olduğu zann u tahmîn olunmuşidi. Merkūm ise mukaddemâ dağlı eşkıyâsına meʼmûr ve evkātı [216a] tertîb-i levâzım-ı mühimmeye mahsûr olup, mukaddemât-ı fitneden bî-haber ve eyyâm-ı kaht u galâda bu makūle ihtifâl ve cemiyyet-i nâs vukūʻ bulageldiği mukarrer iken, müşârun ileyhin merkūm hakkında müstemirr olan gayz-ı sâbıkına bu mâdde ‘ilâve olup, istîsâlini ızmâr ve\n‘alenen izâlesinde mahzûr-ı küllî zuhûr edeceği bedîdâr olduğundan, şebeke-i ihtidâ ile iktinâs olunmasını hulâsa-i efkâr edüp, bazı husûs müzâkeresiyçün merkūmu ihzâr ile isnâd olunan cerâyimini ta‘dâd ve bi'n-nefs üzerine sell-i hançer-i bîdâd eylediği hînde mukaddemâ der-kemîn eylediği âdemler dahi zuhûr ve hançer üşürüp merkūmu ni'met-i hayâtdan dûr eylediler. Müşârun ileyh merkūmun ser-i maktûʻunu mahsûs Tatar ile Âsitâne'ye irsâl ve İskenderiyyeli'ye muʻayyen ü hemhâl ve: \"Bu mâddede bi'l-istiklâl mûceb-i fitne vü ihtilâl olduğunu îmâ ve bu esbâb ile izâlesi lâzım geldi\" deyü iş'âr u inbâ edüp, mezbûrun hakkında emr-i ‘âlî sâdır olmadığına binâ'en, siyâset-gâh-ı eşrâr olan Serây meydânına ser-i maktûʻu vaz olunmayup, vedîʻa-i mezâr istitâr olundu. Merkūm hakkında eğerçi bir iki defa emr-i ‘âlî sâdır olmuşidi. Ancak zâtında bir merd-i müteʻayyin ü nâm-ver ve Rumeli taraflarında vak u şöhreti âfâka beraber olduğundan gayri, Muhâdiye Cengi'nde bâlâ-nişîn-i meclis-i erbâb-ı zafer ve bâ-husûs Maçin Vakʻası'nın def‘a-i sâniyesinde iki bin kadar dâl-fes ve âl-nîmtenlü ‘asker ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, izhâr-ı kerr ü ferr ve sebeb-i tekavvî-yi kulûb-ı ehl-i sefer olmuşidi. Velîyy-i niʻmeti olan Devlet-i ‘aliyye'ye ihânet ve tavk-ı itâ‘at-ı Hâlifetü'l-müslimîn'den gerden-keş-i muhalefet olan şahs-ı küştenîye fi'l-hakīka i'ânet edüp, bu defa ihtilâl-i beldeye dahi ‘illet oldu ise mazhar-ı [216b] mücâzât olmuş ve illâ isnâd olunan mâddede medhal ü sun'ı olmayup, sihâm-ı erbâb-ı nifâka hedef ve yakīn ifadesinden ‘ârî, zann u gümân-ı sırf ile telef olduysa, Devlet-i 'aliyye'ye lâzım bir merd-i kar-güzâr beyhûde yere dest-bürd-i gadr-i rûzgâr olup, müste'sılı makdûh u medhûl ve rûz-i cezâd Min-kıbeli'r-Rabb mes'ûl olacağı ittifak-kerde-i erbâb-ı 'ukūldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Meşâhîr-i meşâyih-i Nakşibendiyye'den Dülger-zâde Şeyh Mehmed Sıddîk Efendi birkaç günden berü münharifü'l-mizâc ve ‘illeti nâ-kâbil-i müdâvât ü ‘ilâc olup, işbu Zilka‘de'nin beşinci günü terk-i ‘alâyık ve pederi Rızâ Efendi'ye câr-ı mülâsık oldu. Mûmâ ileyh sâhib-i fehm ü hoş-sohbet ve lisân-ı ‘asra âşinâ bir merd-i bî-külfet\nolup, kanâʻat-kerde-i rızk-ı maksûm ve dânende-i me'âlü'l-harîs-i mahrûm olduğundan başka, dâyiresine müdâvemetde meymenet ve şathiyyât makūlesinden olan kelimâtı ekser evkātda muvâfık-ı zamîr-i ehl-i hâcet olup, istihrâc-ı ʻibâreye kādir ve fenn-i târîhe vukūfu zâhir idi.",
          "caption": "Fevt-i Dülger-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_368.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Dülger-zâde",
          "text": "Meşâhîr-i meşâyih-i Nakşibendiyye'den Dülger-zâde Şeyh Mehmed Sıddîk Efendi birkaç günden berü münharifü'l-mizâc ve ‘illeti nâ-kâbil-i müdâvât ü ‘ilâc olup, işbu Zilka‘de'nin beşinci günü terk-i ‘alâyık ve pederi Rızâ Efendi'ye câr-ı mülâsık oldu. Mûmâ ileyh sâhib-i fehm ü hoş-sohbet ve lisân-ı ‘asra âşinâ bir merd-i bî-külfet\nolup, kanâʻat-kerde-i rızk-ı maksûm ve dânende-i me'âlü'l-harîs-i mahrûm olduğundan başka, dâyiresine müdâvemetde meymenet ve şathiyyât makūlesinden olan kelimâtı ekser evkātda muvâfık-ı zamîr-i ehl-i hâcet olup, istihrâc-ı ʻibâreye kādir ve fenn-i târîhe vukūfu zâhir idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tekādüm-i eyyâm-ı rebîʻ hasebiyle suver-i meyl-i tenezzüh âyîne-i tabʻ-ı Mülûkâne'de cilve-ger olduğuna binâ'en, işbu Şevvalü'l-mükerrem'in dokuzuncu Cuma günü gülşen-serây-ı hâssadan Âyîneli-kavak'a nakl-i hümâyûnları vukūʻ bulup, kudûm-i şevket-lüzûmlarıyla kusûr-ı bî-kusûr-ı Serây-ı mezkûr, reşk-efzâ-yı müntezihât-ı dühûr oldu.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Âyîneli-kavak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_369.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Âyîneli-kavak",
          "text": "Tekādüm-i eyyâm-ı rebîʻ hasebiyle suver-i meyl-i tenezzüh âyîne-i tabʻ-ı Mülûkâne'de cilve-ger olduğuna binâ'en, işbu Şevvalü'l-mükerrem'in dokuzuncu Cuma günü gülşen-serây-ı hâssadan Âyîneli-kavak'a nakl-i hümâyûnları vukūʻ bulup, kudûm-i şevket-lüzûmlarıyla kusûr-ı bî-kusûr-ı Serây-ı mezkûr, reşk-efzâ-yı müntezihât-ı dühûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Levâzımât-ı Donanma-yi hümâyûn bi-fazlihî Teâlâ itmâma makrûn ve Akdeniz tarafına seyr ü hareketi matlûb-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn olmakdan nâşî, işbu Zilkaʻdetü'ş-şerîfe'nin dördüncü İsneyn günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri mersâ-yı Tersâne'den-i fekk-i lenger ve muʻtâd üzere alay gösterüp, huzûr-ı Hâkān-ı bahr u berrde telebbüs-i ferve-i semmûre ile ez-ser-i nev ihrâz-ı câh-ı hüsn-i nazar eylediğinden başka, [217a] sâyir kapudânlar dahi hilaʻ-i zâhire ile kesb-i şeref ü hubûr ve şimdilik Tophâne ve Beşiktaş pîşgâhında lenger-endâz-ı istikrâr olmalarıyçün emr-i hümâyun sudûr eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_370.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Levâzımât-ı Donanma-yi hümâyûn bi-fazlihî Teâlâ itmâma makrûn ve Akdeniz tarafına seyr ü hareketi matlûb-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn olmakdan nâşî, işbu Zilkaʻdetü'ş-şerîfe'nin dördüncü İsneyn günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri mersâ-yı Tersâne'den-i fekk-i lenger ve muʻtâd üzere alay gösterüp, huzûr-ı Hâkān-ı bahr u berrde telebbüs-i ferve-i semmûre ile ez-ser-i nev ihrâz-ı câh-ı hüsn-i nazar eylediğinden başka, [217a] sâyir kapudânlar dahi hilaʻ-i zâhire ile kesb-i şeref ü hubûr ve şimdilik Tophâne ve Beşiktaş pîşgâhında lenger-endâz-ı istikrâr olmalarıyçün emr-i hümâyun sudûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Humbaracı ve Lağımcı ocağlarının müceddeden tertib olunan şürûtları müstekarr ve muhafaza-i nizamları müstemirr olmak matlûb-ı hazret-i Cihândârî olmakdan nâşî, mukaddemâ birer sebeble ocağlarına baş olup, li-garazin ihtilâl-i kuyûd ve taklîl-i mevcûd eden bî-insâflar ʻazl ve o makûleler fîmâ-baʻd ağa olmamak\nşart-ı cedîde vasl olunup, erbâb-ı teʻayyün ü imtiyazdan birer mu‘temed kimselere ağalık tefvîz ü ihâle ve mikdâr-ı kifâye meʻâş taʻyîni ile zarûretleri izâle olunmasına dahi irâde-i menâyih-ifâde teʻallük etmişidi. Binâ’en-‘alâ-zâlik Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından Hasan Paşa Kethudâsı Ahmed Ağa mukaddemâ Silahdâr Ocağı'na ağa olmuş ve âzmâyiş-i evzâ‘-ı neferât etmiş bir şahıs olmağla, hakkında ‘inâyet-i Veliyy-i devlet erzânî buyurulup, Humbaracı-başılık muhavvel-i ‘uhde-i ihtisâsı kılındığı esnâda Lağımcı-başılık dahi 'Arif Bey birâderi zuʻamâdan Mehmed Emîn Ağa'ya tevcîh ve kifâyet derecesinde meʻâş taʻyîni ile terfîh olunmuşlaridi. Humbaracı-başı'nın vehm ü rehâveti ve Lağımcı-başı'nın irtikâba dâyir baʻzı hareketi sebebiyle şürût u nizâm-ı neferâta halel ‘ârız olacağı ihsâs olunduğundan başka, âsâr-ı rehâvet ü irtikâb taşralı olan erbâb-ı zeʻâmet ü timârın üç senede bir ‘alâ-tarîkı'l-münâvebe iyâb u zehâblarına rızâ verilmesini îcâb etmekle, te'dîbleri lâzım ve haleflerini terhîb mühim olduğundan, işbu Zîlka‘de'nin on beşinci günü ikisi birden ‘azl olunup, Ahmed Ağa, Gelibolu'ya ve Emîn Ağa, Burusa'ya nefy ü iclâ ve Mîr-i mîran'dan olup, bundan akdem Dergâh-ı âlî Kapucu-başılığı'nı ihtiyâr eden Ohrili İsmaʻîl Bey'e, Humbaracı-başılık ve Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından Ağa Hasan Paşa Kethudâsı Mustafa Ağa'ya, Lağımcı-başılık [217b] tevcîh olunup, şürût-ı mukarrere üzere hareketleri ve vesâyâsı gûş-i hûşlarına ilkā olundu.",
          "caption": "ʻAzl ve nefy-i Ser-Humbaracıyân ve Lağımcıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_371.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "ʻAzl ve nefy-i Ser-Humbaracıyân ve Lağımcıyân",
          "text": "Humbaracı ve Lağımcı ocağlarının müceddeden tertib olunan şürûtları müstekarr ve muhafaza-i nizamları müstemirr olmak matlûb-ı hazret-i Cihândârî olmakdan nâşî, mukaddemâ birer sebeble ocağlarına baş olup, li-garazin ihtilâl-i kuyûd ve taklîl-i mevcûd eden bî-insâflar ʻazl ve o makûleler fîmâ-baʻd ağa olmamak\nşart-ı cedîde vasl olunup, erbâb-ı teʻayyün ü imtiyazdan birer mu‘temed kimselere ağalık tefvîz ü ihâle ve mikdâr-ı kifâye meʻâş taʻyîni ile zarûretleri izâle olunmasına dahi irâde-i menâyih-ifâde teʻallük etmişidi. Binâ’en-‘alâ-zâlik Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından Hasan Paşa Kethudâsı Ahmed Ağa mukaddemâ Silahdâr Ocağı'na ağa olmuş ve âzmâyiş-i evzâ‘-ı neferât etmiş bir şahıs olmağla, hakkında ‘inâyet-i Veliyy-i devlet erzânî buyurulup, Humbaracı-başılık muhavvel-i ‘uhde-i ihtisâsı kılındığı esnâda Lağımcı-başılık dahi 'Arif Bey birâderi zuʻamâdan Mehmed Emîn Ağa'ya tevcîh ve kifâyet derecesinde meʻâş taʻyîni ile terfîh olunmuşlaridi. Humbaracı-başı'nın vehm ü rehâveti ve Lağımcı-başı'nın irtikâba dâyir baʻzı hareketi sebebiyle şürût u nizâm-ı neferâta halel ‘ârız olacağı ihsâs olunduğundan başka, âsâr-ı rehâvet ü irtikâb taşralı olan erbâb-ı zeʻâmet ü timârın üç senede bir ‘alâ-tarîkı'l-münâvebe iyâb u zehâblarına rızâ verilmesini îcâb etmekle, te'dîbleri lâzım ve haleflerini terhîb mühim olduğundan, işbu Zîlka‘de'nin on beşinci günü ikisi birden ‘azl olunup, Ahmed Ağa, Gelibolu'ya ve Emîn Ağa, Burusa'ya nefy ü iclâ ve Mîr-i mîran'dan olup, bundan akdem Dergâh-ı âlî Kapucu-başılığı'nı ihtiyâr eden Ohrili İsmaʻîl Bey'e, Humbaracı-başılık ve Dergâh-ı ‘âlî kapucu-başılarından Ağa Hasan Paşa Kethudâsı Mustafa Ağa'ya, Lağımcı-başılık [217b] tevcîh olunup, şürût-ı mukarrere üzere hareketleri ve vesâyâsı gûş-i hûşlarına ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ ileyh bundan akdem kal‘a-i mezkûrenin binâsına me'mûr olmakdan nâşî, resm ü keşf olunduğu vech üzere vaz‘-ı bünyâd ve tarh-ı ıdlâ' u evtâd edüp, yâverî-yi baht-ı bâhirü'l-esʻâd ve nîrû-yi himmet-i Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd ile emr-i binâ kuvve-i karîbeye mevsûl ve bu sâl-i ferruh-fâlde itmâmı muntazır u me'mûl iken, mûmâ ileyhin esvâr-ı üstüvâr-ı maʻkıl-ı ‘ömrü harâb-kerde-i tîșe-i hâdimü'l-lezzât olduğu haberi işbu Zilka‘de'nin evâhırında resîde-i sâmiʻa-i devlet olup, tekmîl-i kusûr ve tetmîm-i küsûr zımnında hademe-i devletten bir şahs-ı kâr-güzâr meʼmûr olmak lazım gelmişidi.\nBinâ-berîn sâbıkā Cebeciler Kâtibi Eginli Mustafâ Efendi'de maʻnâ-yı liyâkat ve mezâyâ-yı reviyyet fehm olunup, ilbâs-ı hilʻat içün Bâb-ı ‘âlî'ye ihzâr ve sûret-i me'mûriyyeti ihbâr olundukda, baʻzı mülâhazât-ı vâhiye ile izhâr-ı gılzat ve sarf-ı meʼmûriyyet zımnında ihtiyâr-ı envâ‘-1 ‘ukûbet edüp, kâfil-i umûr-ı devlet olan zevât-ı kirâm izâle-i zunûn u evhâm ve terfî‘-i kadr ü şân ile kâffe-i matlûbâtına müsâʻade olunacağını ifhâm etmişler iken, [mısra]: Derûn-1 tîre dilân kābil-i nasîhat nîst. mefhûmu üzere pend-pezîr olmadığı hâk-i kadem-i hazret-i Tâcdârî'ye ‘arz olundukda, huddâm-ı dergâh-ı Pâdişâhî'den olup, iltifât-ı devlet ile bâlâ-rev-i vâdî-yi teʻayyün ü şöhret ve sâye-i Saltanat-ı ‘uzmâda nâyil-i bülga-i servet olanların bu makūle hıdemât-ı mühimmeden rû-tâb-ı istinkâf olmaları resm-i edeb ü ‘ubûdiyyete mahall olup, takrîr u te'dîbe müste’hil olmalarıyla fi'l-hâl mûmâ ileyh Mağusa Kalası'na nefy ü izlâl olundu. Sâbıkā Sipâh Kâtibi Râşid Efendi ikāle-i ‘asrat ve izâle-i gubâr-ı nefret ümniyyesiyle bu hıdmet-i şeref-bahşın rü'yetine taleb-kâr ve şiddet-i şevk ü hâhişi hüsn-i terbiye ile hâk-pâ-yi hazret-i Şehriyârî'ye 'arz u işʻâr olundukda, [218a] Emânet-i Binâ el-yevm İsmaʻîl taraflarında beste-miyân-ı hıdmet olan Mu'ammer Ağa'ya ihâle olunup, Efendi-yi mümâ ileyhin nezâret-i mücerrede ile iktifâsı vehle-i ûlâda irâde olunmuşiken, müteveffâ Nuʻmân Bey'in me'mûriyyet-i mürettebesi üzere taʻyîn olunmak ilticâsında olduğu tekrâr 'arz-ı Der-bâr-ı ‘atûfet-medâr kılınup, ol vechile me'mûriyyeti muvâfık-ı re'y-i Sâmî olmağla, der-‘akab da‘vet ve Baş-muhasebe Pâyesi'yle ilbâs-ı hilʻat ve birkaç gün zarfında tedârükünü görüp, izhâr-ı memnuniyyet eyleyerek İsmaʻîl cânibine ‘azîmet eyledi. Kalʻa-i mezkûrenin ‘amele\nvü edevâtı müheyyâ ve lâzım gelan mesârifi mîrî tarafından 'an-nakdin i‘tâ olunageldiğinden fazla hatb-ı binâya teferru' eden umûr min-külli'l-vücûh heyyin ü yesîr ve tahsîs olununan meʻâş müstevfâ vü kesîr olup, nezâret ü ikdâmdan gayri maslahat, sadakat ü istikāmetten gayri hıdmet kalmadığı ve sedd-i İslâm ve sadd-ı gezend-i aʻdâ-yı li’âm maʻrazında binâ olunan kalʻaya nezâret ve leyl ü nehâr bezl-i cehd ü tâkat, mahz-ı ‘ibâdet ve sebeb-i teveccüh-i Veliyy-i devlet olduğu müberhen iken, mümâ ileyhin nükûl u iʻrâzı ve semt-i muhalefete irtikâzı, ihtilâl-i dimâğ iktizâsı ve kusûr-ı nazar belâsı olup, hod-be-hod kesb-i istihkāk-ı cezâ eylediğine binâ’en, \"Yedâke evketâ ve fûke nefeh\" meseli hakkında darb olunsa sezâdır.",
          "caption": "Fevt-i Mîr Nu‘mân Emîn-i Binâ-yı Kalʻa-i İsma‘îl ve baʻzı vukūʻât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_372.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mîr Nu‘mân Emîn-i Binâ-yı Kalʻa-i İsma‘îl ve baʻzı vukūʻât",
          "text": "Mîr-i mûmâ ileyh bundan akdem kal‘a-i mezkûrenin binâsına me'mûr olmakdan nâşî, resm ü keşf olunduğu vech üzere vaz‘-ı bünyâd ve tarh-ı ıdlâ' u evtâd edüp, yâverî-yi baht-ı bâhirü'l-esʻâd ve nîrû-yi himmet-i Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd ile emr-i binâ kuvve-i karîbeye mevsûl ve bu sâl-i ferruh-fâlde itmâmı muntazır u me'mûl iken, mûmâ ileyhin esvâr-ı üstüvâr-ı maʻkıl-ı ‘ömrü harâb-kerde-i tîșe-i hâdimü'l-lezzât olduğu haberi işbu Zilka‘de'nin evâhırında resîde-i sâmiʻa-i devlet olup, tekmîl-i kusûr ve tetmîm-i küsûr zımnında hademe-i devletten bir şahs-ı kâr-güzâr meʼmûr olmak lazım gelmişidi.\nBinâ-berîn sâbıkā Cebeciler Kâtibi Eginli Mustafâ Efendi'de maʻnâ-yı liyâkat ve mezâyâ-yı reviyyet fehm olunup, ilbâs-ı hilʻat içün Bâb-ı ‘âlî'ye ihzâr ve sûret-i me'mûriyyeti ihbâr olundukda, baʻzı mülâhazât-ı vâhiye ile izhâr-ı gılzat ve sarf-ı meʼmûriyyet zımnında ihtiyâr-ı envâ‘-1 ‘ukûbet edüp, kâfil-i umûr-ı devlet olan zevât-ı kirâm izâle-i zunûn u evhâm ve terfî‘-i kadr ü şân ile kâffe-i matlûbâtına müsâʻade olunacağını ifhâm etmişler iken, [mısra]: Derûn-1 tîre dilân kābil-i nasîhat nîst. mefhûmu üzere pend-pezîr olmadığı hâk-i kadem-i hazret-i Tâcdârî'ye ‘arz olundukda, huddâm-ı dergâh-ı Pâdişâhî'den olup, iltifât-ı devlet ile bâlâ-rev-i vâdî-yi teʻayyün ü şöhret ve sâye-i Saltanat-ı ‘uzmâda nâyil-i bülga-i servet olanların bu makūle hıdemât-ı mühimmeden rû-tâb-ı istinkâf olmaları resm-i edeb ü ‘ubûdiyyete mahall olup, takrîr u te'dîbe müste’hil olmalarıyla fi'l-hâl mûmâ ileyh Mağusa Kalası'na nefy ü izlâl olundu. Sâbıkā Sipâh Kâtibi Râşid Efendi ikāle-i ‘asrat ve izâle-i gubâr-ı nefret ümniyyesiyle bu hıdmet-i şeref-bahşın rü'yetine taleb-kâr ve şiddet-i şevk ü hâhişi hüsn-i terbiye ile hâk-pâ-yi hazret-i Şehriyârî'ye 'arz u işʻâr olundukda, [218a] Emânet-i Binâ el-yevm İsmaʻîl taraflarında beste-miyân-ı hıdmet olan Mu'ammer Ağa'ya ihâle olunup, Efendi-yi mümâ ileyhin nezâret-i mücerrede ile iktifâsı vehle-i ûlâda irâde olunmuşiken, müteveffâ Nuʻmân Bey'in me'mûriyyet-i mürettebesi üzere taʻyîn olunmak ilticâsında olduğu tekrâr 'arz-ı Der-bâr-ı ‘atûfet-medâr kılınup, ol vechile me'mûriyyeti muvâfık-ı re'y-i Sâmî olmağla, der-‘akab da‘vet ve Baş-muhasebe Pâyesi'yle ilbâs-ı hilʻat ve birkaç gün zarfında tedârükünü görüp, izhâr-ı memnuniyyet eyleyerek İsmaʻîl cânibine ‘azîmet eyledi. Kalʻa-i mezkûrenin ‘amele\nvü edevâtı müheyyâ ve lâzım gelan mesârifi mîrî tarafından 'an-nakdin i‘tâ olunageldiğinden fazla hatb-ı binâya teferru' eden umûr min-külli'l-vücûh heyyin ü yesîr ve tahsîs olununan meʻâş müstevfâ vü kesîr olup, nezâret ü ikdâmdan gayri maslahat, sadakat ü istikāmetten gayri hıdmet kalmadığı ve sedd-i İslâm ve sadd-ı gezend-i aʻdâ-yı li’âm maʻrazında binâ olunan kalʻaya nezâret ve leyl ü nehâr bezl-i cehd ü tâkat, mahz-ı ‘ibâdet ve sebeb-i teveccüh-i Veliyy-i devlet olduğu müberhen iken, mümâ ileyhin nükûl u iʻrâzı ve semt-i muhalefete irtikâzı, ihtilâl-i dimâğ iktizâsı ve kusûr-ı nazar belâsı olup, hod-be-hod kesb-i istihkāk-ı cezâ eylediğine binâ’en, \"Yedâke evketâ ve fûke nefeh\" meseli hakkında darb olunsa sezâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esbâbda irâde-i tecrîd şehvet-i hafiyyeden ve makām-ı tecrîdde irâde-i esbâb-ı inhitât himmet-i ‘aliyyeden olup, bu bâbda nüzû‘-ı nefs ve heyecân-ı devâʻî desâyis-i şeytâniyyedendir. Yaʻnî hakk-ı ‘abdde min-gayr-i taleb zuhûr eden mesâlih ü ruteb ki, zımnında iʻânet-i müslimîn ve rızâ-yı Emîrü'l-mü'minîn hasıldır, telakkī bi'l-kabûl kılınup, ihlâs-ı aʻmâl ve imtihâz-ı efʻâl ile muntazır ‘avn-ı Zü'l-celâl olmak takvâya akreb ve irâde-i Bârî lâ-mahâle cârî olup, şecer-i hılâf-ı tereddüdün semeresi mahzâ taʻb ve bâʻzan izhâk-ı rûha sebeb olageldiği mücerrebdir.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_373.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "Esbâbda irâde-i tecrîd şehvet-i hafiyyeden ve makām-ı tecrîdde irâde-i esbâb-ı inhitât himmet-i ‘aliyyeden olup, bu bâbda nüzû‘-ı nefs ve heyecân-ı devâʻî desâyis-i şeytâniyyedendir. Yaʻnî hakk-ı ‘abdde min-gayr-i taleb zuhûr eden mesâlih ü ruteb ki, zımnında iʻânet-i müslimîn ve rızâ-yı Emîrü'l-mü'minîn hasıldır, telakkī bi'l-kabûl kılınup, ihlâs-ı aʻmâl ve imtihâz-ı efʻâl ile muntazır ‘avn-ı Zü'l-celâl olmak takvâya akreb ve irâde-i Bârî lâ-mahâle cârî olup, şecer-i hılâf-ı tereddüdün semeresi mahzâ taʻb ve bâʻzan izhâk-ı rûha sebeb olageldiği mücerrebdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müteveffâ-yı mümâ ileyh Revân ile Kars miyânında Nâdir Şâh ile vâkiʻ olan cengde Yegen Paşa ile mevcûd Mîr-i mîrân'dan Ahmed Paşa'nın oğlu el-Hâc ‘Ali Bey'in sulbünden bin yüz elli beş târîhinde zuhûr edüp, maskat re’s-i olan mahrûse-i Selânik'de nemâ-yâfte-i iştihâr ve esfâr-ı sabıkada me'mûriyyetle baʻzı mahallerde bulunup, meşk-i ceng ü peykâr ederek hıtâm-ı seferde Âsitâne'ye kādim ve müteşahhisân-ı ‘asra müstenid ü mülâzım olup, o hilalde Duhân Gümrügü'nün eshâm iʻtibârıyla tâliblerine fürûht olunması tergīb ve zabt u idaresi nakd-i gîrân-ı ‘asr iʻâneti\nile mûmâ ileyhin ‘uhdesine ihâle olunmak tasvîb olunmuşidi. Bidâyet-i hâl ve teʻaddüd-i sâl takrîbi ile mâl-i vâfir iktinâ ve Şeyhbendî-oğulları'nın çiftliklerini semen-i bahs ve bedel-i ehass ile cânib-i mîrîden iştirâ edüp, çiftliklerde mevcûd olan zahîre-i kesîreyi beyʻ ve havl-i havelân ile bu mâddeden dahi iktisâb-ı nemâ vü rey‘ eylediğinden fazla, mutasarrıf olduğu Selânik memlehası hafiyyü'l-mahsûl ve vakt-i revâcda fevâyidi fevku'l-meʼmûl olan mukātaʻâtdan olup, kezâlik Girid Defterdârlığı mukātaʻasından Ahyolu mukātaʻası idâresinden ve Karahisar-ı şarkî şeb-hânesinden ve Selânik'de olan ziyâʻ u kurâdan ve bâ-husûs tasarrufât-ı hâriciyye ile hâsıl olan mekâsib ü fevâyidden kuvvet-i mâliyyeye mâlik olup, aralık aralık baʻzı ‘avârızâta sarf-ı mâl eylediyse dahi müddehar-ı aslî ve vâridât-ı tabîʻîye nazaran miknet ü kudretine vehn ‘ârız olmayup, müddet-i hayâtı vüsʻat-i hâl ile murûr ve ne mahalde bulunduysa esbâb-ı tüvân-gerî-yi eyyâm-ı zûd-güzârını hem-reng-i mevsim-i ‘îd ü sûr etmişidi. Nazm: İze'ştehâ yevmen luhûme'l-gatâ Yesra'u he'l-cevvü bi-enfâsihî Bir aralıkda çirk-âb-ı lehv ü tarabdan dest-şû-yi ferâğ ve ebhire-i meʻâsîden tathîr-kerde-i dimâğ olup, meşgūf-1 hubb u heyâm derîde-kabâ-yı şevk ü garâmı olduğu [219a] nev-reste-gân-ı müşkîn-i külâlenin temâşâ-yı mir'ât-i cemâline hursend ve nazar-1 pâk-bâzîye dil-bend olduğu hâlde ıskāt-1 farîza içün hacca ‘azîmet ve mehâzin-i iktidarında mevcûd olan nukūddan sarf ile beyne'n-nâs kesb-i sît-i sehâvet edüp, bir müddetten sonra tekrâr taʻmîr-i Medîne-i münevvere meʼmûriyyeti ile dem- sâz-ı hevâ-yı Hicâz ve ağayân-ı Harem ve ehâlî ile maʻreke-perdâz olarak terk-i me'mûriyyete âgāz ve erâzî-yi Necid'den i'ânet-i hafîr ile Bağdad'a ve andan Asitâne'ye gelüp, bu vaz‘-1 nâ-sâz meşârib-i evliyâ-yı devleti ber-hemzede-i gayz u işmi’zâz edüp, kabā-yı bekā-yı hayatı çâk-çâk-ı hançer-i kahr olmak cezm-kerde-i kâffe-i nâs iken, baʻzı mürüvvet-mendân-ı vakt, efrâşte-i rû-yi şefâʻat ve Anapa me'mûriyyetini tahsîl ile hakkında icrâ-yı mâ’ül-hayât ‘inâyet edüp, bu vartadan dahi tahlîs-i cân ya'ni ba'de-bürhetin mine'z-zemân Anapa'dan Asitâne'ye revân olup, sefer\nzuhûrunda erbâb-ı kerr ü ferr ile hem-ʻinân ve Muhâdiye ve Nezârete'de vâkiʻ melâhimde mişvârı nümâyân ve emvâl-i vâfire sarfıyla müşârun ileyh bi'l-benân olup, bundan sonra bir iki defʻa dahi seferde bulunup, nukūd-ı vüsʻ ü kudretini sarf eyleyerek sefer ber-taraf ve sımâh-ı râhatı henüz gûşvâre-i ferâğ ile müşennef olmuşiken, İsmâʻîl Kalʻası binâsına me'mûr ve târîh-i mezkûrda hem-dem-i ehl-i kubûr oldu.\n\nMûmâ ileyh lücûc u ʻacûl ve mütehevvir-i gayr-i hamûl, mübtelâ-yı muʻâraza vü cedel ve hod-pesend ü müşevveşü'l-ʻamel olup, lâzıme-i müvâsât ü müdârâdan bî-haber ve umûr-ı dünyeviyye içün dil-teng ü muğber olduğu şahs-ı muʻârız hakkında \"şerrün eherra\" idi. Ancak tabʻında sıfat-ı semâhat ü sehâvet ve zâtında cevher-i civân-merdî vü şecâʻat müstekin ve Devlet-i ʻaliyye tarafından me'mûr olduğu mahallere ʻazîmetde izhâr-ı imtinân etmediği müteʻayyin olduğundan başka, muhabbet-i sâdât-ı sûfîyye ile müştehir ve fî-külli şehr fukarâya [219b] bin gurûş vazîfe verdiği mütevâtirdir. Mûmâ ileyh sâye-i Devlet-i ʻaliyye'de mahsûd-ı erbâb-ı câh u iʻtibâr olacak derecelerde kesb-i iktidâr etmişiken, tıbâʻ-ı beşeriyyede ʻarz-ı gayr-i muvâfık müfârik olan hırs u şereh iktizâsıyla bu hılâlde tevfîr-i mevcûd dâʻiyesine düşüp, Tuna havâlîsinde vâkiʻ mukātaʻât ve sâyir vâridât-ı nâsı ʻanifen ve lutfen sûret-i iltizâmda tahlîs ve hâsılâtını nefsine tahsîs eylediğinden fazla, sevâhil-i mezkûrenin sâyir erzâkını dahi ber-vech-i selem mübâyaʻa vü iddihâr ve bir mikdârını intizâr-ı vakt-i revâc ile der-enbâr ve bir mikdârını li-ecli'l-beyʻ Âsitâne'ye irsâl ile tahsîl-i fâyide-i bî-şümâr eylediğini Tuna tüccârı istihbâr edüp, emr-i meʻâşlarına fesâd ve kârlarına kesâd terettüb eylediğini idrâk eylediklerinden gayri, kâffe-i erbâb-ı hiref ü sanâyiʻ miyânında tefâvüt-i iktisâb-ı menâfiʻden nâşî, hudûs eden tezâgun u tenâfüs emr-i hükmî olduğuna binâ'en, zikrolunan tüccâr maslahatlarına tâb ve hasımlarına ıztırâb vermek kasdıyla mübâyaʻa-i zehâyirden memnûʻ ve teklîf-i nevl ile medfûʻ olduklarını beyân ve hâliyyü'l-cerâb sıfru'l-yed ʻavdet eylediklerini mutazammın ʻarz-ı hâl ile hasîr-pâre-i şekvâyı sûzan eylediler. Şikâyetleri hakka şebîh mugālata\nnev'inden ise dahi şahs-ı vâhide inhisâr-ı menâfi‘ nüfûs-ı mütekessirenin meclûbâtına bi-hasebi'z-zâhir mâni‘ ve o makūle me'mûriyyet hılâlinde şey'-i âhar ile iştigāl-i mâdde-i asliyyeye îrâs-ı fütûr eyleyeceği istidlâl olunduğundan, şikâyetleri müsmir ve hakkında meşrebü'l-‘azb-i teveccüh mütegayyir olup, tevbîhi mutazammın baʻzı tahrîrât ile inzâr olunmuşidi. Birkaç seneden berü lutf u nevâzişle dâmen-efşân-ı 'ucb u gurûr olan şahs-ı gāfil ü memkûr, ümmîd etmediği vaz‘-1 tâkat-şiken ile nazardan sâkıt u mehcûr olduğunu ihsâs ve zâtında merkûz olan ‘acele ve ‘adem-i te'ennî hasebiyle me'mûr-ı binâsı olduğu kal‘anın baʻzı mahallerinde müşâhede-i vehn ü indirâs edüp, [220a] ictimâ‘-1 mâddeteyn mûmâ ileyhe bâʻis-i havf ü hirâs olmağla, giderek müte'essir ü münfaʻil ve o hılâlde ‘illeti hummâ-yı muhrikaya mütebeddil olup, çok geçmeden cisr-i fânî-yi dünyâdan güzâr ve terk-i dağdağa-i rûzgâr eyledi. Karafer[y]e sükkânından olup, Sitte kuzâtına el-yevm Tahta-başı olan Zihnî Efendi müteveffâya müte‘allik ü mütemahhız ve kâffe-i dâd u sitedine müteʻarrız olup, mûmâ ileyhin fevti haberi vürûdunda \"İnne'l-belâ’e müʼekkelün bi'l-mantıki\" mefhûmu üzere hılâf-ı rızâ akvâl-i lâgıyeye ictirâ eylediğinden Bostâncılar'a kaldırılup, rü'yet-i hisâb 'akabinde tavassut-ı şüfeʻâ ile sebîli tahliye ve bu vesîle ile lisân-ı gayr-i mazbût ve devâyir-i kibâra nakl-i havâdis ile merbût olan sebük-ma[g]zân-ı zemân ber-vech-i îhâm u terviye, teʼdîb ü terbiye olundu.",
          "caption": "[218b] Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_374.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "[218b] Terceme",
          "text": "Müteveffâ-yı mümâ ileyh Revân ile Kars miyânında Nâdir Şâh ile vâkiʻ olan cengde Yegen Paşa ile mevcûd Mîr-i mîrân'dan Ahmed Paşa'nın oğlu el-Hâc ‘Ali Bey'in sulbünden bin yüz elli beş târîhinde zuhûr edüp, maskat re’s-i olan mahrûse-i Selânik'de nemâ-yâfte-i iştihâr ve esfâr-ı sabıkada me'mûriyyetle baʻzı mahallerde bulunup, meşk-i ceng ü peykâr ederek hıtâm-ı seferde Âsitâne'ye kādim ve müteşahhisân-ı ‘asra müstenid ü mülâzım olup, o hilalde Duhân Gümrügü'nün eshâm iʻtibârıyla tâliblerine fürûht olunması tergīb ve zabt u idaresi nakd-i gîrân-ı ‘asr iʻâneti\nile mûmâ ileyhin ‘uhdesine ihâle olunmak tasvîb olunmuşidi. Bidâyet-i hâl ve teʻaddüd-i sâl takrîbi ile mâl-i vâfir iktinâ ve Şeyhbendî-oğulları'nın çiftliklerini semen-i bahs ve bedel-i ehass ile cânib-i mîrîden iştirâ edüp, çiftliklerde mevcûd olan zahîre-i kesîreyi beyʻ ve havl-i havelân ile bu mâddeden dahi iktisâb-ı nemâ vü rey‘ eylediğinden fazla, mutasarrıf olduğu Selânik memlehası hafiyyü'l-mahsûl ve vakt-i revâcda fevâyidi fevku'l-meʼmûl olan mukātaʻâtdan olup, kezâlik Girid Defterdârlığı mukātaʻasından Ahyolu mukātaʻası idâresinden ve Karahisar-ı şarkî şeb-hânesinden ve Selânik'de olan ziyâʻ u kurâdan ve bâ-husûs tasarrufât-ı hâriciyye ile hâsıl olan mekâsib ü fevâyidden kuvvet-i mâliyyeye mâlik olup, aralık aralık baʻzı ‘avârızâta sarf-ı mâl eylediyse dahi müddehar-ı aslî ve vâridât-ı tabîʻîye nazaran miknet ü kudretine vehn ‘ârız olmayup, müddet-i hayâtı vüsʻat-i hâl ile murûr ve ne mahalde bulunduysa esbâb-ı tüvân-gerî-yi eyyâm-ı zûd-güzârını hem-reng-i mevsim-i ‘îd ü sûr etmişidi. Nazm: İze'ştehâ yevmen luhûme'l-gatâ Yesra'u he'l-cevvü bi-enfâsihî Bir aralıkda çirk-âb-ı lehv ü tarabdan dest-şû-yi ferâğ ve ebhire-i meʻâsîden tathîr-kerde-i dimâğ olup, meşgūf-1 hubb u heyâm derîde-kabâ-yı şevk ü garâmı olduğu [219a] nev-reste-gân-ı müşkîn-i külâlenin temâşâ-yı mir'ât-i cemâline hursend ve nazar-1 pâk-bâzîye dil-bend olduğu hâlde ıskāt-1 farîza içün hacca ‘azîmet ve mehâzin-i iktidarında mevcûd olan nukūddan sarf ile beyne'n-nâs kesb-i sît-i sehâvet edüp, bir müddetten sonra tekrâr taʻmîr-i Medîne-i münevvere meʼmûriyyeti ile dem- sâz-ı hevâ-yı Hicâz ve ağayân-ı Harem ve ehâlî ile maʻreke-perdâz olarak terk-i me'mûriyyete âgāz ve erâzî-yi Necid'den i'ânet-i hafîr ile Bağdad'a ve andan Asitâne'ye gelüp, bu vaz‘-1 nâ-sâz meşârib-i evliyâ-yı devleti ber-hemzede-i gayz u işmi’zâz edüp, kabā-yı bekā-yı hayatı çâk-çâk-ı hançer-i kahr olmak cezm-kerde-i kâffe-i nâs iken, baʻzı mürüvvet-mendân-ı vakt, efrâşte-i rû-yi şefâʻat ve Anapa me'mûriyyetini tahsîl ile hakkında icrâ-yı mâ’ül-hayât ‘inâyet edüp, bu vartadan dahi tahlîs-i cân ya'ni ba'de-bürhetin mine'z-zemân Anapa'dan Asitâne'ye revân olup, sefer\nzuhûrunda erbâb-ı kerr ü ferr ile hem-ʻinân ve Muhâdiye ve Nezârete'de vâkiʻ melâhimde mişvârı nümâyân ve emvâl-i vâfire sarfıyla müşârun ileyh bi'l-benân olup, bundan sonra bir iki defʻa dahi seferde bulunup, nukūd-ı vüsʻ ü kudretini sarf eyleyerek sefer ber-taraf ve sımâh-ı râhatı henüz gûşvâre-i ferâğ ile müşennef olmuşiken, İsmâʻîl Kalʻası binâsına me'mûr ve târîh-i mezkûrda hem-dem-i ehl-i kubûr oldu.\n\nMûmâ ileyh lücûc u ʻacûl ve mütehevvir-i gayr-i hamûl, mübtelâ-yı muʻâraza vü cedel ve hod-pesend ü müşevveşü'l-ʻamel olup, lâzıme-i müvâsât ü müdârâdan bî-haber ve umûr-ı dünyeviyye içün dil-teng ü muğber olduğu şahs-ı muʻârız hakkında \"şerrün eherra\" idi. Ancak tabʻında sıfat-ı semâhat ü sehâvet ve zâtında cevher-i civân-merdî vü şecâʻat müstekin ve Devlet-i ʻaliyye tarafından me'mûr olduğu mahallere ʻazîmetde izhâr-ı imtinân etmediği müteʻayyin olduğundan başka, muhabbet-i sâdât-ı sûfîyye ile müştehir ve fî-külli şehr fukarâya [219b] bin gurûş vazîfe verdiği mütevâtirdir. Mûmâ ileyh sâye-i Devlet-i ʻaliyye'de mahsûd-ı erbâb-ı câh u iʻtibâr olacak derecelerde kesb-i iktidâr etmişiken, tıbâʻ-ı beşeriyyede ʻarz-ı gayr-i muvâfık müfârik olan hırs u şereh iktizâsıyla bu hılâlde tevfîr-i mevcûd dâʻiyesine düşüp, Tuna havâlîsinde vâkiʻ mukātaʻât ve sâyir vâridât-ı nâsı ʻanifen ve lutfen sûret-i iltizâmda tahlîs ve hâsılâtını nefsine tahsîs eylediğinden fazla, sevâhil-i mezkûrenin sâyir erzâkını dahi ber-vech-i selem mübâyaʻa vü iddihâr ve bir mikdârını intizâr-ı vakt-i revâc ile der-enbâr ve bir mikdârını li-ecli'l-beyʻ Âsitâne'ye irsâl ile tahsîl-i fâyide-i bî-şümâr eylediğini Tuna tüccârı istihbâr edüp, emr-i meʻâşlarına fesâd ve kârlarına kesâd terettüb eylediğini idrâk eylediklerinden gayri, kâffe-i erbâb-ı hiref ü sanâyiʻ miyânında tefâvüt-i iktisâb-ı menâfiʻden nâşî, hudûs eden tezâgun u tenâfüs emr-i hükmî olduğuna binâ'en, zikrolunan tüccâr maslahatlarına tâb ve hasımlarına ıztırâb vermek kasdıyla mübâyaʻa-i zehâyirden memnûʻ ve teklîf-i nevl ile medfûʻ olduklarını beyân ve hâliyyü'l-cerâb sıfru'l-yed ʻavdet eylediklerini mutazammın ʻarz-ı hâl ile hasîr-pâre-i şekvâyı sûzan eylediler. Şikâyetleri hakka şebîh mugālata\nnev'inden ise dahi şahs-ı vâhide inhisâr-ı menâfi‘ nüfûs-ı mütekessirenin meclûbâtına bi-hasebi'z-zâhir mâni‘ ve o makūle me'mûriyyet hılâlinde şey'-i âhar ile iştigāl-i mâdde-i asliyyeye îrâs-ı fütûr eyleyeceği istidlâl olunduğundan, şikâyetleri müsmir ve hakkında meşrebü'l-‘azb-i teveccüh mütegayyir olup, tevbîhi mutazammın baʻzı tahrîrât ile inzâr olunmuşidi. Birkaç seneden berü lutf u nevâzişle dâmen-efşân-ı 'ucb u gurûr olan şahs-ı gāfil ü memkûr, ümmîd etmediği vaz‘-1 tâkat-şiken ile nazardan sâkıt u mehcûr olduğunu ihsâs ve zâtında merkûz olan ‘acele ve ‘adem-i te'ennî hasebiyle me'mûr-ı binâsı olduğu kal‘anın baʻzı mahallerinde müşâhede-i vehn ü indirâs edüp, [220a] ictimâ‘-1 mâddeteyn mûmâ ileyhe bâʻis-i havf ü hirâs olmağla, giderek müte'essir ü münfaʻil ve o hılâlde ‘illeti hummâ-yı muhrikaya mütebeddil olup, çok geçmeden cisr-i fânî-yi dünyâdan güzâr ve terk-i dağdağa-i rûzgâr eyledi. Karafer[y]e sükkânından olup, Sitte kuzâtına el-yevm Tahta-başı olan Zihnî Efendi müteveffâya müte‘allik ü mütemahhız ve kâffe-i dâd u sitedine müteʻarrız olup, mûmâ ileyhin fevti haberi vürûdunda \"İnne'l-belâ’e müʼekkelün bi'l-mantıki\" mefhûmu üzere hılâf-ı rızâ akvâl-i lâgıyeye ictirâ eylediğinden Bostâncılar'a kaldırılup, rü'yet-i hisâb 'akabinde tavassut-ı şüfeʻâ ile sebîli tahliye ve bu vesîle ile lisân-ı gayr-i mazbût ve devâyir-i kibâra nakl-i havâdis ile merbût olan sebük-ma[g]zân-ı zemân ber-vech-i îhâm u terviye, teʼdîb ü terbiye olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Anadolu Pâyesi olan Dâğıstânî İbrâhîm Efendi ve İstanbul Pâyesi olan Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi sinîn-i müteʻaddideden berü neşr-i ‘ulûm-ı şettâ ile meşgül ve istifâde-i meclis fazîletleriyle niçe kimseler vâkıf-ı mezâyâ-yı menkūl u maʻkūl olup, el-yevm ikisi dahi pîr-i fânî ve arpalıkları ‘avârız mesâriflerine vefâ etmeyüp, zîk-i ‘ayş ve düyûn ile zebûn-ı ser-pençe-i zarûret ü nâ-tüvânî oldukları, bu esnâda tertîb olunan ziyâfet-i hazret-i Sadrıaʻzamî'de taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ifâde vü beyân ve haklarında tahrîk-i silsile-i lutf u ihsân olunmuşidi. Keyfiyyet-i mezkûr taraf-1 Asafi'den 'arz-ı âstân-ı şâmihu'l-erkân kılındıkda, behâne-cû-yı 'inâyet olan\nŞehriyâr-ı gerdûn-bestat işbu Zilhicce evâhırında müşârun ileyhimâya beşer bin gurûş inʻâm ve müzâyaka vü zarûretlerini defʻ ile daʻavât-ı [220b] hayriyyelerini igtinâm buyurdular.",
          "caption": "Zuhûr-ı ihsân-ı Pâdişâhî ber-hakk-ı Dâğıstânî Efendi ve Müftî-zâde Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_375.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı ihsân-ı Pâdişâhî ber-hakk-ı Dâğıstânî Efendi ve Müftî-zâde Efendi",
          "text": "Sadâret-i Anadolu Pâyesi olan Dâğıstânî İbrâhîm Efendi ve İstanbul Pâyesi olan Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi sinîn-i müteʻaddideden berü neşr-i ‘ulûm-ı şettâ ile meşgül ve istifâde-i meclis fazîletleriyle niçe kimseler vâkıf-ı mezâyâ-yı menkūl u maʻkūl olup, el-yevm ikisi dahi pîr-i fânî ve arpalıkları ‘avârız mesâriflerine vefâ etmeyüp, zîk-i ‘ayş ve düyûn ile zebûn-ı ser-pençe-i zarûret ü nâ-tüvânî oldukları, bu esnâda tertîb olunan ziyâfet-i hazret-i Sadrıaʻzamî'de taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ifâde vü beyân ve haklarında tahrîk-i silsile-i lutf u ihsân olunmuşidi. Keyfiyyet-i mezkûr taraf-1 Asafi'den 'arz-ı âstân-ı şâmihu'l-erkân kılındıkda, behâne-cû-yı 'inâyet olan\nŞehriyâr-ı gerdûn-bestat işbu Zilhicce evâhırında müşârun ileyhimâya beşer bin gurûş inʻâm ve müzâyaka vü zarûretlerini defʻ ile daʻavât-ı [220b] hayriyyelerini igtinâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı Zilhicce'nin yigirmi sekizinci Sebt gicesi Küçük Kal'a kapusunda hendek başında vâkiʻ çörekçi dükkânından leylen âteş zuhûr edüp, zikr olunan kal‘a dâhilini ihrâk ederek etrâfa münteşir olup, bir kolu hâric-i kalʻada olan Yazıcı Mahallesi'ne ve bir kolu Kālîçeci Ahmed Çelebi Mahallesi'ne müntehâ oldukda, fazl-ı Bârî'yle müntefî oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı harîk der-Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_376.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı harîk der-Galata",
          "text": "Mâh-ı Zilhicce'nin yigirmi sekizinci Sebt gicesi Küçük Kal'a kapusunda hendek başında vâkiʻ çörekçi dükkânından leylen âteş zuhûr edüp, zikr olunan kal‘a dâhilini ihrâk ederek etrâfa münteşir olup, bir kolu hâric-i kalʻada olan Yazıcı Mahallesi'ne ve bir kolu Kālîçeci Ahmed Çelebi Mahallesi'ne müntehâ oldukda, fazl-ı Bârî'yle müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Karaman Vâlîsi ve Çirmen Mutasarrıfı Vezîr ‘Ali Paşa def‘-i gavâyil-i eşkıyâya me'mûr olup, ‘asâkir-i etrâf ile sevâd-ı cemʻiyyeti teksîr ve mebâliğ-i mühimmât ile zâtü'l-vekūd gayreti tescîr olunmuşidi. Karârgâhı olan Niş'den hareket ve meʼmûr-ı maʻiyyeti olan ‘askere bakmayup, dâyiresi halkıyla Bâzârcık kurâsından Dere Karyesi'nde mütehassın eşkıyâ üzerine ilkā-yı havf u haşyet edüp, bir iki sâʻat mukaddem eşkıyâ haber-dâr ve enfüs-i habîselerini tahlîs içün bâdiye peymâ-yı firâr oldukları maʻlûm olduğu sâʻat taʻkîb ü muhârebeye mübâşeret olunup, baʻzısı şemşîr-i kahr ile münʻadim ve baʻzısı hayyen ahz olunup, dest ü pâları münkatıʻ u munsarim ve 'ibret-i her gaşûm u zâlim olmak içün kenâre-i rezm-gâha ilkā ve bakıyyetü's-suyûfa Çırpan Kazâsı'nda vâkiʻ Kuleli Karyesi'ni melce' ü me'vâ ittihâz eyledikleri inbâ olunup, tekrar üzerlerine hücûm u mukāvemete kudretleri maʻdûm olduğundan leylen firâr ve Dimetoka Kazâsı mülhakātından Sunurlar Karyesi'ne mütehassın oldukları istihbâr olunduğu halde ilgār ile üzerlerine sevk-i leşker-i cerrâr kılınup, kemâ-kân cenge ikdâm ve o esnâda dîger karyede kâyin hevâdârlarından bir gürûh-ı\nmekrûh kasd-ı iʻânet ile mütebeyyin olup, dâhil ü hâricden cenk-cûyân-1 cânibeyn gımâr-ı mehâlike [221a] iktihâm edüp, bilâhare zûr-bâzû-yı ‘asâkir-i devlete tâb-âver-i müdafaa olamadıklarından, pey-siper-i arz-ı fesîh-i inhizâm, Gümülcine karyelerinden Kirli Karyesi'nde tervîh-i nefs-i bed-fercâm eyledikleri Vezîr-i müşârun ileyhe i'lâm olundukda, bâzû-yi himmete fütûr vermeksizin ta'kîb ve karye-i mezkûrenin etrâfi seng ve medâhil ü mehârici halka-i mîmden teng olduğuna binâ’en, süvârîlerini müşârun ileyh piyâde edüp, esbâb-ı hasr u tazyîki tasvîb ve dört gün 'ale't-tevâlî bezm-i rezm-i tertîb edüp, eşkıyâ-yı mezbûrenin suver-i istidrâcları maʻkûs ve hayatlarından bi'l-külliye me'yûs oldukları mahsûs olup, bu hâl ile cümlesi birden muhacim ve ümmîd-i halâs ile yek-dîgere müzâhim olmalarıyla, bir mikdârı tuʻme-i tîg-i dimâr ve bir mikdârı fürce-yâb-ı semt-i idbâr olup, mahall-i maʻrekeye otuz sâʻat bu'du olan Gümülcine kurâsından Yesi Karyesi'nde ‘inân-keş-i haybet oldukları mesmû olmağla, fi'l-hâl müşârun ileyh ședd-i zeberteng-i isti‘câl ve karye-i mezkûreye taslît-i ebtâl-i ricâl edüp, derûn-ı karyede ahcârdan masnû baʻzı ebniye olmak takrîbi ile istikrâr-ı eşkıyâya medâr ve bu hâl ile yedi gün tarh-ı kurʻa-i kâr-zâr ve kemâl-i 'acz ü hüsrân ile bu karyeden dahi girîzân ve vâfiri küşte-i seyf ü sinân olduklarından gayri, ecel-i resîdeleri siyâset-i kat‘-1 aʻzâ ile 'ibret-i sâyir ve sebeb-i tevehhüm-i her zâlim ü fâcir kılındı. Bundan başka altı yüz mikdârı erbâb-ı bagy u fesâd yek-dîgere iʻtizâd ile Hâsköy Cibâli'nde vâki Yoğurdcu Karyesi'nde binâ etdikleri kullelerde tehassun u istinâd etdikleri müşârun ileyhin mesmûʻu olup, ‘ale'l-gafle üzerlerine îlgār u yürüyüş ve sâyir vech ile zafer-i düşvâr olduğundan, ‘alâ-tarîkı'l-muhasara mukātele vü müşâcereye karar verilmişidi. Sekiz gün [221b] mâ-beyne'l-ferîkayn kıtâl vâkiʻ olup, encâm-ı kâr mahsûr olan eşkıyâ râkib oldukları hayvânâtın eznâblarını kat ve mecrûhların ihrâk ve leylen kullelerin bi'l-cümle hurûc u muhârebe eyleyerek cûya-yı câ-yı selâmet oldukları tehakkuk etmekle müşârun ileyh tarafından mukābele ve birkaç sâʻat mutârade vü mukātele olunup, bu defa dahi vâfir şakī rehrev-i semt-i ‘adem ve bakiyyetü's-suyûfu Nevrekob Kazâsı'nda vâki bir\nkaryeye vaz‘-ı kadem ile üftâde-i girdâb-ı nedm oldular. Müşârun ileyh yine verâlarını kollayarak kazâ-yı nâgehânî gibi mütehassın oldukları mahalle vürûd eylediği meşhûdları oldukda, mahall-i mezkûrda dahi müstekarr olmayup, Despot Yaylası'na su‘ûd ve öyle bir sa‘bü’s-sülûka tevakkul ile muhâfaza-i vücûd-ı nâsûd eyledikleri ve Despot Yaylası her ne kadar mevâzi‘-i hasîneden ise dahi kat‘-ı ‘arak-ı eşkıyâ matlûb olduğundan menâ‘atına bakılmayup, bi'l-ğuduvvi ve'l-âsâl bi'l-külliye tedmîr ü istîsâlleri esbâbıyla iştigāl üzere olduğunu Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr eylediğinden fazla, me'mûr olduğu hidmeti hulûs-ı taviyyet ve safvet-i niyyet ile pezîrufte-i temşiyet ve vûkūʻ bulan muhârebâtda hayli zahmet çekdiği sübût-yâfte-ı sıhhat-i rivâyettir.",
          "caption": "Ahvâl-i eşkıyâ-yı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_377.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1208"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i eşkıyâ-yı Rumeli",
          "text": "Hâlâ Karaman Vâlîsi ve Çirmen Mutasarrıfı Vezîr ‘Ali Paşa def‘-i gavâyil-i eşkıyâya me'mûr olup, ‘asâkir-i etrâf ile sevâd-ı cemʻiyyeti teksîr ve mebâliğ-i mühimmât ile zâtü'l-vekūd gayreti tescîr olunmuşidi. Karârgâhı olan Niş'den hareket ve meʼmûr-ı maʻiyyeti olan ‘askere bakmayup, dâyiresi halkıyla Bâzârcık kurâsından Dere Karyesi'nde mütehassın eşkıyâ üzerine ilkā-yı havf u haşyet edüp, bir iki sâʻat mukaddem eşkıyâ haber-dâr ve enfüs-i habîselerini tahlîs içün bâdiye peymâ-yı firâr oldukları maʻlûm olduğu sâʻat taʻkîb ü muhârebeye mübâşeret olunup, baʻzısı şemşîr-i kahr ile münʻadim ve baʻzısı hayyen ahz olunup, dest ü pâları münkatıʻ u munsarim ve 'ibret-i her gaşûm u zâlim olmak içün kenâre-i rezm-gâha ilkā ve bakıyyetü's-suyûfa Çırpan Kazâsı'nda vâkiʻ Kuleli Karyesi'ni melce' ü me'vâ ittihâz eyledikleri inbâ olunup, tekrar üzerlerine hücûm u mukāvemete kudretleri maʻdûm olduğundan leylen firâr ve Dimetoka Kazâsı mülhakātından Sunurlar Karyesi'ne mütehassın oldukları istihbâr olunduğu halde ilgār ile üzerlerine sevk-i leşker-i cerrâr kılınup, kemâ-kân cenge ikdâm ve o esnâda dîger karyede kâyin hevâdârlarından bir gürûh-ı\nmekrûh kasd-ı iʻânet ile mütebeyyin olup, dâhil ü hâricden cenk-cûyân-1 cânibeyn gımâr-ı mehâlike [221a] iktihâm edüp, bilâhare zûr-bâzû-yı ‘asâkir-i devlete tâb-âver-i müdafaa olamadıklarından, pey-siper-i arz-ı fesîh-i inhizâm, Gümülcine karyelerinden Kirli Karyesi'nde tervîh-i nefs-i bed-fercâm eyledikleri Vezîr-i müşârun ileyhe i'lâm olundukda, bâzû-yi himmete fütûr vermeksizin ta'kîb ve karye-i mezkûrenin etrâfi seng ve medâhil ü mehârici halka-i mîmden teng olduğuna binâ’en, süvârîlerini müşârun ileyh piyâde edüp, esbâb-ı hasr u tazyîki tasvîb ve dört gün 'ale't-tevâlî bezm-i rezm-i tertîb edüp, eşkıyâ-yı mezbûrenin suver-i istidrâcları maʻkûs ve hayatlarından bi'l-külliye me'yûs oldukları mahsûs olup, bu hâl ile cümlesi birden muhacim ve ümmîd-i halâs ile yek-dîgere müzâhim olmalarıyla, bir mikdârı tuʻme-i tîg-i dimâr ve bir mikdârı fürce-yâb-ı semt-i idbâr olup, mahall-i maʻrekeye otuz sâʻat bu'du olan Gümülcine kurâsından Yesi Karyesi'nde ‘inân-keş-i haybet oldukları mesmû olmağla, fi'l-hâl müşârun ileyh ședd-i zeberteng-i isti‘câl ve karye-i mezkûreye taslît-i ebtâl-i ricâl edüp, derûn-ı karyede ahcârdan masnû baʻzı ebniye olmak takrîbi ile istikrâr-ı eşkıyâya medâr ve bu hâl ile yedi gün tarh-ı kurʻa-i kâr-zâr ve kemâl-i 'acz ü hüsrân ile bu karyeden dahi girîzân ve vâfiri küşte-i seyf ü sinân olduklarından gayri, ecel-i resîdeleri siyâset-i kat‘-1 aʻzâ ile 'ibret-i sâyir ve sebeb-i tevehhüm-i her zâlim ü fâcir kılındı. Bundan başka altı yüz mikdârı erbâb-ı bagy u fesâd yek-dîgere iʻtizâd ile Hâsköy Cibâli'nde vâki Yoğurdcu Karyesi'nde binâ etdikleri kullelerde tehassun u istinâd etdikleri müşârun ileyhin mesmûʻu olup, ‘ale'l-gafle üzerlerine îlgār u yürüyüş ve sâyir vech ile zafer-i düşvâr olduğundan, ‘alâ-tarîkı'l-muhasara mukātele vü müşâcereye karar verilmişidi. Sekiz gün [221b] mâ-beyne'l-ferîkayn kıtâl vâkiʻ olup, encâm-ı kâr mahsûr olan eşkıyâ râkib oldukları hayvânâtın eznâblarını kat ve mecrûhların ihrâk ve leylen kullelerin bi'l-cümle hurûc u muhârebe eyleyerek cûya-yı câ-yı selâmet oldukları tehakkuk etmekle müşârun ileyh tarafından mukābele ve birkaç sâʻat mutârade vü mukātele olunup, bu defa dahi vâfir şakī rehrev-i semt-i ‘adem ve bakiyyetü's-suyûfu Nevrekob Kazâsı'nda vâki bir\nkaryeye vaz‘-ı kadem ile üftâde-i girdâb-ı nedm oldular. Müşârun ileyh yine verâlarını kollayarak kazâ-yı nâgehânî gibi mütehassın oldukları mahalle vürûd eylediği meşhûdları oldukda, mahall-i mezkûrda dahi müstekarr olmayup, Despot Yaylası'na su‘ûd ve öyle bir sa‘bü’s-sülûka tevakkul ile muhâfaza-i vücûd-ı nâsûd eyledikleri ve Despot Yaylası her ne kadar mevâzi‘-i hasîneden ise dahi kat‘-ı ‘arak-ı eşkıyâ matlûb olduğundan menâ‘atına bakılmayup, bi'l-ğuduvvi ve'l-âsâl bi'l-külliye tedmîr ü istîsâlleri esbâbıyla iştigāl üzere olduğunu Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr eylediğinden fazla, me'mûr olduğu hidmeti hulûs-ı taviyyet ve safvet-i niyyet ile pezîrufte-i temşiyet ve vûkūʻ bulan muhârebâtda hayli zahmet çekdiği sübût-yâfte-ı sıhhat-i rivâyettir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Donanma-yi hümâyûn'un ba‘zı mülâhazaya mebnî Beşiktaş pîşgâhında ikāmeti bundan akdem telmîh olunmuşidi. Mevsim-i derya-güzerân ve müşârun ileyh hazretlerinin bundan sonra Akdeniz'e ‘azîmetinde çendân fâyide olmadığı nümâyân olduğundan fazla, Bahr-ı sefîd'de korsân ve lüsûs-ı sâyirenin tecâvüzü mesmû‘ olmayup, ma‘amâfîh Akdeniz'in bi'l-külliyye sefâyin-i devletden huluvvü münâsib olmadığına binâ’en, mukaddemâ ba's ü tesyîr olunan sefâyinden mâ‘adâ, işbu bin iki yüz dokuz senesi [222a] Muharremi gurresinde dahi birkaç kıt‘a sefîne tesyîr ve süfün-i bâkiye ile müşârun ileyh hazretlerinin ‘azîmeti te'hîr olundu. Âsitâne'de tevkīf olunan sefâyinde mevcûd dilâverlerin bî-taleb ü ferâğ ile imrâr-ı vakt eylemeleri nâ-münâsib ü müstehcen ve evkāt-ı hâliyede olmakla fünûn-ı harbiyye-i bahriyyeyi tahsîl eylemeleri emr-i müstahsen olmağla, kavâ‘id-i harb-i bahra dâyir ihtirâ‘ olunan evzâ‘-ı cedîde ve işârât-ı müfîdenin gâh u bî-gâh icrâsıyla âzmâyiş ve işgāllerine ibtidâr ve böyle bir fâyide-i lâzımenin erbâbına irâ'e vü te‘allümü ile bu sâl-i hu[c]este-fâlde\nmesârif-i Devlet-i ebed-müddet beyhûde mahalle sarf olunmamış olduğu mevki‘-i cevabı erbâb-ı iʻtirâzda vâkīʻ olduğu zâhir ü âşikârdır.",
          "caption": "Meks-i Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_378.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Meks-i Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "text": "Donanma-yi hümâyûn'un ba‘zı mülâhazaya mebnî Beşiktaş pîşgâhında ikāmeti bundan akdem telmîh olunmuşidi. Mevsim-i derya-güzerân ve müşârun ileyh hazretlerinin bundan sonra Akdeniz'e ‘azîmetinde çendân fâyide olmadığı nümâyân olduğundan fazla, Bahr-ı sefîd'de korsân ve lüsûs-ı sâyirenin tecâvüzü mesmû‘ olmayup, ma‘amâfîh Akdeniz'in bi'l-külliyye sefâyin-i devletden huluvvü münâsib olmadığına binâ’en, mukaddemâ ba's ü tesyîr olunan sefâyinden mâ‘adâ, işbu bin iki yüz dokuz senesi [222a] Muharremi gurresinde dahi birkaç kıt‘a sefîne tesyîr ve süfün-i bâkiye ile müşârun ileyh hazretlerinin ‘azîmeti te'hîr olundu. Âsitâne'de tevkīf olunan sefâyinde mevcûd dilâverlerin bî-taleb ü ferâğ ile imrâr-ı vakt eylemeleri nâ-münâsib ü müstehcen ve evkāt-ı hâliyede olmakla fünûn-ı harbiyye-i bahriyyeyi tahsîl eylemeleri emr-i müstahsen olmağla, kavâ‘id-i harb-i bahra dâyir ihtirâ‘ olunan evzâ‘-ı cedîde ve işârât-ı müfîdenin gâh u bî-gâh icrâsıyla âzmâyiş ve işgāllerine ibtidâr ve böyle bir fâyide-i lâzımenin erbâbına irâ'e vü te‘allümü ile bu sâl-i hu[c]este-fâlde\nmesârif-i Devlet-i ebed-müddet beyhûde mahalle sarf olunmamış olduğu mevki‘-i cevabı erbâb-ı iʻtirâzda vâkīʻ olduğu zâhir ü âşikârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müddet-i ‘örfiyye-i Sadâret olan sene-i kâmile münkazî olmakdan nâşî, Sadr-ı Anadolu bulunan Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi mâʻzûl ve ‘ilm [ü] fazl ile yegâne-i dehr olan Samânî-zâde ‘Ömer Hulûsî Efendi işbu bin iki yüz dokuz senesi Muharrem'i gurresinde müşârun ileyhin yerine mevsûl olup, huzûr-ı Asafî'de telebbüs-i hil‘at ile hâyiz-i rehîne-i sürûr oldu.",
          "caption": "‘Azl-i Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_379.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Müddet-i ‘örfiyye-i Sadâret olan sene-i kâmile münkazî olmakdan nâşî, Sadr-ı Anadolu bulunan Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi mâʻzûl ve ‘ilm [ü] fazl ile yegâne-i dehr olan Samânî-zâde ‘Ömer Hulûsî Efendi işbu bin iki yüz dokuz senesi Muharrem'i gurresinde müşârun ileyhin yerine mevsûl olup, huzûr-ı Asafî'de telebbüs-i hil‘at ile hâyiz-i rehîne-i sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç gün mukaddem ‘atıyye-i hazret-i Şehinşâhî ile mübtehic ü mübâhî olan sabıkā Sadr-ı Anadolu Dâğıstânî İbrâhîm Efendi hakkında ‘inâyet-i şâmilü'l-etrâf-ı Cihân-dârî müterakkī vü mütezâyid ve işbu Muharremü'l-harâm gurresinde Pâye-i Rumeli'ye mütesâ‘id kılındığından gayri emsâline kıyâsen arpalık itâ ve kayd-ı zarûretden ihlâ olunundu. Bi'l-fiʻl Rumeli Kadıʻaskeri olanların pâyeleri yevm-i ‘azillerinden mu‘teber olduğundan, hâlâ Sadâret-i Rûm'a şeref-bahş olan Mehmed Sâlih Efendi-zâde [222b] Ahmed Esʻad Efendi'ye sekiz senesi Zilhicce'sinin yigirmi dokuzuncu gününden iʻtibâr ile Rumeli Pâyesi ihsân ve elem-i cân-hıraş-ı sebkat-i âhardan tahlîs ile mazhar-ı lutf-i ferâvân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Rumeli be-Dağıstânî İbrâhîm Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_380.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Rumeli be-Dağıstânî İbrâhîm Efendi",
          "text": "Birkaç gün mukaddem ‘atıyye-i hazret-i Şehinşâhî ile mübtehic ü mübâhî olan sabıkā Sadr-ı Anadolu Dâğıstânî İbrâhîm Efendi hakkında ‘inâyet-i şâmilü'l-etrâf-ı Cihân-dârî müterakkī vü mütezâyid ve işbu Muharremü'l-harâm gurresinde Pâye-i Rumeli'ye mütesâ‘id kılındığından gayri emsâline kıyâsen arpalık itâ ve kayd-ı zarûretden ihlâ olunundu. Bi'l-fiʻl Rumeli Kadıʻaskeri olanların pâyeleri yevm-i ‘azillerinden mu‘teber olduğundan, hâlâ Sadâret-i Rûm'a şeref-bahş olan Mehmed Sâlih Efendi-zâde [222b] Ahmed Esʻad Efendi'ye sekiz senesi Zilhicce'sinin yigirmi dokuzuncu gününden iʻtibâr ile Rumeli Pâyesi ihsân ve elem-i cân-hıraş-ı sebkat-i âhardan tahlîs ile mazhar-ı lutf-i ferâvân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kayseriyye arpalığı münhal oldukda, ‘ilmine hürmet ve ihtiyârlığına merhamet zımnında Dağıstânî Efendi'ye ‘arz u istirhâm olunup, makrûn-ı müsâʻade-i hazret-i Cihân-bânî olmuşidi. Zikrolunan arpalık emri müşârun ileyhe vusûl buldukda, ferdâsı teşekkür içün hâne-i Fetvâ-penâhî'ye varup: \"Sadâret-i Anadolu bi-hasebi't-tarîk hakk-ı sarîhimiz olup, tasarrufuna beş mâh müddet kalmış iken, arpalık tebdîli ‘abes değil midir?\" deyü temhîd-i mukaddime etmişidi. Müşârun ileyh sâl-hûrde vü ‘alîl ve seyr ü harekete ‘adem-i iktidârı vâreste-i delîl olup, Kadıʻaskerliğin âhara tahvîl ü tefvîzi\nlâzım geldi ise dahi tehallüf-i matlabdan gayr-i mahzûz ve inkisâr-ı zücâc mizâc ile dil-rîş ü magmûm olacağı melhûz olduğundan, pâye tevcîhi ile hurrem ve arpalık izâfesiyle mükerrem kılındı.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_381.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Kayseriyye arpalığı münhal oldukda, ‘ilmine hürmet ve ihtiyârlığına merhamet zımnında Dağıstânî Efendi'ye ‘arz u istirhâm olunup, makrûn-ı müsâʻade-i hazret-i Cihân-bânî olmuşidi. Zikrolunan arpalık emri müşârun ileyhe vusûl buldukda, ferdâsı teşekkür içün hâne-i Fetvâ-penâhî'ye varup: \"Sadâret-i Anadolu bi-hasebi't-tarîk hakk-ı sarîhimiz olup, tasarrufuna beş mâh müddet kalmış iken, arpalık tebdîli ‘abes değil midir?\" deyü temhîd-i mukaddime etmişidi. Müşârun ileyh sâl-hûrde vü ‘alîl ve seyr ü harekete ‘adem-i iktidârı vâreste-i delîl olup, Kadıʻaskerliğin âhara tahvîl ü tefvîzi\nlâzım geldi ise dahi tehallüf-i matlabdan gayr-i mahzûz ve inkisâr-ı zücâc mizâc ile dil-rîş ü magmûm olacağı melhûz olduğundan, pâye tevcîhi ile hurrem ve arpalık izâfesiyle mükerrem kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vücûd u ‘adem-i kābiliyyet ile bulûğ-ı mekāsıda sarf-ı himmet ü tedbîr, imtinâ‘-ı müsâ‘ade-i mekādîr ile netîce-pezîr değil ise dahi, nev‘-i beşerden hubb-ı câh u riyâset ve rükûn-ı bustat u rif‘at zâyil olmak müstehîl olup, bu takdîrde husûl-i emeli zımnında tek u pû ile çâre-cû olan ashâb-ı hâcât u emânî ma‘zûr ve dahl u i‘tirâz-ı ehl-i ‘izz ü huzûr, bu bâbda dâ'ire-i insâf u hakkāniyyetten dûrdur. Nazm: \n\n ‘Ale'l-mer'i en-yes‘â bi-mâ-fîhi nef‘uhû, \n Ve leyse ‘aleyhi en-yüsâ‘idehü'd-dehrü \n\n Temme.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_382.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "Vücûd u ‘adem-i kābiliyyet ile bulûğ-ı mekāsıda sarf-ı himmet ü tedbîr, imtinâ‘-ı müsâ‘ade-i mekādîr ile netîce-pezîr değil ise dahi, nev‘-i beşerden hubb-ı câh u riyâset ve rükûn-ı bustat u rif‘at zâyil olmak müstehîl olup, bu takdîrde husûl-i emeli zımnında tek u pû ile çâre-cû olan ashâb-ı hâcât u emânî ma‘zûr ve dahl u i‘tirâz-ı ehl-i ‘izz ü huzûr, bu bâbda dâ'ire-i insâf u hakkāniyyetten dûrdur. Nazm: \n\n ‘Ale'l-mer'i en-yes‘â bi-mâ-fîhi nef‘uhû, \n Ve leyse ‘aleyhi en-yüsâ‘idehü'd-dehrü \n\n Temme."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 1b] Bismillâhirrahmânirrahîm Li-muharririhî:\nİlâhî! Tâ debîrân-ı cihân-ı elvâh-ı ezmâne,\nYazarlar zer-i kalemle mâ-cerây-ı rubʿ-meskûnu,\nHemîşe raşha-i mîzâb-ı kilkim bâğ-ı devletde,\nKüşâde eyleye, gül-gonce-i tabʿ-ı hümâyûnu\n\nSunûf-ı hamd ü sipâs ve ulûf-i şükr-i bî-kıyâs, revân-bahş-ı melâ'ike vü nâs ve tasarruf-fermây-ı kuvâ vü havâss olan cenâb-ı Hallâk-ı enfes ü âfâk ve Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâka şâyândır ki, cümleten vekāyîʿ-i mâzîye ve kātibeten ahvâl-ı âtîye irâdet-i ezeliyyesine menût ve idâre-i mülk ü millet ve intișâr-ı ʿadl ü siyâset takdîr-i mümteniʿü't-tağyîrine vâbeste vü merbût olup, “Küntü kenzen mahfiyyen fe-ahbabtü en uʿrafe” mefhûmu üzere zât-ı mukaddes ü ecellini bildirmek içün aʿyân-ı mümkinât ve eczâ-yı kâ'inâtı halk u îcâd ve nevâhî vü evâmirini vâsıta-i nâmûs-ı ekber ve bi-tarîkı'l-ilhâm rusül ü enbiyây-ı kirâma îhâ vü irfâd edüp, güm-kerdegân-ı vâdî-yi dalâlet ve gavta-hârân-ı deryây-ı cehâlet olan efrâd-ı nâsı dalâlet-i bâhirü'l-hidâyeleriyle tarîk-ı Hakk'a irşâd ve bâ-husûs peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafa [Ü1 2a] aleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerini mûcib-i kamʿ-ı usûl-ı küfr ü ʿînâd ve vesîle-i defʿ-i şerr ü fesâd edüp, bünyân-ı rasînü'l-erkân-ı şerîʿat-ı garrâsını ilâ-yevmi't-tenâd [Ü2 2a] bâkī vü müstemirr ve Hulefây-ı Râşidîn ve mülûk-ı ʿadâlet-karîni himâyet, beyza-i İslâm ve zabt u rabt-ı hâss u ʿâmm içün erîke-i ʿazîzü'l-menâl-i Hılâfet ü Saltanat'da mütemekkin ü müstekarr eyleyüp, mülûk-ı Âl-i ʿOsmân'ı “Ve-lekad ketebnâ fi'z-zebûri min baʿdi'z-zikri enne'l-arza yerisühâ ʿibâdiye's-sâlihûn” işâret-i nassıyla tebşîr ve\nzebân-ı güher-nisâr-ı Risâlet-penâhî'den “Fe-niʿme'l-emîr\" eser-i dil-pezîriyle kadr ü şânların terfîʿ ü tevkīr eyledi. Ammâ baʿdü maʿlûm ola ki, âsâr-ı selef, mâ-bihi'l-iʿtibâr halef olmak haysiyyeti ile hılkat-ı âlem ve fıtrat-ı nevʿ-i benî âdemden bu âna gelince vukūʿ-yâfte olan havâdis-i dühûr ve vekāyiʿ-i cumhûr hînen-baʿde-hîn tertîb-i aʿvâm ü sinîn üzere zabt u tedvîn olunup, mezâyâsından niçe fevâyid-i mülkiyye istinbât ve me'âlinden gûnâ-gûn cevâhir-i tedâbîr ü ârâ iltikāt olunup, ezmân-ı mütetâvilede sûret-nümây-ı vukūʿ olan ahvâli icmâl ü tafsîl ve gāyib ʿani'n-nazar olan umûr-ı ʿâmmeyi hâzır fi'l-vücûd menzilinde tasvîr ü temsîl etdiği içün mülûk u selâtîn bu fenn-i celîle rağbet ve etvâr-ı düvel ve âsâr u ahvâl-i milele vukūf ile cerh u taʿdîl-i esbâb-ı Saltanat ederler idi. Hâlâ evreng-zîb-i Hılâfet ü bahtiyârî ve zînet-bahş-ı tâc-ı devlet ü kâm-kârî, nükāve-i dûdmân-ı ʿOsmânî, vâris-i taht-ı Süleymânî, bedr-i münîr-i âsumân-ı celâdet ü şecâʿat, cevher-i nâ-yâb-ı maʿden-i hilm ü mürû'et, el-mücâhidü fî sebîlillâhi bi-nefsihî ve mâlihî, el-mukavvî-yi ce'ş-i ceyşihî, bi-ʿatâ'ihî ve nevâlihî, illâ ve hüve's-Sultân bin es-Sultâni's-Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân bin es-Sultân Ahmed Hân ce ʿallâhu aʿvâne saltanatihî [Ü1 2b] mansûrah ve aʿdâ'e devletihî makhûrah, mâ-dâmeti'l-emâkinü maʿmûrah ve süyûfe'l-Hakkı ʿalâ mefârıkı ehli'z-zeyğı meşhûrah [Ü2 2b] hazretleri dahi eser-i eslâfa iktidâ ve mir'ât-ı cihanda rû-nümâ olan temâsîl-i ahvâl-i kâ'inâtı seyr ü temâşâ buyurup, [mısraʿ]: Ve-li'l-mâzî li-men bakıye iʿtibâru\nme'âliyle mâzîden mecârî-yi hâli ve hâlden mevârid-i istikbâli istidlâl ve bu sebeble derc-i zihn-i tâb-nâkları dürer-i hikmet ile mâl-â-mâl olup, zemân-ı saʿd-ı iktirânlarında dahi vâkiʿ olan ahvâl ü âsârın tertîb ü te'lîf ve cemʿ u tasnîfine irâde-i menâyih-ifâde-i Mülûkâne'leri te'alluk eylediğine binâ'en, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûnlarından bin iki yüz dokuz senesi evâ'iline dek levhâ-tırâz-ı sünûh olan vekāyiʿ-i Devlet-i ʿaliyye'leri kalem-i Bende-i bî-mikdârlarıyla tahrîr ve o hilâlde ber-muktezâ-yı takdîr-i hakīkati zîrde tastîr olunacak şîve ile hıdmet-i mezkûreden munfasıl ve kemâ-fi'l-evvel Enverî Efendi'ye bu hıdmet muttasıl ve çok geçmeden mûmâ ileyh “İrciʿî” emrine imtisâl ve cinâs-ı nâkıs ile mahlasda münâsebet-i lafziyyesi olan Nûrî Halîl Bey vakʿâ-nüvîslik ʿunvânıyla bir zemân âzmâyiş-i makāl edüp, bu esnâda mîr-i merkūm dahi merhûm olmağla, tekrâr hıdmet-i mezkûra ʿuhde-i ʿÂcizânem'de karâr-gîr ve hâme-i beşâret-i ʿallâme, nazm: \n\n Ân-râ ki, hest-i devlet-i câvîd-i râh-ber, \n Bâşed hemîşe Vâsıf, Şâh-ı melek-siyer. \n\n neşîdesini nüvişte-i tâk-ı zeberced-fâm-ı çarh-ı esîr edüp, bi-hasebi'l-me'mûriyye cild-i evvelimize sânî olarak bin iki yüz dokuz senesi evâ'ilinden, on üç senesi Ramazân'ı gāyetine dek Halîl Bey'in yazdığı vekāyiʿ-i rûzgâr-ı ber-dest-gâhın kumâşı ve ber-maʿden-i cevher-i ziyâ-pâşı olmak üzere evcez-i taʿbîr ve ahsen-i takrîr ile müceddeden nüvişte-i sahâyif-i edvâr kılınup, vâkıf olmadığı serâyir ve zafer bulmadığı [Ü1 3a Ü2 3a] me'âsir idrâcıyla inşâ'allah takdîm-i ʿatebe-i ʿulyâ ve ʿarz-ı üsküffetü'l-bâb-ı Dergâh-ı vâlâ kılınur. \n\n Ve es'elullâhe en yahfeza kalemî mine't-tuğyân ve eʿûzü bihî mine'l-kizbi ve'l-bühtân. İnnehû veliyyü'l-cûdi ve'l-ihsân",
          "caption": "[introduction to metin cild-i sani]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_001.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to metin cild-i sani]",
          "text": "[Ü1 1b] Bismillâhirrahmânirrahîm Li-muharririhî:\nİlâhî! Tâ debîrân-ı cihân-ı elvâh-ı ezmâne,\nYazarlar zer-i kalemle mâ-cerây-ı rubʿ-meskûnu,\nHemîşe raşha-i mîzâb-ı kilkim bâğ-ı devletde,\nKüşâde eyleye, gül-gonce-i tabʿ-ı hümâyûnu\n\nSunûf-ı hamd ü sipâs ve ulûf-i şükr-i bî-kıyâs, revân-bahş-ı melâ'ike vü nâs ve tasarruf-fermây-ı kuvâ vü havâss olan cenâb-ı Hallâk-ı enfes ü âfâk ve Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâka şâyândır ki, cümleten vekāyîʿ-i mâzîye ve kātibeten ahvâl-ı âtîye irâdet-i ezeliyyesine menût ve idâre-i mülk ü millet ve intișâr-ı ʿadl ü siyâset takdîr-i mümteniʿü't-tağyîrine vâbeste vü merbût olup, “Küntü kenzen mahfiyyen fe-ahbabtü en uʿrafe” mefhûmu üzere zât-ı mukaddes ü ecellini bildirmek içün aʿyân-ı mümkinât ve eczâ-yı kâ'inâtı halk u îcâd ve nevâhî vü evâmirini vâsıta-i nâmûs-ı ekber ve bi-tarîkı'l-ilhâm rusül ü enbiyây-ı kirâma îhâ vü irfâd edüp, güm-kerdegân-ı vâdî-yi dalâlet ve gavta-hârân-ı deryây-ı cehâlet olan efrâd-ı nâsı dalâlet-i bâhirü'l-hidâyeleriyle tarîk-ı Hakk'a irşâd ve bâ-husûs peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafa [Ü1 2a] aleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerini mûcib-i kamʿ-ı usûl-ı küfr ü ʿînâd ve vesîle-i defʿ-i şerr ü fesâd edüp, bünyân-ı rasînü'l-erkân-ı şerîʿat-ı garrâsını ilâ-yevmi't-tenâd [Ü2 2a] bâkī vü müstemirr ve Hulefây-ı Râşidîn ve mülûk-ı ʿadâlet-karîni himâyet, beyza-i İslâm ve zabt u rabt-ı hâss u ʿâmm içün erîke-i ʿazîzü'l-menâl-i Hılâfet ü Saltanat'da mütemekkin ü müstekarr eyleyüp, mülûk-ı Âl-i ʿOsmân'ı “Ve-lekad ketebnâ fi'z-zebûri min baʿdi'z-zikri enne'l-arza yerisühâ ʿibâdiye's-sâlihûn” işâret-i nassıyla tebşîr ve\nzebân-ı güher-nisâr-ı Risâlet-penâhî'den “Fe-niʿme'l-emîr\" eser-i dil-pezîriyle kadr ü şânların terfîʿ ü tevkīr eyledi. Ammâ baʿdü maʿlûm ola ki, âsâr-ı selef, mâ-bihi'l-iʿtibâr halef olmak haysiyyeti ile hılkat-ı âlem ve fıtrat-ı nevʿ-i benî âdemden bu âna gelince vukūʿ-yâfte olan havâdis-i dühûr ve vekāyiʿ-i cumhûr hînen-baʿde-hîn tertîb-i aʿvâm ü sinîn üzere zabt u tedvîn olunup, mezâyâsından niçe fevâyid-i mülkiyye istinbât ve me'âlinden gûnâ-gûn cevâhir-i tedâbîr ü ârâ iltikāt olunup, ezmân-ı mütetâvilede sûret-nümây-ı vukūʿ olan ahvâli icmâl ü tafsîl ve gāyib ʿani'n-nazar olan umûr-ı ʿâmmeyi hâzır fi'l-vücûd menzilinde tasvîr ü temsîl etdiği içün mülûk u selâtîn bu fenn-i celîle rağbet ve etvâr-ı düvel ve âsâr u ahvâl-i milele vukūf ile cerh u taʿdîl-i esbâb-ı Saltanat ederler idi. Hâlâ evreng-zîb-i Hılâfet ü bahtiyârî ve zînet-bahş-ı tâc-ı devlet ü kâm-kârî, nükāve-i dûdmân-ı ʿOsmânî, vâris-i taht-ı Süleymânî, bedr-i münîr-i âsumân-ı celâdet ü şecâʿat, cevher-i nâ-yâb-ı maʿden-i hilm ü mürû'et, el-mücâhidü fî sebîlillâhi bi-nefsihî ve mâlihî, el-mukavvî-yi ce'ş-i ceyşihî, bi-ʿatâ'ihî ve nevâlihî, illâ ve hüve's-Sultân bin es-Sultâni's-Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân bin es-Sultân Ahmed Hân ce ʿallâhu aʿvâne saltanatihî [Ü1 2b] mansûrah ve aʿdâ'e devletihî makhûrah, mâ-dâmeti'l-emâkinü maʿmûrah ve süyûfe'l-Hakkı ʿalâ mefârıkı ehli'z-zeyğı meşhûrah [Ü2 2b] hazretleri dahi eser-i eslâfa iktidâ ve mir'ât-ı cihanda rû-nümâ olan temâsîl-i ahvâl-i kâ'inâtı seyr ü temâşâ buyurup, [mısraʿ]: Ve-li'l-mâzî li-men bakıye iʿtibâru\nme'âliyle mâzîden mecârî-yi hâli ve hâlden mevârid-i istikbâli istidlâl ve bu sebeble derc-i zihn-i tâb-nâkları dürer-i hikmet ile mâl-â-mâl olup, zemân-ı saʿd-ı iktirânlarında dahi vâkiʿ olan ahvâl ü âsârın tertîb ü te'lîf ve cemʿ u tasnîfine irâde-i menâyih-ifâde-i Mülûkâne'leri te'alluk eylediğine binâ'en, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûnlarından bin iki yüz dokuz senesi evâ'iline dek levhâ-tırâz-ı sünûh olan vekāyiʿ-i Devlet-i ʿaliyye'leri kalem-i Bende-i bî-mikdârlarıyla tahrîr ve o hilâlde ber-muktezâ-yı takdîr-i hakīkati zîrde tastîr olunacak şîve ile hıdmet-i mezkûreden munfasıl ve kemâ-fi'l-evvel Enverî Efendi'ye bu hıdmet muttasıl ve çok geçmeden mûmâ ileyh “İrciʿî” emrine imtisâl ve cinâs-ı nâkıs ile mahlasda münâsebet-i lafziyyesi olan Nûrî Halîl Bey vakʿâ-nüvîslik ʿunvânıyla bir zemân âzmâyiş-i makāl edüp, bu esnâda mîr-i merkūm dahi merhûm olmağla, tekrâr hıdmet-i mezkûra ʿuhde-i ʿÂcizânem'de karâr-gîr ve hâme-i beşâret-i ʿallâme, nazm: \n\n Ân-râ ki, hest-i devlet-i câvîd-i râh-ber, \n Bâşed hemîşe Vâsıf, Şâh-ı melek-siyer. \n\n neşîdesini nüvişte-i tâk-ı zeberced-fâm-ı çarh-ı esîr edüp, bi-hasebi'l-me'mûriyye cild-i evvelimize sânî olarak bin iki yüz dokuz senesi evâ'ilinden, on üç senesi Ramazân'ı gāyetine dek Halîl Bey'in yazdığı vekāyiʿ-i rûzgâr-ı ber-dest-gâhın kumâşı ve ber-maʿden-i cevher-i ziyâ-pâşı olmak üzere evcez-i taʿbîr ve ahsen-i takrîr ile müceddeden nüvişte-i sahâyif-i edvâr kılınup, vâkıf olmadığı serâyir ve zafer bulmadığı [Ü1 3a Ü2 3a] me'âsir idrâcıyla inşâ'allah takdîm-i ʿatebe-i ʿulyâ ve ʿarz-ı üsküffetü'l-bâb-ı Dergâh-ı vâlâ kılınur. \n\n Ve es'elullâhe en yahfeza kalemî mine't-tuğyân ve eʿûzü bihî mine'l-kizbi ve'l-bühtân. İnnehû veliyyü'l-cûdi ve'l-ihsân"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îs-i vakt bulunan Râşid Efendi'nin mahrem-i esrârı ve hafâyây-ı umûrda kafâdârı olan Dîvân Tercemânı'ndan sekr ü sahvı hâlinde kâffe-i serâyir-i devlet münteşir olup, bu intişâr-ı esrâr giderek mûmâ ileyhin semʿini karʿ etdiyse bile, âharlara sû'-i zann ve bitâne-i umûru olan mesfûrdan o makūle ifşây-ı esrâr şâyibeleri zuhûr etmamek ʿindinde müteyakkın olup, ser-halka-i mükâleme olan Sadr-ı Rûm-i sâbık ʿAbdullah Efendi'den dahi o hilâlde müsteşʿir bulunmağla, ifşây-ı sırr nakīsasını müşârun ileyhe isnâd ve bir takrîb sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ile tertîb-i şaʿbeze-i fesâd etmişidi. Mülûk-i sütûde-sülûk hazerâtı dâ'imâ esrâr-ı devletlerin istitâr ve işâʿasında terettüb-i zarar u ziyân derkâr olduğunu idrâk ile o makūle izâʿa-i râz edenlerin lede't-tahkīk te'dîblerinde bir dakīka te'ennî ihtiyâr etmeyecekleri bedîdâr olduğuna binâ'en, te'dîbin derece-i ûlâsı olan tenbîh-i lâ-ʿâle't-taʿyîn ile iktifâ ve: “İfşây-ı esrâr olunmasun” kelâm-ı belîğiyle hilm ü mürû’etlerin izhâr u ibdâ buyurmuşlar idi. ʿAbdullah Efendi, bu isnâddan beriyyü'z-zimme olup, sudûr-ı hatt-ı hümâyûn dahi siʿâyet-i Râşidiyye'den neş'et eylediğini teferrüs ile gāyet müte'ellim ve bir bâdire zuhûrundan leyl ü nehâr mütevehhim olup, bu mülâbese ile ahadühümâ âhardan ihtirâz ve sûret-i nifâkda yine bi'l-müvâcehe icrây-ı resm-i nâz ü niyâz ederler idi. [Ü2 3b] O esnâda Bebek Bağçesi'nde vâkiʿ mükâleme meclisinde elçi gelmezden mukaddem zâhirde tercemâna ve bâtında bâlâ-nişîn-i sadr-ı eyvâna ʿAbdullah Efendi hitâb ile “itâb ve giderek mazhar-ı [Ü1 3b] eşedd-i ikāb olacağını işrâb eylediğinden, Râşid Efendi müte'essir ve kuvve-i zekâ ile [mısra]: İleyki aʿnî fe'smaʿî yâ-câre! kinâyesini fehm ile gāyet mütefekkir olup, elçi vürûd ve mükâlemeye mübâşeret olundukda, müşârun ileyh harf-i vâhid tekellüm etmeyüp, mebhût ve ilâ-âhırı'l-meclis mühr-zen-i leb-i\nsükût olup, meclis hıtâmında Râşid Efendi bi'l-külliyye vesveseye zehâb ile mesâvî-yi müşârun ileyhi beyne'l-medhi ve'z-zemm mesâmiʿ-i evliyây-ı devlete îsâl ve Dîvân Tercemânı dahi baʿzı makālât-ı sahîha ve îrâs-ı şübhe eyleyecek taʿbîrât-ı sarîha istimâʿiyle tarafından dil-hırâş olmuş bulunmağla, ol dahi teşmîr-i dâmen-i mekr ü âl ve her tarafı iğvâ vü tesvîl ile iştidâd-ı gayz eyleyecek esbâbı istihsâl eylediklerini müşârun ileyh tahkīk ve ol dahi ikisinin ihânet ü mesâlibini câmiʿ bir tezkire imlâ edüp, bir mahall-i hatîre isrâ vü indifâʿları lüzûmunu müdellel ü müberhen akvâl ile iğrâ vü teşvîk eyledi. ʿAbdullah Efendi'nin min-ciheti'l-ʿilmi ve'd-dirâye aʿdâsı vâfir ve Râşid Efendi'nin humât ü ehibbası mütekâsir olduğundan, “Fe-inne'l-kavle mâ-kālet Hazâm” mesleği ihtiyâr ve taraf taraf Râşid Efendi'ye intisâr ile galebesi zâhir ü bedîd ve o hılâlde kazâ dahi tertîb-i sebeb-i cedîd edüp, şöyle ki, o esnâda ʿAbdullah Efendi'yi varan züvvâr, yalısında bulamayup, Üsküdar'da Şemseddîn Efendi'nin muʿâyedesine gitdiğini istihbâr ile ikisine birden ʿarz-ı hulûs içün vâhiden-baʿde-vâhidin Üsküdar'a vârid ve sâhib-i [Ü2 4a] hânenin züvvârı dahi keyfe-me'ttefeka vâfid ve iki fırka bir yere gelüp, tenâvül-i taʿâmdan sonra mekânlarına râciʿ vü ʿâyid oldular. Bu cemʿiyyet-i zarûriyyeyi ʿAbdullah Efendi'nin aʿdâsı mesâvî-yi devlet müzâkeresiyçün müretteb bir meclis-i hâss olmak üzere ifâde ve Küçüksu binişinde vâkiʿ rikâbda bu müftereyât bastıyla infiʿâl-ı Şâhâne'yi ziyâde etmeleriyle, Muharremü'l-harâm evâyilinde müşârun ileyh Güzelhisar'a ve Keçeci-zâde Sâlih Efendi'ye dahi Fetvâ-penâh cenâblarının gayz-ı kadîmi olup, lisânı dahi mazbût olmadığından, ruhsat-ı kelâm ihtilâsıyla [Ü1 4a] ol dahi Gelibolu'ya ve sâbıkā Baş-muhâsebeci Seyyid Mehmed Efendi'nin ebniyeye müteʿallık olan gılzat ü huşûneti meşârib-i evliyây-ı devlete girân gelmekle, li-ecli't-te'dîb Bozcaada'ya ve bu Fakīr-i mazlûm dahi on beş günde bir sâyir-i nâs gibi ʿAbdullah Efendi'nin ziyâretine\nvarup, müzâkere-i ʿulûm ve mukābele-i kütüb ile bir-iki sâʿat iştigāl ve vazîfeden hâric kelimât-ı lâğıyeye sarf-ı vakt eylemediğim zâhir-i hâl iken, şiddet-i mukārenet isnâdıyla hasm-ı gaşûm tarafından gamz olunup, Midilli'ye birer ikişer gün fâsıla ile tagrîb ve hazîn ü ke'îb herkes mahall-i ikāmetine tesrîb olundu.",
          "caption": "Sebeb-i nefy-i Sadr-ı Rûm-i Sâbık el-Hâc ʿAbdullah Efendi ve Keçeci-zâde ve baʿzı ez-hâcegân-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_002.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Sebeb-i nefy-i Sadr-ı Rûm-i Sâbık el-Hâc ʿAbdullah Efendi ve Keçeci-zâde ve baʿzı ez-hâcegân-ı Dîvân",
          "text": "Re'îs-i vakt bulunan Râşid Efendi'nin mahrem-i esrârı ve hafâyây-ı umûrda kafâdârı olan Dîvân Tercemânı'ndan sekr ü sahvı hâlinde kâffe-i serâyir-i devlet münteşir olup, bu intişâr-ı esrâr giderek mûmâ ileyhin semʿini karʿ etdiyse bile, âharlara sû'-i zann ve bitâne-i umûru olan mesfûrdan o makūle ifşây-ı esrâr şâyibeleri zuhûr etmamek ʿindinde müteyakkın olup, ser-halka-i mükâleme olan Sadr-ı Rûm-i sâbık ʿAbdullah Efendi'den dahi o hilâlde müsteşʿir bulunmağla, ifşây-ı sırr nakīsasını müşârun ileyhe isnâd ve bir takrîb sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ile tertîb-i şaʿbeze-i fesâd etmişidi. Mülûk-i sütûde-sülûk hazerâtı dâ'imâ esrâr-ı devletlerin istitâr ve işâʿasında terettüb-i zarar u ziyân derkâr olduğunu idrâk ile o makūle izâʿa-i râz edenlerin lede't-tahkīk te'dîblerinde bir dakīka te'ennî ihtiyâr etmeyecekleri bedîdâr olduğuna binâ'en, te'dîbin derece-i ûlâsı olan tenbîh-i lâ-ʿâle't-taʿyîn ile iktifâ ve: “İfşây-ı esrâr olunmasun” kelâm-ı belîğiyle hilm ü mürû’etlerin izhâr u ibdâ buyurmuşlar idi. ʿAbdullah Efendi, bu isnâddan beriyyü'z-zimme olup, sudûr-ı hatt-ı hümâyûn dahi siʿâyet-i Râşidiyye'den neş'et eylediğini teferrüs ile gāyet müte'ellim ve bir bâdire zuhûrundan leyl ü nehâr mütevehhim olup, bu mülâbese ile ahadühümâ âhardan ihtirâz ve sûret-i nifâkda yine bi'l-müvâcehe icrây-ı resm-i nâz ü niyâz ederler idi. [Ü2 3b] O esnâda Bebek Bağçesi'nde vâkiʿ mükâleme meclisinde elçi gelmezden mukaddem zâhirde tercemâna ve bâtında bâlâ-nişîn-i sadr-ı eyvâna ʿAbdullah Efendi hitâb ile “itâb ve giderek mazhar-ı [Ü1 3b] eşedd-i ikāb olacağını işrâb eylediğinden, Râşid Efendi müte'essir ve kuvve-i zekâ ile [mısra]: İleyki aʿnî fe'smaʿî yâ-câre! kinâyesini fehm ile gāyet mütefekkir olup, elçi vürûd ve mükâlemeye mübâşeret olundukda, müşârun ileyh harf-i vâhid tekellüm etmeyüp, mebhût ve ilâ-âhırı'l-meclis mühr-zen-i leb-i\nsükût olup, meclis hıtâmında Râşid Efendi bi'l-külliyye vesveseye zehâb ile mesâvî-yi müşârun ileyhi beyne'l-medhi ve'z-zemm mesâmiʿ-i evliyây-ı devlete îsâl ve Dîvân Tercemânı dahi baʿzı makālât-ı sahîha ve îrâs-ı şübhe eyleyecek taʿbîrât-ı sarîha istimâʿiyle tarafından dil-hırâş olmuş bulunmağla, ol dahi teşmîr-i dâmen-i mekr ü âl ve her tarafı iğvâ vü tesvîl ile iştidâd-ı gayz eyleyecek esbâbı istihsâl eylediklerini müşârun ileyh tahkīk ve ol dahi ikisinin ihânet ü mesâlibini câmiʿ bir tezkire imlâ edüp, bir mahall-i hatîre isrâ vü indifâʿları lüzûmunu müdellel ü müberhen akvâl ile iğrâ vü teşvîk eyledi. ʿAbdullah Efendi'nin min-ciheti'l-ʿilmi ve'd-dirâye aʿdâsı vâfir ve Râşid Efendi'nin humât ü ehibbası mütekâsir olduğundan, “Fe-inne'l-kavle mâ-kālet Hazâm” mesleği ihtiyâr ve taraf taraf Râşid Efendi'ye intisâr ile galebesi zâhir ü bedîd ve o hılâlde kazâ dahi tertîb-i sebeb-i cedîd edüp, şöyle ki, o esnâda ʿAbdullah Efendi'yi varan züvvâr, yalısında bulamayup, Üsküdar'da Şemseddîn Efendi'nin muʿâyedesine gitdiğini istihbâr ile ikisine birden ʿarz-ı hulûs içün vâhiden-baʿde-vâhidin Üsküdar'a vârid ve sâhib-i [Ü2 4a] hânenin züvvârı dahi keyfe-me'ttefeka vâfid ve iki fırka bir yere gelüp, tenâvül-i taʿâmdan sonra mekânlarına râciʿ vü ʿâyid oldular. Bu cemʿiyyet-i zarûriyyeyi ʿAbdullah Efendi'nin aʿdâsı mesâvî-yi devlet müzâkeresiyçün müretteb bir meclis-i hâss olmak üzere ifâde ve Küçüksu binişinde vâkiʿ rikâbda bu müftereyât bastıyla infiʿâl-ı Şâhâne'yi ziyâde etmeleriyle, Muharremü'l-harâm evâyilinde müşârun ileyh Güzelhisar'a ve Keçeci-zâde Sâlih Efendi'ye dahi Fetvâ-penâh cenâblarının gayz-ı kadîmi olup, lisânı dahi mazbût olmadığından, ruhsat-ı kelâm ihtilâsıyla [Ü1 4a] ol dahi Gelibolu'ya ve sâbıkā Baş-muhâsebeci Seyyid Mehmed Efendi'nin ebniyeye müteʿallık olan gılzat ü huşûneti meşârib-i evliyây-ı devlete girân gelmekle, li-ecli't-te'dîb Bozcaada'ya ve bu Fakīr-i mazlûm dahi on beş günde bir sâyir-i nâs gibi ʿAbdullah Efendi'nin ziyâretine\nvarup, müzâkere-i ʿulûm ve mukābele-i kütüb ile bir-iki sâʿat iştigāl ve vazîfeden hâric kelimât-ı lâğıyeye sarf-ı vakt eylemediğim zâhir-i hâl iken, şiddet-i mukārenet isnâdıyla hasm-ı gaşûm tarafından gamz olunup, Midilli'ye birer ikişer gün fâsıla ile tagrîb ve hazîn ü ke'îb herkes mahall-i ikāmetine tesrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın dokuzuncu Salı günü tertîb-i Dîvân ve bi'l-cümle kapukullarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcibleri iʿtâ vü ihsân olunup, on birinci Pençşenbih günü Sadrıaʿzam hazretleri sipâh ve Silahdâr mevâcibini Bâb-ı ʿâlî'de devr eyler iken, taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i Mülûkâne'den teşrîfât-ı seniyye zuhûr ve hatevât-ı tebcîl ile baʿde'l-istikbâl berârende-i teşrîfât-ı hümâyûnu ilbâs-ı hilʿat-ı semmûr ve hıdmet-i ʿadî iʿtâsıyla nâ'il-i hubûr eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_003.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın dokuzuncu Salı günü tertîb-i Dîvân ve bi'l-cümle kapukullarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcibleri iʿtâ vü ihsân olunup, on birinci Pençşenbih günü Sadrıaʿzam hazretleri sipâh ve Silahdâr mevâcibini Bâb-ı ʿâlî'de devr eyler iken, taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i Mülûkâne'den teşrîfât-ı seniyye zuhûr ve hatevât-ı tebcîl ile baʿde'l-istikbâl berârende-i teşrîfât-ı hümâyûnu ilbâs-ı hilʿat-ı semmûr ve hıdmet-i ʿadî iʿtâsıyla nâ'il-i hubûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü2 4b] Mûmâ ileyhin birkaç seneden berü kevkeb-i tâb-dâr-ı ikbâli müstaʿlî ve asâlet ü vekâlet ile mesned-i Riyâset'e müstevlî olup, cins-i nakd ile kîse-i iddihârı memlû ve cevâhir ve tuhaf-ı girân-behâ ile sandûkçe-i iktidarı tâb-gülü olduğundan gayri, sâlik-i râh-ı hatar u tuğyân ve kesret-i havâşî vü gılmân ile kesb-i teʿazzüz-i nefs ve tekmîl-i esbâb-ı servet ü sâmân edüp, inhisâr-ı mesned ile izhâr-ı gunc u delâl ve istifâ vü imtinân sûretinde iʿlân-ı endûh u melâl eylediği ve bâlâda mezkûr nefy mâddesinde eli ve o şîve-i nâgeh-zuhûr emrinde küllî medhali olup, nâsı tagrîb ü tekdîrden garazı, halkı tahvîf ile celb-i emvâl [Ü1 4b] ü eşyâ ve umûr-ı devlete kemâ-yehtâr u yeşâ, tasarruf u istîlâ olduğu, ʿaks-endâz-ı mir'ât-ı tabʿ-ı Hudâvend-i ʿadâlet-pîrâ olduğundan gayri, bu fezâhatden sonra mûmâ ileyhin imtinân ü istignâ sûretinde şîve-i nâ-hemvârı külliyyen mugāyir-i mizâc-ı Şehriyârî olmağla, fi'l-hâl ʿazl ve hânesinde ikāmet ile mübtelây-ı melâmet ü ʿazl olup, Riyâset-i Küttâb hidmetiyle umûr-ı\nDîvâniyye'ye âşinâ ve sinîn-i çendîden berü hıdemât-ı devletde sadâkati hüveydâ olan Dürrî es-Seyyid Mehmed Efendi kâm-revâ oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb Râşid Efendi ve nasb-ı Dürrî Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_004.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb Râşid Efendi ve nasb-ı Dürrî Mehmed Efendi",
          "text": "[Ü2 4b] Mûmâ ileyhin birkaç seneden berü kevkeb-i tâb-dâr-ı ikbâli müstaʿlî ve asâlet ü vekâlet ile mesned-i Riyâset'e müstevlî olup, cins-i nakd ile kîse-i iddihârı memlû ve cevâhir ve tuhaf-ı girân-behâ ile sandûkçe-i iktidarı tâb-gülü olduğundan gayri, sâlik-i râh-ı hatar u tuğyân ve kesret-i havâşî vü gılmân ile kesb-i teʿazzüz-i nefs ve tekmîl-i esbâb-ı servet ü sâmân edüp, inhisâr-ı mesned ile izhâr-ı gunc u delâl ve istifâ vü imtinân sûretinde iʿlân-ı endûh u melâl eylediği ve bâlâda mezkûr nefy mâddesinde eli ve o şîve-i nâgeh-zuhûr emrinde küllî medhali olup, nâsı tagrîb ü tekdîrden garazı, halkı tahvîf ile celb-i emvâl [Ü1 4b] ü eşyâ ve umûr-ı devlete kemâ-yehtâr u yeşâ, tasarruf u istîlâ olduğu, ʿaks-endâz-ı mir'ât-ı tabʿ-ı Hudâvend-i ʿadâlet-pîrâ olduğundan gayri, bu fezâhatden sonra mûmâ ileyhin imtinân ü istignâ sûretinde şîve-i nâ-hemvârı külliyyen mugāyir-i mizâc-ı Şehriyârî olmağla, fi'l-hâl ʿazl ve hânesinde ikāmet ile mübtelây-ı melâmet ü ʿazl olup, Riyâset-i Küttâb hidmetiyle umûr-ı\nDîvâniyye'ye âşinâ ve sinîn-i çendîden berü hıdemât-ı devletde sadâkati hüveydâ olan Dürrî es-Seyyid Mehmed Efendi kâm-revâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kara-deniz Boğazı'nın istihkâmı ve lüzûmu olan mahallerde baʿzı husûn ihdâsı, Devlet-i ʿaliyye'nin ehemm-i mehâmmı olmakdan nâşî, Karaburun'da müceddeden tasmîm olunan kalʿanın Binâ Emâneti'ni sâbıkā Masraf-ı Şehriyârî Tâhir Ağa-zâde'nin süpürde-i ʿuhde-i ihtimâmı kılınup, İne-adası'nda münâsib görülen kalʿa-i cedîde ve Kiryos Kalʿası taʿmîri hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İsmâʿîl Efendi ve Mustafa Efendi'ye ihâle ve ilbâs-ı hilʿat ve kadr-i kifâye meʿâş ile mûmâ ileyhime telmîh-i fiʿl-i sadâkat kılındı. [Ü2 5a]",
          "caption": "İstihkâm-dâden be-sugr-i Bahr-i siyâh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_005.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İstihkâm-dâden be-sugr-i Bahr-i siyâh",
          "text": "Kara-deniz Boğazı'nın istihkâmı ve lüzûmu olan mahallerde baʿzı husûn ihdâsı, Devlet-i ʿaliyye'nin ehemm-i mehâmmı olmakdan nâşî, Karaburun'da müceddeden tasmîm olunan kalʿanın Binâ Emâneti'ni sâbıkā Masraf-ı Şehriyârî Tâhir Ağa-zâde'nin süpürde-i ʿuhde-i ihtimâmı kılınup, İne-adası'nda münâsib görülen kalʿa-i cedîde ve Kiryos Kalʿası taʿmîri hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan İsmâʿîl Efendi ve Mustafa Efendi'ye ihâle ve ilbâs-ı hilʿat ve kadr-i kifâye meʿâş ile mûmâ ileyhime telmîh-i fiʿl-i sadâkat kılındı. [Ü2 5a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden berü Yazıcılık hıdmetinde istihdâm olunan Gürcü Mehmed Efendi'nin bu defʿa dahi hıdmeti meşkûr ve sadâkati meşhûr olmuşiken, mücerred vakt ü zemânının imtidâdı ʿazline bâdî ve infisâline sebeb-i ʿâdî olmağla, hâlâ Mevkūfâtî olan ʿOsmân Efendi Yazıcılık hıdmetiyle bekâm ve münhall olan Mevkūfât mansıbı ile ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi nâ'il-i merâm oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_006.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe",
          "text": "Birkaç seneden berü Yazıcılık hıdmetinde istihdâm olunan Gürcü Mehmed Efendi'nin bu defʿa dahi hıdmeti meşkûr ve sadâkati meşhûr olmuşiken, mücerred vakt ü zemânının imtidâdı ʿazline bâdî ve infisâline sebeb-i ʿâdî olmağla, hâlâ Mevkūfâtî olan ʿOsmân Efendi Yazıcılık hıdmetiyle bekâm ve münhall olan Mevkūfât mansıbı ile ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi nâ'il-i merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tabîʿat-i vakte nazaran teksîr-i sefâyin-i Devlet-i ʿaliyye'ye ehemm ve yalnız Tersâne-i ʿâmire teksîre medâr olmayacağı gayr-i mübhem olmağla, sevâhil-i Bahr-i sefîd ve siyâh'da iʿmâl-i sefâyine sâlih baʿzı mahaller keşf ü muʿâyene olunup, sühûlet mülâhaza olunan [Ü1 5a] mahallerde vazʿ-ı esâs-ı merâkib kılınmak mukaddemâ bi'l-müzâkere karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmuşidi. Binâ-berîn işbu Saferü'l-hayr evâ'ilinde Kapudan Paşa hazretleri baʿzı ricâl-i Tersâne ile Bahr-i sefîd Boğazı'na varup, zebân-güzâr-ı ehl-i vukūf olan Edremid sâhasını müşâhede ve ancak fırkateyn iʿmâline salâhiyyeti olduğunu tahkīkden sonra, Kalʿa-i\nSultâniyye'ye pâ-nihâde olup, mahall-i mezkûrun kebîr sefîne inşâsına tehammülü nümâyân ve etrâfdan ber-vech-i sühûlet eczây-ı sefîne tedârükü dâhil-i hayyiz-i imkân olmağla, erbâb-ı iktidârdan İznikli müteveffâ Vezîr ʿAlî Paşa'nın birâderi ʿOsmân Bey'in bu hıdmete liyâkati inhâ ve bir kebîr sefîne inşâsını ʿuhde-i sadâkatine havâle edüp, mühimmât-ı lâzimesini kavlen ve fiʿlen müheyyâ kıldıkdan sonra, bu tarafa ʿavdet ve mahsûl-i ʿazîmetini takrîren ve tahrîren ifâdeye mübâderet eyledi.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Kapudân-ı deryâ be-sûy-ı Boğaz-ı Bahr-i sefîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_007.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Kapudân-ı deryâ be-sûy-ı Boğaz-ı Bahr-i sefîd",
          "text": "Tabîʿat-i vakte nazaran teksîr-i sefâyin-i Devlet-i ʿaliyye'ye ehemm ve yalnız Tersâne-i ʿâmire teksîre medâr olmayacağı gayr-i mübhem olmağla, sevâhil-i Bahr-i sefîd ve siyâh'da iʿmâl-i sefâyine sâlih baʿzı mahaller keşf ü muʿâyene olunup, sühûlet mülâhaza olunan [Ü1 5a] mahallerde vazʿ-ı esâs-ı merâkib kılınmak mukaddemâ bi'l-müzâkere karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmuşidi. Binâ-berîn işbu Saferü'l-hayr evâ'ilinde Kapudan Paşa hazretleri baʿzı ricâl-i Tersâne ile Bahr-i sefîd Boğazı'na varup, zebân-güzâr-ı ehl-i vukūf olan Edremid sâhasını müşâhede ve ancak fırkateyn iʿmâline salâhiyyeti olduğunu tahkīkden sonra, Kalʿa-i\nSultâniyye'ye pâ-nihâde olup, mahall-i mezkûrun kebîr sefîne inşâsına tehammülü nümâyân ve etrâfdan ber-vech-i sühûlet eczây-ı sefîne tedârükü dâhil-i hayyiz-i imkân olmağla, erbâb-ı iktidârdan İznikli müteveffâ Vezîr ʿAlî Paşa'nın birâderi ʿOsmân Bey'in bu hıdmete liyâkati inhâ ve bir kebîr sefîne inşâsını ʿuhde-i sadâkatine havâle edüp, mühimmât-ı lâzimesini kavlen ve fiʿlen müheyyâ kıldıkdan sonra, bu tarafa ʿavdet ve mahsûl-i ʿazîmetini takrîren ve tahrîren ifâdeye mübâderet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Avrupa halkı zûr-bâzû-yı ehl-i İslâm'dan ʿâciz olup, mukāvemete medâr [Ü2 5b] olur bir tavr-ı cedîd ihdâsına leyl ü nehâr mükibb olduklarına binâ'en, Yûnâniyân ve Rûmâniyân'ın ihtirâʿ eyledikleri usûl-i harbi esâs eyleyerek, telâhuk-ı efkâr-ı şeytâniyye ile bir tavr-ı nev-îcâd ve barut sebebi ile top u tüfeng ve sâ'ir âlât-ı nâriyye dahi o esnâda zuhûr etmiş bulunmağla, tavr-ı mezkûra izâfe ile kesb-i istiʿdâd ʿakabinde tasfîf-i sufûf ve tahlîs-i hasânât ve muhâsara-i kılâʿ ve inhisâr-ı fi'l-hısn ve ihtilâf-1 emâkin ü ezmine ile vukūʿ bulacak muhârebâtı kavâʿid-i Hendese'ye tatbîk ve hey’et-i ictimâʿiyye-i ceyş-i kesîfi ednâ bir işâretle gûnâ-gûn suver ü eşkâle vazʿ ile gâh takdîm ve gâh taʿvîk ve bu usûle şurût-ı mukarreresiyle riʿâyet olunduğu hâlde, şiʿâr-ı mağlûbiyyet ber-taraf olduğunu bi'l-mümârese tahkīk eylediklerinden, müteferriʿâtını dahi mütefekkir ve gāyetini buldukdan sonra, minvâl-i [Ü1 5b] muharrer üzere bu intizâmdan ʿâtıl asker-i perîşâna galebe etmeğe başladılar. Devlet-i ʿaliyye askerinin tavr-ı kadîmi el-yevm mütedâvel olan etvâr-ı cedîdeye muvâfık olmadığından, sunûf-ı askerîsi şiddet-i âlât-ı nâriyye ve sanâyiʿ-i evzâʿ-ı harbiyyeye tâb-âver olmayup, rûy-i aʿdâyı müşâhedeye vakit kalmaksızın bir yaylım top ile müteferrik olageldikleri hezâr-bâr tecribe olundu. Şehriyâr-ı sâhib-i zemân, dâme-fi'l-ʿavni'l-Meliki'l-Müsteʿân hazretlerine gelince mülûk-i Âl-i ʿOsmân enârallâhu berâhînehüm hazerâtı bu\nderdin devâsını ve bu âteşin intıfâsını fikr etmeyüp, ednâ düşmen zuhûrunda mukābele müşkil ve garâmet-i mâliyye ve itlâf-ı nüfûs hâletleri ise hûş-mendânı dâğ-ber-dil edüp, usûl-i erbaʿa-i devletin aʿzamı olan sınıf-ı askerde vehn ü zaʿf bâriz ve aʿdâ-yı dîn ü devletin ednâ bir iltimâsına müsâʿade olunmadığı hâlde iddiʿây-ı “Hel min mübâriz” ve fî-kilte'l-hâleteyn cevâb vermekde Devlet-i [Ü2 6a] ʿaliyye ʿâciz olur idi. Pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî ʿavni'l-İlâh câlis-i serîr-i saltanat oldukları zemân bu keyfiyyeti nûr-i ilhâm ile idrâk buyurup, himmet-i Mülûkâne'lerin sarf ile aʿdânın tavr-ı cedîdden ʿibâret olan etvâr-ı savaş ve reftâr-ı rezm ü perhâşını kuvvetden fiʿle îsâl ve tasʿîb-i mâdde eden ʿukūl-ı kāsıra erbâbını mazhar-ı eşedd-i tevbîh ü nekâl edüp, Top-hâne'yi müceddeden binâ ve sınıfeyn iʿtibâriyle neferâtını tertîb ve taʿlîm ve teʿallüm içün top fennine vâkıf mehereyi celb ü takrîb buyurup, az vakit içinde cümlesi âşinây-ı sanʿat-ı âteş-bâzî ve tîz-destî ve iʿmâl-i âlâtda her biri bâlâ-rev-i meydân-ı imtiyâzî oldular. Kezâlik Levend Çifliği'ne berârî ve cibâlde mihen ü meşâkk ile me'lûf ve rûy-i râhat ü âsâyişi görmemekle mevsûf abtâl-ı nâs celb ve taʿlîm-i âdâb-ı harb olunup, âhar mahalde resm ü kānûnları tafsîl olunduğu [Ü1 6a] vech üzere kâffe-i mühimmatları ru’yetine dikkat ü ihtimâm ve fî-akrebi'l-eyyâm müretteb asker heyetine girüp, fütüvvet-i İslâmiyye ve etvâr-ı sınâʿiyye yek-dîgerine munzamm olarak Kılâʿ-ı tisʿa yamaklarıyla Topçuyân neferâtının Akkâ Sahrâsı'nda bu defʿa inkisâr-ı aʿdâya ʿillet-i tâmm oldukları, dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ-i enâm olmuşdur. Hakk Teʿâlâ teksîrini mûcib olur esbâbı halk edüp, etvâr-ı cedîde-i iʿtidâli mütefâvit-i istiʿdâdât-ı harbiyyeye muvaffak eyleye, âmîn! İkāme-i diʿâme-i dîn ve muhâfaza-i nâmûs-ı şerîʿat-ı Seyyidü'l-mürselîn zımnında leyl ü nehâr terk-i âsâyiş ü râhât ile taʿlîm-i asker ve tedbîr-i hâl-i leşker ve tertîb-i mühimmât ve ıslâh-ı âlât ve taʿdîl-i tabâyiʿ-i nâs ve her mâddeye müceddeden vazʿ-ı esâs eden Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîdin saʿy-i Mülûkâne'si inşâ'allâh mahmûd ve cerîde-i aʿmâlleri mâl-â-mâl hasenât-ı nâ-maʿdûd olacağı ittifâk-kerde-i ehl-i yakīn [Ü2 6b] ü şühûddur.\ngüzîde-i Şâhâne'lerini havâss-ı erkân-ı devlet müşâhede eylemek içün Şıkk-ı Sânî Defterdârı ve Mu'allem Asker Nâzırı olan Reşîd Mustafa Efendi tarafından tertîb-i ziyâfet ile da'vet olunmak irâde buyurulduğuna binâ'en, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci İsneyn günü Sadrıaʿzam-ı ve bedr-i efham hazretleri ve Şeyhulislâm-ı ʿâlî-makām cenâbları ve Kethudây-ı hazret-i Mehd-i ʿulyâ Yûsuf Ağa ve Şıkk-ı Evvel ve kapu ricâli ve Râşid Efendi zikr olunan Levend Çifliği'ne varup, idâre-i kelâm ve tenâvül-i taʿâmdan sonra tavr-ı cedîd üzere taʿlîm olunan askerin evzâʿ-ı harbiyye ve etvâr-ı sınâʿiyyelerine ve âlât-ı harb i'mâliyçün tahsîs olunan mahalde nev-be-nev inşâ vü îcâd olunan edevât-ı seferiyyeye nigeh-endâz-ı temâşâ ve cünd-i mürettebin fâ'idesi cümleye zâhir ü rûşenâ olup, himmet-i bî-gāyet-i hazret-i Şehriyârî'ye nazar ile bekāy-ı eyyâm-ı câh ü saltanat ve irtikāy-ı menâzil-i ʿömrü şevketleri duʿâlarıyla cümlesi dest-berdâşte-i Cenâb-ı kibriyâ [Ü1 6b] oldular. Sadrıaʿzam hazretleri tarafından lâzım gelenlere hilʿat-ı zâhire iksâ ve zâbitân ü neferâta vâfir nukūd i'tâsından sonra cümleye ruhsat-ı insırâf ve birkaç gün sonra, kudât-ı asâkir ve İstanbul'dan maʿzûl efendiler dahi istizyâf olunup, bu vazʿ-ı dil-bend ve bu tavr-ı ʿâlem-pesendi fî-akrebi'l-eyyâm cilve-ger-i mekmen-i intizâm eden Şehriyâr-ı vâlâ-makām hazretlerinin duʿây-ı devletlerin, zamîme-i aʿkāb-ı salât-ı subh u şâm eylediler. Çiflik-i mezbûrda olan neferât, sınıf-ı Bostâniyân'dan maʿdûd olmak sebebi ile Bostâncı-başı dahi birkaç gün sonra zâbitân-ı Bostâniyân ile daʿvet ve itmâm-ı emr-i ziyâfet ʿakabinde taʿlîm-nâme-yi hümâyûn cümle müvâcehesinde kırâ'at ve mefhûmu cümleye iʿlân u işâʿat olundu. [Ü2 7a]",
          "caption": "Ziyâfet-kerden-i Şıkk-ı Sânî der-Çiftlik-i Levend-i be-erkân-ı Devlet-i ebed-peyvend",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_008.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-kerden-i Şıkk-ı Sânî der-Çiftlik-i Levend-i be-erkân-ı Devlet-i ebed-peyvend",
          "text": "Avrupa halkı zûr-bâzû-yı ehl-i İslâm'dan ʿâciz olup, mukāvemete medâr [Ü2 5b] olur bir tavr-ı cedîd ihdâsına leyl ü nehâr mükibb olduklarına binâ'en, Yûnâniyân ve Rûmâniyân'ın ihtirâʿ eyledikleri usûl-i harbi esâs eyleyerek, telâhuk-ı efkâr-ı şeytâniyye ile bir tavr-ı nev-îcâd ve barut sebebi ile top u tüfeng ve sâ'ir âlât-ı nâriyye dahi o esnâda zuhûr etmiş bulunmağla, tavr-ı mezkûra izâfe ile kesb-i istiʿdâd ʿakabinde tasfîf-i sufûf ve tahlîs-i hasânât ve muhâsara-i kılâʿ ve inhisâr-ı fi'l-hısn ve ihtilâf-1 emâkin ü ezmine ile vukūʿ bulacak muhârebâtı kavâʿid-i Hendese'ye tatbîk ve hey’et-i ictimâʿiyye-i ceyş-i kesîfi ednâ bir işâretle gûnâ-gûn suver ü eşkâle vazʿ ile gâh takdîm ve gâh taʿvîk ve bu usûle şurût-ı mukarreresiyle riʿâyet olunduğu hâlde, şiʿâr-ı mağlûbiyyet ber-taraf olduğunu bi'l-mümârese tahkīk eylediklerinden, müteferriʿâtını dahi mütefekkir ve gāyetini buldukdan sonra, minvâl-i [Ü1 5b] muharrer üzere bu intizâmdan ʿâtıl asker-i perîşâna galebe etmeğe başladılar. Devlet-i ʿaliyye askerinin tavr-ı kadîmi el-yevm mütedâvel olan etvâr-ı cedîdeye muvâfık olmadığından, sunûf-ı askerîsi şiddet-i âlât-ı nâriyye ve sanâyiʿ-i evzâʿ-ı harbiyyeye tâb-âver olmayup, rûy-i aʿdâyı müşâhedeye vakit kalmaksızın bir yaylım top ile müteferrik olageldikleri hezâr-bâr tecribe olundu. Şehriyâr-ı sâhib-i zemân, dâme-fi'l-ʿavni'l-Meliki'l-Müsteʿân hazretlerine gelince mülûk-i Âl-i ʿOsmân enârallâhu berâhînehüm hazerâtı bu\nderdin devâsını ve bu âteşin intıfâsını fikr etmeyüp, ednâ düşmen zuhûrunda mukābele müşkil ve garâmet-i mâliyye ve itlâf-ı nüfûs hâletleri ise hûş-mendânı dâğ-ber-dil edüp, usûl-i erbaʿa-i devletin aʿzamı olan sınıf-ı askerde vehn ü zaʿf bâriz ve aʿdâ-yı dîn ü devletin ednâ bir iltimâsına müsâʿade olunmadığı hâlde iddiʿây-ı “Hel min mübâriz” ve fî-kilte'l-hâleteyn cevâb vermekde Devlet-i [Ü2 6a] ʿaliyye ʿâciz olur idi. Pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî ʿavni'l-İlâh câlis-i serîr-i saltanat oldukları zemân bu keyfiyyeti nûr-i ilhâm ile idrâk buyurup, himmet-i Mülûkâne'lerin sarf ile aʿdânın tavr-ı cedîdden ʿibâret olan etvâr-ı savaş ve reftâr-ı rezm ü perhâşını kuvvetden fiʿle îsâl ve tasʿîb-i mâdde eden ʿukūl-ı kāsıra erbâbını mazhar-ı eşedd-i tevbîh ü nekâl edüp, Top-hâne'yi müceddeden binâ ve sınıfeyn iʿtibâriyle neferâtını tertîb ve taʿlîm ve teʿallüm içün top fennine vâkıf mehereyi celb ü takrîb buyurup, az vakit içinde cümlesi âşinây-ı sanʿat-ı âteş-bâzî ve tîz-destî ve iʿmâl-i âlâtda her biri bâlâ-rev-i meydân-ı imtiyâzî oldular. Kezâlik Levend Çifliği'ne berârî ve cibâlde mihen ü meşâkk ile me'lûf ve rûy-i râhat ü âsâyişi görmemekle mevsûf abtâl-ı nâs celb ve taʿlîm-i âdâb-ı harb olunup, âhar mahalde resm ü kānûnları tafsîl olunduğu [Ü1 6a] vech üzere kâffe-i mühimmatları ru’yetine dikkat ü ihtimâm ve fî-akrebi'l-eyyâm müretteb asker heyetine girüp, fütüvvet-i İslâmiyye ve etvâr-ı sınâʿiyye yek-dîgerine munzamm olarak Kılâʿ-ı tisʿa yamaklarıyla Topçuyân neferâtının Akkâ Sahrâsı'nda bu defʿa inkisâr-ı aʿdâya ʿillet-i tâmm oldukları, dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ-i enâm olmuşdur. Hakk Teʿâlâ teksîrini mûcib olur esbâbı halk edüp, etvâr-ı cedîde-i iʿtidâli mütefâvit-i istiʿdâdât-ı harbiyyeye muvaffak eyleye, âmîn! İkāme-i diʿâme-i dîn ve muhâfaza-i nâmûs-ı şerîʿat-ı Seyyidü'l-mürselîn zımnında leyl ü nehâr terk-i âsâyiş ü râhât ile taʿlîm-i asker ve tedbîr-i hâl-i leşker ve tertîb-i mühimmât ve ıslâh-ı âlât ve taʿdîl-i tabâyiʿ-i nâs ve her mâddeye müceddeden vazʿ-ı esâs eden Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîdin saʿy-i Mülûkâne'si inşâ'allâh mahmûd ve cerîde-i aʿmâlleri mâl-â-mâl hasenât-ı nâ-maʿdûd olacağı ittifâk-kerde-i ehl-i yakīn [Ü2 6b] ü şühûddur.\ngüzîde-i Şâhâne'lerini havâss-ı erkân-ı devlet müşâhede eylemek içün Şıkk-ı Sânî Defterdârı ve Mu'allem Asker Nâzırı olan Reşîd Mustafa Efendi tarafından tertîb-i ziyâfet ile da'vet olunmak irâde buyurulduğuna binâ'en, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci İsneyn günü Sadrıaʿzam-ı ve bedr-i efham hazretleri ve Şeyhulislâm-ı ʿâlî-makām cenâbları ve Kethudây-ı hazret-i Mehd-i ʿulyâ Yûsuf Ağa ve Şıkk-ı Evvel ve kapu ricâli ve Râşid Efendi zikr olunan Levend Çifliği'ne varup, idâre-i kelâm ve tenâvül-i taʿâmdan sonra tavr-ı cedîd üzere taʿlîm olunan askerin evzâʿ-ı harbiyye ve etvâr-ı sınâʿiyyelerine ve âlât-ı harb i'mâliyçün tahsîs olunan mahalde nev-be-nev inşâ vü îcâd olunan edevât-ı seferiyyeye nigeh-endâz-ı temâşâ ve cünd-i mürettebin fâ'idesi cümleye zâhir ü rûşenâ olup, himmet-i bî-gāyet-i hazret-i Şehriyârî'ye nazar ile bekāy-ı eyyâm-ı câh ü saltanat ve irtikāy-ı menâzil-i ʿömrü şevketleri duʿâlarıyla cümlesi dest-berdâşte-i Cenâb-ı kibriyâ [Ü1 6b] oldular. Sadrıaʿzam hazretleri tarafından lâzım gelenlere hilʿat-ı zâhire iksâ ve zâbitân ü neferâta vâfir nukūd i'tâsından sonra cümleye ruhsat-ı insırâf ve birkaç gün sonra, kudât-ı asâkir ve İstanbul'dan maʿzûl efendiler dahi istizyâf olunup, bu vazʿ-ı dil-bend ve bu tavr-ı ʿâlem-pesendi fî-akrebi'l-eyyâm cilve-ger-i mekmen-i intizâm eden Şehriyâr-ı vâlâ-makām hazretlerinin duʿây-ı devletlerin, zamîme-i aʿkāb-ı salât-ı subh u şâm eylediler. Çiflik-i mezbûrda olan neferât, sınıf-ı Bostâniyân'dan maʿdûd olmak sebebi ile Bostâncı-başı dahi birkaç gün sonra zâbitân-ı Bostâniyân ile daʿvet ve itmâm-ı emr-i ziyâfet ʿakabinde taʿlîm-nâme-yi hümâyûn cümle müvâcehesinde kırâ'at ve mefhûmu cümleye iʿlân u işâʿat olundu. [Ü2 7a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cerde Başbûğu ve Trablusşâm Vâlîsi olan Vezîr Giridî Hüseyin Paşa umûr-ı Cerde'yi kemâ-yenbagī idâre vü îfâ ve hıtâm-ı hıdmeti verâsında ʿâzim-i dâr-ı ʿukbâ olduğu, müjdeci Çukadar ile Şâm Vâlîsi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa tarafından evâhır-ı Safer'de inhâ ve\nGedikpaşa kurbünde bir çörekçi fırınından âteş-i serkeş hüveydâ olup, birkaç hâne ve dükkân ihrâkıyla karîn-i intıfâ oldu.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Trablus ve ihrâk-ı cüz’î",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_009.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Trablus ve ihrâk-ı cüz’î",
          "text": "Cerde Başbûğu ve Trablusşâm Vâlîsi olan Vezîr Giridî Hüseyin Paşa umûr-ı Cerde'yi kemâ-yenbagī idâre vü îfâ ve hıtâm-ı hıdmeti verâsında ʿâzim-i dâr-ı ʿukbâ olduğu, müjdeci Çukadar ile Şâm Vâlîsi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa tarafından evâhır-ı Safer'de inhâ ve\nGedikpaşa kurbünde bir çörekçi fırınından âteş-i serkeş hüveydâ olup, birkaç hâne ve dükkân ihrâkıyla karîn-i intıfâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsiye-ʿiffet, Belkīs-devlet, Betûl-ʿismet, Zehrâ-taviyyet Vâlide Sultân ebkāhallâhu ilâ âhırı'z-zemân hazretlerinin fi'l-asl isticlâb-ı birr ü hayrât ve iktisâb-ı mesûbât ü hasenât, matlab-ı aʿlâ, maksad-ı esnâları olduğuna binâ'en, bu defʿa Hasköy'de müceddeden binâ olunan Lağımcıyân Kışlağı'nda evkāt-ı hamse edâ olunması irâdesiyle metîn-i verâsı bir câmiʿ-i dil-ârâ binâsı pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı ilhâm-meʼâsirleri olup, dest-yârî-yi mühre-i sunnâʿ ile câmiʿ-i mezkûr bu esnâda ahsen-i nesak u nizâm üzere hayyiz-resân-ı hıtâm olup, [Ü1 7a] vezâyif ü cihâtı tanzîm ve levâzım-ı sâʼiresi tetmîm olunup, evkāf-ı şerîfelerine ilhâk ve hadîs-i “Men benâ mesciden” beşâretine kesb-i istihkāk ile ilâ-yevmi't-telâk, ism-i şerîflerin mezkûr sükkân-ı ârazîn ü âfâk eylediler. Emr-i binâ müteferriʿâtıyla ikmâl olunduğu haberi vâsıl-ı semʿ-i Şehriyâr-ı Sürûşî-hısâl olduğuna binâ'en, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in ikinci Cumʿa günü edây-ı salât-ı Cumʿa zımnında bi's-saʿâdeti ve'l-ikbâl, zevrak-süvâr-ı iclâl ve pîşgâh-ı iskelede muntazır-ı nîm-nigâh-ı iltifât olan bendegânı tahrîk-i âb-rûy-i nevâziş ile mazhar-ı lutf u nevâl buyurup, Cumʿa nemâzını edâ ve hademesini [Ü2 7b] zülâl-ı ʿatâyâ ile irvâ buyurdukları hâlde, Lağımcıyân Kışlağı'nın Binâ Emîni olup, bundan akdem Bozcaada'ya tagrîb olunan Seyyid Mehmed Efendi'nin ıtlâkı husūsu devletlü Vâlide Sultân-ı\nʿaliyyetü'ş-şân hazretleri tarafından recâ ve fi'l-hâl recâlarına müsâʿade-i seniyye rû-nümâ olup, tahliye-i sebîli zımnında irsâl-i misâl ve bu ıtlâk o târîhde iclâ olunanlara berâʿatü'l-istihlâl olup, ikinci Cumʿa'da Sadrıaʿzam hazretleri dahi câmiʿ-i mezkûrda edây-ı salât ve mürtezikasını nâ'il-i sılât buyurdular.",
          "caption": "Hıtâm-yâften-i Câmiʿ-i Vâlide Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân der-Kışlak-ı Lağımcıyân ve teşrîf-i Pâdişâhî be-edâ’-i Cumʿa ve ıtlâk-ı Seyyid Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_010.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Hıtâm-yâften-i Câmiʿ-i Vâlide Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân der-Kışlak-ı Lağımcıyân ve teşrîf-i Pâdişâhî be-edâ’-i Cumʿa ve ıtlâk-ı Seyyid Mehmed Efendi",
          "text": "Âsiye-ʿiffet, Belkīs-devlet, Betûl-ʿismet, Zehrâ-taviyyet Vâlide Sultân ebkāhallâhu ilâ âhırı'z-zemân hazretlerinin fi'l-asl isticlâb-ı birr ü hayrât ve iktisâb-ı mesûbât ü hasenât, matlab-ı aʿlâ, maksad-ı esnâları olduğuna binâ'en, bu defʿa Hasköy'de müceddeden binâ olunan Lağımcıyân Kışlağı'nda evkāt-ı hamse edâ olunması irâdesiyle metîn-i verâsı bir câmiʿ-i dil-ârâ binâsı pîrâmen-güzâr-ı hâtır-ı ilhâm-meʼâsirleri olup, dest-yârî-yi mühre-i sunnâʿ ile câmiʿ-i mezkûr bu esnâda ahsen-i nesak u nizâm üzere hayyiz-resân-ı hıtâm olup, [Ü1 7a] vezâyif ü cihâtı tanzîm ve levâzım-ı sâʼiresi tetmîm olunup, evkāf-ı şerîfelerine ilhâk ve hadîs-i “Men benâ mesciden” beşâretine kesb-i istihkāk ile ilâ-yevmi't-telâk, ism-i şerîflerin mezkûr sükkân-ı ârazîn ü âfâk eylediler. Emr-i binâ müteferriʿâtıyla ikmâl olunduğu haberi vâsıl-ı semʿ-i Şehriyâr-ı Sürûşî-hısâl olduğuna binâ'en, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in ikinci Cumʿa günü edây-ı salât-ı Cumʿa zımnında bi's-saʿâdeti ve'l-ikbâl, zevrak-süvâr-ı iclâl ve pîşgâh-ı iskelede muntazır-ı nîm-nigâh-ı iltifât olan bendegânı tahrîk-i âb-rûy-i nevâziş ile mazhar-ı lutf u nevâl buyurup, Cumʿa nemâzını edâ ve hademesini [Ü2 7b] zülâl-ı ʿatâyâ ile irvâ buyurdukları hâlde, Lağımcıyân Kışlağı'nın Binâ Emîni olup, bundan akdem Bozcaada'ya tagrîb olunan Seyyid Mehmed Efendi'nin ıtlâkı husūsu devletlü Vâlide Sultân-ı\nʿaliyyetü'ş-şân hazretleri tarafından recâ ve fi'l-hâl recâlarına müsâʿade-i seniyye rû-nümâ olup, tahliye-i sebîli zımnında irsâl-i misâl ve bu ıtlâk o târîhde iclâ olunanlara berâʿatü'l-istihlâl olup, ikinci Cumʿa'da Sadrıaʿzam hazretleri dahi câmiʿ-i mezkûrda edây-ı salât ve mürtezikasını nâ'il-i sılât buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i tâbistân-ı güzerân ve mecî'-i zemîstân ile hevâlarda tegayyür nümâyân olduğundan, kutb-ı zemân ve Şâh-ı devrân hazretlerinin tebdîl-i mekân zihn-i tâb-nâklarında cevelân edüp, şehr-i mezkûrun yedinci Pençşenbih günü devlet ü şevket ile Beşiktaş Serâyı'ndan nehzat ve Top-kapu Bağçesi'ne nakl-i raht-ı ikāmet buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn ez-Beşiktaş be-Top-kapu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_011.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn ez-Beşiktaş be-Top-kapu",
          "text": "Mevsim-i tâbistân-ı güzerân ve mecî'-i zemîstân ile hevâlarda tegayyür nümâyân olduğundan, kutb-ı zemân ve Şâh-ı devrân hazretlerinin tebdîl-i mekân zihn-i tâb-nâklarında cevelân edüp, şehr-i mezkûrun yedinci Pençşenbih günü devlet ü şevket ile Beşiktaş Serâyı'ndan nehzat ve Top-kapu Bağçesi'ne nakl-i raht-ı ikāmet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun dokuzuncu gicesi bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ Hasköy'de harîk vukūʿ bulup, üç-dört sâʿat kadar imtidâd ile ihrâk-ı büyût ü dekâkîn ve mücâvir bulunan top kârhânesini dahi yakdıkdan sonra, ebr-i midrâr-ı fazl-ı Bârî [Ü1 7b] sevret-i nârı teskîn eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk der-Hasköy",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_012.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk der-Hasköy",
          "text": "Şehr-i mezkûrun dokuzuncu gicesi bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ Hasköy'de harîk vukūʿ bulup, üç-dört sâʿat kadar imtidâd ile ihrâk-ı büyût ü dekâkîn ve mücâvir bulunan top kârhânesini dahi yakdıkdan sonra, ebr-i midrâr-ı fazl-ı Bârî [Ü1 7b] sevret-i nârı teskîn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eğriboz Sancağı ilhâkıyla Bender Muhâfızı olan Vezîr Hasan Paşa'ya Diyârbekir Eyâleti ve selefi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa'ya Erzurum Eyâleti ve selefi Vezîr Seyyid Ahmed Paşa'ya Sivas Eyâleti ve Trabzon'a ilhâkan Sivas Vâlîsi olan Kelleci ʿOsmân Paşa'ya Sivas'a bedel olarak Sultân-önü Sancağı, şehr-i mezkûrun on yedinci günü tevcîh ü ʿinâyet ve kapu kethudâlarına ilbâs-ı hilʿat olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_013.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Eğriboz Sancağı ilhâkıyla Bender Muhâfızı olan Vezîr Hasan Paşa'ya Diyârbekir Eyâleti ve selefi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa'ya Erzurum Eyâleti ve selefi Vezîr Seyyid Ahmed Paşa'ya Sivas Eyâleti ve Trabzon'a ilhâkan Sivas Vâlîsi olan Kelleci ʿOsmân Paşa'ya Sivas'a bedel olarak Sultân-önü Sancağı, şehr-i mezkûrun on yedinci günü tevcîh ü ʿinâyet ve kapu kethudâlarına ilbâs-ı hilʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam olan Melek Mehmed Paşa tekaddüm-i zâtı ve zemânı ile beyne'l-vüzerâ ser-efrâz ve tasarrufât-ı ʿakliyye ve tedbîrât-ı mülkiyyede meleke vü liyâkati müsellem-i ashâb-ı imtiyâz ise dahi, [nazm]: \n\n Muʿammerun kāle Nûhun hîne ebsarahû \n İnnâ muhayyûke f'eslem eyyühe't-talel \n\n mefhûmuna mâ-sadak ve nazm-ı meşhûr: \n\n İnne's-semânîne ve bulliğtehâ \n Kad ahvecet semʿî ilâ tercümân \n\n mübelligine mülhak olup, zaʿf-ı pîrî ve inhitât-ı sinn ile erkân-ı vücûduna vehn ü halel târî ve idâre-i umûr-ı devletde fütûr u keseli emr-i zarûrî olduğundan, hifzan li'n-nizâm ʿazli karârgîr-i Şehriyâr-ı enâm olmuşidi. \n\n Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿİzzet Mehmed Paşa'da rüşd ü reviyyet ve Vekâlet-i mutlaka'ya istîhâl ü liyâkat melhûz olup, İzmir'den hareket ve mansıbına ʿazîmet ile Gedüs Kasabası'na nüzûl hılâlinde müjde-i mühr-i hümâyûn, Hasekî vâsıtasıyla tarafına vusûl bulup, der-ân-sâʿat mütenekkirâne hey'et ile müteveccih-i Âsitâne-i saʿâdet olmuşidi. Melek Mehmed Paşa ise etvâr-ı ʿâleme nazar ile makāmında tezelzül-i âsârını müşâhede edüp, ʿİzzet Paşa'dan müsteşʿir ve Anadolu Eyâleti'ne takrîbinden müstenfir olup, dağlı eşkıyâsı üzerine me'mûriyyetini tabîʿat-ı vakt muktezayâtına haml ile kuvvetden fiʿle îsâl ve Gelibolu Ma'beri'nden güzâr etmek üzere istihsâl-ı ruhsat ve tarafına irsâl-i misâl [Ü1 8a] ve\nzu'munca defʿ-i rakīb ve ibʿâd-ı karîb edüp, gulüvv-i hırs-ı mekāsıd ü âmâl “el-ʿAbdü yüdebbiru ve'l-kazâ yadhakü” meʾâlinden müşârun ileyhi igfâl etmişidi. ʿİzzet Mehmed Paşa tayy-i merâhil ve katʿ-i menâzil eylerek şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi beşinci İsneyn günü Üsküdar'a vusûl bulup, yevm-i mezkûrda Melek Paşa erkân-ı devlet ile Barut-hâneler'e nezâret etmek ve Nâzırı Şerîf Mehmed Efendi'nin tertîb eylediği ziyafetine [Ü2 8b] gitmek kasdında olduğu bir gün evvel bi'l-istîzân maʿlûm olup, Barut-hâne'de intizâʿ-i mühr-i hümâyûn içün Mîrâhûr-ı Evvel Ağa isrâʿ olundukdan sonra, Melek Paşa zevrak-nişîn-i sürûr ve “Felekden bir gün uğurladık” terâneleriyle dem-sâz-ı hubûr olarak Top-kapu sâhiline karîb mahalden murûr eder iken, Barut-hâne Bâzârlığı bozulup, fi'l-hâl “Ecibil-emîr” nidâsı Melek Paşa'nın merâretde zâʾika-i iştihâsı olup, Balık-hâne'ye vazʿ-ı lenger ve muntazır-ı emr-i Pâdişâh-ı bahr ü berr olduğu hâlde Küçük Mîrâhûr vâsıtasıyla mühr-i hümâyûn istirdâd ve ʿİzzet Paşa dahi ol hilâlde Serây-ı hümâyûn'a gelmiş bulunmağla, hasret-keş-i vüzerâ-yı ʿizâm olan mühr-i hümâyûn yeden-be-yed dest-i sadâkat-peyvestine teslîm ile mirkāt-ı Vekâlet-i mutlaka'ya isʿâd ve Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, ʿumûm hilʿatler ile erkân-ı devleti taltîf ü isʿâd eyledi. Sadr-ı sâbıkın eyyâm-ı pîrî ve nâ-tüvânîde kayd-ı iclâya mübtelâ olması revâ-dâşte-i tabʿ-ı Pâdişâhî olmayup, sâhil-hânesinde ikāmet ile duʿây-ı bekāy-ı ʿömr-i devlet-i hazret-i Şehriyârî'ye muvâzebet eylemesi irâde ve bu haber-i hayr fi'l-hâl müşârun ileyhe ifâde olundukda, izhâr-ı ibtihâc ü beşâşet ve sâhil-hânesinde ârâm u ikāmet eyledi.",
          "caption": "Azl-i Sadrıaʿzam Melek Mehmed Paşa [Ü2 8a] ve nasb-ı ʿİzzet Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_014.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Sadrıaʿzam Melek Mehmed Paşa [Ü2 8a] ve nasb-ı ʿİzzet Mehmed Paşa",
          "text": "Sadrıaʿzam olan Melek Mehmed Paşa tekaddüm-i zâtı ve zemânı ile beyne'l-vüzerâ ser-efrâz ve tasarrufât-ı ʿakliyye ve tedbîrât-ı mülkiyyede meleke vü liyâkati müsellem-i ashâb-ı imtiyâz ise dahi, [nazm]: \n\n Muʿammerun kāle Nûhun hîne ebsarahû \n İnnâ muhayyûke f'eslem eyyühe't-talel \n\n mefhûmuna mâ-sadak ve nazm-ı meşhûr: \n\n İnne's-semânîne ve bulliğtehâ \n Kad ahvecet semʿî ilâ tercümân \n\n mübelligine mülhak olup, zaʿf-ı pîrî ve inhitât-ı sinn ile erkân-ı vücûduna vehn ü halel târî ve idâre-i umûr-ı devletde fütûr u keseli emr-i zarûrî olduğundan, hifzan li'n-nizâm ʿazli karârgîr-i Şehriyâr-ı enâm olmuşidi. \n\n Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿİzzet Mehmed Paşa'da rüşd ü reviyyet ve Vekâlet-i mutlaka'ya istîhâl ü liyâkat melhûz olup, İzmir'den hareket ve mansıbına ʿazîmet ile Gedüs Kasabası'na nüzûl hılâlinde müjde-i mühr-i hümâyûn, Hasekî vâsıtasıyla tarafına vusûl bulup, der-ân-sâʿat mütenekkirâne hey'et ile müteveccih-i Âsitâne-i saʿâdet olmuşidi. Melek Mehmed Paşa ise etvâr-ı ʿâleme nazar ile makāmında tezelzül-i âsârını müşâhede edüp, ʿİzzet Paşa'dan müsteşʿir ve Anadolu Eyâleti'ne takrîbinden müstenfir olup, dağlı eşkıyâsı üzerine me'mûriyyetini tabîʿat-ı vakt muktezayâtına haml ile kuvvetden fiʿle îsâl ve Gelibolu Ma'beri'nden güzâr etmek üzere istihsâl-ı ruhsat ve tarafına irsâl-i misâl [Ü1 8a] ve\nzu'munca defʿ-i rakīb ve ibʿâd-ı karîb edüp, gulüvv-i hırs-ı mekāsıd ü âmâl “el-ʿAbdü yüdebbiru ve'l-kazâ yadhakü” meʾâlinden müşârun ileyhi igfâl etmişidi. ʿİzzet Mehmed Paşa tayy-i merâhil ve katʿ-i menâzil eylerek şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi beşinci İsneyn günü Üsküdar'a vusûl bulup, yevm-i mezkûrda Melek Paşa erkân-ı devlet ile Barut-hâneler'e nezâret etmek ve Nâzırı Şerîf Mehmed Efendi'nin tertîb eylediği ziyafetine [Ü2 8b] gitmek kasdında olduğu bir gün evvel bi'l-istîzân maʿlûm olup, Barut-hâne'de intizâʿ-i mühr-i hümâyûn içün Mîrâhûr-ı Evvel Ağa isrâʿ olundukdan sonra, Melek Paşa zevrak-nişîn-i sürûr ve “Felekden bir gün uğurladık” terâneleriyle dem-sâz-ı hubûr olarak Top-kapu sâhiline karîb mahalden murûr eder iken, Barut-hâne Bâzârlığı bozulup, fi'l-hâl “Ecibil-emîr” nidâsı Melek Paşa'nın merâretde zâʾika-i iştihâsı olup, Balık-hâne'ye vazʿ-ı lenger ve muntazır-ı emr-i Pâdişâh-ı bahr ü berr olduğu hâlde Küçük Mîrâhûr vâsıtasıyla mühr-i hümâyûn istirdâd ve ʿİzzet Paşa dahi ol hilâlde Serây-ı hümâyûn'a gelmiş bulunmağla, hasret-keş-i vüzerâ-yı ʿizâm olan mühr-i hümâyûn yeden-be-yed dest-i sadâkat-peyvestine teslîm ile mirkāt-ı Vekâlet-i mutlaka'ya isʿâd ve Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, ʿumûm hilʿatler ile erkân-ı devleti taltîf ü isʿâd eyledi. Sadr-ı sâbıkın eyyâm-ı pîrî ve nâ-tüvânîde kayd-ı iclâya mübtelâ olması revâ-dâşte-i tabʿ-ı Pâdişâhî olmayup, sâhil-hânesinde ikāmet ile duʿây-ı bekāy-ı ʿömr-i devlet-i hazret-i Şehriyârî'ye muvâzebet eylemesi irâde ve bu haber-i hayr fi'l-hâl müşârun ileyhe ifâde olundukda, izhâr-ı ibtihâc ü beşâşet ve sâhil-hânesinde ârâm u ikāmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Melek Paşa-zâde Sâlih Bey'in mansıbı olan Kapucular Kethudâlığı, pederinin mesned-i Sadâret'de bekāsına bâz-beste olup, müşârun ileyhin infisâli mahdûmuna sirâyet [Ü1 8b] ile\nmûceb-i inhilâl-i râbıta-i ikbâli olmağla, binâ'en-ʿalâ-zâlik şehr-i mezkûrun yirmi yedinci günü Kapucular Kethudâlığı'yla Mîrâhûr-ı Sânî olan Zühdî İsmâʿîl Bey dest-zen-i şevk-ı gûnâ-gûn ve anın mansıbı ile Sakızlı Mehmed Ağa dehen-bâz-ı şükr-i Hudâ-yı bî-çûn oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_015.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Bevvâbîn",
          "text": "Melek Paşa-zâde Sâlih Bey'in mansıbı olan Kapucular Kethudâlığı, pederinin mesned-i Sadâret'de bekāsına bâz-beste olup, müşârun ileyhin infisâli mahdûmuna sirâyet [Ü1 8b] ile\nmûceb-i inhilâl-i râbıta-i ikbâli olmağla, binâ'en-ʿalâ-zâlik şehr-i mezkûrun yirmi yedinci günü Kapucular Kethudâlığı'yla Mîrâhûr-ı Sânî olan Zühdî İsmâʿîl Bey dest-zen-i şevk-ı gûnâ-gûn ve anın mansıbı ile Sakızlı Mehmed Ağa dehen-bâz-ı şükr-i Hudâ-yı bî-çûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı cedîd hazretlerine üç günden sonra hatt-ı hümâyûn vürûdu deydene-i [Ü2 9a] kadîme-i Devlet-i ʿaliyye'den olmağla, selefinin rehâveti ve ru'yet-i umûrda ʿadem-i liyâkati bastıyla bi'l-cümle ricâl-i devlet ve erkân-ı Saltanat ile fîmâ-baʿd yek-laht-ı ittihâd olarak tesviye-i şü'ûn-i devlet ve te'diye-i hutûb-ı Saltanat kılınması vesâyâsını muhtevî şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn cümle müvâcehesinde feth ü kırâ'at ve mefhûm-i münîfi cümleye iʿlân ü işâʿat kılunup, ʿArz Odası'nda müctemiʿ olan zevât duʿây-ı bekāy-ı câh ve satvet-i Şâhâne'yi resîde-i tâk-ı mukarnes-i revâk-ı semâvât eylediler.",
          "caption": "Vürûd-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_016.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Sadr-ı cedîd hazretlerine üç günden sonra hatt-ı hümâyûn vürûdu deydene-i [Ü2 9a] kadîme-i Devlet-i ʿaliyye'den olmağla, selefinin rehâveti ve ru'yet-i umûrda ʿadem-i liyâkati bastıyla bi'l-cümle ricâl-i devlet ve erkân-ı Saltanat ile fîmâ-baʿd yek-laht-ı ittihâd olarak tesviye-i şü'ûn-i devlet ve te'diye-i hutûb-ı Saltanat kılınması vesâyâsını muhtevî şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn cümle müvâcehesinde feth ü kırâ'at ve mefhûm-i münîfi cümleye iʿlân ü işâʿat kılunup, ʿArz Odası'nda müctemiʿ olan zevât duʿây-ı bekāy-ı câh ve satvet-i Şâhâne'yi resîde-i tâk-ı mukarnes-i revâk-ı semâvât eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i ʿâmire'de sigar-ı sinninden berü istihdâm olunarak iktisâb-ı dest-mâye-i nâm u şân ve Cezâyirli Hasan Paşa'dan sonra Mîr-i mîrân ve baʿdehû Vezâret'le deryâya Kapudan olup, Kara-deniz muhârebelerinde metânet ü şecâʿati bedîdâr ve kalyoncu haşerâtını zabt u rabtda ve umûr-ı Tersâne'yi idârede rüşd ü reviyyeti âşikâr olan Giridî Hüseyin Paşa, bundan akdem Deryâ Kapudanlığı'ndan maʿzûl ü maskat-ı re'si olan Girid Eyâleti'yle nâ'il-i eʿazz-i me'mûl olup, bir müddetden sonra Trablusşâm Eyâleti'ne nâ'il ve Cerde hıdmetini gördükden sonra, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere rahmet-i Hakk'a vâsıl olup, eyâlet-i mezkûre münhall ve o havâlî ahvâline vâkıf bir zâtın Cerdeci olması muhtâr-ı erbâb-ı ʿakd ü hall olduğuna binâ'en, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Yenişehirli Mûsâ Bey birkaç defʿa Trablus bekāyâsına me'mûriyyetle irâ'e-i yed-i beyzâ ve tahsîl-i emvâl ve vukūf-1 ahvâlde\n[Ü1 9a] yektâ olduğu taraf taraf mesâmiʿ-i evliyâʾ-i devlete ilkā olunup, bu ednâ mülâbese hatb-ı ʿazîm-i idâre-i Cerde'ye münâsebet-i tâmme ʿadd olunup, baʿzı şurût ile Eyâlet-i Trablus inzımâm-ı câh-ı Vezâret'le gurre-i Rebîʿulâhır'da mîr-i mûmâ ileyhe tevcîh ü ʿinâyet ve tekmîl-i esbâb-ı Vezâret [Ü2 9b] akabinde bahran sûy-ı maksûda ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Trablus be-Mûsâ Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_017.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Trablus be-Mûsâ Bey",
          "text": "Tersâne-i ʿâmire'de sigar-ı sinninden berü istihdâm olunarak iktisâb-ı dest-mâye-i nâm u şân ve Cezâyirli Hasan Paşa'dan sonra Mîr-i mîrân ve baʿdehû Vezâret'le deryâya Kapudan olup, Kara-deniz muhârebelerinde metânet ü şecâʿati bedîdâr ve kalyoncu haşerâtını zabt u rabtda ve umûr-ı Tersâne'yi idârede rüşd ü reviyyeti âşikâr olan Giridî Hüseyin Paşa, bundan akdem Deryâ Kapudanlığı'ndan maʿzûl ü maskat-ı re'si olan Girid Eyâleti'yle nâ'il-i eʿazz-i me'mûl olup, bir müddetden sonra Trablusşâm Eyâleti'ne nâ'il ve Cerde hıdmetini gördükden sonra, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere rahmet-i Hakk'a vâsıl olup, eyâlet-i mezkûre münhall ve o havâlî ahvâline vâkıf bir zâtın Cerdeci olması muhtâr-ı erbâb-ı ʿakd ü hall olduğuna binâ'en, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Yenişehirli Mûsâ Bey birkaç defʿa Trablus bekāyâsına me'mûriyyetle irâ'e-i yed-i beyzâ ve tahsîl-i emvâl ve vukūf-1 ahvâlde\n[Ü1 9a] yektâ olduğu taraf taraf mesâmiʿ-i evliyâʾ-i devlete ilkā olunup, bu ednâ mülâbese hatb-ı ʿazîm-i idâre-i Cerde'ye münâsebet-i tâmme ʿadd olunup, baʿzı şurût ile Eyâlet-i Trablus inzımâm-ı câh-ı Vezâret'le gurre-i Rebîʿulâhır'da mîr-i mûmâ ileyhe tevcîh ü ʿinâyet ve tekmîl-i esbâb-ı Vezâret [Ü2 9b] akabinde bahran sûy-ı maksûda ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Gümrük Emîni olan Selânikî Seyyid Mustafa Bey ʿakl ü dirâyetle maʿrûf ve servet ü tüvân-gerî ile mevsûf olup, Vezâret'e liyâkati ve ru'yet-i umûr-ı müşkil ü düşvârda kudreti zâhir olup, li-ecli'l-istiʿdâd mirkāt-ı mahrec-i Vezâret'e mukaddemce isʿâd olunması menvî-yi zamîr-i sadr-ı nîk-tedbîr olduğuna binâʾen, işbu şehr-i Rebîʿulâhır evâʾilinde Genc ʿOsmân Ağa, Çavuş-başılık'dan ʿazl ve mîr-i mûmâ ileyh vasl olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_018.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Ser-çavuşân",
          "text": "Hâlâ Gümrük Emîni olan Selânikî Seyyid Mustafa Bey ʿakl ü dirâyetle maʿrûf ve servet ü tüvân-gerî ile mevsûf olup, Vezâret'e liyâkati ve ru'yet-i umûr-ı müşkil ü düşvârda kudreti zâhir olup, li-ecli'l-istiʿdâd mirkāt-ı mahrec-i Vezâret'e mukaddemce isʿâd olunması menvî-yi zamîr-i sadr-ı nîk-tedbîr olduğuna binâʾen, işbu şehr-i Rebîʿulâhır evâʾilinde Genc ʿOsmân Ağa, Çavuş-başılık'dan ʿazl ve mîr-i mûmâ ileyh vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Muhâsebecisi ve Vakʿa-nüvîs olan Enverî el-Hâcc Saʿdullâh Efendi ʿilm ü maʿrifetde yegâne ve sıdk u istikāmetde müfred-i zemâne olup, ahdâs-ı nâs, kemâl ü hünerine hased ve merâtib-i ʿulyâ idâresinde ʿaczini neşr ile derîce-i emelini sedd eylediklerinden, dâʾimâ magmûm ve halîde-pây-ı matmûre-i hümûm olup, hücûm-i ekdâr u melâl müʾessir ve gayret-i emsâl ü akrân bi't-tabʿ mûcib-i renciş-i hâtır olduğuna nazaran, tehallüf-i maksad ü ereb ve ʿâkıbet ʿillet-i vücûduna sebeb olmağla, birkaç gün zânû-zede-i visâde-i bîmârî ve şehr-i merkūmun on üçüncü Pençşenbih günü vâsıl-ı rahmet-i Kird-gârî olup, münhall olan Anadolu Muhâsebeciliği ile Berber-başı ʿAlî Efendi mesrûr ve Vakʿa-nüvîslik hıdmetiyle Nûrî Halîl Bey me'mûr oldu.",
          "caption": "Fevt-i Enverî Saʿdullâh Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_019.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Enverî Saʿdullâh Efendi",
          "text": "Anadolu Muhâsebecisi ve Vakʿa-nüvîs olan Enverî el-Hâcc Saʿdullâh Efendi ʿilm ü maʿrifetde yegâne ve sıdk u istikāmetde müfred-i zemâne olup, ahdâs-ı nâs, kemâl ü hünerine hased ve merâtib-i ʿulyâ idâresinde ʿaczini neşr ile derîce-i emelini sedd eylediklerinden, dâʾimâ magmûm ve halîde-pây-ı matmûre-i hümûm olup, hücûm-i ekdâr u melâl müʾessir ve gayret-i emsâl ü akrân bi't-tabʿ mûcib-i renciş-i hâtır olduğuna nazaran, tehallüf-i maksad ü ereb ve ʿâkıbet ʿillet-i vücûduna sebeb olmağla, birkaç gün zânû-zede-i visâde-i bîmârî ve şehr-i merkūmun on üçüncü Pençşenbih günü vâsıl-ı rahmet-i Kird-gârî olup, münhall olan Anadolu Muhâsebeciliği ile Berber-başı ʿAlî Efendi mesrûr ve Vakʿa-nüvîslik hıdmetiyle Nûrî Halîl Bey me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-i mûmâ ileyh subbet sicâlu'r-rahmeti ʿaleyh Trabzon sükkânından [Ü1 9b] olup, ʿunfuvân-ı civânîde tafsîl-i müfredât-ı dünyâya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan şehr-i dilârâ-yı İstanbul'a vusûl ve medreseye duhûl ile tahsîl-i ʿulûma meşgûl olup, Halebî İbrâhîm Efendi'den fünûn-ı edebiyyeyi ahz ü telakkī ve gün-be-gün şöhret-i hiddet-i zekâ vü fitnatı kesb-i terakkī edüp, Sıdkī Efendi tarafından istishâb olunarak [Ü2 10a] vâreste-i kayd-ı zarûret ü ıztırâb olup, baʿdehû Riyâset'den nâ'il-i Vezâret olan Tevkīʿî Mehmed Emîn Paşa'ya Kâtib-i Dîvân ve Sadâret'i vaktinde Selâm Ağalığı'yla sefere revân olup, Babadağı'nda Resmî merhûmun hüsn-i terbiyesiyle Vakʿa-nüvîs ve muharrir-i ahvâl-i herem-i ru'ûs u re'îs olmuşidi. Baʿdehû Teşrîfâtî ve Cebeciler Kâtibi ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikde, tekrâr Teşrîfâtî ve Tezkireci ve birkaç defʿa Anadolu Muhâsebeciliği ile imrâr-ı evkāt ve târîh-i mezkûrda vefât eyledi. Mûmâ ileyhin kadr-i müşterek, şiʿr ü inşâsı ve fünûn-ı sâ'irede yed-i tûlâsı olup, siniyy-i ʿömrü müntehiz-i aʿdâd-ı sittîn bir merd-i sâhib-i yakīn idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_020.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Efendi-i mûmâ ileyh subbet sicâlu'r-rahmeti ʿaleyh Trabzon sükkânından [Ü1 9b] olup, ʿunfuvân-ı civânîde tafsîl-i müfredât-ı dünyâya sûret-i muhâsebe-i icmâl olan şehr-i dilârâ-yı İstanbul'a vusûl ve medreseye duhûl ile tahsîl-i ʿulûma meşgûl olup, Halebî İbrâhîm Efendi'den fünûn-ı edebiyyeyi ahz ü telakkī ve gün-be-gün şöhret-i hiddet-i zekâ vü fitnatı kesb-i terakkī edüp, Sıdkī Efendi tarafından istishâb olunarak [Ü2 10a] vâreste-i kayd-ı zarûret ü ıztırâb olup, baʿdehû Riyâset'den nâ'il-i Vezâret olan Tevkīʿî Mehmed Emîn Paşa'ya Kâtib-i Dîvân ve Sadâret'i vaktinde Selâm Ağalığı'yla sefere revân olup, Babadağı'nda Resmî merhûmun hüsn-i terbiyesiyle Vakʿa-nüvîs ve muharrir-i ahvâl-i herem-i ru'ûs u re'îs olmuşidi. Baʿdehû Teşrîfâtî ve Cebeciler Kâtibi ve Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye geldikde, tekrâr Teşrîfâtî ve Tezkireci ve birkaç defʿa Anadolu Muhâsebeciliği ile imrâr-ı evkāt ve târîh-i mezkûrda vefât eyledi. Mûmâ ileyhin kadr-i müşterek, şiʿr ü inşâsı ve fünûn-ı sâ'irede yed-i tûlâsı olup, siniyy-i ʿömrü müntehiz-i aʿdâd-ı sittîn bir merd-i sâhib-i yakīn idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç gün mukaddem Çavuş-başılık ile pâ-nihâde-i süllem-i iʿtibâr ve hakkında Vezâret izmâr olunan Selânikî Mustafa Bey'de Vezâret'e kābiliyyet ü istiʿdâd derkâr ve bâ-husûs Rumeli'nin merdüm-zâdelerinden olmağla, lâzime-i hükûmet olan îkāʿ-ı tehdîdât ve defʿ-i fesâdâta iktidârı zâhir ü beyyin ve o havâlînin ihtilâl ü şûrişini kuvve-i fikret-i sahîha ile izâleye yârâ vü mikneti müteʿayyin olduğuna binâʾen, şehr-i mezkûrun yirminci günü eʿazz-i merâtib-i devlet olan Rütbe-i Vezâret ile kadri terfîʿ ü iʿlâ ve Eyâlet-i Rumeli menşûru dahi yed-i emânetine iʿtâ olundu. Münhall olan [Ü1 10a] Çavuş-başılık ile ʿakl ü dirâyeti müsellem-i erbâb-ı tedkīk olan ʿÖmer Paşa-zâde ʿAbdullah Beyefendi mesrûr ve Baş-bâkī\nKulluğu ile Bostâncı-başı-yı esbak Ahmed Ağa nâ'il-i irtiyâh u hubûr olup, sâbıkā Rumeli Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa hazretleri Hotin muhâfazasına taʿyîn ve Silistre Eyâleti'yle Vezîr Ferhâd Paşa'nın kitâbe-i kasr-ı şîrîn âmâli tezyîn olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret ve Eyâlet-i Rumeli be-Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_021.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret ve Eyâlet-i Rumeli be-Ser-çavuşân",
          "text": "Birkaç gün mukaddem Çavuş-başılık ile pâ-nihâde-i süllem-i iʿtibâr ve hakkında Vezâret izmâr olunan Selânikî Mustafa Bey'de Vezâret'e kābiliyyet ü istiʿdâd derkâr ve bâ-husûs Rumeli'nin merdüm-zâdelerinden olmağla, lâzime-i hükûmet olan îkāʿ-ı tehdîdât ve defʿ-i fesâdâta iktidârı zâhir ü beyyin ve o havâlînin ihtilâl ü şûrişini kuvve-i fikret-i sahîha ile izâleye yârâ vü mikneti müteʿayyin olduğuna binâʾen, şehr-i mezkûrun yirminci günü eʿazz-i merâtib-i devlet olan Rütbe-i Vezâret ile kadri terfîʿ ü iʿlâ ve Eyâlet-i Rumeli menşûru dahi yed-i emânetine iʿtâ olundu. Münhall olan [Ü1 10a] Çavuş-başılık ile ʿakl ü dirâyeti müsellem-i erbâb-ı tedkīk olan ʿÖmer Paşa-zâde ʿAbdullah Beyefendi mesrûr ve Baş-bâkī\nKulluğu ile Bostâncı-başı-yı esbak Ahmed Ağa nâ'il-i irtiyâh u hubûr olup, sâbıkā Rumeli Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa hazretleri Hotin muhâfazasına taʿyîn ve Silistre Eyâleti'yle Vezîr Ferhâd Paşa'nın kitâbe-i kasr-ı şîrîn âmâli tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul'dan [Ü2 10b] maʿzûl olan Cevdet Halîl Efendi dâru'l-gurûr-ı dünyâdan istîfây-ı hazz eylediğini izhâr ü ibâne ve şehr-i merkūmun yirmi altıncı günü verkā-yı rûhunu sûy-ı âhırete itâre vü revâne eyledi.",
          "caption": "Vefât-ı Cevdet Efendi ez-kudât-ı İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_022.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Cevdet Efendi ez-kudât-ı İstanbul",
          "text": "İstanbul'dan [Ü2 10b] maʿzûl olan Cevdet Halîl Efendi dâru'l-gurûr-ı dünyâdan istîfây-ı hazz eylediğini izhâr ü ibâne ve şehr-i merkūmun yirmi altıncı günü verkā-yı rûhunu sûy-ı âhırete itâre vü revâne eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Taʿlîk-nüvîslik ile kesb-i nümâyiş ve tahsîl-i sitâyiş eden Medhî-zâde işbu Cumâdelûlâ gurresinde Kazây-ı Mısır ile hurrem ve Mahmûd Efendi-zâde İbrâhîm Efendi Kazây-ı Edirne ile mükerrem ve Kebîrî-zâde İsmâʿîl Efendi Burusa Kazâsı'yla nâ'il-i fahr-i etemm oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_023.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Taʿlîk-nüvîslik ile kesb-i nümâyiş ve tahsîl-i sitâyiş eden Medhî-zâde işbu Cumâdelûlâ gurresinde Kazây-ı Mısır ile hurrem ve Mahmûd Efendi-zâde İbrâhîm Efendi Kazây-ı Edirne ile mükerrem ve Kebîrî-zâde İsmâʿîl Efendi Burusa Kazâsı'yla nâ'il-i fahr-i etemm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun dokuzuncu Salı günü bi'l-cümle kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, lâzım gelenlere taksîm ve Cumʿaertesi günü devr olup, şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtafet-nümûn ile Sadrıaʿzam hazretleri tekrîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_024.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun dokuzuncu Salı günü bi'l-cümle kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, lâzım gelenlere taksîm ve Cumʿaertesi günü devr olup, şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtafet-nümûn ile Sadrıaʿzam hazretleri tekrîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i ʿuzmâ teveccühüyle münhall olan Anadolu Eyâleti dağlı eşkıyâsına me'mûr ʿAli Paşa'ya şehr-i merkūmun onuncu günü tevcîh ü ihsân ve Çirmen Sancağı ilhâkıyla\nEyâlet-i Karaman, Edirne'de Vezâret'i refîʿiyle ikāmet eden ʿAbdî Paşa'ya ibkāy-ı Vezâret'iyle tefvîz olunmak istihsân olunup, fi'l-hâl kapu kethudâları daʿvet ve ilbâs-ı hilʿat olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu ve Karaman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_025.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu ve Karaman",
          "text": "Sadâret-i ʿuzmâ teveccühüyle münhall olan Anadolu Eyâleti dağlı eşkıyâsına me'mûr ʿAli Paşa'ya şehr-i merkūmun onuncu günü tevcîh ü ihsân ve Çirmen Sancağı ilhâkıyla\nEyâlet-i Karaman, Edirne'de Vezâret'i refîʿiyle ikāmet eden ʿAbdî Paşa'ya ibkāy-ı Vezâret'iyle tefvîz olunmak istihsân olunup, fi'l-hâl kapu kethudâları daʿvet ve ilbâs-ı hilʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı el-Hâc Ebûbekir Ağa cild-i evvelde [Ü1 10b] tafsîl olunduğu vech üzere bekāyâ tahsîline me'mûr olup, tarafından nükûl zuhûruna mebnî Kethudây-ı vakt bulunan Hakkı Mehmed Beyefendi tarafından tehdîd-i şedîde mazhar ve bir mahalle iclâsı muzmer olmuşidi. Mûmâ ileyhin sûretini kesr ve merkūmun hâtırını cebr dâʿiyesiyle baʿzı tarafdan cânib-dârlık resmi icrâ olunup, reh-yâb-ı kayd-ı iclâ ve ʿafv-ı me'mûriyyet sûreti rûnümâ olmuşidi. Mebde'-i mâdde mîr-i mûmâ ileyhin [Ü2 11a] maʿlûmu olmakdan nâşî, hem-râzları yanında ʿalenen sebb ü nefrîne âgāz ve usûl-i muhâlif ile vâdî-yi râst-gûyîde nağmesâz olduğundan, hasmı mütebassırâne hareket “Ve teğedda bi'l-ʿadüvvi kable en yeteʿaşşâ bike” mefhûmuna riʿâyetle hiddet-i tabʿ ve ahz-ı bertîl-i nakīsalarını mûmâ ileyhe tahmîl ile mesnedinden tenzîl ve Kethudâlık, Bekir Ağa'ya tahvîl ve bu hâlet-i garîbe vukūʿu, [mısra]: Dâd-ı Hakk-râ kābiliyyet şart nîst me'âlini iʿlâm ve vücûd-i istihkāk u liyâkat iddiʿâsında olanların ünûf-i şâmihaların irgām edüp, Ağa-yı mûmâ ileyh dahi şebah u heyûlî gibi hayyizinde kıyâmı mevhûm ve dâd ü sited\nve nüfûz-ı galebe-i yed taraf-ı âharda lâzım u melzûm olup, “ed-Dünyâ kabbân ve nahnu maʿa'r-rüchân” terâneleriyle bir zemân dest-zen-i şevk ü tarb ve bu esnâda ʿazl ile kânûn-ı derûnu pür-leheb olup, Sadrıaʿzam Kethudâlığı hâlâ Rûznâmçe-i Evvel olan Birrî ʿAbdullah Efendi'ye ve Rûznamce-i Evvel, Baş-muhâsebeci bulunan Şerîf Mehmed Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî ʿAzmî Ahmed Efendi'ye ve Mektubçuluk, dirâyet ü kemâli zâhir olup, bir zemândan berü Baş-halîfelik ile Mektûbçu Kalemi'ni müdîr olan Besîm İbrâhîm Efendi'ye ve Baş-halîfelik, Seyyid Gālib Efendi'ye ve Târîhcilik, İkinci Halîfelik ile, nazm: İnne'l-hilâle izâ ra‘eyte nümüvvehû Eykante en se-yekûnü bedren kâmilâ beyti, hakkında müstenbit-ı ehl-i tedkīk olan Refîk Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_026.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı el-Hâc Ebûbekir Ağa cild-i evvelde [Ü1 10b] tafsîl olunduğu vech üzere bekāyâ tahsîline me'mûr olup, tarafından nükûl zuhûruna mebnî Kethudây-ı vakt bulunan Hakkı Mehmed Beyefendi tarafından tehdîd-i şedîde mazhar ve bir mahalle iclâsı muzmer olmuşidi. Mûmâ ileyhin sûretini kesr ve merkūmun hâtırını cebr dâʿiyesiyle baʿzı tarafdan cânib-dârlık resmi icrâ olunup, reh-yâb-ı kayd-ı iclâ ve ʿafv-ı me'mûriyyet sûreti rûnümâ olmuşidi. Mebde'-i mâdde mîr-i mûmâ ileyhin [Ü2 11a] maʿlûmu olmakdan nâşî, hem-râzları yanında ʿalenen sebb ü nefrîne âgāz ve usûl-i muhâlif ile vâdî-yi râst-gûyîde nağmesâz olduğundan, hasmı mütebassırâne hareket “Ve teğedda bi'l-ʿadüvvi kable en yeteʿaşşâ bike” mefhûmuna riʿâyetle hiddet-i tabʿ ve ahz-ı bertîl-i nakīsalarını mûmâ ileyhe tahmîl ile mesnedinden tenzîl ve Kethudâlık, Bekir Ağa'ya tahvîl ve bu hâlet-i garîbe vukūʿu, [mısra]: Dâd-ı Hakk-râ kābiliyyet şart nîst me'âlini iʿlâm ve vücûd-i istihkāk u liyâkat iddiʿâsında olanların ünûf-i şâmihaların irgām edüp, Ağa-yı mûmâ ileyh dahi şebah u heyûlî gibi hayyizinde kıyâmı mevhûm ve dâd ü sited\nve nüfûz-ı galebe-i yed taraf-ı âharda lâzım u melzûm olup, “ed-Dünyâ kabbân ve nahnu maʿa'r-rüchân” terâneleriyle bir zemân dest-zen-i şevk ü tarb ve bu esnâda ʿazl ile kânûn-ı derûnu pür-leheb olup, Sadrıaʿzam Kethudâlığı hâlâ Rûznâmçe-i Evvel olan Birrî ʿAbdullah Efendi'ye ve Rûznamce-i Evvel, Baş-muhâsebeci bulunan Şerîf Mehmed Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, Mektûbî-yi Sadrıaʿzamî ʿAzmî Ahmed Efendi'ye ve Mektubçuluk, dirâyet ü kemâli zâhir olup, bir zemândan berü Baş-halîfelik ile Mektûbçu Kalemi'ni müdîr olan Besîm İbrâhîm Efendi'ye ve Baş-halîfelik, Seyyid Gālib Efendi'ye ve Târîhcilik, İkinci Halîfelik ile, nazm: İnne'l-hilâle izâ ra‘eyte nümüvvehû Eykante en se-yekûnü bedren kâmilâ beyti, hakkında müstenbit-ı ehl-i tedkīk olan Refîk Mustafa Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem haklarında baʿzı müftereyât tertîb [Ü1 11a] ve birer mahalle nefy ü tagrîb olunan sâbıkā Sadr-ı Rûm-ı sâbık ʿAbdullah Efendi ve Keçeci-zâde ve Muharrir-i kem-ter ve bundan evvel birer sebeb ile menfâya sefer eden Humbaracı-başı Ahmed Ağa ve Teşrîfâtî-yi esbak Hacı Mustafa Efendi ve beylik sevdâsıyla belâya uğrayan İpsilanti,\nmazhar-ı ʿafv-ı [Ü2 11b] Şehriyâr-ı merhamet-güster olup, birer ikişer gün fâsıla ile kayd-ı nefyden vâreste vü âzâde ve evâsıt-ı şehr-i merkūmda ʿafv-ı fermânları taraflarına baʿs ü firistâde kılındı.",
          "caption": "ʿAfv u ıtlâk-ı ʿAbdullah Efendi ve sâ‘ir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_027.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv u ıtlâk-ı ʿAbdullah Efendi ve sâ‘ir",
          "text": "Bundan akdem haklarında baʿzı müftereyât tertîb [Ü1 11a] ve birer mahalle nefy ü tagrîb olunan sâbıkā Sadr-ı Rûm-ı sâbık ʿAbdullah Efendi ve Keçeci-zâde ve Muharrir-i kem-ter ve bundan evvel birer sebeb ile menfâya sefer eden Humbaracı-başı Ahmed Ağa ve Teşrîfâtî-yi esbak Hacı Mustafa Efendi ve beylik sevdâsıyla belâya uğrayan İpsilanti,\nmazhar-ı ʿafv-ı [Ü2 11b] Şehriyâr-ı merhamet-güster olup, birer ikişer gün fâsıla ile kayd-ı nefyden vâreste vü âzâde ve evâsıt-ı şehr-i merkūmda ʿafv-ı fermânları taraflarına baʿs ü firistâde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i merkūmun on dokuzuncu günü Haleb Mevleviyyeti tevcîhiyle Turşucu-zâde ʿAbdülhalîm Efendi hulvü'l-mezâk ve Bostâncı-başılıkdan Sâlih Ağa iftirâk edüp, mansıb-ı mezkûr ile Hasekî Ağa olan Mustafa Ağa isbât-ı istihkāk eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ-i Haleb ve ʿazl-i Ser-bostâniyân-ı hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_028.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ-i Haleb ve ʿazl-i Ser-bostâniyân-ı hâssa",
          "text": "Şehr-i merkūmun on dokuzuncu günü Haleb Mevleviyyeti tevcîhiyle Turşucu-zâde ʿAbdülhalîm Efendi hulvü'l-mezâk ve Bostâncı-başılıkdan Sâlih Ağa iftirâk edüp, mansıb-ı mezkûr ile Hasekî Ağa olan Mustafa Ağa isbât-ı istihkāk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsülküttâb olan Dürrî Mehmed Efendi mevt-i fücâʿî ile reh-peymâ-yı semt-i bekā ve dürr-i vücûdu mütevârî-i sadef-i zevâl ü fenâ olup, Riyâset-i Küttâb hidmeti ile Firdevsî Mehmed Efendi'nin bâğ-zâr-ı emelinde rûyide olan gül-i dü-reng ikbâl-i mutarrâ kılınup, münhall olan Büyük Tezkirecilik, ʿÂrif Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik Dîvân Kîsedârı ʿAvnî Efendi'ye mâh-ı merkūmun on dördüncü günü tevcîh ve ilbâs-ı hilaʿ-i zâhire ile kadr ü iʿtibârları tenvîh olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Dürrî Efendi ve Re’îsülküttâb-şüden-i Firdevsî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_029.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Dürrî Efendi ve Re’îsülküttâb-şüden-i Firdevsî Efendi",
          "text": "Re'îsülküttâb olan Dürrî Mehmed Efendi mevt-i fücâʿî ile reh-peymâ-yı semt-i bekā ve dürr-i vücûdu mütevârî-i sadef-i zevâl ü fenâ olup, Riyâset-i Küttâb hidmeti ile Firdevsî Mehmed Efendi'nin bâğ-zâr-ı emelinde rûyide olan gül-i dü-reng ikbâl-i mutarrâ kılınup, münhall olan Büyük Tezkirecilik, ʿÂrif Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik Dîvân Kîsedârı ʿAvnî Efendi'ye mâh-ı merkūmun on dördüncü günü tevcîh ve ilbâs-ı hilaʿ-i zâhire ile kadr ü iʿtibârları tenvîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Nakkāş-başı Mustafa Ağa'nın ferzend-i dil-bendi olup, fark-ı sevâd ü beyâz ve temyîz-i cevâhir ü aʿrâz eylediği hînde, Dîvân Kalemi'ne me'mûr ve çok geçmeden fenn-i kaleme ıttılâʿ ile meşhûr olup, seksan iki senesi sefer-i hümâyûna ʿâzim ve tahrîr-i mühimmeye müdâvim olup, giderek Dîvân-ı hümâyûn'a Kîsedâr ve akrânı miyânında sibâk-ı gāyât-ı iftihâr olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn Şumnu'da iken ʿAbdülkerîm Efendi mütârekeye [Ü1 11b] me'mûr oldukda, Sâhib-i terceme dahi mütâreke kitâbeti ile taʿyîn ve mütâreke\ninʿikādı haberi vürûdunda hidmetleri tahsîn olunup, ʿAbdülkerîm Efendi'ye Baş-muhâsebe Pâyesi ve mûmâ ileyhe [Ü2 12a] Hâcelik ru'ûsu ihsân ve ʿavdetlerinde Topçular Kitâbeti ile şâdân kılınup, Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye vürûdunda, hidmetinde mukîm ve Halîl Paşa Sadâreti'nde Küçük Tezkirecilik ile mazhar-ı lutf-ı ʿamîm olmuşidi. Bu defʿa vukūʿ bulan seferde Mektûbî-yi Sadr-ı ʿâlî ve Nemçe ve Moskov mükâlemelerinde Büyük Rûznâmecilik ile Murahhas-ı Sâlis olup, Âsitâne'ye meşkûru'l-hıdme ʿavdetlerinde Defter Emâneti ve Büyük Rûznâme ve Cizye Muhâsebeciliği ile imrâr-ı eyyâm ve Râşid Efendi'nin ʿazli hengâmında Reʾîsülküttâb-ı vâlâ-makām olmuşidi. Dört mâh kadar hıdmet-i Riyâset'le muʿammer ve mâh-ı merkūmun on üçüncü gicesi siniyy-i ʿömrü ʿakd-i sittîne mütenâhiz olduğu hînde sûy-ı âhırete sefer eyledi. Müşârun ileyh sâdıku'l-lehce, sâfî-nihâd, dervîş-meşreb, sahîhu'l-iʿtikād, Devlet-i ʿaliyye'nin sadâkat-kârı ve ricâl-i devletin vefâdâr ve hukūk-şiʿârı idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_030.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mûmâ ileyh Nakkāş-başı Mustafa Ağa'nın ferzend-i dil-bendi olup, fark-ı sevâd ü beyâz ve temyîz-i cevâhir ü aʿrâz eylediği hînde, Dîvân Kalemi'ne me'mûr ve çok geçmeden fenn-i kaleme ıttılâʿ ile meşhûr olup, seksan iki senesi sefer-i hümâyûna ʿâzim ve tahrîr-i mühimmeye müdâvim olup, giderek Dîvân-ı hümâyûn'a Kîsedâr ve akrânı miyânında sibâk-ı gāyât-ı iftihâr olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn Şumnu'da iken ʿAbdülkerîm Efendi mütârekeye [Ü1 11b] me'mûr oldukda, Sâhib-i terceme dahi mütâreke kitâbeti ile taʿyîn ve mütâreke\ninʿikādı haberi vürûdunda hidmetleri tahsîn olunup, ʿAbdülkerîm Efendi'ye Baş-muhâsebe Pâyesi ve mûmâ ileyhe [Ü2 12a] Hâcelik ru'ûsu ihsân ve ʿavdetlerinde Topçular Kitâbeti ile şâdân kılınup, Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye vürûdunda, hidmetinde mukîm ve Halîl Paşa Sadâreti'nde Küçük Tezkirecilik ile mazhar-ı lutf-ı ʿamîm olmuşidi. Bu defʿa vukūʿ bulan seferde Mektûbî-yi Sadr-ı ʿâlî ve Nemçe ve Moskov mükâlemelerinde Büyük Rûznâmecilik ile Murahhas-ı Sâlis olup, Âsitâne'ye meşkûru'l-hıdme ʿavdetlerinde Defter Emâneti ve Büyük Rûznâme ve Cizye Muhâsebeciliği ile imrâr-ı eyyâm ve Râşid Efendi'nin ʿazli hengâmında Reʾîsülküttâb-ı vâlâ-makām olmuşidi. Dört mâh kadar hıdmet-i Riyâset'le muʿammer ve mâh-ı merkūmun on üçüncü gicesi siniyy-i ʿömrü ʿakd-i sittîne mütenâhiz olduğu hînde sûy-ı âhırete sefer eyledi. Müşârun ileyh sâdıku'l-lehce, sâfî-nihâd, dervîş-meşreb, sahîhu'l-iʿtikād, Devlet-i ʿaliyye'nin sadâkat-kârı ve ricâl-i devletin vefâdâr ve hukūk-şiʿârı idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı olan Kethudâ-zâde Mehmed Sâdık Efendi tevfîk-ı Hakk'dan mahrûm ve vazʿ-ı esʿâr ve tenfîz-i kıyem ü mikdârda fiyâlet-i re'y ve rehâveti maʿlûm olduğuna binâ'en, müddetini itmâm etmezden mukaddem ʿazli iktizâ ve sâbıkā Medîne-i münevvere Kadısı İshak Efendi-zâde ʿAtâʾullah Efendi bir zemân Hubûbât Nâzırı olmak hasebiyle ahvâl-ı esʿâra âşinâ ve zâtında sâhib-i re'y ü nühâ bir zât-ı sütûde-ârâ olmağla, işbu Cumâdelâhıre'nin on yedinci günü Kazāʾ-ı İstanbul'a bâyeste ve Karamanî Şerîf Efendi'nin kıdem-i tarîkı sâbit olduğundan, beş gün mukaddem târîh ile pâye verilüp, kayd-ı tekaddümden vâreste oldu. [Ü1 12a]",
          "caption": "ʿAzl-i Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_031.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kādî-yi İstanbul",
          "text": "İstanbul Kadısı olan Kethudâ-zâde Mehmed Sâdık Efendi tevfîk-ı Hakk'dan mahrûm ve vazʿ-ı esʿâr ve tenfîz-i kıyem ü mikdârda fiyâlet-i re'y ve rehâveti maʿlûm olduğuna binâ'en, müddetini itmâm etmezden mukaddem ʿazli iktizâ ve sâbıkā Medîne-i münevvere Kadısı İshak Efendi-zâde ʿAtâʾullah Efendi bir zemân Hubûbât Nâzırı olmak hasebiyle ahvâl-ı esʿâra âşinâ ve zâtında sâhib-i re'y ü nühâ bir zât-ı sütûde-ârâ olmağla, işbu Cumâdelâhıre'nin on yedinci günü Kazāʾ-ı İstanbul'a bâyeste ve Karamanî Şerîf Efendi'nin kıdem-i tarîkı sâbit olduğundan, beş gün mukaddem târîh ile pâye verilüp, kayd-ı tekaddümden vâreste oldu. [Ü1 12a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Rûm'a pâ-nihâde olan Sâlih-zâde Ahmed Esʿad Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Hâfız Mehmed Hayrullah Efendi bi-hasebi't-tarîk [Ü2 12b] Sadâret-i Rumeli ile makzıyyü'l-merâm oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_032.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadr-ı Rûm",
          "text": "Sadâret-i Rûm'a pâ-nihâde olan Sâlih-zâde Ahmed Esʿad Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Hâfız Mehmed Hayrullah Efendi bi-hasebi't-tarîk [Ü2 12b] Sadâret-i Rumeli ile makzıyyü'l-merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "el-Yevm aklâm-ı Hazîne-i ʿâmire'de mukayyed olan mîrî mukātaʿâtı malları fi'l-asl guruş iʿtibârıyla olup, şöyle ki, her guruşa ikişer akça vazʿ ve beher bin akçasına ondörder akça tefâvüt-i hasene nâmıyla ʿilâve olunup, işbu zammın sebeb-i vazʿı ve nizâmı keyfiyyeti, âşinâ-yı umûr-ı istîfâ olan ketebe ve hulefây-ı aklâmdan su'âl olunsa, cevâblarında şühûr-ı Rûmiyye'den olan Mart, sene-i Şemsiyye'nin ibtidâsı ve gāyet-i Şubat intihâsı olup, hareket-i şems ve tahvîl-i burûc iʿtibârıyla bir sene-i kâmilesi ashâb-ı tencîm ve erbâb-ı takvîm hisâbınca üç yüz altmış beş gün beş sâʿat ve kırk dokuz dakīka ve şühûr-ı ʿArabiyye'den Muharrem dahi sene-i Kameriyye'nin ibtidâsı ve gāyet-i Zilhicce intihâsı olduğundan, bir mâh yirmi dokuza ve bir mâh otuza geldiğinden, bir sene-i kâmilesi üç yüz elli dört gün ve sekiz sâʿat ve kırk sekiz dakīka olup, bir sene-i kâmile-i Şemsiyye ile bir sene-i kâmile-i Kameriyye beyninde on gün ve yirmi bir sâʿat bir dakīka tefâvüt derkâr olmağla, Muharremî mukātaʿâtı zabt edenler ile Martî mukātaʿâtı zabt edenlerin ʿaded-i eyyâmlarında tesâvî bulmak içün, ferazâ Muharremî mukātaʿâtdan birinin mâlı senede yüz guruş ve kezâlik Martî mukātaʿâtdan birinin mâlı ʿaynî ile senede yüz guruş olsa Muharremî mukātaʿa sâhibi üç yüz elli dört günde bir kerre yüz guruş vermek ve Martî mukātaʿa sâhibi üç yüz altmış beş günde kezâlik bir kerre yüz guruş edâ eylemek lâzım geldiğinden, Martî mukātaʿât emvâli dahi Muharremî mukātaʿât [Ü1 12b] emvâli misillü üç yüz elli dört güne gelmek iktizâ edüp ve fi'l-asl tefâvüt-i hasenenin [Ü2 13a] noksân alınmasının sebebi, bin elli târîhinde Esedî guruş yetmiş akçaya râyic olduğundan, yetmişer akça hisâbıyla bir guruşa iki akça tefâvüt-i zamm olunduğu sûretde, sene-i Şemsiyye ile sene-i Kameriyye beyninde hisâb-ı müneccimîn üzere tefâvüt-i teʿayyün eden on günlük ve yirmi bir sâʿat ve bir dakīkalık emvâl-i mîrîye muvâfık düşüp\nve'l-hâletü hâzihi guruş yüz yirmi akçaya râyic olmakdan nâşî, şimdiki râyice göre on günlük tefâvüt-i eyyâm hâlâ cârî olan tefâvüt-i hasene hisâbına muvâfık olmayup, nısf derece noksân görüldüğünden, bu bâbda hasâret-i mîrî zâhir olur. Ferazâ bin guruş mâldan, guruş yetmiş akça hisâbınca, alınan on altı buçuk guruş yirmi akça tefâvüt ve bu sûretle otuz bir guruş otuz akça alınmak iktizâ eder. Bu takdîrde zemân-ı zabtları şühûr-ı Rûmiyye'den olan gerek mîrî ve gerek Haremeyn mukātaʿâtı ve eshâmının bi'l-cümle mâl ve bedel-i iltizâmlarına göre on bir günlük eyyâm-ı tefâvüt hisâb olundukda, bir senede dört yüz altmış beş kîse iki yüz kırk sekiz guruş hâsıl olduğunu mutazammın Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan ʿOsmân Efendi'nin takrîri, münʿakid olan mecâlis-i meşveretin birinde lede'l-kırâ'at istihsân-ı cümle ile Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olunup, mûcebince ʿamel olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn sâdır olmağla, iki yüz dokuz senesinden iʿtibâr ile zemân-ı zabtları şühûr-ı Rûmiyye'den olan bi'l-cümle mîrî ve Haremeyn mukātaʿâtı mâllarına meblağ-ı mezbûr zamm olunup, fîmâ-baʿd düstûru'l-ʿamel olmak içün lâzım gelenlere ʿilm ü haber kā'imeleri neşr olundu.",
          "caption": "Nefʿ-i mîrî ez-tefâvüt-i eyyâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_033.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefʿ-i mîrî ez-tefâvüt-i eyyâm",
          "text": "el-Yevm aklâm-ı Hazîne-i ʿâmire'de mukayyed olan mîrî mukātaʿâtı malları fi'l-asl guruş iʿtibârıyla olup, şöyle ki, her guruşa ikişer akça vazʿ ve beher bin akçasına ondörder akça tefâvüt-i hasene nâmıyla ʿilâve olunup, işbu zammın sebeb-i vazʿı ve nizâmı keyfiyyeti, âşinâ-yı umûr-ı istîfâ olan ketebe ve hulefây-ı aklâmdan su'âl olunsa, cevâblarında şühûr-ı Rûmiyye'den olan Mart, sene-i Şemsiyye'nin ibtidâsı ve gāyet-i Şubat intihâsı olup, hareket-i şems ve tahvîl-i burûc iʿtibârıyla bir sene-i kâmilesi ashâb-ı tencîm ve erbâb-ı takvîm hisâbınca üç yüz altmış beş gün beş sâʿat ve kırk dokuz dakīka ve şühûr-ı ʿArabiyye'den Muharrem dahi sene-i Kameriyye'nin ibtidâsı ve gāyet-i Zilhicce intihâsı olduğundan, bir mâh yirmi dokuza ve bir mâh otuza geldiğinden, bir sene-i kâmilesi üç yüz elli dört gün ve sekiz sâʿat ve kırk sekiz dakīka olup, bir sene-i kâmile-i Şemsiyye ile bir sene-i kâmile-i Kameriyye beyninde on gün ve yirmi bir sâʿat bir dakīka tefâvüt derkâr olmağla, Muharremî mukātaʿâtı zabt edenler ile Martî mukātaʿâtı zabt edenlerin ʿaded-i eyyâmlarında tesâvî bulmak içün, ferazâ Muharremî mukātaʿâtdan birinin mâlı senede yüz guruş ve kezâlik Martî mukātaʿâtdan birinin mâlı ʿaynî ile senede yüz guruş olsa Muharremî mukātaʿa sâhibi üç yüz elli dört günde bir kerre yüz guruş vermek ve Martî mukātaʿa sâhibi üç yüz altmış beş günde kezâlik bir kerre yüz guruş edâ eylemek lâzım geldiğinden, Martî mukātaʿât emvâli dahi Muharremî mukātaʿât [Ü1 12b] emvâli misillü üç yüz elli dört güne gelmek iktizâ edüp ve fi'l-asl tefâvüt-i hasenenin [Ü2 13a] noksân alınmasının sebebi, bin elli târîhinde Esedî guruş yetmiş akçaya râyic olduğundan, yetmişer akça hisâbıyla bir guruşa iki akça tefâvüt-i zamm olunduğu sûretde, sene-i Şemsiyye ile sene-i Kameriyye beyninde hisâb-ı müneccimîn üzere tefâvüt-i teʿayyün eden on günlük ve yirmi bir sâʿat ve bir dakīkalık emvâl-i mîrîye muvâfık düşüp\nve'l-hâletü hâzihi guruş yüz yirmi akçaya râyic olmakdan nâşî, şimdiki râyice göre on günlük tefâvüt-i eyyâm hâlâ cârî olan tefâvüt-i hasene hisâbına muvâfık olmayup, nısf derece noksân görüldüğünden, bu bâbda hasâret-i mîrî zâhir olur. Ferazâ bin guruş mâldan, guruş yetmiş akça hisâbınca, alınan on altı buçuk guruş yirmi akça tefâvüt ve bu sûretle otuz bir guruş otuz akça alınmak iktizâ eder. Bu takdîrde zemân-ı zabtları şühûr-ı Rûmiyye'den olan gerek mîrî ve gerek Haremeyn mukātaʿâtı ve eshâmının bi'l-cümle mâl ve bedel-i iltizâmlarına göre on bir günlük eyyâm-ı tefâvüt hisâb olundukda, bir senede dört yüz altmış beş kîse iki yüz kırk sekiz guruş hâsıl olduğunu mutazammın Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan ʿOsmân Efendi'nin takrîri, münʿakid olan mecâlis-i meşveretin birinde lede'l-kırâ'at istihsân-ı cümle ile Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olunup, mûcebince ʿamel olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn sâdır olmağla, iki yüz dokuz senesinden iʿtibâr ile zemân-ı zabtları şühûr-ı Rûmiyye'den olan bi'l-cümle mîrî ve Haremeyn mukātaʿâtı mâllarına meblağ-ı mezbûr zamm olunup, fîmâ-baʿd düstûru'l-ʿamel olmak içün lâzım gelenlere ʿilm ü haber kā'imeleri neşr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Tevkīʿî olan es-Seyyid Feyzullah Efendi bu sene-i mübârekede iskāt-ı ferîza-i hacc niyyet-i [Ü2 13b] hâlisasında olduğunu bâ-takrîr Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ve izn-i hümâyûn sudûrunu istidʿâ [Ü1 13a] etmekle takrîr, Rikâb-ı hümâyûn'a takdîm ile hakkında istiʿtâf olunup, niyâzı hayyiz-i isʿâfa karîn ve ʿuhdesinde olan sağr-ı Bahr-i siyâh Kılâʿı Nezâreti'ne Muhâsebe-i Evvel ʿAzmî Efendi işbu Recebü'l-ferdin üçüncü günü taʿyîn olunup, vakt-i tevcîhât tekarrüb etmekden nâşî, Nişancılık mansıbı dahi bilâ-tevkîl vaktine te'hîr ü te'cîl olundu.",
          "caption": "Reften-i Seyyid Feyzullah Efendi be-cânib-i Hicâz ve tefvîz-i Nezâret-i Kılâʿ be-Ahmed ʿAzmî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_034.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Reften-i Seyyid Feyzullah Efendi be-cânib-i Hicâz ve tefvîz-i Nezâret-i Kılâʿ be-Ahmed ʿAzmî Efendi",
          "text": "Hâlâ Tevkīʿî olan es-Seyyid Feyzullah Efendi bu sene-i mübârekede iskāt-ı ferîza-i hacc niyyet-i [Ü2 13b] hâlisasında olduğunu bâ-takrîr Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ve izn-i hümâyûn sudûrunu istidʿâ [Ü1 13a] etmekle takrîr, Rikâb-ı hümâyûn'a takdîm ile hakkında istiʿtâf olunup, niyâzı hayyiz-i isʿâfa karîn ve ʿuhdesinde olan sağr-ı Bahr-i siyâh Kılâʿı Nezâreti'ne Muhâsebe-i Evvel ʿAzmî Efendi işbu Recebü'l-ferdin üçüncü günü taʿyîn olunup, vakt-i tevcîhât tekarrüb etmekden nâşî, Nişancılık mansıbı dahi bilâ-tevkîl vaktine te'hîr ü te'cîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mesârıfât-ı mukarrere-i Devlet-i ʿaliyye'ye ʿale'l-infirâd mukābele ile îrâdât-ı muʿayyene vazʿ u takdîr olunup, baʿzı esbâb u zuhûrât ile ahad-i tarafeyne naks ü tedennî tareyân ederse dahi, tasarrufât-ı erbâb-ı istîfâ ile nizâm ve mâl-ı âhar ile taʿvîz ü iltiyâm mecârî-yi umûr-ı Devlet-i ebed-kıyâm'dan olup, ancak zâhirde zevâyid-i mesârıf ve hakīkatde mahz-ı sadakāt ü ʿavârif olan, mevkūf ve ʿatıyyenin ʿan-asl mevridi maʿlûm ise dahi, bi-hasebi'l-iktizā kālib-i âhara ifrâğ olunduğu günden ilâ-yevminâ hâzâ mahalli maʿdûm ve zemân-ı iʿtâsı ʿakīb-i mevâcib-i kısteyne tesadüf etmekden nâşî, vaktiyle tedârük ve yerlü yerine teslîmi müstevfiyân-ı vakti muztarib ü mağmûm edüp, ketebe-i aklâm ve sâʾir hademe-i Devlet-i ebediyyü'd-devâm ise Ramazân ve tevcîhât ʿakabinde ʿatâyâ ve mevkūfu ahz ü kabza meʾlûf ve ekserinin medâr-ı meʿâşları bu tertîbât-ı muʿayyeneye vâbeste vü mevkūf olup, tehallüf-i zemân ü vakt cümlesini üftâde-i girdâb-ı zarûret ü makt eyleyeceğini, Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel olan Moralı-zâde ʿOsmân Efendi nakş-ı zamîr ve bir çâresi görülmek bâbında ihtirâʿ-ı tedbîr vâdîsine peyk-i ʿakl-i meʿâşı tesyîr edüp, encâm-ı kâr Îrâd-ı Cedîd tarafından bedel-i muʿaccelât olarak beher mâh Hazîne-i ʿâmire'ye verilegelan otuz dokuz bin üç yüz kırk üç buçuk guruşun Receb [Ü1 13b] ve Şaʿbân ve Ramazân [Ü2 14a] ve Şevval aylıkları Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nde ber-vech-i emânet iddihâr olunup, mevsimeyn-i mezkûreynde celb ve erbâbına tevzîʿ ü teslîm olunmak üzere Bâb-ı ʿâlî'ye mahsûs takrîr takdîm etmekle, takrîri Rikâb-ı hümâyûn'a lede'l-ʿarz müsâʿade-i menâyih-ifâde-i hazret-i Tâc-dârî'ye makrûn ve bu ʿinâyet-i bî-gāyete hamyâze-keş-i intizâr olanlar ferden ferdâ mesrûr u memnûn oldu.",
          "caption": "Nizâm-yâften-i ʿatıyye ve mevkūf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_035.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-yâften-i ʿatıyye ve mevkūf",
          "text": "Mesârıfât-ı mukarrere-i Devlet-i ʿaliyye'ye ʿale'l-infirâd mukābele ile îrâdât-ı muʿayyene vazʿ u takdîr olunup, baʿzı esbâb u zuhûrât ile ahad-i tarafeyne naks ü tedennî tareyân ederse dahi, tasarrufât-ı erbâb-ı istîfâ ile nizâm ve mâl-ı âhar ile taʿvîz ü iltiyâm mecârî-yi umûr-ı Devlet-i ebed-kıyâm'dan olup, ancak zâhirde zevâyid-i mesârıf ve hakīkatde mahz-ı sadakāt ü ʿavârif olan, mevkūf ve ʿatıyyenin ʿan-asl mevridi maʿlûm ise dahi, bi-hasebi'l-iktizā kālib-i âhara ifrâğ olunduğu günden ilâ-yevminâ hâzâ mahalli maʿdûm ve zemân-ı iʿtâsı ʿakīb-i mevâcib-i kısteyne tesadüf etmekden nâşî, vaktiyle tedârük ve yerlü yerine teslîmi müstevfiyân-ı vakti muztarib ü mağmûm edüp, ketebe-i aklâm ve sâʾir hademe-i Devlet-i ebediyyü'd-devâm ise Ramazân ve tevcîhât ʿakabinde ʿatâyâ ve mevkūfu ahz ü kabza meʾlûf ve ekserinin medâr-ı meʿâşları bu tertîbât-ı muʿayyeneye vâbeste vü mevkūf olup, tehallüf-i zemân ü vakt cümlesini üftâde-i girdâb-ı zarûret ü makt eyleyeceğini, Defterdar-ı Şıkk-ı Evvel olan Moralı-zâde ʿOsmân Efendi nakş-ı zamîr ve bir çâresi görülmek bâbında ihtirâʿ-ı tedbîr vâdîsine peyk-i ʿakl-i meʿâşı tesyîr edüp, encâm-ı kâr Îrâd-ı Cedîd tarafından bedel-i muʿaccelât olarak beher mâh Hazîne-i ʿâmire'ye verilegelan otuz dokuz bin üç yüz kırk üç buçuk guruşun Receb [Ü1 13b] ve Şaʿbân ve Ramazân [Ü2 14a] ve Şevval aylıkları Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nde ber-vech-i emânet iddihâr olunup, mevsimeyn-i mezkûreynde celb ve erbâbına tevzîʿ ü teslîm olunmak üzere Bâb-ı ʿâlî'ye mahsûs takrîr takdîm etmekle, takrîri Rikâb-ı hümâyûn'a lede'l-ʿarz müsâʿade-i menâyih-ifâde-i hazret-i Tâc-dârî'ye makrûn ve bu ʿinâyet-i bî-gāyete hamyâze-keş-i intizâr olanlar ferden ferdâ mesrûr u memnûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bağdâd Vâlîsi tarafından birkaç defʿa Âsitâne'ye hedâya ile vürûd ve mecâlis-i kibâra duhûl ile isbât-ı vücûd eden Enderûn Çukadârı Süleymân Ağa ʿazbü'l-lisân bir merd-i fettân olup, kelimât-ı sihr-âmîziyle sayd-ı kulûb-ı nâs ve şâhid-i Vezâret ü emârete gûnâ-gûn libâs ilbâsıyla ʿarz-ı mâhiyyet ve ibrâz-ı tavr-ı liyâkat eylediğinden gayri, mahdûmu olan Vezîr Süleymân Paşa sâl-hûrde ve pîr-i fânî ve çâr-bâliş-nişîn-i minassa-i nâ-tüvânî olup, bâ-husûs bu esnâda vücûdunda verem peydâ ve ʿilletin ictimâʿiyle fî-akrebi'z-zemân ʿazim-i semt-i\nfenâ olacağını inbâ ve bu sebeble kutr-ı vesîʿ-i Bağdâd berhem-zede-i ihtilâl ü fesâd ve ʿaşâyir-i ʿUrbân ve kabâ'il-i Ekrâd hılv-ı mâniʿ ile tahrîb-i bilâd ve taʿzîb-i ʿibâd eyleyeceklerini bast ile Bağdâd Vâlîliği'ne istiʿdâd gelmek içün Bağdâd'a mücâvereti olan Rakka Eyâleti vehle-i ûlâda tarafına tevcîh ve baʿdehû mahlûliyyet-i hakīkıyye vukūʿunda maʿa'l-mülhakāt Eyâlet-i Bağdâd ile ber-murâd kılınır ise Devlet-i ʿaliyye'ye muʿaccelen ve mü'eccelen envâʿ-ı hidemât ibrâz ve Bağdâd Hazînesi'nden beher sâl irsâliyye ifrâz eyleyeceğini lâzım gelan mahallere neşr ü iʿlân etmişidi. Bu mukaddimât her ne kadar hakka şebîh mugālata nevʿinden olduğu müstebân ise dahi, emzice vü tabâyiʿ-i erbâb-ı hall ü ʿakde muvâfık düşüp ve ʿan-asl zabt-ı Bağdâd, [Ü1 14a] Rum vüzerâsına “Esʿabu min hartı'l-katâd\" olup, [Ü2 14b] o havâlîde neşv ü nemâ bulmuş akviyây-ı memâlîke inhisâr-ı iʿtikādı dahi nüfûsda istikrar bulduğundan, iltimâsı hayyiz-i müsâʿadeye makrûn ve o esnâda Rakka Vâlîsi'nin emvâl-i mîrî irsâlinde ve havâlât-ı istîfâsında ru'ûneti işâʿa olunmuş olmağla, evvelîn-i Pâye-i Vezâret olan Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Rakka Eyâleti mûmâ ileyhe şurût-ı mukarreresiyle tevcîh ü ihsân ve selefi Mustafa Paşa'nın Vezâret'i refʿiyle maskat-ı re’si olan Divrigi'de ikāmeti fermân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Rakka ve refʿ-i Vezâret-i Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_036.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Rakka ve refʿ-i Vezâret-i Mustafa Paşa",
          "text": "Bağdâd Vâlîsi tarafından birkaç defʿa Âsitâne'ye hedâya ile vürûd ve mecâlis-i kibâra duhûl ile isbât-ı vücûd eden Enderûn Çukadârı Süleymân Ağa ʿazbü'l-lisân bir merd-i fettân olup, kelimât-ı sihr-âmîziyle sayd-ı kulûb-ı nâs ve şâhid-i Vezâret ü emârete gûnâ-gûn libâs ilbâsıyla ʿarz-ı mâhiyyet ve ibrâz-ı tavr-ı liyâkat eylediğinden gayri, mahdûmu olan Vezîr Süleymân Paşa sâl-hûrde ve pîr-i fânî ve çâr-bâliş-nişîn-i minassa-i nâ-tüvânî olup, bâ-husûs bu esnâda vücûdunda verem peydâ ve ʿilletin ictimâʿiyle fî-akrebi'z-zemân ʿazim-i semt-i\nfenâ olacağını inbâ ve bu sebeble kutr-ı vesîʿ-i Bağdâd berhem-zede-i ihtilâl ü fesâd ve ʿaşâyir-i ʿUrbân ve kabâ'il-i Ekrâd hılv-ı mâniʿ ile tahrîb-i bilâd ve taʿzîb-i ʿibâd eyleyeceklerini bast ile Bağdâd Vâlîliği'ne istiʿdâd gelmek içün Bağdâd'a mücâvereti olan Rakka Eyâleti vehle-i ûlâda tarafına tevcîh ve baʿdehû mahlûliyyet-i hakīkıyye vukūʿunda maʿa'l-mülhakāt Eyâlet-i Bağdâd ile ber-murâd kılınır ise Devlet-i ʿaliyye'ye muʿaccelen ve mü'eccelen envâʿ-ı hidemât ibrâz ve Bağdâd Hazînesi'nden beher sâl irsâliyye ifrâz eyleyeceğini lâzım gelan mahallere neşr ü iʿlân etmişidi. Bu mukaddimât her ne kadar hakka şebîh mugālata nevʿinden olduğu müstebân ise dahi, emzice vü tabâyiʿ-i erbâb-ı hall ü ʿakde muvâfık düşüp ve ʿan-asl zabt-ı Bağdâd, [Ü1 14a] Rum vüzerâsına “Esʿabu min hartı'l-katâd\" olup, [Ü2 14b] o havâlîde neşv ü nemâ bulmuş akviyây-ı memâlîke inhisâr-ı iʿtikādı dahi nüfûsda istikrar bulduğundan, iltimâsı hayyiz-i müsâʿadeye makrûn ve o esnâda Rakka Vâlîsi'nin emvâl-i mîrî irsâlinde ve havâlât-ı istîfâsında ru'ûneti işâʿa olunmuş olmağla, evvelîn-i Pâye-i Vezâret olan Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Rakka Eyâleti mûmâ ileyhe şurût-ı mukarreresiyle tevcîh ü ihsân ve selefi Mustafa Paşa'nın Vezâret'i refʿiyle maskat-ı re’si olan Divrigi'de ikāmeti fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vaktâ ki, Mîr-i mîrânlık ile Rakka Eyâleti Süleymân Ağa'ya tevcîh olunduğunun haberi Bağdâd Vâlîsi'nin semʿini karʿ eyledi, bu hâlet vukūʿundan garaz ne olduğun idrâk ile dâmen-i sabr u tehammülü çâk-çâk olup, fi'l-hâl Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve bu kazıyye hudûsundan erâcîf ü ekâzîb peyda olduğunu inhâ ile mûmâ ileyhin ʿazl ü nefyini istidʿâ edüp, ber-muktezây-ı vakt ü hâl recâsına müsâʿade ve Rakka Eyâleti'nden mûmâ ileyh ʿazl ve bi-tarîkı'n-nefy Kıbrıs Cezîresi'ne firistâde olundu. Müşârun ileyh bununla teşeffî-yi gayz edemeyüp, ihtilâl-i ʿIrâk'ın defʿi ve erâcîf-i ehl-i nifâkın refʿi, mûmâ ileyhin ihzârına mevkūf olduğunu merreten-baʿde-uhrâ tahrîr ü niyâz ve her ne kadar bu istidʿâsı bâyeste-i ruhsat u cevâz değil ise dahi, müşârun ileyhin vaktinde serhadd-i Bağdâd âsûde ve sükkânı pister-i emn ü râhatda gunûde olup, ser-keşân-ı ʿArab bagy ü fesâd izhârından ʿâciz ve tetâvül-i dest-i a'dâya siper-i ʿadl ve hüsn-i siyâseti hâciz olduğundan, mes'ûlü netîce-bahş-ı husûl ve istihsâl-i safvet-i memleket zımnında îrâd eylediği aʿzâr karîn-i kabûl olup, izhâk-ı rûh ve\nihrâk-ı dem vukūʿundan dâmen-keş-i mücânebet olmak şartıyla mûmâ ileyh Kıbrıs'dan kaldırılup, mübâşir ile [Ü2 15a] Bağdâd'a [Ü1 14b] îsâl ve mûmâ ileyhi vechen mine'l-vücûh rencîde etmeyüp, ısgāy-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl eyledi.",
          "caption": "Tetimme-i ahvâl-i Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_037.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme-i ahvâl-i Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh",
          "text": "Vaktâ ki, Mîr-i mîrânlık ile Rakka Eyâleti Süleymân Ağa'ya tevcîh olunduğunun haberi Bağdâd Vâlîsi'nin semʿini karʿ eyledi, bu hâlet vukūʿundan garaz ne olduğun idrâk ile dâmen-i sabr u tehammülü çâk-çâk olup, fi'l-hâl Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve bu kazıyye hudûsundan erâcîf ü ekâzîb peyda olduğunu inhâ ile mûmâ ileyhin ʿazl ü nefyini istidʿâ edüp, ber-muktezây-ı vakt ü hâl recâsına müsâʿade ve Rakka Eyâleti'nden mûmâ ileyh ʿazl ve bi-tarîkı'n-nefy Kıbrıs Cezîresi'ne firistâde olundu. Müşârun ileyh bununla teşeffî-yi gayz edemeyüp, ihtilâl-i ʿIrâk'ın defʿi ve erâcîf-i ehl-i nifâkın refʿi, mûmâ ileyhin ihzârına mevkūf olduğunu merreten-baʿde-uhrâ tahrîr ü niyâz ve her ne kadar bu istidʿâsı bâyeste-i ruhsat u cevâz değil ise dahi, müşârun ileyhin vaktinde serhadd-i Bağdâd âsûde ve sükkânı pister-i emn ü râhatda gunûde olup, ser-keşân-ı ʿArab bagy ü fesâd izhârından ʿâciz ve tetâvül-i dest-i a'dâya siper-i ʿadl ve hüsn-i siyâseti hâciz olduğundan, mes'ûlü netîce-bahş-ı husûl ve istihsâl-i safvet-i memleket zımnında îrâd eylediği aʿzâr karîn-i kabûl olup, izhâk-ı rûh ve\nihrâk-ı dem vukūʿundan dâmen-keş-i mücânebet olmak şartıyla mûmâ ileyh Kıbrıs'dan kaldırılup, mübâşir ile [Ü2 15a] Bağdâd'a [Ü1 14b] îsâl ve mûmâ ileyhi vechen mine'l-vücûh rencîde etmeyüp, ısgāy-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hazâkat-ı tabâbetde sânî-yi Bukrât ve ʿilm-i havâss-ı eşyâda müdânî-yi Sokrât olan Hâfız Hayrullah Efendi, nısf-ı Receb'de bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm olup, kayd-ı pâyeden vâreste vü müstagnî iken, Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi bu esnâda tavr-ı ikbâle tevakkul ile Rumeli Pâyesi'n tahsîl ve müşârun ileyhe sebkat dâʿiyesin teʾmîl edüp, muhâfaza-i kāʿide-i tarîk-ı resmî hükmünce Hayrullah Efendi'ye mukaddem târîh ile pâye verilüp, sâbık u mesbûk tefrîk ve rütbeteyn-i mezkûreyn tefâvüt-i muʿayyene ile isbât u tahkīk olundu. İstanbul Pâyesi olan Müftî-zâde el-hâletü hâzihî beldenin aʿlemi ve min-ciheti's-sinn cümlenin akdemi olup, ʿilmine hürmet ve zâtına iʿtibâr u mahabbet lâzım-ı şart-ı diyânet olup, agyârın nâ'il olduğu imtiyâzdan hisse-mend olmaması revâ görülmeyüp, târîh-i mezkûrda Anadolu Pâyesi'yle müşârun ileyhin kadri terfîʿ ve maksûdun bizzât olan arpalığı tebdîliyle dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ be-ʿulemâʾ-i kirâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_038.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ be-ʿulemâʾ-i kirâm",
          "text": "Hazâkat-ı tabâbetde sânî-yi Bukrât ve ʿilm-i havâss-ı eşyâda müdânî-yi Sokrât olan Hâfız Hayrullah Efendi, nısf-ı Receb'de bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm olup, kayd-ı pâyeden vâreste vü müstagnî iken, Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi bu esnâda tavr-ı ikbâle tevakkul ile Rumeli Pâyesi'n tahsîl ve müşârun ileyhe sebkat dâʿiyesin teʾmîl edüp, muhâfaza-i kāʿide-i tarîk-ı resmî hükmünce Hayrullah Efendi'ye mukaddem târîh ile pâye verilüp, sâbık u mesbûk tefrîk ve rütbeteyn-i mezkûreyn tefâvüt-i muʿayyene ile isbât u tahkīk olundu. İstanbul Pâyesi olan Müftî-zâde el-hâletü hâzihî beldenin aʿlemi ve min-ciheti's-sinn cümlenin akdemi olup, ʿilmine hürmet ve zâtına iʿtibâr u mahabbet lâzım-ı şart-ı diyânet olup, agyârın nâ'il olduğu imtiyâzdan hisse-mend olmaması revâ görülmeyüp, târîh-i mezkûrda Anadolu Pâyesi'yle müşârun ileyhin kadri terfîʿ ve maksûdun bizzât olan arpalığı tebdîliyle dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hânedân-ı kadîmden Rişvân-oğlu ʿÖmer Paşa'nın hafîdi olan ʿAbdurrahmân Bey, Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa tarafından Mütesellimlik ve sâʾir husûsda istihdâm olunup, paşalığa liyâkat ü istihkākını tahrîr eylediğine binâʾen, mûmâ ileyh mazhar-ı nigâh-ı merhamet-i Husrevânî ve işbu Recebü'l-ferdin yirmi sekizinci günü nâ'il-i Rütbe-i Mîr-i mîrânî oldu.",
          "caption": "Mîr-i mîrân-şüden-i Rişvân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_039.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Mîr-i mîrân-şüden-i Rişvân-zâde",
          "text": "Hânedân-ı kadîmden Rişvân-oğlu ʿÖmer Paşa'nın hafîdi olan ʿAbdurrahmân Bey, Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa tarafından Mütesellimlik ve sâʾir husûsda istihdâm olunup, paşalığa liyâkat ü istihkākını tahrîr eylediğine binâʾen, mûmâ ileyh mazhar-ı nigâh-ı merhamet-i Husrevânî ve işbu Recebü'l-ferdin yirmi sekizinci günü nâ'il-i Rütbe-i Mîr-i mîrânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı el-Hâc Ebûbekir Ağa'nın ekser ʿömrü vüzerây-ı ʿizâm dâyiresinde güzer [Ü1 15a] ve bu sebeble [Ü2 15b] lezzet-i Vezâret dimâğında müstekarr olup, Kethudâlık'dan ʿazli hengâmında neyl-i matlab ile tefrîh olunacağı tarafına îmâ vü telmîh olunmuşidi. Bu esnâda müsâʿade-i vakt ü zemân kevkeb-i ikbâlini dirahşân edüp, şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve Anadolu Eyâleti'yle ilbâs-ı hilʿat-ı Vezâret kılınup, birkaç gün zarfında esbâb-ı Vezâret'i ikmâl ve mansıbı tarafına şedd-i rihâl-i istiʿcâl eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret ve Eyâlet-i Anadolu be-el-Hâc Bekir Ağa Kethudây-ı sâbık-ı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_040.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret ve Eyâlet-i Anadolu be-el-Hâc Bekir Ağa Kethudây-ı sâbık-ı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "text": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı el-Hâc Ebûbekir Ağa'nın ekser ʿömrü vüzerây-ı ʿizâm dâyiresinde güzer [Ü1 15a] ve bu sebeble [Ü2 15b] lezzet-i Vezâret dimâğında müstekarr olup, Kethudâlık'dan ʿazli hengâmında neyl-i matlab ile tefrîh olunacağı tarafına îmâ vü telmîh olunmuşidi. Bu esnâda müsâʿade-i vakt ü zemân kevkeb-i ikbâlini dirahşân edüp, şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve Anadolu Eyâleti'yle ilbâs-ı hilʿat-ı Vezâret kılınup, birkaç gün zarfında esbâb-ı Vezâret'i ikmâl ve mansıbı tarafına şedd-i rihâl-i istiʿcâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâhibetü'l-hayrât, meliketü'l-muhadderât, iklîletü'l-muhsanât, devletli Vâlide Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin ibtigā'en li-marzâtillâh ve taleben li-mağfiret-i İlâh civâr-ı hazret-i Hâlid'de binâ vü ihyâsına mübâşeret buyurdukları ʿİmâret-i ʿâmire ve Dâru'z-ziyâfe-i müteberrikeleri -ki resânet-i binâsı taʿne-endâz-ı aʿlâm-ı ehrâm ve sınaʿat-ı inşâsı bânî-yi Havernak olan Sinnimâr'a sebeb-i güzîden-i ibhâmdır- bu esnâda temâm ve vâsıl-ı hayyiz-i hıtâm olmuşidi. Şehr-i mezkûrun yirmi altıncı İsneyn günü müşârun ileyhâ hazretlerinin Kethudâlık hıdmeti celîlesiyle şeref-yâb olan Yûsuf Ağa ʿale's-seher pîşgâh-ı ʿİmâret'e varup, bir-iki yüz kadar sofra ferş ve mevâyid-i mütenevviʿa ihzâr ve nidây-ı ʿumûm ile daʿvet-i kibâr u sigâr edüp, sîr ü câyi ve müşterî vü bâyiʿ, \"Mâ lehâ min dâfiʿ\" olan sofralara münkasem ve tenâvül-i etʿime-i şehiyye ile mugtenem olup, sipâs-güzârî-yi hazret-i Perverdigârî ʿakabinde ibtidâ müʾessis-i bünyâd-ı dîn ve nigeh-bân-ı kasr-ı müşeyyid-i şerîʿat-i Seyyidü'l-mürselîn olan Şehriyâr-ı bâhirü't-temkînin esâs-ı ʿömr ü devlet ve binây-ı üstüvâr-ı şevket ü Saltanat'ları ilâ-intihâ'i'z-zemân diʿâme-i bekā ile muhalled ve sâniyen sâhibetü'l-hayrât hazretlerinin âsâr-ı hayriyyeleri durdukça zât-ı melekiyyetü's-simâtları [Ü2 16a]\nhemîşe [Ü1 15b] sıhhat ü ʿâfiyetle mü'ebbed olmak duʿâları tekrîr olundukdan sonra, Binâ Emîni'ne ve muʿtemedlere ve serân-ı ʿameleye ilbâs-ı hilaʿ-i zâhire ve iʿtây-ı nukūd-ı vâfire kılınup ve'l-hâsıl o cemʿiyyetde bulunanların cümlesi birer cihetle memnûn ve ʿavârif-i hakīkıyye-i hazret-i Şehriyârî'ye mülâbes ü makrûn oldular. Bu makūle âsâr-ı hayriyye içün inşâd-ı târîh de'b-i kadîm olduğuna binâ'en, Vehbî Efendi'nin “İmâret-i ʿâmire hıtâmında ʿarz eylediği târîh ve ʿİmâret kurbünde inşâ olunan sebîle Galata Şeyhı Gâlib Efendi'nin takdîm eylediği târîh, tahlîd-i zikr-i cemîl içün bu makāleye tezyîl olundu. [Nazm]: Zihî târîh-i Vehbî feyz-i rûh-ı Çâr-yâr ile “İmâret buldu me'vâ-yı Ebî Eyyûb Ensârî (عمارت بولدى مأوى ابی ايوب انصارى) [Nazm]: Gâlib, kalemden akdı bil târîhi hem-çûn selsebîl Ashâba Zemzem hem sebîl ʿayn-ı safây-ı Mihrişâh (اصحابه زمزم هم سبيل عين صفای مهرشاه)",
          "caption": "Tekmîl-şüden-i ʿİmâret-i hazret-i Vâlide Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_041.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tekmîl-şüden-i ʿİmâret-i hazret-i Vâlide Sultân",
          "text": "Sâhibetü'l-hayrât, meliketü'l-muhadderât, iklîletü'l-muhsanât, devletli Vâlide Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin ibtigā'en li-marzâtillâh ve taleben li-mağfiret-i İlâh civâr-ı hazret-i Hâlid'de binâ vü ihyâsına mübâşeret buyurdukları ʿİmâret-i ʿâmire ve Dâru'z-ziyâfe-i müteberrikeleri -ki resânet-i binâsı taʿne-endâz-ı aʿlâm-ı ehrâm ve sınaʿat-ı inşâsı bânî-yi Havernak olan Sinnimâr'a sebeb-i güzîden-i ibhâmdır- bu esnâda temâm ve vâsıl-ı hayyiz-i hıtâm olmuşidi. Şehr-i mezkûrun yirmi altıncı İsneyn günü müşârun ileyhâ hazretlerinin Kethudâlık hıdmeti celîlesiyle şeref-yâb olan Yûsuf Ağa ʿale's-seher pîşgâh-ı ʿİmâret'e varup, bir-iki yüz kadar sofra ferş ve mevâyid-i mütenevviʿa ihzâr ve nidây-ı ʿumûm ile daʿvet-i kibâr u sigâr edüp, sîr ü câyi ve müşterî vü bâyiʿ, \"Mâ lehâ min dâfiʿ\" olan sofralara münkasem ve tenâvül-i etʿime-i şehiyye ile mugtenem olup, sipâs-güzârî-yi hazret-i Perverdigârî ʿakabinde ibtidâ müʾessis-i bünyâd-ı dîn ve nigeh-bân-ı kasr-ı müşeyyid-i şerîʿat-i Seyyidü'l-mürselîn olan Şehriyâr-ı bâhirü't-temkînin esâs-ı ʿömr ü devlet ve binây-ı üstüvâr-ı şevket ü Saltanat'ları ilâ-intihâ'i'z-zemân diʿâme-i bekā ile muhalled ve sâniyen sâhibetü'l-hayrât hazretlerinin âsâr-ı hayriyyeleri durdukça zât-ı melekiyyetü's-simâtları [Ü2 16a]\nhemîşe [Ü1 15b] sıhhat ü ʿâfiyetle mü'ebbed olmak duʿâları tekrîr olundukdan sonra, Binâ Emîni'ne ve muʿtemedlere ve serân-ı ʿameleye ilbâs-ı hilaʿ-i zâhire ve iʿtây-ı nukūd-ı vâfire kılınup ve'l-hâsıl o cemʿiyyetde bulunanların cümlesi birer cihetle memnûn ve ʿavârif-i hakīkıyye-i hazret-i Şehriyârî'ye mülâbes ü makrûn oldular. Bu makūle âsâr-ı hayriyye içün inşâd-ı târîh de'b-i kadîm olduğuna binâ'en, Vehbî Efendi'nin “İmâret-i ʿâmire hıtâmında ʿarz eylediği târîh ve ʿİmâret kurbünde inşâ olunan sebîle Galata Şeyhı Gâlib Efendi'nin takdîm eylediği târîh, tahlîd-i zikr-i cemîl içün bu makāleye tezyîl olundu. [Nazm]: Zihî târîh-i Vehbî feyz-i rûh-ı Çâr-yâr ile “İmâret buldu me'vâ-yı Ebî Eyyûb Ensârî (عمارت بولدى مأوى ابی ايوب انصارى) [Nazm]: Gâlib, kalemden akdı bil târîhi hem-çûn selsebîl Ashâba Zemzem hem sebîl ʿayn-ı safây-ı Mihrişâh (اصحابه زمزم هم سبيل عين صفای مهرشاه)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿİmâret-i ʿâmire Binâ Emînliği'nden sadâkat ü istikāmeti zâhir olup, mevâlî-yi Devriyye'den olan Emîn Efendi'ye bir nevʿ mükâfât lâzime-i resm-i mürüvvet olmağla iki yüz on senesi Receb'i gurresinden zabt eylemek üzere mûmâ ileyhe Galata Mevleviyyeti tevcîh ü ihsân ve devr ü teselsülden tahlîs ile mahsûd-ı emsâl ü akrân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Galata be-Emîn-i Binâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_042.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Galata be-Emîn-i Binâ",
          "text": "ʿİmâret-i ʿâmire Binâ Emînliği'nden sadâkat ü istikāmeti zâhir olup, mevâlî-yi Devriyye'den olan Emîn Efendi'ye bir nevʿ mükâfât lâzime-i resm-i mürüvvet olmağla iki yüz on senesi Receb'i gurresinden zabt eylemek üzere mûmâ ileyhe Galata Mevleviyyeti tevcîh ü ihsân ve devr ü teselsülden tahlîs ile mahsûd-ı emsâl ü akrân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ vukūʿ bulan harîkde Galata Kullesi'nin külâhı rubûde-i şuʿle-i âteş ve şiddet-i germî-yi nârdan etrâfı mütezelzil ü müşevveş olup, şu hâletle mukābele-i nazar-ı\nMülûkâne'de terk olunması tecvîz olunmayup, iktizâsı üzere her tarafının binâsı Gümrük Emîni Halîl Efendi'ye havâle olunmuşidi. Ahşâb ile masnûʿ baʿzı mahalleri ahcâr-ı menhûteye ibdâl olunarak firâz-ı kulle bünyâd ve harîk zuhûrunda çalınmak içün Timur-kapu civârında vazʿ olunduğu gibi zikr olunan kulleyle dahi [Ü2 16b] bir ʿaded kös vazʿı müceddeden îcâd olunup, el-hâsıl kulle-i mezkûr ʿan-asl bir-iki [Ü1 16a] odayı hâvî iken el-hâletü hâzihi bir dâ'ire-i vesîʿa olup, şöyle ki, gāyet-i medây-ı nazara dek cevânib-i erbaʿaya nâzır-ı dâ'iren-mâ-dâr câm ile ârâste bir kasr-ı dil-nişîn ihtirâʿ ve pîş ü pesinde dîvân-hâne ve sofaları ibdâʿ ve elli bin guruş masraf ile vücûda geldiği istimâʿ olundu.",
          "caption": "Zikr-i binây-ı Kulle-i Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_043.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binây-ı Kulle-i Galata",
          "text": "Mukaddemâ vukūʿ bulan harîkde Galata Kullesi'nin külâhı rubûde-i şuʿle-i âteş ve şiddet-i germî-yi nârdan etrâfı mütezelzil ü müşevveş olup, şu hâletle mukābele-i nazar-ı\nMülûkâne'de terk olunması tecvîz olunmayup, iktizâsı üzere her tarafının binâsı Gümrük Emîni Halîl Efendi'ye havâle olunmuşidi. Ahşâb ile masnûʿ baʿzı mahalleri ahcâr-ı menhûteye ibdâl olunarak firâz-ı kulle bünyâd ve harîk zuhûrunda çalınmak içün Timur-kapu civârında vazʿ olunduğu gibi zikr olunan kulleyle dahi [Ü2 16b] bir ʿaded kös vazʿı müceddeden îcâd olunup, el-hâsıl kulle-i mezkûr ʿan-asl bir-iki [Ü1 16a] odayı hâvî iken el-hâletü hâzihi bir dâ'ire-i vesîʿa olup, şöyle ki, gāyet-i medây-ı nazara dek cevânib-i erbaʿaya nâzır-ı dâ'iren-mâ-dâr câm ile ârâste bir kasr-ı dil-nişîn ihtirâʿ ve pîş ü pesinde dîvân-hâne ve sofaları ibdâʿ ve elli bin guruş masraf ile vücûda geldiği istimâʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Uşak Voyvodası olup, zulm ü teʿaddîsine binâ'en istîsâline irâde teʿalluk eden ʿAcem-oğlu'nun ahvâli cild-i evvel'de tafsîl ve üzerine me'mûrların keyfiyyeti tatvîl olunmuşidi. Merkūm gāyileyi ber-taraf edüp, o havâlîyi keyfe-mâ-yeşâ'u ve yehtâr tasarruf ve bâğīyâne reftâr ile izhâr-ı nahvet ü tesallüf edüp, medâr-ı necât ve sebeb-i hayât ittihâz eylediği kullesini taʿmîr ve kemâ-kân sît-i bagy u ʿısyânı teşhîr eyledi. Merkūmun cinâyeti ʿafv olunur kabîlden olmayup, tedmîri lâzım u matlûb olduğundan, Kara ʿOsmân-zâde bu emr-i ehemme me'mûr ve tarafına irsâl-i menşûr kılınup, bi-hasebi'l-me'mûriyye üzerine nehzat ve kullesini hasr u tazyîka mübâderet edüp, müddet-i muhâsara mümtedd ve merkūmun ıztırâbı müştedd olup, encâm-ı kâr firâr ve Nasûh-oğlu dâmına giriftâr olup, fi'l-hâl seri bedeninden cüdâ ve Kara ʿOsmân-oğlu tarafına ve andan Âsitâne'ye isrâ olunup, selh-i şehr-i Receb'de vâsıl ve meydân-ı siyasete ilkā ile sebeb-i haşyet-i erâzil oldu.",
          "caption": "Küşten-i ʿAcem-oğlu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_044.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Küşten-i ʿAcem-oğlu",
          "text": "Uşak Voyvodası olup, zulm ü teʿaddîsine binâ'en istîsâline irâde teʿalluk eden ʿAcem-oğlu'nun ahvâli cild-i evvel'de tafsîl ve üzerine me'mûrların keyfiyyeti tatvîl olunmuşidi. Merkūm gāyileyi ber-taraf edüp, o havâlîyi keyfe-mâ-yeşâ'u ve yehtâr tasarruf ve bâğīyâne reftâr ile izhâr-ı nahvet ü tesallüf edüp, medâr-ı necât ve sebeb-i hayât ittihâz eylediği kullesini taʿmîr ve kemâ-kân sît-i bagy u ʿısyânı teşhîr eyledi. Merkūmun cinâyeti ʿafv olunur kabîlden olmayup, tedmîri lâzım u matlûb olduğundan, Kara ʿOsmân-zâde bu emr-i ehemme me'mûr ve tarafına irsâl-i menşûr kılınup, bi-hasebi'l-me'mûriyye üzerine nehzat ve kullesini hasr u tazyîka mübâderet edüp, müddet-i muhâsara mümtedd ve merkūmun ıztırâbı müştedd olup, encâm-ı kâr firâr ve Nasûh-oğlu dâmına giriftâr olup, fi'l-hâl seri bedeninden cüdâ ve Kara ʿOsmân-oğlu tarafına ve andan Âsitâne'ye isrâ olunup, selh-i şehr-i Receb'de vâsıl ve meydân-ı siyasete ilkā ile sebeb-i haşyet-i erâzil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin iki yüz on senesi Rebîʿulevvel'inde zabt eylemek üzere Şâm-ı şerîf, Müftî-zâde Selîm Efendi'ye ve Selânik, Hamîdî Mustafa Efendi'ye ve Yenişehir, Kevâkibî-zâde Abdülbakī Efendi'ye ve İzmir, ʿÖmer Kethudâ-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye evâyil-i\nŞa'bân'da tevcîh olunup, Kal'a Halîfesi-zâde Hamdullah Efendi'nin Müftî-zâde'ye [Ü2 17a] kıdem-i tarîk cihetiyle rüchâniyyeti ve 'ilm ü maʿrifet sebebi ile kemâl-i meziyyeti olup, [Ü1 16b] bu makūle sâhib-i behre üzerine tafra lâyık görülmeyüp, Zilhicce gurresinden mûmâ ileyhe Edirne Pâyesi tahsîs ve kayd-ı tekaddümden tahlîs olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_045.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Bin iki yüz on senesi Rebîʿulevvel'inde zabt eylemek üzere Şâm-ı şerîf, Müftî-zâde Selîm Efendi'ye ve Selânik, Hamîdî Mustafa Efendi'ye ve Yenişehir, Kevâkibî-zâde Abdülbakī Efendi'ye ve İzmir, ʿÖmer Kethudâ-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye evâyil-i\nŞa'bân'da tevcîh olunup, Kal'a Halîfesi-zâde Hamdullah Efendi'nin Müftî-zâde'ye [Ü2 17a] kıdem-i tarîk cihetiyle rüchâniyyeti ve 'ilm ü maʿrifet sebebi ile kemâl-i meziyyeti olup, [Ü1 16b] bu makūle sâhib-i behre üzerine tafra lâyık görülmeyüp, Zilhicce gurresinden mûmâ ileyhe Edirne Pâyesi tahsîs ve kayd-ı tekaddümden tahlîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Adana Eyâleti ber-vech-i ilhâk bir müddetden berü Silistre Vâlîsi Vezîr Ferhâd Paşa tasarrufunda olup, eyâlet-i mezkûre memerr-i hüccâc ve etrâfı mesken-i ehl-i şikāk u lecâc olduğuna binâʾen, Vâlî'den hâlî kalması münâsib görülmeyüp, binâʾen ʿaleyh işbu Şaʿbân-ı şerîf'in onuncu günü zikr olunan eyâlet, İç-il Sancağı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân'dan Yûsuf Paşa'ya mülhakan tevcîh ü ʿinâyet ve İç-il'e Mütesellim bırakup, kendisi bi'n-nefs Adana'ya varup, defʿ-i fesâd-ı eşrâr ve emn-i tarîk-i züvvâr ü tüccâr esbâbını istihsâle sarf-ı iktidâr eylemek bâbında, tarafına hıtâben irsâl-i emr-i celîlü'l-mikdâr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Adana",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_046.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Adana",
          "text": "Adana Eyâleti ber-vech-i ilhâk bir müddetden berü Silistre Vâlîsi Vezîr Ferhâd Paşa tasarrufunda olup, eyâlet-i mezkûre memerr-i hüccâc ve etrâfı mesken-i ehl-i şikāk u lecâc olduğuna binâʾen, Vâlî'den hâlî kalması münâsib görülmeyüp, binâʾen ʿaleyh işbu Şaʿbân-ı şerîf'in onuncu günü zikr olunan eyâlet, İç-il Sancağı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân'dan Yûsuf Paşa'ya mülhakan tevcîh ü ʿinâyet ve İç-il'e Mütesellim bırakup, kendisi bi'n-nefs Adana'ya varup, defʿ-i fesâd-ı eşrâr ve emn-i tarîk-i züvvâr ü tüccâr esbâbını istihsâle sarf-ı iktidâr eylemek bâbında, tarafına hıtâben irsâl-i emr-i celîlü'l-mikdâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mudanyalı Şeyh Mehmed Rûşenî Efendi -ki Hüdâyî Mahmûd Efendi Tekyesi'nde bast-ı kālîçe-i irşâd ve vaʿz ü nasîhat ile ilâne-i kulûb-ı ʿibâdı muʿtâd etmişidi- şehr-i mezkûrun on altıncı gicesi zulmet-gede-i ʿâlem-i fânîden ğazz-ı nigâh-ı iʿtibâr ve tekyede ihzâr eylediği mezâr-ı lâmiʿü'l-envârı mahall-i karâr edüp, münhall olan Hüdâyî Tekyesi, oğlu Şehâbeddîn Efendi'ye tevcîh ve sâ'ir cihât ile bâkī evlâdları terfîh olundu.\n\nŞeyh-ı merkūm Hüdâyî Tekyesi inhilâlinde Sultân Ahmed Câmiʿi'nde tarîk Şeyhı bulunup, terk-i tarîk ile tekye-i mezkûreye rağbet ve husûlüyle nâyil-i meserret ve Halîl Paşa Sadâreti'nde refʿ-i Meşîhat'le mübtelây-ı gurbet ve ʿArab-zâde ʿAtâʾullah Efendi Şeyhulislâm oldukda, meclis-i evvelde şeyh-ı mezkûru şefâʿat ile tahliye-i sebîline ve Hüdâyî [Ü2 17b]\nMeşîhati'nin tekrâr tevcîhine ʿillet olup, yirmi beş sene kadar tekyede Celvetiyye âyînini icrâ ve siniyy-i ʿömrü mütenâhiz-i ʿakd-i semânîn olduğu hâlde terk-i dâr-ı fenâ [Ü1 17a] eyledi. Şeyh-ı mûmâ ileyh ʿulûm-ı âliyye vü âliyyeyi pederinden ve muʿâsırı olan fuhûl-i ʿulemâdan tahsîl ve usûl-i tarîki Pertevî Efendi'den tekmîl edüp, Dürrî-zâde Mustafa Efendi Şeyhulislâm iken mûmâ ileyhi istishâb ve meclisinde vâkiʿ mübâhase-i ʿilmiyyeye müşâreket ile mütâlaʿa ve dikkatini istihsân ü istisvâb eyler idi.",
          "caption": "Vefât-ı Rûşenî Efendi ve Şeyh-ı Tekye-i Hüdâyî Mahmûd Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_047.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Rûşenî Efendi ve Şeyh-ı Tekye-i Hüdâyî Mahmûd Efendi",
          "text": "Mudanyalı Şeyh Mehmed Rûşenî Efendi -ki Hüdâyî Mahmûd Efendi Tekyesi'nde bast-ı kālîçe-i irşâd ve vaʿz ü nasîhat ile ilâne-i kulûb-ı ʿibâdı muʿtâd etmişidi- şehr-i mezkûrun on altıncı gicesi zulmet-gede-i ʿâlem-i fânîden ğazz-ı nigâh-ı iʿtibâr ve tekyede ihzâr eylediği mezâr-ı lâmiʿü'l-envârı mahall-i karâr edüp, münhall olan Hüdâyî Tekyesi, oğlu Şehâbeddîn Efendi'ye tevcîh ve sâ'ir cihât ile bâkī evlâdları terfîh olundu.\n\nŞeyh-ı merkūm Hüdâyî Tekyesi inhilâlinde Sultân Ahmed Câmiʿi'nde tarîk Şeyhı bulunup, terk-i tarîk ile tekye-i mezkûreye rağbet ve husûlüyle nâyil-i meserret ve Halîl Paşa Sadâreti'nde refʿ-i Meşîhat'le mübtelây-ı gurbet ve ʿArab-zâde ʿAtâʾullah Efendi Şeyhulislâm oldukda, meclis-i evvelde şeyh-ı mezkûru şefâʿat ile tahliye-i sebîline ve Hüdâyî [Ü2 17b]\nMeşîhati'nin tekrâr tevcîhine ʿillet olup, yirmi beş sene kadar tekyede Celvetiyye âyînini icrâ ve siniyy-i ʿömrü mütenâhiz-i ʿakd-i semânîn olduğu hâlde terk-i dâr-ı fenâ [Ü1 17a] eyledi. Şeyh-ı mûmâ ileyh ʿulûm-ı âliyye vü âliyyeyi pederinden ve muʿâsırı olan fuhûl-i ʿulemâdan tahsîl ve usûl-i tarîki Pertevî Efendi'den tekmîl edüp, Dürrî-zâde Mustafa Efendi Şeyhulislâm iken mûmâ ileyhi istishâb ve meclisinde vâkiʿ mübâhase-i ʿilmiyyeye müşâreket ile mütâlaʿa ve dikkatini istihsân ü istisvâb eyler idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on sekizinci Salı günü tavâyif-i askeriyyenin kısteyn mevâcibleri ihrâc ü teslîm ve mülâzım-ı Dergâh-ı Şâhâne olan ʿibâd hakkında ʿavârif-i Pâdişâhâne'leri taʿmîm olunup, Sebt günü Silâhdâr Ağa vâsıtasıyla teşrîfât-ı seniyye şeref-resân-ı vürûd ve Sadrıaʿzam hazretleri hâ'îz-i rehîne-i fahr-i nâ-mâhdûd oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_048.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on sekizinci Salı günü tavâyif-i askeriyyenin kısteyn mevâcibleri ihrâc ü teslîm ve mülâzım-ı Dergâh-ı Şâhâne olan ʿibâd hakkında ʿavârif-i Pâdişâhâne'leri taʿmîm olunup, Sebt günü Silâhdâr Ağa vâsıtasıyla teşrîfât-ı seniyye şeref-resân-ı vürûd ve Sadrıaʿzam hazretleri hâ'îz-i rehîne-i fahr-i nâ-mâhdûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tefâsîl-i ahvâli cild-i evvelde muharrer olan İskenderiyyeli Mahmûd Paşa bir zemândan berü girîve-gerd-i vâdî-yi cünûn ve dâyire-i itâʿat ü inkıyâddan bîrûn olup, sâlik olduğu tarîk-ı vâdî-i selâmetden dûr ve etvâr-ı nâ-hemvârı bilâhare kendüyü niʿmet-i hayâtdan mehcûr eyleyeceğini tefekkür edüp, tebeʿât-ı sâbıkasından rücûʿ u istîfâ ve şimdiye dek zimmetinde terâküm eden emvâl-i mîrîyi edâ ve fîmâ-baʿd mecmûʿ-ı mürettebât-ı devleti istîfâ etmek şurûtuyla İspanya Kıralı'nı tavsît ile teşebbüs-i dâmen-i ilticâ eylediği, İspanya Maslahat-güzârı tarafından memhûr takrîr ile inhâ olunup, müşârun ileyhin hakkında vâkiʿ tedârük-i devlet bundan akdem hükm-i Şerîʿat ve tedbîr-i ehl-i meşveret ile nizâm bulmuş keyfiyyetden olduğuna binâ'en, hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de bu husûsun müzâkeresi [Ü2 18a] içün işbu Şaʿbân-ı şerîf'in onuncu günü Vezîr-i aʿzâm hazretleri ve Kapudan Paşa\nhazretleri ve sudûr-ı kirâm ve ricâl-i Devlet-i ebed-kıyâm hâzır olup, Maslahat-güzâr vâsıtasıyla müşârun ileyhin baʿzı zevâta vürûd eden niyâz-nâmesi [Ü1 17b] ve bu mâddeye dâ'ir kaleme alınan lâyiha ve Rumeli Vâlîsi'nin bi'l-muhâbere isticlâb olunan maʿrûzâtı cümle müvâcehesinde kırâʾat olundukda, müşârun ileyh Vezâret'i kemâ-kân tahsîl ve esbâb-ı emniyyeti tekmîl etdikden sonra, mücerreb olan televvünü hasebiyle tavrını tebdîl ve bâgīyâne evzâʿ ile hevâsına tâbiʿ olmayan tarafdârân-ı devleti izrâr u tenkîl eyleceği müsellem ise dahi, Rumeli'nin ihtilâli ve zahîrenin kılleti sebebi ile o taraf halkının ıztırâb-ı hâli maʿlûm olduğundan gayri, geçen sene gibi İskenderiyye üzerine Serʿasker taʿyîni mesârıfât-ı külliyyeye muhtâc olup, matlaba vusûl dahi mechûl olmağla, mahzûr-ı tarafeyn mülâhaza olunup, ihtiyâr-ı ehven-i şerrin kāʿidesi üzere ʿafvı semtine zehâb emr-i savâb olduğunu ehl-i şûrâ işrâb etmeleriyle ʿafvı karâr-gîr ve ibkāy-ı Vezâret'i kuvve-i mütehayyilede tasvîr olundu. Ancak müşârun ileyhin habâset-i tiynet ve redâʾet-i tabîʿatı iktizâsıyla ʿahde vefâ etmeyeceği meczûm olup, bir müddetden sonra vukūʿu muhakkak olan mesʾûlât-ı garaz-âlûdunu icrâya kıyâm ve taraf-gîri olan şekāvet-pîşeleri birer mansıb ile bekâm eylemek kaydına düşüp, binâʾen-ʿalâ-zâlik o makūlelere mansıb verilmeyüp, husamâsını hufyeten ikdâr ile üzerine teslît ve icrây-ı letâyifü'l-hiyel ile igfâl ü taglît eylemek vâdîleri iltizâmıyla mâddeye nizâm ve meclise hitâm verilüp, iki günden sonra müşârun ileyhin Vezâret'i ibkā ve İskenderiyye Sancağı tevcîhiyle kemâ-kân mesbût-ı mecelle-i vüzerâ kılındı. [Ü2 18b]",
          "caption": "İbkāy-ı Vezâret-i Mahmûd Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_049.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkāy-ı Vezâret-i Mahmûd Paşa",
          "text": "Tefâsîl-i ahvâli cild-i evvelde muharrer olan İskenderiyyeli Mahmûd Paşa bir zemândan berü girîve-gerd-i vâdî-yi cünûn ve dâyire-i itâʿat ü inkıyâddan bîrûn olup, sâlik olduğu tarîk-ı vâdî-i selâmetden dûr ve etvâr-ı nâ-hemvârı bilâhare kendüyü niʿmet-i hayâtdan mehcûr eyleyeceğini tefekkür edüp, tebeʿât-ı sâbıkasından rücûʿ u istîfâ ve şimdiye dek zimmetinde terâküm eden emvâl-i mîrîyi edâ ve fîmâ-baʿd mecmûʿ-ı mürettebât-ı devleti istîfâ etmek şurûtuyla İspanya Kıralı'nı tavsît ile teşebbüs-i dâmen-i ilticâ eylediği, İspanya Maslahat-güzârı tarafından memhûr takrîr ile inhâ olunup, müşârun ileyhin hakkında vâkiʿ tedârük-i devlet bundan akdem hükm-i Şerîʿat ve tedbîr-i ehl-i meşveret ile nizâm bulmuş keyfiyyetden olduğuna binâ'en, hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de bu husûsun müzâkeresi [Ü2 18a] içün işbu Şaʿbân-ı şerîf'in onuncu günü Vezîr-i aʿzâm hazretleri ve Kapudan Paşa\nhazretleri ve sudûr-ı kirâm ve ricâl-i Devlet-i ebed-kıyâm hâzır olup, Maslahat-güzâr vâsıtasıyla müşârun ileyhin baʿzı zevâta vürûd eden niyâz-nâmesi [Ü1 17b] ve bu mâddeye dâ'ir kaleme alınan lâyiha ve Rumeli Vâlîsi'nin bi'l-muhâbere isticlâb olunan maʿrûzâtı cümle müvâcehesinde kırâʾat olundukda, müşârun ileyh Vezâret'i kemâ-kân tahsîl ve esbâb-ı emniyyeti tekmîl etdikden sonra, mücerreb olan televvünü hasebiyle tavrını tebdîl ve bâgīyâne evzâʿ ile hevâsına tâbiʿ olmayan tarafdârân-ı devleti izrâr u tenkîl eyleceği müsellem ise dahi, Rumeli'nin ihtilâli ve zahîrenin kılleti sebebi ile o taraf halkının ıztırâb-ı hâli maʿlûm olduğundan gayri, geçen sene gibi İskenderiyye üzerine Serʿasker taʿyîni mesârıfât-ı külliyyeye muhtâc olup, matlaba vusûl dahi mechûl olmağla, mahzûr-ı tarafeyn mülâhaza olunup, ihtiyâr-ı ehven-i şerrin kāʿidesi üzere ʿafvı semtine zehâb emr-i savâb olduğunu ehl-i şûrâ işrâb etmeleriyle ʿafvı karâr-gîr ve ibkāy-ı Vezâret'i kuvve-i mütehayyilede tasvîr olundu. Ancak müşârun ileyhin habâset-i tiynet ve redâʾet-i tabîʿatı iktizâsıyla ʿahde vefâ etmeyeceği meczûm olup, bir müddetden sonra vukūʿu muhakkak olan mesʾûlât-ı garaz-âlûdunu icrâya kıyâm ve taraf-gîri olan şekāvet-pîşeleri birer mansıb ile bekâm eylemek kaydına düşüp, binâʾen-ʿalâ-zâlik o makūlelere mansıb verilmeyüp, husamâsını hufyeten ikdâr ile üzerine teslît ve icrây-ı letâyifü'l-hiyel ile igfâl ü taglît eylemek vâdîleri iltizâmıyla mâddeye nizâm ve meclise hitâm verilüp, iki günden sonra müşârun ileyhin Vezâret'i ibkā ve İskenderiyye Sancağı tevcîhiyle kemâ-kân mesbût-ı mecelle-i vüzerâ kılındı. [Ü2 18b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Diyârbekir Ekrâdı'ndan olup, vüzerâ dâyiresinde Piyâde Tüfengcilik ile bir zemân geşt ve seyr-i sahrâ vü deşt edüp, giderek baʿzı mütesellimlere Tüfengci-başı ve celb-i emvâl ile fukarânın bâʿis-i [Ü1 18a] ıztırâb ü telâşı olmuşidi. Cezayirli Vezîr Hasan Paşa'nın ismâʿiyle ʿazîmet eylediğini istimâʿ ve taht-ı livâsına ictimâʿ eden kırk elli nefer Tüfengciyân ile Edirne'de ordusuna ittibâʿ edüp, hılâl-i tarîkde merkūmun feşârîliğine ve eşhâsa mahsûs olan lâf ü güzâfına aldanup, Tüfengci-başı nasbıyla merkūmu medâr-ı kuvvet-i kalb etmişidi.\n\nMühr-i hümâyûn teveccühünde Mîr-i mîrânlık ile fetîl-i kandîl-i emelini fürûzende ve gayheb-i kevkeb-i câhını rahşende edüp, giderek nâʾil-i Vezâret ve Mutasarrıf-ı Livâ vü Eyâlet ve Yûsuf Paşa Sadâreti'nde Çerhacı ve târeten yezhebu ve târeten yecî olup, inkızây-ı\neyyâm-ı sefer ʿakabinde vücûd-i memlekete zahm-i nâsûr olan dağlu eşkıyâsına meʾmûr ve bir zemân o tâ'ife ile mahşûr olup, bir aralıkda kuvvet-i baht-i hümâyûn ile o tâʾife-i hâ'ifeyi zâr u zebûn edüp, külliyyen istîsâl ile devleti memnûn eyleyecek iken, dağlı eşkıyâsının kemâl-i ye's ü hirmândan terettüb eden, nâliş ü zârîlerine firîfte olup, etdikleri kabâhatden nâdim ve rây verirse hidmetinde kāim olacağlarını ifade ve niyâz-ı ʿafv ile Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîrât firistâde etmişidi. Şurût-ı mezkûre üzere niyâzına müsâʿade ve kendüsi dahi mansıbı olan Kütahya'ya gitmek irâde olunduğuna binâʾen, tâyife-i mezkûre bir-iki konak tahilletü'l-kasem sûretinde müşârun ileyhe maʿiyyet etdikden sonra kimi istihlâl-i ehl-i hîş ve kimi tesrîh-i burût u rîş dâʿiyeleriyle te'ahhur ve baʿzısı müşârun ileyh ile Gelibolu'ya dek gelüp, encâm-ı kârı tefekkür ederler idi. [Ü2 19a] Müşârun ileyhin cemʿ-i kalîl ile Gelibolu'ya vusûlü ve dağlının kemâ-kân Rumeli taraflarına ʿudûlu karʿ-ı sâmiʿa-i devlet edüp, o makūle ʿahd ü peymân bilmeyen [Ü1 18b] küştenîlerin akvâl-i bâtılalarına iʿtimâd ile fevt-i fursat eylediği, mûcib-i tezâyüd-i gayz-ı evliyây-ı devlet olup, hakkında ızmâr-ı ʿukūbet ve tûğ ve sancağı refʿiyle Balıkesri'de ikāmet eylemesi bâbında fermân-ı kazâ-cereyân sudûrunu teferrüs ve Gelibolu'dan Çardak tarafına murûr ile hakkında tekevvün eden ʿukūbetin sûret-i hakīkıyyesin tecessüs eder oldu. Müşârun ileyhin hılâf-ı emr-i ʿâlî Gelibolu'dan hareketi ve Anadolu yakasına geçüp, Celâlî vâdîsinde gümâştegân-ı devlete mukābele niyyeti etvârından istidlâl olunmağla, Kara ʿOsmân-oğlu müşârun ileyhin şâh-râhında vâkiʿ kantarayı katʿ ve vücûdunu refʿ ile meʾmûr olup, fermâna ittibâʿ ve fi'l-hâl cemʿ-i havâşî vü etbâʿ ile murûr eyleyeceği mahalde pâ-ber-cây-ı merkez-i imtinâʿ oldu. Müşârun ileyh ʿan-asl mütevahhiş bulunup, kazıyyeye vukūf tahsîl eylediği gibi mukābeleye tavtîn-i nefs eyleyüp, dâiresinde mevcûd beş-altı yüz dağlı eşkıyâsı dahi hayâtları Ali Paşa'nın vücûduyla kāim olduğuna zehâb ve Kara ʿOsmân-zâde'nin askerini yek hamlede mübtelây-ı kalak u iztırâb ve bâr u büngâhlarını resîde-i ʿurza-i intihâb eyledikden sonra, girîve ve maʿâkıldan vâreste olmak içün seyr-i serî ile Kütahya Kazâsı'nı mahatt-ı rihâl ve mahall-i kıtâl ittihâz eylediler. Bu haber-i bârid devleti vârid olduğu gibi etrâf u eknâfa evâmir neşr olunup, nefîr-i ʿâmm tarîkıyle üzerine asker taʿyîn olunduğunu tahkīk edüp, gûnâ-gûn aʿzâr ile ʿafv ü merhamet-i Şehriyârî'yi hâst-kâr\nolduğundan gayri, Anadolu Vâlîsi olan Vezîr Ebûbekir Paşa'ya dahi niyâz-nâme irsâl ve dağlının [Ü2 19b] Rumeli taraflarında kalması Zihneli Hasan Paşa'nın Gelibolu'ya asker-i kesîr ile gelmesinden ve ʿAbdî Paşa'ya Çirmen tevcîh [Ü1 19a] olunduğundan neş'et eylediğini ve dağlı tâyifesi \"el-Hâ'inü hâyifün\" fehvâsı üzere üç tarafdan ortaya alınacaklarını tevehhüm ile emre imtisâl eylemediklerini ihbâr ve bu defʿa hılâl-i râhda vâkiʿ olan kazıyye dahi defʿ-i sâyil nevʿinden bir cünha-i zarûriyyü'l-ihtiyâr olduğunu tezkâr ile hakkında ʿafv-ı Pâdişâhî istihsâl olunmasını işʿâr eyleyüp, Bekir Paşa dahi: “Matlaʿ-i Vezâret'im hâlinde bu şefâʿatim müsâʿadeye makrûn olmadığı sûretde nüfûz ve iʿtibârım bi'l-külliyye telef ve bedr-i münîr-i nâm u şânım giriftâr-ı dâyire-i külef olur” deyü dakk-ı bâb-ı şefâʿat etmekle, hakkında tekerrür-i meʾmûriyyetden tekevvün eyleyecek mazarrat-ı fukarâ ve hasâret-i zuʿafâ ve sefk-i dimâ hâletleri mülâhaza olunup, rahmen li'l-ʿibâd ve emnen li'l-bilâd ʿafv ve safh-ı Pâdişâhî zuhûr edüp, birkaç gün mukaddem habs ü hânesi temhîr olunan Kapu Kethudâsı Sivâsî Hasan Efendi evvelen ıtlâk ve sâniyen müşârun ileyh mazhar-ı ʿafv ü işfâk kılınup, Şaʿbân'ın yirminci günü ibkāy-ı Vezâret'iyle Karaman Eyâleti ihsân ve fîmâ-baʿd hılâf-ı rızâ harekete ictirâ etmemesi bâbında savb-ı müşârun ileyhe irsâl-i fermân kılındı.",
          "caption": "Vakʿa-i ʿAli Paşa Vâlî-yi Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_050.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i ʿAli Paşa Vâlî-yi Anadolu",
          "text": "Müşârun ileyh Diyârbekir Ekrâdı'ndan olup, vüzerâ dâyiresinde Piyâde Tüfengcilik ile bir zemân geşt ve seyr-i sahrâ vü deşt edüp, giderek baʿzı mütesellimlere Tüfengci-başı ve celb-i emvâl ile fukarânın bâʿis-i [Ü1 18a] ıztırâb ü telâşı olmuşidi. Cezayirli Vezîr Hasan Paşa'nın ismâʿiyle ʿazîmet eylediğini istimâʿ ve taht-ı livâsına ictimâʿ eden kırk elli nefer Tüfengciyân ile Edirne'de ordusuna ittibâʿ edüp, hılâl-i tarîkde merkūmun feşârîliğine ve eşhâsa mahsûs olan lâf ü güzâfına aldanup, Tüfengci-başı nasbıyla merkūmu medâr-ı kuvvet-i kalb etmişidi.\n\nMühr-i hümâyûn teveccühünde Mîr-i mîrânlık ile fetîl-i kandîl-i emelini fürûzende ve gayheb-i kevkeb-i câhını rahşende edüp, giderek nâʾil-i Vezâret ve Mutasarrıf-ı Livâ vü Eyâlet ve Yûsuf Paşa Sadâreti'nde Çerhacı ve târeten yezhebu ve târeten yecî olup, inkızây-ı\neyyâm-ı sefer ʿakabinde vücûd-i memlekete zahm-i nâsûr olan dağlu eşkıyâsına meʾmûr ve bir zemân o tâ'ife ile mahşûr olup, bir aralıkda kuvvet-i baht-i hümâyûn ile o tâʾife-i hâ'ifeyi zâr u zebûn edüp, külliyyen istîsâl ile devleti memnûn eyleyecek iken, dağlı eşkıyâsının kemâl-i ye's ü hirmândan terettüb eden, nâliş ü zârîlerine firîfte olup, etdikleri kabâhatden nâdim ve rây verirse hidmetinde kāim olacağlarını ifade ve niyâz-ı ʿafv ile Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîrât firistâde etmişidi. Şurût-ı mezkûre üzere niyâzına müsâʿade ve kendüsi dahi mansıbı olan Kütahya'ya gitmek irâde olunduğuna binâʾen, tâyife-i mezkûre bir-iki konak tahilletü'l-kasem sûretinde müşârun ileyhe maʿiyyet etdikden sonra kimi istihlâl-i ehl-i hîş ve kimi tesrîh-i burût u rîş dâʿiyeleriyle te'ahhur ve baʿzısı müşârun ileyh ile Gelibolu'ya dek gelüp, encâm-ı kârı tefekkür ederler idi. [Ü2 19a] Müşârun ileyhin cemʿ-i kalîl ile Gelibolu'ya vusûlü ve dağlının kemâ-kân Rumeli taraflarına ʿudûlu karʿ-ı sâmiʿa-i devlet edüp, o makūle ʿahd ü peymân bilmeyen [Ü1 18b] küştenîlerin akvâl-i bâtılalarına iʿtimâd ile fevt-i fursat eylediği, mûcib-i tezâyüd-i gayz-ı evliyây-ı devlet olup, hakkında ızmâr-ı ʿukūbet ve tûğ ve sancağı refʿiyle Balıkesri'de ikāmet eylemesi bâbında fermân-ı kazâ-cereyân sudûrunu teferrüs ve Gelibolu'dan Çardak tarafına murûr ile hakkında tekevvün eden ʿukūbetin sûret-i hakīkıyyesin tecessüs eder oldu. Müşârun ileyhin hılâf-ı emr-i ʿâlî Gelibolu'dan hareketi ve Anadolu yakasına geçüp, Celâlî vâdîsinde gümâştegân-ı devlete mukābele niyyeti etvârından istidlâl olunmağla, Kara ʿOsmân-oğlu müşârun ileyhin şâh-râhında vâkiʿ kantarayı katʿ ve vücûdunu refʿ ile meʾmûr olup, fermâna ittibâʿ ve fi'l-hâl cemʿ-i havâşî vü etbâʿ ile murûr eyleyeceği mahalde pâ-ber-cây-ı merkez-i imtinâʿ oldu. Müşârun ileyh ʿan-asl mütevahhiş bulunup, kazıyyeye vukūf tahsîl eylediği gibi mukābeleye tavtîn-i nefs eyleyüp, dâiresinde mevcûd beş-altı yüz dağlı eşkıyâsı dahi hayâtları Ali Paşa'nın vücûduyla kāim olduğuna zehâb ve Kara ʿOsmân-zâde'nin askerini yek hamlede mübtelây-ı kalak u iztırâb ve bâr u büngâhlarını resîde-i ʿurza-i intihâb eyledikden sonra, girîve ve maʿâkıldan vâreste olmak içün seyr-i serî ile Kütahya Kazâsı'nı mahatt-ı rihâl ve mahall-i kıtâl ittihâz eylediler. Bu haber-i bârid devleti vârid olduğu gibi etrâf u eknâfa evâmir neşr olunup, nefîr-i ʿâmm tarîkıyle üzerine asker taʿyîn olunduğunu tahkīk edüp, gûnâ-gûn aʿzâr ile ʿafv ü merhamet-i Şehriyârî'yi hâst-kâr\nolduğundan gayri, Anadolu Vâlîsi olan Vezîr Ebûbekir Paşa'ya dahi niyâz-nâme irsâl ve dağlının [Ü2 19b] Rumeli taraflarında kalması Zihneli Hasan Paşa'nın Gelibolu'ya asker-i kesîr ile gelmesinden ve ʿAbdî Paşa'ya Çirmen tevcîh [Ü1 19a] olunduğundan neş'et eylediğini ve dağlı tâyifesi \"el-Hâ'inü hâyifün\" fehvâsı üzere üç tarafdan ortaya alınacaklarını tevehhüm ile emre imtisâl eylemediklerini ihbâr ve bu defʿa hılâl-i râhda vâkiʿ olan kazıyye dahi defʿ-i sâyil nevʿinden bir cünha-i zarûriyyü'l-ihtiyâr olduğunu tezkâr ile hakkında ʿafv-ı Pâdişâhî istihsâl olunmasını işʿâr eyleyüp, Bekir Paşa dahi: “Matlaʿ-i Vezâret'im hâlinde bu şefâʿatim müsâʿadeye makrûn olmadığı sûretde nüfûz ve iʿtibârım bi'l-külliyye telef ve bedr-i münîr-i nâm u şânım giriftâr-ı dâyire-i külef olur” deyü dakk-ı bâb-ı şefâʿat etmekle, hakkında tekerrür-i meʾmûriyyetden tekevvün eyleyecek mazarrat-ı fukarâ ve hasâret-i zuʿafâ ve sefk-i dimâ hâletleri mülâhaza olunup, rahmen li'l-ʿibâd ve emnen li'l-bilâd ʿafv ve safh-ı Pâdişâhî zuhûr edüp, birkaç gün mukaddem habs ü hânesi temhîr olunan Kapu Kethudâsı Sivâsî Hasan Efendi evvelen ıtlâk ve sâniyen müşârun ileyh mazhar-ı ʿafv ü işfâk kılınup, Şaʿbân'ın yirminci günü ibkāy-ı Vezâret'iyle Karaman Eyâleti ihsân ve fîmâ-baʿd hılâf-ı rızâ harekete ictirâ etmemesi bâbında savb-ı müşârun ileyhe irsâl-i fermân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm Müfettişi olan Süleymân Efendi'nin hidmeti nezd-i Fetvâ-penâhî'de makbûl ve Tosyalı ʿAli Efendi'nin ʿilm ü kemâli, müsellem-i fuhûl olmakdan nâşî, Rebîʿulevvel evâsıtı iʿtibârıyla şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü ikisine birden Edirne pâyeleri iʿtâ ve haklarında şîme-i mürüvvet icrâ olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_051.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i Edirne",
          "text": "Şeyhulislâm Müfettişi olan Süleymân Efendi'nin hidmeti nezd-i Fetvâ-penâhî'de makbûl ve Tosyalı ʿAli Efendi'nin ʿilm ü kemâli, müsellem-i fuhûl olmakdan nâşî, Rebîʿulevvel evâsıtı iʿtibârıyla şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü ikisine birden Edirne pâyeleri iʿtâ ve haklarında şîme-i mürüvvet icrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şerbetci dâmâdı Mehmed Emîn Efendi, hacca ʿazîmet eder iken Mısr-ı Kāhire'de [Ü2 20a] Vezîr ʿİzzet Mehmed Paşa'yı Vâlî bulup, müşârun ileyh ile kerem-i ülfet ve müddet-i\nikāmetinde hem-sohbet olup, zemân müsâʿid [Ü1 19b] olursa, husûl-i ümniyyesiyle mesrûr kılınmak muʿâhedesi dahi miyânelerinde sebkat etmişidi. Ber-muktezây-ı takdîr müşârun ileyh câh-ı vâlâ-yı Sadâret'le tevkīr olundukda, îfây-ı ʿahd ve incâz-ı vaʿd sûretinde mûmâ ileyhi Defterdâr etmek niyyetini kalbinde izmâr etmişidi. ʿOsmân Efendi'nin umûr-ı istîfâda kusûrunu ve serhadler ahvâlini idârede kemâl-i bütû vü fütûrunu ʿillet eyleyerek ʿazlini telhîs ve Emin Efendi'yi Defterdarlığ'a tahsîs edüp, telhîsi, makrûn-ı müsâʿade-i Şehriyâr-ı melekiyyü'l-hısâl olup, ʿOsmân Efendi pâ-fişürde-i girîve-i infisâl ve işbu Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi yedinci günü Şerbetci dâmâdı kand hıdmet-i istîfâ ile şîrîn-sâz-ı mezâk-ı âmâl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_052.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "text": "Şerbetci dâmâdı Mehmed Emîn Efendi, hacca ʿazîmet eder iken Mısr-ı Kāhire'de [Ü2 20a] Vezîr ʿİzzet Mehmed Paşa'yı Vâlî bulup, müşârun ileyh ile kerem-i ülfet ve müddet-i\nikāmetinde hem-sohbet olup, zemân müsâʿid [Ü1 19b] olursa, husûl-i ümniyyesiyle mesrûr kılınmak muʿâhedesi dahi miyânelerinde sebkat etmişidi. Ber-muktezây-ı takdîr müşârun ileyh câh-ı vâlâ-yı Sadâret'le tevkīr olundukda, îfây-ı ʿahd ve incâz-ı vaʿd sûretinde mûmâ ileyhi Defterdâr etmek niyyetini kalbinde izmâr etmişidi. ʿOsmân Efendi'nin umûr-ı istîfâda kusûrunu ve serhadler ahvâlini idârede kemâl-i bütû vü fütûrunu ʿillet eyleyerek ʿazlini telhîs ve Emin Efendi'yi Defterdarlığ'a tahsîs edüp, telhîsi, makrûn-ı müsâʿade-i Şehriyâr-ı melekiyyü'l-hısâl olup, ʿOsmân Efendi pâ-fişürde-i girîve-i infisâl ve işbu Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi yedinci günü Şerbetci dâmâdı kand hıdmet-i istîfâ ile şîrîn-sâz-ı mezâk-ı âmâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i ʿâmire'de ve sâ'ir sevâhil-i İslâmiyye'de inşâ olunan sefâyinin sanʿatında kemâl-i hazâkat henûz tekarrur etmediğinden, itmâm olunan sefîne deryâya nüzûl eyler iken, şîr-i sefîneye dek gavs vâkiʿ olup, bu sebeble sıklet-i pâ, sere intikāl ve kable'l-istiʿmâl sefîneye vehn ü halel ʿârız olduğu vâreste-i kayd-ı istidlâl olup, Frenk mühendislerinden “Brun” nâm Bey-zâde iʿmâl olunan sefîne kable'l-itmâm deryâya tenzîl ve baʿdehû tekmîl olunursa, bu mahzûr ber-taraf olacağını iddiʿâ ve bir sefîne inşâsını ilticâ etmişidi. İddiʿâsı medâr-ı ʿakla muvâfık ve nefsü'l-emre mutâbık görüldüğünden, elli dokuz zirâʿ bir sefîne inşâsına ruhsat verilüp, ol dahi teʿahhüdü üzere binâsına mübâşeret ve bu esnâda emr-i binâ teʿayyün eylediği merkeze resâ olduğunu inhâ etmekle, yevm-i muhtâr gurre-i Ramazân'a tesâdüf etmişiken niyyetden ʿudûl olunmayup, ʿale's-seher Pâdişâh-ı bahr ü berr [Ü2 20b] Tersâne'yi kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla nümûne-nümây-ı fülk-i ahzar buyurup, Sadrıaʿzam [Ü1 20a] ve Şeyhülislâm hâzır oldukları hâlde sefîne-i nâ-temâm basît-i deryâya sühûletle hırâm edüp, mesfûrun iddiʿâsı gayr-i vâhî ve fîmâ-baʿd bu sûret düstûru'l-ʿamel tutulmak murâd-ı hazret-i Pâdişâhî olmağla, irâde-i kātıʿa me'mûrlara ifhâm ve ilbâsı muʿtâd olanlara\nʿalâ ihtilâf-ı tabakātihim hilʿa-i fâhire ile ikrâm olunup, mesfûr dahi mazhar-ı inʿâm-ı Şehriyâr-ı enâm oldu.",
          "caption": "Nüzûl-i Kalyon-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_053.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i Kalyon-ı hümâyûn",
          "text": "Tersâne-i ʿâmire'de ve sâ'ir sevâhil-i İslâmiyye'de inşâ olunan sefâyinin sanʿatında kemâl-i hazâkat henûz tekarrur etmediğinden, itmâm olunan sefîne deryâya nüzûl eyler iken, şîr-i sefîneye dek gavs vâkiʿ olup, bu sebeble sıklet-i pâ, sere intikāl ve kable'l-istiʿmâl sefîneye vehn ü halel ʿârız olduğu vâreste-i kayd-ı istidlâl olup, Frenk mühendislerinden “Brun” nâm Bey-zâde iʿmâl olunan sefîne kable'l-itmâm deryâya tenzîl ve baʿdehû tekmîl olunursa, bu mahzûr ber-taraf olacağını iddiʿâ ve bir sefîne inşâsını ilticâ etmişidi. İddiʿâsı medâr-ı ʿakla muvâfık ve nefsü'l-emre mutâbık görüldüğünden, elli dokuz zirâʿ bir sefîne inşâsına ruhsat verilüp, ol dahi teʿahhüdü üzere binâsına mübâşeret ve bu esnâda emr-i binâ teʿayyün eylediği merkeze resâ olduğunu inhâ etmekle, yevm-i muhtâr gurre-i Ramazân'a tesâdüf etmişiken niyyetden ʿudûl olunmayup, ʿale's-seher Pâdişâh-ı bahr ü berr [Ü2 20b] Tersâne'yi kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla nümûne-nümây-ı fülk-i ahzar buyurup, Sadrıaʿzam [Ü1 20a] ve Şeyhülislâm hâzır oldukları hâlde sefîne-i nâ-temâm basît-i deryâya sühûletle hırâm edüp, mesfûrun iddiʿâsı gayr-i vâhî ve fîmâ-baʿd bu sûret düstûru'l-ʿamel tutulmak murâd-ı hazret-i Pâdişâhî olmağla, irâde-i kātıʿa me'mûrlara ifhâm ve ilbâsı muʿtâd olanlara\nʿalâ ihtilâf-ı tabakātihim hilʿa-i fâhire ile ikrâm olunup, mesfûr dahi mazhar-ı inʿâm-ı Şehriyâr-ı enâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi olan Pîrî Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey, birkaç günden berü mübtelây-ı derd-i cân-gâh ve işbu Ramazân-ı şerîf'in yirmi ikinci gicesi mehd-i lahd-i hâb-gâh eyledi. Mîr-i mûmâ ileyh elli iki târîhinde kadem-nihâde-i basît-i zemîn ve on bir yaşında iken kıdvetü'l-ʿulemâ’i'l-muhakkıkīn ʿunvânını kesb ile dâhil-i silkü'l-le'âl-i müderrisîn olup, rüşdüne bülûğ ve kevkeb-i tâliʿine fürûğ geldikde, Şeyhülislâm-ı benâm olan ʿOsmân Monla, merhûma dâmâd ve o Şîrîn-i kâşâne-nişîn-i ʿismete Ferhâd olmuşidi. Giderek devre-i muʿtâdeyi tekmîl ve Galata ve Edirne mevleviyyetlerini tahsîl ve doksan altıda Mekke Pâyesi ve iki yüz ikide bi'l-fi'l İstanbul Kadısı olup, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm etmezden evvel maʿzûl ve bu gadr-i nâgeh-zuhûrdan cismi mehzûl ve âvâre-i idrâk-i mahsûs u maʿkūl olmuşidi. İki yüz yedide Anadolu Pâyesi kalb-i meksûruna mûmyâ-yı tesliyet ve târîh-i mezkûrda merkeb-i çûpîn-pây ile reh-neverd-i semt-i âhıret oldu. Vefâtından birkaç sene mukaddem ʿAvâmil ve Kâfiye ve İzhâr ve Şâfiye'yi görüp, Telhîs ile iştigāl ve miyânelerinde husûmet-i karâbet olan Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi'yi ihâfe vü tahcîl eyleyecek [Ü2 21a] derecelerde meleke vü kābiliyyet istihsâl etmişidi. Be-în-cümle zâtında müeddeb ve ahlâkı mühezzeb bir mîr-i necâbet-semîr idi.",
          "caption": "Fevt-şüden-i Sa'îd Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_054.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-şüden-i Sa'îd Bey",
          "text": "Anadolu Pâyesi olan Pîrî Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey, birkaç günden berü mübtelây-ı derd-i cân-gâh ve işbu Ramazân-ı şerîf'in yirmi ikinci gicesi mehd-i lahd-i hâb-gâh eyledi. Mîr-i mûmâ ileyh elli iki târîhinde kadem-nihâde-i basît-i zemîn ve on bir yaşında iken kıdvetü'l-ʿulemâ’i'l-muhakkıkīn ʿunvânını kesb ile dâhil-i silkü'l-le'âl-i müderrisîn olup, rüşdüne bülûğ ve kevkeb-i tâliʿine fürûğ geldikde, Şeyhülislâm-ı benâm olan ʿOsmân Monla, merhûma dâmâd ve o Şîrîn-i kâşâne-nişîn-i ʿismete Ferhâd olmuşidi. Giderek devre-i muʿtâdeyi tekmîl ve Galata ve Edirne mevleviyyetlerini tahsîl ve doksan altıda Mekke Pâyesi ve iki yüz ikide bi'l-fi'l İstanbul Kadısı olup, müddet-i ʿörfiyyesin itmâm etmezden evvel maʿzûl ve bu gadr-i nâgeh-zuhûrdan cismi mehzûl ve âvâre-i idrâk-i mahsûs u maʿkūl olmuşidi. İki yüz yedide Anadolu Pâyesi kalb-i meksûruna mûmyâ-yı tesliyet ve târîh-i mezkûrda merkeb-i çûpîn-pây ile reh-neverd-i semt-i âhıret oldu. Vefâtından birkaç sene mukaddem ʿAvâmil ve Kâfiye ve İzhâr ve Şâfiye'yi görüp, Telhîs ile iştigāl ve miyânelerinde husûmet-i karâbet olan Sarı Mehmed Paşa-zâde İbrâhîm Beyefendi'yi ihâfe vü tahcîl eyleyecek [Ü2 21a] derecelerde meleke vü kābiliyyet istihsâl etmişidi. Be-în-cümle zâtında müeddeb ve ahlâkı mühezzeb bir mîr-i necâbet-semîr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem ittifâk-ârâ ile düvel-i Nasârâ'ya [Ü1 20b] birer ikāmet elçisi gönderilmek tasvîb olunduğuna binâ'en, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Yûsuf Âgâh Efendi, Nâme-i hümâyûn ve hedâyây-ı mülâtefet-makrûn ile İngiltere tarafına tesrîb olunmuşidi. Mûmâ ileyh berren ve ahmâl ve eskāli bahran seyr ü hareket eyleyerek makarr-ı Kıral olan Londra Şehri'ne vâsıl ve şehre bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Celsi (Chelsea) nâm serâyda\nresm-i ziyâfet icrâ olunmak musammem olduğuna binâ'en, serây-ı mezkûra nâzil ve o gice şart-ı mihmân-nüvâzı îfâ ve mülâkātdan bir gün evvel hedâyânın baʿzısı Kıral Serâyı'na irsâl olunmasının evleviyyeti o tarafdan inbâ olunmağla, boğçalara taʿbiye olunmuş akmişe-i reng-â-reng ve mücevher sorguç ve kahve ferdeleri tercemân vâsıtasıyla Kıral tarafına irsâl ve ʿale's-sabâh kezâlik hedâyây-ı Mülûkâne'den olan müzeyyen esbler dahi o tarafa îsâl olunup, resm-i alay tertîbi dahi âmâde olmağla, mûmâ ileyh Sır Kâtibi'ni ve Tercemânı'nı başka başka ʿarabalar ile maʿiyyetine istishâb ve Feldmerşâl'in olduğu mahalle tahrîk-i rikâb edüp, hâric ü dâhil-i serâyda süvârî vü piyâde saff-beste vü kıyâm ve tabl u sûrnâlarını darb ile resm-i terhîb ve hûş-âyendegîyi itmâm ve baʿdehû zikr olunan serâya nüzûl ü ilmâm olunup, Feldmerşâl ve o kavmin vücûhu mûmâ ileyhi istikbâl ve vazîfe-i ikrâm ü ihtirâmı ikmâl etdikden sonra, tenâvül-i taʿâm ve idâre-i kelâm hıtâm bulup, mukaddem ihzâr olunan hediyye atları pîşgâhına alup, müzeyyen hintolar ile Kıral'ın olduğu serâya ʿazîmet ve temâşâ içün ictimâʿ eden ecnâs-ı nâs kesretinden mübtelây-ı meşakkat [Ü2 21b] olarak cenb-i kâşâne-i Kıral'da vâkiʿ bir odada ihtiyâr-ı celse-i râhat kılınup, baʿdehû Kıral'ın olduğu hâneye teveccüh olundukda, Kıral bir müzeyyen sandalîde kuʿûd ve pîş ü pesinde erkân-ı devleti ve sâ'ir düvel elçileri mevcûd olup, mûmâ ileyh dahi Nâme-i hümâyûn'u başına berâber tutarak Kıral'a doğru teveccüh gösterüp, [Ü1 21a] Kıral, Nâme-i hümâyûn'a hürmet ile yerinden hareket eyledikde, mûmâ ileyh Nâme-i hümâyûn'u teslîm ve İngiltere devleti hakkında safvet ve teveccüh-i Devlet-i ʿaliyye'yi ifade vü tefhîm edüp, Kıral dahi bu ifâdeyi hakīkate haml ile izhâr-ı memnûniyyet ve kesb-i neşât u meserret edüp, bundan sonra ʿavdet ve Kıraliçe ile sohbet olunup, kendüsine ve büyük kızına lutfen ihdâ olunan mücevher sorguçlardan kemâl-i mahzûziyyet ü iftihâr hâsıl olduğunu işʿâr edüp, resm-i mülâkāt bu vechile resîde-i hayyiz-i gāyât olduğunu mufassal tahrîrâtıyla mûmâ ileyh ifade etmekle, ber-vech-i ihtisâr kayd-ı mecelle-i âsâr kılındı.",
          "caption": "Mülâkāt-ı Yûsuf Âgâh Efendi be-Kıral-ı İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_055.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Mülâkāt-ı Yûsuf Âgâh Efendi be-Kıral-ı İngiltere",
          "text": "Bundan akdem ittifâk-ârâ ile düvel-i Nasârâ'ya [Ü1 20b] birer ikāmet elçisi gönderilmek tasvîb olunduğuna binâ'en, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Yûsuf Âgâh Efendi, Nâme-i hümâyûn ve hedâyây-ı mülâtefet-makrûn ile İngiltere tarafına tesrîb olunmuşidi. Mûmâ ileyh berren ve ahmâl ve eskāli bahran seyr ü hareket eyleyerek makarr-ı Kıral olan Londra Şehri'ne vâsıl ve şehre bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Celsi (Chelsea) nâm serâyda\nresm-i ziyâfet icrâ olunmak musammem olduğuna binâ'en, serây-ı mezkûra nâzil ve o gice şart-ı mihmân-nüvâzı îfâ ve mülâkātdan bir gün evvel hedâyânın baʿzısı Kıral Serâyı'na irsâl olunmasının evleviyyeti o tarafdan inbâ olunmağla, boğçalara taʿbiye olunmuş akmişe-i reng-â-reng ve mücevher sorguç ve kahve ferdeleri tercemân vâsıtasıyla Kıral tarafına irsâl ve ʿale's-sabâh kezâlik hedâyây-ı Mülûkâne'den olan müzeyyen esbler dahi o tarafa îsâl olunup, resm-i alay tertîbi dahi âmâde olmağla, mûmâ ileyh Sır Kâtibi'ni ve Tercemânı'nı başka başka ʿarabalar ile maʿiyyetine istishâb ve Feldmerşâl'in olduğu mahalle tahrîk-i rikâb edüp, hâric ü dâhil-i serâyda süvârî vü piyâde saff-beste vü kıyâm ve tabl u sûrnâlarını darb ile resm-i terhîb ve hûş-âyendegîyi itmâm ve baʿdehû zikr olunan serâya nüzûl ü ilmâm olunup, Feldmerşâl ve o kavmin vücûhu mûmâ ileyhi istikbâl ve vazîfe-i ikrâm ü ihtirâmı ikmâl etdikden sonra, tenâvül-i taʿâm ve idâre-i kelâm hıtâm bulup, mukaddem ihzâr olunan hediyye atları pîşgâhına alup, müzeyyen hintolar ile Kıral'ın olduğu serâya ʿazîmet ve temâşâ içün ictimâʿ eden ecnâs-ı nâs kesretinden mübtelây-ı meşakkat [Ü2 21b] olarak cenb-i kâşâne-i Kıral'da vâkiʿ bir odada ihtiyâr-ı celse-i râhat kılınup, baʿdehû Kıral'ın olduğu hâneye teveccüh olundukda, Kıral bir müzeyyen sandalîde kuʿûd ve pîş ü pesinde erkân-ı devleti ve sâ'ir düvel elçileri mevcûd olup, mûmâ ileyh dahi Nâme-i hümâyûn'u başına berâber tutarak Kıral'a doğru teveccüh gösterüp, [Ü1 21a] Kıral, Nâme-i hümâyûn'a hürmet ile yerinden hareket eyledikde, mûmâ ileyh Nâme-i hümâyûn'u teslîm ve İngiltere devleti hakkında safvet ve teveccüh-i Devlet-i ʿaliyye'yi ifade vü tefhîm edüp, Kıral dahi bu ifâdeyi hakīkate haml ile izhâr-ı memnûniyyet ve kesb-i neşât u meserret edüp, bundan sonra ʿavdet ve Kıraliçe ile sohbet olunup, kendüsine ve büyük kızına lutfen ihdâ olunan mücevher sorguçlardan kemâl-i mahzûziyyet ü iftihâr hâsıl olduğunu işʿâr edüp, resm-i mülâkāt bu vechile resîde-i hayyiz-i gāyât olduğunu mufassal tahrîrâtıyla mûmâ ileyh ifade etmekle, ber-vech-i ihtisâr kayd-ı mecelle-i âsâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü günü kāʿide-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı âlî bi'l-cümle ibkā ve Kethudâ Kitâbeti ile fekat Kethudâ Bey dâmâdı Sâdık Efendi kâm-revâ oldu. Şıkk-ı Evvel Defterdârı kemâ-kân merkezinde kāyim ve Sânî ve Sâlis mûmâ ileyhe mukarrer ile mülâzım olup, Doğramacı-zâde ʿAbdullah Efendi'nin mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿ ile târem-i ikbâli teşyîd, Defter Emâneti ile Râsih Efendi'nin kayd-ı ʿatîk-i berât-ı emeli tecdîd olunup, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı Şerîf Efendi'ye ibkā ve Baş-muhâsebe ile Sultân Kethudâsı İbrâhîm Efendi'nin derece-i kadri iʿlâ olundu. Sâyir menâsıb dahi vech-i münâsib üzere erbâbına tefvîz ve baʿzı hâcegâna mansıba bedel nakd-i muʿaccel [Ü2 22a] taʿvîz olundu.\n\nYevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Mora Eyâleti, Bender Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ilhâk ve Eğriboz Sancağı'yla selefi Vezîr Mustafa Paşa mazhar-ı işfâk kılınup, Selânik Sancağı, Vezîr Ferhâd Paşa'ya ihsân ve münhall olan [Ü1 21b] Silistre Eyâleti ile Çirmen Mutasarrıfı ʿAbdî Paşa cezlân ve Diyârbekir Eyâleti, Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa hazretlerine munzamm ve sâ'ir vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının esbâb-ı huzûr u râhatları revâbıt-ı ibkā vü makarr ile muhkem kılındı.",
          "caption": "Vukū-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_056.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü günü kāʿide-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı âlî bi'l-cümle ibkā ve Kethudâ Kitâbeti ile fekat Kethudâ Bey dâmâdı Sâdık Efendi kâm-revâ oldu. Şıkk-ı Evvel Defterdârı kemâ-kân merkezinde kāyim ve Sânî ve Sâlis mûmâ ileyhe mukarrer ile mülâzım olup, Doğramacı-zâde ʿAbdullah Efendi'nin mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿ ile târem-i ikbâli teşyîd, Defter Emâneti ile Râsih Efendi'nin kayd-ı ʿatîk-i berât-ı emeli tecdîd olunup, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı Şerîf Efendi'ye ibkā ve Baş-muhâsebe ile Sultân Kethudâsı İbrâhîm Efendi'nin derece-i kadri iʿlâ olundu. Sâyir menâsıb dahi vech-i münâsib üzere erbâbına tefvîz ve baʿzı hâcegâna mansıba bedel nakd-i muʿaccel [Ü2 22a] taʿvîz olundu.\n\nYevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Mora Eyâleti, Bender Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ilhâk ve Eğriboz Sancağı'yla selefi Vezîr Mustafa Paşa mazhar-ı işfâk kılınup, Selânik Sancağı, Vezîr Ferhâd Paşa'ya ihsân ve münhall olan [Ü1 21b] Silistre Eyâleti ile Çirmen Mutasarrıfı ʿAbdî Paşa cezlân ve Diyârbekir Eyâleti, Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa hazretlerine munzamm ve sâ'ir vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının esbâb-ı huzûr u râhatları revâbıt-ı ibkā vü makarr ile muhkem kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye'den düvel-i Nasârâ'ya ikāmet elçileri irsâlinde olan fevâyid-i mülkiyye cild-i evvelde tahrîr olunmuşidi. Prusya ve Nemçe taraflarına bu defʿa birer elçi intihâb ve irsâl olunmak istısvâb olunmağla, sâbıkā Kethudâ Kâtibi olup, bu defʿa bi'l-fiʿl Anadolu Muhâsebecisi olan İbrâhîm ʿAfîf Efendi Nemçe tarafına ve sâbıkā Belgrad Defterdârı olan Giridî ʿAli Efendi Prusya'ya elçi nasb ü taʿyîn ve dûş-ı istihkākları hilʿat-i seniyye ile tezyîn olundu.",
          "caption": "Taʿyîn-i sefîreyn be-Nemçe ve Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_057.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿyîn-i sefîreyn be-Nemçe ve Prusya",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye'den düvel-i Nasârâ'ya ikāmet elçileri irsâlinde olan fevâyid-i mülkiyye cild-i evvelde tahrîr olunmuşidi. Prusya ve Nemçe taraflarına bu defʿa birer elçi intihâb ve irsâl olunmak istısvâb olunmağla, sâbıkā Kethudâ Kâtibi olup, bu defʿa bi'l-fiʿl Anadolu Muhâsebecisi olan İbrâhîm ʿAfîf Efendi Nemçe tarafına ve sâbıkā Belgrad Defterdârı olan Giridî ʿAli Efendi Prusya'ya elçi nasb ü taʿyîn ve dûş-ı istihkākları hilʿat-i seniyye ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehzâde Câmiʿi Şeyhi olan Hamza Efendi taşrada perverde olmuş humku gālib bir şahıs olup, ʿavâm-pesend hareketler ile haylîce şöhret kesb etmişidi. Ahkâm-ı Fıkhiyye'nin hâricde tasvîri müteʿazzir olan mesâ'ilini selef-i sâlihîn “Lâ-hayâ'e fi'd-dîn” deyerek lisân ile kinâyeten ifade ede gelmişler iken, şeyh-ı merkūm lisân ile “Mes'ele beyânı mümkin değildir. Lâ-mahâle hâricde mes’ele, tasvîre ve sened, tenvîre muhtacdır” kavlinde ısrâr ve bu ahvâle dâ'ir evzâʿ ile kendüsin udhûke-i kibâr u sigār edüp, Ramazânlarda Ayasofya Câmiʿi'nde bir dâyire-i vesîʿa peydâ ve ʿavâm-ı nâsı mecbûr-ı hande-i [Ü2 22b] istihzâ eyleyerek, hetk-i nâmûs-ı şerîʿat-ı garrâ eylediği mesmûʿ-ı Şehriyâr-ı hamiyyet-âsâr olduğuna binâ'en, mûmâ ileyh li-ecli't-te'dîb maskat-ı re'si olan Konya'ya nefy ü tagrîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Vâʿiz Hamza Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_058.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Vâʿiz Hamza Efendi",
          "text": "Şehzâde Câmiʿi Şeyhi olan Hamza Efendi taşrada perverde olmuş humku gālib bir şahıs olup, ʿavâm-pesend hareketler ile haylîce şöhret kesb etmişidi. Ahkâm-ı Fıkhiyye'nin hâricde tasvîri müteʿazzir olan mesâ'ilini selef-i sâlihîn “Lâ-hayâ'e fi'd-dîn” deyerek lisân ile kinâyeten ifade ede gelmişler iken, şeyh-ı merkūm lisân ile “Mes'ele beyânı mümkin değildir. Lâ-mahâle hâricde mes’ele, tasvîre ve sened, tenvîre muhtacdır” kavlinde ısrâr ve bu ahvâle dâ'ir evzâʿ ile kendüsin udhûke-i kibâr u sigār edüp, Ramazânlarda Ayasofya Câmiʿi'nde bir dâyire-i vesîʿa peydâ ve ʿavâm-ı nâsı mecbûr-ı hande-i [Ü2 22b] istihzâ eyleyerek, hetk-i nâmûs-ı şerîʿat-ı garrâ eylediği mesmûʿ-ı Şehriyâr-ı hamiyyet-âsâr olduğuna binâ'en, mûmâ ileyh li-ecli't-te'dîb maskat-ı re'si olan Konya'ya nefy ü tagrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dört sene mikdârı Boğdan memleketinde Voyvoda olan [Ü1 22a] Mihal, tanzîm-i hâl ve cemʿ-i emvâl edüp, fîmâ-baʿd Âsitâne'de râhat ve refâh-ı ʿayş ile ikāmet etmek garazıyla temâruz ve ʿazlini istidʿâ etmekle, işbu Şevvâlü'l-mükerremin on sekizinci günü mesfûr ʿazl ve Dîvân-ı hümâyûn Tercemânı Aleksandra yerine vasl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_059.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Dört sene mikdârı Boğdan memleketinde Voyvoda olan [Ü1 22a] Mihal, tanzîm-i hâl ve cemʿ-i emvâl edüp, fîmâ-baʿd Âsitâne'de râhat ve refâh-ı ʿayş ile ikāmet etmek garazıyla temâruz ve ʿazlini istidʿâ etmekle, işbu Şevvâlü'l-mükerremin on sekizinci günü mesfûr ʿazl ve Dîvân-ı hümâyûn Tercemânı Aleksandra yerine vasl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hubûbât Nezâreti'nin Şıkk-ı Sâlislik mansıbına inzımâmı ve zehâyir cemʿinin sûret-i hüsn-i intizâmı cild-i evvelde mücmelen beyân ve fevâyid-i şâmilesi ʿalâ tarîkı'l-îcâz zikr ü ʿiyân kılınmışidi. Bu esnâda nezâret-i merkūmeye baʿzı zamâyim ve şurût izâfe olunup, tafsîli lâzım geldiğinden ney-pâre-i kalem-i dü-zebân-ı intâk ve bu vechile tezyîn-i ruhsâre-i evrâk kılınur ki, Âsitâne-i saʿâdet'de ictimâʿı zarûriyyât kabîlinden olan mahlûkātın akvât-ı yevmiyyeleri, eyyâm-ı sayfda ber-vech-i sühûlet idâre vü temşiyet kābil ve şiddet-i şitâda murâkıb-ı bahriyyenin seyri mümteni olduğundan, celb-i zehâyir müteʿazzir ü müşkil olup, bu esbâb ile eyyâm-ı şitâda kaht ü galâ hüveydâ ve nüfûs-ı halâyık zarûret-i teʿayyüşe\nmübtelâ olurlar idi. O mevsimlerde kâr-fermâ-yı fürûʿ ve usûl olan erbâb-ı ʿukūl Tersâne'de baʿzı mehâzin binâsıyla şitâ zahîresini vaktiyle mübâyaʿa ve tedârük etmeği maʿkūl görmeleriyle, semen-i bahs ve kıymet-i ehass ile zehâyir mübâyaʿası tertîb ü taʿyîn ve tavʿan [e]v kerhen mukdim mübâşirler ile tahsîl ve enbârlara teşhîn olunmağla, fi'l-cümle defʿ-i zarûret ve husûl-i refâhiyyet tebeyyün edüp, [Ü2 23a] ancak bu sebeble reʿâyâ ve ashâb-ı emlâk tehammül-i bâr-ı zulm ile derd-nâk ve pençe-i saht-gîr-i zalemeden dâmen-i sabr u karârları çâk-çâk olmuşidi. Vaktâ ki nevbet-i Hılâfet ve erîke-i Saltanat bi'l-irsi ve'l-istihkāk Şehriyâr-ı sütûde-ahlâk dâme mâ-dâme [Ü1 22b] 'l-enfüsü ve'l-âfâk hazretlerine teveccüh ve ʿâlem-i sâye-i merâhim-vâyelerinde iktisâb-ı bülga-i tenaʿʿüm ü tereffüh eyledi. Mübâyaʿa beliyyesini refʿ ile fukarâ ve reʿâyâyı vâreste-i zarûr u ziyân ve nâm-ı ʿadâletlerin mersûm-ı kitâbe-i eyvân-ı Keyvân buyurmuşlaridi. Ancak tekallübât-ı rüzgâr iktizâsıyla menbit-i hubûbât olan baʿzı emâkin şimdilik tasarruf-ı devletden mütebâyin olup, bu vechile mukaddem tertîb olunan zehâyir vefâ etmeyüp, sükkân-ı Belde-i Tayyibe zahmet-keş ve kulûb-ı kâr-sâzân-ı devlet muztarib ü müşevveş olup, bu ʿilletin zevâli ve bu müzâyakanın refâhiyyete ibdâli bâbında erkân-ı devlet ser-be-zemîn fikret ve birkaç meclis-i dâyire-nişîn-i meşveret olmalarıyla, bilâhare cemʿ-i zehâyir fîmâ-baʿd tüccârın hîta-i iktidârından hâric olup, sâhib-i vücûd bir zâtın idâresine kuvvet ve himmet-i devlete muhtâc olduğunu Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz u inhâ ve münâsibi üzere tanzîm olunmak ruhsatı rû-nümâ oldukda, Şıkk-ı Sâlislik mansıbı -ki rütbesi celîl ve hıdmeti metrûk olduğundan mutasarrıfının kadr ü iʿtibârı ekall-i kalîl idi- Hubûbât Nâzırı olanlara ilhâk ve Necm-i Dünbâle-dâr-ı ʿizz ü şânları işrâk olundukdan sonra, hazîne-i mevâhib-i defîne-i Şâhâne'den beş bin kîse ifrâz ve bir hazîne-i müstakille iʿtibâr olunup, râyicü'l-vakt üzere etrâfdan zehâyir iştirâ ve pey-der-pey enbârlara imlâ ve fi's-sayfi ve'ş-şitâ habbâzlara iʿtâ ve devr-i dâyim kāʿidesi üzere hazîne-i mezkûre iʿmâl [Ü2 23b] ve nemâsı istihsâl olunup, umûr-ı uhar-ı devlete bir akçası sarf olunmamak ve Hubûbât Nâzırı'na her vechile nüfûz-ı kelâm ve istikbâl-i tâm verilüp, müdahale-i nâ-becâdan vikāye olunmak şurûtu temhîd ve hazîne-i mezkûre içün cenb-i hazîne-i kadîmede kârgîr bir hazîne binâ vü teşyîd olunup, hıdmetleri [Ü1 23a] matlablarına ve tarîklerine mâniʿ olmamak\nşurûtu ile Rûznâmçe-i Evvel Kalemi'nden bir Sergi Halîfesi ve Ocaklusunun kefâlet-i mutlakasıyla Mehterân-ı Hayme-i Hâssa Ocağı'ndan bir Veznedâr nasb ü ihtiyâr ve meʿâşlarına medâr olmak içün Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne kıyâsen her biri senevî ikişer bin guruş meʿâş ile behre-dâr kılunup, fi-külli-yevm vâkiʿ olan dahl ü harcı Şıkk-ı Evvel ve Sâlis'e takdîm ve sermâye vü hâsılât Veznedar'a teslîm olunup ve noksân zuhûrunda Veznedâr edâsına mütefekkil ve zahîre mebâliğinin cihet-i sarfı sâyir tezâkir-i mîrîye müşâkil olup, gāyet-i emrde nâzırlar zahr-ı tezkireye “Sahh” keşîde etmedikçe, Zahîre Hazînesi'nden akça verilmamek ve mâh-be-mâh îrâd ü mesârıf tezâkir-i yevmiyyeye tatbîk ve Nevl Kalemi'ne kayd olunup, zahîre umûruna dâ'ir akça verilmek lâzım geldikde, Hubûbât Nâzırı taʿyîn-i mâdde ile takrîr yazup, hatt-ı hümâyûn sudûrundan sonra iktizâ eden meblağ verilmek ve müstaʿcelen tüccâra akça iʿtâsı muktezî oldukda, aklâma mürâcaʿat fevt-i vakti mûcib olur ise, teshîlen li'l-maslahati nâzırlar akçayı verüp, baʿdehû Defterdar Efendi telhîs edüp, kāyime ve tezkire oldukdan sonra, sergiye masraf-ı kayd ve bilâ-tezkire kayddan hazer olunmak, Kapan Veznedârı habbâzândan tahsîl eylediği zehâyir akçalarını ʿarîn-ʿani'l-gışş nakd-i sahîh olarak Zahîre Hazînesi'ne getürüp teslîm [Ü2 24a] ve zimmet-i sûretlerine işâret ü terkîm ve lede't-tekmîl tahvîl ve rûznâmçe olunup, temessük verilmek ve zahîre mâddesi ʿan-asl Nevl Halîfesi maʿrifetiyle idâre olunagelüp, el-hâletü hâzihî hubûbât umûru tecessüm edüp, hazîne ifrâziyle müstakıll Defterdârlık olduğundan, bir kalem-i mahsûsa muhtâc olduğu bedîdâr ve Nevl Halîfesi kalem-i mezbûrun [Ü1 23b] Baş-halîfesi iʿtibâr olunup, nevl hisâbını ve zimem ve enbârın ahz ü iʿtâsını ʿalâ hidetin defâtire kayd ve teslîmâtı zabt u sebt ve bu umûra dâ'ir tahrîri mühimm olan evâmir ve takrîr içün Nâzır maʿiyyetinde bir Mektubçu ve bir Kîsedâr'ın vücûdu lâzım olup, nasb ü ʿazilleri Nâzır yedinde olup, Mektubçu olanlar hâcegândan olursa, bu hidmet emeline mâniʿ olmayup, münâvebe tarîkıyla tevcîhâtda Nâzır iltimâsiyle mansıb olmak ve Nevl Halîfeliği münhall oldukda, maʿiyyetinde tertîbât-ı zabt eden Kâtib müstaʿidd olduğu hâlde câ-nişîni olup, anın yerine zabt-ı kuyûd-ı ahkâm eden muktedir ise taʿyîn oluna. Ve haftada iki günden gayri taʿtîlleri olmayup, Kapan'a vürûd ile yevmiyye sarf olunan zehâyir, Hubûbât Nâzırı'nın maʿlûmu olup, vukūfu olmadan bir mahalle habbe-i vâhide verilmemek ve mahsûs âyende vü revendeye nezâret içün bir muʿtemed\nâdemîsi Kapan'da ikāmet edüp, muttaliʿ olduğu ahvâli haber vermek ve Hubûbât Nâzırı'na beher mâh Zahîre Hazînesi'nden müretteb olan üç bin guruşdan maʿiyyetinde olan Mektubçu ve Kîsedâr ve sâyirin meʿâşları idâre olunamayup, anlara dahi mikdâr-ı vâfî meʿâş lâzım gelmekle, binâ'en-ʿalâ-zâlik Mektubçu ve Kîsedâr'a senevî beş bin guruş ve Veznedâr'a ve Tertîbât Kâtibi'ne ve Ahkâm Mukayyidi'ne senevî ikişer bin guruş -ki cemʿan on üç bin guruş- kezâlik Hazîne-i Zahîre'den meʿâş [Ü2 24b] taʿyîn olunup, fekat Kapan'a taʿyîn eyleyeceği âdemin şehriyyesini mûmâ ileyh vermek ve Nevl Kalemi'nin ʿan-asl sefâyinden binde üç guruş harc-ı kalemi olup, bu fâyideden mahrûm olmamalariyçün binde bir guruş alınup, re's-i şehirde ne mikdâra bâliğ olursa kâğıd ve defter ve odacı mesârıfı çıkdıkdan sonra [Ü1 24a] bâkīsi Nevl ketebesi beyninde iktisâm olunup, Gümrük emînleri dahi zahîre mâddesine kemâliyle dikkat edüp, bi-hasebi'l-iktizâ defʿ ü reddi ve ru'esânın gümrükde küfelâsı alınup, tazmîn lâzım geldikde küfelânın müteʿahhid-i zamân olması ve zahîre umûruna me'mûr olanların kātıbeten tecnîb ü takrîb ve te'dîb ü terhîbleri zahîre defterdârlarına muhavvel olup, nüfûz u iʿtibârları kemâ-yenbagī muhâfaza olunmak ve Arnabûd tâyifesi tevzîʿ bedelini vermekde ʿan-asl teʿannüd üzere olup, mîrî ve tüccârın katʿî çok akçası zimmetlerinde terâküm ve kendüleri sûret-i iflâsda görünüp, akçaları nâs üzerinde kalmış vâdîlerinde izhâr-ı tezallüm edegeldikleri zâhir olmağla, fîmâ-baʿd mahlûl olan furûn merkūmlara verilmeyüp, bir zemân hâlî kaldıkdan sonra reʿâyâdan birine verilüp, mefkūd olan etmekçi zimmetinde mîrî akçası tebeyyün eder ise, temâmen mîrîye edâsı teʿahhüd etdirilüp, tüccârın matlûbu çıkarsa bi't-terâzî tenzîl ve taksîte rabt ve bu husûsa İstanbul kadıları ve zahîre defterdârları ihtimâm etmek ve Matbah-ı ʿâmire ve Tersâne Zindânı'nda mîrî enbârlarından verilan zahîrenin akçası bi'n-nefs ümenâdan alınup, Beksimekci-başı dahi râyicü'l-vakt üzere iktizâ eden hıntasını Kapan'dan alup, Kapan'da bulunmadığı hâlde nakden akçası ile mîrî enbârlardan almak ve akçasını pîşîn vermedikçe verilmemek ve Silistre ve Nigbolu [Ü2 25a] ve Ruscuk ve İsâkçı enbârlarında zahîre sermâyesinden iştirâ vü iddihâr olunan zehâyir beher sâl hıfz olunup, tecdîd ve ibdâl sûretinde devr olunup, bir mahalle sarf olunmamak ve bi-hasebi'l-lüzûm bir mahalle verilmek lâzım geldikde, akçası Zahîre Hazînesi'ne teslîm olunmak ve vülât ve ʿummâl buyruldusuyla taleb ü ahz menʿ olunup, bu makūle teʿaddî vukūʿunda müteʿaddîlerden [Ü1 24b] bilâ-ihmâl bedeli tahsîl olunmak ve\nzahîre celbi külliyyen cânib-i mîrîye münhasır olmak Kapan tüccârının katʿ-ı erzâk ile ye's ü hirmânlarına sebeb olacağı âşikâr olmağla, celb-i zahîrede olan tekellüfden vâreste olmak içün mütemevvil tüccâra zahîre sermâyesinden akça verilüp, âfâtına mîrî karışmayarak celb ve enbârlara teslîm eylediklerinde, Kapan'da cârî olan râyicinden üç beş pâre noksân ile hisâbı ru'yet olunmak ve sermâyeden hâsıl olan nemâdan zahîreye müteretteb olan umûr ru'yet olunup, temâdî-yi vakt ile nemâda kesret hâsıl olursa Darb-hâne'ye nakl ve lede'l-iktizâ seferiyye umûruna ve serhadler levâzımına sarf câyiz olup, sermâyeye sirâyetden ittikā olunmak üzere bu maslahat-ı cesîmeye telâhuk-ı efkâr ve tedâbîr-i uli'l-ebsâr ile karâr verildiği huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Mülûkâne'ye ʿarz u işʿâr olundukda, “İşbu nizâm Dîvân-ı hümâyûn'um ve nevl kalemlerine kayd olunup, ʿale'd-devâm icrâsına kıyâm ve hılâfından hazer-i tâmm ve zahîre sermâyesini hıfz u vikāyet ve tahsîlâtına dikkat ve tüccârı sıyânet birle istihsâl-i esbâb-ı isticlâb-ı zehâyire ikdâm oluna” deyü hatt-ı hümâyûn-ı şeref-bahş sudûr olup, bâlâsı hatt-ı şerîf ile müzeyyen nizâm-ı mezkûr, [Ü2 25b] Dîvân Kalemi'ne kayd ve ʿilm ü haberi Nevl Kalemi'ne verilüp, bir sûreti dahi Zahîre Nâzırı'na iʿtâ ve Nâzır ve ketebeye müstakıllen bir dâyire binâsının lüzûmu ʿarz-ı bârgâh-ı bâlâ kılınup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Defterdar Kapusu'nun bir tarafında mahsûs bir dâyire binâsıyla maslahat-ı mezkûre tetimmâtıyla resîde-i hayyiz-i hıtâm ve râbıta-gîr-i hüsn-i nizâm oldu.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-dâden-i zehâyir-i Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_060.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-dâden-i zehâyir-i Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Hubûbât Nezâreti'nin Şıkk-ı Sâlislik mansıbına inzımâmı ve zehâyir cemʿinin sûret-i hüsn-i intizâmı cild-i evvelde mücmelen beyân ve fevâyid-i şâmilesi ʿalâ tarîkı'l-îcâz zikr ü ʿiyân kılınmışidi. Bu esnâda nezâret-i merkūmeye baʿzı zamâyim ve şurût izâfe olunup, tafsîli lâzım geldiğinden ney-pâre-i kalem-i dü-zebân-ı intâk ve bu vechile tezyîn-i ruhsâre-i evrâk kılınur ki, Âsitâne-i saʿâdet'de ictimâʿı zarûriyyât kabîlinden olan mahlûkātın akvât-ı yevmiyyeleri, eyyâm-ı sayfda ber-vech-i sühûlet idâre vü temşiyet kābil ve şiddet-i şitâda murâkıb-ı bahriyyenin seyri mümteni olduğundan, celb-i zehâyir müteʿazzir ü müşkil olup, bu esbâb ile eyyâm-ı şitâda kaht ü galâ hüveydâ ve nüfûs-ı halâyık zarûret-i teʿayyüşe\nmübtelâ olurlar idi. O mevsimlerde kâr-fermâ-yı fürûʿ ve usûl olan erbâb-ı ʿukūl Tersâne'de baʿzı mehâzin binâsıyla şitâ zahîresini vaktiyle mübâyaʿa ve tedârük etmeği maʿkūl görmeleriyle, semen-i bahs ve kıymet-i ehass ile zehâyir mübâyaʿası tertîb ü taʿyîn ve tavʿan [e]v kerhen mukdim mübâşirler ile tahsîl ve enbârlara teşhîn olunmağla, fi'l-cümle defʿ-i zarûret ve husûl-i refâhiyyet tebeyyün edüp, [Ü2 23a] ancak bu sebeble reʿâyâ ve ashâb-ı emlâk tehammül-i bâr-ı zulm ile derd-nâk ve pençe-i saht-gîr-i zalemeden dâmen-i sabr u karârları çâk-çâk olmuşidi. Vaktâ ki nevbet-i Hılâfet ve erîke-i Saltanat bi'l-irsi ve'l-istihkāk Şehriyâr-ı sütûde-ahlâk dâme mâ-dâme [Ü1 22b] 'l-enfüsü ve'l-âfâk hazretlerine teveccüh ve ʿâlem-i sâye-i merâhim-vâyelerinde iktisâb-ı bülga-i tenaʿʿüm ü tereffüh eyledi. Mübâyaʿa beliyyesini refʿ ile fukarâ ve reʿâyâyı vâreste-i zarûr u ziyân ve nâm-ı ʿadâletlerin mersûm-ı kitâbe-i eyvân-ı Keyvân buyurmuşlaridi. Ancak tekallübât-ı rüzgâr iktizâsıyla menbit-i hubûbât olan baʿzı emâkin şimdilik tasarruf-ı devletden mütebâyin olup, bu vechile mukaddem tertîb olunan zehâyir vefâ etmeyüp, sükkân-ı Belde-i Tayyibe zahmet-keş ve kulûb-ı kâr-sâzân-ı devlet muztarib ü müşevveş olup, bu ʿilletin zevâli ve bu müzâyakanın refâhiyyete ibdâli bâbında erkân-ı devlet ser-be-zemîn fikret ve birkaç meclis-i dâyire-nişîn-i meşveret olmalarıyla, bilâhare cemʿ-i zehâyir fîmâ-baʿd tüccârın hîta-i iktidârından hâric olup, sâhib-i vücûd bir zâtın idâresine kuvvet ve himmet-i devlete muhtâc olduğunu Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz u inhâ ve münâsibi üzere tanzîm olunmak ruhsatı rû-nümâ oldukda, Şıkk-ı Sâlislik mansıbı -ki rütbesi celîl ve hıdmeti metrûk olduğundan mutasarrıfının kadr ü iʿtibârı ekall-i kalîl idi- Hubûbât Nâzırı olanlara ilhâk ve Necm-i Dünbâle-dâr-ı ʿizz ü şânları işrâk olundukdan sonra, hazîne-i mevâhib-i defîne-i Şâhâne'den beş bin kîse ifrâz ve bir hazîne-i müstakille iʿtibâr olunup, râyicü'l-vakt üzere etrâfdan zehâyir iştirâ ve pey-der-pey enbârlara imlâ ve fi's-sayfi ve'ş-şitâ habbâzlara iʿtâ ve devr-i dâyim kāʿidesi üzere hazîne-i mezkûre iʿmâl [Ü2 23b] ve nemâsı istihsâl olunup, umûr-ı uhar-ı devlete bir akçası sarf olunmamak ve Hubûbât Nâzırı'na her vechile nüfûz-ı kelâm ve istikbâl-i tâm verilüp, müdahale-i nâ-becâdan vikāye olunmak şurûtu temhîd ve hazîne-i mezkûre içün cenb-i hazîne-i kadîmede kârgîr bir hazîne binâ vü teşyîd olunup, hıdmetleri [Ü1 23a] matlablarına ve tarîklerine mâniʿ olmamak\nşurûtu ile Rûznâmçe-i Evvel Kalemi'nden bir Sergi Halîfesi ve Ocaklusunun kefâlet-i mutlakasıyla Mehterân-ı Hayme-i Hâssa Ocağı'ndan bir Veznedâr nasb ü ihtiyâr ve meʿâşlarına medâr olmak içün Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne kıyâsen her biri senevî ikişer bin guruş meʿâş ile behre-dâr kılunup, fi-külli-yevm vâkiʿ olan dahl ü harcı Şıkk-ı Evvel ve Sâlis'e takdîm ve sermâye vü hâsılât Veznedar'a teslîm olunup ve noksân zuhûrunda Veznedâr edâsına mütefekkil ve zahîre mebâliğinin cihet-i sarfı sâyir tezâkir-i mîrîye müşâkil olup, gāyet-i emrde nâzırlar zahr-ı tezkireye “Sahh” keşîde etmedikçe, Zahîre Hazînesi'nden akça verilmamek ve mâh-be-mâh îrâd ü mesârıf tezâkir-i yevmiyyeye tatbîk ve Nevl Kalemi'ne kayd olunup, zahîre umûruna dâ'ir akça verilmek lâzım geldikde, Hubûbât Nâzırı taʿyîn-i mâdde ile takrîr yazup, hatt-ı hümâyûn sudûrundan sonra iktizâ eden meblağ verilmek ve müstaʿcelen tüccâra akça iʿtâsı muktezî oldukda, aklâma mürâcaʿat fevt-i vakti mûcib olur ise, teshîlen li'l-maslahati nâzırlar akçayı verüp, baʿdehû Defterdar Efendi telhîs edüp, kāyime ve tezkire oldukdan sonra, sergiye masraf-ı kayd ve bilâ-tezkire kayddan hazer olunmak, Kapan Veznedârı habbâzândan tahsîl eylediği zehâyir akçalarını ʿarîn-ʿani'l-gışş nakd-i sahîh olarak Zahîre Hazînesi'ne getürüp teslîm [Ü2 24a] ve zimmet-i sûretlerine işâret ü terkîm ve lede't-tekmîl tahvîl ve rûznâmçe olunup, temessük verilmek ve zahîre mâddesi ʿan-asl Nevl Halîfesi maʿrifetiyle idâre olunagelüp, el-hâletü hâzihî hubûbât umûru tecessüm edüp, hazîne ifrâziyle müstakıll Defterdârlık olduğundan, bir kalem-i mahsûsa muhtâc olduğu bedîdâr ve Nevl Halîfesi kalem-i mezbûrun [Ü1 23b] Baş-halîfesi iʿtibâr olunup, nevl hisâbını ve zimem ve enbârın ahz ü iʿtâsını ʿalâ hidetin defâtire kayd ve teslîmâtı zabt u sebt ve bu umûra dâ'ir tahrîri mühimm olan evâmir ve takrîr içün Nâzır maʿiyyetinde bir Mektubçu ve bir Kîsedâr'ın vücûdu lâzım olup, nasb ü ʿazilleri Nâzır yedinde olup, Mektubçu olanlar hâcegândan olursa, bu hidmet emeline mâniʿ olmayup, münâvebe tarîkıyla tevcîhâtda Nâzır iltimâsiyle mansıb olmak ve Nevl Halîfeliği münhall oldukda, maʿiyyetinde tertîbât-ı zabt eden Kâtib müstaʿidd olduğu hâlde câ-nişîni olup, anın yerine zabt-ı kuyûd-ı ahkâm eden muktedir ise taʿyîn oluna. Ve haftada iki günden gayri taʿtîlleri olmayup, Kapan'a vürûd ile yevmiyye sarf olunan zehâyir, Hubûbât Nâzırı'nın maʿlûmu olup, vukūfu olmadan bir mahalle habbe-i vâhide verilmemek ve mahsûs âyende vü revendeye nezâret içün bir muʿtemed\nâdemîsi Kapan'da ikāmet edüp, muttaliʿ olduğu ahvâli haber vermek ve Hubûbât Nâzırı'na beher mâh Zahîre Hazînesi'nden müretteb olan üç bin guruşdan maʿiyyetinde olan Mektubçu ve Kîsedâr ve sâyirin meʿâşları idâre olunamayup, anlara dahi mikdâr-ı vâfî meʿâş lâzım gelmekle, binâ'en-ʿalâ-zâlik Mektubçu ve Kîsedâr'a senevî beş bin guruş ve Veznedâr'a ve Tertîbât Kâtibi'ne ve Ahkâm Mukayyidi'ne senevî ikişer bin guruş -ki cemʿan on üç bin guruş- kezâlik Hazîne-i Zahîre'den meʿâş [Ü2 24b] taʿyîn olunup, fekat Kapan'a taʿyîn eyleyeceği âdemin şehriyyesini mûmâ ileyh vermek ve Nevl Kalemi'nin ʿan-asl sefâyinden binde üç guruş harc-ı kalemi olup, bu fâyideden mahrûm olmamalariyçün binde bir guruş alınup, re's-i şehirde ne mikdâra bâliğ olursa kâğıd ve defter ve odacı mesârıfı çıkdıkdan sonra [Ü1 24a] bâkīsi Nevl ketebesi beyninde iktisâm olunup, Gümrük emînleri dahi zahîre mâddesine kemâliyle dikkat edüp, bi-hasebi'l-iktizâ defʿ ü reddi ve ru'esânın gümrükde küfelâsı alınup, tazmîn lâzım geldikde küfelânın müteʿahhid-i zamân olması ve zahîre umûruna me'mûr olanların kātıbeten tecnîb ü takrîb ve te'dîb ü terhîbleri zahîre defterdârlarına muhavvel olup, nüfûz u iʿtibârları kemâ-yenbagī muhâfaza olunmak ve Arnabûd tâyifesi tevzîʿ bedelini vermekde ʿan-asl teʿannüd üzere olup, mîrî ve tüccârın katʿî çok akçası zimmetlerinde terâküm ve kendüleri sûret-i iflâsda görünüp, akçaları nâs üzerinde kalmış vâdîlerinde izhâr-ı tezallüm edegeldikleri zâhir olmağla, fîmâ-baʿd mahlûl olan furûn merkūmlara verilmeyüp, bir zemân hâlî kaldıkdan sonra reʿâyâdan birine verilüp, mefkūd olan etmekçi zimmetinde mîrî akçası tebeyyün eder ise, temâmen mîrîye edâsı teʿahhüd etdirilüp, tüccârın matlûbu çıkarsa bi't-terâzî tenzîl ve taksîte rabt ve bu husûsa İstanbul kadıları ve zahîre defterdârları ihtimâm etmek ve Matbah-ı ʿâmire ve Tersâne Zindânı'nda mîrî enbârlarından verilan zahîrenin akçası bi'n-nefs ümenâdan alınup, Beksimekci-başı dahi râyicü'l-vakt üzere iktizâ eden hıntasını Kapan'dan alup, Kapan'da bulunmadığı hâlde nakden akçası ile mîrî enbârlardan almak ve akçasını pîşîn vermedikçe verilmemek ve Silistre ve Nigbolu [Ü2 25a] ve Ruscuk ve İsâkçı enbârlarında zahîre sermâyesinden iştirâ vü iddihâr olunan zehâyir beher sâl hıfz olunup, tecdîd ve ibdâl sûretinde devr olunup, bir mahalle sarf olunmamak ve bi-hasebi'l-lüzûm bir mahalle verilmek lâzım geldikde, akçası Zahîre Hazînesi'ne teslîm olunmak ve vülât ve ʿummâl buyruldusuyla taleb ü ahz menʿ olunup, bu makūle teʿaddî vukūʿunda müteʿaddîlerden [Ü1 24b] bilâ-ihmâl bedeli tahsîl olunmak ve\nzahîre celbi külliyyen cânib-i mîrîye münhasır olmak Kapan tüccârının katʿ-ı erzâk ile ye's ü hirmânlarına sebeb olacağı âşikâr olmağla, celb-i zahîrede olan tekellüfden vâreste olmak içün mütemevvil tüccâra zahîre sermâyesinden akça verilüp, âfâtına mîrî karışmayarak celb ve enbârlara teslîm eylediklerinde, Kapan'da cârî olan râyicinden üç beş pâre noksân ile hisâbı ru'yet olunmak ve sermâyeden hâsıl olan nemâdan zahîreye müteretteb olan umûr ru'yet olunup, temâdî-yi vakt ile nemâda kesret hâsıl olursa Darb-hâne'ye nakl ve lede'l-iktizâ seferiyye umûruna ve serhadler levâzımına sarf câyiz olup, sermâyeye sirâyetden ittikā olunmak üzere bu maslahat-ı cesîmeye telâhuk-ı efkâr ve tedâbîr-i uli'l-ebsâr ile karâr verildiği huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Mülûkâne'ye ʿarz u işʿâr olundukda, “İşbu nizâm Dîvân-ı hümâyûn'um ve nevl kalemlerine kayd olunup, ʿale'd-devâm icrâsına kıyâm ve hılâfından hazer-i tâmm ve zahîre sermâyesini hıfz u vikāyet ve tahsîlâtına dikkat ve tüccârı sıyânet birle istihsâl-i esbâb-ı isticlâb-ı zehâyire ikdâm oluna” deyü hatt-ı hümâyûn-ı şeref-bahş sudûr olup, bâlâsı hatt-ı şerîf ile müzeyyen nizâm-ı mezkûr, [Ü2 25b] Dîvân Kalemi'ne kayd ve ʿilm ü haberi Nevl Kalemi'ne verilüp, bir sûreti dahi Zahîre Nâzırı'na iʿtâ ve Nâzır ve ketebeye müstakıllen bir dâyire binâsının lüzûmu ʿarz-ı bârgâh-ı bâlâ kılınup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Defterdar Kapusu'nun bir tarafında mahsûs bir dâyire binâsıyla maslahat-ı mezkûre tetimmâtıyla resîde-i hayyiz-i hıtâm ve râbıta-gîr-i hüsn-i nizâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devr-i ʿadîmü'l-cevr hazret-i Mustafa [Ü1 25a] Hânî'de eʿâzım-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den olup, baʿdehû nâʼil-i Rütbe-i Vezâret olan Yenişehirli ʿOsmân Paşa'nın mahdûmu ʿİzzet Mustafa Bey bende ve bende-zâde-i Şehriyâr-ı sütûde-haslet olup, nev-be-nev hakkında zuhûr-ı mekârim-i bî-gāyet, lâzime-i şîme-i mürüvvet olduğuna binâʼen, inʿâm-ı ʿâm-ı hazret-i Tâc-dârî'den bu defʿa dahi mûmâ ileyhe hisse-efrâz ve işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi yedinci günü Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle iʿzâz olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Mustafa İzzet Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_061.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Mustafa İzzet Bey",
          "text": "Devr-i ʿadîmü'l-cevr hazret-i Mustafa [Ü1 25a] Hânî'de eʿâzım-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den olup, baʿdehû nâʼil-i Rütbe-i Vezâret olan Yenişehirli ʿOsmân Paşa'nın mahdûmu ʿİzzet Mustafa Bey bende ve bende-zâde-i Şehriyâr-ı sütûde-haslet olup, nev-be-nev hakkında zuhûr-ı mekârim-i bî-gāyet, lâzime-i şîme-i mürüvvet olduğuna binâʼen, inʿâm-ı ʿâm-ı hazret-i Tâc-dârî'den bu defʿa dahi mûmâ ileyhe hisse-efrâz ve işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi yedinci günü Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle iʿzâz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Revân ve Karabağ ve hudûda mücâvir olan sâyir hânlar vakt-i âsâyiş ve ferâğında \"Menem dîger nîst\" lâf ü güzâfıyla dâmen-efşân-ı ʿucb u gurûr ve bir bâdire zuhûrunda Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâları müstemirrü'z-zuhûr olmakdan nâşî, Nâdir Şâh helâkinde hacr-i terbiyesinde endek-sâl ve giderek Zend Kerîm ve sâyirlerinin hıdmetleriyle güzârende-i eyyâm ü leyâl olan Ağa Mehmed Hân vakt-i pîrîde cihân-gîrlik sevdâsına düşüp, memâlik-i İran'ı kabza-i tasarrufuna idhâl ve Deşt-i Karabağ'da tetevvüc ile Azerbaycân semtlerine bi'n-nefs hareket eyleyeceği karâyin-i hâliyye ile istidlâl olunmağla, hudûdda vâkiʿ hânlara havf ü haşyet târî ve nâ-çâr müteşebbis-i zeyl-i merhamet-i hazret-i Tâc-dârî olduklarını Çıldır Vâlîsi ve hâlâ Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretlerine tahrîr ve Revân ve Karabağ hânları tarafından vürûd [Ü2 26a] eden iki nefer dâd-hâhları tesyîr edüp, merkūmlar Âsitâne-i saʿâdet'e rû-mâl-i vürûd ve tahrîrâtları meşhûd olup, meʾâli istigāse vü istiʿânet ve lede'l-hâce berü tarafa ilticâ eden reʿâyâlarını kabûl ü istıshâbdan ibâret olup, Baba Hân tarafından hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tecâvüz ü teʿaddî ve hılâf-ı rızâ harekete tesaddî vukūʿ bulmadan husamâsını [Ü1 25b] iltizâm her ne kadar feth-i bâb-ı hısâm kabîlinden ise dahi, Dergâh-ı Saltanat-ı seniyye'ye ilticâ edenleri mübtelây-ı ye's ü hirmân etmek şâyân olmayup, fi'l-hâl sügūr u tuhûmda vâkiʿ vülât ve hükkâm ve zâbitâna evâmir-i ʿaliyye ısdâr ve hudûd-ı İran'dan berü tarafa reʿâyâ geçdiği hâlde kabûl ü îvâ ve ʿavdet murâd eylediklerinde, sebîlleri ihlâ kılınmak tenbîhâtı tekrâr kılınup, Revân Hânı Hudâvendigâr-ı sâbık zemânında Mîr-i mîrânlık menşûrunu tahsîl ve bu defʿa tecdîd ü tebdîl olunmasını niyâz-nâmesine tezyîl etmiş bulunmağla, bu garazı dahi teshîl olunup, mebʿûsları makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan tahrîr olunan ecvibe ile iʿâde ve mashûben bi's-selâme vilâyetlerine îsâl olunmaları hılâl-i râhda vâkiʿ hükkâma tenbîh ü ifade olundu.",
          "caption": "Havâdis-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_062.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i İran",
          "text": "Revân ve Karabağ ve hudûda mücâvir olan sâyir hânlar vakt-i âsâyiş ve ferâğında \"Menem dîger nîst\" lâf ü güzâfıyla dâmen-efşân-ı ʿucb u gurûr ve bir bâdire zuhûrunda Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâları müstemirrü'z-zuhûr olmakdan nâşî, Nâdir Şâh helâkinde hacr-i terbiyesinde endek-sâl ve giderek Zend Kerîm ve sâyirlerinin hıdmetleriyle güzârende-i eyyâm ü leyâl olan Ağa Mehmed Hân vakt-i pîrîde cihân-gîrlik sevdâsına düşüp, memâlik-i İran'ı kabza-i tasarrufuna idhâl ve Deşt-i Karabağ'da tetevvüc ile Azerbaycân semtlerine bi'n-nefs hareket eyleyeceği karâyin-i hâliyye ile istidlâl olunmağla, hudûdda vâkiʿ hânlara havf ü haşyet târî ve nâ-çâr müteşebbis-i zeyl-i merhamet-i hazret-i Tâc-dârî olduklarını Çıldır Vâlîsi ve hâlâ Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretlerine tahrîr ve Revân ve Karabağ hânları tarafından vürûd [Ü2 26a] eden iki nefer dâd-hâhları tesyîr edüp, merkūmlar Âsitâne-i saʿâdet'e rû-mâl-i vürûd ve tahrîrâtları meşhûd olup, meʾâli istigāse vü istiʿânet ve lede'l-hâce berü tarafa ilticâ eden reʿâyâlarını kabûl ü istıshâbdan ibâret olup, Baba Hân tarafından hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tecâvüz ü teʿaddî ve hılâf-ı rızâ harekete tesaddî vukūʿ bulmadan husamâsını [Ü1 25b] iltizâm her ne kadar feth-i bâb-ı hısâm kabîlinden ise dahi, Dergâh-ı Saltanat-ı seniyye'ye ilticâ edenleri mübtelây-ı ye's ü hirmân etmek şâyân olmayup, fi'l-hâl sügūr u tuhûmda vâkiʿ vülât ve hükkâm ve zâbitâna evâmir-i ʿaliyye ısdâr ve hudûd-ı İran'dan berü tarafa reʿâyâ geçdiği hâlde kabûl ü îvâ ve ʿavdet murâd eylediklerinde, sebîlleri ihlâ kılınmak tenbîhâtı tekrâr kılınup, Revân Hânı Hudâvendigâr-ı sâbık zemânında Mîr-i mîrânlık menşûrunu tahsîl ve bu defʿa tecdîd ü tebdîl olunmasını niyâz-nâmesine tezyîl etmiş bulunmağla, bu garazı dahi teshîl olunup, mebʿûsları makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan tahrîr olunan ecvibe ile iʿâde ve mashûben bi's-selâme vilâyetlerine îsâl olunmaları hılâl-i râhda vâkiʿ hükkâma tenbîh ü ifade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i sâlifeye mukāyese ile mekâyid-i lüsûs-ı bahriyyeden Ak-deniz'i muhârese, de'b-i dîrîn-i Saltanat-ı ebed-karîn olduğuna binâ'en, işbu Zilkaʿde'nin on altıncı Pençşenbih günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri alay gösterüp, Yalı Köşkü'nde ruh-sây-ı hâk-i kadem-i hazret-i Tâc-dârî ve telebbüs-i ferve-i semmûr ile pâ-nihâde-i kasr-ı kâm-kârî olup, maʿiyyetinde olan kapudanlar dahi hilʿa-i fâhire ile rehîn-i mesârr ve Beşiktaş pîşgâhına [Ü2 26b] lenger-endâz-ı istikrâr ve birkaç gün zarfında tekmîl-i noksân ve tetmîm-i în ü ân ʿakabinde Bahr-i sefîd cânibine tahrîk-i sükkân eylediler.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_063.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Sinîn-i sâlifeye mukāyese ile mekâyid-i lüsûs-ı bahriyyeden Ak-deniz'i muhârese, de'b-i dîrîn-i Saltanat-ı ebed-karîn olduğuna binâ'en, işbu Zilkaʿde'nin on altıncı Pençşenbih günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri alay gösterüp, Yalı Köşkü'nde ruh-sây-ı hâk-i kadem-i hazret-i Tâc-dârî ve telebbüs-i ferve-i semmûr ile pâ-nihâde-i kasr-ı kâm-kârî olup, maʿiyyetinde olan kapudanlar dahi hilʿa-i fâhire ile rehîn-i mesârr ve Beşiktaş pîşgâhına [Ü2 26b] lenger-endâz-ı istikrâr ve birkaç gün zarfında tekmîl-i noksân ve tetmîm-i în ü ân ʿakabinde Bahr-i sefîd cânibine tahrîk-i sükkân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karaman Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa dâyiresi halkının kesretinden ve başında olan haşerâtın cemʿiyyet ü vefretinden bahs ile muhtâc-ı ʿilâve olduğunu pey-der-pey ʿarz u ifâde ve Adana Beylerbeyisi Yûsuf Paşa'ya mülhakan tevcîh olunuran İç-il Sancağı'nın tarafına tevcîh [Ü1 26a] buyurulmasını niyâz ü irâde edüp, recâsı karîn-i müsâʿade olmağla, mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu günü İç-il Sancağı, müşârun ileyhe ber-vech-i ilhâk tevcîh olunup, ol bâbda lâzım gelan emr-i celîlü'ş-şân tarafına firistâde olundu.",
          "caption": "İlhâk-ı Livâ’-i İç-il be-Vâlî-yi Karaman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_064.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "İlhâk-ı Livâ’-i İç-il be-Vâlî-yi Karaman",
          "text": "Karaman Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa dâyiresi halkının kesretinden ve başında olan haşerâtın cemʿiyyet ü vefretinden bahs ile muhtâc-ı ʿilâve olduğunu pey-der-pey ʿarz u ifâde ve Adana Beylerbeyisi Yûsuf Paşa'ya mülhakan tevcîh olunuran İç-il Sancağı'nın tarafına tevcîh [Ü1 26a] buyurulmasını niyâz ü irâde edüp, recâsı karîn-i müsâʿade olmağla, mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu günü İç-il Sancağı, müşârun ileyhe ber-vech-i ilhâk tevcîh olunup, ol bâbda lâzım gelan emr-i celîlü'ş-şân tarafına firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsülküttâb olan Firdevsî Efendi bir müddet Ru'ûs Kalemi'nde müstahdem olup, seferde Tezkire-i Sânî ve Vekâlet-i Riyâset'le nâyil-i emânî olup, baʿdehû Âsitâne'de Tezkire-i Evvel ve Dürrî Efendi vefâtında bi'l-fiʿl Riyâset ile mübeccel olmuşidi. Efendi-i mûmâ ileyh egerçi birkaç mâh idâre-i âsiyâb-ı umûr-ı devlet ve icrây-ı ahkâm-ı Riyâset eyledi. Ancak lâzım-ı mâhiyyet-i Riyâset olan hilye-i kemâlât ü meʿârifden ʿârî ve ʿaraz gibi kāyim bi-gayrihî olduğundan, bi'l-ihtiyâc edânî-yi küttâba müdârî olduğu maʿlûm-ı hazret-i Tâc-dârî olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Zilhicce'nin on ikinci günü Riyâset'den ʿazl olunup, Hubûbât Nâzırı Râtıb Ebûbekir Efendi'de vücûd-ı kābiliyyet ve bu mesnede ehliyyet melhûz\nolduğundan, li-ecli'l-ihtibâr câh-ı menîʿ-i Riyâset'e ihtiyâr ve sâbikā Tersâne Emîni İbrâhîm Efendi, Hubûbât Nezâreti'yle kâm-kâr kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Firdevsî Efendi ez-Riyâset-i Küttâb ve nasb-ı Râtıb Efendi be-câyeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_065.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Firdevsî Efendi ez-Riyâset-i Küttâb ve nasb-ı Râtıb Efendi be-câyeş",
          "text": "Re'îsülküttâb olan Firdevsî Efendi bir müddet Ru'ûs Kalemi'nde müstahdem olup, seferde Tezkire-i Sânî ve Vekâlet-i Riyâset'le nâyil-i emânî olup, baʿdehû Âsitâne'de Tezkire-i Evvel ve Dürrî Efendi vefâtında bi'l-fiʿl Riyâset ile mübeccel olmuşidi. Efendi-i mûmâ ileyh egerçi birkaç mâh idâre-i âsiyâb-ı umûr-ı devlet ve icrây-ı ahkâm-ı Riyâset eyledi. Ancak lâzım-ı mâhiyyet-i Riyâset olan hilye-i kemâlât ü meʿârifden ʿârî ve ʿaraz gibi kāyim bi-gayrihî olduğundan, bi'l-ihtiyâc edânî-yi küttâba müdârî olduğu maʿlûm-ı hazret-i Tâc-dârî olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Zilhicce'nin on ikinci günü Riyâset'den ʿazl olunup, Hubûbât Nâzırı Râtıb Ebûbekir Efendi'de vücûd-ı kābiliyyet ve bu mesnede ehliyyet melhûz\nolduğundan, li-ecli'l-ihtibâr câh-ı menîʿ-i Riyâset'e ihtiyâr ve sâbikā Tersâne Emîni İbrâhîm Efendi, Hubûbât Nezâreti'yle kâm-kâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü2 27a] Adana ve Tarsus Mütesellimliği ber-muktezây-ı hâl bundan akdem Çapân-zâde Süleymân Bey'e tefvîz olunup, tarafından Mütesellim irsâl eylemişidi. Esfâr takrîbi ile Adana'da birkaç sene Mütesellim ve fi'l-cümle kuvvet kesbiyle müteʿazzım bulunan Karcı-oğlu, kârı kâsid ve maslahatı fâsid olacağını cezm ve zuʿmunca riʿâyet-i şart-ı hazm edüp, Tarsus Mütesellimi ile müttehid ü yek-dil ve tertîb eyledikleri meclis-i şekāvetde idare-i [Ü1 26b] hazef-pâre-i mey-i ʿisyân ile mest-i lâ-yaʿkıl olmalarıyla, fi'l-hâl îkād-ı nâ'ire-i fesâd ve Adana ve Tarsus mütesellimlerini tard u ibʿâd ve sûret-i hakdan gelerek teʿaddîyi o tarafa isnâd etmişler idi. Zâhir-i hâle nazaran Çapân-zâde'nin bi'n-nefs me'mûriyyeti ile nizâm-ı beldeye ihtimâm lâzım gelmiş ise dahi, bu sebeble mücrim ve gayr-i mücrim kati çok kimsenin rişte-i ʿömrü güsiste vü munsarım olacağı mübeyyen ve bu ihtilâlin indifâʿı, tedbîr-i hafi ile vücûd-yâb olması ahsen görülüp, Adana Eyâleti, İç-il Sancağı'na mutasarrıf olan Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa'ya tevcîh olunup, Adana'ya vusûlünde irâde-i devlet üzere eşkıyây-ı mezkûreyi fî-bâdiyyi'l-emr te'lîf ve şübheden vâreste edecek derecelerde taltîf edüp, emniyyet-i tâm husûlünden sonra merkūm Karcı-oğlu'nu ve ʿavenelerinden baʿzısını katl ü iʿdâm ve Çapân-zâde dahi Tor-oğlu'nu basup, ahz-ı intikām eylediği haberi, ru'ûs-i maktûʿalarıyla resân-ı Âsitâne-i râstân olup, sâye-i Pâdişâhî'de belde-i mezkûre ihtilâlden masûn ve zulm ü cevr-i erbâb-ı gadr ile zebûn olan fukarâ vü zuʿâfâ nâyil-i râhat ü sükûn oldu.",
          "caption": "Zikr-i tedmîr-i baʿzı eşkıyây-ı Adana ve Tarsus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_066.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tedmîr-i baʿzı eşkıyây-ı Adana ve Tarsus",
          "text": "[Ü2 27a] Adana ve Tarsus Mütesellimliği ber-muktezây-ı hâl bundan akdem Çapân-zâde Süleymân Bey'e tefvîz olunup, tarafından Mütesellim irsâl eylemişidi. Esfâr takrîbi ile Adana'da birkaç sene Mütesellim ve fi'l-cümle kuvvet kesbiyle müteʿazzım bulunan Karcı-oğlu, kârı kâsid ve maslahatı fâsid olacağını cezm ve zuʿmunca riʿâyet-i şart-ı hazm edüp, Tarsus Mütesellimi ile müttehid ü yek-dil ve tertîb eyledikleri meclis-i şekāvetde idare-i [Ü1 26b] hazef-pâre-i mey-i ʿisyân ile mest-i lâ-yaʿkıl olmalarıyla, fi'l-hâl îkād-ı nâ'ire-i fesâd ve Adana ve Tarsus mütesellimlerini tard u ibʿâd ve sûret-i hakdan gelerek teʿaddîyi o tarafa isnâd etmişler idi. Zâhir-i hâle nazaran Çapân-zâde'nin bi'n-nefs me'mûriyyeti ile nizâm-ı beldeye ihtimâm lâzım gelmiş ise dahi, bu sebeble mücrim ve gayr-i mücrim kati çok kimsenin rişte-i ʿömrü güsiste vü munsarım olacağı mübeyyen ve bu ihtilâlin indifâʿı, tedbîr-i hafi ile vücûd-yâb olması ahsen görülüp, Adana Eyâleti, İç-il Sancağı'na mutasarrıf olan Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa'ya tevcîh olunup, Adana'ya vusûlünde irâde-i devlet üzere eşkıyây-ı mezkûreyi fî-bâdiyyi'l-emr te'lîf ve şübheden vâreste edecek derecelerde taltîf edüp, emniyyet-i tâm husûlünden sonra merkūm Karcı-oğlu'nu ve ʿavenelerinden baʿzısını katl ü iʿdâm ve Çapân-zâde dahi Tor-oğlu'nu basup, ahz-ı intikām eylediği haberi, ru'ûs-i maktûʿalarıyla resân-ı Âsitâne-i râstân olup, sâye-i Pâdişâhî'de belde-i mezkûre ihtilâlden masûn ve zulm ü cevr-i erbâb-ı gadr ile zebûn olan fukarâ vü zuʿâfâ nâyil-i râhat ü sükûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûma ileyh çend-rûz marîz ü hasta ve işbu [Ü2 27b] Zilhicce'nin ikinci günü şîşe-i ʿömrü seng-i ecel ile şikeste olup, mücâvir-i ehl-i kubûr ve arpalığıyla âhar mesrûr oldu.",
          "caption": "Fevt-i Mehmed Hâlis Efendi ez-kudât-ı İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_067.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mehmed Hâlis Efendi ez-kudât-ı İstanbul",
          "text": "Mûma ileyh çend-rûz marîz ü hasta ve işbu [Ü2 27b] Zilhicce'nin ikinci günü şîşe-i ʿömrü seng-i ecel ile şikeste olup, mücâvir-i ehl-i kubûr ve arpalığıyla âhar mesrûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh vaktiyle Şeyhülislâm-ı benâm olan es-Seyyid Feyzullah Efendi'nin mahdûmu Çelebi Mehmed Efendi'nin necl-i necîb ve ferzend-i erîbi olup, altmış sekiz târîhinde Hâric Rütbesi'ne ʿâric ve doksan beş senesinde Galata Mevleviyyeti'yle tahsîl-kerde-i ahad-i mehâric olup, iki yüz üçde [Ü1 27a] Medîne-i münevvere Pâyesi'yle müşerref ve iki yüz sekizde İstanbul Rütbesi'yle zâtı muʿarref olup, zikr olunan târîhde vefât ve tekmîl-i enfâs-ı hayât eyledi.\n\nMerhûm tayyibü'l-asl, ʿarîku'n-nesl, dâmen-i ʿismeti levs-i meʿâsîden pâk ve kadr-i müşterek ʿilm ile sâhib-i fehm ü idrâk olup, evkātı mütâlaʿa ve kitâbet ile güzâr ve sebeb-i tevellüd-i âfât u ekdâr olan muhâletat-ı enhây-ı rûzgârdan firâr edüp, dâ'imâ kûşe-güzîn-i halvet ü hamûl ve muhâsebe-i nefs ile mukayyed ü meşgûl olup, cevdet-i hattı, eser-i kalemi olan kütüb ü resâyilden zâhir ü âşikâr ve cihet-i ʿilmiyyesi sıhhat-i kitâbetinden bedîdâr ve arpalık mahsûlünü umûr-ı hâriciyyesine sarf u nisâr edüp, akvât-ı yevmiyyesini ʿarak-ı cebîn ve kedd-i yemîni ile tedârük eylediği sübût-yâfte-i iştihâr olup, ancak bâng-ı hurûs ile bi't-tabʿ me'nûs olmayup, hânesinde beytûtet içün sadâ gelmeyecek mahaller binâ ve baʿîd mahallerde sadâya tesaddî edüp, sadâlarına mâniʿ olmayacak hurûsları sâhiblerini irzâ ile iştirâ ve bu vechile râhatını ibtigā eder idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_068.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mûmâ ileyh vaktiyle Şeyhülislâm-ı benâm olan es-Seyyid Feyzullah Efendi'nin mahdûmu Çelebi Mehmed Efendi'nin necl-i necîb ve ferzend-i erîbi olup, altmış sekiz târîhinde Hâric Rütbesi'ne ʿâric ve doksan beş senesinde Galata Mevleviyyeti'yle tahsîl-kerde-i ahad-i mehâric olup, iki yüz üçde [Ü1 27a] Medîne-i münevvere Pâyesi'yle müşerref ve iki yüz sekizde İstanbul Rütbesi'yle zâtı muʿarref olup, zikr olunan târîhde vefât ve tekmîl-i enfâs-ı hayât eyledi.\n\nMerhûm tayyibü'l-asl, ʿarîku'n-nesl, dâmen-i ʿismeti levs-i meʿâsîden pâk ve kadr-i müşterek ʿilm ile sâhib-i fehm ü idrâk olup, evkātı mütâlaʿa ve kitâbet ile güzâr ve sebeb-i tevellüd-i âfât u ekdâr olan muhâletat-ı enhây-ı rûzgârdan firâr edüp, dâ'imâ kûşe-güzîn-i halvet ü hamûl ve muhâsebe-i nefs ile mukayyed ü meşgûl olup, cevdet-i hattı, eser-i kalemi olan kütüb ü resâyilden zâhir ü âşikâr ve cihet-i ʿilmiyyesi sıhhat-i kitâbetinden bedîdâr ve arpalık mahsûlünü umûr-ı hâriciyyesine sarf u nisâr edüp, akvât-ı yevmiyyesini ʿarak-ı cebîn ve kedd-i yemîni ile tedârük eylediği sübût-yâfte-i iştihâr olup, ancak bâng-ı hurûs ile bi't-tabʿ me'nûs olmayup, hânesinde beytûtet içün sadâ gelmeyecek mahaller binâ ve baʿîd mahallerde sadâya tesaddî edüp, sadâlarına mâniʿ olmayacak hurûsları sâhiblerini irzâ ile iştirâ ve bu vechile râhatını ibtigā eder idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrân-ı Kars olan Nuʿmân Paşa ile ehâlî imtizâca gayr-i muvaffak ve miyânelerinde perde-i tevâfuk u imtişâc münşakk olmağla, mûmâ ileyh [Ü2 28a] ʿazl ve Sultân-önü Sancağı Mutasarrıfı Kayseriyyeli İbrâhîm Paşa yerine vasl ve anın yerine Resmo'dan maʿzûl Mîr-i mîrân Ahmed Paşa nakl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Kars",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_069.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Kars",
          "text": "Mîr-i mîrân-ı Kars olan Nuʿmân Paşa ile ehâlî imtizâca gayr-i muvaffak ve miyânelerinde perde-i tevâfuk u imtişâc münşakk olmağla, mûmâ ileyh [Ü2 28a] ʿazl ve Sultân-önü Sancağı Mutasarrıfı Kayseriyyeli İbrâhîm Paşa yerine vasl ve anın yerine Resmo'dan maʿzûl Mîr-i mîrân Ahmed Paşa nakl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ser-etıbbâ'-i Hâssa Sâdık Efendi'nin eslâfına ʿâdet olan riʿâyet, hakkında cârî ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle mahfûf-ı ʿavârif-i hazret-i Tâc-dârî olup, Galata Mevleviyyeti'nden maʿzûl ve leyl ü nehâr ifâde-i ʿulûm ile meşgûl olan Çineli Ahmed Efendi'nin [Ü1 27b] dahi ʿilmine hürmet zımnında Edirne Pâyesi'yle memnûn-ı lutf u mürüvvet kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_070.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Ser-etıbbâ'-i Hâssa Sâdık Efendi'nin eslâfına ʿâdet olan riʿâyet, hakkında cârî ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle mahfûf-ı ʿavârif-i hazret-i Tâc-dârî olup, Galata Mevleviyyeti'nden maʿzûl ve leyl ü nehâr ifâde-i ʿulûm ile meşgûl olan Çineli Ahmed Efendi'nin [Ü1 27b] dahi ʿilmine hürmet zımnında Edirne Pâyesi'yle memnûn-ı lutf u mürüvvet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirminci Çehârşenbih gicesi sâʿat ikide iken Balık-pâzârı hâricinde âteş zuhûr ve şiddet-i rûzgâr sebebi ile etrâfa münteşir olup, me'mûr-ı itfâsı olanları bî-şuʿûr etmişiken, cenâb-ı Rabb-i Gafûr on bir sâʿatden sonra itfâsıyla sükkân-ı Belde-i Tayyibe'yi râhat-yâb-ı huzûr eyledi.",
          "caption": "Zuhûr-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_071.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirminci Çehârşenbih gicesi sâʿat ikide iken Balık-pâzârı hâricinde âteş zuhûr ve şiddet-i rûzgâr sebebi ile etrâfa münteşir olup, me'mûr-ı itfâsı olanları bî-şuʿûr etmişiken, cenâb-ı Rabb-i Gafûr on bir sâʿatden sonra itfâsıyla sükkân-ı Belde-i Tayyibe'yi râhat-yâb-ı huzûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'de mevcûd büyûtun ekseri ahşâbdan masnûʿ olmak cihetiyle câ-be-câ ihrâk zuhûru emr-i zarûrî gibi olup, baʿzı mahallerde suların kılleti dahi muzırr ve belki ihrâkı müstemirr eyleyeceği zâhir olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik selâtîn cevâmiʿinde cânib-i vakfdan birer havz binâ ve âb ile imlâ ve lede'l-iktizâ hâzır u müheyyâ bulunup, ihrâk zuhûrunda peyderpey nakl ve iʿmâl-i sevret-i nârı kesre sebeb olacağı zâhir-i hâl olmağla, Lâleli ve Sultân Bâyezîd ve Süleymâniyye ve ʿOsmâniyye ve Bağçe-kapusu kurbünde vâkiʿ Vâlide Sultân câmiʿlerinde birer havz binâ olunması emr ü fermân ve me'mûrlar fi'l-hâl binâsına dâmen-der-meyân [Ü2 28b] olup, fî-akrebi'z-zemân tekmîl ile ihrâklarda fi'l-vâkiʿ nefʿi nümâyân oldu.",
          "caption": "Binây-ı havzhâ der-cevâmiʿ-i selâtîn berây-ı itfây-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_072.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1209"
        },
        "text": {
          "headline": "Binây-ı havzhâ der-cevâmiʿ-i selâtîn berây-ı itfây-ı harîk",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'de mevcûd büyûtun ekseri ahşâbdan masnûʿ olmak cihetiyle câ-be-câ ihrâk zuhûru emr-i zarûrî gibi olup, baʿzı mahallerde suların kılleti dahi muzırr ve belki ihrâkı müstemirr eyleyeceği zâhir olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik selâtîn cevâmiʿinde cânib-i vakfdan birer havz binâ ve âb ile imlâ ve lede'l-iktizâ hâzır u müheyyâ bulunup, ihrâk zuhûrunda peyderpey nakl ve iʿmâl-i sevret-i nârı kesre sebeb olacağı zâhir-i hâl olmağla, Lâleli ve Sultân Bâyezîd ve Süleymâniyye ve ʿOsmâniyye ve Bağçe-kapusu kurbünde vâkiʿ Vâlide Sultân câmiʿlerinde birer havz binâ olunması emr ü fermân ve me'mûrlar fi'l-hâl binâsına dâmen-der-meyân [Ü2 28b] olup, fî-akrebi'z-zemân tekmîl ile ihrâklarda fi'l-vâkiʿ nefʿi nümâyân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Samanî-zâde Hulûsî ʿAlî Efendi müddet-i ʿörfiyyesin tekmîl ve sâbıkā İstanbul Kadısı olup, Anadolu Pâyesi olan ʿAtâ'ullah Efendi-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi, Anadolu Sadâreti'n bi'l-istihkāk tahsîl edüp, Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla Nakīb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi terhîb ve Medîne-i münevvere [Ü1 28a] Kazâsı'yla ʿAbdurrahmân Efendi tatyîb olunup, Kevâkibî-zâde es-Seyyid Mustafa Râcih Efendi Pâye-i Mekke-i şerîfe ile akrânına tercîh ve Üsküdar Mevleviyyeti, Şerîf-zâde hafîdi es-Seyyid Mustafa Efendi'nin ismine tashîh olundu.",
          "caption": "Sadr-ı Anadolu-şüden Mehmed ‘Ârif Efendi ve baʿzı tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_073.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadr-ı Anadolu-şüden Mehmed ‘Ârif Efendi ve baʿzı tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Samanî-zâde Hulûsî ʿAlî Efendi müddet-i ʿörfiyyesin tekmîl ve sâbıkā İstanbul Kadısı olup, Anadolu Pâyesi olan ʿAtâ'ullah Efendi-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi, Anadolu Sadâreti'n bi'l-istihkāk tahsîl edüp, Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla Nakīb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi terhîb ve Medîne-i münevvere [Ü1 28a] Kazâsı'yla ʿAbdurrahmân Efendi tatyîb olunup, Kevâkibî-zâde es-Seyyid Mustafa Râcih Efendi Pâye-i Mekke-i şerîfe ile akrânına tercîh ve Üsküdar Mevleviyyeti, Şerîf-zâde hafîdi es-Seyyid Mustafa Efendi'nin ismine tashîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merkūm, bir zemândan berü Gülefçe ve Yeni-bâzâr semtlerinde ikāmet ve baʿzı iltizâmât ile tahsîl-i refâhiyyet edüp, seferler zuhûrunda Ordu-yi hümâyûn'a asker ve zahîre ile hıdmet ve o etrâfın eşkıyâsını zabt ile haylîce kesb-i teʿayyün ü şöhret etmişidi. Şumnu'da Çavuş-oğlu ve Hirazgrad'da Hacı ʿÖmer-oğlu ve Bâzârcık'da Sırıklı-oğlu, merkūmun bu hâline hased ve defʿ-i mezâhim sûretinde defʿine mukayyed ve her tarafdan şâkîler peydâ ve sû'-i saniʿ u hareketi mesâmiʿ-i evliyây-ı devlete ilkā olunup, teftîş-i mâdde zimnında Kapucu-başı İsmâʿîl Ağa taʿyîn ve te'lîf-i tarafeyn telkīn olunmuşidi. Mûmâ ileyh defʿ-i münâferete muvaffak olmadığından fazla, mugālata-i muhâlifîne firîfte ve vaʿd-i mechûlü'l-incâza şîfte olup, müstahakk-ı iʿdâm olduğunu iʿlâm etmekle, [Ü2 29a] nefîr-i ʿâmm sûretinde üzerine varılacağını merkūm idrâk ile Âsitâne-i saʿâdet'e mâlîde-rû ve ocağına ilticâ edüp, tahlîs-ı nefsi içün çâre-cû olmuşidi. Aʿyânlık sebebi ile merkūm bi'l-külliyye rızây-ı devleti isticlâb edemediğinden o havâlîye dâ'ir baʿzı umûrda vukūʿ bulan terâhî vü ʿinâd merkūma ʿazv ü isnâd olunarak hakkında gayz-ı devlet muzmer ve işbu Muharrem'in altıncı gicesi ser-\ndâde-i hükm-i kazâ vü kader olup, zabt-ı muhallefâtına mûmâ ileyh İsmâʿîl Ağa ve zimemâtı tahsîline Haffâf-zâde Ahmed Ağa me'mûr ve ol bâbda emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu.",
          "caption": "Vak'a-i ʿOsmân Hasekî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_074.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i ʿOsmân Hasekî",
          "text": "Merkūm, bir zemândan berü Gülefçe ve Yeni-bâzâr semtlerinde ikāmet ve baʿzı iltizâmât ile tahsîl-i refâhiyyet edüp, seferler zuhûrunda Ordu-yi hümâyûn'a asker ve zahîre ile hıdmet ve o etrâfın eşkıyâsını zabt ile haylîce kesb-i teʿayyün ü şöhret etmişidi. Şumnu'da Çavuş-oğlu ve Hirazgrad'da Hacı ʿÖmer-oğlu ve Bâzârcık'da Sırıklı-oğlu, merkūmun bu hâline hased ve defʿ-i mezâhim sûretinde defʿine mukayyed ve her tarafdan şâkîler peydâ ve sû'-i saniʿ u hareketi mesâmiʿ-i evliyây-ı devlete ilkā olunup, teftîş-i mâdde zimnında Kapucu-başı İsmâʿîl Ağa taʿyîn ve te'lîf-i tarafeyn telkīn olunmuşidi. Mûmâ ileyh defʿ-i münâferete muvaffak olmadığından fazla, mugālata-i muhâlifîne firîfte ve vaʿd-i mechûlü'l-incâza şîfte olup, müstahakk-ı iʿdâm olduğunu iʿlâm etmekle, [Ü2 29a] nefîr-i ʿâmm sûretinde üzerine varılacağını merkūm idrâk ile Âsitâne-i saʿâdet'e mâlîde-rû ve ocağına ilticâ edüp, tahlîs-ı nefsi içün çâre-cû olmuşidi. Aʿyânlık sebebi ile merkūm bi'l-külliyye rızây-ı devleti isticlâb edemediğinden o havâlîye dâ'ir baʿzı umûrda vukūʿ bulan terâhî vü ʿinâd merkūma ʿazv ü isnâd olunarak hakkında gayz-ı devlet muzmer ve işbu Muharrem'in altıncı gicesi ser-\ndâde-i hükm-i kazâ vü kader olup, zabt-ı muhallefâtına mûmâ ileyh İsmâʿîl Ağa ve zimemâtı tahsîline Haffâf-zâde Ahmed Ağa me'mûr ve ol bâbda emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kānûn-i cedîd şurûtuna mugāyir hareket [Ü1 28b] edenler hakkında te'dîbât-ı ʿanîfe ve takrîʿât-ı kesîfe mütehakkıku'l-vukūʿ iken, Defterhâne'de İʿlâmcılık hıdmetinde olan “ʿİzârî” nâm Kâtib tamaʿı gālib olmak cihetiyle şurûta muhâlif eyâletlü maslahatını tanzîm üzere olduğu tashîh olunmağla, işbu Muharrem'in altıncı günü Defterhâne pîşgâhında katl ü i'dâm ve ʿibret-i hâss u ʿâmm kılındı.",
          "caption": "Katl-i ʿİzârî ez-kâtibân-ı Defter-hâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_075.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i ʿİzârî ez-kâtibân-ı Defter-hâne",
          "text": "Kānûn-i cedîd şurûtuna mugāyir hareket [Ü1 28b] edenler hakkında te'dîbât-ı ʿanîfe ve takrîʿât-ı kesîfe mütehakkıku'l-vukūʿ iken, Defterhâne'de İʿlâmcılık hıdmetinde olan “ʿİzârî” nâm Kâtib tamaʿı gālib olmak cihetiyle şurûta muhâlif eyâletlü maslahatını tanzîm üzere olduğu tashîh olunmağla, işbu Muharrem'in altıncı günü Defterhâne pîşgâhında katl ü i'dâm ve ʿibret-i hâss u ʿâmm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın on sekizinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihrâc ü tevzîʿ ve Pençşenbih günü Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı hümâyûn ile kadr ü şân-ı Âsâfî terfîʿ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_076.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın on sekizinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihrâc ü tevzîʿ ve Pençşenbih günü Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı hümâyûn ile kadr ü şân-ı Âsâfî terfîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr Mehmed Paşa dûdmân-ı Bektâşiyye'den neş'et ve yoluyla kesb-i rütbe-i Vezâret etmiş olduğundan, bundan akdem müşârun ileyhe Vidin Muhâfızlığı tevcîh ve istihsâl-i esbâb-ı nizâm eylemesi emr ü tenbîh olunmuşidi. İhtilâl-i serhadd yevmen-fe-yevmen müştedd ve ʿaczi sebebi ile ebvâb-ı nizâm münsedd [Ü2 29b] olup, ʿazli karâr-gîr ve Keşan'da mukīm Gürcü ʿOsmân Paşa'nın cesâreti tezkîr olunarak ibkāy-ı Vezâret'i husûl-pezîr olup, şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü Niğbolu Sancağı ilhâkıyla Vidin muhâfazasına me'mûr ve bir ân akdem vusûlü bâbında ısdâr-ı menşûr kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Muhâfız-ı Vidin",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_077.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Muhâfız-ı Vidin",
          "text": "Vezîr Mehmed Paşa dûdmân-ı Bektâşiyye'den neş'et ve yoluyla kesb-i rütbe-i Vezâret etmiş olduğundan, bundan akdem müşârun ileyhe Vidin Muhâfızlığı tevcîh ve istihsâl-i esbâb-ı nizâm eylemesi emr ü tenbîh olunmuşidi. İhtilâl-i serhadd yevmen-fe-yevmen müştedd ve ʿaczi sebebi ile ebvâb-ı nizâm münsedd [Ü2 29b] olup, ʿazli karâr-gîr ve Keşan'da mukīm Gürcü ʿOsmân Paşa'nın cesâreti tezkîr olunarak ibkāy-ı Vezâret'i husûl-pezîr olup, şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü Niğbolu Sancağı ilhâkıyla Vidin muhâfazasına me'mûr ve bir ân akdem vusûlü bâbında ısdâr-ı menşûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Mustafa Reşîd Efendi işbu Muharremü'l-harâmın yirmi yedinci günü Sadrıaʿzam hazretlerini Şeyhülislâm Efendi cenâblarıyla çiftlik-i mezkûra daʿvet ve Defterdâr Efendi ve Rûznâmçe-i Evvel Şerîf Efendi ve Reʾîsülküttâb-ı esbak Râşid Efendi'yi Sadrıaʿzam hazretleri mazhar-ı şeref-i maʿiyyet edüp, çiftliğe vâsıl ve âsâyiş ü huzûr hâsıl [Ü1 29a] oldukdan sonra, leyl ü nehâr âzmâyiş-i ceng ü peykâr eden muʿallem askeri kānûn-i cedîd üzere icrây-ı fünûn-i harb u darb ve tertîb-i cenâh u kalb ile her tarafdan âvâze-i tahsîn ü âferîni celb eylediklerini müteʿâkıb, bast-ı havân ve tenâvül-i etʿime-i kesîretü'l-elvân kılınup, istimâʿ-ı elhân-ı mutribân ile tagdiye-i rûh-ı revân ve temâşâ-yı raks-ı perî peçe-gân ile tehyîc-i mâddetü'ş-şevk-i cinân kılındıkdan sonra, sâhib-i ziyâfete ve Veli Ağa'ya birer sevb kubûr yenli kākum iksâ ve sâyirlere dahi alâ merâtibihim hilʿâtler ilbâs ve bahşişler iʿtâ olunup, ser-germ-i ülfet ve neşvân-ı sohbet-i pür-zevk ü behcet ʿavdet olundu.",
          "caption": "Ziyâfet-kerden-i Reşîd Mustafa Efendi be-Sadrıaʿzam der-Çiftlik-i Levend",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_078.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-kerden-i Reşîd Mustafa Efendi be-Sadrıaʿzam der-Çiftlik-i Levend",
          "text": "Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Mustafa Reşîd Efendi işbu Muharremü'l-harâmın yirmi yedinci günü Sadrıaʿzam hazretlerini Şeyhülislâm Efendi cenâblarıyla çiftlik-i mezkûra daʿvet ve Defterdâr Efendi ve Rûznâmçe-i Evvel Şerîf Efendi ve Reʾîsülküttâb-ı esbak Râşid Efendi'yi Sadrıaʿzam hazretleri mazhar-ı şeref-i maʿiyyet edüp, çiftliğe vâsıl ve âsâyiş ü huzûr hâsıl [Ü1 29a] oldukdan sonra, leyl ü nehâr âzmâyiş-i ceng ü peykâr eden muʿallem askeri kānûn-i cedîd üzere icrây-ı fünûn-i harb u darb ve tertîb-i cenâh u kalb ile her tarafdan âvâze-i tahsîn ü âferîni celb eylediklerini müteʿâkıb, bast-ı havân ve tenâvül-i etʿime-i kesîretü'l-elvân kılınup, istimâʿ-ı elhân-ı mutribân ile tagdiye-i rûh-ı revân ve temâşâ-yı raks-ı perî peçe-gân ile tehyîc-i mâddetü'ş-şevk-i cinân kılındıkdan sonra, sâhib-i ziyâfete ve Veli Ağa'ya birer sevb kubûr yenli kākum iksâ ve sâyirlere dahi alâ merâtibihim hilʿâtler ilbâs ve bahşişler iʿtâ olunup, ser-germ-i ülfet ve neşvân-ı sohbet-i pür-zevk ü behcet ʿavdet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mustafa Reşîd Efendi'nin nebîresi olup, sâbıkā Galata Kadısı olan Mehmed Emîn Beyefendi'nin kemâl ü maʿrifeti, vâreste-i hadd ü taʿrîf ve hüsn-i hulk u edebi, zâyid ʿani't-tavsîf olduğuna binâʿen, ber-muktezây-ı tarîk nâyil-i ikrâm olması [Ü2 30a] cedîr ü hakīk olduğuna binâʿen, iki yüz on senesi Rebîʿulevvel'inin onuncu gününden pâyesi muʿteber olmak üzere ʿavâtıf-ı ʿaliyyeden Edirne Pâyesi ihsânıyla müstagrak-ı lutf-i Hâkān-ı zemân oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i Edirne be-Emîn Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_079.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i Edirne be-Emîn Bey",
          "text": "Mustafa Reşîd Efendi'nin nebîresi olup, sâbıkā Galata Kadısı olan Mehmed Emîn Beyefendi'nin kemâl ü maʿrifeti, vâreste-i hadd ü taʿrîf ve hüsn-i hulk u edebi, zâyid ʿani't-tavsîf olduğuna binâʿen, ber-muktezây-ı tarîk nâyil-i ikrâm olması [Ü2 30a] cedîr ü hakīk olduğuna binâʿen, iki yüz on senesi Rebîʿulevvel'inin onuncu gününden pâyesi muʿteber olmak üzere ʿavâtıf-ı ʿaliyyeden Edirne Pâyesi ihsânıyla müstagrak-ı lutf-i Hâkān-ı zemân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Göniye [كونيه = Gonia] Sancağı ilhâkıyla Faş Muhâfızı olan ʿOsmân Paşa'nın ehâlî ile sûʾ-i imtizâcı meşhûr olmakdan nâşî, livâʿ-i mezkûr, Mîr-i mîrân'dan İbrâhîm Paşa'ya\nihsân ve Bosna serhadlerinden Maglay Kal'ası Kapudânı Mahmûd Bey ve Hersek Alay-beyisi Nevhan Bey Mîr-i mîrânlık Rütbesi'ne şâyân oldukları, Bosna Vâlîsi Vezîr Hüsâmeddîn Paşa tarafından vürûd eden tahrîrâtda zikr ü beyân olunmağla, 'arzı mûcebince ikisi dahi dâhil-i cerîde-i Mîr-i mîrânî ve nâyil-i metâlib ü emânî oldular. [Ü1 29b]",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Muhâfız-ı Faş ve tevcîh-i Rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Mahmûd Bey ve Nevhan Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_080.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Muhâfız-ı Faş ve tevcîh-i Rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Mahmûd Bey ve Nevhan Bey",
          "text": "Göniye [كونيه = Gonia] Sancağı ilhâkıyla Faş Muhâfızı olan ʿOsmân Paşa'nın ehâlî ile sûʾ-i imtizâcı meşhûr olmakdan nâşî, livâʿ-i mezkûr, Mîr-i mîrân'dan İbrâhîm Paşa'ya\nihsân ve Bosna serhadlerinden Maglay Kal'ası Kapudânı Mahmûd Bey ve Hersek Alay-beyisi Nevhan Bey Mîr-i mîrânlık Rütbesi'ne şâyân oldukları, Bosna Vâlîsi Vezîr Hüsâmeddîn Paşa tarafından vürûd eden tahrîrâtda zikr ü beyân olunmağla, 'arzı mûcebince ikisi dahi dâhil-i cerîde-i Mîr-i mîrânî ve nâyil-i metâlib ü emânî oldular. [Ü1 29b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Etrâf-ı memâlik-i ma'mûrede devâ'î-yi şeref-i saltanat ile teferrüd eden mülûk ü selâtîn-i 'izâmın her biri muhît-i dâyire-i devleti olan emâkin-i vesîʿanın umûr ve husûsunu bi-nefsihî idârede ʿâciz olup, âharın i'ânetine muhtâc olduğu zâhir ve muʿâvinlerin akvâ ve elzemi dahi vülât ve 'ummâl olup, mutasarrıf oldukları memâlikin zavâhî vü nevâhîsinde müdebbir ü 'âdil Vâlî ve ʿâmil-i müstekarr olduğu hâlde memleketleri ma'mûr u âbâd ve ehâlîsi refâh-ı hâl ile dil-şâd olacağları bedâhet-i ʿakl ile sâbit olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Şehriyâr-ı İskender-haşem dâme mâ dâme'l-ʿâlem hazretleri bu keyfiyyeti nûr-i ilhâm ile keşf ü tahkīk buyurup, eşref-i tabakāt-ı enâm ve mümehhid-i kavâʿid-i Devlet-i ebed-kıyâm olan vüzerây-ı 'izâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmın intizâm-ı hâllerine ihtimâm olunmasını iltizâm buyurup, şöyle ki, [Ü2 30b] seferler takrîbi ile şerâfet-i zâtiyye ve 'arâkat-ı asliyyeden muʿarrâ kati çok kimesneler mesbût-ı cerîde-i vüzerâ ve mukayyed-i defter-i ümerâ olup, vüzerâya mahsûs olan menâsıb-ı ʿaliyye, 'illet-i kesret ile ekall ve bi'z-zarûre mîr-i mîrânlara muhtass olan elviye, taraflarına muhavvel olup, kalîlü'l-cedvâ menâsıbda teʿayyüşleri düşvâr ve fukarâ vü zuʿafâyı tâkat gelmeyecek derecelerde garâmet-i mâliyye ve tezâyuka giriftâr eylediklerinden gayri, beylerbeyiler dahi bilâ-mansıb zevâyây-ı arzda tek ü tenhâ zîk-ı ʿayşa mübtelâ ve Memâlik-i mahrûse nâfizü'l-hükm ve kaviyyü'l-iktidâr vülâtdan hâlî kalup, taraf taraf gürûh-ı eşkıyâ zuhûruyla \"el-Hükmü li-men galebe\" beliyyeleri rû-nümâ olmağa başlamış idi. \n\n Hifz-ı memleket muktedir vüzerânın vücûduna merbût ve kudret husûlü, kesîrü'n-nemâ menâsıb tasarrufuna meşrût olup, bu fesâdın indifâʿı [Ü1 30a] zımnında iʿmâl-i fikr ü\nreviyyet ve müceddeden bir nizâm-ı müstahsen vazʿıyla tegayyüründen mücânebet olunması katʿâ matlûb-ı Pâdişâh-ı Felâtûn-menkabet olduğundan, erkân-ı devlet ve müdebbirân-ı Saltanat bir mahalle gelüp, kadh-i zinâd-ı ʿukūl ve bu mâdde-i lâzimü'l-ihtimâma vazʿ-ı kavânîn ü usûl etmişler idi. Kānûn-nâme-i mezkûre defâtir-i teşrîfâtda ber-vech-i tafsîl mukayyed olup, mâdde-i asliyyeye halel terettüb etmemek üzere semt-i îcâz ve ihtisâr ihtiyârıyla mecelle-i vekāyiʿa sebti istihsân ve ol bâbda tahrîk ve intâk-1 hâme-i dü-zebân kılındı.\n\nMaʿlûm ola ki, ehliyyet ü istihkākları zâhir olan vüzerây-ı ʿizâmdan bir müddetden berü menâsıb tevcîhinde câyize-i muʿayyeneden fazla boğça-behâ alınmak hukūk-ı sâbite menziline resîde olup, ehliyyeti olmayanlar lâ-mahâle kuvvet-i mâliyye ve nukūd-ı muʿaccele ile tahsîl-i matlab ede [Ü2 31a] -gelmeleriyle, ʿalâ kile't-takdîreyn vukūʿ bulan mesârıf-ı zâ'idenin ihrâcına ihtimâm lâzım gelüp, vüzerâ zulm ü iʿtisâfa mecbûr ve bu sebeble fukarâ vü zuʿafâ perîşân u mağdûr olmuşlar idi. Tahsîl-i fâyideteyn iltizâmıyla fîmâ-baʿd vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan ibkā ve tevcîh-i menâsıbda boğça-behâ alınmak memnûʿ olup, bu defʿa tahsîs kılınan câyize ile iktifâ ve bi-hasebi'l-iktizâ bir seneden mukaddem ʿazl vâkiʿ olduğu hâlde mukaddem verdikleri câyize hisâbıyla takāss olunup, ziyâde şey' iddiʿâ olunmaya. Ve müddet-i kalîlede vülât-ı ʿizâmın bilâ-sebeb menâsıbdan infisâllerinin zarar u ziyânı evvelen bizzât fukarâya ve sâniyen bi'l-ʿarz taraflarına ʿâyid olup, şöyle ki, vüzerânın bir mahalden bir mahalle hareketlerinde etbâʿa bahşiş ve yollarda hükkâm ü aʿyân makūlelerine pûşiş masrafları derece-i kemâle bâliğ olup, [Ü1 30b] kezâlik fukarâ dahi yem ve yiyecek ve kudûmiyye nâmıyla mesârıf-ı kesîreye giriftâr olacakları bedîdâr olduğundan gayri, vülât ve ʿummâlın menâsıbda istikrârları ʿimâr u âbâdânî-yi vilâyete ve kendülerinin tedrîcî kesb-i refâhiyyetle nizâm-ı hâllerine sebeb olup, zarûret ilcâ etmediği hâlde ekalli üç sene mansıblarına mutasarrıf olup, ʿazl lâzım geldikde civârda vâkiʿ menâsıbın biri tevcîh ve tevcîhâtda dahi münâsebet-i emkine ve riʿâyet-i ezmine iltizâm olunup, farazâ bir Vezîr nemâlu mansıbın birinden istîfây-ı hazz eyledikde, kalîlü'n-nemâ menâsıbda mütemekkin olanların biriyle mansıbı mübâdele olunmak ve sevâhil ü cezâyirde vâkiʿ menâsıba tevellâ eden vüzerâ, deryâdan baʿîd mahallere sevk olunmayup, mücâvir oldukları menâsıbın biri tevcîh ve tedârük-i mevâşî vü havâşî kaydıyla gāyileden [Ü2 31b] vâreste vü tenzîh ve kezâlik kapusu maʿmûr ve devâbb ü mevâşîsi mevfûr olan vüzerâya cezâyirde vâkiʿ menâsıb teklîf\nolunmayup, tedârükü vakte muhtâc olan devâbb ü merâkibi izâʿa vü itlâf olunmaya. Ve eyâlât dâhilinde vâkiʿ olup, mîr-i mîrânlara mahsûs olan menâsıb, tevcîhât mevsiminde ve hall-i İlâhî vukūʿunda Vâlî-yi Eyâlet ʿarzıyla münâsiblerine tevcîh olunup, bu sebeble vüzerânın nüfûz ve iʿtibârları istihsâl olunmak ve ihâta-i menâsıbdan hâric kalan mechûlü'l-hâl mîr-i mîrânlar Âsitâne'ye gelüp, hâl ü şânları tahkīk olundukdan sonra, kābil-i istihdâm olanları vüzerâya taksîm ve eyâletlerinde vâkiʿ elviye birkaç senede bir münâvebeten mûmâ ileyhime ʿarz olunup, fi'l-hâl tevcîh ve emri terkīm olunmak ve vüzerâ dilerler ise beylerbeyilerinin baʿzılarını Kethudâlık hıdmetlerinde istihdâm eyleyeler. Ve şimdiki hâlde dâyire-i Saltanat yirmi üç eyâletden ʿibâret olup, [Ü1 31a] vüzerây-ı ʿizâm dahi, bu ʿadedi tecâvüz etmeyüp, hall vukūʿunda ve mülhakāt infikâkinde Mîr-i mîrân-ı kirâmın mütedeyyin ve munsif ve mücerrebü'l-etvârından biri ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye'de perverde olmuş mizâc-ı devlete vâkıf ve tedbîr-i mülk ve siyâset-i reʿâyâya ʿârif kimseler intihâb olunup, nâ-ehlin sevk ü takrîbinden ictinâb olunmak ve bir şahıs hakkında Vezâret irâde olunup, şahs-ı mezkûrun ʿadem-i kābiliyyeti maʿlûm olduğu hâlde, hakīkat-i keyfiyyeti huzûr-ı lâmiʿü'n-nûr-ı Pâdişâhî'ye ʿarz ve mahzûru beyân olunup, hıfzan li'n-nizâm sarf-ı irâdeye ihtimâm olunup, te'vîlât ve tesannüʿât ile tervîc-i mâddeden ihtirâz oluna. Ve Mîr-i mîrânlık tevcîhi dahi Vezâret gibi [Ü2 32a] olup, şurût-ı mezkûreye riʿâyet oluna. Ve zulm ü gadr, memleketlerin harâbına sebeb olacağı bedîhî olmağla, vüzerâ ve Mîr-i mîrân dahi mutasarrıf oldukları eyâlât ve elviyede vedîʿa-i Bârî olan fukarâ vü zuʿafâya zulm etmeyüp, vukūʿ bulan daʿvâlarını hükkâm-ı şerʿ maʿrifetleriyle hakk u ʿadl üzere fasl edüp, müsvedde vü bühtân ile reʿâyâyı izrârdan ve şerʿî görülmüş mâddeleri istînâf ve mâdde-i vâhideyi tevsîʿ içün müstakıllen bir karyeye ilkāy-ı şerr ile ehâlîyi tecrîm ü tagrîmden istinkâf eyleyeler. Ve vukūʿ bulan deʿâvî zımnında taʿyîn eyledikleri etbâʿa kurb ü buʿd-ı emkineye nazar ile muʿtedil ücret-i kademiyye tahsîs olunup, karyenin daʿvâsı kasabaya ve kasabanın karyeye sirâyet eylemeyüp, mübâşirin müddet-i ikāmetinde vukūʿ bulan mesârıfı dahi, mutlakā müddeʿâ-ʿaleyh tarafından ru'yet ve hıdmet-i Mübâşiriyye husûsu müddeʿî-yi mütemerrid şurûtuna tatbîk oluna. Ve vüzerây-ı ʿizâm dâ'ireleri ʿan-asl eclâf ü erâzil-i nâsdan masûn iken, el-hâletü hâzihî ekser etbâʿları düzd ve harâm-zâde makūlelerinden [Ü1 31b] müretteb olup, fi'l-asl ʿutuvv ü fesâd o misillü eşhâsdan zuhûr edegeldiği mütebeyyin olmağla, vüzerây-ı ʿizâm bu keyfiyyete dahi\ndikkat edüp, dâ'irelerinde bulunan etbâʿi zabt ve semt-i tecâvüz ü taʿdiye sülûkünden menʿ edüp, mütenebbih olmayanları tard u tecnîb ve yedlerinde izni hâvî buyuruldu olmadıkça sâyir vüzerâ dâyirelerine idhâl etmeyüp, fukarâyı ızrâr kasdıyla serserî geşt ü güzâr edenleri, bulundukları mahallerin vülât ve zâbitânı vech-i lâyıkı üzere te'dîb eyleyeler. Ve yedlerinde buyuruldu bulunanların tevârîhi, mekân ve zemâna tatbîk [Ü2 32b] olunup, hîle zuhûrunda kemâ-kân mâ-yelîkleri icrâ oluna. Ve bir zemândan berü vüzerâ kapu kethudâlıkları nâ-ehle münhasır olup, miyânede olan dâd ü sitedleri dahi mühmel ü müşevveş olduğundan fazla, ferdi zevc ve hazîzi evc eyleyerek, mesârıf-ı mechûle tertîb ü tanzîd ve usûl-i mesârıf 'add eyledikleri emvâli yevmen-fe-yevmen tevlîd ve ferʿi asl ve nemâyı vasl eyleyerek, re's-i senede defterlerin tecdîd ile vüzerâyı edây-ı deyn eyleyecek merkezden tecrîd eyledikleri mütehakkak olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik bundan böyle vüzerây-ı ʿizâm kapu kethudâları altı nefer devlet müteʿayyinlerinden ve sadâkat ü istikāmet erbâbından olup, ahz ü iʿtâlarını hakk u ʿadl üzere görüp, re's-i senede mesârıfât-ı sahîhalarının gass ü semîni Sadrıaʿzam kethudâları tarafından ba'de't-tefrîk temhîr ü tasdîk ve vüzerây-ı ʿizâmın yedlerine vusûl buldukda, mevcûdundan edây-ı deyn mevcûdu olmadığı hâlde ceste ceste teslîmini farz-ı ʿayn bilmek ve vüzerâdan kable edâ'i'd-deyn vefât edenin Kapu Kethudâsı'na olan deyn-i sâbit ü sahîhi ibtidây-ı emrde muhallefâtından te'diye olunup, kezâlik kapu kethudâlarından biri fevt olur ise alacağı [Ü1 32a] tahsîl, veresesine teslîm olunmak ve Kapu Kethudâlık tebdîli lâzım geldikde, bâlâda muharrer altı neferin birine ihâle vü tefvîz ve hâricden şahs-ı âhar tedârük olunmayup, bunlardan biri mefkūd olduğu sûretde evsâf-ı sâbıka ile mevsûf âdem taʿvîz olunmak kānûn kılınup, işbu kānûn-nâmenin bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tezyîn ve ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel olup, bir maddesi ilgā vü terkīn olunmamak esbâbı tahkîm ü tarsîn kılındı. [Ü2 33a]",
          "caption": "Nizâm-dâden-i ahvâl-i vüzerâ ve Mîr-i mîrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_081.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-dâden-i ahvâl-i vüzerâ ve Mîr-i mîrân",
          "text": "Etrâf-ı memâlik-i ma'mûrede devâ'î-yi şeref-i saltanat ile teferrüd eden mülûk ü selâtîn-i 'izâmın her biri muhît-i dâyire-i devleti olan emâkin-i vesîʿanın umûr ve husûsunu bi-nefsihî idârede ʿâciz olup, âharın i'ânetine muhtâc olduğu zâhir ve muʿâvinlerin akvâ ve elzemi dahi vülât ve 'ummâl olup, mutasarrıf oldukları memâlikin zavâhî vü nevâhîsinde müdebbir ü 'âdil Vâlî ve ʿâmil-i müstekarr olduğu hâlde memleketleri ma'mûr u âbâd ve ehâlîsi refâh-ı hâl ile dil-şâd olacağları bedâhet-i ʿakl ile sâbit olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Şehriyâr-ı İskender-haşem dâme mâ dâme'l-ʿâlem hazretleri bu keyfiyyeti nûr-i ilhâm ile keşf ü tahkīk buyurup, eşref-i tabakāt-ı enâm ve mümehhid-i kavâʿid-i Devlet-i ebed-kıyâm olan vüzerây-ı 'izâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmın intizâm-ı hâllerine ihtimâm olunmasını iltizâm buyurup, şöyle ki, [Ü2 30b] seferler takrîbi ile şerâfet-i zâtiyye ve 'arâkat-ı asliyyeden muʿarrâ kati çok kimesneler mesbût-ı cerîde-i vüzerâ ve mukayyed-i defter-i ümerâ olup, vüzerâya mahsûs olan menâsıb-ı ʿaliyye, 'illet-i kesret ile ekall ve bi'z-zarûre mîr-i mîrânlara muhtass olan elviye, taraflarına muhavvel olup, kalîlü'l-cedvâ menâsıbda teʿayyüşleri düşvâr ve fukarâ vü zuʿafâyı tâkat gelmeyecek derecelerde garâmet-i mâliyye ve tezâyuka giriftâr eylediklerinden gayri, beylerbeyiler dahi bilâ-mansıb zevâyây-ı arzda tek ü tenhâ zîk-ı ʿayşa mübtelâ ve Memâlik-i mahrûse nâfizü'l-hükm ve kaviyyü'l-iktidâr vülâtdan hâlî kalup, taraf taraf gürûh-ı eşkıyâ zuhûruyla \"el-Hükmü li-men galebe\" beliyyeleri rû-nümâ olmağa başlamış idi. \n\n Hifz-ı memleket muktedir vüzerânın vücûduna merbût ve kudret husûlü, kesîrü'n-nemâ menâsıb tasarrufuna meşrût olup, bu fesâdın indifâʿı [Ü1 30a] zımnında iʿmâl-i fikr ü\nreviyyet ve müceddeden bir nizâm-ı müstahsen vazʿıyla tegayyüründen mücânebet olunması katʿâ matlûb-ı Pâdişâh-ı Felâtûn-menkabet olduğundan, erkân-ı devlet ve müdebbirân-ı Saltanat bir mahalle gelüp, kadh-i zinâd-ı ʿukūl ve bu mâdde-i lâzimü'l-ihtimâma vazʿ-ı kavânîn ü usûl etmişler idi. Kānûn-nâme-i mezkûre defâtir-i teşrîfâtda ber-vech-i tafsîl mukayyed olup, mâdde-i asliyyeye halel terettüb etmemek üzere semt-i îcâz ve ihtisâr ihtiyârıyla mecelle-i vekāyiʿa sebti istihsân ve ol bâbda tahrîk ve intâk-1 hâme-i dü-zebân kılındı.\n\nMaʿlûm ola ki, ehliyyet ü istihkākları zâhir olan vüzerây-ı ʿizâmdan bir müddetden berü menâsıb tevcîhinde câyize-i muʿayyeneden fazla boğça-behâ alınmak hukūk-ı sâbite menziline resîde olup, ehliyyeti olmayanlar lâ-mahâle kuvvet-i mâliyye ve nukūd-ı muʿaccele ile tahsîl-i matlab ede [Ü2 31a] -gelmeleriyle, ʿalâ kile't-takdîreyn vukūʿ bulan mesârıf-ı zâ'idenin ihrâcına ihtimâm lâzım gelüp, vüzerâ zulm ü iʿtisâfa mecbûr ve bu sebeble fukarâ vü zuʿafâ perîşân u mağdûr olmuşlar idi. Tahsîl-i fâyideteyn iltizâmıyla fîmâ-baʿd vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan ibkā ve tevcîh-i menâsıbda boğça-behâ alınmak memnûʿ olup, bu defʿa tahsîs kılınan câyize ile iktifâ ve bi-hasebi'l-iktizâ bir seneden mukaddem ʿazl vâkiʿ olduğu hâlde mukaddem verdikleri câyize hisâbıyla takāss olunup, ziyâde şey' iddiʿâ olunmaya. Ve müddet-i kalîlede vülât-ı ʿizâmın bilâ-sebeb menâsıbdan infisâllerinin zarar u ziyânı evvelen bizzât fukarâya ve sâniyen bi'l-ʿarz taraflarına ʿâyid olup, şöyle ki, vüzerânın bir mahalden bir mahalle hareketlerinde etbâʿa bahşiş ve yollarda hükkâm ü aʿyân makūlelerine pûşiş masrafları derece-i kemâle bâliğ olup, [Ü1 30b] kezâlik fukarâ dahi yem ve yiyecek ve kudûmiyye nâmıyla mesârıf-ı kesîreye giriftâr olacakları bedîdâr olduğundan gayri, vülât ve ʿummâlın menâsıbda istikrârları ʿimâr u âbâdânî-yi vilâyete ve kendülerinin tedrîcî kesb-i refâhiyyetle nizâm-ı hâllerine sebeb olup, zarûret ilcâ etmediği hâlde ekalli üç sene mansıblarına mutasarrıf olup, ʿazl lâzım geldikde civârda vâkiʿ menâsıbın biri tevcîh ve tevcîhâtda dahi münâsebet-i emkine ve riʿâyet-i ezmine iltizâm olunup, farazâ bir Vezîr nemâlu mansıbın birinden istîfây-ı hazz eyledikde, kalîlü'n-nemâ menâsıbda mütemekkin olanların biriyle mansıbı mübâdele olunmak ve sevâhil ü cezâyirde vâkiʿ menâsıba tevellâ eden vüzerâ, deryâdan baʿîd mahallere sevk olunmayup, mücâvir oldukları menâsıbın biri tevcîh ve tedârük-i mevâşî vü havâşî kaydıyla gāyileden [Ü2 31b] vâreste vü tenzîh ve kezâlik kapusu maʿmûr ve devâbb ü mevâşîsi mevfûr olan vüzerâya cezâyirde vâkiʿ menâsıb teklîf\nolunmayup, tedârükü vakte muhtâc olan devâbb ü merâkibi izâʿa vü itlâf olunmaya. Ve eyâlât dâhilinde vâkiʿ olup, mîr-i mîrânlara mahsûs olan menâsıb, tevcîhât mevsiminde ve hall-i İlâhî vukūʿunda Vâlî-yi Eyâlet ʿarzıyla münâsiblerine tevcîh olunup, bu sebeble vüzerânın nüfûz ve iʿtibârları istihsâl olunmak ve ihâta-i menâsıbdan hâric kalan mechûlü'l-hâl mîr-i mîrânlar Âsitâne'ye gelüp, hâl ü şânları tahkīk olundukdan sonra, kābil-i istihdâm olanları vüzerâya taksîm ve eyâletlerinde vâkiʿ elviye birkaç senede bir münâvebeten mûmâ ileyhime ʿarz olunup, fi'l-hâl tevcîh ve emri terkīm olunmak ve vüzerâ dilerler ise beylerbeyilerinin baʿzılarını Kethudâlık hıdmetlerinde istihdâm eyleyeler. Ve şimdiki hâlde dâyire-i Saltanat yirmi üç eyâletden ʿibâret olup, [Ü1 31a] vüzerây-ı ʿizâm dahi, bu ʿadedi tecâvüz etmeyüp, hall vukūʿunda ve mülhakāt infikâkinde Mîr-i mîrân-ı kirâmın mütedeyyin ve munsif ve mücerrebü'l-etvârından biri ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye'de perverde olmuş mizâc-ı devlete vâkıf ve tedbîr-i mülk ve siyâset-i reʿâyâya ʿârif kimseler intihâb olunup, nâ-ehlin sevk ü takrîbinden ictinâb olunmak ve bir şahıs hakkında Vezâret irâde olunup, şahs-ı mezkûrun ʿadem-i kābiliyyeti maʿlûm olduğu hâlde, hakīkat-i keyfiyyeti huzûr-ı lâmiʿü'n-nûr-ı Pâdişâhî'ye ʿarz ve mahzûru beyân olunup, hıfzan li'n-nizâm sarf-ı irâdeye ihtimâm olunup, te'vîlât ve tesannüʿât ile tervîc-i mâddeden ihtirâz oluna. Ve Mîr-i mîrânlık tevcîhi dahi Vezâret gibi [Ü2 32a] olup, şurût-ı mezkûreye riʿâyet oluna. Ve zulm ü gadr, memleketlerin harâbına sebeb olacağı bedîhî olmağla, vüzerâ ve Mîr-i mîrân dahi mutasarrıf oldukları eyâlât ve elviyede vedîʿa-i Bârî olan fukarâ vü zuʿafâya zulm etmeyüp, vukūʿ bulan daʿvâlarını hükkâm-ı şerʿ maʿrifetleriyle hakk u ʿadl üzere fasl edüp, müsvedde vü bühtân ile reʿâyâyı izrârdan ve şerʿî görülmüş mâddeleri istînâf ve mâdde-i vâhideyi tevsîʿ içün müstakıllen bir karyeye ilkāy-ı şerr ile ehâlîyi tecrîm ü tagrîmden istinkâf eyleyeler. Ve vukūʿ bulan deʿâvî zımnında taʿyîn eyledikleri etbâʿa kurb ü buʿd-ı emkineye nazar ile muʿtedil ücret-i kademiyye tahsîs olunup, karyenin daʿvâsı kasabaya ve kasabanın karyeye sirâyet eylemeyüp, mübâşirin müddet-i ikāmetinde vukūʿ bulan mesârıfı dahi, mutlakā müddeʿâ-ʿaleyh tarafından ru'yet ve hıdmet-i Mübâşiriyye husûsu müddeʿî-yi mütemerrid şurûtuna tatbîk oluna. Ve vüzerây-ı ʿizâm dâ'ireleri ʿan-asl eclâf ü erâzil-i nâsdan masûn iken, el-hâletü hâzihî ekser etbâʿları düzd ve harâm-zâde makūlelerinden [Ü1 31b] müretteb olup, fi'l-asl ʿutuvv ü fesâd o misillü eşhâsdan zuhûr edegeldiği mütebeyyin olmağla, vüzerây-ı ʿizâm bu keyfiyyete dahi\ndikkat edüp, dâ'irelerinde bulunan etbâʿi zabt ve semt-i tecâvüz ü taʿdiye sülûkünden menʿ edüp, mütenebbih olmayanları tard u tecnîb ve yedlerinde izni hâvî buyuruldu olmadıkça sâyir vüzerâ dâyirelerine idhâl etmeyüp, fukarâyı ızrâr kasdıyla serserî geşt ü güzâr edenleri, bulundukları mahallerin vülât ve zâbitânı vech-i lâyıkı üzere te'dîb eyleyeler. Ve yedlerinde buyuruldu bulunanların tevârîhi, mekân ve zemâna tatbîk [Ü2 32b] olunup, hîle zuhûrunda kemâ-kân mâ-yelîkleri icrâ oluna. Ve bir zemândan berü vüzerâ kapu kethudâlıkları nâ-ehle münhasır olup, miyânede olan dâd ü sitedleri dahi mühmel ü müşevveş olduğundan fazla, ferdi zevc ve hazîzi evc eyleyerek, mesârıf-ı mechûle tertîb ü tanzîd ve usûl-i mesârıf 'add eyledikleri emvâli yevmen-fe-yevmen tevlîd ve ferʿi asl ve nemâyı vasl eyleyerek, re's-i senede defterlerin tecdîd ile vüzerâyı edây-ı deyn eyleyecek merkezden tecrîd eyledikleri mütehakkak olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik bundan böyle vüzerây-ı ʿizâm kapu kethudâları altı nefer devlet müteʿayyinlerinden ve sadâkat ü istikāmet erbâbından olup, ahz ü iʿtâlarını hakk u ʿadl üzere görüp, re's-i senede mesârıfât-ı sahîhalarının gass ü semîni Sadrıaʿzam kethudâları tarafından ba'de't-tefrîk temhîr ü tasdîk ve vüzerây-ı ʿizâmın yedlerine vusûl buldukda, mevcûdundan edây-ı deyn mevcûdu olmadığı hâlde ceste ceste teslîmini farz-ı ʿayn bilmek ve vüzerâdan kable edâ'i'd-deyn vefât edenin Kapu Kethudâsı'na olan deyn-i sâbit ü sahîhi ibtidây-ı emrde muhallefâtından te'diye olunup, kezâlik kapu kethudâlarından biri fevt olur ise alacağı [Ü1 32a] tahsîl, veresesine teslîm olunmak ve Kapu Kethudâlık tebdîli lâzım geldikde, bâlâda muharrer altı neferin birine ihâle vü tefvîz ve hâricden şahs-ı âhar tedârük olunmayup, bunlardan biri mefkūd olduğu sûretde evsâf-ı sâbıka ile mevsûf âdem taʿvîz olunmak kānûn kılınup, işbu kānûn-nâmenin bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tezyîn ve ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel olup, bir maddesi ilgā vü terkīn olunmamak esbâbı tahkîm ü tarsîn kılındı. [Ü2 33a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kul Kethudâsı Yahyâ Ağa işbu Muharrem'in onuncu gicesi ʿâzim-i dâr-ı bekā olup, Zağarcı-başı İbrâhîm Ağa, Kul Kethudâlığı ile mesrûr ve Seksoncu-başı Eyyûb Ağa, Zağarcı-başı\nbaşılık ile, Turnacı-başı Mehmed Ağa, Seksoncu-başılık ile ve Muhzır Hasan Ağa, Turnacı-başılık ile nâyil-i hubûr oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı silsile-i Ocağ-ı ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_082.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı silsile-i Ocağ-ı ʿâmire",
          "text": "Kul Kethudâsı Yahyâ Ağa işbu Muharrem'in onuncu gicesi ʿâzim-i dâr-ı bekā olup, Zağarcı-başı İbrâhîm Ağa, Kul Kethudâlığı ile mesrûr ve Seksoncu-başı Eyyûb Ağa, Zağarcı-başı\nbaşılık ile, Turnacı-başı Mehmed Ağa, Seksoncu-başılık ile ve Muhzır Hasan Ağa, Turnacı-başılık ile nâyil-i hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Berîd-i selâmet-i hüccâc ile vürûd eden tahrîrâtda Mekke Kadısı derzi Hüseyin Ağazâde Mahmûd Efendi'nin ve Medîne Kadısı Mehmed Monla-zâde Mehmed Şerîf Efendi'nin ve mütehayyizân-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den es-Seyyid Feyzullah Efendi'nin vefâtları mezkûr olduğuna binâ'en, Mekke-i mükerreme Kazâsı iki yüz on [bir] senesinden zabt şartıyla ber-vech-i tencîz Nakīb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye tecvîz ve on bir senesinden mutasarrıf olmak üzere Medîne-i münevvere Kazâsı'yla Fetvâ Emîni ʿAbdülhalîm Efendi taʿzîz olundu.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i fevt-i Kādî-yi Mekke ve Medîne ve es-Seyyid Feyzullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_083.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i fevt-i Kādî-yi Mekke ve Medîne ve es-Seyyid Feyzullah Efendi",
          "text": "Berîd-i selâmet-i hüccâc ile vürûd eden tahrîrâtda Mekke Kadısı derzi Hüseyin Ağazâde Mahmûd Efendi'nin ve Medîne Kadısı Mehmed Monla-zâde Mehmed Şerîf Efendi'nin ve mütehayyizân-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den es-Seyyid Feyzullah Efendi'nin vefâtları mezkûr olduğuna binâ'en, Mekke-i mükerreme Kazâsı iki yüz on [bir] senesinden zabt şartıyla ber-vech-i tencîz Nakīb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye tecvîz ve on bir senesinden mutasarrıf olmak üzere Medîne-i münevvere Kazâsı'yla Fetvâ Emîni ʿAbdülhalîm Efendi taʿzîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Dellâl-başı Kâtibi Seyyid Mustafa Efendi'nin mahdûmu olup, bin yüz otuz sekiz târîhinde feyz-yâb-ı vücûd ve temyîz-i bûd ve ne-bûd hılâlinde Baş-muhasebe Kalemi'ne duhûl ile az müddetde temyîz-i ziyân u sûd edüp, doksan altıda Zimmet Halîfeliği'yle ser-firâz ve bir müddet Defterdar [Ü1 32b] Kîsedârlığı'yla dahi mümtâz olup, Sadr-ı sabık İzzet Paşa Darb-hâne Emîni iken, Darb-hâne Kitâbeti mûmâ ileyhde bulunmak münasebeti ile istiʿdâd ü liyâkatini görüp, Sadr-ı vakt bulunan kayın-atası Halîl Paşa'ya zâtını taʿrîf ve doksan yedi Muharrem'inde Defterdârlık mansıb-ı celîli ile şânını tazʿîf etdirmiş idi. İhtilât u imtizâcı Sadr-ı vaktin muvâfık-ı mizâcı olduğundan, [Ü2 33b] kasd-ı takrîb ile doksan sekizde câh-1 Riyâset'le taltîf ve ʿazlinden sonra Hazînedâr ʿAli Paşa Sadâreti'nde dahi, Riyâset'de kalup, müstened-i kavî vü zaʿîf olup, iki yüz târîhinde kevkeb-i ikbâli hâbıt ve mesned-i Riyâset'den sâkıt olmuşidi. Kara Mahmûd Paşa üzerine Cezâyirli Hasan Paşa'nın taʿyîn olunmasını mukaddemâ tervîc ve esb-i me'mûriyyetini tesrîc etmişiken, müşârun ileyhe bu sırr-ı mektûmu tarafdârları haber verüp, defʿine ʿamel ve ekser ü ekall demeyüp, sarf-ı mâl\nile sevk-ı bedel etdikden sonra, Sâhib-i tercemeye ʿadâvetin izmâr ve Kā'im-makāmlığı'nda ibtidâ Gelibolu'ya ve andan İstanköy'e nefy ile tekdîr ü izrâr etmişidi. Mûmâ ileyhin ehibbâsı itlâkına ihtimâm ve teshîlen li'l-maslahati ibtidâ Bodrum'da binâ olunan Sefîne Nezâreti meʾmûriyyetini iltizâm ve ol bâbda emr-i ʿâlî isdâr ve tarafına tesyâr eyledikleri hılâlde Hasan Paşa'nın Mısır'a meʾmûriyyeti vukūʿ bulup, mûmâ ileyhi ihânet yüzünden istishâb ve Mısır'a vardıklarında taʿyîn eylediği umûrda istikāmet ve reʾy-i rezînini görüp, iltifât ü nevâzişiyle hâtırından defʿ-i teşvîş ü inkılâb etmişidi.\n\nMısır gāyilesi ber-taraf olur olmaz sefer vukūʿ bulup, müşârun ileyhin Âsitâne'ye ʿavdetiyçün istiʿcâl ve ol dahi emre imtisâl edüp, [Ü1 33a] mûmâ ileyhi maʿan Âsitâne'ye îsâl ve o hılâlde Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile sefere meʾmûr ve iki yüz iki Receb'inde Ordu-yi hümâyûn Edirne Sahrâsı'nda iken Çavuş-başılık ile mesrûr ve iki yüz üç Muharrem'inde tekrâr Re'îsülküttâb ve elli günden sonra Tevkīʿî ve baʿdehû [Ü2 34a] Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla kâm-yâb olup, bu mansıbdan dahi çok geçmeden maʿzûl ve Defter Emâneti'ne mevsûl ve iki yüz üç Ramazan'ında Sadrıaʿzam Kethudâlığı'yla bekâm ve Ruscuklu Hasan Paşa'nın idbârı mûmâ ileyhe sirâyet ile mazhar-ı gazab-ı Şehriyâr-ı enâm olup, Kıbrıs Cezîresi'ne tagrîb ve iki yüz altıda ʿafv ile tatrîb olunup, Âsitâne'ye vürûdunda yine Büyük Rûznâmecilik ile ferhân ve iki yüz sekizde Tuğrâ-nüvîs-i ahkâm-ı Dîvân ve iki yüz dokuzda bi'l-istîzân hacc-ı şerîfe revân olup, Mekke-i mükerreme'de vâkiʿ Şeyh Mahmûd nâm Sahrâ'da kâr ü bâr-ı ʿâlem-i fânîden katʿ-ı emel ve lebbeyk-zen-i daʿvet-i ecel oldu.\n\nMûmâ ileyh hüsnü'l-hulk, cemîlü'l-etvâr ve küşâde-rûy ve şîrîn-güftâr, muharremâtdan müctenib ve evrâd u ezkâra müdâvemetle turuk-ı ʿaliyyeye müntesib olup, şiʿr ü inşâya mâyil ve sâde-rûlardan ancak temâşây-ı cemâle kāyil idi.",
          "caption": "Terceme: es-Seyyid Feyzullah Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_084.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme: es-Seyyid Feyzullah Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh Dellâl-başı Kâtibi Seyyid Mustafa Efendi'nin mahdûmu olup, bin yüz otuz sekiz târîhinde feyz-yâb-ı vücûd ve temyîz-i bûd ve ne-bûd hılâlinde Baş-muhasebe Kalemi'ne duhûl ile az müddetde temyîz-i ziyân u sûd edüp, doksan altıda Zimmet Halîfeliği'yle ser-firâz ve bir müddet Defterdar [Ü1 32b] Kîsedârlığı'yla dahi mümtâz olup, Sadr-ı sabık İzzet Paşa Darb-hâne Emîni iken, Darb-hâne Kitâbeti mûmâ ileyhde bulunmak münasebeti ile istiʿdâd ü liyâkatini görüp, Sadr-ı vakt bulunan kayın-atası Halîl Paşa'ya zâtını taʿrîf ve doksan yedi Muharrem'inde Defterdârlık mansıb-ı celîli ile şânını tazʿîf etdirmiş idi. İhtilât u imtizâcı Sadr-ı vaktin muvâfık-ı mizâcı olduğundan, [Ü2 33b] kasd-ı takrîb ile doksan sekizde câh-1 Riyâset'le taltîf ve ʿazlinden sonra Hazînedâr ʿAli Paşa Sadâreti'nde dahi, Riyâset'de kalup, müstened-i kavî vü zaʿîf olup, iki yüz târîhinde kevkeb-i ikbâli hâbıt ve mesned-i Riyâset'den sâkıt olmuşidi. Kara Mahmûd Paşa üzerine Cezâyirli Hasan Paşa'nın taʿyîn olunmasını mukaddemâ tervîc ve esb-i me'mûriyyetini tesrîc etmişiken, müşârun ileyhe bu sırr-ı mektûmu tarafdârları haber verüp, defʿine ʿamel ve ekser ü ekall demeyüp, sarf-ı mâl\nile sevk-ı bedel etdikden sonra, Sâhib-i tercemeye ʿadâvetin izmâr ve Kā'im-makāmlığı'nda ibtidâ Gelibolu'ya ve andan İstanköy'e nefy ile tekdîr ü izrâr etmişidi. Mûmâ ileyhin ehibbâsı itlâkına ihtimâm ve teshîlen li'l-maslahati ibtidâ Bodrum'da binâ olunan Sefîne Nezâreti meʾmûriyyetini iltizâm ve ol bâbda emr-i ʿâlî isdâr ve tarafına tesyâr eyledikleri hılâlde Hasan Paşa'nın Mısır'a meʾmûriyyeti vukūʿ bulup, mûmâ ileyhi ihânet yüzünden istishâb ve Mısır'a vardıklarında taʿyîn eylediği umûrda istikāmet ve reʾy-i rezînini görüp, iltifât ü nevâzişiyle hâtırından defʿ-i teşvîş ü inkılâb etmişidi.\n\nMısır gāyilesi ber-taraf olur olmaz sefer vukūʿ bulup, müşârun ileyhin Âsitâne'ye ʿavdetiyçün istiʿcâl ve ol dahi emre imtisâl edüp, [Ü1 33a] mûmâ ileyhi maʿan Âsitâne'ye îsâl ve o hılâlde Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile sefere meʾmûr ve iki yüz iki Receb'inde Ordu-yi hümâyûn Edirne Sahrâsı'nda iken Çavuş-başılık ile mesrûr ve iki yüz üç Muharrem'inde tekrâr Re'îsülküttâb ve elli günden sonra Tevkīʿî ve baʿdehû [Ü2 34a] Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı'yla kâm-yâb olup, bu mansıbdan dahi çok geçmeden maʿzûl ve Defter Emâneti'ne mevsûl ve iki yüz üç Ramazan'ında Sadrıaʿzam Kethudâlığı'yla bekâm ve Ruscuklu Hasan Paşa'nın idbârı mûmâ ileyhe sirâyet ile mazhar-ı gazab-ı Şehriyâr-ı enâm olup, Kıbrıs Cezîresi'ne tagrîb ve iki yüz altıda ʿafv ile tatrîb olunup, Âsitâne'ye vürûdunda yine Büyük Rûznâmecilik ile ferhân ve iki yüz sekizde Tuğrâ-nüvîs-i ahkâm-ı Dîvân ve iki yüz dokuzda bi'l-istîzân hacc-ı şerîfe revân olup, Mekke-i mükerreme'de vâkiʿ Şeyh Mahmûd nâm Sahrâ'da kâr ü bâr-ı ʿâlem-i fânîden katʿ-ı emel ve lebbeyk-zen-i daʿvet-i ecel oldu.\n\nMûmâ ileyh hüsnü'l-hulk, cemîlü'l-etvâr ve küşâde-rûy ve şîrîn-güftâr, muharremâtdan müctenib ve evrâd u ezkâra müdâvemetle turuk-ı ʿaliyyeye müntesib olup, şiʿr ü inşâya mâyil ve sâde-rûlardan ancak temâşây-ı cemâle kāyil idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İç-il Sancağı inzımâmıyla Vâlî-yi Karaman olan ʿAli Paşa, dâ'iresinde olan haşerâtın idaresinde ʿaczini beyân ve kesîrü'n-nemâ bir mansıb ihsân olunması bâbında birkaç defʿa dest-i niyâzı âvihte-i zer-mîh-i bârgâh-ı Dîvân-ı ʿadâlet-nişân eylediğine binâ'en, işbu Safer'in yirmi yedinci günü Diyarbekir ve Rakka eyâletleri mülhakan tarafına tevcîh ü ʿinâyet ve Hotin muhâfazası şartıyla Diyârbekir Eyâleti'ne mutasarrıf olan Vezîr Sâmî Ebûbekir Paşa hazretlerine kemâ-kân [Ü1 33b] Hotin muhâfazasında kıyâm etmek şartıyla Eyâlet-i Karaman ve ber-vech-i ilhâk İç-il Sancağı tevcîh ü ihsân olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Vâlî-yi Karaman ve Diyârbekir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_085.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Vâlî-yi Karaman ve Diyârbekir",
          "text": "İç-il Sancağı inzımâmıyla Vâlî-yi Karaman olan ʿAli Paşa, dâ'iresinde olan haşerâtın idaresinde ʿaczini beyân ve kesîrü'n-nemâ bir mansıb ihsân olunması bâbında birkaç defʿa dest-i niyâzı âvihte-i zer-mîh-i bârgâh-ı Dîvân-ı ʿadâlet-nişân eylediğine binâ'en, işbu Safer'in yirmi yedinci günü Diyarbekir ve Rakka eyâletleri mülhakan tarafına tevcîh ü ʿinâyet ve Hotin muhâfazası şartıyla Diyârbekir Eyâleti'ne mutasarrıf olan Vezîr Sâmî Ebûbekir Paşa hazretlerine kemâ-kân [Ü1 33b] Hotin muhâfazasında kıyâm etmek şartıyla Eyâlet-i Karaman ve ber-vech-i ilhâk İç-il Sancağı tevcîh ü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu gurre-i şehr-i [Ü2 34b] Rebîʿulevvel'de tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da Dubrovnik cumhûru tarafından üç senede bir kerre teslîmi muʿtâd olan cizye akçaları, elçileri maʿrifetiyle teslîm ve dâğ-ı ʿubûdiyyet ile müceddeden cebhe-i zimmetleri tevsîm olundu.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi Dubrovnik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_086.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi Dubrovnik",
          "text": "İşbu gurre-i şehr-i [Ü2 34b] Rebîʿulevvel'de tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da Dubrovnik cumhûru tarafından üç senede bir kerre teslîmi muʿtâd olan cizye akçaları, elçileri maʿrifetiyle teslîm ve dâğ-ı ʿubûdiyyet ile müceddeden cebhe-i zimmetleri tevsîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede Akdeniz cânibine ʿazîmet irâdesiyle mersây-ı Tersâne-i ʿâmire'den fekk-i lenger-i ikāmet etmişidi. Bâd-ı şurta-i Samedânî ile Suda Lîmânı furza-i merâkib-i Sultânî oldukda, korsan ihtifâsı maznûn olan Küçük-çuka Adası'na bir kıtʿa kırlangıc ve Girid verâsında vâkiʿ Gavdos Adası'na bir kıtʿa şehtiye taʿyîn edüp, muvâfık-ı rüzgâr ile zikr olunan adaya tekarrüb eylediklerinde, şikâr-ı erbâb-ı ticâret içün âmâde bir kıtʿa Malta sefînesi müşâhede olunup, fi'l-hâl iki taraf cenge mübâşeret ve düşmen-i dîn tâb-âver-i mukāvemet olamayup, sefîneyi terk ile adaya firâr eyledikleri müşârun ileyh tarafına işʿâr olundukda, firârîleri bi-eyyi-vechin kân ele getürmeleri bâbında İsfake [اسفکه = Sphakia] Mütevellîsi'ne ve iş erlerine buyuruldular tahrîr ve mezbûrlar dahi sâʿid-i gayreti teşmîr ile yirmi beş neferini tutup der-zencîr eyledikleri hâlde müşârun ileyh dahi o tarafa varup, ahz olunan kefereyi Donanma-yi hümâyûn'a taksîm ve mevsim-i deryâ fevt olduğundan ʿavdeti tasmîm edüp, işbu şehr-i\nRebîʿulevvel'in dokuzuncu günü mansûr u muzaffer, mersây-ı Tersâne-i ʿâmire'ye ilkāy-ı lenger eyledi. [Ü1 34a]",
          "caption": "ʿAvdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_087.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede Akdeniz cânibine ʿazîmet irâdesiyle mersây-ı Tersâne-i ʿâmire'den fekk-i lenger-i ikāmet etmişidi. Bâd-ı şurta-i Samedânî ile Suda Lîmânı furza-i merâkib-i Sultânî oldukda, korsan ihtifâsı maznûn olan Küçük-çuka Adası'na bir kıtʿa kırlangıc ve Girid verâsında vâkiʿ Gavdos Adası'na bir kıtʿa şehtiye taʿyîn edüp, muvâfık-ı rüzgâr ile zikr olunan adaya tekarrüb eylediklerinde, şikâr-ı erbâb-ı ticâret içün âmâde bir kıtʿa Malta sefînesi müşâhede olunup, fi'l-hâl iki taraf cenge mübâşeret ve düşmen-i dîn tâb-âver-i mukāvemet olamayup, sefîneyi terk ile adaya firâr eyledikleri müşârun ileyh tarafına işʿâr olundukda, firârîleri bi-eyyi-vechin kân ele getürmeleri bâbında İsfake [اسفکه = Sphakia] Mütevellîsi'ne ve iş erlerine buyuruldular tahrîr ve mezbûrlar dahi sâʿid-i gayreti teşmîr ile yirmi beş neferini tutup der-zencîr eyledikleri hâlde müşârun ileyh dahi o tarafa varup, ahz olunan kefereyi Donanma-yi hümâyûn'a taksîm ve mevsim-i deryâ fevt olduğundan ʿavdeti tasmîm edüp, işbu şehr-i\nRebîʿulevvel'in dokuzuncu günü mansûr u muzaffer, mersây-ı Tersâne-i ʿâmire'ye ilkāy-ı lenger eyledi. [Ü1 34a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahall-i mezkûrda vâkiʿ Mevlevî-hâne kulûb-ı sitem-dîdegân-ı rüzgâr gibi muhtâc-ı taʿmîr olduğu, [Ü2 35a] Şeyhi tarafından birkaç defʿa takrîr olunup, ʿiffetlü, ʿismetlü Vâlide Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretleri tarafından taʿmîri irâde olunup, dest-yârî-i mühre-i sunnâʿ ile makām-ı mezkûr müddet-i yesîrede ahsen-i vechile maʿmûr olduğundan gayri, sâhibleri irzâ olunarak etrâfından baʿzı mahaller iştirâsıyla dâ'iresine vüsʿat ve büyûtuna kesret verilüp, semâʿa ibtidâ olunan rûz-i fîrûzda müşârun ileyhâ hazretleri tarafından fukarâ vü zuʿafâ mazhar-ı sılât u ʿatâyâ kılındı.",
          "caption": "Taʿmîr-i Mevlevî-hâne-i Kāsım-paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_088.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿmîr-i Mevlevî-hâne-i Kāsım-paşa",
          "text": "Mahall-i mezkûrda vâkiʿ Mevlevî-hâne kulûb-ı sitem-dîdegân-ı rüzgâr gibi muhtâc-ı taʿmîr olduğu, [Ü2 35a] Şeyhi tarafından birkaç defʿa takrîr olunup, ʿiffetlü, ʿismetlü Vâlide Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretleri tarafından taʿmîri irâde olunup, dest-yârî-i mühre-i sunnâʿ ile makām-ı mezkûr müddet-i yesîrede ahsen-i vechile maʿmûr olduğundan gayri, sâhibleri irzâ olunarak etrâfından baʿzı mahaller iştirâsıyla dâ'iresine vüsʿat ve büyûtuna kesret verilüp, semâʿa ibtidâ olunan rûz-i fîrûzda müşârun ileyhâ hazretleri tarafından fukarâ vü zuʿafâ mazhar-ı sılât u ʿatâyâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsîm-i rebîʿ kudûmuyla hevâlarda güşâyiş ve ezhâr-ı behârda letâfet ü nümâyiş bedîdâr olup, verd-i mutarrây-ı gülşen-i Hılâfet ve gül-i raʿnây-ı hadîka-i Saltanat olan Şehriyâr-ı Sürûşî-menzilet “Tenakkal fe-lezzâtü'l-hevâ bi't-tenakkul\" mefhûmuna işâretle taʿne-zen-i gavta-i Dımaşk ve Suğd-i Semerkand ve reşk-endâz-ı hıyâbân-zâr-ı Sıfâhân ve Nihâvend olan Top-kapu'ya nakl-i hümâyûn buyurmuşlar idi. Mahall-i mezkûrda bir müddet ârâm u huzûr ve istimâʿ-i elhân-ı bülbülân ve temâşây-ı ezâhîr-i muhtelifü'l-elvân ile kesb-i safâ vü hubûr ʿakabinde nîm-nakl ile Beşiktaş Serâyı'na dahi meyl ü iltifâtları zuhûr edüp, bir\nmâh kadar serây-ı mezkûrda dahi ikâmet ve yine Top-kapu'ya devlet ü şevketle ʿavdet buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_089.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Mevsîm-i rebîʿ kudûmuyla hevâlarda güşâyiş ve ezhâr-ı behârda letâfet ü nümâyiş bedîdâr olup, verd-i mutarrây-ı gülşen-i Hılâfet ve gül-i raʿnây-ı hadîka-i Saltanat olan Şehriyâr-ı Sürûşî-menzilet “Tenakkal fe-lezzâtü'l-hevâ bi't-tenakkul\" mefhûmuna işâretle taʿne-zen-i gavta-i Dımaşk ve Suğd-i Semerkand ve reşk-endâz-ı hıyâbân-zâr-ı Sıfâhân ve Nihâvend olan Top-kapu'ya nakl-i hümâyûn buyurmuşlar idi. Mahall-i mezkûrda bir müddet ârâm u huzûr ve istimâʿ-i elhân-ı bülbülân ve temâşây-ı ezâhîr-i muhtelifü'l-elvân ile kesb-i safâ vü hubûr ʿakabinde nîm-nakl ile Beşiktaş Serâyı'na dahi meyl ü iltifâtları zuhûr edüp, bir\nmâh kadar serây-ı mezkûrda dahi ikâmet ve yine Top-kapu'ya devlet ü şevketle ʿavdet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü de'b-i dîrîn-i Şehriyârân-ı selef üzere Pâdişâh-ı cihân-bahş ve deryâ-keff, Sultân Ahmed Câmiʿi'ne kudûm ile saff-beste-i şâh-râh-ı intizâr olanları iltifât-ı Mülûkâne'leri ile nâyil-i ʿizz ü şeref buyurup, istimâʿ-ı Mevlid-i hazret-i [Ü1 34b] sâhib-i Risâlet ile taʿtîr-i meşâmm-ı cân ʿakabinde Serây-ı dilârâ'larına rahş-rân-ı şevket ü şân [Ü2 35b] oldular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_090.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on ikinci günü de'b-i dîrîn-i Şehriyârân-ı selef üzere Pâdişâh-ı cihân-bahş ve deryâ-keff, Sultân Ahmed Câmiʿi'ne kudûm ile saff-beste-i şâh-râh-ı intizâr olanları iltifât-ı Mülûkâne'leri ile nâyil-i ʿizz ü şeref buyurup, istimâʿ-ı Mevlid-i hazret-i [Ü1 34b] sâhib-i Risâlet ile taʿtîr-i meşâmm-ı cân ʿakabinde Serây-ı dilârâ'larına rahş-rân-ı şevket ü şân [Ü2 35b] oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Üsküdar Kadısı Bekir Ağa-zâde, kıdem-i ihtisâs bedeli bir nevʿ ikrâm mahalli olduğuna binâʾen, on senesi Rebîʿulâhır'ı gurresinden iʿtibâr ile Edirne Pâyesi hakkında erzânî ve Yenişehir Kadısı Kevâkibî-zâde ʿAbdülbâkī Efendi'nin kevkeb-i hayâtı üfül ile târik-i ʿâlem-i fânî olup, kesret-i düyûnu hasebiyle altı mâh medd verildikden sonra, Ramazân-ı şerîf gurresinden zabt etmek üzere kazâʾ-i mezkûr ile ʿUşşâkī İbrâhîm Efendi hâyiz-i rehîne-i şâd-mânî kılınup, mevâlî-yi Devriyye'den sâbıkā Filibe Kadısı Mehmed Esʿad Efendi hakkında vukūʿu nâdir bir keyfiyyet zâhir olup, Bilâd-ı Erbaʿa'ya mûsıl olmak üzere kazây-ı Âmid ile nakd-i emeli râyic ve mukaddimât-ı saʿy ü ʿameli müntic-i husûl-i havâyic oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_091.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Sâbıkā Üsküdar Kadısı Bekir Ağa-zâde, kıdem-i ihtisâs bedeli bir nevʿ ikrâm mahalli olduğuna binâʾen, on senesi Rebîʿulâhır'ı gurresinden iʿtibâr ile Edirne Pâyesi hakkında erzânî ve Yenişehir Kadısı Kevâkibî-zâde ʿAbdülbâkī Efendi'nin kevkeb-i hayâtı üfül ile târik-i ʿâlem-i fânî olup, kesret-i düyûnu hasebiyle altı mâh medd verildikden sonra, Ramazân-ı şerîf gurresinden zabt etmek üzere kazâʾ-i mezkûr ile ʿUşşâkī İbrâhîm Efendi hâyiz-i rehîne-i şâd-mânî kılınup, mevâlî-yi Devriyye'den sâbıkā Filibe Kadısı Mehmed Esʿad Efendi hakkında vukūʿu nâdir bir keyfiyyet zâhir olup, Bilâd-ı Erbaʿa'ya mûsıl olmak üzere kazây-ı Âmid ile nakd-i emeli râyic ve mukaddimât-ı saʿy ü ʿameli müntic-i husûl-i havâyic oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dârü'l-Murâbıtîn ve beytü'l-mücâhidîn olan Tûnusu'l-hadrâ'dan birkaç senede bir ʿatebe-i ʿulyâya bızâʿat-ı müzcât kabîlinden olarak baʿzı hedâyâ gelüp, Devlet-i ʿaliyye\ntarafından dahi âlât-ı gazv ü cihâd ile lutfen mukābele olunmak muʿtâd olmuşidi. Bu defʿa dahi Tûnus Beylerbeyisi Hamûd Paşa tarafından maʿrûzâtıyla hediyyesi vârid olup, âdemleri Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve hediyyeleri mukārin-i enzâr kılındıkdan sonra, hilʿatleri ilbâs ve hediyyeleri merfûʿ-ı ʿatebe-i felek-esâs kılındıkda, hediyyeleri karîn-i kabûl ve âdemleri huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Mülükâne'de tekrâr hilaʿ-i zâhire ile lihâza-i ʿâtıfete meşmûl olup, dest-bâz-ı niyâz oldukları âlât-ı cihâdiyyeye dahi müsâʿade-i seniyye erzânî kılınup, iki kıtʿa sefîne ve iki bin kantâr barut ve birkaç kıtʿa top [Ü1 35a - Ü2 36a] ve sâyir mühimmât ihsânıyla bâzû-yı celâdetlerine kuvvet ve sâʿid-i gayretlerine miknet verilüp, âdemleri makzıyyü'l-hâce mekâtîb-i muʿtâde ile iʿâde olundular.",
          "caption": "Âmeden-i hediyye ez-cânib-i Mîr-i mîrân-ı Eyâlet-i Tûnus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_092.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i hediyye ez-cânib-i Mîr-i mîrân-ı Eyâlet-i Tûnus",
          "text": "Dârü'l-Murâbıtîn ve beytü'l-mücâhidîn olan Tûnusu'l-hadrâ'dan birkaç senede bir ʿatebe-i ʿulyâya bızâʿat-ı müzcât kabîlinden olarak baʿzı hedâyâ gelüp, Devlet-i ʿaliyye\ntarafından dahi âlât-ı gazv ü cihâd ile lutfen mukābele olunmak muʿtâd olmuşidi. Bu defʿa dahi Tûnus Beylerbeyisi Hamûd Paşa tarafından maʿrûzâtıyla hediyyesi vârid olup, âdemleri Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve hediyyeleri mukārin-i enzâr kılındıkdan sonra, hilʿatleri ilbâs ve hediyyeleri merfûʿ-ı ʿatebe-i felek-esâs kılındıkda, hediyyeleri karîn-i kabûl ve âdemleri huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Mülükâne'de tekrâr hilaʿ-i zâhire ile lihâza-i ʿâtıfete meşmûl olup, dest-bâz-ı niyâz oldukları âlât-ı cihâdiyyeye dahi müsâʿade-i seniyye erzânî kılınup, iki kıtʿa sefîne ve iki bin kantâr barut ve birkaç kıtʿa top [Ü1 35a - Ü2 36a] ve sâyir mühimmât ihsânıyla bâzû-yı celâdetlerine kuvvet ve sâʿid-i gayretlerine miknet verilüp, âdemleri makzıyyü'l-hâce mekâtîb-i muʿtâde ile iʿâde olundular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Trablus Beylerbeyisi ʿAli Paşa ile Ocağlu'nun imtizâcı olmayup, yevmen-fe-yevmen miyânelerinde âteş-i fesâd ʿalev-gîr ve iki taraf birbirinden dil-gîr olduğunu, Cezâyir'de Yalı Vekîl-harclığı'ndan matrûd “Seydî ʿAli” nâm kimesne tahkīk edüp, tedârük eylediği asker ve sefîne ile Trablus'a vürûd ve müteʿayyinlerinden birkaç kimseyi tarafına celb ile isbât-ı vücûd edüp, Trablus'u zabt ve serkeşlerini râm ve vukūʿ bulan keyfiyyeti Devlet-i ebed-kıyâm'a iʿlâm ile Trablus'un tarafına tevcîhini istirhâm ve mûmâ ileyhe ber-muktezây-ı vakt ü hâl tevcîh emri irsâl olunmuşidi. Mûmâ ileyh ecânibden maʿdûd ve zulm ü sitem tarafına meyli meşhûd olduğundan, mûmâ ileyhi Trablus halkı istiskāl ve Mutasarrıf-ı sâbıkın oğlu Yûsuf Bey'de emârete liyâkat istidlâl olunup, Mîr-i merkūmu teşvîk ü iğrâ ve ol dahi Tûnus Ocağı'ndan istimdâd ile Seydî ʿAli'yi tard ve cemʿiyyetin ifnâ etmişidi. Trablus-garb'ın Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Yûsuf Bey'e tevcîh olunmasını Tûnuslular recâ eylediklerini Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa ʿarz u inhâ etmekle, ʿarzı mûcebince evâhır-ı Rebîʿulâhir'da livây-ı mezkûr Mîr-i mûmâ ileyhe sezâvâr görülüp, ol bâbda lâzım gelen emr-i celîlü'ş-şân ısdâr olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Trablus be-Mîr Yûsuf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_093.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Trablus be-Mîr Yûsuf",
          "text": "Trablus Beylerbeyisi ʿAli Paşa ile Ocağlu'nun imtizâcı olmayup, yevmen-fe-yevmen miyânelerinde âteş-i fesâd ʿalev-gîr ve iki taraf birbirinden dil-gîr olduğunu, Cezâyir'de Yalı Vekîl-harclığı'ndan matrûd “Seydî ʿAli” nâm kimesne tahkīk edüp, tedârük eylediği asker ve sefîne ile Trablus'a vürûd ve müteʿayyinlerinden birkaç kimseyi tarafına celb ile isbât-ı vücûd edüp, Trablus'u zabt ve serkeşlerini râm ve vukūʿ bulan keyfiyyeti Devlet-i ebed-kıyâm'a iʿlâm ile Trablus'un tarafına tevcîhini istirhâm ve mûmâ ileyhe ber-muktezây-ı vakt ü hâl tevcîh emri irsâl olunmuşidi. Mûmâ ileyh ecânibden maʿdûd ve zulm ü sitem tarafına meyli meşhûd olduğundan, mûmâ ileyhi Trablus halkı istiskāl ve Mutasarrıf-ı sâbıkın oğlu Yûsuf Bey'de emârete liyâkat istidlâl olunup, Mîr-i merkūmu teşvîk ü iğrâ ve ol dahi Tûnus Ocağı'ndan istimdâd ile Seydî ʿAli'yi tard ve cemʿiyyetin ifnâ etmişidi. Trablus-garb'ın Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Yûsuf Bey'e tevcîh olunmasını Tûnuslular recâ eylediklerini Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa ʿarz u inhâ etmekle, ʿarzı mûcebince evâhır-ı Rebîʿulâhir'da livây-ı mezkûr Mîr-i mûmâ ileyhe sezâvâr görülüp, ol bâbda lâzım gelen emr-i celîlü'ş-şân ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İcmâl-i ahvâli bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i rengîn-tahrîr olan Ağa Mehmed Hân, bundan akdem birâderi [Ü2 36b] ‘Ali-kulı Hân'ı Revân Kal‘ası zabtıyçün taʿyîn edüp, ber-vech-i muhâdene maslahat-ı mezkûreyi [Ü1 35b] itmâm ile birâderinin muʿaskerine lühûk u ilmâm etmişidi. Müşârun ileyh birâderini istishâb ve Tiflîs Kalʿası üzerine şitâb edüp, sadme-i zûr-bâzûsuna Tiflîs Hânı mütehammil olmayup, firâr u gürîz ve Tiflîs halkının baʿzısını seby ve baʿzısını küşte-i hengâme-i sitîz edüp, derûnunda mevcûd emvâl ü nukūd gāret-ger-i asker-i Aʿcâm ve büyût u dekâkini harâb-kerde-i tîşe-i inʿidâm olup, bu hâl ile birkaç gün ârâm ve baʿdehû Tiflîs'e karîb Sınık-köprü'de nasb-ı hıyâm eylediğini Çıldır Vâlîsi, Erzurum Vâlîsi'ne ve ol dahi Devlet-i ʿaliyye'ye ifâde vü ifhâm edüp, bu makūle nev-devletân-ı rûzgârın kurb u civârda olan devletlere mazarratları maznûn u melhûz olan mazarratın kable'l-vukūʿ izâlesine tekayyüd ü ihtimâm bir emr-i mesnûn olduğuna binâʾen, işbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın altıncı günü bi'l-cümle ʿulemâ ve ricâl-i devlet hâne-i Fetvâ-penâhî'de cemʿiyyet edüp, mâdde-i mezkûre der-meyân ve herkes hulâsa-i fikrini beyân ve gāyet-i meşveret, serhadlerde bulunan vüzerâ müteyakkız bulunup, Erzurum Vâlîsi'nin emr ü nehyine tebaʿiyyet ve Erzurum Vâlîsi dahi, Hân-ı müşârun ileyhin niyyet ve reftârını tashîh içün tarafından bir âdem irsâliyle çigûnegî-i ahvâline ıttılâʿdan ʿibâret olup, Erzurum Vâlîsi'nin Serʿaskerliği meclisde her ne kadar serd olunduysa dahi, hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tehattî vukūʿundan mukaddem Serʿasker nasbı, Hân-ı müşârun ileyhi [Ü2 37a] tevhîş eyleyeceği delîli ile re'y-i mezkûr cerh ve ʿâkıbet-i emre intizâr ile metn-i mâdde şerh olunup, meclise gāyet ve meşverete nihâyet verildi.",
          "caption": "Havâdisât-ı şarkıyye ve vukū‘-ı meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_094.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı şarkıyye ve vukū‘-ı meşveret",
          "text": "İcmâl-i ahvâli bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i rengîn-tahrîr olan Ağa Mehmed Hân, bundan akdem birâderi [Ü2 36b] ‘Ali-kulı Hân'ı Revân Kal‘ası zabtıyçün taʿyîn edüp, ber-vech-i muhâdene maslahat-ı mezkûreyi [Ü1 35b] itmâm ile birâderinin muʿaskerine lühûk u ilmâm etmişidi. Müşârun ileyh birâderini istishâb ve Tiflîs Kalʿası üzerine şitâb edüp, sadme-i zûr-bâzûsuna Tiflîs Hânı mütehammil olmayup, firâr u gürîz ve Tiflîs halkının baʿzısını seby ve baʿzısını küşte-i hengâme-i sitîz edüp, derûnunda mevcûd emvâl ü nukūd gāret-ger-i asker-i Aʿcâm ve büyût u dekâkini harâb-kerde-i tîşe-i inʿidâm olup, bu hâl ile birkaç gün ârâm ve baʿdehû Tiflîs'e karîb Sınık-köprü'de nasb-ı hıyâm eylediğini Çıldır Vâlîsi, Erzurum Vâlîsi'ne ve ol dahi Devlet-i ʿaliyye'ye ifâde vü ifhâm edüp, bu makūle nev-devletân-ı rûzgârın kurb u civârda olan devletlere mazarratları maznûn u melhûz olan mazarratın kable'l-vukūʿ izâlesine tekayyüd ü ihtimâm bir emr-i mesnûn olduğuna binâʾen, işbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın altıncı günü bi'l-cümle ʿulemâ ve ricâl-i devlet hâne-i Fetvâ-penâhî'de cemʿiyyet edüp, mâdde-i mezkûre der-meyân ve herkes hulâsa-i fikrini beyân ve gāyet-i meşveret, serhadlerde bulunan vüzerâ müteyakkız bulunup, Erzurum Vâlîsi'nin emr ü nehyine tebaʿiyyet ve Erzurum Vâlîsi dahi, Hân-ı müşârun ileyhin niyyet ve reftârını tashîh içün tarafından bir âdem irsâliyle çigûnegî-i ahvâline ıttılâʿdan ʿibâret olup, Erzurum Vâlîsi'nin Serʿaskerliği meclisde her ne kadar serd olunduysa dahi, hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tehattî vukūʿundan mukaddem Serʿasker nasbı, Hân-ı müşârun ileyhi [Ü2 37a] tevhîş eyleyeceği delîli ile re'y-i mezkûr cerh ve ʿâkıbet-i emre intizâr ile metn-i mâdde şerh olunup, meclise gāyet ve meşverete nihâyet verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silistre Vâlîsi olan ʿAbdî Paşa mansıbına hareket hilâlinde dağlı sergerdelerinden [Ü1 36a] Hacı Manav ve Koca Ahmed'i hevâdârları olan bin kadar eşkıyâ ile dâʾiresine celb ve muztarib-i havf u vecel olan kulûb-ı kāsiyelerin nakd-i muʿaccel ve vaʿd-i müʾeccel ile izâle vü selb eyleyerek yola revân ve balkānı aşırdıkdan sonra Deliorman müteʿayyinleriyle nihânî haberleşüp, eşkıyây-ı mezkûrenin izâle-i vücûdları bâbında safka-zen-i ʿahd ü peymân\nolmuşidi. Bu hâl ile Yeni-bâzâr Kazâsı'na vusûl ve eşkıyâ dahi bir mahall-i karîbe nüzûl edüp, tertîb olunan etrâf askerinin tekarrübü ihbâr ve heman o gice bi-tarîkı'l-istinfâr üzerlerine hücûm olunup, ekseri âguşte-i hûn-ı demâr ve bakıyyesi râh-ı necât talebiyle serserî geşt-i vâdî-yi idbâr olup, turuk u mesâlik mesdûd olduğuna binâ'en, otuz nefer ecel-i nâ-resîdelerinden mâʿadâsı ʿâlem-i hestîden mefkūd oldukları haberi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından vürûd eyledi.",
          "caption": "İstîsâl-i eşkıyâ be-hüsn-i tedbîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_095.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîsâl-i eşkıyâ be-hüsn-i tedbîr",
          "text": "Silistre Vâlîsi olan ʿAbdî Paşa mansıbına hareket hilâlinde dağlı sergerdelerinden [Ü1 36a] Hacı Manav ve Koca Ahmed'i hevâdârları olan bin kadar eşkıyâ ile dâʾiresine celb ve muztarib-i havf u vecel olan kulûb-ı kāsiyelerin nakd-i muʿaccel ve vaʿd-i müʾeccel ile izâle vü selb eyleyerek yola revân ve balkānı aşırdıkdan sonra Deliorman müteʿayyinleriyle nihânî haberleşüp, eşkıyây-ı mezkûrenin izâle-i vücûdları bâbında safka-zen-i ʿahd ü peymân\nolmuşidi. Bu hâl ile Yeni-bâzâr Kazâsı'na vusûl ve eşkıyâ dahi bir mahall-i karîbe nüzûl edüp, tertîb olunan etrâf askerinin tekarrübü ihbâr ve heman o gice bi-tarîkı'l-istinfâr üzerlerine hücûm olunup, ekseri âguşte-i hûn-ı demâr ve bakıyyesi râh-ı necât talebiyle serserî geşt-i vâdî-yi idbâr olup, turuk u mesâlik mesdûd olduğuna binâ'en, otuz nefer ecel-i nâ-resîdelerinden mâʿadâsı ʿâlem-i hestîden mefkūd oldukları haberi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından vürûd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiyye Mutasarrıfı Mahmûd Paşa fîmâ-baʿd hılâf-ı rızâ harekete ictirâ etmeyüp, sâyir vüzerâ gibi mansıbında ikāmet ve bilâ-emr-i ʿâlî seyr ü hareketden mücânebet etmek şartıyla Vezâret'i ibkā olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿahdinde pâydâr olmayup, bu esnâda Debre üzerine bi'n-nefs asker-keş ve bu sebeble ahvâl-i fukarâ müşevveş [Ü2 37b] olacağı bedîdâr olup, Debre'nin râh-ı râstı Ohri olmak takrîbi ile hasm-ı cânı olan Depedenli ʿAli Paşa'nın oğlu Muhtâr Paşa'ya Ohri Sancağı verildiği hâlde müşârun ileyhe sedd-i sedîd ve Caʿfer Paşa'nın Mahmûd Paşa ile ʿadâvet-i kadîmesi olup, Livâʾ-i Selânik ile ikdâr olundukda, teksîr-i asker ile ʿazîmetine mâniʿ olacağı gayr-i baʿîd olduğundan Ohri, Muhtâr Paşa'ya ve Selânik, Caʿfer Paşa'ya tevcîh olunup, Selanik [Ü1 36b] Mutasarrıfı Vezîr Ferhad Paşa'ya dahi İnebahtı Sancağı verildiğinden gayri, Âsitâne'de ikāmet ile sünûhât-ı İlâhiyye'ye muntazır olan Mîr-i mîrân Tâhir Paşa'ya ʿAlâʾiyye Sancağı ihsân ve şeref-yâfte-i sudûr olan evâmir-i ʿaliyyede Muhtâr Paşa ve Caʿfer Paşa'nın meʾmûriyyet-i hafiyyeleri beyân olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı baʿzı menâsıb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_096.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı baʿzı menâsıb",
          "text": "İskenderiyye Mutasarrıfı Mahmûd Paşa fîmâ-baʿd hılâf-ı rızâ harekete ictirâ etmeyüp, sâyir vüzerâ gibi mansıbında ikāmet ve bilâ-emr-i ʿâlî seyr ü hareketden mücânebet etmek şartıyla Vezâret'i ibkā olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿahdinde pâydâr olmayup, bu esnâda Debre üzerine bi'n-nefs asker-keş ve bu sebeble ahvâl-i fukarâ müşevveş [Ü2 37b] olacağı bedîdâr olup, Debre'nin râh-ı râstı Ohri olmak takrîbi ile hasm-ı cânı olan Depedenli ʿAli Paşa'nın oğlu Muhtâr Paşa'ya Ohri Sancağı verildiği hâlde müşârun ileyhe sedd-i sedîd ve Caʿfer Paşa'nın Mahmûd Paşa ile ʿadâvet-i kadîmesi olup, Livâʾ-i Selânik ile ikdâr olundukda, teksîr-i asker ile ʿazîmetine mâniʿ olacağı gayr-i baʿîd olduğundan Ohri, Muhtâr Paşa'ya ve Selânik, Caʿfer Paşa'ya tevcîh olunup, Selanik [Ü1 36b] Mutasarrıfı Vezîr Ferhad Paşa'ya dahi İnebahtı Sancağı verildiğinden gayri, Âsitâne'de ikāmet ile sünûhât-ı İlâhiyye'ye muntazır olan Mîr-i mîrân Tâhir Paşa'ya ʿAlâʾiyye Sancağı ihsân ve şeref-yâfte-i sudûr olan evâmir-i ʿaliyyede Muhtâr Paşa ve Caʿfer Paşa'nın meʾmûriyyet-i hafiyyeleri beyân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Şâm Vâlîsi olan Cezzâr Ahmed Paşa'nın zulm ü teʿaddîsi, ehâlî-yi Şâm tarafından ilkā ve bu sene-i mübârekede Medîne-i münevvere'de muʿtâd üzere ikāmet etmeyüp, bağteten hareketinde hüccâcın bir mikdârı kāfileye yetişemeyüp, Medîne'de kaldıkları aʿyân-ı hüccâc tarafından takrîr ü inhâ olunduğundan başka, Îrâd-ı Cedîd iltizâmâtından olup, Rodoslu Ahmed Ağa ʿuhdesinde olan Gazze mukātaʿasına mebʿûs Mütesellim ʿAli Ağa'yı müşârun ileyh katl ü istîsâl etmekle, cevr ü gadrı tebeyyün ve vücûb-ı\n'azli teʿayyün eylediği Rikâb-ı kâm-yâb'a 'arz olunup, ba'de'l-istişâre vüzerâdan sâhib-i liyâkat bir vezîre Emâret-i Hâcc tefvîz olunmak irâde [Ü2 38a] olunup, şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de Sadriaʿzam ve sâyir 'ulemâ ve ricâl ictimâʿ edüp, Cezzâr Paşa'nın mesâvî vü kabâyihi tezkîr ve ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın Mîrü'l-Hâcc olması karâr-gîr olup, sûret-i meclis beyânıyla taraf-ı hümâyûndan tahsîl-i ruhsat ve fi'l-hâl müşârun ileyhe Eyâlet-i Şâm tevcîh olunup, Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʿat ve münhall olan Haleb Eyâleti, Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa'ya mülhakan 'inâyet olunup, İç-il Sancağı ilhâkıyla Karaman Eyâleti, merfûʿu'l-Vezâre Turunc-zâde Süleymân Paşa'ya ihsân ve Karahisâr-ı sâhib Sancağı tevcîhi ile sâbıkā Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa'dan [Ü1 37a] izâle-i teşvîş ü halecân olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Emîrü'l-Hâcc ve vukūʿ-ı meşveret",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_097.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Emîrü'l-Hâcc ve vukūʿ-ı meşveret",
          "text": "Hâlâ Şâm Vâlîsi olan Cezzâr Ahmed Paşa'nın zulm ü teʿaddîsi, ehâlî-yi Şâm tarafından ilkā ve bu sene-i mübârekede Medîne-i münevvere'de muʿtâd üzere ikāmet etmeyüp, bağteten hareketinde hüccâcın bir mikdârı kāfileye yetişemeyüp, Medîne'de kaldıkları aʿyân-ı hüccâc tarafından takrîr ü inhâ olunduğundan başka, Îrâd-ı Cedîd iltizâmâtından olup, Rodoslu Ahmed Ağa ʿuhdesinde olan Gazze mukātaʿasına mebʿûs Mütesellim ʿAli Ağa'yı müşârun ileyh katl ü istîsâl etmekle, cevr ü gadrı tebeyyün ve vücûb-ı\n'azli teʿayyün eylediği Rikâb-ı kâm-yâb'a 'arz olunup, ba'de'l-istişâre vüzerâdan sâhib-i liyâkat bir vezîre Emâret-i Hâcc tefvîz olunmak irâde [Ü2 38a] olunup, şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de Sadriaʿzam ve sâyir 'ulemâ ve ricâl ictimâʿ edüp, Cezzâr Paşa'nın mesâvî vü kabâyihi tezkîr ve ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın Mîrü'l-Hâcc olması karâr-gîr olup, sûret-i meclis beyânıyla taraf-ı hümâyûndan tahsîl-i ruhsat ve fi'l-hâl müşârun ileyhe Eyâlet-i Şâm tevcîh olunup, Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʿat ve münhall olan Haleb Eyâleti, Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa'ya mülhakan 'inâyet olunup, İç-il Sancağı ilhâkıyla Karaman Eyâleti, merfûʿu'l-Vezâre Turunc-zâde Süleymân Paşa'ya ihsân ve Karahisâr-ı sâhib Sancağı tevcîhi ile sâbıkā Vidin Muhâfızı Vezîr Mehmed Paşa'dan [Ü1 37a] izâle-i teşvîş ü halecân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdeûlâ'nın beşinci Salı günü tertîb-i Dîvân ve 'umûmen kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihsân olunup, Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, Sadrıaʿzam hazretleri teşrîfât-ı seniyye-i Cihân-bânî ile hâyiz-i rehîne-i şâd-mânî oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_098.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdeûlâ'nın beşinci Salı günü tertîb-i Dîvân ve 'umûmen kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihsân olunup, Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, Sadrıaʿzam hazretleri teşrîfât-ı seniyye-i Cihân-bânî ile hâyiz-i rehîne-i şâd-mânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÂlem-i mümkinâtın imtinâʿ-ı bekāsı ve besâyit ve mürekkebâtın zevâl ü fenâsı hüccet-i nazariyye ve mukaddime-i zarûriyye ile sâbit olduğuna binâ'en, erbâb-ı basîret ü intibâh ve 'avâkıb-ı ahvâl-i cihâna vâkıf u âgâh olanlar müzahrafât-ı dünyeviyyeye tevcîh-i nigâh etmeyüp, tahsîl-i rızây-ı İlâh ile ıstınâʿ-ı hayrdan ʿibâret olan bâkıyât-ı sâlihâtı istiknâh verâsında oldukları bî-iştibâh olmağla, fe-li-hâzâ dürr-i sadefçe-i kâm-kârî, mazhar-ı sunûf-ı 'avâtıf-ı [Ü2 38b] Kird-gârî, 'iffetlü, 'ismetlü, Vâlide Sultân-ı 'aliyyetü'ş-şân hazretleri zıll-i zâyile mümâsil olan dünyây-ı dûndan selb-i meyl ü rükûn edüp, “ed-Dünyâ mezraʿatü'l-âhıreti\" medlûluna riʿâyetle dünyâda neşr-i bezr-i hayr edüp, âhıretde ber-vech-i tezaʿuf\nmahsûlüne nâyil olmak matlabı ile bir mahall-i hatîr ü şerîfde baʿzı âsâr-ı hayriyye binâsına niyyet etmişleridi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik civâr-ı hazret-i Hâlid'de vâkiʿ “Bostân İskelesi\" nâm mahall-i nüzhet-fezâda işbu bin iki yüz yedi senesi Zilhicce'sinde vazʿ-ı esâs ile bünyâdına şurûʿ eyledikleri ʿİmâret-i pür-bereket ve nuhustîn-i menzil-i âhıret olan türbe-i ʿanber-nükhet ve sebîl-i Kevser-sıfat Kethudây-ı bî-hemtâları Yûsuf Ağa mübâşereti ve Devriyye mevâlîsinden Mehmed Emîn Efendi nezâretiyle ruhâm-ı sâff ve seng-i şeffâfdan gāyet metîn ü müstahkem binâ olunup, [Ü1 37b] bu esnâda temâmen hıtâmı müyesser olduğundan, bir meclis-i hâfil tertîb ve meşâyih-ı Nakşibendiyye'den ʿAbdülhalîm Efendi daʿvet ü takrîb olunup, evvelen bekā vü istikrâr-ı ʿömr ü şevket-i hazret-i zill-i İlâhî ve sânîyen devâm ü istikrâr-ı eyyâm-ı zindegânî-yi ʿısmet-penâhî zımnında dest-güşây-ı duʿâ ve meclisde zânû-zede-i edeb ü hayâ olan efrâd-ı nâsdan zuhûr eden velvele-i teʾmîn-i bâlâ-resân meleʾ-i aʿlâ olup, hıtâm-ı meclis-i duʿâda bir sevb ferve-i meserret-bahş ile şeyh-ı mûmâ ileyh tatyîb ve Binâ Emîni olan Mehmed Emîn Efendi dahi bir sevb-i semmûr ile tatrîb olunduğundan gayri, hıdmet-i mezkûrede kemer-bend-i saʿy ü ihtimâm ve leyl ü nehâr ibrâz-ı sadâkat ve hidmete kıyâm üzere olan sâyir muʿtemedân ve ʿameleye ʿalâ merâtibihim [Ü2 39a] ihsân ü inʿâm olunup, yevm-i mezkûrda bâmdân şâma ve sabâhdan ahşâma dek enâbîb-i sebîlden âb ü nâba bedel şerbet-i sükker ü ʿasel icrâ ve âyende vü revendeden harâret-i teşnegî teskîn ü ıtfâ olunup, bây ü gedâ hulvü'l-mezâk ve bu hayrât-ı hısânın nedret-i vukūʿu bâbında safka-zen-i ittifâk oldular. Bu makūle ebniye-i cesîmede zulm ü teʿaddî ve gasb-ı erâzîye teʾvîlât u tasannuʿât ile tesaddî umûr-ı zarûrîyyeden iken, ʿamele ve levâzımât-ı ebniye ashâbına cevr ü ezâ olunmayup, cümlesinin hukūk-ı mukarreresi edâ vü istîfâ kılındığından başka, mîrî ebniyesinin kesreti ve eczây-ı binâ galâsıyla ʿamelenin kılleti zâhir iken, erbâb-ı hads ü yakînin takdîr ü tahmîninden dûn mebâliğ ile vücûda gelmesi Kethudây-ı Mehd-i ʿulyâ cenâblarının himmet ü sadâkatine mahmûl idüği cây-ı işkâl değildir.\n\nTürbe-i şerîflerinde Ahad ve Pençşenbih günleri mâ-beyne'z-zuhri ve'l-ʿasr resm-i hatm-i hâcegân icrâ ve tehlîl ü tezkîr ile temcîd-i zât-ı [Ü1 38a] Hâliku'l-berâyâ kılınmak İdris\nKöşkü'nde olan tekyenin Şeyhı İsmâʿîl Efendi'ye şart kılınup, ol âyîn-i bereket-karîn ilâ-mâ-şâ'allah cârî ve bi'l-iktizâ şart-ı mezkûr câ-nişînlerine sârî olup, el-hakk bu ʿamel-i sâlih ü nâfiʿ türbelerin birinde vâkiʿ olmayup, Mehd-i ʿulyâ hazretlerine hâss, semere-i şecere-i ihlâs olduğu zâhirdir. Cenâb-ı Hakk ve feyyâz-ı mutlak, o Âsiye-üsvet ve Zehrâ-talʿat ve Meryem-ʿismet cenâblarını hemîşe bu makūle vücûh-ı birr ü hayrâta muvaffak eyleye, âmîn!",
          "caption": "Binâ ve tekmîl-şüden-i ebniye-i sâyire-i hazret-i Vâlide Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_099.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Binâ ve tekmîl-şüden-i ebniye-i sâyire-i hazret-i Vâlide Sultân",
          "text": "ʿÂlem-i mümkinâtın imtinâʿ-ı bekāsı ve besâyit ve mürekkebâtın zevâl ü fenâsı hüccet-i nazariyye ve mukaddime-i zarûriyye ile sâbit olduğuna binâ'en, erbâb-ı basîret ü intibâh ve 'avâkıb-ı ahvâl-i cihâna vâkıf u âgâh olanlar müzahrafât-ı dünyeviyyeye tevcîh-i nigâh etmeyüp, tahsîl-i rızây-ı İlâh ile ıstınâʿ-ı hayrdan ʿibâret olan bâkıyât-ı sâlihâtı istiknâh verâsında oldukları bî-iştibâh olmağla, fe-li-hâzâ dürr-i sadefçe-i kâm-kârî, mazhar-ı sunûf-ı 'avâtıf-ı [Ü2 38b] Kird-gârî, 'iffetlü, 'ismetlü, Vâlide Sultân-ı 'aliyyetü'ş-şân hazretleri zıll-i zâyile mümâsil olan dünyây-ı dûndan selb-i meyl ü rükûn edüp, “ed-Dünyâ mezraʿatü'l-âhıreti\" medlûluna riʿâyetle dünyâda neşr-i bezr-i hayr edüp, âhıretde ber-vech-i tezaʿuf\nmahsûlüne nâyil olmak matlabı ile bir mahall-i hatîr ü şerîfde baʿzı âsâr-ı hayriyye binâsına niyyet etmişleridi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik civâr-ı hazret-i Hâlid'de vâkiʿ “Bostân İskelesi\" nâm mahall-i nüzhet-fezâda işbu bin iki yüz yedi senesi Zilhicce'sinde vazʿ-ı esâs ile bünyâdına şurûʿ eyledikleri ʿİmâret-i pür-bereket ve nuhustîn-i menzil-i âhıret olan türbe-i ʿanber-nükhet ve sebîl-i Kevser-sıfat Kethudây-ı bî-hemtâları Yûsuf Ağa mübâşereti ve Devriyye mevâlîsinden Mehmed Emîn Efendi nezâretiyle ruhâm-ı sâff ve seng-i şeffâfdan gāyet metîn ü müstahkem binâ olunup, [Ü1 37b] bu esnâda temâmen hıtâmı müyesser olduğundan, bir meclis-i hâfil tertîb ve meşâyih-ı Nakşibendiyye'den ʿAbdülhalîm Efendi daʿvet ü takrîb olunup, evvelen bekā vü istikrâr-ı ʿömr ü şevket-i hazret-i zill-i İlâhî ve sânîyen devâm ü istikrâr-ı eyyâm-ı zindegânî-yi ʿısmet-penâhî zımnında dest-güşây-ı duʿâ ve meclisde zânû-zede-i edeb ü hayâ olan efrâd-ı nâsdan zuhûr eden velvele-i teʾmîn-i bâlâ-resân meleʾ-i aʿlâ olup, hıtâm-ı meclis-i duʿâda bir sevb ferve-i meserret-bahş ile şeyh-ı mûmâ ileyh tatyîb ve Binâ Emîni olan Mehmed Emîn Efendi dahi bir sevb-i semmûr ile tatrîb olunduğundan gayri, hıdmet-i mezkûrede kemer-bend-i saʿy ü ihtimâm ve leyl ü nehâr ibrâz-ı sadâkat ve hidmete kıyâm üzere olan sâyir muʿtemedân ve ʿameleye ʿalâ merâtibihim [Ü2 39a] ihsân ü inʿâm olunup, yevm-i mezkûrda bâmdân şâma ve sabâhdan ahşâma dek enâbîb-i sebîlden âb ü nâba bedel şerbet-i sükker ü ʿasel icrâ ve âyende vü revendeden harâret-i teşnegî teskîn ü ıtfâ olunup, bây ü gedâ hulvü'l-mezâk ve bu hayrât-ı hısânın nedret-i vukūʿu bâbında safka-zen-i ittifâk oldular. Bu makūle ebniye-i cesîmede zulm ü teʿaddî ve gasb-ı erâzîye teʾvîlât u tasannuʿât ile tesaddî umûr-ı zarûrîyyeden iken, ʿamele ve levâzımât-ı ebniye ashâbına cevr ü ezâ olunmayup, cümlesinin hukūk-ı mukarreresi edâ vü istîfâ kılındığından başka, mîrî ebniyesinin kesreti ve eczây-ı binâ galâsıyla ʿamelenin kılleti zâhir iken, erbâb-ı hads ü yakînin takdîr ü tahmîninden dûn mebâliğ ile vücûda gelmesi Kethudây-ı Mehd-i ʿulyâ cenâblarının himmet ü sadâkatine mahmûl idüği cây-ı işkâl değildir.\n\nTürbe-i şerîflerinde Ahad ve Pençşenbih günleri mâ-beyne'z-zuhri ve'l-ʿasr resm-i hatm-i hâcegân icrâ ve tehlîl ü tezkîr ile temcîd-i zât-ı [Ü1 38a] Hâliku'l-berâyâ kılınmak İdris\nKöşkü'nde olan tekyenin Şeyhı İsmâʿîl Efendi'ye şart kılınup, ol âyîn-i bereket-karîn ilâ-mâ-şâ'allah cârî ve bi'l-iktizâ şart-ı mezkûr câ-nişînlerine sârî olup, el-hakk bu ʿamel-i sâlih ü nâfiʿ türbelerin birinde vâkiʿ olmayup, Mehd-i ʿulyâ hazretlerine hâss, semere-i şecere-i ihlâs olduğu zâhirdir. Cenâb-ı Hakk ve feyyâz-ı mutlak, o Âsiye-üsvet ve Zehrâ-talʿat ve Meryem-ʿismet cenâblarını hemîşe bu makūle vücûh-ı birr ü hayrâta muvaffak eyleye, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Maʿlûm ola ki, Hakk sübhânehû ve Teʿâlâ [Ü2 39b] hazretleri tabâyiʿ-i hayvâniyyeyi halk u terkîb edüp, iktidâr u kuvveti mahlûkāt beyninde taksîm eyledikde, behâyim ü hayvânât kısmına insândan ziyâde kuvvet-i bedeniyye ve salâbet-i cismiyye verüp ve ʿan-asl hılkat-i hayvâniyyede birbirlerine cevr ü ʿudvân umûr-ı tabʿiyyeden olduğu içün hazret-i Hakîm-i mutlak celle şânuhû her cins hayvâna âhardan tevâsul eden zarar u ʿudvânı defʿ eyleyecek âlât-ı harb mesâbesinde bir uzv-ı mahsûs ihsân eyledi. Ve hayvânâta verilan kuvvet-i cismiyye ve cevârih-i bedeniyyeye bedel nevʿ-i insâna idrâk-ı ʿakliyye ve kuvvet-i fikriyye verüp, netîce-i feyz-i kemâliyye-i cenbeyn olan iki el ihsân eyledi. Zîrâ yedeyn kuvvet-i fikriyye ve sanâyiʿ-i ʿakliyye istihdâmıyla tahsîl-i gıdâ vü libâs ve meskende lâzım olan âlât ve mühimmâtı yapmağa ve hayvânâtda defʿ-i mazarrât içün halk olunan cevârih emsâli âlât ve esliha peydâ etmeğe kādirdir. Câlînûs, Kitâb-ı Menâfiʿ-i Aʿzâ'da tafsîl etdiği üzere meselâ hayvânâtda darb u menʿ içün mahlûk-ı kurûna bedel mızrâk ve harbe ve katʿ u cerh içün mahlûk-ı dendân-ı tîz [Ü1 38b] u nâhuna bedel, tîğ ve hançer ve bıçak envâʿını ve cülûd-ı câsiye ve zurûf-ı yâbiseye bedel tehaffuz içün zırh ve kalkān ve miğfer ve dahi bunlara benzer envâʿ-i sibâʿ cevârihine muʿâdil ve menâfiʿine mûsıl âlât-ı mütenevviʿa peydâ eylemek kābildir. Hattâ kudemây-ı müverrihîn, Yafes bin Nûh ʿaleyhi's-selâm'ın âlât-ı harbi cevârih-i hayvânâtdan istinbât u istihrâc eylediğini tahrîr etmişlerdir. Zemân-ı Yafes'den bârût-ı siyah [Ü2 40a] zuhûruna dek erbâb-ı necdet ü şecâʿat o makūle âlâtı ve refte refte îcâd olunan eslihayı istiʿmâl ile aʿdâlarının mazarratlarını defʿ edüp, miyânelerinde dilîr ü şecîʿ kimseler zuhûr edüp, hattâ şücʿân-ı ʿArab'dan bazıları cengde bin ere muʿâdil tutulduğu\ntârîhlerde mastûrdur. Vaktâ ki felâsifeden biri sâl-i hicretin kırkıncı senesi İskenderiyye'de gühercilede olan hâsiyyet-i nâriyyeye kadh-i zinâddan ceste şerâre ile vâkıf oldu. Eczây-ı sâyire ile ihtilâtında kuvvet mülâhaza edüp, mücânisi olan fahm ve kükürd eczâlarını mezc ve îkād eyledikde, ân-ı gayr-i münkasemde cevv-i semâya suʿûdunu müşâhede edüp, üslûb-i âhar ile fiʿlini ve mukābilinde bulunan heykele te'sîr ve tecâvüzünü tahkīk içün hâk u âb ile âmîhte mahrûtiyyü'ş-şekl bir zarf yapup, eczây-ı mezkûreyi cevfine imlâ ve âteş eyledikde, fiʿlini icrâ ve cevfini ihlâ eyledi. Lâkin zarf-ı mezkûr tefettüt kabûl eder eczây-ı türâbiyyeden olup, şiddet-i baruta tâb-âver olmayacağını bi't-tecribe teferrüs ile ahşâbdan masnûʿ zurûfda tecribe vü imtihân edüp, sevret-i nâr ile müstaʿidd-i ihtirâk olan ahşabın mahzûrunu dahi tahkīk ve piştov şeklinde bir kıtʿa âhen-i hâmî tecvîf ve terkīk edüp, imlâ ve remy [Ü1 39a] eyledikde, garaza vusûl ile gāyet kemâlât-ı sınâʿiyyesi husûl bulup, fi'l-hâl Kostantıniyye'ye gelüp, hemcinsi olan şeyâtîn-i inse barutu taʿlîm ve giderek telâhuk-ı efkâr ile hafif ve rahv-ı maʿdenden ve meʿâdin-i musammate ve sulbeden mürekkeb tüfeng ve top ve hâven [Ü2 40b] misillü zurûf-ı câfiyyeyi îcâd ve tersîm eylediklerinden başka, meʿâdin-i sebʿanın ehassı olan üsrübden dâne-i tüfeng ve mermer ve âhenden gülle ve eczây-ı meşhûreden masnûʿ humbara ve sâyir hark ve cerha sebeb âlât-ı nâriyye ihtirâʿıyla âteş-efşânlık ve bu sanʿata henûz zafer bulmayan devletlere perîşânlık îrâsına ve nüfûs-ı beşeriyyede merkûz cevher-i merdânegî ve şecâʿatin ednâ sebeb ile izmihlâline ʿillet oldular. Zîrâ Efrenc tâyifesinde bi't-tabʿ âsâr-ı şecâʿat maʿdûm olup, sebât ü cesâret-i garîziyyeleri maʿlûm olan ehl-i İslâm ile mukābeleten mukāvemetleri mümkin olmadığından, müddet-i medîdeden berü bilâ-tekarrüb bir nevʿ galebe esbâbını fikr ü tehayyül ederler iken, feylesof-i dâllin tesâdüf vechiyle ihtirâʿ eylediği baruta müteferriʿ olan suver-i sınâʿiyye teʿayyün edüp, mekân-ı baʿîdden fiʿl-i ʿâcil ve savt-ı hâyil ile sevret-i şecâʿati zâyil eder oldular. Bu esbâb ile ʿamel-i barut her devletde müstefîz ve şâyiʿ olup, Devlet-i ʿaliyye'de dahi iʿmâline zarûret ilcâ edüp, Âsitâne ve Selânik ve Gelibolu'da mahsûs kâr-hâneler binâ ve üstâdlar peydâ kılınup, mesârıfât ve ʿummâl tertîbi ile gāyet-i sanʿata vusûl müyesser olmadıysa dahi, defʿ-i sâyil hâletleri hâsıl olmuşidi. Ancak temâdî-yi vakt-i hazar ve vukūʿ-ı fâsıla-i sefer takrîbi ile bu tertîbe bile halel ʿârız olup, şöyle ki, kâr-hânelerin idâresiyçün tertîb olunan emvâl [Ü1 39b] müteʿazzirü'l-husûl olan mahallerden havâle olunduğundan gayri, teʿayyüşe medâr olmak içün her sâl zaʿîfü'l-hâl birer âdeme [Ü2\n[41a] ber-vech-i mansıb tevcîh olunup, vaktiyle tertîbâta dest-res olamadıklarından ve bir sene geçinmek fikrinde olduklarından ber-vefk-ı meʾmûl garaza vusûl mümkin olmayup, redâʾeti zâhir bir mikdâr barut husûle gelüp, ol dahi hîn-i istiʿmâlde nısf menzile resîde olmaz idi. Hattâ bu hâle nazar ile zemân-ı karîbde vukūʿ bulan esfâr takrîbi ile düvel-i sâyireden girân-behâ ile barut iştirâ olunup, mess-i hâcet ve iktizây-ı zarûretle Devlet-i ʿaliyye mesârıf-ı kesîreye mübtelâ ve ashâb-ı ihtikâr cevdet-i sanʿat ile mâlik-i mâl-ı bî-intihâ oldu. Binâ-berîn Şehriyâr-ı İskender-temkîn dâme fî hıfzı'l-Meliki'l-Muʿîn hazretleri aʿzam-ı esbâb-ı nizâl ü tırâd ve elzem-i mehâmm-ı gazv ü cihâd olan bârût-ı siyahın Devlet-i ʿaliyye'lerinde redāʾet üzere iʿmâl olunmasını revâ görmeyüp, keyfiyyet ü kemmiyyeti Felemenk ve İngiliz barutuna muʿâdil olmak üzere lâzım gelan esbâb-ı külliyyenin istihsâliyçün hatt-ı katʿiyyü'l-müfâd-ı Husrevâne'leri şeref-rîz-i sudûr oldukda, erkân-ı devlet cemʿiyyet ü meşveret edüp, bu bâbda müstemirrü'z-zuhûr olan rehâvet ve kusûr sebeblerini defʿ eylediklerinden gayri, fîmâ-baʿd barut-hânelere sanʿatlarında hazâkatları maʿlûm üstâdlar celb ve takdîm olunup, mesârıfatı nakden teslîm ve eʿâzim-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den sâdık ve müstakīm bir zât Nâzır nasb olunup, masrafına medâr olmak içün ondalık nâmında meʿâş tertîb ü tanzîm ve bu sûretle müceddeden iʿmâl olununan barutun gāyet-i sınâʿiyyesi tecribe olunup, İngiliz ve Felemenk barutuna müşâkelet husûlünde senede beşer bin kantâr iʿmâl olunması [Ü2 41b] şurûtuyla [Ü1 40a] Devlet-i ʿaliyye'de Tevkīʿî olan ʿAli Râyik Efendi Nâzır-ı müstakill olmuşidi. Bidâyet-i emr cihetiyle eştât-ı meʾmûriyyetini kuvve-i mütehayyilesi istîʿâb etmeyüp, karîhasına cümûd ve tabîʿatına vehn ü humûd ʿârız olduğu bir müddetden sonra mahsûs u meşhûd olmağla, Nezâret'den maʿzûl ü mehcûr ve Rûznâmçe-i Evvel bulunan Şerîf Mehmed Efendi, bu hatb-ı cesîme şurût-ı mukarreresiyle meʾmûr olup, fi'l-hâl ʿamel-i barutda mehâretleri mücerreb olanları isticlâb ile çarhına nizâm ve iki sene zarfında meʾmûriyyetine hitâm verüp, himmet-i kûh-efgen-i Şâhâne ile Felemenk ve İngiliz barutuna fâyik ve beyne'd-düvel iʿtinâya lâyık barut iʿmâli husûle geldikden gayri, İstanbul Barut-hânesi nazardan sukūt ile müşrif-i harâb ve ʿadem-i taʿmîr ile erkân-ı binâsı resîde-i hayyiz-i tezelzül ü inkılâb olmuşidi. Mahall-i mezkûr vech-i lâyıkı üzere taʿmîr olunup, müceddeden bir câmiʿ-i şerîf binâ ve baʿzı büyût izâfesiyle ihyâ ve Barut-hâne-i mezkûrede ʿan-asl iʿmâl olunan barut açıkda tecfîf olunup, bu cihetle âmîhte-i seng-rîze ve hâk ve baʿzan nüzûl-i emtâr ile nem-nâk olduğu\nhâlde zurûfa imlâ olunarak, cevher-i baruta fesâd tareyânı idrâk olunup, derhâl iʿmâl-i kuvve-i fikr ü hayâl ve maslahat-ı tecfîf içün âyîne-câmlar ile mesdûdü'l-cevânib bir sergi ihtirâʿ olunup, bu vesîle ile fesâd-ı mezkûr ferr ve nühüfte-i zevâl olduğundan başka, müceddeden bir çarh i'mâl ve Felemenk ve İngiliz barutlarında zâhir olan cilâ istihsâl olunduğu ve serhadlerde zemân-ı baʿîdden berü kesb-i rutûbet ile ʿamelden kalmış barutun ıslâhıyçün [Ü2 42a] dahi, zikr olunan İstanbul Barut-hânesi'nde bir mahall-i mahsûs binâ olunup, mübâşeret-i kâr-şinâsân ile o makūle [Ü1 40b] kil ve hâke müşâbih barutun güherçilesi alınmak sanʿatı teʿallüm ile fiʿle çıkup, hattâ Eğriboz Kalʿası'nda tahte'l-arz küffârdan kalmış altı yüz kantâr barut bulunup, tekādüm-i zemân ile eczây-ı türâbiyye şekline girmiş iken, baʿde'n-nakl iki yüz kantâr güherçilesi ihrâc olunduğu tecribe olunup, mesârıf ve nakliyyesi sâyir mahallerden isticlâb olunan güherçile mesârıfının rubʿu mikdâriyle husûl-yâb olması ve bu cihetlerle barut mâddesine olan himmet ve iʿlâ'-i kelimetullâh irâdesiyle sâyir mühimmât-ı cihâdiyyeye saʿy ü gayret zât-ı mekârim-âyât-ı Husrevâne'ye muhtass mevhibe-i cenâb-ı Bârî ve ʿatıyye-i hazret-i Kird-gârî olduğunda iştibâh yokdur.\nBarut-hâne itmâmında rûh-ı ʿâlem ve sebeb-i bekāy-ı nevʿ-i benî âdem olan Pâdişâh-ı İskender-haşem, tahrîk-i kadem-i saʿâdet-tev'em ile mahall-i mezkûru hem-sâye-i Bâğ-ı İrem buyurup, ehl-i İslâm'dan olan ʿummâl u sunnâʿı ʿatâyâ vü inʿâmât ile hurrem ü dil-şâd ve reʿâyâdan olanları muʿâfiyet-i cizye ile ber-murâd eyledi. Ve hayvânât ile idâre olunan çarhda mehzûl ü semîn vücudundan ʿâle't-tesâvî meşy ü hareket mümkin olmayup, şiddet-i âb ile idârede tesâvî ve tefâzul-i mahsûs olduğundan, Küçük-çekmece kurbünde “Âzâdlu” nâm karyede âsiyâb idaresine vâfî mâ'-ı cârî bulunup, İstanbul Barut-hânesi gibi mahall-i merkūmda bir Barut-hâne îcâd ve çarhları idâre içün bir havz-ı kebîr bünyâd olunup, bu iki Barut-hâne'den senevî zâ'id ez-me'mûl aʿlâ barut husûl bulduğu ittifâk-kerde-i erbâb-ı ʿukūldur.",
          "caption": "Himmet-kerden-i Pâdişâh-ı meʿâlî-penâh be-ʿamel-i bârût-ı siyah",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_100.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Himmet-kerden-i Pâdişâh-ı meʿâlî-penâh be-ʿamel-i bârût-ı siyah",
          "text": "Maʿlûm ola ki, Hakk sübhânehû ve Teʿâlâ [Ü2 39b] hazretleri tabâyiʿ-i hayvâniyyeyi halk u terkîb edüp, iktidâr u kuvveti mahlûkāt beyninde taksîm eyledikde, behâyim ü hayvânât kısmına insândan ziyâde kuvvet-i bedeniyye ve salâbet-i cismiyye verüp ve ʿan-asl hılkat-i hayvâniyyede birbirlerine cevr ü ʿudvân umûr-ı tabʿiyyeden olduğu içün hazret-i Hakîm-i mutlak celle şânuhû her cins hayvâna âhardan tevâsul eden zarar u ʿudvânı defʿ eyleyecek âlât-ı harb mesâbesinde bir uzv-ı mahsûs ihsân eyledi. Ve hayvânâta verilan kuvvet-i cismiyye ve cevârih-i bedeniyyeye bedel nevʿ-i insâna idrâk-ı ʿakliyye ve kuvvet-i fikriyye verüp, netîce-i feyz-i kemâliyye-i cenbeyn olan iki el ihsân eyledi. Zîrâ yedeyn kuvvet-i fikriyye ve sanâyiʿ-i ʿakliyye istihdâmıyla tahsîl-i gıdâ vü libâs ve meskende lâzım olan âlât ve mühimmâtı yapmağa ve hayvânâtda defʿ-i mazarrât içün halk olunan cevârih emsâli âlât ve esliha peydâ etmeğe kādirdir. Câlînûs, Kitâb-ı Menâfiʿ-i Aʿzâ'da tafsîl etdiği üzere meselâ hayvânâtda darb u menʿ içün mahlûk-ı kurûna bedel mızrâk ve harbe ve katʿ u cerh içün mahlûk-ı dendân-ı tîz [Ü1 38b] u nâhuna bedel, tîğ ve hançer ve bıçak envâʿını ve cülûd-ı câsiye ve zurûf-ı yâbiseye bedel tehaffuz içün zırh ve kalkān ve miğfer ve dahi bunlara benzer envâʿ-i sibâʿ cevârihine muʿâdil ve menâfiʿine mûsıl âlât-ı mütenevviʿa peydâ eylemek kābildir. Hattâ kudemây-ı müverrihîn, Yafes bin Nûh ʿaleyhi's-selâm'ın âlât-ı harbi cevârih-i hayvânâtdan istinbât u istihrâc eylediğini tahrîr etmişlerdir. Zemân-ı Yafes'den bârût-ı siyah [Ü2 40a] zuhûruna dek erbâb-ı necdet ü şecâʿat o makūle âlâtı ve refte refte îcâd olunan eslihayı istiʿmâl ile aʿdâlarının mazarratlarını defʿ edüp, miyânelerinde dilîr ü şecîʿ kimseler zuhûr edüp, hattâ şücʿân-ı ʿArab'dan bazıları cengde bin ere muʿâdil tutulduğu\ntârîhlerde mastûrdur. Vaktâ ki felâsifeden biri sâl-i hicretin kırkıncı senesi İskenderiyye'de gühercilede olan hâsiyyet-i nâriyyeye kadh-i zinâddan ceste şerâre ile vâkıf oldu. Eczây-ı sâyire ile ihtilâtında kuvvet mülâhaza edüp, mücânisi olan fahm ve kükürd eczâlarını mezc ve îkād eyledikde, ân-ı gayr-i münkasemde cevv-i semâya suʿûdunu müşâhede edüp, üslûb-i âhar ile fiʿlini ve mukābilinde bulunan heykele te'sîr ve tecâvüzünü tahkīk içün hâk u âb ile âmîhte mahrûtiyyü'ş-şekl bir zarf yapup, eczây-ı mezkûreyi cevfine imlâ ve âteş eyledikde, fiʿlini icrâ ve cevfini ihlâ eyledi. Lâkin zarf-ı mezkûr tefettüt kabûl eder eczây-ı türâbiyyeden olup, şiddet-i baruta tâb-âver olmayacağını bi't-tecribe teferrüs ile ahşâbdan masnûʿ zurûfda tecribe vü imtihân edüp, sevret-i nâr ile müstaʿidd-i ihtirâk olan ahşabın mahzûrunu dahi tahkīk ve piştov şeklinde bir kıtʿa âhen-i hâmî tecvîf ve terkīk edüp, imlâ ve remy [Ü1 39a] eyledikde, garaza vusûl ile gāyet kemâlât-ı sınâʿiyyesi husûl bulup, fi'l-hâl Kostantıniyye'ye gelüp, hemcinsi olan şeyâtîn-i inse barutu taʿlîm ve giderek telâhuk-ı efkâr ile hafif ve rahv-ı maʿdenden ve meʿâdin-i musammate ve sulbeden mürekkeb tüfeng ve top ve hâven [Ü2 40b] misillü zurûf-ı câfiyyeyi îcâd ve tersîm eylediklerinden başka, meʿâdin-i sebʿanın ehassı olan üsrübden dâne-i tüfeng ve mermer ve âhenden gülle ve eczây-ı meşhûreden masnûʿ humbara ve sâyir hark ve cerha sebeb âlât-ı nâriyye ihtirâʿıyla âteş-efşânlık ve bu sanʿata henûz zafer bulmayan devletlere perîşânlık îrâsına ve nüfûs-ı beşeriyyede merkûz cevher-i merdânegî ve şecâʿatin ednâ sebeb ile izmihlâline ʿillet oldular. Zîrâ Efrenc tâyifesinde bi't-tabʿ âsâr-ı şecâʿat maʿdûm olup, sebât ü cesâret-i garîziyyeleri maʿlûm olan ehl-i İslâm ile mukābeleten mukāvemetleri mümkin olmadığından, müddet-i medîdeden berü bilâ-tekarrüb bir nevʿ galebe esbâbını fikr ü tehayyül ederler iken, feylesof-i dâllin tesâdüf vechiyle ihtirâʿ eylediği baruta müteferriʿ olan suver-i sınâʿiyye teʿayyün edüp, mekân-ı baʿîdden fiʿl-i ʿâcil ve savt-ı hâyil ile sevret-i şecâʿati zâyil eder oldular. Bu esbâb ile ʿamel-i barut her devletde müstefîz ve şâyiʿ olup, Devlet-i ʿaliyye'de dahi iʿmâline zarûret ilcâ edüp, Âsitâne ve Selânik ve Gelibolu'da mahsûs kâr-hâneler binâ ve üstâdlar peydâ kılınup, mesârıfât ve ʿummâl tertîbi ile gāyet-i sanʿata vusûl müyesser olmadıysa dahi, defʿ-i sâyil hâletleri hâsıl olmuşidi. Ancak temâdî-yi vakt-i hazar ve vukūʿ-ı fâsıla-i sefer takrîbi ile bu tertîbe bile halel ʿârız olup, şöyle ki, kâr-hânelerin idâresiyçün tertîb olunan emvâl [Ü1 39b] müteʿazzirü'l-husûl olan mahallerden havâle olunduğundan gayri, teʿayyüşe medâr olmak içün her sâl zaʿîfü'l-hâl birer âdeme [Ü2\n[41a] ber-vech-i mansıb tevcîh olunup, vaktiyle tertîbâta dest-res olamadıklarından ve bir sene geçinmek fikrinde olduklarından ber-vefk-ı meʾmûl garaza vusûl mümkin olmayup, redâʾeti zâhir bir mikdâr barut husûle gelüp, ol dahi hîn-i istiʿmâlde nısf menzile resîde olmaz idi. Hattâ bu hâle nazar ile zemân-ı karîbde vukūʿ bulan esfâr takrîbi ile düvel-i sâyireden girân-behâ ile barut iştirâ olunup, mess-i hâcet ve iktizây-ı zarûretle Devlet-i ʿaliyye mesârıf-ı kesîreye mübtelâ ve ashâb-ı ihtikâr cevdet-i sanʿat ile mâlik-i mâl-ı bî-intihâ oldu. Binâ-berîn Şehriyâr-ı İskender-temkîn dâme fî hıfzı'l-Meliki'l-Muʿîn hazretleri aʿzam-ı esbâb-ı nizâl ü tırâd ve elzem-i mehâmm-ı gazv ü cihâd olan bârût-ı siyahın Devlet-i ʿaliyye'lerinde redāʾet üzere iʿmâl olunmasını revâ görmeyüp, keyfiyyet ü kemmiyyeti Felemenk ve İngiliz barutuna muʿâdil olmak üzere lâzım gelan esbâb-ı külliyyenin istihsâliyçün hatt-ı katʿiyyü'l-müfâd-ı Husrevâne'leri şeref-rîz-i sudûr oldukda, erkân-ı devlet cemʿiyyet ü meşveret edüp, bu bâbda müstemirrü'z-zuhûr olan rehâvet ve kusûr sebeblerini defʿ eylediklerinden gayri, fîmâ-baʿd barut-hânelere sanʿatlarında hazâkatları maʿlûm üstâdlar celb ve takdîm olunup, mesârıfatı nakden teslîm ve eʿâzim-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den sâdık ve müstakīm bir zât Nâzır nasb olunup, masrafına medâr olmak içün ondalık nâmında meʿâş tertîb ü tanzîm ve bu sûretle müceddeden iʿmâl olununan barutun gāyet-i sınâʿiyyesi tecribe olunup, İngiliz ve Felemenk barutuna müşâkelet husûlünde senede beşer bin kantâr iʿmâl olunması [Ü2 41b] şurûtuyla [Ü1 40a] Devlet-i ʿaliyye'de Tevkīʿî olan ʿAli Râyik Efendi Nâzır-ı müstakill olmuşidi. Bidâyet-i emr cihetiyle eştât-ı meʾmûriyyetini kuvve-i mütehayyilesi istîʿâb etmeyüp, karîhasına cümûd ve tabîʿatına vehn ü humûd ʿârız olduğu bir müddetden sonra mahsûs u meşhûd olmağla, Nezâret'den maʿzûl ü mehcûr ve Rûznâmçe-i Evvel bulunan Şerîf Mehmed Efendi, bu hatb-ı cesîme şurût-ı mukarreresiyle meʾmûr olup, fi'l-hâl ʿamel-i barutda mehâretleri mücerreb olanları isticlâb ile çarhına nizâm ve iki sene zarfında meʾmûriyyetine hitâm verüp, himmet-i kûh-efgen-i Şâhâne ile Felemenk ve İngiliz barutuna fâyik ve beyne'd-düvel iʿtinâya lâyık barut iʿmâli husûle geldikden gayri, İstanbul Barut-hânesi nazardan sukūt ile müşrif-i harâb ve ʿadem-i taʿmîr ile erkân-ı binâsı resîde-i hayyiz-i tezelzül ü inkılâb olmuşidi. Mahall-i mezkûr vech-i lâyıkı üzere taʿmîr olunup, müceddeden bir câmiʿ-i şerîf binâ ve baʿzı büyût izâfesiyle ihyâ ve Barut-hâne-i mezkûrede ʿan-asl iʿmâl olunan barut açıkda tecfîf olunup, bu cihetle âmîhte-i seng-rîze ve hâk ve baʿzan nüzûl-i emtâr ile nem-nâk olduğu\nhâlde zurûfa imlâ olunarak, cevher-i baruta fesâd tareyânı idrâk olunup, derhâl iʿmâl-i kuvve-i fikr ü hayâl ve maslahat-ı tecfîf içün âyîne-câmlar ile mesdûdü'l-cevânib bir sergi ihtirâʿ olunup, bu vesîle ile fesâd-ı mezkûr ferr ve nühüfte-i zevâl olduğundan başka, müceddeden bir çarh i'mâl ve Felemenk ve İngiliz barutlarında zâhir olan cilâ istihsâl olunduğu ve serhadlerde zemân-ı baʿîdden berü kesb-i rutûbet ile ʿamelden kalmış barutun ıslâhıyçün [Ü2 42a] dahi, zikr olunan İstanbul Barut-hânesi'nde bir mahall-i mahsûs binâ olunup, mübâşeret-i kâr-şinâsân ile o makūle [Ü1 40b] kil ve hâke müşâbih barutun güherçilesi alınmak sanʿatı teʿallüm ile fiʿle çıkup, hattâ Eğriboz Kalʿası'nda tahte'l-arz küffârdan kalmış altı yüz kantâr barut bulunup, tekādüm-i zemân ile eczây-ı türâbiyye şekline girmiş iken, baʿde'n-nakl iki yüz kantâr güherçilesi ihrâc olunduğu tecribe olunup, mesârıf ve nakliyyesi sâyir mahallerden isticlâb olunan güherçile mesârıfının rubʿu mikdâriyle husûl-yâb olması ve bu cihetlerle barut mâddesine olan himmet ve iʿlâ'-i kelimetullâh irâdesiyle sâyir mühimmât-ı cihâdiyyeye saʿy ü gayret zât-ı mekârim-âyât-ı Husrevâne'ye muhtass mevhibe-i cenâb-ı Bârî ve ʿatıyye-i hazret-i Kird-gârî olduğunda iştibâh yokdur.\nBarut-hâne itmâmında rûh-ı ʿâlem ve sebeb-i bekāy-ı nevʿ-i benî âdem olan Pâdişâh-ı İskender-haşem, tahrîk-i kadem-i saʿâdet-tev'em ile mahall-i mezkûru hem-sâye-i Bâğ-ı İrem buyurup, ehl-i İslâm'dan olan ʿummâl u sunnâʿı ʿatâyâ vü inʿâmât ile hurrem ü dil-şâd ve reʿâyâdan olanları muʿâfiyet-i cizye ile ber-murâd eyledi. Ve hayvânât ile idâre olunan çarhda mehzûl ü semîn vücudundan ʿâle't-tesâvî meşy ü hareket mümkin olmayup, şiddet-i âb ile idârede tesâvî ve tefâzul-i mahsûs olduğundan, Küçük-çekmece kurbünde “Âzâdlu” nâm karyede âsiyâb idaresine vâfî mâ'-ı cârî bulunup, İstanbul Barut-hânesi gibi mahall-i merkūmda bir Barut-hâne îcâd ve çarhları idâre içün bir havz-ı kebîr bünyâd olunup, bu iki Barut-hâne'den senevî zâ'id ez-me'mûl aʿlâ barut husûl bulduğu ittifâk-kerde-i erbâb-ı ʿukūldur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bir müddetden berü ʿillet-i pîrî ve nâ-tüvânî ile ser-nihâde-i visâde-i nâ-be-sâmânî olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin [Ü1 41a] sekizinci günü terk-i kühsâr-ı dâr-ı gurûr ve ihtiyâr-ı füshat-serây-ı yevm-i nüşûr eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Dağıstânî [Ü2 42b] İbrâhîm Efendi ez-kudât-ı asâkir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_101.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Dağıstânî [Ü2 42b] İbrâhîm Efendi ez-kudât-ı asâkir",
          "text": "Müşârun ileyh bir müddetden berü ʿillet-i pîrî ve nâ-tüvânî ile ser-nihâde-i visâde-i nâ-be-sâmânî olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin [Ü1 41a] sekizinci günü terk-i kühsâr-ı dâr-ı gurûr ve ihtiyâr-ı füshat-serây-ı yevm-i nüşûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh altmış iki târîhinde bi'l-imtihân medrese ru'ûsuna nâ'il ve doksan birde Haleb Mevleviyyeti'ne vâsıl olup, doksan sekizde Kādî-yi Şâm ve iki yüz birde Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla şâd-kâm ve iki yüz dört senesinde İstanbul Pâyesi'yle iʿzâz ve iki yüz beşde Anadolu Sadâreti Pâyesi'yle mümtâz kılınup, iki yüz sekizde Rumeli Rütbesi'ne suʿûd ve târîh-i mezkûrda vücûdu pür-sûdunu nühüfte-i ʿâlem-i şühûd eyledi. Müşârun ileyh esbeğallâhu niʿamehû ʿaleyhi fazl ü ʿilm ile meşhûr ve veraʿ u takvâ ile mezkûr olduğundan başka, Mevleviyyet'e nâ'il oluncaya dek neşr-i ʿulûm-ı nâfiʿa ile meşgūl vakti çok kimseler, zât-ı vâlâsından ahz-ı fünûn-ı nâfiʿa ile gāyet-i kemâlât-ı insâniyyeye mevsûl olmuşlardır. On beş sene mukaddem ʿillet-i pîrî ve zaʿf-ı basar esbâbıyla mahzûn olmuşiken, ʿilmine hürmeten tefavvuk-ı akrândan sıyânet ile refte refte pâyeler ihsânıyla memnûn kılınmışidi. Siniyy-i ʿömr-i ʿazîzi mütenâhiz-i ʿakd-i semânîn bir fâzıl-ı sâhib-i hads ü yakīn idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_102.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh altmış iki târîhinde bi'l-imtihân medrese ru'ûsuna nâ'il ve doksan birde Haleb Mevleviyyeti'ne vâsıl olup, doksan sekizde Kādî-yi Şâm ve iki yüz birde Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla şâd-kâm ve iki yüz dört senesinde İstanbul Pâyesi'yle iʿzâz ve iki yüz beşde Anadolu Sadâreti Pâyesi'yle mümtâz kılınup, iki yüz sekizde Rumeli Rütbesi'ne suʿûd ve târîh-i mezkûrda vücûdu pür-sûdunu nühüfte-i ʿâlem-i şühûd eyledi. Müşârun ileyh esbeğallâhu niʿamehû ʿaleyhi fazl ü ʿilm ile meşhûr ve veraʿ u takvâ ile mezkûr olduğundan başka, Mevleviyyet'e nâ'il oluncaya dek neşr-i ʿulûm-ı nâfiʿa ile meşgūl vakti çok kimseler, zât-ı vâlâsından ahz-ı fünûn-ı nâfiʿa ile gāyet-i kemâlât-ı insâniyyeye mevsûl olmuşlardır. On beş sene mukaddem ʿillet-i pîrî ve zaʿf-ı basar esbâbıyla mahzûn olmuşiken, ʿilmine hürmeten tefavvuk-ı akrândan sıyânet ile refte refte pâyeler ihsânıyla memnûn kılınmışidi. Siniyy-i ʿömr-i ʿazîzi mütenâhiz-i ʿakd-i semânîn bir fâzıl-ı sâhib-i hads ü yakīn idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı İshak Efendi-zâde ʿAtâ'ullah Efendi, tekmîl-i müddet ve İstanbul Kazâsı tevcîhi târîhinden iʿtibâr ile işbu iki yüz on senesi Cumâdelâhıre'nin on üçüncü günü Nakīb-zâde es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye ʿinâyet ve İmâm-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî ve mahdûm-ı Fetvâ-penâhî'yle İbrâhîm Beyefendi'ye ikişer üçer gün [Ü2 43a] tefâvüt ile İstanbul pâyeleri verilüp, cümlesi memnûn-ı lutf u mürüvvet kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ'-i İstanbul ve pâye-dâden be-baʿzı ʿulemâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_103.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ'-i İstanbul ve pâye-dâden be-baʿzı ʿulemâ",
          "text": "İstanbul Kadısı İshak Efendi-zâde ʿAtâ'ullah Efendi, tekmîl-i müddet ve İstanbul Kazâsı tevcîhi târîhinden iʿtibâr ile işbu iki yüz on senesi Cumâdelâhıre'nin on üçüncü günü Nakīb-zâde es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye ʿinâyet ve İmâm-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî ve mahdûm-ı Fetvâ-penâhî'yle İbrâhîm Beyefendi'ye ikişer üçer gün [Ü2 43a] tefâvüt ile İstanbul pâyeleri verilüp, cümlesi memnûn-ı lutf u mürüvvet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsâr-ı eslâfa ıttılâʿin fevâyidi mücelledât-ı Târîh-i ʿÂcizânemiz'de ber-vech-i işbâʿ [Ü1 41b] zikr olunup, fevâyid-i mezkûrenin husûlü müverrih-i vakt olanların vukūfuna münhasır olup, bilâ-vukūf tahrîr olunan vekāyiʿ hurâfât ve muʿteddün-bih olmayan kısas u ahbâr-ı kâzibe kabîlinden olacağı nümâyân olduğuna binâ'en, fîmâ-baʿd vukūʿ bulan vekāyiʿ-i yevmiyye ve havâdis-i dîvâniyye ketm ü ihfâ olunmayup, mücelled-i vekāyiʿa sebti lâzım gelan ahvâl ü âsâr ifade vü ihbâr olunmak üzere iktizâ edenlere hitâben emr-i ʿâlî ısdâr olundu.",
          "caption": "Nizâm-ı ahvâl-i vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_104.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-ı ahvâl-i vekāyiʿ",
          "text": "Âsâr-ı eslâfa ıttılâʿin fevâyidi mücelledât-ı Târîh-i ʿÂcizânemiz'de ber-vech-i işbâʿ [Ü1 41b] zikr olunup, fevâyid-i mezkûrenin husûlü müverrih-i vakt olanların vukūfuna münhasır olup, bilâ-vukūf tahrîr olunan vekāyiʿ hurâfât ve muʿteddün-bih olmayan kısas u ahbâr-ı kâzibe kabîlinden olacağı nümâyân olduğuna binâ'en, fîmâ-baʿd vukūʿ bulan vekāyiʿ-i yevmiyye ve havâdis-i dîvâniyye ketm ü ihfâ olunmayup, mücelled-i vekāyiʿa sebti lâzım gelan ahvâl ü âsâr ifade vü ihbâr olunmak üzere iktizâ edenlere hitâben emr-i ʿâlî ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Birrî ʿAbdullah Efendi'nin hıdmeti gayr-i meşkûr ve hırs u tamaʿa dâ'ir evzâʿı, taraf-ı Sadru's-sudûr'dan ʿarz-ı huzûr-ı lâmiʿü'n-nûr kılınup, ʿazline müsâʿade ve âharın nasbı irâde olunduğuna binâ'en, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi sekizinci Pençşenbih günü Kethudâlık câh-ı refîʿinden maʿzûl ü mehcûr olup, Rûznâmçe-i Evvel bulunan Mehmed Şerîf Efendi'nin mehâsin-i haslet ve ehâsin-i hıdmeti icmâl ü tafsîl ve hakkında ruhsat-ı Cihân-bânî tahsîl olunup, yevm-i mezkûrda Kethudâlık câh-ı refîʿiyle münbasit ü mürtâh ve münhall olan Büyük Rûznâme ile Firdevsî Mehmed Emîn Efendi ser-germ-i rahîk-i ifrâh oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_105.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Birrî ʿAbdullah Efendi'nin hıdmeti gayr-i meşkûr ve hırs u tamaʿa dâ'ir evzâʿı, taraf-ı Sadru's-sudûr'dan ʿarz-ı huzûr-ı lâmiʿü'n-nûr kılınup, ʿazline müsâʿade ve âharın nasbı irâde olunduğuna binâ'en, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi sekizinci Pençşenbih günü Kethudâlık câh-ı refîʿinden maʿzûl ü mehcûr olup, Rûznâmçe-i Evvel bulunan Mehmed Şerîf Efendi'nin mehâsin-i haslet ve ehâsin-i hıdmeti icmâl ü tafsîl ve hakkında ruhsat-ı Cihân-bânî tahsîl olunup, yevm-i mezkûrda Kethudâlık câh-ı refîʿiyle münbasit ü mürtâh ve münhall olan Büyük Rûznâme ile Firdevsî Mehmed Emîn Efendi ser-germ-i rahîk-i ifrâh oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Câh-ı refîʿ-i Kethudâyî'den mütehâfit olan ʿAbdullah Birrî Efendi'nin dâmâdı olup, zemânında Kâtib ve nâyil-i Reʾsü'l-mâl-i mekâsib olan Mehmed Sâdık Efendi'nin dahi tarden li'l-bâb, işbu Cumâdelâhıre'nin on dokuzuncu günü, ʿazli sûret-yâb olup, Teşrîfât Kîsedârı Ahmed Bey, Kethudâ Bey Kitâbeti ile müşerref [Ü2 43b] ve Teşrîfât Kalemi şâgirdlerinden Mustafa Münîf Efendi mûmâ ileyhe halef oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Kethudâ Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_106.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Kethudâ Bey",
          "text": "Câh-ı refîʿ-i Kethudâyî'den mütehâfit olan ʿAbdullah Birrî Efendi'nin dâmâdı olup, zemânında Kâtib ve nâyil-i Reʾsü'l-mâl-i mekâsib olan Mehmed Sâdık Efendi'nin dahi tarden li'l-bâb, işbu Cumâdelâhıre'nin on dokuzuncu günü, ʿazli sûret-yâb olup, Teşrîfât Kîsedârı Ahmed Bey, Kethudâ Bey Kitâbeti ile müşerref [Ü2 43b] ve Teşrîfât Kalemi şâgirdlerinden Mustafa Münîf Efendi mûmâ ileyhe halef oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli taraflarında ʿalem-efrâz-ı bağy ü şekā olan dağlu nâ-bekârlarına [Ü1 42a] bir müddetden berü taʿyîn olunan vüzerâ ve ümerâ indifâʿ-ı mazarratlarıyla tathîr-i etrâf u enhâ edemeyüp, kimi nefsâniyyete tebaʿiyyet ve kimi tûl-i zemân meʾmûriyyetini vesîle-i bekā-yı refâhiyyet ittihâzıyla taʿtîl-i maslahat-ı devlet eyleyüp, gitdikçe zarar u ziyânları efzûn ve eşk-i çeşm-i fukarâ mânend-i Ceyhûn olup, o makūle ashâb-ı agrâzın bu meʾmûriyyetden insırâflarıyla, perverde-i niʿam-ı devlet bir sâhib-i gayretin Vezâret'le meʾmûriyyeti bu dâ'in bür'üne ʿillet olacağı ihtimâli, pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı erbâb-ı fikret olmağla, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Hakkı Mehmed Beyefendi'de mehâyil-i rüşd ü reviyyet ve âsâr-ı merdânegî vü gayret zâhir ü bedîd ve bu fesâd-ı münteşirü'l-bilâdın hüsn-i sîret ü siyâsetle bi'l-külliyye zâyil olacağı mukaddimâtı huzûr-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-teʾyîdde temhîd olunup, savâb-dîd-i erbâb-ı reʾy-i sedîd üzere ruhsat-ı seniyye-i Cihân-bânî levha-tırâz-ı zuhûr olup, şehr-i mezkûrun on dokuzuncu günü Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve Rumeli Eyâleti'yle tevcîh-i câh-ı Vezâret olunduğundan gayri, müstakıllen ve münferiden bu emr-i ehemme meʾmûriyyeti yedine verilan emr-i celîlü'ş-şân ile neşr ü iʿlân ve takviye-i bâzû-yı iktidârı zımnında hazîne-i mevâhib-i defîne-i Cihân-bânî'den müşârun ileyhe yüz elli bin guruş ihsân olundu. Nefîr-i ʿâmm askeriyle hıtâm-ı kâr müteʿazzir ü düşvâr olduğu bi't-tecribe maʿlûm-ı uli'l-ebsâr olmağla, Devlet-i ʿaliyye'nin mücerrebü'l-etvâr askeriyle dâmen-i maslahata teşebbüs lâzım gelüp, binâʾen-ʿalâ [Ü2 44a] -zâlik müşârun ileyhin maʿiyyetine bir Orta\nMuʿallem Topçu ve bir Orta ʿArabacı ve neferâtıyla iki nefer Humbaracı Halîfesi taʿyîn ve kendüsi bizzât Edirne'de mekîn olup, iʿmâl-i fikr-i rezîn ile muhâfaza-i yesâr ü yemîn etmek üzere bin nefer piyâde ile Koca-ili Mutasarrıfı [Ü1 42b] Hüseyin Paşa ve beşer yüz nefer ile iki Delîl-başı ve Kara ʿOsmân-zâde ve Çapân-zâde taraflarından biner nefer süvârî münâsib başbûğlar ile maʿan Rumeli'ye geçüp, emr ü re'yi üzere harekete kıyâm ve delîl-başılarının biri meʾvây-ı eşkıyâ olan Dimetoka'da ve dîgeri Gümülcine'de ârâm ve bundan başka Rumeli tarafında bulunan Karslı ʿAli dimekle meşhûr Delîl-başı dahi celb olunup, ol dahi beş yüz nefer ile Filibe'de ve Çirmen Mutasarrıfı Pilâslı Mehmed Paşa iktizâsı kadar piyâde ile Hasköy'de ikāmet edüp, eşkıyâyı ihâta ve taraf taraf mazarrat u hasâretlerin izâle vü imâta etmeleri zımnında evâmir-i ʿaliyye ısdâr ve taraflarına tesyâr ve menşeʾ-i fesâd olan aʿyân gürûhunun hâllerine ıttılâʿ ve mesmûʿât u maʿlûmâtların müşârun ileyh tarafına iʿlâm ü ismâʿ etmek içün kazâlara birer Hasekî meʾmûr kılınup, müşârun ileyh dahi esbâb-ı Vezâret ve sâyir levâzımını ru'yet ile harekete âmâde olduğunu Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde etmekle, Şaʿbânü'l-muʿazzamın on üçüncü İsneyn günü alayını tertîb ü tanzîm ve maʿiyyetine meʾmûr olup, mukaddemce vürûd eden askeri takdîm ile Dâvud-paşa Sahrâsı'na vusûl buldukda, alayını seyr ü temâşâ içün veliyy-i niʿam-i ʿâlem-i Şehriyâr-ı İskender-hadem hazretleri, Dâvud-paşa Serâyı'na sâye-endâz-ı iclâl buyurmuş olmalarıyla, müşârun ileyhi lutfen ve keremen huzûr-ı [Ü2 44b] mevâhib-mahsûr-ı Mülûkâne'lerine ihzâr ve şeref-i muhâtabât-ı Mülûkâne'lerine sezâvâr buyurdukdan sonra, bir kabza hançer-i girân-behâ ile kadri terfîʿ ve ʿatıyye-i hümâyûn olarak maʿiyyetinde olan askere on beş bin guruş nisâr ü tevzîʿ olundu.\nSâbıkā Rumeli Vâlîsi Seyyid Mustafa Paşa'ya Eğriboz Sancağı ve Silâhdar Mustafa Paşa'ya Selânik Sancağı [Ü1 43a] eğerçi tevcîh olunmuşidi. Ancak Seyyid Mustafa Paşa, Rumeli Eyâleti'nden munfasıl olup ve o havâlî ile münâsebeti dahi maʿlûm olmağla: “Rumeli taraflarında bulunması bu meʾmûriyyet-i ʿazîmeyi ihlâl ü ifsâd eyleyeceği, vâridât-ı hâtırdandır\" deyü Hakkı Paşa inhâ ve Sakız Cezîresi'ne iclâsını istidʿâ etmekle, istidʿâsı müsâʿadeye makrûn ve Eğriboz Sancağı'yla Mîr-i mîrân'dan Caʿfer Paşa memnûn kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Vezâret be-Mehmed Hakkı Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_107.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Vezâret be-Mehmed Hakkı Bey",
          "text": "Rumeli taraflarında ʿalem-efrâz-ı bağy ü şekā olan dağlu nâ-bekârlarına [Ü1 42a] bir müddetden berü taʿyîn olunan vüzerâ ve ümerâ indifâʿ-ı mazarratlarıyla tathîr-i etrâf u enhâ edemeyüp, kimi nefsâniyyete tebaʿiyyet ve kimi tûl-i zemân meʾmûriyyetini vesîle-i bekā-yı refâhiyyet ittihâzıyla taʿtîl-i maslahat-ı devlet eyleyüp, gitdikçe zarar u ziyânları efzûn ve eşk-i çeşm-i fukarâ mânend-i Ceyhûn olup, o makūle ashâb-ı agrâzın bu meʾmûriyyetden insırâflarıyla, perverde-i niʿam-ı devlet bir sâhib-i gayretin Vezâret'le meʾmûriyyeti bu dâ'in bür'üne ʿillet olacağı ihtimâli, pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı erbâb-ı fikret olmağla, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Hakkı Mehmed Beyefendi'de mehâyil-i rüşd ü reviyyet ve âsâr-ı merdânegî vü gayret zâhir ü bedîd ve bu fesâd-ı münteşirü'l-bilâdın hüsn-i sîret ü siyâsetle bi'l-külliyye zâyil olacağı mukaddimâtı huzûr-ı Şehriyâr-ı bâhirü't-teʾyîdde temhîd olunup, savâb-dîd-i erbâb-ı reʾy-i sedîd üzere ruhsat-ı seniyye-i Cihân-bânî levha-tırâz-ı zuhûr olup, şehr-i mezkûrun on dokuzuncu günü Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve Rumeli Eyâleti'yle tevcîh-i câh-ı Vezâret olunduğundan gayri, müstakıllen ve münferiden bu emr-i ehemme meʾmûriyyeti yedine verilan emr-i celîlü'ş-şân ile neşr ü iʿlân ve takviye-i bâzû-yı iktidârı zımnında hazîne-i mevâhib-i defîne-i Cihân-bânî'den müşârun ileyhe yüz elli bin guruş ihsân olundu. Nefîr-i ʿâmm askeriyle hıtâm-ı kâr müteʿazzir ü düşvâr olduğu bi't-tecribe maʿlûm-ı uli'l-ebsâr olmağla, Devlet-i ʿaliyye'nin mücerrebü'l-etvâr askeriyle dâmen-i maslahata teşebbüs lâzım gelüp, binâʾen-ʿalâ [Ü2 44a] -zâlik müşârun ileyhin maʿiyyetine bir Orta\nMuʿallem Topçu ve bir Orta ʿArabacı ve neferâtıyla iki nefer Humbaracı Halîfesi taʿyîn ve kendüsi bizzât Edirne'de mekîn olup, iʿmâl-i fikr-i rezîn ile muhâfaza-i yesâr ü yemîn etmek üzere bin nefer piyâde ile Koca-ili Mutasarrıfı [Ü1 42b] Hüseyin Paşa ve beşer yüz nefer ile iki Delîl-başı ve Kara ʿOsmân-zâde ve Çapân-zâde taraflarından biner nefer süvârî münâsib başbûğlar ile maʿan Rumeli'ye geçüp, emr ü re'yi üzere harekete kıyâm ve delîl-başılarının biri meʾvây-ı eşkıyâ olan Dimetoka'da ve dîgeri Gümülcine'de ârâm ve bundan başka Rumeli tarafında bulunan Karslı ʿAli dimekle meşhûr Delîl-başı dahi celb olunup, ol dahi beş yüz nefer ile Filibe'de ve Çirmen Mutasarrıfı Pilâslı Mehmed Paşa iktizâsı kadar piyâde ile Hasköy'de ikāmet edüp, eşkıyâyı ihâta ve taraf taraf mazarrat u hasâretlerin izâle vü imâta etmeleri zımnında evâmir-i ʿaliyye ısdâr ve taraflarına tesyâr ve menşeʾ-i fesâd olan aʿyân gürûhunun hâllerine ıttılâʿ ve mesmûʿât u maʿlûmâtların müşârun ileyh tarafına iʿlâm ü ismâʿ etmek içün kazâlara birer Hasekî meʾmûr kılınup, müşârun ileyh dahi esbâb-ı Vezâret ve sâyir levâzımını ru'yet ile harekete âmâde olduğunu Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde etmekle, Şaʿbânü'l-muʿazzamın on üçüncü İsneyn günü alayını tertîb ü tanzîm ve maʿiyyetine meʾmûr olup, mukaddemce vürûd eden askeri takdîm ile Dâvud-paşa Sahrâsı'na vusûl buldukda, alayını seyr ü temâşâ içün veliyy-i niʿam-i ʿâlem-i Şehriyâr-ı İskender-hadem hazretleri, Dâvud-paşa Serâyı'na sâye-endâz-ı iclâl buyurmuş olmalarıyla, müşârun ileyhi lutfen ve keremen huzûr-ı [Ü2 44b] mevâhib-mahsûr-ı Mülûkâne'lerine ihzâr ve şeref-i muhâtabât-ı Mülûkâne'lerine sezâvâr buyurdukdan sonra, bir kabza hançer-i girân-behâ ile kadri terfîʿ ve ʿatıyye-i hümâyûn olarak maʿiyyetinde olan askere on beş bin guruş nisâr ü tevzîʿ olundu.\nSâbıkā Rumeli Vâlîsi Seyyid Mustafa Paşa'ya Eğriboz Sancağı ve Silâhdar Mustafa Paşa'ya Selânik Sancağı [Ü1 43a] eğerçi tevcîh olunmuşidi. Ancak Seyyid Mustafa Paşa, Rumeli Eyâleti'nden munfasıl olup ve o havâlî ile münâsebeti dahi maʿlûm olmağla: “Rumeli taraflarında bulunması bu meʾmûriyyet-i ʿazîmeyi ihlâl ü ifsâd eyleyeceği, vâridât-ı hâtırdandır\" deyü Hakkı Paşa inhâ ve Sakız Cezîresi'ne iclâsını istidʿâ etmekle, istidʿâsı müsâʿadeye makrûn ve Eğriboz Sancağı'yla Mîr-i mîrân'dan Caʿfer Paşa memnûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Maʿlûm ola ki, yedi yüz târîhlerine karîb mülûk-i ʿÂl-i ʿOsmân ceʿalallâhu saltanatehüm ilâ âhırı'z-zemân hazerâtı şems-i tâbân gibi zulmet-gede-i ʿâleme pertev-efşân-ı ʿadl ü ihsân olduklarında, tahsîl-i rızây-ı Hudâvend-i bî-minnet ve ihrâz-ı derece-i dünyâ ve âhıret maksadıyla gazâ vü cihâdı ʿâdet ü pîşe ve iʿlâ'-i kelimetullâhı fikr ü endîşe etmeleriyle, esahh-ı rivâyet üzere sevâd-i cemʿiyyetleri altı yüz kadar merd-i neberdden ʿibâret olan ceyş ile gazâya ibtidâ ve yâverî-i ʿinâyet-i Kibriyâ ile feth ü teshîr eyledikleri etrâf u ercâ ve zavâhî vü enhâyı vâhiden-baʿde-vâhidin ber-vech-i iktâʿ guzât-ı zafer-simâta tahsîs ü iʿtâ eylediklerine binâ'en, hâsıl olan aʿşârından o makūle erbâb-ı necdet, kesb-i [Ü2 45a] kuvvet ve taraf taraf aʿdâya izâka-i şerbet-i fenâ vü heleket eyledikleri mütetebbiʿân-ı ahbâr-ı eslâf olanlara zâhir bir keyfiyyet olup, giderek esâs-ı mülke rasânet ve dâyire-i saltanata vüsʿat gelmekle, cünd-i mezkûrun ʿadedleri mütekessir ve havel ü hademleri vâfir olup, şöyle ki, nân-pârelerinin reyʿ ü nemâsına göre merdân-ı cân-sitân ile seferber ve vardıkları mahallerde maslahat görüp, mugtenem-i fevz ü zafer olurlaridi. Bu asker-i [Ü1 43b] mümtâzın meʿârik ü meşâhidde hünerleri müşâhede olunup, zimâm-ı tasarruf u istihdâmları bir râbıta-i kaviyyeye rabt olunmak devâm ü bekālarına sebeb olacağını eşrâf-ı eslâf ictihâd etmeleriyle, refte refte şurût-ı kaviyyeye rabt ve eşhâs ve esmâları cerâyid-i Hâkāniyye'ye sebt ü zabt ve iki yüz sene kadar bu râbıta, nesak-ı vâhid üzere cereyân edüp, nizâmât-ı asliyyeleri vâreste-i tegayyürât-ı halel ü habt olmak mülâbesesiyle, savlet-i şîrâneleri ebdân-ı aʿdâya zelzele ve savt-ı hâyil-i ʿazîmetleri sevâmiʿ-i aʿdâya velvele verüp, zûr-bâzû-yı gayretleri ile niçe büldân ü memâlik meftûh ve tavr-ı dilîrâneleri vukūʿ bulan muhârebelerde pesendîde vü memdûh olup, dâ'ire-i Saltanat'a rükn-i rasîn ve heykel-i devlete hısn-ı hasîn olmuşlar idi. Şurûtlarına riʿâyet ve hılâfına zâhib olanlara eşedd-i siyâset mütehakkıku'l-vukūʿ olduğuna binâ'en, miknet ü kuvvetleri bir dereceye resîde olmuşidi ki, bin târîhlerine karîb zemânda Nemçelü Budin üzerine hareket ü hücûm eylediğini Mîr-i mîrân-ı Rumeli Sûfî Mehmed Paşa istimâʿ ve üç\ngün zarfında mümkinü'l-ictimâʿ olan [Ü2 45b] erbâb-ı zeʿâmet ve tîmâr ile Budin'e ilgār ve hamle-i ûlâda sufûf-ı aʿdâyı hark u târumâr ve top ve cebe-hânelerin zabt ile yetmiş bin küffârı kantara-i seyfden imrâr eylediği resîde-i serhadd-i iştihâr olmuşdur. Murûr-ı ezmân ve tegayyürât-ı melevân ile şîrâze-i nizâmları muhtell ve cism-i şurûtları muʿtell olup, eben-ʿan-ceddin kendülerine intikāli meşrût olan nân-pâreler, giriftâr-ı dest-i ecânib ve tuʿme-i ehl-i hirfet ve hademe-i erbâb-ı merâtib olup, hılâf-ı şurût istedikleri mahallerde temekkün ü istikrâr ve bu cihetle reʿâyâ vü berâyâ [Ü1 44a] giriftâr-ı düşâha-i mazarrat u hasâr olduklarından gayri, mütegallibe gürûhu fürce-yâb-ı fesâd ve zeʿâmet ve tîmârları bedel-i nâ-çîze katʿ ile tahrîb-i bilâd eyledikleri ve kalîlü'n-nemâ ve iʿtibârdan sâkıt olan nân-pârelere rağbet olunmayup, baʿzı derd-mendân yedinde ibkā olunmuş olmağla, dest-res oldukları nemâ havâyic-i zarûriyyelerine vefâ etmediğinden başka, vakt-i sefer bi'l-külliyye ʿâciz ü muztarr olduklarından, ekserîsi bî-kayd-i esb ve şemşîr ve bî-gāyile-i giyâh ü şaʿîr ʿisâllerine tevekküʿ ve zılâl-i ekâbire tefeyyüʿ ile ordulara gelüp, birer cihetle tahsîl-i meʿâş ve imrâr-ı evkāt-ı ceng ü savâş ederleridi. Darb-ı şemşîr-i zûd-ı te'sîrlerinden dimâʿ-i aʿdâ rîhte ve sinân-ı cân-sitânları hûn-ı şengerf-i reng-i Frenk ile âmîhte olan cünûd-i zafer-mevʿûdun takviye-i bâzû-yı miknet ü kudretleri zımnında taraf-ı Pâdîşâhî'den muhassas erâzî-yi kesîrü'l-mahsûs “Halakallâhu li'l-hurûbi ricâlen ve ricâlen li-kasʿatin ve serîd” makālini tefevvüh eden eşhâsa tuʿme-i dühn-i tereffüh olup, ricâl-i harb u darbın kalîlü'l-fevâyid ıktâʿ ile [Ü2 46a] tâyir-i münkesirü'l-cenâh gibi seferber olması kesr-i sûret-i askerîyi mûcib bir emr-i gayr-i maʿkūl olduğundan gayri, intiʿâş-ı beden-i insânî rûh-ı hayvânî ile hâsıl olduğu gibi, devletlerin bekāy-ı heyûlâsı dahi, vücûd-ı asker ve nizâm-ı leşker ile mümkin olduğu âyîne-i gîtî-nümâdan mücellâ vü sâff ve safahât-ı ecrâm-ı semâviyyeden şafâk olan tabʿ-ı tâb-nâk-ı Mülûkâne'ye müncelî olduğundan, bahr-i teyyâr-ı gayret-i fıtriyyeleri mütemevvic ve eser-i hamiyyet-i Husrevâne'leri müteheyyic olup, bekāy-ı nizâm-ı aslîleriyle sebeb-i tekavvî ve tekessür olacak baʿzı esbâb-ı lâzimenin ʿilâve vü terakkīsine irâde-i kātıʿa-i Cihân-bânî'leri cereyân ve iltihâk-ı efkâr [Ü1 44b] ve ictihâd-ı uli'l-ebsâr ile şurût-ı kadîmelerine baʿzı izâfât-ı mefrûza zamm olunup, ilâ-âhırı'z-zemân düstûru'l-ʿamel olmak içün sûret-i nizâmlarının bâlâsı hatt-ı şerîf ile bâhirü'l-ʿunvân kılındıkdan sonra, Kalem'e kayd ve defʿ-i iʿtirâzât-ı ʿAmr\nu Zeyd kılınup, hılâfı üzere harekete cesâret eden eşhâs-ı liʾâm, mazhar-ı gazab-ı Şehriyâr-ı enâm ve nefes-i vâpesîni, giriftâr-ı füvâk-ı inʿidâm olacağı ifhâm olunup, sûret-i nizâmları ma'lûm olmak içün ve bu bâbda dahi ser-zede-i zuhûr olan himmet-i bülend-i Şâhâne bilinmek içün mecelle-i vekāyiʿa sebti istihsân ve vech-i âtî üzere şurût-ı sâlife vü ânifeleri güzârende-i hâme-i beyân kılındı.",
          "caption": "Zikr-i himmet-kerden-i Şehriyâr-ı sütûde-haslet be-nizâm-ı erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_108.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i himmet-kerden-i Şehriyâr-ı sütûde-haslet be-nizâm-ı erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmet",
          "text": "Maʿlûm ola ki, yedi yüz târîhlerine karîb mülûk-i ʿÂl-i ʿOsmân ceʿalallâhu saltanatehüm ilâ âhırı'z-zemân hazerâtı şems-i tâbân gibi zulmet-gede-i ʿâleme pertev-efşân-ı ʿadl ü ihsân olduklarında, tahsîl-i rızây-ı Hudâvend-i bî-minnet ve ihrâz-ı derece-i dünyâ ve âhıret maksadıyla gazâ vü cihâdı ʿâdet ü pîşe ve iʿlâ'-i kelimetullâhı fikr ü endîşe etmeleriyle, esahh-ı rivâyet üzere sevâd-i cemʿiyyetleri altı yüz kadar merd-i neberdden ʿibâret olan ceyş ile gazâya ibtidâ ve yâverî-i ʿinâyet-i Kibriyâ ile feth ü teshîr eyledikleri etrâf u ercâ ve zavâhî vü enhâyı vâhiden-baʿde-vâhidin ber-vech-i iktâʿ guzât-ı zafer-simâta tahsîs ü iʿtâ eylediklerine binâ'en, hâsıl olan aʿşârından o makūle erbâb-ı necdet, kesb-i [Ü2 45a] kuvvet ve taraf taraf aʿdâya izâka-i şerbet-i fenâ vü heleket eyledikleri mütetebbiʿân-ı ahbâr-ı eslâf olanlara zâhir bir keyfiyyet olup, giderek esâs-ı mülke rasânet ve dâyire-i saltanata vüsʿat gelmekle, cünd-i mezkûrun ʿadedleri mütekessir ve havel ü hademleri vâfir olup, şöyle ki, nân-pârelerinin reyʿ ü nemâsına göre merdân-ı cân-sitân ile seferber ve vardıkları mahallerde maslahat görüp, mugtenem-i fevz ü zafer olurlaridi. Bu asker-i [Ü1 43b] mümtâzın meʿârik ü meşâhidde hünerleri müşâhede olunup, zimâm-ı tasarruf u istihdâmları bir râbıta-i kaviyyeye rabt olunmak devâm ü bekālarına sebeb olacağını eşrâf-ı eslâf ictihâd etmeleriyle, refte refte şurût-ı kaviyyeye rabt ve eşhâs ve esmâları cerâyid-i Hâkāniyye'ye sebt ü zabt ve iki yüz sene kadar bu râbıta, nesak-ı vâhid üzere cereyân edüp, nizâmât-ı asliyyeleri vâreste-i tegayyürât-ı halel ü habt olmak mülâbesesiyle, savlet-i şîrâneleri ebdân-ı aʿdâya zelzele ve savt-ı hâyil-i ʿazîmetleri sevâmiʿ-i aʿdâya velvele verüp, zûr-bâzû-yı gayretleri ile niçe büldân ü memâlik meftûh ve tavr-ı dilîrâneleri vukūʿ bulan muhârebelerde pesendîde vü memdûh olup, dâ'ire-i Saltanat'a rükn-i rasîn ve heykel-i devlete hısn-ı hasîn olmuşlar idi. Şurûtlarına riʿâyet ve hılâfına zâhib olanlara eşedd-i siyâset mütehakkıku'l-vukūʿ olduğuna binâ'en, miknet ü kuvvetleri bir dereceye resîde olmuşidi ki, bin târîhlerine karîb zemânda Nemçelü Budin üzerine hareket ü hücûm eylediğini Mîr-i mîrân-ı Rumeli Sûfî Mehmed Paşa istimâʿ ve üç\ngün zarfında mümkinü'l-ictimâʿ olan [Ü2 45b] erbâb-ı zeʿâmet ve tîmâr ile Budin'e ilgār ve hamle-i ûlâda sufûf-ı aʿdâyı hark u târumâr ve top ve cebe-hânelerin zabt ile yetmiş bin küffârı kantara-i seyfden imrâr eylediği resîde-i serhadd-i iştihâr olmuşdur. Murûr-ı ezmân ve tegayyürât-ı melevân ile şîrâze-i nizâmları muhtell ve cism-i şurûtları muʿtell olup, eben-ʿan-ceddin kendülerine intikāli meşrût olan nân-pâreler, giriftâr-ı dest-i ecânib ve tuʿme-i ehl-i hirfet ve hademe-i erbâb-ı merâtib olup, hılâf-ı şurût istedikleri mahallerde temekkün ü istikrâr ve bu cihetle reʿâyâ vü berâyâ [Ü1 44a] giriftâr-ı düşâha-i mazarrat u hasâr olduklarından gayri, mütegallibe gürûhu fürce-yâb-ı fesâd ve zeʿâmet ve tîmârları bedel-i nâ-çîze katʿ ile tahrîb-i bilâd eyledikleri ve kalîlü'n-nemâ ve iʿtibârdan sâkıt olan nân-pârelere rağbet olunmayup, baʿzı derd-mendân yedinde ibkā olunmuş olmağla, dest-res oldukları nemâ havâyic-i zarûriyyelerine vefâ etmediğinden başka, vakt-i sefer bi'l-külliyye ʿâciz ü muztarr olduklarından, ekserîsi bî-kayd-i esb ve şemşîr ve bî-gāyile-i giyâh ü şaʿîr ʿisâllerine tevekküʿ ve zılâl-i ekâbire tefeyyüʿ ile ordulara gelüp, birer cihetle tahsîl-i meʿâş ve imrâr-ı evkāt-ı ceng ü savâş ederleridi. Darb-ı şemşîr-i zûd-ı te'sîrlerinden dimâʿ-i aʿdâ rîhte ve sinân-ı cân-sitânları hûn-ı şengerf-i reng-i Frenk ile âmîhte olan cünûd-i zafer-mevʿûdun takviye-i bâzû-yı miknet ü kudretleri zımnında taraf-ı Pâdîşâhî'den muhassas erâzî-yi kesîrü'l-mahsûs “Halakallâhu li'l-hurûbi ricâlen ve ricâlen li-kasʿatin ve serîd” makālini tefevvüh eden eşhâsa tuʿme-i dühn-i tereffüh olup, ricâl-i harb u darbın kalîlü'l-fevâyid ıktâʿ ile [Ü2 46a] tâyir-i münkesirü'l-cenâh gibi seferber olması kesr-i sûret-i askerîyi mûcib bir emr-i gayr-i maʿkūl olduğundan gayri, intiʿâş-ı beden-i insânî rûh-ı hayvânî ile hâsıl olduğu gibi, devletlerin bekāy-ı heyûlâsı dahi, vücûd-ı asker ve nizâm-ı leşker ile mümkin olduğu âyîne-i gîtî-nümâdan mücellâ vü sâff ve safahât-ı ecrâm-ı semâviyyeden şafâk olan tabʿ-ı tâb-nâk-ı Mülûkâne'ye müncelî olduğundan, bahr-i teyyâr-ı gayret-i fıtriyyeleri mütemevvic ve eser-i hamiyyet-i Husrevâne'leri müteheyyic olup, bekāy-ı nizâm-ı aslîleriyle sebeb-i tekavvî ve tekessür olacak baʿzı esbâb-ı lâzimenin ʿilâve vü terakkīsine irâde-i kātıʿa-i Cihân-bânî'leri cereyân ve iltihâk-ı efkâr [Ü1 44b] ve ictihâd-ı uli'l-ebsâr ile şurût-ı kadîmelerine baʿzı izâfât-ı mefrûza zamm olunup, ilâ-âhırı'z-zemân düstûru'l-ʿamel olmak içün sûret-i nizâmlarının bâlâsı hatt-ı şerîf ile bâhirü'l-ʿunvân kılındıkdan sonra, Kalem'e kayd ve defʿ-i iʿtirâzât-ı ʿAmr\nu Zeyd kılınup, hılâfı üzere harekete cesâret eden eşhâs-ı liʾâm, mazhar-ı gazab-ı Şehriyâr-ı enâm ve nefes-i vâpesîni, giriftâr-ı füvâk-ı inʿidâm olacağı ifhâm olunup, sûret-i nizâmları ma'lûm olmak içün ve bu bâbda dahi ser-zede-i zuhûr olan himmet-i bülend-i Şâhâne bilinmek içün mecelle-i vekāyiʿa sebti istihsân ve vech-i âtî üzere şurût-ı sâlife vü ânifeleri güzârende-i hâme-i beyân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "erbâb-ı zeʿâmet ve tîmârın râbıta-i intizâmlarına inhilâl ve şurût-ı mukarrerelerine ihtilâl alay-beyiliklerinin nâ-ehle tevcîhinden ve tîmâr ve zeʿâmet tevcîhâtı alay-beyilerin arzına mevkūf olmağından ve erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmetin istedikleri mahallerde temekkün [Ü2 46b] ü ikāmetlerinden neş'et eyleyüp, işbu mevâdd-ı selâsenin hılâfı esâs olarak fîmâ-ba'd alay-beyilikler içün vilâyetler vâlîleri ve lede'l-lüzûm maʿiyyetlerinde bulundukları vüzerây-ı ʿizâm bir akça almayup, alay-beyiliğe her sancağın zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârından sâhib-i hadem ve iʿtibâr ve temşiyet-i umûr-ı neferâta zâhirü'l-iktidâr mücerreb ve sadâkat-kâr bir merd-i dîndâr intihâb ü ihtiyâr ve ittifâk-ı cümle ile mahzar tertîb ve Vâlî-yi vilâyet ve bi-hasebi'l-iktizâ maʿiyyetlerinde bulundukları vüzerây-ı ʿizâm dahi, sancaklunun mahzarını musaddak ʿarz verüp, Vâlî'nin ʿarzı ve sancaklunun mahzarı Der-i devlet-medâr'a vusûl buldukda, alay-beyilik bilâ-tevakkuf tevcîh olunup, vülât-ı ʿizâm [Ü1 45a] şahs-ı vâhidi iltizâm etmeyüp, sancaklunun dahi intihâb emrinde fırkateyn olmayarak tevâtuʿ u tevâfuku şart kılına. Ve alay-beyilerin meʾmûr oldukları hıdemâtda kusûrları ve gadr ü himâye ve taʿm ve irtikâbları derece-i tahkīke resîde olmadıkça ʿazl olunmayup, ânifen mezkûr sûʾ-i hareketleri haber-i vâhidden neş'et etmeyüp, ihbâr-ı sikāt ile vukūʿ bulur ise ʿazl ile iktifâ olunmayup, ʿibreten li's-sâyir iʿdâm oluna. Ve bu keyfiyyet mukaddemce dehlîz-i sâmiʿalarına idhâl olunup, “Kad aʿzera men enzera” mefhûmuyla ʿamel oluna. Ve hılâf-ı şurût harekete cesâret eden alay-beyilerin biri iʿdâm olundukda, hıyâneti zuhûruna mebnî tasarrufunda olan nân-pâre evlâdına verilmeyüp, intihâb olunacak alay-beyi tarafından Sancak Mülâzımı'na ʿarz olunup, alay-beyiler dahi gayz u garaz ve nefʿ u ʿivaz zımnında mütehâlifü'l-mazmûn ʿarz iʿtâsıyla tîmâr ve zeʿâmet ref ü ibkāsından hazer ü ittikā eyleyeler. Ve Eyâlet [Ü2 47a] Askeri me'mûr-ı maʿiyyeti olan vülât-ı ʿizâmın\nbuyuruldusuyla munsarıf olmayup, insırâfları sudûr-ı emr-i ʿâlîye mütevakkıf olup ve bilâ-emr-i ʿâlî memleketlerine ʿavdet ederler ise alay-beyileri ve çeri-başıları ve sancaklunun cesaret edenleri lede't-tahkīk mazhar-ı siyâset olalar. Ve rûz-i Kāsım hulûlü sebebi ile meştâya duhûlleri lâzım geldikde, kānûn-i kadîm üzere on neferden biri intihâb ve Harçlıkçı olarak vilâyetlerine irsâl olunup, kānûndan ziyâdesine ve vaktinden evvel ʿazîmetlerine ruhsat verilmeyüp, harçlıkçılar dahi rûz-i Hızır'da bayrakları altında mevcûd olalar. Ve vülât maʿiyyetlerine meʾmûr olan Eyâlet Askeri, inkızây-ı maslahatlarıyla bâ-fermân-ı ʿâlî meʾzûn olduklarında, [Ü1 45b] meştâya duhûl iktizâsıyla Harçlıkçı tertîb eylediklerinde, vülât alay-beyileri tazyîk ve küllî meblağ aldıkları tahkīk olunmuş mevâddan olup, bu sebeb ile Eyâlet Askeri perîşân ve bî-tâb ü tüvân olup, fîmâ-baʿd o makūle bâ-emr-i celîlü'ş-şân hatt u tirhâli irâde olunan eyâletlerden akça alanlar gereği gibi tecssüs olunup, bilâ-emân eşedd-i ʿukūbet ile te'dîb ve alay-beyiler dahi akça verdiklerini ketm ederler ise cezaları tertîb oluna. Ve eyâletlüye meteris hafri ve sepet nesci ve toprak nakli ve hendek tathîri kānûn-i kadîm olup, bu hıdmetleri ve bunlara müşâbih hıdemâtı sıdkıyla ruʾyet eyleyeler. Ve hazar vakitlerinde her sancağ kaydının ʿöşrü mikdârı ocak-zâdelerden ve harb u darba muktedir olanlardan kānûn-i kadîm üzere mülâzımlar intihâb ve sefer ü hazarda sancağından münfekk olmamak şartıyla eşkâl [Ü2 47b] ve esmâ ve şöhretleri kemâ-yenbagī îzâh olunarak alay-beyiler yedlerine ʿarz verdiklerinde, mülâzemet emri verilüp, âhar mahalde mütemekkin ve ʿarz-ı hâl ile tâlib olanlara ve esâfil-i nâsa ve harb u darba muktedir olmayanlara mülâzemet verilmeye. Ve mülâzemet hükmü verildikden sonra âhar mahalde sâkin olup, zeʿâmet ve tîmâr mahlûl oldukda: “Ben Mülâzım olmam” deyü iddiʿâ edenlere fikdân-ı şart sebebi ile zeʿâmet ve tîmâr verilmeye. Ve vefât eden ve sancağında sâkin olmayan mülâzımların, Mülâzım emirleri terkīn olunmak içün alay-beyiler ʿarz edeler. Ve her sancağın alay-beyisi intihâb ve yedine istihkâm emri ve kānûn-i cedîd şurûtu verildikde, her sancak dâhilinde olan Müteferrika ve Çavuş ve küttâb gediklüleri ve ketebe mülâzımları ve gediklüyân-ı cedîdeden mâʿadâ kaç ʿaded Eşkinci [Ü1 46a] ve mütekāʿid tîmâr ve zeʿâmet var ise Defter-hâne'den bir kıtʿa Cebe Defteri yedine teslîm ve merkūm dahi defterde olan Eşkinci ve mütekāʿid nân-pârelerinin ferden ferdâ hâsılât-ı seneviyyelerin Sancak Çeri-başısı'ndan ve çeri sürüçülerinden ve ehl-i vukūfdan tahkīk ve başkaca defter edüp, Cebe Defteri'ni yedinde hıfz ve hâsılât defterini Defter-hâne'ye vazʿ içün Âsitâne'ye göndereler. Ve işbu kānûn târîhinden bir sene temâmında sancakların\nmevcûd ve nâ-mevcûdu yoklanup ve yoklama esnâsında sancak dâhilinde olan nân-pârelerin hâsılâtı dahi, tahkīk içün devlet tarafından muʻtemed ve mücerreb Yoklamacı taʿyîni musammem olmağla, muharrir-i mezkûrun hâsılât defterine alay-beyinin defteri muvâfık gelmezse, alay [Ü2 48a] -beyinin cezâya müstahakk olacağı mukaddemce ifade oluna. Ve her sancağa üç senede bir vech-i muharrer üzere Yoklamacı taʿyîni esâs olan mevâdd-ı selâseye râbiʿ ola. Ve yoklamacılar yalnız tîmâr ve zeʿâmet erbâbının yoklama hengâmında bulunmalarına kanâʿat etmeyüp, dâhil-i sancağda temekkününü ve mesken ü me'vâsını tahkīk eyleye. Ve âhar mahalde sâkin olup, Yoklamacı zuhûrunda isbât-ı vücûd ve baʿdehû mahalline ʿavdet hîlesini irtikâb edenler zuhûr eyler ise, anları başkaca defter edüp, sıhhati üzere devlete inhâ ve Yoklamacı'nın tahkīkını mukaddemce ihbâr u inbâ etmediği içün o sancağı, alay-beyisi mazhar-ı cezâ olacağı ve sancağında sâkin olmayanların nân-pâreleri mülâzımlarına ʿarz olunmak içün, defteri alay-beyiye verilmesi ve seferde mülâzımlardan gayri hâricde bir kimsenin yararlığı zâhir olursa şekl ü sîmâ ve kıyâfeti ve ism ü şöhreti, memleketi îzâhıyla yedine mülâzemet [Ü1 46b] ʿarzı verilüp, mülâzımlardan fevt oldukça be-câyeş kılınup, hadd-i muʿayyen tecâvüz olunmaya. Ve mülâzimînden birine vazʿ olunan kānûn üzere tîmâr ve zeʿâmet ʿarzı lâzım geldikde, yedinde olan mülâzemet emri alay-beyi ʿarzıyla gelüp, kalemde battâl olmak üzere hifz oluna. Ve alay-beyiler ne gûne ʿarz verirler ise her nâhiyenin çeri-başıları ve muʿtemed ü müstakīm birkaç nefer zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı ile müzâkere vü müşâvere eylediği kimselerin derûn-ı ʿarzda ism ü resmleri tasrîh ve zeʿâmetlerinin baş kalemi tahrîr ve târîh vazʿ oluna. Târîhsiz ʿarz viren alay-beyi te'dîb oluna. Ve alay-beyiler taraflarından tevcîhât içün verilecek ʿarz [Ü2 48b] derûnunda isimleri tahrîr olunan sancaklunun mühürleriyle memhûr başka mahzar gûne kâğıdları alay-beyilerin ʿarzlarıyla Der-saʿâdet'e irsâli şart kılınup, mahzar erbâbının tatbîk mühürleri dahi kalemde hifz oluna. Ve nân-pâre ashâbının sefer ü hazarda fevt olanlarının sabî ve gayr-i sabî evlâd-ı zükûru var ise, kebîrleri olan üç nefer oğulları rağbet ederse iştirâken verilüp, üçden ziyâdeye iştirâk memnûʿ ola. Ve bir oğlu var ise sinni tasrîhiyle ʿarz oluna. Kānûnî, oğluna; mâ-ʿadâsı âhar kimseye verilmek katʿâ câyiz olmayup, seferde fevt olmuş ise ol seferde yanında mülâzemetle karındaşı bulunur ise tertîbe iʿtibâr olunmayup, rağbet eylerse karındaşına ʿarz verile. Ve eğer karındaşı gāyib ʿani's-sefer ise seferde mevcûd sancağının Mülâzım-ı\nEvveli'ne 'arz oluna. Mülâzım-ı Evvel rağbet etmez ise Sânîsi'ne, ol dahi istemez ise Sâlisi'ne verile. Ve mülâzımların ʿadem-i rağbetlerini müşʿir yedlerinden alay-beyiler sened alup, [Ü1 47a] 'arzlarıyla Der-saʿâdet'e göndereler. Ve Mülâzım-ı Evvel mevcûd ve zâhir iken, alay-beyi ya tamʿan veya himâyeten mâ-dûnuna ʿarz eylediğini Mülâzım-ı Evvel gelüp, ʿarz-ı hâl ile ifâde eyledikde, tashîhine dikkat ve vâkiʿ olduğu hâlde alay-beyinin cezâsı tertîb olunup, yerine nasb olunan alay-beyi nân-pâre-i mezkûreyi, mâ-dûn olan Mülâzım'dan refʿ ve bu isâʾet zımnında iʿdâm olunan alay-beyinin nân-pâresiyle Mülâzım-ı Evvel tahyîr olunup, kangısına rağbet eyler ise ʿarzı verile. Maktûlün nân-pâresine tâlib olmayup, münâzaʿun-fîh olan rağbet eder ise, maktûlün nâ-pâresi Mülâzım-ı [Ü2 49a] Sânî'ye verile. Ve Mülâzım-ı Evvel'in dahi irtikâb-ı hılâf eylediği tahkīk olunur ise, eşedd-i ʿukūbet ile teʾdîb oluna. Ve üç 'aded nân-pâre defʿaten mahlūl oldukda, ziyâde nemâlusu Mülâzım-ı Evvel'e ve mâ-dûnu Sânî'ye verilmek şartı, şart-ı evvel ile mülâzemet emrine derc oluna. Ve babası fevtinde ana karnında bulunan evlâda zeʿâmet ve tîmâr verilmeyüp, babası fevtinde âhar dirliğe mutasarrıf oğluna babası nân-pâresi verilmeyüp, Mülâzım karındaşına ve karındaşı yoğise sâyir mülâzimîne verile. Ve babası fevtinde âhar diyârda bulunan oğluna haber verilüp, gelinceye dek teʾhîr ve mahsûlüne Mevkūfcu taʿarruz etmeyüp, haber gidüp gelinceye dek mesâfesine göre tahmîn olunan vakitde gelmez ise mülâzimîne ʿarz oluna. Ve hazarda mahsûlünü ekl ve sefer oldukda, terk-i hidmet edenlerin refʿ-i tîmârlarına kanâʿat olunmayup, cezâları tertîb oluna. Ve sebet tîmârlarını alay-beyiler ve sancaklunun zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı ketm etmeyüp, mülâzimînden rağbet edenlere ʿarz eyleyeler. Mülâzımlar o makūle sebet tîmârlarını [Ü1 47b] alay-beyilerden taleb eyleyüp, vermezler ise devlete şikâyet eyleyeler. Tahkīk olundukda alay-beyinin hakkından gelinüp, halefi zikr olunan sebet tîmârlarını tertîbe riʿâyet etmeyüp, haber viren Mülâzım'a 'arz etmek kezâlik mülâzemet emrine derc oluna. Ve işbu kānûn târîhinden sonra nân-pâre tevcîhiyçün alay-beyiler tarafından ʿarz alan kimseler bi'n-nefs isbât-ı vücûd ile ʿarzı Dîvân-ı Âsafî'ye takdîm ve berâtlarını bu vechile tanzîm ve Ser-asker maʿiyyetine taʿyîn olunan eyâletlünün tevcîhâtı ser-askerlere havâle [Ü2 49b] olunmaya. Ve senevî hâsılâtı yarım kîse akçadan dûn olmayan kılıc cemʿi câyiz olmayup, mukaddem cemʿ olanlar dahi tefrîk olunmaya. Ve senede bir kerre Defter-i Hâkānî yoklanup,\nkayd mûcebince tüvânâ sıbyânın cebelüleri refʿ ve alay-beyilere ihbâr ve sabîye nân-pâre tevcîhinde derece-i sinni tahkīk u tasrîh olunup, li-garazın pîş ü kem kaydıyla kizbi ihtiyâr edenler ve mukaddemlerde olduğu gibi isim yerin açık bırakan alay-beyiler mazhar-ı cezâ olacağlarını muhakkak bileler. Ve bu defʿa ber-mûceb-i kayd derece-i sinni on beş seneye bâliğ olanların cebelüleri refʿ olunmağla, cebelüleri açılanlardan mâ-ʿadâ hîn-i tevcîhinde kizb ü dürûğ ile tüvânâ iken, sinni noksân kayd olanlar kayıdlarında sabî kalmışlar ise, kendüleri istidʿâ ile cebelülerin refʿ etdirüp sancağına gideler. Ve sancağlarına varup sâkin olmazlar ise mülâzımlar ve alay-beyiler tashîh edüp, üzerlerinden refʿ ve sancağında sâkin mülâzımlara ber-mûceb-i şurût ʿarz oluna. Ve bu defʿa cebelüleri refʿ olunanların ve kaydında sabî kalanların defterleri alay-beyilerine gönderilüp, bu mâddeleri yoklamacılar [Ü1 48a] dahi tefahhus u tahkīk eyleyeler. Mukaddimede beyân olunduğu üzere nân-pâre ashâbının sancaklarında temekkünleri fevâyid-i kesîreyi müstelzim olduğundan gayrı, ʿimâr-ı memlekete ve himâyet-i raʿiyyete vesîle olduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd Eşkinci zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın ʿatîk u cedîdi sancağında sâkin olup, bir mahalle meʾmûriyyetleri vukūʿunda üç-beş gün zarfında alay-beyi bayrağı altına cemʿ olmak mâddesine alay-beyiler ve sancaklunun [Ü2 50a] zuʿamâ ve erbâb-ı tîmâr ve mülâzımları ihtimâm-ı tâmm eyleyeler. Ve sancağında sâkin olmayanlara işbu kānûn-i cedîd târîhinden iʿtibâr ile bir sene mehl verilüp, ol müddetde zeʿâmet ve tîmârını sancağında sâkin ve sefere muktedir kimselere kasr-ı yed eyleyeler. Senesi hitâmında kasr-ı yed etmediği ve sancağında sakin olmadığı tahkīk olundukda, terk-i hıdmet hükmünde olmağla, alay-beyisi şurût üzere müstehakklarına ʿarz edeler. Ve fîmâ-baʿd o makūle nân-pâre sâhib-i evveline ibkā kabûl eyleye. Ve Eyâlet Askeri'nin füzûnî-yi rağbet ve temâdî-yi esbâb-ı kuvvet ü şecâʿatleri istihsâliyçün zeʿâmet ve tîmârlarına ilhâk bi'l-külliyye menʿ olunmayup, seferde şücʿâna mahsûs yararlık izhâr edenlere vech-i lâyıkı üzere bin akçadan altı bin akçaya ve dahi ziyâdeye yedlerine terakkī emri verilüp, istihkāklarına göre emr-i ʿâlî mikdârı ilhâka müsâʿade olunup, kānûn-i kadîm üzere icmâllüsü ve müşterekine ilhâk oluna. Ve eyâlât ve elviyede hasılâtı yetmiş, seksan, yüz guruş ve belki dahi ekall tîmârlar olup, mutasarrıfları sefere eşmekde ʿâciz ve muhtâc-ı iʿâne olmalarıyla, hâsıl-ı senevîsi yarım kîseden dûn olan tîmârların mahlûlâtı vukūʿunda yine\nhâsıl-ı senevîsi o mikdâr olan müştereki ve icmâllüsüne ilhâk câyiz olup, hâsıl-ı senevîsi [Ü1 48b] farz olunan mikdârdan ziyâde olanların ilhâkı memnûʿ ola. Ve bundan garaz hâsıl-ı senevîsi beş yüz guruşdan nâkıs olan tîmârları beş yüz guruşa iblâğ olup, kılıc cemʿi her ne kadar câyiz değil ise dahi bu şart ile cemʿi câyiz ola. Ve bu behâne ile alay-beyi mikdâr-ı mezkûrdan ziyâde ilhâk [Ü2 50b] ʿarzını vermeye cesâret eyler ise baʿde't-tahkīk mazhar-ı mücâzât olacağını yakīnen bile. Ve ilhâka şâyân olan tîmârların hâsılâtı alay-beyi ʿarzında tasrîh oluna. Ve bu makūle hâsılı yarım kîseden dûn olan tîmârların ashâbı bi'l-iktizâ hâsılda müşâbihi olan müşterek ve icmâllüsüne kasr-ı yed murâd ederler ise, zuʿamâ ve erbâb-ı tîmâr beyninde bi't-terâzî kasr-ı yed câyiz olup, alay-beyiler ʿarz eyleyeler. Lâkin kasr-ı yed dahi sancağında sâkin tüvânâ evlâdına ve sefere eşmeğe muktedir akribâ ve mülâzimîne câyiz olup, hâric olanlardan kasr-ı yed menʿ olunup, kasr edenlere dahi tekrâr mahlûlden nân-pâre verilmeyüp ve ʿale'l-ıtlâk mübâdele câyiz olmaya. Ve nân-pâre ashâbından biri tasarrufunda olan nân-pâresinden bi't-tavʿi ve'r-rızâ ve bilâ-bedel keff-i yed eyler ise, mülâzımlardan ber-mûceb-i şurût mukarrere lâzım gelenlere ʿarz olunup, fâriğ olan şahıs hakkında kasr-ı yedden âhar nân-pâre almak ve rağbet eyler ise mülâzemet verilmek câyiz ola. Ve zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın biri mecrûh ve ʿamelden sâkıt ve pîr-i nâ-tüvân olursa lede't-tahkīk tekāʿüd ʿarzı verile. Ve eğer bu esbâb bulunmayup, himâye ve şefâʿat ve rüşvetle tekāʿüd eder ise, mülâzımlar ihbârıyla sıhhati tehakkuk eyledikde, hılâf-ı şurût tekāʿüd edenlere ve ʿarz viren alay-beyilere tertîb-i cezâ olunup, zeʿâmet ve tîmârı haber viren Mülâzım'a [Ü1 49a] verilüp, bu dahi mülâzemet emrine derc oluna. Ve ceng ü harbe liyâkati olup, bir takrîb mütekāʿid olanlar Eşkinci olmak üzere ʿarz olunalar. Ve mütekāʿid olanlar vefât eylediklerinde, nân-pâreleri oğullarına verilmamek kānûn-i kadîmden olmağla, iʿtibâren [Ü2 51a] li'l-asl bu kānûn muʿteber ola. Ve alay-beyilerin mesârıflarına medâr u istikāmetlerine sebeb olmak içün fevt ve refʿ ve kasr-ı yed, hâsılı mülâzemet ʿarzından gayri ne makūle ʿarz verirler ise her zeʿâmet ve tîmârın sancaklusu beyninde meşhûr olan hâsılâtından humusunu ʿarz akçası alalar. Ve Sadrıaʿzam ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm şerhlülerinin el-hâletü-hâzihî bi'l-külliyye refʿi kānûn-i cedîd kılunup, fekat hacc-ı şerîfe gidenlerin bir sene mehl ile kayıdlarına şerh verilüp, sefer vaktinde hacc şerhi verilmeye. Ve nân-pâre ashâbının baʿzıları bi'l-iktizâ maslahatlariyçün Âsitâne'ye ve yâhûd mahall-i âhara gitmek murâd eylediklerinde, müddeti tasrîhiyle alay-\nbeyiden 'arz almadıkça gitmek câyiz olmaya. Ve bu ‘arz içün alay-beyiler bir akça almayalar. Ve Dergâh-ı âlî Müteferrika ve Çavuş gediklüleri ikişer yüzden dört yüz kayda münhasır olmağla, bunlara dahi, şu vechile kānûn olunur ki, Müteferrika ve Çavuş gediklülerinden birisi sefer ü hazarda fevt olursa nân-pâresi âhara verilmek kat'â câyiz olmayup, evlâd-ı zükûru var ise nân-pâresi iştirâken ve gediği gediğe müstehakk olan büyük oğluna verilüp, gediksiz kalan oğullarının hisseleri birkaç sancakda ise tefrîk câyiz olmayup, diledikleri sancağın birinde sâkin olalar. Ve kangı sancağda temekkün ihtiyâr eylediği ba'de'l-istihbâr o sancağın alay-beyisine fermân ile ihbâr oluna. Eğer sancağda temekkünü ihtiyâr etmez ise hisseleri gediklü [Ü1 49b] olan müşterek karındaşına verile. Müşterek karındaşlarından biri fevt olup veledi bulunmazsa, [Ü2 51b] müşterek karındaşlarına verile. Ve eğer fevt olan gediklünün bir oğlu var ise ze'âmeti temâmen tevcîh olunup, âhara verilmek ve tefrîk olunmak câyiz olmaya. Ve gedik şurûtuna müstehakk ise gediği dahi ma'an verile. Ve sabî ise cebelü verüp, tüvânâ oldukda sancağında sâkin ola. Ve fevt olan gediklünün veledi yoğise ze'âmeti her kime fermân-ı hümâyûn buyurulur ise ana tevcîh oluna. Enderûn-ı hümâyûn hademesinin çırâğlıkları husûsuna vüs'at gelmek ve eşkincilerin ze'âmet ve tîmârlarına ihtiyâc mess etmamek üzere Anadolu ve Rumeli'de vâki' yetmiş ‘aded ze'âmet ve tîmâr intihâb ve başkaca defter olunup, sancakları alay-beyilerine bu def'a ‘ilm ü haberleri gönderilmiş olmağla, işbu nân-pâreler gerek Enderûn-ı hümâyûn hademesinden ve gerek Zülüflüyân ve Teberdârân ocağlarından çırâğlığa şâyeste olanlara bâ-hatt-ı hümâyun tevcîh olunup, alay-beyilerin ‘arzlarına tevakkuf eylemeyüp, alay-beyiler ber-mûceb-i şurût bunlardan mâ-ʿadâyı ‘arz eyleyeler. Ve işbu etmekler ile çırâğ olanlar sinîn-i müte'addideden berü ocağlarında hıdmetleri sebk edenler olmağla, bunlara sefer ve sancaklarında temekkün teklîf olunmaya. Ve başkaca yetmiş ‘aded gedik tertîb olunup, gedik içün cânib-i mîrîye bin guruş verilmek üzere zikr olunan defterlü ze'âmet ve tîmârlar ashâbına gedik-i mezbûr Defterdar-ı 'asr bulunanlar arzıyla ilhâk oluna. Ve işbu yetmiş nefer gediklü, sefer vukū'unda Müteferrika ve Çavuş gediği gibi Livâ'-i şerîf ma'iyyetinde bulunmak iktizâ eylemeye. Ve sefere eşmedikleri takrîbi ile yalnız nân-pâreleri [Ü2 52a] evlâdlarına verilmek kānûn olmayup, kat'â evlâdlarına [Ü1 50a] verilmek câyiz olmaya. Ve nişân u ru'ûs ve Beylik ve Âmedî odalarından ‘ibâret olan Dîvân-ı hümâyûn küttâbı gediklülerine elli kitâbet ve yirmi şagirdlik gediği ve kırk mülâzemet ve Defter-hâne-i ‘âmire küttâbı gediklülerine on beş\nkitâbet ve on beş şagird gediği ve otuz mülâzemet taʿyîn olunup, ziyâde ve noksân olmaya. Ve zümre-i küttâb, eşref-i hademe-i devlet ve eʿazz-i ricâl-i Saltanat'dan olmalarıyla, zikr olunan gediklüler ve mülâzımlar fenninde mâhir ve hatt u inşâ ve mühimme tahrîrine kādir olup, Kalem'e müdâvemet eyledikce tezâyüd-i iʿtibârları mültezem ve kānûn-i tevcîhâtları bu cihetle râsih ü müstahkem ola ki, küttâbın biri fevt oldukda, birkaç oğlu olup cümlesi kitâbete yarar ise babaları zeʿâmeti iştirâken ve gediği gediğe müstehakk olan veled-i kebîrine verilüp, gediksiz kalan oğlu gedik tedârük edinceye dek Kalem'e müdâvemet etmek şartıyla sancağında sâkin olmak teklîf olunmaya. Eğer oğullarının biri kitâbete kādir ve sâyiri sanʿat-ı âhar ile iştigāl eder ise müstaʿidd-i kitâbet olan oğluna zeʿâmet ve gediği verilüp, kitâbet bilmeyen oğluna müşterek olmak ve müstakıllen verilmek câyiz olmaya. Eğer oğlu sabî bulunur ise cebelü verüp, kitâbet teʿallüm etmek şartıyla yine zeʿâmeti tevcîh oluna ve eğer evlâd-ı zükûru yoğise, o makūle küttâba mahsûs nân-pâre hâricden kimseye verilmeyüp, kitâbeti, erbâbı ʿindinde müsellem olan mülâzimînin tâliblerine verile. Ve ol mülâzımın üzerinde bulunan zeʿâmet ve tîmâr ru'ûslu şagirdlerden Kalem'e müdavim ve müstaʿidde verile. [Ü2 52b] Ve eğer mülâzımlardan tâlib bulunmazsa Kalem'e müdâvemet eden şagirdânın ehakk u elyakına verile. Ve gediklü kâtibler ve şagird ve mülâzımlar leyl ü nehâr umûr-ı mühimmeye iştigāl [Ü1 50b] edüp, bilâ-ʿözrü ʿillet Kalem'e gelmedikleri hâlde zeʿâmet ve gedikleri müdâvim ve tâlib olan mülâzimînin müstaʿiddine verile. Ve küttâb içün bast olunan şurût gereği gibi vikāyet olunup, ricâl-i aklâmın hâl ʿani'l-garaz ihbârlarıyla tevcîhât ve nizâmları, re’isülküttâbların, Defter Emîni bulunanların re’y ü ʿarzına mevkūf ola. Ancak kalemde emekdâr ve Sipâh ve Silahdâr kitâbetleri rütbesini ihrâz ile sâhib-i iʿtibâr ve yâhûd hücûm-i şeyb ü herem ile kuvâsına fütûr u inkisâr ʿârız olanların hıdemât-ı sâbıkasına hürmeten ʿamelden sukūtu, ʿillet-i terke haml olunmayarak, zeʿâmet ve gedikleri dahl ü taʿarruzdan vâreste ola. Zikr olunan yüz on nefer Dîvân-ı hümâyûn ve altmış nefer Defterhâne gedik ve mülâzımlarından baʿzıları Kalem'e gayr-i müdavim hademe ve sâyir nâs ʿuhdesinde olmağla, nizâm-ı sabık ketebenin devâm ü istikrârına mebnî olduğundan, o misillülerin dahi nizâmı lâzım gelüp, ʿuhdelerinde olan gedik ve mülâzemetler refʿ ve mülâzemet ve gediği olmayup, devâm ile istihdâmı mukarrer olan Dîvân ve Defter-hâne küttâbının zeʿâmet ve tîmârlarına ilhâk olunup, o mikdâr gedik ve mülâzemet, sâlifü'l-beyân kalemlere muhassas olup, ʿadedleri işbu kānûn-i cedîd târîhinden iʿtibâr oluna. Yaʿnî birinin vefâtıyla zeʿâmetin üç nefer evlâdına verilmesinden, maʿnây-ı kesret ve tecâvüz-i ʿaded fehm olunmaya. Ve ber-vech-i muharrer hâricde bulunup, üzerlerinde gedik ve mülâzemetleri [Ü2\n53a] bu defʿa refʿ olunan kısımdan hâcegân ve Sadrıaʿzam Mektûbcusu ve Kethudâ Bey Kâtibi odalarında ve Defterî Kalemi'nde müdâvemet ile müstahdem olan küttâbın nân-pâreleri ve kezâlik taʿdâd olunan sunûf üzerinde şerh ve gediksiz bulunan zeʿâmet ve tîmârları defteri bi't-teharrî Defter-hâne'den ihrâc [Ü1 51a] ve bunlardan mâʿadâsı defter-i mezkûra idhâl olunmamış olmağla, Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ve Defterdâr Efendi ve Re'îsülküttâb Efendi ve Defter Emîni bulunanların ʿilimleri lâhik olarak sâlifü'l-beyân kimselerin teʿayyünü ile mikdârlarının kemmiyyeti bilinmek ve ziyâde kabûl etmamek içün mûmâ ileyhimin her biri başka başka zikr olunan defteri imzâ ve temhîr ve bir nüshası Dîvân-ı hümâyûn Kalemi'nde ve dîgeri Defter-hâne-i ʿâmire'de hifz olunmağla, işbu defterin hâvî olduğu kimselere sancağında temekkün teklîfi olunmayup, alay-beyilere gönderilecek cebe defterlerinden hâric kala. Ve içlerinden biri fevt oldukda, bilâ-veled ise alay-beyisine, Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî tarafından inhâ olunup, sancağı mülâzımlarına ber-mûceb-i şurût ʿarz eyleye. Ve eğer veledi mevcûd ve tüvânâ ise, sancağında sâkin olacağı ifade olunup, râzî olursa altı ay hıtâmına dek sancağına varup, sâkin olmak şartıyla tevcîh oluna. Ve eğer evlâdı müteʿaddid ise, şart-ı mezkûr üzere üç neferine iştirâken tevcîh olunup, sabî ise cebelü bedeliyyesiyle tevcîh ve tüvânâ oldukda, sancağında temekkünü şart kılına. Ve bu makūlenin tüvânâsı vakt-i tevcîhinden altı aya dek ve sabîsi baʿde'l-bülûğ sancağında sakin olmaz ise, [Ü2 53b] alay-beyisi terkinden mülâzimîne ʿarz eylemesi inhâ oluna. Ve bâlâda zikr olunan sunûfdan mâ-ʿadâ hâcegân ve Mektûbî ve Kâtib-i Kethudâ odalarında ve Defterî kalemlerinde müstahdem ve müdavim olanlardan mâʿadâ fi'l-asl, gedik ve mülâzemeti ve sâyir vechile kayıdları meşrûh olup, bu defʿa refʿ olunanların işbu kānûn-i cedîd vazʿı târîhinden bir seneye dek sancağında sâkin olmak ve yâhûd sâkin olacağlara kasr-ı yed eylemek şartı bunda dahi cârî ola. Gitmezler [Ü1 51b] ve kasr-ı yed etmezler ise, alay-beyiler mülâzimîne ʿarz edeler. Ve bâlâda muharrer kavânîn ve şurût evvelinden âhırına dek Dîvân-ı hümâyûn ve Defter-hâne-i ʿâmire defterlerine sebt ve ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel olmak üzere vakten mine'l-evkāt ve sebeben mine'l-esbâb ve vechen mine'l-vücûh hilâfına cevâz gösterilmeye. Ve alay-beyilerden ʿarz gelüp, Defter-hâne'ye der-kenâra vardıkda, küttâb-ı Defter-hâne nazar-ı tedkīk ile bakup, şurût-ı sâlifeye tatbîk ve mutâbakatı hâlinde der-kenâr eyleyeler. Ve eğer ʿarzda şurûta muhâlif bir hâlet fehm ederler ise, der-kenâr etmeyüp, mugāyeretini Defter Emîni'ne ve ol dahi\nRe'îsülküttâb Efendi'ye ve ol dahi Sadrıaʿzam'a ifâde eyleye. Ve eğer ʿarzın hatâsı Defter-hâne'de fehm olunmayup, sehven der-kenâr olunup buyurulur ise, Tahvîl'e vardıkda, Tahvîl Kîsedârı dikkat edüp, mugāyeret hiss eyler ise, Re'îsülküttâb Efendi'ye tefhîm ve ol dahi Vezîr-i aʿzam'a ʿarz edüp, o makūle alay-beyinin cezâsı tertîb oluna. Ve şurût müstekarr oluncaya dek, nezâret içün ricâl-i Devlet-i [Ü2 54a] ʿaliyye'den biri me'mûr olup, şurûta ve alay-beyilerin ahvâline nezâret eyleye. Ve bu nizâm ʿavn-i Hakk ile aʿdây-ı dîn ü devlete galebe etmek esbâbından olup, mahzâ takviyet-i dîn ve sebât ü miknet-i ceyş-i Muvahhidîn zımnında ihtiyâr olunmuş, fevâ'idi müberhen bir emr-i müstahsen olup, devâm ü istikrârına irâde-i kātıʿa-i hümâyûn teʿalluk eylediği vechile, vükelây-ı devlet bu emr-i ehemmin icrâ vü infâzına ve vikāye vü sıyânetine saʿy ü ikdâmı ferîza-i zimmet-i sadâkat bilüp, tamaʿ u garaz cihetleriyle zerre mikdârı hılâfına ve bu kānûn ve şurûtun tagyîrine tesaddî eylerler ise “Fe-men beddelühû baʿde mâ-semiʿahû fe-innemâ ismuhû ʿalellezîne yübeddilûnehû innallâhe semîʿun ʿalîm” [Ü1 52a] nass-ı kerîminde münderic vebâl-i ʿazîmine mübtelâ olacağları vaʿîd ü inzârı, zeyl-i kānûn-nâmeye izâfe olundu. Ve bu şerâ'it-i muʿteberenin birer sûreti yazılup, Re'îsülküttâb ve Defter emînleri temhîr edüp, alay-beyilerin yedlerine selefden halefe teslîm olunarak hifz ve kazâʾen zâyiʿ olursa, tekrâr sûreti ihrâcına tâlib olalar. Gerek vülât ve vükelânın ve gerek alay-beyilerin sırran ve ʿalenen ahvâlleri tecessüs ve ʿarzlarına dikkat olunup, mugāyir-i tavr u istikāmet vazʿ u hareketleri ve şurûta mugāyir hıyânetleri zuhûr eyler ise, bilâ-emân cezâları tertîb olunacağı kānûn-nâmede beyân olunduğundan, bâlâsına mufassal u meşrûh hatt-ı hümâyûn-ı heybet-makrûn dahi keşîde kılınup, sûreti bu mahalle kayd olundu.",
          "caption": "Maʿlûm ola ki",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_109.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Maʿlûm ola ki",
          "text": "erbâb-ı zeʿâmet ve tîmârın râbıta-i intizâmlarına inhilâl ve şurût-ı mukarrerelerine ihtilâl alay-beyiliklerinin nâ-ehle tevcîhinden ve tîmâr ve zeʿâmet tevcîhâtı alay-beyilerin arzına mevkūf olmağından ve erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmetin istedikleri mahallerde temekkün [Ü2 46b] ü ikāmetlerinden neş'et eyleyüp, işbu mevâdd-ı selâsenin hılâfı esâs olarak fîmâ-ba'd alay-beyilikler içün vilâyetler vâlîleri ve lede'l-lüzûm maʿiyyetlerinde bulundukları vüzerây-ı ʿizâm bir akça almayup, alay-beyiliğe her sancağın zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârından sâhib-i hadem ve iʿtibâr ve temşiyet-i umûr-ı neferâta zâhirü'l-iktidâr mücerreb ve sadâkat-kâr bir merd-i dîndâr intihâb ü ihtiyâr ve ittifâk-ı cümle ile mahzar tertîb ve Vâlî-yi vilâyet ve bi-hasebi'l-iktizâ maʿiyyetlerinde bulundukları vüzerây-ı ʿizâm dahi, sancaklunun mahzarını musaddak ʿarz verüp, Vâlî'nin ʿarzı ve sancaklunun mahzarı Der-i devlet-medâr'a vusûl buldukda, alay-beyilik bilâ-tevakkuf tevcîh olunup, vülât-ı ʿizâm [Ü1 45a] şahs-ı vâhidi iltizâm etmeyüp, sancaklunun dahi intihâb emrinde fırkateyn olmayarak tevâtuʿ u tevâfuku şart kılına. Ve alay-beyilerin meʾmûr oldukları hıdemâtda kusûrları ve gadr ü himâye ve taʿm ve irtikâbları derece-i tahkīke resîde olmadıkça ʿazl olunmayup, ânifen mezkûr sûʾ-i hareketleri haber-i vâhidden neş'et etmeyüp, ihbâr-ı sikāt ile vukūʿ bulur ise ʿazl ile iktifâ olunmayup, ʿibreten li's-sâyir iʿdâm oluna. Ve bu keyfiyyet mukaddemce dehlîz-i sâmiʿalarına idhâl olunup, “Kad aʿzera men enzera” mefhûmuyla ʿamel oluna. Ve hılâf-ı şurût harekete cesâret eden alay-beyilerin biri iʿdâm olundukda, hıyâneti zuhûruna mebnî tasarrufunda olan nân-pâre evlâdına verilmeyüp, intihâb olunacak alay-beyi tarafından Sancak Mülâzımı'na ʿarz olunup, alay-beyiler dahi gayz u garaz ve nefʿ u ʿivaz zımnında mütehâlifü'l-mazmûn ʿarz iʿtâsıyla tîmâr ve zeʿâmet ref ü ibkāsından hazer ü ittikā eyleyeler. Ve Eyâlet [Ü2 47a] Askeri me'mûr-ı maʿiyyeti olan vülât-ı ʿizâmın\nbuyuruldusuyla munsarıf olmayup, insırâfları sudûr-ı emr-i ʿâlîye mütevakkıf olup ve bilâ-emr-i ʿâlî memleketlerine ʿavdet ederler ise alay-beyileri ve çeri-başıları ve sancaklunun cesaret edenleri lede't-tahkīk mazhar-ı siyâset olalar. Ve rûz-i Kāsım hulûlü sebebi ile meştâya duhûlleri lâzım geldikde, kānûn-i kadîm üzere on neferden biri intihâb ve Harçlıkçı olarak vilâyetlerine irsâl olunup, kānûndan ziyâdesine ve vaktinden evvel ʿazîmetlerine ruhsat verilmeyüp, harçlıkçılar dahi rûz-i Hızır'da bayrakları altında mevcûd olalar. Ve vülât maʿiyyetlerine meʾmûr olan Eyâlet Askeri, inkızây-ı maslahatlarıyla bâ-fermân-ı ʿâlî meʾzûn olduklarında, [Ü1 45b] meştâya duhûl iktizâsıyla Harçlıkçı tertîb eylediklerinde, vülât alay-beyileri tazyîk ve küllî meblağ aldıkları tahkīk olunmuş mevâddan olup, bu sebeb ile Eyâlet Askeri perîşân ve bî-tâb ü tüvân olup, fîmâ-baʿd o makūle bâ-emr-i celîlü'ş-şân hatt u tirhâli irâde olunan eyâletlerden akça alanlar gereği gibi tecssüs olunup, bilâ-emân eşedd-i ʿukūbet ile te'dîb ve alay-beyiler dahi akça verdiklerini ketm ederler ise cezaları tertîb oluna. Ve eyâletlüye meteris hafri ve sepet nesci ve toprak nakli ve hendek tathîri kānûn-i kadîm olup, bu hıdmetleri ve bunlara müşâbih hıdemâtı sıdkıyla ruʾyet eyleyeler. Ve hazar vakitlerinde her sancağ kaydının ʿöşrü mikdârı ocak-zâdelerden ve harb u darba muktedir olanlardan kānûn-i kadîm üzere mülâzımlar intihâb ve sefer ü hazarda sancağından münfekk olmamak şartıyla eşkâl [Ü2 47b] ve esmâ ve şöhretleri kemâ-yenbagī îzâh olunarak alay-beyiler yedlerine ʿarz verdiklerinde, mülâzemet emri verilüp, âhar mahalde mütemekkin ve ʿarz-ı hâl ile tâlib olanlara ve esâfil-i nâsa ve harb u darba muktedir olmayanlara mülâzemet verilmeye. Ve mülâzemet hükmü verildikden sonra âhar mahalde sâkin olup, zeʿâmet ve tîmâr mahlûl oldukda: “Ben Mülâzım olmam” deyü iddiʿâ edenlere fikdân-ı şart sebebi ile zeʿâmet ve tîmâr verilmeye. Ve vefât eden ve sancağında sâkin olmayan mülâzımların, Mülâzım emirleri terkīn olunmak içün alay-beyiler ʿarz edeler. Ve her sancağın alay-beyisi intihâb ve yedine istihkâm emri ve kānûn-i cedîd şurûtu verildikde, her sancak dâhilinde olan Müteferrika ve Çavuş ve küttâb gediklüleri ve ketebe mülâzımları ve gediklüyân-ı cedîdeden mâʿadâ kaç ʿaded Eşkinci [Ü1 46a] ve mütekāʿid tîmâr ve zeʿâmet var ise Defter-hâne'den bir kıtʿa Cebe Defteri yedine teslîm ve merkūm dahi defterde olan Eşkinci ve mütekāʿid nân-pârelerinin ferden ferdâ hâsılât-ı seneviyyelerin Sancak Çeri-başısı'ndan ve çeri sürüçülerinden ve ehl-i vukūfdan tahkīk ve başkaca defter edüp, Cebe Defteri'ni yedinde hıfz ve hâsılât defterini Defter-hâne'ye vazʿ içün Âsitâne'ye göndereler. Ve işbu kānûn târîhinden bir sene temâmında sancakların\nmevcûd ve nâ-mevcûdu yoklanup ve yoklama esnâsında sancak dâhilinde olan nân-pârelerin hâsılâtı dahi, tahkīk içün devlet tarafından muʻtemed ve mücerreb Yoklamacı taʿyîni musammem olmağla, muharrir-i mezkûrun hâsılât defterine alay-beyinin defteri muvâfık gelmezse, alay [Ü2 48a] -beyinin cezâya müstahakk olacağı mukaddemce ifade oluna. Ve her sancağa üç senede bir vech-i muharrer üzere Yoklamacı taʿyîni esâs olan mevâdd-ı selâseye râbiʿ ola. Ve yoklamacılar yalnız tîmâr ve zeʿâmet erbâbının yoklama hengâmında bulunmalarına kanâʿat etmeyüp, dâhil-i sancağda temekkününü ve mesken ü me'vâsını tahkīk eyleye. Ve âhar mahalde sâkin olup, Yoklamacı zuhûrunda isbât-ı vücûd ve baʿdehû mahalline ʿavdet hîlesini irtikâb edenler zuhûr eyler ise, anları başkaca defter edüp, sıhhati üzere devlete inhâ ve Yoklamacı'nın tahkīkını mukaddemce ihbâr u inbâ etmediği içün o sancağı, alay-beyisi mazhar-ı cezâ olacağı ve sancağında sâkin olmayanların nân-pâreleri mülâzımlarına ʿarz olunmak içün, defteri alay-beyiye verilmesi ve seferde mülâzımlardan gayri hâricde bir kimsenin yararlığı zâhir olursa şekl ü sîmâ ve kıyâfeti ve ism ü şöhreti, memleketi îzâhıyla yedine mülâzemet [Ü1 46b] ʿarzı verilüp, mülâzımlardan fevt oldukça be-câyeş kılınup, hadd-i muʿayyen tecâvüz olunmaya. Ve mülâzimînden birine vazʿ olunan kānûn üzere tîmâr ve zeʿâmet ʿarzı lâzım geldikde, yedinde olan mülâzemet emri alay-beyi ʿarzıyla gelüp, kalemde battâl olmak üzere hifz oluna. Ve alay-beyiler ne gûne ʿarz verirler ise her nâhiyenin çeri-başıları ve muʿtemed ü müstakīm birkaç nefer zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı ile müzâkere vü müşâvere eylediği kimselerin derûn-ı ʿarzda ism ü resmleri tasrîh ve zeʿâmetlerinin baş kalemi tahrîr ve târîh vazʿ oluna. Târîhsiz ʿarz viren alay-beyi te'dîb oluna. Ve alay-beyiler taraflarından tevcîhât içün verilecek ʿarz [Ü2 48b] derûnunda isimleri tahrîr olunan sancaklunun mühürleriyle memhûr başka mahzar gûne kâğıdları alay-beyilerin ʿarzlarıyla Der-saʿâdet'e irsâli şart kılınup, mahzar erbâbının tatbîk mühürleri dahi kalemde hifz oluna. Ve nân-pâre ashâbının sefer ü hazarda fevt olanlarının sabî ve gayr-i sabî evlâd-ı zükûru var ise, kebîrleri olan üç nefer oğulları rağbet ederse iştirâken verilüp, üçden ziyâdeye iştirâk memnûʿ ola. Ve bir oğlu var ise sinni tasrîhiyle ʿarz oluna. Kānûnî, oğluna; mâ-ʿadâsı âhar kimseye verilmek katʿâ câyiz olmayup, seferde fevt olmuş ise ol seferde yanında mülâzemetle karındaşı bulunur ise tertîbe iʿtibâr olunmayup, rağbet eylerse karındaşına ʿarz verile. Ve eğer karındaşı gāyib ʿani's-sefer ise seferde mevcûd sancağının Mülâzım-ı\nEvveli'ne 'arz oluna. Mülâzım-ı Evvel rağbet etmez ise Sânîsi'ne, ol dahi istemez ise Sâlisi'ne verile. Ve mülâzımların ʿadem-i rağbetlerini müşʿir yedlerinden alay-beyiler sened alup, [Ü1 47a] 'arzlarıyla Der-saʿâdet'e göndereler. Ve Mülâzım-ı Evvel mevcûd ve zâhir iken, alay-beyi ya tamʿan veya himâyeten mâ-dûnuna ʿarz eylediğini Mülâzım-ı Evvel gelüp, ʿarz-ı hâl ile ifâde eyledikde, tashîhine dikkat ve vâkiʿ olduğu hâlde alay-beyinin cezâsı tertîb olunup, yerine nasb olunan alay-beyi nân-pâre-i mezkûreyi, mâ-dûn olan Mülâzım'dan refʿ ve bu isâʾet zımnında iʿdâm olunan alay-beyinin nân-pâresiyle Mülâzım-ı Evvel tahyîr olunup, kangısına rağbet eyler ise ʿarzı verile. Maktûlün nân-pâresine tâlib olmayup, münâzaʿun-fîh olan rağbet eder ise, maktûlün nâ-pâresi Mülâzım-ı [Ü2 49a] Sânî'ye verile. Ve Mülâzım-ı Evvel'in dahi irtikâb-ı hılâf eylediği tahkīk olunur ise, eşedd-i ʿukūbet ile teʾdîb oluna. Ve üç 'aded nân-pâre defʿaten mahlūl oldukda, ziyâde nemâlusu Mülâzım-ı Evvel'e ve mâ-dûnu Sânî'ye verilmek şartı, şart-ı evvel ile mülâzemet emrine derc oluna. Ve babası fevtinde ana karnında bulunan evlâda zeʿâmet ve tîmâr verilmeyüp, babası fevtinde âhar dirliğe mutasarrıf oğluna babası nân-pâresi verilmeyüp, Mülâzım karındaşına ve karındaşı yoğise sâyir mülâzimîne verile. Ve babası fevtinde âhar diyârda bulunan oğluna haber verilüp, gelinceye dek teʾhîr ve mahsûlüne Mevkūfcu taʿarruz etmeyüp, haber gidüp gelinceye dek mesâfesine göre tahmîn olunan vakitde gelmez ise mülâzimîne ʿarz oluna. Ve hazarda mahsûlünü ekl ve sefer oldukda, terk-i hidmet edenlerin refʿ-i tîmârlarına kanâʿat olunmayup, cezâları tertîb oluna. Ve sebet tîmârlarını alay-beyiler ve sancaklunun zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı ketm etmeyüp, mülâzimînden rağbet edenlere ʿarz eyleyeler. Mülâzımlar o makūle sebet tîmârlarını [Ü1 47b] alay-beyilerden taleb eyleyüp, vermezler ise devlete şikâyet eyleyeler. Tahkīk olundukda alay-beyinin hakkından gelinüp, halefi zikr olunan sebet tîmârlarını tertîbe riʿâyet etmeyüp, haber viren Mülâzım'a 'arz etmek kezâlik mülâzemet emrine derc oluna. Ve işbu kānûn târîhinden sonra nân-pâre tevcîhiyçün alay-beyiler tarafından ʿarz alan kimseler bi'n-nefs isbât-ı vücûd ile ʿarzı Dîvân-ı Âsafî'ye takdîm ve berâtlarını bu vechile tanzîm ve Ser-asker maʿiyyetine taʿyîn olunan eyâletlünün tevcîhâtı ser-askerlere havâle [Ü2 49b] olunmaya. Ve senevî hâsılâtı yarım kîse akçadan dûn olmayan kılıc cemʿi câyiz olmayup, mukaddem cemʿ olanlar dahi tefrîk olunmaya. Ve senede bir kerre Defter-i Hâkānî yoklanup,\nkayd mûcebince tüvânâ sıbyânın cebelüleri refʿ ve alay-beyilere ihbâr ve sabîye nân-pâre tevcîhinde derece-i sinni tahkīk u tasrîh olunup, li-garazın pîş ü kem kaydıyla kizbi ihtiyâr edenler ve mukaddemlerde olduğu gibi isim yerin açık bırakan alay-beyiler mazhar-ı cezâ olacağlarını muhakkak bileler. Ve bu defʿa ber-mûceb-i kayd derece-i sinni on beş seneye bâliğ olanların cebelüleri refʿ olunmağla, cebelüleri açılanlardan mâ-ʿadâ hîn-i tevcîhinde kizb ü dürûğ ile tüvânâ iken, sinni noksân kayd olanlar kayıdlarında sabî kalmışlar ise, kendüleri istidʿâ ile cebelülerin refʿ etdirüp sancağına gideler. Ve sancağlarına varup sâkin olmazlar ise mülâzımlar ve alay-beyiler tashîh edüp, üzerlerinden refʿ ve sancağında sâkin mülâzımlara ber-mûceb-i şurût ʿarz oluna. Ve bu defʿa cebelüleri refʿ olunanların ve kaydında sabî kalanların defterleri alay-beyilerine gönderilüp, bu mâddeleri yoklamacılar [Ü1 48a] dahi tefahhus u tahkīk eyleyeler. Mukaddimede beyân olunduğu üzere nân-pâre ashâbının sancaklarında temekkünleri fevâyid-i kesîreyi müstelzim olduğundan gayrı, ʿimâr-ı memlekete ve himâyet-i raʿiyyete vesîle olduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd Eşkinci zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın ʿatîk u cedîdi sancağında sâkin olup, bir mahalle meʾmûriyyetleri vukūʿunda üç-beş gün zarfında alay-beyi bayrağı altına cemʿ olmak mâddesine alay-beyiler ve sancaklunun [Ü2 50a] zuʿamâ ve erbâb-ı tîmâr ve mülâzımları ihtimâm-ı tâmm eyleyeler. Ve sancağında sâkin olmayanlara işbu kānûn-i cedîd târîhinden iʿtibâr ile bir sene mehl verilüp, ol müddetde zeʿâmet ve tîmârını sancağında sâkin ve sefere muktedir kimselere kasr-ı yed eyleyeler. Senesi hitâmında kasr-ı yed etmediği ve sancağında sakin olmadığı tahkīk olundukda, terk-i hıdmet hükmünde olmağla, alay-beyisi şurût üzere müstehakklarına ʿarz edeler. Ve fîmâ-baʿd o makūle nân-pâre sâhib-i evveline ibkā kabûl eyleye. Ve Eyâlet Askeri'nin füzûnî-yi rağbet ve temâdî-yi esbâb-ı kuvvet ü şecâʿatleri istihsâliyçün zeʿâmet ve tîmârlarına ilhâk bi'l-külliyye menʿ olunmayup, seferde şücʿâna mahsûs yararlık izhâr edenlere vech-i lâyıkı üzere bin akçadan altı bin akçaya ve dahi ziyâdeye yedlerine terakkī emri verilüp, istihkāklarına göre emr-i ʿâlî mikdârı ilhâka müsâʿade olunup, kānûn-i kadîm üzere icmâllüsü ve müşterekine ilhâk oluna. Ve eyâlât ve elviyede hasılâtı yetmiş, seksan, yüz guruş ve belki dahi ekall tîmârlar olup, mutasarrıfları sefere eşmekde ʿâciz ve muhtâc-ı iʿâne olmalarıyla, hâsıl-ı senevîsi yarım kîseden dûn olan tîmârların mahlûlâtı vukūʿunda yine\nhâsıl-ı senevîsi o mikdâr olan müştereki ve icmâllüsüne ilhâk câyiz olup, hâsıl-ı senevîsi [Ü1 48b] farz olunan mikdârdan ziyâde olanların ilhâkı memnûʿ ola. Ve bundan garaz hâsıl-ı senevîsi beş yüz guruşdan nâkıs olan tîmârları beş yüz guruşa iblâğ olup, kılıc cemʿi her ne kadar câyiz değil ise dahi bu şart ile cemʿi câyiz ola. Ve bu behâne ile alay-beyi mikdâr-ı mezkûrdan ziyâde ilhâk [Ü2 50b] ʿarzını vermeye cesâret eyler ise baʿde't-tahkīk mazhar-ı mücâzât olacağını yakīnen bile. Ve ilhâka şâyân olan tîmârların hâsılâtı alay-beyi ʿarzında tasrîh oluna. Ve bu makūle hâsılı yarım kîseden dûn olan tîmârların ashâbı bi'l-iktizâ hâsılda müşâbihi olan müşterek ve icmâllüsüne kasr-ı yed murâd ederler ise, zuʿamâ ve erbâb-ı tîmâr beyninde bi't-terâzî kasr-ı yed câyiz olup, alay-beyiler ʿarz eyleyeler. Lâkin kasr-ı yed dahi sancağında sâkin tüvânâ evlâdına ve sefere eşmeğe muktedir akribâ ve mülâzimîne câyiz olup, hâric olanlardan kasr-ı yed menʿ olunup, kasr edenlere dahi tekrâr mahlûlden nân-pâre verilmeyüp ve ʿale'l-ıtlâk mübâdele câyiz olmaya. Ve nân-pâre ashâbından biri tasarrufunda olan nân-pâresinden bi't-tavʿi ve'r-rızâ ve bilâ-bedel keff-i yed eyler ise, mülâzımlardan ber-mûceb-i şurût mukarrere lâzım gelenlere ʿarz olunup, fâriğ olan şahıs hakkında kasr-ı yedden âhar nân-pâre almak ve rağbet eyler ise mülâzemet verilmek câyiz ola. Ve zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın biri mecrûh ve ʿamelden sâkıt ve pîr-i nâ-tüvân olursa lede't-tahkīk tekāʿüd ʿarzı verile. Ve eğer bu esbâb bulunmayup, himâye ve şefâʿat ve rüşvetle tekāʿüd eder ise, mülâzımlar ihbârıyla sıhhati tehakkuk eyledikde, hılâf-ı şurût tekāʿüd edenlere ve ʿarz viren alay-beyilere tertîb-i cezâ olunup, zeʿâmet ve tîmârı haber viren Mülâzım'a [Ü1 49a] verilüp, bu dahi mülâzemet emrine derc oluna. Ve ceng ü harbe liyâkati olup, bir takrîb mütekāʿid olanlar Eşkinci olmak üzere ʿarz olunalar. Ve mütekāʿid olanlar vefât eylediklerinde, nân-pâreleri oğullarına verilmamek kānûn-i kadîmden olmağla, iʿtibâren [Ü2 51a] li'l-asl bu kānûn muʿteber ola. Ve alay-beyilerin mesârıflarına medâr u istikāmetlerine sebeb olmak içün fevt ve refʿ ve kasr-ı yed, hâsılı mülâzemet ʿarzından gayri ne makūle ʿarz verirler ise her zeʿâmet ve tîmârın sancaklusu beyninde meşhûr olan hâsılâtından humusunu ʿarz akçası alalar. Ve Sadrıaʿzam ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm şerhlülerinin el-hâletü-hâzihî bi'l-külliyye refʿi kānûn-i cedîd kılunup, fekat hacc-ı şerîfe gidenlerin bir sene mehl ile kayıdlarına şerh verilüp, sefer vaktinde hacc şerhi verilmeye. Ve nân-pâre ashâbının baʿzıları bi'l-iktizâ maslahatlariyçün Âsitâne'ye ve yâhûd mahall-i âhara gitmek murâd eylediklerinde, müddeti tasrîhiyle alay-\nbeyiden 'arz almadıkça gitmek câyiz olmaya. Ve bu ‘arz içün alay-beyiler bir akça almayalar. Ve Dergâh-ı âlî Müteferrika ve Çavuş gediklüleri ikişer yüzden dört yüz kayda münhasır olmağla, bunlara dahi, şu vechile kānûn olunur ki, Müteferrika ve Çavuş gediklülerinden birisi sefer ü hazarda fevt olursa nân-pâresi âhara verilmek kat'â câyiz olmayup, evlâd-ı zükûru var ise nân-pâresi iştirâken ve gediği gediğe müstehakk olan büyük oğluna verilüp, gediksiz kalan oğullarının hisseleri birkaç sancakda ise tefrîk câyiz olmayup, diledikleri sancağın birinde sâkin olalar. Ve kangı sancağda temekkün ihtiyâr eylediği ba'de'l-istihbâr o sancağın alay-beyisine fermân ile ihbâr oluna. Eğer sancağda temekkünü ihtiyâr etmez ise hisseleri gediklü [Ü1 49b] olan müşterek karındaşına verile. Müşterek karındaşlarından biri fevt olup veledi bulunmazsa, [Ü2 51b] müşterek karındaşlarına verile. Ve eğer fevt olan gediklünün bir oğlu var ise ze'âmeti temâmen tevcîh olunup, âhara verilmek ve tefrîk olunmak câyiz olmaya. Ve gedik şurûtuna müstehakk ise gediği dahi ma'an verile. Ve sabî ise cebelü verüp, tüvânâ oldukda sancağında sâkin ola. Ve fevt olan gediklünün veledi yoğise ze'âmeti her kime fermân-ı hümâyûn buyurulur ise ana tevcîh oluna. Enderûn-ı hümâyûn hademesinin çırâğlıkları husûsuna vüs'at gelmek ve eşkincilerin ze'âmet ve tîmârlarına ihtiyâc mess etmamek üzere Anadolu ve Rumeli'de vâki' yetmiş ‘aded ze'âmet ve tîmâr intihâb ve başkaca defter olunup, sancakları alay-beyilerine bu def'a ‘ilm ü haberleri gönderilmiş olmağla, işbu nân-pâreler gerek Enderûn-ı hümâyûn hademesinden ve gerek Zülüflüyân ve Teberdârân ocağlarından çırâğlığa şâyeste olanlara bâ-hatt-ı hümâyun tevcîh olunup, alay-beyilerin ‘arzlarına tevakkuf eylemeyüp, alay-beyiler ber-mûceb-i şurût bunlardan mâ-ʿadâyı ‘arz eyleyeler. Ve işbu etmekler ile çırâğ olanlar sinîn-i müte'addideden berü ocağlarında hıdmetleri sebk edenler olmağla, bunlara sefer ve sancaklarında temekkün teklîf olunmaya. Ve başkaca yetmiş ‘aded gedik tertîb olunup, gedik içün cânib-i mîrîye bin guruş verilmek üzere zikr olunan defterlü ze'âmet ve tîmârlar ashâbına gedik-i mezbûr Defterdar-ı 'asr bulunanlar arzıyla ilhâk oluna. Ve işbu yetmiş nefer gediklü, sefer vukū'unda Müteferrika ve Çavuş gediği gibi Livâ'-i şerîf ma'iyyetinde bulunmak iktizâ eylemeye. Ve sefere eşmedikleri takrîbi ile yalnız nân-pâreleri [Ü2 52a] evlâdlarına verilmek kānûn olmayup, kat'â evlâdlarına [Ü1 50a] verilmek câyiz olmaya. Ve nişân u ru'ûs ve Beylik ve Âmedî odalarından ‘ibâret olan Dîvân-ı hümâyûn küttâbı gediklülerine elli kitâbet ve yirmi şagirdlik gediği ve kırk mülâzemet ve Defter-hâne-i ‘âmire küttâbı gediklülerine on beş\nkitâbet ve on beş şagird gediği ve otuz mülâzemet taʿyîn olunup, ziyâde ve noksân olmaya. Ve zümre-i küttâb, eşref-i hademe-i devlet ve eʿazz-i ricâl-i Saltanat'dan olmalarıyla, zikr olunan gediklüler ve mülâzımlar fenninde mâhir ve hatt u inşâ ve mühimme tahrîrine kādir olup, Kalem'e müdâvemet eyledikce tezâyüd-i iʿtibârları mültezem ve kānûn-i tevcîhâtları bu cihetle râsih ü müstahkem ola ki, küttâbın biri fevt oldukda, birkaç oğlu olup cümlesi kitâbete yarar ise babaları zeʿâmeti iştirâken ve gediği gediğe müstehakk olan veled-i kebîrine verilüp, gediksiz kalan oğlu gedik tedârük edinceye dek Kalem'e müdâvemet etmek şartıyla sancağında sâkin olmak teklîf olunmaya. Eğer oğullarının biri kitâbete kādir ve sâyiri sanʿat-ı âhar ile iştigāl eder ise müstaʿidd-i kitâbet olan oğluna zeʿâmet ve gediği verilüp, kitâbet bilmeyen oğluna müşterek olmak ve müstakıllen verilmek câyiz olmaya. Eğer oğlu sabî bulunur ise cebelü verüp, kitâbet teʿallüm etmek şartıyla yine zeʿâmeti tevcîh oluna ve eğer evlâd-ı zükûru yoğise, o makūle küttâba mahsûs nân-pâre hâricden kimseye verilmeyüp, kitâbeti, erbâbı ʿindinde müsellem olan mülâzimînin tâliblerine verile. Ve ol mülâzımın üzerinde bulunan zeʿâmet ve tîmâr ru'ûslu şagirdlerden Kalem'e müdavim ve müstaʿidde verile. [Ü2 52b] Ve eğer mülâzımlardan tâlib bulunmazsa Kalem'e müdâvemet eden şagirdânın ehakk u elyakına verile. Ve gediklü kâtibler ve şagird ve mülâzımlar leyl ü nehâr umûr-ı mühimmeye iştigāl [Ü1 50b] edüp, bilâ-ʿözrü ʿillet Kalem'e gelmedikleri hâlde zeʿâmet ve gedikleri müdâvim ve tâlib olan mülâzimînin müstaʿiddine verile. Ve küttâb içün bast olunan şurût gereği gibi vikāyet olunup, ricâl-i aklâmın hâl ʿani'l-garaz ihbârlarıyla tevcîhât ve nizâmları, re’isülküttâbların, Defter Emîni bulunanların re’y ü ʿarzına mevkūf ola. Ancak kalemde emekdâr ve Sipâh ve Silahdâr kitâbetleri rütbesini ihrâz ile sâhib-i iʿtibâr ve yâhûd hücûm-i şeyb ü herem ile kuvâsına fütûr u inkisâr ʿârız olanların hıdemât-ı sâbıkasına hürmeten ʿamelden sukūtu, ʿillet-i terke haml olunmayarak, zeʿâmet ve gedikleri dahl ü taʿarruzdan vâreste ola. Zikr olunan yüz on nefer Dîvân-ı hümâyûn ve altmış nefer Defterhâne gedik ve mülâzımlarından baʿzıları Kalem'e gayr-i müdavim hademe ve sâyir nâs ʿuhdesinde olmağla, nizâm-ı sabık ketebenin devâm ü istikrârına mebnî olduğundan, o misillülerin dahi nizâmı lâzım gelüp, ʿuhdelerinde olan gedik ve mülâzemetler refʿ ve mülâzemet ve gediği olmayup, devâm ile istihdâmı mukarrer olan Dîvân ve Defter-hâne küttâbının zeʿâmet ve tîmârlarına ilhâk olunup, o mikdâr gedik ve mülâzemet, sâlifü'l-beyân kalemlere muhassas olup, ʿadedleri işbu kānûn-i cedîd târîhinden iʿtibâr oluna. Yaʿnî birinin vefâtıyla zeʿâmetin üç nefer evlâdına verilmesinden, maʿnây-ı kesret ve tecâvüz-i ʿaded fehm olunmaya. Ve ber-vech-i muharrer hâricde bulunup, üzerlerinde gedik ve mülâzemetleri [Ü2\n53a] bu defʿa refʿ olunan kısımdan hâcegân ve Sadrıaʿzam Mektûbcusu ve Kethudâ Bey Kâtibi odalarında ve Defterî Kalemi'nde müdâvemet ile müstahdem olan küttâbın nân-pâreleri ve kezâlik taʿdâd olunan sunûf üzerinde şerh ve gediksiz bulunan zeʿâmet ve tîmârları defteri bi't-teharrî Defter-hâne'den ihrâc [Ü1 51a] ve bunlardan mâʿadâsı defter-i mezkûra idhâl olunmamış olmağla, Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ve Defterdâr Efendi ve Re'îsülküttâb Efendi ve Defter Emîni bulunanların ʿilimleri lâhik olarak sâlifü'l-beyân kimselerin teʿayyünü ile mikdârlarının kemmiyyeti bilinmek ve ziyâde kabûl etmamek içün mûmâ ileyhimin her biri başka başka zikr olunan defteri imzâ ve temhîr ve bir nüshası Dîvân-ı hümâyûn Kalemi'nde ve dîgeri Defter-hâne-i ʿâmire'de hifz olunmağla, işbu defterin hâvî olduğu kimselere sancağında temekkün teklîfi olunmayup, alay-beyilere gönderilecek cebe defterlerinden hâric kala. Ve içlerinden biri fevt oldukda, bilâ-veled ise alay-beyisine, Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî tarafından inhâ olunup, sancağı mülâzımlarına ber-mûceb-i şurût ʿarz eyleye. Ve eğer veledi mevcûd ve tüvânâ ise, sancağında sâkin olacağı ifade olunup, râzî olursa altı ay hıtâmına dek sancağına varup, sâkin olmak şartıyla tevcîh oluna. Ve eğer evlâdı müteʿaddid ise, şart-ı mezkûr üzere üç neferine iştirâken tevcîh olunup, sabî ise cebelü bedeliyyesiyle tevcîh ve tüvânâ oldukda, sancağında temekkünü şart kılına. Ve bu makūlenin tüvânâsı vakt-i tevcîhinden altı aya dek ve sabîsi baʿde'l-bülûğ sancağında sakin olmaz ise, [Ü2 53b] alay-beyisi terkinden mülâzimîne ʿarz eylemesi inhâ oluna. Ve bâlâda zikr olunan sunûfdan mâ-ʿadâ hâcegân ve Mektûbî ve Kâtib-i Kethudâ odalarında ve Defterî kalemlerinde müstahdem ve müdavim olanlardan mâʿadâ fi'l-asl, gedik ve mülâzemeti ve sâyir vechile kayıdları meşrûh olup, bu defʿa refʿ olunanların işbu kānûn-i cedîd vazʿı târîhinden bir seneye dek sancağında sâkin olmak ve yâhûd sâkin olacağlara kasr-ı yed eylemek şartı bunda dahi cârî ola. Gitmezler [Ü1 51b] ve kasr-ı yed etmezler ise, alay-beyiler mülâzimîne ʿarz edeler. Ve bâlâda muharrer kavânîn ve şurût evvelinden âhırına dek Dîvân-ı hümâyûn ve Defter-hâne-i ʿâmire defterlerine sebt ve ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel olmak üzere vakten mine'l-evkāt ve sebeben mine'l-esbâb ve vechen mine'l-vücûh hilâfına cevâz gösterilmeye. Ve alay-beyilerden ʿarz gelüp, Defter-hâne'ye der-kenâra vardıkda, küttâb-ı Defter-hâne nazar-ı tedkīk ile bakup, şurût-ı sâlifeye tatbîk ve mutâbakatı hâlinde der-kenâr eyleyeler. Ve eğer ʿarzda şurûta muhâlif bir hâlet fehm ederler ise, der-kenâr etmeyüp, mugāyeretini Defter Emîni'ne ve ol dahi\nRe'îsülküttâb Efendi'ye ve ol dahi Sadrıaʿzam'a ifâde eyleye. Ve eğer ʿarzın hatâsı Defter-hâne'de fehm olunmayup, sehven der-kenâr olunup buyurulur ise, Tahvîl'e vardıkda, Tahvîl Kîsedârı dikkat edüp, mugāyeret hiss eyler ise, Re'îsülküttâb Efendi'ye tefhîm ve ol dahi Vezîr-i aʿzam'a ʿarz edüp, o makūle alay-beyinin cezâsı tertîb oluna. Ve şurût müstekarr oluncaya dek, nezâret içün ricâl-i Devlet-i [Ü2 54a] ʿaliyye'den biri me'mûr olup, şurûta ve alay-beyilerin ahvâline nezâret eyleye. Ve bu nizâm ʿavn-i Hakk ile aʿdây-ı dîn ü devlete galebe etmek esbâbından olup, mahzâ takviyet-i dîn ve sebât ü miknet-i ceyş-i Muvahhidîn zımnında ihtiyâr olunmuş, fevâ'idi müberhen bir emr-i müstahsen olup, devâm ü istikrârına irâde-i kātıʿa-i hümâyûn teʿalluk eylediği vechile, vükelây-ı devlet bu emr-i ehemmin icrâ vü infâzına ve vikāye vü sıyânetine saʿy ü ikdâmı ferîza-i zimmet-i sadâkat bilüp, tamaʿ u garaz cihetleriyle zerre mikdârı hılâfına ve bu kānûn ve şurûtun tagyîrine tesaddî eylerler ise “Fe-men beddelühû baʿde mâ-semiʿahû fe-innemâ ismuhû ʿalellezîne yübeddilûnehû innallâhe semîʿun ʿalîm” [Ü1 52a] nass-ı kerîminde münderic vebâl-i ʿazîmine mübtelâ olacağları vaʿîd ü inzârı, zeyl-i kānûn-nâmeye izâfe olundu. Ve bu şerâ'it-i muʿteberenin birer sûreti yazılup, Re'îsülküttâb ve Defter emînleri temhîr edüp, alay-beyilerin yedlerine selefden halefe teslîm olunarak hifz ve kazâʾen zâyiʿ olursa, tekrâr sûreti ihrâcına tâlib olalar. Gerek vülât ve vükelânın ve gerek alay-beyilerin sırran ve ʿalenen ahvâlleri tecessüs ve ʿarzlarına dikkat olunup, mugāyir-i tavr u istikāmet vazʿ u hareketleri ve şurûta mugāyir hıyânetleri zuhûr eyler ise, bilâ-emân cezâları tertîb olunacağı kānûn-nâmede beyân olunduğundan, bâlâsına mufassal u meşrûh hatt-ı hümâyûn-ı heybet-makrûn dahi keşîde kılınup, sûreti bu mahalle kayd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Saltanat-ı seniyye'min sunûf-ı askeriyyesinden başı bağlu ve râbıtalusu eyâlet halkı olup, şurût ve kānûnları bir vakte dek merʿî iken, [Ü2 54b] bakılmayarak muhtell olduğuna binâʾen, ʿammim vaktinde şurûtları tecdîd ve fîmâ-baʿd halelden sıyâneti vaʿîd ile te'kîd olunmuş iken, ʿadem-i dikkat ve belki irtikâb-ı rehâvet hasebiyle evvelkinden ziyâde muhtell olup, fi'l-asl bu kadar memâlik teshîrinde yüz aklıkları etmiş böyle muntazam askerin bir işe yaramaz derecelerine vardıkları bu sefer de zâhir oldu. Bunlar içün ilâ-mâ-şâʾallâhü Teâlâ\nbozulmayacak bir kānûn-ı cedîd vazʿı, murâd-ı katʿî-i Şâhânem olup, şimdiki hâlde sefer ber-taraf olmağla, ittifâk-ı ârâ ile bu kānûn-ı cedîdi vazʿ eyledim. Ve tecdîd-i şurût [değil] kānûn-ı müstebidd etdim. Bu günden sonra mâdde-be-mâdde ve harf-be-harf ilâ-mâ-şâ’allâhü Teʿâlâ düstûru'l-ʿamel tutulup, vükelây-ı devlet ve hayr-hâhân-ı Saltanat'ım, farza riʿâyet eder gibi riʿâyet ve min-külli'l-vücûh ile'l-ebed tenfîz [Ü1 52b] ü icrâsına dikkat ve nezâret edeler. Şöyle ki, bu kānûn-ı cedîd dîn ü devlete hayr-ı mahz olmağla, ʿammim vaktinde muhtell olduğu gibi, bir maddesin ihtilâli vukūʿa gelmemesi, taraf-ı Şâhânem'den mültezemdir. Vükelây-ı devletimden zerre mikdârı mugāyirî harekete cesâret edenler her kim olur ise, olsun dîn ü devlete hıyânet etmiş olacağı âşikâr olduğuna binâ'en, o makūlelerin bilâ-emân cezâların tertîb ederim. Ve bundan sonra hâtıra ve gönle ve yâhûd tamaʿa mebnî feshine ve te'vîl ve hîle ile bâtılı hakk sûretine komağa cür'et eden olur ise, Allâhü ʿazîmü'ş-şân'ın ve Rasûl-i ekrem'in laʿnetine mazhar ve dünyâ ve âhiretde ʿazâb-ı elîme mübtelâ olsun. İşte bu kānûn-ı [Ü2 55a] cedîd bundan sonra ile'l-ebed vedîʿatüllahdır. Tenbîhât ü te'kîdât ve laʿnet ü tehdîdâtı bilüp ve işidüp, herkes ana göre ʿamel ü hareket ve hılâfından hazer eylesün.",
          "caption": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_110.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Saltanat-ı seniyye'min sunûf-ı askeriyyesinden başı bağlu ve râbıtalusu eyâlet halkı olup, şurût ve kānûnları bir vakte dek merʿî iken, [Ü2 54b] bakılmayarak muhtell olduğuna binâʾen, ʿammim vaktinde şurûtları tecdîd ve fîmâ-baʿd halelden sıyâneti vaʿîd ile te'kîd olunmuş iken, ʿadem-i dikkat ve belki irtikâb-ı rehâvet hasebiyle evvelkinden ziyâde muhtell olup, fi'l-asl bu kadar memâlik teshîrinde yüz aklıkları etmiş böyle muntazam askerin bir işe yaramaz derecelerine vardıkları bu sefer de zâhir oldu. Bunlar içün ilâ-mâ-şâʾallâhü Teâlâ\nbozulmayacak bir kānûn-ı cedîd vazʿı, murâd-ı katʿî-i Şâhânem olup, şimdiki hâlde sefer ber-taraf olmağla, ittifâk-ı ârâ ile bu kānûn-ı cedîdi vazʿ eyledim. Ve tecdîd-i şurût [değil] kānûn-ı müstebidd etdim. Bu günden sonra mâdde-be-mâdde ve harf-be-harf ilâ-mâ-şâ’allâhü Teʿâlâ düstûru'l-ʿamel tutulup, vükelây-ı devlet ve hayr-hâhân-ı Saltanat'ım, farza riʿâyet eder gibi riʿâyet ve min-külli'l-vücûh ile'l-ebed tenfîz [Ü1 52b] ü icrâsına dikkat ve nezâret edeler. Şöyle ki, bu kānûn-ı cedîd dîn ü devlete hayr-ı mahz olmağla, ʿammim vaktinde muhtell olduğu gibi, bir maddesin ihtilâli vukūʿa gelmemesi, taraf-ı Şâhânem'den mültezemdir. Vükelây-ı devletimden zerre mikdârı mugāyirî harekete cesâret edenler her kim olur ise, olsun dîn ü devlete hıyânet etmiş olacağı âşikâr olduğuna binâ'en, o makūlelerin bilâ-emân cezâların tertîb ederim. Ve bundan sonra hâtıra ve gönle ve yâhûd tamaʿa mebnî feshine ve te'vîl ve hîle ile bâtılı hakk sûretine komağa cür'et eden olur ise, Allâhü ʿazîmü'ş-şân'ın ve Rasûl-i ekrem'in laʿnetine mazhar ve dünyâ ve âhiretde ʿazâb-ı elîme mübtelâ olsun. İşte bu kānûn-ı [Ü2 55a] cedîd bundan sonra ile'l-ebed vedîʿatüllahdır. Tenbîhât ü te'kîdât ve laʿnet ü tehdîdâtı bilüp ve işidüp, herkes ana göre ʿamel ü hareket ve hılâfından hazer eylesün."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Altı sene mikdârı hıdmet-i celîle-i Silahdârî'de dâric-i medâric-i kâm-kârî olan ʿAbdullah Ağa, kûşe-i vahdet ihtiyârıyla fîmâ-baʿd enfâs-ı bâkıyyesin sarf-ı duʿây-ı Tâc-dârî etmek arzusunda olduğu istişʿâr ve işbu Cumâdelâhire'nin yirmi birinci sebt günü ʿazl olunup, eslâfına tahsîs olunan mükemmel taʿyînât ile dil-sîr-i niʿmet-i meserret ü istibşâr kılınup, ʿutekāy-ı hazret-i Hılâfet-penâhî'den el-yevm Seferli Kethudâsı olan İslâm Ağa'da bu hıdmet-i seniyyeye liyâkat ü istihkāk müşâhede olunmağla, yevm-i mezkûrda Silahdârlık câh-ı refîʿine iʿtilâ ve Çukadâr Ağa bulunan Süleymân Ağa'nın bu sûretde Enderûn-ı hümâyûn'dan ihrâcı iktizâ eyleyüp, hall-i İlâhî [Ü1 53a] vukūʿunda, emeği mukābili nân-pâre vaʿdiyle gûş-i emeli müşennef ve Rikâbdâr Hafız Mustafa Ağa mûmâ ileyhe halef olup, Dülbend Ağası Ahmed Ağa, Rikâbdâr ve Miftâh Ağası Hasan Ağa, Dülbend Ağalığı'yla kâm-kâr olup, Pîşgîr Ağası Saʿîd Ağa, Ağa-yı Miftâh ve Müezzin-başı Halîl Ağa, Pîşgîr Ağalığı'yla bâng-zed-i mahfil-i fevz ü felâh ve Hâne-i hâssa'dan Kul-oğlu Mehmed Ağa, Seferli Kethudâsı nasbı ile tertîb-sâz-ı mevkib-i inbisât u irtiyâh oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_111.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "text": "Altı sene mikdârı hıdmet-i celîle-i Silahdârî'de dâric-i medâric-i kâm-kârî olan ʿAbdullah Ağa, kûşe-i vahdet ihtiyârıyla fîmâ-baʿd enfâs-ı bâkıyyesin sarf-ı duʿây-ı Tâc-dârî etmek arzusunda olduğu istişʿâr ve işbu Cumâdelâhire'nin yirmi birinci sebt günü ʿazl olunup, eslâfına tahsîs olunan mükemmel taʿyînât ile dil-sîr-i niʿmet-i meserret ü istibşâr kılınup, ʿutekāy-ı hazret-i Hılâfet-penâhî'den el-yevm Seferli Kethudâsı olan İslâm Ağa'da bu hıdmet-i seniyyeye liyâkat ü istihkāk müşâhede olunmağla, yevm-i mezkûrda Silahdârlık câh-ı refîʿine iʿtilâ ve Çukadâr Ağa bulunan Süleymân Ağa'nın bu sûretde Enderûn-ı hümâyûn'dan ihrâcı iktizâ eyleyüp, hall-i İlâhî [Ü1 53a] vukūʿunda, emeği mukābili nân-pâre vaʿdiyle gûş-i emeli müşennef ve Rikâbdâr Hafız Mustafa Ağa mûmâ ileyhe halef olup, Dülbend Ağası Ahmed Ağa, Rikâbdâr ve Miftâh Ağası Hasan Ağa, Dülbend Ağalığı'yla kâm-kâr olup, Pîşgîr Ağası Saʿîd Ağa, Ağa-yı Miftâh ve Müezzin-başı Halîl Ağa, Pîşgîr Ağalığı'yla bâng-zed-i mahfil-i fevz ü felâh ve Hâne-i hâssa'dan Kul-oğlu Mehmed Ağa, Seferli Kethudâsı nasbı ile tertîb-sâz-ı mevkib-i inbisât u irtiyâh oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʿyânlık iddiʿâsıyla Söğüd Kasabası'nda ser-ber-âverde-i şekā ve “Paşa Ağa” lakabıyla şöhret-nümâ olan “İbrâhîm” nâm kimesnenin dil-rîş-i [Ü2 55b] zulm ü teʿaddîsi olan fukarâ, Dîvân-ı ʿâlî'ye iştikâ ve vilâyet defterine vâfir şey tahmîlini ifâde ile istirdâd-ı zâ'id ve te'dîbini istidʿâ etmişler idi. Merkūmun cinâyet-i sâbıkasına nazaran vücûb-i izâlesi zâhir olduğundan, şükâta ser-rişte verilmeyüp, sûret-i zâhirde ihzârına emr-i ʿâlî ısdâr ve kaydı görülmek irâdesi hufyeten Anadolu Vâlîsi'ne işʿâr olunup, müşârun ileyh tarafından cezâsı tertîb ve bu takrîb fukarây-ı kazâ tatyîb olundu.\nEşiddâ'-i mültezimînden olup, mukaddemâ Atina mukātaʿasına mâlik olan Hasekî ʿAlî kendü hâlinde olmayup, vardığı mahallerde fukarâyı izrâr ve bâ-husûs Atina Mukātaʿası reʿâyâsını tecrîm ile vâfir mâl iddihâr eyleyüp, defʿ-i bertîl ü rüşvet ile şükâtını tard etdiremediği hâlde, baʿzı husûn-ı menîʿaya ilticâ ile ihtifâ ve bir müddetden sonra hakkında tevakkud eden âteş-i gayzın sükûn u intıfâsını hiss ile kayd-ı istitârdan rehâ bulup, kemâ-fi'l-evvel mecbûl olduğu mefsedeti icrâ eyler idi.\n\nAtina Mukātaʿası'nın bir hissesi Îrâd-ı Cedîd tarafında olup, [Ü1 53b] ber-vefk-ı nizâm merkūmun hissesiyle beher sene tâliblerine ilzâm olunduğuna tehammül edemeyüp, bi'l-külliyye mukātaʿanın zabtını nefsine tahsîs dâʿiyesiyle o tarafda olan hevâdârlarını tahrîkden hâlî olmadığı bi't-teharrî tahkīk olunup, mukātaʿaya târî olan ihtilâli izâha ve fukarâyı müstemirrü'z-zuhûr olan cevr ü teʿaddîsinden irâha maksadıyla izâlesi her tarafdan tasvîb vü teşvîk olunmağla, ru'yet-i hisâb sûretinde merkūm Dîvân-ı ʿâlî'ye ihzâr olunup, Çavuş maʿrifetiyle İstanköy [Ü2 56a] Cezîresi'ne iclâ ve birkaç günden sonra cesedi rûhundan ihlâ olundu. Ve Arnabud tâyifesinden “Baltacı Velî” nâm kimesne dahi bir şahs-ı fettân olup, Arnabud paşalarına gâh Kapu Kethudâsı ve gâh itâre-i ahbâr ile hudûs-i erâcîfin mebde' vü müntehâsı olduğuna binâ'en, ol dahi Bozca-ada'ya nefy ü tebʿîd ve müstehakk-ı katʿ-ı hablü'l-verîd kılındı.",
          "caption": "İstîsâl-i baʿzı gümrâhân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_112.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîsâl-i baʿzı gümrâhân",
          "text": "Aʿyânlık iddiʿâsıyla Söğüd Kasabası'nda ser-ber-âverde-i şekā ve “Paşa Ağa” lakabıyla şöhret-nümâ olan “İbrâhîm” nâm kimesnenin dil-rîş-i [Ü2 55b] zulm ü teʿaddîsi olan fukarâ, Dîvân-ı ʿâlî'ye iştikâ ve vilâyet defterine vâfir şey tahmîlini ifâde ile istirdâd-ı zâ'id ve te'dîbini istidʿâ etmişler idi. Merkūmun cinâyet-i sâbıkasına nazaran vücûb-i izâlesi zâhir olduğundan, şükâta ser-rişte verilmeyüp, sûret-i zâhirde ihzârına emr-i ʿâlî ısdâr ve kaydı görülmek irâdesi hufyeten Anadolu Vâlîsi'ne işʿâr olunup, müşârun ileyh tarafından cezâsı tertîb ve bu takrîb fukarây-ı kazâ tatyîb olundu.\nEşiddâ'-i mültezimînden olup, mukaddemâ Atina mukātaʿasına mâlik olan Hasekî ʿAlî kendü hâlinde olmayup, vardığı mahallerde fukarâyı izrâr ve bâ-husûs Atina Mukātaʿası reʿâyâsını tecrîm ile vâfir mâl iddihâr eyleyüp, defʿ-i bertîl ü rüşvet ile şükâtını tard etdiremediği hâlde, baʿzı husûn-ı menîʿaya ilticâ ile ihtifâ ve bir müddetden sonra hakkında tevakkud eden âteş-i gayzın sükûn u intıfâsını hiss ile kayd-ı istitârdan rehâ bulup, kemâ-fi'l-evvel mecbûl olduğu mefsedeti icrâ eyler idi.\n\nAtina Mukātaʿası'nın bir hissesi Îrâd-ı Cedîd tarafında olup, [Ü1 53b] ber-vefk-ı nizâm merkūmun hissesiyle beher sene tâliblerine ilzâm olunduğuna tehammül edemeyüp, bi'l-külliyye mukātaʿanın zabtını nefsine tahsîs dâʿiyesiyle o tarafda olan hevâdârlarını tahrîkden hâlî olmadığı bi't-teharrî tahkīk olunup, mukātaʿaya târî olan ihtilâli izâha ve fukarâyı müstemirrü'z-zuhûr olan cevr ü teʿaddîsinden irâha maksadıyla izâlesi her tarafdan tasvîb vü teşvîk olunmağla, ru'yet-i hisâb sûretinde merkūm Dîvân-ı ʿâlî'ye ihzâr olunup, Çavuş maʿrifetiyle İstanköy [Ü2 56a] Cezîresi'ne iclâ ve birkaç günden sonra cesedi rûhundan ihlâ olundu. Ve Arnabud tâyifesinden “Baltacı Velî” nâm kimesne dahi bir şahs-ı fettân olup, Arnabud paşalarına gâh Kapu Kethudâsı ve gâh itâre-i ahbâr ile hudûs-i erâcîfin mebde' vü müntehâsı olduğuna binâ'en, ol dahi Bozca-ada'ya nefy ü tebʿîd ve müstehakk-ı katʿ-ı hablü'l-verîd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalem-rev-i hükûmet-i Şâhâne olan Memâlik-i vesîʿatü'l-mesâlik'de mazalle-nişîn-i hâb-ı rahat olan fukarâ vü zuʿafânın bir müddetden berü tesallut-ı zaleme vü cebâbire ile hâlleri perîşân ve mesârıf-ı zâyide ve tahmîlât-ı bilâ-fâ'ide ile harmen-i iktidârları sûzân-ı nîrân-ı husrân olup, beher sâl gayr ez-mesârıf-ı zarûriyye vilâyet umûru ve aʿyâniyye nâmıyla iki defʿa defter ibrâz ve “Harc-ı Defter” ismiyle kudât ve nüvvâba hakku's-sükût ifrâz eylediklerinden gayri, kazâlarda müteneffis bulunan bî-insâfları dahi, dâ'ire-i iştirâke idhâl ile zulm-i sarîh ve kadr-ı kabîha âgāz eyledikleriyçün, memâlik yevmen-fe-yevmen harâb ve intifây-ı mekâsib ile fukarâ aʿşâr-ı şerʿiyye edâsına bile kudret-yâb olmadıkları maʿlûm-ı [Ü1 54a] Şehriyâr-ı menîʿü'l-cenâb olup, bu zulm-i ʿâlem-sûzun dahi feyezân-ı nehr-i selsâl, ʿadâlet-i nasafetleriyle intıfâ-pezîr olması katʿâ matlûb-ı Tâc-dârî'leri olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik bundan böyle senede iki defʿa kazâların mesârıf-ı sahîhası taʿyîn-i mevâdd ile defter ve tevzîʿ olunup, altı ayda bir mümzâ sûreti Der-i devlet-medâr'a ʿarz u takdîm ve defterlerde mesârıf-ı mechûle tahkīk eyledikde, [Ü2 56b] defteri imzâ eden hâkimden ve tevzîʿ eden aʿyân ve kazâ müteʿayyinlerinden tahsîl ve fukarâya istirdâd ü teslîm olunacağı tasmîm olduğundan fazla o makūle müzahrafât-ı dünyeviyyeye meyl ü rükûn ile fukarâyı sergerdân-ı tîh-i garâmet eden eşhâsın her biri eşedd-i siyâset ve teʾdîb ile muʿâkab olacağları ve defâtire nezâret ve tehkīh u tashîh-i mevâdd ile icrây-ı lâzime-i sadâkat eylemeleri bâbında Anadolu Defteri Nezâreti, Râsih Efendi'ye ve Rumeli, bi'l-münâsebe Yenişehirli Mustafa Beyefendi'ye ve Mora, ʿOsmân Efendi'ye ihâle olunduğundan mâʿadâ, mesârıfın mikdâr u kemmiyyeti tahkīk ve zâyid şey vazʿından hükkâm ve aʿyân ve sâyiri menʿ ü tazyîk mesâlihi içün her kazâda hademe-i devletden mücerrebü'l-etvâr bir âdem ikāmeti tasvîb ü ihtiyâr olunup, vaʿd ü vaʿîd ve teşdîd ü te'kîdi şâmil, etrâfa fermânlar neşr ü irsâl ve tantana-i ʿadl ü nasafet târem-i çarh-ı esîre îsâl olundu.",
          "caption": "Nizâm-dâden-i mesârıf-ı zarûriyye-i Memâlik-i mahrûse",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_113.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-dâden-i mesârıf-ı zarûriyye-i Memâlik-i mahrûse",
          "text": "Kalem-rev-i hükûmet-i Şâhâne olan Memâlik-i vesîʿatü'l-mesâlik'de mazalle-nişîn-i hâb-ı rahat olan fukarâ vü zuʿafânın bir müddetden berü tesallut-ı zaleme vü cebâbire ile hâlleri perîşân ve mesârıf-ı zâyide ve tahmîlât-ı bilâ-fâ'ide ile harmen-i iktidârları sûzân-ı nîrân-ı husrân olup, beher sâl gayr ez-mesârıf-ı zarûriyye vilâyet umûru ve aʿyâniyye nâmıyla iki defʿa defter ibrâz ve “Harc-ı Defter” ismiyle kudât ve nüvvâba hakku's-sükût ifrâz eylediklerinden gayri, kazâlarda müteneffis bulunan bî-insâfları dahi, dâ'ire-i iştirâke idhâl ile zulm-i sarîh ve kadr-ı kabîha âgāz eyledikleriyçün, memâlik yevmen-fe-yevmen harâb ve intifây-ı mekâsib ile fukarâ aʿşâr-ı şerʿiyye edâsına bile kudret-yâb olmadıkları maʿlûm-ı [Ü1 54a] Şehriyâr-ı menîʿü'l-cenâb olup, bu zulm-i ʿâlem-sûzun dahi feyezân-ı nehr-i selsâl, ʿadâlet-i nasafetleriyle intıfâ-pezîr olması katʿâ matlûb-ı Tâc-dârî'leri olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik bundan böyle senede iki defʿa kazâların mesârıf-ı sahîhası taʿyîn-i mevâdd ile defter ve tevzîʿ olunup, altı ayda bir mümzâ sûreti Der-i devlet-medâr'a ʿarz u takdîm ve defterlerde mesârıf-ı mechûle tahkīk eyledikde, [Ü2 56b] defteri imzâ eden hâkimden ve tevzîʿ eden aʿyân ve kazâ müteʿayyinlerinden tahsîl ve fukarâya istirdâd ü teslîm olunacağı tasmîm olduğundan fazla o makūle müzahrafât-ı dünyeviyyeye meyl ü rükûn ile fukarâyı sergerdân-ı tîh-i garâmet eden eşhâsın her biri eşedd-i siyâset ve teʾdîb ile muʿâkab olacağları ve defâtire nezâret ve tehkīh u tashîh-i mevâdd ile icrây-ı lâzime-i sadâkat eylemeleri bâbında Anadolu Defteri Nezâreti, Râsih Efendi'ye ve Rumeli, bi'l-münâsebe Yenişehirli Mustafa Beyefendi'ye ve Mora, ʿOsmân Efendi'ye ihâle olunduğundan mâʿadâ, mesârıfın mikdâr u kemmiyyeti tahkīk ve zâyid şey vazʿından hükkâm ve aʿyân ve sâyiri menʿ ü tazyîk mesâlihi içün her kazâda hademe-i devletden mücerrebü'l-etvâr bir âdem ikāmeti tasvîb ü ihtiyâr olunup, vaʿd ü vaʿîd ve teşdîd ü te'kîdi şâmil, etrâfa fermânlar neşr ü irsâl ve tantana-i ʿadl ü nasafet târem-i çarh-ı esîre îsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i mahrûsede mütemekkin dehâkīn ve ehl-i hirefin yerlü yerlerinde isrikrârlarıyla hars ü zirâʿat ve kesb ü ticârete iştigālleri, bâʿis-i ʿimâr-ı memleket ve sebeb-i\nhasb ü refâhiyyet olduğundan gayri, hazîne-i Pâdişâhî'ye ʿâyid olan muʿayyenâtlarını vaktiyle edâya ve ashâb-ı emlâkın bilâ-terâhî [Ü1 54b] hâsılâtlarını îfâya ʿillet olup, baʿzı eşhâs, tahsîl-i sühûlet-kâr efkârıyla zirâʿat ve ticâretden firâr ve İstanbul'da ikāmete karâr ile terk-i dâr u diyâr eylediklerinden, sekene-i Âsitâne-i saʿâdet kaht u galâya dûçâr ve vükelây-ı devlet, celb-i erzâk zımnında mihen ü meşakka giriftâr olduklarından gayri, [Ü2 57a] Hazîne-i hümâyûn'a ve emlâk ashâbına terettüb eden zarar, muhtâc-ı delîl ü nazar olmayup, murûr u ʿubûr eyleyecekleri turuk u mesâlik her ne kadar sedd ü bend ve nakl-i hâne zımnında her çend icrây-ı takrî u gezend olunduysa dahi, bir tarafdan fürce-yâb-ı duhûl ve birer kûşede temekkün ile tezâhüm ü tezâyuka meşgûl olurlar idi. Karîha-i sabîha-i Mülûkâne'den levha-pîrâ-yı zuhûr olan sâyir nizâmât-ı müstahsene gibi bu mâddenin dahi, hüsn-i kālıba ifrâğı ve o makūle serserî geşt-i vâdî-yi batâlet olan eşhâsın hadd-i iʿtidâle iblâğı matlûb-ı hümâyûn olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik fîmâ-baʿd Âsitâne-i saʿâdet ve muzâfâtına hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan birer mütebassır ve nîk ü bedi farka kādir kimseler taʿyîn olunup, maʿiyyetlerine taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ve Ağa-kapusu'ndan zâbitler terfîk ve hânlar ve dükkânlar ve medâris ve zevâyâda sâkin olanlar ahadühümâ âhara kefîl olarak sebt-i defter ve bilâ-şugl ü ʿamel geşt eden derbederler ve küfelâsı olmayup, mechûlü'l-hâl kimseler ve lüzûmundan zâyid hammâl ve kayıkçı ve dükkân şâgirdleri temyîz ü tefrîk ve Gümrük emînleri maʿrifetiyle memleketlerine irsâl olunup, meʾmûrların altı ayda bir meʾmûriyyetleri istînâfıyla pes-mânde ve mevcûdları deftere tatbîk olunmak râbıtası ahkâm ü tevsîk olunup, bu behâne ile yaramazı leʿalleten ibkā ve ehl-i ʿırzı mübtelây-ı cevr ü ezâ etmekden ittikā etmeleri lâzım gelenlere tenbîh ü îsâ olundu. [Ü1 55a]",
          "caption": "Sûret-i teftîş-i bî-kârân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_114.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i teftîş-i bî-kârân",
          "text": "Memâlik-i mahrûsede mütemekkin dehâkīn ve ehl-i hirefin yerlü yerlerinde isrikrârlarıyla hars ü zirâʿat ve kesb ü ticârete iştigālleri, bâʿis-i ʿimâr-ı memleket ve sebeb-i\nhasb ü refâhiyyet olduğundan gayri, hazîne-i Pâdişâhî'ye ʿâyid olan muʿayyenâtlarını vaktiyle edâya ve ashâb-ı emlâkın bilâ-terâhî [Ü1 54b] hâsılâtlarını îfâya ʿillet olup, baʿzı eşhâs, tahsîl-i sühûlet-kâr efkârıyla zirâʿat ve ticâretden firâr ve İstanbul'da ikāmete karâr ile terk-i dâr u diyâr eylediklerinden, sekene-i Âsitâne-i saʿâdet kaht u galâya dûçâr ve vükelây-ı devlet, celb-i erzâk zımnında mihen ü meşakka giriftâr olduklarından gayri, [Ü2 57a] Hazîne-i hümâyûn'a ve emlâk ashâbına terettüb eden zarar, muhtâc-ı delîl ü nazar olmayup, murûr u ʿubûr eyleyecekleri turuk u mesâlik her ne kadar sedd ü bend ve nakl-i hâne zımnında her çend icrây-ı takrî u gezend olunduysa dahi, bir tarafdan fürce-yâb-ı duhûl ve birer kûşede temekkün ile tezâhüm ü tezâyuka meşgûl olurlar idi. Karîha-i sabîha-i Mülûkâne'den levha-pîrâ-yı zuhûr olan sâyir nizâmât-ı müstahsene gibi bu mâddenin dahi, hüsn-i kālıba ifrâğı ve o makūle serserî geşt-i vâdî-yi batâlet olan eşhâsın hadd-i iʿtidâle iblâğı matlûb-ı hümâyûn olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik fîmâ-baʿd Âsitâne-i saʿâdet ve muzâfâtına hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan birer mütebassır ve nîk ü bedi farka kādir kimseler taʿyîn olunup, maʿiyyetlerine taraf-ı Fetvâ-penâhî'den ve Ağa-kapusu'ndan zâbitler terfîk ve hânlar ve dükkânlar ve medâris ve zevâyâda sâkin olanlar ahadühümâ âhara kefîl olarak sebt-i defter ve bilâ-şugl ü ʿamel geşt eden derbederler ve küfelâsı olmayup, mechûlü'l-hâl kimseler ve lüzûmundan zâyid hammâl ve kayıkçı ve dükkân şâgirdleri temyîz ü tefrîk ve Gümrük emînleri maʿrifetiyle memleketlerine irsâl olunup, meʾmûrların altı ayda bir meʾmûriyyetleri istînâfıyla pes-mânde ve mevcûdları deftere tatbîk olunmak râbıtası ahkâm ü tevsîk olunup, bu behâne ile yaramazı leʿalleten ibkā ve ehl-i ʿırzı mübtelây-ı cevr ü ezâ etmekden ittikā etmeleri lâzım gelenlere tenbîh ü îsâ olundu. [Ü1 55a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri olan Mehmed Hayrullah Efendi'nin müddet-i [Ü2 57b] ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve Sadâret-i Rumeli ile mükerreren ʿAbdullah Efendi, mazhar-ı nevâziş ü ikrâm olup, on senesi Zilkaʿde'si gurresinden mutasarrıf olmak üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı'yla ʿÂşir Efendi-zâde Mehmed Hafîd Efendi dil-şâd ve on senesi Rebîʿulevvel'i gurresinden\nzabt etmek üzere İzmir Kazâsı'yla Hatîb-zâde Seyyid Mehmed Efendi ber-murâd ve Selânik Kazâsı'yla Ahmed Efendi-zâde Mehmed Saʿîd Efendi nâyil-i iʿzâz ü isʿâd oldu.",
          "caption": "Sadr-ı Rûm-şüden-i ʿAbdullah Efendi ve tevcîh-i baʿzı Mevleviyyet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_115.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadr-ı Rûm-şüden-i ʿAbdullah Efendi ve tevcîh-i baʿzı Mevleviyyet",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri olan Mehmed Hayrullah Efendi'nin müddet-i [Ü2 57b] ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve Sadâret-i Rumeli ile mükerreren ʿAbdullah Efendi, mazhar-ı nevâziş ü ikrâm olup, on senesi Zilkaʿde'si gurresinden mutasarrıf olmak üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı'yla ʿÂşir Efendi-zâde Mehmed Hafîd Efendi dil-şâd ve on senesi Rebîʿulevvel'i gurresinden\nzabt etmek üzere İzmir Kazâsı'yla Hatîb-zâde Seyyid Mehmed Efendi ber-murâd ve Selânik Kazâsı'yla Ahmed Efendi-zâde Mehmed Saʿîd Efendi nâyil-i iʿzâz ü isʿâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Büyük Mîrâhûr olan Çayır-zâde İbrâhîm Ağa'nın Silahdâr-ı sâbık dâmâdı ve sehâb-ı iʿânet ü imdâdı, reşâşe-pâş-ı çemen-zâr-ı hâcet ü murâdı olup, hıdmet-i menîʿa-i Silahdârî'den infisâli, merkūmun bâʿis-i zübûl-i gusn-i ikbâli olduğuna binâʾen, gurre-i Receb'de maʿzûl ve yerine Kapucular Kethudâsı olan Zühdî İsmâʿîl Bey mevsûl olup, Şemseddîn Bey'in bu defʿa dahi neyyir-i bahtı dirahşân ve Kapucular Kethudâlığı'yla mültefit-i Şehriyâr-ı kesîru'l-ihsân oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Mîrâhûr-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_116.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Mîrâhûr-ı Evvel",
          "text": "Büyük Mîrâhûr olan Çayır-zâde İbrâhîm Ağa'nın Silahdâr-ı sâbık dâmâdı ve sehâb-ı iʿânet ü imdâdı, reşâşe-pâş-ı çemen-zâr-ı hâcet ü murâdı olup, hıdmet-i menîʿa-i Silahdârî'den infisâli, merkūmun bâʿis-i zübûl-i gusn-i ikbâli olduğuna binâʾen, gurre-i Receb'de maʿzûl ve yerine Kapucular Kethudâsı olan Zühdî İsmâʿîl Bey mevsûl olup, Şemseddîn Bey'in bu defʿa dahi neyyir-i bahtı dirahşân ve Kapucular Kethudâlığı'yla mültefit-i Şehriyâr-ı kesîru'l-ihsân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir seneden berü Dîvân-ı bülend-ʿunvân'da Çavuş-başı olan ʿÖmer Paşa-zâde ʿAbdullah Beyefendi'nin ahvâl-i ʿâleme ıttılâʿı sebebi ile cilve-ger-i meclây-ı zuhûr olan hıdmeti, pesendîde-i sagīr ü kebîr ve ru'yet-i mesâlih-i ʿibâdda sıdk u istikāmeti felek-mesîr olmuşiken, bâ-irâde-i Âsafî mâh-ı mezkûrun sekizinci günü ʿazl-i bilâ-sebeb ile tekdîr ve ʿİzzet Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey'in Çavuş-başılık ile kadr ü şânı tevkīr olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_117.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-çavuşân",
          "text": "Bir seneden berü Dîvân-ı bülend-ʿunvân'da Çavuş-başı olan ʿÖmer Paşa-zâde ʿAbdullah Beyefendi'nin ahvâl-i ʿâleme ıttılâʿı sebebi ile cilve-ger-i meclây-ı zuhûr olan hıdmeti, pesendîde-i sagīr ü kebîr ve ru'yet-i mesâlih-i ʿibâdda sıdk u istikāmeti felek-mesîr olmuşiken, bâ-irâde-i Âsafî mâh-ı mezkûrun sekizinci günü ʿazl-i bilâ-sebeb ile tekdîr ve ʿİzzet Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey'in Çavuş-başılık ile kadr ü şânı tevkīr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 55b – Ü2 58a] Maraş Sancağı, Mîr-i mîrân Dervîş Hasan Paşa'ya tevcîh olunduğuna binâ'en, Mutasarrıf olduğu Beyşehri Sancağı münhall ve sâbıkā Resmo Mutasarrıfı Mahmûd Paşa, livâ'-i mezkûr ile makzıyyü'l-emel olup, mâh-ı mezkûrun on ikinci günü Haremeyn-i şerîfeyn'e irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn dahi Emîni olan Yûsuf Paşa Kapu Kethudâsı Mehmed Emîn Ağa'ya teslîm ve çekdiriye vazʿ ve Üsküdar'a imrâr ile resm-i alay icrâ vü tetmîm olundu.\nİmâm-ı Sânî-yi hazret-i Cihân-bânî Hâfız Ahmed Efendi iki yüz on senesi Rebîʿulevvel'inden iʿtibâr ile Edirne Pâyesi'ne nâyil ve Nakīb-zâde Mehmed Emîn Efendi iki yüz on bir senesi Ramazânı gurresinden zabt eylemek üzere bi'l-fiʿl Yenişehir-i fenâr Mevleviyyeti'ne vâsıl oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Livây-ı Beyşehri ve ihrâc-ı Surre-i hümâyûn ve ihsân-ı pâyehâ be-mevâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_118.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livây-ı Beyşehri ve ihrâc-ı Surre-i hümâyûn ve ihsân-ı pâyehâ be-mevâlî",
          "text": "[Ü1 55b – Ü2 58a] Maraş Sancağı, Mîr-i mîrân Dervîş Hasan Paşa'ya tevcîh olunduğuna binâ'en, Mutasarrıf olduğu Beyşehri Sancağı münhall ve sâbıkā Resmo Mutasarrıfı Mahmûd Paşa, livâ'-i mezkûr ile makzıyyü'l-emel olup, mâh-ı mezkûrun on ikinci günü Haremeyn-i şerîfeyn'e irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn dahi Emîni olan Yûsuf Paşa Kapu Kethudâsı Mehmed Emîn Ağa'ya teslîm ve çekdiriye vazʿ ve Üsküdar'a imrâr ile resm-i alay icrâ vü tetmîm olundu.\nİmâm-ı Sânî-yi hazret-i Cihân-bânî Hâfız Ahmed Efendi iki yüz on senesi Rebîʿulevvel'inden iʿtibâr ile Edirne Pâyesi'ne nâyil ve Nakīb-zâde Mehmed Emîn Efendi iki yüz on bir senesi Ramazânı gurresinden zabt eylemek üzere bi'l-fiʿl Yenişehir-i fenâr Mevleviyyeti'ne vâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sevâhil ü cezâyire mücâvir olan devletlerde tersâne binâsı ve merâkib ü sefâyin inşâsı, umûr-ı zarûriyye-i Saltanat'dan olduğuna binâ'en, Devlet-i ebed-müddet dahi tavr-ı ʿasr üzere tersâne umûruna sarf-ı himmet edüp, tertîb-i cumûʿ-i Levend ve inşây-ı süfün-i kûh-mânend ile tantana-i kadr ü şânını bülend edüp, kâffe-i levâzım-ı merâkib ve beher sene iktizâ eden revâtib ü mevâcib mahallerinden taʿyîn ve niçe niçe gazâlar ile düşmen-i dîni gavta-hor-ı deryây-ı âh u enîn etmişidi. İmtidâd-ı vakt-i hazar ve inkıtâʿ-ı eyyâm-ı sefer sebebi ile Donanma-yi hümâyûn'a ʿadem-i ihtimâm ve bâ-husûs karîbü'l-ʿahdde Cezâyirli Hasan Paşa, niçe şühûr u aʿvâm riyâset-i esâtîl ile bekâm olup, cevâyiz ü rişâ ve şefâʿat ü ilticâ ile beylikleri beyʿ-i men-yezîd ve erbâb-ı istihkākı [Ü2 58b] vusûl-i matlabdan nâ-ümmîd eyleyüp, o makūle kapudanlar dahi sedd-i sülme-i ihtiyâc ve nakden verdikleri câyizeyi ihrâc içün beher sâl vâfir mâl ile istihsâl olunan [Ü1 56a] mühimmat ve donanmayı nehb ü târâc ve behâsını hemyân-ı hıyânetlerine vazʿ u idrâc eylediklerinden fazla, neferâta tahsîs olunan taʿyînâtı tenkīs ve hâsılını nefislerine tahlîs eylediklerinden, Donanma-yi hümâyûn'a zaʿf târî ve neferâtına ser-te-ser fütûr sârî olup, bu esbâb ile pîrâmen-i devletde istâde-i kemîn-gâh-ı fursat olan aʿdâ ile mukāvemet, hâric-i yârây-ı istitâʿat ve belki bu ʿacz ü rehâvet, galeyân-ı dîg-i fesâd u tamaʿlarına ʿillet olacağı cezmen maʿlûm-ı Pâdişâh-ı İskender-sîret olmağla, aʿzam-ı umûr-ı devletden olan işbu donanma maslahatı dahi, ittifâk-ı erkân-ı devlet ile pezîrufte-i hüsn-i nizâm ve ʿale'l-ıtlâk teksîr-i mevâcib ü erzâk ile râbıta-bend-i istihkâm olması iltizâm olunup, cenâb-ı hazret-i Hakk, Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsârı bu bâbda dahi muvaffak edüp, Donanma-yi hümâyûn ahsen-i nesak üzere tanzîm ve ru'esâ ve neferâta resm-i harb-i deryâ fürû ve usûlüyle taʿlîm olunup, şurût-ı mukarreresi maʿlûm-ı erbâb-ı hads ü yakīn olmak içün ruhsâre-i sahâyif-i vekāyiʿ-i ârâyiş-kârı kalem-i erjeng-i sanâyiʿ ile tezyîn kılındı.",
          "caption": "Muvaffak-şüden-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn be-nizâm-ı umûr-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_119.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Muvaffak-şüden-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn be-nizâm-ı umûr-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Sevâhil ü cezâyire mücâvir olan devletlerde tersâne binâsı ve merâkib ü sefâyin inşâsı, umûr-ı zarûriyye-i Saltanat'dan olduğuna binâ'en, Devlet-i ebed-müddet dahi tavr-ı ʿasr üzere tersâne umûruna sarf-ı himmet edüp, tertîb-i cumûʿ-i Levend ve inşây-ı süfün-i kûh-mânend ile tantana-i kadr ü şânını bülend edüp, kâffe-i levâzım-ı merâkib ve beher sene iktizâ eden revâtib ü mevâcib mahallerinden taʿyîn ve niçe niçe gazâlar ile düşmen-i dîni gavta-hor-ı deryây-ı âh u enîn etmişidi. İmtidâd-ı vakt-i hazar ve inkıtâʿ-ı eyyâm-ı sefer sebebi ile Donanma-yi hümâyûn'a ʿadem-i ihtimâm ve bâ-husûs karîbü'l-ʿahdde Cezâyirli Hasan Paşa, niçe şühûr u aʿvâm riyâset-i esâtîl ile bekâm olup, cevâyiz ü rişâ ve şefâʿat ü ilticâ ile beylikleri beyʿ-i men-yezîd ve erbâb-ı istihkākı [Ü2 58b] vusûl-i matlabdan nâ-ümmîd eyleyüp, o makūle kapudanlar dahi sedd-i sülme-i ihtiyâc ve nakden verdikleri câyizeyi ihrâc içün beher sâl vâfir mâl ile istihsâl olunan [Ü1 56a] mühimmat ve donanmayı nehb ü târâc ve behâsını hemyân-ı hıyânetlerine vazʿ u idrâc eylediklerinden fazla, neferâta tahsîs olunan taʿyînâtı tenkīs ve hâsılını nefislerine tahlîs eylediklerinden, Donanma-yi hümâyûn'a zaʿf târî ve neferâtına ser-te-ser fütûr sârî olup, bu esbâb ile pîrâmen-i devletde istâde-i kemîn-gâh-ı fursat olan aʿdâ ile mukāvemet, hâric-i yârây-ı istitâʿat ve belki bu ʿacz ü rehâvet, galeyân-ı dîg-i fesâd u tamaʿlarına ʿillet olacağı cezmen maʿlûm-ı Pâdişâh-ı İskender-sîret olmağla, aʿzam-ı umûr-ı devletden olan işbu donanma maslahatı dahi, ittifâk-ı erkân-ı devlet ile pezîrufte-i hüsn-i nizâm ve ʿale'l-ıtlâk teksîr-i mevâcib ü erzâk ile râbıta-bend-i istihkâm olması iltizâm olunup, cenâb-ı hazret-i Hakk, Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsârı bu bâbda dahi muvaffak edüp, Donanma-yi hümâyûn ahsen-i nesak üzere tanzîm ve ru'esâ ve neferâta resm-i harb-i deryâ fürû ve usûlüyle taʿlîm olunup, şurût-ı mukarreresi maʿlûm-ı erbâb-ı hads ü yakīn olmak içün ruhsâre-i sahâyif-i vekāyiʿ-i ârâyiş-kârı kalem-i erjeng-i sanâyiʿ ile tezyîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAn-asl Kapudâne-i hümâyûn'un üç bin üç yüz otuz üç guruş kırk akça sâlyâne-i kadîmi olup, bu mikdâr meblağ ile idâre-i umûr edemeyeceği zâhir olduğundan, dâ'imâ cebr-i noksân fikriyle muztarib ve bi'z-zarûre hılâf-ı rızâ hareketi mürtekib olup, merkūmu ve sâyir kapudanları [Ü2 59a] terfîh-i sû'-i ʿamelden müctenib olmalarını zımnen hükm ü tenbîh olmağla, binâʾen-ʿalâ-zâlik Kapudâne'nin sâlyânesi yedi bin beş yüz guruşa ve kezâlik Patrona'nın iki bin üç yüz yetmiş beş guruş kadîm-i sâlyânesiyle Lîmân Re'îsi'nin iki bin guruş sâlyânesi ber-vech-i müsâvât [Ü1 56b] altışar bin guruşa ve Riyâle'nin bin sekiz yüz yetmiş beş guruş sâlyânesi, beş bin guruşa ve Üç Enbârlu Kapudanı'nın beş yüz guruş sâlyânesi, bin beş yüz guruşa ve Kapudâne Kapudanı'nın sekiz yüz otuz üç guruş sâlyânesi, iki bin dört yüz otuz üç guruşa iblâğ olunup, seferber olan sefâyinin ʿale's-seviyye biner guruş kadîm sâlyâneleri olmağla, bu cümleden elli beş ve elli üç zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin sekizer yüz guruşa ve elli bir ve kırk yedi zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin altışar yüz guruşa ve kırk beş ve kırk üç ve kırk bir zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin üçer yüz guruşa ve elli bir ve kırk yedi ve kırk beş zirâʿ fırkateynlere râkib olanların sâlyâneleri bin sekiz yüz ellişer guruşa ve kırk üçden otuz zirâʿa dek fırkateyn ve şehtiyye ve sâyire râkib olanların sâlyâneleri bin altışar yüz guruşa iblâğ olundu.\n\nSeferber olan mülâzım kapudanlarının ʿumûmen ikişer yüz otuz altışar guruş kadîm sâlyâneleri olup, bunların dahi ber-vech-i taʿdîl sâlyâneleri teksîr ve tebdîl lâzım gelmekle, Kapudâne-i hümâyûn'da olan Mülâzım-ı Evvel'e bin iki yüz elli guruş ve Sânî'ye ve Patrona'nın Mülâzımı'na bin ikişer yüz guruş ve Riyâle Mülâzımı'na bin yüz elli guruş [Ü2 59b] ve sâyir mülâzımlara râkib oldukları sefîne kapudanlarının sülüs sâlyâneleri ne mikdâr ise sülüs hisâbıyla cânib-i mîrîden başkaca sâlyâne tahsîs olundu. Ve tersânede mânde ve merbût sefâyin-i hümâyûnun süvârî kapudanları ʿan-asl ikişer yüz doksan beşer guruş ve mülâzımları yüz yetmiş yedişer guruş sâlyâne ile [Ü1 57a] tekeffüf eylediklerinden, hâlleri muztarib ü perîşân ve lede'l-iktizâ bir maslahata yaramayacakları nümâyân olup, bunlar dahi sefînelerini ʿale'd-devâm idâre şartıyla seferberlikleri hâlinde ʿale't-tertîb verilecek saliyânenin\nnısfı mikdârı sâlyâne ile hâllerine nizâm ve sancak kapudanları ve Lîmân Re’îsi ve Üç Enbârlı ve süvârî kapudanlardan ʿalîl ü ihtiyâr ve hıdmet-i lâzime edâsında bî-iktidâr olanlara seferber oldukları hâlde tertîb olunan sâlyânenin sülüsü ve mülâzımlardan ise nısfı ile tekāʿüd tecvîz olunup, Kapudâne ve Patrona ve Riyâle ve Lîmân Reʾîsi'nin fevti ve yâhûd bir cünha ile ʿazl ü nasbı vukūʿunda Deryâ Kapudanı bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve müstehakk u lâyıkını ʿalâ mâ-cera'l-ʿâde, Bâb-ı ʿâlî'ye bâ-takrîr ifâde eyledikden sonra, nasbi câyiz ola. Ve sâyir Donanmayi hümâyûn sefînelerinden kalyon ve fırkateyn ve şehtiyye kapudanlarından birinin irkâbı ve yâhûd seferber olması muktezî oldukda, sancak kapudanları ve Lîmân Reʾîsi ittifâkıyla süvârî kapudanlarından fenninde mâhir ve idâre-i sefîneye kādir kimse tahsîs olunup, zikr olunan sefîneye lâzım gelan Mülâzım Kapudan dahi, bu şurûtuyla intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde [Ü2 60a] 't-takrîr taʿyîn ü intisâb oluna. Ve süvârî olacak kapudanların mücerred istihkāk u liyâkat ve fenninde mehâretine nazar olunup, şefâʿat ü rişvet ve cevâyiz ü ʿubûdiyyet ile nasbları vechen mine'l-vücûh tecvîz olunmaya. Ve kapudanlara bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere bâliğan-mâ-belağ tertîb-i idrârât olunup, ihtiyâc-ı irtikâbdan vâreste kılınmış olmalarıyla, anlar dahi râkib oldukları sefînenin kassâb ve kahve ve bunlara müşâbih hidmetleri, sâbıkı gibi beyʿ-i men-yezîd eylemeyüp, [Ü1 57b] sefînenin gediklülerinden müstehakk olanlara akçasın tahsîs eyleyeler. Etmedikleri takdîrde teʾdîb olunmak ve cünhaları olmadıkça bilâ-mûcib ʿazl ü tenzîl olunmayup, sefîneleri seferber oldukda, maʿan ʿazîmet ve tersâneade kaldıkda, tersâneden ve sefînesine nezâretden münfekk olmamak ve her bir Süvârî Kapudan ʿazîmet ü ʿavdet eyledikde, meʾmûrlar mübâşeretiyle sefîneleri yoklanup, mühimmâtın kemmiyyet ü keyfiyyeti tahkīk ve masrûf u köhne zâhire ihrâc olunup, masraf kayd olunmak ve ʿazîmetlerinde pirinç ve mercimek ve zeyt yağı ve beksemâd zîrde şart olunacak vechile verilecek olmağla, neferâtından baʿzıları fevt ve yâhûd firâr, hâsılı bir sûretle noksân olmaları vâkiʿ olur ise, tersâneye vürûdlarında meʾmûrlar yoklanup, neferât-ı nâkısanın girü kalan zahîresini hisâbıyla mîrîye istirdâd ve izâʿa ve beyʿ sûreti tahkīk olunur ise, haklarında şart kılınan vaʿîd icrâ olunmak ve mânde sefîne kapudanlarının maʿiyyetlerine meʾmûr kılınacak mikdâr-ı kifâye gediklüsüyle külle yevm sefînesinde mevcûd olup, mühimmâtını muhâfaza ve sefînesini [Ü2 60b] tîmâr edüp, ʿaksi üzere hareket edüp, bilâ-ʿözr sefînesine gelmamek ve yâhûd neferâtını tenkīs ve mevâcib ve meʾkûlât-ı neferâta hîle eyler ise, baʿde't-tahkīk sefîneden ihrâc u tebʿîd ve cünhasına göre teʾdîbde teşdîd olunmak ve bu makūle cünhaya\ncesâret edenleri sancak kapudanları ihbâr edüp, ʿadem-i ihbâr ile âhardan tashîh olunduğu takdîrde bunlar dahi müttehem olup, haklarında te'dîbât icrâ olunmak ve yerine cümlenin ittifâkıyla ve kapudan paşaların re'y ü irâdeleriyle Mülâzım kapudanlardan biri [Ü1 58a] nasb ve mahlûl vukūʿunda dahi bu vechile sûret verilmek ve icrây-ı te'dîbde müsâmaha olunur ise, müşârun ileyhim muʿâteb olmak ve münhall olan Mülâzım Kapudanlık eben-ʿan-ceddin tersânede hidmeti mesbûk olan müstaʿidlere verilüp, bu silsile ve nizâm ʿale'd-devâm cârî olmak ve ecânibden fenn-i deryâda mâhir ve derece-i istihkākı zâhir olanlara şart-ı mugāyeret ʿilleti îrâd olunmayup, ehliyyet-i ʿillet tevcîh olmak kaydıyla o makūlelere kapudanlık verilmek ve seferber olanlar ʿavdetlerinde sefînesinin top ve gomana ve bâd-bân ve sâyir ihrâc ve tesviyesi muʿtâd olan mühimmâtını bi-cümletihâ neferâta nakl ve mahalline vazʿ etdirmedikce, çuvalda olan ʿulûfelerini vermemek ve ʿulûfe-i neferât tahrîr-i evvele tatbîk ile yoklanup, neferât-ı nâkısanın çuvalda olan ʿulûfeleri mîrîye redd olunmak ve irâdesiyle nefer ve gediklü âhar sefîneye gediklü ve yâhûd nefer olmak ister ise kapudanı kabûl etmeyüp, [Ü2 61a] meğer kapudanı bir gediklüsünden hoşnûd olmayup tard eyler ise, kapudanın izniyle âhar sefîne kapudanı kabûl eyleye. Ve süvârî kapudanlarından üslûb-ı tersâneye vâkıf ve sanʿat-ı kırâ'at ü kitâbete ʿârif olup, müceddeden techîz-i sefîneye kādir, müstakīm ve mütebassır bir kimse Lîmân Re'îsi olup, bi'l-cümle mesârıf-ı tersâne, Emîn-i Tersâne maʿrifetiyle mûmâ ileyhin tezkiresiyle ru'yet olunup, farazâ bir geminin gomanası ve âlât-ı sâyiresi köhne vü fersûde olduğunu ve yâhûd denizde katʿ olunduğunu kapudanı ihbâr eyledikde, mûmâ ileyhimâ muʿâyene ve sıhhati sefîne gediklülerinden tahkīk olundukda, köhnesi tebdîl ve maktûʿu buʿdü'l-mesâha lüzûmu mikdârı iʿtâ ve ziyâde vermekden ittikā olunmak ve bu mâddede dahi [Ü1 58b] şevâ'ib-i hiyel hiss olunur ise, cesâret edenler hakkında te'dîbât-ı lâyıka icrâ oluna. Ve süfün-i mezkûrenin bâd-bânlarından biri köhne idüğini kapudanı ihbâr eyledikde, mûmâ ileyhimâ nazar edüp, köhne denilen bâd-bânın birkaç yaprağını taʿmîr ile istiʿmâl mümkin olursa, ol mikdârı taʿmîr olunup, istiʿmâli taʿmîr ile kābil olmazsa tecdîd ve ʿatîki bir mahalle sarf olunmak içün hıfz oluna. Ve her geminin gomana ve âlâtı kaç kantâr ve kaç kulaç olduğu mahdûd ve tecdîdi muktezî olan yelkene ne mikdâr kirpâs sarf olunacağı ʿan-asl maʿlûm olmağla, kaç yaprak ve ne mikdâr kirpâs lâzım gelürse verilüp, taʿmîr ü tecdîd olunana mûmâ ileyhimâ nazar eyleye. Sarf olunan mühimmât hadd-ı muʿayyenden ziyâde ise kusûru kapudandan mütâlebe ve ahz ve şikâyetlerine ve bî-\nvech üzere behânelerine semʿ-i iʿtibâr havâle olunmaya. Ve neferât [Ü2 61b] içün iʿtâsı fermân olunan ürz ve mercimek beher kîlesinde ikişer vakıyye ve dahi ziyâde noksân verildiğini kapudanlar inhâ ve bu hususun dahi hüsn-i nizâma rabtını istidʿâ etmeleriyle, fîmâ-ba'd Kapudân-ı deryâ bulunan vüzerây-ı ʿizâm hazerâtı taraflarından bir muʿtemed âdem taʿyîn ve Dîvân tezkiresi'yle Kantâr Emîni tarafından bir müstakīm Kantârcı tahsîs olunup, hakk u ʿadl üzere vezn ve çuval ü zenbîl tarâların ihrâc ve gemilerin Vekîl-harc ve hocalarına teslîm ve her kîlede bir vakıyye noksâna kapudanlar râzî olduklarına binâ'en, ziyâde mütâlebe olunmamak ve taʿyîn olunan Kantârcı'nın veznini müdâfaʿa murâd eylediklerinde Kapudan Paşa takrîriyle Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ve müdâfaʿa teklifleri menʿ olunmak üzere mahalline kayd ve Matbah-ı ʿâmire Emîni tarafına ʿilm ü haber iʿtâ olunmak [Ü1 59a] ve neferât-ı merkūme içün Tersâne-i ʿâmire Yağcı-başısı tarafından verilan revgan-ı zeytin yüz vakıyyede yedi vakıyye noksân verilmesi mukaddemâ bi't-terâzî karâr-gîr olmuşiken, yağcı-başılar ʿadem-i kanâʿatla dahi noksân teklîf ve revgan derûnuna baʿzı şey karışdırmak hîlesine tesaddî eyledikleri taʿrîf olunmağla, bundan böyle revgan-ı zeytin dahi müşârun ileyhim taraflarından taʿyîn olunan Muʿtemed maʿrifetiyle ve Mîrî Kantârcısı yediyle vezn olunarak kapudanların taʿyîn eyleyecekleri Hâce ve vekîl-harclarına tulûm tarâları ihrâcından sonra, sâf ü bî-gışş teslîm olundukda, mukaddemâ karâr verildiği üzere yüzde yedi kıyye noksân verilüp, [Ü2 62a] ziyâde katʿ olunmamak ve eğer bu tertîbin hılâfı üzere Yağcı-başı hareket eyler ise, müşârun ileyhim taraflarından inhâ ve te'dîbi icrâ olunmak üzere mahalline kayd ve Yağcı-başı'ya ʿilm ü haber verilmek ve Kalyonlar Ser-habbâzı maʿrifetiyle tabh ve Donanma-yi hümâyûn'a iʿtâ olunan beksemâd dahi, ürz ve mercimek gibi müşârun ileyhim hazerâtı taraflarından muʿtemed âdem maʿrifetiyle müstakīm Kantârcı'ya vezn ve çuval ve tarâları ihrâc ve temâmca verilüp, noksân teklîf olunmamak ve kapudanlar seferber oldukları hâlde kendülere muʿayyen olan evlâd esâmîlerinin beksemâdlarını hânelerine nân-ı ʿazîz ve dakīk verilmek üzere tevkīf ve kendüleri gemilerde nefer beksemâdından geçindikleri tahkīk olunmağla, fîmâ-baʿd evlâd esâmîlerinin beksemâdlarını gemilerinde kendüleri ekl eylemek üzere ahz edüp, tevkīf etmeyeler. Fekat seferberliklerinde muʿayyen olan beksemâdları mahalli terkīn ile verilmeyüp, hazarlarında muʿtâd olan nânları katʿ olunmamak ve bu nizâmdan sonra noksân verildiği tehakkuk ederse, te'dîb olunacağı tasrîhiyle Ser-habbâzı'na [Ü1 59b] ʿilm ü haber verilmek ve zehâyiri mahallerinden ve barutu Bârût-hâne-i ʿâmire'den\nnakle lâzım gelan ücret-i maʿûneyi kapudanlar ʿan-asl kîselerinden vermekle zararları müteʿayyen olmağla, fîmâ-baʿd kethudâları maʿrifetiyle zahîreye vâfî maʿûne ve barut nakliyçün At Kayığı, Dîvân tezkireleriyle taʿyîn ve ücretleri cânib-i mîrîden verilmek ve Donanma-yı hümâyûn kalyonlarının gerek süvârî ve mülâzım kapudanlıkları ve gerek medâr-ı meʿâş ve edevât ü mühimmâtın muhâfazası ber-vech-i muharrer [Ü2 62b] taht-ı râbıtaya idhâl olundukdan sonra, bi'l-cümle sefâyinin gayr ez-neferât temâmen gediklü ve zâbitleri dahi tertîb ve sayf ü şitâ ve subh u mesâ hidmet-i lâzimelerinde ʿale'd-devâm başı bağlu olmak üzere tanzîm lâzım gelüp, iltihâk-ı efkâr-ı ricâl-i Tersâne ile anlara dahi şöyle nizâm verilmişdir ki, Donanma-yı hümâyûn kalyonları evvel-behârda techîz ü ihrâc ve neferât ve zâbitânı seferber olduklarında, Kalyonlar Rûznâmçesi'nde mukayyed olduğu vech üzere ʿale'l-ʿumûm dörder kıst mevâcibleri ve altışar aylık taʿyînâtları iʿtâ olunagelüp, ancak rûz-i Kāsım hulûlünde donanma ʿavdeti muʿtâd olmağın, bu sûretde müddet-i nehzat ve ʿavdetleri altı mâh iken bir senelik mevâcib aldıkları ve baʿde'l-ʿavd gediklü ve neferât, vilâyetlerine rücûʿ eyledikleri cümlenin maʿlûmu olup, fîmâ-baʿd işbu gediklüler ʿale'd-devâm sefer ü hazarda hıdmet-i lâzimelerin kâmilen bir sene ru’yet ve muktezây-ı fenleri üzere teʿallüm ve taʿlîm ile lede'l-iktizâ her sefînede gediklü ve zâbitân bulunmak ve yevmen-fe-yevmen Kalyoncu Ocağı ve Donanma-yı hümâyûn maʿmûr olmak içün iki yüz [yedi] senesi Cumâdelulâsı'nda bi'l-cümle kalyonlar ve işe yarar fırkateynlerin tâm gediklüsü defter etdirildikde, [Ü1 60a] üç bin kadar zâbitâna resîde olmağla, bunların içinden Baş Re'îs ve Yelkenci ve ikinci ve üçüncü re'îsler ve Gemi Ağası ve Topçu-başı misillü, yaʿnî otuz akçadan ziyâde yevmiyyelüsüne sülüs ve otuz akçalusuna ve dahi aşağısına nısf mevâcib zamm u izâfe olunmak ve yevmiyye-i kadîme [Ü2 63a]-lerine halel gelmamek içün ziyâde-i mezkûreye zamm iʿtibâr olunmayup, gerek seferber ve gerek mânde merbût olan sefâyin takımına ve Donanma-yı hümâyûn'un hîn-i ʿazîmetinde ber-muʿtâd verile gelan mevâcibleri gûyâ rûz-i Hızır'dan rûz-i Kāsım'a değin iʿtibâr olunmuş gibi iʿtâ olunmak ve zamâyim-i merkūme Donanma-yı hümâyûn ʿavdetinde, rûz-i Hızır'dan rûz-i Kāsım'a değin “Meʿâş-i Şitâ'iyye” taʿbîri, Kalyonlar Rûznâmçesi icmâlinde mastûr ve “Kış ʿUlûfesi” nâmı elsine-i nâsda mezkûr olarak sâlifü'l-beyân zamîmenin icmâli tekrâr tanzîm ve Kāsım'dan yirmi otuz gün sonra sergi ferşiyle tevzîʿ\nolunup, nısfı neferâta iʿtâ ve nısfı çuvala vazʿ ve baʿdehû Mart hulûlünde çuvala vazʿ olunan nısf-ı bâkī dahi yine sergi ferşiyle neferâta verilüp, içinden mahlûl zuhûr ederse, bâz-be-hazîne kılınmak ve yine şitâ'iyye olmak üzere altı aylık taʿyînleri dahi ʿaynen verilmek ve bir geminin Topçu-başısı mahlûlünde ikincisi ehil ise ana, değil ise sudagabolardan top atmakda mütefennin ve mehâreti zâhir olana yine sancak kapudanları ittifâkıyla verilmek ve'l-hâsıl gedik mahlûlünde mâ-dâme o sefînede gediğe müstehakk âdem bulunur [ise] imtihândan sonra ana verilüp, hâricdeki geminin gediklüsünden tefrîk olunmayup, hîn-i nasbda mehâret ve istihkāka mürâʿât ü iltizâm ile nâ-ehle tevcîhden mücânebet oluna. Ve Donanma-yı hümâyûn'da mesbûku'l-hidme olan emekdâr ve ihtiyâr olup, ʿamel-mânde olan [Ü1 60b] gediklüye ʿulûfesinin sülüsânı ve hazarda hidmet eder iken sukūt ve gayri âfet ile ʿamel-mânde olanlara yevmiyye-i kadîmesi ve muhârebede mecrûh olanlara [Ü2 63b] maʿa-zamm yevmiyyesi kadar gümrüklerden tekāʿüd vazîfesi ihsân olunmak ve bu ʿinâyetden sonra kapudanları dahi gediklülerine hidmet-i lâzimelerin ru'yetde kusûr ederler ise, mu'âhaze vü te'dîb olunmak ve işbu gediklülerin bin iki yüz yedi senesi rûz-i Kāsım'ından iʿtibâr ile tahrîrlerine şurûʿ olunup, mukaddemce beyân olunduğu vech üzere lâzım gelan kış ʿulûfeleri ve ʿaynî taʿyinâtları verilmek üzere tanzîm ve nizâm-ı mezkûr Baş-muhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznamçesi'ne ʿilm ü haberi verildi. \n\n Ve Tersâne-i ʿâmire'nin fi'l-asl mü'esses olan umûr-ı nizâmiyyesi refte refte halel-pezîr olmuşiken, ʿasr-ı bâhirü'n-nasr-ı Şehriyârî'de hüsn-i himmet ve sıdk-ı niyyet ve ʿazîmet-i Husrevâne'leriyle muhtell olmuş ve nizâm-ı asliyyesinden çıkmış umûr-ı donanma, vazʿ-ı kadîmden ahsen-i sûret ile nizâm-pezîr olup, süfün-i hümâyûnun mücehhez ü hâzır tevakkufları ve mühimmât ve levâzımının bir hılâli zâyiʿ u telef olmayarak muhâfazasında ricâl-i Tersâne ve kapudânânın saʿy ü ihtimâmları nâ-güncây-ı havsala-i taʿbîr olup, az vakitde bu nizâm ve râbıtaya bendi ve baʿde'n-nizâm müstekarr olmasının sebebi, gerek sancak kapudanları ve gerek sâyir süvârî ve mülâzimîn fi'l-asl sâlyâne ve meʿâş-ı cüz'î ile müstahdem ve idâre-i umûrda zahmet-keş ve beste-dem olmuşlar iken, birer mikdâr meʿâş zammıyla refâh-ı hâllerine himmet olunduğundan, bunlar dahi muhâfaza-i mühimmât sebebi ile mîrîye birkaç kat hidmet ve umûr-ı lâzimelerini hulûs-ı kalb ile ru'yete teşmîr-i dâmen-i gayret etmişler ise dahi, maʿa'z-zamm meʿâşları [Ü1 61a – Ü2 64a] vakt ü hâle göre kalîl ve\nkemâl-i şevk ve sadâkatlerine tâziyâne olmak içün bir nev' ihsâna dahi mazhar olmaları mahz-ı lutf-i cezîl olduğunu Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri takrîr ve mûmâ ileyhime cânib-i mîrîden birer mikdar ta'yînât tertib buyurulmasını tezkîr etmekle, Kapudâne'ye yevmiyye beş kıyye lahm-ı ganem ve dört kıyye ürz ve iki buçuk kıyye revgan-ı sâde ve Patrona'ya dört kıyye lahm ve üç kıyye ürz ve iki kıyye revgan-ı sâde ve Lîmân Re'îsi'ne ve Riyâle'ye dörder kıyye lahm-ı ganem ve üç kıyye ürz ve ikişer kıyye revgan-ı sâde ve sâyir süvârî olan kapudanlara ‘ale's-seviyye ikişer kıyye lahm-ı ganem ve birer buçuk kıyye ürz ve birer kıyye revgan-ı sâde ve mülâzım kapudanlara dahi 'ale's-seviyye birer buçuk kıyye lahm-ı ganem ve birer kıyye ürz ve nısf kıyye revgan-ı sâde tertîb ve defterlerini takdîm etmekle, Lîmân Reʼîsi'yle dört sancak kapudanları ve kırk bir nefer süvârî ve otuz dokuz nefer mülâzım kapudanları ki, cemʿan seksan dört nefer kapudanlara minvâl-i muharrer üzere verilecek taʿyînâtın behâları kırk altı bin üç yüz yetmiş dört guruşa bâliğ olduğu Başmuhâsebe'den der-kenâr ve hisâb olunmağla, istidʿâ olunan taʿyînâta istihkākları ve yevmen-fe-yevmen bu sebeble şevk u hâhişleri tezâyüd bulacağı ʿatebe-i felek-mertebe-i Cihân-dârî'ye arz olunup: “Takrîr mûcebince tanzîm oluna\" deyü hatt-ı şerîf şeref-bahş-ı sudûr olmağla, ol mikdâr taʿyînâtın verilmesi karâr-gîr olup, süvârî kapudanlarının fevt ve yâhûd töhmet-i taksîr ile ʿazilleri vukūʿunda taʿyînâtları birbirine geçmamek içün kapudanların ism ü şöhretleri tasrîhiyle iktizâ eden taʿyînâtları iki yüz dokuz senesi Saferü'l-hayrının gurresinden iʿtibâr ile beher mâh Kalyonlar Rûznâmçesi'den tezkire alınup, ol tezkire mûcebince [Ü1 61b – Ü2 64b] iktizâ eden lahm, beher yevm Kassâb-başı Ağa tarafından ve ürz ve revgan-ı sâde Matbah Emîni tarafından 'aynen ve temâmen verilüp, rûznâmçe beher mâh sûret olunup, hisâblarına mahsûb olunmak ve Kalyonlar Halîfesi olanlar tezkire içün kapudanlardan harc mutâlebe etmamek üzere zikr olunan taʿyînât mâddesi dahi usûl ü fürûʿuyla nizâm bulup, mahalline kayd olundu. Ve top enbârı ve güverte, neferâtın mahall-i ârâmı ve esbâb-ı harbiyyenin karar-gâh u makāmı olup, işbu iki mahall kesîrü'l-ʿaded su varulleri ve kumanya sandıkları ve sâyir eşyâ ile memlû olup, topların tahrîk ü iʿmâli içün iki sâʿat saʿy ile tahliyesi ancak mümkin\nolacağından başka, zahîrelerini müte'ehhilîn hânelerine bırağup, müte'ehhil olmayanlar lâzime-i tabh olan revgan tedârükünden ʿâciz olmalarıyla bi'z-zarûre fürûht ve müddet-i seferinde beksemâd-ı huşk ile teʿayyüş ve hastalığı mûcib olarak ekseri telef ve muktedir olanları altı aylık kumanyalarını iddihâr ve tabh-ı taʿâm içün zevâyây-ı sefînede malta ocağları tedârüküyle mahall-be-mahall îkād-ı nâr eyledikleri, tevâtür-yâb-ı iştihâr olup, bir sefînede o mikdâr âteşin vücûdu müstelzim-i mahzûr ve taʿâm mâddesine bir sûret verilmekle mazarrat-ı nârdan selâmet-i fikr min-ehemmi'l-umûr olduğundan gayri, tabh-ı taʿâm ile tefâzul meslûbü'l-iktidâr olanlara mûcib-i hârî vü züll olup, taʿâm mâddesinde tesâvî sûretini bulmak dahi lâzım gelmekle, neferât-ı mezkûreye iʿtâsı muʿtâd olan ürz ve mercimek ve revgan-ı zeyt yedlerine verilmeyüp, Cumʿa ve İsneyn giceleri ahşâm taʿâmı olmak üzere pilâv ve eyyâm-ı sâyirede şurba tabh ve tevzîʿ ve kuşluk taʿâmı olmak üzere birer zeytûn salatası verilmek [Ü1 62a – Ü2 65a] eğerçi karâr-gîr-i nizâm oldu. Ancak ürz ve mercimek ve revgan-ı zeyt kifâyet eylediği sûretde pilâv ve şurbaya muktezî revgan-ı sâde ve hatab ve levâzım-ı sâyire tahkīkan bilinemeyüp, iki yüz sekiz senesinde Kapudan Paşa hazretlerinin râkib olacağları yedi yüz nefer takımlı “Bahr-i Zafer” nâm kalyon ve cedîden tenzîl olunan “Hümây-ı Zafer” nâm fırkateynde tecribe ve kıyâs olunmağla tevkīf ve baʿdehû icrâsına himmet olunmak ve kalyon ve fırkateynlerde etrâfı ve zîr u bâlâsı tîmûr mahfazalu türâb ile memzûc ve muhkem ocak yapdırılmak husûsu, ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye ʿarz olunup, müsâʿade-i hümâyûna makrûn olmağla, zikr olunan iki sefîne neferâtının taʿyînât-ı muʿayyenelerinden başka beher neferine üç buçuk vakıyye yüz yetmiş beş dirhemden cemʿan dört bin üç yüz otuz bir vakıyye revgan-ı sâde ve beher neferine yevmiyye kırk dirhemden cemʿan on dokuz bin dört yüz yetmiş vakıyye zeytûn ve beher neferine yevmiyye onar dirhemden cemʿan dört bin sekiz yüz altmış yedi buçuk vakıyye sirke ve beher neferine yevmiyye yirmişer dirhemden cemʿan dokuz bin yedi yüz otuz beş vakıyye soğan ber-vech-i tahmîn Matbah-ı ʿâmîre'den verilmişidi. Müşârun ileyh hazretleri Ak-deniz'den ʿavdet buyurduklarında, ol mikdâr zehâyirin altı mâh vefâ eyleyeceğini inhâ etmeleriyle, sene-i âtiyede seferber olacak sefâyinden ocak tanzîm olunan dört kıtʿa sefâyin neferâtına ve fîmâ-baʿd ocak ihdâs olunan sefâyin neferâtına altı aylık meʾkûlât olmak üzere üç buçuk vakıyye yüz yetmiş beş dirhem revgan-ı sâde ve on yedi buçuk vakıyye seksan dirhem zeytûn ve sekiz buçuk vakıyye yüz kırk dirhem soğan ve\ndört vakıyye yüz yetmiş dirhem sirke ve iki vakıyye seksan beş dirhem tuz ve kebîr kalyonlara üç ve vasata bir buçuk ve sagîre bir [Ü2 65b] çekî hatab verilmek [Ü1 62b] ve 'avdetlerinde müddet-i seferleri altı mâhdan noksân olursa kısta'l-yevm hisâbı üzere bakıyyesi girü teslîm olunmak ve her bir sefînede pilav ve şurba tabh eyleyecek bir nefer aşçı-başıya yevmiyye altmış akça icmâllüsüne idhâl ve sefîne yoldaşlarından maʿiyyetinde istihdâm olunacak on nefer yamaklarına sefîneleri mahlûlâtından onar guruş bahşiş iʿtâ olunmak üzere iki yüz dokuz senesi Zilkaʿde'sinde Baş-muhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznâmçesi'ne ʿilm ü haberi iʿtâ olunduğu ve Tersâne-i ʿâmire sergisinde verile gelan mevâcib, şurût-ı muʿteberesiyle tevzîʿ olunmadığından mîrîye hasâret terettüb edüp, meʾmûrlardan Kalyonlar Baş Halîfesi Ahmed Efendi Kıbrıs'a iclâ ve Baş-muhâsebe'den meʾmûr Fihris Kâtibi ʿazl ve fîmâ-baʿd bahreyne ihrâc olunacak sagîr ü kebîr Donanma-yı hümâyûn sefâyininin zâbitân ve neferâtının mevâcib ve sâlyâneleri tevzîʿinde evvelâ emr-i ʿâliyle Kalyonlar Rûznâmçesi'ne havâle ve lede't-tahkīk yevmiyye-i sâbıkalarına tatbîk olunup, zâbitân ve neferâtı ve mikdâr-ı ʿulûfeleri maʿlûm olarak başka başka hisâb ve Kalyonlar Kâtibi bulunanların mührüyle memhûr sahîh icmâli tertîb ve Baş-muhâsebe'den dahi icmâl-i mezkûr baʿde'l-hisâb iktizâ eden meblağın fihris defteri vürûdunda tezkiresi verilmek şartıyla tevzîʿa mübâşeret olunmak içün bâ-tahlîs sudûr edecek fermân-ı ʿâlî Hazîne-i ʿâmire sergisinde hifz olunup, Baş-muhâsebe'den meʾmûr Fihris Kâtibi ve hulefây-ı sâyire huzûrunda tevzîʿ olunup, baʿde't-tekmîl zâbitân ve aylakçiyân ve neferât ve mîrî üserâsı ve Kapudan sâlyâneleri ʿale'l-infirâd Kalyonlar Kâtibi mührüyle memhûr fihris defteri takdîm olunmak ve defter-i mezkûrun sıhhati bilinmek içün [Ü1 63a – Ü2 66a] baʿde't-tatbîk bâ-telhîs ve fermân-ı ʿâlî tezkiresi verilmek ve her ne kadar müstaʿcel olursa dahi, yalnız Kalyonlar Rûznâmçesi der-kenârı ve defteriyle ve mücerred takrîr ile zinhâr tezkiresi verilmemek ve sehven: “Tezkiresi verile\" deyü buyurulur ise, Fihris Kâtibi ifâde vü âgâh etmek ve'l-hâsıl mevâcibe dâyir cüz'î ve küllî mebâliğ iʿtâsı Fihris Kâtibi vücûduna münhasır olup, mikdâr-ı tevzîʿ dahi defterine tatbîk olunmadıkça tezkiresi verilmemek husûsu şart kılınmak ve Kapudan ve neferâtın zehâyiri dahi Fihris Defteri'yle bi'l-muʿâyene tatbîk olunmadıkça sûretleri verilmemek ve fihris defterlerinden zâyid tertîb ve icmâle dâhil zehâyir bulunursa, sürhla fürû-nihâde kılınmak ve eğer ʿacâleten beksemâd ve sâyir zehâyir iʿtâsı lâzım gelürse, bilâ-sûret Dîvân tezkiresi'yle\nʿale'l-hisâb yolluk verilüp, baʿdehû verilecek sûrete mahsûb kılınmak ve işbu şurûta dâʾimen ve müstemirren riʿâyet birle düstûru'l-ʿamel kılınup, hılâfı üzere harekete cesâret edenler, ber-vech-i lâyık teʾdîb olunmak üzere iki yüz beş senesi Rebîʿu'l-âhirı'nda [1-29 Rebîʿulâhır 1205 = 8 Aralık 1790-5 Ocak 1791] Başmuhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznâmçesi'ne ve Fihris Kâtibi'ne ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu. \n\n Ve Tersâne-i ʿâmire ümenâsı maʿrifetleriyle mübâyaʿa ve donanmaya sarf oluna gelan sancaklık yeşil kirpâs ve rişte-i ispavli ve cirm-i kâv ve sâyir mühimmâtın baʿzısına ez-kadîm vazʿ olunan feyʾât-ı mîriyye dûn ve vakte nazaran mübâyaʿası mümkin olmayup, lede'l-iştirâ râyiciyle mahsûbiyyet dahi müsâʿadeye gayr-i makrûn olduğundan, ümenâ zarar u hasârete dûçâr olup, hasâretden halâs ile feyʾâtda taʿdîl bulunmak fikriyle kalyonlara mühimmât mübâyaʿa olundukça Lîmân Reʾîsi ve sâyir hademe-i mahzen maʿrifetleriyle muʿâyene ve teslîm-i mahzen olmayarak [Ü2 66b] açıkdan îrâd ve masraf olunup, [Ü1 63b] bu behâne ile mîrîye hasâret-i ʿazîme terettüb eylediği mütehakkak olup, fîmâ-baʿd feyʾât-ı mîriyyesi dûn olan eşyânın müfredâtıyla kayıdları der-kenâr olunup, feyʾât-ı râyiceleri tashîh olunması sâbıkā Tersâne Emîni Mehmed Emîn Ağa'ya havâle ve istiʿlâm ve ol dahi ricâl-i Tersâne ile bi'l-ittifâk tashîh u iʿlâm ve fîmâ-baʿd mübâyaʿa olunacak mühimmâtın cümlesi muʿâyene ve teslîm-i mahzen olunarak îrâd ve masraf olunmak şartıyla esʿâra tedennî gelinceye dek tahkīk olunan feyʾât-ı râyice ile mahsûbiyyeti, mîrîye her vechile nâfiʿ idüğini iʿlâmında tasrîh etmeğin, fî-nefsi'l-emr eşyâda ziyâde yazılmayup, mîrî cânibi ve sâyir küttâb maʿrifetleriyle her şeyʾ muʿâyene ve teslîm-i mahzen olarak mahzenden îrâd ve masraf olunup, râyiciyle mübâyaʿa ve mahsûb olmak fâyideyi müstelzim olacağından başka, ʿaynî eşyâ Mahzen-i Sürp'e girüp, baʿdehû hasbe'l-lüzûm kalyonlara ʿaynî mühimmât verilmek sebebi ile sefînelerde mühimmât mevcûd bulunarak maksûd-ı aslî olan techîz-i süfün matlabı hâsıl olacağı muhakkak olmağla, işbu nizâm fîmâ-baʿd merʿî olmak ve mühimmâtın müfredât ve feyʾât-ı râyicesi beyân olunarak Tersâne Rûznâmçesi'ne ve Lîmân Reʾîsi ve mîrî cânibi taraflarına ʿale'l-infirâd ʿilm ü haberleri verildi. \n\n Ve Tersâne-i ʿâmire'de müstahdem ʿamelenin inşây-i süfün ve meremmât hidmetlerinde bulunanların elzemi Marankoz ʿamelesi olup, taht-ı nizâmda olmaları lâzım\niken, mîrîden muʿayyen on iki pâre yevmiyye ile idâre-i nefs edemeyüp, taşra binalarda ve kalâfât mahallinde taʿmîr oluna gelan tüccâr sefîneleri marankozlarına verilan altmış pâre yevmiyyeye zarûrî tamaʿ ve Tersâne'den firâr ve çavuşlar mübâşeretiyle her çend ihzârları derkâr ise dahi, miyânede [Ü1 64a – Ü2 67a] vukūʿ bulan fâsıla-i vakt ile umûr-ı mühimme müteahhır ve hîn-i ihzârlarında dahi hâhiş ve rağbet-i tâmm ile hıdmet etmedikleri zâhir olup, Kapudan Paşa hazretleriyle Tersâne Emîni Efendi bu husûsu bi'd-defeʿât müzâkere ve Marankoz ʿamelesinin âhar binâlardan rağbetlerini katʿ ve yevmiyyelerini hadd-i iʿtidâle vazʿ ile kesretlerini mûcib-i esbâbın tahsîlini müşâvere eylediklerinde, yevmiyyelerine açıkdan şey' zammı sâyir ʿameleye sirâyet eyleyeceği ve yevmiyye-i kalîle ile kerhen istihdâmları dahi zikr olunan mahzûru müstelzim olacağı endîşesiyle bilâhare eslem sûreti bulunup, şöyle ki, Tersâne'ye her bâr beş yüz Marankoz ve yüz elli Burgucu muktezî olmağla, bunlar gediklü olarak tahrîr olunmak, ferazâ sancak gemilerinin ve kapak kaldırır kalyonların el-yevm altışar, sekizer nefer gediklü marankozları ve ol mikdâr burgucuları olup, bunlara tehammülüne göre zamm olundukda, hâlâ kırk kadar gediklüsü müretteb sefâyinden kapak kaldırır on beş kadar kalyonlara on beşer ve mâʿadâ yirmi beş kıtʿasına dahi onar nefer gediklü Marankoz tahrîr olunsa, mecmûʿu dört yüz yetmiş beş nefere ve burgucular dahi gediklü olarak yüz elli nefere bâliğ olur. Bunlardan donanma hurûcunda lüzûmuna göre yazılup, seferber olmak ve kusûru Tersâne'de kalup, yaz ve kış ʿulûfe ve taʿyînleri verilüp, Tersâne'de işledikçe ber-muʿtâd ümenâ tarafından yoklamacıları maʿrifetiyle ʿamele-i sâyire misillü yoklanup, re's-i şehirde yevmiyye on iki pâre icâreleri ümenâ tarafından verilmek ve bir ʿözr sebebi ile yoklamada bulunmayanlara gündelik yazılmamak ve bu sûret nizâm bulduğu hâlde Tersâne'ye başları bağlanup, hâricde işlemeyecekleri ve Marankoz ıtlâkıyla sâyir gediklü neferât gibi [Ü1 64b] merbût ola [Ü2 67b]-cağlarında ricâl-i Tersâne yek-zebân-ı vifâk olmalarıyla nizâmına irâde-i ʿaliyye teʿalluk eylediğine binâʿen, ber-vech-i muharrer o makūle marankozlar dâʾimâ Tersâne'de müstahdem olup, bilâ-izn her ne mahalde bulunur ise ahz ve Tersâne'de teʾdîb olunmak ve fevt olanlarının yerine mehâretlüsü ve bir tarafdan yetişmek içün işe güce yarar kırk kadar şâgird posta kalfaları maʿiyyetine verilüp, şâgirdâna icâre-i kadîme verilmek ve bunlar liyâkat peydâ etmedikçe gediklü yazılmamak ve şâgirdlik içün celb olunanlar liyâkatsiz ve işe güce yaramaz kimseler olmayup, Lîmân Reʾîsi ve Baş Miʿmâr ve ümenâ\nyoklamacıları bu husûsda dikkat ü ihtimâm etmek ve seferber olacak Marankoz ve kalafât ol gemilerin mukaddemâ müretteb olan neferâtı topuna idhâl olunmak ve sefer vakitlerinde askerin lüzûmuna binâ'en, Marankoz ve burguculardan tevkīf olunanların yerine on nefer kalyoncu tahrîr olunmak mülâhaza olunmağla, bu mülâhazayı Kapudân-ı deryâ ve sancak kapudanları der-hâtır edüp, ol vakitde iktizây-ı hâle göre râbıtası verilmek ve ʿamele-i merkūme gediklü tahrîr olundukdan sonra, Tersâne'ye merbût olup, âhar mahalde işlemesine ruhsat verilmeyüp, eğer hufyeten işledikleri haber alınursa, teʾdîbleri icrâsından başka, her kaç gün hâricde işlediler ise eyyâm-ı gaybetlerinin ʿulûfe ve taʿyînât-behâları hisâb ve Tersâne'de müstahdem oldukça fey'ât-ı mîrîyye üzere re's-i şehirde ücretlerinden tenzîl olunmak ve taşrada yapılan kalyonlara Tersâne'den Marankoz irsâli lâzım geldikde, işbu gediklü ʿameleden irsâl olunmak ve Gemlik ve sâyir taʿyîn olunan mahallere gönderildiklerinde ʿulûfelü ʿamele olduklarından, harc-ı râh verilmamek ve taşrada yapılan [Ü1 65a] mîrî [Ü2 68a] kalyonlarda müstahdem ʿamelenin yevmiyyeleri bu esnâda fey'ât-ı mîriyye ile olmayup, vakt ü hâle ve mahalline göre yevmiyyeleri verilmekle, işbu gediklü ʿameleden ol mahalle taʿyîn olunanlara Tersâne'de verilan on ikişer pâreden ziyâde verilmeye. Ve istihdâm edecekleri şagirdânın ay başında icâreleri verilür iken, İcâre Kâtibi ve sâyir me'mûrîn şagirdlerini görüp, işe yaramayanın icâresi verilmamek şurûtunun nizâmı ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye lede'l-ʿarz: “Takrîr mûcebince tanzîm oluna” deyü hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, mûcebince iki yüz [sekiz] senesi Ramazan'ında Baş-muhasebe'ye kayd ve iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu.",
          "caption": "Sûret-i nizâm-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_120.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i nizâm-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "ʿAn-asl Kapudâne-i hümâyûn'un üç bin üç yüz otuz üç guruş kırk akça sâlyâne-i kadîmi olup, bu mikdâr meblağ ile idâre-i umûr edemeyeceği zâhir olduğundan, dâ'imâ cebr-i noksân fikriyle muztarib ve bi'z-zarûre hılâf-ı rızâ hareketi mürtekib olup, merkūmu ve sâyir kapudanları [Ü2 59a] terfîh-i sû'-i ʿamelden müctenib olmalarını zımnen hükm ü tenbîh olmağla, binâʾen-ʿalâ-zâlik Kapudâne'nin sâlyânesi yedi bin beş yüz guruşa ve kezâlik Patrona'nın iki bin üç yüz yetmiş beş guruş kadîm-i sâlyânesiyle Lîmân Re'îsi'nin iki bin guruş sâlyânesi ber-vech-i müsâvât [Ü1 56b] altışar bin guruşa ve Riyâle'nin bin sekiz yüz yetmiş beş guruş sâlyânesi, beş bin guruşa ve Üç Enbârlu Kapudanı'nın beş yüz guruş sâlyânesi, bin beş yüz guruşa ve Kapudâne Kapudanı'nın sekiz yüz otuz üç guruş sâlyânesi, iki bin dört yüz otuz üç guruşa iblâğ olunup, seferber olan sefâyinin ʿale's-seviyye biner guruş kadîm sâlyâneleri olmağla, bu cümleden elli beş ve elli üç zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin sekizer yüz guruşa ve elli bir ve kırk yedi zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin altışar yüz guruşa ve kırk beş ve kırk üç ve kırk bir zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin üçer yüz guruşa ve elli bir ve kırk yedi ve kırk beş zirâʿ fırkateynlere râkib olanların sâlyâneleri bin sekiz yüz ellişer guruşa ve kırk üçden otuz zirâʿa dek fırkateyn ve şehtiyye ve sâyire râkib olanların sâlyâneleri bin altışar yüz guruşa iblâğ olundu.\n\nSeferber olan mülâzım kapudanlarının ʿumûmen ikişer yüz otuz altışar guruş kadîm sâlyâneleri olup, bunların dahi ber-vech-i taʿdîl sâlyâneleri teksîr ve tebdîl lâzım gelmekle, Kapudâne-i hümâyûn'da olan Mülâzım-ı Evvel'e bin iki yüz elli guruş ve Sânî'ye ve Patrona'nın Mülâzımı'na bin ikişer yüz guruş ve Riyâle Mülâzımı'na bin yüz elli guruş [Ü2 59b] ve sâyir mülâzımlara râkib oldukları sefîne kapudanlarının sülüs sâlyâneleri ne mikdâr ise sülüs hisâbıyla cânib-i mîrîden başkaca sâlyâne tahsîs olundu. Ve tersânede mânde ve merbût sefâyin-i hümâyûnun süvârî kapudanları ʿan-asl ikişer yüz doksan beşer guruş ve mülâzımları yüz yetmiş yedişer guruş sâlyâne ile [Ü1 57a] tekeffüf eylediklerinden, hâlleri muztarib ü perîşân ve lede'l-iktizâ bir maslahata yaramayacakları nümâyân olup, bunlar dahi sefînelerini ʿale'd-devâm idâre şartıyla seferberlikleri hâlinde ʿale't-tertîb verilecek saliyânenin\nnısfı mikdârı sâlyâne ile hâllerine nizâm ve sancak kapudanları ve Lîmân Re’îsi ve Üç Enbârlı ve süvârî kapudanlardan ʿalîl ü ihtiyâr ve hıdmet-i lâzime edâsında bî-iktidâr olanlara seferber oldukları hâlde tertîb olunan sâlyânenin sülüsü ve mülâzımlardan ise nısfı ile tekāʿüd tecvîz olunup, Kapudâne ve Patrona ve Riyâle ve Lîmân Reʾîsi'nin fevti ve yâhûd bir cünha ile ʿazl ü nasbı vukūʿunda Deryâ Kapudanı bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve müstehakk u lâyıkını ʿalâ mâ-cera'l-ʿâde, Bâb-ı ʿâlî'ye bâ-takrîr ifâde eyledikden sonra, nasbi câyiz ola. Ve sâyir Donanmayi hümâyûn sefînelerinden kalyon ve fırkateyn ve şehtiyye kapudanlarından birinin irkâbı ve yâhûd seferber olması muktezî oldukda, sancak kapudanları ve Lîmân Reʾîsi ittifâkıyla süvârî kapudanlarından fenninde mâhir ve idâre-i sefîneye kādir kimse tahsîs olunup, zikr olunan sefîneye lâzım gelan Mülâzım Kapudan dahi, bu şurûtuyla intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde [Ü2 60a] 't-takrîr taʿyîn ü intisâb oluna. Ve süvârî olacak kapudanların mücerred istihkāk u liyâkat ve fenninde mehâretine nazar olunup, şefâʿat ü rişvet ve cevâyiz ü ʿubûdiyyet ile nasbları vechen mine'l-vücûh tecvîz olunmaya. Ve kapudanlara bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere bâliğan-mâ-belağ tertîb-i idrârât olunup, ihtiyâc-ı irtikâbdan vâreste kılınmış olmalarıyla, anlar dahi râkib oldukları sefînenin kassâb ve kahve ve bunlara müşâbih hidmetleri, sâbıkı gibi beyʿ-i men-yezîd eylemeyüp, [Ü1 57b] sefînenin gediklülerinden müstehakk olanlara akçasın tahsîs eyleyeler. Etmedikleri takdîrde teʾdîb olunmak ve cünhaları olmadıkça bilâ-mûcib ʿazl ü tenzîl olunmayup, sefîneleri seferber oldukda, maʿan ʿazîmet ve tersâneade kaldıkda, tersâneden ve sefînesine nezâretden münfekk olmamak ve her bir Süvârî Kapudan ʿazîmet ü ʿavdet eyledikde, meʾmûrlar mübâşeretiyle sefîneleri yoklanup, mühimmâtın kemmiyyet ü keyfiyyeti tahkīk ve masrûf u köhne zâhire ihrâc olunup, masraf kayd olunmak ve ʿazîmetlerinde pirinç ve mercimek ve zeyt yağı ve beksemâd zîrde şart olunacak vechile verilecek olmağla, neferâtından baʿzıları fevt ve yâhûd firâr, hâsılı bir sûretle noksân olmaları vâkiʿ olur ise, tersâneye vürûdlarında meʾmûrlar yoklanup, neferât-ı nâkısanın girü kalan zahîresini hisâbıyla mîrîye istirdâd ve izâʿa ve beyʿ sûreti tahkīk olunur ise, haklarında şart kılınan vaʿîd icrâ olunmak ve mânde sefîne kapudanlarının maʿiyyetlerine meʾmûr kılınacak mikdâr-ı kifâye gediklüsüyle külle yevm sefînesinde mevcûd olup, mühimmâtını muhâfaza ve sefînesini [Ü2 60b] tîmâr edüp, ʿaksi üzere hareket edüp, bilâ-ʿözr sefînesine gelmamek ve yâhûd neferâtını tenkīs ve mevâcib ve meʾkûlât-ı neferâta hîle eyler ise, baʿde't-tahkīk sefîneden ihrâc u tebʿîd ve cünhasına göre teʾdîbde teşdîd olunmak ve bu makūle cünhaya\ncesâret edenleri sancak kapudanları ihbâr edüp, ʿadem-i ihbâr ile âhardan tashîh olunduğu takdîrde bunlar dahi müttehem olup, haklarında te'dîbât icrâ olunmak ve yerine cümlenin ittifâkıyla ve kapudan paşaların re'y ü irâdeleriyle Mülâzım kapudanlardan biri [Ü1 58a] nasb ve mahlûl vukūʿunda dahi bu vechile sûret verilmek ve icrây-ı te'dîbde müsâmaha olunur ise, müşârun ileyhim muʿâteb olmak ve münhall olan Mülâzım Kapudanlık eben-ʿan-ceddin tersânede hidmeti mesbûk olan müstaʿidlere verilüp, bu silsile ve nizâm ʿale'd-devâm cârî olmak ve ecânibden fenn-i deryâda mâhir ve derece-i istihkākı zâhir olanlara şart-ı mugāyeret ʿilleti îrâd olunmayup, ehliyyet-i ʿillet tevcîh olmak kaydıyla o makūlelere kapudanlık verilmek ve seferber olanlar ʿavdetlerinde sefînesinin top ve gomana ve bâd-bân ve sâyir ihrâc ve tesviyesi muʿtâd olan mühimmâtını bi-cümletihâ neferâta nakl ve mahalline vazʿ etdirmedikce, çuvalda olan ʿulûfelerini vermemek ve ʿulûfe-i neferât tahrîr-i evvele tatbîk ile yoklanup, neferât-ı nâkısanın çuvalda olan ʿulûfeleri mîrîye redd olunmak ve irâdesiyle nefer ve gediklü âhar sefîneye gediklü ve yâhûd nefer olmak ister ise kapudanı kabûl etmeyüp, [Ü2 61a] meğer kapudanı bir gediklüsünden hoşnûd olmayup tard eyler ise, kapudanın izniyle âhar sefîne kapudanı kabûl eyleye. Ve süvârî kapudanlarından üslûb-ı tersâneye vâkıf ve sanʿat-ı kırâ'at ü kitâbete ʿârif olup, müceddeden techîz-i sefîneye kādir, müstakīm ve mütebassır bir kimse Lîmân Re'îsi olup, bi'l-cümle mesârıf-ı tersâne, Emîn-i Tersâne maʿrifetiyle mûmâ ileyhin tezkiresiyle ru'yet olunup, farazâ bir geminin gomanası ve âlât-ı sâyiresi köhne vü fersûde olduğunu ve yâhûd denizde katʿ olunduğunu kapudanı ihbâr eyledikde, mûmâ ileyhimâ muʿâyene ve sıhhati sefîne gediklülerinden tahkīk olundukda, köhnesi tebdîl ve maktûʿu buʿdü'l-mesâha lüzûmu mikdârı iʿtâ ve ziyâde vermekden ittikā olunmak ve bu mâddede dahi [Ü1 58b] şevâ'ib-i hiyel hiss olunur ise, cesâret edenler hakkında te'dîbât-ı lâyıka icrâ oluna. Ve süfün-i mezkûrenin bâd-bânlarından biri köhne idüğini kapudanı ihbâr eyledikde, mûmâ ileyhimâ nazar edüp, köhne denilen bâd-bânın birkaç yaprağını taʿmîr ile istiʿmâl mümkin olursa, ol mikdârı taʿmîr olunup, istiʿmâli taʿmîr ile kābil olmazsa tecdîd ve ʿatîki bir mahalle sarf olunmak içün hıfz oluna. Ve her geminin gomana ve âlâtı kaç kantâr ve kaç kulaç olduğu mahdûd ve tecdîdi muktezî olan yelkene ne mikdâr kirpâs sarf olunacağı ʿan-asl maʿlûm olmağla, kaç yaprak ve ne mikdâr kirpâs lâzım gelürse verilüp, taʿmîr ü tecdîd olunana mûmâ ileyhimâ nazar eyleye. Sarf olunan mühimmât hadd-ı muʿayyenden ziyâde ise kusûru kapudandan mütâlebe ve ahz ve şikâyetlerine ve bî-\nvech üzere behânelerine semʿ-i iʿtibâr havâle olunmaya. Ve neferât [Ü2 61b] içün iʿtâsı fermân olunan ürz ve mercimek beher kîlesinde ikişer vakıyye ve dahi ziyâde noksân verildiğini kapudanlar inhâ ve bu hususun dahi hüsn-i nizâma rabtını istidʿâ etmeleriyle, fîmâ-ba'd Kapudân-ı deryâ bulunan vüzerây-ı ʿizâm hazerâtı taraflarından bir muʿtemed âdem taʿyîn ve Dîvân tezkiresi'yle Kantâr Emîni tarafından bir müstakīm Kantârcı tahsîs olunup, hakk u ʿadl üzere vezn ve çuval ü zenbîl tarâların ihrâc ve gemilerin Vekîl-harc ve hocalarına teslîm ve her kîlede bir vakıyye noksâna kapudanlar râzî olduklarına binâ'en, ziyâde mütâlebe olunmamak ve taʿyîn olunan Kantârcı'nın veznini müdâfaʿa murâd eylediklerinde Kapudan Paşa takrîriyle Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ve müdâfaʿa teklifleri menʿ olunmak üzere mahalline kayd ve Matbah-ı ʿâmire Emîni tarafına ʿilm ü haber iʿtâ olunmak [Ü1 59a] ve neferât-ı merkūme içün Tersâne-i ʿâmire Yağcı-başısı tarafından verilan revgan-ı zeytin yüz vakıyyede yedi vakıyye noksân verilmesi mukaddemâ bi't-terâzî karâr-gîr olmuşiken, yağcı-başılar ʿadem-i kanâʿatla dahi noksân teklîf ve revgan derûnuna baʿzı şey karışdırmak hîlesine tesaddî eyledikleri taʿrîf olunmağla, bundan böyle revgan-ı zeytin dahi müşârun ileyhim taraflarından taʿyîn olunan Muʿtemed maʿrifetiyle ve Mîrî Kantârcısı yediyle vezn olunarak kapudanların taʿyîn eyleyecekleri Hâce ve vekîl-harclarına tulûm tarâları ihrâcından sonra, sâf ü bî-gışş teslîm olundukda, mukaddemâ karâr verildiği üzere yüzde yedi kıyye noksân verilüp, [Ü2 62a] ziyâde katʿ olunmamak ve eğer bu tertîbin hılâfı üzere Yağcı-başı hareket eyler ise, müşârun ileyhim taraflarından inhâ ve te'dîbi icrâ olunmak üzere mahalline kayd ve Yağcı-başı'ya ʿilm ü haber verilmek ve Kalyonlar Ser-habbâzı maʿrifetiyle tabh ve Donanma-yi hümâyûn'a iʿtâ olunan beksemâd dahi, ürz ve mercimek gibi müşârun ileyhim hazerâtı taraflarından muʿtemed âdem maʿrifetiyle müstakīm Kantârcı'ya vezn ve çuval ve tarâları ihrâc ve temâmca verilüp, noksân teklîf olunmamak ve kapudanlar seferber oldukları hâlde kendülere muʿayyen olan evlâd esâmîlerinin beksemâdlarını hânelerine nân-ı ʿazîz ve dakīk verilmek üzere tevkīf ve kendüleri gemilerde nefer beksemâdından geçindikleri tahkīk olunmağla, fîmâ-baʿd evlâd esâmîlerinin beksemâdlarını gemilerinde kendüleri ekl eylemek üzere ahz edüp, tevkīf etmeyeler. Fekat seferberliklerinde muʿayyen olan beksemâdları mahalli terkīn ile verilmeyüp, hazarlarında muʿtâd olan nânları katʿ olunmamak ve bu nizâmdan sonra noksân verildiği tehakkuk ederse, te'dîb olunacağı tasrîhiyle Ser-habbâzı'na [Ü1 59b] ʿilm ü haber verilmek ve zehâyiri mahallerinden ve barutu Bârût-hâne-i ʿâmire'den\nnakle lâzım gelan ücret-i maʿûneyi kapudanlar ʿan-asl kîselerinden vermekle zararları müteʿayyen olmağla, fîmâ-baʿd kethudâları maʿrifetiyle zahîreye vâfî maʿûne ve barut nakliyçün At Kayığı, Dîvân tezkireleriyle taʿyîn ve ücretleri cânib-i mîrîden verilmek ve Donanma-yı hümâyûn kalyonlarının gerek süvârî ve mülâzım kapudanlıkları ve gerek medâr-ı meʿâş ve edevât ü mühimmâtın muhâfazası ber-vech-i muharrer [Ü2 62b] taht-ı râbıtaya idhâl olundukdan sonra, bi'l-cümle sefâyinin gayr ez-neferât temâmen gediklü ve zâbitleri dahi tertîb ve sayf ü şitâ ve subh u mesâ hidmet-i lâzimelerinde ʿale'd-devâm başı bağlu olmak üzere tanzîm lâzım gelüp, iltihâk-ı efkâr-ı ricâl-i Tersâne ile anlara dahi şöyle nizâm verilmişdir ki, Donanma-yı hümâyûn kalyonları evvel-behârda techîz ü ihrâc ve neferât ve zâbitânı seferber olduklarında, Kalyonlar Rûznâmçesi'nde mukayyed olduğu vech üzere ʿale'l-ʿumûm dörder kıst mevâcibleri ve altışar aylık taʿyînâtları iʿtâ olunagelüp, ancak rûz-i Kāsım hulûlünde donanma ʿavdeti muʿtâd olmağın, bu sûretde müddet-i nehzat ve ʿavdetleri altı mâh iken bir senelik mevâcib aldıkları ve baʿde'l-ʿavd gediklü ve neferât, vilâyetlerine rücûʿ eyledikleri cümlenin maʿlûmu olup, fîmâ-baʿd işbu gediklüler ʿale'd-devâm sefer ü hazarda hıdmet-i lâzimelerin kâmilen bir sene ru’yet ve muktezây-ı fenleri üzere teʿallüm ve taʿlîm ile lede'l-iktizâ her sefînede gediklü ve zâbitân bulunmak ve yevmen-fe-yevmen Kalyoncu Ocağı ve Donanma-yı hümâyûn maʿmûr olmak içün iki yüz [yedi] senesi Cumâdelulâsı'nda bi'l-cümle kalyonlar ve işe yarar fırkateynlerin tâm gediklüsü defter etdirildikde, [Ü1 60a] üç bin kadar zâbitâna resîde olmağla, bunların içinden Baş Re'îs ve Yelkenci ve ikinci ve üçüncü re'îsler ve Gemi Ağası ve Topçu-başı misillü, yaʿnî otuz akçadan ziyâde yevmiyyelüsüne sülüs ve otuz akçalusuna ve dahi aşağısına nısf mevâcib zamm u izâfe olunmak ve yevmiyye-i kadîme [Ü2 63a]-lerine halel gelmamek içün ziyâde-i mezkûreye zamm iʿtibâr olunmayup, gerek seferber ve gerek mânde merbût olan sefâyin takımına ve Donanma-yı hümâyûn'un hîn-i ʿazîmetinde ber-muʿtâd verile gelan mevâcibleri gûyâ rûz-i Hızır'dan rûz-i Kāsım'a değin iʿtibâr olunmuş gibi iʿtâ olunmak ve zamâyim-i merkūme Donanma-yı hümâyûn ʿavdetinde, rûz-i Hızır'dan rûz-i Kāsım'a değin “Meʿâş-i Şitâ'iyye” taʿbîri, Kalyonlar Rûznâmçesi icmâlinde mastûr ve “Kış ʿUlûfesi” nâmı elsine-i nâsda mezkûr olarak sâlifü'l-beyân zamîmenin icmâli tekrâr tanzîm ve Kāsım'dan yirmi otuz gün sonra sergi ferşiyle tevzîʿ\nolunup, nısfı neferâta iʿtâ ve nısfı çuvala vazʿ ve baʿdehû Mart hulûlünde çuvala vazʿ olunan nısf-ı bâkī dahi yine sergi ferşiyle neferâta verilüp, içinden mahlûl zuhûr ederse, bâz-be-hazîne kılınmak ve yine şitâ'iyye olmak üzere altı aylık taʿyînleri dahi ʿaynen verilmek ve bir geminin Topçu-başısı mahlûlünde ikincisi ehil ise ana, değil ise sudagabolardan top atmakda mütefennin ve mehâreti zâhir olana yine sancak kapudanları ittifâkıyla verilmek ve'l-hâsıl gedik mahlûlünde mâ-dâme o sefînede gediğe müstehakk âdem bulunur [ise] imtihândan sonra ana verilüp, hâricdeki geminin gediklüsünden tefrîk olunmayup, hîn-i nasbda mehâret ve istihkāka mürâʿât ü iltizâm ile nâ-ehle tevcîhden mücânebet oluna. Ve Donanma-yı hümâyûn'da mesbûku'l-hidme olan emekdâr ve ihtiyâr olup, ʿamel-mânde olan [Ü1 60b] gediklüye ʿulûfesinin sülüsânı ve hazarda hidmet eder iken sukūt ve gayri âfet ile ʿamel-mânde olanlara yevmiyye-i kadîmesi ve muhârebede mecrûh olanlara [Ü2 63b] maʿa-zamm yevmiyyesi kadar gümrüklerden tekāʿüd vazîfesi ihsân olunmak ve bu ʿinâyetden sonra kapudanları dahi gediklülerine hidmet-i lâzimelerin ru'yetde kusûr ederler ise, mu'âhaze vü te'dîb olunmak ve işbu gediklülerin bin iki yüz yedi senesi rûz-i Kāsım'ından iʿtibâr ile tahrîrlerine şurûʿ olunup, mukaddemce beyân olunduğu vech üzere lâzım gelan kış ʿulûfeleri ve ʿaynî taʿyinâtları verilmek üzere tanzîm ve nizâm-ı mezkûr Baş-muhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznamçesi'ne ʿilm ü haberi verildi. \n\n Ve Tersâne-i ʿâmire'nin fi'l-asl mü'esses olan umûr-ı nizâmiyyesi refte refte halel-pezîr olmuşiken, ʿasr-ı bâhirü'n-nasr-ı Şehriyârî'de hüsn-i himmet ve sıdk-ı niyyet ve ʿazîmet-i Husrevâne'leriyle muhtell olmuş ve nizâm-ı asliyyesinden çıkmış umûr-ı donanma, vazʿ-ı kadîmden ahsen-i sûret ile nizâm-pezîr olup, süfün-i hümâyûnun mücehhez ü hâzır tevakkufları ve mühimmât ve levâzımının bir hılâli zâyiʿ u telef olmayarak muhâfazasında ricâl-i Tersâne ve kapudânânın saʿy ü ihtimâmları nâ-güncây-ı havsala-i taʿbîr olup, az vakitde bu nizâm ve râbıtaya bendi ve baʿde'n-nizâm müstekarr olmasının sebebi, gerek sancak kapudanları ve gerek sâyir süvârî ve mülâzimîn fi'l-asl sâlyâne ve meʿâş-ı cüz'î ile müstahdem ve idâre-i umûrda zahmet-keş ve beste-dem olmuşlar iken, birer mikdâr meʿâş zammıyla refâh-ı hâllerine himmet olunduğundan, bunlar dahi muhâfaza-i mühimmât sebebi ile mîrîye birkaç kat hidmet ve umûr-ı lâzimelerini hulûs-ı kalb ile ru'yete teşmîr-i dâmen-i gayret etmişler ise dahi, maʿa'z-zamm meʿâşları [Ü1 61a – Ü2 64a] vakt ü hâle göre kalîl ve\nkemâl-i şevk ve sadâkatlerine tâziyâne olmak içün bir nev' ihsâna dahi mazhar olmaları mahz-ı lutf-i cezîl olduğunu Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri takrîr ve mûmâ ileyhime cânib-i mîrîden birer mikdar ta'yînât tertib buyurulmasını tezkîr etmekle, Kapudâne'ye yevmiyye beş kıyye lahm-ı ganem ve dört kıyye ürz ve iki buçuk kıyye revgan-ı sâde ve Patrona'ya dört kıyye lahm ve üç kıyye ürz ve iki kıyye revgan-ı sâde ve Lîmân Re'îsi'ne ve Riyâle'ye dörder kıyye lahm-ı ganem ve üç kıyye ürz ve ikişer kıyye revgan-ı sâde ve sâyir süvârî olan kapudanlara ‘ale's-seviyye ikişer kıyye lahm-ı ganem ve birer buçuk kıyye ürz ve birer kıyye revgan-ı sâde ve mülâzım kapudanlara dahi 'ale's-seviyye birer buçuk kıyye lahm-ı ganem ve birer kıyye ürz ve nısf kıyye revgan-ı sâde tertîb ve defterlerini takdîm etmekle, Lîmân Reʼîsi'yle dört sancak kapudanları ve kırk bir nefer süvârî ve otuz dokuz nefer mülâzım kapudanları ki, cemʿan seksan dört nefer kapudanlara minvâl-i muharrer üzere verilecek taʿyînâtın behâları kırk altı bin üç yüz yetmiş dört guruşa bâliğ olduğu Başmuhâsebe'den der-kenâr ve hisâb olunmağla, istidʿâ olunan taʿyînâta istihkākları ve yevmen-fe-yevmen bu sebeble şevk u hâhişleri tezâyüd bulacağı ʿatebe-i felek-mertebe-i Cihân-dârî'ye arz olunup: “Takrîr mûcebince tanzîm oluna\" deyü hatt-ı şerîf şeref-bahş-ı sudûr olmağla, ol mikdâr taʿyînâtın verilmesi karâr-gîr olup, süvârî kapudanlarının fevt ve yâhûd töhmet-i taksîr ile ʿazilleri vukūʿunda taʿyînâtları birbirine geçmamek içün kapudanların ism ü şöhretleri tasrîhiyle iktizâ eden taʿyînâtları iki yüz dokuz senesi Saferü'l-hayrının gurresinden iʿtibâr ile beher mâh Kalyonlar Rûznâmçesi'den tezkire alınup, ol tezkire mûcebince [Ü1 61b – Ü2 64b] iktizâ eden lahm, beher yevm Kassâb-başı Ağa tarafından ve ürz ve revgan-ı sâde Matbah Emîni tarafından 'aynen ve temâmen verilüp, rûznâmçe beher mâh sûret olunup, hisâblarına mahsûb olunmak ve Kalyonlar Halîfesi olanlar tezkire içün kapudanlardan harc mutâlebe etmamek üzere zikr olunan taʿyînât mâddesi dahi usûl ü fürûʿuyla nizâm bulup, mahalline kayd olundu. Ve top enbârı ve güverte, neferâtın mahall-i ârâmı ve esbâb-ı harbiyyenin karar-gâh u makāmı olup, işbu iki mahall kesîrü'l-ʿaded su varulleri ve kumanya sandıkları ve sâyir eşyâ ile memlû olup, topların tahrîk ü iʿmâli içün iki sâʿat saʿy ile tahliyesi ancak mümkin\nolacağından başka, zahîrelerini müte'ehhilîn hânelerine bırağup, müte'ehhil olmayanlar lâzime-i tabh olan revgan tedârükünden ʿâciz olmalarıyla bi'z-zarûre fürûht ve müddet-i seferinde beksemâd-ı huşk ile teʿayyüş ve hastalığı mûcib olarak ekseri telef ve muktedir olanları altı aylık kumanyalarını iddihâr ve tabh-ı taʿâm içün zevâyây-ı sefînede malta ocağları tedârüküyle mahall-be-mahall îkād-ı nâr eyledikleri, tevâtür-yâb-ı iştihâr olup, bir sefînede o mikdâr âteşin vücûdu müstelzim-i mahzûr ve taʿâm mâddesine bir sûret verilmekle mazarrat-ı nârdan selâmet-i fikr min-ehemmi'l-umûr olduğundan gayri, tabh-ı taʿâm ile tefâzul meslûbü'l-iktidâr olanlara mûcib-i hârî vü züll olup, taʿâm mâddesinde tesâvî sûretini bulmak dahi lâzım gelmekle, neferât-ı mezkûreye iʿtâsı muʿtâd olan ürz ve mercimek ve revgan-ı zeyt yedlerine verilmeyüp, Cumʿa ve İsneyn giceleri ahşâm taʿâmı olmak üzere pilâv ve eyyâm-ı sâyirede şurba tabh ve tevzîʿ ve kuşluk taʿâmı olmak üzere birer zeytûn salatası verilmek [Ü1 62a – Ü2 65a] eğerçi karâr-gîr-i nizâm oldu. Ancak ürz ve mercimek ve revgan-ı zeyt kifâyet eylediği sûretde pilâv ve şurbaya muktezî revgan-ı sâde ve hatab ve levâzım-ı sâyire tahkīkan bilinemeyüp, iki yüz sekiz senesinde Kapudan Paşa hazretlerinin râkib olacağları yedi yüz nefer takımlı “Bahr-i Zafer” nâm kalyon ve cedîden tenzîl olunan “Hümây-ı Zafer” nâm fırkateynde tecribe ve kıyâs olunmağla tevkīf ve baʿdehû icrâsına himmet olunmak ve kalyon ve fırkateynlerde etrâfı ve zîr u bâlâsı tîmûr mahfazalu türâb ile memzûc ve muhkem ocak yapdırılmak husûsu, ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye ʿarz olunup, müsâʿade-i hümâyûna makrûn olmağla, zikr olunan iki sefîne neferâtının taʿyînât-ı muʿayyenelerinden başka beher neferine üç buçuk vakıyye yüz yetmiş beş dirhemden cemʿan dört bin üç yüz otuz bir vakıyye revgan-ı sâde ve beher neferine yevmiyye kırk dirhemden cemʿan on dokuz bin dört yüz yetmiş vakıyye zeytûn ve beher neferine yevmiyye onar dirhemden cemʿan dört bin sekiz yüz altmış yedi buçuk vakıyye sirke ve beher neferine yevmiyye yirmişer dirhemden cemʿan dokuz bin yedi yüz otuz beş vakıyye soğan ber-vech-i tahmîn Matbah-ı ʿâmîre'den verilmişidi. Müşârun ileyh hazretleri Ak-deniz'den ʿavdet buyurduklarında, ol mikdâr zehâyirin altı mâh vefâ eyleyeceğini inhâ etmeleriyle, sene-i âtiyede seferber olacak sefâyinden ocak tanzîm olunan dört kıtʿa sefâyin neferâtına ve fîmâ-baʿd ocak ihdâs olunan sefâyin neferâtına altı aylık meʾkûlât olmak üzere üç buçuk vakıyye yüz yetmiş beş dirhem revgan-ı sâde ve on yedi buçuk vakıyye seksan dirhem zeytûn ve sekiz buçuk vakıyye yüz kırk dirhem soğan ve\ndört vakıyye yüz yetmiş dirhem sirke ve iki vakıyye seksan beş dirhem tuz ve kebîr kalyonlara üç ve vasata bir buçuk ve sagîre bir [Ü2 65b] çekî hatab verilmek [Ü1 62b] ve 'avdetlerinde müddet-i seferleri altı mâhdan noksân olursa kısta'l-yevm hisâbı üzere bakıyyesi girü teslîm olunmak ve her bir sefînede pilav ve şurba tabh eyleyecek bir nefer aşçı-başıya yevmiyye altmış akça icmâllüsüne idhâl ve sefîne yoldaşlarından maʿiyyetinde istihdâm olunacak on nefer yamaklarına sefîneleri mahlûlâtından onar guruş bahşiş iʿtâ olunmak üzere iki yüz dokuz senesi Zilkaʿde'sinde Baş-muhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznâmçesi'ne ʿilm ü haberi iʿtâ olunduğu ve Tersâne-i ʿâmire sergisinde verile gelan mevâcib, şurût-ı muʿteberesiyle tevzîʿ olunmadığından mîrîye hasâret terettüb edüp, meʾmûrlardan Kalyonlar Baş Halîfesi Ahmed Efendi Kıbrıs'a iclâ ve Baş-muhâsebe'den meʾmûr Fihris Kâtibi ʿazl ve fîmâ-baʿd bahreyne ihrâc olunacak sagîr ü kebîr Donanma-yı hümâyûn sefâyininin zâbitân ve neferâtının mevâcib ve sâlyâneleri tevzîʿinde evvelâ emr-i ʿâliyle Kalyonlar Rûznâmçesi'ne havâle ve lede't-tahkīk yevmiyye-i sâbıkalarına tatbîk olunup, zâbitân ve neferâtı ve mikdâr-ı ʿulûfeleri maʿlûm olarak başka başka hisâb ve Kalyonlar Kâtibi bulunanların mührüyle memhûr sahîh icmâli tertîb ve Baş-muhâsebe'den dahi icmâl-i mezkûr baʿde'l-hisâb iktizâ eden meblağın fihris defteri vürûdunda tezkiresi verilmek şartıyla tevzîʿa mübâşeret olunmak içün bâ-tahlîs sudûr edecek fermân-ı ʿâlî Hazîne-i ʿâmire sergisinde hifz olunup, Baş-muhâsebe'den meʾmûr Fihris Kâtibi ve hulefây-ı sâyire huzûrunda tevzîʿ olunup, baʿde't-tekmîl zâbitân ve aylakçiyân ve neferât ve mîrî üserâsı ve Kapudan sâlyâneleri ʿale'l-infirâd Kalyonlar Kâtibi mührüyle memhûr fihris defteri takdîm olunmak ve defter-i mezkûrun sıhhati bilinmek içün [Ü1 63a – Ü2 66a] baʿde't-tatbîk bâ-telhîs ve fermân-ı ʿâlî tezkiresi verilmek ve her ne kadar müstaʿcel olursa dahi, yalnız Kalyonlar Rûznâmçesi der-kenârı ve defteriyle ve mücerred takrîr ile zinhâr tezkiresi verilmemek ve sehven: “Tezkiresi verile\" deyü buyurulur ise, Fihris Kâtibi ifâde vü âgâh etmek ve'l-hâsıl mevâcibe dâyir cüz'î ve küllî mebâliğ iʿtâsı Fihris Kâtibi vücûduna münhasır olup, mikdâr-ı tevzîʿ dahi defterine tatbîk olunmadıkça tezkiresi verilmemek husûsu şart kılınmak ve Kapudan ve neferâtın zehâyiri dahi Fihris Defteri'yle bi'l-muʿâyene tatbîk olunmadıkça sûretleri verilmemek ve fihris defterlerinden zâyid tertîb ve icmâle dâhil zehâyir bulunursa, sürhla fürû-nihâde kılınmak ve eğer ʿacâleten beksemâd ve sâyir zehâyir iʿtâsı lâzım gelürse, bilâ-sûret Dîvân tezkiresi'yle\nʿale'l-hisâb yolluk verilüp, baʿdehû verilecek sûrete mahsûb kılınmak ve işbu şurûta dâʾimen ve müstemirren riʿâyet birle düstûru'l-ʿamel kılınup, hılâfı üzere harekete cesâret edenler, ber-vech-i lâyık teʾdîb olunmak üzere iki yüz beş senesi Rebîʿu'l-âhirı'nda [1-29 Rebîʿulâhır 1205 = 8 Aralık 1790-5 Ocak 1791] Başmuhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznâmçesi'ne ve Fihris Kâtibi'ne ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu. \n\n Ve Tersâne-i ʿâmire ümenâsı maʿrifetleriyle mübâyaʿa ve donanmaya sarf oluna gelan sancaklık yeşil kirpâs ve rişte-i ispavli ve cirm-i kâv ve sâyir mühimmâtın baʿzısına ez-kadîm vazʿ olunan feyʾât-ı mîriyye dûn ve vakte nazaran mübâyaʿası mümkin olmayup, lede'l-iştirâ râyiciyle mahsûbiyyet dahi müsâʿadeye gayr-i makrûn olduğundan, ümenâ zarar u hasârete dûçâr olup, hasâretden halâs ile feyʾâtda taʿdîl bulunmak fikriyle kalyonlara mühimmât mübâyaʿa olundukça Lîmân Reʾîsi ve sâyir hademe-i mahzen maʿrifetleriyle muʿâyene ve teslîm-i mahzen olmayarak [Ü2 66b] açıkdan îrâd ve masraf olunup, [Ü1 63b] bu behâne ile mîrîye hasâret-i ʿazîme terettüb eylediği mütehakkak olup, fîmâ-baʿd feyʾât-ı mîriyyesi dûn olan eşyânın müfredâtıyla kayıdları der-kenâr olunup, feyʾât-ı râyiceleri tashîh olunması sâbıkā Tersâne Emîni Mehmed Emîn Ağa'ya havâle ve istiʿlâm ve ol dahi ricâl-i Tersâne ile bi'l-ittifâk tashîh u iʿlâm ve fîmâ-baʿd mübâyaʿa olunacak mühimmâtın cümlesi muʿâyene ve teslîm-i mahzen olunarak îrâd ve masraf olunmak şartıyla esʿâra tedennî gelinceye dek tahkīk olunan feyʾât-ı râyice ile mahsûbiyyeti, mîrîye her vechile nâfiʿ idüğini iʿlâmında tasrîh etmeğin, fî-nefsi'l-emr eşyâda ziyâde yazılmayup, mîrî cânibi ve sâyir küttâb maʿrifetleriyle her şeyʾ muʿâyene ve teslîm-i mahzen olarak mahzenden îrâd ve masraf olunup, râyiciyle mübâyaʿa ve mahsûb olmak fâyideyi müstelzim olacağından başka, ʿaynî eşyâ Mahzen-i Sürp'e girüp, baʿdehû hasbe'l-lüzûm kalyonlara ʿaynî mühimmât verilmek sebebi ile sefînelerde mühimmât mevcûd bulunarak maksûd-ı aslî olan techîz-i süfün matlabı hâsıl olacağı muhakkak olmağla, işbu nizâm fîmâ-baʿd merʿî olmak ve mühimmâtın müfredât ve feyʾât-ı râyicesi beyân olunarak Tersâne Rûznâmçesi'ne ve Lîmân Reʾîsi ve mîrî cânibi taraflarına ʿale'l-infirâd ʿilm ü haberleri verildi. \n\n Ve Tersâne-i ʿâmire'de müstahdem ʿamelenin inşây-i süfün ve meremmât hidmetlerinde bulunanların elzemi Marankoz ʿamelesi olup, taht-ı nizâmda olmaları lâzım\niken, mîrîden muʿayyen on iki pâre yevmiyye ile idâre-i nefs edemeyüp, taşra binalarda ve kalâfât mahallinde taʿmîr oluna gelan tüccâr sefîneleri marankozlarına verilan altmış pâre yevmiyyeye zarûrî tamaʿ ve Tersâne'den firâr ve çavuşlar mübâşeretiyle her çend ihzârları derkâr ise dahi, miyânede [Ü1 64a – Ü2 67a] vukūʿ bulan fâsıla-i vakt ile umûr-ı mühimme müteahhır ve hîn-i ihzârlarında dahi hâhiş ve rağbet-i tâmm ile hıdmet etmedikleri zâhir olup, Kapudan Paşa hazretleriyle Tersâne Emîni Efendi bu husûsu bi'd-defeʿât müzâkere ve Marankoz ʿamelesinin âhar binâlardan rağbetlerini katʿ ve yevmiyyelerini hadd-i iʿtidâle vazʿ ile kesretlerini mûcib-i esbâbın tahsîlini müşâvere eylediklerinde, yevmiyyelerine açıkdan şey' zammı sâyir ʿameleye sirâyet eyleyeceği ve yevmiyye-i kalîle ile kerhen istihdâmları dahi zikr olunan mahzûru müstelzim olacağı endîşesiyle bilâhare eslem sûreti bulunup, şöyle ki, Tersâne'ye her bâr beş yüz Marankoz ve yüz elli Burgucu muktezî olmağla, bunlar gediklü olarak tahrîr olunmak, ferazâ sancak gemilerinin ve kapak kaldırır kalyonların el-yevm altışar, sekizer nefer gediklü marankozları ve ol mikdâr burgucuları olup, bunlara tehammülüne göre zamm olundukda, hâlâ kırk kadar gediklüsü müretteb sefâyinden kapak kaldırır on beş kadar kalyonlara on beşer ve mâʿadâ yirmi beş kıtʿasına dahi onar nefer gediklü Marankoz tahrîr olunsa, mecmûʿu dört yüz yetmiş beş nefere ve burgucular dahi gediklü olarak yüz elli nefere bâliğ olur. Bunlardan donanma hurûcunda lüzûmuna göre yazılup, seferber olmak ve kusûru Tersâne'de kalup, yaz ve kış ʿulûfe ve taʿyînleri verilüp, Tersâne'de işledikçe ber-muʿtâd ümenâ tarafından yoklamacıları maʿrifetiyle ʿamele-i sâyire misillü yoklanup, re's-i şehirde yevmiyye on iki pâre icâreleri ümenâ tarafından verilmek ve bir ʿözr sebebi ile yoklamada bulunmayanlara gündelik yazılmamak ve bu sûret nizâm bulduğu hâlde Tersâne'ye başları bağlanup, hâricde işlemeyecekleri ve Marankoz ıtlâkıyla sâyir gediklü neferât gibi [Ü1 64b] merbût ola [Ü2 67b]-cağlarında ricâl-i Tersâne yek-zebân-ı vifâk olmalarıyla nizâmına irâde-i ʿaliyye teʿalluk eylediğine binâʿen, ber-vech-i muharrer o makūle marankozlar dâʾimâ Tersâne'de müstahdem olup, bilâ-izn her ne mahalde bulunur ise ahz ve Tersâne'de teʾdîb olunmak ve fevt olanlarının yerine mehâretlüsü ve bir tarafdan yetişmek içün işe güce yarar kırk kadar şâgird posta kalfaları maʿiyyetine verilüp, şâgirdâna icâre-i kadîme verilmek ve bunlar liyâkat peydâ etmedikçe gediklü yazılmamak ve şâgirdlik içün celb olunanlar liyâkatsiz ve işe güce yaramaz kimseler olmayup, Lîmân Reʾîsi ve Baş Miʿmâr ve ümenâ\nyoklamacıları bu husûsda dikkat ü ihtimâm etmek ve seferber olacak Marankoz ve kalafât ol gemilerin mukaddemâ müretteb olan neferâtı topuna idhâl olunmak ve sefer vakitlerinde askerin lüzûmuna binâ'en, Marankoz ve burguculardan tevkīf olunanların yerine on nefer kalyoncu tahrîr olunmak mülâhaza olunmağla, bu mülâhazayı Kapudân-ı deryâ ve sancak kapudanları der-hâtır edüp, ol vakitde iktizây-ı hâle göre râbıtası verilmek ve ʿamele-i merkūme gediklü tahrîr olundukdan sonra, Tersâne'ye merbût olup, âhar mahalde işlemesine ruhsat verilmeyüp, eğer hufyeten işledikleri haber alınursa, teʾdîbleri icrâsından başka, her kaç gün hâricde işlediler ise eyyâm-ı gaybetlerinin ʿulûfe ve taʿyînât-behâları hisâb ve Tersâne'de müstahdem oldukça fey'ât-ı mîrîyye üzere re's-i şehirde ücretlerinden tenzîl olunmak ve taşrada yapılan kalyonlara Tersâne'den Marankoz irsâli lâzım geldikde, işbu gediklü ʿameleden irsâl olunmak ve Gemlik ve sâyir taʿyîn olunan mahallere gönderildiklerinde ʿulûfelü ʿamele olduklarından, harc-ı râh verilmamek ve taşrada yapılan [Ü1 65a] mîrî [Ü2 68a] kalyonlarda müstahdem ʿamelenin yevmiyyeleri bu esnâda fey'ât-ı mîriyye ile olmayup, vakt ü hâle ve mahalline göre yevmiyyeleri verilmekle, işbu gediklü ʿameleden ol mahalle taʿyîn olunanlara Tersâne'de verilan on ikişer pâreden ziyâde verilmeye. Ve istihdâm edecekleri şagirdânın ay başında icâreleri verilür iken, İcâre Kâtibi ve sâyir me'mûrîn şagirdlerini görüp, işe yaramayanın icâresi verilmamek şurûtunun nizâmı ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye lede'l-ʿarz: “Takrîr mûcebince tanzîm oluna” deyü hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, mûcebince iki yüz [sekiz] senesi Ramazan'ında Baş-muhasebe'ye kayd ve iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hıtta-i İran'da müteferrid olan Mehmed Hân'ın il ve reʿâyâ mütâlebesi zimnında Kars Muhafızı'na mukaddemâ baʿs eylediği tahrîrâtına, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerinin istısvâbıyla Kars Muhafızı'ndan yazılan cevâb, hevâsına muvâfık olmayup, tekrâr âdemler irsâl ve Revân Hân'ını bu mâddeye terhîs eyleyüp, mebʿûsunun Kars'da iskâtı\nmümkin olmadığından, Erzurum Vâlîsi tarafına ʿazîmet etmek talebinde olduğundan, Erzurum'a îsâl olunmuşidi. Mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye tarafından müşârun ileyhe ifâde olunan usûle tatbîkan iʿtây-i cevâb ile iʿâde olunacağları ve Erekli Hân'ın iltimâsına mebnî Rûsiyyelü tarafından asker vürûdu mütevâtir olduğundan mâ-ʿadâ, tîz elden beş bin kadar asker ve yüz kadar top gönderilüp, verâdan külliyyetlü asker geleceğini ve Timur-kapu'dan ʿubûr içün Saltanat-ı seniyye'den meʾzûn olarak Ağa Mehmed Hân üzerine ʿazîmet havâdisi miyânelerinde cereyân eylediğini Tiflîs cânibine irsâl olununan [Ü1 65b – Ü2 68b] câsûs takrîr etmekle, “Mehmed Hân isticlâbı mı olunur ve yâhûd Rûsiyyelü'ye mümâşâtı mı olunur?” ahad-i emreynin tercîh olunması ve Kars Muhâfızı'nın tahrîrâtında Mehmed Hân evvel-behârda Revân kurbünde vâkiʿ “Gökçe-depe” nâm mahalle vürûd ile hudûd-ı Hâkāniyye'ye tecâvüz eyleyeceği mezkûr olmağla, hudûs-ı gāyileden mukaddem Sivas ve Maraş eyâletlerinin Sahrây-ı Erzurum'da bulunmaları evâmiri, taraf-ı müşârun ileyhden irsâl ve teʾkîden li'l-hâl Âsitâne'den istiʿcâl olunması hususları tafsîl ü icmâl olunduğundan gayri, Anapa Muhâfızı Vezîr Seyyid Mustafa Paşa tarafından vürûd eden tahrîrâtda Anapa havâlîsi reʾs-i hudûd ve sükkânı Dağıstan'a kadar memdûd olmağla, Dağıstan Hâkimi ʿamm-i Hân'ın Mehmed Hân tarafından isticlâbı irâde ve bu kazıyyeye mebnî der-dest olan ʿArabiyyü'l-ʿibâre havâdis mektûbu Âsitâne'ye firistâde olunduğu ve havâlî-yi Dağıstan'dan istirâk olunan ahbâra nazaran Kabarta etrâfında mütemekkin kabâyilden ve Dağıstan nevâhîsinden baʿzı kimseler refʿ-i râyet-i muvâfakat ile Ağa Mehmed Hân tarafına temâyül ve baʿzıları gāyet-i emre tevâsul içün mütereddid-i beyne'l-emreyn oldukları ve bu esbâb ile Rûsiyye askeri Kızlar Kalʿası semtine ʿazîmet ile o taraflara istihkâm verüp, hattâ Kabarta ehâlîsinden üç bin süvârî taleb eyledikde, ehâlî imtinâʿ ve “Kangı taraf mağlûb olursa, o tarafı târâc ederiz” cevâbları dahi istimâʿ olunduğu ve Hân-ı mûmâ ileyhin Kızlar Kalʿası'na vürûdu tehakkuk eyler ise, Kabarta halkı Hân'a tâbiʿ ve sinur muhâfazasıyla tekayyüd eden Çerâkise ve Abaza halkı Kuban'ı güzer ve Rûsiyyelü'ye zarar eyleyecekleri şâyiʿ ve akvâm-ı merkūmenin buʿd-i mesâfe takrîbi ile defʿ-i tesallutları emr-i ʿasîr ve ne gûne irâde [Ü2 69a] teʿalluk eyler ise, behârdan evvel ifâde olunması [Ü1 66a] müşârun ileyh tarafından tahrîr ve lede'l-ʿarzı ve'l-istîzân mevâdd-ı mezkûre baʿzı havâss ile meşveret olunup, Devlet-i ʿaliyye'nin bu mâddede maksadı İranîyân'ın hıfz-ı muʿâhedesi ve Mehmed Hân ile hüsn-i vifâk bulunup, Rûsiyyelü ile\nolan silm ü musâfâta dahi tegayyür gelmamesi olup, iltizâm-ı ahad-i tarafeyn, devlete semm-i nâkıʿ ve bî-taraflık her hâlde müfîd ü nâfiʿ olup, binâ-berîn Hân'ın taleb eylediği reʿâyâ fi'l-asl hoş-nişîn olup, bundan evvel bi'l-istîzân hudûd-ı devlete dâhil olmuşlar idi. Baʿde't-te'mîn iʿâdesiyle refʿ-i kīl u kāl ve Erzurum tarafına asker irsâli Hân'a mûris-i ihtimâl olup, bir vechile ser-rişte verilmeyerek taʿmîr-i kılâʿ behânesiyle o tarafdan mârru'z-zikr eyâletlere istiʿcâl olunmak istısvâb olunduğu, müşârun ileyh hazretleri tarafına cânib-i Sadâret-penâhî'den tahrîr ve Anapa Muhâfızı'na hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'de mütemekkin kabâyil ve akvâmın kemâ-kân zabt u rabtlarına ve münâfî-yi ʿuhûd bir hâl vukūʿ bulmamasına ihtimâm eylemesi ifâde vü tezkîr olundu.",
          "caption": "Havâdis-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_121.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i İran",
          "text": "Hıtta-i İran'da müteferrid olan Mehmed Hân'ın il ve reʿâyâ mütâlebesi zimnında Kars Muhafızı'na mukaddemâ baʿs eylediği tahrîrâtına, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerinin istısvâbıyla Kars Muhafızı'ndan yazılan cevâb, hevâsına muvâfık olmayup, tekrâr âdemler irsâl ve Revân Hân'ını bu mâddeye terhîs eyleyüp, mebʿûsunun Kars'da iskâtı\nmümkin olmadığından, Erzurum Vâlîsi tarafına ʿazîmet etmek talebinde olduğundan, Erzurum'a îsâl olunmuşidi. Mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye tarafından müşârun ileyhe ifâde olunan usûle tatbîkan iʿtây-i cevâb ile iʿâde olunacağları ve Erekli Hân'ın iltimâsına mebnî Rûsiyyelü tarafından asker vürûdu mütevâtir olduğundan mâ-ʿadâ, tîz elden beş bin kadar asker ve yüz kadar top gönderilüp, verâdan külliyyetlü asker geleceğini ve Timur-kapu'dan ʿubûr içün Saltanat-ı seniyye'den meʾzûn olarak Ağa Mehmed Hân üzerine ʿazîmet havâdisi miyânelerinde cereyân eylediğini Tiflîs cânibine irsâl olununan [Ü1 65b – Ü2 68b] câsûs takrîr etmekle, “Mehmed Hân isticlâbı mı olunur ve yâhûd Rûsiyyelü'ye mümâşâtı mı olunur?” ahad-i emreynin tercîh olunması ve Kars Muhâfızı'nın tahrîrâtında Mehmed Hân evvel-behârda Revân kurbünde vâkiʿ “Gökçe-depe” nâm mahalle vürûd ile hudûd-ı Hâkāniyye'ye tecâvüz eyleyeceği mezkûr olmağla, hudûs-ı gāyileden mukaddem Sivas ve Maraş eyâletlerinin Sahrây-ı Erzurum'da bulunmaları evâmiri, taraf-ı müşârun ileyhden irsâl ve teʾkîden li'l-hâl Âsitâne'den istiʿcâl olunması hususları tafsîl ü icmâl olunduğundan gayri, Anapa Muhâfızı Vezîr Seyyid Mustafa Paşa tarafından vürûd eden tahrîrâtda Anapa havâlîsi reʾs-i hudûd ve sükkânı Dağıstan'a kadar memdûd olmağla, Dağıstan Hâkimi ʿamm-i Hân'ın Mehmed Hân tarafından isticlâbı irâde ve bu kazıyyeye mebnî der-dest olan ʿArabiyyü'l-ʿibâre havâdis mektûbu Âsitâne'ye firistâde olunduğu ve havâlî-yi Dağıstan'dan istirâk olunan ahbâra nazaran Kabarta etrâfında mütemekkin kabâyilden ve Dağıstan nevâhîsinden baʿzı kimseler refʿ-i râyet-i muvâfakat ile Ağa Mehmed Hân tarafına temâyül ve baʿzıları gāyet-i emre tevâsul içün mütereddid-i beyne'l-emreyn oldukları ve bu esbâb ile Rûsiyye askeri Kızlar Kalʿası semtine ʿazîmet ile o taraflara istihkâm verüp, hattâ Kabarta ehâlîsinden üç bin süvârî taleb eyledikde, ehâlî imtinâʿ ve “Kangı taraf mağlûb olursa, o tarafı târâc ederiz” cevâbları dahi istimâʿ olunduğu ve Hân-ı mûmâ ileyhin Kızlar Kalʿası'na vürûdu tehakkuk eyler ise, Kabarta halkı Hân'a tâbiʿ ve sinur muhâfazasıyla tekayyüd eden Çerâkise ve Abaza halkı Kuban'ı güzer ve Rûsiyyelü'ye zarar eyleyecekleri şâyiʿ ve akvâm-ı merkūmenin buʿd-i mesâfe takrîbi ile defʿ-i tesallutları emr-i ʿasîr ve ne gûne irâde [Ü2 69a] teʿalluk eyler ise, behârdan evvel ifâde olunması [Ü1 66a] müşârun ileyh tarafından tahrîr ve lede'l-ʿarzı ve'l-istîzân mevâdd-ı mezkûre baʿzı havâss ile meşveret olunup, Devlet-i ʿaliyye'nin bu mâddede maksadı İranîyân'ın hıfz-ı muʿâhedesi ve Mehmed Hân ile hüsn-i vifâk bulunup, Rûsiyyelü ile\nolan silm ü musâfâta dahi tegayyür gelmamesi olup, iltizâm-ı ahad-i tarafeyn, devlete semm-i nâkıʿ ve bî-taraflık her hâlde müfîd ü nâfiʿ olup, binâ-berîn Hân'ın taleb eylediği reʿâyâ fi'l-asl hoş-nişîn olup, bundan evvel bi'l-istîzân hudûd-ı devlete dâhil olmuşlar idi. Baʿde't-te'mîn iʿâdesiyle refʿ-i kīl u kāl ve Erzurum tarafına asker irsâli Hân'a mûris-i ihtimâl olup, bir vechile ser-rişte verilmeyerek taʿmîr-i kılâʿ behânesiyle o tarafdan mârru'z-zikr eyâletlere istiʿcâl olunmak istısvâb olunduğu, müşârun ileyh hazretleri tarafına cânib-i Sadâret-penâhî'den tahrîr ve Anapa Muhâfızı'na hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'de mütemekkin kabâyil ve akvâmın kemâ-kân zabt u rabtlarına ve münâfî-yi ʿuhûd bir hâl vukūʿ bulmamasına ihtimâm eylemesi ifâde vü tezkîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Harîk ıtfâsiyçün birkaç mahalde havz inşâsı bundan akdem bi'l-müzâkere karâr-gîr-i nizâm ve lede'l-iktizâ nefʿ ü fâyidesi meşhûd-ı hâss u ʿâmm olup, zikr olunan havzların hîn-i binâsında birer muʿtemed âdem me'mûr ve Kum-kapu dâhilinde vâkiʿ Ermeni Kilisası kurbünde binâ olunacak havzın nezâreti dahi Ser-miʿmâr Nûrullâh Ağa'ya mahsûr kılınmışidi. Mûmâ ileyh tesvîlât-ı Ermeniyân ile ʿarz olunan hemyâna şîfte vü dîvâne olup, tevsîʿ-i kilisa misillü bir emr-i mekrûha mütecâsir ve giderek bu haber-i müstetir beyne'n-nâs müştehir olup, binây-ı mezkûr der-ân-sâʿat tahrîb ve mûmâ ileyh [Ü2 69b] Sinob'a nefy ü tagrîb olunup, sâbıkā Miʿmâr-ı Hâssa Mehmed ʿÂrif [Ü1 66b] Efendi Şaʿbân'ın on beşinci günü kemâ-kân hıdmet-i mezkûreye takrîb olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nefy-i Ser-miʿmârân-ı Hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_122.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nefy-i Ser-miʿmârân-ı Hâssa",
          "text": "Harîk ıtfâsiyçün birkaç mahalde havz inşâsı bundan akdem bi'l-müzâkere karâr-gîr-i nizâm ve lede'l-iktizâ nefʿ ü fâyidesi meşhûd-ı hâss u ʿâmm olup, zikr olunan havzların hîn-i binâsında birer muʿtemed âdem me'mûr ve Kum-kapu dâhilinde vâkiʿ Ermeni Kilisası kurbünde binâ olunacak havzın nezâreti dahi Ser-miʿmâr Nûrullâh Ağa'ya mahsûr kılınmışidi. Mûmâ ileyh tesvîlât-ı Ermeniyân ile ʿarz olunan hemyâna şîfte vü dîvâne olup, tevsîʿ-i kilisa misillü bir emr-i mekrûha mütecâsir ve giderek bu haber-i müstetir beyne'n-nâs müştehir olup, binây-ı mezkûr der-ân-sâʿat tahrîb ve mûmâ ileyh [Ü2 69b] Sinob'a nefy ü tagrîb olunup, sâbıkā Miʿmâr-ı Hâssa Mehmed ʿÂrif [Ü1 66b] Efendi Şaʿbân'ın on beşinci günü kemâ-kân hıdmet-i mezkûreye takrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü tertîb-i Dîvân ve tavâyif-i askeriyyenin iki kıst mevâcibleri ʿinâyet ü ihsân ve yirmi üçüncü günü devr vâkiʿ olup, Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî yediyle teşrîfât-ı hümâyûn ve hatt-ı mülâtafet-makrûn şeref-rîz-i vürûd ve Sadrıaʿzam hazretleri kesb-i ibtihâc-ı nâ-mahdûd eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_123.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci günü tertîb-i Dîvân ve tavâyif-i askeriyyenin iki kıst mevâcibleri ʿinâyet ü ihsân ve yirmi üçüncü günü devr vâkiʿ olup, Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî yediyle teşrîfât-ı hümâyûn ve hatt-ı mülâtafet-makrûn şeref-rîz-i vürûd ve Sadrıaʿzam hazretleri kesb-i ibtihâc-ı nâ-mahdûd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrân'dan Seyyid Yûsuf Paşa ile makāmında Akşehir Sancağı'na nâyil olan Küçük ʿAlî-zâde Halîl Paşa muʿâraza vü münâfeseden hâlî olmayup, Akşehir'e ʿadem-i kanâʿatle Adana tevcîhi bâbında dest-bâz-ı taleb ve fîmâ-baʿd ahadühümâda tekarruru nezd-i devletde gayr-i müstasveb olduğuna binâʾen, işbu Şaʿbân'ın yirmi sekizinci günü Adana Eyâleti, İsmâʿîl muhâfazasında olan Mehmed Paşa'ya ve üzerinde olan Niğde, Yûsuf Paşa'ya tevcîh olunup, hifz-ı kalʿada Mehmed Paşa'dan ser-zede-i zuhûr olan ihtimâm, bâʿis-i temevvüc-i inʿâm-ı Şehriyâr-ı enâm olup, şehriyye beşer yüz guruş ihsânıyla mûmâ ileyh makzıyyü'l-merâm kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Adana ve Niğde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_124.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Adana ve Niğde",
          "text": "Mîr-i mîrân'dan Seyyid Yûsuf Paşa ile makāmında Akşehir Sancağı'na nâyil olan Küçük ʿAlî-zâde Halîl Paşa muʿâraza vü münâfeseden hâlî olmayup, Akşehir'e ʿadem-i kanâʿatle Adana tevcîhi bâbında dest-bâz-ı taleb ve fîmâ-baʿd ahadühümâda tekarruru nezd-i devletde gayr-i müstasveb olduğuna binâʾen, işbu Şaʿbân'ın yirmi sekizinci günü Adana Eyâleti, İsmâʿîl muhâfazasında olan Mehmed Paşa'ya ve üzerinde olan Niğde, Yûsuf Paşa'ya tevcîh olunup, hifz-ı kalʿada Mehmed Paşa'dan ser-zede-i zuhûr olan ihtimâm, bâʿis-i temevvüc-i inʿâm-ı Şehriyâr-ı enâm olup, şehriyye beşer yüz guruş ihsânıyla mûmâ ileyh makzıyyü'l-merâm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene mikdârı Defterdâr olan Mehmed Emîn Efendi ʿillet-i herem ve inhitât-ı sinn ile ʿakd-i sebʿîne mütenâhiz ve bu takrîb umûr-ı istîfâda ʿâciz olup, şehr-i Ramazân'ın ikinci günü mûmâ ileyh makām-ı Defterî'den dûr ve Hubûbât Nâzırı olan el-Hâc İbrâhîm Efendi kemâ-kân Defterdârlık ile mesrûr olup, münhall olan Hubûbât Nezâreti, ʿAzmî Ahmed Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve maʿzûl-i mûmâ ileyh [Ü2 70a] hânesinde ikāmetle duʿây-ı devâm-ı Pâdişâhî'ye müvâzabet eylemesi fermân olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Defterî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_125.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Defterî",
          "text": "Bir sene mikdârı Defterdâr olan Mehmed Emîn Efendi ʿillet-i herem ve inhitât-ı sinn ile ʿakd-i sebʿîne mütenâhiz ve bu takrîb umûr-ı istîfâda ʿâciz olup, şehr-i Ramazân'ın ikinci günü mûmâ ileyh makām-ı Defterî'den dûr ve Hubûbât Nâzırı olan el-Hâc İbrâhîm Efendi kemâ-kân Defterdârlık ile mesrûr olup, münhall olan Hubûbât Nezâreti, ʿAzmî Ahmed Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve maʿzûl-i mûmâ ileyh [Ü2 70a] hânesinde ikāmetle duʿây-ı devâm-ı Pâdişâhî'ye müvâzabet eylemesi fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Meşâyih-ı Halvetiyye'den olup, bir zemândan berü ceddi [Ü1 67a] Ümmî Sinân Zâviyesi'nde post-nişîn-i irşâd olan eş-Şeyh Hasan Efendi ve Ayasofya Şeyhı Mehmed Saʿîd Efendi birbirini müteʿâkıb dâr-ı âhırete zâhib ve Ümmî Sinân nesli, şeyh-ı mezkûrda münkatıʿ olmak haysiyyeti ile tarîk-ı Halvetiyye'den eş-Şeyh Mustafa Efendi meşîhat-ı mezkûreye münâsib görülüp, Ayasofya meşîhati dahi tarîkleri üzere Sultân Ahmed Şeyhı Bozoklu Mehmed Efendi'ye ve Sultân Ahmed meşîhati ser-hayl-i gürûh-ı Mardin olan Şeyh Halîl Efendi'ye ve sâyir meşîhatler dahi tertîb üzere erbâb-ı tarîka tevfîz olunup, zeyl hâlî kaldığına\nbinâ'en, Mehd-i ʿulyâ hazretlerinin evkāf-ı şerîfeleri mülhakātından olan câmiʿ-i şerîf meşîhati zeyl iʿtibârıyla ʿAbdülkādir Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Ümmî Sinân-zâde ve Şeyh-ı Ayasofya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_126.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Ümmî Sinân-zâde ve Şeyh-ı Ayasofya",
          "text": "Meşâyih-ı Halvetiyye'den olup, bir zemândan berü ceddi [Ü1 67a] Ümmî Sinân Zâviyesi'nde post-nişîn-i irşâd olan eş-Şeyh Hasan Efendi ve Ayasofya Şeyhı Mehmed Saʿîd Efendi birbirini müteʿâkıb dâr-ı âhırete zâhib ve Ümmî Sinân nesli, şeyh-ı mezkûrda münkatıʿ olmak haysiyyeti ile tarîk-ı Halvetiyye'den eş-Şeyh Mustafa Efendi meşîhat-ı mezkûreye münâsib görülüp, Ayasofya meşîhati dahi tarîkleri üzere Sultân Ahmed Şeyhı Bozoklu Mehmed Efendi'ye ve Sultân Ahmed meşîhati ser-hayl-i gürûh-ı Mardin olan Şeyh Halîl Efendi'ye ve sâyir meşîhatler dahi tertîb üzere erbâb-ı tarîka tevfîz olunup, zeyl hâlî kaldığına\nbinâ'en, Mehd-i ʿulyâ hazretlerinin evkāf-ı şerîfeleri mülhakātından olan câmiʿ-i şerîf meşîhati zeyl iʿtibârıyla ʿAbdülkādir Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe Musâlahası ʿakabinde her tarafdan katʿ-ı hudûd olunup, Bosna hudûdu İzmolnac [ازمولناج = Smolijanac] Dağı'nda ve mebde'-i nokta ve mesâha vü mîlde vâkiʿ muʿâraza sebebleriyle katʿ olunamayup, muhaddidlerin meksi üç sene mümtedd ve Âsitâne-i saʿâdet'de mecâlis-i ʿadîde inʿikādıyla Nemçelü'yü ilzâm mümkin olmayup, tahsîl-i menâfiʿ kasdıyla ru'ûnetleri müştedd olmuşidi. Harîta-i maʿmûlün-bihâda muʿayyen olan erâzî baʿde't-tahdîdi ve'l-mesâha mikyâs-ı harîta üzere Nemçelü'ye metrûk erâzî yirmi dört mîlden ne mikdâr noksân zuhûr eyler ise, bedeline sâyir mahalden taʿvîzan erâzî terk olunmak iddiʿâlarında ısrarları takrîbi ile 'ahden Devlet-i ʿaliyye'ye [Ü2 70b] reddi lâzım gelan Dubica ve Gradişka ve Novi kalʿaları yedlerinde kalup, bilâhare devlet meʾmûrları gâh ʿunf ve gâh lutf vâdîlerini ihtiyâr ile mesfûrları ilzâm ve maslahatı ber-vefk-ı merâm karîn-i hitâm eylediler. Tafsîli bu ki, evvelki sene tarafeyn meʾmûrları ittifakıyla Dostorlik [Ü1 67b] Kalʿası'nın garbî-yi şimâlî tarafında vâkiʿ Ecin Botog'ın Nehr-i Korana'ya munsab olduğu mahalle vazʿ olunmuş olan ʿalâyimden nehr-i mezbûrun vasatı hadd-i fâsıl iʿtibârıyla Dizernik [دزرنيك = Dreznik] palangasından “Gavranic Brod” dimekle maʿrûf mahalle dek gidilüp, mahall-i mezkûr mahrec iʿtibâr olunup, nehr-i mezbûrun sâhil-i yemînine bir ʿalâmet ve andan hatt-ı müstakīm ile “Pâs” nâm depe eteğine gidilüp, tasarruf-ı Devlet-i ʿaliyye'de olan İzacık Kalʿası ehâlîsinin kemâl-i istirahatı içün Nemçelü tarafından teʿahhüd olunduğu vech üzere zikr olunan depede katʿâ çardak ve sâyir ebniye ihdâs olunmayarak vazʿ olunacak sâdece ʿalâmet dahi kalʿa-i mezbûreden dokuz yüz tevâz mikdârı mesafe baʿîd tutulmak ve andan İdeyşâ Brod nâm bâyıra doğru gidilüp, ol havâlîde vâkiʿ cibâlin şarki etekleriyle Kolikot [قولی قوط = Klokot] kaynağına dek varılup, orada bir ʿalâmet ve andan yine ol havâlîde vâkiʿ\ncibâlin şarki etekleriyle Zevale [زواله = Zavalje] Kalʿası'na dek varılup, kalʿa-i mezbûre hedm birle sadece bir ʿalâmete tagyîr olunmak ve andan “Labâz” nâm çiftlik, mevcûd olan yüksek dağın şark tarafında vâkiʿ eteğine bir ʿalâmet ve andan Dostorviçe-i atik [دستوروية عتيق = Ostrovitz] Kalʿası'nın taraf-ı cenûbunda nîm sâʿat mesâfeye bir ʿalâmet ve andan Nehr-i Una [Ü2 71a] üzerinde vâkiʿ Vakıf Kalʿası'ndan bir sâʿat yukarı Nehr-i Una'nın sâhil-i yesârıyla gidilüp bir ʿalâmet ve nehr-i mezbûrun sâhil-i yesârı hadd-i fâsıl olarak menbaʿ-i garbîsine doğru gidilüp bir ʿalâmet ve andan yüksek dağların arasından en doğru yoldan hudûd-ı selâseye varılup, mahall-i mezbûra bir ʿalâmet vazʿ u nasb ile tahdîd-i hudûd ve temyîz-i sügūr olunmak ve bu ʿalâmetlerin dahi aralarına vazʿ-ı ʿalâyim olunup, cihât [Ü1 68a] ve evsâfıyla mufassal hudud-nâme tahrîriyle mübâdele-i senedât olunmak ve Nehr-i Korana'nın vasatı beyne'd-devleteyn hadd-i fâsıl iʿtibâr olunduğuna binâʾen, fevâyidi ber-vech-i müsâvât tarafeyne ʿâyid olup, saky-i mevâşî ve erâzî olunup, ahad-i tarafeynden teʿaddî vü tecâvüz vukūʿ bulmayup, Nemçelü yakasında vâkiʿ ormanlardan nehren sallar tenzîl ve imrâr olundukça, Bosna cânibinden ʿadem-i mümânaʿat ve lede'l-lüzûm seddler inşâsı lâzım gelür ise, terâzî-i tarafeyn ile câyiz olmak üzere bu tarafda nizâm verilüp, sûret-i nizâm Bosna Vâlîsi Vezîr Hüsâmeddîn Paşa ve ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi ve Kapucu-başı Hüseyin Ağa ve Mühendis ʿAbdurrahmân Efendi taraflarına ısdârı lâzım gelan evâmir-i ʿaliyye ile irsâl olunup, vusûlünde mâddeyi sûrete tatbîk ve irâde-i devlete tevfîk ile katʿ-ı hudûd ve vazʿ-ı ʿalâyim ve mübâdele-i senedât ile Devlet-i ʿaliyye me'mûrları işbu Ramazânü'l-mübarekde Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd eylediler. Bu makūle hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de bulunanların emekleri hebâ olmak revâ görülmeyüp, işbu tevcîhâtda “İsmetî Efendi'ye Büyük Rûznâme ve Hüseyin Ağa'ya Baş-bâkī-Kulluğu ve ʿAbdurrahmân Efendi'ye İbtidâ [Ü2 71b] Altmışlı Rütbesi ihsân ve cümlesi nâyil-i iltifât-ı Pâdişâh-ı zemân oldu.",
          "caption": "Nizâm-yâften-i katʿ-ı hudûd-ı Bosna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_127.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-yâften-i katʿ-ı hudûd-ı Bosna",
          "text": "Nemçe Musâlahası ʿakabinde her tarafdan katʿ-ı hudûd olunup, Bosna hudûdu İzmolnac [ازمولناج = Smolijanac] Dağı'nda ve mebde'-i nokta ve mesâha vü mîlde vâkiʿ muʿâraza sebebleriyle katʿ olunamayup, muhaddidlerin meksi üç sene mümtedd ve Âsitâne-i saʿâdet'de mecâlis-i ʿadîde inʿikādıyla Nemçelü'yü ilzâm mümkin olmayup, tahsîl-i menâfiʿ kasdıyla ru'ûnetleri müştedd olmuşidi. Harîta-i maʿmûlün-bihâda muʿayyen olan erâzî baʿde't-tahdîdi ve'l-mesâha mikyâs-ı harîta üzere Nemçelü'ye metrûk erâzî yirmi dört mîlden ne mikdâr noksân zuhûr eyler ise, bedeline sâyir mahalden taʿvîzan erâzî terk olunmak iddiʿâlarında ısrarları takrîbi ile 'ahden Devlet-i ʿaliyye'ye [Ü2 70b] reddi lâzım gelan Dubica ve Gradişka ve Novi kalʿaları yedlerinde kalup, bilâhare devlet meʾmûrları gâh ʿunf ve gâh lutf vâdîlerini ihtiyâr ile mesfûrları ilzâm ve maslahatı ber-vefk-ı merâm karîn-i hitâm eylediler. Tafsîli bu ki, evvelki sene tarafeyn meʾmûrları ittifakıyla Dostorlik [Ü1 67b] Kalʿası'nın garbî-yi şimâlî tarafında vâkiʿ Ecin Botog'ın Nehr-i Korana'ya munsab olduğu mahalle vazʿ olunmuş olan ʿalâyimden nehr-i mezbûrun vasatı hadd-i fâsıl iʿtibârıyla Dizernik [دزرنيك = Dreznik] palangasından “Gavranic Brod” dimekle maʿrûf mahalle dek gidilüp, mahall-i mezkûr mahrec iʿtibâr olunup, nehr-i mezbûrun sâhil-i yemînine bir ʿalâmet ve andan hatt-ı müstakīm ile “Pâs” nâm depe eteğine gidilüp, tasarruf-ı Devlet-i ʿaliyye'de olan İzacık Kalʿası ehâlîsinin kemâl-i istirahatı içün Nemçelü tarafından teʿahhüd olunduğu vech üzere zikr olunan depede katʿâ çardak ve sâyir ebniye ihdâs olunmayarak vazʿ olunacak sâdece ʿalâmet dahi kalʿa-i mezbûreden dokuz yüz tevâz mikdârı mesafe baʿîd tutulmak ve andan İdeyşâ Brod nâm bâyıra doğru gidilüp, ol havâlîde vâkiʿ cibâlin şarki etekleriyle Kolikot [قولی قوط = Klokot] kaynağına dek varılup, orada bir ʿalâmet ve andan yine ol havâlîde vâkiʿ\ncibâlin şarki etekleriyle Zevale [زواله = Zavalje] Kalʿası'na dek varılup, kalʿa-i mezbûre hedm birle sadece bir ʿalâmete tagyîr olunmak ve andan “Labâz” nâm çiftlik, mevcûd olan yüksek dağın şark tarafında vâkiʿ eteğine bir ʿalâmet ve andan Dostorviçe-i atik [دستوروية عتيق = Ostrovitz] Kalʿası'nın taraf-ı cenûbunda nîm sâʿat mesâfeye bir ʿalâmet ve andan Nehr-i Una [Ü2 71a] üzerinde vâkiʿ Vakıf Kalʿası'ndan bir sâʿat yukarı Nehr-i Una'nın sâhil-i yesârıyla gidilüp bir ʿalâmet ve nehr-i mezbûrun sâhil-i yesârı hadd-i fâsıl olarak menbaʿ-i garbîsine doğru gidilüp bir ʿalâmet ve andan yüksek dağların arasından en doğru yoldan hudûd-ı selâseye varılup, mahall-i mezbûra bir ʿalâmet vazʿ u nasb ile tahdîd-i hudûd ve temyîz-i sügūr olunmak ve bu ʿalâmetlerin dahi aralarına vazʿ-ı ʿalâyim olunup, cihât [Ü1 68a] ve evsâfıyla mufassal hudud-nâme tahrîriyle mübâdele-i senedât olunmak ve Nehr-i Korana'nın vasatı beyne'd-devleteyn hadd-i fâsıl iʿtibâr olunduğuna binâʾen, fevâyidi ber-vech-i müsâvât tarafeyne ʿâyid olup, saky-i mevâşî ve erâzî olunup, ahad-i tarafeynden teʿaddî vü tecâvüz vukūʿ bulmayup, Nemçelü yakasında vâkiʿ ormanlardan nehren sallar tenzîl ve imrâr olundukça, Bosna cânibinden ʿadem-i mümânaʿat ve lede'l-lüzûm seddler inşâsı lâzım gelür ise, terâzî-i tarafeyn ile câyiz olmak üzere bu tarafda nizâm verilüp, sûret-i nizâm Bosna Vâlîsi Vezîr Hüsâmeddîn Paşa ve ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi ve Kapucu-başı Hüseyin Ağa ve Mühendis ʿAbdurrahmân Efendi taraflarına ısdârı lâzım gelan evâmir-i ʿaliyye ile irsâl olunup, vusûlünde mâddeyi sûrete tatbîk ve irâde-i devlete tevfîk ile katʿ-ı hudûd ve vazʿ-ı ʿalâyim ve mübâdele-i senedât ile Devlet-i ʿaliyye me'mûrları işbu Ramazânü'l-mübarekde Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd eylediler. Bu makūle hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de bulunanların emekleri hebâ olmak revâ görülmeyüp, işbu tevcîhâtda “İsmetî Efendi'ye Büyük Rûznâme ve Hüseyin Ağa'ya Baş-bâkī-Kulluğu ve ʿAbdurrahmân Efendi'ye İbtidâ [Ü2 71b] Altmışlı Rütbesi ihsân ve cümlesi nâyil-i iltifât-ı Pâdişâh-ı zemân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başlarından Kassâb-başı bulunan ʿOsmân Ağa bir Türk-i sütürg olup, tefevvüh eylediği sohbetin gāyeti nereye varacağını bilmeyüp, mecâlis ü mehâfilde\nhefevât ü ʿaserâtı külle yevm teceddüd ve müteʿahhid olduğu lahm mâddesinde mûmâ ileyhe iʿânet-i devlet ber-vech-i tezâyüd olup, istikāmetle umûruna tekayyüd lâzım iken, kusûr u tehâvünü teʿavvüd hakkında âteş-i gazabı tevakkud edüp, işbu Ramazân-ı şerîf'de Kassâb [Ü1 68b] -başılık'dan ʿazl ile tenkîb ve Bozca-ada'ya bi-tarîkı'n-nefy tagrîb olunmuşiken, Ereğli Sâhası'nda Kapucu-başı ʿAlî Ağa maʿrifetiyle inşâ olunan sefîneyi tekmîl mukābilinde tahliye-i sebîl olunmasını Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa'ya recâ ve müşârun ileyh tarafından Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ile kayd-ı gurbetden rehâ bulup, Kassâb-başılık Selânikî Hasan Ağa'ya kemâ-kân tevcîh ve hisâbları ber-vech-i taʿdîl ruʾyet olunmak tenbîh olundu.",
          "caption": "Nefy-i Ser-kassâbân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_128.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Ser-kassâbân",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başlarından Kassâb-başı bulunan ʿOsmân Ağa bir Türk-i sütürg olup, tefevvüh eylediği sohbetin gāyeti nereye varacağını bilmeyüp, mecâlis ü mehâfilde\nhefevât ü ʿaserâtı külle yevm teceddüd ve müteʿahhid olduğu lahm mâddesinde mûmâ ileyhe iʿânet-i devlet ber-vech-i tezâyüd olup, istikāmetle umûruna tekayyüd lâzım iken, kusûr u tehâvünü teʿavvüd hakkında âteş-i gazabı tevakkud edüp, işbu Ramazân-ı şerîf'de Kassâb [Ü1 68b] -başılık'dan ʿazl ile tenkîb ve Bozca-ada'ya bi-tarîkı'n-nefy tagrîb olunmuşiken, Ereğli Sâhası'nda Kapucu-başı ʿAlî Ağa maʿrifetiyle inşâ olunan sefîneyi tekmîl mukābilinde tahliye-i sebîl olunmasını Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa'ya recâ ve müşârun ileyh tarafından Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ile kayd-ı gurbetden rehâ bulup, Kassâb-başılık Selânikî Hasan Ağa'ya kemâ-kân tevcîh ve hisâbları ber-vech-i taʿdîl ruʾyet olunmak tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dimetoka Aʿyânı Veys-oğlu Halîl ve İştib Aʿyânı Turkullu-oğlu (طورقللی اوغلی) Mehmed ve Edirne Aʿyânı Eyyûb ve Gümülcine Aʿyânı Mestân, dağlu eşkıyâsına hevâdâr oldukları, Rumeli Vâlîsi tarafından tahkīk ve pelâs-pâre-i hayâtları temzîk olunup, sâyir ruʾûs-i eşkıyâ ile arabalara mahmûlen Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve meydân-ı mezellete ilkā ile tahvîf-i erâzil kılındı. Muhallefâtları zabtı içün mübâşirler meʾmûr ve ketm ü ihfâdan tevakkī olunmak bâbında hükkâm-ı etrâfa evâmir-i Cihân-mutâʿ şeref-rîz-i sudûr oldu.",
          "caption": "İstîsâl-i eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_129.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîsâl-i eşkıyâ",
          "text": "Dimetoka Aʿyânı Veys-oğlu Halîl ve İştib Aʿyânı Turkullu-oğlu (طورقللی اوغلی) Mehmed ve Edirne Aʿyânı Eyyûb ve Gümülcine Aʿyânı Mestân, dağlu eşkıyâsına hevâdâr oldukları, Rumeli Vâlîsi tarafından tahkīk ve pelâs-pâre-i hayâtları temzîk olunup, sâyir ruʾûs-i eşkıyâ ile arabalara mahmûlen Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl ve meydân-ı mezellete ilkā ile tahvîf-i erâzil kılındı. Muhallefâtları zabtı içün mübâşirler meʾmûr ve ketm ü ihfâdan tevakkī olunmak bâbında hükkâm-ı etrâfa evâmir-i Cihân-mutâʿ şeref-rîz-i sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arpa Emîni olan Yûsuf Efendi-zâde Şefîk Efendi şehr-i mezkûrun yirmi ikinci günü tekmîl-i rızkı maksûm ve ʿazm-i bezm-i yevm-i maʿlûm edüp, münhall olan mansıbıyla sâbıkā Haremeyn Muhâsebecisi Mehmed Efendi ferhân ve Pilâslı Mehmed Paşa'nın dağlu meʾmûriyyetinde hıdmeti nümâyân olup, İnebahtı Sancağı'nı oğlu Velî Paşa'ya recâ eylediğini Rumeli Vâlîsi inhâ etmekle, şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü livâʾ-i mezkûr ile mûmâ ileyh tatyîb ve bu münâsebetle îfây-ı lâzime-i teşvîk u tergîb olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Emîn-i Cev ve tevcîh-i Livâʾ-i İnebahtı be-Veliyyü [Ü2 72a] -ddîn Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_130.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Emîn-i Cev ve tevcîh-i Livâʾ-i İnebahtı be-Veliyyü [Ü2 72a] -ddîn Paşa",
          "text": "Arpa Emîni olan Yûsuf Efendi-zâde Şefîk Efendi şehr-i mezkûrun yirmi ikinci günü tekmîl-i rızkı maksûm ve ʿazm-i bezm-i yevm-i maʿlûm edüp, münhall olan mansıbıyla sâbıkā Haremeyn Muhâsebecisi Mehmed Efendi ferhân ve Pilâslı Mehmed Paşa'nın dağlu meʾmûriyyetinde hıdmeti nümâyân olup, İnebahtı Sancağı'nı oğlu Velî Paşa'ya recâ eylediğini Rumeli Vâlîsi inhâ etmekle, şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü livâʾ-i mezkûr ile mûmâ ileyh tatyîb ve bu münâsebetle îfây-ı lâzime-i teşvîk u tergîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh şehr-i Ramazân'ın yirmi yedinci günü insıbâb-ı pey-der-pey ile tekmîl-i enfâs-ı hayât [Ü1 69a] ve Sultân Bâzeyid-i Velî Türbesi kurbünde müterassıd-ı hengâm-ı 'Arasât oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Mîr İbrâhîm ez-sudûr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_131.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Mîr İbrâhîm ez-sudûr-ı Rumeli",
          "text": "Müşârun ileyh şehr-i Ramazân'ın yirmi yedinci günü insıbâb-ı pey-der-pey ile tekmîl-i enfâs-ı hayât [Ü1 69a] ve Sultân Bâzeyid-i Velî Türbesi kurbünde müterassıd-ı hengâm-ı 'Arasât oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Vezîr Sarı Mehmed Paşa'nın mahdûmu olup, bin [yüz] kırk bir târîhinde tevellüd ile altmış dokuzda müderris ve Şeyhülislâm-ı esbak ʿOsmân Monla'ya sıhrıyyet sebebiyle müteneffis olup, doksan birde ihde'l-mehâric olan Galata Mevleviyyeti'ne ʿâric ve doksan yedide Mısr-ı Kāhire ve iki yüzde Medîne-i münevvere Kazâsı'yla mübtehic ve iki yüz üçde İstanbul ve Anadolu Kadıʿaskerliği pâyelerine nakd-i emeli râyic olup, iki yüz sekizde bi'l-fiʿl Anadolu Kadıʿaskerliği'ne nâyil ve iki yüz dokuzda Rumeli Sadâreti Pâyesi'yle tarîkını müstekmil olup, târîh-i mezkûrda ityân-ı yakīn ile katʿ-ı nefes-i vâpesîn eyledi. \n\nMüşârun ileyh mutasaddır ve vakūr ve kesret-i teceşşüʿ ile meşhûr, ümmî, sâde-dil ve ebnây-ı cinsi beyninde mâ-bihi [Ü2 72b] 'l-imtiyâz olan ʿilm ü maʿrifetden bi'l-külliyye hâlî vü ʿâtıl idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_132.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Vezîr Sarı Mehmed Paşa'nın mahdûmu olup, bin [yüz] kırk bir târîhinde tevellüd ile altmış dokuzda müderris ve Şeyhülislâm-ı esbak ʿOsmân Monla'ya sıhrıyyet sebebiyle müteneffis olup, doksan birde ihde'l-mehâric olan Galata Mevleviyyeti'ne ʿâric ve doksan yedide Mısr-ı Kāhire ve iki yüzde Medîne-i münevvere Kazâsı'yla mübtehic ve iki yüz üçde İstanbul ve Anadolu Kadıʿaskerliği pâyelerine nakd-i emeli râyic olup, iki yüz sekizde bi'l-fiʿl Anadolu Kadıʿaskerliği'ne nâyil ve iki yüz dokuzda Rumeli Sadâreti Pâyesi'yle tarîkını müstekmil olup, târîh-i mezkûrda ityân-ı yakīn ile katʿ-ı nefes-i vâpesîn eyledi. \n\nMüşârun ileyh mutasaddır ve vakūr ve kesret-i teceşşüʿ ile meşhûr, ümmî, sâde-dil ve ebnây-ı cinsi beyninde mâ-bihi [Ü2 72b] 'l-imtiyâz olan ʿilm ü maʿrifetden bi'l-külliyye hâlî vü ʿâtıl idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ahad-i Bilâd-ı erbaʿa'nın zabtı, pâyede tekaddüm edenlere medâr-ı tercîh olur zannıyla ʿAli-zâde, Mekke-i mükerreme'ye tâlib olup, ʿAbdülhalîm Efendi'nin pâyede kıdemi ve sinîn-i mütetâvileden berü devâyir-i sudûrda müstahdem olması ve bâ-husûs el-yevm Fetvâ Emîni\nolmak hasebiyle teraccühü îmâ olunmuşiken “en-Nefsü mûlaʿatün bi-hubbi'l-ʿacil\" mefhûmu üzere mülzem ü mücâb olmayup, Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz-ı hâl ve şikâyet-i bî-me'âl etmekle, fi'l-hâl Burusa'ya ʿalâ tarîkı'n-nefy irsâl olunmuşidi. “el-ʿAzmü yücberu baʿde'l-kesri fî zemenin ve'd-dehru yuhdisü baʿde'd-dîkı müttesiʿan\" mefhûmu üzere ʿAbdülhâlîm Efendi hacc yolunda vefât ve ʿazm-i dâr-ı mücâzât eylediği haberi vürûdunda sâbıkı iʿtibârıyla mûmâ ileyh Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla müşerref ve mukaddemce kesbi olan evzâʿ-ı bârideden [Ü1 69b] istihyâ ile dest-gezâ-yı nedâmet ü esef oldu.",
          "caption": "Nefy ü tevcîh-i Kazâ’-i Mekke-i mükerreme be-ʿAli-zâde Nûrullâh Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_133.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy ü tevcîh-i Kazâ’-i Mekke-i mükerreme be-ʿAli-zâde Nûrullâh Efendi",
          "text": "Ahad-i Bilâd-ı erbaʿa'nın zabtı, pâyede tekaddüm edenlere medâr-ı tercîh olur zannıyla ʿAli-zâde, Mekke-i mükerreme'ye tâlib olup, ʿAbdülhalîm Efendi'nin pâyede kıdemi ve sinîn-i mütetâvileden berü devâyir-i sudûrda müstahdem olması ve bâ-husûs el-yevm Fetvâ Emîni\nolmak hasebiyle teraccühü îmâ olunmuşiken “en-Nefsü mûlaʿatün bi-hubbi'l-ʿacil\" mefhûmu üzere mülzem ü mücâb olmayup, Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz-ı hâl ve şikâyet-i bî-me'âl etmekle, fi'l-hâl Burusa'ya ʿalâ tarîkı'n-nefy irsâl olunmuşidi. “el-ʿAzmü yücberu baʿde'l-kesri fî zemenin ve'd-dehru yuhdisü baʿde'd-dîkı müttesiʿan\" mefhûmu üzere ʿAbdülhâlîm Efendi hacc yolunda vefât ve ʿazm-i dâr-ı mücâzât eylediği haberi vürûdunda sâbıkı iʿtibârıyla mûmâ ileyh Mekke-i mükerreme Kazâsı'yla müşerref ve mukaddemce kesbi olan evzâʿ-ı bârideden [Ü1 69b] istihyâ ile dest-gezâ-yı nedâmet ü esef oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh sudûr-ı kirâm ile li-ecli'l-muʿâyede hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'ye gider iken, hılâl-i râhda râkib olduğu esb-i hurûndan sâkıt ve at dahi üzerine hâbıt olup, inkisâr-ı üstühân ile bî-tâb ü tüvân ve hânesinde bir-iki gün teneffüs ile sûy-ı âhırete revân oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Hayrullâh Efendi ez-sudûr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_134.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Hayrullâh Efendi ez-sudûr-ı Rumeli",
          "text": "Müşârun ileyh sudûr-ı kirâm ile li-ecli'l-muʿâyede hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'ye gider iken, hılâl-i râhda râkib olduğu esb-i hurûndan sâkıt ve at dahi üzerine hâbıt olup, inkisâr-ı üstühân ile bî-tâb ü tüvân ve hânesinde bir-iki gün teneffüs ile sûy-ı âhırete revân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh bin yüz otuz yedide Dîvân çavuşlarından “İbrâhîm Çavuş” nâm kimesnenin sulbünden zuhûr edüp, eyyâm-ı şebâbında Hekîm-başı Saʿîd Efendi dâiresinde terbiye olarak yetmiş üçde ru’ûsa nâyil ve devr-i ʿadîmü'l-cevr-i [Ü2 73a] hazret-i Mustafa Hânî'de Cerrâh-başılık ile ibtidâ matlabına vâsıl olmuşidi. Hudâvendigâr-ı esbak ʿasrında Riyâset-i etıbbâ ile ser-firâz ve doksan sekizde Selânik Kazâsı ve Mekke Pâyesi'yle mümtâz olup, iki yüzde İslanbol Pâyesi'yle dil-şâd ve sene-i merkūmede Gelibolu'ya ibʿâd olunup, bir müddetden sonra edây-ı hacca me’zûn ve Tâyif'de ikāmeti içün sudûr-ı irâde-i\nemr-i hümâyûn olup, iki yüz üçde ıtlâkına müsâʿade ve İncir Köyü'nde ikāmeti irâde ve iki yüz beşde hânesinde istirâhat etmek üzere tahsîl-i ruhsat edüp, iki yüz altıda bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti'yle kâm-rân ve iki yüz dokuzda Rumeli Kadıʿaskerliği ile müşârun ileyh bi'l-benân olup, baʿde'l-infisâl intikāl eyledi. Müşârun ileyh ʿilm-i tabâbetde sânî-yi Bukrât ve fenn-i nabz-âşinâyîde hem-tâ-yı Sokrât olup, ancak hırs u tamaʿda Eşʿab ve kati çok ahvâlde hekîm-i mezheb idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_135.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mûmâ ileyh bin yüz otuz yedide Dîvân çavuşlarından “İbrâhîm Çavuş” nâm kimesnenin sulbünden zuhûr edüp, eyyâm-ı şebâbında Hekîm-başı Saʿîd Efendi dâiresinde terbiye olarak yetmiş üçde ru’ûsa nâyil ve devr-i ʿadîmü'l-cevr-i [Ü2 73a] hazret-i Mustafa Hânî'de Cerrâh-başılık ile ibtidâ matlabına vâsıl olmuşidi. Hudâvendigâr-ı esbak ʿasrında Riyâset-i etıbbâ ile ser-firâz ve doksan sekizde Selânik Kazâsı ve Mekke Pâyesi'yle mümtâz olup, iki yüzde İslanbol Pâyesi'yle dil-şâd ve sene-i merkūmede Gelibolu'ya ibʿâd olunup, bir müddetden sonra edây-ı hacca me’zûn ve Tâyif'de ikāmeti içün sudûr-ı irâde-i\nemr-i hümâyûn olup, iki yüz üçde ıtlâkına müsâʿade ve İncir Köyü'nde ikāmeti irâde ve iki yüz beşde hânesinde istirâhat etmek üzere tahsîl-i ruhsat edüp, iki yüz altıda bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti'yle kâm-rân ve iki yüz dokuzda Rumeli Kadıʿaskerliği ile müşârun ileyh bi'l-benân olup, baʿde'l-infisâl intikāl eyledi. Müşârun ileyh ʿilm-i tabâbetde sânî-yi Bukrât ve fenn-i nabz-âşinâyîde hem-tâ-yı Sokrât olup, ancak hırs u tamaʿda Eşʿab ve kati çok ahvâlde hekîm-i mezheb idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin üçüncü İsneyn günü tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve defterdârân ʿale'l-ʿumûm şeref-i ibkā ile [Ü1 70a] nâyil-i mekāsıd ü mürûm olup, mansıb-ı Tevkīʿî, sâbıkā Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ʿAbdullah Birrî Efendi'ye ve Defter Emâneti, Re'îsülküttâb-ı esbak Firdevsî Efendi'ye ve Büyük Rûznâme, ʿİsmetî Efendi'ye ve Başmuhasebe, esbakı Seyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup, sâyir menâsıb dahi erbâbına tefvîz ve baʿzı kesâna mansıba bedel ʿatâyâ taʿvîz olundu. Yevm-i mezkûrda Anadolu Eyâleti, Vezîr Seyyid ʿAli Paşa'ya ve Mısır Eyâleti, Vezîr [Ü2 73b] Ebûbekir Paşa'ya ve Diyarbekir Eyâleti, Vezîr Sâlih Paşa'ya; Trabzon Eyâleti, Mîr-i mîrân'dan Yûsuf Paşa'ya ve Niğde Sancağı, sâbıkā Trabzon Vâlîsi Vezîr Seyyid ʿOsmân Paşa'ya; Resmo Sancağı, Mîr-i mîrân'dan ʿAli Paşa'ya; Sultân-önü, Hafız Paşa'ya; Akseray, İbrâhîm Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_136.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin üçüncü İsneyn günü tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve defterdârân ʿale'l-ʿumûm şeref-i ibkā ile [Ü1 70a] nâyil-i mekāsıd ü mürûm olup, mansıb-ı Tevkīʿî, sâbıkā Kethudây-ı Sadr-ı ʿâlî ʿAbdullah Birrî Efendi'ye ve Defter Emâneti, Re'îsülküttâb-ı esbak Firdevsî Efendi'ye ve Büyük Rûznâme, ʿİsmetî Efendi'ye ve Başmuhasebe, esbakı Seyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup, sâyir menâsıb dahi erbâbına tefvîz ve baʿzı kesâna mansıba bedel ʿatâyâ taʿvîz olundu. Yevm-i mezkûrda Anadolu Eyâleti, Vezîr Seyyid ʿAli Paşa'ya ve Mısır Eyâleti, Vezîr [Ü2 73b] Ebûbekir Paşa'ya ve Diyarbekir Eyâleti, Vezîr Sâlih Paşa'ya; Trabzon Eyâleti, Mîr-i mîrân'dan Yûsuf Paşa'ya ve Niğde Sancağı, sâbıkā Trabzon Vâlîsi Vezîr Seyyid ʿOsmân Paşa'ya; Resmo Sancağı, Mîr-i mîrân'dan ʿAli Paşa'ya; Sultân-önü, Hafız Paşa'ya; Akseray, İbrâhîm Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i ʿâmire'de olan sütûn-dâr ancak bir sefîne kalafatlanmasına medâr ve bu sebeble lede'l-lüzûm terâhî-yi maslahat hâletleri bedîdâr olduğunu Cezayirli Hasan Paşa te'emmül ile birini dahi îcâd ve dîgerine imdâd eylemişidi. Ancak sütûn-ı mezkûr ahşâbdan\nmasnûʿ olup, birkaç senede bir tecdîd ü taʿmîre mess-i ihtiyâc ve ibkāsı mazarrat-ı mîrîyi intâc etmekle, külliyyen hedm ü imhâ ve birbirine muttasıl kârgîrden üç kıtʿa dâr-ağacı binâ olunmak irâde-i seniyyesi rû-nümâ ve fi'l-hâl binâsına mübâşeret ve fî-akrebi'l-eyyâm tekmîline himmet olunduğundan gayri, şalopeler içün dahi bir mahall-i mahsûs olmayup, sugr-i Kâğıd-hâne'de müstakıllen gözler yapılma tasvîb ve ol dahi himmet-i Şehriyâr-ı cihân-nasîb ile tekmîle karîb olup, bir müddetden berü inşâsı cây-gîr-i zamîr olan havz-ı kebîrin bed'ine dahi ikdâm ve inşâ'allâh baʿde'l-hitâm tafsîli havâle-i ʿuhde-i kalem-i nâdire peygām kılınur. [Ü1 70b]",
          "caption": "Fesh ü inşây-ı sütûn-dâr ve binây-ı çeşmhâ ve mübâşeret be-havz-ı kebîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_137.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Fesh ü inşây-ı sütûn-dâr ve binây-ı çeşmhâ ve mübâşeret be-havz-ı kebîr",
          "text": "Tersâne-i ʿâmire'de olan sütûn-dâr ancak bir sefîne kalafatlanmasına medâr ve bu sebeble lede'l-lüzûm terâhî-yi maslahat hâletleri bedîdâr olduğunu Cezayirli Hasan Paşa te'emmül ile birini dahi îcâd ve dîgerine imdâd eylemişidi. Ancak sütûn-ı mezkûr ahşâbdan\nmasnûʿ olup, birkaç senede bir tecdîd ü taʿmîre mess-i ihtiyâc ve ibkāsı mazarrat-ı mîrîyi intâc etmekle, külliyyen hedm ü imhâ ve birbirine muttasıl kârgîrden üç kıtʿa dâr-ağacı binâ olunmak irâde-i seniyyesi rû-nümâ ve fi'l-hâl binâsına mübâşeret ve fî-akrebi'l-eyyâm tekmîline himmet olunduğundan gayri, şalopeler içün dahi bir mahall-i mahsûs olmayup, sugr-i Kâğıd-hâne'de müstakıllen gözler yapılma tasvîb ve ol dahi himmet-i Şehriyâr-ı cihân-nasîb ile tekmîle karîb olup, bir müddetden berü inşâsı cây-gîr-i zamîr olan havz-ı kebîrin bed'ine dahi ikdâm ve inşâ'allâh baʿde'l-hitâm tafsîli havâle-i ʿuhde-i kalem-i nâdire peygām kılınur. [Ü1 70b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad ile Vidin miyânında vâkiʿ adada baʿzı iltizâmât ile kesb-i kuvvet ve şöhret eden Köse Mustafa ve Belgrad matrûdları, Belgrad Kalʿası'na duhûl sevdâsıyla Vidin [Ü2 74a] mütehayyizlerinden Pâsbân-zâde ʿOsmân Ağa'dan istimdâd ve ol dahi iktizây-ı gayret-i câhiliyye ile merkūmlara iʿânet ü imdâd eylediğinden gayri, Vidin ve Ada kalʿalarından top ve mühimmât ihrâcıyla bâzû-yı fesâdlarına miknet ve kulûb-ı zaʿîfelerine kuvvet vermişidi. Bugāt-ı mezkûre Belgrad'a teveccüh ü ʿazîmet ve Ağa bulunan Kul Kethudâsı sâbık Çelebi Mustafa Ağa ve sâyir zâbitân Belgrad ile bi'l-muhâbere muvâfakat ve iʿânetleriyle varoşa dâhil ve bu haber-i hâyil, Muhâfız bulunan Vezîr Mustafa Paşa'nın sâmiʿasına vâsıl oldukda, yerlü neferâtıyla kalʿaya tehassun ve defʿ-i sâyil sûretinde temekkün eylediği teʿayyün eyledikde, Bosna ve Rumeli taraflarından bi-tarîkı'l-istinfâr asker taʿyîn ve Rumeli Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'ya dahi iyâlet ve sâyir asker ile bi'n-nefs Belgrad'a varup, varoşda olan eşkıyânın istîsâli tenbîh ü telkīn olunmuşidi. Belgrad Muhâfızı mukaddemâ eşkıyânın hareketi ihtimâliyle Delîl-başısı'nı Morava'ya ve Silahdârı'nı Pojarafça'ya [Požarevac] irsâl edüp, mûmâ ileyhimâ Belgrad matrûdlarının hufyeten varoşa duhûllerini istihbâr ve ʿale'l-ʿacele oldukları mahalden hareket ile bir takrîb kalʿaya girüp, birkaç sâʿatden sonra kalʿa kapusun açup, varoşda olan bugāt ile muhârebeye sarf-ı iktidâr ve ʿavn-i melik-i Kahhâr ile bugātın yüzleri dönüp Vidin'e doğru\nfirâr ve hîn-i maʿrekede nısfı derecesi helâk ve üftâde-i hufra-i hâk olup, gāyile-i mezkûre ber-taraf ve Belgrad Ağası sebeb-i nifâk ile resîde-i ʿurza-i telef ve Niş Ağası Hasan Ağa [Ü1 71a – Ü2 74b] mûmâ ileyhe halef olup, bugāt ile ittihâd töhmetiyle mezkûr olan dört Orta dahi, Sinob'a tağrîb ve sâyir kılâʿdan bedelleri tertîb olundu.\n\n Vidin'e firâr eden eşkıyâ yine mûmâ ileyh iʿânetiyle Belgrad'a hücûm içün tehaşşüd ü ictimâʿ ve bir mikdârı Kalafat'a ʿubûr ve memleket-i Eflâk'a tesallut ile tahdîş-i esmâʿ eyleyecekleri istimâʿ olunup, Pâsbân-zâde'nin Belgrad matrûdlarını istishâb cünhası teʾdîbini îcâb etmekle, lede'l-istişâre Rumeli Vâlîsi, eyâlet askeri ve sâʾir meʾmûrlar ile Vidin'e doğru tahrîk-i rikâb ve Keşan'da mütekāʿid olan Gürcü ʿOsmân Paşa'nın dahi Vezâret'i ibkā ve Niğbolu'ya varup, o havâlîde müctemaʿ olan asker ile Vidin'in berü tarafını ihâta vü istîʿâb etmek ve Belgrad Vâlîsi dahi muhâfazaya kâfî askerin fazlasına bir münâsib Başbûğ nasbıyla o tarafdan Vidin'e sevk edüp, bi'l-ittifâk defʿ-i erbâb-ı şikāk etmek ve ol bâbda cümlesine ʿale'l-infirâd ısdâr-ı menşûr ve bu ictimâʿdan garaz Belgrad matrûdlarıyla Pâsbân-oğlu'nun izâlesi olup, Vidin ehâlîsi bu bâbda maʿzûr ve haklarında kasd-ı âhar olmadığı ifâdesiyçün Ocak tarafından mekâtîb ile kul çavuşları gönderilüp, Vidin Kalʿası bu vechile mahsûr ve birkaç defʿa tarafeyn muhârebeye tesaddî eylediler ise dahi, rûz-i Kāsım'ın tekarrübü maslahatı, âtiyeye te'hîr eylediğini Rumeli Vâlîsi tahrîr ve mûcebince kışlak evâmiri taraflarına tesyîr olunmuşidi.\n\n O esnâda Vidin ehâlîsinin müteʿaddid ʿarz u mahzarları ve Pâsbân-oğlu'nun bir kıtʿa ʿarz-ı hâli vürûd edüp, Belgradlu'yu nefs-i Vidin ve kazâlarından tard ve sırran ve ʿalenen tesahhubdan keff-i yed [Ü2 75a] ve Pâsbân-oğlu fîmâ-baʿd kendü hâliyle mukayyed olup, civâr [Ü1 71b] kazâlarına taʿarruzdan ve vülât-ı ʿizâma muhâlefetden rücûʿ u inâbet eyleceğine mütekeffil ve ağavât ʿuhdesinde olan Vidin cizyesi ve Ocağlık olan mukātaʿâtın emvâl-i mîriyyesi iki yüz kîseden ziyâdeye mütehammil olup, Pâsbân-oğlu'nun ʿuhdesine beş yüz kîse ile ilzâm ve tahmîl ve yamakāndan hâric ü dâhilde olan esâmîlerden elli bin akça tenzîl olunup, tashîh-i mevcûd zımnında Sofya'da olan bir senelik mevâcibden ol mikdâr fürû-nihâde olunarak, tevzîʿine bir muʿtemed Mübâşir taʿyîni ve yeniçeri mevâcibi fîmâ-baʿd sâl-be-sâl Ocağlık ve sâyir emvâlden havâle olundukça, mahlûlâta dikkat ve mevâcib husûsunda bu vechile ibrâz-ı hıdmet ve sinîn-i güzeşte mevâcibleri mîrîye teberruʿ ve Eflâk'dan gayr ez-\nnizâm zahîre mutâlebesinden ferâğ ile izhâr-ı firûtenî ve tazarruʿ eyledikleri, meʾâl-i ʿarz-ı hâllerinden münfehim olup, şurût-ı mezkûre üzere ʿafv olunmaları husûsu mübârek Rikâb-ı kâm-yâb'a telhîs olunup, makrûn-ı müsâʿade-i Cihân-bânî ve ol bâbda lâzım gelan ʿafv fermânı şeref-rîz-i sudûr ve mahallerine irsâl ile pâ-der-rikâb olan cümûʿ-ı leşker ve bu sebeble muztarr olan ehl-i hazar ve veber-i gunûde-i pister râhat u huzûr oldu.",
          "caption": "ʿAfv-ı Pâsbân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_138.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv-ı Pâsbân-zâde",
          "text": "Belgrad ile Vidin miyânında vâkiʿ adada baʿzı iltizâmât ile kesb-i kuvvet ve şöhret eden Köse Mustafa ve Belgrad matrûdları, Belgrad Kalʿası'na duhûl sevdâsıyla Vidin [Ü2 74a] mütehayyizlerinden Pâsbân-zâde ʿOsmân Ağa'dan istimdâd ve ol dahi iktizây-ı gayret-i câhiliyye ile merkūmlara iʿânet ü imdâd eylediğinden gayri, Vidin ve Ada kalʿalarından top ve mühimmât ihrâcıyla bâzû-yı fesâdlarına miknet ve kulûb-ı zaʿîfelerine kuvvet vermişidi. Bugāt-ı mezkûre Belgrad'a teveccüh ü ʿazîmet ve Ağa bulunan Kul Kethudâsı sâbık Çelebi Mustafa Ağa ve sâyir zâbitân Belgrad ile bi'l-muhâbere muvâfakat ve iʿânetleriyle varoşa dâhil ve bu haber-i hâyil, Muhâfız bulunan Vezîr Mustafa Paşa'nın sâmiʿasına vâsıl oldukda, yerlü neferâtıyla kalʿaya tehassun ve defʿ-i sâyil sûretinde temekkün eylediği teʿayyün eyledikde, Bosna ve Rumeli taraflarından bi-tarîkı'l-istinfâr asker taʿyîn ve Rumeli Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'ya dahi iyâlet ve sâyir asker ile bi'n-nefs Belgrad'a varup, varoşda olan eşkıyânın istîsâli tenbîh ü telkīn olunmuşidi. Belgrad Muhâfızı mukaddemâ eşkıyânın hareketi ihtimâliyle Delîl-başısı'nı Morava'ya ve Silahdârı'nı Pojarafça'ya [Požarevac] irsâl edüp, mûmâ ileyhimâ Belgrad matrûdlarının hufyeten varoşa duhûllerini istihbâr ve ʿale'l-ʿacele oldukları mahalden hareket ile bir takrîb kalʿaya girüp, birkaç sâʿatden sonra kalʿa kapusun açup, varoşda olan bugāt ile muhârebeye sarf-ı iktidâr ve ʿavn-i melik-i Kahhâr ile bugātın yüzleri dönüp Vidin'e doğru\nfirâr ve hîn-i maʿrekede nısfı derecesi helâk ve üftâde-i hufra-i hâk olup, gāyile-i mezkûre ber-taraf ve Belgrad Ağası sebeb-i nifâk ile resîde-i ʿurza-i telef ve Niş Ağası Hasan Ağa [Ü1 71a – Ü2 74b] mûmâ ileyhe halef olup, bugāt ile ittihâd töhmetiyle mezkûr olan dört Orta dahi, Sinob'a tağrîb ve sâyir kılâʿdan bedelleri tertîb olundu.\n\n Vidin'e firâr eden eşkıyâ yine mûmâ ileyh iʿânetiyle Belgrad'a hücûm içün tehaşşüd ü ictimâʿ ve bir mikdârı Kalafat'a ʿubûr ve memleket-i Eflâk'a tesallut ile tahdîş-i esmâʿ eyleyecekleri istimâʿ olunup, Pâsbân-zâde'nin Belgrad matrûdlarını istishâb cünhası teʾdîbini îcâb etmekle, lede'l-istişâre Rumeli Vâlîsi, eyâlet askeri ve sâʾir meʾmûrlar ile Vidin'e doğru tahrîk-i rikâb ve Keşan'da mütekāʿid olan Gürcü ʿOsmân Paşa'nın dahi Vezâret'i ibkā ve Niğbolu'ya varup, o havâlîde müctemaʿ olan asker ile Vidin'in berü tarafını ihâta vü istîʿâb etmek ve Belgrad Vâlîsi dahi muhâfazaya kâfî askerin fazlasına bir münâsib Başbûğ nasbıyla o tarafdan Vidin'e sevk edüp, bi'l-ittifâk defʿ-i erbâb-ı şikāk etmek ve ol bâbda cümlesine ʿale'l-infirâd ısdâr-ı menşûr ve bu ictimâʿdan garaz Belgrad matrûdlarıyla Pâsbân-oğlu'nun izâlesi olup, Vidin ehâlîsi bu bâbda maʿzûr ve haklarında kasd-ı âhar olmadığı ifâdesiyçün Ocak tarafından mekâtîb ile kul çavuşları gönderilüp, Vidin Kalʿası bu vechile mahsûr ve birkaç defʿa tarafeyn muhârebeye tesaddî eylediler ise dahi, rûz-i Kāsım'ın tekarrübü maslahatı, âtiyeye te'hîr eylediğini Rumeli Vâlîsi tahrîr ve mûcebince kışlak evâmiri taraflarına tesyîr olunmuşidi.\n\n O esnâda Vidin ehâlîsinin müteʿaddid ʿarz u mahzarları ve Pâsbân-oğlu'nun bir kıtʿa ʿarz-ı hâli vürûd edüp, Belgradlu'yu nefs-i Vidin ve kazâlarından tard ve sırran ve ʿalenen tesahhubdan keff-i yed [Ü2 75a] ve Pâsbân-oğlu fîmâ-baʿd kendü hâliyle mukayyed olup, civâr [Ü1 71b] kazâlarına taʿarruzdan ve vülât-ı ʿizâma muhâlefetden rücûʿ u inâbet eyleceğine mütekeffil ve ağavât ʿuhdesinde olan Vidin cizyesi ve Ocağlık olan mukātaʿâtın emvâl-i mîriyyesi iki yüz kîseden ziyâdeye mütehammil olup, Pâsbân-oğlu'nun ʿuhdesine beş yüz kîse ile ilzâm ve tahmîl ve yamakāndan hâric ü dâhilde olan esâmîlerden elli bin akça tenzîl olunup, tashîh-i mevcûd zımnında Sofya'da olan bir senelik mevâcibden ol mikdâr fürû-nihâde olunarak, tevzîʿine bir muʿtemed Mübâşir taʿyîni ve yeniçeri mevâcibi fîmâ-baʿd sâl-be-sâl Ocağlık ve sâyir emvâlden havâle olundukça, mahlûlâta dikkat ve mevâcib husûsunda bu vechile ibrâz-ı hıdmet ve sinîn-i güzeşte mevâcibleri mîrîye teberruʿ ve Eflâk'dan gayr ez-\nnizâm zahîre mutâlebesinden ferâğ ile izhâr-ı firûtenî ve tazarruʿ eyledikleri, meʾâl-i ʿarz-ı hâllerinden münfehim olup, şurût-ı mezkûre üzere ʿafv olunmaları husûsu mübârek Rikâb-ı kâm-yâb'a telhîs olunup, makrûn-ı müsâʿade-i Cihân-bânî ve ol bâbda lâzım gelan ʿafv fermânı şeref-rîz-i sudûr ve mahallerine irsâl ile pâ-der-rikâb olan cümûʿ-ı leşker ve bu sebeble muztarr olan ehl-i hazar ve veber-i gunûde-i pister râhat u huzûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Vidin Sancağı, Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olunup, Çerhacı şeklinde Vidin bâgīleri üzerine meʾmûr kılınmışidi. Müşârun ileyh ile Vidinli, birkaç defʿa âheng-i ceng [Ü2 75b] ve miyânelerinde bu cihetle hıkd u husûmet vukūʿ bulup, ihde't-tarafeyn dîgerine bâgız u dil-teng olduklarına binâʾen, ʿazli zarûriyyât-ı vakitden maʿdûd ve Silistre Vâlîsi Vezîr Küçük ʿAbdî Paşa civârda bulunmağla, Vidin tevcîhine salâhiyyeti meşhûd [Ü1 72a] olup, müşârun ileyhimânın mansıbları ibdâl ve işbu şehr-i Receb-i şerîf'in [yirmi] ikinci günü kapu kethudâlarına ilbâs-ı hilʿat ile tevcîh ve meʾmûriyyet emirleri irsâl olundu.\n\nVidin muhârebesinde mecrûhan vefât eden Bosnalı Ahmed Paşa'nın birâderi Hasan Bey, maʿrekede isbât-ı zât ve birkaç kerre hark-ı sufûf-ı bugāt eylediğini beyân ile Rütbe-i Mîr-i mîrânî'ye sezâvâr olduğunu Bosna ve Belgrad vâlîleri işʿâr etmeleriyle, mûmâ ileyh Rütbe-i Mîr-i mîrân'ı ʿinâyet ve Mîr-i mîrân'dan Kars Muhâfızı olan İbrâhîm Paşa, âvâre-i ʿakd ü hall olmak takrîbi ile umûr-ı serhadd muhtell olup, bu esnâda ehâliyle münâfeseleri safvete muhavvel olan Nuʿmân Paşa'ya Kars muhâfazası tevcîhini Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretleri tahrîr etmeleriyle, muhâfaza-i mezkûreden İbrâhîm Paşa tahvîl ve yerine Nuʿmân Paşa tavsîl olundu.",
          "caption": "Zikr-i mübâdele-i menâsıb-ı vüzerâ ve Mîr-i mîrân ve tevcîh-i Rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Hasan Bey ez-ricâl-i Bosna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_139.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i mübâdele-i menâsıb-ı vüzerâ ve Mîr-i mîrân ve tevcîh-i Rütbe-i Mîr-i mîrânî be-Hasan Bey ez-ricâl-i Bosna",
          "text": "Bundan akdem Vidin Sancağı, Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olunup, Çerhacı şeklinde Vidin bâgīleri üzerine meʾmûr kılınmışidi. Müşârun ileyh ile Vidinli, birkaç defʿa âheng-i ceng [Ü2 75b] ve miyânelerinde bu cihetle hıkd u husûmet vukūʿ bulup, ihde't-tarafeyn dîgerine bâgız u dil-teng olduklarına binâʾen, ʿazli zarûriyyât-ı vakitden maʿdûd ve Silistre Vâlîsi Vezîr Küçük ʿAbdî Paşa civârda bulunmağla, Vidin tevcîhine salâhiyyeti meşhûd [Ü1 72a] olup, müşârun ileyhimânın mansıbları ibdâl ve işbu şehr-i Receb-i şerîf'in [yirmi] ikinci günü kapu kethudâlarına ilbâs-ı hilʿat ile tevcîh ve meʾmûriyyet emirleri irsâl olundu.\n\nVidin muhârebesinde mecrûhan vefât eden Bosnalı Ahmed Paşa'nın birâderi Hasan Bey, maʿrekede isbât-ı zât ve birkaç kerre hark-ı sufûf-ı bugāt eylediğini beyân ile Rütbe-i Mîr-i mîrânî'ye sezâvâr olduğunu Bosna ve Belgrad vâlîleri işʿâr etmeleriyle, mûmâ ileyh Rütbe-i Mîr-i mîrân'ı ʿinâyet ve Mîr-i mîrân'dan Kars Muhâfızı olan İbrâhîm Paşa, âvâre-i ʿakd ü hall olmak takrîbi ile umûr-ı serhadd muhtell olup, bu esnâda ehâliyle münâfeseleri safvete muhavvel olan Nuʿmân Paşa'ya Kars muhâfazası tevcîhini Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretleri tahrîr etmeleriyle, muhâfaza-i mezkûreden İbrâhîm Paşa tahvîl ve yerine Nuʿmân Paşa tavsîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erâzil ü eşhâsa öteden berü muʿayyen olan Hasköy Aʿyânı Emîn, Bilâslı Mehmed Paşa tarafından Mütesellimlik ile sûreten teʾmîn olunmuşidi. Mûmâ ileyh tarafından şakī-yi\nmerkūm katl olunduğundan gayri, dağlı eşkıyâsı sergerdelerinden olup, bir zemândan berü seg-i herze-meres gibi etrâfda pûyân ve fursat bulduğu mahalleri tâlân eden “Acı Manav” nâm şakī üç-beş yüz kadar küştenî ile Gümülcine Kazâsı'nda geşt ü güzâr [Ü2 76a] ve reʻâyâ ve ebnâ'-i sebîli mübtelây-ı mazârr eylediği, dağlı eşkıyâsı üzerine meʼmûr hasekîlerden Mustafa Hasekî'nin maʻlûmu olup, bağteten üzerlerine hücûm ile cemʻiyyetlerin perîşân ve vâfirini küşte-i dâne-i tüfeng ü sinân edüp, sergerdeleri Acı Manav hîn-i maʻrekede mecrûh olup, bir karyede helâk ve pelâs-ı hayâtı çâk-çâk olduğu haberi, işbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın ikinci günü Edirne [Ü1 72b] Bostâncı-başısı tarafından vürûd edüp, ser-i maktūʻları vazʿ-ı meydân-ı hızlân ve sebeb-i terhîb-i kulûb-ı ehl-i tuğyân kılındı.",
          "caption": "İstîsâl-i baʿzı eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_140.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîsâl-i baʿzı eşkıyâ",
          "text": "Erâzil ü eşhâsa öteden berü muʿayyen olan Hasköy Aʿyânı Emîn, Bilâslı Mehmed Paşa tarafından Mütesellimlik ile sûreten teʾmîn olunmuşidi. Mûmâ ileyh tarafından şakī-yi\nmerkūm katl olunduğundan gayri, dağlı eşkıyâsı sergerdelerinden olup, bir zemândan berü seg-i herze-meres gibi etrâfda pûyân ve fursat bulduğu mahalleri tâlân eden “Acı Manav” nâm şakī üç-beş yüz kadar küştenî ile Gümülcine Kazâsı'nda geşt ü güzâr [Ü2 76a] ve reʻâyâ ve ebnâ'-i sebîli mübtelây-ı mazârr eylediği, dağlı eşkıyâsı üzerine meʼmûr hasekîlerden Mustafa Hasekî'nin maʻlûmu olup, bağteten üzerlerine hücûm ile cemʻiyyetlerin perîşân ve vâfirini küşte-i dâne-i tüfeng ü sinân edüp, sergerdeleri Acı Manav hîn-i maʻrekede mecrûh olup, bir karyede helâk ve pelâs-ı hayâtı çâk-çâk olduğu haberi, işbu Şa‘bânü'l-muʻazzamın ikinci günü Edirne [Ü1 72b] Bostâncı-başısı tarafından vürûd edüp, ser-i maktūʻları vazʿ-ı meydân-ı hızlân ve sebeb-i terhîb-i kulûb-ı ehl-i tuğyân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki yüz on bir senesi Rebîʻulevvel'i gurresinden zabt etmek üzere Vîrânşehirli Hasan Efendi'nin Şâm-ı şerîf Kazâsı'yla hâne-i emeli maʻmûr ve Muharrem gurresinden zabt etmek üzere Sahhâflar Şeyhı Ahmed Efendi'nin Kuds-i şerîf Mevleviyyeti ile hâtırı mecbûr kılınup, Rebîʻulâhır gurresinden zabt etmek üzere Hammâmî ‘Ali Efendi yedine dahi Kazâ’-i Halebü'ş-şehbâ menşûru i‘tâ olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_141.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "text": "İki yüz on bir senesi Rebîʻulevvel'i gurresinden zabt etmek üzere Vîrânşehirli Hasan Efendi'nin Şâm-ı şerîf Kazâsı'yla hâne-i emeli maʻmûr ve Muharrem gurresinden zabt etmek üzere Sahhâflar Şeyhı Ahmed Efendi'nin Kuds-i şerîf Mevleviyyeti ile hâtırı mecbûr kılınup, Rebîʻulâhır gurresinden zabt etmek üzere Hammâmî ‘Ali Efendi yedine dahi Kazâ’-i Halebü'ş-şehbâ menşûru i‘tâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cild-i evvelde icmâlen zebân-güzâr-ı beyân olduğu vech üzere mahzâ meded-kârî-yi 'inâyet-i Bârî ve dest-yârî-yi ikdâm-ı hazret-i Tâc-dârî ile nizâm-gîr-i karâr olan Tersâne ve Baruthâne ve zîrde tafsîli âtî Top-hâne ve Top ‘Arabacısı ve Humbara ve Lağımcı ocağları ve Kılâ‘-1 tis'a yamakānı ve ‘ale'l-husûs Levend Çiftliği Bostâniyân'ı ve sayir umûr-ı cihâdiyyeye dâyir esbâb ve levâzımın 'alâ mâ-hüve'l-matlûb temşiyet ü nizâmı, kıyâm-ı 'imâd-ı devletin ahad-i erkânı olan [Ü2 76b] hazîne-i vâfiye vücûduna menût ve vücûd-ı hazîne dahi, tasarrufât-ı ‘akliyye ve tedbîrât-ı hikemiyye i‘mâliyle ihtirâ‘-1 vâridât-ı cedîdeye mevkūf u merbût olup, umûr-ı zarûriyye-i devlete vefâ etmeyan vâridât-ı mukarrere ile bu\nmesâlih-i cesîmenin ru’yeti ve beyne'd-düvel tavr-ı cedîd üzere şâyiʻ olan asker-i müretteb gibi askerin idâre-i maslahatı mümteniʻât-ı ʻakliyyeden olduğu, pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir olmağla, bi'l-cümle vüzerây-ı ʻizâm ve ʻulemây-ı kirâm ve ricâl-i devlet birkaç defʻa ʻakd-i encümen-i meşveret edüp, fîmâ-baʻd terk-i esbâb-ı huzûr u râhat ile sâlifü'l-beyân umûrun idâresiyçün ve vukūʻu her bâr muhtemel olan mesârıfât-ı [Ü1 73a] seferiyye içün cemʻ-i hazîneye saʻy ü dikkat olunup, vâridât-ı asliyyeden başka ittifâk-ı ârâ ile bu defʻa müteʻayyinü'z-zuhûr ve bundan böyle refte refte iltihâk-ı efkâr-ı erbâb-ı ʻakl u şuʻûr ile vücûd-pezîr ve meysûr olan zevâyid-i menâfiʻ ü fevâyid dahl ü harc-ı eyyâm-ı hazara ʻadem-i ihtilât ile başkaca bir mahalde hifz u iddihâr olunup, idrârât u levâzımât-ı asâkir-i muʻalleme istîfâ ve bâkīsi maslahat-ı seferiyyeye ibkā olunmak ve katʻ-ı isrâfât ve taʻdîl-i mesârıfât ile vâridât-ı kadîme ihrâcât-ı zarûriyyeye galebe etmek sûretini bulmak esbâbına teşebbüsde müşârun ileyhim yek-zebân-ı vifâk olduklarına binâ'en, tedkīkāt-ı fikriyye ve tahkīkāt-ı nazariyye ile vâhiden-baʻde-vâhidin zihn-i nakkādlarına vârid olan esbâb-ı teksîr-i îrâd bu vechile çekîde-i hâme-i vâsıtı nijâd kılınur ki, [Ü2 77a] topu on kîse fâyizi olan mîrî ve Haremeyn mukātaʻları ve hisselerinden mahlûl olanlar fîmâ-baʻd fürûht olunmayup, mîrîye zabt ve muhâfazasına baş-defterdârlar ve Darb-hâne nâzırları ve ecille-i ricâlden birinin kadri terfîʻiyle me’mûr olup ve bu hıdmet-i âtiyyü'l-beyân Muʻallem Piyâde Askeri Nâzırı olacak zâtın ʻuhdesine ihâle ve merâtib-i celîle-i devletden bir mansıb-ı kadîm dahi, bu mansıba ilhâk olunmak münâsib görülüp, kānûnu şu vechile vazʻ olunur ki, Devlet-i ʻaliyye'ye lüzûmu zâhir olan Taʻlîmlü Asker Nezâreti'ne ʻakl ü rüşd ve sadâkatle mevsûf-ı eʻâzım-ı ricâlden biri me'mûr olacağına binâʼen, Nezâret-i Umûr-ı Cihâdiyye olduğu içün nüfûz-ı iʻtibârı istihsâl olunmak üzere göğeze kaplu üst kürkü ile Dîvân'da Kubbe-altı'nda baş-defterdârların alt yanından kuʻûdları ve yedek götürmeleri kānûn ola. Ve fi'l-asl Şıkk-ı Sânî defterdârları bu makāmda kāʻid olarak umûr-ı istîfânın [Ü1 73b] ahad-i şıkkını bunlar ru’yet eylediklerinden, Şıkk-ı Sânîlik mansıbı dahi ilhâk olunup, “Şıkk-ı Sânî” tesmiye olunmayarak defter-i tevcîhât ve elsine-i nâsda Taʻlîmlü Asker Nâzırı ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı ıtlâk ve fermânlarda “İzzetlü” hitâbı ilhâk olunup, Îrâd-ı Cedîd'in idâre ve muhâfazası ʻuhdesine tefvîz oluna. Ve taʻlîmlü askere ne vechile nezâret edeceğini şâmil yedine nişân-ı şerîf ile muʻanven taʻlîm-nâme vermekle, ʻamden kusûru vâkiʻ olur ise mu'âhaze oluna. Ve kable'n-nizâm Darb-hâne'de olan Haremeyn mukātaʻalarından gayri, [Ü2 77b] şimdiye dek Darb-hâne'den zabt\nolunan gerek Tersâne mesârıfına merbût ve gerek mecmûʿ-ı mukātaʿât ve deryâ zeʿâmet ve tîmârları ve hâlâ mîrîden idâre olunan rüsûm-ı penbe ve sâyir mukātaʿât iki yüz sekiz senesinden ve eshâm-ı mahlûlâtı işbu nizâm târîhinden iʿtibâr ile mecmûʿu ve kānûn-ı cedîd muktezâsınca fâyizi on kîseden ziyâde olup, zabt olunacak mîrî ve Haremeyn mukātaʿaları ve eshâmı ve Humbaracı tîmârları bi-cümletihâ Nâzır-ı mûmâ ileyh maʿrifeti ile ilzâm ve idâre ve hâsıl olan mebâliği Kapu-arası'nda müceddeden binâ olunan kârgîr hazînede hıfz olunup, mîrînin ve Darb-hâne ve Enderûn-ı hümâyûn Hazînesi'nin ahz ü iʿtâsına katʿâ karışdırılmayarak, hatt-ı hümâyûn sâdır olmadıkça bir akçası sarf olunmaya. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin ilzâm ve idâre eyleyeceği mukātaʿâtın mîrî ve kalemiyyelerini Hazîne-ı ʿâmire'ye ve mahallerine edâ edüp, fâyizini kendüsi hıfz edecek olmağla, muʿtemed sarrâf ve kefîl alup, mefâlîs ü cebâbîreye kapdırmakdan tevakkī vü mücânebet üzere ola. Ve emvâl-ı mîriyyeyi sıyânet eylediği gibi nizâm-ı mülkü dahi vikāye edüp, hıdmeti istihsân olunmak garazıyla vedîʿatullâh olan fukarâya zulm ü teʿaddîsi muhakkak olan kimselere [Ü1 74a] mukātaʿa vermeyüp, her hâlde ʿadl ü insâfa riʿâyet eyleye.\nVe bir mukātaʿayı ilzâmında mültezimin ism ü şöhretini ve cemîʿ şurûtunu vereceği temessükde beyân ve o temessükü baş-defterdârlar kuyûd u şurûta muvâfık buldukdan sonra telhîs yazup, mûcebince Zabıt Fermânı [Ü2 78a] verile. Ve mukātaʿâtın Mâlikânelik vechiyle idâresinde küttâb ve Çavuş-başı ve Baş-bâkī Kulu ağalara ʿâyid olan Harc Kalemi'ni nâzırlar ahz ve mahallerine tevzîʿ edüp, âhar kimseler şey' mutâlebe eylemeyüp, tuğralı fermânı dahi nâzırlar mültezimlere bi'n-nefs teslîm eyleyeler. Ve iltizâm olunacak mukātaʿâtın bedel-i iltizâmından harc alınmayup, mikdâr-ı fâyizinden alına. Ve yirmi bin guruşdan ziyâde olan mukātaʿâtın ziyâdesinden ve mîrîsinden bir vechile harc alınmaya. Ve hîn-ı hudûsundan iʿtibâr ile Zecriyye hâsılâtının mecmûʿu sermâye olarak Nâzır yedinde hıfz olunup, Nizâm-ı Cedîd mûcebince mîrîden zabt olunacak mukātaʿât-ı mahlûlenin beş senelik ve eshâm-ı mahlûlenin üç senelik hisâbınca muʿacceleleri Baş-muhâsebe'den verilan memhûr ve mümzâ sûret mûcebince Mîrî Hazînesi'ne ve kasr-ı yed olunacak eshâmın beşer senelik muʿacceleleri verilecek sûretler mûcebince fâriglerine teslîm olunup, fekat bunlar içün başka hatt-ı hümâyûn taleb olunmaya. Ve bir mukātaʿa mahlûl oldukda, Baş-defterdâr ve Nâzır-ı mûmâ ileyh fâyizini tahkīk ve ol bâbda birbirini tasdîk eyledikden sonra, beş senelik\nmu'accelesi Zecriyye mâlından Mîrî Hazînesi'ne verile. Ve mukātaʿâtdan mahlûl olan hisselerin fâyizi yalnız müteveffânın aldığı ile iktifâ olunmayup, mukātaʿanın topunu idâre eden hissedâr ve mültezim, fâyiz ve kapu harcı ve hediyye ve nâm-ı âhar ile sahîhan etdiği menâfiʿ hisâbıyla fâyiz verir ise hisse-i mahlûle ol kimesneye ilzâm olunup, müştereklerin maglatası [Ü1 74b] istimâʿ olunmaya. Ve şurût-ı Zecriyye'yi şâmil verilan ta'lîm-nâme-i hümâyûn mûcebince Nâzır-ı mûmâ ileyh [Ü2 78b] zecriyye emînlerine Nâzır olup, yedlerinde on bin guruş müctemiʿ oldukça ahz ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne vazʿ ve hifz ede. Ve mukātaʿât zabtı nizâmının şurûʿu târîhi olan iki yüz yedi senesi Cumâdelâhıre'sinden sene-i âtiye Cumâdelâhıre'sine dek temâmı on kîseden ziyâde fâyizi olarak mahlûl düşüp, mukaddemce verilan Nizâm-ı Cedîd mûcebince Nâzır tarafından zabt u idâre olunacak mukātaʿât ve hisselerin fâyizâtı baʿde't-tahkīk beş seneliği mikdârı, muʿaccele Zecriyye akçasından Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve bu sûretle târîh-i nizâmdan senesi hıtâmına değin bir senede zabt olunan mukātaʿâtdan kaç kîse fâyiz hâsıl ve o fâyizin beş senelik hisâbıyla Hazîne-i ʿâmire'ye verilan mu'accelesi kaç kîseye bâliğ olduğu, hıtâm-ı senede hisâb ü mîzân olunup, maʿlûm oldukdan sonra sinîn-i âtiyeye mikyâs olup, fîmâ-baʿd ol mikdâr akça sene-be-sene Zecriyye'den Nâzır-ı mûmâ ileyh yediyle defterdârlara teslîm olunup, düşen mukātaʿâtın muʿaccele hisâbına bakılmaya, ya'nî sinîn-i âtiyede mahlûlen zabt olunacak mukātaʿâtın ziyâde ve noksânı müsâvî ola. Ve giderek ibtidâki sene zabt olunan mukātaʿât mu'accelesi mikdârı fâyiz husûlünde kıyâs-ı mezkûr üzere sene-be-sene Mîrî Hazînesi'ne verilecek muʿâccele, fâyiz-i mukātaʿâtdan çıkacağına binâʾen, Zecriyye mâlı ol vakit cümle Îrâd-ı Cedîd olarak kayd oluna. Ve bu hazîne içün Rûznâmçe-i hümâyûn Kalemi'nden bir Kâtib ve Veznedar-başı ve Ocağlusu kefâletiyle bir muʿtemed [Ü2 79a] Veznedâr taʿyîn olunup, bunların ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin muʿtemed bir âdemîsi hazînenin haricinde tahsîs olunan [Ü1 75a] mahalde ikāmet ve Baş-muhasebe'den dahi Nâzır maʿiyyetinde defter tutmak ve emriyle temessükât ve tekārîr ve mekâtib yazmak içün bir Kâtib taʿyîn olunup, harc-1 bâb ve harc-1 temessük mîrîye ʿâyid olmak ve mukātaʿât\nvoyvodalarından ve sâyir ʿummâl ve muhassılînden Nâzır ve hademesi, hediyye nâmıyla bir nesneye tamaʿ etmeyüp, ederler ise tahkīk ve tazmîn ve muʾâhaẕe olunalar. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin me'mûr-ı idâresi olduğu mâddelerden kendüye taʿyîn olunan meʿâşı ile Şıkk-ı Sânî olanlara muʿayyen olan hâss akçası cemʿ olunup, hıdmet-i mezkûrede iktizâ eden bahşiş ve ʿatâyâ ve bunlar emsâli mesârıfına medâr olmak içün yüz kîseye iblâğ oluna. Ve murûr-ı zemân ile bu mâddelerden akça almak ve celb-i menfaʿat etmek sevdâsına düşerler ise ʿazl ü teʾdîb ve yerine o makūle mekârihden müctenib biri intihâb ü nasb oluna. Ve Baş-muhâsebe'den me'mûr Kâtib'in bu me'mûriyyeti Kalem'de olan hidmet ve kesb ve tarîkına mâniʿ olmayacağına binâʾen, bu maslahatdan bir akça harc almamak şartıyla mîrîden senevî bin beş yüz guruş ve Rûznâmçe Kalemi'nden taʿyîn olunan Kâtib'in dahi tarîkına halel gelmemek şartıyla dâyimâ hazînede bekleyecek ve bir akça almayacağına binâʾen, senevî iki bin guruş ve Veznedâr dahi tarîkından mahrûm olmayarak ʿale'd-devâm sabâhdan ahşâma dek bekleyüp, taʿdâd-ı nukūd ve muhâfaza-i mevcûd hidmetinde olacağından, ana dahi iki bin guruş meʿâş taʿyîn oluna. Ve bunlar tavʿan ve kerhen [Ü2 79b] bir şeyʾ almayup, taʿdâd olunan akçayı noksân getürmek ve verir iken temâm vermemek misillü irtikâbları zuhûr ederse teʾdîb olunmak ve Rûznâmçe Kalemi'nden taʿyîn olunan Kâtib her gün zabt eylediği îrâd ü mesârıfın bir pusulasını Nâzır'a ve bir pusulasını Baş-defterdâr'a verüp, [Ü1 75b] her ay başında Defterdâr ve Nâzır bir yere gelüp, yevmiyye pusulalarını tatbîk ve üç kıtʿa aylık defteri yazdırulup, Nâzır temhîr ve Baş-defterdâr sahh eyledikden sonra, bir kıtʿası Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm ve birer kıtʿası Baş-muhâsebe'ye ve Rûznâme Kalemi'ne kayd oluna. Ve nizâm târîhinden iʿtibâr ile bir sene murûrunda Rûznâmçe'den taʿyîn olunan Kâtib, bir senelik defteri ʿale'l-müfredât defter edüp, Nâzır temhîr ve Baş-defterdâr sahh eyleyüp, tekrâr Baş-muhâsebe ve Rûznâmçe'de olan kayıdları baʿde't-tatbîk mîzândan sonra, Baş-defterdâr ve Nâzır maʿan huzûr-ı Sadrıaʿzamî'ye gelüp, defteri irâʾe ve Sadrıaʿzam dahi Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz eyleyeler. Beher sene mikdârı maʿlûm-ı hümâyûn oldukdan sonra, fazla-i mesârıf Kapu-arası Hazînesi'nden kaldırılup, Darb-hâne-i ʿâmire'de başkaca âmâde etdirilan kârgîr Îrâd-ı Cedîd\nHazînesi'ne nakl olunup, Baş-defterdâr ve Nâzır ve Darb-hâne Emîni, hazîne kapusunu temhîr eyleyeler. Ve bu hazînenin müstakıllen ifrâzı sefer vukūʿunda ekalli yüz elli bin kîse ve belki dahi ziyâde akça cemʿ olup, Ordu Hazînesi'nde ve Âsitâne'de bâliğan-mâ-belağ akça bulunmak ve sefer her ne kadar müstemirr ü mütemâdî olur ise dahi: “Akça yokdur” deyü erbâb-ı [Ü2 80a] sefere fütûr gelmamek irâdesine mebnî olmağla, bir akçası mahall-i âhara sarf ve telef olmaması husûsuna her ʿasrın vükelâsı kemâliyle ihtimâm ü dikkat eyleyeler. İşbu mukātaʿât ve eshâmın fîmâ-baʿd Nizâm-ı Cedîd şurûtu mûcebince cânib-i mîrîden zabt olunması ittifâk-ı ârâ ile bâ-hatt-ı hümâyûn karâr bulmuş mevâddan olmağla, bu nizâmın bozulması maʿâzallah mahzûr-ı ʿazîmi mûcib olup, hılâfını tecvîz değil, hayâl ü hâtıra getürenler dahi mazhar-ı la'n olalar. Ve bu nizâm târîhine gelinceye dek [Ü1 76a] kul mevâcibi ve ümenâ mürettebâtı ve Kalyoncu mevâcibi ve bunlar emsâli mesârıf-ı mühimme-i sâyire usûl-i vâridât-i mîriyye ve zuhûrâtdan mîrîye ʿâyid emvâlden idâre olunagelüp, el-hâletü-hâzihî muktezây-ı nizâmât-ı cedîdeye nazaran Humbaracı ve Lağımcı ve Topçu ocağlarının mesârıf-ı sâbıkasına tezâyüd gelüp, muʿallem askeri dahi ihtirâʿ olunduğundan gayri, Kalyoncu neferâti ve zâbitânı, râbıta-i uhrâya idhâl olunmağla, bu cihetler ile bu mâddelerin mesârıfı tezâyüd kabûl edüp, gerek işbu tezâyüd kabûl eden ve gerek kānûn-i cedîd muktezâsından olarak bundan sonra ihtirâʿ olunacak mesârıfın cümleten idaresine Mîrî Hazînesi müsâʿid olmadığı tehakkuk eyledikde, hatt-ı hümâyûn ile işbu Îrâd-ı Cedîd'den mâdde ve mikdâr ve mahall-i sarf tasrîhiyle iʿânet câyiz ola. Ve defterdârların cemîʿ-i Beytülmâl-i Müslimîn'e nezâret-i ʿâmme ve şâmileleri olmağla, bu mâddeye dahi kemâ-kân nezâret ve cemîʿ mesârıfda Îrâd-ı Cedîd'i ke'l-ʿadem farz edüp, nizâm-ı mezkûra halel gelmamek ve sehv ü hatâ vukūʿ bulmamak hâlâtına [Ü2 80b] dikkat eyleyeler. Etmezler ise mes'ûl ü mu'âteb olalar. Ve fâyizi on kîseden dûn mukātaʿanın temâmı ve yâhûd hissesi mahlûl oldukda, sekiz senelik fâyizinden noksân muʿaccele ile fürûht olunmamak dahi kānûn kılınmağla, mukātaʿâtın fâyizleri tahkīkına dikkat oluna. Maʿâzallah sekiz seneliğinden noksâna fürûht olunmak ve mukātaʿât-ı mahlûleden birinin fâyizi on kîseden ziyâde iken, teharrîde kusûr ve yâhûd merʿiyyü'l-hâtır bir tarafdan fâyizi noksân ihbârına mebnî tahkīkde\nmüsâmaha olunup, recâ vü şefâʿat ve hâtıra riʿâyet ve yâhûd şefîʿ-i mücbirin sevretinden havf ü haşyet ile noksâna verilmek lâzım gelürse aʿzârı kabûl olunmayup, mazhar-ı mu'âhaze-i şedîde [Ü1 76b] olunalar. Ve fâyizi kable't-tashîh bir takrîb dûn muʿaccele ile fürûht olunan mukātaʿanın bâyiʿ ve müşterîsi muʿâteb olalar. Eğer aldığı vakit mukātaʿanın fâyizi kalîl olup, idâresiyle yâhûd mukātaʿayı maʿmûr etmesiyle fâyiz-i mukātaʿa ziyâdeye çıkar ise, tahsîne mazhar kılınup: “Rahîs behâ ile almış” deyü taʿarruz olunmaya. Ve bu bâbda hılâf-ı inhâdan nâşî satılacak mukātaʿanın sekiz seneliğinden dûn muʿaccele ile verilmesini mûcib ve yâhûd fâyizi on kîseden ziyâde olmak takrîbiyle mîrîden zabt olunacak mukātaʿanın: “On kîseden noksândır\" deyü ihbârına binâ'en, fürûhtunu şâmil hatt-ı hümâyûn dahi sudûr eder ise defterdârlar, Sadrıaʿzam'a ve Sadrıaʿzam dahi 'atebe-i 'ulyây-ı Mülûkâne'ye 'arz edüp, bu sûretle dahi kānûn-ı cedîdin hılâfı hareket [Ü2 81a] olunmamasına dikkat oluna. Ve işbu mukātaʿât ve eshâm, gazâ vü cihâd ve umûr-ı devlet ve asâkir-i mansûreye sarf olunmak üzere Beytülmâl-i Müslimîn iken, herkesin hakk-ı sarîhi gibi taht-ı tasarruflarına geçdiğinden, devletin îrâdı azalup masrafı çoğalmağla, Devlet-i 'aliyye zulmen akça cemʿine mecbûr olmağla, bu keyfiyyet harâbî-yi memlekete bâʿis olduğundan, bi't-tedrîc îrâd-ı devlete vüsʿat ve Beytülmâl-i Müslimîn'e kesret gelmek içün ʿale'l-ittifak fâyizi on kîseden ziyâde olan mukātaʿâtın ve mecmûʿ-ı eshâm-ı mahlûlenin zabtına nizâm verilmekle, bundan böyle sebeben mine'l-esbâb ve vakten mine'l-evkāt baʿzı behâne ile yâhûd: “Bu mâdde halka gadr oldu. Geçinecek kalmadı. Halk ne yapsun?” deyü sûret-i terahhum u hakkāniyyetden gelerek bu nizâmı bozmak ve yâhûd âhara sirâyet etmamek şartıyla nizâmın hılâfı birine mukātaʿa ve sehm verilmek misillü hâlet vukūʿ bulursa, bunu tecvîz edenler devletin izmihlâline [Ü1 77a] mûcib olacağlarına binâ'en, maglatalarına iʿtibâr olunmayup, eğer bu teklîfe düşenler cevâb verilemeyecek ve muhalefet olunamayacak mahall ise, işbu nizâmın tertîbi ne hikmete mebnî olduğu ve hılâfı hareket devlete hasâret olacağı maʿlûm olmak içün kayıdları ihrâc ve Sadrıaʿzam tarafından Rikâb-ı hümâyûn'a 'arz ile işbu nizâmın ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmasına ihtimâm oluna.\nVe Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ve Muʿallem Asker Nezâreti cild-i evvelde zikr olunduğu üzere ecille-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den Reşîd Mustafa Efendi'ye ihâle olunmuşidi. Bu hıdemâtın cümlesi evâyil-i maslahat ile umûrun ʿadem-i kesreti [Ü2 81b] hikmetine\nibtinâʾen, mûmâ ileyhe münferiden tefvîz olunup, giderek ocağlar ve Îrâd-ı Cedîd'in şevâgılı tekessürüyle ihâtada ʿacz nümûdâr olduğu hâlde, zikr olunan hidemâtın tefrîki ve baʿzısının âhara ihalesi câyiz olup, iktizâ hasebiyle başka başka âdemlere tefvîz olunduğu hâlde tahsîs olunan meʿâş, vech-i münâsibî üzere tefrîk u tahsîs olunup, işbu şart dahi bâlâda mezkûr kānûn-i Hâkānî'ye izâfe olundu.",
          "caption": "Mühimme ve zikr-i şurût-ı Îrâd-ı Cedîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_142.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Mühimme ve zikr-i şurût-ı Îrâd-ı Cedîd",
          "text": "Cild-i evvelde icmâlen zebân-güzâr-ı beyân olduğu vech üzere mahzâ meded-kârî-yi 'inâyet-i Bârî ve dest-yârî-yi ikdâm-ı hazret-i Tâc-dârî ile nizâm-gîr-i karâr olan Tersâne ve Baruthâne ve zîrde tafsîli âtî Top-hâne ve Top ‘Arabacısı ve Humbara ve Lağımcı ocağları ve Kılâ‘-1 tis'a yamakānı ve ‘ale'l-husûs Levend Çiftliği Bostâniyân'ı ve sayir umûr-ı cihâdiyyeye dâyir esbâb ve levâzımın 'alâ mâ-hüve'l-matlûb temşiyet ü nizâmı, kıyâm-ı 'imâd-ı devletin ahad-i erkânı olan [Ü2 76b] hazîne-i vâfiye vücûduna menût ve vücûd-ı hazîne dahi, tasarrufât-ı ‘akliyye ve tedbîrât-ı hikemiyye i‘mâliyle ihtirâ‘-1 vâridât-ı cedîdeye mevkūf u merbût olup, umûr-ı zarûriyye-i devlete vefâ etmeyan vâridât-ı mukarrere ile bu\nmesâlih-i cesîmenin ru’yeti ve beyne'd-düvel tavr-ı cedîd üzere şâyiʻ olan asker-i müretteb gibi askerin idâre-i maslahatı mümteniʻât-ı ʻakliyyeden olduğu, pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir olmağla, bi'l-cümle vüzerây-ı ʻizâm ve ʻulemây-ı kirâm ve ricâl-i devlet birkaç defʻa ʻakd-i encümen-i meşveret edüp, fîmâ-baʻd terk-i esbâb-ı huzûr u râhat ile sâlifü'l-beyân umûrun idâresiyçün ve vukūʻu her bâr muhtemel olan mesârıfât-ı [Ü1 73a] seferiyye içün cemʻ-i hazîneye saʻy ü dikkat olunup, vâridât-ı asliyyeden başka ittifâk-ı ârâ ile bu defʻa müteʻayyinü'z-zuhûr ve bundan böyle refte refte iltihâk-ı efkâr-ı erbâb-ı ʻakl u şuʻûr ile vücûd-pezîr ve meysûr olan zevâyid-i menâfiʻ ü fevâyid dahl ü harc-ı eyyâm-ı hazara ʻadem-i ihtilât ile başkaca bir mahalde hifz u iddihâr olunup, idrârât u levâzımât-ı asâkir-i muʻalleme istîfâ ve bâkīsi maslahat-ı seferiyyeye ibkā olunmak ve katʻ-ı isrâfât ve taʻdîl-i mesârıfât ile vâridât-ı kadîme ihrâcât-ı zarûriyyeye galebe etmek sûretini bulmak esbâbına teşebbüsde müşârun ileyhim yek-zebân-ı vifâk olduklarına binâ'en, tedkīkāt-ı fikriyye ve tahkīkāt-ı nazariyye ile vâhiden-baʻde-vâhidin zihn-i nakkādlarına vârid olan esbâb-ı teksîr-i îrâd bu vechile çekîde-i hâme-i vâsıtı nijâd kılınur ki, [Ü2 77a] topu on kîse fâyizi olan mîrî ve Haremeyn mukātaʻları ve hisselerinden mahlûl olanlar fîmâ-baʻd fürûht olunmayup, mîrîye zabt ve muhâfazasına baş-defterdârlar ve Darb-hâne nâzırları ve ecille-i ricâlden birinin kadri terfîʻiyle me’mûr olup ve bu hıdmet-i âtiyyü'l-beyân Muʻallem Piyâde Askeri Nâzırı olacak zâtın ʻuhdesine ihâle ve merâtib-i celîle-i devletden bir mansıb-ı kadîm dahi, bu mansıba ilhâk olunmak münâsib görülüp, kānûnu şu vechile vazʻ olunur ki, Devlet-i ʻaliyye'ye lüzûmu zâhir olan Taʻlîmlü Asker Nezâreti'ne ʻakl ü rüşd ve sadâkatle mevsûf-ı eʻâzım-ı ricâlden biri me'mûr olacağına binâʼen, Nezâret-i Umûr-ı Cihâdiyye olduğu içün nüfûz-ı iʻtibârı istihsâl olunmak üzere göğeze kaplu üst kürkü ile Dîvân'da Kubbe-altı'nda baş-defterdârların alt yanından kuʻûdları ve yedek götürmeleri kānûn ola. Ve fi'l-asl Şıkk-ı Sânî defterdârları bu makāmda kāʻid olarak umûr-ı istîfânın [Ü1 73b] ahad-i şıkkını bunlar ru’yet eylediklerinden, Şıkk-ı Sânîlik mansıbı dahi ilhâk olunup, “Şıkk-ı Sânî” tesmiye olunmayarak defter-i tevcîhât ve elsine-i nâsda Taʻlîmlü Asker Nâzırı ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı ıtlâk ve fermânlarda “İzzetlü” hitâbı ilhâk olunup, Îrâd-ı Cedîd'in idâre ve muhâfazası ʻuhdesine tefvîz oluna. Ve taʻlîmlü askere ne vechile nezâret edeceğini şâmil yedine nişân-ı şerîf ile muʻanven taʻlîm-nâme vermekle, ʻamden kusûru vâkiʻ olur ise mu'âhaze oluna. Ve kable'n-nizâm Darb-hâne'de olan Haremeyn mukātaʻalarından gayri, [Ü2 77b] şimdiye dek Darb-hâne'den zabt\nolunan gerek Tersâne mesârıfına merbût ve gerek mecmûʿ-ı mukātaʿât ve deryâ zeʿâmet ve tîmârları ve hâlâ mîrîden idâre olunan rüsûm-ı penbe ve sâyir mukātaʿât iki yüz sekiz senesinden ve eshâm-ı mahlûlâtı işbu nizâm târîhinden iʿtibâr ile mecmûʿu ve kānûn-ı cedîd muktezâsınca fâyizi on kîseden ziyâde olup, zabt olunacak mîrî ve Haremeyn mukātaʿaları ve eshâmı ve Humbaracı tîmârları bi-cümletihâ Nâzır-ı mûmâ ileyh maʿrifeti ile ilzâm ve idâre ve hâsıl olan mebâliği Kapu-arası'nda müceddeden binâ olunan kârgîr hazînede hıfz olunup, mîrînin ve Darb-hâne ve Enderûn-ı hümâyûn Hazînesi'nin ahz ü iʿtâsına katʿâ karışdırılmayarak, hatt-ı hümâyûn sâdır olmadıkça bir akçası sarf olunmaya. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin ilzâm ve idâre eyleyeceği mukātaʿâtın mîrî ve kalemiyyelerini Hazîne-ı ʿâmire'ye ve mahallerine edâ edüp, fâyizini kendüsi hıfz edecek olmağla, muʿtemed sarrâf ve kefîl alup, mefâlîs ü cebâbîreye kapdırmakdan tevakkī vü mücânebet üzere ola. Ve emvâl-ı mîriyyeyi sıyânet eylediği gibi nizâm-ı mülkü dahi vikāye edüp, hıdmeti istihsân olunmak garazıyla vedîʿatullâh olan fukarâya zulm ü teʿaddîsi muhakkak olan kimselere [Ü1 74a] mukātaʿa vermeyüp, her hâlde ʿadl ü insâfa riʿâyet eyleye.\nVe bir mukātaʿayı ilzâmında mültezimin ism ü şöhretini ve cemîʿ şurûtunu vereceği temessükde beyân ve o temessükü baş-defterdârlar kuyûd u şurûta muvâfık buldukdan sonra telhîs yazup, mûcebince Zabıt Fermânı [Ü2 78a] verile. Ve mukātaʿâtın Mâlikânelik vechiyle idâresinde küttâb ve Çavuş-başı ve Baş-bâkī Kulu ağalara ʿâyid olan Harc Kalemi'ni nâzırlar ahz ve mahallerine tevzîʿ edüp, âhar kimseler şey' mutâlebe eylemeyüp, tuğralı fermânı dahi nâzırlar mültezimlere bi'n-nefs teslîm eyleyeler. Ve iltizâm olunacak mukātaʿâtın bedel-i iltizâmından harc alınmayup, mikdâr-ı fâyizinden alına. Ve yirmi bin guruşdan ziyâde olan mukātaʿâtın ziyâdesinden ve mîrîsinden bir vechile harc alınmaya. Ve hîn-ı hudûsundan iʿtibâr ile Zecriyye hâsılâtının mecmûʿu sermâye olarak Nâzır yedinde hıfz olunup, Nizâm-ı Cedîd mûcebince mîrîden zabt olunacak mukātaʿât-ı mahlûlenin beş senelik ve eshâm-ı mahlûlenin üç senelik hisâbınca muʿacceleleri Baş-muhâsebe'den verilan memhûr ve mümzâ sûret mûcebince Mîrî Hazînesi'ne ve kasr-ı yed olunacak eshâmın beşer senelik muʿacceleleri verilecek sûretler mûcebince fâriglerine teslîm olunup, fekat bunlar içün başka hatt-ı hümâyûn taleb olunmaya. Ve bir mukātaʿa mahlûl oldukda, Baş-defterdâr ve Nâzır-ı mûmâ ileyh fâyizini tahkīk ve ol bâbda birbirini tasdîk eyledikden sonra, beş senelik\nmu'accelesi Zecriyye mâlından Mîrî Hazînesi'ne verile. Ve mukātaʿâtdan mahlûl olan hisselerin fâyizi yalnız müteveffânın aldığı ile iktifâ olunmayup, mukātaʿanın topunu idâre eden hissedâr ve mültezim, fâyiz ve kapu harcı ve hediyye ve nâm-ı âhar ile sahîhan etdiği menâfiʿ hisâbıyla fâyiz verir ise hisse-i mahlûle ol kimesneye ilzâm olunup, müştereklerin maglatası [Ü1 74b] istimâʿ olunmaya. Ve şurût-ı Zecriyye'yi şâmil verilan ta'lîm-nâme-i hümâyûn mûcebince Nâzır-ı mûmâ ileyh [Ü2 78b] zecriyye emînlerine Nâzır olup, yedlerinde on bin guruş müctemiʿ oldukça ahz ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne vazʿ ve hifz ede. Ve mukātaʿât zabtı nizâmının şurûʿu târîhi olan iki yüz yedi senesi Cumâdelâhıre'sinden sene-i âtiye Cumâdelâhıre'sine dek temâmı on kîseden ziyâde fâyizi olarak mahlûl düşüp, mukaddemce verilan Nizâm-ı Cedîd mûcebince Nâzır tarafından zabt u idâre olunacak mukātaʿât ve hisselerin fâyizâtı baʿde't-tahkīk beş seneliği mikdârı, muʿaccele Zecriyye akçasından Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve bu sûretle târîh-i nizâmdan senesi hıtâmına değin bir senede zabt olunan mukātaʿâtdan kaç kîse fâyiz hâsıl ve o fâyizin beş senelik hisâbıyla Hazîne-i ʿâmire'ye verilan mu'accelesi kaç kîseye bâliğ olduğu, hıtâm-ı senede hisâb ü mîzân olunup, maʿlûm oldukdan sonra sinîn-i âtiyeye mikyâs olup, fîmâ-baʿd ol mikdâr akça sene-be-sene Zecriyye'den Nâzır-ı mûmâ ileyh yediyle defterdârlara teslîm olunup, düşen mukātaʿâtın muʿaccele hisâbına bakılmaya, ya'nî sinîn-i âtiyede mahlûlen zabt olunacak mukātaʿâtın ziyâde ve noksânı müsâvî ola. Ve giderek ibtidâki sene zabt olunan mukātaʿât mu'accelesi mikdârı fâyiz husûlünde kıyâs-ı mezkûr üzere sene-be-sene Mîrî Hazînesi'ne verilecek muʿâccele, fâyiz-i mukātaʿâtdan çıkacağına binâʾen, Zecriyye mâlı ol vakit cümle Îrâd-ı Cedîd olarak kayd oluna. Ve bu hazîne içün Rûznâmçe-i hümâyûn Kalemi'nden bir Kâtib ve Veznedar-başı ve Ocağlusu kefâletiyle bir muʿtemed [Ü2 79a] Veznedâr taʿyîn olunup, bunların ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin muʿtemed bir âdemîsi hazînenin haricinde tahsîs olunan [Ü1 75a] mahalde ikāmet ve Baş-muhasebe'den dahi Nâzır maʿiyyetinde defter tutmak ve emriyle temessükât ve tekārîr ve mekâtib yazmak içün bir Kâtib taʿyîn olunup, harc-1 bâb ve harc-1 temessük mîrîye ʿâyid olmak ve mukātaʿât\nvoyvodalarından ve sâyir ʿummâl ve muhassılînden Nâzır ve hademesi, hediyye nâmıyla bir nesneye tamaʿ etmeyüp, ederler ise tahkīk ve tazmîn ve muʾâhaẕe olunalar. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin me'mûr-ı idâresi olduğu mâddelerden kendüye taʿyîn olunan meʿâşı ile Şıkk-ı Sânî olanlara muʿayyen olan hâss akçası cemʿ olunup, hıdmet-i mezkûrede iktizâ eden bahşiş ve ʿatâyâ ve bunlar emsâli mesârıfına medâr olmak içün yüz kîseye iblâğ oluna. Ve murûr-ı zemân ile bu mâddelerden akça almak ve celb-i menfaʿat etmek sevdâsına düşerler ise ʿazl ü teʾdîb ve yerine o makūle mekârihden müctenib biri intihâb ü nasb oluna. Ve Baş-muhâsebe'den me'mûr Kâtib'in bu me'mûriyyeti Kalem'de olan hidmet ve kesb ve tarîkına mâniʿ olmayacağına binâʾen, bu maslahatdan bir akça harc almamak şartıyla mîrîden senevî bin beş yüz guruş ve Rûznâmçe Kalemi'nden taʿyîn olunan Kâtib'in dahi tarîkına halel gelmemek şartıyla dâyimâ hazînede bekleyecek ve bir akça almayacağına binâʾen, senevî iki bin guruş ve Veznedâr dahi tarîkından mahrûm olmayarak ʿale'd-devâm sabâhdan ahşâma dek bekleyüp, taʿdâd-ı nukūd ve muhâfaza-i mevcûd hidmetinde olacağından, ana dahi iki bin guruş meʿâş taʿyîn oluna. Ve bunlar tavʿan ve kerhen [Ü2 79b] bir şeyʾ almayup, taʿdâd olunan akçayı noksân getürmek ve verir iken temâm vermemek misillü irtikâbları zuhûr ederse teʾdîb olunmak ve Rûznâmçe Kalemi'nden taʿyîn olunan Kâtib her gün zabt eylediği îrâd ü mesârıfın bir pusulasını Nâzır'a ve bir pusulasını Baş-defterdâr'a verüp, [Ü1 75b] her ay başında Defterdâr ve Nâzır bir yere gelüp, yevmiyye pusulalarını tatbîk ve üç kıtʿa aylık defteri yazdırulup, Nâzır temhîr ve Baş-defterdâr sahh eyledikden sonra, bir kıtʿası Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm ve birer kıtʿası Baş-muhâsebe'ye ve Rûznâme Kalemi'ne kayd oluna. Ve nizâm târîhinden iʿtibâr ile bir sene murûrunda Rûznâmçe'den taʿyîn olunan Kâtib, bir senelik defteri ʿale'l-müfredât defter edüp, Nâzır temhîr ve Baş-defterdâr sahh eyleyüp, tekrâr Baş-muhâsebe ve Rûznâmçe'de olan kayıdları baʿde't-tatbîk mîzândan sonra, Baş-defterdâr ve Nâzır maʿan huzûr-ı Sadrıaʿzamî'ye gelüp, defteri irâʾe ve Sadrıaʿzam dahi Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz eyleyeler. Beher sene mikdârı maʿlûm-ı hümâyûn oldukdan sonra, fazla-i mesârıf Kapu-arası Hazînesi'nden kaldırılup, Darb-hâne-i ʿâmire'de başkaca âmâde etdirilan kârgîr Îrâd-ı Cedîd\nHazînesi'ne nakl olunup, Baş-defterdâr ve Nâzır ve Darb-hâne Emîni, hazîne kapusunu temhîr eyleyeler. Ve bu hazînenin müstakıllen ifrâzı sefer vukūʿunda ekalli yüz elli bin kîse ve belki dahi ziyâde akça cemʿ olup, Ordu Hazînesi'nde ve Âsitâne'de bâliğan-mâ-belağ akça bulunmak ve sefer her ne kadar müstemirr ü mütemâdî olur ise dahi: “Akça yokdur” deyü erbâb-ı [Ü2 80a] sefere fütûr gelmamek irâdesine mebnî olmağla, bir akçası mahall-i âhara sarf ve telef olmaması husûsuna her ʿasrın vükelâsı kemâliyle ihtimâm ü dikkat eyleyeler. İşbu mukātaʿât ve eshâmın fîmâ-baʿd Nizâm-ı Cedîd şurûtu mûcebince cânib-i mîrîden zabt olunması ittifâk-ı ârâ ile bâ-hatt-ı hümâyûn karâr bulmuş mevâddan olmağla, bu nizâmın bozulması maʿâzallah mahzûr-ı ʿazîmi mûcib olup, hılâfını tecvîz değil, hayâl ü hâtıra getürenler dahi mazhar-ı la'n olalar. Ve bu nizâm târîhine gelinceye dek [Ü1 76a] kul mevâcibi ve ümenâ mürettebâtı ve Kalyoncu mevâcibi ve bunlar emsâli mesârıf-ı mühimme-i sâyire usûl-i vâridât-i mîriyye ve zuhûrâtdan mîrîye ʿâyid emvâlden idâre olunagelüp, el-hâletü-hâzihî muktezây-ı nizâmât-ı cedîdeye nazaran Humbaracı ve Lağımcı ve Topçu ocağlarının mesârıf-ı sâbıkasına tezâyüd gelüp, muʿallem askeri dahi ihtirâʿ olunduğundan gayri, Kalyoncu neferâti ve zâbitânı, râbıta-i uhrâya idhâl olunmağla, bu cihetler ile bu mâddelerin mesârıfı tezâyüd kabûl edüp, gerek işbu tezâyüd kabûl eden ve gerek kānûn-i cedîd muktezâsından olarak bundan sonra ihtirâʿ olunacak mesârıfın cümleten idaresine Mîrî Hazînesi müsâʿid olmadığı tehakkuk eyledikde, hatt-ı hümâyûn ile işbu Îrâd-ı Cedîd'den mâdde ve mikdâr ve mahall-i sarf tasrîhiyle iʿânet câyiz ola. Ve defterdârların cemîʿ-i Beytülmâl-i Müslimîn'e nezâret-i ʿâmme ve şâmileleri olmağla, bu mâddeye dahi kemâ-kân nezâret ve cemîʿ mesârıfda Îrâd-ı Cedîd'i ke'l-ʿadem farz edüp, nizâm-ı mezkûra halel gelmamek ve sehv ü hatâ vukūʿ bulmamak hâlâtına [Ü2 80b] dikkat eyleyeler. Etmezler ise mes'ûl ü mu'âteb olalar. Ve fâyizi on kîseden dûn mukātaʿanın temâmı ve yâhûd hissesi mahlûl oldukda, sekiz senelik fâyizinden noksân muʿaccele ile fürûht olunmamak dahi kānûn kılınmağla, mukātaʿâtın fâyizleri tahkīkına dikkat oluna. Maʿâzallah sekiz seneliğinden noksâna fürûht olunmak ve mukātaʿât-ı mahlûleden birinin fâyizi on kîseden ziyâde iken, teharrîde kusûr ve yâhûd merʿiyyü'l-hâtır bir tarafdan fâyizi noksân ihbârına mebnî tahkīkde\nmüsâmaha olunup, recâ vü şefâʿat ve hâtıra riʿâyet ve yâhûd şefîʿ-i mücbirin sevretinden havf ü haşyet ile noksâna verilmek lâzım gelürse aʿzârı kabûl olunmayup, mazhar-ı mu'âhaze-i şedîde [Ü1 76b] olunalar. Ve fâyizi kable't-tashîh bir takrîb dûn muʿaccele ile fürûht olunan mukātaʿanın bâyiʿ ve müşterîsi muʿâteb olalar. Eğer aldığı vakit mukātaʿanın fâyizi kalîl olup, idâresiyle yâhûd mukātaʿayı maʿmûr etmesiyle fâyiz-i mukātaʿa ziyâdeye çıkar ise, tahsîne mazhar kılınup: “Rahîs behâ ile almış” deyü taʿarruz olunmaya. Ve bu bâbda hılâf-ı inhâdan nâşî satılacak mukātaʿanın sekiz seneliğinden dûn muʿaccele ile verilmesini mûcib ve yâhûd fâyizi on kîseden ziyâde olmak takrîbiyle mîrîden zabt olunacak mukātaʿanın: “On kîseden noksândır\" deyü ihbârına binâ'en, fürûhtunu şâmil hatt-ı hümâyûn dahi sudûr eder ise defterdârlar, Sadrıaʿzam'a ve Sadrıaʿzam dahi 'atebe-i 'ulyây-ı Mülûkâne'ye 'arz edüp, bu sûretle dahi kānûn-ı cedîdin hılâfı hareket [Ü2 81a] olunmamasına dikkat oluna. Ve işbu mukātaʿât ve eshâm, gazâ vü cihâd ve umûr-ı devlet ve asâkir-i mansûreye sarf olunmak üzere Beytülmâl-i Müslimîn iken, herkesin hakk-ı sarîhi gibi taht-ı tasarruflarına geçdiğinden, devletin îrâdı azalup masrafı çoğalmağla, Devlet-i 'aliyye zulmen akça cemʿine mecbûr olmağla, bu keyfiyyet harâbî-yi memlekete bâʿis olduğundan, bi't-tedrîc îrâd-ı devlete vüsʿat ve Beytülmâl-i Müslimîn'e kesret gelmek içün ʿale'l-ittifak fâyizi on kîseden ziyâde olan mukātaʿâtın ve mecmûʿ-ı eshâm-ı mahlûlenin zabtına nizâm verilmekle, bundan böyle sebeben mine'l-esbâb ve vakten mine'l-evkāt baʿzı behâne ile yâhûd: “Bu mâdde halka gadr oldu. Geçinecek kalmadı. Halk ne yapsun?” deyü sûret-i terahhum u hakkāniyyetden gelerek bu nizâmı bozmak ve yâhûd âhara sirâyet etmamek şartıyla nizâmın hılâfı birine mukātaʿa ve sehm verilmek misillü hâlet vukūʿ bulursa, bunu tecvîz edenler devletin izmihlâline [Ü1 77a] mûcib olacağlarına binâ'en, maglatalarına iʿtibâr olunmayup, eğer bu teklîfe düşenler cevâb verilemeyecek ve muhalefet olunamayacak mahall ise, işbu nizâmın tertîbi ne hikmete mebnî olduğu ve hılâfı hareket devlete hasâret olacağı maʿlûm olmak içün kayıdları ihrâc ve Sadrıaʿzam tarafından Rikâb-ı hümâyûn'a 'arz ile işbu nizâmın ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmasına ihtimâm oluna.\nVe Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ve Muʿallem Asker Nezâreti cild-i evvelde zikr olunduğu üzere ecille-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den Reşîd Mustafa Efendi'ye ihâle olunmuşidi. Bu hıdemâtın cümlesi evâyil-i maslahat ile umûrun ʿadem-i kesreti [Ü2 81b] hikmetine\nibtinâʾen, mûmâ ileyhe münferiden tefvîz olunup, giderek ocağlar ve Îrâd-ı Cedîd'in şevâgılı tekessürüyle ihâtada ʿacz nümûdâr olduğu hâlde, zikr olunan hidemâtın tefrîki ve baʿzısının âhara ihalesi câyiz olup, iktizâ hasebiyle başka başka âdemlere tefvîz olunduğu hâlde tahsîs olunan meʿâş, vech-i münâsibî üzere tefrîk u tahsîs olunup, işbu şart dahi bâlâda mezkûr kānûn-i Hâkānî'ye izâfe olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunan muzâfât-ı hâliyye ve müstakbeleye müceddeden ihtirâʿ olunan Zecriyye ve penbe hâsılâtı kifâyet etmeyüp, her ne kadar Donanma-yi hümâyûn gediklülerinin zâ'id ʿulûfelerine Darb-hâne'den zabt olunan mukātaʿât-ı Haremeyn'in mâ-ʿadâsı tahsîs olundu ise dahi, fekat mâdde-i vâhideye mukābil bulunup, bundan böyle nizâmâtdan vücûda gelecek mevâddın mukābilleri maʿdûm olup, mukābil bulunmadığı hâlde matlûb netîce-pezîr-i husûl olmayacağı bedîhiyyatdan ve nev-be-nev izâfât-ı vâridât, fazl-i Hakk ile bu emr-i lâzımü'l-ihtimâmın vücûd u istikrârını îcâb eyleyeceği, [Ü1 77b] tahkīkāt-ı akliyyeden olduğu hasebiyle erkân-ı devlet kemâ-fi'l-evvel idâre-i pergâr-ı reviyyet ve hulâsa-i meşveretleri bu vechile kesb-i sûret eyledi ki, fîmâ-baʿd mahlûl olan mîrî ve Haremeyn mukātaʿâtından fâyizleri on kîseden ziyâde olanları satılmayup, mîrîden zabt u ilzâm ve bu sûretde birkaç seneye dek mahlûlâtdan vâfir îrâd hâsıl olup, îrâd-ı devlet ʿuhde-i nâsa tefvîz olunmakdan ise cemʿ ve mesârıf-ı mezkûreye tahsîs olunmak evlâ olduğu ve on kîseden ziyâde [Ü2 82a] fâyizlü mukātaʿa birkaç kimesne ʿuhdesinde olarak müştereklerinden biri fevt olsa: \"Fâyizi on kîseden noksândır” denilmeyüp, mukātaʿanın topu on kîseden ziyâde olmağla, bu bâbda topuna iʿtibâr olunmak ve bunların muʿaccelâtı Hazîne-i ʿâmire'nin mesârıfât-ı yevmiyyesine her ne kadar medâr ise dahi, îrâd, devletin olarak hazîneden ru’yeti lâzım gelan umûrun mesârıf-ı yevmiyyesine Zecriyye'den tahsîs olunacağı ve bir senede zabt olunan mukātaʿâtdan ne mikdâr fâyiz hâsıl olur ise, Zecriyye'den hazîneye tahsîs olunan akça ol mikdâr noksân verilüp, bu sûretde beş-altı seneye dek hazîneye bir senede hâsıl olacak muʿaccele mikdârı fâyizât-ı mukātaʿâtdan îrâd husûlüyle Zecriyye'den bir akça verilmek iktizâ etmeyüp, Zecriyye hâsılâtı dahi başkaca îrâd olup, Zecriyye'den hazîneye kaç sene ve ne mikdâr akça verilür ise, ol mikdâr hâsılât-ı mukātaʿâta muʿaccele hükmünde olacağı ve bu\nsûret taleb-kâr-ı îrâd olan ricâl-i devlete ve hademe-i Saltanat'a muzırr olmayup, eczâ ictimâʿ ile terekküb etmek kāʿidesi üzere fâyizi on kîseden dûn mukātaʿât-ı mahlûleden kudreti kadar mukātaʿa almak mümkinâtdan idüği rikâb-ı kamer-tâb-ı Husrevâne'ye ʿarz olunup: [Ü1 78a] “Bu sûret hâtırımda idi. Güzel mülâhaza olunmuş. Böylece nizâm verilsün\" deyü hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, şurûtu lâzım gelan mahallere kayd olunmak bâbında mûcebince emr-i ʿâlî sâdır oldu. Bu makūle mukātaʿâtın mahlûlleri Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunmak üzere karâr verildiğine binâ'en, refte refte [Ü2 82b] mukātaʿalıkdan çıkup, küttâb-ı aklâm, harc-ı muʿtâddan mahrûm u nâ-kâm olacağı zâhir olup, ketebe-i aklâmı ye’s ü hirmândan tahlîs içün bundan böyle mukātaʿât-ı mezkûre ve Darb-hâne-i ʿâmire'den zabt olunan mukātaʿât ilzâm olundukça, Temessükler Kalemi'ne kayd u zabtıyçün tezkire ile fermânları tahrîr olundukda, bin guruş bedel-i iltizâmdan yirmi beş guruş harc takdîr olunup, ricâl-i aklâm ile bi'l-müzakere iktizâsına göre taksîm olunmak ve takdîr olunandan ziyâde defterdârlar ve Darb-hâne nâzırları ve sâyir efrâd bir akça ziyâde almamak ve ber-minvâl-i meşrûh fîmâ-baʿd gerek mîrî ve gerek Haremeyn mukātaʿalarının tâmm ve nâkısı mahlûl oldukda, Defterdâr-ı ʿasr olanlar fâ'izini erbâb-ı vukūf ve mültezimîn ve sarrâfân ve sâyir bilenlerden teharrî edüp, topu on kîseden ziyâde ise fürûht olunmayup, mîrîden zabt ve Darb-hâne'den ilzâm olunmak üzere Mâlikâne'ye kayd ve Darb-hâne'ye ʿilm ü haber verilüp, topu on kîseden dûn ve yâhûd temâm on kîse ise, ol vakitde tâlibine fürûht içün mezâd kāyimesi sekiz seneliğine iblâğ ve karâr-dâdesi çekilüp, tâlibine fürûht olunmak ve teharrîde kusûr ile fâyizi on kîseden ziyâde bir mukātaʿa satıldığı baʿde-zemân haber alınur ise, der-ʿakab refʿ ve ber-mûceb-i nizâm mîrîden zabt olunmak ve mahlûl olacak mukātaʿa hisse olduğu takdîrde, müştereki iltizâmına tâlib ve idâresine kādir ise âharın [Ü1 78b] verdiği bedel-i iltizâm ile müşterekine ilzâm ve hâricden kimseye verilmemek ve müştereki tehammülünden noksâna ilzâm ve kendüsi ziyâde [Ü2 83a] ilzâm ve yâhûd Darb-hâne'de olan hisseden ziyâde olur ise, hissesiyle maʿan Darb-hâne'den ilzâm birle fâyizi Darb-hâne'den verilüp, husûs-ı mezkûra Defterdâr-ı ʿasr olanlar dahi dikkat etmek ve işbu nizâm târîhi olan iki yüz yedi senesi Cumâdelâhıre'sinden sene-i\nâtiye Cumâdelâhıre'sine dek bir sene zarfında mahlûl olan mukātaʿâtın temâmı on kîseden ziyâde fâyizlü olup, Darb-hâne'den idâre olunacak kabîlden olur ise, beş senelik fâyiz iʿtibârıyla muʿaccele takdîr olunup, Zecriyye akçasından Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunmak ve zabt olunan mukātaʿâtın fâyizi Zecriyye'den muʿaccele içün verilan akçaya mukābil zikr olunan Zecriyye Defteri'ne îrâd kayd olunmak, bu sûretle târîh-i mezkûrdan senesi hitâmına dek bir sene zarfında zabt olunan mukātaʿâtdan kaç kîse fâyiz hâsıl olur ise, ol mikdâr fâyizin beş senelik iʿtibârıyla muʿaccelesi kaç kîseye bâliğ olacağı hisâb ü mîzân olunup, fâyiz ve muʿaccelenin tarden ve ʿaksen tefâvütüne nazar ile ibtidâki sene fâyizinin muʿaccelesi kadar oluncaya dek her bir mukātaʿa zabt olundukça, ânifen beyân olunduğu üzere beş senelik iʿtibârıyla muʿaccelesi Zecriyye'den verilüp, fâyizi Zecriyye Defteri'ne îrâd kayd oluna. Fâyizi muʿaccelesinin mikdârı oldukda, andan sonra zabt olunan mukātaʿât içün muʿaccele verilmeyüp, bilâ-muʿaccele zabt olunmak ve bu ibtidâki sene mikyâs olup, bunun muʿaccelesi mikdârı fâyiz beher sene Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunup, [Ü2 83b] fâyiz ol mikdâr muʿacceleyi tecâvüz eyledikde, ziyâdesi başkaca îrâd-ı mîrî olarak Darb-hâne'de hifz ve zuhûr edecek mesârıf-ı [Ü1 79a] cedîdeye sarf olunup, Zecriyye dahi külliyyen mîrîye îrâd kayd olunmak üzere nizâm ü temşiyet ve mesârıf-ı cedîde idâresine bir nevʿ tasarruf ile istiʿdâd ü kuvvet verildi.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_143.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Bâlâda beyân olunan muzâfât-ı hâliyye ve müstakbeleye müceddeden ihtirâʿ olunan Zecriyye ve penbe hâsılâtı kifâyet etmeyüp, her ne kadar Donanma-yi hümâyûn gediklülerinin zâ'id ʿulûfelerine Darb-hâne'den zabt olunan mukātaʿât-ı Haremeyn'in mâ-ʿadâsı tahsîs olundu ise dahi, fekat mâdde-i vâhideye mukābil bulunup, bundan böyle nizâmâtdan vücûda gelecek mevâddın mukābilleri maʿdûm olup, mukābil bulunmadığı hâlde matlûb netîce-pezîr-i husûl olmayacağı bedîhiyyatdan ve nev-be-nev izâfât-ı vâridât, fazl-i Hakk ile bu emr-i lâzımü'l-ihtimâmın vücûd u istikrârını îcâb eyleyeceği, [Ü1 77b] tahkīkāt-ı akliyyeden olduğu hasebiyle erkân-ı devlet kemâ-fi'l-evvel idâre-i pergâr-ı reviyyet ve hulâsa-i meşveretleri bu vechile kesb-i sûret eyledi ki, fîmâ-baʿd mahlûl olan mîrî ve Haremeyn mukātaʿâtından fâyizleri on kîseden ziyâde olanları satılmayup, mîrîden zabt u ilzâm ve bu sûretde birkaç seneye dek mahlûlâtdan vâfir îrâd hâsıl olup, îrâd-ı devlet ʿuhde-i nâsa tefvîz olunmakdan ise cemʿ ve mesârıf-ı mezkûreye tahsîs olunmak evlâ olduğu ve on kîseden ziyâde [Ü2 82a] fâyizlü mukātaʿa birkaç kimesne ʿuhdesinde olarak müştereklerinden biri fevt olsa: \"Fâyizi on kîseden noksândır” denilmeyüp, mukātaʿanın topu on kîseden ziyâde olmağla, bu bâbda topuna iʿtibâr olunmak ve bunların muʿaccelâtı Hazîne-i ʿâmire'nin mesârıfât-ı yevmiyyesine her ne kadar medâr ise dahi, îrâd, devletin olarak hazîneden ru’yeti lâzım gelan umûrun mesârıf-ı yevmiyyesine Zecriyye'den tahsîs olunacağı ve bir senede zabt olunan mukātaʿâtdan ne mikdâr fâyiz hâsıl olur ise, Zecriyye'den hazîneye tahsîs olunan akça ol mikdâr noksân verilüp, bu sûretde beş-altı seneye dek hazîneye bir senede hâsıl olacak muʿaccele mikdârı fâyizât-ı mukātaʿâtdan îrâd husûlüyle Zecriyye'den bir akça verilmek iktizâ etmeyüp, Zecriyye hâsılâtı dahi başkaca îrâd olup, Zecriyye'den hazîneye kaç sene ve ne mikdâr akça verilür ise, ol mikdâr hâsılât-ı mukātaʿâta muʿaccele hükmünde olacağı ve bu\nsûret taleb-kâr-ı îrâd olan ricâl-i devlete ve hademe-i Saltanat'a muzırr olmayup, eczâ ictimâʿ ile terekküb etmek kāʿidesi üzere fâyizi on kîseden dûn mukātaʿât-ı mahlûleden kudreti kadar mukātaʿa almak mümkinâtdan idüği rikâb-ı kamer-tâb-ı Husrevâne'ye ʿarz olunup: [Ü1 78a] “Bu sûret hâtırımda idi. Güzel mülâhaza olunmuş. Böylece nizâm verilsün\" deyü hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, şurûtu lâzım gelan mahallere kayd olunmak bâbında mûcebince emr-i ʿâlî sâdır oldu. Bu makūle mukātaʿâtın mahlûlleri Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunmak üzere karâr verildiğine binâ'en, refte refte [Ü2 82b] mukātaʿalıkdan çıkup, küttâb-ı aklâm, harc-ı muʿtâddan mahrûm u nâ-kâm olacağı zâhir olup, ketebe-i aklâmı ye’s ü hirmândan tahlîs içün bundan böyle mukātaʿât-ı mezkûre ve Darb-hâne-i ʿâmire'den zabt olunan mukātaʿât ilzâm olundukça, Temessükler Kalemi'ne kayd u zabtıyçün tezkire ile fermânları tahrîr olundukda, bin guruş bedel-i iltizâmdan yirmi beş guruş harc takdîr olunup, ricâl-i aklâm ile bi'l-müzakere iktizâsına göre taksîm olunmak ve takdîr olunandan ziyâde defterdârlar ve Darb-hâne nâzırları ve sâyir efrâd bir akça ziyâde almamak ve ber-minvâl-i meşrûh fîmâ-baʿd gerek mîrî ve gerek Haremeyn mukātaʿalarının tâmm ve nâkısı mahlûl oldukda, Defterdâr-ı ʿasr olanlar fâ'izini erbâb-ı vukūf ve mültezimîn ve sarrâfân ve sâyir bilenlerden teharrî edüp, topu on kîseden ziyâde ise fürûht olunmayup, mîrîden zabt ve Darb-hâne'den ilzâm olunmak üzere Mâlikâne'ye kayd ve Darb-hâne'ye ʿilm ü haber verilüp, topu on kîseden dûn ve yâhûd temâm on kîse ise, ol vakitde tâlibine fürûht içün mezâd kāyimesi sekiz seneliğine iblâğ ve karâr-dâdesi çekilüp, tâlibine fürûht olunmak ve teharrîde kusûr ile fâyizi on kîseden ziyâde bir mukātaʿa satıldığı baʿde-zemân haber alınur ise, der-ʿakab refʿ ve ber-mûceb-i nizâm mîrîden zabt olunmak ve mahlûl olacak mukātaʿa hisse olduğu takdîrde, müştereki iltizâmına tâlib ve idâresine kādir ise âharın [Ü1 78b] verdiği bedel-i iltizâm ile müşterekine ilzâm ve hâricden kimseye verilmemek ve müştereki tehammülünden noksâna ilzâm ve kendüsi ziyâde [Ü2 83a] ilzâm ve yâhûd Darb-hâne'de olan hisseden ziyâde olur ise, hissesiyle maʿan Darb-hâne'den ilzâm birle fâyizi Darb-hâne'den verilüp, husûs-ı mezkûra Defterdâr-ı ʿasr olanlar dahi dikkat etmek ve işbu nizâm târîhi olan iki yüz yedi senesi Cumâdelâhıre'sinden sene-i\nâtiye Cumâdelâhıre'sine dek bir sene zarfında mahlûl olan mukātaʿâtın temâmı on kîseden ziyâde fâyizlü olup, Darb-hâne'den idâre olunacak kabîlden olur ise, beş senelik fâyiz iʿtibârıyla muʿaccele takdîr olunup, Zecriyye akçasından Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunmak ve zabt olunan mukātaʿâtın fâyizi Zecriyye'den muʿaccele içün verilan akçaya mukābil zikr olunan Zecriyye Defteri'ne îrâd kayd olunmak, bu sûretle târîh-i mezkûrdan senesi hitâmına dek bir sene zarfında zabt olunan mukātaʿâtdan kaç kîse fâyiz hâsıl olur ise, ol mikdâr fâyizin beş senelik iʿtibârıyla muʿaccelesi kaç kîseye bâliğ olacağı hisâb ü mîzân olunup, fâyiz ve muʿaccelenin tarden ve ʿaksen tefâvütüne nazar ile ibtidâki sene fâyizinin muʿaccelesi kadar oluncaya dek her bir mukātaʿa zabt olundukça, ânifen beyân olunduğu üzere beş senelik iʿtibârıyla muʿaccelesi Zecriyye'den verilüp, fâyizi Zecriyye Defteri'ne îrâd kayd oluna. Fâyizi muʿaccelesinin mikdârı oldukda, andan sonra zabt olunan mukātaʿât içün muʿaccele verilmeyüp, bilâ-muʿaccele zabt olunmak ve bu ibtidâki sene mikyâs olup, bunun muʿaccelesi mikdârı fâyiz beher sene Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunup, [Ü2 83b] fâyiz ol mikdâr muʿacceleyi tecâvüz eyledikde, ziyâdesi başkaca îrâd-ı mîrî olarak Darb-hâne'de hifz ve zuhûr edecek mesârıf-ı [Ü1 79a] cedîdeye sarf olunup, Zecriyye dahi külliyyen mîrîye îrâd kayd olunmak üzere nizâm ü temşiyet ve mesârıf-ı cedîde idâresine bir nevʿ tasarruf ile istiʿdâd ü kuvvet verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlât askeri hakkında müceddeden tertîb olunan şurût ile kānûn-i cedîd vazʿından murâd nizâm-ı hâlleri olup, ez-cümle senevî hâsılâtı beşer yüz guruşdan nâkıs olan zuʿamâ ve erbâb-ı tîmâr kasr-ı yed ve mahlûl ü nâ-mevcûddan ilhâk ile senevîsi beşer yüz guruşa iblâğ olunması kānûn-nâmede muharrer ve bunların ʿale'l-ıtlâk hâsılâtı bilinüp, hâsılâtı kalîl olanlara ilhâk ʿarz olundukda, Defter-i Hâkānî kuyûduna lede'l-mürâcaʿa tevcîh içün mukaddemâ yoklamaya me'mûr olanlara zeʿâmet ve tîmârların hâsılâtı sancaklusu maʿrifetiyle tashîh ve mahalline kayd içün defteri irsâl olunmak yedlerine verilan evâmir-i ʿaliyyede tasrîh olunup, baʿzı elviyede Yoklamacı bulunanların vürûd ve Defter-hâne'ye kayd olunan hâsılât defterleri, mücerred sancaklusunun ihbârına mebnî olup, sıhhati üzere tahrîr ve\ndefter olunmadığı tahkīk olunduğundan iştibâh ʿârız olup, şöyle ki, bir mahalle meʾmûriyyetlerinde meʾlûf oldukları vech üzere nân-pârelerinin kıllet-i hâsılâtından bahs ile aʿzâr-ı vâhiye îrâd eyleyecekleri zâhir ve hakīkat-ı mâdde refte refte tashîh olunmak muktezî olduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd hasâddan mukaddem bilâ-veled fevtinden mahlûl olan zeʿâmet ve tîmârın [Ü2 84a] ʾarz olunan Mülâzım'a hâsılât-ı seneviyyesi bilinmek ve îrâd eyleyeceği aʿzâra cevâb bulunmak içün ol sene Îrâd-ı Cedîd Hazînesi tarafından zabt u idâre ve hâsılâtı tahkīk ve sene-i âtiye Mart'ından zabt etmek şartıyla tevcîh ve berât iʾtâ olunmak irâde olunmağla, baʿde-ezîn Dergâh-ı âlî Müteferrika ve Çavuş ve Enderûn-ı hümâyûn [Ü1 79b] gediklüleriyle Dîvân-ı hümâyûn ve Defter-i Hâkānî Kâtib ve Şâgird gediklüleri ve şerhlüleri ve eyâletlüden dahi hüsn-i rızâlarıyla kasr-ı yed ve gerek babaları fevtinden evlâdlarına ʿarz u tevcîh olunanlardan mâʿadâ cümle Eşkinci zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârlar ile mütekāʿidînden bilâ-veled fevt olanların mahlûllerinden ve gerek nâ-mevcûdundan mülâzimîne tevcîhi ʿarz olunan zeʿâmet ve tîmârların ʾarzları buyurulup Kalem'e geldikde, tevcîhe geldiği senenin mahsûlü Îrâd-ı Cedîd Hazînesi tarafından zabt u ahz olunmak ve tevcîh olunacak kimesne sene-i âtiyesinden mutasarrıf olmak şartıyla tevcîh ve tahvîllerine böylece derc olunup, bu şartla tevcîh olunan nân-pârelerin hîn-i tevcîhlerinde baş kalemleri ve yazuları tasrîhiyle Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafına ʿilm ü haberi verilmek ve mûmâ ileyh tarafından bir seneliği zabt ve mahsûlü kabz olunmak ve zabt olunan sene beyninde: “Vâkiʿ olan mahsûl, Mâbeyn mahsûlüdür” deyü miyâneciler ve gayrilerin iddiʿâlarına iʿtibâr olunmamak üzere hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-sudûr olmağla, bir sûreti tahrîriyle tezyîn-i ruhsâre-i sahâyif-i vekāyiʿ kılındı.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_144.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Eyâlât askeri hakkında müceddeden tertîb olunan şurût ile kānûn-i cedîd vazʿından murâd nizâm-ı hâlleri olup, ez-cümle senevî hâsılâtı beşer yüz guruşdan nâkıs olan zuʿamâ ve erbâb-ı tîmâr kasr-ı yed ve mahlûl ü nâ-mevcûddan ilhâk ile senevîsi beşer yüz guruşa iblâğ olunması kānûn-nâmede muharrer ve bunların ʿale'l-ıtlâk hâsılâtı bilinüp, hâsılâtı kalîl olanlara ilhâk ʿarz olundukda, Defter-i Hâkānî kuyûduna lede'l-mürâcaʿa tevcîh içün mukaddemâ yoklamaya me'mûr olanlara zeʿâmet ve tîmârların hâsılâtı sancaklusu maʿrifetiyle tashîh ve mahalline kayd içün defteri irsâl olunmak yedlerine verilan evâmir-i ʿaliyyede tasrîh olunup, baʿzı elviyede Yoklamacı bulunanların vürûd ve Defter-hâne'ye kayd olunan hâsılât defterleri, mücerred sancaklusunun ihbârına mebnî olup, sıhhati üzere tahrîr ve\ndefter olunmadığı tahkīk olunduğundan iştibâh ʿârız olup, şöyle ki, bir mahalle meʾmûriyyetlerinde meʾlûf oldukları vech üzere nân-pârelerinin kıllet-i hâsılâtından bahs ile aʿzâr-ı vâhiye îrâd eyleyecekleri zâhir ve hakīkat-ı mâdde refte refte tashîh olunmak muktezî olduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd hasâddan mukaddem bilâ-veled fevtinden mahlûl olan zeʿâmet ve tîmârın [Ü2 84a] ʾarz olunan Mülâzım'a hâsılât-ı seneviyyesi bilinmek ve îrâd eyleyeceği aʿzâra cevâb bulunmak içün ol sene Îrâd-ı Cedîd Hazînesi tarafından zabt u idâre ve hâsılâtı tahkīk ve sene-i âtiye Mart'ından zabt etmek şartıyla tevcîh ve berât iʾtâ olunmak irâde olunmağla, baʿde-ezîn Dergâh-ı âlî Müteferrika ve Çavuş ve Enderûn-ı hümâyûn [Ü1 79b] gediklüleriyle Dîvân-ı hümâyûn ve Defter-i Hâkānî Kâtib ve Şâgird gediklüleri ve şerhlüleri ve eyâletlüden dahi hüsn-i rızâlarıyla kasr-ı yed ve gerek babaları fevtinden evlâdlarına ʿarz u tevcîh olunanlardan mâʿadâ cümle Eşkinci zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârlar ile mütekāʿidînden bilâ-veled fevt olanların mahlûllerinden ve gerek nâ-mevcûdundan mülâzimîne tevcîhi ʿarz olunan zeʿâmet ve tîmârların ʾarzları buyurulup Kalem'e geldikde, tevcîhe geldiği senenin mahsûlü Îrâd-ı Cedîd Hazînesi tarafından zabt u ahz olunmak ve tevcîh olunacak kimesne sene-i âtiyesinden mutasarrıf olmak şartıyla tevcîh ve tahvîllerine böylece derc olunup, bu şartla tevcîh olunan nân-pârelerin hîn-i tevcîhlerinde baş kalemleri ve yazuları tasrîhiyle Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafına ʿilm ü haberi verilmek ve mûmâ ileyh tarafından bir seneliği zabt ve mahsûlü kabz olunmak ve zabt olunan sene beyninde: “Vâkiʿ olan mahsûl, Mâbeyn mahsûlüdür” deyü miyâneciler ve gayrilerin iddiʿâlarına iʿtibâr olunmamak üzere hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-sudûr olmağla, bir sûreti tahrîriyle tezyîn-i ruhsâre-i sahâyif-i vekāyiʿ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi-mennihî Teʿâlâ ittifâk-ı ârâ ile karâr-gîr olan işbu kānûn-nâme-i hümâyûnum iktizâ eden [Ü2 84b] kalemlere kayd ve ilâ-mâ-şâʾallah muktezâsıyla ʿamel ü hareket ve hılâfından mübâʿadet oluna. Ve bir vakitde hilâfına cesâret eder olur ise bilâ-imhâl hakkından geline. “İntehe'l-hattu's-Sultânî. Ceʿalallâhu enâmilehû menbeʿan li-feyzihi'r-Rabbânî”",
          "caption": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_145.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Bi-mennihî Teʿâlâ ittifâk-ı ârâ ile karâr-gîr olan işbu kānûn-nâme-i hümâyûnum iktizâ eden [Ü2 84b] kalemlere kayd ve ilâ-mâ-şâʾallah muktezâsıyla ʿamel ü hareket ve hılâfından mübâʿadet oluna. Ve bir vakitde hilâfına cesâret eder olur ise bilâ-imhâl hakkından geline. “İntehe'l-hattu's-Sultânî. Ceʿalallâhu enâmilehû menbeʿan li-feyzihi'r-Rabbânî”"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin iki yüz yedi senesi Cumâdelûlâ'sının yirmi dokuzuncu gününden iki yüz [sekiz] senesi Cumâdelûlâ'sı gāyetine dek, ber-mûceb-i şurût Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden zabt [Ü1 80a] olunan mukātaʿât-ı mîriyyenin fâyizi doksan dört bin dört yüz yirmi dört buçuk guruşa bâliğ ve beş senelik hisâbıyla muʿaccelesi dört yüz yetmiş iki bin yüz yirmi üç guruşa resîde olmağla, fîmâ-baʿd mahlûl ve hazîne-i mezkûreden zabt olunacak mukātaʿât-ı mîriyyenin muʿaccele hisâbına bakılmayarak iki yüz [sekiz] senesi Cumâdelâhıre'si gurresinden iʿtibâr ile sene-i sâbıkaya kıyâsen dört yüz yetmiş iki bin yüz yirmi üç guruş beher sene muʿaccele bedeli Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunup, ancak bi'l-bedâhe masraf zuhûrunda Defterdâr-ı ʿasr olanlar maktûʿ-ı mezkûrun birkaç yüz kîsesini birden ahz u sarf eyledikde, Hazîne-i ʿâmire'nin mesârif-ı zarûriyyesinde müzâyaka çekileceği zâhir olmağla, meblâğ-ı mezbûru ʿaded-i şühûr-ı sene-i kâmileye taksîm ve beher şehre isâbet eden otuz dokuz bin üç yüz kırk üç buçuk guruş on dört akça, ol mâhın gurresinde Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden nakl olunmak üzere bâ-telhîs sâdır olacak fermân-ı ʿâlî mûcebince Başmuhasebe sûretiyle Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunmak ve nizâm-ı mezkûrun [Ü2 85a] muhâfazası eşhâs-ı mahsûsaya bâz-beste olmayup, giderek fâyizlere dikkat olunmayarak Îrâd-ı Cedîd'den zabtı lâzım gelen mukātaʿâtı hıdmet-i istîfâya meʾmûrlar fürûhta mecbûr olmak ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı bulunanlar o makūle mukātaʿâtı kable't-tashîh Îrâd-ı Cedîd'den zabtına tesaddî eylemek misillü şurûtun mugāyiri hâlât muhtemelü'l-vukūʿ olduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd fesâd ü muʿârazadan muhâfaza sûretleri mülâhaza ve baʿde-ezîn ne makūle mukātaʿât mahlûl olursa, evvelen mezâd kāyimesi ihrâc ve mezâdı çekilmaksizin Îrâd-ı Cedîd Defterdârı'na gönderilüp, mûmâ ileyh [Ü1 80b] o mukātaʿanın fâyizini teharrî edüp, eğer hissesi topunun fâyizi on kîseden zâyid ise, ber-mûceb-i nizâm tarafından zabt olunmasiyçün mahalline kayd ve tarafına ʿilm ü haber verilmek ve eğer o mikdârdan dûn ise mezâdı çekilüp, li-ecli'l-müzâyede Dellâl-başı'ya verilmek hâsılı ʿalâ kile't-takdîreyn kāyimenin zahrına Îrâd-ı\nCedîd Defterdârı işâret ve temhîr eylemek ve bir mukātaʿanın berâtı yapdırılup, baʿdehû hılâf-ı şurût fesâdı tehakkuk eyler ise, mezâd kāyimesi Kalem'e götürüldükde, berâtı verilmamek üzere bu mâdde dahi tanzîm ve sûret-i nizâmı lâzım gelan mahallere kayd u terkīm olundu.",
          "caption": "Lâhıka",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_146.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhıka",
          "text": "Bin iki yüz yedi senesi Cumâdelûlâ'sının yirmi dokuzuncu gününden iki yüz [sekiz] senesi Cumâdelûlâ'sı gāyetine dek, ber-mûceb-i şurût Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden zabt [Ü1 80a] olunan mukātaʿât-ı mîriyyenin fâyizi doksan dört bin dört yüz yirmi dört buçuk guruşa bâliğ ve beş senelik hisâbıyla muʿaccelesi dört yüz yetmiş iki bin yüz yirmi üç guruşa resîde olmağla, fîmâ-baʿd mahlûl ve hazîne-i mezkûreden zabt olunacak mukātaʿât-ı mîriyyenin muʿaccele hisâbına bakılmayarak iki yüz [sekiz] senesi Cumâdelâhıre'si gurresinden iʿtibâr ile sene-i sâbıkaya kıyâsen dört yüz yetmiş iki bin yüz yirmi üç guruş beher sene muʿaccele bedeli Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunup, ancak bi'l-bedâhe masraf zuhûrunda Defterdâr-ı ʿasr olanlar maktûʿ-ı mezkûrun birkaç yüz kîsesini birden ahz u sarf eyledikde, Hazîne-i ʿâmire'nin mesârif-ı zarûriyyesinde müzâyaka çekileceği zâhir olmağla, meblâğ-ı mezbûru ʿaded-i şühûr-ı sene-i kâmileye taksîm ve beher şehre isâbet eden otuz dokuz bin üç yüz kırk üç buçuk guruş on dört akça, ol mâhın gurresinde Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden nakl olunmak üzere bâ-telhîs sâdır olacak fermân-ı ʿâlî mûcebince Başmuhasebe sûretiyle Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm olunmak ve nizâm-ı mezkûrun [Ü2 85a] muhâfazası eşhâs-ı mahsûsaya bâz-beste olmayup, giderek fâyizlere dikkat olunmayarak Îrâd-ı Cedîd'den zabtı lâzım gelen mukātaʿâtı hıdmet-i istîfâya meʾmûrlar fürûhta mecbûr olmak ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı bulunanlar o makūle mukātaʿâtı kable't-tashîh Îrâd-ı Cedîd'den zabtına tesaddî eylemek misillü şurûtun mugāyiri hâlât muhtemelü'l-vukūʿ olduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd fesâd ü muʿârazadan muhâfaza sûretleri mülâhaza ve baʿde-ezîn ne makūle mukātaʿât mahlûl olursa, evvelen mezâd kāyimesi ihrâc ve mezâdı çekilmaksizin Îrâd-ı Cedîd Defterdârı'na gönderilüp, mûmâ ileyh [Ü1 80b] o mukātaʿanın fâyizini teharrî edüp, eğer hissesi topunun fâyizi on kîseden zâyid ise, ber-mûceb-i nizâm tarafından zabt olunmasiyçün mahalline kayd ve tarafına ʿilm ü haber verilmek ve eğer o mikdârdan dûn ise mezâdı çekilüp, li-ecli'l-müzâyede Dellâl-başı'ya verilmek hâsılı ʿalâ kile't-takdîreyn kāyimenin zahrına Îrâd-ı\nCedîd Defterdârı işâret ve temhîr eylemek ve bir mukātaʿanın berâtı yapdırılup, baʿdehû hılâf-ı şurût fesâdı tehakkuk eyler ise, mezâd kāyimesi Kalem'e götürüldükde, berâtı verilmamek üzere bu mâdde dahi tanzîm ve sûret-i nizâmı lâzım gelan mahallere kayd u terkīm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muʿallem askerin fevâyidi cild-i evvelde icmâlen ve sânîde tafsîlen mezkûr olup, bu defʿa himmet-i Şâhâne ile karâr-gîr-i intizâm olan muʿallem askerden Topçu Ocağı'na verilan hüsn-i nizâmın sûret-i mukarreresidir ki, ber-vech-i tenkīh u tashîh [Ü2 85b] vech-i âtî üzere beyân ü tasrîh olunur.\n\nTopçu Ocağı'na iʿtibâr ve kadr ü şânını iʿlân ü izhâr içün Cebeci Ocağı misillü tûğ ihsân olunup, topçu-başılar, cebeci-başılar gibi serâsere dûhte üst kürkü ve dîvân rahtı istiʿmâl eyleyeler. Ve bu Ocağ'a fîmâ-baʿd Ağa olanlar dîndâr ve kâmil ve müdebbir ve ʿâkıl ve sefer ü hazarda zabt u rabta muktedir ve aʿmâl-i asâkire kādir olmak kānûn ola. Ve cevâyiz ve ʿavâyid ve hediyye ve rüsûma dâ'ir topçu-başılardan vakten mine'l-evkāt bir şey alınmayup, serhaddât ifrâzâtı ve sâyir bu makūle menâfiʿ külliyyen refʿ olunmak mukābelesinde sefer ü hazarda idare-i dâyiresiyçün başka başka tertîb olunan meʿâşa ber-vech-i âtî kanâʿat edüp, ağalar dahi Kethudâ ve zâbitân-ı sâyireden [Ü1 81a] katʿâ bir şey almaya. Ve topçu-başılarının mâ-dâme kānûn-i cedîd şurûtuna mugāyir hareketleri nümâyân olmaya. Bilâ-cürm ʿazilleri tecvîz olunmayup, hılâf-ı rızâ ve mugāyir-i kānûn ednâ kusûru zuhûr ederse, bir defʿası sehv ü hatâya haml ile ʿafv olunup, defʿa-i sânîde bilâ-te’hîr lâzım gelan te’dîbi icrâ oluna. Ve ekâbir-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir muʿtemed ve kâr-güzâr ve ʿâkıl [ve] sâhib-i vekār bir kimse Ocağ'a Nâzır nasb olunup, Nâzır ve Ağa maʿrifetiyle bi'l-cümle Ocak ricâli ve zâbitânı intihâb olunup, baʿde'l-istîzân nasb ü taʿyîn ve kâffe-i umûr-ı Ocak mûmâ ileyhimânın ittifâklarıyla ruʾyet olunup ve fîmâ-baʿd Sürʿat Nezâreti ve Topçular Kitâbeti bir âdeme tevcîh olunup, Ocağ'a dâ'ir muktezî olan ʿarzları bi'n-nefs Kâtib meccânen [Ü2 86a] yazup, Nâzır ile Ağa maʿan temhîr ve ikisinin mührü cemʿ olmadıkça iʿtibâr olunmaya. Ve Ocak Nâzırı bulunanlar Top-hâne'de vâkiʿ umûrun külliyyesine Nâzır-ı müstakıll olup, gerek\ntanzîm-i zâbitân ve neferât ve gerek ʿan-asl Top-hâne nâzırlarının vazîfeleri olan top dökümü ve Ocağ'ın cümle mühimmâtına hâsılı cüz'î ve küllî ve bi'l-cümle Top-hâne umûruna bi-muzâfâtihâ nezâret ve dikkat eyleye. Ve işbu Nezâret mansıb olmayup, meʾmûriyyet-i hâssa kabîlinden olmağla, mansıb-ı âhara mâniʿ olmaya. Ocağ'ın cümleten umûru Ocak Nâzırı ile Ağa'ya müfevvaz olmak cihetiyle zabt u rabt-ı neferât, Ağa'nın ve idâre-i umûr-ı mevâcib, Kâtib maʿrifetiyle Nâzır'ın müstakıllen vazîfeleri olup, mevâcib defterlerine ve tevzîʿine Nâzır ve Kâtib'den gayri Ocağlu'dan kimse taʿarruz etmeyüp, tevzîʿ de Kâtib maʿrifetiyle Ocak Nâzırı bi'l-külliyye müstakill ola. Resîd Defteri ve Şöhret Defteri nüshateyn olup, biri Kâtib'de ve dîgeri Nâzır'da bulunup, mevâcib umûruna bi'n-nefs nâzırlar [Ü1 81b] dikkat eyleyeler. Eğer nizâmın hılâfı bir hâlet meşhûdu olursa, Topçu-başı ma'rifetiyle define ve lede'l-iktizâ Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde ile hâtıra riʿâyetden ittikā edüp, ketm ederse muʿâteb ola. Ve Ocak mevâcibini eşkâl-i mahsûsalarına tevfîk ile mevcûd olanlara tevzîʿden sonra, nâ-mevcûdun ʿulûfesini bâz-be-hazîne etdirüp, masraf irâ'esiyle Ocak'da alıkonulmaya. Ve ağalar müstemirr oldukları misillü kâtibler dahi mâ-dâme umûr-ı lâzimelerinde tekâsül eylemeyeler. Bilâ-sebeb üç seneden evvel ʿazl olunmayup, beher sene [Ü2 86b] tevcîhâtda Ağa ve kâtiblerin bilâ-câyize ve ʿavâyid nehc-i kadîm üzere ibkāları câyiz ola. Nasb olunan Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle Ocak ricâlinden emekdâr ve iş-güzâr ve top fenninde mehâreti bedîdâr bir kimse Kethudâ nasb ve kezâlik Kethudâ-yeri ve Ocak Çavuşu intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'den istîzân ile yerlü yerine taʿyîn oluna. Ve Ocak ricâlinin istişâre ve ittifâklarıyla Ocağlu'nun ehl-i ʿirz ve zabt u rabt erbâbından ve âşinây-ı fenn olanlarından orta çorbacıları tertîb ve birinden câ'ize ve ʿavâyid alınmayup, Ocak çavuşları bu gürûhdan intihâb ü taʿyîn ve her hidmet erbâbına sipâriş ü tefvîz olunmakda dikkat ü ihtimâm ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyire dahi ber-minvâl-i muharrer erbâbı olanlardan nasb oluna. Ve işbu Ocak tevcîhâtının birisinde recâ vü şefâʿat bir vechile câyiz olmayup, zâdeliğe bile iʿtibâr u riʿâyet olunmayup, sebeb-i tercîh mücerred liyâkat-i zâtiyye olup, sâhib-i hünerin zâdeliği mâniʿ-i nasb olmaya. Ve intihâb olunacak zâbitânın liyâkat ü istiʿdâdlarını Nâzır olanlar tahkīk ve zâbitliğe istihkākları zâhir ise, Nâzır ile Ağa müttefikan ʿarz eyleyeler. Ve Ağalık münhall oldukda, Topçu-başılığı Kethudâ [Ü1 82a] idâreye ehil olup, hâricden Ağa\nnasbına hâcet mess etmediği takdîrde Kethudâ, Ağa olup, Kethudâ-yeri, Kethudâ ve Başbölük-başı, Kethudâ-yeri olup, Baş-bölük-başılık eskilik tertîbi üzere taʿyîn oluna. Ve Çorbacılık münhall oldukda, [Ü2 87a] ol ortanın Oda-başısı'na Çorbacılık tevcîh olunup; Vekîl-harc, Oda-başı ola. Ve Vekîl-harclık münhall oldukda, ʿAlem-dâr, Vekîl-harc ola. Ve ʿAlem-dârlık münhall oldukda, ol ortanın top ustalarıyla Aşcı'sının tarîkına bakılup, eski bulunan Bayrakdâr ola. Top Ustalığı münhall oldukda, yamağı, top ustası olup, anın yerine neferâtının ziyâde mâhiri taʿyîn oluna. Ve mehâretde müsâvât bulunur ise eskiliğe iʿtibâr oluna. Ânifen zikr olunduğu üzere çorbacılardan bi'l-intihâb taʿyîn olunan Ocak Çavuşu'nun Ocak'ca tarîkı Çorbacılık iʿtibârıyla yürüye, yaʿnî mâ-fevkine vusûl, Çorbacılık'da kıdemi iʿtibârıyla hâsıl ola. Ve Çavuş olanlar meʿâş-ı muʿayyenlere kāniʿ ve hıdemât-ı me'mûrelerinde sadâkat ve kānûna riʿâyet edüp, tamaʿa tâbiʿ olmayalar. Olurlar ise te'dîb olunalar. Ve Çavuş maʿiyyetinde bir Kapu Çukadârı'nın lüzûmu zâhir olmağla, münâsibinin biri nasb olunup, çorbacılardan ebedî Kapu Çukadârı olmaya. Hâlâ küşâde olunan yirmi üç orta, yirmi beşe iblâğ olunup, ʿale'l-infirâd çorbacıları erbâb-ı liyâkatden olmak şart kılındığından başka, ortalarında müstemirren mevcûd bulunup, ortalarının umûrunu ru’yet lâ-büdd olmağla, Ağa ve Kethudâ ortalarına dahi birer başka Çorbacı nasb olunup, ol iki ortanın merbûtıyyetleri Ağa ve Kethudâ'ya olup, sâyir çorbacılar gibi neferât ve ortayı idâre eyleyüp, zikr olunan iki ortaya Ağa ve Kethudâ Ortası ıtlâk oluna. İşbu yirmi beş nefer [Ü1 82b] çorbacılardan mâʿadâ kusûr kalan ser-bölüklerden [Ü2 87b] liyâkati olanlar, bu ortalardan ziyâde orta küşâdı iktizâ eyledikde, ol vakit küşâd olunacak ortaya Çorbacı olmak üzere yalnız mutasarrıf olduğu Eşkinci esâmesine şerh verilüp, hâlleriyle ibkā olunalar. Ve liyâkati olmayanların tasarruflarında olan esâmeleri kaç akça ise hıdmet-i sâbıkasına merhameten onda bir akça zammıyla tekāʿüd ola.\nTopçu Ocağı'nda Serrâc-başı ve kullukçuların lüzûmu bedîdâr olmağla, bir nefer Serrâc-başı ve otuz nefer Kullukçu ve yirmi nefer Mülâzım tertîb olunup, işbu serrâc-başılar kullukçulardan olup, üç sene hidmet eyledikden sonra, gümrükden altmış akça tevcîh ile tekāʿüd ola. Ve üç seneden evvel tekāʿüdlük tevcîhi câyiz olmaya. Tekāʿüd olan Serrâc-başı fevt ve yevmiyyesi mahlûl oldukda, sâyir tekāʿüdler gibi iki akça ihbâriyyesi verilüp,\nmâ-ʿadâsı hazîne-mânde etdirile. Ve Ocak'dan mütekaʿid esâmî ashâbının hayât ü memâtlarını tecessüs ü ihbâr Nâzır ve Ağa ve Kâtib ve Ocak Kethudâsı'nın vazîfeleri ola. Ve ortalarının her birine onar top tevzîʿiyle cemʿan iki yüz elli top tertîb oluna. Ve neferâtı dahi bi'l-kıyâs her bir topa onar nefer taʿyîn olunup, şâhî topların dahi sürʿat topları gibi iʿmâl olunması matlûb ve fîmâ-baʿd neferât-ı merkūme şâhî topları dahi sürʿat mühimmâtı ile iʿmâl etmek vâdîsinde meşk u taʿlîm eyleyeler. Ve her top ustasının bir nefer yamağıyla sekiz nefer cemʿan dokuz neferi olmağla, on ustanın zîr-i idâresinde olan neferât muʿayyen olup, gayri ustanın [Ü2 88a] neferine karışmaya. Ve her on nefer müstakıll ü mahsûs olup, kangı nefer kangı top ustasına merbût idüği bilinmek içün her bir top ustasına [Ü1 83a] ortası nişânından mâ-ʿadâ bir ʿalâmet-i mahsûsa vazʿı ve ʿalâmet-i mezkûreyi top ustası ve neferâtı maʿan hâmil olmak lâzım olmağla, evvelen ortası nişânını kaçıncı orta olduğunun rakamıyla kisvelerine vazʿ eyleyeler ve her ortada top ustası olmağla, ol ustalara tertîb üzere birinci, ikinci, tâ onuncuya varıncaya dek top ustası ıtlâk olunup, kisvelerine vazʿ edecekleri orta nişânlarının aşağısına kaçıncı usta olduklarının rakamını kendüleri ve neferleri vazʿ eyleyeler. Ve bâlâda mastûr mahsûsca ʿalâmet işbu rakamdan ʿibâret olup, lede'l-muʿâyene Topçu Ocağı'nın kangı ortası ve kaçıncı top ustası ve neferi olduğu maʿlûm ola. Ve her ortaya verilan toplara ol ortanın nişânı hakk ile vazʿ olunmak eğerçi lâzım olup, lâkin ortaların her birine sürʿat ve obüs ve balyemez ve şâhî topları mahlûtan verilecek olup, hîn-i hâcetde bir ortanın topları bir cins olmak iktizâ eyledikde, birinin topu dîgere verilmek lâzım gelüp, bu sûretde top üzerinde hakk ile nişân bulunmak, topun âhar ortaya verilmesine mâniʿ olacağı zâhir olmağla, topların nişânı hakk ile vazʿ olunmayup, ortalara verildikçe yağlu boya ile vazʿ olunarak ortadan ortaya top verildikde, evvelki nişânı imhâ olunup, yerine verildiği ortanın [Ü2 88b] nişânı yine yağlu boya ile vazʿ olunup, sefer ü hazarda bu keyfiyyet muʿteber ola. Muhârebede her ustaya verilan topda yağlu boya ile vazʿ olunan orta nişânı yanına ol ustanın kendüye mahsûs rakam-ı nişânı dahi kezâlik yağlu boya ile vazʿ oluna. Ve her usta neferâtıyla maʿan topunun yanından ve nefer, ustasından ve ustası, neferinden ayrılmak câyiz olmaya. [Ü1 83b] Top ustasının yevmiyyesi maʿa-kisve-behâ doksan akça ve yamağının maʿa-kisve-behâ yevmiyyesi altmış akça olup, mâ-ʿadâ sekiz neferinin eskisi kim ise elli akça ve yenisi otuz altı akça maʿa-kisve-behâ yevmiyyeli ola. Ve yevmiyye tertîbinde cihet-i rüchân mücerred istiʿdâd-ı zâtî olmağla, Ocak Nâzırı, Topçu-başı'yla tertîb-i neferâtda mâhir ve eski,\nyevmiyyeli ve gayr-i mütefennin ve cedîd, mâ-dûnu olmak üzere tertîb ve gayr-i müstaʿiddi tercîhden ihtirâz edeler. Her ortaya Aşcı ve Baş-karakullukçu ve Sakā'dan mâʿadâ, on beş nefer Karakullukçu ve Ağa Ortası'na otuz beş nefer Karakullukçu tahsîs olunup, maʿa-kisve-behâ yevmiyyeleri otuzar akça ola. Ve bunlar ortalara Mülâzım olmalarıyla, Kara-kullukçu koşulduğu günden beher hâl top atmak fenninde mehâret kesb eylemeleri meşrût olup, bi'l-münâvebe 'ale'd-devâm tahsîl-i fenn etmeğe saʿy ü dikkat eyleyeler. Ve bi'l-cümle Ocak ricâlinin kayd-ı zarûretden vâreste olup, refâh-ı hâlleri zımnında meʿâşlarının tanzîmi dahi emr-i mühimm olmağla, Ocak Ağası'na senevî otuz bin, Nâzır'a yedi bin beş yüz, Kâtib'e altı bin, Kethudâ'ya yedi bin beş yüz, [Ü2 89a] Kethudâ-yeri'ne Çorbacılığ'ından mâʿadâ bin beş yüz, Çavuş'a Çorbacılığ'ından mâʿadâ bin beş yüz, Kapu Çukadârı'na yedi yüz elli guruş meʿâş taʿyîn ve Ocak Ağası'na yirmi vakıyye lahm ve seksan çift nân ve sâyirine zîrde beyân olunduğu vechile taʿyînât tertîb olunup, nân-ı ʿazîzin her çifti yarımşar vakıyye ola. İşbu meʿâşların bu vechile teksîri zâbitlerin vaktiyle sefer mesârıfiyçün evvel emirde tahsîl-i refâh u kuvvet ve bi'l-iddihâr nâyil-i gınâ vü vüsʿat olmaları mesâlihi içün olmağla, eyyâm-ı hazarda teʿazzüz ü tereffüh fikriyle isrâf ü sefâhet vâdîlerine düşmeyüp, oluruyla kanâʿat ve sefere sermâye ve kudret peydâ [Ü1 84a] etmeğe saʿy ü gayret edeler. Şöyle ki, libâs ve meʿâş ve meskenlerinde hadd-i iʿtidâle riʿâyet etmeyüp, telef ü seref üzere olurlar ise menʿ ü tahzîr ve mütenebbih olmayanlar teʾdîb ü tekdîr olunalar. Ve zâbitâna taʿyîn olunan meʿâş, icmâl-i mevâcibe idhâl olunmayup, mevâcibin hîn-i tertîbinde maʿan tertîb olunup, mevacib ihracı günü Hazîne-i hümâyûn'dan bir kısta iktizâ eden meʿâş her ne ise derhâl Ocağ'a îsâl ve Nâzır maʿrifetiyle ashâbına iʿtâ vü tevzîʿ ve ketm ü teʾhîrden menʿ ü tahzîr oluna. Neferâtın kadîmden olan kışlakları vâfî olmadığından, tevsîʿ ve iktizâsına göre müceddeden binası tasmîm olunmağla, neferât-ı merkūme kışlaklarında ârâm eyleyeler. Çorbacı'ya verilecek taʿyînâtdan başka Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve Aşcı ve Baş-karakullukçu ve sâyir kara-kullukçular ve neferât içün [Ü2 89b] ortalara taʿyînât tertîbi dahi lâzım gelüp, ancak neferât tertîbine henûz şurûʿ olunmağla, mevcûdlarına göre taʿyînâtları dört ustasına verile. Ve mevcûdların taʿyînâtı Nâzır ve Kâtib maʿrifetiyle tertîb olunup,\nnâzırların tezkireleriyle mahsûb olup, taʿyînâta ricâl-i Ocak'dan bir kimse müdâhale etmeyüp, ederler ise te'dîb olunalar. Ve Topçu Ocağı'ndan küllî hıdmet me'mûl olduğuna binâ'en, taraf-ı hümâyûndan iltifât erzânî kılınup, temeyyüzleri matlûb olmağla, çorbacıların esbâb-ı dîvâniyyeleri âl sâye çukadan şemseli bol yenlü ferâce olup, hazar u seferde sayf ü şitâda çuka entârî ve çuka cübbe ve sâye kapûd iktisâ eyleyeler. Ve hengâm-ı sayfda entârîleri beyaz bogāsîden olmak câ'iz ola. Bu defʿa iktisâ edecekleri libâslarının nümûnesi olmak üzere taraf-ı hümâyûndan yirmi beş nefer Çorbacı'ya yirmi beş kat libâs ihsân buyurulmağla, fîmâ-baʿd libâslarını [Ü1 84b] işbu defʿa nümûne olarak iʿtâ buyurulan elbiseye muvâfık tanzîm eyleyeler. Eyyâm-ı şitâda şiddet-i berdden muhâfaza içün mecbûr olan olur ise, zağarasız Anadolu nâfesi cübbe geymek câyiz ola. Sâye kapûd ve çuka ʿantârî ve çuka cübbe ve sayfda bogāsî ʿantârî hey'et-i mahsûsaları olmağla, bu vechile mümtâz olalar. Ve orta aşçıları ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc dahi yeşil çukadan serhadli iktisâ eyleyeler. Ve neferâtdan temeyyüz içün top ustaları göğez çukadan nîmten ve yamakları fıstıkî çukadan ve mâ-ʿadâ Topçu neferâtı [Ü2 90a] yeşil çukadan ve tüfeng-endâzları mor çukadan nîmten geyüp, ʿale's-seviyye mâ'î Leh çukasından potur ve cümlesi kırmızı fes üzerine İstanbul-kârî siyâh pûşî saralar. Ve top ustası ve yamağı ve neferât-ı sâyirenin beher mevâcibde ber-vech-i âtî kisve-behâları içün muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, nümûne içün ibtidâ tertîbinde bir defʿa verilecek elbise-i mahsûsaya fîmâ-baʿd libâslarını muʿayyen olan kisve-behâlarından kendüleri tanzîm ve kara-kullukçuların hey'et-i asliyyeleri tagyîr olunmayup, açık mâ'î nîmten ve baş-karakullukçuları iktizâsına göre kırmızı telli mukaddem sarmak ve mevcûd olan Eşkinci neferâtına ne mikdâr ise bir kimseye gadr olmamak irâdesiyle eşkinci topçularda yevmiyyesi otuz altıdan dûn olanları ber-mûceb-i şurût hıdmetine rağbet ve müdâvemet eder makūleden ise, yevmiyye ve kisve-behâları otuz altıya iblâğ ve yevmiyyeleri ziyâde ve elliden dûn olanları elliye varıncaya değin tertîbe tevfîk oluna. Ve elliden ziyâde yevmiyyeli olarak kānûn târîhinden mukaddem Eşkinci Topçu esâmîsine mutasarrıf olanlardan mehâreti zâhir olanlar Zâbit nasb ü taʿyîn olunup, tertîblerine göre yevmiyye ve kisve-behâları [Ü1 85a] tanzîm oluna. İşbu kadîm eşkinci topçularından hüneri olmayanlar neferlik ile teʿallüm-i fenn içün taʿlîm mahallinde ʿale'd-devâm mevcûd bulunup, kesb-i sanʿat eyleye. Bir seneye dek kesb-i hüner eyler ise, neferlikde ibkā olunup, yolu geldikde tertîb-i tarîkleri üzere işbu [Ü2\n90b] kānûn-ı cedîd nizâmına tatbîk ile hakkında muʿâmele oluna. Ve o makūlelerin ziyâde yevmiyyesi nefer olmasına mâniʿ olmaya. Lâkin şart-ı mezkûr üzere ʿatîk eşkincilerden cüz'î ve küllî yevmiyye mutasarrıfları, böyle muʿteber Ocağ'a rağbet ve taʿlîm yerine gelüp, hüner tahsîline saʿy ü gayret ve kışlasına müdâvemet etmeyüp, bulunduğu kârdan ferâgat etmez ise ve taşrada bulunanları Âsitâne'ye gelmeyüp yâhûd fevt ile esâmesi mahlûl olursa, o makūlelerin esâmîsi hazîne-mânde olunup, yerine mülâzimînden biri ibtidâ neferin duhûl edeceği maʿa-kisve-behâ otuz altı akça yevmiyye ile nefer tahrîr olunup, bu mâddeye kemâl-i mertebe saʿy ü dikkat oluna. Ve ʿatîk Eşkinci neferâtından ʿalîl ve hıdmete yaramazı bulunur ise, hıdmet-i sâbıkasına mükâfâten hakkında merhamet tesvîg olunup, Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle teharrî vü dikkat olunarak iktizâsına göre münâsib mikdâr tekāʿüdlük tevcîhi câyiz ola. Zikr olunan neferât-ı ʿatîkadan mâʿadâ, iktizâ eden mezkûru'l-mikdâr neferâtın intihâb olunacak Nâzır ve Ağa ve Ocak ricâli maʿrifetleriyle tahrîrine şurûʿ ve tertîbine mübâşeret oluna. Sürʿat topları meteris topu olmayup, saff-ı cengde müstaʿmel olmak cihetiyle her ne kadar sâyir ocaklar piyâdeleri saflarında istiʿmâl olunacaklar ise dahi, topçulardan mâʿadâ yine Topçu neferâtı olmak üzere başkaca tüfeng-endâz muhâfız neferâtına muhtâc olup, her sürʿat topuna mahsûs olan [Ü1 85b] on nefer sürʿatçilerden [Ü2 91a] mâʿadâ onar nefer dahi tüfeng-endâz neferât tahrîr ve taʿyîn olunacak muʿallimler maʿrifetleriyle tüfeng-endâzlık fennini teʿallüm eyleyeler. Bunların hıdmetleri merbût oldukları topun muhâfazasıyla tüfeng-endâzlık ola. Bir ortadan topçu neferinin yeri münhall oldukda, ortasının mülâzımlarıyla işbu tüfeng-endâz beynlerinde top atmakda sâhib-i mehâret kim ise ol kimesne nefer olup, hâricden mülâzım yâhûd tüfeng-endâz yazıla. Bu sûretde işbu tüfeng-endâzlar dahi top fenninde mehâret kesb etmek muktezây-ı tarîklerinden olmağla, vakitlerini mücerred tüfeng atmağa hasr etmeyüp, aralıkda top atmak sanʿatını dahi tahsîl edeler. Ve bu tüfeng-endâzların yevmiyye ve kisve-behâları yirmi beşer akça olup, toplara mahsûs neferâtdan sonra tahrîr oluna. Esnây-ı seferde bir ortaya bi'l-cümle sürʿat topu verilmek lâzım geldikde, dîger ortalarda olan sürʿat toplarından verilmek iktizâ eylediğine nazaran, ol topların muhâfazasına me'mûr tüfeng-endâzlar berâber bulunmak ve zikr olunan tüfeng-endâzan o ortaya Yamak\nolarak istihdâm olunup, muhafız olmaları hasebiyle sür'at toplarının yanından münfekk olmayalar. Baʿde-hıtâmi'l-maslaha sür'at topları, tertîb-i sâbık üzere ortalarına rücûʿ eyledikde, tüfeng-endâzlar dahi fi'l-asl yoldaş oldukları ortalara ricʿat eyleyeler. Topçu Ocağı tertîbine göre bu mikdâr toplara neferât-ı mezkûre kâfî olmağla, fîmâ-ba'd Taslakçı ve sâyir isimler ile Ocak'da bilâ-esâme neferât olmaya. Ve esâmesizlere Topçu ıtlâk olunmaya. Ve Nâzır [Ü2 91b] ve Ağa ve Kethudâ ve sâyir Ocaklu hâricden bilâ-esâme etbâʿ kullanup, neferden etbâʿ istihdâm etmek ebedî câyiz [Ü1 86a] olmaya. Pâdişâh, kulunun hıdmetkâr olmasına bir vechile rızây-ı hümâyûnu olmayup, gerek Ocağlu ve gerek ricâl ve gayriler topçulardan bir neferi hidmetkâr etmeyüp, eder olurlar ise te'dîb olunalar. Ve üç ayda bir mevâcib ihrâcında Kâtib olanlar sâyir me'mûrlar ile Dîvân-ı hümâyûn'dan kānûn-i kadîm üzere mevâcibi alup, doğru Top-hâne'ye îsâl ve hifz eyleyüp, Nâzır ve Topçu-başı hazır oldukları hâlde sergi ferş birle tevzîʿine şurûʿ eyleyeler. Ve tevzîʿ ü tekmîline dek mevâcib akçası nâzırlar re'yiyle kâtiblerin hıfzında ola. Sergiden baʿzı fukarâya sadaka ve 'atıyye olarak verilmek muʿtâd olan masraf-ı sergi nısf-ı yevmiyyeyi tecâvüz etmemek üzere sarf olunup, mâʿadâ fazla-i mevâcib her bir ortaya yevmiyyelerine göre ne mikdâr muktezî ise orta orta ayrılup, nâzırların zîr-i yed-i muhafazalarında olarak ol ortanın umûr-ı mesârıfı görülmek içün iktizâsı mikdârını o ortanın Vekîl-harcı'na teslîm ve her ortada îkād olunacak kandîl ve şemʿ ve cârûb ve hatab ve kömür ve me'kûlât ve levâzım-ı sâyire behâları fazla-i sergiden Vekîl-harc maʿrifetiyle tanzîm oluna. Ve mevsiminde hisâbını ru'yet ve bir sergiden dîger sergi ferşine dek mesârıfdan fazla her ne mikdâr nesne kalur ise, orta mâlı olmak üzere 'ale'd-devâm nâzırların hıfzında olup ve dîger mevâcib ihrâcında anın dahi ilerüki mevâcibe dek mesârıfı tenzîl ve fazlası minvâl-i muharrer üzere idâre olunup, [Ü2 92a] fazlalarıyla ortaların çorbacıları ve zâbitânı ve ocak ağaları vukūflarıyla Kâtib defterine kayd ile nâzırların hıfzında ola. İşbu fazla-i sergiye Nâzır ve Ağa ve Kâtib ve Kethudâ ve Çorbacı [Ü1 86b] ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyire tamaʿ etmeyeler. Ederler ise te'dîb olunalar. Ve fazla-i sergiden mâʿadâ yevmiyyelerinden bir akça tenzîl olunmaya. Tenkīsa cesâret edenlerin haklarından geline. Kara-kullukçu ve Aşcı ve Sakā ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc ve oda-başıların muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, mevâcib tevzîʿinde bahşiş ve tas akçası ve vesâyil-i sâyire ile bir neferden bir akça taleb etmeyeler. Ve bu husûsa Ağa ve Nâzır ve Kâtib ve Kethudâ dikkat\nedüp, ruhsat irâ'esiyle el-ân veren olursa te'dîb oluna. Ve mevâcibleri neferât yedine teslîm olunup, sipâriş ü havâle ile âhara verilmeye. Ve mevâcib çıkar iken hastalık ve yâhûd âhar ʿözr-i şerʿîyle bulunmazı olur ise, mevâcibleri defteriyle Nâzır'ın ʿilmi lâhık olarak Kâtib yedinde emâneten hifz olunup, ʿadem-i huzûru ʿözr-i şerʿîden iktizâ ile hıdmetde tekâsülü olmadığı Nâzır ʿindinde tehakkuk ederse sâhiblerine teslîm olunup, hidmetlerinde devâmı olmayup, ancak mevâcibde ʿulûfe içün gelanleri Ağa ve Nâzır tashîh edüp, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿi ve Ocak'dan tardıyla iktifâ olunmayup, aldığı ʿulûfenin reddiyle sâyire ʿibret kılınmak ve refʿ olunan yevmiyye-i merkūme mutasarrıflarının birine mülâzımlardan nefer yazılup, anın yerine hâricden ber-mûceb-i şurût Mülâzım yazıla. Ve tevzîʿ-i mevâcibde nefer ʿulûfesi sergide [Ü2 92b] ellerine teslîm olunacağından, yoklanma sûreti dahi hâsıl olmağla, nâ-mevcûdları nâzırlar, Kâtib maʿrifetiyle başkaca defter edüp, Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde'l-ʿarz yerlerine yarar neferât bilâ-tekâsül tedârük ve tahrîr eyleyeler. Ve Topçu ortalarından baʿzılarının müsakkafâtı şâmil vakıfları ve nukūd-i mevkūfeleri olmağla, nâzırlar buna dahi nezâret eyleyüp, şart-ı vakıfı icrâ ve Ocağ'ın Beytülmâli'ni [Ü1 87a] dahi telefden vikāye eyleye. Ve o makūle emvâl-i Beytülmâl, ʿilm-i Nâzır lühûkuyla ortaların mesârıf-ı seferiyyelerine sarf içün ocakda memhûren hifz oluna. Neferin yolu giderek Oda-başı olmak ve andan mâ-fevkine vusûl bulmak kazıyyesi bâlâda mastûr şurûtdan zâhir ve orta-başıların müte'ehhil olmaması, ocağların kavânîn-i kadîmesinden olduğu mütevâtir olmağla, işbu kānûn-i cedîd târîhinden sonra müceddeden yazılan neferât te'ehhül etmek lâzım gelürse, Oda-başı olamayacağlarını ve mâ-fevkine ʿadem-i vusûl ile neferlikde kalacağlarını mukarrer bileler. Ve Çorbacı olmayınca te'ehhül etmeyeler. Ve fi'l-asl müte'ehhil bulunanlar tahkīk olunup, anlardan gayri müceddeden tahrîr olunacak neferât mücerredlerden yazılup, müte'ehhil olanlar yazılmaya. Ve Topçu yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden keff-i yed ve hıdmetini terk ederi olursa, yevmiyye-i merkūmeden aldığı ʿulûfe temâmen istirdâd ve Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve eğer yevmiyye ile tahrîr olunan topçular vakt-i hazar ʿulûfe alup, sefer hengâmı ortasın bırağup firâr eyler ise, bir Ocak'da kabûl olunmayup ve bi-eyyi-vechin kân buldurulup, cezâsı tertîb oluna. [Ü2 93a] Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı zâbitân dâ'imâ tecessüs edüp, Ağa ve Nâzır'a ihbâr eyleyüp, muhıll-i nizâm olan mâddeleri ketm eden zâbitân mazhar-ı ʿukūbet ola. Ve Ocak-ı mezkûrun şurût-ı nizâmiyyeleri her vechile mer'î olduğuna binâ'en, mevâcib iʿtâsında nâzırları teharrî edüp, bi'l-cümle zâbitân ve tevâbiʿleri ve esnâf ve sâyir etbâʿ ellerinde Topçu\nyevmiyyesi bulunur ise, fi'l-hâl refʿ oluna. Ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına yevmiyye verilmeye. Yevmiyyeli Topçu neferâtı mümtâz olmağla, asıl yevmiyyeli topçulardan [Ü1 87b] biri töhmet ile ahz olundukda, kānûn üzere bir mahalde alıkonulmayup, doğru Topçu Ocağı'na gönderile. Cürmü ne ise zâbiti maʿrifetiyle Ocağ'ında icrâ oluna. Ve yevmiyyeli Topçu neferâtından biri firâr edüp, sâyir ocağların birine ilticâ eyler ise, o Ocak'dan zinhâr kabûl ü istıshâb olunmaya. Ve bu makūleden biri hılâf-ı şerʿ hareket eyledikde, kānûn-i Ocak icrây-ı şerîʿate mâniʿ olmayup, ahz ü habs ve te'dîbine sâyir ocağlardan müdâhale olunmaya. Ve Topçu Ocağı'nda bilâ-esâme nefer olmamak meşrût olmağla, fîmâ-baʿd bilâ-esâme yoldaşlık iddiʿâsında olanlar muʿteber olmadığı gibi, bu makūle esâmesizlerden biri ahz olunur ise, Topçu Ocağı'ndan müdâhale ve tesahhub olunmayup, bu mâddeye Âsitâne'de ve taşrada dikkat oluna. Zâbitân ve neferât haklarında bu vechile cârî vü merʿî olacak ʿinâyet-i Şâhâne'nin kadri bilinüp, îfây-ı teşekkürü zımnında şurût-ı lâzimenin icrâsına ihtimâm ve ʿale'l-husûs eyyâm-ı muhârebe ve tertîb-i sufûfda merdlik ve gayret-keşlik ve nâmûs-ı [Ü2 93b] devlet ve Ocak gayretini yerine getürüp, ebedî düşmenden yüz çevirmemeğe teʿahhüd eyleyeler. Ve muhârebe vakitlerinde izhâr-ı şecâʿat ve defʿ-i mazarrat edenlerin esâmelerine terakkī verilmek câyiz ola. Ve kangı top ve orta bir mahalle taʿyîn olunur ise, neferâtı topun yanından ayrılmayup, sayf ü şitâ me'mûr olduğu mahalde kıyâm ve ordunun kışlaya duhûlüyle topçuların bir neferi Âsitâne'ye gelmek câyiz olmaya. Ve seferde sâbıkları misillü ortasını ve hıdmetini terk ü firâr ihtimâli olursa buldurulup, cezâsı tertîb oluna. Ve her topun neferâtı hıdmetini âlet-i meʿâş bilüp, topa hidmetden garaz mesâff u ceng günlerinde topu iʿmâl ve aʿdây-ı dîn ü devleti karîn-i izmihlâl etmek maslahatı olduğunu [Ü1 88a] bilerek ʿale'd-devâm meteris ve meydân cenglerinde yiğitlik şartını yerine getüreler. Maʿâzallâh muhârebede bir top düşmen yedine girer ise, ol topun neferâtıyla ortasının Çorbacısı ve zâbitân-ı sâyiresi mazhar-ı ʿukūbet ü cezâ olup, âhar gayret-keş zâbitler tedârük oluna. Maʿâzallâh eğer bir ortanın cümle topları aʿdâ yedine girerse, kâffe-i mevâʿîd icrâsından başka o orta külliyyen kaldırılup, nâm ü nişânı bir vakitde mezkûr olmaya. Her ortaya dört sürʿat ve iki obüs ve iki şâhî ve iki balyemez topu verilüp, dört nevʿ topun vakt-i hazar iʿmâlini taʿlîm ve muhârebe iktizâ eyledikde, her cins topu kullanmağa mehâret ü istiʿdâd tahsîl eyleyeler. Ve hîn-i muhârebede iʿmâl içün neferâta ne cins top verilür\nise, fi'l ü ʿamellerini bir cinse tahsîs ile iʿmâlinde tereddüd etmeyeler. Ve vakt-i hazar Salı ve Cumʿa günlerinden mâ-ʿadâ, beher yevm beşer orta [Ü2 94a] bi'l-cümle neferât ve ecnâs-ı toplarıyla bi'l-münâvebe tahsîs olunan mahallerde zâbitleri hâzır oldukları hâlde taʿlîm edeler. Ve iktizâsına göre Nâzır ve Ağa ve Kâtib ve Kethudâ münâvebeten taʿlîm mahallinde bulunup, nezâret edeler. Sürʿat iktizâ eyler ise, gülleli ve yâhûd güllesiz ve balyemez ve şâhî ve obüs toplar gülleleriyle taʿlîm oluna. Ve nevbetleri olmadığı gün kışlalarında barutsuz ve güllesiz sürʿat topu taʿlîm ve teʿallüm edeler. Ve ber-vech-i muharrer münâvebe tarîkıyla her orta beher hâl haftada bir kerre taʿlîm mahallinde buluna. Ve aralık aralık Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtı ve Defterdâr Efendi taʿlîm mahalline varup, sanʿatlarında mehâreti zuhûr edenleri ʿale'l-ıtlâk mazhar-ı iltifât ü ikrâm etmek ve top ustası ʿözr-i makbûl ile taʿlîm mahalline gelemez ise, yamağı [Ü1 88b] makāmına kāyim ve neferâtı hıdmet-i lâzimelerinde iʿmâl etmek ve'l-hâsıl câ-be-câ taʿlîm mahalli yoklanup, nâ-mevcûdların teʾdîblerinde dakīka fevt olunmaya. Ve sürʿatci ve balyemezci ve sâyirleri bi'l-cümle Topçu neferâtı olmalarıyla, Ocak hıdmetini müsâvât üzere ruʾyet eyleyeler. Mütekāʿidlerin mahlûlleri bilâ-ketm ihbâr olunup, haberini verene kānûn üzere iki akça ihbâriyye gümrükden tevcîh oluna. Ve mahlûl satmakdan ağaları hazer edüp, Eşkinci ve mütekāʿid esâmeleri alınup satılmaya. Ve mütenebbih olmayanların bilâ-imhâl haklarından geline. Ve yalnız bunların teʾdîbi ile iktifâ olunmayup, hılâf-ı kānûn hareket vukūʿunu tecvîz ve yâhûd istihbârda kusûr eylediği içün Nâzır ve Ağa ve sâyir zâbitân mazhar-ı teʾdîb olacağları mukarrer olmağla, ana göre dikkat eyleyeler. Ve mütekāʿidlerin mevâcibi iʿtâsında sâhib-i esâmî [Ü2 94b] olduğu tahkīk olunarak ʿulûfesi verile. Ve zâbitân ellerinde kānûndan mukaddem bulunan Eşkinci ve mütekāʿid yevmiyyelerini rızâlarıyla ve ağaları maʿrifetleriyle Nâzır'a teslîm ve hazîne-mânde oluna. Nizâmdan sonra o makūle zâbitân esâmî vermeyüp, ketm ederler ise Ocağ'dan tard ve mazhar-ı eşedd-i ʿikāb kılına. Ve Ocak'da mesbûku'l-hidme pîr ve ʿamel-mânde neferâtın yevmiyyesi nısfı mikdârına varınca ve Kethudâ'ya yüz yirmi ve Kethudâ-yeri'ne doksan ve Çorbacı'ya seksan akça gümrükden tekāʿüd vazîfesi verilmek câyiz ola. Ve eğer bunlar muhârebede mecrûh ve hıdmete liyâkatleri kalmadığı baʿde'l-iltiyâm tehakkuk eyler ise, merhameten dahi ziyâde tekāʿüdlük vazîfesi hıdmet ü istihkākına göre verilüp, o mikdârı tecâvüz etmamek ve bu vechile neferin biri tekāʿüd oldukda, esâme-i sâbıkı yerine tahrîr\nolunacak neferin ismine tasrîh ile Nâzır'ı ve Ağa'sı ʿarz eyleyeler. [Ü1 89a] Ve kezâlik vakt-i hazar hıdmet-i lâzıma ruʾyet eder iken sakat ve muhârebe hengâmı mukābele-i aʿdâda mecrûh ve ʿamel-mânde olan neferâta yevmiyyesi mikdârı gümrükden tekāʿüdlük vazîfesi ihsân olunup, sâbıklarda olduğu gibi şefâʿat ü recâ ve bertîl ü rîşâ ile vazîfe-i tekāʿüd verilmek memnûʿ ola. Ve mütekāʿid olacak şahıs bi'n-nefs sadrıaʿzamların manzûru olmadıkça tekāʿüd vazîfesine müstehakk olmaya. Ve tahrîrât ile tekāʿüdlük tevcîhi câyiz olmaya. Ve kānûn târîhinden sonra gümrükden tekāʿüd vazîfesi tevcîh olunanların vazîfeleri ne ise ʿulûfe ihrâcında maʿrifet-i Nâzır ile topdan gümrükden getürdilüp, Eşkinci mevâcibi gibi tevzîʿinden sonra, Nâzır ile Topçu-başı ve zâbitân-ı [Ü2 95a] Ocak maʿrifetiyle neferât mevâcibi gibi vazîfeleri tevzîʿ oluna. Hengâm-ı seferde Nâzır ve Ağa sefere gitdiklerinde, Âsitâne'de kalacak Nâzır ve Ağa Vekîli kezâlik tekāʿüd vazîfelerini mevâcib ihrâcı ʿakabinde gümrükden temâmen getürdilüp, sergi ferşiyle tevzîʿ oluna. Topçu tekāʿüdleri vezâyifi gümrükden havâle olunmak cihetiyle Ocak'dan çıkmış olmayup, yine vazîfeleri Ocak'da verileceğine binâʾen, vakt-i sefer Âsitâne'de vâkiʿ olan Ocak hıdmetini kadîmi gibi Topçu tekāʿüdleri ruʾyet edeler. Ve mahlûl vukūʿunda derhâl Nâzır ve Ocağlu tarafından ihbâr olunup, iki akça ihbâriyyesi tevcîh ve kusûru hazîne-mânde oluna. Ve tekāʿüd vazîfelerini alup satmak memnûʿ olup, eğer biri satup işlemişi almağa âharı varırsa verilmeyüp, derhal hazîne-mânde olunup, bâyiʿ ve müşterî mazhar-ı ʿîkāb ola. Zikr olunan ortaların çorbacıları taşraya me'mûr kılınmayup, me'mûriyyeti iktizâ eyler ise mükemmelen baʿzı zâbitân ortasıyla taʿyîn oluna. Ve bir mahalle mükemmel [Ü1 89b] orta taʿyîni lâzım gelmeyüp, bir-iki kıtʿa top göndermek iktizâ ederse, ortaları zâbitânından münâsibi Sergerde nasb ü taʿyîn olunup, her bir ortaya verilecek on kıtʿa topun yüz defʿa atılacak mikdârı barut ve yuvarlakları ve cebe-hâne mühimmâtı ve levâzım-ı sâyiresi her ne ise ortasıyla beraber olmak ve her bir topun levâzımı başka başka tefrîk ve verâsından ayrılmamak şart-ı kavî ola. Ve top ʿarabacıları, topçuların yamağı gibi olmağla, her bir topa iktizâ eden ʿArabacı neferâtı, ʿArabacı Ocağı kānûnuna derc olunacak olmağla, mûcebiyle hareket oluna. [Ü2 95b]\nHer bir ortaya onar top tertîb olunup, kifâyet eylemediği hâlde iktizâsına göre ziyâde olunmak ve ol mikdâr neferâtın tekmîli vakte mevkūf olup, şimdilik ikişer üçer top tertîbinden başlanup, neferâtlarıyla tekmîl olundukça, refte refte birer ikişer top dahi ʿilâve ve neferâtı ikmâl olunarak onar topa iblâğ olunmak, dahi ziyâde tertîb lâzım geldikde, cümle toplar inşâ'allâh beş yüze iblâğ olunup, râbıtası verilmek ve işbu nizâm her ortaya onar top iʿtâsı farazıyla olup, dahi ziyâde top ʿilâvesi ve ol toplara neferât tahrîri ber-vech-i âtî mülâzım kara-kullukçuların dahi bu tertîbe tevfîk ile teksîri lâzım gelmekle, bu minvâl üzere her bir ortanın Topçu ve kara-kullukçuları iki yüz elliye bâliğ olup, dahi ziyâde top ʿilâvesiyle neferât tahrîri iktizâ eyledikde, bir ortanın bundan ziyâdeye tehammülü olmayup, müceddeden yirmi beşden fazla orta küşâdı câyiz ola. Ve cümle Ocağ'ın yevmiyye mevâcib ve zâbitân meʿâşı ve taʿyînâtları vech-i âtî üzere merʿî ola. Topçu-başı Ağa'ya senevî [Ü1 90a] otuz bin guruş meʿâş ve yevmiyye yirmi beş kıyye lahm ve seksan çift nân ve Topçu Ocağı Nâzırı'na yalnız senevî yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve Topçu Kâtibi'ne senevî altı bin guruş meʿâş ve yevmiyye sekiz kıyye lahm ve otuz iki çift nân-ı ʿazîz ve Topçu Ocağı Kethudâsı'na senevî yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve yevmiyye sekiz kıyye lahm ve otuz iki çift nân ve Kethudâ-yeri'ne Çorbacılığ'ından fazla senevî bin beş yüz guruş meʿâş ve yevmiyye üç kıyye lahm ve on iki çift nân ve yirmi beş çorbacıların [Ü2 96a] her birine senevî biner guruş meʿâş ve yevmiyye ikişer kıyye lahm ve sekizer çift nân ve Çavuş'a Çorbacılığ'ından gayri senevî bin beş yüz guruş meʿâş ve yevmiyye iki kıyye lahm ve sekiz çift nân ve Kapu Çukadârı'na yalnız senevî yedi yüz elli guruş meʿâş ve bir topun tertîbi bir nefer top ustasına yetmiş beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve bir nefer top ustası yamağına elli akça yevmiyye ve on akça kisve-behâ ve sekiz nefer Topçu neferâtına otuz altıdan elliye varınca ikişer akça tefâvüt ile üç yüz kırk dört akça yevmiyye ve bir ortanın tertîbi Çorbacısı'nın meʿâş ve taʿyînâtı bâlâda beyân olunduğu vech üzere bir nefer Oda-başısı'na yüz beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve bir nefer Vekîl-harc'a seksan beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve bir nefer Bayrakdâr'a seksan akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve on nefer top ustasının her birine maʿa-kisve-behâ doksanar akça yevmiyye ve on nefer top usta yamağının her birine maʿa-kisve-behâ altmışar akça yevmiyye ve seksan nefer Topçu neferâtına maʿa-kisve-behâ\nüç bin dört yüz kırk akça yevmiyye ve bir nefer Aşcı'ya yetmiş beş akça yevmiyye ve on beş [Ü1 90b] akça kisve-behâ ve bir nefer Baş-karakullukçu'ya elli akça yevmiyye ve on akça kisve-behâ ve bir nefer Sakā'ya otuz akça yevmiyye ve on akça kisve-behâ ve on beş nefer Kara-kullukçu ve mülâzimânın her birine maʿa-kisve-behâ otuzar akça yevmiyye ve Ağa Ortası'na mahsûs olarak ziyâde olan yirmi nefer Kara-kullukcu'nun her birine maʿa-kisve-behâ otuzar akça yevmiyye ve bu cümle ortalardan mâʿadâ [Ü2 96b] Kâr-hâne ve Top-hâne hidmetinde olmak üzere tertîbi iktizâ eden neferâtdan bir nefer Serrâc-bâşı'ya yetmiş beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve otuz nefer kara-kullukçuların her birine maʿa-kisve-behâ yirmişer akça ve yirmi nefer mülâzımlarının her birine maʿa-kisve-behâ onar akça yevmiyye ve tertîb-i mezkûr üzere her bir ortaya on top verilüp, her ortanın Aşcı ve Kara-kullukçu ve Oda-başı ve sâyir zâbitânıyla neferâtı min-haysü'l-mecmûʿ yüz yirmi iki ve yalnız Ağa Ortası'nın yüz kırk iki neferi olmağla, yirmi beş ortanın üç bin yetmiş neferi ve Kullukçu ile bi'l-cümle Topçu Ocağı, zâbit ve neferi üç bin yüz yirmi bir nefere bâliğ olup, her bir ortaya onar top verilüp, dört kıtʿası sürʿat topu oldukda, her sürʿat topuna onar nefer tüfeng-endâzdan beher ortaya kırkar nefer tüfeng-endâz zamm ile cümlesi Ağa ve Kâtib ve yamaklarından mâʿadâ dört bin yüz yirmi bir nefer olmak iktizâ eylediği ve Top-hâne'de fi'l-asl mühimmât zabt u tahrîrine meʾmûr olan Rûznâmçe Kalemi'nin Rûznâmcısı ve dört nefer şâgirdânı olup, bunların nizâmı dahi Rîzendegân ile tanzîm olunacağı ve yirmi beş ortanın taʿlîm günleri neferâtını yoklayup, mevcûd ve nâ-mevcûdunu tahrîr içün Ocak Kâtibi maʿiyyetine iki nefer Kâtib taʿyîn olunup, senede [Ü1 91a] beşer yüz guruş meʿâş tertîb oluna. Ve bu iki Kâtib'in elverüp vermeyeceği Nâzır ile Kâtib'in reʾyine havâle oluna.\nRîzendegân neferâtının nizâmı baʿde'l-müzâkere karar-gîr oldukda, Top-hâne mühimmâtı şurûtunda başka bir mâdde olup râbıtası [Ü2 97a] verile. Ve Tulumbacı neferâtı heyʾet ve nizâm-ı sâbıkları üzere ʿalâ hâlihî ibkā oluna. Ve işbu Topçu Ocağı mâddesine dâʾir bundan sonra baʿzı fâyide ve lüzûmu müştemil ve şurûtunu mukavvî revâbıt hâtıra gelürse, baʿde'l-ʿarz istisvâb olunursa, işbu kānûn-nâmeye tezyîl câyiz ola.\nİşbu nizâmât ʻatebe-i ʻaliyye-i hazret-i Tâc-dârî'ye ʻarz olundukda: “İşbu kānûn-nâme-i hümâyûnum ittifâk-ı ârây-ı ʻulemâ ve erbâb-ı şûrâ ile tertîb ü tanzîm ve pesendîde-i Mülûkâne'm olmağla, ilâ-mâ-şâ'allâhü Teʻâlâ düstûru'l-ʻamel tutulmak üzere iktizâ eden mahallere kayd oluna. Ve kānûnum olmağla, bir vakitde hılâfına cesâret vukūʻa gelmeye. Mugāyiri hareket eder olur ise haklarından geline\" deyü hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-sudûr oldu.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı dûdmân-ı Topçuyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_147.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı dûdmân-ı Topçuyân",
          "text": "Muʿallem askerin fevâyidi cild-i evvelde icmâlen ve sânîde tafsîlen mezkûr olup, bu defʿa himmet-i Şâhâne ile karâr-gîr-i intizâm olan muʿallem askerden Topçu Ocağı'na verilan hüsn-i nizâmın sûret-i mukarreresidir ki, ber-vech-i tenkīh u tashîh [Ü2 85b] vech-i âtî üzere beyân ü tasrîh olunur.\n\nTopçu Ocağı'na iʿtibâr ve kadr ü şânını iʿlân ü izhâr içün Cebeci Ocağı misillü tûğ ihsân olunup, topçu-başılar, cebeci-başılar gibi serâsere dûhte üst kürkü ve dîvân rahtı istiʿmâl eyleyeler. Ve bu Ocağ'a fîmâ-baʿd Ağa olanlar dîndâr ve kâmil ve müdebbir ve ʿâkıl ve sefer ü hazarda zabt u rabta muktedir ve aʿmâl-i asâkire kādir olmak kānûn ola. Ve cevâyiz ve ʿavâyid ve hediyye ve rüsûma dâ'ir topçu-başılardan vakten mine'l-evkāt bir şey alınmayup, serhaddât ifrâzâtı ve sâyir bu makūle menâfiʿ külliyyen refʿ olunmak mukābelesinde sefer ü hazarda idare-i dâyiresiyçün başka başka tertîb olunan meʿâşa ber-vech-i âtî kanâʿat edüp, ağalar dahi Kethudâ ve zâbitân-ı sâyireden [Ü1 81a] katʿâ bir şey almaya. Ve topçu-başılarının mâ-dâme kānûn-i cedîd şurûtuna mugāyir hareketleri nümâyân olmaya. Bilâ-cürm ʿazilleri tecvîz olunmayup, hılâf-ı rızâ ve mugāyir-i kānûn ednâ kusûru zuhûr ederse, bir defʿası sehv ü hatâya haml ile ʿafv olunup, defʿa-i sânîde bilâ-te’hîr lâzım gelan te’dîbi icrâ oluna. Ve ekâbir-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir muʿtemed ve kâr-güzâr ve ʿâkıl [ve] sâhib-i vekār bir kimse Ocağ'a Nâzır nasb olunup, Nâzır ve Ağa maʿrifetiyle bi'l-cümle Ocak ricâli ve zâbitânı intihâb olunup, baʿde'l-istîzân nasb ü taʿyîn ve kâffe-i umûr-ı Ocak mûmâ ileyhimânın ittifâklarıyla ruʾyet olunup ve fîmâ-baʿd Sürʿat Nezâreti ve Topçular Kitâbeti bir âdeme tevcîh olunup, Ocağ'a dâ'ir muktezî olan ʿarzları bi'n-nefs Kâtib meccânen [Ü2 86a] yazup, Nâzır ile Ağa maʿan temhîr ve ikisinin mührü cemʿ olmadıkça iʿtibâr olunmaya. Ve Ocak Nâzırı bulunanlar Top-hâne'de vâkiʿ umûrun külliyyesine Nâzır-ı müstakıll olup, gerek\ntanzîm-i zâbitân ve neferât ve gerek ʿan-asl Top-hâne nâzırlarının vazîfeleri olan top dökümü ve Ocağ'ın cümle mühimmâtına hâsılı cüz'î ve küllî ve bi'l-cümle Top-hâne umûruna bi-muzâfâtihâ nezâret ve dikkat eyleye. Ve işbu Nezâret mansıb olmayup, meʾmûriyyet-i hâssa kabîlinden olmağla, mansıb-ı âhara mâniʿ olmaya. Ocağ'ın cümleten umûru Ocak Nâzırı ile Ağa'ya müfevvaz olmak cihetiyle zabt u rabt-ı neferât, Ağa'nın ve idâre-i umûr-ı mevâcib, Kâtib maʿrifetiyle Nâzır'ın müstakıllen vazîfeleri olup, mevâcib defterlerine ve tevzîʿine Nâzır ve Kâtib'den gayri Ocağlu'dan kimse taʿarruz etmeyüp, tevzîʿ de Kâtib maʿrifetiyle Ocak Nâzırı bi'l-külliyye müstakill ola. Resîd Defteri ve Şöhret Defteri nüshateyn olup, biri Kâtib'de ve dîgeri Nâzır'da bulunup, mevâcib umûruna bi'n-nefs nâzırlar [Ü1 81b] dikkat eyleyeler. Eğer nizâmın hılâfı bir hâlet meşhûdu olursa, Topçu-başı ma'rifetiyle define ve lede'l-iktizâ Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde ile hâtıra riʿâyetden ittikā edüp, ketm ederse muʿâteb ola. Ve Ocak mevâcibini eşkâl-i mahsûsalarına tevfîk ile mevcûd olanlara tevzîʿden sonra, nâ-mevcûdun ʿulûfesini bâz-be-hazîne etdirüp, masraf irâ'esiyle Ocak'da alıkonulmaya. Ve ağalar müstemirr oldukları misillü kâtibler dahi mâ-dâme umûr-ı lâzimelerinde tekâsül eylemeyeler. Bilâ-sebeb üç seneden evvel ʿazl olunmayup, beher sene [Ü2 86b] tevcîhâtda Ağa ve kâtiblerin bilâ-câyize ve ʿavâyid nehc-i kadîm üzere ibkāları câyiz ola. Nasb olunan Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle Ocak ricâlinden emekdâr ve iş-güzâr ve top fenninde mehâreti bedîdâr bir kimse Kethudâ nasb ve kezâlik Kethudâ-yeri ve Ocak Çavuşu intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'den istîzân ile yerlü yerine taʿyîn oluna. Ve Ocak ricâlinin istişâre ve ittifâklarıyla Ocağlu'nun ehl-i ʿirz ve zabt u rabt erbâbından ve âşinây-ı fenn olanlarından orta çorbacıları tertîb ve birinden câ'ize ve ʿavâyid alınmayup, Ocak çavuşları bu gürûhdan intihâb ü taʿyîn ve her hidmet erbâbına sipâriş ü tefvîz olunmakda dikkat ü ihtimâm ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyire dahi ber-minvâl-i muharrer erbâbı olanlardan nasb oluna. Ve işbu Ocak tevcîhâtının birisinde recâ vü şefâʿat bir vechile câyiz olmayup, zâdeliğe bile iʿtibâr u riʿâyet olunmayup, sebeb-i tercîh mücerred liyâkat-i zâtiyye olup, sâhib-i hünerin zâdeliği mâniʿ-i nasb olmaya. Ve intihâb olunacak zâbitânın liyâkat ü istiʿdâdlarını Nâzır olanlar tahkīk ve zâbitliğe istihkākları zâhir ise, Nâzır ile Ağa müttefikan ʿarz eyleyeler. Ve Ağalık münhall oldukda, Topçu-başılığı Kethudâ [Ü1 82a] idâreye ehil olup, hâricden Ağa\nnasbına hâcet mess etmediği takdîrde Kethudâ, Ağa olup, Kethudâ-yeri, Kethudâ ve Başbölük-başı, Kethudâ-yeri olup, Baş-bölük-başılık eskilik tertîbi üzere taʿyîn oluna. Ve Çorbacılık münhall oldukda, [Ü2 87a] ol ortanın Oda-başısı'na Çorbacılık tevcîh olunup; Vekîl-harc, Oda-başı ola. Ve Vekîl-harclık münhall oldukda, ʿAlem-dâr, Vekîl-harc ola. Ve ʿAlem-dârlık münhall oldukda, ol ortanın top ustalarıyla Aşcı'sının tarîkına bakılup, eski bulunan Bayrakdâr ola. Top Ustalığı münhall oldukda, yamağı, top ustası olup, anın yerine neferâtının ziyâde mâhiri taʿyîn oluna. Ve mehâretde müsâvât bulunur ise eskiliğe iʿtibâr oluna. Ânifen zikr olunduğu üzere çorbacılardan bi'l-intihâb taʿyîn olunan Ocak Çavuşu'nun Ocak'ca tarîkı Çorbacılık iʿtibârıyla yürüye, yaʿnî mâ-fevkine vusûl, Çorbacılık'da kıdemi iʿtibârıyla hâsıl ola. Ve Çavuş olanlar meʿâş-ı muʿayyenlere kāniʿ ve hıdemât-ı me'mûrelerinde sadâkat ve kānûna riʿâyet edüp, tamaʿa tâbiʿ olmayalar. Olurlar ise te'dîb olunalar. Ve Çavuş maʿiyyetinde bir Kapu Çukadârı'nın lüzûmu zâhir olmağla, münâsibinin biri nasb olunup, çorbacılardan ebedî Kapu Çukadârı olmaya. Hâlâ küşâde olunan yirmi üç orta, yirmi beşe iblâğ olunup, ʿale'l-infirâd çorbacıları erbâb-ı liyâkatden olmak şart kılındığından başka, ortalarında müstemirren mevcûd bulunup, ortalarının umûrunu ru’yet lâ-büdd olmağla, Ağa ve Kethudâ ortalarına dahi birer başka Çorbacı nasb olunup, ol iki ortanın merbûtıyyetleri Ağa ve Kethudâ'ya olup, sâyir çorbacılar gibi neferât ve ortayı idâre eyleyüp, zikr olunan iki ortaya Ağa ve Kethudâ Ortası ıtlâk oluna. İşbu yirmi beş nefer [Ü1 82b] çorbacılardan mâʿadâ kusûr kalan ser-bölüklerden [Ü2 87b] liyâkati olanlar, bu ortalardan ziyâde orta küşâdı iktizâ eyledikde, ol vakit küşâd olunacak ortaya Çorbacı olmak üzere yalnız mutasarrıf olduğu Eşkinci esâmesine şerh verilüp, hâlleriyle ibkā olunalar. Ve liyâkati olmayanların tasarruflarında olan esâmeleri kaç akça ise hıdmet-i sâbıkasına merhameten onda bir akça zammıyla tekāʿüd ola.\nTopçu Ocağı'nda Serrâc-başı ve kullukçuların lüzûmu bedîdâr olmağla, bir nefer Serrâc-başı ve otuz nefer Kullukçu ve yirmi nefer Mülâzım tertîb olunup, işbu serrâc-başılar kullukçulardan olup, üç sene hidmet eyledikden sonra, gümrükden altmış akça tevcîh ile tekāʿüd ola. Ve üç seneden evvel tekāʿüdlük tevcîhi câyiz olmaya. Tekāʿüd olan Serrâc-başı fevt ve yevmiyyesi mahlûl oldukda, sâyir tekāʿüdler gibi iki akça ihbâriyyesi verilüp,\nmâ-ʿadâsı hazîne-mânde etdirile. Ve Ocak'dan mütekaʿid esâmî ashâbının hayât ü memâtlarını tecessüs ü ihbâr Nâzır ve Ağa ve Kâtib ve Ocak Kethudâsı'nın vazîfeleri ola. Ve ortalarının her birine onar top tevzîʿiyle cemʿan iki yüz elli top tertîb oluna. Ve neferâtı dahi bi'l-kıyâs her bir topa onar nefer taʿyîn olunup, şâhî topların dahi sürʿat topları gibi iʿmâl olunması matlûb ve fîmâ-baʿd neferât-ı merkūme şâhî topları dahi sürʿat mühimmâtı ile iʿmâl etmek vâdîsinde meşk u taʿlîm eyleyeler. Ve her top ustasının bir nefer yamağıyla sekiz nefer cemʿan dokuz neferi olmağla, on ustanın zîr-i idâresinde olan neferât muʿayyen olup, gayri ustanın [Ü2 88a] neferine karışmaya. Ve her on nefer müstakıll ü mahsûs olup, kangı nefer kangı top ustasına merbût idüği bilinmek içün her bir top ustasına [Ü1 83a] ortası nişânından mâ-ʿadâ bir ʿalâmet-i mahsûsa vazʿı ve ʿalâmet-i mezkûreyi top ustası ve neferâtı maʿan hâmil olmak lâzım olmağla, evvelen ortası nişânını kaçıncı orta olduğunun rakamıyla kisvelerine vazʿ eyleyeler ve her ortada top ustası olmağla, ol ustalara tertîb üzere birinci, ikinci, tâ onuncuya varıncaya dek top ustası ıtlâk olunup, kisvelerine vazʿ edecekleri orta nişânlarının aşağısına kaçıncı usta olduklarının rakamını kendüleri ve neferleri vazʿ eyleyeler. Ve bâlâda mastûr mahsûsca ʿalâmet işbu rakamdan ʿibâret olup, lede'l-muʿâyene Topçu Ocağı'nın kangı ortası ve kaçıncı top ustası ve neferi olduğu maʿlûm ola. Ve her ortaya verilan toplara ol ortanın nişânı hakk ile vazʿ olunmak eğerçi lâzım olup, lâkin ortaların her birine sürʿat ve obüs ve balyemez ve şâhî topları mahlûtan verilecek olup, hîn-i hâcetde bir ortanın topları bir cins olmak iktizâ eyledikde, birinin topu dîgere verilmek lâzım gelüp, bu sûretde top üzerinde hakk ile nişân bulunmak, topun âhar ortaya verilmesine mâniʿ olacağı zâhir olmağla, topların nişânı hakk ile vazʿ olunmayup, ortalara verildikçe yağlu boya ile vazʿ olunarak ortadan ortaya top verildikde, evvelki nişânı imhâ olunup, yerine verildiği ortanın [Ü2 88b] nişânı yine yağlu boya ile vazʿ olunup, sefer ü hazarda bu keyfiyyet muʿteber ola. Muhârebede her ustaya verilan topda yağlu boya ile vazʿ olunan orta nişânı yanına ol ustanın kendüye mahsûs rakam-ı nişânı dahi kezâlik yağlu boya ile vazʿ oluna. Ve her usta neferâtıyla maʿan topunun yanından ve nefer, ustasından ve ustası, neferinden ayrılmak câyiz olmaya. [Ü1 83b] Top ustasının yevmiyyesi maʿa-kisve-behâ doksan akça ve yamağının maʿa-kisve-behâ yevmiyyesi altmış akça olup, mâ-ʿadâ sekiz neferinin eskisi kim ise elli akça ve yenisi otuz altı akça maʿa-kisve-behâ yevmiyyeli ola. Ve yevmiyye tertîbinde cihet-i rüchân mücerred istiʿdâd-ı zâtî olmağla, Ocak Nâzırı, Topçu-başı'yla tertîb-i neferâtda mâhir ve eski,\nyevmiyyeli ve gayr-i mütefennin ve cedîd, mâ-dûnu olmak üzere tertîb ve gayr-i müstaʿiddi tercîhden ihtirâz edeler. Her ortaya Aşcı ve Baş-karakullukçu ve Sakā'dan mâʿadâ, on beş nefer Karakullukçu ve Ağa Ortası'na otuz beş nefer Karakullukçu tahsîs olunup, maʿa-kisve-behâ yevmiyyeleri otuzar akça ola. Ve bunlar ortalara Mülâzım olmalarıyla, Kara-kullukçu koşulduğu günden beher hâl top atmak fenninde mehâret kesb eylemeleri meşrût olup, bi'l-münâvebe 'ale'd-devâm tahsîl-i fenn etmeğe saʿy ü dikkat eyleyeler. Ve bi'l-cümle Ocak ricâlinin kayd-ı zarûretden vâreste olup, refâh-ı hâlleri zımnında meʿâşlarının tanzîmi dahi emr-i mühimm olmağla, Ocak Ağası'na senevî otuz bin, Nâzır'a yedi bin beş yüz, Kâtib'e altı bin, Kethudâ'ya yedi bin beş yüz, [Ü2 89a] Kethudâ-yeri'ne Çorbacılığ'ından mâʿadâ bin beş yüz, Çavuş'a Çorbacılığ'ından mâʿadâ bin beş yüz, Kapu Çukadârı'na yedi yüz elli guruş meʿâş taʿyîn ve Ocak Ağası'na yirmi vakıyye lahm ve seksan çift nân ve sâyirine zîrde beyân olunduğu vechile taʿyînât tertîb olunup, nân-ı ʿazîzin her çifti yarımşar vakıyye ola. İşbu meʿâşların bu vechile teksîri zâbitlerin vaktiyle sefer mesârıfiyçün evvel emirde tahsîl-i refâh u kuvvet ve bi'l-iddihâr nâyil-i gınâ vü vüsʿat olmaları mesâlihi içün olmağla, eyyâm-ı hazarda teʿazzüz ü tereffüh fikriyle isrâf ü sefâhet vâdîlerine düşmeyüp, oluruyla kanâʿat ve sefere sermâye ve kudret peydâ [Ü1 84a] etmeğe saʿy ü gayret edeler. Şöyle ki, libâs ve meʿâş ve meskenlerinde hadd-i iʿtidâle riʿâyet etmeyüp, telef ü seref üzere olurlar ise menʿ ü tahzîr ve mütenebbih olmayanlar teʾdîb ü tekdîr olunalar. Ve zâbitâna taʿyîn olunan meʿâş, icmâl-i mevâcibe idhâl olunmayup, mevâcibin hîn-i tertîbinde maʿan tertîb olunup, mevacib ihracı günü Hazîne-i hümâyûn'dan bir kısta iktizâ eden meʿâş her ne ise derhâl Ocağ'a îsâl ve Nâzır maʿrifetiyle ashâbına iʿtâ vü tevzîʿ ve ketm ü teʾhîrden menʿ ü tahzîr oluna. Neferâtın kadîmden olan kışlakları vâfî olmadığından, tevsîʿ ve iktizâsına göre müceddeden binası tasmîm olunmağla, neferât-ı merkūme kışlaklarında ârâm eyleyeler. Çorbacı'ya verilecek taʿyînâtdan başka Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve Aşcı ve Baş-karakullukçu ve sâyir kara-kullukçular ve neferât içün [Ü2 89b] ortalara taʿyînât tertîbi dahi lâzım gelüp, ancak neferât tertîbine henûz şurûʿ olunmağla, mevcûdlarına göre taʿyînâtları dört ustasına verile. Ve mevcûdların taʿyînâtı Nâzır ve Kâtib maʿrifetiyle tertîb olunup,\nnâzırların tezkireleriyle mahsûb olup, taʿyînâta ricâl-i Ocak'dan bir kimse müdâhale etmeyüp, ederler ise te'dîb olunalar. Ve Topçu Ocağı'ndan küllî hıdmet me'mûl olduğuna binâ'en, taraf-ı hümâyûndan iltifât erzânî kılınup, temeyyüzleri matlûb olmağla, çorbacıların esbâb-ı dîvâniyyeleri âl sâye çukadan şemseli bol yenlü ferâce olup, hazar u seferde sayf ü şitâda çuka entârî ve çuka cübbe ve sâye kapûd iktisâ eyleyeler. Ve hengâm-ı sayfda entârîleri beyaz bogāsîden olmak câ'iz ola. Bu defʿa iktisâ edecekleri libâslarının nümûnesi olmak üzere taraf-ı hümâyûndan yirmi beş nefer Çorbacı'ya yirmi beş kat libâs ihsân buyurulmağla, fîmâ-baʿd libâslarını [Ü1 84b] işbu defʿa nümûne olarak iʿtâ buyurulan elbiseye muvâfık tanzîm eyleyeler. Eyyâm-ı şitâda şiddet-i berdden muhâfaza içün mecbûr olan olur ise, zağarasız Anadolu nâfesi cübbe geymek câyiz ola. Sâye kapûd ve çuka ʿantârî ve çuka cübbe ve sayfda bogāsî ʿantârî hey'et-i mahsûsaları olmağla, bu vechile mümtâz olalar. Ve orta aşçıları ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc dahi yeşil çukadan serhadli iktisâ eyleyeler. Ve neferâtdan temeyyüz içün top ustaları göğez çukadan nîmten ve yamakları fıstıkî çukadan ve mâ-ʿadâ Topçu neferâtı [Ü2 90a] yeşil çukadan ve tüfeng-endâzları mor çukadan nîmten geyüp, ʿale's-seviyye mâ'î Leh çukasından potur ve cümlesi kırmızı fes üzerine İstanbul-kârî siyâh pûşî saralar. Ve top ustası ve yamağı ve neferât-ı sâyirenin beher mevâcibde ber-vech-i âtî kisve-behâları içün muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, nümûne içün ibtidâ tertîbinde bir defʿa verilecek elbise-i mahsûsaya fîmâ-baʿd libâslarını muʿayyen olan kisve-behâlarından kendüleri tanzîm ve kara-kullukçuların hey'et-i asliyyeleri tagyîr olunmayup, açık mâ'î nîmten ve baş-karakullukçuları iktizâsına göre kırmızı telli mukaddem sarmak ve mevcûd olan Eşkinci neferâtına ne mikdâr ise bir kimseye gadr olmamak irâdesiyle eşkinci topçularda yevmiyyesi otuz altıdan dûn olanları ber-mûceb-i şurût hıdmetine rağbet ve müdâvemet eder makūleden ise, yevmiyye ve kisve-behâları otuz altıya iblâğ ve yevmiyyeleri ziyâde ve elliden dûn olanları elliye varıncaya değin tertîbe tevfîk oluna. Ve elliden ziyâde yevmiyyeli olarak kānûn târîhinden mukaddem Eşkinci Topçu esâmîsine mutasarrıf olanlardan mehâreti zâhir olanlar Zâbit nasb ü taʿyîn olunup, tertîblerine göre yevmiyye ve kisve-behâları [Ü1 85a] tanzîm oluna. İşbu kadîm eşkinci topçularından hüneri olmayanlar neferlik ile teʿallüm-i fenn içün taʿlîm mahallinde ʿale'd-devâm mevcûd bulunup, kesb-i sanʿat eyleye. Bir seneye dek kesb-i hüner eyler ise, neferlikde ibkā olunup, yolu geldikde tertîb-i tarîkleri üzere işbu [Ü2\n90b] kānûn-ı cedîd nizâmına tatbîk ile hakkında muʿâmele oluna. Ve o makūlelerin ziyâde yevmiyyesi nefer olmasına mâniʿ olmaya. Lâkin şart-ı mezkûr üzere ʿatîk eşkincilerden cüz'î ve küllî yevmiyye mutasarrıfları, böyle muʿteber Ocağ'a rağbet ve taʿlîm yerine gelüp, hüner tahsîline saʿy ü gayret ve kışlasına müdâvemet etmeyüp, bulunduğu kârdan ferâgat etmez ise ve taşrada bulunanları Âsitâne'ye gelmeyüp yâhûd fevt ile esâmesi mahlûl olursa, o makūlelerin esâmîsi hazîne-mânde olunup, yerine mülâzimînden biri ibtidâ neferin duhûl edeceği maʿa-kisve-behâ otuz altı akça yevmiyye ile nefer tahrîr olunup, bu mâddeye kemâl-i mertebe saʿy ü dikkat oluna. Ve ʿatîk Eşkinci neferâtından ʿalîl ve hıdmete yaramazı bulunur ise, hıdmet-i sâbıkasına mükâfâten hakkında merhamet tesvîg olunup, Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle teharrî vü dikkat olunarak iktizâsına göre münâsib mikdâr tekāʿüdlük tevcîhi câyiz ola. Zikr olunan neferât-ı ʿatîkadan mâʿadâ, iktizâ eden mezkûru'l-mikdâr neferâtın intihâb olunacak Nâzır ve Ağa ve Ocak ricâli maʿrifetleriyle tahrîrine şurûʿ ve tertîbine mübâşeret oluna. Sürʿat topları meteris topu olmayup, saff-ı cengde müstaʿmel olmak cihetiyle her ne kadar sâyir ocaklar piyâdeleri saflarında istiʿmâl olunacaklar ise dahi, topçulardan mâʿadâ yine Topçu neferâtı olmak üzere başkaca tüfeng-endâz muhâfız neferâtına muhtâc olup, her sürʿat topuna mahsûs olan [Ü1 85b] on nefer sürʿatçilerden [Ü2 91a] mâʿadâ onar nefer dahi tüfeng-endâz neferât tahrîr ve taʿyîn olunacak muʿallimler maʿrifetleriyle tüfeng-endâzlık fennini teʿallüm eyleyeler. Bunların hıdmetleri merbût oldukları topun muhâfazasıyla tüfeng-endâzlık ola. Bir ortadan topçu neferinin yeri münhall oldukda, ortasının mülâzımlarıyla işbu tüfeng-endâz beynlerinde top atmakda sâhib-i mehâret kim ise ol kimesne nefer olup, hâricden mülâzım yâhûd tüfeng-endâz yazıla. Bu sûretde işbu tüfeng-endâzlar dahi top fenninde mehâret kesb etmek muktezây-ı tarîklerinden olmağla, vakitlerini mücerred tüfeng atmağa hasr etmeyüp, aralıkda top atmak sanʿatını dahi tahsîl edeler. Ve bu tüfeng-endâzların yevmiyye ve kisve-behâları yirmi beşer akça olup, toplara mahsûs neferâtdan sonra tahrîr oluna. Esnây-ı seferde bir ortaya bi'l-cümle sürʿat topu verilmek lâzım geldikde, dîger ortalarda olan sürʿat toplarından verilmek iktizâ eylediğine nazaran, ol topların muhâfazasına me'mûr tüfeng-endâzlar berâber bulunmak ve zikr olunan tüfeng-endâzan o ortaya Yamak\nolarak istihdâm olunup, muhafız olmaları hasebiyle sür'at toplarının yanından münfekk olmayalar. Baʿde-hıtâmi'l-maslaha sür'at topları, tertîb-i sâbık üzere ortalarına rücûʿ eyledikde, tüfeng-endâzlar dahi fi'l-asl yoldaş oldukları ortalara ricʿat eyleyeler. Topçu Ocağı tertîbine göre bu mikdâr toplara neferât-ı mezkûre kâfî olmağla, fîmâ-ba'd Taslakçı ve sâyir isimler ile Ocak'da bilâ-esâme neferât olmaya. Ve esâmesizlere Topçu ıtlâk olunmaya. Ve Nâzır [Ü2 91b] ve Ağa ve Kethudâ ve sâyir Ocaklu hâricden bilâ-esâme etbâʿ kullanup, neferden etbâʿ istihdâm etmek ebedî câyiz [Ü1 86a] olmaya. Pâdişâh, kulunun hıdmetkâr olmasına bir vechile rızây-ı hümâyûnu olmayup, gerek Ocağlu ve gerek ricâl ve gayriler topçulardan bir neferi hidmetkâr etmeyüp, eder olurlar ise te'dîb olunalar. Ve üç ayda bir mevâcib ihrâcında Kâtib olanlar sâyir me'mûrlar ile Dîvân-ı hümâyûn'dan kānûn-i kadîm üzere mevâcibi alup, doğru Top-hâne'ye îsâl ve hifz eyleyüp, Nâzır ve Topçu-başı hazır oldukları hâlde sergi ferş birle tevzîʿine şurûʿ eyleyeler. Ve tevzîʿ ü tekmîline dek mevâcib akçası nâzırlar re'yiyle kâtiblerin hıfzında ola. Sergiden baʿzı fukarâya sadaka ve 'atıyye olarak verilmek muʿtâd olan masraf-ı sergi nısf-ı yevmiyyeyi tecâvüz etmemek üzere sarf olunup, mâʿadâ fazla-i mevâcib her bir ortaya yevmiyyelerine göre ne mikdâr muktezî ise orta orta ayrılup, nâzırların zîr-i yed-i muhafazalarında olarak ol ortanın umûr-ı mesârıfı görülmek içün iktizâsı mikdârını o ortanın Vekîl-harcı'na teslîm ve her ortada îkād olunacak kandîl ve şemʿ ve cârûb ve hatab ve kömür ve me'kûlât ve levâzım-ı sâyire behâları fazla-i sergiden Vekîl-harc maʿrifetiyle tanzîm oluna. Ve mevsiminde hisâbını ru'yet ve bir sergiden dîger sergi ferşine dek mesârıfdan fazla her ne mikdâr nesne kalur ise, orta mâlı olmak üzere 'ale'd-devâm nâzırların hıfzında olup ve dîger mevâcib ihrâcında anın dahi ilerüki mevâcibe dek mesârıfı tenzîl ve fazlası minvâl-i muharrer üzere idâre olunup, [Ü2 92a] fazlalarıyla ortaların çorbacıları ve zâbitânı ve ocak ağaları vukūflarıyla Kâtib defterine kayd ile nâzırların hıfzında ola. İşbu fazla-i sergiye Nâzır ve Ağa ve Kâtib ve Kethudâ ve Çorbacı [Ü1 86b] ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyire tamaʿ etmeyeler. Ederler ise te'dîb olunalar. Ve fazla-i sergiden mâʿadâ yevmiyyelerinden bir akça tenzîl olunmaya. Tenkīsa cesâret edenlerin haklarından geline. Kara-kullukçu ve Aşcı ve Sakā ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc ve oda-başıların muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, mevâcib tevzîʿinde bahşiş ve tas akçası ve vesâyil-i sâyire ile bir neferden bir akça taleb etmeyeler. Ve bu husûsa Ağa ve Nâzır ve Kâtib ve Kethudâ dikkat\nedüp, ruhsat irâ'esiyle el-ân veren olursa te'dîb oluna. Ve mevâcibleri neferât yedine teslîm olunup, sipâriş ü havâle ile âhara verilmeye. Ve mevâcib çıkar iken hastalık ve yâhûd âhar ʿözr-i şerʿîyle bulunmazı olur ise, mevâcibleri defteriyle Nâzır'ın ʿilmi lâhık olarak Kâtib yedinde emâneten hifz olunup, ʿadem-i huzûru ʿözr-i şerʿîden iktizâ ile hıdmetde tekâsülü olmadığı Nâzır ʿindinde tehakkuk ederse sâhiblerine teslîm olunup, hidmetlerinde devâmı olmayup, ancak mevâcibde ʿulûfe içün gelanleri Ağa ve Nâzır tashîh edüp, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿi ve Ocak'dan tardıyla iktifâ olunmayup, aldığı ʿulûfenin reddiyle sâyire ʿibret kılınmak ve refʿ olunan yevmiyye-i merkūme mutasarrıflarının birine mülâzımlardan nefer yazılup, anın yerine hâricden ber-mûceb-i şurût Mülâzım yazıla. Ve tevzîʿ-i mevâcibde nefer ʿulûfesi sergide [Ü2 92b] ellerine teslîm olunacağından, yoklanma sûreti dahi hâsıl olmağla, nâ-mevcûdları nâzırlar, Kâtib maʿrifetiyle başkaca defter edüp, Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde'l-ʿarz yerlerine yarar neferât bilâ-tekâsül tedârük ve tahrîr eyleyeler. Ve Topçu ortalarından baʿzılarının müsakkafâtı şâmil vakıfları ve nukūd-i mevkūfeleri olmağla, nâzırlar buna dahi nezâret eyleyüp, şart-ı vakıfı icrâ ve Ocağ'ın Beytülmâli'ni [Ü1 87a] dahi telefden vikāye eyleye. Ve o makūle emvâl-i Beytülmâl, ʿilm-i Nâzır lühûkuyla ortaların mesârıf-ı seferiyyelerine sarf içün ocakda memhûren hifz oluna. Neferin yolu giderek Oda-başı olmak ve andan mâ-fevkine vusûl bulmak kazıyyesi bâlâda mastûr şurûtdan zâhir ve orta-başıların müte'ehhil olmaması, ocağların kavânîn-i kadîmesinden olduğu mütevâtir olmağla, işbu kānûn-i cedîd târîhinden sonra müceddeden yazılan neferât te'ehhül etmek lâzım gelürse, Oda-başı olamayacağlarını ve mâ-fevkine ʿadem-i vusûl ile neferlikde kalacağlarını mukarrer bileler. Ve Çorbacı olmayınca te'ehhül etmeyeler. Ve fi'l-asl müte'ehhil bulunanlar tahkīk olunup, anlardan gayri müceddeden tahrîr olunacak neferât mücerredlerden yazılup, müte'ehhil olanlar yazılmaya. Ve Topçu yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden keff-i yed ve hıdmetini terk ederi olursa, yevmiyye-i merkūmeden aldığı ʿulûfe temâmen istirdâd ve Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve eğer yevmiyye ile tahrîr olunan topçular vakt-i hazar ʿulûfe alup, sefer hengâmı ortasın bırağup firâr eyler ise, bir Ocak'da kabûl olunmayup ve bi-eyyi-vechin kân buldurulup, cezâsı tertîb oluna. [Ü2 93a] Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı zâbitân dâ'imâ tecessüs edüp, Ağa ve Nâzır'a ihbâr eyleyüp, muhıll-i nizâm olan mâddeleri ketm eden zâbitân mazhar-ı ʿukūbet ola. Ve Ocak-ı mezkûrun şurût-ı nizâmiyyeleri her vechile mer'î olduğuna binâ'en, mevâcib iʿtâsında nâzırları teharrî edüp, bi'l-cümle zâbitân ve tevâbiʿleri ve esnâf ve sâyir etbâʿ ellerinde Topçu\nyevmiyyesi bulunur ise, fi'l-hâl refʿ oluna. Ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına yevmiyye verilmeye. Yevmiyyeli Topçu neferâtı mümtâz olmağla, asıl yevmiyyeli topçulardan [Ü1 87b] biri töhmet ile ahz olundukda, kānûn üzere bir mahalde alıkonulmayup, doğru Topçu Ocağı'na gönderile. Cürmü ne ise zâbiti maʿrifetiyle Ocağ'ında icrâ oluna. Ve yevmiyyeli Topçu neferâtından biri firâr edüp, sâyir ocağların birine ilticâ eyler ise, o Ocak'dan zinhâr kabûl ü istıshâb olunmaya. Ve bu makūleden biri hılâf-ı şerʿ hareket eyledikde, kānûn-i Ocak icrây-ı şerîʿate mâniʿ olmayup, ahz ü habs ve te'dîbine sâyir ocağlardan müdâhale olunmaya. Ve Topçu Ocağı'nda bilâ-esâme nefer olmamak meşrût olmağla, fîmâ-baʿd bilâ-esâme yoldaşlık iddiʿâsında olanlar muʿteber olmadığı gibi, bu makūle esâmesizlerden biri ahz olunur ise, Topçu Ocağı'ndan müdâhale ve tesahhub olunmayup, bu mâddeye Âsitâne'de ve taşrada dikkat oluna. Zâbitân ve neferât haklarında bu vechile cârî vü merʿî olacak ʿinâyet-i Şâhâne'nin kadri bilinüp, îfây-ı teşekkürü zımnında şurût-ı lâzimenin icrâsına ihtimâm ve ʿale'l-husûs eyyâm-ı muhârebe ve tertîb-i sufûfda merdlik ve gayret-keşlik ve nâmûs-ı [Ü2 93b] devlet ve Ocak gayretini yerine getürüp, ebedî düşmenden yüz çevirmemeğe teʿahhüd eyleyeler. Ve muhârebe vakitlerinde izhâr-ı şecâʿat ve defʿ-i mazarrat edenlerin esâmelerine terakkī verilmek câyiz ola. Ve kangı top ve orta bir mahalle taʿyîn olunur ise, neferâtı topun yanından ayrılmayup, sayf ü şitâ me'mûr olduğu mahalde kıyâm ve ordunun kışlaya duhûlüyle topçuların bir neferi Âsitâne'ye gelmek câyiz olmaya. Ve seferde sâbıkları misillü ortasını ve hıdmetini terk ü firâr ihtimâli olursa buldurulup, cezâsı tertîb oluna. Ve her topun neferâtı hıdmetini âlet-i meʿâş bilüp, topa hidmetden garaz mesâff u ceng günlerinde topu iʿmâl ve aʿdây-ı dîn ü devleti karîn-i izmihlâl etmek maslahatı olduğunu [Ü1 88a] bilerek ʿale'd-devâm meteris ve meydân cenglerinde yiğitlik şartını yerine getüreler. Maʿâzallâh muhârebede bir top düşmen yedine girer ise, ol topun neferâtıyla ortasının Çorbacısı ve zâbitân-ı sâyiresi mazhar-ı ʿukūbet ü cezâ olup, âhar gayret-keş zâbitler tedârük oluna. Maʿâzallâh eğer bir ortanın cümle topları aʿdâ yedine girerse, kâffe-i mevâʿîd icrâsından başka o orta külliyyen kaldırılup, nâm ü nişânı bir vakitde mezkûr olmaya. Her ortaya dört sürʿat ve iki obüs ve iki şâhî ve iki balyemez topu verilüp, dört nevʿ topun vakt-i hazar iʿmâlini taʿlîm ve muhârebe iktizâ eyledikde, her cins topu kullanmağa mehâret ü istiʿdâd tahsîl eyleyeler. Ve hîn-i muhârebede iʿmâl içün neferâta ne cins top verilür\nise, fi'l ü ʿamellerini bir cinse tahsîs ile iʿmâlinde tereddüd etmeyeler. Ve vakt-i hazar Salı ve Cumʿa günlerinden mâ-ʿadâ, beher yevm beşer orta [Ü2 94a] bi'l-cümle neferât ve ecnâs-ı toplarıyla bi'l-münâvebe tahsîs olunan mahallerde zâbitleri hâzır oldukları hâlde taʿlîm edeler. Ve iktizâsına göre Nâzır ve Ağa ve Kâtib ve Kethudâ münâvebeten taʿlîm mahallinde bulunup, nezâret edeler. Sürʿat iktizâ eyler ise, gülleli ve yâhûd güllesiz ve balyemez ve şâhî ve obüs toplar gülleleriyle taʿlîm oluna. Ve nevbetleri olmadığı gün kışlalarında barutsuz ve güllesiz sürʿat topu taʿlîm ve teʿallüm edeler. Ve ber-vech-i muharrer münâvebe tarîkıyla her orta beher hâl haftada bir kerre taʿlîm mahallinde buluna. Ve aralık aralık Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtı ve Defterdâr Efendi taʿlîm mahalline varup, sanʿatlarında mehâreti zuhûr edenleri ʿale'l-ıtlâk mazhar-ı iltifât ü ikrâm etmek ve top ustası ʿözr-i makbûl ile taʿlîm mahalline gelemez ise, yamağı [Ü1 88b] makāmına kāyim ve neferâtı hıdmet-i lâzimelerinde iʿmâl etmek ve'l-hâsıl câ-be-câ taʿlîm mahalli yoklanup, nâ-mevcûdların teʾdîblerinde dakīka fevt olunmaya. Ve sürʿatci ve balyemezci ve sâyirleri bi'l-cümle Topçu neferâtı olmalarıyla, Ocak hıdmetini müsâvât üzere ruʾyet eyleyeler. Mütekāʿidlerin mahlûlleri bilâ-ketm ihbâr olunup, haberini verene kānûn üzere iki akça ihbâriyye gümrükden tevcîh oluna. Ve mahlûl satmakdan ağaları hazer edüp, Eşkinci ve mütekāʿid esâmeleri alınup satılmaya. Ve mütenebbih olmayanların bilâ-imhâl haklarından geline. Ve yalnız bunların teʾdîbi ile iktifâ olunmayup, hılâf-ı kānûn hareket vukūʿunu tecvîz ve yâhûd istihbârda kusûr eylediği içün Nâzır ve Ağa ve sâyir zâbitân mazhar-ı teʾdîb olacağları mukarrer olmağla, ana göre dikkat eyleyeler. Ve mütekāʿidlerin mevâcibi iʿtâsında sâhib-i esâmî [Ü2 94b] olduğu tahkīk olunarak ʿulûfesi verile. Ve zâbitân ellerinde kānûndan mukaddem bulunan Eşkinci ve mütekāʿid yevmiyyelerini rızâlarıyla ve ağaları maʿrifetleriyle Nâzır'a teslîm ve hazîne-mânde oluna. Nizâmdan sonra o makūle zâbitân esâmî vermeyüp, ketm ederler ise Ocağ'dan tard ve mazhar-ı eşedd-i ʿikāb kılına. Ve Ocak'da mesbûku'l-hidme pîr ve ʿamel-mânde neferâtın yevmiyyesi nısfı mikdârına varınca ve Kethudâ'ya yüz yirmi ve Kethudâ-yeri'ne doksan ve Çorbacı'ya seksan akça gümrükden tekāʿüd vazîfesi verilmek câyiz ola. Ve eğer bunlar muhârebede mecrûh ve hıdmete liyâkatleri kalmadığı baʿde'l-iltiyâm tehakkuk eyler ise, merhameten dahi ziyâde tekāʿüdlük vazîfesi hıdmet ü istihkākına göre verilüp, o mikdârı tecâvüz etmamek ve bu vechile neferin biri tekāʿüd oldukda, esâme-i sâbıkı yerine tahrîr\nolunacak neferin ismine tasrîh ile Nâzır'ı ve Ağa'sı ʿarz eyleyeler. [Ü1 89a] Ve kezâlik vakt-i hazar hıdmet-i lâzıma ruʾyet eder iken sakat ve muhârebe hengâmı mukābele-i aʿdâda mecrûh ve ʿamel-mânde olan neferâta yevmiyyesi mikdârı gümrükden tekāʿüdlük vazîfesi ihsân olunup, sâbıklarda olduğu gibi şefâʿat ü recâ ve bertîl ü rîşâ ile vazîfe-i tekāʿüd verilmek memnûʿ ola. Ve mütekāʿid olacak şahıs bi'n-nefs sadrıaʿzamların manzûru olmadıkça tekāʿüd vazîfesine müstehakk olmaya. Ve tahrîrât ile tekāʿüdlük tevcîhi câyiz olmaya. Ve kānûn târîhinden sonra gümrükden tekāʿüd vazîfesi tevcîh olunanların vazîfeleri ne ise ʿulûfe ihrâcında maʿrifet-i Nâzır ile topdan gümrükden getürdilüp, Eşkinci mevâcibi gibi tevzîʿinden sonra, Nâzır ile Topçu-başı ve zâbitân-ı [Ü2 95a] Ocak maʿrifetiyle neferât mevâcibi gibi vazîfeleri tevzîʿ oluna. Hengâm-ı seferde Nâzır ve Ağa sefere gitdiklerinde, Âsitâne'de kalacak Nâzır ve Ağa Vekîli kezâlik tekāʿüd vazîfelerini mevâcib ihrâcı ʿakabinde gümrükden temâmen getürdilüp, sergi ferşiyle tevzîʿ oluna. Topçu tekāʿüdleri vezâyifi gümrükden havâle olunmak cihetiyle Ocak'dan çıkmış olmayup, yine vazîfeleri Ocak'da verileceğine binâʾen, vakt-i sefer Âsitâne'de vâkiʿ olan Ocak hıdmetini kadîmi gibi Topçu tekāʿüdleri ruʾyet edeler. Ve mahlûl vukūʿunda derhâl Nâzır ve Ocağlu tarafından ihbâr olunup, iki akça ihbâriyyesi tevcîh ve kusûru hazîne-mânde oluna. Ve tekāʿüd vazîfelerini alup satmak memnûʿ olup, eğer biri satup işlemişi almağa âharı varırsa verilmeyüp, derhal hazîne-mânde olunup, bâyiʿ ve müşterî mazhar-ı ʿîkāb ola. Zikr olunan ortaların çorbacıları taşraya me'mûr kılınmayup, me'mûriyyeti iktizâ eyler ise mükemmelen baʿzı zâbitân ortasıyla taʿyîn oluna. Ve bir mahalle mükemmel [Ü1 89b] orta taʿyîni lâzım gelmeyüp, bir-iki kıtʿa top göndermek iktizâ ederse, ortaları zâbitânından münâsibi Sergerde nasb ü taʿyîn olunup, her bir ortaya verilecek on kıtʿa topun yüz defʿa atılacak mikdârı barut ve yuvarlakları ve cebe-hâne mühimmâtı ve levâzım-ı sâyiresi her ne ise ortasıyla beraber olmak ve her bir topun levâzımı başka başka tefrîk ve verâsından ayrılmamak şart-ı kavî ola. Ve top ʿarabacıları, topçuların yamağı gibi olmağla, her bir topa iktizâ eden ʿArabacı neferâtı, ʿArabacı Ocağı kānûnuna derc olunacak olmağla, mûcebiyle hareket oluna. [Ü2 95b]\nHer bir ortaya onar top tertîb olunup, kifâyet eylemediği hâlde iktizâsına göre ziyâde olunmak ve ol mikdâr neferâtın tekmîli vakte mevkūf olup, şimdilik ikişer üçer top tertîbinden başlanup, neferâtlarıyla tekmîl olundukça, refte refte birer ikişer top dahi ʿilâve ve neferâtı ikmâl olunarak onar topa iblâğ olunmak, dahi ziyâde tertîb lâzım geldikde, cümle toplar inşâ'allâh beş yüze iblâğ olunup, râbıtası verilmek ve işbu nizâm her ortaya onar top iʿtâsı farazıyla olup, dahi ziyâde top ʿilâvesi ve ol toplara neferât tahrîri ber-vech-i âtî mülâzım kara-kullukçuların dahi bu tertîbe tevfîk ile teksîri lâzım gelmekle, bu minvâl üzere her bir ortanın Topçu ve kara-kullukçuları iki yüz elliye bâliğ olup, dahi ziyâde top ʿilâvesiyle neferât tahrîri iktizâ eyledikde, bir ortanın bundan ziyâdeye tehammülü olmayup, müceddeden yirmi beşden fazla orta küşâdı câyiz ola. Ve cümle Ocağ'ın yevmiyye mevâcib ve zâbitân meʿâşı ve taʿyînâtları vech-i âtî üzere merʿî ola. Topçu-başı Ağa'ya senevî [Ü1 90a] otuz bin guruş meʿâş ve yevmiyye yirmi beş kıyye lahm ve seksan çift nân ve Topçu Ocağı Nâzırı'na yalnız senevî yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve Topçu Kâtibi'ne senevî altı bin guruş meʿâş ve yevmiyye sekiz kıyye lahm ve otuz iki çift nân-ı ʿazîz ve Topçu Ocağı Kethudâsı'na senevî yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve yevmiyye sekiz kıyye lahm ve otuz iki çift nân ve Kethudâ-yeri'ne Çorbacılığ'ından fazla senevî bin beş yüz guruş meʿâş ve yevmiyye üç kıyye lahm ve on iki çift nân ve yirmi beş çorbacıların [Ü2 96a] her birine senevî biner guruş meʿâş ve yevmiyye ikişer kıyye lahm ve sekizer çift nân ve Çavuş'a Çorbacılığ'ından gayri senevî bin beş yüz guruş meʿâş ve yevmiyye iki kıyye lahm ve sekiz çift nân ve Kapu Çukadârı'na yalnız senevî yedi yüz elli guruş meʿâş ve bir topun tertîbi bir nefer top ustasına yetmiş beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve bir nefer top ustası yamağına elli akça yevmiyye ve on akça kisve-behâ ve sekiz nefer Topçu neferâtına otuz altıdan elliye varınca ikişer akça tefâvüt ile üç yüz kırk dört akça yevmiyye ve bir ortanın tertîbi Çorbacısı'nın meʿâş ve taʿyînâtı bâlâda beyân olunduğu vech üzere bir nefer Oda-başısı'na yüz beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve bir nefer Vekîl-harc'a seksan beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve bir nefer Bayrakdâr'a seksan akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve on nefer top ustasının her birine maʿa-kisve-behâ doksanar akça yevmiyye ve on nefer top usta yamağının her birine maʿa-kisve-behâ altmışar akça yevmiyye ve seksan nefer Topçu neferâtına maʿa-kisve-behâ\nüç bin dört yüz kırk akça yevmiyye ve bir nefer Aşcı'ya yetmiş beş akça yevmiyye ve on beş [Ü1 90b] akça kisve-behâ ve bir nefer Baş-karakullukçu'ya elli akça yevmiyye ve on akça kisve-behâ ve bir nefer Sakā'ya otuz akça yevmiyye ve on akça kisve-behâ ve on beş nefer Kara-kullukçu ve mülâzimânın her birine maʿa-kisve-behâ otuzar akça yevmiyye ve Ağa Ortası'na mahsûs olarak ziyâde olan yirmi nefer Kara-kullukcu'nun her birine maʿa-kisve-behâ otuzar akça yevmiyye ve bu cümle ortalardan mâʿadâ [Ü2 96b] Kâr-hâne ve Top-hâne hidmetinde olmak üzere tertîbi iktizâ eden neferâtdan bir nefer Serrâc-bâşı'ya yetmiş beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve otuz nefer kara-kullukçuların her birine maʿa-kisve-behâ yirmişer akça ve yirmi nefer mülâzımlarının her birine maʿa-kisve-behâ onar akça yevmiyye ve tertîb-i mezkûr üzere her bir ortaya on top verilüp, her ortanın Aşcı ve Kara-kullukçu ve Oda-başı ve sâyir zâbitânıyla neferâtı min-haysü'l-mecmûʿ yüz yirmi iki ve yalnız Ağa Ortası'nın yüz kırk iki neferi olmağla, yirmi beş ortanın üç bin yetmiş neferi ve Kullukçu ile bi'l-cümle Topçu Ocağı, zâbit ve neferi üç bin yüz yirmi bir nefere bâliğ olup, her bir ortaya onar top verilüp, dört kıtʿası sürʿat topu oldukda, her sürʿat topuna onar nefer tüfeng-endâzdan beher ortaya kırkar nefer tüfeng-endâz zamm ile cümlesi Ağa ve Kâtib ve yamaklarından mâʿadâ dört bin yüz yirmi bir nefer olmak iktizâ eylediği ve Top-hâne'de fi'l-asl mühimmât zabt u tahrîrine meʾmûr olan Rûznâmçe Kalemi'nin Rûznâmcısı ve dört nefer şâgirdânı olup, bunların nizâmı dahi Rîzendegân ile tanzîm olunacağı ve yirmi beş ortanın taʿlîm günleri neferâtını yoklayup, mevcûd ve nâ-mevcûdunu tahrîr içün Ocak Kâtibi maʿiyyetine iki nefer Kâtib taʿyîn olunup, senede [Ü1 91a] beşer yüz guruş meʿâş tertîb oluna. Ve bu iki Kâtib'in elverüp vermeyeceği Nâzır ile Kâtib'in reʾyine havâle oluna.\nRîzendegân neferâtının nizâmı baʿde'l-müzâkere karar-gîr oldukda, Top-hâne mühimmâtı şurûtunda başka bir mâdde olup râbıtası [Ü2 97a] verile. Ve Tulumbacı neferâtı heyʾet ve nizâm-ı sâbıkları üzere ʿalâ hâlihî ibkā oluna. Ve işbu Topçu Ocağı mâddesine dâʾir bundan sonra baʿzı fâyide ve lüzûmu müştemil ve şurûtunu mukavvî revâbıt hâtıra gelürse, baʿde'l-ʿarz istisvâb olunursa, işbu kānûn-nâmeye tezyîl câyiz ola.\nİşbu nizâmât ʻatebe-i ʻaliyye-i hazret-i Tâc-dârî'ye ʻarz olundukda: “İşbu kānûn-nâme-i hümâyûnum ittifâk-ı ârây-ı ʻulemâ ve erbâb-ı şûrâ ile tertîb ü tanzîm ve pesendîde-i Mülûkâne'm olmağla, ilâ-mâ-şâ'allâhü Teʻâlâ düstûru'l-ʻamel tutulmak üzere iktizâ eden mahallere kayd oluna. Ve kānûnum olmağla, bir vakitde hılâfına cesâret vukūʻa gelmeye. Mugāyiri hareket eder olur ise haklarından geline\" deyü hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topçu neferâtı tekmîlinden sonra sürʻat toplarının her birine onar tüfengçi tahrîriyle her birinin maʻa-kisve-behâ yevmiyyeleri yirmi beşer akça olmak üzere kānûn-i cedîdde gerçi mastûr olup, ancak baʻzı mevâdd-ı lâzimenin tezyîline ruhsat verilmiş olmağla, Topçu tertîbi gibi bu tüfeng-endâzlardan dahi, beher topa bir nefer usta ve bir nefer Yamak ve sekiz nefer tüfeng-endâz olarak tertîb olunup, usta ve yamakların yevmiyye ve kisve-behâlarında nefer ile fark olmak ve kara-kullukçuların yevmiyyesi otuzar akça olup, maʻa-hâzâ bunların meşakkatleri dahi ziyâde olmağla, bunların dahi yevmiyyeleri o mikdâra iblâğ olunmak istısvâb olunduğuna binâ'en, tüfeng-endâz neferâtı ustalarına yevmiyye maʻa-kisve-behâ [Ü1 91b] altmışar akça ve yamaklarına maʻa-kisve-behâ kırk beşer akça ve mâʻadâ neferâta ʻale's-seviyye maʻa-kisve-behâ otuzar akça yevmiyye taʻyîn olunmak ve bu neferât yirmi beş ortadan olduklarına binâ'en, her birinin zabt u te'dîbi, mensûb oldukları ortalar zâbitânına tefvîz olunup, fekat cümlesi taʻlîm mahalline geldiklerinde, taʻlîm ve teʻallümlerine nezâret ve hatâları vâkiʻ oldukda, îkāz ve san'atlarını yoluyla irâ'et içün bir Sergerde'ye muhtâc olmalarıyla kisve-i mahsûsa ve senevî beş yüz guruş meʻâş ile bir kimse intihâb ve cümle tüfeng-endâzlara Tüfengçi-başı nasb oluna. Ve Tüfengçi-başılık münhall oldukda, hâricden biri nasb olunmayup, tüfeng-endâz ustalarından sinn ve liyâkat cihetiyle ercahı bi'l-intihâb Tüfengci-başı nasb oluna. Ve pîr ve ʻamel-mânde olduklarında, tekāʻüdlükleri kānûn-nâme-i hümâyûnda mastûr Çorbacı tekāʻüdü gibi ola. Ve tüfeng-endâz ustalarının meşakkati top ustaları gibi olup, sâyir tüfeng-endâz neferâtı gibi Topçu neferi olmalarında tenezzül olmağla, bunların dahi ʻAlemdârlığ'la yolları işlemek içün tüfeng-endâz ustaları dahi top ustalarıyla müsâvî olarak kendü ortaları ʻAlemdârlığı münhall oldukda, top ustalarıyla tüfeng-endâz\nustalarının her kangısı eski ise, ol eski bulunan top ustası ve yâhûd tüfeng-endâz ustası bulunduğu ortaya ʿAlemdâr nasb oluna.",
          "caption": "Şurût-ı tüfeng-endâzân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_148.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurût-ı tüfeng-endâzân",
          "text": "Topçu neferâtı tekmîlinden sonra sürʻat toplarının her birine onar tüfengçi tahrîriyle her birinin maʻa-kisve-behâ yevmiyyeleri yirmi beşer akça olmak üzere kānûn-i cedîdde gerçi mastûr olup, ancak baʻzı mevâdd-ı lâzimenin tezyîline ruhsat verilmiş olmağla, Topçu tertîbi gibi bu tüfeng-endâzlardan dahi, beher topa bir nefer usta ve bir nefer Yamak ve sekiz nefer tüfeng-endâz olarak tertîb olunup, usta ve yamakların yevmiyye ve kisve-behâlarında nefer ile fark olmak ve kara-kullukçuların yevmiyyesi otuzar akça olup, maʻa-hâzâ bunların meşakkatleri dahi ziyâde olmağla, bunların dahi yevmiyyeleri o mikdâra iblâğ olunmak istısvâb olunduğuna binâ'en, tüfeng-endâz neferâtı ustalarına yevmiyye maʻa-kisve-behâ [Ü1 91b] altmışar akça ve yamaklarına maʻa-kisve-behâ kırk beşer akça ve mâʻadâ neferâta ʻale's-seviyye maʻa-kisve-behâ otuzar akça yevmiyye taʻyîn olunmak ve bu neferât yirmi beş ortadan olduklarına binâ'en, her birinin zabt u te'dîbi, mensûb oldukları ortalar zâbitânına tefvîz olunup, fekat cümlesi taʻlîm mahalline geldiklerinde, taʻlîm ve teʻallümlerine nezâret ve hatâları vâkiʻ oldukda, îkāz ve san'atlarını yoluyla irâ'et içün bir Sergerde'ye muhtâc olmalarıyla kisve-i mahsûsa ve senevî beş yüz guruş meʻâş ile bir kimse intihâb ve cümle tüfeng-endâzlara Tüfengçi-başı nasb oluna. Ve Tüfengçi-başılık münhall oldukda, hâricden biri nasb olunmayup, tüfeng-endâz ustalarından sinn ve liyâkat cihetiyle ercahı bi'l-intihâb Tüfengci-başı nasb oluna. Ve pîr ve ʻamel-mânde olduklarında, tekāʻüdlükleri kānûn-nâme-i hümâyûnda mastûr Çorbacı tekāʻüdü gibi ola. Ve tüfeng-endâz ustalarının meşakkati top ustaları gibi olup, sâyir tüfeng-endâz neferâtı gibi Topçu neferi olmalarında tenezzül olmağla, bunların dahi ʻAlemdârlığ'la yolları işlemek içün tüfeng-endâz ustaları dahi top ustalarıyla müsâvî olarak kendü ortaları ʻAlemdârlığı münhall oldukda, top ustalarıyla tüfeng-endâz\nustalarının her kangısı eski ise, ol eski bulunan top ustası ve yâhûd tüfeng-endâz ustası bulunduğu ortaya ʿAlemdâr nasb oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç nefer cerrâhın Top-hâne Ocağı'nda vücûdları ilzâm olduğuna binâʾen, Cerrâh-ı Evvel ve Sânî ve Sâlis ve Râbiʿ ve Hâmis iʿtibârıyla fenninde hâzik beş nefer Cerrâh intihâb olunup, Cerrâh-ı Evvel'e şehriyye yirmi guruş [Ü2 98a] ve Sânî'ye on sekiz buçuk guruş ve Sâlis'e on yedi guruş ve Râbiʿa on beş buçuk guruş [Ü1 92a] ve Hâmis'e on dört guruş meʿâş taʿyîn olunduğundan başka, Cerrâh-ı Evvel'e yevmiyye bir buçuk kıyye lahm ve altı çift nân ve bâkī cerrâhlara ʿale's-seviyye birer kıyye lahm ve dörder çift nân-ı ʿazîz taʿyîn olunup, mecrûhlara iktizâ eden estârın mikdârı kıyâs ile maʿlûm olmayup, iktizâ eyledikde, mecrûhlara lâzım olacak estâr, Nâzır maʿrifetiyle Cebe-hâne'den lüzûmu kadar ahz olunacağı misillü muktezî olan edviye dahi, Nâzır maʿrifetiyle tedârük olunmak ve tertîb olunan cerrâhlardan biri fevt ve yâhûd âhar cihetle yeri hâlî kaldıkda, Sânî, Evvel ve ʿale't-tertîb Hâmis'e dek hareket ile Hâmis olacak kimesne Hâssa Cerrâh-başısı maʿrifetiyle lede'l-imtihân istihkākı nümâyân olursa, ʿarz u inhâsıyla nasb olunmak ve neferât-ı mezkûreden iki neferi hıdmetleri mahallinde leyl ü nehâr mevcûd ve taʿlîm vakitlerinde cümlesi hâzır bulunmak şart kılındı.",
          "caption": "Şurût-ı cerrâhân-ı Tophâne-i ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_149.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurût-ı cerrâhân-ı Tophâne-i ʿâmire",
          "text": "Birkaç nefer cerrâhın Top-hâne Ocağı'nda vücûdları ilzâm olduğuna binâʾen, Cerrâh-ı Evvel ve Sânî ve Sâlis ve Râbiʿ ve Hâmis iʿtibârıyla fenninde hâzik beş nefer Cerrâh intihâb olunup, Cerrâh-ı Evvel'e şehriyye yirmi guruş [Ü2 98a] ve Sânî'ye on sekiz buçuk guruş ve Sâlis'e on yedi guruş ve Râbiʿa on beş buçuk guruş [Ü1 92a] ve Hâmis'e on dört guruş meʿâş taʿyîn olunduğundan başka, Cerrâh-ı Evvel'e yevmiyye bir buçuk kıyye lahm ve altı çift nân ve bâkī cerrâhlara ʿale's-seviyye birer kıyye lahm ve dörder çift nân-ı ʿazîz taʿyîn olunup, mecrûhlara iktizâ eden estârın mikdârı kıyâs ile maʿlûm olmayup, iktizâ eyledikde, mecrûhlara lâzım olacak estâr, Nâzır maʿrifetiyle Cebe-hâne'den lüzûmu kadar ahz olunacağı misillü muktezî olan edviye dahi, Nâzır maʿrifetiyle tedârük olunmak ve tertîb olunan cerrâhlardan biri fevt ve yâhûd âhar cihetle yeri hâlî kaldıkda, Sânî, Evvel ve ʿale't-tertîb Hâmis'e dek hareket ile Hâmis olacak kimesne Hâssa Cerrâh-başısı maʿrifetiyle lede'l-imtihân istihkākı nümâyân olursa, ʿarz u inhâsıyla nasb olunmak ve neferât-ı mezkûreden iki neferi hıdmetleri mahallinde leyl ü nehâr mevcûd ve taʿlîm vakitlerinde cümlesi hâzır bulunmak şart kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topçu-başı ve kethudâlardan sâbık u esbak altı neferin işbu tertîb-i cedîdde meʿâşlarına halel tetarruk edüp, zarûretden vikāyeleri muktezây-ı şân ve şükûh-ı Saltanat olmağla, sâbık Topçu-başı Hasan Ağa'ya senevî bin beş yüz guruş ve esbakı Dervîş Mehmed Ağa'ya beş yüz guruş ve esbakı Seyyid ʿAbdullah Ağa'ya yedi yüz elli guruş ve esbakı ʿAli Ağa'ya bin beş yüz guruş ve Kethudây-ı sâbık Seyyid İbrâhîm Ağa'ya beş yüz ve esbakı Nuʿmân Ağa'ya beş yüz guruş -ki cemʿan beş bin iki yüz elli guruş eder- bunlara senevî [Ü2 98b] meʿâş tertîb olunup, mukaddem tertîb olunan Ocağlu meʿâşları misillü mevâcib icmâline\nidhâl ve üç defʿada iʿtâ olunmak üzere yedlerine senedât verilüp, iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri irsâl olundu.",
          "caption": "Beyân-ı şurût-ı meʿâş-ı ağayân ve kethudâyân-ı sâbık u esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_150.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı şurût-ı meʿâş-ı ağayân ve kethudâyân-ı sâbık u esbak",
          "text": "Topçu-başı ve kethudâlardan sâbık u esbak altı neferin işbu tertîb-i cedîdde meʿâşlarına halel tetarruk edüp, zarûretden vikāyeleri muktezây-ı şân ve şükûh-ı Saltanat olmağla, sâbık Topçu-başı Hasan Ağa'ya senevî bin beş yüz guruş ve esbakı Dervîş Mehmed Ağa'ya beş yüz guruş ve esbakı Seyyid ʿAbdullah Ağa'ya yedi yüz elli guruş ve esbakı ʿAli Ağa'ya bin beş yüz guruş ve Kethudây-ı sâbık Seyyid İbrâhîm Ağa'ya beş yüz ve esbakı Nuʿmân Ağa'ya beş yüz guruş -ki cemʿan beş bin iki yüz elli guruş eder- bunlara senevî [Ü2 98b] meʿâş tertîb olunup, mukaddem tertîb olunan Ocağlu meʿâşları misillü mevâcib icmâline\nidhâl ve üç defʿada iʿtâ olunmak üzere yedlerine senedât verilüp, iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 92b] Top-hâne-i ʿâmire'de top isâgasına tahsîs kılınan Dökücü neferâtı dört bin dört yüz sekiz buçuk akça yevmiyyelü doksan üç nefer mikdârı olup, bu mikdâr lüzûmundan ziyâde olduğu maʿlûm ve yevmiyyelerinin ekseri nâ-ehl yedine girüp, erbâbında ekall-i kalîl kaldığı emr-i meczûm olduğundan gayri, vezâyif-i sâyire gibi beyʿ ü şirâ olunarak nâsa me'kel ve bu cihetle umûr-ı isâga muhtell olup, bunun dahi nizâmına dikkat muktezây-ı mecrây-ı maslahat olmağla, baʿde-ezîn Dökücü neferâtı, zâbitleriyle maʿan mecmûʿu kırk dokuz nefer olup, meʿâş ve yevmiyyeleri zîrde tertîb olunduğu vechile yedi bin beş yüz guruş ve iki bin üç yüz kırk beş akça yevmiyye olmak ve neferât-ı merkūmeden kırk akça yevmiyyesi olanlar yoluyla kıdem peydâ etdikçe, Kefçegîr Halîfe baʿdehû Meremmetci baʿdehû Tâbeci ve istiʿdâdı var ise Burgucu olup, yoğise âlet tarafında müstaʿiddi Burgucu ve baʿdehû üç nefer dest-gâh halîfelerinden sekizinci halîfesi ve baʿdehû Kethudâ Halîfesi ve dahi sonra Ağa Halîfesi ve baʿdehû Furun Halîfesi'yle Ağa Halîfesi'nin istiʿdâdına bakılup, kangısı müstaʿidd ise sekizinci makāmına ve baʿdehû Kethudâ makāmına taʿyîn ve bu vechile yolu işleyerek Dökücü-başı ola. [Ü2 99a] Ve bu tertîb, erbâb-ı istiʿdâda mevzûʿ olup, müstaʿidd olmayanların yolu gelse dahi, altında olan müstaʿidd tercîh oluna. Ve tertîb-i mezkûr üç orta iʿtibârıyla hall-i İlâhî vukūʿuna dek böylece muʿteber olup, Kethudâlık münhall ve sekizinci, Kethudâ oldukda, yerine nasb olunacak kimesneye “Halîfe-i Sânî” denilüp, ol vakitde iki orta iʿtibâr oluna. Ve tekrar Kethudâlık münhall olup, Halîfe-i Sânî, Kethudâ makāmına geldikde, “Halîfe-i Evvel” tesmiye olunup, o zemân Çorbacısı, Dökücü-başı olmak [Ü1 93a] üzere cümlesi bir orta iʿtibâr oluna. Ve Kethudâ ve sekizinci fevt oldukda, yerlerine taʿyîn olunacak Halîfe-i Sânî'ye ve Evvel'e bu defʿa tertîb olunan meʿâşların nısfı verile. Ve dökücülere ağır esâme tertîbinden murâd, hıdmetlerinde mukīm olup, ʿale'd-devâm tahsîl-i fenn etmek ve imtihân olmadıkça gedüğe geçirilmamek ve isâga eyledikleri top pâk ve ʿilletsiz olmak maslahatı olmağla, baʿde-ezîn isâga olunan topların\n'özrü zuhûr eyler ise muʿâteb olalar. Ve bu tarîk, san'at yolu olmağla, neferât-ı merkūmeden 'adem-i kābiliyyet sebebi ile bir seneye dek fenne intisâb edemeyenler tard ve yerlerine müstaʿidler tahrîr oluna ve bu hıdmetde ʿalîl ü ihtiyâr olanlara ber-vech-i münâsib tekāʿüdlük câyiz ola. Ve ʿalîl ü ihtiyâr olmayup, Dökücülük'de kalması tecvîz olunmayan Rîzendegân neferâtı, topçuluğa rağbet ederler ise, topçular eşkincilerinden fi'l-asl ağır esâme ashâbı haklarında cârî olan muʿâmele, bunlarda dahi cârî ola. Ve Rîzendegân'dan hiçbirine yaramayanların esâmeleri hazîne-mânde kılına. Ve bunlara [Ü2 99b] dahi Topçu Ocağı Nâzırı Efendi nezâret edüp, bi-hasebi'l-iktizâ dökücü-başılarının ihbârıyla ihrâc u idrâcları câyiz ola. Bir nefer Dökücü-başı'ya senevî beş bin guruş ve Kethudâ'ya bin beş yüz guruş ve sekizinci halîfesine bin guruş meʿâş ve Furun Halîfesi'ne yevmiyye yüz akça ve üç nefer dest-gâh halîfelerine yevmiyye doksanar akça ve bir nefer Burgucu'ya seksan beş akça ve üç nefer tâbecilere yevmiyye seksanar akça ve üç nefer meremmetçilere yevmiyye yetmişer akça ve dokuz nefer kefçegîr halîfelerine yevmiyye altmışar akça ve on sekiz nefer bayağı dökücülere yevmiyye kırkar akça ve iki nefer furunculara yevmiyye altmışar akça [Ü1 93b] ve bir nefer Demürcü'ye ve bir nefer Çilingîr'e otuzar akça ve üç nefer Ocakcı'ya onar akça tertîb olundu. Ve Top-hâne-i ʿâmire'de bâ-berât, Rûznâmeci ve Enbâr Emîni ve Kâtib ve şagirdlerin 'avâyidi ve Top-hâne Ocağı'ndan esâmeleri olup, bu defʿa esâmeler hazîne-mânde ve dökme maddesi ber-vech-i maktûʿ nizâm bulduğundan, meʿâşları münkatıʿ ve leyl ü nehâr kitâbetle iştigālleri hasebiyle merkūmlara medâr-ı meʿâş taʿyîni lâ-büdd olmağla, maʿiyyetlerinde olan Kâtib ve şagirdlerden birkaç kimse intihâb ve medâr-ı meʿâşları baʿde'l-istîzân sûret-yâb olacağı musammem olup, ancak Rûznâmeci olan ʿAbdürrahîm Efendi sinîn-i çendînden berü müstahdem ve iki seneden berü ʿalîl olup, umûrunu birâderi Enbâr Nâzırı ru’yet edegelmekle, mûmâ ileyh Rûznâmecilik'den ihrâc ve hayâtda oldukça beş yüz guruş meʿâş ile kayırılup, yerine birâderi Rûznâmeci [Ü2 100a] nasb ve bin guruş meʿâş taʿyîn ve icmâle idrâc olundu.",
          "caption": "Zikr-i şurût-ı Rîzendegân ve keyfiyyet-i Rûznâmeci",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_151.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i şurût-ı Rîzendegân ve keyfiyyet-i Rûznâmeci",
          "text": "[Ü1 92b] Top-hâne-i ʿâmire'de top isâgasına tahsîs kılınan Dökücü neferâtı dört bin dört yüz sekiz buçuk akça yevmiyyelü doksan üç nefer mikdârı olup, bu mikdâr lüzûmundan ziyâde olduğu maʿlûm ve yevmiyyelerinin ekseri nâ-ehl yedine girüp, erbâbında ekall-i kalîl kaldığı emr-i meczûm olduğundan gayri, vezâyif-i sâyire gibi beyʿ ü şirâ olunarak nâsa me'kel ve bu cihetle umûr-ı isâga muhtell olup, bunun dahi nizâmına dikkat muktezây-ı mecrây-ı maslahat olmağla, baʿde-ezîn Dökücü neferâtı, zâbitleriyle maʿan mecmûʿu kırk dokuz nefer olup, meʿâş ve yevmiyyeleri zîrde tertîb olunduğu vechile yedi bin beş yüz guruş ve iki bin üç yüz kırk beş akça yevmiyye olmak ve neferât-ı merkūmeden kırk akça yevmiyyesi olanlar yoluyla kıdem peydâ etdikçe, Kefçegîr Halîfe baʿdehû Meremmetci baʿdehû Tâbeci ve istiʿdâdı var ise Burgucu olup, yoğise âlet tarafında müstaʿiddi Burgucu ve baʿdehû üç nefer dest-gâh halîfelerinden sekizinci halîfesi ve baʿdehû Kethudâ Halîfesi ve dahi sonra Ağa Halîfesi ve baʿdehû Furun Halîfesi'yle Ağa Halîfesi'nin istiʿdâdına bakılup, kangısı müstaʿidd ise sekizinci makāmına ve baʿdehû Kethudâ makāmına taʿyîn ve bu vechile yolu işleyerek Dökücü-başı ola. [Ü2 99a] Ve bu tertîb, erbâb-ı istiʿdâda mevzûʿ olup, müstaʿidd olmayanların yolu gelse dahi, altında olan müstaʿidd tercîh oluna. Ve tertîb-i mezkûr üç orta iʿtibârıyla hall-i İlâhî vukūʿuna dek böylece muʿteber olup, Kethudâlık münhall ve sekizinci, Kethudâ oldukda, yerine nasb olunacak kimesneye “Halîfe-i Sânî” denilüp, ol vakitde iki orta iʿtibâr oluna. Ve tekrar Kethudâlık münhall olup, Halîfe-i Sânî, Kethudâ makāmına geldikde, “Halîfe-i Evvel” tesmiye olunup, o zemân Çorbacısı, Dökücü-başı olmak [Ü1 93a] üzere cümlesi bir orta iʿtibâr oluna. Ve Kethudâ ve sekizinci fevt oldukda, yerlerine taʿyîn olunacak Halîfe-i Sânî'ye ve Evvel'e bu defʿa tertîb olunan meʿâşların nısfı verile. Ve dökücülere ağır esâme tertîbinden murâd, hıdmetlerinde mukīm olup, ʿale'd-devâm tahsîl-i fenn etmek ve imtihân olmadıkça gedüğe geçirilmamek ve isâga eyledikleri top pâk ve ʿilletsiz olmak maslahatı olmağla, baʿde-ezîn isâga olunan topların\n'özrü zuhûr eyler ise muʿâteb olalar. Ve bu tarîk, san'at yolu olmağla, neferât-ı merkūmeden 'adem-i kābiliyyet sebebi ile bir seneye dek fenne intisâb edemeyenler tard ve yerlerine müstaʿidler tahrîr oluna ve bu hıdmetde ʿalîl ü ihtiyâr olanlara ber-vech-i münâsib tekāʿüdlük câyiz ola. Ve ʿalîl ü ihtiyâr olmayup, Dökücülük'de kalması tecvîz olunmayan Rîzendegân neferâtı, topçuluğa rağbet ederler ise, topçular eşkincilerinden fi'l-asl ağır esâme ashâbı haklarında cârî olan muʿâmele, bunlarda dahi cârî ola. Ve Rîzendegân'dan hiçbirine yaramayanların esâmeleri hazîne-mânde kılına. Ve bunlara [Ü2 99b] dahi Topçu Ocağı Nâzırı Efendi nezâret edüp, bi-hasebi'l-iktizâ dökücü-başılarının ihbârıyla ihrâc u idrâcları câyiz ola. Bir nefer Dökücü-başı'ya senevî beş bin guruş ve Kethudâ'ya bin beş yüz guruş ve sekizinci halîfesine bin guruş meʿâş ve Furun Halîfesi'ne yevmiyye yüz akça ve üç nefer dest-gâh halîfelerine yevmiyye doksanar akça ve bir nefer Burgucu'ya seksan beş akça ve üç nefer tâbecilere yevmiyye seksanar akça ve üç nefer meremmetçilere yevmiyye yetmişer akça ve dokuz nefer kefçegîr halîfelerine yevmiyye altmışar akça ve on sekiz nefer bayağı dökücülere yevmiyye kırkar akça ve iki nefer furunculara yevmiyye altmışar akça [Ü1 93b] ve bir nefer Demürcü'ye ve bir nefer Çilingîr'e otuzar akça ve üç nefer Ocakcı'ya onar akça tertîb olundu. Ve Top-hâne-i ʿâmire'de bâ-berât, Rûznâmeci ve Enbâr Emîni ve Kâtib ve şagirdlerin 'avâyidi ve Top-hâne Ocağı'ndan esâmeleri olup, bu defʿa esâmeler hazîne-mânde ve dökme maddesi ber-vech-i maktûʿ nizâm bulduğundan, meʿâşları münkatıʿ ve leyl ü nehâr kitâbetle iştigālleri hasebiyle merkūmlara medâr-ı meʿâş taʿyîni lâ-büdd olmağla, maʿiyyetlerinde olan Kâtib ve şagirdlerden birkaç kimse intihâb ve medâr-ı meʿâşları baʿde'l-istîzân sûret-yâb olacağı musammem olup, ancak Rûznâmeci olan ʿAbdürrahîm Efendi sinîn-i çendînden berü müstahdem ve iki seneden berü ʿalîl olup, umûrunu birâderi Enbâr Nâzırı ru’yet edegelmekle, mûmâ ileyh Rûznâmecilik'den ihrâc ve hayâtda oldukça beş yüz guruş meʿâş ile kayırılup, yerine birâderi Rûznâmeci [Ü2 100a] nasb ve bin guruş meʿâş taʿyîn ve icmâle idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topçu Ocağı mürettebâtından harîk tulumbalarını idâre eden tulumbacıların, kable'n-nizâm beher sene oda-başılarını tekāʿüd mahlûlâtından yirmi akça ile ağaları tekāʿüd eyledikleri hasebiyle, neferât-ı mezbûrenin hey’et-i asliyyeleriyle nizâm-ı sâbıklarına riʿâyet\nve hâlleri üzere ibkā olunmak kānûn-nâmede tasrîh olunmuşidi. Fîmâ-baʿd Topçu neferâtına gümrükden verilan tekāʿüd misillü bunlara dahi senede bir defʿa ve yâhûd iki senede bir defʿa gümrükden tekāʿüdlük iʿtâsı baʿde'l-istîzân sudûr eden emr-i hümâyûn mûcebince Tulumbacı Oda-başısı olanlara iki senede bir defʿa Nâzır ve Ağa ʿarzları ve ru'ûs-i hümâyûn ile gümrükden [Ü1 94a] yirmi akça tekāʿüdlük iʿtâ olunmak ve münhall olan yirmi beş akça Oda-başı yevmiyyesi dahi, içlerinden maktûʿ esâmîye mutasarrıf ʿatîkına tevcîh ve bâ-silsile hâlî kalan on beş akça nefer yevmiyyesi ile dahi, müceddeden nefer tahrîri nizâm ve bu mâdde dahi bu vechile hıtâm buldu.",
          "caption": "Şart-ı tekāʿüd-i Ser-odahâ-yı Tulumbacıyân-ı Topçuyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_152.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Şart-ı tekāʿüd-i Ser-odahâ-yı Tulumbacıyân-ı Topçuyân",
          "text": "Topçu Ocağı mürettebâtından harîk tulumbalarını idâre eden tulumbacıların, kable'n-nizâm beher sene oda-başılarını tekāʿüd mahlûlâtından yirmi akça ile ağaları tekāʿüd eyledikleri hasebiyle, neferât-ı mezbûrenin hey’et-i asliyyeleriyle nizâm-ı sâbıklarına riʿâyet\nve hâlleri üzere ibkā olunmak kānûn-nâmede tasrîh olunmuşidi. Fîmâ-baʿd Topçu neferâtına gümrükden verilan tekāʿüd misillü bunlara dahi senede bir defʿa ve yâhûd iki senede bir defʿa gümrükden tekāʿüdlük iʿtâsı baʿde'l-istîzân sudûr eden emr-i hümâyûn mûcebince Tulumbacı Oda-başısı olanlara iki senede bir defʿa Nâzır ve Ağa ʿarzları ve ru'ûs-i hümâyûn ile gümrükden [Ü1 94a] yirmi akça tekāʿüdlük iʿtâ olunmak ve münhall olan yirmi beş akça Oda-başı yevmiyyesi dahi, içlerinden maktûʿ esâmîye mutasarrıf ʿatîkına tevcîh ve bâ-silsile hâlî kalan on beş akça nefer yevmiyyesi ile dahi, müceddeden nefer tahrîri nizâm ve bu mâdde dahi bu vechile hıtâm buldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topçu ve ʿArabacı esâmelerinin mütekāʿidlerinden mahlûl vukūʿunda yevmiyyenin kıllet ü kesretine bakılmayarak kadîmi üzere iki akça ihbâriyye verilüp, kusûru hazîne-mânde olmak eğerçi kānûn-nâme-i hümâyûnda şart kılınmışidi. Ancak baʿzı mütekāʿidîn, zükûr u inâsdan evlâd terkiyle vefât eylediklerinde yetîmleri fakîr u muhtâc kaldıklarını Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz-ı hâlleriyle inhâ ve istirhâm etmeleriyle, o makūle mahlûl vukūʿunda esâmeye nazaran gümrükden birer mikdâr [Ü2 100b] vazîfe ihsân buyurulmasını merhamet-i Şâhâne îcâb etmekle, mütekāʿidîn bilâ-veled vefât eylediklerinde, kānûn-nâmede mastûr olduğu vech üzere iki akça ihbâriyyesi verilüp, mâʿadâsı hazîne-mânde olunmak ve zükûr u inâsdan evlâd terk ederler ise, mahlûlün sülüsü yetîmine ve müteʿaddid iseler sülüs-i mezkûr ʿale's-seviyye taksîm vechiyle tanzîm olundu.",
          "caption": "Şart-ı ihbâriyye-i mütekāʿidîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_153.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Şart-ı ihbâriyye-i mütekāʿidîn",
          "text": "Topçu ve ʿArabacı esâmelerinin mütekāʿidlerinden mahlûl vukūʿunda yevmiyyenin kıllet ü kesretine bakılmayarak kadîmi üzere iki akça ihbâriyye verilüp, kusûru hazîne-mânde olmak eğerçi kānûn-nâme-i hümâyûnda şart kılınmışidi. Ancak baʿzı mütekāʿidîn, zükûr u inâsdan evlâd terkiyle vefât eylediklerinde yetîmleri fakîr u muhtâc kaldıklarını Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz-ı hâlleriyle inhâ ve istirhâm etmeleriyle, o makūle mahlûl vukūʿunda esâmeye nazaran gümrükden birer mikdâr [Ü2 100b] vazîfe ihsân buyurulmasını merhamet-i Şâhâne îcâb etmekle, mütekāʿidîn bilâ-veled vefât eylediklerinde, kānûn-nâmede mastûr olduğu vech üzere iki akça ihbâriyyesi verilüp, mâʿadâsı hazîne-mânde olunmak ve zükûr u inâsdan evlâd terk ederler ise, mahlûlün sülüsü yetîmine ve müteʿaddid iseler sülüs-i mezkûr ʿale's-seviyye taksîm vechiyle tanzîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Top-hâne-i ʿâmire'nin neferât ve mevâcibi ber-muktezây-ı kānûn-i cedîd tesviye olunup ve serhadlere me'mûr Topçuyân mevâcibinin dahi bi'l-istisnâ şerâ'it-i vesîkaya rabtı lâzım gelmekle, binâ-berîn baʿde-ezîn serhadler mevâcibine Ocak tarafından müdâhale olunmayup, mevcûd ve nâ-mevcûdları bilindikden sonra, beher sene mevcûdlarının mevâcibi kurb-i serhadde vâkiʿ emvâl-i mîriyyeden havâle olunmak ve Ocak müdâhalesi ber-taraf olmak içün yerlü neferâtı gibi [Ü1 94b] beher sene Der-saʿâdet'e sâlyânecileri gelüp,\nmevâciblerini mutâlebe ve kaleminden kayıdlarına mürâcaʿat ve baʿde'l-hisâb havâle senedâtı öteden gelan sâlyânecilerine verilüp, maʿrifetleriyle yerlerinden tahsîl ve doğru mahallerine götürüp, zâbitleri maʿrifetleriyle neferâta tevzîʿ ü taksîm olunmak ve Topçu Ocağı'ndan bi'l-külliyye râbıtaları münkatıʿ olmamak içün serhad sâlyânecilerinin biri geldikde, Nâzır ve Ağa'nın bi'l-iştirâk memhûr takrîrleriyle fekat vürûdları ihbâr u inhâ olunmak ve serhad topçubaşılarının tevcîhâtı ancak Nâzır'ın iʿlâmına mevkūf olup, Topçubaşı bulunanlar ʿazl ü nasblarına müdâhale etmeyeler. [Ü2 101a] Ve kānûn-nâmede zikr olunduğu vechile Ocağ'ın cemîʿ umûru Nâzır'dan ve zabt-ı neferât Ocak Ağası'ndan mes'ûl olmağla, serhadlerde olan topçulardan kabâhat yâhûd hukūka dâ'ir daʿvâ zuhûruyla Mübâşir taʿyîni lâzım geldikde, Top-hâne Ocağı'ndan gönderilmek ve serhadlarde olan topçularara bir senelik mevâcib irsâliyle Devlet-i ʿaliyye'den yoklanmaları lâzım gelmekle, bu sûretde kılâʿ muhafazasında Topçu neferâtının bir senelik mevâcibleri nakden irsâl birle Yoklamacı gidüp, beher sene mevâcibleri civârda olan emvâlden Ocaklık misillü tahsîl olunacağını ifâde ile mevcûdlarını sıhhati üzere defter edüp, takdîm ederler ise fe-bihâ, etmeyüp nâ-mevcûdu ihfâ ve kemâ-fi's-sâbık tâmm mevâcib mutâlebesinde ısrâr-ı gûne muʿâmeleleri hüveydâ olursa, bîhûde emvâl-i mîrî telefinin maʿnâsı olmayup, kadîmi gibi üç-beş senede yedlerine mevâcib vusûl bulduğu gibi, Ocak ifrâzı ve sâyir mesârıfı ibkā olunarak bi-tayyi'l-husûl emvâlden [Ü1 95a] mevâcibleri tertîb olunmak tasvîb olunup, şimdiye dek gerek Topçu ve gerek ʿArabacı ocağlarına serhadler mevâcibi içün verilan havâlât kuyûdu ihrâc ve sâlyânecilerinin yedlerinde mevcûd akça ve sebeb-i tahrîr ahkâmı mîriden ahz ve yevmiyyeleri ru’yet olunmak ve ol bâbda şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince serhadlerde olan Topçu ve ʿArabacı neferâtının ber-muktezây-ı Nizâm-ı Cedîd gayr ez-ifrâzât, Ocak ve mesârıfât-ı sâyire bir senelik mevâcibleri nakden taraf-ı devletden muʿtemed Mübâşir ile gönderilüp, noksânlarını ketm etmezler ise, beher sene mevâcibleri nakden iʿtâ olunacağını ifâde ve ibrâz-ı sadâkate [Ü2 101b] teşvîk ve mevcûd ve nâ-mevcûdu tahkīk ile mevcûda göre mevâcibi tevzîʿ ü tefrîk etmek ve her birinin şöhret ve vasf ve isim ve şahsını tasrîh ile getürdiği defterin sıhhati bu tarafda dahi tahkīk derecesine resîde olursa, baʿde-ezîn o defter mûcebince mevâcibleri beher sâl nakden irsâl olunmak ʿalâ vechi'z-zeyl kānûn-nâme-i hümâyûna idrâc olundu.",
          "caption": "Beyân-ı şurût-ı Topçuyân ve ʿArabacıyân-ı serhadhâ ve nizâm-ı mevâcib-i îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_154.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı şurût-ı Topçuyân ve ʿArabacıyân-ı serhadhâ ve nizâm-ı mevâcib-i îşân",
          "text": "Top-hâne-i ʿâmire'nin neferât ve mevâcibi ber-muktezây-ı kānûn-i cedîd tesviye olunup ve serhadlere me'mûr Topçuyân mevâcibinin dahi bi'l-istisnâ şerâ'it-i vesîkaya rabtı lâzım gelmekle, binâ-berîn baʿde-ezîn serhadler mevâcibine Ocak tarafından müdâhale olunmayup, mevcûd ve nâ-mevcûdları bilindikden sonra, beher sene mevcûdlarının mevâcibi kurb-i serhadde vâkiʿ emvâl-i mîriyyeden havâle olunmak ve Ocak müdâhalesi ber-taraf olmak içün yerlü neferâtı gibi [Ü1 94b] beher sene Der-saʿâdet'e sâlyânecileri gelüp,\nmevâciblerini mutâlebe ve kaleminden kayıdlarına mürâcaʿat ve baʿde'l-hisâb havâle senedâtı öteden gelan sâlyânecilerine verilüp, maʿrifetleriyle yerlerinden tahsîl ve doğru mahallerine götürüp, zâbitleri maʿrifetleriyle neferâta tevzîʿ ü taksîm olunmak ve Topçu Ocağı'ndan bi'l-külliyye râbıtaları münkatıʿ olmamak içün serhad sâlyânecilerinin biri geldikde, Nâzır ve Ağa'nın bi'l-iştirâk memhûr takrîrleriyle fekat vürûdları ihbâr u inhâ olunmak ve serhad topçubaşılarının tevcîhâtı ancak Nâzır'ın iʿlâmına mevkūf olup, Topçubaşı bulunanlar ʿazl ü nasblarına müdâhale etmeyeler. [Ü2 101a] Ve kānûn-nâmede zikr olunduğu vechile Ocağ'ın cemîʿ umûru Nâzır'dan ve zabt-ı neferât Ocak Ağası'ndan mes'ûl olmağla, serhadlerde olan topçulardan kabâhat yâhûd hukūka dâ'ir daʿvâ zuhûruyla Mübâşir taʿyîni lâzım geldikde, Top-hâne Ocağı'ndan gönderilmek ve serhadlarde olan topçularara bir senelik mevâcib irsâliyle Devlet-i ʿaliyye'den yoklanmaları lâzım gelmekle, bu sûretde kılâʿ muhafazasında Topçu neferâtının bir senelik mevâcibleri nakden irsâl birle Yoklamacı gidüp, beher sene mevâcibleri civârda olan emvâlden Ocaklık misillü tahsîl olunacağını ifâde ile mevcûdlarını sıhhati üzere defter edüp, takdîm ederler ise fe-bihâ, etmeyüp nâ-mevcûdu ihfâ ve kemâ-fi's-sâbık tâmm mevâcib mutâlebesinde ısrâr-ı gûne muʿâmeleleri hüveydâ olursa, bîhûde emvâl-i mîrî telefinin maʿnâsı olmayup, kadîmi gibi üç-beş senede yedlerine mevâcib vusûl bulduğu gibi, Ocak ifrâzı ve sâyir mesârıfı ibkā olunarak bi-tayyi'l-husûl emvâlden [Ü1 95a] mevâcibleri tertîb olunmak tasvîb olunup, şimdiye dek gerek Topçu ve gerek ʿArabacı ocağlarına serhadler mevâcibi içün verilan havâlât kuyûdu ihrâc ve sâlyânecilerinin yedlerinde mevcûd akça ve sebeb-i tahrîr ahkâmı mîriden ahz ve yevmiyyeleri ru’yet olunmak ve ol bâbda şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince serhadlerde olan Topçu ve ʿArabacı neferâtının ber-muktezây-ı Nizâm-ı Cedîd gayr ez-ifrâzât, Ocak ve mesârıfât-ı sâyire bir senelik mevâcibleri nakden taraf-ı devletden muʿtemed Mübâşir ile gönderilüp, noksânlarını ketm etmezler ise, beher sene mevâcibleri nakden iʿtâ olunacağını ifâde ve ibrâz-ı sadâkate [Ü2 101b] teşvîk ve mevcûd ve nâ-mevcûdu tahkīk ile mevcûda göre mevâcibi tevzîʿ ü tefrîk etmek ve her birinin şöhret ve vasf ve isim ve şahsını tasrîh ile getürdiği defterin sıhhati bu tarafda dahi tahkīk derecesine resîde olursa, baʿde-ezîn o defter mûcebince mevâcibleri beher sâl nakden irsâl olunmak ʿalâ vechi'z-zeyl kānûn-nâme-i hümâyûna idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ocak-ı mezkûr Topçu Ocağı'yla lâzım-ı melzûm kabîlinden olup, iktizâsı üzere bu Ocağ'ın dahi nizâmına mübâşaret emr-i mühimm olmağla, bu defʿa ittifâk-ı ârâ ile vazʿ olunan kānûnları vech-i âtî üzere zikr olunur ki, ‘Arabacı-başı olanlar ‘âkıl ü kâmil ve sefer ü hazarda zabt-ı neferâta kudreti şâmil kimselerden olup, hîn-i nasblarında cevâyiz ve 'avâyid ve hediyye ve rüsûma dâ'ir kendülerinden katʿâ bir şey alınmamak ve serhadler ifrâzâtı ve menâfiʿ-i sâyire külliyyen merfûʿ olduğuna binâ'en, mukābelesinde senevî dâ'iresine vakt-i hazarda vefâ edüp, sefer zuhûrunda dahi esbâb-ı seferiyyesini idâreye kifâyet [Ü1 95b] eyleyecek kadar meʿâş taʿyîn olunup, ‘arabacı-başılar dahi Kethudâ ve zâbitân-ı sâyireden katʿâ bir nesne almaya. Ve ‘arabacı-başıların işbu kānûn icrâsında sarf-ı makdûr eyledikleri manzûr oldukça bilâ-cürm ‘azl olunmaya. Ve 'Arabacı-başı bulunan kimsenin hılâf-ı rızâ ve mugāyir-i kānûn kusûru zuhûr eyler ise, bilâ-te'hîr lâzım gelan te'dîbi icrâ oluna. Ve Topçu Ocağı'na tahsîs olunan Nâzır, işbu 'Arabacı Ocağı'na dahi Nâzır taʿyîn olunup, Nâzır ve 'Arabacı-başı maʿrifetleriyle Ocağ'ın cümleten zâbitânı intihâb ve baʿde'l-istîzân nasb [Ü2 102a] olunup, umûr-ı Ocak bi'l-külliyye mûmâ ileyhimâ maʿrifetleriyle bi'l-ittifâk ru'yet ve lede'l-hâce baʿzı umûrda topçu-başılar ile dahi, müzâkere câyiz ola. Ve kitâbeti dahi hâcegândan mütedeyyin ve kâr-güzâr bir kimseye tevcîh olunup, Ocağ'a dâ'ir ‘arzlar anın yazusuyla olmak şart kılınup, 'arzlar içün bir şey talebinde olmaya. Ve ‘arzı, Nâzır ve 'Arabacı-başı maʿan temhîr ve mühürleri cemʿ olmadıkça 'arza iʿtibâr olunmaya. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyh Topçu Ocağı'na nezâret eylediği gibi, 'Arabacı Ocağı'nın dahi kâffe-i umûruna Nâzır müstakıll olup, cümleten ‘araba mühimmâtına ve levâzım-ı sâyireye ve neferât umûruna nezâret ve her mâddeye ‘alâ hidetin dikkat eyleye. Ve zabt-ı neferât, ‘Arabacı-başı'ya ve idâre-i umûr-ı mevâcib, Kâtib maʿrifetiyle Nâzır'a tefvîz olunduğuna binâ'en, mevâcib defterlerine ve tevzîʿ-i mevâcibe Nâzır ve Kâtib'den gayri Ocağlu'dan kimse taʿarruz eylemeyüp, Kâtib maʿrifetiyle tevzîʿ-i mevâcibde Nâzır min-külli'l-vücûh müstakıll ola. Ve resîd ve şöhret defteri iki nüsha olup, biri Kâtib'de ve biri Nâzır'da bulunup, nizâmın muhâlifi bir hâlet meşhûd olur ise, 'Arabacı-başı maʿrifetiyle define [Ü1 96a] ve lede'l-iktizâ Bâb-ı ‘âlî'ye ifadesine ihtimâm ve riʿâyet-i hâtıra mebnî ketm ü ihfâdan ittikā-yı tâmm edüp ketm\nederse, muʿâteb ve mes’ûl ola. Ve mevâcibleri mevcûdlarına ve eşkâl muharrirlerine tevfîk ile tevzîʿ ve nâ-mevcûdların ʿulûfesini bi'l-cümle hazîne-mânde edüp, baʿzı masraf nâmıyla bir mahalle sarf olunmayup, bir akçası Ocağ'da alıkonulmaya. Ve ʿarabacı-başılar bilâ-sebeb ʿazl ü infisâlden vâreste oldukları gibi kâtibler dahi, mâ-dâme umûr-ı lâzimelerinde tekâsül [Ü2 102b] etmeyeler. Bilâ-sebeb üç seneden evvel ʿazl olunmayup, beher sene tevcîhâtda ʿarabacı-başılar ve kâtibler bilâ-câyize vü ʿavâyid ibkā olunmaları câyiz ola. Ve Ocak'da emekdâr ve işgüzâr ve Ocağ'a müteferriʿ hidmetin idâresine muktedir kimselerden Kethudâ ve Kethudâ-yeri ve Ocak Çavuşu intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'den bi'l-istîzân yerlü yerine taʿyîn oluna. Ve ʿArabacı Ocağı'na mensûb olanlardan ehl-i ʿirz ve sadâkat-kâr ve zabt-ı neferâta sâhib-i iktidâr orta çorbacıları tertîb olunup, mukābelesinde birinden akça ve ʿavâyid alınmaya. Ve Ocak Çavuşluğu dahi çorbacılardan etvârı müstakīm bir kimse intihâb u nasb oluna. Ve Topçu Ocağı gibi Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyiresi dâhi, bu vech üzere erbâbından intihâb oluna. Ve tevcîhâtından recâ vü şefâʿat ve hâtıra riʿâyet bir vechile câyiz olmayup, intihâb olunacak zâbitânın liyâkat ü istiʿdâdları zâhir ü mütehakkak oldukda, Nâzır ile ʿArabacı-başı ʿarz eyleye. Ve ʿArabacı-başılık münhall oldukda, Kethudâ bulunan kimsenin kudret ve liyâkati zâhir olup, hâricden ʿArabacı-başı nasbına hâcet mess etmez ise Kethudâ, ʿArabacı-başı olup, Kethudâ-yeri, Kethudâ ve Baş Bölük-başı, [Ü1 96b] Kethudâ-yeri ola. Ve Çorbacılık münhall oldukda, ortasının Oda-başısı'na Çorbacılık tevcîh ve Vekîl-harcı, Oda-başı ola. Ve Vekîl-harclık münhall oldukda, ʿAlemdâr, Vekîl-harc ve ʿAlemdârlık münhall oldukda, ol ortanın ʿaraba halîfeleriyle aşçının tarîkına bakılup, her kangısı eski ise Bayrakdâr ola. ʿAraba Halîfeliği münhall oldukda, neferâtın mâhiri Halîfe nasb oluna. [Ü2 103a] Ve mehâretde müsâvî bulunursa, eskisine iʿtibâr oluna. Ve çorbacılardan intihâb olunan Ocak Çavuşu'nun tarîkı Çavuşluk cihetiyle yürümeyüp, Çorbacılık'da olan eskiliği iʿtibârıyla yürüye. Ve Çavuş olanlar taʿyîn olunan meʿâşa kanâʿat ve hıdmet-i devletde izhâr-ı sadâkat eyleyüp, tamaʿa tebaʿiyyet ile hılâf-ı kānûn-i cedîd hareketde bulunmaya. Bulunur ise teʾdîb oluna.\n\nBu defʿa ʿArabacı Ocağı beş orta iʿtibâr olunmağla, biri Ağa Ortası ve dîgeri Kethudâ Ortası olduğundan, şimdiye dek başka çorbacıları olmamağla, bu defʿa Topçu Ocağı'na kıyâsen işbu iki ortaya dahi, başka çorbacılar nasb oluna. Ve bu beş ortanın çorbacıları vech-i muharrer üzere erbâb-ı liyâkatden olup, ortalarında mevcûd ve umûrunu ru'yet ü idâre içün dâyimâ maslahatın üzerinde bulunmaları şart-ı kavî ola. Ve Ağa ve Kethudâ ortaları, yine ağa ve Kethudâ Ortası olarak maʿrûf u mezkûr ola. Ve işbu beş ortanın beş nefer Çorbacısı'ndan\nmaʿadâ kusûr kalan ser-bölüklerden liyâkati olanlar bundan sonra ziyâde orta küşâdı iktizâ eyledikde, küşâd olunacak ortaya Çorbacı olmak üzere yalnız mutasarrıf olduğu Eşkinci esâmesine şerh verilüp, hâlleriyle ibkā olunalar. Ve liyâkati maʿdûm [Ü1 97a] ser-bölüklerin mutasarrıf oldukları yalnız kendü ve Eşkinci esâmesi sâbıkda olan hıdmeti mukābili onda bir akça zammıyla tekāʿüd ola. Ve Topçu gibi bu Ocak'da Kullukçu istihdâmı lâzım olmağla, bir nefer Baş-kullukçu ve dokuz nefer Kullukçu tertîb olunup, Baş-kullukçu, kullukçulardan olmağla, mahlûl oldukda, tertîbi ile [Ü2 103b] eskisi Baş-kullukçu ola. Topçu Ocağı Kānûnnâmesi'nde beyân olunduğu üzere yirmi beş ortanın her birine dört sürʿat ve iki obüs ve iki şâhî ve iki balyemez topu olarak cemʿan on top tertîb olunup, şimdilik ikişer üçer top tertîbi ile başlanup, neferâtı temâm oldukça, refte refte on kıtʿaya iblâğ ve baʿdehû dahi ziyâde tertîb lâzım geldikde, teksîr-i neferât ve yâhûd müceddeden orta küşâdıyla râbıta verilmek tasmîm olunmağla, balyemezler içün nev-îcâd olarak bundan böyle ihtirâʿ olunacak barmak tekerlekli 'arabalar inşâ oluncaya dek nakli, sâbıkı üzere Topçu neferâtının vazîfeleri olup, inşâ ve tanzîm olundukdan sonra nakli, ‘Arabacı Ocağı'na mahsûs ola. Ve mârru'z-zikr sürʿat ve obüs ve şâhî topların nakli ve ‘araba ve hayvânât ve levâzım-ı sâyiresinin idâresi kezâlik ‘Arabacı neferâtının hıdmeti olmakdan nâşî, her bir Topçu ortasında beş top farzıyla bir kıtʿa balyemez topundan mâʿadâ iki sürʿat ve bir obüs ve bir şâhî cemʿan dört kıtʿa topun ve her topa mahsûs birer kıtʿa cebe-hâne ‘arabalarının idâreleriyçün her topa beşer nefer ‘Arabacı ile birer ‘Arabacı Halîfesi lâzım gelmekle, bu tertîb üzere yirmi dört nefer iktizâ edüp, el-hâletü-hâzihî balyemezden gayri lâzım gelan yüz kıtʿa ecnâs topun altı yüz ‘Arabacı neferi olmak muktezî olmağla, işbu neferât bâlâda mezkûr beş ʿaded Topçu ortasına [Ü1 97b] tevzî ile her bir 'Arabacı ortasına bir Çorbacı ve bir Oda-başı ve bir Bayrakdâr ve bir Vekîl-harc ve bir Aşcı ve bir Sakā ve bir Baş-karakullukçu ile on nefer Kara-kullukçu ve yüz yirmi [Ü2 104a] 'Arabacı neferi tertîb oluna. Ve her bir Topçu ortasına gönderilecek yirmi dört 'Arabacı neferi üzerlerine zâbitlerinden birer müstakıll âdem taʿyîn kılına. Ve balyemez ‘arabaları tanzîmi husûle geldikde, balyemez bârgîrleri ziyâde olmak mülâbesesiyle anlar içün dahi iktizâsına göre dîger toplar neferâtından ziyâdece ‘Arabacı neferâtı tertîb oluna. Ve her Top ‘Arabası Halîfesi'nin beş neferi olmağla, zîr-i idâresinde olan neferleri muʿayyen olup, gayri halîfenin neferine karışmaya. Ve merbût olduğu top ustasından ayrılmayup, o ustanın nişânı ne ise 'Arabacı Halîfesi dahi o nişânı kisvesine ortası nişânıyla vaʿz edüp, neferleri dahi orta\nhalîfelerinin nişânlarını başka başka kisvelerine vazʿ eyleyüp, mensûb oldukları orta ile kendüleri lede'l-muʿâyene maʿlûm ola. Ve her Halîfe, neferâtıyla me'mûr olduğu top ʿarabası yanından ve nefer, halîfesinden ve halîfesi, neferinden ayrılmaya. Ve ʿAraba Halîfesi'nin zîrde ʿale'l-müfredât beyân olunduğu vechile maʿa-kisve-behâ yevmiyyesi altmış akça olup, mâʿadâ beş neferin eskisi her kim ise, kırk akça ve yenisi otuz akça maʿa-kisve-behâ yevmiyyeli ola. Bu vechile otuz ikiden kırka kadar neferât yevmiyyeleri tertîb olunup, tertîbde cihet-i rüchân, istiʿdâd olmağla, Nâzır ile ʿArabacı-başı tertîb-i neferâtda dikkat ve müstaʿiddi ve eskisi yevmiyyeli ve gayr-i mütefennin ve cedîdi mâ-dûnu olmak üzere tertîb olunup, gayr-i müstaʿidd olanları tercîhden ihtirâz edeler. Ve kara-kullukçuların dahi maʿa-kisve-behâ [Ü1 98a] yevmiyyeleri yirmi dörder akça olup, bunlar ortalara Mülâzım olmalarıyla, koşuldukları günden ʿarabacılara mahsûs hidemâtda mehâret [Ü2 104b] iktisâb eylemeleri meşrût olup, bi'l-münâvebe tahsîl-i mehârete müdâvemet edeler. Ve bi'l-cümle Ocak halkının zarûretden vâreste olup, refâh-ı hâl ile hıdmet-i me'mûrelerinde kıyâm eylemeleri lâzım ve meʿâşlarının tanzîmi mühimm olduğuna binâ'en, ʿArabacı-başı'ya senevî on beş bin ve Kâtib'e ve Kethudâ'ya dörder bin ve çorbacılığlarından mâʿadâ Kethudâ-yeri'ne ve Çavuş'a yedi yüz ellişer guruş meʿâş verilüp, taʿyînâtları dahi zîrde müretteb olmağla, etmeklerinin her çifti yarımşar kıyye ola.\n\nZâbitânın meʿâşları teksîrinden murâd, hazar u seferde muktedir bulunmaları maslahatı olmağla, eyyâm-ı hazarda tereffüh fikriyle isrâf ü sefâhet vâdîlerine düşmeyüp, oluruyla kanâʿat eyleyerek seferde zarûret çekmeyecek hâli kesb edeler. Ve taʿyîn olunan meʿâş, icmâl-i mevâcibe idhâl olunmayup, topçular gibi Dîvân-ı hümâyûn'dan mevâcib ihrâc olunduğu gün bir kıstın îcâb edeceği meʿâş, Ocağ'a îsâl olunup, Nâzır maʿrifetiyle ashâbına teslîm ve ketm ü te'hîrinden ihtirâz oluna. Ve ʿarabacı kışlakları Top-hâne'ye nakl ü tahvîl ile Topçu kışlakları civârında ʿarabacılara vâfî kışlak binâsı tasmîm olunmağla, ʿale'd-devâm kışlaklarında bulunalar. Çorbacı'ya verilecek taʿyînâtdan başka Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve Aşcı ve Baş-karakullukçu ve sâyir kara-kullukçular ve neferât-ı sâyire içün dahi, tertîb-i taʿyînât lâzım gelüp, lâkin neferâtın tertîbine henûz şurûʿ olunacak olmağla, bunların dahi kışlada topçular gibi mevcûdlarına göre dört ustasına taʿyînâtları verile. Ve Nâzır ve Kâtib maʿrifetiyle [Ü1 98b – Ü2 105a] işbu taʿyînât tertîb olunup, Nâzır tezkiresiyle mahsûb ola. Ve zâbitân, orta taʿyînâtına taʿarruz eylemeyeler. Ederler ise te'dîb olunalar. Ve\nzâbitân ve neferâtın Topçu gibi kesb-i imtiyâz eylemeleri matlûb olmağla, çorbacılarının esvâb-ı dîvâniyyeleri göğez çuka ferâce olup, hazar u seferde sayf ü şitâda çuka ʿantârî ve çuka cübbe ve kırmızı kapûd iktisâ eyleyeler. Ve hengâm-ı sayfda ʿantârîleri Topçu gibi beyaz bogāsıdan olmak câyiz ola. Ve iktisâ edecekleri libâslarının nümûnesi olarak taraf-ı hümâyûndan beş nefer Çorbacı'ya beş kat libâs ihsân olunmağla, fîmâ-baʿd libâslarını işbu nümûne üzere kendüleri tanzîm eyleyeler. Ve eyyâm-ı şitâ şiddetinden muhâfaza içün zağarasız Anadolu nâfesi cübbe kürk geymek câyiz ola. Ve bâlâda mezkûr olan elbise bi'l-inhisâr cihet-i imtiyâzları ola. Ve orta aşçıları ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc dahi, mor çukadan serhadli iktisâ ve neferden temyîz içün ʿaraba halîfeleri yeşil çukadan ve mâ-ʿadâ neferât, mâ'î çukadan nîmten ve ʿale's-seviyye mâ'î çuka potur geyüp, cümlesi kırmızı fes üzerine siyâh pûşi saralar. Ve ʿaraba halîfelerinin ve sâyir neferâtın beher mevâcibde iʿtâ olunmak üzere zîrde beyân olunacak vechile kisve-behâlarıyçün muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, kezâlik nümûne olmak üzere ibtidâ tertîbinde bir defʿa verilecek elbise-i mahsûsaya fîmâ-baʿd libâslarını muʿayyen olan kisve-behâlarından tanzîm eyleyeler. Ve kara-kullukçuların kisvet-i asliyyeleri tagyîr olunmayup, karanfilî çuka nîmten geyeler. Ve mevcûd Eşkinci neferât ne mikdâr ise, birine gadr olmamak irâdesiyle eşkincilerde yevmiyyesi otuz ikiden dûn olanları [Ü2 105b] ber-mûceb-i şurût hıdmet-i lâzimelerine [Ü1 99a] rağbet ü müdâvemet ederler ise, yevmiyye ve kisve-behâları otuz ikiye iblâğ ve bundan zâyid ve kırkdan dûn olanları kırka varınca tertîb-i mezkûra tevfîk oluna. Ve kırk akçadan ziyâde yevmiyyeli olarak kānûn târîhinden mukaddem Eşkinci ʿArabacı esâmesine mutasarrıf olanların sâhib-i liyâkat ü mehâretleri Zâbit nasb olunup, bu tertîbe göre yevmiyye ve kisve-behâları tanzîm oluna. Ve kadîm eşkinci ʿarabacıları gelüp, Ocak'da hıdmet-i lâzimelerin ru'yet edeler. Ve bundan böyle ʿArabacı neferâtının otuz iki akça ile kırk akça beyninde yevmiyyeleri dâyir olduğuna binâ'en, ʿatîk eşkinci ʿarabacılardan ağır yevmiyyeli kimesne neferlikde istihdâma ʿözr bulmaya. Eğer ʿatîk eşkincilerden küllî ve cüz'î yevmiyyeye mutasarrıf olanlar, Ocağ'ına rağbet ve kışlasına müdâvemet edüp, taʿlîme ve yâhûd taşrada bulunup, Âsitâne'ye gelmez ve bulunduğu kârı terke râzî olmaz ise ve yâhûd fevt cihetiyle yevmiyyesi mahlûl olursa, o makūlelerin esâmeleri hazîne-mânde olunup, yerlerine mülâzımlardan biri nefer duhûl eyleyeceği, maʿa-kisve-behâ otuz iki akça yevmiyye ile nefer tahrîr olunup, hılâf-ı kānûn hareketden tehâşî oluna. Ve ʿatîk Eşkinci esâmelü neferâtdan ʿalîl\nü ihtiyâr ve hıdmete yaramayanları Nâzır ve 'Arabacı-başı tahkīk eyledikde, merhameten münâsib mikdâr ile tekāʿüdlük tevcîhi câyiz ola. Ve neferât-ı ʿatîkadan mâ-ʿadâ iktizâ eden neferâtın Nâzır ve ʿArabacı-başı ve intihâb olunacak zâbitân maʿrifetleriyle müceddeden tahrîr ü tertîbine şurûʿ oluna. Ve zikri mesbûk toplara bu mikdâr ʿArabacı kifâyet edüp, fîmâ-baʿd [Ü2 106a] Taslakçı ve sâyir isimler ile Ocak'da esâmesiz neferât olmayup, o makūleye 'Arabacı ıtlâk olunmaya. Ve Nâzır ve ʿArabacı-başı ve sâyir zâbitân [Ü1 99b] esâmelü neferden etbâʿ ittihâz edüp, istihdâm eylemeye. İstihdâm edecekleri etbâʿı hâricden esâmesiz kimselerden kullanalar. Gerek Ocağlu ve gerek ricâl ve gayriden 'arabacıları tesahhub etmeyeler. Ve hilâfına mütecâsir olanlar muhkem te'dîb olunalar. Üç ayda bir mevâcib ihrâcında Kâtib, sâyir meʾmûrlar ile Dîvân-ı hümâyûn'dan mevâcibi kānûn-i kadîm üzere ahz ve doğru kışlalarına îsâl ve hıfz eyleyüp, ʿArabacı-başı ve Kâtib huzûrunda sergi ferş olunup, Nâzır maʿrifetiyle tevzîʿ ve tekmîline dek akça, Nâzır reʾyiyle Kâtib hıfzında ola. Ve sergiden baʿzı fukarâya iʿtâsı muʿtâd olan sadaka, nısf-ı yevmiyyeyi tecâvüz etmeyüp, mâ-ʿadâ fazla-i mevâcib her ortaya yevmiyyelerine göre iktizâsı üzere ayrılup, Nâzır'ın muhâfazasında olarak ol ortanın mesârıfı içün lâzım gelan mikdârı Vekîl-harc'a verilüp, mevsiminde hisâbını görmek ve bir sergiden dîger sergi ferşine dek mesârıfdan fazla ne kalur ise, orta mâlı olmak üzere ʿale'd-devâm Nâzır'ın hıfzında olmak kezâlik dîger mevâcib ihrâcında anın dahi ilerüdeki mevâcibe dek mesârıfı fürû-nihâde olundukdan sonra, fazlası ortanın zâbitânı ve 'Arabacı-başı vukūfuyla Kâtib Defteri'ne kayd ve Nâzır hıfzında ola. Ve bu fazla-i sergiye 'Arabacı-başı ve Kâtib ve Kethudâ ve Çorbacı ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyire tamaʿ etmeyeler. Edenler teʾdîb olunalar. Ve muʿayyen olan fazla-i sergiden mâ-ʿadâ neferât yevmiyyesinden bir akça tenzîl [Ü2 106b] ü tenkīs olunmaya. Ve cesâret edenler muʿâkab ola. Ve Kara-kullukçu ve Aşcı ve Sakā ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc ve Oda-başı'nın muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, mevâcib tevzîʿinde tas akçası ve bahşiş ve sâyir vesîle ile [Ü1 100a] bir neferden ve bir kimseden bir akça taleb etmeyeler. Veren alan olursa teʾdîb olunup, bu husûsa Nâzır ve 'Arabacı-başı ve Kâtib ve Kethudâ dikkat edeler. Ve neferâtın mevâcibleri yedlerine verilüp: “Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesi âhara verilmeye. Ve mevâcib vaktinde hastalık ve yâhûd ʿözr-i şerʿî ile bulunmazı olursa, mevâcibleri ʿilm-i Nâzır lühûkuyla bâ-defter Kâtib yedinde emâneten hıfz olunup, ʿözrü sahîh ve hıdmetinde ʿadem-i tekâsülü Nâzır ʿindinde tehakkuk eder ise, sâhiblerine teslîm oluna. Ve hidmetlerinde sebâtları olmayup, mücerred ʿulûfe vaktinde isbât-ı vücûd edenleri, Nâzır olanlar ʿarabacı-başılar ile tahkīk ederler ise, yevmiyyeleri refʿi ve Ocak'dan tard u tebʿîdlerine kanâʿat\nolunmayup, aldıkları ʿulûfe reddiyle sâyirlere ʿibret kılınalar. Ve refʿ olunan yevmiyyeleriyle mülâzımlar yazılup, anların yerlerine hâricden ber-mûceb-i şurût mülâzımlar yazıla. Ve tevzîʿ-i mevâcibde cümle neferâtın ʿulûfeleri sergide ellerine verileceğine binâʾen, yoklama maslahatı hâsıl olacağı zâhir olmağla, nâ-mevcûdları Nâzır olanlar Kâtib maʿrifetiyle başkaca defter eyleyüp, Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde'l-ʿarz yerlerine yarar neferât tahrîr olunup, katʿâ igmâz u tekâsül olunmaya. Ve Ocağ'ın Beytülmâli'ni Nâzır olanlar vikāye edüp, o makūle emvâl-i Beytülmâl nâzırların ıttılâʿlarıyla ortaların lede'l-lüzûm mesârıf-ı seferiyyelerine sarf içün Ocak'da memhûren hifz oluna. Ve neferin yolu giderek Oda-başı olmak ve andan [Ü2 107a] mâ-fevkine vusûl bulmak bâlâda mastûr şurûtdan zâhir ve oda-başılar müteʾehhil olmamak, ocağların kavânîn-i kadîmesinden idüği bâhir olmağla, işbu kānûn-i cedîd târîhinden sonra müceddeden yazılan neferât teʾehhül etmek lâzım [Ü1 100b] gelürse, Oda-başı olacağını ve mâ-fevkine vâsıl olamayup, neferlikde kalacağını mukarrer bileler. Ve ʿArabacı Ocağı'nda fi'l-asl müteʾehhil bulunanlar tahkīk olunup, müceddeden tahrîr olunacak neferât mücerredlerden yazılup, sâhib-i ʿiyâl olanlardan tahrîr olunmaya. Ve bu husûsa Nâzır ve ʿArabacı-başı ve sâyir zâbitân dikkat ü ihtimâm edeler. Ve ʿArabacı yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden keff-i yed ederi olursa, yevmiyyeden aldığı ʿulûfe temâmen istirdâd ve Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve bu mikdâr kisve-behâ ve yevmiyye ile yazılan ʿarabacılar, vakt-i hazarda ʿulûfesini yeyüp, seferde ortasını terk ü firâr ederse, bir Ocak'da kabul olunmayup, bi-eyyi-vechin kân buldurulup, derhâl cezâsı tertîb oluna. Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı, zâbitân her bâr tecessüs birle Nâzır ve ʿArabacı-başı'ya ihbâr eyleye. Ve ihbâr etmeyenler mazhar-ı ʿukūbet ola.\n\nʿArabacı Ocağı'na vazʿ olunan kānûnun şurûtları her vechile merʿî olmak matlûb-i katʿî olmağla, mevâcib verildiği hâlde Nâzır olanlar dikkat edüp, ʿumûmen zâbitân ve etbâʿları ellerinde Eşkinci ʿArabacı yevmiyyesi bulunur ise derhal refʿ oluna. Ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına yevmiyye verilmeyüp, yevmiyyeli neferât bu vechile mümtâz ola. Ve yevmiyyeli ʿarabacılardan biri töhmet ile tutuldukda, kānûn üzere bir mahalde alıkonulmayup, doğru ʿArabacı Ocağı'na gönderilüp, lâzım gelan teʾdîbi Zâbit'i maʿrifetiyle [Ü2 107b] Ocağ'ında icrâ oluna. Ve bunlardan biri firâr ve gayri ocağlara ilticâ eder ise, ocağlardan zinhâr kabûl olunmaya. Ve hılâf-ı şerʿ hareket ederi olursa, muktezây-ı şerîʿat-i\ngarrâ ne ise icrâ ve şer-i şerîfin hılâfı hareketden ittikā oluna. [Ü1 101a] Ve ahz ü habs ve te'dîbine sâyir ocağlardan müdâhale olunmaya. Ve ‘Arabacı Ocağı'nda bilâ-esâme nefer olmamak meşrût olmakdan nâşî, fîmâ-baʿd esâmesiz yoldaşlık iddiʿâsıyla biri kabâhat ile ahz olunursa, iktizâ eden te'dîbine ‘Arabacı Ocağı'ndan katʿâ müdâhale ve bir vechile tesahhub olunmaya. Gerek zâbitân ve gerek neferât-ı sâyire haklarında işbu vechile cârî olacak ‘inâyet-i ʿaliyyenin îfây-ı teşekkürü zımnında bi'l-cümle şurût-ı lâzimeyi icrâya dikkat ve bâ-husûs muhârebelerde merdlik ve gayret-keşlik ve nâmûs-ı Devlet ve Ocak gayretini yerine getürüp, ebedî düşmenden yüz çevirmemeğe teʿahhüd eyleyeler. Ve muhârebe hilâlinde me'mûr olduğu top maʿiyyetinde izhâr-ı şecâʿat edenlerin esâmelerine terakkī verilmek câyiz ola. Ve kangı top bir mahalle taʿyîn olunursa, ‘Arabacı neferâtı dahi ebedî topun yanından ayrılmayup, sayf ü şitâ me'mûr olduğu mahalde ʿale'd-devâm muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere ikāmet eyleye. Ya'nî: “Ordu kışlaya girdi” deyü ʿarabacılardan bir neferin Âsitâne'ye gelmesi bir vechile câyiz olmaya. Ve sefer vukūʿunda esfâr-ı sâbıka misillü ortasını terk ve hidmetini bırağup firâr ederler ise, bulundukları mahallerde bi't-teharrî cezaları tertîb oluna. Ve neferât ve zâbitânın hıdmet-i mahsûsaları mücerred top ve cebe-hâne ʿarabalarını idâre ve inşâ ve taʿmîr ve ʿaraba koşup i'mâl ve bârgîrlerin içecek ve yiyeceklerine [Ü2 108a] bakmakdan ʿibâret olup, işbu hıdemâtın te'diyesine gereği gibi dikkat eyleyüp, top-keşân bârgîrlerini âhar hidmetde kullanmak ve binüp âharı bindirmek misillü harekete cür'et eder nefer bulunursa, zâbitleri maʿrifetiyle te'dîb oluna. Ve zâbitân dahi top-keşân bârgîrlerine ebedî binmeyüp, hılâf-ı rızâ hareketde bulunan [Ü1 101b] neferâtı te'dîbde tekâsül eden zâbitân dahi te'dîb oluna. Ve neferât ve zâbitân ʿumûmen işbu hayvânât mâddesine dikkat edüp, ʿarabacı-başılar dahi bi'n-nefs nezâret eyleye. Ve neferât-ı mezkûre ʿarabanın taʿmîr ve inşâsı san'atını teʿallüm edüp, o sanʿatda tahsîl-i kemâl eylemek muktezây-ı meʾmûriyyetleri olduğu gibi gerek neferât ve gerek Kara-kullukçu ʿaraba koşmasını ve müceddeden yapmasını ve fenâ-pezîr olanların ta'mîriyçün serrâclık san'atını tahsîl edüp, hâricden Serrâc celbine muhtâc olmamağa saʿy-i ʿazîm edeler. Ve her Topçu ortasına zikr olunduğu üzere şimdi tertîb olunacak beşer topdan dörderini ʿaraba ile ʿArabacı idare edecek olmağla, bu takdîrce beş ortanın yirmi topuna işbu eyyâm-ı hazarda ikişer bârgîrden iktizâ eden kırk bârgîr şimdilik beher ʿArabacı ortasına verile. Ve bu tertîb üzere ʿArabacı Kışlası'nda iki yüz re's top-keşân\nbârgîrleri lâzım gelmekle, eyyâm-ı seferde mevcûd topa göre tertîbi muktezî olan ʿarabaların dörder bârgîr ile iktizâsı mikdârı yedek hayvanlarını dahi gözedüp, tîmâr ve yem ve yiyeceklerine ve bi'l-vücûh kâffe-i husûslarına sadâkat üzere hidmet edeler. Ve Topçu ortalarının evkāt-i hazarda Salı ve Cuma günlerinden başka beher yevm beş ortası, bi'l-cümle neferâtıyla bi'l-münâvebe tahsîs [Ü2 108b] olunan mahallerde taʿlîm eyleyeceklerine mebnî, taʿlîme giden toplara me'mûr ʿarabacı neferâtı ve zâbitânı dahi, berâber topları taʿlîm mahalline nakl ve iʿmâl eyleyeler. Ve iktizâsına göre Nâzır ve ʿArabacı-başı ve Kâtib ve Kethudâ ve Kethudâ-yeri münâvebeten taʿlîm mahallinde mevcûd bulunup, nezâret ve dikkat edeler. Ve nevbetleri olmadığı gün [Ü1 102a] dahi kışlalarında mevcûd bulunup, lede'l-iktizâ top nakli ve araba ta'mîri ve bârgîrlere gereği gibi bakmak hidemât-ı lâzimesine dikkat eyleyeler. Ve taʿlîm günü nevbeti olup, bilâ-mâniʿ-i şerʿî hidmetine gelmeyen ʿAraba Halîfesi ve sâyir zâbitân ve neferât bi-eyyi-vechin kân te'dîb olunalar. Ve cümleten zâbitân ve neferât işbu hıdemâtı evkāt-i hazarda ve hengâm-ı seferde ve yollarda ve ikāmetde temâmen idâreye sarf-ı makdûr eyleyeler. Ve muhârebe ve sâyir mahallerde ehass-ı hıdmetleri olan top ile beraber bulunup, devâm ü sebât eyleyeler.\n\n Maʿâzallah muhârebede bir top ʿadüvv yedine giriftâr olursa, ol topun Topçu neferâtıyla Çorbacı ve zâbitân ve sâyiresi mazhar-ı ʿukūbet olacağı misillü, ol topa me'mûr olan ʿArabacı neferâtı ve ortası zâbitânı karîn-i ʿikāb ü cezâ olup, yerlerine âhar gayret-keş zâbitân ve neferât tedârük oluna. Ve mütekaʿidîn mahlûlleri bilâ-ketm ihbâr ve hazîne-mânde olunup, haber verene gümrükden iki akça ihbâriyye verile.\n\n Mahlûl satmakdan ʿarabacı-başılar hazer edüp, Eşkinci ve mütekaʿid fîmâ-baʿd bir esâme alınup satılmaya. Alur satan olursa yalnız te'dîbleriyle iktifâ olunmayup, hılâf-ı kānûn hareketi tecvîz ve istihbârda kusûr eylediği içün Nâzır ve ʿArabacı-başı ve sâyir zâbitân te'dîb olunacağlarını muhakkak bilüp, mahlûlât mâddesine cümlesi dikkat [Ü2 109a] edeler. Ve mütekaʿidlerin sâhib-i esâme oldukları tahkīk olunarak ʿulûfeleri verile. Ve zâbitân yedinde işbu kānûn-i cedîdden mukaddem bulunan Eşkinci ve mütekaʿid yevmiyyelerini kendü rızâlarıyla ve ʿArabacı-başı maʿrifetiyle Nâzır'a teslîm [Ü1 102b] edüp, hazîne-mânde ola. Baʿde'n-nizâm zâbitân yedinde mektûm esâme bulunur ise, Ocak'dan tard u te'dîb oluna. Ve\nOcağ'da hıdmeti mesbûk pîr ve emekdâr ve ʿamel-mânde ve ihtiyâr olan neferât yevmiyyesinin nısfı mikdârına varınca ve Kethudâ'ya yüz ve çorbacılara altmışar akçaya dek gümrükden tekāʿüd vazîfesi verilmek câyiz ola. Ve muhârebede mecrûh ve ʿamelden sâkıt olduğu cerhi, iltiyâmından sonra mütehakkak olanlara merhameten dahi ziyâde tekāʿüdlük vazîfesi verilmek câyiz ola. Yaʿnî tekāʿüd vazîfesi, Zâbit ve neferin istihkāk ve emeğine nazar ile mekādîr-i mezkûreyi ʿadem-i tecâvüz ile gümrükden tekāʿüdlük vazîfesi verile. Ve neferin biri tekāʿüd oldukda, esâme-i sâbıkı yerine tahrîr olunacak neferin ismine tasrîh ile Nâzır ve 'Arabacı-başı arz eyleye. Ve vakt-i hazar hidmetini ru'yet eder iken kazā'en sakat ve muhârebede mecrûh ve ʿamel-mânde olan neferâta yevmiyyesi kadar gümrükden tekāʿüd vazîfesi ihsân oluna. Ve bu mâdde gāyet dikkate muhtâc olup, sâbıkı gibi şefâʿat ve recâ ve tamaʿ ve rişâ ile ebedî tekāʿüdlük verilmeyüp, bast olunan şurûta tevfîk ile tekāʿüdlük câyiz ola. Ve tekāʿüd olacak şahıs bi'n-nefs sadrıaʿzamların meşhûdu olup, olmadıkça tekāʿüd câyiz olmaya. Ve gümrükden verilan tekāʿüd esâmelerinin mutasarrıflarından fevt ve yâhûd beyʿ ü şirâ edenleri maʿlûm olmak içün [Ü2 109b] ʿulûfe çıkdıkda, Nâzır maʿrifetiyle topdan gümrükden getürdilüp, Eşkinci mevâcibi tevzîʿinden sonra mütekāʿidlerinin vazîfeleri verilüp, vazîfeleri verildikde dikkat ve ihtimâm-ı tâmm oluna. Ve esnây-ı seferde Nâzır ve ʿArabacı-başı sefere gitdiklerinde, Âsitâne'de kalacak Nâzır ve ʿArabacı-başı Vekîli tekāʿüd vazîfelerini gümrükden [Ü1 103a] topuyla getürdüp, sergi ferşiyle tevzîʿ eyleyeler. Ve ʿarabacı tekāʿüdlerinin vazîfeleri gümrükden taʿyîn olunduğu, Ocak'dan hurûclarını müstelzim olmayup, bu sûretde vakt-i sefer Âsitâne'de olan hidmetlerini kadîmi gibi ʿarabacı tekāʿüdleri ru'yet eyleyeler. Ve mahlûl vukūʿunda derhâl Nâzır ve Ocak tarafından ihbâr olunup, iki akça ihbâriyyesi tevcîh ve kusûru hazîne-mânde oluna. Ve işbu tekāʿüd vazîfelerinin beyʿ ü şirâsı memnûʿ olduğuna binâ'en, biri satup işlemesini almağa âharı varırsa verilmeyüp, hazîne-mânde oluna. Ve bâyiʿ ve müşteri mazhar-ı ʿukūbet ola. Ve orta çorbacıları taşraya meʾmûr kılınmayup, bir ortada olan ʿArabacı neferâtının meʾmûr oldukları toplardan baʿzısı bir mahalle gönderilmek lâzım geldikde, muʿayyen olan ʿArabacı neferâtı dahi münâsib Sergerde ile tesyîr oluna. Ve Topçu ortalarından beş orta bir mahalle gitmek lâzım gelürse, o zemân tertîb olunduğu üzere beş Topçu ortasına mülhak bir ʿArabacı ortası mükemmelen Çorbacı ve zâbitânıyla taʿyîn kılına. Ve bu nizâm üzere Topçu ortalarının topları onar kıtʿaya iblâğ ve yâhûd dahi ziyâde zamm ve yâhûd müceddeden küşâd olundukda, ʿArabacı neferâtı dahi bu\ntertîb kıyâsıyla teksîr ve Topçu ortası [Ü2 110a] yirmi beşi tecâvüz etdikde, Topçu kānûnu gibi beş ortadan fazla müceddeden ʿArabacı ortası küşâdı câyiz ola. Ve cümle Ocağ'ın yevmiyye, mevâcib ve zâbitân meʿâşı ve taʿyînâtı vech-i âtî üzere mer'î ola. Şöyle ki, 'Arabacı-başı'ya senevî on beş bin guruş meʿâş ve yevmiyye on kıyye lahm ve kırk çift nân-ı ʿazîz ve Kâtibi'ne ve Kethudâsı'na senevî dörder bin guruş meʿâş ve yevmiyye beşer kıyye lahm ve yirmişer çift nân-ı ʿazîz ve Kethudâ-yeri'ne [Ü1 103b] Çorbacılığ'ından başka senevî yedi yüz elli guruş meʿâş ve yevmiyye iki kıyye lahm ve sekiz çift nân-ı ʿazîz ve beş nefer çorbacıların her birine senevî yedi yüz ellişer guruş meʿâş ve yevmiyye ikişer kıyye lahm ve sekizer çift nân ve Kapu Çukadârı'na tarîkde olmamak şartıyla yalnız senevî beş yüz guruş meʿâş ve Çavuş'a gayr ez-Çorbacılık senevî yedi yüz elli guruş meʿâş ve yevmiyye iki kıyye lahm ve sekiz çift nân-ı ʿazîz ve bir top ʿarabasının tertîbinde bir nefer ʿAraba Halîfesi'ne kırk beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve beş nefer ʿArabacı neferâtına otuz ikiden kırka varınca ikişer akça tefâvüt ile maʿa-kisve-behâ yüz seksan akça yevmiyye ve bir ortanın tertîbinde bir nefer Çorbacı'nın meʿâş ve taʿyînâtı bâlâda beyân olunduğu vech üzere ve bir nefer Oda-başı'ya doksan akça ve Vekîl-harc'a yetmiş ve Bayrakdâr'a altmış beş ve yirmi nefer halîfelere bin iki yüz akça ve yüz nefer ʿArabacı neferâtına üç bin altı yüz akça ve bir nefer Aşcı'ya altmış akça ve Baş-karakullukçu'ya kırk beş ve Sakā'ya kırk ve on nefer Kara-kullukçu'ya iki yüz kırk akça ve bir nefer Baş-kullukçu'ya yetmiş ve dokuz [Ü2 110b] nefer Kullukçu'ya yüz seksan akça yevmiyye maʿa-kisve-behâ taʿyîn oluna. Ve bir ortanın Çorbacısı'yla maʿan cemʿan neferâtı yüz otuz yedi ve yevmiyyesi beş bin dört yüz on akça olmak iktizâ eder. Ve müceddeden ʿaraba inşâsiyçün iktizâ eden Marankoz ve Çilingîr ve Serrâc ve hayvânât içün Naʿlbend neferâtının ve ustalarının nizâm ve râbıtaları zeyl-i kānûnnâmede müfreden beyân olunup, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tezyîn buyuruldukdan sonra, Başmuhasebe'ye kayd ve aslı ru'ûs-ı hümâyûnda ibkā ve ʿilm ü haberleri iktizâ eden mahallere iʿtâ olundu.",
          "caption": "Kānûn-i dûdmân-ı ‘Arabacıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_155.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Kānûn-i dûdmân-ı ‘Arabacıyân",
          "text": "Ocak-ı mezkûr Topçu Ocağı'yla lâzım-ı melzûm kabîlinden olup, iktizâsı üzere bu Ocağ'ın dahi nizâmına mübâşaret emr-i mühimm olmağla, bu defʿa ittifâk-ı ârâ ile vazʿ olunan kānûnları vech-i âtî üzere zikr olunur ki, ‘Arabacı-başı olanlar ‘âkıl ü kâmil ve sefer ü hazarda zabt-ı neferâta kudreti şâmil kimselerden olup, hîn-i nasblarında cevâyiz ve 'avâyid ve hediyye ve rüsûma dâ'ir kendülerinden katʿâ bir şey alınmamak ve serhadler ifrâzâtı ve menâfiʿ-i sâyire külliyyen merfûʿ olduğuna binâ'en, mukābelesinde senevî dâ'iresine vakt-i hazarda vefâ edüp, sefer zuhûrunda dahi esbâb-ı seferiyyesini idâreye kifâyet [Ü1 95b] eyleyecek kadar meʿâş taʿyîn olunup, ‘arabacı-başılar dahi Kethudâ ve zâbitân-ı sâyireden katʿâ bir nesne almaya. Ve ‘arabacı-başıların işbu kānûn icrâsında sarf-ı makdûr eyledikleri manzûr oldukça bilâ-cürm ‘azl olunmaya. Ve 'Arabacı-başı bulunan kimsenin hılâf-ı rızâ ve mugāyir-i kānûn kusûru zuhûr eyler ise, bilâ-te'hîr lâzım gelan te'dîbi icrâ oluna. Ve Topçu Ocağı'na tahsîs olunan Nâzır, işbu 'Arabacı Ocağı'na dahi Nâzır taʿyîn olunup, Nâzır ve 'Arabacı-başı maʿrifetleriyle Ocağ'ın cümleten zâbitânı intihâb ve baʿde'l-istîzân nasb [Ü2 102a] olunup, umûr-ı Ocak bi'l-külliyye mûmâ ileyhimâ maʿrifetleriyle bi'l-ittifâk ru'yet ve lede'l-hâce baʿzı umûrda topçu-başılar ile dahi, müzâkere câyiz ola. Ve kitâbeti dahi hâcegândan mütedeyyin ve kâr-güzâr bir kimseye tevcîh olunup, Ocağ'a dâ'ir ‘arzlar anın yazusuyla olmak şart kılınup, 'arzlar içün bir şey talebinde olmaya. Ve ‘arzı, Nâzır ve 'Arabacı-başı maʿan temhîr ve mühürleri cemʿ olmadıkça 'arza iʿtibâr olunmaya. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyh Topçu Ocağı'na nezâret eylediği gibi, 'Arabacı Ocağı'nın dahi kâffe-i umûruna Nâzır müstakıll olup, cümleten ‘araba mühimmâtına ve levâzım-ı sâyireye ve neferât umûruna nezâret ve her mâddeye ‘alâ hidetin dikkat eyleye. Ve zabt-ı neferât, ‘Arabacı-başı'ya ve idâre-i umûr-ı mevâcib, Kâtib maʿrifetiyle Nâzır'a tefvîz olunduğuna binâ'en, mevâcib defterlerine ve tevzîʿ-i mevâcibe Nâzır ve Kâtib'den gayri Ocağlu'dan kimse taʿarruz eylemeyüp, Kâtib maʿrifetiyle tevzîʿ-i mevâcibde Nâzır min-külli'l-vücûh müstakıll ola. Ve resîd ve şöhret defteri iki nüsha olup, biri Kâtib'de ve biri Nâzır'da bulunup, nizâmın muhâlifi bir hâlet meşhûd olur ise, 'Arabacı-başı maʿrifetiyle define [Ü1 96a] ve lede'l-iktizâ Bâb-ı ‘âlî'ye ifadesine ihtimâm ve riʿâyet-i hâtıra mebnî ketm ü ihfâdan ittikā-yı tâmm edüp ketm\nederse, muʿâteb ve mes’ûl ola. Ve mevâcibleri mevcûdlarına ve eşkâl muharrirlerine tevfîk ile tevzîʿ ve nâ-mevcûdların ʿulûfesini bi'l-cümle hazîne-mânde edüp, baʿzı masraf nâmıyla bir mahalle sarf olunmayup, bir akçası Ocağ'da alıkonulmaya. Ve ʿarabacı-başılar bilâ-sebeb ʿazl ü infisâlden vâreste oldukları gibi kâtibler dahi, mâ-dâme umûr-ı lâzimelerinde tekâsül [Ü2 102b] etmeyeler. Bilâ-sebeb üç seneden evvel ʿazl olunmayup, beher sene tevcîhâtda ʿarabacı-başılar ve kâtibler bilâ-câyize vü ʿavâyid ibkā olunmaları câyiz ola. Ve Ocak'da emekdâr ve işgüzâr ve Ocağ'a müteferriʿ hidmetin idâresine muktedir kimselerden Kethudâ ve Kethudâ-yeri ve Ocak Çavuşu intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'den bi'l-istîzân yerlü yerine taʿyîn oluna. Ve ʿArabacı Ocağı'na mensûb olanlardan ehl-i ʿirz ve sadâkat-kâr ve zabt-ı neferâta sâhib-i iktidâr orta çorbacıları tertîb olunup, mukābelesinde birinden akça ve ʿavâyid alınmaya. Ve Ocak Çavuşluğu dahi çorbacılardan etvârı müstakīm bir kimse intihâb u nasb oluna. Ve Topçu Ocağı gibi Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyiresi dâhi, bu vech üzere erbâbından intihâb oluna. Ve tevcîhâtından recâ vü şefâʿat ve hâtıra riʿâyet bir vechile câyiz olmayup, intihâb olunacak zâbitânın liyâkat ü istiʿdâdları zâhir ü mütehakkak oldukda, Nâzır ile ʿArabacı-başı ʿarz eyleye. Ve ʿArabacı-başılık münhall oldukda, Kethudâ bulunan kimsenin kudret ve liyâkati zâhir olup, hâricden ʿArabacı-başı nasbına hâcet mess etmez ise Kethudâ, ʿArabacı-başı olup, Kethudâ-yeri, Kethudâ ve Baş Bölük-başı, [Ü1 96b] Kethudâ-yeri ola. Ve Çorbacılık münhall oldukda, ortasının Oda-başısı'na Çorbacılık tevcîh ve Vekîl-harcı, Oda-başı ola. Ve Vekîl-harclık münhall oldukda, ʿAlemdâr, Vekîl-harc ve ʿAlemdârlık münhall oldukda, ol ortanın ʿaraba halîfeleriyle aşçının tarîkına bakılup, her kangısı eski ise Bayrakdâr ola. ʿAraba Halîfeliği münhall oldukda, neferâtın mâhiri Halîfe nasb oluna. [Ü2 103a] Ve mehâretde müsâvî bulunursa, eskisine iʿtibâr oluna. Ve çorbacılardan intihâb olunan Ocak Çavuşu'nun tarîkı Çavuşluk cihetiyle yürümeyüp, Çorbacılık'da olan eskiliği iʿtibârıyla yürüye. Ve Çavuş olanlar taʿyîn olunan meʿâşa kanâʿat ve hıdmet-i devletde izhâr-ı sadâkat eyleyüp, tamaʿa tebaʿiyyet ile hılâf-ı kānûn-i cedîd hareketde bulunmaya. Bulunur ise teʾdîb oluna.\n\nBu defʿa ʿArabacı Ocağı beş orta iʿtibâr olunmağla, biri Ağa Ortası ve dîgeri Kethudâ Ortası olduğundan, şimdiye dek başka çorbacıları olmamağla, bu defʿa Topçu Ocağı'na kıyâsen işbu iki ortaya dahi, başka çorbacılar nasb oluna. Ve bu beş ortanın çorbacıları vech-i muharrer üzere erbâb-ı liyâkatden olup, ortalarında mevcûd ve umûrunu ru'yet ü idâre içün dâyimâ maslahatın üzerinde bulunmaları şart-ı kavî ola. Ve Ağa ve Kethudâ ortaları, yine ağa ve Kethudâ Ortası olarak maʿrûf u mezkûr ola. Ve işbu beş ortanın beş nefer Çorbacısı'ndan\nmaʿadâ kusûr kalan ser-bölüklerden liyâkati olanlar bundan sonra ziyâde orta küşâdı iktizâ eyledikde, küşâd olunacak ortaya Çorbacı olmak üzere yalnız mutasarrıf olduğu Eşkinci esâmesine şerh verilüp, hâlleriyle ibkā olunalar. Ve liyâkati maʿdûm [Ü1 97a] ser-bölüklerin mutasarrıf oldukları yalnız kendü ve Eşkinci esâmesi sâbıkda olan hıdmeti mukābili onda bir akça zammıyla tekāʿüd ola. Ve Topçu gibi bu Ocak'da Kullukçu istihdâmı lâzım olmağla, bir nefer Baş-kullukçu ve dokuz nefer Kullukçu tertîb olunup, Baş-kullukçu, kullukçulardan olmağla, mahlûl oldukda, tertîbi ile [Ü2 103b] eskisi Baş-kullukçu ola. Topçu Ocağı Kānûnnâmesi'nde beyân olunduğu üzere yirmi beş ortanın her birine dört sürʿat ve iki obüs ve iki şâhî ve iki balyemez topu olarak cemʿan on top tertîb olunup, şimdilik ikişer üçer top tertîbi ile başlanup, neferâtı temâm oldukça, refte refte on kıtʿaya iblâğ ve baʿdehû dahi ziyâde tertîb lâzım geldikde, teksîr-i neferât ve yâhûd müceddeden orta küşâdıyla râbıta verilmek tasmîm olunmağla, balyemezler içün nev-îcâd olarak bundan böyle ihtirâʿ olunacak barmak tekerlekli 'arabalar inşâ oluncaya dek nakli, sâbıkı üzere Topçu neferâtının vazîfeleri olup, inşâ ve tanzîm olundukdan sonra nakli, ‘Arabacı Ocağı'na mahsûs ola. Ve mârru'z-zikr sürʿat ve obüs ve şâhî topların nakli ve ‘araba ve hayvânât ve levâzım-ı sâyiresinin idâresi kezâlik ‘Arabacı neferâtının hıdmeti olmakdan nâşî, her bir Topçu ortasında beş top farzıyla bir kıtʿa balyemez topundan mâʿadâ iki sürʿat ve bir obüs ve bir şâhî cemʿan dört kıtʿa topun ve her topa mahsûs birer kıtʿa cebe-hâne ‘arabalarının idâreleriyçün her topa beşer nefer ‘Arabacı ile birer ‘Arabacı Halîfesi lâzım gelmekle, bu tertîb üzere yirmi dört nefer iktizâ edüp, el-hâletü-hâzihî balyemezden gayri lâzım gelan yüz kıtʿa ecnâs topun altı yüz ‘Arabacı neferi olmak muktezî olmağla, işbu neferât bâlâda mezkûr beş ʿaded Topçu ortasına [Ü1 97b] tevzî ile her bir 'Arabacı ortasına bir Çorbacı ve bir Oda-başı ve bir Bayrakdâr ve bir Vekîl-harc ve bir Aşcı ve bir Sakā ve bir Baş-karakullukçu ile on nefer Kara-kullukçu ve yüz yirmi [Ü2 104a] 'Arabacı neferi tertîb oluna. Ve her bir Topçu ortasına gönderilecek yirmi dört 'Arabacı neferi üzerlerine zâbitlerinden birer müstakıll âdem taʿyîn kılına. Ve balyemez ‘arabaları tanzîmi husûle geldikde, balyemez bârgîrleri ziyâde olmak mülâbesesiyle anlar içün dahi iktizâsına göre dîger toplar neferâtından ziyâdece ‘Arabacı neferâtı tertîb oluna. Ve her Top ‘Arabası Halîfesi'nin beş neferi olmağla, zîr-i idâresinde olan neferleri muʿayyen olup, gayri halîfenin neferine karışmaya. Ve merbût olduğu top ustasından ayrılmayup, o ustanın nişânı ne ise 'Arabacı Halîfesi dahi o nişânı kisvesine ortası nişânıyla vaʿz edüp, neferleri dahi orta\nhalîfelerinin nişânlarını başka başka kisvelerine vazʿ eyleyüp, mensûb oldukları orta ile kendüleri lede'l-muʿâyene maʿlûm ola. Ve her Halîfe, neferâtıyla me'mûr olduğu top ʿarabası yanından ve nefer, halîfesinden ve halîfesi, neferinden ayrılmaya. Ve ʿAraba Halîfesi'nin zîrde ʿale'l-müfredât beyân olunduğu vechile maʿa-kisve-behâ yevmiyyesi altmış akça olup, mâʿadâ beş neferin eskisi her kim ise, kırk akça ve yenisi otuz akça maʿa-kisve-behâ yevmiyyeli ola. Bu vechile otuz ikiden kırka kadar neferât yevmiyyeleri tertîb olunup, tertîbde cihet-i rüchân, istiʿdâd olmağla, Nâzır ile ʿArabacı-başı tertîb-i neferâtda dikkat ve müstaʿiddi ve eskisi yevmiyyeli ve gayr-i mütefennin ve cedîdi mâ-dûnu olmak üzere tertîb olunup, gayr-i müstaʿidd olanları tercîhden ihtirâz edeler. Ve kara-kullukçuların dahi maʿa-kisve-behâ [Ü1 98a] yevmiyyeleri yirmi dörder akça olup, bunlar ortalara Mülâzım olmalarıyla, koşuldukları günden ʿarabacılara mahsûs hidemâtda mehâret [Ü2 104b] iktisâb eylemeleri meşrût olup, bi'l-münâvebe tahsîl-i mehârete müdâvemet edeler. Ve bi'l-cümle Ocak halkının zarûretden vâreste olup, refâh-ı hâl ile hıdmet-i me'mûrelerinde kıyâm eylemeleri lâzım ve meʿâşlarının tanzîmi mühimm olduğuna binâ'en, ʿArabacı-başı'ya senevî on beş bin ve Kâtib'e ve Kethudâ'ya dörder bin ve çorbacılığlarından mâʿadâ Kethudâ-yeri'ne ve Çavuş'a yedi yüz ellişer guruş meʿâş verilüp, taʿyînâtları dahi zîrde müretteb olmağla, etmeklerinin her çifti yarımşar kıyye ola.\n\nZâbitânın meʿâşları teksîrinden murâd, hazar u seferde muktedir bulunmaları maslahatı olmağla, eyyâm-ı hazarda tereffüh fikriyle isrâf ü sefâhet vâdîlerine düşmeyüp, oluruyla kanâʿat eyleyerek seferde zarûret çekmeyecek hâli kesb edeler. Ve taʿyîn olunan meʿâş, icmâl-i mevâcibe idhâl olunmayup, topçular gibi Dîvân-ı hümâyûn'dan mevâcib ihrâc olunduğu gün bir kıstın îcâb edeceği meʿâş, Ocağ'a îsâl olunup, Nâzır maʿrifetiyle ashâbına teslîm ve ketm ü te'hîrinden ihtirâz oluna. Ve ʿarabacı kışlakları Top-hâne'ye nakl ü tahvîl ile Topçu kışlakları civârında ʿarabacılara vâfî kışlak binâsı tasmîm olunmağla, ʿale'd-devâm kışlaklarında bulunalar. Çorbacı'ya verilecek taʿyînâtdan başka Oda-başı ve Vekîl-harc ve Bayrakdâr ve Aşcı ve Baş-karakullukçu ve sâyir kara-kullukçular ve neferât-ı sâyire içün dahi, tertîb-i taʿyînât lâzım gelüp, lâkin neferâtın tertîbine henûz şurûʿ olunacak olmağla, bunların dahi kışlada topçular gibi mevcûdlarına göre dört ustasına taʿyînâtları verile. Ve Nâzır ve Kâtib maʿrifetiyle [Ü1 98b – Ü2 105a] işbu taʿyînât tertîb olunup, Nâzır tezkiresiyle mahsûb ola. Ve zâbitân, orta taʿyînâtına taʿarruz eylemeyeler. Ederler ise te'dîb olunalar. Ve\nzâbitân ve neferâtın Topçu gibi kesb-i imtiyâz eylemeleri matlûb olmağla, çorbacılarının esvâb-ı dîvâniyyeleri göğez çuka ferâce olup, hazar u seferde sayf ü şitâda çuka ʿantârî ve çuka cübbe ve kırmızı kapûd iktisâ eyleyeler. Ve hengâm-ı sayfda ʿantârîleri Topçu gibi beyaz bogāsıdan olmak câyiz ola. Ve iktisâ edecekleri libâslarının nümûnesi olarak taraf-ı hümâyûndan beş nefer Çorbacı'ya beş kat libâs ihsân olunmağla, fîmâ-baʿd libâslarını işbu nümûne üzere kendüleri tanzîm eyleyeler. Ve eyyâm-ı şitâ şiddetinden muhâfaza içün zağarasız Anadolu nâfesi cübbe kürk geymek câyiz ola. Ve bâlâda mezkûr olan elbise bi'l-inhisâr cihet-i imtiyâzları ola. Ve orta aşçıları ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc dahi, mor çukadan serhadli iktisâ ve neferden temyîz içün ʿaraba halîfeleri yeşil çukadan ve mâ-ʿadâ neferât, mâ'î çukadan nîmten ve ʿale's-seviyye mâ'î çuka potur geyüp, cümlesi kırmızı fes üzerine siyâh pûşi saralar. Ve ʿaraba halîfelerinin ve sâyir neferâtın beher mevâcibde iʿtâ olunmak üzere zîrde beyân olunacak vechile kisve-behâlarıyçün muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, kezâlik nümûne olmak üzere ibtidâ tertîbinde bir defʿa verilecek elbise-i mahsûsaya fîmâ-baʿd libâslarını muʿayyen olan kisve-behâlarından tanzîm eyleyeler. Ve kara-kullukçuların kisvet-i asliyyeleri tagyîr olunmayup, karanfilî çuka nîmten geyeler. Ve mevcûd Eşkinci neferât ne mikdâr ise, birine gadr olmamak irâdesiyle eşkincilerde yevmiyyesi otuz ikiden dûn olanları [Ü2 105b] ber-mûceb-i şurût hıdmet-i lâzimelerine [Ü1 99a] rağbet ü müdâvemet ederler ise, yevmiyye ve kisve-behâları otuz ikiye iblâğ ve bundan zâyid ve kırkdan dûn olanları kırka varınca tertîb-i mezkûra tevfîk oluna. Ve kırk akçadan ziyâde yevmiyyeli olarak kānûn târîhinden mukaddem Eşkinci ʿArabacı esâmesine mutasarrıf olanların sâhib-i liyâkat ü mehâretleri Zâbit nasb olunup, bu tertîbe göre yevmiyye ve kisve-behâları tanzîm oluna. Ve kadîm eşkinci ʿarabacıları gelüp, Ocak'da hıdmet-i lâzimelerin ru'yet edeler. Ve bundan böyle ʿArabacı neferâtının otuz iki akça ile kırk akça beyninde yevmiyyeleri dâyir olduğuna binâ'en, ʿatîk eşkinci ʿarabacılardan ağır yevmiyyeli kimesne neferlikde istihdâma ʿözr bulmaya. Eğer ʿatîk eşkincilerden küllî ve cüz'î yevmiyyeye mutasarrıf olanlar, Ocağ'ına rağbet ve kışlasına müdâvemet edüp, taʿlîme ve yâhûd taşrada bulunup, Âsitâne'ye gelmez ve bulunduğu kârı terke râzî olmaz ise ve yâhûd fevt cihetiyle yevmiyyesi mahlûl olursa, o makūlelerin esâmeleri hazîne-mânde olunup, yerlerine mülâzımlardan biri nefer duhûl eyleyeceği, maʿa-kisve-behâ otuz iki akça yevmiyye ile nefer tahrîr olunup, hılâf-ı kānûn hareketden tehâşî oluna. Ve ʿatîk Eşkinci esâmelü neferâtdan ʿalîl\nü ihtiyâr ve hıdmete yaramayanları Nâzır ve 'Arabacı-başı tahkīk eyledikde, merhameten münâsib mikdâr ile tekāʿüdlük tevcîhi câyiz ola. Ve neferât-ı ʿatîkadan mâ-ʿadâ iktizâ eden neferâtın Nâzır ve ʿArabacı-başı ve intihâb olunacak zâbitân maʿrifetleriyle müceddeden tahrîr ü tertîbine şurûʿ oluna. Ve zikri mesbûk toplara bu mikdâr ʿArabacı kifâyet edüp, fîmâ-baʿd [Ü2 106a] Taslakçı ve sâyir isimler ile Ocak'da esâmesiz neferât olmayup, o makūleye 'Arabacı ıtlâk olunmaya. Ve Nâzır ve ʿArabacı-başı ve sâyir zâbitân [Ü1 99b] esâmelü neferden etbâʿ ittihâz edüp, istihdâm eylemeye. İstihdâm edecekleri etbâʿı hâricden esâmesiz kimselerden kullanalar. Gerek Ocağlu ve gerek ricâl ve gayriden 'arabacıları tesahhub etmeyeler. Ve hilâfına mütecâsir olanlar muhkem te'dîb olunalar. Üç ayda bir mevâcib ihrâcında Kâtib, sâyir meʾmûrlar ile Dîvân-ı hümâyûn'dan mevâcibi kānûn-i kadîm üzere ahz ve doğru kışlalarına îsâl ve hıfz eyleyüp, ʿArabacı-başı ve Kâtib huzûrunda sergi ferş olunup, Nâzır maʿrifetiyle tevzîʿ ve tekmîline dek akça, Nâzır reʾyiyle Kâtib hıfzında ola. Ve sergiden baʿzı fukarâya iʿtâsı muʿtâd olan sadaka, nısf-ı yevmiyyeyi tecâvüz etmeyüp, mâ-ʿadâ fazla-i mevâcib her ortaya yevmiyyelerine göre iktizâsı üzere ayrılup, Nâzır'ın muhâfazasında olarak ol ortanın mesârıfı içün lâzım gelan mikdârı Vekîl-harc'a verilüp, mevsiminde hisâbını görmek ve bir sergiden dîger sergi ferşine dek mesârıfdan fazla ne kalur ise, orta mâlı olmak üzere ʿale'd-devâm Nâzır'ın hıfzında olmak kezâlik dîger mevâcib ihrâcında anın dahi ilerüdeki mevâcibe dek mesârıfı fürû-nihâde olundukdan sonra, fazlası ortanın zâbitânı ve 'Arabacı-başı vukūfuyla Kâtib Defteri'ne kayd ve Nâzır hıfzında ola. Ve bu fazla-i sergiye 'Arabacı-başı ve Kâtib ve Kethudâ ve Çorbacı ve Oda-başı ve Bayrakdâr ve zâbitân-ı sâyire tamaʿ etmeyeler. Edenler teʾdîb olunalar. Ve muʿayyen olan fazla-i sergiden mâ-ʿadâ neferât yevmiyyesinden bir akça tenzîl [Ü2 106b] ü tenkīs olunmaya. Ve cesâret edenler muʿâkab ola. Ve Kara-kullukçu ve Aşcı ve Sakā ve Bayrakdâr ve Vekîl-harc ve Oda-başı'nın muʿayyen yevmiyyeleri olmağla, mevâcib tevzîʿinde tas akçası ve bahşiş ve sâyir vesîle ile [Ü1 100a] bir neferden ve bir kimseden bir akça taleb etmeyeler. Veren alan olursa teʾdîb olunup, bu husûsa Nâzır ve 'Arabacı-başı ve Kâtib ve Kethudâ dikkat edeler. Ve neferâtın mevâcibleri yedlerine verilüp: “Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesi âhara verilmeye. Ve mevâcib vaktinde hastalık ve yâhûd ʿözr-i şerʿî ile bulunmazı olursa, mevâcibleri ʿilm-i Nâzır lühûkuyla bâ-defter Kâtib yedinde emâneten hıfz olunup, ʿözrü sahîh ve hıdmetinde ʿadem-i tekâsülü Nâzır ʿindinde tehakkuk eder ise, sâhiblerine teslîm oluna. Ve hidmetlerinde sebâtları olmayup, mücerred ʿulûfe vaktinde isbât-ı vücûd edenleri, Nâzır olanlar ʿarabacı-başılar ile tahkīk ederler ise, yevmiyyeleri refʿi ve Ocak'dan tard u tebʿîdlerine kanâʿat\nolunmayup, aldıkları ʿulûfe reddiyle sâyirlere ʿibret kılınalar. Ve refʿ olunan yevmiyyeleriyle mülâzımlar yazılup, anların yerlerine hâricden ber-mûceb-i şurût mülâzımlar yazıla. Ve tevzîʿ-i mevâcibde cümle neferâtın ʿulûfeleri sergide ellerine verileceğine binâʾen, yoklama maslahatı hâsıl olacağı zâhir olmağla, nâ-mevcûdları Nâzır olanlar Kâtib maʿrifetiyle başkaca defter eyleyüp, Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde'l-ʿarz yerlerine yarar neferât tahrîr olunup, katʿâ igmâz u tekâsül olunmaya. Ve Ocağ'ın Beytülmâli'ni Nâzır olanlar vikāye edüp, o makūle emvâl-i Beytülmâl nâzırların ıttılâʿlarıyla ortaların lede'l-lüzûm mesârıf-ı seferiyyelerine sarf içün Ocak'da memhûren hifz oluna. Ve neferin yolu giderek Oda-başı olmak ve andan [Ü2 107a] mâ-fevkine vusûl bulmak bâlâda mastûr şurûtdan zâhir ve oda-başılar müteʾehhil olmamak, ocağların kavânîn-i kadîmesinden idüği bâhir olmağla, işbu kānûn-i cedîd târîhinden sonra müceddeden yazılan neferât teʾehhül etmek lâzım [Ü1 100b] gelürse, Oda-başı olacağını ve mâ-fevkine vâsıl olamayup, neferlikde kalacağını mukarrer bileler. Ve ʿArabacı Ocağı'nda fi'l-asl müteʾehhil bulunanlar tahkīk olunup, müceddeden tahrîr olunacak neferât mücerredlerden yazılup, sâhib-i ʿiyâl olanlardan tahrîr olunmaya. Ve bu husûsa Nâzır ve ʿArabacı-başı ve sâyir zâbitân dikkat ü ihtimâm edeler. Ve ʿArabacı yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden keff-i yed ederi olursa, yevmiyyeden aldığı ʿulûfe temâmen istirdâd ve Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve bu mikdâr kisve-behâ ve yevmiyye ile yazılan ʿarabacılar, vakt-i hazarda ʿulûfesini yeyüp, seferde ortasını terk ü firâr ederse, bir Ocak'da kabul olunmayup, bi-eyyi-vechin kân buldurulup, derhâl cezâsı tertîb oluna. Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı, zâbitân her bâr tecessüs birle Nâzır ve ʿArabacı-başı'ya ihbâr eyleye. Ve ihbâr etmeyenler mazhar-ı ʿukūbet ola.\n\nʿArabacı Ocağı'na vazʿ olunan kānûnun şurûtları her vechile merʿî olmak matlûb-i katʿî olmağla, mevâcib verildiği hâlde Nâzır olanlar dikkat edüp, ʿumûmen zâbitân ve etbâʿları ellerinde Eşkinci ʿArabacı yevmiyyesi bulunur ise derhal refʿ oluna. Ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına yevmiyye verilmeyüp, yevmiyyeli neferât bu vechile mümtâz ola. Ve yevmiyyeli ʿarabacılardan biri töhmet ile tutuldukda, kānûn üzere bir mahalde alıkonulmayup, doğru ʿArabacı Ocağı'na gönderilüp, lâzım gelan teʾdîbi Zâbit'i maʿrifetiyle [Ü2 107b] Ocağ'ında icrâ oluna. Ve bunlardan biri firâr ve gayri ocağlara ilticâ eder ise, ocağlardan zinhâr kabûl olunmaya. Ve hılâf-ı şerʿ hareket ederi olursa, muktezây-ı şerîʿat-i\ngarrâ ne ise icrâ ve şer-i şerîfin hılâfı hareketden ittikā oluna. [Ü1 101a] Ve ahz ü habs ve te'dîbine sâyir ocağlardan müdâhale olunmaya. Ve ‘Arabacı Ocağı'nda bilâ-esâme nefer olmamak meşrût olmakdan nâşî, fîmâ-baʿd esâmesiz yoldaşlık iddiʿâsıyla biri kabâhat ile ahz olunursa, iktizâ eden te'dîbine ‘Arabacı Ocağı'ndan katʿâ müdâhale ve bir vechile tesahhub olunmaya. Gerek zâbitân ve gerek neferât-ı sâyire haklarında işbu vechile cârî olacak ‘inâyet-i ʿaliyyenin îfây-ı teşekkürü zımnında bi'l-cümle şurût-ı lâzimeyi icrâya dikkat ve bâ-husûs muhârebelerde merdlik ve gayret-keşlik ve nâmûs-ı Devlet ve Ocak gayretini yerine getürüp, ebedî düşmenden yüz çevirmemeğe teʿahhüd eyleyeler. Ve muhârebe hilâlinde me'mûr olduğu top maʿiyyetinde izhâr-ı şecâʿat edenlerin esâmelerine terakkī verilmek câyiz ola. Ve kangı top bir mahalle taʿyîn olunursa, ‘Arabacı neferâtı dahi ebedî topun yanından ayrılmayup, sayf ü şitâ me'mûr olduğu mahalde ʿale'd-devâm muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere ikāmet eyleye. Ya'nî: “Ordu kışlaya girdi” deyü ʿarabacılardan bir neferin Âsitâne'ye gelmesi bir vechile câyiz olmaya. Ve sefer vukūʿunda esfâr-ı sâbıka misillü ortasını terk ve hidmetini bırağup firâr ederler ise, bulundukları mahallerde bi't-teharrî cezaları tertîb oluna. Ve neferât ve zâbitânın hıdmet-i mahsûsaları mücerred top ve cebe-hâne ʿarabalarını idâre ve inşâ ve taʿmîr ve ʿaraba koşup i'mâl ve bârgîrlerin içecek ve yiyeceklerine [Ü2 108a] bakmakdan ʿibâret olup, işbu hıdemâtın te'diyesine gereği gibi dikkat eyleyüp, top-keşân bârgîrlerini âhar hidmetde kullanmak ve binüp âharı bindirmek misillü harekete cür'et eder nefer bulunursa, zâbitleri maʿrifetiyle te'dîb oluna. Ve zâbitân dahi top-keşân bârgîrlerine ebedî binmeyüp, hılâf-ı rızâ hareketde bulunan [Ü1 101b] neferâtı te'dîbde tekâsül eden zâbitân dahi te'dîb oluna. Ve neferât ve zâbitân ʿumûmen işbu hayvânât mâddesine dikkat edüp, ʿarabacı-başılar dahi bi'n-nefs nezâret eyleye. Ve neferât-ı mezkûre ʿarabanın taʿmîr ve inşâsı san'atını teʿallüm edüp, o sanʿatda tahsîl-i kemâl eylemek muktezây-ı meʾmûriyyetleri olduğu gibi gerek neferât ve gerek Kara-kullukçu ʿaraba koşmasını ve müceddeden yapmasını ve fenâ-pezîr olanların ta'mîriyçün serrâclık san'atını tahsîl edüp, hâricden Serrâc celbine muhtâc olmamağa saʿy-i ʿazîm edeler. Ve her Topçu ortasına zikr olunduğu üzere şimdi tertîb olunacak beşer topdan dörderini ʿaraba ile ʿArabacı idare edecek olmağla, bu takdîrce beş ortanın yirmi topuna işbu eyyâm-ı hazarda ikişer bârgîrden iktizâ eden kırk bârgîr şimdilik beher ʿArabacı ortasına verile. Ve bu tertîb üzere ʿArabacı Kışlası'nda iki yüz re's top-keşân\nbârgîrleri lâzım gelmekle, eyyâm-ı seferde mevcûd topa göre tertîbi muktezî olan ʿarabaların dörder bârgîr ile iktizâsı mikdârı yedek hayvanlarını dahi gözedüp, tîmâr ve yem ve yiyeceklerine ve bi'l-vücûh kâffe-i husûslarına sadâkat üzere hidmet edeler. Ve Topçu ortalarının evkāt-i hazarda Salı ve Cuma günlerinden başka beher yevm beş ortası, bi'l-cümle neferâtıyla bi'l-münâvebe tahsîs [Ü2 108b] olunan mahallerde taʿlîm eyleyeceklerine mebnî, taʿlîme giden toplara me'mûr ʿarabacı neferâtı ve zâbitânı dahi, berâber topları taʿlîm mahalline nakl ve iʿmâl eyleyeler. Ve iktizâsına göre Nâzır ve ʿArabacı-başı ve Kâtib ve Kethudâ ve Kethudâ-yeri münâvebeten taʿlîm mahallinde mevcûd bulunup, nezâret ve dikkat edeler. Ve nevbetleri olmadığı gün [Ü1 102a] dahi kışlalarında mevcûd bulunup, lede'l-iktizâ top nakli ve araba ta'mîri ve bârgîrlere gereği gibi bakmak hidemât-ı lâzimesine dikkat eyleyeler. Ve taʿlîm günü nevbeti olup, bilâ-mâniʿ-i şerʿî hidmetine gelmeyen ʿAraba Halîfesi ve sâyir zâbitân ve neferât bi-eyyi-vechin kân te'dîb olunalar. Ve cümleten zâbitân ve neferât işbu hıdemâtı evkāt-i hazarda ve hengâm-ı seferde ve yollarda ve ikāmetde temâmen idâreye sarf-ı makdûr eyleyeler. Ve muhârebe ve sâyir mahallerde ehass-ı hıdmetleri olan top ile beraber bulunup, devâm ü sebât eyleyeler.\n\n Maʿâzallah muhârebede bir top ʿadüvv yedine giriftâr olursa, ol topun Topçu neferâtıyla Çorbacı ve zâbitân ve sâyiresi mazhar-ı ʿukūbet olacağı misillü, ol topa me'mûr olan ʿArabacı neferâtı ve ortası zâbitânı karîn-i ʿikāb ü cezâ olup, yerlerine âhar gayret-keş zâbitân ve neferât tedârük oluna. Ve mütekaʿidîn mahlûlleri bilâ-ketm ihbâr ve hazîne-mânde olunup, haber verene gümrükden iki akça ihbâriyye verile.\n\n Mahlûl satmakdan ʿarabacı-başılar hazer edüp, Eşkinci ve mütekaʿid fîmâ-baʿd bir esâme alınup satılmaya. Alur satan olursa yalnız te'dîbleriyle iktifâ olunmayup, hılâf-ı kānûn hareketi tecvîz ve istihbârda kusûr eylediği içün Nâzır ve ʿArabacı-başı ve sâyir zâbitân te'dîb olunacağlarını muhakkak bilüp, mahlûlât mâddesine cümlesi dikkat [Ü2 109a] edeler. Ve mütekaʿidlerin sâhib-i esâme oldukları tahkīk olunarak ʿulûfeleri verile. Ve zâbitân yedinde işbu kānûn-i cedîdden mukaddem bulunan Eşkinci ve mütekaʿid yevmiyyelerini kendü rızâlarıyla ve ʿArabacı-başı maʿrifetiyle Nâzır'a teslîm [Ü1 102b] edüp, hazîne-mânde ola. Baʿde'n-nizâm zâbitân yedinde mektûm esâme bulunur ise, Ocak'dan tard u te'dîb oluna. Ve\nOcağ'da hıdmeti mesbûk pîr ve emekdâr ve ʿamel-mânde ve ihtiyâr olan neferât yevmiyyesinin nısfı mikdârına varınca ve Kethudâ'ya yüz ve çorbacılara altmışar akçaya dek gümrükden tekāʿüd vazîfesi verilmek câyiz ola. Ve muhârebede mecrûh ve ʿamelden sâkıt olduğu cerhi, iltiyâmından sonra mütehakkak olanlara merhameten dahi ziyâde tekāʿüdlük vazîfesi verilmek câyiz ola. Yaʿnî tekāʿüd vazîfesi, Zâbit ve neferin istihkāk ve emeğine nazar ile mekādîr-i mezkûreyi ʿadem-i tecâvüz ile gümrükden tekāʿüdlük vazîfesi verile. Ve neferin biri tekāʿüd oldukda, esâme-i sâbıkı yerine tahrîr olunacak neferin ismine tasrîh ile Nâzır ve 'Arabacı-başı arz eyleye. Ve vakt-i hazar hidmetini ru'yet eder iken kazā'en sakat ve muhârebede mecrûh ve ʿamel-mânde olan neferâta yevmiyyesi kadar gümrükden tekāʿüd vazîfesi ihsân oluna. Ve bu mâdde gāyet dikkate muhtâc olup, sâbıkı gibi şefâʿat ve recâ ve tamaʿ ve rişâ ile ebedî tekāʿüdlük verilmeyüp, bast olunan şurûta tevfîk ile tekāʿüdlük câyiz ola. Ve tekāʿüd olacak şahıs bi'n-nefs sadrıaʿzamların meşhûdu olup, olmadıkça tekāʿüd câyiz olmaya. Ve gümrükden verilan tekāʿüd esâmelerinin mutasarrıflarından fevt ve yâhûd beyʿ ü şirâ edenleri maʿlûm olmak içün [Ü2 109b] ʿulûfe çıkdıkda, Nâzır maʿrifetiyle topdan gümrükden getürdilüp, Eşkinci mevâcibi tevzîʿinden sonra mütekāʿidlerinin vazîfeleri verilüp, vazîfeleri verildikde dikkat ve ihtimâm-ı tâmm oluna. Ve esnây-ı seferde Nâzır ve ʿArabacı-başı sefere gitdiklerinde, Âsitâne'de kalacak Nâzır ve ʿArabacı-başı Vekîli tekāʿüd vazîfelerini gümrükden [Ü1 103a] topuyla getürdüp, sergi ferşiyle tevzîʿ eyleyeler. Ve ʿarabacı tekāʿüdlerinin vazîfeleri gümrükden taʿyîn olunduğu, Ocak'dan hurûclarını müstelzim olmayup, bu sûretde vakt-i sefer Âsitâne'de olan hidmetlerini kadîmi gibi ʿarabacı tekāʿüdleri ru'yet eyleyeler. Ve mahlûl vukūʿunda derhâl Nâzır ve Ocak tarafından ihbâr olunup, iki akça ihbâriyyesi tevcîh ve kusûru hazîne-mânde oluna. Ve işbu tekāʿüd vazîfelerinin beyʿ ü şirâsı memnûʿ olduğuna binâ'en, biri satup işlemesini almağa âharı varırsa verilmeyüp, hazîne-mânde oluna. Ve bâyiʿ ve müşteri mazhar-ı ʿukūbet ola. Ve orta çorbacıları taşraya meʾmûr kılınmayup, bir ortada olan ʿArabacı neferâtının meʾmûr oldukları toplardan baʿzısı bir mahalle gönderilmek lâzım geldikde, muʿayyen olan ʿArabacı neferâtı dahi münâsib Sergerde ile tesyîr oluna. Ve Topçu ortalarından beş orta bir mahalle gitmek lâzım gelürse, o zemân tertîb olunduğu üzere beş Topçu ortasına mülhak bir ʿArabacı ortası mükemmelen Çorbacı ve zâbitânıyla taʿyîn kılına. Ve bu nizâm üzere Topçu ortalarının topları onar kıtʿaya iblâğ ve yâhûd dahi ziyâde zamm ve yâhûd müceddeden küşâd olundukda, ʿArabacı neferâtı dahi bu\ntertîb kıyâsıyla teksîr ve Topçu ortası [Ü2 110a] yirmi beşi tecâvüz etdikde, Topçu kānûnu gibi beş ortadan fazla müceddeden ʿArabacı ortası küşâdı câyiz ola. Ve cümle Ocağ'ın yevmiyye, mevâcib ve zâbitân meʿâşı ve taʿyînâtı vech-i âtî üzere mer'î ola. Şöyle ki, 'Arabacı-başı'ya senevî on beş bin guruş meʿâş ve yevmiyye on kıyye lahm ve kırk çift nân-ı ʿazîz ve Kâtibi'ne ve Kethudâsı'na senevî dörder bin guruş meʿâş ve yevmiyye beşer kıyye lahm ve yirmişer çift nân-ı ʿazîz ve Kethudâ-yeri'ne [Ü1 103b] Çorbacılığ'ından başka senevî yedi yüz elli guruş meʿâş ve yevmiyye iki kıyye lahm ve sekiz çift nân-ı ʿazîz ve beş nefer çorbacıların her birine senevî yedi yüz ellişer guruş meʿâş ve yevmiyye ikişer kıyye lahm ve sekizer çift nân ve Kapu Çukadârı'na tarîkde olmamak şartıyla yalnız senevî beş yüz guruş meʿâş ve Çavuş'a gayr ez-Çorbacılık senevî yedi yüz elli guruş meʿâş ve yevmiyye iki kıyye lahm ve sekiz çift nân-ı ʿazîz ve bir top ʿarabasının tertîbinde bir nefer ʿAraba Halîfesi'ne kırk beş akça yevmiyye ve on beş akça kisve-behâ ve beş nefer ʿArabacı neferâtına otuz ikiden kırka varınca ikişer akça tefâvüt ile maʿa-kisve-behâ yüz seksan akça yevmiyye ve bir ortanın tertîbinde bir nefer Çorbacı'nın meʿâş ve taʿyînâtı bâlâda beyân olunduğu vech üzere ve bir nefer Oda-başı'ya doksan akça ve Vekîl-harc'a yetmiş ve Bayrakdâr'a altmış beş ve yirmi nefer halîfelere bin iki yüz akça ve yüz nefer ʿArabacı neferâtına üç bin altı yüz akça ve bir nefer Aşcı'ya altmış akça ve Baş-karakullukçu'ya kırk beş ve Sakā'ya kırk ve on nefer Kara-kullukçu'ya iki yüz kırk akça ve bir nefer Baş-kullukçu'ya yetmiş ve dokuz [Ü2 110b] nefer Kullukçu'ya yüz seksan akça yevmiyye maʿa-kisve-behâ taʿyîn oluna. Ve bir ortanın Çorbacısı'yla maʿan cemʿan neferâtı yüz otuz yedi ve yevmiyyesi beş bin dört yüz on akça olmak iktizâ eder. Ve müceddeden ʿaraba inşâsiyçün iktizâ eden Marankoz ve Çilingîr ve Serrâc ve hayvânât içün Naʿlbend neferâtının ve ustalarının nizâm ve râbıtaları zeyl-i kānûnnâmede müfreden beyân olunup, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tezyîn buyuruldukdan sonra, Başmuhasebe'ye kayd ve aslı ru'ûs-ı hümâyûnda ibkā ve ʿilm ü haberleri iktizâ eden mahallere iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿArabacı Ocağı beş orta iʿtibâr olunmuş olmağla, [Ü1 104a] her ortaya dört Marankoz ve iki Çilingîr ve iki Serrâc ve dört nefer Naʿlbend tertîb olundukda, bir ortaya iki nefer iktizâ etmekle, bu vechile beş ortaya altmış nefer tertîb olunmuş olup, bunlar el-yevm otuz beş-kırk pâre ücret ile iʿmâl olunmakda olmağla, san'atlarında mâhir olanlardan bi'l-imtihân intihâb olunarak, Nâzır olan Mustafa Reşîd Efendi ve ʿArabacı-başı ve Kâtibi ve zâbitân-ı sâyire maʿrifetleriyle yevmiyye altmışar akça ile altmış nefer tahrîr ve beş ortaya taksîm ve ortanın neferât-ı sâyiresi gibi taʿyînât tertîb olunmak ve bunlara altmışar akça yevmiyye verilmesi seferde ortalarıyla temâmen bulunmak içün olmağla, hazarda dahi biri kâr-hâneden münfekk olmamak ve Ocağ'ın hıdmeti var ise görüp, iʿmâl olundukları gün yevmiyyeleri olan altmış akçanın üzerine râyic-i vakt ne ise zamm u iblâğ olunmak ve işsiz vakitlerde bunların taşrada işlemesi tecvîz [Ü2 111a] olunmayup, dâhil-i kâr-hânede kârlariyçün işlemeleri câyiz ola. Ve mahlûlleri vukūʿunda yevmiyyeleri nâ-ehle geçmamek içün Nâzır ve zâbitân huzûrunda bi'l-imtihân mahlûl-i mezkûr erbâbına verilmek ve hazarda ʿulûfe alup, sefere gitmeyen ve yâhûd firâr eden olursa, hazarda aldığı ʿulûfe temâmen redd ve te'dîbi icrâ olunmak ve iş vakti yevmiyyesinden ziyâde akça verilmek mâddesi Serrâc ve Marankoz ve Çilingîr'e münhasır olup, Naʿlbend müstesnâ olmak ve bunların cümlesi ehl-i İslâm'dan olmak şart olmayup, ehl-i zimmetden olması dahi câyiz olmak mâddesi ber-vech-i muharrer tezyîl ve ʿArabacı Ocağı'nın dahi şurût-ı kānûniyyesi bu vechile tekmîl olundu.",
          "caption": "Zeyl-i şurût-ı mezkûre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_156.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zeyl-i şurût-ı mezkûre",
          "text": "ʿArabacı Ocağı beş orta iʿtibâr olunmuş olmağla, [Ü1 104a] her ortaya dört Marankoz ve iki Çilingîr ve iki Serrâc ve dört nefer Naʿlbend tertîb olundukda, bir ortaya iki nefer iktizâ etmekle, bu vechile beş ortaya altmış nefer tertîb olunmuş olup, bunlar el-yevm otuz beş-kırk pâre ücret ile iʿmâl olunmakda olmağla, san'atlarında mâhir olanlardan bi'l-imtihân intihâb olunarak, Nâzır olan Mustafa Reşîd Efendi ve ʿArabacı-başı ve Kâtibi ve zâbitân-ı sâyire maʿrifetleriyle yevmiyye altmışar akça ile altmış nefer tahrîr ve beş ortaya taksîm ve ortanın neferât-ı sâyiresi gibi taʿyînât tertîb olunmak ve bunlara altmışar akça yevmiyye verilmesi seferde ortalarıyla temâmen bulunmak içün olmağla, hazarda dahi biri kâr-hâneden münfekk olmamak ve Ocağ'ın hıdmeti var ise görüp, iʿmâl olundukları gün yevmiyyeleri olan altmış akçanın üzerine râyic-i vakt ne ise zamm u iblâğ olunmak ve işsiz vakitlerde bunların taşrada işlemesi tecvîz [Ü2 111a] olunmayup, dâhil-i kâr-hânede kârlariyçün işlemeleri câyiz ola. Ve mahlûlleri vukūʿunda yevmiyyeleri nâ-ehle geçmamek içün Nâzır ve zâbitân huzûrunda bi'l-imtihân mahlûl-i mezkûr erbâbına verilmek ve hazarda ʿulûfe alup, sefere gitmeyen ve yâhûd firâr eden olursa, hazarda aldığı ʿulûfe temâmen redd ve te'dîbi icrâ olunmak ve iş vakti yevmiyyesinden ziyâde akça verilmek mâddesi Serrâc ve Marankoz ve Çilingîr'e münhasır olup, Naʿlbend müstesnâ olmak ve bunların cümlesi ehl-i İslâm'dan olmak şart olmayup, ehl-i zimmetden olması dahi câyiz olmak mâddesi ber-vech-i muharrer tezyîl ve ʿArabacı Ocağı'nın dahi şurût-ı kānûniyyesi bu vechile tekmîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sunûf-ı asâkir-i Devlet-i ʿaliyye'den olan Humbaracı neferâtı, kānûnları üzere san'atlarını öğrenüp, lâzım-ı mâhiyyet-i [Ü1 104b] san'atları olan fenn-i hendese ve evzâʿ-ı âteş-bâzîyi bi-kemâlihâ üstâdlarından ruʾyet ile vukūʿ bulan melâhim ü megazîde hark-ı (خرق) sufûf-ı aʿdâ ve hark-ı (حرق) harmen-i sâmân-ı husamâ eylemeleri kasdıyla nemâlu zeʿâmet ve tîmârlara nâyil ve min-külli'l-vücûh refâhiyyet-i hâlleri hâsıl olmuşidi. Bir müddetden berü şurût-ı kadîmelerine halel ʿârız olup, şöyle ki, zeʿâmet ve tîmârları şefâʿat ve recâ ve devâyir-i kibâra ilticâ ile nâ-ehl ellerine girüp, o makūleler dahi humbara san'atını teʿallüme ʿadem-i rağbet ve dirliği ancak medâr-ı teʿayyüş ve sefâhet ʿaddiyle şurût-ı kadîmelerine riʿâyet\netmedikleri ve el-yevm müstakıllen humbara doldurup, nişâna isâbet [Ü2 111b] etdirir âdem miyânelerinde mefkūd ve hıdmet-i lâzimelerinde ekserîsi nâ-mevcûd olduğundan gayri, seferlerde sanʿatında mâhir Humbaracı bulunmadığından, düşmen fırsat-yâb olup, ekser mahalde galebe vü istîlâ ile magrûr olageldiği mücerreb ü manzûr ve nizâmlarını muhafazaya dikkat eder Humbaracı-başı aranmayup, mechûlü'l-hâl baʿzı müflisler rüşvet ile Humbaracı-başılığ'ı istihsâl edüp, celb-i menfaʿat ve tamaʿa tebaʿiyyet ile şurût-ı kadîmeyi vikāyet eylemeyüp, bilâ-imtihân nâ-ehle ʿarz yazmak ve Eşkinci tîmâr sâhiblerinden akça ahzıyla Humbaracıyân'a idhâl eylemek ve mahlûl ve târik-i hidmet olan Humbaracılık yevmiyyesini ketm ve mevâciblerini tevzîʿde noksân vermek misillü rızâya muhâlif hareketleri zâhir ve Ocak-ı mezkûrun dahi taht-ı nizâma idhâli ve şurûtlarının tecdîd ü istikmâli matlûb-ı Pâdişâh-ı cemîlü'l-me'âsir olmağla, fîmâ-baʿd Humbaracı-başı bilâ-mûcib ʿazl ü nasb olunmamak ve mecmûʿ humbaracılar Âsitâne'de sâkin olup, ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm etmek ve tevcîhât vâkıʿaları ʿarz-ı hâl ve recâ ile olmayup, müstehakkına ağalar ʿarzıyla olmak ve bu ahvâl-i selâse [Ü1 105a] esâs-ı nizâm kılınup, aʿzam-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den muʿtemed ve sâdık bir kimse dahi, Humbaracı Ocağı'na Nâzır nasb ü taʿyîn olunmasına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk etmekle, fîmâ-baʿd Humbaracı Ocağı'na esâs iʿtibâr olunan ahvâl-i selâseye riʿâyet ve her mâddesine dikkat etmek üzere ricâl-i devlet müteʿayyinlerinden muʿtemed ve sadâkat-kâr birisi Nâzır taʿyîn oluna. Ve işbu nezâret me'mûriyyeti, bir vakitde mansıb [Ü2 112a] iʿtibâr olunmaya. Gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelü Humbaracı neferâtının başka başka defterleri kalemlerinden ihrâc ve Nâzır'a teslîm oluna. Ve işbu nizâm şurûtunun birer ʿaynı dahi Nâzır ve humbaracı-başıların yedlerine verilüp, dâyimâ mutâlaʿa ve muktezâsını icrâya saʿy edeler. Ve bir takrîb zâyiʿ olursa, bir sûretini tekrâr mutâlebe eyleyeler. Ve şimdiye dek Humbaracı-başılık Rütbesi'ni ihtilâs eden eşhâs, irtikâbı iʿtiyâd etmeleriyle, birisinin Ocağ'a takrîbi câyiz olmayarak, âhar müstakīm ve kâr-güzâr ve zabt-ı neferâta ve şerâyit-i nizâmı vikāyeye sâhib-i iktidar müteʿayyin bir kimse Humbaracı Ocağı'na Ağa nasb oluna. Ve bir vakitde humbaracı-başılardan hediyye ve câyize ve vücûh-ı uhrâ ile şeyʾ alınmayup, ol dahi neferât ve zâbitândan bir şey almayup, şurûta muhâlif hareketi zuhûr etmedikçe ʿazl olunmaya. Ve vukūʿ bulan ocağları tevcîhâtı, ber-mûceb-i şurût Nâzır maʿrifetiyle ağaları ʿarzına merbût olup, Nâzır ile bi'l-iştirâk ʿarz edüp, bu mukābelede\nakça taleb etmeyeler. Ve hılâf-ı şurût humbaracı-başılar bir hareket ederler ise, nâzırlar ihbâr edüp tahkīk olundukda, ʿazl ile iktifâ olunmayup, tertîb-i cezâ ile sâyire ʿibret kılınalar. Ve eğer Nâzır dahi hâtıra riʿâyetle haber vermez ise, muʾâhaze oluna. Ve ʿumûmen Humbaracı neferâtının ʿale'd-devâm İstanbul'da [Ü1 105b] mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i mehâretleri esâs-ı nizâmdan olmağla, Humbaracı'ya mahsûs olarak Ok-meydanı ve yâhûd Kağıd-hâne'de Humbaracı Kışlası inşâ olunup, sanâyiʿ-i âteş-bâzîye vâkıf, fenlerinde mâhir üstâd [Ü2 112b] humbaracılar tedârüküyle sâyirlerine taʿlîm etdirile. Ve işbu bin iki yüz yedi senesi rûz-i Hızır'ında gerek yevmiyyelü ve gerek tîmârlu mecmûʿ Humbaracı neferâtı İstanbul'da mevcûd olup, nasb olununan Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle ferden ferdâ yoklanup, mevcûd olmayanların yevmiyyeleri hazîne-mânde ve tîmârları zabt oluna. Ve yoklamada mevcûd olanlar kānûn ve kāʿideleri üzere imtihân olunup, mehâreti zâhir olana nân-pâresi ibkā ve zâbitliğe sezâ olanlar Zâbit nasb olunup, mehâretleri olmayanların dirlikleri refʿ ü ilgā olunmak lâzım iken, bundan böyle tahsîl-i fenn etmek garazına mebnî, nân-pâreleri refʿi tecvîz olunmayup, bundan sonra neferât, zâbitleriyle dâ'imâ kışlalarında mukīm olup, vilâyetlerine gitmamek ve âhar kisb ü kâra meşgûl olmamak şartıyla ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm eylemeleri kānûn kılınmağla, bi'l-imtihân mehâreti zâhir olmayanlar, tahsîl-i mehârete rağbet ederler ise, üzerlerinde olan nân-pâreleri nihâyet bir buçuk seneye dek ʿalâ hâlihî durup, fi'l-hakīka saʿy ü ihtimâm ile sanʿatlarında mehâret bedîdâr olur ise, nân-pâreleri ibkā ve olmaz ise refʿ u zabt oluna. Ve yoklamada fi'l-asl müteʾehhil bulunanlar tahkīk olunup, bundan böyle zâbitândan gayrileri mücerred olmak şart kılına. Ehl ü ʿiyâl sahibi olanlar müceddeden Ocağ'a idhâl olunmayalar. Ve bu husûsa Nâzır ve Humbaracı-başı ve zâbitân dâyimâ dikkat eyleyeler. Ve el-hâletü hâzihî tîmârlu ve yevmiyyelü humbaracıları kaç kayd ise, beher humbaranın çaplarına göre iʿmâl [Ü1 106a] ve idâresine vâfî neferâtı baʿdehû Nâzır ve Humbaracı-başı, [Ü2 113a] vukūfu olanlardan tahkīk ile iktizâsına göre tertîb olunmak şartıyla şimdilik elli ʿaded humbaraya beş yüz nefer Humbaracı ve iki yüz elli nefer Mülâzım farz olunup, yoklama vaktinde isbât-ı vücûd birle dâyimâ kışlalarında ikāmet ve taʿlîm ve teʿallüm-i fenne rağbet eden yevmiyyelü ve tîmârlu Humbaracıyân'dan mâʿadâ yedi yüz elli nefere varınca kusûru, müceddeden Ağa ve Nâzır maʿrifetleriyle güçlü ve kuvvetlü ve istiʿdâd meʾmûl olan mücerredlerden tahrîr ve tekmîl\noluna. Ve bunların râbıtaları şu vechile ola ki, ferazâ bir humbaraya on beş nefer lâzım ise, on neferi Humbaracı ve beşi Mülâzım tertîb olunup, on nefer Humbaracı'nın birisi Halîfe ve dokuzu Yamak ola. Ve on beş neferin cümlesi kangı humbaraya merbût oldukları bilinmek içün birbirine müşâbih olmayarak, her humbaraya birer ʿalâmet vazʿ ve her humbaranın ʿalâmeti ne ise neferâtı dahi ol ʿalâmetle ʿalâmetleneler. Ve bir mahalle humbara gönderildikde, muʿayyen olan cemîʿ neferâtı fi'l-hâl ol humbaranın lüzûmu mikdârı mühimmâtını istishâb ve me'mûr olduğu mahalle gidüp, biri mevcûd bulunmamak lâzım gelürse, bilâ-imhâl Ocağ'dan tard ve nân-pâresi refʿ ve müstehakkına tevcîh oluna. Ve her beş humbaranın neferâtı üzerlerine sanʿatında mâhir ve zabt u rabta kādir sadâkat-kâr bir kimse Ser-halîfe nâmıyla Zâbit nasb olunup, ol beş humbara ile muʿayyen olan halîfeleri ve neferâtının iʿmâl ve istihdâmları zîr-i idâresinde ola. Ve bundan başka yine içlerinden sâhib-i dirâyet ve iʿmâl-i neferâta kādir erbâb-ı nüfûzdan biri Ocak Kethudâsı ve biri Çavuş [Ü2 113b] ve biri Ocağ'a ʿAlemdâr nasb oluna. Ve Nâzır maʿrifetiyle müstakīmü'l-etvâr bir kimse hâricden intihâb ü ihtiyâr olunup, Kâtib nasb ve vukūʿ bulan [Ü1 106b] tevcîh ve mülâzemet ʿarzları ve sâyir tahrîrâtı bi'n-nefs idâre ede. Ve işbu zâbitân bilâ-mûcib ʿazl ü nasb kabûl etmeyüp, hılâf-ı şurût bir gûne hıyâneti zuhûr etmedikçe ʿazl olunmayup, hidmetlerinde cümlesi müstemirr olalar. Şurûtun hılâfı hareket ve hıyâneti zâhir olanlar ʿazl ile iktifâ olunmayup, mazhar-ı siyâset kılınalar. Ve Kâtib'den mâ-ʿadâ Mülâzım'dan Humbaracıbaşılığ'a varınca, fîmâ-baʿd cümlesi Ocak'da hidmet ve taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i mehâret eyleyerek, tertîb-i tarîkleri şöyle merʿî ola ki, Humbaracı-başı fevt oldukda ve yâhûd muhıll-i nizâm hareket ile cezâsı tertîb olundukda ve yâhûd ihtiyâr ve ʿalîl olup, idâre-i neferâta kudreti kalmadığından tekāʿüd olması lâzım geldikde, yerine Ocak Kethudâsı, Humbaracı-başı ve Çavuş, Kethudâ ve ʿAlemdâr, Çavuş olup, ʿAlemdârlık; ser-halîfelerden eskisine ve Ser-halîfelik, yoluyla zîr-i idâresinde olan beş ʿaded humbara halîfelerinin eskisine ve Halîfelik yoluyla yamaklardan lâzım gelene tevcîh oluna. Bu sûretde bir humbaraya taʿyîn olunan yamaklardan biri Halîfe oldukda, fi'l-asl müretteb Yamak kaç ise tertîbine halel gelmamek içün mülâzımlardan Mülâzım-ı Evvel, Yamak olup, hâricden rağbet edenlerin biri müceddeden mülâzimîne idhâl oluna. Ve Mülâzım tahrîrinde biri Kara-kullukçu ve biri Aşcı ve biri Sakā ve ikisi ʿArabacı yazılup, ʿarabacıların müstaʿiddi Baş-mülâzım ve dîgeri sânî ve\nSakā, sâlis ve Aşcı, râbiʿ ve Kara-kullukçu, hâmis iʿtibâr oluna. [Ü2 114a] Ve humbaranın çapı ziyâdesiyle mülâzımların ziyâdeliğini îcâb ederse, bu tertîb üzere iktizâsı tanzîm oluna. Ve işbu mülâzımlardan yoluyla Baş-mülâzım, Yamak oldukda, mâ-ʿadâ mülâzımların tertîbine riʿâyet oluna. Ve Humbaracı ile Mülâzım [Ü1 107a] başka ʿadd olunmayup, merbût oldukları humbara hidmetinde cümlesi müşterek olmağla, her hâlde birbirine iʿânet eyleyeler. Ve bunların lede'l-iktizâ habs ü teʾdîbleri Ağa ve zâbitleri maʿrifetleriyle icrâ oluna. Ve iki nefer ʿarabacıların hıdmeti, ol humbarayı arabasına vazʿ ile bir mahalle götürmek lâzım geldikde, bârgîrlerini koşup ʿarabayı çekmek ve bârgîrlere bakmak olmağla, tekâsül edenlerin yevmiyyeleri refʿ olunup, Ocak'dan tard olunalar. Ve Humbaracı ve Mülâzım yazılan gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelü neferâtın ellerine verilecek berâtlarında tertîbleri derc ü tasrîh oluna.\n\n Eyâletlü, sancağı dâhilinde sâkin olmak meşrût olduğu gibi yevmiyyelü ve tîmârlu mecmûʿ Humbaracı neferâtı dahi, İstanbul'da ağaları maʿiyyetinde mevcûd bulunmak ve ʿale'd-devâm kışlalarında sâkin olmak şart-ı kavî olmağla, Humbaracı neferâtına mahsûs olarak inşâ olunacak kışlalarında her humbaranın maʿa-Halîfe, Yamak ve mülâzımlarına bir orta ve bir matbah ve her Ser-halîfe'nin zîr-i idâresinde olan beş humbara neferâtı içün başka başka matbahlarıyla odaları bir dâyire olup, ol dâyirede Ser-halîfe içün dahi mahsûs bir oda ve ol beş humbaraya ihtiyâten mevcûd bulunmak içün ikişer bârgîrden on beş re's bârgîre vâfî bir ahûr ve zikr olunan Kışla civârında elli humbaranın arabalarını ve lüzûmu derece mühimmât ve barut ve sâyir levâzımını muhâfazaya mahzenler [Ü2 114b] ve evkāt-i hamseyi cemâʿat ile edâ içün bir mescid inşâ ve mescid-i mezkûra bir İmâm ve neferâta ʿilm-i hâllerini öğretmek ve vaʿz u nasîhat eylemek içün bir Hâce taʿyîn olunup ve ikisine dahi münâsib yevmiyye tahsîs oluna. Ve Humbaracı neferi hazarda kışlalarında ve seferde Ordu-yi hümâyûn'da [Ü1 107b] ve yâhûd sâyir meʾmûriyyetde bilâ-kusûr mevcûd bulunmaları şurûtlarından olup, imâm ve hâceleri dahi ağaları bayrağıyla maʿiyyet eyleyeler. Ve Humbaracı-başı'nın medâr-ı umûru olmak içün senevî mîrîden yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve iki bin beş yüz guruş bedel-i taʿyînât tertîb olunup, ʿuhdesinde Humbaracı zeʿâmeti ve yâhûd tîmârı var ise hâssa zabt oluna. Ve neferât bu tertîbden ziyâde olmak lâzım gelürse, Ağa'nın dahi tezâyüd-i miknet ü nüfûzunu mûcib esbâbın istihsâliyçün meʿâşına zamm câyiz ola. Ve Kâtib'e dahi senevî mîrîden bin beş yüz guruş meʿâş ve beş yüz guruş bedel-i taʿyînât\ntahsîs oluna. Ve Nâzır, ‘uzamây-ı ricâlden olmağla, taʿyînât bedeli lâzım gelmeyüp, fekat Nezâret mesârıfına medâr olmak içün senevî altı bin guruş meʿâş mîrîden verile. Ve Ocak Kethudâsı'na ve Çavuşu'na ve ‘Alemdar'a ve on nefer ser-halîfelere ve elli nefer humbara halîfelerine tertîb üzere nemâlı zeʿâmetler tahsîs oluna. Ve mahlûlleri vukūʿunda kānûn-nâme zeylinde mastûr şurût üzere evlâda verilmek câyiz ola. Ve zâbitân zeʿâmeti nemâlu olmak lâzım olmağla, fi'l-asl mutasarrıf oldukları nân-pârelerin hâsılâtı Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle tahkīk ve hâsılı [Ü2 115a] kalîl olanlara terk-i hidmetden zabt olunacak tîmâr ve zeʿâmetlerinden birikdirilüp, Kethudâ'nın zeʿâmeti dört bin beş yüz guruşa ve Çavuş'un zeʿâmeti iki bin guruşa ve ‘Alemdâr'ın zeʿâmeti bin beş yüz guruşa ve ser-halîfelerin zeʿâmetleri yedişer yüz ellişer guruşa iblâğ oluna. Ve vefâ etmediği hâlde iktizâsına göre 'ilâve câyiz ola. Ve el-yevm Humbaracı olmak üzere mukayyed olan zeʿâmet ve tîmârların işbu bin iki yüz yedi senesi Muharrem'i ibtidâsından iʿtibâr ile fîmâ-baʿd birisi kasr-ı yed geçmemek ve bir takrîb Humbaracı kaydı refʿ olmamak [Ü1 108a] ve bundan böyle kasr-ı yed olunmamak üzere Defter-hâne'de kayıdları mahalline sebt oluna. Ve fi'l-asl Humbaracı olanlardan sefere eşmeğe tâlib olanlar, ihrâc ve yerlerine Eşkinci tîmâr ashâbından rızâlarıyla Humbaracılık'a tâlib olanlar idhâl, memnûʿ ola. Ve esâfilden birer takrîb Humbaracı-başılığ'ı tahsîl ile ihtilâl-i nizâm-ı Ocağ'a sebeb olan ‘Ömer ve Receb ve Mustafa ve bunlara müşâbih olanlar fîmâ-baʿd Ocağ'a idhâl ve takrîb olunmayup, üzerlerinde olan tîmâr ve yevmiyye, Nâzır maʿrifetiyle tefahhus u tahkīk ve zabt oluna. Ve her humbaranın Halîfesi'nden mâʿadâ dokuz nefer yamakların evveline yirmi dört akça, sânîsine yirmi altı, sâlisine yirmi sekiz, râbiʿine otuz, hâmisine otuz iki, sâdisine otuz dört, sâbiʿine otuz altı, sâminine otuz sekiz, tâsiʿine kırk akça ve beş mülâzımlar yevmiyyesi ‘ale's-seviyye yirmişer akça ola. Ve 'atîk yevmiyyeli neferâtın yevmiyyeleri terkīn ile hîn-i tertîbinde ne vechile tahrîr olunursa, anların dahi yevmiyyeleri tertîb üzere [Ü2 114b] tanzîm oluna. Ve bu defʿa yoklamadan sonra tertîb olunacak humbaracıların ism ü şöhretleri ve eşkâl ve vilâyetleri tasrîhiyle ne mahalde mütevellid ve kimin oğlu olduğu, yedlerine verilecek ‘arzlarda îzâh oluna. Ve defterdârların Humbaracı Ocağı'na 'an-asl nezâretleri olup, telhîsleri olmadıkça sâde 'arz ile tevcîhleri buyurulmaya. Ve yoklamada tîmâr ve zeʿâmet ashâbı, Humbaracıyân'dan ber-mûceb-i şurût\ndâyimâ kışlalarında ikāmet ile tahsîl-i fende isti‘dâdları zâhir olanlar bi't-tertîb Zâbit nasb olundukda, kusûrları her humbaraya Yamak tertîb oluna. Ve gayr ez-zâbitân Humbaracı neferâtı tedrîcî yevmiyyeli olmak ve zeʿâmet ve tîmâr, zâbitâna tahsîs olunmak karâr-gîr olmağla, o makūle zeʿâmet ve tîmârlu Humbaracıyân'dan hîn-i tahrîrde her humbaraya [Ü1 108b] taksîm ile Yamak tahrîr olunanlardan bilâ-veled mahlûl vukūʿunda ve yâhûd yoluyla gelüp, Halîfe olduklarında ve yâhûd hidmetlerini terk ile dirliklerinin refʿi îcâb eyledikde, zeʿâmet ve tîmârları zabt olunup, yerlerine tertîbi ile yevmiyyelü neferât idhâl oluna. Ve tîmârludan mâʿadâ yevmiyyeli Humbaracı neferâtı ve mülâzımlarına beher yevm yüz dirhemden ikişer etmek ve beşer pâre katık-behâ mîrîden taʿyîn oluna. Ve öteden berü Humbaracıyân'a mahsûs libâs gibi senede bir kerre ʿaynı kisveleri mîrîden dikdirilüp, her birine iʿtâ oluna. Ve işbu kisve yevmiyyelüye mahsûs olup, Humbaracı ile Mülâzım kisveleri mütefâvit ola. Ve bunların katık-behâ ve mevâcibleri ve Ağa ve Kâtib'in [Ü2 116a] bedel-i taʿyînâtları mâh-be-mâh mîrîden Nâzır olanlara iʿtâ olunup, nâzırlar dahi Ağa ve Kâtib'in bedel-i taʿyînâtlarını yedlerine iʿtâ eyledikden sonra, ʿulûfeli neferâtın mevâciblerini Kışla'da sergi edüp, Ağa ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr müvâcehelerinde Kâtib maʿrifetiyle eyâdî-yi neferâta temâmca teslîm eyleye. Ve: \"Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesini âhar nefere vermeye. Ve mevâcib vaktinde ʿözr-i şerʿî ile bulunmayanların defteriyle dîger mevâcibe dek mevâciblerini Nâzır emâneten hifz eyleyüp, hîn-i mevâcibde bulunmadıkları, hastalık ve yâhûd bir ʿözr-i makbûlden neş'et etmiş ise ve hidmetlerinde tekâsülleri yoğise teslîm oluna. Ve hidmetlerini görmeyüp, mevâcib vaktinde hemân ʿulûfe almak içün hazır oldukları tahkīk olunursa, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿ ve şurût mûcebince lâzım gelenlere ʿarz oluna. Ve sefer ü hazarda firâr edenleri olursa, ahz ü te'dîblerine dikkat oluna. Ve mukaddem Humbaracı yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden geçüp, terk-i hıdmet ihtiyâr ederi olursa, yevmiyyesinin [Ü1 109a] tevcîhi gününden berü aldığı ʿulûfe istirdâd olunup, Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı Humbaracı-başı olanlar her bâr tefahhus edüp, nâzırlara ihbâr eyleye. Ve ihbâr etmezler ise, ketm eyledikleri içün mazhar-ı ʿukūbet olalar. Ve neferât ve mülâzımların Kışla odalarında îkād edecekleri kandîl ve şemʿ-behâ ve cârûb ve hatab ve kömür ve sâyir mâlzemeleriyçün senevî yüzer guruşdan bin beş yüz guruş mîrîden başkaca tahsîs olunup, Nâzır ve Ağa\nmaʿrifetleriyle ser-halîfelere teslîm ile zîr-i idârelerinde olan o[r]taların bu makūle [Ü2 116b] masraflarını idâre eyleyeler. Ve Humbaracı-başı ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr bu husûsa nâzır olalar. Ve humbaracıların vikāye-i şurûtları katʿâ matlûb olmağla, bu defʿa ve bundan böyle vâkiʿ olan yoklamalara nâzırlar teharrî edüp, Ağa ve Kethudâ ve zâbitân etbâʿında Humbaracı nân-pâresi bulur ise, derhâl refʿ olunmak ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına Humbaracı dirliği verilmamek ve zâbitân, neferâtdan etbâʿ istihdâm etmamek ve beher mâh mevâcib iʿtâsında ʿumûmen neferâtı yoklama kānûn ola. Ve her humbaranın Halîfesi, neferâtını her gün yoklayup, hıdmetlerinde mukîm olmalarına dikkat eyleye. Ve Humbaracı neferâtının bundan böyle tîmârlusu süvârî olup, yevmiyyelüsü piyâde olmak kānûn ola. Ve seferlerde humbara iʿmâl eyleyecek mahall olamayup, zarûrî Humbaracı neferâtı muʿattal kaldıkda, lede'l-iktizâ humbara içün îcâd olunan obüs toplarını iʿmâl eyleyeler. Ve: \"Hıdmetimiz değildir\" deyü îrâd-ı ʿözr etmeyeler. Ve hengâm-ı hazarda her gün on humbaranın neferâtı taʿlîm mahallinde Halîfe ve ser-halîfeleriyle bi'l-münâvebe mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm eyleyeler. Ve hâlî günlerde dahi izâʿat-ı vakt etmeyüp, sanʿatları levâzımından olan top [Ü1 109b] u tüfeng atmak ve meteris almak ve fenn-i hendese ve sâyir sanâyiʿ-i harbiyyeyi öğrenmek husûslarına Nâzır ve Ağa olanlar, iğrâda kusûr eylemeyeler. Ve neferâtdan ʿalîl ve ihtiyâr ve ʿamel-mânde ve taʿlîm esnâsında mecrûh olanlar gümrükden ve âhar mukātaʿâtdan yevmiyyeleri mikdârı vezâyif ile tekāʿüd olalar. Ve düşmen ile muhârebede mecrûh olanların yevmiyyeleri ne mikdâr ise, zaʿfıyla [Ü2 117a] diledikleri mukātaʿâtdan vazîfe ile tekāʿüd olmaları câyiz ola. Ve zâbitândan sefer ü hazarda ihtiyâr ve mecrûh ve ʿamelden sâkıt olanlar bi't-teharrî tahkīk olunup, münâsibi vechile hâllerine göre mahall-i âhardan cihet-i meʿâş taʿyîniyle tekāʿüd olalar. Ve bu makūleler sefer ü hazarda tekāʿüdlükleri lâzım geldikde, huzûr-ı Âsafî'de isbât-ı vücûd ve ʿamel-mânde oldukları bi'l-muʿâyene meşhûd olmadıkça tekāʿüdlükleri muʿteber olmaya. Ve hazarda elli humbaraya ihtiyâten ikişer bârgîrden yüz re's bârgîr dâyimâ Humbaracı Kışlası'nda hâzır bulunup, yem ve yiyecekleri ve sâyir mesârıfları mîrîden ru'yet oluna. Ve bu bârgîrler tahsîs olunan humbara nişânıyla tamgalanup, her beş humbaranın on re's bârgîrleri Ser-halîfe olanlara teslîm olunup, yem ve yiyecek ve tîmârlarına bakılmadığından, telef olanın behâsı Ser-\nhalîfe'nin tîmârı hâsılâtından tazmîn oluna. Ve muʿayyen olan ʿarabacılar dahi bârgîrlerin tîmâr ve yemlerine ihtimâm eyleyeler. Ve ikişer bârgîr, çapları ziyâde humbaralara kifâyet etmamekle, seferde ziyâdesi tedârük oluna. Ve humbaraların ʿaraba ve sâyir takımları Kışla'da mevcûd bulunup, bir mahalle humbara gönderilmesi muktezî oldukda, hemân ʿarabaları koşup humbarayı arabaya vazʿ ve mühimmâtını istishâb ve derhâl ʿazîmet eyleyeler. Ve Humbaracı Ocağı'nın kâffe-i mühimmâtı sanatlarında kâmil üstâd, ʿamele tedârüküyle fey'ât-i mîrî olmayarak [Ü1 110a] Humbaracı Kışlası'nda Nâzır maʿrifetiyle muhkem ve kavî inşâ oluna. Ve seferlerde her humbara ellişer atım mühimmâtı, Humbaracı Ocağı'yla beraber bulunup, mühimmâtı neferât istishâb etmek ve bu takımları [Ü2 117b] tahmîl içün her humbaraya birer kıtʿa cebe-hâne ʿarabaları inşâ olunmak ve ziyâde mühimmât muktezî olursa, cebe-hâneden alına. Ve humbara mühimmâtına cebe-hâne ʿarabalarından mâʿadâ lâzım gelan ʿarabalar dahi kavî ve hayvanları tüvânâ mîrîden akçasıyla tedârük oluna. Ve serhadlere ve kalyonlara Humbaracı iktizâ eyledikde, Ocağ'dan lüzûmuna göre tertîb oluna. İşbu ittifâk-ı ârâ ile karâr bulan nizâmın şerâyitinden ednâ bir mâddesine her kim halel verir ise, mazhar-ı laʿn ola. Ve bu defʿa müceddeden tahrîr olunacak beş yüz nefer esâmelü Humbaracıyân'ın on neferi bir takım iʿtibâr olunmağla, ibtidâ duhûl eden yirmi dört akça yevmiyye ile tahrîr olunup, yoluyla dokuzuncu oluncaya dek terakkī alarak, yevmiyyesi kırk akçaya bâliğ olup, yevmiyye ikişer etmek ile beşer pâre taʿyîn ve mâh-be-mâh iʿtâ ve yolu geldikde, bir kîse iki kîse dahi ziyâde fâyizlü tîmâr tevcîhiyle Halîfe ve onuncu olup, dokuz nefere Zâbit ve giderek dahi ziyâde mehâret kesb ederse dahi, âhar tîmâr ile Ser-halîfe ve Çavuş ve Kethudâ ve Ağa olarak Devlet-i ebed-müddet'in bu vechile niʿmet ü ʿinâyet ve imtiyâz ü rütbelerine nâyil olalar. Ancak tahrîr olunan neferât, nâ-halefden tahrîr olunmayup, ehl-i ʿirz ve tüvânâ ve istiʿdâdlı dilâverlerden yazıla. Ve hîn-i tahrîrde Kışla'sında bulunmak ve taʿlîm ve teʿallüm ile Zâbit'ine itâʿat eylemek ve biriyle nizâʿı vukūʿunda Zâbit'ine ifâde ve kabâhat kangısında ise Zâbit'i taʿzîr ve te'dîb etmek ve Zâbit'ine haber vermeksizin gavgāya tesaddî eyler ise, te'dîb olunmak ve Zâbit'ine itâʿat edüp [Ü1 110b] silâh [Ü2 118a] çekmamek, çeker ise te'dîb-i şedîd ile muʿâmele olunmak vesâyâsı evvel emirde ifade olunup, bu şurût üzere hareket edüp, hılâfı üzere ʿamel etmamek ile yemîn eyledikden sonra, deftere tahrîr ve Ocağ'a idhâl oluna ve illâ bir vechile kabûl olunmaya.",
          "caption": "Zikr-i şurût-ı dûdmân-ı Humbaracıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_157.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i şurût-ı dûdmân-ı Humbaracıyân",
          "text": "Sunûf-ı asâkir-i Devlet-i ʿaliyye'den olan Humbaracı neferâtı, kānûnları üzere san'atlarını öğrenüp, lâzım-ı mâhiyyet-i [Ü1 104b] san'atları olan fenn-i hendese ve evzâʿ-ı âteş-bâzîyi bi-kemâlihâ üstâdlarından ruʾyet ile vukūʿ bulan melâhim ü megazîde hark-ı (خرق) sufûf-ı aʿdâ ve hark-ı (حرق) harmen-i sâmân-ı husamâ eylemeleri kasdıyla nemâlu zeʿâmet ve tîmârlara nâyil ve min-külli'l-vücûh refâhiyyet-i hâlleri hâsıl olmuşidi. Bir müddetden berü şurût-ı kadîmelerine halel ʿârız olup, şöyle ki, zeʿâmet ve tîmârları şefâʿat ve recâ ve devâyir-i kibâra ilticâ ile nâ-ehl ellerine girüp, o makūleler dahi humbara san'atını teʿallüme ʿadem-i rağbet ve dirliği ancak medâr-ı teʿayyüş ve sefâhet ʿaddiyle şurût-ı kadîmelerine riʿâyet\netmedikleri ve el-yevm müstakıllen humbara doldurup, nişâna isâbet [Ü2 111b] etdirir âdem miyânelerinde mefkūd ve hıdmet-i lâzimelerinde ekserîsi nâ-mevcûd olduğundan gayri, seferlerde sanʿatında mâhir Humbaracı bulunmadığından, düşmen fırsat-yâb olup, ekser mahalde galebe vü istîlâ ile magrûr olageldiği mücerreb ü manzûr ve nizâmlarını muhafazaya dikkat eder Humbaracı-başı aranmayup, mechûlü'l-hâl baʿzı müflisler rüşvet ile Humbaracı-başılığ'ı istihsâl edüp, celb-i menfaʿat ve tamaʿa tebaʿiyyet ile şurût-ı kadîmeyi vikāyet eylemeyüp, bilâ-imtihân nâ-ehle ʿarz yazmak ve Eşkinci tîmâr sâhiblerinden akça ahzıyla Humbaracıyân'a idhâl eylemek ve mahlûl ve târik-i hidmet olan Humbaracılık yevmiyyesini ketm ve mevâciblerini tevzîʿde noksân vermek misillü rızâya muhâlif hareketleri zâhir ve Ocak-ı mezkûrun dahi taht-ı nizâma idhâli ve şurûtlarının tecdîd ü istikmâli matlûb-ı Pâdişâh-ı cemîlü'l-me'âsir olmağla, fîmâ-baʿd Humbaracı-başı bilâ-mûcib ʿazl ü nasb olunmamak ve mecmûʿ humbaracılar Âsitâne'de sâkin olup, ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm etmek ve tevcîhât vâkıʿaları ʿarz-ı hâl ve recâ ile olmayup, müstehakkına ağalar ʿarzıyla olmak ve bu ahvâl-i selâse [Ü1 105a] esâs-ı nizâm kılınup, aʿzam-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den muʿtemed ve sâdık bir kimse dahi, Humbaracı Ocağı'na Nâzır nasb ü taʿyîn olunmasına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk etmekle, fîmâ-baʿd Humbaracı Ocağı'na esâs iʿtibâr olunan ahvâl-i selâseye riʿâyet ve her mâddesine dikkat etmek üzere ricâl-i devlet müteʿayyinlerinden muʿtemed ve sadâkat-kâr birisi Nâzır taʿyîn oluna. Ve işbu nezâret me'mûriyyeti, bir vakitde mansıb [Ü2 112a] iʿtibâr olunmaya. Gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelü Humbaracı neferâtının başka başka defterleri kalemlerinden ihrâc ve Nâzır'a teslîm oluna. Ve işbu nizâm şurûtunun birer ʿaynı dahi Nâzır ve humbaracı-başıların yedlerine verilüp, dâyimâ mutâlaʿa ve muktezâsını icrâya saʿy edeler. Ve bir takrîb zâyiʿ olursa, bir sûretini tekrâr mutâlebe eyleyeler. Ve şimdiye dek Humbaracı-başılık Rütbesi'ni ihtilâs eden eşhâs, irtikâbı iʿtiyâd etmeleriyle, birisinin Ocağ'a takrîbi câyiz olmayarak, âhar müstakīm ve kâr-güzâr ve zabt-ı neferâta ve şerâyit-i nizâmı vikāyeye sâhib-i iktidar müteʿayyin bir kimse Humbaracı Ocağı'na Ağa nasb oluna. Ve bir vakitde humbaracı-başılardan hediyye ve câyize ve vücûh-ı uhrâ ile şeyʾ alınmayup, ol dahi neferât ve zâbitândan bir şey almayup, şurûta muhâlif hareketi zuhûr etmedikçe ʿazl olunmaya. Ve vukūʿ bulan ocağları tevcîhâtı, ber-mûceb-i şurût Nâzır maʿrifetiyle ağaları ʿarzına merbût olup, Nâzır ile bi'l-iştirâk ʿarz edüp, bu mukābelede\nakça taleb etmeyeler. Ve hılâf-ı şurût humbaracı-başılar bir hareket ederler ise, nâzırlar ihbâr edüp tahkīk olundukda, ʿazl ile iktifâ olunmayup, tertîb-i cezâ ile sâyire ʿibret kılınalar. Ve eğer Nâzır dahi hâtıra riʿâyetle haber vermez ise, muʾâhaze oluna. Ve ʿumûmen Humbaracı neferâtının ʿale'd-devâm İstanbul'da [Ü1 105b] mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i mehâretleri esâs-ı nizâmdan olmağla, Humbaracı'ya mahsûs olarak Ok-meydanı ve yâhûd Kağıd-hâne'de Humbaracı Kışlası inşâ olunup, sanâyiʿ-i âteş-bâzîye vâkıf, fenlerinde mâhir üstâd [Ü2 112b] humbaracılar tedârüküyle sâyirlerine taʿlîm etdirile. Ve işbu bin iki yüz yedi senesi rûz-i Hızır'ında gerek yevmiyyelü ve gerek tîmârlu mecmûʿ Humbaracı neferâtı İstanbul'da mevcûd olup, nasb olununan Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle ferden ferdâ yoklanup, mevcûd olmayanların yevmiyyeleri hazîne-mânde ve tîmârları zabt oluna. Ve yoklamada mevcûd olanlar kānûn ve kāʿideleri üzere imtihân olunup, mehâreti zâhir olana nân-pâresi ibkā ve zâbitliğe sezâ olanlar Zâbit nasb olunup, mehâretleri olmayanların dirlikleri refʿ ü ilgā olunmak lâzım iken, bundan böyle tahsîl-i fenn etmek garazına mebnî, nân-pâreleri refʿi tecvîz olunmayup, bundan sonra neferât, zâbitleriyle dâ'imâ kışlalarında mukīm olup, vilâyetlerine gitmamek ve âhar kisb ü kâra meşgûl olmamak şartıyla ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm eylemeleri kānûn kılınmağla, bi'l-imtihân mehâreti zâhir olmayanlar, tahsîl-i mehârete rağbet ederler ise, üzerlerinde olan nân-pâreleri nihâyet bir buçuk seneye dek ʿalâ hâlihî durup, fi'l-hakīka saʿy ü ihtimâm ile sanʿatlarında mehâret bedîdâr olur ise, nân-pâreleri ibkā ve olmaz ise refʿ u zabt oluna. Ve yoklamada fi'l-asl müteʾehhil bulunanlar tahkīk olunup, bundan böyle zâbitândan gayrileri mücerred olmak şart kılına. Ehl ü ʿiyâl sahibi olanlar müceddeden Ocağ'a idhâl olunmayalar. Ve bu husûsa Nâzır ve Humbaracı-başı ve zâbitân dâyimâ dikkat eyleyeler. Ve el-hâletü hâzihî tîmârlu ve yevmiyyelü humbaracıları kaç kayd ise, beher humbaranın çaplarına göre iʿmâl [Ü1 106a] ve idâresine vâfî neferâtı baʿdehû Nâzır ve Humbaracı-başı, [Ü2 113a] vukūfu olanlardan tahkīk ile iktizâsına göre tertîb olunmak şartıyla şimdilik elli ʿaded humbaraya beş yüz nefer Humbaracı ve iki yüz elli nefer Mülâzım farz olunup, yoklama vaktinde isbât-ı vücûd birle dâyimâ kışlalarında ikāmet ve taʿlîm ve teʿallüm-i fenne rağbet eden yevmiyyelü ve tîmârlu Humbaracıyân'dan mâʿadâ yedi yüz elli nefere varınca kusûru, müceddeden Ağa ve Nâzır maʿrifetleriyle güçlü ve kuvvetlü ve istiʿdâd meʾmûl olan mücerredlerden tahrîr ve tekmîl\noluna. Ve bunların râbıtaları şu vechile ola ki, ferazâ bir humbaraya on beş nefer lâzım ise, on neferi Humbaracı ve beşi Mülâzım tertîb olunup, on nefer Humbaracı'nın birisi Halîfe ve dokuzu Yamak ola. Ve on beş neferin cümlesi kangı humbaraya merbût oldukları bilinmek içün birbirine müşâbih olmayarak, her humbaraya birer ʿalâmet vazʿ ve her humbaranın ʿalâmeti ne ise neferâtı dahi ol ʿalâmetle ʿalâmetleneler. Ve bir mahalle humbara gönderildikde, muʿayyen olan cemîʿ neferâtı fi'l-hâl ol humbaranın lüzûmu mikdârı mühimmâtını istishâb ve me'mûr olduğu mahalle gidüp, biri mevcûd bulunmamak lâzım gelürse, bilâ-imhâl Ocağ'dan tard ve nân-pâresi refʿ ve müstehakkına tevcîh oluna. Ve her beş humbaranın neferâtı üzerlerine sanʿatında mâhir ve zabt u rabta kādir sadâkat-kâr bir kimse Ser-halîfe nâmıyla Zâbit nasb olunup, ol beş humbara ile muʿayyen olan halîfeleri ve neferâtının iʿmâl ve istihdâmları zîr-i idâresinde ola. Ve bundan başka yine içlerinden sâhib-i dirâyet ve iʿmâl-i neferâta kādir erbâb-ı nüfûzdan biri Ocak Kethudâsı ve biri Çavuş [Ü2 113b] ve biri Ocağ'a ʿAlemdâr nasb oluna. Ve Nâzır maʿrifetiyle müstakīmü'l-etvâr bir kimse hâricden intihâb ü ihtiyâr olunup, Kâtib nasb ve vukūʿ bulan [Ü1 106b] tevcîh ve mülâzemet ʿarzları ve sâyir tahrîrâtı bi'n-nefs idâre ede. Ve işbu zâbitân bilâ-mûcib ʿazl ü nasb kabûl etmeyüp, hılâf-ı şurût bir gûne hıyâneti zuhûr etmedikçe ʿazl olunmayup, hidmetlerinde cümlesi müstemirr olalar. Şurûtun hılâfı hareket ve hıyâneti zâhir olanlar ʿazl ile iktifâ olunmayup, mazhar-ı siyâset kılınalar. Ve Kâtib'den mâ-ʿadâ Mülâzım'dan Humbaracıbaşılığ'a varınca, fîmâ-baʿd cümlesi Ocak'da hidmet ve taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i mehâret eyleyerek, tertîb-i tarîkleri şöyle merʿî ola ki, Humbaracı-başı fevt oldukda ve yâhûd muhıll-i nizâm hareket ile cezâsı tertîb olundukda ve yâhûd ihtiyâr ve ʿalîl olup, idâre-i neferâta kudreti kalmadığından tekāʿüd olması lâzım geldikde, yerine Ocak Kethudâsı, Humbaracı-başı ve Çavuş, Kethudâ ve ʿAlemdâr, Çavuş olup, ʿAlemdârlık; ser-halîfelerden eskisine ve Ser-halîfelik, yoluyla zîr-i idâresinde olan beş ʿaded humbara halîfelerinin eskisine ve Halîfelik yoluyla yamaklardan lâzım gelene tevcîh oluna. Bu sûretde bir humbaraya taʿyîn olunan yamaklardan biri Halîfe oldukda, fi'l-asl müretteb Yamak kaç ise tertîbine halel gelmamek içün mülâzımlardan Mülâzım-ı Evvel, Yamak olup, hâricden rağbet edenlerin biri müceddeden mülâzimîne idhâl oluna. Ve Mülâzım tahrîrinde biri Kara-kullukçu ve biri Aşcı ve biri Sakā ve ikisi ʿArabacı yazılup, ʿarabacıların müstaʿiddi Baş-mülâzım ve dîgeri sânî ve\nSakā, sâlis ve Aşcı, râbiʿ ve Kara-kullukçu, hâmis iʿtibâr oluna. [Ü2 114a] Ve humbaranın çapı ziyâdesiyle mülâzımların ziyâdeliğini îcâb ederse, bu tertîb üzere iktizâsı tanzîm oluna. Ve işbu mülâzımlardan yoluyla Baş-mülâzım, Yamak oldukda, mâ-ʿadâ mülâzımların tertîbine riʿâyet oluna. Ve Humbaracı ile Mülâzım [Ü1 107a] başka ʿadd olunmayup, merbût oldukları humbara hidmetinde cümlesi müşterek olmağla, her hâlde birbirine iʿânet eyleyeler. Ve bunların lede'l-iktizâ habs ü teʾdîbleri Ağa ve zâbitleri maʿrifetleriyle icrâ oluna. Ve iki nefer ʿarabacıların hıdmeti, ol humbarayı arabasına vazʿ ile bir mahalle götürmek lâzım geldikde, bârgîrlerini koşup ʿarabayı çekmek ve bârgîrlere bakmak olmağla, tekâsül edenlerin yevmiyyeleri refʿ olunup, Ocak'dan tard olunalar. Ve Humbaracı ve Mülâzım yazılan gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelü neferâtın ellerine verilecek berâtlarında tertîbleri derc ü tasrîh oluna.\n\n Eyâletlü, sancağı dâhilinde sâkin olmak meşrût olduğu gibi yevmiyyelü ve tîmârlu mecmûʿ Humbaracı neferâtı dahi, İstanbul'da ağaları maʿiyyetinde mevcûd bulunmak ve ʿale'd-devâm kışlalarında sâkin olmak şart-ı kavî olmağla, Humbaracı neferâtına mahsûs olarak inşâ olunacak kışlalarında her humbaranın maʿa-Halîfe, Yamak ve mülâzımlarına bir orta ve bir matbah ve her Ser-halîfe'nin zîr-i idâresinde olan beş humbara neferâtı içün başka başka matbahlarıyla odaları bir dâyire olup, ol dâyirede Ser-halîfe içün dahi mahsûs bir oda ve ol beş humbaraya ihtiyâten mevcûd bulunmak içün ikişer bârgîrden on beş re's bârgîre vâfî bir ahûr ve zikr olunan Kışla civârında elli humbaranın arabalarını ve lüzûmu derece mühimmât ve barut ve sâyir levâzımını muhâfazaya mahzenler [Ü2 114b] ve evkāt-i hamseyi cemâʿat ile edâ içün bir mescid inşâ ve mescid-i mezkûra bir İmâm ve neferâta ʿilm-i hâllerini öğretmek ve vaʿz u nasîhat eylemek içün bir Hâce taʿyîn olunup ve ikisine dahi münâsib yevmiyye tahsîs oluna. Ve Humbaracı neferi hazarda kışlalarında ve seferde Ordu-yi hümâyûn'da [Ü1 107b] ve yâhûd sâyir meʾmûriyyetde bilâ-kusûr mevcûd bulunmaları şurûtlarından olup, imâm ve hâceleri dahi ağaları bayrağıyla maʿiyyet eyleyeler. Ve Humbaracı-başı'nın medâr-ı umûru olmak içün senevî mîrîden yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve iki bin beş yüz guruş bedel-i taʿyînât tertîb olunup, ʿuhdesinde Humbaracı zeʿâmeti ve yâhûd tîmârı var ise hâssa zabt oluna. Ve neferât bu tertîbden ziyâde olmak lâzım gelürse, Ağa'nın dahi tezâyüd-i miknet ü nüfûzunu mûcib esbâbın istihsâliyçün meʿâşına zamm câyiz ola. Ve Kâtib'e dahi senevî mîrîden bin beş yüz guruş meʿâş ve beş yüz guruş bedel-i taʿyînât\ntahsîs oluna. Ve Nâzır, ‘uzamây-ı ricâlden olmağla, taʿyînât bedeli lâzım gelmeyüp, fekat Nezâret mesârıfına medâr olmak içün senevî altı bin guruş meʿâş mîrîden verile. Ve Ocak Kethudâsı'na ve Çavuşu'na ve ‘Alemdar'a ve on nefer ser-halîfelere ve elli nefer humbara halîfelerine tertîb üzere nemâlı zeʿâmetler tahsîs oluna. Ve mahlûlleri vukūʿunda kānûn-nâme zeylinde mastûr şurût üzere evlâda verilmek câyiz ola. Ve zâbitân zeʿâmeti nemâlu olmak lâzım olmağla, fi'l-asl mutasarrıf oldukları nân-pârelerin hâsılâtı Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle tahkīk ve hâsılı [Ü2 115a] kalîl olanlara terk-i hidmetden zabt olunacak tîmâr ve zeʿâmetlerinden birikdirilüp, Kethudâ'nın zeʿâmeti dört bin beş yüz guruşa ve Çavuş'un zeʿâmeti iki bin guruşa ve ‘Alemdâr'ın zeʿâmeti bin beş yüz guruşa ve ser-halîfelerin zeʿâmetleri yedişer yüz ellişer guruşa iblâğ oluna. Ve vefâ etmediği hâlde iktizâsına göre 'ilâve câyiz ola. Ve el-yevm Humbaracı olmak üzere mukayyed olan zeʿâmet ve tîmârların işbu bin iki yüz yedi senesi Muharrem'i ibtidâsından iʿtibâr ile fîmâ-baʿd birisi kasr-ı yed geçmemek ve bir takrîb Humbaracı kaydı refʿ olmamak [Ü1 108a] ve bundan böyle kasr-ı yed olunmamak üzere Defter-hâne'de kayıdları mahalline sebt oluna. Ve fi'l-asl Humbaracı olanlardan sefere eşmeğe tâlib olanlar, ihrâc ve yerlerine Eşkinci tîmâr ashâbından rızâlarıyla Humbaracılık'a tâlib olanlar idhâl, memnûʿ ola. Ve esâfilden birer takrîb Humbaracı-başılığ'ı tahsîl ile ihtilâl-i nizâm-ı Ocağ'a sebeb olan ‘Ömer ve Receb ve Mustafa ve bunlara müşâbih olanlar fîmâ-baʿd Ocağ'a idhâl ve takrîb olunmayup, üzerlerinde olan tîmâr ve yevmiyye, Nâzır maʿrifetiyle tefahhus u tahkīk ve zabt oluna. Ve her humbaranın Halîfesi'nden mâʿadâ dokuz nefer yamakların evveline yirmi dört akça, sânîsine yirmi altı, sâlisine yirmi sekiz, râbiʿine otuz, hâmisine otuz iki, sâdisine otuz dört, sâbiʿine otuz altı, sâminine otuz sekiz, tâsiʿine kırk akça ve beş mülâzımlar yevmiyyesi ‘ale's-seviyye yirmişer akça ola. Ve 'atîk yevmiyyeli neferâtın yevmiyyeleri terkīn ile hîn-i tertîbinde ne vechile tahrîr olunursa, anların dahi yevmiyyeleri tertîb üzere [Ü2 114b] tanzîm oluna. Ve bu defʿa yoklamadan sonra tertîb olunacak humbaracıların ism ü şöhretleri ve eşkâl ve vilâyetleri tasrîhiyle ne mahalde mütevellid ve kimin oğlu olduğu, yedlerine verilecek ‘arzlarda îzâh oluna. Ve defterdârların Humbaracı Ocağı'na 'an-asl nezâretleri olup, telhîsleri olmadıkça sâde 'arz ile tevcîhleri buyurulmaya. Ve yoklamada tîmâr ve zeʿâmet ashâbı, Humbaracıyân'dan ber-mûceb-i şurût\ndâyimâ kışlalarında ikāmet ile tahsîl-i fende isti‘dâdları zâhir olanlar bi't-tertîb Zâbit nasb olundukda, kusûrları her humbaraya Yamak tertîb oluna. Ve gayr ez-zâbitân Humbaracı neferâtı tedrîcî yevmiyyeli olmak ve zeʿâmet ve tîmâr, zâbitâna tahsîs olunmak karâr-gîr olmağla, o makūle zeʿâmet ve tîmârlu Humbaracıyân'dan hîn-i tahrîrde her humbaraya [Ü1 108b] taksîm ile Yamak tahrîr olunanlardan bilâ-veled mahlûl vukūʿunda ve yâhûd yoluyla gelüp, Halîfe olduklarında ve yâhûd hidmetlerini terk ile dirliklerinin refʿi îcâb eyledikde, zeʿâmet ve tîmârları zabt olunup, yerlerine tertîbi ile yevmiyyelü neferât idhâl oluna. Ve tîmârludan mâʿadâ yevmiyyeli Humbaracı neferâtı ve mülâzımlarına beher yevm yüz dirhemden ikişer etmek ve beşer pâre katık-behâ mîrîden taʿyîn oluna. Ve öteden berü Humbaracıyân'a mahsûs libâs gibi senede bir kerre ʿaynı kisveleri mîrîden dikdirilüp, her birine iʿtâ oluna. Ve işbu kisve yevmiyyelüye mahsûs olup, Humbaracı ile Mülâzım kisveleri mütefâvit ola. Ve bunların katık-behâ ve mevâcibleri ve Ağa ve Kâtib'in [Ü2 116a] bedel-i taʿyînâtları mâh-be-mâh mîrîden Nâzır olanlara iʿtâ olunup, nâzırlar dahi Ağa ve Kâtib'in bedel-i taʿyînâtlarını yedlerine iʿtâ eyledikden sonra, ʿulûfeli neferâtın mevâciblerini Kışla'da sergi edüp, Ağa ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr müvâcehelerinde Kâtib maʿrifetiyle eyâdî-yi neferâta temâmca teslîm eyleye. Ve: \"Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesini âhar nefere vermeye. Ve mevâcib vaktinde ʿözr-i şerʿî ile bulunmayanların defteriyle dîger mevâcibe dek mevâciblerini Nâzır emâneten hifz eyleyüp, hîn-i mevâcibde bulunmadıkları, hastalık ve yâhûd bir ʿözr-i makbûlden neş'et etmiş ise ve hidmetlerinde tekâsülleri yoğise teslîm oluna. Ve hidmetlerini görmeyüp, mevâcib vaktinde hemân ʿulûfe almak içün hazır oldukları tahkīk olunursa, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿ ve şurût mûcebince lâzım gelenlere ʿarz oluna. Ve sefer ü hazarda firâr edenleri olursa, ahz ü te'dîblerine dikkat oluna. Ve mukaddem Humbaracı yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden geçüp, terk-i hıdmet ihtiyâr ederi olursa, yevmiyyesinin [Ü1 109a] tevcîhi gününden berü aldığı ʿulûfe istirdâd olunup, Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı Humbaracı-başı olanlar her bâr tefahhus edüp, nâzırlara ihbâr eyleye. Ve ihbâr etmezler ise, ketm eyledikleri içün mazhar-ı ʿukūbet olalar. Ve neferât ve mülâzımların Kışla odalarında îkād edecekleri kandîl ve şemʿ-behâ ve cârûb ve hatab ve kömür ve sâyir mâlzemeleriyçün senevî yüzer guruşdan bin beş yüz guruş mîrîden başkaca tahsîs olunup, Nâzır ve Ağa\nmaʿrifetleriyle ser-halîfelere teslîm ile zîr-i idârelerinde olan o[r]taların bu makūle [Ü2 116b] masraflarını idâre eyleyeler. Ve Humbaracı-başı ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr bu husûsa nâzır olalar. Ve humbaracıların vikāye-i şurûtları katʿâ matlûb olmağla, bu defʿa ve bundan böyle vâkiʿ olan yoklamalara nâzırlar teharrî edüp, Ağa ve Kethudâ ve zâbitân etbâʿında Humbaracı nân-pâresi bulur ise, derhâl refʿ olunmak ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına Humbaracı dirliği verilmamek ve zâbitân, neferâtdan etbâʿ istihdâm etmamek ve beher mâh mevâcib iʿtâsında ʿumûmen neferâtı yoklama kānûn ola. Ve her humbaranın Halîfesi, neferâtını her gün yoklayup, hıdmetlerinde mukîm olmalarına dikkat eyleye. Ve Humbaracı neferâtının bundan böyle tîmârlusu süvârî olup, yevmiyyelüsü piyâde olmak kānûn ola. Ve seferlerde humbara iʿmâl eyleyecek mahall olamayup, zarûrî Humbaracı neferâtı muʿattal kaldıkda, lede'l-iktizâ humbara içün îcâd olunan obüs toplarını iʿmâl eyleyeler. Ve: \"Hıdmetimiz değildir\" deyü îrâd-ı ʿözr etmeyeler. Ve hengâm-ı hazarda her gün on humbaranın neferâtı taʿlîm mahallinde Halîfe ve ser-halîfeleriyle bi'l-münâvebe mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm eyleyeler. Ve hâlî günlerde dahi izâʿat-ı vakt etmeyüp, sanʿatları levâzımından olan top [Ü1 109b] u tüfeng atmak ve meteris almak ve fenn-i hendese ve sâyir sanâyiʿ-i harbiyyeyi öğrenmek husûslarına Nâzır ve Ağa olanlar, iğrâda kusûr eylemeyeler. Ve neferâtdan ʿalîl ve ihtiyâr ve ʿamel-mânde ve taʿlîm esnâsında mecrûh olanlar gümrükden ve âhar mukātaʿâtdan yevmiyyeleri mikdârı vezâyif ile tekāʿüd olalar. Ve düşmen ile muhârebede mecrûh olanların yevmiyyeleri ne mikdâr ise, zaʿfıyla [Ü2 117a] diledikleri mukātaʿâtdan vazîfe ile tekāʿüd olmaları câyiz ola. Ve zâbitândan sefer ü hazarda ihtiyâr ve mecrûh ve ʿamelden sâkıt olanlar bi't-teharrî tahkīk olunup, münâsibi vechile hâllerine göre mahall-i âhardan cihet-i meʿâş taʿyîniyle tekāʿüd olalar. Ve bu makūleler sefer ü hazarda tekāʿüdlükleri lâzım geldikde, huzûr-ı Âsafî'de isbât-ı vücûd ve ʿamel-mânde oldukları bi'l-muʿâyene meşhûd olmadıkça tekāʿüdlükleri muʿteber olmaya. Ve hazarda elli humbaraya ihtiyâten ikişer bârgîrden yüz re's bârgîr dâyimâ Humbaracı Kışlası'nda hâzır bulunup, yem ve yiyecekleri ve sâyir mesârıfları mîrîden ru'yet oluna. Ve bu bârgîrler tahsîs olunan humbara nişânıyla tamgalanup, her beş humbaranın on re's bârgîrleri Ser-halîfe olanlara teslîm olunup, yem ve yiyecek ve tîmârlarına bakılmadığından, telef olanın behâsı Ser-\nhalîfe'nin tîmârı hâsılâtından tazmîn oluna. Ve muʿayyen olan ʿarabacılar dahi bârgîrlerin tîmâr ve yemlerine ihtimâm eyleyeler. Ve ikişer bârgîr, çapları ziyâde humbaralara kifâyet etmamekle, seferde ziyâdesi tedârük oluna. Ve humbaraların ʿaraba ve sâyir takımları Kışla'da mevcûd bulunup, bir mahalle humbara gönderilmesi muktezî oldukda, hemân ʿarabaları koşup humbarayı arabaya vazʿ ve mühimmâtını istishâb ve derhâl ʿazîmet eyleyeler. Ve Humbaracı Ocağı'nın kâffe-i mühimmâtı sanatlarında kâmil üstâd, ʿamele tedârüküyle fey'ât-i mîrî olmayarak [Ü1 110a] Humbaracı Kışlası'nda Nâzır maʿrifetiyle muhkem ve kavî inşâ oluna. Ve seferlerde her humbara ellişer atım mühimmâtı, Humbaracı Ocağı'yla beraber bulunup, mühimmâtı neferât istishâb etmek ve bu takımları [Ü2 117b] tahmîl içün her humbaraya birer kıtʿa cebe-hâne ʿarabaları inşâ olunmak ve ziyâde mühimmât muktezî olursa, cebe-hâneden alına. Ve humbara mühimmâtına cebe-hâne ʿarabalarından mâʿadâ lâzım gelan ʿarabalar dahi kavî ve hayvanları tüvânâ mîrîden akçasıyla tedârük oluna. Ve serhadlere ve kalyonlara Humbaracı iktizâ eyledikde, Ocağ'dan lüzûmuna göre tertîb oluna. İşbu ittifâk-ı ârâ ile karâr bulan nizâmın şerâyitinden ednâ bir mâddesine her kim halel verir ise, mazhar-ı laʿn ola. Ve bu defʿa müceddeden tahrîr olunacak beş yüz nefer esâmelü Humbaracıyân'ın on neferi bir takım iʿtibâr olunmağla, ibtidâ duhûl eden yirmi dört akça yevmiyye ile tahrîr olunup, yoluyla dokuzuncu oluncaya dek terakkī alarak, yevmiyyesi kırk akçaya bâliğ olup, yevmiyye ikişer etmek ile beşer pâre taʿyîn ve mâh-be-mâh iʿtâ ve yolu geldikde, bir kîse iki kîse dahi ziyâde fâyizlü tîmâr tevcîhiyle Halîfe ve onuncu olup, dokuz nefere Zâbit ve giderek dahi ziyâde mehâret kesb ederse dahi, âhar tîmâr ile Ser-halîfe ve Çavuş ve Kethudâ ve Ağa olarak Devlet-i ebed-müddet'in bu vechile niʿmet ü ʿinâyet ve imtiyâz ü rütbelerine nâyil olalar. Ancak tahrîr olunan neferât, nâ-halefden tahrîr olunmayup, ehl-i ʿirz ve tüvânâ ve istiʿdâdlı dilâverlerden yazıla. Ve hîn-i tahrîrde Kışla'sında bulunmak ve taʿlîm ve teʿallüm ile Zâbit'ine itâʿat eylemek ve biriyle nizâʿı vukūʿunda Zâbit'ine ifâde ve kabâhat kangısında ise Zâbit'i taʿzîr ve te'dîb etmek ve Zâbit'ine haber vermeksizin gavgāya tesaddî eyler ise, te'dîb olunmak ve Zâbit'ine itâʿat edüp [Ü1 110b] silâh [Ü2 118a] çekmamek, çeker ise te'dîb-i şedîd ile muʿâmele olunmak vesâyâsı evvel emirde ifade olunup, bu şurût üzere hareket edüp, hılâfı üzere ʿamel etmamek ile yemîn eyledikden sonra, deftere tahrîr ve Ocağ'a idhâl oluna ve illâ bir vechile kabûl olunmaya."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye ocağları ortalarından biri seferlerde kazgān bırakmak gāyetü'l-gāye ʿâr olduğuna binâ'en, müceddeden tedârük eyledikleri kazgānı ʿalenen istiʿmâl ve nakl etmemek, umûr-ı kānûniyye gibi miyânelerinde cârî umûrdan olup, binâ-berîn Humbaracı neferâtının dahi muhâfazasına me'mûr oldukları humbaralardan biri düşmen yedine geçmek ihtimâli olursa, muhâfazada vukūʿ bulan taksîrâtlarıyçün ile'l-ebed nişânlarını izhâr etmeyüp, bu vechile maʿyûb olalar. Ve lağımcı ve humbaracı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârının nânpâreleri, hıdmet etmeği olup, vefâtlarında dirlikleri evlâda verilmeyüp, zâbitânın tekmîl-i noksâniyçün ilhâk ve yâhûd mîrîden zabt olunmak kānûn kılınmışidi. Ancak eyâlât askerinin dirlikleri evlâda verilmek kānûnları iktizâsından olup, bunların dahi evlâdı bu ʿinâyetden mahrûm olmamak menbaʿ-ı merâhim ü işfâk olan zamîr-i ilhâm-semîr-i Şâhâne'ye lâyıh olmağla, baʿde-ezîn Humbaracı ve Lağımcı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârından biri fevt oldukda, nânpâresi oğluna tevcîh olunmak câyiz ola. Ve eğer sabî ise cebelü verüp tüvânâ oldukda, pederi gibi humbara ve lağım sanʿatını tahsîle ikdâm ede. Ve tüvânâ ise yevm-i tevcîhinden ber-mûceb-i şurût hidemât-ı lâzimesinde kıyâm eyleye. Eğer tüvânâ ise tevcîhi gününden ve eğer sabî ise tüvânâ olduğu günden bir buçuk [Ü2 118b] seneye dek tahsîl-i fenn etmez ise, bâlâda mastûr şurût icrâ oluna. Ve eyâlât askerinde tekāʿüd nânpâresi evlâda verilmek [Ü1 111a] câyiz olmadığı gibi, bunlarda dahi kāʿide-i mezkûre cârî ola. Ve Humbaracı Ocağı'nda Kethudâ'nın fi'l-asl mutasarrıf olduğu tîmârın hâsılâtı kalîl ise, düşen mahlûlden zamm u ʿilâve olunarak senevî hâsılı dört bin beş yüz ve Çavuş'un iki bin ve ʿAlemdâr'ın bin beş yüz ve ser-halîfelerin biner ve bayağı halîfelerin yedişer yüz ellişer guruşa ve bi'l-iktizâ dahi ziyâdeye ve Lağımcı Ocağı'nda Lağımcı-başının beş bin ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr'ın dahi derece-i kifâyeye iblâğ olunması kānûnlarında mastûr u münderic olmağla, bu misillü sonradan ʿilâve kabûl eylemiş zâbitân dirliklerinden biri münhall ve evlâda verilmesi lâzım oldukda, sonradan ʿilâve olunan mikdârı, müteveffânın yerine nasb olunacak Zâbit'e verilüp, müteveffânın kable'n-nizâm üzerinde olan zeʿâmet ve\ntîmârı her ne mikdâr ise ol mikdârı oğluna tevcîh oluna. Ve bu husûsa Nâzır ve Ağa dikkat eyleyeler. Evlâdlarına ifrâz u tevcîh olunan mikdâr-ı noksânı, müteveffânın yerine nasb olunan Zâbit'e, baʿdehû bilâ-veled fevt olanların mahlûllerinden ʿilâve ve tekmîl oluna. Ve işbu Lağımcı ve Humbaracı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın mahlûlleri evlâdlarına verilmek husûsunda sünûh eden merhamet-i Husrevâne, kānûnlarında münderic olan kâffe-i şerâyitin icrâsıyla hidemât-ı lâzimelerinin bilâ-kusûr îfâsı ile meşrût olup, bu müsâʿade-i seniyyenin şükrünü bilüp, dirlik ashâbı olan [Ü2 119a] neferât dâyimen ve müstemirren hıdmetlerinde kāyim ve hılâf-ı şurût harekete cesâret ederi olur ise, yek-dîgeri ihbâr ve ahadühümâ âharı inzâr ile o makūle hılâf-ı rızâ harekete ictisâr edenleri zâbitlerine ifâde ile te'dîblerine ikdâm ve hâric ez-kānûn evzâʿ-ı rediyyeden ictinâb eylemelerine ihtimâm [Ü1 111b] eyleyeler. Ve zîrde mezkûr Lağımcı Ocağı içün başka Kâtib iktizâ etmeyüp, Humbaracı Kâtibi olanlar Lâğımcı Ocağı Kitâbeti'ni dahi idâre edüp, bu Kitâbet içün dahi bin beş yüz guruş zamla senevî Kâtib olanlara üç bin guruş meʿâş ve beş yüz guruş bedel-i taʿyînât tahsîs olunduğundan gayri, umûr-ı Ocağ'ı tahrîr ve ʿulûfelerini tevzîʿ de teshîl maslahatı içün maʿiyyetine aklâmın birinden mücerrebü'l-etvâr bir Kâtib taʿyîn ve ana dahi mâhiyye ellişer guruş meʿâş tahsîs ve beher mâh neferât mevâcibi icmâline idhâl ile iʿtâ olunmak ve humbaracıların Ocak Çavuşu, Ocağ'ı dâhilinde olan umûr ile meşgül olmağla, Bâb-ı ʿâlî'de ve aklâmda Ocağlu'su maslahatını ru'yet içün bir nefer Kapu Çavuşu ve neferâtdan sâyir zâbitler tarafından girift olunanları almak ve bi'l-münâvebe mahall-be-mahall gezüp, kendü hâlinde olmayanları bulmak ve bilmek içün dokuz nefer Ayak Çavuşu ve taʿlîm ve teʿallüm-i lâzimesinden olan bârût-ı siyah ve mühimmât-ı sâyireyi Kağıd-hane'de vâkiʿ mahzenden lede'l-iktizâ ihrâc ve baʿde edâ'i'l-hidme yine mahalline vazʿ u idrâc içün bir nefer Mahzenci taʿyînine muhtâc olduğuna binâʾen, taʿyîn olunacak çavuşlar ve Mahzenci, tîmârlu olmak ve Humbaracı Halîfesi pâyesi iʿtibârıyla tarîkı üzere Ser-halîfe olmak şartlarıyla tîmârlu humbaracılardan bir neferi Kapu Çavuşu ve bir neferi Mahzenci ve dokuz neferi Ayak Çavuşu taʿyîn [Ü2 119b] olunup, kadîmî nefer yevmiyyesi olarak on sekiz akça ʿulûfe ile Kağıd-hâne'de vâkiʿ sâlifü'z-zikr mahzenin el-yevm Mahzenci'si olan kimesne dahi bu defʿa tîmârludan taʿyîn olununan Mahzenci'nin maʿiyyetinde hidmetinde mukīm olmak şartıyla yevmiyyesi kemâ-kân ibkā ve ʿulûfesi sâyir neferât ile mâh-be-mâh iʿtâ olunmak ve zikr\nolunan Kapu Çavuşu ile Mahzenci'ye mâhiyye yirmişer guruş ve dokuz nefer ayak çavuşları [Ü1 112a] beher yevm üç neferi münâvebeten gezmek şartıyla her birine mâhiyye on beşer guruşdan yüz otuz beş guruş -ki cemʿan yüz yetmiş beş guruş- mâhiyye tahsîs olunup, neferât yevmiyyesi icmâli zeyline idhâl ile her mâh iʿtâ olunmak ve işbu Humbaracı ve Lağımcı neferâtının teksîrine irâde-i ʿaliyye teʿalluk etmekle, zikr olunan ocağlarda mevcûd olan zeʿâmetlü ve tîmârlu mikdârı münâsib olan eyâlât neferâtının yaşları yirmi beşden yukaru olmayanlarından taleb-kâr bulunur ise, ber-muktezây-ı kānûn-i cedîd dâyimâ kışlalarında bulunmak ve şurût-ı kānûniyyelerine riʿâyet etmek şartıyla Der-ʿaliyye'ye gelüp yazılmaları câyiz olmak ve bu iki Ocağ'ın zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı zîrde beyân olunduğu vech üzere sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine zehâb ü iyâblarına ruhsat verildiği, kānûnnâme-i hümâyûna tezyîl olundu.",
          "caption": "Zeyl-i şurût-ı Humbaracıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_158.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zeyl-i şurût-ı Humbaracıyân",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye ocağları ortalarından biri seferlerde kazgān bırakmak gāyetü'l-gāye ʿâr olduğuna binâ'en, müceddeden tedârük eyledikleri kazgānı ʿalenen istiʿmâl ve nakl etmemek, umûr-ı kānûniyye gibi miyânelerinde cârî umûrdan olup, binâ-berîn Humbaracı neferâtının dahi muhâfazasına me'mûr oldukları humbaralardan biri düşmen yedine geçmek ihtimâli olursa, muhâfazada vukūʿ bulan taksîrâtlarıyçün ile'l-ebed nişânlarını izhâr etmeyüp, bu vechile maʿyûb olalar. Ve lağımcı ve humbaracı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârının nânpâreleri, hıdmet etmeği olup, vefâtlarında dirlikleri evlâda verilmeyüp, zâbitânın tekmîl-i noksâniyçün ilhâk ve yâhûd mîrîden zabt olunmak kānûn kılınmışidi. Ancak eyâlât askerinin dirlikleri evlâda verilmek kānûnları iktizâsından olup, bunların dahi evlâdı bu ʿinâyetden mahrûm olmamak menbaʿ-ı merâhim ü işfâk olan zamîr-i ilhâm-semîr-i Şâhâne'ye lâyıh olmağla, baʿde-ezîn Humbaracı ve Lağımcı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârından biri fevt oldukda, nânpâresi oğluna tevcîh olunmak câyiz ola. Ve eğer sabî ise cebelü verüp tüvânâ oldukda, pederi gibi humbara ve lağım sanʿatını tahsîle ikdâm ede. Ve tüvânâ ise yevm-i tevcîhinden ber-mûceb-i şurût hidemât-ı lâzimesinde kıyâm eyleye. Eğer tüvânâ ise tevcîhi gününden ve eğer sabî ise tüvânâ olduğu günden bir buçuk [Ü2 118b] seneye dek tahsîl-i fenn etmez ise, bâlâda mastûr şurût icrâ oluna. Ve eyâlât askerinde tekāʿüd nânpâresi evlâda verilmek [Ü1 111a] câyiz olmadığı gibi, bunlarda dahi kāʿide-i mezkûre cârî ola. Ve Humbaracı Ocağı'nda Kethudâ'nın fi'l-asl mutasarrıf olduğu tîmârın hâsılâtı kalîl ise, düşen mahlûlden zamm u ʿilâve olunarak senevî hâsılı dört bin beş yüz ve Çavuş'un iki bin ve ʿAlemdâr'ın bin beş yüz ve ser-halîfelerin biner ve bayağı halîfelerin yedişer yüz ellişer guruşa ve bi'l-iktizâ dahi ziyâdeye ve Lağımcı Ocağı'nda Lağımcı-başının beş bin ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr'ın dahi derece-i kifâyeye iblâğ olunması kānûnlarında mastûr u münderic olmağla, bu misillü sonradan ʿilâve kabûl eylemiş zâbitân dirliklerinden biri münhall ve evlâda verilmesi lâzım oldukda, sonradan ʿilâve olunan mikdârı, müteveffânın yerine nasb olunacak Zâbit'e verilüp, müteveffânın kable'n-nizâm üzerinde olan zeʿâmet ve\ntîmârı her ne mikdâr ise ol mikdârı oğluna tevcîh oluna. Ve bu husûsa Nâzır ve Ağa dikkat eyleyeler. Evlâdlarına ifrâz u tevcîh olunan mikdâr-ı noksânı, müteveffânın yerine nasb olunan Zâbit'e, baʿdehû bilâ-veled fevt olanların mahlûllerinden ʿilâve ve tekmîl oluna. Ve işbu Lağımcı ve Humbaracı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın mahlûlleri evlâdlarına verilmek husûsunda sünûh eden merhamet-i Husrevâne, kānûnlarında münderic olan kâffe-i şerâyitin icrâsıyla hidemât-ı lâzimelerinin bilâ-kusûr îfâsı ile meşrût olup, bu müsâʿade-i seniyyenin şükrünü bilüp, dirlik ashâbı olan [Ü2 119a] neferât dâyimen ve müstemirren hıdmetlerinde kāyim ve hılâf-ı şurût harekete cesâret ederi olur ise, yek-dîgeri ihbâr ve ahadühümâ âharı inzâr ile o makūle hılâf-ı rızâ harekete ictisâr edenleri zâbitlerine ifâde ile te'dîblerine ikdâm ve hâric ez-kānûn evzâʿ-ı rediyyeden ictinâb eylemelerine ihtimâm [Ü1 111b] eyleyeler. Ve zîrde mezkûr Lağımcı Ocağı içün başka Kâtib iktizâ etmeyüp, Humbaracı Kâtibi olanlar Lâğımcı Ocağı Kitâbeti'ni dahi idâre edüp, bu Kitâbet içün dahi bin beş yüz guruş zamla senevî Kâtib olanlara üç bin guruş meʿâş ve beş yüz guruş bedel-i taʿyînât tahsîs olunduğundan gayri, umûr-ı Ocağ'ı tahrîr ve ʿulûfelerini tevzîʿ de teshîl maslahatı içün maʿiyyetine aklâmın birinden mücerrebü'l-etvâr bir Kâtib taʿyîn ve ana dahi mâhiyye ellişer guruş meʿâş tahsîs ve beher mâh neferât mevâcibi icmâline idhâl ile iʿtâ olunmak ve humbaracıların Ocak Çavuşu, Ocağ'ı dâhilinde olan umûr ile meşgül olmağla, Bâb-ı ʿâlî'de ve aklâmda Ocağlu'su maslahatını ru'yet içün bir nefer Kapu Çavuşu ve neferâtdan sâyir zâbitler tarafından girift olunanları almak ve bi'l-münâvebe mahall-be-mahall gezüp, kendü hâlinde olmayanları bulmak ve bilmek içün dokuz nefer Ayak Çavuşu ve taʿlîm ve teʿallüm-i lâzimesinden olan bârût-ı siyah ve mühimmât-ı sâyireyi Kağıd-hane'de vâkiʿ mahzenden lede'l-iktizâ ihrâc ve baʿde edâ'i'l-hidme yine mahalline vazʿ u idrâc içün bir nefer Mahzenci taʿyînine muhtâc olduğuna binâʾen, taʿyîn olunacak çavuşlar ve Mahzenci, tîmârlu olmak ve Humbaracı Halîfesi pâyesi iʿtibârıyla tarîkı üzere Ser-halîfe olmak şartlarıyla tîmârlu humbaracılardan bir neferi Kapu Çavuşu ve bir neferi Mahzenci ve dokuz neferi Ayak Çavuşu taʿyîn [Ü2 119b] olunup, kadîmî nefer yevmiyyesi olarak on sekiz akça ʿulûfe ile Kağıd-hâne'de vâkiʿ sâlifü'z-zikr mahzenin el-yevm Mahzenci'si olan kimesne dahi bu defʿa tîmârludan taʿyîn olununan Mahzenci'nin maʿiyyetinde hidmetinde mukīm olmak şartıyla yevmiyyesi kemâ-kân ibkā ve ʿulûfesi sâyir neferât ile mâh-be-mâh iʿtâ olunmak ve zikr\nolunan Kapu Çavuşu ile Mahzenci'ye mâhiyye yirmişer guruş ve dokuz nefer ayak çavuşları [Ü1 112a] beher yevm üç neferi münâvebeten gezmek şartıyla her birine mâhiyye on beşer guruşdan yüz otuz beş guruş -ki cemʿan yüz yetmiş beş guruş- mâhiyye tahsîs olunup, neferât yevmiyyesi icmâli zeyline idhâl ile her mâh iʿtâ olunmak ve işbu Humbaracı ve Lağımcı neferâtının teksîrine irâde-i ʿaliyye teʿalluk etmekle, zikr olunan ocağlarda mevcûd olan zeʿâmetlü ve tîmârlu mikdârı münâsib olan eyâlât neferâtının yaşları yirmi beşden yukaru olmayanlarından taleb-kâr bulunur ise, ber-muktezây-ı kānûn-i cedîd dâyimâ kışlalarında bulunmak ve şurût-ı kānûniyyelerine riʿâyet etmek şartıyla Der-ʿaliyye'ye gelüp yazılmaları câyiz olmak ve bu iki Ocağ'ın zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı zîrde beyân olunduğu vech üzere sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine zehâb ü iyâblarına ruhsat verildiği, kānûnnâme-i hümâyûna tezyîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Humbaracı Ocağı'nda olup, taşrada müte'ehhil ashâb-ı zeʿâmet ve tîmârın, vakt-i hazarda sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine gitmelerine ruhsat-ı seniyye-i hazret-i Cihân-bânî erzânî buyurulmağla, fîmâ-baʿd zeʿâmet ve tîmâr mutasarrıflarından tüvânâ ve sabî Humbaracı her ne kadar ise üç takıma taksîm ve beher sene [Ü2 120a] sabîlerin ʿadedine ve bi'l-iktizâ serhadlere ve baʿzı mahallere me'mûr kılınan neferâtın mikdârına nazar olunarak, sabîler ve meʾmûrlar üzerine iktizâsına göre tüvânâ nefer ʿilâve ve iki sülüse iblâğ ve vilâyetlerine gitmek üzere izin verilüp, mâʿadâ bir sülüs temâmca bu tarafda kışlalarında temekkün ve bir sene-i kâmile murûrunda yine sabîlerin ve meʾmûrların ʿadedlerine nazar ve bunlardan mâʿadâ bu cânibe celb olunacaklar kaç nefer ise geldiklerinde, kezâlik sabîler ve meʾmûrlar üzerlerine iktizâsına göre zamm ile vilâyetlerine gidecek dîger sülüse izin verile. Ve vakt-i sefer [Ü1 112b] münâvebe merʿî olmamağla, gayr ez-sıbyân ve meʾmûrîn bi'l-cümle tüvânâ Humbaracı, meʾmûr oldukları mahallerde mevcûd bulunalar. Ve hulûl edecek işbu rûz-i Hızır ve gerek âtiye rûz-i hızırlarında beher sene vilâyetlerine gidecek ve bu tarafda kışlada kalacak ve sabâvetleri sebebiyle vilâyetinde ve bu tarafda bulunacak bi'l-cümle tüvânâ ve sabî humbaracılardan ashâb-ı zeʿâmet ve tîmâr defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî'ye takdîm ve baʿdehû tevcîhâtı Defterdâr-ı ʿasr olanların telhîsiyle olduğu misillü defter-i mezkûr telhîsiyle Baş-muhâsebe'ye kayd ü tahvîl ve Defter-hâne'ye başka başka ʿilm ü haberleri verildikden sonra, vilâyetlerine gideceklere ruhsatı şâmil Baş-muhâsebe'den Ocak\ntarafına sûret-i defter verilmedikçe, bir neferine vilâyete gitmeğe Nâzır ve sâyir zâbitân ruhsat vermeyeler. Ve ertesi sene münâvebesi temâm olup, gelecekler celb ve gideceklere ruhsat verilecek oldukda, defteri tertîb ve Baş-muhasebe'de tatbîk ve iyâb ü zehâb üzere olanlar bu minvâl üzere maʿlûm ola. [Ü2 120b] Ve vilâyetlerinden celb olunacak sülüs tîmârlu neferât temâmen geldikçe, ya'nî bir neferi bile girü kalursa, gideceklerin birine izin verilmeye. Ve vilâyetlerinde olan sabîlerden on beş yaşına bâliğ olanların cebelüleri refʿ olundukda, vilâyetlerinde müteʾehhil iseler, sâyir tüvânâ müteʾehhilîn gibi münâvebeten Der-saʿâdet'e gidüp geleler. Ve tüvânâ neferâtdan evlâd terkiyle vefât edenlerin nân-pâreleri evlâdlarına tevcîh olundukda, tüvânâ ve vilâyetlerinde müte'ehhil iseler, kezâlik münâvebeten Der-sa'âdet'e gelüp gideler. Ve eğer sabî iseler, vilâyetlerinde sâkin sâyir sıbyân misillü tüvânâ oluncaya dek vilâyetlerinde ikāmet edeler. Ve bu tarafda bulunan sabîler dahi tüvânâ oldukda, Ocak hidmetine devâm eyleyeler. Müte’ehhil taʿbîrinden murâd, vilâyetinde verâseti [Ü1 113a] kendüye intikāl edecek akrıbâsı olan neferât olmağla, bu makūleler mütezevvic tîmârludan maʿdûd olalar. Humbaracı Ocağı'ndan bir mahalle dört kıtʿa kadar humbara hâveni irsâl lâzım geldikde, iktizâ eden tîmârlu neferât Âsitâne'de kışlalarında münâvebede bulunacak sülüs-i Humbaracıyân'dan tertîb ü irsâl olunup, ziyâde iktizâ eyledikde, taşra münâvebesinde bulunan tîmârlu neferâtdan nevbet ile tertîb ü irsâl oluna. Ve lüzûmu mahallerinde Humbaracı irsâli, hâven irsâline mevkūf olmayup, hâvensiz nefer irsâli muktezî oldukda, dört kıta hâveni idare eyleyecek Humbaracı neferâtının tîmârlusu Der-saʿâdet'de bulunacak sülüsden ve ziyâdesi taşra münâvebesinde olan sülüsândan nevbet ile tertîb ü irsâl oluna. Ocağları tarafından kendülerine haber vâsıl oldukda, fi'l-hâl hareket ve mahall-i meʾmûrlarına müsâraʿat edüp, [Ü2 121a] içlerinden batâʾet ve tereddüd ederi olursa, nân-pâreleri refʿ oluna. Ve hengâm-ı hazar yaz günleri ta'lîm mahallinde Halîfe ve ser-halîfeleriyle münâvebeten mevcûd bulunup, mâʿadâsı dahi tazyîʿ-i vakt etmeyüp, obüs topları kuru ta'lîm etmek ve meteris almak ve hendese üzere humbara atmak sanayiʿini ta'lîm ve teʿallüm ve fîmâ-baʿd kānûn-nâme-i hümâyûn mûcebince Salı ve Cumʿa'dan mâʿadâ ʿale'l-ʿumûm Humbaracı neferâtı ve mülâzımları maʿa-zâbitân nevbetle her gün Mühendis-hâne-i hümâyûn'a müdâvemet ve kendülerine tahsîli ehemm olan fünûnu kavlen Mühendis-hâne'de ve fiʿlen eyyâm-ı sayfda bi'l-münâvebe taʿlîm mahallinde ve kışlalarında tahsîl edüp, sânʿat-ı âteş-bâzîde kemâl-i mehâret kesb eyleyeler. Ve Mühendis-hâne Hâcesi kavâyid-i lâzimeyi\nşâmil resâyil te'lîfiyle, muktezây-ı fenn üzere humbara atmak san'atını lâzım gelenlere 'ale'd-devâm ta'lîm ve tefhîm eyleye. Ve hulûl eyleyecek işbu rûz-i Hızır'da [Ü1 113b] yoklama olup, Mühendis-hâne'de Nâzır ve Ağa ve Mühendis-hâne-i hümâyûn Hâcesi ve Sadrıaʿzam tarafından ta'yîn olunacak muʿtemed âdemler ve sâyir ashâb-ı fenn müvâcehelerinde zâbitân ve neferât-ı mevcûdeye kavâʿid-i san'atları su'âl ve derece-i mâʿlûmâtları istiksâ olundukdan sonra, mahall-i münâsibde ʿamelen dahi hünerlerini tefehhüm içün bi'l-muʿâyene imtihân olunup, ʿilm ü ʿameline vâkıf tîmâr ve zeʿâmet ashâbı ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîn defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî'ye takdîm ve Başmuhasebe'ye kayd ü tahvîl ve Defter-hâne'ye ʿilm ü haberleri verilmek ve bundan böyle her altı ayda bir kerre, yaʿnî rûz-i Kāsım ve rûz-i Hızır esnâsında yoklama ve imtihân ʿâdeti terk olunmaya. Ve her imtihânda mehâretleri zâhir olanların [Ü2 121b] defteri huzûr-ı Sadâret-penâhî'ye takdîm ve aklâma kayd olunup, yoklama ve imtihân vakitleri hulûlünde nâzırları Bâb-ı ʿâlî'ye takrîr takdîmiyle ihtâr ve istîzân eyleye. Ve bundan böyle taşralu ve Âsitânelü'den bu Ocağ'a duhûl edecek tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîne icrâsı lâzime-i zimmetleri olan şerâyitin mecmûʿu yegân yegân ifâde vü beyân olunup, isim ve şekil ve şöhretleri deftere kayd ve senedleri ellerine iʿtâ oluna. Ve neferât-ı merkūme baʿîd mahallere humbara atmağı idmân içün eyyâm-ı sayfda taʿlîm günleri baʿzan Ok-meydânı'nda dahi humbara atmağa iʿtiyâd eyleyeler. Ve Âsitâne ve civârında müte'ehhil humbaracılardan nân-pâre sâhibleri ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîn iki takıma taksîm ile başkaça defter olunup, bir takımı Bâzârertesi günü ikindi nemâzını kışlalarında edâdan sonra, Salı gicesi hânelerine ʿazîmet ve ferdâsı yevm-i taʿtîl olmağla, levâzım-ı beytini tedârük içün hânelerinde ikâmet ve vakt-i ʿasr tekarrüb eyledikde, kışlalarına vürûd ve Salı günü [Ü1 114a] ikindi nemâzını yine kışlalarında edâ ve hidemât-ı lâzimelerin icrâ eyleyeler. Ve dîger bir takımı dahi Cumʿa gicesi şurût-ı mezkûre ile hânelerine gidüp, ferdâsı yine vaktiyle kışlalarına geleler. Ve tîmârludan ehl ü ʿiyâlini bu tarafa nakl edeni olursa, taşra münâvebesinden ihrâc ve haftada bir defʿa hânelerine gidecek Âsitânelü nevbetine idhâl oluna. Ve mukaddem ve mu'ahhar vazʿ olunan kavânîn ve şurût bi-kemâlihâ bir kağıda tahrîr olunup, beher mâh zâbitân ve neferât ve mülâzimîn müvâcehelerinde Humbaracı Ocağı Kâtibi kırâ'at ve muktezâsı üzere hareketi tenbîh eyleye. Ve Ocak zâbitânının [Ü2 122a] üzerlerinde olan nân-pâreleri, muʿayyen nân-pâreden maʿdûd olup, ilhâkları gedik-i zâbitân ilhâkı tîmârları iʿtibâr\nolunarak, kuyûd-ı muʿayyeneden taʿdâd olunmaya. Ve ilhâkı olmayan zâbitândan biri fevt oldukda, tîmârı evlâdına tevcîh ve yerine nasb olunan Halîfe'nin tîmârı bî-hâsıl ve ilhâka muhtâc ise, baʿde-ezîn düşecek bilâ-veled mahlûllerden ilhâk oluna. Ve şimdiye dek ilhâk olmamış hulefâ var ise, anlara ilhâk ve fenlerinde mehâreti zâhir olan yevmiyyelü neferâta dahi mûcib-i şevk u gayret olmak içün hâssa zabt olunmuş mahlûl, humbaracı tîmârları münâsiblerine tevcîh olunup, zîrde mastûr mahallerden güçlü ve kuvvetlü erbâb-ı tîmâr tahrîr u idhâl olunarak, Humbaracı nân-pâresi beş yüz kayda iblâğ oluna. Ve mahlûl tîmâr ʿarz olunacak şahsın istihkākı, Mühendis-hâne Hâcesi Efendi'den tahkīk olundukdan sonra, Ocak-ı mezbûrun tîmârlusundan on nefer kimesne liyâkatini beyân zımnında nâzırları efendiye mahzar takdîm ve nâzırları dahi mahzarı kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye irsâl ve tîmâr tevcîh olunacak mülâzım dahi Divân-ı ʿâlî'de isbât-ı vücûd eyleye. Ve bu defʿa baʿzı [Ü1 114b] hulefâya ilhâk verildikde ve bundan sonra hall-i vukūʿunda cedîden nasb olunacak zâbitân ve hulefâya ilhâkan tîmâr tevcîhi lâzım geldikde, fi'l-asl mutasarrıf oldukları tîmârları ve ilhâk olunacak tîmârların bedel-i iltizâmı, Nâzır ve ağaları taraflarından verilüp, bir sene mûmâ ileyhimâ taraflarından taʿşîr ve haber verdikleri hâsılâtın kizbi zuhûrunda üzerlerinde olan asıl nân-pâreleri refʿ oluna. Zâbitâna ilhâk tîmârı ʿarz olunmak lâzım geldikde, nâzırları ihtimâmen on nefer tîmârludan [Ü2 122b] mahzar alup, kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve zeʿâmet ve tîmâr sâhibi zâbitândan biri evlâd terkiyle fevt oldukda, fi'l-asl mutasarrıf olduğu nân-pâresi, veledi bir nefer ise temâmen ve müteʿaddid ise üç evlâda dek ʿale's-seviyye müştereken tevcîh ve üzerinde bulunan ilhâkı, yerine nasb olunan Zâbit'e iʿtâ oluna. Ve müteveffâ bilâ-veled ise, asıl nân-pâresi bilâ-tefrîk fenninde mâhir yevmiyyelü neferâta tevcîh ve ilhâkı yerine nasb olunan Zâbit ilhâka muhtâc ise ilhâk, değil ise tîmâra müstehakk âhar yevmiyyelü nefere tevcîh oluna. Ve bir kayd-ı nân-pâre iki ve yâhûd üç nefer evlâda tevcîh olundukda, topu bir nân-pâre ʿadd olunup, biri bilâ-veled fevt oldukda, babası vefâtında hisse almamış dördüncü ve beşinci karındaşları var ise hayâtda bulunanlara iʿtâ, yoğise hisse-i mahlûleye kebîri takdîm olunarak müşterek karındaşlarına ilhâkan tevcîh oluna. Ol dahi bilâ-veled fevt oldukda, üzerinde bulunan hisseler dîger karındaşına ilhâkan tevcîh oluna. Ol dahi bilâ-veled fevt olup, ilhâka müstehakk müşterek akribâsı kalmaz ise, nân-pâre-i mezkûrun topu erbâb-ı hüner ü istiʿdâddan yevmiyyeli neferâta tekrâr bi'l-imtihân tevcîh oluna. Ve müşterek karındaşlardan biri evlâd terkiyle vefât etdikde, kāʿide-i mezkûreye\ntevfîk [Ü1 115a] olunarak üzerinde bulunan hissesi evlâdlarına verile. Anlardan dahi bilâ-veled vefât edenlerin hisseleri müşterek ʿammîsi ve ʿammîsi evlâdlarına ilhâkan tevcîh olunarak topu tedrîcî bir neferin üzerinde cemʿ etdirile. Sâyir evlâd terkiyle vefât eden zeʿâmetlü ve tîmârlu humbaracıların [Ü2 123a] evlâdlarına nân-pâreleri tevcîhinde dahi bu kānûn merʿî ola. Ve evlâd terkiyle fevt olan tîmârluların nân-pâreleri evlâda tevcîh lâzım geldikde, evlâdı kaç ise sahîh sulbî oğulları olduklarına ve karındaş ve akrıbâya tîmâr ilhâkı ʿarz olundukda dahi, sahîh karındaş ve akrıbâdan olduklarına şehâdeti hâvî nâzırları kezâlik on nefer tîmârludan mahzar alup, kendi ʿarzıyla maʿan Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve şehâdetlerinde baʿdehû kizbleri zâhir olursa, nân-pâreleri refʿ ve takımıyla teʾdîb olunalar. Ve Ocak-ı mezbûrda el-yevm mevcûd tüvânâ tîmârlu neferât ve bundan sonra idhâl olunacak tîmârlular her humbaraya ʿale's-seviyye taksîm ü tahsîs olunalar. Ve kānûn-nâme-i hümâyûn mûcebince zikr olunan Ocağ'a şimdilik tertîb olunan elli ʿaded humbaranın her birisine maʿa-Halîfe on beş nefer idâreci musammem olup, gerek şimdi ve gerek bundan sonra kuyûdât bi't-tedrîc beş yüze iblâğ olundukda, gayr ez-sıbyân nân-pârelü tüvânâ humbaracılar ne vechile taksîm olunur ise, her humbaranın Müdîr'i on beş nefere iblâğ olunmak içün gayr ez-tüvânâ tîmârluyân elli ʿaded humbaraya lüzûmu kadar yevmiyyelü nefer ve Mülâzım tahrîr oluna. Yâʿnî elli kıtʿa humbaranın maʿa-hulefâ tîmârlu ve yevmiyyelü tüvânâ neferât ve mülâzımîni kānûn-nâme-i hümâyûn mantûku üzere cemʿan yedi yüz elli neferi şimdilik tecâvüz etmeye. Ve tüvânâ evlâd sâhibi olan ʿalîl ve ʿamel-mândelerden nân-pâresini rızâsıyla tüvânâ sahîh sulbî oğluna kasr-ı yed murâd edenler, evlâdlarıyla Dîvân-ı ʿâlî'ye çıkup, isbât-ı vücûd ve nâzırları şehâdeti müşʿir on nefer tîmârludan [Ü1 115b] mahzar alup, ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve berâta şâhidlerin isim [Ü2 123b] ve tîmârları derc olunup, kizb ü dürûğları vâkiʿ olursa, nân-pâreleri refʿ ve teʾdîb olunalar. Ve tîmârludan ʿamel-mânde olanlar rızâlarıyla tekāʿüde tâlib olanlar dahi, ber-vech-i muharrer Dîvân-ı ʿâlî'de isbât-ı vücûd birle mütekāʿid olup, vefâtlarında nân-pâreleri fenninde mâhir yevmiyyelü neferâta tevcîh oluna. Ve Ocak-ı mezkûr Devlet-i ʿaliyye'nin muʿtenâ ocâğlarından olup, tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzımlarının yol ve erkân bilmeleri ve ʿâle'd-devâm ʿırz u edebleriyle mukayyed olmaları vâcibât-ı umûrlarından olmağla, hılâf-ı şurût u rızâ harekete cesâret edenleri, ağaları darb-ı ʿasâ ve yarım mühürlü mektûb ile bi'l-iktizâ kalʿa-bend ve iclâ ile lâzime-i teʾdîbi icrâ\nedeler. Ve neferâtdan hazarda hâvensiz lüzûmu kadar Humbaracı irsâli lâzım geldikde, Der-saʿâdet'de ve taşra münâvebesinde bulunanlardan Ağa ve nâzırları maʿrifetleriyle intihâb ve irsâl olunmak ve seferde humbaralardan biri ʿamelden kaldıkda, o humbaranın neferâtı üzerinde dîger nişân mahkûk olan yedek humbara hidmetine taʿyîn olunmak ve muhârebede bir humbaranın beş-altı neferi şehîd oldukda, âhar yedek humbara neferlerinden birer ikişer âdem tefrîk u taʿyîn câyiz ola. Hâsılı gerek sefer ve gerek hazarda Humbaracı'nın mecmûʿu irâde olunduğu gibi iʿmâl olunalar. Ve hazarda serhadlere ve baʿzı lüzûmlu mahallere gerek humbara atmak içün ve gerek taʿlîm içün humbarasıyla yâhûd humbarasız neferât gönderilmek iktizâ eyler ise, beyân olunduğu üzere altmış nefer mikdârına dek Âsitâne nevbetinde olan sülüsden ve ziyâdesi taşra münâvebesinde olan sülüsândan nevbetle taʿyîn olunacak olmağla, nevbetlerinde münâzaʿa zuhûrundan hazeren zeʿâmet ve tîmârlarının hâsılâtına [Ü2 124a] ve yâhûd mehâret ve ʿadem-i mehâretlerine [Ü1 116a] ve'l-hâsıl iktizâsına göre tertîb ve taʿyîn olundukları mahalde bir sene-i kâmile edây-ı hıdmet etdikde, yerine âhar nevbetlüsü gönderilüp, müddet-i me'mûriyyetleri münkazıyye olanlar Asitâne Nevbeti Defteri'ne idhâl olunmayup, vilâyetine gidecek neferât münâvebesine idhâl olunarak, ya'nî sefersiz vakitlerde taşralara ve saʿb u yesîr hidmetlere taʿyîn olunacak neferât husûsunda tercîh-i bilâ-müreccahdan ittikā olunup, her hâlde taʿdîl ve hakkāniyyet-i lâzimesi icrâ olunmak ve bâlâda beyân olunduğu vechile şimdiki mevcûda İrâd-ı Cedîd'den ʿilâve olunacak tîmârlardan mâʿadâ Rumeli Eyâleti'nin Der-saʿâdet'e kurbiyyeti olan Paşa Sancağı'nda vâkiʿ Sofya ve Filibe ve Tâtâr-bâzârı ve Dimetoka ve Manastır ve Siroz ve Drama ve İpsala ve Migalgara [Malkara] ve Keşân ve Cisr-i Ergene ve Selânik Sancağı'nda kâyin nefs-i Selânik ve Vodina ve Karaferye ve Köstendil Sancağı'nda nefs-i Köstendil kazâlarından eben-ʿan-ceddin yerlülerden ve erbâb-ı istiʿdâddan olmak üzere Ocağ-ı mezbûra ashâb-ı tîmâr tahrîr olunarak, Ocak-ı mezbûrun tîmârlusu beş yüz kayda iblâğ oluna. Ve işbu zeyl-i kānûn-nâme-i hümâyûnda mastûr şerâyit gibi harf-be-harf icrâ olunmak matlûb-i katʿî olmağla, bir mâdde vukûʿunda evvelâ asıl kānûn-nâmeye ve baʿdehû zeylde vâkiʿ şurûta müracaʿât birle kangı şarta tevfîk ve tatbîkı iktizâ eyler ise, bilâ-te'vîl tatbîk olunmak ve bundan böyle îcâb-ı vakt ü zemân hasebiyle baʿzı hayırlu ve nâfiʿ şerâyit dahi hâtıra geldikde, işbu zeyl-i şurûta tezyîl ve ʿilâvesi câyiz ola.",
          "caption": "Zeylü'z-zeyl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_159.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zeylü'z-zeyl",
          "text": "Humbaracı Ocağı'nda olup, taşrada müte'ehhil ashâb-ı zeʿâmet ve tîmârın, vakt-i hazarda sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine gitmelerine ruhsat-ı seniyye-i hazret-i Cihân-bânî erzânî buyurulmağla, fîmâ-baʿd zeʿâmet ve tîmâr mutasarrıflarından tüvânâ ve sabî Humbaracı her ne kadar ise üç takıma taksîm ve beher sene [Ü2 120a] sabîlerin ʿadedine ve bi'l-iktizâ serhadlere ve baʿzı mahallere me'mûr kılınan neferâtın mikdârına nazar olunarak, sabîler ve meʾmûrlar üzerine iktizâsına göre tüvânâ nefer ʿilâve ve iki sülüse iblâğ ve vilâyetlerine gitmek üzere izin verilüp, mâʿadâ bir sülüs temâmca bu tarafda kışlalarında temekkün ve bir sene-i kâmile murûrunda yine sabîlerin ve meʾmûrların ʿadedlerine nazar ve bunlardan mâʿadâ bu cânibe celb olunacaklar kaç nefer ise geldiklerinde, kezâlik sabîler ve meʾmûrlar üzerlerine iktizâsına göre zamm ile vilâyetlerine gidecek dîger sülüse izin verile. Ve vakt-i sefer [Ü1 112b] münâvebe merʿî olmamağla, gayr ez-sıbyân ve meʾmûrîn bi'l-cümle tüvânâ Humbaracı, meʾmûr oldukları mahallerde mevcûd bulunalar. Ve hulûl edecek işbu rûz-i Hızır ve gerek âtiye rûz-i hızırlarında beher sene vilâyetlerine gidecek ve bu tarafda kışlada kalacak ve sabâvetleri sebebiyle vilâyetinde ve bu tarafda bulunacak bi'l-cümle tüvânâ ve sabî humbaracılardan ashâb-ı zeʿâmet ve tîmâr defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî'ye takdîm ve baʿdehû tevcîhâtı Defterdâr-ı ʿasr olanların telhîsiyle olduğu misillü defter-i mezkûr telhîsiyle Baş-muhâsebe'ye kayd ü tahvîl ve Defter-hâne'ye başka başka ʿilm ü haberleri verildikden sonra, vilâyetlerine gideceklere ruhsatı şâmil Baş-muhâsebe'den Ocak\ntarafına sûret-i defter verilmedikçe, bir neferine vilâyete gitmeğe Nâzır ve sâyir zâbitân ruhsat vermeyeler. Ve ertesi sene münâvebesi temâm olup, gelecekler celb ve gideceklere ruhsat verilecek oldukda, defteri tertîb ve Baş-muhasebe'de tatbîk ve iyâb ü zehâb üzere olanlar bu minvâl üzere maʿlûm ola. [Ü2 120b] Ve vilâyetlerinden celb olunacak sülüs tîmârlu neferât temâmen geldikçe, ya'nî bir neferi bile girü kalursa, gideceklerin birine izin verilmeye. Ve vilâyetlerinde olan sabîlerden on beş yaşına bâliğ olanların cebelüleri refʿ olundukda, vilâyetlerinde müteʾehhil iseler, sâyir tüvânâ müteʾehhilîn gibi münâvebeten Der-saʿâdet'e gidüp geleler. Ve tüvânâ neferâtdan evlâd terkiyle vefât edenlerin nân-pâreleri evlâdlarına tevcîh olundukda, tüvânâ ve vilâyetlerinde müte'ehhil iseler, kezâlik münâvebeten Der-sa'âdet'e gelüp gideler. Ve eğer sabî iseler, vilâyetlerinde sâkin sâyir sıbyân misillü tüvânâ oluncaya dek vilâyetlerinde ikāmet edeler. Ve bu tarafda bulunan sabîler dahi tüvânâ oldukda, Ocak hidmetine devâm eyleyeler. Müte’ehhil taʿbîrinden murâd, vilâyetinde verâseti [Ü1 113a] kendüye intikāl edecek akrıbâsı olan neferât olmağla, bu makūleler mütezevvic tîmârludan maʿdûd olalar. Humbaracı Ocağı'ndan bir mahalle dört kıtʿa kadar humbara hâveni irsâl lâzım geldikde, iktizâ eden tîmârlu neferât Âsitâne'de kışlalarında münâvebede bulunacak sülüs-i Humbaracıyân'dan tertîb ü irsâl olunup, ziyâde iktizâ eyledikde, taşra münâvebesinde bulunan tîmârlu neferâtdan nevbet ile tertîb ü irsâl oluna. Ve lüzûmu mahallerinde Humbaracı irsâli, hâven irsâline mevkūf olmayup, hâvensiz nefer irsâli muktezî oldukda, dört kıta hâveni idare eyleyecek Humbaracı neferâtının tîmârlusu Der-saʿâdet'de bulunacak sülüsden ve ziyâdesi taşra münâvebesinde olan sülüsândan nevbet ile tertîb ü irsâl oluna. Ocağları tarafından kendülerine haber vâsıl oldukda, fi'l-hâl hareket ve mahall-i meʾmûrlarına müsâraʿat edüp, [Ü2 121a] içlerinden batâʾet ve tereddüd ederi olursa, nân-pâreleri refʿ oluna. Ve hengâm-ı hazar yaz günleri ta'lîm mahallinde Halîfe ve ser-halîfeleriyle münâvebeten mevcûd bulunup, mâʿadâsı dahi tazyîʿ-i vakt etmeyüp, obüs topları kuru ta'lîm etmek ve meteris almak ve hendese üzere humbara atmak sanayiʿini ta'lîm ve teʿallüm ve fîmâ-baʿd kānûn-nâme-i hümâyûn mûcebince Salı ve Cumʿa'dan mâʿadâ ʿale'l-ʿumûm Humbaracı neferâtı ve mülâzımları maʿa-zâbitân nevbetle her gün Mühendis-hâne-i hümâyûn'a müdâvemet ve kendülerine tahsîli ehemm olan fünûnu kavlen Mühendis-hâne'de ve fiʿlen eyyâm-ı sayfda bi'l-münâvebe taʿlîm mahallinde ve kışlalarında tahsîl edüp, sânʿat-ı âteş-bâzîde kemâl-i mehâret kesb eyleyeler. Ve Mühendis-hâne Hâcesi kavâyid-i lâzimeyi\nşâmil resâyil te'lîfiyle, muktezây-ı fenn üzere humbara atmak san'atını lâzım gelenlere 'ale'd-devâm ta'lîm ve tefhîm eyleye. Ve hulûl eyleyecek işbu rûz-i Hızır'da [Ü1 113b] yoklama olup, Mühendis-hâne'de Nâzır ve Ağa ve Mühendis-hâne-i hümâyûn Hâcesi ve Sadrıaʿzam tarafından ta'yîn olunacak muʿtemed âdemler ve sâyir ashâb-ı fenn müvâcehelerinde zâbitân ve neferât-ı mevcûdeye kavâʿid-i san'atları su'âl ve derece-i mâʿlûmâtları istiksâ olundukdan sonra, mahall-i münâsibde ʿamelen dahi hünerlerini tefehhüm içün bi'l-muʿâyene imtihân olunup, ʿilm ü ʿameline vâkıf tîmâr ve zeʿâmet ashâbı ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîn defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî'ye takdîm ve Başmuhasebe'ye kayd ü tahvîl ve Defter-hâne'ye ʿilm ü haberleri verilmek ve bundan böyle her altı ayda bir kerre, yaʿnî rûz-i Kāsım ve rûz-i Hızır esnâsında yoklama ve imtihân ʿâdeti terk olunmaya. Ve her imtihânda mehâretleri zâhir olanların [Ü2 121b] defteri huzûr-ı Sadâret-penâhî'ye takdîm ve aklâma kayd olunup, yoklama ve imtihân vakitleri hulûlünde nâzırları Bâb-ı ʿâlî'ye takrîr takdîmiyle ihtâr ve istîzân eyleye. Ve bundan böyle taşralu ve Âsitânelü'den bu Ocağ'a duhûl edecek tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîne icrâsı lâzime-i zimmetleri olan şerâyitin mecmûʿu yegân yegân ifâde vü beyân olunup, isim ve şekil ve şöhretleri deftere kayd ve senedleri ellerine iʿtâ oluna. Ve neferât-ı merkūme baʿîd mahallere humbara atmağı idmân içün eyyâm-ı sayfda taʿlîm günleri baʿzan Ok-meydânı'nda dahi humbara atmağa iʿtiyâd eyleyeler. Ve Âsitâne ve civârında müte'ehhil humbaracılardan nân-pâre sâhibleri ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîn iki takıma taksîm ile başkaça defter olunup, bir takımı Bâzârertesi günü ikindi nemâzını kışlalarında edâdan sonra, Salı gicesi hânelerine ʿazîmet ve ferdâsı yevm-i taʿtîl olmağla, levâzım-ı beytini tedârük içün hânelerinde ikâmet ve vakt-i ʿasr tekarrüb eyledikde, kışlalarına vürûd ve Salı günü [Ü1 114a] ikindi nemâzını yine kışlalarında edâ ve hidemât-ı lâzimelerin icrâ eyleyeler. Ve dîger bir takımı dahi Cumʿa gicesi şurût-ı mezkûre ile hânelerine gidüp, ferdâsı yine vaktiyle kışlalarına geleler. Ve tîmârludan ehl ü ʿiyâlini bu tarafa nakl edeni olursa, taşra münâvebesinden ihrâc ve haftada bir defʿa hânelerine gidecek Âsitânelü nevbetine idhâl oluna. Ve mukaddem ve mu'ahhar vazʿ olunan kavânîn ve şurût bi-kemâlihâ bir kağıda tahrîr olunup, beher mâh zâbitân ve neferât ve mülâzimîn müvâcehelerinde Humbaracı Ocağı Kâtibi kırâ'at ve muktezâsı üzere hareketi tenbîh eyleye. Ve Ocak zâbitânının [Ü2 122a] üzerlerinde olan nân-pâreleri, muʿayyen nân-pâreden maʿdûd olup, ilhâkları gedik-i zâbitân ilhâkı tîmârları iʿtibâr\nolunarak, kuyûd-ı muʿayyeneden taʿdâd olunmaya. Ve ilhâkı olmayan zâbitândan biri fevt oldukda, tîmârı evlâdına tevcîh ve yerine nasb olunan Halîfe'nin tîmârı bî-hâsıl ve ilhâka muhtâc ise, baʿde-ezîn düşecek bilâ-veled mahlûllerden ilhâk oluna. Ve şimdiye dek ilhâk olmamış hulefâ var ise, anlara ilhâk ve fenlerinde mehâreti zâhir olan yevmiyyelü neferâta dahi mûcib-i şevk u gayret olmak içün hâssa zabt olunmuş mahlûl, humbaracı tîmârları münâsiblerine tevcîh olunup, zîrde mastûr mahallerden güçlü ve kuvvetlü erbâb-ı tîmâr tahrîr u idhâl olunarak, Humbaracı nân-pâresi beş yüz kayda iblâğ oluna. Ve mahlûl tîmâr ʿarz olunacak şahsın istihkākı, Mühendis-hâne Hâcesi Efendi'den tahkīk olundukdan sonra, Ocak-ı mezbûrun tîmârlusundan on nefer kimesne liyâkatini beyân zımnında nâzırları efendiye mahzar takdîm ve nâzırları dahi mahzarı kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye irsâl ve tîmâr tevcîh olunacak mülâzım dahi Divân-ı ʿâlî'de isbât-ı vücûd eyleye. Ve bu defʿa baʿzı [Ü1 114b] hulefâya ilhâk verildikde ve bundan sonra hall-i vukūʿunda cedîden nasb olunacak zâbitân ve hulefâya ilhâkan tîmâr tevcîhi lâzım geldikde, fi'l-asl mutasarrıf oldukları tîmârları ve ilhâk olunacak tîmârların bedel-i iltizâmı, Nâzır ve ağaları taraflarından verilüp, bir sene mûmâ ileyhimâ taraflarından taʿşîr ve haber verdikleri hâsılâtın kizbi zuhûrunda üzerlerinde olan asıl nân-pâreleri refʿ oluna. Zâbitâna ilhâk tîmârı ʿarz olunmak lâzım geldikde, nâzırları ihtimâmen on nefer tîmârludan [Ü2 122b] mahzar alup, kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve zeʿâmet ve tîmâr sâhibi zâbitândan biri evlâd terkiyle fevt oldukda, fi'l-asl mutasarrıf olduğu nân-pâresi, veledi bir nefer ise temâmen ve müteʿaddid ise üç evlâda dek ʿale's-seviyye müştereken tevcîh ve üzerinde bulunan ilhâkı, yerine nasb olunan Zâbit'e iʿtâ oluna. Ve müteveffâ bilâ-veled ise, asıl nân-pâresi bilâ-tefrîk fenninde mâhir yevmiyyelü neferâta tevcîh ve ilhâkı yerine nasb olunan Zâbit ilhâka muhtâc ise ilhâk, değil ise tîmâra müstehakk âhar yevmiyyelü nefere tevcîh oluna. Ve bir kayd-ı nân-pâre iki ve yâhûd üç nefer evlâda tevcîh olundukda, topu bir nân-pâre ʿadd olunup, biri bilâ-veled fevt oldukda, babası vefâtında hisse almamış dördüncü ve beşinci karındaşları var ise hayâtda bulunanlara iʿtâ, yoğise hisse-i mahlûleye kebîri takdîm olunarak müşterek karındaşlarına ilhâkan tevcîh oluna. Ol dahi bilâ-veled fevt oldukda, üzerinde bulunan hisseler dîger karındaşına ilhâkan tevcîh oluna. Ol dahi bilâ-veled fevt olup, ilhâka müstehakk müşterek akribâsı kalmaz ise, nân-pâre-i mezkûrun topu erbâb-ı hüner ü istiʿdâddan yevmiyyeli neferâta tekrâr bi'l-imtihân tevcîh oluna. Ve müşterek karındaşlardan biri evlâd terkiyle vefât etdikde, kāʿide-i mezkûreye\ntevfîk [Ü1 115a] olunarak üzerinde bulunan hissesi evlâdlarına verile. Anlardan dahi bilâ-veled vefât edenlerin hisseleri müşterek ʿammîsi ve ʿammîsi evlâdlarına ilhâkan tevcîh olunarak topu tedrîcî bir neferin üzerinde cemʿ etdirile. Sâyir evlâd terkiyle vefât eden zeʿâmetlü ve tîmârlu humbaracıların [Ü2 123a] evlâdlarına nân-pâreleri tevcîhinde dahi bu kānûn merʿî ola. Ve evlâd terkiyle fevt olan tîmârluların nân-pâreleri evlâda tevcîh lâzım geldikde, evlâdı kaç ise sahîh sulbî oğulları olduklarına ve karındaş ve akrıbâya tîmâr ilhâkı ʿarz olundukda dahi, sahîh karındaş ve akrıbâdan olduklarına şehâdeti hâvî nâzırları kezâlik on nefer tîmârludan mahzar alup, kendi ʿarzıyla maʿan Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve şehâdetlerinde baʿdehû kizbleri zâhir olursa, nân-pâreleri refʿ ve takımıyla teʾdîb olunalar. Ve Ocak-ı mezbûrda el-yevm mevcûd tüvânâ tîmârlu neferât ve bundan sonra idhâl olunacak tîmârlular her humbaraya ʿale's-seviyye taksîm ü tahsîs olunalar. Ve kānûn-nâme-i hümâyûn mûcebince zikr olunan Ocağ'a şimdilik tertîb olunan elli ʿaded humbaranın her birisine maʿa-Halîfe on beş nefer idâreci musammem olup, gerek şimdi ve gerek bundan sonra kuyûdât bi't-tedrîc beş yüze iblâğ olundukda, gayr ez-sıbyân nân-pârelü tüvânâ humbaracılar ne vechile taksîm olunur ise, her humbaranın Müdîr'i on beş nefere iblâğ olunmak içün gayr ez-tüvânâ tîmârluyân elli ʿaded humbaraya lüzûmu kadar yevmiyyelü nefer ve Mülâzım tahrîr oluna. Yâʿnî elli kıtʿa humbaranın maʿa-hulefâ tîmârlu ve yevmiyyelü tüvânâ neferât ve mülâzımîni kānûn-nâme-i hümâyûn mantûku üzere cemʿan yedi yüz elli neferi şimdilik tecâvüz etmeye. Ve tüvânâ evlâd sâhibi olan ʿalîl ve ʿamel-mândelerden nân-pâresini rızâsıyla tüvânâ sahîh sulbî oğluna kasr-ı yed murâd edenler, evlâdlarıyla Dîvân-ı ʿâlî'ye çıkup, isbât-ı vücûd ve nâzırları şehâdeti müşʿir on nefer tîmârludan [Ü1 115b] mahzar alup, ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve berâta şâhidlerin isim [Ü2 123b] ve tîmârları derc olunup, kizb ü dürûğları vâkiʿ olursa, nân-pâreleri refʿ ve teʾdîb olunalar. Ve tîmârludan ʿamel-mânde olanlar rızâlarıyla tekāʿüde tâlib olanlar dahi, ber-vech-i muharrer Dîvân-ı ʿâlî'de isbât-ı vücûd birle mütekāʿid olup, vefâtlarında nân-pâreleri fenninde mâhir yevmiyyelü neferâta tevcîh oluna. Ve Ocak-ı mezkûr Devlet-i ʿaliyye'nin muʿtenâ ocâğlarından olup, tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzımlarının yol ve erkân bilmeleri ve ʿâle'd-devâm ʿırz u edebleriyle mukayyed olmaları vâcibât-ı umûrlarından olmağla, hılâf-ı şurût u rızâ harekete cesâret edenleri, ağaları darb-ı ʿasâ ve yarım mühürlü mektûb ile bi'l-iktizâ kalʿa-bend ve iclâ ile lâzime-i teʾdîbi icrâ\nedeler. Ve neferâtdan hazarda hâvensiz lüzûmu kadar Humbaracı irsâli lâzım geldikde, Der-saʿâdet'de ve taşra münâvebesinde bulunanlardan Ağa ve nâzırları maʿrifetleriyle intihâb ve irsâl olunmak ve seferde humbaralardan biri ʿamelden kaldıkda, o humbaranın neferâtı üzerinde dîger nişân mahkûk olan yedek humbara hidmetine taʿyîn olunmak ve muhârebede bir humbaranın beş-altı neferi şehîd oldukda, âhar yedek humbara neferlerinden birer ikişer âdem tefrîk u taʿyîn câyiz ola. Hâsılı gerek sefer ve gerek hazarda Humbaracı'nın mecmûʿu irâde olunduğu gibi iʿmâl olunalar. Ve hazarda serhadlere ve baʿzı lüzûmlu mahallere gerek humbara atmak içün ve gerek taʿlîm içün humbarasıyla yâhûd humbarasız neferât gönderilmek iktizâ eyler ise, beyân olunduğu üzere altmış nefer mikdârına dek Âsitâne nevbetinde olan sülüsden ve ziyâdesi taşra münâvebesinde olan sülüsândan nevbetle taʿyîn olunacak olmağla, nevbetlerinde münâzaʿa zuhûrundan hazeren zeʿâmet ve tîmârlarının hâsılâtına [Ü2 124a] ve yâhûd mehâret ve ʿadem-i mehâretlerine [Ü1 116a] ve'l-hâsıl iktizâsına göre tertîb ve taʿyîn olundukları mahalde bir sene-i kâmile edây-ı hıdmet etdikde, yerine âhar nevbetlüsü gönderilüp, müddet-i me'mûriyyetleri münkazıyye olanlar Asitâne Nevbeti Defteri'ne idhâl olunmayup, vilâyetine gidecek neferât münâvebesine idhâl olunarak, ya'nî sefersiz vakitlerde taşralara ve saʿb u yesîr hidmetlere taʿyîn olunacak neferât husûsunda tercîh-i bilâ-müreccahdan ittikā olunup, her hâlde taʿdîl ve hakkāniyyet-i lâzimesi icrâ olunmak ve bâlâda beyân olunduğu vechile şimdiki mevcûda İrâd-ı Cedîd'den ʿilâve olunacak tîmârlardan mâʿadâ Rumeli Eyâleti'nin Der-saʿâdet'e kurbiyyeti olan Paşa Sancağı'nda vâkiʿ Sofya ve Filibe ve Tâtâr-bâzârı ve Dimetoka ve Manastır ve Siroz ve Drama ve İpsala ve Migalgara [Malkara] ve Keşân ve Cisr-i Ergene ve Selânik Sancağı'nda kâyin nefs-i Selânik ve Vodina ve Karaferye ve Köstendil Sancağı'nda nefs-i Köstendil kazâlarından eben-ʿan-ceddin yerlülerden ve erbâb-ı istiʿdâddan olmak üzere Ocağ-ı mezbûra ashâb-ı tîmâr tahrîr olunarak, Ocak-ı mezbûrun tîmârlusu beş yüz kayda iblâğ oluna. Ve işbu zeyl-i kānûn-nâme-i hümâyûnda mastûr şerâyit gibi harf-be-harf icrâ olunmak matlûb-i katʿî olmağla, bir mâdde vukûʿunda evvelâ asıl kānûn-nâmeye ve baʿdehû zeylde vâkiʿ şurûta müracaʿât birle kangı şarta tevfîk ve tatbîkı iktizâ eyler ise, bilâ-te'vîl tatbîk olunmak ve bundan böyle îcâb-ı vakt ü zemân hasebiyle baʿzı hayırlu ve nâfiʿ şerâyit dahi hâtıra geldikde, işbu zeyl-i şurûta tezyîl ve ʿilâvesi câyiz ola."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Lağımcı neferâtının öteden berü usûl-i hendese üzere yer yarmak ve lağım [Ü2 124b] bağlamak ve sâyir sanâyi'-i miʿmâriyyede tefennün etmek ve ecnebî ve sanʿatından bî-haber kimselere dirlik ʿarzı vermemek şurût-ı nizâmlarından iken, tamaʿa tebaʿiyyet ve baʿzan recâ vü şefâʿatle mahlûlâtı nâ-ehle tevcîh etdirmeleriyle, [Ü1 116b] el-yevm Lağımcı neferâtı tertîb-i kadîmlerini tecavüz ve hîn-i hâcetde icrây-ı sanʿat eder içlerinde âdem bulunmayup, bu esbâb ile şurût-ı nizâmiyyeleri halel-pezîr ve sâyir ocağlara verilan nizâm gibi bu Ocağ'a dahi hüsn-i nizâm verilmek matlûb-ı Şehinşâh-ı kişver-gîr olmağla, binâ'en-ʿalâ-zâlik bu defʿa Ocak-ı mezkûra verilan şurût-ı cedîdenin icrâsiyçün Humbaracı Ocağı'na taʿyîn olunan Nâzır, Lağımcı Ocağı'na dahi nezâret etmek üzere meʾmûr olup, Lağımcı neferâtının Defterhâne-i ʿâmire'den kayıdları ihrâc ve defteri Nâzır-ı mûmâ ileyhe teslîm olunup, Lağımcı neferâtı her kaç kayd ise işbu bu bin iki yüz yedi senesi rûz-i Hızırı'na dek müddet-i muayyene tahsîs birle, rûz-i Hızır'da yoklama olacağı şimdiden ihbâr olunup, müddet-i mezkûre tekmîlinde Nâzır ve ağaları maʿrifetleriyle ferden ferdâ Âsitâne'de yoklanup, nâ-mevcûdların nân-pâreleri terk-i hıdmetinden refʿ ü zabt oluna. Ve mevcûdlar imtihân olunup, mehâretleri teʿayyün edenlere dirlikleri ibkā ve istiʿdâdları olmayanların nân-pâreleri refʿ olunmak lâzım iken, fîmâ-baʿd taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i sınâʿat eyleyecekleri tasavvuruyla nân-pârelerinin refʿi tecvîz olunmayup, ancak bundan sonra Lağımcı neferâtı zâbitleriyle dâyimâ kışlalarında mukīm olup, vilâyetlerine gitmamek ve âhar kisb ü kâra meşgül olmamak ve ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm etmek kānûn kılınmağla, mehâretleri olmayanlar bila-infisâl Âsitâne'de ikāmetle [Ü2 125a] kesb-i hünere iştigāl ederler ise, nân-pâreleri nihâyet iki seneye dek istihkâmen ibkā kılına. Ve bu müddet tekmîlinde tekrâr ʿumûmen yoklanup, lede'l-imtihân tahsîl-i fenn edemeyenlerin nân-pâreleri refʿ oluna. Ve yoklamadan ism ü şöhretleri ve vilâyet ve mahall-i tevellüd ile vâlideleri tasrîh olunarak defter oluna. Ve defteri Nâzır ve Ağa müştereken temhîr ve mahalline kayd ü tahrîr ile yedlerine istihkâmen ʿale'l-infirâd [Ü1 117a] berâtlar verile. Ve neferât-ı mezkûre dâyimâ İstanbul'da mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile fenlerini tahsîl, esâs-ı nizâmdan olmağla, Humbaracı neferâtiyçün inşâ\nolunacak kışla civârında bunlara dahi yüz yirmi beş nefere vâfî başka başka iki bâb kışla yapılup, iki sınıfa taksîm ile bir sınıfı lağım bağlamak san'atını meşk eylemek ve dîgeri köprü ve tabya ve kal'a yapmak ve meteris almak misillü sanâyiʿ-i miʿmâriyyeyi ve fenn-i hendeseyi tahsîl eylemek üzere zikr olunan kışlalar bu iki sınıfa mahsûs kılına. Ve bu iki sınıfın her ne kadar kışlaları infirâd üzere tahsîs olunmuş ise dahi, taʿlîm ve teʿallüm eyleyecekleri sanʿatda tegāyür olmayup, cihet-i vahdet müteʿayyin ve cümlesi kadîmden bir Ocak iʿtibâr olunup, kadîmi üzere içlerinden ve yâhûd fenn-i mezkûrda mütefennin hâricden müstakīm ve zabt u rabta kādir biri evvel emirde Lağımcı-başı olmak üzere intihâb ü nasb oluna. Ve hâlleri mechûl olup, şimdiye dek Lağımcı-başı bulunanlar, fîmâ-baʿd Lağımcı-başı olmayup, bir vechile Ocağ'a takrîb olunmayalar. Ve üzerlerinde zeʿâmet ve tîmâr var ise kayıdları açılup, sancağında sâkin olmak şartıyla Eşkinci olalar. Ve vakten mine'l-evkāt lağımcı-başılardan câyize ve hediyye alınmayup, şurûta mugāyir hareketi zuhûr etmedikçe Ağalık'dan ʿazl olunmayup, [Ü2 125b] Ağalık'da müstemirr olalar. Ve hılâf-ı şurût harekete cesâret ederler ise, Nâzır tarafından tahkīk u inhâ olundukda, ʿazilleri ile iktifâ olunmayup, ʿibreten li's-sâyir cezaları tertîb oluna. Ve bu töhmet ile maʿzûl ü mahzûl olan Lağımcı-başı yerine, fenninde mâhir ve hüneri cümle ʿindinde zâhir, iʿmâl-i neferâta kādir içlerinden ve yâhûd hâricden biri Nâzır maʿrifetiyle bi't-teharrî Lağımcı-başı nasb oluna. Ve kezâlik nüfûz ashâbından ve zabt u rabt erbâbından biri Ocak [Ü1 117b] Kethudâsı ve biri Çavuş ve biri Alemdar nasb oluna. Ve bu üç kimse içlerinden olup, istihkākı olmayanlar Zâbit nasb olunmaya. Ve Humbaracı Ocağı'na Kâtib nasb olunan, Lağımcı Ocağı'na dahi Kâtib nasb olunup, bu Kitâbet içün başka meʿâş verilmeye. Ve tîmârludan başka otuz akça yevmiyye ile müceddeden rağbet eden müstaʿidlerden Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle elli nefer Mülâzım tahrîr olunup, yedlerine verilecek senedâta eşkâl ve rüsûm ve esmâ ve şöhretleri ve vâlid ve mahall-i tevellüdleri ve hıdmetlerinin sûret ve keyfiyyeti derc ü tahrîr oluna. Ve bu mülâzımlar sınıfının kangısına rağbet ederler ise idhâl ve taʿlîm ve teʿallüme iştigāl ede. Ve tîmârlu Lağımciyân'dan bilâ-veled fevt olanların ve ber-mûceb-i şurût kışlalarında dâyimâ ikāmet etmeyüp, terk-i hidmet edenlerin ve iki seneye dek tahsîl-i fenn edemeyanlerin nân-pâreleri mahlûl ve refʿlerinden âharlara verilmeyüp, tîmârlular iki yüz kayda tenzîl olundukda, mahlûl olan Lağımcı tîmârının hâsılı bilinüp, mezkûr iki yüz tîmârludan kadîm tîmârı bî-hâsıl\nolanlar tâlib olursa, lede'l-imtihân istihkākı nümâyân olursa, mahlûl-i mezkûr ol kadîm [Ü2 126a] tîmârluya tevcîh oluna. Ve anın bî-hâsıl olan nân-pâresi zikr olunan elli nefer Mülâzım'dan bi'l-imtihân istiʿdâd ü liyâkati zâhir Mülâzım'a verilüp, o Mülâzım'ın yerine müceddeden rağbet edenlerden idhâl ile yevmiyyesi ana verile. Ve mahlûlleri vukūʿunda Humbaracı Kānûn-nâmesi'nde müzeyyel olan şurût üzere evlâda verilmek câyiz ola. Ve tevcîhâtları kadîmi üzere Ağa ʿarzına merbût olup, bi'l-iştirâk Nâzır ile ʿarz eyleyeler. Ve ʿarz akçası ve sâyir sûretle akça almayalar. Ve nâzırlar teharrî edüp, recâ vü şefâʿat ve ilticâ ve ʿubûdiyyetle ecnebî ve nâ-ehle ʿarz verilmemesine [Ü1 118a] dikkat eyleyeler. Ve defterdârların Lağımcı Ocağı'na nezâretleri kadîm olduğuna binâʾen, yine Defterdar olanların telhîsi olmadıkça, sâde ʿarz ile tevcîhleri buyurulmaya. Ve el-yevm Defter-hâne-i ʿâmire'de mukayyed olan Lağımcı tîmârı işbu bin iki yüz yedi senesi Muharrem'inden iʿtibâr ile fîmâ-baʿd birisi kasr-ı yed geçmamek ve bir takrîb lağımcılığı refʿ olmamak üzere mahalline kayd olunmağla, Lağımcı zeʿâmet ve tîmârları bundan böyle katʿâ kasr-ı yed olmaya. Ve tîmârlu lağımcılardan sefere eşmeğe tâlib olanlar, zümrelerinden ihrâc ile yerlerine Eşkinci tîmâr sâhibi Lağımcı zümresine idhâl olunmak memnûʿ olup, vechen mine'l-vücûh müsâʿade olunmaya. Ve Lağımcı-başı nasb olunacak Ağa'ya senevî hâsılâtı beş bin guruş bir zeʿâmet tahsîs oluna. Kadîmden ʿuhdesinde olan nân-pâresi bilinüp, ana göre nâ-mevcûd ve mahlûllerden birikdirilüp, o mikdâra bâliğ oluncaya dek mîrîden ağalara senevî o mikdâr meʿâş verilüp, senevî bin iki yüz elli guruş dahi bedel-i taʿyînât verile. Ve Kethudâ ve Çavuş [Ü2 126b] ve ʿAlemdâr'ın tîmârları bî-hâsıl ise, ʿalâ merâtibihim ilhâk olunarak hâsılât-ı tîmârları kifâyet derecesine iblâğ oluna. Ve yevmiyyelü mülâzımlara bâʿis-i şevk olmak içün yevmiyye yüzer dirhemden ikişer etmek ile beşer pâre katık-behâ mîrîden taʿyîn olunup, beher mâh mevâcibleriyle Ağa'nın bedel-i taʿyînâtı ve bunların katık-behâları Nâzır tarafından inhâ olunup, Nâzır'a iʿtâ ve Nâzır dahi Kışla'da sergi edüp, bedel-i taʿyînâtı Ağa'ya verdikden sonra, ʿulûfeli neferâtın mevâcibleriyle katık-behâlarını deftere tatbîk ile yedlerine teslîm eyleye. Ve: \"Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesini âhar nefere vermeye. Ve mevâcib vaktinde ʿözr-i şerʿîyle bulunmayanların mevâciblerini [Ü1 118b] Nâzır emâneten hıfz eyleyüp, bulunmadıkları fi'l-vâkiʿ hastalık ve yâhûd âhar bir ʿözr-i şerʿîye mebnî ise,\nhidmetlerinde tekâsülleri olmadığı Nâzır 'indinde tehakkuk eyler ise, sâhiblerine teslîm oluna. Ve hıdmetlerinde devâmları olmayup, vaktinde ʿulûfe almak içün bulunanları Nâzır teftîş ü tahkīk edüp, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿ ve şurût mûcebince müceddeden rağbeti olanlardan Mülâzım tahrîr oluna. Ve taʿlîm ve teʿallümde tekâsül eyleyenleri Lağımcı-başı tahkīk ve Nâzır'a haber vermezse, Lağımcı-başı te'dîb oluna. Ve sefer ü hazarda neferât-ı merkūmeden firâr ederi olursa, bulundukları mahalde ahz ü teʼdîblerinde ihmâl olunmaya. Ve mukaddem Mülâzım yazılup, sonra rızâsıyla keff-i yed ve hıdmetini [Ü2 127a] terk ederi olursa, yevmiyyesinin hîn-i tevcîhinden hisâb ile aldığı ʿulûfe redd ve Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelüden baʿde'l-yevm taʿlîm ve teʿallümde devâm üzere olmayup, bilâ-ʿözr mütemâdî bir mâh hidmetini terk edenlerin tîmâr ve yevmiyyeleri refʿ ve mûceb-i şurût üzere terk-i hidmetinden nân-pâreleri âharlara tanzîm oluna. Ve ibkā recâsında olanların ibkāsına müsâʿade olunmaya. Ve vakt-i sefer tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ağaları bayrağıyla mevcûd bulunup, âhar mahalle meʾmûriyyetleri iktizâ etmek ihtimâliyle irâde buyurulduğu mikdârı Âsitâne'de kışlalarında kalmak câyiz ola. Ve bunlar Âsitâne'de oldukça, tahsîl-i fenn etmeğe saʿy eyleyeler. Ve beher mâh mevâcib iʿtâsında ʿulûfeli mülâzımlar yoklandığı misillü tîmârlular dahi Ağa ve Nâzır maʿrifetiyle her ayda bir kerre yoklanup, Ağa ve sâyir zâbitân etbâʿına Lağımcı dirliği verilmamek ve zâbitân o makūleleri istihdâm etmamek ve zâbitân etbâʿında Lağımcı dirliği bulunur ise refʿ olunmak ve tîmârlu öteden berü süvârî olmağla, [Ü1 119a] ʿulûfelü mülâzımlar piyâde olmak husûslarına Nâzır ve Ağa ve sâyir zâbitân dikkat eyleyeler. Ve baʿzı mahallere lede'l-lüzûm Lağımcı ve Mühendis irsâli tasmîm olundukda, içlerinden irâde buyurulduğu kadarı emr-i ʿâlî ile meʾmûr kılınup irsâl oluna. Ve ber-nizâm-ı sâbık kayıdlarına şerh verilmek içün Nâzır ve Ağa bi'l-iştirâk memhûr defterini takdîm ile mahalline kayd etdireler. Ve el-yevm Tersâne'de olan Mühendis-hâne gibi Humbaracı ve Lağımcı kışlalarının civârında bir Mühendis-hâne inşâ olunup, sanʿat-ı mezkûreye muktezî âlât ü edevât, maʿrifet-i Nâzır ile mîrîden tanzîm ve o Mühendis-hâne'ye bir Hâce ve dört Halîfe berây-ı taʿlîm tahsîs olunup, mîrîden Hâce'ye senevî iki bin ve Baş-halîfe'ye bin beş yüz ve Sânî'ye bin iki yüz elli ve Sâlis'e bin ve Râbiʿa yedi yüz elli guruş meʿâş [Ü2 127b] taʿyîn oluna. Ve Lağımcı tîmâr ve zeʿâmetlerinden nâ-\nmevcûd ve terk-i hidmet ve mahlûlden bu meʿâşlara muʿâdil bunlara başka başka zeʿâmet ve yâhûd tîmâr birikdirilüp, tertîb-i mezkûr üzere tanzîm olundukda, ol vakit meʿâşları refʿ oluna. Ve bunlardan biri fevt oldukda, tarîk iʿtibâr olunmayup, hâricden ve dâhilden hüner ü kemâli lede'l-imtihân zâhir olanlara tevcîh oluna. Ve işbu Hâce ve halîfeler fünûn-i mezkûrenin ʿilm ü ʿameliyyesine vâkıf olmak meşrût olmağla, ʿameliyyesine vukūfu olmayanlar, ʿameliyyesini tahsîl etmedikçe Hâce ve Halîfe olmayalar. İktizâ eder ise, âhar mahallerden bu fende mâhir üstâd Humbaracı ve lağım bağlayıcı mühendisler celbiyle ʿameliyyesini anlardan tahsîl edeler. Ve işbu Hâce ve halîfeler humbara atmak ve ana dâir sanâyiʿ-i âteş-bâzî ve evzâʿ-ı muhârebeyi Humbaracı neferâtına ve lağım bağlamak ve buna dâir ʿilmen ve ʿamelen lâzım gelan sanâyiʿi ve fenn-i hendese [Ü1 119b] üzere meteris hafri ve ʿale'l-ıtlâk tabya inşâsı ve ordu mahalli tahsîsi ve top ve humbara kundağı ve tekerleği yapmak sanʿatlarını Lağımcı neferâtına meşk ü taʿlîm eyleyeler. Ve dört Halîfe kifâyet etmeyüp, işbu tertîbe şurûʿdan sonra halîfelerin ziyâde olması iktizâ eyler ise, birkaç defʿa Halîfe taʿyîni ile her birisinin iktizâsına göre senevî mîrîden meʿâşları tanzîm oluna. Ve meʿâşlarına muʿâdil tîmâr ve zeʿâmet verildikde, meʿâşları refʿ oluna. Ve el-yevm Tersâne'de taʿlîm ve teʿallüm üzere olan mühendisler, işbu Mühendis-hâne'ye nakl olunup, ber-vech-i muharrer fenn-i mezkûrda kesb-i mehâret edenler lede'l-imtihân Halîfeliğ'e tahsîs olunup, müstaʿidd olanları yevmiyye [Ü2 128a] ile tahrîr olunacak mülâzimîne idhâl ile yevmiyyelü Mülâzım'a mahlûl tîmâr verildikde, anlar Bâş-mülâzım iʿtibâr olunmak üzere yedlerine mülâzemet emri verile. Ve lağım bağlayıcı ve mühendislere iktizâ eden âlât ü edevât-ı hendesiyye ve miʿmâriyye ve boya ve kağıd ve kitâb ve levâzım-ı sâyire ve ʿamele, Nâzır maʿrifetiyle mîrîden görüle. Ve kışlalarında îkād eyleyecekleri kandîl ve şemʿ-behâ ve cârûb ve hatab ve kömür ve sâyir levâzım içün iʿâneten senevî iki bin guruş mîrîden tahsîs ve kışlaları inşâsında tanzîm olunacak odalara tertîb ü taksîm oluna. Ve işbu Lağımcı ve mühendislerden sefer ü hazarda mecrûh ve ʿamel-mânde olanların Humbaracı şurûtuna tatbîk ile tekāʿüd olmaları câyiz ola. Ancak ber-vech-i meşrûh tekāʿüdlük ihtiyâr edenler tîmârludan ise münâsibi vechile âhar mahalden cihet-i meʿâş ve yevmiyyelüden ise âhar mukātaʿâtdan, hazarda yevmiyyeleri mikdârı vazîfe tevcîh oluna. Sefer ü hazarda tekāʿüdlükleri lâzım gelanler huzûr-ı Âsafî'de isbât-ı vücûd birle lede'l-muʿâyene [Ü1 120a] bi'l-külliyye ʿamel-mânde oldukları zâhir olmadıkça tekāʿüdlüğü iʿtibâr olunmaya. İttifâk-ı ârâ ile karâr bulan\nişbu nizâm-ı müstahsen ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmak üzere iktizâ eden mahallere kayd ile fîmâ-baʿd vükelây-ı Devlet-i ʿaliyye taraflarından şerâyit-i lâzimesine kemâl-i riʿâyet ve devâm ü istikrârına saʿy ü dikkat olunup, hılâfı üzere hareket olunmaya.",
          "caption": "Zikr-i şurût-ı Lağımciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_160.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i şurût-ı Lağımciyân",
          "text": "Lağımcı neferâtının öteden berü usûl-i hendese üzere yer yarmak ve lağım [Ü2 124b] bağlamak ve sâyir sanâyi'-i miʿmâriyyede tefennün etmek ve ecnebî ve sanʿatından bî-haber kimselere dirlik ʿarzı vermemek şurût-ı nizâmlarından iken, tamaʿa tebaʿiyyet ve baʿzan recâ vü şefâʿatle mahlûlâtı nâ-ehle tevcîh etdirmeleriyle, [Ü1 116b] el-yevm Lağımcı neferâtı tertîb-i kadîmlerini tecavüz ve hîn-i hâcetde icrây-ı sanʿat eder içlerinde âdem bulunmayup, bu esbâb ile şurût-ı nizâmiyyeleri halel-pezîr ve sâyir ocağlara verilan nizâm gibi bu Ocağ'a dahi hüsn-i nizâm verilmek matlûb-ı Şehinşâh-ı kişver-gîr olmağla, binâ'en-ʿalâ-zâlik bu defʿa Ocak-ı mezkûra verilan şurût-ı cedîdenin icrâsiyçün Humbaracı Ocağı'na taʿyîn olunan Nâzır, Lağımcı Ocağı'na dahi nezâret etmek üzere meʾmûr olup, Lağımcı neferâtının Defterhâne-i ʿâmire'den kayıdları ihrâc ve defteri Nâzır-ı mûmâ ileyhe teslîm olunup, Lağımcı neferâtı her kaç kayd ise işbu bu bin iki yüz yedi senesi rûz-i Hızırı'na dek müddet-i muayyene tahsîs birle, rûz-i Hızır'da yoklama olacağı şimdiden ihbâr olunup, müddet-i mezkûre tekmîlinde Nâzır ve ağaları maʿrifetleriyle ferden ferdâ Âsitâne'de yoklanup, nâ-mevcûdların nân-pâreleri terk-i hıdmetinden refʿ ü zabt oluna. Ve mevcûdlar imtihân olunup, mehâretleri teʿayyün edenlere dirlikleri ibkā ve istiʿdâdları olmayanların nân-pâreleri refʿ olunmak lâzım iken, fîmâ-baʿd taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i sınâʿat eyleyecekleri tasavvuruyla nân-pârelerinin refʿi tecvîz olunmayup, ancak bundan sonra Lağımcı neferâtı zâbitleriyle dâyimâ kışlalarında mukīm olup, vilâyetlerine gitmamek ve âhar kisb ü kâra meşgül olmamak ve ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm etmek kānûn kılınmağla, mehâretleri olmayanlar bila-infisâl Âsitâne'de ikāmetle [Ü2 125a] kesb-i hünere iştigāl ederler ise, nân-pâreleri nihâyet iki seneye dek istihkâmen ibkā kılına. Ve bu müddet tekmîlinde tekrâr ʿumûmen yoklanup, lede'l-imtihân tahsîl-i fenn edemeyenlerin nân-pâreleri refʿ oluna. Ve yoklamadan ism ü şöhretleri ve vilâyet ve mahall-i tevellüd ile vâlideleri tasrîh olunarak defter oluna. Ve defteri Nâzır ve Ağa müştereken temhîr ve mahalline kayd ü tahrîr ile yedlerine istihkâmen ʿale'l-infirâd [Ü1 117a] berâtlar verile. Ve neferât-ı mezkûre dâyimâ İstanbul'da mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile fenlerini tahsîl, esâs-ı nizâmdan olmağla, Humbaracı neferâtiyçün inşâ\nolunacak kışla civârında bunlara dahi yüz yirmi beş nefere vâfî başka başka iki bâb kışla yapılup, iki sınıfa taksîm ile bir sınıfı lağım bağlamak san'atını meşk eylemek ve dîgeri köprü ve tabya ve kal'a yapmak ve meteris almak misillü sanâyiʿ-i miʿmâriyyeyi ve fenn-i hendeseyi tahsîl eylemek üzere zikr olunan kışlalar bu iki sınıfa mahsûs kılına. Ve bu iki sınıfın her ne kadar kışlaları infirâd üzere tahsîs olunmuş ise dahi, taʿlîm ve teʿallüm eyleyecekleri sanʿatda tegāyür olmayup, cihet-i vahdet müteʿayyin ve cümlesi kadîmden bir Ocak iʿtibâr olunup, kadîmi üzere içlerinden ve yâhûd fenn-i mezkûrda mütefennin hâricden müstakīm ve zabt u rabta kādir biri evvel emirde Lağımcı-başı olmak üzere intihâb ü nasb oluna. Ve hâlleri mechûl olup, şimdiye dek Lağımcı-başı bulunanlar, fîmâ-baʿd Lağımcı-başı olmayup, bir vechile Ocağ'a takrîb olunmayalar. Ve üzerlerinde zeʿâmet ve tîmâr var ise kayıdları açılup, sancağında sâkin olmak şartıyla Eşkinci olalar. Ve vakten mine'l-evkāt lağımcı-başılardan câyize ve hediyye alınmayup, şurûta mugāyir hareketi zuhûr etmedikçe Ağalık'dan ʿazl olunmayup, [Ü2 125b] Ağalık'da müstemirr olalar. Ve hılâf-ı şurût harekete cesâret ederler ise, Nâzır tarafından tahkīk u inhâ olundukda, ʿazilleri ile iktifâ olunmayup, ʿibreten li's-sâyir cezaları tertîb oluna. Ve bu töhmet ile maʿzûl ü mahzûl olan Lağımcı-başı yerine, fenninde mâhir ve hüneri cümle ʿindinde zâhir, iʿmâl-i neferâta kādir içlerinden ve yâhûd hâricden biri Nâzır maʿrifetiyle bi't-teharrî Lağımcı-başı nasb oluna. Ve kezâlik nüfûz ashâbından ve zabt u rabt erbâbından biri Ocak [Ü1 117b] Kethudâsı ve biri Çavuş ve biri Alemdar nasb oluna. Ve bu üç kimse içlerinden olup, istihkākı olmayanlar Zâbit nasb olunmaya. Ve Humbaracı Ocağı'na Kâtib nasb olunan, Lağımcı Ocağı'na dahi Kâtib nasb olunup, bu Kitâbet içün başka meʿâş verilmeye. Ve tîmârludan başka otuz akça yevmiyye ile müceddeden rağbet eden müstaʿidlerden Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle elli nefer Mülâzım tahrîr olunup, yedlerine verilecek senedâta eşkâl ve rüsûm ve esmâ ve şöhretleri ve vâlid ve mahall-i tevellüdleri ve hıdmetlerinin sûret ve keyfiyyeti derc ü tahrîr oluna. Ve bu mülâzımlar sınıfının kangısına rağbet ederler ise idhâl ve taʿlîm ve teʿallüme iştigāl ede. Ve tîmârlu Lağımciyân'dan bilâ-veled fevt olanların ve ber-mûceb-i şurût kışlalarında dâyimâ ikāmet etmeyüp, terk-i hidmet edenlerin ve iki seneye dek tahsîl-i fenn edemeyanlerin nân-pâreleri mahlûl ve refʿlerinden âharlara verilmeyüp, tîmârlular iki yüz kayda tenzîl olundukda, mahlûl olan Lağımcı tîmârının hâsılı bilinüp, mezkûr iki yüz tîmârludan kadîm tîmârı bî-hâsıl\nolanlar tâlib olursa, lede'l-imtihân istihkākı nümâyân olursa, mahlûl-i mezkûr ol kadîm [Ü2 126a] tîmârluya tevcîh oluna. Ve anın bî-hâsıl olan nân-pâresi zikr olunan elli nefer Mülâzım'dan bi'l-imtihân istiʿdâd ü liyâkati zâhir Mülâzım'a verilüp, o Mülâzım'ın yerine müceddeden rağbet edenlerden idhâl ile yevmiyyesi ana verile. Ve mahlûlleri vukūʿunda Humbaracı Kānûn-nâmesi'nde müzeyyel olan şurût üzere evlâda verilmek câyiz ola. Ve tevcîhâtları kadîmi üzere Ağa ʿarzına merbût olup, bi'l-iştirâk Nâzır ile ʿarz eyleyeler. Ve ʿarz akçası ve sâyir sûretle akça almayalar. Ve nâzırlar teharrî edüp, recâ vü şefâʿat ve ilticâ ve ʿubûdiyyetle ecnebî ve nâ-ehle ʿarz verilmemesine [Ü1 118a] dikkat eyleyeler. Ve defterdârların Lağımcı Ocağı'na nezâretleri kadîm olduğuna binâʾen, yine Defterdar olanların telhîsi olmadıkça, sâde ʿarz ile tevcîhleri buyurulmaya. Ve el-yevm Defter-hâne-i ʿâmire'de mukayyed olan Lağımcı tîmârı işbu bin iki yüz yedi senesi Muharrem'inden iʿtibâr ile fîmâ-baʿd birisi kasr-ı yed geçmamek ve bir takrîb lağımcılığı refʿ olmamak üzere mahalline kayd olunmağla, Lağımcı zeʿâmet ve tîmârları bundan böyle katʿâ kasr-ı yed olmaya. Ve tîmârlu lağımcılardan sefere eşmeğe tâlib olanlar, zümrelerinden ihrâc ile yerlerine Eşkinci tîmâr sâhibi Lağımcı zümresine idhâl olunmak memnûʿ olup, vechen mine'l-vücûh müsâʿade olunmaya. Ve Lağımcı-başı nasb olunacak Ağa'ya senevî hâsılâtı beş bin guruş bir zeʿâmet tahsîs oluna. Kadîmden ʿuhdesinde olan nân-pâresi bilinüp, ana göre nâ-mevcûd ve mahlûllerden birikdirilüp, o mikdâra bâliğ oluncaya dek mîrîden ağalara senevî o mikdâr meʿâş verilüp, senevî bin iki yüz elli guruş dahi bedel-i taʿyînât verile. Ve Kethudâ ve Çavuş [Ü2 126b] ve ʿAlemdâr'ın tîmârları bî-hâsıl ise, ʿalâ merâtibihim ilhâk olunarak hâsılât-ı tîmârları kifâyet derecesine iblâğ oluna. Ve yevmiyyelü mülâzımlara bâʿis-i şevk olmak içün yevmiyye yüzer dirhemden ikişer etmek ile beşer pâre katık-behâ mîrîden taʿyîn olunup, beher mâh mevâcibleriyle Ağa'nın bedel-i taʿyînâtı ve bunların katık-behâları Nâzır tarafından inhâ olunup, Nâzır'a iʿtâ ve Nâzır dahi Kışla'da sergi edüp, bedel-i taʿyînâtı Ağa'ya verdikden sonra, ʿulûfeli neferâtın mevâcibleriyle katık-behâlarını deftere tatbîk ile yedlerine teslîm eyleye. Ve: \"Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesini âhar nefere vermeye. Ve mevâcib vaktinde ʿözr-i şerʿîyle bulunmayanların mevâciblerini [Ü1 118b] Nâzır emâneten hıfz eyleyüp, bulunmadıkları fi'l-vâkiʿ hastalık ve yâhûd âhar bir ʿözr-i şerʿîye mebnî ise,\nhidmetlerinde tekâsülleri olmadığı Nâzır 'indinde tehakkuk eyler ise, sâhiblerine teslîm oluna. Ve hıdmetlerinde devâmları olmayup, vaktinde ʿulûfe almak içün bulunanları Nâzır teftîş ü tahkīk edüp, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿ ve şurût mûcebince müceddeden rağbeti olanlardan Mülâzım tahrîr oluna. Ve taʿlîm ve teʿallümde tekâsül eyleyenleri Lağımcı-başı tahkīk ve Nâzır'a haber vermezse, Lağımcı-başı te'dîb oluna. Ve sefer ü hazarda neferât-ı merkūmeden firâr ederi olursa, bulundukları mahalde ahz ü teʼdîblerinde ihmâl olunmaya. Ve mukaddem Mülâzım yazılup, sonra rızâsıyla keff-i yed ve hıdmetini [Ü2 127a] terk ederi olursa, yevmiyyesinin hîn-i tevcîhinden hisâb ile aldığı ʿulûfe redd ve Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelüden baʿde'l-yevm taʿlîm ve teʿallümde devâm üzere olmayup, bilâ-ʿözr mütemâdî bir mâh hidmetini terk edenlerin tîmâr ve yevmiyyeleri refʿ ve mûceb-i şurût üzere terk-i hidmetinden nân-pâreleri âharlara tanzîm oluna. Ve ibkā recâsında olanların ibkāsına müsâʿade olunmaya. Ve vakt-i sefer tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ağaları bayrağıyla mevcûd bulunup, âhar mahalle meʾmûriyyetleri iktizâ etmek ihtimâliyle irâde buyurulduğu mikdârı Âsitâne'de kışlalarında kalmak câyiz ola. Ve bunlar Âsitâne'de oldukça, tahsîl-i fenn etmeğe saʿy eyleyeler. Ve beher mâh mevâcib iʿtâsında ʿulûfeli mülâzımlar yoklandığı misillü tîmârlular dahi Ağa ve Nâzır maʿrifetiyle her ayda bir kerre yoklanup, Ağa ve sâyir zâbitân etbâʿına Lağımcı dirliği verilmamek ve zâbitân o makūleleri istihdâm etmamek ve zâbitân etbâʿında Lağımcı dirliği bulunur ise refʿ olunmak ve tîmârlu öteden berü süvârî olmağla, [Ü1 119a] ʿulûfelü mülâzımlar piyâde olmak husûslarına Nâzır ve Ağa ve sâyir zâbitân dikkat eyleyeler. Ve baʿzı mahallere lede'l-lüzûm Lağımcı ve Mühendis irsâli tasmîm olundukda, içlerinden irâde buyurulduğu kadarı emr-i ʿâlî ile meʾmûr kılınup irsâl oluna. Ve ber-nizâm-ı sâbık kayıdlarına şerh verilmek içün Nâzır ve Ağa bi'l-iştirâk memhûr defterini takdîm ile mahalline kayd etdireler. Ve el-yevm Tersâne'de olan Mühendis-hâne gibi Humbaracı ve Lağımcı kışlalarının civârında bir Mühendis-hâne inşâ olunup, sanʿat-ı mezkûreye muktezî âlât ü edevât, maʿrifet-i Nâzır ile mîrîden tanzîm ve o Mühendis-hâne'ye bir Hâce ve dört Halîfe berây-ı taʿlîm tahsîs olunup, mîrîden Hâce'ye senevî iki bin ve Baş-halîfe'ye bin beş yüz ve Sânî'ye bin iki yüz elli ve Sâlis'e bin ve Râbiʿa yedi yüz elli guruş meʿâş [Ü2 127b] taʿyîn oluna. Ve Lağımcı tîmâr ve zeʿâmetlerinden nâ-\nmevcûd ve terk-i hidmet ve mahlûlden bu meʿâşlara muʿâdil bunlara başka başka zeʿâmet ve yâhûd tîmâr birikdirilüp, tertîb-i mezkûr üzere tanzîm olundukda, ol vakit meʿâşları refʿ oluna. Ve bunlardan biri fevt oldukda, tarîk iʿtibâr olunmayup, hâricden ve dâhilden hüner ü kemâli lede'l-imtihân zâhir olanlara tevcîh oluna. Ve işbu Hâce ve halîfeler fünûn-i mezkûrenin ʿilm ü ʿameliyyesine vâkıf olmak meşrût olmağla, ʿameliyyesine vukūfu olmayanlar, ʿameliyyesini tahsîl etmedikçe Hâce ve Halîfe olmayalar. İktizâ eder ise, âhar mahallerden bu fende mâhir üstâd Humbaracı ve lağım bağlayıcı mühendisler celbiyle ʿameliyyesini anlardan tahsîl edeler. Ve işbu Hâce ve halîfeler humbara atmak ve ana dâir sanâyiʿ-i âteş-bâzî ve evzâʿ-ı muhârebeyi Humbaracı neferâtına ve lağım bağlamak ve buna dâir ʿilmen ve ʿamelen lâzım gelan sanâyiʿi ve fenn-i hendese [Ü1 119b] üzere meteris hafri ve ʿale'l-ıtlâk tabya inşâsı ve ordu mahalli tahsîsi ve top ve humbara kundağı ve tekerleği yapmak sanʿatlarını Lağımcı neferâtına meşk ü taʿlîm eyleyeler. Ve dört Halîfe kifâyet etmeyüp, işbu tertîbe şurûʿdan sonra halîfelerin ziyâde olması iktizâ eyler ise, birkaç defʿa Halîfe taʿyîni ile her birisinin iktizâsına göre senevî mîrîden meʿâşları tanzîm oluna. Ve meʿâşlarına muʿâdil tîmâr ve zeʿâmet verildikde, meʿâşları refʿ oluna. Ve el-yevm Tersâne'de taʿlîm ve teʿallüm üzere olan mühendisler, işbu Mühendis-hâne'ye nakl olunup, ber-vech-i muharrer fenn-i mezkûrda kesb-i mehâret edenler lede'l-imtihân Halîfeliğ'e tahsîs olunup, müstaʿidd olanları yevmiyye [Ü2 128a] ile tahrîr olunacak mülâzimîne idhâl ile yevmiyyelü Mülâzım'a mahlûl tîmâr verildikde, anlar Bâş-mülâzım iʿtibâr olunmak üzere yedlerine mülâzemet emri verile. Ve lağım bağlayıcı ve mühendislere iktizâ eden âlât ü edevât-ı hendesiyye ve miʿmâriyye ve boya ve kağıd ve kitâb ve levâzım-ı sâyire ve ʿamele, Nâzır maʿrifetiyle mîrîden görüle. Ve kışlalarında îkād eyleyecekleri kandîl ve şemʿ-behâ ve cârûb ve hatab ve kömür ve sâyir levâzım içün iʿâneten senevî iki bin guruş mîrîden tahsîs ve kışlaları inşâsında tanzîm olunacak odalara tertîb ü taksîm oluna. Ve işbu Lağımcı ve mühendislerden sefer ü hazarda mecrûh ve ʿamel-mânde olanların Humbaracı şurûtuna tatbîk ile tekāʿüd olmaları câyiz ola. Ancak ber-vech-i meşrûh tekāʿüdlük ihtiyâr edenler tîmârludan ise münâsibi vechile âhar mahalden cihet-i meʿâş ve yevmiyyelüden ise âhar mukātaʿâtdan, hazarda yevmiyyeleri mikdârı vazîfe tevcîh oluna. Sefer ü hazarda tekāʿüdlükleri lâzım gelanler huzûr-ı Âsafî'de isbât-ı vücûd birle lede'l-muʿâyene [Ü1 120a] bi'l-külliyye ʿamel-mânde oldukları zâhir olmadıkça tekāʿüdlüğü iʿtibâr olunmaya. İttifâk-ı ârâ ile karâr bulan\nişbu nizâm-ı müstahsen ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmak üzere iktizâ eden mahallere kayd ile fîmâ-baʿd vükelây-ı Devlet-i ʿaliyye taraflarından şerâyit-i lâzimesine kemâl-i riʿâyet ve devâm ü istikrârına saʿy ü dikkat olunup, hılâfı üzere hareket olunmaya."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ocak-ı mezkûra vazʿ olunan kānûn-nâme-i hümâyûn şurûtunun baʿzısını îzâh ile hâtıra lâyıh baʿzı şurût ʿilâve olunmak irâde olunduğuna binâ'en, ilâ-mâ-şâ'allah cârî [Ü2 128b] tutulmak içün şerâ'it-i mezkûre vech-i âtî üzere beyân olunur ki, Lağımcı Ocağı'nda ashâb-ı zeʿâmet ve tîmârın müte'ehhilleri vakt-i hazar sülüs ve sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine gitmelerine ruhsat-ı seniyye erzânî kılınmağla, el-yevm kaç nefer iseler üç takıma taksîm ve beher sene sabîlerin ʿadedine ve lede'l-iktizâ taşra baʿzı mahallere me'mûr kılınan neferâtın mikdârına nazar olunarak, sibyân ve me'mûrîn üzerine iktizâsına göre tüvânâ neferât ʿilâve ve iki sülüse iblâğ ve vilâyetlerine gitmek üzere izin verilüp, mâ-ʿadâ bir sülüs temâmca bu tarafda kışlalarında ibkā ve bir sene-i kâmile murûrunda yine sabîlerin ve me'mûrların ʿadedlerine nazar ve bunlardan mâ-ʿadâ bu cânibe celb olunacakları kaç nefer ise, geldiklerinde kezâlik sıbyân üzerine iktizâsına göre zamm u ʿilâve ile vilâyetlerine gidecek dîger sülüse izin verile. Ve seferde münâvebe merʿî olmamağla, gayr ez-sıbyân bi'l-cümle tüvânâ zeʿâmetlü ve tîmârlu Lağımcı neferâtı seferde ve me'mûr oldukları mahallerde mevcûd bulunalar. Gerek hulûl eyleyecek işbu rûz-i Hızır'da ve gerek âtiye rûz-i hızırlarında beher sene vilâyetlerine gidecek bu tarafda [Ü1 120b] Kışla'da kalacak ve sabâvetleri cihetiyle vilâyetinde bu tarafda bulunacak bi'l-cümle tüvânâ ve sabî Lağımcı tîmâr ve zeʿâmetlüsü defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı âlî'ye takdîm ve baʿdehû tevcîhâtı Defterdâr bulunanların telhîsiyle olduğu gibi defter-i mezkûr telhîs ile Baş-muhâsebe'ye kayd ü tahvîl ve Defterhâne-i ʿâmire'ye ʿale'l-infirâd ʿilm ü haberleri verildikden sonra, vilâyetlerine gideceklere ruhsatı şâmil Baş-muhâsebe'den [Ü2 129a] Ocak tarafına sûret-i defter verilmedikçe, bir neferine vilâyete gitmeğe Nâzır ve Ağa ve Kethudâ ve sâyir zâbitân ruhsat vermeyeler. Ve ertesi sene münâvebesi temâm olup gelecekler celb ve gideceklere ruhsat verilecek oldukda, kezâlik yine böylece defteri tertîb ve Baş-muhâsebe'den tatbîk ve her sene gidüp gelen ve\nvilâyetlerinde kalan bu vechile maʿlûm ola. Ve vilâyetlerinden celb olunacak tîmârlu sülüs tüvânâ neferât temâmen gelmedikçe, bu tarafdan vilâyetlerine gideceklerin birine izin verilmeye. Şöyle ki, geleceklerden bir neferi girüye kalmak lâzım gelürse, ol dahi gelmedikçe bu tarafdan gideceklere ruhsatı hâvî Baş-muhâsebe'den sûret-i defter iʿtâ olunmaya. Ve vilâyetlerinde olan sabîlerden on beşer yaşına girenlerin cebelüleri refʿ olundukda, vilâyetlerinde müteʾehhil iseler sâyir tüvânâ müteʾehhiller gibi münâvebeten Der-saʿâdet'e gelüp gitmek ve zeʿâmet ve tîmâr erbâbının tüvânâ neferâtından evlâd terkiyle vefât edenlerin nân-pâreleri oğullarına tevcîh olundukda, oğulları tüvânâ ve vilâyetlerinde mütezevvic iseler, anlar dahi sâyir mütezevvic münâvebesine dâhil olalar. Ve eğer sabî iseler, tüvânâ oluncaya dek vilâyetlerinde ikāmet eyleyeler. Ve bu tarafda bulunan sabîler dahi tüvânâ olduklarında, Ocak hıdmetine devâm eyleyeler. [Ü1 121a] Müteʾehhil taʿbîrinden murâd, verâseti kendüye intikāl edecek vilâyetinde yakın akrıbâsı olan tîmârlu neferât olmağla, bu makūleler mütezevvic tîmârludan maʿdûd olalar. Lağımcı Ocağı zeʿâmet ve tîmârları iki yüz kayda tenzîl olundukdan sonra dahi, tüvânâ ve sabî taşra münâvebesi tertîbi yine işbu şarta tatbîk oluna. Ve Lağımcı Ocağı'ndan bir mahalle tîmârlu neferât irsâli lâzım geldikde, [Ü2 129b] yirmi nefere dek Der-saʿâdet'de mevcûd olanlardan intihâb ve irsâl olunup, o mikdârdan ziyâde iktizâ eyler ise, taşra münâvebesinde bulunan tîmârlu Lağımcı neferâtından dahi nevbet ile tertîb ve ʿilâve câyiz ola. Ve ocağları tarafından haber gönderildiği gibi hareket ve mahall-i me'mûrlarına ʿazîmet edeler. ʿAzîmetinde tereddüd ü batâʾet edenlerin nân-pâreleri refʿ ve teʾdîb olunalar. Ve efrâd-ı sınâʿatleri bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere ber-mûceb-i kānûn-nâme-i hümâyun, lağımcılardan ʿatîk u cedîd tîmâr ve zeʿâmet ashâbı ve Mühendis-hâne-i hümâyûn'a merbût tîmârlu ve yevmiyyelü mülâzımlar Cumʿa ve Salı'dan mâʿadâ günlerde Mühendis-hâne ve kışlalarında taʿlîm ve teʿallüm ile fenlerinde mehâret kesb eyleyeler. Ve tahsîline meʾmûr oldukları evzâʿ-ı hendesiyyeden resimler çizmeği kışlalarında ʿameleye tefhîm ve irâʾe ile alçıdan ve ağacdan nümûneler inşâ ve yapılan nümûnelerden tahsîne sezâ olanları baʿzan nâzırları Bâb-ı ʿâlî'ye getürüp, huzûr-ı Sadr-ı aʿzâmî'ye takdîm eyleyeler. Eyyâm-ı sayfda neferât-ı merkūme münâsib olan mahallerde lağım atmak ve meteris almak ve ordu mahalli tahsîs etmek fenlerini dahi fiʿlen icrâ edeler. Ve Mühendis-hâne Hâcesi bu sanʿata dâiyir risâleler teʾlîf edüp, meʿâlini iktizâ edenlere tefhîm ü taʿrîf\neyleye. [Ü1 121b] Ve işbu rûz-i Hızır'da yoklama olup, Nâzır ve Ağa ve Hendese Hâcesi ve sâyir vücûdları lâzım ashâb-ı fenn ve Sadrıaʿzam tarafından me'mûr kimseler müvâcehesinde mevcûd olan neferâtdan kavâʿid-i sınâʿiyyeleri istifsâr olunup ve derece-i maʿlûmâtları teʿayyün eyledikde, resimler çizdirilüp, alçı ve ağacdan [Ü2 130a] nümûneler yapdırulup, ʿilmen fenlerinin tahkīkı gibi ʿamelen dahi sanʿatları imtihân ve o makūlelerden tîmâr ve zeʿâmet erbâbı başka ve yevmiyyelü mülâzımlar başka defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı aʿzamî'ye takdîm ve Baş-muhasebe'ye kayd ü tahvîl ve Defter-hâne'ye ʿilm ü haberleri iʿtâ ve fîmâ-baʿd altı ayda bir, yaʿnî rûz-i Hızır ve rûz-i Kāsım'da yoklama ve imtihân kāʿidesi icra oluna. Ve yoklama ve imtihân vakitleri geldiğini nâzırları Bâb-ı ʿâlî'ye bâ-takrîr ihtâr ve istîzân eyleye. Ve bundan böyle taşradan ve Âsitâne'den Ocak-ı mezbûra duhûl edecek tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîne evvelen icrâsı lâzım gelan şurût yegân yegân beyân olunup, baʿdehû esmâ ve eşkâl ve şöhretleri deftere kayd birle, iktizâ eden senedleri yedlerine iʿtâ oluna. Ve Ocağ-ı mezbûrda Âsitânelü ve Âsitâne'de mütezevvic olan tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîn dahi başkaca defter olunup, Pençşenbih günü ikindi nemâzını kışlalarında edâdan sonra, Cumʿa gicesi İstanbul ve civârında kâyinhânelerine ʿazîmet ve büyûtet ve ferdâsı yevm-i taʿtîl olduğuna binâ'en, levâzım-ı beytlerini tedârük içün hânelerinde ikāmet ve vakt-i ʿasr tekarrüb etdikde, kışlalarına ve Mühendis-hâne'ye vürûd ve Cuma günü ikindi nemâzını yine kışlalarında edâ ve hıdemât-ı lâzimelerine kıyâm edeler. Ve sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine gidüp gelecek tîmârludan ʿiyâllerini bu cânibe nakl edenleri olursa, taşra münâvebesinden [Ü1 122a] ihrâc ve haftada bir kerre bu tarafda vâkiʿ hânelerine gidecek neferât ve mülâzımlar nevbetine idhâl oluna. Ve mukaddem ve mu'ahhar vazʿ olunan şerâyitden zâbitân ve neferât ve mülâzimînin [Ü2 130b] zimmetlerine lâzım gelan hıdemât, Ocak Kâtibi maʿrifetiyle bir kağıda tahrîr ve beher mâh cümle zâbitân ve neferât müvâcehelerinde kırâʾat ve şurût-ı mezkûre üzere hareket etmeleri tenbîh ü teʾkîd oluna. Ve Ocağ-ı mezbûr nân-pâreleri kānûn-nâme-i hümâyûn mûcebince iki yüz kayda tenzîl oluncaya dek, bilâ-veled düşecek mahlûllerden biri yevmiyyelü Baş-mülâzım'a tevcîh ve biri dahi Îrâd-ı Cedîd'e zabt ve baʿzan dahi neferâtdan nân-pâresi bî-hâsıl olanlara ilhâk oluna. Ve Ocağ-ı mezbûr nân-pâreleri iki yüz kayda tenzîl olundukdan sonra, bilâ-veled vâkiʿ olan mahlûller bilâ-tefrîk fenninde mâhir baş-mülâzımlara tevcîh olunarak, iki yüz kayd zeʿâmet ve tîmâr içinde devr eyleye. Ve zâbitânın fi'l-asl üzerlerinde bulunan nân-pâreleri Ocağ'ın muʿayyen olan iki yüz kayd nân-pâresinden maʿdûd olup, ilhâkları gedik-i zâbitân ilhâkı tîmârları iʿtibâr olunarak, kuyûd-ı muʿayyeneden taʿdâd olunmaya. Ve\nbaş-mülâzımlara mahlûl tîmâr 'arz olundukda, isti‘dâdı Mühendis-hâne Hâcesi'nden tashîh olundukdan sonra, Ocağ tîmârlusundan on nefer istihkākını beyân zımnında nâzırlarına mahzar takdîm ve nâzırları dahi mahzarı kendü 'arzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye irsâl ve Mülâzım dahi Dîvân'da isbât-ı vücûd eyleye. Ve hall-i vukūʿunda nasb olunacak cedîd zâbitân ve hulefâya ilhâkan tîmâr tevcîhi lâzım geldikde, gerek fi'l-asl mutasarrıf olduğu tîmârın ve gerek ilhâk olunacak tîmârın birer senelik bedel-i ilzâmı, Nâzır ve ağalar tarafından kendüye teslîm [Ü1 122b] ve mezkûr tîmâr bir sene mûmâ ileyhimâ taraflarından taʿşîr olunup, mukaddemâ verdiği [Ü2 131a] hâsılâtın mikdârı sahîh zuhûr ederse, ilhâkan tevcîh ve hılâfı zâhir olursa, asıl nân-pâresi dahi refʿ oluna. Zâbitâna ilhâk-ı tîmâr ʿarzında dahi ihtimâmen nâzırları on nefer tîmârludan mahzar alup, ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Evlâd terkiyle fevt olan zâbitânın fi'l-asl mutasarrıf olduğu nân-pâresi veledi bir nefer ise temâmen ve müteʿaddid ise üç evlâda dek ʿale's-seviyye müştereken tevcîh ve ilhâkan üzerinde bulunan tîmâr yerine nasb olunan Zâbit-i cedîde ilhâkan iʿtâ ve eğer bilâ-veled ise, fekat asıl nân-pâresi Baş-mülâzım'a ve ilhâkı yerine nasb olunacak Zâbit-i cedîd muhtâc ise ilhâk, değilse tîmâra müstehakk âhar Baş-mülâzım'a tevcîh oluna. Ve bir kayd nân-pâre iki ve yâhûd üç nefer evlâda tevcîh olundukda, topu bir nân-pâre ʿadd olunup, içlerinden biri bilâ-veled fevt oldukda, babası vefâtında hisse almamış dördüncü ve beşinci karındaşları var ise bi't-tertîb anlara, yoğise kebîri takdîmiyle müşterek birâdelerine, ilhâkan tevcîh ve ol dahi bilâ-veled fevt olursa, üzerinde bulunan hisseler dîger birâderine ilhâkan iʿtâ ve topu bir neferin üzerinde cemʿ olunarak kayda aslâ halel gelmeye. Ol dahi bilâ-veled fevt olup, ilhâka müstehakk müşterek akrıbâsı kalmaz ise, nân-pâre-i mezkûr yevmiyyelü baş-mülâzımlara şurûtuyla tevcîh oluna. Ve müşterek karındaşlardan biri evlâd terkiyle vefât etdikde, bu kāʿide üzere hissesi evlâdlarına verile. Anlardan dahi bilâ-veled vefât edenlerin nân-pâreleri ecânibe verilmeyüp, müşterek ʿammîsi ve yâhûd ʿammîsi evlâdlarına ilhâkan verile. Sâyir evlâd terkiyle vefât eden zeʿâmetlü [Ü1 123a] ve tîmârlu [Ü2 131b] neferâtın dahi, evlâdlarına nân-pâreleri tevcîhinde bu kānûn merʿî ola. Ve evlâd terkiyle vefât edenleri, tüvânâ ve sabî evlâdı kaç ise, sâhîh oğulları olduğuna ve birâder ve akrıbâya tîmâr ilhâkı ʿarz olundukda dahi, sahîh karındaş ve akrıbâdan olduklarına şehâdeti müşʿir, nâzırları on nefer tîmârludan mahzar alup, kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve tîmârluların bu bâbda\nkizb ü dürûgları zuhûr ederse, nân-pâreleri üzerlerinden ref ve takımıyla te'dîb olunalar. Ve hazarda ta'lîm-i fenn içün baʿzı mahallere Lağımcı neferâtı irsâli lâzım geldikde, beyân olunduğu üzere yirmi neferine değin Âsitâne nevbetinde olan sülüsden ve ziyâdesi taşra münâvebesinde olan sülüsândan nevbet ile taʿyîn olunacak olmağla, nevbetlerinde münâzaʿa tekevvün etmamek içün nân-pârelerinin hâsılâtına ve yâhûd mehâret ve ʿadem-i mehâretlerine ve'l-hâsıl iktizâsına göre cümle maʿrifetiyle nevbetleri tertîb ü taʿyîn olundukları mahalde kâmilen bir sene edây-ı hıdmet etdikde, yerine âhar nevbetlüsü gönderilüp, müddetleri münkazıyye olanlar Âsitâne nevbetine idhâl olunmayup, vilâyetine gidecek neferât münâvebesine idhâl ve sefersiz vakitlerde tercîh-i bilâ-müreccahdan ittikā ve hakkāniyyet ü ʿadâlet icrâ oluna. Ve Ocak-ı mezbûrda tüvânâ evlâd sâhibi olan ʿalîl ve ʿamel-mânde, nân-pâresini rızâsıyla sulb-i sahîh oğluna kasr-ı yed murâd edenler, evlâdlarıyla Dîvân-ı ʿâlî'ye çıkup, isbât-ı vücûd edeler. Bunlar içün dahi nâzırları, şehâdeti müşʿir on nefer tîmârludan mahzar alup, ol mahzarı kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve ısdâr olunacak berâta şâhidlerin ism [Ü2 132a] ve tîmârları derc olunup, kizb ü dürûgları zâhir olursa, cümlesinin nân-pâresi ref ve te'dîbât-ı lâyıkaları icrâ oluna. [Ü1 123b] Ve tîmârlu ʿamel-mândelerden rızâlarıyla tekāʿüdlüğe tâlib olanlar dahi, ber-vech-i muharrer Dîvân'da isbât-ı vücûd birle mütekāʿid olup, hîn-i vefâtında nân-pâresi Baş-mülâzım'a tevcîh oluna. Ve Lağımcı Ocağı, Devlet-i ʿaliyye'nin güzîde ocağlarından olup, tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzımlarının ʿırz u edebleriyle mukayyed olmaları lâzım olup, hılâf-ı şurût ve rızâ harekete cesâret edenleri ağaları darb-ı ʿâsâ ve yarım mühürlü mektûb ile te'dîb ve kalʿa-bend eyleye. Ve nân-pârelü Lağımcı neferâtına halîfeler nasbı her ne kadar kānûn-nâme-i hümâyûnda mastur değil ise dahi, neferâtın zabt u istihdâmlarına medâr olmak içün her dokuz nefer tüvânâ tîmârlu Lağımcı'ya birer nefer Halîfe nasb oluna. Ve Mühendis-hâne-i hümâyûn'un baş-mülâzımları bi'l-istihkāk tîmâr aldıkda, tîmârlu Lağımciyân zümresine dâhil olup, yerlerine mülâzımlardan kangıları müstaʿidd ise, bi'l-imtihân Baş-mülâzım nasb ve yedine fermân verilüp, mülâzımlara noksân târî oldukça, ber-mûceb-i şurût yevmiyye ile hâricden müstaʿidd mülâzımlar tahrîr oluna. Baş-mülâzım nasbında eskilik muʿteber olmayup, recâ vü şefāʿat ve hâtıra riʿâyet olunmayarak, fenninde mâhiri bi'l-imtihân intihâb ve Baş-mülâzım nasb oluna.\nİşbu zeyl-i kānûn-nâme-i hümâyûnda mastûr şerâyit harf-be-harf icrâ ve kānûn-nâme-i hümâyûnda muharrer şurût-ı mukarrere dahi, kemâ-yenbagī îfâ olunmak katʿâ matlûb olmağla, bir madde vukūʿunda kānûn-nâme-i hümâyûna imrâr-ı nazar ve baʿdehû işbu [Ü2 132b] zeyle mürâcaʿat ve kangı şarta tatbîk iktizâ ederse, bilâ-te'vîl tatbîk ve hılâfını tecvîzden mübâʿadet ve bundan böyle îcâb-ı vakt hasebiyle baʿzı şerâyit-i müfîde lâyıh, havâtır olduğu hâlde ʿilâve ve zamm câyiz ola.",
          "caption": "Zeyl-i şurût-ı Lağımcıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_161.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zeyl-i şurût-ı Lağımcıyân",
          "text": "Ocak-ı mezkûra vazʿ olunan kānûn-nâme-i hümâyûn şurûtunun baʿzısını îzâh ile hâtıra lâyıh baʿzı şurût ʿilâve olunmak irâde olunduğuna binâ'en, ilâ-mâ-şâ'allah cârî [Ü2 128b] tutulmak içün şerâ'it-i mezkûre vech-i âtî üzere beyân olunur ki, Lağımcı Ocağı'nda ashâb-ı zeʿâmet ve tîmârın müte'ehhilleri vakt-i hazar sülüs ve sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine gitmelerine ruhsat-ı seniyye erzânî kılınmağla, el-yevm kaç nefer iseler üç takıma taksîm ve beher sene sabîlerin ʿadedine ve lede'l-iktizâ taşra baʿzı mahallere me'mûr kılınan neferâtın mikdârına nazar olunarak, sibyân ve me'mûrîn üzerine iktizâsına göre tüvânâ neferât ʿilâve ve iki sülüse iblâğ ve vilâyetlerine gitmek üzere izin verilüp, mâ-ʿadâ bir sülüs temâmca bu tarafda kışlalarında ibkā ve bir sene-i kâmile murûrunda yine sabîlerin ve me'mûrların ʿadedlerine nazar ve bunlardan mâ-ʿadâ bu cânibe celb olunacakları kaç nefer ise, geldiklerinde kezâlik sıbyân üzerine iktizâsına göre zamm u ʿilâve ile vilâyetlerine gidecek dîger sülüse izin verile. Ve seferde münâvebe merʿî olmamağla, gayr ez-sıbyân bi'l-cümle tüvânâ zeʿâmetlü ve tîmârlu Lağımcı neferâtı seferde ve me'mûr oldukları mahallerde mevcûd bulunalar. Gerek hulûl eyleyecek işbu rûz-i Hızır'da ve gerek âtiye rûz-i hızırlarında beher sene vilâyetlerine gidecek bu tarafda [Ü1 120b] Kışla'da kalacak ve sabâvetleri cihetiyle vilâyetinde bu tarafda bulunacak bi'l-cümle tüvânâ ve sabî Lağımcı tîmâr ve zeʿâmetlüsü defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı âlî'ye takdîm ve baʿdehû tevcîhâtı Defterdâr bulunanların telhîsiyle olduğu gibi defter-i mezkûr telhîs ile Baş-muhâsebe'ye kayd ü tahvîl ve Defterhâne-i ʿâmire'ye ʿale'l-infirâd ʿilm ü haberleri verildikden sonra, vilâyetlerine gideceklere ruhsatı şâmil Baş-muhâsebe'den [Ü2 129a] Ocak tarafına sûret-i defter verilmedikçe, bir neferine vilâyete gitmeğe Nâzır ve Ağa ve Kethudâ ve sâyir zâbitân ruhsat vermeyeler. Ve ertesi sene münâvebesi temâm olup gelecekler celb ve gideceklere ruhsat verilecek oldukda, kezâlik yine böylece defteri tertîb ve Baş-muhâsebe'den tatbîk ve her sene gidüp gelen ve\nvilâyetlerinde kalan bu vechile maʿlûm ola. Ve vilâyetlerinden celb olunacak tîmârlu sülüs tüvânâ neferât temâmen gelmedikçe, bu tarafdan vilâyetlerine gideceklerin birine izin verilmeye. Şöyle ki, geleceklerden bir neferi girüye kalmak lâzım gelürse, ol dahi gelmedikçe bu tarafdan gideceklere ruhsatı hâvî Baş-muhâsebe'den sûret-i defter iʿtâ olunmaya. Ve vilâyetlerinde olan sabîlerden on beşer yaşına girenlerin cebelüleri refʿ olundukda, vilâyetlerinde müteʾehhil iseler sâyir tüvânâ müteʾehhiller gibi münâvebeten Der-saʿâdet'e gelüp gitmek ve zeʿâmet ve tîmâr erbâbının tüvânâ neferâtından evlâd terkiyle vefât edenlerin nân-pâreleri oğullarına tevcîh olundukda, oğulları tüvânâ ve vilâyetlerinde mütezevvic iseler, anlar dahi sâyir mütezevvic münâvebesine dâhil olalar. Ve eğer sabî iseler, tüvânâ oluncaya dek vilâyetlerinde ikāmet eyleyeler. Ve bu tarafda bulunan sabîler dahi tüvânâ olduklarında, Ocak hıdmetine devâm eyleyeler. [Ü1 121a] Müteʾehhil taʿbîrinden murâd, verâseti kendüye intikāl edecek vilâyetinde yakın akrıbâsı olan tîmârlu neferât olmağla, bu makūleler mütezevvic tîmârludan maʿdûd olalar. Lağımcı Ocağı zeʿâmet ve tîmârları iki yüz kayda tenzîl olundukdan sonra dahi, tüvânâ ve sabî taşra münâvebesi tertîbi yine işbu şarta tatbîk oluna. Ve Lağımcı Ocağı'ndan bir mahalle tîmârlu neferât irsâli lâzım geldikde, [Ü2 129b] yirmi nefere dek Der-saʿâdet'de mevcûd olanlardan intihâb ve irsâl olunup, o mikdârdan ziyâde iktizâ eyler ise, taşra münâvebesinde bulunan tîmârlu Lağımcı neferâtından dahi nevbet ile tertîb ve ʿilâve câyiz ola. Ve ocağları tarafından haber gönderildiği gibi hareket ve mahall-i me'mûrlarına ʿazîmet edeler. ʿAzîmetinde tereddüd ü batâʾet edenlerin nân-pâreleri refʿ ve teʾdîb olunalar. Ve efrâd-ı sınâʿatleri bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere ber-mûceb-i kānûn-nâme-i hümâyun, lağımcılardan ʿatîk u cedîd tîmâr ve zeʿâmet ashâbı ve Mühendis-hâne-i hümâyûn'a merbût tîmârlu ve yevmiyyelü mülâzımlar Cumʿa ve Salı'dan mâʿadâ günlerde Mühendis-hâne ve kışlalarında taʿlîm ve teʿallüm ile fenlerinde mehâret kesb eyleyeler. Ve tahsîline meʾmûr oldukları evzâʿ-ı hendesiyyeden resimler çizmeği kışlalarında ʿameleye tefhîm ve irâʾe ile alçıdan ve ağacdan nümûneler inşâ ve yapılan nümûnelerden tahsîne sezâ olanları baʿzan nâzırları Bâb-ı ʿâlî'ye getürüp, huzûr-ı Sadr-ı aʿzâmî'ye takdîm eyleyeler. Eyyâm-ı sayfda neferât-ı merkūme münâsib olan mahallerde lağım atmak ve meteris almak ve ordu mahalli tahsîs etmek fenlerini dahi fiʿlen icrâ edeler. Ve Mühendis-hâne Hâcesi bu sanʿata dâiyir risâleler teʾlîf edüp, meʿâlini iktizâ edenlere tefhîm ü taʿrîf\neyleye. [Ü1 121b] Ve işbu rûz-i Hızır'da yoklama olup, Nâzır ve Ağa ve Hendese Hâcesi ve sâyir vücûdları lâzım ashâb-ı fenn ve Sadrıaʿzam tarafından me'mûr kimseler müvâcehesinde mevcûd olan neferâtdan kavâʿid-i sınâʿiyyeleri istifsâr olunup ve derece-i maʿlûmâtları teʿayyün eyledikde, resimler çizdirilüp, alçı ve ağacdan [Ü2 130a] nümûneler yapdırulup, ʿilmen fenlerinin tahkīkı gibi ʿamelen dahi sanʿatları imtihân ve o makūlelerden tîmâr ve zeʿâmet erbâbı başka ve yevmiyyelü mülâzımlar başka defter olunup, huzûr-ı Sadr-ı aʿzamî'ye takdîm ve Baş-muhasebe'ye kayd ü tahvîl ve Defter-hâne'ye ʿilm ü haberleri iʿtâ ve fîmâ-baʿd altı ayda bir, yaʿnî rûz-i Hızır ve rûz-i Kāsım'da yoklama ve imtihân kāʿidesi icra oluna. Ve yoklama ve imtihân vakitleri geldiğini nâzırları Bâb-ı ʿâlî'ye bâ-takrîr ihtâr ve istîzân eyleye. Ve bundan böyle taşradan ve Âsitâne'den Ocak-ı mezbûra duhûl edecek tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîne evvelen icrâsı lâzım gelan şurût yegân yegân beyân olunup, baʿdehû esmâ ve eşkâl ve şöhretleri deftere kayd birle, iktizâ eden senedleri yedlerine iʿtâ oluna. Ve Ocağ-ı mezbûrda Âsitânelü ve Âsitâne'de mütezevvic olan tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzimîn dahi başkaca defter olunup, Pençşenbih günü ikindi nemâzını kışlalarında edâdan sonra, Cumʿa gicesi İstanbul ve civârında kâyinhânelerine ʿazîmet ve büyûtet ve ferdâsı yevm-i taʿtîl olduğuna binâ'en, levâzım-ı beytlerini tedârük içün hânelerinde ikāmet ve vakt-i ʿasr tekarrüb etdikde, kışlalarına ve Mühendis-hâne'ye vürûd ve Cuma günü ikindi nemâzını yine kışlalarında edâ ve hıdemât-ı lâzimelerine kıyâm edeler. Ve sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine gidüp gelecek tîmârludan ʿiyâllerini bu cânibe nakl edenleri olursa, taşra münâvebesinden [Ü1 122a] ihrâc ve haftada bir kerre bu tarafda vâkiʿ hânelerine gidecek neferât ve mülâzımlar nevbetine idhâl oluna. Ve mukaddem ve mu'ahhar vazʿ olunan şerâyitden zâbitân ve neferât ve mülâzimînin [Ü2 130b] zimmetlerine lâzım gelan hıdemât, Ocak Kâtibi maʿrifetiyle bir kağıda tahrîr ve beher mâh cümle zâbitân ve neferât müvâcehelerinde kırâʾat ve şurût-ı mezkûre üzere hareket etmeleri tenbîh ü teʾkîd oluna. Ve Ocağ-ı mezbûr nân-pâreleri kānûn-nâme-i hümâyûn mûcebince iki yüz kayda tenzîl oluncaya dek, bilâ-veled düşecek mahlûllerden biri yevmiyyelü Baş-mülâzım'a tevcîh ve biri dahi Îrâd-ı Cedîd'e zabt ve baʿzan dahi neferâtdan nân-pâresi bî-hâsıl olanlara ilhâk oluna. Ve Ocağ-ı mezbûr nân-pâreleri iki yüz kayda tenzîl olundukdan sonra, bilâ-veled vâkiʿ olan mahlûller bilâ-tefrîk fenninde mâhir baş-mülâzımlara tevcîh olunarak, iki yüz kayd zeʿâmet ve tîmâr içinde devr eyleye. Ve zâbitânın fi'l-asl üzerlerinde bulunan nân-pâreleri Ocağ'ın muʿayyen olan iki yüz kayd nân-pâresinden maʿdûd olup, ilhâkları gedik-i zâbitân ilhâkı tîmârları iʿtibâr olunarak, kuyûd-ı muʿayyeneden taʿdâd olunmaya. Ve\nbaş-mülâzımlara mahlûl tîmâr 'arz olundukda, isti‘dâdı Mühendis-hâne Hâcesi'nden tashîh olundukdan sonra, Ocağ tîmârlusundan on nefer istihkākını beyân zımnında nâzırlarına mahzar takdîm ve nâzırları dahi mahzarı kendü 'arzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye irsâl ve Mülâzım dahi Dîvân'da isbât-ı vücûd eyleye. Ve hall-i vukūʿunda nasb olunacak cedîd zâbitân ve hulefâya ilhâkan tîmâr tevcîhi lâzım geldikde, gerek fi'l-asl mutasarrıf olduğu tîmârın ve gerek ilhâk olunacak tîmârın birer senelik bedel-i ilzâmı, Nâzır ve ağalar tarafından kendüye teslîm [Ü1 122b] ve mezkûr tîmâr bir sene mûmâ ileyhimâ taraflarından taʿşîr olunup, mukaddemâ verdiği [Ü2 131a] hâsılâtın mikdârı sahîh zuhûr ederse, ilhâkan tevcîh ve hılâfı zâhir olursa, asıl nân-pâresi dahi refʿ oluna. Zâbitâna ilhâk-ı tîmâr ʿarzında dahi ihtimâmen nâzırları on nefer tîmârludan mahzar alup, ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Evlâd terkiyle fevt olan zâbitânın fi'l-asl mutasarrıf olduğu nân-pâresi veledi bir nefer ise temâmen ve müteʿaddid ise üç evlâda dek ʿale's-seviyye müştereken tevcîh ve ilhâkan üzerinde bulunan tîmâr yerine nasb olunan Zâbit-i cedîde ilhâkan iʿtâ ve eğer bilâ-veled ise, fekat asıl nân-pâresi Baş-mülâzım'a ve ilhâkı yerine nasb olunacak Zâbit-i cedîd muhtâc ise ilhâk, değilse tîmâra müstehakk âhar Baş-mülâzım'a tevcîh oluna. Ve bir kayd nân-pâre iki ve yâhûd üç nefer evlâda tevcîh olundukda, topu bir nân-pâre ʿadd olunup, içlerinden biri bilâ-veled fevt oldukda, babası vefâtında hisse almamış dördüncü ve beşinci karındaşları var ise bi't-tertîb anlara, yoğise kebîri takdîmiyle müşterek birâdelerine, ilhâkan tevcîh ve ol dahi bilâ-veled fevt olursa, üzerinde bulunan hisseler dîger birâderine ilhâkan iʿtâ ve topu bir neferin üzerinde cemʿ olunarak kayda aslâ halel gelmeye. Ol dahi bilâ-veled fevt olup, ilhâka müstehakk müşterek akrıbâsı kalmaz ise, nân-pâre-i mezkûr yevmiyyelü baş-mülâzımlara şurûtuyla tevcîh oluna. Ve müşterek karındaşlardan biri evlâd terkiyle vefât etdikde, bu kāʿide üzere hissesi evlâdlarına verile. Anlardan dahi bilâ-veled vefât edenlerin nân-pâreleri ecânibe verilmeyüp, müşterek ʿammîsi ve yâhûd ʿammîsi evlâdlarına ilhâkan verile. Sâyir evlâd terkiyle vefât eden zeʿâmetlü [Ü1 123a] ve tîmârlu [Ü2 131b] neferâtın dahi, evlâdlarına nân-pâreleri tevcîhinde bu kānûn merʿî ola. Ve evlâd terkiyle vefât edenleri, tüvânâ ve sabî evlâdı kaç ise, sâhîh oğulları olduğuna ve birâder ve akrıbâya tîmâr ilhâkı ʿarz olundukda dahi, sahîh karındaş ve akrıbâdan olduklarına şehâdeti müşʿir, nâzırları on nefer tîmârludan mahzar alup, kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve tîmârluların bu bâbda\nkizb ü dürûgları zuhûr ederse, nân-pâreleri üzerlerinden ref ve takımıyla te'dîb olunalar. Ve hazarda ta'lîm-i fenn içün baʿzı mahallere Lağımcı neferâtı irsâli lâzım geldikde, beyân olunduğu üzere yirmi neferine değin Âsitâne nevbetinde olan sülüsden ve ziyâdesi taşra münâvebesinde olan sülüsândan nevbet ile taʿyîn olunacak olmağla, nevbetlerinde münâzaʿa tekevvün etmamek içün nân-pârelerinin hâsılâtına ve yâhûd mehâret ve ʿadem-i mehâretlerine ve'l-hâsıl iktizâsına göre cümle maʿrifetiyle nevbetleri tertîb ü taʿyîn olundukları mahalde kâmilen bir sene edây-ı hıdmet etdikde, yerine âhar nevbetlüsü gönderilüp, müddetleri münkazıyye olanlar Âsitâne nevbetine idhâl olunmayup, vilâyetine gidecek neferât münâvebesine idhâl ve sefersiz vakitlerde tercîh-i bilâ-müreccahdan ittikā ve hakkāniyyet ü ʿadâlet icrâ oluna. Ve Ocak-ı mezbûrda tüvânâ evlâd sâhibi olan ʿalîl ve ʿamel-mânde, nân-pâresini rızâsıyla sulb-i sahîh oğluna kasr-ı yed murâd edenler, evlâdlarıyla Dîvân-ı ʿâlî'ye çıkup, isbât-ı vücûd edeler. Bunlar içün dahi nâzırları, şehâdeti müşʿir on nefer tîmârludan mahzar alup, ol mahzarı kendi ʿarzıyla Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm eyleye. Ve ısdâr olunacak berâta şâhidlerin ism [Ü2 132a] ve tîmârları derc olunup, kizb ü dürûgları zâhir olursa, cümlesinin nân-pâresi ref ve te'dîbât-ı lâyıkaları icrâ oluna. [Ü1 123b] Ve tîmârlu ʿamel-mândelerden rızâlarıyla tekāʿüdlüğe tâlib olanlar dahi, ber-vech-i muharrer Dîvân'da isbât-ı vücûd birle mütekāʿid olup, hîn-i vefâtında nân-pâresi Baş-mülâzım'a tevcîh oluna. Ve Lağımcı Ocağı, Devlet-i ʿaliyye'nin güzîde ocağlarından olup, tîmârlu ve yevmiyyelü neferât ve mülâzımlarının ʿırz u edebleriyle mukayyed olmaları lâzım olup, hılâf-ı şurût ve rızâ harekete cesâret edenleri ağaları darb-ı ʿâsâ ve yarım mühürlü mektûb ile te'dîb ve kalʿa-bend eyleye. Ve nân-pârelü Lağımcı neferâtına halîfeler nasbı her ne kadar kānûn-nâme-i hümâyûnda mastur değil ise dahi, neferâtın zabt u istihdâmlarına medâr olmak içün her dokuz nefer tüvânâ tîmârlu Lağımcı'ya birer nefer Halîfe nasb oluna. Ve Mühendis-hâne-i hümâyûn'un baş-mülâzımları bi'l-istihkāk tîmâr aldıkda, tîmârlu Lağımciyân zümresine dâhil olup, yerlerine mülâzımlardan kangıları müstaʿidd ise, bi'l-imtihân Baş-mülâzım nasb ve yedine fermân verilüp, mülâzımlara noksân târî oldukça, ber-mûceb-i şurût yevmiyye ile hâricden müstaʿidd mülâzımlar tahrîr oluna. Baş-mülâzım nasbında eskilik muʿteber olmayup, recâ vü şefāʿat ve hâtıra riʿâyet olunmayarak, fenninde mâhiri bi'l-imtihân intihâb ve Baş-mülâzım nasb oluna.\nİşbu zeyl-i kānûn-nâme-i hümâyûnda mastûr şerâyit harf-be-harf icrâ ve kānûn-nâme-i hümâyûnda muharrer şurût-ı mukarrere dahi, kemâ-yenbagī îfâ olunmak katʿâ matlûb olmağla, bir madde vukūʿunda kānûn-nâme-i hümâyûna imrâr-ı nazar ve baʿdehû işbu [Ü2 132b] zeyle mürâcaʿat ve kangı şarta tatbîk iktizâ ederse, bilâ-te'vîl tatbîk ve hılâfını tecvîzden mübâʿadet ve bundan böyle îcâb-ı vakt hasebiyle baʿzı şerâyit-i müfîde lâyıh, havâtır olduğu hâlde ʿilâve ve zamm câyiz ola."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 124a] Muʿallem ve müretteb askerde bedâhet-i ʿakl ile sâbit olan fevâyid ü menâfiʿ, kirâren ve mirâren kalem-i nâdire-güftâr ile sahîfe-zîb-i cerîde-i vekāyiʿ olup, bu esnâda Levend Çiftliği'nde tertîbine şurûʿ olunan muʿallem askerin müstakıll Ocak olmasına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk edüp, esâs-ı nizâma şu vechile istihkâm verildi ki, Devlet-i ʿaliyye'nin kavânîn-i kadîmesinden hâric olmamak içün işbu asker, kadîm-i Ocak olan Bostâniyân-ı hâssa'ya mülhak olarak Bostâncı Tüfengçisi Ocağı ıtlâk olunup, ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir Nâzır ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından bir Ağa nasb ve cümle umûr u husûsları bunların maʿrifetleriyle bi'l-ittifâk ru'yet olunmak ve hâcegândan bir Kâtib ve iki Kâtib Yamağı ve iki nefer Neferât Kâtibi taʿyîn kılınmak ve bu muʿallem askerin ekalli on iki bine iblâğ olunması, Devlet-i ʿaliyye'nin muktezây-ı maslahatından olmağla, zîrde beyân olunduğu vech üzere maʿa-zâbitân bin altı yüz iki nefer Bostâncı Tüfengçisi, Levend Çiftliği'nde ve mâʿadâsı Anadolu ve Rumeli'nde münâsib mahallerde, iktizâsına göre bin altışar yüz yâhûd nısfı olan sekizer yüz nefer tertîb ve taʿlîm olunmak üzere evvel emirde Levend Çiftliği'ne tahsîs olunan neferât tetmîm ve mesârıfı tanzîm ile tahkīk olunup, kusûrunun mesârıfı dahi bi'l-mukāyese maʿlûm oldukda, [Ü2 133a] îrâdı bulunup tahsîs ve baʿdehû taşralarda asker tertîb ve ekalli on iki bine iblâğından sonra îrâdı bulunursa, dahi ziyâde tertîb olunmak ve taşralardan tertîb olundukça taʿlîm ve teʿallüm içün Levend Çiftliği'nden lüzûmu kadar muʿallimler irsâl olunmak ve zîrde defter-gûne tertîb olunduğu üzere bin altı yüz iki nefer neferât ve zâbitândan ʿibâret on iki bölük olarak bir orta [Ü1 124b] iʿtibâr ve Ocak Ağası'ndan mâʿadâ mezkûr orta içün erbâb-ı istihkākdan Bin-başı ve Kethudâ\nve Ağa-yı Yemîn ü Yesâr olmak üzere beşyüz-başılar ve mülâzımlar ve Topçu-başı ve Arabacı-başı ve Cebeci-başı ve her birinin başka başka çavuşları ve Bölük-başı ve sâyir zâbitânı taʿyîn ve her bölüğe ikişer Sakā tertîb ve libâsda çaprast ve kamçı ile temyîz olunmak ve her bölüğe altışar Kara-kullukçu tertîb ve bunların temeyyüzü çaprast ile olup, esâmîleri neferât esâmîsiyle müsâvî ve kendüleri Mülâzım hükmünde Kara-kullukçuluk'dan olmak ve neferât-ı mezbûre evkāt-i hamseyi cemâʿat ile edâ ve Birgili Risâlesi ve ʿavâma lâzım olacak derecelerde mesâyil-i dîniyye taʿlîmi zımnında muvazzaf imâmlar taʿyîni lâzım olmağla, on iki bölüğün her birine zîrde mezkûr vazîfe ve taʿyîn ile birer İmâm nasb olunmak ve Bin-başı maʿa-zâbitân bin altı yüz iki neferden ʿibâret olan on iki bölüğün zâbitânı ve Beşyüz-başı hükmünde olan Ağa-yı Yemîn ü Yesâr, yedi yüz seksan yedi neferden ʿibâret olan altı bölüğün ve Yüz-başı, yüz otuz neferden ʿibâret olan bir bölüğün Zâbit'i olmak ve zîrde mezkûr olduğu üzere zâbitâna tîmârlar hâsılâtından meʿâş tertîb ve neferâta dahi yevmiyye [Ü2 133b] tevcîh ve nân-ı ʿazîz taʿyînâtları aynen verilüp, bedel-i lahm ve katık-behâları ʿulûfeleriyle mâh-be-mâh Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden verilecek olup, ancak mîrî kāʿidesince ayın biri yirmi dokuz ve biri otuz hisâbıyla ʿulûfeleri verildiği hâlde, müceddeden yazılacak asker, mîrî kāʿidesin bilmeyüp: “Mevâcib bir ay temâm ve bir ay nâkıs veriliyor\" deyü şevklerine fütûr ʿârız olacağı, vâridât-ı hâtırdan olmağla, bu ihtimâli defʿ içün el-yevm tertîb olununan yevmiyye ve taʿyînât [Ü1 125a] -behâlarına ikişer üçer akça ziyâde verilecek iken, beher mâh otuz günlük hisâb ve aylık sûretiyle verilmek içün şimdiki mikdâra iblâğ ve tertîb olunmağla, ber-minvâl-i muharrer mâh-be-mâh ʿulûfe ve taʿyînât-behâları aylık iʿtibârıyla otuz günlük hisâb ve iʿtâ olunmak ve sâlifü'z-zikr yevmiyyelü nefere rûz-i Hızır'da bir takım kisve ve bir yemenî ve bir cizme, tîmârlar hâsılâtından olarak Îrâd-ı Cedîd tarafından ve eslihaları dahi cânib-i mîrîden iʿtâ olunmak ve neferâtdan biri Zâbit oldukda, levni ve nevʿi maʿlûm olmak içün bir takım libâs verilüp, hîn-i iktizâda kendü meʿâşından\nlibâsını tecdîd etmek ve ibtidâ bir kimesne tüfeng-endâz neferi olup, baʿdehû yoluyla eskiyerek On-başı ve baʿdehû Çavuş ve baʿdehû ʿAlemdâr ve Mülâzım ve Bölük-başı ve baʿdehû Mülâzım Ağa ve dahi sonra bölük-i evvelde ise Beşyüz-başı hükmünde olan Ağa-yı Yemîn ve bölük-i sânîde ise Ağa-yı Yesâr olup, beʿdehû Kethudâ ve baʿdehû Bin-başı olmak ve Ocak Ağalığı münhall oldukda, yine Kapucu-başılardan münâsib biri nasb ve yâhûd bin [Ü2 134a] -başıların ʿâkıl ve kâr-güzâr ve sadâkat-kârlarından birine Kapucu-başılık verilüp tevcîh olunmak ve tertîb üzere yolu işlemesi eskilik iʿtibârıyla olup, ancak fenninde mehâreti yoğise, aşağıdan erbâb-ı istiʿdâdın takdîmi câyiz olmak ve bir kimse Topçu neferi olup, baʿdehû eskiyerek Top Halîfesi ve ustası ve baʿdehû Çavuş ve baʿdehû Topçu-başı olmak, kezâlik bir kimesne Top ʿArabacısı olup, baʿdehû ʿArabacı Halîfesi ve Çavuş ve ʿArabacı-başı olmak, kezâlik ibtidâ bir kimesne Cebeci Kara-kullukçusu ve baʿdehû nefer ve baʿdehû yoluyla eskiyerek Çavuş ve baʿdehû Cebeci-başı olmak, kezâlik ibtidâ bir kimesne Sûrnâzen [Ü1 125b] ve Tablzen oldukda, eskiyerek yoluyla kangı tarafda ise Mülâzım ve baʿdehû Sûrnâzen ve yâhûd Tablzen ve sonra Mehter-başı olmak ve bunların cümlesi vech-i meşrûh üzere yoluyla eskiyerek terfîʿ olunup, mehâreti yoğise aşağıda bulunan müstaʿiddi takdîm olunmak ve istiʿdâdda müsâvât bulunur ise, eskilik sebeb-i tercîh olmak ve on iki bölüğün her birine birer top verilüp, leyl ü nehâr kışlalarında mevcûd ve taʿlîm ve teʿallüm ile meşgûl olup, zâbitlerine itâʿat eylemek ve neferâtdan biri kabâhat eyledikde, töhmetine göre teʾdîb ve eğer Zâbit'ine ve yâhûd birbirine silâh çekerler ise, iktizâsına göre teʾdîbleri icrâ olunmak ve bir müddet rızâsıyla Ocak'da hıdmet edüp baʿdehû firâr eylerse, beher hâl buldurulup teʾdîb oluna. Ve senede bir defʿa rûz-i Hızır'da vilâyeti karîb mahalde ise, altı mâh kadar ve baʿîd mahalde ise sekiz mâh kadar sılaya gidüp, sâyir işini görüp, yine Kışla'sına gelmek [Ü2 134b] üzere beş neferde birine münâvebeten izin verilmek câyiz olup, izni müddeti hitâmından evvelce ʿavdet eylemek şartıyla Nâzır ve Ağa'nın imzâ ve mühürleri ve Kâtib'in hattıyla müddeti musarrah izin tezkiresi verilmek ve tezkire ve sâyir husûs içün bir pâre alınmamak ve meʾzûnen gidenlerin müddet-i muʿayyeneleri inkızâsında gelmeyenler ve sıla behânesiyle gidüp bi'l-külliyye ʿavdet eylemeyenler, bilâ-ihmâl kışlalarına ihzâr ve teʾdîbleri icrâ olunmak ve meʾzûnen gidüp vaktiyle Ocağ'a gelenlerin güzeşte yevmiyyeleri temâmen kendülerine iʿtâ olunmak ve bu sûretde maʿa-zâbitân bin altı yüz iki neferden ʿibâret olan Bin-başı askerinin hazar vaktinde meʾzûnlarından mâ-ʿadâsı mevcûd bulunup, [Ü1 126a] beşde birden ziyâdeye\nsılaya ruhsat verilmeye. Ruhsat ile bir neferi nâkıs olursa, Bin-başı ve Beşyüz-başı ve Yüz-başı ve On-başı te'dîb olunalar. Ve bu ruhsat hazara mahsûs olup, seferde hastalardan mâ-ʿadâ cümlesi sefere ve me'mûr oldukları mahallere eşmek ve sayf ü şitâ Serdâr-ı ekrem ve Ser-asker maʿiyyetleriyle me'mûr oldukları mahallerde bulunalar. Ve Ağa ve kethudâlarından gayri zâbitânın dahi hazarda sıla-i rahm eylemelerine cevâz olup, ancak neferât münâvebesi gibi olmayup, bunlara üç müddet taʿyîn oluna. Ve inkızây-ı müddetde gelmezler ise, cebren getürdilmek ve sâlifü'l-beyân zâbitân ve neferâtdan biri Ocağ'a girdiği târîhden üç sene murûrunda ticaret ve yâhûd memleketinde çift peydâ edüp, zirâʿate iştigāl etmek ve yâhûd vilâyetinde mevrûsu vefât edüp, tarlaları [Ü2 135a] ve yetîmleri kalup, idarelerine kādir akrıbâsı olmayarak, kendünün bi'n-nefs gitmesi iktizâ etmek misillü maslahatla dirliğinden geçüp, Ocağ'ı terk murâd ederse, Ocağ'a duhûl edeli ʿulûfe ve taʿyînât ve kisveden her ne almış ise ba'de'l-hisâb istirdâd olundukdan sonra, Ağa ve Nâzır ve zâbitânın icâzetiyle Ocak'dan ihracına müsâʿade câ'iz ola. Ve zâbitândan ruhsat verilmek iktizâ edenleri ve gerek ba'de'l-izn müddeti hitâmında gelmeyenleri ve dirliğinden geçüp, ʿulûfe ve sâyir me'hûzâtını redd ile icâzet verilanleri nâzırları bâ-takrîr Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde ve ol vechile muktezâsı icrâ oluna. Ve hazarda hıdmeti geçerek meʿâşa mutasarrıf ihtiyâr ve ʿalîllerin mutasarrıf oldukları meʿâşın sülüsü ile yine tîmârlar hâsılâtından verilmek üzere bâ-berât tekāʿüdlük tevcîh olunmak ve seferde [Ü1 126b] mecrûh ve ʿamelden sâkıt olduğu, cerhi iltiyâmından sonra tehakkuk ederse, meʿâşının nısfıyla ve yâhûd cerh ve istihkākına göre dahi ziyâcedesiyle tekāʿüdlük câyiz olmak ve yevmiyyelü neferâtdan biri vakt-i hazarda ihtiyâr ve ʿalîl olursa, yevmiyye ve taʿyînât-behâsının nısfıyla ve eğer vakt-i seferde mecrûh olup, ba'de'l-iltiyâm ʿamelden sukūtu zâhir olursa, temâm-ı yevmiyye ve taʿyînât-behâsıyla yâhûd cerh ve istihkākına nazaran dahi ziyâdesiyle tekāʿüdlük tevcîhi câyiz ola. Ve meʿâşa mutasarrıf zâbitânın hîn-i me'mûriyyetlerinde devâbb ü mevâşîlerini kendüleri ru'yet edüp, fekat taʿyînâtı mîrîden verilmek ve Topçu ve ʿArabacı ocağları [Ü2 135b] gibi Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle işbu Ocağ'ın bi'l-cümle ricâl ve zâbitânı intihâb ve şurût mûcebince tertîb ve nasb olunmak ve Ocağ'a dâ'ir ʿarzları Ağa ve Nâzır berâber temhîr ve ikisinin mühürleri\ncemʿ olmadıkça ʿarza iʿtibâr olunmamak ve bu makūle ʿarzlar Ocak kâtibleri maʿrifetiyle yazılup, ʿarz içün bir akça alınmaya. Ve bi'l-cümle umûrun ruʾyetinde Nâzır müstakıll olup, cemîʿ-i umûr-ı Ocak, Nâzır ile Ağa'ya tefvîz olunmak ve zabt-ı neferât, Ağa'nın ve idare-i umûr-ı mevacib ve mesârıf, Kâtib maʿrifetiyle Nâzır'ın yedinde olmak ve yevmiyyelüye mikdâr-ı kifâye ve meʿâşluya dahi tertîb olunduğuna göre seferde beher-yevm ol mikdâr nân-ı ʿazîz verilüp, hazarda meʿâşluya mikdâr-ı kifâye verilmek ve beher çift nân iki yüz dirhem olmak ve hazar u seferde kışlaklarında kandîl ve mûm ve matbah ve sobalar içün hatab, kezâlik tîmâr hâsılâtından olarak Îrâd-ı Cedîd'den verilmek ve neferlik yevmiyyesi nihâyetü'n-nihâye yirmi-yirmi beş yaşına tecavüz etmamiş tüvânâ [Ü1 127a] yiğitlere hüsn-i rızâlarıyla tevcîh oluna. Ve hadîsü's-sinn olanların tahrîri dahi câyiz ola. Ve bunlara yol ve erkân tahsîs olunup, zâbitlerine tîmârlar hâsılâtından meʿâş ve neferâta külliyyetlü yevmiyye ve taʿyînât-behâ tevcîhi ve tekāʿüdlüklerine bu vechile riʿâyet olunması ʿale'd-devâm kışlaklarında ve meʾmûr oldukları mahallerde mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile sanâyiʿ-i harbiyyeyi bi-kemâlihâ tahsîl eylemek ve cümlesi saff-ı vâhid hükmüne girmek ve seferde ber-vech-i muharrer [Ü2 136a] Serdâr-ı ekrem ve ser-askerler maʿiyyetlerine ve kılâʿ-ı Hâkāniyye muhâfazasına taʿyîn olunduklarında, metânet ü şecâʿat ve harb ü darb ve muhâfaza husûslarına ihtimâm etmek ve sayf ü şitâ bir neferi noksân bulunmamak irâdesine mebnî olup, hîn-i tahrîrlerinde kemâl-i tekayyüd ile teʿahhüd ve kefâlete bağlanup; on-başılar, neferâtına ve yüz-başılar, on-başılara ve beşyüz-başılar, yüz-başılara ve Bin-başı, beşyüz-başılara ve ağaları dahi bin-başılara kefîl olmak sûretiyle râbıtaya bend olundukdan sonra, hılâf-ı nizâm her kimde tekâsül zuhûr ederse, derhâl teʾdîbleri icrâ oluna. Ve bin-başılar ve zâbitân-ı sâyire yevmiyyeli neferâtı hıdmetkâr etmeyüp, âhardan hıdmetkâr kullanılmak ve hıdmetkâr kisvesi, neferât kisvesi gibi olmayup, fekat barata geymek ve Levend Çiftliği'nde tertîb olunacak neferât mâddesi hitâm buldukdan sonra, mukāyese ile îrâdı bulunarak taşralarda asker tertîbi iktizâ eyledikde, Anadolu'nun baʿzı münâsib eyâletinde vülât maʿiyyetlerinde ve Çapâr-zâde ve Maʿden misillü mahallerde ve Rumeli'de dahi Levend Çiftliği gibi mahsûs olarak Çorlu ve Silivri ve Edirne havâlîsinde emlâk-ı hümâyûn olan baʿzı çiftlik ve bağçe misillü mahallerde ve münâsib olan Vâlî maʿiyyetinde tertîbi husûsu [Ü1 127b] yine meclis ʿakdiyle müzâkere ve ne mikdar neferât tahrîr ve ne mahallerde tertîbi lâzım gelürse, tahsîs-i\nîrâd olunarak karâr verildikden sonra tertîb ve husûs-ı merkūm karâr buluncaya dek muktezî ve hayırlu şurût u kuyûd bi'l-istîzân ʿilâve vü tezyîl olunmak ve Ocak-ı mezbûr, Bostâniyân-ı Hâssa Ocağı'na mülhak [Ü2 136b] olduğundan, Ağa nasb olunan kimse Bostâncı-başı Ağa'ya dahi varup, mülâkāt etmek ve eyyâm-ı ʿîdde Bostâncı-başı Ağa'ya varup, muʿâyede eyleye. Ve Ocak-ı mezbûrun ağavât ve zâbitân ve neferâtına meʿâş ve yevmiyye ve taʿyînât-behâ tertîbinden merâm, tertîb olun bir ortanın bin altı yüz iki nefer zâbitân ve neferâtı mükemmel olup, lede'l-iktizâ bir mahalle me'mûriyyetlerinde temâmen varup, hidmetde bulunmaları maslahatına mebnî olup, tertîbe göre neferâtı tekmîl etmezler ise yâhûd baʿzı sebebe binâʾen şurût-ı nizâmlarına muhıll harekete tesaddî ederler ise, ol vechile yalnız iki-üç yüz nefer içün bu kadar zâbitân meʿâşı bî-hûde olmağla, Ağa ve Kâtib ve zâbitânın meʿâşları katʿ ile sûret-i uhrâya ifrâğı câyiz ola. Ve zâbitân ve neferâtın hazarda ʿamâmeleri barata olup, seferde baratanın istiʿmâli meşakkati mûcib ve ʿale'l-husûs muhârebede ve şedîd rûzgârda idâresi müşkil olmağla, seferde barataya bedel, yek-şıkk münâsib bir gûne ʿamâme verilüp, anı geymeleri câyiz ola.\n\nVe zâbitân ve neferâtdan harc-ı Kalem mutâlebe olunmamak [Ü2 137a] içün o makūlelerin meʿâş ve yevmiyyeleri tevcîhinde Ru'ûs ve Piyâde kalemlerine kayd ve ru'ûs ve tezkireleri tahrîr ve mâh-be-mâh mevâcibleri iʿtâ olunmak içün Kalem-i mezkûrdan icmâli verilüp, senedât ve icmâl harcı olarak Ru’ûs ve Piyâde kalemlerine bin altı yüz iki neferden ʿibâret bir orta içün şehriyye yüz guruş harc-ı Kalem [Ü1 128a] icmâle idhâl olunup, askerden Kalem harcı mutâlebe olunmamak ve neferât-ı merkūme Âsitâne'de oldukça, ʿulûfe ve taʿyînât-behâları mâh-be-mâh Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden verilegelüp, lâkin bir mahalle me'mûr olduklarında, nân-ı ʿazîz ve şaʿîr ve saman cânib-i mîrîden verilüp, ʿulûfe ve taʿyînât-behâları yine mâh-be-mâh iʿtâ ve Kalem ile hisâbı ruʾyet ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden mikdâr-ı kifâye ʿale'l-hisâb akça verilmek ve Ocak Ağası ve Kâtibi zîrde mastûr zâbitân ve neferâtdan müfrez olmağla, kaç orta ziyâde olursa dahi bunların zîr-i idâresinde olmak ve bir nefer Ocak Ağası'na meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî on iki bin guruş ve yevmiyye yirmi çift ve hademe-i çiftliğe elli çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Ocak Kâtibi'ne senevî dört bin guruş ve yevmiyye yedi çift nân-ı ʿazîz ve iki nefer Kâtib Yamağı'nın her birine senevî biner guruş ve yevmiyye ikişer çift nân-ı ʿazîz ve iki nefer neferât kâtiblerinin her birine senevî beşer yüz\nguruş ve yevmiyye ikişer çift nân verile. Ve zîrde mastûr bir ortadan ibâret olan on iki bölüğün zâbitlerinin tertîbi, bir nefer Bin-başı'ya meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî dört bin guruş ve yevmiyye on çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Kethudâ'ya senevî bin iki yüz elli guruş ve yevmiyye beş çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Topçu-başı'ya senevî bin guruş ve yevmiyye dört çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Topçu Çavuşu'na senevî beş yüz guruş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer ʿArabacı-başı'ya senevî sekiz yüz guruş ve yevmiyye dört çift nân-ı ʿazîz [Ü2 137b] ve bir nefer ʿArabacı Çavuşu'na senevî dört yüz guruş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Cebeci-başı'ya senevî beş yüz [Ü1 128b] guruş meʿâş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Cebeci Çavuşu'na senevî üç yüz guruş meʿâş ve yevmiyye iki çift nân ve sekiz ʿaded cebe-hâneci neferâtının her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve iki nefer Cebeci Kara-kullukçusu'nun her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve beher bölüğe birer nefer İmâm'dan on iki İmâm'ın her birine seksanar akça vazîfe maʿa-taʿyîn-behâ ve bir nefer Mehter-başı'ya meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî altı yüz guruş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve birer nefer Ser-sûrnâzen ve Ser-tablzen ve Ser-zilzen ve Ser-nakkārezen'den her birine doksanar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve bunların birer nefer mülâzımlarına yetmiş sekizer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ tahsîs oluna. Ve ber-vech-i muharrer bir ortadan ʿibâret olan on iki bölüğün tertîbi; Beşeryüz-başı olan Ağa-yı Yemîn ü Yesâr'ın her birine maʿa-taʿyîn-behâ senevî biner guruş ve yevmiyye dörder çift nân ve iki nefer mülâzımların her birine maʿa-taʿyîn-behâ senevî yedi yüz ellişer guruş meʿâş ve yevmiyye üçer çift nân ve on iki nefer bölük-başıların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî beşer yüz guruş ve yevmiyye üçer çift nân ve yirmi dört nefer mülâzımların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî dörder yüz guruş ve yevmiyye ikişer çift nân-ı ʿazîz ve on iki nefer ʿalemdarların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn [Ü2 138a]-behâ senevî üç yüz ellişer guruş ve yevmiyye ikişer çift nân ve on iki nefer çavuşların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî üçer yüz guruş ve yevmiyye ikişer çift nân ve yüz yirmi nefer on-başıların her birine yetmişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve bin seksan ʿaded neferâtın her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki [Ü1 129a] nefer top ustalarının her birine yetmiş sekizer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki nefer top halîfelerinin her birine altmış altışar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve doksan altı ʿaded Topçu neferâtının her birine elli sekizer akça\nyevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki nefer ʿArabacı halîfelerinin her birine altmış altışar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve altmış ʿArabacı neferâtının her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki nefer Sûrnâzen ve on iki nefer tablzenlerin her birine altmış altışar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve her bölüğe ikişer neferden yirmi dört nefer sakāların her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve her bölüğe altışar neferden yetmiş iki nefer kara-kullukçuların her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ verile. Ocak-ı mezbûrda olan meʿâşlu zâbitânın taʿlîm ve sâyir hıdmetde kusûr etmamek şartıyla te'ehhüle tâlib olanlarına ruhsat verilüp, lâkin neferâtın ʿale'd-devâm kışlalarında kıyâm eylemeleriyçün mücerred olmaları lâzım olmağla, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince mâdde-i merkūme işbu kānûn-nâme-i hümâyûna zeyl olundu.",
          "caption": "Beyân-ı şurût-ı asker-i muʿallem-i Bostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_162.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı şurût-ı asker-i muʿallem-i Bostâniyân",
          "text": "[Ü1 124a] Muʿallem ve müretteb askerde bedâhet-i ʿakl ile sâbit olan fevâyid ü menâfiʿ, kirâren ve mirâren kalem-i nâdire-güftâr ile sahîfe-zîb-i cerîde-i vekāyiʿ olup, bu esnâda Levend Çiftliği'nde tertîbine şurûʿ olunan muʿallem askerin müstakıll Ocak olmasına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk edüp, esâs-ı nizâma şu vechile istihkâm verildi ki, Devlet-i ʿaliyye'nin kavânîn-i kadîmesinden hâric olmamak içün işbu asker, kadîm-i Ocak olan Bostâniyân-ı hâssa'ya mülhak olarak Bostâncı Tüfengçisi Ocağı ıtlâk olunup, ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir Nâzır ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından bir Ağa nasb ve cümle umûr u husûsları bunların maʿrifetleriyle bi'l-ittifâk ru'yet olunmak ve hâcegândan bir Kâtib ve iki Kâtib Yamağı ve iki nefer Neferât Kâtibi taʿyîn kılınmak ve bu muʿallem askerin ekalli on iki bine iblâğ olunması, Devlet-i ʿaliyye'nin muktezây-ı maslahatından olmağla, zîrde beyân olunduğu vech üzere maʿa-zâbitân bin altı yüz iki nefer Bostâncı Tüfengçisi, Levend Çiftliği'nde ve mâʿadâsı Anadolu ve Rumeli'nde münâsib mahallerde, iktizâsına göre bin altışar yüz yâhûd nısfı olan sekizer yüz nefer tertîb ve taʿlîm olunmak üzere evvel emirde Levend Çiftliği'ne tahsîs olunan neferât tetmîm ve mesârıfı tanzîm ile tahkīk olunup, kusûrunun mesârıfı dahi bi'l-mukāyese maʿlûm oldukda, [Ü2 133a] îrâdı bulunup tahsîs ve baʿdehû taşralarda asker tertîb ve ekalli on iki bine iblâğından sonra îrâdı bulunursa, dahi ziyâde tertîb olunmak ve taşralardan tertîb olundukça taʿlîm ve teʿallüm içün Levend Çiftliği'nden lüzûmu kadar muʿallimler irsâl olunmak ve zîrde defter-gûne tertîb olunduğu üzere bin altı yüz iki nefer neferât ve zâbitândan ʿibâret on iki bölük olarak bir orta [Ü1 124b] iʿtibâr ve Ocak Ağası'ndan mâʿadâ mezkûr orta içün erbâb-ı istihkākdan Bin-başı ve Kethudâ\nve Ağa-yı Yemîn ü Yesâr olmak üzere beşyüz-başılar ve mülâzımlar ve Topçu-başı ve Arabacı-başı ve Cebeci-başı ve her birinin başka başka çavuşları ve Bölük-başı ve sâyir zâbitânı taʿyîn ve her bölüğe ikişer Sakā tertîb ve libâsda çaprast ve kamçı ile temyîz olunmak ve her bölüğe altışar Kara-kullukçu tertîb ve bunların temeyyüzü çaprast ile olup, esâmîleri neferât esâmîsiyle müsâvî ve kendüleri Mülâzım hükmünde Kara-kullukçuluk'dan olmak ve neferât-ı mezbûre evkāt-i hamseyi cemâʿat ile edâ ve Birgili Risâlesi ve ʿavâma lâzım olacak derecelerde mesâyil-i dîniyye taʿlîmi zımnında muvazzaf imâmlar taʿyîni lâzım olmağla, on iki bölüğün her birine zîrde mezkûr vazîfe ve taʿyîn ile birer İmâm nasb olunmak ve Bin-başı maʿa-zâbitân bin altı yüz iki neferden ʿibâret olan on iki bölüğün zâbitânı ve Beşyüz-başı hükmünde olan Ağa-yı Yemîn ü Yesâr, yedi yüz seksan yedi neferden ʿibâret olan altı bölüğün ve Yüz-başı, yüz otuz neferden ʿibâret olan bir bölüğün Zâbit'i olmak ve zîrde mezkûr olduğu üzere zâbitâna tîmârlar hâsılâtından meʿâş tertîb ve neferâta dahi yevmiyye [Ü2 133b] tevcîh ve nân-ı ʿazîz taʿyînâtları aynen verilüp, bedel-i lahm ve katık-behâları ʿulûfeleriyle mâh-be-mâh Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden verilecek olup, ancak mîrî kāʿidesince ayın biri yirmi dokuz ve biri otuz hisâbıyla ʿulûfeleri verildiği hâlde, müceddeden yazılacak asker, mîrî kāʿidesin bilmeyüp: “Mevâcib bir ay temâm ve bir ay nâkıs veriliyor\" deyü şevklerine fütûr ʿârız olacağı, vâridât-ı hâtırdan olmağla, bu ihtimâli defʿ içün el-yevm tertîb olununan yevmiyye ve taʿyînât [Ü1 125a] -behâlarına ikişer üçer akça ziyâde verilecek iken, beher mâh otuz günlük hisâb ve aylık sûretiyle verilmek içün şimdiki mikdâra iblâğ ve tertîb olunmağla, ber-minvâl-i muharrer mâh-be-mâh ʿulûfe ve taʿyînât-behâları aylık iʿtibârıyla otuz günlük hisâb ve iʿtâ olunmak ve sâlifü'z-zikr yevmiyyelü nefere rûz-i Hızır'da bir takım kisve ve bir yemenî ve bir cizme, tîmârlar hâsılâtından olarak Îrâd-ı Cedîd tarafından ve eslihaları dahi cânib-i mîrîden iʿtâ olunmak ve neferâtdan biri Zâbit oldukda, levni ve nevʿi maʿlûm olmak içün bir takım libâs verilüp, hîn-i iktizâda kendü meʿâşından\nlibâsını tecdîd etmek ve ibtidâ bir kimesne tüfeng-endâz neferi olup, baʿdehû yoluyla eskiyerek On-başı ve baʿdehû Çavuş ve baʿdehû ʿAlemdâr ve Mülâzım ve Bölük-başı ve baʿdehû Mülâzım Ağa ve dahi sonra bölük-i evvelde ise Beşyüz-başı hükmünde olan Ağa-yı Yemîn ve bölük-i sânîde ise Ağa-yı Yesâr olup, beʿdehû Kethudâ ve baʿdehû Bin-başı olmak ve Ocak Ağalığı münhall oldukda, yine Kapucu-başılardan münâsib biri nasb ve yâhûd bin [Ü2 134a] -başıların ʿâkıl ve kâr-güzâr ve sadâkat-kârlarından birine Kapucu-başılık verilüp tevcîh olunmak ve tertîb üzere yolu işlemesi eskilik iʿtibârıyla olup, ancak fenninde mehâreti yoğise, aşağıdan erbâb-ı istiʿdâdın takdîmi câyiz olmak ve bir kimse Topçu neferi olup, baʿdehû eskiyerek Top Halîfesi ve ustası ve baʿdehû Çavuş ve baʿdehû Topçu-başı olmak, kezâlik bir kimesne Top ʿArabacısı olup, baʿdehû ʿArabacı Halîfesi ve Çavuş ve ʿArabacı-başı olmak, kezâlik ibtidâ bir kimesne Cebeci Kara-kullukçusu ve baʿdehû nefer ve baʿdehû yoluyla eskiyerek Çavuş ve baʿdehû Cebeci-başı olmak, kezâlik ibtidâ bir kimesne Sûrnâzen [Ü1 125b] ve Tablzen oldukda, eskiyerek yoluyla kangı tarafda ise Mülâzım ve baʿdehû Sûrnâzen ve yâhûd Tablzen ve sonra Mehter-başı olmak ve bunların cümlesi vech-i meşrûh üzere yoluyla eskiyerek terfîʿ olunup, mehâreti yoğise aşağıda bulunan müstaʿiddi takdîm olunmak ve istiʿdâdda müsâvât bulunur ise, eskilik sebeb-i tercîh olmak ve on iki bölüğün her birine birer top verilüp, leyl ü nehâr kışlalarında mevcûd ve taʿlîm ve teʿallüm ile meşgûl olup, zâbitlerine itâʿat eylemek ve neferâtdan biri kabâhat eyledikde, töhmetine göre teʾdîb ve eğer Zâbit'ine ve yâhûd birbirine silâh çekerler ise, iktizâsına göre teʾdîbleri icrâ olunmak ve bir müddet rızâsıyla Ocak'da hıdmet edüp baʿdehû firâr eylerse, beher hâl buldurulup teʾdîb oluna. Ve senede bir defʿa rûz-i Hızır'da vilâyeti karîb mahalde ise, altı mâh kadar ve baʿîd mahalde ise sekiz mâh kadar sılaya gidüp, sâyir işini görüp, yine Kışla'sına gelmek [Ü2 134b] üzere beş neferde birine münâvebeten izin verilmek câyiz olup, izni müddeti hitâmından evvelce ʿavdet eylemek şartıyla Nâzır ve Ağa'nın imzâ ve mühürleri ve Kâtib'in hattıyla müddeti musarrah izin tezkiresi verilmek ve tezkire ve sâyir husûs içün bir pâre alınmamak ve meʾzûnen gidenlerin müddet-i muʿayyeneleri inkızâsında gelmeyenler ve sıla behânesiyle gidüp bi'l-külliyye ʿavdet eylemeyenler, bilâ-ihmâl kışlalarına ihzâr ve teʾdîbleri icrâ olunmak ve meʾzûnen gidüp vaktiyle Ocağ'a gelenlerin güzeşte yevmiyyeleri temâmen kendülerine iʿtâ olunmak ve bu sûretde maʿa-zâbitân bin altı yüz iki neferden ʿibâret olan Bin-başı askerinin hazar vaktinde meʾzûnlarından mâ-ʿadâsı mevcûd bulunup, [Ü1 126a] beşde birden ziyâdeye\nsılaya ruhsat verilmeye. Ruhsat ile bir neferi nâkıs olursa, Bin-başı ve Beşyüz-başı ve Yüz-başı ve On-başı te'dîb olunalar. Ve bu ruhsat hazara mahsûs olup, seferde hastalardan mâ-ʿadâ cümlesi sefere ve me'mûr oldukları mahallere eşmek ve sayf ü şitâ Serdâr-ı ekrem ve Ser-asker maʿiyyetleriyle me'mûr oldukları mahallerde bulunalar. Ve Ağa ve kethudâlarından gayri zâbitânın dahi hazarda sıla-i rahm eylemelerine cevâz olup, ancak neferât münâvebesi gibi olmayup, bunlara üç müddet taʿyîn oluna. Ve inkızây-ı müddetde gelmezler ise, cebren getürdilmek ve sâlifü'l-beyân zâbitân ve neferâtdan biri Ocağ'a girdiği târîhden üç sene murûrunda ticaret ve yâhûd memleketinde çift peydâ edüp, zirâʿate iştigāl etmek ve yâhûd vilâyetinde mevrûsu vefât edüp, tarlaları [Ü2 135a] ve yetîmleri kalup, idarelerine kādir akrıbâsı olmayarak, kendünün bi'n-nefs gitmesi iktizâ etmek misillü maslahatla dirliğinden geçüp, Ocağ'ı terk murâd ederse, Ocağ'a duhûl edeli ʿulûfe ve taʿyînât ve kisveden her ne almış ise ba'de'l-hisâb istirdâd olundukdan sonra, Ağa ve Nâzır ve zâbitânın icâzetiyle Ocak'dan ihracına müsâʿade câ'iz ola. Ve zâbitândan ruhsat verilmek iktizâ edenleri ve gerek ba'de'l-izn müddeti hitâmında gelmeyenleri ve dirliğinden geçüp, ʿulûfe ve sâyir me'hûzâtını redd ile icâzet verilanleri nâzırları bâ-takrîr Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde ve ol vechile muktezâsı icrâ oluna. Ve hazarda hıdmeti geçerek meʿâşa mutasarrıf ihtiyâr ve ʿalîllerin mutasarrıf oldukları meʿâşın sülüsü ile yine tîmârlar hâsılâtından verilmek üzere bâ-berât tekāʿüdlük tevcîh olunmak ve seferde [Ü1 126b] mecrûh ve ʿamelden sâkıt olduğu, cerhi iltiyâmından sonra tehakkuk ederse, meʿâşının nısfıyla ve yâhûd cerh ve istihkākına göre dahi ziyâcedesiyle tekāʿüdlük câyiz olmak ve yevmiyyelü neferâtdan biri vakt-i hazarda ihtiyâr ve ʿalîl olursa, yevmiyye ve taʿyînât-behâsının nısfıyla ve eğer vakt-i seferde mecrûh olup, ba'de'l-iltiyâm ʿamelden sukūtu zâhir olursa, temâm-ı yevmiyye ve taʿyînât-behâsıyla yâhûd cerh ve istihkākına nazaran dahi ziyâdesiyle tekāʿüdlük tevcîhi câyiz ola. Ve meʿâşa mutasarrıf zâbitânın hîn-i me'mûriyyetlerinde devâbb ü mevâşîlerini kendüleri ru'yet edüp, fekat taʿyînâtı mîrîden verilmek ve Topçu ve ʿArabacı ocağları [Ü2 135b] gibi Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle işbu Ocağ'ın bi'l-cümle ricâl ve zâbitânı intihâb ve şurût mûcebince tertîb ve nasb olunmak ve Ocağ'a dâ'ir ʿarzları Ağa ve Nâzır berâber temhîr ve ikisinin mühürleri\ncemʿ olmadıkça ʿarza iʿtibâr olunmamak ve bu makūle ʿarzlar Ocak kâtibleri maʿrifetiyle yazılup, ʿarz içün bir akça alınmaya. Ve bi'l-cümle umûrun ruʾyetinde Nâzır müstakıll olup, cemîʿ-i umûr-ı Ocak, Nâzır ile Ağa'ya tefvîz olunmak ve zabt-ı neferât, Ağa'nın ve idare-i umûr-ı mevacib ve mesârıf, Kâtib maʿrifetiyle Nâzır'ın yedinde olmak ve yevmiyyelüye mikdâr-ı kifâye ve meʿâşluya dahi tertîb olunduğuna göre seferde beher-yevm ol mikdâr nân-ı ʿazîz verilüp, hazarda meʿâşluya mikdâr-ı kifâye verilmek ve beher çift nân iki yüz dirhem olmak ve hazar u seferde kışlaklarında kandîl ve mûm ve matbah ve sobalar içün hatab, kezâlik tîmâr hâsılâtından olarak Îrâd-ı Cedîd'den verilmek ve neferlik yevmiyyesi nihâyetü'n-nihâye yirmi-yirmi beş yaşına tecavüz etmamiş tüvânâ [Ü1 127a] yiğitlere hüsn-i rızâlarıyla tevcîh oluna. Ve hadîsü's-sinn olanların tahrîri dahi câyiz ola. Ve bunlara yol ve erkân tahsîs olunup, zâbitlerine tîmârlar hâsılâtından meʿâş ve neferâta külliyyetlü yevmiyye ve taʿyînât-behâ tevcîhi ve tekāʿüdlüklerine bu vechile riʿâyet olunması ʿale'd-devâm kışlaklarında ve meʾmûr oldukları mahallerde mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile sanâyiʿ-i harbiyyeyi bi-kemâlihâ tahsîl eylemek ve cümlesi saff-ı vâhid hükmüne girmek ve seferde ber-vech-i muharrer [Ü2 136a] Serdâr-ı ekrem ve ser-askerler maʿiyyetlerine ve kılâʿ-ı Hâkāniyye muhâfazasına taʿyîn olunduklarında, metânet ü şecâʿat ve harb ü darb ve muhâfaza husûslarına ihtimâm etmek ve sayf ü şitâ bir neferi noksân bulunmamak irâdesine mebnî olup, hîn-i tahrîrlerinde kemâl-i tekayyüd ile teʿahhüd ve kefâlete bağlanup; on-başılar, neferâtına ve yüz-başılar, on-başılara ve beşyüz-başılar, yüz-başılara ve Bin-başı, beşyüz-başılara ve ağaları dahi bin-başılara kefîl olmak sûretiyle râbıtaya bend olundukdan sonra, hılâf-ı nizâm her kimde tekâsül zuhûr ederse, derhâl teʾdîbleri icrâ oluna. Ve bin-başılar ve zâbitân-ı sâyire yevmiyyeli neferâtı hıdmetkâr etmeyüp, âhardan hıdmetkâr kullanılmak ve hıdmetkâr kisvesi, neferât kisvesi gibi olmayup, fekat barata geymek ve Levend Çiftliği'nde tertîb olunacak neferât mâddesi hitâm buldukdan sonra, mukāyese ile îrâdı bulunarak taşralarda asker tertîbi iktizâ eyledikde, Anadolu'nun baʿzı münâsib eyâletinde vülât maʿiyyetlerinde ve Çapâr-zâde ve Maʿden misillü mahallerde ve Rumeli'de dahi Levend Çiftliği gibi mahsûs olarak Çorlu ve Silivri ve Edirne havâlîsinde emlâk-ı hümâyûn olan baʿzı çiftlik ve bağçe misillü mahallerde ve münâsib olan Vâlî maʿiyyetinde tertîbi husûsu [Ü1 127b] yine meclis ʿakdiyle müzâkere ve ne mikdar neferât tahrîr ve ne mahallerde tertîbi lâzım gelürse, tahsîs-i\nîrâd olunarak karâr verildikden sonra tertîb ve husûs-ı merkūm karâr buluncaya dek muktezî ve hayırlu şurût u kuyûd bi'l-istîzân ʿilâve vü tezyîl olunmak ve Ocak-ı mezbûr, Bostâniyân-ı Hâssa Ocağı'na mülhak [Ü2 136b] olduğundan, Ağa nasb olunan kimse Bostâncı-başı Ağa'ya dahi varup, mülâkāt etmek ve eyyâm-ı ʿîdde Bostâncı-başı Ağa'ya varup, muʿâyede eyleye. Ve Ocak-ı mezbûrun ağavât ve zâbitân ve neferâtına meʿâş ve yevmiyye ve taʿyînât-behâ tertîbinden merâm, tertîb olun bir ortanın bin altı yüz iki nefer zâbitân ve neferâtı mükemmel olup, lede'l-iktizâ bir mahalle me'mûriyyetlerinde temâmen varup, hidmetde bulunmaları maslahatına mebnî olup, tertîbe göre neferâtı tekmîl etmezler ise yâhûd baʿzı sebebe binâʾen şurût-ı nizâmlarına muhıll harekete tesaddî ederler ise, ol vechile yalnız iki-üç yüz nefer içün bu kadar zâbitân meʿâşı bî-hûde olmağla, Ağa ve Kâtib ve zâbitânın meʿâşları katʿ ile sûret-i uhrâya ifrâğı câyiz ola. Ve zâbitân ve neferâtın hazarda ʿamâmeleri barata olup, seferde baratanın istiʿmâli meşakkati mûcib ve ʿale'l-husûs muhârebede ve şedîd rûzgârda idâresi müşkil olmağla, seferde barataya bedel, yek-şıkk münâsib bir gûne ʿamâme verilüp, anı geymeleri câyiz ola.\n\nVe zâbitân ve neferâtdan harc-ı Kalem mutâlebe olunmamak [Ü2 137a] içün o makūlelerin meʿâş ve yevmiyyeleri tevcîhinde Ru'ûs ve Piyâde kalemlerine kayd ve ru'ûs ve tezkireleri tahrîr ve mâh-be-mâh mevâcibleri iʿtâ olunmak içün Kalem-i mezkûrdan icmâli verilüp, senedât ve icmâl harcı olarak Ru’ûs ve Piyâde kalemlerine bin altı yüz iki neferden ʿibâret bir orta içün şehriyye yüz guruş harc-ı Kalem [Ü1 128a] icmâle idhâl olunup, askerden Kalem harcı mutâlebe olunmamak ve neferât-ı merkūme Âsitâne'de oldukça, ʿulûfe ve taʿyînât-behâları mâh-be-mâh Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden verilegelüp, lâkin bir mahalle me'mûr olduklarında, nân-ı ʿazîz ve şaʿîr ve saman cânib-i mîrîden verilüp, ʿulûfe ve taʿyînât-behâları yine mâh-be-mâh iʿtâ ve Kalem ile hisâbı ruʾyet ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden mikdâr-ı kifâye ʿale'l-hisâb akça verilmek ve Ocak Ağası ve Kâtibi zîrde mastûr zâbitân ve neferâtdan müfrez olmağla, kaç orta ziyâde olursa dahi bunların zîr-i idâresinde olmak ve bir nefer Ocak Ağası'na meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî on iki bin guruş ve yevmiyye yirmi çift ve hademe-i çiftliğe elli çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Ocak Kâtibi'ne senevî dört bin guruş ve yevmiyye yedi çift nân-ı ʿazîz ve iki nefer Kâtib Yamağı'nın her birine senevî biner guruş ve yevmiyye ikişer çift nân-ı ʿazîz ve iki nefer neferât kâtiblerinin her birine senevî beşer yüz\nguruş ve yevmiyye ikişer çift nân verile. Ve zîrde mastûr bir ortadan ibâret olan on iki bölüğün zâbitlerinin tertîbi, bir nefer Bin-başı'ya meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî dört bin guruş ve yevmiyye on çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Kethudâ'ya senevî bin iki yüz elli guruş ve yevmiyye beş çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Topçu-başı'ya senevî bin guruş ve yevmiyye dört çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Topçu Çavuşu'na senevî beş yüz guruş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer ʿArabacı-başı'ya senevî sekiz yüz guruş ve yevmiyye dört çift nân-ı ʿazîz [Ü2 137b] ve bir nefer ʿArabacı Çavuşu'na senevî dört yüz guruş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Cebeci-başı'ya senevî beş yüz [Ü1 128b] guruş meʿâş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve bir nefer Cebeci Çavuşu'na senevî üç yüz guruş meʿâş ve yevmiyye iki çift nân ve sekiz ʿaded cebe-hâneci neferâtının her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve iki nefer Cebeci Kara-kullukçusu'nun her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve beher bölüğe birer nefer İmâm'dan on iki İmâm'ın her birine seksanar akça vazîfe maʿa-taʿyîn-behâ ve bir nefer Mehter-başı'ya meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî altı yüz guruş ve yevmiyye iki çift nân-ı ʿazîz ve birer nefer Ser-sûrnâzen ve Ser-tablzen ve Ser-zilzen ve Ser-nakkārezen'den her birine doksanar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve bunların birer nefer mülâzımlarına yetmiş sekizer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ tahsîs oluna. Ve ber-vech-i muharrer bir ortadan ʿibâret olan on iki bölüğün tertîbi; Beşeryüz-başı olan Ağa-yı Yemîn ü Yesâr'ın her birine maʿa-taʿyîn-behâ senevî biner guruş ve yevmiyye dörder çift nân ve iki nefer mülâzımların her birine maʿa-taʿyîn-behâ senevî yedi yüz ellişer guruş meʿâş ve yevmiyye üçer çift nân ve on iki nefer bölük-başıların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî beşer yüz guruş ve yevmiyye üçer çift nân ve yirmi dört nefer mülâzımların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî dörder yüz guruş ve yevmiyye ikişer çift nân-ı ʿazîz ve on iki nefer ʿalemdarların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn [Ü2 138a]-behâ senevî üç yüz ellişer guruş ve yevmiyye ikişer çift nân ve on iki nefer çavuşların her birine meʿâş maʿa-taʿyîn-behâ senevî üçer yüz guruş ve yevmiyye ikişer çift nân ve yüz yirmi nefer on-başıların her birine yetmişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve bin seksan ʿaded neferâtın her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki [Ü1 129a] nefer top ustalarının her birine yetmiş sekizer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki nefer top halîfelerinin her birine altmış altışar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve doksan altı ʿaded Topçu neferâtının her birine elli sekizer akça\nyevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki nefer ʿArabacı halîfelerinin her birine altmış altışar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve altmış ʿArabacı neferâtının her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve on iki nefer Sûrnâzen ve on iki nefer tablzenlerin her birine altmış altışar akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve her bölüğe ikişer neferden yirmi dört nefer sakāların her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ ve her bölüğe altışar neferden yetmiş iki nefer kara-kullukçuların her birine ellişer akça yevmiyye maʿa-taʿyîn-behâ verile. Ocak-ı mezbûrda olan meʿâşlu zâbitânın taʿlîm ve sâyir hıdmetde kusûr etmamek şartıyla te'ehhüle tâlib olanlarına ruhsat verilüp, lâkin neferâtın ʿale'd-devâm kışlalarında kıyâm eylemeleriyçün mücerred olmaları lâzım olmağla, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince mâdde-i merkūme işbu kānûn-nâme-i hümâyûna zeyl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bahr-i siyâh Boğazı'nın dâhil ü hâricinde [Ü2 138b] vâkiʿ kılâʿ-ı ʿatîka vü cedîdenin kāʿide-i hendesiyye üzere taʿmîr ü inşâsı ile levâzımını tetmîm ve neferâtını tanzîm, muvâfık-ı hazm ü ihtiyât olduğuna binâʾen, kılâʿ-ı merkūmenin neferât-ı ʿatîkasına beş yüz nefer dahi zamm ve şimdilik bi'l-cümle neferât maʿa-zâbitân bin nefere iblâğ olunmağla, bunların sûret-i istihdâmları dahi bir râbıta-i hasene tahtına idhâl olunmak muktezî olmağla, neferât-ı mezkûrenin emr-i muhâfazada kıyâm ve top u tüfeng atmak sanʿatlarında kesb-i mehâret [Ü1 129b] etmelerine şu vechile kānûn vazʿ olundu ki, zikr olunan Boğaz kalʿaları ve tabyalarında tertîb-i ʿatîk u cedîd üzere mevcûd ve mukîm olan müstahfızân ve Topçuyân neferâtı bi'l-cümle darb ü harbe kādir güclü ve kuvvetlü tüvânâ ve behâdır ve leyl ü nehâr meʾmûr olduğu kalʿalarda kıyâm eder kimselerden olup, senedâtları mûcebince her üç ayda bir kerre müstehakk oldukları ʿulûfeleri Hazîne-i ʿâmire'den kabzına meʾmûra iʿtâ ve mahalline irsâl olundukda, ağaları nezâretiyle ve zâbitleri maʿrifetleriyle tevzîʿ oluna. Ve bunların top u tüfeng atmakda ve kılâʿ ve tabyalarda bulunup, ʿale'd-devâm muhâfaza ile müdâfaʿa-i aʿdâya ikdâm ü ihtimâmda hıdmetleri müsâvî olmağla, sühûlet-i idâre ve iʿmâlleri içün Dizdar ve Kethudâ ve zâbitân-ı sâyireden gayri her on neferden biri Nâzır ve zâbitân-ı sâyire maʿrifetleriyle On-başı tahsîs kılunup, dokuz neferi On-başı'nın zîr-i idâresinde ola. Ve On-başı fevt [Ü2 139a] ve yâhûd tekāʿüd ve yâhûd hılâf-ı kānûn hareketle matrûd oldukda, alt tarafında olan kimse yerine geçüp, hâricden aşağa bir nefer yazılup, neferi dokuza iblâğ oluna. Ve bunların tarîk-ı silsileleri bu vechile yürümek kānûnlarından ola. Ve hidmet-i muhâfazada\nbulunmayup, biri tekâsül üzere harekete cesâret eder ise, yalnız esâmesi refʿiyle iktifâ olunmayup, te'dîb olunacağını ağaları ve on-başıları ʿale'd-devâm ifâdeden hâlî olmayalar. Ve kılâʿ-ı merkūmenin müstahfızânından her gicede dörder müstahfız zâbitleri maʿrifetleriyle nevbet-hânelerine taʿyîn ve cümlesi devr oluncaya dek nevbet-be-nevbet beklemeleri husûsuna ihtimâm ve gice ve gündüz müretteb oldukları kalʿalarda [Ü1 130a] mevcûd olarak beher gice vasatına dek iki neferi ve tâ sabâh dîger iki neferi bekleyerek, gice ile ecânib tarafından sefâyine dâ'ir sevâd zuhûr eylerse, cümleden evvel Rumeli-fenarı Kalʿası tarafından görüleceğine binâ'en, bilâ-tevakkuf nevbetcileri barut kaldırup, hevâ'î fişeng ile dahi işâret ve işbu işâreti hâric-i Boğaz'da vâkiʿ Revâncık Kalʿası'nın Dizdârı ve sâyir müstahfızânı ru'yet eyledikde, ol dahi kezâlik Anadolu-fenarı tarafına işâret ve Anadolu-fenarı, Garîbce Kalʿası'na ve Garîbce Kalʿası dahi Boyraz Lîmânı'na ve ol dahi Rumeli-kavağı Kalʿası'na ve Rumeli-kavağı, Anadolu-kavağı Kalʿası'na ber-vech-i muharrer işâret eyleyeler. Ve fenarlar kalʿalarında ol hînde top fetîli der-dest olarak hâzır u müheyyâ durulup, [Ü2 139b] o makūle sefâyin geçmek murâd ederse, evvel emirde ancak kalʿateynden top atılup, menʿ olundukdan sonra, o misillü sefîne geçmekde ısrâr etdiği hâlde tekrâr top atmak ile iğrâk oluna. Ve eğer güzâr eylemeyüp, “Taş-altı” nâm mahalde ârâm ederse, zikr olunan işârete mebnî bir dürlü gaflet câyiz olmayup, fetîl der-dest hâzır u müheyyâ bulunup, teyakkuz u intibâh ile hıdmet-i lâzimelerin te'diyeye dikkat eyleyeler. Ve müstahfızânın me'mûriyyetleri top u tüfeng atmak olup, nâzırları ve sâyir zâbitleri maʿrifetleriyle bir Onbaşı'yla dokuz neferi topların büyüklüğüne ve küçüklüğüne nazaran bir yâhûd iki yâhûd üç topa taʿyîn olunalar. Ve o topları iʿmâl ve idâre edüp, taʿlîm günü olmayan hâlî vakitlerde dahi topları silüp, kundağının bir ekseri şikest olursa, fi'l-hâl Nâzır'a ihbâr ile taʿmîr etdirmek ve top atmakda iktisâb-ı mehâret ferîza-i zimmetleri olduğu gibi, tüfeng atmakda dahi [Ü1 130b] tahsîl-i kemâl eylemeleri lâzım olup, ʿatîk u cedîd neferâtın cümlesi Levend Çiftliği'nde olan muʿallem asker gibi tüfeng atmak ve cism-i vâhid gibi saff bağlayup, yekden kıyâm u kuʿûd ve ayak almak ve ilerü ve gerü gidüp öteye berüye dönmek ve tüfenglerini defʿaten doldurup, defʿaten atmak vazʿında harekât-ı harbiyyeyi icrâ ve taʿlîm ve teʿallüm eyleyeler. Ve aralık aralık kalʿanın hâric-i sûrunda vâkiʿ meydana çıkup, ber-vech-i muharrer fenn-i tüfeng-endâzîyi vazʿ-ı cedîd üzere icrâ eyleyeler. Hâsılı neferât-ı mezkûre ke'l-evvel fârig\nʿani'l-ʿamel durmayup, nâzırları [Ü2 140a] maʿrifetleriyle şerâyit-i mezkûrenin cümlesini îfâya ihtimâm ve top u tüfeng atmak sanʿatını tahsîle ikdâm eyleyeler. Şurût-ı mezkûrenin hılâfı üzere hareket eden neferât bilâ-ihmâl te'dîb olunalar. Ve dâ'imâ kalʿalardan top ve dâhil ü hâric-i kalʿada tüfeng atdırmak ve mühimmât-ı kılâʿın noksânını haber vermek ve terk-i hidmet edenleri te'dîb ve yerlerine âharları tedârük ve tertîb etmek Kılâʿ Nâzırı'nın vazîfesi olmağla, bu mâddelere kemâl-i sadâkat ile nezâret eyleye. Ve bu husûsların cümlesine nâzırlar her ne kadar dikkat eyleyecekleri melhûz ise dahi, Kapudan Paşa hazretleri Tersâne'de oldukça her on beş günde bir kerre varup, nezâret ve seferber olduklarında vekîlleri olan ümenây-ı Tersâne her on beş günde bir bi'n-nefs nezâret ile işbu nizâm ilâ-mâ-şâ'allâh cârî olup, hılâfına dâ'ir hareket vâkiʿ olmamasına saʿy ü gayret eyleyeler. Ve Nâzır olanlara Ebü'l-feth Sultân Mehmed Hân Gâzî Vakfı fazlasından üç taksît ile iki bin beş yüz guruş meʿâş ve cânib-i mîrîden yevmiyye yirmi çift nân-ı ʿazîz ve dört vakıyye revgan-ı sâde ve dört kıyye ürz ve beş kıyye lahm-ı ganem ve üç keyl şaʿîr taʿyîn oluna. Ve her bir kalʿa [Ü1 131a] dizdârlarına senevî altışar yüz guruş meʿâş tahsîs olunup, bu dizdârlardan Bağdâdcık ve Garîbce ve Poyraz Lîmânı dizdârları ashâb-ı tîmârdan olmağla, anlara meʿâş ve sâyir şey taʿyîn olunmaya. Ve her bir kalʿanın Kethudâsı'na ve Topçu-başısı'na maʿa-nân-behâ seksan altışar akça ve cebe-hânecisine altmış altışar akça ve on-başılarına [Ü2 140b] altmışar akça ve neferâtına elli altışar akça yevmiyye tahsîs olunup, Bağdâdcık Kalʿası'na gayr ez-zâbitân yüz altmış sekiz nefer ve Revâncık Kalʿası'na yetmiş üç nefer ve Rumeli-feneri Kalʿası'na yüz iki nefer ve Garîbce Kalʿası'na yüz kırk beş nefer ve Lîmân-ı Kebîr Kalʿası'na elli dokuz nefer ve Poyraz Lîmânı Kalʿasına yüz altmış iki nefer vazʿ olunup, on-başıları dahi neferâta göre tertîb oluna. Ve bunlardan başka yüz elli akça ile bir Kâtib ve kalʿalarda istihdâm içün elli altışar akça ile on üç nefer kayıkçı ve otuz dokuzar ve birer sülüs akça yevmiyye ile üç nefer Meremmâtcı ve otuz altı akça ile bir nefer râh-ı âbî taʿyîn oluna.",
          "caption": "Zikr-i şurût-ı neferât-ı Kılâʿ-ı sebʿ[a]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_163.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i şurût-ı neferât-ı Kılâʿ-ı sebʿ[a]",
          "text": "Bahr-i siyâh Boğazı'nın dâhil ü hâricinde [Ü2 138b] vâkiʿ kılâʿ-ı ʿatîka vü cedîdenin kāʿide-i hendesiyye üzere taʿmîr ü inşâsı ile levâzımını tetmîm ve neferâtını tanzîm, muvâfık-ı hazm ü ihtiyât olduğuna binâʾen, kılâʿ-ı merkūmenin neferât-ı ʿatîkasına beş yüz nefer dahi zamm ve şimdilik bi'l-cümle neferât maʿa-zâbitân bin nefere iblâğ olunmağla, bunların sûret-i istihdâmları dahi bir râbıta-i hasene tahtına idhâl olunmak muktezî olmağla, neferât-ı mezkûrenin emr-i muhâfazada kıyâm ve top u tüfeng atmak sanʿatlarında kesb-i mehâret [Ü1 129b] etmelerine şu vechile kānûn vazʿ olundu ki, zikr olunan Boğaz kalʿaları ve tabyalarında tertîb-i ʿatîk u cedîd üzere mevcûd ve mukîm olan müstahfızân ve Topçuyân neferâtı bi'l-cümle darb ü harbe kādir güclü ve kuvvetlü tüvânâ ve behâdır ve leyl ü nehâr meʾmûr olduğu kalʿalarda kıyâm eder kimselerden olup, senedâtları mûcebince her üç ayda bir kerre müstehakk oldukları ʿulûfeleri Hazîne-i ʿâmire'den kabzına meʾmûra iʿtâ ve mahalline irsâl olundukda, ağaları nezâretiyle ve zâbitleri maʿrifetleriyle tevzîʿ oluna. Ve bunların top u tüfeng atmakda ve kılâʿ ve tabyalarda bulunup, ʿale'd-devâm muhâfaza ile müdâfaʿa-i aʿdâya ikdâm ü ihtimâmda hıdmetleri müsâvî olmağla, sühûlet-i idâre ve iʿmâlleri içün Dizdar ve Kethudâ ve zâbitân-ı sâyireden gayri her on neferden biri Nâzır ve zâbitân-ı sâyire maʿrifetleriyle On-başı tahsîs kılunup, dokuz neferi On-başı'nın zîr-i idâresinde ola. Ve On-başı fevt [Ü2 139a] ve yâhûd tekāʿüd ve yâhûd hılâf-ı kānûn hareketle matrûd oldukda, alt tarafında olan kimse yerine geçüp, hâricden aşağa bir nefer yazılup, neferi dokuza iblâğ oluna. Ve bunların tarîk-ı silsileleri bu vechile yürümek kānûnlarından ola. Ve hidmet-i muhâfazada\nbulunmayup, biri tekâsül üzere harekete cesâret eder ise, yalnız esâmesi refʿiyle iktifâ olunmayup, te'dîb olunacağını ağaları ve on-başıları ʿale'd-devâm ifâdeden hâlî olmayalar. Ve kılâʿ-ı merkūmenin müstahfızânından her gicede dörder müstahfız zâbitleri maʿrifetleriyle nevbet-hânelerine taʿyîn ve cümlesi devr oluncaya dek nevbet-be-nevbet beklemeleri husûsuna ihtimâm ve gice ve gündüz müretteb oldukları kalʿalarda [Ü1 130a] mevcûd olarak beher gice vasatına dek iki neferi ve tâ sabâh dîger iki neferi bekleyerek, gice ile ecânib tarafından sefâyine dâ'ir sevâd zuhûr eylerse, cümleden evvel Rumeli-fenarı Kalʿası tarafından görüleceğine binâ'en, bilâ-tevakkuf nevbetcileri barut kaldırup, hevâ'î fişeng ile dahi işâret ve işbu işâreti hâric-i Boğaz'da vâkiʿ Revâncık Kalʿası'nın Dizdârı ve sâyir müstahfızânı ru'yet eyledikde, ol dahi kezâlik Anadolu-fenarı tarafına işâret ve Anadolu-fenarı, Garîbce Kalʿası'na ve Garîbce Kalʿası dahi Boyraz Lîmânı'na ve ol dahi Rumeli-kavağı Kalʿası'na ve Rumeli-kavağı, Anadolu-kavağı Kalʿası'na ber-vech-i muharrer işâret eyleyeler. Ve fenarlar kalʿalarında ol hînde top fetîli der-dest olarak hâzır u müheyyâ durulup, [Ü2 139b] o makūle sefâyin geçmek murâd ederse, evvel emirde ancak kalʿateynden top atılup, menʿ olundukdan sonra, o misillü sefîne geçmekde ısrâr etdiği hâlde tekrâr top atmak ile iğrâk oluna. Ve eğer güzâr eylemeyüp, “Taş-altı” nâm mahalde ârâm ederse, zikr olunan işârete mebnî bir dürlü gaflet câyiz olmayup, fetîl der-dest hâzır u müheyyâ bulunup, teyakkuz u intibâh ile hıdmet-i lâzimelerin te'diyeye dikkat eyleyeler. Ve müstahfızânın me'mûriyyetleri top u tüfeng atmak olup, nâzırları ve sâyir zâbitleri maʿrifetleriyle bir Onbaşı'yla dokuz neferi topların büyüklüğüne ve küçüklüğüne nazaran bir yâhûd iki yâhûd üç topa taʿyîn olunalar. Ve o topları iʿmâl ve idâre edüp, taʿlîm günü olmayan hâlî vakitlerde dahi topları silüp, kundağının bir ekseri şikest olursa, fi'l-hâl Nâzır'a ihbâr ile taʿmîr etdirmek ve top atmakda iktisâb-ı mehâret ferîza-i zimmetleri olduğu gibi, tüfeng atmakda dahi [Ü1 130b] tahsîl-i kemâl eylemeleri lâzım olup, ʿatîk u cedîd neferâtın cümlesi Levend Çiftliği'nde olan muʿallem asker gibi tüfeng atmak ve cism-i vâhid gibi saff bağlayup, yekden kıyâm u kuʿûd ve ayak almak ve ilerü ve gerü gidüp öteye berüye dönmek ve tüfenglerini defʿaten doldurup, defʿaten atmak vazʿında harekât-ı harbiyyeyi icrâ ve taʿlîm ve teʿallüm eyleyeler. Ve aralık aralık kalʿanın hâric-i sûrunda vâkiʿ meydana çıkup, ber-vech-i muharrer fenn-i tüfeng-endâzîyi vazʿ-ı cedîd üzere icrâ eyleyeler. Hâsılı neferât-ı mezkûre ke'l-evvel fârig\nʿani'l-ʿamel durmayup, nâzırları [Ü2 140a] maʿrifetleriyle şerâyit-i mezkûrenin cümlesini îfâya ihtimâm ve top u tüfeng atmak sanʿatını tahsîle ikdâm eyleyeler. Şurût-ı mezkûrenin hılâfı üzere hareket eden neferât bilâ-ihmâl te'dîb olunalar. Ve dâ'imâ kalʿalardan top ve dâhil ü hâric-i kalʿada tüfeng atdırmak ve mühimmât-ı kılâʿın noksânını haber vermek ve terk-i hidmet edenleri te'dîb ve yerlerine âharları tedârük ve tertîb etmek Kılâʿ Nâzırı'nın vazîfesi olmağla, bu mâddelere kemâl-i sadâkat ile nezâret eyleye. Ve bu husûsların cümlesine nâzırlar her ne kadar dikkat eyleyecekleri melhûz ise dahi, Kapudan Paşa hazretleri Tersâne'de oldukça her on beş günde bir kerre varup, nezâret ve seferber olduklarında vekîlleri olan ümenây-ı Tersâne her on beş günde bir bi'n-nefs nezâret ile işbu nizâm ilâ-mâ-şâ'allâh cârî olup, hılâfına dâ'ir hareket vâkiʿ olmamasına saʿy ü gayret eyleyeler. Ve Nâzır olanlara Ebü'l-feth Sultân Mehmed Hân Gâzî Vakfı fazlasından üç taksît ile iki bin beş yüz guruş meʿâş ve cânib-i mîrîden yevmiyye yirmi çift nân-ı ʿazîz ve dört vakıyye revgan-ı sâde ve dört kıyye ürz ve beş kıyye lahm-ı ganem ve üç keyl şaʿîr taʿyîn oluna. Ve her bir kalʿa [Ü1 131a] dizdârlarına senevî altışar yüz guruş meʿâş tahsîs olunup, bu dizdârlardan Bağdâdcık ve Garîbce ve Poyraz Lîmânı dizdârları ashâb-ı tîmârdan olmağla, anlara meʿâş ve sâyir şey taʿyîn olunmaya. Ve her bir kalʿanın Kethudâsı'na ve Topçu-başısı'na maʿa-nân-behâ seksan altışar akça ve cebe-hânecisine altmış altışar akça ve on-başılarına [Ü2 140b] altmışar akça ve neferâtına elli altışar akça yevmiyye tahsîs olunup, Bağdâdcık Kalʿası'na gayr ez-zâbitân yüz altmış sekiz nefer ve Revâncık Kalʿası'na yetmiş üç nefer ve Rumeli-feneri Kalʿası'na yüz iki nefer ve Garîbce Kalʿası'na yüz kırk beş nefer ve Lîmân-ı Kebîr Kalʿası'na elli dokuz nefer ve Poyraz Lîmânı Kalʿasına yüz altmış iki nefer vazʿ olunup, on-başıları dahi neferâta göre tertîb oluna. Ve bunlardan başka yüz elli akça ile bir Kâtib ve kalʿalarda istihdâm içün elli altışar akça ile on üç nefer kayıkçı ve otuz dokuzar ve birer sülüs akça yevmiyye ile üç nefer Meremmâtcı ve otuz altı akça ile bir nefer râh-ı âbî taʿyîn oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kara-deniz Boğazı'nda vâki‘ Anadolu ve Rumeli-kavakları kal‘alarına kadîmden usta ve bostâncılardan muhâfız taʿyîn olunmuş olup, ancak kal‘a pîşgâhında müceddeden tabyalar inşâ ve kebîr toplar vazʿ olunmuş olmağla, beher hâl neferâtının tanzîmi lâzım gelüp, Bostâncı Ocağı'na merbût baratalı Bostânî olarak, gice gündüz hidmetlerinden münfekk olmayarak emr-i muhâfazaya kıyâm ve kurbünde vâkiʿ Yûşa Tabyası'yla Telli-dalyân tabyalarına dahi ihtimâm ile Bostâncı neferâtı tertîb ve Levend Çiftliği neferâtı gibi top u tüfeng taʿlîmiyle mehâret kesb etmek ve ustaları Dizdar makāmında olarak tanzîmine idâre-i hazret-i Cihân-bânî [Ü1 131b] te'alluk edüp, bu husûsa dahi böyle nizâm verilmişdir ki, Kılâʿ-ı erba'a neferâtının taʿlîm [Ü2 141a] ve teʿallüm ve zabt u rabtlarına Bostâncı-başı bulunanlar dâyimâ dikkat ü ihtimâm edüp ve ricâl-i devletden dahi bir kimesne Nâzır taʿyîn olunup, nizâm ve râbıtalarına ve tevzîʿ-i mevâciblerine nezâret edüp, esâmî tevcîhine dâ'ir 'arzları Ağa ile Nâzır temhîr ve Nâzır maʿiyyetine bir Kâtib taʿyîn olunup, Nâzır bulunmadıkda, Kâtib maʿrifetiyle mevâcibleri tevzîʿ oluna. Ve usta, Dizdar makāmında olup, i'mâl-i neferât eyleye. Ve neferâtın cümlesi cism-i vâhid hükmünde olmağla, bir top ustası neferâtıyla kendi topunu idâre ve âhar topa dahi iʿânet eyleye. Ve âhar top ustası ve neferâtı dahi öbür topa iʿânet eyleye. Kezâlik bir Humbara Halîfesi neferâtıyla humbarasını idâre ve âhara dahi iʿânet ve âhar Humbara Halîfesi neferiyle öbür humbaraya iʿânet eyleye. Ve bir kimesne fevt yâhûd tekāʿüd ve yâhûd hılâf-ı kānûn hareketle tard olunup silsile vukūʿ bulursa, eski nefer top ustası ve top ustalarının eskisi Bölük-başı, baʿdehû Topçu-başı, baʿdehû Kethudâ ola. İsti‘dâdda müsâvât olursa, eskilik muʿteber ola. Ve mâdûnu müstaʿidd ise, takdîmi câyiz ola. Cebeci-başılık inhilâlinde Cebeci'nin eskisi Cebeci-başı ola. Ve böylece silsile vukūʿunda hâlî kalan esâmeye müceddeden bir kimesne tahrîr olunup, cümlenin yenisi ola. Ve Boğaz'ın muhâfazası ikdâm-ı umûr-ı devletden olduğuna binâ'en, tahrîr olunacak Bostânî, güclü ve kuvvetlü ve harb ü darb erbâbından olup, leyl ü nehâr emr-i muhâfazada ihtimâm eyleyecek [Ü2 141b] yiğitlerden yazılup, dâyimâ top u tüfeng taʿlîmi ile meşgûl ola. Ve hazar vakti gicelerinde usta ve zâbitân maʿrifetleriyle [Ü1 132a] birer top ustası\nneferleriyle nevbet-hânelerine nevbetci taʿyîn ve sabâha dek nevbet bekleyüp, iktizâ hâlinde yukaru kalʿalardan barut kaldırılup, fişeng atıldıkda, cümle zâbitân ve neferâta haber verüp, fetîl der-dest hâzır bulunup, maslahatın iktizâsına göre hareket eyleyeler. Ve her top ustası neferâtıyla me'mûr olduğu topu silüp süpürüp, bir çivisi eksik olmaya. Ve timur âlâtından biri şikest olursa, derhâl Ağa'ya ifâde birle yapdırılup, noksânı bulunmaya. Ve neferât evvelki gibi taʿlîmsiz ve işsiz durmayup, dâyimâ top atmak ve nişân almakda iktisâb-ı mehâret eyleyeler. Ve tabya derûnunda ve hâricindeki meydânda Levend Çiftliği'nde olan muʿallem asker misillü yek-laht olarak saff bağlayup, birden kıyâm ve kuʿûd eylemek ve defʿaten ayak almak ve ilerü ve gerü gidüp gelmek ve tüfenglerini birden doldurup atmak ve sâyir bu gûne evzâʿ-ı harbiyyede mehâret kesb edeler. Ve usta ve zâbitân bu şurûtun icrâsına ikdâm eyleyeler. Tekâsül ederlerse muʿâhaze olunalar. Ve hılâf-ı şurût ustanın bir maddesi zuhûr eylerse, ʿazliyle iktifâ olunmayup, vech-i âhar ile teʾdîb oluna. Ve neferâtdan dahi şurûtun hılâfı vazʿ u hareket sudûr eder ise, yâhûd yazıldıkdan birkaç ay sonra hıdmetin terk ederse buldurulup, teʾdîb olunup, tüvânâ ve hıdmetde [Ü2 142a] mukîm olacak âhar nefer tedârük ve esâmesi ana verile. Ve işbu kılâʿa taʿyîn olunan bir nefer Kâtib'e senevî bin guruş meʿâş ve her bir kalʿanın dizdâr ustalarına Kılâʿ-ı sebʿa'ya kıyâsen senevî altışar yüz guruş meʿâş verilüp, fekat Yûşaʿ Tabyası Dizdâr Ustası erbâb-ı tîmârdan olmağla, ana meʿâş taʿyîn olunmaya. Ve her bir Kalʿa Kethudâsı'na ve Topçu [Ü1 132b] -başısı'na maʿa-nân-behâ seksan altışar akça ve Muʿallem Bölük-başısı'na yetmiş altışar akça ve kâtiblerine ellişer akça ve Cebe-hâneci-başısı'na altmış altışar akça ve üç nefer cebecilere ve iki nefer mehterlere elli altışar akça yevmiyye taʿyîn oluna. Ve kılâʿ-ı mezkûreden Rumeli-kavağı'na altmışar akça yevmiyye ile yirmi dört top ustası ve elli altışar akça ile yetmiş iki top neferi ve seksan altı akça yevmiyye ile bir Humbaracı-başı ve yetmiş akça ile bir nefer Humbaracı Kethudâsı ve altmışar akça ile sekiz nefer Humbaracı Halîfesi ve elli altışar akça ile yirmi dört Humbaracı neferi tertîb oluna. Ve Anadolu-kavağı'na dahi sâlifü'z-zikr yevmiyye tertîbi üzere yirmi beş top ustası ve yetmiş beş top neferi ve ashâb-ı tîmârdan bilâ-yevmiyye bir nefer Humbaracı-başı ve yevmiyye ile bir nefer Humbaracı Kethudâsı ve on nefer Humbaracı Halîfesi ve otuz nefer Humbaracı ve Yûşaʿ Tabyası'na kezâlik bir top ustası ve doksan üç top neferi ve bir\nHumbaracı-başı ve bir nefer Humbaracı Kethudâsı ve on nefer Humbaracı Halîfesi ve otuz nefer Humbaracı tertîb oluna. Ve Telli Tabya'ya yirmi üç top [Ü2 142b] ustası ve altmış dokuz top neferi ve Yûşaʿ Tabyası'yla Telli Tabya'da vâkiʿ iki câmiʿ-i şerîfin dahi iki nefer Hatîbi'ne yirmişer akça ve iki nefer Kayyim ve Mü'ezzin'ine otuzar akça yevmiyye taʿyîn oluna.",
          "caption": "Tahsîs-kerden-i neferât-ı Bostâniyân be-Kılâ‘-ı erbaʻa-i sugr-i Bahr-i siyâh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_164.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tahsîs-kerden-i neferât-ı Bostâniyân be-Kılâ‘-ı erbaʻa-i sugr-i Bahr-i siyâh",
          "text": "Kara-deniz Boğazı'nda vâki‘ Anadolu ve Rumeli-kavakları kal‘alarına kadîmden usta ve bostâncılardan muhâfız taʿyîn olunmuş olup, ancak kal‘a pîşgâhında müceddeden tabyalar inşâ ve kebîr toplar vazʿ olunmuş olmağla, beher hâl neferâtının tanzîmi lâzım gelüp, Bostâncı Ocağı'na merbût baratalı Bostânî olarak, gice gündüz hidmetlerinden münfekk olmayarak emr-i muhâfazaya kıyâm ve kurbünde vâkiʿ Yûşa Tabyası'yla Telli-dalyân tabyalarına dahi ihtimâm ile Bostâncı neferâtı tertîb ve Levend Çiftliği neferâtı gibi top u tüfeng taʿlîmiyle mehâret kesb etmek ve ustaları Dizdar makāmında olarak tanzîmine idâre-i hazret-i Cihân-bânî [Ü1 131b] te'alluk edüp, bu husûsa dahi böyle nizâm verilmişdir ki, Kılâʿ-ı erba'a neferâtının taʿlîm [Ü2 141a] ve teʿallüm ve zabt u rabtlarına Bostâncı-başı bulunanlar dâyimâ dikkat ü ihtimâm edüp ve ricâl-i devletden dahi bir kimesne Nâzır taʿyîn olunup, nizâm ve râbıtalarına ve tevzîʿ-i mevâciblerine nezâret edüp, esâmî tevcîhine dâ'ir 'arzları Ağa ile Nâzır temhîr ve Nâzır maʿiyyetine bir Kâtib taʿyîn olunup, Nâzır bulunmadıkda, Kâtib maʿrifetiyle mevâcibleri tevzîʿ oluna. Ve usta, Dizdar makāmında olup, i'mâl-i neferât eyleye. Ve neferâtın cümlesi cism-i vâhid hükmünde olmağla, bir top ustası neferâtıyla kendi topunu idâre ve âhar topa dahi iʿânet eyleye. Ve âhar top ustası ve neferâtı dahi öbür topa iʿânet eyleye. Kezâlik bir Humbara Halîfesi neferâtıyla humbarasını idâre ve âhara dahi iʿânet ve âhar Humbara Halîfesi neferiyle öbür humbaraya iʿânet eyleye. Ve bir kimesne fevt yâhûd tekāʿüd ve yâhûd hılâf-ı kānûn hareketle tard olunup silsile vukūʿ bulursa, eski nefer top ustası ve top ustalarının eskisi Bölük-başı, baʿdehû Topçu-başı, baʿdehû Kethudâ ola. İsti‘dâdda müsâvât olursa, eskilik muʿteber ola. Ve mâdûnu müstaʿidd ise, takdîmi câyiz ola. Cebeci-başılık inhilâlinde Cebeci'nin eskisi Cebeci-başı ola. Ve böylece silsile vukūʿunda hâlî kalan esâmeye müceddeden bir kimesne tahrîr olunup, cümlenin yenisi ola. Ve Boğaz'ın muhâfazası ikdâm-ı umûr-ı devletden olduğuna binâ'en, tahrîr olunacak Bostânî, güclü ve kuvvetlü ve harb ü darb erbâbından olup, leyl ü nehâr emr-i muhâfazada ihtimâm eyleyecek [Ü2 141b] yiğitlerden yazılup, dâyimâ top u tüfeng taʿlîmi ile meşgûl ola. Ve hazar vakti gicelerinde usta ve zâbitân maʿrifetleriyle [Ü1 132a] birer top ustası\nneferleriyle nevbet-hânelerine nevbetci taʿyîn ve sabâha dek nevbet bekleyüp, iktizâ hâlinde yukaru kalʿalardan barut kaldırılup, fişeng atıldıkda, cümle zâbitân ve neferâta haber verüp, fetîl der-dest hâzır bulunup, maslahatın iktizâsına göre hareket eyleyeler. Ve her top ustası neferâtıyla me'mûr olduğu topu silüp süpürüp, bir çivisi eksik olmaya. Ve timur âlâtından biri şikest olursa, derhâl Ağa'ya ifâde birle yapdırılup, noksânı bulunmaya. Ve neferât evvelki gibi taʿlîmsiz ve işsiz durmayup, dâyimâ top atmak ve nişân almakda iktisâb-ı mehâret eyleyeler. Ve tabya derûnunda ve hâricindeki meydânda Levend Çiftliği'nde olan muʿallem asker misillü yek-laht olarak saff bağlayup, birden kıyâm ve kuʿûd eylemek ve defʿaten ayak almak ve ilerü ve gerü gidüp gelmek ve tüfenglerini birden doldurup atmak ve sâyir bu gûne evzâʿ-ı harbiyyede mehâret kesb edeler. Ve usta ve zâbitân bu şurûtun icrâsına ikdâm eyleyeler. Tekâsül ederlerse muʿâhaze olunalar. Ve hılâf-ı şurût ustanın bir maddesi zuhûr eylerse, ʿazliyle iktifâ olunmayup, vech-i âhar ile teʾdîb oluna. Ve neferâtdan dahi şurûtun hılâfı vazʿ u hareket sudûr eder ise, yâhûd yazıldıkdan birkaç ay sonra hıdmetin terk ederse buldurulup, teʾdîb olunup, tüvânâ ve hıdmetde [Ü2 142a] mukîm olacak âhar nefer tedârük ve esâmesi ana verile. Ve işbu kılâʿa taʿyîn olunan bir nefer Kâtib'e senevî bin guruş meʿâş ve her bir kalʿanın dizdâr ustalarına Kılâʿ-ı sebʿa'ya kıyâsen senevî altışar yüz guruş meʿâş verilüp, fekat Yûşaʿ Tabyası Dizdâr Ustası erbâb-ı tîmârdan olmağla, ana meʿâş taʿyîn olunmaya. Ve her bir Kalʿa Kethudâsı'na ve Topçu [Ü1 132b] -başısı'na maʿa-nân-behâ seksan altışar akça ve Muʿallem Bölük-başısı'na yetmiş altışar akça ve kâtiblerine ellişer akça ve Cebe-hâneci-başısı'na altmış altışar akça ve üç nefer cebecilere ve iki nefer mehterlere elli altışar akça yevmiyye taʿyîn oluna. Ve kılâʿ-ı mezkûreden Rumeli-kavağı'na altmışar akça yevmiyye ile yirmi dört top ustası ve elli altışar akça ile yetmiş iki top neferi ve seksan altı akça yevmiyye ile bir Humbaracı-başı ve yetmiş akça ile bir nefer Humbaracı Kethudâsı ve altmışar akça ile sekiz nefer Humbaracı Halîfesi ve elli altışar akça ile yirmi dört Humbaracı neferi tertîb oluna. Ve Anadolu-kavağı'na dahi sâlifü'z-zikr yevmiyye tertîbi üzere yirmi beş top ustası ve yetmiş beş top neferi ve ashâb-ı tîmârdan bilâ-yevmiyye bir nefer Humbaracı-başı ve yevmiyye ile bir nefer Humbaracı Kethudâsı ve on nefer Humbaracı Halîfesi ve otuz nefer Humbaracı ve Yûşaʿ Tabyası'na kezâlik bir top ustası ve doksan üç top neferi ve bir\nHumbaracı-başı ve bir nefer Humbaracı Kethudâsı ve on nefer Humbaracı Halîfesi ve otuz nefer Humbaracı tertîb oluna. Ve Telli Tabya'ya yirmi üç top [Ü2 142b] ustası ve altmış dokuz top neferi ve Yûşaʿ Tabyası'yla Telli Tabya'da vâkiʿ iki câmiʿ-i şerîfin dahi iki nefer Hatîbi'ne yirmişer akça ve iki nefer Kayyim ve Mü'ezzin'ine otuzar akça yevmiyye taʿyîn oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kara-deniz Boğazı'na ecnebî beylik sefînesi vürûdunda ibtidâ top atılup, girmeğe ısrâr etdiği sûretde iğrâk olunmak husûsu, eğerçi ihtisâr üzere bâlâda işʿâr olunmuşidi. Ancak bu defʿa Moskovlu'nun bir kıtʿa beylik kalyonu muhâlif-i hevâ ile Boğaz'a düşüp, bu mâddenin taʿlîm-nâmede beyânı ve Moskovlu'ya ihbâr u iʿlânı lâzım geldiğinden, ber-vech-i âtî beyâna şurûʿ [Ü1 133a] olunur ki, gice ile ecânib tarafından sefâyine dâ'ir sevâd zuhûr ederse, mukaddemâ beyân olunduğu üzere her bir kalʿadan nevbetcileri birbirlerine barut kaldırup ve birkaç defʿa fişeng ile işâret etdiklerinden sonra, heman o vakit fenar kalʿalarında fetîl der-dest hâzır bulunup, o makūle sefâyin geçmek murâd ederler ise, evvel emirde ancak kalʿateyn-i merkūmeteynden zuhûr eden sefînenin baş tarafından ilerüce ve kıçından gerüce birer top atılup, bundan sonra dahi tevakkuf etmeyüp, murûr dâʿiyesinde olup, berülerde olan kılâʿ pîşgâhına gelür ise, berü kalʿalardan dahi birer top atılup, sefîne-i merkūmeyi kalʿalar arasında demürletdikden sonra, hâlini teharrî ve ne makūle sefîne olduğunu tahkīk ve nâzırları keyfiyyeti derhal Tersâne-i ʿâmire'ye ihbâr ede. Ve eğer Boğaz'dan duhûlü [Ü2 143a] istîzâna muhtâc olan o misillü ecânib beylik sefînesi bu vechile kılâʿ-ı merkūmeden top atılmasıyla menʿi murâd olunumuşiken, yine murûrda ısrâr eyler ise, sefîne üzerine top atılup, iğrâk oluna. Ve eğer murûr etmeyüp, kalʿalar arasında ve yâhûd Kara-taş altında ârâm ederse, yine bir dürlü gaflet câyiz olmayup, fetîl der-dest hâzır u müheyyâ bulunmağa dikkat ile teyakkuz u intibâh merâsimine riʿâyet oluna. Ve bilâ-izn bu misillü ecânib beylik sefînesi bağteten gündüz zuhûr ederse, yine başından ilerüce ve kıçından gerüce top endâhtıyla tevkīf ve kalʿa arasında demürlendirmesine ikdâm oluna. Ve Boğaz'dan duhûlü istîzâna tevakkuf eden ecânib beylik sefînelerinden biri, muhâlif-i hevâ ile zarûrî Boğaz'dan içerü duhûl eyler ise, eyyâm-ı sayfda Kara-taş altı ve eyyâm-ı şitâda kavaklar arası demür yeri olup, her ne kadar şedîd\nrûzgâr olursa, bu iki mahalde demür-pâydâr olacağı [Ü1 133b] âşikâr olmağla, o makūle ecânib beylik sefînesi Boğaz'a geldikde, yaz eyyâmında Kara-taş altına ve kış eyyâmında kavaklar arasına demürlendirilüp, tecâvüz etdirilmeye. İşbu nizâm taʿlîm-nâmeye derc olundukdan sonra, Moskov Elçisi'ne dahi meʾâl-i nizâm ifade olunup, şimdiden sefîneleri ruʾesâsına tenbîh olunmak irâdesi beyân olundukda, mesfûr keyfiyyeti devletine ifade edüp, anlar dahi bu nizâmın icrâsına dikkat olunmasını iktizâ edenlere tenbîh eylediklerini [Ü2 143b] şâmil Bâb-ı ʿâlî'ye memhûr takrîr göndermekle, takrîr-i mezkûr tercemesiyle Dîvân Kalemi'nde hifz olundu.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_165.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Kara-deniz Boğazı'na ecnebî beylik sefînesi vürûdunda ibtidâ top atılup, girmeğe ısrâr etdiği sûretde iğrâk olunmak husûsu, eğerçi ihtisâr üzere bâlâda işʿâr olunmuşidi. Ancak bu defʿa Moskovlu'nun bir kıtʿa beylik kalyonu muhâlif-i hevâ ile Boğaz'a düşüp, bu mâddenin taʿlîm-nâmede beyânı ve Moskovlu'ya ihbâr u iʿlânı lâzım geldiğinden, ber-vech-i âtî beyâna şurûʿ [Ü1 133a] olunur ki, gice ile ecânib tarafından sefâyine dâ'ir sevâd zuhûr ederse, mukaddemâ beyân olunduğu üzere her bir kalʿadan nevbetcileri birbirlerine barut kaldırup ve birkaç defʿa fişeng ile işâret etdiklerinden sonra, heman o vakit fenar kalʿalarında fetîl der-dest hâzır bulunup, o makūle sefâyin geçmek murâd ederler ise, evvel emirde ancak kalʿateyn-i merkūmeteynden zuhûr eden sefînenin baş tarafından ilerüce ve kıçından gerüce birer top atılup, bundan sonra dahi tevakkuf etmeyüp, murûr dâʿiyesinde olup, berülerde olan kılâʿ pîşgâhına gelür ise, berü kalʿalardan dahi birer top atılup, sefîne-i merkūmeyi kalʿalar arasında demürletdikden sonra, hâlini teharrî ve ne makūle sefîne olduğunu tahkīk ve nâzırları keyfiyyeti derhal Tersâne-i ʿâmire'ye ihbâr ede. Ve eğer Boğaz'dan duhûlü [Ü2 143a] istîzâna muhtâc olan o misillü ecânib beylik sefînesi bu vechile kılâʿ-ı merkūmeden top atılmasıyla menʿi murâd olunumuşiken, yine murûrda ısrâr eyler ise, sefîne üzerine top atılup, iğrâk oluna. Ve eğer murûr etmeyüp, kalʿalar arasında ve yâhûd Kara-taş altında ârâm ederse, yine bir dürlü gaflet câyiz olmayup, fetîl der-dest hâzır u müheyyâ bulunmağa dikkat ile teyakkuz u intibâh merâsimine riʿâyet oluna. Ve bilâ-izn bu misillü ecânib beylik sefînesi bağteten gündüz zuhûr ederse, yine başından ilerüce ve kıçından gerüce top endâhtıyla tevkīf ve kalʿa arasında demürlendirmesine ikdâm oluna. Ve Boğaz'dan duhûlü istîzâna tevakkuf eden ecânib beylik sefînelerinden biri, muhâlif-i hevâ ile zarûrî Boğaz'dan içerü duhûl eyler ise, eyyâm-ı sayfda Kara-taş altı ve eyyâm-ı şitâda kavaklar arası demür yeri olup, her ne kadar şedîd\nrûzgâr olursa, bu iki mahalde demür-pâydâr olacağı [Ü1 133b] âşikâr olmağla, o makūle ecânib beylik sefînesi Boğaz'a geldikde, yaz eyyâmında Kara-taş altına ve kış eyyâmında kavaklar arasına demürlendirilüp, tecâvüz etdirilmeye. İşbu nizâm taʿlîm-nâmeye derc olundukdan sonra, Moskov Elçisi'ne dahi meʾâl-i nizâm ifade olunup, şimdiden sefîneleri ruʾesâsına tenbîh olunmak irâdesi beyân olundukda, mesfûr keyfiyyeti devletine ifade edüp, anlar dahi bu nizâmın icrâsına dikkat olunmasını iktizâ edenlere tenbîh eylediklerini [Ü2 143b] şâmil Bâb-ı ʿâlî'ye memhûr takrîr göndermekle, takrîr-i mezkûr tercemesiyle Dîvân Kalemi'nde hifz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Françe cumhûru tarafından Âsitâne-i saʿâdet'e gelan Orta Elçi resmen Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, hediyye-i muʿtâdeleri berren vürûd eyleyeceğini taʿrîf eylediğinden, Dîvân-ı ʿâlî'ye rû-mâl olunması, hediyyesi vusûlüne tevkīf olunmuşidi. Zemân meksi temâdîyi kabûl ve bilâ-hediyye ʿatebe-i Cihân-dârî'ye ruhsat-yâb-ı müsûl olması bâbında dest-bâz-ı niyâz ve sabıklarda olduğu gibi bilâ-hediyye işbu Şevvâl'in on sekizinci Salı günü tertib olunan Dîvân-ı hümâyûn'da ruh-sây-ı ʿatebe-i Şehriyâr-ı ʿâlem-nevâz oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Dîvân ve ruh-sâyî-yi Sefîr-i Françe be-ʿatebe-i ʿaliyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_166.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Dîvân ve ruh-sâyî-yi Sefîr-i Françe be-ʿatebe-i ʿaliyye",
          "text": "Bundan akdem Françe cumhûru tarafından Âsitâne-i saʿâdet'e gelan Orta Elçi resmen Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, hediyye-i muʿtâdeleri berren vürûd eyleyeceğini taʿrîf eylediğinden, Dîvân-ı ʿâlî'ye rû-mâl olunması, hediyyesi vusûlüne tevkīf olunmuşidi. Zemân meksi temâdîyi kabûl ve bilâ-hediyye ʿatebe-i Cihân-dârî'ye ruhsat-yâb-ı müsûl olması bâbında dest-bâz-ı niyâz ve sabıklarda olduğu gibi bilâ-hediyye işbu Şevvâl'in on sekizinci Salı günü tertib olunan Dîvân-ı hümâyûn'da ruh-sây-ı ʿatebe-i Şehriyâr-ı ʿâlem-nevâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İklîm-i Hind'de Bender-i Surat'a on sâʿat mesâfede vâkiʿ Baruc [باروج = Bharuch] şehrinde hâkim-i müstakıll ve nesebi, selâtîn-i Moğol'a muttasıl olan Muʿazzez Hân, sevâhil-i Hind'e müstevlî olan İngilizlü ile bir zemân ceng ü cidâl ve mağlûbiyyet ile müşevveşü'l-hâl olduğundan, ihtiyâr-ı ʿuzlet ve ʿâkibet dâr-ı âhirete rıhlet eyleyüp, oğlu Ahmed Hân ve altı nefer birâderleri, pâ-nihâde-i mirkāt-ı rüşd ü sedâd olduklarından, İngilizlü'nün gasb eyledikleri [Ü1 134a] emlâk-ı mevrûselerini istihlâs niyyetiyle aʿvân ü akrıbâdan istimdâd etmişleridi. O makūlelerin iʿânetlerinde fâyide maʿdûm olduğu bi't-tecribe maʿlûm olup, [Ü2 144a] irşâd-ı uli'n-nühâ ile İngiliz'e ʿazîmet etmek üzere bir gırab sefînesine süvâr ve Mesket'e ve andan Basra'ya ve Bağdâd'a vusûl ile Vâlîsi tarafından mazhar-ı nevâziş ü iʿtibâr olup, andan Nevâziş Hân nâmında bir birâderiyle Selânik'e vâsıl ve andan bir Françe\nsefînesiyle Marsilya'ya ve baʿdehû Liyon'a dâhil oldukda, birâderi bi-emrillâh mübtelây-ı renciş ü ʿillet ve Şehr-i Baruc'da babası yanında defn olunmasını niyâz ü vasiyyet etmişidi. Hân-ı mûmâ ileyh ber-muktezây-ı şefekat vasiyyetine rağbet ve bi-eyyi-vechin kân naʿşını âbâ vü ecdâdı mekābirine nakle ʿahd ü peymân edüp, Nevâziş Hân vefât etdikde, vasiyyetini edâ ve ʿahdine vefâ etmek içün naʿşını bir sandûkaya vazʿ ve muʿtemed bir âdemine teslîm etdikden sonra, Paris'e teveccüh edüp, Françe cumhûru tarafından mültefet ü mükerrem ve cumhûr irâdesiyle Marsilya'da dokuz mâh ikāmetden sonra, bir takrîb Londra şehrine vazʿ-ı kadem ve İngiltere Devleti tarafından maslahatını bir kālıba ifrâğ ile yine Françe'ye ʿavd u kufûl ve birâderi naʿşını bir sefîneye vazʿ ile Aligorna'ya ve andan İzmir'e ve andan Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ve Galata'da Françe cumhûru serâyına duhûl etmişidi. Âsitâne-i saʿâdet'den Bağdâd'a varınca bir kıtʿa yol hükmü ve yollarda olan vüzerâ ve hükkâma mekâtîb-i Sadâret-penâhî iltimâsında olmağla, recâsı hayyiz-i husûle karîn ve Françe Elçisi'nin Dîvân'a geleceğini ihsâs ile reşk-âver-i mülûk ü selâtîn olan Dîvân-ı bülend-erkân'ı temâşâya hâhiş ü rağbetini tebyîn edüp, elçi ile Dîvân'a vârid [Ü1 134b] ve debdebe-i Mülûkâne'yi müşâhede ile [Ü2 144b] zirve-i hayrete mütesâʿid olup, nazar-ı iksîr-i Mülûkâne'ye dahi mazhar ve bu makūle memleket zabt etmiş hânedâna merhamet ü şefekat-i Mülûkâne mukarrer olduğundan gayri, birâderinin vasiyyetini isgā ve ʿahd ü sevgendine vefâ eylediği dahi bir kāt müstedʿî-yi eltâf-ı şâmilü'l-eknâf-ı zıll-i Hudâ olmağla, Hân-ı mûmâ ileyhe ʿatıyye-i hümâyûn olarak beş bin guruş ihsân ve iltimâs eylediği tahrîrât ile sâlimen hudûda îsâli emr ü fermân olundu.",
          "caption": "Ser-güzeşt-i Ahmed Hân veled-i Muʿazzez Hân ve mazhar-şüden-i û be-iltifât-ı hazret-i Şehriyâr-ı zemân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_167.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Ser-güzeşt-i Ahmed Hân veled-i Muʿazzez Hân ve mazhar-şüden-i û be-iltifât-ı hazret-i Şehriyâr-ı zemân",
          "text": "İklîm-i Hind'de Bender-i Surat'a on sâʿat mesâfede vâkiʿ Baruc [باروج = Bharuch] şehrinde hâkim-i müstakıll ve nesebi, selâtîn-i Moğol'a muttasıl olan Muʿazzez Hân, sevâhil-i Hind'e müstevlî olan İngilizlü ile bir zemân ceng ü cidâl ve mağlûbiyyet ile müşevveşü'l-hâl olduğundan, ihtiyâr-ı ʿuzlet ve ʿâkibet dâr-ı âhirete rıhlet eyleyüp, oğlu Ahmed Hân ve altı nefer birâderleri, pâ-nihâde-i mirkāt-ı rüşd ü sedâd olduklarından, İngilizlü'nün gasb eyledikleri [Ü1 134a] emlâk-ı mevrûselerini istihlâs niyyetiyle aʿvân ü akrıbâdan istimdâd etmişleridi. O makūlelerin iʿânetlerinde fâyide maʿdûm olduğu bi't-tecribe maʿlûm olup, [Ü2 144a] irşâd-ı uli'n-nühâ ile İngiliz'e ʿazîmet etmek üzere bir gırab sefînesine süvâr ve Mesket'e ve andan Basra'ya ve Bağdâd'a vusûl ile Vâlîsi tarafından mazhar-ı nevâziş ü iʿtibâr olup, andan Nevâziş Hân nâmında bir birâderiyle Selânik'e vâsıl ve andan bir Françe\nsefînesiyle Marsilya'ya ve baʿdehû Liyon'a dâhil oldukda, birâderi bi-emrillâh mübtelây-ı renciş ü ʿillet ve Şehr-i Baruc'da babası yanında defn olunmasını niyâz ü vasiyyet etmişidi. Hân-ı mûmâ ileyh ber-muktezây-ı şefekat vasiyyetine rağbet ve bi-eyyi-vechin kân naʿşını âbâ vü ecdâdı mekābirine nakle ʿahd ü peymân edüp, Nevâziş Hân vefât etdikde, vasiyyetini edâ ve ʿahdine vefâ etmek içün naʿşını bir sandûkaya vazʿ ve muʿtemed bir âdemine teslîm etdikden sonra, Paris'e teveccüh edüp, Françe cumhûru tarafından mültefet ü mükerrem ve cumhûr irâdesiyle Marsilya'da dokuz mâh ikāmetden sonra, bir takrîb Londra şehrine vazʿ-ı kadem ve İngiltere Devleti tarafından maslahatını bir kālıba ifrâğ ile yine Françe'ye ʿavd u kufûl ve birâderi naʿşını bir sefîneye vazʿ ile Aligorna'ya ve andan İzmir'e ve andan Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ve Galata'da Françe cumhûru serâyına duhûl etmişidi. Âsitâne-i saʿâdet'den Bağdâd'a varınca bir kıtʿa yol hükmü ve yollarda olan vüzerâ ve hükkâma mekâtîb-i Sadâret-penâhî iltimâsında olmağla, recâsı hayyiz-i husûle karîn ve Françe Elçisi'nin Dîvân'a geleceğini ihsâs ile reşk-âver-i mülûk ü selâtîn olan Dîvân-ı bülend-erkân'ı temâşâya hâhiş ü rağbetini tebyîn edüp, elçi ile Dîvân'a vârid [Ü1 134b] ve debdebe-i Mülûkâne'yi müşâhede ile [Ü2 144b] zirve-i hayrete mütesâʿid olup, nazar-ı iksîr-i Mülûkâne'ye dahi mazhar ve bu makūle memleket zabt etmiş hânedâna merhamet ü şefekat-i Mülûkâne mukarrer olduğundan gayri, birâderinin vasiyyetini isgā ve ʿahd ü sevgendine vefâ eylediği dahi bir kāt müstedʿî-yi eltâf-ı şâmilü'l-eknâf-ı zıll-i Hudâ olmağla, Hân-ı mûmâ ileyhe ʿatıyye-i hümâyûn olarak beş bin guruş ihsân ve iltimâs eylediği tahrîrât ile sâlimen hudûda îsâli emr ü fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-muʿazzamın on sekizinci günü sâʿat üçde iken Lazikıyyetü'l-ʿArab'da hareket-i arz vâkiʿ olup, Mîne İskelesi'nde vâkiʿ kâr-hâne-i duhân münhedim ve gümrükçü ile tütün ʿamelesinden iki yüz kadar kimse tahte'r-redm münʿadim olduklarından gayri, Markab ve Kadmûs kalʿaları ve Havâbî Mukātaʿası kurâsı bi'l-cümle vîrân ve hürrâs ü zürrâʿı bahr-i fenâ vü zevâle galtân olup, Cebeliyye Kasabası'nda medfûn olup, terk-i taht u tâc ile vusûl ilallâh mesleğine intihâc eden İbrâhîm Edhem hazretlerinin câmiʿi menâresi ve kasabasında olan mesâkin ü büyûtun ekseri harâb ü vîrân olduğunu, Trablusşâm Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa\nifâde vü beyân etmekle, münhedim olan mahalleri tathîr ve binâ altında kalan emvâl ü eşyânın ihrâcı içün fi'l-hâl fermân-ı ʿâlî ile Mübâşir tesyîr olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı zelzele der-Lazikıyye-i ʿArab",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_168.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı zelzele der-Lazikıyye-i ʿArab",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-muʿazzamın on sekizinci günü sâʿat üçde iken Lazikıyyetü'l-ʿArab'da hareket-i arz vâkiʿ olup, Mîne İskelesi'nde vâkiʿ kâr-hâne-i duhân münhedim ve gümrükçü ile tütün ʿamelesinden iki yüz kadar kimse tahte'r-redm münʿadim olduklarından gayri, Markab ve Kadmûs kalʿaları ve Havâbî Mukātaʿası kurâsı bi'l-cümle vîrân ve hürrâs ü zürrâʿı bahr-i fenâ vü zevâle galtân olup, Cebeliyye Kasabası'nda medfûn olup, terk-i taht u tâc ile vusûl ilallâh mesleğine intihâc eden İbrâhîm Edhem hazretlerinin câmiʿi menâresi ve kasabasında olan mesâkin ü büyûtun ekseri harâb ü vîrân olduğunu, Trablusşâm Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa\nifâde vü beyân etmekle, münhedim olan mahalleri tathîr ve binâ altında kalan emvâl ü eşyânın ihrâcı içün fi'l-hâl fermân-ı ʿâlî ile Mübâşir tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin iki yüz on bir senesi Receb'i gurresinde zabt etmek üzere Galata Kazâsı'yla ʿUşşâkî-zâde Hafîdi es-Seyyid ʿAbdülhâlik Efendi mükerrem ve sene-i mezkûre [Ü2 145a] Cumâdelûlâ'sında neşr-i ahkâm-ı şerʿiyye eylemek üzere Üsküdar Kazâsı'yla Vahîd Efendi-zâde Mehmed Celâleddîn [Ü1 135a] Efendi işbu gurre-i Zilkaʿde'de nâyil-i sürûr-ı etemm oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ-i Galata ve Üsküdar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_169.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ-i Galata ve Üsküdar",
          "text": "Bin iki yüz on bir senesi Receb'i gurresinde zabt etmek üzere Galata Kazâsı'yla ʿUşşâkî-zâde Hafîdi es-Seyyid ʿAbdülhâlik Efendi mükerrem ve sene-i mezkûre [Ü2 145a] Cumâdelûlâ'sında neşr-i ahkâm-ı şerʿiyye eylemek üzere Üsküdar Kazâsı'yla Vahîd Efendi-zâde Mehmed Celâleddîn [Ü1 135a] Efendi işbu gurre-i Zilkaʿde'de nâyil-i sürûr-ı etemm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudûm-i rebîʿ ile hevâlarda iʿtidâl ve bâğ u râğda nazret ü hazret ber-vech-i kemâl olduğuna binâʾen, meyl-i tenezzüh ile nakl-i hümâyûn tasmîm ve işbu Zilkaʿde'nin dördüncü günü âb-ı nâbı Tesnîm ve kusûr-ı bî-kusûru hem-reng-i Dâru'n-naʿîm olan Beşiktaş Serâyı, ârâm-gâh-ı Şehriyâr-ı cemm-i hadîm oldu.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Serây-ı Beşiktaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_170.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Serây-ı Beşiktaş",
          "text": "Kudûm-i rebîʿ ile hevâlarda iʿtidâl ve bâğ u râğda nazret ü hazret ber-vech-i kemâl olduğuna binâʾen, meyl-i tenezzüh ile nakl-i hümâyûn tasmîm ve işbu Zilkaʿde'nin dördüncü günü âb-ı nâbı Tesnîm ve kusûr-ı bî-kusûru hem-reng-i Dâru'n-naʿîm olan Beşiktaş Serâyı, ârâm-gâh-ı Şehriyâr-ı cemm-i hadîm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tebedelenli ʿAlî Paşa-oğlu Velî Bey'i dağlı eşkıyâsına meʾmûr Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Paşa'nın istikbâline irsâl ve müşârun ileyh dahi mîr-i merkūmu istîsâl-i eşkıyâ hıdmetlerinde istiʿmâl eyleyeceğini ifâde vü tezkîr ve mîr-i mezbûrun silk-i Mîr-i mîrân'a münharıt olmasını niyâz ü tahrîr etmekle, o makūleleri tergīb ve ʿale'l-husûs pederini tatyîb irâdesiyle şehr-i mezkûrda mûmâ ileyhe Mîr-i mîrânlık tevcîh olunduğundan gayri, Bosna-serâyı kurbünde vâkiʿ Yeni-bâzâr'da mütemekkin Mîr-i mîrân'dan İbrâhîm Paşa'nın birâderi ʿAbdî Bey katʿ-ı hudûd mâddesinde bezl ü cûd eylediğini Bosna Vâlîsi Vezîr Hüsâm Paşa\ninhâ ve Mîr-i mîrânlık ile çırâğ buyurulmasını istidʿâ etmekle, iltimâsı karîn-i isʿâf ve şehr-i mezkûrun on birinci günü mîr-i mûmâ ileyh Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile mazhar-ı eltâf oldu.",
          "caption": "Mîr-i mîrân-şüden-i Tebedelenli-zâde Velî Bey ve Mîr ʿAbdî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_171.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Mîr-i mîrân-şüden-i Tebedelenli-zâde Velî Bey ve Mîr ʿAbdî",
          "text": "Tebedelenli ʿAlî Paşa-oğlu Velî Bey'i dağlı eşkıyâsına meʾmûr Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Paşa'nın istikbâline irsâl ve müşârun ileyh dahi mîr-i merkūmu istîsâl-i eşkıyâ hıdmetlerinde istiʿmâl eyleyeceğini ifâde vü tezkîr ve mîr-i mezbûrun silk-i Mîr-i mîrân'a münharıt olmasını niyâz ü tahrîr etmekle, o makūleleri tergīb ve ʿale'l-husûs pederini tatyîb irâdesiyle şehr-i mezkûrda mûmâ ileyhe Mîr-i mîrânlık tevcîh olunduğundan gayri, Bosna-serâyı kurbünde vâkiʿ Yeni-bâzâr'da mütemekkin Mîr-i mîrân'dan İbrâhîm Paşa'nın birâderi ʿAbdî Bey katʿ-ı hudûd mâddesinde bezl ü cûd eylediğini Bosna Vâlîsi Vezîr Hüsâm Paşa\ninhâ ve Mîr-i mîrânlık ile çırâğ buyurulmasını istidʿâ etmekle, iltimâsı karîn-i isʿâf ve şehr-i mezkûrun on birinci günü mîr-i mûmâ ileyh Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile mazhar-ı eltâf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl Ak-deniz'e donanma ihrâcı ʿadet-i Devlet-i ebed-ittisâl olduğuna binâ'en, şehr-i [Ü2 145b] mezkûrun yirmi ikinci günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri kānûn üzere alayını tertîb ve huzûr-ı hümâyûnda ilbâs-ı hilʿat ile terhîb olundukdan sonra, “Bismillahi mecrêhâ ve mürsâhâ” âyetini tilâvet ile Ak-deniz'e bâd-bân-güşây-ı ʿazîmet oldu.",
          "caption": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_172.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Beher sâl Ak-deniz'e donanma ihrâcı ʿadet-i Devlet-i ebed-ittisâl olduğuna binâ'en, şehr-i [Ü2 145b] mezkûrun yirmi ikinci günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri kānûn üzere alayını tertîb ve huzûr-ı hümâyûnda ilbâs-ı hilʿat ile terhîb olundukdan sonra, “Bismillahi mecrêhâ ve mürsâhâ” âyetini tilâvet ile Ak-deniz'e bâd-bân-güşây-ı ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 135b] Tertîb-i cedîd üzere sanâyiʿ-i harbiyyeyi teʿallüm eden asâkir-i mansûreye ârâm-gâh olan Levend Çiftliği'ne gâh u bî-gâh ʿuzamây-ı devletin ʿazîmet ü nezâreti, medâr-ı şevk u rağbet olacağı bî-iştibâh olduğuna binâ'en, hâlâ Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi tarafından tertîb-i ziyâfet birle Sadriaʿzam hazretleri daʿvet olunup, Şeyhulislâm Efendi hazretleri hem-ʿinân-ı mürâfakat ve hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve Defterdâr Efendi dahi şeref-i maʿiyyet ile kesb-i mefharet ve Çiftlik-i mezkûra vusûllerinde asker-i mezkûrun tahsîl eyledikleri evzâʿ-ı ceng ü sitîz ve istiʿmâl eyledikleri tüfeng ü nebtîz yemm-i kerem-i Âsafî'yi mevc-zîr edüp, asâkir-i merkūmeyi ʿatâyâ ve ru'esâsını hilʿa-i girân-behâ ile hurrem ve baʿdehû tenâvül-i niʿam ve istimâʿ-i elhân-ı sâzende-gân ile izâle-i gamm kılınup, o hılâlde Şehriyâr-ı bende-nüvâz bir kabza mücevher hançer ve bir kıtʿa hatt-ı mekârim-eser ile sadrıaʿzamların taltîf ü iʿzâz ve Genc-i şâygân ile hem-râz-ı taʿbîrât-ı reşîka-i Mülûkâne ile müşârun ileyh hazretlerini hâyiz-i rehîne-i rüchâniyyet ü imtiyâz buyurdular.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Sadrıaʿzam be-Çiftlik-i Levend ve zuhûr-i teşrîfât-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_173.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1210"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Sadrıaʿzam be-Çiftlik-i Levend ve zuhûr-i teşrîfât-ı hümâyûn",
          "text": "[Ü1 135b] Tertîb-i cedîd üzere sanâyiʿ-i harbiyyeyi teʿallüm eden asâkir-i mansûreye ârâm-gâh olan Levend Çiftliği'ne gâh u bî-gâh ʿuzamây-ı devletin ʿazîmet ü nezâreti, medâr-ı şevk u rağbet olacağı bî-iştibâh olduğuna binâ'en, hâlâ Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi tarafından tertîb-i ziyâfet birle Sadriaʿzam hazretleri daʿvet olunup, Şeyhulislâm Efendi hazretleri hem-ʿinân-ı mürâfakat ve hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve Defterdâr Efendi dahi şeref-i maʿiyyet ile kesb-i mefharet ve Çiftlik-i mezkûra vusûllerinde asker-i mezkûrun tahsîl eyledikleri evzâʿ-ı ceng ü sitîz ve istiʿmâl eyledikleri tüfeng ü nebtîz yemm-i kerem-i Âsafî'yi mevc-zîr edüp, asâkir-i merkūmeyi ʿatâyâ ve ru'esâsını hilʿa-i girân-behâ ile hurrem ve baʿdehû tenâvül-i niʿam ve istimâʿ-i elhân-ı sâzende-gân ile izâle-i gamm kılınup, o hılâlde Şehriyâr-ı bende-nüvâz bir kabza mücevher hançer ve bir kıtʿa hatt-ı mekârim-eser ile sadrıaʿzamların taltîf ü iʿzâz ve Genc-i şâygân ile hem-râz-ı taʿbîrât-ı reşîka-i Mülûkâne ile müşârun ileyh hazretlerini hâyiz-i rehîne-i rüchâniyyet ü imtiyâz buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Mehmed ʿÂrif Efendi'nin müddet-i [Ü2 146a] ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve Anadolu Pâyesi olan aʿlem-i ʿulemây-ı ʿizâm Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi sene-i mezkûre Muharrem'i gurresinde Sadâret-i Anadolu ile makzıyyü'l-merâm oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_174.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Mehmed ʿÂrif Efendi'nin müddet-i [Ü2 146a] ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve Anadolu Pâyesi olan aʿlem-i ʿulemây-ı ʿizâm Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi sene-i mezkûre Muharrem'i gurresinde Sadâret-i Anadolu ile makzıyyü'l-merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kalʿa-i mezkûre muhâfazasında olan ʿOsmân Paşa'nın ʿillet-i herem ve inhitât-ı sinn takrîbi ile emr-i muhâfazada vâkiʿ olan kusûr-ı zarûriyyü'l-ihtiyârı ʿazlini iktizâ eylediği, Bender Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa tarafından inhâ olunmağla, Mîr-i mîrân'dan Kayseriyyeli-zâde İbrâhîm Paşa sene-i mezkûre gurresinde Karesi Sancağı ilhâkıyla [Ü1 136a] Akkerman muhâfazasına me'mûr ve selefinin Mîr-i mîrânlığı refʿiyle civâr-ı Âsitâne'de istediği mahalde ikāmeti içün tarafına irsâl-i menşûr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ’-i Karesi be-Mîr-i mîrân İbrâhîm Paşa ve me'mûriyyet-i û be-muhâfaza-i Kalʿa-i Akkerman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_175.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ’-i Karesi be-Mîr-i mîrân İbrâhîm Paşa ve me'mûriyyet-i û be-muhâfaza-i Kalʿa-i Akkerman",
          "text": "Kalʿa-i mezkûre muhâfazasında olan ʿOsmân Paşa'nın ʿillet-i herem ve inhitât-ı sinn takrîbi ile emr-i muhâfazada vâkiʿ olan kusûr-ı zarûriyyü'l-ihtiyârı ʿazlini iktizâ eylediği, Bender Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa tarafından inhâ olunmağla, Mîr-i mîrân'dan Kayseriyyeli-zâde İbrâhîm Paşa sene-i mezkûre gurresinde Karesi Sancağı ilhâkıyla [Ü1 136a] Akkerman muhâfazasına me'mûr ve selefinin Mîr-i mîrânlığı refʿiyle civâr-ı Âsitâne'de istediği mahalde ikāmeti içün tarafına irsâl-i menşûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Zilhicce'nin yirmi beşinci Cumʿa gicesi sâʿat dörtde iken Edirne'de vâkiʿ Ağaç-bâzârı'nda bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ âteş zuhûr edüp, Kulle-kapusı'na gelince civârında olan dükkânları ve Ketâncılardan Tahmîs etrâfına gelince esvâkı bi'l-cümle ihrâk ve katî çok tüvân-gerleri muhtâc-ı tûşe vü zevâk eyledi.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk der-Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_176.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk der-Edirne",
          "text": "İşbu Zilhicce'nin yirmi beşinci Cumʿa gicesi sâʿat dörtde iken Edirne'de vâkiʿ Ağaç-bâzârı'nda bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ âteş zuhûr edüp, Kulle-kapusı'na gelince civârında olan dükkânları ve Ketâncılardan Tahmîs etrâfına gelince esvâkı bi'l-cümle ihrâk ve katî çok tüvân-gerleri muhtâc-ı tûşe vü zevâk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh bu esnâda baʿzı esbâb ile hasta ve evâsıt-ı Muharrem'de câm-ı hayâtı seng-i ecel ile şikeste olup, Üsküdar'da defîn-i zîr-i türâb ve muntazır-ı rûz-ı Hisâb oldu. Mûmâ ileyh elli târîhinde tengnây-ı ʿademden füshat-serây-ı vücûda gelüp, altmış dört târîhinde Kethudâ Kalemi'ne müdâvemet ve Hayrî Efendi merhûmdan sonra Baş-\nhalîfelik ile kesb-i rifʻat edüp, [Ü2 146b] sefer-i esbakda zümre-i Hâcegân'a lâhık ve baʻdehû Âsitâne'de Kethudâ Kitâbeti'yle akrânını sâbık olmuşidi. Birkaç defʻa ʻazl ü nasb ile hıdmet-i mezkûrede kıyâm ve Hasan Efendi'nin Kethudâlığı'nda dahi Kitâbet'de bulunup, tahte'l-kahr istihdâmından ve her lahza vukūʻ bulan sebb ü düşnâmından ʻâciz olup, âhır-ı kâr Serdâr-ı ekrem bulunan Yûsuf Paşa'nın Hazînedârı'nı püşt ü penâh ittihâzıyla ʻarz-ı mâ-cerâ ve hâdim ü mahdûma nakden ve nes’eten nisâr-ı nakd-i evfâ edüp, “er-Rişâ'u rişâ'u'l-hâce” mefhûmu üzere Kitâbet'den taferât-ı nizâmiyye ile Kethudâlık gibi bir mesned-i refîʻi muhtelis ve küberây-ı tarîkı fart-ı hayret ile nûmîd ü âyis etmişidi. Mûmâ ileyhin evzâʻ-ı şütür-gürbesine Sadrıaʻzam hazretleri ıttılâʻ ve Edirne'ye vusûlünde o mansıb-ı celîli [Ü1 136b] intizâʻ ile Rûhî Süleymân Ağa'ya îdâʻ eyleyüp, cemʻ-i zahîre ʻunvânıyla Sâhib-i tercemeyi ordudan tebʻîd ve kulûb-ı nâsda olan harâret-i gayreti tebrîd etmişidi. Baʻdehû orduya celb ile münâvebe menâsıbında müstahdem ve Âsitâne'ye geldikde, bir-iki defʻa Nişancılık ile mükerrem olup, encâm-ı kâr cihân-ı kâr ü bârından dest-keşîde ve târîh-i merkūmda ʻalkam-ı mevti çeşîde oldu. Mûmâ ileyh evzâʻ-ı dâd ü sitede vâkıf ve mûyu revgandan çekmek sanʻatına ʻârif, hilye-i hüner ü kemâlden sâde ve dünyây-ı denîye şîfte vü dil-dâde idi.",
          "caption": "Vefât-ı Doğramacı-zâde ʿAbdullah Efendi Kethudây-ı esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_177.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Doğramacı-zâde ʿAbdullah Efendi Kethudây-ı esbak",
          "text": "Mûmâ ileyh bu esnâda baʿzı esbâb ile hasta ve evâsıt-ı Muharrem'de câm-ı hayâtı seng-i ecel ile şikeste olup, Üsküdar'da defîn-i zîr-i türâb ve muntazır-ı rûz-ı Hisâb oldu. Mûmâ ileyh elli târîhinde tengnây-ı ʿademden füshat-serây-ı vücûda gelüp, altmış dört târîhinde Kethudâ Kalemi'ne müdâvemet ve Hayrî Efendi merhûmdan sonra Baş-\nhalîfelik ile kesb-i rifʻat edüp, [Ü2 146b] sefer-i esbakda zümre-i Hâcegân'a lâhık ve baʻdehû Âsitâne'de Kethudâ Kitâbeti'yle akrânını sâbık olmuşidi. Birkaç defʻa ʻazl ü nasb ile hıdmet-i mezkûrede kıyâm ve Hasan Efendi'nin Kethudâlığı'nda dahi Kitâbet'de bulunup, tahte'l-kahr istihdâmından ve her lahza vukūʻ bulan sebb ü düşnâmından ʻâciz olup, âhır-ı kâr Serdâr-ı ekrem bulunan Yûsuf Paşa'nın Hazînedârı'nı püşt ü penâh ittihâzıyla ʻarz-ı mâ-cerâ ve hâdim ü mahdûma nakden ve nes’eten nisâr-ı nakd-i evfâ edüp, “er-Rişâ'u rişâ'u'l-hâce” mefhûmu üzere Kitâbet'den taferât-ı nizâmiyye ile Kethudâlık gibi bir mesned-i refîʻi muhtelis ve küberây-ı tarîkı fart-ı hayret ile nûmîd ü âyis etmişidi. Mûmâ ileyhin evzâʻ-ı şütür-gürbesine Sadrıaʻzam hazretleri ıttılâʻ ve Edirne'ye vusûlünde o mansıb-ı celîli [Ü1 136b] intizâʻ ile Rûhî Süleymân Ağa'ya îdâʻ eyleyüp, cemʻ-i zahîre ʻunvânıyla Sâhib-i tercemeyi ordudan tebʻîd ve kulûb-ı nâsda olan harâret-i gayreti tebrîd etmişidi. Baʻdehû orduya celb ile münâvebe menâsıbında müstahdem ve Âsitâne'ye geldikde, bir-iki defʻa Nişancılık ile mükerrem olup, encâm-ı kâr cihân-ı kâr ü bârından dest-keşîde ve târîh-i merkūmda ʻalkam-ı mevti çeşîde oldu. Mûmâ ileyh evzâʻ-ı dâd ü sitede vâkıf ve mûyu revgandan çekmek sanʻatına ʻârif, hilye-i hüner ü kemâlden sâde ve dünyây-ı denîye şîfte vü dil-dâde idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın on dördüncü Salı günü vukūʻ bulan Dîvân-ı muʻallâ-erkân'da sunûf-ı askeriyyenin iktizâ eden bir kıst mevâcibleri kabzına meʼmûr olanlara [Ü2 147a] iʻtâ ve Cumʻaertesi Bâb-ı ʻâlî'de devr olup, teşrîfât-ı muʻtâde ile kadr-i sadr-ı Felâtûn-meşreb terfîʻ ü iʻlâ buyuruldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_178.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın on dördüncü Salı günü vukūʻ bulan Dîvân-ı muʻallâ-erkân'da sunûf-ı askeriyyenin iktizâ eden bir kıst mevâcibleri kabzına meʼmûr olanlara [Ü2 147a] iʻtâ ve Cumʻaertesi Bâb-ı ʻâlî'de devr olup, teşrîfât-ı muʻtâde ile kadr-i sadr-ı Felâtûn-meşreb terfîʻ ü iʻlâ buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çıldır Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'da, Kapu Kethudâsı Süfyân Ağa'nın küllî alacağı olup, edâda mümâtale üzere olduğunu ifâde ve tahsîli bâbında dest-i niyâzı küşâde edüp, taraf-ı Sadâret-penâhî'den edây-ı deyn eylemesiyçün birkaç defʻa mekâtîb-i seniyye firistâde olunmuşiken, ‘adem-i müsâʿade-i vakt ü zemâne ile îrâd-ı ‘özr ü behâne eylediğinden gayri, Ağa Mehmed Hân'ın savletinden hazer ile Çıldır tarafına firâr eden Tiflîs reʿâyâsını seby ü istirkāk ve dâru'l-emn olan memâlik-i Pâdişâhî'ye ilticâ eden o makūle derd-mendânı mahrûm-ı rûy-i mürüvvet ü işfâk edüp, ‘ale'l-husûs Tiflîs Hânı'nın Moskovlu ile nihânî ‘ahd ü peymânı olup, bu keyfiyyeti o tarafa inhâ ile ‘azlini isti‘dâ etdirecekleri hüveydâ olmağla, Moskovlu tarafından müşârun ileyhin 'azline dâyir kīl u kāl [Ü1 137a] zuhûrundan evvel mansıbı eyâlet-i uhrâya mübeddel kılınması, müstasveb-i erbâb-ı ‘akd ü hall olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun on beşinci günü Çıldır Eyâleti, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerine ilhâkan tevcîh ve Adana Eyâleti, müşârun ileyh Şerîf Paşa'ya tefvîz ile o taraflardan tebʿîd ü tenzîh olunup, Adana Beylerbeyisi ve İsmâʿîl Muhâfızı olan İsmâʿîl Paşa'ya hâline çespân bir mansıb vukūʿuna dek beher mâh bin altı yüz yirmi beşer guruş mîrîden iʿtâ olunması fermân buyuruldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Çıldır ve Adana",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_179.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Çıldır ve Adana",
          "text": "Çıldır Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'da, Kapu Kethudâsı Süfyân Ağa'nın küllî alacağı olup, edâda mümâtale üzere olduğunu ifâde ve tahsîli bâbında dest-i niyâzı küşâde edüp, taraf-ı Sadâret-penâhî'den edây-ı deyn eylemesiyçün birkaç defʻa mekâtîb-i seniyye firistâde olunmuşiken, ‘adem-i müsâʿade-i vakt ü zemâne ile îrâd-ı ‘özr ü behâne eylediğinden gayri, Ağa Mehmed Hân'ın savletinden hazer ile Çıldır tarafına firâr eden Tiflîs reʿâyâsını seby ü istirkāk ve dâru'l-emn olan memâlik-i Pâdişâhî'ye ilticâ eden o makūle derd-mendânı mahrûm-ı rûy-i mürüvvet ü işfâk edüp, ‘ale'l-husûs Tiflîs Hânı'nın Moskovlu ile nihânî ‘ahd ü peymânı olup, bu keyfiyyeti o tarafa inhâ ile ‘azlini isti‘dâ etdirecekleri hüveydâ olmağla, Moskovlu tarafından müşârun ileyhin 'azline dâyir kīl u kāl [Ü1 137a] zuhûrundan evvel mansıbı eyâlet-i uhrâya mübeddel kılınması, müstasveb-i erbâb-ı ‘akd ü hall olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun on beşinci günü Çıldır Eyâleti, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerine ilhâkan tevcîh ve Adana Eyâleti, müşârun ileyh Şerîf Paşa'ya tefvîz ile o taraflardan tebʿîd ü tenzîh olunup, Adana Beylerbeyisi ve İsmâʿîl Muhâfızı olan İsmâʿîl Paşa'ya hâline çespân bir mansıb vukūʿuna dek beher mâh bin altı yüz yirmi beşer guruş mîrîden iʿtâ olunması fermân buyuruldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Selânik Sancağı'nda vâkiʿ Vodina ve civârında olan [Ü2 147b] kazâlarda beş-altı seneden berü üç yüz kadar eşkıyâ gasb-i emvâl ve sefk-i dimâ edegeldikleri, iʿlâmât ve mehâzır ile Selânik Mutasarrıfı Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa'ya inhâ olunduğuna binâ'en, müşârun ileyh tarafından asker taʿyîn olunup, mütehassın oldukları cibâlde pâ-ber-cây-ı ‘inâd u muhâlefet ve 'âkıbet zûr-bâzû-yı merdân ile rû-be-râh-ı vâdî-yi hezîmet olmuşlar idi. Birkaç günden sonra zikr olunan eşkıyâ bir mahalle ictimâʿ edüp, sedd-i etrâf u enhâ ile mel'anet-i sâbıkaların icrâ eyledikleri tahkīk olunup, keyfiyyet-i mezkûre derbendler dâhilinde vâkiʿ olmak mülâbesesiyle Başbûğ'u olan Tepedelenli ‘Ali Paşa'ya tahrîr ve ol dahi Silâhdârı'nı taʿyîn ü tesyîr edüp, iki tarafın askeri ihtişâd ve yek-laht-ı ittihâd olarak Karaferye ile Vodina beyninde vâkiʿ “Kara-taş” nâm mahalde nâyire-i ceng îkād olunup,\neşkıyâ rû-gerdân ve otuz neferi hâk-i mezellete galtân olduğunu müşârun ileyh inhâ ve gönderdiği ru'ûs-i menhûse Serây meydânına ilkā olundu.",
          "caption": "İstîsâl-i baʿzı eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_180.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîsâl-i baʿzı eşkıyâ",
          "text": "Selânik Sancağı'nda vâkiʿ Vodina ve civârında olan [Ü2 147b] kazâlarda beş-altı seneden berü üç yüz kadar eşkıyâ gasb-i emvâl ve sefk-i dimâ edegeldikleri, iʿlâmât ve mehâzır ile Selânik Mutasarrıfı Vezîr Silâhdâr Mustafa Paşa'ya inhâ olunduğuna binâ'en, müşârun ileyh tarafından asker taʿyîn olunup, mütehassın oldukları cibâlde pâ-ber-cây-ı ‘inâd u muhâlefet ve 'âkıbet zûr-bâzû-yı merdân ile rû-be-râh-ı vâdî-yi hezîmet olmuşlar idi. Birkaç günden sonra zikr olunan eşkıyâ bir mahalle ictimâʿ edüp, sedd-i etrâf u enhâ ile mel'anet-i sâbıkaların icrâ eyledikleri tahkīk olunup, keyfiyyet-i mezkûre derbendler dâhilinde vâkiʿ olmak mülâbesesiyle Başbûğ'u olan Tepedelenli ‘Ali Paşa'ya tahrîr ve ol dahi Silâhdârı'nı taʿyîn ü tesyîr edüp, iki tarafın askeri ihtişâd ve yek-laht-ı ittihâd olarak Karaferye ile Vodina beyninde vâkiʿ “Kara-taş” nâm mahalde nâyire-i ceng îkād olunup,\neşkıyâ rû-gerdân ve otuz neferi hâk-i mezellete galtân olduğunu müşârun ileyh inhâ ve gönderdiği ru'ûs-i menhûse Serây meydânına ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Rumeli taraflarında şekāvetle şöhret-yâb olan [Ü1 137b] Sinab'ın mütehassın olduğu kullesi Rumeli Vâlîsi tarafından me'mûr Kocaeli Sancağı Mutasarrıfı Hüseyin Paşa ma'rifetiyle mahsûr kılınmışidi. Şakī-yi mezkûr râh-ı necâtdan me'yûs ve birkaç nefer şahs-ı menhûs ile leylen kullesinden çıkup, balkāna doğru firâr ve meʿâbir ü mesâlikin mukaddemce insidâdı hasebiyle girîz-gâh zann eylediği mahallerin birinden murûr ederken, [Ü2 148a] istâde-i rasad-gâh-ı intizâr olan gümâştegân-ı devlete tesadüf ile nâ-çâr muhârebeye ibtidâr ve yek-hamleye tâkat getüremeyüp, istishâb eylediği eşkıyânın bir mikdârı katîl ve kendüsi dahi cerîh ü zelîl, gûyây-ı “Eyne's-sebîl!\" olmuşidi. Fi'l-hâl me'mûrân-ı devlet eşkıyây-ı mezkûreyi ta'kīb ve Sinâb ve hevâdârlarından yirmi şakīnin cezâlarını tertîb eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından ru'ûs-i maktūʿalarıyla Âsitâne'ye vâsıl ve matrûh-ı ʿibret-gâh-ı erâzil oldu.",
          "caption": "Katl-i Sinâb ez-meşâhîr-i dağlıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_181.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Sinâb ez-meşâhîr-i dağlıyân",
          "text": "Bir müddetden berü Rumeli taraflarında şekāvetle şöhret-yâb olan [Ü1 137b] Sinab'ın mütehassın olduğu kullesi Rumeli Vâlîsi tarafından me'mûr Kocaeli Sancağı Mutasarrıfı Hüseyin Paşa ma'rifetiyle mahsûr kılınmışidi. Şakī-yi mezkûr râh-ı necâtdan me'yûs ve birkaç nefer şahs-ı menhûs ile leylen kullesinden çıkup, balkāna doğru firâr ve meʿâbir ü mesâlikin mukaddemce insidâdı hasebiyle girîz-gâh zann eylediği mahallerin birinden murûr ederken, [Ü2 148a] istâde-i rasad-gâh-ı intizâr olan gümâştegân-ı devlete tesadüf ile nâ-çâr muhârebeye ibtidâr ve yek-hamleye tâkat getüremeyüp, istishâb eylediği eşkıyânın bir mikdârı katîl ve kendüsi dahi cerîh ü zelîl, gûyây-ı “Eyne's-sebîl!\" olmuşidi. Fi'l-hâl me'mûrân-ı devlet eşkıyây-ı mezkûreyi ta'kīb ve Sinâb ve hevâdârlarından yirmi şakīnin cezâlarını tertîb eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından ru'ûs-i maktūʿalarıyla Âsitâne'ye vâsıl ve matrûh-ı ʿibret-gâh-ı erâzil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezîre-i mezkûrede bir müddetden berü aʿyân ve zulmü iʿtiyâd ile harâb-kerde-i hânumân-ı zîr-i destân olan “Abdülkerîm” nâm le'îm, öteden berü Kapudân-ı deryâ olan vüzerâya yoluyla kesb-i teʿalluk ve ehâlî-i cezîreye bu sebeble galebe vü tefavvuk edüp, şerrinden ehâlî lerzân ve iştikâdan tersân olurlar idi. Bu defʿa Kapudan Paşa hazretleri donanma ile Limni'ye vardıkda, cezîre halkına cesâret gelüp, merkūmun zulm ü teʿaddîsinden şikâyet ve defʿ-i mazarratı bâbında istidʿây-ı ʿinâyet etmişler idi. Derhâl merkūmu Rodos'a iclâ ile tervîh-i fukarâ edüp, ancak menfî-yi mezbûrun tarafdarları ʿamel ve iki yüz yirmi kîse muʿaccelen ve mü'eccelen vermek şartıyla ʿafvını kusvây-ı emel ʿadd\neylediklerini müşârun ileyh tahrîr edüp, Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz olundukda, mâl-ı habîsine tamaʿ ile tekrar fukarâya [Ü1 138a] teslît olunması taraf-ı hümâyûndan münâsib görülmeyüp, merkūm ile birâderinin izâleleri bâbında irâde-i seniyye teʿalluk eylediğine binâʾen, işbu mâh-ı Safer'de ber-minvâl-i muharrer ikisi dahi seyf-i siyâsetle [Ü2 148b] istîsâl ve fukarây-ı cezîre vâreste-i kayd-ı endûh u melâl kılındı.",
          "caption": "İʿdâm-ı Aʿyân-ı Cezîre-i Limni",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_182.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Aʿyân-ı Cezîre-i Limni",
          "text": "Cezîre-i mezkûrede bir müddetden berü aʿyân ve zulmü iʿtiyâd ile harâb-kerde-i hânumân-ı zîr-i destân olan “Abdülkerîm” nâm le'îm, öteden berü Kapudân-ı deryâ olan vüzerâya yoluyla kesb-i teʿalluk ve ehâlî-i cezîreye bu sebeble galebe vü tefavvuk edüp, şerrinden ehâlî lerzân ve iştikâdan tersân olurlar idi. Bu defʿa Kapudan Paşa hazretleri donanma ile Limni'ye vardıkda, cezîre halkına cesâret gelüp, merkūmun zulm ü teʿaddîsinden şikâyet ve defʿ-i mazarratı bâbında istidʿây-ı ʿinâyet etmişler idi. Derhâl merkūmu Rodos'a iclâ ile tervîh-i fukarâ edüp, ancak menfî-yi mezbûrun tarafdarları ʿamel ve iki yüz yirmi kîse muʿaccelen ve mü'eccelen vermek şartıyla ʿafvını kusvây-ı emel ʿadd\neylediklerini müşârun ileyh tahrîr edüp, Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz olundukda, mâl-ı habîsine tamaʿ ile tekrar fukarâya [Ü1 138a] teslît olunması taraf-ı hümâyûndan münâsib görülmeyüp, merkūm ile birâderinin izâleleri bâbında irâde-i seniyye teʿalluk eylediğine binâʾen, işbu mâh-ı Safer'de ber-minvâl-i muharrer ikisi dahi seyf-i siyâsetle [Ü2 148b] istîsâl ve fukarây-ı cezîre vâreste-i kayd-ı endûh u melâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsülküttâb olan Râtıb Ebûbekir Efendi tercemesinde musarrah esbâb ile işbu Muharrem'in on dördüncü Çehârşenbih günü ʿazl olunup, sâbıkā Defter Emîni olan Râsih Mustafa Efendi Riyâset-i Küttâb ile kâm-yâb ve üzerinde olan Eyâlet Defteri Nezâreti, Re'îsülküttâb-ı esbak Firdevsî Efendi'ye tefvîz olunmak istısvâb ve Dîvân Tercemânı olan Yorgaki, me'mûriyyetinden hâric umûr ile ihtilât ve baʿzı mahallerde istinâd ü irtibât ile evliyây-ı devleti her hâlde iğzâb ü ishât etmiş olduğuna binâʾen, ol dahi ʿazl ile misâl-i sıfr-ı zâyid iskāt olunup, birâderi Eflâk Voyvodası'nın rızây-ı devlete muvâfık her ne kadar hidmeti meşhûd ise anın dahi tarden li'l-bâb ʿazli îcâb edüp, İpsilanti Aleksandra Eflâk Voyvodalığı'na ve oğlu Kostantin Dîvân Tercemânlığı'na intihâb olundu.\n\nRâtıb Efendi'nin mûcib-i ʿazli olan mâdde giderek teverrüm ü teşennüc ve hakkında âteş-i gayz tevakkud ü tevehhüc edüp, ʿazlinden birkaç gün sonra Rodos Cezîresi'ne iclâ ve dâyiresine mütereddid bulunanlardan Amasyalı Müderris Hâşim Efendi ve Silahdâr Kalemi Baş-halîfesi Mestân Efendi, Hanya'ya ve Müsteşârı olan tercemân-ı mesfûr, Kıbrıs'a bi-tarîkı'n-nefy isrâ olunup, mesfûrun [Ü2 149a] cünhası ʿafv olunur [Ü1 138b] makūleden olmadığına binâʾen, emr-i hümâyûn ile Kapudan Paşa hazretleri maʿrifetiyle iʿdâm ve tahvîf-i hadd-i nâ-şinâsân-ı ervâm kılındı.",
          "caption": "ʿAzl ü nefy-i Re’îsülküttâb Râtıb Efendi ve baʿzı kesân ve nasb-ı Râsıh Efendi be-câyeş ve Nâzır-ı Defter-şüden-i Firdevsî Efendi ve nefy-i Tercemân-ı Dîvân ve ʿazl-i Voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_183.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nefy-i Re’îsülküttâb Râtıb Efendi ve baʿzı kesân ve nasb-ı Râsıh Efendi be-câyeş ve Nâzır-ı Defter-şüden-i Firdevsî Efendi ve nefy-i Tercemân-ı Dîvân ve ʿazl-i Voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Re'îsülküttâb olan Râtıb Ebûbekir Efendi tercemesinde musarrah esbâb ile işbu Muharrem'in on dördüncü Çehârşenbih günü ʿazl olunup, sâbıkā Defter Emîni olan Râsih Mustafa Efendi Riyâset-i Küttâb ile kâm-yâb ve üzerinde olan Eyâlet Defteri Nezâreti, Re'îsülküttâb-ı esbak Firdevsî Efendi'ye tefvîz olunmak istısvâb ve Dîvân Tercemânı olan Yorgaki, me'mûriyyetinden hâric umûr ile ihtilât ve baʿzı mahallerde istinâd ü irtibât ile evliyây-ı devleti her hâlde iğzâb ü ishât etmiş olduğuna binâʾen, ol dahi ʿazl ile misâl-i sıfr-ı zâyid iskāt olunup, birâderi Eflâk Voyvodası'nın rızây-ı devlete muvâfık her ne kadar hidmeti meşhûd ise anın dahi tarden li'l-bâb ʿazli îcâb edüp, İpsilanti Aleksandra Eflâk Voyvodalığı'na ve oğlu Kostantin Dîvân Tercemânlığı'na intihâb olundu.\n\nRâtıb Efendi'nin mûcib-i ʿazli olan mâdde giderek teverrüm ü teşennüc ve hakkında âteş-i gayz tevakkud ü tevehhüc edüp, ʿazlinden birkaç gün sonra Rodos Cezîresi'ne iclâ ve dâyiresine mütereddid bulunanlardan Amasyalı Müderris Hâşim Efendi ve Silahdâr Kalemi Baş-halîfesi Mestân Efendi, Hanya'ya ve Müsteşârı olan tercemân-ı mesfûr, Kıbrıs'a bi-tarîkı'n-nefy isrâ olunup, mesfûrun [Ü2 149a] cünhası ʿafv olunur [Ü1 138b] makūleden olmadığına binâʾen, emr-i hümâyûn ile Kapudan Paşa hazretleri maʿrifetiyle iʿdâm ve tahvîf-i hadd-i nâ-şinâsân-ı ervâm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Anapa Muhâfızı olan Moralı es-Seyyid Mustafa Paşa İslâmı'nı setr eder iʿtikādıyla kefereden bir meczûba ʿinân-ı idâre vü tasarrufunu teslîm ve her ne derse kelâmına mutâvaʿat ü inkıyâdı sevâb-ı ʿazîm ʿadd eylediği, derece-i tevâtüre resîde olup, Devlet-i ʿaliyye tarafından birkaç defʿa menʿ ü inzâr sûretinde muʿâmeleler izhâr olunmuşiken, mücâb ü mülzem olmayup, Anapa ehâlîsi miyânında dahi güf ü gû hâdis ve bi'l-külliyye zevâl-i nüfûzuna bâʿis olmağla, müşârun ileyh Anapa'dan ʿazl ve Sinob'a çıkdığı tahkīk olundukda, muʿtekadı olan kâfir katl olunup, Kütahya Mütesellimi bulunan Melek Ahmed Paşa-zâde ʿOsmân Paşa'nın şimdiye dek mutasarrıf olduğu mansıblarda hüsn-i sülûku mücerreb ve her hâlde evzâʿ ü etvârı mühezzeb olduğuna binâ'en, hakkında ʿinâyet-i hazret-i Cihân-bânî erzânî ve işbu Rebîʿulevvel'in dokuzuncu günü Rütbe-i Vezâret ile pâ-nihâde-i mesned-i kâm-rânî ve Anapa Kalʿası muhâfazası şartıyla Ankara ve Kayseriyye sancakları te'bîden tarafına tevcîh ve Hazîne-i hümâyûn'dan yüz bin guruş ile dâiresi tevsîʿ ve hâli terfîh olunup, kabâyil ü ʿaşâyire mahallinde iʿtâ ve taksîm olunmak üzere bu defʿa tehyi'e olunan inʿâmât-ı Şâhâne dahi yedine teslîm olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-ʿOsmân Paşa be-şârt-ı muhâfaza-i Anapa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_184.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-ʿOsmân Paşa be-şârt-ı muhâfaza-i Anapa",
          "text": "Bir müddetden berü Anapa Muhâfızı olan Moralı es-Seyyid Mustafa Paşa İslâmı'nı setr eder iʿtikādıyla kefereden bir meczûba ʿinân-ı idâre vü tasarrufunu teslîm ve her ne derse kelâmına mutâvaʿat ü inkıyâdı sevâb-ı ʿazîm ʿadd eylediği, derece-i tevâtüre resîde olup, Devlet-i ʿaliyye tarafından birkaç defʿa menʿ ü inzâr sûretinde muʿâmeleler izhâr olunmuşiken, mücâb ü mülzem olmayup, Anapa ehâlîsi miyânında dahi güf ü gû hâdis ve bi'l-külliyye zevâl-i nüfûzuna bâʿis olmağla, müşârun ileyh Anapa'dan ʿazl ve Sinob'a çıkdığı tahkīk olundukda, muʿtekadı olan kâfir katl olunup, Kütahya Mütesellimi bulunan Melek Ahmed Paşa-zâde ʿOsmân Paşa'nın şimdiye dek mutasarrıf olduğu mansıblarda hüsn-i sülûku mücerreb ve her hâlde evzâʿ ü etvârı mühezzeb olduğuna binâ'en, hakkında ʿinâyet-i hazret-i Cihân-bânî erzânî ve işbu Rebîʿulevvel'in dokuzuncu günü Rütbe-i Vezâret ile pâ-nihâde-i mesned-i kâm-rânî ve Anapa Kalʿası muhâfazası şartıyla Ankara ve Kayseriyye sancakları te'bîden tarafına tevcîh ve Hazîne-i hümâyûn'dan yüz bin guruş ile dâiresi tevsîʿ ve hâli terfîh olunup, kabâyil ü ʿaşâyire mahallinde iʿtâ ve taksîm olunmak üzere bu defʿa tehyi'e olunan inʿâmât-ı Şâhâne dahi yedine teslîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Korsan tekneleri ile bundan akdem Ak-deniz'e [Ü2 149b] me'mûr olan İnce Mehmed ve Bekîr Çavuş, deryâda geşt ü güzâr eyleyerek Girid Cezîresi'nde vâkiʿ Gavdos açıklarında yirmi altı pâre topçeker otuz beş zirâʿ bir kıtʿa Malta şehtiyyesine râst gelmeleriyle, sekiz sâʿat ceng [Ü1 139a] ü peykâr ve fazl-ı Kahhâr ile şehtiyye mazbût-ı asker-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-âsâr olup, derûnunda olan otuz iki nefer ehl-i İslâm ve iki nefer zen-i siyeh-endâm kayd-ı esrden reh-yâb-ı selâmet ve doksan bir Maltiz keferesi mukayyed-i selâsel-i hârî vü mezellet olup, sefîne ve üserâ Midilli'de ikāmet üzere Kapudan Paşa tarafına baʿs ü isrâ olunduğu hılâlde, mûmâ ileyhimâ Derne sularına açılup, “Porta Tomruk” nâm mahalde on sekiz topçeker bir kıtʿa korsan sefînesine dahi tesâdüf ve bi'l-muhârebe anı dahi zabt ve derûnunda bulunan iki nefer Tenenti ve iki nefer Kavalyer nâmında sergerdeler ile yüz nefer\nMaltiz keferesini habl-i esre rabt ve bu sefînede dahi ehl-i İslâm'dan iki nefer zen ve on altı nefer merd tahlîs olunup, takımıyla yine müşârun ileyh hazretleri tarafına irsâl eyledikleri haberi Âsitâne-i saʿâdet'e ferhat-res-i vürûd ve bâʿis-i tahsîn ü dürûd olup, Kapudan Paşa dahi ʿavdete me'zûn bulunmuş olmağla, işbu Rebîʿulevvel'in yedinci İsneyn günü ʿadûy-ı dînden darb-ı dest-i mücâhidîn ile ahz olunan sefîneleri menkûsü'l-livâ, nazar-gâh-ı hazret-i Tâcdârî'den imrâr ve Donanma-yı hümâyûn'u dahi mersây-ı Tersâne'ye rabt ile meşkûru'l-hıdme merkezinde [Ü2 150a] karâr eyledi.",
          "caption": "Vukūʿât-ı deryâ ve ʿavdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_185.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿât-ı deryâ ve ʿavdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Korsan tekneleri ile bundan akdem Ak-deniz'e [Ü2 149b] me'mûr olan İnce Mehmed ve Bekîr Çavuş, deryâda geşt ü güzâr eyleyerek Girid Cezîresi'nde vâkiʿ Gavdos açıklarında yirmi altı pâre topçeker otuz beş zirâʿ bir kıtʿa Malta şehtiyyesine râst gelmeleriyle, sekiz sâʿat ceng [Ü1 139a] ü peykâr ve fazl-ı Kahhâr ile şehtiyye mazbût-ı asker-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-âsâr olup, derûnunda olan otuz iki nefer ehl-i İslâm ve iki nefer zen-i siyeh-endâm kayd-ı esrden reh-yâb-ı selâmet ve doksan bir Maltiz keferesi mukayyed-i selâsel-i hârî vü mezellet olup, sefîne ve üserâ Midilli'de ikāmet üzere Kapudan Paşa tarafına baʿs ü isrâ olunduğu hılâlde, mûmâ ileyhimâ Derne sularına açılup, “Porta Tomruk” nâm mahalde on sekiz topçeker bir kıtʿa korsan sefînesine dahi tesâdüf ve bi'l-muhârebe anı dahi zabt ve derûnunda bulunan iki nefer Tenenti ve iki nefer Kavalyer nâmında sergerdeler ile yüz nefer\nMaltiz keferesini habl-i esre rabt ve bu sefînede dahi ehl-i İslâm'dan iki nefer zen ve on altı nefer merd tahlîs olunup, takımıyla yine müşârun ileyh hazretleri tarafına irsâl eyledikleri haberi Âsitâne-i saʿâdet'e ferhat-res-i vürûd ve bâʿis-i tahsîn ü dürûd olup, Kapudan Paşa dahi ʿavdete me'zûn bulunmuş olmağla, işbu Rebîʿulevvel'in yedinci İsneyn günü ʿadûy-ı dînden darb-ı dest-i mücâhidîn ile ahz olunan sefîneleri menkûsü'l-livâ, nazar-gâh-ı hazret-i Tâcdârî'den imrâr ve Donanma-yı hümâyûn'u dahi mersây-ı Tersâne'ye rabt ile meşkûru'l-hıdme merkezinde [Ü2 150a] karâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sene Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîf'inde mefhar-ı enbiyâ ve sened-i asfiyâ ʿaleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerinin behcet-serây-ı ʿâleme kudûmlarını mutazammın manzûme-i meşhûrenin kırâ'ati muʿtâd olduğuna binâ'en, Şehriyâr-ı İskender-vekār dâme mahfûfen bi-ʿavârifi's-Settâr mevlid alayına mahsûs debdebe-i Mülûkâne ile câmiʿ-i şerîfi teşrîf ve mukaddemce muntazır-ı kudûm-ı Hıdîvî'leri olan Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa hazerâtını ve sudûr-ı kirâm [Ü1 139b] ve sâyir erkân-ı Saltanat'ı arz-ı dîdâr-ı meymenet-âsârlarıyla taltîf ʿakabinde mevlid-hânlar leb-i edeb ve lahn-i ʿArab üzere Mevlid-i şerîf kırâ'atine şurûʿ ve o meclis-i hatîrde sütûʿ eden envâr-ı rûhâniyyet-i Seyyidü'l-mürselîn ziyâ-pâş-ı kulûb-ı mü'minîn olup, baʿdehû Padişâh-ı dil-âgâh Serây-ı dilârây-ı Husrevâne'lerine tahrîk-i rikâb-ı rücûʿ buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_186.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Beher sene Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîf'inde mefhar-ı enbiyâ ve sened-i asfiyâ ʿaleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerinin behcet-serây-ı ʿâleme kudûmlarını mutazammın manzûme-i meşhûrenin kırâ'ati muʿtâd olduğuna binâ'en, Şehriyâr-ı İskender-vekār dâme mahfûfen bi-ʿavârifi's-Settâr mevlid alayına mahsûs debdebe-i Mülûkâne ile câmiʿ-i şerîfi teşrîf ve mukaddemce muntazır-ı kudûm-ı Hıdîvî'leri olan Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa hazerâtını ve sudûr-ı kirâm [Ü1 139b] ve sâyir erkân-ı Saltanat'ı arz-ı dîdâr-ı meymenet-âsârlarıyla taltîf ʿakabinde mevlid-hânlar leb-i edeb ve lahn-i ʿArab üzere Mevlid-i şerîf kırâ'atine şurûʿ ve o meclis-i hatîrde sütûʿ eden envâr-ı rûhâniyyet-i Seyyidü'l-mürselîn ziyâ-pâş-ı kulûb-ı mü'minîn olup, baʿdehû Padişâh-ı dil-âgâh Serây-ı dilârây-ı Husrevâne'lerine tahrîk-i rikâb-ı rücûʿ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam hazretleri baʿzı esbâba mebnî mûmâ ileyhden rû-tâb-ı nefret ve bir cihetle mütekeddir olması bâbında nigeh-dâr-ı fursat olmuşidi. Mûmâ ileyh ʿiffetlü Beyhân Sultân hazretlerine Kethudâ bulunup, o esnâda baʿzı dâd ü sitede dâ'ir su'âl ü cevâb vukūʿunu\nSadrıaʿzam ganîmet ʿaddiyle nihânî ʿazlini ilkā ve gars-ı yemîni olan ʿAzîz Efendi'nin Kethudâlığı'nı iğrâ ile ru’yet-i hisâbda fâyide tehakkukunu inbâ ve müşârun ileyhâ hazretleri dahi ʿazlini istidʿâ buyurmuşlar idi. Fi'l-hâl ʿazl olunup, ru'yet-i hisâb ile bir mikdâr şey istirdâd ve şehr-i mezkûrun on yedinci günü [Ü2 150b] Burusa'ya nefy ü ibʿâd olunup, Kethudâlık husûsu şevher-i saʿd-ahterleri Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'nın taʿyîn ü tahyîrine vâbeste olmak irâdesiyle müşârun ileyhe haber firistâde olundukda, hâlâ Büyük Tezkireci Mehmed ʿÂrif Efendi'nin müşârun ileyhâya Kethudâ olması husûsu, o tarafdan beyân ü ifâde olunmağla, tertîb olunan mukaddime lağv olup, müşârun ileyhâ hazretlerinin Kethudâlığı ʿÂrif Efendi'de istikrâr ve fi'l-hâl ilbâs-ı hilʿatle mûmâ ileyh rehîn-i istibşâr olup, ʿAbdullah Efendi'nin üzerinde bulunan mansıb-ı Tevkīʿî, Şerbetçi-zâde dâmâdı Emîn Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Nefy-i Tevkīʿî es-Seyyid ʿAbdullah Birrî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_187.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Tevkīʿî es-Seyyid ʿAbdullah Birrî Efendi",
          "text": "Sadrıaʿzam hazretleri baʿzı esbâba mebnî mûmâ ileyhden rû-tâb-ı nefret ve bir cihetle mütekeddir olması bâbında nigeh-dâr-ı fursat olmuşidi. Mûmâ ileyh ʿiffetlü Beyhân Sultân hazretlerine Kethudâ bulunup, o esnâda baʿzı dâd ü sitede dâ'ir su'âl ü cevâb vukūʿunu\nSadrıaʿzam ganîmet ʿaddiyle nihânî ʿazlini ilkā ve gars-ı yemîni olan ʿAzîz Efendi'nin Kethudâlığı'nı iğrâ ile ru’yet-i hisâbda fâyide tehakkukunu inbâ ve müşârun ileyhâ hazretleri dahi ʿazlini istidʿâ buyurmuşlar idi. Fi'l-hâl ʿazl olunup, ru'yet-i hisâb ile bir mikdâr şey istirdâd ve şehr-i mezkûrun on yedinci günü [Ü2 150b] Burusa'ya nefy ü ibʿâd olunup, Kethudâlık husûsu şevher-i saʿd-ahterleri Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa'nın taʿyîn ü tahyîrine vâbeste olmak irâdesiyle müşârun ileyhe haber firistâde olundukda, hâlâ Büyük Tezkireci Mehmed ʿÂrif Efendi'nin müşârun ileyhâya Kethudâ olması husûsu, o tarafdan beyân ü ifâde olunmağla, tertîb olunan mukaddime lağv olup, müşârun ileyhâ hazretlerinin Kethudâlığı ʿÂrif Efendi'de istikrâr ve fi'l-hâl ilbâs-ı hilʿatle mûmâ ileyh rehîn-i istibşâr olup, ʿAbdullah Efendi'nin üzerinde bulunan mansıb-ı Tevkīʿî, Şerbetçi-zâde dâmâdı Emîn Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hanya Sancağı Mutasarrıfı Ferhâd Paşa dâhil-i silk-i vüzerâ olduğu [Ü1 140a] günden berü kesîrü'l-cedvâ bir mansıb ile kâm-revâ olmadığından, ıztırâb-ı hâle dûçâr ve Kandiye'nin kendüye ihsân olunması bâbında dest-güşây-ı temennî vü iftikār olup, hâlâ Kandiye Muhâfızı Sadr-ı esbak Hasan Paşa üç sene kadar Kandiye'de ikâmet ile kesb-i refâhiyyet edüp, mübâdele-i mansıblarında dahi şurûta muvâfakat bulunmağla, şehr-i mezkûrun on yedinci günü Kandiye, Ferhâd Paşa'ya ve Hanya, Hasan Paşa'ya tevcîh ve Seyyid ʿOsmân Paşa'nın el-yevm mutasarrıf olduğu Niğde Sancağı'nın ekser kazâları Bereketlü Maʿdeni'ne merbût olup, bâkī kalan kazâlar, dâyiresine mütehammil olmadığı zâhir olmağla; Niğde'yi, Mütesellim'i ve İç-il'i, bi'n-nefs kendüsi zabt etmek şartıyla müşârun ileyhe şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü İç-il Sancağı [Ü2 151a] ber-vech-i ilhâk ʿinâyet ve hakkında icrây-ı lâzime-i şefekat olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_188.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "text": "Hanya Sancağı Mutasarrıfı Ferhâd Paşa dâhil-i silk-i vüzerâ olduğu [Ü1 140a] günden berü kesîrü'l-cedvâ bir mansıb ile kâm-revâ olmadığından, ıztırâb-ı hâle dûçâr ve Kandiye'nin kendüye ihsân olunması bâbında dest-güşây-ı temennî vü iftikār olup, hâlâ Kandiye Muhâfızı Sadr-ı esbak Hasan Paşa üç sene kadar Kandiye'de ikâmet ile kesb-i refâhiyyet edüp, mübâdele-i mansıblarında dahi şurûta muvâfakat bulunmağla, şehr-i mezkûrun on yedinci günü Kandiye, Ferhâd Paşa'ya ve Hanya, Hasan Paşa'ya tevcîh ve Seyyid ʿOsmân Paşa'nın el-yevm mutasarrıf olduğu Niğde Sancağı'nın ekser kazâları Bereketlü Maʿdeni'ne merbût olup, bâkī kalan kazâlar, dâyiresine mütehammil olmadığı zâhir olmağla; Niğde'yi, Mütesellim'i ve İç-il'i, bi'n-nefs kendüsi zabt etmek şartıyla müşârun ileyhe şehr-i mezkûrun yirmi beşinci günü İç-il Sancağı [Ü2 151a] ber-vech-i ilhâk ʿinâyet ve hakkında icrây-ı lâzime-i şefekat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Salı günü Dîvân-ı hümâyûn tertîb olunup, Eflâk Voyvodası Dîvân-ı hümâyûn'da ber-muʿtâd kuka telebbüsüyle nâyil-i rağbet ve birkaç günden sonra Bükreş'e doğru rû-be-râh-ı ʿazîmet oldu.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_189.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân",
          "text": "İşbu Salı günü Dîvân-ı hümâyûn tertîb olunup, Eflâk Voyvodası Dîvân-ı hümâyûn'da ber-muʿtâd kuka telebbüsüyle nâyil-i rağbet ve birkaç günden sonra Bükreş'e doğru rû-be-râh-ı ʿazîmet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye tarafından düvel-i Avrupa'ya birer sefîr irsâli mukaddemâ karâr-gîr olduğuna binâ'en, Âgâh Efendi İngiltere'ye gönderilüp, Kethudâ Kitâbeti'nden maʿzûl İbrâhîm Efendi Françe'ye ve Penâh Efendi dâmâdı ʿAli Efendi Prusya'ya tertîb olunup, bu tarafda olan Françe Elçisi sâyir düvele irsâl olunduğu gibi Françe'ye dahi bir sefîr irsâlini câ-be-câ tergîb ve cumhûr tarafından vürûdu tahkīk olunan Büyük Elçi'nin vusûlüne taʿvîk olunmuşidi. Françelü'nün Büyük Elçisi bu esnâda dâhil-i hudûd olduğu haberi vürûd edüp, mâ-lezimesini idâre içün Mihmândâr [Ü1 140b] taʿyîn olunmağla, maʿnen Âsitâne'ye gelmiş gibi olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Prusya'ya tasmîm olunan ʿAli Efendi, Françe'ye ve Arabacılar Kâtibi bulunan Nâyilî Efendi, Prusya'ya sefîr nasb ü taʿyîn ve hilʿatler ilbâsıyla kāmet-i istiʿdâdları tezyîn olunduğundan gayri, birer mansıb ile terfîʿ-i şânları maslahat iktizâsından ʿadd olunup, ʿAli Efendi'ye Rebîʿulevvel'in yirmi birinci günü Baş-muhâsebe ve İbrâhîm Efendi'ye tevcîhâtda zabt etmek üzere Anadolu Muhâsebeciliği tevcîh olunup, birkaç günden sonra Nâyilî Efendi'nin Prusya sefâretinden tekāʿüsünü sâbıkā Belgrad Defterdârı [Ü2 151b] olan ʿAli Efendi teferrüs edüp, Prusya'ya gitmeğe tâlib ve fi'l-hâl ilbâs-ı hilʿat ile nâyil-i metâlib oldu.",
          "caption": "Me'mûr-şüden-i ʿAli Efendi ve Nâ'ilî Efendi be-sefâret-i Françe ve Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_190.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûr-şüden-i ʿAli Efendi ve Nâ'ilî Efendi be-sefâret-i Françe ve Prusya",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye tarafından düvel-i Avrupa'ya birer sefîr irsâli mukaddemâ karâr-gîr olduğuna binâ'en, Âgâh Efendi İngiltere'ye gönderilüp, Kethudâ Kitâbeti'nden maʿzûl İbrâhîm Efendi Françe'ye ve Penâh Efendi dâmâdı ʿAli Efendi Prusya'ya tertîb olunup, bu tarafda olan Françe Elçisi sâyir düvele irsâl olunduğu gibi Françe'ye dahi bir sefîr irsâlini câ-be-câ tergîb ve cumhûr tarafından vürûdu tahkīk olunan Büyük Elçi'nin vusûlüne taʿvîk olunmuşidi. Françelü'nün Büyük Elçisi bu esnâda dâhil-i hudûd olduğu haberi vürûd edüp, mâ-lezimesini idâre içün Mihmândâr [Ü1 140b] taʿyîn olunmağla, maʿnen Âsitâne'ye gelmiş gibi olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Prusya'ya tasmîm olunan ʿAli Efendi, Françe'ye ve Arabacılar Kâtibi bulunan Nâyilî Efendi, Prusya'ya sefîr nasb ü taʿyîn ve hilʿatler ilbâsıyla kāmet-i istiʿdâdları tezyîn olunduğundan gayri, birer mansıb ile terfîʿ-i şânları maslahat iktizâsından ʿadd olunup, ʿAli Efendi'ye Rebîʿulevvel'in yirmi birinci günü Baş-muhâsebe ve İbrâhîm Efendi'ye tevcîhâtda zabt etmek üzere Anadolu Muhâsebeciliği tevcîh olunup, birkaç günden sonra Nâyilî Efendi'nin Prusya sefâretinden tekāʿüsünü sâbıkā Belgrad Defterdârı [Ü2 151b] olan ʿAli Efendi teferrüs edüp, Prusya'ya gitmeğe tâlib ve fi'l-hâl ilbâs-ı hilʿat ile nâyil-i metâlib oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu esnâda Beşiktaş Serâyı'ndan istîfây-ı hazz ile Top-kapu'ya nakl-i hümâyûn tasmîm olunduğuna binâ'en, işbu Rebîʿulevvel'in beşinci günü ol cây-ı dil-güşâ, kudûm-i behcet-lüzûm-i Mülûkâne ile hem-reng-i cennetü'l-me'vâ oldu.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Top-kapu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_191.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Top-kapu",
          "text": "Bu esnâda Beşiktaş Serâyı'ndan istîfây-ı hazz ile Top-kapu'ya nakl-i hümâyûn tasmîm olunduğuna binâ'en, işbu Rebîʿulevvel'in beşinci günü ol cây-ı dil-güşâ, kudûm-i behcet-lüzûm-i Mülûkâne ile hem-reng-i cennetü'l-me'vâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Trablusşâm Vâlîsi olan Vezîr Mûsâ Paşa, ol havâlîde mukaddemâ tahsîl-i emvâl ve sâyir me'mûriyyetle iştigāl sebebi ile Cerde Başbûğluğu'na heveskâr ve emvâl-i mîrîyi vaktiyle edâ ve Cerde hidmetini kemâ-yenbâgī îfâ etmek şartıyla Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'e sezâvâr ve Trablusşâm Eyâleti ile kâm-kâr olmuşidi. Bu âna dek mâl-ı mîrîyi edâ ve teʿahhüdüne vefâ eylemediğinden başka, tamaʿ u irtikâb ile bu taraflarda şöhret-yâb ve giderek bu mu'âmele-i nâ-hencârı evliyây-ı devleti igzâb edüp, Mîrü'l-Hâcc Paşa dahi oğlu Halîl Bey'e Trablus Eyâleti Mîr-i mîrânlık ile ihsân olunduğu hâlde, kâffe-i umûrda rızây-ı devlete muvâfık harekât izhârını [Ü1 141a] teʿahhüd eylediğine binâ'en, işbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın onuncu günü müşârun ileyh ʿazl ve İstanköy Cezîresi'ne tagrîb ve emvâl ü eşyâsı cânib-i mîrîden zabt ile hakkında icrây-ı lâzime-i teʼdîb kılınup, Cerde Başbûğluğu ve Trablus Beylerbeyiliği ber-minvâl-i muharrer Halîl Bey'e tevcîh ü ihsân ve fetîle-i çerâğ-ı ikbâli, misbâh-ı münîr-i iltifât-ı Cihân-bânî ile fürûzân kılındı.",
          "caption": "‘Azl-i Vâlî-yi Trablusşâm ve nasb-ı mahdûm-i Mîrü'l-Hâcc be-Mîr-i mîrânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_192.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl-i Vâlî-yi Trablusşâm ve nasb-ı mahdûm-i Mîrü'l-Hâcc be-Mîr-i mîrânî",
          "text": "Trablusşâm Vâlîsi olan Vezîr Mûsâ Paşa, ol havâlîde mukaddemâ tahsîl-i emvâl ve sâyir me'mûriyyetle iştigāl sebebi ile Cerde Başbûğluğu'na heveskâr ve emvâl-i mîrîyi vaktiyle edâ ve Cerde hidmetini kemâ-yenbâgī îfâ etmek şartıyla Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'e sezâvâr ve Trablusşâm Eyâleti ile kâm-kâr olmuşidi. Bu âna dek mâl-ı mîrîyi edâ ve teʿahhüdüne vefâ eylemediğinden başka, tamaʿ u irtikâb ile bu taraflarda şöhret-yâb ve giderek bu mu'âmele-i nâ-hencârı evliyây-ı devleti igzâb edüp, Mîrü'l-Hâcc Paşa dahi oğlu Halîl Bey'e Trablus Eyâleti Mîr-i mîrânlık ile ihsân olunduğu hâlde, kâffe-i umûrda rızây-ı devlete muvâfık harekât izhârını [Ü1 141a] teʿahhüd eylediğine binâ'en, işbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın onuncu günü müşârun ileyh ʿazl ve İstanköy Cezîresi'ne tagrîb ve emvâl ü eşyâsı cânib-i mîrîden zabt ile hakkında icrây-ı lâzime-i teʼdîb kılınup, Cerde Başbûğluğu ve Trablus Beylerbeyiliği ber-minvâl-i muharrer Halîl Bey'e tevcîh ü ihsân ve fetîle-i çerâğ-ı ikbâli, misbâh-ı münîr-i iltifât-ı Cihân-bânî ile fürûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü2 152a] Galata'dan maʿzûl ve Edirne Pâyesi'ne mevsûl olan Çineli Madrûbî Ahmed Efendi ve Mehmed Emîn Beyefendi'nin munfasıl oldukları mansıb ve mutasarrıf oldukları pâyede farkları olmayup, Ahmed Efendi, Ders-i ʿâmm ve Emîn Beyefendi hüner ü kemâlde pesendîde-i hâss u ʿâmm olup, bu makūlelere tarîkçe ikrâm, muktezây-ı şîme-i Şehriyâr-ı enâm olduğuna binâ'en, Ahmed Efendi'ye şehr-i mezkûrun onuncu gününden ve Emîn Bey'e on üçüncü gününden iʿtibâr ile Mekke-i mükerreme Pâyesi verilüp, ikisi dahi merâmlarıyla şâd-kâm kılındı. Ve baʿzı mevleviyyetlerin zemân-ı tevcîhi tekarrüb ve şimdiden erbâbı\nte'ehhüb etmek lâzım geldiğinden, on bir senesi Şevvâl'i gurresinden zabt ve 'azli, nasbı târîhinden mu'teber olmak üzere Kazây-ı Edirne, İzmir'den maʿzûl Kebîrî-zâde es-Seyyid ʿAbdurrahmân Efendi'ye ve gurre-i Ramazân'dan zabt etmek üzere Burusa Kazâsı, Havâss-ı refî'a'dan munfasıl Fahreddîn Efendi'ye ve gurre-i Receb'den zabt etmek üzere Selânik Kazâsı, bâ-Pâye-i Edirne Fetvâ Emîni Ahmed Efendi'ye ve iki yüz on iki senesi Rebîʿulevvel'i gurresinden zabt etmek üzere İzmir Kazâsı, Samakovî-zâde Ahmed Necîb Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Madrûbî Ahmed Efendi ve Mehmed Emîn Beyefendi ve tevcîhât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_193.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Madrûbî Ahmed Efendi ve Mehmed Emîn Beyefendi ve tevcîhât-ı sâyire",
          "text": "[Ü2 152a] Galata'dan maʿzûl ve Edirne Pâyesi'ne mevsûl olan Çineli Madrûbî Ahmed Efendi ve Mehmed Emîn Beyefendi'nin munfasıl oldukları mansıb ve mutasarrıf oldukları pâyede farkları olmayup, Ahmed Efendi, Ders-i ʿâmm ve Emîn Beyefendi hüner ü kemâlde pesendîde-i hâss u ʿâmm olup, bu makūlelere tarîkçe ikrâm, muktezây-ı şîme-i Şehriyâr-ı enâm olduğuna binâ'en, Ahmed Efendi'ye şehr-i mezkûrun onuncu gününden ve Emîn Bey'e on üçüncü gününden iʿtibâr ile Mekke-i mükerreme Pâyesi verilüp, ikisi dahi merâmlarıyla şâd-kâm kılındı. Ve baʿzı mevleviyyetlerin zemân-ı tevcîhi tekarrüb ve şimdiden erbâbı\nte'ehhüb etmek lâzım geldiğinden, on bir senesi Şevvâl'i gurresinden zabt ve 'azli, nasbı târîhinden mu'teber olmak üzere Kazây-ı Edirne, İzmir'den maʿzûl Kebîrî-zâde es-Seyyid ʿAbdurrahmân Efendi'ye ve gurre-i Ramazân'dan zabt etmek üzere Burusa Kazâsı, Havâss-ı refî'a'dan munfasıl Fahreddîn Efendi'ye ve gurre-i Receb'den zabt etmek üzere Selânik Kazâsı, bâ-Pâye-i Edirne Fetvâ Emîni Ahmed Efendi'ye ve iki yüz on iki senesi Rebîʿulevvel'i gurresinden zabt etmek üzere İzmir Kazâsı, Samakovî-zâde Ahmed Necîb Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 141b] Müşârun ileyhin müfredât-ı ahvâli mahallerinde kalem-i ʿÂcizânem ile tafsîl olunup, nev-be-nev hubs-i serîretinden ser-zede olan reftâr-ı nâ-hemvârı müstağnî-yi i'âde vü tekrâr olmağla, fakat ʿâlem-i vücûddan ne vechile mefkūd olduğu beyânıyla iktifâ olundu. Müşârun ileyh nevʿammâ Devlet-i ʿaliyye tarafından mutma'inn [Ü2 152b] olup, etrâfında vâkiʿ usât-ı küffâr ile muʿtâdı üzere âheng-i ceng ve âzmâyiş-i tîğ ü tüfeng etmek kasdıyla, işbu Muharremü'l-harâmda yerinden hareket ve İşpoz [Spuz] ve Podgorica mukābilinde vâkiʿ Pirol ve Pars yurdlarında mütemekkin küffâr üzerine hücûm edüp, münhezimen ʿavdet eylediği hînde telâfî-yi mâ-fât niyyeti ile tekrâr tedârük görüp, asker-i kesîr ile ʿusât-ı merkūme üzerine ʿazîmet etmişidi. \n\n Küffâr, hem-civârları olan Karadağ eşrârından ittihâd-ı âyîn hasebiyle istimdâd ve anlar dahi cemʿ-i kesîr ile imdâd ve iki fırka birbiriyle iʿtizâd eyleyerek “ez-Zaʿîfâni yağlibâni kaviyyā” mefhûmu üzere İskenderiyye askerine galebe eylediklerinden gayri, esnây-ı muhârebede müşârun ileyh dahi iki yerinden zahm-nâk ve te'sîr-i cerhden helâk\nolduğu haberi Der-i devlet-medâr'a vârid oldu. “Lillâhi derru'l-leyâlî fî tasarrufihâ, mâzâ türînâ mine'l-âyâti ve'l-ʿiber”\n\n Mîr-i mîrân'dan birâderi İbrâhîm Paşa İskenderiyye'nin kendüye ihsân olunması niyâzıyla etrâf u eknâfa neşr-i evrâk ve etrâf dahi iktizây-ı hâl sebebi ile evleviyyet-i müsâʿadede ittifâk eylediklerinden gayri, mûmâ ileyhin Devlet-i ebed-müddet'e meyl ü rükûnu etvâr-ı sâbıkasından istidlâl ve İskenderiyye vakʿasında birâderi müteveffâya incizâb ü ittisâli, havf-ı cân ile baʿzı vesveseye zehâbından ve asker-i meʾmûr beyninde tekevvün eden şikāk u nifâk hasebiyle maslahatın görülmeyeceği [Ü1 142a] ihtimâlinden lâzım geldiği zâhir-i hâl olmağla, bu esbâb imâle-i kulûb-ı uli'l-elbâb edüp, o hılâlde İskenderiyye Müftîsi [Ü2 153a] dahi gelmiş bulunmağla, müteveffânın deyn-i mîrîsi ve İskenderiyye tevcîhinin ʿivazı, hadd-i iʿtidâl üzere müzâkere olunup, ol mikdâr meblağı nakden ve nesʾeten vermeğe teʿahhüd eylediklerinden, İskenderiyye Sancağı, Rumeli Beylerbeyiliği Pâyesi'yle İbrâhîm Paşa'ya ve İlbasan Sancağı, mûmâ ileyhin iltimâsıyla Mîr-i mîrân'dan yeğeni Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Fevt-i Mahmûd Paşa Mutasarrıf-ı İskenderiyye ve tevcîh-i İskenderiyye be-birâdereş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_194.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mahmûd Paşa Mutasarrıf-ı İskenderiyye ve tevcîh-i İskenderiyye be-birâdereş",
          "text": "[Ü1 141b] Müşârun ileyhin müfredât-ı ahvâli mahallerinde kalem-i ʿÂcizânem ile tafsîl olunup, nev-be-nev hubs-i serîretinden ser-zede olan reftâr-ı nâ-hemvârı müstağnî-yi i'âde vü tekrâr olmağla, fakat ʿâlem-i vücûddan ne vechile mefkūd olduğu beyânıyla iktifâ olundu. Müşârun ileyh nevʿammâ Devlet-i ʿaliyye tarafından mutma'inn [Ü2 152b] olup, etrâfında vâkiʿ usât-ı küffâr ile muʿtâdı üzere âheng-i ceng ve âzmâyiş-i tîğ ü tüfeng etmek kasdıyla, işbu Muharremü'l-harâmda yerinden hareket ve İşpoz [Spuz] ve Podgorica mukābilinde vâkiʿ Pirol ve Pars yurdlarında mütemekkin küffâr üzerine hücûm edüp, münhezimen ʿavdet eylediği hînde telâfî-yi mâ-fât niyyeti ile tekrâr tedârük görüp, asker-i kesîr ile ʿusât-ı merkūme üzerine ʿazîmet etmişidi. \n\n Küffâr, hem-civârları olan Karadağ eşrârından ittihâd-ı âyîn hasebiyle istimdâd ve anlar dahi cemʿ-i kesîr ile imdâd ve iki fırka birbiriyle iʿtizâd eyleyerek “ez-Zaʿîfâni yağlibâni kaviyyā” mefhûmu üzere İskenderiyye askerine galebe eylediklerinden gayri, esnây-ı muhârebede müşârun ileyh dahi iki yerinden zahm-nâk ve te'sîr-i cerhden helâk\nolduğu haberi Der-i devlet-medâr'a vârid oldu. “Lillâhi derru'l-leyâlî fî tasarrufihâ, mâzâ türînâ mine'l-âyâti ve'l-ʿiber”\n\n Mîr-i mîrân'dan birâderi İbrâhîm Paşa İskenderiyye'nin kendüye ihsân olunması niyâzıyla etrâf u eknâfa neşr-i evrâk ve etrâf dahi iktizây-ı hâl sebebi ile evleviyyet-i müsâʿadede ittifâk eylediklerinden gayri, mûmâ ileyhin Devlet-i ebed-müddet'e meyl ü rükûnu etvâr-ı sâbıkasından istidlâl ve İskenderiyye vakʿasında birâderi müteveffâya incizâb ü ittisâli, havf-ı cân ile baʿzı vesveseye zehâbından ve asker-i meʾmûr beyninde tekevvün eden şikāk u nifâk hasebiyle maslahatın görülmeyeceği [Ü1 142a] ihtimâlinden lâzım geldiği zâhir-i hâl olmağla, bu esbâb imâle-i kulûb-ı uli'l-elbâb edüp, o hılâlde İskenderiyye Müftîsi [Ü2 153a] dahi gelmiş bulunmağla, müteveffânın deyn-i mîrîsi ve İskenderiyye tevcîhinin ʿivazı, hadd-i iʿtidâl üzere müzâkere olunup, ol mikdâr meblağı nakden ve nesʾeten vermeğe teʿahhüd eylediklerinden, İskenderiyye Sancağı, Rumeli Beylerbeyiliği Pâyesi'yle İbrâhîm Paşa'ya ve İlbasan Sancağı, mûmâ ileyhin iltimâsıyla Mîr-i mîrân'dan yeğeni Mehmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beyşehri Sancağı Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ve ʿAlâʾiyye Mutasarrıfı Tâhir Paşa münâfese üzere olup, İbrâhîm Paşa ʿAlâ'iyye'yi ifsâddan hâlî olmadığını Turunc-zâde Süleymân Paşa tahrîr ve Beyşehri Sancağı Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ile Kırşehri Sancağı Mutasarrıfı Seyyid Ahmed Paşa'nın mansıbları mübâdelesiyle ihtilâl mündefiʿ olacağını tezkîr etmekle, işbu Rebîʿulâhir'ın yirmi ikinci günü mûmâ ileyhimânın mansıbları ol vechile tebdîl ve tevcîh ü meʾmûriyyet emirleri taraflarına tesbîl olundu.",
          "caption": "Azl-i Mutasarrıf-ı Kırşehri ve Beyşehri",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_195.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl-i Mutasarrıf-ı Kırşehri ve Beyşehri",
          "text": "Beyşehri Sancağı Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ve ʿAlâʾiyye Mutasarrıfı Tâhir Paşa münâfese üzere olup, İbrâhîm Paşa ʿAlâ'iyye'yi ifsâddan hâlî olmadığını Turunc-zâde Süleymân Paşa tahrîr ve Beyşehri Sancağı Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ile Kırşehri Sancağı Mutasarrıfı Seyyid Ahmed Paşa'nın mansıbları mübâdelesiyle ihtilâl mündefiʿ olacağını tezkîr etmekle, işbu Rebîʿulâhir'ın yirmi ikinci günü mûmâ ileyhimânın mansıbları ol vechile tebdîl ve tevcîh ü meʾmûriyyet emirleri taraflarına tesbîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yûsuf Agâh Efendi'nin İngiltere ikāmeti üç seneye resîde olup, yerine âharın gitmesi lâzım gelmekle, Enbâr Emîni olan İsmâʿîl Efendi şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü Süvârî Mukābeciliği Pâyesi'yle tarîk-ı hâcegâna idhâl ve İngiltere sefâretiyle o tarafa irsâl olundu.",
          "caption": "Sefîr-şüden-i İsmâ‘îl Efendi be-İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_196.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Sefîr-şüden-i İsmâ‘îl Efendi be-İngiltere",
          "text": "Yûsuf Agâh Efendi'nin İngiltere ikāmeti üç seneye resîde olup, yerine âharın gitmesi lâzım gelmekle, Enbâr Emîni olan İsmâʿîl Efendi şehr-i mezkûrun yirmi altıncı günü Süvârî Mukābeciliği Pâyesi'yle tarîk-ı hâcegâna idhâl ve İngiltere sefâretiyle o tarafa irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kul Kethudâsı İbrâhîm Ağa'nın yevmen-fe-yevmen ʿilleti müştedd ve ifâkat-i mevhûmesi muhtâc-ı zemân-ı mümtedd olup, ʿazli zarûriyyât-ı vaktden olduğuna binâ'en, Ocağ'a münhasır zeʿâmetlerin biri mahlûl oluncaya dek, mâh-be-mâh Yeniçeri Ağası tarafından kendüye beşer yüz guruş verilmek [Ü2 153b] şartıyla, [Ü1 142b] şehr-i Rebîʿulâhır'ın yirmi dokuzuncu günü Kul Kethudâlığı'ndan maʿzûl olup, Zağarcı-başı Eyyûb Ağa, Kul Kethudâsı ve Seksoncu-başı Mehmed Ağa, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı Hasan Ağa, Seksoncu-başı ve Muhzır olan Şehrî Mehmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu.",
          "caption": "Silsile-i dûdmân-ı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_197.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Silsile-i dûdmân-ı Yeniçeriyân",
          "text": "Kul Kethudâsı İbrâhîm Ağa'nın yevmen-fe-yevmen ʿilleti müştedd ve ifâkat-i mevhûmesi muhtâc-ı zemân-ı mümtedd olup, ʿazli zarûriyyât-ı vaktden olduğuna binâ'en, Ocağ'a münhasır zeʿâmetlerin biri mahlûl oluncaya dek, mâh-be-mâh Yeniçeri Ağası tarafından kendüye beşer yüz guruş verilmek [Ü2 153b] şartıyla, [Ü1 142b] şehr-i Rebîʿulâhır'ın yirmi dokuzuncu günü Kul Kethudâlığı'ndan maʿzûl olup, Zağarcı-başı Eyyûb Ağa, Kul Kethudâsı ve Seksoncu-başı Mehmed Ağa, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı Hasan Ağa, Seksoncu-başı ve Muhzır olan Şehrî Mehmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erbâb-ı mesâlihin ru’yet-i daʿvâ ve katʿ-ı nizâʿ u gavgāları zımnında yazılacak ahkâm-ı şerîfe musahhah buyuruldu-yı ʿâlî ile şerʿ u kānûna mutâbık ve kuyûdât u kavāʿide muvâfık olmak ve müddeʿîlerin istidʿâları olan ebâtîl ü tezvîrât ahkâma derc olunmamak lâzım iken, giderek bu nizâm tavrından çıkup, mesâgı olmayan ahvâl, aklâmdan tezâkir ile Mâliyye tarafından verilan evâmir-i şerîfeye idrâc ve hikâyeten bast olunan keyfiyyetin mezâyâsı hükkâm-ı ʿasrın maʿlûmu olmadığından, o makūle mukaddimât-ı mahkiyyeyi nusûs-ı evâmir-i şerîfeden zann ü hisbân ile hılâf-ı irâde vü fermân harekete ictirâ ve bu sebeble hukūk-ı ʿibâd ilgā ve temvîhât-ı erbâb-ı fesâd icrâ olunageldiği zâhir olmağla, fîmâ-baʿd aklâmdan verilan tezâkir ve ʿurûz ile tahrîr olunacak evâmir-i şerîfeye Mâliyye tezkirecileri dayimâ nezâret edüp, fermâna idrâcı münâsib olmayan ve kānûn u şurûta uymayan elfâz ve fermân ile musahhah olmayup, mesâgı olmayan müstedʿiyât, kinâyeten ve hikâyeten ahkâm-ı şerîfeye derc olunmayup, şurût-ı mezkûre üzere tahrîrine dikkat ve râbıtasız yazılan evâmirin battâllarına mürâcaʿat ile cerh u taʿdîl ve tagyîr ü tebdîline bezl-i cehd [Ü2 154a] ü tâkat etmeleri keyfiyyeti vücûh-ı aklâma işʿâr ve ʿale'd-devâm bu vechile hareketleri tenbîh olunup,\nhılâfı vazʿ u hareketden tahzîr ü inzâr olunmaları bâbında Defterdâr Efendi'ye hitâben mü'ekked emr-i ʿâlî ısdâr olundu. Ve memâlik-i Pâdişâhî'de mütemekkin olan [Ü1 143a] fukarâ ve reʿâyânın refâh-ı hâl ve ârâmiş-i bâlleri mültezem ve tesallut-ı cebâbire vü zalemeden vikāyeleri emr-i ehemm iken Vâlî ve Mütesellim ve Voyvoda'ya hitâb ile ısdâr-ı fermân olundukda, cüz'iyyet ü külliyyet-i mâddeye bakmayarak taʿyîn-i mübâşir ve maʿiyyetine vâfir atlu koşup, müsâfir şeklinde yollarda fukarâyı rencîde-hâtır eylediklerinden fazla, me'mûr oldukları mahalle vardıklarında müddeʿî ve müddeʿâ-ʿaleyhde mevcûd ne ise gasb ve kazıyyede medhali olmayanların emvâlini dahi nehb eyledikleri, derece-i tahkīka resîde olmağla, fîmâ-baʿd vüzerâ ve Mîr-i mîrân ve Mütesellim ve Voyvoda ve Bostâncı-başı'ya fermânda sarâhaten hitâb yazılmadıkça, sâdir olan evâmire hitâb yazılmamak husūsu, Dîvân-ı hümâyûn Beylikçisi ve Mümeyyiz ve Kîsedâr'a tenbîh ve kaleme kayd olunup, Mâliyye tarafından dahi ʿilm ü haber verilmek üzere Re'îsülküttâb Efendi'ye hitâben emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu. Ve erbâb-ı maslahatın şerʿ-i şerîf ve kānûn-i münîf üzere metâlibleri ru'yet olunagelüp, Umûr-ı Dîvâniyye ve Baş-muhasebe ve Haremeyn ve Mevkūfât ve Mâliyye'ye dâyir kavânîn ve şurût öteden berü mazbût iken, li-maslahatin hılâf-ı ʿâde bir takrîb tanzîm olunmuş mâddeleri erbâb-ı hiyel tervîc-i mefsedet içün emsâl tutarak ʿarz ve ʿarz-ı hâl takdîmiyle emsâl kaydına mürâcaʿat ve kaleminden ihrâc ve bu der-kenârı vesîle-i taʿcîz edüp, şefîʿ-i mücbir tedarüküyle [Ü2 154b] su'âl ü cevabı teksîr ve evliyây-ı umûru işgāl ü tagrîr etmeleriyle, bundan böyle o makūle evrâkda pençe ve sahh olmadıkça ve defterdârlar kîsedârlara şifâhen tenbîh etmedikçe, emsâl ve sabık kayıdları der-kenâr olunmamak üzere Baş-muhasebe'ye kayd ve iktizâ eden aklâma ʿilm ü haberleri verilüp, kîsedârlara muhkem tenbîh olunmak ve Memâlik-i mahrûse-i Şâhâne'de vâkiʿ zeʿâmet ve tîmâr ve mukātaʿât [Ü1 143b] ve evkāfın hîn-i tahrîrde bi'l-cümle hâsılâtı Muharrir kalemiyle muharrer ve lede'l-hâce vukūʿ bulan nizâʿ, Defter-i Hâkānî ve kānûn-i Cihân-bânî'ye mürâcaʿatla fasl olunmak sâbit ü mukarrer olduğundan gayri, şerʿ ve kānûna mutâbık daʿvây-ı erâzî ve mezâriʿât ve buna müteferri olan münâzaʿât dahi, Dîvân Kalemi'nde mahfûz kuyûdâta nazar ile katʿ u hasm olunmak bir emr-i muʿteber iken, baʿzı mukātaʿât ve zeʿâmet ve tîmâr mutasarrıfları ve evkāf mütevellîleri arasında erâzîye dâyir olup, zâhirde kānûna şebîh ve tahtında niçe fesâd muzmer\nolan nizâʿ vukūʿuyla mütehâlifü'l-mazmûn evâmir verilerek kuyûdât muhtell ve fark u temyîz müşevveş ü mühmel olduğu zâhir ve o makūle der-kenârlara imrâr-ı nazar olunup, menşe'-i fesâd ne idüği mülâhaza olundukda, Defter-hâne'ye bi'l-mürâcaʿa Dîvân-ı hümâyûn'dan yazılacak evâmir bilâ-mürâcaʿat baʿzan Ağa mektûbu ve mütevellîler ʿarzı ile Haremeyn ve Mâliyye'den tahrîr ve baʿzan erâzî-yi kurâda hılâf-ı kānûn hudûd taʿyîni ile bi'l-itmâ mehâkimden alınan hücec ü senedâtın Defter-i Hâkānî'ye sebti ile aklâm-ı sâyireye ʿilm ü haberleri neşr olunup, hüccetleri kānûna tatbîk ile birer takrîb [Ü2 155a] Dîvân'dan fermân ahz eylediklerinden, kuyûdâtı ifsâd ve kānûnu tagyîr eyledikleri muhakkaku's-sübût olmağla, bundan böyle Defter-i Hâkānî'ye muvâfık olmayup, ihtilâl kuyûdu ve ibtâl hakkı mûcib olan hücec ü iʿlâmât ve kavâyim-i Haremeyn'den mektûb ve nâzırların ʿarzlarıyla Defter-hâne-i ʿâmire'ye ve Haremeyn ve sâyir aklâma kayd olunmamak ve Dîvân-ı hümâyûn'dan yazılacak evâmir âhar kalemde yazılmamak ve erâzî nizâʿına dâyir mugāyir kānûn istihsâl olunan müzevvir hüccet ü iʿlâm, kānûna tevfik ile mûcebince Dîvân'dan emir verilmemek ve Başmuhasebe ve Defter-hâne'ye kaydı iktizâ eden nezir hücceti [Ü1 144a] ihticâca salâhiyyeti mütehakkak ve sakı, sebke muvâfık vakıf hüccetinden mâʿadâ, mevâdd-ı mezkûreye dâyir bir şey aklâma kayd olunmayup, bir takrîb fermân dahi ısdâr etdirilür ise, Kalem'den derhal redd ile cevâb verilmek ve ihtilâli müstelzim olmayup, kaydı muktezî mevâdd, sarâhaten beyâz üzerine fermân sudûr etmedikce, kayd olunmamak bâbında şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince işbu nizâm ilâ-mâ-şâʾallah düstûru'l-ʿamel tutulup, hılâfı üzere hareket edenlere siyâset esâs-ı nizâmdan olmağla, nizâm-ı mezkûrun Başmuhasebe ve Haremeyn Muhasebesi ve Mukātaʿası ve Mâliyye ve Dîvân ve sâyir iktizâ edenlere ʿilm ü haberleri verilüp, aklâm kîsedârlarına müʾekked tenbîh olunmak bâbında Defterdâr Efendi'ye hitâben emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı kuyûdât-ı baʿzı aklâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_198.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı kuyûdât-ı baʿzı aklâm",
          "text": "Erbâb-ı mesâlihin ru’yet-i daʿvâ ve katʿ-ı nizâʿ u gavgāları zımnında yazılacak ahkâm-ı şerîfe musahhah buyuruldu-yı ʿâlî ile şerʿ u kānûna mutâbık ve kuyûdât u kavāʿide muvâfık olmak ve müddeʿîlerin istidʿâları olan ebâtîl ü tezvîrât ahkâma derc olunmamak lâzım iken, giderek bu nizâm tavrından çıkup, mesâgı olmayan ahvâl, aklâmdan tezâkir ile Mâliyye tarafından verilan evâmir-i şerîfeye idrâc ve hikâyeten bast olunan keyfiyyetin mezâyâsı hükkâm-ı ʿasrın maʿlûmu olmadığından, o makūle mukaddimât-ı mahkiyyeyi nusûs-ı evâmir-i şerîfeden zann ü hisbân ile hılâf-ı irâde vü fermân harekete ictirâ ve bu sebeble hukūk-ı ʿibâd ilgā ve temvîhât-ı erbâb-ı fesâd icrâ olunageldiği zâhir olmağla, fîmâ-baʿd aklâmdan verilan tezâkir ve ʿurûz ile tahrîr olunacak evâmir-i şerîfeye Mâliyye tezkirecileri dayimâ nezâret edüp, fermâna idrâcı münâsib olmayan ve kānûn u şurûta uymayan elfâz ve fermân ile musahhah olmayup, mesâgı olmayan müstedʿiyât, kinâyeten ve hikâyeten ahkâm-ı şerîfeye derc olunmayup, şurût-ı mezkûre üzere tahrîrine dikkat ve râbıtasız yazılan evâmirin battâllarına mürâcaʿat ile cerh u taʿdîl ve tagyîr ü tebdîline bezl-i cehd [Ü2 154a] ü tâkat etmeleri keyfiyyeti vücûh-ı aklâma işʿâr ve ʿale'd-devâm bu vechile hareketleri tenbîh olunup,\nhılâfı vazʿ u hareketden tahzîr ü inzâr olunmaları bâbında Defterdâr Efendi'ye hitâben mü'ekked emr-i ʿâlî ısdâr olundu. Ve memâlik-i Pâdişâhî'de mütemekkin olan [Ü1 143a] fukarâ ve reʿâyânın refâh-ı hâl ve ârâmiş-i bâlleri mültezem ve tesallut-ı cebâbire vü zalemeden vikāyeleri emr-i ehemm iken Vâlî ve Mütesellim ve Voyvoda'ya hitâb ile ısdâr-ı fermân olundukda, cüz'iyyet ü külliyyet-i mâddeye bakmayarak taʿyîn-i mübâşir ve maʿiyyetine vâfir atlu koşup, müsâfir şeklinde yollarda fukarâyı rencîde-hâtır eylediklerinden fazla, me'mûr oldukları mahalle vardıklarında müddeʿî ve müddeʿâ-ʿaleyhde mevcûd ne ise gasb ve kazıyyede medhali olmayanların emvâlini dahi nehb eyledikleri, derece-i tahkīka resîde olmağla, fîmâ-baʿd vüzerâ ve Mîr-i mîrân ve Mütesellim ve Voyvoda ve Bostâncı-başı'ya fermânda sarâhaten hitâb yazılmadıkça, sâdir olan evâmire hitâb yazılmamak husūsu, Dîvân-ı hümâyûn Beylikçisi ve Mümeyyiz ve Kîsedâr'a tenbîh ve kaleme kayd olunup, Mâliyye tarafından dahi ʿilm ü haber verilmek üzere Re'îsülküttâb Efendi'ye hitâben emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu. Ve erbâb-ı maslahatın şerʿ-i şerîf ve kānûn-i münîf üzere metâlibleri ru'yet olunagelüp, Umûr-ı Dîvâniyye ve Baş-muhasebe ve Haremeyn ve Mevkūfât ve Mâliyye'ye dâyir kavânîn ve şurût öteden berü mazbût iken, li-maslahatin hılâf-ı ʿâde bir takrîb tanzîm olunmuş mâddeleri erbâb-ı hiyel tervîc-i mefsedet içün emsâl tutarak ʿarz ve ʿarz-ı hâl takdîmiyle emsâl kaydına mürâcaʿat ve kaleminden ihrâc ve bu der-kenârı vesîle-i taʿcîz edüp, şefîʿ-i mücbir tedarüküyle [Ü2 154b] su'âl ü cevabı teksîr ve evliyây-ı umûru işgāl ü tagrîr etmeleriyle, bundan böyle o makūle evrâkda pençe ve sahh olmadıkça ve defterdârlar kîsedârlara şifâhen tenbîh etmedikçe, emsâl ve sabık kayıdları der-kenâr olunmamak üzere Baş-muhasebe'ye kayd ve iktizâ eden aklâma ʿilm ü haberleri verilüp, kîsedârlara muhkem tenbîh olunmak ve Memâlik-i mahrûse-i Şâhâne'de vâkiʿ zeʿâmet ve tîmâr ve mukātaʿât [Ü1 143b] ve evkāfın hîn-i tahrîrde bi'l-cümle hâsılâtı Muharrir kalemiyle muharrer ve lede'l-hâce vukūʿ bulan nizâʿ, Defter-i Hâkānî ve kānûn-i Cihân-bânî'ye mürâcaʿatla fasl olunmak sâbit ü mukarrer olduğundan gayri, şerʿ ve kānûna mutâbık daʿvây-ı erâzî ve mezâriʿât ve buna müteferri olan münâzaʿât dahi, Dîvân Kalemi'nde mahfûz kuyûdâta nazar ile katʿ u hasm olunmak bir emr-i muʿteber iken, baʿzı mukātaʿât ve zeʿâmet ve tîmâr mutasarrıfları ve evkāf mütevellîleri arasında erâzîye dâyir olup, zâhirde kānûna şebîh ve tahtında niçe fesâd muzmer\nolan nizâʿ vukūʿuyla mütehâlifü'l-mazmûn evâmir verilerek kuyûdât muhtell ve fark u temyîz müşevveş ü mühmel olduğu zâhir ve o makūle der-kenârlara imrâr-ı nazar olunup, menşe'-i fesâd ne idüği mülâhaza olundukda, Defter-hâne'ye bi'l-mürâcaʿa Dîvân-ı hümâyûn'dan yazılacak evâmir bilâ-mürâcaʿat baʿzan Ağa mektûbu ve mütevellîler ʿarzı ile Haremeyn ve Mâliyye'den tahrîr ve baʿzan erâzî-yi kurâda hılâf-ı kānûn hudûd taʿyîni ile bi'l-itmâ mehâkimden alınan hücec ü senedâtın Defter-i Hâkānî'ye sebti ile aklâm-ı sâyireye ʿilm ü haberleri neşr olunup, hüccetleri kānûna tatbîk ile birer takrîb [Ü2 155a] Dîvân'dan fermân ahz eylediklerinden, kuyûdâtı ifsâd ve kānûnu tagyîr eyledikleri muhakkaku's-sübût olmağla, bundan böyle Defter-i Hâkānî'ye muvâfık olmayup, ihtilâl kuyûdu ve ibtâl hakkı mûcib olan hücec ü iʿlâmât ve kavâyim-i Haremeyn'den mektûb ve nâzırların ʿarzlarıyla Defter-hâne-i ʿâmire'ye ve Haremeyn ve sâyir aklâma kayd olunmamak ve Dîvân-ı hümâyûn'dan yazılacak evâmir âhar kalemde yazılmamak ve erâzî nizâʿına dâyir mugāyir kānûn istihsâl olunan müzevvir hüccet ü iʿlâm, kānûna tevfik ile mûcebince Dîvân'dan emir verilmemek ve Başmuhasebe ve Defter-hâne'ye kaydı iktizâ eden nezir hücceti [Ü1 144a] ihticâca salâhiyyeti mütehakkak ve sakı, sebke muvâfık vakıf hüccetinden mâʿadâ, mevâdd-ı mezkûreye dâyir bir şey aklâma kayd olunmayup, bir takrîb fermân dahi ısdâr etdirilür ise, Kalem'den derhal redd ile cevâb verilmek ve ihtilâli müstelzim olmayup, kaydı muktezî mevâdd, sarâhaten beyâz üzerine fermân sudûr etmedikce, kayd olunmamak bâbında şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince işbu nizâm ilâ-mâ-şâʾallah düstûru'l-ʿamel tutulup, hılâfı üzere hareket edenlere siyâset esâs-ı nizâmdan olmağla, nizâm-ı mezkûrun Başmuhasebe ve Haremeyn Muhasebesi ve Mukātaʿası ve Mâliyye ve Dîvân ve sâyir iktizâ edenlere ʿilm ü haberleri verilüp, aklâm kîsedârlarına müʾekked tenbîh olunmak bâbında Defterdâr Efendi'ye hitâben emr-i ʿâlî şeref-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ohri Sancağı, Tepedelenli-zâde Muhtâr Paşa'ya bundan akdem tevcîh olundukda, kıllet-i îrâdından bahs ile insırâfını [Ü2 155b] niyâz ve mûmâ ileyhe Ohri'nin fi'l-asl tevcîhi İskenderiyyeli Mahmûd Paşa'nın berü taraflara yed-i tesallutu dirâz etmemesi garazına mebnî olduğundan, azline cevâz verilmemişidi. Bu esnâda müşârun ileyh Kara-dağ'da telef ve bu\nsebeble mahzûr-ı mezkûr ber-taraf olduğuna binâ'en, Muhtar Paşa ʿazlinden işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi beşinci günü livâ’-i mezbûr ile Ohrili Ahmed Paşa-zâde Mahmûd Paşa nâyil-i dest-mâye-i beşâşet ü ihtizâz oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ'-i Ohri",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_199.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ'-i Ohri",
          "text": "Ohri Sancağı, Tepedelenli-zâde Muhtâr Paşa'ya bundan akdem tevcîh olundukda, kıllet-i îrâdından bahs ile insırâfını [Ü2 155b] niyâz ve mûmâ ileyhe Ohri'nin fi'l-asl tevcîhi İskenderiyyeli Mahmûd Paşa'nın berü taraflara yed-i tesallutu dirâz etmemesi garazına mebnî olduğundan, azline cevâz verilmemişidi. Bu esnâda müşârun ileyh Kara-dağ'da telef ve bu\nsebeble mahzûr-ı mezkûr ber-taraf olduğuna binâ'en, Muhtar Paşa ʿazlinden işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi beşinci günü livâ’-i mezbûr ile Ohrili Ahmed Paşa-zâde Mahmûd Paşa nâyil-i dest-mâye-i beşâşet ü ihtizâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun sekizinci Salı günü tertîb-i Dîvân ve tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihsân olunup, Cumʿaertesi günü Bâb-ı ʿâlî'de devr olup, teşrîfât-ı seniyye-i Hâkān-ı zemân ile Sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri hâyiz-i fahr-i bî-pâyân oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_200.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun sekizinci Salı günü tertîb-i Dîvân ve tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihsân olunup, Cumʿaertesi günü Bâb-ı ʿâlî'de devr olup, teşrîfât-ı seniyye-i Hâkān-ı zemân ile Sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri hâyiz-i fahr-i bî-pâyân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh sefer-i sâbıkda [Ü1 144b] şuʿle-i cevvâle-i re’y ü tedbîr ile münevversâz-ı gayâhib-i umûr olan Vezîr Seyyid İbrâhîm Paşa'nın birâderi ve Ocak İmâmı Halîl Efendi'nin semere-i nahl-i bâr-âveri olup, bin yüz otuz altı târîhinde ketm-i ʿademden sahn-i şühûda vürûd ve bir zemândan sonra baʿzı kibâr dâyirelerinde hirfet-i kitâbetle isbât-ı vücûd edüp, giderek uslûb-ı kitâbetde müfred-i ʿalem gibi refʿ ile münâdî ve bu sebeble Mektûbî Kalemi'ne sevk u müdâvemetle zemân-ı yesîrde Ser-halîfe nasbı ile müstesnâ olup, seksan iki târîhinde ordu çıkup, bunlar Rikâb-ı hümâyûn'da Defterdâr Mektûbçuluğu'yla kalmışlar idi. Seksan dörtde Ordu-yi hümâyûn'a celb ve bi'l-fiʿl Mektûbî [Ü2 156a] nasb olunup, sefer hıtâmında ordu ricâli cümleten münʿazil ve Sâhib-i terceme dahi bi'l-istitrâd hıdmetinden munfasıl olup, Dervîş Efendi kemâ-fi'l-evvel mansıb-ı Defteri'yle mübeccel oldukda, mûmâ ileyhi mükerreren Mektûbî nasbı ile hakkında resm-i vefâyı icrâ ve gelan defterdârlar istikāmetine nazar ile vâhiden-baʿde-vâhidin hidmetini ibkā ve doksan iki târîhinde Defterdârlık ile gāyet-i hıdmetine resîde ve üç seneye karîb mansıb-ı İstîfâyı idâreden sonra,\n“Ve küllü musʿidetin yevmen setenhadir” mefhûmu üzere merâret-i ʿazli çeşîde olup, dört mâhdan sonra Defter Emâneti ile mecbûru'l-hâtır ve doksan altıda tekerrür-i mansıb-ı Defterî ile müstebşir ve yine dört mâhdan sonra Sadrıaʿzam Kethudâlığı'yla muvakkar ve mukaddemâ inhilâl-i Sadâret'de mûmâ ileyh dahi kāle gelmekle, Sadâret Halîl Paşa'da karâr eylediğinden istirkāb ve Erzurum'da baʿzı mühimme ru'yeti ʿunvânıyle mesnedinden tenzîl ve Sadr-ı vakt bulunan müşârun ileyh defʿ-i mezâhim ve tecribe-i istiklâl ile me'mûn-ı kāl ü kīl-i erbâb tehvîl olup, doksan dokuzda Cidde Sancağı'yla [Ü1 145a] Rütbe-i Vezâret'e isʿâd ve iki mâh murûrundan sonra Adana Eyâleti'yle ber-murâd kılınmışidi. Bir mâh murûrunda Konya ve bir buçuk mâh murûrunda İnebahtı tevcîh olunup, Çardağ'a vusûlünde Haleb tevcîhiyle irticâʿ ve bir senede seyyâh-ı cihân-gerd gibi terk-i râhat u izticâʿ edüp, bir seneden ziyâde Haleb Eyâleti'nde ikāmet ve iki yüz birde Erzurum Eyâleti'yle kesb-i rifʿat ve baʿdehû Maraş ile hâli müşevveş olmuş [Ü2 156b] iken, Kāyim-makāmlık ile Âsitâne'ye gelmesi istiʿcâl olunup, televvün-i tabîʿat-ı Sadr-ı vakt ile me'mûriyyeti ibtâl ve Gelibolu'da merfüʿu'l-Vezâre ikāmeti istihsâl olunmuşidi. Birkaç günden sonra Vezâret'i ibkāsıyla Boğaz muhâfazasına me'mûr ve iki yüz iki senesi Zilhicce'sinde Kāyim-makāmlığ'a daʿvet ve ru'yet-i hîşâvend ile mesrûr olunmuşidi. O esnâda bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ Paşa Kapusu muhterik ve lisân-ı nâs teşe'üm ü tetayyur ile muntalik olduğundan gayri, Sadrıaʿzam hazretleri dahi müşârun ileyhden müsteşʿir bulunmuş olmağla, irzây-ı cânibeyn içün maʿzûl ve Dimetoka'da kûşe-nişîn-i hamûl ve Dimetoka'nın hevâsı mizâcını tagyîr ve Tekfûrdağı'na nakl olunmasını kerreten-baʿde-uhrâ niyâz ü tahrîr etmekle, Tekfürdağı'nda bir zemân mukīm ve iki yüz on bir senesi Cumâdelulâ'sının on sekizinci günü ʿâzim-i Dâru'n-naʿîm oldu.\nMüşârun ileyh gāyet halûk u muʿtedil, sadûk u yek-dil, âşinây-ı umûr, sâhib-i ʿakl u şuʿûr bir Vezîr-i vakūr idi.",
          "caption": "Fevt-i Vezîr Mustafa Paşa Kāyim-makām-ı sabık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_201.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vezîr Mustafa Paşa Kāyim-makām-ı sabık",
          "text": "Müşârun ileyh sefer-i sâbıkda [Ü1 144b] şuʿle-i cevvâle-i re’y ü tedbîr ile münevversâz-ı gayâhib-i umûr olan Vezîr Seyyid İbrâhîm Paşa'nın birâderi ve Ocak İmâmı Halîl Efendi'nin semere-i nahl-i bâr-âveri olup, bin yüz otuz altı târîhinde ketm-i ʿademden sahn-i şühûda vürûd ve bir zemândan sonra baʿzı kibâr dâyirelerinde hirfet-i kitâbetle isbât-ı vücûd edüp, giderek uslûb-ı kitâbetde müfred-i ʿalem gibi refʿ ile münâdî ve bu sebeble Mektûbî Kalemi'ne sevk u müdâvemetle zemân-ı yesîrde Ser-halîfe nasbı ile müstesnâ olup, seksan iki târîhinde ordu çıkup, bunlar Rikâb-ı hümâyûn'da Defterdâr Mektûbçuluğu'yla kalmışlar idi. Seksan dörtde Ordu-yi hümâyûn'a celb ve bi'l-fiʿl Mektûbî [Ü2 156a] nasb olunup, sefer hıtâmında ordu ricâli cümleten münʿazil ve Sâhib-i terceme dahi bi'l-istitrâd hıdmetinden munfasıl olup, Dervîş Efendi kemâ-fi'l-evvel mansıb-ı Defteri'yle mübeccel oldukda, mûmâ ileyhi mükerreren Mektûbî nasbı ile hakkında resm-i vefâyı icrâ ve gelan defterdârlar istikāmetine nazar ile vâhiden-baʿde-vâhidin hidmetini ibkā ve doksan iki târîhinde Defterdârlık ile gāyet-i hıdmetine resîde ve üç seneye karîb mansıb-ı İstîfâyı idâreden sonra,\n“Ve küllü musʿidetin yevmen setenhadir” mefhûmu üzere merâret-i ʿazli çeşîde olup, dört mâhdan sonra Defter Emâneti ile mecbûru'l-hâtır ve doksan altıda tekerrür-i mansıb-ı Defterî ile müstebşir ve yine dört mâhdan sonra Sadrıaʿzam Kethudâlığı'yla muvakkar ve mukaddemâ inhilâl-i Sadâret'de mûmâ ileyh dahi kāle gelmekle, Sadâret Halîl Paşa'da karâr eylediğinden istirkāb ve Erzurum'da baʿzı mühimme ru'yeti ʿunvânıyle mesnedinden tenzîl ve Sadr-ı vakt bulunan müşârun ileyh defʿ-i mezâhim ve tecribe-i istiklâl ile me'mûn-ı kāl ü kīl-i erbâb tehvîl olup, doksan dokuzda Cidde Sancağı'yla [Ü1 145a] Rütbe-i Vezâret'e isʿâd ve iki mâh murûrundan sonra Adana Eyâleti'yle ber-murâd kılınmışidi. Bir mâh murûrunda Konya ve bir buçuk mâh murûrunda İnebahtı tevcîh olunup, Çardağ'a vusûlünde Haleb tevcîhiyle irticâʿ ve bir senede seyyâh-ı cihân-gerd gibi terk-i râhat u izticâʿ edüp, bir seneden ziyâde Haleb Eyâleti'nde ikāmet ve iki yüz birde Erzurum Eyâleti'yle kesb-i rifʿat ve baʿdehû Maraş ile hâli müşevveş olmuş [Ü2 156b] iken, Kāyim-makāmlık ile Âsitâne'ye gelmesi istiʿcâl olunup, televvün-i tabîʿat-ı Sadr-ı vakt ile me'mûriyyeti ibtâl ve Gelibolu'da merfüʿu'l-Vezâre ikāmeti istihsâl olunmuşidi. Birkaç günden sonra Vezâret'i ibkāsıyla Boğaz muhâfazasına me'mûr ve iki yüz iki senesi Zilhicce'sinde Kāyim-makāmlığ'a daʿvet ve ru'yet-i hîşâvend ile mesrûr olunmuşidi. O esnâda bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ Paşa Kapusu muhterik ve lisân-ı nâs teşe'üm ü tetayyur ile muntalik olduğundan gayri, Sadrıaʿzam hazretleri dahi müşârun ileyhden müsteşʿir bulunmuş olmağla, irzây-ı cânibeyn içün maʿzûl ve Dimetoka'da kûşe-nişîn-i hamûl ve Dimetoka'nın hevâsı mizâcını tagyîr ve Tekfûrdağı'na nakl olunmasını kerreten-baʿde-uhrâ niyâz ü tahrîr etmekle, Tekfürdağı'nda bir zemân mukīm ve iki yüz on bir senesi Cumâdelulâ'sının on sekizinci günü ʿâzim-i Dâru'n-naʿîm oldu.\nMüşârun ileyh gāyet halûk u muʿtedil, sadûk u yek-dil, âşinây-ı umûr, sâhib-i ʿakl u şuʿûr bir Vezîr-i vakūr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "el-Hâletü hâzihî halkın istiʿmâline münhemik oldukları kahvenin esvâkda beyʿ olunanı, kahve tabîʿatında olan baʿzı hubûbât ile muhtelit ve bu keyfiyyet ümenânın irtikâb ve ruhsatına mürtebit olduğu tahkīk olunup, zikr olunan fesâdın defʿiyle fîmâ-baʿd sırf ve gayr-i memzûc [Ü1 145b] kahve satılmasının sebebleri istihsâl ve bir râbıta tahtına idhâl olunması lâzime-i hâlden olduğuna binâ'en, baʿzı erbâb-ı vukūf ile baʿde'l-müzâkere nizâmı, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi'ye ihâle olundukda, evvel [Ü2 157a] emirde Tahmîs'de olan fesâd ve Masraf ve Îrâd Emîni'nden su’âl olunup, iki yüz sekiz senesinde elli altı kîseye iltizâm eyleyüp ve o mikdâra mütehammil olmadığından keff-i yed ve dokuz senesi kendüye emâneten ihâle olundukda, kıllet-i kahve sebebi ile ʿattâr ve döğücüler, kahveye baʿzı hubûbât mezciyle masraflarını idâre ve baʿdehû kahve vefret üzere gelmeğe başlayup, kâra iʿtiyâd eylediklerinden, mezci ʿadem-i terk ve bu sebeble sene-i mezkûre hâsılâtı on yedi bin dokuz yüz guruşa bâliğ olup, mesârıf-ı Tahmîs fürû-nihâde olundukda, dört bin dokuz yüz yirmi üç guruş fâyiz kalup, mâl-i mukātaʿaya vefâ eylemediğinden, döğücü ve kahvecilerden şehriyye ve cerâyim nâmıyla bir senede on bin iki yüz altmış beş guruş ahz ve Îrâd-ı Cedîd Defteri'ne kayd ve gayr ez-mesârıf beş bin yedi yüz altmış dokuz guruş fâyiz Darb-hâne'ye teslîm eylediğini takrîr etmekle, husûs-ı mezkûr Gümrük Emîni ve sâyir erbâb-ı ıttılâʿ ile tekrâr müzâkere olundukda, Tahmîs emînlerinin ruhsatı olmadıkça, Tahmîs'de kahveye habbe-i vâhide mezc olunmayacağı her ne kadar muhakkak ise dahi, Tahmîs Emâneti kimseye ilzâm olunmayup, muʿtedil mâhiyye ile bir müstakīm âdemin idâresine taʿlîk olunmak ve kahveye nezâret eden dört nefer kimesneler, sâbıkı üzere kahve ashâbı ve ʿattârlar intihâbıyla taʿyîn olunup, Tahmîs Emîni tarafından dahl olunmamak ve hademe-i Tahmîs'den Mart'da alınan beş yüz guruş ve döğücü naklinde harc nâmıyla alınan on bir guruş [Ü1 146a – Ü2 157b] ve hademeden alınan cerâyim ve şehriyye bundan böyle alınmayup, fekat muʿtâd üzere kavuruculardan ayda otuz guruş ve biri fevt oldukda yerine\ngeçenden iki yüz elli ve üç yüz guruş harc alınup, bunlardan biri sıladan gelüp, Tahmîs'e duhûlünde, elli guruş Tahmîs'e ve beş guruş bekçi ile çıraklara harc ve bir nefer döğücü sıladan gelüp, Tahmîs'e girdikde, on bir guruş Tahmîs'e ve iki guruş bekçi ile çıraklara harc alınup, bunlardan gayri Tahmîs hademesinden bir şey alınmamak ve Döğücüler Hânı'nda hubûbât kavurmasiyçün mevcûd elek ve dibek bi'l-külliyye menʿ ve nehâran kavrulan kahve hânlara gitmeyüp, kadîmden olduğu gibi Tahmîs'de emâneten hıfz olunup, ʿale's-seher sahk olundukdan sonra, ashâbına teslîm olunmak ve döğücüler, kenâr ʿattârlarına tevzîʿ içün zenbîl ile kol kol kahve götürmeyüp, hammâllar götürüp tevzîʿ eylemek ve kahvelerin kavrulmasiyçün gürgen hatabı alınmayup, kadîmi gibi mîşe alınmak ve furûn ve tâbe ve sâyir şeylerin taʿmîrini bilâ-imhâl Tahmîs emînleri göreler. Ve masraf çok ve îrâd az olduğundan, el-yevm beher kıyyeden alınagelan dört akça mîrî üzerine iki akça dahi zamm ile altı akçaya iblâğ olunmak ve her bir vakıyyede kavurucuların aldıkları üç akçanın kifâyetine nazaran ʿalâ hâlihî ibkā olunmak ve döğücülerin bir vakıyyeden aldıkları altı akça mikdâr-ı kifâyeden dûn olmağla, dört akça zammıyla on akçaya iblâğ olunmak husûsları nizâm bulup, Tahmîs derûnunda olan ebvâb-ı hiyel sedd olunduğu ve kenâr yerlerde olan ʿattârlar meshûk kahveyi alup, hubûbât-ı sâyire [Ü2 158a] mezciyle beyʿ hîlesi hâricde kalup, Tahmîs emînleri şehriyye ile bir Kolçu taʿyîn ve bu melʿaneti ʿâdet edenleri ahz ve Bâb-ı âlî'ye inhâ ve tertîb-i cezâ ile te'dîbleri icrâ olunmak ve ʿamele-i Tahmîs dahi müteʿahhid [Ü1 146b] oldukları vech üzere hılâf-ı irâde vazʿ u hareketden ictinâb edüp, mugāyir-i teʿahhüd fesâdları zuhûrunda cezâları tertîb olunmak ve bu iki fırkanın hîlelerine lâ-mahâle Mısır tüccârı ve ʿattârları vâkıf olacağları bedîhî olmağla, ketm ü sükût muʿâmelâtı hiss olunduğu hâlde anlar dahi muʿâhaze olunmak, hulâsa kahveye habbe-i vâhide halt olunmamak üzere ʿamele ve Mısır Çarşusu tüccârı ve kethudâları müteʿahhid olmalarıyla, fesâda ruhsat içün Tahmîs Emîni tarafından alınan şehriyye ve cerâyim külliyyen refʿ olunmak üzere efendi-yi mûmâ ileyh takrîr edüp, ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye ʿarz olundukda, teʿahhüdleri üzere fîmâ-baʿd Tahmîs'e kahveden gayri bir şey girmeyüp, cesâret-i mezc ile rızâya mugāyir hareket edenler te'dîb olunup, her hâlde\nʿibâdullahın refâhına dikkat olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, nizâm-ı mezkûr ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmak içün Baş-muhâsebe'ye kayd ve Tahmîs Emîni ve ʿAttarlar Kethudâsı yedlerine başka başka evâmir-i ʿaliyye iʿtâ olundu.",
          "caption": "Nizâm-ı kahve",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_202.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-ı kahve",
          "text": "el-Hâletü hâzihî halkın istiʿmâline münhemik oldukları kahvenin esvâkda beyʿ olunanı, kahve tabîʿatında olan baʿzı hubûbât ile muhtelit ve bu keyfiyyet ümenânın irtikâb ve ruhsatına mürtebit olduğu tahkīk olunup, zikr olunan fesâdın defʿiyle fîmâ-baʿd sırf ve gayr-i memzûc [Ü1 145b] kahve satılmasının sebebleri istihsâl ve bir râbıta tahtına idhâl olunması lâzime-i hâlden olduğuna binâ'en, baʿzı erbâb-ı vukūf ile baʿde'l-müzâkere nizâmı, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi'ye ihâle olundukda, evvel [Ü2 157a] emirde Tahmîs'de olan fesâd ve Masraf ve Îrâd Emîni'nden su’âl olunup, iki yüz sekiz senesinde elli altı kîseye iltizâm eyleyüp ve o mikdâra mütehammil olmadığından keff-i yed ve dokuz senesi kendüye emâneten ihâle olundukda, kıllet-i kahve sebebi ile ʿattâr ve döğücüler, kahveye baʿzı hubûbât mezciyle masraflarını idâre ve baʿdehû kahve vefret üzere gelmeğe başlayup, kâra iʿtiyâd eylediklerinden, mezci ʿadem-i terk ve bu sebeble sene-i mezkûre hâsılâtı on yedi bin dokuz yüz guruşa bâliğ olup, mesârıf-ı Tahmîs fürû-nihâde olundukda, dört bin dokuz yüz yirmi üç guruş fâyiz kalup, mâl-i mukātaʿaya vefâ eylemediğinden, döğücü ve kahvecilerden şehriyye ve cerâyim nâmıyla bir senede on bin iki yüz altmış beş guruş ahz ve Îrâd-ı Cedîd Defteri'ne kayd ve gayr ez-mesârıf beş bin yedi yüz altmış dokuz guruş fâyiz Darb-hâne'ye teslîm eylediğini takrîr etmekle, husûs-ı mezkûr Gümrük Emîni ve sâyir erbâb-ı ıttılâʿ ile tekrâr müzâkere olundukda, Tahmîs emînlerinin ruhsatı olmadıkça, Tahmîs'de kahveye habbe-i vâhide mezc olunmayacağı her ne kadar muhakkak ise dahi, Tahmîs Emâneti kimseye ilzâm olunmayup, muʿtedil mâhiyye ile bir müstakīm âdemin idâresine taʿlîk olunmak ve kahveye nezâret eden dört nefer kimesneler, sâbıkı üzere kahve ashâbı ve ʿattârlar intihâbıyla taʿyîn olunup, Tahmîs Emîni tarafından dahl olunmamak ve hademe-i Tahmîs'den Mart'da alınan beş yüz guruş ve döğücü naklinde harc nâmıyla alınan on bir guruş [Ü1 146a – Ü2 157b] ve hademeden alınan cerâyim ve şehriyye bundan böyle alınmayup, fekat muʿtâd üzere kavuruculardan ayda otuz guruş ve biri fevt oldukda yerine\ngeçenden iki yüz elli ve üç yüz guruş harc alınup, bunlardan biri sıladan gelüp, Tahmîs'e duhûlünde, elli guruş Tahmîs'e ve beş guruş bekçi ile çıraklara harc ve bir nefer döğücü sıladan gelüp, Tahmîs'e girdikde, on bir guruş Tahmîs'e ve iki guruş bekçi ile çıraklara harc alınup, bunlardan gayri Tahmîs hademesinden bir şey alınmamak ve Döğücüler Hânı'nda hubûbât kavurmasiyçün mevcûd elek ve dibek bi'l-külliyye menʿ ve nehâran kavrulan kahve hânlara gitmeyüp, kadîmden olduğu gibi Tahmîs'de emâneten hıfz olunup, ʿale's-seher sahk olundukdan sonra, ashâbına teslîm olunmak ve döğücüler, kenâr ʿattârlarına tevzîʿ içün zenbîl ile kol kol kahve götürmeyüp, hammâllar götürüp tevzîʿ eylemek ve kahvelerin kavrulmasiyçün gürgen hatabı alınmayup, kadîmi gibi mîşe alınmak ve furûn ve tâbe ve sâyir şeylerin taʿmîrini bilâ-imhâl Tahmîs emînleri göreler. Ve masraf çok ve îrâd az olduğundan, el-yevm beher kıyyeden alınagelan dört akça mîrî üzerine iki akça dahi zamm ile altı akçaya iblâğ olunmak ve her bir vakıyyede kavurucuların aldıkları üç akçanın kifâyetine nazaran ʿalâ hâlihî ibkā olunmak ve döğücülerin bir vakıyyeden aldıkları altı akça mikdâr-ı kifâyeden dûn olmağla, dört akça zammıyla on akçaya iblâğ olunmak husûsları nizâm bulup, Tahmîs derûnunda olan ebvâb-ı hiyel sedd olunduğu ve kenâr yerlerde olan ʿattârlar meshûk kahveyi alup, hubûbât-ı sâyire [Ü2 158a] mezciyle beyʿ hîlesi hâricde kalup, Tahmîs emînleri şehriyye ile bir Kolçu taʿyîn ve bu melʿaneti ʿâdet edenleri ahz ve Bâb-ı âlî'ye inhâ ve tertîb-i cezâ ile te'dîbleri icrâ olunmak ve ʿamele-i Tahmîs dahi müteʿahhid [Ü1 146b] oldukları vech üzere hılâf-ı irâde vazʿ u hareketden ictinâb edüp, mugāyir-i teʿahhüd fesâdları zuhûrunda cezâları tertîb olunmak ve bu iki fırkanın hîlelerine lâ-mahâle Mısır tüccârı ve ʿattârları vâkıf olacağları bedîhî olmağla, ketm ü sükût muʿâmelâtı hiss olunduğu hâlde anlar dahi muʿâhaze olunmak, hulâsa kahveye habbe-i vâhide halt olunmamak üzere ʿamele ve Mısır Çarşusu tüccârı ve kethudâları müteʿahhid olmalarıyla, fesâda ruhsat içün Tahmîs Emîni tarafından alınan şehriyye ve cerâyim külliyyen refʿ olunmak üzere efendi-yi mûmâ ileyh takrîr edüp, ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye ʿarz olundukda, teʿahhüdleri üzere fîmâ-baʿd Tahmîs'e kahveden gayri bir şey girmeyüp, cesâret-i mezc ile rızâya mugāyir hareket edenler te'dîb olunup, her hâlde\nʿibâdullahın refâhına dikkat olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, nizâm-ı mezkûr ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmak içün Baş-muhâsebe'ye kayd ve Tahmîs Emîni ve ʿAttarlar Kethudâsı yedlerine başka başka evâmir-i ʿaliyye iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nakîb-zâde es-Seyyid ʿOsmân Efendi bir sene mikdârı İstanbul Kadılığı edüp, işbu Cumâdelâhıre'nin on üçüncü günü müddetini ikmâl ve Medîne-i münevvere'den infisâl ile müterassıd-ı incâh-ı âmâl olan Bekir Paşa-zâde Hamdullah Bey yevm-i mezkûrda İstanbul Kadılığı ile nâyil-i [Ü2 158b] visâl-i mahbûb-i gül-çehre-i ikbâl oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_203.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Nakîb-zâde es-Seyyid ʿOsmân Efendi bir sene mikdârı İstanbul Kadılığı edüp, işbu Cumâdelâhıre'nin on üçüncü günü müddetini ikmâl ve Medîne-i münevvere'den infisâl ile müterassıd-ı incâh-ı âmâl olan Bekir Paşa-zâde Hamdullah Bey yevm-i mezkûrda İstanbul Kadılığı ile nâyil-i [Ü2 158b] visâl-i mahbûb-i gül-çehre-i ikbâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Paşa, Edirne Bostâncı-başısı Ahmed Ağa'dan ber-vefk-ı matlûb hıdmet müşâhede eylemediğinden ʿazlini tahrîr ve yerine Kolçak Mustafa Ağa'nın nasb olunmasını tedbîr etmekle, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyh maʿzûl ve Kolçak Mustafa Ağa, Edirne Bostâncı-başılığı ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_204.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "text": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Paşa, Edirne Bostâncı-başısı Ahmed Ağa'dan ber-vefk-ı matlûb hıdmet müşâhede eylemediğinden ʿazlini tahrîr ve yerine Kolçak Mustafa Ağa'nın nasb olunmasını tedbîr etmekle, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyh maʿzûl ve Kolçak Mustafa Ağa, Edirne Bostâncı-başılığı ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 147a] ʿAn-asl Nemçe dükalarından birinin kızı olup, Moskov Kıralı'nın taht-ı hibâle-i izdivâcında olarak Moskovlu müteʿayyinlerinden Orlof ve karındaşları muʿâvenetleriyle Kıral'ı ihlâk ve kendüsi tegallüben Moskov memâlikini istimlâk eden Katerina nâm pîre-zen bu esnâda hâviye-i dûzahı mesken eyleyüp, oğlu Pavlov yerine Kıral olduğunu Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa tahkīk ve çend-rûz murûrunda Moskov Tercemânı resmen Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, haber-i mezkûru tasdîk eyledi.",
          "caption": "Helâk-ı Kıraliçe-i Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_205.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Helâk-ı Kıraliçe-i Moskov",
          "text": "[Ü1 147a] ʿAn-asl Nemçe dükalarından birinin kızı olup, Moskov Kıralı'nın taht-ı hibâle-i izdivâcında olarak Moskovlu müteʿayyinlerinden Orlof ve karındaşları muʿâvenetleriyle Kıral'ı ihlâk ve kendüsi tegallüben Moskov memâlikini istimlâk eden Katerina nâm pîre-zen bu esnâda hâviye-i dûzahı mesken eyleyüp, oğlu Pavlov yerine Kıral olduğunu Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa tahkīk ve çend-rûz murûrunda Moskov Tercemânı resmen Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, haber-i mezkûru tasdîk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İsveç Kıralı Âsitâne'de mukīm elçisini memleketine celb ve Baş Tercemânı'nı elçi nasb eylediğini hâvî cânib-i Sadâret-penâhî'ye irsâl eylediği mektûbu mesfûr Baş Tercemân 'arz edüp, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da nâmesini takdîm ve ʻatebe-i ʻulyây-ı Şâhâne'yi teslîm eyledi.",
          "caption": "Vukū'-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_206.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı Dîvân",
          "text": "İsveç Kıralı Âsitâne'de mukīm elçisini memleketine celb ve Baş Tercemânı'nı elçi nasb eylediğini hâvî cânib-i Sadâret-penâhî'ye irsâl eylediği mektûbu mesfûr Baş Tercemân 'arz edüp, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da nâmesini takdîm ve ʻatebe-i ʻulyây-ı Şâhâne'yi teslîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mükerreren Rumeli Kadıʿaskeri olan ʿAbdullah Monla Efendi, sene-i kâmile hıtâmına dek ahkâm-ı şerʿiyyeyi icrâ ve gurre-i Receb'de bi-hasebi't-tarîk Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi, şeref-i tekerrür ile kesb-i ʿizz ü ʿalâ eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_207.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "text": "Mükerreren Rumeli Kadıʿaskeri olan ʿAbdullah Monla Efendi, sene-i kâmile hıtâmına dek ahkâm-ı şerʿiyyeyi icrâ ve gurre-i Receb'de bi-hasebi't-tarîk Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi, şeref-i tekerrür ile kesb-i ʿizz ü ʿalâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası olup, hâlâ Şeyhu'l-harem olan İdrîs Ağa'nın evâyil-i Receb'de müddet-i ʿömrü, karîn-i inkızâ olduğunu Medîne-i münevvere Muhâfızı Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa inhâ ve mahsûs neccâb baʿs ü isrâ etmekle, yerine Hazînedâr-ı Harem olan Elmâs Ağa ve anın makāmına mücâvirînden Küçük Saʿîd Ağa nasb olunup, lâzım gelan evâmir-i ʿaliyyesi ısdâr ve ol savb-ı meymenet-evbe tesyâr olundu.",
          "caption": "Fevt-i Şeyhu [Ü2 159a] 'l-harem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_208.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şeyhu [Ü2 159a] 'l-harem",
          "text": "Sâbıkā Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası olup, hâlâ Şeyhu'l-harem olan İdrîs Ağa'nın evâyil-i Receb'de müddet-i ʿömrü, karîn-i inkızâ olduğunu Medîne-i münevvere Muhâfızı Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa inhâ ve mahsûs neccâb baʿs ü isrâ etmekle, yerine Hazînedâr-ı Harem olan Elmâs Ağa ve anın makāmına mücâvirînden Küçük Saʿîd Ağa nasb olunup, lâzım gelan evâmir-i ʿaliyyesi ısdâr ve ol savb-ı meymenet-evbe tesyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i ʿAcem'e müstevlî olan Ağa Mehmed Hân ümerâsından Mehmed Sâdık Hân ve Caʿfer-kulı Hân taraflarından bu defʿa nâme-resleriyle vürûd eden mektûblarında mülk-i Horasan ber-vech-i âsân kabza-i tasarruflarına girdiği [Ü1 147b] beyânıyla, Lezgi kavminin hod-nâ-şinâslarından bir fırka, Rûsiyyelü'ye temâyül ile derbend ve o havâlîde neşr-i bezr-i şerr ve zîr-i destân-ı İrâniyân'ı mübtelây-ı şikence-i zarr eylediklerine binâʾen, kavm-i mezkûrun istîsâlleriyle müstenedleri olan Rûsiyyelü'nün o taraflardan izâhe vü ibʿâdı Hân-ı mûmâ ileyhin murâdı olmağla, Devlet-i ebed-müddet dahi resm-i yek-cihetîye riʿâyet ve\nMoskovlu üzerine hareket ile tehvîn-i maslahat etmek mâddesi bi'l-irâde tahrîr ü işâret olunmuş[idi]. Devlet-i ʿaliyye ile Rûsiyyelü ve Nemçelü miyânında berren ve bahran hudûs eden ceng ü cidâl niçe sâl temâdî vü ittisâl kabûl edüp, Devlet-i ʿaliyye teʿâvün ü tenâsur-ı agyârdan müstagnî olarak, himmet ü şevket-i Salta[na]t'ını izhâr ve o hilâlde Rûsiyyelü kemâl-i ʿacz ile mühâdeneye hâst-kâr olmuş bulunduklarından, cünûd-i İslâmiyye'yi irâhe ve reʿâyâ ve fukarâyı tekâlîf-i seferiyye [Ü2 159b] meşakkatinden izâha kasdıyla, ʿulemây-ı Saltanat-ı ʿuzmâ terk-i cidâlin meşrûʿiyyetini mutazammın fetvâ vermeleriyle, muktezây-ı şerʿ-i kadîm üzere mevâdd-ı musâlaha müzâkere ve terk-i muhâsama vü muhâvere olunmuşidi. el-Hâletü hâzihî nakz-ı ʿahd gayr-i meşrûʿ ve hılâf-ı şerʿ-i şerîf hareket memnûʿ olduğundan gayri, bu hılâlde bâb-ı husûmeti dakk, maslahat-ı devlete gayr-i evfak olduğu muhakkak olup, be-în-cümle Devlet-i ʿaliyye İrâniyân ile ʿakd eylediği musâlahada pâydâr ve resm-i yek-cihetî ve safvet-i icrâsında pâ-ber-cây-ı merkez-i istikrâr olduğu zemîninde merkūmların mektûblarına taraf-ı Sadâret-penâhî'den cevâb-ı bâ-savâb yazılup, nâme-resleri ircâʿ olundu.",
          "caption": "Havâdis-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_209.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i İran",
          "text": "Memâlik-i ʿAcem'e müstevlî olan Ağa Mehmed Hân ümerâsından Mehmed Sâdık Hân ve Caʿfer-kulı Hân taraflarından bu defʿa nâme-resleriyle vürûd eden mektûblarında mülk-i Horasan ber-vech-i âsân kabza-i tasarruflarına girdiği [Ü1 147b] beyânıyla, Lezgi kavminin hod-nâ-şinâslarından bir fırka, Rûsiyyelü'ye temâyül ile derbend ve o havâlîde neşr-i bezr-i şerr ve zîr-i destân-ı İrâniyân'ı mübtelây-ı şikence-i zarr eylediklerine binâʾen, kavm-i mezkûrun istîsâlleriyle müstenedleri olan Rûsiyyelü'nün o taraflardan izâhe vü ibʿâdı Hân-ı mûmâ ileyhin murâdı olmağla, Devlet-i ebed-müddet dahi resm-i yek-cihetîye riʿâyet ve\nMoskovlu üzerine hareket ile tehvîn-i maslahat etmek mâddesi bi'l-irâde tahrîr ü işâret olunmuş[idi]. Devlet-i ʿaliyye ile Rûsiyyelü ve Nemçelü miyânında berren ve bahran hudûs eden ceng ü cidâl niçe sâl temâdî vü ittisâl kabûl edüp, Devlet-i ʿaliyye teʿâvün ü tenâsur-ı agyârdan müstagnî olarak, himmet ü şevket-i Salta[na]t'ını izhâr ve o hilâlde Rûsiyyelü kemâl-i ʿacz ile mühâdeneye hâst-kâr olmuş bulunduklarından, cünûd-i İslâmiyye'yi irâhe ve reʿâyâ ve fukarâyı tekâlîf-i seferiyye [Ü2 159b] meşakkatinden izâha kasdıyla, ʿulemây-ı Saltanat-ı ʿuzmâ terk-i cidâlin meşrûʿiyyetini mutazammın fetvâ vermeleriyle, muktezây-ı şerʿ-i kadîm üzere mevâdd-ı musâlaha müzâkere ve terk-i muhâsama vü muhâvere olunmuşidi. el-Hâletü hâzihî nakz-ı ʿahd gayr-i meşrûʿ ve hılâf-ı şerʿ-i şerîf hareket memnûʿ olduğundan gayri, bu hılâlde bâb-ı husûmeti dakk, maslahat-ı devlete gayr-i evfak olduğu muhakkak olup, be-în-cümle Devlet-i ʿaliyye İrâniyân ile ʿakd eylediği musâlahada pâydâr ve resm-i yek-cihetî ve safvet-i icrâsında pâ-ber-cây-ı merkez-i istikrâr olduğu zemîninde merkūmların mektûblarına taraf-ı Sadâret-penâhî'den cevâb-ı bâ-savâb yazılup, nâme-resleri ircâʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl Haremeyn-i muhteremeyn'e irsâl olunagelan Surre-i hümâyûn, işbu Recebü'l-ferdin on ikinci Çehârşenbih günü ihrâc ve Surre Emîni nasb olunan Bostâncı [Ü1 148a] -başı-yı esbak Mehmed Ağa'nın kîse-i emânetine îdâʿ u idrâc olunup, alay ile Bağçe-kapusu'na ve andan çekdiriye süvâr ve ʿâzim-i cânib-i Üsküdar oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_210.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Beher sâl Haremeyn-i muhteremeyn'e irsâl olunagelan Surre-i hümâyûn, işbu Recebü'l-ferdin on ikinci Çehârşenbih günü ihrâc ve Surre Emîni nasb olunan Bostâncı [Ü1 148a] -başı-yı esbak Mehmed Ağa'nın kîse-i emânetine îdâʿ u idrâc olunup, alay ile Bağçe-kapusu'na ve andan çekdiriye süvâr ve ʿâzim-i cânib-i Üsküdar oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağalığı'ndan maʿzûl ve ibtidâ Mîr-i mîrânlık ve baʿdehû Vezâret'le nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olan Kelleci ʿOsmân Paşa -ki İç-il ve Niğde sancaklarına mutasarrıf idi- işbu Receb-i şerîf evâyilinde ser-âzâd-ı ʿâlem-i fânî ve reh-rev-i mülk-i câvidânî olup, mutasarrıf olduğu İç-il Sancağı, Karaman Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya ve Niğde Sancağı, Akşehir ve Karesi sancaklarına mutasarrıf olup, Akkerman muhâfazasında olan Kayseriyyeli-zâde [Ü2\n160a] İbrâhîm Paşa'ya ilhâkan tevcîh ü ʿinâyet ve Akşehir Sancağı mûmâ ileyhden ifrâz ve Beyşehri Mutasarrıfı Ahmed Paşa, livâ'-i mezkûr ile ser-efrâz kılınup, münhall olan Beyşehri Sancağı, Bozkır Maʿdeni'ne ilhâk olunup, hazariyyesi Maʿden Emîni'ne îrâd kayd olundu. Ve Eyâlet-i Çıldır, mukaddemâ Şerîf Paşa'ya Vezâret'le ihsân olunup, müteʿahhid olduğu meblağı Darb-hâne'ye teslîm etmeyüp, o havâlîde mütemekkin kabâyil ile dahi hüsn-i muʿâşereti olmadığı ifâde olunduğuna binâ'en, Çıldır'dan tebʿîd ve Adana ile tehdîd olunmuşidi. Şerîf Paşa'nın deynini edâ şartıyla Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından ve Ahisha hânedânından Mehmed Sâbit Ağa'ya evâsıt-ı Receb-i şerîf'de eyâlet-i mezkûre Mîr-i mîrânlık ile tevcîh olundu.",
          "caption": "Fevt-i Kelleci ʿOsmân Paşa ve tevcîh-i Eyâlet-i Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_211.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kelleci ʿOsmân Paşa ve tevcîh-i Eyâlet-i Çıldır",
          "text": "Yeniçeri Ağalığı'ndan maʿzûl ve ibtidâ Mîr-i mîrânlık ve baʿdehû Vezâret'le nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olan Kelleci ʿOsmân Paşa -ki İç-il ve Niğde sancaklarına mutasarrıf idi- işbu Receb-i şerîf evâyilinde ser-âzâd-ı ʿâlem-i fânî ve reh-rev-i mülk-i câvidânî olup, mutasarrıf olduğu İç-il Sancağı, Karaman Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya ve Niğde Sancağı, Akşehir ve Karesi sancaklarına mutasarrıf olup, Akkerman muhâfazasında olan Kayseriyyeli-zâde [Ü2\n160a] İbrâhîm Paşa'ya ilhâkan tevcîh ü ʿinâyet ve Akşehir Sancağı mûmâ ileyhden ifrâz ve Beyşehri Mutasarrıfı Ahmed Paşa, livâ'-i mezkûr ile ser-efrâz kılınup, münhall olan Beyşehri Sancağı, Bozkır Maʿdeni'ne ilhâk olunup, hazariyyesi Maʿden Emîni'ne îrâd kayd olundu. Ve Eyâlet-i Çıldır, mukaddemâ Şerîf Paşa'ya Vezâret'le ihsân olunup, müteʿahhid olduğu meblağı Darb-hâne'ye teslîm etmeyüp, o havâlîde mütemekkin kabâyil ile dahi hüsn-i muʿâşereti olmadığı ifâde olunduğuna binâ'en, Çıldır'dan tebʿîd ve Adana ile tehdîd olunmuşidi. Şerîf Paşa'nın deynini edâ şartıyla Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından ve Ahisha hânedânından Mehmed Sâbit Ağa'ya evâsıt-ı Receb-i şerîf'de eyâlet-i mezkûre Mîr-i mîrânlık ile tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kazây-ı Haleb ile bundan akdem nâyil-i matlab olan Hammâmî-zâde Mehmed Râşid Efendi'nin hükûmeti, ihtilâl-i belde vaktine müsâdefe edüp, sermâye-i dâd ü sitedi ʿâtıl ve karîben izâr-ı iflâsa mütereffil olacağını istiʿfâ sûretinde ifâdeden başka, Haleb'de mukīm tâ'ife-i Efrenc dahi mûmâ ileyhden [Ü1 148b] bess-i şekvâ ve ʿazlini istidʿâ etmeleriyle, kısar-ı müddet ile Âsitâne'ye ricʿât eylemesi bâbında taraf-ı Fetvâ-penâhî'den mektûb tahrîr ve Haleb Kazâsı'na Receb'in on altıncı günü mutasarrıf olmak üzere Zaʿferân-borlu ʿOsmân Efendi tahyîr olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ'-i Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_212.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ'-i Haleb",
          "text": "Kazây-ı Haleb ile bundan akdem nâyil-i matlab olan Hammâmî-zâde Mehmed Râşid Efendi'nin hükûmeti, ihtilâl-i belde vaktine müsâdefe edüp, sermâye-i dâd ü sitedi ʿâtıl ve karîben izâr-ı iflâsa mütereffil olacağını istiʿfâ sûretinde ifâdeden başka, Haleb'de mukīm tâ'ife-i Efrenc dahi mûmâ ileyhden [Ü1 148b] bess-i şekvâ ve ʿazlini istidʿâ etmeleriyle, kısar-ı müddet ile Âsitâne'ye ricʿât eylemesi bâbında taraf-ı Fetvâ-penâhî'den mektûb tahrîr ve Haleb Kazâsı'na Receb'in on altıncı günü mutasarrıf olmak üzere Zaʿferân-borlu ʿOsmân Efendi tahyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françe Elçisi takdîm eyleyeceği hediyyenin bahran vusûl bulduğunu beyân ve ʿarzını istîzân eylediğine binâ'en, beş on gün mukaddem Bâb-ı ʿâlî'ye ve işbu Receb'in on sekizinci Salı günü tertîb olunan [Ü2 160b] Dîvân-ı bülend-erkâna gelüp, takbîl-i ʿarz ile nâme ve hediyyesini ʿarz eyledi. Selefi olan elçi, cumhûr tarafına ʿazîmete teheyyü' ile Kapudan Paşa ve baʿdehû Sadrıaʿzam hazerâtına vedâ içün vardıkda, cumhûr ile dost olan düvelden birer bandıra alınup: \"Devlet-i ʿaliyye dahi Paris Dîvân-hânesi'ne taʿlîk olunmak içün bir bandıra ihsân\nbuyursalar, Françe tâyifesinin sebeb-i iftihârı ve bâʿis-i tezâyüd ü iʿtibârı olur” deyü tekrîr-i recâ ve mes'ûlüne müsâʿade husūsu lâzım gelanler ile mülâhaza olunup, havâtır-ı ekâbire bir mahzûr hutûr etmediğinden, câmfes bir bandıra yapdırılup, mesfûra iʿtâ olundu.",
          "caption": "Hâk-bûsî-yi Elçi-yi Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_213.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Hâk-bûsî-yi Elçi-yi Françe",
          "text": "Françe Elçisi takdîm eyleyeceği hediyyenin bahran vusûl bulduğunu beyân ve ʿarzını istîzân eylediğine binâ'en, beş on gün mukaddem Bâb-ı ʿâlî'ye ve işbu Receb'in on sekizinci Salı günü tertîb olunan [Ü2 160b] Dîvân-ı bülend-erkâna gelüp, takbîl-i ʿarz ile nâme ve hediyyesini ʿarz eyledi. Selefi olan elçi, cumhûr tarafına ʿazîmete teheyyü' ile Kapudan Paşa ve baʿdehû Sadrıaʿzam hazerâtına vedâ içün vardıkda, cumhûr ile dost olan düvelden birer bandıra alınup: \"Devlet-i ʿaliyye dahi Paris Dîvân-hânesi'ne taʿlîk olunmak içün bir bandıra ihsân\nbuyursalar, Françe tâyifesinin sebeb-i iftihârı ve bâʿis-i tezâyüd ü iʿtibârı olur” deyü tekrîr-i recâ ve mes'ûlüne müsâʿade husūsu lâzım gelanler ile mülâhaza olunup, havâtır-ı ekâbire bir mahzûr hutûr etmediğinden, câmfes bir bandıra yapdırılup, mesfûra iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem sebeb-i hafî ile Burusa'da menfâ olan ʿAbdullah Birrî Efendi hakkında nehr-i selsâl-i şefekat-i hazret-i Şehriyârî cârî ve şehr-i mezkûrun on altıncı günü ıtlâk ile vâreste-i kayd-i mezellet ü hârî oldu.",
          "caption": "Itlâk-ı ʿAbdullah Birrî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_214.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı ʿAbdullah Birrî Efendi",
          "text": "Bundan akdem sebeb-i hafî ile Burusa'da menfâ olan ʿAbdullah Birrî Efendi hakkında nehr-i selsâl-i şefekat-i hazret-i Şehriyârî cârî ve şehr-i mezkûrun on altıncı günü ıtlâk ile vâreste-i kayd-i mezellet ü hârî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erbâb-ı hiref ve esnâf ve mütevelliyân-ı evkāf tervîc-i mefsedetleri zımnında müfettişlerden mazmûnu mûcib zarar u iʿtisâf olan hücec ü iʿlâmât ahz ve aklâma kayd ve mûcebince emr-i ʿâlî alup, izrâr-ı ʿAmr u Zeyd eyledikleri mütehakkıku'l-vukūʿ olduğuna binâʾen, baʿde-ezîn Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Dâru's-saʿâde [Ü1 149a] Ağası hazerâtının ve sâyirlerinin taht-ı nezâretlerinde ve nezâretsiz evkāfa dâir İstanbul Kadısı ve Haremeyn ve Evkāf müfettişleri ve taşrada olan vekîlleri yollu yolsuz sened olacak ve lede'l-hâce kaydına mürâcaat ile tahsîl-i garaz u merâma vesîle olacak iʿlâmât [Ü2 161a] ü hücec verildikde, Nâzır ve Mütevellî ve sâyirlerin inhâlarıyla Haremeyn Muhâsebesi'ne ve aklâm-ı sâyireye kayd olunmayup, aklâma kaydı murâd olunan senedât evvelâ Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm ve lede'l-mutâlaʿa mazmûnları vâreste-i hasâret ü tagrîm olduğu tahkīk olundukdan sonra, fermân-ı ʿâlî ısdâr olunup, iki pençe ve sahh olmadıkça aklâma kayd olunmamak ve esnâfın evkāfa dâhil ve gayr-i dâhil gedik ve umûr-ı sâyirelerine dâir İstanbul mehâkiminden aldıkları senedât dahi evvelâ Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm olunup, mahzûrdan sâlim olduğu maʿlûm oldukdan sonra, kezâlik iki pençe ve iki sahh olmadıkça aklâma kayd ve muktezâsı icrâ olunmamak ve iktizâ etmedikçe tuğralı emir verilmamek üzere nizâma rabtı, mübârek Rikâb-ı hümâyûn'a telhîs olundukda, tanzîmine irâde-i hümâyûn teʿalluk edüp, nizâm-ı mezkûr ʿale'd-devâm merʿî olmak içün Haremeyn Muhâsebesi'ne kayd ve iktizâ eden aklâm ve hükkâma ʿilm ü haberleri verildi.",
          "caption": "Zikr-i nizâm-ı hücec ü iʿlâmât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_215.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i nizâm-ı hücec ü iʿlâmât",
          "text": "Erbâb-ı hiref ve esnâf ve mütevelliyân-ı evkāf tervîc-i mefsedetleri zımnında müfettişlerden mazmûnu mûcib zarar u iʿtisâf olan hücec ü iʿlâmât ahz ve aklâma kayd ve mûcebince emr-i ʿâlî alup, izrâr-ı ʿAmr u Zeyd eyledikleri mütehakkıku'l-vukūʿ olduğuna binâʾen, baʿde-ezîn Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm ve Dâru's-saʿâde [Ü1 149a] Ağası hazerâtının ve sâyirlerinin taht-ı nezâretlerinde ve nezâretsiz evkāfa dâir İstanbul Kadısı ve Haremeyn ve Evkāf müfettişleri ve taşrada olan vekîlleri yollu yolsuz sened olacak ve lede'l-hâce kaydına mürâcaat ile tahsîl-i garaz u merâma vesîle olacak iʿlâmât [Ü2 161a] ü hücec verildikde, Nâzır ve Mütevellî ve sâyirlerin inhâlarıyla Haremeyn Muhâsebesi'ne ve aklâm-ı sâyireye kayd olunmayup, aklâma kaydı murâd olunan senedât evvelâ Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm ve lede'l-mutâlaʿa mazmûnları vâreste-i hasâret ü tagrîm olduğu tahkīk olundukdan sonra, fermân-ı ʿâlî ısdâr olunup, iki pençe ve sahh olmadıkça aklâma kayd olunmamak ve esnâfın evkāfa dâhil ve gayr-i dâhil gedik ve umûr-ı sâyirelerine dâir İstanbul mehâkiminden aldıkları senedât dahi evvelâ Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm olunup, mahzûrdan sâlim olduğu maʿlûm oldukdan sonra, kezâlik iki pençe ve iki sahh olmadıkça aklâma kayd ve muktezâsı icrâ olunmamak ve iktizâ etmedikçe tuğralı emir verilmamek üzere nizâma rabtı, mübârek Rikâb-ı hümâyûn'a telhîs olundukda, tanzîmine irâde-i hümâyûn teʿalluk edüp, nizâm-ı mezkûr ʿale'd-devâm merʿî olmak içün Haremeyn Muhâsebesi'ne kayd ve iktizâ eden aklâm ve hükkâma ʿilm ü haberleri verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Üç senede bir Venedik elçisi tebdîl ve yerine âharı tahvîl olunmak muʿtâd olduğuna binâ'en, işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın ikinci Salı günü elçi-yi cedîd dehlîz-i ʿatebe-i ʿulyâyı telsîm ve nâmesin takdîm eyledi.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve çehre-sây-ı Elçi-yi Venedik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_216.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve çehre-sây-ı Elçi-yi Venedik",
          "text": "Üç senede bir Venedik elçisi tebdîl ve yerine âharı tahvîl olunmak muʿtâd olduğuna binâ'en, işbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın ikinci Salı günü elçi-yi cedîd dehlîz-i ʿatebe-i ʿulyâyı telsîm ve nâmesin takdîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Samanî-zâde ʿÖmer Hulûsî Efendi'nin ʿilmine hürmet ve sinnine merhamet ile [Ü1 149b] terfîʿ-i menziletine irâde-i hümâyûn teʿalluk edüp, şehr-i mezkûrun yedinci günü Rumeli Pâyesi'yle mükerrem ve Vardârî Şeyh-zâde Mehmed Efendi dahi Pâye-i pür-vâye-i Mekke ile hurrem oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i Sadâret-i Rûm be-Samanî-zâde ve Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Vardârî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_217.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i Sadâret-i Rûm be-Samanî-zâde ve Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Vardârî-zâde",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Samanî-zâde ʿÖmer Hulûsî Efendi'nin ʿilmine hürmet ve sinnine merhamet ile [Ü1 149b] terfîʿ-i menziletine irâde-i hümâyûn teʿalluk edüp, şehr-i mezkûrun yedinci günü Rumeli Pâyesi'yle mükerrem ve Vardârî Şeyh-zâde Mehmed Efendi dahi Pâye-i pür-vâye-i Mekke ile hurrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun [Ü2 161b] yedinci Salı günü tertîb-i Dîvân ve kapu-kullarının iki kıst mevâcibleri ihsân olunup, Cumʿaertesi günü Bâb-ı ʿâlî'de devr olup, Silahdâr Ağa vesâtatiyle şeref-bahş-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye Sadrıaʿzam hazretlerini sebbâk-ı gāyât-ı meserrât eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i askerî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_218.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i askerî",
          "text": "Şehr-i mezkûrun [Ü2 161b] yedinci Salı günü tertîb-i Dîvân ve kapu-kullarının iki kıst mevâcibleri ihsân olunup, Cumʿaertesi günü Bâb-ı ʿâlî'de devr olup, Silahdâr Ağa vesâtatiyle şeref-bahş-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye Sadrıaʿzam hazretlerini sebbâk-ı gāyât-ı meserrât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şaʿbân'ın yirminci günü ʿAzeb-kapusu dâhilinde zuhûr eden âteş-i serkeş o etrâfda olan esvâk ve dekâkîni ihrâk ile ahvâl-i ashâb-ı emlâki müşevveş edüp, yedi sâʿat murûrunda zuhûr-i lutf-i hafî ile münhamid ü muntafî oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_219.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Şaʿbân'ın yirminci günü ʿAzeb-kapusu dâhilinde zuhûr eden âteş-i serkeş o etrâfda olan esvâk ve dekâkîni ihrâk ile ahvâl-i ashâb-ı emlâki müşevveş edüp, yedi sâʿat murûrunda zuhûr-i lutf-i hafî ile münhamid ü muntafî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İkdâm ü himmet-i Pâdişâh-ı İskender-haslet ile sâha-i Tersâne'de altmış altı zirâ bir kıtʿa üç enbârlı ve elli üç buçuk zirâ bir kıtʿa fırkateyn ve otuz dört zirâʿ bir kıtʿa şehtiyye ve bir kıtʿa korvet sefînesi inşâsına tevârîh-i muhtelife ile bed' ü mübâşeret ve süfün-i mezkûre itmâm olunduğu maʿrûz-ı Rikâb-ı Pâdişâh-ı husrev-himmet kılınmışidi. İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi dördüncü Salı günü Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm hazerâtı ve huzûru muʿtâd olan sâyir ricâl, ʿale's-seher Tersâne'ye ʿazîmet ile kudûm-i meymenet-eser-i Şâhâne'ye taʿlîk-ı nazar ve o hilâlde zevrakçe-i Şehriyâr-ı İskender-siyer misâl-i hılâl-i felek, ahzar-ı etrâf u eknâfa pertev-pâş-ı zîb ü ferr oldukda, erbâb-ı istikbâl ber-vech-i istiʿcâl furza-i Tersâne'ye varup, Pâdişâh-ı deryâ-nevâl cümlesini iltifât-ı Mülûkâne ile hâyiz-i rehîne-i âmâl [Ü1 150a] buyurdukdan sonra, Kalyon-ı hümâyûn'larında âmâde kılınan mevkıʿa [Ü2 162a] pâ-nihâde-i şevket ü ikbâl oldular.\n\nHulûl-i vakt-i muhtâr ile süfün-i mezkûreye vâhiden-baʿde-vâhidin küşâd verilüp, fazl-ı Rabb-i celîl ile ber-vech-i teshîl cümlesi rûy-i deryâya tenzîl olunup, duʿâ vü te'mîn ve zebh-i karâbîn ʿakabinde Sadriaʿzam ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa hazerâtına kürkler ilbâs olunup, huzûr-ı hümâyûnda Tersâne emînlerine müşârun ileyhim hazerâtıyla kürk ilbâsı muʿtâd değil iken, taltîfen Tersâne Emîni bulunan Mehmed Râşid Efendi bu niʿmet-i celîle ile mugtenem ve huzûr-ı Pâdişâhî'de Kapudan Paşa'dan sonra telebbüs-i ferve ile mükerrem olduğundan gayri, otuz bin guruş ʿatıyye ile ser-i iftihârı müvâzî-yi felek-i muʿazzam kılındı.\n\nDevlet-i ʿaliyye'de sefâyin inşâsı zuhûrundan berü dört kıtʿa sefînenin akreb-i eyyâmda hıtâmı ve deryâya nüzûl ü ilmâmı mesmûʿ u meşhûd olmayup, mahzâ Pâdişâh-ı Dârâ-derbân hazretlerinin semere-i himmet ü ikdâmları olduğu bî-reyb ü gümândır.",
          "caption": "Nüzûl-i kalyon-ı kebîr ve şehtiyye ve fırkateyn ve korvet der-yek-rûz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_220.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i kalyon-ı kebîr ve şehtiyye ve fırkateyn ve korvet der-yek-rûz",
          "text": "İkdâm ü himmet-i Pâdişâh-ı İskender-haslet ile sâha-i Tersâne'de altmış altı zirâ bir kıtʿa üç enbârlı ve elli üç buçuk zirâ bir kıtʿa fırkateyn ve otuz dört zirâʿ bir kıtʿa şehtiyye ve bir kıtʿa korvet sefînesi inşâsına tevârîh-i muhtelife ile bed' ü mübâşeret ve süfün-i mezkûre itmâm olunduğu maʿrûz-ı Rikâb-ı Pâdişâh-ı husrev-himmet kılınmışidi. İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi dördüncü Salı günü Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm hazerâtı ve huzûru muʿtâd olan sâyir ricâl, ʿale's-seher Tersâne'ye ʿazîmet ile kudûm-i meymenet-eser-i Şâhâne'ye taʿlîk-ı nazar ve o hilâlde zevrakçe-i Şehriyâr-ı İskender-siyer misâl-i hılâl-i felek, ahzar-ı etrâf u eknâfa pertev-pâş-ı zîb ü ferr oldukda, erbâb-ı istikbâl ber-vech-i istiʿcâl furza-i Tersâne'ye varup, Pâdişâh-ı deryâ-nevâl cümlesini iltifât-ı Mülûkâne ile hâyiz-i rehîne-i âmâl [Ü1 150a] buyurdukdan sonra, Kalyon-ı hümâyûn'larında âmâde kılınan mevkıʿa [Ü2 162a] pâ-nihâde-i şevket ü ikbâl oldular.\n\nHulûl-i vakt-i muhtâr ile süfün-i mezkûreye vâhiden-baʿde-vâhidin küşâd verilüp, fazl-ı Rabb-i celîl ile ber-vech-i teshîl cümlesi rûy-i deryâya tenzîl olunup, duʿâ vü te'mîn ve zebh-i karâbîn ʿakabinde Sadriaʿzam ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa hazerâtına kürkler ilbâs olunup, huzûr-ı hümâyûnda Tersâne emînlerine müşârun ileyhim hazerâtıyla kürk ilbâsı muʿtâd değil iken, taltîfen Tersâne Emîni bulunan Mehmed Râşid Efendi bu niʿmet-i celîle ile mugtenem ve huzûr-ı Pâdişâhî'de Kapudan Paşa'dan sonra telebbüs-i ferve ile mükerrem olduğundan gayri, otuz bin guruş ʿatıyye ile ser-i iftihârı müvâzî-yi felek-i muʿazzam kılındı.\n\nDevlet-i ʿaliyye'de sefâyin inşâsı zuhûrundan berü dört kıtʿa sefînenin akreb-i eyyâmda hıtâmı ve deryâya nüzûl ü ilmâmı mesmûʿ u meşhûd olmayup, mahzâ Pâdişâh-ı Dârâ-derbân hazretlerinin semere-i himmet ü ikdâmları olduğu bî-reyb ü gümândır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nûrî Bey tahrîr eylediği vekāyiʿde: “Bu sefînelerin tenzîli mahzâ Râşid Efendi'nin himmetiyle vücûda gelüp, hattâ Kapudan Paşa hazretleri ve sâyir ricâl-i Tersâne bu sefînelerin akreb-i ahyânda itmâm ve ʿale't-teʿâkub deryaya nüzülünü mümteniʿât-ı ʿakliyyeden ʿadd\netmişleridi\" demiş. Ümenây-ı Tersâne “İzâ hulliye ve tabʿahû” hod-be-hod bir çekeleve yapmak ellerinden gelmeyüp, bu makūle ʿazâyim-i umûr sarf-ı mâl-i mevfûr ile himem-i Pâdişâhî'ye mütevakkıf u mahsûr olduğundan gayri, mûmâ ileyhe Darb-hâne ve Îrâd-ı Cedîd ve serîʿu'l-husûl muhallefât [Ü2 162b] bedellerinden pey-der-pey havâlât ve nukūd verilüp, esbâb-ı me'mûriyyeti tekmîl ve muʿzılât-ı maslahatı [Ü1 150b] teshîl olunup, kendi iddihârı ve beyne'n-nâs şâyiʿ olan kadr ü iʿtibârı dahi hiss derecesinde maslahata mümidd ve bu vechile sefâyin-i mezkûre nüzûle müstaʿidd oldu. Hakīkat-i mâddeye nazaran cibâl-i râsiyât ve atvâd-ı şâmihâtdan kinâye olan dört kıtʿa sefînenin bir günde nüzûlü mahzâ te'yîd ü imdâd-ı âsumânî ve eser-i ikdâm ü himmet-i Husrevânî olup, bu bâbda Zeyd'in eli ve ʿAmr'ın medhali olmadığı bir emr-i celîdir. Hâl böyle iken mûmâ ileyhin tekmîl-i noksân sûretinde iddiâ eylediği saʿy ü gayret gayr-i zâyiʿ ve müddet-i emânetinde nâyil-i envâʿ-ı fevâyid ü menâfiʿ olduğundan başka, behâne-cû-yi lutf ü kerem olan Şehriyâr-ı mekârim-şiyem hazretlerinin dahi her cihetle mazhar-ı lutf ü niʿamları oldu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_221.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Nûrî Bey tahrîr eylediği vekāyiʿde: “Bu sefînelerin tenzîli mahzâ Râşid Efendi'nin himmetiyle vücûda gelüp, hattâ Kapudan Paşa hazretleri ve sâyir ricâl-i Tersâne bu sefînelerin akreb-i ahyânda itmâm ve ʿale't-teʿâkub deryaya nüzülünü mümteniʿât-ı ʿakliyyeden ʿadd\netmişleridi\" demiş. Ümenây-ı Tersâne “İzâ hulliye ve tabʿahû” hod-be-hod bir çekeleve yapmak ellerinden gelmeyüp, bu makūle ʿazâyim-i umûr sarf-ı mâl-i mevfûr ile himem-i Pâdişâhî'ye mütevakkıf u mahsûr olduğundan gayri, mûmâ ileyhe Darb-hâne ve Îrâd-ı Cedîd ve serîʿu'l-husûl muhallefât [Ü2 162b] bedellerinden pey-der-pey havâlât ve nukūd verilüp, esbâb-ı me'mûriyyeti tekmîl ve muʿzılât-ı maslahatı [Ü1 150b] teshîl olunup, kendi iddihârı ve beyne'n-nâs şâyiʿ olan kadr ü iʿtibârı dahi hiss derecesinde maslahata mümidd ve bu vechile sefâyin-i mezkûre nüzûle müstaʿidd oldu. Hakīkat-i mâddeye nazaran cibâl-i râsiyât ve atvâd-ı şâmihâtdan kinâye olan dört kıtʿa sefînenin bir günde nüzûlü mahzâ te'yîd ü imdâd-ı âsumânî ve eser-i ikdâm ü himmet-i Husrevânî olup, bu bâbda Zeyd'in eli ve ʿAmr'ın medhali olmadığı bir emr-i celîdir. Hâl böyle iken mûmâ ileyhin tekmîl-i noksân sûretinde iddiâ eylediği saʿy ü gayret gayr-i zâyiʿ ve müddet-i emânetinde nâyil-i envâʿ-ı fevâyid ü menâfiʿ olduğundan başka, behâne-cû-yi lutf ü kerem olan Şehriyâr-ı mekârim-şiyem hazretlerinin dahi her cihetle mazhar-ı lutf ü niʿamları oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Etıbbâ'-i Hâssa'dan Nuʿmân Efendi'nin fenn-i tıbb u teşrîh ve fark-ı sakīm u sahîhde hazâkat ü mehâreti müsellem olup, her vechile Hekîm-başılığa elyak olduğu nezd-i hümâyûnda muhakkak olmağla, işbu şehr-i Ramazân'ın onuncu günü Sâdık Efendi ʿazl ile telh-kâm ve mûmâ ileyh Riyâset-i etıbbâ ile nâyil-i merâm oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Ser-etıbbâ'-i Hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_222.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Ser-etıbbâ'-i Hâssa",
          "text": "Etıbbâ'-i Hâssa'dan Nuʿmân Efendi'nin fenn-i tıbb u teşrîh ve fark-ı sakīm u sahîhde hazâkat ü mehâreti müsellem olup, her vechile Hekîm-başılığa elyak olduğu nezd-i hümâyûnda muhakkak olmağla, işbu şehr-i Ramazân'ın onuncu günü Sâdık Efendi ʿazl ile telh-kâm ve mûmâ ileyh Riyâset-i etıbbâ ile nâyil-i merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "\"Müstegallâtı kurâ ve mezâriʿ olan evkāfdan cihet ihdâsı câyizdir” mes'elesine teşebbüs ile baʿzı evkāfda tamʿan vezâyif tertîb ve ol bâbda nâzırlar ʿarz ve evkāf müfettişleri hüccet ü iʿlâm iʿtâsıyla aklâma kayd olunarak, hılâf-ı şurût-ı vakfiyye niçe cihât ihdâs [Ü2 163a] olunduğundan başka, ʿimâreti olan evkāfda mütevellîler tarafdarlarına tezkireler ile müceddeden fodula taʿyîn edüp, vakfın masrafını müzdâd ve nass-ı Şâriʿ\nhükmünde olan şart-ı vakıfı berbâd etmeleriyle, baʿde-ezîn Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Dâru's-saʿâde Ağası hazerâtı ve Bâbü's-saʿâde ve Serây-ı hümâyûn ağaları ve İstanbul Kadısı [Ü1 151a] ve Bostâncı-başı nezâretlerinde ve Âsitâne ve taşrada vâkiʿ sâyir nezâretlerde ve nezâretli ve nezâretsiz Âsitâne'de ve taşrada kebîr ü sagīr cemîʿ evkāf-ı şerîfede hılâf-ı şart-ı vâkıf ve bilâ-hatt-ı hümâyûn muhdes vakfiye ihdâs olunmamak ve ihdâsı muktezî oldukda, yalnız fermân-ı ʿâlî ve Nâzır ʿarzı ve işâret-i ʿaliyye ve müfettişler taraflarından ve sâyir mehâkimden ber-vech-i muharrer “Müstegallâtdan ihdâs-ı cihât câyizdir” deyerek verilan hüccet ü iʿlâm ile tanzîm olunmayup, o makūle senedât aklâma vardıkda, kaleminden ʿadem-i kabûl ile hatt-ı hümâyûna mevkūf olduğu ibrâz olunan sened meʿâli ile der-kenâr olunmak ve bilâ-hatt-ı hümâyûn bâlâsına musahhah fermân yazılmış ʿarz ve işaret ve iʿlâm ü hüccetle kaleminden muhdes vazîfe tezkiresi verilmek lâzım gelürse, kalemin hâcesi muʿâhaze ve Kîsedâr ve hulefâsının elleri katʿıyla sâyire ʿibret kılınmak ve ʿimâreti olan evkāfda müceddeden Mütevellî tezkiresi ve fermân ve Nâzır arzı ve işaret ve sâyir vechile müceddeden fodula tertîb olunmamak ve cemîʿ evkāf-ı şerîfede muhdes vazîfe ve fodula istidʿâsıyla, Bâb-ı ʿâlî'ye ʿarz u işâret ve yâhûd ʿarz-ı hâl takdîm ve sehven ve ʿamden bâ-fermân iʿlâma havâle olundukda, [Ü2 163b] memnûʿiyyeti ve hatt-ı hümâyûna muhtâc idüği tahrîr ve sahibine redd olunmak ve bu sûret-i hasene evkāfın ʿimârına sebeb olacağı mübarek Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz olundukda, takrîr mûcebince ʿamel olunmak bâbında mufassal hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, hatt-ı hümâyûn ve sûret-i nizâm Başmuhasebe'ye kayd olunup, sâyir aklâm ve nüzarâ’-i evkāf ve müfettişîn ve mehâkim-i Bilâd-ı selâse ve Rûznâmçe-i Askerî ve sâyir lâzım gelan mahallere ʿilm ü haberleri iʿtâ ve Memâlik-i mahrûse'nin cemîʿ mehâkimine kayd olunmak içün [Ü1 151b] Anadolu ve Rumeli'nin üçer kollarına evâmir-i şerîfe isrâ olundu.",
          "caption": "Menʿ-i vezâyif-i muhdese",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_223.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Menʿ-i vezâyif-i muhdese",
          "text": "\"Müstegallâtı kurâ ve mezâriʿ olan evkāfdan cihet ihdâsı câyizdir” mes'elesine teşebbüs ile baʿzı evkāfda tamʿan vezâyif tertîb ve ol bâbda nâzırlar ʿarz ve evkāf müfettişleri hüccet ü iʿlâm iʿtâsıyla aklâma kayd olunarak, hılâf-ı şurût-ı vakfiyye niçe cihât ihdâs [Ü2 163a] olunduğundan başka, ʿimâreti olan evkāfda mütevellîler tarafdarlarına tezkireler ile müceddeden fodula taʿyîn edüp, vakfın masrafını müzdâd ve nass-ı Şâriʿ\nhükmünde olan şart-ı vakıfı berbâd etmeleriyle, baʿde-ezîn Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Dâru's-saʿâde Ağası hazerâtı ve Bâbü's-saʿâde ve Serây-ı hümâyûn ağaları ve İstanbul Kadısı [Ü1 151a] ve Bostâncı-başı nezâretlerinde ve Âsitâne ve taşrada vâkiʿ sâyir nezâretlerde ve nezâretli ve nezâretsiz Âsitâne'de ve taşrada kebîr ü sagīr cemîʿ evkāf-ı şerîfede hılâf-ı şart-ı vâkıf ve bilâ-hatt-ı hümâyûn muhdes vakfiye ihdâs olunmamak ve ihdâsı muktezî oldukda, yalnız fermân-ı ʿâlî ve Nâzır ʿarzı ve işâret-i ʿaliyye ve müfettişler taraflarından ve sâyir mehâkimden ber-vech-i muharrer “Müstegallâtdan ihdâs-ı cihât câyizdir” deyerek verilan hüccet ü iʿlâm ile tanzîm olunmayup, o makūle senedât aklâma vardıkda, kaleminden ʿadem-i kabûl ile hatt-ı hümâyûna mevkūf olduğu ibrâz olunan sened meʿâli ile der-kenâr olunmak ve bilâ-hatt-ı hümâyûn bâlâsına musahhah fermân yazılmış ʿarz ve işaret ve iʿlâm ü hüccetle kaleminden muhdes vazîfe tezkiresi verilmek lâzım gelürse, kalemin hâcesi muʿâhaze ve Kîsedâr ve hulefâsının elleri katʿıyla sâyire ʿibret kılınmak ve ʿimâreti olan evkāfda müceddeden Mütevellî tezkiresi ve fermân ve Nâzır arzı ve işaret ve sâyir vechile müceddeden fodula tertîb olunmamak ve cemîʿ evkāf-ı şerîfede muhdes vazîfe ve fodula istidʿâsıyla, Bâb-ı ʿâlî'ye ʿarz u işâret ve yâhûd ʿarz-ı hâl takdîm ve sehven ve ʿamden bâ-fermân iʿlâma havâle olundukda, [Ü2 163b] memnûʿiyyeti ve hatt-ı hümâyûna muhtâc idüği tahrîr ve sahibine redd olunmak ve bu sûret-i hasene evkāfın ʿimârına sebeb olacağı mübarek Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz olundukda, takrîr mûcebince ʿamel olunmak bâbında mufassal hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, hatt-ı hümâyûn ve sûret-i nizâm Başmuhasebe'ye kayd olunup, sâyir aklâm ve nüzarâ’-i evkāf ve müfettişîn ve mehâkim-i Bilâd-ı selâse ve Rûznâmçe-i Askerî ve sâyir lâzım gelan mahallere ʿilm ü haberleri iʿtâ ve Memâlik-i mahrûse'nin cemîʿ mehâkimine kayd olunmak içün [Ü1 151b] Anadolu ve Rumeli'nin üçer kollarına evâmir-i şerîfe isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe tarafından cânbâzlık sanʿatıyla Âsitâne'ye gelüp, baʿdehû İzmir tarafına revân olan birkaç nefer Efrenç cânbâzları İzmir'de dahi cerr-i menfaʿat sevdâsıyla ecnâs-ı muhtelifeden müctemaʿ mahlûk miyânında icrây-ı sanʿat eylediklerinde, Venedik'e tâbiʿ Zantalu'dan birkaç kâfir haddini tecavüz ile bî-edebâne harekete mütecâsir olduklarından,\nyasakçıların biri darb-ı ʿâsâ ile birini tehdîd ve kefereden yirmi nefer fi'l-hâl cemʿ olup, Yasakçı'yı darb-ı şedîd ile katl ve fitne tevlîd etmeleriyle, İzmir ehâlîsi tarafından kātil taleb olundukda, vermekde muhalefet ve giderek muhâvereleri mü'eddî-yi husûmet olup, tarefeynden vâfir nüfûs zâyiʿ ve o aralıkda şehrin içinde ihrâk vâkiʿ olup, vâfir emvâl ü eşyâ magsûb-i eyâdî-yi eşkıyâ olduğu haberleri bâ-mahzar u iʿlâm inhâ olunmağla, fitneyi teskîn zımnında asker-i vâfî [Ü2 164a] ile Aydın Muhassılı Kara ʿOsmân-zâde taʿyîn ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından ʿAbdullah Bey ve Ocağ-ı ʿâmire tarafından bi'l-fiʿl Zağarcı-başı el-Hâc Mehmed Ağa Mübâşir nasb olunup, harc-ı râhları dahi bu tarafda verilüp, maslahatları tehvîn ve yedlerine verilan emr-i ʿâlîde Yasakçı'nın kātili Venedik Konsolosu'ndan ahz ve cezâsı tertîb ve İslâm ve reʿâyânın emvâlini gasb edenler buldurulup istirdâd ve ashâbına teslîm ve muharrik-i fesâd kimler ise lede't-tahkīk zâbitleri maʿrifetleriyle takyîd ü tevsîk ve bu tarafa ʿarz olunup, ne vechile irâde teʿalluk ederse o vechile icrây-ı mâ-yelîk olunmak ve emvâl-i magsûbe ile maznûn olup, vakʿadan sonra Yeni-kalʿa'dan murûrları tecvîz olunmayan sefîneler İzmir Lîmânı'nda tevkīf ve celiyye-i hâl tekşîf [Ü1 152a] olunup, emvâl-i magsûbe bulunduğu hâlde ashâbına istirdâd ü edâ ve müsteʾmen tâyifesinin dahi gasb olunmuş şeyleri var ise derhal hârice ihrâc u iʿtâ ve fîmâ-baʿd o tarafda nizâʿ vukūʿ bulmamak esbâbını tedârük ü istihsâl ile nizâm-ı beldeye ikdâm olunmak tenbîhâtı tavsiye vü ifhâm olundu.",
          "caption": "Vak'a-i İzmir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_224.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i İzmir",
          "text": "Nemçe tarafından cânbâzlık sanʿatıyla Âsitâne'ye gelüp, baʿdehû İzmir tarafına revân olan birkaç nefer Efrenç cânbâzları İzmir'de dahi cerr-i menfaʿat sevdâsıyla ecnâs-ı muhtelifeden müctemaʿ mahlûk miyânında icrây-ı sanʿat eylediklerinde, Venedik'e tâbiʿ Zantalu'dan birkaç kâfir haddini tecavüz ile bî-edebâne harekete mütecâsir olduklarından,\nyasakçıların biri darb-ı ʿâsâ ile birini tehdîd ve kefereden yirmi nefer fi'l-hâl cemʿ olup, Yasakçı'yı darb-ı şedîd ile katl ve fitne tevlîd etmeleriyle, İzmir ehâlîsi tarafından kātil taleb olundukda, vermekde muhalefet ve giderek muhâvereleri mü'eddî-yi husûmet olup, tarefeynden vâfir nüfûs zâyiʿ ve o aralıkda şehrin içinde ihrâk vâkiʿ olup, vâfir emvâl ü eşyâ magsûb-i eyâdî-yi eşkıyâ olduğu haberleri bâ-mahzar u iʿlâm inhâ olunmağla, fitneyi teskîn zımnında asker-i vâfî [Ü2 164a] ile Aydın Muhassılı Kara ʿOsmân-zâde taʿyîn ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından ʿAbdullah Bey ve Ocağ-ı ʿâmire tarafından bi'l-fiʿl Zağarcı-başı el-Hâc Mehmed Ağa Mübâşir nasb olunup, harc-ı râhları dahi bu tarafda verilüp, maslahatları tehvîn ve yedlerine verilan emr-i ʿâlîde Yasakçı'nın kātili Venedik Konsolosu'ndan ahz ve cezâsı tertîb ve İslâm ve reʿâyânın emvâlini gasb edenler buldurulup istirdâd ve ashâbına teslîm ve muharrik-i fesâd kimler ise lede't-tahkīk zâbitleri maʿrifetleriyle takyîd ü tevsîk ve bu tarafa ʿarz olunup, ne vechile irâde teʿalluk ederse o vechile icrây-ı mâ-yelîk olunmak ve emvâl-i magsûbe ile maznûn olup, vakʿadan sonra Yeni-kalʿa'dan murûrları tecvîz olunmayan sefîneler İzmir Lîmânı'nda tevkīf ve celiyye-i hâl tekşîf [Ü1 152a] olunup, emvâl-i magsûbe bulunduğu hâlde ashâbına istirdâd ü edâ ve müsteʾmen tâyifesinin dahi gasb olunmuş şeyleri var ise derhal hârice ihrâc u iʿtâ ve fîmâ-baʿd o tarafda nizâʿ vukūʿ bulmamak esbâbını tedârük ü istihsâl ile nizâm-ı beldeye ikdâm olunmak tenbîhâtı tavsiye vü ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Venediklü'ye tâbiʿ Hırvat tâyifesi Der-saʿâdet'de ve İzmir ve sâyir iskelelerde fitne vü fesâddan hâlî olmayup, fesâdlarını defʿ ve fezâhatlerini menʿ lâzime-i umûr-ı mülkiyyeden olduğuna binâ'en, tâyife-i mezkûreden İzmir ve sâyir mahallerde mukaddemâ tevattun u teʾehhül ile temekkün edüp, olduğu memleket halkı gibi kâr u kisble meşgûl olan eşhâsdan kabûl-i raʿiyyet edenlerin mâ-ʿadâsı tard u defʿ ve tekrar ʿavdete cesaret ederi olursa sârik menzilinde ahz ve zindâna vazʿ olunmak [Ü2 164b] ve Venedik sefâyini ile gelanler müsellah gezmeyüp, bilâ-mûcib sefîneden çıkmamak ve nizâʿ ve âhar töhmet ile ahz olundukda, Venediklü olduklarına ʿadem-i iʿtibâr ile düvel-i sâyirede cârî olduğu vech üzere habs ü te'dîb olunmak ve mesfûrlardan müteʾehhil olmayanlar kabûl-i raʿiyyet ederlerse iʿtibâr olunmamak ve Rûsiyyelü'den tevattun etmiş olup, umûr-ı lâzime ruʾyeti ve yâhûd ticâret maslahatı içün Memâlik-i mahrûse iskelelerine vürûd edenler, konsoloslarında mevcûd mümzâ defterden hâric iseler katʿâ tesahhub olunmamak ve Ak-deniz'de geşt ü güzâr eden Rûsiyye sefâyininin\nba'zan mellâhları o makūle eşhâsdan oldukları maʿlûm olmağla, mücerred Rûsiyyelü sefînelerinde gemicilik etmeleri münâsebeti ile Rûsiyyelü ʿadd olunmayup, ücret ile tutulmuş hademe gibi yine Venediklü iʿtibâr olunup, Rûsiyyelü tarafından istishâb olunmamak üzere Âsitâne'de mukīm elçilerine ferâde ferâde birer şukka tahrîriyle irâde-i devlet ifade olundu. [Ü1 152b]",
          "caption": "Tetimme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_225.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme",
          "text": "Venediklü'ye tâbiʿ Hırvat tâyifesi Der-saʿâdet'de ve İzmir ve sâyir iskelelerde fitne vü fesâddan hâlî olmayup, fesâdlarını defʿ ve fezâhatlerini menʿ lâzime-i umûr-ı mülkiyyeden olduğuna binâ'en, tâyife-i mezkûreden İzmir ve sâyir mahallerde mukaddemâ tevattun u teʾehhül ile temekkün edüp, olduğu memleket halkı gibi kâr u kisble meşgûl olan eşhâsdan kabûl-i raʿiyyet edenlerin mâ-ʿadâsı tard u defʿ ve tekrar ʿavdete cesaret ederi olursa sârik menzilinde ahz ve zindâna vazʿ olunmak [Ü2 164b] ve Venedik sefâyini ile gelanler müsellah gezmeyüp, bilâ-mûcib sefîneden çıkmamak ve nizâʿ ve âhar töhmet ile ahz olundukda, Venediklü olduklarına ʿadem-i iʿtibâr ile düvel-i sâyirede cârî olduğu vech üzere habs ü te'dîb olunmak ve mesfûrlardan müteʾehhil olmayanlar kabûl-i raʿiyyet ederlerse iʿtibâr olunmamak ve Rûsiyyelü'den tevattun etmiş olup, umûr-ı lâzime ruʾyeti ve yâhûd ticâret maslahatı içün Memâlik-i mahrûse iskelelerine vürûd edenler, konsoloslarında mevcûd mümzâ defterden hâric iseler katʿâ tesahhub olunmamak ve Ak-deniz'de geşt ü güzâr eden Rûsiyye sefâyininin\nba'zan mellâhları o makūle eşhâsdan oldukları maʿlûm olmağla, mücerred Rûsiyyelü sefînelerinde gemicilik etmeleri münâsebeti ile Rûsiyyelü ʿadd olunmayup, ücret ile tutulmuş hademe gibi yine Venediklü iʿtibâr olunup, Rûsiyyelü tarafından istishâb olunmamak üzere Âsitâne'de mukīm elçilerine ferâde ferâde birer şukka tahrîriyle irâde-i devlet ifade olundu. [Ü1 152b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü Sebt günü tevcîhât vukūʿ bulup, ricâl-i Bâb ʿumûmen ibkā ile ıtrâb olunup, Baş-defterdâr ve Şıkkeyn, mukarrer ile karîru'l-ʿayn ve Nişancılık, Moralı ʿOsmân Efendi'ye ve Defter Emâneti, Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Rûznâmçe, Sultân Kethudâsı İbrâhîm Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, bu Fakīr'e tevcîh ü ʿinâyet ve bâkī menâsıb ricâl-i devlet ve hademe-i Saltanat'a münâsibi üzere ibkā ve tevcîh olunduğundan başka, baʿzıları ʿatâyây-ı hümâyûn ile mutayyeb ü memnûn oldular. Yevm-i merkūmda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Bosna Eyâleti, Selânik Mutasarrıfı Silâhdâr Mustafa Paşa'ya [Ü2 165a] ve Selânik Sancağı, Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa'ya; Karaman Eyâleti, Bekmezci Mehmed Paşa'ya ve Karahisâr-ı sâhib Sancağı, Turunc-zâde Süleyman Paşa'ya; Adana Eyâleti, İsmâʿîl Kalʿası muhâfazası şartıyla Kara Mehmed Paşa'ya; Marʿaş Eyâleti, Ahıshalı Şerîf Paşa'ya; Rakka Eyâleti, Hotin muhâfazası şartıyla Hüsâmeddîn Paşa'ya; İç-il Sancağı, Mîr-i mîrân'dan Dervîş Hasan Paşa'ya tevcîh olunup, bu hılâlde Van Muhâfızı Ahmed Paşa'nın vefâtı haberi vürûd edüp, pederinin düyûnunu edâ etmek şartıyla oğlu Mehmed Bey Mîr-i mîrânlık ile Van Muhâfızı nasb olunup, Köstendil Sancağı dahi, Tâhir Paşa istiʿfâsından Kili Muhâfızı Ahmed Paşa'ya tefvîz ve Faş Muhâfızı İbrâhîm Paşa, Faş Kalʿası muhâfazasına muktedir olmayup ʿazl ve o havâlî ile münâsebet-i tâmmı olup, Burusa'da mukīm Bîcân-zâde ʿAli Paşa'ya Vezâret'i ibkāsıyla Göniye Sancağı verilüp, Faş muhâfazasına tahrîz olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_226.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü Sebt günü tevcîhât vukūʿ bulup, ricâl-i Bâb ʿumûmen ibkā ile ıtrâb olunup, Baş-defterdâr ve Şıkkeyn, mukarrer ile karîru'l-ʿayn ve Nişancılık, Moralı ʿOsmân Efendi'ye ve Defter Emâneti, Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Rûznâmçe, Sultân Kethudâsı İbrâhîm Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, bu Fakīr'e tevcîh ü ʿinâyet ve bâkī menâsıb ricâl-i devlet ve hademe-i Saltanat'a münâsibi üzere ibkā ve tevcîh olunduğundan başka, baʿzıları ʿatâyây-ı hümâyûn ile mutayyeb ü memnûn oldular. Yevm-i merkūmda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, Bosna Eyâleti, Selânik Mutasarrıfı Silâhdâr Mustafa Paşa'ya [Ü2 165a] ve Selânik Sancağı, Hotin Muhâfızı Vezîr Ebûbekir Paşa'ya; Karaman Eyâleti, Bekmezci Mehmed Paşa'ya ve Karahisâr-ı sâhib Sancağı, Turunc-zâde Süleyman Paşa'ya; Adana Eyâleti, İsmâʿîl Kalʿası muhâfazası şartıyla Kara Mehmed Paşa'ya; Marʿaş Eyâleti, Ahıshalı Şerîf Paşa'ya; Rakka Eyâleti, Hotin muhâfazası şartıyla Hüsâmeddîn Paşa'ya; İç-il Sancağı, Mîr-i mîrân'dan Dervîş Hasan Paşa'ya tevcîh olunup, bu hılâlde Van Muhâfızı Ahmed Paşa'nın vefâtı haberi vürûd edüp, pederinin düyûnunu edâ etmek şartıyla oğlu Mehmed Bey Mîr-i mîrânlık ile Van Muhâfızı nasb olunup, Köstendil Sancağı dahi, Tâhir Paşa istiʿfâsından Kili Muhâfızı Ahmed Paşa'ya tefvîz ve Faş Muhâfızı İbrâhîm Paşa, Faş Kalʿası muhâfazasına muktedir olmayup ʿazl ve o havâlî ile münâsebet-i tâmmı olup, Burusa'da mukīm Bîcân-zâde ʿAli Paşa'ya Vezâret'i ibkāsıyla Göniye Sancağı verilüp, Faş muhâfazasına tahrîz olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyye İmperatoriçesi hâlik ve yerine oğlu mâlik olmak hasebiyle, Âsitâne'de olan elçisini kemâ-kân ibkā eylediğini şâmil nâmesini [Ü1 153a] elçi-yi mesfûr Dîvân-ı ʿâlî'de\nresmen iʿtâ etmek ilticâsında olduğundan, işbu Zilkaʿde'nin on ikinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da elçi-yi mesfûr ʿatebe-i ʿulyâya vazʿ-ı cebhe-i zarâʿat ve nâmesini takdîm ile mekânına ʿavdet eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_227.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Dîvân",
          "text": "Rûsiyye İmperatoriçesi hâlik ve yerine oğlu mâlik olmak hasebiyle, Âsitâne'de olan elçisini kemâ-kân ibkā eylediğini şâmil nâmesini [Ü1 153a] elçi-yi mesfûr Dîvân-ı ʿâlî'de\nresmen iʿtâ etmek ilticâsında olduğundan, işbu Zilkaʿde'nin on ikinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da elçi-yi mesfûr ʿatebe-i ʿulyâya vazʿ-ı cebhe-i zarâʿat ve nâmesini takdîm ile mekânına ʿavdet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Eyâleti tevcîhiyle [Ü2 165b] bundan akdem dağlı eşkıyâsına ve Rumeli nizâmına bi'l-istiklâl me'mûr olan Vezîr Hakkı Mehmed Paşa maʿlûm-ı erbâb-ı nasafet olduğu vech üzere maslahata mübâşeret ve serserî geşt ü güzâr edenleri murûr tezkireleriyle zabt ve me'âbir ü mesâliki sedd ü bend eyleyüp, barut bulunan mahalleri dahi râbıta-i haseneye rabt ile mecâmiʿ-i eşkıyâya velvele-endâz-ı heybet ü saht olmuşidi. Sülova ve Tırnova semtlerinde baʿzı eşkıyâ zuhûr eylemesi, ʿadem-i idâre-i me'mûriyyetine haml olunarak, muhâlifleri ihtilâs-ı fursat-ı güftâr ve lüzûm-ı ʿazlini işʿâr eylediklerine binâ'en, müşârun ileyh Haleb Eyâleti'ne nakl ve Rumeli Eyâleti'ne, Belgrad Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa vasl olunup, müşârun ileyh bir koldan ve Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa dahi başında olan mecmûʿ askeriyle Haydar-paşa Sahrâsı'na gelüp, levâzımını ru'yet ve tekmîl-i maslahat ʿakabinde Rumeli tarafına tahrîk-i râyet ve ol dahi bir koldan îfây-ı me'mûriyyet eylemek ve Silistre Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa, Niğbolu cânibinden hareket etmek, hâsılı üç koldan şiddet-i şekîme ile meşhûr üç Vezîr istîsâl-i eşkıyâya me'mûr oldular.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Vâlî-yi Rumeli ve me'mûriyyet-i Vâlî-yi Anadolu Vezîr es-Seyyid ʿAli Paşa be-defʿ-i eşkıyây-ı dağluyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_228.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Vâlî-yi Rumeli ve me'mûriyyet-i Vâlî-yi Anadolu Vezîr es-Seyyid ʿAli Paşa be-defʿ-i eşkıyây-ı dağluyân",
          "text": "Rumeli Eyâleti tevcîhiyle [Ü2 165b] bundan akdem dağlı eşkıyâsına ve Rumeli nizâmına bi'l-istiklâl me'mûr olan Vezîr Hakkı Mehmed Paşa maʿlûm-ı erbâb-ı nasafet olduğu vech üzere maslahata mübâşeret ve serserî geşt ü güzâr edenleri murûr tezkireleriyle zabt ve me'âbir ü mesâliki sedd ü bend eyleyüp, barut bulunan mahalleri dahi râbıta-i haseneye rabt ile mecâmiʿ-i eşkıyâya velvele-endâz-ı heybet ü saht olmuşidi. Sülova ve Tırnova semtlerinde baʿzı eşkıyâ zuhûr eylemesi, ʿadem-i idâre-i me'mûriyyetine haml olunarak, muhâlifleri ihtilâs-ı fursat-ı güftâr ve lüzûm-ı ʿazlini işʿâr eylediklerine binâ'en, müşârun ileyh Haleb Eyâleti'ne nakl ve Rumeli Eyâleti'ne, Belgrad Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa vasl olunup, müşârun ileyh bir koldan ve Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa dahi başında olan mecmûʿ askeriyle Haydar-paşa Sahrâsı'na gelüp, levâzımını ru'yet ve tekmîl-i maslahat ʿakabinde Rumeli tarafına tahrîk-i râyet ve ol dahi bir koldan îfây-ı me'mûriyyet eylemek ve Silistre Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa, Niğbolu cânibinden hareket etmek, hâsılı üç koldan şiddet-i şekîme ile meşhûr üç Vezîr istîsâl-i eşkıyâya me'mûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Rakka'ya Mütesellim nasb olunan Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Şeyh-zâde İbrâhîm Ağa'nın o havâlî ile [Ü1 153b] münâsebeti olup, ehâlîsiyle hüsn-i imtizâc ve Millû Tîmûr'un tahte'l-arz medfûn olan emvâlinden otuz bir bin üç yüz seksan dokuz altûnuyla baʿzı eşyâsını ihrâc ve bundan böyle mûmâ ileyhden [Ü2 166a] rızây-ı devlete\nmuvâfık hıdemât-ı bürûzu celiyye-i ahvâlinden istihrâc olunmağla, işbu Zilka'de'nin yirmi ikinci günü Rakka Eyâleti'yle defter-i Vezâret'e kayd ü idrâc olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Şeyh-zâde İbrâhîm Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_229.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Şeyh-zâde İbrâhîm Ağa",
          "text": "Bundan akdem Rakka'ya Mütesellim nasb olunan Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Şeyh-zâde İbrâhîm Ağa'nın o havâlî ile [Ü1 153b] münâsebeti olup, ehâlîsiyle hüsn-i imtizâc ve Millû Tîmûr'un tahte'l-arz medfûn olan emvâlinden otuz bir bin üç yüz seksan dokuz altûnuyla baʿzı eşyâsını ihrâc ve bundan böyle mûmâ ileyhden [Ü2 166a] rızây-ı devlete\nmuvâfık hıdemât-ı bürûzu celiyye-i ahvâlinden istihrâc olunmağla, işbu Zilka'de'nin yirmi ikinci günü Rakka Eyâleti'yle defter-i Vezâret'e kayd ü idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh işbu Zilkaʿde'nin on dokuzuncu günü hücûm-i emrâz u gumûm ile mahmûm ve câzim-i ecel ile dem-i vâpesîn-i hayâtı meczûm olup, Edirne-kapusu'nda vâkiʿ Laʿlî-zâde Suffası'nda ol tavd-ı şâmih-ı ʿilm ü fazîlet mütevârî-yi hâk-i hasret oldu.",
          "caption": "Fevt-i 'Abdullah Efendi Sadr-ı Rûm-i sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_230.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i 'Abdullah Efendi Sadr-ı Rûm-i sâbık",
          "text": "Müşârun ileyh işbu Zilkaʿde'nin on dokuzuncu günü hücûm-i emrâz u gumûm ile mahmûm ve câzim-i ecel ile dem-i vâpesîn-i hayâtı meczûm olup, Edirne-kapusu'nda vâkiʿ Laʿlî-zâde Suffası'nda ol tavd-ı şâmih-ı ʿilm ü fazîlet mütevârî-yi hâk-i hasret oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi müşârun ileyh mevâlî-yi ʿizâmdan Kırımî ʿOsmân Efendi merhûmun bin yüz kırk üç târîhinde sulb-i pâkinden gehvâre-zîb-i ʿâlem-i hestî olup, teraʿruʿ-i eyyâm-i şebâb ile bâliğ-i derece-i temyîz-i su’âl ü cevâb oldukda, kesb-i meʿârife dâmen-çîn-i himmet ve az vakit içinde nokta-i merkez-i meleke vü kābiliyyet olup, altmış iki târîhinde vâkiʿ imtihânda es'ile-i fuhûl-i ʿulemâya cevâb-dâde ve aʿle'l-eʿâlî iʿtibârıyla yed-i istihkākına ruʼûs-ı tedrîs nihâde ve seksan altı senesinde Îrânî-zâde Es'ad Efendi'ye Tezkireci olup, mahdûmunun tevcîh-i kazâ ve fasl-ı da'vâda medhûliyyeti hasebiyle, ʿazl-i nâ-be-hengâma giriftâr olması bi't-tabʿ Sâhib-i tercemeye dahi sebeb-i idbâr ve Limni Cezîresi'ne tagrîb olunup, “Gayrî cenâ ve ene'l-muʿâtebü fiküm. Fe-keʼennenî sebbâbetü'l-müteneddim” beyt-i meşhûrunu inşâd ile mütehammil-i gusas-ı rûzgâr olmuşidi. Bir müddetden sonra ıtlâk ve seksan sekizde Haremeyn Müfettişliği ile ve altı mâh murûrunda Kuds-i şerîf Mevleviyyeti ile ser-i iʿtibârı müvâzî-yi [Ü2 166b] felek-i mukarnes-tâk kılınmışidi. [Ü1 154a] Doksan dörtde Mısır'a Kadı olup, ʿulemây-ı Ezher ile tarh-ı encümen-i ebhâs ve tahkīkāt ü tedkīkāt-ı ʿilmiyye ile\nilzâm-ı kudemâ vü ehdâs edüp, Yeğen Paşa ile mukaddemâ muʿârefesi olmak hasebiyle kadrine hürmet ve bir nev' taltîf ü ikrâmına kasd ü niyyet eyleyüp, Mısır'dan Medîne Kazâsı'nı zabt etmek emr-i şerîfini tahsîl ve hakkında lâzime-i hukūku tekmîl ve inkızây-ı müddetden sonra İstanbul'a gelüp, ders ü ifâde ile meşgûl ve iki yüz ikide Pâye-i Anadolu ile Ordu Kadısı nasb olunup, sefere ʿazîmetle Sofya'ya vusûllerinde Sadr-ı vakt bulunan Yûsuf Paşa müşârun ileyhin teʿayyün ü iştihârına hased ile ʿazlini tahrîr ve Mağnisa'ya nefyini takrîr etmekle, Mağnisa'ya bi-tarîkı'n-nefy tesyîr olunmuşidi. İki yüz üçde cülûs-ı hümâyûn vukūʿ bulup, birer takrîb kayd-ı iclâya giriftâr olanların sebîlleri tahliye olunmak irâdesine mebnî bunlar dahi Âsitâne'ye ʿavdet ve iki yüz dört Şevvâl'inde bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti'yle ihrâz-ı dest-mâye-i kadr ü menzilet eylemişidi. Sene-i merkūme Zilkaʿde'sinde Rumeli Sadâreti'yle kâm-ver ve tekmîl-i müddet-i isrinde altı ay müddet ile muvakkar olup, iki yüz dokuz Muharrem'inde \"İnne'l-efâzıle mecbûlûne bi'l-mihen\" mefhûmu üzere hakkında erbâb-ı siʿâyet takdîm-i mugālata ile tahrîf-i kalb-i veliyy-i niʿmet etmeleriyle, Güzel-hisâr'a nefy olunup, çok geçmeden deryây-ı merhamet-i Pâdişâhî mütemevvic ve ıtlâk ile nakd-i iʿtibârı kemâ-kân râyic olup, iki yüz on gurre-i Receb'inde sâniyen Rumeli Sadâreti'ni [Ü2 167a] tezyîn ve baʿde'l-infisâl ʿâzim-i semt-i huld-i berîn oldu.\nMüşârun ileyh ʿallâme-i Rûm, bahr-i zehhâr-ı mantûk u mefhûm, nâdire-i zemân ve yegâne-i devrân, sıfat-ı memdûhe-i sehâ ile meşhûr ve hüsn-i hulk u seciyyetle mezkûr olup, [Ü1 154b] vefâtına dek ekser evkātı tahrîr ü tedrîs ile güzâr eylediğinden, aʿyün-i ebnây-ı cinse hâr görülüp, taraf taraf ʿilmine reşk ü hased ve ile'l-ân kadh ü zemmi semtine dest-i tetâvülü medd etmişlerdir. \"Ve lâ-terâ li-liʾâmi'n-nâsi hüssâden\". Ancak müşârun ileyh ʿakl\nü fikr-i sahîh ile temyîz-i melîh ü kabîha muktedir iken dâd ü sitedinde terk-i mübâlât ve ashâb-ı hukūku ‘ukde-i mattâl ile giriftâr-ı muʿânât eylediğinden fazla, sabr u şekîb-i lâzimesine riʿâyetden kāsır olup, dil-rîş olduğu efrâd ve müteʿayyinân-ı nâs itlâk-ı lisân ile cerîhü'l-cenân ve sevretinden nihânî tersân olarak aʿdâsı her tarafdan zevâl-i şöhretine nigehbân ve tarîkı ricâlinden kati çok câhil ü nâdân mevtiyle dil-şâd ü ferhân oldular; tecâvezallâhu 'an seyyiʾâtihi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_231.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Efendi-yi müşârun ileyh mevâlî-yi ʿizâmdan Kırımî ʿOsmân Efendi merhûmun bin yüz kırk üç târîhinde sulb-i pâkinden gehvâre-zîb-i ʿâlem-i hestî olup, teraʿruʿ-i eyyâm-i şebâb ile bâliğ-i derece-i temyîz-i su’âl ü cevâb oldukda, kesb-i meʿârife dâmen-çîn-i himmet ve az vakit içinde nokta-i merkez-i meleke vü kābiliyyet olup, altmış iki târîhinde vâkiʿ imtihânda es'ile-i fuhûl-i ʿulemâya cevâb-dâde ve aʿle'l-eʿâlî iʿtibârıyla yed-i istihkākına ruʼûs-ı tedrîs nihâde ve seksan altı senesinde Îrânî-zâde Es'ad Efendi'ye Tezkireci olup, mahdûmunun tevcîh-i kazâ ve fasl-ı da'vâda medhûliyyeti hasebiyle, ʿazl-i nâ-be-hengâma giriftâr olması bi't-tabʿ Sâhib-i tercemeye dahi sebeb-i idbâr ve Limni Cezîresi'ne tagrîb olunup, “Gayrî cenâ ve ene'l-muʿâtebü fiküm. Fe-keʼennenî sebbâbetü'l-müteneddim” beyt-i meşhûrunu inşâd ile mütehammil-i gusas-ı rûzgâr olmuşidi. Bir müddetden sonra ıtlâk ve seksan sekizde Haremeyn Müfettişliği ile ve altı mâh murûrunda Kuds-i şerîf Mevleviyyeti ile ser-i iʿtibârı müvâzî-yi [Ü2 166b] felek-i mukarnes-tâk kılınmışidi. [Ü1 154a] Doksan dörtde Mısır'a Kadı olup, ʿulemây-ı Ezher ile tarh-ı encümen-i ebhâs ve tahkīkāt ü tedkīkāt-ı ʿilmiyye ile\nilzâm-ı kudemâ vü ehdâs edüp, Yeğen Paşa ile mukaddemâ muʿârefesi olmak hasebiyle kadrine hürmet ve bir nev' taltîf ü ikrâmına kasd ü niyyet eyleyüp, Mısır'dan Medîne Kazâsı'nı zabt etmek emr-i şerîfini tahsîl ve hakkında lâzime-i hukūku tekmîl ve inkızây-ı müddetden sonra İstanbul'a gelüp, ders ü ifâde ile meşgûl ve iki yüz ikide Pâye-i Anadolu ile Ordu Kadısı nasb olunup, sefere ʿazîmetle Sofya'ya vusûllerinde Sadr-ı vakt bulunan Yûsuf Paşa müşârun ileyhin teʿayyün ü iştihârına hased ile ʿazlini tahrîr ve Mağnisa'ya nefyini takrîr etmekle, Mağnisa'ya bi-tarîkı'n-nefy tesyîr olunmuşidi. İki yüz üçde cülûs-ı hümâyûn vukūʿ bulup, birer takrîb kayd-ı iclâya giriftâr olanların sebîlleri tahliye olunmak irâdesine mebnî bunlar dahi Âsitâne'ye ʿavdet ve iki yüz dört Şevvâl'inde bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti'yle ihrâz-ı dest-mâye-i kadr ü menzilet eylemişidi. Sene-i merkūme Zilkaʿde'sinde Rumeli Sadâreti'yle kâm-ver ve tekmîl-i müddet-i isrinde altı ay müddet ile muvakkar olup, iki yüz dokuz Muharrem'inde \"İnne'l-efâzıle mecbûlûne bi'l-mihen\" mefhûmu üzere hakkında erbâb-ı siʿâyet takdîm-i mugālata ile tahrîf-i kalb-i veliyy-i niʿmet etmeleriyle, Güzel-hisâr'a nefy olunup, çok geçmeden deryây-ı merhamet-i Pâdişâhî mütemevvic ve ıtlâk ile nakd-i iʿtibârı kemâ-kân râyic olup, iki yüz on gurre-i Receb'inde sâniyen Rumeli Sadâreti'ni [Ü2 167a] tezyîn ve baʿde'l-infisâl ʿâzim-i semt-i huld-i berîn oldu.\nMüşârun ileyh ʿallâme-i Rûm, bahr-i zehhâr-ı mantûk u mefhûm, nâdire-i zemân ve yegâne-i devrân, sıfat-ı memdûhe-i sehâ ile meşhûr ve hüsn-i hulk u seciyyetle mezkûr olup, [Ü1 154b] vefâtına dek ekser evkātı tahrîr ü tedrîs ile güzâr eylediğinden, aʿyün-i ebnây-ı cinse hâr görülüp, taraf taraf ʿilmine reşk ü hased ve ile'l-ân kadh ü zemmi semtine dest-i tetâvülü medd etmişlerdir. \"Ve lâ-terâ li-liʾâmi'n-nâsi hüssâden\". Ancak müşârun ileyh ʿakl\nü fikr-i sahîh ile temyîz-i melîh ü kabîha muktedir iken dâd ü sitedinde terk-i mübâlât ve ashâb-ı hukūku ‘ukde-i mattâl ile giriftâr-ı muʿânât eylediğinden fazla, sabr u şekîb-i lâzimesine riʿâyetden kāsır olup, dil-rîş olduğu efrâd ve müteʿayyinân-ı nâs itlâk-ı lisân ile cerîhü'l-cenân ve sevretinden nihânî tersân olarak aʿdâsı her tarafdan zevâl-i şöhretine nigehbân ve tarîkı ricâlinden kati çok câhil ü nâdân mevtiyle dil-şâd ü ferhân oldular; tecâvezallâhu 'an seyyiʾâtihi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke-i mükerreme Pâyesi olan Çineli Ahmed Efendi birkaç seneden berü Süleymâniye Câmiʿ-i şerîf'inde Kādî Beyzâvî Tefsîri'ni ikrâ ile iʿtiyâd ve bu hılâlde tefsîrin gāyete vusûlü şöhret bulup, duʿâda bulunup, kesb-i feyz etmek irâdesiyle bir meclis-i hâfil tertîb ü iʿdâd etmişidi. Yevm-i mezkûrda üç binden ziyâde tâlibân ders ü ifâde, câmiʿ-i şerîfde cemʿ ü îstâde oldukları hâlde, Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtı dahi heyet-i mütenekkirâne [Ü2 167b] ile o meclis-i akdesde bulunup, Tefsîr-i şerîf hatmine mübâşeret ʿakabinde rûh-ı cüsmân-i ʿâlem, sebeb-i ârâmiş-i nevʿ-i benî-âdem, Pâdişâh-ı garb u şark, fârık-ı miyân-ı bâtıl u hakk hazretlerinin devâm-ı ʿömr ü şevketleri duʿâlarıyla o meclis-i hatîr tezyîn ve sadây-ı âmîn-i cemâʿat ile tâs-ı kubbe-i câmiʿ-i şerîf pür-tanîn kılınup, efendi-yi mûmâ ileyh birkaç seneden berü dersine [Ü1 155a] müdâvemetle tahsîl-i ʿulûm edenlerin on dört neferine o meclisde izin-nâme iʿtâ ve meclis intihâ bulacağı esnâda Sadrıaʿzam hazretleri tarafından bol yenlü bir sevb-i semmûr efendi-yi mûmâ ileyhe iksâ ve şemʿ-i cemʿi olan talebeye dahi bezl-i denânîr evfâ kılındı.",
          "caption": "Zikr-i hatm-i Tefsîr-i Beyzâvî der-Câmi‘-i Süleymâniyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_232.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i hatm-i Tefsîr-i Beyzâvî der-Câmi‘-i Süleymâniyye",
          "text": "Mekke-i mükerreme Pâyesi olan Çineli Ahmed Efendi birkaç seneden berü Süleymâniye Câmiʿ-i şerîf'inde Kādî Beyzâvî Tefsîri'ni ikrâ ile iʿtiyâd ve bu hılâlde tefsîrin gāyete vusûlü şöhret bulup, duʿâda bulunup, kesb-i feyz etmek irâdesiyle bir meclis-i hâfil tertîb ü iʿdâd etmişidi. Yevm-i mezkûrda üç binden ziyâde tâlibân ders ü ifâde, câmiʿ-i şerîfde cemʿ ü îstâde oldukları hâlde, Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtı dahi heyet-i mütenekkirâne [Ü2 167b] ile o meclis-i akdesde bulunup, Tefsîr-i şerîf hatmine mübâşeret ʿakabinde rûh-ı cüsmân-i ʿâlem, sebeb-i ârâmiş-i nevʿ-i benî-âdem, Pâdişâh-ı garb u şark, fârık-ı miyân-ı bâtıl u hakk hazretlerinin devâm-ı ʿömr ü şevketleri duʿâlarıyla o meclis-i hatîr tezyîn ve sadây-ı âmîn-i cemâʿat ile tâs-ı kubbe-i câmiʿ-i şerîf pür-tanîn kılınup, efendi-yi mûmâ ileyh birkaç seneden berü dersine [Ü1 155a] müdâvemetle tahsîl-i ʿulûm edenlerin on dört neferine o meclisde izin-nâme iʿtâ ve meclis intihâ bulacağı esnâda Sadrıaʿzam hazretleri tarafından bol yenlü bir sevb-i semmûr efendi-yi mûmâ ileyhe iksâ ve şemʿ-i cemʿi olan talebeye dahi bezl-i denânîr evfâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kebîrî-zâde ʿAbdurrahmân Efendi ʿan-asl meczûb ve taklîd-i kazâya istiʿdâdı meslûb iken, inkisâr-ı hâtırından hazer ile mukaddem İzmir'e Kadı olmuşidi. Etvâr-ı garîbesine tehammül tavk-ı beşerden hâric olduğuna binâʾen, bi'l-iştikâ İzmir'den ʿazl ü iclâ ve bu defa\nbi-hasebi't-tarîk Edirne'ye Kadı olup, tavr-ı sâbıkından ʿadem-i iʿrâz ile kemâ-fi'l-evvel şathiyyât makūlesi evzâʿa intihâz eylediği Edirne ehâlîsi tarafından ʿarz olundukda, ilâne-i şiddet-i şekîmesi zımnında bu tarafdan mektûblar tahrîr ve bu tenbîh mûmâ ileyhin dahi ziyâde harâretini teşvîr etmekle, fi'l-hâl ʿazl ile teʾdîb ve Gelibolu'ya tağrîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Kādî-yi Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_233.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Kādî-yi Edirne",
          "text": "Kebîrî-zâde ʿAbdurrahmân Efendi ʿan-asl meczûb ve taklîd-i kazâya istiʿdâdı meslûb iken, inkisâr-ı hâtırından hazer ile mukaddem İzmir'e Kadı olmuşidi. Etvâr-ı garîbesine tehammül tavk-ı beşerden hâric olduğuna binâʾen, bi'l-iştikâ İzmir'den ʿazl ü iclâ ve bu defa\nbi-hasebi't-tarîk Edirne'ye Kadı olup, tavr-ı sâbıkından ʿadem-i iʿrâz ile kemâ-fi'l-evvel şathiyyât makūlesi evzâʿa intihâz eylediği Edirne ehâlîsi tarafından ʿarz olundukda, ilâne-i şiddet-i şekîmesi zımnında bu tarafdan mektûblar tahrîr ve bu tenbîh mûmâ ileyhin dahi ziyâde harâretini teşvîr etmekle, fi'l-hâl ʿazl ile teʾdîb ve Gelibolu'ya tağrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Zilhicce'nin selhi yevm-i Ahad sâʿat-i nehârî on birde iken Açık Türbe Mahallesi'nde âteş zuhûr edüp, [Ü2 168a] ıtfâsına ihtimâm olunmuşiken müfîd olmayup, yedi sâʿat imtidâd ile vâfir büyût ü menâzil muhterik u muzmahill ve giderek fazl-ı Hakk ile sevret-i nâr zâyil ve ihtirâkdan reh-yâb olan ashâb-ı mesâkine tumaʾnînet-i kalb hâsıl oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk der-Üsküdar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_234.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1211"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk der-Üsküdar",
          "text": "Şehr-i Zilhicce'nin selhi yevm-i Ahad sâʿat-i nehârî on birde iken Açık Türbe Mahallesi'nde âteş zuhûr edüp, [Ü2 168a] ıtfâsına ihtimâm olunmuşiken müfîd olmayup, yedi sâʿat imtidâd ile vâfir büyût ü menâzil muhterik u muzmahill ve giderek fazl-ı Hakk ile sevret-i nâr zâyil ve ihtirâkdan reh-yâb olan ashâb-ı mesâkine tumaʾnînet-i kalb hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'nin bir seneden ʿibâret olan müddet-i hükûmeti karîn-i inkızâ ve işbu iki yüz on iki senesi gurre-i Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Sadâret-i Anadolu'yla sâbıkā İstanbul Kadısı Mehmed Şemseddîn Efendi'nin bâsıra-i ibtihâcı pür-ziyâ olup, Keçeci-zâde o râddede bulunmak hasebiyle [Ü1 155b] hakkında zuhûr eden cerh, te'ehhur-ı merâm-i merhem-i pâye ile dest-nevâzende-i iltiyâm ve Râyif Paşa-zâde İbrâhîm ʿİsmet Beyefendi hakkında dahi lihâza-i Şehriyâr-ı enâm erzânî buyurulup, Muharrem'in on birinde Anadolu Pâyesi'yle kadri bâlâter olup, iki yüz on üç senesi Muharrem'inden zabt ve yevm-i tevcîhinden pâyelerine iʿtibâr olunmak şartıyla Edirne'den munfasıl Mahmûd Efendi-zâde İbrâhîm Efendi, Mekke-i mükerreme ve Edirne Pâyesi olup, Haleb'den maʿzûl Tosyalı ʿAli Efendi'ye Medîne-i münevvere Kazâsı ihsân ve ikisi birden ke-razîʿay-libân ol savb-ı şeref-evbe cemmâze-rân oldular.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_235.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi'nin bir seneden ʿibâret olan müddet-i hükûmeti karîn-i inkızâ ve işbu iki yüz on iki senesi gurre-i Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Sadâret-i Anadolu'yla sâbıkā İstanbul Kadısı Mehmed Şemseddîn Efendi'nin bâsıra-i ibtihâcı pür-ziyâ olup, Keçeci-zâde o râddede bulunmak hasebiyle [Ü1 155b] hakkında zuhûr eden cerh, te'ehhur-ı merâm-i merhem-i pâye ile dest-nevâzende-i iltiyâm ve Râyif Paşa-zâde İbrâhîm ʿİsmet Beyefendi hakkında dahi lihâza-i Şehriyâr-ı enâm erzânî buyurulup, Muharrem'in on birinde Anadolu Pâyesi'yle kadri bâlâter olup, iki yüz on üç senesi Muharrem'inden zabt ve yevm-i tevcîhinden pâyelerine iʿtibâr olunmak şartıyla Edirne'den munfasıl Mahmûd Efendi-zâde İbrâhîm Efendi, Mekke-i mükerreme ve Edirne Pâyesi olup, Haleb'den maʿzûl Tosyalı ʿAli Efendi'ye Medîne-i münevvere Kazâsı ihsân ve ikisi birden ke-razîʿay-libân ol savb-ı şeref-evbe cemmâze-rân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Karahisâr-ı sâhib Sancağı Mutasarrıfı Turunc-zâde Süleymân Paşa'nın zulm ü teʿaddîsi Anadolu Vâlîsi ʿAli Paşa tarafından hikâyet ve lüzûm-i ʿazl ü teʾdîbi tahrîr ü işâret olunup, her ne kadar \"Veylün li-men kefferahu Fir'avn\" meʾâli Turunc-zâde'nin [Ü2 168b] hasb-i hâli ise dahi, ʿAli Paşa'nın Rumeli tarafında meʾmûriyyeti müstelzim-i incâh-ı merâm ü hâceti olup, müşârun ileyhin ʿazliyle iktifâ olunmayup, Vezâret'i kaydı dahi terkīn ve Karahisâr mahsûlü, Anapa Muhâfızı ʿOsmân Paşa'ya taʿyîn olundu.",
          "caption": "Ref‘-i Vezâret-i Turunc-zâde ve tevcîh-i Livâ’-i Karahisâr be-Muhafız-ı Anapa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_236.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Ref‘-i Vezâret-i Turunc-zâde ve tevcîh-i Livâ’-i Karahisâr be-Muhafız-ı Anapa",
          "text": "Karahisâr-ı sâhib Sancağı Mutasarrıfı Turunc-zâde Süleymân Paşa'nın zulm ü teʿaddîsi Anadolu Vâlîsi ʿAli Paşa tarafından hikâyet ve lüzûm-i ʿazl ü teʾdîbi tahrîr ü işâret olunup, her ne kadar \"Veylün li-men kefferahu Fir'avn\" meʾâli Turunc-zâde'nin [Ü2 168b] hasb-i hâli ise dahi, ʿAli Paşa'nın Rumeli tarafında meʾmûriyyeti müstelzim-i incâh-ı merâm ü hâceti olup, müşârun ileyhin ʿazliyle iktifâ olunmayup, Vezâret'i kaydı dahi terkīn ve Karahisâr mahsûlü, Anapa Muhâfızı ʿOsmân Paşa'ya taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda nigâşte-i harîr tahrîr olduğu üzere dağlı eşkıyâsını tedmîr ile Rumeli'yi tathîr mekāsıdına mebnî Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'nın dahi me'mûriyyeti istihsân ve Üsküdar'dan ʿubûrunda sühûlet mülâhaza olunduğu tarafına ifâde vü beyân olunmuşidi. Müşârun ileyh tebeʿât-ı sâbıkasını tehayyül ile müsteşʿir ve baʿzı mahall-i hatîra keşf-i sırr-ı müstetir edüp, itmi'nân-ı tahsîlinden sonra beş-altı bin âdem ile Haydar-paşa Sahrâsı'na [Ü1 156a] gelüp müstekarr olmuşidi. Birkaç gün zarfında askerini Davud-paşa Sahrâsı'na imrâr edüp, kendüsi dahi Küçüksu binişinde Sadrıaʿzam hazretleriyle tebdîlen ʿatebe-i felek-kevkebe-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı cebhe-i rıkkıyyet ve kesb-i dest-mâye-i nevâziş ü rağbet eyleyüp, dağlı eşkıyâsına dâir vesâyây-ı Mülûkâne'yi kurt-ı binâgûş-i semʿ ü tâʿat ve meʾmûr olduğu mahalle ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Âmeden-i Vâlî-yi Anadolu be-Âsitâne ve ruh-sâyî-yi û be-ʿatebe-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_237.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Âmeden-i Vâlî-yi Anadolu be-Âsitâne ve ruh-sâyî-yi û be-ʿatebe-i Şehriyârî",
          "text": "Bâlâda nigâşte-i harîr tahrîr olduğu üzere dağlı eşkıyâsını tedmîr ile Rumeli'yi tathîr mekāsıdına mebnî Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'nın dahi me'mûriyyeti istihsân ve Üsküdar'dan ʿubûrunda sühûlet mülâhaza olunduğu tarafına ifâde vü beyân olunmuşidi. Müşârun ileyh tebeʿât-ı sâbıkasını tehayyül ile müsteşʿir ve baʿzı mahall-i hatîra keşf-i sırr-ı müstetir edüp, itmi'nân-ı tahsîlinden sonra beş-altı bin âdem ile Haydar-paşa Sahrâsı'na [Ü1 156a] gelüp müstekarr olmuşidi. Birkaç gün zarfında askerini Davud-paşa Sahrâsı'na imrâr edüp, kendüsi dahi Küçüksu binişinde Sadrıaʿzam hazretleriyle tebdîlen ʿatebe-i felek-kevkebe-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı cebhe-i rıkkıyyet ve kesb-i dest-mâye-i nevâziş ü rağbet eyleyüp, dağlı eşkıyâsına dâir vesâyây-ı Mülûkâne'yi kurt-ı binâgûş-i semʿ ü tâʿat ve meʾmûr olduğu mahalle ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın on altıncı Salı günü tertîb olunan Dîvân'da sunûf-ı askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına me'mûr olanlara teslîm ve mekârim-i Şâhâne bây ü gedâ hakkında ta'mîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_238.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın on altıncı Salı günü tertîb olunan Dîvân'da sunûf-ı askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına me'mûr olanlara teslîm ve mekârim-i Şâhâne bây ü gedâ hakkında ta'mîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa Rumeli Vâlîsi olup, o etrâfı [Ü2 169a] tathîre me'mûr olduğundan Belgrad, Vâlî'den hâlî kalup, Filibe hânedânından Fazlı Bey-zâde ʿOsmân Ağa'yı bin nefer segbân ile eğerçi Belgrad'a Kāyim-makām nasb etmişidi. Ancak me'mûriyyetinin gāyeti muhtâc-ı zemân olup, rüteb-i devletden ʿârî efrâd-ı nâs ile o serhadd-i cesîmenin idâresi müşkil ve bâ-husûs Belgrad halkı vücûd-ı vülâta me'lûf olup, vakʿ u iʿtibâr-ı devlete nâyil olmamış Mütesellim ve Kāyim-makām'ın emr ü nehyine gayr-i mütehammil olduklarından gayri, Zemun ve Varadin ve o havâlîde vâkiʿ emâkinde Nemçelü'nün ceneralleri mukîm olup, berü tarafdan iltizâm-ı resm-i tekābül lâzım geldiğini beyân ile ʿuhdesinde olan Semendire Sancağı'nın mîrîsi yine müşârun ileyhe maʿrifeti ile edâ olunmak üzere Ağa-yı mûmâ ileyh dahi Mîr-i mîrânlık tevcîhini istihsân etmekle, keyfiyyet lede'l-ʿarzı ve'l-ifâde recâsı karîn-i hayyiz-i müsāʿade olup, işbu Muharremü'l-harâmın on sekizinci günü şart-ı mezkûr üzere [Ü1 156b] mûmâ ileyhe Rütbe-i Mîr-i mîrânî erzânî kılındı.",
          "caption": "Mîr-i mîrân ve Kāyim-makām-ı Belgrad-şüden-i ʿOsmân Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_239.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Mîr-i mîrân ve Kāyim-makām-ı Belgrad-şüden-i ʿOsmân Ağa",
          "text": "Belgrad Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa Rumeli Vâlîsi olup, o etrâfı [Ü2 169a] tathîre me'mûr olduğundan Belgrad, Vâlî'den hâlî kalup, Filibe hânedânından Fazlı Bey-zâde ʿOsmân Ağa'yı bin nefer segbân ile eğerçi Belgrad'a Kāyim-makām nasb etmişidi. Ancak me'mûriyyetinin gāyeti muhtâc-ı zemân olup, rüteb-i devletden ʿârî efrâd-ı nâs ile o serhadd-i cesîmenin idâresi müşkil ve bâ-husûs Belgrad halkı vücûd-ı vülâta me'lûf olup, vakʿ u iʿtibâr-ı devlete nâyil olmamış Mütesellim ve Kāyim-makām'ın emr ü nehyine gayr-i mütehammil olduklarından gayri, Zemun ve Varadin ve o havâlîde vâkiʿ emâkinde Nemçelü'nün ceneralleri mukîm olup, berü tarafdan iltizâm-ı resm-i tekābül lâzım geldiğini beyân ile ʿuhdesinde olan Semendire Sancağı'nın mîrîsi yine müşârun ileyhe maʿrifeti ile edâ olunmak üzere Ağa-yı mûmâ ileyh dahi Mîr-i mîrânlık tevcîhini istihsân etmekle, keyfiyyet lede'l-ʿarzı ve'l-ifâde recâsı karîn-i hayyiz-i müsāʿade olup, işbu Muharremü'l-harâmın on sekizinci günü şart-ı mezkûr üzere [Ü1 156b] mûmâ ileyhe Rütbe-i Mîr-i mîrânî erzânî kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh merfûʿu'l-Vezâre hânesinde ikāmet ile sübha-i rûz u şebi idâre eyleriken, bedenine ʿillet târî ve birkaç günden sonra zebûn-ı ser-pençe-i mevt gayr-i ihtiyârî oldu. Müşârun ileyh Hazînedâr-zâde dimekle maʿrûf ve kesret-i emvâl ü mahsûlât ile mevsûf olup, seferde Kassâb-başı ve Âsitâne'de Gümrükçü ve Çavuş-başı olmuşidi. Sadr-ı esbak Melek Mehmed Paşa ile miyânelerinde müsâheret münâsebeti olduğundan, refte refte evsâf ü mehâsini ile kâse-i esmāʿı [Ü2 169b] mel'ân ve Vezâret'e şâyân olduğunu fursat vukūʿunda âverde-i zebân-ı beyân etmişidi. Bi't-tabʿ sohbet-i mü'essir ve kelâm-ı müdellilden iʿrâz müteʿazzir olduğuna binâ'en, maʿa'l-Vezâre Rumeli Eyâleti ile müstebşir olmuşidi. Vezâret'i hâlinde me'mûl-i devlet üzere hidmet edemeyüp, ibtidâ Sakız'da ve baʿdehû Selânik'de ikāmetine ruhsat verilüp, bu esnâda vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi. Müşârun ileyh şinâsende-i ahvâl-i dehr ve dânende-i mizâc-ı ʿasr, fart-ı zekâ ile meşhûr ve seferlerde hidmetde bulunmuş bir Vezîr-i gayûr idi. Baʿzı fürû-mâye “Ve-lâ\ntenâbezû bi'l-elkāb” nehyinden kenâre-gîr-i ictinâb olmayup, hissetinden kinâye ile o Vezîr-i sütûde-tedbîri “Tenekeci” lakabıyla teşhîr eylediler.",
          "caption": "Vefât-ı Selânikî Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_240.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Selânikî Mustafa Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh merfûʿu'l-Vezâre hânesinde ikāmet ile sübha-i rûz u şebi idâre eyleriken, bedenine ʿillet târî ve birkaç günden sonra zebûn-ı ser-pençe-i mevt gayr-i ihtiyârî oldu. Müşârun ileyh Hazînedâr-zâde dimekle maʿrûf ve kesret-i emvâl ü mahsûlât ile mevsûf olup, seferde Kassâb-başı ve Âsitâne'de Gümrükçü ve Çavuş-başı olmuşidi. Sadr-ı esbak Melek Mehmed Paşa ile miyânelerinde müsâheret münâsebeti olduğundan, refte refte evsâf ü mehâsini ile kâse-i esmāʿı [Ü2 169b] mel'ân ve Vezâret'e şâyân olduğunu fursat vukūʿunda âverde-i zebân-ı beyân etmişidi. Bi't-tabʿ sohbet-i mü'essir ve kelâm-ı müdellilden iʿrâz müteʿazzir olduğuna binâ'en, maʿa'l-Vezâre Rumeli Eyâleti ile müstebşir olmuşidi. Vezâret'i hâlinde me'mûl-i devlet üzere hidmet edemeyüp, ibtidâ Sakız'da ve baʿdehû Selânik'de ikāmetine ruhsat verilüp, bu esnâda vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi. Müşârun ileyh şinâsende-i ahvâl-i dehr ve dânende-i mizâc-ı ʿasr, fart-ı zekâ ile meşhûr ve seferlerde hidmetde bulunmuş bir Vezîr-i gayûr idi. Baʿzı fürû-mâye “Ve-lâ\ntenâbezû bi'l-elkāb” nehyinden kenâre-gîr-i ictinâb olmayup, hissetinden kinâye ile o Vezîr-i sütûde-tedbîri “Tenekeci” lakabıyla teşhîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh mukaddemâ Hind Pâdişâhı Zemân Hân üzerine Afgan Hâkimi Mahmûd Şâh'ı taʿyîn edüp, iltikāy-ı ferîkayn ve münâveşe-i saffeyn vukūʿunda Mahmûd Şâh gālib ve Zemân Hân hârib ve baʿdehû tevassut-ı muslihîn ile 'adâvetleri mahabbete münkalib ve erhân ü eymân ile Zemân Han o tarafa müncezib kılındığını Buhârâ Hâkimi istimâʿ eyledikde, mukāvemetden ʿaczini [157a] anlayup, “Dehân-ı seg be-lokma dûhten bih” kavliyle hareket ve senevî bir mikdâr hakk-ı Şâhî ile def-i husûmet etmişidi.\n\nAğa Mehmed Hân gāyet-i ihtirâk-ı zübâlede müşâhede olunan pertev-i zûd-güzârı kemâl-i ikbâline haml ile pür-ʿucb u gurûr ve tesvîlât-ı şeytâniyye ile viʿâ’-i mefâsid olan sadr-ı pür-gadrında gûnâ-gûn tehayyülât ser-zede-i zuhûr olup, ya'nî [Ü2 170a] meʿâkıl-i hasîneden Şuşi Kalʿası'nı teshîrden sonra, Dağıstân ehâlîsine irâ'e-i rehbet ü ihtişâm ve ba'dehû Tiflîs'i ve Gürcistân'ı bi-hazâfîrihâ âverde-i dest-i temellük ü igtinâm eyleyerek, serhadd-i Hâkānî'ye karîb Gökce nâm Sahrâ'da nasb-ı hıyâm ve Nâdir Şâh'ın musırr olduğu mevâdd-ı hamseyi der-meyân eyleyerek, feth-i bâb-ı hisâm etmek fikr-i hâmıyla bir müddet Tahrân'da kendüye nizâm verüp, asâkir-i Îrân-zemîn ile Muğan Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm eyledikde, Şikākī Hânı Sâdık Hân'ı asker-i kesîr ile Şuşi Kalʿası teshîrine nâm-zed eyleyüp, mukābele imkânı meslûb olduğundan, Şuşi Hânı İbrâhîm Hân kalʿayı terk ile Dağıstân'a firâr ve ʿakab-gîrân ser-i husrân-ı nefsine zafer bulamayup, fekat hazînesini zabt ile dest-zen-i eşyây-ı bî-şümâr ve kalʿayı dahi hemân o sâʿat zabt ile ehâlîsini kantara-i seyf-i gadrdan imrâr ve gūl-i Moğol âyînini izhâr eylediler. Bu vakʿa-i müdhişe sebebi ile Ağa Mehmed Han etrâfa ilkāy-ı ruʿb ü hirâs ve netîce-i matlabına vusûl içün tertîb-i eşkâl-i kıyâs eyler iken, nâ-gâh\nsavt-ı cân-gâh-ı “İzâ temme emrün denâ naksuhû. Tevekkaʿ zevâlen izâ kīle temme” velvelesi lisân-ı gaybdan sâmiʿa-res-i erbâb-ı intibâh ve Hân-ı mûmâ ileyhin ehass-ı etbâʿından biri Sâdık Hân delâletiyle câme-hâbına girüp, deşne-i zâlim-keş ile makāmını hâk-i siyâh eylediği Sâdık Hân'ın [Ü1 157b] maʿlûmu oldukda, taʿlîm ve telkīnî ile kātil-i Hân bir tell-i refîʿ üzerine çıkup: “Güzelce Şâh, Sâdık Hân'ı bi'l-cümle Azerbaycân askeriyle Tiflîs tahlîsine me'mûr [Ü2 170b] eyledi\" dedikde, münâdînin kurbiyyeti tâyife-i Kızılbaş'ın maʿlûmları olduğundan, bilâ-te'hîr Sâdık Hân'ın başına cemʿ olup, Hân-ı merkūm dahi der-ân-sâʿat hareket ve seyr-i serîʿ ile gidüp, verâda olan hazâyin-i Şâhî'yi yağmâ vü gāret ve Şâh-ı gümkerde-i râhın helâk ü tebâh olduğunu işâʿat edüp, asker-i Îran perîşân ve her biri bir ümniyye ile birer semte şitâbân oldukları ve Şâh-ı maktûlün Revân Ser-askeri nasb eylediği birâderi ʿAli-kulı Hân ve Revân Hâkimi Tevekkül Hân'ı ehâlî-yi Revân muhâsara vü habs eyledikleri haberi, Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretleri tarafından mufassalen tahrîr ü inhâ olunmuşidi. Hân-ı mesfûrun dimâğında buhâr-ı fesâd rûz-be-rûz müterakkī vü müzdâd olup, bâ-husûs Devlet-i ʿaliyye'yi Rûsiyyelü ile bozuşdurmak esbâbını cüst-cûda olup, bu garazı husûl ve Rûsiyyelü ile musâlaha ve terk-i gāyile eyledikden sonra, Devlet-i ʿaliyye'yi âhar kavm ile işgāl ve kendüsi fârigu'l-bâl Memâlik-i mahrûse'ye itâle-i dest-i ihtiyâl etmek akreb-i ihtimal olduğuna binâʾen, bu esnâda berzah-ı peymây-ı ʿadem olması mûcib-i râhat ü âsâyiş ve sebeb-i indifâʿ-i fitne vü şûriş olduğu zâhirdir.",
          "caption": "Fevt-i Ağa Mehmed Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_241.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ağa Mehmed Hân",
          "text": "Mûmâ ileyh mukaddemâ Hind Pâdişâhı Zemân Hân üzerine Afgan Hâkimi Mahmûd Şâh'ı taʿyîn edüp, iltikāy-ı ferîkayn ve münâveşe-i saffeyn vukūʿunda Mahmûd Şâh gālib ve Zemân Hân hârib ve baʿdehû tevassut-ı muslihîn ile 'adâvetleri mahabbete münkalib ve erhân ü eymân ile Zemân Han o tarafa müncezib kılındığını Buhârâ Hâkimi istimâʿ eyledikde, mukāvemetden ʿaczini [157a] anlayup, “Dehân-ı seg be-lokma dûhten bih” kavliyle hareket ve senevî bir mikdâr hakk-ı Şâhî ile def-i husûmet etmişidi.\n\nAğa Mehmed Hân gāyet-i ihtirâk-ı zübâlede müşâhede olunan pertev-i zûd-güzârı kemâl-i ikbâline haml ile pür-ʿucb u gurûr ve tesvîlât-ı şeytâniyye ile viʿâ’-i mefâsid olan sadr-ı pür-gadrında gûnâ-gûn tehayyülât ser-zede-i zuhûr olup, ya'nî [Ü2 170a] meʿâkıl-i hasîneden Şuşi Kalʿası'nı teshîrden sonra, Dağıstân ehâlîsine irâ'e-i rehbet ü ihtişâm ve ba'dehû Tiflîs'i ve Gürcistân'ı bi-hazâfîrihâ âverde-i dest-i temellük ü igtinâm eyleyerek, serhadd-i Hâkānî'ye karîb Gökce nâm Sahrâ'da nasb-ı hıyâm ve Nâdir Şâh'ın musırr olduğu mevâdd-ı hamseyi der-meyân eyleyerek, feth-i bâb-ı hisâm etmek fikr-i hâmıyla bir müddet Tahrân'da kendüye nizâm verüp, asâkir-i Îrân-zemîn ile Muğan Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm eyledikde, Şikākī Hânı Sâdık Hân'ı asker-i kesîr ile Şuşi Kalʿası teshîrine nâm-zed eyleyüp, mukābele imkânı meslûb olduğundan, Şuşi Hânı İbrâhîm Hân kalʿayı terk ile Dağıstân'a firâr ve ʿakab-gîrân ser-i husrân-ı nefsine zafer bulamayup, fekat hazînesini zabt ile dest-zen-i eşyây-ı bî-şümâr ve kalʿayı dahi hemân o sâʿat zabt ile ehâlîsini kantara-i seyf-i gadrdan imrâr ve gūl-i Moğol âyînini izhâr eylediler. Bu vakʿa-i müdhişe sebebi ile Ağa Mehmed Han etrâfa ilkāy-ı ruʿb ü hirâs ve netîce-i matlabına vusûl içün tertîb-i eşkâl-i kıyâs eyler iken, nâ-gâh\nsavt-ı cân-gâh-ı “İzâ temme emrün denâ naksuhû. Tevekkaʿ zevâlen izâ kīle temme” velvelesi lisân-ı gaybdan sâmiʿa-res-i erbâb-ı intibâh ve Hân-ı mûmâ ileyhin ehass-ı etbâʿından biri Sâdık Hân delâletiyle câme-hâbına girüp, deşne-i zâlim-keş ile makāmını hâk-i siyâh eylediği Sâdık Hân'ın [Ü1 157b] maʿlûmu oldukda, taʿlîm ve telkīnî ile kātil-i Hân bir tell-i refîʿ üzerine çıkup: “Güzelce Şâh, Sâdık Hân'ı bi'l-cümle Azerbaycân askeriyle Tiflîs tahlîsine me'mûr [Ü2 170b] eyledi\" dedikde, münâdînin kurbiyyeti tâyife-i Kızılbaş'ın maʿlûmları olduğundan, bilâ-te'hîr Sâdık Hân'ın başına cemʿ olup, Hân-ı merkūm dahi der-ân-sâʿat hareket ve seyr-i serîʿ ile gidüp, verâda olan hazâyin-i Şâhî'yi yağmâ vü gāret ve Şâh-ı gümkerde-i râhın helâk ü tebâh olduğunu işâʿat edüp, asker-i Îran perîşân ve her biri bir ümniyye ile birer semte şitâbân oldukları ve Şâh-ı maktûlün Revân Ser-askeri nasb eylediği birâderi ʿAli-kulı Hân ve Revân Hâkimi Tevekkül Hân'ı ehâlî-yi Revân muhâsara vü habs eyledikleri haberi, Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretleri tarafından mufassalen tahrîr ü inhâ olunmuşidi. Hân-ı mesfûrun dimâğında buhâr-ı fesâd rûz-be-rûz müterakkī vü müzdâd olup, bâ-husûs Devlet-i ʿaliyye'yi Rûsiyyelü ile bozuşdurmak esbâbını cüst-cûda olup, bu garazı husûl ve Rûsiyyelü ile musâlaha ve terk-i gāyile eyledikden sonra, Devlet-i ʿaliyye'yi âhar kavm ile işgāl ve kendüsi fârigu'l-bâl Memâlik-i mahrûse'ye itâle-i dest-i ihtiyâl etmek akreb-i ihtimal olduğuna binâʾen, bu esnâda berzah-ı peymây-ı ʿadem olması mûcib-i râhat ü âsâyiş ve sebeb-i indifâʿ-i fitne vü şûriş olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sinîn-i çendînden berü muʿtâd olduğu vech üzere Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa hazerâtı ve ricâl-i Bâb-ı Âsafî ve mütehayyizân-ı devlet, Levend Çiftliği'ne ʿazîmet ve Reşîd Mustafa Efendi maʿrifetiyle ihzâr olunan mâyideyi tenâvül ʿakabinde iktizâ edenleri bahşiş ve hilʿat ile nevâzende-i [Ü2 171a] dest-i rağbet [Ü1 158a] ve herkes meʾvâlarına ricʿat eylediler.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Sadrıaʿzam be-Çiftlik-i Levend",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_242.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Sadrıaʿzam be-Çiftlik-i Levend",
          "text": "Sinîn-i çendînden berü muʿtâd olduğu vech üzere Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa hazerâtı ve ricâl-i Bâb-ı Âsafî ve mütehayyizân-ı devlet, Levend Çiftliği'ne ʿazîmet ve Reşîd Mustafa Efendi maʿrifetiyle ihzâr olunan mâyideyi tenâvül ʿakabinde iktizâ edenleri bahşiş ve hilʿat ile nevâzende-i [Ü2 171a] dest-i rağbet [Ü1 158a] ve herkes meʾvâlarına ricʿat eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağalığı'ndan Sadrıaʿzam olan Mehmed Paşa'nın ügey oğlu Halîl Bey ve Cezayirli utekāsından Silahşör Selîm Ağa, eyyâm-ı maʿlûmede mecmaʿ-i nisvân olan mesîrelerde keferesi, rihân-i geşt ü güzâr ile tesrîh-i rîş ve tahrîk-i ebruvân ve gicelerde idâre-i râh ve tenâvül-i akdâh ile ser-mest ü neşvân oldukları tahkīk olunup, o makūle ser-germ-i câm-ı hevâ olanları teʾdîb ile sâyiri terhîb muktezây-ı ahkâm-ı siyâset olmağla, merkūm Halîl Bey Hânya'ya ve Selîm Ağa Kıbrıs'a nefy ü tagrîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Mîr Halîl ve Selîm Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_243.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Mîr Halîl ve Selîm Ağa",
          "text": "Yeniçeri Ağalığı'ndan Sadrıaʿzam olan Mehmed Paşa'nın ügey oğlu Halîl Bey ve Cezayirli utekāsından Silahşör Selîm Ağa, eyyâm-ı maʿlûmede mecmaʿ-i nisvân olan mesîrelerde keferesi, rihân-i geşt ü güzâr ile tesrîh-i rîş ve tahrîk-i ebruvân ve gicelerde idâre-i râh ve tenâvül-i akdâh ile ser-mest ü neşvân oldukları tahkīk olunup, o makūle ser-germ-i câm-ı hevâ olanları teʾdîb ile sâyiri terhîb muktezây-ı ahkâm-ı siyâset olmağla, merkūm Halîl Bey Hânya'ya ve Selîm Ağa Kıbrıs'a nefy ü tagrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nemçe ve İngiltere'ye taʿyîn olunan elçiler gibi Prusya'ya dahi hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan ʿAli Efendi sefâretle gönderilmişidi. Devletlere bâr olmamak ve Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyîn olunan mebâliğ ile elçilerin levâzımı idâre olunmak maʿnâlarını Âsitâne'de mukīm Prusya Elçisi, ʿAli Efendi'nin Maslahat-güzâr sûretinde taʿyîn olunmasını galat-ı hiss ile zihninde tasmîm ve kasr-ı rüsûm keyfiyyetini devletine taʿlîm etmiş bulunduğundan, Efendi-yi mûmâ ileyh hudûd başına vardıkda, Mihmândâr ve sâyir imtiyâzât emârelerini ʿadem-i müşâhede ile fekat re's-i hudûdda olan ceneral bu dakīkaya vâkıf olmayup, Веç tarafından vürûdu ihtimâliyle, o tarafdan Mihmândâr taʿyîn olunduğunu istidlâl ve iki nefer süvârî ve bir Mihmândâr yanına koşup, menzilinden mâʿadâ cemîʿ mesârıf tarafından ru’yet olunarak Berlin'e îsâl eylemişidi. Efendi-yi mûmâ ileyh Berlin'de vâkiʿ müsâfir-hânelerinin birinde istikrâr ve Kıral ve sâyir tarafdan yanına ferd-i müteneffis gelmediğini Françe Elçisi'ne [Ü2 171b] bir takrîb işʿâr eyledikde, bi'l-cümle düvel elçileri bu tarafa [Ü1 158b] geldiklerinde, birer âdem ile geldiklerini bildirmek Prusya'nın rüsûm-i ʿâdiyyesinden olmağla: “Kudûmunuz maʿlûm olmak içün bir âdem gönderin\" dediğinden, mûmâ ileyh tercemânını irsâl ile ifâde-i hâl ve Baş-vekîl izhâr-ı memnûniyyet ve ferdâsı mülâkāt içün mûmâ ileyhi daʿvet edüp, yalnız tercemânıyla Baş-vekîl'e mülâkī ve idâre-i kelâm-ı âfâkīden sonra, Büyük Elçilik siyâkı üzere me'mûriyyetini beyân ve Âsitâne'de olan elçilerinin galatını teferrüs ile Baş-vekîl vâlih ü hayrân olup, Berlin'de nâme-i hümâyûnu tercemeye kādir kimse bulunmadığından, Beç'e\ngönderilmesini teklîf ve ol dahi nâmenin me'âlini min-gayr-i tahrîf Frengî taʿbîr ile fi'l-hâl terceme vü tekşîf etmekle, ʿAzmî Efendi sefâretinde icrâ olunan resm üzere Kıral ile mülâkātına karar verilüp, bir-iki günden sonra sefîr-i mûmâ ileyh ibtidâ Sadrıaʿzam hazretlerinin mektûb-ı ʿâlîlerin Baş-vekîl'e verüp, ferdâsı Kıral tarafından daʿvet ve ihzâr olunan iki hinto[nu]n birine nâme-i hümâyûn vazʿ olunup, dîgerine kendüsi râkib olarak Kıral'ın olduğu mahalle ʿazîmet ve nâme-i hümâyûnu telsîm ve Baş-vekîl'e teslîm ve ol dahi cenb-i Kıral'da mukaddemce tehyi'e olunan iskemle üzerine nihâde ve Kıral tarafından hâl ü hâtır sû'âli ʿakabinde sefîr-i mûmâ ileyh mekânına iʿâde ve bir gün sonra Kıral ve kızlarına olan hediyye boğçalarını ve müzeyyen atları ve Mareşâl'e tahsîs ve baʿdehû Kıral nefsine tahlîs eylediği esbi, ber-mûceb-i defter iʿtâ vü teslîm ve Kıral'ın kemâl-i mahzûziyyet [Ü2 172a] ü sürûrunu terkîm eylemiş.",
          "caption": "Me'âl-i takrîr-i Sefîr-i Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_244.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'âl-i takrîr-i Sefîr-i Prusya",
          "text": "Nemçe ve İngiltere'ye taʿyîn olunan elçiler gibi Prusya'ya dahi hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan ʿAli Efendi sefâretle gönderilmişidi. Devletlere bâr olmamak ve Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyîn olunan mebâliğ ile elçilerin levâzımı idâre olunmak maʿnâlarını Âsitâne'de mukīm Prusya Elçisi, ʿAli Efendi'nin Maslahat-güzâr sûretinde taʿyîn olunmasını galat-ı hiss ile zihninde tasmîm ve kasr-ı rüsûm keyfiyyetini devletine taʿlîm etmiş bulunduğundan, Efendi-yi mûmâ ileyh hudûd başına vardıkda, Mihmândâr ve sâyir imtiyâzât emârelerini ʿadem-i müşâhede ile fekat re's-i hudûdda olan ceneral bu dakīkaya vâkıf olmayup, Веç tarafından vürûdu ihtimâliyle, o tarafdan Mihmândâr taʿyîn olunduğunu istidlâl ve iki nefer süvârî ve bir Mihmândâr yanına koşup, menzilinden mâʿadâ cemîʿ mesârıf tarafından ru’yet olunarak Berlin'e îsâl eylemişidi. Efendi-yi mûmâ ileyh Berlin'de vâkiʿ müsâfir-hânelerinin birinde istikrâr ve Kıral ve sâyir tarafdan yanına ferd-i müteneffis gelmediğini Françe Elçisi'ne [Ü2 171b] bir takrîb işʿâr eyledikde, bi'l-cümle düvel elçileri bu tarafa [Ü1 158b] geldiklerinde, birer âdem ile geldiklerini bildirmek Prusya'nın rüsûm-i ʿâdiyyesinden olmağla: “Kudûmunuz maʿlûm olmak içün bir âdem gönderin\" dediğinden, mûmâ ileyh tercemânını irsâl ile ifâde-i hâl ve Baş-vekîl izhâr-ı memnûniyyet ve ferdâsı mülâkāt içün mûmâ ileyhi daʿvet edüp, yalnız tercemânıyla Baş-vekîl'e mülâkī ve idâre-i kelâm-ı âfâkīden sonra, Büyük Elçilik siyâkı üzere me'mûriyyetini beyân ve Âsitâne'de olan elçilerinin galatını teferrüs ile Baş-vekîl vâlih ü hayrân olup, Berlin'de nâme-i hümâyûnu tercemeye kādir kimse bulunmadığından, Beç'e\ngönderilmesini teklîf ve ol dahi nâmenin me'âlini min-gayr-i tahrîf Frengî taʿbîr ile fi'l-hâl terceme vü tekşîf etmekle, ʿAzmî Efendi sefâretinde icrâ olunan resm üzere Kıral ile mülâkātına karar verilüp, bir-iki günden sonra sefîr-i mûmâ ileyh ibtidâ Sadrıaʿzam hazretlerinin mektûb-ı ʿâlîlerin Baş-vekîl'e verüp, ferdâsı Kıral tarafından daʿvet ve ihzâr olunan iki hinto[nu]n birine nâme-i hümâyûn vazʿ olunup, dîgerine kendüsi râkib olarak Kıral'ın olduğu mahalle ʿazîmet ve nâme-i hümâyûnu telsîm ve Baş-vekîl'e teslîm ve ol dahi cenb-i Kıral'da mukaddemce tehyi'e olunan iskemle üzerine nihâde ve Kıral tarafından hâl ü hâtır sû'âli ʿakabinde sefîr-i mûmâ ileyh mekânına iʿâde ve bir gün sonra Kıral ve kızlarına olan hediyye boğçalarını ve müzeyyen atları ve Mareşâl'e tahsîs ve baʿdehû Kıral nefsine tahlîs eylediği esbi, ber-mûceb-i defter iʿtâ vü teslîm ve Kıral'ın kemâl-i mahzûziyyet [Ü2 172a] ü sürûrunu terkîm eylemiş."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ber-muktezây-ı meʾmûriyyet Edirne'den hareket ve Gelibolu'dan ʿubûr ile Haleb'e doğru ʿazîmet eyler iken, “Sögüd” nâm kasabaya gelüp, mukaddemâ ʿAlî Paşa o tarafdan [Ü1 159a] güzâr eylediğine binâʾen, fukarâ mübtelây-ı hasâr olup, kasabaya ʿadem-i duhûlü ehâlînin gāyet niyâz ü mesʾûlü olduğunu müteʿayyinân-ı kasaba inhâ ve niyâz-gûne muʿâmelelerini müşârun ileyh ruʿûnete haml ile dâmen-çîn-i istignâ olup, zûr-bâzû ile duhûl eyleyeceğini işrâb ve tekrâr ehâlî tezarruʿ u istikānetle redd-i cevâb eylediklerinden, enefe vü nahvet-i Vezâret, tehyîc-i gazab ü sevret edüp, maʿiyyetinde olan eclâf-ı askerîyi kasaba üzerine havâle ve ehâlîden birkaç âdem izâle eyleyerek kasabaya dâhil ve keyfiyyet-i tarefeyn semʿ-i devlete vâsıl olup, Hakkı Paşa'nın muhâlifleri mâddeyi iʿzâm ve hakkında tagyîr-i hâtır-ı Pâdişâh-ı enâm etmeleriyle, mesâlik ü meʿâbiri insidâdıyla fukarânın emvâl-i magsûbesi istirdâd ve kendüsi İstanköy Cezîresi'ne ibʿâd olunup, münhall olan Haleb Eyâleti, ber-vech-i ilhâk Bender Muhâfızı Hasan Paşa'ya ve üzerinde olan Mora Eyâleti, Hanya Muhâfızı Sadr-ı esbak Hasan Paşa'ya ve Hanya, Mîr-i mîrân'dan Hâfız Mehmed Paşa'ya ve üzerine olan Sultân-önü Sancağı, Trabzon Beylerbeyisi Seyyid Yûsuf Paşa'ya ve Trabzon Eyâleti, ber-vech-i ilhâk Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerine ve Kilîd-bahr'da mukîm ve leyl ü nehâr müterassıd-ı merhamet-i Şehriyâr-ı heft-iklîm olan Kürd ʿOsmân Paşa'nın Vezâret'i\nibkā ve Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa maʿiyyetinde bulunmak üzere Çirmen Sancağı menşûru yedine iʿtâ [Ü2 172b] olunup, ʿAbdünnebî Paşa'ya dahi ʿAli Paşa bir mansıb recâ etmekle, Paşa-yı mûmâ ileyhe Resmo Sancağı tevcîh ve Benaluka'da sâkin olup, Üsküb Mutasarrıfı olan Hasan Paşa'nın ehâlî ile hüsn-i imtizâcı olmadığını Bosna Vâlîsi tahrîr [Ü1 159b] eylediğine binâ'en, Paşa-yı mûmâ ileyhin mansıbına ʿazîmeti tarafına hitâben sâdır olan emr-i ʿâlîde teʾkîd ü tenbîh olundu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Hakkı Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_245.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Hakkı Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh ber-muktezây-ı meʾmûriyyet Edirne'den hareket ve Gelibolu'dan ʿubûr ile Haleb'e doğru ʿazîmet eyler iken, “Sögüd” nâm kasabaya gelüp, mukaddemâ ʿAlî Paşa o tarafdan [Ü1 159a] güzâr eylediğine binâʾen, fukarâ mübtelây-ı hasâr olup, kasabaya ʿadem-i duhûlü ehâlînin gāyet niyâz ü mesʾûlü olduğunu müteʿayyinân-ı kasaba inhâ ve niyâz-gûne muʿâmelelerini müşârun ileyh ruʿûnete haml ile dâmen-çîn-i istignâ olup, zûr-bâzû ile duhûl eyleyeceğini işrâb ve tekrâr ehâlî tezarruʿ u istikānetle redd-i cevâb eylediklerinden, enefe vü nahvet-i Vezâret, tehyîc-i gazab ü sevret edüp, maʿiyyetinde olan eclâf-ı askerîyi kasaba üzerine havâle ve ehâlîden birkaç âdem izâle eyleyerek kasabaya dâhil ve keyfiyyet-i tarefeyn semʿ-i devlete vâsıl olup, Hakkı Paşa'nın muhâlifleri mâddeyi iʿzâm ve hakkında tagyîr-i hâtır-ı Pâdişâh-ı enâm etmeleriyle, mesâlik ü meʿâbiri insidâdıyla fukarânın emvâl-i magsûbesi istirdâd ve kendüsi İstanköy Cezîresi'ne ibʿâd olunup, münhall olan Haleb Eyâleti, ber-vech-i ilhâk Bender Muhâfızı Hasan Paşa'ya ve üzerinde olan Mora Eyâleti, Hanya Muhâfızı Sadr-ı esbak Hasan Paşa'ya ve Hanya, Mîr-i mîrân'dan Hâfız Mehmed Paşa'ya ve üzerine olan Sultân-önü Sancağı, Trabzon Beylerbeyisi Seyyid Yûsuf Paşa'ya ve Trabzon Eyâleti, ber-vech-i ilhâk Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerine ve Kilîd-bahr'da mukîm ve leyl ü nehâr müterassıd-ı merhamet-i Şehriyâr-ı heft-iklîm olan Kürd ʿOsmân Paşa'nın Vezâret'i\nibkā ve Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa maʿiyyetinde bulunmak üzere Çirmen Sancağı menşûru yedine iʿtâ [Ü2 172b] olunup, ʿAbdünnebî Paşa'ya dahi ʿAli Paşa bir mansıb recâ etmekle, Paşa-yı mûmâ ileyhe Resmo Sancağı tevcîh ve Benaluka'da sâkin olup, Üsküb Mutasarrıfı olan Hasan Paşa'nın ehâlî ile hüsn-i imtizâcı olmadığını Bosna Vâlîsi tahrîr [Ü1 159b] eylediğine binâ'en, Paşa-yı mûmâ ileyhin mansıbına ʿazîmeti tarafına hitâben sâdır olan emr-i ʿâlîde teʾkîd ü tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bostâncı-başı Mustafa Ağa'nın zabt u rabt husûsunda saʿy ü ikdâmı ber-vefk-ı meʾmûl ve hıdmeti her hâlde pesendîde vü makbûl olup, ancak istitâle-i vakti makāmına bülüğ arzûsunda olanlara mûcib-i ye's ü hirmân olduğundan başka, tefennün fi'l-hıdme kasdıyla taşra hıdmetlerinde dahi bir müddet istihdâm olunması havâlî-kerd-i zamîr-i Hâkān-ı zemân olmağla, Saferü'l-hayrın on ikinci günü Kapucu-başılık ihsânıyla Bostâncı-başılık'dan ʿazl olunup, Hasekî Ağa bulunan İbrâhîm Ağa, Bostancı-başı ve Tebdîl Hasekîsi İsmâʿîl Ağa, Hasekî Ağa nasb ü taʿyîn ve dûş-i istihkākları hilaʿ-i fâhire ile tezyîn olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_246.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân",
          "text": "Bostâncı-başı Mustafa Ağa'nın zabt u rabt husûsunda saʿy ü ikdâmı ber-vefk-ı meʾmûl ve hıdmeti her hâlde pesendîde vü makbûl olup, ancak istitâle-i vakti makāmına bülüğ arzûsunda olanlara mûcib-i ye's ü hirmân olduğundan başka, tefennün fi'l-hıdme kasdıyla taşra hıdmetlerinde dahi bir müddet istihdâm olunması havâlî-kerd-i zamîr-i Hâkān-ı zemân olmağla, Saferü'l-hayrın on ikinci günü Kapucu-başılık ihsânıyla Bostâncı-başılık'dan ʿazl olunup, Hasekî Ağa bulunan İbrâhîm Ağa, Bostancı-başı ve Tebdîl Hasekîsi İsmâʿîl Ağa, Hasekî Ağa nasb ü taʿyîn ve dûş-i istihkākları hilaʿ-i fâhire ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Sadâreti'nden maʿzûl olup, fuhûl-i ʿulemâdan Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi dakk-ı şeyhûhet ʿilletiyle işbu Saferü'l-hayrın on beşinci günü ders-i hayâtı itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm eyledi.\n\nMüşârun ileyh Antalya Müftîsi'nin oğlu olup, bin yüz on iki târîhinde revnak-bahş-ı ʿâlem-i şühûd ve giderek derece-i heyûlânîden ʿakl-i bi'l-meleke meblağına pâ-nihâde-i vücûd olup, pederinden mukaddimâta şurûʿ ve baʿdehû Burusa'ya gelüp, fazlı [Ü2 173a] şüyûʿ bulan ʿulemâdan telakkī-yi usûl ü fürûʿ edüp, altmış yedide Müderris ve doksan üçde Yenişehir Mevleviyyeti ile müteneffis olup, umûr-ı ʿâmmede râcil olduğundan, Yenişehir'e vâsıl oldukda, idâre-i mansıb edemeyüp, taʿyîn-i Nâyib ile Âsitâne'ye âyib olmuşidi. İki yüz\ntârîhinde Mekke ve iki yüz beşde İstanbul ve iki yüz dokuzda Anadolu pâyeleriyle taltîf ve on bir senesi Muharrem'inde bi'l-fi'l [Ü1 160a] Sadâret-i Anadolu'yu teşrîf ve ba'de'l-infisâl irtihâl eyledi. Müşârun ileyh ebr-i midrâr-ı ʿulûm ve bahr-i zehhâr-ı mantûk u mefhûm, ʿulemây-ı ʿasrın üstâdı ve mezâyây-ı fünûnun nakkâdı, tahrîrine Râzî, râzı ve sıhhat-i takrîrine Kādî, hâkim ü kādî olup, emr-i dünyâdan fârigu'l-bâl ve tekellüfât-ı resmiyyeden âsûde-hâl bir ʿâlim-i müttekın ve bir fâzıl-ı mütefennin idi. ʿİlm ü fazldan min-külli'l-vücûh behre-yâb olduğu gibi eyyâm-ı zindegânîden dahi bâliğ-i nisâb-ı kemâl ve siniyy-i ʿömrü mütenâhiz-i ʿakd-i mi'e-i kâmile olduğu, vefâtından birkaç gün mukaddem mesmûʿ-ı sikāt-i ricâl olmuşdur; ceʿalehullâhu fî emânihî ve eskenehû buhbûhate cinânihî.",
          "caption": "Fevt-i Müftî-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_247.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Müftî-zâde",
          "text": "Anadolu Sadâreti'nden maʿzûl olup, fuhûl-i ʿulemâdan Müftî-zâde es-Seyyid Mehmed Efendi dakk-ı şeyhûhet ʿilletiyle işbu Saferü'l-hayrın on beşinci günü ders-i hayâtı itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm eyledi.\n\nMüşârun ileyh Antalya Müftîsi'nin oğlu olup, bin yüz on iki târîhinde revnak-bahş-ı ʿâlem-i şühûd ve giderek derece-i heyûlânîden ʿakl-i bi'l-meleke meblağına pâ-nihâde-i vücûd olup, pederinden mukaddimâta şurûʿ ve baʿdehû Burusa'ya gelüp, fazlı [Ü2 173a] şüyûʿ bulan ʿulemâdan telakkī-yi usûl ü fürûʿ edüp, altmış yedide Müderris ve doksan üçde Yenişehir Mevleviyyeti ile müteneffis olup, umûr-ı ʿâmmede râcil olduğundan, Yenişehir'e vâsıl oldukda, idâre-i mansıb edemeyüp, taʿyîn-i Nâyib ile Âsitâne'ye âyib olmuşidi. İki yüz\ntârîhinde Mekke ve iki yüz beşde İstanbul ve iki yüz dokuzda Anadolu pâyeleriyle taltîf ve on bir senesi Muharrem'inde bi'l-fi'l [Ü1 160a] Sadâret-i Anadolu'yu teşrîf ve ba'de'l-infisâl irtihâl eyledi. Müşârun ileyh ebr-i midrâr-ı ʿulûm ve bahr-i zehhâr-ı mantûk u mefhûm, ʿulemây-ı ʿasrın üstâdı ve mezâyây-ı fünûnun nakkâdı, tahrîrine Râzî, râzı ve sıhhat-i takrîrine Kādî, hâkim ü kādî olup, emr-i dünyâdan fârigu'l-bâl ve tekellüfât-ı resmiyyeden âsûde-hâl bir ʿâlim-i müttekın ve bir fâzıl-ı mütefennin idi. ʿİlm ü fazldan min-külli'l-vücûh behre-yâb olduğu gibi eyyâm-ı zindegânîden dahi bâliğ-i nisâb-ı kemâl ve siniyy-i ʿömrü mütenâhiz-i ʿakd-i mi'e-i kâmile olduğu, vefâtından birkaç gün mukaddem mesmûʿ-ı sikāt-i ricâl olmuşdur; ceʿalehullâhu fî emânihî ve eskenehû buhbûhate cinânihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ağa-yı mûmâ ileyh bir müddetden berü bîmâr ve bu esnâda ʿâzim-i dâru'l-karâr olup, Hazîne Vekîli olan Bilâl Ağa'da o makām-ı refîʿa ehliyyet ü kābiliyyet müşâhede olunduğuna binâ'en, dûş-i istihkākı hilʿat-i seniyye ile tezyîn ve yerine Saʿîd Ağa, Hazîne Vekîli taʿyîn olundu.",
          "caption": "Fevt-i Hazînedâr Saʿîd Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_248.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Hazînedâr Saʿîd Ağa",
          "text": "Ağa-yı mûmâ ileyh bir müddetden berü bîmâr ve bu esnâda ʿâzim-i dâru'l-karâr olup, Hazîne Vekîli olan Bilâl Ağa'da o makām-ı refîʿa ehliyyet ü kābiliyyet müşâhede olunduğuna binâ'en, dûş-i istihkākı hilʿat-i seniyye ile tezyîn ve yerine Saʿîd Ağa, Hazîne Vekîli taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene kadar mesned-i Riyâset'i makarr eden Râsih Mustafa Efendi, bir zemândan berü ʿillet-i hummâ ile muʿtell ve bu takrîb hıdmet-i Riyâset muʿattal olduğundan başka, evzâʿ u etvârı [Ü2 173b] muhâlif-i mizâc-ı Sadr-ı kâm-kârî olmağla, ʿazli cây-gîr-i zamîr ve taʿyîn ve tehalüf-i efrâd ile Tersâne Emîni olan Râşid Efendi'de Riyâset karar-gîr olup, işbu Safer'in yirmi beşinci Cuma günü Râşid Efendi sâlisen Re'îsülküttâb olup, münhall olan Tersâne Emâneti, Büyük Rûznâmeci olan İbrâhîm Efendi'ye ve Rûznâmecilik, Reʾîsülküttâb-ı sâbık Râsih Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_249.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Re'îsülküttâb",
          "text": "Bir sene kadar mesned-i Riyâset'i makarr eden Râsih Mustafa Efendi, bir zemândan berü ʿillet-i hummâ ile muʿtell ve bu takrîb hıdmet-i Riyâset muʿattal olduğundan başka, evzâʿ u etvârı [Ü2 173b] muhâlif-i mizâc-ı Sadr-ı kâm-kârî olmağla, ʿazli cây-gîr-i zamîr ve taʿyîn ve tehalüf-i efrâd ile Tersâne Emîni olan Râşid Efendi'de Riyâset karar-gîr olup, işbu Safer'in yirmi beşinci Cuma günü Râşid Efendi sâlisen Re'îsülküttâb olup, münhall olan Tersâne Emâneti, Büyük Rûznâmeci olan İbrâhîm Efendi'ye ve Rûznâmecilik, Reʾîsülküttâb-ı sâbık Râsih Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İnebahtı serhaddi Mora'nın kilîdi ve belki Rumeli'nin [Ü1 160b] sedd-i sedîdi olup, muhâfızlarına mahsûs îrâd-ı kadîmi vâfî ve idâre-i umûrlarına kâfî iken, baʿzı mahalleri mukātaʿa ve hâss kılınarak hukūk-ı dîvâniyyesi tenzîl ve bâkī îrâdı bu sebeble ekall-i kalîl ve Muhâfız bulunanlar dahi dâyirelerini îrâda tevfîk ve ancak yirmi otuz etbâʿ ile ikāmetleri tahkīk olunup, îrâdına kesret ve Muhâfız'ına kuvvet verilmek husûsu mukaddemâ erbâb-ı şûrâ miyânında müzâkere ve hazariyye-i kadîmesine bir mikdâr meblağ zamm ü ʿilâveden başka, Tırhala ve Eğriboz sancaklarında vâkiʿ baʿzı kazâlardan dahi müceddeden meʿâş tertîbi ile vâridâtı yüz yirmi kîseye iblâğ kılınmak husûsu karâr bulup, defteri tanzîm ve Rikâb-ı müstetâb-ı Husrevâne'ye takdîm ve tahsîl-i ruhsat ʿakabinde sûret-i nizâmı Dîvân Kalemi'ne kayd olunmuşidi. Bu esnâda İnebahtı Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan ʿAbdullah Paşa vefât ve yeri hâlî kalmağla, livâ'-i mezbûrun vikāye-i şurûtuna muktedir bir şahs-ı mütebassırın emr-i [Ü2 174a] muhâfazada temekkün ü tekarruru lâzım gelmekle, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından hâlâ Mora Muhassılı olan Mustafa Ağa'nın dirâyet ü rüşdü zâhir ve bu nizâmın istikrârına bâdî olacağı vârid-i hâtır olmağla, işbu Saferü'l-hayrın yirmi altıncı günü Mîr-i mîrânlık ile İnebahtı muhâfazası Ağa-yı mûmâ ileyhe tevcîh olundu.\n\nNiğde Sancağı'na mutasarrıf Kocabaş-zâde Ahmed Paşa'ya maʿiyyetinde olmak mülâbesesiyle Anadolu Vâlîsi ʿAli Paşa âhar mansıb recâ eylediğine binâʾen, Kili Muhâfızı Ahmed Paşa tasarrufunda olan Köstendil ile Niğde mübâdele olunup, Ada-i kebîr Muhâfızı Mîr-i mîrân Mahmûd Paşa dahi vefât etmiş bulunup, maʿiyyetinde olan ʿammî-zâdesi Ahmed Bey'i Rumeli Vâlîsi ve Vidin Muhâfızı hüsn-i terbiye ile tavsiye etmeleriyle, iltimâslarına binâ'en mîr-i merkūm Mîr-i mîrânlık ile Ada Muhâfızı [Ü1 161a] nasb ve Çorum Sancağı zammıyla tefrîh ve Aksaray Sancağı dahi Akkerman Muhâfızı ve Karesi Sancağı Mutasarrıfı Kayseriyyeli-zâde İbrâhîm Paşa ismine mülhakan tashîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i İnebahtı be-Muhassıl-ı Mora be-Mîr-i mîrânî ve tanzîm-i îrâd-ı muhâfız-ı livâ’-i mezkûr ve tevcîhât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_250.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i İnebahtı be-Muhassıl-ı Mora be-Mîr-i mîrânî ve tanzîm-i îrâd-ı muhâfız-ı livâ’-i mezkûr ve tevcîhât-ı sâyire",
          "text": "İnebahtı serhaddi Mora'nın kilîdi ve belki Rumeli'nin [Ü1 160b] sedd-i sedîdi olup, muhâfızlarına mahsûs îrâd-ı kadîmi vâfî ve idâre-i umûrlarına kâfî iken, baʿzı mahalleri mukātaʿa ve hâss kılınarak hukūk-ı dîvâniyyesi tenzîl ve bâkī îrâdı bu sebeble ekall-i kalîl ve Muhâfız bulunanlar dahi dâyirelerini îrâda tevfîk ve ancak yirmi otuz etbâʿ ile ikāmetleri tahkīk olunup, îrâdına kesret ve Muhâfız'ına kuvvet verilmek husûsu mukaddemâ erbâb-ı şûrâ miyânında müzâkere ve hazariyye-i kadîmesine bir mikdâr meblağ zamm ü ʿilâveden başka, Tırhala ve Eğriboz sancaklarında vâkiʿ baʿzı kazâlardan dahi müceddeden meʿâş tertîbi ile vâridâtı yüz yirmi kîseye iblâğ kılınmak husûsu karâr bulup, defteri tanzîm ve Rikâb-ı müstetâb-ı Husrevâne'ye takdîm ve tahsîl-i ruhsat ʿakabinde sûret-i nizâmı Dîvân Kalemi'ne kayd olunmuşidi. Bu esnâda İnebahtı Muhâfızı Mîr-i mîrân'dan ʿAbdullah Paşa vefât ve yeri hâlî kalmağla, livâ'-i mezbûrun vikāye-i şurûtuna muktedir bir şahs-ı mütebassırın emr-i [Ü2 174a] muhâfazada temekkün ü tekarruru lâzım gelmekle, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından hâlâ Mora Muhassılı olan Mustafa Ağa'nın dirâyet ü rüşdü zâhir ve bu nizâmın istikrârına bâdî olacağı vârid-i hâtır olmağla, işbu Saferü'l-hayrın yirmi altıncı günü Mîr-i mîrânlık ile İnebahtı muhâfazası Ağa-yı mûmâ ileyhe tevcîh olundu.\n\nNiğde Sancağı'na mutasarrıf Kocabaş-zâde Ahmed Paşa'ya maʿiyyetinde olmak mülâbesesiyle Anadolu Vâlîsi ʿAli Paşa âhar mansıb recâ eylediğine binâʾen, Kili Muhâfızı Ahmed Paşa tasarrufunda olan Köstendil ile Niğde mübâdele olunup, Ada-i kebîr Muhâfızı Mîr-i mîrân Mahmûd Paşa dahi vefât etmiş bulunup, maʿiyyetinde olan ʿammî-zâdesi Ahmed Bey'i Rumeli Vâlîsi ve Vidin Muhâfızı hüsn-i terbiye ile tavsiye etmeleriyle, iltimâslarına binâ'en mîr-i merkūm Mîr-i mîrânlık ile Ada Muhâfızı [Ü1 161a] nasb ve Çorum Sancağı zammıyla tefrîh ve Aksaray Sancağı dahi Akkerman Muhâfızı ve Karesi Sancağı Mutasarrıfı Kayseriyyeli-zâde İbrâhîm Paşa ismine mülhakan tashîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki yüz on iki senesi gurre-i Şevvâl'inden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı, Haleb'den munfasıl Bayburdî-zâde Mahmûd Efendi'ye ve gurre-i Ramazân'dan zabt etmek üzere Burusa Kazâsı, Selânik'den maʿzûl ʻUşşâkī-zâde hafîdi Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve Zilkaʿde'de zabt etmek üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı, Kādî-zâde Mehmed Efendi'ye ve gurre-i Receb'den zabt etmek üzere Galata Kazâsı, Mekkî Efendi-zâde Mustafa ʻÂsım [Ü2 174b] Efendi'ye ve gurre-i Şevvâl'den zabt etmek üzere Haleb Kazâsı, Ahıshalı Hâce Halîl Efendi'ye ve Mekke-i mükerreme Pâyesi olan ʻOsmân Paşa-zâde Mehmed ʻİzzet Bey'e gurre-i Rebîʿulevvel'den iʿtibâr olunmak üzere İstanbul Pâyesi ve Re’îsü'l-ʿulemâ ʻAşir Efendi-zâde Mehmed Hafîd Efendi'ye Şevvâl'in on beşinden iʿtibâr ile Edirne Pâyesi ihsân olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʻilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_251.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʻilmiyye",
          "text": "İki yüz on iki senesi gurre-i Şevvâl'inden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı, Haleb'den munfasıl Bayburdî-zâde Mahmûd Efendi'ye ve gurre-i Ramazân'dan zabt etmek üzere Burusa Kazâsı, Selânik'den maʿzûl ʻUşşâkī-zâde hafîdi Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve Zilkaʿde'de zabt etmek üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı, Kādî-zâde Mehmed Efendi'ye ve gurre-i Receb'den zabt etmek üzere Galata Kazâsı, Mekkî Efendi-zâde Mustafa ʻÂsım [Ü2 174b] Efendi'ye ve gurre-i Şevvâl'den zabt etmek üzere Haleb Kazâsı, Ahıshalı Hâce Halîl Efendi'ye ve Mekke-i mükerreme Pâyesi olan ʻOsmân Paşa-zâde Mehmed ʻİzzet Bey'e gurre-i Rebîʿulevvel'den iʿtibâr olunmak üzere İstanbul Pâyesi ve Re’îsü'l-ʿulemâ ʻAşir Efendi-zâde Mehmed Hafîd Efendi'ye Şevvâl'in on beşinden iʿtibâr ile Edirne Pâyesi ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîʿulevvel'in on ikinci günü Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîf'ini teşrîf ve huzûrları muʿtâd olan erkân-ı devleti iltifât-ı Şâhâne ile taltîf ʿakabinde Mevlid-i şerîf kırâʾatine âgāz olunup, o meclis-i hatîrde bulunan aʿlâ vü ednâ rûhâniyyet-i hazret-i Seyyidü'l-enbiyâ'dan istifâza-i envâr-ı behcet ü behâ eyleyüp, Mevlid-i şerîf hıtâm buldukda, Pâdişâh-ı enâm Serây-ı dilârâ'larına devlet ü übehhetle ʿatf-ı zimâm buyurdular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_252.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîʿulevvel'in on ikinci günü Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîf'ini teşrîf ve huzûrları muʿtâd olan erkân-ı devleti iltifât-ı Şâhâne ile taltîf ʿakabinde Mevlid-i şerîf kırâʾatine âgāz olunup, o meclis-i hatîrde bulunan aʿlâ vü ednâ rûhâniyyet-i hazret-i Seyyidü'l-enbiyâ'dan istifâza-i envâr-ı behcet ü behâ eyleyüp, Mevlid-i şerîf hıtâm buldukda, Pâdişâh-ı enâm Serây-ı dilârâ'larına devlet ü übehhetle ʿatf-ı zimâm buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʻAlâʾiyye Mutasarrıfı Sâdık Paşa-zâde Seyyid İbrâhîm Paşa, ʻAlâʾiyye'de iktisâb-ı neşv ü nemâ ve ehâlîsi ile hüsn-i zindegânîsi olduğu hasebiyle, livâʾ-i mezkûrun tarafına tevcîhini vücûh-ı belde niyâz ü recâ [Ü1 161b] etmeleriyle, istidʿâları müsâʿade-i seniyyeye makrûn ve ʻAlâʾiyye Sancağı'yla Paşa-yı mûmâ ileyh ve tasarrufunda olan Kırşehri ile Mîr-i mîrân Tâhir Paşa memnûn kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâʾ-i ʻAlâʾiyye ve Kırşehri",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_253.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâʾ-i ʻAlâʾiyye ve Kırşehri",
          "text": "ʻAlâʾiyye Mutasarrıfı Sâdık Paşa-zâde Seyyid İbrâhîm Paşa, ʻAlâʾiyye'de iktisâb-ı neşv ü nemâ ve ehâlîsi ile hüsn-i zindegânîsi olduğu hasebiyle, livâʾ-i mezkûrun tarafına tevcîhini vücûh-ı belde niyâz ü recâ [Ü1 161b] etmeleriyle, istidʿâları müsâʿade-i seniyyeye makrûn ve ʻAlâʾiyye Sancağı'yla Paşa-yı mûmâ ileyh ve tasarrufunda olan Kırşehri ile Mîr-i mîrân Tâhir Paşa memnûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam hazretleri Hasan Halîfe Sâhil-hânesi civârında vâkiʿ Rûhî Süleymân Ağa'nın yalısını iştirâ ve baʿzı izâfât ile o mahall-i tengnâyı bir sâha-i fesîhu [Ü2 175a] 'l-ercâ eylediğinden gayri, verây-ı sâhil-hâne bir mahall-i basît ve cevânibini eşcâr-ı müsteviyye muhît olup, arzı zümürrüd-gûn ve şemâyim-i ezhârı bûy-i misk-i ezferden efzûn olmağla, ol cây-i dil-güşâda nefs-i hümâyûn içün bir kasr-ı ferhat-bahş ve bir dâyire-i dil-keş binâsına şurûʿ buyurup, itmâmında perend-i zertâr-ı münakkaş ve dîbây-i bedîʿü'n-nakş ile ferş etdikden sonra, dest-ber-rûy-i tezellül ü zarâʿet olarak Pâdişâh-ı gerdûn-menzileti daʿvet ve sadrıaʿzamlarını tebcîl içün ol cây-i ferah-fezâyı şeref-i kudûmlarıyla pür-zeyn ü behcet buyurmuşlaridi.\n\nKasr-ı mezkûr fi'l-hakīka mahall-i huzûr ve mevrid-i vüfûd-i sürûr olup, etrâfını hıyâz ve eknâfını riyâz istîʿâb ve berr ü bahra nezâreti cihetiyle ekser mevâkıʿdan rüchâniyyeti bî-irtiyâb olduğundan, tabʿ-ı sâff-ı Husrevâne'ye inkişâf ʿârız olup, baʿzan istimâʿ-ı egānî ve baʿzan bâzendegân-ı sâyireye imâle-i lahza-i Cihân-bânî kılınup, hengâm-ı şâm tekarrübüne binâ'en, âmâde kılınan etʿime-i şehiyye tenâvülünden sonra taraf-ı hazret-i Sadrıaʿzâmî'den bir re's esb-i müzeyyen ve birkaç boğça akmişe-i Hindiyye nazar-gâh-ı Mülûkâne'ye takdîm olunduğundan gayri, ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretlerine dahi mükemmel bir boğça hediyye ʿarz olunup, işâret-i Husrevâne ile boğça-i mezkûr Hazîne Vekîli Ağa ile îsâl ve Dâru's-saʿâde Ağası'na ve Silahdâr Ağa'ya ve sâyir mütemeyyizân-ı [Ü1 162a] dâyire-i hümâyûna dahi ʿale'l-infirâd hediyyeler ʿarz ü iczâl olunup, ziyâfete nezâret eden Hazînedâr-ı Sadrıaʿzâmî'ye taraf-ı hümâyûndan bol yenlü bir sevb sırt semmûr iksâ ve sâyir hademeye bahşişler [Ü2 175b] iʿtâ olunup, Hıdîv-i Behrâm-heybet, süvâr-ı zevrakçe-i Saltanat ve süvârî-yi dil-güşây-ı Beşiktaş'a ʿavdet buyurdular.\n\nFerdâsı hediyye-i Âsafâne hüsn-i kabûle makrûn ve mevkiʿ-ı mezkûr sebeb-i inşirâh-ı derûn olduğu beyânıyla, Sadrıaʿzam'a hitâben bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr ve bu iltifât ü nevâzişden müşârun ileyh ser-germ-i rahîk-ı hubûr ve neşvân-ı câm-ı sürûr oldu.",
          "caption": "Ziyâfet-i Vezîr-i aʿzâm be-Şehriyâr-ı İskender-haşem",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_254.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâfet-i Vezîr-i aʿzâm be-Şehriyâr-ı İskender-haşem",
          "text": "Sadrıaʿzam hazretleri Hasan Halîfe Sâhil-hânesi civârında vâkiʿ Rûhî Süleymân Ağa'nın yalısını iştirâ ve baʿzı izâfât ile o mahall-i tengnâyı bir sâha-i fesîhu [Ü2 175a] 'l-ercâ eylediğinden gayri, verây-ı sâhil-hâne bir mahall-i basît ve cevânibini eşcâr-ı müsteviyye muhît olup, arzı zümürrüd-gûn ve şemâyim-i ezhârı bûy-i misk-i ezferden efzûn olmağla, ol cây-i dil-güşâda nefs-i hümâyûn içün bir kasr-ı ferhat-bahş ve bir dâyire-i dil-keş binâsına şurûʿ buyurup, itmâmında perend-i zertâr-ı münakkaş ve dîbây-i bedîʿü'n-nakş ile ferş etdikden sonra, dest-ber-rûy-i tezellül ü zarâʿet olarak Pâdişâh-ı gerdûn-menzileti daʿvet ve sadrıaʿzamlarını tebcîl içün ol cây-i ferah-fezâyı şeref-i kudûmlarıyla pür-zeyn ü behcet buyurmuşlaridi.\n\nKasr-ı mezkûr fi'l-hakīka mahall-i huzûr ve mevrid-i vüfûd-i sürûr olup, etrâfını hıyâz ve eknâfını riyâz istîʿâb ve berr ü bahra nezâreti cihetiyle ekser mevâkıʿdan rüchâniyyeti bî-irtiyâb olduğundan, tabʿ-ı sâff-ı Husrevâne'ye inkişâf ʿârız olup, baʿzan istimâʿ-ı egānî ve baʿzan bâzendegân-ı sâyireye imâle-i lahza-i Cihân-bânî kılınup, hengâm-ı şâm tekarrübüne binâ'en, âmâde kılınan etʿime-i şehiyye tenâvülünden sonra taraf-ı hazret-i Sadrıaʿzâmî'den bir re's esb-i müzeyyen ve birkaç boğça akmişe-i Hindiyye nazar-gâh-ı Mülûkâne'ye takdîm olunduğundan gayri, ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretlerine dahi mükemmel bir boğça hediyye ʿarz olunup, işâret-i Husrevâne ile boğça-i mezkûr Hazîne Vekîli Ağa ile îsâl ve Dâru's-saʿâde Ağası'na ve Silahdâr Ağa'ya ve sâyir mütemeyyizân-ı [Ü1 162a] dâyire-i hümâyûna dahi ʿale'l-infirâd hediyyeler ʿarz ü iczâl olunup, ziyâfete nezâret eden Hazînedâr-ı Sadrıaʿzâmî'ye taraf-ı hümâyûndan bol yenlü bir sevb sırt semmûr iksâ ve sâyir hademeye bahşişler [Ü2 175b] iʿtâ olunup, Hıdîv-i Behrâm-heybet, süvâr-ı zevrakçe-i Saltanat ve süvârî-yi dil-güşây-ı Beşiktaş'a ʿavdet buyurdular.\n\nFerdâsı hediyye-i Âsafâne hüsn-i kabûle makrûn ve mevkiʿ-ı mezkûr sebeb-i inşirâh-ı derûn olduğu beyânıyla, Sadrıaʿzam'a hitâben bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr ve bu iltifât ü nevâzişden müşârun ileyh ser-germ-i rahîk-ı hubûr ve neşvân-ı câm-ı sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hazîne-i Haremeyn-i şerîfeyn'in vâridât ü mesârıfatı ve muktezayât-ı zuhûrâtı ber-vech-i ta'dîl tanzîm ve usûl ü fürû'una halel gelmamek üzere râbıtası tahkîm olunmuşiken, galây-ı es'âr 'umûmen evkāf mütevellîlerin matlûb-ı iddi'âsına giriftâr eyleyüp, mâh-be-mâh vezâyif almağa me'lûf olanların vazîfeleri iki ve ba'zan üç ay te'hîr olunup, bu takrîb kirâren ve mirâren Rikâb-ı hümâyûn'u 'arz-ı hâl ile ta'cîz eylediklerinden gayri, 'imâretlerde matbûh nân ve sâyir me'kûlâtın ekle salâhiyyeti olmadığı ve Hazîne-i mezkûrenin dâd ü sitedi nakd sûretinde iken, me'mûrların tahsîl gāyilesinden te'azzüz ü istinkâfları emvâl-i mukāta'âtı evkāf mütevellîlerine havâleye ilcâ ve mütevellîler dahi nakd akça almadıkları 'illeti ile vaktiyle vazîfe edâ edemeyüp, mürtezikayı zîk-ı 'ayşa mübtelâ eyledikleri ve müsakkafâtdan hâsıl mu'accelâtın râbıtası kābil iken, 'adem-i tekayyüd ile o makūle mu'accelât derece-i ziyâ ü telefe vâsıl olduğu ve bundan sonra Haremeyn-i şerîfeyn'in kavânîn-i mu'teberesi tecdîd ve revâbıt-ı müstahsenesi te'kîd olunmadığı hâlde hazînesine [Ü1 162b] vehn-i küllî 'ârız olacağından başka, ahvâl-i [Ü2 176a] mürtezika perîşân ve hıdmetde kusûr-ı zarûrîleri nümâyân olacağı mir'ât-ı temâsül-i hakāyık-ı umûr olan tab'-ı Mülûkâne'de cilve-ger ve Haremeyn Hazînesi'nin hisâbı görülüp, îrâd ü mesârıf tahkīk olundukdan sonra, telâhuk-ı efkâr ile nizâma rabt olunmak irâde-i seniyyesi mukarrer olduğundan, bu makūle dekāyık-ı umûrda mişvârı ma'lûm olan Re'îsülküttâb-ı esbak Firdevsî Efendi husûs-ı mezkûrun ru'yet ü nizâmına me'mûr olmuşidi.\nİki yüz bir senesinden bed' ile îrâd ü mesârıfı hisâb ve sekiz yüz kîse fazla bulunup, gayr ez-ta'mîrât ve zuhûrât ber-vech-i mukāyese bir senelik mesârıf-ı mu'tâdesini dahi mîzân edüp, senevî kırk dokuz bin üç yüz yedi buçuk guruş fazla-i mâl-i Haremeyn te'ayyün eylediğini takrîr eylediği ve Haremeyn-i şerîfeyn'e mülhak bi'l-cümle evkāfın vukū' bulan müsakkafât mahlûlâtı, ta'mîrât mesârıfına ve mütevellîlerin matlûbları i'tâsına medâr-ı küllî iken, o makūle mahlûlât Mütevellî ve Kâtib ve Câbî miyânlarında iktisâm ve her ne kadar tenbîh ü ibrâm olunduysa sûret-yâb-ı nizâm olmamağla, fîmâ-ba'd Dâru's-sa'âde Ağası nezâretinde Haremeyn'e tâbi' evkāfdan, evlâda meşrûta olan evkāfdan ma'adâ bi'l-cümle selâtîn-i 'izâm ve vüzerây-ı kirâm ve sâyir sagīr ü kebîr ve te'bîd ve gayr-i te'bîd hân ve dükkân ve menzil ve bostân ve gayri gerek müstakıll ve gerek on hisseden bir hisse dahi olursa mahlûl olup, evkāfa râci' olanların mahâll ve hudûd ve müştemilât ve 'arsasının zirâ'ı\nber-vech-i tahmîn bedeli beyânıyla, mütevellîleri taraflarından kâtiblerine inhâ ve Haremeyn Kalemi'nden mezâd kāyimesi [Ü2 176b] ihrâc ve Mütevellî'si ma'rifetiyle vakfın Dellâl'ına teslîm ve müzâyede ve inkıtâʿ rağbetiyle kimin üzerinde karâr eyler ise karâr-dâdesi keşîde olunup, [Ü1 163a] muʿtâd olan resmi baʿde'l-ihrâc muʿaccelesi Hazîne-i Haremeyn'e teslîm ü idrâc ve zahr-ı kāyimeye tahrîr ve Kalem'inden müste'ciri yedine verilan sûret mûcebince Mütevellî tarafından dahi tasarrufuna izin temessükü verilmek üzere nizâma rabt olundu. Şöyle ki, mahlûl olan müsakkafâtdan bâ-hatt-ı hümâyûn verilan mahlûlâtdan mâʿadâ mahlûlât-ı vakfın muʿaccelâtı Hazîne-i Haremeyn'e teslîm olunduğunu müşʿir Haremeyn Kalemi'nden sûret verilmedikçe vakıf tarafından temessük verilmamek, verilürse ʿamel olunmayup, müste'cir ve Mütevellî ve Kâtib ve Câbî te'dîb ve cihetleri refʿ olunup, ibkā olunmamak şurûtu derciyle âhara tevcîh olunmak ve bu mâdde içün başka defter tutulup, Ayasofya-i kebîr ve İstanbul Haremeyni evkāfının idaresi muʿaccelât-ı mahlûlâta mevkūf olmağla, vakfeyn-i mezkûreyn mütevellîleri inhâ ve senesi muʿaccelâtından Hazîne-i Haremeyn'de mâl, vakf olduğu Kalem'inden der-kenâr olunup, ʿarzlarıyla Kalem'inden verilan sûret mûcebince Hazîne-i Haremeyn'den verilmek ve maʿadâ mâl-i muʿaccelâtdan hatt-ı hümâyûn sâdır olmadıkça, bir mahalle akça harc u sarf olunmayup, başkaca hifz olunmak ve bin iki yüz on senesinden bu âna gelince evkāf-ı Haremeyn'in vukūʿ bulan mahlûlâtı ketebe ve hademesinden su'âl ve zâhire ihrâc ve muhâsebâtı ru'yet olunmayan evkāfın muhâsebeleri ru'yet olunmak husûsâtı, Nâzır-ı Vakf olan Dâru's-saʿâde Ağası [Ü2 177a] hazretleri tarafından bâ-takrîr ʿarz-ı huzûr-ı Mülûkâne kılınup: “İşbu tahrîr mahalline kayd ve fîmâ-baʿd düstûru'l-ʿamel tutulup, iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri verile” deyü şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn, Haremeyn Muhâsebesi Kalemi'ne kayd ve İstanbul ve Üsküdar ve Galata ve Hâsslar ve Burusa ve Edirne ve Gelibolu kadılarına hitâben evâmir-i şerîfe ısdâr olundu. [Ü1 163b] Ve selâtîn-i ʿizâm hazerâtının Haremeyn-i şerîfeyn nezâretinde olan ʿimâretleri uncularına senede küllî mebâliğ sarf olunur iken, tabh olunan fodulalar içün baʿzı ʿimârete çörekçi hâssı ve baʿzısına etmekçi hâssı verdiklerinden, ekseri gayr-i me'kûl ve mürtezikanın bu sebeble derece-i iztırâbları hayyiz-i gāyete mevsûl olup, Evkāf-ı selâse ʿimâretlerinde tabh olunan fodulaların dahi fi'l-asl birbirine mugāyereti derkâr iken, taşralardan râyici üzere mahsûs hinta celb ve iştirâ olunduğundan, fodulaları ʿale's-seviyye çörekçi hâssından ma'mûl gibi olup, Haremeyn evkāfı fodulalarının dahi Evkāf-ı selâse misillü baʿde'l-yevm ʿale's-seviyye hâss tabh olunması zımnında iktizâ eden elli bin kîle hınta\nİrâd-ı Cedîd Defterdârı Efendi ma'rifetiyle Tuna ve Kara-deniz taraflarından râyici üzere tertîb ve sefâyin istîcârıyla celb olunmak ve iki yüz iki senesi Cumâdelâhıre'si gurresinden bed' ile 'ale's-seviyye minvâl-i meşrûh üzere tabh olunmak ve etmekçi hâssıyla mukayyed olan 'imâretlerinden kayd-ı mezkûr terkīn olunmak husûsları mübârek Rikâb-ı kâm-yâb-ı Husrevâne'ye ‘arz ü istîzân olundukda, mûcebince tanzîm olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr olmağla, [Ü2 177b] nizâm-ı mezkûr Haremeyn Muhâsebesi'ne kayd ve evkāfa ve İrâd-ı Cedîd tarafına başka başka ‘ilm ü haberleri verildi.",
          "caption": "Sûret-i nizâm-ı müsakkafât ve mu'accelât-ı Haremeyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_255.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i nizâm-ı müsakkafât ve mu'accelât-ı Haremeyn",
          "text": "Hazîne-i Haremeyn-i şerîfeyn'in vâridât ü mesârıfatı ve muktezayât-ı zuhûrâtı ber-vech-i ta'dîl tanzîm ve usûl ü fürû'una halel gelmamek üzere râbıtası tahkîm olunmuşiken, galây-ı es'âr 'umûmen evkāf mütevellîlerin matlûb-ı iddi'âsına giriftâr eyleyüp, mâh-be-mâh vezâyif almağa me'lûf olanların vazîfeleri iki ve ba'zan üç ay te'hîr olunup, bu takrîb kirâren ve mirâren Rikâb-ı hümâyûn'u 'arz-ı hâl ile ta'cîz eylediklerinden gayri, 'imâretlerde matbûh nân ve sâyir me'kûlâtın ekle salâhiyyeti olmadığı ve Hazîne-i mezkûrenin dâd ü sitedi nakd sûretinde iken, me'mûrların tahsîl gāyilesinden te'azzüz ü istinkâfları emvâl-i mukāta'âtı evkāf mütevellîlerine havâleye ilcâ ve mütevellîler dahi nakd akça almadıkları 'illeti ile vaktiyle vazîfe edâ edemeyüp, mürtezikayı zîk-ı 'ayşa mübtelâ eyledikleri ve müsakkafâtdan hâsıl mu'accelâtın râbıtası kābil iken, 'adem-i tekayyüd ile o makūle mu'accelât derece-i ziyâ ü telefe vâsıl olduğu ve bundan sonra Haremeyn-i şerîfeyn'in kavânîn-i mu'teberesi tecdîd ve revâbıt-ı müstahsenesi te'kîd olunmadığı hâlde hazînesine [Ü1 162b] vehn-i küllî 'ârız olacağından başka, ahvâl-i [Ü2 176a] mürtezika perîşân ve hıdmetde kusûr-ı zarûrîleri nümâyân olacağı mir'ât-ı temâsül-i hakāyık-ı umûr olan tab'-ı Mülûkâne'de cilve-ger ve Haremeyn Hazînesi'nin hisâbı görülüp, îrâd ü mesârıf tahkīk olundukdan sonra, telâhuk-ı efkâr ile nizâma rabt olunmak irâde-i seniyyesi mukarrer olduğundan, bu makūle dekāyık-ı umûrda mişvârı ma'lûm olan Re'îsülküttâb-ı esbak Firdevsî Efendi husûs-ı mezkûrun ru'yet ü nizâmına me'mûr olmuşidi.\nİki yüz bir senesinden bed' ile îrâd ü mesârıfı hisâb ve sekiz yüz kîse fazla bulunup, gayr ez-ta'mîrât ve zuhûrât ber-vech-i mukāyese bir senelik mesârıf-ı mu'tâdesini dahi mîzân edüp, senevî kırk dokuz bin üç yüz yedi buçuk guruş fazla-i mâl-i Haremeyn te'ayyün eylediğini takrîr eylediği ve Haremeyn-i şerîfeyn'e mülhak bi'l-cümle evkāfın vukū' bulan müsakkafât mahlûlâtı, ta'mîrât mesârıfına ve mütevellîlerin matlûbları i'tâsına medâr-ı küllî iken, o makūle mahlûlât Mütevellî ve Kâtib ve Câbî miyânlarında iktisâm ve her ne kadar tenbîh ü ibrâm olunduysa sûret-yâb-ı nizâm olmamağla, fîmâ-ba'd Dâru's-sa'âde Ağası nezâretinde Haremeyn'e tâbi' evkāfdan, evlâda meşrûta olan evkāfdan ma'adâ bi'l-cümle selâtîn-i 'izâm ve vüzerây-ı kirâm ve sâyir sagīr ü kebîr ve te'bîd ve gayr-i te'bîd hân ve dükkân ve menzil ve bostân ve gayri gerek müstakıll ve gerek on hisseden bir hisse dahi olursa mahlûl olup, evkāfa râci' olanların mahâll ve hudûd ve müştemilât ve 'arsasının zirâ'ı\nber-vech-i tahmîn bedeli beyânıyla, mütevellîleri taraflarından kâtiblerine inhâ ve Haremeyn Kalemi'nden mezâd kāyimesi [Ü2 176b] ihrâc ve Mütevellî'si ma'rifetiyle vakfın Dellâl'ına teslîm ve müzâyede ve inkıtâʿ rağbetiyle kimin üzerinde karâr eyler ise karâr-dâdesi keşîde olunup, [Ü1 163a] muʿtâd olan resmi baʿde'l-ihrâc muʿaccelesi Hazîne-i Haremeyn'e teslîm ü idrâc ve zahr-ı kāyimeye tahrîr ve Kalem'inden müste'ciri yedine verilan sûret mûcebince Mütevellî tarafından dahi tasarrufuna izin temessükü verilmek üzere nizâma rabt olundu. Şöyle ki, mahlûl olan müsakkafâtdan bâ-hatt-ı hümâyûn verilan mahlûlâtdan mâʿadâ mahlûlât-ı vakfın muʿaccelâtı Hazîne-i Haremeyn'e teslîm olunduğunu müşʿir Haremeyn Kalemi'nden sûret verilmedikçe vakıf tarafından temessük verilmamek, verilürse ʿamel olunmayup, müste'cir ve Mütevellî ve Kâtib ve Câbî te'dîb ve cihetleri refʿ olunup, ibkā olunmamak şurûtu derciyle âhara tevcîh olunmak ve bu mâdde içün başka defter tutulup, Ayasofya-i kebîr ve İstanbul Haremeyni evkāfının idaresi muʿaccelât-ı mahlûlâta mevkūf olmağla, vakfeyn-i mezkûreyn mütevellîleri inhâ ve senesi muʿaccelâtından Hazîne-i Haremeyn'de mâl, vakf olduğu Kalem'inden der-kenâr olunup, ʿarzlarıyla Kalem'inden verilan sûret mûcebince Hazîne-i Haremeyn'den verilmek ve maʿadâ mâl-i muʿaccelâtdan hatt-ı hümâyûn sâdır olmadıkça, bir mahalle akça harc u sarf olunmayup, başkaca hifz olunmak ve bin iki yüz on senesinden bu âna gelince evkāf-ı Haremeyn'in vukūʿ bulan mahlûlâtı ketebe ve hademesinden su'âl ve zâhire ihrâc ve muhâsebâtı ru'yet olunmayan evkāfın muhâsebeleri ru'yet olunmak husûsâtı, Nâzır-ı Vakf olan Dâru's-saʿâde Ağası [Ü2 177a] hazretleri tarafından bâ-takrîr ʿarz-ı huzûr-ı Mülûkâne kılınup: “İşbu tahrîr mahalline kayd ve fîmâ-baʿd düstûru'l-ʿamel tutulup, iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri verile” deyü şeref-rîz-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn, Haremeyn Muhâsebesi Kalemi'ne kayd ve İstanbul ve Üsküdar ve Galata ve Hâsslar ve Burusa ve Edirne ve Gelibolu kadılarına hitâben evâmir-i şerîfe ısdâr olundu. [Ü1 163b] Ve selâtîn-i ʿizâm hazerâtının Haremeyn-i şerîfeyn nezâretinde olan ʿimâretleri uncularına senede küllî mebâliğ sarf olunur iken, tabh olunan fodulalar içün baʿzı ʿimârete çörekçi hâssı ve baʿzısına etmekçi hâssı verdiklerinden, ekseri gayr-i me'kûl ve mürtezikanın bu sebeble derece-i iztırâbları hayyiz-i gāyete mevsûl olup, Evkāf-ı selâse ʿimâretlerinde tabh olunan fodulaların dahi fi'l-asl birbirine mugāyereti derkâr iken, taşralardan râyici üzere mahsûs hinta celb ve iştirâ olunduğundan, fodulaları ʿale's-seviyye çörekçi hâssından ma'mûl gibi olup, Haremeyn evkāfı fodulalarının dahi Evkāf-ı selâse misillü baʿde'l-yevm ʿale's-seviyye hâss tabh olunması zımnında iktizâ eden elli bin kîle hınta\nİrâd-ı Cedîd Defterdârı Efendi ma'rifetiyle Tuna ve Kara-deniz taraflarından râyici üzere tertîb ve sefâyin istîcârıyla celb olunmak ve iki yüz iki senesi Cumâdelâhıre'si gurresinden bed' ile 'ale's-seviyye minvâl-i meşrûh üzere tabh olunmak ve etmekçi hâssıyla mukayyed olan 'imâretlerinden kayd-ı mezkûr terkīn olunmak husûsları mübârek Rikâb-ı kâm-yâb-ı Husrevâne'ye ‘arz ü istîzân olundukda, mûcebince tanzîm olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr olmağla, [Ü2 177b] nizâm-ı mezkûr Haremeyn Muhâsebesi'ne kayd ve evkāfa ve İrâd-ı Cedîd tarafına başka başka ‘ilm ü haberleri verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Divrikli Ahmed Efendi bu defʿa dahi bir sene kadar Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcılığı ile kâm-ver olup, müsâheret münâsebeti olan İsmâʿîl Efendi verâsında nakb-ı cidâr-ı merâm eyleyerek, işbu Rebîʿulevvel'in yirminci günü mûmâ ileyhi üftâde-i Çârtâk-ı ‘azl-i nâ-be-hengâm ve istirdâd-ı makbûzât-ı [Ü1 164a] muʿayyene ile cerîh-i şeşper-i gadr ü ithâm edüp, şâhid-i dilârây-ı kitâbeti zîver-i âgūş-i igtinâm ve üzerinde bulunan Masraf Kitâbeti ile ‘İsmetî Efendi kesb-i kadr ü ihtişâm eyledi.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_256.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâde",
          "text": "Divrikli Ahmed Efendi bu defʿa dahi bir sene kadar Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcılığı ile kâm-ver olup, müsâheret münâsebeti olan İsmâʿîl Efendi verâsında nakb-ı cidâr-ı merâm eyleyerek, işbu Rebîʿulevvel'in yirminci günü mûmâ ileyhi üftâde-i Çârtâk-ı ‘azl-i nâ-be-hengâm ve istirdâd-ı makbûzât-ı [Ü1 164a] muʿayyene ile cerîh-i şeşper-i gadr ü ithâm edüp, şâhid-i dilârây-ı kitâbeti zîver-i âgūş-i igtinâm ve üzerinde bulunan Masraf Kitâbeti ile ‘İsmetî Efendi kesb-i kadr ü ihtişâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İntihây-ı hudûd-ı Hâkānî'de vâkiʿ serhadlerden Çıldır Eyâleti mukaddemâ Mîr-i mîrânlık ile Sâbit Mehmed Paşa'ya tevcîh olunmuşidi. Eyâlet-i mezkûrede kâyin ümerâ ve vükelâ me'lûf-i hükûmet-i vüzerâ olduklarından gayri, Paşa-yı mûmâ ileyhin nâsıye-i hâlinde envâr-ı liyâkat rû-nümâ olup, Vezâret'e istîhâlini Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretleri inhâ etmekle, işbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın üçüncü günü mûmâ ileyhe Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsân ve mahsûd-i etrâb ü ahdân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_257.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Çıldır",
          "text": "İntihây-ı hudûd-ı Hâkānî'de vâkiʿ serhadlerden Çıldır Eyâleti mukaddemâ Mîr-i mîrânlık ile Sâbit Mehmed Paşa'ya tevcîh olunmuşidi. Eyâlet-i mezkûrede kâyin ümerâ ve vükelâ me'lûf-i hükûmet-i vüzerâ olduklarından gayri, Paşa-yı mûmâ ileyhin nâsıye-i hâlinde envâr-ı liyâkat rû-nümâ olup, Vezâret'e istîhâlini Erzurum Vâlîsi Vezîr Yûsuf Ziyâ Paşa hazretleri inhâ etmekle, işbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın üçüncü günü mûmâ ileyhe Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsân ve mahsûd-i etrâb ü ahdân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır Kadısı olan Külâhî-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin ser-pûş-i hayâtı rübûde-i dest-i ecel ve mansıbı ol vechile münhall olduğundan, iki yüz on iki senesi Cumâdelâhıre'si\ngurresinden ʻazli, zabtından iʻtibâr olunmak üzere müddet-i mahlûlesi şehr-i Rebîʿu [Ü2 178a] -lâhır'ın yedinci günü Kudüs'den maʻzûl Nuʻmân Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed Edhem Efendi'ye tevcîh olunup, sâbıkā Mısır Kadısı Benli-zâde Ahmed Efendi dahi taraf-ı Fetvâ-penâhî'ye nesr-i nakd-i niyâz ile Mekke-i mükerreme Pâyesi'n ihrâz eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Mısır be-Edhem Efendi ve ihsân-ı Rütbe-i Mekke be-Benli-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_258.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Mısır be-Edhem Efendi ve ihsân-ı Rütbe-i Mekke be-Benli-zâde",
          "text": "Mısır Kadısı olan Külâhî-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin ser-pûş-i hayâtı rübûde-i dest-i ecel ve mansıbı ol vechile münhall olduğundan, iki yüz on iki senesi Cumâdelâhıre'si\ngurresinden ʻazli, zabtından iʻtibâr olunmak üzere müddet-i mahlûlesi şehr-i Rebîʿu [Ü2 178a] -lâhır'ın yedinci günü Kudüs'den maʻzûl Nuʻmân Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed Edhem Efendi'ye tevcîh olunup, sâbıkā Mısır Kadısı Benli-zâde Ahmed Efendi dahi taraf-ı Fetvâ-penâhî'ye nesr-i nakd-i niyâz ile Mekke-i mükerreme Pâyesi'n ihrâz eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on altıncı günü Tersâne-i ʿâmire'de vâkiʿ zahîre enbârlarının birinden âteş-i pür-dûd ʿalev-efşân-ı şühûd ve birbirine sirâyet ile dört enbâr muhterik u nâbûd olup, itfâsına teşmîr-i dâmen-i ihtimâm eden zâbitân ve neferâtın saʿy ü ikdâmları manzûr-ı Pâdişâh-ı kesîrü'l-inʿâm olduğuna binâ'en, miyânelerinde iktisâm olunmak içün otuz orta Yeniçeri'ye [Ü1 164b] beş bin guruş ihsân buyurduklarından gayri, ferdâsı sûzân olan mekâna teveccüh ve mevcûd olan tulumbacıları beş yüz altûn inʿâmıyla nâyil-i bülga-i tevessüʿ ü tereffüh buyurdular.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk der-enbârhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_259.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk der-enbârhâ",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on altıncı günü Tersâne-i ʿâmire'de vâkiʿ zahîre enbârlarının birinden âteş-i pür-dûd ʿalev-efşân-ı şühûd ve birbirine sirâyet ile dört enbâr muhterik u nâbûd olup, itfâsına teşmîr-i dâmen-i ihtimâm eden zâbitân ve neferâtın saʿy ü ikdâmları manzûr-ı Pâdişâh-ı kesîrü'l-inʿâm olduğuna binâ'en, miyânelerinde iktisâm olunmak içün otuz orta Yeniçeri'ye [Ü1 164b] beş bin guruş ihsân buyurduklarından gayri, ferdâsı sûzân olan mekâna teveccüh ve mevcûd olan tulumbacıları beş yüz altûn inʿâmıyla nâyil-i bülga-i tevessüʿ ü tereffüh buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fi'l Anadolu Muhâsebeciliği ile Nemçe sefâretine me'mûr İbrâhîm Efendi Beç'e varup, ibtidâ Baş-vekîl ile mülâkāt ve mektûb-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi iʿtâ ile icrây-ı resm-i müvâlât ve işbu Rebîʿulevvel'in on beşinci günü İmperator'a olan nâme-i hümâyûn iblâğ olunmak husûsu karâr-gîr olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda alay ile İmperator olduğu mahalle ʿazîmet ve üst kürkü ve mücevveze ile tebdîl-i hey'et edüp, İmprator nâme-i hümâyûnu der-dest-i iclâl müşâhede eylediği hâlde, vasat-ı Dîvân-hâne'den istikbâl ve tarafeynden muʿtâd olan su'âl ü cevâb ʿakabinde âmâde kılınan [Ü2 178b] hânesine ʿavdet ile îfây-ı me'mûriyyete iştigāl eylediğini bu defʿa firistâde eylediği bir kıtʿa mektûbuyla ifâde eyledi.",
          "caption": "Mülâkāt-ı Sefîr-i Nemçe be-İmperator",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_260.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Mülâkāt-ı Sefîr-i Nemçe be-İmperator",
          "text": "Bi'l-fi'l Anadolu Muhâsebeciliği ile Nemçe sefâretine me'mûr İbrâhîm Efendi Beç'e varup, ibtidâ Baş-vekîl ile mülâkāt ve mektûb-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi iʿtâ ile icrây-ı resm-i müvâlât ve işbu Rebîʿulevvel'in on beşinci günü İmperator'a olan nâme-i hümâyûn iblâğ olunmak husûsu karâr-gîr olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda alay ile İmperator olduğu mahalle ʿazîmet ve üst kürkü ve mücevveze ile tebdîl-i hey'et edüp, İmprator nâme-i hümâyûnu der-dest-i iclâl müşâhede eylediği hâlde, vasat-ı Dîvân-hâne'den istikbâl ve tarafeynden muʿtâd olan su'âl ü cevâb ʿakabinde âmâde kılınan [Ü2 178b] hânesine ʿavdet ile îfây-ı me'mûriyyete iştigāl eylediğini bu defʿa firistâde eylediği bir kıtʿa mektûbuyla ifâde eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehâbeddîn Paşa tevliyyetine mutasarrıf sâbıkā Kilâr Kethudâsı Seyyid Mustafa Ağa rızk-ı maksûmunu itmâm ve sûy-i âhirete ʿatf-ı zimâm etmekden nâşî, Çukadâr Ağa olan İznikmidî Ahmed Ağa tevliyyet-i merkūme ile çerâğ ü ihyâ ve Çukadâr Ağalık hıdmet-i şerîfesi Rikâbdâr Hasan Ağa'ya revâ görülüp, anın yeriyle Dülbend Ağası Saʿîd Ağa'nın tâliʿi isʿâd ve Rikâbdâr Ağalık hıdmetiyle ber-murâd olup, Miftâh Ağası Müezzin-başı Halîl Ağa, Dülbend Ağalığı'yla ser-mahfil-i ʿizz ü rifʿat ve Pîşgîr Ağası İbrâhîm Ağa, Miftâh Ağalığı'yla feth-i kilîd-i meserret ve Ser-destârî Ahmed Ağa, Pîşgîr Ağalığı'yla ser-süfre-i niʿmet-i ferhat ve Seferli'den Hâfız Yûsuf Ağa hakkında dahi lutf-i [Ü1 165a] Şâhâne taʿmîm ve Sarıkçı-başılık ile dest-nevâzende-i tekrîm kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ağayân-ı Enderûn-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_261.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ağayân-ı Enderûn-ı hümâyûn",
          "text": "Şehâbeddîn Paşa tevliyyetine mutasarrıf sâbıkā Kilâr Kethudâsı Seyyid Mustafa Ağa rızk-ı maksûmunu itmâm ve sûy-i âhirete ʿatf-ı zimâm etmekden nâşî, Çukadâr Ağa olan İznikmidî Ahmed Ağa tevliyyet-i merkūme ile çerâğ ü ihyâ ve Çukadâr Ağalık hıdmet-i şerîfesi Rikâbdâr Hasan Ağa'ya revâ görülüp, anın yeriyle Dülbend Ağası Saʿîd Ağa'nın tâliʿi isʿâd ve Rikâbdâr Ağalık hıdmetiyle ber-murâd olup, Miftâh Ağası Müezzin-başı Halîl Ağa, Dülbend Ağalığı'yla ser-mahfil-i ʿizz ü rifʿat ve Pîşgîr Ağası İbrâhîm Ağa, Miftâh Ağalığı'yla feth-i kilîd-i meserret ve Ser-destârî Ahmed Ağa, Pîşgîr Ağalığı'yla ser-süfre-i niʿmet-i ferhat ve Seferli'den Hâfız Yûsuf Ağa hakkında dahi lutf-i [Ü1 165a] Şâhâne taʿmîm ve Sarıkçı-başılık ile dest-nevâzende-i tekrîm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağlı eşkıyâsı üzerine Anadolu Vâlîsi Vezîr Seyyid ʿAli Paşa'nın me'mûriyyeti ve Rumeli tarafına geçdiği beyân olunmuşidi. Eşkıyâ sergerdelerinden Kara Hasan ve Kara Feyzî nâm rû-siyehler ile hevâdârları Fere Kazâsı'nda vâkiʿ Ilıcalar Karyesi'ne tehassun eyledikleri, Rumeli Vâlîsi'ne münʿakis oldukda, Silahdârı Hüseyin Ağa'yı mikdâr-ı vâfî asker ile istîsâllerine taʿyîn etmişidi. Savlet-i askere eşkıyâ tâb-âver olmayup, leylen [Ü2 179a] firâr ve Megri Kasabası'nda tehaşşüdü ihtiyâr ve bundan sonra bir hamle ile târ ü mâr olacağları mütehakkak iken, ʿAli Paşa tarafından Kara Hasan'a rây verilüp, Megri'de ikāmetine ruhsat verildiği [şâyiʿalarıyla] me'mûrların kuvvet-i bâzûlarına vehn ü fütûr îrâs edüp, Kara Hasan'dan müfârakat eden eşkıyâ dahi üç fırka oldukları ve bu esbâb ile Rumeli ve Anadolu vâlîleri miyânında nefsâniyyet hudûs ve ʿalâ mâ-hüve'l-matlûb maslahat görülmeyüp, gāyetün mâ-fî'l-bâb eşkıyânın baʿzısını Anadolu Vâlîsi itmi'nân-i kalb verüp, yanına celb ve baʿzısının Rumeli Vâlîsi rây ile vahşetlerini selb eyleyerek oldukça teskîn-i şerr eyledikleri mukarrer olmağla, müşârun ileyhimâ miyânında tekevvün eden garaz u nefsâniyyet gün-be-gün mütezâyid ve birinden sarf-ı me'mûriyyet medâr-ı teshîl-i maslahat olacağı hâtıra vârid olduğundan, ʿAli Paşa'ya rây verdiği dağluları maʿiyyetiyle Anadolu'ya geçürmek ve Rumeli tarafında kalmak murâd edenleri Mustafa Paşa tarafına göndermek üzere fermân gönderilüp, emr-i şerîfe itāʿat ve Gelibolu Maʿberi'nden ʿubûr ile mansıbına ʿavdet eyledi.\nRumeli Vâlîsi Mustafa Paşa'nın bu defʻa vürûd eden tahrîrâtında [Ü1 165b] dağluya oldukça nizâm verilüp, fîmâ-baʿd cibâl kazâlarından fırka-i uhrâ zuhûr etmamek râbıtasına ihtimâm etmek içün şecâʿat ü gayreti kirâren ve mirâren meşhûd-ı enâm olan Silahdârı Hüseyin Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ile Çirmen Sancağı verilmek, muktezây-ı maslahat olduğun işâret edüp, Çirmen'den Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa dahi [Ü2 179b] istîfâ etmiş bulunmağla, müşârun ileyhe Tırhala ve Silahdâr-ı mûmâ ileyhe Mîr-i mîrânlık ile Çirmen Sancağı tevcîh ü ihsân olundu.",
          "caption": "ʿAvdet-i Vâlî-yi Anadolu be-mansıb-ı hîş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_262.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Vâlî-yi Anadolu be-mansıb-ı hîş",
          "text": "Dağlı eşkıyâsı üzerine Anadolu Vâlîsi Vezîr Seyyid ʿAli Paşa'nın me'mûriyyeti ve Rumeli tarafına geçdiği beyân olunmuşidi. Eşkıyâ sergerdelerinden Kara Hasan ve Kara Feyzî nâm rû-siyehler ile hevâdârları Fere Kazâsı'nda vâkiʿ Ilıcalar Karyesi'ne tehassun eyledikleri, Rumeli Vâlîsi'ne münʿakis oldukda, Silahdârı Hüseyin Ağa'yı mikdâr-ı vâfî asker ile istîsâllerine taʿyîn etmişidi. Savlet-i askere eşkıyâ tâb-âver olmayup, leylen [Ü2 179a] firâr ve Megri Kasabası'nda tehaşşüdü ihtiyâr ve bundan sonra bir hamle ile târ ü mâr olacağları mütehakkak iken, ʿAli Paşa tarafından Kara Hasan'a rây verilüp, Megri'de ikāmetine ruhsat verildiği [şâyiʿalarıyla] me'mûrların kuvvet-i bâzûlarına vehn ü fütûr îrâs edüp, Kara Hasan'dan müfârakat eden eşkıyâ dahi üç fırka oldukları ve bu esbâb ile Rumeli ve Anadolu vâlîleri miyânında nefsâniyyet hudûs ve ʿalâ mâ-hüve'l-matlûb maslahat görülmeyüp, gāyetün mâ-fî'l-bâb eşkıyânın baʿzısını Anadolu Vâlîsi itmi'nân-i kalb verüp, yanına celb ve baʿzısının Rumeli Vâlîsi rây ile vahşetlerini selb eyleyerek oldukça teskîn-i şerr eyledikleri mukarrer olmağla, müşârun ileyhimâ miyânında tekevvün eden garaz u nefsâniyyet gün-be-gün mütezâyid ve birinden sarf-ı me'mûriyyet medâr-ı teshîl-i maslahat olacağı hâtıra vârid olduğundan, ʿAli Paşa'ya rây verdiği dağluları maʿiyyetiyle Anadolu'ya geçürmek ve Rumeli tarafında kalmak murâd edenleri Mustafa Paşa tarafına göndermek üzere fermân gönderilüp, emr-i şerîfe itāʿat ve Gelibolu Maʿberi'nden ʿubûr ile mansıbına ʿavdet eyledi.\nRumeli Vâlîsi Mustafa Paşa'nın bu defʻa vürûd eden tahrîrâtında [Ü1 165b] dağluya oldukça nizâm verilüp, fîmâ-baʿd cibâl kazâlarından fırka-i uhrâ zuhûr etmamek râbıtasına ihtimâm etmek içün şecâʿat ü gayreti kirâren ve mirâren meşhûd-ı enâm olan Silahdârı Hüseyin Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ile Çirmen Sancağı verilmek, muktezây-ı maslahat olduğun işâret edüp, Çirmen'den Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa dahi [Ü2 179b] istîfâ etmiş bulunmağla, müşârun ileyhe Tırhala ve Silahdâr-ı mûmâ ileyhe Mîr-i mîrânlık ile Çirmen Sancağı tevcîh ü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sefâret tarîkıyle Françe'ye taʿyîn olunan ʿAli Efendi Françe sevâhilinde vâkiʿ Marsilya'ya vâsıl ve otuz altı gün Nezâret'e sıkletini çekdikden sonra, Tolun ve Lyon şehirlerinden güzâr eyleyerek iki yüz on iki Muharrem'inin on sekizinci günü Paris şehrine dâhil ve tehyi'e kılınan hâneye nâzil olup, on altı gün murûrunda tertîb olunan alay ile nâme-i hümâyûnu Müdîrân-ı Hamse'ye teslîm ve cânib-i yemînde taʿzîmen ikʿâd olunmasını Müdîrân-ı Hamse, Umûr-ı Dâhiliyye Vekîli'ne taʿlîm ve o aralıkda Ceneviz ve Papa elçileri dahi nâmelerin takdîm eyleyüp, celse-i hafîfeden sonra İspanya Elçisi, Efendi-yi mûmâ ileyhi Françe dâru'l-hükümleri olan mahalle götürüp, dâyire-i mezkûre temâşâ olunur iken, Müdîr-i Hamse o mevkıʿa vürûd ile izhâr-ı beşâşet ve baʿdehû tahsîs olunan hânesine ʿavdet eylediğini bu defʿa tahrîr ü işâret eyledi.",
          "caption": "Vusûl-i Sefîr-i Devlet-i ʿaliyye be-memleket-i Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_263.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vusûl-i Sefîr-i Devlet-i ʿaliyye be-memleket-i Françe",
          "text": "Sefâret tarîkıyle Françe'ye taʿyîn olunan ʿAli Efendi Françe sevâhilinde vâkiʿ Marsilya'ya vâsıl ve otuz altı gün Nezâret'e sıkletini çekdikden sonra, Tolun ve Lyon şehirlerinden güzâr eyleyerek iki yüz on iki Muharrem'inin on sekizinci günü Paris şehrine dâhil ve tehyi'e kılınan hâneye nâzil olup, on altı gün murûrunda tertîb olunan alay ile nâme-i hümâyûnu Müdîrân-ı Hamse'ye teslîm ve cânib-i yemînde taʿzîmen ikʿâd olunmasını Müdîrân-ı Hamse, Umûr-ı Dâhiliyye Vekîli'ne taʿlîm ve o aralıkda Ceneviz ve Papa elçileri dahi nâmelerin takdîm eyleyüp, celse-i hafîfeden sonra İspanya Elçisi, Efendi-yi mûmâ ileyhi Françe dâru'l-hükümleri olan mahalle götürüp, dâyire-i mezkûre temâşâ olunur iken, Müdîr-i Hamse o mevkıʿa vürûd ile izhâr-ı beşâşet ve baʿdehû tahsîs olunan hânesine ʿavdet eylediğini bu defʿa tahrîr ü işâret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı fusûl-i selâse güzâr ve serdî-yi hevâ bedîdâr olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelûlâ'nın ikinci İsneyn günü Pâdişâh-ı ʿamîmü'n-nevâl Beşiktaş Serâyı'ndan Topkapu'da vâkiʿ dâyire-i bî-hemtâya nakl ü ikbâl buyurup, o mevkıʿ-ı dil-nişîn kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-âver-i huld-i berîn oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_264.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "text": "Eyyâm-ı fusûl-i selâse güzâr ve serdî-yi hevâ bedîdâr olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelûlâ'nın ikinci İsneyn günü Pâdişâh-ı ʿamîmü'n-nevâl Beşiktaş Serâyı'ndan Topkapu'da vâkiʿ dâyire-i bî-hemtâya nakl ü ikbâl buyurup, o mevkıʿ-ı dil-nişîn kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-âver-i huld-i berîn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü1 166a] İşbu sâl-i huceste-fâlde Bahr-i sefîd'e ihrâc olunan ince donanmaya ümerâ'-i deryâdan Mehmed Bey Başbûğ [Ü2 180a] nasb olunup, maʿiyyetinde olan tekneleri lâzım gelan mahallere tesyâr ve kendüsi dahi süvâr olduğu korvet ile Bekir Kapudanı refâkate ihtiyâr edüp, Kıbrıs sularında geşt ü güzâr eder iken, ʿale'l-gafle Maltiz korsanlarından “Seykel” nâm hurum-zâdenin sefînesine râst gelüp, mesfûr birkaç nefer kefere ile leylen firâr etmiş bulunduğundan, sefînesini derûnunda olan yirmi beş nefer Maltiz esîrleriyle zabt eylediği ve Rodos Mutasarrıfı Murâbıt-zâde Hasan Kapudan kendi fırkateynine Rodoslu Mehmed Kapudan'ı irkâb ve Barba-oğlu ʿAli Kapudan'ın süvâr olduğu sâlyânelü kırlangıc sefînesini maʿiyyetine terfîk ile Anadolu sevâhiline şukka-güşây-ı seyr ü zehâb etmişidi. Adrasan açıklarında “Nikola” nâm korsanın on dokuz topçeker bir kıt'a sefînesine tesâdüf edüp, kuvvet-i bâzû-yı celâdet ve nîrû-yı sâʿid-i himmet ile bilâ-meşakkat ü külfet zikr olunan sefîneyi yüz on yedi nefer Maltiz esîrleriyle rabt-ı vesâyık-ı mezellet ve işbu Cumâdelûlâ'nın beşinci günü zikr olunan kapudanlar akdarmalarıyla vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet oldular.\n\nZikr olunan üserâ hem-pâlarına mülhak kılınup, nehengân-ı deryây-ı savlet olan kapudânân ve neferât mazhar-ı ihsân-ı Şehriyâr-ı dârâ-heybet olduklarından gayri, kırk elli nefer melâʿîn ile bir kıtʿa Maltiz galeresi bir zemândan berü ʿArabistân sevâhilinde deverân ve adalara îsâl-i zarar ü ziyân eyleyerek katʿî çok cerîmleri zabt ve emvâl ü eşyâsını tâlân edüp, sefîne-i mezkûre sagīrü'l-cirm olduğundan, [Ü2 180b] ele getürülmesi müteʿazzir ve me'mûrlar bu bâbda mütekeddir olmuşlaridi. Geçen sene [Ü1 166b] cânib-i Mora'ya tertîb olunan sefâyinden bir kebîr fırkateyne Benefşeli Hasan Bey süvâr olup, Benefşe'nin on mîl açığında mesfûra râst gelüp, üzerine hecme-endâz-ı celâdet ve Çuka Adası'na dek verâsını boşlamayup, ʿâkıbet başdan kara eyleyerek birkaç nefer mellâh ile reh-gîrây-ı ʿazîmet olup, teknesi teshîr ve derûnunda olan on sekiz nefer Maltalu esîr kılınup, kapudân-ı merkūm akdarmasıyla vâsıl-ı Der-i devlet-medâr ve ʿatâyây-ı Şâhâne ile hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu.",
          "caption": "Vekāyi'-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_265.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyi'-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "[Ü1 166a] İşbu sâl-i huceste-fâlde Bahr-i sefîd'e ihrâc olunan ince donanmaya ümerâ'-i deryâdan Mehmed Bey Başbûğ [Ü2 180a] nasb olunup, maʿiyyetinde olan tekneleri lâzım gelan mahallere tesyâr ve kendüsi dahi süvâr olduğu korvet ile Bekir Kapudanı refâkate ihtiyâr edüp, Kıbrıs sularında geşt ü güzâr eder iken, ʿale'l-gafle Maltiz korsanlarından “Seykel” nâm hurum-zâdenin sefînesine râst gelüp, mesfûr birkaç nefer kefere ile leylen firâr etmiş bulunduğundan, sefînesini derûnunda olan yirmi beş nefer Maltiz esîrleriyle zabt eylediği ve Rodos Mutasarrıfı Murâbıt-zâde Hasan Kapudan kendi fırkateynine Rodoslu Mehmed Kapudan'ı irkâb ve Barba-oğlu ʿAli Kapudan'ın süvâr olduğu sâlyânelü kırlangıc sefînesini maʿiyyetine terfîk ile Anadolu sevâhiline şukka-güşây-ı seyr ü zehâb etmişidi. Adrasan açıklarında “Nikola” nâm korsanın on dokuz topçeker bir kıt'a sefînesine tesâdüf edüp, kuvvet-i bâzû-yı celâdet ve nîrû-yı sâʿid-i himmet ile bilâ-meşakkat ü külfet zikr olunan sefîneyi yüz on yedi nefer Maltiz esîrleriyle rabt-ı vesâyık-ı mezellet ve işbu Cumâdelûlâ'nın beşinci günü zikr olunan kapudanlar akdarmalarıyla vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet oldular.\n\nZikr olunan üserâ hem-pâlarına mülhak kılınup, nehengân-ı deryây-ı savlet olan kapudânân ve neferât mazhar-ı ihsân-ı Şehriyâr-ı dârâ-heybet olduklarından gayri, kırk elli nefer melâʿîn ile bir kıtʿa Maltiz galeresi bir zemândan berü ʿArabistân sevâhilinde deverân ve adalara îsâl-i zarar ü ziyân eyleyerek katʿî çok cerîmleri zabt ve emvâl ü eşyâsını tâlân edüp, sefîne-i mezkûre sagīrü'l-cirm olduğundan, [Ü2 180b] ele getürülmesi müteʿazzir ve me'mûrlar bu bâbda mütekeddir olmuşlaridi. Geçen sene [Ü1 166b] cânib-i Mora'ya tertîb olunan sefâyinden bir kebîr fırkateyne Benefşeli Hasan Bey süvâr olup, Benefşe'nin on mîl açığında mesfûra râst gelüp, üzerine hecme-endâz-ı celâdet ve Çuka Adası'na dek verâsını boşlamayup, ʿâkıbet başdan kara eyleyerek birkaç nefer mellâh ile reh-gîrây-ı ʿazîmet olup, teknesi teshîr ve derûnunda olan on sekiz nefer Maltalu esîr kılınup, kapudân-ı merkūm akdarmasıyla vâsıl-ı Der-i devlet-medâr ve ʿatâyây-ı Şâhâne ile hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "hâlâ İstanbul Kadısı Hamdullah Beyefendi'yi pâyede tekaddüm ile mecrûh-ı tîğ-i te'ellüm etmişidi. Mîr-i mûmâ ileyh kıdem-i tarîk\nhasebiyle izhâr-ı sûz u güdâz ve kalb-i mecrûhuna itrâf-ı çâre-sâz olmak içün dest-i niyâzı bâz edüp, hâline merhamet ve kıdem-i tarîkına riʿâyet ve iki yüz on bir senesi Cumâdelâhıre'sinin on beşinden iʿtibâr ile mîr-i mûmâ ileyhe İstanbul Pâyesi verilüp, kayd-ı te'ehhurdan sıyânet ve Mekke Kadısı'nın vefâtı haberi vürûd eylediğine binâ’en, iki yüz on iki senesi Receb'inden sene-i merkūme Zilhicce'si gāyetine dek zabt ve ʿazli, zabtından muʿteber olmak üzere Mekke-i mükerreme Kazâsı sâbıkā Mısır Kadısı Medhî-zâde ʿAbdurrahmân Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i İstanbul be-Hamdullah Bey ve tevcîh-i Kazâ’-i Mekke be-Medhî-zâde ʿOsmân Paşa-zâde ʿİzzet Beyefendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_266.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i İstanbul be-Hamdullah Bey ve tevcîh-i Kazâ’-i Mekke be-Medhî-zâde ʿOsmân Paşa-zâde ʿİzzet Beyefendi",
          "text": "hâlâ İstanbul Kadısı Hamdullah Beyefendi'yi pâyede tekaddüm ile mecrûh-ı tîğ-i te'ellüm etmişidi. Mîr-i mûmâ ileyh kıdem-i tarîk\nhasebiyle izhâr-ı sûz u güdâz ve kalb-i mecrûhuna itrâf-ı çâre-sâz olmak içün dest-i niyâzı bâz edüp, hâline merhamet ve kıdem-i tarîkına riʿâyet ve iki yüz on bir senesi Cumâdelâhıre'sinin on beşinden iʿtibâr ile mîr-i mûmâ ileyhe İstanbul Pâyesi verilüp, kayd-ı te'ehhurdan sıyânet ve Mekke Kadısı'nın vefâtı haberi vürûd eylediğine binâ’en, iki yüz on iki senesi Receb'inden sene-i merkūme Zilhicce'si gāyetine dek zabt ve ʿazli, zabtından muʿteber olmak üzere Mekke-i mükerreme Kazâsı sâbıkā Mısır Kadısı Medhî-zâde ʿAbdurrahmân Efendi'ye tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın onuncu Salı günü Dîvân-ı ʿâlî'de sunûf-ı [Ü2 181a] askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, kabzına me'mûr olanlara iʿtâ ve Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, tenbîhât-ı Mülûkâne'yi şâmil Hazînedâr Ağa vesâtatiyle şeref-resân-ı vürûd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtefet-makrûn ile [Ü1 167a] kadr-i Sadrıaʿzam dübâlâ kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_267.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın onuncu Salı günü Dîvân-ı ʿâlî'de sunûf-ı [Ü2 181a] askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, kabzına me'mûr olanlara iʿtâ ve Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, tenbîhât-ı Mülûkâne'yi şâmil Hazînedâr Ağa vesâtatiyle şeref-resân-ı vürûd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtefet-makrûn ile [Ü1 167a] kadr-i Sadrıaʿzam dübâlâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cihet-i ʿilmiyye ile rüchâniyyeti müsellem olan Hamdullah Efendi'ye ve Şeyhulislâm Efendi Müfettişi Süleymân Efendi'ye ve Bekir Ağa-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye leff ü neşr-i müretteb üzere işbu bin iki yüz on iki senesi Receb'inin beşinci ve onuncu ve on beşinci günlerinden iʿtibâr ile Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân olunup, her biri birer cihetle matlablarına vusûl ile duʿây-ı devlet-i Pâdişâhî'yi vird-i zebân eylediler.",
          "caption": "Tevcîh-i pâyehâ be-mevâlî-yi ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_268.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i pâyehâ be-mevâlî-yi ʿizâm",
          "text": "Cihet-i ʿilmiyye ile rüchâniyyeti müsellem olan Hamdullah Efendi'ye ve Şeyhulislâm Efendi Müfettişi Süleymân Efendi'ye ve Bekir Ağa-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye leff ü neşr-i müretteb üzere işbu bin iki yüz on iki senesi Receb'inin beşinci ve onuncu ve on beşinci günlerinden iʿtibâr ile Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân olunup, her biri birer cihetle matlablarına vusûl ile duʿây-ı devlet-i Pâdişâhî'yi vird-i zebân eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan ocağların nizâmları keyfiyyâtı eğerçi bâlâda bast ü beyân olunup, ancak lede'l-iktizâ bir mahalle me'mûriyyetlerinde taʿyînâtları ve lâzım gelan etvâr u harekâtları bilinmek umûr-ı lâzimeden olduğuna binâ'en, mukaddemâ Hakkı Paşa maʿiyyetine gönderilan Topçu ve 'Arabacı ortaları yedlerine verilan taʿlîm-nâme makīs olarak, zikr olunan ocağların meʾmûriyyetlerinde lâzım gelan ahvâl, mücelled-i vekāyiʿa sebt olunmakda fâyide mülâhaza olunduğundan, bu vechile idâre-i zebân-i makāl olunur ki, her ortaya birer Çorbacı ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve ‘Alemdâr ve Aşcı Ustası ve Baş-karakullukçu ve Orta Sakāsı ve on nefer top ustası ve on nefer yamak ve seksan nefer Topçu ve altı nefer tüfeng-endâz ustası ve altı nefer Yamak ve kırk sekiz tüfeng-endâzân [Ü2 181b] ve on beş nefer Karakullukçu ve bir nefer Cerrâh tahsîs olunup, eyyâm-ı hareketlerinden mâʿadâ beher yevm sabâh ve ahşâm ve her Cum'a gicesi lâzım gelan meʾkûlâtlarıyçün tertîb olunân ecnâs-ı zehâyir taʿlîm-nâmelerinde tasrîh olunup, hastalık ve ‘avârız-ı sâyire ile neferâta naks ü tedennî târî oldukda, mevcûda göre [Ü1 167b] zehâyir tenkīs ve bu keyfiyyete dikkat ü ihtimâm Mübâşir ve Çorbacı'ya tahsîs oluna. Ve bi'l-külliyye mesârıf-ı orta, Vekîl-harc'ı maʿrifetiyle ru'yet olunup, re's-i şehirde defteri tanzîm ve Mübâşir yedine verilan orta akçasından teslîm oluna. Ve sühûlet içün re's-i şehirde Vekîl-harc'a 'ale'l-hisâb bir mikdâr akça verilüp, gāyet-i şehirde hisâbı ruʾyet ve mâʿadâ matlûbu edâ olunup, beher mâh katʿ-ı hisâba mübâderet oluna. Neferâtdan birkaç top neferâtı tefrîk ve âhar mahalle me'mûr olduklarında, içlerinden biri Vekîl-harc nasb olunup, neferât hisâbına göre hisseleri ayrılup, bâkīsi ortada kala. Ve müddet-i meks temâdî kabûl edüp, Mübâşir yedinde olan bin guruş orta akçası vefâ etmediği hâlde deftere imrâr-ı nazar-ı dikkat etdikden sonra, makbûzu olan mîrî akçasından verüp, Âsitâne'den orta akçası taleb eyleye. Ve nân ve lahm-ı ganem ve şaʿîr ve saman, me'mûr-ı maʿiyyetleri olan vüzerâ ve sâyir vükelâ buyuruldularıyla ordularına cemʿ olunacak taʿyînâtdan verilüp, esnây-ı râhda ve mübâyaʿası olmayan mahallerde Mübâşir yedinde olan mîrî akçasından mübâyaʿa olunup verile. Ve bâlâda zikr olunduğu vechile tefrîk-i neferâtda taʿyînât dahi tefrîk oluna. Ve ber-mûceb-i kānûn-nâme-i hümâyûn top ustası ve Yamak'ıyla her topa me'mûr on neferin [Ü2 182a] dördü sağda ve yamağıyla dîger dört neferi solda nişân vazʿ olunan topun yanında gideler. Ve sürʿat toplarına meʾmûr on nefer tüfeng-endâzların beşi sağda, beşi solda gideler. Toplar tertîb ile yola dizilüp, neferât yemîn ü yesârında önlerinde\n'Alemdâr ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve verâlarında Çorbacı gidüp, bir konakdan bir konağa dek Topçu ve 'Arabacı birbirinden ayrılmayup, âheste reftâr ile ‘azîmet ve kendülerine [Ü1 168a] taʿb-ı tarîk 'arız olup, teneffüs murâd eylediklerinde, cümlesi berâber eğlenüp, perîşân gitmamelerine ve yollarda fukarâya zarar ü ziyân etmamelerine zâbitân ihtimâm edeler. Ve aʿdâ ve eşkıyâ üzerine me'mûr olduklarında top atmak ve topu muhâfaza etmeğe dikkat edeler. Ve Âsitâne'den hareketlerinde yağmurluk ve kebelerin câme-dânlarına vazʿ ve nişânlu nîmtenleriyle yola gidüp, konak yerinde kebelerin geyeler. Ve bu ‘âdet, şehir ve kasabâta duhûl eder iken cârî olup, libâs-ı mahsûsların tagyîrden hazer edeler. Ve 'arabacıların bir ortası bir nefer Çorbacı ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve ‘Alemdâr ve Sakā ve Aşcı Ustası ve Baş-karakullukçu ve yirmi nefer ‘arabacı halîfeleri ve yüz ‘Arabacı ve on nefer Karakullukçu ve iki nefer Serrâc ve dört nefer Naʿlbend ve iki nefer Marankoz ve iki nefer Çilingîr'den 'ibâret olup, bunların dahi yol taʿyînlerinin müfredâtı ve seferde lâzım gelan tavr u hareketleri yedlerine verilan taʿlîm-nâmede musarrah ve şurûtları Topçu şurûtuna tevfîk olunup, aʿdâ ve eşkıyâ üzerine me'mûr olduklarında, top ‘arabalarının yanında kıyâm ve bârgîr ve sâyir levâzımâtı muhâfazaya ihtimâm etmeleri ve top-keşân [Ü2 182b] bârgîrlerine lâzım olan mühimmât murûr-ı vakt ile fersûde oldukda, Mübâşir yedinde olan mîrî akçasından vefâ eyleyecek kadar mübâyaʿa câyiz olmak sûretleri taʿlîm-nâmelerinde tafsîl olunup, muktezâsı üzere ‘amel ü hareket etmeleri lâzım gelenlere tenbîh ü te'kîd olundu.",
          "caption": "Zikr-i taʿlîm-nâme-i Topçuyân ve ‘Arabacıyân der-hengâm-ı meʾmûriyyet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_269.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i taʿlîm-nâme-i Topçuyân ve ‘Arabacıyân der-hengâm-ı meʾmûriyyet",
          "text": "Zikr olunan ocağların nizâmları keyfiyyâtı eğerçi bâlâda bast ü beyân olunup, ancak lede'l-iktizâ bir mahalle me'mûriyyetlerinde taʿyînâtları ve lâzım gelan etvâr u harekâtları bilinmek umûr-ı lâzimeden olduğuna binâ'en, mukaddemâ Hakkı Paşa maʿiyyetine gönderilan Topçu ve 'Arabacı ortaları yedlerine verilan taʿlîm-nâme makīs olarak, zikr olunan ocağların meʾmûriyyetlerinde lâzım gelan ahvâl, mücelled-i vekāyiʿa sebt olunmakda fâyide mülâhaza olunduğundan, bu vechile idâre-i zebân-i makāl olunur ki, her ortaya birer Çorbacı ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve ‘Alemdâr ve Aşcı Ustası ve Baş-karakullukçu ve Orta Sakāsı ve on nefer top ustası ve on nefer yamak ve seksan nefer Topçu ve altı nefer tüfeng-endâz ustası ve altı nefer Yamak ve kırk sekiz tüfeng-endâzân [Ü2 181b] ve on beş nefer Karakullukçu ve bir nefer Cerrâh tahsîs olunup, eyyâm-ı hareketlerinden mâʿadâ beher yevm sabâh ve ahşâm ve her Cum'a gicesi lâzım gelan meʾkûlâtlarıyçün tertîb olunân ecnâs-ı zehâyir taʿlîm-nâmelerinde tasrîh olunup, hastalık ve ‘avârız-ı sâyire ile neferâta naks ü tedennî târî oldukda, mevcûda göre [Ü1 167b] zehâyir tenkīs ve bu keyfiyyete dikkat ü ihtimâm Mübâşir ve Çorbacı'ya tahsîs oluna. Ve bi'l-külliyye mesârıf-ı orta, Vekîl-harc'ı maʿrifetiyle ru'yet olunup, re's-i şehirde defteri tanzîm ve Mübâşir yedine verilan orta akçasından teslîm oluna. Ve sühûlet içün re's-i şehirde Vekîl-harc'a 'ale'l-hisâb bir mikdâr akça verilüp, gāyet-i şehirde hisâbı ruʾyet ve mâʿadâ matlûbu edâ olunup, beher mâh katʿ-ı hisâba mübâderet oluna. Neferâtdan birkaç top neferâtı tefrîk ve âhar mahalle me'mûr olduklarında, içlerinden biri Vekîl-harc nasb olunup, neferât hisâbına göre hisseleri ayrılup, bâkīsi ortada kala. Ve müddet-i meks temâdî kabûl edüp, Mübâşir yedinde olan bin guruş orta akçası vefâ etmediği hâlde deftere imrâr-ı nazar-ı dikkat etdikden sonra, makbûzu olan mîrî akçasından verüp, Âsitâne'den orta akçası taleb eyleye. Ve nân ve lahm-ı ganem ve şaʿîr ve saman, me'mûr-ı maʿiyyetleri olan vüzerâ ve sâyir vükelâ buyuruldularıyla ordularına cemʿ olunacak taʿyînâtdan verilüp, esnây-ı râhda ve mübâyaʿası olmayan mahallerde Mübâşir yedinde olan mîrî akçasından mübâyaʿa olunup verile. Ve bâlâda zikr olunduğu vechile tefrîk-i neferâtda taʿyînât dahi tefrîk oluna. Ve ber-mûceb-i kānûn-nâme-i hümâyûn top ustası ve Yamak'ıyla her topa me'mûr on neferin [Ü2 182a] dördü sağda ve yamağıyla dîger dört neferi solda nişân vazʿ olunan topun yanında gideler. Ve sürʿat toplarına meʾmûr on nefer tüfeng-endâzların beşi sağda, beşi solda gideler. Toplar tertîb ile yola dizilüp, neferât yemîn ü yesârında önlerinde\n'Alemdâr ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve verâlarında Çorbacı gidüp, bir konakdan bir konağa dek Topçu ve 'Arabacı birbirinden ayrılmayup, âheste reftâr ile ‘azîmet ve kendülerine [Ü1 168a] taʿb-ı tarîk 'arız olup, teneffüs murâd eylediklerinde, cümlesi berâber eğlenüp, perîşân gitmamelerine ve yollarda fukarâya zarar ü ziyân etmamelerine zâbitân ihtimâm edeler. Ve aʿdâ ve eşkıyâ üzerine me'mûr olduklarında top atmak ve topu muhâfaza etmeğe dikkat edeler. Ve Âsitâne'den hareketlerinde yağmurluk ve kebelerin câme-dânlarına vazʿ ve nişânlu nîmtenleriyle yola gidüp, konak yerinde kebelerin geyeler. Ve bu ‘âdet, şehir ve kasabâta duhûl eder iken cârî olup, libâs-ı mahsûsların tagyîrden hazer edeler. Ve 'arabacıların bir ortası bir nefer Çorbacı ve Oda-başı ve Vekîl-harc ve ‘Alemdâr ve Sakā ve Aşcı Ustası ve Baş-karakullukçu ve yirmi nefer ‘arabacı halîfeleri ve yüz ‘Arabacı ve on nefer Karakullukçu ve iki nefer Serrâc ve dört nefer Naʿlbend ve iki nefer Marankoz ve iki nefer Çilingîr'den 'ibâret olup, bunların dahi yol taʿyînlerinin müfredâtı ve seferde lâzım gelan tavr u hareketleri yedlerine verilan taʿlîm-nâmede musarrah ve şurûtları Topçu şurûtuna tevfîk olunup, aʿdâ ve eşkıyâ üzerine me'mûr olduklarında, top ‘arabalarının yanında kıyâm ve bârgîr ve sâyir levâzımâtı muhâfazaya ihtimâm etmeleri ve top-keşân [Ü2 182b] bârgîrlerine lâzım olan mühimmât murûr-ı vakt ile fersûde oldukda, Mübâşir yedinde olan mîrî akçasından vefâ eyleyecek kadar mübâyaʿa câyiz olmak sûretleri taʿlîm-nâmelerinde tafsîl olunup, muktezâsı üzere ‘amel ü hareket etmeleri lâzım gelenlere tenbîh ü te'kîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şikākī Hânı Sâdık Hân'ın mekriyle helâk olan Ağa Mehmed Hân'ın birâder-zâdesi Baba Hân, Kazvîn kurbünde Sâdık Hân ile tarh-1 bezm-i rezm edüp, Sâdık Hân'ın askerini şikest ve kāmet-i nahvetini pest edüp, bu hâl ile firâr ve Erdebîl'de karâr edüp, Ağa Mehmed Hân'ın kātili yedinden [Ü1 168b] nezʿ eylediği mücevher tâc ve bâzû-bend ve hamâyilini oğlu ile Baba Hân'a irsâl edüp, cenge ikdâmından peşîmân ve tâlib-i ‘afv ü emân olduğundan gayri, fîmâ-ba'd hükmüne râm ve dergehinde gulâm olmak üzere izhâr-ı firûtenî vü meskenet eylediğinden, Baba Hân tarafından ‘özrü kabûl olunup, hükûmet-gâh-ı kadîmi ibkā vü takrîr ve bir müzeyyen esb ve bir sevb-i semmûr ile taltîf ü tevkīr kılınup, el-yevm hıtta-i İran'da Hân-ı mûmâ ileyhe mukābil olacak hasım kalmayup, hânân-ı Azerbaycân ve 'Irâk-ı ‘Acem ve Faris bi'l-cümle gerden-dâde-i tavk-1 itâʿati olmağla, âsâr-ı istiklâl Hân-ı mûmâ ileyhe bi-\nhasebi'z-zâhir intikāl eylediği, bu defʿa Bağdâd Vâlîsi'nin vürûd eden tahrîrâtından istidlâl olundu.",
          "caption": "Havâdis-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_270.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i İran",
          "text": "Şikākī Hânı Sâdık Hân'ın mekriyle helâk olan Ağa Mehmed Hân'ın birâder-zâdesi Baba Hân, Kazvîn kurbünde Sâdık Hân ile tarh-1 bezm-i rezm edüp, Sâdık Hân'ın askerini şikest ve kāmet-i nahvetini pest edüp, bu hâl ile firâr ve Erdebîl'de karâr edüp, Ağa Mehmed Hân'ın kātili yedinden [Ü1 168b] nezʿ eylediği mücevher tâc ve bâzû-bend ve hamâyilini oğlu ile Baba Hân'a irsâl edüp, cenge ikdâmından peşîmân ve tâlib-i ‘afv ü emân olduğundan gayri, fîmâ-ba'd hükmüne râm ve dergehinde gulâm olmak üzere izhâr-ı firûtenî vü meskenet eylediğinden, Baba Hân tarafından ‘özrü kabûl olunup, hükûmet-gâh-ı kadîmi ibkā vü takrîr ve bir müzeyyen esb ve bir sevb-i semmûr ile taltîf ü tevkīr kılınup, el-yevm hıtta-i İran'da Hân-ı mûmâ ileyhe mukābil olacak hasım kalmayup, hânân-ı Azerbaycân ve 'Irâk-ı ‘Acem ve Faris bi'l-cümle gerden-dâde-i tavk-1 itâʿati olmağla, âsâr-ı istiklâl Hân-ı mûmâ ileyhe bi-\nhasebi'z-zâhir intikāl eylediği, bu defʿa Bağdâd Vâlîsi'nin vürûd eden tahrîrâtından istidlâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Rumeli Hisârı'nda vâkiʿ sâhil-hânesinde ʿillet-i insibâb ile halʿ-i libâs-ı hayât ve tecerruʿ-ı ke's-i memât eyleyüp, naʿş-ı pâki Âsitâne'ye nakl olunup, Sultân Mehmed Câmiʿ-i şerîfinde nemâzı [Ü2 183a] edâ ve o gencîne-i ʿilm ü meʿârif ʿAbdurrahmân Efendi Hazîresi'nde medfûn-ı tahte's-serâ kılındı.",
          "caption": "İrtihâl-i Şeyhulislâm-ı sâbık Mehmed Mekkî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_271.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İrtihâl-i Şeyhulislâm-ı sâbık Mehmed Mekkî Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh Rumeli Hisârı'nda vâkiʿ sâhil-hânesinde ʿillet-i insibâb ile halʿ-i libâs-ı hayât ve tecerruʿ-ı ke's-i memât eyleyüp, naʿş-ı pâki Âsitâne'ye nakl olunup, Sultân Mehmed Câmiʿ-i şerîfinde nemâzı [Ü2 183a] edâ ve o gencîne-i ʿilm ü meʿârif ʿAbdurrahmân Efendi Hazîresi'nde medfûn-ı tahte's-serâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Müderrislik ile Enderûn'dan muhrec Celeb Halîl Efendi'nin Mekke-i mükerreme'de sulbünden bin yüz yirmi altı târîhinde zuhûr edüp, bülûğ-ı rüşde karîb eyyâmda tahsîl-i ʿilme meşgûl ve kırk yedide tarîk-ı tedrîse duhûl ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl olmuşidi. Yetmiş dokuzda Selânik ile ahad-i mevâlî ve seksan beşde Şâm ve doksan târîhinde Medîne-i münevvere Kazâsı'yla kadri ʿâlî olup, doksan sekizde İstanbul Kadılığı ile mükerrem ve doksan dokuzda Anadolu ve iki yüzde Rumeli pâyeleriyle pertev-i ikbâli \"Ke-nârin ʿalâ ʿalem\" olmuşidi. Sene-i merkūme muntasıfında bi'l-fiʿl [Ü1 169a] Rumeli Kadıʿaskerliği'yle icrây-ı ahkâm ve mâlik-i zimâm-ı nakz u ibrâm ve iki yüz iki Safer'inde Şeyhulislâm ve üç buçuk mâhdan sonra zehrâbe-i ʿazl ile telh-kâm olup, iki yüz beş Receb'inde mükerreren Müftî'l-enâm ve Hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olmuşlaridi. İki\nyüz altı Zilka'de'sinde maʿzûl ve kûşe-güzîn-i zâviye-i hamûl olup, iki yüz on iki Cumâdelûlâ'sında vedâʿ-ı ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i semt-i câvidânî eyledi. Müşârun ileyh menbaʿ-i ʿulûm-i zehhâr ve keşşâf-ı dekāyık u hakāyık-ı âsâr, râz-dân-ı mezâyây-ı menkūl ve yekke-süvâr-ı mızmâr-ı maʿkūl, sânî-yi Teftâzânî, hem-pây-i Kirmânî ve Isfehânî, tavd-ı bâzıh ve ʿilm-i şâmıh olup, Kādî üzerine taʿlîk eylediği Hâşiye'si makbûl-i tıbâʿ-ı ʿulemâ ve sâyir ʿulûmda olan tasarrufâtı, müsellem-i erbâb-ı zihn ü zekâ olduğundan fazla, Kasîde-i Bürde'ye yazdığı Türkî şerh siʿa-i ʿilm [Ü2 183b] ü fazlına bürhân ve rikkat-i şiʿr ve berâʿat-i inşâsı müstahsen-i ashâb-ı ʿirfân olup, dervîş-nihâd, halûk ve sâff-iʿtikād bir ʿâlim-i ʿâmil ve bir fâzıl-ı kâmil idi. Evâyil-i hâlinde bu Fakīr ile germ-i ülfet olup, dâyimâ mişkât-ı ʿilminden iktibâs ve tefsîr ve sâyir ʿulûmda olan muʿzılât-ı ebhâsı huzûruna ʿarz ile hall-i kazıyye vü kıyâs ve defʿ-i müşkil ü iltibâs eyleridim. Şiʿri, Tevfik Efendi'nin şiʿrine fâyik ve hatt-ı taʿlîkde akrânını sabık idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_272.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Müderrislik ile Enderûn'dan muhrec Celeb Halîl Efendi'nin Mekke-i mükerreme'de sulbünden bin yüz yirmi altı târîhinde zuhûr edüp, bülûğ-ı rüşde karîb eyyâmda tahsîl-i ʿilme meşgûl ve kırk yedide tarîk-ı tedrîse duhûl ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl olmuşidi. Yetmiş dokuzda Selânik ile ahad-i mevâlî ve seksan beşde Şâm ve doksan târîhinde Medîne-i münevvere Kazâsı'yla kadri ʿâlî olup, doksan sekizde İstanbul Kadılığı ile mükerrem ve doksan dokuzda Anadolu ve iki yüzde Rumeli pâyeleriyle pertev-i ikbâli \"Ke-nârin ʿalâ ʿalem\" olmuşidi. Sene-i merkūme muntasıfında bi'l-fiʿl [Ü1 169a] Rumeli Kadıʿaskerliği'yle icrây-ı ahkâm ve mâlik-i zimâm-ı nakz u ibrâm ve iki yüz iki Safer'inde Şeyhulislâm ve üç buçuk mâhdan sonra zehrâbe-i ʿazl ile telh-kâm olup, iki yüz beş Receb'inde mükerreren Müftî'l-enâm ve Hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olmuşlaridi. İki\nyüz altı Zilka'de'sinde maʿzûl ve kûşe-güzîn-i zâviye-i hamûl olup, iki yüz on iki Cumâdelûlâ'sında vedâʿ-ı ʿâlem-i fânî ve ʿazm-i semt-i câvidânî eyledi. Müşârun ileyh menbaʿ-i ʿulûm-i zehhâr ve keşşâf-ı dekāyık u hakāyık-ı âsâr, râz-dân-ı mezâyây-ı menkūl ve yekke-süvâr-ı mızmâr-ı maʿkūl, sânî-yi Teftâzânî, hem-pây-i Kirmânî ve Isfehânî, tavd-ı bâzıh ve ʿilm-i şâmıh olup, Kādî üzerine taʿlîk eylediği Hâşiye'si makbûl-i tıbâʿ-ı ʿulemâ ve sâyir ʿulûmda olan tasarrufâtı, müsellem-i erbâb-ı zihn ü zekâ olduğundan fazla, Kasîde-i Bürde'ye yazdığı Türkî şerh siʿa-i ʿilm [Ü2 183b] ü fazlına bürhân ve rikkat-i şiʿr ve berâʿat-i inşâsı müstahsen-i ashâb-ı ʿirfân olup, dervîş-nihâd, halûk ve sâff-iʿtikād bir ʿâlim-i ʿâmil ve bir fâzıl-ı kâmil idi. Evâyil-i hâlinde bu Fakīr ile germ-i ülfet olup, dâyimâ mişkât-ı ʿilminden iktibâs ve tefsîr ve sâyir ʿulûmda olan muʿzılât-ı ebhâsı huzûruna ʿarz ile hall-i kazıyye vü kıyâs ve defʿ-i müşkil ü iltibâs eyleridim. Şiʿri, Tevfik Efendi'nin şiʿrine fâyik ve hatt-ı taʿlîkde akrânını sabık idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Basra ile Bağdâd miyânında sâkin olup, ekser ve eşerr kabâyilden Hazâʿil ʿAşîreti'ne baş ve zâtında hevâdâr-ı Kızılbaş olan “Hamdülhamûd” nâm kimesne Ağa Mehmed Hân'ın Bağdâd üzerine gelmek âvâzesiyle Bağdâd Vâlîsi'nin iştigālini fursat ʿadd ve cevânib-i erbaʿası miyâh ü neyistân bir mahall-i saʿbu'l-murûra bir kalʿa binâ [Ü1 169b] ve etrafını istihkâmât ile sedd eyleyüp, Bağdâd Hazînesi'ne edâsı lâzım gelan emvâl-i mîriyyeyi edâda mümâtale ve etrâf u eknâfa müdahale etmekle, mizâc-ı vakte göre sûʾ-i serîretinden igmâz ve\nte'dîb ü güşmâlinden i'râz olunmuşidi. el-Hâletü hâzihî gāyile-i mezkûre ber-taraf olup, şeyh-i merkūmun te'dîb ve def'-i mazarratıyla kabâyil-i sâyireyi terhîb lâzım geldiğinden, müşârun ileyh Kethudâsı'nı vâfir piyâde ve süvârî asâkir ile taʿyîn edüp, ʿaşîret-i merkūmenin mütehassın oldukları mahalle vardıklarında, sebîl-i ʿubûr mesdûd ve kesret-i miyâh mâniʿ-i neyl-i maksûd olduğunu müşâhede ile bir tarafı sedd ve ordu sığacak kadar bir mahall-i hâlîde [Ü2 184a] nasb-ı hıyâm ve miyâh-ı sâyirenin seddine ihtimâm olunduğunu muʿâyene ile kalbine hafakān ve zihnine bîm-i cân ʿârız olup, dehâlet vechiyle hemşîresini irsâl ve bi'n-nefs kendüsi gelmek üzere tâlib-i itmi'nân-ı bâl olmağla, garazı ifâte-i evkāt ve sedd-i menâfiz ile telâfî-yi mâ-fât olduğunu Kethudây-ı mûmâ ileyh ihsâs edüp: “Yevm-i merkūmda gelürse, cânına ve mâlına emân verilür” haberi gönderilüp, butûʿ-ı hareketi musaddık-ı rekîz-i zamîri olmağla, 'ale's-sabâh tertîb-i sâk u cenâh eyleyerek üzerlerine hücûm ve eşkıyây-ı ʿArab dahi mukābele edüp, mesâff-gâh-ı tarefeyn nümûne-nümây-ı yevm-i maʿlûm olup, dört sâʿat kadar hengâm-ı ceng mütemâdî ve bir nefer oğlu ahz olunup, şeyh-i merkūm iki nefer oğluyla reh-gîrây-ı bevâdî ve emvâl ü eşyaları gāret-ger-i hâzır u bâdî olduğunu müşârun ileyh Dergâh-ı vâlâ'ya ʿarz u ifâde eyledi.",
          "caption": "Ahvâl-i şeyh-i kabîle-i Hazâʿil ve inhizâm-ı û ez-savlet-i Vâlî-yi Bağdâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_273.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i şeyh-i kabîle-i Hazâʿil ve inhizâm-ı û ez-savlet-i Vâlî-yi Bağdâd",
          "text": "Basra ile Bağdâd miyânında sâkin olup, ekser ve eşerr kabâyilden Hazâʿil ʿAşîreti'ne baş ve zâtında hevâdâr-ı Kızılbaş olan “Hamdülhamûd” nâm kimesne Ağa Mehmed Hân'ın Bağdâd üzerine gelmek âvâzesiyle Bağdâd Vâlîsi'nin iştigālini fursat ʿadd ve cevânib-i erbaʿası miyâh ü neyistân bir mahall-i saʿbu'l-murûra bir kalʿa binâ [Ü1 169b] ve etrafını istihkâmât ile sedd eyleyüp, Bağdâd Hazînesi'ne edâsı lâzım gelan emvâl-i mîriyyeyi edâda mümâtale ve etrâf u eknâfa müdahale etmekle, mizâc-ı vakte göre sûʾ-i serîretinden igmâz ve\nte'dîb ü güşmâlinden i'râz olunmuşidi. el-Hâletü hâzihî gāyile-i mezkûre ber-taraf olup, şeyh-i merkūmun te'dîb ve def'-i mazarratıyla kabâyil-i sâyireyi terhîb lâzım geldiğinden, müşârun ileyh Kethudâsı'nı vâfir piyâde ve süvârî asâkir ile taʿyîn edüp, ʿaşîret-i merkūmenin mütehassın oldukları mahalle vardıklarında, sebîl-i ʿubûr mesdûd ve kesret-i miyâh mâniʿ-i neyl-i maksûd olduğunu müşâhede ile bir tarafı sedd ve ordu sığacak kadar bir mahall-i hâlîde [Ü2 184a] nasb-ı hıyâm ve miyâh-ı sâyirenin seddine ihtimâm olunduğunu muʿâyene ile kalbine hafakān ve zihnine bîm-i cân ʿârız olup, dehâlet vechiyle hemşîresini irsâl ve bi'n-nefs kendüsi gelmek üzere tâlib-i itmi'nân-ı bâl olmağla, garazı ifâte-i evkāt ve sedd-i menâfiz ile telâfî-yi mâ-fât olduğunu Kethudây-ı mûmâ ileyh ihsâs edüp: “Yevm-i merkūmda gelürse, cânına ve mâlına emân verilür” haberi gönderilüp, butûʿ-ı hareketi musaddık-ı rekîz-i zamîri olmağla, 'ale's-sabâh tertîb-i sâk u cenâh eyleyerek üzerlerine hücûm ve eşkıyây-ı ʿArab dahi mukābele edüp, mesâff-gâh-ı tarefeyn nümûne-nümây-ı yevm-i maʿlûm olup, dört sâʿat kadar hengâm-ı ceng mütemâdî ve bir nefer oğlu ahz olunup, şeyh-i merkūm iki nefer oğluyla reh-gîrây-ı bevâdî ve emvâl ü eşyaları gāret-ger-i hâzır u bâdî olduğunu müşârun ileyh Dergâh-ı vâlâ'ya ʿarz u ifâde eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağası Tokādî Mustafa Ağa beş seneye karîb Ağalık edüp, kesb-i mâl-i firâvân eylediğine ʿadem-i kanāʿat ile “Hel min mezîd?” nidâlarıyla [Ü1 170a] kolluklar tebdîli ve bî-vakt serhadd ağalarının ʿazli gibi umûra tesaddî ve ricâl-i Ocağ'a tamaʿa mebnî te'addî eylediği, mesmûʿ-ı hazret-i Tâc-dârî olup, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi dördüncü Salı günü mûmâ ileyh ʿazl olunup, Kul Kethudâsı olan Eyyûb Ağa, Yeniçeri Ağalığı'yla mesrûr ve Zağarcı-başı bulunan Karslı Mehmed Ağa, Kul Kethudâlığı'yla nâyil-i etemm-ı hubûr olup, Seksoncu-başı Hasan Ağa, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı Şehrî Mehmed Ağa, Seksoncu-başı ve Muhzır bulunan Seyyid Mehmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_274.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Yeniçeri Ağası Tokādî Mustafa Ağa beş seneye karîb Ağalık edüp, kesb-i mâl-i firâvân eylediğine ʿadem-i kanāʿat ile “Hel min mezîd?” nidâlarıyla [Ü1 170a] kolluklar tebdîli ve bî-vakt serhadd ağalarının ʿazli gibi umûra tesaddî ve ricâl-i Ocağ'a tamaʿa mebnî te'addî eylediği, mesmûʿ-ı hazret-i Tâc-dârî olup, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi dördüncü Salı günü mûmâ ileyh ʿazl olunup, Kul Kethudâsı olan Eyyûb Ağa, Yeniçeri Ağalığı'yla mesrûr ve Zağarcı-başı bulunan Karslı Mehmed Ağa, Kul Kethudâlığı'yla nâyil-i etemm-ı hubûr olup, Seksoncu-başı Hasan Ağa, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı Şehrî Mehmed Ağa, Seksoncu-başı ve Muhzır bulunan Seyyid Mehmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Canik havâlîsinde Aʿyânlık [Ü2 184b] sevdâsıyla baʿzı mütegallibe ser-nümâ ve tîşe-i zulm ü cevr ile berkende-i hânumân-ı fukarâ olduklarına binâ'en, te'dîb ü istîsâlleri farz olduğunu, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretleri ʿarz edüp, teshîlen li'l-maslaha Trabzon Eyâleti tarafına tevcîh ve gûşmâl-i eşkıyâ husûsu me'mûriyyeti emr-i şerîfinde tenbîh olunmuşidi. Müşârun ileyh muktezây-ı me'mûriyyeti üzere Ordu Kasabası Aʿyânı Şeyh-oğlu'nu izâle edüp, hakkında fermân-ı kazâ cereyân sudûr eden Su-bâzârı Aʿyânı Gedik Ali-oğlu İbrâhîm üzerine dahi asker çeküp, mütehassın olduğu palangaları müsahhar-ı dest-i iktidâr ve şakī-yi merkūm üç-beş nefer ile firâr ve sâyir eşkıyâ dahi melâz ittihâz eyledikleri husûnda karâr edemeyüp, her biri bir semti ihtiyâr eylediklerini işʿâr eylediğinden başka, fîmâ-baʿd eşkıyâyı memlekete uğratmamak üzere Livâ’-i selâse müteʿayyinlerini nezr-i girâna katʿ ve yirmi kadar ru'ûs-i eşkıyâ irsâliyle mazarrat-ı mütegallibeyi defʿ eylediği ve bu meʿârikde gayreti meşhûd olan Ünye Aʿyânı Genc Ağa'ya Kapucu-başılık ve Milas Aʿyânı Sâlih Ağa'ya Silahşörlük ihsân olunmasın recâ etmekle, hıdmeti hayyiz-i kabûle resâ [Ü1 170b] olduğuna binâ'en, Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından sâbıkā Edirne Bostancı-başısı Ahmed Ağa ile bâlâsı hatt-ı şerîf ile müzeyyen emr-i şerîfe mashûb bir kıtʿa şemşîr ve bir sevb-i semmûr kürk irsâl ve merkūm Genc Ağa, Kapucu-başılık ve Sâlih Ağa, Silahşörlük ile makzıyyü'l-âmâl oldular.",
          "caption": "İ'dâm-ı bazı eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_275.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı bazı eşkıyâ",
          "text": "Canik havâlîsinde Aʿyânlık [Ü2 184b] sevdâsıyla baʿzı mütegallibe ser-nümâ ve tîşe-i zulm ü cevr ile berkende-i hânumân-ı fukarâ olduklarına binâ'en, te'dîb ü istîsâlleri farz olduğunu, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretleri ʿarz edüp, teshîlen li'l-maslaha Trabzon Eyâleti tarafına tevcîh ve gûşmâl-i eşkıyâ husûsu me'mûriyyeti emr-i şerîfinde tenbîh olunmuşidi. Müşârun ileyh muktezây-ı me'mûriyyeti üzere Ordu Kasabası Aʿyânı Şeyh-oğlu'nu izâle edüp, hakkında fermân-ı kazâ cereyân sudûr eden Su-bâzârı Aʿyânı Gedik Ali-oğlu İbrâhîm üzerine dahi asker çeküp, mütehassın olduğu palangaları müsahhar-ı dest-i iktidâr ve şakī-yi merkūm üç-beş nefer ile firâr ve sâyir eşkıyâ dahi melâz ittihâz eyledikleri husûnda karâr edemeyüp, her biri bir semti ihtiyâr eylediklerini işʿâr eylediğinden başka, fîmâ-baʿd eşkıyâyı memlekete uğratmamak üzere Livâ’-i selâse müteʿayyinlerini nezr-i girâna katʿ ve yirmi kadar ru'ûs-i eşkıyâ irsâliyle mazarrat-ı mütegallibeyi defʿ eylediği ve bu meʿârikde gayreti meşhûd olan Ünye Aʿyânı Genc Ağa'ya Kapucu-başılık ve Milas Aʿyânı Sâlih Ağa'ya Silahşörlük ihsân olunmasın recâ etmekle, hıdmeti hayyiz-i kabûle resâ [Ü1 170b] olduğuna binâ'en, Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından sâbıkā Edirne Bostancı-başısı Ahmed Ağa ile bâlâsı hatt-ı şerîf ile müzeyyen emr-i şerîfe mashûb bir kıtʿa şemşîr ve bir sevb-i semmûr kürk irsâl ve merkūm Genc Ağa, Kapucu-başılık ve Sâlih Ağa, Silahşörlük ile makzıyyü'l-âmâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vidin yamaklarından Pâsbân-zâde'nin ser-i felâket-zedesine buhâr-ı nahvet ü gurûr suʿûd eylediği hasebiyle Rumeli Vâlîsi bulunan Vezîr Selânikî Mustafa Paşa Başbuğluğu'yla [Ü2 185a] üzerine teslît-i cünûd olunup, muhâsara-i etrâf ve sedd ü bend-i eknâf ile muztarr ve Yeniçeri Ocağı şefâʿati ile baʿzı şurût kabûlünü medâr-ı tahlîs-i cân ü ser edüp, me'âsim-i sâbıkasından guzz-ı nazar olunmuşidi. Zemân-ı kalîlde şurûtunu fesh ile kemâ-fi'l-evvel sâlik-i girîve-i erâzil ü süfel olup, Tırnova Kasabası'na âdemler irsâl ve bilâ-sebeb kat-i çok nüfûs istîsâlinden başka, emvâl-i fukarâyı dest-zede-i nehb ü izmihlâl eyleyüp, dağlı eşkıyâsı sebebi ile me'mûr olan asâkirin fukarâya sıkleti derkâr olduğundan, merkūmun üzerine müstakillen asker taʿyîni reʿâyânın\nıztırârını dü-bâlâ eyleyeceği mukarrer olduğundan, def-i vahşet ve sebeb-i itmi'nân ü istimâleti esbâbına teşebbüs olunduysa dahi, televvün-i tabʿ iktizâsıyla mütenebbih olmayup, ru'ûnet izhârını husûl-i garaza vesîle ittihâz eyleyerek gâh der-'uhde eylediği Vidin Muhassıllığı'nın bedel-i maʿlûma tehammülü olmadığından bahs ve gâh tahsîl-i rütbe-i celîle-i devlet zımnında mekâtîb baʿs edüp, Vidin Muhassıllığı'nın emâneten zabtı irâde ve Devlet-i ʿaliyye'nin rızâsına muvâfık hareketde bulunduğu hâlde gün-be-gün kadri ziyâde olarak matlab-ı aksâsına vusûl dahi mümkin olacağı ifade olunup, [Ü1 171a] bi'l-külliyye havfını izâle ve kalbini cihet-i devlete imâle kasdıyla Niğbolu'da mukīm olan Gürcü ʿOsmân Paşa dahi dağlı vesîlesiyle İslimye'ye firistâde olunmuşiken, [mısrâ]: Derûn-ı tîre-dilân kābil-i nasîhat nîst fehvâsı üzere bu pend-i bî-mânendi kurt-ı binâgûş kabûl eylemeyüp, top ve mühimmât ve birkaç bin âdem ile Sülova Voyvodası ʿAli Ağa'yı ʿale'l-gafle Niğbolu Kalʿası'na havâle edüp, kalʿayı zabt [Ü2 185b] ve Yeniçeri ve sâyir ehâlîden kati çok kimseyi katl ve kalada sâkin müteʿayyinlerden Hasekî Mehmed Ağa ve Memiş Ağa'yı ahz ve habl-i mezellete rabt ve Vidin'e celb ve tarafından bir şahs-ı bed-fercâmı Niğbolu'ya Mütesellim nasb eylediğinden gayri, balkānın öte tarafında bulunan kasabât ve kurâyı kabza-i tasarrufuna idhâl içün asker irsâl etmek fikr-i muhâlinde olduğu ahbârı, sâmiʿa-i devlete îsâl olunup, def-i tesallutu ile fukarâyı tervîh lâzım gelüp, vücûb-ı şerʿîsi ve Ocak-ı ʿâmire kāʿidesi üzere hükm-i kānûnîsi dahi maʿlûm olmak içün Bâb-ı ʿâlî'de ʿumûm meşvereti tertîb olunup, Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa ve İstanbul maʿzûllerine gelince ʿulemâ ve Ocağlu ve ricâl-i devlet ve serhadd zâbitleri ictimâʿ ve merkūmun bidâyet ve gāyet-i ahvâli huzzâra ismâʿ olunukda, o makūle Pâdişâh'a ʿâsî olan eşhâsın Yeniçerilik'de ʿalâkaları olmayup, Ocak tarafından tesahhub olunmayacaklarını birkaç gün mukaddem bi'l-cümle Ocağlu'nun akvâlini şâmil ʿarz eylediği takrîri, Yeniçeri Ağası ve sâyir Ocağlu tekrâr tasdîk u ikrâr eylediklerinde, Sadrıaʿzam tarafından vücûb-ı şerʿîsi Şeyhulislâm Efendi'ye su'âl olunup: “Katli meşrûdur” cevabını verüp, Sadrıaʿzam tekrâr Şeyhulislâm Efendi'ye [Ü1 171b] hitâb ile: “Izâlesi meşrû olduğu hâlde merkūm, kalʿaya tehassun edeceği muhakkak olup, bu sûretde top ve humbara ile tazyîk\nlâzım gelmekle, matlûb şahs-ı vâhid iken kazıyyede medhali olmayan mahkûm u mecbûr ehl-i İslâm pâ-zede-i eyâdî-yi hasâr olacağları âşikârdır. Bu şübhe dahi defʿ olunsun” dediklerinde Şeyhulislâm [Ü2 186a] Efendi, Fetvâ Emîni'ne bakup ol dahi: “Ehâlî şahs-ı merkūmu vermedikleri hâlde teterrüs meselesi kıyâsiyle ʿamel olunur\" dedikde Defterdar-ı sabık ʿOsmân Efendi, Fetvâ Emîni'ne tahvîl-i nazar ve: “Vidin'de şu kadar etfâl ve nisvân-ı Müslimîn mevcûd iken bu kıyâs ne vechile sahîh u muʿteber olur?” dedikde Râşid Efendi: “Orası bizim üstümüze lâzım değil. Şerʿîsini efendiler bilür” deyü rişte-i kelâmı katʿ ve meclis defʿ olunup, Re'îs Efendi odasında baʿzı mütemeyyizîn cemʿ olup, muharrir-i Fakīr: \"İşte fetvâlar verileceği muhakkak, ancak yukarıda söylemeğe edeb mâniʿ oldu. Bunların üzerine taʿyîn olunan asker ekseri hâliyyü'z-zihn olup: “İslâm, İslâm üzerine kılıc çeker mi?' deyenleri ilzâm içün kātil ü maktûlün ahkâmı dahi istiftâ olunsun” dedikde, cümlesi: “Belî, bu hâtıra gelmedi” deyerek bu su’âli dahi bir kağıda yazup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'ye gönderdiler. Ferdâsı zikr olunan mazmûnda Şeyhulislâm Efendi suver-i selâseyi câmiʿ fetvâları irsâl ve evâmir-i celîleye derc olunarak etrâf u eknâfa îsâl olunup, merkūmdan infikâk ile devlet tarafına gelan kimseler katʿâ muʾâhaze olunmamak şartı dahi nusûs-ı evâmire idhâl olundu.\nİşbu meşveretden birkaç gün sonra yaʿnî mâh-ı Cumâdelâhire'nin yirmi üçüncü günü rikâb olup, Kapudan Paşa hazretlerine ferve-i Serʿaskerî iksâ ve berren ve bahran bi'l-istiklâl Vidin [Ü1 172a] üzerine me'mûriyyeti baʿzı vesâyây-ı Mülûkâne ile gûş-i hûşuna ilkā olunup, Topçu ve ʿArabacı ve Lağımcı ve Humbaracı ocaklarından kifâyet mikdârı neferât me'mûr-ı maʿiyyeti kılındığından başka, Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya, Trabzon [Ü2 186b] Eyâleti ilhâk ve o havâlî askerini dahi yanına alup, Serʿasker-i müşârun ileyhe iltihâk etmek ve Bosna Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa ve Rumeli Vâlîsi Vezîr-i dîger Mustafa Paşa başka birer ordu olarak Vidin üzerine Bosna ve Rumeli askeriyle gelmeleriyçün kürk ve emr-i şerîf ile Küçük Mîrâhûr Sakızlı Mehmed Ağa taʿyîn ve İnegöl Aʿyânı Kapucu-başı Nuʿmân Bey'e Mîr-i mîrânlık verilüp, beş yüz neferle ol dahi me'mûr ve Kara ʿOsmân-zâde ve Çapâr-zâde ve sâyir Anadolu'da sâhib-i iştihâr olan kimselerin Ordu-yi Serʿaskerî'ye şitâbları zımnında irsâl-i menşûr kılındığından başka, Kul Kethudâsı Ağa baʿzı Yeniçeriyân neferâtıyla Rumeli Vâlîsi maʿiyyetine gönderilüp, ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi dahi Rumeli Vâlîsi ordusuna Nâzır ve\nDağıstânî Kethudâsı Kapucu-başı Hüseyin Ağa, Nüzül Emîni nasb olunup, tevcîhâtda “İsmetî Efendi, Nişancı ve Hüseyin Ağa, Baş-bâkī Kulu olmak üzere mecbûru'l-hâtır kılındılar. Serʿasker Ordusu'na Tütün Gümrükçüsü ʿOsmân Ağa, Nüzül Emîni ve Selânikî Küçük Yûsuf Bey, Kassâb-başı nasb olunup, Kürd ʿOsmân Paşa, Niş muhâfazasına taʿyîn ve Mîr-i mîrânlık ile İnebahtı tevcîh olunan Mustafa Paşa'nın câme-i istiʿdâdı, tırâz-ı Vezâret'le tezyîn ve evvelâ Selânik ve baʿdehû Haleb Eyâleti ile sûr-ı ikbâli tarsîn ve Edirne'de temkîn olunup, Mîrâhûr-ı Evvel Zühdî Bey, Rumeli Sürücülüğü'ne ve Küçük Mîrâhûr Esʿad Bey, Anadolu Sürücülüğü'ne [Ü1 172b] tahsîs ve me'mûriyetlerinde terhîs olundular.\nPâsbân-oğlu Niğbolu'yu zabt etdikden sonra, eşkıyâ [Ü2 187a] gürûhundan dört nefer Sergerde ile vâfir erzâli Varna üzerine gönderüp, Bâzârcık Aʿyânı Sırıklı-oğlu'nu tahrîk ve bagy u ʿisyânda merkūmu hem-pâ vü şerîk edüp, şehr-i merkūmun yedinci Bâzâr gicesi Varna'ya bi'l-ittifâk hücûm etmeleriyle, bir fırkası kalʿaya dâhil ve bir fırkası gārete ve dîger fırkası işʿâl-i büyût ü dekâkîne müştagıl olup, Varna Kadısı bulunan Ladikli-oğlu ʿAli Efendi ehâlîye gayret ü istimâlet vererek bi'n-nefs ehâlî ile istîsâl-i eşkıyâya mübâderet ve ekserîsini iʿdâm ve kalʿada olanları dahi rây ile râm edüp, şehre isâbet eden nâr-ı zâtü'd-dırâm dahi imdâd-ı sehâb-ı feyz-i Melik-i ʿallâm ile muntafî ve o tarafdan şerr ü mazarrat-ı eşkıyâ müntefî olup, yirmi kadar kelle Âsitâne'ye irsâl ve mesbûku'l-hıdme olan Kadı ve sâyir iş erleri mazhar-ı ihsân-ı Pâdişâh-ı deryâ-nevâl oldular. Bundan sonra Pâsbân-oğlu birkaç nefer müteʿayyin şakīleri Sergerde ve maʿiyyetlerine vâfir haşerâtı ilhâk ile Ruscuğ'un teshîrini zimmet-i mefsedetlerine süpürde edüp, bu cemʿiyyet ile Ruscuğ'a karîb Kadı-köyü'ne gelüp, mütâbeʿat haberini Ruscuğ'a göndermişler idi. Silistre Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa bu gāyile defʿiyçün mukaddemce Ruscuğ'a taʿyîn olunmuş bulunup, muhâliflerin mebʿûslarını muʿâmele-i serd ile tard ve irâ'e-i meydân-ı neberd etmekle, ʿale's-seher eşkıyâ Ruscuğ'a hücûm ve mukātele ve berü tarafdan dahi merdâne mukābele olunup, birkaç sâʿat muhârebeden sonra zümre-i muhâlifîn münhezim ve katʿî çok âdemleri dâire-i hestîden münʿadim olup, üftân ü hîzân tekrâr Kadı-karyesi'ne şitâbân oldukları hâlde [Ü1 173a] birkaç kıtʿa nehren [Ü2 187b] çete kayıkları dahi görülüp, fi'l-hâl Ruscuk pîşgâhında merbût çete kayıkları mukābele vü mudârabeye başlayup, anlar dahi mukāvemetden bîzâr ve geldikleri tarafa firâr ve ferdâsı Kadı-köyü'ndte ictimâʿ eden küştenîler gayret-i câhiliyyeyi elden bırakmayup, vaʿd ü vaʿîd ile ahadühümâ âharı teşcîʿ ederek tekrâr Ruscuğ'a hecme-endâz-ı\nşekā ve bu defʻa dahi ekserîsi müste'sal-i seyf-i zevâl ü fenâ olduğunu müşârun ileyh tahrîr ü îmâ ve imdâd ü iʿâne olunmasını istidʿâ etmekle, hıdmeti nezd-i ferd-i Mülûkâne'de makbûl olup, serâsere kaplu bir sevb-i semmûr ve yirmi beş bin guruş ʿatıyye-i behiyye ile kadr ü iʿtibârı mevfûr kılındığından başka, yararlığı zâhir olan Ruscuk Aʿyânı Tirsinikli-zâde İsmâʿîl Ağa'ya Kapucubaşılık ve on beş kîse ve bir sevb aʿlâ kontoş kürk ve sâyir behâdırlara tevzîʿ ve ilbâs içün kırk kîse ve yirmi kadar şemseli ve seksan kadar şemsesiz kapûd irsâl olunup, fîmâ-baʿd istîsâl-i eşkıyâ ve muhâfaza-i etrâf u enhâya ihtimâm eylemesi bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı nevâziş-makrûnun meʾâl-i şerîfi derciyle müşârun ileyhe bir kıtʿa fermân-ı celîlü'ş-şân ısdâr ve takviye-i bâzû-yı iktidârı içün etrâfdan maʿiyyetine vâfir asker-i cedîd taʿyîn ü tesyâr olundu.\nMerkūm Pâsbân-zâde taraf taraf isâre-i gubâr-ı ceng ü kıtâl ile Devlet-i ʿaliyye'yi işgāl kasdında olduğuna binâʾen, Belgrad Kalʿası'nı zabt irâde-i fâsidesiyle Belgrad matrûdlarından Kara ʿÖmer'in maʿiyyetine bir mikdâr erâzil ü eşhâs ilhâk ve fırka-i mezkûre Pojarafça'yı basup, voyvodasını ahz ve Semendire Kapudanı dahi ehâlîde istişmâm-ı bûy-i nifâk eylediğinden, [Ü2 188a] hall-i vesâk-ı ikāmet ile Belgrad'a gelüp, eşkıyâ Semendire'yi dahi bu vechile girift ve ehâlîsi ile [Ü1 173b] ittifâk eyledikleri ahbârını Belgrad Kāyim-makāmı ʿOsmân Paşa'nın sâmiʿası istirâk etmekle, İzvornik Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Hasan Paşa'yı ve Böğürdelen Voyvodası'nı ve sâyiri vâfir asker ile başına cemʿ ü müheyyâ eylediği hâlde eşkıyâ Semendire'den hareket ve Belgrad varoşuna duhûl ile kalʿada olanlar ile cenge mübâşeret etmişleridi. Muhâfızân ve sâyir dilîrân kalʿadan çıkup, miyânede âlât-ı ceng ü sitîz müdâvele olunup, ʿavn-i Hakk ile sevret-i zümre-i muhâlifîn inhizâm-ı fâhiş ile münkesir ve iki yüz mikdârının dimâʿ-ı fâsideleri münhemirr olduğundan fazla, mühimmât ve cebe-hâne ve medâric ve livâları mazbût-ı eyâdî-yi asâkir ve dört nefer Sergerde ile yüz elli nefer şekāvet-kâr bir kenîseye tehassun etmiş bulunmalarıyla, anlar dahi zûr-bâzû-yı iktidâr ile hayyen ele getürülüp, merbût-ı habl-i züll ü ihtikār olunduğu haberleri Der-i devlet medâr'a vürûd edüp, Kāyim-makām ʿOsmân Paşa'ya bir sevb-i semmûr kürk ve on bin guruş ve Hasan Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr kürk ihsân olunduğundan başka, cengde yararlıkları bedîdâr olanlara ilbâs ve taksîm olunmak üzere şemseli şemsesiz altmış kıtʿa kapûd ve on beş bin guruş verilüp, cümlesi müstağrak-ı niʿam-ı Şehriyâr-ı kadr-dân oldular.\nPâsbân-oğlu tekrâr tesvîlât-ı şeytâniyyeye tebaʿiyyet ile Niş ve Sofya taraflarına dahi sevk-ı gürûh-ı eşkıyâ edüp, Niş Muhâfızı taʿyîn olunan Kürd ʿOsmân Paşa'yı baʿzı behâne ile ehâlî-yi Niş, kabûlden imtinâʿ ile müşârun ileyh Şehir-köyü'nde ikāmet etmişidi. İki bin kadar şekāvet-kâr, karye-i mezkûre cenbinde bedîdâr olup, [Ü2 188b] havf-i mâl ü ser ile ehâlî tebaʿiyyete muztarr ve ʿOsmân Paşa dahi karâra mecâl bulamayup, Sofya'ya ʿavdet [Ü1 174a] ve Sofya halkı Pâsbân-oğlu'nun kendülerine gelen tehdîd-gûne mektûbunu ʿillet eyleyerek insırâfını îmâ vü işâret eylediklerinden, mansıbı olan Köstendil'e doğru ʿazîmet ve eşkıyâ dahi Sofya'ya bilâ-mâniʿ ü mezâhim duhûle fursat bulmuşidi. Rumeli Vâlîsi ise cemʿ eylediği askeri etrâf u eknâfa taʿyîn ve sû-be-sû menâfiz-i eşkıyâyı sedd ile terk-i râhat u hâb-nûşîn eyleyüp, Kürd ʿOsmân Paşa'nın ve Karslı ʿAli Ağa ile Siroz Aʿyânı İsmâʿîl Bey'in Sofya üzerine ve Silâhdârı Hüseyin Paşa'nın Gabrova üzerine ʿazîmet ü teveccühlerini taraflarından gönderdiği mektûblarında tebyîn edüp, Hüseyin Paşa işbu Recebü'l-ferdin yirminci günü Gabrova şeranpollerinden duhûl ve Pâsbân-oğlu tarafından gönderilen eşkıyâ ile cenge meşgûl olup, eşkıyâ bir karyeye tahassun ile müdâfaʿaya kıyâm ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi hasr u tazyîkde ihtimâm eyleyüp, bilâhare karyeyi ihrâk ve eşkıyânın ekseri sûzân olup, âteşden tahlîs-ı cân edenlerin dahi demleri ihrâk olunduğundan gayri, Sofya'ya taʿyîn olunan Karslı ʿAli Ağa üzerine eşkıyânın bir gürûhu ve ʿOsmân Paşa üzerine bir gürûhu hücûm edüp, ʿavn-i Hakk ile eşkıyânın iki gürûhu dahi münhezim ve Sofya'da bulunanları dahi ehâlî, dâyire-i hayâtdan münʿadim edüp, ʿOsmân Paşa'yı Sofya'ya daʿvet etmişler idi. Müşârun ileyh eşkıyâyı takîb Berkofça Balkānı'na dek ekserîsinin hânumân-ı iʿmârını tahrîb eyleyüp, bu haberler Sülova'da olan eşkıyâya münʿakis oldukda, karârı [Ü2 189a] firâra tebdîl eyledikleri ahbârı müteʿâkıben vürûd etmekle, hidmetleri mûcib-i tahsîn-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn olup, avâtıf-ı ʿaliyye-i Şâhâne'lerinden Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa'ya bir sevb serâsere kaplu [Ü1 174b] semmûr kürk ve elli kîse ʿatıyye ve maʿiyyetinde olan Sirozlu İsmâʿîl Bey'e bir sevb-i semmûr ve ilbâsı muktezî olan sâyir behâdırlara şemseli şemsesiz altmış kapûd irsâl olunup, Silâhdâr Hüseyin Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr kürk ile elli kîse ve Sülova Voyvodası Hasan Ağa'ya Kapucu-başılık ve otuz kîse akça ve Karslı ʿAli Ağa'ya on kîse ve maʿiyyetinde olan Kacğar Bölük-başıya beş kîse ve Rumeli Vâlîsi'ne iki yüz elli kîse gönderilüp, şevk u gayretleri efzûn ve cümlesi birer cihetle mutayyeb ü memnûn kılındı.\nMuhâlifîn üzerine taʿyîn olunan vüzerây-ı ʿizâmdan Anadolu Vâlîsi Seyyid ʿAli Paşa'nın Gelibolu'ya ʿubûrunu Serʿasker ve Kapudân-ı deryâ olan Vezîr Hüseyin Paşa istimâʿ ve Âsitâne'den hareket ve müşârun ileyh ile ictimâʿ edüp, umûr-ı muhârebe beyne'l-vezîreyn müşâvere ve Ziştovi ve Niğbolu'dan murûr ile bâdî-yi emrde Eflâk yakasında bulunması müzâkeresinden sonra, Serʿasker-i müşârun ileyh ʿavdet ve tertîb-i lâzime-i hatt u tirhâle mübâderet eyledi.\nKadı-karyesi'nde ber-minvâl-i muharrer münhezimen karâr üzere olan eşkıyâ üzerine Silistre Vâlîsi'nin hücûmu mütehakkak olduğundan, Ziştovi ve Tırnova taraflarına müteferrik ve havf-ı ʿakab-gîrân ile Bantova Nehri'ni güzâr ve tuğyân-ı nehir sebebiyle bir mikdârı garkâb-ı demâr olduklarından fazla, Varna'dan müfârakat ve bu cemʿiyyete iltihâk irâdesinde olan beş yüz kadar ehl-i şekāvet dahi [Ü2 189b] gümâştegân-ı devlet savletinden firâr ile nehr-i mezkûru ʿubûr ve eşkıyânın taraf taraf inhizâmları Tırnova'da olan mefsedet-kârlara mûcib-i insilâb-ı şuʿûr olup, kasabayı tahliye ile gaybet ve Silahdâr Hüseyin Paşa Tırnova'ya gidüp ikâmet eylediği ve o esnâda Pâsbân-oğlu sergerdelerinden Macar ʿAli tekrâr Tırnova üzerine hücûm edüp, [Ü1 175a] bu defʿa dahi münhezim olup, maʿiyyetinde olan beş yüz nefer Arnabûd, Paşa-yı mûmâ ileyh tarafından celb olunup, Lofça ve İvivarca'nın [İvraca Vraca] eyâdî-yi bugātdan tahlîs olunduğu ve Belgrad Kāyim-makāmı tarafından gönderilen asker Bojarafça ve Kolar palangalarını darb-ı şemşîr ile teshîr eyledikleri, Rumeli Vâlîsi tarafından tahrîr olunduğundan başka, Gürcü ʿOsmân Paşa me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Ziştovi üzerine tahrîk-i ikdâm ve mukābele üzere olan aʿdâyı küşte-i tîğ-i intikām eyleyerek, kasaba-i mezkûreyi kabza-i tasarrufa idhâl eylediği ahbârı, ʿale't-teʿâkub vârid-i dergâh-ı Şehriyâr-ı kerîmü'l-hısâl olup, Kürd ʿOsmân Paşa ve Gürcü ʿOsmân Paşa'ya bu defʿa dahi yirmi beşer bin guruş ve Silahdâr Hüseyin Paşa'ya otuz bin guruş ve birkaç günden sonra Gürcü ʿOsmân Paşa'ya elli bin guruşluk altûn ʿalâ tarîkı'l-ʿatâyâ irsâl ve bakıyye-i maslahatı teshîl husûsları misâl-i lâzımü'l-imtisâl ile istiʿcâl olundu.\nPâsbân-oğlu hevâdârlarından olan Hacı-oğlu Bâzârcığı Aʿyânı Sırıklı-oğlu'nun Varna'ya etdiği hasâretine mücâzât lâzım gelmişidi. Ruscuk imdâdına tertîb ve Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa Başbuğluğu ile tesrîb olunan asker o gāyile ber-taraf [Ü2 190a] olmak hasebiyle, Sırıklı-oğlu üzerine me'mûr kılınup, hâcegândan Hacı Memiş Efendi dahi o havâlî askerini sevke taʿyîn olunmuşidi. Asker-i mezkûr Bâzârcığ'a bir sâʿat mahalle vürûdlarında Sırıklı-\noğlu leylen firâr eylediği tahkīk olunup, taʿkīb içün bir mikdâr asker tesyîr ve Hezargrad Aʿyânı Hacı ʿÖmer, o bedbahta dâmen-gîr olup, hayyen Âsitâne'ye irsâl ve geldiği sâʿat istîsâl olunup, Yûsuf Paşa'ya bu mukābelede bir sevb-i semmûr kürk ile on beş bin guruş ve maʿiyyetinde [Ü1 175b] olan Serbest-zâde'ye kezâlik bir sevb-i semmûr ve beş bin guruş ve Memiş Efendi'ye ve Şumnu Aʿyânı'na ve Yılık-oğlu'yla Cum'a Aʿyânı'na birer kontoş semmûr kürk ve Topçu ve ʿArabacı neferâtına tevzîʿ içün bin beş yüz guruş ve sâyir behâdırlığı zâhir olanlara iksâ içün beş sevb şemseli ve on beş şemsesiz kapûd irsâl ve mükâfât-ı hüsn-i aʿmâlleri istikmâl olundu. Semendire'de olan muhâlifleri iʿdâm ve baʿdehû Vidin Sahrâsı'nda darb-ı hıyâm eylemek üzere meʾmûr kılınan Bosna Vâlîsi, o havâlî askeriyle Belgrad'a gelüp, Kāyim-makām bulunan ʿOsmân Paşa'yı asker-i zafer-karîn ile Semendire'ye taʿyîn eylemişidi. Bu haberler Pâsbân-oğlu'na münʿakis olup, fi'l-hâl kasd-ı imdâd ile bir mikdâr eşhâs irsâl ve Pojarafça'ya idhâl eyleyüp, Belgrad ve Bosna askerinin tedârük-i tâmm ile ʿazîmetlerin istimâʿ etdikleri gibi havf-ı cân ile tâlib-i emân olmalarıyla, istîmânları kabûl olunup, süvârîleri berren ve piyâdeleri nehren rû-gerdân-ı semt-i idbâr oldukları hâlde gümâştegân-ı devlet Pojarafça istihlâsına kemer-bend-i gayret olup, muhâlifîn tarafından [Ü2 190b] şerânpo ve sâyir sûretler ile verilan istihkâmât münhedim-i tîşe-i himem-i kümât-ı zafer-simât olup, iki sâʿat rû-be-rû muhârebe vukūʿ ve muhâlifler müteferriku'l-cümûʿ olup, bir mikdârı küşte-i seyf-i berîk ve mütehassın olanları cân-sipâr-ı tûde-i harîk olup, ecel-i nâ-resîdelerinden altmış kadar hazele-i ʿisyân-nişân vazʿ-ı zindân olunup, sergerdeleri Pehlevân-oğlu ve Debreli Şeyh-oğlu'nun ser-i nuhûset-eserleri tafsîl-i vukūʿât ile Bosna Vâlîsi tarafından vürûd edüp, Semendire ve Pojarafça muhâfazası şimdilik İzvornik Muhâfızı Hasan Paşa ile İzvornikli Mehmed Paşa'ya havâle [Ü1 176a] ve Niş Kalʿası dahi ber-vech-i sühûlet Rumeli Vâlîsi tarafından zabt olunup, bi-hamdillâh sû-be-sû keyd ü gezend-i muhâlifîn izâle olundu. Berkofça ve Plevne'de muhâliflerin tehaşşüdü şüyûʿ bulduğuna binâʾen, Karslı ʿAli Ağa, Berkofça ve Hüseyin Paşa, Plevne üzerine asker-keş olmuşlar idi. Bugāt-ı mezkûre iki mahalde dahi müstekarr olmayup firâr ve zikr olunan kasabalar mazbût-ı asker-i nusrat-âsâr olduğu, Pâsbân-oğlu'nun mesmûʿu olduğuna binâʾen, ʿâdeti üzere tekrar dâmen-i ʿafva teşebbüs edüp, Vidin Muhâfızı ʿAbdî Paşa Kethudâsı'nı kendü tahrîrâtıyla ve ʿAbdî Paşa'dan kerhen aldığı mektûbuyla Âsitâne'ye irsâl edüp, Kethudây-ı merkūm fettân-ı rûzgâr bir şahs-ı nâ-bekâr olup, izâlesi muhtâr-ı erbâb-ı ihtibâr olmağla, Baş-tebdîl mübâşeretiyle Büyükçekmece'de seri bedeninden cüdâ ve cesedi haşerât-ı arza gıdâ kılındı.\nAydonatlı Mîr-i mîrân ʿAbdurrahmân Paşa, Rumeli Vâlîsi maʿiyyetine bin nefer piyâde irsâlini müteʿahhid ve bu mukābelede askere Sergerde eylediği yeğeni Dervîş Bey'e Mîr-i mîrânlık ihsân olunmasına müterassıd olmuşidi. Mûmâ ileyh [Ü2 191a] neferât-ı mezkûre ile Rumeli Vâlîsi muʿaskerine duhûl ve yeğeninin nâyil-i meʾmûl olmasını müşârun ileyh tahrîrâtında beyân etmekle, iltimâsına binā'en Ramazân-ı şerîf'in yirmi ikinci günü mûmâ ileyhin kevkeb-i ikbâline iki tûğ ile fürûg verildi.\nNiğbolu üzerine Gürcü ʿOsmân Paşa, mevcûd-ı maʿiyyeti olan asâkir ile hücûm edüp, birkaç sâʿat muhârebeden sonra kalʿa teshîr ve derûnunda olan ʿusât tedmîr olunduğundan başka, Kulle Kalʿası dahi istîmân ile mazbût olup, müşârun ileyhin bu hıdmeti dahi nezd-i ferd-i Mülûkâne'de karîn-i tahsîn ve elli bin guruş ʿatıyye ile mesârıfı tehvîn olunup, Delîlbaşısı [Ü1 176b] Aydın Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ve Kethudâsı Mahmûd Ağa'ya Kapucubaşılık ihsân olunup, Bilâslı Mehmed Paşa dahi Lom üzerine sevk-ı erbâb-ı vegā edüp, muhâliflerin târ-ı ıstıbârları munsarım ve Vidin tarafına münhezim olarak hâric-i Vidin'de bugāt u eşkıyâdan ferd-i âferîde kalmayup, verây-ı cidâr-ı hisârda cümlesi müstetir oldukları, vürûd eden tahrîrât meʾâlinden maʿlûm u münfehim olmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhin hıdmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olup, otuz kîse ʿatıyye-i hümâyûn ve bir sevb bol yenlü ferve-i ferah-nümûn irsâliyle, kadr ü iʿtibârı vâsıl-ı kulle-i çarh-ı nîl-gûn oldu.\nDağlı eşkıyâsından olup, Pâsbân-oğlu tarafına müncezib olan Emîncik, mütegallibe gürûhunun refte refte izmihlâllerini müşâhede ile cây-ı halâs ve nefsini istihlâs dâʿiyesiyle Tırnova kurâsından Rahova Karyesi'ne tehassun edüp, o aralıkda Tırnova Voyvodası olup, Silahdâr Hüseyin Paşa sadmesinden firâr eden “İbrâhîm” nâm şakī dahi merkūma mültehik olduğu Edirne'de mukīm Haleb [Ü2 191b] Vâlîsi'ne ʿaks etmekle, tefrîk-i cemʿiyyetleri zımnında üzerlerine asker taʿyîn ve mukābelede ʿaczleri zâhir olduğundan firâr ve Vidin'e dâhil oldukları ve Lom'dan firâr ve Akçar'da karâr eden eşkıyâ üzerine Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa maʿiyyetinde olan Bilâslı Mehmed Paşa'yı taʿyîn edüp, iltikāy-ı ferîkayn vukūʿunda muhâlifler bozulup, beş yüz mikdârı helâk ve Macar ʿAli ve sâyir sergerdeleri üftâde-i magāk-ı hâk olup, esveʾ-i hâl ile Vidin'e duhûl eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından vârid oldu.\nAda-kal‘ası'nda mütegallibe tarafından cây-gîr olan Köse Mustafa ve sâyir müte‘ayyinler hüsn-i tedbîr ile taraf-ı devlete imâle olunup, fîmâ-ba‘d câdde-i istikāmetden ‘udûl [Ü1 177a] etmameleri şartıyla, cerâyim-i güzeşteleri ma‘füvv ü magfûr ve adada mütemekkin neferâtın mevâcibleri dahi Eflâk Voyvodası tarafından havâle olunup, hâtırları mecbûr kılındı. Vidin Ser‘askeri nasb olunan Vezîr Kapudan Paşa hazretleri dahi ihzâr-ı zâd ve tekmîl-i ‘udde vü ‘atâd edüp, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi üçüncü İsneyn günü Mîrâhûr Köşkü'nde hâk-i kadem-i Mülûkâne'yi zerûr-ı çeşm-i iftihâr edüp, bol yenlü bir sevb-i semmûr ile mültefet ve vesâyây-ı Mülûkâne'yi kurt-ı binâgûş-i i‘tibâr u rağbet eyleyerek savb-ı maksûda tahrîk-i râyet eyledi.\n\nAnadolu Vâlîsi ‘Ali Paşa Kalafat tarafına geçüp, Vidin'in hasr u tazyîkına mübâşeret etmişidi. Pâsbân-oğlu Vidin'de olan çete kayıklarını donadup, kara askeriyle müdâfa‘aya kıyâm ve berü tarafdan dahi mukābele birle muhâliflerin bir kıt‘a kayıklarını zabt ve birini gark ve berren gönderdikleri bugātı rehgîr-i vâdî-yi inhizâm [Ü2 192a] eylediklerinden gayri, Silistre ve Adana ve Tırhala vâlîleri dahi Akşar'a hareket ve Vidin'e karîb bir mahalle nasb-ı hıyâm-ı savlet eylediklerini Vidinlü mu‘âyene ve üç-dört bin süvârî ihrâcıyla izhâr-ı mübâgaze vü müşâhane etmeleriyle, berü tarafdan asker-i ma‘reke-sâz a‘lâm-ı ikdâm ü gayrete ihtizâz vererek muhâlifîn üzerine hecme-endâz ve kırk elli mikdârını küşte-i seyf-i cân-güdâz etmeleriyle, kusûru firâr ve kemâ-kân Vidin'de istikrâr eylediler. Ser‘asker-i müşârun ileyh Vidin Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm eyledikde, me‘mûr-ı ma‘iyyeti olan vüzerây-ı ‘izâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir vücûh-ı askerîyi şem‘-i bezmine cem‘ edüp, her birini bir tarafdan tazyîk-ı kal‘aya ta‘yîn ve bâdî-yi emrde Vidin ehâlîsine mektûb yazılması tahsîn olunup, gönderilan mektûbun cevâbı müte‘ahhar olduğundan, [Ü1 177b] hâric-i kal‘ada vâki‘ bir karyede mütehassın “Emîncik” nâm şakīnin üzerine varılmak tasmîm olunup, bir tarafdan vüzerây-ı ‘izâm ve bir tarafdan Tebedelenli ‘Ali Paşa hücûma ibtidâr ve o aralıkda Vidin'den imdâd çıkup, tarafeyn ile iş‘âl-i nâyire-i kıtâl ve muhâliflerin ekseri istîsâl ve berü tarafdan dahi vâfir sakatlık olup, ne hâl ise Emîncik iki zahm-i mühlik ile Vidin'e firâr eylediği hılâlde Pâsbân-zâde'nin bir-iki def‘a meb‘ûsları gelüp, sadra şifâ verecek cevâbları olmadığından ircâ‘ ve bundan sonra mahall-be-mahall meterisler hafrına isrâ‘ ve sademât-ı top ile Vidin'in ekser mahalli ıklâ‘ olunup, bâkī ahvâl hazeren ‘ani't-tatvîli ve'l-imlâl ihtiyâr-ı semt-i îcâz ile bundan sonra havâle-i kalem-i sühan-sâz kılınur.",
          "caption": "Ahvâl-i Pâsbân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_276.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Pâsbân-zâde",
          "text": "Vidin yamaklarından Pâsbân-zâde'nin ser-i felâket-zedesine buhâr-ı nahvet ü gurûr suʿûd eylediği hasebiyle Rumeli Vâlîsi bulunan Vezîr Selânikî Mustafa Paşa Başbuğluğu'yla [Ü2 185a] üzerine teslît-i cünûd olunup, muhâsara-i etrâf ve sedd ü bend-i eknâf ile muztarr ve Yeniçeri Ocağı şefâʿati ile baʿzı şurût kabûlünü medâr-ı tahlîs-i cân ü ser edüp, me'âsim-i sâbıkasından guzz-ı nazar olunmuşidi. Zemân-ı kalîlde şurûtunu fesh ile kemâ-fi'l-evvel sâlik-i girîve-i erâzil ü süfel olup, Tırnova Kasabası'na âdemler irsâl ve bilâ-sebeb kat-i çok nüfûs istîsâlinden başka, emvâl-i fukarâyı dest-zede-i nehb ü izmihlâl eyleyüp, dağlı eşkıyâsı sebebi ile me'mûr olan asâkirin fukarâya sıkleti derkâr olduğundan, merkūmun üzerine müstakillen asker taʿyîni reʿâyânın\nıztırârını dü-bâlâ eyleyeceği mukarrer olduğundan, def-i vahşet ve sebeb-i itmi'nân ü istimâleti esbâbına teşebbüs olunduysa dahi, televvün-i tabʿ iktizâsıyla mütenebbih olmayup, ru'ûnet izhârını husûl-i garaza vesîle ittihâz eyleyerek gâh der-'uhde eylediği Vidin Muhassıllığı'nın bedel-i maʿlûma tehammülü olmadığından bahs ve gâh tahsîl-i rütbe-i celîle-i devlet zımnında mekâtîb baʿs edüp, Vidin Muhassıllığı'nın emâneten zabtı irâde ve Devlet-i ʿaliyye'nin rızâsına muvâfık hareketde bulunduğu hâlde gün-be-gün kadri ziyâde olarak matlab-ı aksâsına vusûl dahi mümkin olacağı ifade olunup, [Ü1 171a] bi'l-külliyye havfını izâle ve kalbini cihet-i devlete imâle kasdıyla Niğbolu'da mukīm olan Gürcü ʿOsmân Paşa dahi dağlı vesîlesiyle İslimye'ye firistâde olunmuşiken, [mısrâ]: Derûn-ı tîre-dilân kābil-i nasîhat nîst fehvâsı üzere bu pend-i bî-mânendi kurt-ı binâgûş kabûl eylemeyüp, top ve mühimmât ve birkaç bin âdem ile Sülova Voyvodası ʿAli Ağa'yı ʿale'l-gafle Niğbolu Kalʿası'na havâle edüp, kalʿayı zabt [Ü2 185b] ve Yeniçeri ve sâyir ehâlîden kati çok kimseyi katl ve kalada sâkin müteʿayyinlerden Hasekî Mehmed Ağa ve Memiş Ağa'yı ahz ve habl-i mezellete rabt ve Vidin'e celb ve tarafından bir şahs-ı bed-fercâmı Niğbolu'ya Mütesellim nasb eylediğinden gayri, balkānın öte tarafında bulunan kasabât ve kurâyı kabza-i tasarrufuna idhâl içün asker irsâl etmek fikr-i muhâlinde olduğu ahbârı, sâmiʿa-i devlete îsâl olunup, def-i tesallutu ile fukarâyı tervîh lâzım gelüp, vücûb-ı şerʿîsi ve Ocak-ı ʿâmire kāʿidesi üzere hükm-i kānûnîsi dahi maʿlûm olmak içün Bâb-ı ʿâlî'de ʿumûm meşvereti tertîb olunup, Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa ve İstanbul maʿzûllerine gelince ʿulemâ ve Ocağlu ve ricâl-i devlet ve serhadd zâbitleri ictimâʿ ve merkūmun bidâyet ve gāyet-i ahvâli huzzâra ismâʿ olunukda, o makūle Pâdişâh'a ʿâsî olan eşhâsın Yeniçerilik'de ʿalâkaları olmayup, Ocak tarafından tesahhub olunmayacaklarını birkaç gün mukaddem bi'l-cümle Ocağlu'nun akvâlini şâmil ʿarz eylediği takrîri, Yeniçeri Ağası ve sâyir Ocağlu tekrâr tasdîk u ikrâr eylediklerinde, Sadrıaʿzam tarafından vücûb-ı şerʿîsi Şeyhulislâm Efendi'ye su'âl olunup: “Katli meşrûdur” cevabını verüp, Sadrıaʿzam tekrâr Şeyhulislâm Efendi'ye [Ü1 171b] hitâb ile: “Izâlesi meşrû olduğu hâlde merkūm, kalʿaya tehassun edeceği muhakkak olup, bu sûretde top ve humbara ile tazyîk\nlâzım gelmekle, matlûb şahs-ı vâhid iken kazıyyede medhali olmayan mahkûm u mecbûr ehl-i İslâm pâ-zede-i eyâdî-yi hasâr olacağları âşikârdır. Bu şübhe dahi defʿ olunsun” dediklerinde Şeyhulislâm [Ü2 186a] Efendi, Fetvâ Emîni'ne bakup ol dahi: “Ehâlî şahs-ı merkūmu vermedikleri hâlde teterrüs meselesi kıyâsiyle ʿamel olunur\" dedikde Defterdar-ı sabık ʿOsmân Efendi, Fetvâ Emîni'ne tahvîl-i nazar ve: “Vidin'de şu kadar etfâl ve nisvân-ı Müslimîn mevcûd iken bu kıyâs ne vechile sahîh u muʿteber olur?” dedikde Râşid Efendi: “Orası bizim üstümüze lâzım değil. Şerʿîsini efendiler bilür” deyü rişte-i kelâmı katʿ ve meclis defʿ olunup, Re'îs Efendi odasında baʿzı mütemeyyizîn cemʿ olup, muharrir-i Fakīr: \"İşte fetvâlar verileceği muhakkak, ancak yukarıda söylemeğe edeb mâniʿ oldu. Bunların üzerine taʿyîn olunan asker ekseri hâliyyü'z-zihn olup: “İslâm, İslâm üzerine kılıc çeker mi?' deyenleri ilzâm içün kātil ü maktûlün ahkâmı dahi istiftâ olunsun” dedikde, cümlesi: “Belî, bu hâtıra gelmedi” deyerek bu su’âli dahi bir kağıda yazup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'ye gönderdiler. Ferdâsı zikr olunan mazmûnda Şeyhulislâm Efendi suver-i selâseyi câmiʿ fetvâları irsâl ve evâmir-i celîleye derc olunarak etrâf u eknâfa îsâl olunup, merkūmdan infikâk ile devlet tarafına gelan kimseler katʿâ muʾâhaze olunmamak şartı dahi nusûs-ı evâmire idhâl olundu.\nİşbu meşveretden birkaç gün sonra yaʿnî mâh-ı Cumâdelâhire'nin yirmi üçüncü günü rikâb olup, Kapudan Paşa hazretlerine ferve-i Serʿaskerî iksâ ve berren ve bahran bi'l-istiklâl Vidin [Ü1 172a] üzerine me'mûriyyeti baʿzı vesâyây-ı Mülûkâne ile gûş-i hûşuna ilkā olunup, Topçu ve ʿArabacı ve Lağımcı ve Humbaracı ocaklarından kifâyet mikdârı neferât me'mûr-ı maʿiyyeti kılındığından başka, Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya, Trabzon [Ü2 186b] Eyâleti ilhâk ve o havâlî askerini dahi yanına alup, Serʿasker-i müşârun ileyhe iltihâk etmek ve Bosna Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa ve Rumeli Vâlîsi Vezîr-i dîger Mustafa Paşa başka birer ordu olarak Vidin üzerine Bosna ve Rumeli askeriyle gelmeleriyçün kürk ve emr-i şerîf ile Küçük Mîrâhûr Sakızlı Mehmed Ağa taʿyîn ve İnegöl Aʿyânı Kapucu-başı Nuʿmân Bey'e Mîr-i mîrânlık verilüp, beş yüz neferle ol dahi me'mûr ve Kara ʿOsmân-zâde ve Çapâr-zâde ve sâyir Anadolu'da sâhib-i iştihâr olan kimselerin Ordu-yi Serʿaskerî'ye şitâbları zımnında irsâl-i menşûr kılındığından başka, Kul Kethudâsı Ağa baʿzı Yeniçeriyân neferâtıyla Rumeli Vâlîsi maʿiyyetine gönderilüp, ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi dahi Rumeli Vâlîsi ordusuna Nâzır ve\nDağıstânî Kethudâsı Kapucu-başı Hüseyin Ağa, Nüzül Emîni nasb olunup, tevcîhâtda “İsmetî Efendi, Nişancı ve Hüseyin Ağa, Baş-bâkī Kulu olmak üzere mecbûru'l-hâtır kılındılar. Serʿasker Ordusu'na Tütün Gümrükçüsü ʿOsmân Ağa, Nüzül Emîni ve Selânikî Küçük Yûsuf Bey, Kassâb-başı nasb olunup, Kürd ʿOsmân Paşa, Niş muhâfazasına taʿyîn ve Mîr-i mîrânlık ile İnebahtı tevcîh olunan Mustafa Paşa'nın câme-i istiʿdâdı, tırâz-ı Vezâret'le tezyîn ve evvelâ Selânik ve baʿdehû Haleb Eyâleti ile sûr-ı ikbâli tarsîn ve Edirne'de temkîn olunup, Mîrâhûr-ı Evvel Zühdî Bey, Rumeli Sürücülüğü'ne ve Küçük Mîrâhûr Esʿad Bey, Anadolu Sürücülüğü'ne [Ü1 172b] tahsîs ve me'mûriyetlerinde terhîs olundular.\nPâsbân-oğlu Niğbolu'yu zabt etdikden sonra, eşkıyâ [Ü2 187a] gürûhundan dört nefer Sergerde ile vâfir erzâli Varna üzerine gönderüp, Bâzârcık Aʿyânı Sırıklı-oğlu'nu tahrîk ve bagy u ʿisyânda merkūmu hem-pâ vü şerîk edüp, şehr-i merkūmun yedinci Bâzâr gicesi Varna'ya bi'l-ittifâk hücûm etmeleriyle, bir fırkası kalʿaya dâhil ve bir fırkası gārete ve dîger fırkası işʿâl-i büyût ü dekâkîne müştagıl olup, Varna Kadısı bulunan Ladikli-oğlu ʿAli Efendi ehâlîye gayret ü istimâlet vererek bi'n-nefs ehâlî ile istîsâl-i eşkıyâya mübâderet ve ekserîsini iʿdâm ve kalʿada olanları dahi rây ile râm edüp, şehre isâbet eden nâr-ı zâtü'd-dırâm dahi imdâd-ı sehâb-ı feyz-i Melik-i ʿallâm ile muntafî ve o tarafdan şerr ü mazarrat-ı eşkıyâ müntefî olup, yirmi kadar kelle Âsitâne'ye irsâl ve mesbûku'l-hıdme olan Kadı ve sâyir iş erleri mazhar-ı ihsân-ı Pâdişâh-ı deryâ-nevâl oldular. Bundan sonra Pâsbân-oğlu birkaç nefer müteʿayyin şakīleri Sergerde ve maʿiyyetlerine vâfir haşerâtı ilhâk ile Ruscuğ'un teshîrini zimmet-i mefsedetlerine süpürde edüp, bu cemʿiyyet ile Ruscuğ'a karîb Kadı-köyü'ne gelüp, mütâbeʿat haberini Ruscuğ'a göndermişler idi. Silistre Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa bu gāyile defʿiyçün mukaddemce Ruscuğ'a taʿyîn olunmuş bulunup, muhâliflerin mebʿûslarını muʿâmele-i serd ile tard ve irâ'e-i meydân-ı neberd etmekle, ʿale's-seher eşkıyâ Ruscuğ'a hücûm ve mukātele ve berü tarafdan dahi merdâne mukābele olunup, birkaç sâʿat muhârebeden sonra zümre-i muhâlifîn münhezim ve katʿî çok âdemleri dâire-i hestîden münʿadim olup, üftân ü hîzân tekrâr Kadı-karyesi'ne şitâbân oldukları hâlde [Ü1 173a] birkaç kıtʿa nehren [Ü2 187b] çete kayıkları dahi görülüp, fi'l-hâl Ruscuk pîşgâhında merbût çete kayıkları mukābele vü mudârabeye başlayup, anlar dahi mukāvemetden bîzâr ve geldikleri tarafa firâr ve ferdâsı Kadı-köyü'ndte ictimâʿ eden küştenîler gayret-i câhiliyyeyi elden bırakmayup, vaʿd ü vaʿîd ile ahadühümâ âharı teşcîʿ ederek tekrâr Ruscuğ'a hecme-endâz-ı\nşekā ve bu defʻa dahi ekserîsi müste'sal-i seyf-i zevâl ü fenâ olduğunu müşârun ileyh tahrîr ü îmâ ve imdâd ü iʿâne olunmasını istidʿâ etmekle, hıdmeti nezd-i ferd-i Mülûkâne'de makbûl olup, serâsere kaplu bir sevb-i semmûr ve yirmi beş bin guruş ʿatıyye-i behiyye ile kadr ü iʿtibârı mevfûr kılındığından başka, yararlığı zâhir olan Ruscuk Aʿyânı Tirsinikli-zâde İsmâʿîl Ağa'ya Kapucubaşılık ve on beş kîse ve bir sevb aʿlâ kontoş kürk ve sâyir behâdırlara tevzîʿ ve ilbâs içün kırk kîse ve yirmi kadar şemseli ve seksan kadar şemsesiz kapûd irsâl olunup, fîmâ-baʿd istîsâl-i eşkıyâ ve muhâfaza-i etrâf u enhâya ihtimâm eylemesi bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı nevâziş-makrûnun meʾâl-i şerîfi derciyle müşârun ileyhe bir kıtʿa fermân-ı celîlü'ş-şân ısdâr ve takviye-i bâzû-yı iktidârı içün etrâfdan maʿiyyetine vâfir asker-i cedîd taʿyîn ü tesyâr olundu.\nMerkūm Pâsbân-zâde taraf taraf isâre-i gubâr-ı ceng ü kıtâl ile Devlet-i ʿaliyye'yi işgāl kasdında olduğuna binâʾen, Belgrad Kalʿası'nı zabt irâde-i fâsidesiyle Belgrad matrûdlarından Kara ʿÖmer'in maʿiyyetine bir mikdâr erâzil ü eşhâs ilhâk ve fırka-i mezkûre Pojarafça'yı basup, voyvodasını ahz ve Semendire Kapudanı dahi ehâlîde istişmâm-ı bûy-i nifâk eylediğinden, [Ü2 188a] hall-i vesâk-ı ikāmet ile Belgrad'a gelüp, eşkıyâ Semendire'yi dahi bu vechile girift ve ehâlîsi ile [Ü1 173b] ittifâk eyledikleri ahbârını Belgrad Kāyim-makāmı ʿOsmân Paşa'nın sâmiʿası istirâk etmekle, İzvornik Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Hasan Paşa'yı ve Böğürdelen Voyvodası'nı ve sâyiri vâfir asker ile başına cemʿ ü müheyyâ eylediği hâlde eşkıyâ Semendire'den hareket ve Belgrad varoşuna duhûl ile kalʿada olanlar ile cenge mübâşeret etmişleridi. Muhâfızân ve sâyir dilîrân kalʿadan çıkup, miyânede âlât-ı ceng ü sitîz müdâvele olunup, ʿavn-i Hakk ile sevret-i zümre-i muhâlifîn inhizâm-ı fâhiş ile münkesir ve iki yüz mikdârının dimâʿ-ı fâsideleri münhemirr olduğundan fazla, mühimmât ve cebe-hâne ve medâric ve livâları mazbût-ı eyâdî-yi asâkir ve dört nefer Sergerde ile yüz elli nefer şekāvet-kâr bir kenîseye tehassun etmiş bulunmalarıyla, anlar dahi zûr-bâzû-yı iktidâr ile hayyen ele getürülüp, merbût-ı habl-i züll ü ihtikār olunduğu haberleri Der-i devlet medâr'a vürûd edüp, Kāyim-makām ʿOsmân Paşa'ya bir sevb-i semmûr kürk ve on bin guruş ve Hasan Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr kürk ihsân olunduğundan başka, cengde yararlıkları bedîdâr olanlara ilbâs ve taksîm olunmak üzere şemseli şemsesiz altmış kıtʿa kapûd ve on beş bin guruş verilüp, cümlesi müstağrak-ı niʿam-ı Şehriyâr-ı kadr-dân oldular.\nPâsbân-oğlu tekrâr tesvîlât-ı şeytâniyyeye tebaʿiyyet ile Niş ve Sofya taraflarına dahi sevk-ı gürûh-ı eşkıyâ edüp, Niş Muhâfızı taʿyîn olunan Kürd ʿOsmân Paşa'yı baʿzı behâne ile ehâlî-yi Niş, kabûlden imtinâʿ ile müşârun ileyh Şehir-köyü'nde ikāmet etmişidi. İki bin kadar şekāvet-kâr, karye-i mezkûre cenbinde bedîdâr olup, [Ü2 188b] havf-i mâl ü ser ile ehâlî tebaʿiyyete muztarr ve ʿOsmân Paşa dahi karâra mecâl bulamayup, Sofya'ya ʿavdet [Ü1 174a] ve Sofya halkı Pâsbân-oğlu'nun kendülerine gelen tehdîd-gûne mektûbunu ʿillet eyleyerek insırâfını îmâ vü işâret eylediklerinden, mansıbı olan Köstendil'e doğru ʿazîmet ve eşkıyâ dahi Sofya'ya bilâ-mâniʿ ü mezâhim duhûle fursat bulmuşidi. Rumeli Vâlîsi ise cemʿ eylediği askeri etrâf u eknâfa taʿyîn ve sû-be-sû menâfiz-i eşkıyâyı sedd ile terk-i râhat u hâb-nûşîn eyleyüp, Kürd ʿOsmân Paşa'nın ve Karslı ʿAli Ağa ile Siroz Aʿyânı İsmâʿîl Bey'in Sofya üzerine ve Silâhdârı Hüseyin Paşa'nın Gabrova üzerine ʿazîmet ü teveccühlerini taraflarından gönderdiği mektûblarında tebyîn edüp, Hüseyin Paşa işbu Recebü'l-ferdin yirminci günü Gabrova şeranpollerinden duhûl ve Pâsbân-oğlu tarafından gönderilen eşkıyâ ile cenge meşgûl olup, eşkıyâ bir karyeye tahassun ile müdâfaʿaya kıyâm ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi hasr u tazyîkde ihtimâm eyleyüp, bilâhare karyeyi ihrâk ve eşkıyânın ekseri sûzân olup, âteşden tahlîs-ı cân edenlerin dahi demleri ihrâk olunduğundan gayri, Sofya'ya taʿyîn olunan Karslı ʿAli Ağa üzerine eşkıyânın bir gürûhu ve ʿOsmân Paşa üzerine bir gürûhu hücûm edüp, ʿavn-i Hakk ile eşkıyânın iki gürûhu dahi münhezim ve Sofya'da bulunanları dahi ehâlî, dâyire-i hayâtdan münʿadim edüp, ʿOsmân Paşa'yı Sofya'ya daʿvet etmişler idi. Müşârun ileyh eşkıyâyı takîb Berkofça Balkānı'na dek ekserîsinin hânumân-ı iʿmârını tahrîb eyleyüp, bu haberler Sülova'da olan eşkıyâya münʿakis oldukda, karârı [Ü2 189a] firâra tebdîl eyledikleri ahbârı müteʿâkıben vürûd etmekle, hidmetleri mûcib-i tahsîn-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn olup, avâtıf-ı ʿaliyye-i Şâhâne'lerinden Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa'ya bir sevb serâsere kaplu [Ü1 174b] semmûr kürk ve elli kîse ʿatıyye ve maʿiyyetinde olan Sirozlu İsmâʿîl Bey'e bir sevb-i semmûr ve ilbâsı muktezî olan sâyir behâdırlara şemseli şemsesiz altmış kapûd irsâl olunup, Silâhdâr Hüseyin Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr kürk ile elli kîse ve Sülova Voyvodası Hasan Ağa'ya Kapucu-başılık ve otuz kîse akça ve Karslı ʿAli Ağa'ya on kîse ve maʿiyyetinde olan Kacğar Bölük-başıya beş kîse ve Rumeli Vâlîsi'ne iki yüz elli kîse gönderilüp, şevk u gayretleri efzûn ve cümlesi birer cihetle mutayyeb ü memnûn kılındı.\nMuhâlifîn üzerine taʿyîn olunan vüzerây-ı ʿizâmdan Anadolu Vâlîsi Seyyid ʿAli Paşa'nın Gelibolu'ya ʿubûrunu Serʿasker ve Kapudân-ı deryâ olan Vezîr Hüseyin Paşa istimâʿ ve Âsitâne'den hareket ve müşârun ileyh ile ictimâʿ edüp, umûr-ı muhârebe beyne'l-vezîreyn müşâvere ve Ziştovi ve Niğbolu'dan murûr ile bâdî-yi emrde Eflâk yakasında bulunması müzâkeresinden sonra, Serʿasker-i müşârun ileyh ʿavdet ve tertîb-i lâzime-i hatt u tirhâle mübâderet eyledi.\nKadı-karyesi'nde ber-minvâl-i muharrer münhezimen karâr üzere olan eşkıyâ üzerine Silistre Vâlîsi'nin hücûmu mütehakkak olduğundan, Ziştovi ve Tırnova taraflarına müteferrik ve havf-ı ʿakab-gîrân ile Bantova Nehri'ni güzâr ve tuğyân-ı nehir sebebiyle bir mikdârı garkâb-ı demâr olduklarından fazla, Varna'dan müfârakat ve bu cemʿiyyete iltihâk irâdesinde olan beş yüz kadar ehl-i şekāvet dahi [Ü2 189b] gümâştegân-ı devlet savletinden firâr ile nehr-i mezkûru ʿubûr ve eşkıyânın taraf taraf inhizâmları Tırnova'da olan mefsedet-kârlara mûcib-i insilâb-ı şuʿûr olup, kasabayı tahliye ile gaybet ve Silahdâr Hüseyin Paşa Tırnova'ya gidüp ikâmet eylediği ve o esnâda Pâsbân-oğlu sergerdelerinden Macar ʿAli tekrâr Tırnova üzerine hücûm edüp, [Ü1 175a] bu defʿa dahi münhezim olup, maʿiyyetinde olan beş yüz nefer Arnabûd, Paşa-yı mûmâ ileyh tarafından celb olunup, Lofça ve İvivarca'nın [İvraca Vraca] eyâdî-yi bugātdan tahlîs olunduğu ve Belgrad Kāyim-makāmı tarafından gönderilen asker Bojarafça ve Kolar palangalarını darb-ı şemşîr ile teshîr eyledikleri, Rumeli Vâlîsi tarafından tahrîr olunduğundan başka, Gürcü ʿOsmân Paşa me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Ziştovi üzerine tahrîk-i ikdâm ve mukābele üzere olan aʿdâyı küşte-i tîğ-i intikām eyleyerek, kasaba-i mezkûreyi kabza-i tasarrufa idhâl eylediği ahbârı, ʿale't-teʿâkub vârid-i dergâh-ı Şehriyâr-ı kerîmü'l-hısâl olup, Kürd ʿOsmân Paşa ve Gürcü ʿOsmân Paşa'ya bu defʿa dahi yirmi beşer bin guruş ve Silahdâr Hüseyin Paşa'ya otuz bin guruş ve birkaç günden sonra Gürcü ʿOsmân Paşa'ya elli bin guruşluk altûn ʿalâ tarîkı'l-ʿatâyâ irsâl ve bakıyye-i maslahatı teshîl husûsları misâl-i lâzımü'l-imtisâl ile istiʿcâl olundu.\nPâsbân-oğlu hevâdârlarından olan Hacı-oğlu Bâzârcığı Aʿyânı Sırıklı-oğlu'nun Varna'ya etdiği hasâretine mücâzât lâzım gelmişidi. Ruscuk imdâdına tertîb ve Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa Başbuğluğu ile tesrîb olunan asker o gāyile ber-taraf [Ü2 190a] olmak hasebiyle, Sırıklı-oğlu üzerine me'mûr kılınup, hâcegândan Hacı Memiş Efendi dahi o havâlî askerini sevke taʿyîn olunmuşidi. Asker-i mezkûr Bâzârcığ'a bir sâʿat mahalle vürûdlarında Sırıklı-\noğlu leylen firâr eylediği tahkīk olunup, taʿkīb içün bir mikdâr asker tesyîr ve Hezargrad Aʿyânı Hacı ʿÖmer, o bedbahta dâmen-gîr olup, hayyen Âsitâne'ye irsâl ve geldiği sâʿat istîsâl olunup, Yûsuf Paşa'ya bu mukābelede bir sevb-i semmûr kürk ile on beş bin guruş ve maʿiyyetinde [Ü1 175b] olan Serbest-zâde'ye kezâlik bir sevb-i semmûr ve beş bin guruş ve Memiş Efendi'ye ve Şumnu Aʿyânı'na ve Yılık-oğlu'yla Cum'a Aʿyânı'na birer kontoş semmûr kürk ve Topçu ve ʿArabacı neferâtına tevzîʿ içün bin beş yüz guruş ve sâyir behâdırlığı zâhir olanlara iksâ içün beş sevb şemseli ve on beş şemsesiz kapûd irsâl ve mükâfât-ı hüsn-i aʿmâlleri istikmâl olundu. Semendire'de olan muhâlifleri iʿdâm ve baʿdehû Vidin Sahrâsı'nda darb-ı hıyâm eylemek üzere meʾmûr kılınan Bosna Vâlîsi, o havâlî askeriyle Belgrad'a gelüp, Kāyim-makām bulunan ʿOsmân Paşa'yı asker-i zafer-karîn ile Semendire'ye taʿyîn eylemişidi. Bu haberler Pâsbân-oğlu'na münʿakis olup, fi'l-hâl kasd-ı imdâd ile bir mikdâr eşhâs irsâl ve Pojarafça'ya idhâl eyleyüp, Belgrad ve Bosna askerinin tedârük-i tâmm ile ʿazîmetlerin istimâʿ etdikleri gibi havf-ı cân ile tâlib-i emân olmalarıyla, istîmânları kabûl olunup, süvârîleri berren ve piyâdeleri nehren rû-gerdân-ı semt-i idbâr oldukları hâlde gümâştegân-ı devlet Pojarafça istihlâsına kemer-bend-i gayret olup, muhâlifîn tarafından [Ü2 190b] şerânpo ve sâyir sûretler ile verilan istihkâmât münhedim-i tîşe-i himem-i kümât-ı zafer-simât olup, iki sâʿat rû-be-rû muhârebe vukūʿ ve muhâlifler müteferriku'l-cümûʿ olup, bir mikdârı küşte-i seyf-i berîk ve mütehassın olanları cân-sipâr-ı tûde-i harîk olup, ecel-i nâ-resîdelerinden altmış kadar hazele-i ʿisyân-nişân vazʿ-ı zindân olunup, sergerdeleri Pehlevân-oğlu ve Debreli Şeyh-oğlu'nun ser-i nuhûset-eserleri tafsîl-i vukūʿât ile Bosna Vâlîsi tarafından vürûd edüp, Semendire ve Pojarafça muhâfazası şimdilik İzvornik Muhâfızı Hasan Paşa ile İzvornikli Mehmed Paşa'ya havâle [Ü1 176a] ve Niş Kalʿası dahi ber-vech-i sühûlet Rumeli Vâlîsi tarafından zabt olunup, bi-hamdillâh sû-be-sû keyd ü gezend-i muhâlifîn izâle olundu. Berkofça ve Plevne'de muhâliflerin tehaşşüdü şüyûʿ bulduğuna binâʾen, Karslı ʿAli Ağa, Berkofça ve Hüseyin Paşa, Plevne üzerine asker-keş olmuşlar idi. Bugāt-ı mezkûre iki mahalde dahi müstekarr olmayup firâr ve zikr olunan kasabalar mazbût-ı asker-i nusrat-âsâr olduğu, Pâsbân-oğlu'nun mesmûʿu olduğuna binâʾen, ʿâdeti üzere tekrar dâmen-i ʿafva teşebbüs edüp, Vidin Muhâfızı ʿAbdî Paşa Kethudâsı'nı kendü tahrîrâtıyla ve ʿAbdî Paşa'dan kerhen aldığı mektûbuyla Âsitâne'ye irsâl edüp, Kethudây-ı merkūm fettân-ı rûzgâr bir şahs-ı nâ-bekâr olup, izâlesi muhtâr-ı erbâb-ı ihtibâr olmağla, Baş-tebdîl mübâşeretiyle Büyükçekmece'de seri bedeninden cüdâ ve cesedi haşerât-ı arza gıdâ kılındı.\nAydonatlı Mîr-i mîrân ʿAbdurrahmân Paşa, Rumeli Vâlîsi maʿiyyetine bin nefer piyâde irsâlini müteʿahhid ve bu mukābelede askere Sergerde eylediği yeğeni Dervîş Bey'e Mîr-i mîrânlık ihsân olunmasına müterassıd olmuşidi. Mûmâ ileyh [Ü2 191a] neferât-ı mezkûre ile Rumeli Vâlîsi muʿaskerine duhûl ve yeğeninin nâyil-i meʾmûl olmasını müşârun ileyh tahrîrâtında beyân etmekle, iltimâsına binā'en Ramazân-ı şerîf'in yirmi ikinci günü mûmâ ileyhin kevkeb-i ikbâline iki tûğ ile fürûg verildi.\nNiğbolu üzerine Gürcü ʿOsmân Paşa, mevcûd-ı maʿiyyeti olan asâkir ile hücûm edüp, birkaç sâʿat muhârebeden sonra kalʿa teshîr ve derûnunda olan ʿusât tedmîr olunduğundan başka, Kulle Kalʿası dahi istîmân ile mazbût olup, müşârun ileyhin bu hıdmeti dahi nezd-i ferd-i Mülûkâne'de karîn-i tahsîn ve elli bin guruş ʿatıyye ile mesârıfı tehvîn olunup, Delîlbaşısı [Ü1 176b] Aydın Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ve Kethudâsı Mahmûd Ağa'ya Kapucubaşılık ihsân olunup, Bilâslı Mehmed Paşa dahi Lom üzerine sevk-ı erbâb-ı vegā edüp, muhâliflerin târ-ı ıstıbârları munsarım ve Vidin tarafına münhezim olarak hâric-i Vidin'de bugāt u eşkıyâdan ferd-i âferîde kalmayup, verây-ı cidâr-ı hisârda cümlesi müstetir oldukları, vürûd eden tahrîrât meʾâlinden maʿlûm u münfehim olmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhin hıdmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olup, otuz kîse ʿatıyye-i hümâyûn ve bir sevb bol yenlü ferve-i ferah-nümûn irsâliyle, kadr ü iʿtibârı vâsıl-ı kulle-i çarh-ı nîl-gûn oldu.\nDağlı eşkıyâsından olup, Pâsbân-oğlu tarafına müncezib olan Emîncik, mütegallibe gürûhunun refte refte izmihlâllerini müşâhede ile cây-ı halâs ve nefsini istihlâs dâʿiyesiyle Tırnova kurâsından Rahova Karyesi'ne tehassun edüp, o aralıkda Tırnova Voyvodası olup, Silahdâr Hüseyin Paşa sadmesinden firâr eden “İbrâhîm” nâm şakī dahi merkūma mültehik olduğu Edirne'de mukīm Haleb [Ü2 191b] Vâlîsi'ne ʿaks etmekle, tefrîk-i cemʿiyyetleri zımnında üzerlerine asker taʿyîn ve mukābelede ʿaczleri zâhir olduğundan firâr ve Vidin'e dâhil oldukları ve Lom'dan firâr ve Akçar'da karâr eden eşkıyâ üzerine Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa maʿiyyetinde olan Bilâslı Mehmed Paşa'yı taʿyîn edüp, iltikāy-ı ferîkayn vukūʿunda muhâlifler bozulup, beş yüz mikdârı helâk ve Macar ʿAli ve sâyir sergerdeleri üftâde-i magāk-ı hâk olup, esveʾ-i hâl ile Vidin'e duhûl eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından vârid oldu.\nAda-kal‘ası'nda mütegallibe tarafından cây-gîr olan Köse Mustafa ve sâyir müte‘ayyinler hüsn-i tedbîr ile taraf-ı devlete imâle olunup, fîmâ-ba‘d câdde-i istikāmetden ‘udûl [Ü1 177a] etmameleri şartıyla, cerâyim-i güzeşteleri ma‘füvv ü magfûr ve adada mütemekkin neferâtın mevâcibleri dahi Eflâk Voyvodası tarafından havâle olunup, hâtırları mecbûr kılındı. Vidin Ser‘askeri nasb olunan Vezîr Kapudan Paşa hazretleri dahi ihzâr-ı zâd ve tekmîl-i ‘udde vü ‘atâd edüp, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi üçüncü İsneyn günü Mîrâhûr Köşkü'nde hâk-i kadem-i Mülûkâne'yi zerûr-ı çeşm-i iftihâr edüp, bol yenlü bir sevb-i semmûr ile mültefet ve vesâyây-ı Mülûkâne'yi kurt-ı binâgûş-i i‘tibâr u rağbet eyleyerek savb-ı maksûda tahrîk-i râyet eyledi.\n\nAnadolu Vâlîsi ‘Ali Paşa Kalafat tarafına geçüp, Vidin'in hasr u tazyîkına mübâşeret etmişidi. Pâsbân-oğlu Vidin'de olan çete kayıklarını donadup, kara askeriyle müdâfa‘aya kıyâm ve berü tarafdan dahi mukābele birle muhâliflerin bir kıt‘a kayıklarını zabt ve birini gark ve berren gönderdikleri bugātı rehgîr-i vâdî-yi inhizâm [Ü2 192a] eylediklerinden gayri, Silistre ve Adana ve Tırhala vâlîleri dahi Akşar'a hareket ve Vidin'e karîb bir mahalle nasb-ı hıyâm-ı savlet eylediklerini Vidinlü mu‘âyene ve üç-dört bin süvârî ihrâcıyla izhâr-ı mübâgaze vü müşâhane etmeleriyle, berü tarafdan asker-i ma‘reke-sâz a‘lâm-ı ikdâm ü gayrete ihtizâz vererek muhâlifîn üzerine hecme-endâz ve kırk elli mikdârını küşte-i seyf-i cân-güdâz etmeleriyle, kusûru firâr ve kemâ-kân Vidin'de istikrâr eylediler. Ser‘asker-i müşârun ileyh Vidin Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm eyledikde, me‘mûr-ı ma‘iyyeti olan vüzerây-ı ‘izâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir vücûh-ı askerîyi şem‘-i bezmine cem‘ edüp, her birini bir tarafdan tazyîk-ı kal‘aya ta‘yîn ve bâdî-yi emrde Vidin ehâlîsine mektûb yazılması tahsîn olunup, gönderilan mektûbun cevâbı müte‘ahhar olduğundan, [Ü1 177b] hâric-i kal‘ada vâki‘ bir karyede mütehassın “Emîncik” nâm şakīnin üzerine varılmak tasmîm olunup, bir tarafdan vüzerây-ı ‘izâm ve bir tarafdan Tebedelenli ‘Ali Paşa hücûma ibtidâr ve o aralıkda Vidin'den imdâd çıkup, tarafeyn ile iş‘âl-i nâyire-i kıtâl ve muhâliflerin ekseri istîsâl ve berü tarafdan dahi vâfir sakatlık olup, ne hâl ise Emîncik iki zahm-i mühlik ile Vidin'e firâr eylediği hılâlde Pâsbân-zâde'nin bir-iki def‘a meb‘ûsları gelüp, sadra şifâ verecek cevâbları olmadığından ircâ‘ ve bundan sonra mahall-be-mahall meterisler hafrına isrâ‘ ve sademât-ı top ile Vidin'in ekser mahalli ıklâ‘ olunup, bâkī ahvâl hazeren ‘ani't-tatvîli ve'l-imlâl ihtiyâr-ı semt-i îcâz ile bundan sonra havâle-i kalem-i sühan-sâz kılınur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâl ve kalemiyyesi maʿlûm mukātaʿât-ı mîriyyeden [Ü2 192b] Hama ve Humus ve Maʿarratü'n-Nuʿmân ve kurâ ve mezâriʿ-i Hısnu'l-Ekrâd mukātaʿaları ʿan-asl külliyyetlü muʿaccelât ile Şâm vâlîlerine ber-vech-i Mâlikâne fürûht olunur iken, vülât-ı Şâm zikr olunan mukātaʿâtı bir müddetden berü bilâ-muʿaccele zabt u tasarruf eyleyüp, yüz bin guruş fâyiz takdîrine mütehammil mukātaʿalardan fâyide-i mîrî münkatıʿ olmak zarar u hasârı mûcib olup, şimdilik elli bir bin beş yüz guruş fâyiz takdîr ve bu meblağdan üç bin beş yüz guruş senevî idâre eyleyecek kimsenin mesârıfına tahsîs ve kusûrunun her bir kîsesi bir hisse iʿtibâr ve her hisse beş bin guruş muʿaccele ile ricâl ü nisvândan taleb-kâr olanlara fürûht olunmak ve mukātaʿât-ı merkūmenin emvâli mesârıf-ı hacc-ı şerîfe müretteb olmağla, beher sene Şâm vâlîleri tarafından zabt olunmak muvâfık-ı hâl olduğuna binâ'en, beher sene Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hacc bulunanlara şurût-ı merʿiyyesiyle işbu mukātaʿât [Ü1 178a] der-ʿuhde vü ilzâm ve müstakıll berât verilmek ve kapu kethudâları evvel-be-evvel evkāt-ı muʿayyenede edâ ve teslîmine teʿahhüd edüp, kavî sarrâf göstermedikçe ilbâs-ı hilʿat olunmamak ve gayr ez-mâl ve kalemiyye takdîr olunan fâyizât emsâline kıyâsen senede iki taksîte rabt olunup, taksît-i evveli Haziran ve sânîsi Kânûn-ı evvel ibtidâlarında kaleminden verilecek sûretler ile ashâb-ı mukātaʿâta kapu kethudâları tarafından edâ olunmak ve zikr olunan hisselerin mahlûlâtı şurût üzere mîrîden fürûht olunup, âhara kasr-ı yedi dahi câyiz olmak ve hâsılât ü nemâsına nazaran vülât, fâyiz-i mukadderden ziyâde zamm eyledikleri hâlde zamîme-i mezkûre kezâlik hisse iʿtibârıyla fürûht olunmak [Ü2 193a] husûsları, karâr-gîr-i erbâb-ı tedbîr olup, ol bâbda hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr ve işbu mukātaʿât bin iki yüz on iki senesi Mart'ı ibtidâsından iʿtibâr ile hâlâ Şâm Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya ilzâm olunduğunu müşʿir der-ʿuhde berâtı ve iʿlâm-ı hâl emri ve Baş-muhâsebe'ye ve Sehm Rûznâmçesi'ne ve Kapu Kethudâsı tarafına ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu.",
          "caption": "Eshâm-şüden-i mukātaʿa-i Hama ve Humus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_277.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Eshâm-şüden-i mukātaʿa-i Hama ve Humus",
          "text": "Mâl ve kalemiyyesi maʿlûm mukātaʿât-ı mîriyyeden [Ü2 192b] Hama ve Humus ve Maʿarratü'n-Nuʿmân ve kurâ ve mezâriʿ-i Hısnu'l-Ekrâd mukātaʿaları ʿan-asl külliyyetlü muʿaccelât ile Şâm vâlîlerine ber-vech-i Mâlikâne fürûht olunur iken, vülât-ı Şâm zikr olunan mukātaʿâtı bir müddetden berü bilâ-muʿaccele zabt u tasarruf eyleyüp, yüz bin guruş fâyiz takdîrine mütehammil mukātaʿalardan fâyide-i mîrî münkatıʿ olmak zarar u hasârı mûcib olup, şimdilik elli bir bin beş yüz guruş fâyiz takdîr ve bu meblağdan üç bin beş yüz guruş senevî idâre eyleyecek kimsenin mesârıfına tahsîs ve kusûrunun her bir kîsesi bir hisse iʿtibâr ve her hisse beş bin guruş muʿaccele ile ricâl ü nisvândan taleb-kâr olanlara fürûht olunmak ve mukātaʿât-ı merkūmenin emvâli mesârıf-ı hacc-ı şerîfe müretteb olmağla, beher sene Şâm vâlîleri tarafından zabt olunmak muvâfık-ı hâl olduğuna binâ'en, beher sene Şâm Vâlîsi ve Mîrü'l-hacc bulunanlara şurût-ı merʿiyyesiyle işbu mukātaʿât [Ü1 178a] der-ʿuhde vü ilzâm ve müstakıll berât verilmek ve kapu kethudâları evvel-be-evvel evkāt-ı muʿayyenede edâ ve teslîmine teʿahhüd edüp, kavî sarrâf göstermedikçe ilbâs-ı hilʿat olunmamak ve gayr ez-mâl ve kalemiyye takdîr olunan fâyizât emsâline kıyâsen senede iki taksîte rabt olunup, taksît-i evveli Haziran ve sânîsi Kânûn-ı evvel ibtidâlarında kaleminden verilecek sûretler ile ashâb-ı mukātaʿâta kapu kethudâları tarafından edâ olunmak ve zikr olunan hisselerin mahlûlâtı şurût üzere mîrîden fürûht olunup, âhara kasr-ı yedi dahi câyiz olmak ve hâsılât ü nemâsına nazaran vülât, fâyiz-i mukadderden ziyâde zamm eyledikleri hâlde zamîme-i mezkûre kezâlik hisse iʿtibârıyla fürûht olunmak [Ü2 193a] husûsları, karâr-gîr-i erbâb-ı tedbîr olup, ol bâbda hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr ve işbu mukātaʿât bin iki yüz on iki senesi Mart'ı ibtidâsından iʿtibâr ile hâlâ Şâm Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya ilzâm olunduğunu müşʿir der-ʿuhde berâtı ve iʿlâm-ı hâl emri ve Baş-muhâsebe'ye ve Sehm Rûznâmçesi'ne ve Kapu Kethudâsı tarafına ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene kadar İstanbul Kadılığı'yla nâm-ver olan Mîr Hamdullah maʿzûl olup, Mekke'den munfasıl Nakīb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi yevm-i zabtından ʿazli muʿteber olmak üzere işbu Cumâdel-âhıre'nin on beşinci günü makām-ı hükümete muttasıl oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_278.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Bir sene kadar İstanbul Kadılığı'yla nâm-ver olan Mîr Hamdullah maʿzûl olup, Mekke'den munfasıl Nakīb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi yevm-i zabtından ʿazli muʿteber olmak üzere işbu Cumâdel-âhıre'nin on beşinci günü makām-ı hükümete muttasıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Koca ʿAleksandra Voyvoda'nın idare-i umûrda ʿaczi beyyin ve Pâsbân-zâde'nin o taraflara tehattî etmemesi zımnında idâreye muktedir birinin lüzûm-ı nasbı müteʿayyin olmağla, şehr-i mezkûrun on beşinci günü mesfûr ʿazl ve Âsitâne'ye celb ve yerine Dîvânhâne Tercemânı Hançerli-oğlu Kostantin nasb olunup, [Ü1 178b] Cumâdelâhıre'nin yirmi dokuzuncu Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da telebbüs-i kuka ile mesrûr ve birkaç günden sonra ʿâzim-i savb-i me'mûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_279.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Koca ʿAleksandra Voyvoda'nın idare-i umûrda ʿaczi beyyin ve Pâsbân-zâde'nin o taraflara tehattî etmemesi zımnında idâreye muktedir birinin lüzûm-ı nasbı müteʿayyin olmağla, şehr-i mezkûrun on beşinci günü mesfûr ʿazl ve Âsitâne'ye celb ve yerine Dîvânhâne Tercemânı Hançerli-oğlu Kostantin nasb olunup, [Ü1 178b] Cumâdelâhıre'nin yirmi dokuzuncu Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da telebbüs-i kuka ile mesrûr ve birkaç günden sonra ʿâzim-i savb-i me'mûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françe ile Nemçelü birkaç seneden berü muhârebe üzere olup, bu esnâda ʿakd-i musâlaha ile defʿ-i mükâfeha eyledikleri mütevâtir olup, semere-i musâlahaları Pay-bâ Otrişin nâmıyla maʿrûf memâlik Françe'ye verilmek ve Venediklü yedinde olan Körfez ve Cante ve Kefalonya ve Ayamavra ve Cerigor, Badranto ve Larta ve Vonica ve Albanya tarafında vâkiʿ Lodrino nâm lîmânın aşağı tarafı Françe cumhûruna ʿâyid olmak [Ü2 193b] ve İstirya ve Dalmaçya ve Bahr-i Adriyatik ve \"Kattaro\" nâm memleketin lîmânı ve Venedik Şehri ve Körfezi İmperator tarafından zabt olunmak ve “Sanya Komodanpo\" [San Giacomo] nâm mahalle dek Nemçelü ile Françe miyânında hudûd iʿtibâr olunmak ve İmperator, Çizalpina cumhûrunun bir tarafa tâbiʿ olmadığını bilmek ve İmperator hükmünde olan lîmânlarda muhârib olan devletlerin altıdan ziyâde ceng gemilerini kabûl etmemek husûslarından ʿibâret olmağla, mâdde-i mezkûre baʿzı havâdis evrâkından terceme olunup,\nmücelled-i vekāyiʿa sebti fâyideden hâlî olmadığına binâʾen, ber-vech-i icmâl nakş-ı sahîfe-i makāl kılındı.",
          "caption": "Musâlaha-i Nemçe be-Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_280.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Musâlaha-i Nemçe be-Françe",
          "text": "Françe ile Nemçelü birkaç seneden berü muhârebe üzere olup, bu esnâda ʿakd-i musâlaha ile defʿ-i mükâfeha eyledikleri mütevâtir olup, semere-i musâlahaları Pay-bâ Otrişin nâmıyla maʿrûf memâlik Françe'ye verilmek ve Venediklü yedinde olan Körfez ve Cante ve Kefalonya ve Ayamavra ve Cerigor, Badranto ve Larta ve Vonica ve Albanya tarafında vâkiʿ Lodrino nâm lîmânın aşağı tarafı Françe cumhûruna ʿâyid olmak [Ü2 193b] ve İstirya ve Dalmaçya ve Bahr-i Adriyatik ve \"Kattaro\" nâm memleketin lîmânı ve Venedik Şehri ve Körfezi İmperator tarafından zabt olunmak ve “Sanya Komodanpo\" [San Giacomo] nâm mahalle dek Nemçelü ile Françe miyânında hudûd iʿtibâr olunmak ve İmperator, Çizalpina cumhûrunun bir tarafa tâbiʿ olmadığını bilmek ve İmperator hükmünde olan lîmânlarda muhârib olan devletlerin altıdan ziyâde ceng gemilerini kabûl etmemek husûslarından ʿibâret olmağla, mâdde-i mezkûre baʿzı havâdis evrâkından terceme olunup,\nmücelled-i vekāyiʿa sebti fâyideden hâlî olmadığına binâʾen, ber-vech-i icmâl nakş-ı sahîfe-i makāl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hîn-i iktizâda baʿzı mahallere ʿale'l-ʿacele top yetişdirmek ve çep ü râstdan zuhûr eden firak-ı aʿdâ müdâfaʿasına kıyâm ve iktizây-ı hâl ile sâyir Topçu neferâtı gibi piyâde hidmetini iltizâm eylemek üzere Süvârî Topçu tertîbi mehâmm-ı lâzımü'l-ihtimâmdan olmağla, beher topa maʿa usta ve Yamak on ikişer nefer tertîb ve binek bârgîrlerini kendüleri tîmâr edüp, bir ʿârıza-i gayr-i zarûriyye ile bârgîrler sakat ve ʿamelden kalmak lâzım gelürse, bedeline alınan bârgîr [Ü1 179a] behâsının bir mikdârı mevâciblerine mahsûb olmak ve kānûn-nâme-i hümâyûn şurûtu bunların hakkında dahi cârî olup, süvârî serdengeçdi topçuları olarak her ortaya bir topdan yirmi beş top tertîbi maʿa Ağa ve zâbitân zamm olunup, şimdilik taʿlîm üzere olan on top neferâtı zîrde mastûr kisve-behâ ve meʿâş ve yevmiyyeleriyle tahrîr ve baʿdehû yirmi beş top tertîbine iblâğ ve bir mahalle Topçu Ortası meʾmûr kılındıkda, bunlar [Ü2 194a] o ortalara Yamak verile. Eğer birkaç topun bir orta ile ʿacâleten irsâli iktizâ eyler ise, ʿAlemdâr ve yâhûd Baş-top Ustası, Başbûğ olup, taʿyînâtlarını beraber götüreler. Ve cümlesinin başka meʾmûriyyetleri lâzım geldikde, sâyir ortalarda olan Baş-karakullukçu ve Sakā ve Karakullukçu tahrîr olunup, müstakıll Serdengeçdi bayrağı ola. \n\n Ve bir nefer Süvârî Serdengeçdi Ağası'na senevî bin guruş meʿâş ve yevmiyye sekiz çift nân-ı ʿazîz ve ikişer kıyye lahm ve bir nefer ʿAlemdâr'a ve bir nefer top ustasına senevî beşer yüz guruş meʿâş ve bir kıtʿa top tertîbinde bir nefer Süvârî top ustasına yüz akça yevmiyye ve yirmi akça kisve-behâ ve bir nefer Süvârî Yamağa yetmiş akça yevmiyye ve yirmi akça kisve-behâ ve on nefer süvârî topçularından her birine elli beşer akça yevmiyye ve yirmişer akça kisve-behâ tertîb olunup, ʿarabacılardan dahi Süvârî tertîbi lâzım gelüp, kānûn-nâme-i hümâyûnda musarrah şurût kezâlik bunların hakkında dahi cârî ve bâlâda tahrîr olunduğu üzere şimdilik on top tertîb olunup ve meʿâş ve yevmiyye ve kisve-behâlarıyla tahrîr ve taʿlîm ve teʿallüm olunarak Topçuyân yirmi beş top tertîbine iblâğ olundukda, ʿarabacılar dahi iblâğ olunmak ve bir top ile bir cebe-hâne ʿarabasını idâre eylemek üzere [Ü1\n179b] maʿa Halîfe iki nefer ziyâdesiyle sekiz nefer tertîb olunup, yedlerinde olan top ve cebe-hâne ʿarabası kangı top ustasının ise ve ol usta ne mahalle meʾmûr olur ise ʿArabacı dahi ol vechile hareket edüp, topçuların süvârîleri şerâyiti ʿarabacılarda dahi cârî ola. Ve bunların baş-halîfelerine senevî beş yüz guruş [Ü2 194b] meʿâş ve yevmiyye dört çift nân ve bir kıyye lahm ve bir nefer Mülâzım Halîfe'ye senevî dört yüz guruş meʿâş ve bir top ve bir cebe-hâne ʿarabası neferâtı tertîbi üzere bir nefer Halîfe'ye yetmiş akça yevmiyye ve yirmi akça kisve-behâ ve yedi nefer Süvârî ʿArabacıyân'ın her birine kırkar akça yevmiyye ve yirmişer akça kisve-behâ olmak üzere tanzîm ve ol bâbda şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mahalline kayd ve iktizâ edenlere ʿilm ü haberleri verildi.",
          "caption": "Şurût-ı neferât-ı Süvârî-yi Topçuyân ve ʿArabacıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_281.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurût-ı neferât-ı Süvârî-yi Topçuyân ve ʿArabacıyân",
          "text": "Hîn-i iktizâda baʿzı mahallere ʿale'l-ʿacele top yetişdirmek ve çep ü râstdan zuhûr eden firak-ı aʿdâ müdâfaʿasına kıyâm ve iktizây-ı hâl ile sâyir Topçu neferâtı gibi piyâde hidmetini iltizâm eylemek üzere Süvârî Topçu tertîbi mehâmm-ı lâzımü'l-ihtimâmdan olmağla, beher topa maʿa usta ve Yamak on ikişer nefer tertîb ve binek bârgîrlerini kendüleri tîmâr edüp, bir ʿârıza-i gayr-i zarûriyye ile bârgîrler sakat ve ʿamelden kalmak lâzım gelürse, bedeline alınan bârgîr [Ü1 179a] behâsının bir mikdârı mevâciblerine mahsûb olmak ve kānûn-nâme-i hümâyûn şurûtu bunların hakkında dahi cârî olup, süvârî serdengeçdi topçuları olarak her ortaya bir topdan yirmi beş top tertîbi maʿa Ağa ve zâbitân zamm olunup, şimdilik taʿlîm üzere olan on top neferâtı zîrde mastûr kisve-behâ ve meʿâş ve yevmiyyeleriyle tahrîr ve baʿdehû yirmi beş top tertîbine iblâğ ve bir mahalle Topçu Ortası meʾmûr kılındıkda, bunlar [Ü2 194a] o ortalara Yamak verile. Eğer birkaç topun bir orta ile ʿacâleten irsâli iktizâ eyler ise, ʿAlemdâr ve yâhûd Baş-top Ustası, Başbûğ olup, taʿyînâtlarını beraber götüreler. Ve cümlesinin başka meʾmûriyyetleri lâzım geldikde, sâyir ortalarda olan Baş-karakullukçu ve Sakā ve Karakullukçu tahrîr olunup, müstakıll Serdengeçdi bayrağı ola. \n\n Ve bir nefer Süvârî Serdengeçdi Ağası'na senevî bin guruş meʿâş ve yevmiyye sekiz çift nân-ı ʿazîz ve ikişer kıyye lahm ve bir nefer ʿAlemdâr'a ve bir nefer top ustasına senevî beşer yüz guruş meʿâş ve bir kıtʿa top tertîbinde bir nefer Süvârî top ustasına yüz akça yevmiyye ve yirmi akça kisve-behâ ve bir nefer Süvârî Yamağa yetmiş akça yevmiyye ve yirmi akça kisve-behâ ve on nefer süvârî topçularından her birine elli beşer akça yevmiyye ve yirmişer akça kisve-behâ tertîb olunup, ʿarabacılardan dahi Süvârî tertîbi lâzım gelüp, kānûn-nâme-i hümâyûnda musarrah şurût kezâlik bunların hakkında dahi cârî ve bâlâda tahrîr olunduğu üzere şimdilik on top tertîb olunup ve meʿâş ve yevmiyye ve kisve-behâlarıyla tahrîr ve taʿlîm ve teʿallüm olunarak Topçuyân yirmi beş top tertîbine iblâğ olundukda, ʿarabacılar dahi iblâğ olunmak ve bir top ile bir cebe-hâne ʿarabasını idâre eylemek üzere [Ü1\n179b] maʿa Halîfe iki nefer ziyâdesiyle sekiz nefer tertîb olunup, yedlerinde olan top ve cebe-hâne ʿarabası kangı top ustasının ise ve ol usta ne mahalle meʾmûr olur ise ʿArabacı dahi ol vechile hareket edüp, topçuların süvârîleri şerâyiti ʿarabacılarda dahi cârî ola. Ve bunların baş-halîfelerine senevî beş yüz guruş [Ü2 194b] meʿâş ve yevmiyye dört çift nân ve bir kıyye lahm ve bir nefer Mülâzım Halîfe'ye senevî dört yüz guruş meʿâş ve bir top ve bir cebe-hâne ʿarabası neferâtı tertîbi üzere bir nefer Halîfe'ye yetmiş akça yevmiyye ve yirmi akça kisve-behâ ve yedi nefer Süvârî ʿArabacıyân'ın her birine kırkar akça yevmiyye ve yirmişer akça kisve-behâ olmak üzere tanzîm ve ol bâbda şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mahalline kayd ve iktizâ edenlere ʿilm ü haberleri verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Edirne Bostâncı-başısı olan Bekir Ağa'nın idâre-i umûrda kesel ü rehâveti nümâyân olduğunu Rumeli Serʿaskeri Kapudan Paşa hazretleri beyân ve Hasekîlik'den neşʾet ile Kapucu-başı olup, bir zemân Bergos'da ikāmet ve o havâlî keyfiyyâtına tahsîl-i vukūf u mümâreset eden Enbâr Emîni Mustafa Ağa'nın bu hıdmete liyâkatini âverde-i zebân buyurmalarıyla, Bekir Ağa ʿazl ve Ağa-yı mûmâ ileyh yerine vasl olunup, münhall olan Enbârlar Nezâreti'ne hâcegândan ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi şâyân görüldü.\n\nSâbıkā Süvârî Mukābelecisi olan Küçük Râşid Efendi, başına gelan felâketlerden müttaʿız olmayup, lisânını nefsine muzırr olan kelimât ile tahrîk eylediği, bu defʿa dahi gûş-i gaflet-pûşunu mûcib-i taʿrîk olup, işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi dokuzuncu [Ü1 180a] günü bi-tarîkı'n-nefy Kıbrıs Cezîresi'ne nefy ü tebʿîd ve herze-gerd-i vâdî-yi mefsedet olanlara bu mülâbese ile izhâr-ı sûret-i inzâr u tehdîd olundu.\n\nRumeli Kadıʿaskeri Velî Efendi-zâde [Ü2 195a] Mehmed Emîn Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi gāyete resâ ve gurre-i Receb'de Sadâret-i Rumeli ile Samanî-zâde ʿÖmer Hulûsî Efendi nâyil-i ʿizz ü ʿalâ olup, iki yüz [on] üç senesi Rebîʿulevvel'inden zabt ve yevm-i zabtından ʿazli muʿteber olmak şartıyla Kazây-ı Şâm, Hâfız birâderi İbrâhîm Efendi'ye ve\nsene-i merkūme Receb'i gurresinden mutasarrıf olmak üzere Kazây-ı Selânik, Manyasî Mehmed Efendi'ye ve sâl-i mezkûr gurre-i Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Kazây-ı Kuds-i şerîf, Bekir Paşa İmâmı[-zâde] Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve sene-i merkūme Rebîʿulâhır'ı gurresinden zabt etmek üzere Kazây-ı İzmir, Ser-etıbbây-ı Hâssa Nu‘mân Efendi'ye tevcîh ve Kilis Sancağı Mîr-i mîrân İbrâhîm Paşa'ya ʿinâyet olunmasını Bosna Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa recâ eylediğine binâ'en, livâ'-i mezkûr gurre-i Receb'de mûmâ ileyhe tevcîh ile hâli terfîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân-ı Edirne ve nefy-i mukābele-i Süvârî Râşid Efendi ve tevcîhât-ı ʿilmiyye ve tevcîh-i Kilis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_282.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân-ı Edirne ve nefy-i mukābele-i Süvârî Râşid Efendi ve tevcîhât-ı ʿilmiyye ve tevcîh-i Kilis",
          "text": "Edirne Bostâncı-başısı olan Bekir Ağa'nın idâre-i umûrda kesel ü rehâveti nümâyân olduğunu Rumeli Serʿaskeri Kapudan Paşa hazretleri beyân ve Hasekîlik'den neşʾet ile Kapucu-başı olup, bir zemân Bergos'da ikāmet ve o havâlî keyfiyyâtına tahsîl-i vukūf u mümâreset eden Enbâr Emîni Mustafa Ağa'nın bu hıdmete liyâkatini âverde-i zebân buyurmalarıyla, Bekir Ağa ʿazl ve Ağa-yı mûmâ ileyh yerine vasl olunup, münhall olan Enbârlar Nezâreti'ne hâcegândan ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi şâyân görüldü.\n\nSâbıkā Süvârî Mukābelecisi olan Küçük Râşid Efendi, başına gelan felâketlerden müttaʿız olmayup, lisânını nefsine muzırr olan kelimât ile tahrîk eylediği, bu defʿa dahi gûş-i gaflet-pûşunu mûcib-i taʿrîk olup, işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi dokuzuncu [Ü1 180a] günü bi-tarîkı'n-nefy Kıbrıs Cezîresi'ne nefy ü tebʿîd ve herze-gerd-i vâdî-yi mefsedet olanlara bu mülâbese ile izhâr-ı sûret-i inzâr u tehdîd olundu.\n\nRumeli Kadıʿaskeri Velî Efendi-zâde [Ü2 195a] Mehmed Emîn Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi gāyete resâ ve gurre-i Receb'de Sadâret-i Rumeli ile Samanî-zâde ʿÖmer Hulûsî Efendi nâyil-i ʿizz ü ʿalâ olup, iki yüz [on] üç senesi Rebîʿulevvel'inden zabt ve yevm-i zabtından ʿazli muʿteber olmak şartıyla Kazây-ı Şâm, Hâfız birâderi İbrâhîm Efendi'ye ve\nsene-i merkūme Receb'i gurresinden mutasarrıf olmak üzere Kazây-ı Selânik, Manyasî Mehmed Efendi'ye ve sâl-i mezkûr gurre-i Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Kazây-ı Kuds-i şerîf, Bekir Paşa İmâmı[-zâde] Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve sene-i merkūme Rebîʿulâhır'ı gurresinden zabt etmek üzere Kazây-ı İzmir, Ser-etıbbây-ı Hâssa Nu‘mân Efendi'ye tevcîh ve Kilis Sancağı Mîr-i mîrân İbrâhîm Paşa'ya ʿinâyet olunmasını Bosna Vâlîsi Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa recâ eylediğine binâ'en, livâ'-i mezkûr gurre-i Receb'de mûmâ ileyhe tevcîh ile hâli terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Receb-i şerîf'in on ikinci günü beher sâl sükkân-ı Haremeyn-i şerîfeyn'e irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn, Haremeyn Hazînesi'nden ifrâz ve emânetiyle kesb-i imtiyâz eden Tecellî Efendi'ye teslîm olunup, umûrunu tanzîm ʿakabinde müctâz-ı râh-ı Hicâz oldu. Haleb Eyâleti ile Edirne'de ikāmeti fermân olunan Vezîr Mustafa Paşa'nın üzerinde olan İnebahtı Sancağı münhall ve bir müddetden berü Yenişehir'de mukīm olup, o havâlî keyfiyyâtına vukūfu olan Ahmed Paşa'ya ibkāy-ı Vezâret'iyle tevcîhi tasvîb-kerde-i erbâb-ı ʿakd ü hall olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun [Ü1 180b] yirmi yedinci günü İnebahtı Sancağı müşârun ileyhe sezâ ve mahall görülüp, Magosa'da ikāmet ile hâli berhem-zede-i zîk-ı [Ü2 195b] maʿîşet olan ʿAzm-zâde Nasûh Paşa'nın dahi ibkāy-ı Vezâret'ini Mısır Vâlîsi ve ümerâ recâ etmeleriyle, recâları müsâʿade-i seniyyeye makrûn olup, ibkāy-ı Vezâret'inden başka Hanya Sancağı ile mutayyeb ü memnûn kılındı.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn ve ibkāy-ı Vezâret-i Moravî Ahmed Paşa ve Nasûh Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_283.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn ve ibkāy-ı Vezâret-i Moravî Ahmed Paşa ve Nasûh Paşa",
          "text": "İşbu Receb-i şerîf'in on ikinci günü beher sâl sükkân-ı Haremeyn-i şerîfeyn'e irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn, Haremeyn Hazînesi'nden ifrâz ve emânetiyle kesb-i imtiyâz eden Tecellî Efendi'ye teslîm olunup, umûrunu tanzîm ʿakabinde müctâz-ı râh-ı Hicâz oldu. Haleb Eyâleti ile Edirne'de ikāmeti fermân olunan Vezîr Mustafa Paşa'nın üzerinde olan İnebahtı Sancağı münhall ve bir müddetden berü Yenişehir'de mukīm olup, o havâlî keyfiyyâtına vukūfu olan Ahmed Paşa'ya ibkāy-ı Vezâret'iyle tevcîhi tasvîb-kerde-i erbâb-ı ʿakd ü hall olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun [Ü1 180b] yirmi yedinci günü İnebahtı Sancağı müşârun ileyhe sezâ ve mahall görülüp, Magosa'da ikāmet ile hâli berhem-zede-i zîk-ı [Ü2 195b] maʿîşet olan ʿAzm-zâde Nasûh Paşa'nın dahi ibkāy-ı Vezâret'ini Mısır Vâlîsi ve ümerâ recâ etmeleriyle, recâları müsâʿade-i seniyyeye makrûn olup, ibkāy-ı Vezâret'inden başka Hanya Sancağı ile mutayyeb ü memnûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i ʿâmire'de bundan akdem inşâsına mübâderet olunup, bu esnâda tekmîl olunan bir kıtʿa altmış üç zirâʿ sefîne ile bir kıtʿa korvetin deryâya nüzûlü vakti gelüp, işbu\nŞaʿbân-ı şerîf'in on sekizinci İsneyn günü Pâdişâh-ı yemm-i ʿatâ dâme mâ-dâme'l-felekü'l-aʿlâ hazretleri Tersâne'yi şeref-i kudûmlarıyla pür-behcet ü behâ buyurup, huzûru muʿtâd olan Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtını teveccüh-i Mülûkâne ile nâyil-i mefharet buyurdukdan sonra, ihzâr olunan mahall-i eşrefde zânû-zede-i şevket ve ihtiyâr olunan vakit hulûlünde zikr olunan sefîneler ber-vech-i sühûlet deryâya nüzûl ile izhâr-ı şâd-mânî vü ferhat kılınup, müşârun ileyhimâ hazerâtını birer ferve-i semmûr ilbâsiyle mazhar-ı nevâziş ü iltifât ve sâyirlerini dahi hilaʿ-i fâhire ve ʿatâyây-ı mütekâsire ile hâyiz-i rehîne-i meserrât buyurdukdan sonra, müntezihât-ı Hâkāniyye'lerinden Âyineli-kavak Serâyı'na pâ-nihâde-i şeref ü rağbet ve baʿdehû makarr-ı Saltanat'larına nûr-bahş-ı talʿat oldular. Şehriyâr-ı gerdûn-bestat hazretlerinin levâzım-ı cihâd ü gazâ istikmâline evkāt-ı hümâyûnları masrûf ve yevmen-fe-yevmen ʿudde vü ʿatâd-ı ecnâd semtine zimâm-ı himmet-i Mülûkâne'leri maʿtûf olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda zikr olunan [Ü1 181a] sefîneye muʿâdil bir sefînenin dahi inşâsına emr ü fermân ve fi'l-hâl [Ü2 196a] lodoslaması refʿiyle inşâsına teşmîr-i dâmân kılındı.",
          "caption": "Nüzûl-i kalyon ve korvet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_284.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i kalyon ve korvet",
          "text": "Tersâne-i ʿâmire'de bundan akdem inşâsına mübâderet olunup, bu esnâda tekmîl olunan bir kıtʿa altmış üç zirâʿ sefîne ile bir kıtʿa korvetin deryâya nüzûlü vakti gelüp, işbu\nŞaʿbân-ı şerîf'in on sekizinci İsneyn günü Pâdişâh-ı yemm-i ʿatâ dâme mâ-dâme'l-felekü'l-aʿlâ hazretleri Tersâne'yi şeref-i kudûmlarıyla pür-behcet ü behâ buyurup, huzûru muʿtâd olan Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtını teveccüh-i Mülûkâne ile nâyil-i mefharet buyurdukdan sonra, ihzâr olunan mahall-i eşrefde zânû-zede-i şevket ve ihtiyâr olunan vakit hulûlünde zikr olunan sefîneler ber-vech-i sühûlet deryâya nüzûl ile izhâr-ı şâd-mânî vü ferhat kılınup, müşârun ileyhimâ hazerâtını birer ferve-i semmûr ilbâsiyle mazhar-ı nevâziş ü iltifât ve sâyirlerini dahi hilaʿ-i fâhire ve ʿatâyây-ı mütekâsire ile hâyiz-i rehîne-i meserrât buyurdukdan sonra, müntezihât-ı Hâkāniyye'lerinden Âyineli-kavak Serâyı'na pâ-nihâde-i şeref ü rağbet ve baʿdehû makarr-ı Saltanat'larına nûr-bahş-ı talʿat oldular. Şehriyâr-ı gerdûn-bestat hazretlerinin levâzım-ı cihâd ü gazâ istikmâline evkāt-ı hümâyûnları masrûf ve yevmen-fe-yevmen ʿudde vü ʿatâd-ı ecnâd semtine zimâm-ı himmet-i Mülûkâne'leri maʿtûf olduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda zikr olunan [Ü1 181a] sefîneye muʿâdil bir sefînenin dahi inşâsına emr ü fermân ve fi'l-hâl [Ü2 196a] lodoslaması refʿiyle inşâsına teşmîr-i dâmân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on dokuzuncu Salı günü sunûf-ı askeriyyenin müstehakk oldukları iki kıst mevâcib ihrâc ve kabzına me'mûr olanlara iʿtâ ve Sebt günü Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, Silahdâr Ağa ile şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı cihân-behâ ile Sadru'l-vüzerâ nâyil-i meserret-i bî-intihâ oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_285.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on dokuzuncu Salı günü sunûf-ı askeriyyenin müstehakk oldukları iki kıst mevâcib ihrâc ve kabzına me'mûr olanlara iʿtâ ve Sebt günü Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, Silahdâr Ağa ile şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı cihân-behâ ile Sadru'l-vüzerâ nâyil-i meserret-i bî-intihâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ayasofya-i kebîr Şeyhı Bozoklu Mehmed Efendi giriftâr-ı dest-i ecel ve Sultân Ahmed Şeyhı Mardinli Halîl Efendi mûmâ ileyhe bedel-i mâ-yetehallel olup, tarîkleri üzere silsileleri tertîb ve tekmîl-i noksân zımnında hâricden Melek Hâfız Efendi mûmâ ileyhime teznîb olundu.",
          "caption": "Silsile-i meşâyıh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_286.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Silsile-i meşâyıh",
          "text": "Ayasofya-i kebîr Şeyhı Bozoklu Mehmed Efendi giriftâr-ı dest-i ecel ve Sultân Ahmed Şeyhı Mardinli Halîl Efendi mûmâ ileyhe bedel-i mâ-yetehallel olup, tarîkleri üzere silsileleri tertîb ve tekmîl-i noksân zımnında hâricden Melek Hâfız Efendi mûmâ ileyhime teznîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Edirne Pâyesi olan Hâfız Ahmed Efendi hakkında pertev-nizâm-ı Mülûkâne lemʿa-rîz ve Şaʿbân'ın on dokuzuncu günü Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle nâyil-i serhadd-i teʿayyün ü temyîz oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i Mekke be-İmâm-ı Sânî-yi Sultânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_287.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i Mekke be-İmâm-ı Sânî-yi Sultânî",
          "text": "Edirne Pâyesi olan Hâfız Ahmed Efendi hakkında pertev-nizâm-ı Mülûkâne lemʿa-rîz ve Şaʿbân'ın on dokuzuncu günü Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle nâyil-i serhadd-i teʿayyün ü temyîz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh bir müddet mübtelây-ı ʿâriza-i maraz u renc ve işbu iki yüz on iki senesi Şaʿbân'ın selhında terk-i serây-ı sipenc eyledi.",
          "caption": "Fevt-i ʿAbdullah Birrî Efendi ez-eʿâzim-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_288.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i ʿAbdullah Birrî Efendi ez-eʿâzim-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye",
          "text": "Mûmâ ileyh bir müddet mübtelây-ı ʿâriza-i maraz u renc ve işbu iki yüz on iki senesi Şaʿbân'ın selhında terk-i serây-ı sipenc eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Efendi-yi mûmâ ileyh Reʾîsülküttâb-ı esbak Hacı Mustafa Efendi'nin mahdûmu ve sulehâdan Bıçakcılar İmâmı hafîdi olup, bin yüz elli altı târîhinde tevellüd ve pertev-i nısfu'n-nehâr-ı zekâ ile tevakkud edüp, ʿarazı cevherden ve halhâlı miğferden farka kudret-yâb oldukda, tahsîl-i ʿilm ü kitâbete dâmen-çîn-i ihtimâm ve mukaddimâtı tahsîl ile mâ-beyne'l-akrân benâm olup, Mektûbî Kalemi'ne müdâvim ve seksan ikide Kalem ile sefere ʿâzim olmuşidi. Sefer hıtâmına [Ü2 196b] karîb Ser-halîfelik ile [Ü1 181b] gusn-i ikbâli ratîb olup, bir zemândan sonra Sadrıaʿzam Mektûbçuluğu ile dil-şâd ve Halîl Paşa Sadâreti'nde dâyirelerine ez-kadîm müntemî olan Haremeyn Müfettişi Musullu ʿAli Efendi vefât edüp, baʿzı cihetlerini bilâ-istîzân evlâdına tevcîh eylediğinden, Sadrıaʿzam müşme'iz olup nefyini murâd etmişiken, tevassut-ı şüfeʿâ ile kayd-ı nefyden âzâd ve ʿazl ile dâyire-i Âsafî'den ibʿâd olunmuşidi. Baʿdehû Silahdâr Kitâbeti ile tatyîb ve Râşid Efendi, Reʾîs oldukda, Sâhib-i tercemeyi Beylikçilik ile Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb eyleyüp, sefere maʿan ʿazîmet ve Hayrî Efendi vefâtında hıdmet-i Riyâset'le kesb-i şeref ü rağbet edüp, Nemçe ve Moskov musâlahalarına me'mûr ve hıtâm-ı maslahatda Âsitâne'ye gelüp, birkaç mâh murûrundan sonra sîne-çâk-ı garâm olduğu, şâhid-i zîbây-ı Riyâset'den mehcûr olup, bir müddetden sonra Büyük Rûznâmecilik ile müşerref ve Sadrıaʿzam Kethudâsı Bekir Ağa'ya halef olmuşidi. Etvârı muhâlif-i tabʿ-ı Sadr-ı ʿâlî olup, ʿazli mukaddimâtını temhîdden hâlî olmadığına binâʾen,\nʿâkıbet ʿazl ile tekdîr “Ve men yesmaʿ yehal” mefhûmu üzere hakkında tefevvüh eylediği ekāvîl-i meşrebü'l-ʿazb hâtır-ı Mülûkâne'yi tagyîr edüp, bundan sonra Nişancı ve Beyhân Sultân Kethudâlığı'nda Burusa'ya iclâ ve baʿdehû sebîli ihlâ olunup, Âsitâne'ye geldikden sonra çok geçmeyüp, hulûl-i ecel-i mevʿûd ile terk-i bûd ve ne-bûd eyledi. Mûmâ ileyh istihrâc-ı ʿibâreye kādir ve nükât-ı edebiyyeyi halle muktedir, elsine-i selâsede şiʿr ü inşâ melekesine mâlik ve her hâlde tarîk-ı nasafet ü iʿtidâle sâlik, [Ü2 197a] sadâkat-kâr-ı dâyire-i Saltanat ve bende ve bende-zâde-i devlet idi; tecâvezallâhu ʿan seyyi'âtihî.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_289.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Efendi-yi mûmâ ileyh Reʾîsülküttâb-ı esbak Hacı Mustafa Efendi'nin mahdûmu ve sulehâdan Bıçakcılar İmâmı hafîdi olup, bin yüz elli altı târîhinde tevellüd ve pertev-i nısfu'n-nehâr-ı zekâ ile tevakkud edüp, ʿarazı cevherden ve halhâlı miğferden farka kudret-yâb oldukda, tahsîl-i ʿilm ü kitâbete dâmen-çîn-i ihtimâm ve mukaddimâtı tahsîl ile mâ-beyne'l-akrân benâm olup, Mektûbî Kalemi'ne müdâvim ve seksan ikide Kalem ile sefere ʿâzim olmuşidi. Sefer hıtâmına [Ü2 196b] karîb Ser-halîfelik ile [Ü1 181b] gusn-i ikbâli ratîb olup, bir zemândan sonra Sadrıaʿzam Mektûbçuluğu ile dil-şâd ve Halîl Paşa Sadâreti'nde dâyirelerine ez-kadîm müntemî olan Haremeyn Müfettişi Musullu ʿAli Efendi vefât edüp, baʿzı cihetlerini bilâ-istîzân evlâdına tevcîh eylediğinden, Sadrıaʿzam müşme'iz olup nefyini murâd etmişiken, tevassut-ı şüfeʿâ ile kayd-ı nefyden âzâd ve ʿazl ile dâyire-i Âsafî'den ibʿâd olunmuşidi. Baʿdehû Silahdâr Kitâbeti ile tatyîb ve Râşid Efendi, Reʾîs oldukda, Sâhib-i tercemeyi Beylikçilik ile Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb eyleyüp, sefere maʿan ʿazîmet ve Hayrî Efendi vefâtında hıdmet-i Riyâset'le kesb-i şeref ü rağbet edüp, Nemçe ve Moskov musâlahalarına me'mûr ve hıtâm-ı maslahatda Âsitâne'ye gelüp, birkaç mâh murûrundan sonra sîne-çâk-ı garâm olduğu, şâhid-i zîbây-ı Riyâset'den mehcûr olup, bir müddetden sonra Büyük Rûznâmecilik ile müşerref ve Sadrıaʿzam Kethudâsı Bekir Ağa'ya halef olmuşidi. Etvârı muhâlif-i tabʿ-ı Sadr-ı ʿâlî olup, ʿazli mukaddimâtını temhîdden hâlî olmadığına binâʾen,\nʿâkıbet ʿazl ile tekdîr “Ve men yesmaʿ yehal” mefhûmu üzere hakkında tefevvüh eylediği ekāvîl-i meşrebü'l-ʿazb hâtır-ı Mülûkâne'yi tagyîr edüp, bundan sonra Nişancı ve Beyhân Sultân Kethudâlığı'nda Burusa'ya iclâ ve baʿdehû sebîli ihlâ olunup, Âsitâne'ye geldikden sonra çok geçmeyüp, hulûl-i ecel-i mevʿûd ile terk-i bûd ve ne-bûd eyledi. Mûmâ ileyh istihrâc-ı ʿibâreye kādir ve nükât-ı edebiyyeyi halle muktedir, elsine-i selâsede şiʿr ü inşâ melekesine mâlik ve her hâlde tarîk-ı nasafet ü iʿtidâle sâlik, [Ü2 197a] sadâkat-kâr-ı dâyire-i Saltanat ve bende ve bende-zâde-i devlet idi; tecâvezallâhu ʿan seyyi'âtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh işbu Ramazân-ı şerîf evâyilinde ʿillet-i insibâb ile zânû-zede-i [Ü1 182a] visâde-i bîmârî ve şehr-i mezkûrun on beşinci Sebt günü o ʿillet haysiyyeti ile rahl-i vücûdu ilkāy-ı ribât-ı cezâ-kârî eyleyüp, Sultân Bâyezîd Mezâristânı'nda hâk-i siyâha defîn ve ahbâb ü asdıkāsı mübtelây-ı âh ü enîn oldu. Mûmâ ileyh Dîvân Kalemi küttâbından Caʿfer Efendi'nin sulbünden bin yüz altmış iki târîhinde ser-zede-i zuhûr ve kesb-i meleke-i ʿakl ü şuʿûr ʿakabinde Dîvân Kalemi'ne me'mûr olup, giderek Beylikçi Kîsedârı ve Hayrî Efendi Re'îsülküttâb oldukda, Beylikçilik hıdmet-i eşrefi zamîme-i kadr ü iʿtibârı olmuşidi. Halîl Hamîd Paşa Sadâret'e geldikde, ʿan-asl mûmâ ileyh hacr-i terbiyesinde perverde olmak cihetiyle Mektûbçuluk hıdmetine takrîb ve Halîl Paşa ʿazlinde yed-i rişvet olmak isnâdıyla Âsitâne'den nefy ü tagrîb murâd olunmuşiken, nakd-i gîrân-ı ʿasr himâyeleriyle ortadan reh-yâb ve vâreste-i dü-şâh-ı ıztırâb olup, bu mülâbese ile kevkeb-i ikbâli âfil ve bir müddet libâs-ı hamûle mürtefil olmuşidi. Hayrî Efendi Tersâne Emâneti'nden Riyâset'e nakl ü tahvîl olundukda, bunlar kemâ-kân Beylikçilik ile vâlâ-cenâb ve sefer zuhûrunda Feyzî Süleymân Paşa yerine Re'îsülküttâb olmuşlaridi. Beş-altı mâhdan sonra Rikâb Re'îsi Nahîfi Efendi intikāl ve Sadr-ı vakt tarafından o hıdmetin taʿyîni münâsib-i vakt ü hâl mülâhaza olunup, o mazmûnda [Ü2 197b] müşârun ileyhe hatt-ı hümâyûn irsâl olunmuşidi. Yûsuf Paşa mûmâ ileyhi bitâne-i umûru ʿadd ve menâfiz-i\nʿâlemden hübûb eden rûzgârı sedd etmek kavliyle teʾkîd-i merâyir-i peymân ve teşdîd-i elfâz-ı eymân ʿakabinde Âsitâne'ye gönderüp, iki buçuk sene zâhirde Vekâlet ve bâtında müstakıllen idâre-i umûr-ı Riyâset eyleyüp, Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye dâhil [Ü1 182b] ve ricâlinin sâbıkı gibi menâsıbdan inʿizâllerine mürüvvet ve şefekat-i Mülûkâne hâyil olup, Sâhib-i tercemenin dahi vukūfu sebebi ile Bâb-ı ʿâlî'den infisâli tecvîz olunmayup, Çavuş-başılık ile bekâm ve Dîvân-ı hümâyûn'da icrây-ı ahkâm eyleyerek, yevmen mine'l-eyyâm vücûduna ʿilel ü eskām târî ve bir mâhdan ziyâde âh ü enîn kârı olmuşidi. Bürʾ-i ʿillet ʿakabinde sâniyen tahsîl-i dest-i Riyâset ve kâr-fermâ-yı devlet ve bu defʿa dahi iki seneden efzûn o hidmete mülâbes ü makrûn olup, ahvâlini müfettiş olan küberâʾ-i devletin baʿzısından mütevahhiş olduğuna binâʾen, sûret-i istifâ ile hâst-kâr-ı ʿazl ü infisâl olduğu, hakkında mûcib-i igbirâr ve Riyâset'den ʿazl olunup, iki seneye karîb agyârdan hâlini istitâr ile kûşe-güzîn-i mezellet ü ihtikār olmuşidi. Sadrıaʿzam ve Fetvâ-penâh niyâzlarıyla Tersâne Emâneti'ne nâyil ve bir buçuk sene murûrunda yine maksadı hâsıl olup, sâlisen ʿUtâridîler'e reʾîs ve felek-i devlete Bercîs oldu.\n\nʿİzzet Paşa'nın huzûr u gıyâbında hem-demi ve her hâlinde enîs ü mahremi iken müşârun ileyh baʿzı mevâdd zımnında mûmâ ileyhden müsteşʿir ve matlaʿ-ı Riyâset'den maktaʿ-ı hayatına dek “Şâvir [Ü2 198a] ve hâlif” muʿâmele-i garîbesiyle mûmâ ileyhi dâğ-dâr u müteʾessir etmişidi. Bu hâl ile marîz ü hasta ve dağdağa-i ʿâlem-i fânîden reste oldu.\n\nMûmâ ileyh hadîdü'z-zihn ü mütefattın ve vakūr ü mütemekkin, sıfat-ı sehâ ile benâm ve sürʿat-ı kitâbetle pîşvây-ı ketebe-i aklâm olup, ancak nâsa sûʾ-i zann gālib ve herkes mekrinden hârib, ednâ siʿâyet ü nifâk ile şakīkını fedâ etmek ʿâdeti ve mekr eylediği âdeme takıyye sûretinde ikrâm-ı muktezây-ı mecrây-ı maslahatı olup, temâdî-yi eyyâm-ı ikbâl ile iktinây-ı emvâl ve vefâtına dek zaʿf-ı hâl [Ü1 183a] nolduğun bilmeyüp, mahsûd-ı emsâl olacak tarâyif ü netâyif-i istimlâkiyle ifrâğ-ı arzû-yı bâl ederek intikāl eyledi.\n\nBe-în-cümle merkez-i sadâkatde kāyim ve vücûdu devlete lâzım idi. Terk eylediği emvâl-i kesîresine cânib-i mîrîden taʿarruz olunmayup, hidmet ü sadâkatine hürmet ve âharlara tâziyâne-i şevk u rağbet olmak içün taraf-ı hümâyûndan hasîs ü nefîs neye mâlik ise evlâdına ihsân ve vefâtından sonra bile mazhar-ı ikrâm-ı Pâdişâh-ı kadr-dân oldu.",
          "caption": "Fevt-i Re'îsülküttâb Râşid Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_290.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Re'îsülküttâb Râşid Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh işbu Ramazân-ı şerîf evâyilinde ʿillet-i insibâb ile zânû-zede-i [Ü1 182a] visâde-i bîmârî ve şehr-i mezkûrun on beşinci Sebt günü o ʿillet haysiyyeti ile rahl-i vücûdu ilkāy-ı ribât-ı cezâ-kârî eyleyüp, Sultân Bâyezîd Mezâristânı'nda hâk-i siyâha defîn ve ahbâb ü asdıkāsı mübtelây-ı âh ü enîn oldu. Mûmâ ileyh Dîvân Kalemi küttâbından Caʿfer Efendi'nin sulbünden bin yüz altmış iki târîhinde ser-zede-i zuhûr ve kesb-i meleke-i ʿakl ü şuʿûr ʿakabinde Dîvân Kalemi'ne me'mûr olup, giderek Beylikçi Kîsedârı ve Hayrî Efendi Re'îsülküttâb oldukda, Beylikçilik hıdmet-i eşrefi zamîme-i kadr ü iʿtibârı olmuşidi. Halîl Hamîd Paşa Sadâret'e geldikde, ʿan-asl mûmâ ileyh hacr-i terbiyesinde perverde olmak cihetiyle Mektûbçuluk hıdmetine takrîb ve Halîl Paşa ʿazlinde yed-i rişvet olmak isnâdıyla Âsitâne'den nefy ü tagrîb murâd olunmuşiken, nakd-i gîrân-ı ʿasr himâyeleriyle ortadan reh-yâb ve vâreste-i dü-şâh-ı ıztırâb olup, bu mülâbese ile kevkeb-i ikbâli âfil ve bir müddet libâs-ı hamûle mürtefil olmuşidi. Hayrî Efendi Tersâne Emâneti'nden Riyâset'e nakl ü tahvîl olundukda, bunlar kemâ-kân Beylikçilik ile vâlâ-cenâb ve sefer zuhûrunda Feyzî Süleymân Paşa yerine Re'îsülküttâb olmuşlaridi. Beş-altı mâhdan sonra Rikâb Re'îsi Nahîfi Efendi intikāl ve Sadr-ı vakt tarafından o hıdmetin taʿyîni münâsib-i vakt ü hâl mülâhaza olunup, o mazmûnda [Ü2 197b] müşârun ileyhe hatt-ı hümâyûn irsâl olunmuşidi. Yûsuf Paşa mûmâ ileyhi bitâne-i umûru ʿadd ve menâfiz-i\nʿâlemden hübûb eden rûzgârı sedd etmek kavliyle teʾkîd-i merâyir-i peymân ve teşdîd-i elfâz-ı eymân ʿakabinde Âsitâne'ye gönderüp, iki buçuk sene zâhirde Vekâlet ve bâtında müstakıllen idâre-i umûr-ı Riyâset eyleyüp, Ordu-yi hümâyûn Âsitâne'ye dâhil [Ü1 182b] ve ricâlinin sâbıkı gibi menâsıbdan inʿizâllerine mürüvvet ve şefekat-i Mülûkâne hâyil olup, Sâhib-i tercemenin dahi vukūfu sebebi ile Bâb-ı ʿâlî'den infisâli tecvîz olunmayup, Çavuş-başılık ile bekâm ve Dîvân-ı hümâyûn'da icrây-ı ahkâm eyleyerek, yevmen mine'l-eyyâm vücûduna ʿilel ü eskām târî ve bir mâhdan ziyâde âh ü enîn kârı olmuşidi. Bürʾ-i ʿillet ʿakabinde sâniyen tahsîl-i dest-i Riyâset ve kâr-fermâ-yı devlet ve bu defʿa dahi iki seneden efzûn o hidmete mülâbes ü makrûn olup, ahvâlini müfettiş olan küberâʾ-i devletin baʿzısından mütevahhiş olduğuna binâʾen, sûret-i istifâ ile hâst-kâr-ı ʿazl ü infisâl olduğu, hakkında mûcib-i igbirâr ve Riyâset'den ʿazl olunup, iki seneye karîb agyârdan hâlini istitâr ile kûşe-güzîn-i mezellet ü ihtikār olmuşidi. Sadrıaʿzam ve Fetvâ-penâh niyâzlarıyla Tersâne Emâneti'ne nâyil ve bir buçuk sene murûrunda yine maksadı hâsıl olup, sâlisen ʿUtâridîler'e reʾîs ve felek-i devlete Bercîs oldu.\n\nʿİzzet Paşa'nın huzûr u gıyâbında hem-demi ve her hâlinde enîs ü mahremi iken müşârun ileyh baʿzı mevâdd zımnında mûmâ ileyhden müsteşʿir ve matlaʿ-ı Riyâset'den maktaʿ-ı hayatına dek “Şâvir [Ü2 198a] ve hâlif” muʿâmele-i garîbesiyle mûmâ ileyhi dâğ-dâr u müteʾessir etmişidi. Bu hâl ile marîz ü hasta ve dağdağa-i ʿâlem-i fânîden reste oldu.\n\nMûmâ ileyh hadîdü'z-zihn ü mütefattın ve vakūr ü mütemekkin, sıfat-ı sehâ ile benâm ve sürʿat-ı kitâbetle pîşvây-ı ketebe-i aklâm olup, ancak nâsa sûʾ-i zann gālib ve herkes mekrinden hârib, ednâ siʿâyet ü nifâk ile şakīkını fedâ etmek ʿâdeti ve mekr eylediği âdeme takıyye sûretinde ikrâm-ı muktezây-ı mecrây-ı maslahatı olup, temâdî-yi eyyâm-ı ikbâl ile iktinây-ı emvâl ve vefâtına dek zaʿf-ı hâl [Ü1 183a] nolduğun bilmeyüp, mahsûd-ı emsâl olacak tarâyif ü netâyif-i istimlâkiyle ifrâğ-ı arzû-yı bâl ederek intikāl eyledi.\n\nBe-în-cümle merkez-i sadâkatde kāyim ve vücûdu devlete lâzım idi. Terk eylediği emvâl-i kesîresine cânib-i mîrîden taʿarruz olunmayup, hidmet ü sadâkatine hürmet ve âharlara tâziyâne-i şevk u rağbet olmak içün taraf-ı hümâyûndan hasîs ü nefîs neye mâlik ise evlâdına ihsân ve vefâtından sonra bile mazhar-ı ikrâm-ı Pâdişâh-ı kadr-dân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü Çehârşenbih günü tevcîhât vukūʿ bulup, ʿumûmen kapu ricâli ve defterdârân ibkā olunup, Nişancılık vaʿd-i sâbıka binâ'en Rumeli Ordusu Nâzırı İsmâʿîl ʿİsmetî Efendi'ye; Defter Emâneti, Şerbetci dâmâdına ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tevcîh ve vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi ekserîsi mansıblarında takrîr olunup, Çirmen Mutasarrıfı Hüseyin Paşa'ya Rütbe-i Vezâret verildi. Haleb'de sâdât ile Yeniçeriyân miyânında tekevvün eden fiten ü fesâd, Haleb'in Vâlî'den huluvvüne isnâd olduğuna binâ'en, [Ü2 198b] şimdilik İç-il Mutasarrıfı Dervîş Hasan Paşa, Haleb'e Kāyim-makām nasb olunup, İç-il Sancağı ber-vech-i arpalık Hanya Muhâfızı Vezîr Nasûh Paşa'ya ve Hanya, Mîr-i mîrân'dan Hâfız Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_291.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü Çehârşenbih günü tevcîhât vukūʿ bulup, ʿumûmen kapu ricâli ve defterdârân ibkā olunup, Nişancılık vaʿd-i sâbıka binâ'en Rumeli Ordusu Nâzırı İsmâʿîl ʿİsmetî Efendi'ye; Defter Emâneti, Şerbetci dâmâdına ve sâyir menâsıb dahi erbâbına tevcîh ve vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi ekserîsi mansıblarında takrîr olunup, Çirmen Mutasarrıfı Hüseyin Paşa'ya Rütbe-i Vezâret verildi. Haleb'de sâdât ile Yeniçeriyân miyânında tekevvün eden fiten ü fesâd, Haleb'in Vâlî'den huluvvüne isnâd olduğuna binâ'en, [Ü2 198b] şimdilik İç-il Mutasarrıfı Dervîş Hasan Paşa, Haleb'e Kāyim-makām nasb olunup, İç-il Sancağı ber-vech-i arpalık Hanya Muhâfızı Vezîr Nasûh Paşa'ya ve Hanya, Mîr-i mîrân'dan Hâfız Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Topunun fâyizi on kîseden ziyâde olan mîrî ve Haremeyn mukātaʿalarının temâmı ve yâhûd hisseleri inhilâl vukūʿunda Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne zabt ve on kîseden dûn olanları sekiz senelik muʿaccele ile tâliblerine verilmek nizâm bulmuşidi. Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden mazbût mîrî mukātaʿalarının [Ü1 183b] bedel-i muʿaccelâtı olarak beş senelik hisâbıyla bir sene mukāyese olunduğuna nazaran senevî Hazîne-i ʿâmire'ye dört yük yetmiş iki bin yüz yirmi üç guruş maktûʿan ve Haremeyn mukātaʿalarının mahlûlâtı tahkīk olunan fâyizine göre yine beş senelik iʿtibârıyla muʿaccelesi Darb-hâne-i ʿâmire'ye müstemirren Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden teslîm olunmakda olup, lillâhi'l-hamd Îrâd-ı Cedîd Hazînesi mütekessir ve fîmâ-baʿd topunun fâyizi otuz kîseye dek vukūʿ bulan mahlûlât mîrî tarafından satılmak ve otuzdan ziyâde olanlar Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden zabt olunmak ve muʿaccele bedeli senevî Hâzîne-i ʿâmire'ye mâh-be-mâh verilegelen mebâliğin sülüsânı tenzîl ve sülüs-i âharı sâbıkı gibi mâh-be-mâh verilmek ve topunun fâyizi hadd-i muʿayyenden ziyâde olup, Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunacak Haremeyn mukātaʿâtının beş senelik muʿaccelesi Darb-hâne'ye teslîm olunmak ve eshâm kasr-ı yedi, zükûr u nisvâna ʿumûmen câyiz olmak ve mahlûl olan eshâm kemâ-kân Îrâd-ı Cedîd [Ü2 199a] Hazînesi'ne zabt olunup, üç senelik muʿaccelesi Hazîne-i ʿâmire'ye ve Haremeyn ise Darb-hâne'ye Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden teslîm olunmak husûsları karâr-gîr-i nizâm olup, kānûn-nâme-i hümâyûna tezyîl olundu.",
          "caption": "Ruhsat-dâden be-kasr-ı yed-i eshâm ve nizâm-ı mukātaʿât-ı Haremeyn ve mîrî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_292.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Ruhsat-dâden be-kasr-ı yed-i eshâm ve nizâm-ı mukātaʿât-ı Haremeyn ve mîrî",
          "text": "Topunun fâyizi on kîseden ziyâde olan mîrî ve Haremeyn mukātaʿalarının temâmı ve yâhûd hisseleri inhilâl vukūʿunda Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne zabt ve on kîseden dûn olanları sekiz senelik muʿaccele ile tâliblerine verilmek nizâm bulmuşidi. Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden mazbût mîrî mukātaʿalarının [Ü1 183b] bedel-i muʿaccelâtı olarak beş senelik hisâbıyla bir sene mukāyese olunduğuna nazaran senevî Hazîne-i ʿâmire'ye dört yük yetmiş iki bin yüz yirmi üç guruş maktûʿan ve Haremeyn mukātaʿalarının mahlûlâtı tahkīk olunan fâyizine göre yine beş senelik iʿtibârıyla muʿaccelesi Darb-hâne-i ʿâmire'ye müstemirren Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden teslîm olunmakda olup, lillâhi'l-hamd Îrâd-ı Cedîd Hazînesi mütekessir ve fîmâ-baʿd topunun fâyizi otuz kîseye dek vukūʿ bulan mahlûlât mîrî tarafından satılmak ve otuzdan ziyâde olanlar Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden zabt olunmak ve muʿaccele bedeli senevî Hâzîne-i ʿâmire'ye mâh-be-mâh verilegelen mebâliğin sülüsânı tenzîl ve sülüs-i âharı sâbıkı gibi mâh-be-mâh verilmek ve topunun fâyizi hadd-i muʿayyenden ziyâde olup, Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunacak Haremeyn mukātaʿâtının beş senelik muʿaccelesi Darb-hâne'ye teslîm olunmak ve eshâm kasr-ı yedi, zükûr u nisvâna ʿumûmen câyiz olmak ve mahlûl olan eshâm kemâ-kân Îrâd-ı Cedîd [Ü2 199a] Hazînesi'ne zabt olunup, üç senelik muʿaccelesi Hazîne-i ʿâmire'ye ve Haremeyn ise Darb-hâne'ye Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden teslîm olunmak husûsları karâr-gîr-i nizâm olup, kānûn-nâme-i hümâyûna tezyîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh maraz-ı müzmin ve inhitât-ı sinn sebebleriyle işbu Zilka‘de'nin ikinci günü “el-Mevtü ke'sün ve küllü'n-nâsi şâribuh” bezminden cürʿa-keş-i ferâğ u ʿuzlet ve Sultân Bâyezîd Hazîresi'nde muntazır-ı yevm-i kıyâmet oldu. Müşârun ileyh bin yüz yirmi târîhinde ʿİvaz Mehmed Paşa sulbünden ʿatse-zen-i ʿâlem-i şühûd ve pîrâye-i kımât-ı vücûd olup, kırk altıda [Ü1 184a] dâhil-i silk-i müderrisîn ve elli ikide Yenişehir Mevleviyyeti ile kâm-bîn ve elli dokuzda Burusa'ya hâkim ve altmış ikide Medîne-i münevvere ve altmış beşde İstanbul kazâları hükûmetinde kāyim olmuşidi. Tenfîz-i esʿâr ve taʿyîn-i kıyem ü mikdârda ehâlî-yi İstanbul kendüden râzî olduklarına binâʾen, yetmiş üçde Anadolu Pâyesi'yle mükerreren İstanbul'a Kadı olup, yetmiş beşde bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti'yle mükerrem ve seksan târîhinde Rumeli Sadâreti'yle muhterem ve seksan beşde mükerreren Sadâret-i Rumeli ile mütefahhir ve seksan sekizde telebbüs-i ferve-i beyzây-ı fetvâ ile mütebahtır olmuşidi. Donanma hurûcu günü igāse-i Tatar mâddesine müteʿallık, Sadrıaʿzam bulunan ʿİzzet Paşa ile vukūʿ bulan müzâkereleri muhâvereye müncerr ve ahadühümâ âharı gamz ile Pâdişâh'ı muğberr etmişler idi. ʿİzzet Paşa'nın hevâdârları iʿânet ve mecmaʿ-i nâsdan bî-vakt ü ibbân, şütûm ile şitâbân olduğu teksîr-i erâcîfe ʿillet [Ü2 199b] olduğunu hikâyet ile seksan dokuz Cumâdelûlâ'sında\nmüşârun ileyh ʿazl ve mübtelây-ı endûh u ezl olup, doksan dokuz Cumâdelûlâ'sında mükerreren Müfti'l-enâm ve Hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olmuşidi. O hılâlde ortalığı agyârdan hâlî bulup, dest-i hırs u âzı dirâz ve katʿi çok kimseleri tecrîm ile muhtâc-ı nân u piyâz eylediğine binâʾen, Şaʿbân'ın on dördüncü günü Meşîhat'den ʿazl olunup, baʿde eyyâm arpalığı olan Ankara'ya iclâ ve cülûs-ı hümâyûnda menfîlerin sebîlleri ihlâ olunup, bunlar dahi gelüp, hânelerinde mukîm-i kûşe-i inzivâ ve târîh-i merkūmda ʿâzim-i semt-i ʿukbâ oldular. Müşârun ileyh mühîb ü müşekkel ve teʿazzüz-i nefs ile mümessel, cesûr u gazûb, lecûc ü heyûb, ʿilm ü kemâlden bî-behre vü nasîb ve nefsâniyyet ü agrâz ile şöhre-i baʿîd ü karîb [Ü1 184b] bir kimse idi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.",
          "caption": "Vefât-ı İbrâhîm Bey Şeyhulislâm-ı esbâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_293.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı İbrâhîm Bey Şeyhulislâm-ı esbâk",
          "text": "Müşârun ileyh maraz-ı müzmin ve inhitât-ı sinn sebebleriyle işbu Zilka‘de'nin ikinci günü “el-Mevtü ke'sün ve küllü'n-nâsi şâribuh” bezminden cürʿa-keş-i ferâğ u ʿuzlet ve Sultân Bâyezîd Hazîresi'nde muntazır-ı yevm-i kıyâmet oldu. Müşârun ileyh bin yüz yirmi târîhinde ʿİvaz Mehmed Paşa sulbünden ʿatse-zen-i ʿâlem-i şühûd ve pîrâye-i kımât-ı vücûd olup, kırk altıda [Ü1 184a] dâhil-i silk-i müderrisîn ve elli ikide Yenişehir Mevleviyyeti ile kâm-bîn ve elli dokuzda Burusa'ya hâkim ve altmış ikide Medîne-i münevvere ve altmış beşde İstanbul kazâları hükûmetinde kāyim olmuşidi. Tenfîz-i esʿâr ve taʿyîn-i kıyem ü mikdârda ehâlî-yi İstanbul kendüden râzî olduklarına binâʾen, yetmiş üçde Anadolu Pâyesi'yle mükerreren İstanbul'a Kadı olup, yetmiş beşde bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti'yle mükerrem ve seksan târîhinde Rumeli Sadâreti'yle muhterem ve seksan beşde mükerreren Sadâret-i Rumeli ile mütefahhir ve seksan sekizde telebbüs-i ferve-i beyzây-ı fetvâ ile mütebahtır olmuşidi. Donanma hurûcu günü igāse-i Tatar mâddesine müteʿallık, Sadrıaʿzam bulunan ʿİzzet Paşa ile vukūʿ bulan müzâkereleri muhâvereye müncerr ve ahadühümâ âharı gamz ile Pâdişâh'ı muğberr etmişler idi. ʿİzzet Paşa'nın hevâdârları iʿânet ve mecmaʿ-i nâsdan bî-vakt ü ibbân, şütûm ile şitâbân olduğu teksîr-i erâcîfe ʿillet [Ü2 199b] olduğunu hikâyet ile seksan dokuz Cumâdelûlâ'sında\nmüşârun ileyh ʿazl ve mübtelây-ı endûh u ezl olup, doksan dokuz Cumâdelûlâ'sında mükerreren Müfti'l-enâm ve Hallâl-i müşkilât-ı hâss u ʿâmm olmuşidi. O hılâlde ortalığı agyârdan hâlî bulup, dest-i hırs u âzı dirâz ve katʿi çok kimseleri tecrîm ile muhtâc-ı nân u piyâz eylediğine binâʾen, Şaʿbân'ın on dördüncü günü Meşîhat'den ʿazl olunup, baʿde eyyâm arpalığı olan Ankara'ya iclâ ve cülûs-ı hümâyûnda menfîlerin sebîlleri ihlâ olunup, bunlar dahi gelüp, hânelerinde mukîm-i kûşe-i inzivâ ve târîh-i merkūmda ʿâzim-i semt-i ʿukbâ oldular. Müşârun ileyh mühîb ü müşekkel ve teʿazzüz-i nefs ile mümessel, cesûr u gazûb, lecûc ü heyûb, ʿilm ü kemâlden bî-behre vü nasîb ve nefsâniyyet ü agrâz ile şöhre-i baʿîd ü karîb [Ü1 184b] bir kimse idi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Aksaray Mutasarrıfı Hâfız Ahmed Paşa'nın zarûret-i hâlinden bahs ile Kırşehri Sancağı'nın mûmâ ileyhe tevcîhini Karaman Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa recâ etmekle, mâh-ı Zilkaʿde'nin üçüncü günü livâʾ-i mezkûr ile Paşa-yı mûmâ ileyh mesrûr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ'-i Kırşehri",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_294.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ'-i Kırşehri",
          "text": "Sâbıkā Aksaray Mutasarrıfı Hâfız Ahmed Paşa'nın zarûret-i hâlinden bahs ile Kırşehri Sancağı'nın mûmâ ileyhe tevcîhini Karaman Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa recâ etmekle, mâh-ı Zilkaʿde'nin üçüncü günü livâʾ-i mezkûr ile Paşa-yı mûmâ ileyh mesrûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne'de ikāmet içün Moskovlu tarafından vürûd eden elçi, sâyir elçiler gibi Dîvân'da nâmesini teslîm resm-i kadîm olduğuna binâʾen, işbu Zilkaʿde'nin sekizinci günü tertîb olunan Dîvân-ı muʿallâ-erkânda elçi-yi mesfûr ʿatebe-i gerdûn-kevkebe-i Mülûkâne'ye rû-mâl ve nâmesini teslîm hılâlinde heybet-i ve dârât-i Şehinşâhî'ye nazar ile dem-beste vü lâl oldu. [Ü2 200a]",
          "caption": "Vukūʿ-ı Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi Moskov",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_295.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi Moskov",
          "text": "Âsitâne'de ikāmet içün Moskovlu tarafından vürûd eden elçi, sâyir elçiler gibi Dîvân'da nâmesini teslîm resm-i kadîm olduğuna binâʾen, işbu Zilkaʿde'nin sekizinci günü tertîb olunan Dîvân-ı muʿallâ-erkânda elçi-yi mesfûr ʿatebe-i gerdûn-kevkebe-i Mülûkâne'ye rû-mâl ve nâmesini teslîm hılâlinde heybet-i ve dârât-i Şehinşâhî'ye nazar ile dem-beste vü lâl oldu. [Ü2 200a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki yüz on üç senesi gurre-i Cumâdelâhıre'sinden zabt ve yevm-i zabtından ʿazli muʿteber olmak üzere Mısır Kazâsı, Selânik'den munfasıl Emîn Kethudâ İmâmı Hâfız ʿAbdülkerîm Efendi'ye ve sene-i mezkûre Muharrem'i gurresinden zabt etmek üzere Kuds-i şerîf Kazâsı, ʿAli Paşa İmâmı-zâde es-Seyyid Mehmed Sâdık Efendi'ye ve sene-i mezbûre Ramazân'ı gurresinden zabt etmek üzere Yenişehir Kazâsı, dâmâd-ı Fetvâ-penâhî Rahmî Bey'e ve gurre-i Receb'den Galata Kazâsı, Şehrî-zâde Mehmed Reşîd Efendi'ye ve Cumâdelûlâ'dan Üsküdar Kazâsı, ʿAtıf-zâde Mehmed Tâhir Efendi'ye işbu Zilkaʿde'nin sekizinci günü tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı baʿzı menâsıb-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_296.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı baʿzı menâsıb-ı ʿilmiyye",
          "text": "İki yüz on üç senesi gurre-i Cumâdelâhıre'sinden zabt ve yevm-i zabtından ʿazli muʿteber olmak üzere Mısır Kazâsı, Selânik'den munfasıl Emîn Kethudâ İmâmı Hâfız ʿAbdülkerîm Efendi'ye ve sene-i mezkûre Muharrem'i gurresinden zabt etmek üzere Kuds-i şerîf Kazâsı, ʿAli Paşa İmâmı-zâde es-Seyyid Mehmed Sâdık Efendi'ye ve sene-i mezbûre Ramazân'ı gurresinden zabt etmek üzere Yenişehir Kazâsı, dâmâd-ı Fetvâ-penâhî Rahmî Bey'e ve gurre-i Receb'den Galata Kazâsı, Şehrî-zâde Mehmed Reşîd Efendi'ye ve Cumâdelûlâ'dan Üsküdar Kazâsı, ʿAtıf-zâde Mehmed Tâhir Efendi'ye işbu Zilkaʿde'nin sekizinci günü tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahall-i mezbûr eyyâm-ı behârda gıbta-fermây-ı müntezehât-ı dühûr olduğuna binâ'en, derûn-ı ilhâm-meşhûn-ı Şehriyârî'de nakle rağbet ser-zede-i zuhûr olmağla, mâh-ı merkūmun yirmi dokuzuncu Pençşenbih günü ol cây-ı dil-güşâ şeref-i nakl-i hümâyûn ile [Ü1 185a] hem-tây-ı Firdevs-i aʿlâ oldu.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Âyîneli-kavak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_297.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Âyîneli-kavak",
          "text": "Mahall-i mezbûr eyyâm-ı behârda gıbta-fermây-ı müntezehât-ı dühûr olduğuna binâ'en, derûn-ı ilhâm-meşhûn-ı Şehriyârî'de nakle rağbet ser-zede-i zuhûr olmağla, mâh-ı merkūmun yirmi dokuzuncu Pençşenbih günü ol cây-ı dil-güşâ şeref-i nakl-i hümâyûn ile [Ü1 185a] hem-tây-ı Firdevs-i aʿlâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Livâ'-i mezbûr Caʿfer Paşa mahlûlünden Bender Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ilhâkan tevcîh olunmuşidi. Mîr-i mîrân'dan Muhtâr Paşa'nın pederi Tebedelenli ʿAli Paşa Vidin Serʿaskeri maʿiyyetinde asâkir-i vâfire ile mevcûd ve bir cihetle taltîfi maslahatdan\nmaʿdûd olduğu, Serʿasker-i müşârun ileyh tarafından tahrîr olunduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda Paşa-yı mûmâ ileyhe Eğriboz ve Karlı-ili tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ’-i Eğriboz ve Karlı-ili be-Muhtâr Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_298.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ’-i Eğriboz ve Karlı-ili be-Muhtâr Paşa",
          "text": "Livâ'-i mezbûr Caʿfer Paşa mahlûlünden Bender Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ilhâkan tevcîh olunmuşidi. Mîr-i mîrân'dan Muhtâr Paşa'nın pederi Tebedelenli ʿAli Paşa Vidin Serʿaskeri maʿiyyetinde asâkir-i vâfire ile mevcûd ve bir cihetle taltîfi maslahatdan\nmaʿdûd olduğu, Serʿasker-i müşârun ileyh tarafından tahrîr olunduğuna binâ'en, yevm-i mezkûrda Paşa-yı mûmâ ileyhe Eğriboz ve Karlı-ili tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Zilhicce'nin on ikinci günü Boğaz-içi'nde vâkiʿ Arnabûd Karyesi'nde âteş zuhûr edüp, [Ü2 200b] iştidâd-ı rîh ile vâfir beyt ve dükkân sûzân olduğundan gayri, Akındıburnu'nda vâkiʿ sâhil-hâneleri ve Sadrıaʿzam Sâhil-hânesi'yle verâda inşâ eylediği Biniş Kasrı'nı ve sâyir o mahalde olan mevâkıʿı tarfetü'l-ʿaynda hâkister ve zemîn ile berâber eyleyüp, âbyârî-yi fazl-ı Mevlâ ile o âteş-i tünd-reviş karîn-i intifâ oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_299.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "İşbu Zilhicce'nin on ikinci günü Boğaz-içi'nde vâkiʿ Arnabûd Karyesi'nde âteş zuhûr edüp, [Ü2 200b] iştidâd-ı rîh ile vâfir beyt ve dükkân sûzân olduğundan gayri, Akındıburnu'nda vâkiʿ sâhil-hâneleri ve Sadrıaʿzam Sâhil-hânesi'yle verâda inşâ eylediği Biniş Kasrı'nı ve sâyir o mahalde olan mevâkıʿı tarfetü'l-ʿaynda hâkister ve zemîn ile berâber eyleyüp, âbyârî-yi fazl-ı Mevlâ ile o âteş-i tünd-reviş karîn-i intifâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haleb'de olan şûriş ü fiten Vâlî'den huluvvüne mebnî olduğuna binâ'en, Mîr-i mîrân'dan Hasan Paşa'nın Kāyim-makām nasbı müstahsen görülmüşidi. Mûmâ ileyh dahi izâle-i ʿisâr-ı nefret-i tarafeyne kudret-yâb olmayup, bir Vezîr'in Haleb'de vücûb-ı kıyâmı zâhir ve Maraş Vâlîsi Şerîf Paşa, Haleb Vâlîliği'nde ehâlî ile hüsn-i muʿâşereti maʿlûm-i ekâbir olduğuna binâ'en, Haleb Eyâleti müşârun ileyhe ve Maraş, Paşa-yı mûmâ ileyhe verilüp, Trabzon Vâlîsi Bîcân-zâde ʿAlî Paşa dahi gulû-yı ʿadûsuyla itlâf olunup, me'mûriyyetine medâr olmak üzere eyâlet-i mezkûre, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerine mülhak u muzâf kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i baʿzı menâsıb-ı vülât-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_300.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i baʿzı menâsıb-ı vülât-ı ʿizâm",
          "text": "Haleb'de olan şûriş ü fiten Vâlî'den huluvvüne mebnî olduğuna binâ'en, Mîr-i mîrân'dan Hasan Paşa'nın Kāyim-makām nasbı müstahsen görülmüşidi. Mûmâ ileyh dahi izâle-i ʿisâr-ı nefret-i tarafeyne kudret-yâb olmayup, bir Vezîr'in Haleb'de vücûb-ı kıyâmı zâhir ve Maraş Vâlîsi Şerîf Paşa, Haleb Vâlîliği'nde ehâlî ile hüsn-i muʿâşereti maʿlûm-i ekâbir olduğuna binâ'en, Haleb Eyâleti müşârun ileyhe ve Maraş, Paşa-yı mûmâ ileyhe verilüp, Trabzon Vâlîsi Bîcân-zâde ʿAlî Paşa dahi gulû-yı ʿadûsuyla itlâf olunup, me'mûriyyetine medâr olmak üzere eyâlet-i mezkûre, Erzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerine mülhak u muzâf kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Prusya Kıralı hâlik olup, câ-nişîni cânibinden Kırallığ'a kabûl olunduğunu şâmil [Ü1 185b] nâmesini işbu Zilhicce'nin yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da elçisi ʿarz u takdîm ve kıralının kemâl-i safvetini ifâde ü tefhîm eyledi.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_301.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân",
          "text": "Bundan akdem Prusya Kıralı hâlik olup, câ-nişîni cânibinden Kırallığ'a kabûl olunduğunu şâmil [Ü1 185b] nâmesini işbu Zilhicce'nin yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı hümâyûn'da elçisi ʿarz u takdîm ve kıralının kemâl-i safvetini ifâde ü tefhîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan ocağların sâyir ocağlar gibi meʿâş ve yevmiyyeleri mevâcib tertîbine idhâl ile Kubbe-altı'nda verilmek tezâyüd-i şevk u rağbetlerine sebeb olacağını nâtık nâzırları Firdevsî Efendi [Ü2 201a] Bâb-ı ʿâlî'ye takrîr irsâl eyleyüp, Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olundukda, ruhsat-ı Cihân-bânî erzânî ve ihrâc olunacak işbu bu Muharrem mevâcibinden bed' ile ocağlarının Kâtib ve çavuşları Kubbe-altı'nda mevâciblerini ahz edüp, Nâzır ve ağaların meʿâşları ve revgan-ı zeyt akçası, Topçu ve ʿArabacı misillü mevâcib ʿakabinde Hazîne-i ʿâmire'den Veznedâr-başı Ağa'dan alınup, sâyir ocağlar ile bunların dahi icmâlleri tertîb ü takdîm olunmak ve zikr olunan ocağlara tulumba verilüp, bi-kazâʾillâhi Teʿâlâ harîk vâkiʿ oldukda, sâyir ocağlar gibi bunlar dahi ıtfâsına saʿy eylemek irâde olunduğuna binâʾen, her bir Ocağ'a birer çift tulumba ile beşer çifte birer kayık ve her bir tulumbaya kırk beş akça yevmiyye ile birer Tulumbacı-başı ve yirmişer akça ile birer Çavuş ve on sekiz akça ile birer Karakullukçu ve on beşer akça ile yirmişer Tulumbacı neferâtı -ki maʿa-zâbitân yirmi üçer neferden kırk altı nefer- tertîb ve iktizâ eden mevâcibleri ocağları sergisine idhâl ü teznîb olundu.",
          "caption": "İdhâl-i meʿâş ve yevmiyehâ-yı Humbaraciyân ve Lağımciyân be-tertîb-i mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_302.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1212"
        },
        "text": {
          "headline": "İdhâl-i meʿâş ve yevmiyehâ-yı Humbaraciyân ve Lağımciyân be-tertîb-i mevâcib",
          "text": "Zikr olunan ocağların sâyir ocağlar gibi meʿâş ve yevmiyyeleri mevâcib tertîbine idhâl ile Kubbe-altı'nda verilmek tezâyüd-i şevk u rağbetlerine sebeb olacağını nâtık nâzırları Firdevsî Efendi [Ü2 201a] Bâb-ı ʿâlî'ye takrîr irsâl eyleyüp, Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz olundukda, ruhsat-ı Cihân-bânî erzânî ve ihrâc olunacak işbu bu Muharrem mevâcibinden bed' ile ocağlarının Kâtib ve çavuşları Kubbe-altı'nda mevâciblerini ahz edüp, Nâzır ve ağaların meʿâşları ve revgan-ı zeyt akçası, Topçu ve ʿArabacı misillü mevâcib ʿakabinde Hazîne-i ʿâmire'den Veznedâr-başı Ağa'dan alınup, sâyir ocağlar ile bunların dahi icmâlleri tertîb ü takdîm olunmak ve zikr olunan ocağlara tulumba verilüp, bi-kazâʾillâhi Teʿâlâ harîk vâkiʿ oldukda, sâyir ocağlar gibi bunlar dahi ıtfâsına saʿy eylemek irâde olunduğuna binâʾen, her bir Ocağ'a birer çift tulumba ile beşer çifte birer kayık ve her bir tulumbaya kırk beş akça yevmiyye ile birer Tulumbacı-başı ve yirmişer akça ile birer Çavuş ve on sekiz akça ile birer Karakullukçu ve on beşer akça ile yirmişer Tulumbacı neferâtı -ki maʿa-zâbitân yirmi üçer neferden kırk altı nefer- tertîb ve iktizâ eden mevâcibleri ocağları sergisine idhâl ü teznîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Mehmed Şemseddîn Efendi'nin müddeti temâm ve yeriyle Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi makzıyyü'l-merâm olup, Mekke-i mükerreme Kazâsı, Müftî-zâde İbrâhîm Selîm Efendi'ye ve Medîne-i [Ü1 186a] Münevvere Kazâsı Başmakçı-zâde ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve yevm-i zabtları olan on üç senesi gurre-i Muharrem'inden pâyeleri iʿtibâr olunmak fermân olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve tevcîh-i Haremeyn-i şerîfeyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_303.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Sadr-ı Anadolu ve tevcîh-i Haremeyn-i şerîfeyn",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri olan Mehmed Şemseddîn Efendi'nin müddeti temâm ve yeriyle Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi makzıyyü'l-merâm olup, Mekke-i mükerreme Kazâsı, Müftî-zâde İbrâhîm Selîm Efendi'ye ve Medîne-i [Ü1 186a] Münevvere Kazâsı Başmakçı-zâde ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve yevm-i zabtları olan on üç senesi gurre-i Muharrem'inden pâyeleri iʿtibâr olunmak fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu Salı günü muʿtâd üzere sunûf-ı askerînin bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûrlara [Ü2 201b] edâ ve o hilâlde Dubrovnik Elçisi\ndahi hâk-i ʻatebe-i Mülûkâne'ye çehre-sâ olup, Pençşenbih günü Bâb-ı âlî'de devr vâkiʻ ve teşrîfât-ı seniyye ile Sadrıaʻzam hazretleri sunûf-ı meserreti câmiʻ oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_304.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun on dokuzuncu Salı günü muʿtâd üzere sunûf-ı askerînin bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûrlara [Ü2 201b] edâ ve o hilâlde Dubrovnik Elçisi\ndahi hâk-i ʻatebe-i Mülûkâne'ye çehre-sâ olup, Pençşenbih günü Bâb-ı âlî'de devr vâkiʻ ve teşrîfât-ı seniyye ile Sadrıaʻzam hazretleri sunûf-ı meserreti câmiʻ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beylânlı ʻAbdurrahmân Paşa bundan akdem vefât edüp, oğlu Mustafa Bey Âsitâne'ye ihzâr ve pederinin bedel-i muhallefâtına nizâm verüp, nâsıye-i hâlinde envâr-ı rüşd ü reviyyet bedîdâr olduğuna binâ'en, silk-i Mîr-i mîrân'a idrâc ve Kırşehri Sancağı'yla nâyil-i ibtihâc kılınup, Tırhala ve Köstendil sancağlarına mutasarrıf Vezîr Kürd ʻOsmân Paşa dahi Bilâslı Mehmed Paşa'nın gayret ü şecâʻatini âsâr-ı etvârından iktibâs ve tavʻ u rızâsıyla Köstendil Sancağı'nın mûmâ ileyhe tevcîhini iltimâs etmekle, mes'ûlü hayyiz-i husûle mevsûl ve livâ'-i mezkûr ile Paşa-yı mûmâ ileyh enzâr-ı ʻâtıfete meşmûl kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_305.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "text": "Beylânlı ʻAbdurrahmân Paşa bundan akdem vefât edüp, oğlu Mustafa Bey Âsitâne'ye ihzâr ve pederinin bedel-i muhallefâtına nizâm verüp, nâsıye-i hâlinde envâr-ı rüşd ü reviyyet bedîdâr olduğuna binâ'en, silk-i Mîr-i mîrân'a idrâc ve Kırşehri Sancağı'yla nâyil-i ibtihâc kılınup, Tırhala ve Köstendil sancağlarına mutasarrıf Vezîr Kürd ʻOsmân Paşa dahi Bilâslı Mehmed Paşa'nın gayret ü şecâʻatini âsâr-ı etvârından iktibâs ve tavʻ u rızâsıyla Köstendil Sancağı'nın mûmâ ileyhe tevcîhini iltimâs etmekle, mes'ûlü hayyiz-i husûle mevsûl ve livâ'-i mezkûr ile Paşa-yı mûmâ ileyh enzâr-ı ʻâtıfete meşmûl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mora Vâlîsi Sadr-ı esbak Hasan Paşa pîr-i sâl-hûrde olup, rukûb u nüzûlden ʻâciz ve gışâve-i herem kendi umûrunun idâresine bile hâciz olup, bu hâl ile cezîre-i mezkûrede bulunması hazm ü ihtiyâta gayr-i muvâfık ve fetk u ratk erbâbından biri o havâlîde bulunmak hükm-i vakte mutâbık olduğundan, Mora Eyâleti, Haleb Vâlîsi el-Hâc Mustafa Paşa'ya tevcîh ve selefi istediği mahalde ikāmet etmek ruhsatı ile dağdağa-i Vezâret'den tenzîh olunup, Bahr-i sefîd Boğazı'na dahi bir Vezîr'in [Ü1 186b] lüzûm-ı taʻyîni zâhir ve Zihne'de Vezâret'i refʽiyle mukīm olan Seyyid Hasan Paşa kuvvet-i mâliyye ile müştehir ve cemʻ-i [Ü2 202a] askere muktedir olmağla, Vezâret'i ibkā ve Boğaz muhâfazası emri tarafına isrâ ve Karaman Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'nın Kıbrıs muhâfazasına taʻyîni ve o havâlînin dahi istihkâm u tarsîni emr-i mühimm olduğundan, Karahisâr-ı sâhib Sancağı ilhâkıyla Kıbrıs muhâfazasına gönderilüp, İç-il Mütesellimi Ahmed Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ve İç-il Sancağı tevcîh ve tedârük eylediği asker ile müşârun ileyhin maʻiyyetinde bulunması tenbîh olundu.\n\nAnadolu Vâlîsi ʻAli Paşa'nın kethudâsı olan Seyyid Mustafa Paşa'nın yararlığı nümâyân ve Vezâret'e şâyân olduğu Serʻasker Paşa tarafından ifâde vü beyân ve Kars Muhâfızı Nuʻmân Paşa'nın dahi etvâr-ı sütûdesi karʻ-ı semʻ-i erkân-ı devlet etmekle, ikisine dahi Rütbe-i Vezâret ihsân olundu. Ve Hanya Kalʻası'nın idâreye kādir Muhâfız'dan huluvvü resm-i hazma mugāyir olduğundan, sâbıkā Anapa Muhâfızı olup, İstanköy'de menfiyyen\nikāmet üzere olan Köse Mustafa Paşa'nın dest-i hâdisât ile tebdîd olunan câme-i Vezâret'i tecdîd ve Hanya Sancağı tevcîhiyle bir ân akdem emr-i muhâfazaya lühûku te'kîd olunduğundan gayri, Haleb Muhassılı İbrâhîm Ağa'nın hıdmet-i Devlet-i ebed-müddet'de sadâkati âşikâr ve Vezâret'e sezâvâr olmağla, Rütbe-i Vezâret'le tevkīr ve çeşm-i ibtihâcı Şâm Eyâleti'yle tenvîr olunup, selefi Vezîr ʿAbdullah Paşa, Marʿaş Eyâleti ile vâreste-i hafakān-ı kalb u iztırâb ve birkaç gün mukaddem vefâtı haberi vürûd eden Cezâyir Beylerbeyisi Hasan Paşa yerine Hazîneci Mustafa Bey Mîr-i mîrânlık ile kâm-yâb oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʻizâm ve ihsân-ı Vezâret be-baʻzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_306.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʻizâm ve ihsân-ı Vezâret be-baʻzı kesân",
          "text": "Mora Vâlîsi Sadr-ı esbak Hasan Paşa pîr-i sâl-hûrde olup, rukûb u nüzûlden ʻâciz ve gışâve-i herem kendi umûrunun idâresine bile hâciz olup, bu hâl ile cezîre-i mezkûrede bulunması hazm ü ihtiyâta gayr-i muvâfık ve fetk u ratk erbâbından biri o havâlîde bulunmak hükm-i vakte mutâbık olduğundan, Mora Eyâleti, Haleb Vâlîsi el-Hâc Mustafa Paşa'ya tevcîh ve selefi istediği mahalde ikāmet etmek ruhsatı ile dağdağa-i Vezâret'den tenzîh olunup, Bahr-i sefîd Boğazı'na dahi bir Vezîr'in [Ü1 186b] lüzûm-ı taʻyîni zâhir ve Zihne'de Vezâret'i refʽiyle mukīm olan Seyyid Hasan Paşa kuvvet-i mâliyye ile müştehir ve cemʻ-i [Ü2 202a] askere muktedir olmağla, Vezâret'i ibkā ve Boğaz muhâfazası emri tarafına isrâ ve Karaman Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'nın Kıbrıs muhâfazasına taʻyîni ve o havâlînin dahi istihkâm u tarsîni emr-i mühimm olduğundan, Karahisâr-ı sâhib Sancağı ilhâkıyla Kıbrıs muhâfazasına gönderilüp, İç-il Mütesellimi Ahmed Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ve İç-il Sancağı tevcîh ve tedârük eylediği asker ile müşârun ileyhin maʻiyyetinde bulunması tenbîh olundu.\n\nAnadolu Vâlîsi ʻAli Paşa'nın kethudâsı olan Seyyid Mustafa Paşa'nın yararlığı nümâyân ve Vezâret'e şâyân olduğu Serʻasker Paşa tarafından ifâde vü beyân ve Kars Muhâfızı Nuʻmân Paşa'nın dahi etvâr-ı sütûdesi karʻ-ı semʻ-i erkân-ı devlet etmekle, ikisine dahi Rütbe-i Vezâret ihsân olundu. Ve Hanya Kalʻası'nın idâreye kādir Muhâfız'dan huluvvü resm-i hazma mugāyir olduğundan, sâbıkā Anapa Muhâfızı olup, İstanköy'de menfiyyen\nikāmet üzere olan Köse Mustafa Paşa'nın dest-i hâdisât ile tebdîd olunan câme-i Vezâret'i tecdîd ve Hanya Sancağı tevcîhiyle bir ân akdem emr-i muhâfazaya lühûku te'kîd olunduğundan gayri, Haleb Muhassılı İbrâhîm Ağa'nın hıdmet-i Devlet-i ebed-müddet'de sadâkati âşikâr ve Vezâret'e sezâvâr olmağla, Rütbe-i Vezâret'le tevkīr ve çeşm-i ibtihâcı Şâm Eyâleti'yle tenvîr olunup, selefi Vezîr ʿAbdullah Paşa, Marʿaş Eyâleti ile vâreste-i hafakān-ı kalb u iztırâb ve birkaç gün mukaddem vefâtı haberi vürûd eden Cezâyir Beylerbeyisi Hasan Paşa yerine Hazîneci Mustafa Bey Mîr-i mîrânlık ile kâm-yâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mühimmât ve ebniye-i kılâʿ mâddelerine sarf içün [Ü1 187a] Îrâd-ı [Ü2 202b] Cedîd tarafında ictimâʿ eden eshâmdan yüz sehm ifrâz ve tâliblerine fürûht olunmak müstasveb-i erbâb-ı imtiyâz olduğuna binâʾen, eczâya inkısâmı tecvîz olunarak her sehmi beş kîse fâyiz iʿtibârıyla sekiz seneliğine beyʿi karâr-gîr ve mahlûlâtı kemâ-fi'l-evvel Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunmak üzere mahallinden kāyimeleri terkīm ve tâliblerine taksîm olundu.",
          "caption": "Ruhsat-dâden be-fürûht-i eshâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_307.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Ruhsat-dâden be-fürûht-i eshâm",
          "text": "Mühimmât ve ebniye-i kılâʿ mâddelerine sarf içün [Ü1 187a] Îrâd-ı [Ü2 202b] Cedîd tarafında ictimâʿ eden eshâmdan yüz sehm ifrâz ve tâliblerine fürûht olunmak müstasveb-i erbâb-ı imtiyâz olduğuna binâʾen, eczâya inkısâmı tecvîz olunarak her sehmi beş kîse fâyiz iʿtibârıyla sekiz seneliğine beyʿi karâr-gîr ve mahlûlâtı kemâ-fi'l-evvel Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunmak üzere mahallinden kāyimeleri terkīm ve tâliblerine taksîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Germî-yi hevâ sebebi ile Âyîneli-kavak'dan nakl-i hümâyûn iktizâ eyleyüp, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci günü “Şehriyâr-ı ʿâlî-cenâb, eyledi bir burcdan bir burca tahvîl-i âfitâb” mefhûmu üzere Âyîneli-kavak'dan Beşiktaş Serâyı'na ikbâl ve kudûm-i şeref-lüzûmlarıyla o mahall-i bî-bedeli cennet-misâl buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_308.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Germî-yi hevâ sebebi ile Âyîneli-kavak'dan nakl-i hümâyûn iktizâ eyleyüp, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci günü “Şehriyâr-ı ʿâlî-cenâb, eyledi bir burcdan bir burca tahvîl-i âfitâb” mefhûmu üzere Âyîneli-kavak'dan Beşiktaş Serâyı'na ikbâl ve kudûm-i şeref-lüzûmlarıyla o mahall-i bî-bedeli cennet-misâl buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vidin Serʿaskeri Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerine bundan akdem teşrîfât ve istiklâl-i emr-i şerîfi îsâl eden Şîrîn-zâde Esʿad Bey'in mükerrem olması menvî-yi zamîr ve Sakızlı Mehmed Ağa'nın ʿazli dahi hâtırda cây-gîr olduğuna binâʾen, mâh-ı mezkûrun on sekizinci günü mîr-i mûmâ ileyh Mîrâhûr-ı Sânî nasb olunup, Bostancı-başı İbrâhîm Ağa'nın dahi o\nhıdmete liyâkati maʿdûm ve bir müddetden berü ʿazli meczûm olduğundan, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyh dahi maʿzûl ve Hasekî Ağa bulunan İsmâʿîl Ağa, yerine mevsûl oldu. Hubûbât Nâzırı Ahmed ʿAzmî Efendi'nin vakt ü zemânında olan temâdî, infisâline sebeb-i ʿâdî olup, Re'îsülküttâb-ı esbak Râsih Efendi şehr-i Safer'in yirmi ikinci günü o mansıb-ı refîʿ ile dest-zen-i bezm-i ferhat ü şâdî oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Mîrâhûr-ı Sânî ve Ser-bostâniyân ve tebdîl-i Nâzır-ı Hubûbât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_309.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Mîrâhûr-ı Sânî ve Ser-bostâniyân ve tebdîl-i Nâzır-ı Hubûbât",
          "text": "Vidin Serʿaskeri Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerine bundan akdem teşrîfât ve istiklâl-i emr-i şerîfi îsâl eden Şîrîn-zâde Esʿad Bey'in mükerrem olması menvî-yi zamîr ve Sakızlı Mehmed Ağa'nın ʿazli dahi hâtırda cây-gîr olduğuna binâʾen, mâh-ı mezkûrun on sekizinci günü mîr-i mûmâ ileyh Mîrâhûr-ı Sânî nasb olunup, Bostancı-başı İbrâhîm Ağa'nın dahi o\nhıdmete liyâkati maʿdûm ve bir müddetden berü ʿazli meczûm olduğundan, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyh dahi maʿzûl ve Hasekî Ağa bulunan İsmâʿîl Ağa, yerine mevsûl oldu. Hubûbât Nâzırı Ahmed ʿAzmî Efendi'nin vakt ü zemânında olan temâdî, infisâline sebeb-i ʿâdî olup, Re'îsülküttâb-ı esbak Râsih Efendi şehr-i Safer'in yirmi ikinci günü o mansıb-ı refîʿ ile dest-zen-i bezm-i ferhat ü şâdî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla kâm-rev olan Mehmed Şerîf Efendi'den bu hılâlde Sadr-ı vakt bulunan ʿİzzet Paşa rû-gerdân [Ü1 187b] ve aralık aralık mesâvîsini neşr ile ʿazline berçîde-dâmen olmuşidi. Baʿde'l-istîzân işbu Safer'in yirmi dördüncü günü Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazl olunup, bir müddetden berü Mektûbçuluk hidmetinde istihdâm ile vâkıf-ı ahvâl-i enâm ve rüşd ü reviyyeti maʿlûm-i hâss u ʿâmm olan İbrâhîm Besîm Efendi, o mesned-i celîl ile makzıyyü'l-merâm olup, Baş Halîfe bulunan Refîk Mustafa Efendi'nin o Kalem'de şöhreti “Ke-nârin ʿalâ ʿalem” olduğuna binâʾen, ol dahi Mektûbçuluk hıdmetiyle mükerrem oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı [Ü2 203a] Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_310.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı [Ü2 203a] Kethudây-ı Sadrıaʿzamî",
          "text": "Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla kâm-rev olan Mehmed Şerîf Efendi'den bu hılâlde Sadr-ı vakt bulunan ʿİzzet Paşa rû-gerdân [Ü1 187b] ve aralık aralık mesâvîsini neşr ile ʿazline berçîde-dâmen olmuşidi. Baʿde'l-istîzân işbu Safer'in yirmi dördüncü günü Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazl olunup, bir müddetden berü Mektûbçuluk hidmetinde istihdâm ile vâkıf-ı ahvâl-i enâm ve rüşd ü reviyyeti maʿlûm-i hâss u ʿâmm olan İbrâhîm Besîm Efendi, o mesned-i celîl ile makzıyyü'l-merâm olup, Baş Halîfe bulunan Refîk Mustafa Efendi'nin o Kalem'de şöhreti “Ke-nârin ʿalâ ʿalem” olduğuna binâʾen, ol dahi Mektûbçuluk hıdmetiyle mükerrem oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi ile Serʿasker Paşa miyânına baʿzı ehl-i garaz ilkā-ı fesâd ve o tarafdan müşârun ileyhi ibʿâd, netîce-bahş-ı murâd olacağını îrâd eylediklerine binâ'en, mesâvî vü kabâyihi Serʿasker-i müşârun ileyh tarafından hâk-i Der-i devlet-masîr'e ʿarz u tahrîr ve Rumeli, ʿAli Paşa'ya ve Anadolu, Gürcü ʿOsmân Paşa'ya ve Silistre, Kürd ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olunmasını tebdîr etmekle, recâsı hayyiz-i husûle karîn olup, Mustafa Paşa ibtidâ Muʿârız Boğazı muhâfazasına ve iki-üç günden sonra Belgrad muhâfazasına taʿyîn olunundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tebdîlât-ı menâsıb-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_311.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tebdîlât-ı menâsıb-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Rumeli Vâlîsi ile Serʿasker Paşa miyânına baʿzı ehl-i garaz ilkā-ı fesâd ve o tarafdan müşârun ileyhi ibʿâd, netîce-bahş-ı murâd olacağını îrâd eylediklerine binâ'en, mesâvî vü kabâyihi Serʿasker-i müşârun ileyh tarafından hâk-i Der-i devlet-masîr'e ʿarz u tahrîr ve Rumeli, ʿAli Paşa'ya ve Anadolu, Gürcü ʿOsmân Paşa'ya ve Silistre, Kürd ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olunmasını tebdîr etmekle, recâsı hayyiz-i husûle karîn olup, Mustafa Paşa ibtidâ Muʿârız Boğazı muhâfazasına ve iki-üç günden sonra Belgrad muhâfazasına taʿyîn olunundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Her sene Sultân Ahmed Câmiʿi'nde kırâʾat-i nazm-ı Mevlid-i Seyyidü'l-mürselîn de'b-i dîrîn olmakdan nâşî, işbu Rebîʿulevvel'in on ikinci günü vüzerâ ve ʿulemâ ve ekâbir-i ricâl\nve Ocağlu hâzır oldukları hâlde Halîfe-i rûy-ı zemîn, Zıllullâhi fi'l-ʿâlemîn câmiʿ-i mezkûru makdem-i şeref-tev’emleriyle hem-reng-i huld-i berîn buyurup, istimâʿ-i ahbâr-ı [Ü2 203b] mevlid-i Ahmed-i muhtâr, ʿaleyhi efdalü salâti'l-ebrâr ile ihyây-ı sünen-i selâtîn-i pîşîn ve baʿdehû Serây-ı hümâyûn'larına imâle-i licâm-ı ʿizz ü temkîn buyurdular.",
          "caption": "Kırâʾat-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_312.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Kırâʾat-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Her sene Sultân Ahmed Câmiʿi'nde kırâʾat-i nazm-ı Mevlid-i Seyyidü'l-mürselîn de'b-i dîrîn olmakdan nâşî, işbu Rebîʿulevvel'in on ikinci günü vüzerâ ve ʿulemâ ve ekâbir-i ricâl\nve Ocağlu hâzır oldukları hâlde Halîfe-i rûy-ı zemîn, Zıllullâhi fi'l-ʿâlemîn câmiʿ-i mezkûru makdem-i şeref-tev’emleriyle hem-reng-i huld-i berîn buyurup, istimâʿ-i ahbâr-ı [Ü2 203b] mevlid-i Ahmed-i muhtâr, ʿaleyhi efdalü salâti'l-ebrâr ile ihyây-ı sünen-i selâtîn-i pîşîn ve baʿdehû Serây-ı hümâyûn'larına imâle-i licâm-ı ʿizz ü temkîn buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası olan Hâlid Ağa bu esnâda hulûl-i ecel ile ʿâlem-i fânîden katʿ-ı peyvend-i emel [Ü1 188a] eylediği hasebiyle Hazînedâr Ağa olan Bilâl Ağa, Dâru's-saʿâde Ağalığı'yla dil-şâd ve Hazîne Vekîli bulunan Saʿîd Ağa, Hazînedârlık ile isʿâd ve musâhiblerden Kāsım Ağa, Hazîne Vekîlliği ile ber-murâd oldu. Merhûm Hâlid Ağa, Bağdâd Vâlîsi müteveffâ Ahmed Paşa kerîmesi olup, Râbiʿâ-i ʿAdeviyye'ye hem-tâ olan ʿAdile Hanım dâiresinde neşv ü nemâ bulup, sevk-ı kazâ ile Âsitâne'ye resâ oldukda, Râgıb Paşa halîlesi Sâliha Sultân dâiresine verilüp, müşârun ileyhâ vefâtında Serây-ı ʿâmire'ye isticlâb ve giderek Dâru's-saʿâde Ağalığı'yla kâm-yâb ve işbu Rebîʿulevvel'in on yedinci günü semt-i âhirete ʿinân-tâb oldu. Müşârun ileyh muʿtemed ü müstakīm, mütevâzıʿ ü halîm, nâsik ü ʿâbid ve pârsâ-sıfat ve zâhid bir zât-ı mâcid idi.",
          "caption": "Vefât-ı Hâlid Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_313.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Hâlid Ağa",
          "text": "Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası olan Hâlid Ağa bu esnâda hulûl-i ecel ile ʿâlem-i fânîden katʿ-ı peyvend-i emel [Ü1 188a] eylediği hasebiyle Hazînedâr Ağa olan Bilâl Ağa, Dâru's-saʿâde Ağalığı'yla dil-şâd ve Hazîne Vekîli bulunan Saʿîd Ağa, Hazînedârlık ile isʿâd ve musâhiblerden Kāsım Ağa, Hazîne Vekîlliği ile ber-murâd oldu. Merhûm Hâlid Ağa, Bağdâd Vâlîsi müteveffâ Ahmed Paşa kerîmesi olup, Râbiʿâ-i ʿAdeviyye'ye hem-tâ olan ʿAdile Hanım dâiresinde neşv ü nemâ bulup, sevk-ı kazâ ile Âsitâne'ye resâ oldukda, Râgıb Paşa halîlesi Sâliha Sultân dâiresine verilüp, müşârun ileyhâ vefâtında Serây-ı ʿâmire'ye isticlâb ve giderek Dâru's-saʿâde Ağalığı'yla kâm-yâb ve işbu Rebîʿulevvel'in on yedinci günü semt-i âhirete ʿinân-tâb oldu. Müşârun ileyh muʿtemed ü müstakīm, mütevâzıʿ ü halîm, nâsik ü ʿâbid ve pârsâ-sıfat ve zâhid bir zât-ı mâcid idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françe cumhûru bu hılâlde tedârükât-ı hafiyyeye şurûʿ ve küllî asker ve mühimmât ile meşhûn donanmalarını Ak-deniz'e ihrâc eyleyüp, merzbûm-ı Mısır'a hücûm eyleyecekleri şuyûʿ ve kable'l-vukūʿ bu kazıyyenin ümerâ ve ʿulemâ ve sâyir vücûh-ı ehl-i Mısır'a işʿârı lâzım gelmekle, fi'l-hakīka kasd-ı aʿdâ o tarafa ise imdâd-ı devlet vusûl buluncaya dek mazarrat-ı düşmene siper-keş-i imtinâʿ olmaları tedbîri îkāʿ ve kable vusûli'l-haber o vakʿa-i [Ü2 204a] müdhişe ser-zede-i hükm-i kazâ vü kader olmuşidi. Devlet-i ʿaliyye hakkında Françelü'nün rıfk-ı hiyel ile meşûb olan safvet-i suveriyyesi Sadrıaʿzam'ı iğfâl ve haberin sıdk u kizbe ihtimâli zihnini işgāl eylediğinden başka, ferazâ düşmen-i hadîʿat-pîşe istîlây-ı Mısır endîşesinde iseler dahi, mukaddemâ Mısır'ın hâline vukūfu olup, ümerâda olan kuvvet ve ehâlîde olan kesret menʿ-i aʿdâya kavî ʿillet olacağını\ntehayyül edüp, vaktiyle tedârükden gaflet ve zanniyyât ile [Ü1 188b] ifâte-i vakt ü sâʿat eylediğinden, aʿdây-ı dîn bilâ-müzâhim mahrûse-i Mısır'ı ârâm-gâh-ı sipâh-ı müşrikîn ve Şeyhülislâm-ı vakt olanların umûr-ı devlete nezâret-i mutlakaları olup, bu makūle ahvâli ihtâr ve vukūʿ-ı mekârih-i umûrdan Sadr-ı vakt olanları inzâr lâzım iken, Müftî'l-enâm bulunan Dürrî-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi muhâfaza-i câh zımnında re'y-i Vezîr'e tâbiʿ-i mutlak ve muhâlefetden tapîde-dil-i havk u ferak olup, mesmûʿâtını izmâr ve mesnedine lâyık olan kelime-i hakkı tefevvühden ictinâb ile terk-i lâzime-i îkāz u iddikâr, hakkında sebeb-i iğbirâr-ı Tâc-dârî olup, işbu Rebîʿulevvel'in on sekizinci Pençşenbih günü ikisi birden ʿazl olunup, ʿİzzet Paşa Balık-hâne ve çekdiride mübtelây-ı çâr-mevce-i ʿitâb ü te'nîb ve birkaç günden sonra sâhil-i selâmete vusûl ile Sakız Cezîresi'ne tağrîb olunup, Dürrî-zâde Efendi dahi refîkını taʿkīb ile Burusa'ya tesrîb olundu.\nErzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerinin şems-i ikbâlleri büzûg ve mühr-i tâliʿleri fürûğ bulaldan berü hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de cân-sipâr ve siyâset-i [Ü2 204b] reʿâyâ ve himâyet-i fukarâda cemîlü'l-etvâr olduklarından gayri, ʿilm ü hünerleri gün gibi zâhir ve ʿakl ü reviyyetleri mahsûd-ı kâr-güzârân-ı ekâbir olup, umûr-ı mülkiyyede olan tedbîr-i dil-pezîrleri, usûl-i hikmet-i ʿameliyyeye mülâzım ve kemâl-i cûd u ihsânları tayy-kerde-i nâm-ı Maʿn ve Hâtim olduğu ʿan-asl maʿlûm-ı Pâdişâh-ı cezîlü'l-mekârim olmağla, müşârun ileyh hazretlerine mühr-i hümâyûn müjdesiyle mahsûs Hasekî ihrâc ü tesbîl olunup, Kāyim-makāmlık ile ʿİzzet Ahmed Paşa-zâde ʿAbdullah Beyefendi mesrûr ve huzûr-ı hümâyûnda telebbüs-i serâser ile nâyil-i etemm-i hubûr oldu.\nRe'îsü'l-ʿulemâ olan ʿÂşir Mustafa [Ü1 189a] Efendi hazretleri ʿulemây-ı ʿizâmın sâhib-i vakʿ u iʿtibârı ve min-ciheti's-sinn cümlesinin ser-âmed ü ihtiyârı olduğundan başka, ʿâlim-i ʿâmil, müdebbir ü ʿâkil olup, tehzîb-i ahlâk ile tekmîl-i nefs ve celb-i rızây-ı Hakk zımnında sarf-ı yevm ü ems edüp, makām-ı Fetvâ'ya min-külli'l-vücûh sezâ olduğu nakş-ı fu'âd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, ol dahi yevm-i mezkûrda telebbüs-i ferve-i beyzâ ile makām-ı Meşîhat'e irtikā eyledi. Mübeşşir-i mühr-i hümâyûn Yûsuf Paşa hazretlerine vusûl buldukda, kemâl-i istiʿcâl ile kıbletü'l-ikbâl olan Dergâh-ı vâlâ'ya rû-mâl olmak üzere olduğu tahkīk olunup, Kapu Kethudâsı Seyyid Mehmed Efendi ve Teşrîfâtî Efendi, mukaddemce\nistikbâle mihmîz-rân-ı ʿazîmet ve daʿvet zımnında Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî dahi şedd-i zeber-teng-i nehzat edüp, tayy-i merâhil ile işbu Cumâdelûlâ'nın on beşinci yevm-i Hamîs Üsküdar'a vâsıl olacağları ihbâr olunup, fi'l-hâl Üsküdar'da vâkiʿ Mehmed Paşa Kasrı'nda tertîb-i [Ü2 205a] ziyâfet ve Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve Sadreyn ve Nakībüleşrâf ve sâyir huzûrları muʿtâd olan zevât resm-i istikbâli icrâ ve tenâvül-i taʿâm ʿakabinde Şeyhulislâm Efendi mürâfakatiyle Serây-ı hümâyûn'a vusûl ve huzûr-ı hümâyûnda ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, mühr-i hümâyûnu yeden-be-yed iʿtâ ve sadefçe-i sâmiʿaları mervârîd-i vesâyâ ve tenbîhât-ı Mülûkâne ile imlâ olundukdan sonra, serâsere dûhte bir sevb-i semmûr müşârun ileyh hazretlerine ve beyâza kaplu bir sevb-i semmûr Şeyhulislâm hazretlerine iksâ olunup, taraf-ı hümâyûndan ihsân olunan müzeyyen atlara süvâr ve hem-ʿinân-ı mürâfakat olarak Serây-ı Âsafâne'lerine gelüp, resm-i ʿâdî [Ü1 189b] hıtâmında Müfti'l-enâm hazretleri konağlarına ʿavdet ve Sadrıaʿzam hazretleri erbâb-ı menâsıba ʿumûmen ilbâs-ı hilʿat buyurdular. Sadrıaʿzam hazretlerine verilan Sadâret târîhlerinde Sürûrî'nin, [Mısra:] Pâdişeh maʿdende buldu, mührüne lâyık güher târîhi cümleden rengîn ü aʿlâ ve Şeyhulislâm Efendi'ye verilan târîhlerden selîm ü halîm maʿnâları tazmîniyle, Şeyhulislâm-ı Selîm târîhi -ki nısf-ı mısraʿdan ibaretdir- “Hâzâ min-kehâneti'ş-şuʿarâ” denmeğe sezâdır.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_314.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm",
          "text": "Françe cumhûru bu hılâlde tedârükât-ı hafiyyeye şurûʿ ve küllî asker ve mühimmât ile meşhûn donanmalarını Ak-deniz'e ihrâc eyleyüp, merzbûm-ı Mısır'a hücûm eyleyecekleri şuyûʿ ve kable'l-vukūʿ bu kazıyyenin ümerâ ve ʿulemâ ve sâyir vücûh-ı ehl-i Mısır'a işʿârı lâzım gelmekle, fi'l-hakīka kasd-ı aʿdâ o tarafa ise imdâd-ı devlet vusûl buluncaya dek mazarrat-ı düşmene siper-keş-i imtinâʿ olmaları tedbîri îkāʿ ve kable vusûli'l-haber o vakʿa-i [Ü2 204a] müdhişe ser-zede-i hükm-i kazâ vü kader olmuşidi. Devlet-i ʿaliyye hakkında Françelü'nün rıfk-ı hiyel ile meşûb olan safvet-i suveriyyesi Sadrıaʿzam'ı iğfâl ve haberin sıdk u kizbe ihtimâli zihnini işgāl eylediğinden başka, ferazâ düşmen-i hadîʿat-pîşe istîlây-ı Mısır endîşesinde iseler dahi, mukaddemâ Mısır'ın hâline vukūfu olup, ümerâda olan kuvvet ve ehâlîde olan kesret menʿ-i aʿdâya kavî ʿillet olacağını\ntehayyül edüp, vaktiyle tedârükden gaflet ve zanniyyât ile [Ü1 188b] ifâte-i vakt ü sâʿat eylediğinden, aʿdây-ı dîn bilâ-müzâhim mahrûse-i Mısır'ı ârâm-gâh-ı sipâh-ı müşrikîn ve Şeyhülislâm-ı vakt olanların umûr-ı devlete nezâret-i mutlakaları olup, bu makūle ahvâli ihtâr ve vukūʿ-ı mekârih-i umûrdan Sadr-ı vakt olanları inzâr lâzım iken, Müftî'l-enâm bulunan Dürrî-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi muhâfaza-i câh zımnında re'y-i Vezîr'e tâbiʿ-i mutlak ve muhâlefetden tapîde-dil-i havk u ferak olup, mesmûʿâtını izmâr ve mesnedine lâyık olan kelime-i hakkı tefevvühden ictinâb ile terk-i lâzime-i îkāz u iddikâr, hakkında sebeb-i iğbirâr-ı Tâc-dârî olup, işbu Rebîʿulevvel'in on sekizinci Pençşenbih günü ikisi birden ʿazl olunup, ʿİzzet Paşa Balık-hâne ve çekdiride mübtelây-ı çâr-mevce-i ʿitâb ü te'nîb ve birkaç günden sonra sâhil-i selâmete vusûl ile Sakız Cezîresi'ne tağrîb olunup, Dürrî-zâde Efendi dahi refîkını taʿkīb ile Burusa'ya tesrîb olundu.\nErzurum Vâlîsi Vezîr Ziyâ Yûsuf Paşa hazretlerinin şems-i ikbâlleri büzûg ve mühr-i tâliʿleri fürûğ bulaldan berü hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de cân-sipâr ve siyâset-i [Ü2 204b] reʿâyâ ve himâyet-i fukarâda cemîlü'l-etvâr olduklarından gayri, ʿilm ü hünerleri gün gibi zâhir ve ʿakl ü reviyyetleri mahsûd-ı kâr-güzârân-ı ekâbir olup, umûr-ı mülkiyyede olan tedbîr-i dil-pezîrleri, usûl-i hikmet-i ʿameliyyeye mülâzım ve kemâl-i cûd u ihsânları tayy-kerde-i nâm-ı Maʿn ve Hâtim olduğu ʿan-asl maʿlûm-ı Pâdişâh-ı cezîlü'l-mekârim olmağla, müşârun ileyh hazretlerine mühr-i hümâyûn müjdesiyle mahsûs Hasekî ihrâc ü tesbîl olunup, Kāyim-makāmlık ile ʿİzzet Ahmed Paşa-zâde ʿAbdullah Beyefendi mesrûr ve huzûr-ı hümâyûnda telebbüs-i serâser ile nâyil-i etemm-i hubûr oldu.\nRe'îsü'l-ʿulemâ olan ʿÂşir Mustafa [Ü1 189a] Efendi hazretleri ʿulemây-ı ʿizâmın sâhib-i vakʿ u iʿtibârı ve min-ciheti's-sinn cümlesinin ser-âmed ü ihtiyârı olduğundan başka, ʿâlim-i ʿâmil, müdebbir ü ʿâkil olup, tehzîb-i ahlâk ile tekmîl-i nefs ve celb-i rızây-ı Hakk zımnında sarf-ı yevm ü ems edüp, makām-ı Fetvâ'ya min-külli'l-vücûh sezâ olduğu nakş-ı fu'âd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, ol dahi yevm-i mezkûrda telebbüs-i ferve-i beyzâ ile makām-ı Meşîhat'e irtikā eyledi. Mübeşşir-i mühr-i hümâyûn Yûsuf Paşa hazretlerine vusûl buldukda, kemâl-i istiʿcâl ile kıbletü'l-ikbâl olan Dergâh-ı vâlâ'ya rû-mâl olmak üzere olduğu tahkīk olunup, Kapu Kethudâsı Seyyid Mehmed Efendi ve Teşrîfâtî Efendi, mukaddemce\nistikbâle mihmîz-rân-ı ʿazîmet ve daʿvet zımnında Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî dahi şedd-i zeber-teng-i nehzat edüp, tayy-i merâhil ile işbu Cumâdelûlâ'nın on beşinci yevm-i Hamîs Üsküdar'a vâsıl olacağları ihbâr olunup, fi'l-hâl Üsküdar'da vâkiʿ Mehmed Paşa Kasrı'nda tertîb-i [Ü2 205a] ziyâfet ve Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve Sadreyn ve Nakībüleşrâf ve sâyir huzûrları muʿtâd olan zevât resm-i istikbâli icrâ ve tenâvül-i taʿâm ʿakabinde Şeyhulislâm Efendi mürâfakatiyle Serây-ı hümâyûn'a vusûl ve huzûr-ı hümâyûnda ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, mühr-i hümâyûnu yeden-be-yed iʿtâ ve sadefçe-i sâmiʿaları mervârîd-i vesâyâ ve tenbîhât-ı Mülûkâne ile imlâ olundukdan sonra, serâsere dûhte bir sevb-i semmûr müşârun ileyh hazretlerine ve beyâza kaplu bir sevb-i semmûr Şeyhulislâm hazretlerine iksâ olunup, taraf-ı hümâyûndan ihsân olunan müzeyyen atlara süvâr ve hem-ʿinân-ı mürâfakat olarak Serây-ı Âsafâne'lerine gelüp, resm-i ʿâdî [Ü1 189b] hıtâmında Müfti'l-enâm hazretleri konağlarına ʿavdet ve Sadrıaʿzam hazretleri erbâb-ı menâsıba ʿumûmen ilbâs-ı hilʿat buyurdular. Sadrıaʿzam hazretlerine verilan Sadâret târîhlerinde Sürûrî'nin, [Mısra:] Pâdişeh maʿdende buldu, mührüne lâyık güher târîhi cümleden rengîn ü aʿlâ ve Şeyhulislâm Efendi'ye verilan târîhlerden selîm ü halîm maʿnâları tazmîniyle, Şeyhulislâm-ı Selîm târîhi -ki nısf-ı mısraʿdan ibaretdir- “Hâzâ min-kehâneti'ş-şuʿarâ” denmeğe sezâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke-i mükerreme Kadısı iken fevt olan Medhî-zâde'nin müddet-i mahlûlesi bu sene Mekke Kadısı nasb olunan İbrâhîm Selîm Efendi'ye ve on üç senesi gurre-i Rebîʿulâhır'ından iʿtibâr ile Mekke Pâyesi, mahdûm-ı Fetvâ-penâhî Hafîd Efendi'ye ve on dört Muharrem'inden zabt ve rütbesi o târîhden şart kılınarak Mekke Kazâsı, Mısır Muvakkiti ʿAbdülkerîm Efendi'ye ve on [üç] senesi gurre-i Şevvâl'inden Edirne, Gevrek [Ü2 205b] zâde Hasan Efendi'ye ve sene-i mezkûre Rebîʿulâhır'ından iʿtibâr ile Edirne Pâyesi, Dâğıstânî-zâde ʿÎsâ Efendi'ye ve yine sene-i mezkûre Ramazân'ı gurresinden Burusa, ʿUryânî-zâde'ye ve Şâm, İsmâʿîl Bey-zâde ʿAbdullah Efendi'ye ve Mahrec iʿtibârıyla Âmid Kazâsı, Feyzullah Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_315.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Mekke-i mükerreme Kadısı iken fevt olan Medhî-zâde'nin müddet-i mahlûlesi bu sene Mekke Kadısı nasb olunan İbrâhîm Selîm Efendi'ye ve on üç senesi gurre-i Rebîʿulâhır'ından iʿtibâr ile Mekke Pâyesi, mahdûm-ı Fetvâ-penâhî Hafîd Efendi'ye ve on dört Muharrem'inden zabt ve rütbesi o târîhden şart kılınarak Mekke Kazâsı, Mısır Muvakkiti ʿAbdülkerîm Efendi'ye ve on [üç] senesi gurre-i Şevvâl'inden Edirne, Gevrek [Ü2 205b] zâde Hasan Efendi'ye ve sene-i mezkûre Rebîʿulâhır'ından iʿtibâr ile Edirne Pâyesi, Dâğıstânî-zâde ʿÎsâ Efendi'ye ve yine sene-i mezkûre Ramazân'ı gurresinden Burusa, ʿUryânî-zâde'ye ve Şâm, İsmâʿîl Bey-zâde ʿAbdullah Efendi'ye ve Mahrec iʿtibârıyla Âmid Kazâsı, Feyzullah Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyyâm-ı harîf hulûlüyle serdî-yi hevâ hüveydâ olduğuna binâʾen, Pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî ʿavni'l-İlâh Serây-ı Beşiktaş'dan tahvîl-i nigâh ve Top-kapu nüzhet-gâhını cây-gâh buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_316.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Eyyâm-ı harîf hulûlüyle serdî-yi hevâ hüveydâ olduğuna binâʾen, Pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî ʿavni'l-İlâh Serây-ı Beşiktaş'dan tahvîl-i nigâh ve Top-kapu nüzhet-gâhını cây-gâh buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yeniçeri Ağası olan Eyyûb Ağa bir seneye karîb Ağalık merkezinde kāyim ve ihlâs-ı tâmm ile ru'yet-i umûruna müdâvim iken, nâ-gâh hût-ı ʿazle mültekım ve sâbıkā Segbân-başı Vefâlı ʿÖmer Ağa o niʿmet ile mütenaʿʿim oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_317.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Yeniçeri Ağası olan Eyyûb Ağa bir seneye karîb Ağalık merkezinde kāyim ve ihlâs-ı tâmm ile ru'yet-i umûruna müdâvim iken, nâ-gâh hût-ı ʿazle mültekım ve sâbıkā Segbân-başı Vefâlı ʿÖmer Ağa o niʿmet ile mütenaʿʿim oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i ʿuzmâ takrîbi ile münhall olan Eyâlet-i Erzurum, Sivas Vâlîsi Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîh ü ihsân, [Ü1 190a] Zaralı-zâde Receb Bey hakkında ʿâtıfet-i Pâdişâhî nümâyân\nolup, Rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ ve Eyâlet-i Sivas ile dâyire-i maʿîşeti tevsîʿ olunup, Kandiye Muhâfızı Vezîr Ferhâd Paşa'nın bu hılâlde kasr-ı şîrîn-i ʿömr-i nâzenîni berkende-i tîşe-i ecel ve bu cihetle Kandiye münhall olup, eyâlet-i merkūme ile Bekmezci Mehmed Paşa hulvü'l-mezâk ve Karaman Eyâleti ile Kāyim-makām Paşa mazhar-ı lutf-i Şehriyâr-ı âfâk oldu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_318.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Sadâret-i ʿuzmâ takrîbi ile münhall olan Eyâlet-i Erzurum, Sivas Vâlîsi Seyyid Ahmed Paşa'ya tevcîh ü ihsân, [Ü1 190a] Zaralı-zâde Receb Bey hakkında ʿâtıfet-i Pâdişâhî nümâyân\nolup, Rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ ve Eyâlet-i Sivas ile dâyire-i maʿîşeti tevsîʿ olunup, Kandiye Muhâfızı Vezîr Ferhâd Paşa'nın bu hılâlde kasr-ı şîrîn-i ʿömr-i nâzenîni berkende-i tîşe-i ecel ve bu cihetle Kandiye münhall olup, eyâlet-i merkūme ile Bekmezci Mehmed Paşa hulvü'l-mezâk ve Karaman Eyâleti ile Kāyim-makām Paşa mazhar-ı lutf-i Şehriyâr-ı âfâk oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu Kadılığı inzımâmı ile Mısır Kazâsı, sâbıkā Kuds-i şerîf Kadısı Debbâğ-zâde Mehmed Reşîd Efendi'ye ve on dört Rebîʿulevvel'inden zabt etmek üzere İzmir, Mucurlu Şükrü ʿAli Efendi'ye tevcîh olundu. [Ü2 206a]",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ'-i Mısır ve İzmir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_319.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ'-i Mısır ve İzmir",
          "text": "Ordu Kadılığı inzımâmı ile Mısır Kazâsı, sâbıkā Kuds-i şerîf Kadısı Debbâğ-zâde Mehmed Reşîd Efendi'ye ve on dört Rebîʿulevvel'inden zabt etmek üzere İzmir, Mucurlu Şükrü ʿAli Efendi'ye tevcîh olundu. [Ü2 206a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de sunûf-ı askeriyyenin îcâb eden bir kıst mevâcibleri ihrâc ve lâzım gelanlerin kabza-i emânetlerine idrâc ve Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, Hazînedâr Ağa vesâtatiyle şeref-resân-ı vürûd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-makrûn Sadr-ı vâlâ-kadr'ı ser-germ-i ferhat ü ibtihâc eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_320.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de sunûf-ı askeriyyenin îcâb eden bir kıst mevâcibleri ihrâc ve lâzım gelanlerin kabza-i emânetlerine idrâc ve Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, Hazînedâr Ağa vesâtatiyle şeref-resân-ı vürûd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-makrûn Sadr-ı vâlâ-kadr'ı ser-germ-i ferhat ü ibtihâc eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi maʿiyyetinde olan Kul Kethudâsı Mehmed Ağa ʿavdete me'zûn ve Çorlu'ya tekarrübünde ʿazl ile hâli dîger-gûn olup, Gelibolu'da ikāmeti fermân ve işbu Cumâdelâhıre'de Zağarcı-başı olan Hasan Ağa, Kul Kethudâlığı'yla şâdân kılınup, Seksoncu-başı Şehrî Mehmed Ağa, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı Seyyid Hasan Ağa, Seksoncu-başı ve Muhzır Ahmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı Bektâşiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_321.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı Bektâşiyân",
          "text": "Rumeli Vâlîsi maʿiyyetinde olan Kul Kethudâsı Mehmed Ağa ʿavdete me'zûn ve Çorlu'ya tekarrübünde ʿazl ile hâli dîger-gûn olup, Gelibolu'da ikāmeti fermân ve işbu Cumâdelâhıre'de Zağarcı-başı olan Hasan Ağa, Kul Kethudâlığı'yla şâdân kılınup, Seksoncu-başı Şehrî Mehmed Ağa, Zağarcı-başı ve Turnacı-başı Seyyid Hasan Ağa, Seksoncu-başı ve Muhzır Ahmed Ağa, Turnacı-başı nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Celâlî sûretinde olan etvârı ve bâgīyâne vazʿ u reftârı mukaddem ü mu'ahhar kalem-i ʿÂcizânem ile muharrer olup, bu hareket ile mazhar-ı kahr-ı Pâdişâh-ı ʿasr olacağı mukarrer idi. Müşârun ileyh neyistân-ı ahvâl-i fukarâya serkeş-i ʿalev ve hânumân-ı zuʿafâya [Ü1 190b] seylâb-ı tünd-rev, râyet-i tuğyânı şecere-i melʿûne-i fesâda şâh ve dâiresi haşerât-ı arza sûrâh olup, pâ-nihâde olduğu bilâd-ı maʿmûre vîrân u harâb ve merzbûm-ı Rum, zulmüyle âşiyâne-i bûm ve gurâb-ı nâhib ü vâhib, bâzil ü gāsıb bir şahıs olup, bu defʿa Pâsbân-oğlu'yla yek-cihet ve nihânî muhâbere ile Vidin Ordusu'nun ihtilâline ʿillet olmağla, letâyifü'l-hiyel iʿmâliyle Serʿasker Paşa tarafından [Ü2 206b] celb ü iʿdâm ve pençe-i şikencesinden tahlîs-ı girîbân-ı hâss u ʿâmm kılındı. Münhâll olan Rumeli Eyâleti, Boğaz muhâfazasına me'mûr Zihneli Hasan Paşa'ya ve Vidin vakʿasında cerîhan vefât eden Kürd ʿOsmân Paşa'nın terk eylediği Silistre Eyâleti, Niğbolu Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve anın mansıbı Vezîr Seyyid Mustafa Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "İ'dâm-ı ʿAli Paşa Vâlî-yi Rumeli ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_322.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı ʿAli Paşa Vâlî-yi Rumeli ve vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Müşârun ileyhin Celâlî sûretinde olan etvârı ve bâgīyâne vazʿ u reftârı mukaddem ü mu'ahhar kalem-i ʿÂcizânem ile muharrer olup, bu hareket ile mazhar-ı kahr-ı Pâdişâh-ı ʿasr olacağı mukarrer idi. Müşârun ileyh neyistân-ı ahvâl-i fukarâya serkeş-i ʿalev ve hânumân-ı zuʿafâya [Ü1 190b] seylâb-ı tünd-rev, râyet-i tuğyânı şecere-i melʿûne-i fesâda şâh ve dâiresi haşerât-ı arza sûrâh olup, pâ-nihâde olduğu bilâd-ı maʿmûre vîrân u harâb ve merzbûm-ı Rum, zulmüyle âşiyâne-i bûm ve gurâb-ı nâhib ü vâhib, bâzil ü gāsıb bir şahıs olup, bu defʿa Pâsbân-oğlu'yla yek-cihet ve nihânî muhâbere ile Vidin Ordusu'nun ihtilâline ʿillet olmağla, letâyifü'l-hiyel iʿmâliyle Serʿasker Paşa tarafından [Ü2 206b] celb ü iʿdâm ve pençe-i şikencesinden tahlîs-ı girîbân-ı hâss u ʿâmm kılındı. Münhâll olan Rumeli Eyâleti, Boğaz muhâfazasına me'mûr Zihneli Hasan Paşa'ya ve Vidin vakʿasında cerîhan vefât eden Kürd ʿOsmân Paşa'nın terk eylediği Silistre Eyâleti, Niğbolu Sancağı Mutasarrıfı Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve anın mansıbı Vezîr Seyyid Mustafa Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Dîvân-ı hümâyûn'da Çavuş-başı olan ʿİzzet Paşa-zâde Saʿîd Beyefendi eğerçi ʿiffet ile maʿrûf ve hüsn-i hulk ile mevsûf olup, ancak hidmet-i mezkûre levâzımından olan cerbeze ve kuvvet-i müdâfaʿadan hâlî olduğu maʿlûm-i Sadr-ı ʿâlî olup, işbu Cumâdelâhıre'nin on ikinci günü mîr-i mûmâ ileyh maʿzûl ve sâbıkā Tevkīʿî olan ʿOsmân Efendi Çavuş-başılık ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Ser-çavuşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_323.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Ser-çavuşân",
          "text": "Bir müddetden berü Dîvân-ı hümâyûn'da Çavuş-başı olan ʿİzzet Paşa-zâde Saʿîd Beyefendi eğerçi ʿiffet ile maʿrûf ve hüsn-i hulk ile mevsûf olup, ancak hidmet-i mezkûre levâzımından olan cerbeze ve kuvvet-i müdâfaʿadan hâlî olduğu maʿlûm-i Sadr-ı ʿâlî olup, işbu Cumâdelâhıre'nin on ikinci günü mîr-i mûmâ ileyh maʿzûl ve sâbıkā Tevkīʿî olan ʿOsmân Efendi Çavuş-başılık ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngiltere ve Rûsiyye ittifâkı mâddelerine Re'îsülküttâb Efendi ile bi'l-mürâfaka me'mûr olan ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi'nin ʿilm ü fazlı ve rüşdü ʿaklı vâreste-i delîl ü nazar ve iltifât-ı Mülûkâne'ye liyâkati mühr-i münîrden ebyen ü ezher olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhıre'nin beşinci gününden muʿteber olmak üzere Rumeli Sadâreti Pâyesi müşârun ileyhe ihsân ve kıdem-i tarîk iddiʿâsında olan ʿÂrif Efendi dahi bu ikrâmdan me'yûs olmak\nrevâ-dâşte-i tab-ı Mülûkâne [Ü1 191a] olmayup, şehr-i mezkûrun on beşinci târîhiyle ana dahi pâye-i mezkûr ʿinâyet olunup, o Ferkadân-ı âsumân-ı ʿilm ü ʿirfân mazhar-ı lutf-i Pâdişâh-ı kadr-dân oldular.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i Rumeli be-ʿİsmet Beyefendi ve ʿÂrif Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_324.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i Rumeli be-ʿİsmet Beyefendi ve ʿÂrif Efendi",
          "text": "İngiltere ve Rûsiyye ittifâkı mâddelerine Re'îsülküttâb Efendi ile bi'l-mürâfaka me'mûr olan ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi'nin ʿilm ü fazlı ve rüşdü ʿaklı vâreste-i delîl ü nazar ve iltifât-ı Mülûkâne'ye liyâkati mühr-i münîrden ebyen ü ezher olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhıre'nin beşinci gününden muʿteber olmak üzere Rumeli Sadâreti Pâyesi müşârun ileyhe ihsân ve kıdem-i tarîk iddiʿâsında olan ʿÂrif Efendi dahi bu ikrâmdan me'yûs olmak\nrevâ-dâşte-i tab-ı Mülûkâne [Ü1 191a] olmayup, şehr-i mezkûrun on beşinci târîhiyle ana dahi pâye-i mezkûr ʿinâyet olunup, o Ferkadân-ı âsumân-ı ʿilm ü ʿirfân mazhar-ı lutf-i Pâdişâh-ı kadr-dân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul [Ü2 207a] Kadısı olan Nakīb-zâde tekmîl-i müddet ve Medîne'den munfasıl Mehmed Efendi işbu Cumâdelûlâ on beşinde kazâ'-i mezkûr ile kesb-i meserret edüp, Mekke Kadısı olan ʿAbdülkerîm Efendi tekaddüm-i akrândan tersân ve bir pâye ihsân olunması bâbında dâmen-gîr-i erkân-ı Devlet-i ebed-bünyân olmağla, şehr-i mezkûrun on beşinden mûmâ ileyhe pâye verilüp, Mısır'dan maʿzûl ve emedd-i medîdden berü kûşe-güzîn-i hamûl olan Keşşâf ʿÖmer Efendi Cumâdelâhire'nin yirmisinden ve Hırka-i şerîfe Şeyhi es-Seyyid ʿOsmân Efendi yirmi beşinden Mekke-i mükerreme pâyelerine mevsûl ve bu cihetle dahi devâm-ı ʿömr ü devlet-i Pâdişâhî'ye meşgûl oldular.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul ve tevcîh-i pâyehâ be-baʿzı ʿulemâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_325.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul ve tevcîh-i pâyehâ be-baʿzı ʿulemâ",
          "text": "İstanbul [Ü2 207a] Kadısı olan Nakīb-zâde tekmîl-i müddet ve Medîne'den munfasıl Mehmed Efendi işbu Cumâdelûlâ on beşinde kazâ'-i mezkûr ile kesb-i meserret edüp, Mekke Kadısı olan ʿAbdülkerîm Efendi tekaddüm-i akrândan tersân ve bir pâye ihsân olunması bâbında dâmen-gîr-i erkân-ı Devlet-i ebed-bünyân olmağla, şehr-i mezkûrun on beşinden mûmâ ileyhe pâye verilüp, Mısır'dan maʿzûl ve emedd-i medîdden berü kûşe-güzîn-i hamûl olan Keşşâf ʿÖmer Efendi Cumâdelâhire'nin yirmisinden ve Hırka-i şerîfe Şeyhi es-Seyyid ʿOsmân Efendi yirmi beşinden Mekke-i mükerreme pâyelerine mevsûl ve bu cihetle dahi devâm-ı ʿömr ü devlet-i Pâdişâhî'ye meşgûl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hotin Muhâfızı Hüsâmeddîn Paşa, ʿazm-i gülşen-serây-ı bekā ve yerine bir Vezîr taʿyînini zarûriyyât-ı vakt ilcâ etmekle, Segbân-başılık'dan nâyil-i Vezâret ve İznikmid'de ikāmet üzere olan Yeğen Mehmed Paşa, umûr-ı serhadde âşinâ ve Ocağlu ile i’tilâfı hüveydâ olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin on sekizinci günü Vezâret'i ibkā ve Hotin muhafazasına isrâ olundu. \n\n Mısır Ordusu'nda tehaşşüd eden tavâyif-i askerînin taʿyînâtlarını idâre içün bir Defterdâr nasbı müzâkere olunmuşidi. Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan sâbıkā Mevkūfâtî olan ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi müstakīm bir kimse olduğundan, Mısır Ordusu'na Defterdâr nasb olunup, külliyyetlü harc-ı râh ile dâyire-i maʿîşeti tevsîʿ ve\ntevcîhâtda zabt etmek şartıyla Rûznâmçe-i Evvel mansıbı tevcîhi ile kadri [Ü1 191b] terfîʿ olundu.",
          "caption": "Vefât-ı Muhâfız-ı Hotin ve Defterdârî-yi Mehmed Efendi be-Ordu-yi Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_326.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Muhâfız-ı Hotin ve Defterdârî-yi Mehmed Efendi be-Ordu-yi Mısır",
          "text": "Hotin Muhâfızı Hüsâmeddîn Paşa, ʿazm-i gülşen-serây-ı bekā ve yerine bir Vezîr taʿyînini zarûriyyât-ı vakt ilcâ etmekle, Segbân-başılık'dan nâyil-i Vezâret ve İznikmid'de ikāmet üzere olan Yeğen Mehmed Paşa, umûr-ı serhadde âşinâ ve Ocağlu ile i’tilâfı hüveydâ olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin on sekizinci günü Vezâret'i ibkā ve Hotin muhafazasına isrâ olundu. \n\n Mısır Ordusu'nda tehaşşüd eden tavâyif-i askerînin taʿyînâtlarını idâre içün bir Defterdâr nasbı müzâkere olunmuşidi. Hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan sâbıkā Mevkūfâtî olan ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi müstakīm bir kimse olduğundan, Mısır Ordusu'na Defterdâr nasb olunup, külliyyetlü harc-ı râh ile dâyire-i maʿîşeti tevsîʿ ve\ntevcîhâtda zabt etmek şartıyla Rûznâmçe-i Evvel mansıbı tevcîhi ile kadri [Ü1 191b] terfîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi beşinci Salı günü [Ü2 207b] tertîb olunan Dîvân-ı refîʿü'l-bünyân'da İngiltere Maslahat-güzârı olup, bu defʿa Orta Elçilik'e ihtiyâr olunan şahıs, husûs-ı mezkûra dâiyir nâmesini takdîm birle ʿatebe-i ʿulyâyı telsîm eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_327.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Dîvân",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi beşinci Salı günü [Ü2 207b] tertîb olunan Dîvân-ı refîʿü'l-bünyân'da İngiltere Maslahat-güzârı olup, bu defʿa Orta Elçilik'e ihtiyâr olunan şahıs, husûs-ı mezkûra dâiyir nâmesini takdîm birle ʿatebe-i ʿulyâyı telsîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri Samanî-zâde ʿÖmer Hulûsî Efendi müddetini itmâm ve gurre-i Receb'de Sâlih-zâde Efendi mükerreren Sadâret-i Rumeli'yi makām edüp, necl-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî olan Mehmed Hafîd Efendi'nin İstanbul Pâyesi'yle mübâhî olması Sadrıaʿzam hazretleri tarafından niyâz olunduğuna binâʾen, mes’ûlü karîn-i müsâʿade-i Pâdişâhî olup, Receb'in on üçünden iʿtibâr ile mahdûm-ı güzîn o rütbe-i celîle ile kâm-bîn oldu.\n\nMahrec mevleviyyetlerinin hengâm-ı tevcîhi tekarrüb eylediğine binâ'en, on dört gurre-i Muharrem'inden pâye ile zabt etmek üzere Kuds-i şerîf Kazâsı, Defterdar hafîdi İbrâhîm Efendi'ye ve gurre-i Receb'den Selânik, Fındık-zâde Ahmed İshak Efendi'ye ve on üç senesi gurre-i Zilkaʿde'sinden tasarruf etmek üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı, Karahisârî Seyyid ʿOsmân Efendi'ye ve sene-i mezkûre Şaʿbân'ı gurresinden Keçeci-zâde Sâlih Efendi'ye Rumeli Pâyesi ve Şaʿbân'ın onundan Nakīb Efendi'ye ve on beşinden İmâm Bekir Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed ʿAtâʾullah Efendi'ye ve yirmisinden İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi'ye ve yirmi beşinden İmâm-ı Evvel-i Sultânî Dervîş Hâfız\nAhmed Efendi'ye ve gurre-i Ramazân'dan İbrâhîm Beyefendi'ye Anadolu pâyeleri ve Kebîrî-zâde es-Seyyid İsmâʿîl Efendi'ye Şaʿbân'ın on beşinden ve birâderi es-Seyyid ʿAbdurrahmân Efendi'ye yirmisinden Mekke pâyeleri ihsân olundu.",
          "caption": "Sadr-ı Rûm-şüden-i Sâlih-zâde Ahmed Esʿad Efendi ve tevcîh-i baʿzı menâsıb ve pâye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_328.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sadr-ı Rûm-şüden-i Sâlih-zâde Ahmed Esʿad Efendi ve tevcîh-i baʿzı menâsıb ve pâye",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri Samanî-zâde ʿÖmer Hulûsî Efendi müddetini itmâm ve gurre-i Receb'de Sâlih-zâde Efendi mükerreren Sadâret-i Rumeli'yi makām edüp, necl-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî olan Mehmed Hafîd Efendi'nin İstanbul Pâyesi'yle mübâhî olması Sadrıaʿzam hazretleri tarafından niyâz olunduğuna binâʾen, mes’ûlü karîn-i müsâʿade-i Pâdişâhî olup, Receb'in on üçünden iʿtibâr ile mahdûm-ı güzîn o rütbe-i celîle ile kâm-bîn oldu.\n\nMahrec mevleviyyetlerinin hengâm-ı tevcîhi tekarrüb eylediğine binâ'en, on dört gurre-i Muharrem'inden pâye ile zabt etmek üzere Kuds-i şerîf Kazâsı, Defterdar hafîdi İbrâhîm Efendi'ye ve gurre-i Receb'den Selânik, Fındık-zâde Ahmed İshak Efendi'ye ve on üç senesi gurre-i Zilkaʿde'sinden tasarruf etmek üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı, Karahisârî Seyyid ʿOsmân Efendi'ye ve sene-i mezkûre Şaʿbân'ı gurresinden Keçeci-zâde Sâlih Efendi'ye Rumeli Pâyesi ve Şaʿbân'ın onundan Nakīb Efendi'ye ve on beşinden İmâm Bekir Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed ʿAtâʾullah Efendi'ye ve yirmisinden İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi'ye ve yirmi beşinden İmâm-ı Evvel-i Sultânî Dervîş Hâfız\nAhmed Efendi'ye ve gurre-i Ramazân'dan İbrâhîm Beyefendi'ye Anadolu pâyeleri ve Kebîrî-zâde es-Seyyid İsmâʿîl Efendi'ye Şaʿbân'ın on beşinden ve birâderi es-Seyyid ʿAbdurrahmân Efendi'ye yirmisinden Mekke pâyeleri ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sebeb-i zâhir ile Burusa'da bi-tarîkı'n-nefy müstekarr olan Şeyhulislâm-ı sâbık Dürrî-zâde Mehmed ʿArif Efendi hakkında nîşân-ı ihsân-ı hazret-i Şehinşâhî mütekātir ve işbu gurre-i Receb'de ʿafv u ıtlâk olunup, gelüp sâhil-hânesinde ikāmeti içün emr-i celîlü'ş-şân sâdır oldu. [Ü1 192a]",
          "caption": "ʿAfv-ı Şeyhulislâm-ı [Ü2 208a] sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_329.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv-ı Şeyhulislâm-ı [Ü2 208a] sâbık",
          "text": "Sebeb-i zâhir ile Burusa'da bi-tarîkı'n-nefy müstekarr olan Şeyhulislâm-ı sâbık Dürrî-zâde Mehmed ʿArif Efendi hakkında nîşân-ı ihsân-ı hazret-i Şehinşâhî mütekātir ve işbu gurre-i Receb'de ʿafv u ıtlâk olunup, gelüp sâhil-hânesinde ikāmeti içün emr-i celîlü'ş-şân sâdır oldu. [Ü1 192a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Koca-ili ve Burusa etrafında zuhûr eden eşkıyâyı tedmîr ve levs-i vücûdlarından o havâlîyi tathîr müzâkeresi zımnında Koca-ili Mutasarrıfı Hüseyin Paşa Âsitâne'ye getürdilüp, bu irâdenin icrâsını iltizâm, hakkında netîce-bahş-ı merâm olup, nüfûzuna kuvvet ve şerefine vefret gelmek içün şehr-i mezkûrun onuncu günü mûmâ ileyhe Rütbe-i Vezâret verildi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Hüseyin Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_330.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Hüseyin Paşa",
          "text": "Koca-ili ve Burusa etrafında zuhûr eden eşkıyâyı tedmîr ve levs-i vücûdlarından o havâlîyi tathîr müzâkeresi zımnında Koca-ili Mutasarrıfı Hüseyin Paşa Âsitâne'ye getürdilüp, bu irâdenin icrâsını iltizâm, hakkında netîce-bahş-ı merâm olup, nüfûzuna kuvvet ve şerefine vefret gelmek içün şehr-i mezkûrun onuncu günü mûmâ ileyhe Rütbe-i Vezâret verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl pûşîde-i Mekke-i mükerreme, Mısr-ı Kāhire'den taʿyîn olunan mâl ile nefs-i Mısır'da nesc ü iʿmâl ve ol bukʿa-i mübârekeye baʿs ü irsâl olunur idi. İstîlây-ı nîreng-i Frenk ile o tarafda pûşîde nesci şimdilik ber-taraf olup, Âsitâne'de iʿmâline irâde-i hümâyûn şeref-sudûr ve ʿArabacılar Kâtibi Seyyid Nâyilî Efendi me'mûr olup, ihzâr-ı nessâc ü ʿummâl ve Sultân Ahmed Câmiʿi hâricinde olan revâk-ı Mehter-hâne'den meclûb sitâre ve zikāk ile te'sîr-i mihr-i münîr ve gulû-yi bernâ vü pîrden setr olunarak nescine iştigāl olunup, târ-u-pûdu harîr-i siyâhdan mensûc ve her kıtʿasının tûlü yirmi dört ve ʿarzı birer zirâʿ ve birer rubʿ olmak üzere Mekke-i mükerreme içün altmış dört kıtʿa ve Makām-ı İbrâhîm'e taʿlîk içün zerendûd iki kıtʿa pûşîdeden başka, menâsik-i haccı müşʿir ve evsâf-ı Kaʿbe-i ʿulyâ'yı muhbir\nhatt-ı celî ile baʿzı [Ü2 208b] âyât-ı Furkâniyye resm olunup, Beyt-i şerîf'in miyânına bend içün aʿlâ sırmadan maʿmûl seksan bir zirâʿ hizâmât ve Bâb-ı mağfiret-meʾâb-ı Beyt-i şerîf'e taʿlîk içün tekellüf ve san'atı bedîdâr bir perde-i zer-târ pîrâye-bahş-ı dest-gâh-ı nizâm ve harîr ve sırma ve sâyir eczây-ı pûşîde-i şerîfeye yirmi altı bin dokuz yüz seksan sekiz guruş sarf olunduğundan başka, dest-gâh ve sâyir levâzım içün dört bin dört yüz seksan bir buçuk guruş bezl olunup, cemʿan otuz dört bin dört yüz altmış dokuz buçuk guruş mesârıfla resîde-i hayyiz-i hüsn-i hıtâm olmağla, [Ü1 192b] işbu Recebü'l-ferdin on birinci Çehârşenbih günü Dâru's-saʿâde ve Bâbü's-saʿâde ağaları ve Rikâb-ı hümâyûn ağalarıyla Haremeyn Takımı ve Kapucu-başı ağalar ve zuʿamâ ve çavuşân, Sultân Ahmed Câmiʿi'nde hâzır olup, duʿâ ve tehlîl ile pûşîdeler sanduklara vazʿ ve Serây-ı hümâyûn'a nakl ve ferdâsı Pençşenbih günü Surre-i hümâyûn ve pûşîde Surre Emîni olan Memiş Efendi'ye huzûr-ı hümâyûnda teslîm olunup, Emîn-i mûmâ ileyh alay ile Üsküdâr'a güzâr eyledi.",
          "caption": "Tecdîd-i pûşîde-i Kaʿbe-i muʿazzama ve ihrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_331.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tecdîd-i pûşîde-i Kaʿbe-i muʿazzama ve ihrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Beher sâl pûşîde-i Mekke-i mükerreme, Mısr-ı Kāhire'den taʿyîn olunan mâl ile nefs-i Mısır'da nesc ü iʿmâl ve ol bukʿa-i mübârekeye baʿs ü irsâl olunur idi. İstîlây-ı nîreng-i Frenk ile o tarafda pûşîde nesci şimdilik ber-taraf olup, Âsitâne'de iʿmâline irâde-i hümâyûn şeref-sudûr ve ʿArabacılar Kâtibi Seyyid Nâyilî Efendi me'mûr olup, ihzâr-ı nessâc ü ʿummâl ve Sultân Ahmed Câmiʿi hâricinde olan revâk-ı Mehter-hâne'den meclûb sitâre ve zikāk ile te'sîr-i mihr-i münîr ve gulû-yi bernâ vü pîrden setr olunarak nescine iştigāl olunup, târ-u-pûdu harîr-i siyâhdan mensûc ve her kıtʿasının tûlü yirmi dört ve ʿarzı birer zirâʿ ve birer rubʿ olmak üzere Mekke-i mükerreme içün altmış dört kıtʿa ve Makām-ı İbrâhîm'e taʿlîk içün zerendûd iki kıtʿa pûşîdeden başka, menâsik-i haccı müşʿir ve evsâf-ı Kaʿbe-i ʿulyâ'yı muhbir\nhatt-ı celî ile baʿzı [Ü2 208b] âyât-ı Furkâniyye resm olunup, Beyt-i şerîf'in miyânına bend içün aʿlâ sırmadan maʿmûl seksan bir zirâʿ hizâmât ve Bâb-ı mağfiret-meʾâb-ı Beyt-i şerîf'e taʿlîk içün tekellüf ve san'atı bedîdâr bir perde-i zer-târ pîrâye-bahş-ı dest-gâh-ı nizâm ve harîr ve sırma ve sâyir eczây-ı pûşîde-i şerîfeye yirmi altı bin dokuz yüz seksan sekiz guruş sarf olunduğundan başka, dest-gâh ve sâyir levâzım içün dört bin dört yüz seksan bir buçuk guruş bezl olunup, cemʿan otuz dört bin dört yüz altmış dokuz buçuk guruş mesârıfla resîde-i hayyiz-i hüsn-i hıtâm olmağla, [Ü1 192b] işbu Recebü'l-ferdin on birinci Çehârşenbih günü Dâru's-saʿâde ve Bâbü's-saʿâde ağaları ve Rikâb-ı hümâyûn ağalarıyla Haremeyn Takımı ve Kapucu-başı ağalar ve zuʿamâ ve çavuşân, Sultân Ahmed Câmiʿi'nde hâzır olup, duʿâ ve tehlîl ile pûşîdeler sanduklara vazʿ ve Serây-ı hümâyûn'a nakl ve ferdâsı Pençşenbih günü Surre-i hümâyûn ve pûşîde Surre Emîni olan Memiş Efendi'ye huzûr-ı hümâyûnda teslîm olunup, Emîn-i mûmâ ileyh alay ile Üsküdâr'a güzâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Râsih Mustafa Efendi'nin Hubûbât Nezâreti'nde rızâya gayr-i muvâfık olan hareketi ʿazlinin sebeb ü ʿilleti olup, işbu Recebü'l-ferdin on ikinci günü Reʾîsülküttâb-ı esbak Firdevsî Mehmed Emîn Efendi'ye Hubûbât Nezâreti'yle Şıkk-ı Sâlislik tevcîh olundu.",
          "caption": "ʿAzl-ı Nâzır-ı Hubûbât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_332.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-ı Nâzır-ı Hubûbât",
          "text": "Râsih Mustafa Efendi'nin Hubûbât Nezâreti'nde rızâya gayr-i muvâfık olan hareketi ʿazlinin sebeb ü ʿilleti olup, işbu Recebü'l-ferdin on ikinci günü Reʾîsülküttâb-ı esbak Firdevsî Mehmed Emîn Efendi'ye Hubûbât Nezâreti'yle Şıkk-ı Sâlislik tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâm Vâlîsi ve Mısır Serʿaskeri olan Vezîr İbrâhîm Paşa'nın hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî'ye müteferriʿ olan umûrda zâhir olan rehâvet ü kusûru teʾhîr-i maslahat ve ifâte-i vakti müstelzim olduğundan gayri, müşârun ileyhin Serʿaskerlik'i Cezzâr Paşa tarafından tasvîb olunmayıp, mesâvî vü kabâyihini tezkîr ve insırâf-ı [Ü2 209a] meʾmûriyyetini îmâ vü tahrîr eylediğine binâʾen, o havâlîde Serʿaskerlik idaresi Cezzâr Paşa'ya münhasır gibi görülmekle, Emâret-i Hâcc ile Mısır Serʿaskerliği şehr-i mezkûrun on yedinci günü Vezîr-i müşârun ileyhe tevcîh ve serâsere dûhte bir aʿlâ semmûr kürk ve bir kabza mücevher pala ve mücevher bir çift piştov ile kadr ü şânı terfîʿ ü tenvîh olunup, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile\nmüveşşah fermân-ı ʿâlî-şân ve teşrîfât-ı mezkûre ile Mîrâhûr-ı Evvel Zühdî İsmâʿîl Beyefendi o tarafa isrâ ve Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Mustafa Paşa maʿiyyetine me'mûr sunûf-ı asâkir ile bi'l-muhâbere İskenderiyye'ye çıkup, iki tarafdan tazyîk-i aʿdâ ve tahlîs-i Ümm-i dünyâ etmeleri tenbîh ü îsâ olundu. [Ü1 193a]",
          "caption": "ʿAzl-ı Serʿasker-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_333.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-ı Serʿasker-ı Mısır",
          "text": "Şâm Vâlîsi ve Mısır Serʿaskeri olan Vezîr İbrâhîm Paşa'nın hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî'ye müteferriʿ olan umûrda zâhir olan rehâvet ü kusûru teʾhîr-i maslahat ve ifâte-i vakti müstelzim olduğundan gayri, müşârun ileyhin Serʿaskerlik'i Cezzâr Paşa tarafından tasvîb olunmayıp, mesâvî vü kabâyihini tezkîr ve insırâf-ı [Ü2 209a] meʾmûriyyetini îmâ vü tahrîr eylediğine binâʾen, o havâlîde Serʿaskerlik idaresi Cezzâr Paşa'ya münhasır gibi görülmekle, Emâret-i Hâcc ile Mısır Serʿaskerliği şehr-i mezkûrun on yedinci günü Vezîr-i müşârun ileyhe tevcîh ve serâsere dûhte bir aʿlâ semmûr kürk ve bir kabza mücevher pala ve mücevher bir çift piştov ile kadr ü şânı terfîʿ ü tenvîh olunup, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile\nmüveşşah fermân-ı ʿâlî-şân ve teşrîfât-ı mezkûre ile Mîrâhûr-ı Evvel Zühdî İsmâʿîl Beyefendi o tarafa isrâ ve Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Mustafa Paşa maʿiyyetine me'mûr sunûf-ı asâkir ile bi'l-muhâbere İskenderiyye'ye çıkup, iki tarafdan tazyîk-i aʿdâ ve tahlîs-i Ümm-i dünyâ etmeleri tenbîh ü îsâ olundu. [Ü1 193a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAzîz ʿAlî Efendi'nin intikâli hasebiyle bedeline bir sefîr irsâli iktizâ etmekle, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Esʿad Bey'in sefârete liyâkati etvârından istidlâl olunduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrda Prusya Sefîri olmak üzere mûmâ ileyhe hilʿat ilbâs olundu.",
          "caption": "Taʿyîn-i Sefîr-i Prusya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_334.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʿyîn-i Sefîr-i Prusya",
          "text": "ʿAzîz ʿAlî Efendi'nin intikâli hasebiyle bedeline bir sefîr irsâli iktizâ etmekle, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Esʿad Bey'in sefârete liyâkati etvârından istidlâl olunduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrda Prusya Sefîri olmak üzere mûmâ ileyhe hilʿat ilbâs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i mahrûse'ye ceheleden nüvvâb ve hükkâm taʿyîn olunduğuna binâ'en, ahkâm-ı şerʿiyye icrâ olunmayup, fukarâ pâ-zede-i zulm ü iʿtisâf ve zâlim ü mazlûm ve hakk u bâtıl fark olunmayarak, evâmir ü nevâhî-yi İlâhiyye resîde-i derece-i istihfâf olup, fîmâ-baʿd taraf-ı Fetvâ-penâhî'den arpalık ve maʿîşet erbâbına ve Sadreyn tarafından Rumeli ve Anadolu kudâtına nâ-ehl nüvvâb taʿyîn olunmaması tenbîh ü te'kîd olunup, arpalık ashâbı mansıblarının tehammülünden ziyâde şehriyye ve harc-ı bâb ve sâyir şey almamak ve hılâf-ı şerʿ teʿaddîsi zâhir olan Hâkim'in yeri hakk ü te'dîb ve nâ-ehl kimseler tarîk-ı kazâya takrîb olunmayup, [Ü2 209b] kudât ve sâyire evlâd-ı kudât ve ʿulemâya ʿadem-i takdîm ile o makūle hakkında recâ vü şefâʿat kabûl olunmaya.\n\nVe bi'l-fiʿl Şeyhülislâm bulunanlara üçer ve maʿzûllerine ve sudûra ikişer ve İstanbul maʿzûllerine birer mansıbdan mâ-ʿadâ recâ ile mansıb verilmeye. Ve bilâ-imtihân mülâzemet ve mansıb verilmesinden mücânebet olunup, rütbesi mâ-fevkinden mansıba ve hevâya kayd u iʿtibâr olunmamak ve menâsıb-ı kudâta ismi ve pederi ve şöhret ve vilâyeti tahrîr ve sahte kâğıd ile mansıb iddiʿâ edenlere dikkat ve ʿatîk senedlerine: “Fülân mansıb ile bekâm oldu” deyü işâret oluna. Ve Dîvân'da ismini tahrîre muktedir olmayana mansıb verilmeye. Ve Memâlik-i mahrûse'den [Ü1 193b] vârid olan iʿlâmât ü hücec muvâfık-ı kānûn u şerʿ olmadığı takdîrde tatbîk olunmamak ve mevâlî ve kudât bi'n-nefs mansıblarına gidüp, pîr ü\nʿalîlleri istisnâ oluna. Ve arpalık ve maʿîşetlere nâyib olanlar huzûr-ı Şeyhülislâmî'de isbât-ı vücûd edüp, mâhiyyeti maʿlûm ola. Ve Anadolu ve Rumeli muhzırlarından maʿlûm ve müteʿârif olanların mâʿadâsı Kapu Kethüdâsı olmamak ve emvâl-i eytâmın muhâfazası, küttâbın ehliyyet ü istikāmetine mevkūf olup, hilye-i istikāmetden ʿârî ketebe istihdâm olunmayup, emvâl-i eytâm dahi vasî yedine verilmamek ve Bezzâzistân'a vazʿ ve muhâfaza olunmak ve eytâmın ebeveyninden müntakıl vakf-ı menâzil ve ʿakār maʿrifet-i şerʿle âhara ferâğ olundukda, “Bedel-i ferâğ” taʿbîriyle deftere kayd ve vasîye teslîm olunduğu hâlde bedel olmak haysiyyeti ile eytâmdan biri fevt olsa veresesi vasîden daʿvâ ve ahza kādir olmayup, bu sûretde [Ü2 210a] fîmâ-baʿd deftere bedel nâmıyla kayd olunmayup, vasîye ikrâz u idâne sûretinde tahrîr olunmak ve bir defʿa katʿ u hasm olunan daʿvâ tekrâr istimâʿ olunmamak husûsâtı, iktizâ edenlere emr-i celîlü'ş-şân ile tenbîh olundu. Ve kâffe-i nezâretlerde vâkiʿ cihât nâ-ehle tevcîh olunmayup, mutasarrıflarından biri fevt oldukda, evlâd-ı zükûru var ise baʿde'l-intikāl kesb-i kudret ve muhtâr-ı cemāʿat oluncaya dek ciheti âhara verilmeyüp vekâletle idâre olunmak ve evlâd-ı zükûru olmayup, ciheti âhara verilmek lâzım gelürse ve yâhûd bir cihet [Ü1 194a] kasr-ı yed murâd olunursa, müteʿallık olduğu taraf, Müfettiş'i imtihân ve Nâzır maʿrifetiyle hasebi ʿarz edüp, ol vechile tevcîh olunmak ve mutasarrıf-ı cihât bilâ-ʿözr-i şerʿî vekâletle cihetlerini idâre eylemeyüp, bi'n-nefs kendüleri edây-ı hıdmet etmeleri bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, ilâ-mâ-şâʾallah düstûru'l-ʿamel olmak üzere taraf taraf evâmir-i ʿaliyye neşr olunup, iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri verildi.",
          "caption": "Nizâm-dâden be-tarîk-ı kudât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_335.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-dâden be-tarîk-ı kudât",
          "text": "Memâlik-i mahrûse'ye ceheleden nüvvâb ve hükkâm taʿyîn olunduğuna binâ'en, ahkâm-ı şerʿiyye icrâ olunmayup, fukarâ pâ-zede-i zulm ü iʿtisâf ve zâlim ü mazlûm ve hakk u bâtıl fark olunmayarak, evâmir ü nevâhî-yi İlâhiyye resîde-i derece-i istihfâf olup, fîmâ-baʿd taraf-ı Fetvâ-penâhî'den arpalık ve maʿîşet erbâbına ve Sadreyn tarafından Rumeli ve Anadolu kudâtına nâ-ehl nüvvâb taʿyîn olunmaması tenbîh ü te'kîd olunup, arpalık ashâbı mansıblarının tehammülünden ziyâde şehriyye ve harc-ı bâb ve sâyir şey almamak ve hılâf-ı şerʿ teʿaddîsi zâhir olan Hâkim'in yeri hakk ü te'dîb ve nâ-ehl kimseler tarîk-ı kazâya takrîb olunmayup, [Ü2 209b] kudât ve sâyire evlâd-ı kudât ve ʿulemâya ʿadem-i takdîm ile o makūle hakkında recâ vü şefâʿat kabûl olunmaya.\n\nVe bi'l-fiʿl Şeyhülislâm bulunanlara üçer ve maʿzûllerine ve sudûra ikişer ve İstanbul maʿzûllerine birer mansıbdan mâ-ʿadâ recâ ile mansıb verilmeye. Ve bilâ-imtihân mülâzemet ve mansıb verilmesinden mücânebet olunup, rütbesi mâ-fevkinden mansıba ve hevâya kayd u iʿtibâr olunmamak ve menâsıb-ı kudâta ismi ve pederi ve şöhret ve vilâyeti tahrîr ve sahte kâğıd ile mansıb iddiʿâ edenlere dikkat ve ʿatîk senedlerine: “Fülân mansıb ile bekâm oldu” deyü işâret oluna. Ve Dîvân'da ismini tahrîre muktedir olmayana mansıb verilmeye. Ve Memâlik-i mahrûse'den [Ü1 193b] vârid olan iʿlâmât ü hücec muvâfık-ı kānûn u şerʿ olmadığı takdîrde tatbîk olunmamak ve mevâlî ve kudât bi'n-nefs mansıblarına gidüp, pîr ü\nʿalîlleri istisnâ oluna. Ve arpalık ve maʿîşetlere nâyib olanlar huzûr-ı Şeyhülislâmî'de isbât-ı vücûd edüp, mâhiyyeti maʿlûm ola. Ve Anadolu ve Rumeli muhzırlarından maʿlûm ve müteʿârif olanların mâʿadâsı Kapu Kethüdâsı olmamak ve emvâl-i eytâmın muhâfazası, küttâbın ehliyyet ü istikāmetine mevkūf olup, hilye-i istikāmetden ʿârî ketebe istihdâm olunmayup, emvâl-i eytâm dahi vasî yedine verilmamek ve Bezzâzistân'a vazʿ ve muhâfaza olunmak ve eytâmın ebeveyninden müntakıl vakf-ı menâzil ve ʿakār maʿrifet-i şerʿle âhara ferâğ olundukda, “Bedel-i ferâğ” taʿbîriyle deftere kayd ve vasîye teslîm olunduğu hâlde bedel olmak haysiyyeti ile eytâmdan biri fevt olsa veresesi vasîden daʿvâ ve ahza kādir olmayup, bu sûretde [Ü2 210a] fîmâ-baʿd deftere bedel nâmıyla kayd olunmayup, vasîye ikrâz u idâne sûretinde tahrîr olunmak ve bir defʿa katʿ u hasm olunan daʿvâ tekrâr istimâʿ olunmamak husûsâtı, iktizâ edenlere emr-i celîlü'ş-şân ile tenbîh olundu. Ve kâffe-i nezâretlerde vâkiʿ cihât nâ-ehle tevcîh olunmayup, mutasarrıflarından biri fevt oldukda, evlâd-ı zükûru var ise baʿde'l-intikāl kesb-i kudret ve muhtâr-ı cemāʿat oluncaya dek ciheti âhara verilmeyüp vekâletle idâre olunmak ve evlâd-ı zükûru olmayup, ciheti âhara verilmek lâzım gelürse ve yâhûd bir cihet [Ü1 194a] kasr-ı yed murâd olunursa, müteʿallık olduğu taraf, Müfettiş'i imtihân ve Nâzır maʿrifetiyle hasebi ʿarz edüp, ol vechile tevcîh olunmak ve mutasarrıf-ı cihât bilâ-ʿözr-i şerʿî vekâletle cihetlerini idâre eylemeyüp, bi'n-nefs kendüleri edây-ı hıdmet etmeleri bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, ilâ-mâ-şâʾallah düstûru'l-ʿamel olmak üzere taraf taraf evâmir-i ʿaliyye neşr olunup, iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Büyük Tezkireci olan Mehmed ʿArif Efendi me'mûr olduğu hıdmetde kusûru olmayup, kendü dahi erbâb-ı meʿârifden iken etbâʿ belâsıyla lisâna gelüp, hakkında mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne mütegayyer olduğundan gayri, Sadrıaʿzam hazretleri, Şeyhülislâm Efendi hazretlerini tatyîb içün dâmâdını Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb-i murâd etmekle, işbu gurre-i Şaʿbân'da Küçük Tezkireci olan ʿAvnî Efendi, Büyük Tezkirecilik'e isʿâd ve dâmâd-ı Fetvâ-penâhî Nûrî Halîl Bey Küçük Tezkirecilik ile ber-murâd kılındı.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Tezkire-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_336.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Tezkire-i Evvel",
          "text": "Bir müddetden berü Büyük Tezkireci olan Mehmed ʿArif Efendi me'mûr olduğu hıdmetde kusûru olmayup, kendü dahi erbâb-ı meʿârifden iken etbâʿ belâsıyla lisâna gelüp, hakkında mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne mütegayyer olduğundan gayri, Sadrıaʿzam hazretleri, Şeyhülislâm Efendi hazretlerini tatyîb içün dâmâdını Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb-i murâd etmekle, işbu gurre-i Şaʿbân'da Küçük Tezkireci olan ʿAvnî Efendi, Büyük Tezkirecilik'e isʿâd ve dâmâd-ı Fetvâ-penâhî Nûrî Halîl Bey Küçük Tezkirecilik ile ber-murâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tersâne-i ʿâmire'de inşâ olunan altmış [Ü2 210b] üç buçuk zirâʿ bir kıtʿa kalyon ve iki kıt'a bombanın fazl-ı Hakk ile tekmîli Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde olunup, şehr-i mezkûrun sekizinci İsneyn günü Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm Efendi hazerâtı ve sâyir huzûru muʿtâd olanlar Tersâne'ye cemʿ olup, kudûm-i feyz-lüzûm-i hazret-i Şehinşâhî ʿakabinde zikr olunan kalyon ve bombalar rûy-i deryâya ber-vech-i sühûlet nüzûl edüp, müşârun ileyhimâ hazerâtına muʿtâd [Ü1 194b] üzere kürkler ve sâyirlerine hilʿatler ilbâs olundu.",
          "caption": "Nüzûl-i kalyon",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_337.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Nüzûl-i kalyon",
          "text": "Tersâne-i ʿâmire'de inşâ olunan altmış [Ü2 210b] üç buçuk zirâʿ bir kıtʿa kalyon ve iki kıt'a bombanın fazl-ı Hakk ile tekmîli Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde olunup, şehr-i mezkûrun sekizinci İsneyn günü Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm Efendi hazerâtı ve sâyir huzûru muʿtâd olanlar Tersâne'ye cemʿ olup, kudûm-i feyz-lüzûm-i hazret-i Şehinşâhî ʿakabinde zikr olunan kalyon ve bombalar rûy-i deryâya ber-vech-i sühûlet nüzûl edüp, müşârun ileyhimâ hazerâtına muʿtâd [Ü1 194b] üzere kürkler ve sâyirlerine hilʿatler ilbâs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevâlî-yi Devriyye'den sâbıkā Filibe Kadısı Perdeci Hasan Efendi emedd-i medîd dil-bend-i ümmîd olduğu Mahrec Mevleviyyeti'ne saʿy-i cedîd edüp, cidd ü saʿyi müsmir ve Mahrec'e mûsıl olmak üzere gurre-i Rebîʿulâhır'dan Haleb Mevleviyyeti ile müftehır oldu. Erzurum Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa-oğlu ʿAlâʾeddîn Bey'i dâhil-i defter-i Emîrü'l-ümerâ etmek bâbında dâmen-gîr-i ilticâ olup, niyâzı karîn-i müsâʿade-i hazret-i Cihân-bânî ve şehr-i mezkûrda mahdûmuna Rütbe-i Mîr-i mîrânî erzânî kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ’-i Haleb ve tevcîh-i Mîr-i mîrânî be-Seyyid Ahmed Paşa-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_338.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ’-i Haleb ve tevcîh-i Mîr-i mîrânî be-Seyyid Ahmed Paşa-zâde",
          "text": "Mevâlî-yi Devriyye'den sâbıkā Filibe Kadısı Perdeci Hasan Efendi emedd-i medîd dil-bend-i ümmîd olduğu Mahrec Mevleviyyeti'ne saʿy-i cedîd edüp, cidd ü saʿyi müsmir ve Mahrec'e mûsıl olmak üzere gurre-i Rebîʿulâhır'dan Haleb Mevleviyyeti ile müftehır oldu. Erzurum Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa-oğlu ʿAlâʾeddîn Bey'i dâhil-i defter-i Emîrü'l-ümerâ etmek bâbında dâmen-gîr-i ilticâ olup, niyâzı karîn-i müsâʿade-i hazret-i Cihân-bânî ve şehr-i mezkûrda mahdûmuna Rütbe-i Mîr-i mîrânî erzânî kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi ikinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de sunûf-ı askeriyyenin müstehakk oldukları iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûr olanlara taʿdâd ü tevzîʿ olunup, baʿde'd-devr Silahdâr Ağa vesâtatiyle şeref-bahş-ı vürûd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-makrûn Sadr-ı vâlâ-kadrı nâyil-i sürûr-ı gûnâ-gûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_339.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi ikinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de sunûf-ı askeriyyenin müstehakk oldukları iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda kabzına meʾmûr olanlara taʿdâd ü tevzîʿ olunup, baʿde'd-devr Silahdâr Ağa vesâtatiyle şeref-bahş-ı vürûd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-makrûn Sadr-ı vâlâ-kadrı nâyil-i sürûr-ı gûnâ-gûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defter-i Emîni olan Şerbetci dâmâdı Emîn Efendi Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi altıncı günü hulûl-i ecel-i müsemmâsıyla vefât edüp, [Ü2 211a] vakt-i tevcîhât karîb olduğundan, mansıb-ı mezkûrun tevcîhi te'hîr olundu. Mûmâ ileyh Mâlikâne Halîfeliği'nden Defterdârlık mesnedine suʿûd ve bir sene kadar hidmet-i İstîfâ'da bezl ü cûd edüp, sinni mütenâhiz-i ʿakd-i sebʿîn olduğundan, şedâyid-i umûrda mütehammil olmayup, ʿazli bâbında dâmen-çîn ve takbîl-i [Ü1 195a] dâmen ü âstîn etmişidi. Baʿde'l-infisâl Tevkīʿî ve baʿdehû Defter Emîni olup, târîh-i mezkûrda terk-i ʿâlem-i fenâ ve ihtiyâr-ı semt-i ʿukbâ eyledi. Mûmâ ileyh kaleminde mütefennin ve defteri, küttâb beyninde müteʿayyin bir pîr-i sâff-zamîr idi.",
          "caption": "Fevt-i Emîn-i Defter-i Hâkānî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_340.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Emîn-i Defter-i Hâkānî",
          "text": "Defter-i Emîni olan Şerbetci dâmâdı Emîn Efendi Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi altıncı günü hulûl-i ecel-i müsemmâsıyla vefât edüp, [Ü2 211a] vakt-i tevcîhât karîb olduğundan, mansıb-ı mezkûrun tevcîhi te'hîr olundu. Mûmâ ileyh Mâlikâne Halîfeliği'nden Defterdârlık mesnedine suʿûd ve bir sene kadar hidmet-i İstîfâ'da bezl ü cûd edüp, sinni mütenâhiz-i ʿakd-i sebʿîn olduğundan, şedâyid-i umûrda mütehammil olmayup, ʿazli bâbında dâmen-çîn ve takbîl-i [Ü1 195a] dâmen ü âstîn etmişidi. Baʿde'l-infisâl Tevkīʿî ve baʿdehû Defter Emîni olup, târîh-i mezkûrda terk-i ʿâlem-i fenâ ve ihtiyâr-ı semt-i ʿukbâ eyledi. Mûmâ ileyh kaleminde mütefennin ve defteri, küttâb beyninde müteʿayyin bir pîr-i sâff-zamîr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dîvân-hâne Tercemânlığı'ndan Eflâk Voyvodası olan Hançerli-oğlu Kostantin umûr-ı mülkiyyeye muzırr harekâta mütecâsir olduğundan gayri, celb-i mâl-i reʿâyâ zımnında tertîb-i dâm ü firîb ve Eflâk memleketini bu cihetlerle tahrîb eylediği teftîş ü tenkīb olunup, Voyvodalık'dan fi'l-hâl ʿazl ve hılâl-i râhda katl olunup, sâbıkā Eflâk Voyvodası Aleksandra, Voyvoda nasb ü taʿyîn ve sâbıkā Boğdan Voyvodası Mihal gāliben Voyvodalığ'a ʿamel etmiş bulunup, merâmı husûl bulmadığından, bir mahalle nefyiyle hasmını ırzâ iktizâ etmekle, evvelen Burusa'ya ve sâniyen Bozca-ada'ya iclâ olundu.",
          "caption": "İ'dâm-ı Voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_341.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İ'dâm-ı Voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Dîvân-hâne Tercemânlığı'ndan Eflâk Voyvodası olan Hançerli-oğlu Kostantin umûr-ı mülkiyyeye muzırr harekâta mütecâsir olduğundan gayri, celb-i mâl-i reʿâyâ zımnında tertîb-i dâm ü firîb ve Eflâk memleketini bu cihetlerle tahrîb eylediği teftîş ü tenkīb olunup, Voyvodalık'dan fi'l-hâl ʿazl ve hılâl-i râhda katl olunup, sâbıkā Eflâk Voyvodası Aleksandra, Voyvoda nasb ü taʿyîn ve sâbıkā Boğdan Voyvodası Mihal gāliben Voyvodalığ'a ʿamel etmiş bulunup, merâmı husûl bulmadığından, bir mahalle nefyiyle hasmını ırzâ iktizâ etmekle, evvelen Burusa'ya ve sâniyen Bozca-ada'ya iclâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʿzı sikātdan mervîdir ki, Limni Aʿyânı ʿAbdülkerîm Ağa'nın o havâlîde vücûdu lâzım olduğunu Kapudan Paşa hazretleri teferrüs ile vikāyesini iltizâm ve baʿzı şurût ile ʿafvını istirhâm etmişidi. Hançerli-oğlu, ʿAbdülkerîm'e baʿzı mevâdd sebebi ile münfaʿil ü münharıd ve esbâb-ı zevâline muntazır u müterassid olduğu hasebiyle mukaddemce tertîb eylediği hudʿa vü hîlesi mübtal olacağını teyakkun ile [Ü2 211b] reʿâyâyı tekrâr tahrîk ü ifsâd ve: “Eğer bu vartadan mûmâ ileyh tahlîs-ı nefs eyler ise, cümlenizi kahr u berbâd eyleyeceği zâhirdir” deyü tekrâr bess-i şekvâya iğrâ eyleyüp, semere-i ʿakldan bî-behre olan ehl-i raʿiyyet\nmesfûrun temşiyet-i garazı bâbında tertîb eylediği [Ü1 195b] mukaddime-i fâsideyi mahz-ı nasîhat ʿaddiyle maglatayı dirâz ve müzevvir daʿvâlar ibrâz ile mûmâ ileyhi magsûb-ı Pâdişâh-ı raʿiyyet-nevâz etmelerine mesfûr kavî ʿillet ve katline sebeb ü âlet olup, çok geçmeden mücâzâta mazhar ve seyf-i kahr-ı Pâdişâh-ı ʿasr ile makarrı sakar oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i mücâzât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_342.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i mücâzât",
          "text": "Baʿzı sikātdan mervîdir ki, Limni Aʿyânı ʿAbdülkerîm Ağa'nın o havâlîde vücûdu lâzım olduğunu Kapudan Paşa hazretleri teferrüs ile vikāyesini iltizâm ve baʿzı şurût ile ʿafvını istirhâm etmişidi. Hançerli-oğlu, ʿAbdülkerîm'e baʿzı mevâdd sebebi ile münfaʿil ü münharıd ve esbâb-ı zevâline muntazır u müterassid olduğu hasebiyle mukaddemce tertîb eylediği hudʿa vü hîlesi mübtal olacağını teyakkun ile [Ü2 211b] reʿâyâyı tekrâr tahrîk ü ifsâd ve: “Eğer bu vartadan mûmâ ileyh tahlîs-ı nefs eyler ise, cümlenizi kahr u berbâd eyleyeceği zâhirdir” deyü tekrâr bess-i şekvâya iğrâ eyleyüp, semere-i ʿakldan bî-behre olan ehl-i raʿiyyet\nmesfûrun temşiyet-i garazı bâbında tertîb eylediği [Ü1 195b] mukaddime-i fâsideyi mahz-ı nasîhat ʿaddiyle maglatayı dirâz ve müzevvir daʿvâlar ibrâz ile mûmâ ileyhi magsûb-ı Pâdişâh-ı raʿiyyet-nevâz etmelerine mesfûr kavî ʿillet ve katline sebeb ü âlet olup, çok geçmeden mücâzâta mazhar ve seyf-i kahr-ı Pâdişâh-ı ʿasr ile makarrı sakar oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır Serʿaskeri olan Cezzâr Paşa'nın Râgıb Efendi hılâf-gîri olup, maskat-ı re'si olan Şâm'da mütemekkin akrıbâ vü teʿallukātına sadme-i Cezzâriyye'den ihtirâz ile birer mahalle ʿazîmetlerini îmâ etmişidi. Mûmâ ileyhin mektûbu müşârun ileyh yedine vâsıl ve gayz-ı kadîmine terakkī hâsıl olup, mektûbunu Âsitâne'ye firistâde ve müstehakk-ı te'dîb olduğunu ifâde etmekle, fi'l-hâl Amasya'ya tagrîb ve üzerinde olan Topçular Kitâbeti ile Elmâs Paşa hafîdi tatrîb olunup, Ayasofya Şeyhı Mardinî Halîl Efendi dahi Hırka-i şerîfe ziyâretinde hücûm-i ʿateh ü hurâfet ile baʿzı hareket-i nâ-bercâya cesâret edüp, Çekmece'ye tard ü teʿbîd ve birkaç günden sonra mazhar-ı ʿafv-ı Pâdişâh-ı bâhirü't-te'yîd olup, hânesine terdîd olundu.",
          "caption": "Nefy-i Râgıb Efendi ez-hâcegân ve Şeyh-i Ayasofya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_343.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Râgıb Efendi ez-hâcegân ve Şeyh-i Ayasofya",
          "text": "Mısır Serʿaskeri olan Cezzâr Paşa'nın Râgıb Efendi hılâf-gîri olup, maskat-ı re'si olan Şâm'da mütemekkin akrıbâ vü teʿallukātına sadme-i Cezzâriyye'den ihtirâz ile birer mahalle ʿazîmetlerini îmâ etmişidi. Mûmâ ileyhin mektûbu müşârun ileyh yedine vâsıl ve gayz-ı kadîmine terakkī hâsıl olup, mektûbunu Âsitâne'ye firistâde ve müstehakk-ı te'dîb olduğunu ifâde etmekle, fi'l-hâl Amasya'ya tagrîb ve üzerinde olan Topçular Kitâbeti ile Elmâs Paşa hafîdi tatrîb olunup, Ayasofya Şeyhı Mardinî Halîl Efendi dahi Hırka-i şerîfe ziyâretinde hücûm-i ʿateh ü hurâfet ile baʿzı hareket-i nâ-bercâya cesâret edüp, Çekmece'ye tard ü teʿbîd ve birkaç günden sonra mazhar-ı ʿafv-ı Pâdişâh-ı bâhirü't-te'yîd olup, hânesine terdîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "“Bostancı-oğlu” nâm kimesne bir müddetden berü Burusa'da kesb-i şöhret ve ehâlî-yi memleket mazarratından mücânebet ile re'yine inkıyâd ü mütâbeʿat ve bu sebeble reʿâyâ ve fukarâya itâle-i dest ve teʿaddî [Ü2 212a] vü hasâret etmekle, emr-i istîsâli Burusa Mütesellimi'ne sipâriş olunmuşidi. Mütesellim-i mezbûr fursat-yâb ve şakī-yi merkūmu küşte-i seyf-i âteş-tâb edüp, rufekāsı müteferrik ve ele geçenlerinin câme-i hayâtı mütemezzik olduğu haberi Der-i devlet-medâr'a vârid oldu. [Ü1 196a]",
          "caption": "İʿdâm-ı bazı eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_344.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı bazı eşkıyâ",
          "text": "“Bostancı-oğlu” nâm kimesne bir müddetden berü Burusa'da kesb-i şöhret ve ehâlî-yi memleket mazarratından mücânebet ile re'yine inkıyâd ü mütâbeʿat ve bu sebeble reʿâyâ ve fukarâya itâle-i dest ve teʿaddî [Ü2 212a] vü hasâret etmekle, emr-i istîsâli Burusa Mütesellimi'ne sipâriş olunmuşidi. Mütesellim-i mezbûr fursat-yâb ve şakī-yi merkūmu küşte-i seyf-i âteş-tâb edüp, rufekāsı müteferrik ve ele geçenlerinin câme-i hayâtı mütemezzik olduğu haberi Der-i devlet-medâr'a vârid oldu. [Ü1 196a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françelü'ye dâ'ir nev-be-nev hudûs eden ahvâl ve ifsâd-ı ʿâlem zımnında tertîb eyledikleri mekr ü âl her ne kadar butûn-ı Vekāyiʿ-nâme-i ʿâlimde tafsîl ü icmâl olunmuş ise\ndahi tâyife-i mesfûrenin hey’et-i ictimâʿiyye-i devletlerine ʿârız olan vehn ü fesâd ve bu tavr-ı garîbi ihtiyârlarına teferruʿ eden mevâdd ʿale't-tertîb sıhhati üzere bir makāle-i münferideye hasr olunmak münâsib görülüp, binâʾen-ʿalâ-zâlik maksada şurûʿ ve bu vechile tebyîn-i fusûl ü fürûʿ kılınur ki, İngiltere Devleti, Yeni Dünya'da memâlik-i kesîreye mâlik olup, vüs'at-i erâzî ve kesret-i menâfiʿ sebebleriyle birkaç sene mukaddem ehâlîde refâh-ı küllî müşâhede eylediklerinden, tekâlîf-i kadîmelerin tahkīr ve baʿzı zamâyim vazʿını tedbîr etmişler idi. Yeni Dünyâ halkına bu tavr gayr-i meʾlûf, gāyet girân u mahûf görünüp, kabûl-i zamâyimden rû-gerdân ve miyânlarında mübâhase-i sûret-i ʿisyân güzerân olduğunu İngilterelü teferrüs edüp, şurûʿ-ı mülzim olmak hasebiyle irâdelerini cebr ü ikrâh ile icrâ ve vücûh-ı ehâlîyi tahvîf ü terhîb ile ahkâmlarına râm etmek sevdâlarına düşüp, ʿâkıbetü'l-emr bu ibrâm u zûr İngilizlü'ye tâbi Yeni Dünyâ halkını [Ü3 5a] i'lân-ı harbe muztarr ve ʿisyâna mecbûr edüp, Françelü ise ʿan-asl İngilterelü'nün hasm-ı cânı ve dâ'imâ verâsında fursat-cû bir düşmen-i bed-peymânı olup, ehâlînin bu reftârını tervîc ü tahsîn ve İngilizlü'nün efâlini takbîh u tehcîn ve i'ânet-i fi'l-cümle ile bünyân-ı niyyet ü ʿazîmetlerin ihkâm ü tarsîn eylediler. Bu esbâb ile İngilizlü ile Yeni Dünyâ halkı miyânında birkaç sene ceng ü cidâl müteʿâkıb ve gâh bu taraf ve gâh o taraf gālib olup, encâm-ı kâr İngilizlü ıslâh-ı ehâlîden ʿâciz ü bîzâr olup, taht-ı tasarruflarında olan on üç [Ü1 196b] eyâletlik mahall cumhûr şekline girmekle, İngilizlü'den katʿ-ı rişte-i tebaʿiyyet ve fesh-ı râbıta-i mahkûmiyyet eylediler. Bu keyfiyyet Françelü'nün tahrîk ü igvâsıyla vücûd-pezîr olduğundan, meclislerinde her biri bî-pervâ bu garaza mebnî tedbîr ü ârâ ʿarz u isbât eyleyerek, serbestlik menâfiʿini ve tahte'l-hükm olmamak fevâyidini müzâkere eder oldular. Françe'de mevcûd eclâf-1 nâs bu maslahat-ı bî-esâsı hevâlarına muvâfık ve husûl-i yek-rengî vü tesâvî ile refâh-ı hâle mutâbık görüp, bir Pâdişâh-1 kāhir u müstakıllin dâyire-i hükmüne duhûl ü i'timârın fâyidelerini ʿadem-i tefekkür ile seg-i herze-meres gibi vâdî-yi teferrüd ü istibdâdda pûyân olmağı ihtiyâr ve metâlib-i fâsidelerin icrâya baʿzı esbâb-ı kevniyye dahi refʿ-i berkaʿ-ı istitâr edüp, şöyle ki, Françe Devleti'nin baʿzı ʿavârızât ile ahvâl-i hazînesi muhtell ve îrâdı mesârıfından ekall olup, fâyiz-i zâyid ile mebâliğ istikrâz edüp, umûr-ı zarûriyye-i devletlerin idâre eder olmuşlaridi. Tetâbüʿ-i sinîn ile istidâne olunan mebâliğin nemâsı hadden bîrûn ve re'sü'l-mâl'den birkaç\nkat efzûn olup, [Ü3 5b] vükelây-ı devletleri baʿzı tasarrufât-ı ʿakliyye ile hazîneye vefret ve düyûna kıllet vermek kasdında olduklarını eşhâs-ı nâs vükelâsı ihsâs ve bu vazʿ-ı ıztırârîyi mebnây-ı gadr ü zulme esâs zann etmeleriyle, yüz seneden berü karîn-i indirâs olan âyîn ve kāʿide-i dîrînlerin icrâya rağbet ve rehâbîn ve vücûh-ı kavm ve tavâyif-i nâsı bir meclise daʿvet ve sebeb-i cemʿiyyeti cümleye işâʿat ile haml-i sakīl-i vezâyiʿ ve mahlûlâtı izâleye berçîde-dâmen-i ihtimâm oldukların takrîr ü iʿlâm eylediler.\n\n Tarafdârân-ı devlet kalîl ü nezîr ve evgād u eşhâs-ı nâs kesîr olmak takrîbi ile vükelâ mağlûb ve maʿkūlu tefhîmde kudretleri meslûb olup, [Ü1 197a] herc ü merc-i devlet emâreleri gelüp görünmeye başladı. Françe Kıralı On Altıncı Luyis vukūʿ bulan hâdiseden mütevahhiş olup, zümre-i muhâlifîni savlet-i asker ve kuvvet-i tedbîr ile itâʿate getürmek fikrine düşüp, sınıf-ı erâzilden mürekkeb olan asker hareketden ictinâb ve teşvîş-i hâtır ile Kıral dahi hüsn-i tedbîre zafer-yâb olamayup, muhâlifler askerin ihtirâzına ve kendülerinin galebe vü kesretlerine igtirâr ile izhâr-ı tecellüd ve devletlerinin mizâcında cây-gîr olan ʿileli gûyâ izâleye tekayyüd ile devlet, mütegalliblerinin tesallut u tehakkümüne mâniʿ olur cedîd bir tavr-ı hükûmet ihdâsına teşebbüs eylediler. Ve livâ’-i kuvvet ü sevreti menkûs olup, bi'z-zarûre ihdâs eyleyecekleri tavr-ı [Ü3 6a] hükûmete rizâ-dâde olmuşidi. Ancak enefe-i hükûmet-i mutlaka ve devâʿî-yi ʿizz-i devlet tehammül-bâr-ı kayd ü mahkûmiyyetden âbî olup, derdine çâre bulmak ve ser-keşân-ı devlet bârizü'l-inkılâbını ʿalâka-i iltihâm-ı müsâheret ile tarafına tabʿan meyl ü teveccühü müteʿayyin olan Nemçe İmperatoru'yla kahr u tenkîl etmek zımnında Paris'den Beç'e doğru firâra yüz tutup, muhâfaza-i Kıral'a meʾmûr olanlar firârına vâkıf olacak verâsından âdemler isrâʿ ve re's-i hudûdda tutulup, kerhen ircâʿ ve bu firâr mâddesi tabâyiʿ-i muhâlifîne mülayim görülmeyip, nefs-i Kıral'a ve tavr-ı hükûmetine izhâr-ı buğz u ʿadâvet etmeleriyle, fi'l-hâl Kıral-ı mazlûm hakkında cemîʿ inâma maʿlûm olan evzâʿı îkāʿ ve tavr-ı cedîdi bilâ-müzâhim ihtirâʿ eylediler. Bu keyfiyyât hem-civâr olan düvele münʿakis olup, defʿ-i sirâyet endîşeleriyle iʿlân-ı muhârebe ve taraf taraf zuhûr-ı mudârabe vü müşâgabe ile ʿâlem, nümûne-nümây-ı eyyâm-ı şûriş ü hiyâc ve bi-hükm-i istidrâc muhâliflerin [Ü1 197b] bâzâr-ı ümniyyeleri karîn-i revâc olup, devletlerin ekserini ifsâd ve tavr-ı cedîdden ʿibâret olan meslek-i nâr-ı fitneye hâh u nâ-hâh münkād eylediler.",
          "caption": "Mebde'-i fesâd-ı Devlet-i Françe ve cumhûr-şüden-i îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_345.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Mebde'-i fesâd-ı Devlet-i Françe ve cumhûr-şüden-i îşân",
          "text": "Françelü'ye dâ'ir nev-be-nev hudûs eden ahvâl ve ifsâd-ı ʿâlem zımnında tertîb eyledikleri mekr ü âl her ne kadar butûn-ı Vekāyiʿ-nâme-i ʿâlimde tafsîl ü icmâl olunmuş ise\ndahi tâyife-i mesfûrenin hey’et-i ictimâʿiyye-i devletlerine ʿârız olan vehn ü fesâd ve bu tavr-ı garîbi ihtiyârlarına teferruʿ eden mevâdd ʿale't-tertîb sıhhati üzere bir makāle-i münferideye hasr olunmak münâsib görülüp, binâʾen-ʿalâ-zâlik maksada şurûʿ ve bu vechile tebyîn-i fusûl ü fürûʿ kılınur ki, İngiltere Devleti, Yeni Dünya'da memâlik-i kesîreye mâlik olup, vüs'at-i erâzî ve kesret-i menâfiʿ sebebleriyle birkaç sene mukaddem ehâlîde refâh-ı küllî müşâhede eylediklerinden, tekâlîf-i kadîmelerin tahkīr ve baʿzı zamâyim vazʿını tedbîr etmişler idi. Yeni Dünyâ halkına bu tavr gayr-i meʾlûf, gāyet girân u mahûf görünüp, kabûl-i zamâyimden rû-gerdân ve miyânlarında mübâhase-i sûret-i ʿisyân güzerân olduğunu İngilterelü teferrüs edüp, şurûʿ-ı mülzim olmak hasebiyle irâdelerini cebr ü ikrâh ile icrâ ve vücûh-ı ehâlîyi tahvîf ü terhîb ile ahkâmlarına râm etmek sevdâlarına düşüp, ʿâkıbetü'l-emr bu ibrâm u zûr İngilizlü'ye tâbi Yeni Dünyâ halkını [Ü3 5a] i'lân-ı harbe muztarr ve ʿisyâna mecbûr edüp, Françelü ise ʿan-asl İngilterelü'nün hasm-ı cânı ve dâ'imâ verâsında fursat-cû bir düşmen-i bed-peymânı olup, ehâlînin bu reftârını tervîc ü tahsîn ve İngilizlü'nün efâlini takbîh u tehcîn ve i'ânet-i fi'l-cümle ile bünyân-ı niyyet ü ʿazîmetlerin ihkâm ü tarsîn eylediler. Bu esbâb ile İngilizlü ile Yeni Dünyâ halkı miyânında birkaç sene ceng ü cidâl müteʿâkıb ve gâh bu taraf ve gâh o taraf gālib olup, encâm-ı kâr İngilizlü ıslâh-ı ehâlîden ʿâciz ü bîzâr olup, taht-ı tasarruflarında olan on üç [Ü1 196b] eyâletlik mahall cumhûr şekline girmekle, İngilizlü'den katʿ-ı rişte-i tebaʿiyyet ve fesh-ı râbıta-i mahkûmiyyet eylediler. Bu keyfiyyet Françelü'nün tahrîk ü igvâsıyla vücûd-pezîr olduğundan, meclislerinde her biri bî-pervâ bu garaza mebnî tedbîr ü ârâ ʿarz u isbât eyleyerek, serbestlik menâfiʿini ve tahte'l-hükm olmamak fevâyidini müzâkere eder oldular. Françe'de mevcûd eclâf-1 nâs bu maslahat-ı bî-esâsı hevâlarına muvâfık ve husûl-i yek-rengî vü tesâvî ile refâh-ı hâle mutâbık görüp, bir Pâdişâh-1 kāhir u müstakıllin dâyire-i hükmüne duhûl ü i'timârın fâyidelerini ʿadem-i tefekkür ile seg-i herze-meres gibi vâdî-yi teferrüd ü istibdâdda pûyân olmağı ihtiyâr ve metâlib-i fâsidelerin icrâya baʿzı esbâb-ı kevniyye dahi refʿ-i berkaʿ-ı istitâr edüp, şöyle ki, Françe Devleti'nin baʿzı ʿavârızât ile ahvâl-i hazînesi muhtell ve îrâdı mesârıfından ekall olup, fâyiz-i zâyid ile mebâliğ istikrâz edüp, umûr-ı zarûriyye-i devletlerin idâre eder olmuşlaridi. Tetâbüʿ-i sinîn ile istidâne olunan mebâliğin nemâsı hadden bîrûn ve re'sü'l-mâl'den birkaç\nkat efzûn olup, [Ü3 5b] vükelây-ı devletleri baʿzı tasarrufât-ı ʿakliyye ile hazîneye vefret ve düyûna kıllet vermek kasdında olduklarını eşhâs-ı nâs vükelâsı ihsâs ve bu vazʿ-ı ıztırârîyi mebnây-ı gadr ü zulme esâs zann etmeleriyle, yüz seneden berü karîn-i indirâs olan âyîn ve kāʿide-i dîrînlerin icrâya rağbet ve rehâbîn ve vücûh-ı kavm ve tavâyif-i nâsı bir meclise daʿvet ve sebeb-i cemʿiyyeti cümleye işâʿat ile haml-i sakīl-i vezâyiʿ ve mahlûlâtı izâleye berçîde-dâmen-i ihtimâm oldukların takrîr ü iʿlâm eylediler.\n\n Tarafdârân-ı devlet kalîl ü nezîr ve evgād u eşhâs-ı nâs kesîr olmak takrîbi ile vükelâ mağlûb ve maʿkūlu tefhîmde kudretleri meslûb olup, [Ü1 197a] herc ü merc-i devlet emâreleri gelüp görünmeye başladı. Françe Kıralı On Altıncı Luyis vukūʿ bulan hâdiseden mütevahhiş olup, zümre-i muhâlifîni savlet-i asker ve kuvvet-i tedbîr ile itâʿate getürmek fikrine düşüp, sınıf-ı erâzilden mürekkeb olan asker hareketden ictinâb ve teşvîş-i hâtır ile Kıral dahi hüsn-i tedbîre zafer-yâb olamayup, muhâlifler askerin ihtirâzına ve kendülerinin galebe vü kesretlerine igtirâr ile izhâr-ı tecellüd ve devletlerinin mizâcında cây-gîr olan ʿileli gûyâ izâleye tekayyüd ile devlet, mütegalliblerinin tesallut u tehakkümüne mâniʿ olur cedîd bir tavr-ı hükûmet ihdâsına teşebbüs eylediler. Ve livâ’-i kuvvet ü sevreti menkûs olup, bi'z-zarûre ihdâs eyleyecekleri tavr-ı [Ü3 6a] hükûmete rizâ-dâde olmuşidi. Ancak enefe-i hükûmet-i mutlaka ve devâʿî-yi ʿizz-i devlet tehammül-bâr-ı kayd ü mahkûmiyyetden âbî olup, derdine çâre bulmak ve ser-keşân-ı devlet bârizü'l-inkılâbını ʿalâka-i iltihâm-ı müsâheret ile tarafına tabʿan meyl ü teveccühü müteʿayyin olan Nemçe İmperatoru'yla kahr u tenkîl etmek zımnında Paris'den Beç'e doğru firâra yüz tutup, muhâfaza-i Kıral'a meʾmûr olanlar firârına vâkıf olacak verâsından âdemler isrâʿ ve re's-i hudûdda tutulup, kerhen ircâʿ ve bu firâr mâddesi tabâyiʿ-i muhâlifîne mülayim görülmeyip, nefs-i Kıral'a ve tavr-ı hükûmetine izhâr-ı buğz u ʿadâvet etmeleriyle, fi'l-hâl Kıral-ı mazlûm hakkında cemîʿ inâma maʿlûm olan evzâʿı îkāʿ ve tavr-ı cedîdi bilâ-müzâhim ihtirâʿ eylediler. Bu keyfiyyât hem-civâr olan düvele münʿakis olup, defʿ-i sirâyet endîşeleriyle iʿlân-ı muhârebe ve taraf taraf zuhûr-ı mudârabe vü müşâgabe ile ʿâlem, nümûne-nümây-ı eyyâm-ı şûriş ü hiyâc ve bi-hükm-i istidrâc muhâliflerin [Ü1 197b] bâzâr-ı ümniyyeleri karîn-i revâc olup, devletlerin ekserini ifsâd ve tavr-ı cedîdden ʿibâret olan meslek-i nâr-ı fitneye hâh u nâ-hâh münkād eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françe'de müceddeden ihdâs olunan tavr-ı hükûmet, teceddüd-i evzâʿ ve ihtilâf-ı tıbâʿ hasebiyle bu âna dek üç defʿa tegayyür kabûl edüp, el-hâletü hâzihî idâre-i umûr ve muhâfaza-i kānûn-i cumhûr iki sınıf muhtarlara ve beş nefer müdîrlere münhasır olup, sınıfının biri beş yüz ve dîgeri [Ü3 6b] iki yüz elli kimseden mürekkeb olup, zikr olunan beş yüz neferin hulâsa-i tedbîrleri bilâ-istikrâr iki yüz elli kimsenin meclisine tefvîz u ihâle olunup, zimâm-ı nakz u ibrâm sınıf-ı ahyerin yed-i ihtiyârında olduğundan, mâddeyi cerh ü taʿdîl ve ibkā vü tebdîl ʿakabinde icrâ ve infâzını beş nefer müdîrlere tefvîz ve anlar dahi bilâ-dahl ü taʿrîz tedbîr-i sınıf-ı ahyer ile istikrâr bulan mâddeyi kuvvetden fiʿle îsâl etmek ve bu beş neferin senede biri çıkup, sınıf-ı ahyerden biri kurʿa ile yerine taʿvîz olunmak kārâr bulmuş nizâmlarından olduğu, ihbâr-ı sikāt ile tevâtür-yâb-ı iştihâr olmuşdur.\nFrançelü'nün ihtirâʿ eyledikleri mezheb-i bâtıl, Keykubâd bin Fîrûz bin Yezdicerd vaktinde zuhûr eden “Mezdek” nâm hakîm-i dâllin mezhebine mümâsil olup, şöyle ki, niʿmet-i dünyâ beyne'l-ağniyâ'i ve'l-fukarâ' mütefâvit olmayup, mutlakā umûr-ı ʿâlem ʿale's-sevâʿ olmak semt-i muʿavvecine zâhib idi. İstihlâl-i muharremât ve ibâha-i mahzûrât tabâyiʿ-i esâfile muvâfık olduğundan, nüfûs-ı kesîre re'yine tâbiʿ hattâ Keykubâd dahi ahkâm-ı fâsidesine mutâviʿ olup, tavʿan ev kerhen kalem-rev-i hükûmetinde olan ʿumûm nâsı bu dalâlete ilkā ve inkıyâd etmeyenleri mübtelây-ı şikence-i cevr ü ezâ eyler idi. Keykubâd'ın oğlu Kisrâ bu mesleğe sülûkden ibâ eylediğini hakîm-i mesfûr pederine inhâ ile iştikâ etmekle, bu mezheb-i bâtıla tebaʿiyyet içün Keykubâd, oğlu'na nasîhat eyledikde, istibâha-i emvâl ü nisvân sebebleriyle vâlid, veledi; veled, vâlidi bilmeyüp, lede'l-iktizâ daʿvây-ı istihkāk-ı mîrâs lağv u bâtıl olacağından gayri, zabt-ı erâzil ve menʿ-i teʿaddî-yi esâfil ve infâz-ı evâmir ü nevâhî ve icrây-ı ahkâm-ı İlâhî zımnında te'yîd-i âsumânî ile tekarrur eden riyâset ü siyâset bi'l-külliyye muʿattal olacağını beyân ve butlân-ı mezhebine ityân-ı bürhân etmekle, bu menʿ-i müdellel Keykubâd'a te'sîr edüp, Mezdek'i ʿalef-i telef-i şemşîr eylediği mesbût-ı cerâyid-i havâdis-nüvîsân-ı çarh-ı esîrdir.\n\nDevlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr bu şûriş ü ihtilâlin encâmına intizâr ile bî-taraflık mesleğini ihtiyâr eylediği hâlde, düvel-i Nasârâ'nın ekserîsi tavʿan ev kerhen tâ'ife-i\nmesfûrenin cumhûriyyetlerin ikrâr ve Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi tasdîk-ı Cumhûriyyet ile Âsitâne'de elçilerinin ikāmetine ruhsat verilmesi niyâzını tekrâr etmişler idi. Muktezây-ı hâle nazaran Âsitâne'de elçilerinin ikāmetine ittifâk-ı cümle ile cevâz verilüp, üç beş günde bir elçi tebdîli gibi televvün-i tabîʿat ve hubs-tıynetlerin izhâr eylediklerinden gayri, umûr-ı harbiyyeleri vükelâsından bir şahsı Büyük Elçilik ile Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve lede'l-vusûl [Ü1 198a] ʿatebe-i gerdûn-debdebe-i Mülûkâne'ye rû-mâl oluncaya dek, katʿî çok evzâʿ-ı tâkat-fersâ ile mûris-i infiʿâl olup, ne hâl ise inkızây-ı maslahat-ı sefâretle “İlâ haysü elkat rahlehâ ümmü kaşʿam” semtine şedd-i rihâl eyledi.",
          "caption": "Tetimme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_346.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tetimme",
          "text": "Françe'de müceddeden ihdâs olunan tavr-ı hükûmet, teceddüd-i evzâʿ ve ihtilâf-ı tıbâʿ hasebiyle bu âna dek üç defʿa tegayyür kabûl edüp, el-hâletü hâzihî idâre-i umûr ve muhâfaza-i kānûn-i cumhûr iki sınıf muhtarlara ve beş nefer müdîrlere münhasır olup, sınıfının biri beş yüz ve dîgeri [Ü3 6b] iki yüz elli kimseden mürekkeb olup, zikr olunan beş yüz neferin hulâsa-i tedbîrleri bilâ-istikrâr iki yüz elli kimsenin meclisine tefvîz u ihâle olunup, zimâm-ı nakz u ibrâm sınıf-ı ahyerin yed-i ihtiyârında olduğundan, mâddeyi cerh ü taʿdîl ve ibkā vü tebdîl ʿakabinde icrâ ve infâzını beş nefer müdîrlere tefvîz ve anlar dahi bilâ-dahl ü taʿrîz tedbîr-i sınıf-ı ahyer ile istikrâr bulan mâddeyi kuvvetden fiʿle îsâl etmek ve bu beş neferin senede biri çıkup, sınıf-ı ahyerden biri kurʿa ile yerine taʿvîz olunmak kārâr bulmuş nizâmlarından olduğu, ihbâr-ı sikāt ile tevâtür-yâb-ı iştihâr olmuşdur.\nFrançelü'nün ihtirâʿ eyledikleri mezheb-i bâtıl, Keykubâd bin Fîrûz bin Yezdicerd vaktinde zuhûr eden “Mezdek” nâm hakîm-i dâllin mezhebine mümâsil olup, şöyle ki, niʿmet-i dünyâ beyne'l-ağniyâ'i ve'l-fukarâ' mütefâvit olmayup, mutlakā umûr-ı ʿâlem ʿale's-sevâʿ olmak semt-i muʿavvecine zâhib idi. İstihlâl-i muharremât ve ibâha-i mahzûrât tabâyiʿ-i esâfile muvâfık olduğundan, nüfûs-ı kesîre re'yine tâbiʿ hattâ Keykubâd dahi ahkâm-ı fâsidesine mutâviʿ olup, tavʿan ev kerhen kalem-rev-i hükûmetinde olan ʿumûm nâsı bu dalâlete ilkā ve inkıyâd etmeyenleri mübtelây-ı şikence-i cevr ü ezâ eyler idi. Keykubâd'ın oğlu Kisrâ bu mesleğe sülûkden ibâ eylediğini hakîm-i mesfûr pederine inhâ ile iştikâ etmekle, bu mezheb-i bâtıla tebaʿiyyet içün Keykubâd, oğlu'na nasîhat eyledikde, istibâha-i emvâl ü nisvân sebebleriyle vâlid, veledi; veled, vâlidi bilmeyüp, lede'l-iktizâ daʿvây-ı istihkāk-ı mîrâs lağv u bâtıl olacağından gayri, zabt-ı erâzil ve menʿ-i teʿaddî-yi esâfil ve infâz-ı evâmir ü nevâhî ve icrây-ı ahkâm-ı İlâhî zımnında te'yîd-i âsumânî ile tekarrur eden riyâset ü siyâset bi'l-külliyye muʿattal olacağını beyân ve butlân-ı mezhebine ityân-ı bürhân etmekle, bu menʿ-i müdellel Keykubâd'a te'sîr edüp, Mezdek'i ʿalef-i telef-i şemşîr eylediği mesbût-ı cerâyid-i havâdis-nüvîsân-ı çarh-ı esîrdir.\n\nDevlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr bu şûriş ü ihtilâlin encâmına intizâr ile bî-taraflık mesleğini ihtiyâr eylediği hâlde, düvel-i Nasârâ'nın ekserîsi tavʿan ev kerhen tâ'ife-i\nmesfûrenin cumhûriyyetlerin ikrâr ve Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi tasdîk-ı Cumhûriyyet ile Âsitâne'de elçilerinin ikāmetine ruhsat verilmesi niyâzını tekrâr etmişler idi. Muktezây-ı hâle nazaran Âsitâne'de elçilerinin ikāmetine ittifâk-ı cümle ile cevâz verilüp, üç beş günde bir elçi tebdîli gibi televvün-i tabîʿat ve hubs-tıynetlerin izhâr eylediklerinden gayri, umûr-ı harbiyyeleri vükelâsından bir şahsı Büyük Elçilik ile Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve lede'l-vusûl [Ü1 198a] ʿatebe-i gerdûn-debdebe-i Mülûkâne'ye rû-mâl oluncaya dek, katʿî çok evzâʿ-ı tâkat-fersâ ile mûris-i infiʿâl olup, ne hâl ise inkızây-ı maslahat-ı sefâretle “İlâ haysü elkat rahlehâ ümmü kaşʿam” semtine şedd-i rihâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâ'ife-i mesfûrenin desîseleri ʿâleme münteşir ve tegallüben hazâyin-i mülûk ü emvâl, ağniyâya tasarruf ile yevmen-fe-yevmen miknetleri mütekessir olup, zikr olunduğu vech üzere Avrupa halkını silmen ve harben dâ'ire-i itâʿatlerine idhâl ve serkeşlerini kuvvet-i asker ile terhîb ü izlâl eylediklerine kanâʿat etmeyüp, ile'l-ân bî-taraf ve dostlukda kemâ-selef olan Devlet-i ʿaliyye'ye hiyânet ve hufyeten reʿâyâsını izlâl ü ifsâda mübâderet üzere oldukları, reftâr-ı hadîsât-âsârlarından istidlâl olunduğundan fazla, Bahr-i Süveys'den Hind memâlikine yol bulup, hasm-ı kadîmleri olan İngilizlü'yü tenkîb ü izʿâc ve belki o diyârdan külliyyen tard u ihrâc mekāsıd-ı fâsidesiyle, ibtidâ Mısr-ı Kāhire'yi istîlâ içün küllî donanma tedârükünde oldukları istişʿâr olunmağla, hufyeten Devlet-i ʿaliyye tarafından tedbîrât-ı mukteziyyeye mübâşeret ve sûret-i zâhirde tâ'ife-i mesfûreye irâ’e-i vech-i mülâyemet olunarak, ümerâ’-i Mısrıyye'ye bu ahvâl nihânîce bast ü tezkîr ve gaflet ü rehâvetden tahzîr ve hâssaten Mektûbî hulefâsından Ahmed Erîb Efendi bu husûsu ifâde içün tesyîr olunmuşidi. \n\n Françelü tarafından ihtimâl-i zarar, havâtır-ı ekâbire defʿaten hutûr etmeyüp, istiknâh-ı hakīkat-i hâl edinceye dek düşmen-i sekarr-makarr küllî donanma ile Mısır'a ʿâzim olduğu muhakkak u mukarrer olup, berîd ü nüvîdin vaktiyle vusûlüne siper-keş-i [Ü2 212b]\nmümânaʿat ve bu makūle hatb-ı ʿazîm ve emr-i cesîmin tahkīkını butûʿ u te'ennîye havâle edenler üftâde-i vâdî-yi hayret oldular. [Ü1 198b]\n\nBinâ-berîn işbu bin iki yüz on üç senesi Muharremü'l-harâmın on beşinci günü Bonaparta nâm Ceneral'in sergerdliğiyle Françe donanması İskenderiyye'ye vusûl ve muhârebe-i cüz'iyyeden sonra İskenderiyye'ye duhûl edüp, baʿdehû Reşîd ve Dimyât'ı zabt ve Mısır'a hücûm ve Mısır Vâlîsi ve ümerâ'-ı Mısrıyye tîz elden tedârük edebildikleri asker ile mukābele-i hasm-ı gaşûm edüp, henûz ʿâkıbet-ı harb maʿlûm olmadan Mısırlı Ordusu'nu gâret ü yağmâya tesaddî eden eclâf-ı ʿUrbân'ın hıyâneti ve hasma min-külli'l-vücûh iʿâneti sebebleriyle asker-i Mısrî pâydâr olamayup, Şeyhü'l-beled dahi karşu tarafda bulunmağla, ahadühümâ âhara imdâddan me'yûs olarak müteferrik u perîşân ve her biri bir tarafa gürîzân oldular. Garâyib-i ahvâldendir ki, bu keyfiyyet-i müdhişe vukūʿ bulmazdan mukaddem Françelü'nün etvârlarından Devlet-i ʿaliyye hakkında hiyel-i kâmine hiss olunup, istiknâh-ı zamâyir-i cumhûr içün Paris'de mukīm Devlet-i ʿaliyye Elçisi ʿAlî Efendi'ye tahrîrât gönderilmişidi. ʿAlî Efendi me'mûr olduğu vech üzere istikşâf-ı hâl eyledikde, cumhûr tarafından inkâr ve hılâf-ı şurût harekete tesaddî olunmayacağı işʿâr olunup, Mısır'a istîlâları vukūʿundan sonra istînâf-ı su'âl olundukda, inkâra mecâl kalmayup, Françelü'nün bu hareketi devlete muzırr olmayup, İngilizlü'nün Bahr-i Hind'de vâkiʿ ticâretlerini menʿa temhîd-i mukaddime kabîlinden olduğunu telmîh ve Devlet-i ʿaliyye Françelü üzerine sefer etmek ihtimâli olursa, Nemçe ve Rûsiyye [Ü2 213a] İmperatorları defʿaten memâlik-i ʿOsmâniyye'ye hücûm eyleyeceklerini tasrîh ve süyûf-i sârimeleri niçe yüzyıldan berü âguşte-i hûn-ı küffâr olan Devlet-i ebed-karâr'ı ihâfe ile bilâ-müzâhim Mısır Ülkesi'ni, memleketlerine izâfe kaydına düşdükleri, Şehriyâr-ı hamiyyet-şiʿâr [Ü1 199a] hazretlerine bâʿis-i heyecân-ı mevâdd-ı gayret ü himmet olup, sû-be-sû aʿdâ üzerine sevk-ı asâkir-i İslâm ahz-ı sâr u intikām kılınmak bâbında erkân-ı devlet ve hıdmet-güzârân-ı saltanatlarına tenbîh-i eşedd ve emr-i mü'ekked-i Husrevâne'leri sudûr edüp, fi'l-hâl telâfî-i mâ-fât zımnında tedârükât-ı kaviyyeye şurûʿ ve birkaç defʿa Bâb-ı ʿâlî ve hâne-i Fetvâ-penâhî'de meşveretler vukūʿ bulup, Cezzâr Paşa'nın Serʿaskerlik ile Mısır'a me'mûriyyetinde Dürzî tâyifesi ve o cibâlde vâkiʿ milel-i muhtelife halkı halʿ-i ribka-i itâʿat ve düşmen ile bi'l-muhâbere müteffik u yek-cihet olmak mülâhazaları der-meyân ve Haleb Muhassılı İbrâhîm Ağa'nın ʿuhdesine Eyâlet-i Şâm ve Mısır Serʿaskerliği tefvîz olunmak istihsân olunup, fi'l-hâl tarafına teşrîfât\nirsâl ve bi'l-cümle Anadolu askeri maʿiyyetine taʿyîn ve mühimmât ve levâzımât-ı sâyire ile me'mûriyyet-i cesîmesi tehvîn olunduğundan gayrı, sevâhil-i Bahr-i sefîd ve Cezâyir'de vâkiʿ kılâʿ u bıkāʿ gereği gibi keyd-i düşmenden muhâfaza olunmak husûsâtı me'mûrlara teʾkîd ve o taraflar dahi asker ve mühimmât ile teşyîd ve ümerâ ve ʿUrbân ile ihtilâtı melhûz sâbıkā Şâm Vâlîsi ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya Mısır Eyâleti tevcîh olunup, Mısır'dan ʿavdet eden ümerâ ve cündîleri istishâb ve o havâlîde olan kabâyil ve ʿaşâyiri isticlâb etmek maslahatlarına [Ü2 213b] me'mûr kılındı. Bahr-i sefîd Boğazı'nın muhâfız ve askerden huluvvü mugāyir-i resm-i hazm olduğundan, merfûʿu'l-Vezâre Zihneli Hasan Paşa'nın Vezâret'i ibkā ve Boğaz Muhâfızı nasb olunup, Boğaz'a gelinceye dek vekâleten ikāmet ve mühimmât ve neferâtına nezâret ü dikkat etmek üzere Defterdâr-ı esbak Moralı-zâde ʿOsmân Efendi taʿyîn [Ü1 199b] ü isrâ ve Françe Elçisi Âsitâne'de olmayup, Maslahat-güzârları Kapu'ya ihzâr ve Reʾîs Efendi odasında tebeʿât-ı devleti işʿâr olunarak mücerred iʿlân-ı harb maʿlûm olmak içün hılâf-ı resm Yedi-kulle'ye habs olunup, düvel kāʿidesi üzere etrâfa beyânnâmeler neşr olunmağla, sûret-i beyânnâme ʿayniyle bu mahalle sebt olundu.",
          "caption": "İstîlây-ı küffâr-ı Françe be-Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_347.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlây-ı küffâr-ı Françe be-Mısır",
          "text": "Tâ'ife-i mesfûrenin desîseleri ʿâleme münteşir ve tegallüben hazâyin-i mülûk ü emvâl, ağniyâya tasarruf ile yevmen-fe-yevmen miknetleri mütekessir olup, zikr olunduğu vech üzere Avrupa halkını silmen ve harben dâ'ire-i itâʿatlerine idhâl ve serkeşlerini kuvvet-i asker ile terhîb ü izlâl eylediklerine kanâʿat etmeyüp, ile'l-ân bî-taraf ve dostlukda kemâ-selef olan Devlet-i ʿaliyye'ye hiyânet ve hufyeten reʿâyâsını izlâl ü ifsâda mübâderet üzere oldukları, reftâr-ı hadîsât-âsârlarından istidlâl olunduğundan fazla, Bahr-i Süveys'den Hind memâlikine yol bulup, hasm-ı kadîmleri olan İngilizlü'yü tenkîb ü izʿâc ve belki o diyârdan külliyyen tard u ihrâc mekāsıd-ı fâsidesiyle, ibtidâ Mısr-ı Kāhire'yi istîlâ içün küllî donanma tedârükünde oldukları istişʿâr olunmağla, hufyeten Devlet-i ʿaliyye tarafından tedbîrât-ı mukteziyyeye mübâşeret ve sûret-i zâhirde tâ'ife-i mesfûreye irâ’e-i vech-i mülâyemet olunarak, ümerâ’-i Mısrıyye'ye bu ahvâl nihânîce bast ü tezkîr ve gaflet ü rehâvetden tahzîr ve hâssaten Mektûbî hulefâsından Ahmed Erîb Efendi bu husûsu ifâde içün tesyîr olunmuşidi. \n\n Françelü tarafından ihtimâl-i zarar, havâtır-ı ekâbire defʿaten hutûr etmeyüp, istiknâh-ı hakīkat-i hâl edinceye dek düşmen-i sekarr-makarr küllî donanma ile Mısır'a ʿâzim olduğu muhakkak u mukarrer olup, berîd ü nüvîdin vaktiyle vusûlüne siper-keş-i [Ü2 212b]\nmümânaʿat ve bu makūle hatb-ı ʿazîm ve emr-i cesîmin tahkīkını butûʿ u te'ennîye havâle edenler üftâde-i vâdî-yi hayret oldular. [Ü1 198b]\n\nBinâ-berîn işbu bin iki yüz on üç senesi Muharremü'l-harâmın on beşinci günü Bonaparta nâm Ceneral'in sergerdliğiyle Françe donanması İskenderiyye'ye vusûl ve muhârebe-i cüz'iyyeden sonra İskenderiyye'ye duhûl edüp, baʿdehû Reşîd ve Dimyât'ı zabt ve Mısır'a hücûm ve Mısır Vâlîsi ve ümerâ'-ı Mısrıyye tîz elden tedârük edebildikleri asker ile mukābele-i hasm-ı gaşûm edüp, henûz ʿâkıbet-ı harb maʿlûm olmadan Mısırlı Ordusu'nu gâret ü yağmâya tesaddî eden eclâf-ı ʿUrbân'ın hıyâneti ve hasma min-külli'l-vücûh iʿâneti sebebleriyle asker-i Mısrî pâydâr olamayup, Şeyhü'l-beled dahi karşu tarafda bulunmağla, ahadühümâ âhara imdâddan me'yûs olarak müteferrik u perîşân ve her biri bir tarafa gürîzân oldular. Garâyib-i ahvâldendir ki, bu keyfiyyet-i müdhişe vukūʿ bulmazdan mukaddem Françelü'nün etvârlarından Devlet-i ʿaliyye hakkında hiyel-i kâmine hiss olunup, istiknâh-ı zamâyir-i cumhûr içün Paris'de mukīm Devlet-i ʿaliyye Elçisi ʿAlî Efendi'ye tahrîrât gönderilmişidi. ʿAlî Efendi me'mûr olduğu vech üzere istikşâf-ı hâl eyledikde, cumhûr tarafından inkâr ve hılâf-ı şurût harekete tesaddî olunmayacağı işʿâr olunup, Mısır'a istîlâları vukūʿundan sonra istînâf-ı su'âl olundukda, inkâra mecâl kalmayup, Françelü'nün bu hareketi devlete muzırr olmayup, İngilizlü'nün Bahr-i Hind'de vâkiʿ ticâretlerini menʿa temhîd-i mukaddime kabîlinden olduğunu telmîh ve Devlet-i ʿaliyye Françelü üzerine sefer etmek ihtimâli olursa, Nemçe ve Rûsiyye [Ü2 213a] İmperatorları defʿaten memâlik-i ʿOsmâniyye'ye hücûm eyleyeceklerini tasrîh ve süyûf-i sârimeleri niçe yüzyıldan berü âguşte-i hûn-ı küffâr olan Devlet-i ebed-karâr'ı ihâfe ile bilâ-müzâhim Mısır Ülkesi'ni, memleketlerine izâfe kaydına düşdükleri, Şehriyâr-ı hamiyyet-şiʿâr [Ü1 199a] hazretlerine bâʿis-i heyecân-ı mevâdd-ı gayret ü himmet olup, sû-be-sû aʿdâ üzerine sevk-ı asâkir-i İslâm ahz-ı sâr u intikām kılınmak bâbında erkân-ı devlet ve hıdmet-güzârân-ı saltanatlarına tenbîh-i eşedd ve emr-i mü'ekked-i Husrevâne'leri sudûr edüp, fi'l-hâl telâfî-i mâ-fât zımnında tedârükât-ı kaviyyeye şurûʿ ve birkaç defʿa Bâb-ı ʿâlî ve hâne-i Fetvâ-penâhî'de meşveretler vukūʿ bulup, Cezzâr Paşa'nın Serʿaskerlik ile Mısır'a me'mûriyyetinde Dürzî tâyifesi ve o cibâlde vâkiʿ milel-i muhtelife halkı halʿ-i ribka-i itâʿat ve düşmen ile bi'l-muhâbere müteffik u yek-cihet olmak mülâhazaları der-meyân ve Haleb Muhassılı İbrâhîm Ağa'nın ʿuhdesine Eyâlet-i Şâm ve Mısır Serʿaskerliği tefvîz olunmak istihsân olunup, fi'l-hâl tarafına teşrîfât\nirsâl ve bi'l-cümle Anadolu askeri maʿiyyetine taʿyîn ve mühimmât ve levâzımât-ı sâyire ile me'mûriyyet-i cesîmesi tehvîn olunduğundan gayrı, sevâhil-i Bahr-i sefîd ve Cezâyir'de vâkiʿ kılâʿ u bıkāʿ gereği gibi keyd-i düşmenden muhâfaza olunmak husûsâtı me'mûrlara teʾkîd ve o taraflar dahi asker ve mühimmât ile teşyîd ve ümerâ ve ʿUrbân ile ihtilâtı melhûz sâbıkā Şâm Vâlîsi ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya Mısır Eyâleti tevcîh olunup, Mısır'dan ʿavdet eden ümerâ ve cündîleri istishâb ve o havâlîde olan kabâyil ve ʿaşâyiri isticlâb etmek maslahatlarına [Ü2 213b] me'mûr kılındı. Bahr-i sefîd Boğazı'nın muhâfız ve askerden huluvvü mugāyir-i resm-i hazm olduğundan, merfûʿu'l-Vezâre Zihneli Hasan Paşa'nın Vezâret'i ibkā ve Boğaz Muhâfızı nasb olunup, Boğaz'a gelinceye dek vekâleten ikāmet ve mühimmât ve neferâtına nezâret ü dikkat etmek üzere Defterdâr-ı esbak Moralı-zâde ʿOsmân Efendi taʿyîn [Ü1 199b] ü isrâ ve Françe Elçisi Âsitâne'de olmayup, Maslahat-güzârları Kapu'ya ihzâr ve Reʾîs Efendi odasında tebeʿât-ı devleti işʿâr olunarak mücerred iʿlân-ı harb maʿlûm olmak içün hılâf-ı resm Yedi-kulle'ye habs olunup, düvel kāʿidesi üzere etrâfa beyânnâmeler neşr olunmağla, sûret-i beyânnâme ʿayniyle bu mahalle sebt olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye ile Fransa devleti beyninde kadîmü'l-eyyâmdan berü derkâr olan silm ü vifâk hiçbir vakitde mübeddel-i husûmet ü şikāk olmayup, bu âna dek her vechile ʿârıza-i halelden masûn olarak ʿuhûd u şurûtun kâmilen îfâ ve merâsim-i vedd ü velânın kemâyenbağî icrâsına taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den dâʾimen ve müstemirren gereği gibi riʿâyet ve her hâlde ibrâz-ı âsâr-ı dostî vü safvet olunduğu, ʿâmme-i düvel ʿindinde maʿlûm olan hâlâtdan olduğundan mâ-ʿadâ, bundan altı sene mukaddem Fransa'da zuhûr eden ihtilâlin ibtidâsından ekser Avrupa düveli beynlerinde ʿahd ü mîsâk ve Fransa ʿaleyhine ittifâk olundukda, zimâm-ı hükûmeti nezʿ eden Fransa'da müdîrlerinin etvâr u harekâtı nâ-revâ olduğu bedîdâr iken, Devlet-i ʿaliyye mücerred Fransa milleti ile derkâr olan kadîmî dostluğa riʿâyeten bî-taraflığı ihtiyâr edüp, düvel-i müttefika [Ü2 214a] taraflarından Saltanat-ı seniyye, Fransa ile fesh-i râbıta birle dâyire-i ittifâklarına duhûle bi'd-defeʿât daʿvet olunmuşiken ve ol esnâda Fransa'nın kerâhet-i ahvâli yevmen-fe-yevmen kesb-i iştidâd etmek üzere olduğundan başka, düvel-i müttefika asâkirinin Paris'e tekarrübü ve baʿdehû şimâl cânibinde Fransa'nın kilîdi mesâbesinde olan “Valensin” [Valenciennes] ve “Konde\" [Condé sur l'Escaut] ve “Kenva” nâm husûn-ı hasînenin Nemçe asâkiri cânibinden ve İç-deniz'de Fransa'nın\ntersâne-i yegânesi olan Tulon'un içinde [Ü1 200a] bulunan sefâyin-i harbiyye ile İngilterelü tarafından zabt u teshîri ve Fransa memâliki derûnunda Kıral tarafdarlarının kuvvet-i cemʿiyyeti hasebiyle Fransa'nın zaʿf-ı hâli nümâyân ve vücûh-ı mütenevviʿa ile zucret ü müzâyakası müstebân olduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye dahi düvel-i sâyireye muvâfakat edebilür iken, ʿâmmeye maʿlûm olan hakkāniyyeti, lâzimesi üzere bî-taraflık mesleğinden katʿâ ʿudûl etmediği ve Fransa memleketinin berren ve bahran mahsûriyyeti hasebiyle şiddet-i kahta ibtilâsı hengâmında Devlet-i ʿaliyye dahi külliyyen fesh-ı râbıta etmiş olsa, Fransa ehâlîsinin küllî halel ü ye’sini müstelzim olacak derecede iştidâd-ı zucret hâlleri mukarrer iken, Devlet-i ʿaliyye fesh-ı râbıta etmediğinden başka, ânen-fe-ânen haklarında mebzûl olan müsâʿade-i seniyyesi defeʿâtle düvel-i sâ'irenin şikâyetine bâdî olduğu maʿlûm değil midir? Müddet-i muhârebede Devlet-i ʿaliyye'nin bî-taraflığından Fransalu ne mertebe intifâʿ eyledikleri vekāyiʿ-i harbiyye ve hâlât-ı meşhûdeye cüz’î imʿân-ı nazar ile zâhir olan mevâddandır. Taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den bu vechile nev-be-nev zuhûr eden âsâr-ı mürû'ete mebnî Fransalu dahi ʿale'd-devâm dostlukda sebât u kıyâm eylemeleri [Ü2 214b] lâzım geldiği âşikâr iken, birkaç seneden berü Fransa'da ʿalevgîr-i iştidâd olan âteş-i fitne vü fesâd hasebiyle zimâm-ı hükûmeti yed-i tegallüblerine hasra fürce bulan eşhâs mahall-be-mahall vâsıtalar peydâ ederek maslahat-ı hâssalarını tervîc ve hükümeti kendülere te’bîd içün muntazamü'l-hâl olan düvel-i sâ'ire nizâmını Fransa'nın ahvâli misillü karîn-i teşvîş ü ihtilâl etmek ve refʿ-i cemîʿ-i edyân ve tahrîb-i memâlik ü büldân ve gasb-ı emvâl-i ehâlî vü sükkân ve fesh-ı revâbıt-ı efrâd-ı insân [Ü1 200b] usûlünden ʿibâret olan lafzı, murâd-ı serbestiyyet-i pür-tezvîrleriyle eblehân-ı nâsı taglît ü izlâl ve nevʿ-i insânı vuhûş menzilesine îsâl eylemek dâʿiyesinde olduklarından, dûr u nezdîk bilâ-temyîz gerek dost ve gerek düşmen olan devletlerin reʿâyâsını vücûh-ı mütenevviʿa ile tahrîk ü ifsâd ve tabîʿî mülûk ü hükkâmları ʿaleyhine tuğyân u ʿisyâna daʿveti iʿtiyâd edüp, bir tarafdan Der-saʿâdet'de mukīm elçileri dahi her mahalde me’lûf oldukları etvâr-ı rûbehâne-i mekkârâne ile cânib-i Saltanat-ı seniyye'ye ʿarz-ı mahabbet ve niçe hiyel ü desâyis ile Devlet-i ʿaliyye'yi taglîte ve sâ'ir dost düvelin ʿaleyhine tahrîk maslahatını tervîce müvâzabet ve bir cânibden dahi İtalya'da kâyin Fransa asâkiri kumandan ve ceneralleri, reʿâyây-ı Pâdişâhî'yi izlâl zuʿm-i fâsidiyle Rumeli ve Mora ve Akdeniz cezayirine hadîʿat ü desâyis ile meşhûr mebʿûslar irsâlinden ve niçe evrâk-ı ihtiyâl-\nme'âl neşrine mübâderetden hâlî değiller idi. Hattâ Bonaparta'nın Manya tâyifesine irsâl etdiği kağıd ve sayir [Ü2 215a] neşr etdiği evrâkın me'âl-i hadî'at-iştimâli ʿâmmeye ma'lûmdur.\n\nDevlet-i ʿaliyye zikr olunan kumandan ve cenerallerin bu makūle hareketlerinden Fransa müdîrlerine şikâyet etdikçe: “Cenerallerimizin dostluğa münâfî bu gûne hareketlerine rızâmız yokdur. Fîmâ-baʿd menʿ ü tahzîr ederiz. Murâdımız ânen-fe-ânen te’kîd-i mahabbet etmektedir\" deyü resmen verdikleri cevâblara nazaran merkūm ceneraller icrây-ı mefsedetden ferâgat etmek iktizâ eder iken, etvârlarını katʿâ tagyîr etmedikleri ve temerrüd ü fesâdları evvelkiden ziyâde müştedd olduğu meşhûd olduğundan, müdîrlerinin cevâbları mahzâ hîle vü âl olduğu ve me'mûrlarının harekât-ı müfsidânesi [Ü1 201a] hâmil oldukları taʿlîmâtın muktezâsından neş'et eder bir hâlet idüği ve binâ-berîn fîmâ-baʿd şikâyetin dahi hiçbir gûne fâyidesi olmayacağı her ne kadar fehm olunmuş ise dahi, Fransa müdîrleri şâyed tebdîl-i meslek eder ve ifsâd ü ihlâl-i nizâm-ı ʿâlem sevdây-ı hâmından vazgeçer yâhûd bu ihtilâlin zuhûrundan berü mücerred çend-nefer tebeh-kârların maslahatı içün cemîʿ Fransa ehâlîsinin dûçâr oldukları mihen ve âfât-ı tâkat-fersâya ʿadem-i istıbâr ile felâket-zede olan Fransa'nın ahvâli âhar sûret kesb eyler me'mûlüyle, muʿâdât-ı hafiyye husûmet-i celiyyeyi müntic olmamağiyçün Devlet-i ʿaliyye yine mesleğini tagyîr etmeyüp, sükûtu ihtiyâr eylemişidi. Bundan mâʿadâ Fransa müdîrleri düvel-i sâ'ire ile muhârebeleri evâyilinde tevsîʿ-i memâlik kaydında olmadıklarını ve kabza-i temellük ü tasarruflarına dâhil olacak memâliği redd edeceklerini iʿlân etmişiken, muhârib bulunan devletlerden nezʿ edebildikleri niçe [Ü2 215b] memâlik-i vâsiʿayı Fransa'ya ilhâk etdiklerine kanâʿat etmeyüp, ilkā-ı nifâk ile düvel-i müttefika beyninde zuhûr eden inkılâbâtdan nâşî ihtirâzı külliyyen ber-taraf etmeleriyle, mekāsıd-ı hafiyyelerini zâhire ihrâc ederek Devlet-i ʿaliyye misillü bî-taraflığı ihtiyâr eden serbest ve müstakıll cumhûr ve hükümetlere bilâ-sebeb mahz-ı gadr olmak üzere musallat olup, esbâb-ı muhâfazadan hâlî bulunan memleketlerine hücûm u iktihâm ve cebren ve kahren merâmlarına râm etdikden sonra mümânaʿat eder olmadığından, bi'l-külliyye hetk-i perde-i nâmûs eyleyerek ʿahd ü şurût bilmediklerinden dostluk ve husûmet ʿindlerinde müsâvî olduğunu ʿâmmeye bildirmegiyçün kendülerine izhâr-ı dostîden gayri muʿâmelesi [Ü1 201b] olmayan Devlet-i ʿaliyye'nin eʿazz-i memâliki olan Mısır gibi memleketine hukūk-ı milele ve\nbeyne'd-düvel merʿî olan kavâʿid-i muʿtebereye mugāyir, misli nâ-mesbûk vechile korsan gibi bağteten hücûm u iktihâm ve bi'l-muhârebe zabtına kıyâm etdiler. Fransalu'nun Mısır'a taʿarruz niyyetinde oldukları havâdisinin ibtidâ zuhûrunda Âsitâne-i saʿâdet'de Fransa tarafından Maslahat-güzârlık ile mukîm Rufen mükâlemeye daʿvet birle keyfiyyet kendüsinden suʾâl olundukda, katʿâ haber u âgâhı olmadığını ve kendü mülâhazası olarak Fransalu'nun işbu seferi tehakkuk eder ise, mücerred beylerden intikām ve İngilterelü'nün Hind ticâretine îsâl-i zarar ü gezend maslahatına mebnî olmak muhtemel idüğini beyân etmekle, Fransalu'nun Mısır tarafına bir gûne taʿarruzu vukūʿunda her ne ʿillete ve her kangı sebebe mebnî olur ise olsun iʿlân-ı harb ʿadd olunacağı ve ez-kadîm miyânede derkâr [Ü2 216a] olan vüdd ü mahabbet şerʿan ve mülken mübeddel-i ʿadâvet u husûmet olacağı ve Saltanat-ı seniyye Mısır Ülkasi'nin bir avuc kumundan vazgeçmek ihtimâli olmadığından, ol erâzî-yi mübârekenin istihlâsı içün millet-i İslâmiyye'nin hareketini mûcib olacağı ve Mısır beylerinin teʾdîbi lâzım gelmiş ise, metbûʿları olan Devlet-i ʿaliyye tarafından icrâ olunmak iktizâ etmekle, Fransalu'nun bu husûsa müdahalesi hukūk-ı milele mugāyir bir keyfiyyet olduğu ve İngiltere Devleti, Saltanat-ı seniyye'nin ehabb-i dostu olmağla, Devlet-i ʿaliyye kendü mülkünden Fransa asâkiri murûruyla İngiltere ticaretine îsâl-i hasâra tesaddîlerine bir vechile rızâ-dâde olmadığını ve binâ-berîn Fransalu'nun Mısır ʿazîmeti velev bu maslahata mebnî olsa, yine iʿlân-ı harb ittihâz olunacağı ber-vech-i tafsîl gûş-i hûşuna ilkā ve böylece müdîrleri tarafına ʿacâleten [Ü1 202a] teblîğ eylemesi lâzime-i hâlden idüği kendüsine inbâ olunduğundan başka, Paris'de mukîm Devlet-i ʿaliyye Sefîri ʿAli Efendi'ye dahi mefâhîm-i mezkûreyi hâvî tahrîrât tesyîr ve keyfiyyeti resmen suʾâl eylemesi Efendi-i mûmâ ileyhe tenbîh ü tahrîr olunmuşidi. Rufen'in müdîrleri tarafına gönderdiği kağıd ve taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den sefîr-i mûmâ ileyhe irsâl olunan tahrîrâtın vusûlünden mukaddem Rufen'e târîh-i ʿatîk ile vürûd eden kağıdın mefhûmunda Bonaparta'nın Mısır'a meʾmûriyyeti sahîh olup, lâkin gûyâ Mısır beylerini teʾdîb birle tahsîl-i menâfiʿ-i ticaret ve İngiltere Devleti'ne îsâl-i hasâret etmek maksadına mebnî olduğu ve bu mesâlihin tanzîmi içün Devlet-i ʿaliyye'nin maslahatına enfa\nsuver-i hasenenin ʿarzına meʾmûr bir elçi taʿyîn olunduğu ve Devlet-i ʿaliyye bu husûs içün [Ü2 216b] Fransa cumhûruna iʿlân-ı harbe tesaddî eder ise, beher hâl iki devlet İmperatorunun dahi hücumuna mazhar olacağı meʾâl-i butlân-iştimâli münderic idüğini Maslahat-güzâr-ı merkūm resmen tefhîm ve mezkûr kağıdın bir sûretini dahi takdîm etmişiken, Devlet-i ʿaliyye Sefîri olan Efendi-i mûmâ ileyh muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere Paris'de Umûr-ı Ecnebiyye Nâzırı Taleyran Yerbigor ile lede'l-mülâkāt taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den vürûd eden tahrîrâtı der-meyân ve meʾâlini ifâde vü beyân birle bir cevâb-ı katʿiyyü'l-müfâd iʿtâsını resmen taleb eyledikde, şahs-ı mezkûr gālibâ mukaddemâ Rufen tarafına tahrîr eylediği sâlifü'z-zikr kağıdın meʾâlini ferâmûş etdiğinden, Mısır cânibine ʿazîmetlerini külliyyen inkâr ve Bonaparta'nın meʾmûriyyeti Malta Cezîresi'nin zabt u teshîrine münhasır olduğunu ve Malta kavalyerlerinin izmihlâli, kâffe-i [Ü1 202b] Müslimîn'e hayırlu bir maslahat olmağla, Devlet-i ʿaliyye'non bâʿis-i memnûniyyeti olmak lâzım geldiğini ve Saltanat-ı seniyye ile öteden berü derkâr olan dostluğun vikāyesi ve ânen-fe-ânen teʾkîdi be-gāyet mültezemleri olduğunu utanmayarak bast u işʿâr ve feth-i hemyân-ı hîle-bâzîye ibtidâr eylediği Efendi-i mûmâ ileyhin cevâb-nâmesinden müstebân olmağla, Maslahat-güzâr-ı merkūmun ifâdesiyle Nâzır-ı mersûmun cevâbı beyninde derkâr olan tenâkuz-ı tâmm Devlet-i ʿaliyye'yi açıkdan taglît u igfâl ve Mısır mâddesinin ne sûret kesb eylediğinden ol esnâda henûz habîr olamadıklarından, tahsîl-i ıttılâʿa değin imrâr-ı vakt kasdıyla bir sûret-i mekr u ihtiyâl olduğuna binâʾen, bu hâlet-i garîbe Fransa müdîrlerinin [Ü2 217a] kemâl-i kibr ü gurûrlarından cemîʿ düvel ʿindinde merʿî vü muʿteber olan usûlü nihâde-i tâkçe-i nisyân eylediklerine ve bi'l-cümle akvâlleri iʿtimâda nâ-sezâ olduğuna delîl-i vâzıh değil midir? İle'l-ân merʾî vü müşâhid olan etvâr-ı tehakkümâne ve harekât-ı tegallübânelerine nazaran cây-gîr-i zamîrleri ifsâd-ı nizâm-ı ʿâlem ve teşvîş-i râbıta-i milel ü ümem birle iktizâsına göre gâh zîr-gâhdan icrây-ı âb-ı hîle vü âl ve gâh açıkdan ceng ü kıtâl ile muntazamü'l-hâl olan cemîʿ düvelin şîrâze-i nizâmını muhtell ü perîşân ederek, İtalya'da etdikleri gibi cemâhîr-i sagīre vü kebîre ihdâs edüp, Fransa cumhûru ümmü'l-cemâhîr olarak her mahalde dilediği vech üzere hall ü ʿakd-ı umûr ve ʿumûmen fetk u ratk-ı mesâlih-i cumhûr etmek olduğu celî vü âşikârdır.\nİmdi Mısır, bâb-ı Haremeyn-i muhteremeyn olup, bu husûs bi'l-cümle millet-i İslâmiyye'ye râciʿ bir mâdde-i cesîme olduğundan, Devlet-i ʿaliyye mukaddemâ ber-minvâl-i meşrûh gerek mersûm [Ü1 203a] Maslahat-güzâr'a gerek Paris'de mukīm Sefîr vesâtatiyle Fransa müdîrlerine sarâhaten beyân ü iʿlân etdiği vech üzere Fransalu'nun bilâ-sebeb bağteten zuhûr eden taʿarruz u ʿadâvetine şerʿan mukābele lâzım geldiğinden, ʿavn ü ʿinâyet-i hazret-i Hudây-ı Mu'în'e tevekkülen berren ve bahran defʿ-i şürûr-ı aʿdâ ve kahr-ı tedmîr-i husamâ esbâbına teşebbüs olunmağla, Fransa ʿaleyhine gazâ vü cihâd cemîʿ Müslimîn'e farz-ı ʿayn olduğu mukarrer olmağın, Maslahat-güzâr-ı merkūm müteʿayyinân-ı hademe-i sefâretle mûmâ ileyh ʿAli Efendi ve maʿiyyetinde olanların Paris'den vürûduna değin rehin tarîkıyle Yedi-kulle'ye [Ü2 217b] irsâl ve Âsitâne-i saʿâdet'de ve bi'l-cümle Memâlik-i mahrûse'de mevcûd Fransa konsolosları ve tüccâr ve emvâlleri Mısır Ülkasi'nde harb esîri olmayarak tevkīf olunan Devlet-i ʿaliyye'ye tâbiʿ tüccâr ve emvâl ve sefînelerinin ve beylik gemilerinin ve içlerinde mevcûd neferâtın sebîlleri tahliye oluncaya değin kezâlik rehin olmak üzere emâneten tevkīf olunmuşdur. Fransa'da râyet-efrâz-ı fitne vü fesâd olan erbâb-ı tegallübün defʿ-i şürûru yalnız Devlet-i ʿaliyye'nin değil, belki cemîʿ Avrupa devletinin âsâyiş ü emniyyetini müstelzim olacağı bedîdâr olmağla, bu bâbda cemîʿ dost düvelin teveccüh-i kulûbu ve zâhiren ve bâtınen icrây-ı levâzım-ı dostî ve iʿâneye mübâderetleri me'mûldür. İşbu beyân-nâme bu vechile tahrîr ve bâlâda zikr olunduğu üzere cemîʿ düvel elçilerine tesyîr olundu. Ve mâdâm ki, Fransa Devleti böyle müstakıll kırallıkdan çıkup, cumhûriyyetleri dahi cemâhîr-i sâyire-i Efrenciyye'ye makīs olmayup, vazʿ etdikleri kavânîn-i bâtılalarında bây ü gedâ müsâvî ve cümlesi edyândan birine tebaʿiyyet etmeyüp, Dehrî makūlesi olmağla, bunlar düvel-i sâyireye muhâsametle iştigālden fârigu'l-bâl olsalar [Ü1 203b] beher hâl birbirlerine düşüp, az müddetde cümlesi karîn-i izmihlâl olacağı bî-reyb ü işkâl olduğuna binâ'en, dâ'imen ve müstemirren mânend-i kelb-i ʿakūr ʿâlem ü ʿâlemiyâna îsâl-i şerr ü şûr etmeğe mecbûr olmalarıyla, fîmâ-baʿd Devlet-i ʿaliyye yalnız istihlâs-ı Mısır ve muhâfaza-i memâlik-i İslâmiyye ile meşgûl olmayup, tâyife-i mesfûrenin akvây-ı husamâsından olan İngiliz ve Moskovlu ile ʿakd-i rişte-i ittifâk [Ü2 218a] ederek, bi'l-külliyye bunların kesr-i unûf-ı nahvet ü gurûrlarına saʿy-i mevfûr lâzım gelmekle, hâlâ mesned-ârây-ı Riyâset ʿÂtıf Ahmed Efendi ve kudât-ı asâkirden ʿİsmet Beyefendi hazretleri bu husûsa me'mûr kılındı.\nMüzâkere-i ittifâka şurûʿdan mukaddem mâh-ı Rebîʿulevvel'in yirmi dördüncü günü Rûsiyyelü'nün kebîr ü sagîr on dört pâre donanması Bahr-ı siyâh Boğazı'na vürûd ile Büyükdere pîşgâhına vazʿ-ı lenger edüp, İngilterelü'nün bir takım donanması dahi Mısır tarafına giden Fransa donanmasını taʿkīben irsâl olunmuş olmakdan nâşî, Bonaparta'nın derûn-ı Mısır'a istîlâsı hılâlinde işbu İngiltere donanması Mısır sevâhilinde kâ'in Ebuhûr'da [Ebûkīr] Fransa donanmasına mukābil olup, bi'l-muhârebe Fransalu'nun yüz yirmi pâre topçeker bir kıtʿa üç enbârlı ve yetmiş dört pâre topçeker bir kıtʿa ve kırk pâre topçeker bir kıtʿa ve otuz altı pâre topçeker bir kıtʿa kalyonlarını ihrâk u iğrâk etdiklerinden başka, seksan bir pâre topçeker iki kıtʿa ve yetmiş dört pâre topçeker yedi kıtʿa kalyonlarını dahi ahz etdikleri haberi işbu Rebîʿulevvel'de tevârüd etmekle, Rûsiyye ve İngiltere elçileri ve Rûsiyye Amirali'yle bi'l-mükâleme Donanma-yı hümâyûn ve Rûsiyye donanmasından birer ikişer fırkateyn ve korvet ifrâz ile Devlet-i [Ü1 204a] ʿaliyye şalopeleriyle maʿan Rodos'a ve andan Rodoslu Murâbit-zâde Hasan Kapudan maʿiyyetiyle İskenderiyye tarafına irsâl olunmak ve Rûsiyye donanması, Donanma-yı hümâyûn ile beraber Körfes cânibine gönderilmek üzere karâr verildi. Bu hılâlde Rûsiyye Elçisi'yle müzâkere-i mevâdd-ı ittifâka mübâşeret [Ü2 218b] ve baʿdehû İngiltere Elçisi'yle dahi kezâlik ittifâk mükâlemâtına mübâderet olunup, mersûmân ile bi'd-defeʿât ʿakd-i mecâlis olunarak şurûtu müzâkere olundukdan sonra, meclis-i hazret-i Şeyhülislâmî'de sudûr-ı kirâm ve ricâl-i Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm'ın bi'l-hatemi ve'l-imzâ istısvâbları ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn-ı hazret-i Şehriyârî mûcebince ittifâklar sûret-yâb-ı hıtâm olmağla, Rûsiyye ittifâkının tasdîknâmeleri mübâdelesi resmi işbu Şaʿbân-ı şerîf gurresinde Bâb-ı ʿâlî'de icrâ ve İngiltere ittifâkı temessükleri dahi mâh-ı Recebü'l-ferdin yirmi sekizinci günü mübâdele ile Devlet-i ʿaliyye murahhasları tarafından verilan sened İngiltere Elçisi'ne cânibinden devletinden isrâ olunmağın Rûsiyye ve İngiltere ittifâk-nâmeleri dahi ʿayniyle zikr olunur.",
          "caption": "Sûret-i beyân-nâme-i mezkûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_348.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i beyân-nâme-i mezkûr",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye ile Fransa devleti beyninde kadîmü'l-eyyâmdan berü derkâr olan silm ü vifâk hiçbir vakitde mübeddel-i husûmet ü şikāk olmayup, bu âna dek her vechile ʿârıza-i halelden masûn olarak ʿuhûd u şurûtun kâmilen îfâ ve merâsim-i vedd ü velânın kemâyenbağî icrâsına taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den dâʾimen ve müstemirren gereği gibi riʿâyet ve her hâlde ibrâz-ı âsâr-ı dostî vü safvet olunduğu, ʿâmme-i düvel ʿindinde maʿlûm olan hâlâtdan olduğundan mâ-ʿadâ, bundan altı sene mukaddem Fransa'da zuhûr eden ihtilâlin ibtidâsından ekser Avrupa düveli beynlerinde ʿahd ü mîsâk ve Fransa ʿaleyhine ittifâk olundukda, zimâm-ı hükûmeti nezʿ eden Fransa'da müdîrlerinin etvâr u harekâtı nâ-revâ olduğu bedîdâr iken, Devlet-i ʿaliyye mücerred Fransa milleti ile derkâr olan kadîmî dostluğa riʿâyeten bî-taraflığı ihtiyâr edüp, düvel-i müttefika [Ü2 214a] taraflarından Saltanat-ı seniyye, Fransa ile fesh-i râbıta birle dâyire-i ittifâklarına duhûle bi'd-defeʿât daʿvet olunmuşiken ve ol esnâda Fransa'nın kerâhet-i ahvâli yevmen-fe-yevmen kesb-i iştidâd etmek üzere olduğundan başka, düvel-i müttefika asâkirinin Paris'e tekarrübü ve baʿdehû şimâl cânibinde Fransa'nın kilîdi mesâbesinde olan “Valensin” [Valenciennes] ve “Konde\" [Condé sur l'Escaut] ve “Kenva” nâm husûn-ı hasînenin Nemçe asâkiri cânibinden ve İç-deniz'de Fransa'nın\ntersâne-i yegânesi olan Tulon'un içinde [Ü1 200a] bulunan sefâyin-i harbiyye ile İngilterelü tarafından zabt u teshîri ve Fransa memâliki derûnunda Kıral tarafdarlarının kuvvet-i cemʿiyyeti hasebiyle Fransa'nın zaʿf-ı hâli nümâyân ve vücûh-ı mütenevviʿa ile zucret ü müzâyakası müstebân olduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye dahi düvel-i sâyireye muvâfakat edebilür iken, ʿâmmeye maʿlûm olan hakkāniyyeti, lâzimesi üzere bî-taraflık mesleğinden katʿâ ʿudûl etmediği ve Fransa memleketinin berren ve bahran mahsûriyyeti hasebiyle şiddet-i kahta ibtilâsı hengâmında Devlet-i ʿaliyye dahi külliyyen fesh-ı râbıta etmiş olsa, Fransa ehâlîsinin küllî halel ü ye’sini müstelzim olacak derecede iştidâd-ı zucret hâlleri mukarrer iken, Devlet-i ʿaliyye fesh-ı râbıta etmediğinden başka, ânen-fe-ânen haklarında mebzûl olan müsâʿade-i seniyyesi defeʿâtle düvel-i sâ'irenin şikâyetine bâdî olduğu maʿlûm değil midir? Müddet-i muhârebede Devlet-i ʿaliyye'nin bî-taraflığından Fransalu ne mertebe intifâʿ eyledikleri vekāyiʿ-i harbiyye ve hâlât-ı meşhûdeye cüz’î imʿân-ı nazar ile zâhir olan mevâddandır. Taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den bu vechile nev-be-nev zuhûr eden âsâr-ı mürû'ete mebnî Fransalu dahi ʿale'd-devâm dostlukda sebât u kıyâm eylemeleri [Ü2 214b] lâzım geldiği âşikâr iken, birkaç seneden berü Fransa'da ʿalevgîr-i iştidâd olan âteş-i fitne vü fesâd hasebiyle zimâm-ı hükûmeti yed-i tegallüblerine hasra fürce bulan eşhâs mahall-be-mahall vâsıtalar peydâ ederek maslahat-ı hâssalarını tervîc ve hükümeti kendülere te’bîd içün muntazamü'l-hâl olan düvel-i sâ'ire nizâmını Fransa'nın ahvâli misillü karîn-i teşvîş ü ihtilâl etmek ve refʿ-i cemîʿ-i edyân ve tahrîb-i memâlik ü büldân ve gasb-ı emvâl-i ehâlî vü sükkân ve fesh-ı revâbıt-ı efrâd-ı insân [Ü1 200b] usûlünden ʿibâret olan lafzı, murâd-ı serbestiyyet-i pür-tezvîrleriyle eblehân-ı nâsı taglît ü izlâl ve nevʿ-i insânı vuhûş menzilesine îsâl eylemek dâʿiyesinde olduklarından, dûr u nezdîk bilâ-temyîz gerek dost ve gerek düşmen olan devletlerin reʿâyâsını vücûh-ı mütenevviʿa ile tahrîk ü ifsâd ve tabîʿî mülûk ü hükkâmları ʿaleyhine tuğyân u ʿisyâna daʿveti iʿtiyâd edüp, bir tarafdan Der-saʿâdet'de mukīm elçileri dahi her mahalde me’lûf oldukları etvâr-ı rûbehâne-i mekkârâne ile cânib-i Saltanat-ı seniyye'ye ʿarz-ı mahabbet ve niçe hiyel ü desâyis ile Devlet-i ʿaliyye'yi taglîte ve sâ'ir dost düvelin ʿaleyhine tahrîk maslahatını tervîce müvâzabet ve bir cânibden dahi İtalya'da kâyin Fransa asâkiri kumandan ve ceneralleri, reʿâyây-ı Pâdişâhî'yi izlâl zuʿm-i fâsidiyle Rumeli ve Mora ve Akdeniz cezayirine hadîʿat ü desâyis ile meşhûr mebʿûslar irsâlinden ve niçe evrâk-ı ihtiyâl-\nme'âl neşrine mübâderetden hâlî değiller idi. Hattâ Bonaparta'nın Manya tâyifesine irsâl etdiği kağıd ve sayir [Ü2 215a] neşr etdiği evrâkın me'âl-i hadî'at-iştimâli ʿâmmeye ma'lûmdur.\n\nDevlet-i ʿaliyye zikr olunan kumandan ve cenerallerin bu makūle hareketlerinden Fransa müdîrlerine şikâyet etdikçe: “Cenerallerimizin dostluğa münâfî bu gûne hareketlerine rızâmız yokdur. Fîmâ-baʿd menʿ ü tahzîr ederiz. Murâdımız ânen-fe-ânen te’kîd-i mahabbet etmektedir\" deyü resmen verdikleri cevâblara nazaran merkūm ceneraller icrây-ı mefsedetden ferâgat etmek iktizâ eder iken, etvârlarını katʿâ tagyîr etmedikleri ve temerrüd ü fesâdları evvelkiden ziyâde müştedd olduğu meşhûd olduğundan, müdîrlerinin cevâbları mahzâ hîle vü âl olduğu ve me'mûrlarının harekât-ı müfsidânesi [Ü1 201a] hâmil oldukları taʿlîmâtın muktezâsından neş'et eder bir hâlet idüği ve binâ-berîn fîmâ-baʿd şikâyetin dahi hiçbir gûne fâyidesi olmayacağı her ne kadar fehm olunmuş ise dahi, Fransa müdîrleri şâyed tebdîl-i meslek eder ve ifsâd ü ihlâl-i nizâm-ı ʿâlem sevdây-ı hâmından vazgeçer yâhûd bu ihtilâlin zuhûrundan berü mücerred çend-nefer tebeh-kârların maslahatı içün cemîʿ Fransa ehâlîsinin dûçâr oldukları mihen ve âfât-ı tâkat-fersâya ʿadem-i istıbâr ile felâket-zede olan Fransa'nın ahvâli âhar sûret kesb eyler me'mûlüyle, muʿâdât-ı hafiyye husûmet-i celiyyeyi müntic olmamağiyçün Devlet-i ʿaliyye yine mesleğini tagyîr etmeyüp, sükûtu ihtiyâr eylemişidi. Bundan mâʿadâ Fransa müdîrleri düvel-i sâ'ire ile muhârebeleri evâyilinde tevsîʿ-i memâlik kaydında olmadıklarını ve kabza-i temellük ü tasarruflarına dâhil olacak memâliği redd edeceklerini iʿlân etmişiken, muhârib bulunan devletlerden nezʿ edebildikleri niçe [Ü2 215b] memâlik-i vâsiʿayı Fransa'ya ilhâk etdiklerine kanâʿat etmeyüp, ilkā-ı nifâk ile düvel-i müttefika beyninde zuhûr eden inkılâbâtdan nâşî ihtirâzı külliyyen ber-taraf etmeleriyle, mekāsıd-ı hafiyyelerini zâhire ihrâc ederek Devlet-i ʿaliyye misillü bî-taraflığı ihtiyâr eden serbest ve müstakıll cumhûr ve hükümetlere bilâ-sebeb mahz-ı gadr olmak üzere musallat olup, esbâb-ı muhâfazadan hâlî bulunan memleketlerine hücûm u iktihâm ve cebren ve kahren merâmlarına râm etdikden sonra mümânaʿat eder olmadığından, bi'l-külliyye hetk-i perde-i nâmûs eyleyerek ʿahd ü şurût bilmediklerinden dostluk ve husûmet ʿindlerinde müsâvî olduğunu ʿâmmeye bildirmegiyçün kendülerine izhâr-ı dostîden gayri muʿâmelesi [Ü1 201b] olmayan Devlet-i ʿaliyye'nin eʿazz-i memâliki olan Mısır gibi memleketine hukūk-ı milele ve\nbeyne'd-düvel merʿî olan kavâʿid-i muʿtebereye mugāyir, misli nâ-mesbûk vechile korsan gibi bağteten hücûm u iktihâm ve bi'l-muhârebe zabtına kıyâm etdiler. Fransalu'nun Mısır'a taʿarruz niyyetinde oldukları havâdisinin ibtidâ zuhûrunda Âsitâne-i saʿâdet'de Fransa tarafından Maslahat-güzârlık ile mukîm Rufen mükâlemeye daʿvet birle keyfiyyet kendüsinden suʾâl olundukda, katʿâ haber u âgâhı olmadığını ve kendü mülâhazası olarak Fransalu'nun işbu seferi tehakkuk eder ise, mücerred beylerden intikām ve İngilterelü'nün Hind ticâretine îsâl-i zarar ü gezend maslahatına mebnî olmak muhtemel idüğini beyân etmekle, Fransalu'nun Mısır tarafına bir gûne taʿarruzu vukūʿunda her ne ʿillete ve her kangı sebebe mebnî olur ise olsun iʿlân-ı harb ʿadd olunacağı ve ez-kadîm miyânede derkâr [Ü2 216a] olan vüdd ü mahabbet şerʿan ve mülken mübeddel-i ʿadâvet u husûmet olacağı ve Saltanat-ı seniyye Mısır Ülkasi'nin bir avuc kumundan vazgeçmek ihtimâli olmadığından, ol erâzî-yi mübârekenin istihlâsı içün millet-i İslâmiyye'nin hareketini mûcib olacağı ve Mısır beylerinin teʾdîbi lâzım gelmiş ise, metbûʿları olan Devlet-i ʿaliyye tarafından icrâ olunmak iktizâ etmekle, Fransalu'nun bu husûsa müdahalesi hukūk-ı milele mugāyir bir keyfiyyet olduğu ve İngiltere Devleti, Saltanat-ı seniyye'nin ehabb-i dostu olmağla, Devlet-i ʿaliyye kendü mülkünden Fransa asâkiri murûruyla İngiltere ticaretine îsâl-i hasâra tesaddîlerine bir vechile rızâ-dâde olmadığını ve binâ-berîn Fransalu'nun Mısır ʿazîmeti velev bu maslahata mebnî olsa, yine iʿlân-ı harb ittihâz olunacağı ber-vech-i tafsîl gûş-i hûşuna ilkā ve böylece müdîrleri tarafına ʿacâleten [Ü1 202a] teblîğ eylemesi lâzime-i hâlden idüği kendüsine inbâ olunduğundan başka, Paris'de mukîm Devlet-i ʿaliyye Sefîri ʿAli Efendi'ye dahi mefâhîm-i mezkûreyi hâvî tahrîrât tesyîr ve keyfiyyeti resmen suʾâl eylemesi Efendi-i mûmâ ileyhe tenbîh ü tahrîr olunmuşidi. Rufen'in müdîrleri tarafına gönderdiği kağıd ve taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den sefîr-i mûmâ ileyhe irsâl olunan tahrîrâtın vusûlünden mukaddem Rufen'e târîh-i ʿatîk ile vürûd eden kağıdın mefhûmunda Bonaparta'nın Mısır'a meʾmûriyyeti sahîh olup, lâkin gûyâ Mısır beylerini teʾdîb birle tahsîl-i menâfiʿ-i ticaret ve İngiltere Devleti'ne îsâl-i hasâret etmek maksadına mebnî olduğu ve bu mesâlihin tanzîmi içün Devlet-i ʿaliyye'nin maslahatına enfa\nsuver-i hasenenin ʿarzına meʾmûr bir elçi taʿyîn olunduğu ve Devlet-i ʿaliyye bu husûs içün [Ü2 216b] Fransa cumhûruna iʿlân-ı harbe tesaddî eder ise, beher hâl iki devlet İmperatorunun dahi hücumuna mazhar olacağı meʾâl-i butlân-iştimâli münderic idüğini Maslahat-güzâr-ı merkūm resmen tefhîm ve mezkûr kağıdın bir sûretini dahi takdîm etmişiken, Devlet-i ʿaliyye Sefîri olan Efendi-i mûmâ ileyh muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere Paris'de Umûr-ı Ecnebiyye Nâzırı Taleyran Yerbigor ile lede'l-mülâkāt taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den vürûd eden tahrîrâtı der-meyân ve meʾâlini ifâde vü beyân birle bir cevâb-ı katʿiyyü'l-müfâd iʿtâsını resmen taleb eyledikde, şahs-ı mezkûr gālibâ mukaddemâ Rufen tarafına tahrîr eylediği sâlifü'z-zikr kağıdın meʾâlini ferâmûş etdiğinden, Mısır cânibine ʿazîmetlerini külliyyen inkâr ve Bonaparta'nın meʾmûriyyeti Malta Cezîresi'nin zabt u teshîrine münhasır olduğunu ve Malta kavalyerlerinin izmihlâli, kâffe-i [Ü1 202b] Müslimîn'e hayırlu bir maslahat olmağla, Devlet-i ʿaliyye'non bâʿis-i memnûniyyeti olmak lâzım geldiğini ve Saltanat-ı seniyye ile öteden berü derkâr olan dostluğun vikāyesi ve ânen-fe-ânen teʾkîdi be-gāyet mültezemleri olduğunu utanmayarak bast u işʿâr ve feth-i hemyân-ı hîle-bâzîye ibtidâr eylediği Efendi-i mûmâ ileyhin cevâb-nâmesinden müstebân olmağla, Maslahat-güzâr-ı merkūmun ifâdesiyle Nâzır-ı mersûmun cevâbı beyninde derkâr olan tenâkuz-ı tâmm Devlet-i ʿaliyye'yi açıkdan taglît u igfâl ve Mısır mâddesinin ne sûret kesb eylediğinden ol esnâda henûz habîr olamadıklarından, tahsîl-i ıttılâʿa değin imrâr-ı vakt kasdıyla bir sûret-i mekr u ihtiyâl olduğuna binâʾen, bu hâlet-i garîbe Fransa müdîrlerinin [Ü2 217a] kemâl-i kibr ü gurûrlarından cemîʿ düvel ʿindinde merʿî vü muʿteber olan usûlü nihâde-i tâkçe-i nisyân eylediklerine ve bi'l-cümle akvâlleri iʿtimâda nâ-sezâ olduğuna delîl-i vâzıh değil midir? İle'l-ân merʾî vü müşâhid olan etvâr-ı tehakkümâne ve harekât-ı tegallübânelerine nazaran cây-gîr-i zamîrleri ifsâd-ı nizâm-ı ʿâlem ve teşvîş-i râbıta-i milel ü ümem birle iktizâsına göre gâh zîr-gâhdan icrây-ı âb-ı hîle vü âl ve gâh açıkdan ceng ü kıtâl ile muntazamü'l-hâl olan cemîʿ düvelin şîrâze-i nizâmını muhtell ü perîşân ederek, İtalya'da etdikleri gibi cemâhîr-i sagīre vü kebîre ihdâs edüp, Fransa cumhûru ümmü'l-cemâhîr olarak her mahalde dilediği vech üzere hall ü ʿakd-ı umûr ve ʿumûmen fetk u ratk-ı mesâlih-i cumhûr etmek olduğu celî vü âşikârdır.\nİmdi Mısır, bâb-ı Haremeyn-i muhteremeyn olup, bu husûs bi'l-cümle millet-i İslâmiyye'ye râciʿ bir mâdde-i cesîme olduğundan, Devlet-i ʿaliyye mukaddemâ ber-minvâl-i meşrûh gerek mersûm [Ü1 203a] Maslahat-güzâr'a gerek Paris'de mukīm Sefîr vesâtatiyle Fransa müdîrlerine sarâhaten beyân ü iʿlân etdiği vech üzere Fransalu'nun bilâ-sebeb bağteten zuhûr eden taʿarruz u ʿadâvetine şerʿan mukābele lâzım geldiğinden, ʿavn ü ʿinâyet-i hazret-i Hudây-ı Mu'în'e tevekkülen berren ve bahran defʿ-i şürûr-ı aʿdâ ve kahr-ı tedmîr-i husamâ esbâbına teşebbüs olunmağla, Fransa ʿaleyhine gazâ vü cihâd cemîʿ Müslimîn'e farz-ı ʿayn olduğu mukarrer olmağın, Maslahat-güzâr-ı merkūm müteʿayyinân-ı hademe-i sefâretle mûmâ ileyh ʿAli Efendi ve maʿiyyetinde olanların Paris'den vürûduna değin rehin tarîkıyle Yedi-kulle'ye [Ü2 217b] irsâl ve Âsitâne-i saʿâdet'de ve bi'l-cümle Memâlik-i mahrûse'de mevcûd Fransa konsolosları ve tüccâr ve emvâlleri Mısır Ülkasi'nde harb esîri olmayarak tevkīf olunan Devlet-i ʿaliyye'ye tâbiʿ tüccâr ve emvâl ve sefînelerinin ve beylik gemilerinin ve içlerinde mevcûd neferâtın sebîlleri tahliye oluncaya değin kezâlik rehin olmak üzere emâneten tevkīf olunmuşdur. Fransa'da râyet-efrâz-ı fitne vü fesâd olan erbâb-ı tegallübün defʿ-i şürûru yalnız Devlet-i ʿaliyye'nin değil, belki cemîʿ Avrupa devletinin âsâyiş ü emniyyetini müstelzim olacağı bedîdâr olmağla, bu bâbda cemîʿ dost düvelin teveccüh-i kulûbu ve zâhiren ve bâtınen icrây-ı levâzım-ı dostî ve iʿâneye mübâderetleri me'mûldür. İşbu beyân-nâme bu vechile tahrîr ve bâlâda zikr olunduğu üzere cemîʿ düvel elçilerine tesyîr olundu. Ve mâdâm ki, Fransa Devleti böyle müstakıll kırallıkdan çıkup, cumhûriyyetleri dahi cemâhîr-i sâyire-i Efrenciyye'ye makīs olmayup, vazʿ etdikleri kavânîn-i bâtılalarında bây ü gedâ müsâvî ve cümlesi edyândan birine tebaʿiyyet etmeyüp, Dehrî makūlesi olmağla, bunlar düvel-i sâyireye muhâsametle iştigālden fârigu'l-bâl olsalar [Ü1 203b] beher hâl birbirlerine düşüp, az müddetde cümlesi karîn-i izmihlâl olacağı bî-reyb ü işkâl olduğuna binâ'en, dâ'imen ve müstemirren mânend-i kelb-i ʿakūr ʿâlem ü ʿâlemiyâna îsâl-i şerr ü şûr etmeğe mecbûr olmalarıyla, fîmâ-baʿd Devlet-i ʿaliyye yalnız istihlâs-ı Mısır ve muhâfaza-i memâlik-i İslâmiyye ile meşgûl olmayup, tâyife-i mesfûrenin akvây-ı husamâsından olan İngiliz ve Moskovlu ile ʿakd-i rişte-i ittifâk [Ü2 218a] ederek, bi'l-külliyye bunların kesr-i unûf-ı nahvet ü gurûrlarına saʿy-i mevfûr lâzım gelmekle, hâlâ mesned-ârây-ı Riyâset ʿÂtıf Ahmed Efendi ve kudât-ı asâkirden ʿİsmet Beyefendi hazretleri bu husûsa me'mûr kılındı.\nMüzâkere-i ittifâka şurûʿdan mukaddem mâh-ı Rebîʿulevvel'in yirmi dördüncü günü Rûsiyyelü'nün kebîr ü sagîr on dört pâre donanması Bahr-ı siyâh Boğazı'na vürûd ile Büyükdere pîşgâhına vazʿ-ı lenger edüp, İngilterelü'nün bir takım donanması dahi Mısır tarafına giden Fransa donanmasını taʿkīben irsâl olunmuş olmakdan nâşî, Bonaparta'nın derûn-ı Mısır'a istîlâsı hılâlinde işbu İngiltere donanması Mısır sevâhilinde kâ'in Ebuhûr'da [Ebûkīr] Fransa donanmasına mukābil olup, bi'l-muhârebe Fransalu'nun yüz yirmi pâre topçeker bir kıtʿa üç enbârlı ve yetmiş dört pâre topçeker bir kıtʿa ve kırk pâre topçeker bir kıtʿa ve otuz altı pâre topçeker bir kıtʿa kalyonlarını ihrâk u iğrâk etdiklerinden başka, seksan bir pâre topçeker iki kıtʿa ve yetmiş dört pâre topçeker yedi kıtʿa kalyonlarını dahi ahz etdikleri haberi işbu Rebîʿulevvel'de tevârüd etmekle, Rûsiyye ve İngiltere elçileri ve Rûsiyye Amirali'yle bi'l-mükâleme Donanma-yı hümâyûn ve Rûsiyye donanmasından birer ikişer fırkateyn ve korvet ifrâz ile Devlet-i [Ü1 204a] ʿaliyye şalopeleriyle maʿan Rodos'a ve andan Rodoslu Murâbit-zâde Hasan Kapudan maʿiyyetiyle İskenderiyye tarafına irsâl olunmak ve Rûsiyye donanması, Donanma-yı hümâyûn ile beraber Körfes cânibine gönderilmek üzere karâr verildi. Bu hılâlde Rûsiyye Elçisi'yle müzâkere-i mevâdd-ı ittifâka mübâşeret [Ü2 218b] ve baʿdehû İngiltere Elçisi'yle dahi kezâlik ittifâk mükâlemâtına mübâderet olunup, mersûmân ile bi'd-defeʿât ʿakd-i mecâlis olunarak şurûtu müzâkere olundukdan sonra, meclis-i hazret-i Şeyhülislâmî'de sudûr-ı kirâm ve ricâl-i Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm'ın bi'l-hatemi ve'l-imzâ istısvâbları ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn-ı hazret-i Şehriyârî mûcebince ittifâklar sûret-yâb-ı hıtâm olmağla, Rûsiyye ittifâkının tasdîknâmeleri mübâdelesi resmi işbu Şaʿbân-ı şerîf gurresinde Bâb-ı ʿâlî'de icrâ ve İngiltere ittifâkı temessükleri dahi mâh-ı Recebü'l-ferdin yirmi sekizinci günü mübâdele ile Devlet-i ʿaliyye murahhasları tarafından verilan sened İngiltere Elçisi'ne cânibinden devletinden isrâ olunmağın Rûsiyye ve İngiltere ittifâk-nâmeleri dahi ʿayniyle zikr olunur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françelü, Malta Cezîresi'ni istihlâs ile kesb-i emniyyet eyledikden sonra, agrâz-ı sâyire icrâsı içün küllî donanma ile Ak-deniz'e çıkdığını Rûsiyyelü istihbâr edüp, bu âfet-i nâgeh-\nzuhûr şâyed memâlikine sirâyet ile âvâre-i emn ü huzûr olur endîşesiyle ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye tarafına imdâd ü iʿâneyi musâfât-ı külliyye celbine medâr edüp, kulûb-ı ehl-i İslâm'da bürʾ ü şifâsı baʿîdü'l-ihtimâl olan dâ'-i ʿudâl kabûl-i zemânet ile bi't-tabʿ tedbîrden ʿâtıl olur mülâhazasına nukāve-i fikr ü hayal edüp, Kara-deniz'de ihzâr u tehyi'e [Ü1 204b] eylediği donanmasını arz-ı hıdmet-i devlet edüp, ittifaka meyl ü rağbetlerini dahi meclis-i mükâlemede Rûsiyye Elçisi îmâ ve baʿdehû İngiltere Elçisi dahi sûret-i ittifakın evleviyyetini inbâ etmişidi. Françelü'nün bağteten iklîm-i Mısır'a hücûmları [Ü2 219a] tehakkuk eyledikde, mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye donanmasını ihrâc etmiş bulunup, teksîr ü takviye zımnında Rûsiyye sefâyinin celbine dahi izhâr-ı rağbet ve ittifâk mâddesi meşveret olunup, Françelü'nün ihtirâʿ eyledikleri tavr-ı garîbin muktezâsı, ifnây-ı ʿâlem ve ifsâd-ı merâtib-i benî âdem olup, kulûb-ı kāsiyelerinde rahm ü şefekat ve kavl ü ʿahdlerinde zerretün-mâ sebât ü sadâkat olmadığı hânedân-ı devletlerine etdikleri ihânetden maʿlûm ve müstemirren etrâf u eknâfa hücûm ile seyr ü hareketleri dahi temekkün ü istikrârdan hudûsü meczûm olan fitne vü âşûbdan vâreste olmak garazına mebnî olup, edyândan birine ittibâʿları dahi mechûl olduğundan, ebnây-ı cinsleri ʿadâvetlerin izmâr ve ifnâ vü ihlâklerine hakīkaten hâst-kâr olmalarıyla, bir-iki devlet-i kaviyyü'ş-şekîme ile ittifâk ve yalnız istihlâs-ı Mısır'a harbi hasr etmeyerek, bi'l-külliyye ʿırk-ı fesâd ü şekāvetlerin katʿâ teşmîr-i sâk-ı lâzime-i gayret ü himmet olduğun erkân-ı Devlet-i ʿaliyye zebân-güzâr-ı ifâde vü beyân etmeleriyle, ber-vech-i muharrer Anadolu Pâyesi olup, ʿakl ü dirâyet ile maʿrûf ve idare-i kelâm ve ifâde-i merâm kudretiyle mevsûf Râyif Paşa-zâde ʿİsmet Beyefendi ve Re'îsülküttâb olan ʿAtıf Ahmed Efendi ittifak mâddesine taʿyîn kılınup, birkaç meclisde Rûsiyyelü ve İngilterelü ile ittifaka nizâm ve maslahata hıtâm verildi.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_349.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Françelü, Malta Cezîresi'ni istihlâs ile kesb-i emniyyet eyledikden sonra, agrâz-ı sâyire icrâsı içün küllî donanma ile Ak-deniz'e çıkdığını Rûsiyyelü istihbâr edüp, bu âfet-i nâgeh-\nzuhûr şâyed memâlikine sirâyet ile âvâre-i emn ü huzûr olur endîşesiyle ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye tarafına imdâd ü iʿâneyi musâfât-ı külliyye celbine medâr edüp, kulûb-ı ehl-i İslâm'da bürʾ ü şifâsı baʿîdü'l-ihtimâl olan dâ'-i ʿudâl kabûl-i zemânet ile bi't-tabʿ tedbîrden ʿâtıl olur mülâhazasına nukāve-i fikr ü hayal edüp, Kara-deniz'de ihzâr u tehyi'e [Ü1 204b] eylediği donanmasını arz-ı hıdmet-i devlet edüp, ittifaka meyl ü rağbetlerini dahi meclis-i mükâlemede Rûsiyye Elçisi îmâ ve baʿdehû İngiltere Elçisi dahi sûret-i ittifakın evleviyyetini inbâ etmişidi. Françelü'nün bağteten iklîm-i Mısır'a hücûmları [Ü2 219a] tehakkuk eyledikde, mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye donanmasını ihrâc etmiş bulunup, teksîr ü takviye zımnında Rûsiyye sefâyinin celbine dahi izhâr-ı rağbet ve ittifâk mâddesi meşveret olunup, Françelü'nün ihtirâʿ eyledikleri tavr-ı garîbin muktezâsı, ifnây-ı ʿâlem ve ifsâd-ı merâtib-i benî âdem olup, kulûb-ı kāsiyelerinde rahm ü şefekat ve kavl ü ʿahdlerinde zerretün-mâ sebât ü sadâkat olmadığı hânedân-ı devletlerine etdikleri ihânetden maʿlûm ve müstemirren etrâf u eknâfa hücûm ile seyr ü hareketleri dahi temekkün ü istikrârdan hudûsü meczûm olan fitne vü âşûbdan vâreste olmak garazına mebnî olup, edyândan birine ittibâʿları dahi mechûl olduğundan, ebnây-ı cinsleri ʿadâvetlerin izmâr ve ifnâ vü ihlâklerine hakīkaten hâst-kâr olmalarıyla, bir-iki devlet-i kaviyyü'ş-şekîme ile ittifâk ve yalnız istihlâs-ı Mısır'a harbi hasr etmeyerek, bi'l-külliyye ʿırk-ı fesâd ü şekāvetlerin katʿâ teşmîr-i sâk-ı lâzime-i gayret ü himmet olduğun erkân-ı Devlet-i ʿaliyye zebân-güzâr-ı ifâde vü beyân etmeleriyle, ber-vech-i muharrer Anadolu Pâyesi olup, ʿakl ü dirâyet ile maʿrûf ve idare-i kelâm ve ifâde-i merâm kudretiyle mevsûf Râyif Paşa-zâde ʿİsmet Beyefendi ve Re'îsülküttâb olan ʿAtıf Ahmed Efendi ittifak mâddesine taʿyîn kılınup, birkaç meclisde Rûsiyyelü ve İngilterelü ile ittifaka nizâm ve maslahata hıtâm verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdülillâhillezî şeyyede kavâʿide'l-İslâmi [Ü1 205a] bi-revâbiti't-teʿâvüni ve zavabıtı'l-vifak. Ve ʿammera büldâne tavâyifi'l-müslimîne bi-nevâzımi'tilâfi'l-kulûbi ve'l-ittifak. İnne fî zâlike [Ü2 219b] le-ʿibraten li-uli'l-elbâb. Ve's-salâtü ve's-selâmü ʿalâ Nebiyyihillezî ursile bi-rıfkı'l-mü'ellefeti kulûbihim li-izhâri's-savâb.\nVe ʿalâ âlihî ve ashâbihi's-sâʿîne ilâ ahseni't-teʿahhüdi ve hifâzi'l-mîsâk. Mâ-dâra felekü'd-düvâri ve cera'l-cevâri'l-münşeʼâtü fi'l-bihâr. Bâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb ve sebeb-i tenmîk-ı sahîfe-i hakîkat-intisâb oldur ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ile Rûsiyye Devleti beyninde teyemmünen bâkî vü berkarâr olan sulh u salâh ve hubb ü tevâdd ve hüsn-i vifâkın tahkîm ü takvîmi tarafeynin matlûb-ı hâlisânesi olduğundan başka, el-hâletü hâzihî meşhûd olan ahvâl-i şûriş-iştimâle binâ'en şevketlü, kudretlü, mehâbetlü, ʿazametlü, veliyy-i niʿmetimiz Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân ve Şehinşâh-ı Dârâ-derbân Sultân Selîm Hân-ı Sâlis efendimiz hazretleri ve haşmetlü, miknetlü, menziletlü, cemîʿ Rûsiyyelerin İmperatoru ve Pâdişâhı Pavlov cenâbları mücerred teʼmîn-i reʿâyây-ı tarafeyn ve hifz u hirâset-i memâlik-i cânibeyn ile ecell-i mevâhib-i İlâhî olan âsâyiş-i ʿâmmeyi tahsîl etmek niyyet-i hayriyyesine mebnî beynlerinde tedâfüʿî ittifâk ʿakdiyle revâbıt-ı mülkiyyelerinin teşdîd ü temdîdine karar vermeleriyle, biz ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ve Saltanat-ı seniyye-i maʿdelet-irtisâmın imzâmızda mastûr merâtib-i celîlesini hâyiz ve bu husûsa murahhasıyız. İmperator-ı müşârun ileyhin Müsteşâr-ı Hâssı ve Âsitâne-i ʿaliyye'de Fevkal'âde Murahhas Elçisi olan rütbetlü, asâletlü Vasili Tamara hutimet ʿavâkıbuhû bi'l-hayr dostumuz ile ʿakd-i mecâlis-i mükâleme ve ruhsatnâmelerimiz birbirimize irâ’e ile müzâkere olunup, zikri âtî şurût üzere iki devletin [Ü1 205b] ittifâkını ʿakd eylemişizdir. [Ü2 220a]\nEvvelki mâdde:\n\nPâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri ve cemîʿ Rûsiyyelerin İmperatoru ve Pâdişâhı ve devletleri ve reʿâyâları arasında gerek berrde ve gerek bahrda ile'l-ebed sulh u salâh ve hubb ü tevâdd ve hüsn-i vifâk bâkî vü ber-karâr olup, bu defʿa beyne'd-devleteyn ʿakd olunan işbu tedâfüʿî ittifâk hasebiyle beynlerinde hâsıl olacak râbıta şol mertebede kavî vü müstahkem ola ki, bir tarafın dostu taraf-ı âharın dahi dostu ve kezâlik bir cânibin düşmeni cânib-i âharın dahi düşmeni ola. Binâ-berîn Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân ve Rûsiyye İmperatoru\nva'd ü teʿahhüd ederler ki, âsâyiş ü emniyyet-i cânibeyne dâ'yir olan cemîʿ mevâdda hâlisâne muhâbere vü müzâkere edüp, kendü mülklerinden her gûne taʿarruzu defʿ ve âsâyiş-i ʿâmmenin istihsâliyçün bi'l-iştirâk ve bi'l-müzâkere iktizâ eden esbâba teşebbüs edeler.\nİkinci mâdde:\n\nTârîh-i hicrînin bin iki yüz altı senesi şehr-i Cumâdelûlâ'nın on beşinci günü yaʿnî mîlâd-ı hazret-i ʿÎsâ'nın bin yedi yüz doksan bir senesi Kânûn-ı evvelin yirmi dokuzuncu günü Yaş'da ʿakd olunan musâlaha ʿahidnâmesi ve ol ʿahidnâmede münderic sâ'ir cemîʿ ʿahidnâmeler işbu tedâfüʿî ittifâknâmede lafzen-be-lafz mezkûr gibi temâmen ve kâmilen tasdîk olunur.\nÜçüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn işbu ittifâklarına ziyâde takviyet vermegiyçün tarafeynin zîr-i temellük ü tasarruflarında bulunan kâffe-i memâlike zâmin ü kefîl olurlar. Şol vechile ki, Rûsiyye İmperatoru cenâbları Mısır'a zuhûr eden taʿarruzdan mukaddem Devlet-i ʿaliyye'nin zîr-i temellükünde bulunan kâffe-i memâlikine bilâ-istisnâ' zâmin ü kefîl olup, kezâlik Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri dahi [Ü2 220b] el-hâletü hâzihî Rûsiyye Devleti'nin [Ü1 206a] zîr-i tasarrufunda bulunan kâffe-i memâlikine bilâ-istisnâ' zâmin ü kefîl olur.\nDördüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn eğerçi düvel-i sâyire ile müzâkereye ve maslahatları îcâb edebileceği muʿâhedâtın rabtına ke'l-evvel muhtârdırlar. Ancak ahadühümâ âhara sarâhaten teʿahhüd eder ki, o makūle muʿâhedât vakten mine'l-evkāt ve vechen mine'l-vücûh biri birinin ednâ zarar u ziyân ve hasâretini müstelzim olacak yâhûd temâmiyyet-i memâlik-i cânibeyne noksân terettüb edecek nesneyi katʿâ şâmil olmaya. Ve belki hasbe'l-makdûr ahadühümâ âharın şân ü emniyyet ve menfaʿatini vikāye vü tahsîl etmeği tarafeyn va'd eder.\nBeşinci mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteynden birine yâhûd ikisine muzırr bir gûne fiʿl ve sû'-i kasd zuhûrunda harekât-ı hasmânenin defʿi hususuna bezl edecekleri mesâʿî kâfî olamadığı takdîrde, ahad-ı tarefeyn-i devleteyn-i müttefikaynın maslahat-ı müşterekeleri ve emn ü selâmetleri îcâb edeceği vech üzere yâ hareketde refâkat sûreti veyâ diversiyon tarîkıyle cânib-i âhara kuvvet-i berriyye yâ bahriyye ile imdâda yâhûd nakden iʿânete mecbûr\nola. Böyle bir hâlet vukūʿunda evvelce kemâl-i safvet ile 'arz-ı mâ-fi'l-bâb olunup, derhâl iktizâ eden esbâba teşebbüs birle bilâ-imhâl bu şartın muktezâsı hâlisâne îfâ oluna.\n\nAltıncı mâdde: Zikr olunan iʿânetin ʿaynen yâhûd nakden verilmesi husûsu, mazhar-ı hücûm olan devletin yed-i ihtiyârında olup, ʿaynen imdâd olunması ya'nî berrî asker yâ donanmayı mutâlebe eylediği hâlde, mutâlebe gününden nihâyet üç ay mürûrunda irsâl oluna. Lâkin muʿâvenet-i [Ü2 221a] mâliyye ihtiyâr olunur ise, devlet-i sâyilenin i'lân-ı harbi gününden yâhûd hücûm u taʿarruz ibtidâsından bed' olunup, musâlaha inʿikādına değin senebe-sene [Ü1 206b] muʿayyen taksîtler ile edâ oluna.\n\nYedinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn ber-minvâl-i meşrûh gerek meşrût olan imdâdlar ve gerek var kuvvetleriyle muhârebede müşterek olduklarında, ahad-i cânibeyn âharı müşterek kılmayınca ve emniyyeti tahsîl etmeyince musâlaha vü mütâreke 'akd eylemeye. Ve rabt olunan ittifâka ve iʿtâ olunan imdâdlara baʿzan muʿayyen olan tarafa bir gûne taʿarruz u hücûm vukūʿunda taraf-ı dîger hıfzan-leh bu 'ahdin hâlisâne ve müdakkıkāne îfâsına mecbûr ola.\n\nSekizinci mâdde: Devleteyn-i müttefikateynin meşrût olan imdâdlar yâhûd kuvvet-i mecmûʿalarıyla bi'l-ittifâk ʿumûmî hareketleri lâzım geldikde, tarafeynden va'd olunur ki, tedâbîr-i harbiyyelerini hulûs-ı tâmm ile birbirlerine ifâde vü işʿâr ve icrâlarını teshîle bezl-i iktidâr edeler. Ve muhârebenin imtidâdına dâ'ir ve musâlahanın şurûtuna mütedâ'ir niyyetlerini birbirlerine keşf ü beyân eyleyeler. Ve bu bâbda usûl-i muslihâne vü munsifânenin muktezâsı[n]a iktidâʾen beynlerinde karar vereler.\n\nDokuzuncu mâdde: İʿâneten verilecek asâkirin ʿadedine mütenâsib tobları ve cebehâneleri ve kâffe-i levâzımı ve vazîfeleri muʿayyen olan devlet tarafından iʿtâ olunup, taʿyînâtları içün iktizâ eden zehâyir ve arpa ve saman ve otlak yâ ʿaynen yâhûd mukaddemce bi'l-müzâkere taʿyîn olunacak feyʾât üzere asâkir-i merkūme hudûdlarından hurûcları gününden bed' olunarak nakden müsteʿân olan devlet, ol asâkirin konaklarını dahi tedârük etdirüp, hengâm-ı muhârebede [Ü2 221b] kendü asâkiri mazhar olageldiği ve anların dahi me'lûf oldukları esbâb-ı istirâhat istihsâl oluna.\n\nOnuncu mâdde: Kezâlik müsteʿîn olan devlet iʿânetine gelan donanmaya müsteʿîn olan devletinin Halîci Boğazı'na vürûdu gününden bed' ederek müşterek düşmenin ʿaleyhine i'mâl olundukça, taʿyînâtları içün [Ü1 207a] iktizâ eden zehâyiri bi'l-müzâkere tertîb\nolunacağı vechile i‘tâ ede. Ve bundan başka donanma sefînelerinin termîmi lâzım geldikde, iktizâ eden levâzımı müsteʿîn olan devlet katʿâ teʾhîri tecvîz etmeyerek ve hiçbir gûne suʿûbet izhâr eylemeyerek cârî olan fey'ât üzere tersâne ve mahzenlerinden alıvere. Devleteyn-i müttefikateynin ceng ve mühimmât gemileri müşterek olan muhârebenin müddetinde gerek kışlamak ve gerek zedelenmiş bulunanları termîm içün bilâ-mümânaʿatin lîmânlara duhûl edeler.\nOn birinci mâdde:\n\nHîn-i muhârebede düşmenden ahz olunacak edevât-ı harbiyye ve âlât-ı ceng ve emvâl ü emtiʿa-i mütenevviʿa bi'l-cümle ahz eden gānimîn askerin ola.\nOn ikinci mâdde:\n\nÂl-i ʿOsmân Pâdişâhı ve Rûsiyye İmperatoru işbu tedâfüʿî ittifâkı tevsîʿ-i memâlik dâʿiyesiyle değil, belki mücerred vikāye-i temâmiyyet-i memâlik-i tarafeyn ve tahsîl-i emniyyet-i reʿâyây-ı cânibeyn ile düvel-i sâyirenin ile'l-ân bâkī olup, âsâyiş-i ʿâmmeye elzem bir mütevâzine-i mülkiyyenin husûlünü müstelzim olan hey’et-i kaviyyelerini halelden hifz u hirâset etmek niyyetiyle rabt etdiklerinden, Nemçe İmperatoru'nu ve İngiltere ve Prusya kırallarını ve mahzâ hayra mebnî ve tahsîl-i emn ü selâmete mübtenî bu gûne muʿâhedeye iştirâka hâhiş-ker olacak düvel-i sâ'ireyi dahi [Ü2 222a] işbu ittifâka duhûle daʿvet edecekleri mukarrerdir.\nOn üçüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn bu muʿâhedenin mümkin olduğu mertebe müddet-i medîde hıfzına samîmî râgıb iseler dahi, baʿde-zemân tebeddül-i ahvâl-ı rûzgâr hasebiyle baʿzı mevâddın tebdîli lâzım gelmesi muhtemel olduğundan, işbu tedâfüʿî ittifâka tasdîk-nâmelerin mübâdelesi gününden iʿtibâr olunarak sekiz senelik müddet taʿyînine karar verildi. Müddet-i mezkûrenin hıtâmı tekarrüb etdikde, ol vaktin iktizâsına [Ü1 207b] göre işbu ittifâk-nâmelerin tecdîdi husûsu devleteyn-i muʿâhedeteyn beyninde dostâne müzâkere oluna.\nOn dördüncü mâdde:\n\nİşbu tedâfüʿî ittifâk-nâme, Âl-i ʿOsmân Pâdişâhı ve Rûsiyye İmperatoru taraflarından tasdîk olunup, tasdîk-nâmeler iki ayda ve mümkin olur ise andan ekall müddetde Âsitâne-i saʿâdet'de mübâdele oluna.\nHâtime:\n\nZikr olunan on dört mâddenin şart u rabt olunduğu vechile vakt-i merkūmda tasdîk-nâmeleri mübâdelesi husûsu bi-avni'l-Meliki'l-ʿallâm sıdk-ı tâmm-ı cânibeyn ile pezîrây-ı hıtâm olmak içün bizler ki, Devlet-i ʿaliyye-i sermediyyü'l-kıyâm tarafından bâ-ruhsat-nâme-i hümâyûn murahhaslarız. Muktezây-ı meʾmûriyyet ve ruhsat-ı kâmilemiz üzere\nişbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzâlarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Elçi-i mûmâ ileyh tarafından dahi ruhsat-ı tâmmesi muktezâsınca mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre ʿaynı bir kıta temessük ile mübâdeleten Elçi-i mûmâ ileyhe iʿtâ olundu; hurrira fî'l-yevmi's-sâdisi ve'l-ʿişrîne min şehri Recebi'l-ferdi, sene selâse ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şeref fî beldeti'l-Kostantiniyyeti [Ü2 222b] 'l-mahrûseti.",
          "caption": "Sûret-i ittifak-nâme-i Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_350.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i ittifak-nâme-i Rûsiyye",
          "text": "Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdülillâhillezî şeyyede kavâʿide'l-İslâmi [Ü1 205a] bi-revâbiti't-teʿâvüni ve zavabıtı'l-vifak. Ve ʿammera büldâne tavâyifi'l-müslimîne bi-nevâzımi'tilâfi'l-kulûbi ve'l-ittifak. İnne fî zâlike [Ü2 219b] le-ʿibraten li-uli'l-elbâb. Ve's-salâtü ve's-selâmü ʿalâ Nebiyyihillezî ursile bi-rıfkı'l-mü'ellefeti kulûbihim li-izhâri's-savâb.\nVe ʿalâ âlihî ve ashâbihi's-sâʿîne ilâ ahseni't-teʿahhüdi ve hifâzi'l-mîsâk. Mâ-dâra felekü'd-düvâri ve cera'l-cevâri'l-münşeʼâtü fi'l-bihâr. Bâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb ve sebeb-i tenmîk-ı sahîfe-i hakîkat-intisâb oldur ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ile Rûsiyye Devleti beyninde teyemmünen bâkî vü berkarâr olan sulh u salâh ve hubb ü tevâdd ve hüsn-i vifâkın tahkîm ü takvîmi tarafeynin matlûb-ı hâlisânesi olduğundan başka, el-hâletü hâzihî meşhûd olan ahvâl-i şûriş-iştimâle binâ'en şevketlü, kudretlü, mehâbetlü, ʿazametlü, veliyy-i niʿmetimiz Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân ve Şehinşâh-ı Dârâ-derbân Sultân Selîm Hân-ı Sâlis efendimiz hazretleri ve haşmetlü, miknetlü, menziletlü, cemîʿ Rûsiyyelerin İmperatoru ve Pâdişâhı Pavlov cenâbları mücerred teʼmîn-i reʿâyây-ı tarafeyn ve hifz u hirâset-i memâlik-i cânibeyn ile ecell-i mevâhib-i İlâhî olan âsâyiş-i ʿâmmeyi tahsîl etmek niyyet-i hayriyyesine mebnî beynlerinde tedâfüʿî ittifâk ʿakdiyle revâbıt-ı mülkiyyelerinin teşdîd ü temdîdine karar vermeleriyle, biz ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ve Saltanat-ı seniyye-i maʿdelet-irtisâmın imzâmızda mastûr merâtib-i celîlesini hâyiz ve bu husûsa murahhasıyız. İmperator-ı müşârun ileyhin Müsteşâr-ı Hâssı ve Âsitâne-i ʿaliyye'de Fevkal'âde Murahhas Elçisi olan rütbetlü, asâletlü Vasili Tamara hutimet ʿavâkıbuhû bi'l-hayr dostumuz ile ʿakd-i mecâlis-i mükâleme ve ruhsatnâmelerimiz birbirimize irâ’e ile müzâkere olunup, zikri âtî şurût üzere iki devletin [Ü1 205b] ittifâkını ʿakd eylemişizdir. [Ü2 220a]\nEvvelki mâdde:\n\nPâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri ve cemîʿ Rûsiyyelerin İmperatoru ve Pâdişâhı ve devletleri ve reʿâyâları arasında gerek berrde ve gerek bahrda ile'l-ebed sulh u salâh ve hubb ü tevâdd ve hüsn-i vifâk bâkî vü ber-karâr olup, bu defʿa beyne'd-devleteyn ʿakd olunan işbu tedâfüʿî ittifâk hasebiyle beynlerinde hâsıl olacak râbıta şol mertebede kavî vü müstahkem ola ki, bir tarafın dostu taraf-ı âharın dahi dostu ve kezâlik bir cânibin düşmeni cânib-i âharın dahi düşmeni ola. Binâ-berîn Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân ve Rûsiyye İmperatoru\nva'd ü teʿahhüd ederler ki, âsâyiş ü emniyyet-i cânibeyne dâ'yir olan cemîʿ mevâdda hâlisâne muhâbere vü müzâkere edüp, kendü mülklerinden her gûne taʿarruzu defʿ ve âsâyiş-i ʿâmmenin istihsâliyçün bi'l-iştirâk ve bi'l-müzâkere iktizâ eden esbâba teşebbüs edeler.\nİkinci mâdde:\n\nTârîh-i hicrînin bin iki yüz altı senesi şehr-i Cumâdelûlâ'nın on beşinci günü yaʿnî mîlâd-ı hazret-i ʿÎsâ'nın bin yedi yüz doksan bir senesi Kânûn-ı evvelin yirmi dokuzuncu günü Yaş'da ʿakd olunan musâlaha ʿahidnâmesi ve ol ʿahidnâmede münderic sâ'ir cemîʿ ʿahidnâmeler işbu tedâfüʿî ittifâknâmede lafzen-be-lafz mezkûr gibi temâmen ve kâmilen tasdîk olunur.\nÜçüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn işbu ittifâklarına ziyâde takviyet vermegiyçün tarafeynin zîr-i temellük ü tasarruflarında bulunan kâffe-i memâlike zâmin ü kefîl olurlar. Şol vechile ki, Rûsiyye İmperatoru cenâbları Mısır'a zuhûr eden taʿarruzdan mukaddem Devlet-i ʿaliyye'nin zîr-i temellükünde bulunan kâffe-i memâlikine bilâ-istisnâ' zâmin ü kefîl olup, kezâlik Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri dahi [Ü2 220b] el-hâletü hâzihî Rûsiyye Devleti'nin [Ü1 206a] zîr-i tasarrufunda bulunan kâffe-i memâlikine bilâ-istisnâ' zâmin ü kefîl olur.\nDördüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn eğerçi düvel-i sâyire ile müzâkereye ve maslahatları îcâb edebileceği muʿâhedâtın rabtına ke'l-evvel muhtârdırlar. Ancak ahadühümâ âhara sarâhaten teʿahhüd eder ki, o makūle muʿâhedât vakten mine'l-evkāt ve vechen mine'l-vücûh biri birinin ednâ zarar u ziyân ve hasâretini müstelzim olacak yâhûd temâmiyyet-i memâlik-i cânibeyne noksân terettüb edecek nesneyi katʿâ şâmil olmaya. Ve belki hasbe'l-makdûr ahadühümâ âharın şân ü emniyyet ve menfaʿatini vikāye vü tahsîl etmeği tarafeyn va'd eder.\nBeşinci mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteynden birine yâhûd ikisine muzırr bir gûne fiʿl ve sû'-i kasd zuhûrunda harekât-ı hasmânenin defʿi hususuna bezl edecekleri mesâʿî kâfî olamadığı takdîrde, ahad-ı tarefeyn-i devleteyn-i müttefikaynın maslahat-ı müşterekeleri ve emn ü selâmetleri îcâb edeceği vech üzere yâ hareketde refâkat sûreti veyâ diversiyon tarîkıyle cânib-i âhara kuvvet-i berriyye yâ bahriyye ile imdâda yâhûd nakden iʿânete mecbûr\nola. Böyle bir hâlet vukūʿunda evvelce kemâl-i safvet ile 'arz-ı mâ-fi'l-bâb olunup, derhâl iktizâ eden esbâba teşebbüs birle bilâ-imhâl bu şartın muktezâsı hâlisâne îfâ oluna.\n\nAltıncı mâdde: Zikr olunan iʿânetin ʿaynen yâhûd nakden verilmesi husûsu, mazhar-ı hücûm olan devletin yed-i ihtiyârında olup, ʿaynen imdâd olunması ya'nî berrî asker yâ donanmayı mutâlebe eylediği hâlde, mutâlebe gününden nihâyet üç ay mürûrunda irsâl oluna. Lâkin muʿâvenet-i [Ü2 221a] mâliyye ihtiyâr olunur ise, devlet-i sâyilenin i'lân-ı harbi gününden yâhûd hücûm u taʿarruz ibtidâsından bed' olunup, musâlaha inʿikādına değin senebe-sene [Ü1 206b] muʿayyen taksîtler ile edâ oluna.\n\nYedinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn ber-minvâl-i meşrûh gerek meşrût olan imdâdlar ve gerek var kuvvetleriyle muhârebede müşterek olduklarında, ahad-i cânibeyn âharı müşterek kılmayınca ve emniyyeti tahsîl etmeyince musâlaha vü mütâreke 'akd eylemeye. Ve rabt olunan ittifâka ve iʿtâ olunan imdâdlara baʿzan muʿayyen olan tarafa bir gûne taʿarruz u hücûm vukūʿunda taraf-ı dîger hıfzan-leh bu 'ahdin hâlisâne ve müdakkıkāne îfâsına mecbûr ola.\n\nSekizinci mâdde: Devleteyn-i müttefikateynin meşrût olan imdâdlar yâhûd kuvvet-i mecmûʿalarıyla bi'l-ittifâk ʿumûmî hareketleri lâzım geldikde, tarafeynden va'd olunur ki, tedâbîr-i harbiyyelerini hulûs-ı tâmm ile birbirlerine ifâde vü işʿâr ve icrâlarını teshîle bezl-i iktidâr edeler. Ve muhârebenin imtidâdına dâ'ir ve musâlahanın şurûtuna mütedâ'ir niyyetlerini birbirlerine keşf ü beyân eyleyeler. Ve bu bâbda usûl-i muslihâne vü munsifânenin muktezâsı[n]a iktidâʾen beynlerinde karar vereler.\n\nDokuzuncu mâdde: İʿâneten verilecek asâkirin ʿadedine mütenâsib tobları ve cebehâneleri ve kâffe-i levâzımı ve vazîfeleri muʿayyen olan devlet tarafından iʿtâ olunup, taʿyînâtları içün iktizâ eden zehâyir ve arpa ve saman ve otlak yâ ʿaynen yâhûd mukaddemce bi'l-müzâkere taʿyîn olunacak feyʾât üzere asâkir-i merkūme hudûdlarından hurûcları gününden bed' olunarak nakden müsteʿân olan devlet, ol asâkirin konaklarını dahi tedârük etdirüp, hengâm-ı muhârebede [Ü2 221b] kendü asâkiri mazhar olageldiği ve anların dahi me'lûf oldukları esbâb-ı istirâhat istihsâl oluna.\n\nOnuncu mâdde: Kezâlik müsteʿîn olan devlet iʿânetine gelan donanmaya müsteʿîn olan devletinin Halîci Boğazı'na vürûdu gününden bed' ederek müşterek düşmenin ʿaleyhine i'mâl olundukça, taʿyînâtları içün [Ü1 207a] iktizâ eden zehâyiri bi'l-müzâkere tertîb\nolunacağı vechile i‘tâ ede. Ve bundan başka donanma sefînelerinin termîmi lâzım geldikde, iktizâ eden levâzımı müsteʿîn olan devlet katʿâ teʾhîri tecvîz etmeyerek ve hiçbir gûne suʿûbet izhâr eylemeyerek cârî olan fey'ât üzere tersâne ve mahzenlerinden alıvere. Devleteyn-i müttefikateynin ceng ve mühimmât gemileri müşterek olan muhârebenin müddetinde gerek kışlamak ve gerek zedelenmiş bulunanları termîm içün bilâ-mümânaʿatin lîmânlara duhûl edeler.\nOn birinci mâdde:\n\nHîn-i muhârebede düşmenden ahz olunacak edevât-ı harbiyye ve âlât-ı ceng ve emvâl ü emtiʿa-i mütenevviʿa bi'l-cümle ahz eden gānimîn askerin ola.\nOn ikinci mâdde:\n\nÂl-i ʿOsmân Pâdişâhı ve Rûsiyye İmperatoru işbu tedâfüʿî ittifâkı tevsîʿ-i memâlik dâʿiyesiyle değil, belki mücerred vikāye-i temâmiyyet-i memâlik-i tarafeyn ve tahsîl-i emniyyet-i reʿâyây-ı cânibeyn ile düvel-i sâyirenin ile'l-ân bâkī olup, âsâyiş-i ʿâmmeye elzem bir mütevâzine-i mülkiyyenin husûlünü müstelzim olan hey’et-i kaviyyelerini halelden hifz u hirâset etmek niyyetiyle rabt etdiklerinden, Nemçe İmperatoru'nu ve İngiltere ve Prusya kırallarını ve mahzâ hayra mebnî ve tahsîl-i emn ü selâmete mübtenî bu gûne muʿâhedeye iştirâka hâhiş-ker olacak düvel-i sâ'ireyi dahi [Ü2 222a] işbu ittifâka duhûle daʿvet edecekleri mukarrerdir.\nOn üçüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn bu muʿâhedenin mümkin olduğu mertebe müddet-i medîde hıfzına samîmî râgıb iseler dahi, baʿde-zemân tebeddül-i ahvâl-ı rûzgâr hasebiyle baʿzı mevâddın tebdîli lâzım gelmesi muhtemel olduğundan, işbu tedâfüʿî ittifâka tasdîk-nâmelerin mübâdelesi gününden iʿtibâr olunarak sekiz senelik müddet taʿyînine karar verildi. Müddet-i mezkûrenin hıtâmı tekarrüb etdikde, ol vaktin iktizâsına [Ü1 207b] göre işbu ittifâk-nâmelerin tecdîdi husûsu devleteyn-i muʿâhedeteyn beyninde dostâne müzâkere oluna.\nOn dördüncü mâdde:\n\nİşbu tedâfüʿî ittifâk-nâme, Âl-i ʿOsmân Pâdişâhı ve Rûsiyye İmperatoru taraflarından tasdîk olunup, tasdîk-nâmeler iki ayda ve mümkin olur ise andan ekall müddetde Âsitâne-i saʿâdet'de mübâdele oluna.\nHâtime:\n\nZikr olunan on dört mâddenin şart u rabt olunduğu vechile vakt-i merkūmda tasdîk-nâmeleri mübâdelesi husûsu bi-avni'l-Meliki'l-ʿallâm sıdk-ı tâmm-ı cânibeyn ile pezîrây-ı hıtâm olmak içün bizler ki, Devlet-i ʿaliyye-i sermediyyü'l-kıyâm tarafından bâ-ruhsat-nâme-i hümâyûn murahhaslarız. Muktezây-ı meʾmûriyyet ve ruhsat-ı kâmilemiz üzere\nişbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzâlarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Elçi-i mûmâ ileyh tarafından dahi ruhsat-ı tâmmesi muktezâsınca mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre ʿaynı bir kıta temessük ile mübâdeleten Elçi-i mûmâ ileyhe iʿtâ olundu; hurrira fî'l-yevmi's-sâdisi ve'l-ʿişrîne min şehri Recebi'l-ferdi, sene selâse ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şeref fî beldeti'l-Kostantiniyyeti [Ü2 222b] 'l-mahrûseti."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elhamdülillâhillezî seyyera fülke'l-eflâki fî muhîti ʿacâyibi kudretihî. Ve ersele'r-riyâha levâkıha mübeşşirâtin li-izhâri emvâci kulzümi ʿazametihî. Ve şeyyede nizâme'l-kâyinâti bi-bâhiri satavâti'l-mülûki min ʿibâdihî ulî be'sin şedîd. Ve eyyede'l-İslâme bi-ricâlin mâ-hüm min ehlihî hîne kāmû ʿalâ sâkın vâhidin ve ittifâkın sedîd. Ve's-salâtü ve's-selâmü ʿalâ hayri halkıhî Muhammedillezî ellefe kulûbe'l-mütenâfireti bi'l-kuvveti'l-kudsiyyeti'l-kāhireti. Ve şevvâ ekbâde'l-mütemerridîne bi-nîrâni bevârıkı's-süyûfi'l-bâtireti. Ve ʿalâ âlihî ve ashâbihillezîne kataʿû merâ'ire'l-fiteni ve'n-nifâkı bi-medâfiʿi'ş-şecâʿati ve'l-besâleti ve ağrakū sefâyine [Ü1 208a] 'l-fesâdi bi-nekbâ'i's-sarâmeti fî meraci'l-bahreyni mine'l-hamâseti mâ-raʿadet ğuyûme'l-ğayâhibi bi's-savâʿıkı ve'l-berkı ve telâtamet emvâce'n-nasri li-kahri'l-aʿdâ'i bi'l-ğarakı.\nBâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb ve sebeb-i tenmîk-ı sahîfe-i hakīkat-intisâb oldur ki, öteden berü Devlet-i ʿaliyye ile İngiltere Devleti beyninde bilâ-infisâl bâkī vü ber-karâr olan hüsn-i vifâka mebnî ve Fransalu'nun lâ-yenkatıʿ nakz-ı ʿahd ile berü tarafa hücûma tesaddîlerinden nâşî, gerek Devlet-i ʿaliyye ve gerek İngiltere Devleti el-ân muhârebe üzere bulunduklarına mübtenî, teşdîd-i revâbıt-ı mahabbet-i kadîmeye tarefeynden rağbet-i tâmme zuhûra gelmeğin ve bu defʿa Devlet-i ʿaliyye ve İngiltere Devleti'nin dostu ve müttefiki olan Rûsiyye Devleti arasında zamân-ı temâmiyyet-i memâlik-i tarafeyn ile âsâyişin istihsâl ü istimrârı ve devlet-i sâyirenin hifz u hirâseti esâsı üzere ʿakd olunan tedâfüʿî ittifâkda İngiltere Devleti dahi daʿvet olunacağı şart kılınmağın şevketlü, kudretlü, mehâbetlü, ʿazametlü veliyy-i niʿmetimiz Pâdişâh-ı [Ü2 223a] Âl-i ʿOsmân ve Şehinşâh-ı Dârâ-derbân Sultân Selîm Hân-ı Sâlis efendimiz hazretleri ve haşmetlü, miknetlü İngiltere Kıralı Corciyoş-ı Georges Sâlis cenâbları kezâlik emniyyet ve refâh-ı hâl-i reʿâyây-ı cânibeyni ve âsâyiş-i ʿâmmeyi müstelzim olacak vesâ'ilin tahsîli içün beyne'd-devleteyn ʿakd-i revâbıt-ı ittifâka karar vermeleriyle, biz ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ve Saltanat-ı seniyye-i maʿdelet-irtisâmın imzalarımızda mastûr merâtib-i celîlesini hâyiz ve bu husûsa murahhasıyız. Kıral-ı müşârun ileyhin murahhasları olan rütbetlü, asâletlü Ordre-yepe taʿbîr olunur tarîk-ı Kırâlî-yi Harbiyyet'in Rütbe-i ûlâ'sında Kavelyeri ve Donanma Başbûğu ve şark denizlerinde İngiltere [Ü1 208b] asâkir-i bahriyyesinin Kumandanı Viyam Sone-i İsmit ve Âsitâne-i saʿâdet'de Murahhas Elçisi Bohan İstisar İsimit hutimet ʿavâkıbuhû bi'l-hayr ile ʿakd-i meclis-i mükâleme ve ruhsat-nâmelerimiz birbirimize irâ'e ile müzâkere olunup, zikri âtî şurût üzere iki devletin ittifâkını ʿakd eylemişizdir.\nEvvelki mâdde:\n\nRûsiyye İmperatoru'na eşedd-i revâbıt-ı ittifâk ile merbût bulunan İngiltere Kıralı cenâbları bu defʿa Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleriyle İmperator-ı müşârun ileyh beyninde ʿakd olununan tedâfüʿî ittifâka Devlet-i ʿaliyye'nin ve İngiltere Devleti'nin\nkeyfiyyet-i mevkıʿına şurûtunun tevâfuku derecede işbu ittifâk-nâme ile dâhil olur. Ve mukābeleten şevketlü Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri dahi işbu ittifâk-nâme ile haşmetlü İngiltere Kıralı'yla bi'l-misl muʿâhede eder. Şol vechile ki, düvel-i selâse miyânında işbu tedâfüʿî ittifâk-nâme ve maʿkūd bulunan ittifâklar ve ʿahid-nâmeler hasebiyle gerek berrde ve gerek bahrda sulh u salâh ve hüsn-i vifâk ve hubb ü tevâdd-ı tâmm ile'l-ebed [Ü2 223b] bâkī vü ber-karâr olup, fîmâ-baʿd bir tarafın dostu dîgerlerin dahi dostu ola. Ve bir cânibin düşmeni âharların ʿindinde dahi düşmen ʿadd oluna. Binâ-berîn devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn vaʿd ü teʿahhüd ederler ki, âsâyiş ü emniyyet-i cânibeyne dâyir olan cemîʿ mevâdda hâlisâne muhâbere vü müzâkere edüp, kendü mülklerinden her gûne mekāsıd-ı hasmâneyi menʿ ü defʿ ve âsâyiş-i ʿâmmenin istihsâliyçün bi'l-iştirâk iktizâ eden esbâba teşebbüs edeler.\n\nİkinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn işbu ittifâklarına ziyâde takviyet vermegiyçün bi'l-mukābele tarafeynin memâlikine zâmin ü kefîl olurlar. Şol vechile ki, İngiltere Kıralı cenâbları Fransalu'nun Mısır'a hücûmundan mukaddemce Devlet-i ʿaliyye'nin zîr-i temellükünde [Ü1 209a] bulunan kâffe-i memâlikine bilâ-istisnâ' zâmin ü kefîl olup, bi'l-mukābele Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri dahi İngiltere Devleti'nin bilâ-istisnâ' kâffe-i memâlikine zâmin ü kefîl olur.\n\nÜçüncü mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn eğerçi düvel-i sâyire ile müzâkereye ve maslahatları îcâb edeceği muʿâhedâtın rabtına muhtârdırlar. Ancak ahadühümâ âhara vech-i ekmel üzere teʿahhüd eder ki, o makūle muʿâhedât vakten mine'l-evkāt biri birinin ednâ zarar u ziyân ve hasâretini yâhûd temâmiyyet-i memâlik-i cânibeyne noksân terettübünü müstelzim olacak şurûta katʿâ şâmil olmaya. Belki hasbe'l-makdûr ahadühümâ âharın şân ü emniyyet ve menfaʿatini vikāye vü tahsîl etmeği tarafeyn vaʿd eder.\n\nDördüncü mâdde: Ahad-i cânibeynin memâlikine bir gûne hücûm vukūʿunda cânib-i âhardan iʿtâ olunacak imdâdlar vakt ü hâlin îcâb edeceği vech üzere hulûs-ı taviyyet [Ü2 224a] kāʿidesine ve beyne'd-devleteyn derkâr olan vüdd ü mahabbet-i samîmiyyenin muktezâsına tatbîkan tanzîm oluna.\n\nBeşinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn gerek var kuvvetleriyle ve gerek ittifâk muktezâsı üzere ahadühümâdan âhara olacak iʿânetle muhârebede müşterek olduklarından, ahad-i cânibeyn âharı müşterek kılmayınca ve emniyyeti tahsîl etmeyince musâlaha etmeyüp, mütâreke-i medîde dahi ʿakd eylemeye. Ve işbu ittifâkın şurûtuna yâhûd muktezâlarına sıdkla riʿâyet olunduğuna binâʾen, baʿzan ahad-i tarafeyne bir gûne hücûm\nvukūʿunda taraf-ı dîger maslahat-ı müşterekeye evfak u enfaʿ sûret ile muktezî olan iʿâneti icrâ eyleye.\n\nAltıncı mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn beynlerinde râbıta vü karâr verdiler ki, donanmaları ve kebîr ceng sefînleri ve sâyir sefâyin-i harbiyyeleri lede't-tesâdüf [Ü1 209b] selâmlaşmağa bedʿ içün başbûğların refʿ ve küşâd etdikleri Başbûğluk Sancağı'ndan müstebân olan tevaffuk rütbesine tarafeynden dikkat oluna. Müsâvât-i rütbe takdîrinde selâmlaşmayalar. Ve ibtidâ selâm verecek taraf ne mikdâr top atarsa taraf-ı âhardan dahi ol mikdâr top ile cevâb verile. Binâ-berîn lede't-tesâdüf bu keyfiyyeti bi'l-müzâkere tanzîm ve her gûne sehv vukūʿunu menʿ içün tarafeynden sandalları irsâliyle muhâbere oluna.\n\nYedinci mâdde: Hîn-i muhârebede düşmenden ahz olunacak edevât-ı harbiyye ve âlât-ı ceng ve emtiʿa-i mütenevviʿa bi'l-cümle ahz eden gānimîn askerin ola.\n\nSekizinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn el-hâletü hâzihî düşmen-i müşterek ile muhârebe üzere bulunduklarında, müştereken muhârebeye kıyâm etmek ve beşinci [Ü2 224b] mâddede şart kılındığı üzere tarafeynin re'yi munzamm olmaksızın musâlaha vü mütâreke ʿakd etmemek üzere karâr verdiler. Şol vechile ki, Devlet-i ʿaliyye el-ân memâlikine mazhar olduğu hücûmun indifâʿından sonra dahi yine muhârebeye mudâvemet edüp, kendüsi ve müttefikleriyçün şânlu ve hakkāniyyetlü musâlahanın inʿikādına değin müttefiklerinden müfârakat etmeye. Ve kezâlik İngiltere Devleti dahi Devlet-i ʿaliyye'nin şân ve emniyyet ü maslahatına muvâfık olan hâlâtı tahsîl etmeksizin düşmen-i müşterek ile musâlaha eylemeye.\n\nDokuzuncu mâdde: Devleteyn-i müttefikateyn minvâl-i meşrûh üzere muhârebede müşterek olduklarından vaʿd ederler ki, muhârebenin imtidâdına ve musâlahanın şurûtuna mütedâyir niyyetlerini birbirlerine keşf ü beyân eyleyeler. Ve bu bâbda usûl-i munsifânenin muktezâsına iktidâʾen beynlerinde karâr vereler.\n\nOnuncu mâdde: İşbu muhârebede ittifâk-nâmenin muktezây-ı mefhûmu üzere tarafeynden iʿtâ olunacak imdâdlar ziyâde kârger [Ü1 210a] olmağiyçün düşmenin ʿale'l-ıtlâk ve be-tahsîs Mısır cânibinde mekāsıd-ı rediyyesini ilgā ve Ak-deniz ve İç-deniz'de ticâretini mahv ü ifnâ etmek maslahatlarına evfak olacak ahvâl-i harbiyyeye devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn bi'l-müzâkere beynlerinde râbıta vü nizâm vereler. Bu husûs içün Pâdişâh-ı Âl-\ni 'Osmân hazretleri teʿahhüd eder ki, düşmenin ticâretine bilâ-istisnâ' kâffe-i lîmânları mesdûd olacağından başka, mekāsıd-ı hırs-âlûdînin husûlünü menʿ içün kendü memâlikinde ekalli yüz bin nefer askeri düşmen ʿaleyhine iʿmâl edüp, [Ü2 225a] iktizâ ederse mecmûʿ kuvvetine varınca ol askerin ʿadedini teksîr ede. Ve bâlâda mezkûr denizlerde müttefikleri donanmalarıyla bi'l-ittifâk hareket etmekiyçün kuvvet-i bahriyyesini techîz eyleye. Ve mukābeleten İngiltere Kıralı cenâbları dahi teʿahhüd eder ki, kezâlik müttefikleri donanmalarıyla müttefikan düşmene îsâl-i zarar u gezend ve icrây-ı mekāsıdını menʿ, bâhusûs Devlet-i ʿaliyye memâlikine her gûne hücûmu defʿ içün zikr olunan denizlerde dâ'imâ düşmenin kuvvetine muʿâdil kuvvet-i bahriyyesini iʿmâl etdire.\nOn birinci mâdde:\n\nİngiltere donanmasının Ak-deniz cânibinde tevakkufundan maksad-ı aslî memâlik-i ʿOsmâniyye sevâhilinin hifz u hirâseti olduğundan, neferâtın firârı donanmanın zaʿfını müstelzim olduğu bedîdâr ve maksad-ı aslî olan maslahata muzırr olacağı âşikâr olmağla, devleteyn-i muʿâhedeteyn bu hâleti hiçbir gûne ʿillet ü behâne ile kabûl etmameği teʿahhüd ederler.\nOn ikinci madde:\n\nDevleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn bu ʿuhûdun mümkin olduğu mertebe müddet-i medîde düstûru'l-ʿamel tutulmasına hâhiş-ker iseler dahi tebeddül-i ahvâl-i rûzgâr hasebiyle baʿzı mevâddın tebdîli lâzım gelmesi muhtemel olduğundan, işbu tedâfüʿî ittifâkı tasdîk-nâmelerin mübâdelesi [Ü1 210b] gününden iʿtibâr olunarak sekiz senelik müddet taʿyînine karâr verildi. Müddet-i mezkûre hulûlünde ol vaktin iktizâsına göre tecdîdi husûsu beyne'd-devleteyn dostâne müzâkere oluna.\nOn üçüncü mâdde:\n\nİşbu tedâfüʿî ittifâk-nâme Âl-i ʿOsmân Pâdişâhı ve İngiltere Kıralı taraflarından tasdîk olunup, tasdîk-nâmeleri üç ayda ve mümkin olursa andan ekall müddetde Âsitâne-i saʿâdet'de mübâdele oluna. [Ü2 225b]\nHâtime:\n\nBi-ʿavni'l-Meliki'l-ʿallâm sıdk-ı tâmm-ı cânibeyn ile zikr olunan on üç mâddenin şart u rabt olunduğu üzere vakt-i merkūmda tasdîk-nâmeleri mübâdelesi husûsu pezîrây-ı hıtâm olmak içün bizler ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr tarafından bâ-ruhsat-nâme-i hümâyûn murahhasslarız. Muktezây-ı ruhsat-ı kâmilemiz üzere işbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzâlarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Kıral-ı müşârun ileyhin\nmurahhasları mûmâ ileyhimâ tarafından dahi ruhsat-nâmeleri muktezâsınca mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre ʿaynı bir kıtʿa temessük ile mübâdeleten mûmâ ileyhimâ taraflarına iʿtâ olundu; hurrira fi'l-yevmi's-sâmini ve'l-ʿişrîne min şehri Recebi'l-ferdi, sene selâse ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şerefu fi beldeti'l-Kostantiniyyeti'l-mahrûse.",
          "caption": "Sûret-i ittifâk-nâme-i İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_351.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i ittifâk-nâme-i İngiltere",
          "text": "Elhamdülillâhillezî seyyera fülke'l-eflâki fî muhîti ʿacâyibi kudretihî. Ve ersele'r-riyâha levâkıha mübeşşirâtin li-izhâri emvâci kulzümi ʿazametihî. Ve şeyyede nizâme'l-kâyinâti bi-bâhiri satavâti'l-mülûki min ʿibâdihî ulî be'sin şedîd. Ve eyyede'l-İslâme bi-ricâlin mâ-hüm min ehlihî hîne kāmû ʿalâ sâkın vâhidin ve ittifâkın sedîd. Ve's-salâtü ve's-selâmü ʿalâ hayri halkıhî Muhammedillezî ellefe kulûbe'l-mütenâfireti bi'l-kuvveti'l-kudsiyyeti'l-kāhireti. Ve şevvâ ekbâde'l-mütemerridîne bi-nîrâni bevârıkı's-süyûfi'l-bâtireti. Ve ʿalâ âlihî ve ashâbihillezîne kataʿû merâ'ire'l-fiteni ve'n-nifâkı bi-medâfiʿi'ş-şecâʿati ve'l-besâleti ve ağrakū sefâyine [Ü1 208a] 'l-fesâdi bi-nekbâ'i's-sarâmeti fî meraci'l-bahreyni mine'l-hamâseti mâ-raʿadet ğuyûme'l-ğayâhibi bi's-savâʿıkı ve'l-berkı ve telâtamet emvâce'n-nasri li-kahri'l-aʿdâ'i bi'l-ğarakı.\nBâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb ve sebeb-i tenmîk-ı sahîfe-i hakīkat-intisâb oldur ki, öteden berü Devlet-i ʿaliyye ile İngiltere Devleti beyninde bilâ-infisâl bâkī vü ber-karâr olan hüsn-i vifâka mebnî ve Fransalu'nun lâ-yenkatıʿ nakz-ı ʿahd ile berü tarafa hücûma tesaddîlerinden nâşî, gerek Devlet-i ʿaliyye ve gerek İngiltere Devleti el-ân muhârebe üzere bulunduklarına mübtenî, teşdîd-i revâbıt-ı mahabbet-i kadîmeye tarefeynden rağbet-i tâmme zuhûra gelmeğin ve bu defʿa Devlet-i ʿaliyye ve İngiltere Devleti'nin dostu ve müttefiki olan Rûsiyye Devleti arasında zamân-ı temâmiyyet-i memâlik-i tarafeyn ile âsâyişin istihsâl ü istimrârı ve devlet-i sâyirenin hifz u hirâseti esâsı üzere ʿakd olunan tedâfüʿî ittifâkda İngiltere Devleti dahi daʿvet olunacağı şart kılınmağın şevketlü, kudretlü, mehâbetlü, ʿazametlü veliyy-i niʿmetimiz Pâdişâh-ı [Ü2 223a] Âl-i ʿOsmân ve Şehinşâh-ı Dârâ-derbân Sultân Selîm Hân-ı Sâlis efendimiz hazretleri ve haşmetlü, miknetlü İngiltere Kıralı Corciyoş-ı Georges Sâlis cenâbları kezâlik emniyyet ve refâh-ı hâl-i reʿâyây-ı cânibeyni ve âsâyiş-i ʿâmmeyi müstelzim olacak vesâ'ilin tahsîli içün beyne'd-devleteyn ʿakd-i revâbıt-ı ittifâka karar vermeleriyle, biz ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ve Saltanat-ı seniyye-i maʿdelet-irtisâmın imzalarımızda mastûr merâtib-i celîlesini hâyiz ve bu husûsa murahhasıyız. Kıral-ı müşârun ileyhin murahhasları olan rütbetlü, asâletlü Ordre-yepe taʿbîr olunur tarîk-ı Kırâlî-yi Harbiyyet'in Rütbe-i ûlâ'sında Kavelyeri ve Donanma Başbûğu ve şark denizlerinde İngiltere [Ü1 208b] asâkir-i bahriyyesinin Kumandanı Viyam Sone-i İsmit ve Âsitâne-i saʿâdet'de Murahhas Elçisi Bohan İstisar İsimit hutimet ʿavâkıbuhû bi'l-hayr ile ʿakd-i meclis-i mükâleme ve ruhsat-nâmelerimiz birbirimize irâ'e ile müzâkere olunup, zikri âtî şurût üzere iki devletin ittifâkını ʿakd eylemişizdir.\nEvvelki mâdde:\n\nRûsiyye İmperatoru'na eşedd-i revâbıt-ı ittifâk ile merbût bulunan İngiltere Kıralı cenâbları bu defʿa Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleriyle İmperator-ı müşârun ileyh beyninde ʿakd olununan tedâfüʿî ittifâka Devlet-i ʿaliyye'nin ve İngiltere Devleti'nin\nkeyfiyyet-i mevkıʿına şurûtunun tevâfuku derecede işbu ittifâk-nâme ile dâhil olur. Ve mukābeleten şevketlü Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri dahi işbu ittifâk-nâme ile haşmetlü İngiltere Kıralı'yla bi'l-misl muʿâhede eder. Şol vechile ki, düvel-i selâse miyânında işbu tedâfüʿî ittifâk-nâme ve maʿkūd bulunan ittifâklar ve ʿahid-nâmeler hasebiyle gerek berrde ve gerek bahrda sulh u salâh ve hüsn-i vifâk ve hubb ü tevâdd-ı tâmm ile'l-ebed [Ü2 223b] bâkī vü ber-karâr olup, fîmâ-baʿd bir tarafın dostu dîgerlerin dahi dostu ola. Ve bir cânibin düşmeni âharların ʿindinde dahi düşmen ʿadd oluna. Binâ-berîn devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn vaʿd ü teʿahhüd ederler ki, âsâyiş ü emniyyet-i cânibeyne dâyir olan cemîʿ mevâdda hâlisâne muhâbere vü müzâkere edüp, kendü mülklerinden her gûne mekāsıd-ı hasmâneyi menʿ ü defʿ ve âsâyiş-i ʿâmmenin istihsâliyçün bi'l-iştirâk iktizâ eden esbâba teşebbüs edeler.\n\nİkinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn işbu ittifâklarına ziyâde takviyet vermegiyçün bi'l-mukābele tarafeynin memâlikine zâmin ü kefîl olurlar. Şol vechile ki, İngiltere Kıralı cenâbları Fransalu'nun Mısır'a hücûmundan mukaddemce Devlet-i ʿaliyye'nin zîr-i temellükünde [Ü1 209a] bulunan kâffe-i memâlikine bilâ-istisnâ' zâmin ü kefîl olup, bi'l-mukābele Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri dahi İngiltere Devleti'nin bilâ-istisnâ' kâffe-i memâlikine zâmin ü kefîl olur.\n\nÜçüncü mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn eğerçi düvel-i sâyire ile müzâkereye ve maslahatları îcâb edeceği muʿâhedâtın rabtına muhtârdırlar. Ancak ahadühümâ âhara vech-i ekmel üzere teʿahhüd eder ki, o makūle muʿâhedât vakten mine'l-evkāt biri birinin ednâ zarar u ziyân ve hasâretini yâhûd temâmiyyet-i memâlik-i cânibeyne noksân terettübünü müstelzim olacak şurûta katʿâ şâmil olmaya. Belki hasbe'l-makdûr ahadühümâ âharın şân ü emniyyet ve menfaʿatini vikāye vü tahsîl etmeği tarafeyn vaʿd eder.\n\nDördüncü mâdde: Ahad-i cânibeynin memâlikine bir gûne hücûm vukūʿunda cânib-i âhardan iʿtâ olunacak imdâdlar vakt ü hâlin îcâb edeceği vech üzere hulûs-ı taviyyet [Ü2 224a] kāʿidesine ve beyne'd-devleteyn derkâr olan vüdd ü mahabbet-i samîmiyyenin muktezâsına tatbîkan tanzîm oluna.\n\nBeşinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn gerek var kuvvetleriyle ve gerek ittifâk muktezâsı üzere ahadühümâdan âhara olacak iʿânetle muhârebede müşterek olduklarından, ahad-i cânibeyn âharı müşterek kılmayınca ve emniyyeti tahsîl etmeyince musâlaha etmeyüp, mütâreke-i medîde dahi ʿakd eylemeye. Ve işbu ittifâkın şurûtuna yâhûd muktezâlarına sıdkla riʿâyet olunduğuna binâʾen, baʿzan ahad-i tarafeyne bir gûne hücûm\nvukūʿunda taraf-ı dîger maslahat-ı müşterekeye evfak u enfaʿ sûret ile muktezî olan iʿâneti icrâ eyleye.\n\nAltıncı mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn beynlerinde râbıta vü karâr verdiler ki, donanmaları ve kebîr ceng sefînleri ve sâyir sefâyin-i harbiyyeleri lede't-tesâdüf [Ü1 209b] selâmlaşmağa bedʿ içün başbûğların refʿ ve küşâd etdikleri Başbûğluk Sancağı'ndan müstebân olan tevaffuk rütbesine tarafeynden dikkat oluna. Müsâvât-i rütbe takdîrinde selâmlaşmayalar. Ve ibtidâ selâm verecek taraf ne mikdâr top atarsa taraf-ı âhardan dahi ol mikdâr top ile cevâb verile. Binâ-berîn lede't-tesâdüf bu keyfiyyeti bi'l-müzâkere tanzîm ve her gûne sehv vukūʿunu menʿ içün tarafeynden sandalları irsâliyle muhâbere oluna.\n\nYedinci mâdde: Hîn-i muhârebede düşmenden ahz olunacak edevât-ı harbiyye ve âlât-ı ceng ve emtiʿa-i mütenevviʿa bi'l-cümle ahz eden gānimîn askerin ola.\n\nSekizinci mâdde: Devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn el-hâletü hâzihî düşmen-i müşterek ile muhârebe üzere bulunduklarında, müştereken muhârebeye kıyâm etmek ve beşinci [Ü2 224b] mâddede şart kılındığı üzere tarafeynin re'yi munzamm olmaksızın musâlaha vü mütâreke ʿakd etmemek üzere karâr verdiler. Şol vechile ki, Devlet-i ʿaliyye el-ân memâlikine mazhar olduğu hücûmun indifâʿından sonra dahi yine muhârebeye mudâvemet edüp, kendüsi ve müttefikleriyçün şânlu ve hakkāniyyetlü musâlahanın inʿikādına değin müttefiklerinden müfârakat etmeye. Ve kezâlik İngiltere Devleti dahi Devlet-i ʿaliyye'nin şân ve emniyyet ü maslahatına muvâfık olan hâlâtı tahsîl etmeksizin düşmen-i müşterek ile musâlaha eylemeye.\n\nDokuzuncu mâdde: Devleteyn-i müttefikateyn minvâl-i meşrûh üzere muhârebede müşterek olduklarından vaʿd ederler ki, muhârebenin imtidâdına ve musâlahanın şurûtuna mütedâyir niyyetlerini birbirlerine keşf ü beyân eyleyeler. Ve bu bâbda usûl-i munsifânenin muktezâsına iktidâʾen beynlerinde karâr vereler.\n\nOnuncu mâdde: İşbu muhârebede ittifâk-nâmenin muktezây-ı mefhûmu üzere tarafeynden iʿtâ olunacak imdâdlar ziyâde kârger [Ü1 210a] olmağiyçün düşmenin ʿale'l-ıtlâk ve be-tahsîs Mısır cânibinde mekāsıd-ı rediyyesini ilgā ve Ak-deniz ve İç-deniz'de ticâretini mahv ü ifnâ etmek maslahatlarına evfak olacak ahvâl-i harbiyyeye devleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn bi'l-müzâkere beynlerinde râbıta vü nizâm vereler. Bu husûs içün Pâdişâh-ı Âl-\ni 'Osmân hazretleri teʿahhüd eder ki, düşmenin ticâretine bilâ-istisnâ' kâffe-i lîmânları mesdûd olacağından başka, mekāsıd-ı hırs-âlûdînin husûlünü menʿ içün kendü memâlikinde ekalli yüz bin nefer askeri düşmen ʿaleyhine iʿmâl edüp, [Ü2 225a] iktizâ ederse mecmûʿ kuvvetine varınca ol askerin ʿadedini teksîr ede. Ve bâlâda mezkûr denizlerde müttefikleri donanmalarıyla bi'l-ittifâk hareket etmekiyçün kuvvet-i bahriyyesini techîz eyleye. Ve mukābeleten İngiltere Kıralı cenâbları dahi teʿahhüd eder ki, kezâlik müttefikleri donanmalarıyla müttefikan düşmene îsâl-i zarar u gezend ve icrây-ı mekāsıdını menʿ, bâhusûs Devlet-i ʿaliyye memâlikine her gûne hücûmu defʿ içün zikr olunan denizlerde dâ'imâ düşmenin kuvvetine muʿâdil kuvvet-i bahriyyesini iʿmâl etdire.\nOn birinci mâdde:\n\nİngiltere donanmasının Ak-deniz cânibinde tevakkufundan maksad-ı aslî memâlik-i ʿOsmâniyye sevâhilinin hifz u hirâseti olduğundan, neferâtın firârı donanmanın zaʿfını müstelzim olduğu bedîdâr ve maksad-ı aslî olan maslahata muzırr olacağı âşikâr olmağla, devleteyn-i muʿâhedeteyn bu hâleti hiçbir gûne ʿillet ü behâne ile kabûl etmameği teʿahhüd ederler.\nOn ikinci madde:\n\nDevleteyn-i fahîmeteyn-i muʿâhedeteyn bu ʿuhûdun mümkin olduğu mertebe müddet-i medîde düstûru'l-ʿamel tutulmasına hâhiş-ker iseler dahi tebeddül-i ahvâl-i rûzgâr hasebiyle baʿzı mevâddın tebdîli lâzım gelmesi muhtemel olduğundan, işbu tedâfüʿî ittifâkı tasdîk-nâmelerin mübâdelesi [Ü1 210b] gününden iʿtibâr olunarak sekiz senelik müddet taʿyînine karâr verildi. Müddet-i mezkûre hulûlünde ol vaktin iktizâsına göre tecdîdi husûsu beyne'd-devleteyn dostâne müzâkere oluna.\nOn üçüncü mâdde:\n\nİşbu tedâfüʿî ittifâk-nâme Âl-i ʿOsmân Pâdişâhı ve İngiltere Kıralı taraflarından tasdîk olunup, tasdîk-nâmeleri üç ayda ve mümkin olursa andan ekall müddetde Âsitâne-i saʿâdet'de mübâdele oluna. [Ü2 225b]\nHâtime:\n\nBi-ʿavni'l-Meliki'l-ʿallâm sıdk-ı tâmm-ı cânibeyn ile zikr olunan on üç mâddenin şart u rabt olunduğu üzere vakt-i merkūmda tasdîk-nâmeleri mübâdelesi husûsu pezîrây-ı hıtâm olmak içün bizler ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr tarafından bâ-ruhsat-nâme-i hümâyûn murahhasslarız. Muktezây-ı ruhsat-ı kâmilemiz üzere işbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzâlarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Kıral-ı müşârun ileyhin\nmurahhasları mûmâ ileyhimâ tarafından dahi ruhsat-nâmeleri muktezâsınca mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre ʿaynı bir kıtʿa temessük ile mübâdeleten mûmâ ileyhimâ taraflarına iʿtâ olundu; hurrira fi'l-yevmi's-sâmini ve'l-ʿişrîne min şehri Recebi'l-ferdi, sene selâse ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şerefu fi beldeti'l-Kostantiniyyeti'l-mahrûse."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Elhamdülillâhi Rabbi'l-ʿâlemîn. Ve's-selâtü ve's-selâmü ʿalâ seyyidinâ Muhammed ve ʿalâ âlihî ve sahbihî ecmaʿîn Bâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb oldur ki, Devlet-i ʿaliyye-i dâ'imiyyü'l-karâr ile Sicilyateyn Devleti beyninde derkâr olan vüdd ü tehâb ve hüsn-i vifâkın ânen-fe-ânen takviyet ü istihkâmı tarafeynin matlûbu olduğundan başka, Fransalu'nun lâ-yenkatıʿ nakz-ı ʿahd ile etrâf u eknâfa taʿarruza tesaddîleri hasebiyle memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'ye [Ü1 211a] hücûmları derkâr ve Sicilyateyn Devleti'ne dahi sû'-i kasdları zâhir ü âşikâr ve bu vechile beyne'd-devleteyn tevâfuk-ı maslahat bedîdâr olmakdan nâşî şevketlü, mehâbetlü, kudretlü, ʿazametlü Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân ve Şehinşâh-ı Dârâ-derbân [Ü2 226a] Sultân Selîm Hân-ı Sâlis efendimiz hazretleri ve haşmetlü, menziletlü Sicilyateyn Kıralı Dördüncü Ferdinando cenâbları hıfz-ı memâlik-i cânibeyn ve te'mîn-i reʿâyây-ı tarafeyn ile düşmen-i müşterek olan Fransalu'nun mekāsıd-ı hırs-âlûdunu ibtâl içün bir muʿâhede-i musarraha ʿakd ile işbu muhârebeye müttefikan kıyâma karâr vermeleriyle biz ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ve Saltanat-ı seniyye-i maʿdelet-irtisâm'ın imzâmızda mastûr merâtib-i celîlesini hâyiz ve bu husûsa murahhasıyız. Kıral-ı müşârun ileyhin Âsitâne-i saʿâdet'de Fevkalʿâde Murahhas Orta Elçisi olan hürmetlü, asâletlü Kostantin Ludolf hutimet ʿavâkıbuhû bi'l-hayr ile ʿakd-i\nmeclis-i mükâleme ve ruhsat-nâmelerimiz birbirimize irâ'e ile müzâkere olunup, zikri âtî şurûtu ʿakd eylemişizdir.\nEvvelki mâdde:\n\nFransalu'nun Mısır ve İtalya ülkalerine ve Malta Cezîresi'ne hücûm ü istîlâsı, Devlet-i ʿaliyye'nin ve Sicilyateyn Devleti'nin emn ü âsâyişine münâfî bir hâlet idüği celî vü âşikâr olmağla, Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri ve Sicilyateyn Kıralı cenâbları sarâhaten vaʿd ü teʿahhüd ederler ki, Fransa aleyhine derkâr olan işbu muhârebeye müttefikan kıyâm edüp, kendü haklarında olacak kâffe-i mekāsıd-ı hasmâneyi menʿ ve Fransalu'nun tesallutunu devleteyne hem-hudûd bulunan vilâyetlerin üzerinden refʿ içün bi'l-iştirâk iktizâ eden esbâba teşebbüs edeler.\nİkinci mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn bu vechile müttefikan muhârebeye kıyâm etdiklerine binâ'en, vaʿd ü teʿahhüd ederler ki, birbirlerinin [Ü1 211b] mesâlihini iltizâm zımnında ahadühümâ âharı müşterek kılmayınca düşmen-i müşterek ile musâlaha vü mütâreke ʿakd eylemeye.\nÜçüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn [Ü2 226b] vaʿd ederler ki, harekât-ı harbiyyelerine muvâfakat-ı tâmme hâsıl olmak vechi üzere bi'l-müzâkere râbıta vü nizâm vereler. Ve ber-muktezây-ı civâriyyet-i tarafeynin harekâtı îcâb edeceği ve cânibeynin ahvâl-ı hâssası müsâʿid olacağı imdâdları gerek berren ve gerek bahran birbirlerine iʿtâ eyleyeler. Ve Sicilyateyn Kıralı, İtalya semtinde düşmen-i müştereke var kuvvetiyle mukābeleye meşgūl iken Fransalu'nun sademât-ı hücûmuna tâb-âver olamayup, imdâda muhtâc oldukda, Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri lede'l-mutâlebe Kıral-ı müşârun ileyhe Arnavudluk tarafından on bin asker ile iʿânet etmeği ve Sicilyateyn Ülkasi muhâtarada oldukça ve müttefikan düşmen-i müşterek ʿaleyhine olacak harekât îcâb etdikçe, iktizâsına göre Körfez'de ve İç-deniz'de bir kavî donanmayı iʿmâl eylemeği vaʿd eder.\nDördüncü mâdde:\n\nAhad-i cânibeynin memâliki düşmen-i müşterekin hücûmuna mazhar olur ise, taraf-ı dîger düşmenin hücumunu defʿ içün vücûhla işgāline kıyâm edeceğinden başka, kendü ahvâli tecvîz edeceği imdâdları, mazhar-ı hücûm olan tarafa iʿtâ eyleye. Vâhid-i tarafeyn kendü memâlikinin âsâyiş ü emniyyeti içün dahi her ne zemân istiʿâne eder ise, taraf-ı âhar kezâlik imdâd ü iʿânet ede. Be-şart-ı ân ki, istiʿâneten daʿvet olunacak berrî ve bahrî asâkiri müsteʿân olan taraf besleye. Ve iʿâneten verilecek kara\naskerinin imrâriyçün iktizâ eden sefâyin ve zehâyir-i râhiyyeleri kezâlik müsteʿîn olan devlet tarafından idâre oluna.\n\nBeşinci mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn [Ü1 212a] düşmen-i müşterekin ticâretine mümkin olduğu [Ü2 227a] mertebe îsâl-i hasâr içün iktizâ eden esbâba teşebbüs edüp, Fransalu'nun gerek harbî ve gerek tüccâr sefînelerine lîmânlarını sedd ve Fransa ile her gûne ticâretden reʿâyâlarını menʿ eyleyeler. Ve kendü lîmânlarından Fransa içün zehâyir ve mühimmât-ı harb nakl ü ihrâcını katʿâ tecvîz etmeyeler. Ve bilʿakis tarafeynin donanmaları devleteyne tâbiʿ lîmânlara bilâ-ihtirâz kabûl olunup, muhtâc olabilecekleri zehâyir ve levâzım fey'ât-ı râyice ile iʿtâ oluna. Lâkin sefâyin-i harbiyye-i İslâmiyye'nin başbûğları, Sicilyateyn lîmânlarında cârî olan nezâret kavâʿidine riʿâyet edeler.\n\nAltıncı mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn maslahat-ı müşterekelerine mebnî ve beynlerinde derkâr olan vüdd ü mahabbete ve hüsn-i civâriyyete riʿâyetlerini nev-be-nev isbâta hâhişkâr olduklarına mübtenî, âsâyîş ü emniyyet-i cânibeyni müstelzim olacak fevâyidi birbirleriyçün istihsâle ve bu husûsu beynlerinde dostâne ve hâlisâne müzâkere birle râbıta vermeğe vaʿd ü teʿahhüd ederler.\n\nYedinci mâdde: Tarafeynin kuvveti bir maksada masrûf olmak ve meşâgıl-ı uhrâ ile meşgûl olmamak elzem-i levâzımdan idüği celî vü âşikâr ve el-hâletü hâzihî Sicilyateyn Kıralı ve kezâlik Fransa ile muhârib bulunan Garb Ocakları arasında derkâr olan muhârebenin imtidâdı, maslahat-ı müşterekeye mugāyir olduğu bedîdâr olmağla, Devlet-i ʿaliyye, Garb Ocakları'nı Sicilyateyn Kıralı'yla bilâ-te'hîr musâlahaya mecbûr etmek ve imtidâdına sâʿî olmak üzere müteʿahhiddir.\n\nSekizinci mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn reʿâyâlarının umûr-ı ticârete dahi sarf-ı zihn ve dikkat edeceklerine [Ü2 227b] mebnî, hicret-i Nebeviyye ʿalâ-sâhibihâ efdalü't-tahiyyenin bin yüz elli üç senesi Muharremü' [Ü1 212b] l-harâmının onuncu günü ve târîh-i Nasârâ'nın bin yedi yüz kırk senesi şehr-i Nîsân'ının yedinci günü beyne'd-devleteyn münʿakıd olan ʿahidnâmenin ticârete dâ'ir olan şurûtunu tarafeyne enfaʿ olmak vechi üzere âsâyişin iʿâdesi husûle geldikde, tecdîd etmeği vaʿd ederler.\nDokuzuncu mâdde: İşbu ʿahid-nâme Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri ve Sicilyâteyn Kıralı cenâbları tarafından tasdîk olunup, tasdîk-nâmeler altı haftada ve mümkin olursa andan ekall müddetde Âsitâne-i saʿâdet'de mübâdele oluna.\n\nHâtime: Zikr olunan dokuz mâddenin meşrût olduğu vechile vakt-i mezkûrda tasdîk-nâmeleri mübâdelesi hitâm-pezîr olmak içün bizler ki, taraf-ı Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm'dan bâ-ruhsat-nâme-i hümâyûn murahhaslarız. Muktezây-ı meʾmûriyyetimiz üzere işbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzâlarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Kıral-ı müşârun ileyhin Murahhas Elçisi mûmâ ileyh tarafından kezâlik mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre ʿaynı bir kıtʿa temessük ile mübâdele ve iʿtâ olundu; hurrira fi'l-yevmi'r-râbiʿi ve'l-ʿaşera min şehri Şaʿbân, sene selâse ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şerefu fî beldeti'l-Kostantıniyyeti'l-mahrûse.",
          "caption": "Sûret-i ittifak-nâme-i Küçük İspanya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_352.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i ittifak-nâme-i Küçük İspanya",
          "text": "Elhamdülillâhi Rabbi'l-ʿâlemîn. Ve's-selâtü ve's-selâmü ʿalâ seyyidinâ Muhammed ve ʿalâ âlihî ve sahbihî ecmaʿîn Bâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb oldur ki, Devlet-i ʿaliyye-i dâ'imiyyü'l-karâr ile Sicilyateyn Devleti beyninde derkâr olan vüdd ü tehâb ve hüsn-i vifâkın ânen-fe-ânen takviyet ü istihkâmı tarafeynin matlûbu olduğundan başka, Fransalu'nun lâ-yenkatıʿ nakz-ı ʿahd ile etrâf u eknâfa taʿarruza tesaddîleri hasebiyle memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'ye [Ü1 211a] hücûmları derkâr ve Sicilyateyn Devleti'ne dahi sû'-i kasdları zâhir ü âşikâr ve bu vechile beyne'd-devleteyn tevâfuk-ı maslahat bedîdâr olmakdan nâşî şevketlü, mehâbetlü, kudretlü, ʿazametlü Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân ve Şehinşâh-ı Dârâ-derbân [Ü2 226a] Sultân Selîm Hân-ı Sâlis efendimiz hazretleri ve haşmetlü, menziletlü Sicilyateyn Kıralı Dördüncü Ferdinando cenâbları hıfz-ı memâlik-i cânibeyn ve te'mîn-i reʿâyây-ı tarafeyn ile düşmen-i müşterek olan Fransalu'nun mekāsıd-ı hırs-âlûdunu ibtâl içün bir muʿâhede-i musarraha ʿakd ile işbu muhârebeye müttefikan kıyâma karâr vermeleriyle biz ki, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm ve Saltanat-ı seniyye-i maʿdelet-irtisâm'ın imzâmızda mastûr merâtib-i celîlesini hâyiz ve bu husûsa murahhasıyız. Kıral-ı müşârun ileyhin Âsitâne-i saʿâdet'de Fevkalʿâde Murahhas Orta Elçisi olan hürmetlü, asâletlü Kostantin Ludolf hutimet ʿavâkıbuhû bi'l-hayr ile ʿakd-i\nmeclis-i mükâleme ve ruhsat-nâmelerimiz birbirimize irâ'e ile müzâkere olunup, zikri âtî şurûtu ʿakd eylemişizdir.\nEvvelki mâdde:\n\nFransalu'nun Mısır ve İtalya ülkalerine ve Malta Cezîresi'ne hücûm ü istîlâsı, Devlet-i ʿaliyye'nin ve Sicilyateyn Devleti'nin emn ü âsâyişine münâfî bir hâlet idüği celî vü âşikâr olmağla, Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri ve Sicilyateyn Kıralı cenâbları sarâhaten vaʿd ü teʿahhüd ederler ki, Fransa aleyhine derkâr olan işbu muhârebeye müttefikan kıyâm edüp, kendü haklarında olacak kâffe-i mekāsıd-ı hasmâneyi menʿ ve Fransalu'nun tesallutunu devleteyne hem-hudûd bulunan vilâyetlerin üzerinden refʿ içün bi'l-iştirâk iktizâ eden esbâba teşebbüs edeler.\nİkinci mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn bu vechile müttefikan muhârebeye kıyâm etdiklerine binâ'en, vaʿd ü teʿahhüd ederler ki, birbirlerinin [Ü1 211b] mesâlihini iltizâm zımnında ahadühümâ âharı müşterek kılmayınca düşmen-i müşterek ile musâlaha vü mütâreke ʿakd eylemeye.\nÜçüncü mâdde:\n\nDevleteyn-i muʿâhedeteyn [Ü2 226b] vaʿd ederler ki, harekât-ı harbiyyelerine muvâfakat-ı tâmme hâsıl olmak vechi üzere bi'l-müzâkere râbıta vü nizâm vereler. Ve ber-muktezây-ı civâriyyet-i tarafeynin harekâtı îcâb edeceği ve cânibeynin ahvâl-ı hâssası müsâʿid olacağı imdâdları gerek berren ve gerek bahran birbirlerine iʿtâ eyleyeler. Ve Sicilyateyn Kıralı, İtalya semtinde düşmen-i müştereke var kuvvetiyle mukābeleye meşgūl iken Fransalu'nun sademât-ı hücûmuna tâb-âver olamayup, imdâda muhtâc oldukda, Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri lede'l-mutâlebe Kıral-ı müşârun ileyhe Arnavudluk tarafından on bin asker ile iʿânet etmeği ve Sicilyateyn Ülkasi muhâtarada oldukça ve müttefikan düşmen-i müşterek ʿaleyhine olacak harekât îcâb etdikçe, iktizâsına göre Körfez'de ve İç-deniz'de bir kavî donanmayı iʿmâl eylemeği vaʿd eder.\nDördüncü mâdde:\n\nAhad-i cânibeynin memâliki düşmen-i müşterekin hücûmuna mazhar olur ise, taraf-ı dîger düşmenin hücumunu defʿ içün vücûhla işgāline kıyâm edeceğinden başka, kendü ahvâli tecvîz edeceği imdâdları, mazhar-ı hücûm olan tarafa iʿtâ eyleye. Vâhid-i tarafeyn kendü memâlikinin âsâyiş ü emniyyeti içün dahi her ne zemân istiʿâne eder ise, taraf-ı âhar kezâlik imdâd ü iʿânet ede. Be-şart-ı ân ki, istiʿâneten daʿvet olunacak berrî ve bahrî asâkiri müsteʿân olan taraf besleye. Ve iʿâneten verilecek kara\naskerinin imrâriyçün iktizâ eden sefâyin ve zehâyir-i râhiyyeleri kezâlik müsteʿîn olan devlet tarafından idâre oluna.\n\nBeşinci mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn [Ü1 212a] düşmen-i müşterekin ticâretine mümkin olduğu [Ü2 227a] mertebe îsâl-i hasâr içün iktizâ eden esbâba teşebbüs edüp, Fransalu'nun gerek harbî ve gerek tüccâr sefînelerine lîmânlarını sedd ve Fransa ile her gûne ticâretden reʿâyâlarını menʿ eyleyeler. Ve kendü lîmânlarından Fransa içün zehâyir ve mühimmât-ı harb nakl ü ihrâcını katʿâ tecvîz etmeyeler. Ve bilʿakis tarafeynin donanmaları devleteyne tâbiʿ lîmânlara bilâ-ihtirâz kabûl olunup, muhtâc olabilecekleri zehâyir ve levâzım fey'ât-ı râyice ile iʿtâ oluna. Lâkin sefâyin-i harbiyye-i İslâmiyye'nin başbûğları, Sicilyateyn lîmânlarında cârî olan nezâret kavâʿidine riʿâyet edeler.\n\nAltıncı mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn maslahat-ı müşterekelerine mebnî ve beynlerinde derkâr olan vüdd ü mahabbete ve hüsn-i civâriyyete riʿâyetlerini nev-be-nev isbâta hâhişkâr olduklarına mübtenî, âsâyîş ü emniyyet-i cânibeyni müstelzim olacak fevâyidi birbirleriyçün istihsâle ve bu husûsu beynlerinde dostâne ve hâlisâne müzâkere birle râbıta vermeğe vaʿd ü teʿahhüd ederler.\n\nYedinci mâdde: Tarafeynin kuvveti bir maksada masrûf olmak ve meşâgıl-ı uhrâ ile meşgûl olmamak elzem-i levâzımdan idüği celî vü âşikâr ve el-hâletü hâzihî Sicilyateyn Kıralı ve kezâlik Fransa ile muhârib bulunan Garb Ocakları arasında derkâr olan muhârebenin imtidâdı, maslahat-ı müşterekeye mugāyir olduğu bedîdâr olmağla, Devlet-i ʿaliyye, Garb Ocakları'nı Sicilyateyn Kıralı'yla bilâ-te'hîr musâlahaya mecbûr etmek ve imtidâdına sâʿî olmak üzere müteʿahhiddir.\n\nSekizinci mâdde: Devleteyn-i muʿâhedeteyn reʿâyâlarının umûr-ı ticârete dahi sarf-ı zihn ve dikkat edeceklerine [Ü2 227b] mebnî, hicret-i Nebeviyye ʿalâ-sâhibihâ efdalü't-tahiyyenin bin yüz elli üç senesi Muharremü' [Ü1 212b] l-harâmının onuncu günü ve târîh-i Nasârâ'nın bin yedi yüz kırk senesi şehr-i Nîsân'ının yedinci günü beyne'd-devleteyn münʿakıd olan ʿahidnâmenin ticârete dâ'ir olan şurûtunu tarafeyne enfaʿ olmak vechi üzere âsâyişin iʿâdesi husûle geldikde, tecdîd etmeği vaʿd ederler.\nDokuzuncu mâdde: İşbu ʿahid-nâme Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân hazretleri ve Sicilyâteyn Kıralı cenâbları tarafından tasdîk olunup, tasdîk-nâmeler altı haftada ve mümkin olursa andan ekall müddetde Âsitâne-i saʿâdet'de mübâdele oluna.\n\nHâtime: Zikr olunan dokuz mâddenin meşrût olduğu vechile vakt-i mezkûrda tasdîk-nâmeleri mübâdelesi hitâm-pezîr olmak içün bizler ki, taraf-ı Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm'dan bâ-ruhsat-nâme-i hümâyûn murahhaslarız. Muktezây-ı meʾmûriyyetimiz üzere işbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzâlarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Kıral-ı müşârun ileyhin Murahhas Elçisi mûmâ ileyh tarafından kezâlik mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre ʿaynı bir kıtʿa temessük ile mübâdele ve iʿtâ olundu; hurrira fi'l-yevmi'r-râbiʿi ve'l-ʿaşera min şehri Şaʿbân, sene selâse ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şerefu fî beldeti'l-Kostantıniyyeti'l-mahrûse."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngilterelü'nün bir takım donanması bâlâda beyân olunduğu vech üzere Mısır tarafına giden Fransa donanmasına teslît olunduğuna binâʾen, Ebuhûr'da iki donanma telâkī edüp, miyânede [Ü2 228a] eşedd-i kıtâl vukūʿuyla Fransalu'nun birkaç kıtʿa sefînelerin ihrâk ve birkaç kıtʿasını zabt ile kuvvet-i bahriyyeleri muzmahill olduğu haberleri tevârüd eyledikde, mukaddemâ Büyük-dere'ye vazʿ-ı lenger eden [Ü1 213a] Rûsiyye donanması, Devlet-i ʿaliyye donanmasıyla Körfez tarafına gönderilmek bi'l-müzâkere istisvâb ve Françelü'nün Rumeli cânibine itâle-i pây-i tecâvüz etmemesi içün bu reʾy-i rezîn intihâb olunup, meded-kârî-yi nesâyim-i feth ü zafer ile Ak-deniz cânibine bi'l-maʿiyye seyr ü sefer ve ibtidây-ı emrde Çuka Adası'nı ve Zanta ve Kefalonya cezîrelerini teshîr ve Zanta Adası sebâyâsından dört yüz kadar esîr Mora'ya gönderilüp, vâlîsi tarafından Âsitâne'ye tesyîr olunduğu haberi Donanma Başbûğu Kadrî Bey tarafından tebşîr olunduğundan gayri, Yanya Mutasarrıfı Depedelenli ʿAli\nPaşa dahi mukaddemâ Arnavudluk etrâfını muhâfazaya me'mûr olmuş olmağla, ol hudûda karîb olup, mukaddemâ Venedüklü'den Françelü tasarrufuna dâhil olan Preveze etrâfında müctemaʿ ve hudûd-ı İslâmiyye'ye tehattî fikr-i fâsidinde olan Françe taburuyla muhârebe olunup, ʿavn-i Bârî ve yümn-i ikbâl-i Tâc-dâri'yle aʿdânın ekseri tuʿme-i dehen-i şemşîr ve bakıyyetü's-süyûfları peyveste-i dü-şâha vü zencîr olup, “Preveze” ve “Barga” ve “Venice” ve \"Poçindiro\" isimleriyle müsemmâ dört kalʿa zamîme-i memâlik-i Pâdişâhî ve zümre-i Müslimîn'e bâʿis-i inşirâh-ı gayr-i mütenâhî oldu. [Ü3 1a]",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yi hümâyûn ve mürâfakat-ı donanma-yi Rûsiyye ve İngiliz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_353.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yi hümâyûn ve mürâfakat-ı donanma-yi Rûsiyye ve İngiliz",
          "text": "İngilterelü'nün bir takım donanması bâlâda beyân olunduğu vech üzere Mısır tarafına giden Fransa donanmasına teslît olunduğuna binâʾen, Ebuhûr'da iki donanma telâkī edüp, miyânede [Ü2 228a] eşedd-i kıtâl vukūʿuyla Fransalu'nun birkaç kıtʿa sefînelerin ihrâk ve birkaç kıtʿasını zabt ile kuvvet-i bahriyyeleri muzmahill olduğu haberleri tevârüd eyledikde, mukaddemâ Büyük-dere'ye vazʿ-ı lenger eden [Ü1 213a] Rûsiyye donanması, Devlet-i ʿaliyye donanmasıyla Körfez tarafına gönderilmek bi'l-müzâkere istisvâb ve Françelü'nün Rumeli cânibine itâle-i pây-i tecâvüz etmemesi içün bu reʾy-i rezîn intihâb olunup, meded-kârî-yi nesâyim-i feth ü zafer ile Ak-deniz cânibine bi'l-maʿiyye seyr ü sefer ve ibtidây-ı emrde Çuka Adası'nı ve Zanta ve Kefalonya cezîrelerini teshîr ve Zanta Adası sebâyâsından dört yüz kadar esîr Mora'ya gönderilüp, vâlîsi tarafından Âsitâne'ye tesyîr olunduğu haberi Donanma Başbûğu Kadrî Bey tarafından tebşîr olunduğundan gayri, Yanya Mutasarrıfı Depedelenli ʿAli\nPaşa dahi mukaddemâ Arnavudluk etrâfını muhâfazaya me'mûr olmuş olmağla, ol hudûda karîb olup, mukaddemâ Venedüklü'den Françelü tasarrufuna dâhil olan Preveze etrâfında müctemaʿ ve hudûd-ı İslâmiyye'ye tehattî fikr-i fâsidinde olan Françe taburuyla muhârebe olunup, ʿavn-i Bârî ve yümn-i ikbâl-i Tâc-dâri'yle aʿdânın ekseri tuʿme-i dehen-i şemşîr ve bakıyyetü's-süyûfları peyveste-i dü-şâha vü zencîr olup, “Preveze” ve “Barga” ve “Venice” ve \"Poçindiro\" isimleriyle müsemmâ dört kalʿa zamîme-i memâlik-i Pâdişâhî ve zümre-i Müslimîn'e bâʿis-i inşirâh-ı gayr-i mütenâhî oldu. [Ü3 1a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tabâyiʿ ve emzice-i mümkinâtın tegāyür ü tezâdı sebebi ile ʿale'd-devâm ʿâlemde ihtilâf u fiten hudûsü ve baʿzan râhat u âsâyiş zuhûru emr-i hükmî olup, kurûn u aʿsârdan birine mevkūf olmadığı bedâhet-i ʿakl ile sâbitdir. Yaʿnî ahvâl-i milel nesak-ı vâhid üzere karâr bulmak ve umûr-ı düvel ʿavârızât-ı mülkiyyeden vâreste olmak, hılâf-ı mecrây-ı tabîʿat-ı zemâne olup, be-în-cümle mir'ât-ı kâyinâtda nakş-pezîr-i kalem-i takdîr olan suver-i muhtelifenin baʿzan şekl-i ikrâhda [Ü1 213b] mer'î olması mûcib-i hayr-ı kesîr ve müstelzim-i nefʿ-i gazîr olduğu nass-ı İlâhî ile sâbitdir.\n\nMebde'-i ʿâlemden ve evâyil-i Saltanat-ı ʿaliyye'den ilâ-yevminâ hâzâ müşâhede olunan fiten ü şûriş ve mâ-beyne'd-düvel vukūʿ bulan dâd ü dihiş mesbût-ı mecelletü'l-hâtır-ı erbâb-ı yakîn ü dânişdir. Beş yüz ve altı yüz târîhlerinde zuhûr eden ihtilâf u şikāk hasebiyle Devlet-i İslâmiyye'ye fetret ü ihtilâl târî olup, dâʾimâ kemîn-gâh-ı fursatda rasad-bîn olan Françelü'ye Cenevizlü muʿîn olup, sevâhil-i Şâmât'ı bi-esrihâ zabt ve envâʿ-ı fesâd icrâsıyla o memleket-i vesîʿu'l-ercâyı berhem-zede-i teşvîş ü habt eylemişler idi. Haleb ve Şâm ve Meyyâfârikīn ve Bîretü'l-Furât ve ʿAyntâb ve o havâlî taht-ı tasarrufunda olan Melik Nûreddîn ve Ekrâd-ı Eyyûbiyye'den Melik Salâhaddîn Yûsuf ne mertebe mihen ü meşâkka dûçâr ve memâlik-i mezbûreyi eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ u istirdâd edinceye dek ne derecelerde mehâlik ü mezâyıka giriftâr oldukları dekāyık-şinâsân-ı rüzgâra bedîdârdır.\nAltı yüz on bir târîhinde fermân-fermây-ı [Ü3 1b] hitta-i ʿArab olan Melik ʿAdil gününde Françelü, İskenderiyye'yi ahz ve Dimyât'ı muhâsara edüp, Melik ʿAdil, Şâm'dan hareket ve niyyet-i iʿânet ile Mısır'a ʿazîmet esnâsında meblağ-ı ʿömrünü itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm edüp, oğlu Melik Muʿazzam ʿÎsâ câ-nişîn-i peder oldukda, mebde'-i saltanat ve ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânî vü sabâvet takrîbi ile istihlâs-ı Dimyât'a kudret-yâb olamayup, ol hısn-ı hasîn dâhil-i tasarruf-ı müşrikîn olmuşidi. Bir müddetden sonra Mısır'ı istîlâ fikriyle Dimyât'dan hareket ve Kāhire ile Dimyât beyninde vâkiʿ mahrûse-i Mansûre'yi zabt içün [Ü1 214a] ifrâğ-ı cehd ü tâkat edüp, muzâyaka-i mahsûrîn \"Beleğati'l-kulûbu'l-hanâcir\" hayyizine resîde olduğundan, katʿî çok teklîf-i ʿanîf kabûlüne iztırâr-ı hâl îcâb etmişidi. Aʿdâ fâyide-i zâyide sevdâsıyla sulha rıza-dâde olmayup, mâlik olduğu kuvveti sarf ile hasr u tazyîkı müştedd ve dest-i tamaʿı mümtedd edüp, bilâhare bir rûz-i fîrûzda asker-i nusrat-eserden bir cemâʿat buhayre-i mahalleden muhayyem-i Frenk olan cânibe geçüp, bî-mülâhaza-i hüsn-i ʿâkıbet-i kâr Nîl'den bir mikdâr mahall küşâdına ibtidâr eylediler. Nîl-i mübârek ruhsat-ı hareket ü cereyân bulacak ziyâde tuğyânı zemânı olmağın, sedd-i mümkin olmayacak derece cârî olup, etrâfa intişâr ve berârî vü sahârîyi rûz-i hevlnâk-ı tûfândan nümûdâr edüp, Mansûre'yi mahsûr eden küffâra tekrâr Dimyât tarafına güzâr ihtimâli münsedd olmağla, nâ-çâr melâʿîn-i hâsirîn karʿ-ı bâb-ı niyâza âgāz edüp, Dimyât'ı meccânen teslîmden sonra, ancak cânlarına hatt-ı emân olarak rû-be-râh-ı vâdî-yi husrân oldular.\n\nEndelüs, Tavâyif-i Mülûk yedine girdikde, Celâlika tâyifesi -ki el-yevm İspanya ile şöhret-gîrdir- [Ü3 2a] İfrikıyye Meliği Melik Yaʿkūb'u ʿArabiyyü'l-ʿibâre bir mektûb-ı garîbü'l-uslûb ile cenge daʿvet ve ol dahi kemâl-i gayret ü hamiyyetden fi'l-hâl icâbet ile Cezîretü'l-hadrâ'dan geçüp, vakt-i tekābül-i ferîkayn-i aʿdâda küllî galebe peydâ ve ehl-i İslâm'a şikestegî vü inkisâr tetarruk etmişiken, sebât-ı kadem-i Melik Yaʿkūb ile İslâm'a kuvvet ʿârız olup, tekrâr hücûm ve düşmeni târ ü mâr ve o cengde ʿaded-i katlâ yüz bini tecâvüz eylediği vâsıl-ı serhadd-i iştihârdır.\nMülûk-i Çerâkise'den Melik Kalavun ve Melik Nâsır ve Baybars vakitlerinde fitne-i [Ü1 214b] Cengizî gāyete yetişüp, tegallüben teʿayyün eden devletleri istikrâr u temekkün\npeydâ etmekle, birkaç defʿa Şâm ve etrâf-ı Mısır'a Moğol askerini sevk ve ehl-i İslâm'ın baʿzısını ifnâ ve baʿzısını giriftâr-ı kemend ü tavk eyledikleri hînde, aktâr-ı Şâmiyye'den ihrâclarında mülûk-ı ʿArabistan'a târî olan şedâyid ü metâʿib maʿlûm-i erbâb-ı me'âsir ü menâkıbdır.",
          "caption": "Lâyiha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_354.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâyiha",
          "text": "Tabâyiʿ ve emzice-i mümkinâtın tegāyür ü tezâdı sebebi ile ʿale'd-devâm ʿâlemde ihtilâf u fiten hudûsü ve baʿzan râhat u âsâyiş zuhûru emr-i hükmî olup, kurûn u aʿsârdan birine mevkūf olmadığı bedâhet-i ʿakl ile sâbitdir. Yaʿnî ahvâl-i milel nesak-ı vâhid üzere karâr bulmak ve umûr-ı düvel ʿavârızât-ı mülkiyyeden vâreste olmak, hılâf-ı mecrây-ı tabîʿat-ı zemâne olup, be-în-cümle mir'ât-ı kâyinâtda nakş-pezîr-i kalem-i takdîr olan suver-i muhtelifenin baʿzan şekl-i ikrâhda [Ü1 213b] mer'î olması mûcib-i hayr-ı kesîr ve müstelzim-i nefʿ-i gazîr olduğu nass-ı İlâhî ile sâbitdir.\n\nMebde'-i ʿâlemden ve evâyil-i Saltanat-ı ʿaliyye'den ilâ-yevminâ hâzâ müşâhede olunan fiten ü şûriş ve mâ-beyne'd-düvel vukūʿ bulan dâd ü dihiş mesbût-ı mecelletü'l-hâtır-ı erbâb-ı yakîn ü dânişdir. Beş yüz ve altı yüz târîhlerinde zuhûr eden ihtilâf u şikāk hasebiyle Devlet-i İslâmiyye'ye fetret ü ihtilâl târî olup, dâʾimâ kemîn-gâh-ı fursatda rasad-bîn olan Françelü'ye Cenevizlü muʿîn olup, sevâhil-i Şâmât'ı bi-esrihâ zabt ve envâʿ-ı fesâd icrâsıyla o memleket-i vesîʿu'l-ercâyı berhem-zede-i teşvîş ü habt eylemişler idi. Haleb ve Şâm ve Meyyâfârikīn ve Bîretü'l-Furât ve ʿAyntâb ve o havâlî taht-ı tasarrufunda olan Melik Nûreddîn ve Ekrâd-ı Eyyûbiyye'den Melik Salâhaddîn Yûsuf ne mertebe mihen ü meşâkka dûçâr ve memâlik-i mezbûreyi eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ u istirdâd edinceye dek ne derecelerde mehâlik ü mezâyıka giriftâr oldukları dekāyık-şinâsân-ı rüzgâra bedîdârdır.\nAltı yüz on bir târîhinde fermân-fermây-ı [Ü3 1b] hitta-i ʿArab olan Melik ʿAdil gününde Françelü, İskenderiyye'yi ahz ve Dimyât'ı muhâsara edüp, Melik ʿAdil, Şâm'dan hareket ve niyyet-i iʿânet ile Mısır'a ʿazîmet esnâsında meblağ-ı ʿömrünü itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm edüp, oğlu Melik Muʿazzam ʿÎsâ câ-nişîn-i peder oldukda, mebde'-i saltanat ve ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânî vü sabâvet takrîbi ile istihlâs-ı Dimyât'a kudret-yâb olamayup, ol hısn-ı hasîn dâhil-i tasarruf-ı müşrikîn olmuşidi. Bir müddetden sonra Mısır'ı istîlâ fikriyle Dimyât'dan hareket ve Kāhire ile Dimyât beyninde vâkiʿ mahrûse-i Mansûre'yi zabt içün [Ü1 214a] ifrâğ-ı cehd ü tâkat edüp, muzâyaka-i mahsûrîn \"Beleğati'l-kulûbu'l-hanâcir\" hayyizine resîde olduğundan, katʿî çok teklîf-i ʿanîf kabûlüne iztırâr-ı hâl îcâb etmişidi. Aʿdâ fâyide-i zâyide sevdâsıyla sulha rıza-dâde olmayup, mâlik olduğu kuvveti sarf ile hasr u tazyîkı müştedd ve dest-i tamaʿı mümtedd edüp, bilâhare bir rûz-i fîrûzda asker-i nusrat-eserden bir cemâʿat buhayre-i mahalleden muhayyem-i Frenk olan cânibe geçüp, bî-mülâhaza-i hüsn-i ʿâkıbet-i kâr Nîl'den bir mikdâr mahall küşâdına ibtidâr eylediler. Nîl-i mübârek ruhsat-ı hareket ü cereyân bulacak ziyâde tuğyânı zemânı olmağın, sedd-i mümkin olmayacak derece cârî olup, etrâfa intişâr ve berârî vü sahârîyi rûz-i hevlnâk-ı tûfândan nümûdâr edüp, Mansûre'yi mahsûr eden küffâra tekrâr Dimyât tarafına güzâr ihtimâli münsedd olmağla, nâ-çâr melâʿîn-i hâsirîn karʿ-ı bâb-ı niyâza âgāz edüp, Dimyât'ı meccânen teslîmden sonra, ancak cânlarına hatt-ı emân olarak rû-be-râh-ı vâdî-yi husrân oldular.\n\nEndelüs, Tavâyif-i Mülûk yedine girdikde, Celâlika tâyifesi -ki el-yevm İspanya ile şöhret-gîrdir- [Ü3 2a] İfrikıyye Meliği Melik Yaʿkūb'u ʿArabiyyü'l-ʿibâre bir mektûb-ı garîbü'l-uslûb ile cenge daʿvet ve ol dahi kemâl-i gayret ü hamiyyetden fi'l-hâl icâbet ile Cezîretü'l-hadrâ'dan geçüp, vakt-i tekābül-i ferîkayn-i aʿdâda küllî galebe peydâ ve ehl-i İslâm'a şikestegî vü inkisâr tetarruk etmişiken, sebât-ı kadem-i Melik Yaʿkūb ile İslâm'a kuvvet ʿârız olup, tekrâr hücûm ve düşmeni târ ü mâr ve o cengde ʿaded-i katlâ yüz bini tecâvüz eylediği vâsıl-ı serhadd-i iştihârdır.\nMülûk-i Çerâkise'den Melik Kalavun ve Melik Nâsır ve Baybars vakitlerinde fitne-i [Ü1 214b] Cengizî gāyete yetişüp, tegallüben teʿayyün eden devletleri istikrâr u temekkün\npeydâ etmekle, birkaç defʿa Şâm ve etrâf-ı Mısır'a Moğol askerini sevk ve ehl-i İslâm'ın baʿzısını ifnâ ve baʿzısını giriftâr-ı kemend ü tavk eyledikleri hînde, aktâr-ı Şâmiyye'den ihrâclarında mülûk-ı ʿArabistan'a târî olan şedâyid ü metâʿib maʿlûm-i erbâb-ı me'âsir ü menâkıbdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "mülûk-ı kefere cümleten zünnâr-bend-i mîsâk ve beyza-i İslâmiyye'yi refʿ içün yek-laht-ı ittifâk olmuşlar idi. Asker-i İslâm'ın emr-i müdâfaʿada çekdikleri mihnet ü meşakkat maʿlûm-i erbâb-ı intibâh u basîretdir.",
          "caption": "Gāzî Hudavendigâr vaktinde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_355.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Gāzî Hudavendigâr vaktinde",
          "text": "mülûk-ı kefere cümleten zünnâr-bend-i mîsâk ve beyza-i İslâmiyye'yi refʿ içün yek-laht-ı ittifâk olmuşlar idi. Asker-i İslâm'ın emr-i müdâfaʿada çekdikleri mihnet ü meşakkat maʿlûm-i erbâb-ı intibâh u basîretdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye'ye mâl ve asker cihetleriyle ʿârız olan rahne vü şikestegî, zâhirde iltiyâm kabûl eder ʿavârız-ı nevâ'ibden olmayup, bir taşına nice baş verilan kılâʿ u bıkāʿı ʿale't-teʿâkub aʿdâ intizâʿ u tecâzüb ve refte refte tekarrüb ile Filibe ve Sofya kurâsını nehb ve kulûb-ı Muvahhidîn'den tuma'nînet ü âsâyişi selb edüp, memâlik-i magsûbenin istirdâdı zımnında itlâf olunan nüfûs ve emvâl bâliğ-i nisâb-ı kemâl olmuşidi.",
          "caption": "Sente senesi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_356.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sente senesi",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye'ye mâl ve asker cihetleriyle ʿârız olan rahne vü şikestegî, zâhirde iltiyâm kabûl eder ʿavârız-ı nevâ'ibden olmayup, bir taşına nice baş verilan kılâʿ u bıkāʿı ʿale't-teʿâkub aʿdâ intizâʿ u tecâzüb ve refte refte tekarrüb ile Filibe ve Sofya kurâsını nehb ve kulûb-ı Muvahhidîn'den tuma'nînet ü âsâyişi selb edüp, memâlik-i magsûbenin istirdâdı zımnında itlâf olunan nüfûs ve emvâl bâliğ-i nisâb-ı kemâl olmuşidi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "boğazlar külliyyen mesdûd ve esbâb-ı râhat ü zindegânî min-külli'l-cihât mefkūd olup, Devlet-i [Ü3 2b] ʿaliyye ne zahmetler ile merkez-i aslîsini ve mecrây-ı tabîʿîsini buldu!",
          "caption": "Sultân Mehmed-i Râbiʿ zemânında",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_357.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Sultân Mehmed-i Râbiʿ zemânında",
          "text": "boğazlar külliyyen mesdûd ve esbâb-ı râhat ü zindegânî min-külli'l-cihât mefkūd olup, Devlet-i [Ü3 2b] ʿaliyye ne zahmetler ile merkez-i aslîsini ve mecrây-ı tabîʿîsini buldu!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nâdir Şâh ve Sarı Bey-oğlu ve Nemçe ve Moskov seferleri yek-dîgeri vely eyleyerek zuhûr ve erkân-ı devleti güm-kerde-i râh-ı şuʿûr edüp, dört mahalle kavî ser-askerler nasb ü tesyâr ve tahsîl-i âsâyiş edinceye dek Devlet-i ʿaliyye niçe niçe müzâyık muhârebeye giriftâr oldu.",
          "caption": "ʿAhd-i karîbde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_358.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAhd-i karîbde",
          "text": "Nâdir Şâh ve Sarı Bey-oğlu ve Nemçe ve Moskov seferleri yek-dîgeri vely eyleyerek zuhûr ve erkân-ı devleti güm-kerde-i râh-ı şuʿûr edüp, dört mahalle kavî ser-askerler nasb ü tesyâr ve tahsîl-i âsâyiş edinceye dek Devlet-i ʿaliyye niçe niçe müzâyık muhârebeye giriftâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "târîhinde ebnây-ı sipâhiyânın eşbehlerinden Gürcü Nebî, Anadolu'dan [Ü1 215a] altmış bin kadar erâzili başına cemʿ ile şakk-ı ʿasây-ı Müslimîn ve iddiʿây-ı terâfuʿ ve tehî'e-i esbâb-ı tehâsum u tedâfüʿ ile izhâr-ı gayz ü kîn edüp, İznikmid'de defʿine me'mûr Devlet-i ʿaliyye askerini yek-hamlede şikest edüp, Üsküdar'a karîb Maldepe'ye dek geldikde, Sadr-ı vakt bulunan Murâd Paşa mecmûʿ Kapukulu ve vüzerâ ile Üsküdar'a geçüp, tekābül-i saffeyn vukūʿunda bir ramak kalmış idi ki, o kuvvet ü miknet ke'l-ʿadem ve eşkıyâ tahsîl-i merâm ile mugtenem olalar. Celâlîler on iki sene Anadolu Vilâyeti'ne müstevlî olup, Koca Murâd Paşa ve baʿde-zemân Köprülü Mehmed Paşa tathîr ü tasfiyesine muvaffak oluncaya dek neler çekdiler!\nKazak eşkıyâsı, Kara-deniz Boğazı dâhilinde Yeni-köy'ü basup, İslâm'dan vâfir esîr aldıkları târîhlerde mastûrdur. Ya'nî zemânenin ihtilâl ü fesâdı bu vakte mahsûs olmayup, bâlâda beyân olunan ahvâl ve mâ-beyne'd-düvel vukūʿ bulan ceng ü cidâl ve bu bevâʿis ile itlâf u izâʿa olunan emvâl tafsîl olunsa, bir zahmü'l-hacm kitâb-ı ʿibret-nisâb olur. Mülk ü saltanat gāyilesiz ve erbâb-ı câh u devlet aʿdâsız olmaz. Devâhî-yi umûr ve muʿzamât-ı vekāyi'-i dühûrda tesebbüt ü ıstıbâr ve tecellüd ü istikrâr fezâyil-i nüfûs-ı zekiyyeden olup, izhâr-ı hüzn ü melâl ve ibdây-ı fütûr ü kelâl ile kulûb-ı nâsı tevhîş [Ü3 3a] ve mübtelây-ı endûh u teşvîş etmek, teksîr-i erâcîfe sebeb olacağı muhakkakdır. Zîrâ kuvvet-i kalb-i evliyây-ı devlet, eʿâlî vü esâfil-i nâsa sârî ve ʿaks-i kazıyye kezâlik nesak-ı mezkûr üzere cârîdir. Bu hılâlde tekevvün eden ihtilâl memâlik-i İslâmiyye'ye münhasır olmayup, Fransızlar fitnesi [Ü1 215b] ekāsî vü edânî-yi rubʿ-meskûna sirâyet edüp, mülk ü mâl cihetleriyle cemîʿ düvel mütekeddir ve memleketlerinde mütemekkin efrâd-ı insâniyyenin cümlesi birer sebeble mütezarrır olmuşdur. Devlet-i ʿaliyye askerinde itâʿat ve ru'esâsında muvâfakat olsa, kuvvet-i İslâmiyye şecâʿat-ı tabîʿiyyeye munzamm olarak butlân-ı diyânet ve cübn-i tabîʿatları müsellem olan hazele-i müşrikîne şimdiye dek gālib olacağları müteyakkın idi. Aʿdây-ı dîn zâbitlerine inkıyâd tahtında hudûs-i telef-i vücûd mehlekesini ihtiyâr ve bu itâʿat ekser ahvâlde dünyâda selâmetlerine ʿillet ve galebelerine âlet olduğu zâhir ü âşikârdır. Çirk-i şirk ü dalâlet ile mülevves olan efrâd ve cümûʿ-ı aʿdâ, fazîlet-i inkıyâd u itâʿati ʿakl-i meʿâş ile hârice çıkarmışlar iken, maʿbûd bi'l-hakk olan cenâb-ı Bârî kalbimizi nûr-ı hidâyetle münevver ve idrâk-i maʿkūlât u mahsûsât içün bize sıhhat-i istidlâl ü nazar müyesser etmişiken, maʿnây-ı itâʿatden gaflet ve hılâf-ı nass-ı kātıʿ harekete cesâret ile iktirâf-ı zenb ü maʿsiyet etdiğimiz içün dünyâda ve ʿukbâda takrîʿât-ı İlâhiyye'den halâs ve tedârük-i cây-ı menâs nice mümkin olabilür? Kuvvet-i ʿakliyye vü fikriyyeden hâlî hayvânât, nizâm-ı meʿâş ve bekāy-ı hayatlariyçün benî nevʿinden birine itâʿat husûsunda ictimâʿ ederler iken, eşref-i mahlûkāt olan nev'-i insânı benî nev'inden olan hâkim-i mutlaka mutîʿ u münkād olmamak revâ mıdır?\n\n Mebde'-i zuhûr-ı Saltanat-ı seniyye'den [Ü3 3b] bin târîhlerine gelince ehl-i İslâm, küffâr-ı li'âma gālib-i mutlak olup, o târîhden sonra emr-i kıtâl “el-Harbü sicâlün” hayyizine\nresîde olup, giderek asker-i devlet huzûr u istirâhatle ülfet ve ru'esâ [Ü1 216a] meyl-i tereffüh ü tenaʿümü tabîʿat edüp, bu esbâb ile bâzû-yı iktidârlarına zaʿf târî ve heybet ü necdetleri mütevârî olmağa başlayup, küffâr-ı dûzah-karâr dahi galebe-i külliyyeye ʿillet olur bir tavr-ı cedîd ihtirâʿına mükibb olup, telâhuk-ı efkâr ile fünûn-ı riyâzıyyeden müstenbit bir tertîb-i garîb îcâd ve âlât-ı nâriyyeyi dahi fiʿle çıkarup, esbâb-ı müdâfaʿaya min-külli'l-vücûh kesb-i mehâret ü istiʿdâd ʿakabinde mesâff cenglerinde ve kılâʿ muhâsaralarında Devlet-i ʿaliyye askerine galebe etmeğe başladı. Düşmenin tertîbâtına tezâyüd ü tefâzül kābil olmadığı takdîrde müsâvât ile tekābül-i lâzime-i gayret ü himmet iken, mugālata-i zâhir-bînân-ı ʿavâmma ittibâʿan bu emr-i vâcibü'l-iʿtinâya dikkat olunmayup, tekādüm-i ʿahd ile tavrından çıkmış sûret-i muhârebeye lede'l-iktizâ zarûret ilcâ edüp, bu hâl ile düşmenin müretteb askerine tâkat gelmeyüp, vakt-i tekābülde müşâhede olunan hâlet-i cân-hırâş vukūʿ bulmağa başladı. Devlet-i ʿaliyye'nin dâmen-i kıyâmete dek imtidâdı telmîh u işâret ve sarâhat ü kinâyetle kütüb-i ehlullâhda mastûr olup, devletin bu vehn ü zaʿfını kuvvet ü miknete ibdâl içün Şehriyâr-ı bedîʿü'l-hısâle cenâb-ı Mâlikü'l-mülk ʿale'l-ıtlâk mesned-i hılâfet ve erîke-i saltanatı erzânî kılup, hîn-i cülûs-ı meymenet-me'nûslarından bu âna gelinceye dek tasarrufât-ı ʿakliyye ile tedbîrât-ı mülkiyyeye sarf-ı evkāt ve müddet-i kalîlede teksîr-i sefâyin ve tevfîr-i mühimmât buyurduklarından fazla, Nizâm-ı Cedîd mücelledinde tafsîl olunduğu vech üzere Topçu ve ʿArabacı ve Lağımcı ve Humbaracı ocağlarını ahsen-i vechile müceddeden tanzîm [Ü3 4a] ve Levend Çiftliği bostancılarına tavr-ı cedîd-i muhârebeyi taʿlîm ile kâffe-i me'ûnet [Ü1 216b] ve levâzımların tetmîm buyurup, himmet ve ikdâm-ı Mülûkâne'leriyle her sınıf fiʿlinde mehâret iktisâb ve her fırka usûl-i harbe intisâb eylediklerinden, me'mûr oldukları mahallerde sebât ü istikrâr ile dîn ü devlet uğrunda cân-sipâr oldukları bi't-tecribe maʿlûm-i sıgār u kibâr oldu.\nGelibolu ve Selânik ve Âsitâne'de iʿmâl olunan bârût-ı siyâh cülûs-ı hümâyûndan mukaddem gāyet redî olmakdan nâşî, lede'l-iktizâ remy ü imlâ olunan topların sadâsı âheng-i tüfengden farkı olmayup, bi'z-zarûre sâyir düvelden mübâyaʿaya iztirâr mess etmişidi. Ehass-ı levâzım-ı ceng ü cidâl olan barutun iʿmâlinden ʿacz ile düvel-i uhrâya ihtiyâc tabʿ-ı gayret nebʿ-i hazret-i Şehriyârî'ye bir emr-i beşîʿ görülüp, Gelibolu ve Selânik barut-hâneleri defʿ ve kurb-i İstanbul'da mahsûs barut-hâneler îcâd ü iʿmâline kādir mehere ve sunnâʿı celb ile\nkâffe-i levâzımâtını teshîl ü i'dâd buyurmalarıyla, el-hâletü hâzihî Âsitâne'de vücûd-pezîr olan barut, İngilizlü'nün barutuna muʿâdil ve âhar devletlerden istignâ hâsıl oldu. Yirmi otuz seneden berü mizâc-ı devlet muʿtell ve kesret-i fesâd ile nizâm-ı ʿâlem muhtell iken, nevbet-i hılâfet zât-ı İskender-satvet'leriyle kesb-i zînet eylediği zemândan berü bir tarafdan mühimmât ve nizâm-ı devletine mübâşeret ve bir tarafdan muhârib bulunan devletler müdâfaʿasına himmet ve ʿale'l-husûs etrâf-ı memâlikde ser-nümây-ı şekāvet olan eşhâs te'dîbine bilâ-fütûr sarf-ı nîrû-yı celâdet buyurmaları, teʼyîdât-ı İlâhiyye'den münbaʿis bir kudret-i kâmile olup, evsâf-ı melâʾik-ittisâf-ı Şâhâne'leri zîver-i sahâyif-i ʿâlem olmağa sezâ ve nizâm-ı mülke dâyir âsâr-ı hümâyûnları düstûru'l-ʿamel mülûk-i sütûde-sülük olmağa revâdır. [Ü3 4b] Eyyâm-ı şûriş [Ü1 217a] ü ihtilâl ve fikdân-ı hazâyin ü emvâlde bu mertebe tedârük ve tasarrufâta zafer-yâb olan Pâdişâh-ı ʿâlî-cenâb, ihtilâs-ı vakt-i âsâyiş ü ferâğda dâyire-i İslâmiyye'yi tesvîʿ ve menâr-ı şerîʿat-ı garrâyı terfîʿ ile sekene-i memâlikini âsûde-nişîn-i mazalle-i refâhiyyet ve aʿdây-ı dîn ü devleti bi'l-külliyye pây-mâl-i senâbikü'l-hayl-i hızy ü mezellet eyleyeceği iclây-ı bedîhiyyâtdandır. Cenâb-ı Vâcibü'l-vücûd eyyâm-ı ʿömr ü şevketlerin dâmen-i kıyâmete dek memdûd ve tınâb-ı sürâdikāt-ı devlet ü übehhetlerin evtâd-ı bekā vü hulûda meşdûd eyleye, âmîn!",
          "caption": "Bin elli dokuz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_359.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Bin elli dokuz",
          "text": "târîhinde ebnây-ı sipâhiyânın eşbehlerinden Gürcü Nebî, Anadolu'dan [Ü1 215a] altmış bin kadar erâzili başına cemʿ ile şakk-ı ʿasây-ı Müslimîn ve iddiʿây-ı terâfuʿ ve tehî'e-i esbâb-ı tehâsum u tedâfüʿ ile izhâr-ı gayz ü kîn edüp, İznikmid'de defʿine me'mûr Devlet-i ʿaliyye askerini yek-hamlede şikest edüp, Üsküdar'a karîb Maldepe'ye dek geldikde, Sadr-ı vakt bulunan Murâd Paşa mecmûʿ Kapukulu ve vüzerâ ile Üsküdar'a geçüp, tekābül-i saffeyn vukūʿunda bir ramak kalmış idi ki, o kuvvet ü miknet ke'l-ʿadem ve eşkıyâ tahsîl-i merâm ile mugtenem olalar. Celâlîler on iki sene Anadolu Vilâyeti'ne müstevlî olup, Koca Murâd Paşa ve baʿde-zemân Köprülü Mehmed Paşa tathîr ü tasfiyesine muvaffak oluncaya dek neler çekdiler!\nKazak eşkıyâsı, Kara-deniz Boğazı dâhilinde Yeni-köy'ü basup, İslâm'dan vâfir esîr aldıkları târîhlerde mastûrdur. Ya'nî zemânenin ihtilâl ü fesâdı bu vakte mahsûs olmayup, bâlâda beyân olunan ahvâl ve mâ-beyne'd-düvel vukūʿ bulan ceng ü cidâl ve bu bevâʿis ile itlâf u izâʿa olunan emvâl tafsîl olunsa, bir zahmü'l-hacm kitâb-ı ʿibret-nisâb olur. Mülk ü saltanat gāyilesiz ve erbâb-ı câh u devlet aʿdâsız olmaz. Devâhî-yi umûr ve muʿzamât-ı vekāyi'-i dühûrda tesebbüt ü ıstıbâr ve tecellüd ü istikrâr fezâyil-i nüfûs-ı zekiyyeden olup, izhâr-ı hüzn ü melâl ve ibdây-ı fütûr ü kelâl ile kulûb-ı nâsı tevhîş [Ü3 3a] ve mübtelây-ı endûh u teşvîş etmek, teksîr-i erâcîfe sebeb olacağı muhakkakdır. Zîrâ kuvvet-i kalb-i evliyây-ı devlet, eʿâlî vü esâfil-i nâsa sârî ve ʿaks-i kazıyye kezâlik nesak-ı mezkûr üzere cârîdir. Bu hılâlde tekevvün eden ihtilâl memâlik-i İslâmiyye'ye münhasır olmayup, Fransızlar fitnesi [Ü1 215b] ekāsî vü edânî-yi rubʿ-meskûna sirâyet edüp, mülk ü mâl cihetleriyle cemîʿ düvel mütekeddir ve memleketlerinde mütemekkin efrâd-ı insâniyyenin cümlesi birer sebeble mütezarrır olmuşdur. Devlet-i ʿaliyye askerinde itâʿat ve ru'esâsında muvâfakat olsa, kuvvet-i İslâmiyye şecâʿat-ı tabîʿiyyeye munzamm olarak butlân-ı diyânet ve cübn-i tabîʿatları müsellem olan hazele-i müşrikîne şimdiye dek gālib olacağları müteyakkın idi. Aʿdây-ı dîn zâbitlerine inkıyâd tahtında hudûs-i telef-i vücûd mehlekesini ihtiyâr ve bu itâʿat ekser ahvâlde dünyâda selâmetlerine ʿillet ve galebelerine âlet olduğu zâhir ü âşikârdır. Çirk-i şirk ü dalâlet ile mülevves olan efrâd ve cümûʿ-ı aʿdâ, fazîlet-i inkıyâd u itâʿati ʿakl-i meʿâş ile hârice çıkarmışlar iken, maʿbûd bi'l-hakk olan cenâb-ı Bârî kalbimizi nûr-ı hidâyetle münevver ve idrâk-i maʿkūlât u mahsûsât içün bize sıhhat-i istidlâl ü nazar müyesser etmişiken, maʿnây-ı itâʿatden gaflet ve hılâf-ı nass-ı kātıʿ harekete cesâret ile iktirâf-ı zenb ü maʿsiyet etdiğimiz içün dünyâda ve ʿukbâda takrîʿât-ı İlâhiyye'den halâs ve tedârük-i cây-ı menâs nice mümkin olabilür? Kuvvet-i ʿakliyye vü fikriyyeden hâlî hayvânât, nizâm-ı meʿâş ve bekāy-ı hayatlariyçün benî nevʿinden birine itâʿat husûsunda ictimâʿ ederler iken, eşref-i mahlûkāt olan nev'-i insânı benî nev'inden olan hâkim-i mutlaka mutîʿ u münkād olmamak revâ mıdır?\n\n Mebde'-i zuhûr-ı Saltanat-ı seniyye'den [Ü3 3b] bin târîhlerine gelince ehl-i İslâm, küffâr-ı li'âma gālib-i mutlak olup, o târîhden sonra emr-i kıtâl “el-Harbü sicâlün” hayyizine\nresîde olup, giderek asker-i devlet huzûr u istirâhatle ülfet ve ru'esâ [Ü1 216a] meyl-i tereffüh ü tenaʿümü tabîʿat edüp, bu esbâb ile bâzû-yı iktidârlarına zaʿf târî ve heybet ü necdetleri mütevârî olmağa başlayup, küffâr-ı dûzah-karâr dahi galebe-i külliyyeye ʿillet olur bir tavr-ı cedîd ihtirâʿına mükibb olup, telâhuk-ı efkâr ile fünûn-ı riyâzıyyeden müstenbit bir tertîb-i garîb îcâd ve âlât-ı nâriyyeyi dahi fiʿle çıkarup, esbâb-ı müdâfaʿaya min-külli'l-vücûh kesb-i mehâret ü istiʿdâd ʿakabinde mesâff cenglerinde ve kılâʿ muhâsaralarında Devlet-i ʿaliyye askerine galebe etmeğe başladı. Düşmenin tertîbâtına tezâyüd ü tefâzül kābil olmadığı takdîrde müsâvât ile tekābül-i lâzime-i gayret ü himmet iken, mugālata-i zâhir-bînân-ı ʿavâmma ittibâʿan bu emr-i vâcibü'l-iʿtinâya dikkat olunmayup, tekādüm-i ʿahd ile tavrından çıkmış sûret-i muhârebeye lede'l-iktizâ zarûret ilcâ edüp, bu hâl ile düşmenin müretteb askerine tâkat gelmeyüp, vakt-i tekābülde müşâhede olunan hâlet-i cân-hırâş vukūʿ bulmağa başladı. Devlet-i ʿaliyye'nin dâmen-i kıyâmete dek imtidâdı telmîh u işâret ve sarâhat ü kinâyetle kütüb-i ehlullâhda mastûr olup, devletin bu vehn ü zaʿfını kuvvet ü miknete ibdâl içün Şehriyâr-ı bedîʿü'l-hısâle cenâb-ı Mâlikü'l-mülk ʿale'l-ıtlâk mesned-i hılâfet ve erîke-i saltanatı erzânî kılup, hîn-i cülûs-ı meymenet-me'nûslarından bu âna gelinceye dek tasarrufât-ı ʿakliyye ile tedbîrât-ı mülkiyyeye sarf-ı evkāt ve müddet-i kalîlede teksîr-i sefâyin ve tevfîr-i mühimmât buyurduklarından fazla, Nizâm-ı Cedîd mücelledinde tafsîl olunduğu vech üzere Topçu ve ʿArabacı ve Lağımcı ve Humbaracı ocağlarını ahsen-i vechile müceddeden tanzîm [Ü3 4a] ve Levend Çiftliği bostancılarına tavr-ı cedîd-i muhârebeyi taʿlîm ile kâffe-i me'ûnet [Ü1 216b] ve levâzımların tetmîm buyurup, himmet ve ikdâm-ı Mülûkâne'leriyle her sınıf fiʿlinde mehâret iktisâb ve her fırka usûl-i harbe intisâb eylediklerinden, me'mûr oldukları mahallerde sebât ü istikrâr ile dîn ü devlet uğrunda cân-sipâr oldukları bi't-tecribe maʿlûm-i sıgār u kibâr oldu.\nGelibolu ve Selânik ve Âsitâne'de iʿmâl olunan bârût-ı siyâh cülûs-ı hümâyûndan mukaddem gāyet redî olmakdan nâşî, lede'l-iktizâ remy ü imlâ olunan topların sadâsı âheng-i tüfengden farkı olmayup, bi'z-zarûre sâyir düvelden mübâyaʿaya iztirâr mess etmişidi. Ehass-ı levâzım-ı ceng ü cidâl olan barutun iʿmâlinden ʿacz ile düvel-i uhrâya ihtiyâc tabʿ-ı gayret nebʿ-i hazret-i Şehriyârî'ye bir emr-i beşîʿ görülüp, Gelibolu ve Selânik barut-hâneleri defʿ ve kurb-i İstanbul'da mahsûs barut-hâneler îcâd ü iʿmâline kādir mehere ve sunnâʿı celb ile\nkâffe-i levâzımâtını teshîl ü i'dâd buyurmalarıyla, el-hâletü hâzihî Âsitâne'de vücûd-pezîr olan barut, İngilizlü'nün barutuna muʿâdil ve âhar devletlerden istignâ hâsıl oldu. Yirmi otuz seneden berü mizâc-ı devlet muʿtell ve kesret-i fesâd ile nizâm-ı ʿâlem muhtell iken, nevbet-i hılâfet zât-ı İskender-satvet'leriyle kesb-i zînet eylediği zemândan berü bir tarafdan mühimmât ve nizâm-ı devletine mübâşeret ve bir tarafdan muhârib bulunan devletler müdâfaʿasına himmet ve ʿale'l-husûs etrâf-ı memâlikde ser-nümây-ı şekāvet olan eşhâs te'dîbine bilâ-fütûr sarf-ı nîrû-yı celâdet buyurmaları, teʼyîdât-ı İlâhiyye'den münbaʿis bir kudret-i kâmile olup, evsâf-ı melâʾik-ittisâf-ı Şâhâne'leri zîver-i sahâyif-i ʿâlem olmağa sezâ ve nizâm-ı mülke dâyir âsâr-ı hümâyûnları düstûru'l-ʿamel mülûk-i sütûde-sülük olmağa revâdır. [Ü3 4b] Eyyâm-ı şûriş [Ü1 217a] ü ihtilâl ve fikdân-ı hazâyin ü emvâlde bu mertebe tedârük ve tasarrufâta zafer-yâb olan Pâdişâh-ı ʿâlî-cenâb, ihtilâs-ı vakt-i âsâyiş ü ferâğda dâyire-i İslâmiyye'yi tesvîʿ ve menâr-ı şerîʿat-ı garrâyı terfîʿ ile sekene-i memâlikini âsûde-nişîn-i mazalle-i refâhiyyet ve aʿdây-ı dîn ü devleti bi'l-külliyye pây-mâl-i senâbikü'l-hayl-i hızy ü mezellet eyleyeceği iclây-ı bedîhiyyâtdandır. Cenâb-ı Vâcibü'l-vücûd eyyâm-ı ʿömr ü şevketlerin dâmen-i kıyâmete dek memdûd ve tınâb-ı sürâdikāt-ı devlet ü übehhetlerin evtâd-ı bekā vü hulûda meşdûd eyleye, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belde-i mezkûrede meşk-ı şekāvet eyleyerek kesb-i teʿayyün ü şöhret eden ʿAli Dostoğlu ʿAbdurrahmân ve Arnabud Hüseyin'in mukaddemâ zuhûr-yâfte olan etvâr-ı nâ-hemvârları nefy ü iclâlarını îcâb etmişidi. Bir takrîb istihlâs-ı nefs ile Selânik'e dâhil ve îkāz-ı fitneye müştagıl olduklarını, Selânik'de Turnacılık Pâyesi'n ihrâz ile evc-i bagy ü fesâda pervâz ve ʿAlemdârlık şöhretin kesb ile şukka-i livâʾ-i ʿinâdı bâz eden birkaç küştenîler ihsâs ile merkūmâna ittisâl ve iglây-ı dîk-i fesâd içün tedârük-i hass u hâşâk ihtiyâl eylediklerini, hâlâ Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ebûbekir Paşa hazretleri sûrî ve maʿnevî karâyin ile istidlâl edüp, defiyle tekayyüd olunmadığı hâlde memleket-i Pâdîşâhî eşkıyâ tasarrufuna girüp, zimâm-ı hall ü ʿakd eyâdî-yi vülât ü hükkâmdan çıkup, tabâyiʿ-i sârika [Ü3 7a] ve nüfûs-ı mâyile olmak hasebiyle bu ihtilâl Mora'ya dek sirâyet ve nizâm-ı hâl hâsıl oluncaya dek vâfir sıklet çekileceği zâhir bir keyfiyyet olmağla, bu reftâr-ı bâgıyâne metrûk ve meslek-i sıdk u\nsavâb meslûk olmak nesâyihi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından takdîm ve 'adem-i ittiʿâz [Ü1 217b] 'akabinde mücâzât-ı efʿâl-i şenîʿaları tasmîm olunduğu, bi'l-vâsıta mezbûrlara tefhîm olundukda, sekret-i gaflet perde-dâr-ı çeşm-i basîretleri olup, bu pend-i müşfikāneyi telakkī vü kabûlden ibâ ve izmâr eyledikleri şekāveti icrâ içün sûret-i recâda baʿzı mümteniʿât îrâdına ictirâ eylediklerinden gayri, ısrâr-ı ʿinâd ve iksâr-ı fesâd ile teksîr-i sevâd-ı cemʿiyyet ve husûn-ı şehirden Kelmeriye ve Yedi-kulle kalʿalarını zabt ve irâdelerini kerhen tanzîm içün müşârun ileyhin serâyına top atmak şenâʿatine kanâʿat etmeyüp, dü’ür-i mahallâtı nakb ve refte refte teterrüs ile serâya tekarrübleri tehakkuk olundukda, kahr u tedmîrleri esbâbına teşebbüs olunup, Vezîr-i müşârun ileyh hâricden celb eylediği segbân zümresine dâyiresi halkını ilhâk ve dimây-ı eşkıyâyı ihrâk içün cümlesini rabt-ı hibâle-i ittifâk edüp, defʿaten üzerlerine havâle ve mütehassın oldukları büyûtdan ihrâc ile bir mikdârı kalʿaya kaçup ve bir mikdârı izâle olunduğu hâlde açıkdan kalʿaya mühâcim ve eşkıyâda yârây-ı müdâfaʿa münʿadim olduğundan, kalʿa kapusunu verâdan küşâd ve Selânik'e nazar-ı hasretle nigerân olarak münteşir-i bilâd [Ü3 7b] oldular. Bu maʿrekede dahi vâfir şekāvet-pîşegân telef-kerde-i ʿakab-gîrân olup, ʿavn-i hazret-i Bârî ve yümn-i ikbâl-i cenâb-ı Tâc-dâri'yle belde-i mezkûre levs-i vücûd-ı bugātdan tathîr ve vukūʿu agleb-i ihtimâl olan gā'ile-i ʿazîme ber-taraf-sâz-ı hüsn-i tedbîr-i Vezîr-i Müşterî-tedbîr olup, merkūm Hüseyin, İstanbul'a karîb mahalde giriftâr-ı dâm-gâh-ı gümâştegân-ı devlet ve ser-i maktūʿu galtân-ı meydân-ı mezellet olup, bakıyyetü's-süyûf olan eşkıyâ her ne mahalde ser-nümâ olurlar ise, ahz ü tenkîl olunmalariyçün etrâfa evâmir neşriyle mübâşirler tesbîl olundu.",
          "caption": "Zikr-i te'dîb-i eşkıyây-ı Selânik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_360.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i te'dîb-i eşkıyây-ı Selânik",
          "text": "Belde-i mezkûrede meşk-ı şekāvet eyleyerek kesb-i teʿayyün ü şöhret eden ʿAli Dostoğlu ʿAbdurrahmân ve Arnabud Hüseyin'in mukaddemâ zuhûr-yâfte olan etvâr-ı nâ-hemvârları nefy ü iclâlarını îcâb etmişidi. Bir takrîb istihlâs-ı nefs ile Selânik'e dâhil ve îkāz-ı fitneye müştagıl olduklarını, Selânik'de Turnacılık Pâyesi'n ihrâz ile evc-i bagy ü fesâda pervâz ve ʿAlemdârlık şöhretin kesb ile şukka-i livâʾ-i ʿinâdı bâz eden birkaç küştenîler ihsâs ile merkūmâna ittisâl ve iglây-ı dîk-i fesâd içün tedârük-i hass u hâşâk ihtiyâl eylediklerini, hâlâ Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ebûbekir Paşa hazretleri sûrî ve maʿnevî karâyin ile istidlâl edüp, defiyle tekayyüd olunmadığı hâlde memleket-i Pâdîşâhî eşkıyâ tasarrufuna girüp, zimâm-ı hall ü ʿakd eyâdî-yi vülât ü hükkâmdan çıkup, tabâyiʿ-i sârika [Ü3 7a] ve nüfûs-ı mâyile olmak hasebiyle bu ihtilâl Mora'ya dek sirâyet ve nizâm-ı hâl hâsıl oluncaya dek vâfir sıklet çekileceği zâhir bir keyfiyyet olmağla, bu reftâr-ı bâgıyâne metrûk ve meslek-i sıdk u\nsavâb meslûk olmak nesâyihi Vezîr-i müşârun ileyh tarafından takdîm ve 'adem-i ittiʿâz [Ü1 217b] 'akabinde mücâzât-ı efʿâl-i şenîʿaları tasmîm olunduğu, bi'l-vâsıta mezbûrlara tefhîm olundukda, sekret-i gaflet perde-dâr-ı çeşm-i basîretleri olup, bu pend-i müşfikāneyi telakkī vü kabûlden ibâ ve izmâr eyledikleri şekāveti icrâ içün sûret-i recâda baʿzı mümteniʿât îrâdına ictirâ eylediklerinden gayri, ısrâr-ı ʿinâd ve iksâr-ı fesâd ile teksîr-i sevâd-ı cemʿiyyet ve husûn-ı şehirden Kelmeriye ve Yedi-kulle kalʿalarını zabt ve irâdelerini kerhen tanzîm içün müşârun ileyhin serâyına top atmak şenâʿatine kanâʿat etmeyüp, dü’ür-i mahallâtı nakb ve refte refte teterrüs ile serâya tekarrübleri tehakkuk olundukda, kahr u tedmîrleri esbâbına teşebbüs olunup, Vezîr-i müşârun ileyh hâricden celb eylediği segbân zümresine dâyiresi halkını ilhâk ve dimây-ı eşkıyâyı ihrâk içün cümlesini rabt-ı hibâle-i ittifâk edüp, defʿaten üzerlerine havâle ve mütehassın oldukları büyûtdan ihrâc ile bir mikdârı kalʿaya kaçup ve bir mikdârı izâle olunduğu hâlde açıkdan kalʿaya mühâcim ve eşkıyâda yârây-ı müdâfaʿa münʿadim olduğundan, kalʿa kapusunu verâdan küşâd ve Selânik'e nazar-ı hasretle nigerân olarak münteşir-i bilâd [Ü3 7b] oldular. Bu maʿrekede dahi vâfir şekāvet-pîşegân telef-kerde-i ʿakab-gîrân olup, ʿavn-i hazret-i Bârî ve yümn-i ikbâl-i cenâb-ı Tâc-dâri'yle belde-i mezkûre levs-i vücûd-ı bugātdan tathîr ve vukūʿu agleb-i ihtimâl olan gā'ile-i ʿazîme ber-taraf-sâz-ı hüsn-i tedbîr-i Vezîr-i Müşterî-tedbîr olup, merkūm Hüseyin, İstanbul'a karîb mahalde giriftâr-ı dâm-gâh-ı gümâştegân-ı devlet ve ser-i maktūʿu galtân-ı meydân-ı mezellet olup, bakıyyetü's-süyûf olan eşkıyâ her ne mahalde ser-nümâ olurlar ise, ahz ü tenkîl olunmalariyçün etrâfa evâmir neşriyle mübâşirler tesbîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu bin iki yüz on üç senesi [Ü1 218a] Şevvâl'inin dördüncü günü resm-i dîrîn-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve Şıkkeyn ve Hubûbât Nâzırı'nın pertev-i mihr-i ibkā ile kevâkib-i âmâlleri ziyâdâr u müteleʼâlî olup, mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿ, Mısır Serʿaskeri maʿiyyetinde Defterdâr ve Ordu Nâzırı ünvanıyla mukīm olan Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Defter Emâneti Şerîf Mehmed Efendi'ye ibkā ve Büyük Rûznâme ile Râsih Mustafa Efendi ve Baş-muhasebe ile Seyyid Mehmed Efendi kâm-revâ\nolup, Şehir ve Tersâne ve Darb-hâne emânetleri mutasarrıflarına ibkā ve Matbah Emâneti sâbık Gümrükcü Hasan Ağa'ya ve Arpa Emâneti Mükellef-zâde Mustafa Bey'e ve Anadolu Muhâsebesi muharrir-i Fakīr'e revâ görülüp, Süvârî Mukābeleciliği ile Selîm Sâbit Efendi mihmîz-zen-i tevsen-i rif'at ve Haremeyn Muhâsebeciliği ile Çelebi Mehmed Efendi dil-sîr-i niʿmet-i meserret olup, Yeniçeri Kitâbeti ile Yûsuf Âgâh Efendi dil-şâd ve Sipâh Kitâbeti ile ʿalâ-tarîkı'n-nakl Seyyid Sâdık Efendi isʿâd ve Silahdâr Kitâbeti, Âmedî-i Reʾîsülküttâb olan Mehmed Sa'îd Efendi'ye munzamm ve Mevkūfât ile Emîn Efendi ve Masraf Kitâbeti'yle Mahmûd Bey Kâtibi ʿAli Efendi mükerrem [Ü3 8a] olup, Mâliyye Tezkireciliği, Necîb ʿAbdurrahmân Bey'e; Küçük Rûznâme, ʿAli Bey-zâde Emîn Bey'e tevcîh ü ihsân ve sâyir menâsıb ile mezâriʿ-i erbâb-ı istihkāk reyyân kılınup, baʿzı kesân dahi ʿatıyye-i hazret-i Tâcdârî'yle şâdân “Ve'n-nakdü hayrun mine'n-nisʾeti” kavliyle mütesellî vü handân oldular. Yine yevm-i mezkûrda Yeniçeri Ağası ve rikâb ağaları ibkā olunup, Yûsuf Paşa birâderi Süleymân Bey, Sipâh Ağası ve İsmâʿîl Ağa, Silahdâr Ağası ve Hamdullah Bey, Başbâkī Kulu nasb olunup, vüzerây-ı ʿizâm [Ü1 218b] hazerâtının dahi ekserîsi ibkā vü takrîr ve hâzır u gāyib hidmet-güzârân-ı Dergâh-ı meʿâlî-yi menâkıb, simât-ı kesîrü'l-elvân-ı eltâf-ı Şâhâne'den hisse-mend-i bülga-i menâfiʿ u mekâsib oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_361.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu bin iki yüz on üç senesi [Ü1 218a] Şevvâl'inin dördüncü günü resm-i dîrîn-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî ve Şıkkeyn ve Hubûbât Nâzırı'nın pertev-i mihr-i ibkā ile kevâkib-i âmâlleri ziyâdâr u müteleʼâlî olup, mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿ, Mısır Serʿaskeri maʿiyyetinde Defterdâr ve Ordu Nâzırı ünvanıyla mukīm olan Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Defter Emâneti Şerîf Mehmed Efendi'ye ibkā ve Büyük Rûznâme ile Râsih Mustafa Efendi ve Baş-muhasebe ile Seyyid Mehmed Efendi kâm-revâ\nolup, Şehir ve Tersâne ve Darb-hâne emânetleri mutasarrıflarına ibkā ve Matbah Emâneti sâbık Gümrükcü Hasan Ağa'ya ve Arpa Emâneti Mükellef-zâde Mustafa Bey'e ve Anadolu Muhâsebesi muharrir-i Fakīr'e revâ görülüp, Süvârî Mukābeleciliği ile Selîm Sâbit Efendi mihmîz-zen-i tevsen-i rif'at ve Haremeyn Muhâsebeciliği ile Çelebi Mehmed Efendi dil-sîr-i niʿmet-i meserret olup, Yeniçeri Kitâbeti ile Yûsuf Âgâh Efendi dil-şâd ve Sipâh Kitâbeti ile ʿalâ-tarîkı'n-nakl Seyyid Sâdık Efendi isʿâd ve Silahdâr Kitâbeti, Âmedî-i Reʾîsülküttâb olan Mehmed Sa'îd Efendi'ye munzamm ve Mevkūfât ile Emîn Efendi ve Masraf Kitâbeti'yle Mahmûd Bey Kâtibi ʿAli Efendi mükerrem [Ü3 8a] olup, Mâliyye Tezkireciliği, Necîb ʿAbdurrahmân Bey'e; Küçük Rûznâme, ʿAli Bey-zâde Emîn Bey'e tevcîh ü ihsân ve sâyir menâsıb ile mezâriʿ-i erbâb-ı istihkāk reyyân kılınup, baʿzı kesân dahi ʿatıyye-i hazret-i Tâcdârî'yle şâdân “Ve'n-nakdü hayrun mine'n-nisʾeti” kavliyle mütesellî vü handân oldular. Yine yevm-i mezkûrda Yeniçeri Ağası ve rikâb ağaları ibkā olunup, Yûsuf Paşa birâderi Süleymân Bey, Sipâh Ağası ve İsmâʿîl Ağa, Silahdâr Ağası ve Hamdullah Bey, Başbâkī Kulu nasb olunup, vüzerây-ı ʿizâm [Ü1 218b] hazerâtının dahi ekserîsi ibkā vü takrîr ve hâzır u gāyib hidmet-güzârân-ı Dergâh-ı meʿâlî-yi menâkıb, simât-ı kesîrü'l-elvân-ı eltâf-ı Şâhâne'den hisse-mend-i bülga-i menâfiʿ u mekâsib oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden berü Boğdan Voyvodası olan Sarı Bey-zâde'nin gabâvet ü belâdeti her ne kadar ʿinde ehli'n-nühâ zâhir u hüveydâ ise dahi, Devlet-i ʿaliyye'ye mukaddem ü muʾahhar istikāmet ile sebk-ı hıdmeti bu âna dek sebeb-i temekkün ü tetâvül müddeti olup, hâlâ Dîvân Tercemânı olan İpsilante'nin oğlu -ki Dâru't-tıbâʿ-ı ʿâmire'de hendeseye müteʿallık üç cildde tabʿ olunan nüshanın mütercimidir- ittifâk-ı düvel maslahatında Tercemân bulunup, hıdmeti mukābili bir nevʿ imtiyâz ile ebnây-ı cinsi beyninde müteşahhas u mümtâz\nolmasına irâde teʿalluk etmekle, işbu Şevvâl'in yedinci günü Boğdan Voyvodalığı'yla bekâm ve vukūʿ bulan Dîvân'da kuka ve hilʿat telebbüsüyle tertîb-sâz-ı dâ'ire-i ihtişâm oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_362.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "Birkaç seneden berü Boğdan Voyvodası olan Sarı Bey-zâde'nin gabâvet ü belâdeti her ne kadar ʿinde ehli'n-nühâ zâhir u hüveydâ ise dahi, Devlet-i ʿaliyye'ye mukaddem ü muʾahhar istikāmet ile sebk-ı hıdmeti bu âna dek sebeb-i temekkün ü tetâvül müddeti olup, hâlâ Dîvân Tercemânı olan İpsilante'nin oğlu -ki Dâru't-tıbâʿ-ı ʿâmire'de hendeseye müteʿallık üç cildde tabʿ olunan nüshanın mütercimidir- ittifâk-ı düvel maslahatında Tercemân bulunup, hıdmeti mukābili bir nevʿ imtiyâz ile ebnây-ı cinsi beyninde müteşahhas u mümtâz\nolmasına irâde teʿalluk etmekle, işbu Şevvâl'in yedinci günü Boğdan Voyvodalığı'yla bekâm ve vukūʿ bulan Dîvân'da kuka ve hilʿat telebbüsüyle tertîb-sâz-ı dâ'ire-i ihtişâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Trabzon ehâlîsi öteden berü ru'ûnet u huşûnet ile maʿrûf ve sefk-i dimâ ve gasb-ı emvâl-i zuʿafâ miyânelerinde resm-i me'lûf olduğuna binâ'en, gitdikçe o havâlîde şûriş ü fiten ve âşûb u mihen kesb-i tekavvî vü temekkün eylediği vâsıl-ı derece-i [Ü3 8b] tehakkuk u teyakkun olup, beyne'l-ehâlî hudûs eden ihtilâli defʿ ü izâle nizâm-ı mülk mesâlihinden olup, el-hâletü hâzihî o taraflarda bu maslahatı merâm-ı devlet üzere tesviye vü tanzîm eder ferd-i muʿayyen olmadığı mukaddimesini cenâb-ı Sadru's-sudûr ʿarz-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr eylediği hînde, mukaddemâ Anapa cânibi Serʿaskeri iken dâm-ı esre giriftâr ve gâh Rûsiyye memleketinde ve bir zemândan berü Kırım'da karâr ile ʿafv-ı Şehinşâhî'ye intizâr üzere olan Battâl Hüseyin Paşa hânedân-ı kadîmden olup, Trabzon ve Canik [Ü1 219a] taraflarında mütemekkin olan tavâyif-i halkın zabt u rabtına kādir ve müteneffisân-ı memleketin ekseri dâ'ireleri berkeşîdelerinden olmağla, lede'l-iktizâ tarafına iʿânet ile gerden-keşân-ı etrâfı rağbeten ev rehbeten taht-ı itâʿat u inkıyâda idhâl eyleyeceği zihne mütebâdir olup, hakkında cûy-bâr-ı ʿafv-ı Tâc-dârî icrâ ve Vezâret'i ibkāsıyla o havâlî nizâmına taʿyîn buyurulması enseb ü evlâ olduğunu izâfe-i taʿbîrât-ı rikkat-engîz ile zebân-güzâr-ı makāl ve ruhsat-ı Şâhâne'yi istihsâl ʿakabinde Rûsiyye Elçisi ile müzâkere ve baʿdehû mahalline mektûb irsâl etmişler idi. Bu haber-i hayr müşârun ileyhe vâsıl ve derûnunda kemâl-i inbisât ü sürûr hâsıl olduğunu bir kıtʿa ʿarz-ı hâliyle ifâde ve işbu bin iki yüz on üç senesi Şevvâl'i gāyetinde Trabzon Eyâleti'yle Vezâret'i ibkā vü iʿâde ve garâmet-i Mübâşiriyye'den sıyânet kasdıyla menşûr-ı Vezâret ü eyâlet Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından birâderi Mehmed Bey ile tarafına firistâde kılındı.",
          "caption": "ʿAfv ve ibkāy-ı Vezâret-i Battâl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_363.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv ve ibkāy-ı Vezâret-i Battâl Paşa",
          "text": "Trabzon ehâlîsi öteden berü ru'ûnet u huşûnet ile maʿrûf ve sefk-i dimâ ve gasb-ı emvâl-i zuʿafâ miyânelerinde resm-i me'lûf olduğuna binâ'en, gitdikçe o havâlîde şûriş ü fiten ve âşûb u mihen kesb-i tekavvî vü temekkün eylediği vâsıl-ı derece-i [Ü3 8b] tehakkuk u teyakkun olup, beyne'l-ehâlî hudûs eden ihtilâli defʿ ü izâle nizâm-ı mülk mesâlihinden olup, el-hâletü hâzihî o taraflarda bu maslahatı merâm-ı devlet üzere tesviye vü tanzîm eder ferd-i muʿayyen olmadığı mukaddimesini cenâb-ı Sadru's-sudûr ʿarz-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr eylediği hînde, mukaddemâ Anapa cânibi Serʿaskeri iken dâm-ı esre giriftâr ve gâh Rûsiyye memleketinde ve bir zemândan berü Kırım'da karâr ile ʿafv-ı Şehinşâhî'ye intizâr üzere olan Battâl Hüseyin Paşa hânedân-ı kadîmden olup, Trabzon ve Canik [Ü1 219a] taraflarında mütemekkin olan tavâyif-i halkın zabt u rabtına kādir ve müteneffisân-ı memleketin ekseri dâ'ireleri berkeşîdelerinden olmağla, lede'l-iktizâ tarafına iʿânet ile gerden-keşân-ı etrâfı rağbeten ev rehbeten taht-ı itâʿat u inkıyâda idhâl eyleyeceği zihne mütebâdir olup, hakkında cûy-bâr-ı ʿafv-ı Tâc-dârî icrâ ve Vezâret'i ibkāsıyla o havâlî nizâmına taʿyîn buyurulması enseb ü evlâ olduğunu izâfe-i taʿbîrât-ı rikkat-engîz ile zebân-güzâr-ı makāl ve ruhsat-ı Şâhâne'yi istihsâl ʿakabinde Rûsiyye Elçisi ile müzâkere ve baʿdehû mahalline mektûb irsâl etmişler idi. Bu haber-i hayr müşârun ileyhe vâsıl ve derûnunda kemâl-i inbisât ü sürûr hâsıl olduğunu bir kıtʿa ʿarz-ı hâliyle ifâde ve işbu bin iki yüz on üç senesi Şevvâl'i gāyetinde Trabzon Eyâleti'yle Vezâret'i ibkā vü iʿâde ve garâmet-i Mübâşiriyye'den sıyânet kasdıyla menşûr-ı Vezâret ü eyâlet Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından birâderi Mehmed Bey ile tarafına firistâde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bender Muhâfızı olan Vezîr Hasan Paşa'ya bir müddetden berü mansıb verilmeyüp, ru'yet-i umûr-ı dâ'iresine medâr olmak üzere beher mâh Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden müşârun ileyhe beşer bin guruş ihsân olunur idi. İşbu gurre-i Şevvâl'de Silistre [Ü3 9a] Eyâleti, vech-i ilhâk müşârun ileyhe tevcîh ile emr-i muhâfazaya kemâ-kân taʿyîn ve şehriyyesi kaydı ilgā vü terkīn kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Silistre be-Muhâfız-ı Bender",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_364.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Silistre be-Muhâfız-ı Bender",
          "text": "Bender Muhâfızı olan Vezîr Hasan Paşa'ya bir müddetden berü mansıb verilmeyüp, ru'yet-i umûr-ı dâ'iresine medâr olmak üzere beher mâh Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden müşârun ileyhe beşer bin guruş ihsân olunur idi. İşbu gurre-i Şevvâl'de Silistre [Ü3 9a] Eyâleti, vech-i ilhâk müşârun ileyhe tevcîh ile emr-i muhâfazaya kemâ-kân taʿyîn ve şehriyyesi kaydı ilgā vü terkīn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françelü tarafından bir takrîb istîlâ ve derûnunda müddahar hazâyin yağmâsıyla kuvvet ü miknet peydâ eyledikleri kalʿa-i Korfa -ki ʿukāb-ı vehm ü hayâl bâlây-ı burûcuna suʿûd eylemek emr-i muhâl ve medây-ı nazar gāyet-i ʿulüvv ü irtifāʿına vusûl bulmak baʿîdü'l-ihtimâldir- meded-kârî-yi ʿinâyet-i Bâri'yle Françelü [Ü1 219b] yedinden intizāʿ ve zamîme-i memâlik-i Pâdişâh-ı Cihân-mutāʿ kılınmak irâdesiyle Devlet-i ʿaliyye donanması müttefik olan Rûsiyye donanması mürâfakatiyle bundan akdem Ak-deniz'e tesyîr ve miyânede cümle-i muʿtarıza olan Zanta ve Kefalonya ve bunlara mücâvir birkaç ada silmen ve harben feth u teshîr olundukdan sonra, maksûdun bizzât olan Korfa Cezîresi'ne doğru tahrîk-i sükkân-ı ʿazîmet etmişler idi. Cumâdelâhıre'nin on üçüncü Çehârşenbih günü imdâd-ı Mürsilü'r-riyâh ile cezîre-i mezkûreye vusûl müyesser ve kalʿaya iki sâʿat mesâfe olan “Bince” nâm mahalle ilkāy-ı lenger ile zikr olunan ada ehâlîsinin bir mikdârı dâhil-i taht-ı itāʿat-ı Cihân-dârî olup, bundan sonra Vido Adası'ndan güzâr ve Françelü'nün zikr olunan adada inşâ eyledikleri tabyalardan vâfir toplar atılup, Donanma-yı hümâyûn tarafından dahi mukābele bi'l-misle ibtidâr olunarak Korfa Kalʿası mukābilinde karâr ve fi'l-hâl Lazarete dedikleri sagīr adayı zabt ve derûnunda bulunan Fransızlar'ı habl-i esre rabt eylediler. Korfa Kalʿası beyne'd-düvel bekâret ile meşhûr ve kemâl-i menāʿat ü metânet ile elsine-i nâsda mezkûr olup, yalnız bahran tazyîk ile fethi ʿasîr ve berren askere muhtâc olduğu havâlî-kerd-i zamîr-i erbâb-ı tedbîr olmuşidi. O tarafa mücâvir bulunan Tepedelenli [Ü3 9b] ʿAlî Paşa ve Delvine Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ve sâyirleri me'mûr ve cümleden evvel ʿAlî\nPaşa sevk-ı sipâh-ı mansûr edüp, berü yakada vâkiʿ “Putrin” nâm kalʿayı yek-hamlede ahz ile mütahassın olan Françe keferesini kantara-i seyfden imrâr ve bakıyyesini bend-i kayd-ı isâr etdikden sonra, zîr-i livây-ı nusrat-iltivâsında tehaşşüd eden askerden iki bin mikdârını Korfa tarafına [Ü1 220a] îsâl ve donanmadan dahi mikdâr-ı vâfî levendât ihrâc olunup, yek-dîgere ittisâl ʿakabinde Delvine tarafından dahi iki bin kadar Arnabûd dilâverleri vusûl ve kuvvet-i berriyye husûl bulduğuna binâʾen, fi'l-hâl kalʿanın cânib-i yesârında vâkiʿ olan varoşun püştesine kebîrce bir tabya ihdâs ve derûnuna asker ve top ve humbara taʿbiyesiyle aʿdây-ı dîne havf u ıztırâb îrâs olunup, leyl ü nehâr hasr u tazyîk ve aralık aralık kalʿadan çıkup, çarha toplarıyla hücûm eden düşmenin râbıtalarını temzîk ve cemʿiyyetlerin tefrîk ederler idi. İki mâh kadar bu hâl ile ceng ü kıtâl vâkiʿ olup, hasânet-i kalʿa sebebi ile şâhid-i gül-çehre-i zafer, mütevârî-yi vakt-i kader olup, bilâhare taraf-ı âhardan dahi düşmene muzâyaka vermek sühûlet-i maslahata medâr olacağı mülâhaza olunmağla, kalʿanın cânib-i yesârında vâkiʿ \"Santa Pantalone” nâm mevzıʿa dahi bir kebîr tabya inşâ ve derûnuna vâfir Arnabûd ve Kalyoncu dilâverleri ve kadr-i kâfî top ve humbara teşhîn ü imlâ ve bir mâha karîb vakte dek inhisâr-ı kalʿaya saʿy-i evfâ kılınup, o hilâlde Françelü'nün İtalya taraflarından Korfa'ya imdâd göndermek kasdında oldukları şâyiʿ ve fi'l-hakīka bu haber vâkiʿ olmak lâzım gelse emekler zâyiʿ olacağı müteyakkın olduğundan, serân-ı asker-i İslâm ve Rûsiyye Amirali bir mahalle cemʿ olup, imdâd-ı düşmen zuhûrundan mukaddem var kuvveti bâzûya getürüp, intizâʿ-ı kalʿayı mûcib esbâbın tahsîlini meşveret ve Korfa [Ü3 10a] Kalʿası mukābilinde mârru'z-zikr Vido Adası teshîr olunduğu hâlde feth-i kalʿa kesb-i semt-i sühûlet eyleyeceğini tahkīk ile bu ʿazîmet-i sâdıkanın icrâsına himmet eylediler. Şöyle ki, ibtidâ bir-iki sagīr sefîne ada-i mezbûre semtine gönderilüp, [Ü1 220b] âgāz-ı kıtâl ile emr-i işgāl istihsâl ve der-ʿakab yedi yüz elli nefer Kalyoncu dilâverlerinden ve o mikdâr Rûsiyye askerinden tertîb ve sandallar ve filikalar ile tesrîb olunup, bi'l-cümle donanmalar dahi yelken açup, adayı istîʿâb ve sademât-ı top-ı raʿd-âşûb ile mütahassın olan aʿdâyı matmûre-nişîn-i kahr u inkılâb eylediler. Aʿdâ bu savlet-i dilîrâneye tâb-âver olamayup, ekserîsi tuʿme-i seyf-i asker-i Şehriyârî ve yüz yetmiş nefer ecel-i nâ-resîdeleri dest-beste-i mezellet ü hârî olup, Donanma-yı hümâyûn askerinin ve Arnabûd leşkerinin sebât-ı ikdâm ve hîn-i maʿrekede zuhûr eden celâdet ü iktihâmlarına o tarafda mevcûd ahbâb ü aʿdâ ve bîgâne vü âşinâ leb-güşây-ı tahsîn oldukları bi'l-istihbâr vâsıl-ı derece-i yakīn olmuşdur.\nYevm-i mezkûrda Patrona Bey'in tabyası hizâsında vâkiʿ Korfa Kalʿası kıtʿasından Salvadora Kalʿası üzerine mîr-i mûmâ ileyh hecme-endâz-ı celâdet ve hendekleri zabt ile ahşâma dek âteş-efrûz-ı şecâʿat olup, leylen sâʿat ikide aʿdâ iʿdâd eylediği lağıma âteş ilkā ve fazl-ı Mevlâ ile lağım ʿaksiyle fiʿlini icrâ edüp, barut ve mühimmâtların ihrâk ve hükm-i kazâ asâkir-i Pâdişâhî'ye tertîb olunan semm-i kātili tiryâk-ı şifâ eyledi. ʿAle's-seher mîr-i mûmâ ileyh zikr olunan kalʿaya yürüyüş edüp, zûr-bâzû-yı fütüvvet ile kalʿaya rekz-i aʿlâm-ı fevz ü nusrat eylediği Françelü'nün maʿlûmu oldukda, pây-i sebâtları mütezelzil ve servet ü hiddetleri muzmahill olup, bir-iki gün murûr eyler ise mütehassın oldukları kalʿa dahi mazbût-ı gümâştegân-ı [Ü3 10b] Pâdişâh-ı muzaffer olup, cümlesi pâ-zede-i asker ve müddet-i hayâtları inkılâb-ı hadeka-i dîdeden aksar olacağını kuvve-i nazariyye ile mukarrer bilmeleriyle, teslîm-i kalʿayı medâr-ı füshat-ı [Ü1 221a] ecel ʿadd eyleyüp, şehr-i Ramazan'ın yirmi dokuzuncu günü nasb-ı livâ'-i menkûs ve vire ile tahlîs-ı nefs-i menhûs eylediler. Kalʿa-i mezkûrede olan bi'l-cümle edevât ve mühimmât ve zehâyir zabt olunup, kalʿadan çıkan Fransızlar'ın dahi mukāvele olunduğu vechile silâhları nezʿ ve kendüleri memleketlerine kemâl-i hızy ü hızlân ile tard u defʿ olundu. Beş on sene zarfında te'lîf olunan Takvîm-i Büldân'da bu vechile yazar ki: “Körfes ve Korfa, Bahr-i Rûm'da Şimra [Pantokrator] Dağı'nın şarkîsi kurbünde bir adadır. Cirmi takrîben yüz yirmi mîldir. Venedik Körfezi'nin miftâhı mesâbesinde olmak hasebiyle istihkâm üzere tutulur. Hâkimine “Poraveritor” derler. Vâfir tuz çıkarırlar. Başşehrine dahi Körfez ve Korfu derler. Sâhil-i şarkīsinin vasatında vâkiʿ kebîr bir şehirdir. Ehâlîsi takrîben yirmi bin mikdârı olup, tûlü otuz yedi buçuk derece, ʿarzı otuz dokuz buçuk derecedir”.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i feth-i Korfa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_365.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i feth-i Korfa",
          "text": "Françelü tarafından bir takrîb istîlâ ve derûnunda müddahar hazâyin yağmâsıyla kuvvet ü miknet peydâ eyledikleri kalʿa-i Korfa -ki ʿukāb-ı vehm ü hayâl bâlây-ı burûcuna suʿûd eylemek emr-i muhâl ve medây-ı nazar gāyet-i ʿulüvv ü irtifāʿına vusûl bulmak baʿîdü'l-ihtimâldir- meded-kârî-yi ʿinâyet-i Bâri'yle Françelü [Ü1 219b] yedinden intizāʿ ve zamîme-i memâlik-i Pâdişâh-ı Cihân-mutāʿ kılınmak irâdesiyle Devlet-i ʿaliyye donanması müttefik olan Rûsiyye donanması mürâfakatiyle bundan akdem Ak-deniz'e tesyîr ve miyânede cümle-i muʿtarıza olan Zanta ve Kefalonya ve bunlara mücâvir birkaç ada silmen ve harben feth u teshîr olundukdan sonra, maksûdun bizzât olan Korfa Cezîresi'ne doğru tahrîk-i sükkân-ı ʿazîmet etmişler idi. Cumâdelâhıre'nin on üçüncü Çehârşenbih günü imdâd-ı Mürsilü'r-riyâh ile cezîre-i mezkûreye vusûl müyesser ve kalʿaya iki sâʿat mesâfe olan “Bince” nâm mahalle ilkāy-ı lenger ile zikr olunan ada ehâlîsinin bir mikdârı dâhil-i taht-ı itāʿat-ı Cihân-dârî olup, bundan sonra Vido Adası'ndan güzâr ve Françelü'nün zikr olunan adada inşâ eyledikleri tabyalardan vâfir toplar atılup, Donanma-yı hümâyûn tarafından dahi mukābele bi'l-misle ibtidâr olunarak Korfa Kalʿası mukābilinde karâr ve fi'l-hâl Lazarete dedikleri sagīr adayı zabt ve derûnunda bulunan Fransızlar'ı habl-i esre rabt eylediler. Korfa Kalʿası beyne'd-düvel bekâret ile meşhûr ve kemâl-i menāʿat ü metânet ile elsine-i nâsda mezkûr olup, yalnız bahran tazyîk ile fethi ʿasîr ve berren askere muhtâc olduğu havâlî-kerd-i zamîr-i erbâb-ı tedbîr olmuşidi. O tarafa mücâvir bulunan Tepedelenli [Ü3 9b] ʿAlî Paşa ve Delvine Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa ve sâyirleri me'mûr ve cümleden evvel ʿAlî\nPaşa sevk-ı sipâh-ı mansûr edüp, berü yakada vâkiʿ “Putrin” nâm kalʿayı yek-hamlede ahz ile mütahassın olan Françe keferesini kantara-i seyfden imrâr ve bakıyyesini bend-i kayd-ı isâr etdikden sonra, zîr-i livây-ı nusrat-iltivâsında tehaşşüd eden askerden iki bin mikdârını Korfa tarafına [Ü1 220a] îsâl ve donanmadan dahi mikdâr-ı vâfî levendât ihrâc olunup, yek-dîgere ittisâl ʿakabinde Delvine tarafından dahi iki bin kadar Arnabûd dilâverleri vusûl ve kuvvet-i berriyye husûl bulduğuna binâʾen, fi'l-hâl kalʿanın cânib-i yesârında vâkiʿ olan varoşun püştesine kebîrce bir tabya ihdâs ve derûnuna asker ve top ve humbara taʿbiyesiyle aʿdây-ı dîne havf u ıztırâb îrâs olunup, leyl ü nehâr hasr u tazyîk ve aralık aralık kalʿadan çıkup, çarha toplarıyla hücûm eden düşmenin râbıtalarını temzîk ve cemʿiyyetlerin tefrîk ederler idi. İki mâh kadar bu hâl ile ceng ü kıtâl vâkiʿ olup, hasânet-i kalʿa sebebi ile şâhid-i gül-çehre-i zafer, mütevârî-yi vakt-i kader olup, bilâhare taraf-ı âhardan dahi düşmene muzâyaka vermek sühûlet-i maslahata medâr olacağı mülâhaza olunmağla, kalʿanın cânib-i yesârında vâkiʿ \"Santa Pantalone” nâm mevzıʿa dahi bir kebîr tabya inşâ ve derûnuna vâfir Arnabûd ve Kalyoncu dilâverleri ve kadr-i kâfî top ve humbara teşhîn ü imlâ ve bir mâha karîb vakte dek inhisâr-ı kalʿaya saʿy-i evfâ kılınup, o hilâlde Françelü'nün İtalya taraflarından Korfa'ya imdâd göndermek kasdında oldukları şâyiʿ ve fi'l-hakīka bu haber vâkiʿ olmak lâzım gelse emekler zâyiʿ olacağı müteyakkın olduğundan, serân-ı asker-i İslâm ve Rûsiyye Amirali bir mahalle cemʿ olup, imdâd-ı düşmen zuhûrundan mukaddem var kuvveti bâzûya getürüp, intizâʿ-ı kalʿayı mûcib esbâbın tahsîlini meşveret ve Korfa [Ü3 10a] Kalʿası mukābilinde mârru'z-zikr Vido Adası teshîr olunduğu hâlde feth-i kalʿa kesb-i semt-i sühûlet eyleyeceğini tahkīk ile bu ʿazîmet-i sâdıkanın icrâsına himmet eylediler. Şöyle ki, ibtidâ bir-iki sagīr sefîne ada-i mezbûre semtine gönderilüp, [Ü1 220b] âgāz-ı kıtâl ile emr-i işgāl istihsâl ve der-ʿakab yedi yüz elli nefer Kalyoncu dilâverlerinden ve o mikdâr Rûsiyye askerinden tertîb ve sandallar ve filikalar ile tesrîb olunup, bi'l-cümle donanmalar dahi yelken açup, adayı istîʿâb ve sademât-ı top-ı raʿd-âşûb ile mütahassın olan aʿdâyı matmûre-nişîn-i kahr u inkılâb eylediler. Aʿdâ bu savlet-i dilîrâneye tâb-âver olamayup, ekserîsi tuʿme-i seyf-i asker-i Şehriyârî ve yüz yetmiş nefer ecel-i nâ-resîdeleri dest-beste-i mezellet ü hârî olup, Donanma-yı hümâyûn askerinin ve Arnabûd leşkerinin sebât-ı ikdâm ve hîn-i maʿrekede zuhûr eden celâdet ü iktihâmlarına o tarafda mevcûd ahbâb ü aʿdâ ve bîgâne vü âşinâ leb-güşây-ı tahsîn oldukları bi'l-istihbâr vâsıl-ı derece-i yakīn olmuşdur.\nYevm-i mezkûrda Patrona Bey'in tabyası hizâsında vâkiʿ Korfa Kalʿası kıtʿasından Salvadora Kalʿası üzerine mîr-i mûmâ ileyh hecme-endâz-ı celâdet ve hendekleri zabt ile ahşâma dek âteş-efrûz-ı şecâʿat olup, leylen sâʿat ikide aʿdâ iʿdâd eylediği lağıma âteş ilkā ve fazl-ı Mevlâ ile lağım ʿaksiyle fiʿlini icrâ edüp, barut ve mühimmâtların ihrâk ve hükm-i kazâ asâkir-i Pâdişâhî'ye tertîb olunan semm-i kātili tiryâk-ı şifâ eyledi. ʿAle's-seher mîr-i mûmâ ileyh zikr olunan kalʿaya yürüyüş edüp, zûr-bâzû-yı fütüvvet ile kalʿaya rekz-i aʿlâm-ı fevz ü nusrat eylediği Françelü'nün maʿlûmu oldukda, pây-i sebâtları mütezelzil ve servet ü hiddetleri muzmahill olup, bir-iki gün murûr eyler ise mütehassın oldukları kalʿa dahi mazbût-ı gümâştegân-ı [Ü3 10b] Pâdişâh-ı muzaffer olup, cümlesi pâ-zede-i asker ve müddet-i hayâtları inkılâb-ı hadeka-i dîdeden aksar olacağını kuvve-i nazariyye ile mukarrer bilmeleriyle, teslîm-i kalʿayı medâr-ı füshat-ı [Ü1 221a] ecel ʿadd eyleyüp, şehr-i Ramazan'ın yirmi dokuzuncu günü nasb-ı livâ'-i menkûs ve vire ile tahlîs-ı nefs-i menhûs eylediler. Kalʿa-i mezkûrede olan bi'l-cümle edevât ve mühimmât ve zehâyir zabt olunup, kalʿadan çıkan Fransızlar'ın dahi mukāvele olunduğu vechile silâhları nezʿ ve kendüleri memleketlerine kemâl-i hızy ü hızlân ile tard u defʿ olundu. Beş on sene zarfında te'lîf olunan Takvîm-i Büldân'da bu vechile yazar ki: “Körfes ve Korfa, Bahr-i Rûm'da Şimra [Pantokrator] Dağı'nın şarkîsi kurbünde bir adadır. Cirmi takrîben yüz yirmi mîldir. Venedik Körfezi'nin miftâhı mesâbesinde olmak hasebiyle istihkâm üzere tutulur. Hâkimine “Poraveritor” derler. Vâfir tuz çıkarırlar. Başşehrine dahi Körfez ve Korfu derler. Sâhil-i şarkīsinin vasatında vâkiʿ kebîr bir şehirdir. Ehâlîsi takrîben yirmi bin mikdârı olup, tûlü otuz yedi buçuk derece, ʿarzı otuz dokuz buçuk derecedir”."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françelü'nün Ülke-i Mısır'a istîlâları vukūʿundan sonra Gazze ve Remle ve Yafa câniblerine doğru râyet-keş-i idbâr ve memâlik-i mezbûrenin vâhiden-baʿde-vâhidin yed-i\ntegallüblerine giriftâr olduğu âşikâr olmağla, bundan sonra refte refte Hicâz ve Kudüs ve sâyir memâlik-i İslâmiyye'ye tecavüz ü teʿaddî ve envâʿ-ı fesâd ü melʿanete tesaddî eyleyecekleri etvâr-ı mekîdet ü ihtiyâllerinden istidlâl olunmağla, huzûr-ı hümâyûnda ʿakd-i encümen-i meşveret ve defʿ-i tesallut-ı aʿdâya küllî himmet olunmak irâdesiyle, işbu selh-ı Şevvâlü'l-mükerremde Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa [Ü2 11a] hazerâtı ve sudûr ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i Şâhâne'ye daʿvet ile ruhsûde-i zarâʿat ve cümlesi iltifât-ı Mülûkâne ile [Ü1 221b] hâyiz-i rehîne-i mefharet oldukları hâlde, bâʿis-i cemʿiyyet ve sebeb-i meşveret ne olduğu cümleye iʿlân ve düşmen-i dînin geçen seneden bu âna gelince etdikleri bagy ü tuğyân yegân yegân şümârende-i benân beyân kılınup, herkes bildiğini söylemek ve kahr-ı aʿdâya dâ'ir tedbîr tedârüküyle hakkı ketm etmamek ruhsatıyla şeref-yâb olduklarında, usûl-i mecâmiʿ-i umûr olan erbâb-ı temkîn ü şuʿûr mahalle muvâfık ve maslahata mutâbık kelimât-ı câmiʿa ile resm-i edebi icrâ ve baʿzıları gayr-i maʿkūl tedâbîr ile zâtlarında muhtemel ü mevhûm olan reviyyeti ilgā eylediklerinden gayri, baʿzısı dahi o hilâlde meydân bulup, yek-rân-ı râyiz-i fikrine cevelân ve semend-i tabʿına irhây-ı ʿinân verüp, hâricden tertîb-i cünûd ve hazîne-i gaybiyyeden tedârük-i nukūd ile bazı mütemevvil ü müteʿayyinlerin sefere me'mûriyyetlerini ve encâm-ı kârın vehâmet ü redâʾetini âverde-i zebân edüp, bilâhare Sadr-ı gayûr yerinden hareket ile hâk-i kadem-i hazret-i Şehriyârî'yi çeşm-i ibtihâcına kühl ü zerûr eyleyerek, sebükbârca aʿdâ üzerine bi'n-nefs ʿazîmete ruhsat-cûy olmağla, evleviyyet-i hareket ve ʿadem-i hareket taʿlîk-i ʿuhde-i erbâb-ı meşveret kılınup, ʿazîmet ve teveccüh-i hazret-i Sadrıaʿzamî'ye dâ'ir pîrâmen-güzâr-ı hâtır olan mühassenât beyânında cümlesi yek-sâk-ı vifâk olduklarına binâ'en, taraf-ı Cihân-bânî'den tahrîk-i âb-rûy-i ruhsat ve hemân bu günden tesviye-i umûr-ı seferiyyeye mübâşeret olunmak hükm-i Cihân-mutâʿı teşnîf-sâz-ı mesâmiʿ-i erkân-ı devlet olup, hâzır bi'l-meclis olan İmâm-ı Evvel-i Sultânî bi'l-işâre dest-bâz-ı niyâz ve mansûriyyet-i ehl-i İslâm ve makhûriyyet-i aʿdây-ı li'âm [Ü3 11b] zımnında duʿâya âgāz ve mevcûd olanlar nağme-i hüzn-âver-i te'mîn ile nevâ-sâz oldukları hâlde meclise gāyet ve meşverete [Ü1 222a] nihâyet verildi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-huzûr-ı hümâyûn ve karâr-yâften-i ʿazîmet-i Sadrıaʿzamî be-cânib-i Mısr-ı Kāhire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_366.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-huzûr-ı hümâyûn ve karâr-yâften-i ʿazîmet-i Sadrıaʿzamî be-cânib-i Mısr-ı Kāhire",
          "text": "Françelü'nün Ülke-i Mısır'a istîlâları vukūʿundan sonra Gazze ve Remle ve Yafa câniblerine doğru râyet-keş-i idbâr ve memâlik-i mezbûrenin vâhiden-baʿde-vâhidin yed-i\ntegallüblerine giriftâr olduğu âşikâr olmağla, bundan sonra refte refte Hicâz ve Kudüs ve sâyir memâlik-i İslâmiyye'ye tecavüz ü teʿaddî ve envâʿ-ı fesâd ü melʿanete tesaddî eyleyecekleri etvâr-ı mekîdet ü ihtiyâllerinden istidlâl olunmağla, huzûr-ı hümâyûnda ʿakd-i encümen-i meşveret ve defʿ-i tesallut-ı aʿdâya küllî himmet olunmak irâdesiyle, işbu selh-ı Şevvâlü'l-mükerremde Sadrıaʿzam ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa [Ü2 11a] hazerâtı ve sudûr ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i Şâhâne'ye daʿvet ile ruhsûde-i zarâʿat ve cümlesi iltifât-ı Mülûkâne ile [Ü1 221b] hâyiz-i rehîne-i mefharet oldukları hâlde, bâʿis-i cemʿiyyet ve sebeb-i meşveret ne olduğu cümleye iʿlân ve düşmen-i dînin geçen seneden bu âna gelince etdikleri bagy ü tuğyân yegân yegân şümârende-i benân beyân kılınup, herkes bildiğini söylemek ve kahr-ı aʿdâya dâ'ir tedbîr tedârüküyle hakkı ketm etmamek ruhsatıyla şeref-yâb olduklarında, usûl-i mecâmiʿ-i umûr olan erbâb-ı temkîn ü şuʿûr mahalle muvâfık ve maslahata mutâbık kelimât-ı câmiʿa ile resm-i edebi icrâ ve baʿzıları gayr-i maʿkūl tedâbîr ile zâtlarında muhtemel ü mevhûm olan reviyyeti ilgā eylediklerinden gayri, baʿzısı dahi o hilâlde meydân bulup, yek-rân-ı râyiz-i fikrine cevelân ve semend-i tabʿına irhây-ı ʿinân verüp, hâricden tertîb-i cünûd ve hazîne-i gaybiyyeden tedârük-i nukūd ile bazı mütemevvil ü müteʿayyinlerin sefere me'mûriyyetlerini ve encâm-ı kârın vehâmet ü redâʾetini âverde-i zebân edüp, bilâhare Sadr-ı gayûr yerinden hareket ile hâk-i kadem-i hazret-i Şehriyârî'yi çeşm-i ibtihâcına kühl ü zerûr eyleyerek, sebükbârca aʿdâ üzerine bi'n-nefs ʿazîmete ruhsat-cûy olmağla, evleviyyet-i hareket ve ʿadem-i hareket taʿlîk-i ʿuhde-i erbâb-ı meşveret kılınup, ʿazîmet ve teveccüh-i hazret-i Sadrıaʿzamî'ye dâ'ir pîrâmen-güzâr-ı hâtır olan mühassenât beyânında cümlesi yek-sâk-ı vifâk olduklarına binâ'en, taraf-ı Cihân-bânî'den tahrîk-i âb-rûy-i ruhsat ve hemân bu günden tesviye-i umûr-ı seferiyyeye mübâşeret olunmak hükm-i Cihân-mutâʿı teşnîf-sâz-ı mesâmiʿ-i erkân-ı devlet olup, hâzır bi'l-meclis olan İmâm-ı Evvel-i Sultânî bi'l-işâre dest-bâz-ı niyâz ve mansûriyyet-i ehl-i İslâm ve makhûriyyet-i aʿdây-ı li'âm [Ü3 11b] zımnında duʿâya âgāz ve mevcûd olanlar nağme-i hüzn-âver-i te'mîn ile nevâ-sâz oldukları hâlde meclise gāyet ve meşverete [Ü1 222a] nihâyet verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İmâm-ı Evvel-i Sultânî nusrat-ı asker-i İslâm zımnında deşt-i berdâşte-i bârgâh-ı Sübhânî olup, “Fe'nsurnâ ʿale'l-kavmi'l-kâfirîn” âyetini ihtitâm ʿakabinde nâ-gâh Serâyburnu'ndan bilâ-infisâl toplar atılup, sadâsı mecmaʿ-i ehl-i meşveret olan Hırka-i şerîfe Odası kubbesini tanîn-endâz-ı dehşet ve bu hâlet-i garîbe cümleye îrâs-ı ʿârizâ-i hayret eyleyüp, sebebi su'âl olundukda, meğer Donanma-yı hümâyûn sefâyininden biri li-maslahatin boğazdan rucûʿ edüp, şenlik sûretinde toplar atdığı tahkīk olunmağla, topların vakt-i mezkûreye tesadüfü vesîle-i ittihâz-ı hayriyyet-i fâl ve gāyetü'l-emr asker-i İslâm mansûr ve düşmen-i dîn ü devlet makhûr olacağı istidlâl olundu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_367.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "İmâm-ı Evvel-i Sultânî nusrat-ı asker-i İslâm zımnında deşt-i berdâşte-i bârgâh-ı Sübhânî olup, “Fe'nsurnâ ʿale'l-kavmi'l-kâfirîn” âyetini ihtitâm ʿakabinde nâ-gâh Serâyburnu'ndan bilâ-infisâl toplar atılup, sadâsı mecmaʿ-i ehl-i meşveret olan Hırka-i şerîfe Odası kubbesini tanîn-endâz-ı dehşet ve bu hâlet-i garîbe cümleye îrâs-ı ʿârizâ-i hayret eyleyüp, sebebi su'âl olundukda, meğer Donanma-yı hümâyûn sefâyininden biri li-maslahatin boğazdan rucûʿ edüp, şenlik sûretinde toplar atdığı tahkīk olunmağla, topların vakt-i mezkûreye tesadüfü vesîle-i ittihâz-ı hayriyyet-i fâl ve gāyetü'l-emr asker-i İslâm mansûr ve düşmen-i dîn ü devlet makhûr olacağı istidlâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yunan ve Fars istişâre-i umûr-ı irâde eylediklerinde, ʿukalâsını mahall-i vâhide cemʿ etmeyüp, birbirlerinden haberleri olmayarak ferden ferdâ istintâk ile re’y ü tedbîrlerine nazar ve maslahat-ı vakte muvâfık tedbîri buldukları gibi mûcebince ʿamel ederler imiş. Bundan garazları asâlet-i re'y ve sıhhat-ı nazarı ibtâle sebeb olan münâfese beyne'l-müşâvirîn vukūʿundan hazer imiş. Zîrâ müşterek fi'l-emr olan zevâtda tenâfüs ü tegālüb ve ahadühümâ âhara taʿn etmek umûr-ı tabîʿiyyedendir. Çok kerre baʿzısı zafer-yâb-ı re’y-i savâb olmuşiken, âharları mahzâ hased sebebi ile iʿrâz u te’vîl ve takbîh u tehcîn semtlerine sülûk edüp, re'y-i rezîni ibtâl etmişlerdir. Bir dahi meşveretde ictimâʿ izâʿat-ı sırr ve şenâʿati müstelzim olup, hattâ kavm-i Fars ictimâʿ u kesret ü tenâsur kuvvete muhtâc olan emirde lâzımdır. Ârâ' ü tedbîr ve umûr-ı gāmızada ictimâʿ, matlûb olan mevâddı ifsâd ve beyne'l-kavm tevlîd-i tezâgun ü tenâfüs eyleyeceğini îrâd etmişlerdir.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_368.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "Yunan ve Fars istişâre-i umûr-ı irâde eylediklerinde, ʿukalâsını mahall-i vâhide cemʿ etmeyüp, birbirlerinden haberleri olmayarak ferden ferdâ istintâk ile re’y ü tedbîrlerine nazar ve maslahat-ı vakte muvâfık tedbîri buldukları gibi mûcebince ʿamel ederler imiş. Bundan garazları asâlet-i re'y ve sıhhat-ı nazarı ibtâle sebeb olan münâfese beyne'l-müşâvirîn vukūʿundan hazer imiş. Zîrâ müşterek fi'l-emr olan zevâtda tenâfüs ü tegālüb ve ahadühümâ âhara taʿn etmek umûr-ı tabîʿiyyedendir. Çok kerre baʿzısı zafer-yâb-ı re’y-i savâb olmuşiken, âharları mahzâ hased sebebi ile iʿrâz u te’vîl ve takbîh u tehcîn semtlerine sülûk edüp, re'y-i rezîni ibtâl etmişlerdir. Bir dahi meşveretde ictimâʿ izâʿat-ı sırr ve şenâʿati müstelzim olup, hattâ kavm-i Fars ictimâʿ u kesret ü tenâsur kuvvete muhtâc olan emirde lâzımdır. Ârâ' ü tedbîr ve umûr-ı gāmızada ictimâʿ, matlûb olan mevâddı ifsâd ve beyne'l-kavm tevlîd-i tezâgun ü tenâfüs eyleyeceğini îrâd etmişlerdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Darb-hâne-i ʿâmire Emîni olan ʿİffet Mustafa Beyefendi bir müddetden berü mübtelâ olduğu illet-i dîku'n-nefesden nefsini tahlîse çâre bulamayup, işbu Zilkaʿde evâyilinde\nnefes-i vâpesînî hurûc ve sûy-ı âsumâna ʿurûc edüp, münhall olan mansıbı Sâhib-i ʿayâr Bekir Efendi'nin dâmâdı olup, dekāyık-ı Dâru'd-darb-ı ʿâmire'ye âşinâ ve dâ'imâ tahsîl-i meʿârif ile tezkiye-i nefse iʿtinâ üzere olan Ahmed Efendi'ye tevcîh ile hakkında “Vâfeka Şennün Tabaka\" meseli icrâ olundu.",
          "caption": "Fevt-i Emîn-i Darb-hâne Mustafa Bey ve nasb-ı Ahmed Efendi be-câyeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_369.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Emîn-i Darb-hâne Mustafa Bey ve nasb-ı Ahmed Efendi be-câyeş",
          "text": "Darb-hâne-i ʿâmire Emîni olan ʿİffet Mustafa Beyefendi bir müddetden berü mübtelâ olduğu illet-i dîku'n-nefesden nefsini tahlîse çâre bulamayup, işbu Zilkaʿde evâyilinde\nnefes-i vâpesînî hurûc ve sûy-ı âsumâna ʿurûc edüp, münhall olan mansıbı Sâhib-i ʿayâr Bekir Efendi'nin dâmâdı olup, dekāyık-ı Dâru'd-darb-ı ʿâmire'ye âşinâ ve dâ'imâ tahsîl-i meʿârif ile tezkiye-i nefse iʿtinâ üzere olan Ahmed Efendi'ye tevcîh ile hakkında “Vâfeka Şennün Tabaka\" meseli icrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ ileyh hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan birkaç sene ʿale't-tevâlî Masraf Kitâbeti ile meşhûr-ı ehâlî olan Süleymân Efendi'nin semere-i [Ü3 12a] şecere-i fu'âdı ve nahl-i berûmend-i bâğ-zâr-ı murâdı [Ü1 222b] olup, ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânîde vesâtat-ı şüfeʿâ ve sevk u terbiye-i nüdemâ ile hâne-i Kilâr'a çırâğ olmuşidi. Enderûn-ı hümâyûn müteʿayyinlerinden bir zât, Râgıb Paşa merhûma bir husûs içün kalem-i müteveffâ ile bir tezkire gönderüp, sıhhat-ı imlâ ve taʿbîrâtında olan hüsn-i edâ tabʿına hoş gelüp, muharririni tashîh ve şahsını kable'r-ru'ye kābiliyyet ü istiʿdâdını Hudâvendigâr-ı esbak cennet-me'vâ Sultân Mustafa Hân hazretlerine tavsîf ü tavzîh ve: “Bu makūle erbâb-ı meʿârif kurbiyyet-i hazret-i Şehinşâhî'ye şâyestedir” deyerek Mâbeyncilik ile Hâne-i Hâssa'ya çırâğ olunmasını tasrîh etmişidi. Taraf-ı hümâyûndan kısar-ı kāmet ve hudbe vü iʿvicâc sebebi ile huzûrda şâyeste-i hıdmet olmadığı mezkûr olmuşiken, Râgıb-ı merhûm “Lâ-tezunnenne hudbete'z-zahri ʿayben. Fe'hye fi'l-hüsni min sıfâti'l-hilâl. Ve kezâlike'l-kısıyyü muhdevdibâtün. Fe'hye enkâ mine'z-zubâ ve'l-ʿavâlî” meʿâlini mukaddime-i netîce-i maksûd ve her çend cesâmet-i vücûd nısf-ı devletden maʿdûd ise dahi, kemâlât ü meʿârif bir atıyye-i behiyye-i İlâhiyye olup, naks-ı hılkat ve ʿadem-i tenâsüb-i aʿzâ o makūlelere mâniʿ-i irtikāy-ı derece-i rifʿat ü ʿulâ olmadığını beyân ile tekrar dem-sâz-ı niyâz u recâ oldukda, recâsı hayyiz-i kabûle makrûn ve devlet-i kurbiyyet ile mûmâ ileyh memnûn olmuşidi.\n\nRâgıb vaktinde ihtimâl-i nakl-i ahbâr ile serâyir-i etvâra ıttılâʿ ve vukūfdan mahrûm ve vefâtından sonra zann ü ihtimâl-i mevhûm ber-taraf olup, refte refte mâhiyyeti maʿlûm olarak sezây-ı nazra-i ʿâlem-behây-ı Tâc-dârî ve huzûrda ihtilâs-ı ruhsat-ı kelâm ile yekke-tâz-ı meydân-ı kâm-kârî olmuşidi. Hudâvendigâr-ı mebrûrun evâhır-ı [Ü3 12b] Saltanat'larında\nkendü talebiyle taşra çıkup, zümre-i hâcegâna ilhâk ile tedârük-i dâr ve tertîb-i kâr ü bâr eyleyüp, o hılâlde inkılâb-ı devr ü nevbet ile Sultân ʿAbdülhamîd Hân câlis-i serîr-i Saltanat oldukda, mâ-sadak-ı “Fî kulûbihim marazun\" olan ehl-i hased ü garaz hakkında tertîb-i mukaddime-i ifk ü iftirâ ve iltizâm-ı tenâsüb-i kile't-tarafeyn ile Eğri-dere Palangası'na nefy ü iclâ ve baʿde'l-ıtlâk Niş Kalʿası binâsıyla mâ-melekini ifnâ etmişleridi. Bir müddetden sonra bu vartadan reh-yâb-ı selâmet ve aralıkda baʿzı menâsıba tevellâ ile imrâr-ı vakt eyler iken, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʿ bulup, mûmâ ileyhin hukūk-ı teʿalluk-intimâsı revâ-dâşte-i tenâsî olmayup, iltifât-ı Mülûkâne ile nazar-ı ibtihâcı takrîr ve Rikâb Kethudâlığı ile tevkīr olunup, istîfây-ı hazz ʿakabinde maʿzûl ve giderek hasretü'r-ricâl olan Darb-hâne Emâneti'ne mevsûl olup, birkaç sene mansıb-ı mezkûrda refâh-ı hâl ile imrâr-ı eyyâm ü leyâl ve ʿâkıbet dâr-ı âhırete intikāl eyledi. Mûmâ ileyh dervîş-meşreb, sahîhu'l-mezheb, kadr-i müşterek hüneri ve her mübtedâdan haberi olup, hoş-güftâr, müstahsenü'l-etvâr, devletini hazm etmiş bir merd-i nâmdâr idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_370.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mîr-i mûmâ ileyh hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan birkaç sene ʿale't-tevâlî Masraf Kitâbeti ile meşhûr-ı ehâlî olan Süleymân Efendi'nin semere-i [Ü3 12a] şecere-i fu'âdı ve nahl-i berûmend-i bâğ-zâr-ı murâdı [Ü1 222b] olup, ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânîde vesâtat-ı şüfeʿâ ve sevk u terbiye-i nüdemâ ile hâne-i Kilâr'a çırâğ olmuşidi. Enderûn-ı hümâyûn müteʿayyinlerinden bir zât, Râgıb Paşa merhûma bir husûs içün kalem-i müteveffâ ile bir tezkire gönderüp, sıhhat-ı imlâ ve taʿbîrâtında olan hüsn-i edâ tabʿına hoş gelüp, muharririni tashîh ve şahsını kable'r-ru'ye kābiliyyet ü istiʿdâdını Hudâvendigâr-ı esbak cennet-me'vâ Sultân Mustafa Hân hazretlerine tavsîf ü tavzîh ve: “Bu makūle erbâb-ı meʿârif kurbiyyet-i hazret-i Şehinşâhî'ye şâyestedir” deyerek Mâbeyncilik ile Hâne-i Hâssa'ya çırâğ olunmasını tasrîh etmişidi. Taraf-ı hümâyûndan kısar-ı kāmet ve hudbe vü iʿvicâc sebebi ile huzûrda şâyeste-i hıdmet olmadığı mezkûr olmuşiken, Râgıb-ı merhûm “Lâ-tezunnenne hudbete'z-zahri ʿayben. Fe'hye fi'l-hüsni min sıfâti'l-hilâl. Ve kezâlike'l-kısıyyü muhdevdibâtün. Fe'hye enkâ mine'z-zubâ ve'l-ʿavâlî” meʿâlini mukaddime-i netîce-i maksûd ve her çend cesâmet-i vücûd nısf-ı devletden maʿdûd ise dahi, kemâlât ü meʿârif bir atıyye-i behiyye-i İlâhiyye olup, naks-ı hılkat ve ʿadem-i tenâsüb-i aʿzâ o makūlelere mâniʿ-i irtikāy-ı derece-i rifʿat ü ʿulâ olmadığını beyân ile tekrar dem-sâz-ı niyâz u recâ oldukda, recâsı hayyiz-i kabûle makrûn ve devlet-i kurbiyyet ile mûmâ ileyh memnûn olmuşidi.\n\nRâgıb vaktinde ihtimâl-i nakl-i ahbâr ile serâyir-i etvâra ıttılâʿ ve vukūfdan mahrûm ve vefâtından sonra zann ü ihtimâl-i mevhûm ber-taraf olup, refte refte mâhiyyeti maʿlûm olarak sezây-ı nazra-i ʿâlem-behây-ı Tâc-dârî ve huzûrda ihtilâs-ı ruhsat-ı kelâm ile yekke-tâz-ı meydân-ı kâm-kârî olmuşidi. Hudâvendigâr-ı mebrûrun evâhır-ı [Ü3 12b] Saltanat'larında\nkendü talebiyle taşra çıkup, zümre-i hâcegâna ilhâk ile tedârük-i dâr ve tertîb-i kâr ü bâr eyleyüp, o hılâlde inkılâb-ı devr ü nevbet ile Sultân ʿAbdülhamîd Hân câlis-i serîr-i Saltanat oldukda, mâ-sadak-ı “Fî kulûbihim marazun\" olan ehl-i hased ü garaz hakkında tertîb-i mukaddime-i ifk ü iftirâ ve iltizâm-ı tenâsüb-i kile't-tarafeyn ile Eğri-dere Palangası'na nefy ü iclâ ve baʿde'l-ıtlâk Niş Kalʿası binâsıyla mâ-melekini ifnâ etmişleridi. Bir müddetden sonra bu vartadan reh-yâb-ı selâmet ve aralıkda baʿzı menâsıba tevellâ ile imrâr-ı vakt eyler iken, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʿ bulup, mûmâ ileyhin hukūk-ı teʿalluk-intimâsı revâ-dâşte-i tenâsî olmayup, iltifât-ı Mülûkâne ile nazar-ı ibtihâcı takrîr ve Rikâb Kethudâlığı ile tevkīr olunup, istîfây-ı hazz ʿakabinde maʿzûl ve giderek hasretü'r-ricâl olan Darb-hâne Emâneti'ne mevsûl olup, birkaç sene mansıb-ı mezkûrda refâh-ı hâl ile imrâr-ı eyyâm ü leyâl ve ʿâkıbet dâr-ı âhırete intikāl eyledi. Mûmâ ileyh dervîş-meşreb, sahîhu'l-mezheb, kadr-i müşterek hüneri ve her mübtedâdan haberi olup, hoş-güftâr, müstahsenü'l-etvâr, devletini hazm etmiş bir merd-i nâmdâr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki sefer-i zafer-eser ittifâk-ı cümle ile mukarrer oldu. Bâdî-yi emrde tevcîh-i menâsıb ve taʿyîn-i merâtib lâzım gelüp, binâ-berîn işbu Zilkaʿdetü'ş-şerîfenin sekizinci günü Dîvân-ı ʿâlî'de Çavuş-başı olan ʿOsmân Efendi, Kethudâlık mesnedine suʿûd ve selefi İbrâhîm Besîm Efendi'nin sadâkat ü istikāmet ve fart-ı zekâ vü reviyyeti meşhûd olduğuna binâ'en, mesâlih-i devletden dûr olması sûʾ-i tedbîrden maʿdûd olup, fe-li-hâzâ Rikâb Kethudâlığı'yla isbât-ı [Ü3 13a] vücûd eyledi. Kezâlik cevdet-i karîha ve fikret-i sahîha erbâbından biri Defterdar nasb olunmak mehâmm-ı lâzimü'l-ihtimâmdan [Ü1 223b] olmağla, hâlâ Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi zikr olunan sıfât ile muttasıf ve umûr-ı seferiyye ile mü'telif olduğundan, câh-ı Defterî'ye irtikā ve selefi İbrâhîm Efendi'nin tahsîl-i emvâlde mümâreseti olduğuna binâ'en, münhall olan Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ve nezâretler hilʿatini iktisâ eyledi.\nRikâb-ı hümâyûn'da dahi mevâcib ve sâyir mürettebât-ı devleti idâreye ve Ordu-yi hümâyûn tarafına pey-der-pey tesyîri lâzım gelan mühimmât ve edevâtı ihzâra sâhib-i iktidâr bir Defterdâr nasbı muktezî olmağla, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı ve hâlâ Defter Emîni olan Mehmed Şerîf Efendi kesret-i istihdâm ile tefâsîl-i ahvâl-i Defterî'ye vakıf ve mezâyâ vü nikât-ı istîfâya ʿârif, Beytülmâl-i Müslimîn'i tetâvül-i eyâdî-yi haveneden vikāye ve muhavvel-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınan sâ'ir umûrda sadâkat ü gayreti mâ-lâ-nihâye olduğundan, Rikâb Defterdârlığı'yla kâm-yâb oldu. Kezâlik Riyâset hıdmeti dahi ricâl-i devletden birine tefvîz olunmak lâzım gelüp, hâlâ Re'îsülküttâb olan ʿAtıf Efendi bir müddetden berü düvel elçileriyle mükâlemeye me'mûr olup, mâdde-i ittifâk-ı düvele muvaffak ve Âsitâne'de kalması mecârî-yi maslahata nazaran enseb ü evfak olmağla, Rûznâmçe-i Evvel olan Râsih Mustafa Efendi mükerreren fülk-i maslahata re'îs ve felek-i devlete Bercîs olup, ʿAtıf Efendi, Âsitâne Riyâseti'yle mülâzım-ı Rikâb-ı müstetâb oldu. Âsitâne'de kalmak şartıyla Çavuş-başılık, ʿİzzet Paşa-zâde Saʿîd Bey'e ihsân ve Defter Emâneti ile Feyzî Bey-zâde sâhib-i ʿunvân kılunup, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile muharrir-i Fakīr nâyil-i etemm-i hubûr ve Anadolu Muhâsebesi'yle [Ü3 13b] el-Hâc Ebûbekir Efendi mesrûr oldu. Mektûbçuluk ve Teşrîfâtcılık ve Beylikçilik ve Kethudâ Kitâbeti [Ü1 224a] ve Âmedcilik hilʿatleri leff ü neşr-i müretteb kāʿidesi üzere Seyyid Sâdık Efendi'ye ve Re'îs Efendi-zâde ʿAbdüşşekûr Efendi'ye ve Sâfî Efendi'ye ve ʿAbdî Beyefendi'ye ve Belîğ Efendi'ye iksâ ve hıdemât-ı mezkûrenin sâbıkda mutasarrıfları olan zevât Rikâb-ı hümâyûn hıdmetinde ibkā olundular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı ricâl-i Devlet-i ebed-ittisâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_371.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât-ı ricâl-i Devlet-i ebed-ittisâl",
          "text": "Çünki sefer-i zafer-eser ittifâk-ı cümle ile mukarrer oldu. Bâdî-yi emrde tevcîh-i menâsıb ve taʿyîn-i merâtib lâzım gelüp, binâ-berîn işbu Zilkaʿdetü'ş-şerîfenin sekizinci günü Dîvân-ı ʿâlî'de Çavuş-başı olan ʿOsmân Efendi, Kethudâlık mesnedine suʿûd ve selefi İbrâhîm Besîm Efendi'nin sadâkat ü istikāmet ve fart-ı zekâ vü reviyyeti meşhûd olduğuna binâ'en, mesâlih-i devletden dûr olması sûʾ-i tedbîrden maʿdûd olup, fe-li-hâzâ Rikâb Kethudâlığı'yla isbât-ı [Ü3 13a] vücûd eyledi. Kezâlik cevdet-i karîha ve fikret-i sahîha erbâbından biri Defterdar nasb olunmak mehâmm-ı lâzimü'l-ihtimâmdan [Ü1 223b] olmağla, hâlâ Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi zikr olunan sıfât ile muttasıf ve umûr-ı seferiyye ile mü'telif olduğundan, câh-ı Defterî'ye irtikā ve selefi İbrâhîm Efendi'nin tahsîl-i emvâlde mümâreseti olduğuna binâ'en, münhall olan Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ve nezâretler hilʿatini iktisâ eyledi.\nRikâb-ı hümâyûn'da dahi mevâcib ve sâyir mürettebât-ı devleti idâreye ve Ordu-yi hümâyûn tarafına pey-der-pey tesyîri lâzım gelan mühimmât ve edevâtı ihzâra sâhib-i iktidâr bir Defterdâr nasbı muktezî olmağla, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı ve hâlâ Defter Emîni olan Mehmed Şerîf Efendi kesret-i istihdâm ile tefâsîl-i ahvâl-i Defterî'ye vakıf ve mezâyâ vü nikât-ı istîfâya ʿârif, Beytülmâl-i Müslimîn'i tetâvül-i eyâdî-yi haveneden vikāye ve muhavvel-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınan sâ'ir umûrda sadâkat ü gayreti mâ-lâ-nihâye olduğundan, Rikâb Defterdârlığı'yla kâm-yâb oldu. Kezâlik Riyâset hıdmeti dahi ricâl-i devletden birine tefvîz olunmak lâzım gelüp, hâlâ Re'îsülküttâb olan ʿAtıf Efendi bir müddetden berü düvel elçileriyle mükâlemeye me'mûr olup, mâdde-i ittifâk-ı düvele muvaffak ve Âsitâne'de kalması mecârî-yi maslahata nazaran enseb ü evfak olmağla, Rûznâmçe-i Evvel olan Râsih Mustafa Efendi mükerreren fülk-i maslahata re'îs ve felek-i devlete Bercîs olup, ʿAtıf Efendi, Âsitâne Riyâseti'yle mülâzım-ı Rikâb-ı müstetâb oldu. Âsitâne'de kalmak şartıyla Çavuş-başılık, ʿİzzet Paşa-zâde Saʿîd Bey'e ihsân ve Defter Emâneti ile Feyzî Bey-zâde sâhib-i ʿunvân kılunup, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı ile muharrir-i Fakīr nâyil-i etemm-i hubûr ve Anadolu Muhâsebesi'yle [Ü3 13b] el-Hâc Ebûbekir Efendi mesrûr oldu. Mektûbçuluk ve Teşrîfâtcılık ve Beylikçilik ve Kethudâ Kitâbeti [Ü1 224a] ve Âmedcilik hilʿatleri leff ü neşr-i müretteb kāʿidesi üzere Seyyid Sâdık Efendi'ye ve Re'îs Efendi-zâde ʿAbdüşşekûr Efendi'ye ve Sâfî Efendi'ye ve ʿAbdî Beyefendi'ye ve Belîğ Efendi'ye iksâ ve hıdemât-ı mezkûrenin sâbıkda mutasarrıfları olan zevât Rikâb-ı hümâyûn hıdmetinde ibkā olundular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vasat-ı diyâr-ı Necid'de vâkiʿ Dirʿiyye Kasabası'nda mukīm olup, o havâlîde bâdiye-nişîn olan kabâyil ü ʿaşâyiri rağbeten ev rehbeten hükmüne râm u münkād eden Vehhâbî'nin yevmen-fe-yevmen kuvveti müzdâd ve sâʿid-i bahtı karîn-i istidâd olmakdan nâşî, birkaç sene mukaddem Basra'ya on konak buʿdu olan Lahsâ Vilâyeti'ni Benî Hâlid yedinden ahz u teshîr ve Şerîf-i Mekke kāfile-i Aʿcâm'dan resm aldığı gibi, Necid kavminden dahi resm talebiyle tekdîr kaydına düşüp, ehl-i İslâm'dan harâc sûretinde fidyetü'r-re's almak mugāyir-i şerʿ-i Ahmedî olduğunu ʿillet ü sebeb ittihâzıyla, Şerîf'in mahkûmu olan emâkini igāreye merdûf\ntaʿbîr olunan ceng-cûlarını havâle vü tesyîr edüp, defʿ-i tesallut dâʿiyesiyle Şerîf tarafından taʿyîn olunan asker bir hamlesine tâb-âver olmayup, ihtimâl-i hatar mukarrer olduğu, Şerîf-i müşârun ileyh tarafından vârid olan şikâyet-nâmede mastûr u muharrer ve defʿ-i sevret-i Vehhâbiyân, Bağdâd Vâlîsi tarafından âsân olduğu dahi beyân olunup, hattâ birkaç sene mukaddem bu mâdde içün ʿakd olunan meclisde Bağdâd Vâlîsi'nin me'mûriyyeti istihsân ve lede'l-istimzâc teklîfât-ı ʿazîmeye muhtâc olduğu Vezîr-i müşârun ileyh tarafından inhâ ve şimdilik meskûtun ʿanh [Ü3 14a] kalması evlâ görülmüşidi. Merkūm Vehhâbî'nin ʿan-asl zuhûru refʿ-i bedʿ-i mesleğine mebnî olduğundan, Meşhedeyn-i şerîfeyn'de [Ü1 224b] bergüzâr-ı mülûk-i ʿAcem ve yâdigâr-ı tavâyif-i ümem olan mücevherât-ı zî-kıyeme zaferyâb olmak kasdıyla geçen sene vâfir asker mahall-i mezkûra taʿyîn edüp, bu kazıyyeyi teşeyyuʿ u rafz ile müştehir olan Benî Hazâʿil tahkīk edüp, Bağdâd'a haber îsâl ve etrâf-ı Meşhedeyn'de mütemekkin hem-mezhebleriyle ittihâd eyleyerek, Vehhâbîler'i istikbâl ve o hılâlde Bağdâd askeri dahi vusûl bulup, miyânede eşedd-i kıtâl vâkiʿ olmağla, Vehhâbîler'in ekseri müste'sal ve firârîleri fikdân-ı nafaka vü zâd ile muzmahill olmuşidi. Şerîf-i Mekke cânibinden zuhûr eden şikâyet ve kurb-i Meşhedeyn'de vukūʿ bulan keyfiyyet Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya bu defʿa mûcib-i nabzân-ı ʿırk-ı gayret olup, tâyife-i mezkûreyi gereği gibi te'dîb ve asker-i girân ve leşker-i firâvân ile ihâfe vü terhîb levâzım-ı intizâmât-ı mülkiyyeden olduğunu müşârun ileyh tahrîr edüp, umûr-ı uhar ile Devlet-i ʿaliyye meşgūl bulunmadığından, bu bâbda vâdî-i tahyîr tasvîb olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi Baban ve Köy Sancağı ve Harîr ve Tercîl ve Erdebîl sancâğlarında mevcûd ümerây-ı Ekrâd'ı ve etrâfda olan kabâyil ü ecnâdı ve bâ-husûs asker-i Bağdâd'ı, Kethudâ'sı Mîr-i mîrân ʿAli Paşa maʿiyyetine terfîk ile top ve mühimmât ve edevât-ı sâyirelerin tekmîl ve Basra'ya doğru sevk u tesbîl eyledi. Basra'dan Lahsâ'ya ve andan Dirʿiyye'ye varınca turuk u mesâlik mefâze-i bârizü'l-mehâlik olup, cûy-bâr ve ʿuyûn ve âbârdan hâlî olduğuna binâʿen, hafaza içün lâzım olan cimâl ü bigāl ve birkaç bin tulum istihsâliyle Lahsâ tarafına tahrîk-i aʿlâm ve birkaç defʿa güzergâhda ceng u hisâm [Ü3 14b] ve asker-i Bağdâdiyân niʿmet-i fevz ü zaferi igtinâm edüp, baʿdehû Lahsâ'yı muhâsara ve bir-iki mâh kadar hâric ü dâhil-i şehirde muhârebe vü müşâcere ve bilâhare hısn-ı mezkûrun fethi meysûr ve bekāyây-ı mahsûrîn iki-üç sâʿat mesâfede [Ü1 225a] vâkiʿ bir palangaya girüp, tekrâr mahsûr ve karîben anlar dahi müdemmer ü makhûr\nolacağları ahbârı Bağdâd tarafından Devlet-i ʿaliyye'ye münʿakis olup, ancak Vehhâbîler'in tevhîd-i hazret-i Bârî, şiʿârları ve mezheb-i İmâm Ahmed Hanbel, muhtârları olmağla, beyne'l-Müslimîn bilâ-mûcib sell-i seyf-i gayz u kîn revâ-dâşte-i tabʿ-ı ehl-i yakīn olmayup, bâ-husûs Devlet-i ebed-kıyâm'ın berren ve bahran seferi olup, kutr-ı Bağdâd'da vâkiʿ asâkirin min-gayri fâyidetin iştigāli ve Vâlîsi'nin sarf-ı mebâliğ ile sûret-i zaʿf kesb etmek ihtimâli olup, o tarafa sarf olunan miknet-i mutlaka Françe seferine ʿatf olunmak her hâlde fâ'ide-i külliyyeden hâlî olmadığı, havâtır-ı erkân-ı devletde câlî olup, binâ-berîn Vehhâbî'lerin bu derecelerde te'dîbleri kâfî ve bundan sonra bu maʿreke ile iştigāl irâde-i devletin hılâfı olduğundan fazla, Şerîf-i Mekke ile Vehhâbîler miyânında safvet vukūʿu dahi mütevâtir olmağla, hemân bekā-yı şân ü nâm ve hüsn-i tedbîr ile defʿ-i cedel ü hısâm ve ıslâh-ı zâtü'l-beyne kıyâm olunup, bu kapunun insidâdına ve bu bâzâr-ı harbin kesâdına ihtimâm olunmak zemîninde taraf-ı Sadâret-penâhî'den müşârun ileyhe tahrîrât irsâl olunduğundan başka, Bağdâd cânibinden matlûb olan mürettebât-ı seferiyyenin husûlüne âlet ve beyne'n-nâs müşârun ileyhe mûcib-i tezâyüd-i ʿizz ü rifʿat olmak içün bâlâsı mufassal hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i celîlü'l-mikdâr ve serâpâ cevâhir-i girân-behâ ile tezyîn olunmuş bir kabza tîğ-i tâb-dâr ve serâsere dûhte bir sevb ferve-i semmûr-ı meserret-âsâr li-emrimmâ Kapu Kethudâsı'na teslîm ü iʿtâ ve savb-ı müşârun ileyhe baʿs ü isrâ olundu. [Ü3 15a]",
          "caption": "Firistâden-i teşrîfât-ı hümâyûn be-cânib-i Vâlî-yi Bağdâd ve icmâl-i ahvâl-i Vehhâbiyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_372.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i teşrîfât-ı hümâyûn be-cânib-i Vâlî-yi Bağdâd ve icmâl-i ahvâl-i Vehhâbiyân",
          "text": "Vasat-ı diyâr-ı Necid'de vâkiʿ Dirʿiyye Kasabası'nda mukīm olup, o havâlîde bâdiye-nişîn olan kabâyil ü ʿaşâyiri rağbeten ev rehbeten hükmüne râm u münkād eden Vehhâbî'nin yevmen-fe-yevmen kuvveti müzdâd ve sâʿid-i bahtı karîn-i istidâd olmakdan nâşî, birkaç sene mukaddem Basra'ya on konak buʿdu olan Lahsâ Vilâyeti'ni Benî Hâlid yedinden ahz u teshîr ve Şerîf-i Mekke kāfile-i Aʿcâm'dan resm aldığı gibi, Necid kavminden dahi resm talebiyle tekdîr kaydına düşüp, ehl-i İslâm'dan harâc sûretinde fidyetü'r-re's almak mugāyir-i şerʿ-i Ahmedî olduğunu ʿillet ü sebeb ittihâzıyla, Şerîf'in mahkûmu olan emâkini igāreye merdûf\ntaʿbîr olunan ceng-cûlarını havâle vü tesyîr edüp, defʿ-i tesallut dâʿiyesiyle Şerîf tarafından taʿyîn olunan asker bir hamlesine tâb-âver olmayup, ihtimâl-i hatar mukarrer olduğu, Şerîf-i müşârun ileyh tarafından vârid olan şikâyet-nâmede mastûr u muharrer ve defʿ-i sevret-i Vehhâbiyân, Bağdâd Vâlîsi tarafından âsân olduğu dahi beyân olunup, hattâ birkaç sene mukaddem bu mâdde içün ʿakd olunan meclisde Bağdâd Vâlîsi'nin me'mûriyyeti istihsân ve lede'l-istimzâc teklîfât-ı ʿazîmeye muhtâc olduğu Vezîr-i müşârun ileyh tarafından inhâ ve şimdilik meskûtun ʿanh [Ü3 14a] kalması evlâ görülmüşidi. Merkūm Vehhâbî'nin ʿan-asl zuhûru refʿ-i bedʿ-i mesleğine mebnî olduğundan, Meşhedeyn-i şerîfeyn'de [Ü1 224b] bergüzâr-ı mülûk-i ʿAcem ve yâdigâr-ı tavâyif-i ümem olan mücevherât-ı zî-kıyeme zaferyâb olmak kasdıyla geçen sene vâfir asker mahall-i mezkûra taʿyîn edüp, bu kazıyyeyi teşeyyuʿ u rafz ile müştehir olan Benî Hazâʿil tahkīk edüp, Bağdâd'a haber îsâl ve etrâf-ı Meşhedeyn'de mütemekkin hem-mezhebleriyle ittihâd eyleyerek, Vehhâbîler'i istikbâl ve o hılâlde Bağdâd askeri dahi vusûl bulup, miyânede eşedd-i kıtâl vâkiʿ olmağla, Vehhâbîler'in ekseri müste'sal ve firârîleri fikdân-ı nafaka vü zâd ile muzmahill olmuşidi. Şerîf-i Mekke cânibinden zuhûr eden şikâyet ve kurb-i Meşhedeyn'de vukūʿ bulan keyfiyyet Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya bu defʿa mûcib-i nabzân-ı ʿırk-ı gayret olup, tâyife-i mezkûreyi gereği gibi te'dîb ve asker-i girân ve leşker-i firâvân ile ihâfe vü terhîb levâzım-ı intizâmât-ı mülkiyyeden olduğunu müşârun ileyh tahrîr edüp, umûr-ı uhar ile Devlet-i ʿaliyye meşgūl bulunmadığından, bu bâbda vâdî-i tahyîr tasvîb olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi Baban ve Köy Sancağı ve Harîr ve Tercîl ve Erdebîl sancâğlarında mevcûd ümerây-ı Ekrâd'ı ve etrâfda olan kabâyil ü ecnâdı ve bâ-husûs asker-i Bağdâd'ı, Kethudâ'sı Mîr-i mîrân ʿAli Paşa maʿiyyetine terfîk ile top ve mühimmât ve edevât-ı sâyirelerin tekmîl ve Basra'ya doğru sevk u tesbîl eyledi. Basra'dan Lahsâ'ya ve andan Dirʿiyye'ye varınca turuk u mesâlik mefâze-i bârizü'l-mehâlik olup, cûy-bâr ve ʿuyûn ve âbârdan hâlî olduğuna binâʿen, hafaza içün lâzım olan cimâl ü bigāl ve birkaç bin tulum istihsâliyle Lahsâ tarafına tahrîk-i aʿlâm ve birkaç defʿa güzergâhda ceng u hisâm [Ü3 14b] ve asker-i Bağdâdiyân niʿmet-i fevz ü zaferi igtinâm edüp, baʿdehû Lahsâ'yı muhâsara ve bir-iki mâh kadar hâric ü dâhil-i şehirde muhârebe vü müşâcere ve bilâhare hısn-ı mezkûrun fethi meysûr ve bekāyây-ı mahsûrîn iki-üç sâʿat mesâfede [Ü1 225a] vâkiʿ bir palangaya girüp, tekrâr mahsûr ve karîben anlar dahi müdemmer ü makhûr\nolacağları ahbârı Bağdâd tarafından Devlet-i ʿaliyye'ye münʿakis olup, ancak Vehhâbîler'in tevhîd-i hazret-i Bârî, şiʿârları ve mezheb-i İmâm Ahmed Hanbel, muhtârları olmağla, beyne'l-Müslimîn bilâ-mûcib sell-i seyf-i gayz u kîn revâ-dâşte-i tabʿ-ı ehl-i yakīn olmayup, bâ-husûs Devlet-i ebed-kıyâm'ın berren ve bahran seferi olup, kutr-ı Bağdâd'da vâkiʿ asâkirin min-gayri fâyidetin iştigāli ve Vâlîsi'nin sarf-ı mebâliğ ile sûret-i zaʿf kesb etmek ihtimâli olup, o tarafa sarf olunan miknet-i mutlaka Françe seferine ʿatf olunmak her hâlde fâ'ide-i külliyyeden hâlî olmadığı, havâtır-ı erkân-ı devletde câlî olup, binâ-berîn Vehhâbî'lerin bu derecelerde te'dîbleri kâfî ve bundan sonra bu maʿreke ile iştigāl irâde-i devletin hılâfı olduğundan fazla, Şerîf-i Mekke ile Vehhâbîler miyânında safvet vukūʿu dahi mütevâtir olmağla, hemân bekā-yı şân ü nâm ve hüsn-i tedbîr ile defʿ-i cedel ü hısâm ve ıslâh-ı zâtü'l-beyne kıyâm olunup, bu kapunun insidâdına ve bu bâzâr-ı harbin kesâdına ihtimâm olunmak zemîninde taraf-ı Sadâret-penâhî'den müşârun ileyhe tahrîrât irsâl olunduğundan başka, Bağdâd cânibinden matlûb olan mürettebât-ı seferiyyenin husûlüne âlet ve beyne'n-nâs müşârun ileyhe mûcib-i tezâyüd-i ʿizz ü rifʿat olmak içün bâlâsı mufassal hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i celîlü'l-mikdâr ve serâpâ cevâhir-i girân-behâ ile tezyîn olunmuş bir kabza tîğ-i tâb-dâr ve serâsere dûhte bir sevb ferve-i semmûr-ı meserret-âsâr li-emrimmâ Kapu Kethudâsı'na teslîm ü iʿtâ ve savb-ı müşârun ileyhe baʿs ü isrâ olundu. [Ü3 15a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tehakkuk-ı sefer-i bahr ü berr sebebi ile baʿzı vesâyâyı şâmil hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtafet-makrûn ile Serdâr-ı ekrem hazretleri [Ü1 225b] tevkīr olunmak ʿâdet-i Devlet-i ʿaliyye'den olmağla, işbu Zilkaʿde'nin beşinci günü Bâb-ı ʿâlî'de tertîb-i Dîvân kılınup, bi'l-cümle ricâl ve Ocağlu hâzır oldukları hâlde taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i Husrevâne'den bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı seniyye şeref-resân-ı vürûd olup, hatevât-ı taʿzîm ile Sadrıaʿzam hazretleri istikbâl ve ferve-i semmûru zîver-i endâm-ı iclâl ve şemşîr-i Süreyyâ-cevher'i miyân-bend-i ikbâl edüp, baʿdehû hatt-ı hümâyûn ʿalâ-mele'i'n-nâs kırâʾat ve mefhûm-ı münîfine havâle-i semʿ-i dikkat olunup, hâvî olduğu cevâhir-i tâb-dâr-ı hikmet, kurt-ı gûş-i hûş-i ehl-i gayret olup, deymûmiyyet-i eyyâm-ı ʿömrü devlet-i Şâhî ve\nmansûriyyet-i asker-i Pâdişâhî edʿiyyesini tekrîr ve taraf taraf sadây-ı te'mîni felek-mesîr eylediler.",
          "caption": "Vürûd-i hatt-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_373.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i hatt-ı hümâyûn",
          "text": "Tehakkuk-ı sefer-i bahr ü berr sebebi ile baʿzı vesâyâyı şâmil hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtafet-makrûn ile Serdâr-ı ekrem hazretleri [Ü1 225b] tevkīr olunmak ʿâdet-i Devlet-i ʿaliyye'den olmağla, işbu Zilkaʿde'nin beşinci günü Bâb-ı ʿâlî'de tertîb-i Dîvân kılınup, bi'l-cümle ricâl ve Ocağlu hâzır oldukları hâlde taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i Husrevâne'den bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı seniyye şeref-resân-ı vürûd olup, hatevât-ı taʿzîm ile Sadrıaʿzam hazretleri istikbâl ve ferve-i semmûru zîver-i endâm-ı iclâl ve şemşîr-i Süreyyâ-cevher'i miyân-bend-i ikbâl edüp, baʿdehû hatt-ı hümâyûn ʿalâ-mele'i'n-nâs kırâʾat ve mefhûm-ı münîfine havâle-i semʿ-i dikkat olunup, hâvî olduğu cevâhir-i tâb-dâr-ı hikmet, kurt-ı gûş-i hûş-i ehl-i gayret olup, deymûmiyyet-i eyyâm-ı ʿömrü devlet-i Şâhî ve\nmansûriyyet-i asker-i Pâdişâhî edʿiyyesini tekrîr ve taraf taraf sadây-ı te'mîni felek-mesîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arabacılar Kışlak'ında ağalara mahsûs olan odadan âteş zuhûruyla, ittisâlinde olan kışlakın birine sirâyet ile ihrâk ve şiddet-i rûzgâr itfâsına me'mûrları halîde-pây-ı hufra-i hayret ü istiğrâk etmişiken, fazl-ı sehâb-ı Bârî yârî olup, fi'l-hâl muntafî ve kulûb-ı nâsdan halecân u iztırâb müntefî olup, zikr olunan ihrâk Arabacı-başı'nın gafletine haml ile Bozca-ada'ya nefy ü tagrîb ve Ocağ Kethudâsı Hasan Ağa, Arabacı-başılık ile tatrîb olundu.",
          "caption": "Zuhûr-i ihrâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_374.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ihrâk",
          "text": "Arabacılar Kışlak'ında ağalara mahsûs olan odadan âteş zuhûruyla, ittisâlinde olan kışlakın birine sirâyet ile ihrâk ve şiddet-i rûzgâr itfâsına me'mûrları halîde-pây-ı hufra-i hayret ü istiğrâk etmişiken, fazl-ı sehâb-ı Bârî yârî olup, fi'l-hâl muntafî ve kulûb-ı nâsdan halecân u iztırâb müntefî olup, zikr olunan ihrâk Arabacı-başı'nın gafletine haml ile Bozca-ada'ya nefy ü tagrîb ve Ocağ Kethudâsı Hasan Ağa, Arabacı-başılık ile tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Vezâret'i refʿiyle iltifât-ı devletden dûr ve şâhid-i zîbende-hırâm-ı matlabdan mehcûr olan Turunc-zâde Süleymân Paşa hakkında merhamet-i Husrevâne ser-zede-i zuhûr ve Zilkaʿde'nin [Ü3 15b] onuncu günü ibkāy-ı Vezâret'iyle Karahisâr-ı sâhib Sancağı tarafına tevcîh olunup, bu mülâbese ile nâ'il-i sürûr-ı nâ-mâhsûr olup, Vidin Ordusu'nda sâyirleriyle izhâr-ı kerr ü ferr ve tehammül-i meşâkk-ı emerr eden Vezîr Yûsuf Paşa hirmân-ı [Ü1 226a] mansıbla magmûm u mükedder ve şimdilik Çirmen Sancağı'yla lutf ü ʿinâyet-i hazret-i Tâc-dârî'ye mazhar oldu.",
          "caption": "İbkāy-ı Vezâret-i Turunc-zâde ve tevcîh Livâ’-i Çirmen be-Yûsuf Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_375.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkāy-ı Vezâret-i Turunc-zâde ve tevcîh Livâ’-i Çirmen be-Yûsuf Paşa",
          "text": "Bundan akdem Vezâret'i refʿiyle iltifât-ı devletden dûr ve şâhid-i zîbende-hırâm-ı matlabdan mehcûr olan Turunc-zâde Süleymân Paşa hakkında merhamet-i Husrevâne ser-zede-i zuhûr ve Zilkaʿde'nin [Ü3 15b] onuncu günü ibkāy-ı Vezâret'iyle Karahisâr-ı sâhib Sancağı tarafına tevcîh olunup, bu mülâbese ile nâ'il-i sürûr-ı nâ-mâhsûr olup, Vidin Ordusu'nda sâyirleriyle izhâr-ı kerr ü ferr ve tehammül-i meşâkk-ı emerr eden Vezîr Yûsuf Paşa hirmân-ı [Ü1 226a] mansıbla magmûm u mükedder ve şimdilik Çirmen Sancağı'yla lutf ü ʿinâyet-i hazret-i Tâc-dârî'ye mazhar oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilkaʿdetü'ş-şerîfenin sekizinci günü sâha-i Bâb-ı ʿâlî'de rekz olunan tûğ-ı zafer-fürûg-ı Âsafî'nin bi'l-fevzi ve's-saʿâdeti tahrîki zemânı gelmekle, tertîb olunduğu üzere vakt-i muhtârdan evvel Yeniçeri ve Cebeci ocağlarının tûğları ve konakcıları ʿale's-seher Bâb-ı Âsafî'ye vürûd ve hulûl-i vakte intizâren kuʿûd etmişler idi. Zemân-ı hareket tekarrüb ve fi'l-hâl tûğ-keşân te'ehhüb edüp, Kethudây-ı Sadr-ı vakūr telebbüs-i ferve-i semmûr etdikden sonra, esbine süvâr ve ocağların tûğlarına kafâdâr olarak tabl u sûrnâ vâlâ-yı dilârâ ile muhayyem-i asker-i İslâm olan Haydar-paşa fezâsına vusûl bulduklarında, mukaddem ihzâr\nolunan e'imme ve mü'ezzinîn kırâ'at-i Feth ile velvele-endâz-ı semâvât u arazîn oldukları hâlde zebh-i karâbîn ve iğnây-ı mesâkîn kılınup, ocağların tûğları dahi mahallerine nasb olunmak içün ruhsat verilüp, ber-mûceb-i teşrîfât ilbâsı muʿtâd olanlara hilʿat ilbâsından sonra ʿavdet eylediler. \n\n Zilkaʿde'nin on ikinci Pençşenbih günü Dergâh-ı âlî ocağlarından tertîb olunan odalar Alay Köşkü altından murûr ve ru'esâları hilaʿ-ı Pâdişâhî ve baʿzı 'atâyây-ı Şehinşâhî ile kesb-i iftihâr u sürûr edüp, Yeniçeri Ağası dahi, [Mısra]: \"ʿAdet budur âhırda gelür bezme ekâbir\" mü'eddâsınca cümleye kafâdâr olarak Alay Köşkü altına gelüp, Çavuş-başı Ağa ve Kapucular Kethudâsı Ağa [Ü3 16a] vesâtatiyle huzûr-ı hümâyûna idhâl olunup, baʿzı vesâyâ vü tenbîhât ʿakabinde semmûr kürk ilbâsiyle tefrîh ve mevkib-i dûdmân-ı Bektâşiyye olan mekâna tesrîh olundu. Cumʿa günü bu tertîb-i dil-firîb üzere Cebeci ve Topçu ve Top ʿArabacı ve Humbaracı ve Lağımcı [Ü1 226b] ocağları dahi Alay Köşkü altından geçüp, zavâbıt u ru'esâsına ilbâs-ı hilʿat-ı seniyye ve baʿzısına ihsân-ı ʿatıyye olunup, anlar dahi rû-be-râh-ı hayme-gâh oldular.",
          "caption": "İhrâc-ı tûğ-ı Âsafî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_376.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı tûğ-ı Âsafî",
          "text": "Zilkaʿdetü'ş-şerîfenin sekizinci günü sâha-i Bâb-ı ʿâlî'de rekz olunan tûğ-ı zafer-fürûg-ı Âsafî'nin bi'l-fevzi ve's-saʿâdeti tahrîki zemânı gelmekle, tertîb olunduğu üzere vakt-i muhtârdan evvel Yeniçeri ve Cebeci ocağlarının tûğları ve konakcıları ʿale's-seher Bâb-ı Âsafî'ye vürûd ve hulûl-i vakte intizâren kuʿûd etmişler idi. Zemân-ı hareket tekarrüb ve fi'l-hâl tûğ-keşân te'ehhüb edüp, Kethudây-ı Sadr-ı vakūr telebbüs-i ferve-i semmûr etdikden sonra, esbine süvâr ve ocağların tûğlarına kafâdâr olarak tabl u sûrnâ vâlâ-yı dilârâ ile muhayyem-i asker-i İslâm olan Haydar-paşa fezâsına vusûl bulduklarında, mukaddem ihzâr\nolunan e'imme ve mü'ezzinîn kırâ'at-i Feth ile velvele-endâz-ı semâvât u arazîn oldukları hâlde zebh-i karâbîn ve iğnây-ı mesâkîn kılınup, ocağların tûğları dahi mahallerine nasb olunmak içün ruhsat verilüp, ber-mûceb-i teşrîfât ilbâsı muʿtâd olanlara hilʿat ilbâsından sonra ʿavdet eylediler. \n\n Zilkaʿde'nin on ikinci Pençşenbih günü Dergâh-ı âlî ocağlarından tertîb olunan odalar Alay Köşkü altından murûr ve ru'esâları hilaʿ-ı Pâdişâhî ve baʿzı 'atâyây-ı Şehinşâhî ile kesb-i iftihâr u sürûr edüp, Yeniçeri Ağası dahi, [Mısra]: \"ʿAdet budur âhırda gelür bezme ekâbir\" mü'eddâsınca cümleye kafâdâr olarak Alay Köşkü altına gelüp, Çavuş-başı Ağa ve Kapucular Kethudâsı Ağa [Ü3 16a] vesâtatiyle huzûr-ı hümâyûna idhâl olunup, baʿzı vesâyâ vü tenbîhât ʿakabinde semmûr kürk ilbâsiyle tefrîh ve mevkib-i dûdmân-ı Bektâşiyye olan mekâna tesrîh olundu. Cumʿa günü bu tertîb-i dil-firîb üzere Cebeci ve Topçu ve Top ʿArabacı ve Humbaracı ve Lağımcı [Ü1 226b] ocağları dahi Alay Köşkü altından geçüp, zavâbıt u ru'esâsına ilbâs-ı hilʿat-ı seniyye ve baʿzısına ihsân-ı ʿatıyye olunup, anlar dahi rû-be-râh-ı hayme-gâh oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāʿide-i dîrîn-i devlet ve de'b-i kadîm-i Saltanat üzere işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm hazretleriyle sudûr ve sâ'ir ʿulemây-ı ʿizâm ve ricâl ve Ocağlu, Serây-ı hümâyûn'da cemʿ olup, tebrîk-i ʿîd ve takbîl-i zeyl-i Şehriyâr-ı ʿâlem-ʿabîd eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_377.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "text": "Kāʿide-i dîrîn-i devlet ve de'b-i kadîm-i Saltanat üzere işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm hazretleriyle sudûr ve sâ'ir ʿulemây-ı ʿizâm ve ricâl ve Ocağlu, Serây-ı hümâyûn'da cemʿ olup, tebrîk-i ʿîd ve takbîl-i zeyl-i Şehriyâr-ı ʿâlem-ʿabîd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam hazretleri sefere meʾmûr olmakdan nâşî, vüzerây-ı ʿizâm hazerâtından biri Kā'im-makām nasb ü taʿyîn ve hutûb-ı devlet kemâ-yenbagī ru'yet olunmak de'b-i dîrîn olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik hâlâ Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ebûbekir Paşa hazretleri Devlet-i ʿaliyye'de zabt-ı menâsıb ve ihrâz-ı merâtib eyleyerek, irsen ve istihkākan nihâyet-i derece-i beşeriyye olan Rütbe-i celîle-i Vezâret'le mükerrem olup, matlaʿ-ı Vezâret'lerinden ilâ-yevminâ hâzâ tasarruf u tevellâ eyledikleri eyâlât ve elviyede hüsn-i sülûk ü sîretleri ve himâye-i zuʿafâ ve zîr-i destân ile şöhretleri “Ke'ş-şemsi fî ʿanâni's-semâ” zâhir ü hüveydâ olduğundan gayri, zât-ı fezâyil-simâtları menbaʿ-ı cûy-bâr-ı ʿulûm ve maʿden-i cevâhir-i mantûk u mefhûm olup, havâss-ı nâsa ârâyiş ü zînet olan şiʿr u inşâda yegâne ve meʿârif-mendân-ı rüzgâra [Ü3 16b] zerrîn-süvâr-ı sâʿid-i mefharet olan cevdet-i hatt ve insicâm-ı kelâmda müfred-i zemâne olup, tedbîr-i umûr-ı mülk ü milletde Aristo'ya müdânî ve temşiyet-i mesâlih-i devletde Âsaf-ı sânî oldukları bi'l-istidlâl maʿlûm-i hazret-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olduğundan fazla, bu esnâda mahrûse-i Selânik'de ser-i ber-âverde-i bagy ü şikāk olan eclâf u erâzilin baʿzısını kuvvet-i şehâmet ile ser-dâde-i vâdî-yi [Ü1 227a] inʿidâm ve baʿzısını nîrû-yı fütüvvet ile reh-peymây-ı semt-i inhizâm edüp, memleket-i Pâdişâhî'yi te'mîn ve nâ'ire-i fitne vü âşûbu ıtfâ vü teskîn eylediği, mir'ât-ı hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı münîr-i hazret-i Tâc-dârî'de sûret-nümâ olmağla, hakk-ı Vezîrâne'lerinde muzmer olan hüsn-i zann-ı Şâhâne mütezâyid ü efzûn ve inâle-i devlet kurb ü ittisâl-i güzâriş-pezîr-i zamîr-i Pâdişâh-ı rubʿ-meskûn olduğuna binâʾen, işbu Zilkaʿde'nin on altıncı günü karîha-i sabîha-i Mülûkâne'den Kā'im-makāmlık câh-ı refîʿiyle bâlâ-rev-i ser-menzil-i ikbâl ve taraf-ı bâhirü'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den daʿveti mutazammın tahrîrât ile Selâm Ağası ol savb-ı saʿâdet-evbe matiyye-rân-ı istiʿcâl\nolmuşidi. Mâh-ı Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu yevm-i ʿîd Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ve şimdilik Kapu Kethudâları olan Mükellef-zâde Mustafa Bey hânesine nüzûl eyledi.",
          "caption": "Kā'im-makām-şüden-i Vezîr Ebûbekir Paşa ve teşrîf-i û be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_378.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Kā'im-makām-şüden-i Vezîr Ebûbekir Paşa ve teşrîf-i û be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Sadrıaʿzam hazretleri sefere meʾmûr olmakdan nâşî, vüzerây-ı ʿizâm hazerâtından biri Kā'im-makām nasb ü taʿyîn ve hutûb-ı devlet kemâ-yenbagī ru'yet olunmak de'b-i dîrîn olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik hâlâ Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ebûbekir Paşa hazretleri Devlet-i ʿaliyye'de zabt-ı menâsıb ve ihrâz-ı merâtib eyleyerek, irsen ve istihkākan nihâyet-i derece-i beşeriyye olan Rütbe-i celîle-i Vezâret'le mükerrem olup, matlaʿ-ı Vezâret'lerinden ilâ-yevminâ hâzâ tasarruf u tevellâ eyledikleri eyâlât ve elviyede hüsn-i sülûk ü sîretleri ve himâye-i zuʿafâ ve zîr-i destân ile şöhretleri “Ke'ş-şemsi fî ʿanâni's-semâ” zâhir ü hüveydâ olduğundan gayri, zât-ı fezâyil-simâtları menbaʿ-ı cûy-bâr-ı ʿulûm ve maʿden-i cevâhir-i mantûk u mefhûm olup, havâss-ı nâsa ârâyiş ü zînet olan şiʿr u inşâda yegâne ve meʿârif-mendân-ı rüzgâra [Ü3 16b] zerrîn-süvâr-ı sâʿid-i mefharet olan cevdet-i hatt ve insicâm-ı kelâmda müfred-i zemâne olup, tedbîr-i umûr-ı mülk ü milletde Aristo'ya müdânî ve temşiyet-i mesâlih-i devletde Âsaf-ı sânî oldukları bi'l-istidlâl maʿlûm-i hazret-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olduğundan fazla, bu esnâda mahrûse-i Selânik'de ser-i ber-âverde-i bagy ü şikāk olan eclâf u erâzilin baʿzısını kuvvet-i şehâmet ile ser-dâde-i vâdî-yi [Ü1 227a] inʿidâm ve baʿzısını nîrû-yı fütüvvet ile reh-peymây-ı semt-i inhizâm edüp, memleket-i Pâdişâhî'yi te'mîn ve nâ'ire-i fitne vü âşûbu ıtfâ vü teskîn eylediği, mir'ât-ı hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı münîr-i hazret-i Tâc-dârî'de sûret-nümâ olmağla, hakk-ı Vezîrâne'lerinde muzmer olan hüsn-i zann-ı Şâhâne mütezâyid ü efzûn ve inâle-i devlet kurb ü ittisâl-i güzâriş-pezîr-i zamîr-i Pâdişâh-ı rubʿ-meskûn olduğuna binâʾen, işbu Zilkaʿde'nin on altıncı günü karîha-i sabîha-i Mülûkâne'den Kā'im-makāmlık câh-ı refîʿiyle bâlâ-rev-i ser-menzil-i ikbâl ve taraf-ı bâhirü'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den daʿveti mutazammın tahrîrât ile Selâm Ağası ol savb-ı saʿâdet-evbe matiyye-rân-ı istiʿcâl\nolmuşidi. Mâh-ı Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu yevm-i ʿîd Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ve şimdilik Kapu Kethudâları olan Mükellef-zâde Mustafa Bey hânesine nüzûl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAvn ü ʿinâyet-i Bârî ve yümn-i ikbâl-i hazret-i Tâc-dâri'yle edevât-ı harbiyye tahsîl ve esbâb-ı seferiyye tekmîl olunup, fîmâ-baʿd Serdâr-ı ekrem hazretlerinin aʿdây-ı dîn üzerine sevk-ı sipâh-ı Muvahhidîn eyleyerek hareket ü ʿazîmetleri matlûb-ı Şehriyâr-ı zafer-karîn olmağla, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin on beşinci İsneyn günü Teşrîfât Defteri nâtık olduğu vech üzere erbâb-ı alay, [Ü3 17a] seherî kudûm-i Âsafî'ye intizâr ile Üsküdar'a ve Kapudan Paşa ve Kāyim-makām Paşa ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtı maslahat-ı mürâfakat içün Bâb-ı ʿâlî'de bulunmaları irâde buyurulup, yevm-i mezkûr Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr dâme fî ʿavni'l-Meliki's-Settâr hazretleri Alay Köşkü'nü zât-ı bî-hemtâlarıyla revnak-şiken-i Kasr-ı Havernak buyurdukları haberi Bâb-ı ʿâlî'ye vürûd ve mûmâ ileyhim hazerâtı fi'l-hâl fekk-i tınâb-ı kuʿûd ve huzûr-ı hümâyûna vusûl ile kesb-i şeref-i nâ-mahdûd eylediler. Umûr-ı seferiyyeye [Ü1 227b] dâ'ir dürc-i le'âlî-yi hikmet olan dehân-ı hazret-i Gîtî-sitânî'den sâdır olan mervârîd-i vesâyây-ı seniyyeyi Serdâr-ı erkem hazretleri mengûş-ı gûş-i izʿân eyledikden sonra, kāmet-i Âsafî'leri semmûr-i câlibü'l-hubûr ile zînet-yâb-ı itfihâr ve miyân-bend-i gayretleri tîr-keş-i cevher-dâr taʿlîkına sezâvâr görülüp, Müfti'l-enâm hazretleri dahi telebbüs-i ferve-i beyzâ ʿakabinde resm-i bisât-bûsî-yi vedâ icrâsıyla maʿan Üsküdar'a mıkzâf-cünbân-ı ʿazîmet ve mukaddemce ihzâr olununan âlây-ı dilârâ ile Otağ-ı süreyyâ-nitâk'a kadem-nihâde-i meymenet oldular. Erbâb-ı alay takbîl-i zeyl-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb ile şeref-yâb oldukdan sonra, seferber olanlar orduda ikāmet ve olmayanlar Âsitâne'ye ʿavdet ve me'mûr oldukları hıdemâtın te'diyesine mübâderet eylediler.",
          "caption": "Hareket-i Vezîr-i aʿzâm ve Serdâr-ı ekrem be-cânib-i Üsküdar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_379.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Vezîr-i aʿzâm ve Serdâr-ı ekrem be-cânib-i Üsküdar",
          "text": "ʿAvn ü ʿinâyet-i Bârî ve yümn-i ikbâl-i hazret-i Tâc-dâri'yle edevât-ı harbiyye tahsîl ve esbâb-ı seferiyye tekmîl olunup, fîmâ-baʿd Serdâr-ı ekrem hazretlerinin aʿdây-ı dîn üzerine sevk-ı sipâh-ı Muvahhidîn eyleyerek hareket ü ʿazîmetleri matlûb-ı Şehriyâr-ı zafer-karîn olmağla, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin on beşinci İsneyn günü Teşrîfât Defteri nâtık olduğu vech üzere erbâb-ı alay, [Ü3 17a] seherî kudûm-i Âsafî'ye intizâr ile Üsküdar'a ve Kapudan Paşa ve Kāyim-makām Paşa ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtı maslahat-ı mürâfakat içün Bâb-ı ʿâlî'de bulunmaları irâde buyurulup, yevm-i mezkûr Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr dâme fî ʿavni'l-Meliki's-Settâr hazretleri Alay Köşkü'nü zât-ı bî-hemtâlarıyla revnak-şiken-i Kasr-ı Havernak buyurdukları haberi Bâb-ı ʿâlî'ye vürûd ve mûmâ ileyhim hazerâtı fi'l-hâl fekk-i tınâb-ı kuʿûd ve huzûr-ı hümâyûna vusûl ile kesb-i şeref-i nâ-mahdûd eylediler. Umûr-ı seferiyyeye [Ü1 227b] dâ'ir dürc-i le'âlî-yi hikmet olan dehân-ı hazret-i Gîtî-sitânî'den sâdır olan mervârîd-i vesâyây-ı seniyyeyi Serdâr-ı erkem hazretleri mengûş-ı gûş-i izʿân eyledikden sonra, kāmet-i Âsafî'leri semmûr-i câlibü'l-hubûr ile zînet-yâb-ı itfihâr ve miyân-bend-i gayretleri tîr-keş-i cevher-dâr taʿlîkına sezâvâr görülüp, Müfti'l-enâm hazretleri dahi telebbüs-i ferve-i beyzâ ʿakabinde resm-i bisât-bûsî-yi vedâ icrâsıyla maʿan Üsküdar'a mıkzâf-cünbân-ı ʿazîmet ve mukaddemce ihzâr olununan âlây-ı dilârâ ile Otağ-ı süreyyâ-nitâk'a kadem-nihâde-i meymenet oldular. Erbâb-ı alay takbîl-i zeyl-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb ile şeref-yâb oldukdan sonra, seferber olanlar orduda ikāmet ve olmayanlar Âsitâne'ye ʿavdet ve me'mûr oldukları hıdemâtın te'diyesine mübâderet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Otağ-ı Cevzâ-nitâk'da erbâb-ı menâsıb ile dâmen-bûs eder iken, Sadrıaʿzam hazretleri bu ʿAbd-i kalîlü'l-bızâʿayı tevkīf ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince Vekāyiʿ-nüvîslik hilʿatini ilbâs ile taltîf buyurdular.",
          "caption": "Vekāyiʿ-nüvîs-şüden-i Fakīr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_380.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyiʿ-nüvîs-şüden-i Fakīr",
          "text": "Otağ-ı Cevzâ-nitâk'da erbâb-ı menâsıb ile dâmen-bûs eder iken, Sadrıaʿzam hazretleri bu ʿAbd-i kalîlü'l-bızâʿayı tevkīf ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince Vekāyiʿ-nüvîslik hilʿatini ilbâs ile taltîf buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tarîk-ı pür-felâh-ı ʿulemâ -ki sebeb-i kıyâm-ı esâs-ı şerîʿat-ı garrâ ve bâʿis-i devâm-ı mebânî-yi millet-i beyzâdır- öteden berü erbâb-ı fazl ü kemâle mahsûs ve zî-cehl ü ecânibden vikāyesi [Ü3 17b] pençe-i hutût-ı Tâc-dâri'yle mütekavvâ vü mansûs iken, bu esnâda kesb-i teʿayyün ü teşahhus irâdesiyle baʿzı fürû-mâyegân ve aʿyân-zâdegân birer mahlas ve zâdegî ʿunvânıyla isbât-ı vücûd ve etrâfa bezl-i nukūd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd ile Müderrislik ru'ûsunu istihsâl ve kadr ü ʿizzet-i tarîkı berhem-zede-i izmihlâl eyledikleri, sâmiʿa-res-i hazret-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olmağla, zikr olunan gürûhdan Rüşdî-zâde Mehmed ʿAtıf ve Nevşehrî İbrâhîm ve Selânik ʿavdetîlerinden Şeşübeş-oğlu ve Tanbura-çivisi ʿAli Efendi'nin oğlu [Ü1 228a] Mehmed ʿİzzet ve İskeçeli Topuzlu-oğlu İsmet Mehmed Emîn ve İpekçi Hacı Hüseyin-oğlu Mehmed Nesîb'in cerîde-i müderrisînden kayıdları terkīn ü ilgā ve nakd-i gîrân-ı ʿasrın kulûb-ı kāsiyelerine havf u haşyet ilkā olundu.",
          "caption": "Refʿ-i tedrîs-i baʿzı kesân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_381.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i tedrîs-i baʿzı kesân",
          "text": "Tarîk-ı pür-felâh-ı ʿulemâ -ki sebeb-i kıyâm-ı esâs-ı şerîʿat-ı garrâ ve bâʿis-i devâm-ı mebânî-yi millet-i beyzâdır- öteden berü erbâb-ı fazl ü kemâle mahsûs ve zî-cehl ü ecânibden vikāyesi [Ü3 17b] pençe-i hutût-ı Tâc-dâri'yle mütekavvâ vü mansûs iken, bu esnâda kesb-i teʿayyün ü teşahhus irâdesiyle baʿzı fürû-mâyegân ve aʿyân-zâdegân birer mahlas ve zâdegî ʿunvânıyla isbât-ı vücûd ve etrâfa bezl-i nukūd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd ile Müderrislik ru'ûsunu istihsâl ve kadr ü ʿizzet-i tarîkı berhem-zede-i izmihlâl eyledikleri, sâmiʿa-res-i hazret-i Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olmağla, zikr olunan gürûhdan Rüşdî-zâde Mehmed ʿAtıf ve Nevşehrî İbrâhîm ve Selânik ʿavdetîlerinden Şeşübeş-oğlu ve Tanbura-çivisi ʿAli Efendi'nin oğlu [Ü1 228a] Mehmed ʿİzzet ve İskeçeli Topuzlu-oğlu İsmet Mehmed Emîn ve İpekçi Hacı Hüseyin-oğlu Mehmed Nesîb'in cerîde-i müderrisînden kayıdları terkīn ü ilgā ve nakd-i gîrân-ı ʿasrın kulûb-ı kāsiyelerine havf u haşyet ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mîrân-ı kirâmdan İskenderiyye Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa'nın ʿAkkâ tarafına techîz olunan askerin ihrâcında meşhûd olan saʿy ü gayreti ve sâyir muhavvel-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınan umûrun tanzîm ü tesviyesinde kemâl-i himmeti mûcib-i tezâyüd-i rifʿatı olup, kezâlik Tepedelenli ʿAli Paşa hudûdda vâkiʿ birkaç palangayı teshîr ve Korfa tarafına vâfir asker tesyîr edüp, bu sebeble manzûr ve hıdmeti meşkûr ve bir müddetden berü İsmâʿîl cânibi Muhâfızı olan Mehmed Paşa'nın dahi hüsn-i sülûk ü sîreti meşhûr ve Vezâret'e liyâkati mezkûr olmağla, birer mâh fâsıla ile üçüne dahi Rütbe-i ʿazîzü'l-menâl-i Vezâret ihsân ve çerâğ-ı ikbâlleri misbâh-ı münîr-i ʿâtıfet-i hazret-i Şehriyâri'yle fürûzân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Vezâret be-İbrâhîm Paşa ve ʿAli Paşa ve Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_382.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Vezâret be-İbrâhîm Paşa ve ʿAli Paşa ve Mehmed Paşa",
          "text": "Mîr-i mîrân-ı kirâmdan İskenderiyye Mutasarrıfı İbrâhîm Paşa'nın ʿAkkâ tarafına techîz olunan askerin ihrâcında meşhûd olan saʿy ü gayreti ve sâyir muhavvel-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınan umûrun tanzîm ü tesviyesinde kemâl-i himmeti mûcib-i tezâyüd-i rifʿatı olup, kezâlik Tepedelenli ʿAli Paşa hudûdda vâkiʿ birkaç palangayı teshîr ve Korfa tarafına vâfir asker tesyîr edüp, bu sebeble manzûr ve hıdmeti meşkûr ve bir müddetden berü İsmâʿîl cânibi Muhâfızı olan Mehmed Paşa'nın dahi hüsn-i sülûk ü sîreti meşhûr ve Vezâret'e liyâkati mezkûr olmağla, birer mâh fâsıla ile üçüne dahi Rütbe-i ʿazîzü'l-menâl-i Vezâret ihsân ve çerâğ-ı ikbâlleri misbâh-ı münîr-i ʿâtıfet-i hazret-i Şehriyâri'yle fürûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Vidin seferinden sonra mahall-i hükûmeti olan Travnik'de derd-i cân-hırâş ile bîmâr ve gāyet-i Şevvâl'de vefât eylediği haberi vârid-i Der-i devlet-karâr olup, münhall olan Bosna Eyâleti, Vezîr Gürcü ʻOsmân Paşa'ya tevcîh olunmuşiken, ehâlî-yi Bosna müteveffây-ı müşârun ileyhin Kethudâ'sı olan Vânî Mehmed Ağa'dan hoşnûd u râzî olup, müddet-i ikāmetinde hüsn-i sülûk ü sîret ile bizzât umûr-ı eyâleti idâre ve zulmet-i cevr ü iʿtisâfı re'y-i münîriyle inâre edüp, câme-i zerbeft-i Vezâret dûş-ı hamiyyet-pûşuna lâyık u müstehakk olduğunu beyân ve mûmâ ileyhin bu tarafda vâkıf-ı ahvâli [Ü1 228b] olanlar dahi tavr-ı mergūbunu işâʿa vü îzân ile Rütbe-i Vezâret ihsânını istihsân etmeleriyle, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin on altıncı günü inzımâm-ı câh-ı vâlâ-yı Vezâret ile Eyâlet-i Bosna tarafına tevcîh ve derece-i ʻizz ü rifʿati bu vechile tenvîh kılındı.",
          "caption": "Vefât-ı Vâlî-yi Bosna Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa ve ihsân-ı Vezâret be-inzımâm-ı Eyâlet-i [Ü3 18a] Bosna be-Kethudâyeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_383.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Vâlî-yi Bosna Vezîr Silahdâr Mustafa Paşa ve ihsân-ı Vezâret be-inzımâm-ı Eyâlet-i [Ü3 18a] Bosna be-Kethudâyeş",
          "text": "Müşârun ileyh Vidin seferinden sonra mahall-i hükûmeti olan Travnik'de derd-i cân-hırâş ile bîmâr ve gāyet-i Şevvâl'de vefât eylediği haberi vârid-i Der-i devlet-karâr olup, münhall olan Bosna Eyâleti, Vezîr Gürcü ʻOsmân Paşa'ya tevcîh olunmuşiken, ehâlî-yi Bosna müteveffây-ı müşârun ileyhin Kethudâ'sı olan Vânî Mehmed Ağa'dan hoşnûd u râzî olup, müddet-i ikāmetinde hüsn-i sülûk ü sîret ile bizzât umûr-ı eyâleti idâre ve zulmet-i cevr ü iʿtisâfı re'y-i münîriyle inâre edüp, câme-i zerbeft-i Vezâret dûş-ı hamiyyet-pûşuna lâyık u müstehakk olduğunu beyân ve mûmâ ileyhin bu tarafda vâkıf-ı ahvâli [Ü1 228b] olanlar dahi tavr-ı mergūbunu işâʿa vü îzân ile Rütbe-i Vezâret ihsânını istihsân etmeleriyle, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin on altıncı günü inzımâm-ı câh-ı vâlâ-yı Vezâret ile Eyâlet-i Bosna tarafına tevcîh ve derece-i ʻizz ü rifʿati bu vechile tenvîh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mütevaffây-ı müşârun ileyh Çelik Mehmed Paşa memâlikinden olup, Paşa'sı vefâtından sonra Enderûn-ı hümâyûn'a çırâğ ve külçe-i sîm-i zâtı pûte-i imtihâna ifrâğ olunmuşidi. Çok geçmeden âbrîz-i mâhiyyeti şâyân-ı sikke-i hüsn-i nazar-ı Şehinşâhî olup, katʿ-ı merâtib ü derecât ile Hazîne Kethudâsı ve baʿdehû Silahdârlık hıdmet-i celîlesiyle binây-ı iʿtibârı metîn-i ü râsî olup, baʿzı ehl-i garaz sevkıyle hıdmet-i mezkûreden tebʿîd ü tecnîb ve Rütbe-i Vezâret'e takrîb ile birkaç mansıba tevellâ vü tasarruf ve ihtiyâr-ı semt-i teʿaffüf ü tekeffüf edüp, Halîl Paşa Sadâreti'nde Âsitâne-i saʿâdet'e daʿvet ve ʻiffetlü Beyhân Sultân izdivâcıyla nâ'il-i kurb-i müsâheret ve baʿdehû Kā'im-makāmlık hıdmetiyle mükerrem ve Ordu-yi hümâyûn ʻavdetinde Selânik Sancağı'yla [Ü3 18b] tahrîk-i tûğ u ʻalem ve baʿdehû Mora ve Eğriboz ve Bosna mansıblarıyla mesrûr ve o esnâda Vidin ordusuna me'mûr olup, baʿde'r-rucûʿ fevti vukūʿ buldu. Müşârun ileyh her ne kadar ʻinâd u ısrâr ile meşhûr ve gabâvet-i tabʿ ile elsine-i nâsda mezkûr ise dahi, hilye-i veraʿ u takvâ ile ârâste ve zînet-i rahm ü şefekat ile bîrâste olup, akrânına nazaran munsif ü muʿtedil ve sâfî-taviyyet ve yek-dil bir Vezîr-i bî-misl idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_384.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mütevaffây-ı müşârun ileyh Çelik Mehmed Paşa memâlikinden olup, Paşa'sı vefâtından sonra Enderûn-ı hümâyûn'a çırâğ ve külçe-i sîm-i zâtı pûte-i imtihâna ifrâğ olunmuşidi. Çok geçmeden âbrîz-i mâhiyyeti şâyân-ı sikke-i hüsn-i nazar-ı Şehinşâhî olup, katʿ-ı merâtib ü derecât ile Hazîne Kethudâsı ve baʿdehû Silahdârlık hıdmet-i celîlesiyle binây-ı iʿtibârı metîn-i ü râsî olup, baʿzı ehl-i garaz sevkıyle hıdmet-i mezkûreden tebʿîd ü tecnîb ve Rütbe-i Vezâret'e takrîb ile birkaç mansıba tevellâ vü tasarruf ve ihtiyâr-ı semt-i teʿaffüf ü tekeffüf edüp, Halîl Paşa Sadâreti'nde Âsitâne-i saʿâdet'e daʿvet ve ʻiffetlü Beyhân Sultân izdivâcıyla nâ'il-i kurb-i müsâheret ve baʿdehû Kā'im-makāmlık hıdmetiyle mükerrem ve Ordu-yi hümâyûn ʻavdetinde Selânik Sancağı'yla [Ü3 18b] tahrîk-i tûğ u ʻalem ve baʿdehû Mora ve Eğriboz ve Bosna mansıblarıyla mesrûr ve o esnâda Vidin ordusuna me'mûr olup, baʿde'r-rucûʿ fevti vukūʿ buldu. Müşârun ileyh her ne kadar ʻinâd u ısrâr ile meşhûr ve gabâvet-i tabʿ ile elsine-i nâsda mezkûr ise dahi, hilye-i veraʿ u takvâ ile ârâste ve zînet-i rahm ü şefekat ile bîrâste olup, akrânına nazaran munsif ü muʿtedil ve sâfî-taviyyet ve yek-dil bir Vezîr-i bî-misl idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tahmîl-i bâr u büngâh içün lâzım gelen sütûr u mevâşî vürûduna intizâren Haydarpaşa Sahrâsı hayme-gâh-ı cünûd u sipâh olmuşidi. Birkaç gün zarfında bu maslahat dahi münkazî olup, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin yirmi yedinci günü Sadrıaʿzam [Ü1 229a] ve Serdâr-ı ekrem hazretleri cânib-i Mısr-ı Kāhire'ye doğru tahrîk-i livây-ı saʿâdet-iltivâ eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ez-Sahrây-ı Üsküdar",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_385.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1213"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Serdâr-ı ekrem ez-Sahrây-ı Üsküdar",
          "text": "Tahmîl-i bâr u büngâh içün lâzım gelen sütûr u mevâşî vürûduna intizâren Haydarpaşa Sahrâsı hayme-gâh-ı cünûd u sipâh olmuşidi. Birkaç gün zarfında bu maslahat dahi münkazî olup, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin yirmi yedinci günü Sadrıaʿzam [Ü1 229a] ve Serdâr-ı ekrem hazretleri cânib-i Mısr-ı Kāhire'ye doğru tahrîk-i livây-ı saʿâdet-iltivâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vasat-ı senede Rumeli Pâyesi'yle ikrâm olunan Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi müddet-i ʿörfiyyeden ibâret olan bir sene-i kâmile Sadâret-i Anadolu'da izhâr-ı kerr ü ferr ve sene-i mezkûre Muharrem'inin ibtidâsı Çehârşenbih günü ʿazl ile kazây-ı vatar edüp, Sadâret-i Anadolu ile ʿulemâ ve kudemây-ı tarîkden İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi nâ'il-i etemm-i sürûr ve huzûr-ı Kāyim-makâmî'de telebbüs-i hilʿat-i semmûr ile ser-germ-i ferhat ü hubûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_386.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Vasat-ı senede Rumeli Pâyesi'yle ikrâm olunan Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi müddet-i ʿörfiyyeden ibâret olan bir sene-i kâmile Sadâret-i Anadolu'da izhâr-ı kerr ü ferr ve sene-i mezkûre Muharrem'inin ibtidâsı Çehârşenbih günü ʿazl ile kazây-ı vatar edüp, Sadâret-i Anadolu ile ʿulemâ ve kudemây-ı tarîkden İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi nâ'il-i etemm-i sürûr ve huzûr-ı Kāyim-makâmî'de telebbüs-i hilʿat-i semmûr ile ser-germ-i ferhat ü hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fiʿl Hekîm-başı olup, Mekke Pâyesi'yle hâlâ İzmir Mevleviyyeti'ne mutasarrıf olan Nuʿmân Efendi'nin fenn-i tabâbetde hazâkati ve ʿilm-i ebdânda kemâl-i mehâreti ve ʿale'l-husûs mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne'ye kemâl-i dikkat u sadâkat üzere hıdmeti gün-be-gün mûcib-i izdiyâd-ı rifʿati olup, işbu evâsıt-ı Muharremü'l-harâmda İstanbul Pâyesi'yle taltîf ü tekrîm [Ü3 19a] ve İstanbul Kadısı mukaddem ve kendüsi tâlî olmak üzere menşûr-ı iʿtibârı terkīm olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i İstanbul be-Ser-etıbbây-ı Hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_387.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i İstanbul be-Ser-etıbbây-ı Hâssa",
          "text": "Bi'l-fiʿl Hekîm-başı olup, Mekke Pâyesi'yle hâlâ İzmir Mevleviyyeti'ne mutasarrıf olan Nuʿmân Efendi'nin fenn-i tabâbetde hazâkati ve ʿilm-i ebdânda kemâl-i mehâreti ve ʿale'l-husûs mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne'ye kemâl-i dikkat u sadâkat üzere hıdmeti gün-be-gün mûcib-i izdiyâd-ı rifʿati olup, işbu evâsıt-ı Muharremü'l-harâmda İstanbul Pâyesi'yle taltîf ü tekrîm [Ü3 19a] ve İstanbul Kadısı mukaddem ve kendüsi tâlî olmak üzere menşûr-ı iʿtibârı terkīm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hıtta-i Bağdâd-ı dâru's-sedâd mücâvir-i memleket-i İran olduğuna binâʾen, şâhlarının birisi tahsîl-i teferrüd ü istiklâl ve ʿAcem halkı emr ü nehyine imtisâl eyledikleri hâlde, vülât-ı Bağdâd taraflarından hediyye irsâliyle Şâhlık tebrîği muʿtâd olup, binâ-berîn Baba Hân lakabıyla kesb-i câh eden Feth-kulı Şâh Ülke-i İran'ı muʿârız u müzâhimden tasfiye ve Şâhlık mesnedine suʿûd ile ser-keşân-ı İran'ı teʾdîb ü terbiye eylediği mütehakkak olmağla, hâlâ Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa, Şâhlık tebrîğini mutazammın hediyyeye mashûb bir kıtʿa mektûb tahrîr ve müteʿayyin âdemlerinden [Ü1 229b] biriyle Şâh-ı müşârun ileyh cânibine tesyîr etmişidi. Âdemîsi ʿavdet ve Şâh tarafından getürdüğü cevâb, vusûl-i hedâyâdan ve levâzım-ı dostîye riʿâyetden ʿibâret olup, sefîr-i merkūmdan ahvâl ü etvâr-ı Şâh istiknâh olundukda, Şâh-ı müşârun ileyh oğlu ʿAbbas Mîrzâ ile ʿammi-zâdesi Kacar Süleymân Hân'ı hıfzan li'n-nizâm otuz bin kadar Aʿcâm ile Azerbaycân'a ve kendüsi, Kandehâr Şâhı Zemân Şâh üzerine bizzât revâne olduğun takrîr ettiğini Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr eylediğinden gayri, İmâm ʿAli ve İmâm Hüseyin radıyallâhu ʿanhümâyı ziyâret arzûsuyla müteveccih-i deşt-i Kerbelâ olan vâlidesi maʿiyyetine Hemedân Hâkimi'ni bin kadar süvâriyle taʿyîn edüp, işbu Muharrem gurresinde reʾs-i hudûda vusûl ve baʿdehû Bağdâd'a duhûl edüp, bir mahall-i münâsibe iskân ü îvâ ve hakkında [Ü3 19b] resm-i hoş-âmedî icrâ olundukdan sonra, Mihmândâr taʿyîni ve yollarda lâzım gelan zehâyir tertîbi ʿakabinde Meşhedeyn tarafına ʿazîmet ve baʿde'z-ziyâre ʿavdet ve memleketi tarafına ricʿat eylediğin ve vülât-ı Bağdâd mugāletâtından olarak Kandehâr ʿavdetinde bi'n-nefs Şâh hâk-i Meşhedeyn'e vazʿ-ı cibâh etmek kasdında olduğu lisânından istimâʿ olunduğun tahrîr ü işâret eylediğinden gayri, kirâren ve mirâren ahvâl ü keyfiyyatları icmâl ü tafsîl olunan Vehhâbîler'in zûr-bâzû-yı Devlet-i ebed-müddet ile musâlaha ʿakdine meyl ü rükûnları ve birkaç defʿa recây-ı emân ile mebʿûsları gelüp gidüp, harekât-ı rediyyeden ferâğ u sükûnları rû-nümûn olup, merkūmların üzerlerine hareket ü hücûm dahi ʿan-asl inkifâf-ı mazarrat ve insırâf-ı hasâretlerine mebnî olup, ol vechile garaz hâsıl ve semt-i salâha mâyil olduklarına binâʾen, fîmâ-baʿd cânib-i Hicâz ve ʿIrâk'a teʿaddî ve ʿaşâyir ü kabâyili ifsâda tesaddî [Ü1 230a] etmemek sûretinde ʿakd-i şurût-ı musâlaha kılınup, bu defʿa muhârebeten mazbût-ı\neyâdî-yi Bağdâdiyân olan Lahsâ Şehri kemâ-kân Vehhâbiyân'a teslîm ve müşârun ileyhin kethudâsı olan Mîr-i mîrândan ʿAlî Paşa o havâlînin umûrunu kemâ-yenbagī tanzîm ile Bağdâd'a ʿavd u kufûl eylediğini müşârun ileyh bu defʿa terkīm edüp, cânib-i Hicâz ve ʿIrâk'da birkaç seneden berü ser-zede-i zuhûr olan fitne-i Vehhâbiyân ʿavn-i Melik-i Müsteʿân ile mütevârî-yi perde-i nisyân olup, müşârun ileyhin bu bâbda sebkat eden hidmeti mebrûr ve saʿyi meşkûr olup, tahsîni şâmil tahrîrât ile iltifât-ı devlete nâyil oldu. [Ü3 20a]",
          "caption": "Havâdis-i ʿIrâk ve İran-zemîn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_388.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i ʿIrâk ve İran-zemîn",
          "text": "Hıtta-i Bağdâd-ı dâru's-sedâd mücâvir-i memleket-i İran olduğuna binâʾen, şâhlarının birisi tahsîl-i teferrüd ü istiklâl ve ʿAcem halkı emr ü nehyine imtisâl eyledikleri hâlde, vülât-ı Bağdâd taraflarından hediyye irsâliyle Şâhlık tebrîği muʿtâd olup, binâ-berîn Baba Hân lakabıyla kesb-i câh eden Feth-kulı Şâh Ülke-i İran'ı muʿârız u müzâhimden tasfiye ve Şâhlık mesnedine suʿûd ile ser-keşân-ı İran'ı teʾdîb ü terbiye eylediği mütehakkak olmağla, hâlâ Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa, Şâhlık tebrîğini mutazammın hediyyeye mashûb bir kıtʿa mektûb tahrîr ve müteʿayyin âdemlerinden [Ü1 229b] biriyle Şâh-ı müşârun ileyh cânibine tesyîr etmişidi. Âdemîsi ʿavdet ve Şâh tarafından getürdüğü cevâb, vusûl-i hedâyâdan ve levâzım-ı dostîye riʿâyetden ʿibâret olup, sefîr-i merkūmdan ahvâl ü etvâr-ı Şâh istiknâh olundukda, Şâh-ı müşârun ileyh oğlu ʿAbbas Mîrzâ ile ʿammi-zâdesi Kacar Süleymân Hân'ı hıfzan li'n-nizâm otuz bin kadar Aʿcâm ile Azerbaycân'a ve kendüsi, Kandehâr Şâhı Zemân Şâh üzerine bizzât revâne olduğun takrîr ettiğini Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr eylediğinden gayri, İmâm ʿAli ve İmâm Hüseyin radıyallâhu ʿanhümâyı ziyâret arzûsuyla müteveccih-i deşt-i Kerbelâ olan vâlidesi maʿiyyetine Hemedân Hâkimi'ni bin kadar süvâriyle taʿyîn edüp, işbu Muharrem gurresinde reʾs-i hudûda vusûl ve baʿdehû Bağdâd'a duhûl edüp, bir mahall-i münâsibe iskân ü îvâ ve hakkında [Ü3 19b] resm-i hoş-âmedî icrâ olundukdan sonra, Mihmândâr taʿyîni ve yollarda lâzım gelan zehâyir tertîbi ʿakabinde Meşhedeyn tarafına ʿazîmet ve baʿde'z-ziyâre ʿavdet ve memleketi tarafına ricʿat eylediğin ve vülât-ı Bağdâd mugāletâtından olarak Kandehâr ʿavdetinde bi'n-nefs Şâh hâk-i Meşhedeyn'e vazʿ-ı cibâh etmek kasdında olduğu lisânından istimâʿ olunduğun tahrîr ü işâret eylediğinden gayri, kirâren ve mirâren ahvâl ü keyfiyyatları icmâl ü tafsîl olunan Vehhâbîler'in zûr-bâzû-yı Devlet-i ebed-müddet ile musâlaha ʿakdine meyl ü rükûnları ve birkaç defʿa recây-ı emân ile mebʿûsları gelüp gidüp, harekât-ı rediyyeden ferâğ u sükûnları rû-nümûn olup, merkūmların üzerlerine hareket ü hücûm dahi ʿan-asl inkifâf-ı mazarrat ve insırâf-ı hasâretlerine mebnî olup, ol vechile garaz hâsıl ve semt-i salâha mâyil olduklarına binâʾen, fîmâ-baʿd cânib-i Hicâz ve ʿIrâk'a teʿaddî ve ʿaşâyir ü kabâyili ifsâda tesaddî [Ü1 230a] etmemek sûretinde ʿakd-i şurût-ı musâlaha kılınup, bu defʿa muhârebeten mazbût-ı\neyâdî-yi Bağdâdiyân olan Lahsâ Şehri kemâ-kân Vehhâbiyân'a teslîm ve müşârun ileyhin kethudâsı olan Mîr-i mîrândan ʿAlî Paşa o havâlînin umûrunu kemâ-yenbagī tanzîm ile Bağdâd'a ʿavd u kufûl eylediğini müşârun ileyh bu defʿa terkīm edüp, cânib-i Hicâz ve ʿIrâk'da birkaç seneden berü ser-zede-i zuhûr olan fitne-i Vehhâbiyân ʿavn-i Melik-i Müsteʿân ile mütevârî-yi perde-i nisyân olup, müşârun ileyhin bu bâbda sebkat eden hidmeti mebrûr ve saʿyi meşkûr olup, tahsîni şâmil tahrîrât ile iltifât-ı devlete nâyil oldu. [Ü3 20a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kâffe-i ahvâli bâlâda tahrîr olunan “Bonaparta” nâm kâfir, Kıbt ve milel-i sâyireden tertîb eylediği asker-i vâfiri sevâd-ı cemʿiyyetine ilhâk ve mühimmât ve levâzımât ile meşhûn ince donanmasını dahi sâhilden tesyîr u ıtlâk edüp, teshîr-i Şâmât fikr-i fâsidiyle Kāhire'den hareket ve “Arîş” nâm mahalle müsâraʿat edüp, ʿArîş muhâfazasına me'mûr olan cemʿ-i maʿdûd müdâfaʿa emrinde bezl-i mechûd edüp, yârây-ı mukāvemet mefkûd olduğundan, ʿavdete zarûret ilcâ ve aʿdâ der-kafâ olarak sevâd-ı Gazze hüveydâ oldukda, muhâfazasına taʿyîn olunan Mısır Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa'da istiʿdâd-ı mukābele münʿadim olduğundan, tebdîl-i mekân ve düşmen-i bed-peymân hılv-i meydân ile Gazze ve Remle'yi ber-vech-i sühûlet zabt edüp, Yafa'ya doğru revân olup, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'den Serʿasker maʿiyyetine taʿyîn ve Yafa'da mekîn olan Topçuyân, züll-i esri kabûl etmeyüp, tarh-ı karʿa-ı kıtâl ve katʿî çok küffârı istîsâlden sonra, cümlesi nûş-i şerbet-i şehâdet ve vâsıl-ı ser-menzil-i fevz ü saʿâdet [Ü1 230b] oldular. Bundan sonra düşmen-i bed-râh matlab-ı aslîsi olan ʿAkkâ gāyilesini ber-taraf eylemek kasdıyla, ʿAkkâ Kalʿası üzerine sevk-ı sipâh-ı müşrikîn ve fi'l-hâl meteris ve tabya ve hendek hafriyle etrâfını tahsîn ve toplarını kalʿaya havâle ile humbara ve sâyir sanâyiʿ-i âteş-bâzîyi iʿmâl ve tazyîk u hasr-ı kalʿa levâzımını istikmâl etmişidi. Aʿdânın ʿAkkâ'ya sû'-i kasdını İngiliz donanması Başbûğu İsmit Ceneral istimâʿ ve fi'l-hâl feth-i şirâʿ ile Hayfa açıklarında olan [Ü3 20b] Françelü'nün ince\ndonanmasını ihâta ve kasd-ı bedlerin izâle vü imâta eylediklerinden gayri, sefînelerin baʿzısını ihrâk ve bakıyyesini zabt ve askerlerini istirkāk eylediler. ʿAkkâ Kalʿası'nın edevât ü mühimmâtı ve esbâb-ı muhâfaza ve istihkâmâtı müheyyâ bulunup, aʿdâ vürûdunda derûn-i kalʿada mütehassın cünd-i gayret-şiʿâr, işʿâl-i nâyire-i kâr-zâr ve düşmen başına deşt ü sahrâyı teng ü târ eyleyüp, bu hâl-i müteşettitü'l-bâl yirmi yedi gün müstemirr olup, aralık aralık düşmen-i dîn maʿiyyetinde olan eclâf-ı Aʿrâb ve müşrikîne gayret-dâde ve nehb-i emvâl ü hazâyin tamaʿlarına cümlesini üftâde ve kırk defʿa nerdübânlar vazʿıyla kalʿaya hücûm ve her bir hecmesinde niçe bin kâfiri süyûf-ı mücâhidîn maʿdûm edüp, yevm-i muhâsaranın elli beşinci günü küffâr kuvvet ve miknet-i istidrâciyyelerine igtirâr ile baʿde'l-ʿışâ hâric-i kalʿada olan meterislere ve tabyalara ve nefs-i kalʿaya taraf taraf yürüyüş gösterüp, “Burc-ı ʿAli” nâm kulleyi dahi lağım ile rahne-dâr etmeleriyle, fürce-i kulleden kalʿaya vâfir kâfir yol bulup, maʿâzallah bir hâlet-i müdhişe vukūʿ bulmak hâletleri müşâhede olunup, o esnâda cünûd-ı Muvahhidîn Cenâb-ı hayru'n-nâsırîn'e iʿtizâd u istinâd ve rûhâniyyet-i [Ü1 231a] hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'den istiʿâne vü istimdâd ile aʿzam-ı ʿalâmet-i nusrat ve akvây-ı emâret-i selâmet olan sebât ü istikrâra karâr, beyt: Ve'l-harbü in bâşertehû hel-lâ-yekün fîke'l-feşel / Isbir ʿalâ ehvâlihâ lâ-mevte illâ bi'l-ecel mezâyâsını tezkâr eyleyerek, sû-be-sû üzerlerine gelan küffârı top ve tüfeng-i şuʿle-bâr ve hadd-i seyf-i tâb-dâr [Ü3 21a] ile âğuşte-i hûn-ı kahr u demâr eylediler. Vardıkça âteş-i harb-ı zebâne-keş-ı iştiʿâl ve hecemât-ı pey-der-pey-i ehl-ı küfr ü dalâl, mûcib-ı tezâyuk-ı hâl\nolduğu sûret-i maʿrekeden istidlâl olunup, “Âhirü'd-devâʾi el-keyyü” mefhûmu üzere fi'l-hâl iki yerden lağımlara âteş verilüp, tâb-ı kûh-efgen-i bârût ve hark-ı usûl-i zemîn ve kâse-i semâyı pür-tânîn eyleyüp, bin kadar küffârı cevv-i hevâya itâre ile reh-neverd-i vâdî-yi siccîn ve kalʿaya dâhil olan müşrikîni, guzât-ı zafer-simât ser-bürîde-i tîğ u sikkîn eylediler. Leyle-i mezkûrede elli bin deste fişeng, tuʿme-i dehen-i tüfeng olduğu ahbâr-ı sikāt ile tevâtür-yâb-ı iştihâr ve ne mikdâr kâfir hâk-i helâke düşdüği bu kıyâs ile maʿlûm-i uli'l-ebsârdır. Bu vakʿadan sonra kāyid-i aʿdây-ı bed-mekāsıd olan Bonaparta, ehl-i İslâm'ı iğfâl kasdıyla Muhâfız-ı Kalʿa'ya ʿArabiyyü'l-ʿibâre mektûb yazup, mefhûmu lâşelerin kaldırmak ve tarefeyn üserâsı ibdâl olunmakdan ʿibâret olmağla, [mısra]: es-Seyfü asdaku enbâʿen mine'l-kütüb meʿâli düstûru'l-ʿamel kılınup, nâme-resleri irâʿe-i tîğ-i hûn-bâr ile matrûd-ı vâdî-yi idbâr kılındığı hılâlde tekrâr ʿAkkâ Kalʿası üzerine yürüyüş edüp, ehl-i İslâm ʿavn-i Melik-i ʿallâm ile aʿdây-ı liʾâma bu defʿa dahi göz açdırmayup, mahall-be-mahall âteş-efşân ve düşmen-i pür-haybet ü husrânı deryây-ı hûna galtân eyledikleri anda, Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey ile Levend Çiftliği Bostâniyânı ve Kılâʿ-ı tisʿa yamakānı ve İzmir askeri dahi vâsıl ve mahsûr olan mücâhidîne küllî kuvvet-i kalb hâsıl olup, aʿdâyı meterislerine dek taʿkīb ve ekserini vâdî-yi [Ü3 21b] cehenneme tesrîb eylediler. Bu esbâb ile gürûh-ı mekrûh-ı düşmene taraf taraf perîşânî vü inkılâb tareyân ve aʿdâd-ı kutelâları yirmi bine resân olduğundan gayri, [Ü1 231b] müdîrân-ı asker-i nuhûset-eselerinden vâfir Cenerâl ve katʿî çok ofiçyâl küşte-i abtâl-i ricâl, hemân leyle-i mezkûrede mecmûʿ zehâyir ve hıyâm ve eşyây-ı sâyirelerin ʿarz-ı zâtü'd-\ndırâm-ı nâr ve sakīlü'l-hacm ve ʿasîrü'n-nakl olan edevât-ı peykârı vedîʿa-i tahte'l-arz istitâr eyleyerek, bakıyyetü's-süyûf dört-beş bin kadar mecrûh ve ʿamel-mânde küffâr Yafa tarafına firâr eylediler. ʿAle's-seher kalʿa kapuları küşâd olunup, aʿdây-ı bed-nihâdın güzergâhları olan meʿâbir ve mesâlikine taʿyîn-i ecnâd kılınup, ʿakab-gîrân-ı İslâm aʿdâ-yı li'âma ʿinân-rîz-i vusûl ve seby ü fetk ile meşgûl ve bu maʿrekede dahi katî çok küştenîlere belây-ı âsumânî ve kazây-ı nâgehânî nüzûl edüp, on dört nefer ceneral ve üç yüz on kadar Ofiçyal kelleleri bürîde-i şemşîr-i siyâset ve berîd-i nusrat-nüvîd olan Vezîr Cezzâr Paşa, Baş-çukadârı'yla galtân-ı meydân-ı züll ü hevân oldu.\nBu gāyile-i ʿazîme sebebi ile Cerde Başbûğu'nun nasbına zemân müsâʿid olmayup, hüccâc-ı hidâyet-minhâcın ʿavd u kufûlü hengâmı dahi tekarrüb etmişidi. el-Hâletü hâzihî fazl-ı hazret-i Hakk ile düşmen gāyilesi ber-taraf ve meşgale-i Serʿaskerî hâl-i evvele nisbetle heyyin ü ehaff olduğuna binâʿen, umûr-ı Cerde dahi fi'l-hâl tanzîm ve hatb-ı cesîm-i hüccâc tetmîm olunduğu haberi müşârun ileyh tarafından terkîm olunup, nigeh-dâr-ı fevz ve nusrat-ı Îzed-i Kahhâr olan Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr dâme fî ʿavni's-Settâr hazretleri bu ahbâr-ı meserret [Ü3 22a] -âsârdan gāyetü'l-gāye mübtehic ü mesrûr ve sipâs-güzâr-ı Rabb-i Gafûr olduğundan gayri, sâye-i hemâ-vâye-i Husrevâne'lerinde müstezill-i sâye-bân-ı âsâyiş ü râhat olan havel ü ʿabîd ʿîd ber-bâlây-ı ʿîd eylediler.\n“Akkâ'da ictimâʿ eden asâkir-i Pâdişâhî -ki ʿadedleri fi'e-i kalîleye mütenâhî idi- pâ-ber-cây-ı merkez-i sebât ü istikrâr olmayup, mukābelede cür'et ve mukātelede fütüvvet izhâr etmeseydiler, aʿdâ kalʿayı istîlâ ile tarîk-ı Hicâz'ı bi'l-külliyye sedd edüp, Ordu-yi hümâyûn varıncaya dek refte refte zabtı muhtemel olan husûn ve kılâʿa istihkâm-ı tâmm verüp, Devlet-i ʿaliyye teshîr-i mülk-i magsûb zımnında hazîneler nisâr ve niçe bin nüfûs-ı İslâmiyye terk-i kâr ü bâr ederler idi. Dâhil-i dâyire-i ittifâk olan İngilterelü'nün sefîneleri kalʿa mahsûrlarına [Ü1 232a] medâr-ı tesliyet ü itmi'nân ve bahran katʿ-ı imdâd-ı aʿdâ ve muhâfaza-i rûy-i deryâ emrinde saʿy ü gayretleri nümâyân olup, sergerdeleri dahi baʿzı istihkâmât-ı kalʿaya mevcûd-ı maʿiyyeti olan mühendisler ile bi'n-nefs ihtimâm-ı tâmm edüp, leyle-i feth u zafer -ki nümûne-nümây-ı hevl-i mahşer idi- aʿdânın sû-be-sû hecemât-ı şedîdesini müşâhede ile kalʿadan me'yûs ve şiddet-i ihtirâk-ı lağım ile hevâ-gîr olan eczây-ı türâbiyye ve ahcâr isâbetinden ihtirâz ile sefînelerini alarga edüp, muntazır-ı ʿâkıbet-i kâr oldukları her ne kadar efvâh-ı nâsdan mesmûʿ ve karâyin-i hâliyyeden mahsûs olmuş ise dahi, bu bâbda maʿzûr ve merkūmlara isnâd-ı kusûr hadd-ı insâfdan dûrdur. Bu müjde ile vürûd [Ü3 22b] eden Vezîr Cezzâr Paşa'nın Baş-çukadârına bir sevb aʿlâ semmûr iksâ ve bir kıtʿa altûn çelenk ile ser-i iftihârı müzeyyen ü muhallâ kılındığından gayri, nemâlu bir zeʿâmet tevcîh ve Kıbrıs eshâmından bir sehm ile hâli terfîh olunup, mukaddemce vârid olan kaçak tatarlar dahi ilbâs-ı hilʿat ve çelenk ve ʿatâyâ ile nâyil-i meserret oldular. Bir müddetden berü ehl-i İslâm'a târî ve belki kâffe-i sekene-i mülk-i Şehriyârî'ye olan endûh u gamm ve iztırâb u elem, tîğ-i hurdenî-yi düşmen-i ʿahd-şiken ile reh-peymây-ı\ndiyâr-ı ʿadem olup, ekdâr-ı ʿâlem mütebeddil-i ferhat ve kalak-ı derûn-ı nâs mütehavvil-i meserret olmağla, bi-fazlihî Teʿâlâ fîmâ-baʿd gün-be-gün tebâşîr-i subh-ı sâdık-ı saʿâdet bâhter-i ümmîdden tâliʿ ve neyyir-i ziyâ-pâş-ı feth u nusrat burc-ı emelden lâmiʿ olup, tûde-i küfr ü ʿinâddan ʿibâret olan hey'et-i ictimâʿiyye-i aʿdâ, meded-kârî-yi sarsar-ı kahr-ı Hudâ ile \"Ke'l-ʿihni'l-menfûş\" ve ol kavm-i müstehıkku'l-levm bezm-i rezm-i Muvahhidîn'den tecerruʿ-ı ke's-i menûn ile her bâr lâ-yaʿkıl ve medhûş olmak recâ-kerde-i erbâb-ı tevhîd ve temennî-dâşt-ı ashâb-ı tecrîddir.\nSerʿasker Paşa'nın dest-yârî-yi asâkir-i Tâcdâri'yle sebkat eden hidmeti nezd-i ferd-i Pâdişâhî'de meşkûr olduğuna binâ'en, tahsîn ü âferîni muhtevî bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tevşîh u tezyîn olunmuş bir kıtʿa emr-i celîlü'ş-şân ile bol yenlü serâsere kablu bir sevb aʿlâ semmûr ve serâpâ murassaʿ bir altûn çelenk ve idâre-i umûr-ı Serʿaskerî içün mukaddemâ baʿs olunan üç yüz kîseden başka, bu defʿa dahi beş yüz kîse akça irsâl olunup, Ordu Kadısı Debbâğ-zâde'ye matmah-ı nazarı olan Mekke Pâyesi [Ü3 23a] ve kubûr yenli bir sevb-i kākum [Ü1 232b] ve kezâlik Ordu Defterdârı Mehmed Efendi'ye ve Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey'e ve Kapucu-başı Ohrili İsmâʿîl Bey'e birer altûn çelenk ile birer sevb kubûr yenli kākum kürk gönderilüp, İngiliz donanması Başbuğu dahi bir sevb-i semmûr ve girân-behâ bir âvize ile ser-germ-i râh-ı hubûr kılındı. Biz yine sadede gelelim. Düşmen-i bed-sigâl ʿAkkâ Sahrâsı'nda abtâl-i ricâl-i Müslimîn'den müşâhede eylediği eşedd-i kıtâl ile müşevveşü'l-hâl olup, Yafa İskelesi'ne vusûlünde Gazze ve Remle ve ʿArîş ve sâyir mahallerde muhâfız nâmıyla bırakdığı asker-i menhûsuna feryâdcılar ibʿâs ve cümlesini cemʿ etdikden sonra Yafa'da meterisler ve tabyalar ihdâs edüp, o hilâlde talîʿa-i cünûd-ı İslâmiyye bedîdâr ve\nhâl düşmen-i mekkâr mukābeleye ibtidâr etmişidi. Bi't-tecribe maʿlûmları olan savlet-i İslâmiyye'ye tâb-âver olamayup, “el-Leylü cünnetü'l-hâribi\" fehvâsınca leylen yine firâr ve bu mahalde dahi vâfir eşyâsını tuʿme-i ejder-i nâr eyleyerek, Gazze'de karâr eylediği istihbâr olundukda, ʿakab-gîrân-ı İslâm taraf taraf hezz-i nevk-i sinân ve sell-i şemşîr-i berrân eyleyerek mesfûrlara göz açdırmayup, Gazze'ye pâ-nihâde-i vusûl ve katl ü fetk-i düşmen ile meşgûl olmalarıyla, o mahalde dahi pây-dâr olmayup, ʿArîş'e doğru münhezim ve andan dahi cânib-i Mısır'a esve'-i hâl ile ʿâzim olduğu haberleri Serʿasker Paşa tarafından vürûd ve ehl-i İslâm'a mûcib-i sürûr-ı nâ-mahdûd oldu. Tâ'ife-i mesfûrenin ceyş-i Çengizî gibi vardıkları mahallerde galebeleri ve ʿAkkâ vakʿasına gelinceye dek hasımlarından ednâ mertebe rû-gerdân [Ü3 23b] olmadıkları, erbâb-ı ʿukūla bâʿis-i endîşe vü fikret ve sâhib-i hurûc olmak mülâhazalarıyla ashâb-ı düvel me'yûs-ı galebe vü nusrat olmuşlar iken, mü'eyyed min-ʿindillâh olan Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye sadmesiyle sevret-i ʿâlem-gîrleri zâyil ve kuvvetü'z-zâhir-i istidrâcları olan asâkir-i habîset-eserleri süyûf-ı lüyûs-ı asker-i İslâm ve hüsâm-ı ʿadüvv-iltikām ve hiddet-i giryân-ı enâm ile muzmahill olup, bu keyfiyyet cemîʿ devletlere sebeb-i âsâyiş ü emniyyet ve dil-rîş-i zann ü gümân oldukları mazârr-ı melhûzadan kenâre-gîr-i selâmet oldukları, vâreste-i külfet-i beyân ü işâretdir. Cenâb-ı nusrat-dihinde-i cünûd-ı Muvahhidîn, teʿâlet zâtuhû ʿan-ekāvîli'l-mülhidîn dâ'imâ Devlet-i İslâmiyye'yi mansûr ve gürûh-ı müşrikîni makhûr eyleye, âmîn!",
          "caption": "Zuhûr-i haber-i sürûr ez-cânib-i Vâlî-yi Saydâ Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ve icmâl-i ahvâl-i ceng der-ʿAkkâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_389.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i haber-i sürûr ez-cânib-i Vâlî-yi Saydâ Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ve icmâl-i ahvâl-i ceng der-ʿAkkâ",
          "text": "Kâffe-i ahvâli bâlâda tahrîr olunan “Bonaparta” nâm kâfir, Kıbt ve milel-i sâyireden tertîb eylediği asker-i vâfiri sevâd-ı cemʿiyyetine ilhâk ve mühimmât ve levâzımât ile meşhûn ince donanmasını dahi sâhilden tesyîr u ıtlâk edüp, teshîr-i Şâmât fikr-i fâsidiyle Kāhire'den hareket ve “Arîş” nâm mahalle müsâraʿat edüp, ʿArîş muhâfazasına me'mûr olan cemʿ-i maʿdûd müdâfaʿa emrinde bezl-i mechûd edüp, yârây-ı mukāvemet mefkûd olduğundan, ʿavdete zarûret ilcâ ve aʿdâ der-kafâ olarak sevâd-ı Gazze hüveydâ oldukda, muhâfazasına taʿyîn olunan Mısır Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa'da istiʿdâd-ı mukābele münʿadim olduğundan, tebdîl-i mekân ve düşmen-i bed-peymân hılv-i meydân ile Gazze ve Remle'yi ber-vech-i sühûlet zabt edüp, Yafa'ya doğru revân olup, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'den Serʿasker maʿiyyetine taʿyîn ve Yafa'da mekîn olan Topçuyân, züll-i esri kabûl etmeyüp, tarh-ı karʿa-ı kıtâl ve katʿî çok küffârı istîsâlden sonra, cümlesi nûş-i şerbet-i şehâdet ve vâsıl-ı ser-menzil-i fevz ü saʿâdet [Ü1 230b] oldular. Bundan sonra düşmen-i bed-râh matlab-ı aslîsi olan ʿAkkâ gāyilesini ber-taraf eylemek kasdıyla, ʿAkkâ Kalʿası üzerine sevk-ı sipâh-ı müşrikîn ve fi'l-hâl meteris ve tabya ve hendek hafriyle etrâfını tahsîn ve toplarını kalʿaya havâle ile humbara ve sâyir sanâyiʿ-i âteş-bâzîyi iʿmâl ve tazyîk u hasr-ı kalʿa levâzımını istikmâl etmişidi. Aʿdânın ʿAkkâ'ya sû'-i kasdını İngiliz donanması Başbûğu İsmit Ceneral istimâʿ ve fi'l-hâl feth-i şirâʿ ile Hayfa açıklarında olan [Ü3 20b] Françelü'nün ince\ndonanmasını ihâta ve kasd-ı bedlerin izâle vü imâta eylediklerinden gayri, sefînelerin baʿzısını ihrâk ve bakıyyesini zabt ve askerlerini istirkāk eylediler. ʿAkkâ Kalʿası'nın edevât ü mühimmâtı ve esbâb-ı muhâfaza ve istihkâmâtı müheyyâ bulunup, aʿdâ vürûdunda derûn-i kalʿada mütehassın cünd-i gayret-şiʿâr, işʿâl-i nâyire-i kâr-zâr ve düşmen başına deşt ü sahrâyı teng ü târ eyleyüp, bu hâl-i müteşettitü'l-bâl yirmi yedi gün müstemirr olup, aralık aralık düşmen-i dîn maʿiyyetinde olan eclâf-ı Aʿrâb ve müşrikîne gayret-dâde ve nehb-i emvâl ü hazâyin tamaʿlarına cümlesini üftâde ve kırk defʿa nerdübânlar vazʿıyla kalʿaya hücûm ve her bir hecmesinde niçe bin kâfiri süyûf-ı mücâhidîn maʿdûm edüp, yevm-i muhâsaranın elli beşinci günü küffâr kuvvet ve miknet-i istidrâciyyelerine igtirâr ile baʿde'l-ʿışâ hâric-i kalʿada olan meterislere ve tabyalara ve nefs-i kalʿaya taraf taraf yürüyüş gösterüp, “Burc-ı ʿAli” nâm kulleyi dahi lağım ile rahne-dâr etmeleriyle, fürce-i kulleden kalʿaya vâfir kâfir yol bulup, maʿâzallah bir hâlet-i müdhişe vukūʿ bulmak hâletleri müşâhede olunup, o esnâda cünûd-ı Muvahhidîn Cenâb-ı hayru'n-nâsırîn'e iʿtizâd u istinâd ve rûhâniyyet-i [Ü1 231a] hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'den istiʿâne vü istimdâd ile aʿzam-ı ʿalâmet-i nusrat ve akvây-ı emâret-i selâmet olan sebât ü istikrâra karâr, beyt: Ve'l-harbü in bâşertehû hel-lâ-yekün fîke'l-feşel / Isbir ʿalâ ehvâlihâ lâ-mevte illâ bi'l-ecel mezâyâsını tezkâr eyleyerek, sû-be-sû üzerlerine gelan küffârı top ve tüfeng-i şuʿle-bâr ve hadd-i seyf-i tâb-dâr [Ü3 21a] ile âğuşte-i hûn-ı kahr u demâr eylediler. Vardıkça âteş-i harb-ı zebâne-keş-ı iştiʿâl ve hecemât-ı pey-der-pey-i ehl-ı küfr ü dalâl, mûcib-ı tezâyuk-ı hâl\nolduğu sûret-i maʿrekeden istidlâl olunup, “Âhirü'd-devâʾi el-keyyü” mefhûmu üzere fi'l-hâl iki yerden lağımlara âteş verilüp, tâb-ı kûh-efgen-i bârût ve hark-ı usûl-i zemîn ve kâse-i semâyı pür-tânîn eyleyüp, bin kadar küffârı cevv-i hevâya itâre ile reh-neverd-i vâdî-yi siccîn ve kalʿaya dâhil olan müşrikîni, guzât-ı zafer-simât ser-bürîde-i tîğ u sikkîn eylediler. Leyle-i mezkûrede elli bin deste fişeng, tuʿme-i dehen-i tüfeng olduğu ahbâr-ı sikāt ile tevâtür-yâb-ı iştihâr ve ne mikdâr kâfir hâk-i helâke düşdüği bu kıyâs ile maʿlûm-i uli'l-ebsârdır. Bu vakʿadan sonra kāyid-i aʿdây-ı bed-mekāsıd olan Bonaparta, ehl-i İslâm'ı iğfâl kasdıyla Muhâfız-ı Kalʿa'ya ʿArabiyyü'l-ʿibâre mektûb yazup, mefhûmu lâşelerin kaldırmak ve tarefeyn üserâsı ibdâl olunmakdan ʿibâret olmağla, [mısra]: es-Seyfü asdaku enbâʿen mine'l-kütüb meʿâli düstûru'l-ʿamel kılınup, nâme-resleri irâʿe-i tîğ-i hûn-bâr ile matrûd-ı vâdî-yi idbâr kılındığı hılâlde tekrâr ʿAkkâ Kalʿası üzerine yürüyüş edüp, ehl-i İslâm ʿavn-i Melik-i ʿallâm ile aʿdây-ı liʾâma bu defʿa dahi göz açdırmayup, mahall-be-mahall âteş-efşân ve düşmen-i pür-haybet ü husrânı deryây-ı hûna galtân eyledikleri anda, Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey ile Levend Çiftliği Bostâniyânı ve Kılâʿ-ı tisʿa yamakānı ve İzmir askeri dahi vâsıl ve mahsûr olan mücâhidîne küllî kuvvet-i kalb hâsıl olup, aʿdâyı meterislerine dek taʿkīb ve ekserini vâdî-yi [Ü3 21b] cehenneme tesrîb eylediler. Bu esbâb ile gürûh-ı mekrûh-ı düşmene taraf taraf perîşânî vü inkılâb tareyân ve aʿdâd-ı kutelâları yirmi bine resân olduğundan gayri, [Ü1 231b] müdîrân-ı asker-i nuhûset-eselerinden vâfir Cenerâl ve katʿî çok ofiçyâl küşte-i abtâl-i ricâl, hemân leyle-i mezkûrede mecmûʿ zehâyir ve hıyâm ve eşyây-ı sâyirelerin ʿarz-ı zâtü'd-\ndırâm-ı nâr ve sakīlü'l-hacm ve ʿasîrü'n-nakl olan edevât-ı peykârı vedîʿa-i tahte'l-arz istitâr eyleyerek, bakıyyetü's-süyûf dört-beş bin kadar mecrûh ve ʿamel-mânde küffâr Yafa tarafına firâr eylediler. ʿAle's-seher kalʿa kapuları küşâd olunup, aʿdây-ı bed-nihâdın güzergâhları olan meʿâbir ve mesâlikine taʿyîn-i ecnâd kılınup, ʿakab-gîrân-ı İslâm aʿdâ-yı li'âma ʿinân-rîz-i vusûl ve seby ü fetk ile meşgûl ve bu maʿrekede dahi katî çok küştenîlere belây-ı âsumânî ve kazây-ı nâgehânî nüzûl edüp, on dört nefer ceneral ve üç yüz on kadar Ofiçyal kelleleri bürîde-i şemşîr-i siyâset ve berîd-i nusrat-nüvîd olan Vezîr Cezzâr Paşa, Baş-çukadârı'yla galtân-ı meydân-ı züll ü hevân oldu.\nBu gāyile-i ʿazîme sebebi ile Cerde Başbûğu'nun nasbına zemân müsâʿid olmayup, hüccâc-ı hidâyet-minhâcın ʿavd u kufûlü hengâmı dahi tekarrüb etmişidi. el-Hâletü hâzihî fazl-ı hazret-i Hakk ile düşmen gāyilesi ber-taraf ve meşgale-i Serʿaskerî hâl-i evvele nisbetle heyyin ü ehaff olduğuna binâʿen, umûr-ı Cerde dahi fi'l-hâl tanzîm ve hatb-ı cesîm-i hüccâc tetmîm olunduğu haberi müşârun ileyh tarafından terkîm olunup, nigeh-dâr-ı fevz ve nusrat-ı Îzed-i Kahhâr olan Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr dâme fî ʿavni's-Settâr hazretleri bu ahbâr-ı meserret [Ü3 22a] -âsârdan gāyetü'l-gāye mübtehic ü mesrûr ve sipâs-güzâr-ı Rabb-i Gafûr olduğundan gayri, sâye-i hemâ-vâye-i Husrevâne'lerinde müstezill-i sâye-bân-ı âsâyiş ü râhat olan havel ü ʿabîd ʿîd ber-bâlây-ı ʿîd eylediler.\n“Akkâ'da ictimâʿ eden asâkir-i Pâdişâhî -ki ʿadedleri fi'e-i kalîleye mütenâhî idi- pâ-ber-cây-ı merkez-i sebât ü istikrâr olmayup, mukābelede cür'et ve mukātelede fütüvvet izhâr etmeseydiler, aʿdâ kalʿayı istîlâ ile tarîk-ı Hicâz'ı bi'l-külliyye sedd edüp, Ordu-yi hümâyûn varıncaya dek refte refte zabtı muhtemel olan husûn ve kılâʿa istihkâm-ı tâmm verüp, Devlet-i ʿaliyye teshîr-i mülk-i magsûb zımnında hazîneler nisâr ve niçe bin nüfûs-ı İslâmiyye terk-i kâr ü bâr ederler idi. Dâhil-i dâyire-i ittifâk olan İngilterelü'nün sefîneleri kalʿa mahsûrlarına [Ü1 232a] medâr-ı tesliyet ü itmi'nân ve bahran katʿ-ı imdâd-ı aʿdâ ve muhâfaza-i rûy-i deryâ emrinde saʿy ü gayretleri nümâyân olup, sergerdeleri dahi baʿzı istihkâmât-ı kalʿaya mevcûd-ı maʿiyyeti olan mühendisler ile bi'n-nefs ihtimâm-ı tâmm edüp, leyle-i feth u zafer -ki nümûne-nümây-ı hevl-i mahşer idi- aʿdânın sû-be-sû hecemât-ı şedîdesini müşâhede ile kalʿadan me'yûs ve şiddet-i ihtirâk-ı lağım ile hevâ-gîr olan eczây-ı türâbiyye ve ahcâr isâbetinden ihtirâz ile sefînelerini alarga edüp, muntazır-ı ʿâkıbet-i kâr oldukları her ne kadar efvâh-ı nâsdan mesmûʿ ve karâyin-i hâliyyeden mahsûs olmuş ise dahi, bu bâbda maʿzûr ve merkūmlara isnâd-ı kusûr hadd-ı insâfdan dûrdur. Bu müjde ile vürûd [Ü3 22b] eden Vezîr Cezzâr Paşa'nın Baş-çukadârına bir sevb aʿlâ semmûr iksâ ve bir kıtʿa altûn çelenk ile ser-i iftihârı müzeyyen ü muhallâ kılındığından gayri, nemâlu bir zeʿâmet tevcîh ve Kıbrıs eshâmından bir sehm ile hâli terfîh olunup, mukaddemce vârid olan kaçak tatarlar dahi ilbâs-ı hilʿat ve çelenk ve ʿatâyâ ile nâyil-i meserret oldular. Bir müddetden berü ehl-i İslâm'a târî ve belki kâffe-i sekene-i mülk-i Şehriyârî'ye olan endûh u gamm ve iztırâb u elem, tîğ-i hurdenî-yi düşmen-i ʿahd-şiken ile reh-peymây-ı\ndiyâr-ı ʿadem olup, ekdâr-ı ʿâlem mütebeddil-i ferhat ve kalak-ı derûn-ı nâs mütehavvil-i meserret olmağla, bi-fazlihî Teʿâlâ fîmâ-baʿd gün-be-gün tebâşîr-i subh-ı sâdık-ı saʿâdet bâhter-i ümmîdden tâliʿ ve neyyir-i ziyâ-pâş-ı feth u nusrat burc-ı emelden lâmiʿ olup, tûde-i küfr ü ʿinâddan ʿibâret olan hey'et-i ictimâʿiyye-i aʿdâ, meded-kârî-yi sarsar-ı kahr-ı Hudâ ile \"Ke'l-ʿihni'l-menfûş\" ve ol kavm-i müstehıkku'l-levm bezm-i rezm-i Muvahhidîn'den tecerruʿ-ı ke's-i menûn ile her bâr lâ-yaʿkıl ve medhûş olmak recâ-kerde-i erbâb-ı tevhîd ve temennî-dâşt-ı ashâb-ı tecrîddir.\nSerʿasker Paşa'nın dest-yârî-yi asâkir-i Tâcdâri'yle sebkat eden hidmeti nezd-i ferd-i Pâdişâhî'de meşkûr olduğuna binâ'en, tahsîn ü âferîni muhtevî bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tevşîh u tezyîn olunmuş bir kıtʿa emr-i celîlü'ş-şân ile bol yenlü serâsere kablu bir sevb aʿlâ semmûr ve serâpâ murassaʿ bir altûn çelenk ve idâre-i umûr-ı Serʿaskerî içün mukaddemâ baʿs olunan üç yüz kîseden başka, bu defʿa dahi beş yüz kîse akça irsâl olunup, Ordu Kadısı Debbâğ-zâde'ye matmah-ı nazarı olan Mekke Pâyesi [Ü3 23a] ve kubûr yenli bir sevb-i kākum [Ü1 232b] ve kezâlik Ordu Defterdârı Mehmed Efendi'ye ve Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey'e ve Kapucu-başı Ohrili İsmâʿîl Bey'e birer altûn çelenk ile birer sevb kubûr yenli kākum kürk gönderilüp, İngiliz donanması Başbuğu dahi bir sevb-i semmûr ve girân-behâ bir âvize ile ser-germ-i râh-ı hubûr kılındı. Biz yine sadede gelelim. Düşmen-i bed-sigâl ʿAkkâ Sahrâsı'nda abtâl-i ricâl-i Müslimîn'den müşâhede eylediği eşedd-i kıtâl ile müşevveşü'l-hâl olup, Yafa İskelesi'ne vusûlünde Gazze ve Remle ve ʿArîş ve sâyir mahallerde muhâfız nâmıyla bırakdığı asker-i menhûsuna feryâdcılar ibʿâs ve cümlesini cemʿ etdikden sonra Yafa'da meterisler ve tabyalar ihdâs edüp, o hilâlde talîʿa-i cünûd-ı İslâmiyye bedîdâr ve\nhâl düşmen-i mekkâr mukābeleye ibtidâr etmişidi. Bi't-tecribe maʿlûmları olan savlet-i İslâmiyye'ye tâb-âver olamayup, “el-Leylü cünnetü'l-hâribi\" fehvâsınca leylen yine firâr ve bu mahalde dahi vâfir eşyâsını tuʿme-i ejder-i nâr eyleyerek, Gazze'de karâr eylediği istihbâr olundukda, ʿakab-gîrân-ı İslâm taraf taraf hezz-i nevk-i sinân ve sell-i şemşîr-i berrân eyleyerek mesfûrlara göz açdırmayup, Gazze'ye pâ-nihâde-i vusûl ve katl ü fetk-i düşmen ile meşgûl olmalarıyla, o mahalde dahi pây-dâr olmayup, ʿArîş'e doğru münhezim ve andan dahi cânib-i Mısır'a esve'-i hâl ile ʿâzim olduğu haberleri Serʿasker Paşa tarafından vürûd ve ehl-i İslâm'a mûcib-i sürûr-ı nâ-mahdûd oldu. Tâ'ife-i mesfûrenin ceyş-i Çengizî gibi vardıkları mahallerde galebeleri ve ʿAkkâ vakʿasına gelinceye dek hasımlarından ednâ mertebe rû-gerdân [Ü3 23b] olmadıkları, erbâb-ı ʿukūla bâʿis-i endîşe vü fikret ve sâhib-i hurûc olmak mülâhazalarıyla ashâb-ı düvel me'yûs-ı galebe vü nusrat olmuşlar iken, mü'eyyed min-ʿindillâh olan Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye sadmesiyle sevret-i ʿâlem-gîrleri zâyil ve kuvvetü'z-zâhir-i istidrâcları olan asâkir-i habîset-eserleri süyûf-ı lüyûs-ı asker-i İslâm ve hüsâm-ı ʿadüvv-iltikām ve hiddet-i giryân-ı enâm ile muzmahill olup, bu keyfiyyet cemîʿ devletlere sebeb-i âsâyiş ü emniyyet ve dil-rîş-i zann ü gümân oldukları mazârr-ı melhûzadan kenâre-gîr-i selâmet oldukları, vâreste-i külfet-i beyân ü işâretdir. Cenâb-ı nusrat-dihinde-i cünûd-ı Muvahhidîn, teʿâlet zâtuhû ʿan-ekāvîli'l-mülhidîn dâ'imâ Devlet-i İslâmiyye'yi mansûr ve gürûh-ı müşrikîni makhûr eyleye, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci Salı günü tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, Kubbe-altı'nda teslîmi muʿtâd olanlara tevzîʿ ve bu mülâbese ile dâyire-i maʿîşetleri tevsîʿ olunup, Cumʿaertesi günü devr dahi vâkiʿ olmağla, ʿakabinde muʿtâd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-makrûn ile Kāyim-makām Paşa hazretleri nâyil-i lütf-i gûnâ-gûn oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_390.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci Salı günü tavâyif-i askeriyyenin bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, Kubbe-altı'nda teslîmi muʿtâd olanlara tevzîʿ ve bu mülâbese ile dâyire-i maʿîşetleri tevsîʿ olunup, Cumʿaertesi günü devr dahi vâkiʿ olmağla, ʿakabinde muʿtâd olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı meserret-makrûn ile Kāyim-makām Paşa hazretleri nâyil-i lütf-i gûnâ-gûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vidin müteʿayyinlerinden Pâsbân-oğlu ʿOsmân Ağa bundan akdem hılâf-ı rızâ harekete ictirâ eylediğine binâʾen, üzerine asker taʿyîn ve hasr u tazyîk ile şiddet-i şekîmesi telyîn olunup, [Ü1 233a] fîmâ-baʿd Devlet-i ʿaliyye'ye itâʿat ve cerâyim-i sâbıkasından rucûʿ u inâbet eylediğini mutazammın ʿarîzaları müteʿâkıbü'l-vürûd ve Vidin ehâlîsi dahi dest-i niyâz ü şefâʿati memdûd eylediklerinden, mazhar-ı ʿafv-ı Şehriyâr-ı merhamet-nümûd olmuşidi. [Ü3 24a] Bir müddetden sonra igvâ ve tesvîl-i ehl-i tadlîl ile kemâ-kân gerden-keş-i tavk u inkıyâd ve etrâf u eknâfa itâle-i dest-i fesâd eylediği hadd-i tevâtüre resîde olmağla, vücûb-ı te'dîb ü gûşmâli karâr-gîr ve üzerine asker-i kesîr ile bir Vezîr-i dilîr taʿyîni müstasveb-i müşîr ü müsteşîr olup, bâlâda beyân olunduğu vechile hâlâ Deryâ Kapudanı Vezîr Hüseyin Paşa, maʿiyyetine ol havâlîde bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ilhâk u terfîk ve hâric-i kalʿada bulunan ʿusâtın şeml-i cemʿiyyetleri tefrîk ve Vidin Kalʿası dâyiren mâ-dâr ihâta vü tazyîk olunup, müşârun ileyh dahi mecbûl olduğu merdânegî vü sebât ve ʿatâyâ vü inʿâmâtda kusûr etmeyüp, husûl-i matlab zımnında terk-i râhat u hâb ve iğrâ vü tahrîz-i askerde bezl-i cehd ü tâb edüp, müddet-i muhâsara vü müşâcere birkaç mâh güzer ve kalʿaya zafer mukarrer olduğunu husamâ tahkīk ile tekrâr teşebbüs-i zeyl-i merhamete muztarr olduklarından, dâd-hâhları âyib ü zâhib ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn hâletleri mütekārib olup, bu vesîle ile ictimâʿ eden asker dahi ʿavdete müteheyyiʾ ü müteʾehhib olmuşlaridi. Bâʿzı hâyin-i zi'l-vecheyn temâdî-yi eyyâm-ı esfârdan hâsıl olan fâyideden temettuʿ kasdıyla ifsâd-ı mâ-beyne'l-cânibeyn ve selb-i iʿtimâd-ı tarafeyn edüp, ʿavdete tavtîn-i nefs eden asâkir dahi o esnâda ricʿat ve Serʿasker Paşa dahi salâh-ı kârdan me'yûs ve berhem-zen-i dest-i efsûs olarak Rahova cânibine ʿazîmet edüp, birkaç sene mukaddem\nvücûb-ı izâlesi müsellem olan [Ü1 233b] Rumeli Valîsi ʿAli Paşa'yı iʿdâm ve baʿdehû Ruscuğ'a tahrîk-i aʿlâm edüp, o hılâlde yine merkūm niyâz-ı ʿafv ile ʿarz-ı hâller tesyîr ve kendüye Vezâret [Ü3 24b] ihsân olunduğu hâlde Devlet-i ʿaliyye'ye bi's-sıdkı ve'l-istikāme hidmet eyleyeceğini tahrîr edüp, Françelü'nün Memâlik-i mahrûse'ye sû'-i kasdı ve Devlet-i ʿaliyye'nin berr ü bahrda küllî iştigāli vaktinde bu husûs içün itʿâb-ı asker ve kazıyyede medhali olmayup, mağlûb u menkûb olan serhad-nişîn zuʿafâsını pâ-zede-i hasâr u zarar eylemek revâ görülmeyüp, rahmen li'l-ʿibâd niyâzına müsāʿade olunmasını Sadrıaʿzam hazretleri bi'n-nefs taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i hazret-i Hılâfet-penâhî'den iltimâs ve nâyil-i Vezâret oldukdan sonra, nefsini islâh ve bâgıyâne reftârını istikbâh ile sâlik-i menhec-i inkıyâd u felâh olmadığı hâlde devlet-i kāhire-i Pâdişâhî'de tedârükü görülmek ve esbâb-ı istîsâli istihsâl olunmak şartını mukaddime ve esâs eylediğine binâ'en, Vezâret'e istiʿdâd gelmek içün ibtidâ Kapucu-başılık tevcîh ü ʿinâyet ve me'mûrlara taʿmîm-i ruhsat ile Kapudan Paşa hazretleri dahi Ruscuk'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve Âsitâne-i saʿâdet'e tahrîk-i mihmîz-i ricʿat etmişidi. Mûmâ ileyh hakkında sebkat eden vaʿd-i devlet karîn-i incâz kılınup, işbu Muharrem gāyetinde Vidin Muhâfızlığı inzımâmıyla silk-i vüzerâya idhâl ve Kapucu-başı Cihân-zâde Hüseyin Bey ile tarafına menşûr ve hilʿat-i Vezâret irsâl olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Pâsbân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_391.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Pâsbân-zâde",
          "text": "Vidin müteʿayyinlerinden Pâsbân-oğlu ʿOsmân Ağa bundan akdem hılâf-ı rızâ harekete ictirâ eylediğine binâʾen, üzerine asker taʿyîn ve hasr u tazyîk ile şiddet-i şekîmesi telyîn olunup, [Ü1 233a] fîmâ-baʿd Devlet-i ʿaliyye'ye itâʿat ve cerâyim-i sâbıkasından rucûʿ u inâbet eylediğini mutazammın ʿarîzaları müteʿâkıbü'l-vürûd ve Vidin ehâlîsi dahi dest-i niyâz ü şefâʿati memdûd eylediklerinden, mazhar-ı ʿafv-ı Şehriyâr-ı merhamet-nümûd olmuşidi. [Ü3 24a] Bir müddetden sonra igvâ ve tesvîl-i ehl-i tadlîl ile kemâ-kân gerden-keş-i tavk u inkıyâd ve etrâf u eknâfa itâle-i dest-i fesâd eylediği hadd-i tevâtüre resîde olmağla, vücûb-ı te'dîb ü gûşmâli karâr-gîr ve üzerine asker-i kesîr ile bir Vezîr-i dilîr taʿyîni müstasveb-i müşîr ü müsteşîr olup, bâlâda beyân olunduğu vechile hâlâ Deryâ Kapudanı Vezîr Hüseyin Paşa, maʿiyyetine ol havâlîde bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ilhâk u terfîk ve hâric-i kalʿada bulunan ʿusâtın şeml-i cemʿiyyetleri tefrîk ve Vidin Kalʿası dâyiren mâ-dâr ihâta vü tazyîk olunup, müşârun ileyh dahi mecbûl olduğu merdânegî vü sebât ve ʿatâyâ vü inʿâmâtda kusûr etmeyüp, husûl-i matlab zımnında terk-i râhat u hâb ve iğrâ vü tahrîz-i askerde bezl-i cehd ü tâb edüp, müddet-i muhâsara vü müşâcere birkaç mâh güzer ve kalʿaya zafer mukarrer olduğunu husamâ tahkīk ile tekrâr teşebbüs-i zeyl-i merhamete muztarr olduklarından, dâd-hâhları âyib ü zâhib ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn hâletleri mütekārib olup, bu vesîle ile ictimâʿ eden asker dahi ʿavdete müteheyyiʾ ü müteʾehhib olmuşlaridi. Bâʿzı hâyin-i zi'l-vecheyn temâdî-yi eyyâm-ı esfârdan hâsıl olan fâyideden temettuʿ kasdıyla ifsâd-ı mâ-beyne'l-cânibeyn ve selb-i iʿtimâd-ı tarafeyn edüp, ʿavdete tavtîn-i nefs eden asâkir dahi o esnâda ricʿat ve Serʿasker Paşa dahi salâh-ı kârdan me'yûs ve berhem-zen-i dest-i efsûs olarak Rahova cânibine ʿazîmet edüp, birkaç sene mukaddem\nvücûb-ı izâlesi müsellem olan [Ü1 233b] Rumeli Valîsi ʿAli Paşa'yı iʿdâm ve baʿdehû Ruscuğ'a tahrîk-i aʿlâm edüp, o hılâlde yine merkūm niyâz-ı ʿafv ile ʿarz-ı hâller tesyîr ve kendüye Vezâret [Ü3 24b] ihsân olunduğu hâlde Devlet-i ʿaliyye'ye bi's-sıdkı ve'l-istikāme hidmet eyleyeceğini tahrîr edüp, Françelü'nün Memâlik-i mahrûse'ye sû'-i kasdı ve Devlet-i ʿaliyye'nin berr ü bahrda küllî iştigāli vaktinde bu husûs içün itʿâb-ı asker ve kazıyyede medhali olmayup, mağlûb u menkûb olan serhad-nişîn zuʿafâsını pâ-zede-i hasâr u zarar eylemek revâ görülmeyüp, rahmen li'l-ʿibâd niyâzına müsāʿade olunmasını Sadrıaʿzam hazretleri bi'n-nefs taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i hazret-i Hılâfet-penâhî'den iltimâs ve nâyil-i Vezâret oldukdan sonra, nefsini islâh ve bâgıyâne reftârını istikbâh ile sâlik-i menhec-i inkıyâd u felâh olmadığı hâlde devlet-i kāhire-i Pâdişâhî'de tedârükü görülmek ve esbâb-ı istîsâli istihsâl olunmak şartını mukaddime ve esâs eylediğine binâ'en, Vezâret'e istiʿdâd gelmek içün ibtidâ Kapucu-başılık tevcîh ü ʿinâyet ve me'mûrlara taʿmîm-i ruhsat ile Kapudan Paşa hazretleri dahi Ruscuk'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve Âsitâne-i saʿâdet'e tahrîk-i mihmîz-i ricʿat etmişidi. Mûmâ ileyh hakkında sebkat eden vaʿd-i devlet karîn-i incâz kılınup, işbu Muharrem gāyetinde Vidin Muhâfızlığı inzımâmıyla silk-i vüzerâya idhâl ve Kapucu-başı Cihân-zâde Hüseyin Bey ile tarafına menşûr ve hilʿat-i Vezâret irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm hilaʿ-ı ribka-i itāʿat eden niçe erbâb-ı tegallüb ü tesallutu yâ ʿâcilen veyâ âcilen pâ-fişürde-i hufra-i inʿidâm edegeldiği mücerreb-i hâss u ʿâmm olduğundan fazla, debdebe-i Vezâret çok kerre erbâb-ı nahvet ü tuğyânı tarîk-ı müstakīm-i ʿadl ü insâfa delâlet ve tebeʿât-ı sabıkasını tezkîr ile gark-ı [Ü1 234a] ʿarak-ı mahcûbiyyet [Ü3 25a] edüp, ihlâs-1 tâmm ile tahsîl-i rızâya ilcâ ve telâfi-yi mâ-fâta tahrîz u iğrâ eyleyeceği mütehakkıku'l-vukūʿdur. Kaldı ki, o makūle erbâb-ı ʿukūk terk-i riʿâyet-i hukūk edüp, me'sem-i güzeştesinden tâyib ve mehaccetü'l-hakk-ı sedâd u savâba zâhib olmadığı sûretde bi-hikmetillâhi Teʿâlâ muʿammer ü pâydâr olmayup, müddet-i kalîlede şecere-i habîse-i hayâtı berkende-i rîh-i sarsar-ı fenâ ve harmen-i ʿömr-i zûd-güzârı direvîde-i dâs-ı hükm-i kazâ olacağı kâr-âzmûdegân-ı rüzgâra zâhir u âşikârdır.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_392.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm hilaʿ-ı ribka-i itāʿat eden niçe erbâb-ı tegallüb ü tesallutu yâ ʿâcilen veyâ âcilen pâ-fişürde-i hufra-i inʿidâm edegeldiği mücerreb-i hâss u ʿâmm olduğundan fazla, debdebe-i Vezâret çok kerre erbâb-ı nahvet ü tuğyânı tarîk-ı müstakīm-i ʿadl ü insâfa delâlet ve tebeʿât-ı sabıkasını tezkîr ile gark-ı [Ü1 234a] ʿarak-ı mahcûbiyyet [Ü3 25a] edüp, ihlâs-1 tâmm ile tahsîl-i rızâya ilcâ ve telâfi-yi mâ-fâta tahrîz u iğrâ eyleyeceği mütehakkıku'l-vukūʿdur. Kaldı ki, o makūle erbâb-ı ʿukūk terk-i riʿâyet-i hukūk edüp, me'sem-i güzeştesinden tâyib ve mehaccetü'l-hakk-ı sedâd u savâba zâhib olmadığı sûretde bi-hikmetillâhi Teʿâlâ muʿammer ü pâydâr olmayup, müddet-i kalîlede şecere-i habîse-i hayâtı berkende-i rîh-i sarsar-ı fenâ ve harmen-i ʿömr-i zûd-güzârı direvîde-i dâs-ı hükm-i kazâ olacağı kâr-âzmûdegân-ı rüzgâra zâhir u âşikârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rütbe-i celîle-i Vezâret ile bundan akdem Bosna Vâlîsi olan Vânî Mehmed Paşa'nın reftârı mücerreb ve etvârı müderreb olmakdan nâşî, te'mîn-i memleket ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı gavâyet, müşârun ileyhden me'mûl-i devlet olmağla, işbu Muharremü'l-harâmın yirmi beşinci günü Rumeli Eyâleti tevcîhiyle mahsûd-ı emsâl ve selefi Zihneli Vezîr Hasan Paşa tarafına Bosna'nın tevcîh emr-i şerîfi irsâl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Rumeli ve Bosna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_393.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Rumeli ve Bosna",
          "text": "Rütbe-i celîle-i Vezâret ile bundan akdem Bosna Vâlîsi olan Vânî Mehmed Paşa'nın reftârı mücerreb ve etvârı müderreb olmakdan nâşî, te'mîn-i memleket ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı gavâyet, müşârun ileyhden me'mûl-i devlet olmağla, işbu Muharremü'l-harâmın yirmi beşinci günü Rumeli Eyâleti tevcîhiyle mahsûd-ı emsâl ve selefi Zihneli Vezîr Hasan Paşa tarafına Bosna'nın tevcîh emr-i şerîfi irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm'ın berr ü bahrda seferi mütehakkıku'l-vukūʿ olmakdan nâşî, cenâb-ı Hudâvend-i rûy-i zemîn meddellâhu zillehû fi'l-ʿâlemîn hazretleri cânib-i berre taraf taraf asker-i zafer-rehber taʿyîn buyurdukları gibi, Bahr-i sefîd'e dahi abtâl-i ricâl ile mâl-â-mâl merâkib-i nusrat-iştimâl tesyîrini irâde ile fî-akrebi'l-eyyâm külliyyetlü donanma hâzır u âmâde olup, “Ünâsün min ümmetî yuʿradûne ʿaleyye guzâtün fî sebîlillâhi yerkebûne sebece hâze'l-bahri mülûkün ʿale'l-esirrati” hadîs-i şerîfinden müstebân olan ʿizz ü şerefi ihrâz ile mâlik-i nisâb-ı fark u imtiyâz ve hasret-keş-i mülûk-i eslâf olan işbu beşâret-i ʿuzamâya neyl ile ser-efrâz [Ü3 25b] olmuşlaridi. Kapudan Paşa'nın [Ü1 234b] dahi Bahr-i sefîd Boğazı'na varup, etrâf u eknâfa itâre-i cevâsîs-i ihbâr ve ahvâl-i düşmeni istihbâr ve iktizâsına göre iʿâne vü imdâd ve taʿyîn-i sefâyin ve ecnâd eylemesi matlûb-ı Pâdişâhâne'leri olmağla, binâ-berîn işbu Saferü'l-hayrın on beşinci Pençşenbih günü müşârun ileyh hazretleri mersây-ı Tersâne'de lenger-endâz-ı istikrâr olan sefâyinden bi-kaderi'l-hâce sefâyin ifrâz edüp, maʿiyyetine istishâb ile Boğaz cânibine şirâʿ-güşây-ı ʿazîmet ü zehâb oldu. “el-Şey'ü bi'ş-şey'i yüzkeru”. Devlet-i İslâmiyye'de sefâyin ve merâkibin bidâyet-i inşâ vü istiʿmâli ve cihâd ve ticâret-i bahriyyenin evveliyyât-ı ahvâli, kütüb-i tevârîh ve kısas-\neslâfda re'sen bulunmayup, ta'mîmen li'l-fevâyid cem'-i müteferrikāt ü şevârid kılınup, sıhhate makrûn olmayan müzahrafât-ı ekāvîl ilgā ve vücûh-ı i'tirâzdan sâlim ahbâr-ı sahîha tetebbuʿ u istikrâ olunup, sâdece edâ ve seci' ü kāfiyeden mu'arrâ bir risâle-i bedî'ü'l-imlâ inşâ ve tuhfe-i meclis-i üli'n-nühâ kılındı.\nMa'lûm ola ki, Rütbe-i Kapudânî sevâhil-i bahriyye memâlikine mâlik olan devletlerde bir rütbe-i menî'a ve mansıb-ı celîldir. Mağrib ve İfrîkıyye ve sevâhil-i Mısır ve Şâmât ve Sebte Boğazı'na varınca Anadolu ve Rumeli câniblerinde ve Sebte'den taşra Bahr-i Okyanus'da vâki' cezâyir-i 'azîme ve cenûben ve şimâlen Bahr-i Muhît'i ihâta eylediği sevâhile muttasıl olan milel-i muhtelife devletlerinde zarûriyyât-ı lâzimeden olmak hasebiyle, kadîm zemândan berü mütedâvel olmuş bir maslahat-ı 'azîmedir. Hattâ Mağrib ve İfrîkıyye ve Endelüs devletlerinde bu makām sâhibine “Miland\" derler idi. Lafz-ı Miland lügat-ı Efrenciyye'den menkūl bir isimdir. Şimdi 'âmme lisânında meşhûr olan “Levend” lafzı, [Ü3 26a] \"Melend\" lafzının galatıdır. Bu zikr olunan [Ü1 235a] memâlik-i bahriyye halkının hurûb ve ticârâtı rukûb-ı sefîneye ve sefer-i bahra muhtâc olmağın, mebde'-i devletlerinden berü fenn-i sefîne ve ahvâl-i deryâya iştigāl etdikleri içün mehâret kesb etmişlerdir. Binâ'en 'aleyh cezâyir-i bahriyye ve sevâhil sükkânı husûsan İspanya ve İngiliz ve Ceneviz ve Françe ve Felemenk ve Venedik makūlesi tavâyif, sefâyin ve deryâ umûrunda cümleden ziyâde mâhir ve kadîmî san'atları olmak cihetiyle bu sına'atin dekāyık u hakāyıkına vâkıf u mütebassırdırlar.\nHazret-i 'Ömer radıyallâhu 'anh zemân-ı hılâfetinde 'Amr bin el-'Âs, Mısır'ı feth etdiği vakte gelince ehl-i İslâm'dan deryâda sefîneye mâlik ve ticâret-i bahriyye sebîline sâlik kimesne yoğidi. Mısır feth olundukda, hazret-i Fârûk radıyallâhu 'anh 'Amr bin el-'Âs'a mektub yazup: “Bahr ne makūle şeydir? Evsâf u ahvâlini i'lâm eyle” deyü fermân etdiler. 'Amr bin el-'Âs dîvân-ı Fârûkî'ye bu lafız ile cevab yazdı: “Yâ Emîre'l-mü'minîn! İnne'l-bahre halkun 'azîmün yerkebuhû halkun za'îfün ke-dûdin 'alâ 'ûdin”. 'Amr bin el-'Âs'ın 'arzı geldikde, hazret-i Fârûk, ümmet-i Muhammed'i mehâlik-i deryâdan sıyânet kasdıyla rukûb-ı bahrdan men' eyledi. “Kureyş ve sâyir kısımdan bir ferd gazâ ve ticâret içün sefer-i\nbahra gitmeye!” deyü ʿale'l-ʿumûm deryâya girmekden memnûʿ oldular. Ammâ Mısır halkı ve milel-i muhtelifeden memâlik-i Mısrıyye'de ve sevâhilinde olan tüccâr, düvel-i sâlife zemânlarından berü müddet-i ʿömürleri deryâ rukûbuna masrûf ve hurûb ve ticârât-ı bahriyyeye ʿan-asl meʾlûf olup, eben-ʿan-ceddin görüp bildikleri sınâʿat-ı nâfiʿaları olduğundan, anlar memnûʿ olmayup, Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve gayri sevâhilden sefînelerin işledüp, kârların ederler idi. Kezâlik [Ü3 26b] Süveys Halîci'nden Yemen'e ve Hind cezâyirine ve sevâhilinde olan benderlere sefer edüp, [Ü1 235b] ticâretlerinden muʿattal olmadılar. Megāribe ve Zennâte ve sâyir kabâyil-i ʿArab kibârı -ki Mısır'da ve iskelelerinde sâkin olmuşlar idi- ehâlî-yi Mısır'dan zikr olunan tüccâr-ı bahriyye anları dahi tahrîk ve gazavât ve ticârât-ı bahriyyeye tergīb eder oldular. Ammâ ʿAmr bin el-ʿÂs ile gelen kibâr-ı ashâb ve anlar emsâli müteʿayyinân-ı ʿArab tenbîh-i Fârûkī ile mütenebbih olup, ibtidây-ı emrde muhâlefete cür'et etmediler. Tâ ki, Nuhayle Şeyhi ʿArfece bin Hersemetü'l-Ezdî ve Mesket Hâkimi -ki kuvvet-i mâl ü ricâle mâlik kimseler idi- Müslimîn'i: “Gazâ vü cihâddan ve mekâsib-i nâfiʿadan menʿ etmek re'y-i savâb değildir\" deyü tenbîh-i ʿÖmerî'ye muhâlif, sefînelere binüp, ʿUmmân ve sâyir sevâhil ü cezâyire gazâya gitdiler. Hazret-i ʿÖmer radıyallâhu ʿanh işitdikde, ʿArfece'ye ʿitâb-nâme gönderüp, ʿAmr bin el-ʿÂs tarafından muʿâhaze ve zecr etdirdi. Bundan sonra sevâhil-i Mısrıyye sükkânından zî-kuvvet sefîne sâhibleriyle ekâbir-i İslâm dahi müşâreket edüp, ceste ceste sefînelere girüp, gâh gazâ ve gâh ticâret içün deryâ seferin eder oldular. Hazret-i ʿÖmer radıyallâhu ʿanh'a haberleri münʿakis oldukça nehy ü menʿi teşdîd etmeyüp, sükûtla hâlleri üzere ibkā eyledi. Tâ Muʿâviye vaktine gelince kalyete ve fırkate ve şayka makūlesi muhtasar sefîneler ile gâh gazâ, gâh ticâret eder oldular. Ammâ bu sefînelerde Re'îs ve âlât kullanan müsevvimîn cümle Efrenc ve cezîreler keferesi kısmından fenn-i deryâda mâhir kâfirler olup, ücret-i ʿazîme ile istihdâm ü istîcâr olunurlar idi. Ehl-i İslâm'dan kimesne ol fünûna müteʿallık şey bilmezler idi.\n\nMuʿâviye vaktinde tekrâr ʿAmr b. el-ʿÂs istiklâl-i tâmm [Ü3 27a] ile Mısır'a Vâlî oldukda, fermân-ı Muʿâviye ile rûy-i deryâya gazâ içün Müslimîn'e izn-i ʿâmm verdiler. [Ü1 236a] Hazret-i ʿÖmer radıyallâhu ʿanh'ın ibtidâ menʿi, baʿdehû sükûtu, baʿdehû izn-i ʿâmm vermekde hikmet böyle. Demişler ki: “Millet-i ʿArab bedâvet-i hâlde ʿan-asl rukûb-ı sefîne ve ahvâl-i bahriyye umûrunda bir şey bilmezler idi. İbtidây-ı hâlde menʿ, sıyânet maslahatı içün olmuş ola. Baʿdehû fırka fırka ol sanʿata mübâşeret ve levâzım-ı ahvâlini teʿallüme şurûʿ\netdiklerinde, 'alâ-tarîkı'l-müsâmaha sükût etmiş olalar. Baʿdehû millet-i İslâmiyye ol fünûna âşinâ olup, ahvâl-i deryâya kadr-i müşterek ıttılâʿ tahsîl eylediklerinde, gazâ vü cihâda izn-i ʿâmm verildi. Ba'de sudûru'l-izn guzât-ı Müslimîn dahi münâsib sefîneler yapup, ahvâl-i rûzgâr ve ehvâl-i bihâr dekāyıkına ʿârif reʾîsleri zümre-i Nasârâ'dan icâre ile tutup, kendüler âlât-i harb ile ve edevât-ı cihâd ile sefînelere girüp, gâh gazâ, gâh ticâret eder oldular. Emîr-i Mısır ʿUkbe bin ʿAmir kırk yedinci sâl-i hicretde fırkatelerle Rodos'a gazâ edüp, ganâyim-i kesîre almışdır. Ve kırk sekizinci sâl-i hicretde Muʿâviye bin Ebî Süfyân fırkateler ile Kıbrıs Cezîresi'ne gazâ eylediler deyü Târîh-i Hamîs'de Vâkıdî'den rivâyet olunmuşdur. ʿAbdülmelîk bin Mervân saltanatında İfrîkıyye ʿÂmili Hassân bin Nuʿmân'a haber gönderüp, Tûnus'da merâkib-i bahriyye ve süfün-i mütenevviʿa inşâsiyçün Dâru's-sınâʿa binâsını emr eyledi. Hattâ hâlâ istiʿmâl olunan “Tersane” lafzı Dâru's-sınâʿa'dan galatdır. Devlet-i ʿaliyye-i İslâmiyye'de ibtidâ yapılan tersâne, Tûnusu'l-hadrâ Dâru's-sınâʿası'dır. Ol vakitde Tûnus'da beş yüzden mütecâviz firkate ve ana müşâbih hafifü'l-me'ûne sefîneler yapılup hâzır oldukda, Tûnus Şeyhı Ziyâdetullah bin İbrâhîm [Ü3 27b] vaktinde -ki târîh-i hicretin seksan ikinci senesi idi- [Ü1 236b] ʿAtâ bin Râbiʿ, ʿAbdülmelîk tarafından Serdâr olup, ol donanma ile varup, Sıkıliyye Cezîresi'n feth eylediler. Sıkıliyye'ye lisân-ı Frenk'de “Messina Adası” derler. Evsâfı maʿlûm u meşhûr bir cezîre ve vâsiʿ ve maʿmûr bir memleket-i ʿazîmedir. Doksan bir senesinde Hâkim-i İfrîkıyye Musâ bin Nasr, ʿAbdülmelîk\ntarafından işaretle donanma tedârük edüp, Târık bin Ziyâd, Kapudan nasb olunup, Endelüs cânibine tahrîk-i râyet-i gazv ü cihâd eylediler. Tevfîk-ı İlâhî ile Endelüs memleketini baʿdehû Sardanya Cezîresi'ni feth eylediler. Ve doksan iki târîhinde yine mezbûr Târık bin Ziyâd hem Kapudan ve hem Serdâr olup, bu donanma-yı ʿazîm ile Sebte Halîci'nden taşra çıkup, İspanya küffârıyla müddet-i medîde ceng edüp, fütûhât-ı ʿazîmeye muvaffak olmuşdur. Donanma-yı asker-i İslâm'dan ibtidâ Sebte Boğazı'ndan taşra çıkan donanma budur. Mervîdir ki, Tuleytula memleketinde “Eraklos” nâm hakîm-i nâmdârın “Beytü'l-hikme” nâm bir eser-i ʿazîmi var idi ki, bin seneden mütecâviz zemân mülûk-i küffâr beyninde muʿtenâ vü muʿteber ve Ayasofya mânendi muhterem bir cây-gâh idi. Devlet, tavâyif-i hukemâda olduğu ʿasırlardan berü bu Beytü'l-hikme maʿmûr ve ziyâret-gâh-ı cumhûr olup, içünde birkaç bin hakîm ve riyâzet-keş feylesoflar ve fünûn-ı hikmetin envâʿına meşgūl kimseler var idi. Ve her ʿilme meşgūl olanların mekânı ve sûk u dükkânı ve kâr-gâhı başka olup, envâʿ-ı zîb ü zînetle müzeyyen idi. Hattâ cümlenin kandîlleri ve hâven ve tancereleri ve zurûf misillü âlât u evânîleri zeheb-i hâlisden idi. Ve hazînelerinde olan nukūd ve cevâhir ve tuhaf, kalem ile tahrîr ve lisân ile taʿbîr olunmak rütbesinden efzûn idi. [Ü3 28a] ʿÎsevîler beyninde Beytü'l-hikme [Ü1 237a] olmak iʿtibâriyle mülûk-i Nasârâ istîsâline ihtirâmen cür'et etmedikleri cihetden şu kadar bin sene teʿaddî-yi mütegallibeden masûn ve gitdikçe maʿmûr ve şöhreti efzûn olmuşidi. Bu vechile dâru'l-emn olduğuna binâ'en, ʿulûm-i mektûmeye mâlik feylesoflar varup, anda tevattun edüp, bî-havf u haşyet izhâr-ı sınâʿatde mehâretlerin ibrâz edüp, ol Beytü'l-hikme'yi niçe bin hazâyin-i Kārûnî ile mâl-â-mâl etmişler idi. Doksan bir sene-i hicriyyede İspanya Kıralı olan “Ludriğ” nâm Kıral -ki sefîh ü câhil ve ebter ü bâtıl bir kâfir idi- ʿilm ü hikmet hürmetinden bî-haber tamaʿkâr olmağın, hevâsına tâbiʿ erâzil ile varup, Tuleytula'yı ʿale'l-gafle basup, Beytü'l-hikme'yi teshîr etdi. Bu kadar yüz seneden berü Beytü'l-hikme'de müddahar olan hazâyin ve emvâl ve defâyini kabz edüp, ganâyim-i bî-hisâb ile kâm-yâb oldu. Mezbûrun bu vazʿından ʿumûmen mülûk-i Nasârâ muğberrü'l-hâtır olup, hasm-ı cânı oldular. Doksan iki senesinde Serdâr-ı İslâmiyân olan Târık bin Ziyâd, İspanya üzerine leşker-keş olup, ceng-i bisyâr ve harb-i bî-şümârdan sonra ehl-i İslâm gālib gelüp, mesfûrun Beytü'l-\nhikme'den gāret etdiği hazâyin ü cevâhir ve tuhaf ü nevâdir ve kendü hazînesi cümle igtinâm olunup, ol hazâyin-i bî-nihâye ʿumûmen nasîb-i İslâm oldu. ʿAzîz Efendi, Târîh'inde kütüb-i muʿtebereden nakl edüp der ki: “Tuleytula fethinde nasîb-i ehl-i İslâm olan sunûf-ı emvâlden mâ-ʿadâ yüz altmış tâc-ı mücevher ve bir dirhemi kantara tarh olunur birkaç sandûk kibrît-i ahmer taʿbîr olunan cevâhir-i iksîr-i muʿteber ve zümürrüd-i Zübâbî ve laʿl-i Bedahşânî ile murassaʿ mâyide-i Süleymânî ve bir âyine-i gîtî-nümâ ve niçe tuhaf-ı girân-behâ mâl-i ganâyimden ifrâz olunup, [Ü1 237b – Ü3 28b] Dergâh-ı Hılâfet'e, yaʿnî ʿAbdülmelîk'in Âsitânesi'ne irsâl olundu.” \n\n Tevârîh-i megāribede bu gazây-ı ʿazîmi ve igtinâm olununan emvâl-i bî-hisâbı tafsîl ederler. Sefîne levendâtından her bir levende on bin altûn nakdden mâ-ʿadâ niçe esîr ve niçe tuhaf taksîm olunduğunu yazmışlardır. Bu emvâl-i ʿazîme ʿAbdülmelîk bin Mervân'a vusûl buldukda, devleti kuvvet bulup, tahlîd-i âsâr ve tashîh-i sikke ve niçe ebniye-i ʿazîme bünyâdına şurûʿ etmişdir. Bu vakʿa-i ʿazîmeden sonra hukemânın revnakı münkesir ve servet-i Kārûniyye'leri müstetir olup, esrâr-ı hikmete müteʿallık umûrdan bir şey iʿlân ü izhâr olunduğu mesmûʿ değildir. Olanlar dahi kıbâb-ı meʿâş-ı zâhirîde mestûr ve ziyy-i meşâyıh u dervîşânda yâhûd kıssîs ü ruhbân ve târik-i lezzât-ı cihân şeklinde ʿunvânı terk ü tecrîd ile maʿrûf u mezkûr olmuşlardır. Biz yine sadede gelelim. Bu zikr etdiğimiz ganîmet-i ʿazîmeden sonra guzât-ı Müslimîn kuvvet-i tâmme ve fenn-i deryâda mehâret-i ʿâmme kesb edüp, beher sene Mısır'dan ve Tûnus'dan ve İfrîkıyye'den donanma çıkarup, cezâyir ü sevâhilde katʿî çok memâlik-i Efrenc'e zafer bulup, fütûhât-ı celîle ile mugtenem oldular. Baʿdehû Endelüs donanması iki yüz fırkateye değin çıkmışdır. Ve İfrîkıyye donanması yüz elli sefîneye bâliğ oldu. İgtinâm ve fütûhâtları mufassalen kütüb-i tevârîhde mastûrdur. Baʿdehû murûr-ı zemân ile rûy-i deryâda gâh küffâr donanması, gâh ehl-i İslâm donanması gālib ve sevâhil ü cezâyir-i vilâyetlerin aglebiyyet tarîkıyla birbirinden sâlib olarak deryâda ceng ü cidâl eksik olmadı.\nDevlet-i ʿaliyye-i ebed-peyvend-i ʿOsmâniyye'de ibtidây-ı hâlde dahi fenn-i deryâya çendân iştigāl ve tahsîl-i mümâreset olunmamış idi. Bu Devlet-i ʿaliyye'de ibtidâ sefîneler ile Gelibolu Halîci'nden Rumeli cânibine ʿubûr ve gazây-ı mevfûr [Ü3 29a] eden Şehzâde [Ü1 238a] Gāzî Süleymân Paşa'dır ki, Sultân Orhân Gāzî oğludur ve Gelibolu ve Bolayır ve Hayrabolu ve Tekfûrdağı ve İpsala fütûhâtı ol mîr-i gayûrun eser-i meşkûrudur. Baʿdehû fâtih-i İstanbul Ebu'l-feth Sultan Mehmed Hân vaktine gelince firkate ve baʿzı muhtasar sefîneler ile sevâhile gazâ olunur idi. Kostantiniyye fethinde ziyâdece sefîneler tedârük olunup, Kara-deniz'e ve Ak-deniz'e doğru gazâya şurûʿ eylediler. Hattâ Fâtih-i merhûm, Gedik Ahmed Paşa'yı Serdar edüp, üç yüz pâre sefîne ile Kara-deniz'e irsâl eyledi. Varup Kefe Kalʿası'n Frenk elinden ve “Menkûb” nâm kalʿayı Nasârâ elinden alup feth eyledi. Vezîr-i müşârun ileyh bî-hadd ü gâye ganâyimden mâ-ʿadâ beylerinden birkaç müteʿayyin nâmdâr kâfirleri esîr edüp, Dergâh-ı Ebû'l-feth'e irsâl eylemişdir. Bu vechile giderek donanma sefînelerinde ve askerinde vefret ü kesret peydâ oldu.\nSultân Bâyezîd Hân merhûm ʿasrında -ki sekiz yüz doksan iki sâl-i hicriyyesi idi- Endelüs ve Messina Adası dedikleri cezîre-i ʿazîme-i maʿmûreye İspanya kâfirleri musallat olup, ol memâlike mâlik Âl-i Ahmer Pâdişâhı'ndan bir kasîde-i garrâ gelüp, İspanya istîlâsından şikâyet ve Endelüs iklîmini tesallut-ı küffârdan tahlîs recâsına istimdâd ü istiʿânet etmeleriyle, birkaç sefîne asker ile Kemâl Re'îs imdâdlarına gönderilmiş idi. Bu esnâda muhârebe-i bahriyye Rumeli semtine düşüp, Mora hudûdu vilâyetleri ve Arnavudluk sevâhili feth olunmuş idi. Dokuz yüz târîhinde Sultân Selîm Hân hazretleri Tersâne taʿmîrine şurûʿ edüp, Fâtih-i merhûm vaktinde olan gözlerden ziyâde gözler ve mahzenler yapdırdı. Ve niyyetleri ʿazîm donanma tedârük edüp, Ak-deniz'de olan [Ü3 29b] cezâyir ve sevâhil-i memleketlerin bi-temâmihâ eyâdî-yi küffârdan istihlâs etmek idi. [Ü1 238b] Hattâ İdrîs-i Bitlisî ve baʿzı mahremleriyle sohbet-i hâss esnâsında: “Sebte Boğazı'na varınca Ak-deniz dedikleri bir halîcde bu kadar milel-i muhtelife cemʿ olup, temâmen bir halîc, Devlet-i İslâmiyye hükmünde olmamak lâyık mıdır? Bu husûsa bezl fi'l-vüsʿ etmemek şân-ı Saltanat'a\nşeyn verecek kusûr-ı himmetdendir. Hakk Teʿâlâ ecelden emân verirse bu maksûda kifâyet edecek mertebe donanma tedârük edüp, Ak-deniz'de olan memâliki zîr-i kabza-i teshîre almadıkça râhat u ârâmı harâm etmeğe ʿahd olsun” derler imiş. Ve tersâne binâsını tevfîr ü teksîr etmeğe bu ʿazîmet-i kahremâniyye ile şurûʿ buyurmuşlar idi. Lâkin Devlet-i Çerâkise-i Mısrıyye -ki Haremeynü'ş-şerîfeyn hıdmeti şerefiyle ʿuyûn-i nâsda muʿteber ve Mısr-ı Kāhire taht-gâh-ı Hılâfet olmak haysiyyeti ile tavâyif-i mezbûre ol şeref-i müsteʿâr ile celîlü'l-kadr ederler- Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye ile beynlerinde vahşet ve baʿzı esbâb-ı hâdise ile aralarında bürûdet peydâ olmuşidi. Eğerçi Tûnus Meliği Sultân ʿOsmân Hafsa tevassutu ile yine dostluk tevkîd olunup, tarefeynden mürâselât ve elçiler tevârüd ederdi. Lâkin muktezây-ı gayret olan hamiyyet-i devlet teʿayyün ve istiklâlde şeriket kabûl etmediğinden gayri, tâyife-i Çerâkise gâh eşkıyây-ı ʿUrbân'a ve gâh Kızılbaş-ı bed-meʿâşa hafî muʿâvenetden hâlî olmadıklariyçün, ibtidâ mülk-i Mısır'ı feth etmek ehemm ve sevâhil-i ʿArabistân bu tarîk ile kabza-i teshîre alınmak cümleden elzem olmağın, bi'l-iktizâ ibtidâ ol maslahat-ı mühimmeye bezl-i himmet buyurdular. Ol mesâlih-i lâzime dil-hâh üzere müyesser ve diyâr-ı Mısır ve Şâm bi-temâmihâ kabza-i itâʿate girmek mukadder olup, Dâru's-saltanati'l-ʿaliyye'ye teşrîf buyurduklarında, melhûzları olan vech üzere rûy-i deryâya [Ü3 30b] donanma ihrâcı tedârükünde iken İstanbul'a teşrîflerinin ikinci senesi [Ü1 239a] âlem-i ʿukbâya irtihâl eylediler.\nSultân Süleymân Hân hazretleri cülûs buyurduklarında, tersâne umûruna yine hüsn-i nazar ve bezl-i himmet buyurup, donanma ihrâcında ihtimâm-ı tâmdan hâlî olmadılar. Hattâ ebnây-ı Rum'dan Oruc Bey nâm gāzî darb-ı şemşîr ile Cezâyir-i Garb Vilâyeti'ni teshîr edüp merhûm oldukda, karındaşı Hayreddîn Bey câ-nişîn oldukdan sonra, dokuz yüz kırkda Tûnus üzerine varup, Tûnus'u Sultân Hasan Hafsa yedinden intizâʿ eyledi. Hasan Hafsa, İspanya Kıralı'ndan istimdâd edüp, vâfir sefîneler ile gelüp, Tûnus'u Hayreddîn Bey yedinden intizâʿ eyledikde, Hayreddîn Bey, sâye-i Devlet-i Süleymâniyye'ye ilticâ ile kâm-revâ olmağı aʿdâdan ahz-i sâra vesîle mülâhaza etmeğin, on sekiz kadırga ile İstanbul'a gelüp, ʿatebe-i ʿaliyye-i Şehriyârî'ye rûy-mâl eyledi. Geldiği gibi Pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri tarafından nazar-ı iltifâta mazhar ve Deryâ Kapudanlığı Rütbesi'yle muʿazzez ü muvakkar buyuruldu. Bu vakte gelince Kapudanlık, Paşalık ʿunvânına makrûn olmayup, gâh “Re'îs”, gâh “Kapudan” derler idi. İbtidâ Hayreddîn Paşa'ya “Kapudan Paşa” ʿunvânı ıtlâk olunup, Kapudanlığ'a\nCezâyir Beylerbeyiliği Pâyesi verildi. Baʿdehû Piyâle Paşa dahi Cezâyir Pâyesi'yle Kapudan oldu. Esfâr-ı ʿazîme oldukça vüzerâdan biri donanma üzerine Serdar olup, deryâ kapudanları anın emriyle me'mûr olmak kānûn idi. Kapudanlık, Vezâret'le tevcîh olunmak, sonralarda zuhûr etmişdir. Ve Kapudan Paşa, Vezâret Pâyesi'nde iken tekrâr bir âhar Vezîr'i donanmaya Serdâr etmek sû'-i tedbîrdir. Defâʿatle zarar-ı ʿazîmi müşâhede olunmuşdur. Ve bu Devlet-i ʿaliyye evâyilinde donanma gemileri ekseri fırkate ve kalyete ve çekdirme makūlesi hafifü'l-me'ûne [Ü3 30b] sefîneler idi. Ve adaların ekseri mebâdî-yi ahvâlde [Ü1 239b] bu makūle sefîneler ile feth olunmuşdur. Burtun ve kalyon ve mavna makūlesi ʿazîmü'l-cüsse ve vâsiʿ gemiler küffâra mahsûs idi. Ehlini peydâ ve iʿmâle tekayyüd olunmamağla, kalyonculuk Devlet-i ʿaliyye Tersânesi'nde çendân şöhret bulmamış idi. Sultân Murad Hân-ı Râbiʿ ʿasrından sonra ceste ceste burtun ve kalyon yapılup, donanma ile Akdeniz'e çıkarır oldular. Sultân İbrâhîm Hân hazretleri ʿasrında dahi kalyonlar yapıldı. Lâkin ahvâline henûz ıttılâʿ-ı tâmm tahsîl olunmamış maʿnâ olmağın, nizâm-ı ahvâline ve levendâtı intizâmına kemâ-yenbağî sûret verilmediğinden, gereği gibi bir hıdmete yaramak vücûda gelmedi. Ve Devlet-i ʿaliyye Tersânesi'nde ʿan-asl istiʿmâl olunan sefînelere muğâyir ve tertîbleri başka Ocak olmağa muhtâc olmadığından, kapudan paşalar ve ümerây-ı deryâ ve sâyir tersâne ricâli ber-muktezây-ı hased kalyoncuları istiskāl edüp: “Bunlar hâdis tâ'ifedir. Eğer tertîbleri muntazam ve ahvâlleri kemâ-yenbağî müretteb ve mülte'em olursa, rûy-ı deryâda işe yarayup, nâmdâr olmağla, ümerâ ve tersâne ricâline tefevvuk ederler. Ve kâr-güzarlığla manzûr-ı Şehriyârî olup, tekaddüm ü imtiyâza ruhsat bularak Cezâyir ocağları gibi başka gürûh-ı müstakıll olurlar” deyü kalyon umûrunda tehâvün ü tekâsülden hâlî olmadıkları cihetle, işe yarayacak bir siyâk-ı muntazama muvaffak olmamışlar idi. Sonra merhûm u mağfûr Sultân Mehmed Hân bin Sultân İbrâhîm Hân ʿasrının evâsıtında kalyonlar inşâsına ihtimâm olunup, ol fende mehâretleri olan üstâdlar peydâ kılındı. Ve levendât umûruna dahi nizâm verilüp, kapudanlara ʿalâ-hasebi'l-istiʿdâd merâtib ve sâlyâneler ve levendlerine kezâlik mevâcib ve zahîre muʿayyen olmağla, Cezâyir-i Garb ocağlarından [Ü3 31a] ve etrâfdan kârgüzar [Ü1 240a] ve levendât gelüp, kalyonlar ahvâli gereği gibi nizâm bulup, rûy-i deryâda niçe ğazâlara muvaffak oldular. Hattâ sonralarda Mozemorta, Kalyon Kapudanı olmuş idi.\nSakız Cezîresi, Venedik küffârı yedine giriftâr oldukdan sonra, Sadrıaʿzam olan ʿAmuca Hüseyin Paşa, Kapudan nasb olunup, taraf-ı Şehriyârî'den Sakız istihlâsına meʾmûr olmuşidi. Ol seferde bi-ʿavnillâhi Teʿâlâ kemâ-yenbagī iş görülüp, Sakız Cezîresi istihlâs ve Venedik donanmasından gereği gibi ahz-i sâr olundu. Ve bu husûslarda gereği gibi hidmet vücûda gelmeğe sebeb, kalyonlar ve kalyon levendâtı olduğunda iştibâh yokdur. Baʿdehû yevmen-fe-yevmen kalyonlar umûrunda mümâreset ve hükkâm ve levendât ve sınâʿatde ehliyyet ü maʿrifet olup, hattâ Sultân Ahmed ve Sultân Mahmûd subbet ʿaleyhimâ sicâlu'r-rahmeti'l-Vedûd hazerâtı vakitlerinde donanma ahvâli muntazam olmağa başlayup, Mora fethinde ve Tuna cenglerinde mehâret ile fütûhâta mazhariyyetleri maʿlûmdur. Seksan dört târîhinde Kapudan Paşa bulunan Hüsâmeddîn Paşa'nın sûʾ-i tedbîriyle donanmaya âfet resîde olup, donanma tedârükü sûret-i imtinâʿda görülmüş iken, Hudâvendigâr-ı esbak ʿaleyhi rahmetü'l-Hakk himmet-i Mülûkâne'lerin sarf ile yine sefer içinde donanma tedârük edüp, Ak-deniz ve Kara-deniz semtlerini muhâfaza ve mahsûr olan Limni Cezîresi'ni istihlâsa ʿillet olmuşlar idi. Sultân Hamîd zemânında dahi Cezâyirli Hasan Paşa'nın ikdâm ü gayreti ile eğerçi vâfir kalyonlar yapılmışidi. Ancak âhar kimsenin nâmdâr olmasını çekemeyüp, hod-bînlik ile ümerâ-i deryânın sevretini şikest ve Devlet-i ʿaliyye korsanlarının kadr ü şânlarını pest eyleyerek, deryâ gazâsından memnûʿ olmalarına ve Malta küffârının Ak-deniz'de [Ü3 31b] beher sene birkaç gemi almalarına sebeb olmuşidi. Nevbet-i Hılâfet-i İslâmiyye ve idare-i [Ü1 240b] Saltanat-ı ʿaliyye Kahremânü'l-mâʾi ve't-tîn, Mâlik-i bihâr ve aktâr-ı arazîn, Yenbûʿ-ı enhâr-ı şevket, ʿaynü'l-hayât, cûy-bâr-ı devlet olan Sultân Selîm Hân-ı Sâlis bin Sultân Mustafa Hân efendimiz hazretlerine tefvîz olunduğu günden bu âna gelince, tersâne umûruna himmet-i Mülûkâne'lerin sarf buyurup, teksîr-i sefâyin ve tevfîr-i levendât ve tanzîm-i revâtib ve istîfây-ı taʿyînât buyurup, zemân-ı Saltanat'larında bi-fazlillâhi Teʿâlâ vücûd-pezîr olan donanma ve donanmaya müteferri olan intizâm-ı levendât ve mühimmât-ı Pâdişâhân selefin birine nasîb olmayup, üç beş gün zarfında havl ve kuvvet-i Bâri'yle mersây-ı tersâneden küllî donanma ihrâcına istiʿdâd hâsıl edüp, el-hâletü hâzihî nizâm-ı umûr-ı tersâne sebebi ile Korfa ve ʿAkkâ ve İskenderiyye taraflarına başka başka donanmalar tertîb buyurduklarından fazla,\nbu esnâlarda mükemmel donanma ile Kapudan Paşa hazretlerini dahi ihrâc ve bu kudret ancak te'yîd-i İlâhî ve imdâd-ı Semâvî ile vücûda gelüp, vüsʿ-i beşer idâresinden ʿâciz olacağı ve bu esbâb ile tersâne umûruna sarf eyledikleri hazâyin ve emvâlin müfredâtı ve himmet-i Mülûkâne'lerin müteferriʿâtı hisâb ü tafsîl olunsa, bir kitâb olacağı bî-irtiyâb olmağla, deryâdan katre ve nücûmdan nesre ile iktifâ ve duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü şevketleriyle işbu makāle hatm olunmak evlâ görüldü.",
          "caption": "Hareket-i Kapudân-ı Deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_394.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Kapudân-ı Deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm'ın berr ü bahrda seferi mütehakkıku'l-vukūʿ olmakdan nâşî, cenâb-ı Hudâvend-i rûy-i zemîn meddellâhu zillehû fi'l-ʿâlemîn hazretleri cânib-i berre taraf taraf asker-i zafer-rehber taʿyîn buyurdukları gibi, Bahr-i sefîd'e dahi abtâl-i ricâl ile mâl-â-mâl merâkib-i nusrat-iştimâl tesyîrini irâde ile fî-akrebi'l-eyyâm külliyyetlü donanma hâzır u âmâde olup, “Ünâsün min ümmetî yuʿradûne ʿaleyye guzâtün fî sebîlillâhi yerkebûne sebece hâze'l-bahri mülûkün ʿale'l-esirrati” hadîs-i şerîfinden müstebân olan ʿizz ü şerefi ihrâz ile mâlik-i nisâb-ı fark u imtiyâz ve hasret-keş-i mülûk-i eslâf olan işbu beşâret-i ʿuzamâya neyl ile ser-efrâz [Ü3 25b] olmuşlaridi. Kapudan Paşa'nın [Ü1 234b] dahi Bahr-i sefîd Boğazı'na varup, etrâf u eknâfa itâre-i cevâsîs-i ihbâr ve ahvâl-i düşmeni istihbâr ve iktizâsına göre iʿâne vü imdâd ve taʿyîn-i sefâyin ve ecnâd eylemesi matlûb-ı Pâdişâhâne'leri olmağla, binâ-berîn işbu Saferü'l-hayrın on beşinci Pençşenbih günü müşârun ileyh hazretleri mersây-ı Tersâne'de lenger-endâz-ı istikrâr olan sefâyinden bi-kaderi'l-hâce sefâyin ifrâz edüp, maʿiyyetine istishâb ile Boğaz cânibine şirâʿ-güşây-ı ʿazîmet ü zehâb oldu. “el-Şey'ü bi'ş-şey'i yüzkeru”. Devlet-i İslâmiyye'de sefâyin ve merâkibin bidâyet-i inşâ vü istiʿmâli ve cihâd ve ticâret-i bahriyyenin evveliyyât-ı ahvâli, kütüb-i tevârîh ve kısas-\neslâfda re'sen bulunmayup, ta'mîmen li'l-fevâyid cem'-i müteferrikāt ü şevârid kılınup, sıhhate makrûn olmayan müzahrafât-ı ekāvîl ilgā ve vücûh-ı i'tirâzdan sâlim ahbâr-ı sahîha tetebbuʿ u istikrâ olunup, sâdece edâ ve seci' ü kāfiyeden mu'arrâ bir risâle-i bedî'ü'l-imlâ inşâ ve tuhfe-i meclis-i üli'n-nühâ kılındı.\nMa'lûm ola ki, Rütbe-i Kapudânî sevâhil-i bahriyye memâlikine mâlik olan devletlerde bir rütbe-i menî'a ve mansıb-ı celîldir. Mağrib ve İfrîkıyye ve sevâhil-i Mısır ve Şâmât ve Sebte Boğazı'na varınca Anadolu ve Rumeli câniblerinde ve Sebte'den taşra Bahr-i Okyanus'da vâki' cezâyir-i 'azîme ve cenûben ve şimâlen Bahr-i Muhît'i ihâta eylediği sevâhile muttasıl olan milel-i muhtelife devletlerinde zarûriyyât-ı lâzimeden olmak hasebiyle, kadîm zemândan berü mütedâvel olmuş bir maslahat-ı 'azîmedir. Hattâ Mağrib ve İfrîkıyye ve Endelüs devletlerinde bu makām sâhibine “Miland\" derler idi. Lafz-ı Miland lügat-ı Efrenciyye'den menkūl bir isimdir. Şimdi 'âmme lisânında meşhûr olan “Levend” lafzı, [Ü3 26a] \"Melend\" lafzının galatıdır. Bu zikr olunan [Ü1 235a] memâlik-i bahriyye halkının hurûb ve ticârâtı rukûb-ı sefîneye ve sefer-i bahra muhtâc olmağın, mebde'-i devletlerinden berü fenn-i sefîne ve ahvâl-i deryâya iştigāl etdikleri içün mehâret kesb etmişlerdir. Binâ'en 'aleyh cezâyir-i bahriyye ve sevâhil sükkânı husûsan İspanya ve İngiliz ve Ceneviz ve Françe ve Felemenk ve Venedik makūlesi tavâyif, sefâyin ve deryâ umûrunda cümleden ziyâde mâhir ve kadîmî san'atları olmak cihetiyle bu sına'atin dekāyık u hakāyıkına vâkıf u mütebassırdırlar.\nHazret-i 'Ömer radıyallâhu 'anh zemân-ı hılâfetinde 'Amr bin el-'Âs, Mısır'ı feth etdiği vakte gelince ehl-i İslâm'dan deryâda sefîneye mâlik ve ticâret-i bahriyye sebîline sâlik kimesne yoğidi. Mısır feth olundukda, hazret-i Fârûk radıyallâhu 'anh 'Amr bin el-'Âs'a mektub yazup: “Bahr ne makūle şeydir? Evsâf u ahvâlini i'lâm eyle” deyü fermân etdiler. 'Amr bin el-'Âs dîvân-ı Fârûkî'ye bu lafız ile cevab yazdı: “Yâ Emîre'l-mü'minîn! İnne'l-bahre halkun 'azîmün yerkebuhû halkun za'îfün ke-dûdin 'alâ 'ûdin”. 'Amr bin el-'Âs'ın 'arzı geldikde, hazret-i Fârûk, ümmet-i Muhammed'i mehâlik-i deryâdan sıyânet kasdıyla rukûb-ı bahrdan men' eyledi. “Kureyş ve sâyir kısımdan bir ferd gazâ ve ticâret içün sefer-i\nbahra gitmeye!” deyü ʿale'l-ʿumûm deryâya girmekden memnûʿ oldular. Ammâ Mısır halkı ve milel-i muhtelifeden memâlik-i Mısrıyye'de ve sevâhilinde olan tüccâr, düvel-i sâlife zemânlarından berü müddet-i ʿömürleri deryâ rukûbuna masrûf ve hurûb ve ticârât-ı bahriyyeye ʿan-asl meʾlûf olup, eben-ʿan-ceddin görüp bildikleri sınâʿat-ı nâfiʿaları olduğundan, anlar memnûʿ olmayup, Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve gayri sevâhilden sefînelerin işledüp, kârların ederler idi. Kezâlik [Ü3 26b] Süveys Halîci'nden Yemen'e ve Hind cezâyirine ve sevâhilinde olan benderlere sefer edüp, [Ü1 235b] ticâretlerinden muʿattal olmadılar. Megāribe ve Zennâte ve sâyir kabâyil-i ʿArab kibârı -ki Mısır'da ve iskelelerinde sâkin olmuşlar idi- ehâlî-yi Mısır'dan zikr olunan tüccâr-ı bahriyye anları dahi tahrîk ve gazavât ve ticârât-ı bahriyyeye tergīb eder oldular. Ammâ ʿAmr bin el-ʿÂs ile gelen kibâr-ı ashâb ve anlar emsâli müteʿayyinân-ı ʿArab tenbîh-i Fârûkī ile mütenebbih olup, ibtidây-ı emrde muhâlefete cür'et etmediler. Tâ ki, Nuhayle Şeyhi ʿArfece bin Hersemetü'l-Ezdî ve Mesket Hâkimi -ki kuvvet-i mâl ü ricâle mâlik kimseler idi- Müslimîn'i: “Gazâ vü cihâddan ve mekâsib-i nâfiʿadan menʿ etmek re'y-i savâb değildir\" deyü tenbîh-i ʿÖmerî'ye muhâlif, sefînelere binüp, ʿUmmân ve sâyir sevâhil ü cezâyire gazâya gitdiler. Hazret-i ʿÖmer radıyallâhu ʿanh işitdikde, ʿArfece'ye ʿitâb-nâme gönderüp, ʿAmr bin el-ʿÂs tarafından muʿâhaze ve zecr etdirdi. Bundan sonra sevâhil-i Mısrıyye sükkânından zî-kuvvet sefîne sâhibleriyle ekâbir-i İslâm dahi müşâreket edüp, ceste ceste sefînelere girüp, gâh gazâ ve gâh ticâret içün deryâ seferin eder oldular. Hazret-i ʿÖmer radıyallâhu ʿanh'a haberleri münʿakis oldukça nehy ü menʿi teşdîd etmeyüp, sükûtla hâlleri üzere ibkā eyledi. Tâ Muʿâviye vaktine gelince kalyete ve fırkate ve şayka makūlesi muhtasar sefîneler ile gâh gazâ, gâh ticâret eder oldular. Ammâ bu sefînelerde Re'îs ve âlât kullanan müsevvimîn cümle Efrenc ve cezîreler keferesi kısmından fenn-i deryâda mâhir kâfirler olup, ücret-i ʿazîme ile istihdâm ü istîcâr olunurlar idi. Ehl-i İslâm'dan kimesne ol fünûna müteʿallık şey bilmezler idi.\n\nMuʿâviye vaktinde tekrâr ʿAmr b. el-ʿÂs istiklâl-i tâmm [Ü3 27a] ile Mısır'a Vâlî oldukda, fermân-ı Muʿâviye ile rûy-i deryâya gazâ içün Müslimîn'e izn-i ʿâmm verdiler. [Ü1 236a] Hazret-i ʿÖmer radıyallâhu ʿanh'ın ibtidâ menʿi, baʿdehû sükûtu, baʿdehû izn-i ʿâmm vermekde hikmet böyle. Demişler ki: “Millet-i ʿArab bedâvet-i hâlde ʿan-asl rukûb-ı sefîne ve ahvâl-i bahriyye umûrunda bir şey bilmezler idi. İbtidây-ı hâlde menʿ, sıyânet maslahatı içün olmuş ola. Baʿdehû fırka fırka ol sanʿata mübâşeret ve levâzım-ı ahvâlini teʿallüme şurûʿ\netdiklerinde, 'alâ-tarîkı'l-müsâmaha sükût etmiş olalar. Baʿdehû millet-i İslâmiyye ol fünûna âşinâ olup, ahvâl-i deryâya kadr-i müşterek ıttılâʿ tahsîl eylediklerinde, gazâ vü cihâda izn-i ʿâmm verildi. Ba'de sudûru'l-izn guzât-ı Müslimîn dahi münâsib sefîneler yapup, ahvâl-i rûzgâr ve ehvâl-i bihâr dekāyıkına ʿârif reʾîsleri zümre-i Nasârâ'dan icâre ile tutup, kendüler âlât-i harb ile ve edevât-ı cihâd ile sefînelere girüp, gâh gazâ, gâh ticâret eder oldular. Emîr-i Mısır ʿUkbe bin ʿAmir kırk yedinci sâl-i hicretde fırkatelerle Rodos'a gazâ edüp, ganâyim-i kesîre almışdır. Ve kırk sekizinci sâl-i hicretde Muʿâviye bin Ebî Süfyân fırkateler ile Kıbrıs Cezîresi'ne gazâ eylediler deyü Târîh-i Hamîs'de Vâkıdî'den rivâyet olunmuşdur. ʿAbdülmelîk bin Mervân saltanatında İfrîkıyye ʿÂmili Hassân bin Nuʿmân'a haber gönderüp, Tûnus'da merâkib-i bahriyye ve süfün-i mütenevviʿa inşâsiyçün Dâru's-sınâʿa binâsını emr eyledi. Hattâ hâlâ istiʿmâl olunan “Tersane” lafzı Dâru's-sınâʿa'dan galatdır. Devlet-i ʿaliyye-i İslâmiyye'de ibtidâ yapılan tersâne, Tûnusu'l-hadrâ Dâru's-sınâʿası'dır. Ol vakitde Tûnus'da beş yüzden mütecâviz firkate ve ana müşâbih hafifü'l-me'ûne sefîneler yapılup hâzır oldukda, Tûnus Şeyhı Ziyâdetullah bin İbrâhîm [Ü3 27b] vaktinde -ki târîh-i hicretin seksan ikinci senesi idi- [Ü1 236b] ʿAtâ bin Râbiʿ, ʿAbdülmelîk tarafından Serdâr olup, ol donanma ile varup, Sıkıliyye Cezîresi'n feth eylediler. Sıkıliyye'ye lisân-ı Frenk'de “Messina Adası” derler. Evsâfı maʿlûm u meşhûr bir cezîre ve vâsiʿ ve maʿmûr bir memleket-i ʿazîmedir. Doksan bir senesinde Hâkim-i İfrîkıyye Musâ bin Nasr, ʿAbdülmelîk\ntarafından işaretle donanma tedârük edüp, Târık bin Ziyâd, Kapudan nasb olunup, Endelüs cânibine tahrîk-i râyet-i gazv ü cihâd eylediler. Tevfîk-ı İlâhî ile Endelüs memleketini baʿdehû Sardanya Cezîresi'ni feth eylediler. Ve doksan iki târîhinde yine mezbûr Târık bin Ziyâd hem Kapudan ve hem Serdâr olup, bu donanma-yı ʿazîm ile Sebte Halîci'nden taşra çıkup, İspanya küffârıyla müddet-i medîde ceng edüp, fütûhât-ı ʿazîmeye muvaffak olmuşdur. Donanma-yı asker-i İslâm'dan ibtidâ Sebte Boğazı'ndan taşra çıkan donanma budur. Mervîdir ki, Tuleytula memleketinde “Eraklos” nâm hakîm-i nâmdârın “Beytü'l-hikme” nâm bir eser-i ʿazîmi var idi ki, bin seneden mütecâviz zemân mülûk-i küffâr beyninde muʿtenâ vü muʿteber ve Ayasofya mânendi muhterem bir cây-gâh idi. Devlet, tavâyif-i hukemâda olduğu ʿasırlardan berü bu Beytü'l-hikme maʿmûr ve ziyâret-gâh-ı cumhûr olup, içünde birkaç bin hakîm ve riyâzet-keş feylesoflar ve fünûn-ı hikmetin envâʿına meşgūl kimseler var idi. Ve her ʿilme meşgūl olanların mekânı ve sûk u dükkânı ve kâr-gâhı başka olup, envâʿ-ı zîb ü zînetle müzeyyen idi. Hattâ cümlenin kandîlleri ve hâven ve tancereleri ve zurûf misillü âlât u evânîleri zeheb-i hâlisden idi. Ve hazînelerinde olan nukūd ve cevâhir ve tuhaf, kalem ile tahrîr ve lisân ile taʿbîr olunmak rütbesinden efzûn idi. [Ü3 28a] ʿÎsevîler beyninde Beytü'l-hikme [Ü1 237a] olmak iʿtibâriyle mülûk-i Nasârâ istîsâline ihtirâmen cür'et etmedikleri cihetden şu kadar bin sene teʿaddî-yi mütegallibeden masûn ve gitdikçe maʿmûr ve şöhreti efzûn olmuşidi. Bu vechile dâru'l-emn olduğuna binâ'en, ʿulûm-i mektûmeye mâlik feylesoflar varup, anda tevattun edüp, bî-havf u haşyet izhâr-ı sınâʿatde mehâretlerin ibrâz edüp, ol Beytü'l-hikme'yi niçe bin hazâyin-i Kārûnî ile mâl-â-mâl etmişler idi. Doksan bir sene-i hicriyyede İspanya Kıralı olan “Ludriğ” nâm Kıral -ki sefîh ü câhil ve ebter ü bâtıl bir kâfir idi- ʿilm ü hikmet hürmetinden bî-haber tamaʿkâr olmağın, hevâsına tâbiʿ erâzil ile varup, Tuleytula'yı ʿale'l-gafle basup, Beytü'l-hikme'yi teshîr etdi. Bu kadar yüz seneden berü Beytü'l-hikme'de müddahar olan hazâyin ve emvâl ve defâyini kabz edüp, ganâyim-i bî-hisâb ile kâm-yâb oldu. Mezbûrun bu vazʿından ʿumûmen mülûk-i Nasârâ muğberrü'l-hâtır olup, hasm-ı cânı oldular. Doksan iki senesinde Serdâr-ı İslâmiyân olan Târık bin Ziyâd, İspanya üzerine leşker-keş olup, ceng-i bisyâr ve harb-i bî-şümârdan sonra ehl-i İslâm gālib gelüp, mesfûrun Beytü'l-\nhikme'den gāret etdiği hazâyin ü cevâhir ve tuhaf ü nevâdir ve kendü hazînesi cümle igtinâm olunup, ol hazâyin-i bî-nihâye ʿumûmen nasîb-i İslâm oldu. ʿAzîz Efendi, Târîh'inde kütüb-i muʿtebereden nakl edüp der ki: “Tuleytula fethinde nasîb-i ehl-i İslâm olan sunûf-ı emvâlden mâ-ʿadâ yüz altmış tâc-ı mücevher ve bir dirhemi kantara tarh olunur birkaç sandûk kibrît-i ahmer taʿbîr olunan cevâhir-i iksîr-i muʿteber ve zümürrüd-i Zübâbî ve laʿl-i Bedahşânî ile murassaʿ mâyide-i Süleymânî ve bir âyine-i gîtî-nümâ ve niçe tuhaf-ı girân-behâ mâl-i ganâyimden ifrâz olunup, [Ü1 237b – Ü3 28b] Dergâh-ı Hılâfet'e, yaʿnî ʿAbdülmelîk'in Âsitânesi'ne irsâl olundu.” \n\n Tevârîh-i megāribede bu gazây-ı ʿazîmi ve igtinâm olununan emvâl-i bî-hisâbı tafsîl ederler. Sefîne levendâtından her bir levende on bin altûn nakdden mâ-ʿadâ niçe esîr ve niçe tuhaf taksîm olunduğunu yazmışlardır. Bu emvâl-i ʿazîme ʿAbdülmelîk bin Mervân'a vusûl buldukda, devleti kuvvet bulup, tahlîd-i âsâr ve tashîh-i sikke ve niçe ebniye-i ʿazîme bünyâdına şurûʿ etmişdir. Bu vakʿa-i ʿazîmeden sonra hukemânın revnakı münkesir ve servet-i Kārûniyye'leri müstetir olup, esrâr-ı hikmete müteʿallık umûrdan bir şey iʿlân ü izhâr olunduğu mesmûʿ değildir. Olanlar dahi kıbâb-ı meʿâş-ı zâhirîde mestûr ve ziyy-i meşâyıh u dervîşânda yâhûd kıssîs ü ruhbân ve târik-i lezzât-ı cihân şeklinde ʿunvânı terk ü tecrîd ile maʿrûf u mezkûr olmuşlardır. Biz yine sadede gelelim. Bu zikr etdiğimiz ganîmet-i ʿazîmeden sonra guzât-ı Müslimîn kuvvet-i tâmme ve fenn-i deryâda mehâret-i ʿâmme kesb edüp, beher sene Mısır'dan ve Tûnus'dan ve İfrîkıyye'den donanma çıkarup, cezâyir ü sevâhilde katʿî çok memâlik-i Efrenc'e zafer bulup, fütûhât-ı celîle ile mugtenem oldular. Baʿdehû Endelüs donanması iki yüz fırkateye değin çıkmışdır. Ve İfrîkıyye donanması yüz elli sefîneye bâliğ oldu. İgtinâm ve fütûhâtları mufassalen kütüb-i tevârîhde mastûrdur. Baʿdehû murûr-ı zemân ile rûy-i deryâda gâh küffâr donanması, gâh ehl-i İslâm donanması gālib ve sevâhil ü cezâyir-i vilâyetlerin aglebiyyet tarîkıyla birbirinden sâlib olarak deryâda ceng ü cidâl eksik olmadı.\nDevlet-i ʿaliyye-i ebed-peyvend-i ʿOsmâniyye'de ibtidây-ı hâlde dahi fenn-i deryâya çendân iştigāl ve tahsîl-i mümâreset olunmamış idi. Bu Devlet-i ʿaliyye'de ibtidâ sefîneler ile Gelibolu Halîci'nden Rumeli cânibine ʿubûr ve gazây-ı mevfûr [Ü3 29a] eden Şehzâde [Ü1 238a] Gāzî Süleymân Paşa'dır ki, Sultân Orhân Gāzî oğludur ve Gelibolu ve Bolayır ve Hayrabolu ve Tekfûrdağı ve İpsala fütûhâtı ol mîr-i gayûrun eser-i meşkûrudur. Baʿdehû fâtih-i İstanbul Ebu'l-feth Sultan Mehmed Hân vaktine gelince firkate ve baʿzı muhtasar sefîneler ile sevâhile gazâ olunur idi. Kostantiniyye fethinde ziyâdece sefîneler tedârük olunup, Kara-deniz'e ve Ak-deniz'e doğru gazâya şurûʿ eylediler. Hattâ Fâtih-i merhûm, Gedik Ahmed Paşa'yı Serdar edüp, üç yüz pâre sefîne ile Kara-deniz'e irsâl eyledi. Varup Kefe Kalʿası'n Frenk elinden ve “Menkûb” nâm kalʿayı Nasârâ elinden alup feth eyledi. Vezîr-i müşârun ileyh bî-hadd ü gâye ganâyimden mâ-ʿadâ beylerinden birkaç müteʿayyin nâmdâr kâfirleri esîr edüp, Dergâh-ı Ebû'l-feth'e irsâl eylemişdir. Bu vechile giderek donanma sefînelerinde ve askerinde vefret ü kesret peydâ oldu.\nSultân Bâyezîd Hân merhûm ʿasrında -ki sekiz yüz doksan iki sâl-i hicriyyesi idi- Endelüs ve Messina Adası dedikleri cezîre-i ʿazîme-i maʿmûreye İspanya kâfirleri musallat olup, ol memâlike mâlik Âl-i Ahmer Pâdişâhı'ndan bir kasîde-i garrâ gelüp, İspanya istîlâsından şikâyet ve Endelüs iklîmini tesallut-ı küffârdan tahlîs recâsına istimdâd ü istiʿânet etmeleriyle, birkaç sefîne asker ile Kemâl Re'îs imdâdlarına gönderilmiş idi. Bu esnâda muhârebe-i bahriyye Rumeli semtine düşüp, Mora hudûdu vilâyetleri ve Arnavudluk sevâhili feth olunmuş idi. Dokuz yüz târîhinde Sultân Selîm Hân hazretleri Tersâne taʿmîrine şurûʿ edüp, Fâtih-i merhûm vaktinde olan gözlerden ziyâde gözler ve mahzenler yapdırdı. Ve niyyetleri ʿazîm donanma tedârük edüp, Ak-deniz'de olan [Ü3 29b] cezâyir ve sevâhil-i memleketlerin bi-temâmihâ eyâdî-yi küffârdan istihlâs etmek idi. [Ü1 238b] Hattâ İdrîs-i Bitlisî ve baʿzı mahremleriyle sohbet-i hâss esnâsında: “Sebte Boğazı'na varınca Ak-deniz dedikleri bir halîcde bu kadar milel-i muhtelife cemʿ olup, temâmen bir halîc, Devlet-i İslâmiyye hükmünde olmamak lâyık mıdır? Bu husûsa bezl fi'l-vüsʿ etmemek şân-ı Saltanat'a\nşeyn verecek kusûr-ı himmetdendir. Hakk Teʿâlâ ecelden emân verirse bu maksûda kifâyet edecek mertebe donanma tedârük edüp, Ak-deniz'de olan memâliki zîr-i kabza-i teshîre almadıkça râhat u ârâmı harâm etmeğe ʿahd olsun” derler imiş. Ve tersâne binâsını tevfîr ü teksîr etmeğe bu ʿazîmet-i kahremâniyye ile şurûʿ buyurmuşlar idi. Lâkin Devlet-i Çerâkise-i Mısrıyye -ki Haremeynü'ş-şerîfeyn hıdmeti şerefiyle ʿuyûn-i nâsda muʿteber ve Mısr-ı Kāhire taht-gâh-ı Hılâfet olmak haysiyyeti ile tavâyif-i mezbûre ol şeref-i müsteʿâr ile celîlü'l-kadr ederler- Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye ile beynlerinde vahşet ve baʿzı esbâb-ı hâdise ile aralarında bürûdet peydâ olmuşidi. Eğerçi Tûnus Meliği Sultân ʿOsmân Hafsa tevassutu ile yine dostluk tevkîd olunup, tarefeynden mürâselât ve elçiler tevârüd ederdi. Lâkin muktezây-ı gayret olan hamiyyet-i devlet teʿayyün ve istiklâlde şeriket kabûl etmediğinden gayri, tâyife-i Çerâkise gâh eşkıyây-ı ʿUrbân'a ve gâh Kızılbaş-ı bed-meʿâşa hafî muʿâvenetden hâlî olmadıklariyçün, ibtidâ mülk-i Mısır'ı feth etmek ehemm ve sevâhil-i ʿArabistân bu tarîk ile kabza-i teshîre alınmak cümleden elzem olmağın, bi'l-iktizâ ibtidâ ol maslahat-ı mühimmeye bezl-i himmet buyurdular. Ol mesâlih-i lâzime dil-hâh üzere müyesser ve diyâr-ı Mısır ve Şâm bi-temâmihâ kabza-i itâʿate girmek mukadder olup, Dâru's-saltanati'l-ʿaliyye'ye teşrîf buyurduklarında, melhûzları olan vech üzere rûy-i deryâya [Ü3 30b] donanma ihrâcı tedârükünde iken İstanbul'a teşrîflerinin ikinci senesi [Ü1 239a] âlem-i ʿukbâya irtihâl eylediler.\nSultân Süleymân Hân hazretleri cülûs buyurduklarında, tersâne umûruna yine hüsn-i nazar ve bezl-i himmet buyurup, donanma ihrâcında ihtimâm-ı tâmdan hâlî olmadılar. Hattâ ebnây-ı Rum'dan Oruc Bey nâm gāzî darb-ı şemşîr ile Cezâyir-i Garb Vilâyeti'ni teshîr edüp merhûm oldukda, karındaşı Hayreddîn Bey câ-nişîn oldukdan sonra, dokuz yüz kırkda Tûnus üzerine varup, Tûnus'u Sultân Hasan Hafsa yedinden intizâʿ eyledi. Hasan Hafsa, İspanya Kıralı'ndan istimdâd edüp, vâfir sefîneler ile gelüp, Tûnus'u Hayreddîn Bey yedinden intizâʿ eyledikde, Hayreddîn Bey, sâye-i Devlet-i Süleymâniyye'ye ilticâ ile kâm-revâ olmağı aʿdâdan ahz-i sâra vesîle mülâhaza etmeğin, on sekiz kadırga ile İstanbul'a gelüp, ʿatebe-i ʿaliyye-i Şehriyârî'ye rûy-mâl eyledi. Geldiği gibi Pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri tarafından nazar-ı iltifâta mazhar ve Deryâ Kapudanlığı Rütbesi'yle muʿazzez ü muvakkar buyuruldu. Bu vakte gelince Kapudanlık, Paşalık ʿunvânına makrûn olmayup, gâh “Re'îs”, gâh “Kapudan” derler idi. İbtidâ Hayreddîn Paşa'ya “Kapudan Paşa” ʿunvânı ıtlâk olunup, Kapudanlığ'a\nCezâyir Beylerbeyiliği Pâyesi verildi. Baʿdehû Piyâle Paşa dahi Cezâyir Pâyesi'yle Kapudan oldu. Esfâr-ı ʿazîme oldukça vüzerâdan biri donanma üzerine Serdar olup, deryâ kapudanları anın emriyle me'mûr olmak kānûn idi. Kapudanlık, Vezâret'le tevcîh olunmak, sonralarda zuhûr etmişdir. Ve Kapudan Paşa, Vezâret Pâyesi'nde iken tekrâr bir âhar Vezîr'i donanmaya Serdâr etmek sû'-i tedbîrdir. Defâʿatle zarar-ı ʿazîmi müşâhede olunmuşdur. Ve bu Devlet-i ʿaliyye evâyilinde donanma gemileri ekseri fırkate ve kalyete ve çekdirme makūlesi hafifü'l-me'ûne [Ü3 30b] sefîneler idi. Ve adaların ekseri mebâdî-yi ahvâlde [Ü1 239b] bu makūle sefîneler ile feth olunmuşdur. Burtun ve kalyon ve mavna makūlesi ʿazîmü'l-cüsse ve vâsiʿ gemiler küffâra mahsûs idi. Ehlini peydâ ve iʿmâle tekayyüd olunmamağla, kalyonculuk Devlet-i ʿaliyye Tersânesi'nde çendân şöhret bulmamış idi. Sultân Murad Hân-ı Râbiʿ ʿasrından sonra ceste ceste burtun ve kalyon yapılup, donanma ile Akdeniz'e çıkarır oldular. Sultân İbrâhîm Hân hazretleri ʿasrında dahi kalyonlar yapıldı. Lâkin ahvâline henûz ıttılâʿ-ı tâmm tahsîl olunmamış maʿnâ olmağın, nizâm-ı ahvâline ve levendâtı intizâmına kemâ-yenbağî sûret verilmediğinden, gereği gibi bir hıdmete yaramak vücûda gelmedi. Ve Devlet-i ʿaliyye Tersânesi'nde ʿan-asl istiʿmâl olunan sefînelere muğâyir ve tertîbleri başka Ocak olmağa muhtâc olmadığından, kapudan paşalar ve ümerây-ı deryâ ve sâyir tersâne ricâli ber-muktezây-ı hased kalyoncuları istiskāl edüp: “Bunlar hâdis tâ'ifedir. Eğer tertîbleri muntazam ve ahvâlleri kemâ-yenbağî müretteb ve mülte'em olursa, rûy-ı deryâda işe yarayup, nâmdâr olmağla, ümerâ ve tersâne ricâline tefevvuk ederler. Ve kâr-güzarlığla manzûr-ı Şehriyârî olup, tekaddüm ü imtiyâza ruhsat bularak Cezâyir ocağları gibi başka gürûh-ı müstakıll olurlar” deyü kalyon umûrunda tehâvün ü tekâsülden hâlî olmadıkları cihetle, işe yarayacak bir siyâk-ı muntazama muvaffak olmamışlar idi. Sonra merhûm u mağfûr Sultân Mehmed Hân bin Sultân İbrâhîm Hân ʿasrının evâsıtında kalyonlar inşâsına ihtimâm olunup, ol fende mehâretleri olan üstâdlar peydâ kılındı. Ve levendât umûruna dahi nizâm verilüp, kapudanlara ʿalâ-hasebi'l-istiʿdâd merâtib ve sâlyâneler ve levendlerine kezâlik mevâcib ve zahîre muʿayyen olmağla, Cezâyir-i Garb ocağlarından [Ü3 31a] ve etrâfdan kârgüzar [Ü1 240a] ve levendât gelüp, kalyonlar ahvâli gereği gibi nizâm bulup, rûy-i deryâda niçe ğazâlara muvaffak oldular. Hattâ sonralarda Mozemorta, Kalyon Kapudanı olmuş idi.\nSakız Cezîresi, Venedik küffârı yedine giriftâr oldukdan sonra, Sadrıaʿzam olan ʿAmuca Hüseyin Paşa, Kapudan nasb olunup, taraf-ı Şehriyârî'den Sakız istihlâsına meʾmûr olmuşidi. Ol seferde bi-ʿavnillâhi Teʿâlâ kemâ-yenbagī iş görülüp, Sakız Cezîresi istihlâs ve Venedik donanmasından gereği gibi ahz-i sâr olundu. Ve bu husûslarda gereği gibi hidmet vücûda gelmeğe sebeb, kalyonlar ve kalyon levendâtı olduğunda iştibâh yokdur. Baʿdehû yevmen-fe-yevmen kalyonlar umûrunda mümâreset ve hükkâm ve levendât ve sınâʿatde ehliyyet ü maʿrifet olup, hattâ Sultân Ahmed ve Sultân Mahmûd subbet ʿaleyhimâ sicâlu'r-rahmeti'l-Vedûd hazerâtı vakitlerinde donanma ahvâli muntazam olmağa başlayup, Mora fethinde ve Tuna cenglerinde mehâret ile fütûhâta mazhariyyetleri maʿlûmdur. Seksan dört târîhinde Kapudan Paşa bulunan Hüsâmeddîn Paşa'nın sûʾ-i tedbîriyle donanmaya âfet resîde olup, donanma tedârükü sûret-i imtinâʿda görülmüş iken, Hudâvendigâr-ı esbak ʿaleyhi rahmetü'l-Hakk himmet-i Mülûkâne'lerin sarf ile yine sefer içinde donanma tedârük edüp, Ak-deniz ve Kara-deniz semtlerini muhâfaza ve mahsûr olan Limni Cezîresi'ni istihlâsa ʿillet olmuşlar idi. Sultân Hamîd zemânında dahi Cezâyirli Hasan Paşa'nın ikdâm ü gayreti ile eğerçi vâfir kalyonlar yapılmışidi. Ancak âhar kimsenin nâmdâr olmasını çekemeyüp, hod-bînlik ile ümerâ-i deryânın sevretini şikest ve Devlet-i ʿaliyye korsanlarının kadr ü şânlarını pest eyleyerek, deryâ gazâsından memnûʿ olmalarına ve Malta küffârının Ak-deniz'de [Ü3 31b] beher sene birkaç gemi almalarına sebeb olmuşidi. Nevbet-i Hılâfet-i İslâmiyye ve idare-i [Ü1 240b] Saltanat-ı ʿaliyye Kahremânü'l-mâʾi ve't-tîn, Mâlik-i bihâr ve aktâr-ı arazîn, Yenbûʿ-ı enhâr-ı şevket, ʿaynü'l-hayât, cûy-bâr-ı devlet olan Sultân Selîm Hân-ı Sâlis bin Sultân Mustafa Hân efendimiz hazretlerine tefvîz olunduğu günden bu âna gelince, tersâne umûruna himmet-i Mülûkâne'lerin sarf buyurup, teksîr-i sefâyin ve tevfîr-i levendât ve tanzîm-i revâtib ve istîfây-ı taʿyînât buyurup, zemân-ı Saltanat'larında bi-fazlillâhi Teʿâlâ vücûd-pezîr olan donanma ve donanmaya müteferri olan intizâm-ı levendât ve mühimmât-ı Pâdişâhân selefin birine nasîb olmayup, üç beş gün zarfında havl ve kuvvet-i Bâri'yle mersây-ı tersâneden küllî donanma ihrâcına istiʿdâd hâsıl edüp, el-hâletü hâzihî nizâm-ı umûr-ı tersâne sebebi ile Korfa ve ʿAkkâ ve İskenderiyye taraflarına başka başka donanmalar tertîb buyurduklarından fazla,\nbu esnâlarda mükemmel donanma ile Kapudan Paşa hazretlerini dahi ihrâc ve bu kudret ancak te'yîd-i İlâhî ve imdâd-ı Semâvî ile vücûda gelüp, vüsʿ-i beşer idâresinden ʿâciz olacağı ve bu esbâb ile tersâne umûruna sarf eyledikleri hazâyin ve emvâlin müfredâtı ve himmet-i Mülûkâne'lerin müteferriʿâtı hisâb ü tafsîl olunsa, bir kitâb olacağı bî-irtiyâb olmağla, deryâdan katre ve nücûmdan nesre ile iktifâ ve duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü şevketleriyle işbu makāle hatm olunmak evlâ görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâʿis-i ihtilâl-i benî âdem ve sebeb-i insilâb-ı râhat-ı ümem olan Françelü'nün katʿ-ı ʿurûk fesâdlarıyla irâhe-i ʿibâd ve ʿale'l-husûs kutr-ı Mısır'dan ihrâclarıyla tathîr-i bilâd, lâzime-i himmet-i kûh-efgen-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olduğuna binâ'en, ol kavm-i [Ü3 32a] müstehıkku'l-levm üzerine min-külli'l-cevânib sevk-ı ketâyib ve tertîb-i mevâkib kılınup, İskenderiyye Semti'ne dahi hâlâ Anadolu Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa Serʿasker nasb u taʿyîn ve mebnây-ı meʾmûriyyeti levâzım-ı gazv ü cihâd ile tarsîn olunmuşidi. Müşârun ileyh mâh-ı Saferü'l-hayrın [on] altıncı İsneyn günü mevcûd-ı maʿiyyeti olan Donanma-yı hümâyûn ve cünûd-ı nusrat-makrûn ile Finike Lîmân'ından refʿ-i lenger ve imdâd-ı nesemât-ı feth u zafer ile İskenderiyye cânibine sefer edüp, İskenderiyye'ye üç buçuk sâʿat buʿd ile taraf-ı yesârında vâkiʿ lisân-ı ʿavâmmda “Ebuhûr” ve lisân-ı havâsda “Rüknü Ebîkīr” denmekle şehîr kalʿa pîşgâhı mahatt-ı lenger-i süfün-i Pâdişâhî olup, der-ʿakab Serʿasker-i müşârun ileyh çigûnegî-yi ahvâl-i aʿdâ zımnında etrâf u eknâfa itâre-i cevâsîs ü ʿuyûn ve tashîh-i istihkâmât u husûn edüp, düşmen-i bed-âyîn Ebuhûr Kalʿası'nı taʿmîr u tahsîn ve\nmuhâfazasına vâfir asker taʿyîn ve etrâfını şerânbo ve hendek ile muhât ve top ve humbara ve sâyir sanâyiʿ-i âteş-bâzîye menât eylediklerinden gayri, hâric-i kalʿada bir tabya îcâd ve mahall-be-mahall toplar vazʿıyla metânetine istinâd üzere oldukları tahkīk olundukda, müşârun ileyh serân-ı sipâh ile ʿakd-i encümen-i meşveret ve mâh-ı mezkûrun on üçüncü İsneyn günü ʿale's-seher ihrâc-ı askere mübâşeret edüp, kalʿaya tahmînen bir sâʿat mesâfe bir mahall-i münâsibe dört kıtʿa top ile bir mikdâr asker hazînedârları ve ʿOsmân Hâce Başbuğluğu'yla ihrâc eyleyüp, askeri muhâfaza ve kalʿayı tazyîk irâdesiyle şalope ve kebîr sandallara toplar vazʿ ve iki kıtʿa momba gemisi tertîb ve bu uslûb-ı mergūb üzere zikr olunan asker kalʿa tarafına sevk u tesrîb olunup, berr ü bahrdan muhârebeye şurûʿ [Ü3 32b] ve aʿdâ dahi tertîb-i efrâd-ı cümûʿ edüp, yedi-sekiz sâʿat nevâyir-i ceng ü sitîz zebâne-keş-i iştiʿâl ve metâʿ-ı girân-behây-ı cân-ı ʿazîz maʿrûz-ı mezâd-gâh-ı dellâl-ı âcâl olup, dûd-ı kebûd-reng top ve tüfengden ecrâm-ı semâviyyede bir cirm-i cedîd, zâhir ü bedîd ve tekâsüf-i gubâr pây-ı guzât ile cevv-i semâda kurs-ı mihr-i münîr nâ-bedîd olup, bu hâl ile dilîrân-ı İslâm tabyaya hücûm u iktihâm ve derûnunda mütehassın aʿdây-ı li'âmı reh-neverd-i vâdî-yi inʿidâm eylediklerinden başka, kalʿaya dahi kemend-endâz-ı duhûl ve derûnunda olan kefere bi'l-cümle ser-bürîde-i seyf-i meslûl olup, sergerdeleri olan laʿîn dahi vâsıl-ı dereke-i siccîn ve nâyil-i füshat-ı âcâl olanlar giriftâr-ı eyâdî-yi Müslimîn olup, tabyaya hücûm hâlinde aʿdânın atdığı lağımdan on nefer merd-i neberd-âyîn, muʿânaka-i hûr-i ʿîn zimnında tâyir-i evc-gâh-ı Bihişt-berîn oldu.\n\nKalʿa ve tabyada mevcûd olan top ve humbara ve mühimmât zabt olundukdan sonra, Serʿasker-i müşârun ileyh rûz-i fîrûz-i feth u zaferin ferdâsı kalʿa sâhasına darb-ı otâd-ı hıyâm ve taʿmîr-i hısn-ı merkūma kıyâm ve ol havâlîde kâ'in ʿaşâyir ü kabâyile neşr-i peygām eyleyüp, kelân-terân-ı kabâyil fevc fevc muhayyem-i Serʿaskerî'ye vüfûd ve îfây-ı merâsim-i hamd ü dürûd eyledikleri ahbârı, Der-i devlet-medâr'a işbu Rebîʿulevvel'in yedinci Cumʿa günü vürûd edüp, ehl-i Tevhîd bu nüvîd-i meserret-berîdden ʿîd ber-bâlây-ı ʿîd edüp, erâzî-yi Mısrıyye kemâ-kân dâhil-i tasarruf-ı Devlet-i ʿaliyye olmak temenniyâtıyla secde-ber-endâz-ı dergâh-ı Hâlık-ı bî-enbâz oldular.",
          "caption": "Zikr-i feth-i Ebuhûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_395.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i feth-i Ebuhûr",
          "text": "Bâʿis-i ihtilâl-i benî âdem ve sebeb-i insilâb-ı râhat-ı ümem olan Françelü'nün katʿ-ı ʿurûk fesâdlarıyla irâhe-i ʿibâd ve ʿale'l-husûs kutr-ı Mısır'dan ihrâclarıyla tathîr-i bilâd, lâzime-i himmet-i kûh-efgen-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olduğuna binâ'en, ol kavm-i [Ü3 32a] müstehıkku'l-levm üzerine min-külli'l-cevânib sevk-ı ketâyib ve tertîb-i mevâkib kılınup, İskenderiyye Semti'ne dahi hâlâ Anadolu Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa Serʿasker nasb u taʿyîn ve mebnây-ı meʾmûriyyeti levâzım-ı gazv ü cihâd ile tarsîn olunmuşidi. Müşârun ileyh mâh-ı Saferü'l-hayrın [on] altıncı İsneyn günü mevcûd-ı maʿiyyeti olan Donanma-yı hümâyûn ve cünûd-ı nusrat-makrûn ile Finike Lîmân'ından refʿ-i lenger ve imdâd-ı nesemât-ı feth u zafer ile İskenderiyye cânibine sefer edüp, İskenderiyye'ye üç buçuk sâʿat buʿd ile taraf-ı yesârında vâkiʿ lisân-ı ʿavâmmda “Ebuhûr” ve lisân-ı havâsda “Rüknü Ebîkīr” denmekle şehîr kalʿa pîşgâhı mahatt-ı lenger-i süfün-i Pâdişâhî olup, der-ʿakab Serʿasker-i müşârun ileyh çigûnegî-yi ahvâl-i aʿdâ zımnında etrâf u eknâfa itâre-i cevâsîs ü ʿuyûn ve tashîh-i istihkâmât u husûn edüp, düşmen-i bed-âyîn Ebuhûr Kalʿası'nı taʿmîr u tahsîn ve\nmuhâfazasına vâfir asker taʿyîn ve etrâfını şerânbo ve hendek ile muhât ve top ve humbara ve sâyir sanâyiʿ-i âteş-bâzîye menât eylediklerinden gayri, hâric-i kalʿada bir tabya îcâd ve mahall-be-mahall toplar vazʿıyla metânetine istinâd üzere oldukları tahkīk olundukda, müşârun ileyh serân-ı sipâh ile ʿakd-i encümen-i meşveret ve mâh-ı mezkûrun on üçüncü İsneyn günü ʿale's-seher ihrâc-ı askere mübâşeret edüp, kalʿaya tahmînen bir sâʿat mesâfe bir mahall-i münâsibe dört kıtʿa top ile bir mikdâr asker hazînedârları ve ʿOsmân Hâce Başbuğluğu'yla ihrâc eyleyüp, askeri muhâfaza ve kalʿayı tazyîk irâdesiyle şalope ve kebîr sandallara toplar vazʿ ve iki kıtʿa momba gemisi tertîb ve bu uslûb-ı mergūb üzere zikr olunan asker kalʿa tarafına sevk u tesrîb olunup, berr ü bahrdan muhârebeye şurûʿ [Ü3 32b] ve aʿdâ dahi tertîb-i efrâd-ı cümûʿ edüp, yedi-sekiz sâʿat nevâyir-i ceng ü sitîz zebâne-keş-i iştiʿâl ve metâʿ-ı girân-behây-ı cân-ı ʿazîz maʿrûz-ı mezâd-gâh-ı dellâl-ı âcâl olup, dûd-ı kebûd-reng top ve tüfengden ecrâm-ı semâviyyede bir cirm-i cedîd, zâhir ü bedîd ve tekâsüf-i gubâr pây-ı guzât ile cevv-i semâda kurs-ı mihr-i münîr nâ-bedîd olup, bu hâl ile dilîrân-ı İslâm tabyaya hücûm u iktihâm ve derûnunda mütehassın aʿdây-ı li'âmı reh-neverd-i vâdî-yi inʿidâm eylediklerinden başka, kalʿaya dahi kemend-endâz-ı duhûl ve derûnunda olan kefere bi'l-cümle ser-bürîde-i seyf-i meslûl olup, sergerdeleri olan laʿîn dahi vâsıl-ı dereke-i siccîn ve nâyil-i füshat-ı âcâl olanlar giriftâr-ı eyâdî-yi Müslimîn olup, tabyaya hücûm hâlinde aʿdânın atdığı lağımdan on nefer merd-i neberd-âyîn, muʿânaka-i hûr-i ʿîn zimnında tâyir-i evc-gâh-ı Bihişt-berîn oldu.\n\nKalʿa ve tabyada mevcûd olan top ve humbara ve mühimmât zabt olundukdan sonra, Serʿasker-i müşârun ileyh rûz-i fîrûz-i feth u zaferin ferdâsı kalʿa sâhasına darb-ı otâd-ı hıyâm ve taʿmîr-i hısn-ı merkūma kıyâm ve ol havâlîde kâ'in ʿaşâyir ü kabâyile neşr-i peygām eyleyüp, kelân-terân-ı kabâyil fevc fevc muhayyem-i Serʿaskerî'ye vüfûd ve îfây-ı merâsim-i hamd ü dürûd eyledikleri ahbârı, Der-i devlet-medâr'a işbu Rebîʿulevvel'in yedinci Cumʿa günü vürûd edüp, ehl-i Tevhîd bu nüvîd-i meserret-berîdden ʿîd ber-bâlây-ı ʿîd edüp, erâzî-yi Mısrıyye kemâ-kân dâhil-i tasarruf-ı Devlet-i ʿaliyye olmak temenniyâtıyla secde-ber-endâz-ı dergâh-ı Hâlık-ı bî-enbâz oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kutb-ı merkez-i devlet ve Halîfe-i Îzed-i bî-minnet olan Şehriyâr-ı heft-iklîm, salât-ı Cumʿa'yı fâtih-i Mısır olan Sultân Selîm ʿaleyhi rahmetü Rabbenâ'r-Rahîm [Ü3 33a] Câmiʿ-i şerîf'inde edâ ile Hudâvendigâr-ı mebrûrun rûhâniyyetinden istimdâd niyyetini tasmîm buyurmuşlar idi. Zevrak-ı hilâl-revnak-ı Saltanat'larına süvâr ve hulûs-ı taviyyet-i Şâhâne ile ol semte neşr-i envâr buyurdukları hengâmda, Ebuhûr fethine dâ'ir İskenderiyye Serʿaskeri müşârun ileyhin tahrîrâtıyla Tatar Ağası kādim ve işbu beşâretin huzûr-ı müstevcibü's-sürûr-ı Keyânî'lerine îsâli lâzım olduğuna binâ'en, Telhîsî Ağa ber-vech-i istiʿcâl ol savb-ı kerâmet-evbe irsâl olunmuşidi. Mûmâ ileyh Un-kapanı'na karîb mahalde Dârü's-saʿâde Ağası cenâbının sandalına yetişüp, ifâde-i hâl ve iskeleye yanaşıldıkda, Ağa-yı müşârun ileyh bizzât huzûr-ı hümâyûna tebliğ-i makāl eyleyüp, Hudâvendigâr-ı İskender-tavsîf bu peyâm-ı meserret-redîf ile câmiʿ-i şerîfi teşrîf ve salât-ı Cumʿa'dan sonra rûh-ı fâtih-i Mısır'ı fâtiha kırâ'atiyle taltîf buyurup, işbu rûz-i behcet-efrûzda fâtih-i Mısır olan Sultân Selîm Câmiʿ'inde edây-ı Cumʿa ihtiyârı ve der-ʿakab Ebuhûr fethinin zuhûr-ı ahbârı mahzâ kerâmet-i hazret-i Tâc-dârî âsârı olup, bu keyfiyyet inşâ'allâhü Teʿâlâ aktâr-ı Mısrıyye'nin bi-hazâfîrihâ teshîrine fâl ve aʿdây-ı ber-küşte-hâlin izmihlâline berâ'etü'l-istihlâl olacağı cây-ı işkâl değildir.\n\nRodos Mutasarrıfı Hasan Bey ve İngiltere donanmasına Sergerde olan İsmit, mevcûd-ı maʿiyyetleri olan ecnâd u sefâyin ile Serʿasker Paşa'dan birkaç gün sonra Ebuhûr semtine vusûl ile fi'l-cümle kuvvet-i kalb husûlüne sebeb olmuşlar ise dahi, bu hatb-ı ʿazîm ve emr-i cesîmin rü'yeti pey-der-pey asâkir ve zehâyir îsâline vâbeste vü mevkūf olduğunu Serʿasker-i müşârun ileyh ifade edüp, ʿinâyet-i bî-gāyet-i İlâhiyye ile [Ü3 33b] erâzî-yi Mısrıyye mevtây-ı akdâm-ı cünûd-ı Devlet-i ʿaliyye olmuşiken, ve ʿAkkâ vakʿası ve ʿale'l-husûs bu defʿa zuhûr eden Ebuhûr kazıyyesi düşmeni mübtelây-ı dü-şâha-i iztırâb ve giriftâr-ı çâr-mevce-i inkılâb etmişiken, İskenderiyye ordusuna imdâd u iʿânede kusûr, hılâf-ı rızây-ı Rabb-i Gayûr ve fevt-i fursatı müstelzim bir emr-i beyyinü'l-mahzûr olduğu nezd-i Şehriyâr-ı Felâtûn-âsâr'da \"Ke'ş-şemsi fi râbiʿati'n-nehâr\" celî vü âşikâr olmağla, Serʿasker-i müşârun ileyhe min-külli'l-vücûh kudret ü miknet verilmek husûsu şifâhen erkân-ı devlete emr-i hümâyûn olmağın, fi'l-hâl Dergâh-ı ʿâlî yeniçerilerinden ve Bostâniyân tüfengcilerinden ve Bostancı neferâtından cemʿ-i kesîr tahrîr ve sefâyine vazʿ u tesyîr olunduğundan gayri, Bahr-i sefîd Boğazı'nda\nihtişâd eden askerden dahi ol mikdâr neferât intihâb ve bir ân akdem ol cânibe şirâ-güşây-ı seyr ü zehâb olmak emri lâzım gelenlere hitâb olunup, sâbıkā İç-il Mutasarrıfı olup, Kıbrıs muhâfazasında kıyâm eden Mîr-i mîrân Ahmed Paşa'ya bu defʿa İç-il Sancağı ihsân ve maʿiyyetinde olan askerden mâ-ʿadâ kapu halkı ve Kıbrıs Muhassılı'nın bu defʿa tedârük edebildikleri asker ile İskenderiyye cânibine revân olması ve birâderi İç-il'e serʿîan varup, bin nefer cedîd asker tahrîr ve verâsından tesyîr eylemesi fermân olunup, kezâlik Kara ʿOsmân-zâde ve ʿAlâ'iyye Mutasarrıfı ve Teke Mütesellimi dahi ʿale'l-infirâd ihrâc-ı ecnâd ile Serʿasker Paşa'ya imdâd eylemeleri irâde ve taraflarına başka başka evâmir-i celîle firistâde olunup, medâr-ı tekavvî-yi asker olan ecnâs-ı zehâyir dahi mecmaʿ-ı zehâyir olan emâkinden sefâyine vazʿ u teşhîn ve pey-der-pey ol cânibe irsâl olunmak me'mûr olanlara ifâde vü tebyîn ve lede [Ü3 34a] 'l-iktizâ ru'ûs-ı guzât u mücâhidîni tezyîn içün mikdâr-ı vâfî çeleng ve müşârun ileyhin defʿ-i zarûret ü ihtiyâcı içün yüz elli bin guruşluk altûn ve taʿyînât-ı askere medâr olmak üzere Nüzül Emîni'ne bu defʿa dahi elli bin guruşluk altûn irsâl ve ber-vech-i istiʿcâl husûlü mümkin olan tedârükât ü tedbîrât nesak-ı mezkûr üzere bi-fazlillâhi'l-Meliki'l-Müteʿâl ikmâl olundu.\n\nCenâb-ı Melik-i Muʿîn tenezzehe zâtuhû ʿan-akvâli'l-müşrikîn tedâbîr-i erkân-ı Saltanat'ı tevfîkāt-ı ʿaliyyesine karîn ve te'yîd-i dîn ve himâyet-i Seyyidü'l-mürselîn kasdıyla terk-i hâb u nûşîn eden Hâkān-ı İskender-temkîn'i ile'l-ebed taht-ı fîrûzî-baht-ı Hilâfet-i ʿuzmâ'da mekîn ve her hâlde mazhar-ı nasr-ı Mübîn eyleye, âmîn!",
          "caption": "Hikmet-i hafiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_396.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet-i hafiyye",
          "text": "Kutb-ı merkez-i devlet ve Halîfe-i Îzed-i bî-minnet olan Şehriyâr-ı heft-iklîm, salât-ı Cumʿa'yı fâtih-i Mısır olan Sultân Selîm ʿaleyhi rahmetü Rabbenâ'r-Rahîm [Ü3 33a] Câmiʿ-i şerîf'inde edâ ile Hudâvendigâr-ı mebrûrun rûhâniyyetinden istimdâd niyyetini tasmîm buyurmuşlar idi. Zevrak-ı hilâl-revnak-ı Saltanat'larına süvâr ve hulûs-ı taviyyet-i Şâhâne ile ol semte neşr-i envâr buyurdukları hengâmda, Ebuhûr fethine dâ'ir İskenderiyye Serʿaskeri müşârun ileyhin tahrîrâtıyla Tatar Ağası kādim ve işbu beşâretin huzûr-ı müstevcibü's-sürûr-ı Keyânî'lerine îsâli lâzım olduğuna binâ'en, Telhîsî Ağa ber-vech-i istiʿcâl ol savb-ı kerâmet-evbe irsâl olunmuşidi. Mûmâ ileyh Un-kapanı'na karîb mahalde Dârü's-saʿâde Ağası cenâbının sandalına yetişüp, ifâde-i hâl ve iskeleye yanaşıldıkda, Ağa-yı müşârun ileyh bizzât huzûr-ı hümâyûna tebliğ-i makāl eyleyüp, Hudâvendigâr-ı İskender-tavsîf bu peyâm-ı meserret-redîf ile câmiʿ-i şerîfi teşrîf ve salât-ı Cumʿa'dan sonra rûh-ı fâtih-i Mısır'ı fâtiha kırâ'atiyle taltîf buyurup, işbu rûz-i behcet-efrûzda fâtih-i Mısır olan Sultân Selîm Câmiʿ'inde edây-ı Cumʿa ihtiyârı ve der-ʿakab Ebuhûr fethinin zuhûr-ı ahbârı mahzâ kerâmet-i hazret-i Tâc-dârî âsârı olup, bu keyfiyyet inşâ'allâhü Teʿâlâ aktâr-ı Mısrıyye'nin bi-hazâfîrihâ teshîrine fâl ve aʿdây-ı ber-küşte-hâlin izmihlâline berâ'etü'l-istihlâl olacağı cây-ı işkâl değildir.\n\nRodos Mutasarrıfı Hasan Bey ve İngiltere donanmasına Sergerde olan İsmit, mevcûd-ı maʿiyyetleri olan ecnâd u sefâyin ile Serʿasker Paşa'dan birkaç gün sonra Ebuhûr semtine vusûl ile fi'l-cümle kuvvet-i kalb husûlüne sebeb olmuşlar ise dahi, bu hatb-ı ʿazîm ve emr-i cesîmin rü'yeti pey-der-pey asâkir ve zehâyir îsâline vâbeste vü mevkūf olduğunu Serʿasker-i müşârun ileyh ifade edüp, ʿinâyet-i bî-gāyet-i İlâhiyye ile [Ü3 33b] erâzî-yi Mısrıyye mevtây-ı akdâm-ı cünûd-ı Devlet-i ʿaliyye olmuşiken, ve ʿAkkâ vakʿası ve ʿale'l-husûs bu defʿa zuhûr eden Ebuhûr kazıyyesi düşmeni mübtelây-ı dü-şâha-i iztırâb ve giriftâr-ı çâr-mevce-i inkılâb etmişiken, İskenderiyye ordusuna imdâd u iʿânede kusûr, hılâf-ı rızây-ı Rabb-i Gayûr ve fevt-i fursatı müstelzim bir emr-i beyyinü'l-mahzûr olduğu nezd-i Şehriyâr-ı Felâtûn-âsâr'da \"Ke'ş-şemsi fi râbiʿati'n-nehâr\" celî vü âşikâr olmağla, Serʿasker-i müşârun ileyhe min-külli'l-vücûh kudret ü miknet verilmek husûsu şifâhen erkân-ı devlete emr-i hümâyûn olmağın, fi'l-hâl Dergâh-ı ʿâlî yeniçerilerinden ve Bostâniyân tüfengcilerinden ve Bostancı neferâtından cemʿ-i kesîr tahrîr ve sefâyine vazʿ u tesyîr olunduğundan gayri, Bahr-i sefîd Boğazı'nda\nihtişâd eden askerden dahi ol mikdâr neferât intihâb ve bir ân akdem ol cânibe şirâ-güşây-ı seyr ü zehâb olmak emri lâzım gelenlere hitâb olunup, sâbıkā İç-il Mutasarrıfı olup, Kıbrıs muhâfazasında kıyâm eden Mîr-i mîrân Ahmed Paşa'ya bu defʿa İç-il Sancağı ihsân ve maʿiyyetinde olan askerden mâ-ʿadâ kapu halkı ve Kıbrıs Muhassılı'nın bu defʿa tedârük edebildikleri asker ile İskenderiyye cânibine revân olması ve birâderi İç-il'e serʿîan varup, bin nefer cedîd asker tahrîr ve verâsından tesyîr eylemesi fermân olunup, kezâlik Kara ʿOsmân-zâde ve ʿAlâ'iyye Mutasarrıfı ve Teke Mütesellimi dahi ʿale'l-infirâd ihrâc-ı ecnâd ile Serʿasker Paşa'ya imdâd eylemeleri irâde ve taraflarına başka başka evâmir-i celîle firistâde olunup, medâr-ı tekavvî-yi asker olan ecnâs-ı zehâyir dahi mecmaʿ-ı zehâyir olan emâkinden sefâyine vazʿ u teşhîn ve pey-der-pey ol cânibe irsâl olunmak me'mûr olanlara ifâde vü tebyîn ve lede [Ü3 34a] 'l-iktizâ ru'ûs-ı guzât u mücâhidîni tezyîn içün mikdâr-ı vâfî çeleng ve müşârun ileyhin defʿ-i zarûret ü ihtiyâcı içün yüz elli bin guruşluk altûn ve taʿyînât-ı askere medâr olmak üzere Nüzül Emîni'ne bu defʿa dahi elli bin guruşluk altûn irsâl ve ber-vech-i istiʿcâl husûlü mümkin olan tedârükât ü tedbîrât nesak-ı mezkûr üzere bi-fazlillâhi'l-Meliki'l-Müteʿâl ikmâl olundu.\n\nCenâb-ı Melik-i Muʿîn tenezzehe zâtuhû ʿan-akvâli'l-müşrikîn tedâbîr-i erkân-ı Saltanat'ı tevfîkāt-ı ʿaliyyesine karîn ve te'yîd-i dîn ve himâyet-i Seyyidü'l-mürselîn kasdıyla terk-i hâb u nûşîn eden Hâkān-ı İskender-temkîn'i ile'l-ebed taht-ı fîrûzî-baht-ı Hilâfet-i ʿuzmâ'da mekîn ve her hâlde mazhar-ı nasr-ı Mübîn eyleye, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu defʿa-i müdhişe o havâlîde olan Fransızlar'a münʿakis oldukda, ʿArîş Kasabası'nda müctemaʿ olan askerlerine iblâğ-ı peyâm ve fi'l-hâl tahrîk-i ikdâm-ı habîset-encâm eyleyerek, beş-altı gün zarfında Ebuhûr Kalʿası sahasına vâsıl ve hey'et-i menhûseleriyle Serʿasker Paşa'ya mukābil olup, meydân-ı kâr-zârda aʿdânın nısf derecesi karîn-i zevâl ü demâr ve bakıyyetü's-süyûfunda vehn ve zaʿf-ı küllî bedîdâr olmuşiken, ʿan-asl kıllet üzere olan zümre-i Muvahhidîn'e dahi fütûr u kelâl târî olup, Donanma-yı hümâyûn'dan istiʿâne vü istinsâr olundukda, düşmenin sugr-ı İskenderiyye'de donanması mevcûd iken sefâyinden ihrâc-ı asker müteʿazzir olduğunu ifâde ile iʿânetden tehâşî vü mücânebetleri düşmene bâʿis-i kuvvet-i kalb\nolup, her tarafdan ceyş-i makhûrunu yürüdüp, hecme-i hasma musâberet fazîletinden ʿârî olan bir fırka sefâyine rükûb fikr-i muhâliyle meyl-i cânib-i sâhil eylediklerini müşârun ileyh müşâhede ve fi'l-hâl esbine süvâr [Ü3 34b] olup, o makūle erbâb-ı cübnü iʿâde irâdesinde iken, müterassıd-ı vakt-i fursat olan hasm-ı nâ-bekâr bu hâlden haberdar olmağla, müşârun ileyh üzerine sevk-ı küffâr ve iki yerinden cerh ile kayd-ı esre giriftâr eyledi. Bu ıztırâb u perîşânî takrîbi ile iki binden ziyâde merd-i neberd-âyîn neyl-i rütbe-i şehâdetle dâhil-i huld-i berîn olup, müşârun ileyhin oğlu ve Hazînedârı iki bin mikdârı gayret-keşân-ı İslâm ile Ebuhûr Kalʿası'na tehassun edüp, imdâd zuhûruna dek aʿdâ ile mukāmevet ü muhârebeye safka-zen-i ittifâk olduklarını bu vâkıʿa-i fâciʿada mevcûd olan Kapu Kethudâsı Çukadarı işbu Rebîʿulevvel'in on dördüncü günü Âsitâne'ye gelüp ifade vü takrîr eyledi.\nİrtiyâz-ı umûr-ı ceng eden Serʿasker, kalb ve yâhûd verây-ı askerde sâbit-i kadem olup, zarûret-i külliyye mess etmeksizin, merkezinden teharrük ü tenahhî muhâtara-i ʿazîmeyi müstelzim olduğundan fazla, ikdâm ü ihcâm-ı askerîden terettüb eden fesâdı bi'l-vâsıta menʿ u defʿ dâhil-i hayyiz-i imkân iken, teʿayyün-i şahsı ile bizzât cevânib-i askerde pûyân olmak telef-i vücûd mehlekesini îcâb ve niçe hazâyin ile vücûd-pezîr olan hey'et-i ictimâʿiyye-i ecnâdı berhemzede-i inkılâb edegeldiği mücerreb-i uli'l-elbâbdır.\n\"Bu muhârebe takrîbi ile Fransızlar'da zaʿf-ı küllî mahsûs olup, Ebuhûr Kalʿası'nın metâneti dahi müteʿayyin olmağla, dâhil-i hısn olan İslâm'a birkaç bin âdem ile imdâd olunduğu hâlde inşâ'allâh fevz ü zafer mukarrerdir\" deyü İngilterelü tarafından tahrîr olunmağla, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere asâkir-i mürettebenin iltihâkına teşmîr-i sâk-ı ihtimâm ve fevc fevc tesyîrlerine mezîd-i ikdâm olundu.\nEbuhûr Kalʿası'na tehassun eden askerin ekserîsi [Ü3 35a] Mustafa Paşa'nın etbâʿı olup, bu hadîse sebebi ile Serʿaskerliğilik Anadolu Eyâleti'yle âhara tevcîhi mahsûr olanlara bâʿis-i kesel ü fütûr olur, mülâhazasıyla ibkāsı karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olup, kalʿayı muhâfaza ve askeri iʿmâl ve imdâd varıncaya dek düşmeni iğfâl maslahatına Donanma Başbuğu ʿAbdülfettâh Bey me'mûr ve ol bâbda Kapudan Paşa hazretlerine hitâben hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr ve bundan başka hasma dehşet ve sû-be-sû meşgūliyyet îrâs etmek içün el-yevm aʿdâdan hulüvvü mütevâtir olan ʿArîş ve Sâlihiyye taraflarına talîʿatü'l-ceyş makāmında asker tesyîri Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine bâ-hatt-ı hümâyûn ifâde\nvü beyân olunup, dâhil-i vüsʿ ü imkân olan tedâbîrde hakk budur ki, tehâvün ü noksân vukūʿ bulmayup, hemân cenâb-ı Melik-i Müsteʿân tevfîk-ı ihsân eyleye, âmîn!",
          "caption": "Giriftâr-ı Serʿasker Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_397.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Giriftâr-ı Serʿasker Paşa",
          "text": "Bu defʿa-i müdhişe o havâlîde olan Fransızlar'a münʿakis oldukda, ʿArîş Kasabası'nda müctemaʿ olan askerlerine iblâğ-ı peyâm ve fi'l-hâl tahrîk-i ikdâm-ı habîset-encâm eyleyerek, beş-altı gün zarfında Ebuhûr Kalʿası sahasına vâsıl ve hey'et-i menhûseleriyle Serʿasker Paşa'ya mukābil olup, meydân-ı kâr-zârda aʿdânın nısf derecesi karîn-i zevâl ü demâr ve bakıyyetü's-süyûfunda vehn ve zaʿf-ı küllî bedîdâr olmuşiken, ʿan-asl kıllet üzere olan zümre-i Muvahhidîn'e dahi fütûr u kelâl târî olup, Donanma-yı hümâyûn'dan istiʿâne vü istinsâr olundukda, düşmenin sugr-ı İskenderiyye'de donanması mevcûd iken sefâyinden ihrâc-ı asker müteʿazzir olduğunu ifâde ile iʿânetden tehâşî vü mücânebetleri düşmene bâʿis-i kuvvet-i kalb\nolup, her tarafdan ceyş-i makhûrunu yürüdüp, hecme-i hasma musâberet fazîletinden ʿârî olan bir fırka sefâyine rükûb fikr-i muhâliyle meyl-i cânib-i sâhil eylediklerini müşârun ileyh müşâhede ve fi'l-hâl esbine süvâr [Ü3 34b] olup, o makūle erbâb-ı cübnü iʿâde irâdesinde iken, müterassıd-ı vakt-i fursat olan hasm-ı nâ-bekâr bu hâlden haberdar olmağla, müşârun ileyh üzerine sevk-ı küffâr ve iki yerinden cerh ile kayd-ı esre giriftâr eyledi. Bu ıztırâb u perîşânî takrîbi ile iki binden ziyâde merd-i neberd-âyîn neyl-i rütbe-i şehâdetle dâhil-i huld-i berîn olup, müşârun ileyhin oğlu ve Hazînedârı iki bin mikdârı gayret-keşân-ı İslâm ile Ebuhûr Kalʿası'na tehassun edüp, imdâd zuhûruna dek aʿdâ ile mukāmevet ü muhârebeye safka-zen-i ittifâk olduklarını bu vâkıʿa-i fâciʿada mevcûd olan Kapu Kethudâsı Çukadarı işbu Rebîʿulevvel'in on dördüncü günü Âsitâne'ye gelüp ifade vü takrîr eyledi.\nİrtiyâz-ı umûr-ı ceng eden Serʿasker, kalb ve yâhûd verây-ı askerde sâbit-i kadem olup, zarûret-i külliyye mess etmeksizin, merkezinden teharrük ü tenahhî muhâtara-i ʿazîmeyi müstelzim olduğundan fazla, ikdâm ü ihcâm-ı askerîden terettüb eden fesâdı bi'l-vâsıta menʿ u defʿ dâhil-i hayyiz-i imkân iken, teʿayyün-i şahsı ile bizzât cevânib-i askerde pûyân olmak telef-i vücûd mehlekesini îcâb ve niçe hazâyin ile vücûd-pezîr olan hey'et-i ictimâʿiyye-i ecnâdı berhemzede-i inkılâb edegeldiği mücerreb-i uli'l-elbâbdır.\n\"Bu muhârebe takrîbi ile Fransızlar'da zaʿf-ı küllî mahsûs olup, Ebuhûr Kalʿası'nın metâneti dahi müteʿayyin olmağla, dâhil-i hısn olan İslâm'a birkaç bin âdem ile imdâd olunduğu hâlde inşâ'allâh fevz ü zafer mukarrerdir\" deyü İngilterelü tarafından tahrîr olunmağla, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere asâkir-i mürettebenin iltihâkına teşmîr-i sâk-ı ihtimâm ve fevc fevc tesyîrlerine mezîd-i ikdâm olundu.\nEbuhûr Kalʿası'na tehassun eden askerin ekserîsi [Ü3 35a] Mustafa Paşa'nın etbâʿı olup, bu hadîse sebebi ile Serʿaskerliğilik Anadolu Eyâleti'yle âhara tevcîhi mahsûr olanlara bâʿis-i kesel ü fütûr olur, mülâhazasıyla ibkāsı karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olup, kalʿayı muhâfaza ve askeri iʿmâl ve imdâd varıncaya dek düşmeni iğfâl maslahatına Donanma Başbuğu ʿAbdülfettâh Bey me'mûr ve ol bâbda Kapudan Paşa hazretlerine hitâben hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr ve bundan başka hasma dehşet ve sû-be-sû meşgūliyyet îrâs etmek içün el-yevm aʿdâdan hulüvvü mütevâtir olan ʿArîş ve Sâlihiyye taraflarına talîʿatü'l-ceyş makāmında asker tesyîri Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine bâ-hatt-ı hümâyûn ifâde\nvü beyân olunup, dâhil-i vüsʿ ü imkân olan tedâbîrde hakk budur ki, tehâvün ü noksân vukūʿ bulmayup, hemân cenâb-ı Melik-i Müsteʿân tevfîk-ı ihsân eyleye, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Deydene-i dîrîn-i Devlet ve şenşene-i pîşîn-i Saltanat üzere işbu Rebîʿulevvel'in on ikinci Çehârşenbih günü Şehinşâh-ı muzaffer ve Pâdişâh-ı heft-kişver dâme mâ-dâme'l-felekü'l-ahzar kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla Sultân Ahmed Câmiʿi'ne zîb ü ferr verdikleri hâlde Mevlid-i şerîf kırâ'atine mübâşeret olunup, ol meclis-i muʿattarda huzûru lâzım olan zevât-ı kirâm, feyz-i rûhâniyyet-i mevlid-i Sâhib-i risâlet ile şâd-kâm oldular.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_398.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Deydene-i dîrîn-i Devlet ve şenşene-i pîşîn-i Saltanat üzere işbu Rebîʿulevvel'in on ikinci Çehârşenbih günü Şehinşâh-ı muzaffer ve Pâdişâh-ı heft-kişver dâme mâ-dâme'l-felekü'l-ahzar kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla Sultân Ahmed Câmiʿi'ne zîb ü ferr verdikleri hâlde Mevlid-i şerîf kırâ'atine mübâşeret olunup, ol meclis-i muʿattarda huzûru lâzım olan zevât-ı kirâm, feyz-i rûhâniyyet-i mevlid-i Sâhib-i risâlet ile şâd-kâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Livâ'-i mezbûr bundan akdem bazı şarta rabt ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafından akviyây-ı mültezimîne ilzâm ile idâre vü zabt olunur idi. Canik eşkıyâsından olup, Battâl Paşa vakʿasında emvâl-i kesîreye mâlik olan Genc Ağa dâr u resenden reh-yâb olmuş niçe erâzili başına cemʿ edüp, Muhassıllık umûrunu ihlâl ve tersâne tertîbâtını ibtâl eylediği [Ü3 35b] mütevâtir ve izâlesi bâbında emr-i ʿâlî sâdır olmuşidi. Menâʿat-i mekân ve füshat-i zemân,\nmerkūma sebeb-i tahlîs-i cân olduğundan gayri, maksad-ı aslîsi olan Muhassıllığ'ı tahsîl ve refte refte müzâhimlerini tenkîl ü tezlîl edüp, o taraflara bilâ-tekellüf tasarruf ve fukarâ vü zuʿafâyı mübtelây-ı cevr ü teʿassüf [Ü1 242a] eylediği hâlde Battâl Paşa'nın bedr-i kadri iltimâʿ eylediğini istimâʿ ve bu mukaddime helâkini müntic olacağını derk ile lagzîde-pây-i havf u irtiyâʿ olmuşidi. Battâl Paşa berü yakaya çıkup, oğlu Tayyâr Bey ve sâyir akrıbâsı Amasya ve Karahisar'da temekkün ü karâr ve Canik ehâlîsini cezb ü meyle ibtidâr ve ehâlî dahi tekallübât-ı rûzgâra nazar ile Genc Ağa'nın bahtı bergeşte ve bunların kevkeb-i ikbâlleri burc-ı saʿâdete peyveste olduğunu istidlâl ve müteʿayyinlerinden “Sâlih Ağa” nâm kimesne Genc Ağa'ya haber irsâl edüp: “Battâl Paşa takımı memlekete tekarrüb etmekle, bunları tard u tebʿîd ehemm ve size iʿânet üzerimize elzem olup, izhâr-ı sadâkatimiz zımnında beş yüz âdem tarafınıza imdâd gönderildi” deyü merkūmu igfâl ve mebʿûslara dahi tarafeyn muhârebeye mübâşeret eylediklerinde, Genc Ağa'yı terk ve öte tarafa iʿânet emrini taʿlîm edüp, Genc Ağa dahi merkūm Sâlih Ağa'nın bu vazʿını pesend ederek, Amasya üzerine sevk-ı semend eyledi. Tayyâr Bey mâddeye vakıf olup, hemân cemʿ-i kalîl ile üzerine hücûm ü gulüvv ve rû-be-rû oldukları gibi Sâlih Ağa'nın askeri Tayyâr Bey tarafına ser-fürû edüp, sâyir asker dahi Tayyâr Bey tarafına seyl gibi cereyân ü meyl edüp, Genc Ağa birkaç âdem ile firâr ve Zile kurbünde Voyvoda yedine giriftâr olup, Çapân-zâde tarafına teslîm ve keyfiyyet Battâl Paşa'ya Çapân-zâde tarafından ifade vü tefhîm [Ü3 36a] olunduğunu Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr ve şakī-yi merkūmun hayyen tarafına tesyîr olunmasını niyâz-nâmesinde tastîr etmekle, Çapân-zâde tarafından şakī-yi merkūm istintâk ve emvâl ü eşyâsı hârice ihrâc olundukdan sonra, Battâl Paşa tarafına irsâl ve baʿdehû istîsâl olunmak bâbında müşârun ileyhe ve Çapân-zâde'ye hitâben [Ü1 242b] başka başka evâmir-i celîle ısdâr u tesyâr olundu.",
          "caption": "Vakʿa-i Genc Ağa Muhassıl-ı Canik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_399.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i Genc Ağa Muhassıl-ı Canik",
          "text": "Livâ'-i mezbûr bundan akdem bazı şarta rabt ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafından akviyây-ı mültezimîne ilzâm ile idâre vü zabt olunur idi. Canik eşkıyâsından olup, Battâl Paşa vakʿasında emvâl-i kesîreye mâlik olan Genc Ağa dâr u resenden reh-yâb olmuş niçe erâzili başına cemʿ edüp, Muhassıllık umûrunu ihlâl ve tersâne tertîbâtını ibtâl eylediği [Ü3 35b] mütevâtir ve izâlesi bâbında emr-i ʿâlî sâdır olmuşidi. Menâʿat-i mekân ve füshat-i zemân,\nmerkūma sebeb-i tahlîs-i cân olduğundan gayri, maksad-ı aslîsi olan Muhassıllığ'ı tahsîl ve refte refte müzâhimlerini tenkîl ü tezlîl edüp, o taraflara bilâ-tekellüf tasarruf ve fukarâ vü zuʿafâyı mübtelây-ı cevr ü teʿassüf [Ü1 242a] eylediği hâlde Battâl Paşa'nın bedr-i kadri iltimâʿ eylediğini istimâʿ ve bu mukaddime helâkini müntic olacağını derk ile lagzîde-pây-i havf u irtiyâʿ olmuşidi. Battâl Paşa berü yakaya çıkup, oğlu Tayyâr Bey ve sâyir akrıbâsı Amasya ve Karahisar'da temekkün ü karâr ve Canik ehâlîsini cezb ü meyle ibtidâr ve ehâlî dahi tekallübât-ı rûzgâra nazar ile Genc Ağa'nın bahtı bergeşte ve bunların kevkeb-i ikbâlleri burc-ı saʿâdete peyveste olduğunu istidlâl ve müteʿayyinlerinden “Sâlih Ağa” nâm kimesne Genc Ağa'ya haber irsâl edüp: “Battâl Paşa takımı memlekete tekarrüb etmekle, bunları tard u tebʿîd ehemm ve size iʿânet üzerimize elzem olup, izhâr-ı sadâkatimiz zımnında beş yüz âdem tarafınıza imdâd gönderildi” deyü merkūmu igfâl ve mebʿûslara dahi tarafeyn muhârebeye mübâşeret eylediklerinde, Genc Ağa'yı terk ve öte tarafa iʿânet emrini taʿlîm edüp, Genc Ağa dahi merkūm Sâlih Ağa'nın bu vazʿını pesend ederek, Amasya üzerine sevk-ı semend eyledi. Tayyâr Bey mâddeye vakıf olup, hemân cemʿ-i kalîl ile üzerine hücûm ü gulüvv ve rû-be-rû oldukları gibi Sâlih Ağa'nın askeri Tayyâr Bey tarafına ser-fürû edüp, sâyir asker dahi Tayyâr Bey tarafına seyl gibi cereyân ü meyl edüp, Genc Ağa birkaç âdem ile firâr ve Zile kurbünde Voyvoda yedine giriftâr olup, Çapân-zâde tarafına teslîm ve keyfiyyet Battâl Paşa'ya Çapân-zâde tarafından ifade vü tefhîm [Ü3 36a] olunduğunu Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr ve şakī-yi merkūmun hayyen tarafına tesyîr olunmasını niyâz-nâmesinde tastîr etmekle, Çapân-zâde tarafından şakī-yi merkūm istintâk ve emvâl ü eşyâsı hârice ihrâc olundukdan sonra, Battâl Paşa tarafına irsâl ve baʿdehû istîsâl olunmak bâbında müşârun ileyhe ve Çapân-zâde'ye hitâben [Ü1 242b] başka başka evâmir-i celîle ısdâr u tesyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esâfil-i nâsdan olup, bundan akdem Zecriyye Emâneti'ne nâyil olan el-Hâc Ahmed Efendi, reʿâyâyı tehammüllerinden ziyâde mutâlebât ile ızrâr ve sevabık-ı sinîn iltizâmâtına ʿadem-i riʿâyetle zamâyim ü izâfât-ı külliyyeye ictisâr eylediğine binâʾen, fukarâ zâr u zebûn ve hâlleri perîşân u dîger-gûn olup, “Kad aʿzera men enzera” fehvâsınca Bâb-ı ʿâlî'den birkaç defa beyân-ı muktezayât-ı bed ü nîk ile şahmetü'l-üzn-i habâseti taʿrîk olunmuşidi.\nMerkūm “İttekū daʿvete'l-mazlûmi ve in kâne kâfiran” me'âlini idrâkden câhil ve mezâlim ü teʿaddiyâtdan sûrî ve maʿnevî terettüb eyleyecek mücâzât-ı İlâhiyye'den gâfil olduğuna binâ'en, ân-be-ân şiʿâr-ı cevr ü zulmü tecdîd ve telâhuk-ı efkâr ile hadd-i iʿtidâle resîde olmuş mukātaʿayı beyʿ-i men-yezîd eylediği bi'l-iştikâ vâsıl-i semʿ-i Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd olmağla, hakkında nâr-ı gazab müştaʿil ve der-ʿakab Emânet'den münʿazil olduğundan gayri, Hâceliğ'i refʿ ve hisâbı rü'yet olundukdan sonra, Anapa Kalʿası'na bi-tarîkı'n-nefy defʿ olunup, Zecriyye Mukātaʿası eyâdî-yi eşiddây-ı ümenâdan tahlîs ve fîmâ-baʿd Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunması emr-i hümâyûn ile tansîs olundu.\nİşbu tevcîhâtda Kalyonlar Kitâbeti, Ser-halîfe-i Mektûbî-yi hazret-i Sadâret-penâhî olan Recâ'î Efendi'ye tevcîh olunup, Ordu-yi hümâyûn ile ʿazîmeti [Ü3 36b] esnâsında Kitâbet-i merkūmeyi bedel-i maʿlûm ile mezbûra fârig olmuşidi. Nefy ü tagrîbi sebebi ile mansıb-ı mezkûr mahlûl ve Rikâb Beylikçiliği'nden bu defʿa maʿzûl olan Sâhib Efendi'ye tevcîhi maʿkūl görülmekle, işbu Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci günü mansıb-ı mezkûr mûmâ ileyhe tevcîh ile [Ü1 243a] hâtır-ı meksûru mecbûr kılındı.",
          "caption": "Nefy-i Emîn-i Zecriyye ve tevcîh-i Kitâbet-i Kalyonhâ be-Sahib Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_400.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Emîn-i Zecriyye ve tevcîh-i Kitâbet-i Kalyonhâ be-Sahib Efendi",
          "text": "Esâfil-i nâsdan olup, bundan akdem Zecriyye Emâneti'ne nâyil olan el-Hâc Ahmed Efendi, reʿâyâyı tehammüllerinden ziyâde mutâlebât ile ızrâr ve sevabık-ı sinîn iltizâmâtına ʿadem-i riʿâyetle zamâyim ü izâfât-ı külliyyeye ictisâr eylediğine binâʾen, fukarâ zâr u zebûn ve hâlleri perîşân u dîger-gûn olup, “Kad aʿzera men enzera” fehvâsınca Bâb-ı ʿâlî'den birkaç defa beyân-ı muktezayât-ı bed ü nîk ile şahmetü'l-üzn-i habâseti taʿrîk olunmuşidi.\nMerkūm “İttekū daʿvete'l-mazlûmi ve in kâne kâfiran” me'âlini idrâkden câhil ve mezâlim ü teʿaddiyâtdan sûrî ve maʿnevî terettüb eyleyecek mücâzât-ı İlâhiyye'den gâfil olduğuna binâ'en, ân-be-ân şiʿâr-ı cevr ü zulmü tecdîd ve telâhuk-ı efkâr ile hadd-i iʿtidâle resîde olmuş mukātaʿayı beyʿ-i men-yezîd eylediği bi'l-iştikâ vâsıl-i semʿ-i Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd olmağla, hakkında nâr-ı gazab müştaʿil ve der-ʿakab Emânet'den münʿazil olduğundan gayri, Hâceliğ'i refʿ ve hisâbı rü'yet olundukdan sonra, Anapa Kalʿası'na bi-tarîkı'n-nefy defʿ olunup, Zecriyye Mukātaʿası eyâdî-yi eşiddây-ı ümenâdan tahlîs ve fîmâ-baʿd Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunması emr-i hümâyûn ile tansîs olundu.\nİşbu tevcîhâtda Kalyonlar Kitâbeti, Ser-halîfe-i Mektûbî-yi hazret-i Sadâret-penâhî olan Recâ'î Efendi'ye tevcîh olunup, Ordu-yi hümâyûn ile ʿazîmeti [Ü3 36b] esnâsında Kitâbet-i merkūmeyi bedel-i maʿlûm ile mezbûra fârig olmuşidi. Nefy ü tagrîbi sebebi ile mansıb-ı mezkûr mahlûl ve Rikâb Beylikçiliği'nden bu defʿa maʿzûl olan Sâhib Efendi'ye tevcîhi maʿkūl görülmekle, işbu Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci günü mansıb-ı mezkûr mûmâ ileyhe tevcîh ile [Ü1 243a] hâtır-ı meksûru mecbûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haftân Ağası olan Rodosî Ahmed Ağa, hacc ʿavdetinde Vezîr Cezzâr Paşa maʿrifetiyle dâyire-i hestîden dûr ve müsâfir-i kârbân-serây-ı yevm-i nüşûr olmakdan nâşî, Surre Emîni olan Memiş Efendi bu hâdiseden tevehhüm ve havf sirâyet ile vehm ü haşyeti tecessüm edüp, terk-i kâr ü bâr ve baʿzı vesâyit ile Harb Şeyhı tarafına ilticâ vü firâr edüp, her ne kadar hıdmet-i mezkûre sebk-ı mevsim-i hacc ile sâkıt olduysa dahi, mukaddemâ mücâveret kasdıyla ʿâzim ve bu defʿa râciʿ ü kādim olan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Eğinli Mustafa Efendi o tarafda bu hıdmete taʿyîn ve hılâl-i râhda vukūʿ ve temşiyeti lâzım gelen umûr-ı hüccâc bu cihetle tehvîn olunup, birkaç günden sonra Harb Şeyhı delâletiyle Şâm-ı şerîf'de hüccâca vusûl bulup, hıdmet-i lâzimesinde kemâ-kân kıyâm ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavd u kufûl eyledi.",
          "caption": "Gaybet-i Emîn-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_401.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Gaybet-i Emîn-i Surre",
          "text": "Haftân Ağası olan Rodosî Ahmed Ağa, hacc ʿavdetinde Vezîr Cezzâr Paşa maʿrifetiyle dâyire-i hestîden dûr ve müsâfir-i kârbân-serây-ı yevm-i nüşûr olmakdan nâşî, Surre Emîni olan Memiş Efendi bu hâdiseden tevehhüm ve havf sirâyet ile vehm ü haşyeti tecessüm edüp, terk-i kâr ü bâr ve baʿzı vesâyit ile Harb Şeyhı tarafına ilticâ vü firâr edüp, her ne kadar hıdmet-i mezkûre sebk-ı mevsim-i hacc ile sâkıt olduysa dahi, mukaddemâ mücâveret kasdıyla ʿâzim ve bu defʿa râciʿ ü kādim olan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Eğinli Mustafa Efendi o tarafda bu hıdmete taʿyîn ve hılâl-i râhda vukūʿ ve temşiyeti lâzım gelen umûr-ı hüccâc bu cihetle tehvîn olunup, birkaç günden sonra Harb Şeyhı delâletiyle Şâm-ı şerîf'de hüccâca vusûl bulup, hıdmet-i lâzimesinde kemâ-kân kıyâm ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavd u kufûl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serʻasker Paşa vakʻasından sonra aʻdâ Ebuhûr Kalʿası'nı muhâsara ve âgāz-ı muhârebe vü müşâcere etmişidi. ʿAn-asl Ebuhûr'un mâ'-i cârîsi olmayup, ehâlîsi mevsim-i vefret-i Nîl'de imlây-ı sahârîc ve ʿâm-ı kābile dek ber-vech-i tedrîc defʿ-i mâ-yahtâc eyledikleri, ehâdîs-i sıhâh-ı nâsdan tahrîc olunmuş olduğundan fazla, kalʿanın füshat ü vüsʿati olmadığı olduğundan, iddihâr-ı zehâyir müteʿazzir ve ihtizân-ı mühimmât müteʿassir ise dahi, bir kalʿanın zahîre vü imdâdı ve mühimmât u ecnâdı münkatıʿ olmadığı hâlde o kalʿaya düşmen dest-res olmayacağı mücerreb olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik Ebuhûr sâhilinde ictimâʿ eden [Ü3 37a] Donanma-yı hümâyûn Başbûğu ve sâyir serân-ı asker bu dakīkayı idrâk ile refte refte asâkir ve zehâyir ile mahsûrîne imdâd ve defʿ-i ʿatş eyleyecek derecelerde mâ'-i lezîz îsâlini muʿtâd eyledikleri sıhhata resîde olmuş mevâddan olmağla, tertîb-i sânî olmak üzere mukaddemâ techîz olunan cüyûş ve bu defʿa tahrîr u tesyîr olunan leşker-i deryâ-hurûş havl ü kuvvet-i hazret-i Bârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Tâcdâri'yle bilâ-fâsıla o tarafa vusûl ve kuvvet husûlüyle kalʿa inhisârdan halâs olup, aʿdâ tahlîs-i nefs dâʿiyyesine meşgûl olacaʿı meʾmûl-i erbâb-ı ʿukūldur.",
          "caption": "Keyfiyyet-i Ebuhûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_402.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Keyfiyyet-i Ebuhûr",
          "text": "Serʻasker Paşa vakʻasından sonra aʻdâ Ebuhûr Kalʿası'nı muhâsara ve âgāz-ı muhârebe vü müşâcere etmişidi. ʿAn-asl Ebuhûr'un mâ'-i cârîsi olmayup, ehâlîsi mevsim-i vefret-i Nîl'de imlây-ı sahârîc ve ʿâm-ı kābile dek ber-vech-i tedrîc defʿ-i mâ-yahtâc eyledikleri, ehâdîs-i sıhâh-ı nâsdan tahrîc olunmuş olduğundan fazla, kalʿanın füshat ü vüsʿati olmadığı olduğundan, iddihâr-ı zehâyir müteʿazzir ve ihtizân-ı mühimmât müteʿassir ise dahi, bir kalʿanın zahîre vü imdâdı ve mühimmât u ecnâdı münkatıʿ olmadığı hâlde o kalʿaya düşmen dest-res olmayacağı mücerreb olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik Ebuhûr sâhilinde ictimâʿ eden [Ü3 37a] Donanma-yı hümâyûn Başbûğu ve sâyir serân-ı asker bu dakīkayı idrâk ile refte refte asâkir ve zehâyir ile mahsûrîne imdâd ve defʿ-i ʿatş eyleyecek derecelerde mâ'-i lezîz îsâlini muʿtâd eyledikleri sıhhata resîde olmuş mevâddan olmağla, tertîb-i sânî olmak üzere mukaddemâ techîz olunan cüyûş ve bu defʿa tahrîr u tesyîr olunan leşker-i deryâ-hurûş havl ü kuvvet-i hazret-i Bârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Tâcdâri'yle bilâ-fâsıla o tarafa vusûl ve kuvvet husûlüyle kalʿa inhisârdan halâs olup, aʿdâ tahlîs-i nefs dâʿiyyesine meşgûl olacaʿı meʾmûl-i erbâb-ı ʿukūldur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Medîne-i münevvere Kadısı Başmakcı-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi vefât etmekden nâşî, müddet-i mahlûlesi on dört senesi gurre-i Receb'inden ber-vech-i mansıb zabt ve rütbesi gurre-i mezbûreden iʿtibâr olunmak üzere Şâm Kadısı olan İsmaʿîl Bey-zâde Mîr ʿAbdullah Efendi'ye ve Mekke-i mükerreme Kazâsı, on beş Muharrem'inden zabt ve rütbesi târîh-i emr-i ʿâlî'den muʿteber olmak üzere sâbikā Burusa Kadısı ʿUşşākī-zâde hafîdi es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, kezâlik on beş Muharrem'i gurresinden ve rütbesi zabtı gününden muʿteber olmak üzere Edirne Pâyesi olup, sâbıkā Galata Kadısı olan Dağıstânî-zâde ʿÎsâ Efendi'ye ve Şâm-ı şerîf Kazâsı, Ramazân\ngurresinden ber-vech-i mansıb [Ü1 243b] zabt ve yevm-i zabtından rütbesi muʿteber olmak üzere sâbıkā Üsküdar Kadısı Hırka-i şerîfe Şeyhî-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve yedlerine başka başka emr-i ʿâlî-şân iʿtâsıyla memnûn ü cezlân kılındılar.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_403.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Medîne-i münevvere Kadısı Başmakcı-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi vefât etmekden nâşî, müddet-i mahlûlesi on dört senesi gurre-i Receb'inden ber-vech-i mansıb zabt ve rütbesi gurre-i mezbûreden iʿtibâr olunmak üzere Şâm Kadısı olan İsmaʿîl Bey-zâde Mîr ʿAbdullah Efendi'ye ve Mekke-i mükerreme Kazâsı, on beş Muharrem'inden zabt ve rütbesi târîh-i emr-i ʿâlî'den muʿteber olmak üzere sâbikā Burusa Kadısı ʿUşşākī-zâde hafîdi es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, kezâlik on beş Muharrem'i gurresinden ve rütbesi zabtı gününden muʿteber olmak üzere Edirne Pâyesi olup, sâbıkā Galata Kadısı olan Dağıstânî-zâde ʿÎsâ Efendi'ye ve Şâm-ı şerîf Kazâsı, Ramazân\ngurresinden ber-vech-i mansıb [Ü1 243b] zabt ve yevm-i zabtından rütbesi muʿteber olmak üzere sâbıkā Üsküdar Kadısı Hırka-i şerîfe Şeyhî-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve yedlerine başka başka emr-i ʿâlî-şân iʿtâsıyla memnûn ü cezlân kılındılar."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan [Ü3 37b] akdem sebeb-i maʿlûm ile Şâm ve Mısır Serʿaskerliği'nden maʿzûl ve refʿ-i Vezâret'le kevkeb-i ikbâli mütevârî-yi sehâb-ı üfûl olan Vezîr İbrâhîm Paşa, zemân-ı medîdden berü Halebü'ş-şehbâ'da Muhassıl-ı Emvâl ve ahvâl-i ʿArabistân'a vukūfu ber-vech-i kemâl olmakdan nâşî, işbu sefer-i zafer-encâm hengâmında ʿamelden inkıtāʿ ile kûşe-güzîn-i hamûl u ziyâ olması revâ görülmeyüp, Haleb Muhassılı olan mahdûmu ile müşâreket ve o havâlîden müretteb olan levâzımât-ı seferiyyeyi bilâ-kusûr te'diye vü temşiyet ve Mîrü'l-Hâcclık vaktinde vâridât-ı Eyâlet-i Şâm'dan zimmetine geçen mebâliği selefi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya teslîme müsâraʿat eylemek şartıyla Eyâlet-i Haleb, işbu Saferü'l-hayrın yirmi dördüncü günü müşârun ileyhe tevcîh ü ʿinâyet ve selefi Vezîr Şerîf Paşa, Ordu-yi hümâyûn maʿiyyetinde olmağla, bir eyâletle kayırılması muktezây-ı mecârî-yi umûrdan olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik Rakka Eyâleti'yle müşârun ileyh tatyîb ve selefi Vezîr Şeyh-zâde İbrâhîm Paşa dahi maskat-ı re'si olan Diyârbekir ile tenşît ü tatrîb ve o tarafdan müretteb asâkir ve zehâyirin bir ân akdem ihrâc ve tahsîli zımnında mansıbına tesrîb olundu.\n\nVan Muhâfızı Vezîr Nuʿmân Paşa'dan ehâlî rû-gerdân ve ʿazli bâbında girîbân-ı çâk-ı dâd ü emân olmalarıyla, müşârun ileyhe Kars Muhâfazası ve selefi Ahmed Paşa'ya Van Eyâleti tevcîh ü ihsân olundu.",
          "caption": "İbkāy-ı Vezâret-i İbrâhîm Paşa ve baʿzı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_404.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkāy-ı Vezâret-i İbrâhîm Paşa ve baʿzı tevcîhât",
          "text": "Bundan [Ü3 37b] akdem sebeb-i maʿlûm ile Şâm ve Mısır Serʿaskerliği'nden maʿzûl ve refʿ-i Vezâret'le kevkeb-i ikbâli mütevârî-yi sehâb-ı üfûl olan Vezîr İbrâhîm Paşa, zemân-ı medîdden berü Halebü'ş-şehbâ'da Muhassıl-ı Emvâl ve ahvâl-i ʿArabistân'a vukūfu ber-vech-i kemâl olmakdan nâşî, işbu sefer-i zafer-encâm hengâmında ʿamelden inkıtāʿ ile kûşe-güzîn-i hamûl u ziyâ olması revâ görülmeyüp, Haleb Muhassılı olan mahdûmu ile müşâreket ve o havâlîden müretteb olan levâzımât-ı seferiyyeyi bilâ-kusûr te'diye vü temşiyet ve Mîrü'l-Hâcclık vaktinde vâridât-ı Eyâlet-i Şâm'dan zimmetine geçen mebâliği selefi Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya teslîme müsâraʿat eylemek şartıyla Eyâlet-i Haleb, işbu Saferü'l-hayrın yirmi dördüncü günü müşârun ileyhe tevcîh ü ʿinâyet ve selefi Vezîr Şerîf Paşa, Ordu-yi hümâyûn maʿiyyetinde olmağla, bir eyâletle kayırılması muktezây-ı mecârî-yi umûrdan olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik Rakka Eyâleti'yle müşârun ileyh tatyîb ve selefi Vezîr Şeyh-zâde İbrâhîm Paşa dahi maskat-ı re'si olan Diyârbekir ile tenşît ü tatrîb ve o tarafdan müretteb asâkir ve zehâyirin bir ân akdem ihrâc ve tahsîli zımnında mansıbına tesrîb olundu.\n\nVan Muhâfızı Vezîr Nuʿmân Paşa'dan ehâlî rû-gerdân ve ʿazli bâbında girîbân-ı çâk-ı dâd ü emân olmalarıyla, müşârun ileyhe Kars Muhâfazası ve selefi Ahmed Paşa'ya Van Eyâleti tevcîh ü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çünki tertîb-i teʾennîden ibâret olan askerin Ebuhûr'a vusûlü bahra mevkūf ve bu garazın husûlü dahi imdâd-ı rüzgâra muhtâc olduğu maʿrûf olup, rüzgârın ʿadem-i müsâʿadesi ve askerin vaktiyle gelüp erişmamesi ve donanmanın imdâdı lâ-şey kabîlinden olup, mahsûrların kıllet-i mâ ve nefâd-ı zahîre sebebi ile kemâl-i iztırâbları dahi teʿayyün eyledi. Fîmâ-baʿd mahsûriyyet ü mücâdele telef-i nefse bâdî olacağın mülâhaza ile kalʿayı\nFransızlar'a teslîm eyledikleri haberi, Der-i devlet-medâr'a vâsıl ve dumûʿ-ı hüzn ü elem aʿyün-i Mü'minîn'den seyl gibi sâyil olup, Dergâh-ı cenâb-ı Müntakım'dan istidʿây-ı nusrat ve ahz-i sâr zımnında ilticây-ı istiʿdâd u kuvvet olundu. [Ü1 244a]",
          "caption": "İstîlây-ı küffâr be-Ebuhûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_405.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İstîlây-ı küffâr be-Ebuhûr",
          "text": "Çünki tertîb-i teʾennîden ibâret olan askerin Ebuhûr'a vusûlü bahra mevkūf ve bu garazın husûlü dahi imdâd-ı rüzgâra muhtâc olduğu maʿrûf olup, rüzgârın ʿadem-i müsâʿadesi ve askerin vaktiyle gelüp erişmamesi ve donanmanın imdâdı lâ-şey kabîlinden olup, mahsûrların kıllet-i mâ ve nefâd-ı zahîre sebebi ile kemâl-i iztırâbları dahi teʿayyün eyledi. Fîmâ-baʿd mahsûriyyet ü mücâdele telef-i nefse bâdî olacağın mülâhaza ile kalʿayı\nFransızlar'a teslîm eyledikleri haberi, Der-i devlet-medâr'a vâsıl ve dumûʿ-ı hüzn ü elem aʿyün-i Mü'minîn'den seyl gibi sâyil olup, Dergâh-ı cenâb-ı Müntakım'dan istidʿây-ı nusrat ve ahz-i sâr zımnında ilticây-ı istiʿdâd u kuvvet olundu. [Ü1 244a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İklîm-i Hind'de kâ'in tavâyif-i mülûkdan Dekken memleketinin Sultânı ve mukaddemâ sefîr ve hediyye irsâliyle müteşebbis-i zeyl-i Hânedân-ı ʿOsmânî olan Tipu Sultân, sevâhil-i Hindiyye'nin baʿzısına müstevlî olan İngilterelü ile öteden berü muʿâdât üzere olup, [Ü3 38a] birkaç sene mukaddem miyânlarında mühâdene vâkiʿ olmuşiken, İngilterelü'nün Françe cumhûruyla iştigālini ganîmet ʿadd eyleyüp, tahlîs ü intizâʿ-i sevâhil kasdıyla tedârüke şurûʿ eylediklerini İngilterelü istimâʿ ve harben müdâfaʿaya imkân meslûb olduğundan, sarf-ı mâl ile askerini ifsâd u ıtmâʿ etmişler idi. Dekken memleketine mücâvir olan Mehmed ʿAlî Hân bu vakʿadan haberdâr olup, fi'l-hâl bu keyfiyyeti Tipu Sultân'a işʿâr ve askerinin nifâk u şikākların ihbâr eyledikde, Sultân-ı müşârun ileyh “Men yesmaʿ yehal” kāʿidesi üzere askere sû'-i zann ve istîsâl ü te'dîblerin re'y-i hüsn ʿadd edüp, serân-ı askerin kâr-güzârların ifnâ ve askerin dahi ekserîsini sahîfe-i hestîden imhâ edüp, müceddeden techîz-i cüyûşa mübâşeret eylediğini İngilterelü tashîh ve o esnâda İngilterelü'nün bir mikdâr imdâdları gelüp, taraflarına müncezib zaʿîfü'l-edyân akvâm-ı Hindûsitân ile Tipu Sultân üzerine müttefikan sell-i seyf ü ʿudvân eylediler. Sultân-ı müşârun ileyh mukaddemâ haber-i vâhid ile askerinden teneffür ve düşmen ile lede'l-hâce mukāvemete muktedirlerini müste'sıl ve bâkīlerini mütekeddir eylediğinden gayri, nev-âzmûde askere rubûde ve iʿlâm-ı mukābele vü mukāteleyi küşûde edüp, telâkī-yi saffeyn ve tesâdüm-i fırkateyn vukūʿunda galebe, düşmen-i sekarr-makarr tarafına mukadder olup, müşârun ileyhde zaʿf ü tezelzül teʿayyün ve nâ-çâr kürsî-yi memleket-i Dekken olan Serhingpatan [Seringapatam] Şehri'ne tehassun edüp, üç mâh ʿale't-tevâlî [Ü1 244b] ceng ü kıtâl mütemâdî ve tûl-i muhâsara askerin fütûruna bâdî olup, bilâhare İngilizlü ʿanveten şehre dâhil ve müşârun ileyhi şühedâ zümresine mütevâsıl eylediklerinden gayri, iki oğlunu kayd-ı [Ü3 38b] esre rabt ve dühûr-ı mütetâvileden berü cemʿ ü iddihâr eylediği hazâyin ve defâyin-i bî-hisâbı zabt ve mukaddemâ\nAmarika'da müteşerrid-i yed-i istîlâları olan memâlike tahsîl-i bedel ve Hind-i garbî'yi Hind-i şarkī'ye mübeddel eylediler. Nazm: Elâ inneme'd-dünyâ ʿanâ'ün ve kasruhâ Fenâ'ün ve me'l-emlâkü illâ vedâyiʿün. Sultân-ı müşârun ileyh mü'min ü muvahhid olmak hasebiyle dâyire-i Saltanat'ına ʿârız olan âfet ve vücûd-i bihbûduna târî olan zevâl ü heleket ve ʿale'l-husûs havze-i hükümetinde olan ehl-i İslâm'a nâzil olan nâyibe vü musîbet, bâʿis-i cereyân-ı eşk-i te'essüf ü hasret olmuşdur. Nazm: Câre'z-zemânü ʿaleynâ fî tasarrufihî Ve eyyü dehrin ʿale'l-ahrâri lem-yecüri ʿİndî mine'l-dehri mâ-lev enne eyserahû Ulkī ʿalâ feleki'd-devvâri lem-yedüri. Müşârun ileyhden mukaddemâ İngilterelü şikâyet ve Françelü iğvâsıyla üzerlerine hareket üzere olduklarını ʿarz-ı Der-i devlet ve şimdilik tîğ-i hısâm der-niyâm olmak bâbında müşârun ileyhe bir kıtʿa mülâtafet-nâme tahrîrini istirhâm etmişler idi. Ber-muktezây-ı ittifâk mes'ûllerine müsâʿade ve bu zemînde müşârun ileyhe bir kıtʿa elûke ısdâr olunup, Cidde tarafından irsâl olunmak üzere Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına firistâde olunup, bu haber-i keder-eser zuhûrunda irsâl-i tahrîrât ʿabese iştigāl kabîlinden olup, fevt-i maslahat sebebi ile te'hîri lâzım geldiği cenâb-ı Sadâret-me'âb'a ifade olundu.",
          "caption": "Havâdis-i şarkıyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_406.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i şarkıyye",
          "text": "İklîm-i Hind'de kâ'in tavâyif-i mülûkdan Dekken memleketinin Sultânı ve mukaddemâ sefîr ve hediyye irsâliyle müteşebbis-i zeyl-i Hânedân-ı ʿOsmânî olan Tipu Sultân, sevâhil-i Hindiyye'nin baʿzısına müstevlî olan İngilterelü ile öteden berü muʿâdât üzere olup, [Ü3 38a] birkaç sene mukaddem miyânlarında mühâdene vâkiʿ olmuşiken, İngilterelü'nün Françe cumhûruyla iştigālini ganîmet ʿadd eyleyüp, tahlîs ü intizâʿ-i sevâhil kasdıyla tedârüke şurûʿ eylediklerini İngilterelü istimâʿ ve harben müdâfaʿaya imkân meslûb olduğundan, sarf-ı mâl ile askerini ifsâd u ıtmâʿ etmişler idi. Dekken memleketine mücâvir olan Mehmed ʿAlî Hân bu vakʿadan haberdâr olup, fi'l-hâl bu keyfiyyeti Tipu Sultân'a işʿâr ve askerinin nifâk u şikākların ihbâr eyledikde, Sultân-ı müşârun ileyh “Men yesmaʿ yehal” kāʿidesi üzere askere sû'-i zann ve istîsâl ü te'dîblerin re'y-i hüsn ʿadd edüp, serân-ı askerin kâr-güzârların ifnâ ve askerin dahi ekserîsini sahîfe-i hestîden imhâ edüp, müceddeden techîz-i cüyûşa mübâşeret eylediğini İngilterelü tashîh ve o esnâda İngilterelü'nün bir mikdâr imdâdları gelüp, taraflarına müncezib zaʿîfü'l-edyân akvâm-ı Hindûsitân ile Tipu Sultân üzerine müttefikan sell-i seyf ü ʿudvân eylediler. Sultân-ı müşârun ileyh mukaddemâ haber-i vâhid ile askerinden teneffür ve düşmen ile lede'l-hâce mukāvemete muktedirlerini müste'sıl ve bâkīlerini mütekeddir eylediğinden gayri, nev-âzmûde askere rubûde ve iʿlâm-ı mukābele vü mukāteleyi küşûde edüp, telâkī-yi saffeyn ve tesâdüm-i fırkateyn vukūʿunda galebe, düşmen-i sekarr-makarr tarafına mukadder olup, müşârun ileyhde zaʿf ü tezelzül teʿayyün ve nâ-çâr kürsî-yi memleket-i Dekken olan Serhingpatan [Seringapatam] Şehri'ne tehassun edüp, üç mâh ʿale't-tevâlî [Ü1 244b] ceng ü kıtâl mütemâdî ve tûl-i muhâsara askerin fütûruna bâdî olup, bilâhare İngilizlü ʿanveten şehre dâhil ve müşârun ileyhi şühedâ zümresine mütevâsıl eylediklerinden gayri, iki oğlunu kayd-ı [Ü3 38b] esre rabt ve dühûr-ı mütetâvileden berü cemʿ ü iddihâr eylediği hazâyin ve defâyin-i bî-hisâbı zabt ve mukaddemâ\nAmarika'da müteşerrid-i yed-i istîlâları olan memâlike tahsîl-i bedel ve Hind-i garbî'yi Hind-i şarkī'ye mübeddel eylediler. Nazm: Elâ inneme'd-dünyâ ʿanâ'ün ve kasruhâ Fenâ'ün ve me'l-emlâkü illâ vedâyiʿün. Sultân-ı müşârun ileyh mü'min ü muvahhid olmak hasebiyle dâyire-i Saltanat'ına ʿârız olan âfet ve vücûd-i bihbûduna târî olan zevâl ü heleket ve ʿale'l-husûs havze-i hükümetinde olan ehl-i İslâm'a nâzil olan nâyibe vü musîbet, bâʿis-i cereyân-ı eşk-i te'essüf ü hasret olmuşdur. Nazm: Câre'z-zemânü ʿaleynâ fî tasarrufihî Ve eyyü dehrin ʿale'l-ahrâri lem-yecüri ʿİndî mine'l-dehri mâ-lev enne eyserahû Ulkī ʿalâ feleki'd-devvâri lem-yedüri. Müşârun ileyhden mukaddemâ İngilterelü şikâyet ve Françelü iğvâsıyla üzerlerine hareket üzere olduklarını ʿarz-ı Der-i devlet ve şimdilik tîğ-i hısâm der-niyâm olmak bâbında müşârun ileyhe bir kıtʿa mülâtafet-nâme tahrîrini istirhâm etmişler idi. Ber-muktezây-ı ittifâk mes'ûllerine müsâʿade ve bu zemînde müşârun ileyhe bir kıtʿa elûke ısdâr olunup, Cidde tarafından irsâl olunmak üzere Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına firistâde olunup, bu haber-i keder-eser zuhûrunda irsâl-i tahrîrât ʿabese iştigāl kabîlinden olup, fevt-i maslahat sebebi ile te'hîri lâzım geldiği cenâb-ı Sadâret-me'âb'a ifade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâm-ı şerîf'de bir müddetden berü müteşahhıs olan “Ebû Hamza” nâm şakī, sefer bidâyetinde [Ü1 245a] memleket hâlî kalup, keyfe-mâ-yahtâru tasarrufuna iktidâr gelmek içün ecânibden şümâr eylediği katî çok kimseyi Şâm'dan tard u ihrâc [Ü3 39a] ve Şâm Müftîsi Mehâsinî-zâde ve sâbık Müftî Şeyh Murâd-zâde ile baʿde'l-istimzâc tarîk-ı savâbdan tebâʿüd ve zirve-i ʿutüvv ü ʿinâda tesâʿud eylediğinden başka, Şâm Yerli Kulı Ağası ʿAli Ağa ile ittifâk ve Şâm Kalʿası'nı zabt ile bî-cürm ü günâh baʿzı kimseleri küşte-i tîğ-i gadr u nifâk edüp, mürettebât-ı devleti taʿtîl ve ʿAkkâ muhâsarısında hâhiş-ker-i imdâd olan asâkiri ifsâd u tadlîl eylediği Serdâr-ı ekrem hazretlerinin maʿlûmu oldukda, Mevkib-i hümâyûn Şâm'a vusûl buluncaya dek merkūmun esbâb-ı izâlesi tedârükünden iğmâz ve baʿzı mülâhaza zımnında taʿcîl-i istîsâlinden iʿrâz olunup, Şâm'a vusûl ʿakabinde umûr-ı seferiyye müzâkeresiyçün vücûh-ı belde ihzâr ve Ebû Hamza ve Yerlü Ağası tuʿme-i şemşîr-i âteş-bâr kılınup, merkūmları iğvâ ile taʿlîm-i semt-i bağy ü şekā eden sâbık Müftî Murâd-zâde Haleb'e nefy ü iclâ olunduğundan gayrı, Şâm Müftîsi Mehâsinî-zâde'nin seyyi'âtına vukūf tahsîl ve Bonaparta ile nihânî muhâberesi olduğuna mesfûrun der-dest olan kağıdı delîl olmağla, ol dahi Bîretü'l-Furât Kalʿası'na bi-tarîkı'n-nefy tesbîl olunduğu haberi, Sadrıaʿzam-ı celîlü'l-mikdâr cânibinden Der-i devlet-medâr'a ʿarz u işʿâr olunup, o kıtta-i mukaddesede bir zemândan berü tekevvün eden şûr u inkılâb dest-yârî-yi tedbîr-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb ile zevâle makrûn ve sükkân-ı belde vâreste-i cevr ve zulm-i gûnâ-gûn oldu.",
          "caption": "Havâdis-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_407.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Şâm-ı şerîf'de bir müddetden berü müteşahhıs olan “Ebû Hamza” nâm şakī, sefer bidâyetinde [Ü1 245a] memleket hâlî kalup, keyfe-mâ-yahtâru tasarrufuna iktidâr gelmek içün ecânibden şümâr eylediği katî çok kimseyi Şâm'dan tard u ihrâc [Ü3 39a] ve Şâm Müftîsi Mehâsinî-zâde ve sâbık Müftî Şeyh Murâd-zâde ile baʿde'l-istimzâc tarîk-ı savâbdan tebâʿüd ve zirve-i ʿutüvv ü ʿinâda tesâʿud eylediğinden başka, Şâm Yerli Kulı Ağası ʿAli Ağa ile ittifâk ve Şâm Kalʿası'nı zabt ile bî-cürm ü günâh baʿzı kimseleri küşte-i tîğ-i gadr u nifâk edüp, mürettebât-ı devleti taʿtîl ve ʿAkkâ muhâsarısında hâhiş-ker-i imdâd olan asâkiri ifsâd u tadlîl eylediği Serdâr-ı ekrem hazretlerinin maʿlûmu oldukda, Mevkib-i hümâyûn Şâm'a vusûl buluncaya dek merkūmun esbâb-ı izâlesi tedârükünden iğmâz ve baʿzı mülâhaza zımnında taʿcîl-i istîsâlinden iʿrâz olunup, Şâm'a vusûl ʿakabinde umûr-ı seferiyye müzâkeresiyçün vücûh-ı belde ihzâr ve Ebû Hamza ve Yerlü Ağası tuʿme-i şemşîr-i âteş-bâr kılınup, merkūmları iğvâ ile taʿlîm-i semt-i bağy ü şekā eden sâbık Müftî Murâd-zâde Haleb'e nefy ü iclâ olunduğundan gayrı, Şâm Müftîsi Mehâsinî-zâde'nin seyyi'âtına vukūf tahsîl ve Bonaparta ile nihânî muhâberesi olduğuna mesfûrun der-dest olan kağıdı delîl olmağla, ol dahi Bîretü'l-Furât Kalʿası'na bi-tarîkı'n-nefy tesbîl olunduğu haberi, Sadrıaʿzam-ı celîlü'l-mikdâr cânibinden Der-i devlet-medâr'a ʿarz u işʿâr olunup, o kıtta-i mukaddesede bir zemândan berü tekevvün eden şûr u inkılâb dest-yârî-yi tedbîr-i Sadr-ı ʿâlî-cenâb ile zevâle makrûn ve sükkân-ı belde vâreste-i cevr ve zulm-i gûnâ-gûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir mâh mukaddem [Ü1 245b] Bosna Eyâleti [Ü3 39b] tevcîh olunan Zihneli Hasan Paşa mansıbına ʿazîmet ile Yeni-bâzâr'a vürûdunda penbe-zâr-ı pîrâhen-i hayâtı çâk-çâk-i şîr-pençe-i ecel-i müsemmâ ve kişt-zâr-ı ʿömr-i nâ-pâydârı direvîde-i mincel-i hükm-i kazâ olup, münhall olan mansıbı, mutasarrıf-ı sâbıkı Vezîr Vânî Mehmed Paşa'ya tevcîh ü takrîr ve Rumeli Eyâleti'yle Silistre Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın aʿyün-i ibtihâcı takrîr olunup, Silistre Eyâleti, mukaddemâ Cerde Başbuğu olup, refʿ-i Vezâret'iyle Yenişehir'de ikâmeti fermân olunan Mûsâ Paşa'ya tevcîh ü ihsân olundu. \n\n Dağlı eşkıyâsına me'mûriyyetle Edirne'de mukîm Vezîr Yûsuf Paşa ile Edirne Bostancı-başısı beyninde ihtilâf-ı kelime vâkiʿ olmakdan nâşî, ahadühümâ âharı istiskāl ve\nmaslahat-ı devleti berhem-zede-i ihtilâl etmeleriyle, Yûsuf Paşa Edirne'den nehzat ve bir mahall-i ba'îde 'azîmet eylediği hâlde münferiden dağlı eşkıyâsının istîsâline Bostancı-başı müteahhid ve tasavvurât-ı zihniyyesini baʿzı delâyil ile musaddık u mü’ekkid olup, müşârun ileyhe mansıbı olan Tırhala Sancağı ilhâkıyla Hotin muhâfazası tefvîz ve Hakkı Paşa'nın mansıbı olan Hanya, Kandiye ile taʿvîz olunup, selefi Vezîr Mehmed Paşa, Eğriboz Sancağı'na ihrâc ve Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa, Hanya mansıbına idrâc olunup, kapu-kethudâları işbu Rebîʿulevvel'in on dördüncü Sebt günü hilaʿ-i zâhire telebbüsüyle ser-germ-i rahîk-ı ibtihâc oldular. Edirne Bostancı-başısı'nın defʿ-i eşkıyâda olan ikdâm ü gayreti ve refte refte ru'ûs-i eşkıyâ [Ü3 40a] irsâliyle ibrâz-ı merdânegî vü hamiyyeti bâʿis-i revâc-ı maslahatı olup, dil-bend-i ümmîd olduğu Çirmen Sancağı ilhâkıyla kadri bülend kılındı.",
          "caption": "Fevt-i Zihneli Vezîr Hasan Paşa ve ibkāy-ı Vezâret-i Mûsâ Paşa ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_408.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Zihneli Vezîr Hasan Paşa ve ibkāy-ı Vezâret-i Mûsâ Paşa ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Bir mâh mukaddem [Ü1 245b] Bosna Eyâleti [Ü3 39b] tevcîh olunan Zihneli Hasan Paşa mansıbına ʿazîmet ile Yeni-bâzâr'a vürûdunda penbe-zâr-ı pîrâhen-i hayâtı çâk-çâk-i şîr-pençe-i ecel-i müsemmâ ve kişt-zâr-ı ʿömr-i nâ-pâydârı direvîde-i mincel-i hükm-i kazâ olup, münhall olan mansıbı, mutasarrıf-ı sâbıkı Vezîr Vânî Mehmed Paşa'ya tevcîh ü takrîr ve Rumeli Eyâleti'yle Silistre Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın aʿyün-i ibtihâcı takrîr olunup, Silistre Eyâleti, mukaddemâ Cerde Başbuğu olup, refʿ-i Vezâret'iyle Yenişehir'de ikâmeti fermân olunan Mûsâ Paşa'ya tevcîh ü ihsân olundu. \n\n Dağlı eşkıyâsına me'mûriyyetle Edirne'de mukîm Vezîr Yûsuf Paşa ile Edirne Bostancı-başısı beyninde ihtilâf-ı kelime vâkiʿ olmakdan nâşî, ahadühümâ âharı istiskāl ve\nmaslahat-ı devleti berhem-zede-i ihtilâl etmeleriyle, Yûsuf Paşa Edirne'den nehzat ve bir mahall-i ba'îde 'azîmet eylediği hâlde münferiden dağlı eşkıyâsının istîsâline Bostancı-başı müteahhid ve tasavvurât-ı zihniyyesini baʿzı delâyil ile musaddık u mü’ekkid olup, müşârun ileyhe mansıbı olan Tırhala Sancağı ilhâkıyla Hotin muhâfazası tefvîz ve Hakkı Paşa'nın mansıbı olan Hanya, Kandiye ile taʿvîz olunup, selefi Vezîr Mehmed Paşa, Eğriboz Sancağı'na ihrâc ve Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa, Hanya mansıbına idrâc olunup, kapu-kethudâları işbu Rebîʿulevvel'in on dördüncü Sebt günü hilaʿ-i zâhire telebbüsüyle ser-germ-i rahîk-ı ibtihâc oldular. Edirne Bostancı-başısı'nın defʿ-i eşkıyâda olan ikdâm ü gayreti ve refte refte ru'ûs-i eşkıyâ [Ü3 40a] irsâliyle ibrâz-ı merdânegî vü hamiyyeti bâʿis-i revâc-ı maslahatı olup, dil-bend-i ümmîd olduğu Çirmen Sancağı ilhâkıyla kadri bülend kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Riyâset-i etıbbâ ile bir müddet meşgûl ve 'azlinden sonra Halebü'ş-şehbâ Mevleviyyeti ile nâyil-i eʿazz-i me’mûl olan Gevrek-zâde Hasan Efendi, bu esnâda bi-hasebi't-tarîk Edirne Kadısı bulunup, hıdemât-ı sâbıkası zebân-güzâr ve bir nev' iltifât ile hâyiz-i rehîne-i mesârr olması havâlî-kerd-i zamîr-i Şehriyâr-ı ʿâlî-mikdâr olduğuna binâʾen, hakkında neyyir-i hayyiz-i 'inâyet-i Husrevâne lemʿa-rîz-i zuhûr ve işbu Rebîʿulâhır evâyilinde Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle pâ-nihâde-i kasr-ı beşâşet ü hubûr oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Gevrek [Ü1 246a] -zâde Hasan Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_409.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Gevrek [Ü1 246a] -zâde Hasan Efendi",
          "text": "Riyâset-i etıbbâ ile bir müddet meşgûl ve 'azlinden sonra Halebü'ş-şehbâ Mevleviyyeti ile nâyil-i eʿazz-i me’mûl olan Gevrek-zâde Hasan Efendi, bu esnâda bi-hasebi't-tarîk Edirne Kadısı bulunup, hıdemât-ı sâbıkası zebân-güzâr ve bir nev' iltifât ile hâyiz-i rehîne-i mesârr olması havâlî-kerd-i zamîr-i Şehriyâr-ı ʿâlî-mikdâr olduğuna binâʾen, hakkında neyyir-i hayyiz-i 'inâyet-i Husrevâne lemʿa-rîz-i zuhûr ve işbu Rebîʿulâhır evâyilinde Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle pâ-nihâde-i kasr-ı beşâşet ü hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcılığı'yla bekâm ve baʿzı muhtereʿât ile Evkāf-ı Haremeyn-i şerîfeyn'e nizâm dâʿiyesiyle şöhret-gîr-i enâm olan İsmâʿîl Efendi'nin vazʿ u reftârı, Enderûn ve Bîrûn halkına girân geldiğinden gayri, Dâru's-saʿâde Ağası tarafından mûmâ ileyhe her hâlde sû’-i zann ve ʿadem-i teveccüh müteyakkın olmağla, târîh-i mezkûrda mûmâ ileyh Yazıcılık'dan maʿzûl ve Hasekî-başı olan Mehmed Efendi, Yazıcılık hıdmetine mevsûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_410.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe",
          "text": "Bundan akdem Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcılığı'yla bekâm ve baʿzı muhtereʿât ile Evkāf-ı Haremeyn-i şerîfeyn'e nizâm dâʿiyesiyle şöhret-gîr-i enâm olan İsmâʿîl Efendi'nin vazʿ u reftârı, Enderûn ve Bîrûn halkına girân geldiğinden gayri, Dâru's-saʿâde Ağası tarafından mûmâ ileyhe her hâlde sû’-i zann ve ʿadem-i teveccüh müteyakkın olmağla, târîh-i mezkûrda mûmâ ileyh Yazıcılık'dan maʿzûl ve Hasekî-başı olan Mehmed Efendi, Yazıcılık hıdmetine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā İzmir Kadısı olup, ʿilm ü fazlda yegâne ve hüsn-i takrîr ü taʿbîrde müfred-i zemâne olan Münîb es-Seyyid Mehmed Efendi, İmâm Muhammed'in tebyîn-i ahkâm-ı cihâd u gazâ ve taʿyîn-i [Ü3 40b] hudûd-ı enfâl ü sebâyâya müteʿallık olan Siyer-i Kebîr'ini taʿmîmen li'l-fevâyid terceme eyleyüp, leylen ve nehâran nakd-i fikrini sarf ile hâvî olduğu mesâ'ilini teshîl ve gavâmız u müşkilât-ı ʿibârâtını tahlîl edüp, bu esnâda hayyiz-resân-ı hıtâm ve şîrâze-bend-i nizâm olmağla, huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i Şehriyârî'ye ʿarz [Ü1 246b] olunmasını Efendi-i mûmâ ileyh cenâb-ı Fetvâ-penâhî'den recâ ve tavti'eten li'l-hâl Kāyim-makām Paşa hazretleri tarafına dahi ʿarz-ı mâ-cerâ etmişidi. ʿUlemây-ı ʿizâm kesserahumullâhu ilâ yevmi'l-kıyâmın âsâr-ı ber-güzîde ve te'lîfât-ı cedîdeleri öteden berü mülûk-i sütûde-sülûk enârallâhu berâhînehüm hazerâtına takdîm olunup, vech-i münâsibi üzere kâm-bîn kılınmaları de'b-i dîrîn olduğuna binâ'en, terceme-i mezkûre cânib-i Şeyhulislâmî'den Bâb-ı ʿâlî'ye gönderilüp, işbu şehr-i Rebîʿulâhır evâsıtında bâ-takrîr merfûʿ-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı Kerrûbî-nazîr olundukda, iltifât-ı Mülûkâne'ye şâyân ve mûmâ ileyhin matlab-ı aʿlâsı olan Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle mesrûr u cezlân kılınup, terceme sebebi ile bir müddet mütehammil-i aʿbâ'-i kedd ü taʿb olduysa dahi, gûşiş ü saʿyi hebâ olmayup, sebeb-i husûl-i matlab ve bâʿis-i teyessür-i me'reb olduğundan başka, ilâ-yevmi't-tenâd hayr ile yâd olmağa elyak bir eser-i cemîle muvaffak oldu. “el-Şey'ü bi'ş-şey'i yüzkeru”. Siyer-i Kebîr, İmâm Muhammed bin el-Hasan eş-Şeybânî te'lîfâtından olup, Hârûnü'r-Reşîd ile Horasân'a insırâfından sonra tasnîf eylemişdir. Ebû Hafs, İmâm Muhammed'in râvîsi olup, bu kitabı rivâyet eylemediği, ʿIrâk'da te'lîf olunmadığına [Ü3 41a] delâlet eder. Şemsüle'imme Ebûbekir Muhammed bin Sehl es-Serahsî vakt-i şiddetinde bu kitâbı şerh edüp, Mebsût tesmiye eyledi. Nüshası kem-yâb ve nâdiru'l-vücûd olup, baʿzan kıtʿaları ve bir defʿa ʿaynı meşhûd olmuşdur. Nakl olunur ki, İmâm Muhammed, ibtidây-ı emrde Siyer-i Sagīr'i te'lîf edüp, Tebeʿ-i tâbiʿîn'den Evzâʿî'nin manzûru olukda: “Ehl-i ʿIrâk'ın bu bâbda, yaʿnî Siyer'e müteʿallık tasnîflerinde münâsebet yokdur. Zîrâ\nehl-i ʿIrâk fenn-i Siyer'i bilmezler” dediğini İmâm Muhammed istimâʿ eyledikde, [Ü1 247a] Siyer-i Kebîr'i te'lîf edüp, Evzâʿî nazar eyledikde, kemâl-i teʿaccüb ile: “Eğer bu kitâb mutazammın-ı ehâdîs-i müstetâb olmasaydı, İmâm Muhammed hod-be-hod tasnîf ve îcâd-ı ʿilm eylediğine cezm eder idim” demiş. Bundan sonra İmâm Muhammed bu kitabın altmış sahîfe üzerine tahrîrini irâde edüp, baʿde't-tekmîl bir ʿarabaya tahmîl ve Dergâh-ı Hılâfet'e tavsîl edüp, Halîfe Hârûnü'r-Reşîd gāyetü'l-gāye mesrûr olup, bu keyfiyyeti hasenât-ı vaktinden ve mefâhır-ı eyyâmından ʿadd eyleyerek, İmâm Muhammed'i iltifât ü inʿâm-ı nâ-mahsûr ile nâyil-i Re’sü'l-mâl-i şâd-mânî vü hubûr eyledi. İmâm Muhammed'in ne mahalde medfûn olduğunda ihtilâf vâkiʿ olup, esahhı Hârûnü'r-Reşîd'de müdeffen olan Horasan'da hılʿat-ı libâs-ı hayât ve e'imme-i nuhâtdan Kisâ'î ile bir günde vefât eylediği mazbût-ı ruvât-ı ahvâl-i kâ'inâtdır.",
          "caption": "Zikr-i itmâm-ı Terceme-i Siyer-i Kebîr ve ihsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-mütercim es-Seyyid Mehmed Münîb Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_411.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i itmâm-ı Terceme-i Siyer-i Kebîr ve ihsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-mütercim es-Seyyid Mehmed Münîb Efendi",
          "text": "Sâbıkā İzmir Kadısı olup, ʿilm ü fazlda yegâne ve hüsn-i takrîr ü taʿbîrde müfred-i zemâne olan Münîb es-Seyyid Mehmed Efendi, İmâm Muhammed'in tebyîn-i ahkâm-ı cihâd u gazâ ve taʿyîn-i [Ü3 40b] hudûd-ı enfâl ü sebâyâya müteʿallık olan Siyer-i Kebîr'ini taʿmîmen li'l-fevâyid terceme eyleyüp, leylen ve nehâran nakd-i fikrini sarf ile hâvî olduğu mesâ'ilini teshîl ve gavâmız u müşkilât-ı ʿibârâtını tahlîl edüp, bu esnâda hayyiz-resân-ı hıtâm ve şîrâze-bend-i nizâm olmağla, huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i Şehriyârî'ye ʿarz [Ü1 246b] olunmasını Efendi-i mûmâ ileyh cenâb-ı Fetvâ-penâhî'den recâ ve tavti'eten li'l-hâl Kāyim-makām Paşa hazretleri tarafına dahi ʿarz-ı mâ-cerâ etmişidi. ʿUlemây-ı ʿizâm kesserahumullâhu ilâ yevmi'l-kıyâmın âsâr-ı ber-güzîde ve te'lîfât-ı cedîdeleri öteden berü mülûk-i sütûde-sülûk enârallâhu berâhînehüm hazerâtına takdîm olunup, vech-i münâsibi üzere kâm-bîn kılınmaları de'b-i dîrîn olduğuna binâ'en, terceme-i mezkûre cânib-i Şeyhulislâmî'den Bâb-ı ʿâlî'ye gönderilüp, işbu şehr-i Rebîʿulâhır evâsıtında bâ-takrîr merfûʿ-ı huzûr-ı Şehriyâr-ı Kerrûbî-nazîr olundukda, iltifât-ı Mülûkâne'ye şâyân ve mûmâ ileyhin matlab-ı aʿlâsı olan Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle mesrûr u cezlân kılınup, terceme sebebi ile bir müddet mütehammil-i aʿbâ'-i kedd ü taʿb olduysa dahi, gûşiş ü saʿyi hebâ olmayup, sebeb-i husûl-i matlab ve bâʿis-i teyessür-i me'reb olduğundan başka, ilâ-yevmi't-tenâd hayr ile yâd olmağa elyak bir eser-i cemîle muvaffak oldu. “el-Şey'ü bi'ş-şey'i yüzkeru”. Siyer-i Kebîr, İmâm Muhammed bin el-Hasan eş-Şeybânî te'lîfâtından olup, Hârûnü'r-Reşîd ile Horasân'a insırâfından sonra tasnîf eylemişdir. Ebû Hafs, İmâm Muhammed'in râvîsi olup, bu kitabı rivâyet eylemediği, ʿIrâk'da te'lîf olunmadığına [Ü3 41a] delâlet eder. Şemsüle'imme Ebûbekir Muhammed bin Sehl es-Serahsî vakt-i şiddetinde bu kitâbı şerh edüp, Mebsût tesmiye eyledi. Nüshası kem-yâb ve nâdiru'l-vücûd olup, baʿzan kıtʿaları ve bir defʿa ʿaynı meşhûd olmuşdur. Nakl olunur ki, İmâm Muhammed, ibtidây-ı emrde Siyer-i Sagīr'i te'lîf edüp, Tebeʿ-i tâbiʿîn'den Evzâʿî'nin manzûru olukda: “Ehl-i ʿIrâk'ın bu bâbda, yaʿnî Siyer'e müteʿallık tasnîflerinde münâsebet yokdur. Zîrâ\nehl-i ʿIrâk fenn-i Siyer'i bilmezler” dediğini İmâm Muhammed istimâʿ eyledikde, [Ü1 247a] Siyer-i Kebîr'i te'lîf edüp, Evzâʿî nazar eyledikde, kemâl-i teʿaccüb ile: “Eğer bu kitâb mutazammın-ı ehâdîs-i müstetâb olmasaydı, İmâm Muhammed hod-be-hod tasnîf ve îcâd-ı ʿilm eylediğine cezm eder idim” demiş. Bundan sonra İmâm Muhammed bu kitabın altmış sahîfe üzerine tahrîrini irâde edüp, baʿde't-tekmîl bir ʿarabaya tahmîl ve Dergâh-ı Hılâfet'e tavsîl edüp, Halîfe Hârûnü'r-Reşîd gāyetü'l-gāye mesrûr olup, bu keyfiyyeti hasenât-ı vaktinden ve mefâhır-ı eyyâmından ʿadd eyleyerek, İmâm Muhammed'i iltifât ü inʿâm-ı nâ-mahsûr ile nâyil-i Re’sü'l-mâl-i şâd-mânî vü hubûr eyledi. İmâm Muhammed'in ne mahalde medfûn olduğunda ihtilâf vâkiʿ olup, esahhı Hârûnü'r-Reşîd'de müdeffen olan Horasan'da hılʿat-ı libâs-ı hayât ve e'imme-i nuhâtdan Kisâ'î ile bir günde vefât eylediği mazbût-ı ruvât-ı ahvâl-i kâ'inâtdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngiltere ile Rûsiyyelü, Françe cumhûrunu her cânibden tazyîk u izʿâc ve sihâm-ı nevâyib ü belvâya âmâc eylemek kasdıyla, sâyir düvel müstesnâ olarak hasm-ı kadîmleri olan fekat İngilterelü aleyhine [Ü3 41b] ittifâkı hasr eden Büyük İspanya'yı Françelü ittifâkdan menʿa çalışup, tâyife-i mezkûrenin fekk-i râbıta-i ittifâk, mesâlih-i mülkiyyelerine muvâfık olmadığından, her bâr bast-ı kālîçe-i iʿtizâr eylediklerini devleteyn-i mezkûreteyn ʿadâvet ü teʿannüde haml ile cezb ü imâlelerinden katʿ-ı ümmîd ve bu takrîb iʿlân-ı harb eylediklerini mübeyyin beyân-nâmeler ile cemîʿ düvele neşr-i berîd etmişler idi. Devlet-i ʿaliyye, Françelü'nün husamâsı olan düvel ile tedâfüʿî ve tehaffuzî ittifâk etmiş bulunduğundan, İspanyalu ile feth-i bâb-ı nizâl ü tırâd ve Âsitâne'de ve Memâlik-i mahrûse'de ikāmet eden elçi ve konsolosların tard u ibʿâd mûcibât-ı ittifâk u iʿtizâddan [Ü1 247b] olduğunu Rûsiyye İmperatoru, elçisine tahrîr ve beyân-nâmenin bir sûretini Devlet-i ʿaliyye'ye tesyîr etmekle, husûs-ı mezkûr zımnında birkaç defʿa mükâleme vukūʿ bulup, İspanyalu ile bilâ-sebeb muhâsama nakz-ı ʿahdi mûcib ve nakz-ı ʿahd hılâf-ı hükm-i şerʿ-i mutahhar olduğundan, düvel-i İslâmiyye bu vizri irtikâbdan mücânib olup, bâ-husûs İspanyalu'nun Âsitâne'de elçileri olmayup, mevcûd olan Maslahat-güzâr ve konsoloslarının hatt u tirhâl ve ikāmet ü intikālleri müsâvî olmağla, Françelü'ye hafî vü celî iʿâneden fîmâ-baʿd menʿ olunmak ve ʿale'l-ıtlâk Françe muʿâvinlerine Fas ve Garb ocağları taraflarından zahîre verilmemek husûsu mukaddemâ her ne kadar te'kîd olunmuş ise dahi, bu defʿa te'kîd-i sâbık teşdîd olunmak\nvâdîlerini mükâlemeye me'mûr olanlar îrâd [Ü3 42a] eylediklerinde, Rûsiyye Elçisi izhâr-ı 'inâd ve İngiltere Elçisi'yle ittihâd eyleyüp, ber-muktezây-ı ittifâk Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi iʿlân-ı harb lâzım geldiğini ifadeye me'mûr olduklarını merreten baʿde-uhrâ takrîr ü inhâ etmeleriyle, Devlet-i ʿaliyye tarafından mes’ûllerine ʿadem-i müsâʿade mûcib-i iştibâh olarak evhâm u hayallerini ziyâde eyleyeceği zâhir olup, bilâhare Devlet-i ʿaliyye'nin İspanyalu ile derkâr olan musâlahası bâkī ve ʿahd ü şartı müstekarr olup, gāyetün mâ-fi'l-bâb sefer hıtâmına dek maslahat-güzârları ve Memâlik-i mahrûse'de mukīm olan konsolosları bu tarafda bulunmamak üzere mukāvele olunup, Re'îsülküttâb Efendi tarafından dahi İspanya'nın Baş-vekîli'ne, İspanya me'mûrlarının Devlet-i ʿaliyye'de Fransa tarafdârlığıyla şöhretleri olup, bu şöhretin indifâʿı me'mûrların bu tarafdan insırâflarıyla hâsıl olup, Saltanat-ı seniyye'nin garaz-ı âharı [Ü1 248a] olmadığı ve şurût-ı musâlaha ber-nehc-i kadîm bâkī vü müstedîm olup, husûmete dâ'ir bir vazʿ iltizâm olunmadığından gayri, vukūʿ bulân keyfiyyet zarûriyyât-ı vakt ü hâlden neş'et edüp, şöyle ki, İspanyalu Françelü'nün ʿaleyhinde olan düvel ile bundan sonra ittifâk ve Françelü'den fesh-ı râbıta-i mîsâk ederler ise, haber-i mezkûr ile me'mûrlarının Devlet-i ʿaliyye'ye iʿâdeleri bâʿis-i mahzûziyyet olur zemîninde mektûb tahrîr ü firistâde ve Maslahat-güzâr ve konsolosları dahi on beş gün mühlet ʿakabinde vilâyetleri tarafına iʿâde olundu.",
          "caption": "Defʿ-i Maslahat-güzâr-ı İspanya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_412.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Defʿ-i Maslahat-güzâr-ı İspanya",
          "text": "İngiltere ile Rûsiyyelü, Françe cumhûrunu her cânibden tazyîk u izʿâc ve sihâm-ı nevâyib ü belvâya âmâc eylemek kasdıyla, sâyir düvel müstesnâ olarak hasm-ı kadîmleri olan fekat İngilterelü aleyhine [Ü3 41b] ittifâkı hasr eden Büyük İspanya'yı Françelü ittifâkdan menʿa çalışup, tâyife-i mezkûrenin fekk-i râbıta-i ittifâk, mesâlih-i mülkiyyelerine muvâfık olmadığından, her bâr bast-ı kālîçe-i iʿtizâr eylediklerini devleteyn-i mezkûreteyn ʿadâvet ü teʿannüde haml ile cezb ü imâlelerinden katʿ-ı ümmîd ve bu takrîb iʿlân-ı harb eylediklerini mübeyyin beyân-nâmeler ile cemîʿ düvele neşr-i berîd etmişler idi. Devlet-i ʿaliyye, Françelü'nün husamâsı olan düvel ile tedâfüʿî ve tehaffuzî ittifâk etmiş bulunduğundan, İspanyalu ile feth-i bâb-ı nizâl ü tırâd ve Âsitâne'de ve Memâlik-i mahrûse'de ikāmet eden elçi ve konsolosların tard u ibʿâd mûcibât-ı ittifâk u iʿtizâddan [Ü1 247b] olduğunu Rûsiyye İmperatoru, elçisine tahrîr ve beyân-nâmenin bir sûretini Devlet-i ʿaliyye'ye tesyîr etmekle, husûs-ı mezkûr zımnında birkaç defʿa mükâleme vukūʿ bulup, İspanyalu ile bilâ-sebeb muhâsama nakz-ı ʿahdi mûcib ve nakz-ı ʿahd hılâf-ı hükm-i şerʿ-i mutahhar olduğundan, düvel-i İslâmiyye bu vizri irtikâbdan mücânib olup, bâ-husûs İspanyalu'nun Âsitâne'de elçileri olmayup, mevcûd olan Maslahat-güzâr ve konsoloslarının hatt u tirhâl ve ikāmet ü intikālleri müsâvî olmağla, Françelü'ye hafî vü celî iʿâneden fîmâ-baʿd menʿ olunmak ve ʿale'l-ıtlâk Françe muʿâvinlerine Fas ve Garb ocağları taraflarından zahîre verilmemek husûsu mukaddemâ her ne kadar te'kîd olunmuş ise dahi, bu defʿa te'kîd-i sâbık teşdîd olunmak\nvâdîlerini mükâlemeye me'mûr olanlar îrâd [Ü3 42a] eylediklerinde, Rûsiyye Elçisi izhâr-ı 'inâd ve İngiltere Elçisi'yle ittihâd eyleyüp, ber-muktezây-ı ittifâk Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi iʿlân-ı harb lâzım geldiğini ifadeye me'mûr olduklarını merreten baʿde-uhrâ takrîr ü inhâ etmeleriyle, Devlet-i ʿaliyye tarafından mes’ûllerine ʿadem-i müsâʿade mûcib-i iştibâh olarak evhâm u hayallerini ziyâde eyleyeceği zâhir olup, bilâhare Devlet-i ʿaliyye'nin İspanyalu ile derkâr olan musâlahası bâkī ve ʿahd ü şartı müstekarr olup, gāyetün mâ-fi'l-bâb sefer hıtâmına dek maslahat-güzârları ve Memâlik-i mahrûse'de mukīm olan konsolosları bu tarafda bulunmamak üzere mukāvele olunup, Re'îsülküttâb Efendi tarafından dahi İspanya'nın Baş-vekîli'ne, İspanya me'mûrlarının Devlet-i ʿaliyye'de Fransa tarafdârlığıyla şöhretleri olup, bu şöhretin indifâʿı me'mûrların bu tarafdan insırâflarıyla hâsıl olup, Saltanat-ı seniyye'nin garaz-ı âharı [Ü1 248a] olmadığı ve şurût-ı musâlaha ber-nehc-i kadîm bâkī vü müstedîm olup, husûmete dâ'ir bir vazʿ iltizâm olunmadığından gayri, vukūʿ bulân keyfiyyet zarûriyyât-ı vakt ü hâlden neş'et edüp, şöyle ki, İspanyalu Françelü'nün ʿaleyhinde olan düvel ile bundan sonra ittifâk ve Françelü'den fesh-ı râbıta-i mîsâk ederler ise, haber-i mezkûr ile me'mûrlarının Devlet-i ʿaliyye'ye iʿâdeleri bâʿis-i mahzûziyyet olur zemîninde mektûb tahrîr ü firistâde ve Maslahat-güzâr ve konsolosları dahi on beş gün mühlet ʿakabinde vilâyetleri tarafına iʿâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin iki yüz on beş senesi Muharrem'inden [Ü3 42b] pâyesi iʿtibâr olunmak şartıyla Kuds-i şerîf Kazâsı, Hâce-zâde es-Seyyid Abdullah Efendi'ye ve şehr-i mezkûr gurresinden zabt eylemek üzere Hâvass-ı refîʿa Kazâsı, Vezîr ʿAbdurrezzâk Paşa-zâde Ebü't-tedbîr Mehmed Şemseddîn Beyefendi'ye ve Galata Kazâsı, Rebîʿülevvel gurresinden zabt eylemek şartıyla Sâlih Efendi-zâde mahdûmu Mehmed Sâlih Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, Hakîm-başı-zâde ʿAli Paşa hafîdi Mehmed Suʿadâ Efendi'ye tevcîh ve mezâyık-ı tarîk-ı tedrîsden reh-yâb-ı halâs olarak baʿzısının derece-i vakʿ u iʿtibârı terfîʿ ü tenvîh ve baʿzısının dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ ü terfîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_413.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Bin iki yüz on beş senesi Muharrem'inden [Ü3 42b] pâyesi iʿtibâr olunmak şartıyla Kuds-i şerîf Kazâsı, Hâce-zâde es-Seyyid Abdullah Efendi'ye ve şehr-i mezkûr gurresinden zabt eylemek üzere Hâvass-ı refîʿa Kazâsı, Vezîr ʿAbdurrezzâk Paşa-zâde Ebü't-tedbîr Mehmed Şemseddîn Beyefendi'ye ve Galata Kazâsı, Rebîʿülevvel gurresinden zabt eylemek şartıyla Sâlih Efendi-zâde mahdûmu Mehmed Sâlih Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, Hakîm-başı-zâde ʿAli Paşa hafîdi Mehmed Suʿadâ Efendi'ye tevcîh ve mezâyık-ı tarîk-ı tedrîsden reh-yâb-ı halâs olarak baʿzısının derece-i vakʿ u iʿtibârı terfîʿ ü tenvîh ve baʿzısının dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ ü terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i hacc kādim ve muʿtâd üzere Surre Emîni'n[in] nasbı lâzım olduğuna binâ'en, sâbıkā Edirne Bostancı-başısı Tâhir Ağa, hıdmet-i mezkûrenin te'diyesine hâhiş-ker ve hakkında musâʿade-i seniyye mukarrer olup, işbu Cumâdelûlâ'nın on birinci Cuma günü Surre Emâneti hilʿatiyle dûş-i iʿtibârı tezyîn ve şimdiden ru’yet-i umûr eylemesi mûmâ ileyhe tenbîh ü telkîn olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_414.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "text": "Mevsim-i hacc kādim ve muʿtâd üzere Surre Emîni'n[in] nasbı lâzım olduğuna binâ'en, sâbıkā Edirne Bostancı-başısı Tâhir Ağa, hıdmet-i mezkûrenin te'diyesine hâhiş-ker ve hakkında musâʿade-i seniyye mukarrer olup, işbu Cumâdelûlâ'nın on birinci Cuma günü Surre Emâneti hilʿatiyle dûş-i iʿtibârı tezyîn ve şimdiden ru’yet-i umûr eylemesi mûmâ ileyhe tenbîh ü telkîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şıkk-ı Sâlis Defterdârı ve Hubûbât Nâzırı olan [Ü1 248b] Firdevsî Mehmed Emîn Efendi, tahsîlâtın cihet-i sühûletine ve hubûbâtın vaktiyle isticlâbına zafer-yâb olamadığından fazla, mesâlih-i habbâzîn ve tüccâr hasren tarafına ihâle ve nüfûz u vak'ına halel îrâs eyleyecek ʿilel ü ʿavârızın cümlesi izâle olunmuşiken, maslahatı [Ü3 43a] Kapu tarafına ilkā ve umûr-ı seferiyye ile meşgûl olanları bu maslahat ile îzâ eylediği hâlde, baʿzı kimseler etmekçi tâ'ifesini dahi iğvâ edüp, iştikâya iğrâ ve min-külli'l-cihât tahdîş-i sâmiʿ-i evliyây-ı niʿamâ edüp, bu esbâb ile mûmâ ileyhin fîmâ-baʿd bu maslahatı te'diye edemeyeceği maʿlûm ve âhar kimsenin nasbı beyyinü'l-lüzûm olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin on ikinci Sebt günü mûmâ ileyh ʿazl ile sîne-kûb-ı hasret ve ʿAzmî Ahmed Efendi, câh-ı mezkûr ile kemâ-fi's-sâbık dâne-çîn-i harmen-i ferhat oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Firdevsî Efendi ez-Nezâret-i Hubûbât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_415.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Firdevsî Efendi ez-Nezâret-i Hubûbât",
          "text": "Şıkk-ı Sâlis Defterdârı ve Hubûbât Nâzırı olan [Ü1 248b] Firdevsî Mehmed Emîn Efendi, tahsîlâtın cihet-i sühûletine ve hubûbâtın vaktiyle isticlâbına zafer-yâb olamadığından fazla, mesâlih-i habbâzîn ve tüccâr hasren tarafına ihâle ve nüfûz u vak'ına halel îrâs eyleyecek ʿilel ü ʿavârızın cümlesi izâle olunmuşiken, maslahatı [Ü3 43a] Kapu tarafına ilkā ve umûr-ı seferiyye ile meşgûl olanları bu maslahat ile îzâ eylediği hâlde, baʿzı kimseler etmekçi tâ'ifesini dahi iğvâ edüp, iştikâya iğrâ ve min-külli'l-cihât tahdîş-i sâmiʿ-i evliyây-ı niʿamâ edüp, bu esbâb ile mûmâ ileyhin fîmâ-baʿd bu maslahatı te'diye edemeyeceği maʿlûm ve âhar kimsenin nasbı beyyinü'l-lüzûm olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin on ikinci Sebt günü mûmâ ileyh ʿazl ile sîne-kûb-ı hasret ve ʿAzmî Ahmed Efendi, câh-ı mezkûr ile kemâ-fi's-sâbık dâne-çîn-i harmen-i ferhat oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi ikinci günü Dergâh-ı muʿallâ ocağlarının bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, Kubbe-altı'nda kabzına me'mûr olanlara teslîm ve bây ü gedâ ve pîr ü bernâya feyz-i ihsân-ı hazret-i Tâc-dârî taʿmîm buyurulup, Sebt günü Paşa Kapusu'nda devr\nvâkiʻ olup, teşrîfât-ı seniyye-i hümâyûn ile Kāyim-makām Paşa hazretlerinin kadr ü i'tibârı efzûn oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_416.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi ikinci günü Dergâh-ı muʿallâ ocağlarının bir kıst mevâcibleri ihrâc olunup, Kubbe-altı'nda kabzına me'mûr olanlara teslîm ve bây ü gedâ ve pîr ü bernâya feyz-i ihsân-ı hazret-i Tâc-dârî taʿmîm buyurulup, Sebt günü Paşa Kapusu'nda devr\nvâkiʻ olup, teşrîfât-ı seniyye-i hümâyûn ile Kāyim-makām Paşa hazretlerinin kadr ü i'tibârı efzûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ak-deniz'de vâkiʻ olan me'âkıl u husûnun ta'mîr ü termîmi ve ‘ale'l-husûs boğazda olan kal‘aların tarsîn ü tahkîmi mûcibât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, bundan akdem Mühendis Güler Bey-zâde, sugr-i Bahr-i sefîd'e gönderilüp, keşf ü mu'âyeneden sonra kal'aların resmini Devlet-i ‘aliyye'ye takdîm edüp, resm-i mezkûr üzere emr-i binâ vü ta'mîre ihtimâm olunmak irâdesiyle hâcegândan Nâşid Efendi ve Mustafa Efendi ve bunlara nezâret içün sâbıkā Defterdâr Mektûbçusu ‘Abdünnâfî Efendi [Ü1 249a] muvakkaten Sipâh Kitâbeti tevcîhiyle me'mûr olup, me'âşları [Ü3 43b] tanzîm ve harc-ı râhları teslîm olunmuşidi. Mâdde-i vâhide zımnında te'addüd-i me'mûrîn ihtilâf-ı ârâyı îcâb ile maslahatı ifsâd ü tevhîn eyleyeceği, hâtır-ı eşref-i hazret-i Şehriyârî'ye hutûr ve bunların me'mûriyyetleri insırâfıyla müstakıllen Mi‘mâr Ağa ve Güler Bey-zâde ta'yîn olunmaları bâbında hatt-ı hümâyûn sudûr edüp, fi'l-hâl mâ-lezimeleri ru'yet olunup, savb-ı maksûda ‘azîmet eylediler.",
          "caption": "Ta'mîr-i kılâ‘-ı sugr-i Bahr-i sefîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_417.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Ta'mîr-i kılâ‘-ı sugr-i Bahr-i sefîd",
          "text": "Ak-deniz'de vâkiʻ olan me'âkıl u husûnun ta'mîr ü termîmi ve ‘ale'l-husûs boğazda olan kal‘aların tarsîn ü tahkîmi mûcibât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, bundan akdem Mühendis Güler Bey-zâde, sugr-i Bahr-i sefîd'e gönderilüp, keşf ü mu'âyeneden sonra kal'aların resmini Devlet-i ‘aliyye'ye takdîm edüp, resm-i mezkûr üzere emr-i binâ vü ta'mîre ihtimâm olunmak irâdesiyle hâcegândan Nâşid Efendi ve Mustafa Efendi ve bunlara nezâret içün sâbıkā Defterdâr Mektûbçusu ‘Abdünnâfî Efendi [Ü1 249a] muvakkaten Sipâh Kitâbeti tevcîhiyle me'mûr olup, me'âşları [Ü3 43b] tanzîm ve harc-ı râhları teslîm olunmuşidi. Mâdde-i vâhide zımnında te'addüd-i me'mûrîn ihtilâf-ı ârâyı îcâb ile maslahatı ifsâd ü tevhîn eyleyeceği, hâtır-ı eşref-i hazret-i Şehriyârî'ye hutûr ve bunların me'mûriyyetleri insırâfıyla müstakıllen Mi‘mâr Ağa ve Güler Bey-zâde ta'yîn olunmaları bâbında hatt-ı hümâyûn sudûr edüp, fi'l-hâl mâ-lezimeleri ru'yet olunup, savb-ı maksûda ‘azîmet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Korfa tarafında olan Donanma-yi hümâyûn ile Rûsiyye sefâyini, İtalya sevâhilini güzer ile Messina Adası mülhakātından Palermo sâhiline vaz‘-ı lenger eyledikde, Sicilyateyn Kıralı tarafından resm-i mihmân-nüvâzî icrâ ve zahîre ve sâyir ikrâm ile şerîta-i ittifâk îfâ olunup, o hılâlde Donanma-yi hümâyûn levendâtından ba'zı kimseler şehre çıkup, yedlerinde mevcûd olan nukūdu sarf u harc murâd eylediklerinde, nukūd-i mezkûrenin keyfiyyet ü kemmiyyeti ehâlînin mechûlü olup, iki tarafın su'âl ü cevâbı mu'ârazaya müncerr ve giderek miyânede muhârebe kârger olup, tarafeynden birkaç kimse nâ-bûd ve zâbitân tevassutuyla nâr-ı fitne fürû-nühüfte-i humûd olup, levendât gemilere râkib ve fi'l-hâl Korfa tarafına âyib ve yirmi mâh kadar donanma askeri istihdâm ile bî-tâb u tâkat ve 'avdete hâhiş-ker-i ruhsat olduklarını mübeyyin Kapudâne Ahmed Bey'in tahrîrâtı, Kapudan Paşa hazretleri tarafından Âsitâne-i râstâne resân oldukda, ‘avdetlerine ruhsat-ı hümâyûn erzânî ve ol bâbda ısdâr-ı emr-i Cihân-bânî [Ü3 44a] kılındı.",
          "caption": "Havadis-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_418.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Havadis-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Korfa tarafında olan Donanma-yi hümâyûn ile Rûsiyye sefâyini, İtalya sevâhilini güzer ile Messina Adası mülhakātından Palermo sâhiline vaz‘-ı lenger eyledikde, Sicilyateyn Kıralı tarafından resm-i mihmân-nüvâzî icrâ ve zahîre ve sâyir ikrâm ile şerîta-i ittifâk îfâ olunup, o hılâlde Donanma-yi hümâyûn levendâtından ba'zı kimseler şehre çıkup, yedlerinde mevcûd olan nukūdu sarf u harc murâd eylediklerinde, nukūd-i mezkûrenin keyfiyyet ü kemmiyyeti ehâlînin mechûlü olup, iki tarafın su'âl ü cevâbı mu'ârazaya müncerr ve giderek miyânede muhârebe kârger olup, tarafeynden birkaç kimse nâ-bûd ve zâbitân tevassutuyla nâr-ı fitne fürû-nühüfte-i humûd olup, levendât gemilere râkib ve fi'l-hâl Korfa tarafına âyib ve yirmi mâh kadar donanma askeri istihdâm ile bî-tâb u tâkat ve 'avdete hâhiş-ker-i ruhsat olduklarını mübeyyin Kapudâne Ahmed Bey'in tahrîrâtı, Kapudan Paşa hazretleri tarafından Âsitâne-i râstâne resân oldukda, ‘avdetlerine ruhsat-ı hümâyûn erzânî ve ol bâbda ısdâr-ı emr-i Cihân-bânî [Ü3 44a] kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Korfa Kalʿası teshîrinden sonra Rûsiyyelü mekāsıd-ı kâminelerini isticlâb içün Donanma-yı hümâyûn'u istishâb ve Malta teshîri gibi bir emr-i müşkilde asker-i İslâm'ı itʿâb [Ü1 249b] eyleyecekleri, karâyin-i hâliye ile maʿlûm-i erbâb-ı elbâb olup, bu mehlekeden donanmayı tahlîs müteʿassir ve sırran ve ʿalenen iʿâdeleri husûsuna teşebbüs tehaffuzî ve tedâfüʿî olan ittifâka muhill ü muzırr olup, bu dağdağa-i hâtır-fersânın ahsen-i vechile indifâʿına evliyây-ı devlet muntazır iken, cenâb-ı Rabbü'l-erbâb tehyi'e-i ʿilel ü esbâb eyleyüp, ʿahd-i iztırârî ve şart-ı gayr-i ihtiyârî ile serserî geşt-i deryây-ı ıztırâb olan Donanma-yı hümâyûn'u istiʿmâl-i eyâdî-yi bîgâneden vâreste eyledi.",
          "caption": "Latîfe-i ʿaybiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_419.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Latîfe-i ʿaybiyye",
          "text": "Korfa Kalʿası teshîrinden sonra Rûsiyyelü mekāsıd-ı kâminelerini isticlâb içün Donanma-yı hümâyûn'u istishâb ve Malta teshîri gibi bir emr-i müşkilde asker-i İslâm'ı itʿâb [Ü1 249b] eyleyecekleri, karâyin-i hâliye ile maʿlûm-i erbâb-ı elbâb olup, bu mehlekeden donanmayı tahlîs müteʿassir ve sırran ve ʿalenen iʿâdeleri husûsuna teşebbüs tehaffuzî ve tedâfüʿî olan ittifâka muhill ü muzırr olup, bu dağdağa-i hâtır-fersânın ahsen-i vechile indifâʿına evliyây-ı devlet muntazır iken, cenâb-ı Rabbü'l-erbâb tehyi'e-i ʿilel ü esbâb eyleyüp, ʿahd-i iztırârî ve şart-ı gayr-i ihtiyârî ile serserî geşt-i deryây-ı ıztırâb olan Donanma-yı hümâyûn'u istiʿmâl-i eyâdî-yi bîgâneden vâreste eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Kârhâne'de vâkiʿ ihrâk sebebi ile nefy ve bir müddetden sonra ıtlâk olunan Top ʿArabacı-başısı Tâhir Ağa'nın kemâ-kân hıdmet-i mezkûrede istihdâmı istihsân olunup, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi beşinci günü Hasan Ağa ʿazl ü tenkîb ve mûmâ ileyh mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olunup, ʿArabacılar Kâtibi Fethî Efendi'nin ʿazli dahi Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafından tasvîb ve mukaddemâ Defterdâr Mektûbçuluğu'ndan ʿazl ü tecnîb olunan Saʿdullah Efendi Cumâdelâhire'nin sekizinci günü ʿArabacılar Kitâbeti ile tatyîb olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i ʿArabacı-başı ve Kâtib-i ʿArabaciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_420.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i ʿArabacı-başı ve Kâtib-i ʿArabaciyân",
          "text": "Bundan akdem Kârhâne'de vâkiʿ ihrâk sebebi ile nefy ve bir müddetden sonra ıtlâk olunan Top ʿArabacı-başısı Tâhir Ağa'nın kemâ-kân hıdmet-i mezkûrede istihdâmı istihsân olunup, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi beşinci günü Hasan Ağa ʿazl ü tenkîb ve mûmâ ileyh mansıb-ı mezkûr ile tatrîb olunup, ʿArabacılar Kâtibi Fethî Efendi'nin ʿazli dahi Îrâd-ı Cedîd Defterdârı tarafından tasvîb ve mukaddemâ Defterdâr Mektûbçuluğu'ndan ʿazl ü tecnîb olunan Saʿdullah Efendi Cumâdelâhire'nin sekizinci günü ʿArabacılar Kitâbeti ile tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Âsitâne-i saʿâdet'de tahrîr ve Bahr-i sefîd cânibine sevk u tesyîr olunan tavâyif-i asâkir, Rodos İskelesi'nde [Ü3 44b] ictimâʿ u tehaşşüd ve işbu Cumâdelûlâ gurresinde Rodos'dan hareket ile Kıbrıs Cezîresi muzâfâtından Leymeson İskelesi'ne tevârüd edüp, iki günden sonra Riyâle Kapudanı ʿAbdülfettâh Bey dahi zikr olunan lîmâna vusûl bulup, Seydî ʿAli Bey'in kudûmuna intizâr ile bir hânede meks ü karâr etmişidi.\nMukaddemâ Ebuhûr vakʿası reh-yâblarından üç yüz kadar asker-i ʿarbede-cû mahsûrlara ʿadem-i iʿânet ve halâs olanları sefâyine [Ü1 250a] almakdan mümânaʿat ʿilletlerini îrâd eyleyerek, “Abdülfettâh Kapudan üzerine gulüvv ve darb-ı tîğ u hançer ile kabây-ı hayâtını çâk ve mekânını zîr-i hâk eylediklerinden gayri, Muʿallem Asker Başbûğu İsmâʿîl Bey'i ve Nüzül Emîni Zaʿîm Mustafa Ağa'yı cerh-i cüz’î ile tekdîr ve fi'l-hâl zâbitân yetişüp, neferât-ı mezkûreyi menʿ u tahzîr eyleyüp, cümlesi ser-dâde-i tavk-ı inkıyâd ve husûmetleri Riyâle Kapudanı'na münhasır olduğunu îrâd ve Seydî Ali'nin Başbûğluğu ile her ne mahalle me'mûr olurlar ise itâʿat edeceklerin pîş-nihâd etmeleriyle, serân-ı asker ve zâbitân-ı leşker, İngiliz Amirali İsmit Ceneral ile meşveret eyleyüp, ihtiyâr-ı asker ile Seydî Ali, Başbûğ nasb ü taʿyîn ve nâr-ı fitne bu cihetle itfâ vü teskîn ve mâh-ı merkūmun on ikinci günü İngiliz donanması mürâfakatiyle, İskenderiyye ve Dimyât taraflarına teveccüh eyleyeceklerin Lefkoşe Nâ'ibi iʿlâmıyla ve zâbitân-ı asâkir ʿarz u mahzarlarıyla Dergâh-ı ʿadâlet-penâh'a ifâde vü tebyîn etmeleriyle, ber-muktezây-ı vakt ü hâl merkūmun [Ü3 45a] Başbûğluğu içün ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı.",
          "caption": "Hücûm-ı asker ve küşten-i Kapûdân-ı Riyâle",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_421.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Hücûm-ı asker ve küşten-i Kapûdân-ı Riyâle",
          "text": "Bundan akdem Âsitâne-i saʿâdet'de tahrîr ve Bahr-i sefîd cânibine sevk u tesyîr olunan tavâyif-i asâkir, Rodos İskelesi'nde [Ü3 44b] ictimâʿ u tehaşşüd ve işbu Cumâdelûlâ gurresinde Rodos'dan hareket ile Kıbrıs Cezîresi muzâfâtından Leymeson İskelesi'ne tevârüd edüp, iki günden sonra Riyâle Kapudanı ʿAbdülfettâh Bey dahi zikr olunan lîmâna vusûl bulup, Seydî ʿAli Bey'in kudûmuna intizâr ile bir hânede meks ü karâr etmişidi.\nMukaddemâ Ebuhûr vakʿası reh-yâblarından üç yüz kadar asker-i ʿarbede-cû mahsûrlara ʿadem-i iʿânet ve halâs olanları sefâyine [Ü1 250a] almakdan mümânaʿat ʿilletlerini îrâd eyleyerek, “Abdülfettâh Kapudan üzerine gulüvv ve darb-ı tîğ u hançer ile kabây-ı hayâtını çâk ve mekânını zîr-i hâk eylediklerinden gayri, Muʿallem Asker Başbûğu İsmâʿîl Bey'i ve Nüzül Emîni Zaʿîm Mustafa Ağa'yı cerh-i cüz’î ile tekdîr ve fi'l-hâl zâbitân yetişüp, neferât-ı mezkûreyi menʿ u tahzîr eyleyüp, cümlesi ser-dâde-i tavk-ı inkıyâd ve husûmetleri Riyâle Kapudanı'na münhasır olduğunu îrâd ve Seydî Ali'nin Başbûğluğu ile her ne mahalle me'mûr olurlar ise itâʿat edeceklerin pîş-nihâd etmeleriyle, serân-ı asker ve zâbitân-ı leşker, İngiliz Amirali İsmit Ceneral ile meşveret eyleyüp, ihtiyâr-ı asker ile Seydî Ali, Başbûğ nasb ü taʿyîn ve nâr-ı fitne bu cihetle itfâ vü teskîn ve mâh-ı merkūmun on ikinci günü İngiliz donanması mürâfakatiyle, İskenderiyye ve Dimyât taraflarına teveccüh eyleyeceklerin Lefkoşe Nâ'ibi iʿlâmıyla ve zâbitân-ı asâkir ʿarz u mahzarlarıyla Dergâh-ı ʿadâlet-penâh'a ifâde vü tebyîn etmeleriyle, ber-muktezây-ı vakt ü hâl merkūmun [Ü3 45a] Başbûğluğu içün ısdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem ʿAkkâ Kalʿası'nda mahsûr ve hezîmet-i aʿdâdan sonra Mekke Pâyesi'yle manzûr olan Ordu-yi hümâyûn Kadısı Debbâğ-zâde Mehmed Reşîd Efendi, Ordu-yi hümâyûn'a celb olunup, hıdmet-i lâzimesinde kıyâm ve vukūʿ bulan daʿvâları fasl ile icrây-ı ahkâm eyler iken, nâ-gâh kevkeb-i ʿömrüne sukūt ve necm-i hayâtına hübût ʿârız olup, köhne-takvîm-i cihândan keff-i nazar ve mütâlaʿa-i zâyirçe-i ʿâlem-i fânîden guzz-ı basar eylediği, Sadr-ı bedr-i kadr tarafından inhâ ve sâbikā Mısır Kadısı olup, bir takrîb dest-i düşmenden rehâ bulan Başmakcı-zâde İbrâhîm Edhem Efendi, Mevkib-i hümâyûn'da mevcûd [Ü1 250b] olmak hasebiyle Ordu Kadılığı mûmâ ileyhe istidʿâ olunmağla, fi'l-hâl işâret-i hazret-i Fetvâ-penâhî'yle emr-i celîlü'ş-şânı terkîm ve Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem tarafına baʿs ü takdîm olundu.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i fevt-i Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_422.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i fevt-i Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Bundan akdem ʿAkkâ Kalʿası'nda mahsûr ve hezîmet-i aʿdâdan sonra Mekke Pâyesi'yle manzûr olan Ordu-yi hümâyûn Kadısı Debbâğ-zâde Mehmed Reşîd Efendi, Ordu-yi hümâyûn'a celb olunup, hıdmet-i lâzimesinde kıyâm ve vukūʿ bulan daʿvâları fasl ile icrây-ı ahkâm eyler iken, nâ-gâh kevkeb-i ʿömrüne sukūt ve necm-i hayâtına hübût ʿârız olup, köhne-takvîm-i cihândan keff-i nazar ve mütâlaʿa-i zâyirçe-i ʿâlem-i fânîden guzz-ı basar eylediği, Sadr-ı bedr-i kadr tarafından inhâ ve sâbikā Mısır Kadısı olup, bir takrîb dest-i düşmenden rehâ bulan Başmakcı-zâde İbrâhîm Edhem Efendi, Mevkib-i hümâyûn'da mevcûd [Ü1 250b] olmak hasebiyle Ordu Kadılığı mûmâ ileyhe istidʿâ olunmağla, fi'l-hâl işâret-i hazret-i Fetvâ-penâhî'yle emr-i celîlü'ş-şânı terkîm ve Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem tarafına baʿs ü takdîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh, sâhib-i Dîvân Yahyâ Efendi hafîdi Debbâğ-zâde sulbünden zuhûr ve yetmiş dokuz sâlinde zümre-i müderrisîne iltihâk ve baʿzı niyâbetler ile imrâr-ı eyyâm ü şühûr edüp, iki yüz sekiz Muharrem'inde Kuds-i şerîf Mevleviyyeti ile mesrûr ve iki yüz on üç senesinde Ordu Kadısı nasb olunup, Cezzâr Paşa tarafına me'mûr olmuşidi. ʿAkkâ'da vâkiʿ fütûhâtda Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle hurrem ve on dört senesi Cumâdelûlâ'sında Şâm'a vazʿ-ı kadem ve ru’yet-i Sadrıaʿzam ile mükerrem olup, birkaç günden sonra “Cüneyn” nâm mahalde cürʿa-keş-i [Ü3 45b] câm-ı memât ve sicill-i ʿömrü tayy-kerde-i dest-i Hâdimü'l-lezzât oldu. Mûmâ ileyh zâyirçe ve takvîm istihrâcında ʿameli, fenne mutâbık ve halbetü'r-rihân-ı münâzarada âhar musallî ise, kendüsi sâbık idi. Evlâd u ahfâdı her ʿasırda mütehayyiz bulunan Hasancân'a ittisâl ü iltihâkı bu vechiledir ki, zikr ü işâret olunur: Hasancân – Hâce Sa'deddîn, el-Müftî – Mehmed Esʿad, el-Müftî – Mehmed Ebû Saʿîd, el-Müftî – Feyzullah, el-Müftî – Mehmed Reşîd, el-Müderris ʿAbdullah, Kādî-yi Burusa – Ahmed, Kādî-yi Medîne-i münevvere – Sâhib-i terceme Mehmed Reşîd.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_423.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mûmâ ileyh, sâhib-i Dîvân Yahyâ Efendi hafîdi Debbâğ-zâde sulbünden zuhûr ve yetmiş dokuz sâlinde zümre-i müderrisîne iltihâk ve baʿzı niyâbetler ile imrâr-ı eyyâm ü şühûr edüp, iki yüz sekiz Muharrem'inde Kuds-i şerîf Mevleviyyeti ile mesrûr ve iki yüz on üç senesinde Ordu Kadısı nasb olunup, Cezzâr Paşa tarafına me'mûr olmuşidi. ʿAkkâ'da vâkiʿ fütûhâtda Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle hurrem ve on dört senesi Cumâdelûlâ'sında Şâm'a vazʿ-ı kadem ve ru’yet-i Sadrıaʿzam ile mükerrem olup, birkaç günden sonra “Cüneyn” nâm mahalde cürʿa-keş-i [Ü3 45b] câm-ı memât ve sicill-i ʿömrü tayy-kerde-i dest-i Hâdimü'l-lezzât oldu. Mûmâ ileyh zâyirçe ve takvîm istihrâcında ʿameli, fenne mutâbık ve halbetü'r-rihân-ı münâzarada âhar musallî ise, kendüsi sâbık idi. Evlâd u ahfâdı her ʿasırda mütehayyiz bulunan Hasancân'a ittisâl ü iltihâkı bu vechiledir ki, zikr ü işâret olunur: Hasancân – Hâce Sa'deddîn, el-Müftî – Mehmed Esʿad, el-Müftî – Mehmed Ebû Saʿîd, el-Müftî – Feyzullah, el-Müftî – Mehmed Reşîd, el-Müderris ʿAbdullah, Kādî-yi Burusa – Ahmed, Kādî-yi Medîne-i münevvere – Sâhib-i terceme Mehmed Reşîd."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mora Muhassılı Vezîr Ahmed Paşa zulmünden Mora halkı ser-cünbân-ı dâd u efgān ve nizâm-ı beldeye muhill evzâʿa mübâşeret eylediği zebân-âver-i zikr ü beyân kılınup, İnebahtı Muhâfızı olan Vezîr Mustafa Paşa, müşârun ileyhden ehven ve Mora Eyâleti tarafına tevcîh olunmak müstahsen olduğuna binâ'en, [Ü1 251a] işbu evâhır-ı Cumâdelâhire'de Mora, müşârun ileyhe ve münhall olan İnebahtı, selefine tevcîh olunup, bu âna dek Bender muhâfazasına dahi bir Vezîr tahsîs olunmayup, şimdiye dek eğerçi Rumeli Vâlîsi'nin ʿuhdesinde kalmışidi. Ancak Bender muhâfazası müstakıllen bir Vezîr'e muhtâc ve mekân-ı baʿîdde olan Vezîr'e sipârişi umûr-ı serhadde mûcib-i ihtilâl ü ihtilâc olduğuna binâ'en,\nYenişehir'de mütemekkin Sadr-ı esbak Hasan Paşa'nın kayd-ı ikāmeti terkîn ve Bender Muhâfazası'na sevk u taʿyîn olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Muhassıl-ı Mora ve Muhâfız-ı Bender-şüden-i Sadr-ı esbak Hasan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_424.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Muhassıl-ı Mora ve Muhâfız-ı Bender-şüden-i Sadr-ı esbak Hasan Paşa",
          "text": "Mora Muhassılı Vezîr Ahmed Paşa zulmünden Mora halkı ser-cünbân-ı dâd u efgān ve nizâm-ı beldeye muhill evzâʿa mübâşeret eylediği zebân-âver-i zikr ü beyân kılınup, İnebahtı Muhâfızı olan Vezîr Mustafa Paşa, müşârun ileyhden ehven ve Mora Eyâleti tarafına tevcîh olunmak müstahsen olduğuna binâ'en, [Ü1 251a] işbu evâhır-ı Cumâdelâhire'de Mora, müşârun ileyhe ve münhall olan İnebahtı, selefine tevcîh olunup, bu âna dek Bender muhâfazasına dahi bir Vezîr tahsîs olunmayup, şimdiye dek eğerçi Rumeli Vâlîsi'nin ʿuhdesinde kalmışidi. Ancak Bender muhâfazası müstakıllen bir Vezîr'e muhtâc ve mekân-ı baʿîdde olan Vezîr'e sipârişi umûr-ı serhadde mûcib-i ihtilâl ü ihtilâc olduğuna binâ'en,\nYenişehir'de mütemekkin Sadr-ı esbak Hasan Paşa'nın kayd-ı ikāmeti terkîn ve Bender Muhâfazası'na sevk u taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı Mehmed Emîn Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi gāyete mevsûl ve işbu Cumâdelûlâ'nın on beşinci günü maʿzûl olup, Luhûmî ʿAli-zâde es-Seyyid Mehmed Nûreddîn Efendi'ye nasbı iʿtibârıyla İstanbul Kadılığı tevcîh olunup, sâbıkā Hekîm-başı Sâdık Efendi dahi mâh-ı mezkûrun onuncu gününden İstanbul Rütbesi'ni ihrâz ve şehr-i merkūmun yirmisinden iʿtibâr ile ʿAbdurrahmân Efendi dahi rütbe-i mezkûre ile kesb-i imtiyâz eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul [Ü3 46a] ve ihsân-ı pâyehâ be-baʿzı ʿulemâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_425.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul [Ü3 46a] ve ihsân-ı pâyehâ be-baʿzı ʿulemâ",
          "text": "İstanbul Kadısı Mehmed Emîn Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi gāyete mevsûl ve işbu Cumâdelûlâ'nın on beşinci günü maʿzûl olup, Luhûmî ʿAli-zâde es-Seyyid Mehmed Nûreddîn Efendi'ye nasbı iʿtibârıyla İstanbul Kadılığı tevcîh olunup, sâbıkā Hekîm-başı Sâdık Efendi dahi mâh-ı mezkûrun onuncu gününden İstanbul Rütbesi'ni ihrâz ve şehr-i merkūmun yirmisinden iʿtibâr ile ʿAbdurrahmân Efendi dahi rütbe-i mezkûre ile kesb-i imtiyâz eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müstağrak-ı deryây-ı rahmet-i Sübhân, Sultân Ahmed Hân Câmiʿ-i şerîfi revâkında nesc ü i'mâl olunan kisve-i Beytü'l-harâm ve pûşîde-i vâcibü'l-ihtirâm bu defʿa dahi resîde-i hayyiz-i hıtâm olup, gāyet-i edeb ü huzûʿ ve nihâyet-i hürmet ü huşûʿ ile Enderûn-ı hümâyûn'a nakli irâde olunup, işbu Cumâdelâhıre'nin selhı Pençşenbih günü nâmları mukayyed-i Defter-i Teşrîfât olan zevât, câmiʿ-i mezkûr sâhasında ictimâʿ edüp, Kisve-i şerîfeyi bağllara tahmîl ʿakabinde tavr-ı mergūb ve hüsn-ı üslûb üzere tertîb-i âlây-ı dilârâ kılınup, meşy-i hafîf ile hareket ve Enderûn-ı hümâyûn'da vâkiʿ [Ü1 251b] Harem ağalarına mahsûs câmiʿ-ı şerîfe vazʿ u îdâ ile tekmîl-i hıdmet eylediler. Kisve-i şerîfe hıdmetinde târupûd-ı ihlâs ile nesc-i perend-i sadâkat edenlere iltifât-ı şîme-i mürüvvet muktezayâtından olduğuna binâʾen, hemân o meclis-i hatîrde Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcısı'na ve Nâzırı'na birer sevb bol yenlü [Ü3 46b] kürk ve bazılarına hilʿatler iksâ ve ferdâsı huzûr-ı Kāyim-makāmî'de dahi bu muʿâmele-i hasene icrâsıyla tekrîr-i iltifâta iʿtinâ olundu.",
          "caption": "Zikr-i alay-ı kisve-i Kaʿbe-i muʿazzama",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_426.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i alay-ı kisve-i Kaʿbe-i muʿazzama",
          "text": "Müstağrak-ı deryây-ı rahmet-i Sübhân, Sultân Ahmed Hân Câmiʿ-i şerîfi revâkında nesc ü i'mâl olunan kisve-i Beytü'l-harâm ve pûşîde-i vâcibü'l-ihtirâm bu defʿa dahi resîde-i hayyiz-i hıtâm olup, gāyet-i edeb ü huzûʿ ve nihâyet-i hürmet ü huşûʿ ile Enderûn-ı hümâyûn'a nakli irâde olunup, işbu Cumâdelâhıre'nin selhı Pençşenbih günü nâmları mukayyed-i Defter-i Teşrîfât olan zevât, câmiʿ-i mezkûr sâhasında ictimâʿ edüp, Kisve-i şerîfeyi bağllara tahmîl ʿakabinde tavr-ı mergūb ve hüsn-ı üslûb üzere tertîb-i âlây-ı dilârâ kılınup, meşy-i hafîf ile hareket ve Enderûn-ı hümâyûn'da vâkiʿ [Ü1 251b] Harem ağalarına mahsûs câmiʿ-ı şerîfe vazʿ u îdâ ile tekmîl-i hıdmet eylediler. Kisve-i şerîfe hıdmetinde târupûd-ı ihlâs ile nesc-i perend-i sadâkat edenlere iltifât-ı şîme-i mürüvvet muktezayâtından olduğuna binâʾen, hemân o meclis-i hatîrde Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcısı'na ve Nâzırı'na birer sevb bol yenlü [Ü3 46b] kürk ve bazılarına hilʿatler iksâ ve ferdâsı huzûr-ı Kāyim-makāmî'de dahi bu muʿâmele-i hasene icrâsıyla tekrîr-i iltifâta iʿtinâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı Rûm olan Mehmed Sâlih Efendi-zâde Ahmed Esʿad Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi gāyete resâ ve işbu gurre-i Receb'de ser-âmed-i fuhûl-i ʿulemâ ve sibâk-ı gāyât-ı mecd ü ʿalâ olan İbrâhîm ʿİsmet Beyefendi, Rumeli Sadâreti'ne sezâ görülüp, huzûr-ı Kāyim-makāmî'de iktisây-ı ferve-i semmûr ile bâliğ-i nisâb-ı beşâşet ü hubûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādîʿasker-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_427.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādîʿasker-i Rumeli",
          "text": "Sadr-ı Rûm olan Mehmed Sâlih Efendi-zâde Ahmed Esʿad Efendi'nin müddet-i ʿörfiyyesi gāyete resâ ve işbu gurre-i Receb'de ser-âmed-i fuhûl-i ʿulemâ ve sibâk-ı gāyât-ı mecd ü ʿalâ olan İbrâhîm ʿİsmet Beyefendi, Rumeli Sadâreti'ne sezâ görülüp, huzûr-ı Kāyim-makāmî'de iktisây-ı ferve-i semmûr ile bâliğ-i nisâb-ı beşâşet ü hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngiltere Kıralı tarafından tasdik-nâme ile vürûd eden Büyük Elçi birkaç gün mukaddem Bâb-ı âlî'ye gelüp, huzûr-ı Kāyim-makāmî'de tasdik-nâmeler mübâdele ve elçiye serâser kaplu semmûr kürk ilbâs olunup, maʿiyyetinde olan Sır Kâtibi'ne ve sâyirlere dahi kürkler ve hilʿatler ilbâsıyla, izhâr-ı hüsn-i muʿâmele ʿakabinde ittifâk mâddesinde Devlet-i ʿaliyye tarafından murahhasan mükâlemeye me'mûr, eşref ü aʿlem-i sudûr olan İbrâhîm ʿİsmet Beyefendi'ye ve Re'îsülküttâb Efendi'ye birer bol yenlü ve Mükâleme Kâtibi Âmedî Efendi'ye kubûr yenli semmûr kürkler iksâ olunmuşidi. İşbu Cumâdelâhıre'nin yirmi sekizinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı muʿallâ-erkân'da elçi-yi mesfûr, Kıral'ı tarafından getürdiği hediyyeyi takdîm ve nâmeyi teslîm [Ü1 252a] edüp, kemâ-kân kürkler ve hilʿatler ile tefrîc ve geldikleri mahalle tesrîh ve ferdâsı Devlet-i ʿaliyye murahhasları mazhar-ı nevâziş [Ü3 47a] ve iltifât-ı hazret-i Tâc-dârî olup, ʿİsmet Beyefendi'ye ve Re'îsülküttâb Efendi'ye birer mücevher kutu ihsân ve ser-i mübâhâtları müvâzî-yi fark-ı Ferkadân kılındı.",
          "caption": "Zuhûr-i ʿatâyây-ı hazret-i Şehriyârî be-murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi İngiliz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_428.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ʿatâyây-ı hazret-i Şehriyârî be-murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi İngiliz",
          "text": "İngiltere Kıralı tarafından tasdik-nâme ile vürûd eden Büyük Elçi birkaç gün mukaddem Bâb-ı âlî'ye gelüp, huzûr-ı Kāyim-makāmî'de tasdik-nâmeler mübâdele ve elçiye serâser kaplu semmûr kürk ilbâs olunup, maʿiyyetinde olan Sır Kâtibi'ne ve sâyirlere dahi kürkler ve hilʿatler ilbâsıyla, izhâr-ı hüsn-i muʿâmele ʿakabinde ittifâk mâddesinde Devlet-i ʿaliyye tarafından murahhasan mükâlemeye me'mûr, eşref ü aʿlem-i sudûr olan İbrâhîm ʿİsmet Beyefendi'ye ve Re'îsülküttâb Efendi'ye birer bol yenlü ve Mükâleme Kâtibi Âmedî Efendi'ye kubûr yenli semmûr kürkler iksâ olunmuşidi. İşbu Cumâdelâhıre'nin yirmi sekizinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı muʿallâ-erkân'da elçi-yi mesfûr, Kıral'ı tarafından getürdiği hediyyeyi takdîm ve nâmeyi teslîm [Ü1 252a] edüp, kemâ-kân kürkler ve hilʿatler ile tefrîc ve geldikleri mahalle tesrîh ve ferdâsı Devlet-i ʿaliyye murahhasları mazhar-ı nevâziş [Ü3 47a] ve iltifât-ı hazret-i Tâc-dârî olup, ʿİsmet Beyefendi'ye ve Re'îsülküttâb Efendi'ye birer mücevher kutu ihsân ve ser-i mübâhâtları müvâzî-yi fark-ı Ferkadân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye'de Re'îsülküttâb olup, iki yüz on bir senesi Safer'inin on dördüncü günü ʿazl ü tenkîb ve birkaç günden sonra Rodos Cezîresi'ne nefy ü tagrîb olunan Râtıb Ebûbekir Efendi işbu bin iki yüz on dört senesi Cumâdelûlâ'sında mahnûkan vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi.\nMûmâ ileyh hutûb-ı cesîmede müstahdem olup, gavâmız-ı umûr ile meşgûl olanlara medâr-ı ʿibret olmak içün mevzûʿ-ı fenn-i târîh üzere esbâb-ı fikdânı havâss-ı nâsdan bi't-teharrî su'âl ü istikrâ olundukda, baʿzıları, Devlet-i ʿaliyye'yi Françelü ittifâkına imâle vü tergîb edüp, tâ'ife-i mesfûrenin dimâğlarında müstekarr olan mukaddime-i fesâd netîce-bahş-ı murâd olmayacağını istidlâl ile erbâb-ı ʿukūl mümâşâtdan iʿrâz ve o hilâlde Mısır havâdisi dahi intişâr u intihâz eylediğinden, ʿazl ü tagrîbi karâr-gîr-i erbâb-ı menʿ ü iʿtirâz olduğun ve baʿzıları, zimâm-ı devleti kabza-i tasarrufuna almak içün defʿ-i mezâhim sevdâsına düşüp, eclâf-ı nâsa taʿyîn-i merâtib ve tevcîh-i menâsıb tasavvuruyla Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'ı her bâr taglîte çalışup, bu tasavvur-ı zâhirü'l-butlân giderek âteş-i gayz-ı Mülûkâne'yi fürûzân edüp, ʿâkıbet iʿdâmını mûcib olduğun [Ü3 47b] ve baʿzıları Âsitâne'de tahrîr olunan dalkılıclar, Ebuhûr vakʿası zuhûru hilâlinde Rodos'a varup, Donanma Başbûğu [Ü1 252b] olan ʿAbdülfettah Bey'in Ebuhûr muhâriblerine imdâd eylemediğin hâliyyü'z-zihn ʿaskere bi'n-nefs iʿlân ve Seydî ʿAlî'nin Başbûğluğu'nu istihsân ve bu gayz u kîn ile dalkılıclar, Leymeson İskelesi'ne vardıklarında, Kapudân-ı merkūmu ʿâlem-i hestîden pinhân eylediklerine ʿillet ve o vakʿanın hudûsuna âlet olduğun ve baʿzıları Ordu-yı hümâyûn'dan ıtlâkına kasd olunduğun hiss ü teyakkun ile yüz bulup, rızây-ı devlete muhâlif Françelü'ye müteʿallık baʿzı ahvâl tahrîr eylediğini rivâyet etmeleriyle, ʿalâ-külli mine't-tekādîr ʿafvi mümkin olmayacak bir cünha-ı ʿazîmede bulunduğundan ve ser-nüvişti bu yüzden olduğundan, hükm-i kazâ hakkında cârî ve cesedi tahte'l-arz mütevârî oldu.",
          "caption": "Vürûd-i haber-i küşten-i Re’îsülküttâb-ı esbak Râtıb Ebûbekir Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_429.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-i haber-i küşten-i Re’îsülküttâb-ı esbak Râtıb Ebûbekir Efendi",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye'de Re'îsülküttâb olup, iki yüz on bir senesi Safer'inin on dördüncü günü ʿazl ü tenkîb ve birkaç günden sonra Rodos Cezîresi'ne nefy ü tagrîb olunan Râtıb Ebûbekir Efendi işbu bin iki yüz on dört senesi Cumâdelûlâ'sında mahnûkan vefât ve terk-i vedîʿa-i hayât eyledi.\nMûmâ ileyh hutûb-ı cesîmede müstahdem olup, gavâmız-ı umûr ile meşgûl olanlara medâr-ı ʿibret olmak içün mevzûʿ-ı fenn-i târîh üzere esbâb-ı fikdânı havâss-ı nâsdan bi't-teharrî su'âl ü istikrâ olundukda, baʿzıları, Devlet-i ʿaliyye'yi Françelü ittifâkına imâle vü tergîb edüp, tâ'ife-i mesfûrenin dimâğlarında müstekarr olan mukaddime-i fesâd netîce-bahş-ı murâd olmayacağını istidlâl ile erbâb-ı ʿukūl mümâşâtdan iʿrâz ve o hilâlde Mısır havâdisi dahi intişâr u intihâz eylediğinden, ʿazl ü tagrîbi karâr-gîr-i erbâb-ı menʿ ü iʿtirâz olduğun ve baʿzıları, zimâm-ı devleti kabza-i tasarrufuna almak içün defʿ-i mezâhim sevdâsına düşüp, eclâf-ı nâsa taʿyîn-i merâtib ve tevcîh-i menâsıb tasavvuruyla Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'ı her bâr taglîte çalışup, bu tasavvur-ı zâhirü'l-butlân giderek âteş-i gayz-ı Mülûkâne'yi fürûzân edüp, ʿâkıbet iʿdâmını mûcib olduğun [Ü3 47b] ve baʿzıları Âsitâne'de tahrîr olunan dalkılıclar, Ebuhûr vakʿası zuhûru hilâlinde Rodos'a varup, Donanma Başbûğu [Ü1 252b] olan ʿAbdülfettah Bey'in Ebuhûr muhâriblerine imdâd eylemediğin hâliyyü'z-zihn ʿaskere bi'n-nefs iʿlân ve Seydî ʿAlî'nin Başbûğluğu'nu istihsân ve bu gayz u kîn ile dalkılıclar, Leymeson İskelesi'ne vardıklarında, Kapudân-ı merkūmu ʿâlem-i hestîden pinhân eylediklerine ʿillet ve o vakʿanın hudûsuna âlet olduğun ve baʿzıları Ordu-yı hümâyûn'dan ıtlâkına kasd olunduğun hiss ü teyakkun ile yüz bulup, rızây-ı devlete muhâlif Françelü'ye müteʿallık baʿzı ahvâl tahrîr eylediğini rivâyet etmeleriyle, ʿalâ-külli mine't-tekādîr ʿafvi mümkin olmayacak bir cünha-ı ʿazîmede bulunduğundan ve ser-nüvişti bu yüzden olduğundan, hükm-i kazâ hakkında cârî ve cesedi tahte'l-arz mütevârî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Tosya sükkânından olup, eser-i zûd-güzâr-ı nush u pendi bâʿis-i zidûdegî-yi zeng-i fu'âd ve miftâh-ı râst-rev-i vaʿz u tezkîri kufl-güşây-ı kulûb-ı erbâb-ı lehv ü fesâd olan Çilingîr-zâde Vâʿiz ʿAlî Efendi'nin sulbünden bin yüz altmış üç senesinde mastaba-nişîn-i vücûd ve murûr-ı zemân ile fârık-ı miyân-ı ziyân u sûd oldukda, tahsîl-i ʿilme heves ile mâ-lâ-yaʿnîden imsâk-i nefs ve mukaddimâta bed' ile lezzetiyyât-ı niʿmet-i ders olmuşidi. Pederinin vaʿz u nasîhat, meksebi ve aktâr-ı arzda geşt ü güzâr, meşrebi olduğuna binâʾen, mûma ileyhi misvâk tek yanından münfekk etmeyüp, bir aralıkda Kırım'a [Ü3 48a] azîmet ve\nmerkūmu hem-ʿinân-ı mürâfakat eyleyüp, ʿâdeti üzere Kırım'da vaʿz u tezkîr ve inzâr u tebşîr ile ilâne-i efʾide-i bernâ vü pîr eylediği Kırım Hânı'nın mesmûʿu olup, huzûruna daʿvet ve mazhar-ı birr ü mekremet eyledikde, ihtilâs-ı vakt-i güftâr ve oğlunun dîbâce-i zertâr-ı liyâkatin peymûde-i endâze-i tibyân eyleyerek, aklâmdan birine me'mûriyyetini [Ü1 253a] hâst-kâr olup, ol bâbda Reʾîsülküttâb Efendi'ye bir kıtʿa tavsiye-nâme istihsâl ve makzıyyü'l-âmâl Âsitâne-i saʿâdet'e şukka-güşây-ı istiʿcâl olup, mektûbunu teslîm ve merâmını tefhîm eyledikde, oğlunun siniyy-i ʿömrü endek ve nihâfet ü rikkat-ı cirmde mânend-i nokta-i şekk olduğu beyânıyla, Kalem'e âmed-şüdü müstehcen ve o zemân Âmedci bulunan Edhem Efendi'nin hacr-i terbiyesine verilüp, bir müddetden sonra Kalem'e müdâvemeti müstahsen görülmüşidi. Fi'l-hakīka dâyire-i Edhemî'de tezkiye ve istısfây-ı nefs ve edhem-i hevâ vü hevesi pâ-bend-i terk ü ferâğ ile habs edüp, kesret-i müşevvik ile hattını tezyîn ve kesb-i meʿârife iştigāl ile emeline vusûlü tehvîn etmişiken, Edhem Efendi kayd-ı fenâdan halâs ile reh-peymây-ı dâr-ı âhıret ve Sâhib-i terceme üftâde-i vâdî-yi gurbet-ender-gurbet olup, Yahyâ Paşa-zâde ʿAlî Bey'in kitâbetini ihtiyâr ve o hilâlde Tahvîl Kalemi'ne duhûl ile hatt-ı celîde nâmdâr ve sefer-i esbak evâyilinde Âmedî Odası'na nakl olunup, Râyif İsmâʿîl Paşa istiʿdâdına nazar ile dâyiresine celb ve tehî-destîden îcâb eden fakr u fâkasını selb etmişidi. Halîl Hamîd Paşa, doksan üç senesi Cumâdelûlâ'sında Büyük [Ü3 48b] Tezkireci oldukda, yerine mûmâ ileyh Âmedci ve sene-i merkūme tevcîhâtında Kâğıd Emîni olup, doksan sekiz senesinde ilhâkan Küçük Rûznâme ile münşerihu'l-fu'âd ve iki yüz birde Sipâh Kitâbeti ile ber-murâd olmuşiken, kable'z-zabt mâʿzûl ve der-ʿakab Silâhdâr Kitâbeti'ne mevsûl kılınup, bu hâl ile sefere râhî ve cemʿ-i mansıbeyn şerefiyle mübâhî olmuşidi.\nPâdişâh-ı bende-nüvâz dâme mahfûfen bi-sunûfi'l-iʿzâz hazretlerinin şehzâdelikleri hengâmında baʿzan taʿlîm-i meşk u imlâ [Ü1 253b] hıdmet-i seniyyeleriyle ihrâz-ı derece-i ʿizz ü ʿalâ eylediğine binâʾen, âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı vücûd-ı pür-sûdları taht-ı ʿâlî-bahta ziyâ-pâş ve ednâ münâsebeti olanlar [mısra]:\nBir zerreyüz kerem umarız âfitâbdan istirhâmıyla mazhar-ı mükâfât ü pâdâş oldukları gibi, bunun dahi sâye-i ʿâlem-gîr-i Şâhâne'lerinde emsâli gibi istizlâl eylemesi irâde ve Âsitâne-i saʿâdet'e tesyîri Kāyim-makām Paşa mektûbuyla Serdâr-ı ekrem tarafına ʿarz u ifâde ve tayy-i merâhil ile hâk-i kadem-i Husrevâne'ye rû-nihâde oldukda, Riyâset-i Rikâb hıdmetiyle şeref-yâb olacağı işrâb olunup, kırânât-ı nücûm ve inzâr-ı kevâkib iktizâsıyla, zâyirçe-i ʿâlemde istimrâr-ı nahs rû-nümâ olup, nahsın saʿda inkılâbı vaktine intizâren mâddenin bir-iki gün teʾhîrini işʿâr ve fenn-i tencîmde gûyâ mehâretin izhâr edüp, nâ-gâh âbisten-i hâdisât-ı “Yâ gāfilen ʿan-harekâti'l-felek. Nebbehekellâhu kemâ-ağfelek” takrîʿiyle tevlîd-i mehâlik ü âfât ve lisân-ı zemân-ı “Yâ nâ'imen fi'l-leyâlî gayre müftekkirin. Nebbih cüfûneke [Ü3 49a] v'ahzer min havâdisihâ” tenbîhiyle nâtıka-cünbân olup, tavrından müteneffir bulunanlar mesâvî vü mesâlib ve kabâyih u meʿâyibini berâhîn-i müselleme ile isbât ve tenkīs-ı teveccüh ü iltifât eylediklerinden, mütehakkıku'l-vukūʿ olan hıdmet-i Riyâset'den munsarıf ve semt-i kıble-i ümmîdden münharif olup, Büyük Tezkirecilik ile kadri tenzîl ve Riyâset hidmeti kemâ-kân Râşid Efendi'ye tahvîl olunup, birkaç mâh murûrunda o vakit Rikâb Kethudâsı bulunan İbrâhîm Efendi, Re'îsülküttâb Râşid Efendi maʿiyyeti ile Kāyim-makām Paşa'yı görüp, odalarına giderler iken, Dîvân hâzır ve Çavuş-başı Hamdullah Bey ʿarz-ı hâllere nâzır iken, mûmâ ileyhimâyı gördüğü gibi kıyâm ile vakfe-gîr-i selâm [Ü1 254a] olduğunu Sâhib-i terceme müşâhede ve katʿâ iltifât eylemediğinden gayri: “Şu sefîhlere kıyâm ile inhinâ, hürmet-i Dîvân'ı hetk ü imhâ kabîlindendir” deyü Hamdullah Bey'i dil-rîş-i tevbîh u izdirâ eylediğini, erbâb-ı garaz baʿzı zamâyim ü izâfât ile sâmiʿalarına ilkā eylediklerine binâ'en, te'dîbini izmâr ve temhîd-i mukaddimâta ibtidâr ve mûmâ ileyh dahi tehallüf-i merâmdan nâşî “Rubbe kelâm yu’eddî sâhibehû ilâ kilâm” mefhûmundan gaflet ile gâh u bî-gâh sûz u güdâz ve nâz ü niyâz şeklinde evzâʿ-ı şütür-gürbeye âgāz ve ʿadem-i ittisâʿ-ı havsala ile zeyl-i şekîb ü\nıstıbâra teşebbüs eylemediği, mûcib-i tehevvür-i Şehriyâr-ı ser-efrâz olmağla, li-ecli't-te'dîb iki yüz üç senesi Zilkaʿde'sinin yirmi birinci günü Bozca-ada'ya nefy ü tagrîb olunmuşidi. İki yüz beş senesi evâsıtında mazhar-ı merhamet ü işfâk ve Ordu-yi hümâyûn'a gitmek [Ü3 49b] üzere sebîli tahliye vü ıtlâk ve Şumnu Sahrâsı'na vusûlünde Yeniçeri Kitâbeti ile bedr-i ikbâli kâmilü'l-işrâk olup, o hılâlde Nemçe Musâlahası hıtâm-pezîr ve Orta Elçilik ile mûmâ ileyhin me'mûriyyeti karâr-gîr ve baʿde'l-ʿavd Cizye Muhâsebeciliği ile hurrem ve iki yüz yedi senesinde Baş-muhâsebe ile mükerrem olmuşidi. İki yüz sekiz senesinde Şıkk-ı Sâlis ve Hubûbât Nâzırı nasb olunup, iki yüz dokuz târîhinde Re'îsülküttâb ve on bir senesi Safer'inin on dördüncü günü ʿazl ile mübtelây-ı igtirâb ve on dört senesi evâsıtında ber-vech-i muharrer mahnûkan sûy-i âhırete sefer eyledi. Mûmâ ileyh fenn-i kitâbete vâkıf ve şiʿr ü inşâda selîkası müteʿârif olup, ʿilm-i nücûmda hiddet-i fehmi ve sâyir ʿulûmda kadr-i müşterek ʿilmi var idi. Taraf-ı Mülûkâne'den nâyil olduğu iltifâtı [Ü1 254b] hazm ile emsâli gibi ʿâkılâne hareket ve cümle ile hüsn-i ülfet ü muʿâşeret edüp, masdar-ı hayr u şerr olan lisânını zabt ile reh-rev-i semt-i ehl-i temkîn ve mûcib-i mehâfât olan umûrda taʿarruzdan dâmen-çîn olsa idi, ilâ-mâ-şâ'allah ictinây-ı semere-i şecere-i ʿömr-i nâzenîn eyleyeceği zâhir ü müstebîn idi; tecâvezallâhu ʿan seyyi’âtihî.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_430.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mûmâ ileyh Tosya sükkânından olup, eser-i zûd-güzâr-ı nush u pendi bâʿis-i zidûdegî-yi zeng-i fu'âd ve miftâh-ı râst-rev-i vaʿz u tezkîri kufl-güşây-ı kulûb-ı erbâb-ı lehv ü fesâd olan Çilingîr-zâde Vâʿiz ʿAlî Efendi'nin sulbünden bin yüz altmış üç senesinde mastaba-nişîn-i vücûd ve murûr-ı zemân ile fârık-ı miyân-ı ziyân u sûd oldukda, tahsîl-i ʿilme heves ile mâ-lâ-yaʿnîden imsâk-i nefs ve mukaddimâta bed' ile lezzetiyyât-ı niʿmet-i ders olmuşidi. Pederinin vaʿz u nasîhat, meksebi ve aktâr-ı arzda geşt ü güzâr, meşrebi olduğuna binâʾen, mûma ileyhi misvâk tek yanından münfekk etmeyüp, bir aralıkda Kırım'a [Ü3 48a] azîmet ve\nmerkūmu hem-ʿinân-ı mürâfakat eyleyüp, ʿâdeti üzere Kırım'da vaʿz u tezkîr ve inzâr u tebşîr ile ilâne-i efʾide-i bernâ vü pîr eylediği Kırım Hânı'nın mesmûʿu olup, huzûruna daʿvet ve mazhar-ı birr ü mekremet eyledikde, ihtilâs-ı vakt-i güftâr ve oğlunun dîbâce-i zertâr-ı liyâkatin peymûde-i endâze-i tibyân eyleyerek, aklâmdan birine me'mûriyyetini [Ü1 253a] hâst-kâr olup, ol bâbda Reʾîsülküttâb Efendi'ye bir kıtʿa tavsiye-nâme istihsâl ve makzıyyü'l-âmâl Âsitâne-i saʿâdet'e şukka-güşây-ı istiʿcâl olup, mektûbunu teslîm ve merâmını tefhîm eyledikde, oğlunun siniyy-i ʿömrü endek ve nihâfet ü rikkat-ı cirmde mânend-i nokta-i şekk olduğu beyânıyla, Kalem'e âmed-şüdü müstehcen ve o zemân Âmedci bulunan Edhem Efendi'nin hacr-i terbiyesine verilüp, bir müddetden sonra Kalem'e müdâvemeti müstahsen görülmüşidi. Fi'l-hakīka dâyire-i Edhemî'de tezkiye ve istısfây-ı nefs ve edhem-i hevâ vü hevesi pâ-bend-i terk ü ferâğ ile habs edüp, kesret-i müşevvik ile hattını tezyîn ve kesb-i meʿârife iştigāl ile emeline vusûlü tehvîn etmişiken, Edhem Efendi kayd-ı fenâdan halâs ile reh-peymây-ı dâr-ı âhıret ve Sâhib-i terceme üftâde-i vâdî-yi gurbet-ender-gurbet olup, Yahyâ Paşa-zâde ʿAlî Bey'in kitâbetini ihtiyâr ve o hilâlde Tahvîl Kalemi'ne duhûl ile hatt-ı celîde nâmdâr ve sefer-i esbak evâyilinde Âmedî Odası'na nakl olunup, Râyif İsmâʿîl Paşa istiʿdâdına nazar ile dâyiresine celb ve tehî-destîden îcâb eden fakr u fâkasını selb etmişidi. Halîl Hamîd Paşa, doksan üç senesi Cumâdelûlâ'sında Büyük [Ü3 48b] Tezkireci oldukda, yerine mûmâ ileyh Âmedci ve sene-i merkūme tevcîhâtında Kâğıd Emîni olup, doksan sekiz senesinde ilhâkan Küçük Rûznâme ile münşerihu'l-fu'âd ve iki yüz birde Sipâh Kitâbeti ile ber-murâd olmuşiken, kable'z-zabt mâʿzûl ve der-ʿakab Silâhdâr Kitâbeti'ne mevsûl kılınup, bu hâl ile sefere râhî ve cemʿ-i mansıbeyn şerefiyle mübâhî olmuşidi.\nPâdişâh-ı bende-nüvâz dâme mahfûfen bi-sunûfi'l-iʿzâz hazretlerinin şehzâdelikleri hengâmında baʿzan taʿlîm-i meşk u imlâ [Ü1 253b] hıdmet-i seniyyeleriyle ihrâz-ı derece-i ʿizz ü ʿalâ eylediğine binâʾen, âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı vücûd-ı pür-sûdları taht-ı ʿâlî-bahta ziyâ-pâş ve ednâ münâsebeti olanlar [mısra]:\nBir zerreyüz kerem umarız âfitâbdan istirhâmıyla mazhar-ı mükâfât ü pâdâş oldukları gibi, bunun dahi sâye-i ʿâlem-gîr-i Şâhâne'lerinde emsâli gibi istizlâl eylemesi irâde ve Âsitâne-i saʿâdet'e tesyîri Kāyim-makām Paşa mektûbuyla Serdâr-ı ekrem tarafına ʿarz u ifâde ve tayy-i merâhil ile hâk-i kadem-i Husrevâne'ye rû-nihâde oldukda, Riyâset-i Rikâb hıdmetiyle şeref-yâb olacağı işrâb olunup, kırânât-ı nücûm ve inzâr-ı kevâkib iktizâsıyla, zâyirçe-i ʿâlemde istimrâr-ı nahs rû-nümâ olup, nahsın saʿda inkılâbı vaktine intizâren mâddenin bir-iki gün teʾhîrini işʿâr ve fenn-i tencîmde gûyâ mehâretin izhâr edüp, nâ-gâh âbisten-i hâdisât-ı “Yâ gāfilen ʿan-harekâti'l-felek. Nebbehekellâhu kemâ-ağfelek” takrîʿiyle tevlîd-i mehâlik ü âfât ve lisân-ı zemân-ı “Yâ nâ'imen fi'l-leyâlî gayre müftekkirin. Nebbih cüfûneke [Ü3 49a] v'ahzer min havâdisihâ” tenbîhiyle nâtıka-cünbân olup, tavrından müteneffir bulunanlar mesâvî vü mesâlib ve kabâyih u meʿâyibini berâhîn-i müselleme ile isbât ve tenkīs-ı teveccüh ü iltifât eylediklerinden, mütehakkıku'l-vukūʿ olan hıdmet-i Riyâset'den munsarıf ve semt-i kıble-i ümmîdden münharif olup, Büyük Tezkirecilik ile kadri tenzîl ve Riyâset hidmeti kemâ-kân Râşid Efendi'ye tahvîl olunup, birkaç mâh murûrunda o vakit Rikâb Kethudâsı bulunan İbrâhîm Efendi, Re'îsülküttâb Râşid Efendi maʿiyyeti ile Kāyim-makām Paşa'yı görüp, odalarına giderler iken, Dîvân hâzır ve Çavuş-başı Hamdullah Bey ʿarz-ı hâllere nâzır iken, mûmâ ileyhimâyı gördüğü gibi kıyâm ile vakfe-gîr-i selâm [Ü1 254a] olduğunu Sâhib-i terceme müşâhede ve katʿâ iltifât eylemediğinden gayri: “Şu sefîhlere kıyâm ile inhinâ, hürmet-i Dîvân'ı hetk ü imhâ kabîlindendir” deyü Hamdullah Bey'i dil-rîş-i tevbîh u izdirâ eylediğini, erbâb-ı garaz baʿzı zamâyim ü izâfât ile sâmiʿalarına ilkā eylediklerine binâ'en, te'dîbini izmâr ve temhîd-i mukaddimâta ibtidâr ve mûmâ ileyh dahi tehallüf-i merâmdan nâşî “Rubbe kelâm yu’eddî sâhibehû ilâ kilâm” mefhûmundan gaflet ile gâh u bî-gâh sûz u güdâz ve nâz ü niyâz şeklinde evzâʿ-ı şütür-gürbeye âgāz ve ʿadem-i ittisâʿ-ı havsala ile zeyl-i şekîb ü\nıstıbâra teşebbüs eylemediği, mûcib-i tehevvür-i Şehriyâr-ı ser-efrâz olmağla, li-ecli't-te'dîb iki yüz üç senesi Zilkaʿde'sinin yirmi birinci günü Bozca-ada'ya nefy ü tagrîb olunmuşidi. İki yüz beş senesi evâsıtında mazhar-ı merhamet ü işfâk ve Ordu-yi hümâyûn'a gitmek [Ü3 49b] üzere sebîli tahliye vü ıtlâk ve Şumnu Sahrâsı'na vusûlünde Yeniçeri Kitâbeti ile bedr-i ikbâli kâmilü'l-işrâk olup, o hılâlde Nemçe Musâlahası hıtâm-pezîr ve Orta Elçilik ile mûmâ ileyhin me'mûriyyeti karâr-gîr ve baʿde'l-ʿavd Cizye Muhâsebeciliği ile hurrem ve iki yüz yedi senesinde Baş-muhâsebe ile mükerrem olmuşidi. İki yüz sekiz senesinde Şıkk-ı Sâlis ve Hubûbât Nâzırı nasb olunup, iki yüz dokuz târîhinde Re'îsülküttâb ve on bir senesi Safer'inin on dördüncü günü ʿazl ile mübtelây-ı igtirâb ve on dört senesi evâsıtında ber-vech-i muharrer mahnûkan sûy-i âhırete sefer eyledi. Mûmâ ileyh fenn-i kitâbete vâkıf ve şiʿr ü inşâda selîkası müteʿârif olup, ʿilm-i nücûmda hiddet-i fehmi ve sâyir ʿulûmda kadr-i müşterek ʿilmi var idi. Taraf-ı Mülûkâne'den nâyil olduğu iltifâtı [Ü1 254b] hazm ile emsâli gibi ʿâkılâne hareket ve cümle ile hüsn-i ülfet ü muʿâşeret edüp, masdar-ı hayr u şerr olan lisânını zabt ile reh-rev-i semt-i ehl-i temkîn ve mûcib-i mehâfât olan umûrda taʿarruzdan dâmen-çîn olsa idi, ilâ-mâ-şâ'allah ictinây-ı semere-i şecere-i ʿömr-i nâzenîn eyleyeceği zâhir ü müstebîn idi; tecâvezallâhu ʿan seyyi’âtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun onuncu Ahad gicesi Un-kapanı'nda vâkiʿ bir dükkândan şuʿle-i âteş zebâne-keş olup, o havâlîde olan dekâkîn ve câmiʿi ve dâhil-i sûra sirâyetle, bir mikdâr mahalli hâkister ve dört sâʿatden sonra imdâd-ı sehâb-ı fazl-ı İlâhî, ol âteş-i serkeşin intıfâsını müyesser eyledi.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_431.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun onuncu Ahad gicesi Un-kapanı'nda vâkiʿ bir dükkândan şuʿle-i âteş zebâne-keş olup, o havâlîde olan dekâkîn ve câmiʿi ve dâhil-i sûra sirâyetle, bir mikdâr mahalli hâkister ve dört sâʿatden sonra imdâd-ı sehâb-ı fazl-ı İlâhî, ol âteş-i serkeşin intıfâsını müyesser eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yedi mâha karîb Sadâret-i ʿuzmâ Kāyim-makāmlığı'nda kâr-fermâ olan Sâmî Ebûbekir Paşa'nın ru'yet-i umûrda batâ'et ü rehâveti mezkûr ve eyyâm-ı hâliyye vü fârigada\niştigāli sâyiğ ve hengâm-ı esfârda hadd-i mahzûra bâliğ olan ahvâl ile beyne'l-hâssi ve'l-ʿâmm meşhûr olduğundan başka, mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne'ye muvâfık hıdemâta gayr-i muvaffak ve vâkiʿ ve gayr-i vâkiʿ baʿzı esbâb ile harekâtından müşme'iz bulunan Serdâr-ı ekrem hazretlerinin dahi müşârun ileyhden inhirâfı sebeb-i evvele mülhak olduğuna binâ'en, işbu şehr-i Receb'in onuncu Ahad günü o makām-ı refîʿden mehcûr ve şimdilik Bahr-i sefîd muhâfazasına me'mûr olmuşidi. Bir ân akdem esnâf ile dâd ü sitedini ru'yet ve ashâb-ı hukūku ırzâ ile muzga-i efvâh-ı enâm olmakdan zâtını sıyânet lâzım iken, Rikâb-ı kâmyâb'dan kesb eylediği müfârakat u mehcûru ârâm-rübây-ı ıstıbâr u şuʿûru olup, ʿazlinden sonra birkaç gün Âsitâne'de mukīm olduğu hâlde bu mahzûrun defʿini ʿadem-i tasavvur, esnâf makūlesine [Ü1 255a] sebeb-i ikdâm ü tecâsür olup, bi-ecmaʿihim Cuma günü Rikâb-ı müstetâb'a bess-i şekvâ ve matlûblarının tahsîlini niyâz ü istidʿâ etmeleriyle, fi'l-hâl mir'ât-ı temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı hazret-i Şehriyârî'de gubâr-ı infiʿâl hüveydâ olup, emvâlinden hukūk-ı nâs istîfâ ve kendüsi merfûʿu'l-Vezâre Tekfûrdağı'nda ikāmet etmek irâde-i ʿaliyyesi hakkında rû-nümâ oldu.\n\nSâbıkā Çavuş-başı olan ʿÖmer Paşa-zâde ʿAbdullah Bey [Ü3 50b] -efendi'nin nâsıye-i hâlinde âsâr-ı rüşd ü reviyyet nümâyân ve şimdiye dek müstahdem olduğu ʿazâyim-i umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'de sıdk u istikāmeti müstagnün ʿani'l-beyân olup, teyakkuz u temekkün sebebleriyle akrânına râcih ü fâyik ve Rütbe-i Vezâret'e min-külli'l-vücûh sezâvâr u lâyık olduğuna binâ'en, Bekir Paşa'nın ʿazli günü bağteten Serây-ı hümâyûn'a daʿvet ve hilʿat-i serâser-i behcet-i Vezâret ve Kāyim-makāmî ile dûş-ı istihkākı pür-zîb ü zînet kılınup, selefinin mutasarrıf olduğu Anadolu Eyâleti'yle dahi mükerrem, ve kâlây-ı vâlâ-yı ʿizz ü ihtişâmı tamga-yı bî-hemtây-ı mekârim-i Pâdişâhâne ile muʿlem kılındı.",
          "caption": "ʿAzl [Ü3 50a] ü nasb-ı Kāyim-makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_432.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl [Ü3 50a] ü nasb-ı Kāyim-makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ",
          "text": "Yedi mâha karîb Sadâret-i ʿuzmâ Kāyim-makāmlığı'nda kâr-fermâ olan Sâmî Ebûbekir Paşa'nın ru'yet-i umûrda batâ'et ü rehâveti mezkûr ve eyyâm-ı hâliyye vü fârigada\niştigāli sâyiğ ve hengâm-ı esfârda hadd-i mahzûra bâliğ olan ahvâl ile beyne'l-hâssi ve'l-ʿâmm meşhûr olduğundan başka, mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Mülûkâne'ye muvâfık hıdemâta gayr-i muvaffak ve vâkiʿ ve gayr-i vâkiʿ baʿzı esbâb ile harekâtından müşme'iz bulunan Serdâr-ı ekrem hazretlerinin dahi müşârun ileyhden inhirâfı sebeb-i evvele mülhak olduğuna binâ'en, işbu şehr-i Receb'in onuncu Ahad günü o makām-ı refîʿden mehcûr ve şimdilik Bahr-i sefîd muhâfazasına me'mûr olmuşidi. Bir ân akdem esnâf ile dâd ü sitedini ru'yet ve ashâb-ı hukūku ırzâ ile muzga-i efvâh-ı enâm olmakdan zâtını sıyânet lâzım iken, Rikâb-ı kâmyâb'dan kesb eylediği müfârakat u mehcûru ârâm-rübây-ı ıstıbâr u şuʿûru olup, ʿazlinden sonra birkaç gün Âsitâne'de mukīm olduğu hâlde bu mahzûrun defʿini ʿadem-i tasavvur, esnâf makūlesine [Ü1 255a] sebeb-i ikdâm ü tecâsür olup, bi-ecmaʿihim Cuma günü Rikâb-ı müstetâb'a bess-i şekvâ ve matlûblarının tahsîlini niyâz ü istidʿâ etmeleriyle, fi'l-hâl mir'ât-ı temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı hazret-i Şehriyârî'de gubâr-ı infiʿâl hüveydâ olup, emvâlinden hukūk-ı nâs istîfâ ve kendüsi merfûʿu'l-Vezâre Tekfûrdağı'nda ikāmet etmek irâde-i ʿaliyyesi hakkında rû-nümâ oldu.\n\nSâbıkā Çavuş-başı olan ʿÖmer Paşa-zâde ʿAbdullah Bey [Ü3 50b] -efendi'nin nâsıye-i hâlinde âsâr-ı rüşd ü reviyyet nümâyân ve şimdiye dek müstahdem olduğu ʿazâyim-i umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'de sıdk u istikāmeti müstagnün ʿani'l-beyân olup, teyakkuz u temekkün sebebleriyle akrânına râcih ü fâyik ve Rütbe-i Vezâret'e min-külli'l-vücûh sezâvâr u lâyık olduğuna binâ'en, Bekir Paşa'nın ʿazli günü bağteten Serây-ı hümâyûn'a daʿvet ve hilʿat-i serâser-i behcet-i Vezâret ve Kāyim-makāmî ile dûş-ı istihkākı pür-zîb ü zînet kılınup, selefinin mutasarrıf olduğu Anadolu Eyâleti'yle dahi mükerrem, ve kâlây-ı vâlâ-yı ʿizz ü ihtişâmı tamga-yı bî-hemtây-ı mekârim-i Pâdişâhâne ile muʿlem kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç mâhdan berü Bahr-i sefîd Boğazı'nda Donanma-yi hümâyûn ile ikāmet ve münteşir olan merâkib-i Sultâniyye'ye nezâret üzere olan Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetleri irâde olunup, Korfa tarafında olan donanma dahi muʿâvede üzere olmağla, cümlesi ictimâʿ ve Âsitâne tarafına feth-i şirâʿ etmişler idi.\nBirkaç mîl katından sonra “Tecri'r-riyâhu bi-mâ lâ-teştehi's-süfün” mefhûmu üzere nâ-gâh bâd-ı muhâlif hübûb ve Nakra Burunu'nda [Naʿra Burnu] bir firkateyn kaʿr-ı deryâya rüsûb edüp, fi'l-hâl sanʿat-ı cerr-i eskāl ile ahmâli [Ü1 255b] tahfîf ü tenkīs ve fazl-ı Hakk ile bir mahalline şiken-i zarar ʿârız olmaksızın tahlîs olunup, kemâ-kân Âsitâne tarafına imâle-i sükkân-ı ʿavd ü kufûl ve işbu Recebü'l-ferdin yirmi birinci günü mersây-ı Tersâne'ye lenger-endâz-ı vusûl [Ü3 51a] oldular.",
          "caption": "ʿAvdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_433.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Birkaç mâhdan berü Bahr-i sefîd Boğazı'nda Donanma-yi hümâyûn ile ikāmet ve münteşir olan merâkib-i Sultâniyye'ye nezâret üzere olan Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetleri irâde olunup, Korfa tarafında olan donanma dahi muʿâvede üzere olmağla, cümlesi ictimâʿ ve Âsitâne tarafına feth-i şirâʿ etmişler idi.\nBirkaç mîl katından sonra “Tecri'r-riyâhu bi-mâ lâ-teştehi's-süfün” mefhûmu üzere nâ-gâh bâd-ı muhâlif hübûb ve Nakra Burunu'nda [Naʿra Burnu] bir firkateyn kaʿr-ı deryâya rüsûb edüp, fi'l-hâl sanʿat-ı cerr-i eskāl ile ahmâli [Ü1 255b] tahfîf ü tenkīs ve fazl-ı Hakk ile bir mahalline şiken-i zarar ʿârız olmaksızın tahlîs olunup, kemâ-kân Âsitâne tarafına imâle-i sükkân-ı ʿavd ü kufûl ve işbu Recebü'l-ferdin yirmi birinci günü mersây-ı Tersâne'ye lenger-endâz-ı vusûl [Ü3 51a] oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri bu tarafdan hareket buyurduklarında, Selânikî Hasan Ağa'yı Nüzül Emîni nasb edüp, ilâ-hâze'l-ân hıdmet-i mezkûre ile imrâr-ı ezmân eyler idi. Ancak mûmâ ileyh ʿillet-i hummâya mübtelâ ve bi'z-zarûre ʿacz ü tesâmuhu hüveydâ olduğunu Sadrıaʿzam hazretleri inhâ ve Çapân-oğlu Kapu Kethudâsı Mustafa Bey'in Nüzül Emâneti'yle Ordu-yi hümâyûn'a taʿyîn olunmasını tasvîb ve işbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on yedinci günü mîr-i mûmâ ileyh Kapu'ya ihzâr ve hilʿati ilbâs olunup, orduya tesrîb olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Nüzül be-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_434.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Nüzül be-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri bu tarafdan hareket buyurduklarında, Selânikî Hasan Ağa'yı Nüzül Emîni nasb edüp, ilâ-hâze'l-ân hıdmet-i mezkûre ile imrâr-ı ezmân eyler idi. Ancak mûmâ ileyh ʿillet-i hummâya mübtelâ ve bi'z-zarûre ʿacz ü tesâmuhu hüveydâ olduğunu Sadrıaʿzam hazretleri inhâ ve Çapân-oğlu Kapu Kethudâsı Mustafa Bey'in Nüzül Emâneti'yle Ordu-yi hümâyûn'a taʿyîn olunmasını tasvîb ve işbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on yedinci günü mîr-i mûmâ ileyh Kapu'ya ihzâr ve hilʿati ilbâs olunup, orduya tesrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh sinîn-i mütetâvileden berü o havâlîye tesallut ile mâl-i Kārûn'a mâlik ve ber-mantûk-ı “Kellâ inne'l-insâne le-yetğâ, en ra'âhü'steğnâ” servet-i küllî ve buhl-i cibillî ile semt-i şatat u tecâvüze sâlik olup, baʿzan kemâl-i itâʿatini irâ'et ve baʿzan bâgıyâne reftâr ile izhâr-ı televvün ü ruʿûnet edüp, bir hâlde karâr hılâf-ı meşrebi ve reh-i nâ-refteye sülûk muktezây-ı mezhebi olup, “Ke-Ebî Berâkışe külle yevmin fî luhû yetehavvelü” beytine mâ-sadak u bâyeste ve ecsâm-ı zîbakıyye gibi dâyimâ sükûn ü istikrardan vâreste olup, vakten mine'l-evkāt Devlet-i ʿaliyye'nin bir sülmesine sedd olur mülâhazasıyla olur olmaz\ncünhalarına bakılmayup, her ʿasırda irâdesinin ekserîsine mümâşât ve mekârih-i mütâlebâtına müsâʿade ile terk-i mücâzât kılınur idi. Vaktâ ki, Françelü Mısır'a müstevlî oldu, mühimmât ve asâkir ve nukūd ve zehâyir imdâdıyla Mısır [Ü1 256a] Serʿaskerliği ʿuhdesine [Ü3 51b] ihâle olunmak emri müşârun ileyh ile istimzâc olundukda, Dürzî tâyifesi ʿisyâna müstaʿidd ve bi'n-nefs ʿAkkâ'da bulunması lâ-büdd idüğini beyân ile Serʿaskerlik'i sarf eyleyüp, o havâlîde tîz elden hatb-ı Serʿaskerî'yi idâre eder vüzerâdan sâhib-i tedbîr bir Vezîr bulunmayup, Haleb Muhassılı İbrâhîm Ağa'da âsâr-ı rüşd ü reviyyet müşâhede olunmağla, Mısır Serʿaskerliği inzımâmıyla Rütbe-i Vezâret müşârun ileyhe tevcîh ü ʿinâyet ve umûruna revâc vermek içün Şâm Eyâleti'ne muhtâc olduğu mahsûs olduğundan, Emâret-i Hâcc dahi menşûr-ı meʾmûriyyetine idrâc olunduğunu istimâʿ ile nâr-ı mevkide-i hased derûnunu sûzân ve televvün-i tabîʿat sarf-ı meʾmûriyyetden müşârun ileyhi peşîmân edüp, teklîfât-ı mâ-lâ-yutâk ile Serʿaskerlik'e râzî olduğunu îhâm u tasrîh ve hayyiz-i imkânda olan metâlibine müsâʿade ile hükm-i Cihân-mutâʿ Serʿaskeri, ismine tashîh olunmuşidi. O hılâlde aʿdâ ʿArîş'den ʿAkkâ'ya gelince, çep ü râstda vâkiʿ müzâhimleri defʿ ile ʿAkkâ'yı muhâsara eylediği tehakkuk edüp, maʿâzallah ʿAkkâ elden giderse düşmen, Şâm ve Kudüs taraflarına tamaʿ u temâyül ile hâl müşkil olacağı tehayyül olunup, ittifâk-ı erkân-ı Saltanat ile Sadrıaʿzam hazretleri, Serdâr-ı ekrem nasb ü taʿyîn ve müsteʿînen billâh o taraflara sevk-ı leşker-i Muvahhidîn kılınmışidi. Bu teveccüh ve ʿazîmet-i sâdıkanın semeresi olarak aʿdâ ʿAkkâ'da zûr-bâzû-yı asker-i İslâm-ı Pâdişâhî'yle reh-gîrây-ı inhizâm [Ü3 52a] ve Yafa ve Gazze ve Remle tekrâr mazbût-ı eyâdî-yi İslâm olduğu hılâlde, “Küllü'mri’in râciʿun yevmen li-şîmetihî ve in tehalleka ahlâkan ilâ hîn” mefhûmu üzere kemâ-fi'l-evvel izhâr-ı televvün ile îrâd-ı ʿilel-i nâ-be-mahall edüp, [Ü1 256b] hatb-ı Serʿâskerî ve Emâret-i Hâcc'dan istîfâ ve her ne kadar Sadrıaʿzam tarafından müdârâ olunduysa dahi, ʿinâd u muhâlefeti dü-bâlâ olup, maslahat-ı devlet giriftâr-ı ʿukde-i fesâd u ʿutlet ve aʿdây-ı dîn ihtilâf-ı kelime sebebi ile müstaʿidd-i mukāvemet olacağı ittifâk-kerde-i erbâb-ı basîret olduğundan, nâ-çâr Şâm\nEyâleti'yle Emâret-i Hâcc, ʿAzm-zâde ʿAbdullah Paşa'ya ve Mısır, Nasûh Paşa'ya tevcîh olunup, teveccüh-i Serdâr-ı ekremî ile Serʿaskerlik husûsu, tabîʿatı ile mülgā olduğuna binâ'en, ordu tertîbâtından maʿiyyetinde mevcûd asâkir ve mühimmâtı irsâl eyleyüp, zehâyir ve cihât-ı sâyire ile Ordu-yi hümâyûn'a iʿânet ü müzâhereti irâde olunmuşiken, tertîbât-ı mezkûreyi irsâl etmediğinden gayri, iʿânet-i fi'l-cümleden iğmâz ve fevz-i dâreyne sebeb olan te'yîd-i dîn-i mübînden iʿrâz etmekle, müşârun ileyhin ber-vech-i iltizâm ʿuhdesinde olan mukātaʿât refʿ ve Mîr Beşîr'e ilzâm ve zehâyir ve sâyir cihetler ile Ordu-yi hümâyûn'a iʿânet eylemesi tavsiye vü ifhâm olunduğundan başka, müşârun ileyhden Devlet-i ʿaliyye'ye küllî ye's ʿârız olup, beher hâl etrâf u eknâfın muhâfazası lâzım geldiğine binâ'en, Nâblus taraflarında fart-ı şecâʿatle teferrüd edüp, kuvvetde Cezzâr'dan bir nokta kadar farkı olan Cerrâr-oğlu cânib-i Sadr-ı güzîn'den [Ü3 52b] isticlâb ü te'mîn ve tazyîk-ı aʿdâ ve muhârese-i etrâf u enhâ hidemâtına taʿyîn olunduğundan gayri, o havâlî ile münâsebeti olan Sadrıaʿzam hazretlerinin Vekîl-harcı bâ-Rütbe-i Mîr-i mîrânî Kudüs muhâfazasına gönderilüp, sâyir mahaller dahi erbâb-ı necdet ü şecâʿat ile tahkîm ü tarsîn olundu. Cezzâr Paşa'nın hıfz-ı kalʿada zâhir olan ikdâm ü gayreti cemʿ ü iddhâr eylediği [Ü1 257a] emvâl ü eşyânın hıfz u vikāyesine mebnî idüği her ne kadar zâhir-i hâl ise dahi, imdâd-ı asâkir-i Pâdişâhî ile fevz ü zafere nâyil olduğunu ganîmet bilüp, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem ile muhâbere ve her bir husûsu müzâkere eyleyerek, kutr-ı Mısır'ın aʿdâdan tahlîs ü istısfâsı esbâbına teşebbüs etmemesi, saʿy ü emeğini hebâ ve beyne'n-nâs şâyiʿ u müstefîz olan şöhretini imhâ eyledi.",
          "caption": "Vakʿa-i Cezzâr Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_435.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i Cezzâr Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh sinîn-i mütetâvileden berü o havâlîye tesallut ile mâl-i Kārûn'a mâlik ve ber-mantûk-ı “Kellâ inne'l-insâne le-yetğâ, en ra'âhü'steğnâ” servet-i küllî ve buhl-i cibillî ile semt-i şatat u tecâvüze sâlik olup, baʿzan kemâl-i itâʿatini irâ'et ve baʿzan bâgıyâne reftâr ile izhâr-ı televvün ü ruʿûnet edüp, bir hâlde karâr hılâf-ı meşrebi ve reh-i nâ-refteye sülûk muktezây-ı mezhebi olup, “Ke-Ebî Berâkışe külle yevmin fî luhû yetehavvelü” beytine mâ-sadak u bâyeste ve ecsâm-ı zîbakıyye gibi dâyimâ sükûn ü istikrardan vâreste olup, vakten mine'l-evkāt Devlet-i ʿaliyye'nin bir sülmesine sedd olur mülâhazasıyla olur olmaz\ncünhalarına bakılmayup, her ʿasırda irâdesinin ekserîsine mümâşât ve mekârih-i mütâlebâtına müsâʿade ile terk-i mücâzât kılınur idi. Vaktâ ki, Françelü Mısır'a müstevlî oldu, mühimmât ve asâkir ve nukūd ve zehâyir imdâdıyla Mısır [Ü1 256a] Serʿaskerliği ʿuhdesine [Ü3 51b] ihâle olunmak emri müşârun ileyh ile istimzâc olundukda, Dürzî tâyifesi ʿisyâna müstaʿidd ve bi'n-nefs ʿAkkâ'da bulunması lâ-büdd idüğini beyân ile Serʿaskerlik'i sarf eyleyüp, o havâlîde tîz elden hatb-ı Serʿaskerî'yi idâre eder vüzerâdan sâhib-i tedbîr bir Vezîr bulunmayup, Haleb Muhassılı İbrâhîm Ağa'da âsâr-ı rüşd ü reviyyet müşâhede olunmağla, Mısır Serʿaskerliği inzımâmıyla Rütbe-i Vezâret müşârun ileyhe tevcîh ü ʿinâyet ve umûruna revâc vermek içün Şâm Eyâleti'ne muhtâc olduğu mahsûs olduğundan, Emâret-i Hâcc dahi menşûr-ı meʾmûriyyetine idrâc olunduğunu istimâʿ ile nâr-ı mevkide-i hased derûnunu sûzân ve televvün-i tabîʿat sarf-ı meʾmûriyyetden müşârun ileyhi peşîmân edüp, teklîfât-ı mâ-lâ-yutâk ile Serʿaskerlik'e râzî olduğunu îhâm u tasrîh ve hayyiz-i imkânda olan metâlibine müsâʿade ile hükm-i Cihân-mutâʿ Serʿaskeri, ismine tashîh olunmuşidi. O hılâlde aʿdâ ʿArîş'den ʿAkkâ'ya gelince, çep ü râstda vâkiʿ müzâhimleri defʿ ile ʿAkkâ'yı muhâsara eylediği tehakkuk edüp, maʿâzallah ʿAkkâ elden giderse düşmen, Şâm ve Kudüs taraflarına tamaʿ u temâyül ile hâl müşkil olacağı tehayyül olunup, ittifâk-ı erkân-ı Saltanat ile Sadrıaʿzam hazretleri, Serdâr-ı ekrem nasb ü taʿyîn ve müsteʿînen billâh o taraflara sevk-ı leşker-i Muvahhidîn kılınmışidi. Bu teveccüh ve ʿazîmet-i sâdıkanın semeresi olarak aʿdâ ʿAkkâ'da zûr-bâzû-yı asker-i İslâm-ı Pâdişâhî'yle reh-gîrây-ı inhizâm [Ü3 52a] ve Yafa ve Gazze ve Remle tekrâr mazbût-ı eyâdî-yi İslâm olduğu hılâlde, “Küllü'mri’in râciʿun yevmen li-şîmetihî ve in tehalleka ahlâkan ilâ hîn” mefhûmu üzere kemâ-fi'l-evvel izhâr-ı televvün ile îrâd-ı ʿilel-i nâ-be-mahall edüp, [Ü1 256b] hatb-ı Serʿâskerî ve Emâret-i Hâcc'dan istîfâ ve her ne kadar Sadrıaʿzam tarafından müdârâ olunduysa dahi, ʿinâd u muhâlefeti dü-bâlâ olup, maslahat-ı devlet giriftâr-ı ʿukde-i fesâd u ʿutlet ve aʿdây-ı dîn ihtilâf-ı kelime sebebi ile müstaʿidd-i mukāvemet olacağı ittifâk-kerde-i erbâb-ı basîret olduğundan, nâ-çâr Şâm\nEyâleti'yle Emâret-i Hâcc, ʿAzm-zâde ʿAbdullah Paşa'ya ve Mısır, Nasûh Paşa'ya tevcîh olunup, teveccüh-i Serdâr-ı ekremî ile Serʿaskerlik husûsu, tabîʿatı ile mülgā olduğuna binâ'en, ordu tertîbâtından maʿiyyetinde mevcûd asâkir ve mühimmâtı irsâl eyleyüp, zehâyir ve cihât-ı sâyire ile Ordu-yi hümâyûn'a iʿânet ü müzâhereti irâde olunmuşiken, tertîbât-ı mezkûreyi irsâl etmediğinden gayri, iʿânet-i fi'l-cümleden iğmâz ve fevz-i dâreyne sebeb olan te'yîd-i dîn-i mübînden iʿrâz etmekle, müşârun ileyhin ber-vech-i iltizâm ʿuhdesinde olan mukātaʿât refʿ ve Mîr Beşîr'e ilzâm ve zehâyir ve sâyir cihetler ile Ordu-yi hümâyûn'a iʿânet eylemesi tavsiye vü ifhâm olunduğundan başka, müşârun ileyhden Devlet-i ʿaliyye'ye küllî ye's ʿârız olup, beher hâl etrâf u eknâfın muhâfazası lâzım geldiğine binâ'en, Nâblus taraflarında fart-ı şecâʿatle teferrüd edüp, kuvvetde Cezzâr'dan bir nokta kadar farkı olan Cerrâr-oğlu cânib-i Sadr-ı güzîn'den [Ü3 52b] isticlâb ü te'mîn ve tazyîk-ı aʿdâ ve muhârese-i etrâf u enhâ hidemâtına taʿyîn olunduğundan gayri, o havâlî ile münâsebeti olan Sadrıaʿzam hazretlerinin Vekîl-harcı bâ-Rütbe-i Mîr-i mîrânî Kudüs muhâfazasına gönderilüp, sâyir mahaller dahi erbâb-ı necdet ü şecâʿat ile tahkîm ü tarsîn olundu. Cezzâr Paşa'nın hıfz-ı kalʿada zâhir olan ikdâm ü gayreti cemʿ ü iddhâr eylediği [Ü1 257a] emvâl ü eşyânın hıfz u vikāyesine mebnî idüği her ne kadar zâhir-i hâl ise dahi, imdâd-ı asâkir-i Pâdişâhî ile fevz ü zafere nâyil olduğunu ganîmet bilüp, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem ile muhâbere ve her bir husûsu müzâkere eyleyerek, kutr-ı Mısır'ın aʿdâdan tahlîs ü istısfâsı esbâbına teşebbüs etmemesi, saʿy ü emeğini hebâ ve beyne'n-nâs şâyiʿ u müstefîz olan şöhretini imhâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arpa Emîni olan Mükellef-zâde Mustafa Bey habs-i serîret ve fesâd-ı tabîʿat iktizâsıyla, istiklâl-i Sadr-ı vâlâ-kadr'ı ihlâl eder erâcîf ü ebâtîl intişârına ictisâr edüp, Âsitâne-i saʿâdet'den hüsn-i müdâfaʿa ile tebâʿüdü lâzime-i vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, maʿnen tağrîb ve hâricde baʿzı vesâyâ teblîği zımnında Kapu Kethudâsı olduğu Vezîr Cezzâr Paşa tarafına me'mûriyyeti tasvîb olunmuşidi. Mûmâ ileyh tekālîb-i rûzgârdan gâfil ve bu me'mûriyyetin hâtimesi baʿzı ağrâzına fâtiha-i ikbâl olacağını mütehayyil olarak tayy-i\nmerâhil ve kat‘-ı menâzil ile 'Akkâ'ya vâsıl olup, tebeʿât-ı sabıkasını tezekkür ve giderek “Men yezra‘i'ş-şevke lem-yahsıd bihi'l-‘inebâ” meʼâlini tefekkür ile seylâb-ı ‘illet-i insıbâb, hâne-i 'ömrünü [Ü3 53a] harâb ve kelime-i şerr makāmını zîr-i türâb eylediği haberi, vârid-i Dergâh-ı muʻallâ-kıbâb olup, bakıyye-i müddet-i mansıbı Îrâd-ı Cedîd tarafından idare olunmak fermân ve muhallefâtı düyûnuna ve fazlası yetîmine ihsân olundu. Mûmâ ileyh mütehettik ü cesûr ve hubb-i dünyâ ile memkûr olup, celb-i mâl ve kesb-i ikbâl ümniyyesiyle ‘azâyim-i umûra tesaddî ve min-külli'l-vücûh dâ'ire-i hadd ü edebi tecavüz ü teʿaddî eylediğinden gayri, sû'-i sanî ve fi‘l-i beşîʿa-i mücâzât muktezây-ı tabîʿat-i vakt [Ü1 257b] olduğunu 'adem-i mülâhaza ile lisânını mâ-lâ-ya'nîden keff ü muhafaza eylemeyüp, ‘âkıbetü'l-emr bu kişt-zâr-ı mekāsıd u emânı olan zemân-ı fânîden iltikāt-ı hubûb-ı kâm-rânî edemeyüp, mahrûm u nâ-kâm ve sûy-i âhırete şedd-i hırâm eyledi.",
          "caption": "Me'mûriyyet ve vefât-ı Mükellef-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_436.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet ve vefât-ı Mükellef-zâde",
          "text": "Arpa Emîni olan Mükellef-zâde Mustafa Bey habs-i serîret ve fesâd-ı tabîʿat iktizâsıyla, istiklâl-i Sadr-ı vâlâ-kadr'ı ihlâl eder erâcîf ü ebâtîl intişârına ictisâr edüp, Âsitâne-i saʿâdet'den hüsn-i müdâfaʿa ile tebâʿüdü lâzime-i vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, maʿnen tağrîb ve hâricde baʿzı vesâyâ teblîği zımnında Kapu Kethudâsı olduğu Vezîr Cezzâr Paşa tarafına me'mûriyyeti tasvîb olunmuşidi. Mûmâ ileyh tekālîb-i rûzgârdan gâfil ve bu me'mûriyyetin hâtimesi baʿzı ağrâzına fâtiha-i ikbâl olacağını mütehayyil olarak tayy-i\nmerâhil ve kat‘-ı menâzil ile 'Akkâ'ya vâsıl olup, tebeʿât-ı sabıkasını tezekkür ve giderek “Men yezra‘i'ş-şevke lem-yahsıd bihi'l-‘inebâ” meʼâlini tefekkür ile seylâb-ı ‘illet-i insıbâb, hâne-i 'ömrünü [Ü3 53a] harâb ve kelime-i şerr makāmını zîr-i türâb eylediği haberi, vârid-i Dergâh-ı muʻallâ-kıbâb olup, bakıyye-i müddet-i mansıbı Îrâd-ı Cedîd tarafından idare olunmak fermân ve muhallefâtı düyûnuna ve fazlası yetîmine ihsân olundu. Mûmâ ileyh mütehettik ü cesûr ve hubb-i dünyâ ile memkûr olup, celb-i mâl ve kesb-i ikbâl ümniyyesiyle ‘azâyim-i umûra tesaddî ve min-külli'l-vücûh dâ'ire-i hadd ü edebi tecavüz ü teʿaddî eylediğinden gayri, sû'-i sanî ve fi‘l-i beşîʿa-i mücâzât muktezây-ı tabîʿat-i vakt [Ü1 257b] olduğunu 'adem-i mülâhaza ile lisânını mâ-lâ-ya'nîden keff ü muhafaza eylemeyüp, ‘âkıbetü'l-emr bu kişt-zâr-ı mekāsıd u emânı olan zemân-ı fânîden iltikāt-ı hubûb-ı kâm-rânî edemeyüp, mahrûm u nâ-kâm ve sûy-i âhırete şedd-i hırâm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fî'l-asl ‘Ayntâb sâkinlerinden olup, belde-i mezkûrede Mahkeme Kâtibi ve baʿdehû Mîr-i mîrân'dan Sivas'da katl olunan Nûrî Paşa'ya Dîvân Kâtibi olan es-Seyyid 'Asım Efendi kenâr memleketlerde nakd-i hüneri nâ-sere ve nahîl-i ümmîdi gayr-i müsmire olduğunu ‘arz-ı kuvve-i mütefekkire edüp, mir'ât-ı zeng-beste-i ma'rifete saykalda safvet olan Âsitâne-i saʿâdet'e tevcîh-i veche-i ‘azîmet ve bir medresede ikāmet ile kûşe-nişîn-i vahdet olmuşidi. Tabâyi'-i nâsda ‘araz-ı gayr-i müfârık olan kusûr-ı himem muktezâsınca ne mahalle vardıysa, zahmına merhem bulamayup, bilâhare Sadr-ı Rûm-i esbak merhûm ‘Abdullah Monla Efendi'ye merkūmun müfredât-ı ahvâli icmâl ve dâ'irelerine celb olunmak ruhsatı istihsâl olunup, memnûn u şâd-kâm dâ'ire-i müşârun ileyhde istikrâr u ârâm [Ü3 53b] ve bir müddetden sonra himmet-i mahdûm ile münharıt-1 silkü'l-le'âl-i müderrisîn-i kirâm olduğundan başka, kadri gayr-i zâyiʿ ve hüner ü maʿrifeti müstefîz ü şâyiʿ olmak içün Kāmûsu'l-'Acem olan Bürhân-ı Kātıʿ'ın tercemesine iğrâ ve iki sene zarfında terceme-i mezkûre resîde-i hayyiz-i intihâ oldukda, baʿzı hüner-perver terbiyesiyle huzûr-ı Şehriyâr-ı kadr-şinâs'a 'arz u teblîğ ve hakkında kelimü't-tayyib-i hüsn-i taʿrîf bî-dirîğ kılınup, tercemesi\niʿtibâra sezâ ve beş bin guruş ʿatıyye ve şehriyye yarım kîse maʿîşetle mazhar-ı lutf-ı Hudâvend-i yemm-i ʿatâ olduğundan fazla, rütbesi terfîʿ ü iʿlâ olunmuşidi. Terceme-i mezkûrenin beyne'n-nâs nüshası kesîr ve nefʿ-i vefîr olmak içün [Ü1 258a] Dâru't-tıbâʿ-ı ʿâmire'de tabʿ ü temsîli murâd-ı hümâyûn olup, fi'l-hâl emre imtisâl ve beş yüz nüsha tabʿ u istihsâl olunup, işbu Cumâdelâhıre'de nüshaları münteşir ve ʿan-asl iki-üç yüz guruş ile bir nüshasının tahsîli müteʿassir olan kitâb el-yevm otuz guruş ile müteyessir olup, zemân-ı saʿd-iktirân-ı hazret-i Şehriyârî'de bu eser-i cemîlin bürûzu ʿulüvv-i himmet-i Şâhâne'ye bürhân ve sâye-i hemâ-vâye-i Husrevâne'de müstezıll olan ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâda teshîl-i mesâlih sûretinde bir nevʿ ihsân olduğu bî-reyb ü gümândır.",
          "caption": "Zikr-i terceme ve tab‘-ı Lügat-ı Bürhân-ı Kātı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_437.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i terceme ve tab‘-ı Lügat-ı Bürhân-ı Kātı",
          "text": "Fî'l-asl ‘Ayntâb sâkinlerinden olup, belde-i mezkûrede Mahkeme Kâtibi ve baʿdehû Mîr-i mîrân'dan Sivas'da katl olunan Nûrî Paşa'ya Dîvân Kâtibi olan es-Seyyid 'Asım Efendi kenâr memleketlerde nakd-i hüneri nâ-sere ve nahîl-i ümmîdi gayr-i müsmire olduğunu ‘arz-ı kuvve-i mütefekkire edüp, mir'ât-ı zeng-beste-i ma'rifete saykalda safvet olan Âsitâne-i saʿâdet'e tevcîh-i veche-i ‘azîmet ve bir medresede ikāmet ile kûşe-nişîn-i vahdet olmuşidi. Tabâyi'-i nâsda ‘araz-ı gayr-i müfârık olan kusûr-ı himem muktezâsınca ne mahalle vardıysa, zahmına merhem bulamayup, bilâhare Sadr-ı Rûm-i esbak merhûm ‘Abdullah Monla Efendi'ye merkūmun müfredât-ı ahvâli icmâl ve dâ'irelerine celb olunmak ruhsatı istihsâl olunup, memnûn u şâd-kâm dâ'ire-i müşârun ileyhde istikrâr u ârâm [Ü3 53b] ve bir müddetden sonra himmet-i mahdûm ile münharıt-1 silkü'l-le'âl-i müderrisîn-i kirâm olduğundan başka, kadri gayr-i zâyiʿ ve hüner ü maʿrifeti müstefîz ü şâyiʿ olmak içün Kāmûsu'l-'Acem olan Bürhân-ı Kātıʿ'ın tercemesine iğrâ ve iki sene zarfında terceme-i mezkûre resîde-i hayyiz-i intihâ oldukda, baʿzı hüner-perver terbiyesiyle huzûr-ı Şehriyâr-ı kadr-şinâs'a 'arz u teblîğ ve hakkında kelimü't-tayyib-i hüsn-i taʿrîf bî-dirîğ kılınup, tercemesi\niʿtibâra sezâ ve beş bin guruş ʿatıyye ve şehriyye yarım kîse maʿîşetle mazhar-ı lutf-ı Hudâvend-i yemm-i ʿatâ olduğundan fazla, rütbesi terfîʿ ü iʿlâ olunmuşidi. Terceme-i mezkûrenin beyne'n-nâs nüshası kesîr ve nefʿ-i vefîr olmak içün [Ü1 258a] Dâru't-tıbâʿ-ı ʿâmire'de tabʿ ü temsîli murâd-ı hümâyûn olup, fi'l-hâl emre imtisâl ve beş yüz nüsha tabʿ u istihsâl olunup, işbu Cumâdelâhıre'de nüshaları münteşir ve ʿan-asl iki-üç yüz guruş ile bir nüshasının tahsîli müteʿassir olan kitâb el-yevm otuz guruş ile müteyessir olup, zemân-ı saʿd-iktirân-ı hazret-i Şehriyârî'de bu eser-i cemîlin bürûzu ʿulüvv-i himmet-i Şâhâne'ye bürhân ve sâye-i hemâ-vâye-i Husrevâne'de müstezıll olan ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâda teshîl-i mesâlih sûretinde bir nevʿ ihsân olduğu bî-reyb ü gümândır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kazâların tevcîh vakitleri tekarrüb ve şimdiden mutasarrıfları te'ehhüb etmek içün Haleb Kazâsı, ʿİmâd-zâde es-Seyyid Mahmûd Efendi'ye ve Üsküdar Kazâsı, Ahmed Safiyyüddîn Efendi'ye [Ü3 54a] ve İzmir Kazâsı, Zileli-zâde Seyyid Mahmûd Efendi'ye gurre-i Şaʿbân'da tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Haleb ve Üsküdar ve İzmir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_438.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Haleb ve Üsküdar ve İzmir",
          "text": "Zikr olunan kazâların tevcîh vakitleri tekarrüb ve şimdiden mutasarrıfları te'ehhüb etmek içün Haleb Kazâsı, ʿİmâd-zâde es-Seyyid Mahmûd Efendi'ye ve Üsküdar Kazâsı, Ahmed Safiyyüddîn Efendi'ye [Ü3 54a] ve İzmir Kazâsı, Zileli-zâde Seyyid Mahmûd Efendi'ye gurre-i Şaʿbân'da tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Edirne Kazâsı'ndan maʿzûl Müfîd İsmâʿîl Efendi öteden berü neşr-i ʿulûm ile meşgûl ve Beyzâvî'ye yazdığı Hâşiye beyne'l-fuhûl muʿteber u makbûl olduğu sâmiʿ-i hümâyûna mevsûl ve Vîrânşehirli Hasan Efendi Hudâvendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultân Mustafa Hân merhûmun ʿasrında mukarrir ve kerâmetlü Şehriyâr-ı sütûde-âsâr hazretleri o vakti mütezekkir olup, ikisini dahi birer pâye ile behre-dâr buyurmak irâde-i seniyyesi hâtır-güzâr-ı ilhâm-âsârları olmağla, Müfîd İsmâʿîl Efendi'ye Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi yedinci gününden ve Hasan Efendi'ye gurre-i Ramazân'dan iʿtibâr ile Mekke-i mükerreme Pâyesi ihsân ve o Ferkadeyn-i âsumân-ı ʿilm ü ittikānın pertev-i âfitâb-ı enzâr-ı Mülûkâne ile ʿizz ü şerefleri dirahşân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Müfîd İsmâʿîl Efendi ve Hasan Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_439.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Mekke-i mükerreme be-Müfîd İsmâʿîl Efendi ve Hasan Efendi",
          "text": "Edirne Kazâsı'ndan maʿzûl Müfîd İsmâʿîl Efendi öteden berü neşr-i ʿulûm ile meşgûl ve Beyzâvî'ye yazdığı Hâşiye beyne'l-fuhûl muʿteber u makbûl olduğu sâmiʿ-i hümâyûna mevsûl ve Vîrânşehirli Hasan Efendi Hudâvendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultân Mustafa Hân merhûmun ʿasrında mukarrir ve kerâmetlü Şehriyâr-ı sütûde-âsâr hazretleri o vakti mütezekkir olup, ikisini dahi birer pâye ile behre-dâr buyurmak irâde-i seniyyesi hâtır-güzâr-ı ilhâm-âsârları olmağla, Müfîd İsmâʿîl Efendi'ye Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi yedinci gününden ve Hasan Efendi'ye gurre-i Ramazân'dan iʿtibâr ile Mekke-i mükerreme Pâyesi ihsân ve o Ferkadeyn-i âsumân-ı ʿilm ü ittikānın pertev-i âfitâb-ı enzâr-ı Mülûkâne ile ʿizz ü şerefleri dirahşân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem [Ü1 258b] hazretleri zîr-i livây-ı nusrat-iltivâsında tehaşşüd eden asâkir-i İslâm ile Gazze Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm eyleyüp, ʿavn-i Melik-i kadîr ile ʿArîş Kalʿası'nı âverde-i kemend-i teshîr eylemek niyyetini cây-gîr-i zamîr eylediğine binâʾen, katʿ-ı imdâd-ı aʿdâ mekāsıdıyla ibtidây-ı emrde Sâlihiyye'den tarafa ʿArîş Kalʿası'na bir buçuk sâʿat mesâfe olan Bi'r-i Mesʿûdiyye'nin zabtını takdîm ve Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerây-ı ʿizâmdan Nasûh Paşa ve Mustafa Paşa'yı ve Elfî Mehmed Bey ile Cerrâr-oğlu'nu [Ü3 54b] ve ümerây-ı Mısrıyye'yi bu maslahata taʿyîn ve mâ-lezimelerin tetmîm buyurmuşlar idi. Mahall-i mezkûrun zabt olunduğu haberiyle âzân-ı ehl-i îmân müşennef ve imdâd-ı muhâbere-i aʿdâ gāyilesi ber-taraf oldukdan sonra, Sivas Vâlîsi Vezîr Receb Paşa, Başbûğ nasb olunup, maʿiyyetine tertîb-i ceyş-i mevfûr ve ʿArîş Kalʿası'nı dest-i aʿdâdan istihlâsa meʾmûr kılındığından gayri, Bi'r-i Mesʿûdiyye'de mukîm Vezîr Mustafa Paşa'nın dahi bu cemʿiyyete idhâli münâsib görülüp, fi'l-hâl meʾmûriyyet emri berîd-i istiʿcâl ile tarafına irsâl olunmuşidi.\n\nAsâkir-i zafer-encâm ʿArîş mukābiline rekz-i aʿlâm eylediklerinde, Başbûğ olan Vezîr Receb Paşa tenbîh-i Serdâr-ı ekremî üzere kalʿada mütehassın olan aʿdâya iblâğ-ı peyâm ve bilâ-muhârebetin kalʿa teslîm olunduğu hâlde diledikleri mahallere insırâfları tecvîz olunup, muhârebeye tesaddî ederler ise, istimânları mukārin-i lihâza-i rağbet olmayup, cümlesi tuʿme-i dehen-i hüsâm olacağları ifhâm olundukda, hasânet-i kalʿaya igtirâr ile kuvvet ü miknetlerin ifâde ve envâʿ-ı lâf ü güzâf ile mebʿûsları iʿâde eylediklerinde, hizebrân-ı bîşe-i celâdet mahall-be-mahall hasr-ı kalʿaya bezl-i cehd ü tâkat ve keyfiyyeti taraf-ı Serdâr-ı ekremî'ye [Ü1 259a] tahrîr u işâret eylediklerinde, Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri Ordu-yi hümâyûn'u Gazze Sahrâsı'nda ibkā ve sebükbârca ʿArîş'e doğru tahrîk-i bâd-pâ eyleyüp, akreb-i evânda ʿArîş'e vusûl ve bir buçuk sâʿat mesâfede vâkiʿ bir mahalle nüzûl ile gayret-keşân-ı [Ü3 55a] İslâm'ı tahrîz u iğrâ ve top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyye ile düşmen-i mahsûru sûzân-ı âteş-i heleket ü fenâ eyledikleri hâlde aʿdây-ı liʾâm kalʿadan hurûc ile muhârebeye kıyâm ve berü tarafdan mukābele-i merdâne ile sell-i seyf-i hısâm kılınup, sevret-i İslâmiyye'ye tâb-\nâver olamadıklarından, istîmân sûretlerini izhâr etmeleriyle “eş-Şartu emleku\" mefhûmu üzere emânları dâhil-i dehlîz-i semʿ-i iʿtibâr olmayup, sergerdeleriyle yüz elli nefer kefere-i bed-ahter merbût-ı hibâle-i isâr ve bâkīsi müste'sal-i seyf-i hûn-bâr kılınup, üserâyı Vezîr Mustafa Paşa huzûr-ı Serdâr-ı ekremî'ye getürüp, ferve-i semmûr ve çelenk-i müstevcibü'l-hubûr ile bedr-i kadri ilmâʿ ve zevâyây-ı kalʿada ser-nühüfte-i genc-i ihtifâ olan aʿdâ'ı ahz ve cebe-hâne ve mühimmâtı zabt içün müşârun ileyh ircâʿ olunup, bi-hasebi'l-me'mûriyye kalʿaya gelüp, burûc-ı kalʿadan birine suʿûd ve tabl u sûrnâsını darb ile izhâr-ı şâd-mânî vü sürûd eylediği hâlde tahte'l-burc müddahar olan barut âteş alup, müşârun ileyh ile dâyiresi halkının mevcûdları müştaʿil ve derece-i şehâdete neyl ile civâr-ı rahmet-i Hakk'a müntakıl oldukları ve dest-i aʿdâya giriftâr oldukdan sonra, hasânât ve burûc-ı müşeyyede ile istihkâm verilmiş olan işbu kalʿa-i menîʿa fazl-ı Hakk ile tekrâr zamîme-i mülk-i Pâdişâhî olduğu haberi evâhır-ı Şaʿbân'da (21-29 Şaʿbân 1214 = 18-26 Ocak 1800) tanîn-endâz-ı sâmiʿa-i mü'minîn ve mûcib-i inşirâh-ı sudûr-ı Muvahhidîn oldu.\nSerdâr-ı ekrem hazretleri [Ü3 55b] tarafından cilve-ger-i meclây-ı [Ü1 259b] zuhûr olan saʿy ü ikdâm-ı nâ-mahsûr nezd-i ferd-i Mülûkâne'de meşkûr olduğuna binâ'en, müşârun ileyh hazretlerine ʿatıyye-i hümâyûn olarak yetmiş beş bin guruşluk zer-i nâb ve serâpâ cevher-i kem-yâb ile ârâste bir kıtʿa çelenk-i âfitâb-tâb ʿinâyet olunduğundan fazla, maʿiyyetinde olan vüzerâ-yı ʿizâmın ru'ûs-i mübâhâtları tezyîn olunmak içün üç kıtʿa mücevher ve sâyir müteʿayyinân-ı Ordu-yı hümâyûn'a on kıtʿa sâde altûn çelenk irsâl ve bu haber-i beşâret-iştimâl ile vürûd ve maʿreke-i mezkûrede isbât-ı vücûd eden Sadrıaʿzam hazretlerinin Kapucular Kethudâsı ʿOsmân Bey, huzûr-ı müstelzimü's-sürûr-ı Şâhâne'ye duhûl ile ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, vukūʿ buluan fütûhâtı vukūʿu üzere takrîr, sebeb-i inkişâf-ı tabʿ-ı Pâdişâh-ı kişver-gîr olup, mûmâ ileyhe dahi beş bin guruş ʿatıyye-i behiyye ile bir sehm inʿâm ve Mehd-i ʿulyâ dâmet ʿismetuhâ hazretleri tarafından dahi iki bin beş yüz guruş ve Dâru's-saʿâde Ağası hazretleri tarafından bir ferve-i semmûr ile bin beş yüz guruş ikrâm olunduğundan gayri, silahşörân-ı Hâssa-i Şehriyârî zümresine idhâl ve Bâb-ı âlî'den dahi semmûr kürk ve çelenk ile sunûf-ı iltifât ikmâl olundu.",
          "caption": "İstirdâd-ı Kalʿa-i ʿArîş ez-dest-i düşmen-i bed-kîş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_440.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İstirdâd-ı Kalʿa-i ʿArîş ez-dest-i düşmen-i bed-kîş",
          "text": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem [Ü1 258b] hazretleri zîr-i livây-ı nusrat-iltivâsında tehaşşüd eden asâkir-i İslâm ile Gazze Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm eyleyüp, ʿavn-i Melik-i kadîr ile ʿArîş Kalʿası'nı âverde-i kemend-i teshîr eylemek niyyetini cây-gîr-i zamîr eylediğine binâʾen, katʿ-ı imdâd-ı aʿdâ mekāsıdıyla ibtidây-ı emrde Sâlihiyye'den tarafa ʿArîş Kalʿası'na bir buçuk sâʿat mesâfe olan Bi'r-i Mesʿûdiyye'nin zabtını takdîm ve Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd vüzerây-ı ʿizâmdan Nasûh Paşa ve Mustafa Paşa'yı ve Elfî Mehmed Bey ile Cerrâr-oğlu'nu [Ü3 54b] ve ümerây-ı Mısrıyye'yi bu maslahata taʿyîn ve mâ-lezimelerin tetmîm buyurmuşlar idi. Mahall-i mezkûrun zabt olunduğu haberiyle âzân-ı ehl-i îmân müşennef ve imdâd-ı muhâbere-i aʿdâ gāyilesi ber-taraf oldukdan sonra, Sivas Vâlîsi Vezîr Receb Paşa, Başbûğ nasb olunup, maʿiyyetine tertîb-i ceyş-i mevfûr ve ʿArîş Kalʿası'nı dest-i aʿdâdan istihlâsa meʾmûr kılındığından gayri, Bi'r-i Mesʿûdiyye'de mukîm Vezîr Mustafa Paşa'nın dahi bu cemʿiyyete idhâli münâsib görülüp, fi'l-hâl meʾmûriyyet emri berîd-i istiʿcâl ile tarafına irsâl olunmuşidi.\n\nAsâkir-i zafer-encâm ʿArîş mukābiline rekz-i aʿlâm eylediklerinde, Başbûğ olan Vezîr Receb Paşa tenbîh-i Serdâr-ı ekremî üzere kalʿada mütehassın olan aʿdâya iblâğ-ı peyâm ve bilâ-muhârebetin kalʿa teslîm olunduğu hâlde diledikleri mahallere insırâfları tecvîz olunup, muhârebeye tesaddî ederler ise, istimânları mukārin-i lihâza-i rağbet olmayup, cümlesi tuʿme-i dehen-i hüsâm olacağları ifhâm olundukda, hasânet-i kalʿaya igtirâr ile kuvvet ü miknetlerin ifâde ve envâʿ-ı lâf ü güzâf ile mebʿûsları iʿâde eylediklerinde, hizebrân-ı bîşe-i celâdet mahall-be-mahall hasr-ı kalʿaya bezl-i cehd ü tâkat ve keyfiyyeti taraf-ı Serdâr-ı ekremî'ye [Ü1 259a] tahrîr u işâret eylediklerinde, Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri Ordu-yi hümâyûn'u Gazze Sahrâsı'nda ibkā ve sebükbârca ʿArîş'e doğru tahrîk-i bâd-pâ eyleyüp, akreb-i evânda ʿArîş'e vusûl ve bir buçuk sâʿat mesâfede vâkiʿ bir mahalle nüzûl ile gayret-keşân-ı [Ü3 55a] İslâm'ı tahrîz u iğrâ ve top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyye ile düşmen-i mahsûru sûzân-ı âteş-i heleket ü fenâ eyledikleri hâlde aʿdây-ı liʾâm kalʿadan hurûc ile muhârebeye kıyâm ve berü tarafdan mukābele-i merdâne ile sell-i seyf-i hısâm kılınup, sevret-i İslâmiyye'ye tâb-\nâver olamadıklarından, istîmân sûretlerini izhâr etmeleriyle “eş-Şartu emleku\" mefhûmu üzere emânları dâhil-i dehlîz-i semʿ-i iʿtibâr olmayup, sergerdeleriyle yüz elli nefer kefere-i bed-ahter merbût-ı hibâle-i isâr ve bâkīsi müste'sal-i seyf-i hûn-bâr kılınup, üserâyı Vezîr Mustafa Paşa huzûr-ı Serdâr-ı ekremî'ye getürüp, ferve-i semmûr ve çelenk-i müstevcibü'l-hubûr ile bedr-i kadri ilmâʿ ve zevâyây-ı kalʿada ser-nühüfte-i genc-i ihtifâ olan aʿdâ'ı ahz ve cebe-hâne ve mühimmâtı zabt içün müşârun ileyh ircâʿ olunup, bi-hasebi'l-me'mûriyye kalʿaya gelüp, burûc-ı kalʿadan birine suʿûd ve tabl u sûrnâsını darb ile izhâr-ı şâd-mânî vü sürûd eylediği hâlde tahte'l-burc müddahar olan barut âteş alup, müşârun ileyh ile dâyiresi halkının mevcûdları müştaʿil ve derece-i şehâdete neyl ile civâr-ı rahmet-i Hakk'a müntakıl oldukları ve dest-i aʿdâya giriftâr oldukdan sonra, hasânât ve burûc-ı müşeyyede ile istihkâm verilmiş olan işbu kalʿa-i menîʿa fazl-ı Hakk ile tekrâr zamîme-i mülk-i Pâdişâhî olduğu haberi evâhır-ı Şaʿbân'da (21-29 Şaʿbân 1214 = 18-26 Ocak 1800) tanîn-endâz-ı sâmiʿa-i mü'minîn ve mûcib-i inşirâh-ı sudûr-ı Muvahhidîn oldu.\nSerdâr-ı ekrem hazretleri [Ü3 55b] tarafından cilve-ger-i meclây-ı [Ü1 259b] zuhûr olan saʿy ü ikdâm-ı nâ-mahsûr nezd-i ferd-i Mülûkâne'de meşkûr olduğuna binâ'en, müşârun ileyh hazretlerine ʿatıyye-i hümâyûn olarak yetmiş beş bin guruşluk zer-i nâb ve serâpâ cevher-i kem-yâb ile ârâste bir kıtʿa çelenk-i âfitâb-tâb ʿinâyet olunduğundan fazla, maʿiyyetinde olan vüzerâ-yı ʿizâmın ru'ûs-i mübâhâtları tezyîn olunmak içün üç kıtʿa mücevher ve sâyir müteʿayyinân-ı Ordu-yı hümâyûn'a on kıtʿa sâde altûn çelenk irsâl ve bu haber-i beşâret-iştimâl ile vürûd ve maʿreke-i mezkûrede isbât-ı vücûd eden Sadrıaʿzam hazretlerinin Kapucular Kethudâsı ʿOsmân Bey, huzûr-ı müstelzimü's-sürûr-ı Şâhâne'ye duhûl ile ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, vukūʿ buluan fütûhâtı vukūʿu üzere takrîr, sebeb-i inkişâf-ı tabʿ-ı Pâdişâh-ı kişver-gîr olup, mûmâ ileyhe dahi beş bin guruş ʿatıyye-i behiyye ile bir sehm inʿâm ve Mehd-i ʿulyâ dâmet ʿismetuhâ hazretleri tarafından dahi iki bin beş yüz guruş ve Dâru's-saʿâde Ağası hazretleri tarafından bir ferve-i semmûr ile bin beş yüz guruş ikrâm olunduğundan gayri, silahşörân-ı Hâssa-i Şehriyârî zümresine idhâl ve Bâb-ı âlî'den dahi semmûr kürk ve çelenk ile sunûf-ı iltifât ikmâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kuds-i şerîf muhâfazasında olan Mîr-i mîrân Mehmed Paşa'nın asâkir ve zehâyir cihetleriyle Ordu-yi hümâyûn'a iʻâneti, mûcib-i tele'lü'-i kevkeb-i ʻizzeti olup, işbu Receb gāyetinde Rütbe-i Vezâret'le kadri [Ü3 56a] terfîʻ ü iʻlâ ve ʻArîş vakʻasında şehîd olan Vezîr Mustafa Paşa'nın dâyiresi perâkende olmamak içün şân-ı Vezâret'e şâyân olan Kethudâsı İsmâ'îl Ağa'ya şehr-i Şaʻbân'da münhall olan [Ü1 260a] Marʻaş mansıbı ile Vezâret iʻtâ olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Muhafız-ı Kuds-i şerîf ve Kethudây-ı Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_441.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Muhafız-ı Kuds-i şerîf ve Kethudây-ı Mustafa Paşa",
          "text": "Kuds-i şerîf muhâfazasında olan Mîr-i mîrân Mehmed Paşa'nın asâkir ve zehâyir cihetleriyle Ordu-yi hümâyûn'a iʻâneti, mûcib-i tele'lü'-i kevkeb-i ʻizzeti olup, işbu Receb gāyetinde Rütbe-i Vezâret'le kadri [Ü3 56a] terfîʻ ü iʻlâ ve ʻArîş vakʻasında şehîd olan Vezîr Mustafa Paşa'nın dâyiresi perâkende olmamak içün şân-ı Vezâret'e şâyân olan Kethudâsı İsmâ'îl Ağa'ya şehr-i Şaʻbân'da münhall olan [Ü1 260a] Marʻaş mansıbı ile Vezâret iʻtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bir zemândan berü derd-i cân-hırâş ile esîr-i firâş olup, ʻâkıbet zehrâbe-i ecel kâm-ı ʻayşını telh ve devr-i zemân-ı bî-emân gurre-i hayâtını selh eylediği haberi kubeyl-i Ramazân'da vürûd etmekle, mutasarrıf olduğu Eğriboz Sancağı, Hotin Muhâfızı Vezîr Yûsuf Paşa'ya ber-vech-i ilhâk ihsân ve İnebahtı Muhâfızı olan Vezîr Ahmed Paşa'nın Bender muhâfazasına revân olması bâbında ısdâr-ı fermân olunup, mukaddemâ câme-i zerbeft-i Vezâret'i tecdîd ve Bender muhâfazasına mukaddime-i ʻazîmeti temhîd olunan Sadr-ı esbak Hasan Paşa, İnebahtı muhâfazasına taʻyîn ü isrâ olundu.",
          "caption": "Fevt-i Muhafız-ı Eğriboz Vezîr Mehmed Paşa ve vukūʻ-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_442.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhafız-ı Eğriboz Vezîr Mehmed Paşa ve vukūʻ-ı tevcîhât-ı vüzerâ",
          "text": "Müşârun ileyh bir zemândan berü derd-i cân-hırâş ile esîr-i firâş olup, ʻâkıbet zehrâbe-i ecel kâm-ı ʻayşını telh ve devr-i zemân-ı bî-emân gurre-i hayâtını selh eylediği haberi kubeyl-i Ramazân'da vürûd etmekle, mutasarrıf olduğu Eğriboz Sancağı, Hotin Muhâfızı Vezîr Yûsuf Paşa'ya ber-vech-i ilhâk ihsân ve İnebahtı Muhâfızı olan Vezîr Ahmed Paşa'nın Bender muhâfazasına revân olması bâbında ısdâr-ı fermân olunup, mukaddemâ câme-i zerbeft-i Vezâret'i tecdîd ve Bender muhâfazasına mukaddime-i ʻazîmeti temhîd olunan Sadr-ı esbak Hasan Paşa, İnebahtı muhâfazasına taʻyîn ü isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʻbân-ı şerîf'in yirmi dördüncü Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı maʻdelet-ʻunvân'da bi'l-cümle kapu-kullarının müstehakk oldukları iki kıst mevâcibleri tevzîʻ u taksîm ve Pençşenbih günü maslahat-ı devr dahi tetmîm olunup, ʻakabinde teşrîfât-ı hümâyûn ile Kāyim-makām-ı ʻâlî-makām hazretleri tekrîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_443.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "İşbu Şaʻbân-ı şerîf'in yirmi dördüncü Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı maʻdelet-ʻunvân'da bi'l-cümle kapu-kullarının müstehakk oldukları iki kıst mevâcibleri tevzîʻ u taksîm ve Pençşenbih günü maslahat-ı devr dahi tetmîm olunup, ʻakabinde teşrîfât-ı hümâyûn ile Kāyim-makām-ı ʻâlî-makām hazretleri tekrîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı Rikâb-ı kamer-tâb olan Mehmed Şerîf Efendi'ye zahîre ve sâyir husûsda erbâb-ı agrâz, isnâd-ı kusûr ile Sadr-ı vâlâ-kadr'ı dil-gîr u mugtâz etmeleriyle, lüzûm-ı ʿazli [Ü3 56b] işʿâr ve âharının nasbı ihtâr olunduğuna binâ'en, Ramazân-ı şerîf'den bir gün mukaddem mûmâ ileyhin bedr-i ikbâli haylûlet-i ʿazl ile giriftâr-ı husûf ve Tersâne-i ʿâmire'de havz inşâsına me'mûr olup, mukaddemâ bir defʿa Defterdâr Mektûbçuluğu hıdmetinde istihdâm ile hüner ü kemâli maʿlûm-i erbâb-ı vukūf olan Mehmed Sâlih Efendi yevm-i mezkûrda Defterî-yi Rikâb ile ʿâtıfet-i Şehriyârî'ye mahfûf oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterî-yi Rikâb-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_444.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterî-yi Rikâb-ı hümâyûn",
          "text": "Defterdâr-ı Rikâb-ı kamer-tâb olan Mehmed Şerîf Efendi'ye zahîre ve sâyir husûsda erbâb-ı agrâz, isnâd-ı kusûr ile Sadr-ı vâlâ-kadr'ı dil-gîr u mugtâz etmeleriyle, lüzûm-ı ʿazli [Ü3 56b] işʿâr ve âharının nasbı ihtâr olunduğuna binâ'en, Ramazân-ı şerîf'den bir gün mukaddem mûmâ ileyhin bedr-i ikbâli haylûlet-i ʿazl ile giriftâr-ı husûf ve Tersâne-i ʿâmire'de havz inşâsına me'mûr olup, mukaddemâ bir defʿa Defterdâr Mektûbçuluğu hıdmetinde istihdâm ile hüner ü kemâli maʿlûm-i erbâb-ı vukūf olan Mehmed Sâlih Efendi yevm-i mezkûrda Defterî-yi Rikâb ile ʿâtıfet-i Şehriyârî'ye mahfûf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Ramazân-ı şerîf'in [Ü1 260b] on beşinci günü Şeyhulislâm Efendi ve Kāyim-makām Paşa ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sâyir vücûdları muʿtâd olan erkân-ı Saltanat huzûr-ı Şehriyârî'de takbîl-i Hırka-i hazret-i Sâhib-i risâlet ile ihrâz-ı derece-i yümn ü bereket eyleyüp, yevm-i mezkûrda Ocağlu'ya Matbah-ı ʿâmire'den taʿyîn olunan baklava dahi resm-i kadîm üzere tevzîʿ u taksîm olunup, mülâzimân-ı Dergâh-ı gerdûn-bestat serâpâ dil-sîr-i niʿmet ve şükr-güzâr-ı Îzed-i bî-minnet oldular.",
          "caption": "Ziyâret-i Hırka-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_445.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Ziyâret-i Hırka-i şerîf",
          "text": "Şehr-i Ramazân-ı şerîf'in [Ü1 260b] on beşinci günü Şeyhulislâm Efendi ve Kāyim-makām Paşa ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sâyir vücûdları muʿtâd olan erkân-ı Saltanat huzûr-ı Şehriyârî'de takbîl-i Hırka-i hazret-i Sâhib-i risâlet ile ihrâz-ı derece-i yümn ü bereket eyleyüp, yevm-i mezkûrda Ocağlu'ya Matbah-ı ʿâmire'den taʿyîn olunan baklava dahi resm-i kadîm üzere tevzîʿ u taksîm olunup, mülâzimân-ı Dergâh-ı gerdûn-bestat serâpâ dil-sîr-i niʿmet ve şükr-güzâr-ı Îzed-i bî-minnet oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ramazân-ı şerîf'in yirmi altıncı günü sâʿat birde Fenâr'da ve iki gün sonra sâʿat altıda Kadırga Lîmânı'nda bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ harîk zuhûr edüp, meded-kârî-yi sehâb-ı lutf-i Perverdigârî ve dest-yârî-yi cenâb-ı Tâc-dâri'yle serîʿan muntafî ve kulûb-ı ʿâlemden hadşe vü ıztırâb müntefî oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_446.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Ramazân-ı şerîf'in yirmi altıncı günü sâʿat birde Fenâr'da ve iki gün sonra sâʿat altıda Kadırga Lîmânı'nda bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ harîk zuhûr edüp, meded-kârî-yi sehâb-ı lutf-i Perverdigârî ve dest-yârî-yi cenâb-ı Tâc-dâri'yle serîʿan muntafî ve kulûb-ı ʿâlemden hadşe vü ıztırâb müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Mekke Pâyesi'yle Burusa Kazâsı'ndan munfasıl Keçeci-zâde Konevî Mustafa Efendi'nin sulbünden [Ü3 57a] bin yüz elli senesi Cumâdelûlâ'sının on yedinci günü füshat-serây-ı ʿâleme kādim ve elli sekiz senesinde Pîrî-zâde'nin matlaʿ-ı meşîhatinde\nMülâzım olup, Dürrî-zâde Mustafa Efendi'nin meşîhat-i ûlâsında kevkeb-i dürrî-yi tâliʿi pertev-i endâz-ı ufk-ı merâm ve yetmiş senesi Rebîʿulâhırı'nın on beşinci günü Hâric Rütbesi'yle dâhil-i silk-i müderrisîn-i kirâm olmuşidi. Pederine Kuds-i şerîf'de Nâ'ib ve ʿavdetde Çelebi-zâde ʿÂsım Efendi'ye Dânişmendlik ile mütekārib ve yine pederine Burusa'da Kassâm ve Veliyyüddîn Efendi meşîhatinde ʿArz-ı hâlcilik hidmetinde pâ-ber-cây-ı merkez-i devâm olup, bundan sonra Şeyhulislâm-ı müşârun ileyhin necl-i asîllerine Kethudâ ve ahadühümâ âharın fiʿlini beğenmeyerek, [Ü1 261a] bir-iki mâh kadar müşâteme vü muhâsama ile imrâr-ı subh u mesâ ve bilâhare mahdûm hazretleri Sâhib-i tercemeyi tard ile mübtelây-ı hakāret ü izdirâ eylemişidi. Bundan sonra Miʿmâr-zâde tarafından niyâbetle Konya'ya ʿazîmet ve Levend eşkıyâsını tahrîk ü ifsâd ile Konya'dan firâr u gaybet ve refte refte baʿzı cesîm niyâbetlere ʿazîmet edüp, ʿİzzet Paşa'nın Sadâret-i ûlâsında Mahmûd Paşa niyâbetine mütevâsıl ve müsâʿade-i külliyyesiyle semm-i helâhilden ʿibâret olan mahsûlât-ı vâfireye nâyil olmuşidi. Doksan dokuz târîhinde Mevleviyyet-i Selânik'e kesb-i istiʿdâd ve bin iki yüz Safer'inde Hubûbât Nezâreti'yle celb-i erzâk-ı ʿibâd eyleyüp, o hılâlde teferrrüd ü istibdâd ile tezehhüd eden Selânikî Nuʿmân Bey ile mühâreşe vü münâkaşaya âgâz ve sâyir ashâb-ı ʿalâkayı şetm ü mezemmetde mîr-i merkūma şerîk ü enbâz [Ü3 57b] edüp, Nuʿmân Bey ise o ʿasırda sâhib-i kelime vü iʿtibâr bulunup, Keçeci-zâde'nin siʿâyetine vukūf ile dâmen-çîn-i intikām ve müzevvir mekâtîb ile ittihâm daʿvâsına düşdüğü Sâhib-i tercemeye sırran ifhâm olunduğundan, Hubûbât'dan keff-i yed ile tahlîs-ı nefse çâre-cû ve her tarafa tek ü pû ile hark-ı maslahatına rüfû talebinde iken, Ordu Kadısı Sıdkī Efendi, merhûm ve yerine birinin nasbı beyyinü'l-lüzûm olup, birkaç defʿa ordu kadılarının müteʿâkıben vefâtı, me'lûf-i tereffüh ü tenaʿʿüm olan ecille-i tarîka medâr-ı teşe'üm ve kime teklîf olunduysa telaʿsüm edüp, İstanbul Pâyesi'yle Ordu Kadılığı'na Sâhib-i terceme izhâr-ı meyl ve sırran kâr-fermâyân-ı devlete varup, takbîl-i zeyl etmekle, fi'l-hâl taraf-ı Fetvâ-penâhî'den telhîs ve pâye ile Ordu Kadılığı müşârun ileyhe tahsîs kılınmışidi. Ordu-yi hümâyûn'a vardıkda, Sadrıaʿzam bulunan [Ü1 261b] Ruscuklu Hasan Paşa ile mukaddemâ Selânik'de olan hukūk u ülfetleri bî-kem ü kâst olduğundan işi râst gelüp, “Katl-i ʿâmî arzu-dârem Hülâgû Hân kocâset?\"\nterâneleriyle jâj-hâ ve müşâvere meclislerinde “Ene lâ-gayr” teferrüdüyle teʿayyün edüp, tertîb eylediği ebâtîl-i tedbîrini cerh edenler tarafından müstehakk-ı buğz u şehenâ olur idi. Hasan Paşa'dan sonra maʿzûl ve Konya'ya nefy ile mahzûl olup, baʿdehû Burusa'ya nakl ile mazhar-ı merhamet ü işfâk ve iki yüz yedi Rebîʿulevvel'i hılâlinde ʿafv u ıtlâk olunup, Şeyhülislâm-ı ʿasr tarafından mebgūz bulunduğuna binâʾen, iki yüz Ramazan'ında İstanbul Pâyesi [Ü3 58a] üzerinden refʿ ve Selânik Rütbesi'ne vazʿ ile müşârun ileyhi tekdîr ve iftâr ve muʿâyede tezkirelerinde dahi “Sâbıkā Selânik Kadısı” deyü tahrîr etdirmiş idi. İki yüz sekiz Receb'inde pâyesi ibkā ve iki yüz dokuz Muharrem'inin on beşinci günü Konya'ya ve birkaç günden sonra bi-tarîkı'n-nakl Gelibolu'ya iclâ ve sene-i merkūme Cumâdelûlâ'sı gurresinde sebîli ihlâ ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, bir zemân cihân ü cihâniyândan keff-i lisân ve lüzûm-ı beyt ile tezkiye-i nefs semtine irhây-ı ʿinân etmişidi. İki yüz on iki Muharrem'i gurresinde Anadolu Pâyesi'ni ihrâz ve on üç Muharrem'i gurresinde bi'l-fi'l Anadolu Kadıʿaskeriliği'yle kesb-i imtiyâz ve sene-i merkūme Şaʿbân'ının on beşinci günü Ahmed Şemseddîn Efendi'ye tekaddüm ile Rumeli Pâyesi'ne nâʾil ve on dört senesi Ramazân'ının selhı olan Bâzâr günü dâr-ı bekāya mürtehil olup, hânesi civârında vâkiʿ Cenbâziyye Mescidi makberesinde defîn-i hâk ve muntazır-ı ʿafv-ı Hâliku'l-eflâk oldu. Müşârun ileyhin kâffe-i ahvâli cild-i evvelde güzârende-i zebân ü beyân ve âfet-i lisân ile dûçâr olduğu mesâyib şümârende-i benân-ı tibyân olup, tekrârı hadşe-resân-ı [Ü1 262a]\nezhân olmağla, be-în-cümle bekāsı mûris-i gezend ü dayr ve vefâtı her hâlde kendüye hayr oldu.",
          "caption": "Fevt-i Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi ez-Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_447.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi ez-Sadr-ı Rumeli",
          "text": "Müşârun ileyh Mekke Pâyesi'yle Burusa Kazâsı'ndan munfasıl Keçeci-zâde Konevî Mustafa Efendi'nin sulbünden [Ü3 57a] bin yüz elli senesi Cumâdelûlâ'sının on yedinci günü füshat-serây-ı ʿâleme kādim ve elli sekiz senesinde Pîrî-zâde'nin matlaʿ-ı meşîhatinde\nMülâzım olup, Dürrî-zâde Mustafa Efendi'nin meşîhat-i ûlâsında kevkeb-i dürrî-yi tâliʿi pertev-i endâz-ı ufk-ı merâm ve yetmiş senesi Rebîʿulâhırı'nın on beşinci günü Hâric Rütbesi'yle dâhil-i silk-i müderrisîn-i kirâm olmuşidi. Pederine Kuds-i şerîf'de Nâ'ib ve ʿavdetde Çelebi-zâde ʿÂsım Efendi'ye Dânişmendlik ile mütekārib ve yine pederine Burusa'da Kassâm ve Veliyyüddîn Efendi meşîhatinde ʿArz-ı hâlcilik hidmetinde pâ-ber-cây-ı merkez-i devâm olup, bundan sonra Şeyhulislâm-ı müşârun ileyhin necl-i asîllerine Kethudâ ve ahadühümâ âharın fiʿlini beğenmeyerek, [Ü1 261a] bir-iki mâh kadar müşâteme vü muhâsama ile imrâr-ı subh u mesâ ve bilâhare mahdûm hazretleri Sâhib-i tercemeyi tard ile mübtelây-ı hakāret ü izdirâ eylemişidi. Bundan sonra Miʿmâr-zâde tarafından niyâbetle Konya'ya ʿazîmet ve Levend eşkıyâsını tahrîk ü ifsâd ile Konya'dan firâr u gaybet ve refte refte baʿzı cesîm niyâbetlere ʿazîmet edüp, ʿİzzet Paşa'nın Sadâret-i ûlâsında Mahmûd Paşa niyâbetine mütevâsıl ve müsâʿade-i külliyyesiyle semm-i helâhilden ʿibâret olan mahsûlât-ı vâfireye nâyil olmuşidi. Doksan dokuz târîhinde Mevleviyyet-i Selânik'e kesb-i istiʿdâd ve bin iki yüz Safer'inde Hubûbât Nezâreti'yle celb-i erzâk-ı ʿibâd eyleyüp, o hılâlde teferrrüd ü istibdâd ile tezehhüd eden Selânikî Nuʿmân Bey ile mühâreşe vü münâkaşaya âgâz ve sâyir ashâb-ı ʿalâkayı şetm ü mezemmetde mîr-i merkūma şerîk ü enbâz [Ü3 57b] edüp, Nuʿmân Bey ise o ʿasırda sâhib-i kelime vü iʿtibâr bulunup, Keçeci-zâde'nin siʿâyetine vukūf ile dâmen-çîn-i intikām ve müzevvir mekâtîb ile ittihâm daʿvâsına düşdüğü Sâhib-i tercemeye sırran ifhâm olunduğundan, Hubûbât'dan keff-i yed ile tahlîs-ı nefse çâre-cû ve her tarafa tek ü pû ile hark-ı maslahatına rüfû talebinde iken, Ordu Kadısı Sıdkī Efendi, merhûm ve yerine birinin nasbı beyyinü'l-lüzûm olup, birkaç defʿa ordu kadılarının müteʿâkıben vefâtı, me'lûf-i tereffüh ü tenaʿʿüm olan ecille-i tarîka medâr-ı teşe'üm ve kime teklîf olunduysa telaʿsüm edüp, İstanbul Pâyesi'yle Ordu Kadılığı'na Sâhib-i terceme izhâr-ı meyl ve sırran kâr-fermâyân-ı devlete varup, takbîl-i zeyl etmekle, fi'l-hâl taraf-ı Fetvâ-penâhî'den telhîs ve pâye ile Ordu Kadılığı müşârun ileyhe tahsîs kılınmışidi. Ordu-yi hümâyûn'a vardıkda, Sadrıaʿzam bulunan [Ü1 261b] Ruscuklu Hasan Paşa ile mukaddemâ Selânik'de olan hukūk u ülfetleri bî-kem ü kâst olduğundan işi râst gelüp, “Katl-i ʿâmî arzu-dârem Hülâgû Hân kocâset?\"\nterâneleriyle jâj-hâ ve müşâvere meclislerinde “Ene lâ-gayr” teferrüdüyle teʿayyün edüp, tertîb eylediği ebâtîl-i tedbîrini cerh edenler tarafından müstehakk-ı buğz u şehenâ olur idi. Hasan Paşa'dan sonra maʿzûl ve Konya'ya nefy ile mahzûl olup, baʿdehû Burusa'ya nakl ile mazhar-ı merhamet ü işfâk ve iki yüz yedi Rebîʿulevvel'i hılâlinde ʿafv u ıtlâk olunup, Şeyhülislâm-ı ʿasr tarafından mebgūz bulunduğuna binâʾen, iki yüz Ramazan'ında İstanbul Pâyesi [Ü3 58a] üzerinden refʿ ve Selânik Rütbesi'ne vazʿ ile müşârun ileyhi tekdîr ve iftâr ve muʿâyede tezkirelerinde dahi “Sâbıkā Selânik Kadısı” deyü tahrîr etdirmiş idi. İki yüz sekiz Receb'inde pâyesi ibkā ve iki yüz dokuz Muharrem'inin on beşinci günü Konya'ya ve birkaç günden sonra bi-tarîkı'n-nakl Gelibolu'ya iclâ ve sene-i merkūme Cumâdelûlâ'sı gurresinde sebîli ihlâ ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, bir zemân cihân ü cihâniyândan keff-i lisân ve lüzûm-ı beyt ile tezkiye-i nefs semtine irhây-ı ʿinân etmişidi. İki yüz on iki Muharrem'i gurresinde Anadolu Pâyesi'ni ihrâz ve on üç Muharrem'i gurresinde bi'l-fi'l Anadolu Kadıʿaskeriliği'yle kesb-i imtiyâz ve sene-i merkūme Şaʿbân'ının on beşinci günü Ahmed Şemseddîn Efendi'ye tekaddüm ile Rumeli Pâyesi'ne nâʾil ve on dört senesi Ramazân'ının selhı olan Bâzâr günü dâr-ı bekāya mürtehil olup, hânesi civârında vâkiʿ Cenbâziyye Mescidi makberesinde defîn-i hâk ve muntazır-ı ʿafv-ı Hâliku'l-eflâk oldu. Müşârun ileyhin kâffe-i ahvâli cild-i evvelde güzârende-i zebân ü beyân ve âfet-i lisân ile dûçâr olduğu mesâyib şümârende-i benân-ı tibyân olup, tekrârı hadşe-resân-ı [Ü1 262a]\nezhân olmağla, be-în-cümle bekāsı mûris-i gezend ü dayr ve vefâtı her hâlde kendüye hayr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye elçilerinin üç senede bir tebdîlleri meşrût ve bu âna dek haklarında bu kāʿide cârî vü mazbût olduğuna binâ'en, müddet-i ikāmetleri temâm olan Nemçe ve İngiltere elçilerinin tebdîlleri lâzım gelüp, Râgıb Efendi, Nemçe'ye [Ü3 58b] ve Neş'et Efendi, İngiltere'ye birer mansıb ile taʿyîn münâsib görülmüşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik Râgıb Efendi'ye Süvârî Mukābeleciliği ve Neş'et Efendi'ye Piyâde Mukābeleciliği işbu tevcîhâtdan zabt şartıyla evâsıt-ı şehr-i Ramazân'da tevcîh ve bi'l-fiʿl neyl-i rütbe-i celîle ile ikisinin dahi derece ve kadr ü iʿtibârları ümmîdvâr olmayacakları sûretde terfîʿ ü tenvîh olunup, muʿtâd olan harc-ı râhları dahi teslîm birle bir-iki mâh zarfında me'mûr oldukları cânibe ʿazîmetleri tenbîh olundu.",
          "caption": "Tebdîl-i Sefîr-i Nemçe ve İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_448.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i Sefîr-i Nemçe ve İngiltere",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye elçilerinin üç senede bir tebdîlleri meşrût ve bu âna dek haklarında bu kāʿide cârî vü mazbût olduğuna binâ'en, müddet-i ikāmetleri temâm olan Nemçe ve İngiltere elçilerinin tebdîlleri lâzım gelüp, Râgıb Efendi, Nemçe'ye [Ü3 58b] ve Neş'et Efendi, İngiltere'ye birer mansıb ile taʿyîn münâsib görülmüşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik Râgıb Efendi'ye Süvârî Mukābeleciliği ve Neş'et Efendi'ye Piyâde Mukābeleciliği işbu tevcîhâtdan zabt şartıyla evâsıt-ı şehr-i Ramazân'da tevcîh ve bi'l-fiʿl neyl-i rütbe-i celîle ile ikisinin dahi derece ve kadr ü iʿtibârları ümmîdvâr olmayacakları sûretde terfîʿ ü tenvîh olunup, muʿtâd olan harc-ı râhları dahi teslîm birle bir-iki mâh zarfında me'mûr oldukları cânibe ʿazîmetleri tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Bâzârertesi gicesi Şeyhülislâm-ı benâm ve Kāyim-makām-ı ʿâlî-makām ve Kapudân-ı deryâ ve sudûr-ı kirâm ve mevâlî-yi ʿizâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ve sâyir erkân-ı Saltanat, Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve subh-ı sâdık iltimâʿ eyledikde, kānûn-i kadîm üzere âstîn-i Hudâvend-i bâhirü't-temkîn telsîm ve resm-i tehniye ve tebrîk-i ʿîd tetmîm olundu.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i saʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_449.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i saʿîd",
          "text": "İşbu Bâzârertesi gicesi Şeyhülislâm-ı benâm ve Kāyim-makām-ı ʿâlî-makām ve Kapudân-ı deryâ ve sudûr-ı kirâm ve mevâlî-yi ʿizâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ve sâyir erkân-ı Saltanat, Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ ve subh-ı sâdık iltimâʿ eyledikde, kānûn-i kadîm üzere âstîn-i Hudâvend-i bâhirü't-temkîn telsîm ve resm-i tehniye ve tebrîk-i ʿîd tetmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu bin iki yüz on dört senesi Şevvâl'inin dördüncü Pençşenbih günü tevcîhât-ı hümâyûn vukūʿ bulup, Ordu-yi hümâyûn'da Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı, mutasarrıf-ı sâbıkı ʿOsmân Efendi'ye ve Âsitâne-i saʿâdet'de vekâleti İbrâhîm Besîm Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb hıdmeti, Ordu-yi hümâyûn'da Râsih Mustafa Efendi'ye ve vekâleti ʿÂtıf Ahmed Efendi'ye ve Âsitâne'de bi'l-fiʿl Çavuşbaşılık, sâbıkā Tersâne Emîni Mustafa Bey'e ve Büyük Tezkirecilik, bi'l-asâle [Ü1 262b] ʿAvnî Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, bi'l-asâle Ahmed\nBey'e, Teşrîfatcılık, [Ü3 59a] orduda bi'l-asâle Re'îs Efendi-zâde ʿAbdüşşekûr Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Mustafa Efendi'ye ibkā, Beylikçilik, asâleti orduda Safî Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Mahmûd Efendi'ye ibkā, Kethudâ Kitâbeti, asâleti orduda ʿAbdî Bey'e ve vekâleti Âsitâne'de Tayfûr Efendi'ye ibkā, bi'l-fi'l Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, orduda Çelebi Mustafa Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Mehmed Sâlih Efendi'ye, Şıkk-ı Sânî ve Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı'yla Muʿallem Asker Nezâreti, İbrâhîm Efendi'ye ve Şıkk-ı Sâlis Defterdârlığı'yla Zehâyir Nezâreti, ʿAzmî Ahmed Efendi'ye ibkā ve Nişâncılık, ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi'ye tevcîh olunup, Defter Emâneti, Ordu-yi hümâyûn'da Küçük Râşid Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Firdevsî Efendi'ye ve Büyük Rûznâme ʿArif Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, Mehmed Efendi'ye ve Şehr-emâneti, Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Tersâne, Şerîf Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup, Darb-hâne Emâneti, mutasarrıf-ı sâbıkına ibkā ve Matbah Emâneti, Yazıcı-yı sâbık İsmâʿîl Efendi'ye ve Barut-hâneler Nezâreti, ʿAbdülʿazîz Efendi'ye ve Arpa Emâneti, Sultân Kethudâsı-yı esbak Ahmed Efendi'ye ve Anadolu Muhâsebesi, Divrikli Ahmed Efendi'ye, Süvârî Mukābeleciliği bu defʿa Nemçe Sefîri nasb olunan Râgıb Efendi'ye ve Haremeyn Muhâsebeciliği, Berber-başı ʿAli Efendi'ye, Yeniçeri Kitâbeti, Yazıcı-yı esbak ʿOsmân Efendi'ye, Sipâh Kitâbeti, orduda Beylikçi Safî Efendi'ye, vekâleti Âsitâne'de Hazînedâr-ı sâbık Mustafa Efendi'ye, Silahdâr Kitâbeti, asâleti Ordu-yi hümâyûn'da Âmedci olan Belîğ Efendi'ye ve vekâleti Şâkir Efendi'ye, Cizye [Ü3 59b] Muhâsebeciliği, orduda Mektûbî-yi Sadr-ı ʿâlî Recâ'î Efendi'ye ve vekâleti Tâhir Ağa-zâde [Ü1 263a] Emîn Efendi'ye, Mevkūfâtcılık, bi'l-asâle Lala Mehmed Efendi'ye ve Masraf Kitâbeti, Yazıcı-yı esbak Mustafa Efendi'ye, Mâliyye Tezkireciliği, bi'l-asâle orduda Sâlim Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de ʿAli Bey-zâde Emîn Bey'e, Kalyonlar Kitâbeti, Kapudan Paşa Dîvân Kâtibi'ne, Küçük Rûznâme, asâleti orduda Mektûbî-yi Defterî Yûsuf Efendi'ye ve vekâleti Dervîş Paşa kayını Tâhir Mehmed Efendi'ye, Piyâde Mukābeleciliği, İngiltere Sefîri Neş'et Efendi'ye ve sâyir menâsıb dahi asâleten ve vekâleten erbâb-ı istihkāka tevcîh ve mansıbdan mahrûm olanların dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile hâlleri terfîh olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_450.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu bin iki yüz on dört senesi Şevvâl'inin dördüncü Pençşenbih günü tevcîhât-ı hümâyûn vukūʿ bulup, Ordu-yi hümâyûn'da Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı, mutasarrıf-ı sâbıkı ʿOsmân Efendi'ye ve Âsitâne-i saʿâdet'de vekâleti İbrâhîm Besîm Efendi'ye ve Riyâset-i Küttâb hıdmeti, Ordu-yi hümâyûn'da Râsih Mustafa Efendi'ye ve vekâleti ʿÂtıf Ahmed Efendi'ye ve Âsitâne'de bi'l-fiʿl Çavuşbaşılık, sâbıkā Tersâne Emîni Mustafa Bey'e ve Büyük Tezkirecilik, bi'l-asâle [Ü1 262b] ʿAvnî Efendi'ye ve Küçük Tezkirecilik, bi'l-asâle Ahmed\nBey'e, Teşrîfatcılık, [Ü3 59a] orduda bi'l-asâle Re'îs Efendi-zâde ʿAbdüşşekûr Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Mustafa Efendi'ye ibkā, Beylikçilik, asâleti orduda Safî Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Mahmûd Efendi'ye ibkā, Kethudâ Kitâbeti, asâleti orduda ʿAbdî Bey'e ve vekâleti Âsitâne'de Tayfûr Efendi'ye ibkā, bi'l-fi'l Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, orduda Çelebi Mustafa Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Mehmed Sâlih Efendi'ye, Şıkk-ı Sânî ve Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı'yla Muʿallem Asker Nezâreti, İbrâhîm Efendi'ye ve Şıkk-ı Sâlis Defterdârlığı'yla Zehâyir Nezâreti, ʿAzmî Ahmed Efendi'ye ibkā ve Nişâncılık, ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi'ye tevcîh olunup, Defter Emâneti, Ordu-yi hümâyûn'da Küçük Râşid Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de Firdevsî Efendi'ye ve Büyük Rûznâme ʿArif Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, Mehmed Efendi'ye ve Şehr-emâneti, Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Tersâne, Şerîf Mehmed Efendi'ye tevcîh olunup, Darb-hâne Emâneti, mutasarrıf-ı sâbıkına ibkā ve Matbah Emâneti, Yazıcı-yı sâbık İsmâʿîl Efendi'ye ve Barut-hâneler Nezâreti, ʿAbdülʿazîz Efendi'ye ve Arpa Emâneti, Sultân Kethudâsı-yı esbak Ahmed Efendi'ye ve Anadolu Muhâsebesi, Divrikli Ahmed Efendi'ye, Süvârî Mukābeleciliği bu defʿa Nemçe Sefîri nasb olunan Râgıb Efendi'ye ve Haremeyn Muhâsebeciliği, Berber-başı ʿAli Efendi'ye, Yeniçeri Kitâbeti, Yazıcı-yı esbak ʿOsmân Efendi'ye, Sipâh Kitâbeti, orduda Beylikçi Safî Efendi'ye, vekâleti Âsitâne'de Hazînedâr-ı sâbık Mustafa Efendi'ye, Silahdâr Kitâbeti, asâleti Ordu-yi hümâyûn'da Âmedci olan Belîğ Efendi'ye ve vekâleti Şâkir Efendi'ye, Cizye [Ü3 59b] Muhâsebeciliği, orduda Mektûbî-yi Sadr-ı ʿâlî Recâ'î Efendi'ye ve vekâleti Tâhir Ağa-zâde [Ü1 263a] Emîn Efendi'ye, Mevkūfâtcılık, bi'l-asâle Lala Mehmed Efendi'ye ve Masraf Kitâbeti, Yazıcı-yı esbak Mustafa Efendi'ye, Mâliyye Tezkireciliği, bi'l-asâle orduda Sâlim Efendi'ye ve vekâleti Âsitâne'de ʿAli Bey-zâde Emîn Bey'e, Kalyonlar Kitâbeti, Kapudan Paşa Dîvân Kâtibi'ne, Küçük Rûznâme, asâleti orduda Mektûbî-yi Defterî Yûsuf Efendi'ye ve vekâleti Dervîş Paşa kayını Tâhir Mehmed Efendi'ye, Piyâde Mukābeleciliği, İngiltere Sefîri Neş'et Efendi'ye ve sâyir menâsıb dahi asâleten ve vekâleten erbâb-ı istihkāka tevcîh ve mansıbdan mahrûm olanların dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile hâlleri terfîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İmâm-ı Evvel ve Sânî haklarında nev-be-nev erzânî-yi ʿinâyet ü eltâf, de'b-i dîrîn-i şehriyârân-ı eslâf olduğuna binâ'en, hâlâ İmâm-ı Sânî olan Ahmed Kâmilî Efendi hakkında dahi merâhim ü eşfâk-ı hazret-i Tâc-dârî ser-zede-i zuhûr ve işbu Şevvâlü'l-mükerremin beşinci günü İstanbul Pâyesi'yle ser-germ-i silâfe-i sürûr oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Pâye-i İstanbul be-İmâm-ı Sânî-yi hazret-i Cihân-bânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_451.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Pâye-i İstanbul be-İmâm-ı Sânî-yi hazret-i Cihân-bânî",
          "text": "İmâm-ı Evvel ve Sânî haklarında nev-be-nev erzânî-yi ʿinâyet ü eltâf, de'b-i dîrîn-i şehriyârân-ı eslâf olduğuna binâ'en, hâlâ İmâm-ı Sânî olan Ahmed Kâmilî Efendi hakkında dahi merâhim ü eşfâk-ı hazret-i Tâc-dârî ser-zede-i zuhûr ve işbu Şevvâlü'l-mükerremin beşinci günü İstanbul Pâyesi'yle ser-germ-i silâfe-i sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dâhil-i dâyire-i ʿahd ü mîsâk olan düvel ve müteşebbis-i dâmân-ı emân-ı Pâdişâhî olan milel öteden berü Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm tarafından imtiyâzât-ı lâyıka ve mürâʿât-ı fâyikaya sezâvâr u mahall ve ʿale'l-husûs Françelü'ye erzânî kılınan ʿinâyet ve tüccârına verilan ruhsat, inhisâr-ı nefʿ u sûd ile kendülerini [Ü3 60a] enbây-ı cinslerine mahsûd edüp, tesârîf-i edvâr ve tekālîb-i rûzgâr ile Cumhûriyyet'e karâr verdikleri hengâm, devletlerin ekserîsi husûmet ü ʿadâvetlerine kıyâm ve her biri bir tarafdan rağm-ı enf-i ruʿûnetlerine ihtimâm eylediklerinden [Ü1 263b] gayri, Devlet-i ʿaliyye'yi tahrîk ve râbıtaların tefkîk murâd etmişler iken, cânib-i Saltanat-ı seniyye'den gayr ez-fâyide bir vazʿ-ı nâ-mülâyim müşâhede etmemişler idi. Ancak kavm-i mezkûr ber-fehvây-ı “Ve in ente ekremte'l-le'îme temerredâ” cibilletlerinde merkûz olan mefsedeti ve tıynetlerinde muzmer olan melʿaneti icrâ ile ihâta-i ʿakl u şuʿûrdan hâric-i desâyis ü hiyel ile Devlet-i ʿaliyye'nin mülk-i kadîmi olan iklîm-i Mısır'ı bağteten istîlâ ve her hâlde hukūk-ı niʿmet ve râbıta-i silm ü safveti fesh u ilgā etmeleriyle, bir buçuk seneden berü berren ve bahran hudûs eden ceng ü husûmet ve düvel-i müttefikaya ʿârız olan külfet ü meşakkat, mahalleri geldikçe ʿale't-tafsîl tahrîr ü işâret olunmuşidi. Bu esnâda verây-ı sitâre-i gayb ü kümûndan bir sûret-i hayret-füzûn rû-nümûn olup, tafsîline bu vechile âgāz ve tahrîk-i kalem-i sühan-sâz olunur ki, “Li'l-bâtılı\ncevletün terkîb-i meşhûru üzere Françelü'nün mukaddemâ etrâf-ı Kāhire'de baʿzan galebe-i istidrâciyyeleri revâc buldu ise dahi, fi'l-asl muhârebe zararı ʿale'l-iştirâk gālib ve mağlûba ʿâyid olmak hasebiyle, cemʿ-i maʿdûddan ibâret olan hey'et-i ictimâʿiyyelerine naks u tedennî târî ve bâ-husûs mu'ahharan vukūʿ bulan ʿAkkâ ve ʿArîş muhârebelerinde o ferîk-ı güm-kerde-tarîkın beş on bin kadar [Ü3 60b] asker-i tebeh-kârı müste'sal-i cüyûş-ı hazret-i Tâc-dârî olmağla, kulûb-ı kāsiyelerine havf u vecel ve şîrâze-i nizâmlarına infisâh u halel ʿârız olduğundan gayri, medâr-ı tereffüh ü teneffüsleri olan İskenderiyye ve Dimyât ve Reşîd boğazları maktûʿ ve imdâdları min-külli'l-cevânib memnûʿ olup, Korfa ve İtalya'da vâkiʿ maʿrekelerde dahi hadden efzûn askerleri [Ü1 264a] âguşte-i hûn-ı menûn ve mülâhaza-i se-yekûn ile taraf taraf hâlleri dîger-gûn olduğundan katʿ-ı nazar, Vezîr-i aʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'den bi'l-fevzi ve'z-zafer asker-i kerrâr ve leşker-i encüm-şümâr ile hareketlerini istihbâr eylediklerinden, berren ve bahran mahsûr ve iltikāy-ı askereyn vukūʿunda netîce-i harb verây-ı gaybda mastûr olduğuna binâʾen, mağlûbiyyet ihtimâliyle bi'l-külliyye müstehlek ü me'sûr olacağları evʿiye-i mefâsid olan zamîrlerine hutûr ve ʿale'l-husûs Devlet-i ʿaliyye'nin büyük ordusu “Nusirtu bi'r-ruʿbi min mesîrete şehrin” muʿcize-i bâkıyyesi zuhûruna terakkub ile Mısır'a tekarrüb etdikce, Mısır'ın ekâbirinde tegayyür ve esâgırında teneffür müşâhedesiyle her hâlde tâliʿleri menhûs ve livây-ı melʿanetleri menkûs olduğun bilüp, cümlesi selâmetden me'yûs olduklarından gayri, cesâret edüp bir kerre Ordu-yi hümâyûn ile mukābele murâd eyleseler dahi, lâ-mahâle etrâfa münteşir olan asker-i haybet-eserlerin cemʿa muhtâc u muztarr olmalarıyla, ictimâʿ eden askerlerinin yerleri bi'l-cümle hâlî kalup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle ehâlî, hâlî olan emâkin ü mahalli zabt ve verâdan zahîrelerini [Ü3 61a] katʿ ve Aʿrâb-ı bevâdîyi üzerlerine teslît etmek hâtıralarıyla kavm-i mesfûr dem-beste vü muztarib ve âteş-i nedâmet ü hasret derûn-ı mefsedet-\nmeşhûnlarında müştaʿil ü mültehib olup, ifsâd ve şeytanetde sânî-yi Zerdüşt ve Avrupa ve sâyir mahallerde hudûs eden ihtilâl ü münâzaʿaya sebeb ü ʿillet olarak ʿâleme îrâs-ı dehşet eden Bonaparta nâm sergerdeleri bu rüsvâlıkda bulunmamak ve milel-i muhtelifeden tavʿan e[v] kerhen Mısır'a getürdiği kefere bakıyyesini katl ü esre giriftâr etmeyüp, tahliye-i Mısır'ı selâmetlerine [Ü1 264b] fedâ ve âlet etmek mekāsıdıyla, beş-altı ceneral ve birkaç yüz Sultat ve Foçyâl istıshâbıyla, İskenderiyye'ye gelüp, Mısır ve sâyir mahallere bırakdığı askeri imdâd ve mühimmât ile serîʿan ʿavdet etmek desîsesiyle taglît ü teʾmîl ve rütbe vü iʿtibârda kendüye ʿadîl olan “Kleber” nâm cenerali tevkîl ve maslahat-ı tahliyeyi mufassal taʿlîm-nâme-i hafiyye ile zimmetine tahmîl ʿakabinde, müttefiklerden Devlet-i ʿaliyye'yi tebrîd ve tahliye-i Mısır ile bi'l-infirâd istînâf-ı ʿahd-i kadîmi îmâ eder bazı mukaddime temhîdiyle Sadrıaʿzam hazretlerine mektûb yazup, mukaddemâ Köse Mustafa Paşa ile kayd-ı esre mübtelâ olan hâcegândan Rüşdî Efendi ile Ordu-yi hümâyûn'a isrâ edüp, sugr-ı İskenderiyye'de olan İngiliz donanması dahi bilâ-sebeb ev bi-sebebin Kıbrıs sularına açılmış bulunmağla, deryâ agyârdan hâlî ve hevâ müsâʿid bulunup, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi birinci Cuma günü nehâran sâʿat üçde Françe memleketine rû-be-râh-ı idbâr oldu.\nVaktâ ki Rüşdî Efendi [Ü3 61b] Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve hâmil olduğu kağıdı takdîm ile mefhûmuna ʿilm-i hazret-i Âsafî şâmil oldu. İttifâk-ı ârâ ile mesfûrun kağıdına cevâb-ı bâ-savâb tahrîr olunup, Efendi-i mezbûr iʿâde olunmuşidi. Mısır'a vardıkda, Ebu'l-hiyel olan Bonaparta Fransa'ya ʿâzim ve mesfûr Kleber yerine kāyim olduğunu görüp, cevâb-nâmeyi teslîm ve mesfûr dahi kağıd-ı evveli teʾyîd sûretinde bir kağıd yazup, hod-be-hod Rüşdî Efendi'yle bir meclis-i mükâleme tanzîm ve tekrâr Rüşdî Efendi orduya gelüp, mükâleme meclisinde Rûsiyyelü'ye dâ'ir mûmâ ileyh ile bir mâddede suʾâl ü cevâb serd olunduğunu Kleber kağıdında terkîm etmekle, müttefiklerden vukūʿ bulan ahvâlin ketm ü ihfâsı maslahat-ı ittifâka muhıll olup, vâkiʿ [ve] [Ü1 265a] gayr-i vâkiʿ Rüşdî Efendi'den Rûsiyyelü'ye dokunur fuzûlâne suʾâl ü cevâb sudûru, Moskovlu'nun sâmiʿasına vusûl ile tahdîş ü tevhîş hâletleri vukūʿ bulmamak içün Rüşdî Efendi berây-ı maslahat Sakız Cezîresi'ne nefy ile lede'l-lüzûm Rûsiyyelü'nün iskât ü ilzâmına ihzâr-ı sohbet kılındı.\nFransızlar zaʿf-ı hâl ile kuvve-i istidrâciyyelerine zevâl geldiğini karâyin-i maʿlûme ile istidlâl eylediklerinden, merâmlarını ifâde ile Mısr-ı Kāhire'den vekār ve ihtişâm-ı mevhûmlarına noksân gelmamek üzere tahlîs-ı nefs içün vesâyit ve esbâb tahsîline inkibâb üzere olmalarıyla, gâh Ordu-yi hümâyûn tarafına ve gâh İngiliz Kumandanı tarafına ʿale't-teʿâkub mekâtîb irsâlinden başka, Mısır'da me'sûran ikāmet eden Mustafa Paşa'ya dahi [Ü3 62a] dil-hâhları üzere kağıdlar yazup, Hazînedâr'ı ʿAli Ağa'yı birkaç defʿa Ordu-yi hümâyûn'a göndermişler idi. Musâlaha ve mükâleme umûrunda bulunanların taraf-ı hasma cihetün-mâ ile mecbûriyyetleri istizlâl-i nefs ve mümâşâtı müstelzim olarak ifsâd-ı mizâc-1 maslahat eyleyeceği müsellemü's-sübût olmağla, müşârun ileyhin dahi hâlet-i isârda o makūle sohbetlere karışması tehcîn olunup, şimdiye dek ne tefevvüh eylediyse hod-be-hod tefevvüh edüp, Devlet-i ʿaliyye tarafından katʿâ meʾmûriyyeti olmadığı beyânıyla, Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafından Fransızlar Sergerdesi'ne mahsûs mektûb tahrîr u irsâl ve müşârun ileyhe dahi iktizâsı üzere ifâde-i hâl olundu. Bundan sonra İngiliz Kumandanı İsmit Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tertîb olununan meclis-i mükâlemede tahliye-i Mısır içün Françelü ile muhaberesini beyân ve murahhaslar göndereceklerini der-meyân ve birkaç defʿa Françe Sergerdesi'yle mükâtebe vukūʿ bulup, [Ü1 265b] mükâleme içün iki nefer ceneral taʿyîn ü irsâl eyleceklerini ifade etmişler idi. Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʿl Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Reşîd Mustafa Efendi ve bi'l-fiʿl Reʾîsülküttâb olan Râsih Mustafa Efendi taraf-ı Sadâret-penâhî'den Vekâlet-i mutlaka hasebiyle terhîs ve mahall-i mükâleme tahsîs olundukdan sonra, mebʿûslar gelüp mükâlemeye mübâşeret ve miyânelerinde vâfir ebhâs sebkat edüp, Fransızlar maslahatlarını tasavvurât-ı bâtılalarına tevfîk ve derûn-ı habâset-meşhûnlarında muzmer olan hiyel-i kâmineye tatbîk içün her mâddeyi bir rükûna [Ü3 62b] tasʿîb ve Devlet-i ʿaliyye meʾmûrlarını itʿâb u taʿzîb eylediler ise dahi, mehmâ-emken mâddeler cerh u taʿdîl ve ibkā vü tebdîl ile şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın yirmi sekizinci günü yirmi iki şart ve bir hâtime ile şurût-ı tahliyeye karar vermeleriyle, on günden sonra ber-vech-i mukāvele tarafeyn tasdîk-nâmeleri huzûr-ı Serdâr-ı ekremî'de mübâdele olunup, murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye ve İngiltere Donanması Kumandanı İsmit'e ve mebʿûslara semmûr kürkler iksâ ve üç re's donanmış esb iʿtâ olunduğundan başka, sır kâtiblerine ve tercemânlarına kakum kürkler ilbâs ve cümlesi mazhar-ı lutf-ı bî-kıyâs kılınup, muʿâhede olunan vakitlerde Sâlihiyye ve\nKātıbe'nin zabtı içün şimdiden Mısır Vâlîsi Vezîr Nasûh Paşa taʿyîn olunup, verâsından Ordu-yi hümâyûn ile Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri dahi harekete teheyyü' eylediği ahbârı, Ramazân-ı şerîf'de meserret-resân-ı vürûd ve kâffe-i nâs ser-mest-i sürûr-ı nâ-mahdûd oldu.\nTasdîk-nâme ile vürûd eden Sadrıaʿzam hazretlerinin Selâm Ağası Âmedî Sıbğatullah Ağa, Kapucu-başılık ve senevî beş kîse fâyizlü Edirne'den bir sehm ve bir rubʿ mukātaʿa [Ü1 266a] ve altı bin guruş ʿatâyây-ı Şâhâne ile nâyil-i sürûr-ı evfâ olduğundan fazla, ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından dahi üç bin guruş ikrâm ve Dâru's-saʿâde Ağası tarafından bin beş yüz guruş inʿâm olunup, Bâb-ı ʿâlî'den ve Kapudan Paşa hazretleri tarafından kontoş ve bol yenlü birer aʿlâ semmûr [Ü3 63a] iksâ ve ber-minvâl-i muharrer îrâd ve bahşiş ve iltifât ve pûşiş ile Ağa-yı mûmâ ileyhin kadri iʿlâ ve hemyân-ı emeli imlâ olundu. Ânifen beyân olunduğu vech üzere iktizây-ı vakt-i hâle tatbîkan râbıta bulan şurût-ı tahliye min-gayr-i kusûr mecelle-i vekāyiʿa sebt olunmak min-ehemmi'l-umûr olduğuna binâʾen, şurût-ı mezkûre vech-i âtî üzere keşîde-i silk-i sutûr kılındı.",
          "caption": "Firâr-ı Bonaparta ez-Mısr-ı Kāhire ve âgāz-ı mükâleme ve ʿakd-i şurût-ı tahliye-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_452.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Firâr-ı Bonaparta ez-Mısr-ı Kāhire ve âgāz-ı mükâleme ve ʿakd-i şurût-ı tahliye-i Mısır",
          "text": "Dâhil-i dâyire-i ʿahd ü mîsâk olan düvel ve müteşebbis-i dâmân-ı emân-ı Pâdişâhî olan milel öteden berü Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm tarafından imtiyâzât-ı lâyıka ve mürâʿât-ı fâyikaya sezâvâr u mahall ve ʿale'l-husûs Françelü'ye erzânî kılınan ʿinâyet ve tüccârına verilan ruhsat, inhisâr-ı nefʿ u sûd ile kendülerini [Ü3 60a] enbây-ı cinslerine mahsûd edüp, tesârîf-i edvâr ve tekālîb-i rûzgâr ile Cumhûriyyet'e karâr verdikleri hengâm, devletlerin ekserîsi husûmet ü ʿadâvetlerine kıyâm ve her biri bir tarafdan rağm-ı enf-i ruʿûnetlerine ihtimâm eylediklerinden [Ü1 263b] gayri, Devlet-i ʿaliyye'yi tahrîk ve râbıtaların tefkîk murâd etmişler iken, cânib-i Saltanat-ı seniyye'den gayr ez-fâyide bir vazʿ-ı nâ-mülâyim müşâhede etmemişler idi. Ancak kavm-i mezkûr ber-fehvây-ı “Ve in ente ekremte'l-le'îme temerredâ” cibilletlerinde merkûz olan mefsedeti ve tıynetlerinde muzmer olan melʿaneti icrâ ile ihâta-i ʿakl u şuʿûrdan hâric-i desâyis ü hiyel ile Devlet-i ʿaliyye'nin mülk-i kadîmi olan iklîm-i Mısır'ı bağteten istîlâ ve her hâlde hukūk-ı niʿmet ve râbıta-i silm ü safveti fesh u ilgā etmeleriyle, bir buçuk seneden berü berren ve bahran hudûs eden ceng ü husûmet ve düvel-i müttefikaya ʿârız olan külfet ü meşakkat, mahalleri geldikçe ʿale't-tafsîl tahrîr ü işâret olunmuşidi. Bu esnâda verây-ı sitâre-i gayb ü kümûndan bir sûret-i hayret-füzûn rû-nümûn olup, tafsîline bu vechile âgāz ve tahrîk-i kalem-i sühan-sâz olunur ki, “Li'l-bâtılı\ncevletün terkîb-i meşhûru üzere Françelü'nün mukaddemâ etrâf-ı Kāhire'de baʿzan galebe-i istidrâciyyeleri revâc buldu ise dahi, fi'l-asl muhârebe zararı ʿale'l-iştirâk gālib ve mağlûba ʿâyid olmak hasebiyle, cemʿ-i maʿdûddan ibâret olan hey'et-i ictimâʿiyyelerine naks u tedennî târî ve bâ-husûs mu'ahharan vukūʿ bulan ʿAkkâ ve ʿArîş muhârebelerinde o ferîk-ı güm-kerde-tarîkın beş on bin kadar [Ü3 60b] asker-i tebeh-kârı müste'sal-i cüyûş-ı hazret-i Tâc-dârî olmağla, kulûb-ı kāsiyelerine havf u vecel ve şîrâze-i nizâmlarına infisâh u halel ʿârız olduğundan gayri, medâr-ı tereffüh ü teneffüsleri olan İskenderiyye ve Dimyât ve Reşîd boğazları maktûʿ ve imdâdları min-külli'l-cevânib memnûʿ olup, Korfa ve İtalya'da vâkiʿ maʿrekelerde dahi hadden efzûn askerleri [Ü1 264a] âguşte-i hûn-ı menûn ve mülâhaza-i se-yekûn ile taraf taraf hâlleri dîger-gûn olduğundan katʿ-ı nazar, Vezîr-i aʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'den bi'l-fevzi ve'z-zafer asker-i kerrâr ve leşker-i encüm-şümâr ile hareketlerini istihbâr eylediklerinden, berren ve bahran mahsûr ve iltikāy-ı askereyn vukūʿunda netîce-i harb verây-ı gaybda mastûr olduğuna binâʾen, mağlûbiyyet ihtimâliyle bi'l-külliyye müstehlek ü me'sûr olacağları evʿiye-i mefâsid olan zamîrlerine hutûr ve ʿale'l-husûs Devlet-i ʿaliyye'nin büyük ordusu “Nusirtu bi'r-ruʿbi min mesîrete şehrin” muʿcize-i bâkıyyesi zuhûruna terakkub ile Mısır'a tekarrüb etdikce, Mısır'ın ekâbirinde tegayyür ve esâgırında teneffür müşâhedesiyle her hâlde tâliʿleri menhûs ve livây-ı melʿanetleri menkûs olduğun bilüp, cümlesi selâmetden me'yûs olduklarından gayri, cesâret edüp bir kerre Ordu-yi hümâyûn ile mukābele murâd eyleseler dahi, lâ-mahâle etrâfa münteşir olan asker-i haybet-eserlerin cemʿa muhtâc u muztarr olmalarıyla, ictimâʿ eden askerlerinin yerleri bi'l-cümle hâlî kalup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle ehâlî, hâlî olan emâkin ü mahalli zabt ve verâdan zahîrelerini [Ü3 61a] katʿ ve Aʿrâb-ı bevâdîyi üzerlerine teslît etmek hâtıralarıyla kavm-i mesfûr dem-beste vü muztarib ve âteş-i nedâmet ü hasret derûn-ı mefsedet-\nmeşhûnlarında müştaʿil ü mültehib olup, ifsâd ve şeytanetde sânî-yi Zerdüşt ve Avrupa ve sâyir mahallerde hudûs eden ihtilâl ü münâzaʿaya sebeb ü ʿillet olarak ʿâleme îrâs-ı dehşet eden Bonaparta nâm sergerdeleri bu rüsvâlıkda bulunmamak ve milel-i muhtelifeden tavʿan e[v] kerhen Mısır'a getürdiği kefere bakıyyesini katl ü esre giriftâr etmeyüp, tahliye-i Mısır'ı selâmetlerine [Ü1 264b] fedâ ve âlet etmek mekāsıdıyla, beş-altı ceneral ve birkaç yüz Sultat ve Foçyâl istıshâbıyla, İskenderiyye'ye gelüp, Mısır ve sâyir mahallere bırakdığı askeri imdâd ve mühimmât ile serîʿan ʿavdet etmek desîsesiyle taglît ü teʾmîl ve rütbe vü iʿtibârda kendüye ʿadîl olan “Kleber” nâm cenerali tevkîl ve maslahat-ı tahliyeyi mufassal taʿlîm-nâme-i hafiyye ile zimmetine tahmîl ʿakabinde, müttefiklerden Devlet-i ʿaliyye'yi tebrîd ve tahliye-i Mısır ile bi'l-infirâd istînâf-ı ʿahd-i kadîmi îmâ eder bazı mukaddime temhîdiyle Sadrıaʿzam hazretlerine mektûb yazup, mukaddemâ Köse Mustafa Paşa ile kayd-ı esre mübtelâ olan hâcegândan Rüşdî Efendi ile Ordu-yi hümâyûn'a isrâ edüp, sugr-ı İskenderiyye'de olan İngiliz donanması dahi bilâ-sebeb ev bi-sebebin Kıbrıs sularına açılmış bulunmağla, deryâ agyârdan hâlî ve hevâ müsâʿid bulunup, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi birinci Cuma günü nehâran sâʿat üçde Françe memleketine rû-be-râh-ı idbâr oldu.\nVaktâ ki Rüşdî Efendi [Ü3 61b] Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve hâmil olduğu kağıdı takdîm ile mefhûmuna ʿilm-i hazret-i Âsafî şâmil oldu. İttifâk-ı ârâ ile mesfûrun kağıdına cevâb-ı bâ-savâb tahrîr olunup, Efendi-i mezbûr iʿâde olunmuşidi. Mısır'a vardıkda, Ebu'l-hiyel olan Bonaparta Fransa'ya ʿâzim ve mesfûr Kleber yerine kāyim olduğunu görüp, cevâb-nâmeyi teslîm ve mesfûr dahi kağıd-ı evveli teʾyîd sûretinde bir kağıd yazup, hod-be-hod Rüşdî Efendi'yle bir meclis-i mükâleme tanzîm ve tekrâr Rüşdî Efendi orduya gelüp, mükâleme meclisinde Rûsiyyelü'ye dâ'ir mûmâ ileyh ile bir mâddede suʾâl ü cevâb serd olunduğunu Kleber kağıdında terkîm etmekle, müttefiklerden vukūʿ bulan ahvâlin ketm ü ihfâsı maslahat-ı ittifâka muhıll olup, vâkiʿ [ve] [Ü1 265a] gayr-i vâkiʿ Rüşdî Efendi'den Rûsiyyelü'ye dokunur fuzûlâne suʾâl ü cevâb sudûru, Moskovlu'nun sâmiʿasına vusûl ile tahdîş ü tevhîş hâletleri vukūʿ bulmamak içün Rüşdî Efendi berây-ı maslahat Sakız Cezîresi'ne nefy ile lede'l-lüzûm Rûsiyyelü'nün iskât ü ilzâmına ihzâr-ı sohbet kılındı.\nFransızlar zaʿf-ı hâl ile kuvve-i istidrâciyyelerine zevâl geldiğini karâyin-i maʿlûme ile istidlâl eylediklerinden, merâmlarını ifâde ile Mısr-ı Kāhire'den vekār ve ihtişâm-ı mevhûmlarına noksân gelmamek üzere tahlîs-ı nefs içün vesâyit ve esbâb tahsîline inkibâb üzere olmalarıyla, gâh Ordu-yi hümâyûn tarafına ve gâh İngiliz Kumandanı tarafına ʿale't-teʿâkub mekâtîb irsâlinden başka, Mısır'da me'sûran ikāmet eden Mustafa Paşa'ya dahi [Ü3 62a] dil-hâhları üzere kağıdlar yazup, Hazînedâr'ı ʿAli Ağa'yı birkaç defʿa Ordu-yi hümâyûn'a göndermişler idi. Musâlaha ve mükâleme umûrunda bulunanların taraf-ı hasma cihetün-mâ ile mecbûriyyetleri istizlâl-i nefs ve mümâşâtı müstelzim olarak ifsâd-ı mizâc-1 maslahat eyleyeceği müsellemü's-sübût olmağla, müşârun ileyhin dahi hâlet-i isârda o makūle sohbetlere karışması tehcîn olunup, şimdiye dek ne tefevvüh eylediyse hod-be-hod tefevvüh edüp, Devlet-i ʿaliyye tarafından katʿâ meʾmûriyyeti olmadığı beyânıyla, Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafından Fransızlar Sergerdesi'ne mahsûs mektûb tahrîr u irsâl ve müşârun ileyhe dahi iktizâsı üzere ifâde-i hâl olundu. Bundan sonra İngiliz Kumandanı İsmit Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tertîb olununan meclis-i mükâlemede tahliye-i Mısır içün Françelü ile muhaberesini beyân ve murahhaslar göndereceklerini der-meyân ve birkaç defʿa Françe Sergerdesi'yle mükâtebe vukūʿ bulup, [Ü1 265b] mükâleme içün iki nefer ceneral taʿyîn ü irsâl eyleceklerini ifade etmişler idi. Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʿl Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Reşîd Mustafa Efendi ve bi'l-fiʿl Reʾîsülküttâb olan Râsih Mustafa Efendi taraf-ı Sadâret-penâhî'den Vekâlet-i mutlaka hasebiyle terhîs ve mahall-i mükâleme tahsîs olundukdan sonra, mebʿûslar gelüp mükâlemeye mübâşeret ve miyânelerinde vâfir ebhâs sebkat edüp, Fransızlar maslahatlarını tasavvurât-ı bâtılalarına tevfîk ve derûn-ı habâset-meşhûnlarında muzmer olan hiyel-i kâmineye tatbîk içün her mâddeyi bir rükûna [Ü3 62b] tasʿîb ve Devlet-i ʿaliyye meʾmûrlarını itʿâb u taʿzîb eylediler ise dahi, mehmâ-emken mâddeler cerh u taʿdîl ve ibkā vü tebdîl ile şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın yirmi sekizinci günü yirmi iki şart ve bir hâtime ile şurût-ı tahliyeye karar vermeleriyle, on günden sonra ber-vech-i mukāvele tarafeyn tasdîk-nâmeleri huzûr-ı Serdâr-ı ekremî'de mübâdele olunup, murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye ve İngiltere Donanması Kumandanı İsmit'e ve mebʿûslara semmûr kürkler iksâ ve üç re's donanmış esb iʿtâ olunduğundan başka, sır kâtiblerine ve tercemânlarına kakum kürkler ilbâs ve cümlesi mazhar-ı lutf-ı bî-kıyâs kılınup, muʿâhede olunan vakitlerde Sâlihiyye ve\nKātıbe'nin zabtı içün şimdiden Mısır Vâlîsi Vezîr Nasûh Paşa taʿyîn olunup, verâsından Ordu-yi hümâyûn ile Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri dahi harekete teheyyü' eylediği ahbârı, Ramazân-ı şerîf'de meserret-resân-ı vürûd ve kâffe-i nâs ser-mest-i sürûr-ı nâ-mahdûd oldu.\nTasdîk-nâme ile vürûd eden Sadrıaʿzam hazretlerinin Selâm Ağası Âmedî Sıbğatullah Ağa, Kapucu-başılık ve senevî beş kîse fâyizlü Edirne'den bir sehm ve bir rubʿ mukātaʿa [Ü1 266a] ve altı bin guruş ʿatâyây-ı Şâhâne ile nâyil-i sürûr-ı evfâ olduğundan fazla, ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından dahi üç bin guruş ikrâm ve Dâru's-saʿâde Ağası tarafından bin beş yüz guruş inʿâm olunup, Bâb-ı ʿâlî'den ve Kapudan Paşa hazretleri tarafından kontoş ve bol yenlü birer aʿlâ semmûr [Ü3 63a] iksâ ve ber-minvâl-i muharrer îrâd ve bahşiş ve iltifât ve pûşiş ile Ağa-yı mûmâ ileyhin kadri iʿlâ ve hemyân-ı emeli imlâ olundu. Ânifen beyân olunduğu vech üzere iktizây-ı vakt-i hâle tatbîkan râbıta bulan şurût-ı tahliye min-gayr-i kusûr mecelle-i vekāyiʿa sebt olunmak min-ehemmi'l-umûr olduğuna binâʾen, şurût-ı mezkûre vech-i âtî üzere keşîde-i silk-i sutûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-kıyâm'ın mülk-i kadîmi olan iklîm-i Mısır'a bir takrîb pâ-nihâde olan Françe askeri üzerlerine Devlet-i ʿaliyye'nin büyük ordusu tekarrüb etmiş olmak hasebiyle, tarafeynden irâka-i dimâʿ-i beşeriyye olunmamak münâsib ü savâb ʿadd olunduğundan, tarafeynden rızâ vü hâhişe mebnî bilâ-cidâl iklîm-i Mısır'dan Françelü'nün hurûc ve taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'ye iklîm-i Mısır'ı teslîm eylemeleriyçün hâlâ Sadrıaʿzam-ı zafer-ʿalem ve Serdâr-ı ekrem-i kaviyyü'l-himem, devletlü, merhametlü el-Hâc Yûsuf Ziyâ Paşa efendimiz hazretlerinin taraf-ı bâhirü'ş-şereflerinden Devlet-i ʿaliyye-i ebed-müddet tarafından Vekâlet-i mutlaka'ları iktizâsınca taraflarımıza olan ruhsat-ı kâmileleri hasebiyle, hâlâ Mısır'da olan Françe askeri Sergerdesi riʿâyetlü, hürmetlü Kleber Enşef Ceneral cenâblarının ruhsat-nâmesiyle Ordu-yi hümâyûn-ı zafer-makrûnda olan rağbetlü Deze\nCeneral ve hürmetlü Yoselag cenâblarıyla bi'l-müzâkere tahliye-i Mısır'a şart olarak zîrde mastûr yirmi iki mâdde [Ü1 266b] bi-ʿaynihâ icrâ olunmak üzere ruhsatımız muktezâsınca muʿâhede ve tasdîk olunmağla, mevâdd-ı meşrûta ber-vech-i âtî beyân olunur.\nEvvelki mâdde: [Ü3 63b] Fransız askeri kendü sefînelerine ve gerek Devlet-i ʿaliyye tarafından iʿtâsı lâzım gelan sefînelere irkâb olunup, Françelü'ye nakl olunmak içün esliha ve ahmâl ve eşyalarıyla İskenderiyye ve Reşîd ve Ebâhûr'a çekilüp, tanzîm-i umûr-ı sefâyin içün İskenderiyye Kalʿası'na cânib-i Devlet-i ʿaliyye'den tahliye muʿâhedesi tasdîkından bir mâh sonra elli nefer âdem ile bir Nüzül Emîni taʿyîn ve idhâl oluna.\nİkinci madde: İşbu muʿâhedenin tasdîkı günü târîhinden Mısır'da üç ay müddet ile mütâreke ʿakd olunup, taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den iʿtâ olunacak sefâyin, Fransız askerinin râkib olacağları lîmânlara vürûd edince, müddet-i mütâreke münkazıyye olursa, tekmîlen rukûbları hâsıl oluncaya dek işbu mütârekenin imtidâdı câyiz ola. Ancak işbu mütâreke tanzîmi tarafeynin asâkir ve ehâlîsi istirahatı içün tasvîb olunmağla, işbu matlûb olan istirâhatin husûlüne tarafeynden ihtimâm oluna.\nÜçüncü madde: Fransız askerinin nakliyçün lâzım olacak sefâyinin mikdârı tarafeynden, yaʿnî taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve Kleber Ceneral cânibinden taʿyîn olunacak kimselerin maʿrifetleriyle taht-ı râbıtaya idhâl olunup, sefâyin-i mezkûreye asker irkâbı husûsunda muʿâraza vâkiʿ olur ise, İngiltere kāʿidesine tatbîkan nizâm verilmek içün İngiltere Kumandanı tarafından bir kimesnenin nezâreti lâzım gelür.\nDördüncü mâdde: İşbu muʿâhedenin tasdîkı gününden iʿtibâr ile Françe askeri Kātıbe ve Sâlihiyye'yi sekiz nihâyet on güne dek tahliye eyleye. Ve yine tasdîkı târîhinden on beş [Ü3 64a] güne dek [Ü1 267a] Mansûre ve yirmi güne dek Dimyât ve Belbîs tahliye oluna. Ve Mısır'dan altı gün mukaddem Süveys tahliye oluna. Ve sâhil-i bahrda kâyin olup, Nîl-i mübârek'in şark kolunda vâkiʿ mahaller kezâlik işbu on gün zarfında bilâ-tevakkuf birbiri ardınca tahliye oluna. “Delta” taʿbîr olunur cevânib-i selâsesini Nîl-i mübârek ihâta etmiş olan mahallin dahi tahliyesi Mısır Şehri'nin tahliyesi gününden on beş gün sonra ola. Bi'l-cümle garb tarafında vâkiʿ olan sâhili tevâbiʿiyle Eyâlet-i Mısır tahliyesine dek garb tarafında olan bi'l-cümle Françe askeri yedinde olup, Mısır'ın garb-ı aʿlâsı tarafında Saʿîd ve Feyyûm ve\nsâyir mahallerde olan bi'l-cümle Françe askeri ʿavdet edince, Françelü yedlerinde olacak olmağla, nihâyet-i mütârekeye dek ve mümkin olduğu mertebe dahi evvelce tahliye oluna. Ve işbu tahliye olunacak kâffe-i mahaller bulundukları hâl üzere terk oluna.\nBeşinci mâdde:\n\nŞehr-i Mısır işbu tasdîk günü târîhinden mümkin olur ise kırk günde, olmadığı hâlde kırk beş gün murûrunda redd oluna.\nAltıncı mâdde:\n\nNîl-i mübârek'in garb tarafında kâyin mahallerde ikāmet üzere olan Fransız askeri esliha ve ahmâl ve eskāli ile büyük ordularıyla mülâkī olacak olup, ancak askerlerinin sâhil-i bahrda kâyin olan karâr-gâhı buʿdu sebebi ile esnây-ı râhda gerek ʿOsmânlı askerinden ve gerek Mısır ehâlîsi taraflarından askerlerine bir dürlü keder ve ʿırzlarına halel vâkiʿ olmamasına Devlet-i ʿaliyye tarafından saʿy olunmak husûsu hâssaten muʿâhede olunur.\nYedinci mâdde:\n\n[Ü3 64b] ʿOsmânlı askerinin bâlâda zikr olunduğu vechile tahliye olunacak mahallere kemâl-i dikkat ve basîret üzere duhûlü lâzım gelüp, tarafeyn askeri beyninde ihtilâl ve muʿâmele-i hasmâne tetarruk etmamesiyçün birbirinden baʿîd [Ü1 267b] olması lâzım gelür.\nSekizinci mâdde:\n\nİşbu muʿâhedenin tasdîkı ʿakabinde gerek Françe'de ve gerek Mısır'da mahbûs ve alıkonulmuş olan ehl-i İslâm ve Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsından maʿdûd olan milel-i sâyirenin bilâ-imtiyâz sebîlleri tahliye oluna. Ve muʿâmele-i bi'l-misl olarak Devlet-i ʿaliyye memâlikinden ʿadd olunan şehirlerde ve bi'l-cümle lîmânlarda alıkonulmuş olan gerek Françelü'nün ve gerek elçileri ve konsolosları hıdmetinde olmuş olan kimesnelerin kangı milletden olur ise olsun kezâlik sebîlleri tahliye oluna.\nDokuzuncu mâdde:\n\nTarafeyn ehâlî ve reʿâyâsının emvâl ü emlâkları redd olunması ve yâhûd behâ takdîriyle nakden ashâbına teslîm olunması husûsu, Mısır'ın tahliyesi ʿakībinde tarafeynden taʿyîn olunacak me'mûrlar, Dersaʿâdet'de ru'yet-i hisâb ve tanzîm-i mevâdda şurûʿ edeler.\nOnuncu mâdde:\n\nFransızlar'ın Mısır'a duhûllerinden berü kendüleri ile ihtilât etmiş Mısır ehâlîsinden kangı milletden olursa olsun taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den cânlarına ve mâllarına zarar u keder vâkiʿ olmaya.\nOn birinci mâdde:\n\nFrançe askeri âminen ve sâlimen Françe'ye rucûʿ etmek içün \"Pasaporto\" taʿbîr olunur yol emri kâğıdları ve itmi'nânlarını hâvî senedât ve muhafazalariyçün iktizâ eden sefîneler [Ü3 65a] taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve Rûsiyye ve İngiltere taraflarından iʿtâ oluna.\nOn ikinci mâdde: Mısır'da olan Françe askeri Mısır'ı tahliye içün sefâyine rukûb etdikde, Françe sâhiline hurûc edinceye dek gerek Devlet-i ʿaliyye ve gerek müttefikleri olan İngiltere ve Rûsiyye devletlerinin donanmaları taraflarından bir gûne taʿarruz vukūʿa gelmamek üzere düvel-i müttefika vaʿd ü te'ahhüd ederler. Kezâlik Mısır'da olan Françe askeri dahi Mısır'dan hurûc edüp, zarûret cihetiyle mecbûr olmadıkları hâlde [Ü1 268a] bir mahalde tevakkuf etmeyerek, doğru Françe sevâhiline duhûl edinceye dek gerek Devlet-i ʿaliyye ve gerek müttefikleri olan Rûsiyye ve İngiltere devletleri donanmalarına ve memâlikine taʿarruz eylememelerine Mısır'da olan Françe Sergerdesi Kleber Ceneral vaʿd ü te'ahhüd eder.\nOn üçüncü mâdde: Mısır'ın tahliyesiyçün Mısır'da olan Françe askeriyle üç mâh müddet-i mütâreke ʿakd olunmağla, bu esnâda Mısır'da olan Fransız askerinin maʿlûmu olmayarak, Françe memâliki tarafından birkaç sefîne gelüp, Devlet-i ʿaliyye ve müttefikleri olan düvelin sefâyini zâbitânı haberdâr olmaksızın İskenderiyye Lîmânı'na dâhil olur ise, der-ʿakab suyunu alup, lîmân-ı mezkûrdan hurûc etmek tarafeynden muʿâhede olunmağla, işbu maʿlûm olmayarak dâhil-i lîmân olan Françe sefînesi halkı Mısır'ı tahliye edecek Françe misillü mütârekeye lâzım olan harekâtı icrâ etmek içün sefînesiyle lîmân-ı mezkûrdan hurûc ve âminen Françe'ye ʿavdet eylemesiyçün düvel-i müttefika taraflarından pasaportolar [Ü3 65b] verile. Ve işbu makūle bilâ-haber vürûd eden sefâyinden bir-iki kıtʿası taʿmîre muhtâc olursa, taʿmîrini tekmîl edinceye dek tevkīf, mâ-ʿadâsı lîmân-ı mezkûrda ve hâricinde muʿâraza olumamak içün hevâ müsâʿid oldukda, hemân Françe'ye ʿavdet eyleye.\nOn dördüncü mâdde: Ceneral Kleber tarafından bilâ-tevakkuf Françe'ye Mısır'ın tahliyesini ihbâr içün mektûb gemisi gönderecek olmağla, bu geminin âminen sâhile varması zımnında emniyyeti hâvî kāğıd iʿtâsı mukāvele oluna.\nOn beşinci mâdde: Françe askeri Mısır'dan hurûc edeceği üç mâh müddetde ve Mısır'dan sefîneye rukûb etdikleri günden Françe'ye varmalarına takdîr olunan kezâlik üç mâh müddetde akvât-ı yevmiyyeye [Ü1 268b] muhtâc oldukları bedîdâr olmakdan nâşî, gerek ikāmetleri esnâda ve gerek bahran yolda oldukları zemânda murahhaslar taraflarından ihbâr olunan mikdâr-ı askere göre lâzım gelan yevmiyye mukāvele olunduğu vech üzere ber-mûceb-i defter muʿteber hınta ve gûşt ve pirinç ve şaʿîr ve saman taʿyînâtları işbu muʿâhede\ntasdîkından sonra, yedlerinde der-mahzen olan zahîrelerinden verilüp, yevmiyye Devlet-i ʿaliyye tarafından verilecek taʿyînâta mahsûb ola.\n\n On altıncı mâdde: Mısır'da olan Françe askeri işbu muʿâhedenin tasdîkı gününden Mısır'dan hiçbir dürlü virgü tahsîl etmeyeceği ve Mısır'dan hurûc edince lâzım gelan mukannen îrâdâtın bakıyyelerini ve Françelü'lerin mâlından ʿadd olunan deve ve hecîn ve mühimmât ve top misillü Mısır'dan ihrâc [Ü3 66a] u naklini münâsib görmediği eşyâsını ve bundan akdem tahsîl etmiş virgüden der-mahzen olan ecnâs-ı zehâyiri Devlet-i ʿaliyye'ye terk edeceğini ve işbu mevcûd olan envâʿ-ı zehâyir ve eşyâları taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve İngiltere Donanması Kumandanı olan İsmit cânibinden mahsûs Komisar, yaʿnî Nüzül Emîni taʿyîn ve Ceneral Kleber tarafından me'mûr olmuş âdemler ile tashîh ve behâ takdîr ve cârî olan fey’ât üzere me'mûr olacak kimesneler işbu der-mahzen olan envâʿ-ı zehâyir ve eşyâyı ahz u kabz edüp, muʿâhede olunduğu gibi Françelü'nün hareket ve sefînelerine irkâbı husûsu teshîli içün mesfûrlara lâzım olan üç bin kîse akça verile. Ve zikr olunan Françelü'nün işbu der-mahzen olan envâʿ-ı zehâyir ve eşyâlarından hâsıl olacak semen zikr olunan meblağa muʿâdil ve kâfî olmaz ise, mâ-bâkīsi Françe'nin müdîrleri tarafından edâ olunmak şartıyla Devlet-i ʿaliyye'ye Kleber Ceneral tarafından taʿyîn olunmuş olan Nüzül Emîni yedinden sened ahz [Ü1 269a] edüp, mesfûrlara ber-vech-i idâne iʿtâ eyleye.\n\n On yedinci mâdde: Françelü'nün tahliye-i Mısır içün evvel emirde mesârıfları idâresine akçanın lüzûmu derkâr olmak hasebiyle, on altıncı mâddede beyân olunduğu vechile istikrâz olunacak akçaya mahsûb olmak şartıyla, tasdîk târîhinden on beş gün sonra Devlet-i ʿaliyye me'mûrları taraflarından Mısır'da beş yüz kîse akça ve otuz gün sonra kezâlik beş yüz kîse akça ve kırk gün sonra üç yüz ve elli gün sonra üç yüz [Ü3 66b] ve altmış gün sonra üç yüz ve yetmiş gün sonra üç yüz ve seksan gün sonra üç yüz ve doksan gün sonra beş yüz kîse akça idâne vechiyle iʿtâ ve her bir kîsesi beşer yüz guruş iʿtibâr oluna. Ve bâlâda zikr olunan temşiyetin icrâsını teshîl içün tasdîk-nâme mübâdelesinden sonra der-ʿakab Sadrıaʿzam hazretleri tarafından gerek Mısır Şehri'ne ve gerek Mısır'ın sâyir mahallerine emînler gönderile.\nOn sekizinci mâdde: İşbu tasdîk târîhinden evvel ve sonra işbu şartımız şuyûʿ bulunca her mahalde envâʿ-ı îrâddan kabz olunmuş akça var ise, idâne olunacak üç bin kîse akçaya mahsûb oluna.\n\nOn dokuzuncu mâdde: Tahliye mâddesini teshîl etmeleriyçün işbu üç ay mütâreke müddeti tekmîline dek Mısır iskelelerinde el-ân mevcûd olan nakil sefînelerinin Dimyât ve Reşîd'den İskenderiyye'ye ve İskenderiyye'den Dimyât'a ve Reşîd'e varup gelmesi câyiz ola.\n\nYirminci mâdde: Maraz-ı tâʿûnun Avrupa'ya te'sîr ü sirâyeti vukūʿunu menʿ zımnında Avrupa'nın itmi'nâniyçün iktizâ eden tedâbîrin icrâ olunması lâzım gelmekle, matʿûn olanlar yâhûd hasta olup hastalığı tâʿûn olmak muhtemel olan kimesneler, gerek tâ'ûndan ve gerek emrâz-ı sâyireden hasta olanlar tahliye müddeti esnâsında [Ü1 269b] sefîneye irkâb ve nakilleri tecvîz olunmamağla, mesfûrlar devletlü Sadrıaʿzam hazretlerinin taht-ı himâyelerinde terk olunarak, bulundukları hasta-hânede ikāme olunup, ifâkat buluncaya kadar bunlara mahsûs olan [Ü3 67a] Fransız ofiçyâlleri nezâret edeler. Ve ifâkat buldukdan sonra, mesfûrların haklarında dahi on birinci ve on ikinci mâddelerin mefhûmu icrâ oluna. Ve Fransız askerinin Müdîr'i, mesfûrları âhar bir lîmâna çıkarmayup, Lazaret içün taʿyîn olunacak mahalle doğru nakl olunmalarını ofiçyâllerine mü'ekkeden tenbîh eyleye.\nYirmi birinci mâdde: Vukūʿu muhtemel olup, işbu muʿâhedede münderic olmayan ʿusretlerin dostâne halli ve Mısır tahliyesi husûsunu teshîl zımnında taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve Kleber Ceneral tarafından me'mûr olacak muʿtemed âdemler ile tesviye vü tanzîm oluna.\n\nYirmi ikinci mâdde: Tasdîk-nâme târîhinden sonra işbu mevâdd, tarafeynden merʿî vü muʿteber tutulup, hılâf-ı hareket tecvîz olunmaya. Ve işbu mevâddın kabûlünü hâvî tarafeynden temessükler tahrîr u imzâ ve temhîr ü iʿtâ ile mübâdele oluna. Ve târîh-i temessükden tasdîk-nâmeler dahi sekiz gün sonra Ordu-yi hümâyûn'da mübâdele oluna.\n\nHâtime: Zikr olunan yirmi iki mâdde şart u rabt olunduğu vechile vakt-i merkūmda tasdîk-nâmelerin mübâdelesi husūsu pezîrây-ı hıtâm olmak içün bizler ki, bâ-ruhsat-nâme-i hazret-i Serdâr-ı ekremî murahhaslarız. Muktezây-ı ruhsat-ı kâmilemiz üzere işbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzalarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Ceneral Enşef-i mûmâ ileyhin murahhasları mûmâ ileyhimâ taraflarından dahi ruhsat-nâmeleri muktezâsınca mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre bir kıtʿa [Ü1 270a]\ntemessük ile mübâdeleten mûmâ ileyhimâ [Ü3 67b] taraflarına i'tâ olundu; tahrîren fi'l-yevmi's-sâmini ve'l-ʿişrîne min Şaʿbâni'l-muʿazzam sene erbaʿa ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şeref fî Sahrâ'i ʿArîş. Sûret-i imzâ: el-Müteşebbisü bi-ezyâli ʿinâyeti'l-Mevlâ, Mustafa Reşîd ed-Defterî hâlâ; el-Müstemiddü bi-feyzillâhi'l-Meliki'l-Vehhâb, Mustafa Râsih Re'îsülküttâb.",
          "caption": "Sûret-i şurût-ı mütâreke",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_453.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Sûret-i şurût-ı mütâreke",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-kıyâm'ın mülk-i kadîmi olan iklîm-i Mısır'a bir takrîb pâ-nihâde olan Françe askeri üzerlerine Devlet-i ʿaliyye'nin büyük ordusu tekarrüb etmiş olmak hasebiyle, tarafeynden irâka-i dimâʿ-i beşeriyye olunmamak münâsib ü savâb ʿadd olunduğundan, tarafeynden rızâ vü hâhişe mebnî bilâ-cidâl iklîm-i Mısır'dan Françelü'nün hurûc ve taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'ye iklîm-i Mısır'ı teslîm eylemeleriyçün hâlâ Sadrıaʿzam-ı zafer-ʿalem ve Serdâr-ı ekrem-i kaviyyü'l-himem, devletlü, merhametlü el-Hâc Yûsuf Ziyâ Paşa efendimiz hazretlerinin taraf-ı bâhirü'ş-şereflerinden Devlet-i ʿaliyye-i ebed-müddet tarafından Vekâlet-i mutlaka'ları iktizâsınca taraflarımıza olan ruhsat-ı kâmileleri hasebiyle, hâlâ Mısır'da olan Françe askeri Sergerdesi riʿâyetlü, hürmetlü Kleber Enşef Ceneral cenâblarının ruhsat-nâmesiyle Ordu-yi hümâyûn-ı zafer-makrûnda olan rağbetlü Deze\nCeneral ve hürmetlü Yoselag cenâblarıyla bi'l-müzâkere tahliye-i Mısır'a şart olarak zîrde mastûr yirmi iki mâdde [Ü1 266b] bi-ʿaynihâ icrâ olunmak üzere ruhsatımız muktezâsınca muʿâhede ve tasdîk olunmağla, mevâdd-ı meşrûta ber-vech-i âtî beyân olunur.\nEvvelki mâdde: [Ü3 63b] Fransız askeri kendü sefînelerine ve gerek Devlet-i ʿaliyye tarafından iʿtâsı lâzım gelan sefînelere irkâb olunup, Françelü'ye nakl olunmak içün esliha ve ahmâl ve eşyalarıyla İskenderiyye ve Reşîd ve Ebâhûr'a çekilüp, tanzîm-i umûr-ı sefâyin içün İskenderiyye Kalʿası'na cânib-i Devlet-i ʿaliyye'den tahliye muʿâhedesi tasdîkından bir mâh sonra elli nefer âdem ile bir Nüzül Emîni taʿyîn ve idhâl oluna.\nİkinci madde: İşbu muʿâhedenin tasdîkı günü târîhinden Mısır'da üç ay müddet ile mütâreke ʿakd olunup, taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den iʿtâ olunacak sefâyin, Fransız askerinin râkib olacağları lîmânlara vürûd edince, müddet-i mütâreke münkazıyye olursa, tekmîlen rukûbları hâsıl oluncaya dek işbu mütârekenin imtidâdı câyiz ola. Ancak işbu mütâreke tanzîmi tarafeynin asâkir ve ehâlîsi istirahatı içün tasvîb olunmağla, işbu matlûb olan istirâhatin husûlüne tarafeynden ihtimâm oluna.\nÜçüncü madde: Fransız askerinin nakliyçün lâzım olacak sefâyinin mikdârı tarafeynden, yaʿnî taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve Kleber Ceneral cânibinden taʿyîn olunacak kimselerin maʿrifetleriyle taht-ı râbıtaya idhâl olunup, sefâyin-i mezkûreye asker irkâbı husûsunda muʿâraza vâkiʿ olur ise, İngiltere kāʿidesine tatbîkan nizâm verilmek içün İngiltere Kumandanı tarafından bir kimesnenin nezâreti lâzım gelür.\nDördüncü mâdde: İşbu muʿâhedenin tasdîkı gününden iʿtibâr ile Françe askeri Kātıbe ve Sâlihiyye'yi sekiz nihâyet on güne dek tahliye eyleye. Ve yine tasdîkı târîhinden on beş [Ü3 64a] güne dek [Ü1 267a] Mansûre ve yirmi güne dek Dimyât ve Belbîs tahliye oluna. Ve Mısır'dan altı gün mukaddem Süveys tahliye oluna. Ve sâhil-i bahrda kâyin olup, Nîl-i mübârek'in şark kolunda vâkiʿ mahaller kezâlik işbu on gün zarfında bilâ-tevakkuf birbiri ardınca tahliye oluna. “Delta” taʿbîr olunur cevânib-i selâsesini Nîl-i mübârek ihâta etmiş olan mahallin dahi tahliyesi Mısır Şehri'nin tahliyesi gününden on beş gün sonra ola. Bi'l-cümle garb tarafında vâkiʿ olan sâhili tevâbiʿiyle Eyâlet-i Mısır tahliyesine dek garb tarafında olan bi'l-cümle Françe askeri yedinde olup, Mısır'ın garb-ı aʿlâsı tarafında Saʿîd ve Feyyûm ve\nsâyir mahallerde olan bi'l-cümle Françe askeri ʿavdet edince, Françelü yedlerinde olacak olmağla, nihâyet-i mütârekeye dek ve mümkin olduğu mertebe dahi evvelce tahliye oluna. Ve işbu tahliye olunacak kâffe-i mahaller bulundukları hâl üzere terk oluna.\nBeşinci mâdde:\n\nŞehr-i Mısır işbu tasdîk günü târîhinden mümkin olur ise kırk günde, olmadığı hâlde kırk beş gün murûrunda redd oluna.\nAltıncı mâdde:\n\nNîl-i mübârek'in garb tarafında kâyin mahallerde ikāmet üzere olan Fransız askeri esliha ve ahmâl ve eskāli ile büyük ordularıyla mülâkī olacak olup, ancak askerlerinin sâhil-i bahrda kâyin olan karâr-gâhı buʿdu sebebi ile esnây-ı râhda gerek ʿOsmânlı askerinden ve gerek Mısır ehâlîsi taraflarından askerlerine bir dürlü keder ve ʿırzlarına halel vâkiʿ olmamasına Devlet-i ʿaliyye tarafından saʿy olunmak husûsu hâssaten muʿâhede olunur.\nYedinci mâdde:\n\n[Ü3 64b] ʿOsmânlı askerinin bâlâda zikr olunduğu vechile tahliye olunacak mahallere kemâl-i dikkat ve basîret üzere duhûlü lâzım gelüp, tarafeyn askeri beyninde ihtilâl ve muʿâmele-i hasmâne tetarruk etmamesiyçün birbirinden baʿîd [Ü1 267b] olması lâzım gelür.\nSekizinci mâdde:\n\nİşbu muʿâhedenin tasdîkı ʿakabinde gerek Françe'de ve gerek Mısır'da mahbûs ve alıkonulmuş olan ehl-i İslâm ve Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsından maʿdûd olan milel-i sâyirenin bilâ-imtiyâz sebîlleri tahliye oluna. Ve muʿâmele-i bi'l-misl olarak Devlet-i ʿaliyye memâlikinden ʿadd olunan şehirlerde ve bi'l-cümle lîmânlarda alıkonulmuş olan gerek Françelü'nün ve gerek elçileri ve konsolosları hıdmetinde olmuş olan kimesnelerin kangı milletden olur ise olsun kezâlik sebîlleri tahliye oluna.\nDokuzuncu mâdde:\n\nTarafeyn ehâlî ve reʿâyâsının emvâl ü emlâkları redd olunması ve yâhûd behâ takdîriyle nakden ashâbına teslîm olunması husûsu, Mısır'ın tahliyesi ʿakībinde tarafeynden taʿyîn olunacak me'mûrlar, Dersaʿâdet'de ru'yet-i hisâb ve tanzîm-i mevâdda şurûʿ edeler.\nOnuncu mâdde:\n\nFransızlar'ın Mısır'a duhûllerinden berü kendüleri ile ihtilât etmiş Mısır ehâlîsinden kangı milletden olursa olsun taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den cânlarına ve mâllarına zarar u keder vâkiʿ olmaya.\nOn birinci mâdde:\n\nFrançe askeri âminen ve sâlimen Françe'ye rucûʿ etmek içün \"Pasaporto\" taʿbîr olunur yol emri kâğıdları ve itmi'nânlarını hâvî senedât ve muhafazalariyçün iktizâ eden sefîneler [Ü3 65a] taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve Rûsiyye ve İngiltere taraflarından iʿtâ oluna.\nOn ikinci mâdde: Mısır'da olan Françe askeri Mısır'ı tahliye içün sefâyine rukûb etdikde, Françe sâhiline hurûc edinceye dek gerek Devlet-i ʿaliyye ve gerek müttefikleri olan İngiltere ve Rûsiyye devletlerinin donanmaları taraflarından bir gûne taʿarruz vukūʿa gelmamek üzere düvel-i müttefika vaʿd ü te'ahhüd ederler. Kezâlik Mısır'da olan Françe askeri dahi Mısır'dan hurûc edüp, zarûret cihetiyle mecbûr olmadıkları hâlde [Ü1 268a] bir mahalde tevakkuf etmeyerek, doğru Françe sevâhiline duhûl edinceye dek gerek Devlet-i ʿaliyye ve gerek müttefikleri olan Rûsiyye ve İngiltere devletleri donanmalarına ve memâlikine taʿarruz eylememelerine Mısır'da olan Françe Sergerdesi Kleber Ceneral vaʿd ü te'ahhüd eder.\nOn üçüncü mâdde: Mısır'ın tahliyesiyçün Mısır'da olan Françe askeriyle üç mâh müddet-i mütâreke ʿakd olunmağla, bu esnâda Mısır'da olan Fransız askerinin maʿlûmu olmayarak, Françe memâliki tarafından birkaç sefîne gelüp, Devlet-i ʿaliyye ve müttefikleri olan düvelin sefâyini zâbitânı haberdâr olmaksızın İskenderiyye Lîmânı'na dâhil olur ise, der-ʿakab suyunu alup, lîmân-ı mezkûrdan hurûc etmek tarafeynden muʿâhede olunmağla, işbu maʿlûm olmayarak dâhil-i lîmân olan Françe sefînesi halkı Mısır'ı tahliye edecek Françe misillü mütârekeye lâzım olan harekâtı icrâ etmek içün sefînesiyle lîmân-ı mezkûrdan hurûc ve âminen Françe'ye ʿavdet eylemesiyçün düvel-i müttefika taraflarından pasaportolar [Ü3 65b] verile. Ve işbu makūle bilâ-haber vürûd eden sefâyinden bir-iki kıtʿası taʿmîre muhtâc olursa, taʿmîrini tekmîl edinceye dek tevkīf, mâ-ʿadâsı lîmân-ı mezkûrda ve hâricinde muʿâraza olumamak içün hevâ müsâʿid oldukda, hemân Françe'ye ʿavdet eyleye.\nOn dördüncü mâdde: Ceneral Kleber tarafından bilâ-tevakkuf Françe'ye Mısır'ın tahliyesini ihbâr içün mektûb gemisi gönderecek olmağla, bu geminin âminen sâhile varması zımnında emniyyeti hâvî kāğıd iʿtâsı mukāvele oluna.\nOn beşinci mâdde: Françe askeri Mısır'dan hurûc edeceği üç mâh müddetde ve Mısır'dan sefîneye rukûb etdikleri günden Françe'ye varmalarına takdîr olunan kezâlik üç mâh müddetde akvât-ı yevmiyyeye [Ü1 268b] muhtâc oldukları bedîdâr olmakdan nâşî, gerek ikāmetleri esnâda ve gerek bahran yolda oldukları zemânda murahhaslar taraflarından ihbâr olunan mikdâr-ı askere göre lâzım gelan yevmiyye mukāvele olunduğu vech üzere ber-mûceb-i defter muʿteber hınta ve gûşt ve pirinç ve şaʿîr ve saman taʿyînâtları işbu muʿâhede\ntasdîkından sonra, yedlerinde der-mahzen olan zahîrelerinden verilüp, yevmiyye Devlet-i ʿaliyye tarafından verilecek taʿyînâta mahsûb ola.\n\n On altıncı mâdde: Mısır'da olan Françe askeri işbu muʿâhedenin tasdîkı gününden Mısır'dan hiçbir dürlü virgü tahsîl etmeyeceği ve Mısır'dan hurûc edince lâzım gelan mukannen îrâdâtın bakıyyelerini ve Françelü'lerin mâlından ʿadd olunan deve ve hecîn ve mühimmât ve top misillü Mısır'dan ihrâc [Ü3 66a] u naklini münâsib görmediği eşyâsını ve bundan akdem tahsîl etmiş virgüden der-mahzen olan ecnâs-ı zehâyiri Devlet-i ʿaliyye'ye terk edeceğini ve işbu mevcûd olan envâʿ-ı zehâyir ve eşyâları taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve İngiltere Donanması Kumandanı olan İsmit cânibinden mahsûs Komisar, yaʿnî Nüzül Emîni taʿyîn ve Ceneral Kleber tarafından me'mûr olmuş âdemler ile tashîh ve behâ takdîr ve cârî olan fey’ât üzere me'mûr olacak kimesneler işbu der-mahzen olan envâʿ-ı zehâyir ve eşyâyı ahz u kabz edüp, muʿâhede olunduğu gibi Françelü'nün hareket ve sefînelerine irkâbı husûsu teshîli içün mesfûrlara lâzım olan üç bin kîse akça verile. Ve zikr olunan Françelü'nün işbu der-mahzen olan envâʿ-ı zehâyir ve eşyâlarından hâsıl olacak semen zikr olunan meblağa muʿâdil ve kâfî olmaz ise, mâ-bâkīsi Françe'nin müdîrleri tarafından edâ olunmak şartıyla Devlet-i ʿaliyye'ye Kleber Ceneral tarafından taʿyîn olunmuş olan Nüzül Emîni yedinden sened ahz [Ü1 269a] edüp, mesfûrlara ber-vech-i idâne iʿtâ eyleye.\n\n On yedinci mâdde: Françelü'nün tahliye-i Mısır içün evvel emirde mesârıfları idâresine akçanın lüzûmu derkâr olmak hasebiyle, on altıncı mâddede beyân olunduğu vechile istikrâz olunacak akçaya mahsûb olmak şartıyla, tasdîk târîhinden on beş gün sonra Devlet-i ʿaliyye me'mûrları taraflarından Mısır'da beş yüz kîse akça ve otuz gün sonra kezâlik beş yüz kîse akça ve kırk gün sonra üç yüz ve elli gün sonra üç yüz [Ü3 66b] ve altmış gün sonra üç yüz ve yetmiş gün sonra üç yüz ve seksan gün sonra üç yüz ve doksan gün sonra beş yüz kîse akça idâne vechiyle iʿtâ ve her bir kîsesi beşer yüz guruş iʿtibâr oluna. Ve bâlâda zikr olunan temşiyetin icrâsını teshîl içün tasdîk-nâme mübâdelesinden sonra der-ʿakab Sadrıaʿzam hazretleri tarafından gerek Mısır Şehri'ne ve gerek Mısır'ın sâyir mahallerine emînler gönderile.\nOn sekizinci mâdde: İşbu tasdîk târîhinden evvel ve sonra işbu şartımız şuyûʿ bulunca her mahalde envâʿ-ı îrâddan kabz olunmuş akça var ise, idâne olunacak üç bin kîse akçaya mahsûb oluna.\n\nOn dokuzuncu mâdde: Tahliye mâddesini teshîl etmeleriyçün işbu üç ay mütâreke müddeti tekmîline dek Mısır iskelelerinde el-ân mevcûd olan nakil sefînelerinin Dimyât ve Reşîd'den İskenderiyye'ye ve İskenderiyye'den Dimyât'a ve Reşîd'e varup gelmesi câyiz ola.\n\nYirminci mâdde: Maraz-ı tâʿûnun Avrupa'ya te'sîr ü sirâyeti vukūʿunu menʿ zımnında Avrupa'nın itmi'nâniyçün iktizâ eden tedâbîrin icrâ olunması lâzım gelmekle, matʿûn olanlar yâhûd hasta olup hastalığı tâʿûn olmak muhtemel olan kimesneler, gerek tâ'ûndan ve gerek emrâz-ı sâyireden hasta olanlar tahliye müddeti esnâsında [Ü1 269b] sefîneye irkâb ve nakilleri tecvîz olunmamağla, mesfûrlar devletlü Sadrıaʿzam hazretlerinin taht-ı himâyelerinde terk olunarak, bulundukları hasta-hânede ikāme olunup, ifâkat buluncaya kadar bunlara mahsûs olan [Ü3 67a] Fransız ofiçyâlleri nezâret edeler. Ve ifâkat buldukdan sonra, mesfûrların haklarında dahi on birinci ve on ikinci mâddelerin mefhûmu icrâ oluna. Ve Fransız askerinin Müdîr'i, mesfûrları âhar bir lîmâna çıkarmayup, Lazaret içün taʿyîn olunacak mahalle doğru nakl olunmalarını ofiçyâllerine mü'ekkeden tenbîh eyleye.\nYirmi birinci mâdde: Vukūʿu muhtemel olup, işbu muʿâhedede münderic olmayan ʿusretlerin dostâne halli ve Mısır tahliyesi husûsunu teshîl zımnında taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den ve Kleber Ceneral tarafından me'mûr olacak muʿtemed âdemler ile tesviye vü tanzîm oluna.\n\nYirmi ikinci mâdde: Tasdîk-nâme târîhinden sonra işbu mevâdd, tarafeynden merʿî vü muʿteber tutulup, hılâf-ı hareket tecvîz olunmaya. Ve işbu mevâddın kabûlünü hâvî tarafeynden temessükler tahrîr u imzâ ve temhîr ü iʿtâ ile mübâdele oluna. Ve târîh-i temessükden tasdîk-nâmeler dahi sekiz gün sonra Ordu-yi hümâyûn'da mübâdele oluna.\n\nHâtime: Zikr olunan yirmi iki mâdde şart u rabt olunduğu vechile vakt-i merkūmda tasdîk-nâmelerin mübâdelesi husūsu pezîrây-ı hıtâm olmak içün bizler ki, bâ-ruhsat-nâme-i hazret-i Serdâr-ı ekremî murahhaslarız. Muktezây-ı ruhsat-ı kâmilemiz üzere işbu temessük terkîm ü imlâ ve kendü mühr ü imzalarımız ile mahtûm u mümzâ kılınup, Ceneral Enşef-i mûmâ ileyhin murahhasları mûmâ ileyhimâ taraflarından dahi ruhsat-nâmeleri muktezâsınca mahtûm u mümzâ olarak tarafımıza teslîm olunan Frengiyyü'l-ʿibâre bir kıtʿa [Ü1 270a]\ntemessük ile mübâdeleten mûmâ ileyhimâ [Ü3 67b] taraflarına i'tâ olundu; tahrîren fi'l-yevmi's-sâmini ve'l-ʿişrîne min Şaʿbâni'l-muʿazzam sene erbaʿa ʿaşera ve mi'eteyn ve elf min hicreti men lehu'l-ʿizzu ve'ş-şeref fî Sahrâ'i ʿArîş. Sûret-i imzâ: el-Müteşebbisü bi-ezyâli ʿinâyeti'l-Mevlâ, Mustafa Reşîd ed-Defterî hâlâ; el-Müstemiddü bi-feyzillâhi'l-Meliki'l-Vehhâb, Mustafa Râsih Re'îsülküttâb."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Mısr-ı Kāhire'de olan Françe tâ'ifesi ta'yîn-i müddet ile mütârekeyi tesviye vü tanzîm ve baʿde't-tahliye Devlet-i ʿaliyye sefâyini ile vilâyetlerine ʿazîmeti bi-hasebi'z-zâhir eğerçi tasmîm eylediler. Ancak \"Leyse'l-ʿadüvvu ʿalâ hâlin bi-me'mûn\" mefhûmu üzere aʿdâdan emniyyet me'mûl-i erbâb-ı intibâh u basîret olmayup, husûsan Fransızlar'ın ʿahd ü peymânı nakş-ber-âb ve vazʿ u hareketleri hem-nakş-ı serâb olduğundan gayri, kutr-ı Mısır'ın agyârdan istısfâsı ve irâde-i Devlet-i ebed-müddet üzere verilecek nizâmının bekāsı beher hâl asker-i cedîd istihsâline mevkūf olduğu Sadrıaʿzam ve Sipâh-sâlâr-ı ekrem tarafından maʿrûz-ı ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i hazret-i Tâcdârî kılınmağla, Anadolu'nun baʿzı mahallerinden Çapân-oğlu ve sâyir müteʿayyinân-ı memleket maʿrifetleriyle on bin mikdârı süvârî ve yirmi bin mikdârı piyâde tertîb ü tahrîr ve münâsib başbûğlar ile maʿiyyet-i Serdâr-ı ekremî'ye serîʿan iltihâkları bâbında evâmir-i ʿaliyye ile mübâşirler tesyîr olunduğundan gayri, ʿArabistân ve Rakka ve Sivas ve Maʿden etrâfından ihrâc olunacak askerin tertîbi dahi baʿde'l-istimzâc Ordu-yi hümâyûn'a havâle ile\nsüvârî [Ü3 68a] ve piyâdeden muʿasker-i Pâdişâhî, fazl-ı İlâhî ile beriyyü'l-ihtiyâc kılındı, “Lâ tetruki'l-hazme fî şey'in tübâşirihû, fe-in selimte fe-mâ fi'l-hazmi min be's\"",
          "caption": "Tertîb-i asker be-cânib-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_454.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i asker be-cânib-i Mısır",
          "text": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Mısr-ı Kāhire'de olan Françe tâ'ifesi ta'yîn-i müddet ile mütârekeyi tesviye vü tanzîm ve baʿde't-tahliye Devlet-i ʿaliyye sefâyini ile vilâyetlerine ʿazîmeti bi-hasebi'z-zâhir eğerçi tasmîm eylediler. Ancak \"Leyse'l-ʿadüvvu ʿalâ hâlin bi-me'mûn\" mefhûmu üzere aʿdâdan emniyyet me'mûl-i erbâb-ı intibâh u basîret olmayup, husûsan Fransızlar'ın ʿahd ü peymânı nakş-ber-âb ve vazʿ u hareketleri hem-nakş-ı serâb olduğundan gayri, kutr-ı Mısır'ın agyârdan istısfâsı ve irâde-i Devlet-i ebed-müddet üzere verilecek nizâmının bekāsı beher hâl asker-i cedîd istihsâline mevkūf olduğu Sadrıaʿzam ve Sipâh-sâlâr-ı ekrem tarafından maʿrûz-ı ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i hazret-i Tâcdârî kılınmağla, Anadolu'nun baʿzı mahallerinden Çapân-oğlu ve sâyir müteʿayyinân-ı memleket maʿrifetleriyle on bin mikdârı süvârî ve yirmi bin mikdârı piyâde tertîb ü tahrîr ve münâsib başbûğlar ile maʿiyyet-i Serdâr-ı ekremî'ye serîʿan iltihâkları bâbında evâmir-i ʿaliyye ile mübâşirler tesyîr olunduğundan gayri, ʿArabistân ve Rakka ve Sivas ve Maʿden etrâfından ihrâc olunacak askerin tertîbi dahi baʿde'l-istimzâc Ordu-yi hümâyûn'a havâle ile\nsüvârî [Ü3 68a] ve piyâdeden muʿasker-i Pâdişâhî, fazl-ı İlâhî ile beriyyü'l-ihtiyâc kılındı, “Lâ tetruki'l-hazme fî şey'in tübâşirihû, fe-in selimte fe-mâ fi'l-hazmi min be's\""
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kāyim-makāmı Vezîr Ebûbekir Paşa'nın mukaddemâ Vezâret'i ref ve Tekfürdağı'nda ikāmeti irâde olunmuşidi. Müşârun ileyhin kurb-i Âsitâne'de ikāmeti tabʿ-ı Sadâret-penâhî'ye muvâfık olmayup, Rodos'a meʾmûriyyetini ibdâl ve bu mazmûnda Ordu-yi hümâyûn'dan tuğrâlı fermân irsâl etmekle, Zaʿîm mübâşereti ile müşârun ileyh Tekfürdağı'ndan hareket ve meʾmûr olduğu cânibe ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Nefy-i Kāyim-makām-ı sâbık [Ü1 270b] be-Cezîre-i Rodos",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_455.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Kāyim-makām-ı sâbık [Ü1 270b] be-Cezîre-i Rodos",
          "text": "Sâbıkā Sadrıaʿzam Kāyim-makāmı Vezîr Ebûbekir Paşa'nın mukaddemâ Vezâret'i ref ve Tekfürdağı'nda ikāmeti irâde olunmuşidi. Müşârun ileyhin kurb-i Âsitâne'de ikāmeti tabʿ-ı Sadâret-penâhî'ye muvâfık olmayup, Rodos'a meʾmûriyyetini ibdâl ve bu mazmûnda Ordu-yi hümâyûn'dan tuğrâlı fermân irsâl etmekle, Zaʿîm mübâşereti ile müşârun ileyh Tekfürdağı'ndan hareket ve meʾmûr olduğu cânibe ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mehbıt-ı Cibrîl-i Emîn ve dâr-ı hicret-i Mahbûb-ı Rabbü'l-ʿâlemîn olan Medîne-i münevvere ʿalâ-sâkinihâ efdalü't-tahiyyede Medîne Târîhi müʾellifi olan İmâm Semhûdî kavline nazaran altmış ve ʿalâ-rivâyetin yetmiş kadar ʿayn-i cârî mevcûd olup, murûr-ı ezmân ve inkılâb-ı devrân ile turuk ve kanavâtına bakılmayup, ekserîsi gāyir ve giderek o Belde-i Tayyibe'de âsâr-ı cedb ü galâ zâhir olup, bu esnâda meşâyîh-ı ʿUrbân hafr ve tathîr-i sübül-i miyâha dâmen-çîn-i gayret ve dört mahalde su bulup, icrâsına hasr-ı sâʿid-i himmet eyledikleri ve bundan sonra cûşiş-i feyyâza-i lutf-i Hakk ile yevmen-fe-yevmen ʿuyûn-ı gāyire-i sâyire dahi bulunup, etrâf-ı Medîne-i münevvere hadâyık-ı zâtü'l-behce ile nezâret-bahş kılınup, cihâniyân ve vücûdün-mâ ile ehâlîsi hars ü zerʿa iştigāl edüp, min-külli'l-vücûh o bukʿa-i mübârekede hısb u rehâ nümâyân olacağını Medîne-i münevvere Muhâfızı Sadr-ı\nesbak Vezîr Yûsuf [Ü3 68b] Paşa hazretleri ifâde vü beyân edüp, bu keyfiyyet inşâ'allah mukaddime-i feyz ü bereket ve zâyirîn ü mücâvirîne sebeb-i hısb u refâhiyyet olacağı eclâ-yı bedîhiyyâtdandır.",
          "caption": "Cereyân-ı miyâh der-Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_456.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Cereyân-ı miyâh der-Medîne-i münevvere",
          "text": "Mehbıt-ı Cibrîl-i Emîn ve dâr-ı hicret-i Mahbûb-ı Rabbü'l-ʿâlemîn olan Medîne-i münevvere ʿalâ-sâkinihâ efdalü't-tahiyyede Medîne Târîhi müʾellifi olan İmâm Semhûdî kavline nazaran altmış ve ʿalâ-rivâyetin yetmiş kadar ʿayn-i cârî mevcûd olup, murûr-ı ezmân ve inkılâb-ı devrân ile turuk ve kanavâtına bakılmayup, ekserîsi gāyir ve giderek o Belde-i Tayyibe'de âsâr-ı cedb ü galâ zâhir olup, bu esnâda meşâyîh-ı ʿUrbân hafr ve tathîr-i sübül-i miyâha dâmen-çîn-i gayret ve dört mahalde su bulup, icrâsına hasr-ı sâʿid-i himmet eyledikleri ve bundan sonra cûşiş-i feyyâza-i lutf-i Hakk ile yevmen-fe-yevmen ʿuyûn-ı gāyire-i sâyire dahi bulunup, etrâf-ı Medîne-i münevvere hadâyık-ı zâtü'l-behce ile nezâret-bahş kılınup, cihâniyân ve vücûdün-mâ ile ehâlîsi hars ü zerʿa iştigāl edüp, min-külli'l-vücûh o bukʿa-i mübârekede hısb u rehâ nümâyân olacağını Medîne-i münevvere Muhâfızı Sadr-ı\nesbak Vezîr Yûsuf [Ü3 68b] Paşa hazretleri ifâde vü beyân edüp, bu keyfiyyet inşâ'allah mukaddime-i feyz ü bereket ve zâyirîn ü mücâvirîne sebeb-i hısb u refâhiyyet olacağı eclâ-yı bedîhiyyâtdandır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rikâb-ı müstetâb'da Re'îsülküttâb olan ʿAtıf Ahmed Efendi'nin ʿillet-i mizâcı müştedd ve Bâb-ı ʿâlî'den zemân-ı inkıtâʿı mümtedd olup, hıdmet-i Riyâset'e [Ü1 271a] müteferriʿ olan ahvâl, derece-i taʿtîle intikāl eylediğine binâ'en, ʿazli irâde ve birkaç mâh mukaddem Rikâb Defterdârı nasb olunan Sâlih Efendi bi'l-istihkāk makām-ı Riyâset'e nihâde kılınup, umûr-ı Defterî'ye vukūf-ı tâmmı olan Baş-muhâsebe Kîsedârı Feyzî Efendi dahi Rikâb Defterdârı nasb u taʿyîn ve işbu Zilkaʿde'nin yirmi birinci Çehârşenbih günü kāmet-i liyâkatleri hilʿat-ı seniyye-i Pâdişâhî ile tezyîn olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Re'îsülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_457.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Re'îsülküttâb",
          "text": "Rikâb-ı müstetâb'da Re'îsülküttâb olan ʿAtıf Ahmed Efendi'nin ʿillet-i mizâcı müştedd ve Bâb-ı ʿâlî'den zemân-ı inkıtâʿı mümtedd olup, hıdmet-i Riyâset'e [Ü1 271a] müteferriʿ olan ahvâl, derece-i taʿtîle intikāl eylediğine binâ'en, ʿazli irâde ve birkaç mâh mukaddem Rikâb Defterdârı nasb olunan Sâlih Efendi bi'l-istihkāk makām-ı Riyâset'e nihâde kılınup, umûr-ı Defterî'ye vukūf-ı tâmmı olan Baş-muhâsebe Kîsedârı Feyzî Efendi dahi Rikâb Defterdârı nasb u taʿyîn ve işbu Zilkaʿde'nin yirmi birinci Çehârşenbih günü kāmet-i liyâkatleri hilʿat-ı seniyye-i Pâdişâhî ile tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh ʿillet-i herem ve hücûm-ı renc ü sekam ile işbu Zilkaʿde gurresinde ʿâzim-i haşr-gâh-ı ümem olmağla, bu takrîb Nişancılık mansıbı hâlî ve bu ʿAbd-i nâ-çîz hakkında pertev-i enzâr-ı Mülûkâne mütelâlî olup, şehr-i mezkûrun dördüncü yevm-i Ahad mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿî ile kadr-i Kemterânem bülend ü ʿâlî kılındı.",
          "caption": "Fevt-i Tevkīʿî ʿİsmet İsmâʿîl Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_458.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Tevkīʿî ʿİsmet İsmâʿîl Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh ʿillet-i herem ve hücûm-ı renc ü sekam ile işbu Zilkaʿde gurresinde ʿâzim-i haşr-gâh-ı ümem olmağla, bu takrîb Nişancılık mansıbı hâlî ve bu ʿAbd-i nâ-çîz hakkında pertev-i enzâr-ı Mülûkâne mütelâlî olup, şehr-i mezkûrun dördüncü yevm-i Ahad mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿî ile kadr-i Kemterânem bülend ü ʿâlî kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki yüz on beş senesi Ramazân'ı gurresinden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı, İmâm-zâde Ahmed ʿÂrif Efendi'ye ve sene-i mezkûre Muharrem'inden zabt etmek şartıyla Mısr-ı Kāhire Kazâsı, bâ-Pâye-i Mekke Köstendilî Tâhir Efendi'ye ve yine Muharrem'den Edirne\nKazâsı, Mekkî Mehmed Bey'e işbu Zilkaʿde'nin yirmi üçüncü günü bâ-işâret [Ü3 69a] tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_459.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "İki yüz on beş senesi Ramazân'ı gurresinden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı, İmâm-zâde Ahmed ʿÂrif Efendi'ye ve sene-i mezkûre Muharrem'inden zabt etmek şartıyla Mısr-ı Kāhire Kazâsı, bâ-Pâye-i Mekke Köstendilî Tâhir Efendi'ye ve yine Muharrem'den Edirne\nKazâsı, Mekkî Mehmed Bey'e işbu Zilkaʿde'nin yirmi üçüncü günü bâ-işâret [Ü3 69a] tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın mülâyemet ü rehâveti erbâb-ı fesâdın mûcib-i rûʿûnet ü habâseti olmak hasebiyle, zuʿafây-ı nâs pençe-i şikence ile remîde ve ʿazli derece-i vücûba resîde olup, mişvârı maʿlûm bir Vezîr'in Rumeli Vâlîsi nasb olunması beyyinü'l-lüzûm olmağla, Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa behâdır ve me'mûr olduğu ʿazâyim-i umûrda ikdâm ü şecâʿati “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” zâhir olup, binâ-berîn Sofya'da [Ü1 271b] ikāmet ve etrâfa havâle-i çeşm-i basîret ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı mekîdet etmek üzere Rumeli Eyâleti, müşârun ileyhe tevcîh ve Selânik Sancağı, selefine verilüp, Edirne'de li-ecli'l-muhâfaza ikāmeti tenbîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Rumeli ve Selânik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_460.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Rumeli ve Selânik",
          "text": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Hasan Paşa'nın mülâyemet ü rehâveti erbâb-ı fesâdın mûcib-i rûʿûnet ü habâseti olmak hasebiyle, zuʿafây-ı nâs pençe-i şikence ile remîde ve ʿazli derece-i vücûba resîde olup, mişvârı maʿlûm bir Vezîr'in Rumeli Vâlîsi nasb olunması beyyinü'l-lüzûm olmağla, Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa behâdır ve me'mûr olduğu ʿazâyim-i umûrda ikdâm ü şecâʿati “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” zâhir olup, binâ-berîn Sofya'da [Ü1 271b] ikāmet ve etrâfa havâle-i çeşm-i basîret ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı mekîdet etmek üzere Rumeli Eyâleti, müşârun ileyhe tevcîh ve Selânik Sancağı, selefine verilüp, Edirne'de li-ecli'l-muhâfaza ikāmeti tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sâl-i meyâmin-fâlde cânib-i Mısr-ı Kāhire'ye külliyyetlü donanma ihrâcı muktezayât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, birkaç mâhdan berü techîz-i sefâyine himmet ve celb-i askere gayret olunup, ikdâm ü saʿy-i hazret-i Zillullâhî ile levâzım-ı Donanma-yi hümâyûn tekmîl ve işbu Zilhicce'nin ikinci günü harekete ruhsat tahsîl olunmuşidi. Yevm-i mezkûrda Şehriyâr-ı Sürûşî-hısâl, Yalı Köşkü'ne sâye-endâz-ı iclâl ve kudûm-i şeref-lüzûm-ı Şâhâne'lerine çeşm-i be-râh-ı intizâr olan Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtını tevcîh-i nîm-nigâh-ı iltifât ile rehîn-i istibşâr buyurdukları hılâlde, Kapudan Paşa hazretleri dahi âyib ve takbîl-i ʿatebe-i Mülûkâne ile nâyil-i eʿazz-i me'ârib olup, lisân-ı güher-feşân-ı Cihân-bânî'den şeref-sudûr [Ü3 69b] olan tenbîhât u vesâyâya havâle-i semʿ-i icâbet ve muʿtâd üzere müşârun ileyhimâ hazerâtıyla kürkünü geyüp, sâyirlerin hilʿatleri tekmîlinde Donanma-yi hümâyûn'a ʿavdet eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_461.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Bu sâl-i meyâmin-fâlde cânib-i Mısr-ı Kāhire'ye külliyyetlü donanma ihrâcı muktezayât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, birkaç mâhdan berü techîz-i sefâyine himmet ve celb-i askere gayret olunup, ikdâm ü saʿy-i hazret-i Zillullâhî ile levâzım-ı Donanma-yi hümâyûn tekmîl ve işbu Zilhicce'nin ikinci günü harekete ruhsat tahsîl olunmuşidi. Yevm-i mezkûrda Şehriyâr-ı Sürûşî-hısâl, Yalı Köşkü'ne sâye-endâz-ı iclâl ve kudûm-i şeref-lüzûm-ı Şâhâne'lerine çeşm-i be-râh-ı intizâr olan Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtını tevcîh-i nîm-nigâh-ı iltifât ile rehîn-i istibşâr buyurdukları hılâlde, Kapudan Paşa hazretleri dahi âyib ve takbîl-i ʿatebe-i Mülûkâne ile nâyil-i eʿazz-i me'ârib olup, lisân-ı güher-feşân-ı Cihân-bânî'den şeref-sudûr [Ü3 69b] olan tenbîhât u vesâyâya havâle-i semʿ-i icâbet ve muʿtâd üzere müşârun ileyhimâ hazerâtıyla kürkünü geyüp, sâyirlerin hilʿatleri tekmîlinde Donanma-yi hümâyûn'a ʿavdet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Zilheccetü'ş-şerîfenin onuncu Bâzâr gicesi Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve Ocağlu ve sâyir ricâl ve erkân-ı devlet, Serây-ı hümâyûn'a da'vet olunup, de’b-i dîrîn üzere takbîl-i âstîn-i Halîfe-i rûy-i zemîn eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i 'Îd-i sa'îd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_462.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i 'Îd-i sa'îd",
          "text": "İşbu Zilheccetü'ş-şerîfenin onuncu Bâzâr gicesi Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve Ocağlu ve sâyir ricâl ve erkân-ı devlet, Serây-ı hümâyûn'a da'vet olunup, de’b-i dîrîn üzere takbîl-i âstîn-i Halîfe-i rûy-i zemîn eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu mâh-ı Şevvâl'in on yedinci günü Mısır'ın tahliyesi mukāvele [Ü1 272a] olunup, Sadrıaʿzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn ile 'Arîş Sahrâsı'ndan hareket ve tayy-i menâzil eyleyerek Belbîs'e ilkāy-ı rahl-i ikāmet etmişidi. Belbîs'e beş sâʿat mesâfe olan Hanke Karyesi'ne 'azîmet irâdesiyle bir sâʿat kadar Belbîs'den infisâlde Mısır'da olan Mustafa Paşa'dan bir kıtʿa mektûb zuhûr edüp, Françelü'nün İskenderiyye'de olan sefînelerine mugāyir-i 'ahd İngilizlü tarafından taʿarruz olunacağı beyânıyla 'azîmetlerine ruhsat verilmamek üzere İngiltere Donanması Amirali tarafından İsmit'e haber geldiğini Françelü'ye İsmit tahrîr ve sergerdeleri Kleber işbu suʿûbetler mündefiʿ olmadıkça, tahliye-i Mısır mümkin olmayacağını takrîr edüp, muktezây-ı hâl üzere maslahata iştigāl olunmak husûsu müşârun ileyh tarafından îmâ olunmağla, Belbîs'den bir sâʿat ilerü tayy-i mesâfe [Ü3 70a] olunmuşiken, girüye 'avdet beyne'l-asâkir hudûs-i erâcîfe 'illet olacağını sebebleriyle ihtiyâr-ı külfet-i 'azîmet kılınup, müttefikler tarafından Devlet-i ʿaliyye'nin bu maslahatına mugāyir vazʿ zuhûr etmeyeceği zemînde bast-ı mukaddime ve serd-i delâyil-i mülzime kılınmışiken müfîd olmayup, encâm-ı kâr bu maslahatın müzâkeresiyçün tekrâr ʿakd-i meclis olunmak Kleber tarafından işʿâr olunmağla, şübheler defʿ ü teskîn olunmak irâdesiyle Devlet-i ʿaliyye murahhasları ke'l-evvel taʿyîn olunmuşiken Şevvâl'in yirmi dördüncü gicesi Mısır'a bir sâʿat mahalde mukīm Vezîr Nasûh Paşa'ya taraf-ı Sadâret-penâhî'ye îsâl olunmak üzere Françe Sergerdesi Kleber memhûr bir kağıd gönderüp, mûsılı cevâb ahzına bakmayup, fi'l-hâl ricʿat ve kağıd-ı merkūm müşârun ileyh tarafından orduya gönderilüp, tercemesine dikkat\nolundukda, Françe askerini ilzâm mümkin [Ü1 272b] olmayup: “Bu sâʿatden sonra tarafeyn askeri muhâribdir” meʾâli Kleber tarafından tahrîr olunduğuna binâ'en, keyfiyyet ʿale'l-ʿacele Nasûh Paşa ve Yeniçeri Ağası ve sâyirlerine ifâde ve mütebassır bulunmalariyçün taraf taraf evâmir firistâde olundu. Seherî düşmen askeri Matariyye Karyesi'nde nasb-ı hıyâm-ı ârâm eden yeniçeri ordusuna hücûm eylediği Sadriaʿzam hazretlerinin maʿlûmu oldukda, pesmândegân-ı cünûd-ı İslâmiyye ile ilgār ve mahall-i maʿrekeye kable'l-vusûl yeniçeri ordusunda perîşânlık âsârını muʿâyene ile sû-be-sû askeri tahrîz u igrâ eyledi ise dahi, fi'l-asl asker müteferrik bulunup, mühimmât ve top ve sâyir levâzım dahi girüde kaldığından ve düşmenin mühimmât-ı harbiyyesi mükemmel olduğundan, pây-ı [Ü3 70b] sebât-ı askerî mütezelzil olup, hâl böyle iken yine sekiz sâʿat kadar sûret-i kerr ü ferde düşmen ile mukātele olunup, ʿâkıbetü'l-emr cenglerde mebde'-i perîşânî olan süvârî tâyifesine tefrika tareyânıyla, Sadrıaʿzam hazretleri Belbîs'e gelüp, sunûf-ı asâkirin o mahalde dahi istikrârı mümkin olmadığından, Sâlihiyye'ye ʿavdet etmişler idi. Firâr ʿani'z-zahf ile vasf olunan askerin bir mikdârını gâh taltîf ve gâh tahvîf ile Sâlihiyye'de tevkîf ve üç-dört bin süvârî ve piyâdeden müretteb cemʿiyyete mevcûd olan vüzerây-ı ʿizâmı koşup, defʿ-i sevret-i aʿdâyı teʾkîd ve Sâlihiyye'ye altı sâʿat buʿdu olan “Kureyn” nâm mahalde nâ-gâh düşmen alayları zâhir ü bedîd olup, fi'l-hâl isâre-i gubâr-ı ceng ve iʿmâl-ı sinân ü tüfeng ile meydân-ı muhârebe ʿadüvv başına teng kılınup ve yüz gülle ve üç top ahzıyla İslâm gâlib ve küffâr hârib olmak hâletleri mütekārib olmuşiken, evzâʿ-ı harbiyyeden gâfil bazı esâfil [Ü1 273a] bilâ-sebeb ʿavdete mâyil olmalarıyla, bu hâl ile Sâlihiyye'ye vusûllerinde şe'âmetleri sâyir nâsa dahi sirâyet ve refʿ-i eskāl-ı ikāmet ile min-haysü'l-mecmûʿ Gazze Semti'ne rucûʿ eylediler.\nMatariyye Karyesi kurbünde Vezîr Hüseyin Paşa zahmdâr ve piyâdeyi muhafaza vü idâreye âharın taʿyîni müstasveb-ı Sadr-ı gayret-şiʿâr olmakdan nâşî, Vezîr Nasûh Paşa ve Kethudâ Bey ve Mısır ümerâsı ve Cebeci-başı o tarafa taʿyîn olunmuşlar idi. Hengâm-ı muhârebede düşmenin atlu üzerine hücûmu sebebi ile berü taraf hâlî kalup, Mısır müteʿayyinleriyle mukaddemce muhâbereye mebnî, Mısır'da [Ü3 71a] kalan küffâr ile muhârebelerini müşârun ve mûmâ ileyhim tahkīk ve bin kadar dalkılıc askerini istishâb ve dağ yolundan ʿazîmet ile Bâbü'n-Nasr'dan Mısır'a duhûl ve kalʿada olan kefereden başka iki yüz mikdârı kefereyi dehlîz-i ʿademe îsâl ve Özbekiyye'ye tehassun eden küffâr ile el-yevm îkād-ı nevâyir-i kıtâl eyledikleri ve yeniçeri ordusunda terk olunan beş kıtʿa topun her birine birer kîse bezl olunup, kuvvet-i ʿUrbân ile Mısır'a celb ve yuvarlak tedârüküyle barut tabh ve\nfişeng rabt olunduğu ve Süveys tarafına vürûd eden İngiliz sefînelerinin Kumandanı, Sadrıaʿzam hazretlerine olarak Mısır'a bir mektûb gönderüp, Kethudâ Bey tarafından mühri fekk ve tercemesine nazar olundukda, sefîne ve asker ile Süveys'e vürûd eylediğini işʿâr ve Françelü ile sulhün sıhhat ve ʿadem-i sıhhatini istifsâr etmiş. Kethudâ Bey dahi tahliye-i Mısır'a dâyir İsmit vâsıtasıyla muʿâhede vukūʿunu ve: ““Vakt-i tahliye hulûlünde İngilizlü deryâda bize taʿarruz eyleyeceğini İsmit ihbâr eyledi' behâneleriyle bağteten 'ahdini nakz ve orduya hücûm eyleyüp, [Ü1 273b] askerimiz berr ü beyâbân katʿ eylediklerinden yorgun bulunup, tehaffuz ve defʿ-i sâyil sûretinde girü çekildikleri ve Sadrıaʿzam hazretleri bizi ve vüzerây-ı ʿizâmdan Nasûh Paşa'yı ve ümerâyı Mısır'a meʾmûr edüp, el-ân Mısır'da Françelü bekāyâsıyla muhârebe üzere yüz asker ve mühimmât ile tarafınızdan imdâd u iʿâneye ikdâm olunursa, Devlet-i ʿaliyye'de hidmetiniz mergūb u makbûl ve devletiniz dahi bu gayretden mahzûz olacağları me'mûldür” deyü cevâb-nâme [Ü3 71b] tahrîr eylediği Sadrıaʿzam hazretleri tarafına gönderdiği kāyimeden maʿlûm olup, Mısr-ı Kāhire'de olan asâkir-i İslâm'a tarîk-ı imdâd mesdûd ve esbâb-ı iʿânet her ne kadar mefkūd olmuş ise dahi, Sadrıaʿzam hazretleri dâmen-i gayreti teşmîr ve gars-ı yemînleri olan Vezîr Mehmed Paşa maʿiyyetine cünûd-ı vâfire koşup, cânib-i Kāhire'ye tesyîr eylemişidi. Fransızlar ise Belde-i Mısır'ı min-külli'l-cihât ihâta edüp, gice gündüz top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyye ile esbâb-ı muhâsarayı tekmîl ve Mısır'da olan asker tarafından pey-der-pey vusûlü taʿcîl olunan Murâd Bey'i tâyife-i mesfûra kıtʿa-i Saʿîd kendüye teʾbîd olunmak vâʿdiyle te'mîl ve Mısır'a gelmek kasdını tebtîl eylediklerinden gayri, Ordu-yi hümâyûn tarafından imdâd sûretinde taʿyîn olunan asker Mısır'a tahmînen iki sâʿat mesâfede vâkiʿ Hacc Berekesi'ne varmış iken, insidâd-ı cevânib ile şehre duhûlün tarîkını ve belki o tarafa vusûllerini müşʿir kağıd îsâlinin cihetini bulamadıkları ve ʿan-asl Mısır'da mahsûr mücâhidînin kılleti ve esbâb-ı müdâfaʿalarının nedreti ve Mısırlu'nun ihtimâl-i gālibiyyet ve mağlûbiyet ile iʿâne [Ü1 274a] ü istihzârda mahsûs olan butûʾ u rehâvetleri otuz bir gün muhâsaradan sonra Kāhire'den bi'l-ıztırâb askerin hurûcunu îcâb etmekle, baʿzı şurût temhîdiyle Vezîr Nasûh Paşa ve ʿOsmân Efendi ve ümerâ ve sâyirleri işbu Zilhicce'nin beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet ve hâl böyle iken yine Fransızlar mechûlü'l-ʿâkıbe olan [Ü3 72a] harbin verâsını endîşe ile hazm ü ihtiyâta riʿâyet ve emniyyet-i tâmme\nistihsâlinden sonra, tahliye-i Mısır'a rağbet eyleyeceklerini sergerdeleri olan “Kleber” nâm ceneral taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'ye mektûb ve Ordu-yi hümâyûn'a haber irsâl etmekle, tekrâr tahliye mâddelerinin müzâkeresiyçün Ordu-yi hümâyûn'dan İngiliz Amirali'ne âdem gönderildiği ve mukaddemâ vukūʿ bulan şîve-i kader kesb-i beşer olmayup, “Lâ-meradde li-kazâ'illâh” irâdesinden münbaʿis kazây-ı nâgehânî ve hükm-i âsumânî olmağla, inşâ'allâhü Teʿâlâ bundan sonra sûret-i tahliye ber-vefk-ı me'mûl resîde-i hayyiz-i husûl olup, kutr-ı Mısır kemâ-kân memâlik-i hazret-i Cihân-bânî'ye munzamm ve fukarâ vü zuʿafâ kemâl-i râhat ü âsâyiş ile dil-şâd u hurrem olacağları zâhir ve gayr-i mübhemdir; “Ve mâ-zâlike ʿalallâhi bi-ʿazîz\"",
          "caption": "Tefrika-i asâkir ve ‘avdet-i Sadrıaʻzam be-Gazze ve duhûl-i Vezîr Nasûh Paşa ve Kethudây-ı Sadrıaʻzamî be-Mısır ve gāyet-i ahvâl-i îşân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_463.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tefrika-i asâkir ve ‘avdet-i Sadrıaʻzam be-Gazze ve duhûl-i Vezîr Nasûh Paşa ve Kethudây-ı Sadrıaʻzamî be-Mısır ve gāyet-i ahvâl-i îşân",
          "text": "İşbu mâh-ı Şevvâl'in on yedinci günü Mısır'ın tahliyesi mukāvele [Ü1 272a] olunup, Sadrıaʿzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn ile 'Arîş Sahrâsı'ndan hareket ve tayy-i menâzil eyleyerek Belbîs'e ilkāy-ı rahl-i ikāmet etmişidi. Belbîs'e beş sâʿat mesâfe olan Hanke Karyesi'ne 'azîmet irâdesiyle bir sâʿat kadar Belbîs'den infisâlde Mısır'da olan Mustafa Paşa'dan bir kıtʿa mektûb zuhûr edüp, Françelü'nün İskenderiyye'de olan sefînelerine mugāyir-i 'ahd İngilizlü tarafından taʿarruz olunacağı beyânıyla 'azîmetlerine ruhsat verilmamek üzere İngiltere Donanması Amirali tarafından İsmit'e haber geldiğini Françelü'ye İsmit tahrîr ve sergerdeleri Kleber işbu suʿûbetler mündefiʿ olmadıkça, tahliye-i Mısır mümkin olmayacağını takrîr edüp, muktezây-ı hâl üzere maslahata iştigāl olunmak husûsu müşârun ileyh tarafından îmâ olunmağla, Belbîs'den bir sâʿat ilerü tayy-i mesâfe [Ü3 70a] olunmuşiken, girüye 'avdet beyne'l-asâkir hudûs-i erâcîfe 'illet olacağını sebebleriyle ihtiyâr-ı külfet-i 'azîmet kılınup, müttefikler tarafından Devlet-i ʿaliyye'nin bu maslahatına mugāyir vazʿ zuhûr etmeyeceği zemînde bast-ı mukaddime ve serd-i delâyil-i mülzime kılınmışiken müfîd olmayup, encâm-ı kâr bu maslahatın müzâkeresiyçün tekrâr ʿakd-i meclis olunmak Kleber tarafından işʿâr olunmağla, şübheler defʿ ü teskîn olunmak irâdesiyle Devlet-i ʿaliyye murahhasları ke'l-evvel taʿyîn olunmuşiken Şevvâl'in yirmi dördüncü gicesi Mısır'a bir sâʿat mahalde mukīm Vezîr Nasûh Paşa'ya taraf-ı Sadâret-penâhî'ye îsâl olunmak üzere Françe Sergerdesi Kleber memhûr bir kağıd gönderüp, mûsılı cevâb ahzına bakmayup, fi'l-hâl ricʿat ve kağıd-ı merkūm müşârun ileyh tarafından orduya gönderilüp, tercemesine dikkat\nolundukda, Françe askerini ilzâm mümkin [Ü1 272b] olmayup: “Bu sâʿatden sonra tarafeyn askeri muhâribdir” meʾâli Kleber tarafından tahrîr olunduğuna binâ'en, keyfiyyet ʿale'l-ʿacele Nasûh Paşa ve Yeniçeri Ağası ve sâyirlerine ifâde ve mütebassır bulunmalariyçün taraf taraf evâmir firistâde olundu. Seherî düşmen askeri Matariyye Karyesi'nde nasb-ı hıyâm-ı ârâm eden yeniçeri ordusuna hücûm eylediği Sadriaʿzam hazretlerinin maʿlûmu oldukda, pesmândegân-ı cünûd-ı İslâmiyye ile ilgār ve mahall-i maʿrekeye kable'l-vusûl yeniçeri ordusunda perîşânlık âsârını muʿâyene ile sû-be-sû askeri tahrîz u igrâ eyledi ise dahi, fi'l-asl asker müteferrik bulunup, mühimmât ve top ve sâyir levâzım dahi girüde kaldığından ve düşmenin mühimmât-ı harbiyyesi mükemmel olduğundan, pây-ı [Ü3 70b] sebât-ı askerî mütezelzil olup, hâl böyle iken yine sekiz sâʿat kadar sûret-i kerr ü ferde düşmen ile mukātele olunup, ʿâkıbetü'l-emr cenglerde mebde'-i perîşânî olan süvârî tâyifesine tefrika tareyânıyla, Sadrıaʿzam hazretleri Belbîs'e gelüp, sunûf-ı asâkirin o mahalde dahi istikrârı mümkin olmadığından, Sâlihiyye'ye ʿavdet etmişler idi. Firâr ʿani'z-zahf ile vasf olunan askerin bir mikdârını gâh taltîf ve gâh tahvîf ile Sâlihiyye'de tevkîf ve üç-dört bin süvârî ve piyâdeden müretteb cemʿiyyete mevcûd olan vüzerây-ı ʿizâmı koşup, defʿ-i sevret-i aʿdâyı teʾkîd ve Sâlihiyye'ye altı sâʿat buʿdu olan “Kureyn” nâm mahalde nâ-gâh düşmen alayları zâhir ü bedîd olup, fi'l-hâl isâre-i gubâr-ı ceng ve iʿmâl-ı sinân ü tüfeng ile meydân-ı muhârebe ʿadüvv başına teng kılınup ve yüz gülle ve üç top ahzıyla İslâm gâlib ve küffâr hârib olmak hâletleri mütekārib olmuşiken, evzâʿ-ı harbiyyeden gâfil bazı esâfil [Ü1 273a] bilâ-sebeb ʿavdete mâyil olmalarıyla, bu hâl ile Sâlihiyye'ye vusûllerinde şe'âmetleri sâyir nâsa dahi sirâyet ve refʿ-i eskāl-ı ikāmet ile min-haysü'l-mecmûʿ Gazze Semti'ne rucûʿ eylediler.\nMatariyye Karyesi kurbünde Vezîr Hüseyin Paşa zahmdâr ve piyâdeyi muhafaza vü idâreye âharın taʿyîni müstasveb-ı Sadr-ı gayret-şiʿâr olmakdan nâşî, Vezîr Nasûh Paşa ve Kethudâ Bey ve Mısır ümerâsı ve Cebeci-başı o tarafa taʿyîn olunmuşlar idi. Hengâm-ı muhârebede düşmenin atlu üzerine hücûmu sebebi ile berü taraf hâlî kalup, Mısır müteʿayyinleriyle mukaddemce muhâbereye mebnî, Mısır'da [Ü3 71a] kalan küffâr ile muhârebelerini müşârun ve mûmâ ileyhim tahkīk ve bin kadar dalkılıc askerini istishâb ve dağ yolundan ʿazîmet ile Bâbü'n-Nasr'dan Mısır'a duhûl ve kalʿada olan kefereden başka iki yüz mikdârı kefereyi dehlîz-i ʿademe îsâl ve Özbekiyye'ye tehassun eden küffâr ile el-yevm îkād-ı nevâyir-i kıtâl eyledikleri ve yeniçeri ordusunda terk olunan beş kıtʿa topun her birine birer kîse bezl olunup, kuvvet-i ʿUrbân ile Mısır'a celb ve yuvarlak tedârüküyle barut tabh ve\nfişeng rabt olunduğu ve Süveys tarafına vürûd eden İngiliz sefînelerinin Kumandanı, Sadrıaʿzam hazretlerine olarak Mısır'a bir mektûb gönderüp, Kethudâ Bey tarafından mühri fekk ve tercemesine nazar olundukda, sefîne ve asker ile Süveys'e vürûd eylediğini işʿâr ve Françelü ile sulhün sıhhat ve ʿadem-i sıhhatini istifsâr etmiş. Kethudâ Bey dahi tahliye-i Mısır'a dâyir İsmit vâsıtasıyla muʿâhede vukūʿunu ve: ““Vakt-i tahliye hulûlünde İngilizlü deryâda bize taʿarruz eyleyeceğini İsmit ihbâr eyledi' behâneleriyle bağteten 'ahdini nakz ve orduya hücûm eyleyüp, [Ü1 273b] askerimiz berr ü beyâbân katʿ eylediklerinden yorgun bulunup, tehaffuz ve defʿ-i sâyil sûretinde girü çekildikleri ve Sadrıaʿzam hazretleri bizi ve vüzerây-ı ʿizâmdan Nasûh Paşa'yı ve ümerâyı Mısır'a meʾmûr edüp, el-ân Mısır'da Françelü bekāyâsıyla muhârebe üzere yüz asker ve mühimmât ile tarafınızdan imdâd u iʿâneye ikdâm olunursa, Devlet-i ʿaliyye'de hidmetiniz mergūb u makbûl ve devletiniz dahi bu gayretden mahzûz olacağları me'mûldür” deyü cevâb-nâme [Ü3 71b] tahrîr eylediği Sadrıaʿzam hazretleri tarafına gönderdiği kāyimeden maʿlûm olup, Mısr-ı Kāhire'de olan asâkir-i İslâm'a tarîk-ı imdâd mesdûd ve esbâb-ı iʿânet her ne kadar mefkūd olmuş ise dahi, Sadrıaʿzam hazretleri dâmen-i gayreti teşmîr ve gars-ı yemînleri olan Vezîr Mehmed Paşa maʿiyyetine cünûd-ı vâfire koşup, cânib-i Kāhire'ye tesyîr eylemişidi. Fransızlar ise Belde-i Mısır'ı min-külli'l-cihât ihâta edüp, gice gündüz top ve humbara ve sâyir âlât-ı nâriyye ile esbâb-ı muhâsarayı tekmîl ve Mısır'da olan asker tarafından pey-der-pey vusûlü taʿcîl olunan Murâd Bey'i tâyife-i mesfûra kıtʿa-i Saʿîd kendüye teʾbîd olunmak vâʿdiyle te'mîl ve Mısır'a gelmek kasdını tebtîl eylediklerinden gayri, Ordu-yi hümâyûn tarafından imdâd sûretinde taʿyîn olunan asker Mısır'a tahmînen iki sâʿat mesâfede vâkiʿ Hacc Berekesi'ne varmış iken, insidâd-ı cevânib ile şehre duhûlün tarîkını ve belki o tarafa vusûllerini müşʿir kağıd îsâlinin cihetini bulamadıkları ve ʿan-asl Mısır'da mahsûr mücâhidînin kılleti ve esbâb-ı müdâfaʿalarının nedreti ve Mısırlu'nun ihtimâl-i gālibiyyet ve mağlûbiyet ile iʿâne [Ü1 274a] ü istihzârda mahsûs olan butûʾ u rehâvetleri otuz bir gün muhâsaradan sonra Kāhire'den bi'l-ıztırâb askerin hurûcunu îcâb etmekle, baʿzı şurût temhîdiyle Vezîr Nasûh Paşa ve ʿOsmân Efendi ve ümerâ ve sâyirleri işbu Zilhicce'nin beşinci günü Ordu-yi hümâyûn'a ʿavdet ve hâl böyle iken yine Fransızlar mechûlü'l-ʿâkıbe olan [Ü3 72a] harbin verâsını endîşe ile hazm ü ihtiyâta riʿâyet ve emniyyet-i tâmme\nistihsâlinden sonra, tahliye-i Mısır'a rağbet eyleyeceklerini sergerdeleri olan “Kleber” nâm ceneral taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'ye mektûb ve Ordu-yi hümâyûn'a haber irsâl etmekle, tekrâr tahliye mâddelerinin müzâkeresiyçün Ordu-yi hümâyûn'dan İngiliz Amirali'ne âdem gönderildiği ve mukaddemâ vukūʿ bulan şîve-i kader kesb-i beşer olmayup, “Lâ-meradde li-kazâ'illâh” irâdesinden münbaʿis kazây-ı nâgehânî ve hükm-i âsumânî olmağla, inşâ'allâhü Teʿâlâ bundan sonra sûret-i tahliye ber-vefk-ı me'mûl resîde-i hayyiz-i husûl olup, kutr-ı Mısır kemâ-kân memâlik-i hazret-i Cihân-bânî'ye munzamm ve fukarâ vü zuʿafâ kemâl-i râhat ü âsâyiş ile dil-şâd u hurrem olacağları zâhir ve gayr-i mübhemdir; “Ve mâ-zâlike ʿalallâhi bi-ʿazîz\""
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Berren ve bahran Mısır'a cedîd asker tertîbi lâzım gelüp, Trabzon Vâlîsi Vezîr Hüseyin Paşa ile mukaddemâ istimzâc olunup, Erzurum Eyâleti kendüye ilhâk olunduğu sûretde yirmi bin kadar piyâde ihrâc eyleyeceğini teʿahhüd etmiş bulunmağla, Canik ve Trabzon ve Gümüşhane ve Erzurum ve sâyir o tarafda vâkiʿ kazâlardan on beş bin piyâde asker cemʿ u tahrîr ile bi'n-nefs müşârun ileyhin Mısır'a teveccühü karâr-gîr-i [Ü1 274b] erbâb-ı tedbîr olup, işbu Zilhicce'nin dokuzuncu günü Erzurum Eyâleti dahi tarafına tevcîh ve maʿiyyetinde ihtişâd eyleyecek asker ru'esâsına ve hükkâm-ı memâlike başka başka evâmir-i şerîfe ısdâr ve nakilleriyçün refte refte sefâyin istîcâr [Ü3 72b] olunup, asker ictimâʿından sonra müşârun ileyh Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ile savb-ı maksûda ʿazîmet etmek tedâbîri kuvvetden fiʿle îsâl ve münferiden orduya me'mûr olan baʿzı kazâ askerinin dahi me'mûriyyet-i sâbıkaları ibtâl ve maʿiyyet-i müşârun ileyhe ibdâl olunup, zikr olunan asâkirin mesârıfına ehâlî-yi memleket mütehammil olmayup, bir mikdârı mîrîden ve bir mikdârı kazâlardan ru'yet olunmak, hâsılı bu mâddeye dâ'ir olan keyfiyyâtın cümlesi süpürde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınup, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i celîlü'l-mikdâr savb-ı müşârun ileyhe tesyâr olundu.",
          "caption": "İlhâk-ı Eyâlet-i Erzurum be-Battâl Vezîr Hüseyin Paşa ve me'mûriyyet-i û be-cânib-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_464.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İlhâk-ı Eyâlet-i Erzurum be-Battâl Vezîr Hüseyin Paşa ve me'mûriyyet-i û be-cânib-i Mısır",
          "text": "Berren ve bahran Mısır'a cedîd asker tertîbi lâzım gelüp, Trabzon Vâlîsi Vezîr Hüseyin Paşa ile mukaddemâ istimzâc olunup, Erzurum Eyâleti kendüye ilhâk olunduğu sûretde yirmi bin kadar piyâde ihrâc eyleyeceğini teʿahhüd etmiş bulunmağla, Canik ve Trabzon ve Gümüşhane ve Erzurum ve sâyir o tarafda vâkiʿ kazâlardan on beş bin piyâde asker cemʿ u tahrîr ile bi'n-nefs müşârun ileyhin Mısır'a teveccühü karâr-gîr-i [Ü1 274b] erbâb-ı tedbîr olup, işbu Zilhicce'nin dokuzuncu günü Erzurum Eyâleti dahi tarafına tevcîh ve maʿiyyetinde ihtişâd eyleyecek asker ru'esâsına ve hükkâm-ı memâlike başka başka evâmir-i şerîfe ısdâr ve nakilleriyçün refte refte sefâyin istîcâr [Ü3 72b] olunup, asker ictimâʿından sonra müşârun ileyh Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd ile savb-ı maksûda ʿazîmet etmek tedâbîri kuvvetden fiʿle îsâl ve münferiden orduya me'mûr olan baʿzı kazâ askerinin dahi me'mûriyyet-i sâbıkaları ibtâl ve maʿiyyet-i müşârun ileyhe ibdâl olunup, zikr olunan asâkirin mesârıfına ehâlî-yi memleket mütehammil olmayup, bir mikdârı mîrîden ve bir mikdârı kazâlardan ru'yet olunmak, hâsılı bu mâddeye dâ'ir olan keyfiyyâtın cümlesi süpürde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınup, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i celîlü'l-mikdâr savb-ı müşârun ileyhe tesyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erzurum Vâlîsi olan Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa bundan akdem hatfe enfihî vefât ve ʿazm-i semt-i ʿArasât edüp, esbâb-ı Vezâret'i müteferrik ve dâyiresi halkı perîşân olmamak irâdesiyle, Vezâret'e min-külli'l-vücûh liyâkat ü istihkākı nümâyân olan mahdûm-ı necâbet-lüzûmu Mîr-i mîrân-ı kirâmdan es-Seyyid ʿAlâʾeddîn Paşa'ya bi'l-istîzân Eyâlet-i Erzurum inzımâmı ile gāyet-i merâtib-i beşeriyye ve kusvây-ı âmâl-i insâniyye olan Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ʿinâyet ü ihsân olunmuş idi. Ancak Eyâlet-i Erzurum bi-hasebi'l-vakti ve'l-lüzûm hâlâ Trabzon Vâlîsi Vezîr Battâl el-Hâc Hüseyin Paşa'ya ıtbâk-ı uli'n-nühâ ve ittifâk-ı ashâb-ı ârâ ile izâfe vü ilhâk olunup, bu takdîrde müşârun ileyh bilâ-mansıb kalmağla, matlaʿ-ı [Ü1 275a] Vezâret'inde beyne'l-ehâlî kadr ü menzileti ʿâlî olmuşiken, mansıbdan hâlî kalması, revâ-dâşte-i [Ü3 73a] tabʿ-ı şefekat-i nebʿ-i hazret-i Şehriyârî olmadığına binâ'en, Ordu-yi hümâyûn'dan hâl ü şânına çespân bir mansıb tevcîh olunması bâbında irâde-i menâyih-ifâde-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk u cereyân ve Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına bu keyfiyyet ifâde vü beyân olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-ʿAlâʾeddîn Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_465.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-ʿAlâʾeddîn Paşa",
          "text": "Erzurum Vâlîsi olan Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa bundan akdem hatfe enfihî vefât ve ʿazm-i semt-i ʿArasât edüp, esbâb-ı Vezâret'i müteferrik ve dâyiresi halkı perîşân olmamak irâdesiyle, Vezâret'e min-külli'l-vücûh liyâkat ü istihkākı nümâyân olan mahdûm-ı necâbet-lüzûmu Mîr-i mîrân-ı kirâmdan es-Seyyid ʿAlâʾeddîn Paşa'ya bi'l-istîzân Eyâlet-i Erzurum inzımâmı ile gāyet-i merâtib-i beşeriyye ve kusvây-ı âmâl-i insâniyye olan Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ʿinâyet ü ihsân olunmuş idi. Ancak Eyâlet-i Erzurum bi-hasebi'l-vakti ve'l-lüzûm hâlâ Trabzon Vâlîsi Vezîr Battâl el-Hâc Hüseyin Paşa'ya ıtbâk-ı uli'n-nühâ ve ittifâk-ı ashâb-ı ârâ ile izâfe vü ilhâk olunup, bu takdîrde müşârun ileyh bilâ-mansıb kalmağla, matlaʿ-ı [Ü1 275a] Vezâret'inde beyne'l-ehâlî kadr ü menzileti ʿâlî olmuşiken, mansıbdan hâlî kalması, revâ-dâşte-i [Ü3 73a] tabʿ-ı şefekat-i nebʿ-i hazret-i Şehriyârî olmadığına binâ'en, Ordu-yi hümâyûn'dan hâl ü şânına çespân bir mansıb tevcîh olunması bâbında irâde-i menâyih-ifâde-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk u cereyân ve Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafına bu keyfiyyet ifâde vü beyân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Tvargadsa Çiftliği'nde sâkin olan Cengîz Mehmed Girây ʿan-asl mahrûm-ı rûy-i tevfîk ve dâyire-i gāyiresi meʾvây-ı lusûs ve kuttâʿu't-tarîk olup, fukarâya zulm ü teʿaddîsi gāyete ve reʿâyâya olan renciş ü âzârı nihâyete resîde olduğundan, mukaddemâ Sadr-ı vakt bulunan Yûsuf Paşa asker taʿyîni ile merkūmu tenkîb ve il ve yurdunu ifnâ vü tahrîb edüp, memâlik-i ecânibe firâr ve harîs u menhûm olduğu menhiyyât ile evkāt-güzâr ve bu esnâda cürm ü taksîrine iʿtirâf ile müteşebbis-i dâmân-ı ʿafv ü emân olmağla, Yergöğü Muhârebesi'nde vukūʿ bulan gayret ü ikdâmına hürmet ve tebeʿât-ı sâbıkası ʿafvıyla Âsitâne'ye celb ve hakkında îfây-ı şîme-i şefekat olunmuşidi. Sâlyâne ve cihât-ı sâyire ile intizâm-ı esbâb-ı maʿîşeti iltizâm ve şimdilik birâderleri cenbinde ihtiyâr-ı karâr u ârâm eylemesi ifhâm olundukda, ʿan-asl garazı mahall-i fesâd ve mecmaʿ-i evgād olan mesken-i kadîmini iʿmâr ve hılâf-gîrlerinden ahz-i sâr ile fukarây-ı raʿiyyeti izrâr olduğundan, irâde-i devleti baʿzı vâhî ʿözr ile sarf ve zimâm-ı ilticâsını maksadı semtine ʿatf edüp, bitâne-i\nzamîri ve hevâsına muvâfık tedbîri zâhir olduğundan, [Ü3 73b] hâzır elde iken kaydı görülmek ve fukarâyı zulmünden vâreste eylemek [Ü1 275b] maslahatı havâtır-ı erkân-ı devletde cevelân etmişiken, baʿzı ʿukūl-ı kāsıra erbâbı: “Bu makūle ayağıyla gelan mücrim-i nâdime ʿukūbet, hılâf-ı şart-ı mürüvvetdir” deyerek fursatı fevte ʿillet ve ol dahi matlabına vusûlden âyis olup, bir gün bilâ-ruhsat Âsitâne'den hareket ve Tırnova havâlîsine varıncaya dek etrâfda müntehiz-i yevm-i şerr olan derbederleri başına cemʿ ve baʿzı ser-keşân-ı rüzgâra bess-i hüzn ve isâle-i demʿ eyleyerek, muʿâvenet-i hafiyye tahsîl etdikden sonra, çiftlik taʿmîri behânesiyle îkāz-ı fitne-i nâyime ve gasb-ı mevâşî vü sâyime eylediği Der-i devlet-medâr'a münʿakis oldukda, birkaç defʿa hakkında iltizâm olunan nush u pend müfîd ve sûdmend olmayup, encâm-ı kâr defʿ-i mazarrat ve izâle-i keyd ü hadîʿati zımnında Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa o etrâf asâkiriyle üzerine me'mûr kılınup, baʿde'l-mukābele başında müctemiʿ olan haşerât teferruk ile cûyây-ı semt-i necât ve kendüsi dahi mecrûhan firâr ile birkaç gün mühlet-yâfte-i garîm-i memât olup, o esnâda dağluların cemʿiyyet-gâhına vâsıl ve Bergos Kasabası'na bir nevʿ mekr u âl ile dâhil olmalarıyla, Bergos'un bir mahallesini ihrâk (احراق) ve dimâʿ-ı Müslimîn'i ihrâk (اهراق) akabinde Tekfürdağı'na mânend-i seyl meyl etmeleriyle, ehâlînin medâr-ı meʿâşları çiftlik hâsılatına mevkūf olup, ihrâk-ı mehâzin ü hubûbât ve itlâf-ı mevâşî vü hayvanât havfıyla fidyetü'l-mâl olarak mecbûren teʿahhüd eyledikleri meblağı cemʿ u irsâl etmeğe istimhâl ve eşkıyâ dahi “İnecik” nâm karyede intizâr-ı mâl ile şürb ü lehve iştigāl eyledikleri hılâlde, mukaddemâ seyf-i siyâsetden [Ü3 74a] gürîzân ve baʿdehû cürmü ʿafv ile Tekfürdağı'nda iskân olunan Halîl Paşa [Ü1 276a] küfrân-ı niʿam ile eşkıyâ cemʿiyyetine munzamm olduğu ahbârı pey-ender-pey müteʿâkib ve o makūle şekāvet-pîşelerin tedmîr ü istîsâli vâcib olmağla, Levend Çiftliği ve Boğaz askeri ve Topçu neferâtından mikdâr-ı vâfî asker, ağaları ile ve Âsitâne-i saʿâdet'den üç-beş yüz kadar süvârî dahi tedârük olunup, bu cemʿiyyete ve etrâfdan taʿyîn olunan asâkire bir Başbûğ nasbı lâzım geldiğinden, Kocaeli Mutasarrıfı Vezîr Hüseyin Paşa civârda vâkiʿ olduğundan, me'mûriyyeti tasvîb ve Âsitâne'ye celb ü takrîb ve taraf-ı hümâyûndan “atâyây-ı Şâhâne ile terhîb olunup, askere Başbûğ nasb ü tesrîb olunmuşidi. Müşârun ileyh mahall-i maʿrekeye tekarrüb eyledikde, top ve edevâtı zabt ve me'mûrları istîsâl-i eşkıyâdan menʿ ile\nTekfürdağı'nda on gün kadar kālîçe-i mel‘aneti bast edüp, gayret-keşân askerinin baʿzıları müşârun ileyhin muʿallel bi'l-garaz olan menʿini dinlemeyüp, eşkıyâ üzerine hecme-endâz ve âsâr-ı merdânegî ibrâziyle iki yüz mikdârını tedmîr ve kusûrunu dahi tuʿme-i dehen-i şemşîr etmek üzere her ne kadar müşârun ileyhden top ve imdâd talebinde oldular ise, îrâd-ı ʿözr-i müşevveş ile imdâddan dâmen-keş ve eşkıyâ ile nihânî muhâbere eyleyerek, ʿalâ-rivâyetin yetmiş bin guruşluk altûn eşkıyâdan fidyetü'r-re's alup, irâ'e-i fürce-i tarîk ile firârlarına ruhsat verdikden sonra, envâʿ-ı tekellüf ile yerlerinden ihrâc ve bu cemʿiyyete idrâc olunan aʿyânların dahi birer mikdâr akçalarını [Ü3 74b] alup, birer gice tevkīf etmeksizin mahallerine iʿâde ve hutâm-ı dünyâya tamaʿ ile böyle bir fursatın fevtini kasd u irâde eylediği taraf-ı Şâhâne'den hey'et-i mütenekkire ile mebʿûs tebdîl hasekîleri [Ü1 276b] ve sâyir sikāt-ı nâs ihbâr u ifâde etmeleriyle, âharlara medâr-ı ʿibret olmak içün müşârun ileyhin bi-eyyi-vechin kân tertîb-i cezâsı matlûb-ı Hudâvend-i cihân olmuşidi.\n\nMüşârun ileyh derebeyliğinden neş'et ve kemâl-i teyakkuz u intibâh ile hareket öteden berü muktezây-ı meslek-i mefsedeti olup, bâ-husûs başında bin beş yüzden ziyâde erâzil ü eşhâs mevcûd ve açıkdan iʿdâmı husûsuna mübâşeretde gûnâ-gûn mahzûr mahsûs u meşhûd olmağla, o gürk-i bârân-dîdeyi rîsmân-ı letâyifü'l-hiyel ile rabt-ı veted-i mezellet ve baʿzı emânî ile ilkāy-1 hufra-i hülket muvâfık-ı şart-ı basîret olduğuna binâ'en, müşârun ileyhe birkaç gün irhây-ı ʿinân ve bundan böyle ne vechile hareket eyleyeceğini istîzân eyledikçe, ser-rişte verilmemek içün Bilâslı Mehmed Paşa'nın o taraflara tekarrübü şâyiʿ oluncaya dek lüzûm-ı tevakkufu beyân ve gāyet-i emrde Mısır cânibine müceddeden sevk-ı asker lâzım gelüp, Anadolu Eyâleti ile Sürücülük ʿuhdesine ihâle kılınacağı ve Anadolu'dan tertîb olunacak asâkirin şifâhen müzâkeresiyçün Âsitâne-i saʿâdet'e gelmesi tarafına tahrîr ü işâret olunup, “Rubbe ümniyyetin tadhakü min hü'l-meniyye” mefhûmu üzere leyl ü nehâr dâğ-ber-dil-i hasret olduğu şâhid-i matlabına neyl ü vusûl ümmîdiyle olduğu mahalden ref-ı raht-ı ikāmet ve Kapu Kethudâsı [Ü3 75a] hânesine ilkāy-ı rahl-i beşâşet etmişidi. İşbu Zilhicce'nin yirmi altıncı Çehârşenbih günü Kāyim-makām Paşa hazretleri tarafından müşârun ileyh Kapu'ya da'vet ve Sürücülük'e dâ'ir baʿzı umûr müzâkeresiyçün huzûr-ı hümâyûna gidilmek\nlâzım geldiğini işrâb ile beraberce tebdîlen Serây'a ʿazîmet ve mukaddemce intizâr üzere olan Bostancı-başı Ağa'ya teslîm ile hakkında icrây-ı lâzime-i siyâset kılınup, [Ü1 277a] ser-i maktûʿu meydân-ı ʿibrete vazʿ u ilkā ve muhallefâtı zabtına ümenây-ı devlet baʿs ü isrâ olunup, münhall olan Kocaeli Sancağı, Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Marʿaşlı-oğlu ʿAli Paşa'ya tevcîh ve bundan sonra dağlı eşkıyâsı me'mûnü'l-gāyile Baba-eskisi'ne vürûd ve birkaç hâneyi ifnây-ı nâr-ı zâtü'l-vekūd eyleyerek Aydos'a doğru ʿazîmet ve andan balkān dâmenini boşlamayarak herze-gerd-i vâdî-yi gavâyet oldukları vâsıl-ı semʿ-i devlet oldu. Eşkıyây-ı mezkûre üzerine me'mûr olanların ihtilâf-ı kelime ve agrâz-ı kâmineleri gitdikce maslahat-ı devleti taʿtîl ve belki zümre-i eşkıyâya delâlet-i tarîk tesvîl ü tadlîl eylediğinden başka, ʿan-asl mâdde-i vâhideye me'mûrların teʿaddüdü muzırr ve teşettüt-i ârâ vücûd-i emr-i savâba sitâre-keş ü muhıll olduğu zâhir olmağla, fîmâ-baʿd bu maslahat-ı mühimme, mişvârı maʿlûm bir şahsa münferiden ve müstakıllen ihâle savâb-dîd-i erbâb-ı re'y-i sedîd olup, binâ-berîn hâlâ Tırhala Mutasarrıfı Bilâslı Mehmed Paşa'nın şimdiye dek vukūʿ bulan muhârebât u muʿârekede celâdet ü şecâʿati zâhir ü beyyin ve bu maslahatın ru'yetine kudret ü mikneti müteʿayyin olmağla, [Ü3 75b] müstakıllen tedmîr-i eşkıyâ maslahatına me'mûr ve bu mazmûnda tarafına hıtâben irsâl-i menşûr kılınup, vâfî asker ile mahallinden hareket ve mülhakan tarafına tercîh olunulan Çirmen Sancağı'na teveccüh ile yemîn ü yesârında bulduğu bugātı tedmîre bezl-i cehd u tâkat ve İnecik Karyesi'nden hezîmet eden eşkıyâ üzerine tahrîk-i râyet-i ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "Vekāyiʿ-i müteferrika ve zikr-i ahvâl-i eşkıyâ ve katl-i Mutasarrıf-ı Kocaeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_466.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyiʿ-i müteferrika ve zikr-i ahvâl-i eşkıyâ ve katl-i Mutasarrıf-ı Kocaeli",
          "text": "Bundan akdem Tvargadsa Çiftliği'nde sâkin olan Cengîz Mehmed Girây ʿan-asl mahrûm-ı rûy-i tevfîk ve dâyire-i gāyiresi meʾvây-ı lusûs ve kuttâʿu't-tarîk olup, fukarâya zulm ü teʿaddîsi gāyete ve reʿâyâya olan renciş ü âzârı nihâyete resîde olduğundan, mukaddemâ Sadr-ı vakt bulunan Yûsuf Paşa asker taʿyîni ile merkūmu tenkîb ve il ve yurdunu ifnâ vü tahrîb edüp, memâlik-i ecânibe firâr ve harîs u menhûm olduğu menhiyyât ile evkāt-güzâr ve bu esnâda cürm ü taksîrine iʿtirâf ile müteşebbis-i dâmân-ı ʿafv ü emân olmağla, Yergöğü Muhârebesi'nde vukūʿ bulan gayret ü ikdâmına hürmet ve tebeʿât-ı sâbıkası ʿafvıyla Âsitâne'ye celb ve hakkında îfây-ı şîme-i şefekat olunmuşidi. Sâlyâne ve cihât-ı sâyire ile intizâm-ı esbâb-ı maʿîşeti iltizâm ve şimdilik birâderleri cenbinde ihtiyâr-ı karâr u ârâm eylemesi ifhâm olundukda, ʿan-asl garazı mahall-i fesâd ve mecmaʿ-i evgād olan mesken-i kadîmini iʿmâr ve hılâf-gîrlerinden ahz-i sâr ile fukarây-ı raʿiyyeti izrâr olduğundan, irâde-i devleti baʿzı vâhî ʿözr ile sarf ve zimâm-ı ilticâsını maksadı semtine ʿatf edüp, bitâne-i\nzamîri ve hevâsına muvâfık tedbîri zâhir olduğundan, [Ü3 73b] hâzır elde iken kaydı görülmek ve fukarâyı zulmünden vâreste eylemek [Ü1 275b] maslahatı havâtır-ı erkân-ı devletde cevelân etmişiken, baʿzı ʿukūl-ı kāsıra erbâbı: “Bu makūle ayağıyla gelan mücrim-i nâdime ʿukūbet, hılâf-ı şart-ı mürüvvetdir” deyerek fursatı fevte ʿillet ve ol dahi matlabına vusûlden âyis olup, bir gün bilâ-ruhsat Âsitâne'den hareket ve Tırnova havâlîsine varıncaya dek etrâfda müntehiz-i yevm-i şerr olan derbederleri başına cemʿ ve baʿzı ser-keşân-ı rüzgâra bess-i hüzn ve isâle-i demʿ eyleyerek, muʿâvenet-i hafiyye tahsîl etdikden sonra, çiftlik taʿmîri behânesiyle îkāz-ı fitne-i nâyime ve gasb-ı mevâşî vü sâyime eylediği Der-i devlet-medâr'a münʿakis oldukda, birkaç defʿa hakkında iltizâm olunan nush u pend müfîd ve sûdmend olmayup, encâm-ı kâr defʿ-i mazarrat ve izâle-i keyd ü hadîʿati zımnında Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa o etrâf asâkiriyle üzerine me'mûr kılınup, baʿde'l-mukābele başında müctemiʿ olan haşerât teferruk ile cûyây-ı semt-i necât ve kendüsi dahi mecrûhan firâr ile birkaç gün mühlet-yâfte-i garîm-i memât olup, o esnâda dağluların cemʿiyyet-gâhına vâsıl ve Bergos Kasabası'na bir nevʿ mekr u âl ile dâhil olmalarıyla, Bergos'un bir mahallesini ihrâk (احراق) ve dimâʿ-ı Müslimîn'i ihrâk (اهراق) akabinde Tekfürdağı'na mânend-i seyl meyl etmeleriyle, ehâlînin medâr-ı meʿâşları çiftlik hâsılatına mevkūf olup, ihrâk-ı mehâzin ü hubûbât ve itlâf-ı mevâşî vü hayvanât havfıyla fidyetü'l-mâl olarak mecbûren teʿahhüd eyledikleri meblağı cemʿ u irsâl etmeğe istimhâl ve eşkıyâ dahi “İnecik” nâm karyede intizâr-ı mâl ile şürb ü lehve iştigāl eyledikleri hılâlde, mukaddemâ seyf-i siyâsetden [Ü3 74a] gürîzân ve baʿdehû cürmü ʿafv ile Tekfürdağı'nda iskân olunan Halîl Paşa [Ü1 276a] küfrân-ı niʿam ile eşkıyâ cemʿiyyetine munzamm olduğu ahbârı pey-ender-pey müteʿâkib ve o makūle şekāvet-pîşelerin tedmîr ü istîsâli vâcib olmağla, Levend Çiftliği ve Boğaz askeri ve Topçu neferâtından mikdâr-ı vâfî asker, ağaları ile ve Âsitâne-i saʿâdet'den üç-beş yüz kadar süvârî dahi tedârük olunup, bu cemʿiyyete ve etrâfdan taʿyîn olunan asâkire bir Başbûğ nasbı lâzım geldiğinden, Kocaeli Mutasarrıfı Vezîr Hüseyin Paşa civârda vâkiʿ olduğundan, me'mûriyyeti tasvîb ve Âsitâne'ye celb ü takrîb ve taraf-ı hümâyûndan “atâyây-ı Şâhâne ile terhîb olunup, askere Başbûğ nasb ü tesrîb olunmuşidi. Müşârun ileyh mahall-i maʿrekeye tekarrüb eyledikde, top ve edevâtı zabt ve me'mûrları istîsâl-i eşkıyâdan menʿ ile\nTekfürdağı'nda on gün kadar kālîçe-i mel‘aneti bast edüp, gayret-keşân askerinin baʿzıları müşârun ileyhin muʿallel bi'l-garaz olan menʿini dinlemeyüp, eşkıyâ üzerine hecme-endâz ve âsâr-ı merdânegî ibrâziyle iki yüz mikdârını tedmîr ve kusûrunu dahi tuʿme-i dehen-i şemşîr etmek üzere her ne kadar müşârun ileyhden top ve imdâd talebinde oldular ise, îrâd-ı ʿözr-i müşevveş ile imdâddan dâmen-keş ve eşkıyâ ile nihânî muhâbere eyleyerek, ʿalâ-rivâyetin yetmiş bin guruşluk altûn eşkıyâdan fidyetü'r-re's alup, irâ'e-i fürce-i tarîk ile firârlarına ruhsat verdikden sonra, envâʿ-ı tekellüf ile yerlerinden ihrâc ve bu cemʿiyyete idrâc olunan aʿyânların dahi birer mikdâr akçalarını [Ü3 74b] alup, birer gice tevkīf etmeksizin mahallerine iʿâde ve hutâm-ı dünyâya tamaʿ ile böyle bir fursatın fevtini kasd u irâde eylediği taraf-ı Şâhâne'den hey'et-i mütenekkire ile mebʿûs tebdîl hasekîleri [Ü1 276b] ve sâyir sikāt-ı nâs ihbâr u ifâde etmeleriyle, âharlara medâr-ı ʿibret olmak içün müşârun ileyhin bi-eyyi-vechin kân tertîb-i cezâsı matlûb-ı Hudâvend-i cihân olmuşidi.\n\nMüşârun ileyh derebeyliğinden neş'et ve kemâl-i teyakkuz u intibâh ile hareket öteden berü muktezây-ı meslek-i mefsedeti olup, bâ-husûs başında bin beş yüzden ziyâde erâzil ü eşhâs mevcûd ve açıkdan iʿdâmı husûsuna mübâşeretde gûnâ-gûn mahzûr mahsûs u meşhûd olmağla, o gürk-i bârân-dîdeyi rîsmân-ı letâyifü'l-hiyel ile rabt-ı veted-i mezellet ve baʿzı emânî ile ilkāy-1 hufra-i hülket muvâfık-ı şart-ı basîret olduğuna binâ'en, müşârun ileyhe birkaç gün irhây-ı ʿinân ve bundan böyle ne vechile hareket eyleyeceğini istîzân eyledikçe, ser-rişte verilmemek içün Bilâslı Mehmed Paşa'nın o taraflara tekarrübü şâyiʿ oluncaya dek lüzûm-ı tevakkufu beyân ve gāyet-i emrde Mısır cânibine müceddeden sevk-ı asker lâzım gelüp, Anadolu Eyâleti ile Sürücülük ʿuhdesine ihâle kılınacağı ve Anadolu'dan tertîb olunacak asâkirin şifâhen müzâkeresiyçün Âsitâne-i saʿâdet'e gelmesi tarafına tahrîr ü işâret olunup, “Rubbe ümniyyetin tadhakü min hü'l-meniyye” mefhûmu üzere leyl ü nehâr dâğ-ber-dil-i hasret olduğu şâhid-i matlabına neyl ü vusûl ümmîdiyle olduğu mahalden ref-ı raht-ı ikāmet ve Kapu Kethudâsı [Ü3 75a] hânesine ilkāy-ı rahl-i beşâşet etmişidi. İşbu Zilhicce'nin yirmi altıncı Çehârşenbih günü Kāyim-makām Paşa hazretleri tarafından müşârun ileyh Kapu'ya da'vet ve Sürücülük'e dâ'ir baʿzı umûr müzâkeresiyçün huzûr-ı hümâyûna gidilmek\nlâzım geldiğini işrâb ile beraberce tebdîlen Serây'a ʿazîmet ve mukaddemce intizâr üzere olan Bostancı-başı Ağa'ya teslîm ile hakkında icrây-ı lâzime-i siyâset kılınup, [Ü1 277a] ser-i maktûʿu meydân-ı ʿibrete vazʿ u ilkā ve muhallefâtı zabtına ümenây-ı devlet baʿs ü isrâ olunup, münhall olan Kocaeli Sancağı, Mîr-i mîrân-ı kirâmdan Marʿaşlı-oğlu ʿAli Paşa'ya tevcîh ve bundan sonra dağlı eşkıyâsı me'mûnü'l-gāyile Baba-eskisi'ne vürûd ve birkaç hâneyi ifnây-ı nâr-ı zâtü'l-vekūd eyleyerek Aydos'a doğru ʿazîmet ve andan balkān dâmenini boşlamayarak herze-gerd-i vâdî-yi gavâyet oldukları vâsıl-ı semʿ-i devlet oldu. Eşkıyây-ı mezkûre üzerine me'mûr olanların ihtilâf-ı kelime ve agrâz-ı kâmineleri gitdikce maslahat-ı devleti taʿtîl ve belki zümre-i eşkıyâya delâlet-i tarîk tesvîl ü tadlîl eylediğinden başka, ʿan-asl mâdde-i vâhideye me'mûrların teʿaddüdü muzırr ve teşettüt-i ârâ vücûd-i emr-i savâba sitâre-keş ü muhıll olduğu zâhir olmağla, fîmâ-baʿd bu maslahat-ı mühimme, mişvârı maʿlûm bir şahsa münferiden ve müstakıllen ihâle savâb-dîd-i erbâb-ı re'y-i sedîd olup, binâ-berîn hâlâ Tırhala Mutasarrıfı Bilâslı Mehmed Paşa'nın şimdiye dek vukūʿ bulan muhârebât u muʿârekede celâdet ü şecâʿati zâhir ü beyyin ve bu maslahatın ru'yetine kudret ü mikneti müteʿayyin olmağla, [Ü3 75b] müstakıllen tedmîr-i eşkıyâ maslahatına me'mûr ve bu mazmûnda tarafına hıtâben irsâl-i menşûr kılınup, vâfî asker ile mahallinden hareket ve mülhakan tarafına tercîh olunulan Çirmen Sancağı'na teveccüh ile yemîn ü yesârında bulduğu bugātı tedmîre bezl-i cehd u tâkat ve İnecik Karyesi'nden hezîmet eden eşkıyâ üzerine tahrîk-i râyet-i ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâlifü'z-zikr Bilâslı Mehmed Paşa Maçin vakʿasında sebât ü istikrar sebebi ile zahmdâr ve giriftâr-ı kayd-ı isâr olup, baʿde'l-musâlaha Tırhala Sancağı'yla tenşît u tefrîh [Ü1 277b] ve bin nefer piyâde ile Belgrad muhâfazasına ʿazîmeti me'mûriyyeti emrinde tasrîh olunup, müretteb olan Bosna askeri zuhûr edinceye dek o mikdâr asker ile hıdmet-i muhâfazada kıyâm ve me'mûriyyeti hitâmında mansıbına tahrîk-i zimâm etmişidi. Bundan sonra me'mûr olduğu mahallerde ve bâ-husûs Sofya ve Lom cenglerinde zuhûra gelen\nşecâʿati, \"Ke'ş-şemsi fî râbiʿati'n-nehâr\" bedîdâr olup, bu makūle uğur-ı devletde cân-sipâr olanları mazhar-ı eltâf ve matlablarına îsâl ile nümûne-nümây-ı ahlâf etmek şîme-i Devlet-i ʿaliyye'den ise dahi, “Küllü emrin bi-vaktihî merhûn” mefhûmu üzere bu âna dek dûşîze-i matlabı, verây-ı sitâre-i gaybdan rû-nümûn olmamışidi. Bu esnâda dağlı eşkıyâsına müstakıllen me'mûr ve sâbıkda güzerân olan hidmeti mezkûr olup, emeğine riʿâyet ve nüfûz u iʿtibârına kuvvet irâdesiyle işbu Zilhicce'nin on altıncı günü mûmâ ileyhe ihsân-ı Rütbe-i Vezâret [Ü3 76a] olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Bilâsî Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_467.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Bilâsî Mehmed Paşa",
          "text": "Sâlifü'z-zikr Bilâslı Mehmed Paşa Maçin vakʿasında sebât ü istikrar sebebi ile zahmdâr ve giriftâr-ı kayd-ı isâr olup, baʿde'l-musâlaha Tırhala Sancağı'yla tenşît u tefrîh [Ü1 277b] ve bin nefer piyâde ile Belgrad muhâfazasına ʿazîmeti me'mûriyyeti emrinde tasrîh olunup, müretteb olan Bosna askeri zuhûr edinceye dek o mikdâr asker ile hıdmet-i muhâfazada kıyâm ve me'mûriyyeti hitâmında mansıbına tahrîk-i zimâm etmişidi. Bundan sonra me'mûr olduğu mahallerde ve bâ-husûs Sofya ve Lom cenglerinde zuhûra gelen\nşecâʿati, \"Ke'ş-şemsi fî râbiʿati'n-nehâr\" bedîdâr olup, bu makūle uğur-ı devletde cân-sipâr olanları mazhar-ı eltâf ve matlablarına îsâl ile nümûne-nümây-ı ahlâf etmek şîme-i Devlet-i ʿaliyye'den ise dahi, “Küllü emrin bi-vaktihî merhûn” mefhûmu üzere bu âna dek dûşîze-i matlabı, verây-ı sitâre-i gaybdan rû-nümûn olmamışidi. Bu esnâda dağlı eşkıyâsına müstakıllen me'mûr ve sâbıkda güzerân olan hidmeti mezkûr olup, emeğine riʿâyet ve nüfûz u iʿtibârına kuvvet irâdesiyle işbu Zilhicce'nin on altıncı günü mûmâ ileyhe ihsân-ı Rütbe-i Vezâret [Ü3 76a] olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıka Kuban Hânı Baht Girây Hân'ın dâhil-i dâyire-i ehl-i bagy ü şekā olan Halîl Paşa ile Bergos'a imdâd sûretinde duhûl ü vülûcu ve baʿdehû münferiden hurûcu şübhe îrâs ve beyne'n-nâs güft-gû ihdâs eylediğine binâ’en, Hân-ı müşârun ileyhin fîmâ-baʿd o havâlîde meks ü ikāmeti tehcîn ve bir mahalle tagrîbi tahsîn olunup, ancak bu hılâlde vukūʿ bulacak me'mûriyyeti zihnini tahdîş eyleyeceği müberhen ve havfa tebaʿiyyet ile bir semte ʿazîmeti müteyakkın olmağla, husûs-ı mezkûr o havâlîye me'mûr Kapucu-başı Sâlih Bey ile istimzâc ve ser-rişte vermeyecek tedbîr ile müşârun ileyh çiftliğinden ihrâc olunup, Tekfürdağı'ndan bir kayığa vazʿ ve Midilli Cezîresi'ne iclâ ve Âsitâne'de bulunan birâderi [Ü1 278a] Mehmed Giray dahi bi-tarîkı'n-nefy Rodos'a isrâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i Baht Girây Hân ve birâdereş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_468.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Baht Girây Hân ve birâdereş",
          "text": "Sâbıka Kuban Hânı Baht Girây Hân'ın dâhil-i dâyire-i ehl-i bagy ü şekā olan Halîl Paşa ile Bergos'a imdâd sûretinde duhûl ü vülûcu ve baʿdehû münferiden hurûcu şübhe îrâs ve beyne'n-nâs güft-gû ihdâs eylediğine binâ’en, Hân-ı müşârun ileyhin fîmâ-baʿd o havâlîde meks ü ikāmeti tehcîn ve bir mahalle tagrîbi tahsîn olunup, ancak bu hılâlde vukūʿ bulacak me'mûriyyeti zihnini tahdîş eyleyeceği müberhen ve havfa tebaʿiyyet ile bir semte ʿazîmeti müteyakkın olmağla, husûs-ı mezkûr o havâlîye me'mûr Kapucu-başı Sâlih Bey ile istimzâc ve ser-rişte vermeyecek tedbîr ile müşârun ileyh çiftliğinden ihrâc olunup, Tekfürdağı'ndan bir kayığa vazʿ ve Midilli Cezîresi'ne iclâ ve Âsitâne'de bulunan birâderi [Ü1 278a] Mehmed Giray dahi bi-tarîkı'n-nefy Rodos'a isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muʿzamât-ı vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-müddet'den olan Korfa'nın bu defʿa karâr-gîr olan sûret-i nizâmı ve havz-ı kebîrin bed' ü hıtâmı ve Mısr-ı Kāhire keyfiyyetinin encâmı,\ninşâ'allâhü Te'âlâ bundan sonra kalem-i nâdire-rakam ile nakş-pezîr-i harîr-i tahrîr ve sâl-i cedîd eczâsına idhâl-i rekîz-i zamîr olup, hemân cenâb-ı Müfîzü'l-cûdi ve'l-ihsân, cellet zâtuhû 'an-vasmeti'n-noksân şîrâze-i eczây-ı kâyinât ve ser-levha-i mecmû'a-i mevcûdât olan vücûd-ı 'âlem-sûd-ı Husrevâne'yi medde'l-eyyâmi ve's-sâ'ât çâr-bâliş-nişîn-i erîke-i meserrât edüp, pîrâmen-i çemenistân-ı Devlet-i ebed-hulûd'larında nâbit-i gayr-i sâbit olan giyâh-ı huşk-ı mazarrat-ı a'dâyı cemretü'l-gazây-ı kahr-ı Samedânî'siyle [Ü3 76b] sûzân ve i'lâ'-i Kelimetullah irâdesiyle berr ü bahrda mütehaşşid olan leşker-i zafer-rehberine Hızır-ı tefvîkı hem-'inân eyleye, âmîn!; intehâ el-cildü's-sânî min Târîhi Mehâsini'l-Âsâr ve Hakāyıkı'l-Ahbâr ve yelîhi el-cildü's-sâlis min evveli senete hamse 'aşerate ve mi'eteyn ve elf.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_469.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Muʿzamât-ı vekāyiʿ-i Devlet-i ebed-müddet'den olan Korfa'nın bu defʿa karâr-gîr olan sûret-i nizâmı ve havz-ı kebîrin bed' ü hıtâmı ve Mısr-ı Kāhire keyfiyyetinin encâmı,\ninşâ'allâhü Te'âlâ bundan sonra kalem-i nâdire-rakam ile nakş-pezîr-i harîr-i tahrîr ve sâl-i cedîd eczâsına idhâl-i rekîz-i zamîr olup, hemân cenâb-ı Müfîzü'l-cûdi ve'l-ihsân, cellet zâtuhû 'an-vasmeti'n-noksân şîrâze-i eczây-ı kâyinât ve ser-levha-i mecmû'a-i mevcûdât olan vücûd-ı 'âlem-sûd-ı Husrevâne'yi medde'l-eyyâmi ve's-sâ'ât çâr-bâliş-nişîn-i erîke-i meserrât edüp, pîrâmen-i çemenistân-ı Devlet-i ebed-hulûd'larında nâbit-i gayr-i sâbit olan giyâh-ı huşk-ı mazarrat-ı a'dâyı cemretü'l-gazây-ı kahr-ı Samedânî'siyle [Ü3 76b] sûzân ve i'lâ'-i Kelimetullah irâdesiyle berr ü bahrda mütehaşşid olan leşker-i zafer-rehberine Hızır-ı tefvîkı hem-'inân eyleye, âmîn!; intehâ el-cildü's-sânî min Târîhi Mehâsini'l-Âsâr ve Hakāyıkı'l-Ahbâr ve yelîhi el-cildü's-sâlis min evveli senete hamse 'aşerate ve mi'eteyn ve elf."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü4 1b – Ü3 77b] Hamd-i bî-hadd cenâb-ı Yezdân'a / O Müfîz-i nevâl ü ihsâna / Ki verüp feyz-i kudreti revnak / Mâh-ı tâbâna mihr-i rahşâna / Halk edüp nâsı tîn-i lâzibden / Etdi ervâhı hâkim ebdâna / Verdi ʿaklı nihâyet hissi / Nevʿ-i insâna cins-i hayvâna / Dahi gül-deste-i salât ihdâ / Dest-gâh-ı Nebiyy-i zî-şân'a / Ber-güzîn-i rusül-i Habîb-i Hudâ / Ki vücûdu sebeb bu ekvâna / Âl ü ashâbını dahi ede Hakk / Gark-ı deryây-ı ʿafv u gufrâna / Dahi şâh-ı zemân-ı Selîm Hân'ın / Şânın etsün resîde Keyvân'a / Harmen-i ʿömr-i düşmen-i mülkün / Eylesün tuʿme nâr-ı sûzâna / Hâr-zâr-ı şikākı mahv ederek / Döndüre mülkünü gülistâna / Cemʿ ede şemʿ-i emrine halkı / Olalar hıdmetinde pervâne / Niyyeti matlabın ede icrâ / Kalmasun hâcet emr ü fermâna / Gele ey hâme-i güher-mâye / Başla bir nev-zemîn-i destâna / İbtidâ eyle cild-i sâlisden / Bahş-i hikmet kıl ehl-i izʿâna [Ü4 2a – Ü3 78a] / Hâdisât-ı zemâneyi serd et / Bâʿis-i ʿibret olsun insâna / Hâlden intikāl-i âtiyeye\nGaybdan ıttılâʿ-ı aʿyâna\nVâkıfân-ı serîre-i dehre\nEski bir tavırdır hakîmâna\nVâsıfâ biz yine duʿâ edelim\nO Şeh-i bahtiyâr-ı devrâna\nTâ felek devr eder semâ üzere\nTâ tutar mehden elde peymâne\nDest-yârî-yi feyz-ı Hakk'la ola\nHükmü cârî diyâr-ı mâhâna",
          "caption": "[introduction to metin cild-i salis]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_470.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1214"
        },
        "text": {
          "headline": "[introduction to metin cild-i salis]",
          "text": "[Ü4 1b – Ü3 77b] Hamd-i bî-hadd cenâb-ı Yezdân'a / O Müfîz-i nevâl ü ihsâna / Ki verüp feyz-i kudreti revnak / Mâh-ı tâbâna mihr-i rahşâna / Halk edüp nâsı tîn-i lâzibden / Etdi ervâhı hâkim ebdâna / Verdi ʿaklı nihâyet hissi / Nevʿ-i insâna cins-i hayvâna / Dahi gül-deste-i salât ihdâ / Dest-gâh-ı Nebiyy-i zî-şân'a / Ber-güzîn-i rusül-i Habîb-i Hudâ / Ki vücûdu sebeb bu ekvâna / Âl ü ashâbını dahi ede Hakk / Gark-ı deryây-ı ʿafv u gufrâna / Dahi şâh-ı zemân-ı Selîm Hân'ın / Şânın etsün resîde Keyvân'a / Harmen-i ʿömr-i düşmen-i mülkün / Eylesün tuʿme nâr-ı sûzâna / Hâr-zâr-ı şikākı mahv ederek / Döndüre mülkünü gülistâna / Cemʿ ede şemʿ-i emrine halkı / Olalar hıdmetinde pervâne / Niyyeti matlabın ede icrâ / Kalmasun hâcet emr ü fermâna / Gele ey hâme-i güher-mâye / Başla bir nev-zemîn-i destâna / İbtidâ eyle cild-i sâlisden / Bahş-i hikmet kıl ehl-i izʿâna [Ü4 2a – Ü3 78a] / Hâdisât-ı zemâneyi serd et / Bâʿis-i ʿibret olsun insâna / Hâlden intikāl-i âtiyeye\nGaybdan ıttılâʿ-ı aʿyâna\nVâkıfân-ı serîre-i dehre\nEski bir tavırdır hakîmâna\nVâsıfâ biz yine duʿâ edelim\nO Şeh-i bahtiyâr-ı devrâna\nTâ felek devr eder semâ üzere\nTâ tutar mehden elde peymâne\nDest-yârî-yi feyz-ı Hakk'la ola\nHükmü cârî diyâr-ı mâhâna"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʿaskeri olan İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi bir sene kadar Sadâret-i Anadolu'yla kâm-rân ve Anadolu Pâyesi olup, cihet-i kıdemle rüchâniyyeti nümâyân olan İmâm Bekîr Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi sene-i mezkûre Muharrem'i gurresinden zabt etmek üzere o makām-ı menîʿ ile şâdân olup, Haremeyn-i şerîfeyn kadılarının dahi ʿazl ü nasbları zemânı hulûl eylediğine binâ'en, iki yüz on altı senesi Muharrem'i gurresinden zabt ve yevm-i zabtlarından rütbeleri muʿteber olmak üzere sâbıkā Edirne Kadısı Bayburdî-zâde Mahmûd Efendi'ye Mekke-i mükerreme Kazâsı ve sâbıkā Şâm Kadısı Hırka-i şerîfe Şeyhı-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi'ye Medîne-i münevvere Kazâsı ve iki yüz on beş senesi Ramazân'ı gurresinden zabt etmek şartıyla sâbıkā İzmir Kadısı Nûrullah Efendi-zâde Mehmed Hidâyetullah Efendi'ye Şâm Kazâsı tevcîh ve şimdiden levâzım-ı tarîka şurûʿları tenbîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_471.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Anadolu Kadıʿaskeri olan İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi bir sene kadar Sadâret-i Anadolu'yla kâm-rân ve Anadolu Pâyesi olup, cihet-i kıdemle rüchâniyyeti nümâyân olan İmâm Bekîr Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi sene-i mezkûre Muharrem'i gurresinden zabt etmek üzere o makām-ı menîʿ ile şâdân olup, Haremeyn-i şerîfeyn kadılarının dahi ʿazl ü nasbları zemânı hulûl eylediğine binâ'en, iki yüz on altı senesi Muharrem'i gurresinden zabt ve yevm-i zabtlarından rütbeleri muʿteber olmak üzere sâbıkā Edirne Kadısı Bayburdî-zâde Mahmûd Efendi'ye Mekke-i mükerreme Kazâsı ve sâbıkā Şâm Kadısı Hırka-i şerîfe Şeyhı-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi'ye Medîne-i münevvere Kazâsı ve iki yüz on beş senesi Ramazân'ı gurresinden zabt etmek şartıyla sâbıkā İzmir Kadısı Nûrullah Efendi-zâde Mehmed Hidâyetullah Efendi'ye Şâm Kazâsı tevcîh ve şimdiden levâzım-ı tarîka şurûʿları tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn hareket etmezden mukaddem bi'l-fiʿl Yeniçeri Ağası nasb olunan ʿÖmer Ağa'dan her vechile sadâkat u ʿiffet ve rûz-i mesâffda şecâʿat ü metânet me'mûl iken, hîn-i hareketinde [Ü4 2b] ve hılâl-i râhda [Ü3 78b] bayrak küşâdı behânesiyle kati çok\nkimesneler tecrîm ve Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd yeniçeriye taksîm içün bahş u inʿâm olunan postal-behâyı nefsine tahsîs u tanzîm eylediğinden gayri, hîn-i muhârebede izhâr-ı cübn ü bed-dilî ve ʿillet-i tefrîkanın medâr u mahmili olmağla, beyne'l-asâkir heybet ü vekārı münkesir ve bu sebeble Ocak-ı ʿâmire ahkâm u âdâbını tenfîze gayr-i muktedir olup, bekāsı muzırr ve ʿazli zamîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr'de müstetir olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn ʿavdetinde mûmâ ileyh ʿazl ve iki tûğ ile ʿArîş muhâfazasına nakl olunup, Zağarcı-başı olan Ahmed Ağa defʿaten Ağa nasbı ile dil-şâd ve Ocak-ı ʿâmire turnacılarından olup, me'mûr olduğu hidmetlerde cesâreti meşhûd olan Kāsım Ağa, Zağarcıbaşılık ile ber-murâd oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_472.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn hareket etmezden mukaddem bi'l-fiʿl Yeniçeri Ağası nasb olunan ʿÖmer Ağa'dan her vechile sadâkat u ʿiffet ve rûz-i mesâffda şecâʿat ü metânet me'mûl iken, hîn-i hareketinde [Ü4 2b] ve hılâl-i râhda [Ü3 78b] bayrak küşâdı behânesiyle kati çok\nkimesneler tecrîm ve Ordu-yi hümâyûn'da mevcûd yeniçeriye taksîm içün bahş u inʿâm olunan postal-behâyı nefsine tahsîs u tanzîm eylediğinden gayri, hîn-i muhârebede izhâr-ı cübn ü bed-dilî ve ʿillet-i tefrîkanın medâr u mahmili olmağla, beyne'l-asâkir heybet ü vekārı münkesir ve bu sebeble Ocak-ı ʿâmire ahkâm u âdâbını tenfîze gayr-i muktedir olup, bekāsı muzırr ve ʿazli zamîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr'de müstetir olmuşidi. Ordu-yi hümâyûn ʿavdetinde mûmâ ileyh ʿazl ve iki tûğ ile ʿArîş muhâfazasına nakl olunup, Zağarcı-başı olan Ahmed Ağa defʿaten Ağa nasbı ile dil-şâd ve Ocak-ı ʿâmire turnacılarından olup, me'mûr olduğu hidmetlerde cesâreti meşhûd olan Kāsım Ağa, Zağarcıbaşılık ile ber-murâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem İstanbul Pâyesi'n ihrâz ile beyne'l-kavm ser-firâz olan necl-i hazret-i Şeyhülislâmî'ye Anadolu Sadâreti Pâyesi iltimâs ü işâret ve işbu Muharrem gurresinde mûcib-i işâret üzere mûmâ ileyhe rütbe ʿinâyet olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Anadolu be-mahdûm-ı hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_473.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Anadolu be-mahdûm-ı hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "text": "Bundan akdem İstanbul Pâyesi'n ihrâz ile beyne'l-kavm ser-firâz olan necl-i hazret-i Şeyhülislâmî'ye Anadolu Sadâreti Pâyesi iltimâs ü işâret ve işbu Muharrem gurresinde mûcib-i işâret üzere mûmâ ileyhe rütbe ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın yirmi altıncı Salı günü ʿale'l-ʿumûm kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına me'mûr olanların hemyân-ı emânetlerine idrâc olunup, Pençşenbih günü devr vâkiʿ ve muʿtâd olan teşrîfât-ı seniyye ile Kāyim-makām Paşa hazretlerinin neyyir-i ikbâlleri lâmiʿ oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_474.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın yirmi altıncı Salı günü ʿale'l-ʿumûm kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri ihrâc ve kabzına me'mûr olanların hemyân-ı emânetlerine idrâc olunup, Pençşenbih günü devr vâkiʿ ve muʿtâd olan teşrîfât-ı seniyye ile Kāyim-makām Paşa hazretlerinin neyyir-i ikbâlleri lâmiʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berü Hasoda-başı bulunan Mûsâ Ağa'nın hırs u tamaʿı gâlib olmak cihetiyle mevâcib ʿakabinde irsâli muʿtâd [Ü4 3a] olan devr kürkünü îsâle tâlib ve mukaddemce âhara vaʿd olunmuş bulunduğuna binâ'en, âtiyeye tevkīf ile hakkında sudûr eden [Ü3 79a] vaʿd-i cemîle intizâr münâsib iken, hasr-ı mâdde ile nâz ü niyâza âgāz eylediği, tabʿ-ı hümâyûna mûcib-i tegayyür ü işmiʾzâz olmağla, fi'l-hâl mûmâ ileyh ʿazl ve maskat-ı re'si olan Ürgüb'e nefy ü tesrîh ve Hasoda-başılık ile Hâfız Sâlih Ağa tefrîh olundu.",
          "caption": "Nefy-i Hasoda-başı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_475.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Hasoda-başı",
          "text": "Bir zemândan berü Hasoda-başı bulunan Mûsâ Ağa'nın hırs u tamaʿı gâlib olmak cihetiyle mevâcib ʿakabinde irsâli muʿtâd [Ü4 3a] olan devr kürkünü îsâle tâlib ve mukaddemce âhara vaʿd olunmuş bulunduğuna binâ'en, âtiyeye tevkīf ile hakkında sudûr eden [Ü3 79a] vaʿd-i cemîle intizâr münâsib iken, hasr-ı mâdde ile nâz ü niyâza âgāz eylediği, tabʿ-ı hümâyûna mûcib-i tegayyür ü işmiʾzâz olmağla, fi'l-hâl mûmâ ileyh ʿazl ve maskat-ı re'si olan Ürgüb'e nefy ü tesrîh ve Hasoda-başılık ile Hâfız Sâlih Ağa tefrîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâlâ Rumeli Vâlîsi olan Gürcü ʿOsmân Paşa'nın oğlu olup, el-yevm Kethudâlığı hıdmetinde medâr-ı hall ü ʿakd-i umûru olan Ahmed Bey'in Rütbe-i Mîr-i mîrânîye isʿâd ile isʿâd olunması, pederi müşârun ileyh tarafından niyâz olunduğuna binâʾen, mîr-i mûmâ ileyh mazhar-ı ʿâtıfet-i Şehriyâr-ı bende-nüvâz ve işbu Muharrem gāyetinde husûl-i merâmıyla dâric-i medâric-i imtiyâz oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Rütbe-i Mîr-i mîrânî be-mahdûm-ı Vâlî-yi Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_476.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Rütbe-i Mîr-i mîrânî be-mahdûm-ı Vâlî-yi Rumeli",
          "text": "Hâlâ Rumeli Vâlîsi olan Gürcü ʿOsmân Paşa'nın oğlu olup, el-yevm Kethudâlığı hıdmetinde medâr-ı hall ü ʿakd-i umûru olan Ahmed Bey'in Rütbe-i Mîr-i mîrânîye isʿâd ile isʿâd olunması, pederi müşârun ileyh tarafından niyâz olunduğuna binâʾen, mîr-i mûmâ ileyh mazhar-ı ʿâtıfet-i Şehriyâr-ı bende-nüvâz ve işbu Muharrem gāyetinde husûl-i merâmıyla dâric-i medâric-i imtiyâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsü'l-ʿulemâ olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi zâhir-i hâlde perhîz-kâr u ʿafîf ve zulm ü gadre rızâsı olmadığı maʿlûm-i vazîʿ ü şerîf olup, bundan akdem sûʾ-i karîn sevkıyla arpalığı olan Tırnova Kazâsı'na niyâbete taʿyîn eylediği “İshâk Efendi” nâm müfsid, mecbûl olduğu hırs u tamaʿ iktizâsıyla meslek-i nifâk u tezvîri ihtiyâr ve gâh devlet ve gâh erbâb-ı gavâyet semtine meyl ü rağbet izhârını celb-i hutâm-ı dünyâya medâr-ı küllî eylediği hasebiyle, Tırnova Kazâsı muhtell ve dağlı eşkıyâsına mesken ü mahall olup, o makūle mefsedet-pîşenin ahvâli mücerreb ü maʿlûm ve vardığı yerlerde şöhreti bâlâter-i şöhret-i Kādî-yi Sedûm iken, hıdmet-i şerîʿatde istihdâmı mahdûmuna [Ü4 3b] renciş ü igbirâr îcâb etmekle, zikr olunan arpalık refʿ ve taraf-ı Fetvâ-penâhî'de ber-vech-i vedîʿa tevkīf ile arpalık ashâbı inzâr u tahvîf ve fîmâ-baʿd o hıdmet-i şerîfede munsif ü muʿtedil nevvâb istihdâm olunmak [Ü3 79b] tenbîhâtıyla bâre-i fukarâdan bâr-ı zulm ü cevr tahfîf olundu.",
          "caption": "Refʿ-i arpalık-ı Velî Efendi-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_477.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i arpalık-ı Velî Efendi-zâde",
          "text": "Re'îsü'l-ʿulemâ olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi zâhir-i hâlde perhîz-kâr u ʿafîf ve zulm ü gadre rızâsı olmadığı maʿlûm-i vazîʿ ü şerîf olup, bundan akdem sûʾ-i karîn sevkıyla arpalığı olan Tırnova Kazâsı'na niyâbete taʿyîn eylediği “İshâk Efendi” nâm müfsid, mecbûl olduğu hırs u tamaʿ iktizâsıyla meslek-i nifâk u tezvîri ihtiyâr ve gâh devlet ve gâh erbâb-ı gavâyet semtine meyl ü rağbet izhârını celb-i hutâm-ı dünyâya medâr-ı küllî eylediği hasebiyle, Tırnova Kazâsı muhtell ve dağlı eşkıyâsına mesken ü mahall olup, o makūle mefsedet-pîşenin ahvâli mücerreb ü maʿlûm ve vardığı yerlerde şöhreti bâlâter-i şöhret-i Kādî-yi Sedûm iken, hıdmet-i şerîʿatde istihdâmı mahdûmuna [Ü4 3b] renciş ü igbirâr îcâb etmekle, zikr olunan arpalık refʿ ve taraf-ı Fetvâ-penâhî'de ber-vech-i vedîʿa tevkīf ile arpalık ashâbı inzâr u tahvîf ve fîmâ-baʿd o hıdmet-i şerîfede munsif ü muʿtedil nevvâb istihdâm olunmak [Ü3 79b] tenbîhâtıyla bâre-i fukarâdan bâr-ı zulm ü cevr tahfîf olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, tevcîhâtda Baş-bâkī Vekîli nasb olunan Hüseyin Bey, erbâb-ı istîfâ ile min-gayr-i vechin muʿâraza vü gavgādan hâlî olmadığından gayrı, emr-i tahsîlde rehâveti zâhir ve ʿazli müstasveb-i ekâbir olduğuna binâ'en, işbu\nSaferü'l-hayr evâyilinde mûmâ ileyh ʿazl ile tezlîl ve vekâlet-i mezkûre Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından sâbıkā Surre Emîni olan Mehmed Ağa'nın dûş-i istikāmetine tahmîl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-gulâm-ı bâkī",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_478.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-gulâm-ı bâkī",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, tevcîhâtda Baş-bâkī Vekîli nasb olunan Hüseyin Bey, erbâb-ı istîfâ ile min-gayr-i vechin muʿâraza vü gavgādan hâlî olmadığından gayrı, emr-i tahsîlde rehâveti zâhir ve ʿazli müstasveb-i ekâbir olduğuna binâ'en, işbu\nSaferü'l-hayr evâyilinde mûmâ ileyh ʿazl ile tezlîl ve vekâlet-i mezkûre Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından sâbıkā Surre Emîni olan Mehmed Ağa'nın dûş-i istikāmetine tahmîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh yirmi üç mâh kadar Şeyhulislâm ve Müfti'l-enâm olup, etrafında bulunan nakd-gîrân-ı enâm müşârun ileyhi mevzûʿ-ı bahs-i hâss u ʿâmm ve üftâde-i çâr-tâk-ı teveccüh-i Husrev-i Dârâ-gulâm eylediklerine binâ'en, işbu Saferü'l-hayrın on sekizinci Pençşenbih günü mesned-i Fetvâ'dan tenzîl olunup, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ʿÖmer Hulûsî Efendi hazretleri nezâhet ü ʿiffet ve kemâl-i ʿilm ü fazîlet ile bâliğ-i nisâb-ı hüsn-i şöhret olduğundan fazla, rûz u şeb tâʿat-ı Hâlık-ı bî-enbâzı nükāve-i şugl ü ʿamel ve müzahrafât-ı kevniyyeden katʿ-ı peyvend-i emel edüp, dâmen-i ʿismeti bertîl ü rişâdan pâk ve tûde-i zer ü sîm nazar-ı ʿibretinde kemter-ez-hâk olduğuna binâ'en, hakkında ân-be-ân hüsn-i zann-i Mülûkâne mukarrer ve der-heme sâʿat bâre-i [Ü4 4a] fâzılânesinde tulûʿ-1 tebâşîr-i ikbâl muntazır olmuşidi. Lâ-cerem yevm-i mezkûrda Beşiktaş Serâyı'na daʿvet ve huzûr-ı hümâyûnda hilʿat-i beyzây-ı Fetvâ ile memnûn-ı nevâziş ü rağbet kılınup, mekālîd-i umûr-ı ʿilmiyye müfevvaz-ı dest-i kifâyeti ve ezimme-i hatb-ı cesîm-i şerîʿat müsellem-i enâmil-i emâneti kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Şeyhulislâm ʿÂşir Mustafa Efendi ve nasb-ı ʿÖmer Hulûsî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_479.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Şeyhulislâm ʿÂşir Mustafa Efendi ve nasb-ı ʿÖmer Hulûsî Efendi",
          "text": "Müşârun ileyh yirmi üç mâh kadar Şeyhulislâm ve Müfti'l-enâm olup, etrafında bulunan nakd-gîrân-ı enâm müşârun ileyhi mevzûʿ-ı bahs-i hâss u ʿâmm ve üftâde-i çâr-tâk-ı teveccüh-i Husrev-i Dârâ-gulâm eylediklerine binâ'en, işbu Saferü'l-hayrın on sekizinci Pençşenbih günü mesned-i Fetvâ'dan tenzîl olunup, sâbıkā Rumeli Kadıʿaskeri ʿÖmer Hulûsî Efendi hazretleri nezâhet ü ʿiffet ve kemâl-i ʿilm ü fazîlet ile bâliğ-i nisâb-ı hüsn-i şöhret olduğundan fazla, rûz u şeb tâʿat-ı Hâlık-ı bî-enbâzı nükāve-i şugl ü ʿamel ve müzahrafât-ı kevniyyeden katʿ-ı peyvend-i emel edüp, dâmen-i ʿismeti bertîl ü rişâdan pâk ve tûde-i zer ü sîm nazar-ı ʿibretinde kemter-ez-hâk olduğuna binâ'en, hakkında ân-be-ân hüsn-i zann-i Mülûkâne mukarrer ve der-heme sâʿat bâre-i [Ü4 4a] fâzılânesinde tulûʿ-1 tebâşîr-i ikbâl muntazır olmuşidi. Lâ-cerem yevm-i mezkûrda Beşiktaş Serâyı'na daʿvet ve huzûr-ı hümâyûnda hilʿat-i beyzây-ı Fetvâ ile memnûn-ı nevâziş ü rağbet kılınup, mekālîd-i umûr-ı ʿilmiyye müfevvaz-ı dest-i kifâyeti ve ezimme-i hatb-ı cesîm-i şerîʿat müsellem-i enâmil-i emâneti kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı refîʿü'l-kadr-ı Meşîhat'den mütehâfit olan zevât-ı kirâmın birer mahalle me'mûriyyetleri ekser evkātde ʿâdet olduğundan, Şeyhulislâm-ı sâbıkın dahi bir müddet mahall-i âharda ikāmeti havâlî-kerd-i zamîr-i Pâdişâhî olup, mahdûmu Hafîd Efendi hakkında dahi tamaʿa dâyir güft-gû-yı nâs mütekessir ve bâ-husûs Anadolu Pâyesi'ne irtikāsı ricâl-i tarîkını mütekeddir etmekle, işbu Saferü'l-hayrın yirminci günü pederi refâkatiyle Burusa'ya tagrîb ve İstanbul Pâyesi'nde tekaddüm eylediği sekiz nefer eskileri Anadolu Sadâreti'ni ihrâz eylemedikçe, Rütbe-i Sadâret'ine iʿtibâr olunmamak sûretiyle te'dîb olunup,\nmukaddemâ ber-vech-i vedîʿa Şeyhulislâm-ı sâbıkda tevkîf olunan Tırnova arpalığı müşârun ileyhe ibkā ve mutasarrıf olduğu arpalıklardan Güzel-hisâr fekk olunup, Velî Efendi-zâde'ye iʿtâ olundu.",
          "caption": "Nefy-i Şeyhulislâm-ı sâbık ve veledeş be-Burusa [Ü3 80a] ve ihsân-ı arpalık be-Velî Efendi-zâde ve hatt-ı rütbe-i mahdûm-ı müşârun ileyh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_480.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Şeyhulislâm-ı sâbık ve veledeş be-Burusa [Ü3 80a] ve ihsân-ı arpalık be-Velî Efendi-zâde ve hatt-ı rütbe-i mahdûm-ı müşârun ileyh",
          "text": "Sadr-ı refîʿü'l-kadr-ı Meşîhat'den mütehâfit olan zevât-ı kirâmın birer mahalle me'mûriyyetleri ekser evkātde ʿâdet olduğundan, Şeyhulislâm-ı sâbıkın dahi bir müddet mahall-i âharda ikāmeti havâlî-kerd-i zamîr-i Pâdişâhî olup, mahdûmu Hafîd Efendi hakkında dahi tamaʿa dâyir güft-gû-yı nâs mütekessir ve bâ-husûs Anadolu Pâyesi'ne irtikāsı ricâl-i tarîkını mütekeddir etmekle, işbu Saferü'l-hayrın yirminci günü pederi refâkatiyle Burusa'ya tagrîb ve İstanbul Pâyesi'nde tekaddüm eylediği sekiz nefer eskileri Anadolu Sadâreti'ni ihrâz eylemedikçe, Rütbe-i Sadâret'ine iʿtibâr olunmamak sûretiyle te'dîb olunup,\nmukaddemâ ber-vech-i vedîʿa Şeyhulislâm-ı sâbıkda tevkîf olunan Tırnova arpalığı müşârun ileyhe ibkā ve mutasarrıf olduğu arpalıklardan Güzel-hisâr fekk olunup, Velî Efendi-zâde'ye iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fiʿl Şıkk-ı Evvel Defterdârı olup, berârî-yi Mısrıyye'de mübtelâ olduğu ʿillet, pezîrây-ı sıhhat oldukdan sonra, Ordu-yı hümâyûn'a ʿavdet etmek şartıyla bi'l-istîzân vâsıl-ı Âsitâne-i râstân olan Çelebi Reşîd Mustafa Efendi'de olan inhirâf-ı mizâc şifâ-yâb-ı ʿilâc olup, sefînesini techîz ve umûrunu tanzîm [Ü4 4b] ve bir gün sonra Ordu-yı hümâyûn'a hareketini tasmîm etmişidi. Re'îsülküttâb-ı Rikâb olan Cânib Sâlih Efendi'nin Defterdarlık gibi bu hıdmete dahi muvaffak olamadığı sebebi ile ʿazli cây-gîr-i zamîr ve Sadrıaʿzam hazretleri tarafına dahi kazıyye tahrîr olunup, Çelebi Efendi'nin ʿavdeti ʿan-asl tahliye mâddesine mebnî olup, sûret-i mezkûre ise bu esnâda kesb-i suʿûbet edüp, ʿazîmetinde çendân fâyide melhûz olmadığı bî-şübhe vü gümân vârid ve Defterdarlığı bi'n-nisbe sehl ü âsân [Ü3 80b] ve kime tefvîz olunur ise idâre edeceği nümâyân olduğuna binâʾen, mûmâ ileyhin Rikâb Riyâseti hıdmetiyle Âsitâne'de kalması istihsân olunup, işbu Rebîʿulevvel'in ikinci Pençşenbih günü bi'l-fiʿl Defterdarlık, sâbıkā Defterdâr Mektûbçusu ve el-yevm ʿArabacılar Kâtibi olan Saʿdullah Efendi'ye ve Riyâset, minvâl-i muharrer üzere Çelebi Efendi'ye tevcîh olundu.\n\nEfendi-i mûmâ ileyh kudemây-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den ve fikret-i sahîha ve cevdet-i karîha erbâbından olup, tekādüm-i ʿahd ile aʿyün-i nâsda kadr ü mehâbeti ve ahvâl-i düvelde mümâreseti olmağla, câme-i zer-beft-i Riyâset kāmet-i istihkākına sezâ ve tevellâ-yı serâyir-i devlet zât-ı bî-hemtâsına revâ olup, “Kad vasale'l-hakku ilâ ehlihî” makāliyle herkes gûyâ ve kabûl-i ʿâmme sûreti mirʾât-ı hâlinde hüveydâ oldu.\n\nRe'îsülküttâb-ı sâbık iki cesîm mansıbda tevkîf-i hakka makrûn olmayup, ʿazl-i ʿâcil ile masrafı gâyete vâsıl ve ʿale'l-husûs nân-pâresi olan Tersâne Cânibliği'ne âhar nâyil olduğundan, sıfru'l-yed ve hâliyyü'l-cerâb kalmağla, hakkında deryây-ı merhamet-i Mülûkâne mütemevvic ve yevm-i mezkûrda Hubûbât Nezâreti tevcîhiyle münbasit [Ü4 5a] ü mübtehic\nolup, münhall olan ʿArabacılar Kitâbeti ile sâbıkā Mâliyye Tezkirecisi Seyyid Sâdık Efendi memnûn ve muvâzıb-ı duʿây-ı Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Defterî ve Re'îsülküttâb ve Nâzır-ı Hubûbât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_481.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Defterî ve Re'îsülküttâb ve Nâzır-ı Hubûbât",
          "text": "Bi'l-fiʿl Şıkk-ı Evvel Defterdârı olup, berârî-yi Mısrıyye'de mübtelâ olduğu ʿillet, pezîrây-ı sıhhat oldukdan sonra, Ordu-yı hümâyûn'a ʿavdet etmek şartıyla bi'l-istîzân vâsıl-ı Âsitâne-i râstân olan Çelebi Reşîd Mustafa Efendi'de olan inhirâf-ı mizâc şifâ-yâb-ı ʿilâc olup, sefînesini techîz ve umûrunu tanzîm [Ü4 4b] ve bir gün sonra Ordu-yı hümâyûn'a hareketini tasmîm etmişidi. Re'îsülküttâb-ı Rikâb olan Cânib Sâlih Efendi'nin Defterdarlık gibi bu hıdmete dahi muvaffak olamadığı sebebi ile ʿazli cây-gîr-i zamîr ve Sadrıaʿzam hazretleri tarafına dahi kazıyye tahrîr olunup, Çelebi Efendi'nin ʿavdeti ʿan-asl tahliye mâddesine mebnî olup, sûret-i mezkûre ise bu esnâda kesb-i suʿûbet edüp, ʿazîmetinde çendân fâyide melhûz olmadığı bî-şübhe vü gümân vârid ve Defterdarlığı bi'n-nisbe sehl ü âsân [Ü3 80b] ve kime tefvîz olunur ise idâre edeceği nümâyân olduğuna binâʾen, mûmâ ileyhin Rikâb Riyâseti hıdmetiyle Âsitâne'de kalması istihsân olunup, işbu Rebîʿulevvel'in ikinci Pençşenbih günü bi'l-fiʿl Defterdarlık, sâbıkā Defterdâr Mektûbçusu ve el-yevm ʿArabacılar Kâtibi olan Saʿdullah Efendi'ye ve Riyâset, minvâl-i muharrer üzere Çelebi Efendi'ye tevcîh olundu.\n\nEfendi-i mûmâ ileyh kudemây-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den ve fikret-i sahîha ve cevdet-i karîha erbâbından olup, tekādüm-i ʿahd ile aʿyün-i nâsda kadr ü mehâbeti ve ahvâl-i düvelde mümâreseti olmağla, câme-i zer-beft-i Riyâset kāmet-i istihkākına sezâ ve tevellâ-yı serâyir-i devlet zât-ı bî-hemtâsına revâ olup, “Kad vasale'l-hakku ilâ ehlihî” makāliyle herkes gûyâ ve kabûl-i ʿâmme sûreti mirʾât-ı hâlinde hüveydâ oldu.\n\nRe'îsülküttâb-ı sâbık iki cesîm mansıbda tevkîf-i hakka makrûn olmayup, ʿazl-i ʿâcil ile masrafı gâyete vâsıl ve ʿale'l-husûs nân-pâresi olan Tersâne Cânibliği'ne âhar nâyil olduğundan, sıfru'l-yed ve hâliyyü'l-cerâb kalmağla, hakkında deryây-ı merhamet-i Mülûkâne mütemevvic ve yevm-i mezkûrda Hubûbât Nezâreti tevcîhiyle münbasit [Ü4 5a] ü mübtehic\nolup, münhall olan ʿArabacılar Kitâbeti ile sâbıkā Mâliyye Tezkirecisi Seyyid Sâdık Efendi memnûn ve muvâzıb-ı duʿây-ı Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françelü ile Nemçelü mukaddemâ Venedik memleketini taksîm eylediklerinde, Nemçelü yedine geçen Venedik sevâhilinde sefîneleri Nemçe bayrağıyla geşt ü güzâr eder iken, Garb Ocağları tarafından zabt olunduğu Nemçelü cânibinden inhâ ve ber-mûceb-i ʿahid-nâme istirdâd olunması istidʿâ olunmuşidi. Sefâyin ve eşyâ ve ahmâl ve üserânın reddiyle defʿ-i nizâʿ olunması bâbında mukaddemâ [Ü3 81a] hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i Cihân-mutâʿ ısdâr olunup, Kapudan Paşa hazretleri maʿrifetiyle irsâl ve yüz doksan esîr teslîmi ile emr-i şerîfe imtisâl eylediler ise dahi, Venediklü zemânında cârî olduğu gibi iʿtibâren li'l-asl Nemçelü'den dahi ʿavâyid talebinde olduklarını işʿâr ve ol bâbda ʿarz u mahzar tesyâr etmişler idi. Venediklü'den Nemçelü'nün istihlâs eyledikleri sevâhil el-hâletü hâzihî Nemçelü'nün memâlik-i asliyyelerine mümâsil olup, ʿale'l-ıtlâk sefînelerine taʿarruz vukūʿunda redd ü tazmîn şıklarının icrâsı ʿahid-nâmelerinde tasrîh u tebyîn olunmuş olmağla, Devlet-i ʿaliyye'nin bu gāyile-i hâyilesi hılâlinde Nemçelü'nün taʿcîz ü tasdîʿi derkâr ve istirdâd mâddesinde ısrâr eyleyecekleri bedîdâr olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik mukaddemâ ahz olunan sefâyin ve eşyaları takdîm eyledikleri defter mûcebince redd ve fîmâ-baʿd o makūle sefâyin sâyir müste'men tâyifesi sefâyininden ʿadd olunup, seyr ü hareketlerinde taʿarruzdan masûn ve ahz u gāretden me'mûn olmalariyçün Cezâyir-i Garb [Ü1 5b] Ocağları beylerbeylerine bâlâları hatt-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunup, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan muvakkaten Masraf Kitâbeti tevcîh olunan ʿAbdünnâfiʿ Efendi mübâşereti ile irsâl ve Nemçelü'ye ifâde-i sûret-i hâl kılındı.",
          "caption": "Sudûr-ı emr-i ʿâlî berây-ı istirdâd-ı sefâyin ve emvâl-i Nemçe ez-Ocakhâ-yı Garb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_482.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Sudûr-ı emr-i ʿâlî berây-ı istirdâd-ı sefâyin ve emvâl-i Nemçe ez-Ocakhâ-yı Garb",
          "text": "Françelü ile Nemçelü mukaddemâ Venedik memleketini taksîm eylediklerinde, Nemçelü yedine geçen Venedik sevâhilinde sefîneleri Nemçe bayrağıyla geşt ü güzâr eder iken, Garb Ocağları tarafından zabt olunduğu Nemçelü cânibinden inhâ ve ber-mûceb-i ʿahid-nâme istirdâd olunması istidʿâ olunmuşidi. Sefâyin ve eşyâ ve ahmâl ve üserânın reddiyle defʿ-i nizâʿ olunması bâbında mukaddemâ [Ü3 81a] hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i Cihân-mutâʿ ısdâr olunup, Kapudan Paşa hazretleri maʿrifetiyle irsâl ve yüz doksan esîr teslîmi ile emr-i şerîfe imtisâl eylediler ise dahi, Venediklü zemânında cârî olduğu gibi iʿtibâren li'l-asl Nemçelü'den dahi ʿavâyid talebinde olduklarını işʿâr ve ol bâbda ʿarz u mahzar tesyâr etmişler idi. Venediklü'den Nemçelü'nün istihlâs eyledikleri sevâhil el-hâletü hâzihî Nemçelü'nün memâlik-i asliyyelerine mümâsil olup, ʿale'l-ıtlâk sefînelerine taʿarruz vukūʿunda redd ü tazmîn şıklarının icrâsı ʿahid-nâmelerinde tasrîh u tebyîn olunmuş olmağla, Devlet-i ʿaliyye'nin bu gāyile-i hâyilesi hılâlinde Nemçelü'nün taʿcîz ü tasdîʿi derkâr ve istirdâd mâddesinde ısrâr eyleyecekleri bedîdâr olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik mukaddemâ ahz olunan sefâyin ve eşyaları takdîm eyledikleri defter mûcebince redd ve fîmâ-baʿd o makūle sefâyin sâyir müste'men tâyifesi sefâyininden ʿadd olunup, seyr ü hareketlerinde taʿarruzdan masûn ve ahz u gāretden me'mûn olmalariyçün Cezâyir-i Garb [Ü1 5b] Ocağları beylerbeylerine bâlâları hatt-ı hümâyûn ile müveşşah evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunup, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan muvakkaten Masraf Kitâbeti tevcîh olunan ʿAbdünnâfiʿ Efendi mübâşereti ile irsâl ve Nemçelü'ye ifâde-i sûret-i hâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Rebîʿulevvel'in on ikinci yevm-i Ahad huzûrları muʿtâd olan Sadr-nişîn-i Fetvâ ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ocak ağaları Sultân Ahmed Câmiʿi'nde müctemiʿ oldukları hâlde Şehriyâr-ı âfâk dâme fî\nʿavni'l-Hallâk arz-ı dîdâr-ı bâhirü'l-işrâk buyurup, hânendegân-ı Mevlid-i şerîf lahn-i latîf ile haber-i feyz-eser-i vilâdet-i Hayrü'l-beşer'i iʿâde ve dervâze-i bâb-ı rahmeti küşâde eylediler.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_483.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "İşbu Rebîʿulevvel'in on ikinci yevm-i Ahad huzûrları muʿtâd olan Sadr-nişîn-i Fetvâ ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ocak ağaları Sultân Ahmed Câmiʿi'nde müctemiʿ oldukları hâlde Şehriyâr-ı âfâk dâme fî\nʿavni'l-Hallâk arz-ı dîdâr-ı bâhirü'l-işrâk buyurup, hânendegân-ı Mevlid-i şerîf lahn-i latîf ile haber-i feyz-eser-i vilâdet-i Hayrü'l-beşer'i iʿâde ve dervâze-i bâb-ı rahmeti küşâde eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü3 81b] Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa'ya Ordu-yi hümâyûn'da Erzurum Eyâleti tevcîh olunmuşiken, bi-hasebi'l-iktizâ eyâlet-i mezkûre Vezîr Battâl Hüseyin Paşa'ya bu tarafda ilhâk olunup, âhar bir eyâlet ile kayırılması husūsu mukaddemâ Sadrıaʿzam hazretleri tarafına tahrîr olunmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik Vezîr-i müşârun ileyhe Karaman Eyâleti ve selefi Kāyim-makām-ı esbak Dervîş ʿAbdullah Paşa'ya Kandiye Eyâleti ve selefi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'ya Eğriboz Sancağı tevcîhi telhîs ve mûcebince menâsıb-ı mezkûre müşârun ileyhime tahsîs olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_484.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "[Ü3 81b] Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa'ya Ordu-yi hümâyûn'da Erzurum Eyâleti tevcîh olunmuşiken, bi-hasebi'l-iktizâ eyâlet-i mezkûre Vezîr Battâl Hüseyin Paşa'ya bu tarafda ilhâk olunup, âhar bir eyâlet ile kayırılması husūsu mukaddemâ Sadrıaʿzam hazretleri tarafına tahrîr olunmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik Vezîr-i müşârun ileyhe Karaman Eyâleti ve selefi Kāyim-makām-ı esbak Dervîş ʿAbdullah Paşa'ya Kandiye Eyâleti ve selefi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'ya Eğriboz Sancağı tevcîhi telhîs ve mûcebince menâsıb-ı mezkûre müşârun ileyhime tahsîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muvakkıtı bulunan İskilibî Safiyyüddîn Efendi mansıb-ı mezkûru kable'z-zabt vefât ve Dâru'l-hadîs Müderrisi bulunan Zeynî Efendi şehr-i mezkûrun on üçüncü günü Kazâ'-i Üsküdâr ile mazhar-ı rağbet ü iltifât oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ'-i Üsküdâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_485.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ'-i Üsküdâr",
          "text": "Muvakkıtı bulunan İskilibî Safiyyüddîn Efendi mansıb-ı mezkûru kable'z-zabt vefât ve Dâru'l-hadîs Müderrisi bulunan Zeynî Efendi şehr-i mezkûrun on üçüncü günü Kazâ'-i Üsküdâr ile mazhar-ı rağbet ü iltifât oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Erzurum Vâlîsi Vezîr Battâl [Ü4 6a] Hüseyin Paşa bundan akdem menşûr-ı Serʿaskerî ile cânib-i Mısır'a meʾmûr ve maʿiyyetinde ihtişâd edecek ru'esây-ı tavâyif-i askere ʿale'l-infirâd evâmir-i ʿaliyye şeref-sudûr olmuşidi. Müşârun ileyhin semen-i vücûdu mâniʿ-i hareket ü seyr ve hatb-ı cesîm-i meʾmûriyyeti muhtâc-ı idâre-i gayr olduğuna binâʾen, necl-i necîbi Tayyâr Mahmûd Bey'in Başbûğluk ile Mısır'a me'mûriyyetini tasvîb ve beyne'l-asâkir nüfûzuna sebeb olmak içün Rütbe-i Vezâret'le çırâğ buyurulması mukaddimâtını tertîb edüp, ʿözrü makbûl ve tedbîri muvâfık-ı usûl-i erbâb-ı ʿukūl olduğundan fazla, mahdûmunun i'mâl-i asker ve tertîb-i leşker husûslarında kudreti zâhir ve hengâm-ı peykârda kemâl-i\ncür'et ü metâneti, mücerreb-i ekâbir ü esâgır olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûr evâyilinde Trabzon Eyâleti inzımâmıyla mîr-i mûmâ ileyhe câh-ı vâlâ-yı Vezâret ihsân ve Başbûğluk ile maʿiyyetine me'mûr asâkir-i mansûreyi alup, Mısır'a revân [Ü3 82a] olması emr ü fermân olunup, pederi müşârun ileyh dahi kemâ-kân merkezinde kıyâm ve verâdan pey-der-pey asker tesyîrine ihtimâm ve iktizâ ederse bi'n-nefs hareket etmek irâde-i seniyyesi tarafına işʿâr u ifhâm olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Tayyâr Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_486.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Tayyâr Bey",
          "text": "Erzurum Vâlîsi Vezîr Battâl [Ü4 6a] Hüseyin Paşa bundan akdem menşûr-ı Serʿaskerî ile cânib-i Mısır'a meʾmûr ve maʿiyyetinde ihtişâd edecek ru'esây-ı tavâyif-i askere ʿale'l-infirâd evâmir-i ʿaliyye şeref-sudûr olmuşidi. Müşârun ileyhin semen-i vücûdu mâniʿ-i hareket ü seyr ve hatb-ı cesîm-i meʾmûriyyeti muhtâc-ı idâre-i gayr olduğuna binâʾen, necl-i necîbi Tayyâr Mahmûd Bey'in Başbûğluk ile Mısır'a me'mûriyyetini tasvîb ve beyne'l-asâkir nüfûzuna sebeb olmak içün Rütbe-i Vezâret'le çırâğ buyurulması mukaddimâtını tertîb edüp, ʿözrü makbûl ve tedbîri muvâfık-ı usûl-i erbâb-ı ʿukūl olduğundan fazla, mahdûmunun i'mâl-i asker ve tertîb-i leşker husûslarında kudreti zâhir ve hengâm-ı peykârda kemâl-i\ncür'et ü metâneti, mücerreb-i ekâbir ü esâgır olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûr evâyilinde Trabzon Eyâleti inzımâmıyla mîr-i mûmâ ileyhe câh-ı vâlâ-yı Vezâret ihsân ve Başbûğluk ile maʿiyyetine me'mûr asâkir-i mansûreyi alup, Mısır'a revân [Ü3 82a] olması emr ü fermân olunup, pederi müşârun ileyh dahi kemâ-kân merkezinde kıyâm ve verâdan pey-der-pey asker tesyîrine ihtimâm ve iktizâ ederse bi'n-nefs hareket etmek irâde-i seniyyesi tarafına işʿâr u ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muʿallem askerde olan nefʿ ü fâyide bi't-tecribe maʿlûm ve bu cihetle tevfîri beyyinü'l-lüzûm olduğuna binâ'en, Üsküdar bostancılarının âzmâyiş-i ceng ü harb ve teʿallüm-i fenn-i remy ü darb ile Levend Çiftliği askerine ilhâkları ve bir mahall-i muʿayyen tahsîsi ile levâzım u mühimmâtlarının nizâmı bi'l-ittifâk karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmağla, Üsküdar'da Kavak Serâyı cenbinde olan fezây-ı vâsiʿ hâlî ve taʿlîm mahalline ihtisâs ile serây-ı mezkûrun hâriciyyesinde [Ü1 6b] kışlalar binâsı muvâfık-ı re'y-i ʿâlî olup, binâ-berîn işbu Rebîʿulevvel evâyilinde ʿiffetlü Şâh Sultân Kethudâsı ʿAzîz Efendi hâssaten Binâ Emîni taʿyîn ve Üsküdâr Ustası, Bin-başı nasb olunup, sâyir zâbitân ve neferâta Levend Çiftliği tertîbine tatbîk ile vazʿ-ı kānûn u âyîn kılınup, Pâdişâh-ı zafer-karîn “Eʿiddû lehüm me'stetaʿtüm” nass-ı mübînine ittibâʿ ile bu bâbda dahi mazhar-ı tevfîk-ı Hayru'n-nâsırîn oldular.",
          "caption": "Zikr-i binây-ı kışlakhâ der-Üsküdâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_487.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binây-ı kışlakhâ der-Üsküdâr",
          "text": "Muʿallem askerde olan nefʿ ü fâyide bi't-tecribe maʿlûm ve bu cihetle tevfîri beyyinü'l-lüzûm olduğuna binâ'en, Üsküdar bostancılarının âzmâyiş-i ceng ü harb ve teʿallüm-i fenn-i remy ü darb ile Levend Çiftliği askerine ilhâkları ve bir mahall-i muʿayyen tahsîsi ile levâzım u mühimmâtlarının nizâmı bi'l-ittifâk karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olmağla, Üsküdar'da Kavak Serâyı cenbinde olan fezây-ı vâsiʿ hâlî ve taʿlîm mahalline ihtisâs ile serây-ı mezkûrun hâriciyyesinde [Ü1 6b] kışlalar binâsı muvâfık-ı re'y-i ʿâlî olup, binâ-berîn işbu Rebîʿulevvel evâyilinde ʿiffetlü Şâh Sultân Kethudâsı ʿAzîz Efendi hâssaten Binâ Emîni taʿyîn ve Üsküdâr Ustası, Bin-başı nasb olunup, sâyir zâbitân ve neferâta Levend Çiftliği tertîbine tatbîk ile vazʿ-ı kānûn u âyîn kılınup, Pâdişâh-ı zafer-karîn “Eʿiddû lehüm me'stetaʿtüm” nass-ı mübînine ittibâʿ ile bu bâbda dahi mazhar-ı tevfîk-ı Hayru'n-nâsırîn oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Asker-i nev-îcâdın vazʿ u hareketleri kānûn-i hendeseye muvâfık olup, bâ-husûs tehyîc-i nüfûs-ı şücʿân içün hukemây-ı eslâfın vazʿ eyledikleri tabl ü sûrnâ izâfesiyle tertîb-i\nʿacîbleri tekmîl ve esvât-ı hâyile ve gayr-i hâyilenin bi'l-hâssa nüfûs-ı beşeriyyede olan teʾsîri maʿlûm olmak içün bir makāle-i bedîʿa bu mahalle tezyîl olundu.\nMu'allim-i Evvel Aristo Esrâr-ı Siyâset'de der ki:\n\n“Bülend ve mehîb sadâların kulûb-ı aʿdâya havf u dehşet ilkā etmekde ʿazîm te'sîri vardır. Ve âlât-ı latîfeden enfâs ile yâhûd ʿamel-i yed ile sudûr eden nagemât-ı matbûʿa ve âvâze-i mevzûne nüfûs-ı [Ü3 82b] sâmiʿînde ferah u tarab ihdâs edüp, mizâc-ı rûha bir neşve-i garîbe verir ki, saʿb u müşkil olan ahvâl kendüye görünüp, sâyir vakitde ikdâm edemediği umûr-ı hâyileye ikdâm ü cesâret eder. Ve ol şevk ile mest-i lâ-yaʿkıl gibi olup, harâret-i gayretle mehleke-i mevt aslâ hâtırına gelmeyüp, harb ü kıtâlde bezl-i cân edinceye dek cevelân eder. Ve ʿinde't-tahkīk esvât-ı mevzûne ve nagemât-ı lezîze vü matbûʿa insânın kalbine ilkāy-ı ferah ve ifâza-i inşirâh edüp, cevher-i rûha neşve-i kuvvet ve cilve-i vicdânî ile semt-i zuhûra hareket verdiği müşâhed ü müsellemdir”.\n[Ü4 7a] İnsâna değil hayvâna bile te'sîr-i ʿazîmi olduğu kitablarda mastûr ve fî-zemâninâ ʿâmme beyninde bile maʿlûm u meşhûrdur. Küheyl atlar belki sâyir müteharrik dâbbeler sâzlar sadâsıyla raksa gelüp, cimâl-i ʿArab'ı tarîk-ı Hicâz'da serîʿü't-te'sîr hadâhânlar nevâsıyla ve hoş-âvâz ʿArablar'ın zemzeme vü sadâsıyla mest ü bî-şuʿûr olup, susuz ʿalefsiz birkaç konağı zemân-ı kalîlde katʿ etmek ve istimâʿ-i sadâ vaktinde aç ve susuz iken mâ' ve gıdâya iltifât etmeyüp, ol âvâze ile telezzüze müstağrak olmak Hacc-ı şerîf'e varanlar ve Bâdiye ʿUrbânları'yla meʾlûf olanlara maʿlûmdur. Bu sadâlar iki kısımdır:\n\n Kısm-ı evvel: Nisbet-i mûsîkıyye üzere bir vechile terkîb ve âlâtı bir vazʿ-ı hendesî üzere tasnîf olunmuşdur ki, hareket-i şevkıyye-i nüfûsu cânib-i lezzâta müncezib ve lezâyiz-i müşteheyât semtine münsehib eyleye. Zîrâ selâset ü mülâyemet-sâz ve nuʿûmet ü letâfet-âvâz bu temeyyül ü incizâbı iktizâ eder. Bu kısmı hevây-ı nefse mülâyim ve bâr-ı ʿikāl zâbita-i ʿâkıleye musâdim olmağla, “Âlât-ı Tarab\" tesmiye olunmuşdur. ʿUlemây-ı şerʿ-i şerîfin\nmuhtereʿât-ı şeytâniyyeden ʿadd etdikleri âlât-ı lehv bunlardır. Zîrâ gayr-i mühezzeb olan Nefs-i Emmâre'nin devâʿîsi, efʿâl-i şeytâniyye ile tavsîf olunur.\nKısm-ı sânî: Dekāyık-ı neseb-i [Ü3 83a] mûsîkıyye ile şöyle tasnîf olunmuşdur:\n\nŞevk-ı nefsi yine tahrîk eyleye; ammâ lezzât tarafına cezb etmeyüp, heybetle mümtezic bir gûne cevelân vere ki, rûh kendü zâtında bir ʿazamet ve hüsn-i kemâle müteʿallık bir hâlet mülâhazasıyla akrânına gālib ve muʿârızları kahrına tâlib olup, hem kalbe istîlây-ı sürûr hem tefavvuk-ı akrân ve kahr-ı aʿdâya bezl-i makdûr [Ü4 7b] istiʿdâdları zuhûra gele. Bu kısımdan olan âlâtın sadâsı çendân selîs ü mülayim değildir. Anın içün nefsi lezzâta tahrîk etmez. Neseb-i ʿilm-i mûsîkī ki, ʿan-asl edvâr-ı felekiyye ve bürûz-ı nefehât-ı ecrâm-ı ʿulviyye usûlünden intizâʿ olunmuş kāʿidedir. Ol fenn erbâbı bu kısım sâzları münasebât-ı Mirrîhıyye üzere vazʿ u tertîb etmişlerdir ki, sadâsı bi'l-hâssa rûh-ı sâmiʿîni gûyâ kabardup, kuvvet-i galebe ve meleke-i ikdâm tahrîk eyleye. Ez-cümle kös ve tabl ve boru ve kerrenây ve zil misillü âlât bu fâyide içün mevzûʿdur. Lâkin bu kısımdan olan âlât-ı asliyye sadâsı ziyâde mehîb ve nefs-i insâniyyeye beşîʿ olmağla, nefis bunları istimâʿ ve telakkīye ve müsâraʿat-i kabûle çendân mutâvaʿat etmez. Pes bu fennin hakîmleri âlât-ı Zühreviyye ile âlât-ı Mirrîhıyye beyninde tarafeyne müşâbih baʿzı âlât istihdâs eylediler ki, nevʿan âlât-ı Zühreviyye'den mehîb ve âlât-ı Mirrîhıyye'den eltaf u lezîz ola. Ve bu âlât-ı mütevassita âlât-ı Mirrîhıyye ile çalındıkda, nefis ol âlât-ı lezîze sadâsına incizâb ile âlât-ı mehîbe esvâtını dahi kabûlde müsâraʿat eyleye. Hukemây-ı etıbbânın baʿzıları beşîʿü't-taʿam ve kerîhü'r-râyiha şerbet yâ maʿcûn gibi devâ vermek iktizâ etdikde, taʿmını setr edecek baʿzı edviye-i lezîze ve râyihasını duyurmayacak ʿakākīr-i tayyibe ilhâk edüp verirler. Ve şâmme ve zâyika-i ʿalîli taglît ile firîfte etdikleri gibi, bu fennin hukemâsı dahi nüfûsa te'sîr-i belîği olan [Ü3 83b] esvât-ı mesmûʿada bu hîle-i Felsefiyye'yi istiʿmâl etmişlerdir. Meselâ sûrnâyı ney ile borudan tevlîd ve nekkāreyi kös ile defden intizâʿ u tasnîf ve sâyir âlât-ı müşecciʿa ile temzîc ü tertîb eyleyüp, tahrîk-i şevk [Ü4 8a] ve tenbîh-i şecâʿat ve ihdâs-ı ʿuluvv ve îrâs-ı hamiyyet edici yine mizâc-ı nefse lezîz ü muvâfık bir teʾlîf-i garîb etdiler ki, el-ân “Mehter-hâne” dedikleri maʿnâdır. Durûb-ı esvât ve tertîb-i nagemâtında kezâlik dürlü dürlü tasarrufât etmişlerdir ki, erbâbı beyninde maʿlûmdur. Meselâ sûrnâ ve nekkāre mümtedden çalunup, nefis selâset-i âvâz ve tenâsüb-i sâz ile lezzetlenür iken, kös ve tabl ve boru misillü âlât-ı mehîbe gâh gâh ʿale'l-gafle çalunup, nefsi hâlinden izʿâc etmekle, meyl-i lezzât semtinden mürtediʿ ve ʿuluvv-\ni kadr ve mehâbet-i şecîʿâne vâdîlerine münʿatıf eylemek içün ihdâs etmişlerdir. Ve maʿlûm ola ki, bu maʿnâ içün ihdâs olunan âlât-ı basîta-i kadîme dörtdür. Âlât-ı sâyire cümle anlardan istinbât u ihtirâʿ olunmuşdur. İbtidâ: Neydir. Neyde olan hâlet neşve-i basîtadır. Rûha bir cilve verir. Ne taleb-i lezzâta nefsi tahrîk eder ve ne mehâbetle îkāz-ı şecâʿat eyler. Ancak kendü ʿâleminde bir lezzet-i rûhâniyye bahş edici âlet-i basîtadır. Ve ney, nebâtâtdan kalem hükmünde olup, neseb-i mûsîkıyyenin mazhar-ı evvelidir. Tâ ʿasr-ı Ebu'l-beşer'den berü müteʿârif ve müstaʿmeldir. Sâniyen: “Sûr ve Karn\" dedikleri borudur ki, hayvânât boynuzlarından yapup, abdallar çalarlar. Benî İsrâ'îl ve hazret-i Mûsâ zemânlarında asker beyninde istiʿmâl eyledikleri âletdir. Tevrât mütercimleri beyninde meşhûrdur. Benî İsrâ'îl, Haleb kurbünde Rîhâ Şehri'n muhâsara etdiklerinde, zafer mümkin olmayup, ol boru çalan şahıslar nebîleri işâretiyle boruların nefh ederek şehri yedi kerre tavâf [Ü3 84a] etdikde, şehir içinde olan halkı ile hasf olunmuşlar. Bu kazıyye tevârîh-i Benî İsrâ’îl'de meşhûrdur. Ve âlât-ı mezbûre gāyet [Ü4 8b] mehîb ve kadîmî âletdir. Ve bu cevârih-i hayvânatdan neseb-i mûsîkıyyenin mazharıdır. Ve Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'da zikr buyurulan sûr-ı İsrâfîl ahvâlini ecille-i müfessirîn ve ʿulemâ'-i muhakkıkīn beyân etmişlerdir. Lâkin lafz-ı sûr ile tesmiyesi ve kıyâm-ı sâʿatde ve hîn-i haşrda üç defʿa nefh olunmasında niçe esrâr-ı ʿazîme ve hakāyık-ı celîle beyân etmişlerdir. Şeyh Muhyiddîn ʿArabî ve Sadreddîn Konevî hazretlerinin te'lîfâtlarında mufassal u meşrûhdur. Sadedimizden hâric olmağın nakline taʿarruz olunmadı. Ve bu sûr dediğimiz âlet-i basîtadan istihdâs edüp, fî-zemâninâ istiʿmâl etdikleri âlet-i maʿhûd borudur ki, esnây-ı sefer ü hareketde muʿaskerde olanları hâbdan bîdâr ve mugaffilîni îkāz içün ibtidâ çalarlar. Sâniyen cemʿ-i eskāl ve tahmîl-i kâr ü bâr içün, sâlisen hâkim-i asker ve kāyid-i leşkerin rükûbuna tenbîh içün çalınmak kānûn olmuşdur. Bunun tahtında dahi niçe esrâr-ı hafiyye ve münâsebât-ı latîfe mündericdir.\nSâlisen: “Rebâb” dedikleri âletdir ki, müstevî bir cism-i haşebî üzerine başka bir kemâneye kıllar bend eyleyüp, neseb-i mûsîkī üzere harekât-ı selîse ile tahrîk olundukça, sudûr eden sarîr-i hazîn ve âvâze-i dil-firîb ü rengîn nefse ilkāy-ı şevk eder. Bu âlet dahi kadîmdir. İdrîs ʿaleyhi's-selâm vakitlerinde ve Yemen'de Benî Himyer devletlerinde ve kabâyil-i Aʿrâb seleflerinde maʿrûf imiş. Bu, hayvân ve nebâtdan mürekkeb ü masnûʿ neseb-i mûsîkī mazharıdır. Ve bu fennin hukemâsı bi'l-ittifâk: “Bu kemânenin sadâsı tahrîk-i şevk husûsunda nefse cümleden ziyâde serîʿü't-te'sîrdir\" derler.\nRâbiʿan: Dünbelekdir ki, küp ve çömlek [Ü4 9a] makūlesi [Ü3 84b] bir zarfın ağzına bir yaş deri rabt ederler. Kurudukdan sonra darb olundukça, mücevvef olmak hasebiyle sadâ verir. Kavm-i ʿArab cemʿiyyetlerde darabât-ı mevzûne ile çalup, nagemât ü âvâzelerinde gûyâ-sâz olmak üzere istiʿmâl ederler imiş. Hâlâ Hicâz iklîminde ve Haremeyn'de şürefâ ve kibâr kubeyl-i sohbetlerinde kullandıkları budur. Bu, hayvân ve maʿdenden mürekkeb mazhar-ı mûsîkīdir.\nŞimdi bu takrîr üzere âlât-ı asliyye ney ve sûr ve kemâne ve dünbelek olup, bu dört kısım sâzdan bu fennin mâhirleri kāʿide-i maʿlûmeleri üzere niçe sâz peydâ eylediler. Şöyle ki, bu dört âlât-ı asliyyeyi birbirlerine mezc ü te'lîf ile envâʿ-ı âlât îcâd u ihtirâʿ eylediler. Neyden envâʿ düdükler ve nefh ile çalunur âletler ve ney ile sûrdan gûnâ-gûn sûrnâlar ve mûsîkār ve sûrdan boru ve kerrenây misillü şeyler peydâ eylediler. Ve kemâneden tanbûrek ve sentûr ve kānûn ve çeng ve şeştâr ve bunlara benzer katî çok sâzlar ihtirâʿ etdiler. Kimi ecsâm-ı nebâtî ve kimi ecsâm-ı maʿdenî üzerine gâh hayvânât kıllarından gâh maʿdenî târlardan gâh keriş dedikleri rişteden aʿdâd-ı mütenevviʿa ile tertîb edüp, gâh ʿamel-i yed ile gâh maʿdenî mızrâblar ile gâh haşebî tâziyâneler ile darabât-ı mütenevviʿa ile çalup çağırtdılar. Kezâlik dünbelekden dahi eşkâl-i garîbe ve âlât-ı ʿacîbe tevlîd etdiler. Gâh ecsâm-ı maʿdenîden ʿazîmü'l-cüsse miğrefelere deriler kablayup, mızrâb-ı cesîm ile darb edüp, “Kös” dediler, gâh ecsâm-ı maʿdeniyyeden muʿtedilü'l-cüsse zarflara deri kablayup, engüşte bedel iki ʿasâ ile nakr edüp, “Nekkāre” dediler, gâh tahtadan tedvîr olunmuş ʿarîz çenberin tarafeynine deri [Ü4 9b] kablayup, ziyâde sadâ versün kasdıyla bir tarafına çûp-i refîʿ ve bir tarafına müşt-vârî mızrab-ı galîz ile darb edüp, “Tabl” dediler. Gâh böyle bir çenber-i [Ü3 85a] hafifin bir tarafına cild kablayup, darabât-ı keff ile darb edüp, “Deff” dediler ve gâh bu deffin deffe-i çenberine hadîd ve selâsel parçaları vazʿ etdiler ki, ziyâdece sadâ vere ve gâhîce\nbu deflerin çenberleri delinüp, maʿdenî pullardan çifte müdevver celâcil geçirüp, ifrât üzere sadâ versün deyü cild yerine müdebber ü medbûg tirşeler kaplayup, “Dâyire” dediler. “Hâsıl-ı kelâm cemîʿ âlât-ı mûsîkıyye ʿan-asl bu dört âletden müteferriʿ ü peydâ olup, birbirine mezc ü te'lîf ile bu kadar âlât-i garîbe hudûs edüp, sadâsını işitmediğimiz ve şeklini görmediğimiz niçe âlât-ı mûsîkıyye vardır\" dediler.\nTenbîh:\n\nHulefây-ı ʿAbbâsiyye evâhırında bu sanâyiʿe iltifât ziyâde olmağla, âlât hıfz olunacak başka bir mekân taʿyîn olunup, “Matrab” dediler. Ve hademe-i dâyire-i Hılâfet'den mahsûs hıdmetkârlar taʿyîn olunmuş imiş. Ve her sâzda yegâne-i ʿasr olan üstâdlara hâline göre vazîfe ve taʿyîn verilüp, Erbâb-ı Hiref Kalemi'nden taʿyîn-i erzâk olunur imiş. Kitâb-ı Egānî'de bu husûsun mufassal ahvâli ve hikâyâtı mastûrdur. Hattâ Müstaʿsım ʿasrında erbâb-ı mûsîkī ve üstâdân lehv ü gınâ kısmından beş yüzden mütecâviz vazîfe-hârlar var imiş. Ve baʿzı etfâl ve cevârî-yi sagīre alup, bu üstâdların hacr-i terbiyetine verüp, tahsîl-i fenn etdikden sonra, mülûk ve selâtîn ve vüzerâya ihdâ etmek tâ Ekâsire-i kadîmeden kalma bir de'b imiş. Sonra Devlet-i ʿaliyye-i İslâmiyye'de dahi merâsim-i telezzüz ü tereffüh ihtiyâr eden selâtîn ve vüzerâ ve ʿuzamâ ve ağniyâ [Ü4 10a] dahi de'b-i sâbık üzere hadîsü's-sinn cevârî ve gılmânı bu fenn taʿlîmi ile işgâl etmişlerdir. Ve kendü câriye ve memlûkünü bu fenne tahsîs etmelerinde melhûz bu imiş ki, bu fennin mebnâsı çünki lezzât-ı nefsâniyyedir. Buna iştigāl edenler husûsan kâr u mekseb [Ü3 85b] ittihâz eyleyenler, ahlâk-ı rezîle ve efʿâl-i zemîme ile muttasıf olmak muktezayât-ı tabîʿat-ı zühreviyyedendir. Mülûk ve vüzerâ meclisine ise hulkı zemîm ve tabʿı rezîl, denî ve alçak kimesneler tekarrub etmek husûsan esrâr-ı masûneden maʿdûd olan mecâlis-i hafiyye ve nevâdî-yi mestûrelerine ol makūle alçak şahıslar mahrem olmakda âfet-i ʿazîme ve mazarrat-ı cesîme olduğu içün melekât-ı muʿavveceden mühezzebü'n-nefs etfâl ve cevârîye bu fenni taʿlîm etdirüp, meclis-i mahremânelerine anları takrîb ve sohbetlerine mahrem ittihâz ederler imiş. Hulâsa-i kelâm âlât-ı mûsîkıyye aslında şevk-ı nüfûsu tahrîk içün ihdâs olunup, cümlesi zikr olunan âlât-ı erbaʿadan ihtirâʿ u istinbât kılındığı ve nüfûs-ı insâniyyede te'sîr-i belîği olduğu mahall-i\nnizâʿ değildir. Hattâ nakl olunur ki, Eflâtûn-ı İlâhî “Erganun” dedikleri sâzı peydâ eyledi ki, dersine hâzır olan gürûh-ı hukemâ ve feylesoflar ve “İşrâkıyyûn” ve “Meşşâ'iyyûn” dedikleri tâlibler istifâde-i ʿulûma hâzır olduklarında ibtidâ erganunu çalarlar imiş. Huzzâr-ı meclisin nüfûsuna harekât-ı şevkıyye ile bir hâlet-i vicdâniyye hâsıl olup, baʿdehû ifâde ve istifâde umûruna şurûʿ ederler imiş. Erganun dedikleri âlet ise hem nefha hem ʿamel-i yed hem nakarât-ı evtâr sadâlarından mürekkeb cümle sâzların neseb-i mûsîkıyyesini câmiʿ bir uʿcûbe şeydir. Ferazâ birkaç zirâʿ tûlü ve birkaç zirâʿ ʿarzı var cesîm ve ʿarîz bir âletdir ki, [Ü4 10b] bir mevzıʿdan bir mevzıʿa nakil murâd olundukda, bozulur ve yine tahta bendleri rabt ile düzülür. Kafâsında âhenger minfahı gibi tulumlardan minfahı vardır. Ve ol hevây-ı menfüh cevf-i âlete dâhil olup, berü tarafında âlât-ı nuhâsiyyeden ney ve surnâ gibi mücevvef ve müretteb lüleler vardır. Hevâ her birine hisse-i muʿayyene üzere sirâyet edüp, [Ü3 86a] bir sadâ verir. Ve üstâdı kāyimen durup, engüştlerini o lûlelerin sûrâhları ağzına tutup, kāʿide-i maʿhûdeleri üzere tahrîk-i esâbiʿ ile fiʿlini icrâ eder. Bu Fakīr, sefâretle İspanya'ya vardığımda nefs-i Madrid'de ve Leh memleketinde zikr olunan erganunu seyr etdim. Yirmisekiz Çelebi ile Enderûnî Şâmî Hüseyin Efendi Françe sefâretinde bile bulunup, sâz-ı mezkûru öğrenüp, birini İstanbul'a getürdiği mervîdir. Ve yine Hakîm Eflâtûn üç perdeli bir sâz-ı cân-güdâz ihtirâʿ edüp, birine perde-i hûş, ikincisine perde-i ictimâʿ, üçüncüsüne perde-i hâb tesmiye edüp, perde-i hûş çalındıkda, ʿukūl-i sâmiʿîn zâyil olup, dem-beste-i hayret olurlar idi. İctimâʿ perdesi çalındıkda, cemîʿ nâs ve belki tuyûr u vuhûş cemʿ olurlar idi. Perde-i hâb çalındıkda, cümle bîdâr olanlar hâba varır idi. Hatta Sâ'ib-i merhûm perde-i hâbı bu beyitde îrâd etmişdir:\n\n Yek-dil-i bîdâr der-nüh-perde-i eflâk nîst\n Perde-i hâb-est gûyâ perde-i în-sâzhâ\n\n Biz yine sadede gelelim. Evveliyyât kitâblarında zikr olunduğu üzere bu âlâtın aksâmı ceste ceste zuhûr edüp, her ʿasırda bir gûne âlet ve her memleketde ve her devletde bir dürlü sâz peydâ olup, murûr-ı dühûr ile bu kadar gûnâ-gûn şeyler ihdâs olunmak iktizâ eder. Zemân-ı İdrîs'den [Ü4 11a] Tûfân'a gelince olan devletlerde kemâne ve kös şeklinde ve dünbelek\ndediğimiz miğrefe ve boru dediğimiz sûr istiʿmâl olunur idi. Baʿdehû ʿasr-ı Cemşîd'de tabl u sûrnâ peydâ olmağla, anı dahi istiʿmâl eder oldular. ʿAsr-ı Mûsâ'da Benî İsrâ'îl devletlerinde fekat boynuz boru istiʿmâl olunur idi. “Amâlika ve Ferâʿine devletlerinde sâyir âlât dahi ceste ceste zuhûr etdi” derler. Güştasb-ı Keyânî [Ü3 86b] Devleti'nde mûsîkīye ifrât ile rağbet olunup, ekser âlât-ı mûsîkıyyeyi peydâ etdiler. Zemân-ı Mesîh'den sonra mülûk-i Nasârâ beyninde müteʿârif olan âlât-ı kerîhetü'l-esvât hudûsü meşhûrdur. Devlet-i ʿaliyye-i İslâmiyye zuhûrunda bu makūle esvât ve âlât, lezzât-ı nefsâniyyeye mebnî umûr-ı münkereden olmağın metrûk kalup, aslâ istiʿmâl olunmadı. Ancak Mekke ve Medîne ve bâdiye halkı beyninde vâkiʿ sûrlarda ve cemʿiyyetlerde ve bâ-husûs aʿyâdda kemane ve deff-i bî-celâcil ve miğrefe kullanurlar idi. Ammâ etrâf-ı memâlikde olan selâtîn-i İslâmiyye kimi mûsîkī âlâtı ve kimi boru ve tabl ve kimi kerrenây istiʿmâl edüp, hurûb u mukātele ve eyyâm-ı meşhûde vü mevâsimde bir gûnâ sâzı ihtiyâr etmişler.\n\nSelcukīler Devleti'nde sâyir âlât-ı mûsîkıyye metrûk kalup, tablların cevfine ziller gibi gûnâ-gûn sadâ verir şeyler vazʿ edüp, öyle çalmışlardır. Hattâ ʿOsmân Hân Gāzî'ye Sultân ʿAlâʾeddîn Selcûkī tarafından menşûr-ı eyâlet verildikde, gönderilen tabl-ı maʿrûf ki, el-ân Burusa'da Orhân Gāzî Türbesi'nde muʿallakdır. Seyr edenler ne ʿacîb esvât-ı garîbeyi câmiʿ şeydir bilür. Giderek hâlâ istiʿmâl olunan Mehter-hâne tertîbinde karâr etmişdir ki, bundan eltaf ve müstahsen olmak [Ü4 11b] mümkin olmamak gerekdir. Ve yukarudan berü beyân olundu ki, bu umûru ihdâs eden hukemây-ı sâlifenin re'yi üzere bu cümleden melhûz olan fâyide budur ki, bu esvât-ı mevzûne ve âvâze-i mütenâsibe te'sîri, neşve-i hamr gibi nüfûs-ı insâniyyeye harâret-i şevkıyye ve cevher-i rûha hareket-i inbisâtıyye verüp, kahr u galebeye bâʿis olan feverân-ı şecâʿat-i sebʿiyyeyi tahrîk eyleye. Ve infiʿâlât-ı nefsâniyyenin kalbe te'sîri ve cümleden ziyâde teʾessürü, tarîk-ı sâmiʿadan baʿdehû bâsıradan husûle geldiği maʿlûm u müşâheddir. [Ü3 87a] Âlât-ı mezkûrenin nagemât u esvâtı semt-i sâmiʿadan nefse müʾessir olduğu gibi, gayret-i şecâʿati tahrîk edici ebyât ü eşʿâr ve nâyire-i hamiyyeti fürûzân eyleyeci kelimât ü güftâr dahi bu kısımdandır. Belki belâgat-ı lisâniyyeye mâlik olan ʿarîk u asîl tevâyife kelimât-ı lisâniyye esvât-ı âlât ve âvâze-i sâzdan ziyâde serîʿü't-te'sîrdir. Necid ve Yemen bâdiyelerinde ve Hicâz ve Cezîretü'l-ʿArab çöllerinde olan kabâyil-i Aʿrâb ve\nahşâmât ve sâyir konar göçer ʿaşâyir ve Mağrib memâlikinde olan Sınhâce ve Zennâte ʿArabları -ki hadd ü pâyânları yok tavâyifdir- ceng vakitlerinde şâʿir ve şâʿirelerinden mü'essir-i nefes ve matbûʿ-ı sadâ sâhiblerin develere bindirüp, saflar kenârında eşʿâr-ı sûznâk okudurlar. Ve kabîle behâdırların hurûş-i gayrete getürici ve mevti irtikâb etdirici âteşnâk kelimât söyledürler. Kadîm ezmândan ile'l-ân de'b ü resmleri böyle imiş. Bu, cümle esvât ve kelimâtın nüfûs-ı insâniyyeye te'sîri olduğuna şevâhiddir.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_488.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Asker-i nev-îcâdın vazʿ u hareketleri kānûn-i hendeseye muvâfık olup, bâ-husûs tehyîc-i nüfûs-ı şücʿân içün hukemây-ı eslâfın vazʿ eyledikleri tabl ü sûrnâ izâfesiyle tertîb-i\nʿacîbleri tekmîl ve esvât-ı hâyile ve gayr-i hâyilenin bi'l-hâssa nüfûs-ı beşeriyyede olan teʾsîri maʿlûm olmak içün bir makāle-i bedîʿa bu mahalle tezyîl olundu.\nMu'allim-i Evvel Aristo Esrâr-ı Siyâset'de der ki:\n\n“Bülend ve mehîb sadâların kulûb-ı aʿdâya havf u dehşet ilkā etmekde ʿazîm te'sîri vardır. Ve âlât-ı latîfeden enfâs ile yâhûd ʿamel-i yed ile sudûr eden nagemât-ı matbûʿa ve âvâze-i mevzûne nüfûs-ı [Ü3 82b] sâmiʿînde ferah u tarab ihdâs edüp, mizâc-ı rûha bir neşve-i garîbe verir ki, saʿb u müşkil olan ahvâl kendüye görünüp, sâyir vakitde ikdâm edemediği umûr-ı hâyileye ikdâm ü cesâret eder. Ve ol şevk ile mest-i lâ-yaʿkıl gibi olup, harâret-i gayretle mehleke-i mevt aslâ hâtırına gelmeyüp, harb ü kıtâlde bezl-i cân edinceye dek cevelân eder. Ve ʿinde't-tahkīk esvât-ı mevzûne ve nagemât-ı lezîze vü matbûʿa insânın kalbine ilkāy-ı ferah ve ifâza-i inşirâh edüp, cevher-i rûha neşve-i kuvvet ve cilve-i vicdânî ile semt-i zuhûra hareket verdiği müşâhed ü müsellemdir”.\n[Ü4 7a] İnsâna değil hayvâna bile te'sîr-i ʿazîmi olduğu kitablarda mastûr ve fî-zemâninâ ʿâmme beyninde bile maʿlûm u meşhûrdur. Küheyl atlar belki sâyir müteharrik dâbbeler sâzlar sadâsıyla raksa gelüp, cimâl-i ʿArab'ı tarîk-ı Hicâz'da serîʿü't-te'sîr hadâhânlar nevâsıyla ve hoş-âvâz ʿArablar'ın zemzeme vü sadâsıyla mest ü bî-şuʿûr olup, susuz ʿalefsiz birkaç konağı zemân-ı kalîlde katʿ etmek ve istimâʿ-i sadâ vaktinde aç ve susuz iken mâ' ve gıdâya iltifât etmeyüp, ol âvâze ile telezzüze müstağrak olmak Hacc-ı şerîf'e varanlar ve Bâdiye ʿUrbânları'yla meʾlûf olanlara maʿlûmdur. Bu sadâlar iki kısımdır:\n\n Kısm-ı evvel: Nisbet-i mûsîkıyye üzere bir vechile terkîb ve âlâtı bir vazʿ-ı hendesî üzere tasnîf olunmuşdur ki, hareket-i şevkıyye-i nüfûsu cânib-i lezzâta müncezib ve lezâyiz-i müşteheyât semtine münsehib eyleye. Zîrâ selâset ü mülâyemet-sâz ve nuʿûmet ü letâfet-âvâz bu temeyyül ü incizâbı iktizâ eder. Bu kısmı hevây-ı nefse mülâyim ve bâr-ı ʿikāl zâbita-i ʿâkıleye musâdim olmağla, “Âlât-ı Tarab\" tesmiye olunmuşdur. ʿUlemây-ı şerʿ-i şerîfin\nmuhtereʿât-ı şeytâniyyeden ʿadd etdikleri âlât-ı lehv bunlardır. Zîrâ gayr-i mühezzeb olan Nefs-i Emmâre'nin devâʿîsi, efʿâl-i şeytâniyye ile tavsîf olunur.\nKısm-ı sânî: Dekāyık-ı neseb-i [Ü3 83a] mûsîkıyye ile şöyle tasnîf olunmuşdur:\n\nŞevk-ı nefsi yine tahrîk eyleye; ammâ lezzât tarafına cezb etmeyüp, heybetle mümtezic bir gûne cevelân vere ki, rûh kendü zâtında bir ʿazamet ve hüsn-i kemâle müteʿallık bir hâlet mülâhazasıyla akrânına gālib ve muʿârızları kahrına tâlib olup, hem kalbe istîlây-ı sürûr hem tefavvuk-ı akrân ve kahr-ı aʿdâya bezl-i makdûr [Ü4 7b] istiʿdâdları zuhûra gele. Bu kısımdan olan âlâtın sadâsı çendân selîs ü mülayim değildir. Anın içün nefsi lezzâta tahrîk etmez. Neseb-i ʿilm-i mûsîkī ki, ʿan-asl edvâr-ı felekiyye ve bürûz-ı nefehât-ı ecrâm-ı ʿulviyye usûlünden intizâʿ olunmuş kāʿidedir. Ol fenn erbâbı bu kısım sâzları münasebât-ı Mirrîhıyye üzere vazʿ u tertîb etmişlerdir ki, sadâsı bi'l-hâssa rûh-ı sâmiʿîni gûyâ kabardup, kuvvet-i galebe ve meleke-i ikdâm tahrîk eyleye. Ez-cümle kös ve tabl ve boru ve kerrenây ve zil misillü âlât bu fâyide içün mevzûʿdur. Lâkin bu kısımdan olan âlât-ı asliyye sadâsı ziyâde mehîb ve nefs-i insâniyyeye beşîʿ olmağla, nefis bunları istimâʿ ve telakkīye ve müsâraʿat-i kabûle çendân mutâvaʿat etmez. Pes bu fennin hakîmleri âlât-ı Zühreviyye ile âlât-ı Mirrîhıyye beyninde tarafeyne müşâbih baʿzı âlât istihdâs eylediler ki, nevʿan âlât-ı Zühreviyye'den mehîb ve âlât-ı Mirrîhıyye'den eltaf u lezîz ola. Ve bu âlât-ı mütevassita âlât-ı Mirrîhıyye ile çalındıkda, nefis ol âlât-ı lezîze sadâsına incizâb ile âlât-ı mehîbe esvâtını dahi kabûlde müsâraʿat eyleye. Hukemây-ı etıbbânın baʿzıları beşîʿü't-taʿam ve kerîhü'r-râyiha şerbet yâ maʿcûn gibi devâ vermek iktizâ etdikde, taʿmını setr edecek baʿzı edviye-i lezîze ve râyihasını duyurmayacak ʿakākīr-i tayyibe ilhâk edüp verirler. Ve şâmme ve zâyika-i ʿalîli taglît ile firîfte etdikleri gibi, bu fennin hukemâsı dahi nüfûsa te'sîr-i belîği olan [Ü3 83b] esvât-ı mesmûʿada bu hîle-i Felsefiyye'yi istiʿmâl etmişlerdir. Meselâ sûrnâyı ney ile borudan tevlîd ve nekkāreyi kös ile defden intizâʿ u tasnîf ve sâyir âlât-ı müşecciʿa ile temzîc ü tertîb eyleyüp, tahrîk-i şevk [Ü4 8a] ve tenbîh-i şecâʿat ve ihdâs-ı ʿuluvv ve îrâs-ı hamiyyet edici yine mizâc-ı nefse lezîz ü muvâfık bir teʾlîf-i garîb etdiler ki, el-ân “Mehter-hâne” dedikleri maʿnâdır. Durûb-ı esvât ve tertîb-i nagemâtında kezâlik dürlü dürlü tasarrufât etmişlerdir ki, erbâbı beyninde maʿlûmdur. Meselâ sûrnâ ve nekkāre mümtedden çalunup, nefis selâset-i âvâz ve tenâsüb-i sâz ile lezzetlenür iken, kös ve tabl ve boru misillü âlât-ı mehîbe gâh gâh ʿale'l-gafle çalunup, nefsi hâlinden izʿâc etmekle, meyl-i lezzât semtinden mürtediʿ ve ʿuluvv-\ni kadr ve mehâbet-i şecîʿâne vâdîlerine münʿatıf eylemek içün ihdâs etmişlerdir. Ve maʿlûm ola ki, bu maʿnâ içün ihdâs olunan âlât-ı basîta-i kadîme dörtdür. Âlât-ı sâyire cümle anlardan istinbât u ihtirâʿ olunmuşdur. İbtidâ: Neydir. Neyde olan hâlet neşve-i basîtadır. Rûha bir cilve verir. Ne taleb-i lezzâta nefsi tahrîk eder ve ne mehâbetle îkāz-ı şecâʿat eyler. Ancak kendü ʿâleminde bir lezzet-i rûhâniyye bahş edici âlet-i basîtadır. Ve ney, nebâtâtdan kalem hükmünde olup, neseb-i mûsîkıyyenin mazhar-ı evvelidir. Tâ ʿasr-ı Ebu'l-beşer'den berü müteʿârif ve müstaʿmeldir. Sâniyen: “Sûr ve Karn\" dedikleri borudur ki, hayvânât boynuzlarından yapup, abdallar çalarlar. Benî İsrâ'îl ve hazret-i Mûsâ zemânlarında asker beyninde istiʿmâl eyledikleri âletdir. Tevrât mütercimleri beyninde meşhûrdur. Benî İsrâ'îl, Haleb kurbünde Rîhâ Şehri'n muhâsara etdiklerinde, zafer mümkin olmayup, ol boru çalan şahıslar nebîleri işâretiyle boruların nefh ederek şehri yedi kerre tavâf [Ü3 84a] etdikde, şehir içinde olan halkı ile hasf olunmuşlar. Bu kazıyye tevârîh-i Benî İsrâ’îl'de meşhûrdur. Ve âlât-ı mezbûre gāyet [Ü4 8b] mehîb ve kadîmî âletdir. Ve bu cevârih-i hayvânatdan neseb-i mûsîkıyyenin mazharıdır. Ve Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'da zikr buyurulan sûr-ı İsrâfîl ahvâlini ecille-i müfessirîn ve ʿulemâ'-i muhakkıkīn beyân etmişlerdir. Lâkin lafz-ı sûr ile tesmiyesi ve kıyâm-ı sâʿatde ve hîn-i haşrda üç defʿa nefh olunmasında niçe esrâr-ı ʿazîme ve hakāyık-ı celîle beyân etmişlerdir. Şeyh Muhyiddîn ʿArabî ve Sadreddîn Konevî hazretlerinin te'lîfâtlarında mufassal u meşrûhdur. Sadedimizden hâric olmağın nakline taʿarruz olunmadı. Ve bu sûr dediğimiz âlet-i basîtadan istihdâs edüp, fî-zemâninâ istiʿmâl etdikleri âlet-i maʿhûd borudur ki, esnây-ı sefer ü hareketde muʿaskerde olanları hâbdan bîdâr ve mugaffilîni îkāz içün ibtidâ çalarlar. Sâniyen cemʿ-i eskāl ve tahmîl-i kâr ü bâr içün, sâlisen hâkim-i asker ve kāyid-i leşkerin rükûbuna tenbîh içün çalınmak kānûn olmuşdur. Bunun tahtında dahi niçe esrâr-ı hafiyye ve münâsebât-ı latîfe mündericdir.\nSâlisen: “Rebâb” dedikleri âletdir ki, müstevî bir cism-i haşebî üzerine başka bir kemâneye kıllar bend eyleyüp, neseb-i mûsîkī üzere harekât-ı selîse ile tahrîk olundukça, sudûr eden sarîr-i hazîn ve âvâze-i dil-firîb ü rengîn nefse ilkāy-ı şevk eder. Bu âlet dahi kadîmdir. İdrîs ʿaleyhi's-selâm vakitlerinde ve Yemen'de Benî Himyer devletlerinde ve kabâyil-i Aʿrâb seleflerinde maʿrûf imiş. Bu, hayvân ve nebâtdan mürekkeb ü masnûʿ neseb-i mûsîkī mazharıdır. Ve bu fennin hukemâsı bi'l-ittifâk: “Bu kemânenin sadâsı tahrîk-i şevk husûsunda nefse cümleden ziyâde serîʿü't-te'sîrdir\" derler.\nRâbiʿan: Dünbelekdir ki, küp ve çömlek [Ü4 9a] makūlesi [Ü3 84b] bir zarfın ağzına bir yaş deri rabt ederler. Kurudukdan sonra darb olundukça, mücevvef olmak hasebiyle sadâ verir. Kavm-i ʿArab cemʿiyyetlerde darabât-ı mevzûne ile çalup, nagemât ü âvâzelerinde gûyâ-sâz olmak üzere istiʿmâl ederler imiş. Hâlâ Hicâz iklîminde ve Haremeyn'de şürefâ ve kibâr kubeyl-i sohbetlerinde kullandıkları budur. Bu, hayvân ve maʿdenden mürekkeb mazhar-ı mûsîkīdir.\nŞimdi bu takrîr üzere âlât-ı asliyye ney ve sûr ve kemâne ve dünbelek olup, bu dört kısım sâzdan bu fennin mâhirleri kāʿide-i maʿlûmeleri üzere niçe sâz peydâ eylediler. Şöyle ki, bu dört âlât-ı asliyyeyi birbirlerine mezc ü te'lîf ile envâʿ-ı âlât îcâd u ihtirâʿ eylediler. Neyden envâʿ düdükler ve nefh ile çalunur âletler ve ney ile sûrdan gûnâ-gûn sûrnâlar ve mûsîkār ve sûrdan boru ve kerrenây misillü şeyler peydâ eylediler. Ve kemâneden tanbûrek ve sentûr ve kānûn ve çeng ve şeştâr ve bunlara benzer katî çok sâzlar ihtirâʿ etdiler. Kimi ecsâm-ı nebâtî ve kimi ecsâm-ı maʿdenî üzerine gâh hayvânât kıllarından gâh maʿdenî târlardan gâh keriş dedikleri rişteden aʿdâd-ı mütenevviʿa ile tertîb edüp, gâh ʿamel-i yed ile gâh maʿdenî mızrâblar ile gâh haşebî tâziyâneler ile darabât-ı mütenevviʿa ile çalup çağırtdılar. Kezâlik dünbelekden dahi eşkâl-i garîbe ve âlât-ı ʿacîbe tevlîd etdiler. Gâh ecsâm-ı maʿdenîden ʿazîmü'l-cüsse miğrefelere deriler kablayup, mızrâb-ı cesîm ile darb edüp, “Kös” dediler, gâh ecsâm-ı maʿdeniyyeden muʿtedilü'l-cüsse zarflara deri kablayup, engüşte bedel iki ʿasâ ile nakr edüp, “Nekkāre” dediler, gâh tahtadan tedvîr olunmuş ʿarîz çenberin tarafeynine deri [Ü4 9b] kablayup, ziyâde sadâ versün kasdıyla bir tarafına çûp-i refîʿ ve bir tarafına müşt-vârî mızrab-ı galîz ile darb edüp, “Tabl” dediler. Gâh böyle bir çenber-i [Ü3 85a] hafifin bir tarafına cild kablayup, darabât-ı keff ile darb edüp, “Deff” dediler ve gâh bu deffin deffe-i çenberine hadîd ve selâsel parçaları vazʿ etdiler ki, ziyâdece sadâ vere ve gâhîce\nbu deflerin çenberleri delinüp, maʿdenî pullardan çifte müdevver celâcil geçirüp, ifrât üzere sadâ versün deyü cild yerine müdebber ü medbûg tirşeler kaplayup, “Dâyire” dediler. “Hâsıl-ı kelâm cemîʿ âlât-ı mûsîkıyye ʿan-asl bu dört âletden müteferriʿ ü peydâ olup, birbirine mezc ü te'lîf ile bu kadar âlât-i garîbe hudûs edüp, sadâsını işitmediğimiz ve şeklini görmediğimiz niçe âlât-ı mûsîkıyye vardır\" dediler.\nTenbîh:\n\nHulefây-ı ʿAbbâsiyye evâhırında bu sanâyiʿe iltifât ziyâde olmağla, âlât hıfz olunacak başka bir mekân taʿyîn olunup, “Matrab” dediler. Ve hademe-i dâyire-i Hılâfet'den mahsûs hıdmetkârlar taʿyîn olunmuş imiş. Ve her sâzda yegâne-i ʿasr olan üstâdlara hâline göre vazîfe ve taʿyîn verilüp, Erbâb-ı Hiref Kalemi'nden taʿyîn-i erzâk olunur imiş. Kitâb-ı Egānî'de bu husûsun mufassal ahvâli ve hikâyâtı mastûrdur. Hattâ Müstaʿsım ʿasrında erbâb-ı mûsîkī ve üstâdân lehv ü gınâ kısmından beş yüzden mütecâviz vazîfe-hârlar var imiş. Ve baʿzı etfâl ve cevârî-yi sagīre alup, bu üstâdların hacr-i terbiyetine verüp, tahsîl-i fenn etdikden sonra, mülûk ve selâtîn ve vüzerâya ihdâ etmek tâ Ekâsire-i kadîmeden kalma bir de'b imiş. Sonra Devlet-i ʿaliyye-i İslâmiyye'de dahi merâsim-i telezzüz ü tereffüh ihtiyâr eden selâtîn ve vüzerâ ve ʿuzamâ ve ağniyâ [Ü4 10a] dahi de'b-i sâbık üzere hadîsü's-sinn cevârî ve gılmânı bu fenn taʿlîmi ile işgâl etmişlerdir. Ve kendü câriye ve memlûkünü bu fenne tahsîs etmelerinde melhûz bu imiş ki, bu fennin mebnâsı çünki lezzât-ı nefsâniyyedir. Buna iştigāl edenler husûsan kâr u mekseb [Ü3 85b] ittihâz eyleyenler, ahlâk-ı rezîle ve efʿâl-i zemîme ile muttasıf olmak muktezayât-ı tabîʿat-ı zühreviyyedendir. Mülûk ve vüzerâ meclisine ise hulkı zemîm ve tabʿı rezîl, denî ve alçak kimesneler tekarrub etmek husûsan esrâr-ı masûneden maʿdûd olan mecâlis-i hafiyye ve nevâdî-yi mestûrelerine ol makūle alçak şahıslar mahrem olmakda âfet-i ʿazîme ve mazarrat-ı cesîme olduğu içün melekât-ı muʿavveceden mühezzebü'n-nefs etfâl ve cevârîye bu fenni taʿlîm etdirüp, meclis-i mahremânelerine anları takrîb ve sohbetlerine mahrem ittihâz ederler imiş. Hulâsa-i kelâm âlât-ı mûsîkıyye aslında şevk-ı nüfûsu tahrîk içün ihdâs olunup, cümlesi zikr olunan âlât-ı erbaʿadan ihtirâʿ u istinbât kılındığı ve nüfûs-ı insâniyyede te'sîr-i belîği olduğu mahall-i\nnizâʿ değildir. Hattâ nakl olunur ki, Eflâtûn-ı İlâhî “Erganun” dedikleri sâzı peydâ eyledi ki, dersine hâzır olan gürûh-ı hukemâ ve feylesoflar ve “İşrâkıyyûn” ve “Meşşâ'iyyûn” dedikleri tâlibler istifâde-i ʿulûma hâzır olduklarında ibtidâ erganunu çalarlar imiş. Huzzâr-ı meclisin nüfûsuna harekât-ı şevkıyye ile bir hâlet-i vicdâniyye hâsıl olup, baʿdehû ifâde ve istifâde umûruna şurûʿ ederler imiş. Erganun dedikleri âlet ise hem nefha hem ʿamel-i yed hem nakarât-ı evtâr sadâlarından mürekkeb cümle sâzların neseb-i mûsîkıyyesini câmiʿ bir uʿcûbe şeydir. Ferazâ birkaç zirâʿ tûlü ve birkaç zirâʿ ʿarzı var cesîm ve ʿarîz bir âletdir ki, [Ü4 10b] bir mevzıʿdan bir mevzıʿa nakil murâd olundukda, bozulur ve yine tahta bendleri rabt ile düzülür. Kafâsında âhenger minfahı gibi tulumlardan minfahı vardır. Ve ol hevây-ı menfüh cevf-i âlete dâhil olup, berü tarafında âlât-ı nuhâsiyyeden ney ve surnâ gibi mücevvef ve müretteb lüleler vardır. Hevâ her birine hisse-i muʿayyene üzere sirâyet edüp, [Ü3 86a] bir sadâ verir. Ve üstâdı kāyimen durup, engüştlerini o lûlelerin sûrâhları ağzına tutup, kāʿide-i maʿhûdeleri üzere tahrîk-i esâbiʿ ile fiʿlini icrâ eder. Bu Fakīr, sefâretle İspanya'ya vardığımda nefs-i Madrid'de ve Leh memleketinde zikr olunan erganunu seyr etdim. Yirmisekiz Çelebi ile Enderûnî Şâmî Hüseyin Efendi Françe sefâretinde bile bulunup, sâz-ı mezkûru öğrenüp, birini İstanbul'a getürdiği mervîdir. Ve yine Hakîm Eflâtûn üç perdeli bir sâz-ı cân-güdâz ihtirâʿ edüp, birine perde-i hûş, ikincisine perde-i ictimâʿ, üçüncüsüne perde-i hâb tesmiye edüp, perde-i hûş çalındıkda, ʿukūl-i sâmiʿîn zâyil olup, dem-beste-i hayret olurlar idi. İctimâʿ perdesi çalındıkda, cemîʿ nâs ve belki tuyûr u vuhûş cemʿ olurlar idi. Perde-i hâb çalındıkda, cümle bîdâr olanlar hâba varır idi. Hatta Sâ'ib-i merhûm perde-i hâbı bu beyitde îrâd etmişdir:\n\n Yek-dil-i bîdâr der-nüh-perde-i eflâk nîst\n Perde-i hâb-est gûyâ perde-i în-sâzhâ\n\n Biz yine sadede gelelim. Evveliyyât kitâblarında zikr olunduğu üzere bu âlâtın aksâmı ceste ceste zuhûr edüp, her ʿasırda bir gûne âlet ve her memleketde ve her devletde bir dürlü sâz peydâ olup, murûr-ı dühûr ile bu kadar gûnâ-gûn şeyler ihdâs olunmak iktizâ eder. Zemân-ı İdrîs'den [Ü4 11a] Tûfân'a gelince olan devletlerde kemâne ve kös şeklinde ve dünbelek\ndediğimiz miğrefe ve boru dediğimiz sûr istiʿmâl olunur idi. Baʿdehû ʿasr-ı Cemşîd'de tabl u sûrnâ peydâ olmağla, anı dahi istiʿmâl eder oldular. ʿAsr-ı Mûsâ'da Benî İsrâ'îl devletlerinde fekat boynuz boru istiʿmâl olunur idi. “Amâlika ve Ferâʿine devletlerinde sâyir âlât dahi ceste ceste zuhûr etdi” derler. Güştasb-ı Keyânî [Ü3 86b] Devleti'nde mûsîkīye ifrât ile rağbet olunup, ekser âlât-ı mûsîkıyyeyi peydâ etdiler. Zemân-ı Mesîh'den sonra mülûk-i Nasârâ beyninde müteʿârif olan âlât-ı kerîhetü'l-esvât hudûsü meşhûrdur. Devlet-i ʿaliyye-i İslâmiyye zuhûrunda bu makūle esvât ve âlât, lezzât-ı nefsâniyyeye mebnî umûr-ı münkereden olmağın metrûk kalup, aslâ istiʿmâl olunmadı. Ancak Mekke ve Medîne ve bâdiye halkı beyninde vâkiʿ sûrlarda ve cemʿiyyetlerde ve bâ-husûs aʿyâdda kemane ve deff-i bî-celâcil ve miğrefe kullanurlar idi. Ammâ etrâf-ı memâlikde olan selâtîn-i İslâmiyye kimi mûsîkī âlâtı ve kimi boru ve tabl ve kimi kerrenây istiʿmâl edüp, hurûb u mukātele ve eyyâm-ı meşhûde vü mevâsimde bir gûnâ sâzı ihtiyâr etmişler.\n\nSelcukīler Devleti'nde sâyir âlât-ı mûsîkıyye metrûk kalup, tablların cevfine ziller gibi gûnâ-gûn sadâ verir şeyler vazʿ edüp, öyle çalmışlardır. Hattâ ʿOsmân Hân Gāzî'ye Sultân ʿAlâʾeddîn Selcûkī tarafından menşûr-ı eyâlet verildikde, gönderilen tabl-ı maʿrûf ki, el-ân Burusa'da Orhân Gāzî Türbesi'nde muʿallakdır. Seyr edenler ne ʿacîb esvât-ı garîbeyi câmiʿ şeydir bilür. Giderek hâlâ istiʿmâl olunan Mehter-hâne tertîbinde karâr etmişdir ki, bundan eltaf ve müstahsen olmak [Ü4 11b] mümkin olmamak gerekdir. Ve yukarudan berü beyân olundu ki, bu umûru ihdâs eden hukemây-ı sâlifenin re'yi üzere bu cümleden melhûz olan fâyide budur ki, bu esvât-ı mevzûne ve âvâze-i mütenâsibe te'sîri, neşve-i hamr gibi nüfûs-ı insâniyyeye harâret-i şevkıyye ve cevher-i rûha hareket-i inbisâtıyye verüp, kahr u galebeye bâʿis olan feverân-ı şecâʿat-i sebʿiyyeyi tahrîk eyleye. Ve infiʿâlât-ı nefsâniyyenin kalbe te'sîri ve cümleden ziyâde teʾessürü, tarîk-ı sâmiʿadan baʿdehû bâsıradan husûle geldiği maʿlûm u müşâheddir. [Ü3 87a] Âlât-ı mezkûrenin nagemât u esvâtı semt-i sâmiʿadan nefse müʾessir olduğu gibi, gayret-i şecâʿati tahrîk edici ebyât ü eşʿâr ve nâyire-i hamiyyeti fürûzân eyleyeci kelimât ü güftâr dahi bu kısımdandır. Belki belâgat-ı lisâniyyeye mâlik olan ʿarîk u asîl tevâyife kelimât-ı lisâniyye esvât-ı âlât ve âvâze-i sâzdan ziyâde serîʿü't-te'sîrdir. Necid ve Yemen bâdiyelerinde ve Hicâz ve Cezîretü'l-ʿArab çöllerinde olan kabâyil-i Aʿrâb ve\nahşâmât ve sâyir konar göçer ʿaşâyir ve Mağrib memâlikinde olan Sınhâce ve Zennâte ʿArabları -ki hadd ü pâyânları yok tavâyifdir- ceng vakitlerinde şâʿir ve şâʿirelerinden mü'essir-i nefes ve matbûʿ-ı sadâ sâhiblerin develere bindirüp, saflar kenârında eşʿâr-ı sûznâk okudurlar. Ve kabîle behâdırların hurûş-i gayrete getürici ve mevti irtikâb etdirici âteşnâk kelimât söyledürler. Kadîm ezmândan ile'l-ân de'b ü resmleri böyle imiş. Bu, cümle esvât ve kelimâtın nüfûs-ı insâniyyeye te'sîri olduğuna şevâhiddir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn'da Yeniçeri Ağası olup, hatî'ât-ı sâbıkasına binâ'en ʿazl ve iki tûğ ile ʿArîş muhâfazasına nakl [Ü4 12a] olunan ʿÖmer Paşa bu esnâda hulûl-i ecel-i mevʿûduyla berzah-ı peymây-ı hülk ü fenâ olduğu haberi Sadrıaʿzam hazretleri tarafından inbâ olunduğuna binâ'en, dem-be-dem ihtilâs-ı fursat ile cemʿ eylediği emvâl, dâhil-i Dâru'l-hızâne-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-hısâl oldu.\n\nMûmâ ileyh sefer esnâsında Segbân-başı bulunup, çârsûya isâbet eden ihrâkda bekçi nâmıyla müterassıd-ı fursat-ı gāret olan Ekrâd'ın nehb eyledikleri nukūd-i ehl-i hirfeti iʿmâl-i latâyifü'l-hiyel ile idhâl-i hemyân-ı hıyâneti edüp, esbâb-ı maʿîşetine bi'l-külliyye nizâm ve baʿde'l-ʿazl Üsküdar'da müreffehü'l-hâl [Ü3 87b] ve mutma'innü'l-bâl sübha-şümâr-ı eyyâm ve bu sefer evâyilinde bir takrîb Yeniçeri Ağalığı'nı igtinâm ve fart-ı hırs u tehâlük ile meclûbât-ı bakıyyesin itmâm edüp, “el-Cidetü vesîletü'l-mefsedeti” kazıyye-i müsellemesi mûmâ ileyhi izlâl ve mahsûsâta sevk ile maʿkūlâtdan igfâl edüp, bu esbâb ile mesnedinden dûr ve bâlâda zikr olunduğu vech üzere ʿArîş'de mücâvir-i ehl-i kubûr oldu.",
          "caption": "Fevt-i Muhâfız-ı ʿArîş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_489.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhâfız-ı ʿArîş",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn'da Yeniçeri Ağası olup, hatî'ât-ı sâbıkasına binâ'en ʿazl ve iki tûğ ile ʿArîş muhâfazasına nakl [Ü4 12a] olunan ʿÖmer Paşa bu esnâda hulûl-i ecel-i mevʿûduyla berzah-ı peymây-ı hülk ü fenâ olduğu haberi Sadrıaʿzam hazretleri tarafından inbâ olunduğuna binâ'en, dem-be-dem ihtilâs-ı fursat ile cemʿ eylediği emvâl, dâhil-i Dâru'l-hızâne-i Pâdişâh-ı cemîlü'l-hısâl oldu.\n\nMûmâ ileyh sefer esnâsında Segbân-başı bulunup, çârsûya isâbet eden ihrâkda bekçi nâmıyla müterassıd-ı fursat-ı gāret olan Ekrâd'ın nehb eyledikleri nukūd-i ehl-i hirfeti iʿmâl-i latâyifü'l-hiyel ile idhâl-i hemyân-ı hıyâneti edüp, esbâb-ı maʿîşetine bi'l-külliyye nizâm ve baʿde'l-ʿazl Üsküdar'da müreffehü'l-hâl [Ü3 87b] ve mutma'innü'l-bâl sübha-şümâr-ı eyyâm ve bu sefer evâyilinde bir takrîb Yeniçeri Ağalığı'nı igtinâm ve fart-ı hırs u tehâlük ile meclûbât-ı bakıyyesin itmâm edüp, “el-Cidetü vesîletü'l-mefsedeti” kazıyye-i müsellemesi mûmâ ileyhi izlâl ve mahsûsâta sevk ile maʿkūlâtdan igfâl edüp, bu esbâb ile mesnedinden dûr ve bâlâda zikr olunduğu vech üzere ʿArîş'de mücâvir-i ehl-i kubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci Pençşenbih gicesi sâʿat beşde iken Beyceğiz Câmiʿi verâsında vâkiʿ bir hâneden âteş zuhûr edüp, Mehmed Ağa Câmiʿi verâsına gelince kırk elli\nkadar hâneyi hâkister ve üç sâʿatden sonra intıfâ ile civârda olan ashâb-ı büyût ü mesâkin vâreste-i husrân u zarar oldular.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_490.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "İşbu Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci Pençşenbih gicesi sâʿat beşde iken Beyceğiz Câmiʿi verâsında vâkiʿ bir hâneden âteş zuhûr edüp, Mehmed Ağa Câmiʿi verâsına gelince kırk elli\nkadar hâneyi hâkister ve üç sâʿatden sonra intıfâ ile civârda olan ashâb-ı büyût ü mesâkin vâreste-i husrân u zarar oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şems-i tâbân-ı Nübüvvet, meşrık-ı meşiyyetden nûr-pâş-ı zulmet-i cehâlet olduğu hîn-i mülûk-i etrâfa daʿveti mutazammın menâşîr ve süferâ taʿyîn ve o hilâlde fermân-fermây-ı İran-zemîn olan melik-i dâll, da‘vet-i Hakk'a imtisâl etmediğinden mezzekallâhu mülkehüm tevbîhi ile mazhar-ı eşedd-i nekâl olup, o zemândan bu âna gelince Devlet-i İrâniyân gayr-i müstekarr ve eyyâm-ı kalîlede [Ü4 12b] intikālât-ı mülkiyye ile ser-i felâket-zedelerine isâbet eden seng-lâh-ı kazâ mazbût-ı defâtir-i erbâb-ı me'âsir olup, bu sebeb-i kavî ile şevket-i Kisreviyye'leri zâyil ü mürtefiʿ ve silsile-i nesebleri munsarım u münkatıʿ olmağla, devletleri eyâdî-yi mütegallibe ve bî-gâneye giriftâr ve memleketleri tâlân-ger-i müteşahhısân-ı rüzgâr ve bâ-husûs kureybü'l-ʿahdde Nâdir Şâh rebîblerinden Ağa Mehmed Hân teferrüd ve bir zemân hulüvv-i meydân sebebi ile izhâr-ı tecellüd edüp, anın dahi az vakit içinde câme-i ʿömrü köhne ve mînâ-serây-ı devleti müte'essir-i seng-sâr-ı rahne olup, Baba Hân müsâʿade-i [Ü3 88a] zemân ile bu hılâlde mâlik-i zimâm-ı İrâniyân olup, zabt-ı memâlik zımnında tek u pû ve hânân-ı ʿAcem'in ekserîsi tarafına inkıyâd u ser-fürû eylediği hâlde Şâhruh neslinden Zemân Hân nâm bir merd-i dilîr şöhret-gîr ve mülk-i Horâsân'ın ekser mahallerini teshîr eylediğine binâ'en, Baba Hân nâ-çâr asker-i cerrâr ile Horâsân cânibine ʿâzim ve hasmının kesr-i sevretine câzim olduğundan başka, Azerbaycân taraflarında râyiha-i hılâf-ı şemm eylediği hânları dahi istîsâl dâʿiyesiyle, oğlu ʿAbbâs-kulı Hân ile serdârı olan Süleymân Hân'ı on beş bin leşker-i sürh-ser irsâl edüp, müteneffisân-ı İrâniyân'dan sâbıkā Hoy Hânı olup, Bâyezîd'e altı sâʿat mesâfede vâkiʿ olan Mâkû Kalʿası'nda el-yevm mütehassın olan Caʿfer-kulı Hân bu tedârükün kendüye teʿalluku olduğunu idrâk ile müsteşʿir ü hirâsân olmağla, tarafına müncezib olan kabâyili beyne'l-ʿaşâyir kesret ile şöhret veren Haydarânlı ʿAşîreti'ne koşup, Bâyezîd yaylaklarına tesyîr ve mukābeleden ʿaczini fehm ile mütevessil-i dâmen-i Şehriyâr-ı kişver-gîr olup, âbâ vü ecdâdından [Ü4 13a] intikāl eden emlâkini Baba Hân yedinden intizâʿ u ifrâz yâhûd Memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'de ikāmetiyçün bir mahall tahsîs olunmasını niyâz zımnında hâlâ Erzurum Vâlîsi Vezîr Battâl Hüseyin Paşa'ya Fârisiyyü'l-\nʿibâre bir kıtʿa mektûb tenmîk ve Bâyezîd Mutasarrıfı Mahmûd Paşa dahi vesâtat-ı cevâsîs ile keyfiyyet-i mezkûreyi tahkīk eyleyüp, sâlifü'z-zikr ʿaşâyir, Bâyezîd Sancağı'nda vâkiʿ kurâ ve mezâriʿa itâle-i dest-i gadr ve nehb ü gârât misillü harekâta cesâret ile fukarâ ve zîr-i destânı mübtelây-ı iʿtisâf u cevr eylediklerini ve bu bâbda ne vechile hareket lâzım ve Caʿfer-kulı Hân'a ne zemînde mektûb yazılmak mühimm olduğunu müşârun ve mûmâ ileyh [Ü3 88b] hâk-i adâlet-masîre arz etmeleriyle, İrâniyân ile rişte-bend-i istihkâm olan şurût-ı musâlahanın vâreste-i halel ü infisâm olması, matlûb-ı Hudâvend-i Dârâ-gulâm olduğuna binâ'en, hılâf-ı şurût-ı mühâdene ednâ vazʿ u hareket vukūʿundan tevakkī olunmak sûretinde Vezîr Battâl Paşa tarafına Kāyim-makām Paşa hazretleri tarafından kāyime tahrîr ve Bâyezîd Mutasarrıfı ve sâbıkā Hoy Hânı'nın gönderdikleri mektûblarına müşârun ileyh tarafından cevâb yazılmak ihtâr u tezkîr olunup, irâde-i devlet üzere gāyile-i mezkûre mündefiʿ ve vukūʿu muhtemel olan hadse-i mülkiyye zâyil ü mürtefiʿ oldu.",
          "caption": "Havâdis-i İran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_491.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i İran",
          "text": "Şems-i tâbân-ı Nübüvvet, meşrık-ı meşiyyetden nûr-pâş-ı zulmet-i cehâlet olduğu hîn-i mülûk-i etrâfa daʿveti mutazammın menâşîr ve süferâ taʿyîn ve o hilâlde fermân-fermây-ı İran-zemîn olan melik-i dâll, da‘vet-i Hakk'a imtisâl etmediğinden mezzekallâhu mülkehüm tevbîhi ile mazhar-ı eşedd-i nekâl olup, o zemândan bu âna gelince Devlet-i İrâniyân gayr-i müstekarr ve eyyâm-ı kalîlede [Ü4 12b] intikālât-ı mülkiyye ile ser-i felâket-zedelerine isâbet eden seng-lâh-ı kazâ mazbût-ı defâtir-i erbâb-ı me'âsir olup, bu sebeb-i kavî ile şevket-i Kisreviyye'leri zâyil ü mürtefiʿ ve silsile-i nesebleri munsarım u münkatıʿ olmağla, devletleri eyâdî-yi mütegallibe ve bî-gâneye giriftâr ve memleketleri tâlân-ger-i müteşahhısân-ı rüzgâr ve bâ-husûs kureybü'l-ʿahdde Nâdir Şâh rebîblerinden Ağa Mehmed Hân teferrüd ve bir zemân hulüvv-i meydân sebebi ile izhâr-ı tecellüd edüp, anın dahi az vakit içinde câme-i ʿömrü köhne ve mînâ-serây-ı devleti müte'essir-i seng-sâr-ı rahne olup, Baba Hân müsâʿade-i [Ü3 88a] zemân ile bu hılâlde mâlik-i zimâm-ı İrâniyân olup, zabt-ı memâlik zımnında tek u pû ve hânân-ı ʿAcem'in ekserîsi tarafına inkıyâd u ser-fürû eylediği hâlde Şâhruh neslinden Zemân Hân nâm bir merd-i dilîr şöhret-gîr ve mülk-i Horâsân'ın ekser mahallerini teshîr eylediğine binâ'en, Baba Hân nâ-çâr asker-i cerrâr ile Horâsân cânibine ʿâzim ve hasmının kesr-i sevretine câzim olduğundan başka, Azerbaycân taraflarında râyiha-i hılâf-ı şemm eylediği hânları dahi istîsâl dâʿiyesiyle, oğlu ʿAbbâs-kulı Hân ile serdârı olan Süleymân Hân'ı on beş bin leşker-i sürh-ser irsâl edüp, müteneffisân-ı İrâniyân'dan sâbıkā Hoy Hânı olup, Bâyezîd'e altı sâʿat mesâfede vâkiʿ olan Mâkû Kalʿası'nda el-yevm mütehassın olan Caʿfer-kulı Hân bu tedârükün kendüye teʿalluku olduğunu idrâk ile müsteşʿir ü hirâsân olmağla, tarafına müncezib olan kabâyili beyne'l-ʿaşâyir kesret ile şöhret veren Haydarânlı ʿAşîreti'ne koşup, Bâyezîd yaylaklarına tesyîr ve mukābeleden ʿaczini fehm ile mütevessil-i dâmen-i Şehriyâr-ı kişver-gîr olup, âbâ vü ecdâdından [Ü4 13a] intikāl eden emlâkini Baba Hân yedinden intizâʿ u ifrâz yâhûd Memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'de ikāmetiyçün bir mahall tahsîs olunmasını niyâz zımnında hâlâ Erzurum Vâlîsi Vezîr Battâl Hüseyin Paşa'ya Fârisiyyü'l-\nʿibâre bir kıtʿa mektûb tenmîk ve Bâyezîd Mutasarrıfı Mahmûd Paşa dahi vesâtat-ı cevâsîs ile keyfiyyet-i mezkûreyi tahkīk eyleyüp, sâlifü'z-zikr ʿaşâyir, Bâyezîd Sancağı'nda vâkiʿ kurâ ve mezâriʿa itâle-i dest-i gadr ve nehb ü gârât misillü harekâta cesâret ile fukarâ ve zîr-i destânı mübtelây-ı iʿtisâf u cevr eylediklerini ve bu bâbda ne vechile hareket lâzım ve Caʿfer-kulı Hân'a ne zemînde mektûb yazılmak mühimm olduğunu müşârun ve mûmâ ileyh [Ü3 88b] hâk-i adâlet-masîre arz etmeleriyle, İrâniyân ile rişte-bend-i istihkâm olan şurût-ı musâlahanın vâreste-i halel ü infisâm olması, matlûb-ı Hudâvend-i Dârâ-gulâm olduğuna binâ'en, hılâf-ı şurût-ı mühâdene ednâ vazʿ u hareket vukūʿundan tevakkī olunmak sûretinde Vezîr Battâl Paşa tarafına Kāyim-makām Paşa hazretleri tarafından kāyime tahrîr ve Bâyezîd Mutasarrıfı ve sâbıkā Hoy Hânı'nın gönderdikleri mektûblarına müşârun ileyh tarafından cevâb yazılmak ihtâr u tezkîr olunup, irâde-i devlet üzere gāyile-i mezkûre mündefiʿ ve vukūʿu muhtemel olan hadse-i mülkiyye zâyil ü mürtefiʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhimânın Mısır vakʿasında zuhûr eden cübn ü tekâsülleri ve baʿdehû me'mûr oldukları mahalle îrâd-ı ʿözr-i bârid ile ʿadem-i ʿazîmetleri te'dîblerini îcâb ü iktizâ eylediğine binâ'en, ber-minvâl-i muharrer tûğ ve sancakları refʿ ve Vezâret kayıdları terkīn ü ilgā olunup, Ordu-yi hümâyûn vüzerây-ı ʿizâmdan [Ü4 13b] hâlî ve kaviyyü'l-iktidâr birkaç Vezîr'in celbi matlûb-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî olduğundan gayri, Ordu-yi hümâyûn'dan istiskāl ve mansıblarına ʿazîmetleriyçün ısdâr-ı misâl olunan Vezîr Hüseyin Paşa ve İsmâʿîl Paşa tebeʿât-ı sâbıkalarını tezekkür ile gâh tekaddüm ve gâh te'ahhur üzere Rûm'a çekilüp gelmek âvâzelerini işâʿa ve tahdîş-i sâmiʿa etmeleriyle, mukābelelerinde ihtiyâtan bir Vezîr-i dilîrin vücûdu lâzım gelüp, mukaddemâ Vezâret'i refʿiyle Divrigi'de mukīm olan Köse Mustafa Paşa sâhib-i şöhret ü miknet olduğuna binâ'en, menşûr-ı Vezâret'i tecdîd ve Eyâlet-i Sivas tevcîhiyle bâzû-yı iktidârı tesdîd olunup, zâhirde iki bin piyâde ve bin nefer süvâriyle Ordu-yi hümâyûn'a [Ü3 89a] ve bâtında müşârun ileyhimânın tavr u hareketlerine nazar ve şuyûʿ bulduğu vech üzere reftâr-ı bâgıyâneleri mukarrer olduğu hâlde güzergâhlarını sedd ve sell-i\nşemşîr-i edeb ü hadd etmek me'mûriyyeti sırran tarafına işʿâr ve mütebassırâne hareket eylemesi ifâde vü tezkâr olundu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Receb Paşa ve Nasûh Paşa ve ibkāy-ı Vezâret-i Köse Mustafa Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_492.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Receb Paşa ve Nasûh Paşa ve ibkāy-ı Vezâret-i Köse Mustafa Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhimânın Mısır vakʿasında zuhûr eden cübn ü tekâsülleri ve baʿdehû me'mûr oldukları mahalle îrâd-ı ʿözr-i bârid ile ʿadem-i ʿazîmetleri te'dîblerini îcâb ü iktizâ eylediğine binâ'en, ber-minvâl-i muharrer tûğ ve sancakları refʿ ve Vezâret kayıdları terkīn ü ilgā olunup, Ordu-yi hümâyûn vüzerây-ı ʿizâmdan [Ü4 13b] hâlî ve kaviyyü'l-iktidâr birkaç Vezîr'in celbi matlûb-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî olduğundan gayri, Ordu-yi hümâyûn'dan istiskāl ve mansıblarına ʿazîmetleriyçün ısdâr-ı misâl olunan Vezîr Hüseyin Paşa ve İsmâʿîl Paşa tebeʿât-ı sâbıkalarını tezekkür ile gâh tekaddüm ve gâh te'ahhur üzere Rûm'a çekilüp gelmek âvâzelerini işâʿa ve tahdîş-i sâmiʿa etmeleriyle, mukābelelerinde ihtiyâtan bir Vezîr-i dilîrin vücûdu lâzım gelüp, mukaddemâ Vezâret'i refʿiyle Divrigi'de mukīm olan Köse Mustafa Paşa sâhib-i şöhret ü miknet olduğuna binâ'en, menşûr-ı Vezâret'i tecdîd ve Eyâlet-i Sivas tevcîhiyle bâzû-yı iktidârı tesdîd olunup, zâhirde iki bin piyâde ve bin nefer süvâriyle Ordu-yi hümâyûn'a [Ü3 89a] ve bâtında müşârun ileyhimânın tavr u hareketlerine nazar ve şuyûʿ bulduğu vech üzere reftâr-ı bâgıyâneleri mukarrer olduğu hâlde güzergâhlarını sedd ve sell-i\nşemşîr-i edeb ü hadd etmek me'mûriyyeti sırran tarafına işʿâr ve mütebassırâne hareket eylemesi ifâde vü tezkâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāsım Paşa ittisâlinde vâkiʿ \"Kulaksız\" nâm mahalde şehr-i Rebîʿulâhır'ın ikinci sebt gicesi sâʿat dörtde iken ihrâk zuhûr edüp, üç sâʿat kadar zâtü'd-dırâm-ı nâr, ihrâk-ı dekâkîn ü diyâr eyledikden sonra, fazl-ı Bârî'yle muntafî ve kulûb-ı nâsa ʿârız olan kalak u iztırâb müntefî oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_493.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Kāsım Paşa ittisâlinde vâkiʿ \"Kulaksız\" nâm mahalde şehr-i Rebîʿulâhır'ın ikinci sebt gicesi sâʿat dörtde iken ihrâk zuhûr edüp, üç sâʿat kadar zâtü'd-dırâm-ı nâr, ihrâk-ı dekâkîn ü diyâr eyledikden sonra, fazl-ı Bârî'yle muntafî ve kulûb-ı nâsa ʿârız olan kalak u iztırâb müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Altmış Dört Cemâʿati'nden Galata'da kahvecilik hirfetinde olan \"Deli ʿAlî\" nâm kimesne galebe-i ahlât-ı sevdâviyye ile baʿzı nâ-bercâ harekete ictirâ eylediğinden, mukaddemâ birkaç defʿa Dâru'ş-şifâ'ya vazʿ u ilkā olunmuşidi. Birer takrîb tahlîs-ı girîbân ve bu defʿa tâbiʿ nâmıyla [Ü4 14a] hidmetinde dâmen-der-meyân olan bir âdemi katl eylediği, mesâmiʿ-i evliyây-ı devlete resîde, tûmâr-ı ʿömrü kısâsan never-dîde kılınmak irâdesine mebnî ihzârına zâbitler taʿyîn ve gâh kalyonculuk ve gâh yeniçerilik iddiʿâsında olup, tarafeyn zâbitlerine ʿadem-i itâʿatle izhâr-ı kîn eylediğinden başka, kahvesine tehassun ve birkaç tüfeng ve vâfir barut cemʿiyle müceddeden tecennün edüp, sühûletle indifâʿı matlûb olduğundan, bir semte ʿazîmeti telmîh olunmuşidi. Bu ruhsat zevâl-i vücûduna ʿillet olacağını iʿtikād ile firâr ve gaybetden ihtirâz ve kemâ-kân zirve-i bağy ü şikākda pervâz eyleyüp, bilâhare sebîli küşâd ve rişte-i ʿömrü vakt-i merhûnuna imtidâd olunmuşidi. Kayd-ı hasrdan vâreste olduğu gibi bilâ-sebeb bir şahsı dahi katl ile tekrâr kahvesine tehassun eylediği ihbâr ve bi-eyyi-hâl [Ü3 89b] ahz u istîsâliyçün lâzım gelenlere emr-i ʿâlî ısdâr olunup, kahvesi muhâsara ve şakī-yi merkūm birkaç sâʿat tüfeng ve sâyir esliha ile müşâcere edüp, sühûletle istîsâlinden zâbitân me'yûs olduklarına binâ'en, kahvesi leylen lağım ile ber-hevâ kılınup, tahte'l-cidâr hayyen ve mecrûhan ele geçüp, fi'l-hâl cezâsı tertîb ve misli gayr-i mesbûk bir keyfiyyet-i garîbe olduğundan, cerîde-i vekāyiʿa sebti tasvîb olundu.",
          "caption": "Katl-i Deli ʿAlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_494.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Deli ʿAlî",
          "text": "Altmış Dört Cemâʿati'nden Galata'da kahvecilik hirfetinde olan \"Deli ʿAlî\" nâm kimesne galebe-i ahlât-ı sevdâviyye ile baʿzı nâ-bercâ harekete ictirâ eylediğinden, mukaddemâ birkaç defʿa Dâru'ş-şifâ'ya vazʿ u ilkā olunmuşidi. Birer takrîb tahlîs-ı girîbân ve bu defʿa tâbiʿ nâmıyla [Ü4 14a] hidmetinde dâmen-der-meyân olan bir âdemi katl eylediği, mesâmiʿ-i evliyây-ı devlete resîde, tûmâr-ı ʿömrü kısâsan never-dîde kılınmak irâdesine mebnî ihzârına zâbitler taʿyîn ve gâh kalyonculuk ve gâh yeniçerilik iddiʿâsında olup, tarafeyn zâbitlerine ʿadem-i itâʿatle izhâr-ı kîn eylediğinden başka, kahvesine tehassun ve birkaç tüfeng ve vâfir barut cemʿiyle müceddeden tecennün edüp, sühûletle indifâʿı matlûb olduğundan, bir semte ʿazîmeti telmîh olunmuşidi. Bu ruhsat zevâl-i vücûduna ʿillet olacağını iʿtikād ile firâr ve gaybetden ihtirâz ve kemâ-kân zirve-i bağy ü şikākda pervâz eyleyüp, bilâhare sebîli küşâd ve rişte-i ʿömrü vakt-i merhûnuna imtidâd olunmuşidi. Kayd-ı hasrdan vâreste olduğu gibi bilâ-sebeb bir şahsı dahi katl ile tekrâr kahvesine tehassun eylediği ihbâr ve bi-eyyi-hâl [Ü3 89b] ahz u istîsâliyçün lâzım gelenlere emr-i ʿâlî ısdâr olunup, kahvesi muhâsara ve şakī-yi merkūm birkaç sâʿat tüfeng ve sâyir esliha ile müşâcere edüp, sühûletle istîsâlinden zâbitân me'yûs olduklarına binâ'en, kahvesi leylen lağım ile ber-hevâ kılınup, tahte'l-cidâr hayyen ve mecrûhan ele geçüp, fi'l-hâl cezâsı tertîb ve misli gayr-i mesbûk bir keyfiyyet-i garîbe olduğundan, cerîde-i vekāyiʿa sebti tasvîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cidde Vâlîsi ve Medîne-i münevvere Muhâfızı olan Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa kāfile-i hâcc ʿavdeti hılâlinde münharifü'l-mizâc ve işbu Muharrem evâsıtında [mısra]: Li-külli'mri'in yevmen mine'd-dehri masraʿu mefhûmu üzere sehm-i nâgeh-res-i ecele âmâc olduğu haberi, neccâb vâsıtasıyla Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve Sadrıaʿzam hazretleri tarafından maʿrûz-ı ʿatebe-i Şehriyâr-ı kesîrü'l-mehâmid oldu. [Ü4 14b]",
          "caption": "Fevt-i Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_495.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa",
          "text": "Cidde Vâlîsi ve Medîne-i münevvere Muhâfızı olan Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa kāfile-i hâcc ʿavdeti hılâlinde münharifü'l-mizâc ve işbu Muharrem evâsıtında [mısra]: Li-külli'mri'in yevmen mine'd-dehri masraʿu mefhûmu üzere sehm-i nâgeh-res-i ecele âmâc olduğu haberi, neccâb vâsıtasıyla Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve Sadrıaʿzam hazretleri tarafından maʿrûz-ı ʿatebe-i Şehriyâr-ı kesîrü'l-mehâmid oldu. [Ü4 14b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh seksan üç senesinde Kapudâne bulunan Yûsuf Bey'in ʿabd-i halka-be-gûşu ve ʿitk-ı rakabe ʿakabinde sefînesinde çavuşu olup, o târîhde Patrona bulunan Cezâyirli Hasan Paşa ile ülfet ve ʿakd-i şeriket ve bi'n-nefs Özi ve Tuna havâlîlerine âmed-şüd ile tevsîk-peyvend-i ticâret edüp, kevkeb-i bahtı tâbân ve necm-i tâliʿi fürûzân olmak cihetiyle kârında ziyân ve beyʿ ü şirâsında noksân bulmayup, giderek sermâyesi müzdâd ve ribh-i ticâretden hâsıl olan nukūdu mütefâvit-i râdde-i aʿdâd olup, Cezâyirli nâyil-i Rütbe-i Vezâret oldukda, sebk-ı tecribe sebebi ile müşârun ileyhi Hazînedâr ve bir müddetden sonra Kapu Kethudâlığı'yla nâmdâr etmişidi. Makʿad-ı sıdka hırâmân olan Hudâvendigâr-ı sâbık, Cezâyirli gaybetinde biniş tarîkıyla Levend Çiftliği'ne esb-i ʿazîmeti sâyik olup, hengâm-ı ʿavdetlerinde [Ü3 90a] mahdûmu tarafından olarak müşârun ileyh gāyib ü hâzıra hedâyây-ı vâfire ve tuhaf-ı nâdire ʿarz u takdîm ve bu hidmet tabʿ-ı Mülûkâne'ye muvâfık gelüp, hakkında ʿâtıfet ü teveccüh-i Şâhâne taʿmîm olunmuşidi. Cezâyirli Hasan Paşa Âsitâne'ye vürûdunda takdîm olunan hedâyâyı istiksâr ve müşârun ileyhi gûfte-i mikraʿa-i tevbîh u âzâr edüp, bu vazʿ-ı gayr-i meʾmûlden müsteşʿir ve bu behâne ile izhâk-ı rûhuna mübâşir olacağını mukarrebân-ı Saltanat'a beyân ve refʿ-i ʿakīre-i feryâd ü figān etmekle, keyfiyyet sûret-i uhrâda huzûra ʿarz u takrîr ve Sadr-ı vakt bulunan Şâhîn ʿAli Paşa o günkü gün Sâhil-serây-ı\nBeşiktaş'a keyfe-me'ttefeka gelmiş bulunmağla, müşârun ileyhi Cezâyirli'nin ser-pençe-i işkencesinden tahlîs fikriyle Rikâb hidmetlerinin birinde istihdamı zebân-güzâr-ı Hıdîv-i rûzgâr oldukda: [Ü4 15a] “Azl ü nasb-ı gayr-i mûcib ile havâtır-ı erkânı tenfîr, sû'-i tedbîr kabîlindendir\" deyü verdiği cevâb-ı hatîr tabʿ-ı Mülûkâne'yi tagyîr edüp, bilâ-mukābele sükût ile mu'âmele olunup, Sadr-ı müşârun ileyhin ʿavdetinde: “Yûsuf Ağa'ya Vezâret'le Mora Eyâleti'ni verdim. Şimdi getürdüp hilʿatini ilbâs eyleyesin” deyü hatt-ı katʿiyyü'l-medlûl Baltacılar Kethudâsı vesâtatiyle vasat-ı bahrda yed-i Sadr-ı vakūra vusûl bulup, velhân u hayrân serâyına şitâbân olup, fi'l-hâl müşârun ileyh ihzâr ve yevm-i mezkûr -ki bin yüz doksan [dokuz] senesi Şevvâl'inin on ikinci günü idi- bâ-Rütbe-i Vezâret Mora Eyâleti'yle des[t]-nevâzende-i kadr ü iʿtibâr kılınup, Mora'ya ʿazîmet ve birkaç mâh idâre-i memleket etmişidi. Sadr-ı vakt bulunan ʿAli Paşa ru’yet-i umûr-ı devletde râcil ve bâ-husûs sanʿat-ı kırâ'at ü kitâbetde kara câhil olduğundan, beyne'l-Emîr ve'l-Vezîr istitârı [Ü3 90b] vâcib olan serâyir, muzga-i efvâh-ı sagîr ü kebîr ve ʿazli savâb-dîd-i müşîr ü müsteşîr olup, nazm:\n\nİnne's-saʿâdete şey'ün leyse yüdrikuhâ\nKavmün mine'n-nâsi illâ bi'l-mekādîr\nMemnûʿatün ʿan-ünâsin tâlibîne le-hâ\nVe kad tükādü ilâ nâsin bi-teysîr\n\nme'âlinden rû-pûş-i gaflet olan Sadr-ı müşârun ileyh Vezâret'e lâyık görmediği kimse havl ü kuvvet-i Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâk ile bin iki yüz senesi Rebîʿulâhır'ının yirmi dördüncü Pençşenbih günü hem-tâk-ı felek-i nüh-tıbâk olan Sadr-ı devlete takrîb olunup, kezâlik [nazm]:\n\"Devlet ne be-iktisâb-ı ʿilm ü hüner est Vâbeste be-ahkâm-ı kazâ vü kader est\" me'âlinden zâhil ve ʿatıyye-i Hakk'da kābiliyyet şart olmadığından gāfil Müfti'l-vakt ve Re'îsülküttâb Seyyid Feyzullah Efendi ittihâd ve nâ-azmûdegî-yi hâl [Ü4 15b] ve ʿillet-i hudûs-i ikbâl ile Sadâret'e ʿadem-i istîhâlini îrâd eylediklerini hılâl-i râhda istimâʿ ve Sadr-nişîn-i sürâdikāt-i iclâl olduğu gibi, ikisini birden ʿazl ve vatanlarından ibʿâd ü izmâʿ edüp, bu sebeble kibâr u sigār savletinden hâyif ve umûr-ı devlete keyfe-mâ-yeşâʿ mütevellî vü mutasarrıf olmuşidi. Merkezinde ʿale'd-devâm kıyâm ve iktisâb-ı şeref ve tahsîl-i merâm içün pûşîde-encâm olan ceng u hisâm kapuların açmağa ihtimâm edüp, Müfti'l-enâm bulunan zât dahi Sadr-nişîn-i Fetvâ olmazdan mukaddem temyîz-i üserâ mâddesinde medhûl ve beyne'n-nâs hidmeti gayr-i makbûl olup, isnâdât-ı nâsı defʿ irâdesiyle semt-i mümâşâtı ihtiyâr ve bu bâbda müşârun ileyhe hevâdâr olduğundan gayri, Feyzî Süleymân Efendi -ki o vakit ʿuzamây-ı ricâlden maʿdûd idi-: \"Bu sefer on bin kîse ile hıtâm bulmak mukarrerdir. Ve Moskovlu'nun müttehidi olan Nemçelü ihtiyâr-ı külfet-i ceng etmeyeceği ems-i dâbirden ezhardır\" deyü [Ü3 91a] Sadr-ı müşârun ileyhe ilkāy-ı hâdise vü vesvâs ve bu mülâbese ile hıdmet-i Riyâset'i ihtilâs edüp, müsteşrifân-ı hâl ü keyfiyyet olan hayr-hâhân-ı devlet \"Lâ-tetemennev likā'e'l-ʿadüvv\" mefhûmuna nazaran bu re'y-i beyyinü'l-butlânı tehcîn ü tezyîf ve esbâb-ı ceng mükemmel olmadığı muʿayyen ve düşmen bir iken iki olacağı emr-i müteyakkın olmağla, şimdilik düşmene müdârâ ile vakt-i istikmâl-i esbâba cengi tevkīf, devlete min-külli'l-vücûh hayırlu olduğunu taʿrîf etmişler iken müfîd olmayup, bu re'ye tâbiʿ olanlar mehân ve cengi istihsân edenler menâsıb ve iltifât ile kâm-rân olmuşlar idi. Mukaddemâ sefer ne netîce verdiği maʿlûm ve zaʿf-ı re'y ve noksâniyyet-i ʿakl ne âfetler tevlîd eylediği [Ü4 16a] sahâyif-i havâtırda mersûm olup, sâl-i mezkûr Receb'inin yirmi altıncı günü Sadâret'den min-gayr-i\nmüsâderetin ʿazl olunup, beyne'n-nâs mehâbet-i zâtiyye ve kuvvet-i mâliyye ile müştehir olduğundan, umûr-ı seferiyyede istihdâmı münâsib görülüp, Vidin Serʿaskerliği'yle kadr ü şânı muhâfaza vü vikāyet ve o hılâlde Sivas ve baʿdehû Karaman eyâletleriyle müşârun ileyhe iʿânet ve iki yüz beş Safer'inde Köstendil Sancağı'yla tahkīr ve iki yüz beş Rebîʿulevvel'inde Bosna Eyâleti'yle tevkīr olunup, mebde'-i âheng-i ceng olmak hasebiyle “Dâğ-est-i hemân çâre-i dâğî ki köhn şod. Hem-nakş-ı kadem mahv-kuned nakş-ı kadem-râ\" mefhûmuna riʿâyeten maslahat-ı âştî vü sitîz ʿuhdesine ihâle olunmak tecvîz-kerde-i erbâb-ı temyîz olup, Köstendil'den hareket ile Bosna Yeni-bâzâr'ına vusûlünde, tekrâr mühr-i hümâyûn ile karîrü'l-ʿayn ve ʿunvân-ı Serdâr-ı ekremî ile me'mûr-ı muhârebe-i hasmeyn oldu. İki yüz altıda terk-i mükâfeha ve ʿakd-i musâlaha ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve sâl-i mezkûr Ramazân'ının [Ü3 91b] on birinci günü Sadr-ı devletden müfârakat edüp, ʿizz u vekār ile Anapa Serʿaskerliği ve Trabzon Eyâleti ʿuhdesine tefvîz olunup, cânib-i mezbûra şitâb ve iki yüz yedi senesi Cumâdelûlâsı'nın on sekizinci günü Cidde mansıbı ve Medîne-i münevvere muhâfazasıyla ʿizz ü şeref iktisâb edüp, yedi sene o makām-ı vâcibü'l-ihtirâmda hıdmet-i reft-rûbî-yi Ravza-i Seyyidü'l-enâm ʿaleyhi efdalü's-salâti ve's-selâm ile iştigāl ve târîh-i mezkûrda dâr-ı fenâdan dâr-ı bekāya irtihâl eyledi.\nMüteveffây-ı müşârun ileyh mehîb ü vakūr ve müşekkel ü gayûr, Beytülmâl-i Müslimîn'i itlâf ü izâʿadan [Ü4 16b] mücânib ve ihâta-i idrâki kadr-ı nâmûs-ı Saltanat'ın hıfzına müvâzıb olduğundan gayri, menhiyyâtdan keşîde-pâ ve icrây-ı vâcibât-ı dîniyye ile rızâ-cûy-ı Hudâ olup, eyyâm-ı mesâffda metîn ve celâdetde mânend-i şîr-i ʿarîn ve cûd ü sehâda muʿtedil ve gıll ü gışşdan pâk-dil bir Vezîr-i dilîr idi. Ancak berrânîden gelme Vezîr\nolduğundan, rüsûm-ı devletden bî-haber ve ricâl-i devlete sû'-i zannı olduğundan, akvâl-i esâfil-i etbâ'ı 'indinde muʿteber olup, çok kerre ittifâk ile karâr bulmuş maslahat-ı devleti dâyiresinden ednâ bir kimse gelüp, hanzalistân re'yiyle telh ve o mâddeyi ibtâl ü fesh edüp, bu sûretle etbâʿına mağlûb ve nâsa hüsn-i zann etmekle maʿyûb idi, “Ve eyyü'n-nâsi leyse lehû 'uyûb”.\n\n Penâh Süleymân Efendi müşârun ileyhin Sadâret-i ûlâsında bu fenâ-gehden rıhlet edüp, mutasarrıf olduğu Anadolu Muhâsebesi münhall olmuşidi. Kapucu-başıların muʿteberlerinden biri o günkü gün keyfe-me'ttefeka müşârun ileyhin ziyâretine varup: “Penâh Efendi vefât edüp, mansıbı olan Anadolu Muhâsebeciğili mahlûldur. [Ü3 92a] İsterseniz size tevcîh edeyim\" dediği meşhûr u mütevâtir ve resm-i devletden bî-haber olduğu zâhirdir. Ancak “Ve fi'l-havâdisi ve'l-eyyâmi tecrîbü” mefhûmu üzere giderek dekāyık-ı devlete tahsîl-i vukūf edüp, şân-ı devleti muhâfaza ve nev-be-nev Devlet-i ebed-müddet'e hidmet etmeği mülâhazadan hâlî değil idi. Sâhib-i terceme ile mahdûmu Zuhalî ve kevkeb-i bahtları dâyimâ müstaʿlî bulunup, baʿzan sukūt u vebâl sebebleriyle kendülerine idbâr u inhitât târî olsa bile, fi'l-hâl nuhûsetleri saʿda münkalib ve necm-i râciʿ-i ikbâlleri [Ü4 17a] istikāmeti müstevcib olup, bu 'illetle aʿdâları çok kerre intihâz-ı fursatla vücûdlarına îsâl-ı mazarrat kaydında oldular ise dahi, min-külli'l-cihât mekr u keydlerinden masûn ve biri hâmil-i mühr olduğu hâlde ve dîgeri böyle bir makām-ı mübârekde zâyik-ı şerbet-i sekret-i reybü'l-menûn oldu.\n\n Müşârun ileyh Muhâdiye Cengi'nde Nemçe taburunu şikest ve İmperator'un sît-i debdebesin pest ve devleteyn-i müttefikayn ile ʿakd-i musâlaha ve tavâyif-i ecnâd ve reʿâyây-ı zaʿîfü'l-iyâda teʿalluk eden zahmet ü meşakkat-i seferiyyeyi izâha edüp, Medîne-i münevvere'de yedi sene emr-i muhâfazada vech-i murzî üzere kıyâm ve Yenbûʿ Vakʿası'nda bezl-i cehd-i tâm ile o erâzî-yi mukaddeseyi mahrûs-i zarar-ı aʿdây-ı li’âm eylediğinden fazla, celb-i zehâyir ve emniyyet-i turuk u meʿâbir mekāsıdıyla diyâr-ı Necid'e müstevlî olan\nVehhâbiyân ile kerem-i ülfet ve pey-der-pey celb-i erzâk ile sükkân-ı Tîbe-i tayyibe'yi vâreste-i zîk-ı maʿîşet ve şiddet-i siyâsetle etrâf-ı şehirde olan lusûs-ı Aʿrâb'ı terhîb ve dâhilde olan bî-edebânı teʾdîb ile ehâlîyi gunûde-i pister-i râhat u huzûr ve şahs-ı vâhid bir merhale mahalle münferiden gidüp gelmek ancak vaktinde vâkiʿ olduğu meşhûr ve bâğ-zâr-ı cihânda meyve-i merâmı kemâle yetmiş muʿammerînden idüği gayr-i mestûrdur; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_496.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh seksan üç senesinde Kapudâne bulunan Yûsuf Bey'in ʿabd-i halka-be-gûşu ve ʿitk-ı rakabe ʿakabinde sefînesinde çavuşu olup, o târîhde Patrona bulunan Cezâyirli Hasan Paşa ile ülfet ve ʿakd-i şeriket ve bi'n-nefs Özi ve Tuna havâlîlerine âmed-şüd ile tevsîk-peyvend-i ticâret edüp, kevkeb-i bahtı tâbân ve necm-i tâliʿi fürûzân olmak cihetiyle kârında ziyân ve beyʿ ü şirâsında noksân bulmayup, giderek sermâyesi müzdâd ve ribh-i ticâretden hâsıl olan nukūdu mütefâvit-i râdde-i aʿdâd olup, Cezâyirli nâyil-i Rütbe-i Vezâret oldukda, sebk-ı tecribe sebebi ile müşârun ileyhi Hazînedâr ve bir müddetden sonra Kapu Kethudâlığı'yla nâmdâr etmişidi. Makʿad-ı sıdka hırâmân olan Hudâvendigâr-ı sâbık, Cezâyirli gaybetinde biniş tarîkıyla Levend Çiftliği'ne esb-i ʿazîmeti sâyik olup, hengâm-ı ʿavdetlerinde [Ü3 90a] mahdûmu tarafından olarak müşârun ileyh gāyib ü hâzıra hedâyây-ı vâfire ve tuhaf-ı nâdire ʿarz u takdîm ve bu hidmet tabʿ-ı Mülûkâne'ye muvâfık gelüp, hakkında ʿâtıfet ü teveccüh-i Şâhâne taʿmîm olunmuşidi. Cezâyirli Hasan Paşa Âsitâne'ye vürûdunda takdîm olunan hedâyâyı istiksâr ve müşârun ileyhi gûfte-i mikraʿa-i tevbîh u âzâr edüp, bu vazʿ-ı gayr-i meʾmûlden müsteşʿir ve bu behâne ile izhâk-ı rûhuna mübâşir olacağını mukarrebân-ı Saltanat'a beyân ve refʿ-i ʿakīre-i feryâd ü figān etmekle, keyfiyyet sûret-i uhrâda huzûra ʿarz u takrîr ve Sadr-ı vakt bulunan Şâhîn ʿAli Paşa o günkü gün Sâhil-serây-ı\nBeşiktaş'a keyfe-me'ttefeka gelmiş bulunmağla, müşârun ileyhi Cezâyirli'nin ser-pençe-i işkencesinden tahlîs fikriyle Rikâb hidmetlerinin birinde istihdamı zebân-güzâr-ı Hıdîv-i rûzgâr oldukda: [Ü4 15a] “Azl ü nasb-ı gayr-i mûcib ile havâtır-ı erkânı tenfîr, sû'-i tedbîr kabîlindendir\" deyü verdiği cevâb-ı hatîr tabʿ-ı Mülûkâne'yi tagyîr edüp, bilâ-mukābele sükût ile mu'âmele olunup, Sadr-ı müşârun ileyhin ʿavdetinde: “Yûsuf Ağa'ya Vezâret'le Mora Eyâleti'ni verdim. Şimdi getürdüp hilʿatini ilbâs eyleyesin” deyü hatt-ı katʿiyyü'l-medlûl Baltacılar Kethudâsı vesâtatiyle vasat-ı bahrda yed-i Sadr-ı vakūra vusûl bulup, velhân u hayrân serâyına şitâbân olup, fi'l-hâl müşârun ileyh ihzâr ve yevm-i mezkûr -ki bin yüz doksan [dokuz] senesi Şevvâl'inin on ikinci günü idi- bâ-Rütbe-i Vezâret Mora Eyâleti'yle des[t]-nevâzende-i kadr ü iʿtibâr kılınup, Mora'ya ʿazîmet ve birkaç mâh idâre-i memleket etmişidi. Sadr-ı vakt bulunan ʿAli Paşa ru’yet-i umûr-ı devletde râcil ve bâ-husûs sanʿat-ı kırâ'at ü kitâbetde kara câhil olduğundan, beyne'l-Emîr ve'l-Vezîr istitârı [Ü3 90b] vâcib olan serâyir, muzga-i efvâh-ı sagîr ü kebîr ve ʿazli savâb-dîd-i müşîr ü müsteşîr olup, nazm:\n\nİnne's-saʿâdete şey'ün leyse yüdrikuhâ\nKavmün mine'n-nâsi illâ bi'l-mekādîr\nMemnûʿatün ʿan-ünâsin tâlibîne le-hâ\nVe kad tükādü ilâ nâsin bi-teysîr\n\nme'âlinden rû-pûş-i gaflet olan Sadr-ı müşârun ileyh Vezâret'e lâyık görmediği kimse havl ü kuvvet-i Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâk ile bin iki yüz senesi Rebîʿulâhır'ının yirmi dördüncü Pençşenbih günü hem-tâk-ı felek-i nüh-tıbâk olan Sadr-ı devlete takrîb olunup, kezâlik [nazm]:\n\"Devlet ne be-iktisâb-ı ʿilm ü hüner est Vâbeste be-ahkâm-ı kazâ vü kader est\" me'âlinden zâhil ve ʿatıyye-i Hakk'da kābiliyyet şart olmadığından gāfil Müfti'l-vakt ve Re'îsülküttâb Seyyid Feyzullah Efendi ittihâd ve nâ-azmûdegî-yi hâl [Ü4 15b] ve ʿillet-i hudûs-i ikbâl ile Sadâret'e ʿadem-i istîhâlini îrâd eylediklerini hılâl-i râhda istimâʿ ve Sadr-nişîn-i sürâdikāt-i iclâl olduğu gibi, ikisini birden ʿazl ve vatanlarından ibʿâd ü izmâʿ edüp, bu sebeble kibâr u sigār savletinden hâyif ve umûr-ı devlete keyfe-mâ-yeşâʿ mütevellî vü mutasarrıf olmuşidi. Merkezinde ʿale'd-devâm kıyâm ve iktisâb-ı şeref ve tahsîl-i merâm içün pûşîde-encâm olan ceng u hisâm kapuların açmağa ihtimâm edüp, Müfti'l-enâm bulunan zât dahi Sadr-nişîn-i Fetvâ olmazdan mukaddem temyîz-i üserâ mâddesinde medhûl ve beyne'n-nâs hidmeti gayr-i makbûl olup, isnâdât-ı nâsı defʿ irâdesiyle semt-i mümâşâtı ihtiyâr ve bu bâbda müşârun ileyhe hevâdâr olduğundan gayri, Feyzî Süleymân Efendi -ki o vakit ʿuzamây-ı ricâlden maʿdûd idi-: \"Bu sefer on bin kîse ile hıtâm bulmak mukarrerdir. Ve Moskovlu'nun müttehidi olan Nemçelü ihtiyâr-ı külfet-i ceng etmeyeceği ems-i dâbirden ezhardır\" deyü [Ü3 91a] Sadr-ı müşârun ileyhe ilkāy-ı hâdise vü vesvâs ve bu mülâbese ile hıdmet-i Riyâset'i ihtilâs edüp, müsteşrifân-ı hâl ü keyfiyyet olan hayr-hâhân-ı devlet \"Lâ-tetemennev likā'e'l-ʿadüvv\" mefhûmuna nazaran bu re'y-i beyyinü'l-butlânı tehcîn ü tezyîf ve esbâb-ı ceng mükemmel olmadığı muʿayyen ve düşmen bir iken iki olacağı emr-i müteyakkın olmağla, şimdilik düşmene müdârâ ile vakt-i istikmâl-i esbâba cengi tevkīf, devlete min-külli'l-vücûh hayırlu olduğunu taʿrîf etmişler iken müfîd olmayup, bu re'ye tâbiʿ olanlar mehân ve cengi istihsân edenler menâsıb ve iltifât ile kâm-rân olmuşlar idi. Mukaddemâ sefer ne netîce verdiği maʿlûm ve zaʿf-ı re'y ve noksâniyyet-i ʿakl ne âfetler tevlîd eylediği [Ü4 16a] sahâyif-i havâtırda mersûm olup, sâl-i mezkûr Receb'inin yirmi altıncı günü Sadâret'den min-gayr-i\nmüsâderetin ʿazl olunup, beyne'n-nâs mehâbet-i zâtiyye ve kuvvet-i mâliyye ile müştehir olduğundan, umûr-ı seferiyyede istihdâmı münâsib görülüp, Vidin Serʿaskerliği'yle kadr ü şânı muhâfaza vü vikāyet ve o hılâlde Sivas ve baʿdehû Karaman eyâletleriyle müşârun ileyhe iʿânet ve iki yüz beş Safer'inde Köstendil Sancağı'yla tahkīr ve iki yüz beş Rebîʿulevvel'inde Bosna Eyâleti'yle tevkīr olunup, mebde'-i âheng-i ceng olmak hasebiyle “Dâğ-est-i hemân çâre-i dâğî ki köhn şod. Hem-nakş-ı kadem mahv-kuned nakş-ı kadem-râ\" mefhûmuna riʿâyeten maslahat-ı âştî vü sitîz ʿuhdesine ihâle olunmak tecvîz-kerde-i erbâb-ı temyîz olup, Köstendil'den hareket ile Bosna Yeni-bâzâr'ına vusûlünde, tekrâr mühr-i hümâyûn ile karîrü'l-ʿayn ve ʿunvân-ı Serdâr-ı ekremî ile me'mûr-ı muhârebe-i hasmeyn oldu. İki yüz altıda terk-i mükâfeha ve ʿakd-i musâlaha ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve sâl-i mezkûr Ramazân'ının [Ü3 91b] on birinci günü Sadr-ı devletden müfârakat edüp, ʿizz u vekār ile Anapa Serʿaskerliği ve Trabzon Eyâleti ʿuhdesine tefvîz olunup, cânib-i mezbûra şitâb ve iki yüz yedi senesi Cumâdelûlâsı'nın on sekizinci günü Cidde mansıbı ve Medîne-i münevvere muhâfazasıyla ʿizz ü şeref iktisâb edüp, yedi sene o makām-ı vâcibü'l-ihtirâmda hıdmet-i reft-rûbî-yi Ravza-i Seyyidü'l-enâm ʿaleyhi efdalü's-salâti ve's-selâm ile iştigāl ve târîh-i mezkûrda dâr-ı fenâdan dâr-ı bekāya irtihâl eyledi.\nMüteveffây-ı müşârun ileyh mehîb ü vakūr ve müşekkel ü gayûr, Beytülmâl-i Müslimîn'i itlâf ü izâʿadan [Ü4 16b] mücânib ve ihâta-i idrâki kadr-ı nâmûs-ı Saltanat'ın hıfzına müvâzıb olduğundan gayri, menhiyyâtdan keşîde-pâ ve icrây-ı vâcibât-ı dîniyye ile rızâ-cûy-ı Hudâ olup, eyyâm-ı mesâffda metîn ve celâdetde mânend-i şîr-i ʿarîn ve cûd ü sehâda muʿtedil ve gıll ü gışşdan pâk-dil bir Vezîr-i dilîr idi. Ancak berrânîden gelme Vezîr\nolduğundan, rüsûm-ı devletden bî-haber ve ricâl-i devlete sû'-i zannı olduğundan, akvâl-i esâfil-i etbâ'ı 'indinde muʿteber olup, çok kerre ittifâk ile karâr bulmuş maslahat-ı devleti dâyiresinden ednâ bir kimse gelüp, hanzalistân re'yiyle telh ve o mâddeyi ibtâl ü fesh edüp, bu sûretle etbâʿına mağlûb ve nâsa hüsn-i zann etmekle maʿyûb idi, “Ve eyyü'n-nâsi leyse lehû 'uyûb”.\n\n Penâh Süleymân Efendi müşârun ileyhin Sadâret-i ûlâsında bu fenâ-gehden rıhlet edüp, mutasarrıf olduğu Anadolu Muhâsebesi münhall olmuşidi. Kapucu-başıların muʿteberlerinden biri o günkü gün keyfe-me'ttefeka müşârun ileyhin ziyâretine varup: “Penâh Efendi vefât edüp, mansıbı olan Anadolu Muhâsebeciğili mahlûldur. [Ü3 92a] İsterseniz size tevcîh edeyim\" dediği meşhûr u mütevâtir ve resm-i devletden bî-haber olduğu zâhirdir. Ancak “Ve fi'l-havâdisi ve'l-eyyâmi tecrîbü” mefhûmu üzere giderek dekāyık-ı devlete tahsîl-i vukūf edüp, şân-ı devleti muhâfaza ve nev-be-nev Devlet-i ebed-müddet'e hidmet etmeği mülâhazadan hâlî değil idi. Sâhib-i terceme ile mahdûmu Zuhalî ve kevkeb-i bahtları dâyimâ müstaʿlî bulunup, baʿzan sukūt u vebâl sebebleriyle kendülerine idbâr u inhitât târî olsa bile, fi'l-hâl nuhûsetleri saʿda münkalib ve necm-i râciʿ-i ikbâlleri [Ü4 17a] istikāmeti müstevcib olup, bu 'illetle aʿdâları çok kerre intihâz-ı fursatla vücûdlarına îsâl-ı mazarrat kaydında oldular ise dahi, min-külli'l-cihât mekr u keydlerinden masûn ve biri hâmil-i mühr olduğu hâlde ve dîgeri böyle bir makām-ı mübârekde zâyik-ı şerbet-i sekret-i reybü'l-menûn oldu.\n\n Müşârun ileyh Muhâdiye Cengi'nde Nemçe taburunu şikest ve İmperator'un sît-i debdebesin pest ve devleteyn-i müttefikayn ile ʿakd-i musâlaha ve tavâyif-i ecnâd ve reʿâyây-ı zaʿîfü'l-iyâda teʿalluk eden zahmet ü meşakkat-i seferiyyeyi izâha edüp, Medîne-i münevvere'de yedi sene emr-i muhâfazada vech-i murzî üzere kıyâm ve Yenbûʿ Vakʿası'nda bezl-i cehd-i tâm ile o erâzî-yi mukaddeseyi mahrûs-i zarar-ı aʿdây-ı li’âm eylediğinden fazla, celb-i zehâyir ve emniyyet-i turuk u meʿâbir mekāsıdıyla diyâr-ı Necid'e müstevlî olan\nVehhâbiyân ile kerem-i ülfet ve pey-der-pey celb-i erzâk ile sükkân-ı Tîbe-i tayyibe'yi vâreste-i zîk-ı maʿîşet ve şiddet-i siyâsetle etrâf-ı şehirde olan lusûs-ı Aʿrâb'ı terhîb ve dâhilde olan bî-edebânı teʾdîb ile ehâlîyi gunûde-i pister-i râhat u huzûr ve şahs-ı vâhid bir merhale mahalle münferiden gidüp gelmek ancak vaktinde vâkiʿ olduğu meşhûr ve bâğ-zâr-ı cihânda meyve-i merâmı kemâle yetmiş muʿammerînden idüği gayr-i mestûrdur; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın yedinci Pençşenbih gicesi sehere karîb iki defʿa hareket-i arz vukūʿ bulup, fazl-ı Hakk ve ʿafv-ı Kādir-i mutlak ile bir kimseye zarar isâbet etmeyüp, bu tenbîh-i İlâhî âgeh-dilân-ı rüzgâra sebeb-i teyakkuz u iʿtibâr ve erbâb-ı lehv ü taraba bâʿis-i inâbet ü istiğfâr oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı zelzele",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_497.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı zelzele",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın yedinci Pençşenbih gicesi sehere karîb iki defʿa hareket-i arz vukūʿ bulup, fazl-ı Hakk ve ʿafv-ı Kādir-i mutlak ile bir kimseye zarar isâbet etmeyüp, bu tenbîh-i İlâhî âgeh-dilân-ı rüzgâra sebeb-i teyakkuz u iʿtibâr ve erbâb-ı lehv ü taraba bâʿis-i inâbet ü istiğfâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Üsküdar'da [Ü4 17b] Mûm-hâne kurbünde vâkiʿ Yehûd-hâne'den bir-iki gün mukaddem âteş zuhûr edüp, imdâd-ı Rabbü'l-ʿibâd ile karîn-i inhımâd olmuşiken, şehr-i Rebîʿulâhır'ın sekizinci Cumʿa gicesi sâʿat yarımda iken mahall-i mezkûra karîb sâbık Bostancı-başı ʿAlî Bey'in sâhilinden âteş zâhir ve fi'l-hâl meʾmûrlar itfâsına mübâşir olup, yalnız sâhil-i mezkûr sûzân ve baʿzı menâzil üzerinde hıdmet-i itfâ ile meşgûl olanlardan birkaç kimsede âsâr-ı şikestegî-yi aʿzâ nümâyân olup, sâhib-i sâhilin ʿan-asl hücûm-ı fakr u imlâk ile hâli muztarr ve esâs-ı beyt ve emvâli bu defʿa ihtirâk ile hâkister olduğundan, müstehakk-ı ʿâtıfet-i Pâdişâh-ı kerem-ver olmağla, binâ-berîn taraf-ı hümâyûndan beş bin ve ʿismetlü Vâlide Sultân hazretleri tarafından beş bin, cemʿan on bin guruş ʿatıyye ile cihet-i umûru tehvîn ve lehîb-i derûnu teskîn kılındı.",
          "caption": "Zuhûr-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_498.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı harîk",
          "text": "Üsküdar'da [Ü4 17b] Mûm-hâne kurbünde vâkiʿ Yehûd-hâne'den bir-iki gün mukaddem âteş zuhûr edüp, imdâd-ı Rabbü'l-ʿibâd ile karîn-i inhımâd olmuşiken, şehr-i Rebîʿulâhır'ın sekizinci Cumʿa gicesi sâʿat yarımda iken mahall-i mezkûra karîb sâbık Bostancı-başı ʿAlî Bey'in sâhilinden âteş zâhir ve fi'l-hâl meʾmûrlar itfâsına mübâşir olup, yalnız sâhil-i mezkûr sûzân ve baʿzı menâzil üzerinde hıdmet-i itfâ ile meşgûl olanlardan birkaç kimsede âsâr-ı şikestegî-yi aʿzâ nümâyân olup, sâhib-i sâhilin ʿan-asl hücûm-ı fakr u imlâk ile hâli muztarr ve esâs-ı beyt ve emvâli bu defʿa ihtirâk ile hâkister olduğundan, müstehakk-ı ʿâtıfet-i Pâdişâh-ı kerem-ver olmağla, binâ-berîn taraf-ı hümâyûndan beş bin ve ʿismetlü Vâlide Sultân hazretleri tarafından beş bin, cemʿan on bin guruş ʿatıyye ile cihet-i umûru tehvîn ve lehîb-i derûnu teskîn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fi'l Şıkk-ı Evvel Defterdârı olan Sa'dullah Efendi'nin akrıbâsından olup, Ordu-yi hümâyûn'a teveccühünde ma'an ʿazîmet eden Sârım Paşa-zâde Ahmed Bey'e işbu Rebîʿulâhır'ın on sekizinci günü Mevkūfât Vekâleti ve on beş senesi tevcîhâtında asâleti tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i mansıb-ı Mevkūfât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_499.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i mansıb-ı Mevkūfât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Bi'l-fi'l Şıkk-ı Evvel Defterdârı olan Sa'dullah Efendi'nin akrıbâsından olup, Ordu-yi hümâyûn'a teveccühünde ma'an ʿazîmet eden Sârım Paşa-zâde Ahmed Bey'e işbu Rebîʿulâhır'ın on sekizinci günü Mevkūfât Vekâleti ve on beş senesi tevcîhâtında asâleti tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, bundan akdem Cebeci-başı [Ü3 93a] Vekîli nasb olunan ʿAli Paşa-zâde Ahmed Bey ʿillet-i dîku'n-nefes ile teslîm-kerde-i vedîʿa-i nefs ve dâhil-i hazîre-i rems olup, Vekâlet-i mezkûre mukaddemâ bi'l-fiʿl Cebeci-başı ve vaktinde zabt-ı neferât ile muhâlif-i rızâ hareketden mütehâşî olan ʿAbdurrahmân Ağa'ya çespân görülüp, işbu Rebîʿulâhır'ın [Ü4 18a] on üçüncü Çehârşenbih günü telebbüs-i hilʿat ile ferhân ve müceddeden Kapucu-başılık tevcîhi ile pâ-nihâde-i süllem-i tehayyüz ü şân oldu.",
          "caption": "Fevt-i Vekîl-i Ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_500.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vekîl-i Ser-cebeciyân",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, bundan akdem Cebeci-başı [Ü3 93a] Vekîli nasb olunan ʿAli Paşa-zâde Ahmed Bey ʿillet-i dîku'n-nefes ile teslîm-kerde-i vedîʿa-i nefs ve dâhil-i hazîre-i rems olup, Vekâlet-i mezkûre mukaddemâ bi'l-fiʿl Cebeci-başı ve vaktinde zabt-ı neferât ile muhâlif-i rızâ hareketden mütehâşî olan ʿAbdurrahmân Ağa'ya çespân görülüp, işbu Rebîʿulâhır'ın [Ü4 18a] on üçüncü Çehârşenbih günü telebbüs-i hilʿat ile ferhân ve müceddeden Kapucu-başılık tevcîhi ile pâ-nihâde-i süllem-i tehayyüz ü şân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on dördüncü Pençşenbih günü Üsküdar'da Eski Hammâm kurbünde Kapu Kethudâsı ʿÖmer Ağa'nın konağı tutuşup, üç-beş hâne sûzân ve on altıncı Sebt günü Tekfür Serâyı cenbinde dahi âteş-i serkeş nümâyân olup, birkaç hâne ihrâkından sonra muntafî-yi sehâb-ı fazl-ı Yezdân oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_501.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on dördüncü Pençşenbih günü Üsküdar'da Eski Hammâm kurbünde Kapu Kethudâsı ʿÖmer Ağa'nın konağı tutuşup, üç-beş hâne sûzân ve on altıncı Sebt günü Tekfür Serâyı cenbinde dahi âteş-i serkeş nümâyân olup, birkaç hâne ihrâkından sonra muntafî-yi sehâb-ı fazl-ı Yezdân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Segbân-başı olan Mustafa Ağa işbu Rebîʿulâhır'ın on sekizinci İsneyn günü iktizây-ı vakt ü hâl ile mansıbından infisâl ve Edirne kurbünde vâkiʿ çiftliğinde ikāmet içün şedd-i rihâl edüp, Âsitâne'de bi'l-fiʿl Kul Kethudâsı olan Bozacı-zâde Mehmed Ağa, Segbân-başı nasb olunup, münhall olan Kul Kethudâlığı, kureybü'l-ʿahdde Zağarcı-başı\nnasb olunan Kāsım Ağa'ya ve Âsitâne'de vekâleti sâbıkā Zağarcı olup, el-yevm Ruscuk'da mütemekkin Mektûbî-yi Sadr-ı aʿzâmî Recâ'î Efendi'nin kayın-atası Mehmed Ağa'ya Zağarcı-başılık tefvîz olunup, Ruscuğ'a Ocak mektûbu firistâde ve Humbaracı-başı İbiş Ağa ve Nâzırı Yaʿkūb Efendi dahi riʿâyet-i şurûta tekayyüd edemediklerinden, Humbaracı-başılık, Ohrili İsmâʿîl Bey'e ve Nezâreti, Matbah Emîni İsmâʿîl Efendi'ye irâde olunup, yevm-i mezkûrda bunlar dahi telebbüs-i hilʿât ile vâye-dâr-ı ʿizz ü rifʿat [Ü3 93b] oldular.",
          "caption": "ʿAzl-i Segbân-başı ve Humbaracı-başı ve Nâzır-ı Humbaraciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_502.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Segbân-başı ve Humbaracı-başı ve Nâzır-ı Humbaraciyân",
          "text": "Bir müddetden berü Segbân-başı olan Mustafa Ağa işbu Rebîʿulâhır'ın on sekizinci İsneyn günü iktizây-ı vakt ü hâl ile mansıbından infisâl ve Edirne kurbünde vâkiʿ çiftliğinde ikāmet içün şedd-i rihâl edüp, Âsitâne'de bi'l-fiʿl Kul Kethudâsı olan Bozacı-zâde Mehmed Ağa, Segbân-başı nasb olunup, münhall olan Kul Kethudâlığı, kureybü'l-ʿahdde Zağarcı-başı\nnasb olunan Kāsım Ağa'ya ve Âsitâne'de vekâleti sâbıkā Zağarcı olup, el-yevm Ruscuk'da mütemekkin Mektûbî-yi Sadr-ı aʿzâmî Recâ'î Efendi'nin kayın-atası Mehmed Ağa'ya Zağarcı-başılık tefvîz olunup, Ruscuğ'a Ocak mektûbu firistâde ve Humbaracı-başı İbiş Ağa ve Nâzırı Yaʿkūb Efendi dahi riʿâyet-i şurûta tekayyüd edemediklerinden, Humbaracı-başılık, Ohrili İsmâʿîl Bey'e ve Nezâreti, Matbah Emîni İsmâʿîl Efendi'ye irâde olunup, yevm-i mezkûrda bunlar dahi telebbüs-i hilʿât ile vâye-dâr-ı ʿizz ü rifʿat [Ü3 93b] oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri üç mâh kadar İskenderiyye etrâfında Donanma-yı hümâyûn ile deverân edüp, me'kûlât ve meşrûbâtlarına [Ü4 18b] nefâd geldiğine binâ'en, sefînelere teşhîn-i mâ ve zâd içün Finike Lîmânı'na ʿavdet ve İnce Mehmed Bey'in râkib olduğu “Bâd-ı Nusrat” nâm sefîne ile iki kıtʿa korvet sefînelerini ahvâl-i aʿdâya ıttılâʿ içün o havâlîde tevkīf ile lâzime-i ihtiyâta riʿâyet etmişidi. Mahall-i mezkûrdan müfârakatının üçüncü günü -ki şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi birinci Salı günü idi- hübûb-ı rîh-i şedîd ile kaʿr-ı deryâ gaylân ve sademât-ı efvâc-ı emvâc iʿâde-i rûz-i hevlnâk-ı tûfân edüp, sâlifü'z-zikr İnce Bey'in râkib olduğu sefînenin mâyistra ve tirinkete sütûnları şikest olup, seyr ü hareketden ʿâtıl ve gice sâʿat ikide Ebuhûr sığlarına düşüp, idâre vü tahlîsi müşkil olduğunu düşmen müşâhede ve ʿale't-teʿâkub toplar atmağla sefînenin ekser yerini küşâde eylediğinden gayri, cerîmlere rukûb ve sefîne üzerine vüsûb niyyetinde oldukları sefînede mevcûd askere münʿakis oldukda, mukābele ve birkaç sâʿat mukāteleden sonra askerin bir mikdârı şehîd ve bâkīsinde zaʿf u fütûr bedîd olup, o esnâda zikr olunan korvetler yetişüp, bir mikdâr âdem tahlîs etdikden sonra, sefîneyi ihrâk ve İnce Bey ve ru'esây-ı sefîneden bir mikdâr âdem düşmen tarafından istirkāk olunduğu ve mukaddemâ Fransızlar'ın üserâ mübâdelesi hakkında tahrîrâtları vârid olduğuna binâ'en, kayd-ı esre giriftâr olanlar ile maslahat-ı mübâdeleye müsâʿade olunacağı Vezîr-i müşârun ileyh tarafından Fransız Sergerdesi'ne tahrîr olunduğu\nhaber-i hüzn-âveri işbu Rebîʿulâhır evâsıtında vâsıl-ı [Ü3 94a] Der-i devlet ve mübâdele husûsu dahi istimzâc olunup, rızây-ı tarafeyne muvâfik gelmediğinden, mevkūf-ı vakt-i meşiyyet kılındı. Korvetler imdâdıyla [Ü4 19a] İnce Bey'in tahlîs-ı nefs etmesi mümkin iken sûret-i isâr ihtiyâr eylemesi havf-ı mücâzât-ı vehmiyyeden neş'et eylediği bedîdârdır. Donanma-yı hümâyûn kapudanlarının râkib oldukları sefâyinin birinde kazâ vü kader muktezâsıyla bir hâdise-i semâviyye zuhûr edüp, kavlen ve fiʿlen indifâʿı kapudanın hîta-i kudret ve istitâʿatinden hâric olduğu ber-vech-i tahkīk Kapudan Paşa hazretlerinin maʿlûmu oldukda, o makūle emr-i hâyili ahkâm-ı kadere nisbetle reh-yâb olan kapudânını muʿâhazeden dâmen-çîn olup, izhâr-ı infiʿâl ve çîn-i cebîn eylemedikleri me'sûr-ı mezkûrun nezdinde vâsıl-ı derece-i ʿilmü'l-yakīn iken, imkân-ı semt-i necât ile ihtiyâr-ı mezellet-i isâr eylemesi mahall-i teʿaccüb-i uli'l-ebsârdır. Kapudân-ı mezkûr hadd-i zâtında şecîʿ ü behâdır ve iʿmâl-i levendâta kādir bir kimse olup, ancak kibr ü nahvetle maʿrûf ve daʿvây-ı \"Ene lâ-gayr\" sıfatı ile mevsûf olup, hâdisât-ı rûzgârdan gāfil ve hilye-i tecribe-i umûrdan ʿâtıl olmağla, bundan sonra kayd-ı esrden tahlîs-ı nefs ve eyyâm-ı zindegânîden bir müddet tahsîl-i yevm ü ems eyler ise, eyyâm-ı kürbet ve âlâm-ı gurbet ahlâkını tehzîb ve nefs-i ebiyyesini tezlîl ve ʿakl-ı tecâribi mesleğine delâlet ile aʿrâz-ı zâtiyyeden olan zemâyim-i etvârını mahv eyleyeceği vâreste-i ityân-ı delîldir.",
          "caption": "Vakʿa-i İnce Bey ve telef-şüden-i sefîne-i Bâd-ı Nusrat",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_503.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i İnce Bey ve telef-şüden-i sefîne-i Bâd-ı Nusrat",
          "text": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri üç mâh kadar İskenderiyye etrâfında Donanma-yı hümâyûn ile deverân edüp, me'kûlât ve meşrûbâtlarına [Ü4 18b] nefâd geldiğine binâ'en, sefînelere teşhîn-i mâ ve zâd içün Finike Lîmânı'na ʿavdet ve İnce Mehmed Bey'in râkib olduğu “Bâd-ı Nusrat” nâm sefîne ile iki kıtʿa korvet sefînelerini ahvâl-i aʿdâya ıttılâʿ içün o havâlîde tevkīf ile lâzime-i ihtiyâta riʿâyet etmişidi. Mahall-i mezkûrdan müfârakatının üçüncü günü -ki şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi birinci Salı günü idi- hübûb-ı rîh-i şedîd ile kaʿr-ı deryâ gaylân ve sademât-ı efvâc-ı emvâc iʿâde-i rûz-i hevlnâk-ı tûfân edüp, sâlifü'z-zikr İnce Bey'in râkib olduğu sefînenin mâyistra ve tirinkete sütûnları şikest olup, seyr ü hareketden ʿâtıl ve gice sâʿat ikide Ebuhûr sığlarına düşüp, idâre vü tahlîsi müşkil olduğunu düşmen müşâhede ve ʿale't-teʿâkub toplar atmağla sefînenin ekser yerini küşâde eylediğinden gayri, cerîmlere rukûb ve sefîne üzerine vüsûb niyyetinde oldukları sefînede mevcûd askere münʿakis oldukda, mukābele ve birkaç sâʿat mukāteleden sonra askerin bir mikdârı şehîd ve bâkīsinde zaʿf u fütûr bedîd olup, o esnâda zikr olunan korvetler yetişüp, bir mikdâr âdem tahlîs etdikden sonra, sefîneyi ihrâk ve İnce Bey ve ru'esây-ı sefîneden bir mikdâr âdem düşmen tarafından istirkāk olunduğu ve mukaddemâ Fransızlar'ın üserâ mübâdelesi hakkında tahrîrâtları vârid olduğuna binâ'en, kayd-ı esre giriftâr olanlar ile maslahat-ı mübâdeleye müsâʿade olunacağı Vezîr-i müşârun ileyh tarafından Fransız Sergerdesi'ne tahrîr olunduğu\nhaber-i hüzn-âveri işbu Rebîʿulâhır evâsıtında vâsıl-ı [Ü3 94a] Der-i devlet ve mübâdele husûsu dahi istimzâc olunup, rızây-ı tarafeyne muvâfik gelmediğinden, mevkūf-ı vakt-i meşiyyet kılındı. Korvetler imdâdıyla [Ü4 19a] İnce Bey'in tahlîs-ı nefs etmesi mümkin iken sûret-i isâr ihtiyâr eylemesi havf-ı mücâzât-ı vehmiyyeden neş'et eylediği bedîdârdır. Donanma-yı hümâyûn kapudanlarının râkib oldukları sefâyinin birinde kazâ vü kader muktezâsıyla bir hâdise-i semâviyye zuhûr edüp, kavlen ve fiʿlen indifâʿı kapudanın hîta-i kudret ve istitâʿatinden hâric olduğu ber-vech-i tahkīk Kapudan Paşa hazretlerinin maʿlûmu oldukda, o makūle emr-i hâyili ahkâm-ı kadere nisbetle reh-yâb olan kapudânını muʿâhazeden dâmen-çîn olup, izhâr-ı infiʿâl ve çîn-i cebîn eylemedikleri me'sûr-ı mezkûrun nezdinde vâsıl-ı derece-i ʿilmü'l-yakīn iken, imkân-ı semt-i necât ile ihtiyâr-ı mezellet-i isâr eylemesi mahall-i teʿaccüb-i uli'l-ebsârdır. Kapudân-ı mezkûr hadd-i zâtında şecîʿ ü behâdır ve iʿmâl-i levendâta kādir bir kimse olup, ancak kibr ü nahvetle maʿrûf ve daʿvây-ı \"Ene lâ-gayr\" sıfatı ile mevsûf olup, hâdisât-ı rûzgârdan gāfil ve hilye-i tecribe-i umûrdan ʿâtıl olmağla, bundan sonra kayd-ı esrden tahlîs-ı nefs ve eyyâm-ı zindegânîden bir müddet tahsîl-i yevm ü ems eyler ise, eyyâm-ı kürbet ve âlâm-ı gurbet ahlâkını tehzîb ve nefs-i ebiyyesini tezlîl ve ʿakl-ı tecâribi mesleğine delâlet ile aʿrâz-ı zâtiyyeden olan zemâyim-i etvârını mahv eyleyeceği vâreste-i ityân-ı delîldir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin iki yüz on altı senesi Muharrem'inden zabt etmek üzere Kuds-i şerîf Kazâsı, ʿAbdullah Monla-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ihsân ve bu sebeble mâ-beyne'l-müderrisîn silsile vâkiʿ olup, tertîbleri üzere her biri mazhar-ı birr ü imtinân kılınup, Mekke-i [Ü4 19b] mükerreme'den [Ü3 94b] istîfây-ı vakt-i hükûmet ile ʿavdet eden Emîn Kethudâ İmâmı Abdülkerîm Efendi, Şâm-ı şerîf'de fevt ve Mısır vakʿasında Kadı bulunup, baʿdehû Ordu Kadısı nasb olunan Başmakçı-zâde İbrahim Edhem Efendi dahi şerbet-çeş-i \"Küllü\nnefsin zâyikatü'l-mevt olup, sâbıkā Burusa Kadısı ve Mekke Pâyesi olan Kebîrî-zâde es-Seyyid İsmâʿîl Efendi bir müddetden berü dil-rîş-i maraz-ı hâyil ve ol dahi bu esnâda dâr-ı âhırete mürtehil olup, müteveffâ Ordu Kadısı'nın mahalli hâlî ve Köstendilî Tâhir Efendi istemediği hâlde nasb-ı ahad-i mevâlî, nigâşte-i kalem-i Sadr-ı ʿâlî olmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyhe teklîf olundukda, İstanbul Pâyesi iʿtâ olunduğu hâlde ʿazîmet edeceğini ifade ve Mekke Pâyesi birkaç mâh mukaddem tarafına ihsân olunduğundan, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den İstanbul Pâyesi hakkında istiksâr ve o aralıkda mevâlî-yi Devriyye'den sâbıkā Bağdâd Kadısı Nevşehirli Hasan Efendi metâlib-i ʿâdiyyesini bürûz-ı nefehât-ı mukadderât-ı Sübhâniyye'ye talʿîk ile hasbî ʿazîmete hâst-kâr olduğu tabʿ-ı hazret-i Şeyhülislâmî'ye hoş gelüp, fi'l-hâl telhîs ve mûcebince işbu Cumâdelûlâ gurresinden Ordu Kadılığı'na tahsîs olunup, muʿtâd olan Kastamoni arpalığını dahi Cumâdelâhire gurresinden tasarruf etmek kaydı, yedine verilan emr-i ʿâlîde tansîs olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Kuds-i şerîf ve vefeyât-ı baʿzı mevâlî ve nasb-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_504.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kuds-i şerîf ve vefeyât-ı baʿzı mevâlî ve nasb-ı Kādî-yi Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Bin iki yüz on altı senesi Muharrem'inden zabt etmek üzere Kuds-i şerîf Kazâsı, ʿAbdullah Monla-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ihsân ve bu sebeble mâ-beyne'l-müderrisîn silsile vâkiʿ olup, tertîbleri üzere her biri mazhar-ı birr ü imtinân kılınup, Mekke-i [Ü4 19b] mükerreme'den [Ü3 94b] istîfây-ı vakt-i hükûmet ile ʿavdet eden Emîn Kethudâ İmâmı Abdülkerîm Efendi, Şâm-ı şerîf'de fevt ve Mısır vakʿasında Kadı bulunup, baʿdehû Ordu Kadısı nasb olunan Başmakçı-zâde İbrahim Edhem Efendi dahi şerbet-çeş-i \"Küllü\nnefsin zâyikatü'l-mevt olup, sâbıkā Burusa Kadısı ve Mekke Pâyesi olan Kebîrî-zâde es-Seyyid İsmâʿîl Efendi bir müddetden berü dil-rîş-i maraz-ı hâyil ve ol dahi bu esnâda dâr-ı âhırete mürtehil olup, müteveffâ Ordu Kadısı'nın mahalli hâlî ve Köstendilî Tâhir Efendi istemediği hâlde nasb-ı ahad-i mevâlî, nigâşte-i kalem-i Sadr-ı ʿâlî olmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyhe teklîf olundukda, İstanbul Pâyesi iʿtâ olunduğu hâlde ʿazîmet edeceğini ifade ve Mekke Pâyesi birkaç mâh mukaddem tarafına ihsân olunduğundan, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den İstanbul Pâyesi hakkında istiksâr ve o aralıkda mevâlî-yi Devriyye'den sâbıkā Bağdâd Kadısı Nevşehirli Hasan Efendi metâlib-i ʿâdiyyesini bürûz-ı nefehât-ı mukadderât-ı Sübhâniyye'ye talʿîk ile hasbî ʿazîmete hâst-kâr olduğu tabʿ-ı hazret-i Şeyhülislâmî'ye hoş gelüp, fi'l-hâl telhîs ve mûcebince işbu Cumâdelûlâ gurresinden Ordu Kadılığı'na tahsîs olunup, muʿtâd olan Kastamoni arpalığını dahi Cumâdelâhire gurresinden tasarruf etmek kaydı, yedine verilan emr-i ʿâlîde tansîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Devlet-i ʿaliyye donanmasıyla Korfa muhâsarasında bulunan Rûsiyye sefâyini zuʿmlarınca hidmetlerini tetmîm ve bir buçuk seneden berü o havâlîde meks ü seyr sebebleriyle sefîneleri muhtâc-ı taʿmîr ü termîm [Ü4 20a] olup, Avlita [اولبته = Olita, Sivastopol] Lîmânı'na ʿavdetleri, devletleri tarafından tasmîm ve Devlet-i ʿaliyye irâde etdiği hâlde ber-muktezây-ı muʿâhede ʿavdet ve edây-ı hıdmet edeceklerini [Ü3 95a] resmen ifâde vü tefhîm etmişler idi. İşbu Cumâdelûlâ evâyilinde sefâyin-i mezkûre Ak-deniz Boğazı'ndan geçüp, Kum-kapu açıklarına vürûdunda, Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyînâtları ber-vech-i evfâ iʿtâ ve haklarında muʿâmele-i dostâne icrâ olunup, bu hâl ile memleketleri tarafına ser-cünbân-ı sükkân-ı istiʿcâl oldular.",
          "caption": "ʿAvdet-i sefâyin-i Rûsiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_505.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i sefâyin-i Rûsiyye",
          "text": "Bundan akdem Devlet-i ʿaliyye donanmasıyla Korfa muhâsarasında bulunan Rûsiyye sefâyini zuʿmlarınca hidmetlerini tetmîm ve bir buçuk seneden berü o havâlîde meks ü seyr sebebleriyle sefîneleri muhtâc-ı taʿmîr ü termîm [Ü4 20a] olup, Avlita [اولبته = Olita, Sivastopol] Lîmânı'na ʿavdetleri, devletleri tarafından tasmîm ve Devlet-i ʿaliyye irâde etdiği hâlde ber-muktezây-ı muʿâhede ʿavdet ve edây-ı hıdmet edeceklerini [Ü3 95a] resmen ifâde vü tefhîm etmişler idi. İşbu Cumâdelûlâ evâyilinde sefâyin-i mezkûre Ak-deniz Boğazı'ndan geçüp, Kum-kapu açıklarına vürûdunda, Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyînâtları ber-vech-i evfâ iʿtâ ve haklarında muʿâmele-i dostâne icrâ olunup, bu hâl ile memleketleri tarafına ser-cünbân-ı sükkân-ı istiʿcâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli'de serserî geşt ü güzâr ve ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâda îsâl-i zarar u hasâr eden şekāvet-şiʿârlara Vidin Muhâfızı'nın nihânî iʿâneti ve ikāmet ü hareketlerinde küllî müzâhereti yakīnen maʿlûm olup, tedmîr-i eşkıyâ irâdesiyle Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa ve Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa taʿyîn olunup, mahall-i ictimâʿları olan emâkinde birkaç defʿa kıtâl ve ʿale'l-husûs Tırnova Kasabası'nda merreten-baʿde-uhrâ ceng ü cidâl vukūʿuyla Tırhala Mutasarrıfı tarafından kasaba-i mezkûre tahliye ve vücûd-i levs-âlûd-ı muhâlifînden o havâlî bi'l-külliyye tasfiye olunmuşidi. Eşkıyây-ı mezbûre Plevne ve Berkofça ve Niğbolu'ya Vidin Muhâfızı'nın icâzet ü delâletiyle duhûl ve giderek her tarafa vukūʿ-ı mazarratları ihtimâli tahdîş-i kulûb-ı erbâb-ı ʿukūl edüp, binâ-berîn Mûsâ Paşa, Niğbolu zabtına ve Mehmed Paşa, Plevne cânibine taʿyîn olunmuşidi. Vezîr Mûsâ Paşa şehr-i Rebîʿulâhır'ın yirminci günü me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Ziştovi'den hareket ve şehr-i merkūmun yirmi dördüncü [Ü4 20b] günü ʿale's-seher Niğbolu üzerine hücûm ile tedmîr-i eşkıyâya mübâderet ve bir-iki sâʿatden sonra varoş zabt olunup, fi'l-hâl Tirsinikli-zâde Kapucu-başı İsmâʿîl Ağa kulle zabtına irsâl olunmağla, ber-vech-i sühûlet ü âsânî o dahi dâhil-i kabza-i asker-i Cihân-bânî olup, varoşdan firâr eden eşkıyâ kalʿaya tehassun ve zuhûr-ı imdâd fikriyle izhâr-ı sebât ü temekkün [Ü3 95b] ve mütâlaʿaları üzere Plevne tarafından imdâdları tebeyyün edüp, Tuna tarafından kalʿaya duhûl kasdında oldukları teʿayyün eyledikde, asâkir-i devlet bî-muhâbâ üzerlerine hücûm edüp, bir mikdârı kalʿaya firâr ve bir mikdârı kantara-i seyfden güzâr ve otuz mikdârı hayyen teslîm-i nefs-i bed-kirdâr edüp, müteʿayyinlerinden yirmi kadar ru'ûs-i ru'esâ, Âsitâne'ye resâ olup, meydân-ı siyâsete ilkā olunmuşidi. Muhâsaranın sekizinci günü -ki Cumâdelûlâ gurresi idi- ahşâmdan bir sâʿat mukaddem kalʿaya yürüyüş tarîkıyla hücûm gösterilüp, beş sâʿat kadar muhârebeden sonra eşkıyây-ı li'âm, mütezelzilü'l-akdâm ve birer fürce bularak rehgîrây-ı vâdî-yi inhizâm olmalarıyla, kalʿa mazbût-ı asker-i Pâdişâhî ve gürûh-ı muhâlifînin ekseri matmûre-nişîn-i demâr u tebâhî olduğu peyâmı vârid-i südde-i ʿadâlet-penâhî oldu.",
          "caption": "Zikr-i istîsâl-i eşkıyâ ve zabt-ı Niğbolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_506.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istîsâl-i eşkıyâ ve zabt-ı Niğbolu",
          "text": "Rumeli'de serserî geşt ü güzâr ve ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâda îsâl-i zarar u hasâr eden şekāvet-şiʿârlara Vidin Muhâfızı'nın nihânî iʿâneti ve ikāmet ü hareketlerinde küllî müzâhereti yakīnen maʿlûm olup, tedmîr-i eşkıyâ irâdesiyle Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa ve Tırhala Mutasarrıfı Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa taʿyîn olunup, mahall-i ictimâʿları olan emâkinde birkaç defʿa kıtâl ve ʿale'l-husûs Tırnova Kasabası'nda merreten-baʿde-uhrâ ceng ü cidâl vukūʿuyla Tırhala Mutasarrıfı tarafından kasaba-i mezkûre tahliye ve vücûd-i levs-âlûd-ı muhâlifînden o havâlî bi'l-külliyye tasfiye olunmuşidi. Eşkıyây-ı mezbûre Plevne ve Berkofça ve Niğbolu'ya Vidin Muhâfızı'nın icâzet ü delâletiyle duhûl ve giderek her tarafa vukūʿ-ı mazarratları ihtimâli tahdîş-i kulûb-ı erbâb-ı ʿukūl edüp, binâ-berîn Mûsâ Paşa, Niğbolu zabtına ve Mehmed Paşa, Plevne cânibine taʿyîn olunmuşidi. Vezîr Mûsâ Paşa şehr-i Rebîʿulâhır'ın yirminci günü me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Ziştovi'den hareket ve şehr-i merkūmun yirmi dördüncü [Ü4 20b] günü ʿale's-seher Niğbolu üzerine hücûm ile tedmîr-i eşkıyâya mübâderet ve bir-iki sâʿatden sonra varoş zabt olunup, fi'l-hâl Tirsinikli-zâde Kapucu-başı İsmâʿîl Ağa kulle zabtına irsâl olunmağla, ber-vech-i sühûlet ü âsânî o dahi dâhil-i kabza-i asker-i Cihân-bânî olup, varoşdan firâr eden eşkıyâ kalʿaya tehassun ve zuhûr-ı imdâd fikriyle izhâr-ı sebât ü temekkün [Ü3 95b] ve mütâlaʿaları üzere Plevne tarafından imdâdları tebeyyün edüp, Tuna tarafından kalʿaya duhûl kasdında oldukları teʿayyün eyledikde, asâkir-i devlet bî-muhâbâ üzerlerine hücûm edüp, bir mikdârı kalʿaya firâr ve bir mikdârı kantara-i seyfden güzâr ve otuz mikdârı hayyen teslîm-i nefs-i bed-kirdâr edüp, müteʿayyinlerinden yirmi kadar ru'ûs-i ru'esâ, Âsitâne'ye resâ olup, meydân-ı siyâsete ilkā olunmuşidi. Muhâsaranın sekizinci günü -ki Cumâdelûlâ gurresi idi- ahşâmdan bir sâʿat mukaddem kalʿaya yürüyüş tarîkıyla hücûm gösterilüp, beş sâʿat kadar muhârebeden sonra eşkıyây-ı li'âm, mütezelzilü'l-akdâm ve birer fürce bularak rehgîrây-ı vâdî-yi inhizâm olmalarıyla, kalʿa mazbût-ı asker-i Pâdişâhî ve gürûh-ı muhâlifînin ekseri matmûre-nişîn-i demâr u tebâhî olduğu peyâmı vârid-i südde-i ʿadâlet-penâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-fi'l Re'îsülküttâb olan Râsih Mustafa Efendi Âsitâne'ye 'avdet içün bundan akdem tahsîl-i izn ü ruhsat ve şâyeste-i hidmet-i Riyâset, bir sâhib-i meleke vü liyâkatin taʿyîni taraf-ı Âsafî'den işâret olunmuşidi. Rikâb-ı hümâyûn'da Beylikçi olan Mahmûd Efendi hayr-hâhân-ı Saltanat taraflarından [Ü4 21a] o câh-ı refîʿa sevk u tergîb ve mazhar-ı inʿâm-ı Şehriyâr-ı vâlâ-makām olarak Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb olunmuşidi. İmdâd-ı bâd-ı kabûl ile işbu Rebîʿulâhır evâyilinde muʿasker-i Sultânî'ye vusûl buldukda, bi'l-fiʿl Re'îsülküttâb nasb ü taʿyîn ve Re'îs-i sâbıkın oğlu ʿAbdüşşekûr Efendi mukaddemâ bi'l-istîzân Âsitâne'ye gelüp, hidmeti metrûk ve ʿazîmeti meşkûk olduğuna binâʾen, etbâʿ-ı Sadâret-penâhî'den mukaddemâ Mâliyye Tezkirecisi olan Sâlim Efendi, mûmâ ileyhe [Ü3 96a] câ-nişîn kılınup, münhall olan Mâliyye Tezkireciliği, sâbıkā Mektûbî Baş-halîfesi Mâhir Efendi'ye ihsân ve Cebeciler Kitâbeti ile Divrikli Ahmed Efendi'nin oğlu olup, bu defʿa Mektûbî Odası'ndan Ordu-yi hümâyûn'a irsâl olunan Tahsîn Efendi şâdân kılınup, Büyük Kalʿa ile hâlâ Mektûbî Baş-halîfesi olan ʿAbdülhamîd Efendi tatyîb ve Küçük Kalʿa ile Nâşid Efendi terhîb ve Âsitâne-i saʿâdet'de Beylikçi Kîsedârı olan Muhibb Efendi, Rikâb-ı hümâyûn Beylikçiliği ile tatrîb olundu.",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Re’îsülküttâb ve tevcîhât-ı cüz’iyye der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_507.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Re’îsülküttâb ve tevcîhât-ı cüz’iyye der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Bi'l-fi'l Re'îsülküttâb olan Râsih Mustafa Efendi Âsitâne'ye 'avdet içün bundan akdem tahsîl-i izn ü ruhsat ve şâyeste-i hidmet-i Riyâset, bir sâhib-i meleke vü liyâkatin taʿyîni taraf-ı Âsafî'den işâret olunmuşidi. Rikâb-ı hümâyûn'da Beylikçi olan Mahmûd Efendi hayr-hâhân-ı Saltanat taraflarından [Ü4 21a] o câh-ı refîʿa sevk u tergîb ve mazhar-ı inʿâm-ı Şehriyâr-ı vâlâ-makām olarak Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb olunmuşidi. İmdâd-ı bâd-ı kabûl ile işbu Rebîʿulâhır evâyilinde muʿasker-i Sultânî'ye vusûl buldukda, bi'l-fiʿl Re'îsülküttâb nasb ü taʿyîn ve Re'îs-i sâbıkın oğlu ʿAbdüşşekûr Efendi mukaddemâ bi'l-istîzân Âsitâne'ye gelüp, hidmeti metrûk ve ʿazîmeti meşkûk olduğuna binâʾen, etbâʿ-ı Sadâret-penâhî'den mukaddemâ Mâliyye Tezkirecisi olan Sâlim Efendi, mûmâ ileyhe [Ü3 96a] câ-nişîn kılınup, münhall olan Mâliyye Tezkireciliği, sâbıkā Mektûbî Baş-halîfesi Mâhir Efendi'ye ihsân ve Cebeciler Kitâbeti ile Divrikli Ahmed Efendi'nin oğlu olup, bu defʿa Mektûbî Odası'ndan Ordu-yi hümâyûn'a irsâl olunan Tahsîn Efendi şâdân kılınup, Büyük Kalʿa ile hâlâ Mektûbî Baş-halîfesi olan ʿAbdülhamîd Efendi tatyîb ve Küçük Kalʿa ile Nâşid Efendi terhîb ve Âsitâne-i saʿâdet'de Beylikçi Kîsedârı olan Muhibb Efendi, Rikâb-ı hümâyûn Beylikçiliği ile tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin rızây-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muhâlif harekât-ı nâ-hemvârı ve kemâl-i şekāvet ü mel'anetinden nâşî zâhir olan bâgıyâne reftârı, bundan akdem tehyîc-i gazab-ı Şehriyârî edüp, birkaç mâh Vidin Kalʿası'nda mahsûr u mahbûs ve bi'l-külliyye hayatından nevmîd ü me'yûs olmuşiken, Sadrıaʿzam hazretleri tarafına ilticâ ve fîmâ-baʿd câdde-i istikāmetden ser-i mû ʿudûl etmemek şartıyla 'afvını recâ ve serhadlü dahi ʿarz u mahzarlarıyla merkūmun sahîfe-i hatîʾâtına hatt-ı safh-ı cemîl keşîde kılınmasını niyâz [Ü4 21b] ü istidʿâ etmişler idi. Muktezayât-ı vakt ü hâl iltizâmıyla recâlarına müsâʿade kılındığından gayri, leyl ü nehâr sîne-kûp-i tehassür olduğu Rütbe-i Vezâret ile refîʿü'l-kadr ve Vidin Muhâfızlığı ile rehîbü's-sadr kılınup, bu niʿmet-i celîlenin kadrini derk ve etvâr-ı nigûhîdesini terk lâzım iken, eyyâm-ı kalîle murûrunda tabîʿat-ı ʿakrabiyyesi tezebzüb ve etrâf u eknâfa itâle-i dest-i tegallüb eylediğinden gayri, birkaç seneden berü Rumeli etrâfında\nızrâr-ı ʿibâd ile şöhret-şiʿâr olan dağlı eşkıyâsını istıshâb ve sergerdelerini ilbâs-ı hilʿat ve vücûh-ı iʿânet ile teʾmîn ü isticlâb edüp, Niğbolu ve sâyir kazâlara teslît ve birkaç defʿa nush u pende âgāz olunmuşiken, ihtiyâr-ı vâdî-yi iğfâl u tağlît edüp, fesâd ü şeytaneti bu cihetler ile Rumeli memâlikine sirâyet ve kulûb-ı fukarâ vü zuʿafâya ilkāy-ı vahşet etmekle, bu ihtilâlin defʿi matlûb-ı katʿiyy-i Mülûkâne olduğuna binâʾen, hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de ʿakd-i encümen-i meşveret ve şimdilik merkūmun Vezâret'i refʿ ve Vidin kurbünde vâkiʿ çiftliğinde ikāmet etmek ve taraf taraf ʿasker taʿyîni ile müdâhil ü muhârici sedd ü bend kılınmak sûretleri ihtiyâr-kerde-i erbâb-ı şûrâ olmağla, ol bâbda lâzım gelan evâmir ısdâr ve Vidin Muhâfızı vusûl buluncaya dek Vidin Ağası, Kāyim-makām nasb olunup, serhadlüye dahi Ocak-ı ʿâmire tarafından bir nefer Kol Çavuşu tesyâr olunup, sûret-i inhilâlde olan Niğbolu Sancağı, Vidin Kalʿası muhâfazası şartıyla Silistre Vâlîsi olan Vezîr Mûsâ Paşa'ya işbu Cumâdelâhire'nin yirmi birinci günü tevcîh [Ü4 22a] ve iktizây-ı vakt ü hâl ile mütebassırâne hareket üzere olması tarafına hitâben sâdır olan emr-i ʿâlî-şânda ber-vech-i teʾkîd tenbîh olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret ve refʿ-i Vezâret-i Pâsbân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_508.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret ve refʿ-i Vezâret-i Pâsbân-zâde",
          "text": "Müşârun ileyhin rızây-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muhâlif harekât-ı nâ-hemvârı ve kemâl-i şekāvet ü mel'anetinden nâşî zâhir olan bâgıyâne reftârı, bundan akdem tehyîc-i gazab-ı Şehriyârî edüp, birkaç mâh Vidin Kalʿası'nda mahsûr u mahbûs ve bi'l-külliyye hayatından nevmîd ü me'yûs olmuşiken, Sadrıaʿzam hazretleri tarafına ilticâ ve fîmâ-baʿd câdde-i istikāmetden ser-i mû ʿudûl etmemek şartıyla 'afvını recâ ve serhadlü dahi ʿarz u mahzarlarıyla merkūmun sahîfe-i hatîʾâtına hatt-ı safh-ı cemîl keşîde kılınmasını niyâz [Ü4 21b] ü istidʿâ etmişler idi. Muktezayât-ı vakt ü hâl iltizâmıyla recâlarına müsâʿade kılındığından gayri, leyl ü nehâr sîne-kûp-i tehassür olduğu Rütbe-i Vezâret ile refîʿü'l-kadr ve Vidin Muhâfızlığı ile rehîbü's-sadr kılınup, bu niʿmet-i celîlenin kadrini derk ve etvâr-ı nigûhîdesini terk lâzım iken, eyyâm-ı kalîle murûrunda tabîʿat-ı ʿakrabiyyesi tezebzüb ve etrâf u eknâfa itâle-i dest-i tegallüb eylediğinden gayri, birkaç seneden berü Rumeli etrâfında\nızrâr-ı ʿibâd ile şöhret-şiʿâr olan dağlı eşkıyâsını istıshâb ve sergerdelerini ilbâs-ı hilʿat ve vücûh-ı iʿânet ile teʾmîn ü isticlâb edüp, Niğbolu ve sâyir kazâlara teslît ve birkaç defʿa nush u pende âgāz olunmuşiken, ihtiyâr-ı vâdî-yi iğfâl u tağlît edüp, fesâd ü şeytaneti bu cihetler ile Rumeli memâlikine sirâyet ve kulûb-ı fukarâ vü zuʿafâya ilkāy-ı vahşet etmekle, bu ihtilâlin defʿi matlûb-ı katʿiyy-i Mülûkâne olduğuna binâʾen, hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de ʿakd-i encümen-i meşveret ve şimdilik merkūmun Vezâret'i refʿ ve Vidin kurbünde vâkiʿ çiftliğinde ikāmet etmek ve taraf taraf ʿasker taʿyîni ile müdâhil ü muhârici sedd ü bend kılınmak sûretleri ihtiyâr-kerde-i erbâb-ı şûrâ olmağla, ol bâbda lâzım gelan evâmir ısdâr ve Vidin Muhâfızı vusûl buluncaya dek Vidin Ağası, Kāyim-makām nasb olunup, serhadlüye dahi Ocak-ı ʿâmire tarafından bir nefer Kol Çavuşu tesyâr olunup, sûret-i inhilâlde olan Niğbolu Sancağı, Vidin Kalʿası muhâfazası şartıyla Silistre Vâlîsi olan Vezîr Mûsâ Paşa'ya işbu Cumâdelâhire'nin yirmi birinci günü tevcîh [Ü4 22a] ve iktizây-ı vakt ü hâl ile mütebassırâne hareket üzere olması tarafına hitâben sâdır olan emr-i ʿâlî-şânda ber-vech-i teʾkîd tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin bundan akdem cânib-i Mısır'a meʾmûriyyeti ve müretteb-i maʿiyyeti olan ecnâd ile bir ân akdem Âsitâne'ye ve andan sefâyin ile Mısır'a ʿazîmeti güzâriş-pezîr-i zebân-ı beyân olmuşidi. Müşârun ileyh mevcûd-ı maʿiyyeti bulunan asâkir ile bahran Âsitâne'ye vusûl ve bekāyây-ı askerine intizâren kendüsi Kılıç ʿAli Paşa'da vâkiʿ bir sâhil-hânede ve askeri hıyâm ile Haydar-paşa'da ârâm edüp, rikâb günü huzûr-ı hümâyûna duhûl şerefiyle nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olup, [Ü3 97a] takbîl-i ʿatebe-i Mülûkâne ile muvakkar ve âbâ vü ecdâdına nasîb olmayan iltifât ü nevâzişe mazhar olmuşidi. Balkānın öte yüzünde olan dağlı eşkıyâsının meʿâbir ü mesâlikleri her tarafdan mesdûd ve esbâb-ı istîsâl ü tedmîrleri bâbında sarf-ı mechûd kılınmışiken, Niğbolu vakʿasından sonra mecmaʿ-ı eşkıyâ olan Plevne'den bir gürûh-ı mekrûh ayrılup, derbendlere uğramaksızın saʿbü's-sülûk mahallerden hufyeten murûr ve Kızanlık semtlerinde zuhûr eyledikleri ihbâr olunup, geçen sene Tekfürdağı ve İne taraflarında cesâret etdikleri şekāvete kemâ-selef tesaddî ve ʿibâdullaha itâle-i dest-i cevr ü teʿaddî eyleyecekleri ihtimâlden gayr-i baʿîd ve Ordu-yi hümâyûn'un el-hâletü hâzihî fazl-ı Hakk ile ʿaskere ʿadem-i ihtiyâcı zâhir ü bedîd olduğuna binâʾen, Vezîr-i\nmüşârun ileyhin Rumeli cânibine insırâfı savâb-dîd-i erbâb-ı bînîş ü dîd olmağla, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi ikinci Sebt günü [Ü4 22b] Bâb-ı âlî'ye ihzâr ve serâsere kablu ferve-i semmûr ilbâsıyla sûret-i me'mûriyyeti işʿâr olunup, ihtiyâten on kıtʿa top ve iki kıtʿa hâven ile bir orta Topçu ve yarım orta ʿArabacı dahi maʿiyyetine terfîk ve kâffe-i levâzımı tanzîm ü tensîk olunup, askerini Davud-paşa Sahrâsı'na imrâr ve kendüsi işbu Cumâdelâhire'nin dördüncü günü Rumeli tarafına müsteʿînen billâh güzâr eyledi.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa be-istîsâl-i eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_509.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa be-istîsâl-i eşkıyâ",
          "text": "Müşârun ileyhin bundan akdem cânib-i Mısır'a meʾmûriyyeti ve müretteb-i maʿiyyeti olan ecnâd ile bir ân akdem Âsitâne'ye ve andan sefâyin ile Mısır'a ʿazîmeti güzâriş-pezîr-i zebân-ı beyân olmuşidi. Müşârun ileyh mevcûd-ı maʿiyyeti bulunan asâkir ile bahran Âsitâne'ye vusûl ve bekāyây-ı askerine intizâren kendüsi Kılıç ʿAli Paşa'da vâkiʿ bir sâhil-hânede ve askeri hıyâm ile Haydar-paşa'da ârâm edüp, rikâb günü huzûr-ı hümâyûna duhûl şerefiyle nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olup, [Ü3 97a] takbîl-i ʿatebe-i Mülûkâne ile muvakkar ve âbâ vü ecdâdına nasîb olmayan iltifât ü nevâzişe mazhar olmuşidi. Balkānın öte yüzünde olan dağlı eşkıyâsının meʿâbir ü mesâlikleri her tarafdan mesdûd ve esbâb-ı istîsâl ü tedmîrleri bâbında sarf-ı mechûd kılınmışiken, Niğbolu vakʿasından sonra mecmaʿ-ı eşkıyâ olan Plevne'den bir gürûh-ı mekrûh ayrılup, derbendlere uğramaksızın saʿbü's-sülûk mahallerden hufyeten murûr ve Kızanlık semtlerinde zuhûr eyledikleri ihbâr olunup, geçen sene Tekfürdağı ve İne taraflarında cesâret etdikleri şekāvete kemâ-selef tesaddî ve ʿibâdullaha itâle-i dest-i cevr ü teʿaddî eyleyecekleri ihtimâlden gayr-i baʿîd ve Ordu-yi hümâyûn'un el-hâletü hâzihî fazl-ı Hakk ile ʿaskere ʿadem-i ihtiyâcı zâhir ü bedîd olduğuna binâʾen, Vezîr-i\nmüşârun ileyhin Rumeli cânibine insırâfı savâb-dîd-i erbâb-ı bînîş ü dîd olmağla, işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi ikinci Sebt günü [Ü4 22b] Bâb-ı âlî'ye ihzâr ve serâsere kablu ferve-i semmûr ilbâsıyla sûret-i me'mûriyyeti işʿâr olunup, ihtiyâten on kıtʿa top ve iki kıtʿa hâven ile bir orta Topçu ve yarım orta ʿArabacı dahi maʿiyyetine terfîk ve kâffe-i levâzımı tanzîm ü tensîk olunup, askerini Davud-paşa Sahrâsı'na imrâr ve kendüsi işbu Cumâdelâhire'nin dördüncü günü Rumeli tarafına müsteʿînen billâh güzâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Âsitâne'ye vusûlü istiʿcâl olunduğuna binâ'en mevcûd olan askerini alup, Âsitâne'ye vusûl ile emre imtisâl etmişidi. ʿAkabinden gelen askerin iki-üç yüz mikdârı furtunaya tesâdüf edüp, bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ gark ve şühedâ zümresine mülhak oldular.",
          "caption": "Lâhıka",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_510.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhıka",
          "text": "Müşârun ileyhin Âsitâne'ye vusûlü istiʿcâl olunduğuna binâ'en mevcûd olan askerini alup, Âsitâne'ye vusûl ile emre imtisâl etmişidi. ʿAkabinden gelen askerin iki-üç yüz mikdârı furtunaya tesâdüf edüp, bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ gark ve şühedâ zümresine mülhak oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudûm-i sermâ ile [Ü3 97b] hevâlarda bürûdet rû-nümâ olduğuna binâ'en, Şehriyâr-ı cemîlü'l-hısâl dâme fî ʿavni'l-Meliki'l-Müteʿâl işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi dördüncü İsneyn günü Beşiktaş Sâhil-serâyı'ndan Serây-ı hümâyûn'larına vazʿ-ı hatve-i ikbâl ve ol cây-ı dilgüşâyı dâru'l-hulda şebîh ü misâl buyurdular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_511.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "text": "Kudûm-i sermâ ile [Ü3 97b] hevâlarda bürûdet rû-nümâ olduğuna binâ'en, Şehriyâr-ı cemîlü'l-hısâl dâme fî ʿavni'l-Meliki'l-Müteʿâl işbu Cumâdelûlâ'nın yirmi dördüncü İsneyn günü Beşiktaş Sâhil-serâyı'ndan Serây-ı hümâyûn'larına vazʿ-ı hatve-i ikbâl ve ol cây-ı dilgüşâyı dâru'l-hulda şebîh ü misâl buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi beşinci Salı günü askerî tâyifesinin bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd ve kabzına me'mûr olanlara teslîm ile cihet-i teʿayyüşlerine imdâd olunup, yirmi yedinci Pençşenbih günü Bâb-ı âlî'de devr vâkiʿ olup, Rikâbdâr Ağa\nma'rifetiyle teşrîfât-ı hümâyûn vürûd ve Kāyim-makām Paşa hazretleri bu iltifâtdan kesb-i inbisât-ı nâ-mahdûd eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i tavâyif-i askeriyye ve zuhûr-i teşrîfât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_512.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i tavâyif-i askeriyye ve zuhûr-i teşrîfât",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi beşinci Salı günü askerî tâyifesinin bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd ve kabzına me'mûr olanlara teslîm ile cihet-i teʿayyüşlerine imdâd olunup, yirmi yedinci Pençşenbih günü Bâb-ı âlî'de devr vâkiʿ olup, Rikâbdâr Ağa\nma'rifetiyle teşrîfât-ı hümâyûn vürûd ve Kāyim-makām Paşa hazretleri bu iltifâtdan kesb-i inbisât-ı nâ-mahdûd eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn'a nasb-ı Emîn resm-i dîrîn olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü Selânikî Hasan Ağa birâderi [Ü4 23a] Ahmed Ağa, Surre Emîni nasb ü taʿyîn olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_513.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Surre-i hümâyûn",
          "text": "Beher sâl irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn'a nasb-ı Emîn resm-i dîrîn olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun yirmi dördüncü günü Selânikî Hasan Ağa birâderi [Ü4 23a] Ahmed Ağa, Surre Emîni nasb ü taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci Cumʿa gicesi sâʿat dörtde iken Beylerbeyi'de vâkiʿ Esʿad Ağa'nın yalısından âteş zuhûr edüp, sâhil-i mezbûru ve kurbünde olan Sadriʿazam Kethudâsı ʿOsmân Efendi'nin yalısını ihrâk ve zimâm-ı şiddet-i rîh intılâk üzere iken, sâyir yalılara sirâyet etmeyüp, fazl-ı hazret-i Hallâk o âteş-i zâtü'l-vekūdu itfâ ile civârda vâkiʿ ashâb-ı sevâhili mazhar-ı merhamet ü işfâk eyledi.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_514.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci Cumʿa gicesi sâʿat dörtde iken Beylerbeyi'de vâkiʿ Esʿad Ağa'nın yalısından âteş zuhûr edüp, sâhil-i mezbûru ve kurbünde olan Sadriʿazam Kethudâsı ʿOsmân Efendi'nin yalısını ihrâk ve zimâm-ı şiddet-i rîh intılâk üzere iken, sâyir yalılara sirâyet etmeyüp, fazl-ı hazret-i Hallâk o âteş-i zâtü'l-vekūdu itfâ ile civârda vâkiʿ ashâb-ı sevâhili mazhar-ı merhamet ü işfâk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Bebek'de vâkiʿ sâhil-hânesinde bast-ı kālîçe-i ikāmet ve duʿây-ı devlet-i Pâdişâhî'ye müvâzabet üzere iken, işbu Cumâdelûlâ'nın yirminci Hamîs günü baʿde'l-ʿasr cihân ü cihâniyândan ʿuzlet ve dâr-ı bekâya [Ü3 98a] rıhlet eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Dürrî-zâde ʿArif Efendi Şeyhulislâm-ı esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_515.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Dürrî-zâde ʿArif Efendi Şeyhulislâm-ı esbak",
          "text": "Müşârun ileyh Bebek'de vâkiʿ sâhil-hânesinde bast-ı kālîçe-i ikāmet ve duʿây-ı devlet-i Pâdişâhî'ye müvâzabet üzere iken, işbu Cumâdelûlâ'nın yirminci Hamîs günü baʿde'l-ʿasr cihân ü cihâniyândan ʿuzlet ve dâr-ı bekâya [Ü3 98a] rıhlet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Dürrî-zâde Mustafa Efendi'nin sadef-i sulbünden bin yüz elli üç târîhinde zîb-i târik-i vücûd ve ziyâ-pâş-ı ʿâlem-i şühûd olup, fekk-i ʿalâka-i kımât ve siniyy-i ʿömrü ʿakd-i heftümîne irtibât ʿakabinde Ak Mahmûd-zâde Zeynelʿâbidîn Efendi'den\nahz-ı varak-pâre-i mülâzemet ve altmış yedi târîhinde vâkiʿ Murtezâ Efendi'nin meşîhatinde medrese ru'ûsuna neyl ile kesb-i evvelîn-i pâye-i menzilet edüp, peder-i vâlâ-güherinin meşîhat-i sâniyesi hengâmı olan seksan târîhinde Yenişehir ve dört sene murûrunda pederinin üçüncü defʿasında bâ-Pâye-i Mekke, Burusa Mevleviyyeti ile ʿâlî-kadr olmuşidi. Doksan dörtde bi'l-fiʿl İstanbul Kadılığı ile mazhar-ı eltâf ve doksan altıda Seyyid İbrâhîm Efendi yerine Nakībüleşrâf olup, birâderi ʿAtâ'ullah Efendi'nin meşîhatinde doksan yedi târîhinde zabt etmek üzere [Ü4 23b] bi'l-fiʿl Sadr-ı Anadolu ve doksan sekiz târîhinde yine birâderi meşîhatinde Nâfî Efendi fevtinden Sadr-ı Rumeli olup, doksan dokuzda ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâ'ullah Efendi cürʿa-nûş-ı câm-ı himâm ve Sâhib-i terceme Müfti'l-enâm olmuşlar idi. Altı mâh murûrunda Yûsuf Paşa'nın Sadâret'ine vazʿ-ı engüşt-i dahl ü iʿtirâz etmek sebebi ile ʿazl olunup, sâhil-hânesinde ikāme vü îvâ ve iki yüz dört târîhinde ʿulemây-ı aʿlâma vâkiʿ olan buhrân u inkılâb zemânında Tâyife nefy ü iclâ olunup, bu sebeble ferîza-i haccı edâ ve arpalığı olan Kütahya'ya ʿavd ile meʾzûn ve andan sâhil-hânesine iyâb ruhsatını iktisâb ile râhat-yâb-ı huzûr u sükûn olmuşidi. İki yüz altı senesi Zilkaʿde'sinin yirmi ikinci günü mükerreren Şeyhulislâm ve Hallâl-i müşkilât-ı enâm olup, on üç senesi Rebîʿinin on [Ü3 98b] sekizinci günü mesned-i Fetvâ'dan dûr ve Burusa'da ikāmete meʾmûr ve üç mâh murûrunda sâhil-hânesine ʿavdet ile mesrûr olup, târîh-i mezkûrda enfâs-ı maʿdûdesin itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm eyledi.\nMüşârun ileyh asîl ü ʿarîk ve usûl-i âşinây-ı tarîk, ʿazbü'l-beyân, talîku'l-lisân, beşûş u behîc ve riʿâyet-kerde-i resm-i teʾennî vü tedrîc olup, ancak ʿumûm nâsa ʿaraz-ı gayr-i müfârık olan muhâfaza-i câh u iʿtibâr ve ilâne-i ʿarîke-i ağyâr mekāsıdıyla benî nevʿinin müteneffislerini sûʾ-i zikr ile meʾlûf ve li-ecli't-tefekküh ahadühümâyı âhara tutuşdurmak sanʿatı ile maʿrûf idi. İmtidâd-ı zemân ile dâiresinde dâd ü sited ve ahz u redd muʿâmeleleri derkâr iken, yemîn ü yesârında bulunan erbâb-ı idâre vü ʿukūl dâd ü dihişe vazʿ-ı tarîk [Ü4\n24a] ve mûyu revgandan tefrîk ile mahdûmlarını ve kendülerini yapup, aʿdâya söz bırakmadıkları hâllerine vâkıf olanlardan menkūldür.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_516.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Dürrî-zâde Mustafa Efendi'nin sadef-i sulbünden bin yüz elli üç târîhinde zîb-i târik-i vücûd ve ziyâ-pâş-ı ʿâlem-i şühûd olup, fekk-i ʿalâka-i kımât ve siniyy-i ʿömrü ʿakd-i heftümîne irtibât ʿakabinde Ak Mahmûd-zâde Zeynelʿâbidîn Efendi'den\nahz-ı varak-pâre-i mülâzemet ve altmış yedi târîhinde vâkiʿ Murtezâ Efendi'nin meşîhatinde medrese ru'ûsuna neyl ile kesb-i evvelîn-i pâye-i menzilet edüp, peder-i vâlâ-güherinin meşîhat-i sâniyesi hengâmı olan seksan târîhinde Yenişehir ve dört sene murûrunda pederinin üçüncü defʿasında bâ-Pâye-i Mekke, Burusa Mevleviyyeti ile ʿâlî-kadr olmuşidi. Doksan dörtde bi'l-fiʿl İstanbul Kadılığı ile mazhar-ı eltâf ve doksan altıda Seyyid İbrâhîm Efendi yerine Nakībüleşrâf olup, birâderi ʿAtâ'ullah Efendi'nin meşîhatinde doksan yedi târîhinde zabt etmek üzere [Ü4 23b] bi'l-fiʿl Sadr-ı Anadolu ve doksan sekiz târîhinde yine birâderi meşîhatinde Nâfî Efendi fevtinden Sadr-ı Rumeli olup, doksan dokuzda ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâ'ullah Efendi cürʿa-nûş-ı câm-ı himâm ve Sâhib-i terceme Müfti'l-enâm olmuşlar idi. Altı mâh murûrunda Yûsuf Paşa'nın Sadâret'ine vazʿ-ı engüşt-i dahl ü iʿtirâz etmek sebebi ile ʿazl olunup, sâhil-hânesinde ikāme vü îvâ ve iki yüz dört târîhinde ʿulemây-ı aʿlâma vâkiʿ olan buhrân u inkılâb zemânında Tâyife nefy ü iclâ olunup, bu sebeble ferîza-i haccı edâ ve arpalığı olan Kütahya'ya ʿavd ile meʾzûn ve andan sâhil-hânesine iyâb ruhsatını iktisâb ile râhat-yâb-ı huzûr u sükûn olmuşidi. İki yüz altı senesi Zilkaʿde'sinin yirmi ikinci günü mükerreren Şeyhulislâm ve Hallâl-i müşkilât-ı enâm olup, on üç senesi Rebîʿinin on [Ü3 98b] sekizinci günü mesned-i Fetvâ'dan dûr ve Burusa'da ikāmete meʾmûr ve üç mâh murûrunda sâhil-hânesine ʿavdet ile mesrûr olup, târîh-i mezkûrda enfâs-ı maʿdûdesin itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm eyledi.\nMüşârun ileyh asîl ü ʿarîk ve usûl-i âşinây-ı tarîk, ʿazbü'l-beyân, talîku'l-lisân, beşûş u behîc ve riʿâyet-kerde-i resm-i teʾennî vü tedrîc olup, ancak ʿumûm nâsa ʿaraz-ı gayr-i müfârık olan muhâfaza-i câh u iʿtibâr ve ilâne-i ʿarîke-i ağyâr mekāsıdıyla benî nevʿinin müteneffislerini sûʾ-i zikr ile meʾlûf ve li-ecli't-tefekküh ahadühümâyı âhara tutuşdurmak sanʿatı ile maʿrûf idi. İmtidâd-ı zemân ile dâiresinde dâd ü sited ve ahz u redd muʿâmeleleri derkâr iken, yemîn ü yesârında bulunan erbâb-ı idâre vü ʿukūl dâd ü dihişe vazʿ-ı tarîk [Ü4\n24a] ve mûyu revgandan tefrîk ile mahdûmlarını ve kendülerini yapup, aʿdâya söz bırakmadıkları hâllerine vâkıf olanlardan menkūldür."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi-ʿinâyetillâhi'l-Meliki'l-Kadîr dâhil-i kabza-i teshîr-i Şehriyâr-ı kişver-gîr olan Korfa ve tevâbiʿi adalara “Cezâyir-i Sebʿa-i Müctemiʿa Cumhûriyyeti” ʿunvânı verilüp, Dubrovniklü gibi üç senede bir cizyelerin vermek şartıyla Devlet-i ʿaliyye raʿiyyetini kabûl eyledikleri ve bu esnâda cumhûr-ı mezbûr tarafından lâzım gelen tasdîk-nâmeleri vârid olup, yedlerine verilen nişân-ı âlî ile işbu Cumâdelâhıre gāyetinde mübâdele olunmağla, mazmûn-ı nişân-ı âlî-şân şurût-ı serbestiyyet ve ʿuhûd u muvâfakatlerini mutazammın olduğundan, bu mahalle sebti istihsân olundu. Venedik'den münfekk Korfa ve Zanta ve Kefalonya ve Ayamavra ve Pakso ve İtake ve Çuka ve bunlara mülhak meskûn ve gayr-i meskûn ne kadar adalar var ise, sûret-i hükûmet-i [Ü3 99a] dâ hiliyyeleriyle idâre olunmak üzere “Cezâyir-i Sebʿa-i Müctemiʿa Cumhûru” nâmıyla Devlet-i ʿaliyye'nin tâbiʿ ve mahkûm u mahmîsi bir cumhûr olup, ancak cezâyir-i mezkûrenin vücûh u asîl sergerdegânına imtiyâz vermek şân-ı devletden olup, dâhilî nizâmları kāʿidesi üzere ittifâk-ı ârâ ile müntehab olan sergerde ve asîl-zâdelerine “Beyler” taʿbîri ıtlâkı ve o tarafa dâ'ir ısdâr olunan evâmir-i ʿaliyyede ber-minvâl-i muharrer “Beyler” ve “Kinez” elkābı yazılmak câyiz ola. Ve mugāyir-i rızây-ı hümâyûn cezâyir-i mezkûre ehâlîsi beyninde münâfere vü münâzaʿa misillü müteʿassirü'l-indifâʿ bir hâlet zuhûrunda cezâyir-i mezkûrenin Memâlik-i mahrûse'ye kurbiyyetleri ve Saltanat-ı seniyye'ye tebaʿiyyetleri cihetleriyle hâlet-i mezkûrenin indifâʿına ve esbâb-ı emniyyetlerinin istihsâline [Ü4 24b] taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den müsâʿade erzânî buyurulup, derhâl cumhûr-ı mezkûr tarafından Bâb-ı ʿâlî'ye keyfiyyet ʿarz u ifâde olunup, vech-i münâsibi üzere Devlet-i ʿaliyye tarafından define ikdâm ü himmet oluna. Cumhûr-ı mezkûr tâbiʿ-i devlet ve taht-ı sâye-bân-ı saltanatda âsûde-nişîn-i emn ü râhat olmak hasebiyle Devlet-i ʿaliyye'ye dostluk edenlere, dostluk ve husûmet edenlere, muktezây-ı mahkûmiyyet ü tebaʿiyyetleri üzere her hâlde bî-taraf olup, emr-i ticâretde dahi\nʿaynı ile Dubrovniklü'ye verilan imtiyâzât ile merʿî olalar. Ve Devlet-i ʿaliyye'nin düvel-i sâyire ile muhârebesi vukūʿunda Dubrovniklü gibi emr-i ticârete mübâşeret eyleyüp, husamây-ı devlete me'kûlât ve meşrûbâta müteʿallık bir habbe ve bir katre ve âlât ve mühimmâta müteʿallık bir şey vermeyüp, kendü tekne ve mellâh ve kara askerleriyle dahi imdâd etmeye. Ve Donanma-yı hümâyûn sefâyini hâcet mess etmedikce cezîre-i mezkûreye ʿazîmet etmeyüp, ancak furtuna ve sebeb-i lâzım cihetleriyle cezâyir-i mezkûreye [Ü3 99b] ve bâhusûs Korfa lîmânlarına ve tersânesine duhûl muktezî oldukda, cumhûra izhâr olunarak varmaları câyiz olup, o hâlde cumhûr tarafından dahi esbâb-ı hürmet istihsâline ihtimâm oluna. Ve berü tarafdan dahi taʿmîr ü termîm maslahatı içün lâzım gelan meblağ ve ücret-i ʿameliyye edâ olunup, kezâlik Donanma-yı hümâyûn sefâyini ve tüccâr tekneleri bu adaların kangısına varırlar ise aldıkları zehâyir ve sâyir levâzımın behâsını râyici üzere edâ edüp, karantina ve sâyir nizâm-ı beldeye riʿâyet eylemeleri kapudanlarına ve sâyir iktizâ edenlere dâyimen ve müstemirren tenbîh ü teʾkîd oluna. Cumhûr-ı mezkûrun memleketleri cezâyir olmak hasebiyle Memâlik-i mahrûse'den ve Ak-deniz adalarından ve ʿale'l-husûs Mora'dan Arnabudluk iskelesine [Ü4 25a] varınca, Guraf dağları sekenesi ve Soloz ve Çâm tâyifeleri ve “Korveloş” taʿbîr olunur “Novica” ve “Himara” nâm mahallerin ehâlîsinden ve'l-hâsıl Memâlik-i mahrûse'nin her kangı mahallinden olur ise, şekāvet ü ʿisyânı irtikâb eden ʿusât ve sâyir esbâb u ʿilele mebnî zikr olunan mahalleri melce'-i ittihâz eden eşkıyâ vü bugāt, cezâyir-i merkūmenin birine firâr u ilticâ eder ise, derhal ahz u habs ve kangı mahalden gelmiş ise o mahallin zâbitine mukayyeden gönderilüp, keyfiyyeti ve o makūleleri ism ü resmleriyle bâ-defter konsolosları maʿrifetiyle Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde eyleyeler. Kezâlik cezâyir-i mezkûre ehâlîsinden biri töhmet-i şenîʿa sebebi ile tahlîs-ı girîbân kaydına düşerek, Donanma-yı hümâyûn ve tüccâr sefâyinine ve yâhûd kara tarafına firâr ederi olur ise, cumhûr tarafından taleb olundukda, teslîm olunalar. Ve Memâlik-i mahrûse reʿâyâsından ticâret ve yâhûd cihet-i uhrâ ile cezâyir-i mezkûrede tevattun ve nakl eder olur ise, vechen mine'l-vücûh kabûl olunmayup, [Ü3 100a] o makūleler tard u def olundukdan sonra, mahall ve şekilleri ve ne takrîb tevattun kaydına düşdükleri ism ü şöhretleriyle defter olunup, her vakit ve ekalli altı mâhda bir kerre Bâb-ı ʿâlî'ye irsâl oluna.\nVe cumhûr-ı mezkûr işbu nişân-ı hümâyûn târîhinden i'tibâr ile senevî maktûʿan tahsîs olunan yirmi beş bin guruş, üç senede bir müctemi'an yetmiş beşer bin guruş kendi elçileriyle yâhûd Âsitâne'de mukîm konsolosları olan Bey-zâde maʿrifetiyle Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm eyleyeler. Ve bu bâbda Dubrovniklü'ye müsâʿade olunan rüsûm ne ise mezkûru'l-mikdâr cizyelerin teslîmine me'mûr elçilerine dahi müsâʿade-i seniyye tecvîz oluna. Cumhûr-ı mezkûrun cizyesi li-ecli'l-imtiyâz [Ü4 25b] ber-vech-i maktûʿ edâ olunmasına müsâʿade-i Şâhâne erzânî buyurulmağla, memâlik-i Hâkāniyye'de bulunan ve âmed-şüd eden reʿâyâlarına kâyinen-men-kân cizyedârân ve sâyir ehl-i ʿörf taraflarından cizye mutâlebesi ve sâyir tekâlîf ile rencîde olunmamaları içün iktizâ edenlere evâmir-i ʿaliyye neşr olunup, ancak hılâf-ı rızây-ı hümâyûn o makūlelere taʿarruz vukūʿ bulmamak içün sahîh adalu oldukları temyîz ü teşhîs olunmak içün her birine kāʿideleri üzere beldeleri tarafından birer kağıd iʿtâ oluna. Ve cezâyir-i mezkûrenin cümlesine ehl-i İslâm ve reʿâyâ tüccârı ber-vech-i serbestiyyet âmed-şüd edegeldikleri gibi, mahâll-i mezbûrenin ehâlîsi dahi dâire-i ticâretlerin tevsîʿ içün Memâlik-i mahrûse'de vâkiʿ bi'l-cümle sevâhil ve iskelelere ʿaynı ile Dubrovniklü misillü me'zûn olalar. Ve bundan gayrı cumhûr-ı mezkûrun tüccâr ve kapudanları sâyir Memâlik-i mahrûse reʿâyâsı gibi kendülere mahsûs bayraklarıyla li-ecli't-ticâre Kara-deniz'e dahi âmed-şüde me'zûn olalar. Ve cumhûr-ı mezkûr Devlet-i ʿaliyye'nin cizye-güzâr [Ü3 100b] ve ʿubûdiyyet-kârı olmak hasebiyle ferîza-i zimmet ü tebaʿiyyet ve mahkûmiyetleri olan sadâkat ü itâʿati îfâ etdikçe, revâbıt-ı dâhiliyye vü hâriciyyelerinde Dubrovnik cumhûru hakkında ez-kadîm cârî olan istihkākāt ü imtiyâzâtın cümlesiyle kâm-yâb olalar. Ve Dubrovniklü'nün tüccâr ve sefâyini Murâbıt Ocağları'nın taʿarruzundan ne vechile te'mîn olunmuşlar ise, cumhûr-ı mezbûrun dahi tüccâr ve sefâyini ʿaynı ile te'mîn olunalar. Ve Mora ve Arnabudluk taraflarından cumhûr-ı mesfûr celb-i zehâyir ile teʿayyüş edegeldiklerine binâ'en, zehâyire muhtâc olduklarında ve zikr olunan mahallerde dahi feyz u bereket bulunduğu hâlde defʿ-i zarûretleri içün bundan böyle dahi [Ü4 26a] bi't-terâzî akçalarıyla muhtâc oldukları zehâyiri tedârüke me'zûn olalar.\nVe emr-i ticâret ve sâyir muʿâmelâtın idâre vü temşiyeti içün lâzım gelen iskelelerde birer konsolos ve yâhûd konsolos vekîlleri ikāme olunup, iktizâ eden berâʾet ve evâmir iʿtâ oluna. Ve Dubrovniklü ne mikdâr gümrük verir ise bunlar dahi o mikdâr resm-i gümrüğü edâ edeler. Ve ehl-i İslâm ve reʿâyâ tüccârı Dubrovnik'de ne mikdâr gümrük verirler ise bunlar dahi o mikdâr gümrük alalar. Ve vilâyet ve memleket ve hisârlarına ve kendülerine sancak beylerinden ve su-başılardan ve tüccârdan ve sâye-i saltanatda olanların birisinden zarar u ziyân erişmeye. Ve mukaddemâ kalʿaları ve vilâyetleri ne vechile emn ü emân üzere ise, yine ol vechile emn ü emân üzere ola. Ve Memâlik-i mahrûse'de âmed-şüd etdikçe rızıklarına ve davarlarına ve kendülerine mahsûs esvâblarına dahl ü taʿarruz ile zahmet verilmeyüp, bâc taleb olunmaya. Ve bu makūle ziyân kasd edenler Der-ʿaliyye'ye ʿarz olunup, haklarından gelinüp, rızıkları [Ü3 101a] tazmîn etdirile. Ve Venedik'den münfekk olup, bu defʿa zabt u teshîr olunan karada kâʾin “Parga” ve “Preveze” ve “Voniça” ve “Putrinto” nâm mahallerde ve bunların tevâbiʿ u levâhıkında cumhûr-ı mezkûr ehâlîsinden emlâk sahibi olanlar kendi mülklerin fürûht etmek murâd ederler ise, reʿâyây-ı Devlet-i ʿaliyye'den mahâll-i mezkûre ehâlîsi ve gerek sâyir reʿâyây-ı Devlet-i ʿaliyye ve yâhûd cumhûr-ı mezkûr reʿâyâsına değer-behâlarıyla bi't-terâzî fürûht edüp, sâyir müste'menlere fürûht etmeyeler; tahrîren fi'l-yevmi's-sâmin min şehri Zilkaʿde sene erbaʿa ʿaşerate ve mi'eteyn ve elf. [Ü4 26b]",
          "caption": "Mübâdele-i tasdîk-nâme-i Korfa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_517.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Mübâdele-i tasdîk-nâme-i Korfa",
          "text": "Bi-ʿinâyetillâhi'l-Meliki'l-Kadîr dâhil-i kabza-i teshîr-i Şehriyâr-ı kişver-gîr olan Korfa ve tevâbiʿi adalara “Cezâyir-i Sebʿa-i Müctemiʿa Cumhûriyyeti” ʿunvânı verilüp, Dubrovniklü gibi üç senede bir cizyelerin vermek şartıyla Devlet-i ʿaliyye raʿiyyetini kabûl eyledikleri ve bu esnâda cumhûr-ı mezbûr tarafından lâzım gelen tasdîk-nâmeleri vârid olup, yedlerine verilen nişân-ı âlî ile işbu Cumâdelâhıre gāyetinde mübâdele olunmağla, mazmûn-ı nişân-ı âlî-şân şurût-ı serbestiyyet ve ʿuhûd u muvâfakatlerini mutazammın olduğundan, bu mahalle sebti istihsân olundu. Venedik'den münfekk Korfa ve Zanta ve Kefalonya ve Ayamavra ve Pakso ve İtake ve Çuka ve bunlara mülhak meskûn ve gayr-i meskûn ne kadar adalar var ise, sûret-i hükûmet-i [Ü3 99a] dâ hiliyyeleriyle idâre olunmak üzere “Cezâyir-i Sebʿa-i Müctemiʿa Cumhûru” nâmıyla Devlet-i ʿaliyye'nin tâbiʿ ve mahkûm u mahmîsi bir cumhûr olup, ancak cezâyir-i mezkûrenin vücûh u asîl sergerdegânına imtiyâz vermek şân-ı devletden olup, dâhilî nizâmları kāʿidesi üzere ittifâk-ı ârâ ile müntehab olan sergerde ve asîl-zâdelerine “Beyler” taʿbîri ıtlâkı ve o tarafa dâ'ir ısdâr olunan evâmir-i ʿaliyyede ber-minvâl-i muharrer “Beyler” ve “Kinez” elkābı yazılmak câyiz ola. Ve mugāyir-i rızây-ı hümâyûn cezâyir-i mezkûre ehâlîsi beyninde münâfere vü münâzaʿa misillü müteʿassirü'l-indifâʿ bir hâlet zuhûrunda cezâyir-i mezkûrenin Memâlik-i mahrûse'ye kurbiyyetleri ve Saltanat-ı seniyye'ye tebaʿiyyetleri cihetleriyle hâlet-i mezkûrenin indifâʿına ve esbâb-ı emniyyetlerinin istihsâline [Ü4 24b] taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den müsâʿade erzânî buyurulup, derhâl cumhûr-ı mezkûr tarafından Bâb-ı ʿâlî'ye keyfiyyet ʿarz u ifâde olunup, vech-i münâsibi üzere Devlet-i ʿaliyye tarafından define ikdâm ü himmet oluna. Cumhûr-ı mezkûr tâbiʿ-i devlet ve taht-ı sâye-bân-ı saltanatda âsûde-nişîn-i emn ü râhat olmak hasebiyle Devlet-i ʿaliyye'ye dostluk edenlere, dostluk ve husûmet edenlere, muktezây-ı mahkûmiyyet ü tebaʿiyyetleri üzere her hâlde bî-taraf olup, emr-i ticâretde dahi\nʿaynı ile Dubrovniklü'ye verilan imtiyâzât ile merʿî olalar. Ve Devlet-i ʿaliyye'nin düvel-i sâyire ile muhârebesi vukūʿunda Dubrovniklü gibi emr-i ticârete mübâşeret eyleyüp, husamây-ı devlete me'kûlât ve meşrûbâta müteʿallık bir habbe ve bir katre ve âlât ve mühimmâta müteʿallık bir şey vermeyüp, kendü tekne ve mellâh ve kara askerleriyle dahi imdâd etmeye. Ve Donanma-yı hümâyûn sefâyini hâcet mess etmedikce cezîre-i mezkûreye ʿazîmet etmeyüp, ancak furtuna ve sebeb-i lâzım cihetleriyle cezâyir-i mezkûreye [Ü3 99b] ve bâhusûs Korfa lîmânlarına ve tersânesine duhûl muktezî oldukda, cumhûra izhâr olunarak varmaları câyiz olup, o hâlde cumhûr tarafından dahi esbâb-ı hürmet istihsâline ihtimâm oluna. Ve berü tarafdan dahi taʿmîr ü termîm maslahatı içün lâzım gelan meblağ ve ücret-i ʿameliyye edâ olunup, kezâlik Donanma-yı hümâyûn sefâyini ve tüccâr tekneleri bu adaların kangısına varırlar ise aldıkları zehâyir ve sâyir levâzımın behâsını râyici üzere edâ edüp, karantina ve sâyir nizâm-ı beldeye riʿâyet eylemeleri kapudanlarına ve sâyir iktizâ edenlere dâyimen ve müstemirren tenbîh ü teʾkîd oluna. Cumhûr-ı mezkûrun memleketleri cezâyir olmak hasebiyle Memâlik-i mahrûse'den ve Ak-deniz adalarından ve ʿale'l-husûs Mora'dan Arnabudluk iskelesine [Ü4 25a] varınca, Guraf dağları sekenesi ve Soloz ve Çâm tâyifeleri ve “Korveloş” taʿbîr olunur “Novica” ve “Himara” nâm mahallerin ehâlîsinden ve'l-hâsıl Memâlik-i mahrûse'nin her kangı mahallinden olur ise, şekāvet ü ʿisyânı irtikâb eden ʿusât ve sâyir esbâb u ʿilele mebnî zikr olunan mahalleri melce'-i ittihâz eden eşkıyâ vü bugāt, cezâyir-i merkūmenin birine firâr u ilticâ eder ise, derhal ahz u habs ve kangı mahalden gelmiş ise o mahallin zâbitine mukayyeden gönderilüp, keyfiyyeti ve o makūleleri ism ü resmleriyle bâ-defter konsolosları maʿrifetiyle Bâb-ı ʿâlî'ye ifâde eyleyeler. Kezâlik cezâyir-i mezkûre ehâlîsinden biri töhmet-i şenîʿa sebebi ile tahlîs-ı girîbân kaydına düşerek, Donanma-yı hümâyûn ve tüccâr sefâyinine ve yâhûd kara tarafına firâr ederi olur ise, cumhûr tarafından taleb olundukda, teslîm olunalar. Ve Memâlik-i mahrûse reʿâyâsından ticâret ve yâhûd cihet-i uhrâ ile cezâyir-i mezkûrede tevattun ve nakl eder olur ise, vechen mine'l-vücûh kabûl olunmayup, [Ü3 100a] o makūleler tard u def olundukdan sonra, mahall ve şekilleri ve ne takrîb tevattun kaydına düşdükleri ism ü şöhretleriyle defter olunup, her vakit ve ekalli altı mâhda bir kerre Bâb-ı ʿâlî'ye irsâl oluna.\nVe cumhûr-ı mezkûr işbu nişân-ı hümâyûn târîhinden i'tibâr ile senevî maktûʿan tahsîs olunan yirmi beş bin guruş, üç senede bir müctemi'an yetmiş beşer bin guruş kendi elçileriyle yâhûd Âsitâne'de mukîm konsolosları olan Bey-zâde maʿrifetiyle Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm eyleyeler. Ve bu bâbda Dubrovniklü'ye müsâʿade olunan rüsûm ne ise mezkûru'l-mikdâr cizyelerin teslîmine me'mûr elçilerine dahi müsâʿade-i seniyye tecvîz oluna. Cumhûr-ı mezkûrun cizyesi li-ecli'l-imtiyâz [Ü4 25b] ber-vech-i maktûʿ edâ olunmasına müsâʿade-i Şâhâne erzânî buyurulmağla, memâlik-i Hâkāniyye'de bulunan ve âmed-şüd eden reʿâyâlarına kâyinen-men-kân cizyedârân ve sâyir ehl-i ʿörf taraflarından cizye mutâlebesi ve sâyir tekâlîf ile rencîde olunmamaları içün iktizâ edenlere evâmir-i ʿaliyye neşr olunup, ancak hılâf-ı rızây-ı hümâyûn o makūlelere taʿarruz vukūʿ bulmamak içün sahîh adalu oldukları temyîz ü teşhîs olunmak içün her birine kāʿideleri üzere beldeleri tarafından birer kağıd iʿtâ oluna. Ve cezâyir-i mezkûrenin cümlesine ehl-i İslâm ve reʿâyâ tüccârı ber-vech-i serbestiyyet âmed-şüd edegeldikleri gibi, mahâll-i mezbûrenin ehâlîsi dahi dâire-i ticâretlerin tevsîʿ içün Memâlik-i mahrûse'de vâkiʿ bi'l-cümle sevâhil ve iskelelere ʿaynı ile Dubrovniklü misillü me'zûn olalar. Ve bundan gayrı cumhûr-ı mezkûrun tüccâr ve kapudanları sâyir Memâlik-i mahrûse reʿâyâsı gibi kendülere mahsûs bayraklarıyla li-ecli't-ticâre Kara-deniz'e dahi âmed-şüde me'zûn olalar. Ve cumhûr-ı mezkûr Devlet-i ʿaliyye'nin cizye-güzâr [Ü3 100b] ve ʿubûdiyyet-kârı olmak hasebiyle ferîza-i zimmet ü tebaʿiyyet ve mahkûmiyetleri olan sadâkat ü itâʿati îfâ etdikçe, revâbıt-ı dâhiliyye vü hâriciyyelerinde Dubrovnik cumhûru hakkında ez-kadîm cârî olan istihkākāt ü imtiyâzâtın cümlesiyle kâm-yâb olalar. Ve Dubrovniklü'nün tüccâr ve sefâyini Murâbıt Ocağları'nın taʿarruzundan ne vechile te'mîn olunmuşlar ise, cumhûr-ı mezbûrun dahi tüccâr ve sefâyini ʿaynı ile te'mîn olunalar. Ve Mora ve Arnabudluk taraflarından cumhûr-ı mesfûr celb-i zehâyir ile teʿayyüş edegeldiklerine binâ'en, zehâyire muhtâc olduklarında ve zikr olunan mahallerde dahi feyz u bereket bulunduğu hâlde defʿ-i zarûretleri içün bundan böyle dahi [Ü4 26a] bi't-terâzî akçalarıyla muhtâc oldukları zehâyiri tedârüke me'zûn olalar.\nVe emr-i ticâret ve sâyir muʿâmelâtın idâre vü temşiyeti içün lâzım gelen iskelelerde birer konsolos ve yâhûd konsolos vekîlleri ikāme olunup, iktizâ eden berâʾet ve evâmir iʿtâ oluna. Ve Dubrovniklü ne mikdâr gümrük verir ise bunlar dahi o mikdâr resm-i gümrüğü edâ edeler. Ve ehl-i İslâm ve reʿâyâ tüccârı Dubrovnik'de ne mikdâr gümrük verirler ise bunlar dahi o mikdâr gümrük alalar. Ve vilâyet ve memleket ve hisârlarına ve kendülerine sancak beylerinden ve su-başılardan ve tüccârdan ve sâye-i saltanatda olanların birisinden zarar u ziyân erişmeye. Ve mukaddemâ kalʿaları ve vilâyetleri ne vechile emn ü emân üzere ise, yine ol vechile emn ü emân üzere ola. Ve Memâlik-i mahrûse'de âmed-şüd etdikçe rızıklarına ve davarlarına ve kendülerine mahsûs esvâblarına dahl ü taʿarruz ile zahmet verilmeyüp, bâc taleb olunmaya. Ve bu makūle ziyân kasd edenler Der-ʿaliyye'ye ʿarz olunup, haklarından gelinüp, rızıkları [Ü3 101a] tazmîn etdirile. Ve Venedik'den münfekk olup, bu defʿa zabt u teshîr olunan karada kâʾin “Parga” ve “Preveze” ve “Voniça” ve “Putrinto” nâm mahallerde ve bunların tevâbiʿ u levâhıkında cumhûr-ı mezkûr ehâlîsinden emlâk sahibi olanlar kendi mülklerin fürûht etmek murâd ederler ise, reʿâyây-ı Devlet-i ʿaliyye'den mahâll-i mezkûre ehâlîsi ve gerek sâyir reʿâyây-ı Devlet-i ʿaliyye ve yâhûd cumhûr-ı mezkûr reʿâyâsına değer-behâlarıyla bi't-terâzî fürûht edüp, sâyir müste'menlere fürûht etmeyeler; tahrîren fi'l-yevmi's-sâmin min şehri Zilkaʿde sene erbaʿa ʿaşerate ve mi'eteyn ve elf. [Ü4 26b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Evâyil-i hâlde Tersâne-i ʿâmire'de inşâ olunan sefâyin, karada inşâ olunmak cihetiyle baʿde't-tekmîl sûret-i maʿlûme ile suya ilkā vü tenzîl olundukda, o cism-i sakīl lâ-mahâle rahne-dâr olduğu âşikâr olduğundan gayri, muhtâc-ı taʿmîr olan sefâyin dâr-ağaclarında taʿmîr ü tedhîn olunur iken, hatt u refʿ hengâmında kesret-i ʿameleye ihtiyâc mess eylediği ve maslahat-ı mezkûre küllî zahmet ü meşakkatle ancak müddet-i vâfirede husûle geleceği zâhir olduğundan, sevâhil-i bahriyyede medhali olan mülûk-i Nasârâ tersânelerinde bu maslahatı\nteshîl ve mesârıfı taklîl mekāsıdıyla ihtirâʿ olununan havz gibi Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr'da dahi bir havz inşâsı lâyıh-ı hâtır-ı safvet-me'âsir-i hazret-i Tâc-dârî olmuşidi. Havz-ı mezkûrun inşâsına irâde-i seniyye teʿalluk eylediği Âsitâne'de bulunan ecânib mühendislerine ve mi'mârân ve sâyir erbâb-ı vukūfa ihbâr ve sühûlet ve resânet-i binâ maslahatı istihbâr olundukda, İsvec mühendisi karada sandıksız ve Françe mühendisi sandık ile bahrda havz inşâsını iddiʿâ ve tervîc-i ʿamel zımnında ahadühümâ âharın re’yini tezyîf ü ilgā kasdında olmalarıyla, [Ü3 101b] şahseyn-i mezbûreynin iddiʿây-ı sâdic ile kable'l-imtihân bu maslahata şurûʿları ve yakīn husûlünden mukaddem nukūd-ı vâfire istihlâki emr-i nâ-savâb olduğundan, Miʿmâr Ağa ve sâyir usûl-i binaya vâkıf olanlar mesfûrların mübâhaseleri istimâʿına idhâl ve sâbık u lâhık tersâne emînleri dahi edille-i tarafeyne nazar ile tahkīk-ı me'âl etmek irâdesiyle bu cemiyyete hakem ve nâzır nasb olunup, esâsı su içinde olan binânın istikrârı [Ü4 27a] her ne kadar mümteniʿât-ı ʿakliyyeden ise dahi, tûlen yüz ve ʿarzan elli ve ʿumkan on dört zirâʿ hafr olunacak mahallin suyu ihrâc ve arzı tecfîf mümkin olduğu hâlde, havz-ı matlûb sandık içinde yapılmakdan râsih u metîn olup, mesârıfı dahi bi'n-nisbe ekall olacağı emrinde ittifâk etdiler ise dahi, İsveclü'nün bilâ-delîl daʿvâsına iʿtimâd olunmayup, tûlen ve ʿarzan yirmi dörder ve ʿumkan on dört zirâʿ mahall hafr edüp, îcâd eyleyeceği tulumbalar ile suya galebesi müşâhede olunur ise, ʿamelinde hazâkati ve havz binâsında mehâreti teʿayyün eyleyeceği ve kezâlik Françelü dahi binây-ı havza iştigālinde su içinde zuhûr eden sengi ne makūle ʿamel ile şikest eyleyeceği tecribeye havâle olunup, kangısı daʿvâsını isbât eyler ise, mîrîye nâfi olan cihete meyl ü rağbet olunacağı karâr-gîr olup, İsvec mühendisi minvâl-i meşrûh üzere mahall-i mezkûru hafr u taʿmîk ve arzın suyunu tecfîf edüp, suda olan sengi dahi hiddet-i bârût ile teftît eylediği muʿâyene olunup, bu sûretde daʿvâsını isbât u tahkīk eylediğinden gayri, tasavvur olunan mesârıf, Françe mühendisinin edeceği mesârıfdan ekall ve suda binâ olunan havz, sandık içinde yapılmakdan rasîn ü bî-halel olacağını ifade etmeleriyle, bu tahkīkātdan sonra Françe [Ü3 102a] mühendisine su'âl ü cevâb teveccüh etmeyüp, İsveclü mühendisinin ʿameline karâr verildiğini Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri takrîr edüp, mûcebince Rikâb-ı müstetâb-ı Cihân-dârî'ye ʿarz u telhîs olundukda, ol vechile yapılması bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr olup, iktizâ edenlere sûret [Ü4 27b] ve ʿilm ü haber verilmişidi.\nMühendis-i mersûm havz binâsına vâkıf İsvecil'den bir-iki mühendis talebinde olup, istiʿâneye ihtiyâcı îrâs-ı şübhe etmekle: “Mesfûrun İsvec memleketinde havz yapdığı vâkiʿ midir ve mühendis celbinden garazı nedir?” deyü Âsitâne'de mukīm elçilerine su'âl ile istikşâf-ı hâl olundukda, elçi-yi mesfûr mühendisin havz yapmak daʿvâsını tasdîk ve âharlarını isticlâb-ı maslahat-ı mezkûre, mesâlih-i ʿazîmeden olup, hıtâmı dahi müddet-i vâfireye muhtâc olmağla, beşeriyyet hasebiyle hastalık ve sâyir aʿrâz zuhûrunda emr-i binâ muʿattal olmamak ve baʿzan umûr-ı binâya teferruʿ eden ahvâl, celb olunacak mühendisler ile müzâkere olunmak garazına mebnî olduğunu delâyil-i ʿakliyye ile tahkīk eylediğinden gayri, mühendis-i mezbûrun isticlâb fikrinde olduğu mühendisler, bu tarafda bulunduğu hâlde İsvec memleketinden mühendis taleb ve celbinden fârig olacağını sûret-i takrîrde tahrîr ve bir defʿa dahi Re'îsülküttâb Efendi ile ictimâʿ edüp, kazıyye-i mezkûreyi şifâhen beyân ü tezkîr ile bi'l-külliyye defʿ-i iştibâh-ı erbâb-ı hıbret ü tedbîr edüp, binâ-berîn havz-ı mezkûrun Tersâne'de vâkiʿ zahîre enbârları ittisâlinde inşâsı bi'l-ittifâk istisvâb olunup, mesârıfı içün Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden bin kîse akça ifrâz ve Tersâne'de Cânib bulunan Mehmed Sâlih Efendi, umûr-ı binâya âşinâ [Ü3 102b] ve hıdmetinde sadâkati hüveydâ olduğundan Binâ Emîni nasb ve Başmuhâsebe Pâyesi'yle mümtâz kılınup, havz-ı mezkûr eczâ ve müştemilâtıyla bu esnâda karîn-i hıtâm ve cenâheyninde ihdâs olunan tulumbalar ile ifrâğ u imlâ sanʿat-ı garîbesi dahi tecribet-güzâr-ı [Ü4 28a] hâss u ʿâmm olup, verây-ı havzda nefs-i nefîs-i hümâyûn içün bir kasr-ı Havernak-ı revnak binâ ve kumâş-ı zertâr ve vesâyid-i Mânî-nigâr ile ferş ü müheyyâ kılınup, Şehriyâr-ı yemm-i ʿatâ havz-ı mezkûru seyr ü temâşâ ʿazîmet-i Şâhâne'siyle kasr-ı mezbûra kadem-nihâde-i şevket ve Binâ Emîni'ni bir ferve-i girân-behâ ile mültefet buyurup, mühendis-i mersûm ve muʿtemedân ve sâyir iş erlerini dahi hilaʿ-ı zâhire ve ʿatâyây-ı mütekâsire dil-şâd ve imtiyâzât ile ber-murâd buyurdular.\nZikr olunan havzın binâsına mübâşeret hılâlinde ekser nâs, iʿzâm-ı mâdde ve imtinâʿ-ı binâ semtine zehâb ile üç bin kîse sarfıyla birkaç sene zarfında vücûda geleceğini zann u tahmîn etmişler iken, ekall müddetde farz olunan mesârıfın nisfı ile hıtâm-pezîr olması, Binâ Emîni bulunan Cânib Efendi'nin tasarrufât-ı ʿakliyye ile hüsn-i idâresinden ve sâyir me'mûrların kemâl-i dikkat ü sadâkatlerinden neş'et eylediği zâhirdir. Şehriyâr-ı bî-müdânî, ʿavn-i hazret-i Sübhânî ile câlis-i taht-ı Cihân-bânî olduğu günden berü ikāme-i diʿâme-i dîn ve emniyyet ü râhat-ı Müslimîn maslahatı ile terk-i hâb-nûşîn buyurup, aʿdây-1 bed-âyîn ve\ncümûʿ-ı müşrikîne sebeb-i galebe olur ahvâlin mekmen-i bürûzda cilve-ger olmasına sarf-ı vakt ü hîn ve ez-cümle zemân ü mekân cihetleriyle binâ vü inşâsı mümteniʿ zann olunan işbu havz-ı kebîr inşâsıyla himmet-i Şâhâne'lerin izhâr ve şân-ı Devlet-i ʿaliyye'lerin iksâr buyurduklarından fazla, umûr-ı [Ü3 103a] Donanma-yi hümâyûn'ların teshîl ve mesâlih-i mezkûre içün beher sâl bilâ-infisâl sarf olunan Beytülmâl-i Müslimîn'i sıyânet ü taklîl buyurdular. Cenâb-ı Îzed-i bî-çûn eyyâm-ı ʿömr-i Saltanat'ların safây-ı hâtır ile [Ü4 28b] efzûn ve zât-ı müstahsenü's-sıfât-ı Cihân-dârî'lerin her hâlde tevfîkāt-ı ʿaliyyesine mülâbes ü makrûn eyleye, âmîn!",
          "caption": "İtmâm-ı havz-ı kebîr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_518.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İtmâm-ı havz-ı kebîr",
          "text": "Evâyil-i hâlde Tersâne-i ʿâmire'de inşâ olunan sefâyin, karada inşâ olunmak cihetiyle baʿde't-tekmîl sûret-i maʿlûme ile suya ilkā vü tenzîl olundukda, o cism-i sakīl lâ-mahâle rahne-dâr olduğu âşikâr olduğundan gayri, muhtâc-ı taʿmîr olan sefâyin dâr-ağaclarında taʿmîr ü tedhîn olunur iken, hatt u refʿ hengâmında kesret-i ʿameleye ihtiyâc mess eylediği ve maslahat-ı mezkûre küllî zahmet ü meşakkatle ancak müddet-i vâfirede husûle geleceği zâhir olduğundan, sevâhil-i bahriyyede medhali olan mülûk-i Nasârâ tersânelerinde bu maslahatı\nteshîl ve mesârıfı taklîl mekāsıdıyla ihtirâʿ olununan havz gibi Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr'da dahi bir havz inşâsı lâyıh-ı hâtır-ı safvet-me'âsir-i hazret-i Tâc-dârî olmuşidi. Havz-ı mezkûrun inşâsına irâde-i seniyye teʿalluk eylediği Âsitâne'de bulunan ecânib mühendislerine ve mi'mârân ve sâyir erbâb-ı vukūfa ihbâr ve sühûlet ve resânet-i binâ maslahatı istihbâr olundukda, İsvec mühendisi karada sandıksız ve Françe mühendisi sandık ile bahrda havz inşâsını iddiʿâ ve tervîc-i ʿamel zımnında ahadühümâ âharın re’yini tezyîf ü ilgā kasdında olmalarıyla, [Ü3 101b] şahseyn-i mezbûreynin iddiʿây-ı sâdic ile kable'l-imtihân bu maslahata şurûʿları ve yakīn husûlünden mukaddem nukūd-ı vâfire istihlâki emr-i nâ-savâb olduğundan, Miʿmâr Ağa ve sâyir usûl-i binaya vâkıf olanlar mesfûrların mübâhaseleri istimâʿına idhâl ve sâbık u lâhık tersâne emînleri dahi edille-i tarafeyne nazar ile tahkīk-ı me'âl etmek irâdesiyle bu cemiyyete hakem ve nâzır nasb olunup, esâsı su içinde olan binânın istikrârı [Ü4 27a] her ne kadar mümteniʿât-ı ʿakliyyeden ise dahi, tûlen yüz ve ʿarzan elli ve ʿumkan on dört zirâʿ hafr olunacak mahallin suyu ihrâc ve arzı tecfîf mümkin olduğu hâlde, havz-ı matlûb sandık içinde yapılmakdan râsih u metîn olup, mesârıfı dahi bi'n-nisbe ekall olacağı emrinde ittifâk etdiler ise dahi, İsveclü'nün bilâ-delîl daʿvâsına iʿtimâd olunmayup, tûlen ve ʿarzan yirmi dörder ve ʿumkan on dört zirâʿ mahall hafr edüp, îcâd eyleyeceği tulumbalar ile suya galebesi müşâhede olunur ise, ʿamelinde hazâkati ve havz binâsında mehâreti teʿayyün eyleyeceği ve kezâlik Françelü dahi binây-ı havza iştigālinde su içinde zuhûr eden sengi ne makūle ʿamel ile şikest eyleyeceği tecribeye havâle olunup, kangısı daʿvâsını isbât eyler ise, mîrîye nâfi olan cihete meyl ü rağbet olunacağı karâr-gîr olup, İsvec mühendisi minvâl-i meşrûh üzere mahall-i mezkûru hafr u taʿmîk ve arzın suyunu tecfîf edüp, suda olan sengi dahi hiddet-i bârût ile teftît eylediği muʿâyene olunup, bu sûretde daʿvâsını isbât u tahkīk eylediğinden gayri, tasavvur olunan mesârıf, Françe mühendisinin edeceği mesârıfdan ekall ve suda binâ olunan havz, sandık içinde yapılmakdan rasîn ü bî-halel olacağını ifade etmeleriyle, bu tahkīkātdan sonra Françe [Ü3 102a] mühendisine su'âl ü cevâb teveccüh etmeyüp, İsveclü mühendisinin ʿameline karâr verildiğini Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri takrîr edüp, mûcebince Rikâb-ı müstetâb-ı Cihân-dârî'ye ʿarz u telhîs olundukda, ol vechile yapılması bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-yâfte-i sudûr olup, iktizâ edenlere sûret [Ü4 27b] ve ʿilm ü haber verilmişidi.\nMühendis-i mersûm havz binâsına vâkıf İsvecil'den bir-iki mühendis talebinde olup, istiʿâneye ihtiyâcı îrâs-ı şübhe etmekle: “Mesfûrun İsvec memleketinde havz yapdığı vâkiʿ midir ve mühendis celbinden garazı nedir?” deyü Âsitâne'de mukīm elçilerine su'âl ile istikşâf-ı hâl olundukda, elçi-yi mesfûr mühendisin havz yapmak daʿvâsını tasdîk ve âharlarını isticlâb-ı maslahat-ı mezkûre, mesâlih-i ʿazîmeden olup, hıtâmı dahi müddet-i vâfireye muhtâc olmağla, beşeriyyet hasebiyle hastalık ve sâyir aʿrâz zuhûrunda emr-i binâ muʿattal olmamak ve baʿzan umûr-ı binâya teferruʿ eden ahvâl, celb olunacak mühendisler ile müzâkere olunmak garazına mebnî olduğunu delâyil-i ʿakliyye ile tahkīk eylediğinden gayri, mühendis-i mezbûrun isticlâb fikrinde olduğu mühendisler, bu tarafda bulunduğu hâlde İsvec memleketinden mühendis taleb ve celbinden fârig olacağını sûret-i takrîrde tahrîr ve bir defʿa dahi Re'îsülküttâb Efendi ile ictimâʿ edüp, kazıyye-i mezkûreyi şifâhen beyân ü tezkîr ile bi'l-külliyye defʿ-i iştibâh-ı erbâb-ı hıbret ü tedbîr edüp, binâ-berîn havz-ı mezkûrun Tersâne'de vâkiʿ zahîre enbârları ittisâlinde inşâsı bi'l-ittifâk istisvâb olunup, mesârıfı içün Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden bin kîse akça ifrâz ve Tersâne'de Cânib bulunan Mehmed Sâlih Efendi, umûr-ı binâya âşinâ [Ü3 102b] ve hıdmetinde sadâkati hüveydâ olduğundan Binâ Emîni nasb ve Başmuhâsebe Pâyesi'yle mümtâz kılınup, havz-ı mezkûr eczâ ve müştemilâtıyla bu esnâda karîn-i hıtâm ve cenâheyninde ihdâs olunan tulumbalar ile ifrâğ u imlâ sanʿat-ı garîbesi dahi tecribet-güzâr-ı [Ü4 28a] hâss u ʿâmm olup, verây-ı havzda nefs-i nefîs-i hümâyûn içün bir kasr-ı Havernak-ı revnak binâ ve kumâş-ı zertâr ve vesâyid-i Mânî-nigâr ile ferş ü müheyyâ kılınup, Şehriyâr-ı yemm-i ʿatâ havz-ı mezkûru seyr ü temâşâ ʿazîmet-i Şâhâne'siyle kasr-ı mezbûra kadem-nihâde-i şevket ve Binâ Emîni'ni bir ferve-i girân-behâ ile mültefet buyurup, mühendis-i mersûm ve muʿtemedân ve sâyir iş erlerini dahi hilaʿ-ı zâhire ve ʿatâyây-ı mütekâsire dil-şâd ve imtiyâzât ile ber-murâd buyurdular.\nZikr olunan havzın binâsına mübâşeret hılâlinde ekser nâs, iʿzâm-ı mâdde ve imtinâʿ-ı binâ semtine zehâb ile üç bin kîse sarfıyla birkaç sene zarfında vücûda geleceğini zann u tahmîn etmişler iken, ekall müddetde farz olunan mesârıfın nisfı ile hıtâm-pezîr olması, Binâ Emîni bulunan Cânib Efendi'nin tasarrufât-ı ʿakliyye ile hüsn-i idâresinden ve sâyir me'mûrların kemâl-i dikkat ü sadâkatlerinden neş'et eylediği zâhirdir. Şehriyâr-ı bî-müdânî, ʿavn-i hazret-i Sübhânî ile câlis-i taht-ı Cihân-bânî olduğu günden berü ikāme-i diʿâme-i dîn ve emniyyet ü râhat-ı Müslimîn maslahatı ile terk-i hâb-nûşîn buyurup, aʿdây-1 bed-âyîn ve\ncümûʿ-ı müşrikîne sebeb-i galebe olur ahvâlin mekmen-i bürûzda cilve-ger olmasına sarf-ı vakt ü hîn ve ez-cümle zemân ü mekân cihetleriyle binâ vü inşâsı mümteniʿ zann olunan işbu havz-ı kebîr inşâsıyla himmet-i Şâhâne'lerin izhâr ve şân-ı Devlet-i ʿaliyye'lerin iksâr buyurduklarından fazla, umûr-ı [Ü3 103a] Donanma-yi hümâyûn'ların teshîl ve mesâlih-i mezkûre içün beher sâl bilâ-infisâl sarf olunan Beytülmâl-i Müslimîn'i sıyânet ü taklîl buyurdular. Cenâb-ı Îzed-i bî-çûn eyyâm-ı ʿömr-i Saltanat'ların safây-ı hâtır ile [Ü4 28b] efzûn ve zât-ı müstahsenü's-sıfât-ı Cihân-dârî'lerin her hâlde tevfîkāt-ı ʿaliyyesine mülâbes ü makrûn eyleye, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh me'mûr olduğu Rodos'a ʿazîmet eder iken, mizâcına inhirâf târî ve Sakız'da ikāmeti içün müteşebbis-i zeyl-i şefekat-i hazret-i Tâc-dârî olmuşidi. Müşârun ileyhin hâl-i pür-melâline merhamet kılınup, tıbk-ı istidʿâsı üzere Sakız'da ikāmetine ruhsat verildi.",
          "caption": "Meks-i Kāyim-makām-ı sâbık der-Sakız",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_519.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Meks-i Kāyim-makām-ı sâbık der-Sakız",
          "text": "Müşârun ileyh me'mûr olduğu Rodos'a ʿazîmet eder iken, mizâcına inhirâf târî ve Sakız'da ikāmeti içün müteşebbis-i zeyl-i şefekat-i hazret-i Tâc-dârî olmuşidi. Müşârun ileyhin hâl-i pür-melâline merhamet kılınup, tıbk-ı istidʿâsı üzere Sakız'da ikāmetine ruhsat verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cidde Vâlîsi ve Medîne-i münevvere Muhâfızı Sadr-ı esbak el-Hâc Yûsuf Paşa bu defʿa hacc ʿavdetinden sonra, emr-i Bârî'yle mansıb-ı hayâtdan maʿzûl ve mutasarrıf olduğu Cidde Sancağı mahlûl olduğu, mukaddemâ sahîfe-zîb-i beyân ü sutûr ve Medîne-i münevvere Muhâfızlığı ile mansıb-ı mezkûrun vüzerây-ı ʿizâmdan birine tevcîhi rekîz-i zamîr-i evliyây-ı umûr olduğuna binâʾen, Diyârbekir Vâlîsi Vezîr Şeyh-zâde İbrâhîm Paşa'ya tevcîhi bu defʿa taraf-ı Sadâret-penâhî'den telhîs ve mûcebince işbu Rebîʿulâhır evâsıtında müşârun ileyh ol mansıb-ı şerîfe tahsîs kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ’-i Cidde maʿa-Eyâlet-i Habeş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_520.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ’-i Cidde maʿa-Eyâlet-i Habeş",
          "text": "Cidde Vâlîsi ve Medîne-i münevvere Muhâfızı Sadr-ı esbak el-Hâc Yûsuf Paşa bu defʿa hacc ʿavdetinden sonra, emr-i Bârî'yle mansıb-ı hayâtdan maʿzûl ve mutasarrıf olduğu Cidde Sancağı mahlûl olduğu, mukaddemâ sahîfe-zîb-i beyân ü sutûr ve Medîne-i münevvere Muhâfızlığı ile mansıb-ı mezkûrun vüzerây-ı ʿizâmdan birine tevcîhi rekîz-i zamîr-i evliyây-ı umûr olduğuna binâʾen, Diyârbekir Vâlîsi Vezîr Şeyh-zâde İbrâhîm Paşa'ya tevcîhi bu defʿa taraf-ı Sadâret-penâhî'den telhîs ve mûcebince işbu Rebîʿulâhır evâsıtında müşârun ileyh ol mansıb-ı şerîfe tahsîs kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukābele-i darîh-i enver-i hazret-i Hâlid'de Fâtih-i merhûmun binâ eylediği câmiʿ-i şerîf tekādüm-i ezmân ve murûr-ı ahyân sebebi ile mütezelzilü'l-erkân ve sukūt u inhidâm derecelerini kesb ile evkāt-ı hamsede ictimâʿ eden cemâʿate havf u vecel tareyân eylediği nümâyân olup, bu hâl ile çok geçmeden bi'l-külliyye [Ü3 103b] münhedim ve maʿâzallah tahtında bulunan cemâʿat-i Müslimîn münʿadim olmak hâletleri gelüp görüldüğünden gayri, taʿlîm-i sıbyân ve ikrâ'-i kûdegân içün o havâlîde bir münâsib [Ü4 29a] debistân olmadığı keyfiyyetine binâ'en, Şehriyâr-ı kesîrü'l-mehâmid dâme fî kila'eti'l-Meliki'l-Vâhid hazretleri vâkıf u muttaliʿ ve câmiʿ-i mezkûr taʿmîr ü termîm olunsa bile, nemâz-güzârân-ı İslâm'a vücûd-ı huzûr-ı kalb aklen münteniʿ olduğu matlaʿ-ı ehille-i serâyir-i lâhûtiyye olan zihn-i tâb-nâklarında mültemiʿ olup, “İnnemâ yaʿmuru mesâcidallâhi men âmene billâh” hükm-i şerîfinden hâsıl olan fevz ü saʿâdete mazhar, “Ve hayrü'l-mâli mâ-yunfeku fî sebîlillâhi” teşrîfinden terettüb eden fazîlete masdar olmak niyyet-i hâlisasıyla ol maʿbed-i kadîmin esâs-ı bâhirü'l-indirâsından nakz u hedmine mübâşeret ile müceddeden binâsına meyl ü rağbet ve nisâr-ı nakd-i himmet buyurup, ihzâr-ı ʿamele vü bennâyân ve taʿyîn-i hademe vü miʿmârân ile işbu bin iki yüz on üç senesi Zilhicce'sinin ikinci Cumʿa günü kubbe-i rahne-dâr ve cüdrân-ı nâ-üstüvârı şey'en-fe-şey'en intikāz u hedm ve istihrâc-ı şekl ü resm\nkılındıkdan sonra, şehr-i Rebîʿulevvel'in on dokuzuncu yevm-i Cumʿa vazʿ-ı mikyâs ve hafr-i esâs ile binâya şurûʿ u ikdâm ve otuz mâh zarfında ʿavn-i Melik-i ʿallâm ile câmiʿ-i şerîf ve kurbünde inşâ olunan mekteb-i latîf itmâm olunup, şöyle ki, dâğ-zen-i sîne-i âyîne-i çîn olan seng-i tirâşîde vü mücellâ ile şeş ciheti tezyîn ve müvâzî-yi sakf-ı felek-i nîl-gûn olan kubbe-i pür-zîb ü zîneti nücûm-ı zâhire-i kanâdîl ve âvîze-hây-ı hem-çûn-ı Pervîn ile hem-ser-i behişt-i berîn kılınup, kitâbe-i tâk-ı sipihr-i revâkı zer-hall-i sanâyiʿ-i bedâyiʿ ile muhallâ ve safahât-ı ruhâm-ı çâr-erkânı secencel-i cihân-nümâ gibi musaykal u mücellâ, dervâzeleri nazar-gâh-ı dâru'n-naʿîm [Ü3 104a] ve mâʿü'l-ʿazb-i şâdırvân musaffâsı lûle-i çeşme-sâr-ı tesnîm ve menâr-ı feyz-âsârı ʿamûd-ı subh-ı sâdık-ı şeʿâyir-i İslâmiyye, mihrâb-ı menîʿü [Ü4 29b] 'l-cenâbı mahall-i icâbet-i daʿvât-ı erbâb-ı hâcât ü ümniyye, şeref-i civâriyyet-i hazret-i Hâlid ile vâlâ-menzilet ve ol bukʿa-i mübârekeye ittisâl ile câmiʿ-i sunûf-ı rûhâniyyet olup, maʿbed-i mezkûrun eczâ vü müştemilâtıyla resîde-i hayyiz-i hıtâm olduğu maʿlûm-ı hazret-i Şehriyâr-ı enâm olduğuna binâʾen, işbu Cumâdelâhire'nin beşinci Cumʿa günü bi'ş-şevketi ve'l-ikbâl câmiʿ-i mezkûru teşrîf ve edây-ı ferîza-i Cumʿa'dan sonra, nezâret-i binâya meʾmûr olan Kethudây-ı Mehd-i ʿulyâ Yûsuf Ağa'nın saʿyi meşkûr ve hıdmeti mebrûr olduğuna binâʾen, kasd-ı teşrîf ile Ağa-yı mûmâ ileyhi bol yenlü gāyet aʿlâ bir sevb-i semmûr ile taltîf ve Binâ Emîni olan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Hüseyin Efendi'ye kezâlik aʿlâ bir sevb-i semmûr iksâ ve bir sehm mukātaʿa ile cihet-i maʿîşeti rahbu'l-ercâ kılınup, sâyir hıdemât-ı binâda bulunan kimseler dahi hılʿa u ʿatâyâ ile nâyil-i sürûr-ı bî-intihâ oldular.",
          "caption": "Şurûʿ ve hıtâm-ı Câmiʿ-i hazret-i Hâlid bin Zeyd el-Ensârî radıya ʿanhü'l-Bârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_521.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ ve hıtâm-ı Câmiʿ-i hazret-i Hâlid bin Zeyd el-Ensârî radıya ʿanhü'l-Bârî",
          "text": "Mukābele-i darîh-i enver-i hazret-i Hâlid'de Fâtih-i merhûmun binâ eylediği câmiʿ-i şerîf tekādüm-i ezmân ve murûr-ı ahyân sebebi ile mütezelzilü'l-erkân ve sukūt u inhidâm derecelerini kesb ile evkāt-ı hamsede ictimâʿ eden cemâʿate havf u vecel tareyân eylediği nümâyân olup, bu hâl ile çok geçmeden bi'l-külliyye [Ü3 103b] münhedim ve maʿâzallah tahtında bulunan cemâʿat-i Müslimîn münʿadim olmak hâletleri gelüp görüldüğünden gayri, taʿlîm-i sıbyân ve ikrâ'-i kûdegân içün o havâlîde bir münâsib [Ü4 29a] debistân olmadığı keyfiyyetine binâ'en, Şehriyâr-ı kesîrü'l-mehâmid dâme fî kila'eti'l-Meliki'l-Vâhid hazretleri vâkıf u muttaliʿ ve câmiʿ-i mezkûr taʿmîr ü termîm olunsa bile, nemâz-güzârân-ı İslâm'a vücûd-ı huzûr-ı kalb aklen münteniʿ olduğu matlaʿ-ı ehille-i serâyir-i lâhûtiyye olan zihn-i tâb-nâklarında mültemiʿ olup, “İnnemâ yaʿmuru mesâcidallâhi men âmene billâh” hükm-i şerîfinden hâsıl olan fevz ü saʿâdete mazhar, “Ve hayrü'l-mâli mâ-yunfeku fî sebîlillâhi” teşrîfinden terettüb eden fazîlete masdar olmak niyyet-i hâlisasıyla ol maʿbed-i kadîmin esâs-ı bâhirü'l-indirâsından nakz u hedmine mübâşeret ile müceddeden binâsına meyl ü rağbet ve nisâr-ı nakd-i himmet buyurup, ihzâr-ı ʿamele vü bennâyân ve taʿyîn-i hademe vü miʿmârân ile işbu bin iki yüz on üç senesi Zilhicce'sinin ikinci Cumʿa günü kubbe-i rahne-dâr ve cüdrân-ı nâ-üstüvârı şey'en-fe-şey'en intikāz u hedm ve istihrâc-ı şekl ü resm\nkılındıkdan sonra, şehr-i Rebîʿulevvel'in on dokuzuncu yevm-i Cumʿa vazʿ-ı mikyâs ve hafr-i esâs ile binâya şurûʿ u ikdâm ve otuz mâh zarfında ʿavn-i Melik-i ʿallâm ile câmiʿ-i şerîf ve kurbünde inşâ olunan mekteb-i latîf itmâm olunup, şöyle ki, dâğ-zen-i sîne-i âyîne-i çîn olan seng-i tirâşîde vü mücellâ ile şeş ciheti tezyîn ve müvâzî-yi sakf-ı felek-i nîl-gûn olan kubbe-i pür-zîb ü zîneti nücûm-ı zâhire-i kanâdîl ve âvîze-hây-ı hem-çûn-ı Pervîn ile hem-ser-i behişt-i berîn kılınup, kitâbe-i tâk-ı sipihr-i revâkı zer-hall-i sanâyiʿ-i bedâyiʿ ile muhallâ ve safahât-ı ruhâm-ı çâr-erkânı secencel-i cihân-nümâ gibi musaykal u mücellâ, dervâzeleri nazar-gâh-ı dâru'n-naʿîm [Ü3 104a] ve mâʿü'l-ʿazb-i şâdırvân musaffâsı lûle-i çeşme-sâr-ı tesnîm ve menâr-ı feyz-âsârı ʿamûd-ı subh-ı sâdık-ı şeʿâyir-i İslâmiyye, mihrâb-ı menîʿü [Ü4 29b] 'l-cenâbı mahall-i icâbet-i daʿvât-ı erbâb-ı hâcât ü ümniyye, şeref-i civâriyyet-i hazret-i Hâlid ile vâlâ-menzilet ve ol bukʿa-i mübârekeye ittisâl ile câmiʿ-i sunûf-ı rûhâniyyet olup, maʿbed-i mezkûrun eczâ vü müştemilâtıyla resîde-i hayyiz-i hıtâm olduğu maʿlûm-ı hazret-i Şehriyâr-ı enâm olduğuna binâʾen, işbu Cumâdelâhire'nin beşinci Cumʿa günü bi'ş-şevketi ve'l-ikbâl câmiʿ-i mezkûru teşrîf ve edây-ı ferîza-i Cumʿa'dan sonra, nezâret-i binâya meʾmûr olan Kethudây-ı Mehd-i ʿulyâ Yûsuf Ağa'nın saʿyi meşkûr ve hıdmeti mebrûr olduğuna binâʾen, kasd-ı teşrîf ile Ağa-yı mûmâ ileyhi bol yenlü gāyet aʿlâ bir sevb-i semmûr ile taltîf ve Binâ Emîni olan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Hüseyin Efendi'ye kezâlik aʿlâ bir sevb-i semmûr iksâ ve bir sehm mukātaʿa ile cihet-i maʿîşeti rahbu'l-ercâ kılınup, sâyir hıdemât-ı binâda bulunan kimseler dahi hılʿa u ʿatâyâ ile nâyil-i sürûr-ı bî-intihâ oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tevazzuʿ-ı cemâʿat-i Müslimîn içün Sinân Paşa Köşkü tahtında vâkî Harem havlîsinde ʿan-asl şâdırvân binâ olunmuş olup, zîk-ı mecâl sebebi ile mütevazzî ve züvvâra harac u zahmet târî olmağın, zikr olunan şâdırvân câmiʿ-i şerîf havlîsi vasatına nakl olunup, bu cihetle ümmet-i Muhammed'e sühûlet ve Harem havlîsine vüsʿat geldiğinden gayri, ahvâl-i zarûriyye-i beşeriyyeden olan kazâʾ-ı hâcet içün mebnâ olan künüf dahi ʿan-asl bir mahall-i\ngayr-i münâsibde binâ olunmuş olduğundan, hâric-i harem-i câmiʿde müceddeden künüf-i müteʿaddide binâ olunup, o makām-ı mübâreke hürmet ve şart-ı edebe riʿâyet olundu. [Ü3 104b] Eyyâm-ı şitâda câmiʿ-i şerîfe ferş olunacak halıların tûl ve ʿarzları mahallerine tatbîk ile ʿUşşâk Kasabası'nda [Ü4 30a] ezhâr-ı gûnâ-gûn ve elvân-ı bedâyiʿ-numûn ile nesc ü nakş ve ol bukʿa-i latîfeye ferş olunduğundan gayri, pîrâmen-i câmiʿ-i şerîfe hatt-ı celî ve zer-hall ile âyât-ı Furkāniyye tenmîk ve Sadrıaʿzam ve Dâru's-saʿâde Ağası ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî ve Hazînedâr Ağa ve Hazîne Kethudâsı Ağa tarafından takdîm olunun sîm âvîzeler dahi vâhiden-baʿde-vâhidin mahallerine inâte vü taʿlîk olundu. Câmiʿ-i mezkûr hâricinde müceddeden baʿzı dekâkîn ve mesâkîn binâ olunduğundan, o etrâf gereği gibi maʿmûr u âbâd ve cemāʿat-i Müslimîn'e sebeb-i kesret ü izdiyâd olduğundan gayri, tezāʿuf-i ecr niyyeti ile ekāsî-yi emkineden musallîlerin fevc feve vürûdları manzûr ve ol fırka-i nâciye aʿkāb-ı salavâtda nekāvet-i sudûr ile Bânî-yi sânî olan Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr hazretlerinin edây-ı ferîza-i duʿây-ı ʿömr ü devletlerine mecbûr olmuşlardır.",
          "caption": "Lâhıka",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_522.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhıka",
          "text": "Tevazzuʿ-ı cemâʿat-i Müslimîn içün Sinân Paşa Köşkü tahtında vâkî Harem havlîsinde ʿan-asl şâdırvân binâ olunmuş olup, zîk-ı mecâl sebebi ile mütevazzî ve züvvâra harac u zahmet târî olmağın, zikr olunan şâdırvân câmiʿ-i şerîf havlîsi vasatına nakl olunup, bu cihetle ümmet-i Muhammed'e sühûlet ve Harem havlîsine vüsʿat geldiğinden gayri, ahvâl-i zarûriyye-i beşeriyyeden olan kazâʾ-ı hâcet içün mebnâ olan künüf dahi ʿan-asl bir mahall-i\ngayr-i münâsibde binâ olunmuş olduğundan, hâric-i harem-i câmiʿde müceddeden künüf-i müteʿaddide binâ olunup, o makām-ı mübâreke hürmet ve şart-ı edebe riʿâyet olundu. [Ü3 104b] Eyyâm-ı şitâda câmiʿ-i şerîfe ferş olunacak halıların tûl ve ʿarzları mahallerine tatbîk ile ʿUşşâk Kasabası'nda [Ü4 30a] ezhâr-ı gûnâ-gûn ve elvân-ı bedâyiʿ-numûn ile nesc ü nakş ve ol bukʿa-i latîfeye ferş olunduğundan gayri, pîrâmen-i câmiʿ-i şerîfe hatt-ı celî ve zer-hall ile âyât-ı Furkāniyye tenmîk ve Sadrıaʿzam ve Dâru's-saʿâde Ağası ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî ve Hazînedâr Ağa ve Hazîne Kethudâsı Ağa tarafından takdîm olunun sîm âvîzeler dahi vâhiden-baʿde-vâhidin mahallerine inâte vü taʿlîk olundu. Câmiʿ-i mezkûr hâricinde müceddeden baʿzı dekâkîn ve mesâkîn binâ olunduğundan, o etrâf gereği gibi maʿmûr u âbâd ve cemāʿat-i Müslimîn'e sebeb-i kesret ü izdiyâd olduğundan gayri, tezāʿuf-i ecr niyyeti ile ekāsî-yi emkineden musallîlerin fevc feve vürûdları manzûr ve ol fırka-i nâciye aʿkāb-ı salavâtda nekāvet-i sudûr ile Bânî-yi sânî olan Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr hazretlerinin edây-ı ferîza-i duʿây-ı ʿömr ü devletlerine mecbûr olmuşlardır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn Nüzül Emâneti ile Sadrıaʿzam hazretlerinin bi'l-maʿiyye istıshâb buyurdukları Selânikî Hasan Ağa, hıdmetinde izhâr-ı sadâkat ve tahliye-i Mısır mukāvelesinde ʿalâ-tarîkı'r-rehn Françelü tarafında ikāmet ile mübtelây-ı meşakkat olup, me'mûr olduğu Nüzül Emâneti'nin idâresinde tâkati kalmadığını beyân ve Âsitâne'ye ʿavdet ve maʿa'z-zamm Gümrük Emâneti ile ez-ser-i nev kesb-i tâb ü tüvân etmek husûsunu âverde-i zebân-ı tibyân etmekle, mes'ûlüne müsāʿade olunmak niyâzıyla Âsitâne-i saʿâdet'e iʿâde kılınmışidi. Ancak Gümrük gibi cesîm mukātaʿanın ümenâya ilzâm ü tefvîzi hengâmında istihsâl-i nefʿ-i mîrî iltizâm olunduğundan, Ağa-yı mûmâ ileyhin [Ü3 105a] bu defʿa taleb-kâr olduğu emtiʿa ve tevâbiʿi gümrüğüne ne mikdâr zamm eyleyeceği [Ü4 30b] istifsâr olundukda, ʿan-asl kasd ü niyyeti Devlet-i ʿaliyye'ye sıdk u hulûs ile hıdmet olduğundan, yüz yetmiş beş bin guruş zamm edeceğini ve zamm-ı mezkûr altışar buçuk sene muʿaccele ve beşer kîse fâyiz ile yetmiş tâm sehm iʿtibâr olunup, nisvân u ricâlden tâliblerini bulup, refte refte fürûht ve muʿaccelâtından hâsıl olacak iki bin iki yüz yetmiş beş bin kîseyi umûr-ı seferiyyeye sarf içün ceste ceste Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne teslîm eyleyeceğini ifâde etmekle,\ngümrük eshâmında muʿteber olan şurûta tatbîkan işbu on beş senesi Mart'ı ibtidâsından iki taksît ile fâyizi istîfâ olunmak şartıyla lede'l-istîzân kāyimeleri terkīm ve Ağa-yı mûmâ ileyhe teslîm ve işbu Cumâdelâhıre'nin sekizinci İsneyn günü kapuya da'vet ve on altı senesi Mart'ından zabt şartıyla Gümrük ve tevâbiʿi Emâneti içün dûş-i sadâkatine ilbâs-ı hilʿat olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Gümrük",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_523.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Gümrük",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn Nüzül Emâneti ile Sadrıaʿzam hazretlerinin bi'l-maʿiyye istıshâb buyurdukları Selânikî Hasan Ağa, hıdmetinde izhâr-ı sadâkat ve tahliye-i Mısır mukāvelesinde ʿalâ-tarîkı'r-rehn Françelü tarafında ikāmet ile mübtelây-ı meşakkat olup, me'mûr olduğu Nüzül Emâneti'nin idâresinde tâkati kalmadığını beyân ve Âsitâne'ye ʿavdet ve maʿa'z-zamm Gümrük Emâneti ile ez-ser-i nev kesb-i tâb ü tüvân etmek husûsunu âverde-i zebân-ı tibyân etmekle, mes'ûlüne müsāʿade olunmak niyâzıyla Âsitâne-i saʿâdet'e iʿâde kılınmışidi. Ancak Gümrük gibi cesîm mukātaʿanın ümenâya ilzâm ü tefvîzi hengâmında istihsâl-i nefʿ-i mîrî iltizâm olunduğundan, Ağa-yı mûmâ ileyhin [Ü3 105a] bu defʿa taleb-kâr olduğu emtiʿa ve tevâbiʿi gümrüğüne ne mikdâr zamm eyleyeceği [Ü4 30b] istifsâr olundukda, ʿan-asl kasd ü niyyeti Devlet-i ʿaliyye'ye sıdk u hulûs ile hıdmet olduğundan, yüz yetmiş beş bin guruş zamm edeceğini ve zamm-ı mezkûr altışar buçuk sene muʿaccele ve beşer kîse fâyiz ile yetmiş tâm sehm iʿtibâr olunup, nisvân u ricâlden tâliblerini bulup, refte refte fürûht ve muʿaccelâtından hâsıl olacak iki bin iki yüz yetmiş beş bin kîseyi umûr-ı seferiyyeye sarf içün ceste ceste Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne teslîm eyleyeceğini ifâde etmekle,\ngümrük eshâmında muʿteber olan şurûta tatbîkan işbu on beş senesi Mart'ı ibtidâsından iki taksît ile fâyizi istîfâ olunmak şartıyla lede'l-istîzân kāyimeleri terkīm ve Ağa-yı mûmâ ileyhe teslîm ve işbu Cumâdelâhıre'nin sekizinci İsneyn günü kapuya da'vet ve on altı senesi Mart'ından zabt şartıyla Gümrük ve tevâbiʿi Emâneti içün dûş-i sadâkatine ilbâs-ı hilʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Galata Kadısı ve Mekke-i mükerreme Pâyesi olan Madrûbî Ahmed Efendi'nin min-ciheti'l-kıdem İstanbul Kadılığı hakk-ı sarîhi olduğu müsellem ise dahi, siniyy-i ʿömrü ʿakd-i sebʿîne mütenâhiz ve bu hatb-ı cesîmi idârede zahmet-keş ü ʿâciz olacağı zâhir ü bâriz olup, sâbıkā Galata Kadısı ve Mekke-i mükerreme Pâyesi olup, ʿakl ü rüşdü mücerreb ü maʿlûm olan Emîn Paşa-zâde Mehmed Emîn Beyefendi tercîh ve evleviyyeti tasrîh olunduğuna binâ'en, Madrûbî Ahmed Efendi'ye şehr-i mezkûrun onuncu gününden iʿtibâr ile İstanbul Pâyesi ihsân ve on beşinci günü bi'l-fiʿl İstanbul Kazâsı, mîr-i mûmâ ileyhe tevcîh olunup, [Ü3 105b] yedlerine iʿtây-ı fermân-ı [Ü4 31a] ʿâlî-şân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı pâye be-Madrûbî Ahmed Efendi ve Kādî-yi Şehr-şüden-i Mîr Mehmed Emîn Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_524.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâye be-Madrûbî Ahmed Efendi ve Kādî-yi Şehr-şüden-i Mîr Mehmed Emîn Efendi",
          "text": "Sâbıkā Galata Kadısı ve Mekke-i mükerreme Pâyesi olan Madrûbî Ahmed Efendi'nin min-ciheti'l-kıdem İstanbul Kadılığı hakk-ı sarîhi olduğu müsellem ise dahi, siniyy-i ʿömrü ʿakd-i sebʿîne mütenâhiz ve bu hatb-ı cesîmi idârede zahmet-keş ü ʿâciz olacağı zâhir ü bâriz olup, sâbıkā Galata Kadısı ve Mekke-i mükerreme Pâyesi olup, ʿakl ü rüşdü mücerreb ü maʿlûm olan Emîn Paşa-zâde Mehmed Emîn Beyefendi tercîh ve evleviyyeti tasrîh olunduğuna binâ'en, Madrûbî Ahmed Efendi'ye şehr-i mezkûrun onuncu gününden iʿtibâr ile İstanbul Pâyesi ihsân ve on beşinci günü bi'l-fiʿl İstanbul Kazâsı, mîr-i mûmâ ileyhe tevcîh olunup, [Ü3 105b] yedlerine iʿtây-ı fermân-ı [Ü4 31a] ʿâlî-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem sâhil-hânesi tarîf ü telîd eşyasıyla muhterik u nâ-bedîd olan Bostancıbaşı-yı sâbık ʿAli Bey hakkında lücce-i merhamet-i Şâhâne mevc-endâz-ı zuhûr ve şehr-i mezkûr evâsıtında Dervîş Ağa ʿazlinden Lağımcı-başılık ile mültefet ü manzûr oldu.",
          "caption": "Tebdîl-i Ser-lağımciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_525.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebdîl-i Ser-lağımciyân",
          "text": "Bundan akdem sâhil-hânesi tarîf ü telîd eşyasıyla muhterik u nâ-bedîd olan Bostancıbaşı-yı sâbık ʿAli Bey hakkında lücce-i merhamet-i Şâhâne mevc-endâz-ı zuhûr ve şehr-i mezkûr evâsıtında Dervîş Ağa ʿazlinden Lağımcı-başılık ile mültefet ü manzûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Humbaracı-başı olan Ohrili İsmâʿîl Bey Leymeson Vakʿası'nda vücûduna isâbet eden zahm-ı hevlnâkdan müte'essiren vefât ve işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi dördüncü Çehârşenbih\ngünü Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Cezâyirli Hazînedârı Süleymân Ağa mansıb-ı mezkûr ile cerh-i maʿnevîsine müdâvât eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Ser-humbaraciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_526.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ser-humbaraciyân",
          "text": "Humbaracı-başı olan Ohrili İsmâʿîl Bey Leymeson Vakʿası'nda vücûduna isâbet eden zahm-ı hevlnâkdan müte'essiren vefât ve işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi dördüncü Çehârşenbih\ngünü Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Cezâyirli Hazînedârı Süleymân Ağa mansıb-ı mezkûr ile cerh-i maʿnevîsine müdâvât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ ileyh Ohrili Vezîr Ahmed Paşa'nın birâderi olup, ocağlarından niçe nâmdâr vezîrler ve mîr-i mîrânlar zuhûr edüp, melâhim ü gazavâtda yararlıkları ve uğur-ı devletde behâdarlıkları mütevâtir ü meşhûr olduğundan, her bâr Devlet-i ʿaliyye tarafından manzûr olagelmişler idi. Birâderi Ahmed Paşa Varna Vakʿası'nda Rüstemâne ceng ve Moskovlu'yu berhem-zede-i dâne-i top u tüfeng edüp, bilâhare Hotin Muhâfızı iken firârî Boğdan Beyi'nin nifâkıyla o Gāzî Vezîr küşte-i şemşîr-i gadr u tezvîr olup, mîr-i mûmâ ileyh dahi Devlet-i ʿaliyye'nin mücerreb hıdmet-kâr-ı sadâkat-kârı olup, bir zemân Mîr-i mîrânlık ile imrâr-ı subh u leyâl ve birkaç seneden sonra Beylerbeyiliği, Kapucu-başılığa ibdâl edüp, baʿzı hıdemâtda istihdâm olunarak Mısır'a me'mûr, kılâʿ askerine Başbûğ nasb olunup, ber-minvâl-i muharrer Leymeson Vakʿası'nda kazā'en mecrûh ve o vakitden bu âna gelince cerhi iltiyâm kabûl etmeyüp, âbâ vü ecdâdının ekseri gibi râh-ı [Ü4 31b] devletde fedây-ı rûh eyledi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_527.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mîr-i mûmâ ileyh Ohrili Vezîr Ahmed Paşa'nın birâderi olup, ocağlarından niçe nâmdâr vezîrler ve mîr-i mîrânlar zuhûr edüp, melâhim ü gazavâtda yararlıkları ve uğur-ı devletde behâdarlıkları mütevâtir ü meşhûr olduğundan, her bâr Devlet-i ʿaliyye tarafından manzûr olagelmişler idi. Birâderi Ahmed Paşa Varna Vakʿası'nda Rüstemâne ceng ve Moskovlu'yu berhem-zede-i dâne-i top u tüfeng edüp, bilâhare Hotin Muhâfızı iken firârî Boğdan Beyi'nin nifâkıyla o Gāzî Vezîr küşte-i şemşîr-i gadr u tezvîr olup, mîr-i mûmâ ileyh dahi Devlet-i ʿaliyye'nin mücerreb hıdmet-kâr-ı sadâkat-kârı olup, bir zemân Mîr-i mîrânlık ile imrâr-ı subh u leyâl ve birkaç seneden sonra Beylerbeyiliği, Kapucu-başılığa ibdâl edüp, baʿzı hıdemâtda istihdâm olunarak Mısır'a me'mûr, kılâʿ askerine Başbûğ nasb olunup, ber-minvâl-i muharrer Leymeson Vakʿası'nda kazā'en mecrûh ve o vakitden bu âna gelince cerhi iltiyâm kabûl etmeyüp, âbâ vü ecdâdının ekseri gibi râh-ı [Ü4 31b] devletde fedây-ı rûh eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelâhire'nin yirmi üçüncü [Ü3 106a] Çehârşenbih ahşâmı sâʿat dokuzda iken Akseray'da vâkiʿ Miʿmâr-ı sâbık Bekir Ağa'nın hânesi, kurbünde olan iki hâne ile sûzân oldukdan sonra, fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd ile karîn-i inhıdâm oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_528.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "İşbu Cumâdelâhire'nin yirmi üçüncü [Ü3 106a] Çehârşenbih ahşâmı sâʿat dokuzda iken Akseray'da vâkiʿ Miʿmâr-ı sâbık Bekir Ağa'nın hânesi, kurbünde olan iki hâne ile sûzân oldukdan sonra, fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd ile karîn-i inhıdâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna Vâlîsi Vânî Mehmed Paşa'dan tamaʿa dâir zuhûr eden tavr-ı bü'l-ʿaceb, ihtilâl-i memlekete sebeb ve ʿazli müstehab olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Sebt günü müşârun ileyh ʿazl ve Bender muhâfazasına me'mûr ve Bosna Eyâleti ile Eğriboz Muhâfızı olan Vezîr Hakkı Mehmed Paşa mesrûr olup, Hotin Muhâfızı Vezîr Yûsuf Paşa'nın\ndahi ilhâka ihtiyâcı mukarrer olmağla, münhall olan Eğriboz Sancağı kemâ-kân hıdmet-i muhâfazada olmak şartıyla tarafına tevcîh ü ihsân ve Bender Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'ya dahi hall-i İlâhî zuhûrunda bir mansıb ʿinâyet olunacağı tazammunuyla ısdâr-ı emr-i ʿâlî-şân olundu. Vânî Mehmed Paşa'nın bâlâda zikr olunduğu vech üzere hırs u tamaʿı yevmen-fe-yevmen mütezâyid ü mevfûr ve giderek tevlîd-i fitne vü şûr edüp, ehâlî-yi Bosna ictimâʿ ile indifâʿ-ı mezâlimi niyâz eylediklerinde, Kethudâ'sını cemʿiyyete irsâl ve aglâz-ı kelâm ile keşf-i celiyye-i hâl eyledikde, sebük-serân-ı ehâlî envâʿ-ı şütûm ile Kethudây-ı mezbûr üzerine hücûm eylediklerinden, mekşûfü'r-re's firâr ve kazıyyeyi Paşa'sına işʿâr edüp: \"Travnik'de mukīm Mîr-i mîrân'dan Süleymân Paşa bu fitne hudûsüne ʿillet oldu” deyü tevehhüm olunmağla, istifsâr-ı sebeb-i cemʿiyyet ve istişâre-i umûr-ı memleket behânesiyle Paşa-yı mûmâ ileyh Serây'a daʿvet olunup, geldiği gibi şemşîr-i gadra [Ü4 32a] ʿalef ve o mazlûm u bî-günâhı telef ile hânumânını vîrân ve dûdmânını mübtelây-ı enîn ü figān [Ü3 106b] eyleyüp, bu tehevvür ü gazab ehâlînin bir kat dahi ʿadâvet ü buğzuna sebeb olup, ʿâdetleri üzere serhadlere irsâl-i haber ve müşârun ileyhe îsâl-i zarar mukarrer iken, bu keyfiyyete vukūfdan mukaddem vukūʿ-ı ʿazli mahz-ı isâbet ve belki ʿayn-i kerâmet olduğu zâhirdir.",
          "caption": "Tevcîh-i Bosna ve Eğriboz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_529.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Bosna ve Eğriboz",
          "text": "Bosna Vâlîsi Vânî Mehmed Paşa'dan tamaʿa dâir zuhûr eden tavr-ı bü'l-ʿaceb, ihtilâl-i memlekete sebeb ve ʿazli müstehab olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Sebt günü müşârun ileyh ʿazl ve Bender muhâfazasına me'mûr ve Bosna Eyâleti ile Eğriboz Muhâfızı olan Vezîr Hakkı Mehmed Paşa mesrûr olup, Hotin Muhâfızı Vezîr Yûsuf Paşa'nın\ndahi ilhâka ihtiyâcı mukarrer olmağla, münhall olan Eğriboz Sancağı kemâ-kân hıdmet-i muhâfazada olmak şartıyla tarafına tevcîh ü ihsân ve Bender Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'ya dahi hall-i İlâhî zuhûrunda bir mansıb ʿinâyet olunacağı tazammunuyla ısdâr-ı emr-i ʿâlî-şân olundu. Vânî Mehmed Paşa'nın bâlâda zikr olunduğu vech üzere hırs u tamaʿı yevmen-fe-yevmen mütezâyid ü mevfûr ve giderek tevlîd-i fitne vü şûr edüp, ehâlî-yi Bosna ictimâʿ ile indifâʿ-ı mezâlimi niyâz eylediklerinde, Kethudâ'sını cemʿiyyete irsâl ve aglâz-ı kelâm ile keşf-i celiyye-i hâl eyledikde, sebük-serân-ı ehâlî envâʿ-ı şütûm ile Kethudây-ı mezbûr üzerine hücûm eylediklerinden, mekşûfü'r-re's firâr ve kazıyyeyi Paşa'sına işʿâr edüp: \"Travnik'de mukīm Mîr-i mîrân'dan Süleymân Paşa bu fitne hudûsüne ʿillet oldu” deyü tevehhüm olunmağla, istifsâr-ı sebeb-i cemʿiyyet ve istişâre-i umûr-ı memleket behânesiyle Paşa-yı mûmâ ileyh Serây'a daʿvet olunup, geldiği gibi şemşîr-i gadra [Ü4 32a] ʿalef ve o mazlûm u bî-günâhı telef ile hânumânını vîrân ve dûdmânını mübtelây-ı enîn ü figān [Ü3 106b] eyleyüp, bu tehevvür ü gazab ehâlînin bir kat dahi ʿadâvet ü buğzuna sebeb olup, ʿâdetleri üzere serhadlere irsâl-i haber ve müşârun ileyhe îsâl-i zarar mukarrer iken, bu keyfiyyete vukūfdan mukaddem vukūʿ-ı ʿazli mahz-ı isâbet ve belki ʿayn-i kerâmet olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir seneden berü zînet-bahş-ı Sadr-ı Rumeli olan ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi ber-vech-i ʿiffet icrây-ı ahkâm-ı şerîʿat edüp, müddeti münkazî ve âharının nasbı muktezî olduğuna binâ'en, sâbıkā Anadolu Kadısı ve Rumeli Pâyesi olan ʿAtâ Efendi-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi işbu gurre-i Recebü'l-ferdde Sadâret-i Rumeli'ye pâ-nihâde-i şeref ve ol ʿalem-i ʿilm ü kemâle niʿme'l-halef oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_530.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rumeli",
          "text": "Bir seneden berü zînet-bahş-ı Sadr-ı Rumeli olan ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi ber-vech-i ʿiffet icrây-ı ahkâm-ı şerîʿat edüp, müddeti münkazî ve âharının nasbı muktezî olduğuna binâ'en, sâbıkā Anadolu Kadısı ve Rumeli Pâyesi olan ʿAtâ Efendi-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi işbu gurre-i Recebü'l-ferdde Sadâret-i Rumeli'ye pâ-nihâde-i şeref ve ol ʿalem-i ʿilm ü kemâle niʿme'l-halef oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Es'ad Efendi-zâde Şerîf Efendi'nin meşîhatinde Perdeci ve erbâb-ı hırs u emele Çerhacı olan Burusalı Hasan Efendi, Burusa'nın Dâhil müderrislerinden iken himmet-i mahdûm ile Devriyye Mevleviyyeti'ne nâyil ve Diyârbekir ve Bağdâd ve iki defʿa Filibe'yi zabt ile fâka vü zarûreti zâyil olmuşidi. Geçen sene sebeb-i maʿlûm ile Haleb Mevleviyyeti'ni ihtilâs ve rûz u şeb dil-beste-i saydı olduğu nahçîr-i merâmı iftirâs edüp, galebe-i tekāzây-ı sefeh ve belki kemâl-i hırs u şereh iktizâsıyla baʿde'l-inʿizâl Ordu-yi hümâyûn tarafına şedd-i rihâl ve Sadriaʿzam hazretlerini taʿcîz ü tasdîʿ ile Edirne Pâyesi'n tahrîr etdirdikden sonra, Âsitâne'ye râhî ve tahsîl eylediği mektûbu ʿarz-ı huzûr-ı hazret-i Fetvâ-penâhî edüp, bilâ-tarîk Haleb Mevleviyyeti'ne vusûlünün gayzı henüz havâtır-ı [Ü4 32b] ʿulemây-ı aʿlâmdan zâyil olmadığına binâ'en, taraf-ı Şeyhulislâmî'den husûl-i matlabı vakt-i mukaddere taʿlîk u tesvîf ve etrâfı taʿcîz ü istişfâʿ nefyini îcâb eyleyeceği [Ü3 107a] bi'l-müvâcehe beyân ile inzâr u tahvîf olunmuşiken mütenebbih olmayup, tahsîl-i pâye vü menzilet zımnında baʿzı mahall-i hatîra mürâcaʿat ve mâ-lâ-yaʿnî kelimât tefevvühüne cesâret eylediği tehakkuk etmekle, taraf-ı hazret-i Fetvâ-penâhî'den bir mahalle nefyi telhîs olunup, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyh Sinob'a tagrîb ile te'dîb olundu.",
          "caption": "Nefy-i Kādî-yi sâbık-ı Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_531.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Kādî-yi sâbık-ı Haleb",
          "text": "Es'ad Efendi-zâde Şerîf Efendi'nin meşîhatinde Perdeci ve erbâb-ı hırs u emele Çerhacı olan Burusalı Hasan Efendi, Burusa'nın Dâhil müderrislerinden iken himmet-i mahdûm ile Devriyye Mevleviyyeti'ne nâyil ve Diyârbekir ve Bağdâd ve iki defʿa Filibe'yi zabt ile fâka vü zarûreti zâyil olmuşidi. Geçen sene sebeb-i maʿlûm ile Haleb Mevleviyyeti'ni ihtilâs ve rûz u şeb dil-beste-i saydı olduğu nahçîr-i merâmı iftirâs edüp, galebe-i tekāzây-ı sefeh ve belki kemâl-i hırs u şereh iktizâsıyla baʿde'l-inʿizâl Ordu-yi hümâyûn tarafına şedd-i rihâl ve Sadriaʿzam hazretlerini taʿcîz ü tasdîʿ ile Edirne Pâyesi'n tahrîr etdirdikden sonra, Âsitâne'ye râhî ve tahsîl eylediği mektûbu ʿarz-ı huzûr-ı hazret-i Fetvâ-penâhî edüp, bilâ-tarîk Haleb Mevleviyyeti'ne vusûlünün gayzı henüz havâtır-ı [Ü4 32b] ʿulemây-ı aʿlâmdan zâyil olmadığına binâ'en, taraf-ı Şeyhulislâmî'den husûl-i matlabı vakt-i mukaddere taʿlîk u tesvîf ve etrâfı taʿcîz ü istişfâʿ nefyini îcâb eyleyeceği [Ü3 107a] bi'l-müvâcehe beyân ile inzâr u tahvîf olunmuşiken mütenebbih olmayup, tahsîl-i pâye vü menzilet zımnında baʿzı mahall-i hatîra mürâcaʿat ve mâ-lâ-yaʿnî kelimât tefevvühüne cesâret eylediği tehakkuk etmekle, taraf-ı hazret-i Fetvâ-penâhî'den bir mahalle nefyi telhîs olunup, yevm-i mezkûrda mûmâ ileyh Sinob'a tagrîb ile te'dîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sâl-i meyâmin-iştimâlde dahi Kisve-i şerîfe, Sultân Ahmed Câmiʿi revâkında sunʿ-ı hüsn ve nehc-i müzeyyen üzere nesc ü itmâm olunduğu huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye ʿarz u ifhâm olunmuşidi. Şehriyâr-ı müstahsenü'l-âsâr dâme mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr hazretleri Kisve-i şerîfe'ye kemâl-i hürmet ü iʿzâz irâdesiyle ʿâm-ı mâzîden efzûn alay tertîb olunmasını emr ü fermân buyurduklarına binâ'en, işbu Recebü'l-ferdin üçüncü yevm-i Hamîs Şeyhulislâm ve Dâru's-saʿâde Ağası ve Kāyim-makām Paşa ve Bâbü's-saʿâde Ağası hazerâtı ve Sadreyn ve Nakībüleşrâf ve İstanbul Kadısı ve Menâsıb-ı Sitte erbâbı ve Kethudâ Bey'den gayri kapu ricâli ve rikâb ağaları ve Kapucu-başı ağalar ve zuʿamâ ve çavuşân, Sultân Ahmed\nCâmi'inde hâzır oldukları hâlde Kisve-i şerîfe kemâl-i tevkīr ü tebcîl ile bîgāle tahmîl olunup, meşâyıh ve mü'ezzinân tezkîr ü tehlîl sadâlarını eyvân-ı Keyvân'a resân eyleyerek Serây-ı hümâyûn'a varılup, Kızlar Kapusu pîşgâhında Ayasofya Şeyhı ve Süleymâniyye Şeyhı birbirini vely eyleyerek, nusrat-ı asâkir-i İslâm ve devâm-ı ʻömr ü Saltanat-ı [Ü4 33a] Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm duʻâlarına hıtâm verdikleri hengâmda kisve-i kudsü iltisâm ve mevkıʿ-i eşrefine îdâ olunup, erbâb-ı alay mekânlarına ʿazm u hırâm eylediler.",
          "caption": "Zikr-i alay-ı Kisve-i şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_532.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i alay-ı Kisve-i şerîfe",
          "text": "Bu sâl-i meyâmin-iştimâlde dahi Kisve-i şerîfe, Sultân Ahmed Câmiʿi revâkında sunʿ-ı hüsn ve nehc-i müzeyyen üzere nesc ü itmâm olunduğu huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye ʿarz u ifhâm olunmuşidi. Şehriyâr-ı müstahsenü'l-âsâr dâme mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr hazretleri Kisve-i şerîfe'ye kemâl-i hürmet ü iʿzâz irâdesiyle ʿâm-ı mâzîden efzûn alay tertîb olunmasını emr ü fermân buyurduklarına binâ'en, işbu Recebü'l-ferdin üçüncü yevm-i Hamîs Şeyhulislâm ve Dâru's-saʿâde Ağası ve Kāyim-makām Paşa ve Bâbü's-saʿâde Ağası hazerâtı ve Sadreyn ve Nakībüleşrâf ve İstanbul Kadısı ve Menâsıb-ı Sitte erbâbı ve Kethudâ Bey'den gayri kapu ricâli ve rikâb ağaları ve Kapucu-başı ağalar ve zuʿamâ ve çavuşân, Sultân Ahmed\nCâmi'inde hâzır oldukları hâlde Kisve-i şerîfe kemâl-i tevkīr ü tebcîl ile bîgāle tahmîl olunup, meşâyıh ve mü'ezzinân tezkîr ü tehlîl sadâlarını eyvân-ı Keyvân'a resân eyleyerek Serây-ı hümâyûn'a varılup, Kızlar Kapusu pîşgâhında Ayasofya Şeyhı ve Süleymâniyye Şeyhı birbirini vely eyleyerek, nusrat-ı asâkir-i İslâm ve devâm-ı ʻömr ü Saltanat-ı [Ü4 33a] Pâdişâh-ı Dârâ-gulâm duʻâlarına hıtâm verdikleri hengâmda kisve-i kudsü iltisâm ve mevkıʿ-i eşrefine îdâ olunup, erbâb-ı alay mekânlarına ʿazm u hırâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pâdişâh-ı kadr-dân ʿulemây-ı aʿlâma her bâr [Ü3 107b] tezâyüd-i şân vermek mûcib-i kurebât-ı Sübhân olduğunu idrâk buyurduklarına binâ'en, bu defʿa dahi aʿmide-i dîn-i mübîn ve verese-i ʿulûm-ı enbiyâ vü mürselîn olan ʿulemây-ı ʿizâm hakkında menâyih-i ʿâlem-şümûl-i Şâhâne'leri lâyıh olup, sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Mehmed Şemseddîn Efendi'ye Receb-i şerîf'in on beşinci günü târîhiyle ve Nakībüleşrâf Efendi'ye gurre-i Şaʿbân târîhiyle Rumeli Sadâreti pâyeleri ve İstanbul Pâyesi olan Bekir Paşa-zâde ʿÖmer Beyefendi'ye şehr-i Receb'in on birinci günü târîhiyle Sadâret-i Anadolu Pâyesi ihsân ve kadr ü şânların bu vechile firâvân buyurdular.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ be-ʿulemây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_533.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ be-ʿulemây-ı ʿizâm",
          "text": "Pâdişâh-ı kadr-dân ʿulemây-ı aʿlâma her bâr [Ü3 107b] tezâyüd-i şân vermek mûcib-i kurebât-ı Sübhân olduğunu idrâk buyurduklarına binâ'en, bu defʿa dahi aʿmide-i dîn-i mübîn ve verese-i ʿulûm-ı enbiyâ vü mürselîn olan ʿulemây-ı ʿizâm hakkında menâyih-i ʿâlem-şümûl-i Şâhâne'leri lâyıh olup, sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Mehmed Şemseddîn Efendi'ye Receb-i şerîf'in on beşinci günü târîhiyle ve Nakībüleşrâf Efendi'ye gurre-i Şaʿbân târîhiyle Rumeli Sadâreti pâyeleri ve İstanbul Pâyesi olan Bekir Paşa-zâde ʿÖmer Beyefendi'ye şehr-i Receb'in on birinci günü târîhiyle Sadâret-i Anadolu Pâyesi ihsân ve kadr ü şânların bu vechile firâvân buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun altıncı Bâzâr gicesi Cübb-i ʿAlî hâricinde âteş-i serkeş nümâyân ve yirmi kadar hâne vü dükkân sûzân oldu.",
          "caption": "Zuhûr-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_534.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-ı harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun altıncı Bâzâr gicesi Cübb-i ʿAlî hâricinde âteş-i serkeş nümâyân ve yirmi kadar hâne vü dükkân sûzân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun beşinci yevm-i Sebt belde-i İznikmid'de gāyet şedîd kıble rûzgârı hübûb ve sâhilde bulunan vâfir sefâyin kaʿr-ı deryâya rüsûb eylediğinden gayri, birkaç kârgîr menâre münhedim ve sâhile karîb vâfir büyût perâkende vü münʿadim ve hâric-i beldede\nşiddet-i bürûdetden birkaç kimse incimâd ile ʿazm-i ʿadem-âbâd eyledikleri haberi vâsıl-ı derece-i iştihâr ve mûcib-i hüzn ü te'essüf-i sıgār u kibâr oldu.",
          "caption": "Hübûb-ı rîh-i şedîd der-İznikmid",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_535.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Hübûb-ı rîh-i şedîd der-İznikmid",
          "text": "Şehr-i mezkûrun beşinci yevm-i Sebt belde-i İznikmid'de gāyet şedîd kıble rûzgârı hübûb ve sâhilde bulunan vâfir sefâyin kaʿr-ı deryâya rüsûb eylediğinden gayri, birkaç kârgîr menâre münhedim ve sâhile karîb vâfir büyût perâkende vü münʿadim ve hâric-i beldede\nşiddet-i bürûdetden birkaç kimse incimâd ile ʿazm-i ʿadem-âbâd eyledikleri haberi vâsıl-ı derece-i iştihâr ve mûcib-i hüzn ü te'essüf-i sıgār u kibâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârun ileyh me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Edirne'ye pâ-nihâde-i vusûl [Ü4 33b] ve balkānın berü tarafında tehaşşüd eden haşerâtın tedmîr ü istîsâlleri tedâbîrine meşgül iken, ru'esây-ı eşkıyâdan “Ciğerci-oğlu” ve “ʿÎsâ-oğlu” nâmân küştenîler vâfir dağlu eşkıyasıyla ilgār ve Edirne'ye beş sâʿat mesâfede vâkiʿ Segbân Karyesi'ne ilkāy-ı raht-ı idbâr [Ü3 108a] ile ikdâm ve cesâretlerin izhâr eyledikleri müşârun ileyhe ihbâr olundukda, maʿiyyetinde olan mevcûd asâkirden mikdâr-ı kifâye asker ifrâz ve Edirne askerine zamm ile Edirne Bostancı-başısı'nı bu cemʿiyyete Sergerde nasb edüp, ʿalem-i ʿazîmetlerine ihtizâz vermişidi. Asâkir-i me'mûre mecmaʿ-i ehl-i şekā olan karye-i mezbûreye resâ olduklarında, fi'l-hâl işʿâl-i nâyire-i müşâcere ve eşkıyâyı her tarafdan muhâsara eyleyerek, karye-i mezbûrenin ekser mevâzıʿını zabt ile kûşe-be-kûşe rekz-i aʿlâm ve cümlesini tuʿme-i şemşîr-i intikām eyleyecekleri hengâmda nâ-gâh cevv-i semâ gayheb-i gaym ile müşâbih-i leyle-i zalmâ olup, tegerg ile muhtelit bârân-ı firâvân mütesâkıt ve rîh-i ʿakīm misillü rûzgâr hübûtuyla nevʿ-i insân ve cins-i hayvân bî-tâb ü tüvân olduklarından gayri, hafr olunan meterisler cedâvil ve enhâra muʿâdil ve bu hâl ile meydân-ı muhârebede temekkün ü istikrâr gayr-i kābil olup, maʿiyyetinde bulunan Edirne Aʿyânı Kara Ahmed'in dahi dağlular ile ittifâk-ı nihânîsi miyâne-i askerde meşhûr ve saʿy ü ikdâm-ı leşkeriyâna bâʿis-i rehâvet ü fütûr olup, zarûrî ʿavdet ve mahall-i maʿreke kurbünde ikāmet eyledikleri haberi müşârun ileyhe vâsıl olduğu sâʿat Kethudâsı'nı bir-iki bin âdem ile taʿyîn edüp, perîşân olan askeri cemʿ ve tekrâr eşkıyâ ile ahşâma dek ceng ve hücûm-ı zalâm-ı şâm sebebi ile vakit teng olduğundan asker girü çekilüp, [Ü4 34a] yarım sâʿat yerde vâkiʿ bir karyede sabâha intizâren ikāmet eyledikleri eşkıyâya ʿıyân ve istîsâl ü taʿkīblerinden keff-i yed olunmayacağı müstebân olduğundan, gice sâʿat beşde mürdelerini sûhte-i şuʿle-i nâr eyleyerek firâr ve bu maʿrekede\nmüteʿayyinlerinden Ciğerci-oğlu ve elli altmış kadar rufekāsı dereke-i cahîme karâr eyledikleri münhiyân-ı [Ü3 108b] ahbâr takrîriyle zâhir ü âşikâr oldu.\n\nEdirne Aʿyânı Kara Ahmed fi'l-asl fukarâyı mübtelây-ı sıklet-i teklîf ve umûr-ı mühimme zımnında sâdır olan evâmir-i ʿaliyyeyi tahfîf edegeldiğinden başka, bu defʿa vukūʿ bulan muhârebede hıyânet ü ihâneti semʿ-i eşref-i Husrevâne'ye resîde ve sırran Vezîr-i müşârun ileyhe hitâben sâdır olan hatt-ı hümâyûn mûcebince ser-i nuhûset-eseri bürîde kılınup, Edirne Bostancı-başısı'nın dahi istîsâl-i ehl-i bağy ü dalâlde rehâveti maʿlûm ve Edirne Aʿyânı mâddesinde bi'l-külliyye emniyyeti münselib olup, fîmâ-baʿd bu hâl ile hidmete yaramayacağı meczûm olduğundan, ʿazli beyyinü'l-lüzûm olduğu Vezîr-i müşârun ileyh tarafından îmâ ve maʿiyyetinde olan hasekîlerden Akbaş-zâde Hüseyin Ağa'ya bu hıdmet istidʿâ olunduğuna binâʾen, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince mûmâ ileyh maʿzûl ve Edirne Bostancı-başılığı ile Hüseyin Ağa nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olup, selefi dahi Edirne'de yâhûd çiftliğinde ikāmet ve yâhûd Ordu-yi hümâyûn'a ʿazîmet ile tahyîr ve bu mazmûnda tarafına emr-nâme tahrîr olundu.\n\nBilaslı Mehmed Paşa'nın ʿuhdesinde olan Çirmen Sancağı dağlı eşkıyâsı meʾmûriyyetine mebnîyen tarafına tevcîh olunmuş idi. Müşârun ileyhin o hıdmetden infikâk [Ü4 34b] u müfârakatı ve mansıbı tarafına gitmek meʾmûriyyeti, livâʾ-i mezkûrun refʿini îcâb ve bu hıdmete meʾmûr bulunanlara tefvîz olunmasını kâr-şinâsân-ı devlet istısvâb eylediklerine binâʾen, livâʾ-i mezkûr işbu Recebü'l-ferd evâyilinde dağlı eşkıyâsına meʾmûr Trabzon Vâlîsi Vezîr-i müşârun ileyhe ilhâk ve râbıta-i meʾmûriyyeti ihkâm u îsâk kılındı.\n\nEdirne Muhâfızı olan Vezîr Ağa Hasan Paşa'nın fîmâ-baʿd Edirne'de ikāmeti Tayyâr Paşa ile münâfeseyi müstelzim ve bir münâsib mahalle meʾmûriyyeti mühimm [Ü3 109a] olduğundan, Şumnu'ya varup, Deliorman halkını cemʿ ve tahsîl-i esbâb-ı mukāvemet ve lede'l-iktizâ bir mahalle meʾmûriyyetinde vücûd-i kesret ile teşmîr-i sâk-ı gayret etmek mülâhazasıyla Edirne'den hareket ve Şumnu'ya doğru ʿazîmet eylemesi bâbında tarafına hitâben eğerçi ısdâr-ı emr-i celîlü'l-mikdâr kılınmışidi. Ancak bu esnâda Varna muhâfazasında bir Vezîr'in vücûdu muktezayât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâʾen, müşârun ileyhin meʾmûriyyet-i ûlâsı sarf ve zimâm-ı ʿazîmeti Varna muhâfazasına ʿatf olundu ise dahi,\nPâsbân-oğlu, Kalafat tarafından Eflâk'a bir mikdâr eşhâs imrâr ve Kırayova semtine ʿazîmetleri ihbâr olunup, defʿ-i mekîdetlerine tertîb olunan askere Başbûğ olmak üzere me'mûriyyeti Eflâk cânibine tahvîl ve on bin guruş ʿatıyye-i hümâyûn ile hareketi taʿcîl olundu.",
          "caption": "Havâdis-i Rumeli ve katl-i Aʿyân-ı Edirne ve ilhâk-ı Livâ'-i Çirmen be-Tayyâr Mahmûd Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_536.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i Rumeli ve katl-i Aʿyân-ı Edirne ve ilhâk-ı Livâ'-i Çirmen be-Tayyâr Mahmûd Paşa",
          "text": "Vezîr-i müşârun ileyh me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Edirne'ye pâ-nihâde-i vusûl [Ü4 33b] ve balkānın berü tarafında tehaşşüd eden haşerâtın tedmîr ü istîsâlleri tedâbîrine meşgül iken, ru'esây-ı eşkıyâdan “Ciğerci-oğlu” ve “ʿÎsâ-oğlu” nâmân küştenîler vâfir dağlu eşkıyasıyla ilgār ve Edirne'ye beş sâʿat mesâfede vâkiʿ Segbân Karyesi'ne ilkāy-ı raht-ı idbâr [Ü3 108a] ile ikdâm ve cesâretlerin izhâr eyledikleri müşârun ileyhe ihbâr olundukda, maʿiyyetinde olan mevcûd asâkirden mikdâr-ı kifâye asker ifrâz ve Edirne askerine zamm ile Edirne Bostancı-başısı'nı bu cemʿiyyete Sergerde nasb edüp, ʿalem-i ʿazîmetlerine ihtizâz vermişidi. Asâkir-i me'mûre mecmaʿ-i ehl-i şekā olan karye-i mezbûreye resâ olduklarında, fi'l-hâl işʿâl-i nâyire-i müşâcere ve eşkıyâyı her tarafdan muhâsara eyleyerek, karye-i mezbûrenin ekser mevâzıʿını zabt ile kûşe-be-kûşe rekz-i aʿlâm ve cümlesini tuʿme-i şemşîr-i intikām eyleyecekleri hengâmda nâ-gâh cevv-i semâ gayheb-i gaym ile müşâbih-i leyle-i zalmâ olup, tegerg ile muhtelit bârân-ı firâvân mütesâkıt ve rîh-i ʿakīm misillü rûzgâr hübûtuyla nevʿ-i insân ve cins-i hayvân bî-tâb ü tüvân olduklarından gayri, hafr olunan meterisler cedâvil ve enhâra muʿâdil ve bu hâl ile meydân-ı muhârebede temekkün ü istikrâr gayr-i kābil olup, maʿiyyetinde bulunan Edirne Aʿyânı Kara Ahmed'in dahi dağlular ile ittifâk-ı nihânîsi miyâne-i askerde meşhûr ve saʿy ü ikdâm-ı leşkeriyâna bâʿis-i rehâvet ü fütûr olup, zarûrî ʿavdet ve mahall-i maʿreke kurbünde ikāmet eyledikleri haberi müşârun ileyhe vâsıl olduğu sâʿat Kethudâsı'nı bir-iki bin âdem ile taʿyîn edüp, perîşân olan askeri cemʿ ve tekrâr eşkıyâ ile ahşâma dek ceng ve hücûm-ı zalâm-ı şâm sebebi ile vakit teng olduğundan asker girü çekilüp, [Ü4 34a] yarım sâʿat yerde vâkiʿ bir karyede sabâha intizâren ikāmet eyledikleri eşkıyâya ʿıyân ve istîsâl ü taʿkīblerinden keff-i yed olunmayacağı müstebân olduğundan, gice sâʿat beşde mürdelerini sûhte-i şuʿle-i nâr eyleyerek firâr ve bu maʿrekede\nmüteʿayyinlerinden Ciğerci-oğlu ve elli altmış kadar rufekāsı dereke-i cahîme karâr eyledikleri münhiyân-ı [Ü3 108b] ahbâr takrîriyle zâhir ü âşikâr oldu.\n\nEdirne Aʿyânı Kara Ahmed fi'l-asl fukarâyı mübtelây-ı sıklet-i teklîf ve umûr-ı mühimme zımnında sâdır olan evâmir-i ʿaliyyeyi tahfîf edegeldiğinden başka, bu defʿa vukūʿ bulan muhârebede hıyânet ü ihâneti semʿ-i eşref-i Husrevâne'ye resîde ve sırran Vezîr-i müşârun ileyhe hitâben sâdır olan hatt-ı hümâyûn mûcebince ser-i nuhûset-eseri bürîde kılınup, Edirne Bostancı-başısı'nın dahi istîsâl-i ehl-i bağy ü dalâlde rehâveti maʿlûm ve Edirne Aʿyânı mâddesinde bi'l-külliyye emniyyeti münselib olup, fîmâ-baʿd bu hâl ile hidmete yaramayacağı meczûm olduğundan, ʿazli beyyinü'l-lüzûm olduğu Vezîr-i müşârun ileyh tarafından îmâ ve maʿiyyetinde olan hasekîlerden Akbaş-zâde Hüseyin Ağa'ya bu hıdmet istidʿâ olunduğuna binâʾen, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince mûmâ ileyh maʿzûl ve Edirne Bostancı-başılığı ile Hüseyin Ağa nâyil-i eʿazz-i meʾmûl olup, selefi dahi Edirne'de yâhûd çiftliğinde ikāmet ve yâhûd Ordu-yi hümâyûn'a ʿazîmet ile tahyîr ve bu mazmûnda tarafına emr-nâme tahrîr olundu.\n\nBilaslı Mehmed Paşa'nın ʿuhdesinde olan Çirmen Sancağı dağlı eşkıyâsı meʾmûriyyetine mebnîyen tarafına tevcîh olunmuş idi. Müşârun ileyhin o hıdmetden infikâk [Ü4 34b] u müfârakatı ve mansıbı tarafına gitmek meʾmûriyyeti, livâʾ-i mezkûrun refʿini îcâb ve bu hıdmete meʾmûr bulunanlara tefvîz olunmasını kâr-şinâsân-ı devlet istısvâb eylediklerine binâʾen, livâʾ-i mezkûr işbu Recebü'l-ferd evâyilinde dağlı eşkıyâsına meʾmûr Trabzon Vâlîsi Vezîr-i müşârun ileyhe ilhâk ve râbıta-i meʾmûriyyeti ihkâm u îsâk kılındı.\n\nEdirne Muhâfızı olan Vezîr Ağa Hasan Paşa'nın fîmâ-baʿd Edirne'de ikāmeti Tayyâr Paşa ile münâfeseyi müstelzim ve bir münâsib mahalle meʾmûriyyeti mühimm [Ü3 109a] olduğundan, Şumnu'ya varup, Deliorman halkını cemʿ ve tahsîl-i esbâb-ı mukāvemet ve lede'l-iktizâ bir mahalle meʾmûriyyetinde vücûd-i kesret ile teşmîr-i sâk-ı gayret etmek mülâhazasıyla Edirne'den hareket ve Şumnu'ya doğru ʿazîmet eylemesi bâbında tarafına hitâben eğerçi ısdâr-ı emr-i celîlü'l-mikdâr kılınmışidi. Ancak bu esnâda Varna muhâfazasında bir Vezîr'in vücûdu muktezayât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâʾen, müşârun ileyhin meʾmûriyyet-i ûlâsı sarf ve zimâm-ı ʿazîmeti Varna muhâfazasına ʿatf olundu ise dahi,\nPâsbân-oğlu, Kalafat tarafından Eflâk'a bir mikdâr eşhâs imrâr ve Kırayova semtine ʿazîmetleri ihbâr olunup, defʿ-i mekîdetlerine tertîb olunan askere Başbûğ olmak üzere me'mûriyyeti Eflâk cânibine tahvîl ve on bin guruş ʿatıyye-i hümâyûn ile hareketi taʿcîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Recebü'l-ferdin on ikinci Bâzâr günü muʿtâd üzere Surre-i hümâyûn Haremeyn-i şerîfeyn Hazînesi'nden ifrâz ve Surre Emâneti ile mümtâz olan Ahmed Ağa'ya teslîm olunup, alay ile Bağçe-kapusu'na [Ü4 35a] ve andan çekdiriye mevzûʿan Üsküdar'a imrâr olunup, birkaç gün ikāmetden sonra kāfile-i hâcc ile rû-be-râh-ı cânib-i Hicâz oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_537.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "İşbu Recebü'l-ferdin on ikinci Bâzâr günü muʿtâd üzere Surre-i hümâyûn Haremeyn-i şerîfeyn Hazînesi'nden ifrâz ve Surre Emâneti ile mümtâz olan Ahmed Ağa'ya teslîm olunup, alay ile Bağçe-kapusu'na [Ü4 35a] ve andan çekdiriye mevzûʿan Üsküdar'a imrâr olunup, birkaç gün ikāmetden sonra kāfile-i hâcc ile rû-be-râh-ı cânib-i Hicâz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Tırnova Kasabası'na duhûl ve tehassun eden muhâlifîn ile cenge meşgûl olduğu ahbârı Pâsbân-zâde'ye vusûl hengâmında, zîr-i dest-i habâsetinde olan erâzil ü eşhâsı kasd-ı imdâd ile Tırnova'ya sevk ve müşârun ileyhi mahall-i âhara hareketden ʿavk etmişidi. \"Rumeli Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa külliyyetlü asker ile Plevne üzerine tahrîk-i livâ eyledi” deyü bir haber münteşir olup, Plevne'de mevcûd iki yüz kadar eşrâr Vezîr-i müşârun ileyh ile mukātele edemeyüp, lâ-büdd firâr edecekleri âşikâr olduğundan, Tırnova'ya giden hevâdârlarına kazıyyeyi ihbâr ve Plevne'ye lüzûm-ı rucûʿların [Ü3 109b] işʿâr etmeleriyle, eşkıyây-ı mezkûre Tırnova'yı terk ile fevc fevc Plevne semtine munsarıf ve bu keyfiyyet ehâlîye münkeşif oldukda, ehl ü ʿiyâl ve ihrâcına tâkatleri yetişen eşyâ vü emvâllerin alup, Niğbolu'ya ve andan Kulle tarafına irtihâl eyledikleri hılâlde eşkıyây-ı mezbûre kasabaya dâhil ve nehb ü gāret maslahatını itmâmdan sonra, üzerlerine gelecek asker ile mukāvemete yek-dil oldular. Haber-i mezkûrun kizb-i sarîh olduğunu eşkıyâ tashîh eylediklerinden, mahall-i mezkûru makarr ve mecmaʿ-i erbâb-ı fesâd ü şerr etmişler idi. Bu esbâb ile Tırnova etrafı gürûh-ı mekrûh-ı muhâlifînden hâlî kaldığı resîde-i semʿ-i ʿâlî olup, fîmâ-baʿd müşârun ileyh Sülova Kazâsı'nda olan eşkıyâyı taʿyîn-i asker ile tathîr ve bâ-husûs Niğbolu semtine ber-vech-i imdâd leşker tesyîr ve kendüsi bizzât Plevne'de ictimâʿ eden eşkıyâ üzerine tahrîk-i\n[Ü4 35b] hatevât etmek muktezayât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, bu mazmûnu şâmil tarafına birkaç defʿa misâl-i lâzimü'l-imtisâl irsâl olunmuşidi. Butû'-ı hareket ve her menzilde bir-iki gün ikāmet ederek ne hâl ise Plevne'ye karîb mahalde ilkāy-ı raht-ı ârâm ve darb-ı evtâd-ı hıyâm etmişidi. Rumeli Vâlîsi'nin Berkofça'ya ve Belgrad Vâlîsi'nin Fethülislâm'a ta'yîn etdikleri askere ve Nişli Hâfız Ağa'ya galebe eden küştenîler dahi o aralıkda Plevne'de olan eşkıyâya iltihâk etmiş bulunmalarıyla, bu cemʿiyyetleri tekâsüf ve Vidin tarafından imdâdları dahi pey-der-pey terâdüf edüp, bu hâl ile külle yevm miyânelerinde nâr-ı harb iştiʿâl ve gâh bunlar ve gâh anlar galebe ile “el-Harbü sicâlün” maʿnâlarına intikāl olunur idi. Tirsinikli-zâde o aralıkda imdâd içün Bilâslı ordusuna gelüp, nehâran kıtâl ve leylen iki taraf [Ü3 110a] askeri bir yere gelüp, şürb ü lehve iştigāl eylediklerini muʿâyene ile şübheye düşüp, âhır-ı kâr ikāmetde hatar mülâhazasıyla geldiği tarafa rücûʿ ve Niğbolu'dan gelan imdâdcılar miyânında dahi bu haber şuyûʿ bulup, anlara dahi 'avdet vukūʿ bulduğundan gayri, 'ale't-tevâlî birkaç gün berf ü matar nüzülüyle hevâlarda şiddet ve tahte'l-hıyâm ikāmetde ʿusret görülmekle, askere fütûr gelüp, fevc fevc teferruka âgāz eyledikleri eşkıyâya ma'lûm ve işbu Cumâdelâhıre evâyilinde Plevne'den hurûc ve Bilâslı ordusuna hücûm ve ʿan-asl hey'et-i mecmûʿaları ecnâs-ı muhtelife ve eşkâl-i gayr-i mü'telifeden mürekkeb olduğuna binâ'en, berü tarafda olan asker ile ihtilât ve düşmen ve dost bilinmekden kalup, fi'l-hâl orduyu giriftâr-ı tezelzül ü ihtibât etmeleriyle, meterisleri zabt ve askeri [Ü4 36a] perîşân ve mühimmât u edevâta itâle-i dest-i husrân eylediler. Müşârun ileyh dahi cemʿ-i yesîr ile 'avdet ve Kızanlık semtine gelüp, vukūʿ bulan hâlet-i müdhişeyi o taraflarda bulunan Kapu Kethudâsı Arnabud Hasan Efendi ile Der-i devlet-medâr'a tahrîr ü işaret edüp, müşârun ileyhin butû'-ı hareketi ve ʿalâ-rivâyetin fesâd-ı niyyeti ve ru'esây-ı asker ile ʿadem-i imtizâc u ülfeti, bu hâdisenin vukūʿuna bâdî ve ber-minvâl-i muharrer mühimmât ve sâyir edevâtın giriftâr-ı eyâdî-yi eʿâdî olmasına sebeb-i ʿâdî oldu. Bu perîşânlık ile müşârun ileyhin bu hılâlde telâfî-yi mâ-fâta iktidarı meslûb ü menzûʿ ve bir maslahat görülmemiş iken, “Segbân Şehriyyesi” nâmıyla vâfir meblağ talebinde olacağı emr-i\nmaktûʿ olup, behâr tedârükünde olmak vesîlesiyle askerini devşürüp, mansıbına ʿâzim olması istisvâb ve bu irâde-i seniyye zuʿamâdan birinin mübâşereti ile tarafına tahrîr ü işrâb olundu.",
          "caption": "Vak'a-i Bilaslı Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_538.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i Bilaslı Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Tırnova Kasabası'na duhûl ve tehassun eden muhâlifîn ile cenge meşgûl olduğu ahbârı Pâsbân-zâde'ye vusûl hengâmında, zîr-i dest-i habâsetinde olan erâzil ü eşhâsı kasd-ı imdâd ile Tırnova'ya sevk ve müşârun ileyhi mahall-i âhara hareketden ʿavk etmişidi. \"Rumeli Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa külliyyetlü asker ile Plevne üzerine tahrîk-i livâ eyledi” deyü bir haber münteşir olup, Plevne'de mevcûd iki yüz kadar eşrâr Vezîr-i müşârun ileyh ile mukātele edemeyüp, lâ-büdd firâr edecekleri âşikâr olduğundan, Tırnova'ya giden hevâdârlarına kazıyyeyi ihbâr ve Plevne'ye lüzûm-ı rucûʿların [Ü3 109b] işʿâr etmeleriyle, eşkıyây-ı mezkûre Tırnova'yı terk ile fevc fevc Plevne semtine munsarıf ve bu keyfiyyet ehâlîye münkeşif oldukda, ehl ü ʿiyâl ve ihrâcına tâkatleri yetişen eşyâ vü emvâllerin alup, Niğbolu'ya ve andan Kulle tarafına irtihâl eyledikleri hılâlde eşkıyây-ı mezbûre kasabaya dâhil ve nehb ü gāret maslahatını itmâmdan sonra, üzerlerine gelecek asker ile mukāvemete yek-dil oldular. Haber-i mezkûrun kizb-i sarîh olduğunu eşkıyâ tashîh eylediklerinden, mahall-i mezkûru makarr ve mecmaʿ-i erbâb-ı fesâd ü şerr etmişler idi. Bu esbâb ile Tırnova etrafı gürûh-ı mekrûh-ı muhâlifînden hâlî kaldığı resîde-i semʿ-i ʿâlî olup, fîmâ-baʿd müşârun ileyh Sülova Kazâsı'nda olan eşkıyâyı taʿyîn-i asker ile tathîr ve bâ-husûs Niğbolu semtine ber-vech-i imdâd leşker tesyîr ve kendüsi bizzât Plevne'de ictimâʿ eden eşkıyâ üzerine tahrîk-i\n[Ü4 35b] hatevât etmek muktezayât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâ'en, bu mazmûnu şâmil tarafına birkaç defʿa misâl-i lâzimü'l-imtisâl irsâl olunmuşidi. Butû'-ı hareket ve her menzilde bir-iki gün ikāmet ederek ne hâl ise Plevne'ye karîb mahalde ilkāy-ı raht-ı ârâm ve darb-ı evtâd-ı hıyâm etmişidi. Rumeli Vâlîsi'nin Berkofça'ya ve Belgrad Vâlîsi'nin Fethülislâm'a ta'yîn etdikleri askere ve Nişli Hâfız Ağa'ya galebe eden küştenîler dahi o aralıkda Plevne'de olan eşkıyâya iltihâk etmiş bulunmalarıyla, bu cemʿiyyetleri tekâsüf ve Vidin tarafından imdâdları dahi pey-der-pey terâdüf edüp, bu hâl ile külle yevm miyânelerinde nâr-ı harb iştiʿâl ve gâh bunlar ve gâh anlar galebe ile “el-Harbü sicâlün” maʿnâlarına intikāl olunur idi. Tirsinikli-zâde o aralıkda imdâd içün Bilâslı ordusuna gelüp, nehâran kıtâl ve leylen iki taraf [Ü3 110a] askeri bir yere gelüp, şürb ü lehve iştigāl eylediklerini muʿâyene ile şübheye düşüp, âhır-ı kâr ikāmetde hatar mülâhazasıyla geldiği tarafa rücûʿ ve Niğbolu'dan gelan imdâdcılar miyânında dahi bu haber şuyûʿ bulup, anlara dahi 'avdet vukūʿ bulduğundan gayri, 'ale't-tevâlî birkaç gün berf ü matar nüzülüyle hevâlarda şiddet ve tahte'l-hıyâm ikāmetde ʿusret görülmekle, askere fütûr gelüp, fevc fevc teferruka âgāz eyledikleri eşkıyâya ma'lûm ve işbu Cumâdelâhıre evâyilinde Plevne'den hurûc ve Bilâslı ordusuna hücûm ve ʿan-asl hey'et-i mecmûʿaları ecnâs-ı muhtelife ve eşkâl-i gayr-i mü'telifeden mürekkeb olduğuna binâ'en, berü tarafda olan asker ile ihtilât ve düşmen ve dost bilinmekden kalup, fi'l-hâl orduyu giriftâr-ı tezelzül ü ihtibât etmeleriyle, meterisleri zabt ve askeri [Ü4 36a] perîşân ve mühimmât u edevâta itâle-i dest-i husrân eylediler. Müşârun ileyh dahi cemʿ-i yesîr ile 'avdet ve Kızanlık semtine gelüp, vukūʿ bulan hâlet-i müdhişeyi o taraflarda bulunan Kapu Kethudâsı Arnabud Hasan Efendi ile Der-i devlet-medâr'a tahrîr ü işaret edüp, müşârun ileyhin butû'-ı hareketi ve ʿalâ-rivâyetin fesâd-ı niyyeti ve ru'esây-ı asker ile ʿadem-i imtizâc u ülfeti, bu hâdisenin vukūʿuna bâdî ve ber-minvâl-i muharrer mühimmât ve sâyir edevâtın giriftâr-ı eyâdî-yi eʿâdî olmasına sebeb-i ʿâdî oldu. Bu perîşânlık ile müşârun ileyhin bu hılâlde telâfî-yi mâ-fâta iktidarı meslûb ü menzûʿ ve bir maslahat görülmemiş iken, “Segbân Şehriyyesi” nâmıyla vâfir meblağ talebinde olacağı emr-i\nmaktûʿ olup, behâr tedârükünde olmak vesîlesiyle askerini devşürüp, mansıbına ʿâzim olması istisvâb ve bu irâde-i seniyye zuʿamâdan birinin mübâşereti ile tarafına tahrîr ü işrâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Asâleten Teşrîfâtçılık hıdmetinde olan Sâlim Efendi, Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-iktizâ hilʿat iktisâ edenlerden ʿavâyid-i mümteniʿü'l-edâ taleb ü iddiʿâ eylediği sâmiʿa-res-i Sadr-ı meʿâlî-pîrâ olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin sekizinci günü mûmâ ileyh maʿzûl ve Kethudâ Bey Kâtibi olan ʿAbdî Bey, Kitâbet kemâ-fi'l-evvel üzerinde olmak üzere, yerine mevsûl oldu.",
          "caption": "Teşrîfâtî-şüden-i [Ü3 110b] ʿAbdî Bey der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_539.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Teşrîfâtî-şüden-i [Ü3 110b] ʿAbdî Bey der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Asâleten Teşrîfâtçılık hıdmetinde olan Sâlim Efendi, Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-iktizâ hilʿat iktisâ edenlerden ʿavâyid-i mümteniʿü'l-edâ taleb ü iddiʿâ eylediği sâmiʿa-res-i Sadr-ı meʿâlî-pîrâ olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhire'nin sekizinci günü mûmâ ileyh maʿzûl ve Kethudâ Bey Kâtibi olan ʿAbdî Bey, Kitâbet kemâ-fi'l-evvel üzerinde olmak üzere, yerine mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevkib-i hümâyûn ile mukābele-i aʿdâda bulunan Sadru'l-vüzerâ'ya nevâziş ü iltifât ve baʿzan irsâl-i teşrîfât, beyne'l-asâkir nüfûz-ı kelime vü iʿtibârına delâlet ve hall ü ʿakd-i umûrda ruhsat u istiklâline işâret maʿnâlarını mutazammın olduğuna binâ'en, bu defʿa şeref-rîz-i sudûr [Ü4 36b] olan hatt-ı hümâyûna mashûb bir kabza hançer-i mücevher Yol Hasekîsi'yle irsâl ve ol Sadr-ı sütûde-hısâl bu iltifât-ı cedîde-i Mülûkâne ile ibcâl olundu.",
          "caption": "Firistâden-i teşrîfât be-cânib-i Sadrıaʿzamî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_540.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i teşrîfât be-cânib-i Sadrıaʿzamî",
          "text": "Mevkib-i hümâyûn ile mukābele-i aʿdâda bulunan Sadru'l-vüzerâ'ya nevâziş ü iltifât ve baʿzan irsâl-i teşrîfât, beyne'l-asâkir nüfûz-ı kelime vü iʿtibârına delâlet ve hall ü ʿakd-i umûrda ruhsat u istiklâline işâret maʿnâlarını mutazammın olduğuna binâ'en, bu defʿa şeref-rîz-i sudûr [Ü4 36b] olan hatt-ı hümâyûna mashûb bir kabza hançer-i mücevher Yol Hasekîsi'yle irsâl ve ol Sadr-ı sütûde-hısâl bu iltifât-ı cedîde-i Mülûkâne ile ibcâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İnce Bey mâddesi bâlâda ber-vech-i tafsîl kayd ü beyân ve mübâdeleten istihlâsına imkân müsâʿid olmayup, tahliye-i sebîli vâbeste-i meşiyyet-i hazret-i Sübhân olmuşidi. Husûs-ı mezkûr Kapudan Paşa hazretleri gibi bir Vezîr-i ʿâlî-şân tarafından velev ʿalâ-tarîkı'l-mübâdele kaleme alınmış olup, bilâ-bedel Fransızlar ıtlâkını istisvâb etmeleriyle, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Recebü'l-ferd evâsıtında mûmâ ileyh kayd-ı esrden reh-yâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ile kâm-yâb oldu.",
          "caption": "ʿAvdet-i İnce Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_541.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i İnce Bey",
          "text": "İnce Bey mâddesi bâlâda ber-vech-i tafsîl kayd ü beyân ve mübâdeleten istihlâsına imkân müsâʿid olmayup, tahliye-i sebîli vâbeste-i meşiyyet-i hazret-i Sübhân olmuşidi. Husûs-ı mezkûr Kapudan Paşa hazretleri gibi bir Vezîr-i ʿâlî-şân tarafından velev ʿalâ-tarîkı'l-mübâdele kaleme alınmış olup, bilâ-bedel Fransızlar ıtlâkını istisvâb etmeleriyle, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Recebü'l-ferd evâsıtında mûmâ ileyh kayd-ı esrden reh-yâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e vusûl ile kâm-yâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyyelü ile İngilterelü miyânında münʻakıd olan metn-i şürût-ı ittifâkda Moskovlu muʻâhidlerinden olup, Bahr-i Baltık'da medhali olanlardan Danimarka ve İsveclü'nün li-ecli't-ticâre memleketlerinden tahmîl ve Françe ve İspanya sâhillerine nakl ü tavsîl etdikleri emti‘a-i mahdûde İngilterelü cânibinden [Ü3 111a] yoklanup, nakli memnûʻâtdan olan şey bulunur ise o sefîne ahz u zabt olunmak ve zikr olunan tüccâr sefâyininin birkaç kıtʻasına iktizây-ı hâl ile devletleri tarafından birer Beylik terfîk olunur ise yoklanmayup, hamûlelerini mübeyyin Beylik Kapudanı'nın ibrâz eyleyeceği defter muʻteber olmak ve eğer baʻde-müddetin defter-i mezkûr musannaʻ olup, zehâyir ve mühimmât ve sâyir memnûʻât sefâyin-i mezkûreye teşhîn olunduğu haber alunur ise, baʻde't-tahkīk Beylik Kapudanı teʼdîb ü tazyîk olunmak sûretleri münderic olup, baʻzan o makūle sefâyinde eşyây-ı memnûʻa olduğunu İngilizlü tashîh ve icrây-ı şarta ibtidâr eyleyeceklerini telmîh eylediklerinde, düvel-i [Ü4 37a] mezkûre eşyây-ı memnûʻanın vücûdunu inkâr ve Rûsiyyelü dahi bu hâlete vukūʻ ihtimâlin vermeyüp, o tarafı ihtimâ vü sıyânetde pâydâr ve mâ-beyne'd-devleteyn vukūʻ bulan selb ve îcâb-ı tevlîd-i bürûdet ve temhîd-i mukaddime-i münâferet eylediğinden gayri, ceng ile teshîri mümteniʻât-ı 'akliyyeden olan Malta Cezîresi'ne mukaddemâ Françelü hîle ile müstevlî olup, cemîʻ düvel sefâyininin güzergâhı ve korsanların püşt ü penâhı, öyle bir maʻkıl-ı hasînin Françelü yedinde bulunması mesâlih-i düvele muvâfık olmadığından, eyâdî-yi menhûselerinden intizâʻı ve kemâ-fi's-sâbık Malta kavalyerlikleri sûretiyle idâresi şurût-ı muʻâhededen olup, ancak bu maslahata kable'ş-şurûʻ Rûsiyye İmperatoru, Malta Gran-maysterliği'ni kendüye tahsîs ile lakab-ı mezkûru işâʻa ve tehallüf-i matlabdan mutmaʼinn olmuşidi. İngilterelü ise mükemmel donanmalarını Malta teshîrine irsâl ve li-ecli'd-delâle birkaç kıtʻa Portekiz ve Sicilyateyn sefînelerini istirfâk u istihsâl [Ü3 111b] ve müddet-i medîde cezîreyi ihâta ve esbâb-ı hasrı istikmâl eyledikleri hâlde, Françelü baʻzan fürce-yâb ve zahîre imdâdıyla mahsûrları vâreste-i muzâyaka vü ıztırâb eylediklerini İngilizlü ihsâs ile esbâb-ı tazyîkde teşdîd ve bi'l-külliyye mevârid-i zahîreyi katʻ edüp, derûn-ı cezîrede bulunan zahîreye dahi nefâd gelmekle, Fransızlar'da kemâl-i zaʻf u gürisnegî zâhir ü bedîd olmağla, bi'l-ıztırâr istîmân ve Malta'yı teslîm ile memleketlerine şitâbân oldular. İngilizlü hîn-i sulhde Malta Cezîre'sinin yine evvelki Gran-maystro'su tarafından idâresi sûretine nizâm vermek tavrıyla, cezîre-i mezkûreyi kendü zabtında tevkīf eylediğini Rûsiyye [Ü4 37b] İmperatoru istimâʻ edüp, ‘ahd-i sâlifini\ntezkâr ve Malta'ya istihkākını işʿâr eyledikde, gāyetün mâ-fi'l-bâb Rûsiyyelü dahi düvel-i sâyire gibi \"Malta'ya bir Kavalyer nasb eylesün” cevâbıyla İngilterelü sûret-i istirzâya teşebbüs etdiyse dahi, kable'l-muhâsara şâyiʿ olan teferrüd kazıyyesinden Rûsiyyelü'ye hicâb vâkiʿ ve ednâ ʿalâkaya kāniʿ olmayup, bu esbâb ile miyânelerinde müstahkem olan râbıta-i ittihâd berhem-zede-i teşvîş ü fesâd olmağla, İngilüzlü'nün Bahr-i Baltık'da olan cemîʿ tüccâr gemilerini Rûsiyyelü zabt ve İngilüzlü dahi Ak-deniz'de tesâdüf etdikleri Rûsiyye sefâyinine taʿarruzdan hâlî olmayup, vifâkları şikāka mübeddel ve ittifâkları iftirâka muhavvel olmak sûretleri rû-nümây-ı zuhûr olmağa başladı.",
          "caption": "Ahvâl-i düvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_542.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i düvel",
          "text": "Rûsiyyelü ile İngilterelü miyânında münʻakıd olan metn-i şürût-ı ittifâkda Moskovlu muʻâhidlerinden olup, Bahr-i Baltık'da medhali olanlardan Danimarka ve İsveclü'nün li-ecli't-ticâre memleketlerinden tahmîl ve Françe ve İspanya sâhillerine nakl ü tavsîl etdikleri emti‘a-i mahdûde İngilterelü cânibinden [Ü3 111a] yoklanup, nakli memnûʻâtdan olan şey bulunur ise o sefîne ahz u zabt olunmak ve zikr olunan tüccâr sefâyininin birkaç kıtʻasına iktizây-ı hâl ile devletleri tarafından birer Beylik terfîk olunur ise yoklanmayup, hamûlelerini mübeyyin Beylik Kapudanı'nın ibrâz eyleyeceği defter muʻteber olmak ve eğer baʻde-müddetin defter-i mezkûr musannaʻ olup, zehâyir ve mühimmât ve sâyir memnûʻât sefâyin-i mezkûreye teşhîn olunduğu haber alunur ise, baʻde't-tahkīk Beylik Kapudanı teʼdîb ü tazyîk olunmak sûretleri münderic olup, baʻzan o makūle sefâyinde eşyây-ı memnûʻa olduğunu İngilizlü tashîh ve icrây-ı şarta ibtidâr eyleyeceklerini telmîh eylediklerinde, düvel-i [Ü4 37a] mezkûre eşyây-ı memnûʻanın vücûdunu inkâr ve Rûsiyyelü dahi bu hâlete vukūʻ ihtimâlin vermeyüp, o tarafı ihtimâ vü sıyânetde pâydâr ve mâ-beyne'd-devleteyn vukūʻ bulan selb ve îcâb-ı tevlîd-i bürûdet ve temhîd-i mukaddime-i münâferet eylediğinden gayri, ceng ile teshîri mümteniʻât-ı 'akliyyeden olan Malta Cezîresi'ne mukaddemâ Françelü hîle ile müstevlî olup, cemîʻ düvel sefâyininin güzergâhı ve korsanların püşt ü penâhı, öyle bir maʻkıl-ı hasînin Françelü yedinde bulunması mesâlih-i düvele muvâfık olmadığından, eyâdî-yi menhûselerinden intizâʻı ve kemâ-fi's-sâbık Malta kavalyerlikleri sûretiyle idâresi şurût-ı muʻâhededen olup, ancak bu maslahata kable'ş-şurûʻ Rûsiyye İmperatoru, Malta Gran-maysterliği'ni kendüye tahsîs ile lakab-ı mezkûru işâʻa ve tehallüf-i matlabdan mutmaʼinn olmuşidi. İngilterelü ise mükemmel donanmalarını Malta teshîrine irsâl ve li-ecli'd-delâle birkaç kıtʻa Portekiz ve Sicilyateyn sefînelerini istirfâk u istihsâl [Ü3 111b] ve müddet-i medîde cezîreyi ihâta ve esbâb-ı hasrı istikmâl eyledikleri hâlde, Françelü baʻzan fürce-yâb ve zahîre imdâdıyla mahsûrları vâreste-i muzâyaka vü ıztırâb eylediklerini İngilizlü ihsâs ile esbâb-ı tazyîkde teşdîd ve bi'l-külliyye mevârid-i zahîreyi katʻ edüp, derûn-ı cezîrede bulunan zahîreye dahi nefâd gelmekle, Fransızlar'da kemâl-i zaʻf u gürisnegî zâhir ü bedîd olmağla, bi'l-ıztırâr istîmân ve Malta'yı teslîm ile memleketlerine şitâbân oldular. İngilizlü hîn-i sulhde Malta Cezîre'sinin yine evvelki Gran-maystro'su tarafından idâresi sûretine nizâm vermek tavrıyla, cezîre-i mezkûreyi kendü zabtında tevkīf eylediğini Rûsiyye [Ü4 37b] İmperatoru istimâʻ edüp, ‘ahd-i sâlifini\ntezkâr ve Malta'ya istihkākını işʿâr eyledikde, gāyetün mâ-fi'l-bâb Rûsiyyelü dahi düvel-i sâyire gibi \"Malta'ya bir Kavalyer nasb eylesün” cevâbıyla İngilterelü sûret-i istirzâya teşebbüs etdiyse dahi, kable'l-muhâsara şâyiʿ olan teferrüd kazıyyesinden Rûsiyyelü'ye hicâb vâkiʿ ve ednâ ʿalâkaya kāniʿ olmayup, bu esbâb ile miyânelerinde müstahkem olan râbıta-i ittihâd berhem-zede-i teşvîş ü fesâd olmağla, İngilüzlü'nün Bahr-i Baltık'da olan cemîʿ tüccâr gemilerini Rûsiyyelü zabt ve İngilüzlü dahi Ak-deniz'de tesâdüf etdikleri Rûsiyye sefâyinine taʿarruzdan hâlî olmayup, vifâkları şikāka mübeddel ve ittifâkları iftirâka muhavvel olmak sûretleri rû-nümây-ı zuhûr olmağa başladı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezîre-i mezkûre Bahr-i Sefîd'de İfrîkıyye ile Çiçilya Cezîresi beyninde vâkiʿdir. Tûlen sekiz ve ʿarzan dört sâʿat kadar imtidâd ile müstahkem bir adadır. Medhal-i sefâyin olan lîmânın tarafeynine adadan [Ü3 112a] iki burun mümtedd olup, kenârlarında birer kalʿa binâsıyla sefâyin-i ecânibe sedd-i metîn ve maʿkıl-ı hasîn olmuşdur. Lisânları İtalya ve Magrîbî'den muharref bir lisân olup, bağ ve üzüm ve penbe misillü mahsûlü vardır. Hınta ve hatab nâdir olup, tûlü otuz bir buçuk derece ve arzı otuz altı derecedir. Ve dört kıtʿa kalyonları ve otuz-kırk cengçi alur iki direkli ve zâd ü zahîre celbi içün küçük sefîneleri elli kıtʿaya bâliğ olur. Cezîrenin yedi bin askeri olup, nısfı berrde ve nısfı bahrda kullanılur. Cezîrede dört şehirleri olup, “Tranova” dedikleri şehir metîn ü müstahkemdir. Rodos Cezîresi fethinden sonra kurtulan kefere gelüp, bu cezîrede temekkün edüp, Devlet-i İslâmiyye'ye [Ü4 38a] sedd olmak üzere Papa ve Papa'ya tâbiʿ millet-i Nasârâ'nın imdâd u iʿânetleriyle Ak-deniz'de etdikleri fesâdât maʿlûmdur. Ve Malta halkı dört kısma münkasem olup, Nemçe ve İspanya ve İtalya ve Françe bölükleri taʿbîr olunur milel-i sâyireden bunlara tebaʿiyyet eder oldukda, dört bölükün birine girüp, andan maʿdûd olur. Bu cezîre halkı Nasârâ miyânında serbest ve gayr-i mahkûm ve kemâl-i istiklâlleri vardır. Hâkimleri ki, “Gran-mayster” taʿbîr olunur. Hâlik oldukda, dilediklerini intihâb ve kendülerine hâkim nasb ederler. Ve dâyimâ ehl-i İslâm ile muhârebe üzere olduklarından, İtalya ve sâyir Papa âyînine tâbiʿ mülûk-i Nasârâ diyârında Papa-yı mersûm, mesfûrlara evkāf u idrârât vazʿ u taʿyîn etmişdir. Ak-deniz'e korsanlık içün ihrâc edecekleri sefîneleri Malta'da tüccâr-ı Efrenc donadup,\nmesârıflarını ru'yet ve ‘avdetlerinde her ne ki kesb etmişler ise, humusunu Malta Hâkimi'ne ve nısfını sefîne [Ü3 112b] halkına ve nısf-ı âharını zikr olunan tüccâra verüp, ba'zan fâyide ve baʿzan zarar ederler.",
          "caption": "Zikr-i Cezîre-i Malta",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_543.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Cezîre-i Malta",
          "text": "Cezîre-i mezkûre Bahr-i Sefîd'de İfrîkıyye ile Çiçilya Cezîresi beyninde vâkiʿdir. Tûlen sekiz ve ʿarzan dört sâʿat kadar imtidâd ile müstahkem bir adadır. Medhal-i sefâyin olan lîmânın tarafeynine adadan [Ü3 112a] iki burun mümtedd olup, kenârlarında birer kalʿa binâsıyla sefâyin-i ecânibe sedd-i metîn ve maʿkıl-ı hasîn olmuşdur. Lisânları İtalya ve Magrîbî'den muharref bir lisân olup, bağ ve üzüm ve penbe misillü mahsûlü vardır. Hınta ve hatab nâdir olup, tûlü otuz bir buçuk derece ve arzı otuz altı derecedir. Ve dört kıtʿa kalyonları ve otuz-kırk cengçi alur iki direkli ve zâd ü zahîre celbi içün küçük sefîneleri elli kıtʿaya bâliğ olur. Cezîrenin yedi bin askeri olup, nısfı berrde ve nısfı bahrda kullanılur. Cezîrede dört şehirleri olup, “Tranova” dedikleri şehir metîn ü müstahkemdir. Rodos Cezîresi fethinden sonra kurtulan kefere gelüp, bu cezîrede temekkün edüp, Devlet-i İslâmiyye'ye [Ü4 38a] sedd olmak üzere Papa ve Papa'ya tâbiʿ millet-i Nasârâ'nın imdâd u iʿânetleriyle Ak-deniz'de etdikleri fesâdât maʿlûmdur. Ve Malta halkı dört kısma münkasem olup, Nemçe ve İspanya ve İtalya ve Françe bölükleri taʿbîr olunur milel-i sâyireden bunlara tebaʿiyyet eder oldukda, dört bölükün birine girüp, andan maʿdûd olur. Bu cezîre halkı Nasârâ miyânında serbest ve gayr-i mahkûm ve kemâl-i istiklâlleri vardır. Hâkimleri ki, “Gran-mayster” taʿbîr olunur. Hâlik oldukda, dilediklerini intihâb ve kendülerine hâkim nasb ederler. Ve dâyimâ ehl-i İslâm ile muhârebe üzere olduklarından, İtalya ve sâyir Papa âyînine tâbiʿ mülûk-i Nasârâ diyârında Papa-yı mersûm, mesfûrlara evkāf u idrârât vazʿ u taʿyîn etmişdir. Ak-deniz'e korsanlık içün ihrâc edecekleri sefîneleri Malta'da tüccâr-ı Efrenc donadup,\nmesârıflarını ru'yet ve ‘avdetlerinde her ne ki kesb etmişler ise, humusunu Malta Hâkimi'ne ve nısfını sefîne [Ü3 112b] halkına ve nısf-ı âharını zikr olunan tüccâra verüp, ba'zan fâyide ve baʿzan zarar ederler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İzmir Pâyesi olup, Halebü'ş-şehbâ'da vâkiʿ Salâhiyye Medresesi'nin Dâru'l-hadîs iʿtibârıyla Müderrisi ve belde-i mezkûre Nakībi olan es-Seyyid Mehmed Kudsî Efendi, bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Haleb eşrâfını cemʿ ile Ordu-yi hümâyûn'a ‘azîmet ve cemm-i gafîr ile gazâ vü cihâda kasd u niyyet eyleyüp, bu mukābelede mûmâ ileyhe bir nevʿ ikrâm lâzım-ı şîme-i mürüvvet olduğu, Sadr-ı vâlâ-menkabet hazretleri tarafından tahrîr ü işâret olunduğuna binâ'en, hakkında lihâza-i hazret-i Cihân-bânî erzânî kılınup, on altı senesi Rebîʿulâhir'ı gurresinden zabt [Ü4 38b] etmek şartıyla bâ-iʿtibâr-ı Mahrec, Erzurum Kazâsı işbu on beş senesi Receb'inin beşinci günü mûmâ ileyhe tevcîh olunup, kayd-ı devr ü teselsülden infikâk ve sımtu'l-le'âl-i mevâlîye insilâk eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ’-i Erzurum be-Kudsî Efendi be-şart-ı Mahrec",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_544.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ’-i Erzurum be-Kudsî Efendi be-şart-ı Mahrec",
          "text": "İzmir Pâyesi olup, Halebü'ş-şehbâ'da vâkiʿ Salâhiyye Medresesi'nin Dâru'l-hadîs iʿtibârıyla Müderrisi ve belde-i mezkûre Nakībi olan es-Seyyid Mehmed Kudsî Efendi, bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Haleb eşrâfını cemʿ ile Ordu-yi hümâyûn'a ‘azîmet ve cemm-i gafîr ile gazâ vü cihâda kasd u niyyet eyleyüp, bu mukābelede mûmâ ileyhe bir nevʿ ikrâm lâzım-ı şîme-i mürüvvet olduğu, Sadr-ı vâlâ-menkabet hazretleri tarafından tahrîr ü işâret olunduğuna binâ'en, hakkında lihâza-i hazret-i Cihân-bânî erzânî kılınup, on altı senesi Rebîʿulâhir'ı gurresinden zabt [Ü4 38b] etmek şartıyla bâ-iʿtibâr-ı Mahrec, Erzurum Kazâsı işbu on beş senesi Receb'inin beşinci günü mûmâ ileyhe tevcîh olunup, kayd-ı devr ü teselsülden infikâk ve sımtu'l-le'âl-i mevâlîye insilâk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Burusa'da ber-vech-i müsâferet bisât-ârây-ı ikāmet olan ‘Âşir Mustafa Efendi mazhar-ı merâhim ü işfâk, hazret-i Şehriyâr-ı âfâk olup, işbu Receb-i şerîf'in yedinci günü ‘afv u ıtlâk ile gonçe-i hâtırı küşâde ve mahdûmu Mehmed Hafîd Efendi hakkında teşeffî-yi gayz henûz hâsıl olmayup, bir müddet dahi Burusa'da ikāmeti irâde olundu.",
          "caption": "‘Afv u ıtlâk-ı Şeyhulislâm-ı sâbık",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_545.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Afv u ıtlâk-ı Şeyhulislâm-ı sâbık",
          "text": "Burusa'da ber-vech-i müsâferet bisât-ârây-ı ikāmet olan ‘Âşir Mustafa Efendi mazhar-ı merâhim ü işfâk, hazret-i Şehriyâr-ı âfâk olup, işbu Receb-i şerîf'in yedinci günü ‘afv u ıtlâk ile gonçe-i hâtırı küşâde ve mahdûmu Mehmed Hafîd Efendi hakkında teşeffî-yi gayz henûz hâsıl olmayup, bir müddet dahi Burusa'da ikāmeti irâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Diyâr-ı Hind'de vâkiʿ “Arfot” nâm memleketin hâkimi Behâdır Hân yedi sene mukaddem ‘atebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye hediyye tarîkıyla birkaç bokça akmişe-i\nHindiyye tertîb ve maʿrûzât-ı sâyiresiyle bahran İngiltere'ye ve andan Âsitâne'ye îsâl olunmasını zihninde istihzâr u takrîb edüp, sâhil-i Hind'den birkaç mîl infisâlinde derûnunda hediyye olan sefîneyi Fransız korsanı gasb ve birkaç gün murûrunda İngiltere beyliklerinden biri zikr olunan korsan sefînesine tesadüf edüp, fi'l-hâl sefîneyi ve derûnunda olan hediyyeyi ahz ve İngiltere'ye îsâl etmişler idi. Bir müddetden sonra İngilterelü'nün sevâhil-i Hind'de kâyin vükelâsından hediyye-i Behâdır'ı Âsitân-ı ebed-bünyân-ı Şehinşâhî'ye takdîm olunmuş olduğu tahrîr olunduğuna binâʾen, İngiltere Kıralı der-ân-sâʿat hediyye-i mezkûreyi ve Hân-ı mûmâ ileyhin maʿrûzâtını Âsitâne-i saʿâdet'e gönderüp, lede'l-vusûl elçisi maʿrifetiyle Dergâh-ı vâlâ'ya takdîm ve mahalline teslîm olunup, Fârisiyyü'l-ʿibâre maʿrûzâtı dahi terceme [Ü4 39a] olundukda, Hân-ı mûmâ ileyh şeref-i İslâm ile mümtâz ve 'alemü'ş-şark olan hazret-i ʿAbdülkadir Ceylî evlâdından olarak nesebi sülâle-i tayyibe-i hazret-i Fârûkī'ye müntehî olduğunu îmâ ile Haremeyn-i muhteremeyn'de âbâ vü ecdâdına erzânî kılınan hidmet-i ferâşet ile ser-firâz olunmasını niyâz ve Kaʿbe-i mükerreme'nin baʿzı mahalleri tarafından zer-hall ile nigâşte kılınmak ve Hind hâcıları rencîde olunmayup, kasd-ı mücâveret ile ikāmet edenlerden biri fevt oldukda, terekesine şürefâ ve vülât ve Beytülmâl tarafından taʿarruz olunmayup, müteveffânın veresesine verilmek içün rufekāsına teslîm olunmasını recâ vü istidʿâ eylediği evâmirin müsveddelerini merâmına tatbîk ile tahrîr ü isrâ eylemiş. Bu makūlelere ferâşet-i şerîfe hidmeti verildiğinin kaydı tetebbuʿ u istikrâ olunup, zemân-ı sâbıkda ehâlî-yi Hind'den Sirâcüddevle Mehmed ʿAli Hân mahlûlünden Mehmed ʿAli Hân Behâdır'a ve Mehmed Nizâmeddîn'e ferâşet-i şerîfe berâtı verildiği mukayyed ise dahi, [Ü3 113b] baʿzı mülâhazaya binâ'en mûmâ ileyh hakkında hıdmet-i mezkûre tecvîz olunmayup, Kaʿbe-i mükerreme dahi zer-hall ile nakş ü nigârdan müstagnî olup, ancak mücâvir ve zâyirleri hakkında vâkiʿ olan mes'ûlâtına müsâʿade ve Şerîf-i ʿâlî-şân'a ve Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere kadılarına ve Cidde Vâlîsi'ne ve Şeyhu'l-harem'e hitâben evâmir-i ʿaliyye firistâde olundu.",
          "caption": "Havâdis-i şarkıyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_546.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdis-i şarkıyye",
          "text": "Diyâr-ı Hind'de vâkiʿ “Arfot” nâm memleketin hâkimi Behâdır Hân yedi sene mukaddem ‘atebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye hediyye tarîkıyla birkaç bokça akmişe-i\nHindiyye tertîb ve maʿrûzât-ı sâyiresiyle bahran İngiltere'ye ve andan Âsitâne'ye îsâl olunmasını zihninde istihzâr u takrîb edüp, sâhil-i Hind'den birkaç mîl infisâlinde derûnunda hediyye olan sefîneyi Fransız korsanı gasb ve birkaç gün murûrunda İngiltere beyliklerinden biri zikr olunan korsan sefînesine tesadüf edüp, fi'l-hâl sefîneyi ve derûnunda olan hediyyeyi ahz ve İngiltere'ye îsâl etmişler idi. Bir müddetden sonra İngilterelü'nün sevâhil-i Hind'de kâyin vükelâsından hediyye-i Behâdır'ı Âsitân-ı ebed-bünyân-ı Şehinşâhî'ye takdîm olunmuş olduğu tahrîr olunduğuna binâʾen, İngiltere Kıralı der-ân-sâʿat hediyye-i mezkûreyi ve Hân-ı mûmâ ileyhin maʿrûzâtını Âsitâne-i saʿâdet'e gönderüp, lede'l-vusûl elçisi maʿrifetiyle Dergâh-ı vâlâ'ya takdîm ve mahalline teslîm olunup, Fârisiyyü'l-ʿibâre maʿrûzâtı dahi terceme [Ü4 39a] olundukda, Hân-ı mûmâ ileyh şeref-i İslâm ile mümtâz ve 'alemü'ş-şark olan hazret-i ʿAbdülkadir Ceylî evlâdından olarak nesebi sülâle-i tayyibe-i hazret-i Fârûkī'ye müntehî olduğunu îmâ ile Haremeyn-i muhteremeyn'de âbâ vü ecdâdına erzânî kılınan hidmet-i ferâşet ile ser-firâz olunmasını niyâz ve Kaʿbe-i mükerreme'nin baʿzı mahalleri tarafından zer-hall ile nigâşte kılınmak ve Hind hâcıları rencîde olunmayup, kasd-ı mücâveret ile ikāmet edenlerden biri fevt oldukda, terekesine şürefâ ve vülât ve Beytülmâl tarafından taʿarruz olunmayup, müteveffânın veresesine verilmek içün rufekāsına teslîm olunmasını recâ vü istidʿâ eylediği evâmirin müsveddelerini merâmına tatbîk ile tahrîr ü isrâ eylemiş. Bu makūlelere ferâşet-i şerîfe hidmeti verildiğinin kaydı tetebbuʿ u istikrâ olunup, zemân-ı sâbıkda ehâlî-yi Hind'den Sirâcüddevle Mehmed ʿAli Hân mahlûlünden Mehmed ʿAli Hân Behâdır'a ve Mehmed Nizâmeddîn'e ferâşet-i şerîfe berâtı verildiği mukayyed ise dahi, [Ü3 113b] baʿzı mülâhazaya binâ'en mûmâ ileyh hakkında hıdmet-i mezkûre tecvîz olunmayup, Kaʿbe-i mükerreme dahi zer-hall ile nakş ü nigârdan müstagnî olup, ancak mücâvir ve zâyirleri hakkında vâkiʿ olan mes'ûlâtına müsâʿade ve Şerîf-i ʿâlî-şân'a ve Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere kadılarına ve Cidde Vâlîsi'ne ve Şeyhu'l-harem'e hitâben evâmir-i ʿaliyye firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Râgıb Paşa Sadâreti'nde Hind iklîminde kâyin tavâyif-i mülûkdan biri Ka'be-i mükerreme'yi setr içün kisve irsâl etmek ruhsatına tâlib ve bu mâdde içün mahsûs bir âdemi âyib olmuşidi. “Devlet-i ʿaliyye'den dahi Mekke-i mükerreme'nin Kisve-i şerîfe'sine sarf\nolunacak mebâliğ-i mesârıfât, mürettebe-i Devlet-i ebed-müddet'den olup, beher sâl tecdîd ve ol bukʿa-i mübarekeye [Ü4 39b] irsâl olunageldiği zâhir ü bedîddir. Ancak iklîm-i Hind'den senevî birkaç bin kadar ʿuryân Hindûler üftân ü hîzân Memâlik-i mahrûse'ye münteşir olup, sanʿat-ı deryûze-gerî ile nâsı taʿcîz ü tasdîʿ ve suʾâlleri sâyir erbâb-ı gedye suʾâline müşâbih olmayup, talebde hukūk-ı sâbite ashâbı gibi halkı âzürde vü takrîʿ etmeleriyle, o makūle ʿuryân ve sergerdân Hindûler'i bu tarafa gelmekden menʿ ile o tarafda itʿâm ü iksâ, kasd u niyyet eyledikleri hayırdan evlâdır” deyü cevâb-nâme tahrîr olunduğu yâd-dâşt-ı erbâb-ı nühâdır.",
          "caption": "Latîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_547.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Latîfe",
          "text": "Râgıb Paşa Sadâreti'nde Hind iklîminde kâyin tavâyif-i mülûkdan biri Ka'be-i mükerreme'yi setr içün kisve irsâl etmek ruhsatına tâlib ve bu mâdde içün mahsûs bir âdemi âyib olmuşidi. “Devlet-i ʿaliyye'den dahi Mekke-i mükerreme'nin Kisve-i şerîfe'sine sarf\nolunacak mebâliğ-i mesârıfât, mürettebe-i Devlet-i ebed-müddet'den olup, beher sâl tecdîd ve ol bukʿa-i mübarekeye [Ü4 39b] irsâl olunageldiği zâhir ü bedîddir. Ancak iklîm-i Hind'den senevî birkaç bin kadar ʿuryân Hindûler üftân ü hîzân Memâlik-i mahrûse'ye münteşir olup, sanʿat-ı deryûze-gerî ile nâsı taʿcîz ü tasdîʿ ve suʾâlleri sâyir erbâb-ı gedye suʾâline müşâbih olmayup, talebde hukūk-ı sâbite ashâbı gibi halkı âzürde vü takrîʿ etmeleriyle, o makūle ʿuryân ve sergerdân Hindûler'i bu tarafa gelmekden menʿ ile o tarafda itʿâm ü iksâ, kasd u niyyet eyledikleri hayırdan evlâdır” deyü cevâb-nâme tahrîr olunduğu yâd-dâşt-ı erbâb-ı nühâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr ile râbıta-i ittifâka istihkâm veren İngilterelü'nün Fransızlar ʿaleyhine bu defʿa yirmi beş bin kadar kara askeriyle meşhûn techîz eyledikleri bir takım donanmaları Rodos ve Marmaris ve Megri ve Mısır sularına gelmek üzere olduğu ihbâr-ı [Ü3 114a] sikāt ile resîde-i derece-i tahkīk olmağla, zikr olunan askere iktizâ eden meʾkûlât ve meşrûbâtın civâr kazâlardan bilâ-teʾhîr u ʿavk tedârük ü sevk ve Megri ve Kıbrıs iskelelerinde tehyi'e vü cemʿ ve narh-ı cârî ve muʿtedil behâ ile beyʿ etdirdüp, zikr olunan askere zarûret ve mâ-lezimeleri tanzîminde sıklet çekdirmemek içün ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir zât-ı müteʿayyinin me'mûriyyeti lâzım gelüp, binâ'en-ʿalâ-zâlik Divân-ı muʿâllâ-erkân'da bi'l-fiʿl Çavuş-başı olan Seyyid Mustafa Beyefendi'nin ʿakl ü rüşdü zâhir ve bu makūle hutûb-ı cesîmede hüsn-i idâresi mücerreb-i ekâbir olmağla, mahzâ karîha-i sabîha-i Mülûkâne'den bu maslahatın tesviye vü tanzîmine me'mûr olup, işbu Recebü'l-ferdin on yedinci Pençşenbih günü huzûr-ı [Ü4 40a] Kāyim-makāmî'de dûş-i gayret-pûşu hilʿat-ı zâhire ile tezyîn ve sâbıkā Hubûbât Nâzırı ʿAzmî Ahmed Efendi sülüs-i mahsûl ile hıdmet-i vekâlete taʿyîn olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı âlî ve vekîl-şüden-i ʿAzmî Ahmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_548.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı âlî ve vekîl-şüden-i ʿAzmî Ahmed Efendi",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr ile râbıta-i ittifâka istihkâm veren İngilterelü'nün Fransızlar ʿaleyhine bu defʿa yirmi beş bin kadar kara askeriyle meşhûn techîz eyledikleri bir takım donanmaları Rodos ve Marmaris ve Megri ve Mısır sularına gelmek üzere olduğu ihbâr-ı [Ü3 114a] sikāt ile resîde-i derece-i tahkīk olmağla, zikr olunan askere iktizâ eden meʾkûlât ve meşrûbâtın civâr kazâlardan bilâ-teʾhîr u ʿavk tedârük ü sevk ve Megri ve Kıbrıs iskelelerinde tehyi'e vü cemʿ ve narh-ı cârî ve muʿtedil behâ ile beyʿ etdirdüp, zikr olunan askere zarûret ve mâ-lezimeleri tanzîminde sıklet çekdirmemek içün ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir zât-ı müteʿayyinin me'mûriyyeti lâzım gelüp, binâ'en-ʿalâ-zâlik Divân-ı muʿâllâ-erkân'da bi'l-fiʿl Çavuş-başı olan Seyyid Mustafa Beyefendi'nin ʿakl ü rüşdü zâhir ve bu makūle hutûb-ı cesîmede hüsn-i idâresi mücerreb-i ekâbir olmağla, mahzâ karîha-i sabîha-i Mülûkâne'den bu maslahatın tesviye vü tanzîmine me'mûr olup, işbu Recebü'l-ferdin on yedinci Pençşenbih günü huzûr-ı [Ü4 40a] Kāyim-makāmî'de dûş-i gayret-pûşu hilʿat-ı zâhire ile tezyîn ve sâbıkā Hubûbât Nâzırı ʿAzmî Ahmed Efendi sülüs-i mahsûl ile hıdmet-i vekâlete taʿyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿArîş cenginde şehîd ve ʿâlem-i hestîden mefkūd u nâ-bedîd olan Değirmenci-oğlu Mustafa Paşa'nın dâyiresi halkı perîşân olmamak maslahatı içün Kethudâsı İsmâʿîl Ağa\nVezâret'e şâyân görülüp, Mevkib-i hümâyûn ile Mısr-ı Kāhire'ye hatve-cünbân olmuşidi. Sûret-i ma'lûme ile Mısır'dan ʿavdet olundukda, nefs-i Mısır'a duhûl ile ceng-i aʿdâya meşgūl olanlara imdâd etmek üzere Ordu-yi hümâyûn'dan taʿyîn olundukda, defʿ-i me'mûriyyet kasdıyla başında ictimâʿ eden haşerâta nefsini teslîm ve kendüsini takyîd ile Cezzâr Paşa tarafına götürmelerini taʿlîm etmişidi. İcrây-ı teʾdîbine mekân ü zemân müsâʿid olmayup, letâyifü'l-hiyel ile ihlâki rekîz-i zamîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, mansıbına ʿazîmet [Ü3 114b] irâdesiyle emr-i ʿâlî ısdâr ve birkaç bin dağlı ve Arnabud ve sâyir eşhâs ile ʿinân-tâb-ı idbâr olup, vardığı mahallerde ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâdı endâhte-i çâh-ı baʿîdü'l-gavr-ı âzâr u cevr ve her tarafa itâle-i dest-i bî-dâd u gadr eyleyerek, Marʿaş'a tekarrübünde Celâlî sûretinde olan askerine takat gelmeyeceğini Marʿaş ehâlîsi tefekkür ile pâ-ber-cây-ı merkez-i tebassur ve tarafına rüsül ü resâyil irsâl ve bu reftâr ile şehre duhûlünde âşûb u fesâd tekevvünü agleb-i ihtimâl olduğunu dehlîz-i sâmiʿasına idhâl eylediklerinde, dâmen-efşân-ı ʿucb u gurûr ve cebren ve kahren şehre duhûl edeceğini beyân ile sâlik-i meslek-i şerr ü şûr olup, bu takdîrde ehâlî mecbûr-ı mukābele ve miyânede âlât-ı [Ü4 40b] muhârebe münâvele ve Paşa askerinde âsâr-ı perîşânî vâkiʿ ve üftân ü hîzân Kasaba-i ʿAyntâb'a râciʿ olmalarıyla, hâdise-i mezkûre tarafeynden Ordu-yi hümâyûn'a tahrîr ve Sadrıaʿzam hazretleri sûret-i zâhirde ehâlîyi tahzîr ve vâlîlerini şehre idhâl ile hükm-i Cihân-mutâʿa inkıyâdlarını tahrîr ve hufyeten müşârun ileyhi bir takrîb şehre idhâl ile istîsâl ü tedmîr etmek vesâyâsını vücûh-ı beldeye ifâde vü tezkîr edüp, maslahateyn-i mezkûreteyni icrâ zımnında Sadrıaʿzam hazretlerinin Cebehânecisi lâzım gelan evâmir ü tahrîrât-ı celiyye vü hafiyye ile ol savba isrâ ve müşârun ileyh Marʿaşlu'nun mukaddemce vukūʿ bulan mukābelesini zerîʿa eyleyerek şehre duhûlden istinkâf eyler ise, Karahisâr Sancağı ilhâkıyla Adana Eyâleti menşûru dahi merkūma ber-vech-i ihtiyât vedîʿa kılınmışidi. Bu tarafdan müşârun ileyh tekrâr cenge teʾehhüb ve ʿAyntâb Voyvodası Hüseyin Ağa'yı tesahhub ile [Ü3 115a] şehre tekarrüb edüp, Devlet-i ʿaliyye'nin irâde-i zâhire vü bâtınesi dahi o hilâlde ehâlîye münkeşif olmağla, vücûh-ı belde idâre-i pergâr-ı efkâr ve ʿAyntâb Voyvodası'nı bu cemʿiyyetden tefrîk içün yalnız kapu halkıyla şehre duhûlünü sûret-i niyâzda işʿâr eylediklerinde, şartı kabûl ve mûmâ ileyh ihtiyâr-ı semt-i ʿavd ü kufûl edüp, müşârun ileyh ihtimâlâtı selb ve mutma'innü'l-kalb şehre duhûl eyler iken, mukaddemce tertîb ve tahbiye olunan Marʿaş askeri ve cibâlden celb olunmuş süvâriyân-ı ʿaşâyir müşârun ileyhin etrâfını istîʿâb ve başında müctemaʿ olan eşhâsın ekserîsini üftâde-i hufra-i helâk ü tebâb ve\nkendüsi üç nefer bedbaht ile mütenekkiren Küçük ʿAli-oğlu tarafına firâr eylediği, Ordu-yı hümâyûn tarafına [Ü4 41a] ihbâr olunup, ahz u istîsâli içün her tarafa evâmir-i ʿaliyye ibʿâs ve icrây-ı lâzime-i tergîb ü ihsâs ve ʿâle'l-husûs ʿAyntâb Voyvodası Hüseyin Ağa'ya firârî-yi merkūmu teftîş ve buldurup ser-i maktūʿunu irsâl eylediği hâlde güzeşte cürmü ve orduya olan me'mûriyyetinin ʿafvı vaʿd ü işrâb olunduğu Sadr-ı vâlâ-cenâb tarafından maʿrūz-ı Rikâb-ı müstetâb kılınup, tahdîş-i zihn-i şerîf ve hâmil eden işbu emr-i hâyil fazl-ı Bârî ve yümn-i baht-ı hazret-i Tâc-dârî'yle ber-vech-i sühûlet mündefiʿ ü zâyil oldu.",
          "caption": "Ahvâl-i İsmâʿîl Paşa Vâlî-yi Marʿaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_549.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i İsmâʿîl Paşa Vâlî-yi Marʿaş",
          "text": "ʿArîş cenginde şehîd ve ʿâlem-i hestîden mefkūd u nâ-bedîd olan Değirmenci-oğlu Mustafa Paşa'nın dâyiresi halkı perîşân olmamak maslahatı içün Kethudâsı İsmâʿîl Ağa\nVezâret'e şâyân görülüp, Mevkib-i hümâyûn ile Mısr-ı Kāhire'ye hatve-cünbân olmuşidi. Sûret-i ma'lûme ile Mısır'dan ʿavdet olundukda, nefs-i Mısır'a duhûl ile ceng-i aʿdâya meşgūl olanlara imdâd etmek üzere Ordu-yi hümâyûn'dan taʿyîn olundukda, defʿ-i me'mûriyyet kasdıyla başında ictimâʿ eden haşerâta nefsini teslîm ve kendüsini takyîd ile Cezzâr Paşa tarafına götürmelerini taʿlîm etmişidi. İcrây-ı teʾdîbine mekân ü zemân müsâʿid olmayup, letâyifü'l-hiyel ile ihlâki rekîz-i zamîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olup, mansıbına ʿazîmet [Ü3 114b] irâdesiyle emr-i ʿâlî ısdâr ve birkaç bin dağlı ve Arnabud ve sâyir eşhâs ile ʿinân-tâb-ı idbâr olup, vardığı mahallerde ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâdı endâhte-i çâh-ı baʿîdü'l-gavr-ı âzâr u cevr ve her tarafa itâle-i dest-i bî-dâd u gadr eyleyerek, Marʿaş'a tekarrübünde Celâlî sûretinde olan askerine takat gelmeyeceğini Marʿaş ehâlîsi tefekkür ile pâ-ber-cây-ı merkez-i tebassur ve tarafına rüsül ü resâyil irsâl ve bu reftâr ile şehre duhûlünde âşûb u fesâd tekevvünü agleb-i ihtimâl olduğunu dehlîz-i sâmiʿasına idhâl eylediklerinde, dâmen-efşân-ı ʿucb u gurûr ve cebren ve kahren şehre duhûl edeceğini beyân ile sâlik-i meslek-i şerr ü şûr olup, bu takdîrde ehâlî mecbûr-ı mukābele ve miyânede âlât-ı [Ü4 40b] muhârebe münâvele ve Paşa askerinde âsâr-ı perîşânî vâkiʿ ve üftân ü hîzân Kasaba-i ʿAyntâb'a râciʿ olmalarıyla, hâdise-i mezkûre tarafeynden Ordu-yi hümâyûn'a tahrîr ve Sadrıaʿzam hazretleri sûret-i zâhirde ehâlîyi tahzîr ve vâlîlerini şehre idhâl ile hükm-i Cihân-mutâʿa inkıyâdlarını tahrîr ve hufyeten müşârun ileyhi bir takrîb şehre idhâl ile istîsâl ü tedmîr etmek vesâyâsını vücûh-ı beldeye ifâde vü tezkîr edüp, maslahateyn-i mezkûreteyni icrâ zımnında Sadrıaʿzam hazretlerinin Cebehânecisi lâzım gelan evâmir ü tahrîrât-ı celiyye vü hafiyye ile ol savba isrâ ve müşârun ileyh Marʿaşlu'nun mukaddemce vukūʿ bulan mukābelesini zerîʿa eyleyerek şehre duhûlden istinkâf eyler ise, Karahisâr Sancağı ilhâkıyla Adana Eyâleti menşûru dahi merkūma ber-vech-i ihtiyât vedîʿa kılınmışidi. Bu tarafdan müşârun ileyh tekrâr cenge teʾehhüb ve ʿAyntâb Voyvodası Hüseyin Ağa'yı tesahhub ile [Ü3 115a] şehre tekarrüb edüp, Devlet-i ʿaliyye'nin irâde-i zâhire vü bâtınesi dahi o hilâlde ehâlîye münkeşif olmağla, vücûh-ı belde idâre-i pergâr-ı efkâr ve ʿAyntâb Voyvodası'nı bu cemʿiyyetden tefrîk içün yalnız kapu halkıyla şehre duhûlünü sûret-i niyâzda işʿâr eylediklerinde, şartı kabûl ve mûmâ ileyh ihtiyâr-ı semt-i ʿavd ü kufûl edüp, müşârun ileyh ihtimâlâtı selb ve mutma'innü'l-kalb şehre duhûl eyler iken, mukaddemce tertîb ve tahbiye olunan Marʿaş askeri ve cibâlden celb olunmuş süvâriyân-ı ʿaşâyir müşârun ileyhin etrâfını istîʿâb ve başında müctemaʿ olan eşhâsın ekserîsini üftâde-i hufra-i helâk ü tebâb ve\nkendüsi üç nefer bedbaht ile mütenekkiren Küçük ʿAli-oğlu tarafına firâr eylediği, Ordu-yı hümâyûn tarafına [Ü4 41a] ihbâr olunup, ahz u istîsâli içün her tarafa evâmir-i ʿaliyye ibʿâs ve icrây-ı lâzime-i tergîb ü ihsâs ve ʿâle'l-husûs ʿAyntâb Voyvodası Hüseyin Ağa'ya firârî-yi merkūmu teftîş ve buldurup ser-i maktūʿunu irsâl eylediği hâlde güzeşte cürmü ve orduya olan me'mûriyyetinin ʿafvı vaʿd ü işrâb olunduğu Sadr-ı vâlâ-cenâb tarafından maʿrūz-ı Rikâb-ı müstetâb kılınup, tahdîş-i zihn-i şerîf ve hâmil eden işbu emr-i hâyil fazl-ı Bârî ve yümn-i baht-ı hazret-i Tâc-dârî'yle ber-vech-i sühûlet mündefiʿ ü zâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kazâların vakt-i tevcîhi hulûl eylediğine binâ'en, Havâss-ı refîʿa Kazâsı, Hamîdî Halîl Paşa-zâde Mehmed ʿArif Bey'e ve Galata Kazâsı, birâderi Mehmed Nûrî Bey'e on altı senesi Muharrem'inin gurre-i garrâsından zabt etmeleri şartıyla işbu Recebü'l-ferdin yirmi yedinci günü tevcîh ü ihsân ve matlabları olan civâr-ı Âsitâne [Ü3 115b] hükûmetleri ile her biri nâyil-i sürûr u firâvân oldu. Torun-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin eskileri Haleb'e ʿadem-i rağbet ve mûmâ ileyh sûret-i hâhiş-i irâ'et etmekle, on altı senesi Rebîʿulâhır'ı gurresinden tasarruf şartıyla Kazâ'-i Haleb, mûmâ ileyhe mükteseb olup, ol dahi ʿinâyet-i Şehinşâhî'den hisse-mend-i ümniyye vü ereb oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ’-i Havâss-ı refîʿa ve Galata ve Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_550.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ’-i Havâss-ı refîʿa ve Galata ve Haleb",
          "text": "Zikr olunan kazâların vakt-i tevcîhi hulûl eylediğine binâ'en, Havâss-ı refîʿa Kazâsı, Hamîdî Halîl Paşa-zâde Mehmed ʿArif Bey'e ve Galata Kazâsı, birâderi Mehmed Nûrî Bey'e on altı senesi Muharrem'inin gurre-i garrâsından zabt etmeleri şartıyla işbu Recebü'l-ferdin yirmi yedinci günü tevcîh ü ihsân ve matlabları olan civâr-ı Âsitâne [Ü3 115b] hükûmetleri ile her biri nâyil-i sürûr u firâvân oldu. Torun-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin eskileri Haleb'e ʿadem-i rağbet ve mûmâ ileyh sûret-i hâhiş-i irâ'et etmekle, on altı senesi Rebîʿulâhır'ı gurresinden tasarruf şartıyla Kazâ'-i Haleb, mûmâ ileyhe mükteseb olup, ol dahi ʿinâyet-i Şehinşâhî'den hisse-mend-i ümniyye vü ereb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul ve tevâbiʿi gümrüğü vâridâtından resm-i pençik esnâf-ı civâreynin şey’-i yesîr ile fürûhtu hengâmında yüz kırk yedi pâreye râyic bir fındık altūnu ile istîfâ olunup, hâlbuki Gürcü ve sâyir üserâ el-hâletü hâzihî azʿâf-ı muzâʿafı ile beyʿ ü şirâ ve altūn dahi iʿtibâr-ı kadîmi üzere edâ olunup, tâcirleri tüccâr-ı sâyire gibi senevî iki bin kîseden ziyâde [Ü4 41b] dâd u sited ile iktisâb-ı nemâ ve eslâf bu keyfiyyete ʿadem-i mübâlât ile cânib-i mîrîyi bu fâyideden ihlâ etmişler idi. Fîmâ-baʿd esîrci tâyifesinin Âsitâne'ye getürdikleri üserânın bâdî-yi emrde cinsi temyîz ü tefrîk ve behâları ber-vech-i iʿtidâl takdîr u tahkīk olunup, sâyir tüccâr mâlı gibi yüz guruşda üç guruş resm-i pençik alınmasını ve senevî bu mâddeden ber-vech-i tahmîn hâsıl olacak otuz beş bin guruş mâl gümrüğe zamm u eshâm kılınmasını Gümrük\nEmîni Halîl Efendi takrîriyle ifade edüp, lede'l-istîzân minvâl-i meşrûh üzere tanzîmine irâde-i seniyye cereyân edüp, gümrük defterlerine ʿilm ü haber ve Emîn-i mûmâ ileyh yedine on beş senesi Receb'inin on dokuzuncu târîhiyle emr-i celîlü'ş-şân verildi.",
          "caption": "Zuhûr-i nefʿ-i mîrî ez-nizâm-ı resm-i pençik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_551.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i nefʿ-i mîrî ez-nizâm-ı resm-i pençik",
          "text": "İstanbul ve tevâbiʿi gümrüğü vâridâtından resm-i pençik esnâf-ı civâreynin şey’-i yesîr ile fürûhtu hengâmında yüz kırk yedi pâreye râyic bir fındık altūnu ile istîfâ olunup, hâlbuki Gürcü ve sâyir üserâ el-hâletü hâzihî azʿâf-ı muzâʿafı ile beyʿ ü şirâ ve altūn dahi iʿtibâr-ı kadîmi üzere edâ olunup, tâcirleri tüccâr-ı sâyire gibi senevî iki bin kîseden ziyâde [Ü4 41b] dâd u sited ile iktisâb-ı nemâ ve eslâf bu keyfiyyete ʿadem-i mübâlât ile cânib-i mîrîyi bu fâyideden ihlâ etmişler idi. Fîmâ-baʿd esîrci tâyifesinin Âsitâne'ye getürdikleri üserânın bâdî-yi emrde cinsi temyîz ü tefrîk ve behâları ber-vech-i iʿtidâl takdîr u tahkīk olunup, sâyir tüccâr mâlı gibi yüz guruşda üç guruş resm-i pençik alınmasını ve senevî bu mâddeden ber-vech-i tahmîn hâsıl olacak otuz beş bin guruş mâl gümrüğe zamm u eshâm kılınmasını Gümrük\nEmîni Halîl Efendi takrîriyle ifade edüp, lede'l-istîzân minvâl-i meşrûh üzere tanzîmine irâde-i seniyye cereyân edüp, gümrük defterlerine ʿilm ü haber ve Emîn-i mûmâ ileyh yedine on beş senesi Receb'inin on dokuzuncu târîhiyle emr-i celîlü'ş-şân verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hakîm-zâde ʿAli Paşa hafîdi Mîr es-Seyyid ʿAli Rızâ Efendi'ye semâhatlü Şeyhulislâm Efendi tarafından misliyye ile ikrâm ve Hâmise iʿtibârının [Ü3 116a] tahkīkı iltizâm olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyhin Üsküdâr Mevleviyyeti ile ber-murâd olunmasına irâde-i ʿaliyye teʿalluk eylediğine binâʾen, iki yüz on altı senesi Cumâdelûlâ'sı gurresinden zabt u tasarruf etmek şartıyla kazâʾ-i mezkûr şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı mevâhib-mahsûr mûcebince işbu gurre-i Şaʿbân'da mîr-i mûmâ ileyhe tevcîh ü ihsân ve merreten baʿde-uhrâ eşbâh u akrânına takdîm ile münbasit ü ferhân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ'-i Üsküdâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_552.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ'-i Üsküdâr",
          "text": "Hakîm-zâde ʿAli Paşa hafîdi Mîr es-Seyyid ʿAli Rızâ Efendi'ye semâhatlü Şeyhulislâm Efendi tarafından misliyye ile ikrâm ve Hâmise iʿtibârının [Ü3 116a] tahkīkı iltizâm olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyhin Üsküdâr Mevleviyyeti ile ber-murâd olunmasına irâde-i ʿaliyye teʿalluk eylediğine binâʾen, iki yüz on altı senesi Cumâdelûlâ'sı gurresinden zabt u tasarruf etmek şartıyla kazâʾ-i mezkûr şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı mevâhib-mahsûr mûcebince işbu gurre-i Şaʿbân'da mîr-i mûmâ ileyhe tevcîh ü ihsân ve merreten baʿde-uhrâ eşbâh u akrânına takdîm ile münbasit ü ferhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ayasofya Şeyhı Mardinî Halîl Efendi işbu Receb evâhırında vefât ve mahrûm-ı niʿmet-i hayât olup, yerine Sultân Ahmed Şeyhı Hızır-zâde eş-Şeyh Mehmed Efendi ve anın yerine Süleymâniyye Şeyhı eş-Şeyh Feyzullah Efendi ve anın yerine Sultân Bâyezîd [Ü4 42a] Şeyhı Top-hâneli İsmâʿîl Efendi ve anın yerine Sultân Mehmed Şeyhı el-Hâc Hasan Efendi ve anın yerine ʿOsmâniyye Şeyhı ʿAbdurrahmân Efendi ve anın yerine Sultân Selîm Hân Şeyhı eş-Şeyh Hasan Efendi ve anın yerine hazret-i Hâlid Şeyhı Kitâbçı es-Seyyid İbrâhîm Efendi ve anın yerine Lâleli'de Sultân Mustafa Hân Şeyhı Arnabud Yahyâ Efendi ve anın yerine İstanbul'da vâkiʿ Vâlide Sultân Şeyhı ʿAyntâbî es-Seyyid Mehmed Esʿad Efendi ve anın yerine Şehzâde Şeyhı ʿAbdülkādir Efendi ve anın yerine Üsküdâr'da vâkiʿ Vâlide Sultân Câmiʿi Şeyhı Mehmed Devlet Efendi ve anın yerine Üsküdâr Ayazması'nda vâkiʿ Sultân Mustafa Hân Câmiʿi Şeyhı Yâsînî es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi ve anın yerine Beylerbeyi Câmiʿi Şeyhı el-Hâc Hâfız Mustafa Efendi ve anın yerine Kayseriyyeli eş-Şeyh el-\nHâc ʿAli Efendi gelüp, zeyl iʿtibârıyla Humbara-hâne'de vâkiʿ Vâlide Sultân hazretlerinin câmiʿ-i şerîfi meşîhâti imtihâna havâle olunup, mümeyyizler huzûrunda tâlibleri ikrâ ve cümleden aʿlâ [Ü4 116b] kırâ'at eden Kayseriyyeli İbrâhîm Efendi meşâyıh-ı mezkûreye tezyîl olunup, tertîbleri üzere ʿale'l-infirâd yedlerine ru'ûs iʿtâ olundu.",
          "caption": "Silsile-i meşâyıh-ı cevâmiʿ-i selâtîn-i ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_553.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Silsile-i meşâyıh-ı cevâmiʿ-i selâtîn-i ʿizâm",
          "text": "Ayasofya Şeyhı Mardinî Halîl Efendi işbu Receb evâhırında vefât ve mahrûm-ı niʿmet-i hayât olup, yerine Sultân Ahmed Şeyhı Hızır-zâde eş-Şeyh Mehmed Efendi ve anın yerine Süleymâniyye Şeyhı eş-Şeyh Feyzullah Efendi ve anın yerine Sultân Bâyezîd [Ü4 42a] Şeyhı Top-hâneli İsmâʿîl Efendi ve anın yerine Sultân Mehmed Şeyhı el-Hâc Hasan Efendi ve anın yerine ʿOsmâniyye Şeyhı ʿAbdurrahmân Efendi ve anın yerine Sultân Selîm Hân Şeyhı eş-Şeyh Hasan Efendi ve anın yerine hazret-i Hâlid Şeyhı Kitâbçı es-Seyyid İbrâhîm Efendi ve anın yerine Lâleli'de Sultân Mustafa Hân Şeyhı Arnabud Yahyâ Efendi ve anın yerine İstanbul'da vâkiʿ Vâlide Sultân Şeyhı ʿAyntâbî es-Seyyid Mehmed Esʿad Efendi ve anın yerine Şehzâde Şeyhı ʿAbdülkādir Efendi ve anın yerine Üsküdâr'da vâkiʿ Vâlide Sultân Câmiʿi Şeyhı Mehmed Devlet Efendi ve anın yerine Üsküdâr Ayazması'nda vâkiʿ Sultân Mustafa Hân Câmiʿi Şeyhı Yâsînî es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi ve anın yerine Beylerbeyi Câmiʿi Şeyhı el-Hâc Hâfız Mustafa Efendi ve anın yerine Kayseriyyeli eş-Şeyh el-\nHâc ʿAli Efendi gelüp, zeyl iʿtibârıyla Humbara-hâne'de vâkiʿ Vâlide Sultân hazretlerinin câmiʿ-i şerîfi meşîhâti imtihâna havâle olunup, mümeyyizler huzûrunda tâlibleri ikrâ ve cümleden aʿlâ [Ü4 116b] kırâ'at eden Kayseriyyeli İbrâhîm Efendi meşâyıh-ı mezkûreye tezyîl olunup, tertîbleri üzere ʿale'l-infirâd yedlerine ru'ûs iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berü tarîk-ı meşîhatî şefîʿ-i mücbir ve muʿîn ü nâsır vâsıtalarıyla bilâ-imtiyâz nâ-ehl ü cühhâle münhasır olup, tarîk-ı mezkûr erbâbı ise halkı vaʿz u nasîhatla irşâd ve ʿakāyid-i dîniyye ve şerîʿat-ı Mustafaviyye'yi teblîğ ile ʿavâmm-ı nâsı varta-i dalâletden ibʿâd ve mesâlihine intihâb u intikād olundukları zâhir olup, fî-zemâninâ hâzâ o makūlenin ekserîsi sevâd-hânlık derecesinden dûn ve sanʿat-ı cerr ve fenn-i kesb-i sîm ü zer ile lâ-yaʿkıl u mecnûn olmalarıyla, sıyâneten li't-tarîk tâlib-i meşîhat [Ü4 42b] olanlar lede'l-iktizâ imtihâna havâle vü taʿlîk irâde olunup, etrâfda hall-i İlâhî zuhûruna revzene-güşây-ı çeşm-i intizâr olan meşâyıh hücûm ve ibrâz-ı dânendegî vü maʿlûm etmeleriyle, lâf ü güzâflarına iʿtibâr olunmayup, “İnde'l-imtihâni yükramü'l-mer'ü ev yühânü” mefhûmuma tebaʿiyyet ve tarîka-i enîka-i âzmudegî vü ihtibâra riʿâyet olunup, nefsine istinâdı ve ʿilmine vüsûk u iʿtimâdı olmayanlar birer birer mazîk imtihândan firâr ve meşîhat, zeyl-i vech-i muharrer üzere Şeyh-ı mûmâ ileyde karâr ve bu sebeble fîmâ-baʿd câhil ü nâdân olanlar mahrûm u nâ-kâm ve erbâb-ı kābiliyyet ü istihkāk nâyil-i merâm oldular.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_554.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Bir zemândan berü tarîk-ı meşîhatî şefîʿ-i mücbir ve muʿîn ü nâsır vâsıtalarıyla bilâ-imtiyâz nâ-ehl ü cühhâle münhasır olup, tarîk-ı mezkûr erbâbı ise halkı vaʿz u nasîhatla irşâd ve ʿakāyid-i dîniyye ve şerîʿat-ı Mustafaviyye'yi teblîğ ile ʿavâmm-ı nâsı varta-i dalâletden ibʿâd ve mesâlihine intihâb u intikād olundukları zâhir olup, fî-zemâninâ hâzâ o makūlenin ekserîsi sevâd-hânlık derecesinden dûn ve sanʿat-ı cerr ve fenn-i kesb-i sîm ü zer ile lâ-yaʿkıl u mecnûn olmalarıyla, sıyâneten li't-tarîk tâlib-i meşîhat [Ü4 42b] olanlar lede'l-iktizâ imtihâna havâle vü taʿlîk irâde olunup, etrâfda hall-i İlâhî zuhûruna revzene-güşây-ı çeşm-i intizâr olan meşâyıh hücûm ve ibrâz-ı dânendegî vü maʿlûm etmeleriyle, lâf ü güzâflarına iʿtibâr olunmayup, “İnde'l-imtihâni yükramü'l-mer'ü ev yühânü” mefhûmuma tebaʿiyyet ve tarîka-i enîka-i âzmudegî vü ihtibâra riʿâyet olunup, nefsine istinâdı ve ʿilmine vüsûk u iʿtimâdı olmayanlar birer birer mazîk imtihândan firâr ve meşîhat, zeyl-i vech-i muharrer üzere Şeyh-ı mûmâ ileyde karâr ve bu sebeble fîmâ-baʿd câhil ü nâdân olanlar mahrûm u nâ-kâm ve erbâb-ı kābiliyyet ü istihkāk nâyil-i merâm oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın onuncu Salı gecesi sâʿat altı buçukda iken Halîl Paşa-zâde Mâbeynci Ahmed Beyefendi'nin Ahûr-kapu meydânına müşrif olan hânesinden ve ʿalâ-rivâyetin ittisâlinde olan hâneden bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ âteş zuhûr edüp, zikr olunan hâne ve\ncivârında vâkiʻ iki-üç sağīr hâne sûzân ve ikdâm-ı himmet-i [Ü3 117a] me'mûrân ile o âteş-i serkeş intıfâ-pezîr-i fazl-ı Yezdân oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_555.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın onuncu Salı gecesi sâʿat altı buçukda iken Halîl Paşa-zâde Mâbeynci Ahmed Beyefendi'nin Ahûr-kapu meydânına müşrif olan hânesinden ve ʿalâ-rivâyetin ittisâlinde olan hâneden bi-kazâ'illâhi Teʿâlâ âteş zuhûr edüp, zikr olunan hâne ve\ncivârında vâkiʻ iki-üç sağīr hâne sûzân ve ikdâm-ı himmet-i [Ü3 117a] me'mûrân ile o âteş-i serkeş intıfâ-pezîr-i fazl-ı Yezdân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Silahdâr Ağası olan Hüseyin Ağa işbu Ramazân gurresinde diyâr-ı ʿademe kufûl ile mansıbı mahlûl ve birkaç gün mukaddem Kapucu-başılık Rütbesi'ne mevsûl olan Vânî Mehmed Paşa yeğeni Feyzî Bey o mansıb-ı celîle menkūl kılındı. Müteveffây-ı mûmâ ileyh Ruscuk sükkânından olup, eyyâm-ı civânîde sevk-ı sâyık-ı kader ile Âsitâne'yi makarr edüp, Lâleli Mustafa Efendi'ye intisâb ve dâyiresinde neşv ü nemâ iktisâb edüp, baʿde' [Ü4 43a] l-müfâraka seferde Dağıstânî ʿAli Paşa'ya Devâtdâr ve baʿdehû Kethudâ ve çok geçmeden Kapucu-başılık ile nâmdâr olmuşidi. Seferden sonra Âsitâne'ye gelüp, me'mûr olduğu hidemâtda sadâkati muʿayyen ve bâ-husûs katʿ-ı hudûd ve Vidin mâddesinde meşakkati mübeyyen olup, ʿâkıbet şedâyid-i hıdmet, vücûduna îrâs-ı ʿillet ve siniyy-i ʿömrü altmış beş râddelerine resîde olarak ʿazm-i dâr-ı âhıret eyledi. Mûmâ ileyh ilmâm-ı zayf-ı şeybden tâfte-rûy-ı inkıbâz olup, sevâdı beyâza ve leyli sabâha tercîh ve ayda bir kerre rîş-i sefîdini eczây-ı siyâh ile tesrîh edüp, zâtında gayret ve tabʿında istikāmet rüsûh bulmuş cerî vü cesûr ve dânende-i dekāyık-ı muʿzamât-ı umûr bir şahs-ı kâmilü'ş-şuʿûr idi.",
          "caption": "Fevt-i Ağa-yı Silahdârân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_556.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ağa-yı Silahdârân",
          "text": "Silahdâr Ağası olan Hüseyin Ağa işbu Ramazân gurresinde diyâr-ı ʿademe kufûl ile mansıbı mahlûl ve birkaç gün mukaddem Kapucu-başılık Rütbesi'ne mevsûl olan Vânî Mehmed Paşa yeğeni Feyzî Bey o mansıb-ı celîle menkūl kılındı. Müteveffây-ı mûmâ ileyh Ruscuk sükkânından olup, eyyâm-ı civânîde sevk-ı sâyık-ı kader ile Âsitâne'yi makarr edüp, Lâleli Mustafa Efendi'ye intisâb ve dâyiresinde neşv ü nemâ iktisâb edüp, baʿde' [Ü4 43a] l-müfâraka seferde Dağıstânî ʿAli Paşa'ya Devâtdâr ve baʿdehû Kethudâ ve çok geçmeden Kapucu-başılık ile nâmdâr olmuşidi. Seferden sonra Âsitâne'ye gelüp, me'mûr olduğu hidemâtda sadâkati muʿayyen ve bâ-husûs katʿ-ı hudûd ve Vidin mâddesinde meşakkati mübeyyen olup, ʿâkıbet şedâyid-i hıdmet, vücûduna îrâs-ı ʿillet ve siniyy-i ʿömrü altmış beş râddelerine resîde olarak ʿazm-i dâr-ı âhıret eyledi. Mûmâ ileyh ilmâm-ı zayf-ı şeybden tâfte-rûy-ı inkıbâz olup, sevâdı beyâza ve leyli sabâha tercîh ve ayda bir kerre rîş-i sefîdini eczây-ı siyâh ile tesrîh edüp, zâtında gayret ve tabʿında istikāmet rüsûh bulmuş cerî vü cesûr ve dânende-i dekāyık-ı muʿzamât-ı umûr bir şahs-ı kâmilü'ş-şuʿûr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh ʿâm-ı mâzîde İstanbul Kadılığı'na bi-hasebi't-tarîk müstaʿidd bulunup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den istimzâc ve: “Kazâya rızâsı var mıdır?” deyü meknûn-ı zamîri istihrâc olundukda, sûret-i ibâ ve kabûl-i hükûmetden istignâ göstermekle, tahtında [Ü3 117b] bulunan Mehmed Efendi o câh-ı bülend ile ercümend kılınmışidi. Taʿyîr-i ahbâb ve taʿyîb-i\netrâb hasebiyle iʿrâz-ı mansıbdan nâdim ve bâdiye-i peşîmânîde mütehayyir ü hâyim olup, giderek merâk u mâlhulyâ ʿilletine mübtelâ ve bir zemân geşt-i esvâk ve devr-i kûçe vü zukāk eyledikden sonra, ʿarûz-ı sükûnet ile hânesinde inzivâ ve bi'l-külliyye terk-i mâ-sivâ edüp, bu hâlden dahi intikāl ve hânesini istiskāl ile ittisâlinde vâkiʿ tütüncü dükkânında mine's-sabâh ile'l-mesâ ikāmet ü sevâ ve âyende vü revendeyi temâşâ eyler iken, işbu Şaʿbân'ın onuncu Cumʿaertesi gicesi tekmîl-i enfâs-ı hayât ve ʿazm-i dâru'l-mücâzât eyledi. [Ü4 43b]",
          "caption": "Fevt-i Mehmed Sâdık Efendi Re’îsü'l-etıbbâ’-i sâbık ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_557.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mehmed Sâdık Efendi Re’îsü'l-etıbbâ’-i sâbık ve sâyir",
          "text": "Mûmâ ileyh ʿâm-ı mâzîde İstanbul Kadılığı'na bi-hasebi't-tarîk müstaʿidd bulunup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'den istimzâc ve: “Kazâya rızâsı var mıdır?” deyü meknûn-ı zamîri istihrâc olundukda, sûret-i ibâ ve kabûl-i hükûmetden istignâ göstermekle, tahtında [Ü3 117b] bulunan Mehmed Efendi o câh-ı bülend ile ercümend kılınmışidi. Taʿyîr-i ahbâb ve taʿyîb-i\netrâb hasebiyle iʿrâz-ı mansıbdan nâdim ve bâdiye-i peşîmânîde mütehayyir ü hâyim olup, giderek merâk u mâlhulyâ ʿilletine mübtelâ ve bir zemân geşt-i esvâk ve devr-i kûçe vü zukāk eyledikden sonra, ʿarûz-ı sükûnet ile hânesinde inzivâ ve bi'l-külliyye terk-i mâ-sivâ edüp, bu hâlden dahi intikāl ve hânesini istiskāl ile ittisâlinde vâkiʿ tütüncü dükkânında mine's-sabâh ile'l-mesâ ikāmet ü sevâ ve âyende vü revendeyi temâşâ eyler iken, işbu Şaʿbân'ın onuncu Cumʿaertesi gicesi tekmîl-i enfâs-ı hayât ve ʿazm-i dâru'l-mücâzât eyledi. [Ü4 43b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Balat'da sâkin Bürüncükcü-oğlu Câmcı ʿAbdî Çelebi'nin sulbünden elli bir senesinde tevellüd ve dayısı olan Hekîm Kanbûr ʿAbbas'ın hacr-i terbiyesinde tevessüd edüp, giderek fark-ı gass ü semîn ve temyîz-i har-mühre ve dürr-i semîn eyledikde, baʿzı kudât ve nüvvâbın umûrunu ru'yet ve doksan dört târîhinde Yenişehir Monlası bulunan Mesʿûd-zâde'ye Kethudâlık ile kesb-i kurbiyyet edüp, tabâbet takrîbi ile doksan yedi Şevvâl'inde Müderris ve iki yüz üç senesi Şevvâl'inin yirmi birinci günü Riyâset-i etıbbâ hidmet-i menîʿasıyla müteneffis ve iki yüz beş Zilhicce'sinin on sekizinci günü İzmir Mevleviyyeti ile manzûme-i ikbâli teştîr ve iki yüz yedi senesinde Edirne ve iki yüz dokuz senesi Zilhicce'sinde Mekke Pâyesi'yle çeşm-i ibtihâcı takrîr kılınup, iki yüz on bir Ramazân'ının üçüncü günü Hekîm-başılık'dan maʿzûl ve hânesinde ikāmetle duʿây-ı devlet-i Pâdişâhî'ye meşgül olup, ʿadem-i rağbetden vech-i meşrûh üzere Kazâ’-i İstanbul âhara ve mukaddem târîh ile [Ü3 118a] kendüye pâye tevcîh olunmuşiken, ʿillet-i nedâmet ve endîşe-i\nfevt-i maslahat dimâğına îrâs-ı halel ve vasiyyeti üzere Üsküdar'da Nasûhî Tekyesi'nde zîr-i hâk-i siyâhı mesken ü mahall eyledi. Mûmâ ileyhin hilye-i fazl ü maʿrifetden muʿarrâ olduğu her çend zâhir ü hüveydâ ise dahi, fenn-i tabâbetde eli ve kesret-i âzmâyiş ü tecribe ile teşhîs-i marazda medhali var idi. Bu sâl icinde Mekke Pâyesi olan Keşşâf ʿÖmer Efendi dahi vefât edüp, mûmâ ileyh Murtazâ Efendi'nin altmış yedide vâkiʿ imtihân-ı sânîsinde Müderris olup, doksan dörtde Haleb ve iki yüz birde Mısır Kadısı olup, kuvve-i mâliyyesi sebebi ile Haremeyn [Ü4 44a] teklîfinde îrâd etdiği ʿillet-i ʿarec ʿözr-i leng makāmında tutulup, on sene metrûk u muʿattal ve ʿÂşir Efendi meşîhatinde rahmen li-hâlihî Mekke Pâyesi'yle mübeccel ve sâl-i mezkûrda câme-i hayâtı derîde-i dest-i ecel oldu. Mûmâ ileyh fazl ü ʿilm ile müştehir ve sitem-i tarîk ile âzürde-hâtır olmuş bir pîr-i rûşen-zamîr idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_558.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Mûmâ ileyh Balat'da sâkin Bürüncükcü-oğlu Câmcı ʿAbdî Çelebi'nin sulbünden elli bir senesinde tevellüd ve dayısı olan Hekîm Kanbûr ʿAbbas'ın hacr-i terbiyesinde tevessüd edüp, giderek fark-ı gass ü semîn ve temyîz-i har-mühre ve dürr-i semîn eyledikde, baʿzı kudât ve nüvvâbın umûrunu ru'yet ve doksan dört târîhinde Yenişehir Monlası bulunan Mesʿûd-zâde'ye Kethudâlık ile kesb-i kurbiyyet edüp, tabâbet takrîbi ile doksan yedi Şevvâl'inde Müderris ve iki yüz üç senesi Şevvâl'inin yirmi birinci günü Riyâset-i etıbbâ hidmet-i menîʿasıyla müteneffis ve iki yüz beş Zilhicce'sinin on sekizinci günü İzmir Mevleviyyeti ile manzûme-i ikbâli teştîr ve iki yüz yedi senesinde Edirne ve iki yüz dokuz senesi Zilhicce'sinde Mekke Pâyesi'yle çeşm-i ibtihâcı takrîr kılınup, iki yüz on bir Ramazân'ının üçüncü günü Hekîm-başılık'dan maʿzûl ve hânesinde ikāmetle duʿây-ı devlet-i Pâdişâhî'ye meşgül olup, ʿadem-i rağbetden vech-i meşrûh üzere Kazâ’-i İstanbul âhara ve mukaddem târîh ile [Ü3 118a] kendüye pâye tevcîh olunmuşiken, ʿillet-i nedâmet ve endîşe-i\nfevt-i maslahat dimâğına îrâs-ı halel ve vasiyyeti üzere Üsküdar'da Nasûhî Tekyesi'nde zîr-i hâk-i siyâhı mesken ü mahall eyledi. Mûmâ ileyhin hilye-i fazl ü maʿrifetden muʿarrâ olduğu her çend zâhir ü hüveydâ ise dahi, fenn-i tabâbetde eli ve kesret-i âzmâyiş ü tecribe ile teşhîs-i marazda medhali var idi. Bu sâl icinde Mekke Pâyesi olan Keşşâf ʿÖmer Efendi dahi vefât edüp, mûmâ ileyh Murtazâ Efendi'nin altmış yedide vâkiʿ imtihân-ı sânîsinde Müderris olup, doksan dörtde Haleb ve iki yüz birde Mısır Kadısı olup, kuvve-i mâliyyesi sebebi ile Haremeyn [Ü4 44a] teklîfinde îrâd etdiği ʿillet-i ʿarec ʿözr-i leng makāmında tutulup, on sene metrûk u muʿattal ve ʿÂşir Efendi meşîhatinde rahmen li-hâlihî Mekke Pâyesi'yle mübeccel ve sâl-i mezkûrda câme-i hayâtı derîde-i dest-i ecel oldu. Mûmâ ileyh fazl ü ʿilm ile müştehir ve sitem-i tarîk ile âzürde-hâtır olmuş bir pîr-i rûşen-zamîr idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın yirmi birinci yevm-i Sülesâ tavâyif-i askeriyyenin iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda iʿdâd ü ihsâ ve kabzına meʾmûr olanlara teslîm ü edâ ve yirmi dokuzuncu Hamîs günü Kilâr Kethudâsı Ağa vesâtatiyle şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye-i Cihân-bânî, Kāyim-makām Paşa hazretlerini bâlâ-nişîn-i çemen-i suffe-i kâm-rânî eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_559.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın yirmi birinci yevm-i Sülesâ tavâyif-i askeriyyenin iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda iʿdâd ü ihsâ ve kabzına meʾmûr olanlara teslîm ü edâ ve yirmi dokuzuncu Hamîs günü Kilâr Kethudâsı Ağa vesâtatiyle şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye-i Cihân-bânî, Kāyim-makām Paşa hazretlerini bâlâ-nişîn-i çemen-i suffe-i kâm-rânî eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh mansıbı olan Adana'ya ʿazîmet ruhsatıyla Ordu-yi hümâyûn'dan refʿ-i bâr-ı sıklet etmişidi. Tebeʿât-ı sâbıkası maʿlûm olduğundan, havf-ı mücâzât ile Adana'ya\nʿazîmetden istinkâf ve etrâf u eknâfdan cemʿ-i erâzil ü eclâf eyleyerek, bâʿis-i neşv ü nemâsı olan Ahısha tarafına kasd u insırâf üzere olduğu tevâtür bulup, defter-i vüzerâdan ismi terkîn ve Tokad'da mekân taʿyîn olunmuşidi. Müşârun ileyhin kalbinde muzmer olan [Ü3 118b] hâcise-i fesâd gün-be-gün müzdâd ve iki konağı bir eyleyerek Ahısha tarafına müteveccih olduğu haberi Vâlîsi tarafından ihbâr u îrâd olunup, o havâlî askeri taʿyîni ile Devlet-i ʿaliyye'den istimdâd eylediğine binâʾen, Erzurum Vâlîsi ve Kars ve Van muhâfızlarına ve Bâyezîd Mutasarrıfı'na sûret-i hâl ifâde ve Sâbit Paşa'dan refʿ-i mansıb ihtimâli olmayup, Şerîf Paşa'nın Ahısha'dan defʿ-i tesallutu cezmen taraf-ı Pâdişâhî'den irâde olunmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhi min-külli'l-cevânib hasr u tazyîk ve şeml-i cemʿiyyetini tefrîk etmeleri bâbında taraflarına evâmir-i ekîde firistâde olunmuşidi. Şerîf Paşa ise seyr-i serîʿ [Ü4 44b] ve meşy-i zerîʿ ile Ahısha'ya tahsîl-i kurbiyyet ve cânib-dârlarını semt-i şekāvete daʿvet ile idhâl-i merkez-i cemʿiyyet eylediği mütehakkak ve Sâbit Paşa'nın mukābeleden ʿaczi ve meʾmûrların ʿadem-i lühûku ve ehâlînin havf-ı yağmâ-yı şehr ile fırkateyn olmaları, Şerîf Paşa'nın fesâd-ı zamîrine muvâfık düşüp, fi'l-hâl müstashabı olan erbâb-ı gavâyet ile Ahısha'ya tahrîk-i pây-i şûm eylediği Sâbit Paşa'ya maʿlûm oldukda, hâricden tedbîr ve sevâd-ı cemʿiyyetini meʾmûrlar ile teksîr içün Ahısha'yı terk ve Erzurum tarafına ıtlâk-ı zimâm-ı istiʿcâl ve Ahısha ehâlîsi dahi Paşa-yı mezbûru istikbâl ve bî-tekellüf eyâlete idhâl eyledikleri münhiyân-ı ahbâr taraflarından işʿâr olunmağla, mûmâ ileyhi ʿalâ-eyyi-hâl memleketden ihrâc u tedmîr zımnında meʾmûrlara tekrâr evâmir-i ekîde tesyîr olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Şerîf Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_560.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Şerîf Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh mansıbı olan Adana'ya ʿazîmet ruhsatıyla Ordu-yi hümâyûn'dan refʿ-i bâr-ı sıklet etmişidi. Tebeʿât-ı sâbıkası maʿlûm olduğundan, havf-ı mücâzât ile Adana'ya\nʿazîmetden istinkâf ve etrâf u eknâfdan cemʿ-i erâzil ü eclâf eyleyerek, bâʿis-i neşv ü nemâsı olan Ahısha tarafına kasd u insırâf üzere olduğu tevâtür bulup, defter-i vüzerâdan ismi terkîn ve Tokad'da mekân taʿyîn olunmuşidi. Müşârun ileyhin kalbinde muzmer olan [Ü3 118b] hâcise-i fesâd gün-be-gün müzdâd ve iki konağı bir eyleyerek Ahısha tarafına müteveccih olduğu haberi Vâlîsi tarafından ihbâr u îrâd olunup, o havâlî askeri taʿyîni ile Devlet-i ʿaliyye'den istimdâd eylediğine binâʾen, Erzurum Vâlîsi ve Kars ve Van muhâfızlarına ve Bâyezîd Mutasarrıfı'na sûret-i hâl ifâde ve Sâbit Paşa'dan refʿ-i mansıb ihtimâli olmayup, Şerîf Paşa'nın Ahısha'dan defʿ-i tesallutu cezmen taraf-ı Pâdişâhî'den irâde olunmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhi min-külli'l-cevânib hasr u tazyîk ve şeml-i cemʿiyyetini tefrîk etmeleri bâbında taraflarına evâmir-i ekîde firistâde olunmuşidi. Şerîf Paşa ise seyr-i serîʿ [Ü4 44b] ve meşy-i zerîʿ ile Ahısha'ya tahsîl-i kurbiyyet ve cânib-dârlarını semt-i şekāvete daʿvet ile idhâl-i merkez-i cemʿiyyet eylediği mütehakkak ve Sâbit Paşa'nın mukābeleden ʿaczi ve meʾmûrların ʿadem-i lühûku ve ehâlînin havf-ı yağmâ-yı şehr ile fırkateyn olmaları, Şerîf Paşa'nın fesâd-ı zamîrine muvâfık düşüp, fi'l-hâl müstashabı olan erbâb-ı gavâyet ile Ahısha'ya tahrîk-i pây-i şûm eylediği Sâbit Paşa'ya maʿlûm oldukda, hâricden tedbîr ve sevâd-ı cemʿiyyetini meʾmûrlar ile teksîr içün Ahısha'yı terk ve Erzurum tarafına ıtlâk-ı zimâm-ı istiʿcâl ve Ahısha ehâlîsi dahi Paşa-yı mezbûru istikbâl ve bî-tekellüf eyâlete idhâl eyledikleri münhiyân-ı ahbâr taraflarından işʿâr olunmağla, mûmâ ileyhi ʿalâ-eyyi-hâl memleketden ihrâc u tedmîr zımnında meʾmûrlara tekrâr evâmir-i ekîde tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bilâslı Mehmed Paşa'nın kuvve-i dâfiʿa ile şöhret-i şâyiʿası olduğuna binâ'en, [Ü3 119a] Rumeli taraflarında olan serkeşlerin imhâk-ı şikāk ve ibtâl-i nifâklarına ve bâ-husûs dağlı eşkıyâsını Rumeli kutrundan tard u izâhaya vücûd-i istiʿdâdını ekâbirân-ı devlet vazʿ u hareketinden istidlâl ü tahkīk ve ru’yet-i umûruna kāyim ve sâyir erbâb-ı hurûb u melâhim bu ʿazîmetin imzasını teşvîk eylediklerinden, bu maslahat-ı cesîmeye taʿyîn ve irâde-i devletin hafî vü celîsi tarafına tebyîn olunup, matlûbu olan asâkir ve muhtâcun ileyh olduğu nakd ü zehâyir kemâliyle tertîb ve fî-küll-i vakt ü ân husûlüne fedây-ı cân eylediği Rütbe-i celîle-i Vezâret ile tatrîb olunmuşidi. Müşârun ileyhin [Ü4 45a] meʾmûriyyeti ne netîce verdiği bâlâda muharrer ve fîmâ-baʿd bir maslahata yaramayacağı emr-i mukarrer olup, başında olan\nhaşerâtı alup, mansıbına gitmek irâdesiyle tarafına fermân-ı âlî-şân baʿs ü tesbîl ve hakkında muzmer olan keyfiyyet-i te'dîb vaktine te'cîl olunup, irâde-i vâzıha-i devlet, Tebedelenli ʿAli Paşa'ya sırran tahrîr ü işâret ve tahsîl-i maʿnây-ı muvâfakat kılındığı esnâda müşârun ileyhin Manastır'a vusûlü ʿAli Paşa'nın mesmûʿu olup, der-ân-sâʿat müşârun ileyhe mektûb gönderüp: “Başında olan eşhâs ile Tırhala halkı seni istikbâl ve şehre idhâl eyleyecekleri muhâl-ender-muhâl olup, o makūleleri defʿ ve havâss-ı etbâʿınla varup çiftliğinde ikāmet ve îrâd-ı mansıbını Mütesellim tarafından mâh-be-mâh kabza mübâderet, hakkında mahz-ı hayr u ʿinâyetdir\" deyü tahrîr eylediğine binâ'en, kulûb-ı evliyây-ı umûrda muzmer u mestûr olan refʿ-i Vezâret kazıyyesi dahi o aralıkda fiʿle çıkmış bulunmağla, Mübâşiri maʿrifetiyle şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i hazret-i Pâdişâhî [Ü3 119b] vâsıl-ı semʿ-i intinbâhı olup, tıbk-ı meʾmûriyyeti üzere çiftliğine râhî ve münhall olan Tırhala Sancağı'yla Tebedelenli ʿAli Paşa mübâhî oldu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Bilâslı Mehmed Paşa ve ilhâk-ı Livâʿ-i Tırhala be-Tebedelenli Vezîr ʿAli Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_561.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Bilâslı Mehmed Paşa ve ilhâk-ı Livâʿ-i Tırhala be-Tebedelenli Vezîr ʿAli Paşa",
          "text": "Bilâslı Mehmed Paşa'nın kuvve-i dâfiʿa ile şöhret-i şâyiʿası olduğuna binâ'en, [Ü3 119a] Rumeli taraflarında olan serkeşlerin imhâk-ı şikāk ve ibtâl-i nifâklarına ve bâ-husûs dağlı eşkıyâsını Rumeli kutrundan tard u izâhaya vücûd-i istiʿdâdını ekâbirân-ı devlet vazʿ u hareketinden istidlâl ü tahkīk ve ru’yet-i umûruna kāyim ve sâyir erbâb-ı hurûb u melâhim bu ʿazîmetin imzasını teşvîk eylediklerinden, bu maslahat-ı cesîmeye taʿyîn ve irâde-i devletin hafî vü celîsi tarafına tebyîn olunup, matlûbu olan asâkir ve muhtâcun ileyh olduğu nakd ü zehâyir kemâliyle tertîb ve fî-küll-i vakt ü ân husûlüne fedây-ı cân eylediği Rütbe-i celîle-i Vezâret ile tatrîb olunmuşidi. Müşârun ileyhin [Ü4 45a] meʾmûriyyeti ne netîce verdiği bâlâda muharrer ve fîmâ-baʿd bir maslahata yaramayacağı emr-i mukarrer olup, başında olan\nhaşerâtı alup, mansıbına gitmek irâdesiyle tarafına fermân-ı âlî-şân baʿs ü tesbîl ve hakkında muzmer olan keyfiyyet-i te'dîb vaktine te'cîl olunup, irâde-i vâzıha-i devlet, Tebedelenli ʿAli Paşa'ya sırran tahrîr ü işâret ve tahsîl-i maʿnây-ı muvâfakat kılındığı esnâda müşârun ileyhin Manastır'a vusûlü ʿAli Paşa'nın mesmûʿu olup, der-ân-sâʿat müşârun ileyhe mektûb gönderüp: “Başında olan eşhâs ile Tırhala halkı seni istikbâl ve şehre idhâl eyleyecekleri muhâl-ender-muhâl olup, o makūleleri defʿ ve havâss-ı etbâʿınla varup çiftliğinde ikāmet ve îrâd-ı mansıbını Mütesellim tarafından mâh-be-mâh kabza mübâderet, hakkında mahz-ı hayr u ʿinâyetdir\" deyü tahrîr eylediğine binâ'en, kulûb-ı evliyây-ı umûrda muzmer u mestûr olan refʿ-i Vezâret kazıyyesi dahi o aralıkda fiʿle çıkmış bulunmağla, Mübâşiri maʿrifetiyle şeref-yâfte-i sudûr olan emr-i hazret-i Pâdişâhî [Ü3 119b] vâsıl-ı semʿ-i intinbâhı olup, tıbk-ı meʾmûriyyeti üzere çiftliğine râhî ve münhall olan Tırhala Sancağı'yla Tebedelenli ʿAli Paşa mübâhî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İmtidâd-ı hengâm-ı esfâr ve teʿâkub-ı eyyâm-ı ceng u peykâr hasebiyle Devlet-i ʿaliyye'nin mesârıfâtı, vâridât-ı muʿayyenesine gālib ve umûr-ı gazv ü cihâda iʿânet ü imdâd, zıll-i vârif-i hazret-i Şehinşâhî'de müstazıll-ı râhat-ı zindegânî olanlara vâcib olduğuna binâ'en, esfâr-ı sâbıkada cârî olduğu gibi bi'l-cümle mukātaʿât-ı mîrî ve Haremeyn ve eshâmdan cebelü tertîbi ile levâzımât-ı seferiyye teshîl olunmak, karâr-gîr-i erbâb-ı reʾy ü tedbîr olduğuna [Ü4 45b] binâ'en, iki yüz yedi senesinde verilan mukātaʿât, nizâmı târîhinden evvel tevcîh olunmuş mukātaʿât muʿaccelâtından binde üçer nefer ve baʿde'n-nizâm tevcîh olunan mukātaʿâtın üç sene murûr etmişlerinden binde ikişer nefer ve cümle eshâmın gayr ez-tevcîhât-ı cedîde birer senelik fâyizlerinin nısfı ʿale's-seviyye “Cebelü” taʿbîriyle ahz olunmak üzere nizâm verilüp, zimmet pusulaları ve suver-i defâtir ve evâmiri ısdâr ve cümlesinin hâsılâtı altı bin altmış kîseye bâliğ olup, bu mebâliğ oldukça umûr-ı seferiyyeye medâr ve erbâb-ı istîfâya sebeb-i indifâʿ-ı endîşe vü efkâr olup, erbâb-ı mukātaʿâtdan hemân tahsîline mübâşeret ve Darb-hâne'ye teslîm ve iktizâ etdikçe bâ-sûret Îrâd-ı Cedîd tarafına\nnakl ve umûr-ı seferiyye tanzîm olunmak bâbında işbu Ramazân-ı şerîf evâsıtında iktizâ edenlere ʿilm ü haber taksîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı cebelü",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_562.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı cebelü",
          "text": "İmtidâd-ı hengâm-ı esfâr ve teʿâkub-ı eyyâm-ı ceng u peykâr hasebiyle Devlet-i ʿaliyye'nin mesârıfâtı, vâridât-ı muʿayyenesine gālib ve umûr-ı gazv ü cihâda iʿânet ü imdâd, zıll-i vârif-i hazret-i Şehinşâhî'de müstazıll-ı râhat-ı zindegânî olanlara vâcib olduğuna binâ'en, esfâr-ı sâbıkada cârî olduğu gibi bi'l-cümle mukātaʿât-ı mîrî ve Haremeyn ve eshâmdan cebelü tertîbi ile levâzımât-ı seferiyye teshîl olunmak, karâr-gîr-i erbâb-ı reʾy ü tedbîr olduğuna [Ü4 45b] binâ'en, iki yüz yedi senesinde verilan mukātaʿât, nizâmı târîhinden evvel tevcîh olunmuş mukātaʿât muʿaccelâtından binde üçer nefer ve baʿde'n-nizâm tevcîh olunan mukātaʿâtın üç sene murûr etmişlerinden binde ikişer nefer ve cümle eshâmın gayr ez-tevcîhât-ı cedîde birer senelik fâyizlerinin nısfı ʿale's-seviyye “Cebelü” taʿbîriyle ahz olunmak üzere nizâm verilüp, zimmet pusulaları ve suver-i defâtir ve evâmiri ısdâr ve cümlesinin hâsılâtı altı bin altmış kîseye bâliğ olup, bu mebâliğ oldukça umûr-ı seferiyyeye medâr ve erbâb-ı istîfâya sebeb-i indifâʿ-ı endîşe vü efkâr olup, erbâb-ı mukātaʿâtdan hemân tahsîline mübâşeret ve Darb-hâne'ye teslîm ve iktizâ etdikçe bâ-sûret Îrâd-ı Cedîd tarafına\nnakl ve umûr-ı seferiyye tanzîm olunmak bâbında işbu Ramazân-ı şerîf evâsıtında iktizâ edenlere ʿilm ü haber taksîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh hakkında şefekat-i hazret-i Tâc-dârî yârî ve işbu Ramazân-ı şerîf evâyilinde kayd-ı nefyden ıtlâk ile [Ü3 120a] vâreste-i mezellet ü hârî olup, rûz-i fîrûz-ı ziyâret-i Hırka-i şerîfe'de irâde-i sâbık üzere İstanbul kudâtı ile resm-i muʿtâdı icrâ ve Sadâret Pâyesi'ni tabîʿat-i vakt ü zemân ilgā eyledi.",
          "caption": "ʿAfv u ıtlâk-ı ʿÂşir Efendi-zâde el-Hâc Mehmed Hafîd Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_563.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv u ıtlâk-ı ʿÂşir Efendi-zâde el-Hâc Mehmed Hafîd Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh hakkında şefekat-i hazret-i Tâc-dârî yârî ve işbu Ramazân-ı şerîf evâyilinde kayd-ı nefyden ıtlâk ile [Ü3 120a] vâreste-i mezellet ü hârî olup, rûz-i fîrûz-ı ziyâret-i Hırka-i şerîfe'de irâde-i sâbık üzere İstanbul kudâtı ile resm-i muʿtâdı icrâ ve Sadâret Pâyesi'ni tabîʿat-i vakt ü zemân ilgā eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi olup, bi'l-fiʿl hâlâ Anadolu Kadıʿaskeri olan İmâm Ebûbekir Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye Ramazân-ı şerîfin on beşinci gününden ve sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri olan İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi'ye şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü gününden iʿtibâr ile Rumeli pâyeleri ve İstanbul kudâtından [Ü4 46a] Vâlide Kethudâsı-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye şehr-i mezkûrun on beşinci gününden ve İshak Efendi-zâde Mehmed ʿAtâʾullah Efendi'ye yirmi birinci gününden ve ʿAbdullah Efendi-zâde es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye yirmi yedinci gününden Anadolu pâyeleri ve hâlâ İstanbul Kadısı olan Emîn Paşa-zâde Mîr Mehmed Emîn Efendi'ye nasbı gününden ve sâbıkā Şâm Kadısı Vardârî Şeyh-zâde Mehmed Efendi'ye on beşinden ve Kalʿa Halîfesi-zâde Hamdullah Efendi'ye yirmi birinden İstanbul pâyeleri verilüp, lâzım gelen evâmir-i ʿaliyye şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü târîhiyle ısdâr ve yedlerine iʿtâ ile cümlesi hâyiz-i rehîne-i mesâr kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ be-sudûr ve mevâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_564.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ be-sudûr ve mevâlî",
          "text": "Anadolu Pâyesi olup, bi'l-fiʿl hâlâ Anadolu Kadıʿaskeri olan İmâm Ebûbekir Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye Ramazân-ı şerîfin on beşinci gününden ve sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri olan İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi'ye şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü gününden iʿtibâr ile Rumeli pâyeleri ve İstanbul kudâtından [Ü4 46a] Vâlide Kethudâsı-zâde Mehmed Sâdık Efendi'ye şehr-i mezkûrun on beşinci gününden ve İshak Efendi-zâde Mehmed ʿAtâʾullah Efendi'ye yirmi birinci gününden ve ʿAbdullah Efendi-zâde es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye yirmi yedinci gününden Anadolu pâyeleri ve hâlâ İstanbul Kadısı olan Emîn Paşa-zâde Mîr Mehmed Emîn Efendi'ye nasbı gününden ve sâbıkā Şâm Kadısı Vardârî Şeyh-zâde Mehmed Efendi'ye on beşinden ve Kalʿa Halîfesi-zâde Hamdullah Efendi'ye yirmi birinden İstanbul pâyeleri verilüp, lâzım gelen evâmir-i ʿaliyye şehr-i mezkûrun yirmi üçüncü günü târîhiyle ısdâr ve yedlerine iʿtâ ile cümlesi hâyiz-i rehîne-i mesâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Ramazânü'l-mübârekin on beşinci yevm-i Sebt huzûrları muʿtâd olan zevât-ı kirâm ve resm-i kadîm-i Devlet-i ebed-kıyâm üzere Hırka-i şerîfe-i hazret-i Seyyidü'l-enâm'a cebîn-sây-ı taʿzîm ü ihtirâm olduklarına müteʿâkıb, taʿne-endâz-ı matbah-ı Keykâvus olan Matbah-ı ʿâmire'den yevm-i mezkûrda tevzîʿi kānûn olan baklava dahi yerlü yerine iʿtâ vü teslîm birle kapu-kulları ʿale'l-ʿumûm dil-sîr-i niʿam-i Şehriyâr-ı cemm-i hadîm oldular. [Ü3 120b]",
          "caption": "Zikr-i ziyâret-i Hırka-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_565.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i ziyâret-i Hırka-i şerîf",
          "text": "İşbu şehr-i Ramazânü'l-mübârekin on beşinci yevm-i Sebt huzûrları muʿtâd olan zevât-ı kirâm ve resm-i kadîm-i Devlet-i ebed-kıyâm üzere Hırka-i şerîfe-i hazret-i Seyyidü'l-enâm'a cebîn-sây-ı taʿzîm ü ihtirâm olduklarına müteʿâkıb, taʿne-endâz-ı matbah-ı Keykâvus olan Matbah-ı ʿâmire'den yevm-i mezkûrda tevzîʿi kānûn olan baklava dahi yerlü yerine iʿtâ vü teslîm birle kapu-kulları ʿale'l-ʿumûm dil-sîr-i niʿam-i Şehriyâr-ı cemm-i hadîm oldular. [Ü3 120b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Eflâk cânibine Pâsbân-oğlu tarafından kasd-ı tahdîş ile imrâr olunan eşkıyây-ı bed-kîşin haberi Der-i devlet-medâr'a münʿakis olduğundan, defʿ-i tesallutlarına dâmen-i himmet teşmîr ve Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa'ya dahi kazıyye tahrîr olunmuşidi. Müşârun ileyh o tarafa vâfir asker geçirüp ve o havâlîde ârâm-gîr olan asker-i Pâdişâhî ile bi'l-ittifâk düşmen üzerine sell-i şemşîr etmişler idi. Tâyife-i eşkıyâ mukāvemetden dûr ve ekserîsi niʿmet-i hayâtdan [Ü4 46b] mehcûr olup, cemʿiyyet-gâhları olan Kırayova'yı terk ü firâr ve Kalafat'a karîb “Cevroy” nâm karyeye tehassun ile muntazır-ı vehâmet-kâr oldukları ve fazl-ı Hakk ile karye-i mezkûrede dahi gayr-i müstekarr ve geldikleri mahalle müstenfir olacağlarını Vezîr-i müşârun ileyh ifâde ve bu mazmûnda kāyime firistâde eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe der-Kırayova",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_566.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe der-Kırayova",
          "text": "Bundan akdem Eflâk cânibine Pâsbân-oğlu tarafından kasd-ı tahdîş ile imrâr olunan eşkıyây-ı bed-kîşin haberi Der-i devlet-medâr'a münʿakis olduğundan, defʿ-i tesallutlarına dâmen-i himmet teşmîr ve Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa'ya dahi kazıyye tahrîr olunmuşidi. Müşârun ileyh o tarafa vâfir asker geçirüp ve o havâlîde ârâm-gîr olan asker-i Pâdişâhî ile bi'l-ittifâk düşmen üzerine sell-i şemşîr etmişler idi. Tâyife-i eşkıyâ mukāvemetden dûr ve ekserîsi niʿmet-i hayâtdan [Ü4 46b] mehcûr olup, cemʿiyyet-gâhları olan Kırayova'yı terk ü firâr ve Kalafat'a karîb “Cevroy” nâm karyeye tehassun ile muntazır-ı vehâmet-kâr oldukları ve fazl-ı Hakk ile karye-i mezkûrede dahi gayr-i müstekarr ve geldikleri mahalle müstenfir olacağlarını Vezîr-i müşârun ileyh ifâde ve bu mazmûnda kāyime firistâde eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr'da ʿulemây-ı aʿlâma olan rağbet ve kadr ü şânlarına olan hürmet düvel-i sâlifenin birinde vâkiʿ olmayup, tarîkleri muktezâsı üzere refte refte katʿ-ı derecât ve maʿîşet ve arpalıklar ile defʿ-i zarûrât eylediklerinden gayri, mahzâ ʿilm-i şerîfe iʿtibâr ve müdârese ile meʾlûf olanlara semere-i saʿyi izhâr içün beher sene Ramazân'ında birkaç meclis tertîb olunup, her meclisde bir Mukarrir ve yedi-sekiz Müderris hâzır ve pîşgâh-ı Şehriyâr-ı saʿîdü'l-meʾâsirde Tefsîr-i Beyzâvî kırâʾat ve surre-i muʿayyenelerini ahz ile iktisâb-ı bülga-i refâhiyyet ederler idi. Esfâr takrîbi ile surreleri kabûl tenezzül ve cihet-i meʿâşlarına ʿârıza-i muzâyaka tehallül etmişiken, Pâdişâh-ı sütûde-menkabet çâr-bâliş-nişîn-i\nevreng-i Hılâfet oldukları [Ü3 121a] hengâm surreleri yüzer guruşa iblâğ u itmâm ve ʻismetlü Mehd-i ʻulyâ hazretleri tarafından dahi yüzer guruş inzımâmıyla tekmîl-i lâzime-i ikrâm olunup, o fırka-i saʻâdet-mendin baʻzısı dersin bahisden bi'l-külliyye huluvvünü revâ görmeyüp, bilâ-muʻâraza es'ile-i sehletü'l-ecvibe îrâd ve baʻzısı daʻvây-ı teferrüd ile girîve-gerd-i vâdî-yi şatat u ʻinâd olup, mukarrirler ile bî-vech münâkaşa ve itâle-i lisân ile âgāz-ı münâveşe edegeldikleri beher sene mesmûʻ ve bu muʻâraza-i nâ-bercânın seyyi'esi Ebu'ş-şârib Mehmed Efendi gibi bir ehl-i ʻilmi [Ü4 47a] bâlâ-yı çâr-tâk-ı iltifâtdan hazîz-ı idbâra mütehâfit eylediği, vâsıl derece-i şuyûʻ olup, kıssadan hisse almak lâzım iken, bu defʻa mecâlisin birinde Mukarrir bulunan Kudsî Efendi'ye Dağıstânî ʻAbdurrahmân Efendi ve Ahıshalı ʻAli Efendi ve Kastamonî ʻÖmer Efendi ʻale'l-ʻumûm savlet-endâz-ı hücûm ve hâsıl-ı bahisleri mü'eddî-yi mübâgaza vü şütûm olup, Mukarrir her ne kadar rifk ile hitâb ve beyne'l-lutfi ve'l-ʻitâb su'âllerine îrâd-ı cevâb etdiyse dahi, tâyife-i İnâdiyye gibi \"Lâ-nüsellimü\" âvâzelerin ʻayyûka resâ ve hakkı kabûlden imtinâʻ u ibâ ve huzûr-ı hümâyûn mahall-i edeb ü huzûr ve makām-ı meskenet ü huşûʻ iken, kelimât-ı lâgıye ve iʻtirâzât-ı vâhiye ile Mukarrir'i zulmen tahkīr u izdirâ hulyâsında oldukları, mir'ât-i temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʻ-ı Gîtî-incilây-ı Mülûkâne'de rû-nümâ olmağla, fi'l-hâl nakz-ı meclise îmâ ve muʻtâd olan ʻatıyyeleri eğerçi bu defʻa iʻtâ olundu. Lâkin bâlâda mezkûru'l-esâmî üç nefer müderrislerin Huzûr Dersi'nden memnûʻiyyetleri Fetvâ-penâh cenâblarına işrâb u tenbîh ve o meclis-i hatîr o makūle bî-edeblerden tahliye vü tenzîh olunup, beher sâl kîse-i iktidârlarını mâlâ-mâl [Ü3 121b] eden ʻatıyyeden hevâcis-i nefsâniyye sebebi ile nevmîd ü mahrûm ve ebnây-ı cinsleri beyninde muʻâteb ü melûm oldular.\nGarâyib-i ahvâldendir ki, Dağıstânî ʻAbdurrahmân Efendi sebkat eden kabâhat u fezâhatinden gaflet ile evliyây-ı umûrdan kazıyyeye gayr-i vâkıf bir zâta varup, Mukarrirlik içün mukarrebînden birine tezkire tahsîl ve mürselün ileyh tarafından cünhası ve Huzûr Dersi'nden memnûʻiyyeti tafsîl olunup, sâhib-i tezkireyi tahcîl eylediği baʻzı sikātdan rivâyet olunmağla, [Ü4 47b] bu mahalle tezyîl olundu. \n\nMukarrir bulunan Kudsî Efendi nüsahı yoluyla okuyup okudanlardan ve aʻlem-i belde olan Münîb Efendi cenâblarının izin verdikleri ʻulemânın eşbehlerinden hâvî-yi maʻkūl u\nmenkūl ve câmi‘-i fürû' u usûl bir zât olup, “Fî kulûbihim marazun\" olan erbâb-ı hasedin nâvek-i sitemine garaz olması kulûb-ı huzzârı dâğ-dâr-ı gayret etmişiken, tahkīrine sa'y edenlerin o vechile te'dîb ü terbiyeleri medâr-ı tesliyet ve sebeb-i duʻây-ı Şehriyâr-ı gerdûn-bestat olmuşdur. \n\n Meclis-i mezkûrda vâki‘ olan ebhâs ve hılâl-i su'âl ü cevâbda tekevvün eden ef‘âl-i ahdâs ‘Arabiyyü'l-‘ibâre bir risâleye derc olunmuş bulunmağla, Risâle-i mezkûreyi bu Fakīr-i bî-bızâ‘a terceme edüp, münâkaşa vü müşâtemeye dâyir olan güftâr, tayy-kerde-i kalem-i perîşân-âsâr kılınup, fekat mâdde-i bahs kaydıyla ri‘âyet-i şart-ı ihtisâr kılındı: \n\n “Em küntüm şühedâ’e iz hazara Ya‘kūbe'l-mevtü” ilâ âhırı'l-âyet... Mukarrir, bu âyet-i şerîfeden bed' edüp, “Em” kelimesini izrâb ma‘nâsını mutazammın olan “Bel” ile îrâd edüp, meclisde olan müderrislerden Kastamonî ‘Ömer Efendi: “Âyetde 'Bel' kelimesi olmayup, ma‘nâsı neden ahz olundu?\" dedikde, Beyzâvî'nin: “‘Em” kelimesi münkatı‘a [Ü3 122a] ve ma‘nây-ı hemze inkâr içündir\" dediğini ve “Bel” ma‘nây-ı hemzeyi mutazammın izrâbiyye olup, “Bel küntüm şühedâ’e” ma‘nâsını ifade eder, söylediğini Mukarrir beyân ile merkūmu iskât ‘akabinde: “Hazret-i Ya‘kūb'un ebnâsına: ‘Millet-i İslâm'a müdâvemet edin' vasiyyetinin fâyidesi olmayup, zîrâ vasiyyeti ile mütenebbih olmadılar” dedikde: “Bu izrâb, mühimden ehemme intikāl kabîlindendir. Şu sebebden ki, tâyife-i Yehûd hazret-i Resûl-i ekrem'e dediler ki: ‘Ya‘kūb huzûr-ı mevtde evlâdına Yehûdiyyet [Ü4 48a] tenbîh eylediğini bilmez misin?' Pes kavm-i mezkûru tevbîh zımnında bu âyet nâzil olduğunu Kādî tasrîh etmişdir” dedikde: “Hitâb eğer mü'minler içün ise, bu âyetde nükte nedir?” deyü tekrâr su'âle ibtidâr etdikde: “Hakk Te‘âlâ buyurdu ki, İslâm'dan ‘ibâret olan millet-i İbrâhîm'den i‘râz edenler câhil ü sefîhlerdir. Bundan ehemme izrâb ve mü'minîne imtinân buyurup, şöyle ki, vâsiyyet-i Ya‘kūb'a hâzır olmadığınız hâlde muttali‘ oldunuz ve bu keyfiyyeti efdal-i rusül olan Nebî'nizin mu‘cizâtından olan vahiy ile bildiniz. Pes bi‘seti ile mugtenem ve hakk-ı mütâbe‘at üzere ana tâbi‘ olun. Husûsan bu vasiyyetde tâ ki, hil‘at-i felâh ile mümtâz olasız\nve sizden evvel gelenler gibi tilke'l-vasiyyeye muhâliflerden olmayasız” deyü îrâd-ı cevâb eyledikde, sâyil: “Bu cevâb bâtıldır. Zîrâ Bârî Teʿâlâ hakkında imtinân, sıfat-ı noksândır\" dedikde, “Kul: Lâ temünnû ʿaleyye İslâmeküm velâkinnellâhe yemünnü ʿaleyküm en hedâküm li'l-îmân” âyetin Mukarrir tilâvet edüp, imtinân insâna göre sıfat-ı naks olup, Bârî Teʿâlâ tarafından zuhûr eden imtinân, mâhz-ı ʿinâyet ü ihsân olduğunu beyân ile sâyil-i mezkûru ilzâm ve esb-i harûn maglatasını ilcâm eyledi. Mukarrir'e füshat-ı hengâm ve fursat-ı mecâl-i kelâm el verüp, [Ü3 122b] ol dahi huzzâra hitâb ve: “Mevt, makūlâtdan kangı makūledir?\" deyü isticvâb eyledikde, Ahıshalı ʿAli Efendi: “Mevt, makūlâtdan değil, zîrâ makūlât, aksâm-ı mevcûdâtdandır. Mevt ise, 'adem-i mahzdır” dedikde, Mukarrir cevâba ibtidâr edüp: “ʿEllezî halaka'l-mevte ve'l-hayâte\" Tefsîr'inde Beyzâvî takdîr yâhûd îcâd maʿnâsın işʿâr edüp, tefsîr-i evvele nazaran [Ü4 48b] mevt, “Ademü'l-hayâti min şe'nihî en yekûne hayyen\" mefhûmundan ʿibâret emr-i ʿademî olup, pes îcâd buna müteʿallık olmaz. Fe-emmâ takdîr-i mevcûda teʿalluku gibi maʿdûma dahi teʿalluk eder. Zîrâ bu sûretde mevt ile murâd, hayât üzerine mukaddem olan mevtdir. Neteki, Hakk Teʿâlâ ʿVe küntüm emvâten buyurup, Beyzâvî dahi ʿVe kaddeme'l-mevte’ ile işâret ve ʿadem, sırf ezelî olduğuna tenbîh eyledi. İşte bu mevte halk teʿalluk etmez, etse hâdis olmak lâzım gelür. Tefsîr-i sânîye nazaran mevtden\nmurâd, “Ademü'l-hayâti ʿammen'ittesafe bihî” mefhûmuyla muʿarref olan mevtdir. Bu taʿrîf kable'l-hayât olan mevte mütenâvil değil. Böyle olunca mâ-kable'l-hayâta itlâkı ʿalâ-vechi't-tecevvüzdür. Bu takdîrce halkın mevte teʿalluku zâhirdir. Zîrâ mevt, melekâtına muzâf-ı 'ademât kabîlinden olmağla, bu sûretde kendüye halk teʿalluk eder. Neteki, ‘Ve ceʿale'z-zulümâti ve'n-nûr' âyetinde 'Ca'l' teʿalluk eylediği gibi, zulmet, nûra muzâdd ʿarazdır. Zuʿm eden, bu âyet ile ihticâc edüp, ancak ʿamâ gibi ʿademü'l-meleke olup, kendüye ‘Caʿl’ gayr-i müteʿallık olan ʿadem-i sırf olmadığını bilmedi. Bundan sonra Dağıstânî ve Ahıshalı vech-i âhar îrâdına şedd-i nitâk ve mevtin cevher olmasında ittifâk ve şununla istidlâl eylediler ki: \"Yevm-i kıyâmetde mevt, sûret-i kebşde zebh olunur”. Mukarrir dahi: “Kebş ve zebh kazıyyesi, 'adem-i mevtden kinâyedir. Vele’in sülime yevm-i kıyâmetde [Ü4 123a] cevher imiş ve kebş sûretinde zebh olunacak imiş, maʿnây-ı maʿkūle kabîlinden olup, hâricde vücûdu olmayan aʿmâlin vezn içün sûret-i cevherde halk olunduğu gibi, lâkin suʼâl-i dünyâda olan mevtdendir” demekle, meclis-i bahse hitâm ve rişte-i münâkaşa vü muʿârazaya infisâm verildi. [Ü4 49a]",
          "caption": "Vukūʿ-ı muʿâraza-i müderrisîn der-huzûr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_567.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muʿâraza-i müderrisîn der-huzûr",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-karâr'da ʿulemây-ı aʿlâma olan rağbet ve kadr ü şânlarına olan hürmet düvel-i sâlifenin birinde vâkiʿ olmayup, tarîkleri muktezâsı üzere refte refte katʿ-ı derecât ve maʿîşet ve arpalıklar ile defʿ-i zarûrât eylediklerinden gayri, mahzâ ʿilm-i şerîfe iʿtibâr ve müdârese ile meʾlûf olanlara semere-i saʿyi izhâr içün beher sene Ramazân'ında birkaç meclis tertîb olunup, her meclisde bir Mukarrir ve yedi-sekiz Müderris hâzır ve pîşgâh-ı Şehriyâr-ı saʿîdü'l-meʾâsirde Tefsîr-i Beyzâvî kırâʾat ve surre-i muʿayyenelerini ahz ile iktisâb-ı bülga-i refâhiyyet ederler idi. Esfâr takrîbi ile surreleri kabûl tenezzül ve cihet-i meʿâşlarına ʿârıza-i muzâyaka tehallül etmişiken, Pâdişâh-ı sütûde-menkabet çâr-bâliş-nişîn-i\nevreng-i Hılâfet oldukları [Ü3 121a] hengâm surreleri yüzer guruşa iblâğ u itmâm ve ʻismetlü Mehd-i ʻulyâ hazretleri tarafından dahi yüzer guruş inzımâmıyla tekmîl-i lâzime-i ikrâm olunup, o fırka-i saʻâdet-mendin baʻzısı dersin bahisden bi'l-külliyye huluvvünü revâ görmeyüp, bilâ-muʻâraza es'ile-i sehletü'l-ecvibe îrâd ve baʻzısı daʻvây-ı teferrüd ile girîve-gerd-i vâdî-yi şatat u ʻinâd olup, mukarrirler ile bî-vech münâkaşa ve itâle-i lisân ile âgāz-ı münâveşe edegeldikleri beher sene mesmûʻ ve bu muʻâraza-i nâ-bercânın seyyi'esi Ebu'ş-şârib Mehmed Efendi gibi bir ehl-i ʻilmi [Ü4 47a] bâlâ-yı çâr-tâk-ı iltifâtdan hazîz-ı idbâra mütehâfit eylediği, vâsıl derece-i şuyûʻ olup, kıssadan hisse almak lâzım iken, bu defʻa mecâlisin birinde Mukarrir bulunan Kudsî Efendi'ye Dağıstânî ʻAbdurrahmân Efendi ve Ahıshalı ʻAli Efendi ve Kastamonî ʻÖmer Efendi ʻale'l-ʻumûm savlet-endâz-ı hücûm ve hâsıl-ı bahisleri mü'eddî-yi mübâgaza vü şütûm olup, Mukarrir her ne kadar rifk ile hitâb ve beyne'l-lutfi ve'l-ʻitâb su'âllerine îrâd-ı cevâb etdiyse dahi, tâyife-i İnâdiyye gibi \"Lâ-nüsellimü\" âvâzelerin ʻayyûka resâ ve hakkı kabûlden imtinâʻ u ibâ ve huzûr-ı hümâyûn mahall-i edeb ü huzûr ve makām-ı meskenet ü huşûʻ iken, kelimât-ı lâgıye ve iʻtirâzât-ı vâhiye ile Mukarrir'i zulmen tahkīr u izdirâ hulyâsında oldukları, mir'ât-i temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʻ-ı Gîtî-incilây-ı Mülûkâne'de rû-nümâ olmağla, fi'l-hâl nakz-ı meclise îmâ ve muʻtâd olan ʻatıyyeleri eğerçi bu defʻa iʻtâ olundu. Lâkin bâlâda mezkûru'l-esâmî üç nefer müderrislerin Huzûr Dersi'nden memnûʻiyyetleri Fetvâ-penâh cenâblarına işrâb u tenbîh ve o meclis-i hatîr o makūle bî-edeblerden tahliye vü tenzîh olunup, beher sâl kîse-i iktidârlarını mâlâ-mâl [Ü3 121b] eden ʻatıyyeden hevâcis-i nefsâniyye sebebi ile nevmîd ü mahrûm ve ebnây-ı cinsleri beyninde muʻâteb ü melûm oldular.\nGarâyib-i ahvâldendir ki, Dağıstânî ʻAbdurrahmân Efendi sebkat eden kabâhat u fezâhatinden gaflet ile evliyây-ı umûrdan kazıyyeye gayr-i vâkıf bir zâta varup, Mukarrirlik içün mukarrebînden birine tezkire tahsîl ve mürselün ileyh tarafından cünhası ve Huzûr Dersi'nden memnûʻiyyeti tafsîl olunup, sâhib-i tezkireyi tahcîl eylediği baʻzı sikātdan rivâyet olunmağla, [Ü4 47b] bu mahalle tezyîl olundu. \n\nMukarrir bulunan Kudsî Efendi nüsahı yoluyla okuyup okudanlardan ve aʻlem-i belde olan Münîb Efendi cenâblarının izin verdikleri ʻulemânın eşbehlerinden hâvî-yi maʻkūl u\nmenkūl ve câmi‘-i fürû' u usûl bir zât olup, “Fî kulûbihim marazun\" olan erbâb-ı hasedin nâvek-i sitemine garaz olması kulûb-ı huzzârı dâğ-dâr-ı gayret etmişiken, tahkīrine sa'y edenlerin o vechile te'dîb ü terbiyeleri medâr-ı tesliyet ve sebeb-i duʻây-ı Şehriyâr-ı gerdûn-bestat olmuşdur. \n\n Meclis-i mezkûrda vâki‘ olan ebhâs ve hılâl-i su'âl ü cevâbda tekevvün eden ef‘âl-i ahdâs ‘Arabiyyü'l-‘ibâre bir risâleye derc olunmuş bulunmağla, Risâle-i mezkûreyi bu Fakīr-i bî-bızâ‘a terceme edüp, münâkaşa vü müşâtemeye dâyir olan güftâr, tayy-kerde-i kalem-i perîşân-âsâr kılınup, fekat mâdde-i bahs kaydıyla ri‘âyet-i şart-ı ihtisâr kılındı: \n\n “Em küntüm şühedâ’e iz hazara Ya‘kūbe'l-mevtü” ilâ âhırı'l-âyet... Mukarrir, bu âyet-i şerîfeden bed' edüp, “Em” kelimesini izrâb ma‘nâsını mutazammın olan “Bel” ile îrâd edüp, meclisde olan müderrislerden Kastamonî ‘Ömer Efendi: “Âyetde 'Bel' kelimesi olmayup, ma‘nâsı neden ahz olundu?\" dedikde, Beyzâvî'nin: “‘Em” kelimesi münkatı‘a [Ü3 122a] ve ma‘nây-ı hemze inkâr içündir\" dediğini ve “Bel” ma‘nây-ı hemzeyi mutazammın izrâbiyye olup, “Bel küntüm şühedâ’e” ma‘nâsını ifade eder, söylediğini Mukarrir beyân ile merkūmu iskât ‘akabinde: “Hazret-i Ya‘kūb'un ebnâsına: ‘Millet-i İslâm'a müdâvemet edin' vasiyyetinin fâyidesi olmayup, zîrâ vasiyyeti ile mütenebbih olmadılar” dedikde: “Bu izrâb, mühimden ehemme intikāl kabîlindendir. Şu sebebden ki, tâyife-i Yehûd hazret-i Resûl-i ekrem'e dediler ki: ‘Ya‘kūb huzûr-ı mevtde evlâdına Yehûdiyyet [Ü4 48a] tenbîh eylediğini bilmez misin?' Pes kavm-i mezkûru tevbîh zımnında bu âyet nâzil olduğunu Kādî tasrîh etmişdir” dedikde: “Hitâb eğer mü'minler içün ise, bu âyetde nükte nedir?” deyü tekrâr su'âle ibtidâr etdikde: “Hakk Te‘âlâ buyurdu ki, İslâm'dan ‘ibâret olan millet-i İbrâhîm'den i‘râz edenler câhil ü sefîhlerdir. Bundan ehemme izrâb ve mü'minîne imtinân buyurup, şöyle ki, vâsiyyet-i Ya‘kūb'a hâzır olmadığınız hâlde muttali‘ oldunuz ve bu keyfiyyeti efdal-i rusül olan Nebî'nizin mu‘cizâtından olan vahiy ile bildiniz. Pes bi‘seti ile mugtenem ve hakk-ı mütâbe‘at üzere ana tâbi‘ olun. Husûsan bu vasiyyetde tâ ki, hil‘at-i felâh ile mümtâz olasız\nve sizden evvel gelenler gibi tilke'l-vasiyyeye muhâliflerden olmayasız” deyü îrâd-ı cevâb eyledikde, sâyil: “Bu cevâb bâtıldır. Zîrâ Bârî Teʿâlâ hakkında imtinân, sıfat-ı noksândır\" dedikde, “Kul: Lâ temünnû ʿaleyye İslâmeküm velâkinnellâhe yemünnü ʿaleyküm en hedâküm li'l-îmân” âyetin Mukarrir tilâvet edüp, imtinân insâna göre sıfat-ı naks olup, Bârî Teʿâlâ tarafından zuhûr eden imtinân, mâhz-ı ʿinâyet ü ihsân olduğunu beyân ile sâyil-i mezkûru ilzâm ve esb-i harûn maglatasını ilcâm eyledi. Mukarrir'e füshat-ı hengâm ve fursat-ı mecâl-i kelâm el verüp, [Ü3 122b] ol dahi huzzâra hitâb ve: “Mevt, makūlâtdan kangı makūledir?\" deyü isticvâb eyledikde, Ahıshalı ʿAli Efendi: “Mevt, makūlâtdan değil, zîrâ makūlât, aksâm-ı mevcûdâtdandır. Mevt ise, 'adem-i mahzdır” dedikde, Mukarrir cevâba ibtidâr edüp: “ʿEllezî halaka'l-mevte ve'l-hayâte\" Tefsîr'inde Beyzâvî takdîr yâhûd îcâd maʿnâsın işʿâr edüp, tefsîr-i evvele nazaran [Ü4 48b] mevt, “Ademü'l-hayâti min şe'nihî en yekûne hayyen\" mefhûmundan ʿibâret emr-i ʿademî olup, pes îcâd buna müteʿallık olmaz. Fe-emmâ takdîr-i mevcûda teʿalluku gibi maʿdûma dahi teʿalluk eder. Zîrâ bu sûretde mevt ile murâd, hayât üzerine mukaddem olan mevtdir. Neteki, Hakk Teʿâlâ ʿVe küntüm emvâten buyurup, Beyzâvî dahi ʿVe kaddeme'l-mevte’ ile işâret ve ʿadem, sırf ezelî olduğuna tenbîh eyledi. İşte bu mevte halk teʿalluk etmez, etse hâdis olmak lâzım gelür. Tefsîr-i sânîye nazaran mevtden\nmurâd, “Ademü'l-hayâti ʿammen'ittesafe bihî” mefhûmuyla muʿarref olan mevtdir. Bu taʿrîf kable'l-hayât olan mevte mütenâvil değil. Böyle olunca mâ-kable'l-hayâta itlâkı ʿalâ-vechi't-tecevvüzdür. Bu takdîrce halkın mevte teʿalluku zâhirdir. Zîrâ mevt, melekâtına muzâf-ı 'ademât kabîlinden olmağla, bu sûretde kendüye halk teʿalluk eder. Neteki, ‘Ve ceʿale'z-zulümâti ve'n-nûr' âyetinde 'Ca'l' teʿalluk eylediği gibi, zulmet, nûra muzâdd ʿarazdır. Zuʿm eden, bu âyet ile ihticâc edüp, ancak ʿamâ gibi ʿademü'l-meleke olup, kendüye ‘Caʿl’ gayr-i müteʿallık olan ʿadem-i sırf olmadığını bilmedi. Bundan sonra Dağıstânî ve Ahıshalı vech-i âhar îrâdına şedd-i nitâk ve mevtin cevher olmasında ittifâk ve şununla istidlâl eylediler ki: \"Yevm-i kıyâmetde mevt, sûret-i kebşde zebh olunur”. Mukarrir dahi: “Kebş ve zebh kazıyyesi, 'adem-i mevtden kinâyedir. Vele’in sülime yevm-i kıyâmetde [Ü4 123a] cevher imiş ve kebş sûretinde zebh olunacak imiş, maʿnây-ı maʿkūle kabîlinden olup, hâricde vücûdu olmayan aʿmâlin vezn içün sûret-i cevherde halk olunduğu gibi, lâkin suʼâl-i dünyâda olan mevtdendir” demekle, meclis-i bahse hitâm ve rişte-i münâkaşa vü muʿârazaya infisâm verildi. [Ü4 49a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Kuban Hânı olup, Bergos mâddesine mebnî bu defʿa dahi Midillü Cezîresi'ne nefy olunan Baht Girây Hân şehr-i Ramazân evâyilinde cânib-i âhirete revân olup, sâlyânesi bi't-temâm hazîne-mânde kılınup, Tekfürdağı gümrüğünden kayd-ı hayât ile müşârun ileyhe taʿyîn olunan meʿâşdan ve Filibe'de vâkiʿ çeltük enhâr mukātaʿasından ber-vech-i yevmiyye mutasarrıf olduğu ürzden terk eylediği evlâd-ı zükûr u inâsına kifâyet mikdârı vezâyif ü cerâyâ tanzîm ve eytâmı hakkında “İrhamû ʿazîze kavmin zelle” mefhûm-ı ecelli üzere merhamet-i ʿâlem-şümûl-i Şâhâne taʿmîm olundu.",
          "caption": "Fevt-i Baht Girây Hân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_568.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Baht Girây Hân",
          "text": "Sâbıkā Kuban Hânı olup, Bergos mâddesine mebnî bu defʿa dahi Midillü Cezîresi'ne nefy olunan Baht Girây Hân şehr-i Ramazân evâyilinde cânib-i âhirete revân olup, sâlyânesi bi't-temâm hazîne-mânde kılınup, Tekfürdağı gümrüğünden kayd-ı hayât ile müşârun ileyhe taʿyîn olunan meʿâşdan ve Filibe'de vâkiʿ çeltük enhâr mukātaʿasından ber-vech-i yevmiyye mutasarrıf olduğu ürzden terk eylediği evlâd-ı zükûr u inâsına kifâyet mikdârı vezâyif ü cerâyâ tanzîm ve eytâmı hakkında “İrhamû ʿazîze kavmin zelle” mefhûm-ı ecelli üzere merhamet-i ʿâlem-şümûl-i Şâhâne taʿmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Ramazân, gāyetine resân ve gurre-i Şevvâl Sebt gününden sübût bulup, leylesi Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sudûr ve mevâlî ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ve sâyir erkân-ı Saltanat Serây-ı hümâyûn'da mevcûd bulunup, teneffüs-i subh-ı sâdık ʿakabinde edây-ı salât ve fırka fırka taht-ı hümâyûn-bahta doğru tahrîk-i hatevât ve dâmen-bûs-i hazret-i Cihân-dârî ve iltisâm-ı âstîn-i hazret-i Şehriyârî resmi icrâsından sonra, Pâdişâh-ı melâyik-sipâh dâme mâ-dâme meftûhan bi-medhihi'l-efvâh Sultan Ahmed Câmiʿi'nde edây-ı salât-ı ʿîd ve baʿdehû Serây-ı dilârây-ı Cihân-dârî'lerin gibta-zen-i talʿat-ı Hûrşîd eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i 'Îd-i Fıtr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_569.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i 'Îd-i Fıtr",
          "text": "Şehr-i Ramazân, gāyetine resân ve gurre-i Şevvâl Sebt gününden sübût bulup, leylesi Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sudûr ve mevâlî ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ve sâyir erkân-ı Saltanat Serây-ı hümâyûn'da mevcûd bulunup, teneffüs-i subh-ı sâdık ʿakabinde edây-ı salât ve fırka fırka taht-ı hümâyûn-bahta doğru tahrîk-i hatevât ve dâmen-bûs-i hazret-i Cihân-dârî ve iltisâm-ı âstîn-i hazret-i Şehriyârî resmi icrâsından sonra, Pâdişâh-ı melâyik-sipâh dâme mâ-dâme meftûhan bi-medhihi'l-efvâh Sultan Ahmed Câmiʿi'nde edây-ı salât-ı ʿîd ve baʿdehû Serây-ı dilârây-ı Cihân-dârî'lerin gibta-zen-i talʿat-ı Hûrşîd eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü günü resm-i dîrîn [Ü3 123b] ve kāʿide-i pîşîn-i Devlet-i ʿaliyye üzere tevcîhât-ı hümâyûn vukūʿ bulup, orduda bulunan hademe-i Bâb-ı ʿÂsafî ibkā ve mukaddemâ Teşrîfatcılık Sâlim Efendi ʿazlinden hâlî [Ü4 49b] kalup, vekâleten idâresi Kethudâ Kâtibi ʿAbdî Bey'e tenbîh olunmuşidi. Asâleti o tarafda ʿİzzet Hasan Efendi'ye sezâ görülüp, Âsitâne'de olan vükelâ dahi kemâ-kân makāmlarında müstekarr ve Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ibkāsıyla mutasarrıfı el-Hâc İbrâhîm Efendi müstebşir olup, Hubûbât Nezâreti'nden Cânib Efendi maʿzûl ve mansıb-ı mezkûr ile Re'îsülküttâb-ı esbak Ahmed ʿAtıf Efendi nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, Nişancılık ile Râsih Mustafa Efendi ve Defter Emâneti ile Firdevsî Efendi manzûr ve Büyük Rûznâmecilik ibkāsıyla Beyhân Sultân Kethudâsı Mehmed ʿÂrif Efendi ser-germ-i râh-ı sürûr olup, Feyzî Bey-zâde Mehmed Bey, Baş-muhasebe'ye nâyil ve Seyyid Mehmed Efendi, Şehr-emâneti ibkāsıyla ser-i menzil-i merâma vâsıl ve Tersâne Emâneti ʿÖmer Ağa'ya havâle ve Darb-hâne Emâneti ibkāsıyla Ahmed Şâkir Efendi, re’sü'l-mâl-i ʿizz ü rifʿate inâle olunup, Matbah Emâneti ile Yûsuf Âgâh\nEfendi tecdîd-i câh ve Arpa Emâneti ile Arnabud Hasan Efendi katʿ-ı râh edüp, Barut-hâneler, ʿAzîz Efendi'ye ibkā ve Anadolu Muhâsebesi ile Ahmed Câvîd Bey ihyâ olunup, Atlu Mukābeleciliği ile Selîm Sâbit Efendi feres-rân-ı meydân-ı iʿtibâr ve Haremeyn Muhâsebeciliği ile Kisve-i şerîfe Nâzırı Mehmed Efendi hilʿat-pûş-i iftihâr ve Yeniçeri Kitâbeti ile Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey memnûn ve Sipâh Kitâbeti ile Kara Hâfız Efendi ve Silahdâr Kitâbeti ile leyl ü nehâr umûr-ı mühimme tahrîriyle evkāt-güzâr olan Âmedî Gālib Efendi hezzet ü beşâşete makrûn ve Cizye Muhâsebeciliği [Ü3 124a] ʿismetlü Hadîce Sultân [Ü4 50a] Kethudâsı Hüseyin Efendi'ye ihsân ve Mevkūfâtçılık ile Çukadâr Ağalık'dan muhrec Dervîş Efendi-zâde Mustafa Efendi şâdân kılınup, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti, Cezâyir'e me'mûr ʿAbdünnâfiʿ Efendi'ye ve Kalyonlar Kitâbeti, Tayyâr Paşa maʿiyyetinde olan Rüşdî Efendi'ye kemâ-fi'l-evvel münâsib ü mahall görülüp, Mâliyye Tezkireciliği ile Sâhib Efendi'nin hâtırı mecbûr ve Küçük Rûznâme ile Mektûbî-yi Defterî Yûsuf Efendi mesrûr kılınup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına ihâle ve baʿzılarının zarûretleri ʿatâyây-ı behiyye ile izâle olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_570.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü günü resm-i dîrîn [Ü3 123b] ve kāʿide-i pîşîn-i Devlet-i ʿaliyye üzere tevcîhât-ı hümâyûn vukūʿ bulup, orduda bulunan hademe-i Bâb-ı ʿÂsafî ibkā ve mukaddemâ Teşrîfatcılık Sâlim Efendi ʿazlinden hâlî [Ü4 49b] kalup, vekâleten idâresi Kethudâ Kâtibi ʿAbdî Bey'e tenbîh olunmuşidi. Asâleti o tarafda ʿİzzet Hasan Efendi'ye sezâ görülüp, Âsitâne'de olan vükelâ dahi kemâ-kân makāmlarında müstekarr ve Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ibkāsıyla mutasarrıfı el-Hâc İbrâhîm Efendi müstebşir olup, Hubûbât Nezâreti'nden Cânib Efendi maʿzûl ve mansıb-ı mezkûr ile Re'îsülküttâb-ı esbak Ahmed ʿAtıf Efendi nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, Nişancılık ile Râsih Mustafa Efendi ve Defter Emâneti ile Firdevsî Efendi manzûr ve Büyük Rûznâmecilik ibkāsıyla Beyhân Sultân Kethudâsı Mehmed ʿÂrif Efendi ser-germ-i râh-ı sürûr olup, Feyzî Bey-zâde Mehmed Bey, Baş-muhasebe'ye nâyil ve Seyyid Mehmed Efendi, Şehr-emâneti ibkāsıyla ser-i menzil-i merâma vâsıl ve Tersâne Emâneti ʿÖmer Ağa'ya havâle ve Darb-hâne Emâneti ibkāsıyla Ahmed Şâkir Efendi, re’sü'l-mâl-i ʿizz ü rifʿate inâle olunup, Matbah Emâneti ile Yûsuf Âgâh\nEfendi tecdîd-i câh ve Arpa Emâneti ile Arnabud Hasan Efendi katʿ-ı râh edüp, Barut-hâneler, ʿAzîz Efendi'ye ibkā ve Anadolu Muhâsebesi ile Ahmed Câvîd Bey ihyâ olunup, Atlu Mukābeleciliği ile Selîm Sâbit Efendi feres-rân-ı meydân-ı iʿtibâr ve Haremeyn Muhâsebeciliği ile Kisve-i şerîfe Nâzırı Mehmed Efendi hilʿat-pûş-i iftihâr ve Yeniçeri Kitâbeti ile Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey memnûn ve Sipâh Kitâbeti ile Kara Hâfız Efendi ve Silahdâr Kitâbeti ile leyl ü nehâr umûr-ı mühimme tahrîriyle evkāt-güzâr olan Âmedî Gālib Efendi hezzet ü beşâşete makrûn ve Cizye Muhâsebeciliği [Ü3 124a] ʿismetlü Hadîce Sultân [Ü4 50a] Kethudâsı Hüseyin Efendi'ye ihsân ve Mevkūfâtçılık ile Çukadâr Ağalık'dan muhrec Dervîş Efendi-zâde Mustafa Efendi şâdân kılınup, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti, Cezâyir'e me'mûr ʿAbdünnâfiʿ Efendi'ye ve Kalyonlar Kitâbeti, Tayyâr Paşa maʿiyyetinde olan Rüşdî Efendi'ye kemâ-fi'l-evvel münâsib ü mahall görülüp, Mâliyye Tezkireciliği ile Sâhib Efendi'nin hâtırı mecbûr ve Küçük Rûznâme ile Mektûbî-yi Defterî Yûsuf Efendi mesrûr kılınup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına ihâle ve baʿzılarının zarûretleri ʿatâyây-ı behiyye ile izâle olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr hazretlerinin hemîşe sehâb-ı midrâr-ı ʿinâyetleri, kābil-i feyz ü istiʿdâd olanlar hakkında mütekātır ve ʿan-asl maksad-ı isnây-ı Mülûkâne'leri tahsîl-i teveccüh-i kalb ve celb-i hâtır olduğuna binâʾen, bu defʿa dahi ümmîd-i pâye ile dest-bâz-ı temennî vü niyâz olan zevâtdan İstanbul Pâyesi olup, sâbıkā Galata Kadısı Dürrî-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi'ye Şevvâl'in on birinci gününden ve yine İstanbul Pâyesi olup, sâbıkā Havâss-ı refîʿa Kadısı Mîr es-Seyyid Mustafa ʿİzzet Efendi'ye Şevvâl'in on yedinci gününden ve sâbıkā İstanbul Kadısı Nakîb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye Şevvâl'in yirmi beşinci gününden iʿtibâr ile Anadolu Pâyeleri ihsân ve arz-ı fukarây-ı ümmîdleri mahzar u reyyân kılınup, sâbıkā Havâss-ı refîʿa Kadısı İbrâhîm Efendi-zâde ʿAbdullah Efendi'ye bi-hasebi't-tarîk Burusa Kazâsı teveccüh edüp, ancak müsinn ü ihtiyâr ve hükûmet-i şerʿiyye idâresinde [Ü4 50b] ʿaczi bedîdâr olduğundan, rızâsıyla hükûmet-i mezkûreden keff-i yed ve Edirne Pâyesi'n ganîmet ʿadd etmekle, mûmâ ileyhe bin iki yüz on altı [Ü3 124b] Muharrem'i\ngurresinden Edirne Pâyesi ve sâbıkā Galata Kadısı Feyzullah ʿAfîf Efendi'ye kezâlik târîh-i mezkûrda mutasarrıf olmak üzere Burusa Kazâsı ve Dâru'l-hadîs Müderrisi bulunan Yûsuf-zâde Şeyh Yûsuf Efendi'ye Selânik Kazâsı tevcîh olunup, mûmâ ileyhin tasarruf-ı mansıbda kudreti meslûb olmağla, Nâyib ile zabt-ı mansıb eylemesi taraf-ı Fetvâ-penâhî'den münâsib görüldü.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_571.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ",
          "text": "Şehriyâr-ı sütûde-âsâr hazretlerinin hemîşe sehâb-ı midrâr-ı ʿinâyetleri, kābil-i feyz ü istiʿdâd olanlar hakkında mütekātır ve ʿan-asl maksad-ı isnây-ı Mülûkâne'leri tahsîl-i teveccüh-i kalb ve celb-i hâtır olduğuna binâʾen, bu defʿa dahi ümmîd-i pâye ile dest-bâz-ı temennî vü niyâz olan zevâtdan İstanbul Pâyesi olup, sâbıkā Galata Kadısı Dürrî-zâde es-Seyyid ʿAbdullah Efendi'ye Şevvâl'in on birinci gününden ve yine İstanbul Pâyesi olup, sâbıkā Havâss-ı refîʿa Kadısı Mîr es-Seyyid Mustafa ʿİzzet Efendi'ye Şevvâl'in on yedinci gününden ve sâbıkā İstanbul Kadısı Nakîb-zâde es-Seyyid Ahmed Efendi'ye Şevvâl'in yirmi beşinci gününden iʿtibâr ile Anadolu Pâyeleri ihsân ve arz-ı fukarây-ı ümmîdleri mahzar u reyyân kılınup, sâbıkā Havâss-ı refîʿa Kadısı İbrâhîm Efendi-zâde ʿAbdullah Efendi'ye bi-hasebi't-tarîk Burusa Kazâsı teveccüh edüp, ancak müsinn ü ihtiyâr ve hükûmet-i şerʿiyye idâresinde [Ü4 50b] ʿaczi bedîdâr olduğundan, rızâsıyla hükûmet-i mezkûreden keff-i yed ve Edirne Pâyesi'n ganîmet ʿadd etmekle, mûmâ ileyhe bin iki yüz on altı [Ü3 124b] Muharrem'i\ngurresinden Edirne Pâyesi ve sâbıkā Galata Kadısı Feyzullah ʿAfîf Efendi'ye kezâlik târîh-i mezkûrda mutasarrıf olmak üzere Burusa Kazâsı ve Dâru'l-hadîs Müderrisi bulunan Yûsuf-zâde Şeyh Yûsuf Efendi'ye Selânik Kazâsı tevcîh olunup, mûmâ ileyhin tasarruf-ı mansıbda kudreti meslûb olmağla, Nâyib ile zabt-ı mansıb eylemesi taraf-ı Fetvâ-penâhî'den münâsib görüldü."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ ileyh ʿillet-i insıbâb ile birkaç gün rencûr u derd-nâk ve tertîb olunan edviye vü muʿâlecât nefsini ʿadem-i imsâk ile pençe-i ecel girîbân-ı hayâtını çâk ve hâb-gâhını zîr-i hâk eyledi. Mûmâ ileyh Mısır'da vefât eden Vezîr Ebûbekir Paşa'nın oğlu olup, tarîkı üzere Üsküdâr ve Edirne ve Medîne-i münevvere ve İstanbul Kadısı olmuşidi. Zemân-ı tufûliyyetinden evân-ı kuhûletine dek zihnini tecribe içün aralık aralık mukaddimât-ı ʿulûm tahsîline mübâşeret ve tabʿ-ı ʿakîm sebebi ile fehm ü idrâk menzilesine vusûl bulmayacağını cezm ve bîhûde zahmet çekmekden ferâgat edüp, dünyaya meyl ü rükûn hasebiyle çâh-ı hubb-i câha üftâde ve erre-i ʿömr-i nâzenîn ve sûhân-ı râhat-ı mugaffilîn olan tarîk defterini taklîb ile şâhid-i dîvâr-ı hulyâya dil-dâde olmuşidi. ʿÂkıbet bu hılâlde nâ-kâm u mahrûm, reh-peymây-ı berzah-ı yevm-i maʿlûm oldu; “Men leyse fî bekā’ihî menfaʿaten türcâ, fe-lâ be’se lehû izâ hevâ”",
          "caption": "Fevt-i Mîr Hamdullah ez-kudât-ı İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_572.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Mîr Hamdullah ez-kudât-ı İstanbul",
          "text": "Mîr-i mûmâ ileyh ʿillet-i insıbâb ile birkaç gün rencûr u derd-nâk ve tertîb olunan edviye vü muʿâlecât nefsini ʿadem-i imsâk ile pençe-i ecel girîbân-ı hayâtını çâk ve hâb-gâhını zîr-i hâk eyledi. Mûmâ ileyh Mısır'da vefât eden Vezîr Ebûbekir Paşa'nın oğlu olup, tarîkı üzere Üsküdâr ve Edirne ve Medîne-i münevvere ve İstanbul Kadısı olmuşidi. Zemân-ı tufûliyyetinden evân-ı kuhûletine dek zihnini tecribe içün aralık aralık mukaddimât-ı ʿulûm tahsîline mübâşeret ve tabʿ-ı ʿakîm sebebi ile fehm ü idrâk menzilesine vusûl bulmayacağını cezm ve bîhûde zahmet çekmekden ferâgat edüp, dünyaya meyl ü rükûn hasebiyle çâh-ı hubb-i câha üftâde ve erre-i ʿömr-i nâzenîn ve sûhân-ı râhat-ı mugaffilîn olan tarîk defterini taklîb ile şâhid-i dîvâr-ı hulyâya dil-dâde olmuşidi. ʿÂkıbet bu hılâlde nâ-kâm u mahrûm, reh-peymây-ı berzah-ı yevm-i maʿlûm oldu; “Men leyse fî bekā’ihî menfaʿaten türcâ, fe-lâ be’se lehû izâ hevâ”"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Kapudan Paşa hazretleri Ordu-yi hümâyûn'a varup, [Ü4 51a] Sadrıaʿzam hazretleriyle mülâkāt ve istihlâs-ı Mısır'a dâ'ir miyânelerinde sebk-ı müzâkerât edüp, re'y olunan hareket-i bahriyye vü berriyyenin icrâsı düşvâr olduğundan, deryâda ve Mısır etrâfında Donanma-yi hümâyûn ile bir müddet geşt ü güzâr [Ü3 125a] etdiyse dahi,\nhevâların fuhûleti ve telâtum-ı deryânın şiddeti sebebi ile fîmâ-ba'd o cevânibde seyr ü hareket müstelzim-i hüdûs-i âfet olduğundan, Donanma-yi hümâyûn'u Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve mersây-ı tersâneye idhâl etmişidi. Bir mâh murûrundan sonra İngilizlü ber-mûceb-i ittifâk, istihlâs-ı Mısır'a şedd-i nitâk edüp, mükemmel donanmaları Devlet-i ʿaliyye sularına mütekārib olduğu ahbârı istirâk olunduğundan gayri, Devlet-i ʿaliyye ile tehaffuzî ve tecâvüzî ittifâklarını beyân ü ifâde ve bir ân akdem Kapudan Paşa hazretlerinin vusûlü içün Der-ʿaliyye'ye takrîr firistâde eylediklerine binâ'en, sagîr sefâyinden mâ-ʿadâ on sekiz kıtʿa sefînenin levâzımına nazar ve leyl ü nehâr tertîb ü techîzine saʿy-i evfer kılındığından başka, Levend Çiftliği Bostâniyân'ından ve Kılâʿ-ı tisʿa yamakānından ve Üsküdar'da müceddeden teʿallüm-i harb eden askerden üç bin kadar muʿallem asker ve müşârun ileyhin kendü bedeninden tahrîr eylediği üç bin beş yüz nefer piyâde ve Topçu Ocağı'ndan bir orta ve ʿArabacı Ocağı'ndan yarım orta sefâyine idrâc ve Depedelenli Vezîr ʿAlî Paşa maʿrifetiyle tahrîr ü ihrâc olunan iki bin Arnabud askeri dahi tahsîs olunan sevâhilin birine lede'l-vusûl anlar dahi sefâyine teşhîn olunmak tasmîm olunup, ancak on sekiz kıtʿa sefâyinin müddet-i yesîrede techîzi müteʿazzir olup, tîz elden tanzîmi mümkin olan [Ü4 51b] sefâyin ile Vezîr-i müşârun ileyh hazretlerinin hareketi ve sefâyin-i bâkıyyenin refte refte verâdan ʿazîmeti savâb-dîd-i erbâb-ı elbâb olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Şevvâlü'l-mükerremin on birinci yevm-i Sebt müşârun ileyh hazretleri levâzımı tekmîl olunmuş sefâyine me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile râkib ve on dördüncü [Ü3 125b] Pençşenbih günü Ak-deniz'e doğru sevk-ı merâkib edüp, Sadrıaʿzam hazretleriyle muhâbere ve her husûsu müşâvere ile muktezây-ı hâl icrâsına mübâdere eylemesi ve İngiliz donanmasıyla şart-ı ittifâka riʿâyet ve istihlâs-ı Mısır'a ikdâm ü himmet etmek vesâyâsı gûş-i hûşuna mengûş kılındı.",
          "caption": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_573.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Bundan akdem Kapudan Paşa hazretleri Ordu-yi hümâyûn'a varup, [Ü4 51a] Sadrıaʿzam hazretleriyle mülâkāt ve istihlâs-ı Mısır'a dâ'ir miyânelerinde sebk-ı müzâkerât edüp, re'y olunan hareket-i bahriyye vü berriyyenin icrâsı düşvâr olduğundan, deryâda ve Mısır etrâfında Donanma-yi hümâyûn ile bir müddet geşt ü güzâr [Ü3 125a] etdiyse dahi,\nhevâların fuhûleti ve telâtum-ı deryânın şiddeti sebebi ile fîmâ-ba'd o cevânibde seyr ü hareket müstelzim-i hüdûs-i âfet olduğundan, Donanma-yi hümâyûn'u Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl ve mersây-ı tersâneye idhâl etmişidi. Bir mâh murûrundan sonra İngilizlü ber-mûceb-i ittifâk, istihlâs-ı Mısır'a şedd-i nitâk edüp, mükemmel donanmaları Devlet-i ʿaliyye sularına mütekārib olduğu ahbârı istirâk olunduğundan gayri, Devlet-i ʿaliyye ile tehaffuzî ve tecâvüzî ittifâklarını beyân ü ifâde ve bir ân akdem Kapudan Paşa hazretlerinin vusûlü içün Der-ʿaliyye'ye takrîr firistâde eylediklerine binâ'en, sagîr sefâyinden mâ-ʿadâ on sekiz kıtʿa sefînenin levâzımına nazar ve leyl ü nehâr tertîb ü techîzine saʿy-i evfer kılındığından başka, Levend Çiftliği Bostâniyân'ından ve Kılâʿ-ı tisʿa yamakānından ve Üsküdar'da müceddeden teʿallüm-i harb eden askerden üç bin kadar muʿallem asker ve müşârun ileyhin kendü bedeninden tahrîr eylediği üç bin beş yüz nefer piyâde ve Topçu Ocağı'ndan bir orta ve ʿArabacı Ocağı'ndan yarım orta sefâyine idrâc ve Depedelenli Vezîr ʿAlî Paşa maʿrifetiyle tahrîr ü ihrâc olunan iki bin Arnabud askeri dahi tahsîs olunan sevâhilin birine lede'l-vusûl anlar dahi sefâyine teşhîn olunmak tasmîm olunup, ancak on sekiz kıtʿa sefâyinin müddet-i yesîrede techîzi müteʿazzir olup, tîz elden tanzîmi mümkin olan [Ü4 51b] sefâyin ile Vezîr-i müşârun ileyh hazretlerinin hareketi ve sefâyin-i bâkıyyenin refte refte verâdan ʿazîmeti savâb-dîd-i erbâb-ı elbâb olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Şevvâlü'l-mükerremin on birinci yevm-i Sebt müşârun ileyh hazretleri levâzımı tekmîl olunmuş sefâyine me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile râkib ve on dördüncü [Ü3 125b] Pençşenbih günü Ak-deniz'e doğru sevk-ı merâkib edüp, Sadrıaʿzam hazretleriyle muhâbere ve her husûsu müşâvere ile muktezây-ı hâl icrâsına mübâdere eylemesi ve İngiliz donanmasıyla şart-ı ittifâka riʿâyet ve istihlâs-ı Mısır'a ikdâm ü himmet etmek vesâyâsı gûş-i hûşuna mengûş kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿOsmân Efendi bir müddetden berü hasta ve ʿÂsitâne-i saʿâdet'e rucûʿ ümniyyesiyle dest-i niyâzı dâmen-i Sadru's-sudûr'a âvîhte vü beste eylediği, bundan akdem Rikâb-ı kâm-yâb-ı hazret-i Cihân-dârî'ye 'arz u istîzân ve müsâʿade-i seniyye nümâyân olduğu hâlde Kethudâlık tevcîhinin suver-i hasenesi, taraf-ı Âsafâne'den beyân buyurulmuş idi. Efendi-yi mûmâ ileyh o havâlîde bi'l-vücûh mübtelây-ı zahmet ü endûh ve bu sebeble sezâ-vâr-ı şefekat-i Şehriyâr-ı İskender-şükûh olduğundan, ʿavd ü insırâfına irâde-i hazret-i Cihân-dârî cârî ve Kethudâlık tevcîhi husûsunda dahi vech-i vecîh ü savâb ne ise taraf-ı Sadrıaʿzamî'ye tahrîr ü işâret olunmuşidi. İrâde-i kerâmet-ifâde-i Mülûkâne tebeyyün ve ʿOsmân Efendi'nin meʾzûniyyeti teʿayyün eyledikde, bi'l-fiʿl Defterdar bulunan Sa'dullah Efendi'yi Kethudâlık hıdmet-i celîlesiyle mümtâz ve Mektûbçuları Mehmed Recâ’î Efendi'yi Defterdarlık câh-ı refîʿiyle kāmet-efrâz-ı tebahtur u ihtizâz buyurup, [Ü4 52a] Mektûbçuluk hıdmetine Baş-halîfe olan ʿAbdülhamîd Efendi'yi taʿyîn ve Baş-halîfelik ile Divrikli-zâde Tahsîn Efendi'nin ʿunvân-ı nüsha-i emelini tezyîn eylediler.",
          "caption": "Vukūʿ-ı ʿazl ü nasb der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_574.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı ʿazl ü nasb der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿOsmân Efendi bir müddetden berü hasta ve ʿÂsitâne-i saʿâdet'e rucûʿ ümniyyesiyle dest-i niyâzı dâmen-i Sadru's-sudûr'a âvîhte vü beste eylediği, bundan akdem Rikâb-ı kâm-yâb-ı hazret-i Cihân-dârî'ye 'arz u istîzân ve müsâʿade-i seniyye nümâyân olduğu hâlde Kethudâlık tevcîhinin suver-i hasenesi, taraf-ı Âsafâne'den beyân buyurulmuş idi. Efendi-yi mûmâ ileyh o havâlîde bi'l-vücûh mübtelây-ı zahmet ü endûh ve bu sebeble sezâ-vâr-ı şefekat-i Şehriyâr-ı İskender-şükûh olduğundan, ʿavd ü insırâfına irâde-i hazret-i Cihân-dârî cârî ve Kethudâlık tevcîhi husûsunda dahi vech-i vecîh ü savâb ne ise taraf-ı Sadrıaʿzamî'ye tahrîr ü işâret olunmuşidi. İrâde-i kerâmet-ifâde-i Mülûkâne tebeyyün ve ʿOsmân Efendi'nin meʾzûniyyeti teʿayyün eyledikde, bi'l-fiʿl Defterdar bulunan Sa'dullah Efendi'yi Kethudâlık hıdmet-i celîlesiyle mümtâz ve Mektûbçuları Mehmed Recâ’î Efendi'yi Defterdarlık câh-ı refîʿiyle kāmet-efrâz-ı tebahtur u ihtizâz buyurup, [Ü4 52a] Mektûbçuluk hıdmetine Baş-halîfe olan ʿAbdülhamîd Efendi'yi taʿyîn ve Baş-halîfelik ile Divrikli-zâde Tahsîn Efendi'nin ʿunvân-ı nüsha-i emelini tezyîn eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zağarcı-başı olan Mehmed Ağa bezâzet-i lisân ile mezmûm ve bu sebeble üftâde-i şifâh-ı husûm olduğuna binâʾen, birkaç defʿa nefy ile tarîkı semeresinden [Ü3 126a] mahrûm olmuşidi. Birkaç mâh mukaddem sebeb-i maʿlûm ile yine Zağarcı-başılık ile mükerrem olup, lisânını şahsına muzırr kelimât-ı lâgıyeden keff ve hasma ser-rişte verecek evzâʿdan istinkâf ile ihtiyâr-ı meslek-i selef etmek lâzım iken, baʿzı mahallere iddiʿây-ı teʿalluk ile izhâr-ı kibr ü nahvet ve katârda bulunanlara îrâs-ı fütûr u rehâvet etmekle, işbu Şevvâlü'l-mükerremin on altıncı yevm-i Ahad mûmâ ileyh maʿzûl ve Sinob cânibine mersûl kılınup, Zağarcı-başılık, hâlâ Seksoncu-başı olan Halîl Ağa'ya ve Seksoncu-başılık, Ordu-yi hümâyûn'da Turnacı-başı olan ʿOsmân Ağa'ya ve Turnacı-başılık, sâbıkā Kuds-i şerîf Ağası olan İbrâhîm Ağa'ya tevcîh olunup, huzûr-ı Kāyim-makām-ı ʿâlî-makām'da iktisây-ı hilʿat ile hâyiz-i rehîne-i meserret oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı silsile-i Ocağ-ı ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_575.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı silsile-i Ocağ-ı ʿâmire",
          "text": "Zağarcı-başı olan Mehmed Ağa bezâzet-i lisân ile mezmûm ve bu sebeble üftâde-i şifâh-ı husûm olduğuna binâʾen, birkaç defʿa nefy ile tarîkı semeresinden [Ü3 126a] mahrûm olmuşidi. Birkaç mâh mukaddem sebeb-i maʿlûm ile yine Zağarcı-başılık ile mükerrem olup, lisânını şahsına muzırr kelimât-ı lâgıyeden keff ve hasma ser-rişte verecek evzâʿdan istinkâf ile ihtiyâr-ı meslek-i selef etmek lâzım iken, baʿzı mahallere iddiʿây-ı teʿalluk ile izhâr-ı kibr ü nahvet ve katârda bulunanlara îrâs-ı fütûr u rehâvet etmekle, işbu Şevvâlü'l-mükerremin on altıncı yevm-i Ahad mûmâ ileyh maʿzûl ve Sinob cânibine mersûl kılınup, Zağarcı-başılık, hâlâ Seksoncu-başı olan Halîl Ağa'ya ve Seksoncu-başılık, Ordu-yi hümâyûn'da Turnacı-başı olan ʿOsmân Ağa'ya ve Turnacı-başılık, sâbıkā Kuds-i şerîf Ağası olan İbrâhîm Ağa'ya tevcîh olunup, huzûr-ı Kāyim-makām-ı ʿâlî-makām'da iktisây-ı hilʿat ile hâyiz-i rehîne-i meserret oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye muhâliflerinden şahs-ı vâhid, pister-i âsâyiş ü râhatda kāʿid olmayup, kuvve-i istidrâciyye ile bir zemân izhâr-ı mefâsid etse dahi, ʿâkıbet bir belây-ı nâgeh-zuhûra ibtilâ ile metâʿ-ı zindegânîsi kâsid ve şûrâbe-i hayâtı râkid olacağı hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'l-ebsârdır. Binâʾen-ʿalâ-zâlik Rumeli taraflarında bir müddetden berü seg-i herze-meres gibi geşt ve ʿibâd-ı zaʿîfetü'l-iyâda itâle-i dest eden gürûh-ı menhûs her hâlde me'yûs ve ne cânibe ʿazîmet eylediler ise [Ü4 52b] livây-ı şekāvetleri menkûs olup, meʾlûf oldukları tavr-ı bâgıyânelerinin nihâyeti ve sâlik oldukları tarîk-ı saʿbü's-sülûk gavâyetin gāyeti olmadığını teyakkun ve eyyâm-ı şitâda kendüleri tehassun edüp, üzerlerine me'mûr askere hâricde temekkün müteʿassir ise dahi, kudûm-i eyyâm-ı rebîʿ ile meʾmûrlara mecâl-i karâr ve askere istiʿdâd-ı kâr-zâr hâsıl olup, [Ü3 126b] mazhar-ı katl-i zerîʿ olacağların cezm ile nâdim ve tahsîl-i şefîʿ ile istibkāy-ı hayât semtine ʿâzim oldular. Tafsîli bu ki, refʿ-i Vezâret'iyle müddet-i medîde Gelibolu ve Tekfürdağı'nda münâsib meʿâş ile âremîde olan Halîl Paşa, tesvîlât-ı nefsâniyyeye mütâbeʿat ve dağlı eşkıyâsıyla mürâfekat eyleyüp, tahrîb-i bilâd ve taʿzîb-i ʿibâd misillü harekâtı iʿtiyâd ile müşârik-i ehl-i fesâd olup, tavr-ı İslâmiyân'a mugāyir halʿ-i ribka-i inkıyâda mütecâsir ve gümâştegân-ı Devlet-i ebed-bünyân, ekser-i ahyân ol şahs-ı nâ-sütûde-kirdârı hasr u izʿâc ile giriftâr-ı nâliş ü zârî edüp, bu uslûb-ı nâ-mergūb ile şâhid-i merâmı mahcûb ve her mahalde mağlûb u menkûb ve bilâhare nîze-i cân-sitân-ı kahr-ı Sultânî ile dem-i fâsid-i vücûdu meskûb olacağını bilüp, el-yevm Filibe kurâsında ictimâʿ eden serân-ı eşkıyâdan Kara Feyzî ve Cengci-oğlu ve sâyirleriyle meşveret ve ʿavâkıb-ı hâllerin mütâlaʿa ile izhâr-ı peşîmânî vü nedâmet etmeleriyle, nâ-çâr Vezîr Tayyâr Paşa tarafına irsâl-ı rukʿa-i şefâʿat ve Halîl Paşa'nın Vezâret'i ibkā ve sâyirleri şâyân-ı ʿafv-ı Hıdîv-i ʿâlem-ârâ olurlar ise, Rumeli'de her ne kadar dağlu eşkıyâsı var ise cümlesini isticlâb ve meʾmûr olacağları mahalle şitâb eyleyeceklerin tahrîr ve müşârun ileyh dahi Anadolu semtine bi-ecmaʿihim murûr ederler ise, [Ü4 53a] dâmen-i ʿafva teşebbüs eyleyeceğini ifâde ile taraflarına âdem tesyîr ve tetâbüʿ-i rüsül ü resâyil ile teʿahhüdleri karâr-gîr olduğu maʿrûz-ı ʿatebe-i hazret-i Cihân-dârî kılınmışidi. Rumeli taraflarında zîr-i destâna etdikleri ihâne her bâr sebeb-i iltihâb-ı âteş-i gazab-ı Husrevâne olduğundan gayri, îfây-ı teʿahhüd eyleyecekleri mevhûm ve istîmânları tahtında bir garaz-ı [Ü3 127a] mübhem olduğu maʿlûm olmağla, istîsâl ü tedmîrlerine ikdâm ve terk-i râhat u\nârâm ile tesallutlarını bi'l-külliyye izâleye ihtimâm olunmak bâbında müceddeden hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-rîz sudûr olup, mazmûn-ı şevket-makrûnu bir kıt'a emr-i celîlü'ş-şâna idrâc u imlâ ve Vezîr-i müşârun ileyh tarafına ba's ü isrâ olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_576.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i eşkıyâ",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye muhâliflerinden şahs-ı vâhid, pister-i âsâyiş ü râhatda kāʿid olmayup, kuvve-i istidrâciyye ile bir zemân izhâr-ı mefâsid etse dahi, ʿâkıbet bir belây-ı nâgeh-zuhûra ibtilâ ile metâʿ-ı zindegânîsi kâsid ve şûrâbe-i hayâtı râkid olacağı hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'l-ebsârdır. Binâʾen-ʿalâ-zâlik Rumeli taraflarında bir müddetden berü seg-i herze-meres gibi geşt ve ʿibâd-ı zaʿîfetü'l-iyâda itâle-i dest eden gürûh-ı menhûs her hâlde me'yûs ve ne cânibe ʿazîmet eylediler ise [Ü4 52b] livây-ı şekāvetleri menkûs olup, meʾlûf oldukları tavr-ı bâgıyânelerinin nihâyeti ve sâlik oldukları tarîk-ı saʿbü's-sülûk gavâyetin gāyeti olmadığını teyakkun ve eyyâm-ı şitâda kendüleri tehassun edüp, üzerlerine me'mûr askere hâricde temekkün müteʿassir ise dahi, kudûm-i eyyâm-ı rebîʿ ile meʾmûrlara mecâl-i karâr ve askere istiʿdâd-ı kâr-zâr hâsıl olup, [Ü3 126b] mazhar-ı katl-i zerîʿ olacağların cezm ile nâdim ve tahsîl-i şefîʿ ile istibkāy-ı hayât semtine ʿâzim oldular. Tafsîli bu ki, refʿ-i Vezâret'iyle müddet-i medîde Gelibolu ve Tekfürdağı'nda münâsib meʿâş ile âremîde olan Halîl Paşa, tesvîlât-ı nefsâniyyeye mütâbeʿat ve dağlı eşkıyâsıyla mürâfekat eyleyüp, tahrîb-i bilâd ve taʿzîb-i ʿibâd misillü harekâtı iʿtiyâd ile müşârik-i ehl-i fesâd olup, tavr-ı İslâmiyân'a mugāyir halʿ-i ribka-i inkıyâda mütecâsir ve gümâştegân-ı Devlet-i ebed-bünyân, ekser-i ahyân ol şahs-ı nâ-sütûde-kirdârı hasr u izʿâc ile giriftâr-ı nâliş ü zârî edüp, bu uslûb-ı nâ-mergūb ile şâhid-i merâmı mahcûb ve her mahalde mağlûb u menkûb ve bilâhare nîze-i cân-sitân-ı kahr-ı Sultânî ile dem-i fâsid-i vücûdu meskûb olacağını bilüp, el-yevm Filibe kurâsında ictimâʿ eden serân-ı eşkıyâdan Kara Feyzî ve Cengci-oğlu ve sâyirleriyle meşveret ve ʿavâkıb-ı hâllerin mütâlaʿa ile izhâr-ı peşîmânî vü nedâmet etmeleriyle, nâ-çâr Vezîr Tayyâr Paşa tarafına irsâl-ı rukʿa-i şefâʿat ve Halîl Paşa'nın Vezâret'i ibkā ve sâyirleri şâyân-ı ʿafv-ı Hıdîv-i ʿâlem-ârâ olurlar ise, Rumeli'de her ne kadar dağlu eşkıyâsı var ise cümlesini isticlâb ve meʾmûr olacağları mahalle şitâb eyleyeceklerin tahrîr ve müşârun ileyh dahi Anadolu semtine bi-ecmaʿihim murûr ederler ise, [Ü4 53a] dâmen-i ʿafva teşebbüs eyleyeceğini ifâde ile taraflarına âdem tesyîr ve tetâbüʿ-i rüsül ü resâyil ile teʿahhüdleri karâr-gîr olduğu maʿrûz-ı ʿatebe-i hazret-i Cihân-dârî kılınmışidi. Rumeli taraflarında zîr-i destâna etdikleri ihâne her bâr sebeb-i iltihâb-ı âteş-i gazab-ı Husrevâne olduğundan gayri, îfây-ı teʿahhüd eyleyecekleri mevhûm ve istîmânları tahtında bir garaz-ı [Ü3 127a] mübhem olduğu maʿlûm olmağla, istîsâl ü tedmîrlerine ikdâm ve terk-i râhat u\nârâm ile tesallutlarını bi'l-külliyye izâleye ihtimâm olunmak bâbında müceddeden hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-rîz sudûr olup, mazmûn-ı şevket-makrûnu bir kıt'a emr-i celîlü'ş-şâna idrâc u imlâ ve Vezîr-i müşârun ileyh tarafına ba's ü isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransızlar seferi takrîbi ile vukūʿ bulan muhârebelerde ve bidâyet-i seferde cânibeyn memâlikinde bulunup, ahz u tevkīf olunan kimesnelerin mübâdelesi mizâc-ı tarafeyne evfak olduğunu Devlet-i ʿaliyye müttefikleri idrâk ile devleti tergîb ü igrâ ve cihet-i mesârıf ve külfet-i muhâfaza ve bâ-husûs üserây-ı İslâmiyye'nin istihlâslarında olan fâyide fikr ü mülâhaza olunup, sûret-i rızâ, mir'ât-ı vukūʿda hüveydâ olmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik devlet müttefiklerinin defeʿâtle bu bâbda istimzâcı kazıyye-i mübâdeleyi intâc eyleyüp, Yedikulle'de ve Tersâne zindânında ve Galata'da bir hânede ve sâyir mahalde mahbûs olan üserânın ıtlâkları taʿmîm ve mukaddemâ esîrlerin umûrunu İspanya Maslahat-güzârı ru'yet eyler iken, bi'l-iktizâ memleketine iʿâde olunmuş bulunup, umûr-ı mezbûreyi Danimarka Maslahat-güzârı Epsi der-ʿuhde etmiş olduğundan, üserây-ı mesfûre ana îdâʿ u teslîm olunup, tedrîcî teslîm ü tesellüm mâddesi tanzîm ve Devlet-i ʿaliyye'nin ehl-i İslâm ve reʿâyâdan Mısır'da ve Fransa'da [Ü4 53b] olan kâffe-i üserâsının dahi sebîlleri tahliye olunmak üzere Epsi tarafından Paris'e terkîm olunmak tasmîm olundu. Devlet-i ʿaliyye üserâsı min-ciheti'l-ʿaded kesîr ve Françe esîrleri kıyâsen kalîl ü nezîr ise dahi, Françe esîrlerinin ekseri zuʿmlarınca rütbelülerinden olup, bu takdîrde fikâkda mefhûm-ı tekābül ve maʿnây-ı tebâdül iltizâm olunmayarak, [Ü3 127b] mevcûd-ı tarafeyn ne ise bilâ-istisnâ ıtlâk olunmak husûsu sevâmiʿ-i müttefikayna ilkā olundu.",
          "caption": "Zikr-i mübâdele-i üserâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_577.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i mübâdele-i üserâ",
          "text": "Fransızlar seferi takrîbi ile vukūʿ bulan muhârebelerde ve bidâyet-i seferde cânibeyn memâlikinde bulunup, ahz u tevkīf olunan kimesnelerin mübâdelesi mizâc-ı tarafeyne evfak olduğunu Devlet-i ʿaliyye müttefikleri idrâk ile devleti tergîb ü igrâ ve cihet-i mesârıf ve külfet-i muhâfaza ve bâ-husûs üserây-ı İslâmiyye'nin istihlâslarında olan fâyide fikr ü mülâhaza olunup, sûret-i rızâ, mir'ât-ı vukūʿda hüveydâ olmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik devlet müttefiklerinin defeʿâtle bu bâbda istimzâcı kazıyye-i mübâdeleyi intâc eyleyüp, Yedikulle'de ve Tersâne zindânında ve Galata'da bir hânede ve sâyir mahalde mahbûs olan üserânın ıtlâkları taʿmîm ve mukaddemâ esîrlerin umûrunu İspanya Maslahat-güzârı ru'yet eyler iken, bi'l-iktizâ memleketine iʿâde olunmuş bulunup, umûr-ı mezbûreyi Danimarka Maslahat-güzârı Epsi der-ʿuhde etmiş olduğundan, üserây-ı mesfûre ana îdâʿ u teslîm olunup, tedrîcî teslîm ü tesellüm mâddesi tanzîm ve Devlet-i ʿaliyye'nin ehl-i İslâm ve reʿâyâdan Mısır'da ve Fransa'da [Ü4 53b] olan kâffe-i üserâsının dahi sebîlleri tahliye olunmak üzere Epsi tarafından Paris'e terkîm olunmak tasmîm olundu. Devlet-i ʿaliyye üserâsı min-ciheti'l-ʿaded kesîr ve Françe esîrleri kıyâsen kalîl ü nezîr ise dahi, Françe esîrlerinin ekseri zuʿmlarınca rütbelülerinden olup, bu takdîrde fikâkda mefhûm-ı tekābül ve maʿnây-ı tebâdül iltizâm olunmayarak, [Ü3 127b] mevcûd-ı tarafeyn ne ise bilâ-istisnâ ıtlâk olunmak husûsu sevâmiʿ-i müttefikayna ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Haleb'den Ordu-yi hümâyûn'a ve andan Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd edüp, sagîrü'l-cirm, kesîrü'l-cürm olan lisân sebebi ile Sinob'a iclâ olunan Burusalı Hasan Efendi hakkında merhamet-i Şâhâne rû-nümâ ve işbu Şevvâl gāyetinde ʿafv u ıtlâk ile hâyiz-i sürûr-ı bî-intihâ oldu.",
          "caption": "ʿAfv u ıtlâk-ı Kādî-yi Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_578.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv u ıtlâk-ı Kādî-yi Haleb",
          "text": "Sâbıkā Haleb'den Ordu-yi hümâyûn'a ve andan Âsitâne-i saʿâdet'e vürûd edüp, sagîrü'l-cirm, kesîrü'l-cürm olan lisân sebebi ile Sinob'a iclâ olunan Burusalı Hasan Efendi hakkında merhamet-i Şâhâne rû-nümâ ve işbu Şevvâl gāyetinde ʿafv u ıtlâk ile hâyiz-i sürûr-ı bî-intihâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Mısr-ı Kāhire'nin havl ü kuvvet-i Bârî ile eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ u istihlâsı içün berren ve bahran tedârükât-ı kaviyyeye mübâşeret olunup, şart-ı ittifâka riʿâyet ve bilâ-ʿivaz kasd-ı iʿânet eden İngiliz Devleti donanması dahi mukaddemâ işâret olunduğu üzere vechile Rodos ve Megri sularına geldiği tehakkuk edüp, Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri dahi meʾmûr-ı maʿiyyeti olan bahr u berr askerini Donanma-yı hümâyûn'a teşhîn ü imlâ ve İngiliz donanmasıyla bi'l-mürâfeka Mısır tarafına şirâʿ-güşâ olmuşidi. Ancak semt-i vâhidden Mısır'a hücûm olunduğu takdîrde düşmen âhar cihetlerden mutma'innü'l-bâl olup, kâffe-i kuvvetini bir tarafa sarf ile asker-i Pâdişâhî'yi işgāl eyleyeceği baʿîd ʿani'l-ihtimâl olmayup, bu sûretde aʿdâyı cânib-i berrden tazyîk ile askerlerini cihet-i vâhidden tefrîk, savâb-dîd-i erbâb-ı tedkîk [Ü4 54a] olup, bu keyfiyyet etrâfıyla Serdâr-ı ekrem ve Sadrıaʿzam hazretleri tarafına tenmîk olunmuşidi. Ordu-yi hümâyûn'un asker ve zahîre cihetleriyle tezâyuk u inziʿâcı derkâr ise dahi, mümkin mertebe tedârükât ile ilerülere doğru hareketi mûcibât-ı maslahat-ı mülkiyyeden olmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yedinci günü Sadrıaʿzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn ile ʿArîş ve Gazze semtlerine tahrîk-i ikdâm-ı himmet ve donanmalar ile [Ü3 128a] bi'l-muhâbere muktezây-ı hâl icrâsına bezl-i vüsʿ ü tâkat eyleyeceğini tahrîr u işâret eyledi.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_579.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Bu sâl-i meyâmin-iştimâlde Mısr-ı Kāhire'nin havl ü kuvvet-i Bârî ile eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ u istihlâsı içün berren ve bahran tedârükât-ı kaviyyeye mübâşeret olunup, şart-ı ittifâka riʿâyet ve bilâ-ʿivaz kasd-ı iʿânet eden İngiliz Devleti donanması dahi mukaddemâ işâret olunduğu üzere vechile Rodos ve Megri sularına geldiği tehakkuk edüp, Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri dahi meʾmûr-ı maʿiyyeti olan bahr u berr askerini Donanma-yı hümâyûn'a teşhîn ü imlâ ve İngiliz donanmasıyla bi'l-mürâfeka Mısır tarafına şirâʿ-güşâ olmuşidi. Ancak semt-i vâhidden Mısır'a hücûm olunduğu takdîrde düşmen âhar cihetlerden mutma'innü'l-bâl olup, kâffe-i kuvvetini bir tarafa sarf ile asker-i Pâdişâhî'yi işgāl eyleyeceği baʿîd ʿani'l-ihtimâl olmayup, bu sûretde aʿdâyı cânib-i berrden tazyîk ile askerlerini cihet-i vâhidden tefrîk, savâb-dîd-i erbâb-ı tedkîk [Ü4 54a] olup, bu keyfiyyet etrâfıyla Serdâr-ı ekrem ve Sadrıaʿzam hazretleri tarafına tenmîk olunmuşidi. Ordu-yi hümâyûn'un asker ve zahîre cihetleriyle tezâyuk u inziʿâcı derkâr ise dahi, mümkin mertebe tedârükât ile ilerülere doğru hareketi mûcibât-ı maslahat-ı mülkiyyeden olmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yedinci günü Sadrıaʿzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn ile ʿArîş ve Gazze semtlerine tahrîk-i ikdâm-ı himmet ve donanmalar ile [Ü3 128a] bi'l-muhâbere muktezây-ı hâl icrâsına bezl-i vüsʿ ü tâkat eyleyeceğini tahrîr u işâret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Pâsbân-oğlu'nun rekîz-i zamîr-i habâset-tahmîri olan etvâr-ı nâ-hemvâr yevmen-fe-yevmen teceddüd ve taht-ı livây-ı ʿisyânında tehaşşüd eden eclâf-ı nâs ile etrâf u eknâfa itâle-i yed-i teʾannüd ü temerrüd eylediği, evvel ve âhır maʿlûm-i ekâbir ü esâgır olup, bir müddetden berü Vidin câniblerinde zehâyirin kılleti olmağla, Eflâk tarafından celb-i zehâyir ve Devlet-i ʿaliyye'ye dahi bir nevʿ hadşe îrâs etmek kasd-ı bedîle mukaddemâ o taraflara vâfir eşkıyâ geçirüp, Fethülislâm ve Kırayova ve sâyir o havâlîde bulunan kurâ ve zıyâʿı zabta mütecâsir olmuşidi. Şakī-yi merkūmun defʿ-i tesallut u mezâlimi ve enf-i ruʿûnet ü hıyânetinin irgāmı vâcibât-ı mülkiyyeden olmağla, derhâl Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ağa Hasan Paşa, Deliorman halkı ile ve İbrâʾîl Nâzırı, Kazak ve sâyir maʿiyyetine meʾmûrlar ile ve Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa'nın Delîl-başısı, kapusu halkıyla Eflâk'a taʿyîn olunup,\nEflâk Voyvodası dahi tedârük ü cemʿ etdiği asker ile mübâşir-i harb olup, zahîre ve cihet-i uhrâ ile askerî tâyifesine sıklet çekdirmemek üzere meʾmûr ve Kırayova'da vâkiʿ olan ceng ü nizâl -ki inbilâc-ı subh-ı sâdık [Ü4 54b] zafere dâll idi- bâlâda ber-vech-i icmâl sahîfe-zîb-i sutûr olmuşidi. Eşkıyây-ı mezkûrenin mukaddemâ Kırayova'ya istîlâlarından garaz-ı fâsidleri Kırayova tarîkını sedd ile Dimnik ve sâyir mahallere hücûm olduğunu Eflâk Voyvodası cezm edüp, dâyire-i askerîye merkez ihtiyâr etdiği İslante Kasabası'ndan Tergoz'a başka asker tesyîr ve Tergoz'u zabt u teshîr ʿakabinde Ada-kalʿası Kāyim-makāmı ile muhâbere ve Çernes'e tekarrüb olundukda, [Ü3 128b] eşkıyâ ile müşâcere olunup, dört sâʿat kadar mâ-beyne'l-ferîkayn muhârebe vâkiʿ ve eşkıyâ tâb-âver-i mukāvemet olamayup, leylen Çernes Kasabası'nı terk ve Fethülislâm Kalası'na mündefiʿ olmalarıyla, Çernes Kazâsı bi'l-külliyye eşkıyâdan sâlim ve ekserîsi taleb-i emân ile seyyiʾât-ı sâbıkalarına nâdim olduklarından gayri, İbrâ'îl Nâzırı mevcûd-ı maʿiyyeti olan cünûd ile Sefârce etrâfında vâkiʿ kurâya raht-ı savlet ilkā ve Sefârce'de olan eşkıyâya bu keyfiyyet hüveydâ oldukda, mukābeleden ʿaczleri mütehakkak ve her biri bir cânibe müteferrik olup, mahall-i mezkûr dahi eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ ve Fethülislâm etrâfında bulunan bugātdan yedi-sekiz yüz nefer Arnabud ve sâyir eşhâsın berü tarafa ittibâʿ ile Pâsbân-oğlu askerine vehn ü zaʿf târî olduğunu Belgrad Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa istimâʿ eyledikde, bâzû-yı himmetine kuvvet ve dâʿiye-i şevkine metânet gelüp, Ada Kāyim-makāmı'na kifâyet mikdârı ecnâd ile iʿâne vü imdâd ve berü taraf askeriyle taʿyîn-i vakt-i kıtâl ve tasmîm-i hengâm-ı cidâl eyleyerek, iki koldan Fethülislâm Kasabası'nda ictimâʿ u ihtifâl etmeleriyle, derûnunda bulunan gürûh-ı liʾâm hîn-i tekābülde rû-tâb-ı semt-i inhizâm olup, o fırka-i bâgıyenin vâfiri maktûl ve baʿzısı [Ü4 55a] mukayyed ü maglûl olup, kasaba-i mezkûre dahi bu sûretle zabt olunduğu ahbâr-ı sârresi işbu Şevvâlü'l-mükerremin on yedinci ve on dokuzuncu günü târîhleriyle ʿale't-teʿâkub vârid ve Ada Kāyim-makāmı Mustafa Ağa'nın uğur-ı Pâdişâhî'de bürûz eden daʿvây-ı sadâkat ü gayreti vâreste-i ikāme-i beyyine vü şâhid olmağla, Kapucu-başılık Rütbesi'ne mütesâʿid olması husûsu Eflâk Voyvodası tarafından tahrîr ü ifade ve fi'l-hakīka o makūle sadâkat-kârân-ı devletin matlablarına müsâʿade, sâyirlerinin [Ü3 129a] hâhiş ü şevklerin ziyâde eyleyeceği bedîhî olmağla, lede'l-istîzân Ağa-yı mûmâ ileyhe Kapucu-başılık ihsân ve cihet-i uhrâ ile ferhân kılınup, Voyvoda-i mersûmun dahi bu bâbda zuhûra gelan gayreti ve tavâyif-i askerî\nbeyninde muhâsede sebebi ile tekevvün eden şikāk u muhâlefeti tergībât-ı dest ü zebân ile safvete mübeddel kılması ve Kilâr-ı Pâdişâhî'ye fâr-ı gürsine gibi vüsûb eden eşkıyâyı iʿmâl-i asker ve bezl-i sîm ü zer ile tard u izâha eylemesi, timsâl-i iftihâr u iʿtibârına pîrâye ve evlâd u ahfâdına sermâye olacağı bî-iştibâhdır.",
          "caption": "Zikr-i istîsâl-i eşkıyâ der-Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_580.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i istîsâl-i eşkıyâ der-Eflâk",
          "text": "Pâsbân-oğlu'nun rekîz-i zamîr-i habâset-tahmîri olan etvâr-ı nâ-hemvâr yevmen-fe-yevmen teceddüd ve taht-ı livây-ı ʿisyânında tehaşşüd eden eclâf-ı nâs ile etrâf u eknâfa itâle-i yed-i teʾannüd ü temerrüd eylediği, evvel ve âhır maʿlûm-i ekâbir ü esâgır olup, bir müddetden berü Vidin câniblerinde zehâyirin kılleti olmağla, Eflâk tarafından celb-i zehâyir ve Devlet-i ʿaliyye'ye dahi bir nevʿ hadşe îrâs etmek kasd-ı bedîle mukaddemâ o taraflara vâfir eşkıyâ geçirüp, Fethülislâm ve Kırayova ve sâyir o havâlîde bulunan kurâ ve zıyâʿı zabta mütecâsir olmuşidi. Şakī-yi merkūmun defʿ-i tesallut u mezâlimi ve enf-i ruʿûnet ü hıyânetinin irgāmı vâcibât-ı mülkiyyeden olmağla, derhâl Selânik Mutasarrıfı Vezîr Ağa Hasan Paşa, Deliorman halkı ile ve İbrâʾîl Nâzırı, Kazak ve sâyir maʿiyyetine meʾmûrlar ile ve Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa'nın Delîl-başısı, kapusu halkıyla Eflâk'a taʿyîn olunup,\nEflâk Voyvodası dahi tedârük ü cemʿ etdiği asker ile mübâşir-i harb olup, zahîre ve cihet-i uhrâ ile askerî tâyifesine sıklet çekdirmemek üzere meʾmûr ve Kırayova'da vâkiʿ olan ceng ü nizâl -ki inbilâc-ı subh-ı sâdık [Ü4 54b] zafere dâll idi- bâlâda ber-vech-i icmâl sahîfe-zîb-i sutûr olmuşidi. Eşkıyây-ı mezkûrenin mukaddemâ Kırayova'ya istîlâlarından garaz-ı fâsidleri Kırayova tarîkını sedd ile Dimnik ve sâyir mahallere hücûm olduğunu Eflâk Voyvodası cezm edüp, dâyire-i askerîye merkez ihtiyâr etdiği İslante Kasabası'ndan Tergoz'a başka asker tesyîr ve Tergoz'u zabt u teshîr ʿakabinde Ada-kalʿası Kāyim-makāmı ile muhâbere ve Çernes'e tekarrüb olundukda, [Ü3 128b] eşkıyâ ile müşâcere olunup, dört sâʿat kadar mâ-beyne'l-ferîkayn muhârebe vâkiʿ ve eşkıyâ tâb-âver-i mukāvemet olamayup, leylen Çernes Kasabası'nı terk ve Fethülislâm Kalası'na mündefiʿ olmalarıyla, Çernes Kazâsı bi'l-külliyye eşkıyâdan sâlim ve ekserîsi taleb-i emân ile seyyiʾât-ı sâbıkalarına nâdim olduklarından gayri, İbrâ'îl Nâzırı mevcûd-ı maʿiyyeti olan cünûd ile Sefârce etrâfında vâkiʿ kurâya raht-ı savlet ilkā ve Sefârce'de olan eşkıyâya bu keyfiyyet hüveydâ oldukda, mukābeleden ʿaczleri mütehakkak ve her biri bir cânibe müteferrik olup, mahall-i mezkûr dahi eyâdî-yi aʿdâdan intizâʿ ve Fethülislâm etrâfında bulunan bugātdan yedi-sekiz yüz nefer Arnabud ve sâyir eşhâsın berü tarafa ittibâʿ ile Pâsbân-oğlu askerine vehn ü zaʿf târî olduğunu Belgrad Muhâfızı Vezîr Mustafa Paşa istimâʿ eyledikde, bâzû-yı himmetine kuvvet ve dâʿiye-i şevkine metânet gelüp, Ada Kāyim-makāmı'na kifâyet mikdârı ecnâd ile iʿâne vü imdâd ve berü taraf askeriyle taʿyîn-i vakt-i kıtâl ve tasmîm-i hengâm-ı cidâl eyleyerek, iki koldan Fethülislâm Kasabası'nda ictimâʿ u ihtifâl etmeleriyle, derûnunda bulunan gürûh-ı liʾâm hîn-i tekābülde rû-tâb-ı semt-i inhizâm olup, o fırka-i bâgıyenin vâfiri maktûl ve baʿzısı [Ü4 55a] mukayyed ü maglûl olup, kasaba-i mezkûre dahi bu sûretle zabt olunduğu ahbâr-ı sârresi işbu Şevvâlü'l-mükerremin on yedinci ve on dokuzuncu günü târîhleriyle ʿale't-teʿâkub vârid ve Ada Kāyim-makāmı Mustafa Ağa'nın uğur-ı Pâdişâhî'de bürûz eden daʿvây-ı sadâkat ü gayreti vâreste-i ikāme-i beyyine vü şâhid olmağla, Kapucu-başılık Rütbesi'ne mütesâʿid olması husûsu Eflâk Voyvodası tarafından tahrîr ü ifade ve fi'l-hakīka o makūle sadâkat-kârân-ı devletin matlablarına müsâʿade, sâyirlerinin [Ü3 129a] hâhiş ü şevklerin ziyâde eyleyeceği bedîhî olmağla, lede'l-istîzân Ağa-yı mûmâ ileyhe Kapucu-başılık ihsân ve cihet-i uhrâ ile ferhân kılınup, Voyvoda-i mersûmun dahi bu bâbda zuhûra gelan gayreti ve tavâyif-i askerî\nbeyninde muhâsede sebebi ile tekevvün eden şikāk u muhâlefeti tergībât-ı dest ü zebân ile safvete mübeddel kılması ve Kilâr-ı Pâdişâhî'ye fâr-ı gürsine gibi vüsûb eden eşkıyâyı iʿmâl-i asker ve bezl-i sîm ü zer ile tard u izâha eylemesi, timsâl-i iftihâr u iʿtibârına pîrâye ve evlâd u ahfâdına sermâye olacağı bî-iştibâhdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kasaba-i mezkûrede bir müddetden berü ikāmet ve etrâf u eknâfını pâ-zede-i hasâret eden eşkıyânın tedmîri ve kasaba-i mezkûrenin zabt u teshîri, matlûb-ı hazret-i Cihân-dârî olduğu Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa'ya müteʿaddid fermân-ı celîlü'ş-şân ile ifâde vü beyân olunmuşidi. Eşkıyânın mahall-be-mahall savlet-i asâkir-i devletden hezîmeti müşârun ileyhin dahi bâʿis-i feverân-ı tenevvür-i hamiyyeti olup, der-ʿakab asâkir-i vâfire techîz ü tertîb ve Silahdârı'nı Başbûğ nasb ve Plevne'ye tesrîb etmişidi. İşbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dördüncü günü asker-i mansûr Plevne'yi mahsûr [Ü4 55b] edüp, zümre-i bugāt birkaç sâʿat izhâr-ı sebât ve gayret-i câhiliyye iktizâsıyla ihtiyâr-ı memât edüp, encâm-ı kâr kasabada ʿadem-i istikrâr ile melâz ittihâz eyledikleri Vidin tarafına firâr ve verâlarından taʿyîn-i asker-i cerrâr kılınup, bir mikdârı küşte ve bir mikdârı dest-i beste ve ecel-i nâ-resîdeleri tîğ-i siyâsetden reste olup, bu vechile kasaba-i mezkûre dahi tahlîs ve muhafazasına beş-altı yüz kadar asker tahsîs olunup, bundan [Ü3 129b] sonra Lom ve Rahova istihlâsına asker tesyîr eyleyeceni Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr edüp, “Cevletü'l-bâtıli sâʿa” mefhûmuna mâ-sadak olan erbâb-ı şûr u nizâʿa fazl-ı Îzed-i ecell ile mahall-be-mahall izâka-i zehrâbe-i ecel ve irâka-i dem-i fâsid-i sû'-i ʿamel hâletleri gelüp görülüp, inşâ'allâhü Teʿâlâ bundan böyle pîrâmen-i gülistân-i mülk-i Hâkānî'de giyâh-ı hod-reste gibi nâbit olan ehl-i zeyg u dalâl direvîde-i mincel-i satvet-i Şehriyâr-ı bedîʿü'l-fiʿâl olup, reʿâyâ ve zîr-i destân, âsûde-nîşîn-i sâye-bân-ı rahat u itmi’nân ve ebnây-ı sebîl ve sûdâ-gerân, emniyyet-i turuk ile sâlimen ve gānimen âyende vü revende olacağları cezm-kerde-i erbâb-ı ferâset ü îkāndır.",
          "caption": "Tard-ı eşkıyâ ez-Plevne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_581.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tard-ı eşkıyâ ez-Plevne",
          "text": "Kasaba-i mezkûrede bir müddetden berü ikāmet ve etrâf u eknâfını pâ-zede-i hasâret eden eşkıyânın tedmîri ve kasaba-i mezkûrenin zabt u teshîri, matlûb-ı hazret-i Cihân-dârî olduğu Silistre Vâlîsi Vezîr Mûsâ Paşa'ya müteʿaddid fermân-ı celîlü'ş-şân ile ifâde vü beyân olunmuşidi. Eşkıyânın mahall-be-mahall savlet-i asâkir-i devletden hezîmeti müşârun ileyhin dahi bâʿis-i feverân-ı tenevvür-i hamiyyeti olup, der-ʿakab asâkir-i vâfire techîz ü tertîb ve Silahdârı'nı Başbûğ nasb ve Plevne'ye tesrîb etmişidi. İşbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dördüncü günü asker-i mansûr Plevne'yi mahsûr [Ü4 55b] edüp, zümre-i bugāt birkaç sâʿat izhâr-ı sebât ve gayret-i câhiliyye iktizâsıyla ihtiyâr-ı memât edüp, encâm-ı kâr kasabada ʿadem-i istikrâr ile melâz ittihâz eyledikleri Vidin tarafına firâr ve verâlarından taʿyîn-i asker-i cerrâr kılınup, bir mikdârı küşte ve bir mikdârı dest-i beste ve ecel-i nâ-resîdeleri tîğ-i siyâsetden reste olup, bu vechile kasaba-i mezkûre dahi tahlîs ve muhafazasına beş-altı yüz kadar asker tahsîs olunup, bundan [Ü3 129b] sonra Lom ve Rahova istihlâsına asker tesyîr eyleyeceni Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr edüp, “Cevletü'l-bâtıli sâʿa” mefhûmuna mâ-sadak olan erbâb-ı şûr u nizâʿa fazl-ı Îzed-i ecell ile mahall-be-mahall izâka-i zehrâbe-i ecel ve irâka-i dem-i fâsid-i sû'-i ʿamel hâletleri gelüp görülüp, inşâ'allâhü Teʿâlâ bundan böyle pîrâmen-i gülistân-i mülk-i Hâkānî'de giyâh-ı hod-reste gibi nâbit olan ehl-i zeyg u dalâl direvîde-i mincel-i satvet-i Şehriyâr-ı bedîʿü'l-fiʿâl olup, reʿâyâ ve zîr-i destân, âsûde-nîşîn-i sâye-bân-ı rahat u itmi’nân ve ebnây-ı sebîl ve sûdâ-gerân, emniyyet-i turuk ile sâlimen ve gānimen âyende vü revende olacağları cezm-kerde-i erbâb-ı ferâset ü îkāndır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cezayir-i Garb Ocağları halkı Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr kuvvetiyle merkezlerinde kāyim ve heybet ü salâbetleri bu sebeble kulûb-ı muztaribe-i aʿdâda müstekarr u dâyim olup, memleketlerinde mühimmât ve sefâyin tedârükü müteʿassir olduğundan, dâyimâ taraf-ı Saltanat-ı seniyye'den o makūle iʿânet ü imdâd ile kesb-i kuvvet ve deryâda tahsîl-i nâm u şöhret eylediklerinden gayri, bahr u berrde kefere devletleriyle mukāvemet eden askerleri, ruhsat-ı Şâhâne ile İzmir ve sevâhil-i Bahr-i Sefîd'den tahrîr etdikleri asker olup, Devlet-i ebed-müddet'e [Ü4 56a] dâyimâ ihtiyâcları mütebeyyin ve bâ-husûs bu cânib-i meʿâlî-yi menâkıba teʿalluk u irtibâtları olmasa şimdiye dek tâyife-i Efrenc'den zarar-ı küllî müşâhede edecekleri müteʿayyin olup, zûr-bâzû-yı müzâheret-i devlet ile aʿdâlarına gālib ve meclûbât-ı berriyye vü bahriyyeleri katʿî çok hazâyin ü defâyinin cemʿini müstevcib olup, nefel ü ganîmetlerinden humus ve sâyir ihrâcât matlûb-ı devlet olmayup, üç senede bir bızâʿa-i müzcât [Ü3 130a] kabîlinden olarak Der-i devlet-medâr'a bir mikdâr hediyyeleri vâsıl ve mukābilinde izʿâf-ı mekârim ve ihsân-ı Husrevâne'ye nâyil olurlar idi. Zikr olunan ocağlar halkı ʿan-asl cihâd ü gazâyı iʿtiyâd ve Ak-deniz korsanlarının zarar u fesâdını menʿ ile ebnây-ı sebîl ve sevâhil halkına imdâd eylediklerinden gayri, Devlet-i ʿaliyye'nin emrine münkād ve kangı devlet ile seferi tehakkuk ederse, fi'l-hâl icrây-ı lâzime-i iʿtizâd ve Donanma-yı hümâyûn'a iltihâk ile uğur-ı dîn ü devletde fedây-ı cân u ser ve mukaddime-i fevz ü zafer olurlar iken, bir müddetden berü miyânlarına nâ-ehl ve fürû-mâyegân duhûl ve hey'et-i ictimâʿiyyelerine fesâd hulûl edüp, hevâlarına muvâfık olan evâmir-i celîleye itâʿat ve tabîʿatlarına nâ-mülâyim olan zevâcir ü nevâhîye muhâlefet eylediklerinden gayri, cihet-i vahdet-i dîn ü millet ve iktizây-ı tebaʿiyyet-i Saltanat ile devlet düşmenine, düşmen ve dostuna, dost olmak vâcibe-i zimmetleri iken, bilâ-sebebin mine'l-esbâb Devlet-i ʿaliyye ile ʿahd-i kadîmini fesh ve defʿaten Mısır'a hücûm ve iztirâb veren Fransızlar üzerine ibtidây-ı emrde korsan sefâyini ihrâc etmek hareketini izhâr ve bu hareketleri fiʿle çıkmadığından gayri, bilâ-istîzân Françelü ile nihânî peyvend-i musâlahayı muhkem ü üstüvâr ve eşedd-i ihtiyâc ile muhtâc oldukları zehâyir ve sâyir memnûʿâtı dirîğ [Ü4 56b] etmeyüp, tâyife-i mesfûreyi tesmîn ü ikdâr ve Mısır tarafından Françelü'nün imdâd ve muhâberesini mugāyeret-i dîniyyesi olan İngilizlü katʿ etmişiken, Tûnus ehâlîsi tâyife-i mesfûrenin berîdlerine Berka cânibinden yol verüp, bu sebeble haberleri gayr-i münkatıʿ ve Mısır'da tekevvün eden ahvâle\nrûz-be-rûz kesb-i vukūf eylediklerine Devlet-i ʿaliyye muttaliʿ olup, hâl böyle iken zikr olunan [Ü3 130b] ocağlar halkı kabâhatlerini setr zımnında bundan akdem muʿtâd olan hediyye-i nâçîzlerin irsâl ve kabûlü bâbında Dergâh-ı vâlâ'ya vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl eylediler. Merkūmların vech-i meşrûh üzere zâhir olan etvâr-ı nâ-hencârları tehyîc-i gazab-ı hazret-i Şehriyârî edüp, hediyyelerine tahvîl-i nigâh-ı iʿtibâr olunmadığından gayri, fî-bâdiyyi'l-emr kāʿide-i “Kad aʿzera men enzera” mefhûmuna riʿâyet kılınup, şöyle ki, düşmen-i dîn ü devlet olan Fransızlar ile münʿakıd olan muʿâhedelerin fesh edüp, zahîre ve cihet-i sâyire ile iʿânetden iʿrâz ve her hâlde evâmir ü nevâhî-yi Saltanat-ı seniyye'nin icrâsına intihâz ederler ise, hediyyeleri manzûr ve hatî'at-i sâbıkaları magfûr ve kemâ-kân himâyet-i Devlet-i ebed-müddet ile kadr ü rağbetleri mevfûr kılınacağı zikr olunan ocağların vülât ve hükkâm ve iş erlerine tahrîrât-ı mü'ekkede ile beyân ü ifâde kılınmışidi. Ocağlar halkı bu keyfiyyet-i müdhişeye vâkıf oldukları gibi, Françelü ile maʿkūd olan muʿâhedelerin fesh u ibtâl ve o taraflarda bulunan Fransızlar'ı ve sefînelerini tard u istiskāl eylediklerinden fazla, fîmâ-baʿd tenbîhât-ı Devlet-i ʿaliyye'yi isgā ve hakk-ı ʿubûdiyyeti icrâ edeceklerin teʿahhüd ile hediyyeleri nihâde-i sâha-i kabûl ve kendüleri ʿafv u şefekat-i Mülûkâne'ye mevsûl olmak tazarruʿâtını şâmil maʿrûzât-ı rikkat-engîzleri Der-i devlet-medâr'a vâsıl olup, sahâyif-i seyyi'ât-ı sâbıkalarına [Ü4 57a] nokta-i ʿafv nihâde ve niyâz-mend oldukları mühimmât ve askere müsâʿade kılınup, muʿtâd olan hediyyeleri dahi işbu Zilkaʿdetü'ş-şerîfenin üçüncü Pençşenbih günü hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye takdîm olunup, îsâline me'mûr olanlar ferve-i semmûr ve hilʿat-i [Ü3 131a] seniyye ile nâyil-i sürûr oldular.",
          "caption": "Ahvâl-i Ocağhâ-yı Garb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_582.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Ocağhâ-yı Garb",
          "text": "Cezayir-i Garb Ocağları halkı Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr kuvvetiyle merkezlerinde kāyim ve heybet ü salâbetleri bu sebeble kulûb-ı muztaribe-i aʿdâda müstekarr u dâyim olup, memleketlerinde mühimmât ve sefâyin tedârükü müteʿassir olduğundan, dâyimâ taraf-ı Saltanat-ı seniyye'den o makūle iʿânet ü imdâd ile kesb-i kuvvet ve deryâda tahsîl-i nâm u şöhret eylediklerinden gayri, bahr u berrde kefere devletleriyle mukāvemet eden askerleri, ruhsat-ı Şâhâne ile İzmir ve sevâhil-i Bahr-i Sefîd'den tahrîr etdikleri asker olup, Devlet-i ebed-müddet'e [Ü4 56a] dâyimâ ihtiyâcları mütebeyyin ve bâ-husûs bu cânib-i meʿâlî-yi menâkıba teʿalluk u irtibâtları olmasa şimdiye dek tâyife-i Efrenc'den zarar-ı küllî müşâhede edecekleri müteʿayyin olup, zûr-bâzû-yı müzâheret-i devlet ile aʿdâlarına gālib ve meclûbât-ı berriyye vü bahriyyeleri katʿî çok hazâyin ü defâyinin cemʿini müstevcib olup, nefel ü ganîmetlerinden humus ve sâyir ihrâcât matlûb-ı devlet olmayup, üç senede bir bızâʿa-i müzcât [Ü3 130a] kabîlinden olarak Der-i devlet-medâr'a bir mikdâr hediyyeleri vâsıl ve mukābilinde izʿâf-ı mekârim ve ihsân-ı Husrevâne'ye nâyil olurlar idi. Zikr olunan ocağlar halkı ʿan-asl cihâd ü gazâyı iʿtiyâd ve Ak-deniz korsanlarının zarar u fesâdını menʿ ile ebnây-ı sebîl ve sevâhil halkına imdâd eylediklerinden gayri, Devlet-i ʿaliyye'nin emrine münkād ve kangı devlet ile seferi tehakkuk ederse, fi'l-hâl icrây-ı lâzime-i iʿtizâd ve Donanma-yı hümâyûn'a iltihâk ile uğur-ı dîn ü devletde fedây-ı cân u ser ve mukaddime-i fevz ü zafer olurlar iken, bir müddetden berü miyânlarına nâ-ehl ve fürû-mâyegân duhûl ve hey'et-i ictimâʿiyyelerine fesâd hulûl edüp, hevâlarına muvâfık olan evâmir-i celîleye itâʿat ve tabîʿatlarına nâ-mülâyim olan zevâcir ü nevâhîye muhâlefet eylediklerinden gayri, cihet-i vahdet-i dîn ü millet ve iktizây-ı tebaʿiyyet-i Saltanat ile devlet düşmenine, düşmen ve dostuna, dost olmak vâcibe-i zimmetleri iken, bilâ-sebebin mine'l-esbâb Devlet-i ʿaliyye ile ʿahd-i kadîmini fesh ve defʿaten Mısır'a hücûm ve iztirâb veren Fransızlar üzerine ibtidây-ı emrde korsan sefâyini ihrâc etmek hareketini izhâr ve bu hareketleri fiʿle çıkmadığından gayri, bilâ-istîzân Françelü ile nihânî peyvend-i musâlahayı muhkem ü üstüvâr ve eşedd-i ihtiyâc ile muhtâc oldukları zehâyir ve sâyir memnûʿâtı dirîğ [Ü4 56b] etmeyüp, tâyife-i mesfûreyi tesmîn ü ikdâr ve Mısır tarafından Françelü'nün imdâd ve muhâberesini mugāyeret-i dîniyyesi olan İngilizlü katʿ etmişiken, Tûnus ehâlîsi tâyife-i mesfûrenin berîdlerine Berka cânibinden yol verüp, bu sebeble haberleri gayr-i münkatıʿ ve Mısır'da tekevvün eden ahvâle\nrûz-be-rûz kesb-i vukūf eylediklerine Devlet-i ʿaliyye muttaliʿ olup, hâl böyle iken zikr olunan [Ü3 130b] ocağlar halkı kabâhatlerini setr zımnında bundan akdem muʿtâd olan hediyye-i nâçîzlerin irsâl ve kabûlü bâbında Dergâh-ı vâlâ'ya vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl eylediler. Merkūmların vech-i meşrûh üzere zâhir olan etvâr-ı nâ-hencârları tehyîc-i gazab-ı hazret-i Şehriyârî edüp, hediyyelerine tahvîl-i nigâh-ı iʿtibâr olunmadığından gayri, fî-bâdiyyi'l-emr kāʿide-i “Kad aʿzera men enzera” mefhûmuna riʿâyet kılınup, şöyle ki, düşmen-i dîn ü devlet olan Fransızlar ile münʿakıd olan muʿâhedelerin fesh edüp, zahîre ve cihet-i sâyire ile iʿânetden iʿrâz ve her hâlde evâmir ü nevâhî-yi Saltanat-ı seniyye'nin icrâsına intihâz ederler ise, hediyyeleri manzûr ve hatî'at-i sâbıkaları magfûr ve kemâ-kân himâyet-i Devlet-i ebed-müddet ile kadr ü rağbetleri mevfûr kılınacağı zikr olunan ocağların vülât ve hükkâm ve iş erlerine tahrîrât-ı mü'ekkede ile beyân ü ifâde kılınmışidi. Ocağlar halkı bu keyfiyyet-i müdhişeye vâkıf oldukları gibi, Françelü ile maʿkūd olan muʿâhedelerin fesh u ibtâl ve o taraflarda bulunan Fransızlar'ı ve sefînelerini tard u istiskāl eylediklerinden fazla, fîmâ-baʿd tenbîhât-ı Devlet-i ʿaliyye'yi isgā ve hakk-ı ʿubûdiyyeti icrâ edeceklerin teʿahhüd ile hediyyeleri nihâde-i sâha-i kabûl ve kendüleri ʿafv u şefekat-i Mülûkâne'ye mevsûl olmak tazarruʿâtını şâmil maʿrûzât-ı rikkat-engîzleri Der-i devlet-medâr'a vâsıl olup, sahâyif-i seyyi'ât-ı sâbıkalarına [Ü4 57a] nokta-i ʿafv nihâde ve niyâz-mend oldukları mühimmât ve askere müsâʿade kılınup, muʿtâd olan hediyyeleri dahi işbu Zilkaʿdetü'ş-şerîfenin üçüncü Pençşenbih günü hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye takdîm olunup, îsâline me'mûr olanlar ferve-i semmûr ve hilʿat-i [Ü3 131a] seniyye ile nâyil-i sürûr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i mezbûreden izâhe-i gürûh-ı eşkıyâya teşmîr-i dâmen ve mahall-be-mahall sell-i seyf-i celâdetle tedmîr-i düşmen eden serân-ı askere iltifât u rağbet, tezâyüd-i şevk u himmetlerine vesîle olacağı vâreste-i külfet ü işâret olunduğundan gayri, birkaç mâhdan berü terk-i râhat u hâb ve hasm-ı hîle-kârın nîreng-i fesâdını sû-be-sû ibtâle sürʿat ü şitâb eden\nsadâkat-kârân-ı devlete bezl-i sunûf-ı niʿam ve feth-i derîce-i kerem, şîme-i tâc-dârân-ı eslâf ve ʿâdet-i zimâm-gîrân-ı hükûmet-i etrâf olduğu, ʿaks-endâz-ı mir'ât-ı tabʿ-ı Pâdişâh-ı İskender-evsâf olduğuna binâʾen, memleket-i Eflâk'da kirâren ve mirâren yararlıkları müşâhede olunan cân-sipârân-ı devletden ʿAliyyüddîn Paşa'ya beş bin guruş ve bir sevb kontoş semmûr kürk ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, külliyyetlü asker ile her maʿrekede isbât-ı vücûd ve fedây-ı bûd ve ne-bûd eden İbrâʾîl Nâzırı İbrâhîm Ağa'ya on bin guruş ve bir sevb kontoş semmûr kürk ve şecâʿat ü behâdırlığı elsine-i nâsda mezkûr ve vukūʿ bulan meʿârikde sabr u sebâtı meşhûr Delîl-başı Karslı ʿAli Ağa'ya Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunan zeʿâmetlerden senevî beş kîse nemâlı gedüği ile bir zeʿâmet ihsân olunup, Eflâk Beyi'nin dahi bâlâda zikr olunduğu vechile bu bâbda zuhûr eden gayreti ve i'mâl-i asker ve zahîre [Ü4 57b] ve cihet-i uhrâ ile sebkat eden hidmeti nezd-i ferd-i Mülûkâne'de pesendîde olup, nevâziş-i Şehriyâr-ı âfâk'a kesb-i istiʿdâd u istihkāk etmekle, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müveşşah bir kıtʿa tahsîl-i hidmet emr-i celîlü'ş-şânı ve bir kabza mücevher hançer ve bol yenlü [Ü3 131b] aʿlâ bir sevb-i semmûr tarafına irsâl ve benî nevʿinden şahs-ı vâhide gayr-i müyesser olan nevâziş-i Şâhâne ile makzıyyü'l-âmâl kılındı.",
          "caption": "Zuhûr-i iltifât u ʿinâyet-i Şehriyârî der-hakk-ı serân-ı asker ve Voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_583.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i iltifât u ʿinâyet-i Şehriyârî der-hakk-ı serân-ı asker ve Voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Memleket-i mezbûreden izâhe-i gürûh-ı eşkıyâya teşmîr-i dâmen ve mahall-be-mahall sell-i seyf-i celâdetle tedmîr-i düşmen eden serân-ı askere iltifât u rağbet, tezâyüd-i şevk u himmetlerine vesîle olacağı vâreste-i külfet ü işâret olunduğundan gayri, birkaç mâhdan berü terk-i râhat u hâb ve hasm-ı hîle-kârın nîreng-i fesâdını sû-be-sû ibtâle sürʿat ü şitâb eden\nsadâkat-kârân-ı devlete bezl-i sunûf-ı niʿam ve feth-i derîce-i kerem, şîme-i tâc-dârân-ı eslâf ve ʿâdet-i zimâm-gîrân-ı hükûmet-i etrâf olduğu, ʿaks-endâz-ı mir'ât-ı tabʿ-ı Pâdişâh-ı İskender-evsâf olduğuna binâʾen, memleket-i Eflâk'da kirâren ve mirâren yararlıkları müşâhede olunan cân-sipârân-ı devletden ʿAliyyüddîn Paşa'ya beş bin guruş ve bir sevb kontoş semmûr kürk ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, külliyyetlü asker ile her maʿrekede isbât-ı vücûd ve fedây-ı bûd ve ne-bûd eden İbrâʾîl Nâzırı İbrâhîm Ağa'ya on bin guruş ve bir sevb kontoş semmûr kürk ve şecâʿat ü behâdırlığı elsine-i nâsda mezkûr ve vukūʿ bulan meʿârikde sabr u sebâtı meşhûr Delîl-başı Karslı ʿAli Ağa'ya Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunan zeʿâmetlerden senevî beş kîse nemâlı gedüği ile bir zeʿâmet ihsân olunup, Eflâk Beyi'nin dahi bâlâda zikr olunduğu vechile bu bâbda zuhûr eden gayreti ve i'mâl-i asker ve zahîre [Ü4 57b] ve cihet-i uhrâ ile sebkat eden hidmeti nezd-i ferd-i Mülûkâne'de pesendîde olup, nevâziş-i Şehriyâr-ı âfâk'a kesb-i istiʿdâd u istihkāk etmekle, bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müveşşah bir kıtʿa tahsîl-i hidmet emr-i celîlü'ş-şânı ve bir kabza mücevher hançer ve bol yenlü [Ü3 131b] aʿlâ bir sevb-i semmûr tarafına irsâl ve benî nevʿinden şahs-ı vâhide gayr-i müyesser olan nevâziş-i Şâhâne ile makzıyyü'l-âmâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâbeynci Ahmed Beyefendi Ahûr-kapu'da vakiʿ ihrâkdan sonra, Hazîne Kethudâsı Ağa'nın li-ecli'l-beyʿ terk eylediği hânesinde ber-vech-i ʿâriyet ikāmet etmişidi. İşbu Zilkaʿde'nin on beşinci İsneyn gicesi sâʿat beşde iken hâne-i mezkûreden dahi âteş zuhûr edüp, ittisâlinde vâkiʿ Muharrir-i ʿâcizin hânesi ve yemîn ve kubâlesinde vâkiʿ büyût muhterik olup, otuz seneden berü sâye-i Devlet-i ʿaliyye'de cemʿ eylediğim tarâyif-i eşyâ ve kütüb-i bî-behânın baʿzısı tuʿme-i şuʿle-i zevâl ü fenâ ve baʿzısı dest-bürd-i nehb ü yağmâ ve kem kıymet ve naklinde ʿusret olan baʿzı eşyây-ı hasîseye zafer hâsıl olup, yağmâ-gerân ile hâl-i pür-melâlim Hakîm Şifâyî'nin ahaveyn beyninde taksîm eylediği mîrâs kazıyyesine\nmümâsil oldu. Cihân-dâr-ı şefekat-perver ıztırâb-ı hâlime ʿayn-i kerâmet ile nazar ve beş bin guruş ʿatıyye ile ser-i iftihârımı tâk-ı nüh-revâk-ı feleke berâber buyurdular.",
          "caption": "Zuhûr-i ihrâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_584.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ihrâk",
          "text": "Mâbeynci Ahmed Beyefendi Ahûr-kapu'da vakiʿ ihrâkdan sonra, Hazîne Kethudâsı Ağa'nın li-ecli'l-beyʿ terk eylediği hânesinde ber-vech-i ʿâriyet ikāmet etmişidi. İşbu Zilkaʿde'nin on beşinci İsneyn gicesi sâʿat beşde iken hâne-i mezkûreden dahi âteş zuhûr edüp, ittisâlinde vâkiʿ Muharrir-i ʿâcizin hânesi ve yemîn ve kubâlesinde vâkiʿ büyût muhterik olup, otuz seneden berü sâye-i Devlet-i ʿaliyye'de cemʿ eylediğim tarâyif-i eşyâ ve kütüb-i bî-behânın baʿzısı tuʿme-i şuʿle-i zevâl ü fenâ ve baʿzısı dest-bürd-i nehb ü yağmâ ve kem kıymet ve naklinde ʿusret olan baʿzı eşyây-ı hasîseye zafer hâsıl olup, yağmâ-gerân ile hâl-i pür-melâlim Hakîm Şifâyî'nin ahaveyn beyninde taksîm eylediği mîrâs kazıyyesine\nmümâsil oldu. Cihân-dâr-ı şefekat-perver ıztırâb-ı hâlime ʿayn-i kerâmet ile nazar ve beş bin guruş ʿatıyye ile ser-i iftihârımı tâk-ı nüh-revâk-ı feleke berâber buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa'nın bi'n-nefs Sofya'dan hareket ile bu defʿa Berkofça'ya zafer-yâb ve Silistre Vâlîsi bâlâda zikr olunduğu üzere Plevne'yi zabt ile hasma sebeb-i telâş u iztırâb olup, Belgrad Muhâfızı dahi Fethülislâm teshîrinde küllî iʿânet ü imdâd ile gürûh-ı eşkıyâyı izâha vü ibʿâd eylediği, mûcib-i inbisât-ı tabʿ-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olduğuna binâ'en, Rumeli Vâlîsi [Ü4 58a] bir sevb-i semmûr ve bir kıtʿa hançer-i mücevher ile dest-nevâzende-i ibcâl ve Silistre Vâlîsi ve Belgrad Muhâfızı birer sevb bol yenlü semmûr ile pâ-nihâde-i hayyiz-i ikbâl ve tahsîn-i hıdmet zımnında müşârun ileyhime [Ü3 132a] başka başka emr-i ʿazîzü'l-menâl irsâl olundu.",
          "caption": "Firistâden-i teşrîfât be-vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_585.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i teşrîfât be-vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa'nın bi'n-nefs Sofya'dan hareket ile bu defʿa Berkofça'ya zafer-yâb ve Silistre Vâlîsi bâlâda zikr olunduğu üzere Plevne'yi zabt ile hasma sebeb-i telâş u iztırâb olup, Belgrad Muhâfızı dahi Fethülislâm teshîrinde küllî iʿânet ü imdâd ile gürûh-ı eşkıyâyı izâha vü ibʿâd eylediği, mûcib-i inbisât-ı tabʿ-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olduğuna binâ'en, Rumeli Vâlîsi [Ü4 58a] bir sevb-i semmûr ve bir kıtʿa hançer-i mücevher ile dest-nevâzende-i ibcâl ve Silistre Vâlîsi ve Belgrad Muhâfızı birer sevb bol yenlü semmûr ile pâ-nihâde-i hayyiz-i ikbâl ve tahsîn-i hıdmet zımnında müşârun ileyhime [Ü3 132a] başka başka emr-i ʿazîzü'l-menâl irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan kazâların tevcîhi vakitleri geldiğine binâ'en, on altı Şaʿbân'ından zabt etmek üzere İzmir Kazâsı, Mustafa Paşa-zâde Mîr Mehmed Tâhir Efendi'ye ve sene-i mezkûre Ramazân'ı gurresinden mutasarrıf olmak üzere Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Pîrî-zâde hafîdi Mîr Yahyâ Efendi'ye işbu Zilkaʿde'nin on üçüncü günü tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i İzmir ve Yenişehir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_586.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i İzmir ve Yenişehir",
          "text": "Zikr olunan kazâların tevcîhi vakitleri geldiğine binâ'en, on altı Şaʿbân'ından zabt etmek üzere İzmir Kazâsı, Mustafa Paşa-zâde Mîr Mehmed Tâhir Efendi'ye ve sene-i mezkûre Ramazân'ı gurresinden mutasarrıf olmak üzere Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Pîrî-zâde hafîdi Mîr Yahyâ Efendi'ye işbu Zilkaʿde'nin on üçüncü günü tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa zâtında şecîʿ ü mübâriz ise dahi bu defʿa ʿuhdesine tahmîl olunan umûrun te'diyesinde ʿâciz olduğuna binâ'en, ʿazli cây-gîr-i zamîr ve mücerrebü'l-hâl bir Vezîr'in nasbı ile mesâlih-i devletin temşiyeti müstasveb-i erbâb-ı tedbîr olup, mukaddemâ Rumeli kutrunda mişvârı zâhir ve mehâbet ü satveti kulûb-ı hâfika-i eşkıyâda mütekarrar olan Bosna Vâlîsi Vezîr Hakkı el-Hâc Mehmed Paşa'nın Rumeli mansıbı ile kemâ-kân defʿ-i şûriş-i tugāta me'mûriyyeti istihsân olunduğu, maʿrûz-ı hâk-i kadem-i Hâkān-ı zemân kılınup, müsâʿade-i seniyye nümâyân olduğu sâʿat müşârun ileyh tarafına\nhükm-i Cihân-mutâʿ gönderilüp, olduğu mahalden tecâvüz etmeyerek, Rumeli taraflarına ʿavdeti tahrîr ü işâret olunmuşidi. Keyfiyyete vâkıf ve fi'l-hâl berü cânibe munsarıf olup, Köstendil'e vusûlü haberi istirâk ve işbu Zilkaʿde'nin yirmi beşinci günü Rumeli Eyâleti tevcîhi ile mâh-ı cihân-gerd-i ikbâli işrâk kılınup, selefi Vezîr ʿOsmân Paşa, Selânik Sancağı'yla melhûz ve Vânî [Ü4 58b] Vezîr Mehmed Paşa, Bosna Eyâleti ile mahzûz ve Karahisâr-ı sâhib Sancağı, Vezîr Ağa Hasan Paşa'ya ihsân ve Kırşehri ve Akşehir sancağları ilhâkıyla Vezîr Ahmed Paşa, Bender muhâfazasına revân olmak üzere ısdâr-ı fermân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_587.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa zâtında şecîʿ ü mübâriz ise dahi bu defʿa ʿuhdesine tahmîl olunan umûrun te'diyesinde ʿâciz olduğuna binâ'en, ʿazli cây-gîr-i zamîr ve mücerrebü'l-hâl bir Vezîr'in nasbı ile mesâlih-i devletin temşiyeti müstasveb-i erbâb-ı tedbîr olup, mukaddemâ Rumeli kutrunda mişvârı zâhir ve mehâbet ü satveti kulûb-ı hâfika-i eşkıyâda mütekarrar olan Bosna Vâlîsi Vezîr Hakkı el-Hâc Mehmed Paşa'nın Rumeli mansıbı ile kemâ-kân defʿ-i şûriş-i tugāta me'mûriyyeti istihsân olunduğu, maʿrûz-ı hâk-i kadem-i Hâkān-ı zemân kılınup, müsâʿade-i seniyye nümâyân olduğu sâʿat müşârun ileyh tarafına\nhükm-i Cihân-mutâʿ gönderilüp, olduğu mahalden tecâvüz etmeyerek, Rumeli taraflarına ʿavdeti tahrîr ü işâret olunmuşidi. Keyfiyyete vâkıf ve fi'l-hâl berü cânibe munsarıf olup, Köstendil'e vusûlü haberi istirâk ve işbu Zilkaʿde'nin yirmi beşinci günü Rumeli Eyâleti tevcîhi ile mâh-ı cihân-gerd-i ikbâli işrâk kılınup, selefi Vezîr ʿOsmân Paşa, Selânik Sancağı'yla melhûz ve Vânî [Ü4 58b] Vezîr Mehmed Paşa, Bosna Eyâleti ile mahzûz ve Karahisâr-ı sâhib Sancağı, Vezîr Ağa Hasan Paşa'ya ihsân ve Kırşehri ve Akşehir sancağları ilhâkıyla Vezîr Ahmed Paşa, Bender muhâfazasına revân olmak üzere ısdâr-ı fermân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ânifen zikr olunduğu vechile dağluların istîmânlarına iʿtibâr olunmayup, istîsâllerine irâde-i seniyye teʿalluk etmişidi. Ancak Vezîr Tayyâr Paşa ihtimâlât-ı ʿakliyye serdiyle muhârebeden cerr-i zeyl ve mezbûrların ʿafvı tarafına meyl edüp, birkaç defʿa o gürûh-ı mekrûh ile muhâberesi dahi vâkiʿ ve gereği gibi itmi’nân tahsîliyle el-hâletü hâzihî Edirne kurbünde müctemaʿ olmuşlar idi. Anadolu tarafına murûr ve me'mûr olacağları hıdemâtda terk-i tehâvün ü kusûr etmeleri şartıyla cerâyim-i sâbıkalarından iğmâz olunacağı müşârun ileyh tarafına îmâ ve merkūmlar ile tekrâr muhâbere eyleyüp, Anadolu taraflarına murûr irâdesinden istihrâc-ı maʿnây-ı belvâ ve bu mülâbese ile havf u haşyet izhâr eylediklerini inhâ ve kesb-i emniyyet içün fırka fırka mahallerine varup, evlâd ü ʿiyâllerini îtân ü îvâdan sonra taʿyîn olunacağları mahallere ʿazîmet etmek üzere tekrâr müteşebbis-i dâmen-i recâ olduklarını müşârun ileyh işʿâr eyledi. Dağluların ʿahd ü peymânları nakş-ber-âb ve meslekleri dâyimâ televvün ü inkılâb olduğu her ne kadar mücerreb-i uli'l-elbâb ise dahi müşârun ileyh ber-vech-i istiklâl bu mâddeye me'mûr olup, nüfûzunu vikāye enseb ve tahrîri üzere bir müddetden sonra maʿiyyeti ile bir mahalle me'mûriyyetleri müstasveb görülüp, terk-i tecâdül ve recâsına temâyül olunmuşidi. Ancak Gümülcine Aʿyânı Tokadcıklı-oğlu, dağluların [Ü4 59a] mahall ü me'vâlarına el-yevm müteʿarrız bulunup, nehc-i mezkûr üzere dağluların o taraflara ʿazîmet ü ikāmetlerinden izhâr-ı vahşet ve tezkîr-i mâ-cerâ ile\nahadühümâ âhara feth-i hadeka-i husûmet eyleyeceği, “Mâlâ-yahtâcü ilâ delîl” kabîlinden olmağla, merkūmun dahi halecân-ı kalbi [Ü3 133a] izâle olunmak mecârî-yi maslahatdan olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Devlet-i ʿaliyye'nin irâdesi fukarânın râhatı ve her şahsın tahsîl-i cihet-i emniyyeti olup, fi'l-hakīka dağlular mahallerine varup, icrây-ı agrâzdan müstenkif ve itmi'nân kesbinden sonra mukayyed asker gibi taʿyîn olunacağları mahalle munsarıf olurlar ise fe-bihâ, olmazlar ise muktezây-ı hâl ne maslahatı îcâb eylediyse haklarında icrâ olunacağı merkūm tarafına tahrîr ve Tayyâr Paşa'ya dahi merkūmun tahsîl-i esbâb-ı emniyyeti tezkîr olunup, irâde-i Saltanat-ı seniyye'yi şifâhen ifâde içün sâbıkā Edirne Bostancı-başısı Ahmed Ağa ve hâcegândan sâbıkā Piyâde Mukābelecisi Neş'et Efendi dahi isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyhimâ Edirne'ye ʿazîmet ve baʿdehû Tokadcıklı-oğlu'na ifâde-i keyfiyyet eylediklerinde, gürûh-ı mezbûrun ʿahde vefâ eyleyecekleri ihtimâlden baʿîd ise dahi, iktizây-ı hâl ile mahallerine iskânları hiç olmadıysa teferruklarına ʿillet ve bir müddet fukarânın râhatına âlet olacağını tasdîk edüp, lâkin serân-ı tugātdan ʿÎsâ-oğlu eşiddâ'-i ehl-i fesâddan olup, sâkin olacağı mahalde edebiyle “adem-i ikāmet ve ednâ behâne ile cemʿ-i haşerât edüp, me'lûf olduğu kâr-ı nâ-hemvâra mübâderet eyleceğini işʿâr ve bâkīsinin iskânında mahzûr olmadığı tezkâr edüp, ʿÎsâ-oğlu'nun istîsnâsını eşkıyâ başka maʿnâya haml ile müceddeden refʿ-i livây-ı ʿisyân ve takım takım icrây-ı fesâd içün birer mahalle müteferrik ü perîşân oldukları ahbârı [Ü3 59b] teʿâkub edüp, me'mûrlar dahi ʿavdet eylediklerinde kavm-i mezbûr her ne mahalde bulunurlar ise, kahr u istîsâlleriyçün Tokadcıklı-oğlu ve sâyir me'mûrîne hitâben mü'ekked ü müşedded evâmir-i ʿaliyye ısdâr olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Ser-bostâniyân-ı [Ü3 132b] sâbık-ı Edirne ve Neş'et Efendi ve hulâsa-i ahvâl-i dağlıyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_588.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Ser-bostâniyân-ı [Ü3 132b] sâbık-ı Edirne ve Neş'et Efendi ve hulâsa-i ahvâl-i dağlıyân",
          "text": "Ânifen zikr olunduğu vechile dağluların istîmânlarına iʿtibâr olunmayup, istîsâllerine irâde-i seniyye teʿalluk etmişidi. Ancak Vezîr Tayyâr Paşa ihtimâlât-ı ʿakliyye serdiyle muhârebeden cerr-i zeyl ve mezbûrların ʿafvı tarafına meyl edüp, birkaç defʿa o gürûh-ı mekrûh ile muhâberesi dahi vâkiʿ ve gereği gibi itmi’nân tahsîliyle el-hâletü hâzihî Edirne kurbünde müctemaʿ olmuşlar idi. Anadolu tarafına murûr ve me'mûr olacağları hıdemâtda terk-i tehâvün ü kusûr etmeleri şartıyla cerâyim-i sâbıkalarından iğmâz olunacağı müşârun ileyh tarafına îmâ ve merkūmlar ile tekrâr muhâbere eyleyüp, Anadolu taraflarına murûr irâdesinden istihrâc-ı maʿnây-ı belvâ ve bu mülâbese ile havf u haşyet izhâr eylediklerini inhâ ve kesb-i emniyyet içün fırka fırka mahallerine varup, evlâd ü ʿiyâllerini îtân ü îvâdan sonra taʿyîn olunacağları mahallere ʿazîmet etmek üzere tekrâr müteşebbis-i dâmen-i recâ olduklarını müşârun ileyh işʿâr eyledi. Dağluların ʿahd ü peymânları nakş-ber-âb ve meslekleri dâyimâ televvün ü inkılâb olduğu her ne kadar mücerreb-i uli'l-elbâb ise dahi müşârun ileyh ber-vech-i istiklâl bu mâddeye me'mûr olup, nüfûzunu vikāye enseb ve tahrîri üzere bir müddetden sonra maʿiyyeti ile bir mahalle me'mûriyyetleri müstasveb görülüp, terk-i tecâdül ve recâsına temâyül olunmuşidi. Ancak Gümülcine Aʿyânı Tokadcıklı-oğlu, dağluların [Ü4 59a] mahall ü me'vâlarına el-yevm müteʿarrız bulunup, nehc-i mezkûr üzere dağluların o taraflara ʿazîmet ü ikāmetlerinden izhâr-ı vahşet ve tezkîr-i mâ-cerâ ile\nahadühümâ âhara feth-i hadeka-i husûmet eyleyeceği, “Mâlâ-yahtâcü ilâ delîl” kabîlinden olmağla, merkūmun dahi halecân-ı kalbi [Ü3 133a] izâle olunmak mecârî-yi maslahatdan olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Devlet-i ʿaliyye'nin irâdesi fukarânın râhatı ve her şahsın tahsîl-i cihet-i emniyyeti olup, fi'l-hakīka dağlular mahallerine varup, icrây-ı agrâzdan müstenkif ve itmi'nân kesbinden sonra mukayyed asker gibi taʿyîn olunacağları mahalle munsarıf olurlar ise fe-bihâ, olmazlar ise muktezây-ı hâl ne maslahatı îcâb eylediyse haklarında icrâ olunacağı merkūm tarafına tahrîr ve Tayyâr Paşa'ya dahi merkūmun tahsîl-i esbâb-ı emniyyeti tezkîr olunup, irâde-i Saltanat-ı seniyye'yi şifâhen ifâde içün sâbıkā Edirne Bostancı-başısı Ahmed Ağa ve hâcegândan sâbıkā Piyâde Mukābelecisi Neş'et Efendi dahi isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyhimâ Edirne'ye ʿazîmet ve baʿdehû Tokadcıklı-oğlu'na ifâde-i keyfiyyet eylediklerinde, gürûh-ı mezbûrun ʿahde vefâ eyleyecekleri ihtimâlden baʿîd ise dahi, iktizây-ı hâl ile mahallerine iskânları hiç olmadıysa teferruklarına ʿillet ve bir müddet fukarânın râhatına âlet olacağını tasdîk edüp, lâkin serân-ı tugātdan ʿÎsâ-oğlu eşiddâ'-i ehl-i fesâddan olup, sâkin olacağı mahalde edebiyle “adem-i ikāmet ve ednâ behâne ile cemʿ-i haşerât edüp, me'lûf olduğu kâr-ı nâ-hemvâra mübâderet eyleceğini işʿâr ve bâkīsinin iskânında mahzûr olmadığı tezkâr edüp, ʿÎsâ-oğlu'nun istîsnâsını eşkıyâ başka maʿnâya haml ile müceddeden refʿ-i livây-ı ʿisyân ve takım takım icrây-ı fesâd içün birer mahalle müteferrik ü perîşân oldukları ahbârı [Ü3 59b] teʿâkub edüp, me'mûrlar dahi ʿavdet eylediklerinde kavm-i mezbûr her ne mahalde bulunurlar ise, kahr u istîsâlleriyçün Tokadcıklı-oğlu ve sâyir me'mûrîne hitâben mü'ekked ü müşedded evâmir-i ʿaliyye ısdâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr-i müşârun ileyh bir müddetden berü ʿillet-i semen ve intifah ile giriftâr-ı şikence-i renc-i elîm ve muntasıf-ı Zilkaʿde'de nefsini mahalline teslîm ile kûşe-i hâmûşânda mukīm olup, ber-vech-i mâlikâne ʿuhdesinde olan Canik Sancağı şurût-ı mukarreresiyle oğlu Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa'ya tefvîz olunup, münhall olan Erzurum Eyâleti dahi o havâlîde tertîb-i levâzım-ı hısâm ve Şerîf Paşa'yı Ahısha Ülkesi'nden ihrâca saʿy ü ihtimâm üzere olan Vezîr Sâbit Paşa'ya tevcîh olunup, bu vesîle ile bâzû-yı me'mûriyyetine tâb ve bilâ-emr-i ʿâlî harekete cesâret eden şahs-ı lâ-yaʿkıla iztırâb verildi.",
          "caption": "Fevt-i Battâl Hüseyin Paşa [Ü3 133b] Vâlî-yi Erzurum ve Muhassıl-ı Canik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_589.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Battâl Hüseyin Paşa [Ü3 133b] Vâlî-yi Erzurum ve Muhassıl-ı Canik",
          "text": "Vezîr-i müşârun ileyh bir müddetden berü ʿillet-i semen ve intifah ile giriftâr-ı şikence-i renc-i elîm ve muntasıf-ı Zilkaʿde'de nefsini mahalline teslîm ile kûşe-i hâmûşânda mukīm olup, ber-vech-i mâlikâne ʿuhdesinde olan Canik Sancağı şurût-ı mukarreresiyle oğlu Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa'ya tefvîz olunup, münhall olan Erzurum Eyâleti dahi o havâlîde tertîb-i levâzım-ı hısâm ve Şerîf Paşa'yı Ahısha Ülkesi'nden ihrâca saʿy ü ihtimâm üzere olan Vezîr Sâbit Paşa'ya tevcîh olunup, bu vesîle ile bâzû-yı me'mûriyyetine tâb ve bilâ-emr-i ʿâlî harekete cesâret eden şahs-ı lâ-yaʿkıla iztırâb verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zîr-i sâye-i Devlet-i ʿaliyye'de âsûde olan müste'men tâyifesine seyr-i cevâmiʿ ü mesâcid içün ez-kadîm ruhsat ʿinâyet olunduğuna binâ'en, Moskov Elçisi dahi seyr ü temâşâya taleb-kâr ve niyâzına müsâʿade sûreti bedîdâr olup, ol bâbda emr-i ʿâlî dahi ısdâr olunmuşidi. Mesfûr nere ve mâddesini ve İsvec Elçisi'ni alup, Süleymâniyye Câmiʿi'ne dâhil ve kemâl-i veleh ü hayret ile mütâlaʿa-i sanâyiʿ ü bedâyiʿ-i câmiʿ-i şerîfe müştagıl olduğu hâlde, ʿâdet-i bâtılaları üzere kālîçelere ilkāy-ı büzâk ve tahkīk-ı tûl u ʿarz zımnında mesâha-i hazîz u tâk eylediklerini baʿzı talebe müşâhede edüp, bu sû'-i sanîʿ-i ihânet ü tahfîfe mahmûl olduğunda ittifâk ve fi'l-hâl talebeye izvirâr-ı ahdâk ʿârız olup, elfâz-ı dürüşt ve müşt ü hişt ile Moskovlu'yu câmiʿden tard ve gitdikce münâzaʿaları müştedd olduğu [Ü4 60a] haberini zâbitân istirâk edüp, mahall-i maʿrekeye seyr-i serî ile resîde ve Moskovlu'yu talebenin keşmekeşinden güc ile tahlîs ü âremîde [Ü3 134a] etmişler idi. Devlet-i ʿaliyye'nin vâkiʿ olan meşâgılı hasebiyle cümle ile müdârâ lâzime-i maslahatından iken, Moskov Elçisi'nin gûfte-i mikraʿa-i tevbîh olması, muhâlif-i rızây-ı Devlet-i ebed-müddet olup, bâ-husûs tâyife-i mesfûre ruʿûnet ü huşûnet ile me'nûs ve bu bâbda inkıbâz u infiʿâlleri dahi mahsûs olup, bu kazıyyeyi hükm-i kazâ vü kadere isnâd ile cihet-i te'lîf ü tatyîblerine mübâderet münâsib görüldüğüne binâ'en, o makūle hâlden anlamaz ve resm-i devleti bilmez talebenin ekserîsi ele getürilüp, baʿzısı darb-ı vecîʿ ile te'dîb ü takrîʿ ve bir-iki neferine câm-ı himâm tecrî ve baʿzısı nefy ü tagrîb olunarak suver-i gûşmâlleri tenvîʿ olundu.",
          "caption": "Nefy-i baʿzı talebe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_590.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i baʿzı talebe",
          "text": "Zîr-i sâye-i Devlet-i ʿaliyye'de âsûde olan müste'men tâyifesine seyr-i cevâmiʿ ü mesâcid içün ez-kadîm ruhsat ʿinâyet olunduğuna binâ'en, Moskov Elçisi dahi seyr ü temâşâya taleb-kâr ve niyâzına müsâʿade sûreti bedîdâr olup, ol bâbda emr-i ʿâlî dahi ısdâr olunmuşidi. Mesfûr nere ve mâddesini ve İsvec Elçisi'ni alup, Süleymâniyye Câmiʿi'ne dâhil ve kemâl-i veleh ü hayret ile mütâlaʿa-i sanâyiʿ ü bedâyiʿ-i câmiʿ-i şerîfe müştagıl olduğu hâlde, ʿâdet-i bâtılaları üzere kālîçelere ilkāy-ı büzâk ve tahkīk-ı tûl u ʿarz zımnında mesâha-i hazîz u tâk eylediklerini baʿzı talebe müşâhede edüp, bu sû'-i sanîʿ-i ihânet ü tahfîfe mahmûl olduğunda ittifâk ve fi'l-hâl talebeye izvirâr-ı ahdâk ʿârız olup, elfâz-ı dürüşt ve müşt ü hişt ile Moskovlu'yu câmiʿden tard ve gitdikce münâzaʿaları müştedd olduğu [Ü4 60a] haberini zâbitân istirâk edüp, mahall-i maʿrekeye seyr-i serî ile resîde ve Moskovlu'yu talebenin keşmekeşinden güc ile tahlîs ü âremîde [Ü3 134a] etmişler idi. Devlet-i ʿaliyye'nin vâkiʿ olan meşâgılı hasebiyle cümle ile müdârâ lâzime-i maslahatından iken, Moskov Elçisi'nin gûfte-i mikraʿa-i tevbîh olması, muhâlif-i rızây-ı Devlet-i ebed-müddet olup, bâ-husûs tâyife-i mesfûre ruʿûnet ü huşûnet ile me'nûs ve bu bâbda inkıbâz u infiʿâlleri dahi mahsûs olup, bu kazıyyeyi hükm-i kazâ vü kadere isnâd ile cihet-i te'lîf ü tatyîblerine mübâderet münâsib görüldüğüne binâ'en, o makūle hâlden anlamaz ve resm-i devleti bilmez talebenin ekserîsi ele getürilüp, baʿzısı darb-ı vecîʿ ile te'dîb ü takrîʿ ve bir-iki neferine câm-ı himâm tecrî ve baʿzısı nefy ü tagrîb olunarak suver-i gûşmâlleri tenvîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç mâh mukaddem Edirne Bostancı-başısı nasb olunan Akbaş Hüseyin Ağa ʿuhdesine muhavvel olan husûslarda saʿy ü ihtimâm etdiyse dahi, ber-vefk-ı dil-hâh-ı devlet bir maslahat-ı nâfiʿaya zafer bulmayup, bekāsında fâyide olmadığı dahi müşâhede olunduğundan, ʿazli karâr-dâde olmuşidi. Birkaç sene mukaddem Edirne Bostancı-başısı olan Serbest-zâde Kapucu-başı Mehmed Ağa'nın cemʿ-i asker husûsunda kudreti ve o havâlî keyfiyyetine vukūf u maʿrifeti olduğundan, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin altıncı günü\nmükerreren Edirne Bostancı-başısı nasb ü taʿyîn ve selefinin âhâd-ı nâs gibi hayyiz ü rütbeden huluvvü revâ görülmeyüp, Kapucu-başılık ile ʿunvân-ı berât-ı ʿubûdiyyeti tezyîn olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_591.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-bostâniyân-ı Edirne",
          "text": "Birkaç mâh mukaddem Edirne Bostancı-başısı nasb olunan Akbaş Hüseyin Ağa ʿuhdesine muhavvel olan husûslarda saʿy ü ihtimâm etdiyse dahi, ber-vefk-ı dil-hâh-ı devlet bir maslahat-ı nâfiʿaya zafer bulmayup, bekāsında fâyide olmadığı dahi müşâhede olunduğundan, ʿazli karâr-dâde olmuşidi. Birkaç sene mukaddem Edirne Bostancı-başısı olan Serbest-zâde Kapucu-başı Mehmed Ağa'nın cemʿ-i asker husûsunda kudreti ve o havâlî keyfiyyetine vukūf u maʿrifeti olduğundan, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin altıncı günü\nmükerreren Edirne Bostancı-başısı nasb ü taʿyîn ve selefinin âhâd-ı nâs gibi hayyiz ü rütbeden huluvvü revâ görülmeyüp, Kapucu-başılık ile ʿunvân-ı berât-ı ʿubûdiyyeti tezyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Zilhicce'nin onuncu gicesi de'b-i dîrîn-i Devlet-i ebed-karîn üzere bi'l-cümle erkân-ı devlet ʿalâ-ihtilâf-ı tabakātihim Serây-ı ʿâlî'de cemʿ olup, seherî Şehriyâr-ı bülend [Ü4 60b] -iktidâr ceʿallallâhu masûnen min külli'l-ekdâr mukaddemce nasb olunan taht-ı hümâyûn-bahta pâ-nihâde-i [Ü3 134b] şeref ü iʿtibâr oldukları hîn, resm-i duʿâ vü te'mîn icrâsından sonra, ferden ferdâ sunûf-i bendegân-ı Âsitân-ı felek-bünyânları takbîl-i dâmen ü zeyl saʿâdetiyle hurrem ve müşâhede-i cemâl-i bâ-kemâl-i Mülûkâne ile müşerref ü mugtenem oldular.",
          "caption": "Tehniyyet-i ʿÎd-i Adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_592.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Tehniyyet-i ʿÎd-i Adhâ",
          "text": "İşbu Zilhicce'nin onuncu gicesi de'b-i dîrîn-i Devlet-i ebed-karîn üzere bi'l-cümle erkân-ı devlet ʿalâ-ihtilâf-ı tabakātihim Serây-ı ʿâlî'de cemʿ olup, seherî Şehriyâr-ı bülend [Ü4 60b] -iktidâr ceʿallallâhu masûnen min külli'l-ekdâr mukaddemce nasb olunan taht-ı hümâyûn-bahta pâ-nihâde-i [Ü3 134b] şeref ü iʿtibâr oldukları hîn, resm-i duʿâ vü te'mîn icrâsından sonra, ferden ferdâ sunûf-i bendegân-ı Âsitân-ı felek-bünyânları takbîl-i dâmen ü zeyl saʿâdetiyle hurrem ve müşâhede-i cemâl-i bâ-kemâl-i Mülûkâne ile müşerref ü mugtenem oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm-ı esbak es-Seyyid Mehmed Kâmil Efendi işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin dokuzuncu Çehârşenbih günü illet-i dıkk-ı şeyhûhet ile dâʿî-yi ecele icâbet edüp, ferdâsı naʿş-ı mağfiret-nakşı Tûnus-bağı mukābilinde Âl-i Feyz'e mahsûs makberede mütevârî-yi zemîn-i pâk ve nühüfte-i hâk-i ʿıtr-nâk kılındı.",
          "caption": "Vefât-ı Kâmil Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_593.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Kâmil Mehmed Efendi",
          "text": "Şeyhulislâm-ı esbak es-Seyyid Mehmed Kâmil Efendi işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin dokuzuncu Çehârşenbih günü illet-i dıkk-ı şeyhûhet ile dâʿî-yi ecele icâbet edüp, ferdâsı naʿş-ı mağfiret-nakşı Tûnus-bağı mukābilinde Âl-i Feyz'e mahsûs makberede mütevârî-yi zemîn-i pâk ve nühüfte-i hâk-i ʿıtr-nâk kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Sadr-ı Rûm-ı esbak Kara Bekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi merhûmun sulbünden bin yüz kırk iki senesi Muharrem'inde kadem-nihâde-i sâha-i hestî ve terbiye-i dâye-i dehr ile reh-yâb-ı gâhvâre-i küşâd ü bestî olup, elli yedi târîhinde hâl-i bedîʿü'l-fiʿâli Feyzullah Efendi-zâde es-Seyyid Mustafa Efendi Şeyhulislâm bulunup, mahdûm-ı müşârun\nileyhi on beş yaşında iken defter-i müderrisîne kayd ve sebk-âmûz-i debistân-ı ʿAmr [u] Zeyd edüp, devre-i muʿtâdeyi baʿde'l-ikmâl Galata Mevleviyyeti ile makziyyü'l-âmâl olmuşidi. Doksan târîhinde Mısr-ı Kāhire'ye hâkim ve ol diyâr-ı behcet-âsârda rişte-i daʿvây-ı husûmu tîğ-i şerîʿat ile hâsim olup, doksan ikide Medîne-i münevvere Kazâsı'yla kesb-i şeref ve ol bukʿa-i mübârekede ihyây-ı sünen-i selef edüp, iki yüz târîhinde Nakībüleşrâf olan Dervîş Efendi vefât ve Sâhib-i terceme, Serdâr-ı ketîbe-i sâdât olup, sene-i mezkûre Şevvâl'inde Anadolu Pâyesi'yle me'mûr-ı mükâleme ve iki yüz bir senesi Cumâdelûlâ'sında Anadolu Sadâreti'yle mazhar-ı muʿâmele bi'l-mucâmele olmuşidi. İki yüz iki senesi [Ü4 61a] [Ü3 135a] lâhire'sinde Şeyhulislâm bulunan Müftî-zâde'nin necm-i ikbâli âfil ve müşârun ileyhin ʿizz ü ikbâli misâl-i hilâl iken, nazar-ı âfitâb-ı Hudâvendigârî ile bedr-i kâmil olup, bir müddet Müfti'l-enâm ve merciʿ-i zamîr-i hâss u ʿâmm olmuşiken, cülûs-ı hümâyûn vâkiʿ ve rûy-i arz bi't-tûli ve'l-arz envâr-ı âtıfet-i İskender-i zemân ile mültemi olup, müşârun ileyhin tabʿında belâdet ve mizâcında gılzat hiss olunmağla, o makām-ı vâlâdan tenzîl ve Hamîdî-zâde Efendi o rütbe-i celîle ile tebcîl olunup, iki mâh murûrunda siʿâyet-i Müfti'l-vakt ile arpalığı olan Keşan'a tagrîb ve müddet-i meşîhati olan on yedi mâh kadar ikāmetden sonra meserret-i ıtlâk ile tatyîb olunup, Nakkāş'da vâkiʿ sâhil-hânesinde evkāt-güzâr iken, târîh-i mezkûrda mürg-ı rûhu sûy-i âhirete tâyir ve ʿayn-i zindegânîsi gāyir oldu. Müşârun ileyh ser-defter-i mehâdîm-i ʿulemây-ı Rûm, vâkıf-ı dekāyık-ı kavânîn ü rüsûm, sabîhu'l-likā, talku'l-müheyyâ, gayret-keş-i dîn ü devlet, sâhib-i vekār u meskenet bir zât-ı sâmî-sıfat idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_594.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Sadr-ı Rûm-ı esbak Kara Bekir Efendi-zâde ʿOsmân Efendi merhûmun sulbünden bin yüz kırk iki senesi Muharrem'inde kadem-nihâde-i sâha-i hestî ve terbiye-i dâye-i dehr ile reh-yâb-ı gâhvâre-i küşâd ü bestî olup, elli yedi târîhinde hâl-i bedîʿü'l-fiʿâli Feyzullah Efendi-zâde es-Seyyid Mustafa Efendi Şeyhulislâm bulunup, mahdûm-ı müşârun\nileyhi on beş yaşında iken defter-i müderrisîne kayd ve sebk-âmûz-i debistân-ı ʿAmr [u] Zeyd edüp, devre-i muʿtâdeyi baʿde'l-ikmâl Galata Mevleviyyeti ile makziyyü'l-âmâl olmuşidi. Doksan târîhinde Mısr-ı Kāhire'ye hâkim ve ol diyâr-ı behcet-âsârda rişte-i daʿvây-ı husûmu tîğ-i şerîʿat ile hâsim olup, doksan ikide Medîne-i münevvere Kazâsı'yla kesb-i şeref ve ol bukʿa-i mübârekede ihyây-ı sünen-i selef edüp, iki yüz târîhinde Nakībüleşrâf olan Dervîş Efendi vefât ve Sâhib-i terceme, Serdâr-ı ketîbe-i sâdât olup, sene-i mezkûre Şevvâl'inde Anadolu Pâyesi'yle me'mûr-ı mükâleme ve iki yüz bir senesi Cumâdelûlâ'sında Anadolu Sadâreti'yle mazhar-ı muʿâmele bi'l-mucâmele olmuşidi. İki yüz iki senesi [Ü4 61a] [Ü3 135a] lâhire'sinde Şeyhulislâm bulunan Müftî-zâde'nin necm-i ikbâli âfil ve müşârun ileyhin ʿizz ü ikbâli misâl-i hilâl iken, nazar-ı âfitâb-ı Hudâvendigârî ile bedr-i kâmil olup, bir müddet Müfti'l-enâm ve merciʿ-i zamîr-i hâss u ʿâmm olmuşiken, cülûs-ı hümâyûn vâkiʿ ve rûy-i arz bi't-tûli ve'l-arz envâr-ı âtıfet-i İskender-i zemân ile mültemi olup, müşârun ileyhin tabʿında belâdet ve mizâcında gılzat hiss olunmağla, o makām-ı vâlâdan tenzîl ve Hamîdî-zâde Efendi o rütbe-i celîle ile tebcîl olunup, iki mâh murûrunda siʿâyet-i Müfti'l-vakt ile arpalığı olan Keşan'a tagrîb ve müddet-i meşîhati olan on yedi mâh kadar ikāmetden sonra meserret-i ıtlâk ile tatyîb olunup, Nakkāş'da vâkiʿ sâhil-hânesinde evkāt-güzâr iken, târîh-i mezkûrda mürg-ı rûhu sûy-i âhirete tâyir ve ʿayn-i zindegânîsi gāyir oldu. Müşârun ileyh ser-defter-i mehâdîm-i ʿulemây-ı Rûm, vâkıf-ı dekāyık-ı kavânîn ü rüsûm, sabîhu'l-likā, talku'l-müheyyâ, gayret-keş-i dîn ü devlet, sâhib-i vekār u meskenet bir zât-ı sâmî-sıfat idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyye İmperatoru bu esnâda hâlik ve oğlu yerine mâlik olup, bu haberi mutazammın Der-i devlet-medâr'a olan ʿarîzasının takdîmini Âsitâne'de mukīm elçisine havâle eylediğine binâ'en, elçi-yi mesfûr Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, İmperator'un nâmesini ve Baş-vekîl'in mektûbunu Kāyim-makām Paşa hazretlerine resmen teslîm ve Devlet-i ʿaliyye ile münʿakid olan râbıta-i ittifâkın istihkâmına devleti tarafından müceddeden me'mûr olduğunu şifâhen ifâde vü tefhîm\nedüp, ittifâk tasdîk-nâmesi mübâdelesinde icrâ olunduğu vech üzere elçi-yi mersûma semmûr kürk iksâ ve müzeyyen esb [Ü4 61b] i'tâ olunup, [Ü3 135b] maʿiyyetinde olanlara dahi kākum ve hilaʿ-i sâyire ilbâs olunduğundan gayri, taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i Mülûkâne'den elçi-yi mersûma girân-behâ bir kıtʿa elmas yüzük bahş ve bu muʿâmele teceddüd-i devletleri haberine mebnî olmayup, ittifâk mâddesinin istînâf ü te'yîdi içün olduğu Defter-i Teşrîfât'a kayd u nakş olunup, mâh-ı Zilhicce'nin yirmi ikinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de elçi-yi mezbûr hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı cebîn-i meskenet ve telebbüs-i hilʿat ile mahalline ricʿat eyledi.",
          "caption": "Helâk-i İmperator-ı Rûsiyye ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi û der-Dîvân-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_595.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Helâk-i İmperator-ı Rûsiyye ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi û der-Dîvân-ı ʿâlî",
          "text": "Rûsiyye İmperatoru bu esnâda hâlik ve oğlu yerine mâlik olup, bu haberi mutazammın Der-i devlet-medâr'a olan ʿarîzasının takdîmini Âsitâne'de mukīm elçisine havâle eylediğine binâ'en, elçi-yi mesfûr Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, İmperator'un nâmesini ve Baş-vekîl'in mektûbunu Kāyim-makām Paşa hazretlerine resmen teslîm ve Devlet-i ʿaliyye ile münʿakid olan râbıta-i ittifâkın istihkâmına devleti tarafından müceddeden me'mûr olduğunu şifâhen ifâde vü tefhîm\nedüp, ittifâk tasdîk-nâmesi mübâdelesinde icrâ olunduğu vech üzere elçi-yi mersûma semmûr kürk iksâ ve müzeyyen esb [Ü4 61b] i'tâ olunup, [Ü3 135b] maʿiyyetinde olanlara dahi kākum ve hilaʿ-i sâyire ilbâs olunduğundan gayri, taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i Mülûkâne'den elçi-yi mersûma girân-behâ bir kıtʿa elmas yüzük bahş ve bu muʿâmele teceddüd-i devletleri haberine mebnî olmayup, ittifâk mâddesinin istînâf ü te'yîdi içün olduğu Defter-i Teşrîfât'a kayd u nakş olunup, mâh-ı Zilhicce'nin yirmi ikinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de elçi-yi mezbûr hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye vazʿ-ı cebîn-i meskenet ve telebbüs-i hilʿat ile mahalline ricʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun yirmi altıncı Sebt gicesi ʿAli Paşa Câmiʿi kurbünde vâkiʿ Yeni-mahalle'de sâʿat üçde iken harîk vukūʿ bulup, lehîb-i nâr gitdikce müştedd ve birkaç sâʿat mümtedd olup, kırk mikdârı kefere hânesi muzmahill ve ʿale's-seher sevret-i nâr zâyil oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_596.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun yirmi altıncı Sebt gicesi ʿAli Paşa Câmiʿi kurbünde vâkiʿ Yeni-mahalle'de sâʿat üçde iken harîk vukūʿ bulup, lehîb-i nâr gitdikce müştedd ve birkaç sâʿat mümtedd olup, kırk mikdârı kefere hânesi muzmahill ve ʿale's-seher sevret-i nâr zâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Çıldır Eyâleti'nden Şerîf Paşa'nın tard u ibʿâdı ve Sâbit Paşa'nın iʿâde vü ikʿâdı zımnında bu âna dek lâzım gelan tedbîrin icrâsında katʿâ taksîr vukūʿ bulmayup, akviyây-ı meʾmûrînden Battâl Paşa'nın fevti ve Devlet-i ʿaliyye askerine taraf taraf iştigâli bi-hasebi'z-zâhir cereyân-ı irâdeye mâniʿ ü sedd ve Şerîf Paşa'nın enfâs-ı maslahatına sebeb-i medd olup, hâl böyle iken yine ikdâm u himmete fütûr verilmeyüp, nüfûzuna ʿillet ve cemʿ-i askere âlet olmak fikriyle bu hılâlde münhall olan Erzurum Eyâleti, Sâbit Paşa'ya tevcîh ve o etrâf askeri taht-ı livâsına cemʿ olup, icrây-ı irâde keyfiyyeti emr ü tenbîh olunmuşidi. Şerîf Paşa kudret-i kāhire-i devlete vâkıf ve sâlik olduğu tarîk-ı bagy u hılâfın gāyeti olmadığına ʿârif olup, derd-i cân-gâhına çâre-cû [Ü4 62a] ve civârında vâkiʿ Revân Hânı'na tekâ-pû ile ʿafvını recâ ve Hân'ın âdemîsiyle [Ü3 136a] bu mazmûnda ʿarîzası ve kendüsinin dahi tafsîl-i mâ-cerâ ile bir kıtʿa tazarruʿ-nâmesi vâsıl-ı südde-i aʿlâ olup, Sâbit Paşa'nın Çıldır'dan hakāret ü izdirâ ile\nhareketi ve birkaç def‘a vukū‘ bulan hücûmunda münkesiren ‘avdeti, vak‘ u hayyizine îrâs-ı halel ve mâ-beyne'n-nâs pây-i i‘tibârına ihdâs-ı zelel edüp, bu hâl ile icrây-ı me’mûriyyetden ‘âciz ve belki Erzurumlu müşârun ileyhi ‘adem-i kabûl ile şehre duhûlüne mâni‘ u hâciz olacağları hâtıra vârid olduğundan başka, Revân Hânı'nın ‘arîzası sem‘-i kabûle mukārin ü mevsûl olmadığını Şerîf Paşa cezm eyledikde, Gürcistân münâsebeti ile agyâra ‘arz-ı merâm u hâl ve ‘afvını tahrîr etdireceği agleb-i ihtimâl olup, ahadühümânın iltimâsına müsâ‘adede harec ve bir nev‘ naks-ı zuhûru müstahrec olduğuna binâ'en, Sadrıa‘zam hazretleri tarafından şefâ‘at olunmuş sûreti işâ‘asıyla Çıldır'ın ibkāsı karîn-i müsâ‘afe olup, işbu Zilhicce'nin yirmi dördüncü günü ibkāy-ı Vezâret'le Çıldır Eyâleti, Şerîf Paşa'ya tevcîh ü ihsân ve sahîfe-i hatî'âtına vaz‘-ı kalem-i ‘afv u gufrân kılınup, te’kîd-i me’âl-i şefâ‘at zımnında Sadrıa‘zam Kapu Kethudâsı es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ilbâs-ı hil‘at olundu. Erzurum Eyâleti akviyây-ı vüzerâdan birine der-‘uhde vü tefvîz mecârî-yi hâl iktizâsından iken, o havâlîde kaviyyü'l-iktidâr münâsib bir Vezîr bulunmayup, sâbıkā Erzurum Kadısı ve hâlâ Müftîsi olan ‘Abdurrahmân Efendi emedd-i medîdden berü ‘alk-ı nefîs-i Vezâret'e tâlib ve bu cihetle dahi hidmet-i Devlet-i ‘aliyye'ye hâhiş-ker ü râgıb olup, zâtında dahi hilye-i te‘ayyün ü şöhret mevcûd ve ârâyiş-i isti‘dâd u liyâkat [Ü4 62b] meşhûd olmağla, Erzurum vech-i ma‘lûm ile mûmâ ileyhe tevcîh olunmak savâb-dîd-i [Ü3 136b] erbâb-ı binîş ü dîd olup, avâyid ü zevâyid ne ise ba‘de't-teslîm, Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le tekrîm ve Erzurum Eyâleti tevcîhiyle hakkında sunûf-ı eltâf-ı Pâdişâhî tetmîm olunup, Sâbit Paşa'nın dahi bilâ-mansıb kalması revâ görülmeyüp, yevm-i mezkûrda Eyâlet-i Mar‘aş'la dest-nevâzende-i i‘zâz ve Çıldır Eyâleti bu takrîb-i dil-firîb ile vâreste-i şerîk ü enbâz kılındı.",
          "caption": "İbkāy-ı Vezâret-i Şerîf Paşa ve tevcîh-i Erzurum ve Marʿaş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_597.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkāy-ı Vezâret-i Şerîf Paşa ve tevcîh-i Erzurum ve Marʿaş",
          "text": "Çıldır Eyâleti'nden Şerîf Paşa'nın tard u ibʿâdı ve Sâbit Paşa'nın iʿâde vü ikʿâdı zımnında bu âna dek lâzım gelan tedbîrin icrâsında katʿâ taksîr vukūʿ bulmayup, akviyây-ı meʾmûrînden Battâl Paşa'nın fevti ve Devlet-i ʿaliyye askerine taraf taraf iştigâli bi-hasebi'z-zâhir cereyân-ı irâdeye mâniʿ ü sedd ve Şerîf Paşa'nın enfâs-ı maslahatına sebeb-i medd olup, hâl böyle iken yine ikdâm u himmete fütûr verilmeyüp, nüfûzuna ʿillet ve cemʿ-i askere âlet olmak fikriyle bu hılâlde münhall olan Erzurum Eyâleti, Sâbit Paşa'ya tevcîh ve o etrâf askeri taht-ı livâsına cemʿ olup, icrây-ı irâde keyfiyyeti emr ü tenbîh olunmuşidi. Şerîf Paşa kudret-i kāhire-i devlete vâkıf ve sâlik olduğu tarîk-ı bagy u hılâfın gāyeti olmadığına ʿârif olup, derd-i cân-gâhına çâre-cû [Ü4 62a] ve civârında vâkiʿ Revân Hânı'na tekâ-pû ile ʿafvını recâ ve Hân'ın âdemîsiyle [Ü3 136a] bu mazmûnda ʿarîzası ve kendüsinin dahi tafsîl-i mâ-cerâ ile bir kıtʿa tazarruʿ-nâmesi vâsıl-ı südde-i aʿlâ olup, Sâbit Paşa'nın Çıldır'dan hakāret ü izdirâ ile\nhareketi ve birkaç def‘a vukū‘ bulan hücûmunda münkesiren ‘avdeti, vak‘ u hayyizine îrâs-ı halel ve mâ-beyne'n-nâs pây-i i‘tibârına ihdâs-ı zelel edüp, bu hâl ile icrây-ı me’mûriyyetden ‘âciz ve belki Erzurumlu müşârun ileyhi ‘adem-i kabûl ile şehre duhûlüne mâni‘ u hâciz olacağları hâtıra vârid olduğundan başka, Revân Hânı'nın ‘arîzası sem‘-i kabûle mukārin ü mevsûl olmadığını Şerîf Paşa cezm eyledikde, Gürcistân münâsebeti ile agyâra ‘arz-ı merâm u hâl ve ‘afvını tahrîr etdireceği agleb-i ihtimâl olup, ahadühümânın iltimâsına müsâ‘adede harec ve bir nev‘ naks-ı zuhûru müstahrec olduğuna binâ'en, Sadrıa‘zam hazretleri tarafından şefâ‘at olunmuş sûreti işâ‘asıyla Çıldır'ın ibkāsı karîn-i müsâ‘afe olup, işbu Zilhicce'nin yirmi dördüncü günü ibkāy-ı Vezâret'le Çıldır Eyâleti, Şerîf Paşa'ya tevcîh ü ihsân ve sahîfe-i hatî'âtına vaz‘-ı kalem-i ‘afv u gufrân kılınup, te’kîd-i me’âl-i şefâ‘at zımnında Sadrıa‘zam Kapu Kethudâsı es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ilbâs-ı hil‘at olundu. Erzurum Eyâleti akviyây-ı vüzerâdan birine der-‘uhde vü tefvîz mecârî-yi hâl iktizâsından iken, o havâlîde kaviyyü'l-iktidâr münâsib bir Vezîr bulunmayup, sâbıkā Erzurum Kadısı ve hâlâ Müftîsi olan ‘Abdurrahmân Efendi emedd-i medîdden berü ‘alk-ı nefîs-i Vezâret'e tâlib ve bu cihetle dahi hidmet-i Devlet-i ‘aliyye'ye hâhiş-ker ü râgıb olup, zâtında dahi hilye-i te‘ayyün ü şöhret mevcûd ve ârâyiş-i isti‘dâd u liyâkat [Ü4 62b] meşhûd olmağla, Erzurum vech-i ma‘lûm ile mûmâ ileyhe tevcîh olunmak savâb-dîd-i [Ü3 136b] erbâb-ı binîş ü dîd olup, avâyid ü zevâyid ne ise ba‘de't-teslîm, Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le tekrîm ve Erzurum Eyâleti tevcîhiyle hakkında sunûf-ı eltâf-ı Pâdişâhî tetmîm olunup, Sâbit Paşa'nın dahi bilâ-mansıb kalması revâ görülmeyüp, yevm-i mezkûrda Eyâlet-i Mar‘aş'la dest-nevâzende-i i‘zâz ve Çıldır Eyâleti bu takrîb-i dil-firîb ile vâreste-i şerîk ü enbâz kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Rumeli mansıbına müstevlî olan Gürcü ‘Osmân Paşa'ya müte‘addid evâmir-i celîle gönderilüp, Berkofça'dan Pâsbân-oğlu'nun âdemlerini tard u ib‘âd ve zu‘afây-ı kasabayı pençe-i şikencelerinden âzâd etmek irâde olunmuşidi. Lâzım geldiği vech üzere icrây-ı irâde-i devlete muvaffak olamayup, giderek nüfûzuna halel ve ma‘iyyetinde olan askere fütûr u kesel ‘ârız olup, ‘azli zamâyir-i vükelây-ı devletde istitâr ve\nbirkaç def'a huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i Şehriyârî'de bu mebâhis tekrâr ve leʿalle ve 'asâ ile fevt-i maslahat revâ görülmeyüp, Rumeli, Hakkı Paşa'ya ve Selânik, ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olunmak sûreti karâr-gîr-i müsteşîr ü müsteşâr olmuşidi. Hakkı Paşa'nın Bosna'dan rucûʿu zemâna muhtâc olup, berü taraflara tekarrübünden evvel keşf-i hâl eylemesi, ʿOsmân Paşa'nın maslahatdan keff-i yed eylemesine sebeb-i ʿâdî ve eşkıyânın bir kat dahi fürce-yâb-ı hasâret olacağlarına bâdî olur ihtimâlâtı sırran Hakkı Paşa'ya ifâde ve bu mazmûnda tahrîrât-ı mufassala tarafına firistâde olunmuşidi. Müşârun ileyhin Köstendil'e vusûlü haberi vâsıl-ı sâmia-i evliyây-ı devlet [Ü4 63a] ve ber-minvâl-i muharrer mansıblarının tahvîl ü tebdîli emri işâʿat olunduğu hılâlde, ʿOsmân Paşa rağbeten ev rehbeten Berkofça'yı eyâdî-yi muhâlifînden istirdâd eylediğini [Ü3 137a] birâderiyle Âsitâne'ye tahrîr ve ber-muktezây-ı vakt ü zemân Delîl-başısı'na Mîr-i mîrânlık ve birâderine Kapucu-başılık ihsân kılındığından gayri, hıdmetde bulunmuş vüzerây-ı ʿizâma irsâl buyurulan teşrîfât-ı seniyyeden hisse-yâb ve tahsîni müştemil tahrîrât ile hâtırı isticlâb olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿazl ihtimâlini vermeyüp, mutmaʾinnü'l-bâl dâd ü sited ile iştigāl üzere iken, Selânik tevcîhi haberi tarafına vürûd ve rûd-ı emniyyesini has-endûd edüp, semt-i havf u haşyete dahi zâhib ve: “Şu kadar mâl itlâfıyla Berkofça'yı istihlâs eyledim. Bir müddet dahi Rumeli mansıbında istikrârım vâcibdir\" deyü Der-i devlet-medâr'a mekâtîb irsâl ve Hakkı Paşa tarafına dahi: “Keyfiyyet, mahalline ʿarz olunmuşdur. Bu taraflara gelmeyesiz” deyü haberler îsâl ve bîrûn ez-kıyâs bîm ü hirâsından Sofya vücûhunu giriftâr-ı kayd-ı ihtibâs eylediğini Hakkı Paşa istimâʿ ve bu tavr-ı garîbden meʿânî-yi ʿisyân tecrîd ü intizâʿ edüp, askerinin kesretini yâd ve ʿOsmân Paşa'nın zulmünü taʿdâd ve hakkından gelmek isticâzesiyle feryâd etmişidi. ʿOsmân Paşa'nın bu reftâr-ı nâ-hencârı her ne kadar hazm olunmayacak derecelerde ise dahi, hakkında bir nevʿ gûşmâl irâde olunsa, başında olan haşerât ifsâd-ı ʿâlem ve belki dağlu eşkıyâsıyla müttehid ü hem-dem ve kendüsi dahi bir mahalle ʿinân-tâb ve yâhûd bir mahalle tehassun ile Devlet-i ʿaliyye'yi itâb eyleyeceği havâlî-kerd-i havâtır-ı uli'l-elbâb olduğuna binâʾen, tarafına nush-âmîz mektûblar ve vaʿd ü vaʿîdi müştemil haberler [Ü4 63b] itâre olunup, ahadühümâ âhara ʿazv-i kusûr ile gayzları sükûn bulmayup, bilâhare miyânelerini ıslâh içün ikisinin dahi Kapu Kethudâsı olan Süfyân Ağa, Der-i devlet'den taʿyîn ve Selânik ehâlîsi müşârun ileyhden [Ü4\n137b] mütevahhiş olup: “Selânik'e gelürse, yâ perîşân ve yâhûd defʿ-i sâyil sûretinde muhârebe ve fedây-ı cân ederiz” deyü serîre-i hâllerin tebyîn eylediklerine binâ'en, bu mahzûrun defʿi ve matlûbu üzere maslahatdan eli çıkmaması kasdıyla Silistre Eyâleti menşûru, Ağa-yı mûmâ ileyhe sırran iʿtâ ve Mûsâ Paşa meʾmûriyyeti dahi ʿuhdesine tefvîz olunacağı îmâ olunup, bu sûretle rızâ kābil oldukda, Selânik Sancağı, Mûsâ Paşa'ya tevcîh olunacağı tasmîm ve Mûsâ Paşa'ya göndermek üzere bu meʾâli şâmil tahrîrât dahi mûmâ ileyhe teslîm olunup, Vezîr Hakkı Paşa'nın dahi ʿan-asl meʾmûriyyeti dağlu eşkıyâsına olup, Edirne'de ikāmet ve her tarafa asker tesyîriyle icrây-ı meʾmûriyyet etmek bâbında bu defʿa dahi hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i ʿâlî ve istiklâlini mûcib başkaca bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn tarafına irsâl ve hilâl-i râhda ber-mûceb-i tavr-ı sâlif telyîn-i ʿarîke-i her muhâlif eyleyerek, Edirne'ye doğru ʿinân-rîz-i ʿizz ü ikbâl olduğu ve Süfyân Ağa'nın vusûlünden mukaddem ʿOsmân Paşa'nın dahi ʿarîzası gelüp, irâde-i sâbık üzere Berkofça muhâfazasına varup, Selânik'i dahi Mütesellim ile zabt eyleyeceğini tahrîr ve mukaddemâ tertîb olunan tedbîr lağv olup, matlûb dahi hâsıl olmuş bulunmağla, ol vechile hareket eylemesi bâbında tarafına tahrîrât tesyîr olunup, ferkaʿa-i esâbiʿ makūlesinden olan münâzaʿaları mündefiʿ ve âfâk-gîr olan ürcûfeleri zâyil ü mürtefiʿ oldu. [Ü4 64a]",
          "caption": "Vukū‘-ı münâza‘a der-meyân-ı Vezîr Hakkı Paşa ve Gürcü ‘Osmân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_598.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı münâza‘a der-meyân-ı Vezîr Hakkı Paşa ve Gürcü ‘Osmân Paşa",
          "text": "Bir müddetden berü Rumeli mansıbına müstevlî olan Gürcü ‘Osmân Paşa'ya müte‘addid evâmir-i celîle gönderilüp, Berkofça'dan Pâsbân-oğlu'nun âdemlerini tard u ib‘âd ve zu‘afây-ı kasabayı pençe-i şikencelerinden âzâd etmek irâde olunmuşidi. Lâzım geldiği vech üzere icrây-ı irâde-i devlete muvaffak olamayup, giderek nüfûzuna halel ve ma‘iyyetinde olan askere fütûr u kesel ‘ârız olup, ‘azli zamâyir-i vükelây-ı devletde istitâr ve\nbirkaç def'a huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı hazret-i Şehriyârî'de bu mebâhis tekrâr ve leʿalle ve 'asâ ile fevt-i maslahat revâ görülmeyüp, Rumeli, Hakkı Paşa'ya ve Selânik, ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olunmak sûreti karâr-gîr-i müsteşîr ü müsteşâr olmuşidi. Hakkı Paşa'nın Bosna'dan rucûʿu zemâna muhtâc olup, berü taraflara tekarrübünden evvel keşf-i hâl eylemesi, ʿOsmân Paşa'nın maslahatdan keff-i yed eylemesine sebeb-i ʿâdî ve eşkıyânın bir kat dahi fürce-yâb-ı hasâret olacağlarına bâdî olur ihtimâlâtı sırran Hakkı Paşa'ya ifâde ve bu mazmûnda tahrîrât-ı mufassala tarafına firistâde olunmuşidi. Müşârun ileyhin Köstendil'e vusûlü haberi vâsıl-ı sâmia-i evliyây-ı devlet [Ü4 63a] ve ber-minvâl-i muharrer mansıblarının tahvîl ü tebdîli emri işâʿat olunduğu hılâlde, ʿOsmân Paşa rağbeten ev rehbeten Berkofça'yı eyâdî-yi muhâlifînden istirdâd eylediğini [Ü3 137a] birâderiyle Âsitâne'ye tahrîr ve ber-muktezây-ı vakt ü zemân Delîl-başısı'na Mîr-i mîrânlık ve birâderine Kapucu-başılık ihsân kılındığından gayri, hıdmetde bulunmuş vüzerây-ı ʿizâma irsâl buyurulan teşrîfât-ı seniyyeden hisse-yâb ve tahsîni müştemil tahrîrât ile hâtırı isticlâb olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿazl ihtimâlini vermeyüp, mutmaʾinnü'l-bâl dâd ü sited ile iştigāl üzere iken, Selânik tevcîhi haberi tarafına vürûd ve rûd-ı emniyyesini has-endûd edüp, semt-i havf u haşyete dahi zâhib ve: “Şu kadar mâl itlâfıyla Berkofça'yı istihlâs eyledim. Bir müddet dahi Rumeli mansıbında istikrârım vâcibdir\" deyü Der-i devlet-medâr'a mekâtîb irsâl ve Hakkı Paşa tarafına dahi: “Keyfiyyet, mahalline ʿarz olunmuşdur. Bu taraflara gelmeyesiz” deyü haberler îsâl ve bîrûn ez-kıyâs bîm ü hirâsından Sofya vücûhunu giriftâr-ı kayd-ı ihtibâs eylediğini Hakkı Paşa istimâʿ ve bu tavr-ı garîbden meʿânî-yi ʿisyân tecrîd ü intizâʿ edüp, askerinin kesretini yâd ve ʿOsmân Paşa'nın zulmünü taʿdâd ve hakkından gelmek isticâzesiyle feryâd etmişidi. ʿOsmân Paşa'nın bu reftâr-ı nâ-hencârı her ne kadar hazm olunmayacak derecelerde ise dahi, hakkında bir nevʿ gûşmâl irâde olunsa, başında olan haşerât ifsâd-ı ʿâlem ve belki dağlu eşkıyâsıyla müttehid ü hem-dem ve kendüsi dahi bir mahalle ʿinân-tâb ve yâhûd bir mahalle tehassun ile Devlet-i ʿaliyye'yi itâb eyleyeceği havâlî-kerd-i havâtır-ı uli'l-elbâb olduğuna binâʾen, tarafına nush-âmîz mektûblar ve vaʿd ü vaʿîdi müştemil haberler [Ü4 63b] itâre olunup, ahadühümâ âhara ʿazv-i kusûr ile gayzları sükûn bulmayup, bilâhare miyânelerini ıslâh içün ikisinin dahi Kapu Kethudâsı olan Süfyân Ağa, Der-i devlet'den taʿyîn ve Selânik ehâlîsi müşârun ileyhden [Ü4\n137b] mütevahhiş olup: “Selânik'e gelürse, yâ perîşân ve yâhûd defʿ-i sâyil sûretinde muhârebe ve fedây-ı cân ederiz” deyü serîre-i hâllerin tebyîn eylediklerine binâ'en, bu mahzûrun defʿi ve matlûbu üzere maslahatdan eli çıkmaması kasdıyla Silistre Eyâleti menşûru, Ağa-yı mûmâ ileyhe sırran iʿtâ ve Mûsâ Paşa meʾmûriyyeti dahi ʿuhdesine tefvîz olunacağı îmâ olunup, bu sûretle rızâ kābil oldukda, Selânik Sancağı, Mûsâ Paşa'ya tevcîh olunacağı tasmîm ve Mûsâ Paşa'ya göndermek üzere bu meʾâli şâmil tahrîrât dahi mûmâ ileyhe teslîm olunup, Vezîr Hakkı Paşa'nın dahi ʿan-asl meʾmûriyyeti dağlu eşkıyâsına olup, Edirne'de ikāmet ve her tarafa asker tesyîriyle icrây-ı meʾmûriyyet etmek bâbında bu defʿa dahi hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i ʿâlî ve istiklâlini mûcib başkaca bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn tarafına irsâl ve hilâl-i râhda ber-mûceb-i tavr-ı sâlif telyîn-i ʿarîke-i her muhâlif eyleyerek, Edirne'ye doğru ʿinân-rîz-i ʿizz ü ikbâl olduğu ve Süfyân Ağa'nın vusûlünden mukaddem ʿOsmân Paşa'nın dahi ʿarîzası gelüp, irâde-i sâbık üzere Berkofça muhâfazasına varup, Selânik'i dahi Mütesellim ile zabt eyleyeceğini tahrîr ve mukaddemâ tertîb olunan tedbîr lağv olup, matlûb dahi hâsıl olmuş bulunmağla, ol vechile hareket eylemesi bâbında tarafına tahrîrât tesyîr olunup, ferkaʿa-i esâbiʿ makūlesinden olan münâzaʿaları mündefiʿ ve âfâk-gîr olan ürcûfeleri zâyil ü mürtefiʿ oldu. [Ü4 64a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem dağlı eşkıyâsına meʾmûriyyetle Edirne'de ikāmet ve derece-i liyâkat ü istitâʿati kadr-i defʿ-i şürûr-ı ehl-i gavâyet eden Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa'nın meʾmûriyyeti, Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'ya havâle olunup, fîmâ-baʿd Edirne'de ikāmeti gayr-i lâzım ve Canik Sancağı, pederi fevtinden müşârun ileyhe tevcîh olunduğundan, bir sâʿat evvel mahall-i mezbûra vusûlü emr-i mühimm olduğundan, sâdır olan emr-i ʿâlî mûcebince Edirne'den hareket ve Gelibolu Maʿberi'nden geçüp, savb-ı maksûda ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "ʿAvdet-i Vezîr Tayyâr Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_599.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1215"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Vezîr Tayyâr Paşa",
          "text": "Bundan akdem dağlı eşkıyâsına meʾmûriyyetle Edirne'de ikāmet ve derece-i liyâkat ü istitâʿati kadr-i defʿ-i şürûr-ı ehl-i gavâyet eden Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa'nın meʾmûriyyeti, Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'ya havâle olunup, fîmâ-baʿd Edirne'de ikāmeti gayr-i lâzım ve Canik Sancağı, pederi fevtinden müşârun ileyhe tevcîh olunduğundan, bir sâʿat evvel mahall-i mezbûra vusûlü emr-i mühimm olduğundan, sâdır olan emr-i ʿâlî mûcebince Edirne'den hareket ve Gelibolu Maʿberi'nden geçüp, savb-ı maksûda ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zîb-efzây-ı Sadâret-i Anadolu olan İmâm Bekir Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi bir seneden ibâret olan müddet-i ‘örfiyyesin itmâm ve Anadolu Pâyesi olup, sâbıkā Üsküdâr Kadısı ve hâlâ Riyâset-i İmâmet-i hazret-i Şehriyârî ile benâm olan Dervîş Hafız Mehmed Efendi, ol câh-ı refîʿ ile tahsîl-i şöhret ve sümüvv-i makām eyledi.",
          "caption": "'Azl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_600.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "'Azl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu",
          "text": "Zîb-efzây-ı Sadâret-i Anadolu olan İmâm Bekir Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi bir seneden ibâret olan müddet-i ‘örfiyyesin itmâm ve Anadolu Pâyesi olup, sâbıkā Üsküdâr Kadısı ve hâlâ Riyâset-i İmâmet-i hazret-i Şehriyârî ile benâm olan Dervîş Hafız Mehmed Efendi, ol câh-ı refîʿ ile tahsîl-i şöhret ve sümüvv-i makām eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan fırka-i bâğıye Edirne Bostancı-başısı ve Tokadcıklı-oğlu Süleymân Ağa taraflarından Paşayedli Karyesi'nde mahsûr ve nefâd-ı meʾâkil ü meşârib ile mahall-i âhara ʿazîmet ü firâra mecbûr olmuşlar idi. İşbu Muharremü'l-harâmın üçüncü günü [Ü3 138a] ʿale'l-gafle karye-i mezkûreden kemâl-i ye's ü hirmân ile hurûc ve berü taraf cemʿiyyetine kelb-i ʿakūr gibi vülûc etmeleriyle, miyânede üç-dört sâʿat kadar nâyire-i harb muztarım ve iki cânibden beş yüz kadar âdem münʿadim olup, eşkıyây-ı mezbûre bu takrîb fürce-yâb-ı firâr ve Edirne Kazâsı'ndu vâkiʿ Kavaklı-kozlıca'da tehassun ü istikrâr etmeleriyle, fi'l-hâl taʿkīb ve sû-be-sû muhâsara vü tenkîb olunduklarından gayri, Tokadcıklı'nın akribâsından beş on nefer kimse [Ü4 64b] bu maʿrekede telef olduğu harâret-i gayzını teşvîr ve ber-vech-i sühûlet isticlâblarına mukayyed olduğu eşhâsın bi'l-külliyye iʿdâm u izâlelerine kalben ve kāliben sâk-ı ihtimâmı teşmîr edüp, ʿalâ-tarîkı'l-istinfâr müceddeden cemʿ-i leşker-i cerrâr edüp, bakıyyetü's-süyûfu kemâl-i şiddet ile hasr u tazyîk eylediği cezm ü tahkīk olundu.",
          "caption": "Vukū‘-ı muhârebe be-eşkıyây-ı dağluyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_601.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı muhârebe be-eşkıyây-ı dağluyân",
          "text": "Zikr olunan fırka-i bâğıye Edirne Bostancı-başısı ve Tokadcıklı-oğlu Süleymân Ağa taraflarından Paşayedli Karyesi'nde mahsûr ve nefâd-ı meʾâkil ü meşârib ile mahall-i âhara ʿazîmet ü firâra mecbûr olmuşlar idi. İşbu Muharremü'l-harâmın üçüncü günü [Ü3 138a] ʿale'l-gafle karye-i mezkûreden kemâl-i ye's ü hirmân ile hurûc ve berü taraf cemʿiyyetine kelb-i ʿakūr gibi vülûc etmeleriyle, miyânede üç-dört sâʿat kadar nâyire-i harb muztarım ve iki cânibden beş yüz kadar âdem münʿadim olup, eşkıyây-ı mezbûre bu takrîb fürce-yâb-ı firâr ve Edirne Kazâsı'ndu vâkiʿ Kavaklı-kozlıca'da tehassun ü istikrâr etmeleriyle, fi'l-hâl taʿkīb ve sû-be-sû muhâsara vü tenkîb olunduklarından gayri, Tokadcıklı'nın akribâsından beş on nefer kimse [Ü4 64b] bu maʿrekede telef olduğu harâret-i gayzını teşvîr ve ber-vech-i sühûlet isticlâblarına mukayyed olduğu eşhâsın bi'l-külliyye iʿdâm u izâlelerine kalben ve kāliben sâk-ı ihtimâmı teşmîr edüp, ʿalâ-tarîkı'l-istinfâr müceddeden cemʿ-i leşker-i cerrâr edüp, bakıyyetü's-süyûfu kemâl-i şiddet ile hasr u tazyîk eylediği cezm ü tahkīk olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Aʿdel-i mevâsim ü eyyâm olan fasl-ı behâr, meşâmm-ı ʿâleme neşr-i nükhet-i ezhâr ve feyz-i rebîʿ-i bedîʿi âşikâr eylediğine binâʾen, cilve-gâh-ı hakāyık-ı eşyâ olan zamîr-i münîr-i Şehriyârî'de kesb-i hevâ vü tenezzüh içün ikbâl ü teveccüh zuhûr edüp, sânî-yi Sürremenre'a\nve vâhid-i müntezihât-ı çâr-gâne-i dünyâ olan Serây-ı dilârây-ı Beşiktaş'ı işbu Muharrem'in on dokuzuncu yevm-i İsneyn kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-sâz-ı cennetü'l-me'vâ buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_602.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Aʿdel-i mevâsim ü eyyâm olan fasl-ı behâr, meşâmm-ı ʿâleme neşr-i nükhet-i ezhâr ve feyz-i rebîʿ-i bedîʿi âşikâr eylediğine binâʾen, cilve-gâh-ı hakāyık-ı eşyâ olan zamîr-i münîr-i Şehriyârî'de kesb-i hevâ vü tenezzüh içün ikbâl ü teveccüh zuhûr edüp, sânî-yi Sürremenre'a\nve vâhid-i müntezihât-ı çâr-gâne-i dünyâ olan Serây-ı dilârây-ı Beşiktaş'ı işbu Muharrem'in on dokuzuncu yevm-i İsneyn kudûm-i meyâmin-lüzûmlarıyla reşk-sâz-ı cennetü'l-me'vâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Esfâr-ı bahriyye takrîbi ile sefâyine mahsûs askerin kesreti olup, sınıf-ı âhardan temyîzi müteʿazzir ve baʿzı sefele-i nâs, icrây-ı mefâsid ü iblâs zımnında hey'etini tebdîl ve kıyâfetini, Kalyoncu kıyâfetine tahvîl edüp, ehl-i ʿırz makūlelerini mütezarrır ve tahkīk olunduğu vechile baʿzı ehl-i zimmet leylen şal sarup ve müsellah gezüp âdem soymak ve nehâran esnâf dükkânlarından cüz'î şey verüp, [Ü3 138b] küllî şey almak ve baʿzan bilâ-ʿivaz cebren metâʿ kaldırmak misillü gûnâ-gûn melʿanete tecâsürleri resîde-i hadd-i tevâtür olup, bu fesâdın izâlesiyle ʿibâdullahı tervîh lâzım geldiğine binâ'en, fîmâ-baʿd sınıf-ı âhar şal ve ahmediyye ve Kalyoncu tâyifesine mahsûs elbiseyi geymeyüp, bu yasağı baʿde'l-iblâğ kulağa almayan bî-dimâğlar, zâbitleri maʿrifetiyle te'dîb ve ısrâr üzere olanları birer mahalle tagrîb ve belki eşedd-i nekâl ile taʿzîb kılınmak beyânıyla [Ü4 65a] taraf taraf neşr-i evâmir ve iʿlân-ı nevâhî vü zevâcir kılınup, bu mülâbese ile zikr olunan ehl-i mefsedet ü enhâs, hey'et-i kadîmelerine rucûʿ ile tavʿan defʿ-i yek-rengî vü iltibâs eylediler.",
          "caption": "Tefrîk-ı melâbis-i asker-i bahrî ez-cânib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_603.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tefrîk-ı melâbis-i asker-i bahrî ez-cânib",
          "text": "Esfâr-ı bahriyye takrîbi ile sefâyine mahsûs askerin kesreti olup, sınıf-ı âhardan temyîzi müteʿazzir ve baʿzı sefele-i nâs, icrây-ı mefâsid ü iblâs zımnında hey'etini tebdîl ve kıyâfetini, Kalyoncu kıyâfetine tahvîl edüp, ehl-i ʿırz makūlelerini mütezarrır ve tahkīk olunduğu vechile baʿzı ehl-i zimmet leylen şal sarup ve müsellah gezüp âdem soymak ve nehâran esnâf dükkânlarından cüz'î şey verüp, [Ü3 138b] küllî şey almak ve baʿzan bilâ-ʿivaz cebren metâʿ kaldırmak misillü gûnâ-gûn melʿanete tecâsürleri resîde-i hadd-i tevâtür olup, bu fesâdın izâlesiyle ʿibâdullahı tervîh lâzım geldiğine binâ'en, fîmâ-baʿd sınıf-ı âhar şal ve ahmediyye ve Kalyoncu tâyifesine mahsûs elbiseyi geymeyüp, bu yasağı baʿde'l-iblâğ kulağa almayan bî-dimâğlar, zâbitleri maʿrifetiyle te'dîb ve ısrâr üzere olanları birer mahalle tagrîb ve belki eşedd-i nekâl ile taʿzîb kılınmak beyânıyla [Ü4 65a] taraf taraf neşr-i evâmir ve iʿlân-ı nevâhî vü zevâcir kılınup, bu mülâbese ile zikr olunan ehl-i mefsedet ü enhâs, hey'et-i kadîmelerine rucûʿ ile tavʿan defʿ-i yek-rengî vü iltibâs eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'ya Rumeli tevcîhinin sebeb-i aslîsi istîsâl-i eşkıyâ ve tathîr-i etrâf u enhâ olup, iktizâ eden mahallerden maʿiyyetine sevk-ı leşker emr-i mühimm ve bâ-husûs el-hâletü hâzihî eşkıyâyı hasr ile tazyîk eden Edirne Bostancı-başısı ve Tokadcıklı-oğlu'nun dahi sevâd-ı askerini teksîr lâzım olup, müşârun ileyh ve mûmâ ileyhimâ maʿiyyetlerine münâsebeti ile tertîb olunan askeri ihrâc u îsâl zımnında bâlâları hatt-ı hümâyûn ile tevşîh ü tezyîn olunmuş [Ü3 139a] evâmir-i ʿaliyye ile hâlâ Mîrâhûr-ı Sânî olan Esʿad Bey taʿyîn ve yedi bin beş yüz guruş harc-ı râh ile maslahat-ı ʿazîmeti teshîl ü tehvîn olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Mîrâhûr-ı Sânî be-ihrâc-ı asker",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_604.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Mîrâhûr-ı Sânî be-ihrâc-ı asker",
          "text": "Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'ya Rumeli tevcîhinin sebeb-i aslîsi istîsâl-i eşkıyâ ve tathîr-i etrâf u enhâ olup, iktizâ eden mahallerden maʿiyyetine sevk-ı leşker emr-i mühimm ve bâ-husûs el-hâletü hâzihî eşkıyâyı hasr ile tazyîk eden Edirne Bostancı-başısı ve Tokadcıklı-oğlu'nun dahi sevâd-ı askerini teksîr lâzım olup, müşârun ileyh ve mûmâ ileyhimâ maʿiyyetlerine münâsebeti ile tertîb olunan askeri ihrâc u îsâl zımnında bâlâları hatt-ı hümâyûn ile tevşîh ü tezyîn olunmuş [Ü3 139a] evâmir-i ʿaliyye ile hâlâ Mîrâhûr-ı Sânî olan Esʿad Bey taʿyîn ve yedi bin beş yüz guruş harc-ı râh ile maslahat-ı ʿazîmeti teshîl ü tehvîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransızlar'ın Ankona taraflarında cemʿiyyetleri şâyiʿ ve Korfa ve Mora câniblerine sû'-i kasd ve taʿarruzları resîde-i mesâmiʿ olduğuna binâʾen, sevâhil-i İslâmiyye'yi mekr-i aʿdâdan vikāye zımnında bu defʿa üç kıtʿa sefîneye asker ve mühimmât teşhîn ü imlâ ve işbu Muharremü'l-harâmın yirmi beşinci yevm-i Ahad o havâlîye baʿs ü isrâ olundu.",
          "caption": "Taʻyîn-i sefâyin be-muhâfaza-i sevâhil",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_605.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Taʻyîn-i sefâyin be-muhâfaza-i sevâhil",
          "text": "Fransızlar'ın Ankona taraflarında cemʿiyyetleri şâyiʿ ve Korfa ve Mora câniblerine sû'-i kasd ve taʿarruzları resîde-i mesâmiʿ olduğuna binâʾen, sevâhil-i İslâmiyye'yi mekr-i aʿdâdan vikāye zımnında bu defʿa üç kıtʿa sefîneye asker ve mühimmât teşhîn ü imlâ ve işbu Muharremü'l-harâmın yirmi beşinci yevm-i Ahad o havâlîye baʿs ü isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu mâh-ı Muharremü'l-harâmın yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da ʿale'l-ʿumûm kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri kabzına meʾmûr olanlara tevzîʿ ve yirmi dokuzuncu Pençşenbih günü muʿtâd üzere devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Tâc-dârî ile Kāyim-makām Paşa hazretlerinin kadr ü şânı terfîʿ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_606.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu mâh-ı Muharremü'l-harâmın yirmi yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da ʿale'l-ʿumûm kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri kabzına meʾmûr olanlara tevzîʿ ve yirmi dokuzuncu Pençşenbih günü muʿtâd üzere devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Tâc-dârî ile Kāyim-makām Paşa hazretlerinin kadr ü şânı terfîʿ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haremeyn-i şerîfeyn kazâlarının hengâm-ı tevcîhi mütekārib ve vaktiyle mutasarrıflarının müheyyâ olmaları vâcib olup, [Ü4 65b] bin iki yüz [Ü3 139b] on yedi senesi Muharrem'inden zabt ve rütbeleri târîh-i zabtlarından iʿtibâr olunmak üzere Mekke-i mükerreme Kazâsı, sâbıkā Edirne Kadısı Murâd-zâde es-Seyyid Mehmed Murâd Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, sâbıkā Şâm-ı şerîf Kadısı Nûrullah Efendi-zâde Mehmed Hidâyetullah Efendi'ye Muharremü'l-harâmın yirmi altıncı günü tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_607.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere",
          "text": "Haremeyn-i şerîfeyn kazâlarının hengâm-ı tevcîhi mütekārib ve vaktiyle mutasarrıflarının müheyyâ olmaları vâcib olup, [Ü4 65b] bin iki yüz [Ü3 139b] on yedi senesi Muharrem'inden zabt ve rütbeleri târîh-i zabtlarından iʿtibâr olunmak üzere Mekke-i mükerreme Kazâsı, sâbıkā Edirne Kadısı Murâd-zâde es-Seyyid Mehmed Murâd Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, sâbıkā Şâm-ı şerîf Kadısı Nûrullah Efendi-zâde Mehmed Hidâyetullah Efendi'ye Muharremü'l-harâmın yirmi altıncı günü tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Talebe-i ʿulûmdan mülâzametleri yedi seneye müntehî olanlar bir zemândan berü [Ü3 140a] ümmîdvâr-ı imtihân oldukları cenâb-ı Fetvâ-penâhî'ye ʿiyân olmağla, işbu Muharremü'l-harâm evâyilinde husûs-ı mezkûr istîzân ve ruhsat-ı seniyye nümâyân olduğu ân talebeye keyfiyyet iʿlân olunup, müşârun ileyh hazretleri icrây-ı hakkāniyyet içün bi'n-nefs\nderse hâzır oldukları hâlde zümre-i talebe dâru'l-imtihâna idhâl olunup, Mutavvel'den \"Ve 'lev' li'l-şarti fi'l-mâzî ma'a'l-kat'i bi-intifâ'i'ş-şart\" ibâresi medâr-ı bahs olduğu sâmiʿlarına ilkā ve vâhiden-baʿde-vâhidin o mahfil-i hatîrde ikrâ ve tertîb-i mümeyyizîn olan es'ile-i isnâ ʿaşeranın ekall ü ekserine ve nâdiren cümlesine cevâb-dâde olanlardan yirmi yedi nefer tâlib ve ʿulemâ-zâdelerin on dört kadar hâhiş-ker, merâtib-i medrese ru'ûsuyla nâyil-i eʿazz-i metâlib olup, kemâ hüve'l-vâcib cümlesi duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü devlet-i Şehinşâhî'ye müvâzıb oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı imtihân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_608.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı imtihân",
          "text": "Talebe-i ʿulûmdan mülâzametleri yedi seneye müntehî olanlar bir zemândan berü [Ü3 140a] ümmîdvâr-ı imtihân oldukları cenâb-ı Fetvâ-penâhî'ye ʿiyân olmağla, işbu Muharremü'l-harâm evâyilinde husûs-ı mezkûr istîzân ve ruhsat-ı seniyye nümâyân olduğu ân talebeye keyfiyyet iʿlân olunup, müşârun ileyh hazretleri icrây-ı hakkāniyyet içün bi'n-nefs\nderse hâzır oldukları hâlde zümre-i talebe dâru'l-imtihâna idhâl olunup, Mutavvel'den \"Ve 'lev' li'l-şarti fi'l-mâzî ma'a'l-kat'i bi-intifâ'i'ş-şart\" ibâresi medâr-ı bahs olduğu sâmiʿlarına ilkā ve vâhiden-baʿde-vâhidin o mahfil-i hatîrde ikrâ ve tertîb-i mümeyyizîn olan es'ile-i isnâ ʿaşeranın ekall ü ekserine ve nâdiren cümlesine cevâb-dâde olanlardan yirmi yedi nefer tâlib ve ʿulemâ-zâdelerin on dört kadar hâhiş-ker, merâtib-i medrese ru'ûsuyla nâyil-i eʿazz-i metâlib olup, kemâ hüve'l-vâcib cümlesi duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü devlet-i Şehinşâhî'ye müvâzıb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden Segbân-başı olan Bozacı-oğlu Mehmed Ağa fart-ı rehâvet ü tekâsül ile idâre-i umûrda râcil olduğundan, işbu Saferü'l-hayr gurresinde mûmâ ileyh munʿazil olup, Âsitâne-i saʿâdet'de hâlâ Zağarcı-başı olup, Kul Kethudâsı Vekîli olan Halîl Bey, Segbân-başılık ile mütesaddî-yi umûr ve Turnacı-başı Vekîli olup, bi'l-fiʿl Turnacı-başılığ'a mülâzım bulunan Üsküdârlı Hâfız İbrâhîm Ağa, [Ü4 66a] Seksoncu-başılık ve Kul Kethudâlığı Vekâleti'yle mesrûr olup, Ordu-yi hümâyûn'da Seksoncu-başı olan ʿOsmân Ağa'nın dahi o tarafda Zağarcı-başılık ile bekâm olması irâdesi, taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'den ʿarz-ı huzûr-ı Sadru's-sudûr kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Segbân-başı",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_609.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Segbân-başı",
          "text": "Bir müddetden Segbân-başı olan Bozacı-oğlu Mehmed Ağa fart-ı rehâvet ü tekâsül ile idâre-i umûrda râcil olduğundan, işbu Saferü'l-hayr gurresinde mûmâ ileyh munʿazil olup, Âsitâne-i saʿâdet'de hâlâ Zağarcı-başı olup, Kul Kethudâsı Vekîli olan Halîl Bey, Segbân-başılık ile mütesaddî-yi umûr ve Turnacı-başı Vekîli olup, bi'l-fiʿl Turnacı-başılığ'a mülâzım bulunan Üsküdârlı Hâfız İbrâhîm Ağa, [Ü4 66a] Seksoncu-başılık ve Kul Kethudâlığı Vekâleti'yle mesrûr olup, Ordu-yi hümâyûn'da Seksoncu-başı olan ʿOsmân Ağa'nın dahi o tarafda Zağarcı-başılık ile bekâm olması irâdesi, taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'den ʿarz-ı huzûr-ı Sadru's-sudûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Burusa Kadısı Hüsâmeddîn-zâde Fahreddîn Efendi'ye iki yüz on altı Rebîʿulevvel'inin gurresinden ve dâmâd-ı cenâb-ı Fetvâ-penâhî Mekkî Efendi-zâde Mustafa ʿAsım Efendi'ye yedinci gününden ve sâbıkā Burusa Kadısı ʿUryânî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye on beşinden ve sâbıkā Üsküdâr Kadısı ʿÖmer Vahîd Efendi-zâde Celâleddîn\nEfendi'ye yirmi yedinci gününden i'tibâr olunmak üzere işbu Saferü'l-hayrın üçüncü günü Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân ve şem‘-i ikbâlleri fürûzân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ be-mevâlî-yi ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_610.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ be-mevâlî-yi ʿizâm",
          "text": "Sâbıkā Burusa Kadısı Hüsâmeddîn-zâde Fahreddîn Efendi'ye iki yüz on altı Rebîʿulevvel'inin gurresinden ve dâmâd-ı cenâb-ı Fetvâ-penâhî Mekkî Efendi-zâde Mustafa ʿAsım Efendi'ye yedinci gününden ve sâbıkā Burusa Kadısı ʿUryânî-zâde ʿAbdullah Efendi'ye on beşinden ve sâbıkā Üsküdâr Kadısı ʿÖmer Vahîd Efendi-zâde Celâleddîn\nEfendi'ye yirmi yedinci gününden i'tibâr olunmak üzere işbu Saferü'l-hayrın üçüncü günü Mekke-i mükerreme pâyeleri ihsân ve şem‘-i ikbâlleri fürûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Râbıta-bend-i nitâk-ı ittifâk olan İngilüzlü me'mûrân, Devlet-i ‘aliyye ihtimâmıyla me'kûlât u meşrûbâtlarına nizâm verüp, cânib-i Mısır'a teveccüh etmişler idi. Müsâ‘ade-i rûzgâr ile 'âm-ı mâzî Zilka'de'sinde Ebuhûr sâhiline resîde olmalarıyla, fi'l-hâl kara askerlerin sâhile çıkarup, mukābele kasdıyla saff-keşîde olan Fransızlar'ı tarfetü'l-‘aynda katl ü esr ile perâkende edüp, palanga muhâsarasında zemân fevt olacağı hâtır-güzâr olmağla, muhâsara vü tazyîk içün bir mikdâr âdem terk ve İskenderiyye istihlâsına ‘azîmet etdiklerini Mısır'da mukīm Fransız Sergerdesi “Mino” nâm Ceneral haber alup, Kibt ve sâyir eclâf-ı A'râb'dan ve maʻiyyetinde olan Fransız askerinden on yedi bin âdem tedârük eyleyüp, mukaddemce İskenderiyye'de olan asker ile dahi muhâbere etmiş bulunmağla, iki kol Fransız askeri [Ü3 140b] “Bereketü'l-Kaytâs” nâm mahalde müctemi' olup, o aralıkda İngilizlü dahi gelüp [Ü4 66b] yetişmekle, Fransızlar tarafından Mısır askeri ilerüye sürülmek kasd olundukda: “Mukāvelemiz ancak karaltı etmek ve top u tüfenge karşu varmamakdır” deyü tekaddümden imtinâ‘ ve İngilizlü dahi top u tüfeng ve sâyir âlât-ı nâriyyeyi bi-kemâlihâ i'mâle mübâşeret edüp, Mısır askeri şiddet-i muhârebeyi görüp, cümlesi firâr ve nâ-çâr Fransızlar cenge ibtidâr edüp, mâ-beyne'l-ferîkayn eşedd-i kıtâl ve emerr-i cidâl vâki‘ olup, bilâhare Fransızlar akbeh vechile münhezim ve dört bini dereke-i cahîme ‘âzim olup, sergerdeleriyle ecel-i nâ-resîdeleri İskenderiyye'ye tehassun ve İngilizlü dahi etrâf-ı İskenderiyye'de temekkün edüp, icrây-ı lâzime-i muhâsara ve iş‘âl-i nevâyir-i müşâcere etdikleri, Ebuhûr mahsûrlarına mün‘akis oldukda, havf-1 cân ile istîmân ve kabûl-i esr ile tahsîl-i emân eyledikleri zemânda, Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri kebîr ü sagīr yetmiş pâre sefâyin ile sevâhil-i İskenderiyye'ye ilkāy-ı lenger-i heybet ve bu sebeble İngilizlü tahsîl-i yârâ vü kuvvet edüp, fi'l-hâl İngilüz Cenarali'yle ictimâ‘ ve ba‘de'l-istişâre\nDonanma-yı hümâyûn'dan altı bin asker ifrâz u intizâʿ ve Kethudâsı Husrev Ağa'yı ve İnce Bey'i üzerlerine Başbuğ nasb ve İngilizlü dahi birkaç bin âdem terfîk edüp, Reşîd'e doğru râyet-keş-i ʿazîmet olmuşlar idi. Müsehhil-i her emr-i ʿasîr olan cenâb-ı Niʿme'n-nasîr, o bender-i bî-mânendin fethini teshîl ü teysîr eyleyüp, bir sâʿat ilerüde vâkiʿ Reşîd Palangası, Nîl'in kilîdi mesâbesinde burûc-ı erbaʿayı şâmil bir maʿkıl-ı hasîn iken, Fransızlar tarafından baʿzı izâfât ile gāyet hasânet ü metânet [Ü3 141a] verilmekle fethi lâzım geldiğinden, Levend Çiftliği takımından Sol Kol Ağası ʿAbdullah Ağa ve bir mikdâr İngilüzlü o tarafa irsâl ve maʿiyyetlerine müstevfâ top ve mühimmât [Ü4 67a] verilüp, Reşîd Boğazı'na dahi on kıtʿa şalope idhâl ve esbâb-ı muhâsara ikmâl olundukdan sonra, palangayı silmen terk etmeleri zımnında Fransızlar'a tahrîr olunan emân-nâmeye magrûrâne cevâb zuhuru, mücâhidân-ı İslâm'a mûcib-i feverân-ı hamiyyet olmağla, dört gün berren ve nehren top ve humbara ile mahsûrlar tazyîk olunup, müdâfaʿaya vechen mine'l-vücûh tâkatleri olmadığını cezm ü îkān ve baʿzı şurût ile istîmân eylediler. Zâbitlerinden mâʿadâsı silâhlarını ve top ve mühimmâtı bırakup, esîrliği kabûl etmek şartıyla emân verilüp, cümlesi İngilüz donanmasına îsâl ve bu ʿakde dahi fazl-ı Müteʿâl ile karîn-i inhilâl olup, bu sebeble Fransızlar'ın savlet-i bâtılaları şikest ve kilîd-i Nîl der-dest olup, şalopelerin seyrine mâniʿ zâyil ve berren ve nehren Rahmâniyye ve sâyir mahallere sevk-ı asker istiʿdâdı hâsıl olduğu haber-i meserret-eseri, Vezîr müşârun ileyh tarafından Der-i devlet-medâr'a vâsıl olup, cümleye ifâza-i hayât ve kulûb-ı mü'minîne ilkāy-ı meserrât eyledi.",
          "caption": "Vukūʻât der-erâzî-yi Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_611.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʻât der-erâzî-yi Mısır",
          "text": "Râbıta-bend-i nitâk-ı ittifâk olan İngilüzlü me'mûrân, Devlet-i ‘aliyye ihtimâmıyla me'kûlât u meşrûbâtlarına nizâm verüp, cânib-i Mısır'a teveccüh etmişler idi. Müsâ‘ade-i rûzgâr ile 'âm-ı mâzî Zilka'de'sinde Ebuhûr sâhiline resîde olmalarıyla, fi'l-hâl kara askerlerin sâhile çıkarup, mukābele kasdıyla saff-keşîde olan Fransızlar'ı tarfetü'l-‘aynda katl ü esr ile perâkende edüp, palanga muhâsarasında zemân fevt olacağı hâtır-güzâr olmağla, muhâsara vü tazyîk içün bir mikdâr âdem terk ve İskenderiyye istihlâsına ‘azîmet etdiklerini Mısır'da mukīm Fransız Sergerdesi “Mino” nâm Ceneral haber alup, Kibt ve sâyir eclâf-ı A'râb'dan ve maʻiyyetinde olan Fransız askerinden on yedi bin âdem tedârük eyleyüp, mukaddemce İskenderiyye'de olan asker ile dahi muhâbere etmiş bulunmağla, iki kol Fransız askeri [Ü3 140b] “Bereketü'l-Kaytâs” nâm mahalde müctemi' olup, o aralıkda İngilizlü dahi gelüp [Ü4 66b] yetişmekle, Fransızlar tarafından Mısır askeri ilerüye sürülmek kasd olundukda: “Mukāvelemiz ancak karaltı etmek ve top u tüfenge karşu varmamakdır” deyü tekaddümden imtinâ‘ ve İngilizlü dahi top u tüfeng ve sâyir âlât-ı nâriyyeyi bi-kemâlihâ i'mâle mübâşeret edüp, Mısır askeri şiddet-i muhârebeyi görüp, cümlesi firâr ve nâ-çâr Fransızlar cenge ibtidâr edüp, mâ-beyne'l-ferîkayn eşedd-i kıtâl ve emerr-i cidâl vâki‘ olup, bilâhare Fransızlar akbeh vechile münhezim ve dört bini dereke-i cahîme ‘âzim olup, sergerdeleriyle ecel-i nâ-resîdeleri İskenderiyye'ye tehassun ve İngilizlü dahi etrâf-ı İskenderiyye'de temekkün edüp, icrây-ı lâzime-i muhâsara ve iş‘âl-i nevâyir-i müşâcere etdikleri, Ebuhûr mahsûrlarına mün‘akis oldukda, havf-1 cân ile istîmân ve kabûl-i esr ile tahsîl-i emân eyledikleri zemânda, Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri kebîr ü sagīr yetmiş pâre sefâyin ile sevâhil-i İskenderiyye'ye ilkāy-ı lenger-i heybet ve bu sebeble İngilizlü tahsîl-i yârâ vü kuvvet edüp, fi'l-hâl İngilüz Cenarali'yle ictimâ‘ ve ba‘de'l-istişâre\nDonanma-yı hümâyûn'dan altı bin asker ifrâz u intizâʿ ve Kethudâsı Husrev Ağa'yı ve İnce Bey'i üzerlerine Başbuğ nasb ve İngilizlü dahi birkaç bin âdem terfîk edüp, Reşîd'e doğru râyet-keş-i ʿazîmet olmuşlar idi. Müsehhil-i her emr-i ʿasîr olan cenâb-ı Niʿme'n-nasîr, o bender-i bî-mânendin fethini teshîl ü teysîr eyleyüp, bir sâʿat ilerüde vâkiʿ Reşîd Palangası, Nîl'in kilîdi mesâbesinde burûc-ı erbaʿayı şâmil bir maʿkıl-ı hasîn iken, Fransızlar tarafından baʿzı izâfât ile gāyet hasânet ü metânet [Ü3 141a] verilmekle fethi lâzım geldiğinden, Levend Çiftliği takımından Sol Kol Ağası ʿAbdullah Ağa ve bir mikdâr İngilüzlü o tarafa irsâl ve maʿiyyetlerine müstevfâ top ve mühimmât [Ü4 67a] verilüp, Reşîd Boğazı'na dahi on kıtʿa şalope idhâl ve esbâb-ı muhâsara ikmâl olundukdan sonra, palangayı silmen terk etmeleri zımnında Fransızlar'a tahrîr olunan emân-nâmeye magrûrâne cevâb zuhuru, mücâhidân-ı İslâm'a mûcib-i feverân-ı hamiyyet olmağla, dört gün berren ve nehren top ve humbara ile mahsûrlar tazyîk olunup, müdâfaʿaya vechen mine'l-vücûh tâkatleri olmadığını cezm ü îkān ve baʿzı şurût ile istîmân eylediler. Zâbitlerinden mâʿadâsı silâhlarını ve top ve mühimmâtı bırakup, esîrliği kabûl etmek şartıyla emân verilüp, cümlesi İngilüz donanmasına îsâl ve bu ʿakde dahi fazl-ı Müteʿâl ile karîn-i inhilâl olup, bu sebeble Fransızlar'ın savlet-i bâtılaları şikest ve kilîd-i Nîl der-dest olup, şalopelerin seyrine mâniʿ zâyil ve berren ve nehren Rahmâniyye ve sâyir mahallere sevk-ı asker istiʿdâdı hâsıl olduğu haber-i meserret-eseri, Vezîr müşârun ileyh tarafından Der-i devlet-medâr'a vâsıl olup, cümleye ifâza-i hayât ve kulûb-ı mü'minîne ilkāy-ı meserrât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır vakʿasında Murâd Bey şirzime-i kalîle ile bilâ-ı Asvân ve Nûbe ve Saʿîd-i Aʿlâ semtlerinde bilâ-istikrâr tek ü tâz ve Fransızlar'ın dâm-ı mekîdetlerine düşmekden ihtirâz etmişidi. Tâyife-i mesfûre merkūmu kahren ele getürmekden der-mânde vü ʿâciz olmalarıyla, savletinden emîn olmak içün baʿzı tergībât ü teşvîkāt ile taraflarına bend ve Saʿîd memleketini kendüye ber-vech-i maktûʿ temlîk bâbında âyînleri üzere muhkem sevgend etmeleriyle, meftûn-ı ʿişve-i tesvîl ve dînini dünyâya tebdîl edüp, Ordu-yı hümâyûn'a müsâraʿatdan ve bâ-husûs ʿOsmân [Ü3 141b] Efendi'nin derûn-ı Mısır'da iken daʿvetine icâbetden muʿrız ve Fransızlar tarafdârlığına mütemahhız olup, ittihâd ü teʿahhüdünü te'kîd\n[Ü4 67b] ve peşmîne-i hıyânet ü ihânetini tecdîd eylemişidi. Bu defʿa Ebuhûr kazıyyesi ve İskenderiyye mahsûriyyeti ve Reşîd ve sâyir mahallerin istihlâs olunduğu Mısr-ı Kāhire'de şâyiʿ ve Fransızlar'ın ekseri mürde vü zâyiʿ olduğu tahkīkı ile Fransız Sergerdesi merkūma mahsûs âdemler ibʿâs ve ber-muktezây-ı muʿâhede Üsveyf cânibine gelüp, bi'l-muhâbere ehl-i İslâm ile müşâcereye igrâ vü ihsâs eylediği dehlîz-i sâmiʿasına güzer ve derhal iʿânete teheyyü' ile ehl-i İslâm'a izmâr-ı zarar etmişiken, nazm: Erâde umûran lem-yüridhâ İlâhuhû Fe-harre sarîʿan li'l-yedeyni ve li'l-femi mefhûmunca hâyin-i mezkûr bülûğ-ı maksadından evvel kantara-i merg-i fücâ'îden murûr ve bu cihetle dahi Fransızlar'ın cenâh-ı miknetleri meksûr oldu. Hâlik-i mezbûrun taht-ı livây-ı dalâletinde olan münâfikīn ve ümerâ -ki “Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zümerâ” medlûluna mâ-sadak olmuşlar idi- nâ-çâr Kapudan Paşa hazretleri tarafına mürâcaʿatla Murâd Bey'in helâkini işʿâr ve Ordu-yi hümâyûn pûlarına ruhsây olmak içün izn ü ruhsata taleb-kâr olmalarıyla, muktezây-ı hâl iltizâmıyla niyâzlarına müsâʿade ve ruhsatı mutazammın taraflarına haber firistâde olunmuştur. Hâlik-i mezbûrun vakt-i teʿayyününde Mısır'da olan envâʿ-1 fesâdâtı müstagnî-yi beyân ve Fransızlar'a “Baʿzu'l-ʿırkı nezzâʿun” mefhûmunca meyl ü rükûnu vâreste-i şübhe ü gümân olmağla, helâki ʿayn-i isâbet ve zevâl-i vücûdu mukaddime-i fevz ü nusrat olduğu zâhirdir. [Nazm]: Rûşen-est în ki, şeved-pest çû-şemʿ âhır-ı kâr Der-sırr-ı her ki, hevâyî zi-ser-efrâz be-hâst\nBiz yine sadede gelelim. Fransızlar'ın kâffe-i kuvvet ü miknetleri İskenderiyye ve Rahmâniyye'ye masrûf ve bâ-husûs [Ü3 142a] iʿmâl-i efkâr-ı şeytâniyye ile Rahmâniyye'ye katʿî istihkâm verdikleri maʿrûf olup, Reşîd'de olan cünûd-ı zafer-mevʿûdu havl ü kuvvet-i Bâri'yle [Ü4 68a] Rahmâniyye'ye tesyîr eyleyeceğini Vezîr-i müşârun ileyh hazretleri tahrîr etmişidi. Zilhiccetü'ş-şerîfenin yirmi beşinci günü müşârun ileyh ve İngiliz Cenarali maʿiyyetlerinde olan asâkiri alup, Rahmâniyye'ye bir sâʿat mesâfede vâkiʿ “Kūğa” nâm karyeye vusûllerinde iltikāy-ı ferîkayn vâkiʿ olup, hayâtlarından me'yûs olan Fransızlar birkaç sâʿat meydân-ı muhârebede sebât gösterüp, cünûd-ı İslâm merâret-i ceng ü perhâşa istibâr ile merkez-i metânetde kıyâm ve İngilizlü dahi muvâfakat ü muʿâvenetde ihtimâm edüp, Fransızlar'ın nısfından ziyâdesi küşte vü nâ-bedîd ve ehl-i İslâm'dan dahi beş yüz kadar merd-i dilîr mecrûh u şehîd ve İngilizlü'den dahi vâfir kimse helâk ve bir mikdârı zahm-nâk olup, zalâm-ı şâm erişdikde, bakıyyetü's-süyûf olan kefere-i liʾâm cânib-i Mısır'a tâfte-rûy-ı inhizâm ve ferdâsı Rahmâniyye Palangası'na tehassun edenler emâna tâlib olmalarıyla, sâbıkı üzere zâbitlerinden mâʿadâsı haml-i silâh ve berü taraf ile fîmâ-baʿd cedel ü kifâh etmamek ve sâlimen vilâyetlerine îsâl olunmak şurûtuyla mesfûrlara emân verilüp, Rahmâniyye Kasabası dahi bu vechile silsile-i mülk-i Pâdişâhî'ye rabt ve derûnunda olan mühimmât ve top ve cemîʿ edevât zabt olundu.\nAsker-i mansûr imdâd-ı Rabb-i Gafûr ile berren ve bahran bu menzilden dahi hareket ve Mısır'a on sekiz sâʿat mesâfe olan Nîkî Karyesi'ne darb-ı veted-i nusrat edüp, Muharremü'l-harâmın gurre-i garrâsı olan yevm-i Hamîs Mısır'a doğru tahrîk-i aʿlâm-ı ceyş ü hamîs etmişler idi. Fransızlar, Rahmâniyye'nin cânib-i İslâmiyân'dan zabt [Ü3 142b] olunduğunu bilmeyerek imdâd zımnında Rahmâniyye'ye bir mikdâr asker tesyîr ve İskenderiyye'ye [Ü4 68b] dahi Topçu-başı ve baʿzı müteʿayyin eşhâs irsâlini tedbîr etmişler idi. Yevm-i mezkûrda Kapudan Paşa hazretleri tarafından techîz olunan karagola keyfe-mâ-ittefaka tesâdüf etmeleriyle, der-ân-sâʿat cenge mübâşeret olunup, dûd-ı kebûd-ı reng-i tüfeng ve sadây-ı zed ü bürd-i ceng müşârun ileyh hazretlerine ʿiyân oldukda, toplu\nsandalları ilerüye irsâl ve ince donanmayı dahi verâdan îsâl etdikden sonra, bizzât sâhile çıkup, mevkıʿ-ı maʿrekeye vusûl ile mübârizân-ı İslâm'ı teşcîʿ ü igrâ ve fezâyil-i cihâd ve mehâsin-i şecâʿati taʿdâd u ihsâ birle kulûb-ı guzâta kuvvet ilkā edüp, bu sebeble ehl-i Îmân kaviyyü'l-cenân olup, teşhîr-i seyf-i berrân ve tehzîz-i nûk ü sinân ile düşmen-i bî-peymâna irâ'e-i hevl-i kıyâmet eylediler. Giderek aʿdâ zebûn ve livây-ı cemʿiyyetleri ser-nigûn olup, yetmiş kadarı âguşte-i hûn-ı helâk ve niçelerinin girîbân-ı hayâtı çâk-çâk olup, iki yüzden ziyâdesi zâbitleriyle esîr ve on yedi kıtʿa cerîme mahmûl mühimmât ve edevâtları mazbût-ı dest-i Vezîr-i Müşterî-tedbîr olup, mesâff vaktinde te'yîd-i dîn-i mübîn içün şemşîr-i gayrete zâğ ve zâğ-minşân-ı küffâra dâne-i tüfeng ile sürâğ veren pür-dil-ân-ı İslâm müşârun ileyh hazretlerinin dâyirelerinde kıyâm eden etbâʿ-ı benâmından olmalarıyla, hakk-ı nân u nemeki îfâ ve uğur-ı millet-i beyzâda gayret-i İslâmiyye'yi icrâ eyleyüp, otuz mikdârı neyl-i şehâdet ile ʿâzim-i serâbistân-ı cinân ve Enderûn Çukadârı ve otuz kadar sâyir dâyiresi halkında eser-i cerh nümâyân olup, merbût-ı kayd-ı isâr olan küffâr, Donanma-yı hümâyûn'da tevkīf olunmayup, o kavm-i erzel [Ü3 143a] kemâ-fi'l-evvel İngilizlü'ye teslîm ve bu melhameden sonra ilerülere hareket tasmîm olunmuşidi. [Ü4 69a] \n\n Müşârun ileyh hazretleri nehren ve tavâyif-i askeriyye berren ʿâzim-i cânib-i maksûd ve mâh-ı Muharrem'in dördüncü Bâzâr gicesi müşârun ileyhin ordusuna altı sâʿat budu olan Deyrü Şeyh Karyesi'ne Fransız ve Kıbt ve erâzil-i Aʿrâb'dan müretteb dört bin kadar süvârî ve piyâde vürûd eylediğini hıdmet-i tecessüsde istihdâm olunan kimseler ihbâr u îzân ve ordu-yi İslâm iki sâʿat ilerüde bulunmuş olduğundan, fi'l-hâl kazıyye mezbûrlara beyân ve verâdan taʿkīb ü istîʿâb maslahatı mengûş-ı gûş-i izʿânları kılınmışidi. Fransızlar mütâbiʿleriyle Vezîr-i müşârun ileyhin bulunduğu sâhile doğru çekilüp geldikleri muʿâyene olundukda, fi'l-hâl müşârun ileyh hazretleri sâhile çıkup cenge hâzır ve şalopelerde olan zümre-i Topçuyân fetîl der-dest, muntazır-ı emr-i âmir olmuşlar idi. İrâde-i taʿkīb ilerüde bulunan Kethudâ Husrev Ağa'ya ve İngiliz Cenerali'ne maʿlûm olduğu sâʿat, süvârîlerini ber-vech-i müsâraʿa îsâl ve düşmeni dâyiren-mâ-dâr ihâta ile mütesaddî-yi ceng ü kıtâl olduklarında, hasm-ı gāfile veleh ü hayret târî ve mecbûr-ı istîmân ıztırârî olmalarıyla, fi'l-hâl silâhlarını zemîn-i inkıyâda ilkā\nve ihrâk-ı hûn-ı fâsidlerinden istiʿnâ ve bu sûretle cümlesi silsile-i esre rabt ve top ve cebehâneleri zabt olunduğundan gayri, iki bin kadar hicân ü cimâl zamîme-i ganâyim ü enfâl kılındı. Fırka-i mesfûrenin altı yüz mikdârı Fransız ve mâ-ʿadâsı fellâh makūlesi ve İpsara reʿâyâsı olduğu tahkīk olunup, kasd u niyyetleri su'âl olundukda, Rahmâniyye'den İskenderiyye'ye zahîre nakli içün meb'ûs olduklarını ve Rahmâniyye eyâdî-yi İslâm'a girdiğini müşâhede ile [Ü3 143b] Mısır'a [Ü4 69b] teveccühlerini takrîr ü ifâde ve hamden lillâhi Teʿâlâ bilâ-taʿb u nasab dört bin kadar düşmen-i bî-mezheb tehallüf-i matlab ile üftâde-i mevkıʿ-ı ʿatab olup, bu şîve-i gaybiyye mahzâ imdâd-ı semâviyye ve eser-i muʿcize-i \"Hayru'l-beriyye\" ve fâtiha-i husûl-i me'ârib-i Saltanat-ı seniyye olduğu umûr-ı bedîhiyyedendir.",
          "caption": "Latîfe-i gaybiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_612.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Latîfe-i gaybiyye",
          "text": "Mısır vakʿasında Murâd Bey şirzime-i kalîle ile bilâ-ı Asvân ve Nûbe ve Saʿîd-i Aʿlâ semtlerinde bilâ-istikrâr tek ü tâz ve Fransızlar'ın dâm-ı mekîdetlerine düşmekden ihtirâz etmişidi. Tâyife-i mesfûre merkūmu kahren ele getürmekden der-mânde vü ʿâciz olmalarıyla, savletinden emîn olmak içün baʿzı tergībât ü teşvîkāt ile taraflarına bend ve Saʿîd memleketini kendüye ber-vech-i maktûʿ temlîk bâbında âyînleri üzere muhkem sevgend etmeleriyle, meftûn-ı ʿişve-i tesvîl ve dînini dünyâya tebdîl edüp, Ordu-yı hümâyûn'a müsâraʿatdan ve bâ-husûs ʿOsmân [Ü3 141b] Efendi'nin derûn-ı Mısır'da iken daʿvetine icâbetden muʿrız ve Fransızlar tarafdârlığına mütemahhız olup, ittihâd ü teʿahhüdünü te'kîd\n[Ü4 67b] ve peşmîne-i hıyânet ü ihânetini tecdîd eylemişidi. Bu defʿa Ebuhûr kazıyyesi ve İskenderiyye mahsûriyyeti ve Reşîd ve sâyir mahallerin istihlâs olunduğu Mısr-ı Kāhire'de şâyiʿ ve Fransızlar'ın ekseri mürde vü zâyiʿ olduğu tahkīkı ile Fransız Sergerdesi merkūma mahsûs âdemler ibʿâs ve ber-muktezây-ı muʿâhede Üsveyf cânibine gelüp, bi'l-muhâbere ehl-i İslâm ile müşâcereye igrâ vü ihsâs eylediği dehlîz-i sâmiʿasına güzer ve derhal iʿânete teheyyü' ile ehl-i İslâm'a izmâr-ı zarar etmişiken, nazm: Erâde umûran lem-yüridhâ İlâhuhû Fe-harre sarîʿan li'l-yedeyni ve li'l-femi mefhûmunca hâyin-i mezkûr bülûğ-ı maksadından evvel kantara-i merg-i fücâ'îden murûr ve bu cihetle dahi Fransızlar'ın cenâh-ı miknetleri meksûr oldu. Hâlik-i mezbûrun taht-ı livây-ı dalâletinde olan münâfikīn ve ümerâ -ki “Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zümerâ” medlûluna mâ-sadak olmuşlar idi- nâ-çâr Kapudan Paşa hazretleri tarafına mürâcaʿatla Murâd Bey'in helâkini işʿâr ve Ordu-yi hümâyûn pûlarına ruhsây olmak içün izn ü ruhsata taleb-kâr olmalarıyla, muktezây-ı hâl iltizâmıyla niyâzlarına müsâʿade ve ruhsatı mutazammın taraflarına haber firistâde olunmuştur. Hâlik-i mezbûrun vakt-i teʿayyününde Mısır'da olan envâʿ-1 fesâdâtı müstagnî-yi beyân ve Fransızlar'a “Baʿzu'l-ʿırkı nezzâʿun” mefhûmunca meyl ü rükûnu vâreste-i şübhe ü gümân olmağla, helâki ʿayn-i isâbet ve zevâl-i vücûdu mukaddime-i fevz ü nusrat olduğu zâhirdir. [Nazm]: Rûşen-est în ki, şeved-pest çû-şemʿ âhır-ı kâr Der-sırr-ı her ki, hevâyî zi-ser-efrâz be-hâst\nBiz yine sadede gelelim. Fransızlar'ın kâffe-i kuvvet ü miknetleri İskenderiyye ve Rahmâniyye'ye masrûf ve bâ-husûs [Ü3 142a] iʿmâl-i efkâr-ı şeytâniyye ile Rahmâniyye'ye katʿî istihkâm verdikleri maʿrûf olup, Reşîd'de olan cünûd-ı zafer-mevʿûdu havl ü kuvvet-i Bâri'yle [Ü4 68a] Rahmâniyye'ye tesyîr eyleyeceğini Vezîr-i müşârun ileyh hazretleri tahrîr etmişidi. Zilhiccetü'ş-şerîfenin yirmi beşinci günü müşârun ileyh ve İngiliz Cenarali maʿiyyetlerinde olan asâkiri alup, Rahmâniyye'ye bir sâʿat mesâfede vâkiʿ “Kūğa” nâm karyeye vusûllerinde iltikāy-ı ferîkayn vâkiʿ olup, hayâtlarından me'yûs olan Fransızlar birkaç sâʿat meydân-ı muhârebede sebât gösterüp, cünûd-ı İslâm merâret-i ceng ü perhâşa istibâr ile merkez-i metânetde kıyâm ve İngilizlü dahi muvâfakat ü muʿâvenetde ihtimâm edüp, Fransızlar'ın nısfından ziyâdesi küşte vü nâ-bedîd ve ehl-i İslâm'dan dahi beş yüz kadar merd-i dilîr mecrûh u şehîd ve İngilizlü'den dahi vâfir kimse helâk ve bir mikdârı zahm-nâk olup, zalâm-ı şâm erişdikde, bakıyyetü's-süyûf olan kefere-i liʾâm cânib-i Mısır'a tâfte-rûy-ı inhizâm ve ferdâsı Rahmâniyye Palangası'na tehassun edenler emâna tâlib olmalarıyla, sâbıkı üzere zâbitlerinden mâʿadâsı haml-i silâh ve berü taraf ile fîmâ-baʿd cedel ü kifâh etmamek ve sâlimen vilâyetlerine îsâl olunmak şurûtuyla mesfûrlara emân verilüp, Rahmâniyye Kasabası dahi bu vechile silsile-i mülk-i Pâdişâhî'ye rabt ve derûnunda olan mühimmât ve top ve cemîʿ edevât zabt olundu.\nAsker-i mansûr imdâd-ı Rabb-i Gafûr ile berren ve bahran bu menzilden dahi hareket ve Mısır'a on sekiz sâʿat mesâfe olan Nîkî Karyesi'ne darb-ı veted-i nusrat edüp, Muharremü'l-harâmın gurre-i garrâsı olan yevm-i Hamîs Mısır'a doğru tahrîk-i aʿlâm-ı ceyş ü hamîs etmişler idi. Fransızlar, Rahmâniyye'nin cânib-i İslâmiyân'dan zabt [Ü3 142b] olunduğunu bilmeyerek imdâd zımnında Rahmâniyye'ye bir mikdâr asker tesyîr ve İskenderiyye'ye [Ü4 68b] dahi Topçu-başı ve baʿzı müteʿayyin eşhâs irsâlini tedbîr etmişler idi. Yevm-i mezkûrda Kapudan Paşa hazretleri tarafından techîz olunan karagola keyfe-mâ-ittefaka tesâdüf etmeleriyle, der-ân-sâʿat cenge mübâşeret olunup, dûd-ı kebûd-ı reng-i tüfeng ve sadây-ı zed ü bürd-i ceng müşârun ileyh hazretlerine ʿiyân oldukda, toplu\nsandalları ilerüye irsâl ve ince donanmayı dahi verâdan îsâl etdikden sonra, bizzât sâhile çıkup, mevkıʿ-ı maʿrekeye vusûl ile mübârizân-ı İslâm'ı teşcîʿ ü igrâ ve fezâyil-i cihâd ve mehâsin-i şecâʿati taʿdâd u ihsâ birle kulûb-ı guzâta kuvvet ilkā edüp, bu sebeble ehl-i Îmân kaviyyü'l-cenân olup, teşhîr-i seyf-i berrân ve tehzîz-i nûk ü sinân ile düşmen-i bî-peymâna irâ'e-i hevl-i kıyâmet eylediler. Giderek aʿdâ zebûn ve livây-ı cemʿiyyetleri ser-nigûn olup, yetmiş kadarı âguşte-i hûn-ı helâk ve niçelerinin girîbân-ı hayâtı çâk-çâk olup, iki yüzden ziyâdesi zâbitleriyle esîr ve on yedi kıtʿa cerîme mahmûl mühimmât ve edevâtları mazbût-ı dest-i Vezîr-i Müşterî-tedbîr olup, mesâff vaktinde te'yîd-i dîn-i mübîn içün şemşîr-i gayrete zâğ ve zâğ-minşân-ı küffâra dâne-i tüfeng ile sürâğ veren pür-dil-ân-ı İslâm müşârun ileyh hazretlerinin dâyirelerinde kıyâm eden etbâʿ-ı benâmından olmalarıyla, hakk-ı nân u nemeki îfâ ve uğur-ı millet-i beyzâda gayret-i İslâmiyye'yi icrâ eyleyüp, otuz mikdârı neyl-i şehâdet ile ʿâzim-i serâbistân-ı cinân ve Enderûn Çukadârı ve otuz kadar sâyir dâyiresi halkında eser-i cerh nümâyân olup, merbût-ı kayd-ı isâr olan küffâr, Donanma-yı hümâyûn'da tevkīf olunmayup, o kavm-i erzel [Ü3 143a] kemâ-fi'l-evvel İngilizlü'ye teslîm ve bu melhameden sonra ilerülere hareket tasmîm olunmuşidi. [Ü4 69a] \n\n Müşârun ileyh hazretleri nehren ve tavâyif-i askeriyye berren ʿâzim-i cânib-i maksûd ve mâh-ı Muharrem'in dördüncü Bâzâr gicesi müşârun ileyhin ordusuna altı sâʿat budu olan Deyrü Şeyh Karyesi'ne Fransız ve Kıbt ve erâzil-i Aʿrâb'dan müretteb dört bin kadar süvârî ve piyâde vürûd eylediğini hıdmet-i tecessüsde istihdâm olunan kimseler ihbâr u îzân ve ordu-yi İslâm iki sâʿat ilerüde bulunmuş olduğundan, fi'l-hâl kazıyye mezbûrlara beyân ve verâdan taʿkīb ü istîʿâb maslahatı mengûş-ı gûş-i izʿânları kılınmışidi. Fransızlar mütâbiʿleriyle Vezîr-i müşârun ileyhin bulunduğu sâhile doğru çekilüp geldikleri muʿâyene olundukda, fi'l-hâl müşârun ileyh hazretleri sâhile çıkup cenge hâzır ve şalopelerde olan zümre-i Topçuyân fetîl der-dest, muntazır-ı emr-i âmir olmuşlar idi. İrâde-i taʿkīb ilerüde bulunan Kethudâ Husrev Ağa'ya ve İngiliz Cenerali'ne maʿlûm olduğu sâʿat, süvârîlerini ber-vech-i müsâraʿa îsâl ve düşmeni dâyiren-mâ-dâr ihâta ile mütesaddî-yi ceng ü kıtâl olduklarında, hasm-ı gāfile veleh ü hayret târî ve mecbûr-ı istîmân ıztırârî olmalarıyla, fi'l-hâl silâhlarını zemîn-i inkıyâda ilkā\nve ihrâk-ı hûn-ı fâsidlerinden istiʿnâ ve bu sûretle cümlesi silsile-i esre rabt ve top ve cebehâneleri zabt olunduğundan gayri, iki bin kadar hicân ü cimâl zamîme-i ganâyim ü enfâl kılındı. Fırka-i mesfûrenin altı yüz mikdârı Fransız ve mâ-ʿadâsı fellâh makūlesi ve İpsara reʿâyâsı olduğu tahkīk olunup, kasd u niyyetleri su'âl olundukda, Rahmâniyye'den İskenderiyye'ye zahîre nakli içün meb'ûs olduklarını ve Rahmâniyye eyâdî-yi İslâm'a girdiğini müşâhede ile [Ü3 143b] Mısır'a [Ü4 69b] teveccühlerini takrîr ü ifâde ve hamden lillâhi Teʿâlâ bilâ-taʿb u nasab dört bin kadar düşmen-i bî-mezheb tehallüf-i matlab ile üftâde-i mevkıʿ-ı ʿatab olup, bu şîve-i gaybiyye mahzâ imdâd-ı semâviyye ve eser-i muʿcize-i \"Hayru'l-beriyye\" ve fâtiha-i husûl-i me'ârib-i Saltanat-ı seniyye olduğu umûr-ı bedîhiyyedendir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudan Paşa hazretleri, Riyâle Bey ile birkaç kıtʿa sefâyin Dimyât'a tesyîr ve Ordu-yi hümâyûn tarafından dahi bir mikdâr asker taʿyîn olunmasını Sadrıaʿzam hazretlerine tahrîr etmişler idi. Tıbk-ı tahrîrleri üzere iki bin Arnabûd, Dimyât'a irsâl edüp, müteʿâkıben Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'yı dahi üç bin kadar asker ile taʿyîn buyurmuşlar idi. Vezîr-i müşârun ileyh Dimyât'a duhûl ile sugr-i Dimyat'da olan burûcu zabt etdiği hâlde Fransızlar Îzbe Kalası'na tehassun ve teslîminde izhâr-ı teʿannüd ü temerrün eylediklerinden, emr-i muhasara teʿayyün edüp, tarafeyn harb ü kıtâl ile iştigāl ve nihâyetü'l-emr küffâr bir gice Mısır'a doğru firâr eylediklerinden, zikr olunan Îzbe Kalası ve şark ve garb tarafında olan burclar zabt olunup, Dimyât'ın dâhil ü hârici çirk-i ehl-i şirkden tasfiye ve muhafazası lâzım gelan mahallerine müstahfızlar taʿbiye olundu.",
          "caption": "[Zikr-i feth-i Dimyât]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_613.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "[Zikr-i feth-i Dimyât]",
          "text": "Kapudan Paşa hazretleri, Riyâle Bey ile birkaç kıtʿa sefâyin Dimyât'a tesyîr ve Ordu-yi hümâyûn tarafından dahi bir mikdâr asker taʿyîn olunmasını Sadrıaʿzam hazretlerine tahrîr etmişler idi. Tıbk-ı tahrîrleri üzere iki bin Arnabûd, Dimyât'a irsâl edüp, müteʿâkıben Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'yı dahi üç bin kadar asker ile taʿyîn buyurmuşlar idi. Vezîr-i müşârun ileyh Dimyât'a duhûl ile sugr-i Dimyat'da olan burûcu zabt etdiği hâlde Fransızlar Îzbe Kalası'na tehassun ve teslîminde izhâr-ı teʿannüd ü temerrün eylediklerinden, emr-i muhasara teʿayyün edüp, tarafeyn harb ü kıtâl ile iştigāl ve nihâyetü'l-emr küffâr bir gice Mısır'a doğru firâr eylediklerinden, zikr olunan Îzbe Kalası ve şark ve garb tarafında olan burclar zabt olunup, Dimyât'ın dâhil ü hârici çirk-i ehl-i şirkden tasfiye ve muhafazası lâzım gelan mahallerine müstahfızlar taʿbiye olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Yafa Sahrâsı'ndan hareket-i Âsafâneleri mukaddemâ nigâşte-i hâme-i beyân kılınmışidi. Tayy-i merâhil ve katʿ-i menâzil ile Zilkaʿde'nin on beşinci günü Arîş Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm buyurup, on sekizinci günü fesh-i hıyâm ve harekete nizâm vermişler iken, hübûb-ı rîh-i şedîd sebebi ile sefâyin-i zehâyir perâkende ve telâtum-ı emvâc ile biri kazâ-zede olup, bilâ-zâd ü zehâyir ilerüye [Ü4 70a] teharrük müteʿazzir olduğundan, cümle ile meşveret ve bu hâl ile bi'n-nefs Sadr-ı bedîʿü [Ü3 144a] 'l-fiʿâlin ʿazîmetinde cerh u meşakkat mülâhaza olunup, ibtidâ Serʿasker ve Çerhacı taʿyîn ve verâdan Ordu-yi hümâyûn'un bunları taʿkīb eylemesi tahsîn olunmağla, Vezîr Mehmed Paşa, Serʿasker ve Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa, Çerhacı nasb olunup, maʿiyyetlerine meʾmûr asker-i mansûr kemâl-i hâhiş ü şevk ile harekete teheyyüʿ edüp, Tâhir Paşa ilerüce ve Serʿasker Paşa verâdan Sâlihiyye tarafına tesyîr ve Serdâr-ı ekrem hazretleri ağırlık ve ketebe-i aklâm ve sâyir lüzûmu olmayanları Arîş'de terk ü teʾhîr husûsunu semîr-i zamîr ve baʿdehû Serʿasker Paşa'yı taʿkīb etmek husûsunu zihn-i ʿâlîlerinde tasvîr buyurmuşlar idi. Hasm-ı bâtıl dâyimâ Ordu-yi hümâyûn ahvâlini tecessüsden gâfil olmayup, Çerhacı ve Serʿasker meʾmûriyyetini tashîh etdiği gibi mukāvemetden ʿaczini bilüp, mukaddemce iʿdâd eylediği lağımlara âteş ilkā ve kalʿayı tahrîb ü ifnâ ve Belbîs'de olanları alup, Mısır'a doğru firâr etdiğini hılâl-i râhda baʿzı cevâsîs ihbâr edüp, Tâhir Paşa bilâ-mâniʿ ü mezâhim Sâlihiyye'ye dâhil ve ferdâsı Serʿasker Paşa dahi mahall-i mezbûra vâsıl olup, Sadrıaʿzam hazretleri keyfiyyete vâkıf olduklarında, aʿdâ tarafından bir nevʿ hîle tevehhümüyle kendüleri bizzât Sâlihiyye'ye varmadıkça ilerüye hareketlerini tecvîz etmeyüp, bu mazmûnda cümleye mektûblar göndermişler idi. Aʿdânın firârı ve o tarafları hâlî bırakması havf u haşyete mebnî olup, mekr ü firîbe yârâ vü istitâʿati kalmadığını Sadrıaʿzam hazretleri tahkīk etmekle, fi'l-hâl\nKazây-ı ‘Arîş'den hareket ve mâh-ı Zilhicce'nin dördüncü günü “Kureyn” nâm mahalle vaz‘-ı raht-ı mehâbet eylediklerinde, ilerüde bulunan Serʻasker [Ü4 70b] ordusunda baʻzı kīl u kāl tekevvün eylediği teʿayyün edüp, Sadr-ı vâlâ-cenâb sebükbâr o tarafa şitâb [Ü3 144b] ve mâbeyne'l-asker tehaddüs eden münâzaʿa vü inkılâbı izâle vü selb ve Ordu-yi hümâyûn'u Belbîs'e celb edüp, meteris ve istihkâmât-ı sâyire ile Mevkib-i hümâyûn'u tarsîn ve nümûne-nümây-ı kalʿa-i gevher-nigîn etmişidi. Düşmen-i bed-sigâl iki tarafdan hücûm eden askerin birbirine ittisâlinden hazer edüp, ezʿaf-ı sınıfeyni dağıtmak ve baʿdehû maslahat-ı tahliyeye istediği gibi nizâm vermeği akvây-ı levâzım maslahatından ʿadd ve berr ü beyâbândan vürûd ve tûl-i ikāmet ile ifnây-ı vücûd eden Ordu-yi hümâyûn askerinde vehn ü zaʿf tasavvuruyla zünnâr-ı küfrü miyânına bend edüp, yedi bin kadar ehl-i küfr ile Mısır'dan çıkup, Mısır'ın dört sâʿat hâricinde vâki‘ hânkāhdan muharref Hânke'ye ve andan Belbîs'e doğru yürüdüğünü Serdâr-ı ekrem hazretlerine karagollar ihbâr ve fi'l-hâl Çerhacı'yı ve ʿakabinden Serʿasker Paşa'yı birkaç top ile mukābele-i aʿdâya tesyâr ve birkaç koldan düşmene hücûm etmelerini tavsiye vü tezkâr etmişidi. Râyât-i sûd-i aʿdâ, meşhûd-ı hizebrân-ı vegā oldukda, taraf taraf feth-i bâb-ı hısâm ve tehzîz-i hüsâm-i ʿadüvv-intikām ile kalʿa-i menîʿadan ibâret olan tabur-ı düşmene hücûm u iktihâm eyledikleri, sâmiʿa-res-i Sadr-ı vâlâ-makām olduğu hengâm, Şeyh-zâde Vezîr İbrâhîm Paşa'yı Ordu-yi hümâyûn'da terk ile sâbit-kadem olmasını te'kîd ve kendüleri bizzât rezm-gâha yetişüp, şevk-ı guzât-ı zafer-simâtı tecdîd eyleyüp, gitdikçe zâtü'l-vekūd-ı harb u kıtâl zebâne-gîr-i iştiʿâl ve fazl-ı Îzed-i Müteʿâl ile taraf-ı İslâmiyân'a fevz ü zafer intikāl edüp, hasm-ı bed-fiʿâl, hirmân-ı âmâl ve esve’-i hâl ile Mısır'a doğru münhezim ve habl-i gurûr u istikbârı munsarım olup, ʿakab-gîrân-ı İslâm o kavm-i li’âmı [Ü4 71a – Ü3 145a] ʿAzeb Kubbesi'ne dek taʿkīb ile iʿlâ’-i kelimetüllâha ikdâm eyleyüp, mansûr u muzaffer ʿinân-rîz-i ʿavd u insırâf ve cümlesi taraf-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf'dan mazhar-ı mekârim ü eltâf oldular. Bundan sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Ordu-yi hümâyûn'u kaldırup, Nîl'in Dimyât ile İskenderiyye'ye münkasem olduğu “Şelkān” nâm mahalede istikrâr ve bu feth-i celîli Kapudan Paşa hazretlerine işʿâr ile mahall-i merkūma kudûmunu istiʿcâl ve silmen Mısır'ın tahliyesi mümkin olmadığı hâlde iki tarafdan hasr u tazyîka iştigāl olunacağını, bu defʿa maʿrûz-ı ʿatebe-i gerdûn-misâl-i hazret-i Şehriyâr-ı cemîlü'l-hısâl eyledi. Bu maʿreke-i hevlnâkda yetmiş kadar ehl-i tevhîd şehîd ve yüz elli kadar merd-i saʿîdde eser-i zahm bedîd\nolup, hasm-ı zelîl küştelerini ʿarabalara tahmîl edüp, ne mikdârı gāyir-i dereke-i siccîn olduğu zann u tahmîn olunamayup, be-în-cümle zümre-i Muvahhidîn gālib ve fırka-i müşrikîn hârib ve aʿlâm-ı İslâm nesîm-i zafere makrûn ve râyet-i ʿabede-i esnâm debûr-ı kahr-ı İlâhî ile ser-nigûn oldu.",
          "caption": "Vukūʿât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_614.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿât der-Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Yafa Sahrâsı'ndan hareket-i Âsafâneleri mukaddemâ nigâşte-i hâme-i beyân kılınmışidi. Tayy-i merâhil ve katʿ-i menâzil ile Zilkaʿde'nin on beşinci günü Arîş Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm buyurup, on sekizinci günü fesh-i hıyâm ve harekete nizâm vermişler iken, hübûb-ı rîh-i şedîd sebebi ile sefâyin-i zehâyir perâkende ve telâtum-ı emvâc ile biri kazâ-zede olup, bilâ-zâd ü zehâyir ilerüye [Ü4 70a] teharrük müteʿazzir olduğundan, cümle ile meşveret ve bu hâl ile bi'n-nefs Sadr-ı bedîʿü [Ü3 144a] 'l-fiʿâlin ʿazîmetinde cerh u meşakkat mülâhaza olunup, ibtidâ Serʿasker ve Çerhacı taʿyîn ve verâdan Ordu-yi hümâyûn'un bunları taʿkīb eylemesi tahsîn olunmağla, Vezîr Mehmed Paşa, Serʿasker ve Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa, Çerhacı nasb olunup, maʿiyyetlerine meʾmûr asker-i mansûr kemâl-i hâhiş ü şevk ile harekete teheyyüʿ edüp, Tâhir Paşa ilerüce ve Serʿasker Paşa verâdan Sâlihiyye tarafına tesyîr ve Serdâr-ı ekrem hazretleri ağırlık ve ketebe-i aklâm ve sâyir lüzûmu olmayanları Arîş'de terk ü teʾhîr husûsunu semîr-i zamîr ve baʿdehû Serʿasker Paşa'yı taʿkīb etmek husûsunu zihn-i ʿâlîlerinde tasvîr buyurmuşlar idi. Hasm-ı bâtıl dâyimâ Ordu-yi hümâyûn ahvâlini tecessüsden gâfil olmayup, Çerhacı ve Serʿasker meʾmûriyyetini tashîh etdiği gibi mukāvemetden ʿaczini bilüp, mukaddemce iʿdâd eylediği lağımlara âteş ilkā ve kalʿayı tahrîb ü ifnâ ve Belbîs'de olanları alup, Mısır'a doğru firâr etdiğini hılâl-i râhda baʿzı cevâsîs ihbâr edüp, Tâhir Paşa bilâ-mâniʿ ü mezâhim Sâlihiyye'ye dâhil ve ferdâsı Serʿasker Paşa dahi mahall-i mezbûra vâsıl olup, Sadrıaʿzam hazretleri keyfiyyete vâkıf olduklarında, aʿdâ tarafından bir nevʿ hîle tevehhümüyle kendüleri bizzât Sâlihiyye'ye varmadıkça ilerüye hareketlerini tecvîz etmeyüp, bu mazmûnda cümleye mektûblar göndermişler idi. Aʿdânın firârı ve o tarafları hâlî bırakması havf u haşyete mebnî olup, mekr ü firîbe yârâ vü istitâʿati kalmadığını Sadrıaʿzam hazretleri tahkīk etmekle, fi'l-hâl\nKazây-ı ‘Arîş'den hareket ve mâh-ı Zilhicce'nin dördüncü günü “Kureyn” nâm mahalle vaz‘-ı raht-ı mehâbet eylediklerinde, ilerüde bulunan Serʻasker [Ü4 70b] ordusunda baʻzı kīl u kāl tekevvün eylediği teʿayyün edüp, Sadr-ı vâlâ-cenâb sebükbâr o tarafa şitâb [Ü3 144b] ve mâbeyne'l-asker tehaddüs eden münâzaʿa vü inkılâbı izâle vü selb ve Ordu-yi hümâyûn'u Belbîs'e celb edüp, meteris ve istihkâmât-ı sâyire ile Mevkib-i hümâyûn'u tarsîn ve nümûne-nümây-ı kalʿa-i gevher-nigîn etmişidi. Düşmen-i bed-sigâl iki tarafdan hücûm eden askerin birbirine ittisâlinden hazer edüp, ezʿaf-ı sınıfeyni dağıtmak ve baʿdehû maslahat-ı tahliyeye istediği gibi nizâm vermeği akvây-ı levâzım maslahatından ʿadd ve berr ü beyâbândan vürûd ve tûl-i ikāmet ile ifnây-ı vücûd eden Ordu-yi hümâyûn askerinde vehn ü zaʿf tasavvuruyla zünnâr-ı küfrü miyânına bend edüp, yedi bin kadar ehl-i küfr ile Mısır'dan çıkup, Mısır'ın dört sâʿat hâricinde vâki‘ hânkāhdan muharref Hânke'ye ve andan Belbîs'e doğru yürüdüğünü Serdâr-ı ekrem hazretlerine karagollar ihbâr ve fi'l-hâl Çerhacı'yı ve ʿakabinden Serʿasker Paşa'yı birkaç top ile mukābele-i aʿdâya tesyâr ve birkaç koldan düşmene hücûm etmelerini tavsiye vü tezkâr etmişidi. Râyât-i sûd-i aʿdâ, meşhûd-ı hizebrân-ı vegā oldukda, taraf taraf feth-i bâb-ı hısâm ve tehzîz-i hüsâm-i ʿadüvv-intikām ile kalʿa-i menîʿadan ibâret olan tabur-ı düşmene hücûm u iktihâm eyledikleri, sâmiʿa-res-i Sadr-ı vâlâ-makām olduğu hengâm, Şeyh-zâde Vezîr İbrâhîm Paşa'yı Ordu-yi hümâyûn'da terk ile sâbit-kadem olmasını te'kîd ve kendüleri bizzât rezm-gâha yetişüp, şevk-ı guzât-ı zafer-simâtı tecdîd eyleyüp, gitdikçe zâtü'l-vekūd-ı harb u kıtâl zebâne-gîr-i iştiʿâl ve fazl-ı Îzed-i Müteʿâl ile taraf-ı İslâmiyân'a fevz ü zafer intikāl edüp, hasm-ı bed-fiʿâl, hirmân-ı âmâl ve esve’-i hâl ile Mısır'a doğru münhezim ve habl-i gurûr u istikbârı munsarım olup, ʿakab-gîrân-ı İslâm o kavm-i li’âmı [Ü4 71a – Ü3 145a] ʿAzeb Kubbesi'ne dek taʿkīb ile iʿlâ’-i kelimetüllâha ikdâm eyleyüp, mansûr u muzaffer ʿinân-rîz-i ʿavd u insırâf ve cümlesi taraf-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf'dan mazhar-ı mekârim ü eltâf oldular. Bundan sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Ordu-yi hümâyûn'u kaldırup, Nîl'in Dimyât ile İskenderiyye'ye münkasem olduğu “Şelkān” nâm mahalede istikrâr ve bu feth-i celîli Kapudan Paşa hazretlerine işʿâr ile mahall-i merkūma kudûmunu istiʿcâl ve silmen Mısır'ın tahliyesi mümkin olmadığı hâlde iki tarafdan hasr u tazyîka iştigāl olunacağını, bu defʿa maʿrûz-ı ʿatebe-i gerdûn-misâl-i hazret-i Şehriyâr-ı cemîlü'l-hısâl eyledi. Bu maʿreke-i hevlnâkda yetmiş kadar ehl-i tevhîd şehîd ve yüz elli kadar merd-i saʿîdde eser-i zahm bedîd\nolup, hasm-ı zelîl küştelerini ʿarabalara tahmîl edüp, ne mikdârı gāyir-i dereke-i siccîn olduğu zann u tahmîn olunamayup, be-în-cümle zümre-i Muvahhidîn gālib ve fırka-i müşrikîn hârib ve aʿlâm-ı İslâm nesîm-i zafere makrûn ve râyet-i ʿabede-i esnâm debûr-ı kahr-ı İlâhî ile ser-nigûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Nemçelü mâddesiyle Cezâyir'e taʿyîn ve lede'l-vusûl irâde-i Saltanat-ı seniyye'yi lâzım gelenlere ifâde vü tebyîn etmişidi. İgtinâm olunan eşyâ “Ehassü mine'l-habâbi fî cevfi'l-mâ” kabîlinden olup, ol dahi beyne'l-guzât münkasem ve reddinde kudret münʿadim olup, ancak Nemçelü'nün habbeyi kubbe etmek, muktezây-ı redâ'et-i tabîʿatları ve ekāvîl-i bâtıla ile müddeʿâlarına sûret vermek eski ʿâdetleri olup, kavl-i leyyin ve hitâb-ı heyyin ile mücâb olmayacağları bî-irtiyâb olmağla, mücerred Devlet-i ʿaliyye'yi tasdîʿâtlarından vikāye zımnında girü kalan esîrleri [Ü3 145b] ıtlak olunup, iddiʿâ eyledikleri eşyaya dahi bir bedel-i muʿtedil farz olunup, [Ü4 71b] iʿtâsında icmâʿ ve Efendi-yi mûmâ ileyhi ol vechile ircâʿ eylediler.",
          "caption": "ʿAvdet-i ʿAbdünnâfiʿ Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_615.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i ʿAbdünnâfiʿ Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyh Nemçelü mâddesiyle Cezâyir'e taʿyîn ve lede'l-vusûl irâde-i Saltanat-ı seniyye'yi lâzım gelenlere ifâde vü tebyîn etmişidi. İgtinâm olunan eşyâ “Ehassü mine'l-habâbi fî cevfi'l-mâ” kabîlinden olup, ol dahi beyne'l-guzât münkasem ve reddinde kudret münʿadim olup, ancak Nemçelü'nün habbeyi kubbe etmek, muktezây-ı redâ'et-i tabîʿatları ve ekāvîl-i bâtıla ile müddeʿâlarına sûret vermek eski ʿâdetleri olup, kavl-i leyyin ve hitâb-ı heyyin ile mücâb olmayacağları bî-irtiyâb olmağla, mücerred Devlet-i ʿaliyye'yi tasdîʿâtlarından vikāye zımnında girü kalan esîrleri [Ü3 145b] ıtlak olunup, iddiʿâ eyledikleri eşyaya dahi bir bedel-i muʿtedil farz olunup, [Ü4 71b] iʿtâsında icmâʿ ve Efendi-yi mûmâ ileyhi ol vechile ircâʿ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eşref-i emâkin ü bıkāʿ ve ebrek-i erâzî vü askāʿ olan Haremeyn-i muhteremeyn'e kemâl-i istizlâl ü sükûnet ile hürmet ve fecc-i ʿamîk ve beled-i sahîkden kasd, ziyâret ü mücâveret eden kātibe-i ehl-i İslâm'ın rahatlarına ve bâ-husûs sükkân u kuttânın âsâyiş ü emniyyeti ile idrârât u vezâyiflerinin hulûl-i vaktinde edâ vü istîfâsına ve ol bukʿateyn-i mübareketeynden rics ü âsâmın ref ü izâlesine ikdâm u himmet vâcibe-i zimmet-i diyânet ve ferîza-i ʿuhde-i Saltanat olup, bir müddetden berü Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-İlâhiyyeti müsevverehû muhafızdan hâlî ve Bender-i Cidde mahrûm-ı rûy-i Vâlî olup, Şeyhu'l-Harem bulunan Elmâs Ağa'nın dahi îkāʿ-ı tehdîde kudreti olmayup, ol harem-i İrem-mânend cevânibinde baʿzı nâdân-ı hürmet ve mürtekib-i kebâyir-i hatî'at olanlar şerbet-\nhâneler ihdâsına cür’et ve müsellah geşt ü güzâr ile ızrâr-ı ʿibâdullâha cesâret eylediklerinden gayri, Mekke-i mükerreme Şerîfi hubb-i dünyâ ve tamaʿ-ı müfrit hasebiyle Cidde'nin kâffe-i mahsûlâtına müteʿarrız olup, vazʿ-ı kadîmi olan münâsafeye ʿadem-i kanâʿat ve erbâb-ı vezâyifin ihrâcât u idrârâtlarını edâda teʿallül ü mümâtale ile cümlesini mübtelây-ı zarûret eylediği sübût-yâfte-i tehakkuk olup, kârına revâc ve derd-i hırsına ʿilâc kasdıyla zabt u rabt-ı ehl-i füsûkdan iʿrâz ve o makūle muharremâtın menʿinden tecâhül ü iğmâz edüp, fi'l-hâl Şeyhu'l-Harem bulunan Elmâs Ağa ʿazl ve Şeyhu'l-Haremlik, Hazînedâr-ı Harem-i [Ü3 146a] hazret-i Nebevî bulunan ʿAbdullah Ağa'ya tevcîh olunup, bu mefâsidin bi'l-külliyye refʿi ve Şerîf-i Mekke'nin gayr ez-muʿayyen Cidde'ye tesallutunun defʿiyle o erâzî-yi mukaddeseden [Ü4 72a] menâhî vü melâhînin izâlesi kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr-i nâmdâra mütevaffık olup, seferler takrîbi ile bu ʿukdenin inhilâline ve bu mefâsidin zevâline muktedir bir Vezîr-nâdir ve mevcûdlar dahi birer şugl ü ʿamel ile meşgûl ü mü'temir olup, Bağdâd Vâlîsi'nin arz-ı ʿIrâk ve kutr-ı Hicâz'da tantana-i Vezâret'i müstefîz u şâyiʿ ve mâl ve asker cihetleriyle kudret ü mikneti emr-i zâhir ü zâyiʿ olduğuna binâʾen, bu münkerâtın izâlesi ve Şerîf'in defʿ-i tesallutu ʿuhdesine ihâle olunmak savâb-nümây-ı erbâb-ı ʿukūl ü nühâ olmağla, dâʾiresinde mevcûd erbâb-ı teʿayyünden Vezâret'e lâyık bir kimseye Vezâret ile Cidde tevcîh olunup, bu emr-i mühimme taʿyîn olunmak ve Haremeyn-i şerîfeyn'den o makūle menhiyyât u muharremâtı defʿ ile nizâm-ı beldeteyn-i mükerremeteyne ikdâm etmek ve Mekke-i mükerreme Şerîfi vazʿ-ı kadîm üzere Cidde gümrüğünden hâsıl olan mâlın nısfına kanâʿat edüp, vülât u hükkâma dâʾir umûr-ı ahvâle taʿarruz etmemek, hâsılı nizâm-ı arz-ı Hicâz ol Vezîr-i mümtâzdan bi-eyyi-vechin kân matlûb-ı Pâdişâh-ı bende-nüvâz olup, bu bâbda nükāve-i reʾy-i rezîni ne ise bir ân akdem tahrîr etmek üzere taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'den müşârun ileyh tarafına mahsûs kāʾime tastîr u tesyîr olundu.",
          "caption": "İstimzâc-ı cihet-i nizâm-ı Hicâz ez-Vâlî-yi Bağdâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_616.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İstimzâc-ı cihet-i nizâm-ı Hicâz ez-Vâlî-yi Bağdâd",
          "text": "Eşref-i emâkin ü bıkāʿ ve ebrek-i erâzî vü askāʿ olan Haremeyn-i muhteremeyn'e kemâl-i istizlâl ü sükûnet ile hürmet ve fecc-i ʿamîk ve beled-i sahîkden kasd, ziyâret ü mücâveret eden kātibe-i ehl-i İslâm'ın rahatlarına ve bâ-husûs sükkân u kuttânın âsâyiş ü emniyyeti ile idrârât u vezâyiflerinin hulûl-i vaktinde edâ vü istîfâsına ve ol bukʿateyn-i mübareketeynden rics ü âsâmın ref ü izâlesine ikdâm u himmet vâcibe-i zimmet-i diyânet ve ferîza-i ʿuhde-i Saltanat olup, bir müddetden berü Medîne-i münevvere lâ-zâlet bi-envâri'l-İlâhiyyeti müsevverehû muhafızdan hâlî ve Bender-i Cidde mahrûm-ı rûy-i Vâlî olup, Şeyhu'l-Harem bulunan Elmâs Ağa'nın dahi îkāʿ-ı tehdîde kudreti olmayup, ol harem-i İrem-mânend cevânibinde baʿzı nâdân-ı hürmet ve mürtekib-i kebâyir-i hatî'at olanlar şerbet-\nhâneler ihdâsına cür’et ve müsellah geşt ü güzâr ile ızrâr-ı ʿibâdullâha cesâret eylediklerinden gayri, Mekke-i mükerreme Şerîfi hubb-i dünyâ ve tamaʿ-ı müfrit hasebiyle Cidde'nin kâffe-i mahsûlâtına müteʿarrız olup, vazʿ-ı kadîmi olan münâsafeye ʿadem-i kanâʿat ve erbâb-ı vezâyifin ihrâcât u idrârâtlarını edâda teʿallül ü mümâtale ile cümlesini mübtelây-ı zarûret eylediği sübût-yâfte-i tehakkuk olup, kârına revâc ve derd-i hırsına ʿilâc kasdıyla zabt u rabt-ı ehl-i füsûkdan iʿrâz ve o makūle muharremâtın menʿinden tecâhül ü iğmâz edüp, fi'l-hâl Şeyhu'l-Harem bulunan Elmâs Ağa ʿazl ve Şeyhu'l-Haremlik, Hazînedâr-ı Harem-i [Ü3 146a] hazret-i Nebevî bulunan ʿAbdullah Ağa'ya tevcîh olunup, bu mefâsidin bi'l-külliyye refʿi ve Şerîf-i Mekke'nin gayr ez-muʿayyen Cidde'ye tesallutunun defʿiyle o erâzî-yi mukaddeseden [Ü4 72a] menâhî vü melâhînin izâlesi kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr-i nâmdâra mütevaffık olup, seferler takrîbi ile bu ʿukdenin inhilâline ve bu mefâsidin zevâline muktedir bir Vezîr-nâdir ve mevcûdlar dahi birer şugl ü ʿamel ile meşgûl ü mü'temir olup, Bağdâd Vâlîsi'nin arz-ı ʿIrâk ve kutr-ı Hicâz'da tantana-i Vezâret'i müstefîz u şâyiʿ ve mâl ve asker cihetleriyle kudret ü mikneti emr-i zâhir ü zâyiʿ olduğuna binâʾen, bu münkerâtın izâlesi ve Şerîf'in defʿ-i tesallutu ʿuhdesine ihâle olunmak savâb-nümây-ı erbâb-ı ʿukūl ü nühâ olmağla, dâʾiresinde mevcûd erbâb-ı teʿayyünden Vezâret'e lâyık bir kimseye Vezâret ile Cidde tevcîh olunup, bu emr-i mühimme taʿyîn olunmak ve Haremeyn-i şerîfeyn'den o makūle menhiyyât u muharremâtı defʿ ile nizâm-ı beldeteyn-i mükerremeteyne ikdâm etmek ve Mekke-i mükerreme Şerîfi vazʿ-ı kadîm üzere Cidde gümrüğünden hâsıl olan mâlın nısfına kanâʿat edüp, vülât u hükkâma dâʾir umûr-ı ahvâle taʿarruz etmemek, hâsılı nizâm-ı arz-ı Hicâz ol Vezîr-i mümtâzdan bi-eyyi-vechin kân matlûb-ı Pâdişâh-ı bende-nüvâz olup, bu bâbda nükāve-i reʾy-i rezîni ne ise bir ân akdem tahrîr etmek üzere taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'den müşârun ileyh tarafına mahsûs kāʾime tastîr u tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Dâru's-saʿâde Ağası hazretlerinin Yazıcılık hıdmeti ile mübâhî olan Mehmed Efendi'nin baʿzı sebeb-i gayr-i vâhî ile o dâʾirede rızk-ı maksûmu mütenâhî\nolduğuna binâ'en, işbu [Ü3 146b] Saferü'l-hayrın on üçüncü Çehârşenbih günü Yazıcılık'dan münʿazil ve Hasekî-başı olan İbrâhîm Efendi o hıdmet-i menîʿaya nâyil oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_617.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâdeti'ş-şerîfe",
          "text": "Bir müddetden berü Dâru's-saʿâde Ağası hazretlerinin Yazıcılık hıdmeti ile mübâhî olan Mehmed Efendi'nin baʿzı sebeb-i gayr-i vâhî ile o dâʾirede rızk-ı maksûmu mütenâhî\nolduğuna binâ'en, işbu [Ü3 146b] Saferü'l-hayrın on üçüncü Çehârşenbih günü Yazıcılık'dan münʿazil ve Hasekî-başı olan İbrâhîm Efendi o hıdmet-i menîʿaya nâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on altıncı Cumʿaertesi gicesi sâʿat yedide iken, Akseray'da ve ferdâsı Bâzâr gicesi [Ü4 72b] sâʿat dörtde iken, Üsküdar'da vâkiʿ Sultân-depesi'nde ʿale't-tevâlî zuhûr eden ihrâk, hadşe-resân-ı kulûb-ı esâfil ü eʿâlî olup, birer sâʿatden sonra o musîbet-i ʿâlem-gîr, intıfâ-pezîr-i lutf-i hazret-i Rabb-i Kadîr oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_618.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on altıncı Cumʿaertesi gicesi sâʿat yedide iken, Akseray'da ve ferdâsı Bâzâr gicesi [Ü4 72b] sâʿat dörtde iken, Üsküdar'da vâkiʿ Sultân-depesi'nde ʿale't-tevâlî zuhûr eden ihrâk, hadşe-resân-ı kulûb-ı esâfil ü eʿâlî olup, birer sâʿatden sonra o musîbet-i ʿâlem-gîr, intıfâ-pezîr-i lutf-i hazret-i Rabb-i Kadîr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Islâh-ı zâtü'l-beyn içün mukaddemâ taʿyîn olunan Kapu Kethudâsı Süfyân Ağa mahalline varmazdan mukaddem iʿtilâf-ı tarafeyn hâsıl olduğu îmâ olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh, Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa ile mülâkātda kûze-i hâfızasına îdâʿ olunan vesâyây-ı devlet-i gerdûn-irtifâʿı bi-temâmihâ müşârun ileyhe ismâʿ eylediğinden gayri, Silistre ile Selânik Sancağı'nın mübâdelesinde dahi sûret-i müsâʿade derkâr olacağını işʿâr etmişidi. Bu sûret ʿOsmân Paşa'nın min-külli'l-vücûh tabʿına muvâfık gelüp, Silistre'ye râzî ve istiʿfây-ı ism-i mâzî edüp, ânifen çekîde-i kilk-i hakīkat-perdâz olduğu vech üzere sandûkçe-i kitmânında mahfûz olan evâmir-i ʿaliyyeyi ibrâz ve Silistre Eyâleti ve Niğbolu Sancağı'nın tevcîh ü me'mûriyyet emirlerini müşârun ileyhe iʿtâ ve Selânik Sancağı'nın tevcîh emrini Mûsâ Paşa tarafına isrâ ile me'mûriyyetini ikmâl ve ʿavdetiyçün mektûb-ı ʿâlî istihsâl eyledi.",
          "caption": "Karâr-yâften-i mansıb-ı Silistre ve Selânik",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_619.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Karâr-yâften-i mansıb-ı Silistre ve Selânik",
          "text": "Islâh-ı zâtü'l-beyn içün mukaddemâ taʿyîn olunan Kapu Kethudâsı Süfyân Ağa mahalline varmazdan mukaddem iʿtilâf-ı tarafeyn hâsıl olduğu îmâ olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh, Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa ile mülâkātda kûze-i hâfızasına îdâʿ olunan vesâyây-ı devlet-i gerdûn-irtifâʿı bi-temâmihâ müşârun ileyhe ismâʿ eylediğinden gayri, Silistre ile Selânik Sancağı'nın mübâdelesinde dahi sûret-i müsâʿade derkâr olacağını işʿâr etmişidi. Bu sûret ʿOsmân Paşa'nın min-külli'l-vücûh tabʿına muvâfık gelüp, Silistre'ye râzî ve istiʿfây-ı ism-i mâzî edüp, ânifen çekîde-i kilk-i hakīkat-perdâz olduğu vech üzere sandûkçe-i kitmânında mahfûz olan evâmir-i ʿaliyyeyi ibrâz ve Silistre Eyâleti ve Niğbolu Sancağı'nın tevcîh ü me'mûriyyet emirlerini müşârun ileyhe iʿtâ ve Selânik Sancağı'nın tevcîh emrini Mûsâ Paşa tarafına isrâ ile me'mûriyyetini ikmâl ve ʿavdetiyçün mektûb-ı ʿâlî istihsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İpsilante'nin oğlu Kostantin hıdmeti mukābili [Ü3 147a] mukaddemâ Boğdan Voyvodalığı'yla kâm-bîn olmuşidi. Müddeti, vâsıl-i ser-menzil-i temâdî ve Dîvân Tercemânı bulunan Aliko'nun bu hılâlde sebkat eden istikāmeti hakkında zuhûr-i mükâfâta bâdî olup,\nişbu Saferü'l-hayrın yirmi üçüncü Sebt günü mersûm Kostantin maʿzûl ve Aliko, Boğdan Voyvodalığı'yla nazar-ı ʿâtıfete meşmûl olup, münhall olan Tercemânlık hıdmetine Kalimaki'nin oğlu İskerlet meʾmûr ve ol dahi bu vechile mesrûr oldu. [Ü4 73a]",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Voyvoda-i Boğdan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_620.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Voyvoda-i Boğdan",
          "text": "İpsilante'nin oğlu Kostantin hıdmeti mukābili [Ü3 147a] mukaddemâ Boğdan Voyvodalığı'yla kâm-bîn olmuşidi. Müddeti, vâsıl-i ser-menzil-i temâdî ve Dîvân Tercemânı bulunan Aliko'nun bu hılâlde sebkat eden istikāmeti hakkında zuhûr-i mükâfâta bâdî olup,\nişbu Saferü'l-hayrın yirmi üçüncü Sebt günü mersûm Kostantin maʿzûl ve Aliko, Boğdan Voyvodalığı'yla nazar-ı ʿâtıfete meşmûl olup, münhall olan Tercemânlık hıdmetine Kalimaki'nin oğlu İskerlet meʾmûr ve ol dahi bu vechile mesrûr oldu. [Ü4 73a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerinin Mısır'a teveccühlerinde maʿiyyetlerine me'mûr asâkirin tertîbât-ı bahriyyeleri sefâyine teşhîn olunup, bu sebeble mahsûs Nüzül Emîni taʿyîn olunmamışidi. Ancak Reşîd'de vâkiʿ mukaddimât-ı feth u zafer, sevâhilde mütemekkin vahdet-güzînân-ı İslâm'ın sâmiʿalarına güzer etdiğinden, fevc fevc müşârun ileyhin mevkib-i Vezîrâne'lerine şitâb ve giderek vâfir asâkir hâzır olmağla, idâre-i akvât-ı yevmiyyeleri mûcib-i iztırâb olup, idâre-i taʿyînâtları müstakıllen müteʿayyin bir Nüzül Emîni taʿyînini îcâb eylediğine binâʾen, Rodos cânibinde ikāmet ve zahîre tertîbine mübâşeret eden Çavuş-başı Mustafa Beyefendi, me'mûr olduğu hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de cân-sipâr ve hadd-i zâtında kâr-güzâr ve müstakîmü'l-etvâr olmağla, maʿiyyet-i müşârun ileyhe varup, lâzım gelan umûr-ı taʿyînâtı idare, hasran karâr-gîr-i erbâb-ı istişare olmağla, fi'l-hâl meʾmûriyyet emri tarafına irsâl olunup, bu sûretde Rodos'da olan hıdmeti\nhâlî ve o maslahatı idâre içün bir merd-i tüvân-gerîn taʿyîni havâlî-kerd-i re'y-i ʿâlî olup, sâbıkı gibi Rodos'da ârâm ve pey-der-pey zahîre îsâline ihtimâm etmek üzere sâbıkā Gümrük Emîni Halîl Efendi me'mûr ve Saferü'l-hayrın yirmi ikinci Sebt günü ʿâzim-i savb-ı mezkûr oldu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî be-Mısr-ı Kāhire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_621.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî be-Mısr-ı Kāhire",
          "text": "Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerinin Mısır'a teveccühlerinde maʿiyyetlerine me'mûr asâkirin tertîbât-ı bahriyyeleri sefâyine teşhîn olunup, bu sebeble mahsûs Nüzül Emîni taʿyîn olunmamışidi. Ancak Reşîd'de vâkiʿ mukaddimât-ı feth u zafer, sevâhilde mütemekkin vahdet-güzînân-ı İslâm'ın sâmiʿalarına güzer etdiğinden, fevc fevc müşârun ileyhin mevkib-i Vezîrâne'lerine şitâb ve giderek vâfir asâkir hâzır olmağla, idâre-i akvât-ı yevmiyyeleri mûcib-i iztırâb olup, idâre-i taʿyînâtları müstakıllen müteʿayyin bir Nüzül Emîni taʿyînini îcâb eylediğine binâʾen, Rodos cânibinde ikāmet ve zahîre tertîbine mübâşeret eden Çavuş-başı Mustafa Beyefendi, me'mûr olduğu hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de cân-sipâr ve hadd-i zâtında kâr-güzâr ve müstakîmü'l-etvâr olmağla, maʿiyyet-i müşârun ileyhe varup, lâzım gelan umûr-ı taʿyînâtı idare, hasran karâr-gîr-i erbâb-ı istişare olmağla, fi'l-hâl meʾmûriyyet emri tarafına irsâl olunup, bu sûretde Rodos'da olan hıdmeti\nhâlî ve o maslahatı idâre içün bir merd-i tüvân-gerîn taʿyîni havâlî-kerd-i re'y-i ʿâlî olup, sâbıkı gibi Rodos'da ârâm ve pey-der-pey zahîre îsâline ihtimâm etmek üzere sâbıkā Gümrük Emîni Halîl Efendi me'mûr ve Saferü'l-hayrın yirmi ikinci Sebt günü ʿâzim-i savb-ı mezkûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır tarafında vukūʿ bulan melâhim ü megāzîde Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtının metânet ü sebâtları [Ü3 147b] ve sunûf-ı askeriyyeyi iʿmâlde kemâl-i saʿy ü himmetleri bâʿis-i güşâyiş-i hâtır-ı Pâdişâh-ı saʿîdü'l-me'âsir olup, tezâyüd-i şevk u himmet ve tezâʿuf-i ikdâm ü celâdetlerine medâr olmak içün Serdâr-ı ekrem [Ü4 73b] ve Sadrıaʿzam hazretlerine bir kabza mücevher hançer ve neheng-i deryây-ı şecâʿat olan Kapudan Paşa hazretlerine mücevher bir kabza tîğân, taraf-ı Cihân-bânî'den ihsân olunduğundan gayri, birkaç mâhdan berü ber-muktezây-ı ittifâk, muhârebe-i aʿdâya şedd-i nitâk ve vukūʿ bulan meʿârikde samîmî sebât ve izhâr-ı vifâk eden İngiltere sergerdelerine iki kıtʿa mücevher mec tesyâr ve mesfûrlar dahi iltifât-ı Şâhâne ile vâye-dâr-ı fahr u iʿtibâr oldular.",
          "caption": "Firistâden-i teşrîfât-ı Hâkānî be-Sadrıaʿzam ve Kapudân-ı deryâ ve sergerdegân-ı asker-i İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_622.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i teşrîfât-ı Hâkānî be-Sadrıaʿzam ve Kapudân-ı deryâ ve sergerdegân-ı asker-i İngiltere",
          "text": "Mısır tarafında vukūʿ bulan melâhim ü megāzîde Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtının metânet ü sebâtları [Ü3 147b] ve sunûf-ı askeriyyeyi iʿmâlde kemâl-i saʿy ü himmetleri bâʿis-i güşâyiş-i hâtır-ı Pâdişâh-ı saʿîdü'l-me'âsir olup, tezâyüd-i şevk u himmet ve tezâʿuf-i ikdâm ü celâdetlerine medâr olmak içün Serdâr-ı ekrem [Ü4 73b] ve Sadrıaʿzam hazretlerine bir kabza mücevher hançer ve neheng-i deryây-ı şecâʿat olan Kapudan Paşa hazretlerine mücevher bir kabza tîğân, taraf-ı Cihân-bânî'den ihsân olunduğundan gayri, birkaç mâhdan berü ber-muktezây-ı ittifâk, muhârebe-i aʿdâya şedd-i nitâk ve vukūʿ bulan meʿârikde samîmî sebât ve izhâr-ı vifâk eden İngiltere sergerdelerine iki kıtʿa mücevher mec tesyâr ve mesfûrlar dahi iltifât-ı Şâhâne ile vâye-dâr-ı fahr u iʿtibâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Rebîʿulevvel'in onuncu Sâlı günü tertîb olunan Dîvân-ı refîʿü'l-bünyân'da Boğdan Voyvodası ʿatebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i mezellet ve ber-muʿtâd kuka telebbüsüyle kesb-i mâye-i rağbet eyledi.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_623.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân",
          "text": "İşbu Rebîʿulevvel'in onuncu Sâlı günü tertîb olunan Dîvân-ı refîʿü'l-bünyân'da Boğdan Voyvodası ʿatebe-i felek-mertebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i mezellet ve ber-muʿtâd kuka telebbüsüyle kesb-i mâye-i rağbet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Selânik Kadısı Mektûbî-zâde ʿAlî Rızâ Efendi'ye on altı senesi Zilkaʿde'sinden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı ve sâbıkā Haleb Kadısı es-Seyyid Mehmed Nûrullah Efendi'ye sâl-i merkūm Şevvâl'i gurresinden Şâm Kazâsı tevcîh ü ihsân ve yedlerine iʿtây-ı emr-i ʿâlî-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Edirne ve Şâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_624.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Edirne ve Şâm",
          "text": "Sâbıkā Selânik Kadısı Mektûbî-zâde ʿAlî Rızâ Efendi'ye on altı senesi Zilkaʿde'sinden zabt etmek üzere Edirne Kazâsı ve sâbıkā Haleb Kadısı es-Seyyid Mehmed Nûrullah Efendi'ye sâl-i merkūm Şevvâl'i gurresinden Şâm Kazâsı tevcîh ü ihsân ve yedlerine iʿtây-ı emr-i ʿâlî-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun on ikinci Pençşenbih günü de'b-i dîrîn-i Saltanat-ı seniyye üzere Şehriyâr-ı bedîʿü'l-âsâr dâme mâ-dâme'l-leylü ve'n-nehâr tantana-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ni teşrîf ve huzzâr-ı meclisi irâ’e-i talʿat-ı pür-behcet-i Şâhâne'leriyle isʿâd u taltîf ʿakabinde, mevlid-hânlar sebeb-i âferîniş-i ʿâlem ve bâʿis-i terkîb-i eczây-ı nevʿ-i benî âdem olan peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafa [Ü3 148a] ʿaleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerinin zîb-i târik-i vücûd ve ârâyiş-i mehd-i şühûd oldukları keyfiyyâtını tilâvet ve neşr-i âsâr-ı rûhâniyyet etdikden sonra, lâzım gelenlere ilbâs-ı hilʿat olunup, muhyî-yi sünnet-i âbâ ve muhibb-i ahbâr u siyer-i enbiyâ olan Pâdişâh-ı hûrşîd-likā hazretleri intizâr-ı selâm ile [Ü4 74a] saff-beste-i kıyâm olan bendegânı kûşe-i âb-rûy-i iltifât ile vâye-dâr-ı ʿizz ü iʿtibâr ve zevrak-ı felek-revnak-ı Mülûkâne'lerine süvâr olarak, sâhil-hâne-i âsumân-nişânelerin reşk-sâz-ı sahn-ı gül-zâr eylediler.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_625.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i mezkûrun on ikinci Pençşenbih günü de'b-i dîrîn-i Saltanat-ı seniyye üzere Şehriyâr-ı bedîʿü'l-âsâr dâme mâ-dâme'l-leylü ve'n-nehâr tantana-i Mülûkâne'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ni teşrîf ve huzzâr-ı meclisi irâ’e-i talʿat-ı pür-behcet-i Şâhâne'leriyle isʿâd u taltîf ʿakabinde, mevlid-hânlar sebeb-i âferîniş-i ʿâlem ve bâʿis-i terkîb-i eczây-ı nevʿ-i benî âdem olan peygamberimiz Muhammedü'l-Mustafa [Ü3 148a] ʿaleyhi efdalü't-tehâyâ hazretlerinin zîb-i târik-i vücûd ve ârâyiş-i mehd-i şühûd oldukları keyfiyyâtını tilâvet ve neşr-i âsâr-ı rûhâniyyet etdikden sonra, lâzım gelenlere ilbâs-ı hilʿat olunup, muhyî-yi sünnet-i âbâ ve muhibb-i ahbâr u siyer-i enbiyâ olan Pâdişâh-ı hûrşîd-likā hazretleri intizâr-ı selâm ile [Ü4 74a] saff-beste-i kıyâm olan bendegânı kûşe-i âb-rûy-i iltifât ile vâye-dâr-ı ʿizz ü iʿtibâr ve zevrak-ı felek-revnak-ı Mülûkâne'lerine süvâr olarak, sâhil-hâne-i âsumân-nişânelerin reşk-sâz-ı sahn-ı gül-zâr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezbûrun sekizinci Bâzâr gicesi leylen sâʿat beş buçukda iken Kāsım Paşa'da Debbâğ-hâne verâsında vâkiʿ Kalyoncu odalarından âteş zuhûr edüp, Debbâğ-hâne ve kırk elli dükkân muhterik ve sâʿat on bir buçukda muntafî-yi fazl-ı cenâb-ı Hâlık oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_626.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "Mâh-ı mezbûrun sekizinci Bâzâr gicesi leylen sâʿat beş buçukda iken Kāsım Paşa'da Debbâğ-hâne verâsında vâkiʿ Kalyoncu odalarından âteş zuhûr edüp, Debbâğ-hâne ve kırk elli dükkân muhterik ve sâʿat on bir buçukda muntafî-yi fazl-ı cenâb-ı Hâlık oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam hazretleri sunûf-ı asâkir-i İslâm ile Şelkān merhalesine rekz-i ʿalem ve Kapudan Paşa hazretleri ve İngiliz askeri dahi cânib-i garbdan Nîl kenârıyla merhale-i mezkûreye vazʿ-ı kadem eyledikleri mukaddemâ nigâşte-i kalem-i müşgîn-rakam kılınmışidi. İki cânibden asker-i zafer-rehber kānûn-ı fenn-i harb üzere fevc feve hareket ü kıyâm ve Mısır'a karîb \"Beyves” ve “Şibrü Miknâse” nâm mahalde ihtiyâr-ı makām etdikden sonra, Mısır muhâsarasına bi'n-nefs Sadrıaʿzam hazretleri ikdâm ve Cize tarafı mültekāy-ı tarîkaynda vâkiʿ olup, muhâsarası min-ehemmi'l-mehâmm olduğundan gayri, Françelü'nün İskenderiyye ve Saʿîd ve sâyir mahall-i baʿîdden muhâbere ve celb-i zehâyir ümmîdlerinin inkıtâʿı fâyidesi derkâr ve nefs-i [Ü3 148b] Cize'yi tâyife-i mesfûre hısn-ı menîʿ şekline vazʿ ile tarâyif-i eşyâ ve mühimmatların dahi mahall-i mezkûrda ihtizân etmiş bulunduklarından, bidâyet-i hâlde teshîri Kapudan Paşa hazretlerine dahi müstasveb ü muhtâr olmağla, baʿde'l-meşvere muhâsarasına şurûʿ ve birkaç sâʿat mâ-beyne'l-ferîkayn müşâcere vukūʿ bulup, cân-sipârân-ı İslâm'dan birkaç merd-i dilâvere rütbe-i şehâdet müyesser ve Françelü'den [Ü4 74b] dâhi vâfir kâfir reh-yâb-ı sekarr olup, hengâm-ı şâm hulûlüyle muhârebe encâm bulup, ferdâsı müşârun ileyh hazretlerinin tedârükât-ı kaviyyesinden ve kebîr toplar celbi ile meteris hafri ve tabya inşâsına mübâşeretinden vücûd-ı aʿdâ mugşaʿirr ve imtinâʿ-ı tâkat-ı mukāvemet suver-i zihniyyelerinde mütekarrir olmağla, nâ-çâr keyfiyyeti Mısır'da olan sergerdelerine işʿâr ve habere muntazır olmuşlar idi.\n\nBu sâl-i ferruh-fâlde fazl-ı hazret-i Bârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Şehriyârî'yle her mahalde o kavm-i müstehıkku'l-levmin livây-ı sevretleri menkûs ve tâliʿ-i şûmları bâzgûne vü maʿkûs olup, birkaç seneden berü âfâk-gîr olan savlet-i istidrâciyyeleri zevâle karîn ve tertîb etdikleri hiyel-i ebleh-firîb min-baʿd müte’essir olmayacağı vâzıh u müstebîn olduğundan gayri, berîk-ı süyûf-ı mücâhidîn her maʿrekede harmen-i vücûdların ihrâk ve ʿale'l-husûs leyl ü nehâr ümmîd-vâr oldukları imdâdın ekserîsi İngilterelü tarafından ahz u istirkāk olunup, etrâfları mahsûr ve necâtları gayr-i meysûr olduğunu idrâk ile müteşebbis-i dâmân-ı istîmân oldular. Tafsîli bu ki, Cize mahsûrlarının haber-i mûrisü'l-kederi Mısır'da mukīm Sergerde-i küffâra tevassul ve Cize ahvâli ber-taraf [Ü3 149a] oldukdan sonra, nevbet kendüye geleceğini te'emmül edüp, ʿavâkıb-ı hâli mülâhaza ve maʿiyyetinde olan keferenin enfes-i\nhabîselerin muhâfaza zımnında terk-i cidâli ihtiyâr ve tahliye-i Mısır'a karar verdiklerini Cize'de mukīm Komandat'a iş'âr ile taʿyîn-i Murahhas'a hâst-kâr oldular. Minvâl-i meşrûh üzere Cize'de mukīm Komandat, Mısır'da kâyin sergerderlerinin re'y ü tenbîhi ile tahliye-i Mısır mevâddını müzâkere içün murahhaslar taʿyîn olunmasını inbâ ve bu haber-i hayr derhâl Vezîr-i müşârun ileyh hazretleri tarafından cânib-i Serdâr-ı ekremî'ye [Ü4 75a] tebşîr ü inhâ olunmağla, Kapucular Kethudâsı'nı mükâlemeye me'mûr ve Kapudan Paşa hazretleri tarafından ve İngilizlü cânibinden birer ikişer âdem terfîkıyle müterassıd-ı gāyet-i emr-i mezkûr olmuşlar idi. Fransızlar her hâlde mağlûb ve min-külli'l-cihât mahzûl ü menkûb iken yine tecellüd ü ruʿûneti elden bırakmayup, terk edecekleri cumhûr mâlı bedeli olarak üç bin kîse taleb ü irtiyâd ve bundan başka kabûlü mümteniʿ baʿzı mevâdd îrâd etmeleriyle, o makūle îrâdât-ı vâhiyeden keff-i yed etmedikleri hâlde ʿavn-i Kahhâr ile Mısır ve muzâfâtı ʿanveten teshîr ve cümlesi giriftâr u esîr kılınacağı meclis-i mükâlemede tezkîr olunup, şiddet-i şekîmeleri telyîn ve her mâdde tabîʿat-ı vakte tevfîk ile tenkīh u tebyîn olunarak yirmi bir şarta taʿlîk ve şurût-ı mezkûre bu mahalle tenmîk olundu.\nEvvelki mâdde:\n\nMısır'da olan Belbar Ceneral zîr-i hükmünde olan Fransalu kara ve deniz askerinden ve muʿîni askerinden Mısır Kalʿası'nı ve Mısır'ın iç kalʿasını ve Bulak ve Cize palangalarını ve bütün hükmünde olan mahalleri tahliyeye te'ahhud eder. Muʿîni asker [Ü3 149b] maʿnasını murahhaslar istifsâr eylediklerinde, İtalya ve Malta ve Amerikan askeri olup, maʿnây-ı âhar kasd olunmadığını Fransız murahhasları işʿâr ve İngiliz tarafından meclisde hâzır Hob Ceneral bu maʿnâyı kabûl eylediğinden, lafz-ı mezkûr baʿde's-selb sebt ü tezbâr olunmuş.\nİkinci mâdde:\n\nFransız ve muʿîni olan asker karada Nîl'in garb tarafından kendülerinin esliha ve eşyâ ve çerha toplarıyla ve cebe-hâne sandıkları ve cebe-hâneleriyle Reşîd'e varup,\nandan gemilere bu hâl ile süvâr olalar. Ve Ak-deniz'de olan Fransız lîmânlarına varıncaya dek masrafları devleteyn-i müttefikayn taraflarından ru’yet oluna.\n\n Üçüncü mâdde: İşbu mukāvele târîhinden husûmet-i tarafeyn [Ü4 75b] refʿ olunup, temhîr-i mukāvele ʿakabinde Sulfuski Burcu'yla Cize'nin Firʿavn Tebeleri'ne karşu olan bir kapusu devleteyn-i müttefikayn askerine teslîm oluna. Ve tarafeynden me'mûrlar taʿyîni ile tarafeyn askerinin ilerüde olan meterisleri önüne hudûd çekile. Ve zikr olunan hudûdlardan tarafeyn askeri birbirine tecâvüz etmemek ve baʿzı efrâd-ı neferât beyninde münâzaʿa olmamak içün tarafeyn askerine tenbîh-i ekîd oluna. Ve nizâʿ olursa, tarafeyn me'mûrları maʿrifetiyle dostâne defʿ oluna.\n\n Dördüncü mâdde: İşbu mukāvelenin tasdîkı târîhinden on iki gün sonra Mısır Kalʿası ve iç kalʿası ve Bulak Burcu ve Şehri, Fransalu muʿîni askeri tarafından tahliye olunup, asâkir-i merkūme “İbrâhîm Bey” nâm mahalle ve Roda Cezîresi'ne ve tevâbiʿine ve Lekvâ Burcu'na ve Cize'ye çekilüp, mahâll-i mezkûreden beş gün yâhûd dahi evvel gemilere râkib olacak mahallere gideler. Ve asâkir-i merkūmenin [Ü3 150a] ağırlık ve eşyâ ve meʾkûlâtını gemiye irkâb olunacak mahallere nehren nakl içün iktizâ eden nesneler, ʿOsmânlu ve İngiltere asâkiri sergerdeleri tarafından mesârıfları verilerek iʿtâ oluna. Ve zikr olunan nesneler Fransa askerine bir ân akdem Cize'de teslîm oluna.\n\n Beşinci mâdde: Fransalu ve muʿîni askerin hareketleri günü ve konak yerleri devleteyn-i müttefikayn asâkiri sergerdeleri tarafından karar verile. Esnây-ı râhda konak yerlerinde yevmiyye iktizâ eden meʾkûlâtları iʿtâsiyçün müttefikayn taraflarından komisarlar taʿyîn ü terfîk oluna.\n\n Altıncı madde: Fransalu'nun eşyâ ve cebe-hâne ve sâyir nehren gidecek ağırlıklarını cerîmleriyle ve üzerlerine me'mûr Fransızlar ile giderken, maʿiyyetlerine devleteyn-i müttefikayn şalopeleri taʿyîn oluna.\n\n Yedinci mâdde: Fransalu ve muʿîni askeri ve bunlara müteʿallıklar Cize'den hareket eyledikleri [Ü4 76a] günden gemiye râkib oluncaya dek meʾkûlâtları Fransız kāʿidesi üzere cengçi asker taʿyînâtı verile. Ve gemiye râkib oldukları günden Françe sâhiline varıncaya dek taʿyînâtları İngiltere kāʿide-i bahriyyesi üzere devleteyn-i müttefikayn tarafından verile.\nSekizinci mâdde: Fransalu ve muʿîni askeri ve bunlara müteʿallıkların Ak-deniz'de kâyin Fransa lîmânlarına varıncaya dek râkib olmalariyçün râhat eyleyecekleri vechile iktizâ eden sağ gemiler Devlet-i ʿaliyye ve İngilterelü kara ve deniz askeri sergerdeleri tarafından verile. Ve asâkir-i merkūme gemiye râkib olduklarından, Fransa lîmânlarına varıncaya dek iktizâ eden kumanyaları devleteyn-i müttefikayn kara ve deniz sergerdeleri tarafından ve Ceneral Belbar tarafından komisarlar taʿyîni ile tanzîm oluna. [Ü3 151a] Ve tasdîk-nâme mübâdelesi ʿakabinde sâlifü'z-zikr taʿyîn olunan komisarlar Reşîd'e ve yâhûd Ebâhûr'a varup, iktizâ eden kumanyaları ihzâr edeler.\n\nDokuzuncu mâdde: Berâber götürecekleri esbler içün gemi ve mümkin olursa dahi ziyâde sefîneler ve iktizâ eden su mancıneleri ve Fransa'ya varıncaya dek muktezâ olan şaʿîr ve samanları devleteyn-i müttefikayn taraflarından verilüp, iktizâ eden yemlikleri yapdırıla.\n\nOnuncu mâdde: Râkib olacağları sefâyin ile Fransa lîmânlarına varıncaya dek maʿiyyetlerine iktizâ edecek ceng gemileri devleteyn-i müttefikayn donanmaları tarafından verile. Ve Fransız askeri râkib oldukları gemiler ile Fransız lîmânlarına sâlimen varup, sefâyin-i merkūme girü Devlet-i ʿaliyye sâhillerine ʿavdet edinceye dek Fransalu tarafından bir zarar isâbet etmeyüp, sâlimen ʿavd ü ricʿatlerine Ceneral Belbar teʿahhüd eder. Anlar dahi hılâl-i râhda cenge şurûʿ etmeyeler.\n\nOn birinci mâdde: Fransalu'nun cümle ehl-i kalem ve sâyir erbâb-ı sanâyiʿi haklarında cengci askere olunan muʿâmele misillü muʿâmele oluna. Ve zikr [76b] olunan kesânın kendülerine mahsûs olan kâğıdlarından başka dîger kâğıdlarını ve sâyir nesnelerini berâber alalar.\n\nOn ikinci mâdde: Mısır ehâlîsinden her ne millet olursa olsun Fransa askeriyle gidecek oldukda, müdâhale olunmayup, gitdikden sonra Mısır'da kalan ehl ü ʿiyâline kimse teʿaddî etmeye.\n\nOn üçüncü mâdde: Mısır ehâlîsinden her ne millet olursa Fransalu Mısır'da iken ünsiyyet peydâ eyledikleriyçün nefs ve mâllarına taʿarruz olunmaya. Anlar [Ü3 151a] dahi ʿâdet-i beldeye ve kānûn ve kāʿidesine mütâbeʿat edeler. Bu iki mâdde külliyyen selb olunmuşiken, İngiliz Cenerali Hob: “Söz verdim. Nükûl edemem. Bunlar beş on âdemdir. Vesveseye zâhib olmuşlar. Ziyâde değildir\" dedikde, İslâm'dan küfrü kabûl edenlere\nmüdâhale olunmamak ve Mısır sekenesinden ve sâyir Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsından şahs-ı vâhidi götürmemeye ve içlerinde câriye ve gulâm bulunmamağa teʿahhüdü şâmil Françe me'mûrlarından başka sened alınup, şübhe izâle olunmuş.\nOn dördüncü mâdde:\n\nFransız askerinden gitmeye kudreti olmayan hastalar kalup ve Fransız tabîbleri mezkûr hastalar içün kalalar ve hastalara mahsûs ispitaliyeye vazʿ olunalar. Hastalıkdan kurtuldukları vakit tabîbler ile sâyir Fransızlar gibi berâber vilâyetlerine gönderileler. Ve işbu hastaların ispitaliyede devleteyn-i müttefikaynın her ne masrafları olursa, baʿdehû Françe cumhûru tarafından edâ oluna.\nOn beşinci mâdde:\n\nİşbu mukāvele mezkûr kalʿa ve palangaların teslîm olunduğu anda komisarlar taʿyîn olunup, kalʿa ve burclarda mevcûd kebîr toplar ve hâven ve gülle ve edevât-ı harbiyye ve cebe-hâne ve mahzenler ve kağıd ve defterler ve resimler ve sâyir emvâl-i mîrîleri devleteyn-i müttefikayna terk oluna.\nOn altıncı mâdde:\n\nİşbu Mısır tahliyesini Fransa cumhûruna ihbâr içün bir Ofiçyâl ve bir Komisar [Ü4 77a] Tulon'a gönderilmek içün devleteyn-i müttefikayn deryâ askeri sergerdeleri tarafından bir mektûb gemisi iʿtâ oluna.\nOn yedinci mâdde:\n\nİşbu mukāvele icrâsında baʿzı gûne suʿûbet ü nizâʿ zuhûr ederse, tarafeynden bu husûsa taʿyîn olunan meʾmûrlar maʿrifetiyle [Ü3 151b] dostâne defʿ oluna.\nOn sekizinci mâdde:\n\nİşbu mukāvele tasdîkı ʿakabinde Mısır'da bulunan ʿOsmânlu ve İngiltere üserâsı âzâd oluna. Kezâlik devleteyn-i müttefikayn sergerdeleri ordularında bulunan Fransa üserâsı dahi âzâd oluna.\nOn dokuzuncu madde:\n\nİşbu mukāvele icrâsına vesîka olmak içün devletlü Sadrıaʿzam hazretleri tarafından bir âdem ve devletlü Kapudan Paşa hazretleri tarafından bir âdem ve İngiltere askerî Sergerdesi tarafından bir âdem Fransalu tarafına ve Fransızlar'dan dahi bunların rütbesinde üç âdem rehin olmak üzere birbirine verile. Ve Fransa askeri, Fransa lîmânlarına vardıkdan sonra, işbu rehinler tarafeynden redd oluna.\nYirminci mâdde:\n\nİşbu mukāvele şurûtu Fransız tarafından bir Ofiçyâl yediyle İskenderiyye'de olan Mino Ceneral'e gönderile. Mersûm dahi kendü maʿiyyetinde olan kara ve deniz askeriyçün işbu mukāvele şurûtunu kabûl ederse, kendü re'yine muhavvel olmağla, eğer bu şurûtu kabûl ederse, kabûl eylediğini işbu mukāvele şurûtunun yedine vâsıl olduğu günden on gün sonra İskenderiyye önünde olan İngiltere ordusu Cenerali'ne haber vere.\nYirmi birinci mâdde: İşbu mukāvele şurûtu imzâ olunduğu sâʿatden yirmi dört sâʿat murûrunda devleteyn-i müttefikayn askerinin üç sergerdeleri tarafından tasdîk oluna. Zeyl: Fransalu ve muʿîni askerin mümkin olduğu kadar bir sâʿat evvel gemilere irkâb olunmasına ikdâm oluna. Pek geçerse mukāvele tasdîkı târîhinden [Ü4 77b] elli gün murûrunda icrâ oluna. Asâkir-i merkūme emîn ve doğru yoldan Fransa lîmânlarına nakl oluna. Fransalu Mısır'ı tahliye edüp vilâyetlerine gider iken, Mısır sekenesinden [Ü3 152a] ve sâyir Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsından ferd-i kimseye ibrâm ederek, cebren vilâyetlerine götürmeyeler. Sekene-i merkūmeden kendü rızâlarıyla baʿzı sebebe mebnî gitmek murâd eder olursa, o makūleler kendü kıyâfetlerini terk ile Avrupa halkı kıyâfetine gireler. Ve Fransalu beyninde câriye ve gulâm misillü üserâ olarak kimesne bulunmaya. Fransa'ya götürmek üzere Ceneral Belbar maʿiyyetinde olan Fransalu ve mûʿînî olan askere götürecekleri çerha topları birer vakıyyelikden dörder vakıyyelik çapına varınca olacağı ve her bir batalyonun maʿiyyetinde ikişer kıtʿa mezkûr çerha toplarından ola. Ve her bir eskadronun maʿiyyetinde dahi kezâlik mezkûr toplardan birer kıtʿa top ola. Ve mezkûr topların cebe-hâne ve cebe-hâne sandıklarına müteʿallık olan eşyâ beraber ola. Fransız askerinden ceng gemilerine râkib olduklarında, kendü yanlarında esliha ve cebe-hânelerini bindikleri sefîne kapudanına teslîm edüp, kapudanlar hıfzında olup, vilâyetlerine vardıklarında ber-mûceb-i mukāvele yine kendü yedlerine teslîm oluna. Ve ceng sefînesi olmayup, sâyir tüccâr sefâyininde olacağlar, esliha ve cebe-hânelerini kapudana teslîm etmeyüp, kendüleri hıfz ede. Ve mezkûr tüccâr sefâyini kapudanları hükmünde olmayarak Fransa askeri ofiçyâlleri taht-ı hükmünde olalar. İskenderiyye'de olan Mino Ceneral'in karısı ve bir nefer oğlu ve bir nefer Ofiçyâli ve mersûmların yanlarında mevcûd eşyâlarıyla Mısır'dan çıkup, mesfûr Mino Ceneral'in yanına İskenderiyye'ye gitmek üzere nehren iktizâ eden sefîne, devleteyn-i müttefikayn sergerdeleri tarafından tedârük ve mersûmlar İskenderiyye'ye gönderile. [Ü4 78a] İskenderiyye'de [Ü3 152b] Mino Ceneral'in maʿiyyetinde ofiçyâller ve gerek sultat ve sâyir Fransızlar'ın karıları\nMısır'da olmağla, mersûmların karıları dahi kezâlik Mısır'dan çıkarılup, nehren sefîne ile İskenderiyye'ye gönderile. Eğer Fransızlar İskenderiyye'ye almazlar ise, mesrûmların karıları dahi Fransa'ya gönderile. Ve çengci asker misillü taʿyînâtları verile. Ceneral Belbar'ın maʿiyyetinde olan hayvânât, Fransa askeri sefîneye irkâb olundukdan sonra devleteyn-i müttefikayn komisarlarına teslîm oluna. Kalʿalar ve burclar hedm olunmaksızın bulunduğu kıyafetle teslîm oluna. Ve kalʿalarda olan lağımlar dahi beyân ve irâ'e oluna.",
          "caption": "Şurûʿ be-muhâsara-i Mısr-ı Kāhire ve istîmân-ı kavm-i Françe ve nizâm-dâden be-tahliye-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_627.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ be-muhâsara-i Mısr-ı Kāhire ve istîmân-ı kavm-i Françe ve nizâm-dâden be-tahliye-i Mısır",
          "text": "Sadrıaʿzam hazretleri sunûf-ı asâkir-i İslâm ile Şelkān merhalesine rekz-i ʿalem ve Kapudan Paşa hazretleri ve İngiliz askeri dahi cânib-i garbdan Nîl kenârıyla merhale-i mezkûreye vazʿ-ı kadem eyledikleri mukaddemâ nigâşte-i kalem-i müşgîn-rakam kılınmışidi. İki cânibden asker-i zafer-rehber kānûn-ı fenn-i harb üzere fevc feve hareket ü kıyâm ve Mısır'a karîb \"Beyves” ve “Şibrü Miknâse” nâm mahalde ihtiyâr-ı makām etdikden sonra, Mısır muhâsarasına bi'n-nefs Sadrıaʿzam hazretleri ikdâm ve Cize tarafı mültekāy-ı tarîkaynda vâkiʿ olup, muhâsarası min-ehemmi'l-mehâmm olduğundan gayri, Françelü'nün İskenderiyye ve Saʿîd ve sâyir mahall-i baʿîdden muhâbere ve celb-i zehâyir ümmîdlerinin inkıtâʿı fâyidesi derkâr ve nefs-i [Ü3 148b] Cize'yi tâyife-i mesfûre hısn-ı menîʿ şekline vazʿ ile tarâyif-i eşyâ ve mühimmatların dahi mahall-i mezkûrda ihtizân etmiş bulunduklarından, bidâyet-i hâlde teshîri Kapudan Paşa hazretlerine dahi müstasveb ü muhtâr olmağla, baʿde'l-meşvere muhâsarasına şurûʿ ve birkaç sâʿat mâ-beyne'l-ferîkayn müşâcere vukūʿ bulup, cân-sipârân-ı İslâm'dan birkaç merd-i dilâvere rütbe-i şehâdet müyesser ve Françelü'den [Ü4 74b] dâhi vâfir kâfir reh-yâb-ı sekarr olup, hengâm-ı şâm hulûlüyle muhârebe encâm bulup, ferdâsı müşârun ileyh hazretlerinin tedârükât-ı kaviyyesinden ve kebîr toplar celbi ile meteris hafri ve tabya inşâsına mübâşeretinden vücûd-ı aʿdâ mugşaʿirr ve imtinâʿ-ı tâkat-ı mukāvemet suver-i zihniyyelerinde mütekarrir olmağla, nâ-çâr keyfiyyeti Mısır'da olan sergerdelerine işʿâr ve habere muntazır olmuşlar idi.\n\nBu sâl-i ferruh-fâlde fazl-ı hazret-i Bârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Şehriyârî'yle her mahalde o kavm-i müstehıkku'l-levmin livây-ı sevretleri menkûs ve tâliʿ-i şûmları bâzgûne vü maʿkûs olup, birkaç seneden berü âfâk-gîr olan savlet-i istidrâciyyeleri zevâle karîn ve tertîb etdikleri hiyel-i ebleh-firîb min-baʿd müte’essir olmayacağı vâzıh u müstebîn olduğundan gayri, berîk-ı süyûf-ı mücâhidîn her maʿrekede harmen-i vücûdların ihrâk ve ʿale'l-husûs leyl ü nehâr ümmîd-vâr oldukları imdâdın ekserîsi İngilterelü tarafından ahz u istirkāk olunup, etrâfları mahsûr ve necâtları gayr-i meysûr olduğunu idrâk ile müteşebbis-i dâmân-ı istîmân oldular. Tafsîli bu ki, Cize mahsûrlarının haber-i mûrisü'l-kederi Mısır'da mukīm Sergerde-i küffâra tevassul ve Cize ahvâli ber-taraf [Ü3 149a] oldukdan sonra, nevbet kendüye geleceğini te'emmül edüp, ʿavâkıb-ı hâli mülâhaza ve maʿiyyetinde olan keferenin enfes-i\nhabîselerin muhâfaza zımnında terk-i cidâli ihtiyâr ve tahliye-i Mısır'a karar verdiklerini Cize'de mukīm Komandat'a iş'âr ile taʿyîn-i Murahhas'a hâst-kâr oldular. Minvâl-i meşrûh üzere Cize'de mukīm Komandat, Mısır'da kâyin sergerderlerinin re'y ü tenbîhi ile tahliye-i Mısır mevâddını müzâkere içün murahhaslar taʿyîn olunmasını inbâ ve bu haber-i hayr derhâl Vezîr-i müşârun ileyh hazretleri tarafından cânib-i Serdâr-ı ekremî'ye [Ü4 75a] tebşîr ü inhâ olunmağla, Kapucular Kethudâsı'nı mükâlemeye me'mûr ve Kapudan Paşa hazretleri tarafından ve İngilizlü cânibinden birer ikişer âdem terfîkıyle müterassıd-ı gāyet-i emr-i mezkûr olmuşlar idi. Fransızlar her hâlde mağlûb ve min-külli'l-cihât mahzûl ü menkûb iken yine tecellüd ü ruʿûneti elden bırakmayup, terk edecekleri cumhûr mâlı bedeli olarak üç bin kîse taleb ü irtiyâd ve bundan başka kabûlü mümteniʿ baʿzı mevâdd îrâd etmeleriyle, o makūle îrâdât-ı vâhiyeden keff-i yed etmedikleri hâlde ʿavn-i Kahhâr ile Mısır ve muzâfâtı ʿanveten teshîr ve cümlesi giriftâr u esîr kılınacağı meclis-i mükâlemede tezkîr olunup, şiddet-i şekîmeleri telyîn ve her mâdde tabîʿat-ı vakte tevfîk ile tenkīh u tebyîn olunarak yirmi bir şarta taʿlîk ve şurût-ı mezkûre bu mahalle tenmîk olundu.\nEvvelki mâdde:\n\nMısır'da olan Belbar Ceneral zîr-i hükmünde olan Fransalu kara ve deniz askerinden ve muʿîni askerinden Mısır Kalʿası'nı ve Mısır'ın iç kalʿasını ve Bulak ve Cize palangalarını ve bütün hükmünde olan mahalleri tahliyeye te'ahhud eder. Muʿîni asker [Ü3 149b] maʿnasını murahhaslar istifsâr eylediklerinde, İtalya ve Malta ve Amerikan askeri olup, maʿnây-ı âhar kasd olunmadığını Fransız murahhasları işʿâr ve İngiliz tarafından meclisde hâzır Hob Ceneral bu maʿnâyı kabûl eylediğinden, lafz-ı mezkûr baʿde's-selb sebt ü tezbâr olunmuş.\nİkinci mâdde:\n\nFransız ve muʿîni olan asker karada Nîl'in garb tarafından kendülerinin esliha ve eşyâ ve çerha toplarıyla ve cebe-hâne sandıkları ve cebe-hâneleriyle Reşîd'e varup,\nandan gemilere bu hâl ile süvâr olalar. Ve Ak-deniz'de olan Fransız lîmânlarına varıncaya dek masrafları devleteyn-i müttefikayn taraflarından ru’yet oluna.\n\n Üçüncü mâdde: İşbu mukāvele târîhinden husûmet-i tarafeyn [Ü4 75b] refʿ olunup, temhîr-i mukāvele ʿakabinde Sulfuski Burcu'yla Cize'nin Firʿavn Tebeleri'ne karşu olan bir kapusu devleteyn-i müttefikayn askerine teslîm oluna. Ve tarafeynden me'mûrlar taʿyîni ile tarafeyn askerinin ilerüde olan meterisleri önüne hudûd çekile. Ve zikr olunan hudûdlardan tarafeyn askeri birbirine tecâvüz etmemek ve baʿzı efrâd-ı neferât beyninde münâzaʿa olmamak içün tarafeyn askerine tenbîh-i ekîd oluna. Ve nizâʿ olursa, tarafeyn me'mûrları maʿrifetiyle dostâne defʿ oluna.\n\n Dördüncü mâdde: İşbu mukāvelenin tasdîkı târîhinden on iki gün sonra Mısır Kalʿası ve iç kalʿası ve Bulak Burcu ve Şehri, Fransalu muʿîni askeri tarafından tahliye olunup, asâkir-i merkūme “İbrâhîm Bey” nâm mahalle ve Roda Cezîresi'ne ve tevâbiʿine ve Lekvâ Burcu'na ve Cize'ye çekilüp, mahâll-i mezkûreden beş gün yâhûd dahi evvel gemilere râkib olacak mahallere gideler. Ve asâkir-i merkūmenin [Ü3 150a] ağırlık ve eşyâ ve meʾkûlâtını gemiye irkâb olunacak mahallere nehren nakl içün iktizâ eden nesneler, ʿOsmânlu ve İngiltere asâkiri sergerdeleri tarafından mesârıfları verilerek iʿtâ oluna. Ve zikr olunan nesneler Fransa askerine bir ân akdem Cize'de teslîm oluna.\n\n Beşinci mâdde: Fransalu ve muʿîni askerin hareketleri günü ve konak yerleri devleteyn-i müttefikayn asâkiri sergerdeleri tarafından karar verile. Esnây-ı râhda konak yerlerinde yevmiyye iktizâ eden meʾkûlâtları iʿtâsiyçün müttefikayn taraflarından komisarlar taʿyîn ü terfîk oluna.\n\n Altıncı madde: Fransalu'nun eşyâ ve cebe-hâne ve sâyir nehren gidecek ağırlıklarını cerîmleriyle ve üzerlerine me'mûr Fransızlar ile giderken, maʿiyyetlerine devleteyn-i müttefikayn şalopeleri taʿyîn oluna.\n\n Yedinci mâdde: Fransalu ve muʿîni askeri ve bunlara müteʿallıklar Cize'den hareket eyledikleri [Ü4 76a] günden gemiye râkib oluncaya dek meʾkûlâtları Fransız kāʿidesi üzere cengçi asker taʿyînâtı verile. Ve gemiye râkib oldukları günden Françe sâhiline varıncaya dek taʿyînâtları İngiltere kāʿide-i bahriyyesi üzere devleteyn-i müttefikayn tarafından verile.\nSekizinci mâdde: Fransalu ve muʿîni askeri ve bunlara müteʿallıkların Ak-deniz'de kâyin Fransa lîmânlarına varıncaya dek râkib olmalariyçün râhat eyleyecekleri vechile iktizâ eden sağ gemiler Devlet-i ʿaliyye ve İngilterelü kara ve deniz askeri sergerdeleri tarafından verile. Ve asâkir-i merkūme gemiye râkib olduklarından, Fransa lîmânlarına varıncaya dek iktizâ eden kumanyaları devleteyn-i müttefikayn kara ve deniz sergerdeleri tarafından ve Ceneral Belbar tarafından komisarlar taʿyîni ile tanzîm oluna. [Ü3 151a] Ve tasdîk-nâme mübâdelesi ʿakabinde sâlifü'z-zikr taʿyîn olunan komisarlar Reşîd'e ve yâhûd Ebâhûr'a varup, iktizâ eden kumanyaları ihzâr edeler.\n\nDokuzuncu mâdde: Berâber götürecekleri esbler içün gemi ve mümkin olursa dahi ziyâde sefîneler ve iktizâ eden su mancıneleri ve Fransa'ya varıncaya dek muktezâ olan şaʿîr ve samanları devleteyn-i müttefikayn taraflarından verilüp, iktizâ eden yemlikleri yapdırıla.\n\nOnuncu mâdde: Râkib olacağları sefâyin ile Fransa lîmânlarına varıncaya dek maʿiyyetlerine iktizâ edecek ceng gemileri devleteyn-i müttefikayn donanmaları tarafından verile. Ve Fransız askeri râkib oldukları gemiler ile Fransız lîmânlarına sâlimen varup, sefâyin-i merkūme girü Devlet-i ʿaliyye sâhillerine ʿavdet edinceye dek Fransalu tarafından bir zarar isâbet etmeyüp, sâlimen ʿavd ü ricʿatlerine Ceneral Belbar teʿahhüd eder. Anlar dahi hılâl-i râhda cenge şurûʿ etmeyeler.\n\nOn birinci mâdde: Fransalu'nun cümle ehl-i kalem ve sâyir erbâb-ı sanâyiʿi haklarında cengci askere olunan muʿâmele misillü muʿâmele oluna. Ve zikr [76b] olunan kesânın kendülerine mahsûs olan kâğıdlarından başka dîger kâğıdlarını ve sâyir nesnelerini berâber alalar.\n\nOn ikinci mâdde: Mısır ehâlîsinden her ne millet olursa olsun Fransa askeriyle gidecek oldukda, müdâhale olunmayup, gitdikden sonra Mısır'da kalan ehl ü ʿiyâline kimse teʿaddî etmeye.\n\nOn üçüncü mâdde: Mısır ehâlîsinden her ne millet olursa Fransalu Mısır'da iken ünsiyyet peydâ eyledikleriyçün nefs ve mâllarına taʿarruz olunmaya. Anlar [Ü3 151a] dahi ʿâdet-i beldeye ve kānûn ve kāʿidesine mütâbeʿat edeler. Bu iki mâdde külliyyen selb olunmuşiken, İngiliz Cenerali Hob: “Söz verdim. Nükûl edemem. Bunlar beş on âdemdir. Vesveseye zâhib olmuşlar. Ziyâde değildir\" dedikde, İslâm'dan küfrü kabûl edenlere\nmüdâhale olunmamak ve Mısır sekenesinden ve sâyir Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsından şahs-ı vâhidi götürmemeye ve içlerinde câriye ve gulâm bulunmamağa teʿahhüdü şâmil Françe me'mûrlarından başka sened alınup, şübhe izâle olunmuş.\nOn dördüncü mâdde:\n\nFransız askerinden gitmeye kudreti olmayan hastalar kalup ve Fransız tabîbleri mezkûr hastalar içün kalalar ve hastalara mahsûs ispitaliyeye vazʿ olunalar. Hastalıkdan kurtuldukları vakit tabîbler ile sâyir Fransızlar gibi berâber vilâyetlerine gönderileler. Ve işbu hastaların ispitaliyede devleteyn-i müttefikaynın her ne masrafları olursa, baʿdehû Françe cumhûru tarafından edâ oluna.\nOn beşinci mâdde:\n\nİşbu mukāvele mezkûr kalʿa ve palangaların teslîm olunduğu anda komisarlar taʿyîn olunup, kalʿa ve burclarda mevcûd kebîr toplar ve hâven ve gülle ve edevât-ı harbiyye ve cebe-hâne ve mahzenler ve kağıd ve defterler ve resimler ve sâyir emvâl-i mîrîleri devleteyn-i müttefikayna terk oluna.\nOn altıncı mâdde:\n\nİşbu Mısır tahliyesini Fransa cumhûruna ihbâr içün bir Ofiçyâl ve bir Komisar [Ü4 77a] Tulon'a gönderilmek içün devleteyn-i müttefikayn deryâ askeri sergerdeleri tarafından bir mektûb gemisi iʿtâ oluna.\nOn yedinci mâdde:\n\nİşbu mukāvele icrâsında baʿzı gûne suʿûbet ü nizâʿ zuhûr ederse, tarafeynden bu husûsa taʿyîn olunan meʾmûrlar maʿrifetiyle [Ü3 151b] dostâne defʿ oluna.\nOn sekizinci mâdde:\n\nİşbu mukāvele tasdîkı ʿakabinde Mısır'da bulunan ʿOsmânlu ve İngiltere üserâsı âzâd oluna. Kezâlik devleteyn-i müttefikayn sergerdeleri ordularında bulunan Fransa üserâsı dahi âzâd oluna.\nOn dokuzuncu madde:\n\nİşbu mukāvele icrâsına vesîka olmak içün devletlü Sadrıaʿzam hazretleri tarafından bir âdem ve devletlü Kapudan Paşa hazretleri tarafından bir âdem ve İngiltere askerî Sergerdesi tarafından bir âdem Fransalu tarafına ve Fransızlar'dan dahi bunların rütbesinde üç âdem rehin olmak üzere birbirine verile. Ve Fransa askeri, Fransa lîmânlarına vardıkdan sonra, işbu rehinler tarafeynden redd oluna.\nYirminci mâdde:\n\nİşbu mukāvele şurûtu Fransız tarafından bir Ofiçyâl yediyle İskenderiyye'de olan Mino Ceneral'e gönderile. Mersûm dahi kendü maʿiyyetinde olan kara ve deniz askeriyçün işbu mukāvele şurûtunu kabûl ederse, kendü re'yine muhavvel olmağla, eğer bu şurûtu kabûl ederse, kabûl eylediğini işbu mukāvele şurûtunun yedine vâsıl olduğu günden on gün sonra İskenderiyye önünde olan İngiltere ordusu Cenerali'ne haber vere.\nYirmi birinci mâdde: İşbu mukāvele şurûtu imzâ olunduğu sâʿatden yirmi dört sâʿat murûrunda devleteyn-i müttefikayn askerinin üç sergerdeleri tarafından tasdîk oluna. Zeyl: Fransalu ve muʿîni askerin mümkin olduğu kadar bir sâʿat evvel gemilere irkâb olunmasına ikdâm oluna. Pek geçerse mukāvele tasdîkı târîhinden [Ü4 77b] elli gün murûrunda icrâ oluna. Asâkir-i merkūme emîn ve doğru yoldan Fransa lîmânlarına nakl oluna. Fransalu Mısır'ı tahliye edüp vilâyetlerine gider iken, Mısır sekenesinden [Ü3 152a] ve sâyir Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsından ferd-i kimseye ibrâm ederek, cebren vilâyetlerine götürmeyeler. Sekene-i merkūmeden kendü rızâlarıyla baʿzı sebebe mebnî gitmek murâd eder olursa, o makūleler kendü kıyâfetlerini terk ile Avrupa halkı kıyâfetine gireler. Ve Fransalu beyninde câriye ve gulâm misillü üserâ olarak kimesne bulunmaya. Fransa'ya götürmek üzere Ceneral Belbar maʿiyyetinde olan Fransalu ve mûʿînî olan askere götürecekleri çerha topları birer vakıyyelikden dörder vakıyyelik çapına varınca olacağı ve her bir batalyonun maʿiyyetinde ikişer kıtʿa mezkûr çerha toplarından ola. Ve her bir eskadronun maʿiyyetinde dahi kezâlik mezkûr toplardan birer kıtʿa top ola. Ve mezkûr topların cebe-hâne ve cebe-hâne sandıklarına müteʿallık olan eşyâ beraber ola. Fransız askerinden ceng gemilerine râkib olduklarında, kendü yanlarında esliha ve cebe-hânelerini bindikleri sefîne kapudanına teslîm edüp, kapudanlar hıfzında olup, vilâyetlerine vardıklarında ber-mûceb-i mukāvele yine kendü yedlerine teslîm oluna. Ve ceng sefînesi olmayup, sâyir tüccâr sefâyininde olacağlar, esliha ve cebe-hânelerini kapudana teslîm etmeyüp, kendüleri hıfz ede. Ve mezkûr tüccâr sefâyini kapudanları hükmünde olmayarak Fransa askeri ofiçyâlleri taht-ı hükmünde olalar. İskenderiyye'de olan Mino Ceneral'in karısı ve bir nefer oğlu ve bir nefer Ofiçyâli ve mersûmların yanlarında mevcûd eşyâlarıyla Mısır'dan çıkup, mesfûr Mino Ceneral'in yanına İskenderiyye'ye gitmek üzere nehren iktizâ eden sefîne, devleteyn-i müttefikayn sergerdeleri tarafından tedârük ve mersûmlar İskenderiyye'ye gönderile. [Ü4 78a] İskenderiyye'de [Ü3 152b] Mino Ceneral'in maʿiyyetinde ofiçyâller ve gerek sultat ve sâyir Fransızlar'ın karıları\nMısır'da olmağla, mersûmların karıları dahi kezâlik Mısır'dan çıkarılup, nehren sefîne ile İskenderiyye'ye gönderile. Eğer Fransızlar İskenderiyye'ye almazlar ise, mesrûmların karıları dahi Fransa'ya gönderile. Ve çengci asker misillü taʿyînâtları verile. Ceneral Belbar'ın maʿiyyetinde olan hayvânât, Fransa askeri sefîneye irkâb olundukdan sonra devleteyn-i müttefikayn komisarlarına teslîm oluna. Kalʿalar ve burclar hedm olunmaksızın bulunduğu kıyafetle teslîm oluna. Ve kalʿalarda olan lağımlar dahi beyân ve irâ'e oluna."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene mukaddem Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ʿOsmân Efendi, iki bin kadar âdem ile Mısır'a dâhil olup, Mısır Kalʿası ve hârici cümleten Fransızlar yedinde iken, otuz altı gün mesfûrları Mısır'a ayak bastırmamış idi. Françelü'nün yedi-sekiz bin müretteb askerleri ve müceddeden ceng taʿlîm etdikleri yedi bin kadar Kıbt ve sâyir hevâdârları müstaʿidd-i ceng iken ve bâ-husûs şehre müşrif kalʿa ve Cize misillü metîn bir palanga ve medâr-ı tesliyetleri olan sugr-i İskenderiyye yedlerinde iken, eyyâm-ı muhâsara bilâ-imtidâd Mısır ve muzâfâtını terk ü istirdâd ile tahliyeye rızâ-dâde olmaları, mahzâ lutf-i ʿinâyet-i Subhânî ve yümn-i baht-ı hazret-i Cihân-bânî'den münbaʿis bir keyfiyyet olduğu zâhirdir. Bu haber-i meserret-eseri Kapudan Paşa hazretleri Silâhdârları Mehmed Ağa ile hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz edüp, resânende-i haber-i mezkûr, nâyil-i şeref-i ʿizz-i huzûr olup, o taraf ahvâlini ahsen-i taʿbîr ile takrîr ve bu sebeble mazhar-ı eltâf-ı Şehriyâr-ı kişver-gîr olup, on beş bin guruş [Ü3 153a] ʿatiyye-i behiyye ile mükerrem ve beş kîselik bir sehm ile dil-şâd u hurrem oldu. Leyl ü nehâr endûh [Ü4 78b] u ekdâr-ı Mısrıyye ile dil-hırâş-ı ıstıbâr olan kâffe-i ehl-i İslâm mesrûr u şâd-kâm olup, girih-i nâçîz-i maslahat olan İskenderiyye'nin dahi fî-akrebi'l-eyyâm silmen ev harben zamîme-i mülk-i Pâdişâh-ı Dâr[â]-gulâm olmak temenniyâtıyla secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı duʿâ ve dest-i berdâşte-i Dergâh-ı kibriyâ olmuşlardır.\nMısır'da bulunan Françe askeri Sergerdesi Belbar Ceneral vech-i muharrer üzere kazıyye-i tahliyeyi İskenderiyye'de mahsûr Mino Ceneral'e inhâ ve tahliyeye hass ü igrâ edüp, mûsıl-ı haber yedinden bu mâddeye dâ'ir olan kağıdı ahz ve kendüsini bilâ-cevâb redd etmekle, ceneral-i mesfûrun bu ru'ûnet ü huşûneti inşâ'allah kendüye mûcib-i nedâmet ve sebeb-i zevâl ü heleket olacağı bî-iştibâhdır.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_628.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Bir sene mukaddem Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ʿOsmân Efendi, iki bin kadar âdem ile Mısır'a dâhil olup, Mısır Kalʿası ve hârici cümleten Fransızlar yedinde iken, otuz altı gün mesfûrları Mısır'a ayak bastırmamış idi. Françelü'nün yedi-sekiz bin müretteb askerleri ve müceddeden ceng taʿlîm etdikleri yedi bin kadar Kıbt ve sâyir hevâdârları müstaʿidd-i ceng iken ve bâ-husûs şehre müşrif kalʿa ve Cize misillü metîn bir palanga ve medâr-ı tesliyetleri olan sugr-i İskenderiyye yedlerinde iken, eyyâm-ı muhâsara bilâ-imtidâd Mısır ve muzâfâtını terk ü istirdâd ile tahliyeye rızâ-dâde olmaları, mahzâ lutf-i ʿinâyet-i Subhânî ve yümn-i baht-ı hazret-i Cihân-bânî'den münbaʿis bir keyfiyyet olduğu zâhirdir. Bu haber-i meserret-eseri Kapudan Paşa hazretleri Silâhdârları Mehmed Ağa ile hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz edüp, resânende-i haber-i mezkûr, nâyil-i şeref-i ʿizz-i huzûr olup, o taraf ahvâlini ahsen-i taʿbîr ile takrîr ve bu sebeble mazhar-ı eltâf-ı Şehriyâr-ı kişver-gîr olup, on beş bin guruş [Ü3 153a] ʿatiyye-i behiyye ile mükerrem ve beş kîselik bir sehm ile dil-şâd u hurrem oldu. Leyl ü nehâr endûh [Ü4 78b] u ekdâr-ı Mısrıyye ile dil-hırâş-ı ıstıbâr olan kâffe-i ehl-i İslâm mesrûr u şâd-kâm olup, girih-i nâçîz-i maslahat olan İskenderiyye'nin dahi fî-akrebi'l-eyyâm silmen ev harben zamîme-i mülk-i Pâdişâh-ı Dâr[â]-gulâm olmak temenniyâtıyla secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı duʿâ ve dest-i berdâşte-i Dergâh-ı kibriyâ olmuşlardır.\nMısır'da bulunan Françe askeri Sergerdesi Belbar Ceneral vech-i muharrer üzere kazıyye-i tahliyeyi İskenderiyye'de mahsûr Mino Ceneral'e inhâ ve tahliyeye hass ü igrâ edüp, mûsıl-ı haber yedinden bu mâddeye dâ'ir olan kağıdı ahz ve kendüsini bilâ-cevâb redd etmekle, ceneral-i mesfûrun bu ru'ûnet ü huşûneti inşâ'allah kendüye mûcib-i nedâmet ve sebeb-i zevâl ü heleket olacağı bî-iştibâhdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ceneral-i mesfûr “Bereketü'l-Kaytâs” nâm mahalde vâkiʿ muhârebede gürîzân ve askerinin ekseri meydân-ı kâr-zârda mürde vü perîşân olarak, İskenderiyye'ye firâr ve mahsûriyyet mehlekesini ihtiyâr eylediğini ve Kapudan Paşa hazretlerinin Reşîd ve Dimyât ve Rahmâniyye'yi feth ile mukābelesinde olan Fransızlar'ı hâr u zelîl ve ekserîsini maktûl-i seyf-i sakīl eylediğini ve bu hâl ile asker-i bî-pâyân-ı İslâm'a mukāvemet muhâl ve Mısır lâzım ise serîʿân imdâd irsâlini te'kîd ü istiʿcâl eyleyüp, reʿâyâ kayıklarından birini ihzâr ve bir Ofiçyâl ve beş-altı nefer Sultât ile cumhûr cânibine bu haber-i emerri tesyâr etmişidi. Zikr olunan kayığın leylen hurûcunu İngiltere donanmasının karagolları müşâhede ve kasd-ı taʿkīb ile verâlarından bâd-bân-sürʿati küşâde etmeleriyle, zulmet-i leyl vusûllerine hâyil ve vesîʿü'l-ercâ olan deryâ ele [Ü3 153b] geçmemelerine ʿillet-i müstakıll olup, emvâc-ı bahr-ı jerf mesfûrları Rodos kurbüne sarf eylediğini zikr olunan kayığın re'îsi tefattun ü ihsâs ve Devlet-i ʿaliyye-i kaviyyetü'l-esâsa bir hıdmet etmek mülâhazasıyla kayıkda [Ü4 79a] mevcûd Françelü'yü ahz ü iftirâs eyleyeceğini refîklerine işrâb ve anlar dahi re'yini istısvâb edüp, fi'l-hâl Ofiçyâl'i ve bir-iki nefer Sultât'ı katl ü iʿdâm ve bâkīleri ibkāy-ı hayâtlarını istirhâm etmeleriyle, mesfûrları merbût-ı dü-şâha-i habs ü tenkîl ve Rodos'a gelüp, keyfiyyeti Rodos Mutasarrıfı Hasan Kapudan'a tafsîl eylediğinden gayri, hâmil oldukları kağıd kurşun zarf derûnunda tahbiye olunmuş olmağla, anı dahi Kapudân-ı mûmâ ileyhe teslîm ve ol dahi bulunan evrâkı müşârun ileyh hazretlerine irsâl ve keyfiyyeti tefhîm edüp, Fransızlar'ın me'âl-i tahrîrâtları kemâl-i ʿacz ü ıztırâblarını te'yîd ve müşârun ileyh hazretlerinin bâzû-yı iktidârını tesdîd eyledi. Bu hıdmetde bulunan re'îse mükâfât lâzım gelüp, cizyeden muʿâf ve\nhavâss-ı reʿâyâya muzâff kılındığından başka, inʿâmât müşârun ileyhe mazhar ve refîkleri dahi nâyil-i kerem-i evfer oldular. Erâzî-yi Mısrıyye'de olan Françelü'nün binây-ı zaʿîfü'l-erkân cemʿiyyetleri karîn-i indirâs olduğunu cumhûr teferrüs ile imdâd irsâlini nükāve-i ezhân ü havâss etmişler idi. Kazıyye-i imdâd askerlerine beyân ü îrâd olundukda, ʿAkkâ vakʿasında süyûf-i Müslimîn'den vâreste olanlar ve bulunmayup şiddet-i harb-ı İslâmiyân'ı âhardan istimâʿ ve telakkī edenler göz göre [göre] nefislerini fedâdan ibâ ve cebr-i ʿazîmet olunduğu hâlde ihdâs-ı şûr u gavgā eyleyeceklerini zımnen îmâ etmişler ise dahi, envâʿ-ı şeytânet [Ü3 154a] ü tesvîl ile bir mikdâr âdemi tadlîl ve birkaç gemiye doldurup, İskenderiyye'ye doğru tesbîl eylediler. Bu haber-i hâyil İngilizlü'ye vâsıl oldukda, birkaç gemi ifrâz ü tertîb ve Fransızlar'ı istîsâl ü tenkîb içün tesrîb etmişler idi. İskenderiyye'ye yüz mîl mesâfede cânibeyn birbirini görüp, fâre ve gürbe [Ü4 79b] kıyâsı üzere Fransızlar engine poçalayup, verâlarından İngilüzlü ikdâm ve beş kıtʿa askerle memlû sefînelerini ahz u igtinâm edüp, süfün-i bâkıyyede olan Fransızlar geldikleri semte zâhib olsalar, İngilüzlü yedinden imkân-ı tahlîs-i cân müyesser olmadığını mukarrer bilüp, bi'l-ıztırâr Rodos tarafına firâr ve İngilüzlü dahi Fransızlar geldikleri semte giderler ümmîdiyle Derne sularına dek taʿkīb ve ʿacz-i vusûl ile sükkân-ı ʿazîmeti İskenderiyye'ye taklîb eyleyüp, Fransızlar bu hîle ile reh-yâb-ı selâmet ve bir müddet merʿûbu'l-kulûb, mahzûl ü menkûb, rûy-i deryâda serserî geşt ü güzâr edüp, ʿâkıbet dâğ-ber-dil-i hasret, geldikleri cânibe ʿazîmet eylediler. Bu dâd ü sited miyânında Fransızlar'ın bir kıtʿa sefînesi yol bulup, İskenderiyye'ye dâhil ve rufekāsının ser-güzeştlerin nâkıl olarak, İskenderiyye mashûrların mâtem-zede-i ye’s ü hirmân eyledikleri derece-i sıhhate vâsıl olup, bu sûret-i hasene mahzâ latîfe-i gaybiyye-i hazret-i Sübhânî ve feth-i kalʿa mukaddimâtının delîl ü bürhânı olduğu zâhirdir.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_629.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Ceneral-i mesfûr “Bereketü'l-Kaytâs” nâm mahalde vâkiʿ muhârebede gürîzân ve askerinin ekseri meydân-ı kâr-zârda mürde vü perîşân olarak, İskenderiyye'ye firâr ve mahsûriyyet mehlekesini ihtiyâr eylediğini ve Kapudan Paşa hazretlerinin Reşîd ve Dimyât ve Rahmâniyye'yi feth ile mukābelesinde olan Fransızlar'ı hâr u zelîl ve ekserîsini maktûl-i seyf-i sakīl eylediğini ve bu hâl ile asker-i bî-pâyân-ı İslâm'a mukāvemet muhâl ve Mısır lâzım ise serîʿân imdâd irsâlini te'kîd ü istiʿcâl eyleyüp, reʿâyâ kayıklarından birini ihzâr ve bir Ofiçyâl ve beş-altı nefer Sultât ile cumhûr cânibine bu haber-i emerri tesyâr etmişidi. Zikr olunan kayığın leylen hurûcunu İngiltere donanmasının karagolları müşâhede ve kasd-ı taʿkīb ile verâlarından bâd-bân-sürʿati küşâde etmeleriyle, zulmet-i leyl vusûllerine hâyil ve vesîʿü'l-ercâ olan deryâ ele [Ü3 153b] geçmemelerine ʿillet-i müstakıll olup, emvâc-ı bahr-ı jerf mesfûrları Rodos kurbüne sarf eylediğini zikr olunan kayığın re'îsi tefattun ü ihsâs ve Devlet-i ʿaliyye-i kaviyyetü'l-esâsa bir hıdmet etmek mülâhazasıyla kayıkda [Ü4 79a] mevcûd Françelü'yü ahz ü iftirâs eyleyeceğini refîklerine işrâb ve anlar dahi re'yini istısvâb edüp, fi'l-hâl Ofiçyâl'i ve bir-iki nefer Sultât'ı katl ü iʿdâm ve bâkīleri ibkāy-ı hayâtlarını istirhâm etmeleriyle, mesfûrları merbût-ı dü-şâha-i habs ü tenkîl ve Rodos'a gelüp, keyfiyyeti Rodos Mutasarrıfı Hasan Kapudan'a tafsîl eylediğinden gayri, hâmil oldukları kağıd kurşun zarf derûnunda tahbiye olunmuş olmağla, anı dahi Kapudân-ı mûmâ ileyhe teslîm ve ol dahi bulunan evrâkı müşârun ileyh hazretlerine irsâl ve keyfiyyeti tefhîm edüp, Fransızlar'ın me'âl-i tahrîrâtları kemâl-i ʿacz ü ıztırâblarını te'yîd ve müşârun ileyh hazretlerinin bâzû-yı iktidârını tesdîd eyledi. Bu hıdmetde bulunan re'îse mükâfât lâzım gelüp, cizyeden muʿâf ve\nhavâss-ı reʿâyâya muzâff kılındığından başka, inʿâmât müşârun ileyhe mazhar ve refîkleri dahi nâyil-i kerem-i evfer oldular. Erâzî-yi Mısrıyye'de olan Françelü'nün binây-ı zaʿîfü'l-erkân cemʿiyyetleri karîn-i indirâs olduğunu cumhûr teferrüs ile imdâd irsâlini nükāve-i ezhân ü havâss etmişler idi. Kazıyye-i imdâd askerlerine beyân ü îrâd olundukda, ʿAkkâ vakʿasında süyûf-i Müslimîn'den vâreste olanlar ve bulunmayup şiddet-i harb-ı İslâmiyân'ı âhardan istimâʿ ve telakkī edenler göz göre [göre] nefislerini fedâdan ibâ ve cebr-i ʿazîmet olunduğu hâlde ihdâs-ı şûr u gavgā eyleyeceklerini zımnen îmâ etmişler ise dahi, envâʿ-ı şeytânet [Ü3 154a] ü tesvîl ile bir mikdâr âdemi tadlîl ve birkaç gemiye doldurup, İskenderiyye'ye doğru tesbîl eylediler. Bu haber-i hâyil İngilizlü'ye vâsıl oldukda, birkaç gemi ifrâz ü tertîb ve Fransızlar'ı istîsâl ü tenkîb içün tesrîb etmişler idi. İskenderiyye'ye yüz mîl mesâfede cânibeyn birbirini görüp, fâre ve gürbe [Ü4 79b] kıyâsı üzere Fransızlar engine poçalayup, verâlarından İngilüzlü ikdâm ve beş kıtʿa askerle memlû sefînelerini ahz u igtinâm edüp, süfün-i bâkıyyede olan Fransızlar geldikleri semte zâhib olsalar, İngilüzlü yedinden imkân-ı tahlîs-i cân müyesser olmadığını mukarrer bilüp, bi'l-ıztırâr Rodos tarafına firâr ve İngilüzlü dahi Fransızlar geldikleri semte giderler ümmîdiyle Derne sularına dek taʿkīb ve ʿacz-i vusûl ile sükkân-ı ʿazîmeti İskenderiyye'ye taklîb eyleyüp, Fransızlar bu hîle ile reh-yâb-ı selâmet ve bir müddet merʿûbu'l-kulûb, mahzûl ü menkûb, rûy-i deryâda serserî geşt ü güzâr edüp, ʿâkıbet dâğ-ber-dil-i hasret, geldikleri cânibe ʿazîmet eylediler. Bu dâd ü sited miyânında Fransızlar'ın bir kıtʿa sefînesi yol bulup, İskenderiyye'ye dâhil ve rufekāsının ser-güzeştlerin nâkıl olarak, İskenderiyye mashûrların mâtem-zede-i ye’s ü hirmân eyledikleri derece-i sıhhate vâsıl olup, bu sûret-i hasene mahzâ latîfe-i gaybiyye-i hazret-i Sübhânî ve feth-i kalʿa mukaddimâtının delîl ü bürhânı olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransızlar ile vukūʿ bulan muʿahede-i tahliye Saferü'l-hayrın yirmi dokuzuncu günü gāyet bulup, yevm-i mezkûrda [Ü3 154b] nefs-i Mısır ve kalʿa ve palangaları bulunduğu hâl\nüzere gümâştegân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye teslîm ve Françelü Cize'ye nakl ve Mısır'dan ʿalâkaları katʿ u tasrîm olunup, fi'l-hâl Sadr-ı sütûde-hisâl muhâfaza-i şehre yetmiş kadar kolluk tanzîm ü irsâl eylediklerinden fazla, bi'n-nefs Yeniçeri Ağası'nı taʿyîn ve Mısr-ı mahrûse'nin burc u bedenlerin elviye-i reng-â-reng-i ʿOsmânî ile tezyîn ve Fransızlar'ın terk eyledikleri cumhûr, mâlı âverde-i dest-i igtinâm ve ehâlî-yi Mısır'a bir zarar u ziyân isâbet [Ü4 80a] etmamesiyçün bi'n-nefs Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâti tarafından ihtimâm olunup, üç seneden berü işkence-i Frenk ile dil-teng-i mesâ'ib ü âlâm olan sekene-i Mısr-ı zâtü'l-Ehrâm, kemâl-i şevk u garâm ile sipâs-güzârî-yi Melik-i ʿallâm olduklarından gayri, ʿörf-i belde üzere “Allâhu yansuru's-Sultâne ve yahzülü ehle's-sulbâne” âvâzeleriyle tânîn-endâz-ı nüh-kubbe-i âsumân oldular. Serdâr-ı ekrem hazretleri Hasaneyn ve Câmiʿ-i Ezher'e ʿazîmet ve zebh-i karâbîn ve iğnây-ı mesâkîn ile tekmîl-i bezl-i niʿmet ve isticlâb-ı daʿavât-ı hayriyye-i Pâdişâhî ile îfây-ı hukūk-ı hıdmet etdikden sonra, Nîl kenârında mansûb Otak-ı süreyyâ-nitâk'larına ʿavdet buyurdular. Françelü'ye iʿânet ve sükkân-ı Mısır'a ihânet ile müttehem olan Kıbt ve Yehûd ve Nasârâ ve sâyir münâfikīn-i Aʿrâb tebeʿât-ı sâbıkāların yâd ve sû'-i sanîʿlerine mücâzât olunur ise, yerleri “Cehennemü ve bi'se'l-mihâd” olacağını miyânelerinde îrâd edüp, devâʿî-yi tahlîs-ı nefs ile terk-i evtân ve Françe'ye ʿazîmet içün Françelü ile ʿahd ü peymân edüp, sinîn-i sâlifeden berü râhat u huzûr ile [Ü3 155a] âşinâ ve ʿale'l-husûs terk-i emlâk u ʿakār ile ecânib vilâyetinde gurbete mübtelâ olan tâyife “el-Mer'ü yeştâku ilâ vatanihî kemâ inne'l-ible yahinnu ʿalâ ʿatanihî” mefhûmu üzere iştiyâk-ı beled ve iftirâk-ı mâ u veled sebebleriyle Françelü'yü tekrâr tahrîk ü tergîb eyleyecekleri ihtimâle karîb olup, Kapudan Paşa hazretleri bu kazâyâ ne netîceler vereceğin tahkīk edüp, Sergerde-i kavm-i Kıbt olan Cercis Cevherî ve serân-ı sâyireyi isticlâb ve cerâyim-i güzeşteleri mecbûriyyet ile vâkiʿ olduğun beyân ile muʿâhazeden reh-yâb olacağlarını münharıt-ı silk-i hitâb eyledikde, kavim ve akrıbâ ve emlâk ve eşyalarıyla Mısır'da ikāmet ü sevâ, ecânib mülkünde bî-ser ü pâ ikāmetden [Ü4 80b] evlâ olduğunu kendüleri dahi teyakkun ile re'y-i evvelden ʿudûl ve Françe'ye ʿazîmetden nükûl eylediler. Matlûbları üzere müşârun ileyh tarafından re'y\nverildiğinden gayri, Sadrıaʿzam hazretleri tarafından dahi emân-nâme getürdilüp yedlerine iʿtâ ve haklarında muʿâmele-i ʿafv icrâ olunup, anlar dahi zarûriyyü'l-ihtiyâr olan cünhalarından tevbe-kâr ve ilâ-yevmi'l-karâr ʿubûdiyyet ü sadâkat-i devletde pâyidâr olacağların işʿâr eylediler. Kulûb-ı erbâb-ı elbâbda ʿukde olan bu emr-i müşkil dahi o Vezîr-i Müşterî-tedbîr himmetiyle zâyil olup, şu kadar nüfûs-ı kesîrenin mülk-i Pâdişâhî'de bekā vü istikrârları sûreti hâsıl oldu. Bu haber-i meserret-eseri müşârun ileyh hazretlerinin Mühürdârı Hayreddîn Ağa, Der-i devlet-medâr'a îsâl ve taraf-ı Şehriyâr-ı deryâ-nevâl'den merkūmun yirmi beş kîse ʿatıyye ile kadri terfîʿ ve beş [Ü3 155b] kîselik bir sehm ile dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ olundu.\n\nFransızlar Cize'de umûr-ı bâkıyyelerin ru'yet ü itmâm ve işbu Rebîʿulevvel'in dördüncü günü hareket ü kıyâm eyleyüp, sevâd-ı cemʿiyyetleri on bine bâliğ ve fursat-yâb oldukları hâlde husûmet ü ʿadâvetden fârig olmayacağları emr-i sâyig olduğundan, Vezîr-i müşârun ileyh hazretleri mütebassırâne hareket ve hılâl-i râhda maʿiyyetlerinde olan piyâdegânın bir mikdârını İngiltere piyâdelerine zamm ile tahsîl-i kuvvet edüp, cümleye pîşvâ nasb u taʿyîn ve hareketlerinde tenebbüh ü teyakkuz üzere olmalarını tavsiye vü telkīn eylediğinden gayri, cânib-i yemîne süvâriyân-ı İslâm'ı ve yesâra İngiliz süvârîlerini ve kendüleri bizzât ve İngitere Sergerdesi bi'n-nefs verâlarından yürüyerek ve baʿzan birkaç âdem ile taburlarına girüp, evzâʿ u hareketlerine nazar eyleyerek ʿazîmete karâr [Ü4 81a] ve konak yerine nüzûllerinde şalopeler ordularına teslît olunup, nehren ʿazîmetlerinde dahi cerîmleri ihâta vü istîʿâb olunarak, teneffüse mecâl-i iktidâr verilmediği ve sahrây-ı bî-pâyâna münfelit olmuş şu mikdâr hayyât ve ʿakāribin sümûm-ı mazarratları çerende vü derendeye isâbet etmeksizin Reşîd'e îsâl olunmaları hususunda Kapudan Paşa hazretleri hayli zahmet ü meşakkat çeküp, gerek bu mâddede ve gerek mukaddem vukūʿ bulan melâhîm ü megāzîde dîn ü devlete hidmet ve taht-ı rıkk u ʿubûdiyyeti olduğu Pâdişâh-ı dil-âgâh'a sadâkat edüp, haşre dek nâm-ı nigûsu vakf-ı elsine-i nâs olmağa sezâ ve ahbâr-ı şecâʿat ü besâleti çâr-cihet-i aktâra münteşir olsa revâdır. [Ü3 156a]\nFeth-i Mısır zımnında vâfir tevârîh ʿarz olunup, bu Fakīr-i bî-bidâʿanın inşâd eylediği târîh, mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Hâkānî'ye hûş gelüp, iki bin beş yüz guruş ʿatıyye ile bu ʿAbd-i nâ-cîzi nâyil-i dest-mâye-i tebahtur u ihtizâz ve beyne'l-akrân mümtâz ü ser-efrâz buyurup, hakk budur ki, târîh câyizesi olarak havâkīn-i sâlifeden bir Pâdişâh, ʿasrında vâkiʿ şuʿarâya bu ihsânı etmediği bî-iştibâh olmağla, zât-ı meʿâlî-sıfât-ı Tâc-dârî'leri -ki menbaʿ-ı cûy-bâr-1 cûd u sehâ ve maʿden-i yevâkīt-i bezl ü iʿtâdır- hemîşe çâr-bâlîş-nişîn-i çemen-i suffe-i şevket ü ikbâl ve ʿale'l-ittisâl zânû-zede-i visâdetü'l-mecd-i câh u iclâl olmak edʿiyyesi merfûʿ-ı dergâh-ı Müteʿâl kılınmışdır. Zikr olunan târîh bu mahalle kayd olundu: \n\n Vâsıfâ ben de dedim bu fethe bir târîh-i tâmm \n Mısır'ı ikdâmıyla aldı asker-i Sultân Selîm \n [Mısra]: (Mısır'ı ikdâmıyla aldı asker-i Sultân Selîm)",
          "caption": "İnkızâ'-i müddet-i tahliye ve duhûl-ı Sadrıaʿzam be-Mısr-ı mahmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_630.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İnkızâ'-i müddet-i tahliye ve duhûl-ı Sadrıaʿzam be-Mısr-ı mahmiyye",
          "text": "Fransızlar ile vukūʿ bulan muʿahede-i tahliye Saferü'l-hayrın yirmi dokuzuncu günü gāyet bulup, yevm-i mezkûrda [Ü3 154b] nefs-i Mısır ve kalʿa ve palangaları bulunduğu hâl\nüzere gümâştegân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye teslîm ve Françelü Cize'ye nakl ve Mısır'dan ʿalâkaları katʿ u tasrîm olunup, fi'l-hâl Sadr-ı sütûde-hisâl muhâfaza-i şehre yetmiş kadar kolluk tanzîm ü irsâl eylediklerinden fazla, bi'n-nefs Yeniçeri Ağası'nı taʿyîn ve Mısr-ı mahrûse'nin burc u bedenlerin elviye-i reng-â-reng-i ʿOsmânî ile tezyîn ve Fransızlar'ın terk eyledikleri cumhûr, mâlı âverde-i dest-i igtinâm ve ehâlî-yi Mısır'a bir zarar u ziyân isâbet [Ü4 80a] etmamesiyçün bi'n-nefs Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâti tarafından ihtimâm olunup, üç seneden berü işkence-i Frenk ile dil-teng-i mesâ'ib ü âlâm olan sekene-i Mısr-ı zâtü'l-Ehrâm, kemâl-i şevk u garâm ile sipâs-güzârî-yi Melik-i ʿallâm olduklarından gayri, ʿörf-i belde üzere “Allâhu yansuru's-Sultâne ve yahzülü ehle's-sulbâne” âvâzeleriyle tânîn-endâz-ı nüh-kubbe-i âsumân oldular. Serdâr-ı ekrem hazretleri Hasaneyn ve Câmiʿ-i Ezher'e ʿazîmet ve zebh-i karâbîn ve iğnây-ı mesâkîn ile tekmîl-i bezl-i niʿmet ve isticlâb-ı daʿavât-ı hayriyye-i Pâdişâhî ile îfây-ı hukūk-ı hıdmet etdikden sonra, Nîl kenârında mansûb Otak-ı süreyyâ-nitâk'larına ʿavdet buyurdular. Françelü'ye iʿânet ve sükkân-ı Mısır'a ihânet ile müttehem olan Kıbt ve Yehûd ve Nasârâ ve sâyir münâfikīn-i Aʿrâb tebeʿât-ı sâbıkāların yâd ve sû'-i sanîʿlerine mücâzât olunur ise, yerleri “Cehennemü ve bi'se'l-mihâd” olacağını miyânelerinde îrâd edüp, devâʿî-yi tahlîs-ı nefs ile terk-i evtân ve Françe'ye ʿazîmet içün Françelü ile ʿahd ü peymân edüp, sinîn-i sâlifeden berü râhat u huzûr ile [Ü3 155a] âşinâ ve ʿale'l-husûs terk-i emlâk u ʿakār ile ecânib vilâyetinde gurbete mübtelâ olan tâyife “el-Mer'ü yeştâku ilâ vatanihî kemâ inne'l-ible yahinnu ʿalâ ʿatanihî” mefhûmu üzere iştiyâk-ı beled ve iftirâk-ı mâ u veled sebebleriyle Françelü'yü tekrâr tahrîk ü tergîb eyleyecekleri ihtimâle karîb olup, Kapudan Paşa hazretleri bu kazâyâ ne netîceler vereceğin tahkīk edüp, Sergerde-i kavm-i Kıbt olan Cercis Cevherî ve serân-ı sâyireyi isticlâb ve cerâyim-i güzeşteleri mecbûriyyet ile vâkiʿ olduğun beyân ile muʿâhazeden reh-yâb olacağlarını münharıt-ı silk-i hitâb eyledikde, kavim ve akrıbâ ve emlâk ve eşyalarıyla Mısır'da ikāmet ü sevâ, ecânib mülkünde bî-ser ü pâ ikāmetden [Ü4 80b] evlâ olduğunu kendüleri dahi teyakkun ile re'y-i evvelden ʿudûl ve Françe'ye ʿazîmetden nükûl eylediler. Matlûbları üzere müşârun ileyh tarafından re'y\nverildiğinden gayri, Sadrıaʿzam hazretleri tarafından dahi emân-nâme getürdilüp yedlerine iʿtâ ve haklarında muʿâmele-i ʿafv icrâ olunup, anlar dahi zarûriyyü'l-ihtiyâr olan cünhalarından tevbe-kâr ve ilâ-yevmi'l-karâr ʿubûdiyyet ü sadâkat-i devletde pâyidâr olacağların işʿâr eylediler. Kulûb-ı erbâb-ı elbâbda ʿukde olan bu emr-i müşkil dahi o Vezîr-i Müşterî-tedbîr himmetiyle zâyil olup, şu kadar nüfûs-ı kesîrenin mülk-i Pâdişâhî'de bekā vü istikrârları sûreti hâsıl oldu. Bu haber-i meserret-eseri müşârun ileyh hazretlerinin Mühürdârı Hayreddîn Ağa, Der-i devlet-medâr'a îsâl ve taraf-ı Şehriyâr-ı deryâ-nevâl'den merkūmun yirmi beş kîse ʿatıyye ile kadri terfîʿ ve beş [Ü3 155b] kîselik bir sehm ile dâ'ire-i maʿîşeti tevsîʿ olundu.\n\nFransızlar Cize'de umûr-ı bâkıyyelerin ru'yet ü itmâm ve işbu Rebîʿulevvel'in dördüncü günü hareket ü kıyâm eyleyüp, sevâd-ı cemʿiyyetleri on bine bâliğ ve fursat-yâb oldukları hâlde husûmet ü ʿadâvetden fârig olmayacağları emr-i sâyig olduğundan, Vezîr-i müşârun ileyh hazretleri mütebassırâne hareket ve hılâl-i râhda maʿiyyetlerinde olan piyâdegânın bir mikdârını İngiltere piyâdelerine zamm ile tahsîl-i kuvvet edüp, cümleye pîşvâ nasb u taʿyîn ve hareketlerinde tenebbüh ü teyakkuz üzere olmalarını tavsiye vü telkīn eylediğinden gayri, cânib-i yemîne süvâriyân-ı İslâm'ı ve yesâra İngiliz süvârîlerini ve kendüleri bizzât ve İngitere Sergerdesi bi'n-nefs verâlarından yürüyerek ve baʿzan birkaç âdem ile taburlarına girüp, evzâʿ u hareketlerine nazar eyleyerek ʿazîmete karâr [Ü4 81a] ve konak yerine nüzûllerinde şalopeler ordularına teslît olunup, nehren ʿazîmetlerinde dahi cerîmleri ihâta vü istîʿâb olunarak, teneffüse mecâl-i iktidâr verilmediği ve sahrây-ı bî-pâyâna münfelit olmuş şu mikdâr hayyât ve ʿakāribin sümûm-ı mazarratları çerende vü derendeye isâbet etmeksizin Reşîd'e îsâl olunmaları hususunda Kapudan Paşa hazretleri hayli zahmet ü meşakkat çeküp, gerek bu mâddede ve gerek mukaddem vukūʿ bulan melâhîm ü megāzîde dîn ü devlete hidmet ve taht-ı rıkk u ʿubûdiyyeti olduğu Pâdişâh-ı dil-âgâh'a sadâkat edüp, haşre dek nâm-ı nigûsu vakf-ı elsine-i nâs olmağa sezâ ve ahbâr-ı şecâʿat ü besâleti çâr-cihet-i aktâra münteşir olsa revâdır. [Ü3 156a]\nFeth-i Mısır zımnında vâfir tevârîh ʿarz olunup, bu Fakīr-i bî-bidâʿanın inşâd eylediği târîh, mizâc-ı feyz-imtizâc-ı Hâkānî'ye hûş gelüp, iki bin beş yüz guruş ʿatıyye ile bu ʿAbd-i nâ-cîzi nâyil-i dest-mâye-i tebahtur u ihtizâz ve beyne'l-akrân mümtâz ü ser-efrâz buyurup, hakk budur ki, târîh câyizesi olarak havâkīn-i sâlifeden bir Pâdişâh, ʿasrında vâkiʿ şuʿarâya bu ihsânı etmediği bî-iştibâh olmağla, zât-ı meʿâlî-sıfât-ı Tâc-dârî'leri -ki menbaʿ-ı cûy-bâr-1 cûd u sehâ ve maʿden-i yevâkīt-i bezl ü iʿtâdır- hemîşe çâr-bâlîş-nişîn-i çemen-i suffe-i şevket ü ikbâl ve ʿale'l-ittisâl zânû-zede-i visâdetü'l-mecd-i câh u iclâl olmak edʿiyyesi merfûʿ-ı dergâh-ı Müteʿâl kılınmışdır. Zikr olunan târîh bu mahalle kayd olundu: \n\n Vâsıfâ ben de dedim bu fethe bir târîh-i tâmm \n Mısır'ı ikdâmıyla aldı asker-i Sultân Selîm \n [Mısra]: (Mısır'ı ikdâmıyla aldı asker-i Sultân Selîm)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Kethudâlık hıdmetlerinde olan Husrev Ağa zâtında şecîʿ ü behâdır ve tehdîdini [Ü4 81b] îkāʿa kādir, hûşyâr u kâmil ve mü’eddeb ü ʿâkıl bir zât-ı cemîlü'l-hasâ'il olduğundan katʿ-ı nazar, erâzî-yi Mısrıyye'de vâkiʿ olan meʿârikde ibrâz-ı merdânegî vü sebât ve hasm-ı dîn ü devlete izâka-i zehrâbe-i memât eylediği müstefîz ü şâyiʿ ve Vezâret'e ehliyyeti gün gibi lâmiʿ olup, işbu Rebîʿulevvel evâyilinde ʿavâtıf-ı ʿaliyye-i Husrevâne'den\nmûmâ ileyhe Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsân ve İznikmid Sancağı mansıbı ile neyyir-i tâliʿi rahşân kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Kethudây-ı hazret-i Kapudan Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_631.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Kethudây-ı hazret-i Kapudan Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin Kethudâlık hıdmetlerinde olan Husrev Ağa zâtında şecîʿ ü behâdır ve tehdîdini [Ü4 81b] îkāʿa kādir, hûşyâr u kâmil ve mü’eddeb ü ʿâkıl bir zât-ı cemîlü'l-hasâ'il olduğundan katʿ-ı nazar, erâzî-yi Mısrıyye'de vâkiʿ olan meʿârikde ibrâz-ı merdânegî vü sebât ve hasm-ı dîn ü devlete izâka-i zehrâbe-i memât eylediği müstefîz ü şâyiʿ ve Vezâret'e ehliyyeti gün gibi lâmiʿ olup, işbu Rebîʿulevvel evâyilinde ʿavâtıf-ı ʿaliyye-i Husrevâne'den\nmûmâ ileyhe Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ihsân ve İznikmid Sancağı mansıbı ile neyyir-i tâliʿi rahşân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eğriboz Sancağı'nda bir Vezîr-i Müşterî-tedbîr'in [Ü3 156b] bu esnâda vücudunu ekâbirân-ı devlet re'y ü tedbîr ve Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Paşa hazretleri dahi bu husûsu hâssaten tezkîr eylediğine binâ'en, livâ'-i mezbûr Kāyim-makām-ı sabık Ebûbekir Paşa'ya ve Hanya Sancağı dahi zîrde zikr ü beyân olunacak sebeb ile Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'ya Cumâdelûlâ'nın dördüncü günü tevcîh olunup, ancak kesret-i mevâşî vü havâşîsini ʿillet ile istifâsını niyâz ü işâret eylediğinden, Karahisâr-ı sâhib Sancağı ber-vech-i arpalık tarafına tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ’-i Eğriboz be-Kāyim-makām-ı sabık Ebûbekir Paşa ve Hanya be-'Alâ'eddîn Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_632.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ’-i Eğriboz be-Kāyim-makām-ı sabık Ebûbekir Paşa ve Hanya be-'Alâ'eddîn Paşa",
          "text": "Eğriboz Sancağı'nda bir Vezîr-i Müşterî-tedbîr'in [Ü3 156b] bu esnâda vücudunu ekâbirân-ı devlet re'y ü tedbîr ve Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Paşa hazretleri dahi bu husûsu hâssaten tezkîr eylediğine binâ'en, livâ'-i mezbûr Kāyim-makām-ı sabık Ebûbekir Paşa'ya ve Hanya Sancağı dahi zîrde zikr ü beyân olunacak sebeb ile Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'ya Cumâdelûlâ'nın dördüncü günü tevcîh olunup, ancak kesret-i mevâşî vü havâşîsini ʿillet ile istifâsını niyâz ü işâret eylediğinden, Karahisâr-ı sâhib Sancağı ber-vech-i arpalık tarafına tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bozkır Şeyhı'nin dâmâdı Hayreddîn, umûr-ı Maʿden'e itâle-i dest ve seng-i cevr ü zulmüyle mînâ-serây-ı kulûb-ı fukarâyı şikest eylediği şuyûʿuyla Bozkır Maʿdeni Emîni Ağa -ki ibtidâsı eşiddâ'-ı kudâtdan olup, baʿdehû terk-i tarîk ve Kapucu-başılık ile esbâb-ı ihtişâmını terzîk etmişidi- mezbûru iʿdâm ile Maʿden nizâmını iltizâm edüp, maktûlün birâderi vesveseye zâhib ve der-ʿakab hârib olup, kasd-ı intikām ile Aladağ Aʿyânı Mustafa ve sâyirlere ilticâ ve cemʿ-i erâzil ü eşkıyâ [Ü4 82a] etdikden sonra, Maʿden Emîni'ni ve seksan kadar etbâʿını katl ü istîsâl ve zuʿmunca birâderi sârını istihsâl edüp, Karaman Vâlîsi ʿAlâ'eddîn Paşa'nın bu kazıyyenin hudûs edeceğine fî-bâdiyyi'l-emr ıttılâʿı ve Maʿden Emîni tarafından ʿadem-i intifâʿı sebebi ile teşeffî-yi gayz içün visâde-i ihmâle izticâʿı mahsûs olduğuna binâ'en, nizâm-ı kazâ re'yine havâle olunduğu takdîrde fütûr ü rehâvet ibdâ edeceği muhakkak ve Karaman'dan ʿazli zât-ı [Ü3 157a] maslahata evfak olup, vech-i muharrer üzere\nyine Hanya Sancağı tarafına tevcîh ve eyâlet-i mezkûreden tebʿîd vü tenzîh olunmuşidi. Eyâlet-i mezkûre hâlî ve o tarafda vücûd-i vüzerâ maʿdûm olduğu hasebiyle, mahrec-i Vezâret olan menâsıb-ı Devlet-i ʿaliyye'de bulunanların biri müceddeden çırâğ ve Eyâlet-i mezbûreye Vâlî olması muvâfık-ı reʾy-i ʿâlî olmağla, hâlâ Mîrâhûr-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî Zühdî İsmâʿîl Bey cenâblarının Rütbe-i sâmiye-i Vezâret'e istihkākı mütebeyyin ve icrây-ı irâdât-ı Devlet-i ʿaliyye'ye kudreti müteʿayyin olduğundan başka, fi'l-asl gars-ı yemîn-i hazret-i Cihân-dârî ve çırâğ-ı hâssu'l-hâss-ı cenâb-ı Tâc-dârî olup, yevm-i mezkûrda Rütbe-i Vezâret ve Karaman Eyâleti ile mübeccel ve bu sebeble münhall olan Mîrâhûrluk, Kapucular Kethudâsı olan Mîr Şemseddîn'e tevcîh olunup, Kapucular Kethudâlığı'yla ʿİzzet Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey çâşnî-yâb-ı kand-ı mükerrer-i emel oldu.",
          "caption": "Beyân-ı vakʿa-i Bozkır ve ihsân-ı Vezâret be-Mîrâhûr-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_633.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı vakʿa-i Bozkır ve ihsân-ı Vezâret be-Mîrâhûr-ı Evvel",
          "text": "Bozkır Şeyhı'nin dâmâdı Hayreddîn, umûr-ı Maʿden'e itâle-i dest ve seng-i cevr ü zulmüyle mînâ-serây-ı kulûb-ı fukarâyı şikest eylediği şuyûʿuyla Bozkır Maʿdeni Emîni Ağa -ki ibtidâsı eşiddâ'-ı kudâtdan olup, baʿdehû terk-i tarîk ve Kapucu-başılık ile esbâb-ı ihtişâmını terzîk etmişidi- mezbûru iʿdâm ile Maʿden nizâmını iltizâm edüp, maktûlün birâderi vesveseye zâhib ve der-ʿakab hârib olup, kasd-ı intikām ile Aladağ Aʿyânı Mustafa ve sâyirlere ilticâ ve cemʿ-i erâzil ü eşkıyâ [Ü4 82a] etdikden sonra, Maʿden Emîni'ni ve seksan kadar etbâʿını katl ü istîsâl ve zuʿmunca birâderi sârını istihsâl edüp, Karaman Vâlîsi ʿAlâ'eddîn Paşa'nın bu kazıyyenin hudûs edeceğine fî-bâdiyyi'l-emr ıttılâʿı ve Maʿden Emîni tarafından ʿadem-i intifâʿı sebebi ile teşeffî-yi gayz içün visâde-i ihmâle izticâʿı mahsûs olduğuna binâ'en, nizâm-ı kazâ re'yine havâle olunduğu takdîrde fütûr ü rehâvet ibdâ edeceği muhakkak ve Karaman'dan ʿazli zât-ı [Ü3 157a] maslahata evfak olup, vech-i muharrer üzere\nyine Hanya Sancağı tarafına tevcîh ve eyâlet-i mezkûreden tebʿîd vü tenzîh olunmuşidi. Eyâlet-i mezkûre hâlî ve o tarafda vücûd-i vüzerâ maʿdûm olduğu hasebiyle, mahrec-i Vezâret olan menâsıb-ı Devlet-i ʿaliyye'de bulunanların biri müceddeden çırâğ ve Eyâlet-i mezbûreye Vâlî olması muvâfık-ı reʾy-i ʿâlî olmağla, hâlâ Mîrâhûr-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî Zühdî İsmâʿîl Bey cenâblarının Rütbe-i sâmiye-i Vezâret'e istihkākı mütebeyyin ve icrây-ı irâdât-ı Devlet-i ʿaliyye'ye kudreti müteʿayyin olduğundan başka, fi'l-asl gars-ı yemîn-i hazret-i Cihân-dârî ve çırâğ-ı hâssu'l-hâss-ı cenâb-ı Tâc-dârî olup, yevm-i mezkûrda Rütbe-i Vezâret ve Karaman Eyâleti ile mübeccel ve bu sebeble münhall olan Mîrâhûrluk, Kapucular Kethudâsı olan Mîr Şemseddîn'e tevcîh olunup, Kapucular Kethudâlığı'yla ʿİzzet Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey çâşnî-yâb-ı kand-ı mükerrer-i emel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Kethudâlık mesnedine mütesâʿid ve tashîh-i mizâc içün Âsitâne-i saʿâdet'e râciʿ ü ʿâ'id olan ʿOsmân Efendi'nin Serdâr-ı ekrem hazretleriyle ihtilâtı ve Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerine teʿalluk u irtibâtı olduğundan fazla, Mısr-ı mahrûse'nin kâffe-i ahvâline [Ü4 82b] vukūf u ʿusûru zâhir ve bu hılâlde Mısır tarafında bulunmasının eşedd-i lüzûmu vârid-i hâtır olmağla, şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci yevm-i Ahad huzûr-ı Kāyim-makāmî'ye daʿvet ve Sadrıaʿzam Kethudâlığı içün menkib-i liyâkatine ilbâs-ı hilʿat kılınup, huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'de kûze-i [Ü3 157b] hâfızasına baʿzı vesâyây-ı hafiyye îdâʿ ve müşârun ileyhimâ hazerâtına iblâğ u ismâʿ eylemesi tenbîh ü tavsiye ve metn-i meʾmûriyyeti vechile tahşiye kılındı.\n\nMahrûse-i Mısır, hamiyyetün ʿani'l-ısr, bâ-fazl ü ʿinâyet-i cenâb-ı Bârî, zamîme-i memâlik-i hazret-i Tâc-dârî kılınup, ezhân-ı erbâb-ı itkānda tasavvur olunan efâʿîlin icrâsına ve müceddeden verilecek nizâmât-ı Mısrıyye'nin te'kîd ü ibkāsına kudret ü liyâkati bedîdâr-ı maʿlûmü'l-mişvâr ve umûr-ı Defterî'de mücerrebü'l-âsâr bir zât-ı müteşahhısın Defterdar nasb olunması mûcibât-ı vakt ü hâlden olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik sâbıkā Tersâne-i ʿâmire Emîni Şerîf Mehmed Efendi bi'l-fiʿl Defterdârlık ve Sadrıaʿzam Kethudâlığı gibi hidemât-ı cesîmede\nmüstahdem ve sadâkat ü istikāmeti gayr-i mübhem olduğundan gayri, vakʿ u iʿtibârı nümâyân ve hüsn-i hulk ve imtizâcı “Mâlâ-yahtâcü ilâ bürhân” kabîlinden olmağla, efâʿîl-i cedîdenin fazl-ı Hakk ile icrâsına muvaffak olacağı melhûz u meʾmûl ve nizâmât-ı Mısrıyye'ye dâ'ir mebde'-i hıdemât-ı nâfiʿa olacağı muntazır-ı erbâb-ı ʿukūl olmağla, şehr-i mezkûrun [yirmi] dördüncü Salı günü Mısır Defterdarlığı'yla pâ-nihâde-i merkez-i ikbâl ve yedine verilan taʿlîm-nâme mûcebince hareket eylemesi gûş-i hûşuna îsâl ve birkaç gün murûrunda Kethudâ Bey'le mûmâ ileyh başka başka sefîneler ile Mısır cânibine bâd-bân-güşây-ı istiʿcâl oldular.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve Defterdâr-ı Mısır-şüden-i Mehmed Şerîf Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_634.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı Kethudây-ı Sadrıaʿzamî ve Defterdâr-ı Mısır-şüden-i Mehmed Şerîf Efendi",
          "text": "Bundan akdem Kethudâlık mesnedine mütesâʿid ve tashîh-i mizâc içün Âsitâne-i saʿâdet'e râciʿ ü ʿâ'id olan ʿOsmân Efendi'nin Serdâr-ı ekrem hazretleriyle ihtilâtı ve Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerine teʿalluk u irtibâtı olduğundan fazla, Mısr-ı mahrûse'nin kâffe-i ahvâline [Ü4 82b] vukūf u ʿusûru zâhir ve bu hılâlde Mısır tarafında bulunmasının eşedd-i lüzûmu vârid-i hâtır olmağla, şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci yevm-i Ahad huzûr-ı Kāyim-makāmî'ye daʿvet ve Sadrıaʿzam Kethudâlığı içün menkib-i liyâkatine ilbâs-ı hilʿat kılınup, huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'de kûze-i [Ü3 157b] hâfızasına baʿzı vesâyây-ı hafiyye îdâʿ ve müşârun ileyhimâ hazerâtına iblâğ u ismâʿ eylemesi tenbîh ü tavsiye ve metn-i meʾmûriyyeti vechile tahşiye kılındı.\n\nMahrûse-i Mısır, hamiyyetün ʿani'l-ısr, bâ-fazl ü ʿinâyet-i cenâb-ı Bârî, zamîme-i memâlik-i hazret-i Tâc-dârî kılınup, ezhân-ı erbâb-ı itkānda tasavvur olunan efâʿîlin icrâsına ve müceddeden verilecek nizâmât-ı Mısrıyye'nin te'kîd ü ibkāsına kudret ü liyâkati bedîdâr-ı maʿlûmü'l-mişvâr ve umûr-ı Defterî'de mücerrebü'l-âsâr bir zât-ı müteşahhısın Defterdar nasb olunması mûcibât-ı vakt ü hâlden olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik sâbıkā Tersâne-i ʿâmire Emîni Şerîf Mehmed Efendi bi'l-fiʿl Defterdârlık ve Sadrıaʿzam Kethudâlığı gibi hidemât-ı cesîmede\nmüstahdem ve sadâkat ü istikāmeti gayr-i mübhem olduğundan gayri, vakʿ u iʿtibârı nümâyân ve hüsn-i hulk ve imtizâcı “Mâlâ-yahtâcü ilâ bürhân” kabîlinden olmağla, efâʿîl-i cedîdenin fazl-ı Hakk ile icrâsına muvaffak olacağı melhûz u meʾmûl ve nizâmât-ı Mısrıyye'ye dâ'ir mebde'-i hıdemât-ı nâfiʿa olacağı muntazır-ı erbâb-ı ʿukūl olmağla, şehr-i mezkûrun [yirmi] dördüncü Salı günü Mısır Defterdarlığı'yla pâ-nihâde-i merkez-i ikbâl ve yedine verilan taʿlîm-nâme mûcebince hareket eylemesi gûş-i hûşuna îsâl ve birkaç gün murûrunda Kethudâ Bey'le mûmâ ileyh başka başka sefîneler ile Mısır cânibine bâd-bân-güşây-ı istiʿcâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kādî Şüreyh'e müdânî [Ü4 83a] ve Muʿallim-i Evvel'e sânî Sadr-ı esbak Emîn Paşa merhûmun necl-i necîb ü ercümendi Mehmed Emîn Beyefendi Kādî-yi Şehr ve âsumân-ı hükûmete bedr olaldan berü, farz u takdîr olunan kıyem ü esʿâr [Ü3 158a] ve kilâb-ı selûkıyyeden eşedd olan sûkīlere taʿyîn-i hadd ü mikdâr eyleyerek, ʿibâdullahı igtirâr u garâmetden vikāye ve istimâʿ-ı daʿvâ ve fasl-ı miyâne-i husamâda ahad-ı tarafeyni ʿadem-i himâye ile icrây-ı ahkâm-ı Bârî ve bu mukābelede ferd-i âferîdeden taleb-i ʿivaz kasdında olmayup, zımn-ı vesîkada bi'l-ihtiyâr verilan şey'-i nâ-çîze izhâr-ı sûret-i kanâʿat-kârî eylediği, mir'ât-ı temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ ve âyîne-i suver-i ahkâm-ı millet-i beyzâ olan tabʿ-ı gîtî-nümây-ı Cihân-dârî'de rû-nümâ olmuşidi. Bu makūle ʿafîf ü perhîz-kâr ve tehvîn-i meʿâş-ı nâsa sarf-ı iktidâr eden zevât-ı ber-güzîde-sıfâta hüsn-i sânî ve pâye-i refîʿ ile pâdâş u cezâ mûcib-i şevk-ı emsâl ü ekfâ olacağı bedîhiyyatdan eclâ olduğuna binâ'en, hakkında şâmilü'l-etrâf olan eltâf-ı Şâhâne levha-tırâz-ı zuhûr ve taraf-ı Fetvâ-penâhî'den altı ay medd içün tahrîr olunan telhîsin bâlâsına Anadolu Sadâreti Pâyesi hatt-ı hümâyûnu şeref-sudûr olup,\nişbu Rebîʿulevvel'in yirmi dördüncü Salı günü o ʿalem-i ʿilm ü edeb ve o mahdûm-ı ʿâlî-haseb mülhak bi's-sudûr oldu.",
          "caption": "İhsân-ı medd ve pâye be-Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_635.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı medd ve pâye be-Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Kādî Şüreyh'e müdânî [Ü4 83a] ve Muʿallim-i Evvel'e sânî Sadr-ı esbak Emîn Paşa merhûmun necl-i necîb ü ercümendi Mehmed Emîn Beyefendi Kādî-yi Şehr ve âsumân-ı hükûmete bedr olaldan berü, farz u takdîr olunan kıyem ü esʿâr [Ü3 158a] ve kilâb-ı selûkıyyeden eşedd olan sûkīlere taʿyîn-i hadd ü mikdâr eyleyerek, ʿibâdullahı igtirâr u garâmetden vikāye ve istimâʿ-ı daʿvâ ve fasl-ı miyâne-i husamâda ahad-ı tarafeyni ʿadem-i himâye ile icrây-ı ahkâm-ı Bârî ve bu mukābelede ferd-i âferîdeden taleb-i ʿivaz kasdında olmayup, zımn-ı vesîkada bi'l-ihtiyâr verilan şey'-i nâ-çîze izhâr-ı sûret-i kanâʿat-kârî eylediği, mir'ât-ı temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ ve âyîne-i suver-i ahkâm-ı millet-i beyzâ olan tabʿ-ı gîtî-nümây-ı Cihân-dârî'de rû-nümâ olmuşidi. Bu makūle ʿafîf ü perhîz-kâr ve tehvîn-i meʿâş-ı nâsa sarf-ı iktidâr eden zevât-ı ber-güzîde-sıfâta hüsn-i sânî ve pâye-i refîʿ ile pâdâş u cezâ mûcib-i şevk-ı emsâl ü ekfâ olacağı bedîhiyyatdan eclâ olduğuna binâ'en, hakkında şâmilü'l-etrâf olan eltâf-ı Şâhâne levha-tırâz-ı zuhûr ve taraf-ı Fetvâ-penâhî'den altı ay medd içün tahrîr olunan telhîsin bâlâsına Anadolu Sadâreti Pâyesi hatt-ı hümâyûnu şeref-sudûr olup,\nişbu Rebîʿulevvel'in yirmi dördüncü Salı günü o ʿalem-i ʿilm ü edeb ve o mahdûm-ı ʿâlî-haseb mülhak bi's-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye müttefiklerinin İspanyalu'dan ʿadem-i emniyyetleri hasebiyle maslahat-güzârlarının Âsitâne'de ikāmeti tecvîz olunmayup, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere maslahat-güzârları memleketlerine iʿâde ve bu kazıyye müttefiklerin celb-i emniyyetine mebnî olup, Devlet-i ʿaliyye'nin garaz-ı âharı olmadığı Reʾîsülküttâb-ı vakt tarafından Başvekîl'lerine ifade olunmuşidi. Tâ'ife-i mezkûreden Devlet-i ʿaliyye bir zarar müşâhede etmeyüp, [Ü4 83b] vehm-i mücerred-i âhar ile elçilerini redd, ʿukde-i derûn-ı erbâb-ı [Ü3 158b] kabûl u sadd olduğundan, refte refte müttefikler ırzâ ve ilzâm ve elçilerinin kabûl olunacağı bi'l-vâsıta ifhâm olunmuşidi. Bu defʿa Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl eyledikleri elçileri tevârüdüyle şehr-i Rebîʿulâhır'ın sekizinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı bülend-erkân'a getürdilüp, ʿatebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl ve nâmesini teslîm ve hıdmetini ikmâl edüp, muʿtâd olan hilʿati iksâ ve meʾvây-ı kadîmine îvâ olundu.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi İspanya",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_636.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi İspanya",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye müttefiklerinin İspanyalu'dan ʿadem-i emniyyetleri hasebiyle maslahat-güzârlarının Âsitâne'de ikāmeti tecvîz olunmayup, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere maslahat-güzârları memleketlerine iʿâde ve bu kazıyye müttefiklerin celb-i emniyyetine mebnî olup, Devlet-i ʿaliyye'nin garaz-ı âharı olmadığı Reʾîsülküttâb-ı vakt tarafından Başvekîl'lerine ifade olunmuşidi. Tâ'ife-i mezkûreden Devlet-i ʿaliyye bir zarar müşâhede etmeyüp, [Ü4 83b] vehm-i mücerred-i âhar ile elçilerini redd, ʿukde-i derûn-ı erbâb-ı [Ü3 158b] kabûl u sadd olduğundan, refte refte müttefikler ırzâ ve ilzâm ve elçilerinin kabûl olunacağı bi'l-vâsıta ifhâm olunmuşidi. Bu defʿa Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl eyledikleri elçileri tevârüdüyle şehr-i Rebîʿulâhır'ın sekizinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı bülend-erkân'a getürdilüp, ʿatebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i ibtihâl ve nâmesini teslîm ve hıdmetini ikmâl edüp, muʿtâd olan hilʿati iksâ ve meʾvây-ı kadîmine îvâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bilâd-ı Semân'dan munfasıl mevâlî-yi ʿizâmdan Mısır Kazâsı taklîdiyçün birkaç nefer ʿulemâ tertîb ve sâbıkā Yenişehir Kadısı Debbâğ-zâde Mustafa Efendi'ye Mısır Kazâsı tevcîhi Fetvâ-penâh cenâbları tarafından îmâ vü tasvîb olunduğuna binâʾen, on altı senesi Cumâdelâhıre'si gurresinde zabt etmek üzere işbu Rebîʿulâhır'ın beşinci günü Kazâʾ-i Mısır ile mûmâ ileyh sebk-ı akrân ve birkaç gün zarfında mâ-lezimesin ruʾyet ile ol cânibe revân ve mevâlî-yi Devriyye'den olup, Ordu Kadılığı tevcîhinde mükerrem-i ahad-i mehâric\nolacağı ve ʿadîli zuhûrât-ı gaybiyyeye nigerân olan Hasan Efendi dahi Kuds-i şerîf Kazâsı'yla tahsîl-i ʿulüvv-i şân eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâʾ-i Mısır ve Kuds-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_637.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâʾ-i Mısır ve Kuds-i şerîf",
          "text": "Bilâd-ı Semân'dan munfasıl mevâlî-yi ʿizâmdan Mısır Kazâsı taklîdiyçün birkaç nefer ʿulemâ tertîb ve sâbıkā Yenişehir Kadısı Debbâğ-zâde Mustafa Efendi'ye Mısır Kazâsı tevcîhi Fetvâ-penâh cenâbları tarafından îmâ vü tasvîb olunduğuna binâʾen, on altı senesi Cumâdelâhıre'si gurresinde zabt etmek üzere işbu Rebîʿulâhır'ın beşinci günü Kazâʾ-i Mısır ile mûmâ ileyh sebk-ı akrân ve birkaç gün zarfında mâ-lezimesin ruʾyet ile ol cânibe revân ve mevâlî-yi Devriyye'den olup, Ordu Kadılığı tevcîhinde mükerrem-i ahad-i mehâric\nolacağı ve ʿadîli zuhûrât-ı gaybiyyeye nigerân olan Hasan Efendi dahi Kuds-i şerîf Kazâsı'yla tahsîl-i ʿulüvv-i şân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cerde Başbuğu iken Trablus ehâlîsiyle ʿadem-i imtizâc ve zulmü sebebiyle ağniyây-ı beldeyi nâna muhtâc edüp, bundan akdem gulûy-i ehâlî ile şehirden ihrâc olunan Vezîr ʿAzm-zâde Yûsuf Paşa'nın Niğde Sancağı'yla hâlî terfîh ve Kars Eyâleti, Vezîr Nuʿmân Paşa'nın Kars'dan çıkması ʿilleti ile münhall bulunup, o dahi Mîr-i mîrân'dan Mehmed Paşa'ya şehr-i mezkûr muntasıfında tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Niğde ve Kars",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_638.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Niğde ve Kars",
          "text": "Cerde Başbuğu iken Trablus ehâlîsiyle ʿadem-i imtizâc ve zulmü sebebiyle ağniyây-ı beldeyi nâna muhtâc edüp, bundan akdem gulûy-i ehâlî ile şehirden ihrâc olunan Vezîr ʿAzm-zâde Yûsuf Paşa'nın Niğde Sancağı'yla hâlî terfîh ve Kars Eyâleti, Vezîr Nuʿmân Paşa'nın Kars'dan çıkması ʿilleti ile münhall bulunup, o dahi Mîr-i mîrân'dan Mehmed Paşa'ya şehr-i mezkûr muntasıfında tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vezîr Gürcü ʿOsman Paşa'nın [Ü4 84a] zulm ü iʿtisâf üzere hareketi ve kâffe-i me'mûriyyetinde gafleti, mukaddemâ rakam-zede-i kilk-i beyân ve bu sebeble Rumeli'nden ʿazl olunup, ʿunvân-ı muhâfaza ile Berkofça'da iskân ve Silistre Eyâleti tevcîhi hâline münâsib ü çespân görülmüşidi. Müşârun ileyh ʿakl-i sahîfine istinâd ve Pâsbân-oğlu'nun defʿ-i mazarratı zımnında baʿzı tedâbîr îrâd ve bu defʿa dahi lâf u güzâfına iʿtimâd olunup, me'mûriyyeti tecdîd ve metâlibine müsaʿade ile bâzû-yı kudreti tesdîd olunmuşidi. Mütemekkin olduğu mahalden ikişer üçer sâʿat mesâfeye vazʿ-ı vezâyiʿ ve tertîb-i talâyiʿ lâzım-ı cihet-i me'mûriyyeti iken, mekr-i düşmeni hâtırdan ihrâc ve Devlet-i ʿaliyye ve fukarâdan celb-i mâl tarîkına intihâc edüp, leylen dahi hâb-ı şîrîn ile tesmîn-i vücûd ve kemâl-i gurûr u pindâr ile istisgâr-ı düşmen-i mekr-âlûd edüp, hasm-ı mekkâr ise müşârun ileyhin hâlini tecessüs ve bu gafletini teferrüs ile leylen şeb-hûn edüp, müşârun ileyhi nevme-i gafletden bîdâr ve taraf taraf hücûma ibtidâr eyleyüp, mukāvemet mümteniʿ ve esbâb-ı müdâfaʿa mürtefiʿ olduğundan, bî-ceng ü sitîz kâr ü bârını terk ü gürîz ve Rahova'ya gelüp, şehriyye-i girân ve taʿyînât-ı firâvân ile etrâfda geşt ü güzâr eden eşhâsı daʿvet eylediği haberi karʿ-ı sâmiʿa-i devlet ve fîmâ-baʿd o havâlîde ikāmetinde fâyide vü menfaʿat olmadığından\ngayri, mîrîye küllî mazarrat îrâs eyleyeceği mütehakkak olmağla, mansıbına ʻazîmet irâdesi tarafına iş'âr u işâret olunmuşidi. Mahallinden kıyâm ve hareket-i dâiresine ictimâʻ u tezâhüm eden [Ü3 159b] segbânın terâküm eden şehriyyelerinin edâsına mevkūf olduğunu beyân ve zikr olunan müşâherenin edâsı hâric-i vüsʿ-i devlet ise dahi, başında olan haşerâtı irzâ ve hâllerine göre taksîm [Ü4 84b] ü iʻtâ içün üç-dört yüz kîse meblağ tarafına gönderilüp, külliyyen Rumeli'nden refʻi ve Anadolu semtine imrârı istisvâb u istihsân olunup, şehr-i Rebîʻulevvel'in yirmi beşinci günü Diyârbekir Eyâleti, müşârun ileyhe ve Marʻaş Eyâleti, selefi Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Niğbolu Kalʻası muhâfazası şartıyla Silistre Eyâleti, Ağa Hasan Paşa'ya tevcîh ve sûret-i me'mûriyyetleri başka başka emr-i ʻâlî ile taraflarına ifhâm u tenbîh olundu. Müşârun ileyhin bu tavr-ı garîbi hasm-ı nâ-bekâra mâye-i kuvvet ve etrâf u eknâfa başında olan evbâş u erâzili teslîte ʻillet olup, Belgrad yamağlarını ifsâd ve Muhâfız bulunan Vezîr Mustafa Paşa'nın askeri Fethülislâm'da bulunmağla, yamakların icrây-ı melʻanetlerine isti'dâd gelüp, cümûʿ-ı şer-endûd ile leylen kalʻaya suʻûd ve Alay-beyi ve Kapudanı ve müşârun ileyhin Dîvân Kâtibi'ni ʻâlem-i hestîden mefkūd etdikden sonra, müşârun ileyhi kebs ve ahz u habs edüp, katl olunanlar mebde'-i mazarrat olup, segbânlar dahi tahrîb-i memleket eylediklerini ve paşalarından râzî ve hoşnûd olduklarını hikâyetle, musannaʻ u müzevver mahzar temhîr ve âdemleriyle Âsitâne-i saʻâdet'e tesyîr eylediler. Eşkıyâ-yı merkūmenin cemʻiyyetleri üç-beş yüz âdemden ʻibâret ise dahi, kalʻa yedlerinde bulunup, icrây-ı te'dîbâtları tekellüfe muhtâc olduğundan başka, o tarafdan [Ü3 160a] dahi bir kapu açılacağı zâhir ve hüsn-i tedbîr ile bir çâresi görülmek vârid-i hâtır olup, bu bâbda erkân-ı devlet, idâre-i pergâr-ı fikret ve ârâ'-i sâ'ibeleri şu vechile karâr-gîr-i gāyet oldu ki, eşkıyâ-ı mezbûre mizâc-ı devleti yoklamak ve yâhûd sû'-i sânî'lerinden nedâmet el verüp, hakīkī dâmen-i ʻafva teşebbüs etmek vâdîlerinde [Ü4 85a] paşalarından eğerçi hoşnûd olduklarını ifhâm ve bu hâdisenin zuhûru segbân tâyifesinin tesallutundan neş'et edüp, fîmâ-baʻd itâʻat-i devletde müstemirr olacağların iʻlâm etmişler. Bu bâbda tehevvür ü taʻcîl iktizâ etmeyüp, nâmûs-ı devleti tekmîl zımnında te'dîbleri vakt-i fesîha te'cîl ve şimdilik mektûn-ı zamîrleri istikşâf u istîzâh ve Muhâfız Paşa ile miyâneleri islâh olunmak sûretinde müteʻayyinân-ı\ndevletden ve Ocağ-ı ʿâmire tarafından birer âdem tesbîl olunmasına karâr verilüp, sâbıkā Atlu Mukâbelecisi Şâmî Râgıb Efendi ve Muhzır Ağa Vekîli Hasan Ağa iktizâ eden evâmir ve Ocak mektûbuyla irsâl ve sûret-i meʾmûriyyetleri lisânen dahi tafsîl ü icmâl kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i [Ü3 159a] Vâlî-yi Silistre ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_639.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i [Ü3 159a] Vâlî-yi Silistre ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Vezîr Gürcü ʿOsman Paşa'nın [Ü4 84a] zulm ü iʿtisâf üzere hareketi ve kâffe-i me'mûriyyetinde gafleti, mukaddemâ rakam-zede-i kilk-i beyân ve bu sebeble Rumeli'nden ʿazl olunup, ʿunvân-ı muhâfaza ile Berkofça'da iskân ve Silistre Eyâleti tevcîhi hâline münâsib ü çespân görülmüşidi. Müşârun ileyh ʿakl-i sahîfine istinâd ve Pâsbân-oğlu'nun defʿ-i mazarratı zımnında baʿzı tedâbîr îrâd ve bu defʿa dahi lâf u güzâfına iʿtimâd olunup, me'mûriyyeti tecdîd ve metâlibine müsaʿade ile bâzû-yı kudreti tesdîd olunmuşidi. Mütemekkin olduğu mahalden ikişer üçer sâʿat mesâfeye vazʿ-ı vezâyiʿ ve tertîb-i talâyiʿ lâzım-ı cihet-i me'mûriyyeti iken, mekr-i düşmeni hâtırdan ihrâc ve Devlet-i ʿaliyye ve fukarâdan celb-i mâl tarîkına intihâc edüp, leylen dahi hâb-ı şîrîn ile tesmîn-i vücûd ve kemâl-i gurûr u pindâr ile istisgâr-ı düşmen-i mekr-âlûd edüp, hasm-ı mekkâr ise müşârun ileyhin hâlini tecessüs ve bu gafletini teferrüs ile leylen şeb-hûn edüp, müşârun ileyhi nevme-i gafletden bîdâr ve taraf taraf hücûma ibtidâr eyleyüp, mukāvemet mümteniʿ ve esbâb-ı müdâfaʿa mürtefiʿ olduğundan, bî-ceng ü sitîz kâr ü bârını terk ü gürîz ve Rahova'ya gelüp, şehriyye-i girân ve taʿyînât-ı firâvân ile etrâfda geşt ü güzâr eden eşhâsı daʿvet eylediği haberi karʿ-ı sâmiʿa-i devlet ve fîmâ-baʿd o havâlîde ikāmetinde fâyide vü menfaʿat olmadığından\ngayri, mîrîye küllî mazarrat îrâs eyleyeceği mütehakkak olmağla, mansıbına ʻazîmet irâdesi tarafına iş'âr u işâret olunmuşidi. Mahallinden kıyâm ve hareket-i dâiresine ictimâʻ u tezâhüm eden [Ü3 159b] segbânın terâküm eden şehriyyelerinin edâsına mevkūf olduğunu beyân ve zikr olunan müşâherenin edâsı hâric-i vüsʿ-i devlet ise dahi, başında olan haşerâtı irzâ ve hâllerine göre taksîm [Ü4 84b] ü iʻtâ içün üç-dört yüz kîse meblağ tarafına gönderilüp, külliyyen Rumeli'nden refʻi ve Anadolu semtine imrârı istisvâb u istihsân olunup, şehr-i Rebîʻulevvel'in yirmi beşinci günü Diyârbekir Eyâleti, müşârun ileyhe ve Marʻaş Eyâleti, selefi Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Niğbolu Kalʻası muhâfazası şartıyla Silistre Eyâleti, Ağa Hasan Paşa'ya tevcîh ve sûret-i me'mûriyyetleri başka başka emr-i ʻâlî ile taraflarına ifhâm u tenbîh olundu. Müşârun ileyhin bu tavr-ı garîbi hasm-ı nâ-bekâra mâye-i kuvvet ve etrâf u eknâfa başında olan evbâş u erâzili teslîte ʻillet olup, Belgrad yamağlarını ifsâd ve Muhâfız bulunan Vezîr Mustafa Paşa'nın askeri Fethülislâm'da bulunmağla, yamakların icrây-ı melʻanetlerine isti'dâd gelüp, cümûʿ-ı şer-endûd ile leylen kalʻaya suʻûd ve Alay-beyi ve Kapudanı ve müşârun ileyhin Dîvân Kâtibi'ni ʻâlem-i hestîden mefkūd etdikden sonra, müşârun ileyhi kebs ve ahz u habs edüp, katl olunanlar mebde'-i mazarrat olup, segbânlar dahi tahrîb-i memleket eylediklerini ve paşalarından râzî ve hoşnûd olduklarını hikâyetle, musannaʻ u müzevver mahzar temhîr ve âdemleriyle Âsitâne-i saʻâdet'e tesyîr eylediler. Eşkıyâ-yı merkūmenin cemʻiyyetleri üç-beş yüz âdemden ʻibâret ise dahi, kalʻa yedlerinde bulunup, icrây-ı te'dîbâtları tekellüfe muhtâc olduğundan başka, o tarafdan [Ü3 160a] dahi bir kapu açılacağı zâhir ve hüsn-i tedbîr ile bir çâresi görülmek vârid-i hâtır olup, bu bâbda erkân-ı devlet, idâre-i pergâr-ı fikret ve ârâ'-i sâ'ibeleri şu vechile karâr-gîr-i gāyet oldu ki, eşkıyâ-ı mezbûre mizâc-ı devleti yoklamak ve yâhûd sû'-i sânî'lerinden nedâmet el verüp, hakīkī dâmen-i ʻafva teşebbüs etmek vâdîlerinde [Ü4 85a] paşalarından eğerçi hoşnûd olduklarını ifhâm ve bu hâdisenin zuhûru segbân tâyifesinin tesallutundan neş'et edüp, fîmâ-baʻd itâʻat-i devletde müstemirr olacağların iʻlâm etmişler. Bu bâbda tehevvür ü taʻcîl iktizâ etmeyüp, nâmûs-ı devleti tekmîl zımnında te'dîbleri vakt-i fesîha te'cîl ve şimdilik mektûn-ı zamîrleri istikşâf u istîzâh ve Muhâfız Paşa ile miyâneleri islâh olunmak sûretinde müteʻayyinân-ı\ndevletden ve Ocağ-ı ʿâmire tarafından birer âdem tesbîl olunmasına karâr verilüp, sâbıkā Atlu Mukâbelecisi Şâmî Râgıb Efendi ve Muhzır Ağa Vekîli Hasan Ağa iktizâ eden evâmir ve Ocak mektûbuyla irsâl ve sûret-i meʾmûriyyetleri lisânen dahi tafsîl ü icmâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Rumeli'nde ihtilâf-ı kelime-i vüzerâ ve nifâk u şikāk-ı erbâb taʿyîn ile sûret-nümâ olan ihtilâlât-ı enhâ vü ercâ ve bu takrîb sû-be-sû ser-keşîde-i bağy u dalâl olan ehl-i şekā yevmen-fe-yevmen reʿâyâ ve ebnâʾ-i sebîli nehb ü yağmâ ve gümâştegân-ı Devlet-i ebed-müddet tarafından her mahalde mahsûr ve ne cânibde bulundular ise makhûr olmuşlar iken, yine ʿinâd u gavâyetlerinde müstemirr ve izrâr-ı ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâda iʿtilâf [Ü3 160b] ile ʿukūbet-i dâreyni münkir olduklarından gayri, Mısr-ı Kāhire seferini rekîz-i zamîrleri olan mefsedete ʿillet ve dîn ü devlet husamâsı tarafından meşhûd olmayan hasârete cesâret etmişler idi. ʿAvn-i cenâb-ı Bârî ve meyâmin-baht-ı Tâc-dârî'yle Mısır gāyilesi külliyyen zâyil ve Devlet-i ʿaliyye'ye o maslahat-ı ʿazîmeden ferâğ hâsıl olup, Rumeli taraflarında ber-vech-i muharrer tehaddüs eden fesâdâtın defʿi semtine teşebbüs lâzım ve efrâd-ı [Ü4 85b] vüzerây-ı ʿizâmdan tedbîri müsellem ve şiddet-i batş u fetki maʿlûm-i ʿâlem olan bir Vezîr'in taʿyîni emr-i mühimm olup, hâlâ Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa bende ve bende-zâde-i devlet ve re'y-i sâyib ve keşf-i emr-i hâzır u gāyib ile kulûb-ı nâsa ilkāy-ı heybet eyleyüp, savletinden Rumeli halkı lerznâk ve zehre-i erbâb-ı fesâd çâk-çâk olduğu bi't-tecribe maʿlûm-i ehl-i idrâk olmağla, Rumeli'nin kâffe-i nizâmâtına bi'l-istiklâl meʾmûr ve bekā-yı nüfûzuna sebeb olmak içün beş sene Rumeli'nden ʿazl olunmamak zımnında hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, bu me'mûriyyeti îsâl zımnında Rikâb-ı müstetâb ağalarından birinin taʿyîni müşârun ileyhe mûris-i şeref ü iʿtibâr ve sebeb-i mübâhât u iftihâr olacağı tehakkukuyla hâlâ Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî ʿİzzet Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey, teşrîfât-ı seniyye ve hatt-ı Sultânî ile müveşşah evâmir-i ʿaliyye ile taʿyîn olunup, Rumeli'nde mütemekkin mechûl ve müteʿayyin efrâd-ı askeriyye ʿale'l-ʿumûm maʿiyyetine meʾmûr kılındığından başka, o makūleler hakkında şükr ü şikâyeti müsmir ve belki teʾdîb ü taltîfleri [Ü3 161a] bilâ-istîzân re'yine münhasır olduğu etrâfa işâʿat ve'l-hâsıl mekālîd-i umûr-ı Rumeli müsellem-i dest-i kifâyeti kılındı.\nMüşârun ileyh ile bu maslahat-ı ʿazîme mukaddemce istimzâc ve îrâd eylediği ârâ' u tedâbîrden fazl-ı Hakk ile meʿânî-yi nizâm-ı memleket istihrâc olunup, emr-i mezkûra mübâşareti sene-i âtiye behârına mevkūf olduğundan, ʿunvân-ı Serʿaskeri'yle tevkīr olunacağı mevsim-i mezkûra teʾhîr olunmuşidi. Cihet-i me'mûriyyeti serân-ı asker ve müteʿayyinân-ı sâyireye tarafından haber verilüp, Serʿaskerlik'in behara tevkīf olunduğunu [Ü3 86a] o makūle sebük-magzân-ı memlekete ifâde müteʿazzir ve şân-ı mezkûr beyne'l-ʿavâmm müşârun ileyhden dirîğ maʿnâlarını müzekkir olduğunu beyân ve şimdiden ʿunvân-ı Serʿaskerî hakkında erzânî buyurulmasını âverde-i zebân etmekle, Serʿaskerlik'ini hâvî müceddeden emr-i celîlü'ş-şân terkīm ve mukaddime-i meʾmûriyyeti tıbk-ı istidʿâsı üzere tanzîm olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Hakkı Paşa be-nizâm-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_640.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Hakkı Paşa be-nizâm-ı Rumeli",
          "text": "Bir müddetden berü Rumeli'nde ihtilâf-ı kelime-i vüzerâ ve nifâk u şikāk-ı erbâb taʿyîn ile sûret-nümâ olan ihtilâlât-ı enhâ vü ercâ ve bu takrîb sû-be-sû ser-keşîde-i bağy u dalâl olan ehl-i şekā yevmen-fe-yevmen reʿâyâ ve ebnâʾ-i sebîli nehb ü yağmâ ve gümâştegân-ı Devlet-i ebed-müddet tarafından her mahalde mahsûr ve ne cânibde bulundular ise makhûr olmuşlar iken, yine ʿinâd u gavâyetlerinde müstemirr ve izrâr-ı ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâda iʿtilâf [Ü3 160b] ile ʿukūbet-i dâreyni münkir olduklarından gayri, Mısr-ı Kāhire seferini rekîz-i zamîrleri olan mefsedete ʿillet ve dîn ü devlet husamâsı tarafından meşhûd olmayan hasârete cesâret etmişler idi. ʿAvn-i cenâb-ı Bârî ve meyâmin-baht-ı Tâc-dârî'yle Mısır gāyilesi külliyyen zâyil ve Devlet-i ʿaliyye'ye o maslahat-ı ʿazîmeden ferâğ hâsıl olup, Rumeli taraflarında ber-vech-i muharrer tehaddüs eden fesâdâtın defʿi semtine teşebbüs lâzım ve efrâd-ı [Ü4 85b] vüzerây-ı ʿizâmdan tedbîri müsellem ve şiddet-i batş u fetki maʿlûm-i ʿâlem olan bir Vezîr'in taʿyîni emr-i mühimm olup, hâlâ Rumeli Vâlîsi Vezîr Hakkı Mehmed Paşa bende ve bende-zâde-i devlet ve re'y-i sâyib ve keşf-i emr-i hâzır u gāyib ile kulûb-ı nâsa ilkāy-ı heybet eyleyüp, savletinden Rumeli halkı lerznâk ve zehre-i erbâb-ı fesâd çâk-çâk olduğu bi't-tecribe maʿlûm-i ehl-i idrâk olmağla, Rumeli'nin kâffe-i nizâmâtına bi'l-istiklâl meʾmûr ve bekā-yı nüfûzuna sebeb olmak içün beş sene Rumeli'nden ʿazl olunmamak zımnında hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, bu me'mûriyyeti îsâl zımnında Rikâb-ı müstetâb ağalarından birinin taʿyîni müşârun ileyhe mûris-i şeref ü iʿtibâr ve sebeb-i mübâhât u iftihâr olacağı tehakkukuyla hâlâ Kethudây-ı Bevvâbîn-i hazret-i Şehriyârî ʿİzzet Paşa-zâde Mehmed Saʿîd Bey, teşrîfât-ı seniyye ve hatt-ı Sultânî ile müveşşah evâmir-i ʿaliyye ile taʿyîn olunup, Rumeli'nde mütemekkin mechûl ve müteʿayyin efrâd-ı askeriyye ʿale'l-ʿumûm maʿiyyetine meʾmûr kılındığından başka, o makūleler hakkında şükr ü şikâyeti müsmir ve belki teʾdîb ü taltîfleri [Ü3 161a] bilâ-istîzân re'yine münhasır olduğu etrâfa işâʿat ve'l-hâsıl mekālîd-i umûr-ı Rumeli müsellem-i dest-i kifâyeti kılındı.\nMüşârun ileyh ile bu maslahat-ı ʿazîme mukaddemce istimzâc ve îrâd eylediği ârâ' u tedâbîrden fazl-ı Hakk ile meʿânî-yi nizâm-ı memleket istihrâc olunup, emr-i mezkûra mübâşareti sene-i âtiye behârına mevkūf olduğundan, ʿunvân-ı Serʿaskeri'yle tevkīr olunacağı mevsim-i mezkûra teʾhîr olunmuşidi. Cihet-i me'mûriyyeti serân-ı asker ve müteʿayyinân-ı sâyireye tarafından haber verilüp, Serʿaskerlik'in behara tevkīf olunduğunu [Ü3 86a] o makūle sebük-magzân-ı memlekete ifâde müteʿazzir ve şân-ı mezkûr beyne'l-ʿavâmm müşârun ileyhden dirîğ maʿnâlarını müzekkir olduğunu beyân ve şimdiden ʿunvân-ı Serʿaskerî hakkında erzânî buyurulmasını âverde-i zebân etmekle, Serʿaskerlik'ini hâvî müceddeden emr-i celîlü'ş-şân terkīm ve mukaddime-i meʾmûriyyeti tıbk-ı istidʿâsı üzere tanzîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Livâdyalı Hasan Paşa-zâde Ahmed Bey Livâdya'dan hicret ve Hasekî'de vâkiʿ Monla Bey hânesini temellük ve ta'mîrine vâfir akça sarf ve emr-i binâ gāyet bulup, teneffüs ü istirahat edeceği vakit -ki Cumâdelûlâ'nın altıncı Erbiʿâ gicesi idi- hâne-i mezkûreden âteş-i cevvâle ser-nümâ ve hâne-i mezkûru ihrâk u ifnâ eylediğinden gayri, cenbinde vâkiʿ Velî Efendi-zâde Kethudâsı Saʿîd Efendi'nin ve Sultân Ahmed Şeyhı Şükür Efendi'nin ve bunlara muʿâdil birkaç kimsenin hânesi dahi muhterik u muzmahill olup, sabaha karîb fazl-ı Hakk mütebeyyin ve âteş-i serkeş sâkin ve kulûb-ı hâfika-i nâs mutma'inn oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı ihrâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_641.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı ihrâk",
          "text": "Livâdyalı Hasan Paşa-zâde Ahmed Bey Livâdya'dan hicret ve Hasekî'de vâkiʿ Monla Bey hânesini temellük ve ta'mîrine vâfir akça sarf ve emr-i binâ gāyet bulup, teneffüs ü istirahat edeceği vakit -ki Cumâdelûlâ'nın altıncı Erbiʿâ gicesi idi- hâne-i mezkûreden âteş-i cevvâle ser-nümâ ve hâne-i mezkûru ihrâk u ifnâ eylediğinden gayri, cenbinde vâkiʿ Velî Efendi-zâde Kethudâsı Saʿîd Efendi'nin ve Sultân Ahmed Şeyhı Şükür Efendi'nin ve bunlara muʿâdil birkaç kimsenin hânesi dahi muhterik u muzmahill olup, sabaha karîb fazl-ı Hakk mütebeyyin ve âteş-i serkeş sâkin ve kulûb-ı hâfika-i nâs mutma'inn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü3 161b] Mısr-ı Kāhire'den zûr-bâzû-yı celâdet-i kahremân-ı ʿâsr ile ihrâc olunan Fransızlar Reşîd'e resîde ve tüccâr sefînelerine irkâb ve yanlarına donanma gemilerinden mikdâr-ı vâfî ceng gemileri taʿyîn olunup, memleketlerine îsâl içün şirâʿ-ı ikāmetleri neverdîde kılınmışidi. Kapudan Paşa hazretleri ve İngiliz Sergerdesi maʿiyyetlerinde olan asâkiri, kemâl-i hâhiş ü şevk ile İskenderiyye tarafına sevk eyleyüp, İskenderiyye Kalʿası bedîdâr oldukda, iki sınıf cünûd-ı nusrat-encâm feth-i aʿlâm ve mütesâviyetü'l-akdâm meşy ü harekete nizâm ile İskenderiyye mahsûrlarını mübtelây-ı endûh u âlâm etdikden sonra, mukaddemâ İskenderiyye'yi ihâta [Ü3 86b] eden İngiliz sergerdeleriyle mülâkāt ve bi'l-ittifak emr-i\nmuhâsaraya şurûʿ ile tanzîm-i talâyiʿ u sâkāt eylediler. Fransızlar İskenderiyye'yi kemâl-i mertebe tahsîn ve meterislere ve kalʿa ve palangalara vâfir kâfir teşhîn etmiş bulunduklarından, bu defʿa dahi kuvve-i istidrâciyye ile bir maslahat görmek ve yâhûd mevsim-i deryâ güzer ve me'mûl etdikleri imdâd vürûduyla işgāl-i ehl-i sefer eylemek mekāsıd-ı fâsidesiyle esbâb-ı müdâfaʿayı min-külli'l-vücûh hâzır u âmâde ve ebvâb-ı cengi her tarafdan küşâde etmişler idi. İskenderiyye'nin iki tarafından ehl-i İslâm ve İngiltere askeri ve cânib-i bahrdan kezâlik iki takım donanma ve müceddeden küşâde olununan Maryetis [Mareotis] Gadîri'ne idhâl olunan şalopeler, Fransızlar'ın berr ü bahr ve gadîrde olan asker ve şalopelerine mukārebe ile âgāz-ı muhârebe ve düşmen gemilerinin fazl-ı Hakk ile ekserîsini gark u hark ve muhterik olmayanlarını seby ü igtinâm hayyizine mülhak eylediler. Gadîr-i mezkûrun [Ü3 162a] iki tarafında vâkiʿ tabyalar ve lîmân ağzında vâkiʿ ʿAcemî Tabyası muhârebe-i ʿazîmeden sonra teshîr ve derûnunda olan mühimmât ve top ve sâyir âlât-ı harbiyye zabt olunup, ceng-cûyân-ı Freng'in ekserîsi tedmîr olundu. Bu maʿreke-i düşmen-sûz ʿakabinde ehl-i İslâm dilâverleri ve İngiltere askeri hatve hatve ilerüye hücûm u tevaggul ve on gün on gice cenge fâsıla vermeyüp, şedâyid-i kâr-zâra sabr u tehammül eylediklerini ve bu reftâr ile harben İskenderiyye feth olunup, derûnunda bulunanlar bi'l-külliyye ifnâ vü iʿdâm olunacaklarını Fransız sergerdeleri tahkīk ve vaktiyle şurût-ı tahliyeyi min-gayr-i taʿvîk tanzîm ü tensîk evleviyyetini miyânelerinde tasdîk eylediler. Binâ-berîn şehr-i [Ü4 87a] Rebîʿulâhır'ın on altıncı Çehârşenbih günü kubeyl-i gurûbda Sergerde-i kavm-i Françe olan Mino nâm Ceneral tarafından bir-iki Ofiçyâl vârid olup, mevâdd-ı tahliye mükâlemesiyçün üç gün mütârekeye taleb-kâr olduklarını işʿâr etmeleriyle, mechûlu'l-ʿâkıbe olan cengden ferâgat evlâ ve müddeti maʿlûm olmayan muhâsaradan istîmân-ı mahsûrîn ile keff-i yed, kâr-ı ʿukalâ olduğunu Kapudân-ı deryâ Vezîr-i kâr-âşinâ mutâlaʿa ile bi'l-ittifâk mütârekeye karâr verüp, inkızây-ı müddete intizâr üzere oldular. Üç günden sonra şurût-ı tahliyeye dâ'ir vârid olan mevâdd kağıdlarından kabûlü mümteniʿ olan mevâdd ihrâc ve bâkīsi ibkā ve bu tenkīha rızâ-dâde olmadıkları sûretde fazl-ı Mevlâ ile harben İskenderiyye zabt olunup, derûnunda bulunan kefere ifnâ olunacağı cevabı iʿtâ olundukda, o gürûh-ı mahzûl nâ-çâr müşârun\nileyhin irâdesini kabûl ve on güne dek İskenderiyye'yi teslîm etmek üzere şurût-ı [Ü3 162b] tahliye tarafeynden imlâ ve mübâdele olunduğu haber-i hayr-eseri, işbu Cumâdelûlâ'nın onuncu günü meserret-bahş-ı vusûl olup, iltihâb-ı nâr-ı gayret ile pür-ıztırâb olan fırka-i nâciye-i Muvahhidîn hezâr ʿacz ü iftikār ile îfây-ı şükr-i hazret-i Hayru'n-nâsırîn edüp, leyl ü nehâr nusrat-ı dîn zımnında ifnây-ı hazâyin-i bî-şümâr ve terk-i râhat u karâr eden Şehriyâr-ı diyânet-disâr hazretlerinin devâm-ı eyyâm-ı ʿömrü şevket ve tezâyüd-i hengâm-ı ferr ü satvetleri daʿavâtını şemse-i takdîs-i semâ ve âvîze-i sakf-ı ʿâlem-i bâlâ eylediler. İskenderiyye'de mevcûd aʿdây-ı li'âmın aʿdâdı on iki bine karîb olup, iki bin kadar der-mânde ve hastalarının beş yüz kadarı [Ü4 87b] bî-ser ü pâ olmağla, hareket ü ʿazîmete mecâlleri olmayup, ifâkat vaktine dek bir mahalde îvâ ve baʿdehû memleketlerine iʿâdeleri recâ olunup, bu niyâzlarına dahi müsâʿade ve bir mahal tahsîs olunacağı ifade olundu. Şurût-ı tahliye bu mahalde mücmel ve tasdîk-nâmede mufassal olduğuna binâ'en, baʿde's-selbi ve's-sebt çigûnegî-i sûret-i mevâdd maʿlûm olmak üçün bu mahalle kayd u îrâd olundu.\nEvvelki mâdde:\n\nİmzây-ı senedden kırk sekiz sâʿat murûrunda -ki Eylül'ün ikinci günü vakt-i zuhra dekdir- gerek istihkâmâtı hâvî ordugâhlar ve Türk palangası ve Bûyîr [Vivier] taʿbîr olunur palanga top ve mühimmâtlarıyla düvel-i müttefika asâkirine teslîm oluna. Ve imzây-ı senedden on gün murûrunda ve yâhûd Fransa askeri sefâyine bineceği anda İskenderiyye Şehri ve kalʿa ve palangaları ve muzâfât-ı sâyiresi tahliye oluna.\nİkinci mâdde:\n\nFransa cumhûruna müteʿallık olan eşyâdan bir şey götürülmek câyiz olmayup, Fransalu [Ü3 163a] ve yâhûd altı ay kadar Fransa cumhûru askerine medâr olarak hidmet etmiş Ofiçyâl ve sultatlarının ahmâl ve eskāl ve eşyaları götürüle. Ve askerîlik ve umûr-ı memleketde istihdâm ve me'mûriyyet münâsebetiyle Fransa askerine merbût olup, her kangı millet ve vilâyet ve mezhebden olursa, bulunan efrâd hakkında dahi bu nizâm mer'î kılına.\nÜçüncü mâdde:\n\nFransalu'nun berrî ve bahrî askerleri ve bunlara imdâd etmiş asker ve sâyir mâddede taʿrîf olunan efrâdın bir takımı Ebâhûr İskelesi'nden sefâyine irkâb olunmak, sürʿat-i husûl-i maslahata vesîle olmak üzere tarafeynden dostâne mukāvele olunmayacak olursa, sefâyin-i [Ü4 88a] lâzime âmâde kılındığı akabinde cümlesi İskenderiyye\nLîmân'ından irkâb u irsâl olunalar. Ve düvel-i müttefika imzây-ı senedden on gün murûrunda mersûmların sefâyine irkâbı mâddesini tanzîm içün ʿalâ-kadri'l-imkân saʿy ü ikdâm eyleyeler. Ve mersûmlar hakkında kavâʿid-i harbiyye üzere rusûm-ı muʿtâd-ı ikrâm icrâ olunmak ve esliha ve ahmâl ve eskāllerin götürmek ve esîr-i harb olmamak ve maʿiyyetlerinde dört yâhûd sekiz kıyye çapında on pâre topla her bir topa onar atım cebe-hâne verilmek ve iç denizde vâkiʿ Fransa limânlarından birine nakl u îsâl etdirile.\nDördüncü mâdde:\n\nFransalu'nun İskenderiyye Lîmân'ında mevcûd ceng gemileri ve ʿumûmen tüccâr sefîneleri bi-ecmaʿihâ el-yevm bulundukları hey'et üzere düvel-i müttefikaya teslîm oluna.\nBeşinci ve altıncı mâdde:\n\nFransa askeri ve muʿînleri el-yevm İskenderiyye lîmânlarında bulunup, seyr-i deryâya iktidârı olan [Ü3 163b] Fransa yâhûd ecnebî sefînelerine ve Devlet-i ʿaliyye'nin yarar gemilerine vaʿde hulûlünde irkâb etdirilüp, istihdâm olunacak sefâyin ve neferâtın keyfiyyet ü kemmiyyeti ve işbu muʿâhedenin icrâsını tasʿîb edecek cemîʿ-i hâlât-ı muhtemiletü'z-zuhûrun defʿi husûslarını dostâne tanzîm içün tarafeynden me'mûrlar taʿyîn oluna. Ve el-yevm İskenderiyye'de mevcûd olan ve düvel-i müttefika tarafından verilecek sefâyinin milel-i muhtelifeden ʿibâret tâyifeleri beyninde vesîle-i münâzaʿa olmamak içün bir hatt-ı mahsûs çekilüp, karâr-gâhları muʿayyen kılınmak husûsları İngiltere Emîrâli ve Fransa Enşef taraflarından taʿyîn olunan ofiçyâller maʿrifetiyle tanzîm oluna.\nYedinci mâdde:\n\n[Ü4 88b] İskenderiyye Şehri'nde ve yâhûd Lîmân'ında mevcûd sefâyin derûnunda der-mahzen bulunan emvâl-i ticâret şimdilik düvel-i müttefika tarafından zabt olunup, sonra emvâl-i merkūme beyne'd-düvel cârî olan kavâʿid-i merʿiyye ve ʿinde'n-nâs muʿteber tutula gelan hukūk-ı mukarrereye tatbîkan tanzîm oluna. Ve tâyife-i tüccâr Fransa askeri maʿiyyetine ve rencîde etdirilmeyerek memleketde kalmak şıklarından birine karâr vermek üzere murahhas ve me'zûn olalar.\nSekizinci mâdde:\n\nFransa askeri ve maʿiyyetine refâkat edenlerin taʿyînât-ı yevmiyyeleri mesârıfı Fransa'ya vusûlleri gününe kadar esnây-ı râhda İngilüzlü'nün kavâʿid-i bahriyyeleri üzere düvel-i müttefika tarafından idâre ve ru'yet oluna.\nDokuzuncu mâdde: Françe cumhûru müttefiki olan devletlerin konsolosları ve maslahat-güzârları ʿazîmet ve ikāmete meʾzûn olup, mâ-dâme [Ü3 164a] tavr u hareketleri usûl-i edebe muvâfık ve ʿinde'l-ʿumûm merʿî kavâʿide mutâbık ola. Emvâl ve eşyâ ve evrakları taʿarruzdan emîn ola.\n\nOnuncu mâdde: Hasta-hâne olmak üzere İskenderiyye'den ʿazîmet edecek sefâyin, esnây-ı râhda hasta olacak kimesnelere dahi el verecek sefâyin ola. Ve sirâyetden ihtirâzen yek-dîgerle âmîzişleri münâsib olmayan hastaların yeri tahsîs olunmak içün tarafeyn ordusu etıbbâsı bi'l-müzâkere nizâm vereler.\n\nOn birinci mâdde: Erbâb-ı taʿlîm-hâne olanlar Fransa'dan alup getürdikleri ʿulûm u fünûna müteʿallık olanı götürmek câyiz olup, lâkin ʿibâre-i ʿArabiyye'de hatt-ı dest olan resâʾil ve esnâm ve sâyir Françe cumhûriyçün cemʿ olunmuş eşyây-ı nâdire ʿumûma dâhil emvâlden maʿdûd olmağla, düvel-i [Ü4 89a] müttefika sergerdelerine teslîm oluna.\n\nOn ikinci mâdde: Fransa askeri ve bunlara imdâd eden asker ve sâyir maʿiyyetlerinde refâkat edecek sefâyin yanında li-ecli'l-muhâfaza düvel-i müttefikanın ceng sefîneleri terfîk oluna. Ve sefâyin-i merkūmenin hılâl-i tarîkde bir vechile rencîde etdirilmemesi husûsunda devleteyn-i müşârun ileyhimâ resmen müteʿahhid ola. Ve rûzgârın şiddeti ve sâyir sebebe mebnî ayrılacak sefâyin hakkında düvel-i müttefika sergerdeleri mütekeffil ola. Ve Fransa askerini nakl edecek sefâyin mâ-dâme hâcet-i zarûriyye mess etmeye. Fransa sevâhilinden gayri sâhilde tevakkuf etmeye. Kaldıki bi'l-mukābele sefâyin-i merkūmenin Fransa'ya müddet-i meks ü tevakkuflarında ve lede'l-ʿavd esnây-ı râhda rencîde etdirilmamek üzere düvel-i Nasârâ beyninde muʿtâd olduğu gibi kâffe-i levâzımları o tarafdan vermek husûsuna [Ü3 164b] Fransa Enşef Cenerali müteʿahhid ola.\n\nOn üçüncü mâdde: Kalʿa ve ordu-gâhların Fransalu teslîmi anda Mısır'da mevcûd tarafeyn üserâsı redd oluna.\n\nOn dördüncü mâdde: Kalʿa ve palangalar ve mahzenler düvel-i müttefikaya teslîm olundukça, Fransalu'nun terk edecekleri top ve mühimmât ve zehâyir ve resmler ve eşyây-ı sâyirenin kabz u teslîmi içün me'mûrlar taʿyîn olunup, buna dâiyir iktizâ eden defâtir, tarafeyn me'mûrları tarafından tertîb ve imzâ oluna. Ancak İskenderiyye Şehri ve Kalʿası'nın bi'l-\ncümle resmleri ve memleketinin harîtaları İngiltere me'mûrlarına teslîm oluna. Ve tabyalar ve sahrîcler ve sâyir beylik binâlar el-yevm bundukları hey'et üzere kezâlik teslîm olunalar.\n\nOn beşinci mâdde: İşbu muʿâhedeyi cumhûra ihbâr içün me'mûr [Ü4 89b] olacak Fransa ofiçyâllerini zikr olunan palanga ve ordu-gâhlarını teslîm ʿakabinde Tulon'a nakl içün bir kıtʿa Fransa sefînesi gönderilecek olmağla, iktizâ eden pasaporta kağıdı verile. Ancak Fransa sefînesi olursa, top ile mücehhez olmaya.\n\nOn altıncı mâdde: İngilterelü'nün donanma ofiçyâllerinden başka ve kara askeri ofiçyâllerinden başka iki nefer rütbe sâhibi ofiçyâller ve asâkir-i İslâmiyye'den dahi iki nefer sâhib-i rütbe, emânet tarîkıyla Fransa Enşef Cenerali'ne verile. Ve Ceneral-i mesfûr dahi rütbelü dört nefer Ofiçyâl, İngiltere Enşef Cenerali'ne teslîm eyleye. Ve tarafeyn emânetleri, askerin sefâyine irkâb olunacağı anda verile.\n\nOn yedinci mâdde: İşbu muʿâhedenin icrâsında bir nevʿ müşkil zuhûr eyler ise, [Ü3 165a] tarafeyn meʾmûrları dostâne tesviye eyleyeler.",
          "caption": "Feth-i İskenderiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_642.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Feth-i İskenderiyye",
          "text": "[Ü3 161b] Mısr-ı Kāhire'den zûr-bâzû-yı celâdet-i kahremân-ı ʿâsr ile ihrâc olunan Fransızlar Reşîd'e resîde ve tüccâr sefînelerine irkâb ve yanlarına donanma gemilerinden mikdâr-ı vâfî ceng gemileri taʿyîn olunup, memleketlerine îsâl içün şirâʿ-ı ikāmetleri neverdîde kılınmışidi. Kapudan Paşa hazretleri ve İngiliz Sergerdesi maʿiyyetlerinde olan asâkiri, kemâl-i hâhiş ü şevk ile İskenderiyye tarafına sevk eyleyüp, İskenderiyye Kalʿası bedîdâr oldukda, iki sınıf cünûd-ı nusrat-encâm feth-i aʿlâm ve mütesâviyetü'l-akdâm meşy ü harekete nizâm ile İskenderiyye mahsûrlarını mübtelây-ı endûh u âlâm etdikden sonra, mukaddemâ İskenderiyye'yi ihâta [Ü3 86b] eden İngiliz sergerdeleriyle mülâkāt ve bi'l-ittifak emr-i\nmuhâsaraya şurûʿ ile tanzîm-i talâyiʿ u sâkāt eylediler. Fransızlar İskenderiyye'yi kemâl-i mertebe tahsîn ve meterislere ve kalʿa ve palangalara vâfir kâfir teşhîn etmiş bulunduklarından, bu defʿa dahi kuvve-i istidrâciyye ile bir maslahat görmek ve yâhûd mevsim-i deryâ güzer ve me'mûl etdikleri imdâd vürûduyla işgāl-i ehl-i sefer eylemek mekāsıd-ı fâsidesiyle esbâb-ı müdâfaʿayı min-külli'l-vücûh hâzır u âmâde ve ebvâb-ı cengi her tarafdan küşâde etmişler idi. İskenderiyye'nin iki tarafından ehl-i İslâm ve İngiltere askeri ve cânib-i bahrdan kezâlik iki takım donanma ve müceddeden küşâde olununan Maryetis [Mareotis] Gadîri'ne idhâl olunan şalopeler, Fransızlar'ın berr ü bahr ve gadîrde olan asker ve şalopelerine mukārebe ile âgāz-ı muhârebe ve düşmen gemilerinin fazl-ı Hakk ile ekserîsini gark u hark ve muhterik olmayanlarını seby ü igtinâm hayyizine mülhak eylediler. Gadîr-i mezkûrun [Ü3 162a] iki tarafında vâkiʿ tabyalar ve lîmân ağzında vâkiʿ ʿAcemî Tabyası muhârebe-i ʿazîmeden sonra teshîr ve derûnunda olan mühimmât ve top ve sâyir âlât-ı harbiyye zabt olunup, ceng-cûyân-ı Freng'in ekserîsi tedmîr olundu. Bu maʿreke-i düşmen-sûz ʿakabinde ehl-i İslâm dilâverleri ve İngiltere askeri hatve hatve ilerüye hücûm u tevaggul ve on gün on gice cenge fâsıla vermeyüp, şedâyid-i kâr-zâra sabr u tehammül eylediklerini ve bu reftâr ile harben İskenderiyye feth olunup, derûnunda bulunanlar bi'l-külliyye ifnâ vü iʿdâm olunacaklarını Fransız sergerdeleri tahkīk ve vaktiyle şurût-ı tahliyeyi min-gayr-i taʿvîk tanzîm ü tensîk evleviyyetini miyânelerinde tasdîk eylediler. Binâ-berîn şehr-i [Ü4 87a] Rebîʿulâhır'ın on altıncı Çehârşenbih günü kubeyl-i gurûbda Sergerde-i kavm-i Françe olan Mino nâm Ceneral tarafından bir-iki Ofiçyâl vârid olup, mevâdd-ı tahliye mükâlemesiyçün üç gün mütârekeye taleb-kâr olduklarını işʿâr etmeleriyle, mechûlu'l-ʿâkıbe olan cengden ferâgat evlâ ve müddeti maʿlûm olmayan muhâsaradan istîmân-ı mahsûrîn ile keff-i yed, kâr-ı ʿukalâ olduğunu Kapudân-ı deryâ Vezîr-i kâr-âşinâ mutâlaʿa ile bi'l-ittifâk mütârekeye karâr verüp, inkızây-ı müddete intizâr üzere oldular. Üç günden sonra şurût-ı tahliyeye dâ'ir vârid olan mevâdd kağıdlarından kabûlü mümteniʿ olan mevâdd ihrâc ve bâkīsi ibkā ve bu tenkīha rızâ-dâde olmadıkları sûretde fazl-ı Mevlâ ile harben İskenderiyye zabt olunup, derûnunda bulunan kefere ifnâ olunacağı cevabı iʿtâ olundukda, o gürûh-ı mahzûl nâ-çâr müşârun\nileyhin irâdesini kabûl ve on güne dek İskenderiyye'yi teslîm etmek üzere şurût-ı [Ü3 162b] tahliye tarafeynden imlâ ve mübâdele olunduğu haber-i hayr-eseri, işbu Cumâdelûlâ'nın onuncu günü meserret-bahş-ı vusûl olup, iltihâb-ı nâr-ı gayret ile pür-ıztırâb olan fırka-i nâciye-i Muvahhidîn hezâr ʿacz ü iftikār ile îfây-ı şükr-i hazret-i Hayru'n-nâsırîn edüp, leyl ü nehâr nusrat-ı dîn zımnında ifnây-ı hazâyin-i bî-şümâr ve terk-i râhat u karâr eden Şehriyâr-ı diyânet-disâr hazretlerinin devâm-ı eyyâm-ı ʿömrü şevket ve tezâyüd-i hengâm-ı ferr ü satvetleri daʿavâtını şemse-i takdîs-i semâ ve âvîze-i sakf-ı ʿâlem-i bâlâ eylediler. İskenderiyye'de mevcûd aʿdây-ı li'âmın aʿdâdı on iki bine karîb olup, iki bin kadar der-mânde ve hastalarının beş yüz kadarı [Ü4 87b] bî-ser ü pâ olmağla, hareket ü ʿazîmete mecâlleri olmayup, ifâkat vaktine dek bir mahalde îvâ ve baʿdehû memleketlerine iʿâdeleri recâ olunup, bu niyâzlarına dahi müsâʿade ve bir mahal tahsîs olunacağı ifade olundu. Şurût-ı tahliye bu mahalde mücmel ve tasdîk-nâmede mufassal olduğuna binâ'en, baʿde's-selbi ve's-sebt çigûnegî-i sûret-i mevâdd maʿlûm olmak üçün bu mahalle kayd u îrâd olundu.\nEvvelki mâdde:\n\nİmzây-ı senedden kırk sekiz sâʿat murûrunda -ki Eylül'ün ikinci günü vakt-i zuhra dekdir- gerek istihkâmâtı hâvî ordugâhlar ve Türk palangası ve Bûyîr [Vivier] taʿbîr olunur palanga top ve mühimmâtlarıyla düvel-i müttefika asâkirine teslîm oluna. Ve imzây-ı senedden on gün murûrunda ve yâhûd Fransa askeri sefâyine bineceği anda İskenderiyye Şehri ve kalʿa ve palangaları ve muzâfât-ı sâyiresi tahliye oluna.\nİkinci mâdde:\n\nFransa cumhûruna müteʿallık olan eşyâdan bir şey götürülmek câyiz olmayup, Fransalu [Ü3 163a] ve yâhûd altı ay kadar Fransa cumhûru askerine medâr olarak hidmet etmiş Ofiçyâl ve sultatlarının ahmâl ve eskāl ve eşyaları götürüle. Ve askerîlik ve umûr-ı memleketde istihdâm ve me'mûriyyet münâsebetiyle Fransa askerine merbût olup, her kangı millet ve vilâyet ve mezhebden olursa, bulunan efrâd hakkında dahi bu nizâm mer'î kılına.\nÜçüncü mâdde:\n\nFransalu'nun berrî ve bahrî askerleri ve bunlara imdâd etmiş asker ve sâyir mâddede taʿrîf olunan efrâdın bir takımı Ebâhûr İskelesi'nden sefâyine irkâb olunmak, sürʿat-i husûl-i maslahata vesîle olmak üzere tarafeynden dostâne mukāvele olunmayacak olursa, sefâyin-i [Ü4 88a] lâzime âmâde kılındığı akabinde cümlesi İskenderiyye\nLîmân'ından irkâb u irsâl olunalar. Ve düvel-i müttefika imzây-ı senedden on gün murûrunda mersûmların sefâyine irkâbı mâddesini tanzîm içün ʿalâ-kadri'l-imkân saʿy ü ikdâm eyleyeler. Ve mersûmlar hakkında kavâʿid-i harbiyye üzere rusûm-ı muʿtâd-ı ikrâm icrâ olunmak ve esliha ve ahmâl ve eskāllerin götürmek ve esîr-i harb olmamak ve maʿiyyetlerinde dört yâhûd sekiz kıyye çapında on pâre topla her bir topa onar atım cebe-hâne verilmek ve iç denizde vâkiʿ Fransa limânlarından birine nakl u îsâl etdirile.\nDördüncü mâdde:\n\nFransalu'nun İskenderiyye Lîmân'ında mevcûd ceng gemileri ve ʿumûmen tüccâr sefîneleri bi-ecmaʿihâ el-yevm bulundukları hey'et üzere düvel-i müttefikaya teslîm oluna.\nBeşinci ve altıncı mâdde:\n\nFransa askeri ve muʿînleri el-yevm İskenderiyye lîmânlarında bulunup, seyr-i deryâya iktidârı olan [Ü3 163b] Fransa yâhûd ecnebî sefînelerine ve Devlet-i ʿaliyye'nin yarar gemilerine vaʿde hulûlünde irkâb etdirilüp, istihdâm olunacak sefâyin ve neferâtın keyfiyyet ü kemmiyyeti ve işbu muʿâhedenin icrâsını tasʿîb edecek cemîʿ-i hâlât-ı muhtemiletü'z-zuhûrun defʿi husûslarını dostâne tanzîm içün tarafeynden me'mûrlar taʿyîn oluna. Ve el-yevm İskenderiyye'de mevcûd olan ve düvel-i müttefika tarafından verilecek sefâyinin milel-i muhtelifeden ʿibâret tâyifeleri beyninde vesîle-i münâzaʿa olmamak içün bir hatt-ı mahsûs çekilüp, karâr-gâhları muʿayyen kılınmak husûsları İngiltere Emîrâli ve Fransa Enşef taraflarından taʿyîn olunan ofiçyâller maʿrifetiyle tanzîm oluna.\nYedinci mâdde:\n\n[Ü4 88b] İskenderiyye Şehri'nde ve yâhûd Lîmân'ında mevcûd sefâyin derûnunda der-mahzen bulunan emvâl-i ticâret şimdilik düvel-i müttefika tarafından zabt olunup, sonra emvâl-i merkūme beyne'd-düvel cârî olan kavâʿid-i merʿiyye ve ʿinde'n-nâs muʿteber tutula gelan hukūk-ı mukarrereye tatbîkan tanzîm oluna. Ve tâyife-i tüccâr Fransa askeri maʿiyyetine ve rencîde etdirilmeyerek memleketde kalmak şıklarından birine karâr vermek üzere murahhas ve me'zûn olalar.\nSekizinci mâdde:\n\nFransa askeri ve maʿiyyetine refâkat edenlerin taʿyînât-ı yevmiyyeleri mesârıfı Fransa'ya vusûlleri gününe kadar esnây-ı râhda İngilüzlü'nün kavâʿid-i bahriyyeleri üzere düvel-i müttefika tarafından idâre ve ru'yet oluna.\nDokuzuncu mâdde: Françe cumhûru müttefiki olan devletlerin konsolosları ve maslahat-güzârları ʿazîmet ve ikāmete meʾzûn olup, mâ-dâme [Ü3 164a] tavr u hareketleri usûl-i edebe muvâfık ve ʿinde'l-ʿumûm merʿî kavâʿide mutâbık ola. Emvâl ve eşyâ ve evrakları taʿarruzdan emîn ola.\n\nOnuncu mâdde: Hasta-hâne olmak üzere İskenderiyye'den ʿazîmet edecek sefâyin, esnây-ı râhda hasta olacak kimesnelere dahi el verecek sefâyin ola. Ve sirâyetden ihtirâzen yek-dîgerle âmîzişleri münâsib olmayan hastaların yeri tahsîs olunmak içün tarafeyn ordusu etıbbâsı bi'l-müzâkere nizâm vereler.\n\nOn birinci mâdde: Erbâb-ı taʿlîm-hâne olanlar Fransa'dan alup getürdikleri ʿulûm u fünûna müteʿallık olanı götürmek câyiz olup, lâkin ʿibâre-i ʿArabiyye'de hatt-ı dest olan resâʾil ve esnâm ve sâyir Françe cumhûriyçün cemʿ olunmuş eşyây-ı nâdire ʿumûma dâhil emvâlden maʿdûd olmağla, düvel-i [Ü4 89a] müttefika sergerdelerine teslîm oluna.\n\nOn ikinci mâdde: Fransa askeri ve bunlara imdâd eden asker ve sâyir maʿiyyetlerinde refâkat edecek sefâyin yanında li-ecli'l-muhâfaza düvel-i müttefikanın ceng sefîneleri terfîk oluna. Ve sefâyin-i merkūmenin hılâl-i tarîkde bir vechile rencîde etdirilmemesi husûsunda devleteyn-i müşârun ileyhimâ resmen müteʿahhid ola. Ve rûzgârın şiddeti ve sâyir sebebe mebnî ayrılacak sefâyin hakkında düvel-i müttefika sergerdeleri mütekeffil ola. Ve Fransa askerini nakl edecek sefâyin mâ-dâme hâcet-i zarûriyye mess etmeye. Fransa sevâhilinden gayri sâhilde tevakkuf etmeye. Kaldıki bi'l-mukābele sefâyin-i merkūmenin Fransa'ya müddet-i meks ü tevakkuflarında ve lede'l-ʿavd esnây-ı râhda rencîde etdirilmamek üzere düvel-i Nasârâ beyninde muʿtâd olduğu gibi kâffe-i levâzımları o tarafdan vermek husûsuna [Ü3 164b] Fransa Enşef Cenerali müteʿahhid ola.\n\nOn üçüncü mâdde: Kalʿa ve ordu-gâhların Fransalu teslîmi anda Mısır'da mevcûd tarafeyn üserâsı redd oluna.\n\nOn dördüncü mâdde: Kalʿa ve palangalar ve mahzenler düvel-i müttefikaya teslîm olundukça, Fransalu'nun terk edecekleri top ve mühimmât ve zehâyir ve resmler ve eşyây-ı sâyirenin kabz u teslîmi içün me'mûrlar taʿyîn olunup, buna dâiyir iktizâ eden defâtir, tarafeyn me'mûrları tarafından tertîb ve imzâ oluna. Ancak İskenderiyye Şehri ve Kalʿası'nın bi'l-\ncümle resmleri ve memleketinin harîtaları İngiltere me'mûrlarına teslîm oluna. Ve tabyalar ve sahrîcler ve sâyir beylik binâlar el-yevm bundukları hey'et üzere kezâlik teslîm olunalar.\n\nOn beşinci mâdde: İşbu muʿâhedeyi cumhûra ihbâr içün me'mûr [Ü4 89b] olacak Fransa ofiçyâllerini zikr olunan palanga ve ordu-gâhlarını teslîm ʿakabinde Tulon'a nakl içün bir kıtʿa Fransa sefînesi gönderilecek olmağla, iktizâ eden pasaporta kağıdı verile. Ancak Fransa sefînesi olursa, top ile mücehhez olmaya.\n\nOn altıncı mâdde: İngilterelü'nün donanma ofiçyâllerinden başka ve kara askeri ofiçyâllerinden başka iki nefer rütbe sâhibi ofiçyâller ve asâkir-i İslâmiyye'den dahi iki nefer sâhib-i rütbe, emânet tarîkıyla Fransa Enşef Cenerali'ne verile. Ve Ceneral-i mesfûr dahi rütbelü dört nefer Ofiçyâl, İngiltere Enşef Cenerali'ne teslîm eyleye. Ve tarafeyn emânetleri, askerin sefâyine irkâb olunacağı anda verile.\n\nOn yedinci mâdde: İşbu muʿâhedenin icrâsında bir nevʿ müşkil zuhûr eyler ise, [Ü3 165a] tarafeyn meʾmûrları dostâne tesviye eyleyeler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hafî olmaya ki, şurût-ı tahliye zımnında Fransalu yirmi iki mâdde ʿarz edüp, baʿzısı agrâz u mefâsid ile memzûc olduğundan, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere o makūle müteʿazzirü'l-kabûl olan mâddeleri Kapudan Paşa hazretleri ve İngiltere sergerdeleri metn-i şart-nâmeden ihrâc ve bâkīsini dahi ıslâh u îzâhdan sonra ibkā etmeleriyle, şurût-ı münakkahanın hulâsası bu mahalle kayd u idrâc olundu.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_643.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Hafî olmaya ki, şurût-ı tahliye zımnında Fransalu yirmi iki mâdde ʿarz edüp, baʿzısı agrâz u mefâsid ile memzûc olduğundan, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere o makūle müteʿazzirü'l-kabûl olan mâddeleri Kapudan Paşa hazretleri ve İngiltere sergerdeleri metn-i şart-nâmeden ihrâc ve bâkīsini dahi ıslâh u îzâhdan sonra ibkā etmeleriyle, şurût-ı münakkahanın hulâsası bu mahalle kayd u idrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransızlar Mısr-ı Kāhire'den memleketlerine eğerçi emvâl-i kesîre ve emtiʿa-i vefîre nakl eylediler. Ancak on senede biri fenn-i harbe âşinâ olmuş ve otuz senede biri iʿmâl-i askere vukūf peydâ eylemiş kırk bin kadar müretteb ü muʿallem askerleri ve niçe zâbitân ve ceneralleri şemşîr-i zafer-te'sîre ʿalef ve niçe hazâyin ü tekellüfât ile vücûda [Ü4 90a] gelmiş donanma ve mühimmâtları zâyiʿ u telef olduğundan gayri, cumhûr mâlı olarak Mısır ve\nİskenderiyye ve sâyir mahallerde vâfir mühimmât ve zehâyir ve eşyâ terk etmeleriyle müvâzene olunsa, zararları Devlet-i ʿaliyye zararından efzûn olduğu vâreste-i şübühât u zunûn olup, ʿâkıbet ʿadd-ı nevâciz-i nedâmet ve darb-ı sîne-i hasret ederek, asker-i kalîl ile hâr u zelîl \"Hel min sebîl\" deyerek, vilâyetlerine ʿazîmet eylediler. İnşâʾallâhü Teʿâlâ kuvve-i istidrâciyyeleri gāyete resîde ve bundan sonra her tarafdan bisât-ı hatt u tirhâlleri berçîde ve ahbâr-ı hezîmet ü inkisârları şenîde olacağı muntazır-ı ashâb-ı hüsn-i ʿakīdedir. İskenderiyye [Ü3 165b] Lîmânı'na munzamm ve cevânibi hasânât-ı menîʿa ile müstahkem kılınan gadîrde, ibtidâ şalope idhâliyle küffâr şalopelerine ilkāy-ı âteş-i kahr u nekâl ve nâmını ser-defter-i abtâl-ı ricâl eden Ahmed Kapudan -ki Paşa hazretlerinin memlûk ve terbiyet-kerdesi ve dâyire-i şecâʿat ü besâletinin perverdesidir- bu defʿa zuhûr eden hidmet-i celâdeti mukābelesinde iltifât-ı Şâhâne'ye sezâ görülüp, bu feth-i celîl haberiyle Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve hakkında istinzâl-i emtâr-ı minhat-ı Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olunmuşidi. Kapudân-ı mezbûr şeref-i muhâtabât ile manzûr ve fâyizi senevî beş kîse bir sehm ile nâyil-i etemm-i sürûr olduğundan başka, çeleng ve ferve-i semmûr ile dil-şâd ve ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından dokuz kîse fâyizi olup, kasr-ı yedden ahz olunan Dâru'l-vekâle-i Haleb mukātaʿasıyla ber-murâd kılındı. Bundan başka İngiltere askeri Sergerdesi Hacinson'un birâderi Hacinson nâm Ofiçyâl'in vukūʿ [Ü4 90b] bulan muhârebâtda hidmeti mesbûk ve niʿam-ı nâ-mütenâhiyye-i Pâdişâhâne'den ol dahi mütenaʿʿim u merzûk olmak kasdıyla Kapudân-ı merkūma terfîk olunduğuna binâʾen, mersûmun hakkında dahi bahr-i bî-kenâr-ı kerem ü ʿinâyet-i Şâhâne mevc-rîz-i zuhûr olup, gerden-i iftihârına taʿlîk içün dâyiresi elmâs ile muhât ve merkez-i dâyirede şekl-i mâh nakş olunmuş bir kıtʿa âvîze-i girân-behâ ve taraf-ı hümâyûndan yirmi beş bin ve ʿismetlü Vâlide Sultân hazretleri tarafından on iki bin beş yüz guruşluk altûn ihsân u iʿtâ olundu.",
          "caption": "Tezyîl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_644.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tezyîl",
          "text": "Fransızlar Mısr-ı Kāhire'den memleketlerine eğerçi emvâl-i kesîre ve emtiʿa-i vefîre nakl eylediler. Ancak on senede biri fenn-i harbe âşinâ olmuş ve otuz senede biri iʿmâl-i askere vukūf peydâ eylemiş kırk bin kadar müretteb ü muʿallem askerleri ve niçe zâbitân ve ceneralleri şemşîr-i zafer-te'sîre ʿalef ve niçe hazâyin ü tekellüfât ile vücûda [Ü4 90a] gelmiş donanma ve mühimmâtları zâyiʿ u telef olduğundan gayri, cumhûr mâlı olarak Mısır ve\nİskenderiyye ve sâyir mahallerde vâfir mühimmât ve zehâyir ve eşyâ terk etmeleriyle müvâzene olunsa, zararları Devlet-i ʿaliyye zararından efzûn olduğu vâreste-i şübühât u zunûn olup, ʿâkıbet ʿadd-ı nevâciz-i nedâmet ve darb-ı sîne-i hasret ederek, asker-i kalîl ile hâr u zelîl \"Hel min sebîl\" deyerek, vilâyetlerine ʿazîmet eylediler. İnşâʾallâhü Teʿâlâ kuvve-i istidrâciyyeleri gāyete resîde ve bundan sonra her tarafdan bisât-ı hatt u tirhâlleri berçîde ve ahbâr-ı hezîmet ü inkisârları şenîde olacağı muntazır-ı ashâb-ı hüsn-i ʿakīdedir. İskenderiyye [Ü3 165b] Lîmânı'na munzamm ve cevânibi hasânât-ı menîʿa ile müstahkem kılınan gadîrde, ibtidâ şalope idhâliyle küffâr şalopelerine ilkāy-ı âteş-i kahr u nekâl ve nâmını ser-defter-i abtâl-ı ricâl eden Ahmed Kapudan -ki Paşa hazretlerinin memlûk ve terbiyet-kerdesi ve dâyire-i şecâʿat ü besâletinin perverdesidir- bu defʿa zuhûr eden hidmet-i celâdeti mukābelesinde iltifât-ı Şâhâne'ye sezâ görülüp, bu feth-i celîl haberiyle Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve hakkında istinzâl-i emtâr-ı minhat-ı Şehriyâr-ı deryâ-nevâl olunmuşidi. Kapudân-ı mezbûr şeref-i muhâtabât ile manzûr ve fâyizi senevî beş kîse bir sehm ile nâyil-i etemm-i sürûr olduğundan başka, çeleng ve ferve-i semmûr ile dil-şâd ve ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından dokuz kîse fâyizi olup, kasr-ı yedden ahz olunan Dâru'l-vekâle-i Haleb mukātaʿasıyla ber-murâd kılındı. Bundan başka İngiltere askeri Sergerdesi Hacinson'un birâderi Hacinson nâm Ofiçyâl'in vukūʿ [Ü4 90b] bulan muhârebâtda hidmeti mesbûk ve niʿam-ı nâ-mütenâhiyye-i Pâdişâhâne'den ol dahi mütenaʿʿim u merzûk olmak kasdıyla Kapudân-ı merkūma terfîk olunduğuna binâʾen, mersûmun hakkında dahi bahr-i bî-kenâr-ı kerem ü ʿinâyet-i Şâhâne mevc-rîz-i zuhûr olup, gerden-i iftihârına taʿlîk içün dâyiresi elmâs ile muhât ve merkez-i dâyirede şekl-i mâh nakş olunmuş bir kıtʿa âvîze-i girân-behâ ve taraf-ı hümâyûndan yirmi beş bin ve ʿismetlü Vâlide Sultân hazretleri tarafından on iki bin beş yüz guruşluk altûn ihsân u iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bu gazây-ı cesîm ve bu cihâd-ı ʿazîm sebebi ile menâbir ü mehâfil-i memâlik-i İslâmiyye ve mesâcid ü meʿâbid-i husûn ve meʿâkıl-ı ʿOsmâniyye'de tertîl olunan hutab ve\nedʿiye ve teʿârîf-i ʿörfiyyede elkāb-ı meʿâlî-nisâb-ı Mülûkâne'ye “Gāzî” lafz-ı ʿazîzinin inzımâmı vücûb-ı şerʿiyle vâcib ve bu mevhibe-i ilâhiyye'nin neşr ü ifâzası lâzım u lâzib olduğundan başka, “Men cehheze gāziyen fî sebîlillâh fe-kad gazâ” medlûlu üzere gāze-i ʿunvân-ı Gāzî, pîrâye-bahş-ı safahât ve cennât-ı ʿâlem ve bu cevher-i nâ-yâb kilâde-i gerden-i elkāb-ı Pâdişâh-ı İskender-haşem kılınmak bâbında taraf-ı Şeyhulislâmî'den fetvâ iʿtâ olunmağla, işbu Cumâdelûlâ'nın on altıncı Cumʿa günü Âsitâne-i saʿâdet ve Galata ve Üsküdâr ve hazret-i Hâlid ve sâyir mahallerde vâkiʿ cevâmiʿ u meʿâbidde lafz-ı mübârek-i Gāzi'yle nâm-ı sâmî-yi Mülûkâne tevşîh ve cemâʿat-i Müslimîn tenşît ü tefrîh olunup, gāyet-i neşât ve nihâyet-i inbisâtdan inâs u zükûr eşk-rîz-i sürûr olarak müteşekkir-i ʿatıyye-i cenâb-ı Rabb-i Gafûr oldular. Memâlik-i İslâmiyye'de mütemekkin mü'minîn [Ü4 91a] ve mü'minât ve fukarâ ve sâdât bu niʿam-ı bî-gāyâtdan hisse-mend-i meserrât olması zımnında fîmâ-baʿd mehâfil ü menâbirde hutabâ ʿale'l-ʿumûm lafz-ı şerîf-i “Gāzî” kırâ'atiyle mesâmiʿ-i nâsı teşnîf eylemeleriyçün aktâr-ı memâlik-i İslâmiyye'ye neşr-i evâmir ü menâşîr ve fukarâ vü zuʿafâ ve reʿâyâ vü berâyâ hıdmet-i girân ve pây-müzd-i firâvân ile mübtelây-ı zarar u husrân olmamak içün birer Tatar ile tesyîr [Ü3 166b] olundu.",
          "caption": "Zikr-i zamîme-i lafz-ı [Ü3 166a] şerîf-i “Gāzî” be-elkāb-ı ân Pâdişâh-ı sâhib-i megāzî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_645.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i zamîme-i lafz-ı [Ü3 166a] şerîf-i “Gāzî” be-elkāb-ı ân Pâdişâh-ı sâhib-i megāzî",
          "text": "Bu gazây-ı cesîm ve bu cihâd-ı ʿazîm sebebi ile menâbir ü mehâfil-i memâlik-i İslâmiyye ve mesâcid ü meʿâbid-i husûn ve meʿâkıl-ı ʿOsmâniyye'de tertîl olunan hutab ve\nedʿiye ve teʿârîf-i ʿörfiyyede elkāb-ı meʿâlî-nisâb-ı Mülûkâne'ye “Gāzî” lafz-ı ʿazîzinin inzımâmı vücûb-ı şerʿiyle vâcib ve bu mevhibe-i ilâhiyye'nin neşr ü ifâzası lâzım u lâzib olduğundan başka, “Men cehheze gāziyen fî sebîlillâh fe-kad gazâ” medlûlu üzere gāze-i ʿunvân-ı Gāzî, pîrâye-bahş-ı safahât ve cennât-ı ʿâlem ve bu cevher-i nâ-yâb kilâde-i gerden-i elkāb-ı Pâdişâh-ı İskender-haşem kılınmak bâbında taraf-ı Şeyhulislâmî'den fetvâ iʿtâ olunmağla, işbu Cumâdelûlâ'nın on altıncı Cumʿa günü Âsitâne-i saʿâdet ve Galata ve Üsküdâr ve hazret-i Hâlid ve sâyir mahallerde vâkiʿ cevâmiʿ u meʿâbidde lafz-ı mübârek-i Gāzi'yle nâm-ı sâmî-yi Mülûkâne tevşîh ve cemâʿat-i Müslimîn tenşît ü tefrîh olunup, gāyet-i neşât ve nihâyet-i inbisâtdan inâs u zükûr eşk-rîz-i sürûr olarak müteşekkir-i ʿatıyye-i cenâb-ı Rabb-i Gafûr oldular. Memâlik-i İslâmiyye'de mütemekkin mü'minîn [Ü4 91a] ve mü'minât ve fukarâ ve sâdât bu niʿam-ı bî-gāyâtdan hisse-mend-i meserrât olması zımnında fîmâ-baʿd mehâfil ü menâbirde hutabâ ʿale'l-ʿumûm lafz-ı şerîf-i “Gāzî” kırâ'atiyle mesâmiʿ-i nâsı teşnîf eylemeleriyçün aktâr-ı memâlik-i İslâmiyye'ye neşr-i evâmir ü menâşîr ve fukarâ vü zuʿafâ ve reʿâyâ vü berâyâ hıdmet-i girân ve pây-müzd-i firâvân ile mübtelây-ı zarar u husrân olmamak içün birer Tatar ile tesyîr [Ü3 166b] olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Havl ü kuvvet-i cenâb-ı Niʿme'n-nasîr ile iklîm-i Mısır levs-i vücûd-i düşmenden tathîr olunup, mukaddemâ ol diyâr-ı behcet-âsâra tegallüben istîlâ eden ümerânın dahi fîmâ-baʿd yed-i tesallutları inkıtâʿıyla Devlet-i ʿaliyye'ye nefʿi ve fukarâ vü zuʿafâya fâyidesi derkâr olacak bir tavr-ı cedîd-i müstahsen ihtirâʿ olunması katʿâ matlûb-ı Şâhâne olmağla, zikr olunan ümerâ ahz u habs ve Âsitâne'ye getürdilüp, muktezây-ı şîme-i Saltanat üzere baʿzısına meʿâş takdîr ve baʿzısı münâsib hıdmetlerde istihdâm olunmak cây-gîr-i zamîr olup, bu irâde merreten-baʿde-uhrâ Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtına ifâde olunmuşidi. İngiliz askeri Sergerdesi, ümerâyı istıshâb ve kemâ-kân zimâm-ı Mısır yedlerine verilmek semtine zehâb\nüzere olduğu müşârun ileyhimâ hazerâtı tarafından [Ü3 172a] tahrîr ü işrâb olunduğuna binâ'en, bu tarafda İngiliz Elçisi ile mâdde-i mezkûre müzâkere olunup, Sergerde-i mersûmu ilzâm eyleyeceğini teʿahhüd ü iltizâm ve irâde-i devleti tarafına ifâde vü i'lâm eylediği müşârun ileyhimâ hazerâtına bu tarafdan beyân-ı ifhâm olundukda, Sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri Mısır'da mevcûd ümerâ ve keşşâfı igtiyâl içün nasb-ı şebeke-i letâyifü'l-hiyel ve icrây-ı meʿâl-i \"Evvelü'l-fikr âhırü'l-ʿamel\" buyurup, [Ü4 91b] bu emr-i ehemmi Kapudan Paşa hazretleriyle muhâbere ve bir gün taʿyîn edüp, yevm-i mezkûrda Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa, Şarkıyye tarîkı olan ʿAzeb kubbesi tarafına ve Kuds-i şerîf Mutasarrıfı Vezîr Mehmed Paşa, Garbiyye cânibinde vâkiʿ ve tarîk-i Saʿîd'i mütekātıʿ olan boğaza taʿyîn ve Arnabud süvârîleri ʿale'l-ʿumûm hâric ve etrâf-ı Mısır'da der-kemîn kılındığından başka, Arnabud piyâdeleri dahi ikāmet-gâh-ı hazret-i Sadâret-penâhî olan konağa taʿbiye vü teşhîn olunup, ümerâ ve sâyirlerine taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Şâhâne'den ʿumûm hilʿatleri ve çelengler tevârüd edüp, bu teşrîfât-ı seniyyeden kendülerine dahi hisse tahsîs olunduğu beyânıyla daʿvet ve anlar dahi icâbet edüp, nefs-i Mısır'da bulunan Şeyhu'l-beled İbrâhîm Bey ve Cedâvî Hasan Bey ve çırağı Saçlı ʿOsmân Bey ve Mîr-i Hâcc-ı esbak Kāsım Bey ve Mehmed Bey ve Rişvân Bey ve ʿAli Bey ve ʿAbdurrahmân Bey ve Zülfekār Bey ve Sâlih Bey ve dîger Sâlih Bey ve Merzûk Bey ve eşiddâ'-i keşşâfdan Makrameci Selîm Kâşif ve Şâhîn Kâşif ve sâyirlerine irâde-i Pâdişâhî beyân olunup, zîk-ı mekân ve fikdân-ı tâb ü tüvân iktizâsıyla semʿan ve tâʿaten [Ü3 172b] kelâmını âverde-i zebân eyledikleri anda cümlesi kaldırılup, emvâl ü eşyalarına zarar gelmamek içün mukaddemce Yeniçeri Ağası'na dahi tenbîh olunduğundan, mâlları gāretden vikāye olunup, ʿavn-i cenâb-ı Müsehhilü's-sıʿâb ile bu hatb-ı cesîm ber-vech-i sühûlet pezîrufte-i hüsn-i sûret olup, cümlesi bahran Âsitâne'ye tesyîr, tasmîm-kerde-i Sadr-ı Felâtûn-tedbîr olmuşidi.\nÜmerâdan Diyâb Selîm Bey Nîl'in karşu tarafında Mısır'a iki sâʿat mesâfe “Menyel” nâm karyede [Ü4 92a] yüz kadar etbâʿıyla sûret-i tehassunda ikāmet ve bir müddetden berü daʿvet olundukça birer behâne ile ʿadem-i icâbet ve'l-hâsıl envâʿ-ı telattufât ile vakaʿdan evvel bir defʿa Serdâr-ı ekrem huzûruna gelüp, defʿ-i vahşetine tekayyüd olunduysa dahi, baʿde-ezîn temâruz sûretini ihtiyâr ve bu defʿa taleb olunsa gelmeyeceği âşikâr olduğundan\nfazla, etrâfı ihâta olunsa ümerâya ser-rişte-i muhâlefet olacağı ve şahs-ı vâhid sebebiyle şu kadar eşhâs elden çıkup, sefk-i dimâ hâlâtı vukūʿ bulacağı ihtimâlâtı vârid-i hâtır-ı Sadr-ı saʿîdü'l-me'âsir olup, ümerâ gāyilesi mündefiʿ olduğu gibi sühûletle mezbûr Selîm Bey dahi ahz olunmak irâde olunup, beş yüz kadar Arnabud ile Tâhir Paşa'yı ve Kapucular Kethudâsı'nı taʿyîn buyurmuşlar idi. Mîr-i mezbûr ʿan-asl mütevahhiş ve fiʿlinde hâzim bir şahıs olmağla, kazıyyeye vâkıf olduğu ân tebdîl-i mekân eyleyüp, süvârî olmak takrîbi ile piyâdegânın taʿkībi gayr-i müfîd ve süvârî taʿyîn olunsa bile Nîl'in tuğyânı zemânı olup, vücûd-i meʿâbir ü mesâlik nâ-bûd olduğu [Ü3 173a] zâhir ü bedîd olmağla, “Seg-be-sahrâ\" kavliyle ʿamel ve etrâf u eknâfa neşr-i evâmir kılınup, ʿavn ü ʿinâyet-i cenâb-ı Lem-yezel ile ol dahi karîben ser-i bürîde-i seyf-i ecel olacağı ve ümerâya itmi’nân-ı kalb hâsıl olmak niyyeti ile mukaddemâ te'dîb-i eşkıyây-ı ʿUrbân ve celb-i zehâyir mekāsıdıyla Saʿîd cânibine gönderilan Elfî Mehmed Bey kable'l-vakʿa Mısır'a celb irâde olunsa, kemâl-i vahşetinden icâbet etmeyeceği ve celbinde ilhâh u ibrâm kendüye sebeb-i tevellüd-i evhâm olacağı ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olduğuna binâʾen, hakkında derkâr olan kasd-ı muzmerr teʾcîl ve merkūmun dahi istîsâlüyçün etrâfa neşr-i emr-i celîl [Ü4 92b] kılınup, sinîn-i mütetâvileden berü pençe-i işkencelerinde zebûn olan Aʿrâb-ı bevâdî, üzerlerine teslît olunduğu Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri tarafından maʿrûz-ı ʿatebe-i Şehriyârî kılındı.",
          "caption": "Ahz u habs-i ümerâ'-i Mısır ez-cânib-i Sadrıaʿzam",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_646.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahz u habs-i ümerâ'-i Mısır ez-cânib-i Sadrıaʿzam",
          "text": "Havl ü kuvvet-i cenâb-ı Niʿme'n-nasîr ile iklîm-i Mısır levs-i vücûd-i düşmenden tathîr olunup, mukaddemâ ol diyâr-ı behcet-âsâra tegallüben istîlâ eden ümerânın dahi fîmâ-baʿd yed-i tesallutları inkıtâʿıyla Devlet-i ʿaliyye'ye nefʿi ve fukarâ vü zuʿafâya fâyidesi derkâr olacak bir tavr-ı cedîd-i müstahsen ihtirâʿ olunması katʿâ matlûb-ı Şâhâne olmağla, zikr olunan ümerâ ahz u habs ve Âsitâne'ye getürdilüp, muktezây-ı şîme-i Saltanat üzere baʿzısına meʿâş takdîr ve baʿzısı münâsib hıdmetlerde istihdâm olunmak cây-gîr-i zamîr olup, bu irâde merreten-baʿde-uhrâ Sadrıaʿzam ve Kapudan Paşa hazerâtına ifâde olunmuşidi. İngiliz askeri Sergerdesi, ümerâyı istıshâb ve kemâ-kân zimâm-ı Mısır yedlerine verilmek semtine zehâb\nüzere olduğu müşârun ileyhimâ hazerâtı tarafından [Ü3 172a] tahrîr ü işrâb olunduğuna binâ'en, bu tarafda İngiliz Elçisi ile mâdde-i mezkûre müzâkere olunup, Sergerde-i mersûmu ilzâm eyleyeceğini teʿahhüd ü iltizâm ve irâde-i devleti tarafına ifâde vü i'lâm eylediği müşârun ileyhimâ hazerâtına bu tarafdan beyân-ı ifhâm olundukda, Sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri Mısır'da mevcûd ümerâ ve keşşâfı igtiyâl içün nasb-ı şebeke-i letâyifü'l-hiyel ve icrây-ı meʿâl-i \"Evvelü'l-fikr âhırü'l-ʿamel\" buyurup, [Ü4 91b] bu emr-i ehemmi Kapudan Paşa hazretleriyle muhâbere ve bir gün taʿyîn edüp, yevm-i mezkûrda Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa, Şarkıyye tarîkı olan ʿAzeb kubbesi tarafına ve Kuds-i şerîf Mutasarrıfı Vezîr Mehmed Paşa, Garbiyye cânibinde vâkiʿ ve tarîk-i Saʿîd'i mütekātıʿ olan boğaza taʿyîn ve Arnabud süvârîleri ʿale'l-ʿumûm hâric ve etrâf-ı Mısır'da der-kemîn kılındığından başka, Arnabud piyâdeleri dahi ikāmet-gâh-ı hazret-i Sadâret-penâhî olan konağa taʿbiye vü teşhîn olunup, ümerâ ve sâyirlerine taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Şâhâne'den ʿumûm hilʿatleri ve çelengler tevârüd edüp, bu teşrîfât-ı seniyyeden kendülerine dahi hisse tahsîs olunduğu beyânıyla daʿvet ve anlar dahi icâbet edüp, nefs-i Mısır'da bulunan Şeyhu'l-beled İbrâhîm Bey ve Cedâvî Hasan Bey ve çırağı Saçlı ʿOsmân Bey ve Mîr-i Hâcc-ı esbak Kāsım Bey ve Mehmed Bey ve Rişvân Bey ve ʿAli Bey ve ʿAbdurrahmân Bey ve Zülfekār Bey ve Sâlih Bey ve dîger Sâlih Bey ve Merzûk Bey ve eşiddâ'-i keşşâfdan Makrameci Selîm Kâşif ve Şâhîn Kâşif ve sâyirlerine irâde-i Pâdişâhî beyân olunup, zîk-ı mekân ve fikdân-ı tâb ü tüvân iktizâsıyla semʿan ve tâʿaten [Ü3 172b] kelâmını âverde-i zebân eyledikleri anda cümlesi kaldırılup, emvâl ü eşyalarına zarar gelmamek içün mukaddemce Yeniçeri Ağası'na dahi tenbîh olunduğundan, mâlları gāretden vikāye olunup, ʿavn-i cenâb-ı Müsehhilü's-sıʿâb ile bu hatb-ı cesîm ber-vech-i sühûlet pezîrufte-i hüsn-i sûret olup, cümlesi bahran Âsitâne'ye tesyîr, tasmîm-kerde-i Sadr-ı Felâtûn-tedbîr olmuşidi.\nÜmerâdan Diyâb Selîm Bey Nîl'in karşu tarafında Mısır'a iki sâʿat mesâfe “Menyel” nâm karyede [Ü4 92a] yüz kadar etbâʿıyla sûret-i tehassunda ikāmet ve bir müddetden berü daʿvet olundukça birer behâne ile ʿadem-i icâbet ve'l-hâsıl envâʿ-ı telattufât ile vakaʿdan evvel bir defʿa Serdâr-ı ekrem huzûruna gelüp, defʿ-i vahşetine tekayyüd olunduysa dahi, baʿde-ezîn temâruz sûretini ihtiyâr ve bu defʿa taleb olunsa gelmeyeceği âşikâr olduğundan\nfazla, etrâfı ihâta olunsa ümerâya ser-rişte-i muhâlefet olacağı ve şahs-ı vâhid sebebiyle şu kadar eşhâs elden çıkup, sefk-i dimâ hâlâtı vukūʿ bulacağı ihtimâlâtı vârid-i hâtır-ı Sadr-ı saʿîdü'l-me'âsir olup, ümerâ gāyilesi mündefiʿ olduğu gibi sühûletle mezbûr Selîm Bey dahi ahz olunmak irâde olunup, beş yüz kadar Arnabud ile Tâhir Paşa'yı ve Kapucular Kethudâsı'nı taʿyîn buyurmuşlar idi. Mîr-i mezbûr ʿan-asl mütevahhiş ve fiʿlinde hâzim bir şahıs olmağla, kazıyyeye vâkıf olduğu ân tebdîl-i mekân eyleyüp, süvârî olmak takrîbi ile piyâdegânın taʿkībi gayr-i müfîd ve süvârî taʿyîn olunsa bile Nîl'in tuğyânı zemânı olup, vücûd-i meʿâbir ü mesâlik nâ-bûd olduğu [Ü3 173a] zâhir ü bedîd olmağla, “Seg-be-sahrâ\" kavliyle ʿamel ve etrâf u eknâfa neşr-i evâmir kılınup, ʿavn ü ʿinâyet-i cenâb-ı Lem-yezel ile ol dahi karîben ser-i bürîde-i seyf-i ecel olacağı ve ümerâya itmi’nân-ı kalb hâsıl olmak niyyeti ile mukaddemâ te'dîb-i eşkıyây-ı ʿUrbân ve celb-i zehâyir mekāsıdıyla Saʿîd cânibine gönderilan Elfî Mehmed Bey kable'l-vakʿa Mısır'a celb irâde olunsa, kemâl-i vahşetinden icâbet etmeyeceği ve celbinde ilhâh u ibrâm kendüye sebeb-i tevellüd-i evhâm olacağı ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olduğuna binâʾen, hakkında derkâr olan kasd-ı muzmerr teʾcîl ve merkūmun dahi istîsâlüyçün etrâfa neşr-i emr-i celîl [Ü4 92b] kılınup, sinîn-i mütetâvileden berü pençe-i işkencelerinde zebûn olan Aʿrâb-ı bevâdî, üzerlerine teslît olunduğu Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri tarafından maʿrûz-ı ʿatebe-i Şehriyârî kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır ve İskenderiyye fethinde leyl ü nehâr şedâyid-i muhârebe ve nevâyib-i mudârabeye sîne-güşây-ı tehammül ü istıbâr olanlara hüsn-i mükâfât, muktezây-ı şîme-i mürû'et-i Şehriyâr-ı mekârim-simât olduğuna binâ'en, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine bol yenlü bir sevb aʿlâ sırt semmûr kürk ve elmâs-ı girân-kıymet ile müzeyyen bir kıtʿa çeleng ve murassaʿ bir kabza şemşîr ve vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve ağayân-ı Ocak ve ricâl-i Devlet-i ʿaliyye ve sâyirlerine serâsere dûhte üç sevb sırt semmûr kürk ve beş sevb bol yenlü semmûr pâçesi kürk ve on sevb kontoş semmûr pâçesi kürk ve\nsekiz kıtʿa murassaʿ altûn çeleng ve bir elmâslı on beş kıtʿa altûn çeleng tahsînî hâvî hatt-ı hümâyûna mashûben Mîrâhûr-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî Şemseddîn Beyefendi'ye teslîm ve irsâl olunduğundan başka, Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerine bol yenlü bir sevb aʿlâ sırt semmûru kürk ve elmâs-ı girân-behâ ile tezyîn olunmuş bir kıtʿa çeleng-i pervîn-denk ve bir kıtʿa murassaʿ şemşîr ve süvâr oldukları kalyonda küşâd olunmak içün çeleng ve Zülfekār ve kal'a resm olunmuş musannaʿ bir sancak ve Vezîr Husrev Paşa hazretlerine serâsere dûhte bir sevb sırt semmûr kürk ve bir kıtʿa murassaʿ altûn çeleng [Ü4 93a] ve Kapudan Paşa [Ü3 167a] hazretlerinin ordularında mevcûd sergerdegân-ı asker ve kapudânân ve sâyireye ilbâs ve tevzîʿ içün on sevb-i semmûr pâçesi kontoş kürk ve yirmi kapûd ve birer elmâslı on kıtʿa çeleng ve elli kıtʿa yaldızlı sîm çeleng ve İngiltere donanması Amirali Ceneral Keys'e bol yenlü bir sevb sırt semmûr kürkü ve bir kıtʿa elmâslı çeleng ve elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl resm olunmuş bir kıtʿa âvîze ve tuğrâlı altûn vazʿ olunmuş âl şerîd ve Riyâle Amirali Ricar Bergton'a Amiral Keys'e gönderilen eşyânın çelengden mâ-ʿadâsı tertîb ü tesrîb olunduğundan gayri, İngilterelü'nün Kara Askeri Sergerdesi Enşef Hacinson Ceneral'e dahi Amiral Keys'e gönderilen teşrîfât-ı behiyye ile iltifât olunup, ʿAcemî Burunu'nda muhârebe-i şedîdeye mübâşeret eden Ceneral Kot'a dahi bol yenlü bir sevb sırt semmûru kürk ve hafifce elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl resm olunmuş bir kıtʿa âvîze ve tuğrâlı altûn vazʿ olunmuş bir âl şerîd ve İngiltere ordusunda mevcûd Macor Ceneral Kradok'a ve Macor Ceneral Mor'a ve Macor Ceneral Hob'a ve Macor Ceneral Mor'a ve Macor Ceneral Okes'e ve Ceneral\nLarson'a birer bol yenli sırt semmûr kürk ve birer altûn üzerine masnûʿ elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve yetmiş dokuzuncu recimendin kumandanı Kolonel Kamison'a ve sekizinci recimendin kumandanı Kolonel Drevson'a ve kırkıncı recimendin kumandanı Kolonel İspensır'a ve doksanıncı recimendin kumandanı Kolonel Hil'e ve ikinci recimendin kumandanı Kolonel Milor Valari'ye ve dokuzuncu [Ü3 167b] recimendin kumandanı Kolonel Yeksan'a ve Kolonel [Ü4 93b] Kemest'e ve Ceneral Enşef'in Sır Kâtibi'ne ve Kalor Ceneral Enşefin Sır Kâtibi'ne birer semmûr pâçesi kontoş kürk ile birer altûn nişân verilüp, Kolonel Lindannal'a dahi birer sevb-i semmûr pâçesi kontoş kürk ve altûn üzerine hafifçe elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve bir mücevher kutu ve Kolonel Mor'a dahi bunun ʿaynı verildiğinden gayri, şalopeler kumandanı İstivfeson'a ve Kapudan Halber'e ve Kapudan Mavel'e birer sevb-i semmûr pâçesi kontoş kürk ve birer altûn nişân ve sonradan gelmiş Ceneral var ise verilmek içün iki kıtʿa elmâslı yıldız ve hilâl nişânı li-ecli'l-ihtiyât gönderilüp, İngiltere donanması kapudanlarına ve mülâzımlarına ve kara askeri kolonel ve mayor ve kapudan mülâzımlarına ve sâyir ofiçyâllere her yedi yüzü on dörder dirhemden ve yedi yüz ellisi beşer dirhemden levha üzerine darb olunmuş tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı ve bunlardan mâ-ʿadâ sonradan tertîb olunan altı nefer Ceneral'e birer bol yenli semmûr kürk ve birer altûn üzerine elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve otuz nefer kalyonlar kapudanlarına birer semmûr pâçesi kontoş ve on dörder dirhemden altûn levha üzerine darb olunmuş birer tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı ve on beş foçyâllere birer semmûr pâçesi kürk ve on dirhemlik altûn levha üzerine\ndarb olunmuş birer tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı Mîrâhûr-ı Sânî Esʿad Bey ile Kapudan Paşa hazretleri tarafına firistâde olunup, yerlü yerine teslîm olunması ifâde kılındı. Süveys donanması Amirali Balatkin'in [Ü3 168a] şimdiye dek ʿavdeti, İngiltere Elçisi'nin müteyakkını olmağla, mersûma müretteb elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve tuğrâlı altûn [Ü4 94a] vazʿ olunmuş âl şerîd elçi-yi mezbûra teslîm ve îsâli tenbîh ü tefhîm olundu. Ve bu takımın Kara Askeri Sergerdesi Enşef Berd Ceneral'e bir sevb bol yenli sırt semmûr kürk ve elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve tuğrâlı altûn vazʿ olunmuş âl şerîd ve yine bu takımın cenerallerine ve sâyir müteʿayyinlerine on ikisi on dörder dirhemlik ve seksan sekizi dokuzar dirhemlik ve ellisi yedişer dirhemlik ve yüz ellisi beşer dirhemlik altûn levha üzerine darb olunmuş tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı Ordu-yi hümâyûn'a tesyâr ve yerlü yerine teslîmi Sadr-ı ʿâlî-kadr hazretlerine ihtâr olundu.",
          "caption": "Firistâden-i teşrîfât-ı seniyye be-Sadrıaʿzam ve be-Kapudan Paşa ve vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve ricâl-i Devlet-i ebed-kıyâm ve mültefet-şüden-i sergerdegân-ı asker-i İngiliz be-sunûf-ı ihsân-ı Cihân-bânî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_647.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i teşrîfât-ı seniyye be-Sadrıaʿzam ve be-Kapudan Paşa ve vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve ricâl-i Devlet-i ebed-kıyâm ve mültefet-şüden-i sergerdegân-ı asker-i İngiliz be-sunûf-ı ihsân-ı Cihân-bânî",
          "text": "Mısır ve İskenderiyye fethinde leyl ü nehâr şedâyid-i muhârebe ve nevâyib-i mudârabeye sîne-güşây-ı tehammül ü istıbâr olanlara hüsn-i mükâfât, muktezây-ı şîme-i mürû'et-i Şehriyâr-ı mekârim-simât olduğuna binâ'en, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine bol yenlü bir sevb aʿlâ sırt semmûr kürk ve elmâs-ı girân-kıymet ile müzeyyen bir kıtʿa çeleng ve murassaʿ bir kabza şemşîr ve vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve ağayân-ı Ocak ve ricâl-i Devlet-i ʿaliyye ve sâyirlerine serâsere dûhte üç sevb sırt semmûr kürk ve beş sevb bol yenlü semmûr pâçesi kürk ve on sevb kontoş semmûr pâçesi kürk ve\nsekiz kıtʿa murassaʿ altûn çeleng ve bir elmâslı on beş kıtʿa altûn çeleng tahsînî hâvî hatt-ı hümâyûna mashûben Mîrâhûr-ı Evvel-i hazret-i Şehriyârî Şemseddîn Beyefendi'ye teslîm ve irsâl olunduğundan başka, Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretlerine bol yenlü bir sevb aʿlâ sırt semmûru kürk ve elmâs-ı girân-behâ ile tezyîn olunmuş bir kıtʿa çeleng-i pervîn-denk ve bir kıtʿa murassaʿ şemşîr ve süvâr oldukları kalyonda küşâd olunmak içün çeleng ve Zülfekār ve kal'a resm olunmuş musannaʿ bir sancak ve Vezîr Husrev Paşa hazretlerine serâsere dûhte bir sevb sırt semmûr kürk ve bir kıtʿa murassaʿ altûn çeleng [Ü4 93a] ve Kapudan Paşa [Ü3 167a] hazretlerinin ordularında mevcûd sergerdegân-ı asker ve kapudânân ve sâyireye ilbâs ve tevzîʿ içün on sevb-i semmûr pâçesi kontoş kürk ve yirmi kapûd ve birer elmâslı on kıtʿa çeleng ve elli kıtʿa yaldızlı sîm çeleng ve İngiltere donanması Amirali Ceneral Keys'e bol yenlü bir sevb sırt semmûr kürkü ve bir kıtʿa elmâslı çeleng ve elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl resm olunmuş bir kıtʿa âvîze ve tuğrâlı altûn vazʿ olunmuş âl şerîd ve Riyâle Amirali Ricar Bergton'a Amiral Keys'e gönderilen eşyânın çelengden mâ-ʿadâsı tertîb ü tesrîb olunduğundan gayri, İngilterelü'nün Kara Askeri Sergerdesi Enşef Hacinson Ceneral'e dahi Amiral Keys'e gönderilen teşrîfât-ı behiyye ile iltifât olunup, ʿAcemî Burunu'nda muhârebe-i şedîdeye mübâşeret eden Ceneral Kot'a dahi bol yenlü bir sevb sırt semmûru kürk ve hafifce elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl resm olunmuş bir kıtʿa âvîze ve tuğrâlı altûn vazʿ olunmuş bir âl şerîd ve İngiltere ordusunda mevcûd Macor Ceneral Kradok'a ve Macor Ceneral Mor'a ve Macor Ceneral Hob'a ve Macor Ceneral Mor'a ve Macor Ceneral Okes'e ve Ceneral\nLarson'a birer bol yenli sırt semmûr kürk ve birer altûn üzerine masnûʿ elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve yetmiş dokuzuncu recimendin kumandanı Kolonel Kamison'a ve sekizinci recimendin kumandanı Kolonel Drevson'a ve kırkıncı recimendin kumandanı Kolonel İspensır'a ve doksanıncı recimendin kumandanı Kolonel Hil'e ve ikinci recimendin kumandanı Kolonel Milor Valari'ye ve dokuzuncu [Ü3 167b] recimendin kumandanı Kolonel Yeksan'a ve Kolonel [Ü4 93b] Kemest'e ve Ceneral Enşef'in Sır Kâtibi'ne ve Kalor Ceneral Enşefin Sır Kâtibi'ne birer semmûr pâçesi kontoş kürk ile birer altûn nişân verilüp, Kolonel Lindannal'a dahi birer sevb-i semmûr pâçesi kontoş kürk ve altûn üzerine hafifçe elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve bir mücevher kutu ve Kolonel Mor'a dahi bunun ʿaynı verildiğinden gayri, şalopeler kumandanı İstivfeson'a ve Kapudan Halber'e ve Kapudan Mavel'e birer sevb-i semmûr pâçesi kontoş kürk ve birer altûn nişân ve sonradan gelmiş Ceneral var ise verilmek içün iki kıtʿa elmâslı yıldız ve hilâl nişânı li-ecli'l-ihtiyât gönderilüp, İngiltere donanması kapudanlarına ve mülâzımlarına ve kara askeri kolonel ve mayor ve kapudan mülâzımlarına ve sâyir ofiçyâllere her yedi yüzü on dörder dirhemden ve yedi yüz ellisi beşer dirhemden levha üzerine darb olunmuş tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı ve bunlardan mâ-ʿadâ sonradan tertîb olunan altı nefer Ceneral'e birer bol yenli semmûr kürk ve birer altûn üzerine elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve otuz nefer kalyonlar kapudanlarına birer semmûr pâçesi kontoş ve on dörder dirhemden altûn levha üzerine darb olunmuş birer tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı ve on beş foçyâllere birer semmûr pâçesi kürk ve on dirhemlik altûn levha üzerine\ndarb olunmuş birer tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı Mîrâhûr-ı Sânî Esʿad Bey ile Kapudan Paşa hazretleri tarafına firistâde olunup, yerlü yerine teslîm olunması ifâde kılındı. Süveys donanması Amirali Balatkin'in [Ü3 168a] şimdiye dek ʿavdeti, İngiltere Elçisi'nin müteyakkını olmağla, mersûma müretteb elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve tuğrâlı altûn [Ü4 94a] vazʿ olunmuş âl şerîd elçi-yi mezbûra teslîm ve îsâli tenbîh ü tefhîm olundu. Ve bu takımın Kara Askeri Sergerdesi Enşef Berd Ceneral'e bir sevb bol yenli sırt semmûr kürk ve elmâs ile müzeyyen şems derûnunda yine elmâslı yıldız ve hilâl nişânı ve tuğrâlı altûn vazʿ olunmuş âl şerîd ve yine bu takımın cenerallerine ve sâyir müteʿayyinlerine on ikisi on dörder dirhemlik ve seksan sekizi dokuzar dirhemlik ve ellisi yedişer dirhemlik ve yüz ellisi beşer dirhemlik altûn levha üzerine darb olunmuş tuğrâlı yıldız ve hilâl nişânı Ordu-yi hümâyûn'a tesyâr ve yerlü yerine teslîmi Sadr-ı ʿâlî-kadr hazretlerine ihtâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mebde'-i ʿâlemden bu âna gelince ʿâlem-i kevn ü fesâdda ber-muktezây-ı tezâd vâkiʿ olan nizâl ü tırâd ʿakabinde hâsıl olan feth u nusrata sebeb ü ʿillet ve meydân-ı muhârebede izhâr-ı merdânegî vü celâdet edenlere tavr-ı maʿrûfları üzere iltifât u hürmet, de'b-i dîrîn-i Şehriyârân-ı etrâf ve kānûn-i pîşîn-i Tâc-dârân-ı eslâf olduğuna binâ'en, Pâdişâh-ı bâhirü'l-intibâh dâme fî ʿavni'l-İlâh hazretlerinin fütûhât-ı Mısır ve İskenderiyye'de bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir hademe-i Devlet-i ebed-kıyâm'larına ve ʿale'l-husûs İngilterelü'nün bahr u berr askerleri sergerdelerine ihsân buyurdukları tefârîk-ı eşyâ ve cevâhir-i girân-behâ ve nukūd-i müstevfâ hâric-i râdde-i hisâb ve nâ-güncây-ı havsala-i [Ü3 168b] erkām-ı kitâb olup, mülûk-i mâziyyenin birinden bu mertebe ihsân zuhûr etmediği, mütetebbiʿân-ı havâdisât-ı rûzgâr olan ashâb-ı itkāna nümâyân olduğundan başka, Avrupa devletleri muhârebelerinde ʿarz-ı celâdet ü hüner, yaʿnî bir kalʿa ve yâhûd tabur cenglerinin birinde [Ü4 94b] müteşahhısân devletlerinin biri tahsîl-i zafer eylese, har-mühre nevʿinden bir\nnişân ile mükerrem olup, şöyle ki, bi'l-iktizâ beyʿa ʿarz olunsa mukābilinde bir dirhem iʿtâsı müteʿazzir görilüp, Şehriyâr-ı İskender-himem bu defʿa İngiltere sergerdelerine bir rütbe ihsân ü kerem eyledi ki, mersûmlar kemâl-i ferah u inbisâtdan ʿillet-i şâd-merge mübtelâ olup, devletleri imtiyâzâtını fîmâ-baʿd istisgār u istihkāra mecbûr olacağları zâhir ü âşikârdır.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_648.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Mebde'-i ʿâlemden bu âna gelince ʿâlem-i kevn ü fesâdda ber-muktezây-ı tezâd vâkiʿ olan nizâl ü tırâd ʿakabinde hâsıl olan feth u nusrata sebeb ü ʿillet ve meydân-ı muhârebede izhâr-ı merdânegî vü celâdet edenlere tavr-ı maʿrûfları üzere iltifât u hürmet, de'b-i dîrîn-i Şehriyârân-ı etrâf ve kānûn-i pîşîn-i Tâc-dârân-ı eslâf olduğuna binâ'en, Pâdişâh-ı bâhirü'l-intibâh dâme fî ʿavni'l-İlâh hazretlerinin fütûhât-ı Mısır ve İskenderiyye'de bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir hademe-i Devlet-i ebed-kıyâm'larına ve ʿale'l-husûs İngilterelü'nün bahr u berr askerleri sergerdelerine ihsân buyurdukları tefârîk-ı eşyâ ve cevâhir-i girân-behâ ve nukūd-i müstevfâ hâric-i râdde-i hisâb ve nâ-güncây-ı havsala-i [Ü3 168b] erkām-ı kitâb olup, mülûk-i mâziyyenin birinden bu mertebe ihsân zuhûr etmediği, mütetebbiʿân-ı havâdisât-ı rûzgâr olan ashâb-ı itkāna nümâyân olduğundan başka, Avrupa devletleri muhârebelerinde ʿarz-ı celâdet ü hüner, yaʿnî bir kalʿa ve yâhûd tabur cenglerinin birinde [Ü4 94b] müteşahhısân devletlerinin biri tahsîl-i zafer eylese, har-mühre nevʿinden bir\nnişân ile mükerrem olup, şöyle ki, bi'l-iktizâ beyʿa ʿarz olunsa mukābilinde bir dirhem iʿtâsı müteʿazzir görilüp, Şehriyâr-ı İskender-himem bu defʿa İngiltere sergerdelerine bir rütbe ihsân ü kerem eyledi ki, mersûmlar kemâl-i ferah u inbisâtdan ʿillet-i şâd-merge mübtelâ olup, devletleri imtiyâzâtını fîmâ-baʿd istisgār u istihkāra mecbûr olacağları zâhir ü âşikârdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiyye fethi haberi meserret-bahş-ı vusûl oldukda, ʿîd tertîbi gibi rikâb olup, Şeyhülislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı, huzûr-ı hümâyûnda ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, tebrîk-i fütûhât-ı celîle resmen icrâ ve niçe niçe bu makūle nusrat-ı Samedâniyye'ye mazhar olmaları daʿavâtını takdîm ü edâ eylediler. Şeb-hengâm Boğaz-içi'nde vâkiʿ Rumeli ve Anadolu sâhil-hâneleri tezyîn ve izhâr-ı sürûr u şâdmânî kılınmak ruhsatı tebyîn olunup, fi'l-hâl zikr olunan sâhil-hânelerde şümûʿ ve kanâdîl-i reng-â-reng îkādıyla şeb-târ mânend-i nehâr ve sevâd-ı şâm, işrâk-ı neyyir-i aʿzam gibi kâmilü'l-envâr olup, rûy-ı deryâ zevârık-ı zer-i tılâ ile bir kantara-i vesîʿü'l-ercâ ve seyr ü temâşâda olan [Ü3 169a] pîr ü bernâ mütecâviz-i râdde-i ʿadd ü ihsâ olup, taraf taraf velvele-i cân-güdâz-ı “Yâ leyl”, resîde-i eyvân-ı necm-i Süheyl ve sû-be-sû terâne-i sâz, ebvâb-ı felek-i Zühre'yi bâz edüp, savt-i \"Hey Hey\" eyledi. “Lebrîz-i gûş-i ʿâlemi nâle vü zârı ferâmûş eylesün. Erbâb-ı gamm baʿde-ezîn maʿmûre-i kalbe keder yol bulmasun. Sûr fermân eyledi Sultân Selîm-i Cem-haşem” demdemesiyle bây u gedây ser-mest-i rahîk-ı sürûr, Gam-ı ferdâyı [Ü4 95a] gönülden çıkarup zevk edelim, Mey ü neyle dil-i gam-dîdeyi pür-şevk edelim, Olalım mülket-i şâdîye ʿinân-rîz-i vusûl, Kederi menzil-i nisyânda biraz ʿavk edelim. nagamât-ı cân-fezâsıyla aʿlâ vü ednâ neşve-yâb-ı bezm-i hubûr olup, üç nevbet Top-hâne ve Serây-burunu ve sâyir mahallerden atılan top sadâsı, velvele-endâz-ı nüh-kubbe-i âsumân ve evkāt-ı mezkûrede darb olunan kös ve Mehter-hâne âvâzesi, gâv-ı zemîne dehşet-resân oldu. Nazm:\nHalkı İstanbul'un ol mertebe mesrûr oldu, / Sûrunun dâyiresi dâ'ire-i sûr oldu. \n\nDört giceden sonra eyyâm-ı şâdîye gāyet verilüp, bir zemândan berü mahzûn olan 'âmme-i nâs, sâye-i Pâdişâhî'de nâyil-i sürûr-ı bî-kıyâs oldular.",
          "caption": "Zikr-i tezyîn-i sâhil-hânehâ be-kanâdîl ve şümûʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_649.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i tezyîn-i sâhil-hânehâ be-kanâdîl ve şümûʿ",
          "text": "İskenderiyye fethi haberi meserret-bahş-ı vusûl oldukda, ʿîd tertîbi gibi rikâb olup, Şeyhülislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı, huzûr-ı hümâyûnda ruhsat-yâb-ı kıyâm u müsûl olup, tebrîk-i fütûhât-ı celîle resmen icrâ ve niçe niçe bu makūle nusrat-ı Samedâniyye'ye mazhar olmaları daʿavâtını takdîm ü edâ eylediler. Şeb-hengâm Boğaz-içi'nde vâkiʿ Rumeli ve Anadolu sâhil-hâneleri tezyîn ve izhâr-ı sürûr u şâdmânî kılınmak ruhsatı tebyîn olunup, fi'l-hâl zikr olunan sâhil-hânelerde şümûʿ ve kanâdîl-i reng-â-reng îkādıyla şeb-târ mânend-i nehâr ve sevâd-ı şâm, işrâk-ı neyyir-i aʿzam gibi kâmilü'l-envâr olup, rûy-ı deryâ zevârık-ı zer-i tılâ ile bir kantara-i vesîʿü'l-ercâ ve seyr ü temâşâda olan [Ü3 169a] pîr ü bernâ mütecâviz-i râdde-i ʿadd ü ihsâ olup, taraf taraf velvele-i cân-güdâz-ı “Yâ leyl”, resîde-i eyvân-ı necm-i Süheyl ve sû-be-sû terâne-i sâz, ebvâb-ı felek-i Zühre'yi bâz edüp, savt-i \"Hey Hey\" eyledi. “Lebrîz-i gûş-i ʿâlemi nâle vü zârı ferâmûş eylesün. Erbâb-ı gamm baʿde-ezîn maʿmûre-i kalbe keder yol bulmasun. Sûr fermân eyledi Sultân Selîm-i Cem-haşem” demdemesiyle bây u gedây ser-mest-i rahîk-ı sürûr, Gam-ı ferdâyı [Ü4 95a] gönülden çıkarup zevk edelim, Mey ü neyle dil-i gam-dîdeyi pür-şevk edelim, Olalım mülket-i şâdîye ʿinân-rîz-i vusûl, Kederi menzil-i nisyânda biraz ʿavk edelim. nagamât-ı cân-fezâsıyla aʿlâ vü ednâ neşve-yâb-ı bezm-i hubûr olup, üç nevbet Top-hâne ve Serây-burunu ve sâyir mahallerden atılan top sadâsı, velvele-endâz-ı nüh-kubbe-i âsumân ve evkāt-ı mezkûrede darb olunan kös ve Mehter-hâne âvâzesi, gâv-ı zemîne dehşet-resân oldu. Nazm:\nHalkı İstanbul'un ol mertebe mesrûr oldu, / Sûrunun dâyiresi dâ'ire-i sûr oldu. \n\nDört giceden sonra eyyâm-ı şâdîye gāyet verilüp, bir zemândan berü mahzûn olan 'âmme-i nâs, sâye-i Pâdişâhî'de nâyil-i sürûr-ı bî-kıyâs oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "On iki seneye karîb müddetden berü Hazîne Kethudâsı ve Mâbeynci olan Çerkes Halîl Ağa me'mûr olduğu hıdemât-ı cesîmede delâlet-i 'akl ü rüşd ile izhâr-ı sadâkat ü ihlâs ve bu tarîka-i enîka ile taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye kesb-i temahhuz u ihtisâs eylediğinden fazla, zâtında vâkıf-ı mezâyây-ı umûr ve mikyâs-ı [Ü3 169b] endîşe-i mû-şikâf ile ziyâ-bahş-ı efkâr-ı cumhûr olup, mâ-lâ-ya'nîden dâmen-keş-i tebâ'üd ve leyl ü nehâr zirve-i iktisâb-ı 'ilm ü edebe tesâ'ud edüp, merâtib-i devlete 'ale'l-ıtlâk tahsîl-i isti'dâd u istihkāk ve semere-i şecere-i hıdemetiyle kâm-rân kılınması merkûz-ı zamîr-i Şehriyâr-ı âfâk olup, hakkında va'd-i bî-metâl dahi te'kîd-i hâl etmişidi. Mısır ve İskenderiyye'nin fethi haberi vürûdunda va'd-i hümâyûn karîn-i incâz ve matlab-ı a'lâsı olan silsile-i 'ulemâya idhâl ile mümtâz kılınıp, işbu Cumâdelûlâ'nın on altıncı Cuma günü ibtidâ Hâmise-i Süleymâniyye [Ü4 95b] ile tarîka dâhil ve bir gün murûrunda iki [on] yüz yedi Muharrem'inden zabt etmek üzere Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle bi'l-fi'l Galata Kazâsı'nı zabt şerefine nâyil olup, iltimâsı üzere bu sâl-i meyâmin-iştimâlde iskāt-i ferîza-i hacc eylemesine dahi ruhsat ihsân ve sunûf-ı 'avâtıf-ı Şâhâne ile kâm-rân kılınup, münhall olan Hazîne Kethudâlığı, makām-ı erba'în olan Hasoda'dan Hidâyet Paşa-zâde Sâlih Beyefendi intihâb ve Hazîne Kethudâlığı rütbe-i celîlesiyle mahsûd-ı etrâb kılındı.",
          "caption": "Çırağ-şüden-i Kethudây-ı Hazîne-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_650.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Çırağ-şüden-i Kethudây-ı Hazîne-i hümâyûn",
          "text": "On iki seneye karîb müddetden berü Hazîne Kethudâsı ve Mâbeynci olan Çerkes Halîl Ağa me'mûr olduğu hıdemât-ı cesîmede delâlet-i 'akl ü rüşd ile izhâr-ı sadâkat ü ihlâs ve bu tarîka-i enîka ile taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Mülûkâne'ye kesb-i temahhuz u ihtisâs eylediğinden fazla, zâtında vâkıf-ı mezâyây-ı umûr ve mikyâs-ı [Ü3 169b] endîşe-i mû-şikâf ile ziyâ-bahş-ı efkâr-ı cumhûr olup, mâ-lâ-ya'nîden dâmen-keş-i tebâ'üd ve leyl ü nehâr zirve-i iktisâb-ı 'ilm ü edebe tesâ'ud edüp, merâtib-i devlete 'ale'l-ıtlâk tahsîl-i isti'dâd u istihkāk ve semere-i şecere-i hıdemetiyle kâm-rân kılınması merkûz-ı zamîr-i Şehriyâr-ı âfâk olup, hakkında va'd-i bî-metâl dahi te'kîd-i hâl etmişidi. Mısır ve İskenderiyye'nin fethi haberi vürûdunda va'd-i hümâyûn karîn-i incâz ve matlab-ı a'lâsı olan silsile-i 'ulemâya idhâl ile mümtâz kılınıp, işbu Cumâdelûlâ'nın on altıncı Cuma günü ibtidâ Hâmise-i Süleymâniyye [Ü4 95b] ile tarîka dâhil ve bir gün murûrunda iki [on] yüz yedi Muharrem'inden zabt etmek üzere Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle bi'l-fi'l Galata Kazâsı'nı zabt şerefine nâyil olup, iltimâsı üzere bu sâl-i meyâmin-iştimâlde iskāt-i ferîza-i hacc eylemesine dahi ruhsat ihsân ve sunûf-ı 'avâtıf-ı Şâhâne ile kâm-rân kılınup, münhall olan Hazîne Kethudâlığı, makām-ı erba'în olan Hasoda'dan Hidâyet Paşa-zâde Sâlih Beyefendi intihâb ve Hazîne Kethudâlığı rütbe-i celîlesiyle mahsûd-ı etrâb kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd ile İskenderiyye'den ihrâc u ibʿâd olunan kefere-i bakıyyetü's-süyûfun diyâr-ı nekbet-medârlarına nakl olunmalariyçün lâzım gelan sefâyin ü merâkib fî-esra'i'l-eyyâm nizâm bulup, me'kûlât ü meşrûbâtları dahi ber-vech-i evfâ tertîb ve Reşîd medfûʿâtı gibi yanlarına donanmalardan ceng gemileri taʿyîni ile hengâm-ı ʿazîmetleri takrîb olunup, refte refte sevâhil-i Fransa'ya [Ü3 170a] tesrîb olunarak, işbu Cumâdelâhıre'nin yedinci Pençşenbih günü Kapudan Paşa hazretleri Ordu-yi hümâyûn pûyundan ilmâm u nüzûl ve İskenderiyye'ye pâ-nihâde-i duhûl olup, kalʿa muhâfazasasına ve sâyir palanga ve hasânâtın vikāyesine imlây-ı ecnâd ve ihzâr-ı ʿudde vü ʿatâd edüp, kilîd-i kalʿayı Ser-duhânî'leriyle merfûʿ-ı dergâh-ı Pâdişâh-ı vâlâ-nijâd eyledi.\nİmdâd-ı Mürsilü'r-riyâh ile mâh-ı merkūmun yirmi beşinci günü sâhil-res-i selâmet ve Âsitâne-i saʿâdet'e gulgule-endâz-ı meserret olup, ibtidâ huzûr-ı Kāyim-makāmî'ye mefâtîh-i mezkûreyi ʿarz u takdîm ve bol yenlü bir sevb-i semmûr kürk telebbüsüyle kesb-i fahr-i ʿazîm edüp, Kapu Kethudâsı Selîm Sâbit Efendi'ye dahi bir sevb bol yenlü semmûr kürk ilbâs [Ü4 96a] ve ol dahi hisse-yâb-ı lutf-i bî-kıyâs kılındıkdan sonra, keyfiyyet huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye ʿarz u ifâde ve mûmâ ileyhimâ dahi Enderûn-ı hümâyûn'a firistâde olundu. \n\n Zûr-bâzû-yı devlet ve kuvve-i kāhire-i Saltanat ile feth olunan kılâʿ u meʿâkılın mekālîdi alay ile Serây-ı dilârây-ı Mülûkâne'ye tavsîl ve ve bu takrîb dâmen-bûs-i hazret-i Zıllullâhî ile dest-mâye-i şeref-i tahsîl, kānûn-i dîrîn-i Devlet-i ebed-makrûn olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Pençşenbih günü Şeyhülislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve kudât-ı asâkir ve Menâsıb-ı sitte ricâli ve ʿumûmen Ocak ağaları tertîb-i ʿacîb ve nizâm-ı dil-firîb ile Serây-ı bî-hemtây-ı Cihân-dârî'ye ruhsây-ı ʿazîmet ve Top-kapu'da\nvâkiʿ olup, itmâmı târîhi “Bâğ-ı Tarab (باغ طرب)” ve beyne'n-nâs “Bâğ-ı İrem” ʿunvânıyla müteʿârif olan mevkıʿ-i dil-nişînde [Ü3 170b] vakfe-gîr-i istirâhat olmalarıyla, rûh-ı cismân-ı ʿâlem ve bâʿis-i nizâm-ı ümem olan Şehriyâr-ı tayyibü'l-nesem hazretleri Kasr-ı cedîd'e şeref-bahş-ı nüzûl ve ibtidâ Şeyhulislâm ve Kāyim-makām hazerâtı, huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Tâc-dârî'lerinde ruhsat-yâfte-i kıyâm u müsûl olmalarıyla, Şeyhulislâm Efendi hazretlerine beyâza kablu ve Kāyim-makām Paşa hazretlerine serâsere dûhte ferve-i semmûr iksâ ve Kapu Kethudâsı'yla Ser-duhânî'ye hâricde hilʿatler geydirildikden sonra, erkân-ı Saltanat ʿumûmen Kasr-ı cedîd Sâhası'na cebhe-sây oldular. Kapudan Paşa hazretlerinin ferah-rîz-i vürûd olan kāyimesini Reʾîsülküttâb Efendi savt-ı bülend ile kırâʾat ve mefhûmunu cümleye ifhâm u işâʿat ʿakībinde Ayasofya Şeyhı duʿâya kıyâm ve baʿde'l-hitâm resm-i tehniyyet icrâsına mübâşeret olunup, yâverî-yi baht-ı müsâʿid ile meclis-i [Ü4 96b] akdes-i Mülûkâne'de bulunan ashâb-ı mesânid vâhiden-baʿde-vâhidin takbîl-i dâmen ile ihrâz-ı dest-mâye-i mekāsıd etdikden sonra, mesrûr u şâdân mahallerine râciʿ u ʿâʾid oldular. Berârende-i nüvîd ve kilîd olan Ser-duhânî'ye beş kîse nemâlı bir sehm ile bir mikdâr nakd ihsân ve emsâli gibi bu dahi manzûr-ı nigâh-ı lutf-i firâvân kılındı. [Mısra]: Cenâb-ı Vâhibü'l-âmâle hamd-i bî-şümâr olsun O arz-ı vesîʿü't-tûli ve'l-ʿarz -ki lisân-ı ebnây-ı zemânede “Ümm-i dünyâ” ʿunvânıyla zîb-i meşîme-i şöhretdir- fazl-ı nâ-mütenâhî-yi İlâhî ile zamîme-i mülk-i Pâdişâhî ve Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'da sarâhaten ve kinâyeten zikri tekerrür eden memleket-i fesîhatü'l-ercâ kemâ-kân dâhil-i taht-ı tasarruf-ı hazret-i Şehinşâhî oldu. [Ü3 171a]",
          "caption": "Vürûd-ı mefâtîh-i İskenderiyye be-imdâd-ı cûd-ı İlâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_651.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı mefâtîh-i İskenderiyye be-imdâd-ı cûd-ı İlâhî",
          "text": "Fazl-ı Rabbü'l-ʿibâd ile İskenderiyye'den ihrâc u ibʿâd olunan kefere-i bakıyyetü's-süyûfun diyâr-ı nekbet-medârlarına nakl olunmalariyçün lâzım gelan sefâyin ü merâkib fî-esra'i'l-eyyâm nizâm bulup, me'kûlât ü meşrûbâtları dahi ber-vech-i evfâ tertîb ve Reşîd medfûʿâtı gibi yanlarına donanmalardan ceng gemileri taʿyîni ile hengâm-ı ʿazîmetleri takrîb olunup, refte refte sevâhil-i Fransa'ya [Ü3 170a] tesrîb olunarak, işbu Cumâdelâhıre'nin yedinci Pençşenbih günü Kapudan Paşa hazretleri Ordu-yi hümâyûn pûyundan ilmâm u nüzûl ve İskenderiyye'ye pâ-nihâde-i duhûl olup, kalʿa muhâfazasasına ve sâyir palanga ve hasânâtın vikāyesine imlây-ı ecnâd ve ihzâr-ı ʿudde vü ʿatâd edüp, kilîd-i kalʿayı Ser-duhânî'leriyle merfûʿ-ı dergâh-ı Pâdişâh-ı vâlâ-nijâd eyledi.\nİmdâd-ı Mürsilü'r-riyâh ile mâh-ı merkūmun yirmi beşinci günü sâhil-res-i selâmet ve Âsitâne-i saʿâdet'e gulgule-endâz-ı meserret olup, ibtidâ huzûr-ı Kāyim-makāmî'ye mefâtîh-i mezkûreyi ʿarz u takdîm ve bol yenlü bir sevb-i semmûr kürk telebbüsüyle kesb-i fahr-i ʿazîm edüp, Kapu Kethudâsı Selîm Sâbit Efendi'ye dahi bir sevb bol yenlü semmûr kürk ilbâs [Ü4 96a] ve ol dahi hisse-yâb-ı lutf-i bî-kıyâs kılındıkdan sonra, keyfiyyet huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'ye ʿarz u ifâde ve mûmâ ileyhimâ dahi Enderûn-ı hümâyûn'a firistâde olundu. \n\n Zûr-bâzû-yı devlet ve kuvve-i kāhire-i Saltanat ile feth olunan kılâʿ u meʿâkılın mekālîdi alay ile Serây-ı dilârây-ı Mülûkâne'ye tavsîl ve ve bu takrîb dâmen-bûs-i hazret-i Zıllullâhî ile dest-mâye-i şeref-i tahsîl, kānûn-i dîrîn-i Devlet-i ebed-makrûn olduğuna binâ'en, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Pençşenbih günü Şeyhülislâm ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı ve kudât-ı asâkir ve Menâsıb-ı sitte ricâli ve ʿumûmen Ocak ağaları tertîb-i ʿacîb ve nizâm-ı dil-firîb ile Serây-ı bî-hemtây-ı Cihân-dârî'ye ruhsây-ı ʿazîmet ve Top-kapu'da\nvâkiʿ olup, itmâmı târîhi “Bâğ-ı Tarab (باغ طرب)” ve beyne'n-nâs “Bâğ-ı İrem” ʿunvânıyla müteʿârif olan mevkıʿ-i dil-nişînde [Ü3 170b] vakfe-gîr-i istirâhat olmalarıyla, rûh-ı cismân-ı ʿâlem ve bâʿis-i nizâm-ı ümem olan Şehriyâr-ı tayyibü'l-nesem hazretleri Kasr-ı cedîd'e şeref-bahş-ı nüzûl ve ibtidâ Şeyhulislâm ve Kāyim-makām hazerâtı, huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Tâc-dârî'lerinde ruhsat-yâfte-i kıyâm u müsûl olmalarıyla, Şeyhulislâm Efendi hazretlerine beyâza kablu ve Kāyim-makām Paşa hazretlerine serâsere dûhte ferve-i semmûr iksâ ve Kapu Kethudâsı'yla Ser-duhânî'ye hâricde hilʿatler geydirildikden sonra, erkân-ı Saltanat ʿumûmen Kasr-ı cedîd Sâhası'na cebhe-sây oldular. Kapudan Paşa hazretlerinin ferah-rîz-i vürûd olan kāyimesini Reʾîsülküttâb Efendi savt-ı bülend ile kırâʾat ve mefhûmunu cümleye ifhâm u işâʿat ʿakībinde Ayasofya Şeyhı duʿâya kıyâm ve baʿde'l-hitâm resm-i tehniyyet icrâsına mübâşeret olunup, yâverî-yi baht-ı müsâʿid ile meclis-i [Ü4 96b] akdes-i Mülûkâne'de bulunan ashâb-ı mesânid vâhiden-baʿde-vâhidin takbîl-i dâmen ile ihrâz-ı dest-mâye-i mekāsıd etdikden sonra, mesrûr u şâdân mahallerine râciʿ u ʿâʾid oldular. Berârende-i nüvîd ve kilîd olan Ser-duhânî'ye beş kîse nemâlı bir sehm ile bir mikdâr nakd ihsân ve emsâli gibi bu dahi manzûr-ı nigâh-ı lutf-i firâvân kılındı. [Mısra]: Cenâb-ı Vâhibü'l-âmâle hamd-i bî-şümâr olsun O arz-ı vesîʿü't-tûli ve'l-ʿarz -ki lisân-ı ebnây-ı zemânede “Ümm-i dünyâ” ʿunvânıyla zîb-i meşîme-i şöhretdir- fazl-ı nâ-mütenâhî-yi İlâhî ile zamîme-i mülk-i Pâdişâhî ve Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'da sarâhaten ve kinâyeten zikri tekerrür eden memleket-i fesîhatü'l-ercâ kemâ-kân dâhil-i taht-ı tasarruf-ı hazret-i Şehinşâhî oldu. [Ü3 171a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İklîm-i Mısır, hamiyyetün ʿani'l-ısr, bi-hazâfîrihâ levs-i vücûd-ı aʿdâdan pâk ve envâr-ı ehl-i İslâm ile kemâ-kân tâb-nâk olduğuna binâʾen, iʿlân-ı lutf-i cenâb-ı Zü'l-minen ve rağm-ı enf-i düşmen kasdıyla ocağlara deryâ şenliği fermân ve mesârıfları mîrî tarafından ihsan olunup, kānûn üzere ibtidâ Cebe-hâne ve baʿdehû ʿale't-tertîb sâyir ocağlar fevâsıl-ı karîbe ile birbirinden şugl ü ʿamellerin ihfâ ve bu esnâda hâzır u müheyyâ oldukları ʿarz-ı ʿâlem-i bâlâ kılınup, ba'de'l-isticâze şehr-i Recebü'l-ferdin sekizinci gicesi bed' ile sanayiʿ-i garîbelerin icrâ eylediler. Envâʿ-ı püskürme ve hevâyî ve bahrîler îcâd ve taraf taraf işʿâl ü îkād ile leyâlîyi muzlimeyi hem-reng-i bâmdâd eylediklerinden gayri, cengî sallarında olan rakkāsân-ı mütenâsibü'l-aʿzâ rehz-i vücûd-ı nâzenîn ve girişme vü sihr-âferîn ile niçe derd-mendânı bend-i şikâl-i ʿaşk-ı mecâzî ve niçe [Ü4 97a] hevâ-perestânı pâ-beste-i ʿukkāl-ı kâr-endâzî edüp, kılâʿ-ı masnûʿada kâyin savt-ı müdâfiʿ-i raʿd-âşûb, lerze-efgen-i çarh-ı devvâr ve sâyir âlât-ı nâriyyeden bedîdâr olan şuʿle-i cevvâle-i hûş-rübâ yâd-âver-i âyet-i “Ve kinâ Rabbenâ ʿazâbe'n-nâr” olup, tâbiş-i reng-âmîz-i mehtâb, nümûne-nümây-ı kurs-ı âfitâb ve şerâre-i nâyire-i hevâyiyân, nücûm-ı zâhire gibi cevv-i semâya pertev-efşân olup, her Ocağ mehâretlerini izhâr ve sılât u ʿatâyây-ı Şâhâne ile kesb-i sermâye-i hubûr u mesârr eylediler. Leyâlî-yi mezkûrede Şehriyâr-ı sütûde-etvâr Yalı-köşkü'nü makdem-i hümâyûnlarıyla lâmiʿü'l-envâr buyurup, zikr olunan sanâyiʿ-i garîbeyi temâşâ ile mirʾât-ı âlem-nümây-ı tabʿ-ı [Ü3 171b] Cihân-dârî'lerinde suver-i inbisât rû-nümâ olup, Kāyim-makām Paşa ve ricâl-i bâb ve defterdârân içün dahi hâric-i kasr-ı mezkûrda seyr ü temâşâ içün hıyâm nasb olunduğundan fazla, düvel elçileri dahi bu seyrden mahrûm olmamak zımnında cümlesi mahall-i mezkûra celb ve taʿyîn-i mahall ile inşirâh-ı kalb kesb eylediklerinden gayri, taraf-ı Şâhâne'den birer mükemmel boğça ile mesrûr ve cemʿ-i fâyideteyn ile nâyil-i etemm-i iftihâr u hubûr oldular. Ağayân-ı Ocağ ve sâyir zâbitân dahi hisse-mend-i lutf ü inʿâm-ı Pâdişâhî ve Defter-i\nTeşrîfât'da mukayyed olduğu vechile birer birer hilʿat geyüp, cümlesi iltifât u nevâziş-i Tâcdâri'yle mübâhî oldular.",
          "caption": "Zikr-i Donanma-yi deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_652.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i Donanma-yi deryâ",
          "text": "İklîm-i Mısır, hamiyyetün ʿani'l-ısr, bi-hazâfîrihâ levs-i vücûd-ı aʿdâdan pâk ve envâr-ı ehl-i İslâm ile kemâ-kân tâb-nâk olduğuna binâʾen, iʿlân-ı lutf-i cenâb-ı Zü'l-minen ve rağm-ı enf-i düşmen kasdıyla ocağlara deryâ şenliği fermân ve mesârıfları mîrî tarafından ihsan olunup, kānûn üzere ibtidâ Cebe-hâne ve baʿdehû ʿale't-tertîb sâyir ocağlar fevâsıl-ı karîbe ile birbirinden şugl ü ʿamellerin ihfâ ve bu esnâda hâzır u müheyyâ oldukları ʿarz-ı ʿâlem-i bâlâ kılınup, ba'de'l-isticâze şehr-i Recebü'l-ferdin sekizinci gicesi bed' ile sanayiʿ-i garîbelerin icrâ eylediler. Envâʿ-ı püskürme ve hevâyî ve bahrîler îcâd ve taraf taraf işʿâl ü îkād ile leyâlîyi muzlimeyi hem-reng-i bâmdâd eylediklerinden gayri, cengî sallarında olan rakkāsân-ı mütenâsibü'l-aʿzâ rehz-i vücûd-ı nâzenîn ve girişme vü sihr-âferîn ile niçe derd-mendânı bend-i şikâl-i ʿaşk-ı mecâzî ve niçe [Ü4 97a] hevâ-perestânı pâ-beste-i ʿukkāl-ı kâr-endâzî edüp, kılâʿ-ı masnûʿada kâyin savt-ı müdâfiʿ-i raʿd-âşûb, lerze-efgen-i çarh-ı devvâr ve sâyir âlât-ı nâriyyeden bedîdâr olan şuʿle-i cevvâle-i hûş-rübâ yâd-âver-i âyet-i “Ve kinâ Rabbenâ ʿazâbe'n-nâr” olup, tâbiş-i reng-âmîz-i mehtâb, nümûne-nümây-ı kurs-ı âfitâb ve şerâre-i nâyire-i hevâyiyân, nücûm-ı zâhire gibi cevv-i semâya pertev-efşân olup, her Ocağ mehâretlerini izhâr ve sılât u ʿatâyây-ı Şâhâne ile kesb-i sermâye-i hubûr u mesârr eylediler. Leyâlî-yi mezkûrede Şehriyâr-ı sütûde-etvâr Yalı-köşkü'nü makdem-i hümâyûnlarıyla lâmiʿü'l-envâr buyurup, zikr olunan sanâyiʿ-i garîbeyi temâşâ ile mirʾât-ı âlem-nümây-ı tabʿ-ı [Ü3 171b] Cihân-dârî'lerinde suver-i inbisât rû-nümâ olup, Kāyim-makām Paşa ve ricâl-i bâb ve defterdârân içün dahi hâric-i kasr-ı mezkûrda seyr ü temâşâ içün hıyâm nasb olunduğundan fazla, düvel elçileri dahi bu seyrden mahrûm olmamak zımnında cümlesi mahall-i mezkûra celb ve taʿyîn-i mahall ile inşirâh-ı kalb kesb eylediklerinden gayri, taraf-ı Şâhâne'den birer mükemmel boğça ile mesrûr ve cemʿ-i fâyideteyn ile nâyil-i etemm-i iftihâr u hubûr oldular. Ağayân-ı Ocağ ve sâyir zâbitân dahi hisse-mend-i lutf ü inʿâm-ı Pâdişâhî ve Defter-i\nTeşrîfât'da mukayyed olduğu vechile birer birer hilʿat geyüp, cümlesi iltifât u nevâziş-i Tâcdâri'yle mübâhî oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tafsîl ü beyân olunduğu vech üzere cânib-i Mısır'da olan ümerâ kazıyyesi sûret-yâb ve Elfî Mehmed Bey mütevahhiş bulunup, celb-i zehâyir ünvanıyla mukaddemce Saʿîd tarafına şitâb ve kurb-i Kāhire'de kemâl-i hazm ile mukīm olan Diyâb Selîm Bey dahi mâddeye vukūf ile cânib-i sahrâya ʿinân-tâb olmuşidi. Mısır Vâlîsi Vezîr [Ü4 97b] Husrev Paşa'yı dârât ile Kāhire'ye getürmek ve hılâl-i râhda baʿzı Aʿrâb eşkıyâsını istîsâl ü te'dîb etmek vâdîlerinde ümerânın baʿzısı bi'l-muhâbere İskenderiyye'ye celb olunup, tahsîs olunan yevm-i maʿhûdda ahz u habs olunmalarını Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri, Vezîr Kapudan Paşa hazretlerine ifâde ve irâde-i Şâhâne'yi şâmil savb-ı [Ü3 173b] müşârun ileyhe tahrîrât firistâde etmişidi. İngiliz Sergerdesi Enşef'in himâyet-i ümerâda derkâr olan ikdâm u ısrârı mütehakkak olduğundan, fî-bâdiyyi'l-emr kazıyyenin mersûma keşf ü îzâhında harec ve kemâl-i ruʿûnetinden pâ-ber-cây-ı merkez-i ʿinâd u lecc olacağı, karâyin-i hâliyye ile müstahrec olup, Enşef'in birkaç günden sonra Malta'ya ʿazîmeti tebeyyün etmiş bulunmağla, ʿazîmeti ʿakabinde maslahata şurûʿu inkibâb istisvâb olunduysa dahi, Sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri tarafından vürûd eden tahrîrâta nazaran ümerânın Mısır'da mahbûsiyyetleri iki-üç gün olup, İskenderiyye'de olan ümerâ maslahatı te'ahhur kabûl etse, bu sırr-ı mektûm cümleye maʿlûm olup, ümerâ ʿinân-gerdân-ı firâr ve yâhûd İngilterelü'ye dâhil düşüp, fi'l-asl himâyelerinde olduklarından, lâ-mahâle tesahhub ve bu keyfiyyetle maslahat fevt olacağı âşikâr olmağla, ʿadem-i füshat-i vakt ile tedbîre mahall kalmadığından, nâ-çâr maslahat-ı mezkûrenin icrâsına sarf-ı iktidâr olundu. Tafsîli bu ki, Cumâdelâhire'nin on dördüncü Pençşenbih günü İskenderiyye temâşâsına ʿazîmet eder gibi İskenderiyye'de mevcûd ümerâyı müşârun ileyh daʿvet ve filikalara maʿan süvâr oldukdan sonra, açıkda timurlenen fırkateye rükûb ve Maryetis Gadîri'nden İskenderiyye've gitmek üzere niyyet olunup, fırkateye vusûl hengâmında\nmukaddemâ [Ü4 98a] tertîb ü sipâriş olunduğu gibi: “Âsitâne'den tahrîrât vârid oldu” deyü verâdan âdem gelüp, müşârun ileyh dahi me'âl-i tahrîrâta vukūf iddiasıyla ricʿat ve ümerâ fırkateye rükûb ve İskenderiyye'ye ʿazîmet üzere iken, fırkate yolundan çıkup, Donanma-yı hümâyûn'a müteveccih [Ü3 174a] olduğunu ümerâdan Cercâvî ʿOsmân Bey teferrüs ve fi'l-hâl piştov ile kalyonculardan birini katl ü iʿdâm ve birinin elini pala ile katʿ ve sâyir beyler dahi sell-i seyf-i ruʿûnet ü hisâm eylediler. Kalyoncu zümresi bi'z-zarûre üzerlerine hücûm eyleyüp, Cercâvî ʿOsmân Bey'i ve Aşkar ʿOsmân Bey'i ve Melelvânî Mahmûd Bey'i ve Küçük Murâd Bey'i ve İbrâhîm Kethudâ'yı katl eylediklerinden gayri, cüz'î cerh ile ʿOsmân Bey'i ve Şerkāvî Mehmed Bey'i ve Kilârî Ahmed Bey'i ve keşşâfdan ʿOsmân ve ʿAli ve Süleymân'ı sâlimen üç enbârlıya îsâl ve habs eyledikleri ahbârını etbâʿ-ı ümerâ, İngiliz Sergerde'sine ihbâr ile taleb-kâr-ı iʿânet oldular. Mesfûr eşedd-i iltizâm ile ümerâyı istishâb etdiğinden, kemâl-i nahvet ü igbirâr izhârıyla der-ʿakab askerini cemʿ etdiği, Kapudan Paşa'nın mesmûʿu oldukda, bi'n-nefs mersûmun ordusuna varup, her çend kelâm-ı maʿkūl ile ilzâm u iskâtı kaydına meşgûl olduysa, mülzem ü mücâb olmayup, gittikçe tehevvürü müştedd ve menâhır-ı sabr u tehammülü münsedd olup, Devlet-i ʿaliyye askerini İskenderiyye'den ihrâc etdikden sonra, beyleri istishâba Kıral'ı tarafından meʾmûr olduğunu beyân ve: “Ümerânın iʿdâm ve habs olunmaları ʿilleti ile sizinle sefer mukarrerdir” deyü izhâr-ı gayz-ı firâvân eyledi. Encâm-ı kâr üç sâʿate dek beyler verilmezse muhârebeye ibtidâr eyleyeceğini îmâ ve: “Lîmânda olan donanmanıza kızgın gülle atılmasını tenbîh etdim” güftâr-ı nâ-hencârıyla jâj-hâ olduğundan başka, Mısır'da ahz u girift [Ü4 98b] olunan ümerânın dahi Reşîd'e vusûllerinde tahlîs olunmaları, Reşîd'de [Ü3 174b] bulunan âdemlerimize tenbîh ü tahrîr ve Sadrıaʿzam'a dahi: “Bu tarafdan yol vermek mümteniʿ olup, geldiği mahalden ʿavdet eylesün” kelâmını tekrîr eyledikde, müşârun ileyh hazretleri kemâ-kân rıfk u mülâyemetle muʿâmele ve Devlet-i ʿaliyye'nin ümerâ hakkında sû'-i niyyeti olmayup, Mısır'da vücûdları maslahat-ı mülkiyyesine muzırr olmağla, Mısır'dan ibʿâdları ve hâllerine göre meʿâş ve rütbeler ile tanzîm-i mekāsıdları Devlet-i ebed-müddet'in murâdı olduğunu ifâde eylediklerinde, mesfûr bu kelâm-ı mergūba havâle-i semʿ-i iʿtibâr etmeyüp, isrârı kemâle resîde ve fîmâ-baʿd taraflarına gelmamek ve gelmek lâzım gelürse, terettüb-i rezâletle rencîde kılınmak lağviyyâtı lisânından şenîde olmağla, baʿzı vesâyit ile: “Şimdi ahşâm oldu. Üç sâʿat zarfında donanmaya gidüp gelmek muhâl ve ʿale's-sabâh teslîm olunur”\nmakāliyle ırzâ mümkin olduysa dahi, şâmdan bâma dek İskenderiyye ordusunu mesfûrlar ihâta vü istîʿâb ve tehallüf-i vaʿd vukūʿunda muhârebeye tesaddî eyleyeceklerini işrâb eylediler. Hele ne hâl ise donanmaya gönderilen âdemler ile ümerâ vâsıl ve yedlerine teslîm ile işbu fitne vü şûriş zâyil oldu.",
          "caption": "Beyân-ı ahvâl-i ümerâ’-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_653.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Beyân-ı ahvâl-i ümerâ’-i Mısır",
          "text": "Bâlâda tafsîl ü beyân olunduğu vech üzere cânib-i Mısır'da olan ümerâ kazıyyesi sûret-yâb ve Elfî Mehmed Bey mütevahhiş bulunup, celb-i zehâyir ünvanıyla mukaddemce Saʿîd tarafına şitâb ve kurb-i Kāhire'de kemâl-i hazm ile mukīm olan Diyâb Selîm Bey dahi mâddeye vukūf ile cânib-i sahrâya ʿinân-tâb olmuşidi. Mısır Vâlîsi Vezîr [Ü4 97b] Husrev Paşa'yı dârât ile Kāhire'ye getürmek ve hılâl-i râhda baʿzı Aʿrâb eşkıyâsını istîsâl ü te'dîb etmek vâdîlerinde ümerânın baʿzısı bi'l-muhâbere İskenderiyye'ye celb olunup, tahsîs olunan yevm-i maʿhûdda ahz u habs olunmalarını Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri, Vezîr Kapudan Paşa hazretlerine ifâde ve irâde-i Şâhâne'yi şâmil savb-ı [Ü3 173b] müşârun ileyhe tahrîrât firistâde etmişidi. İngiliz Sergerdesi Enşef'in himâyet-i ümerâda derkâr olan ikdâm u ısrârı mütehakkak olduğundan, fî-bâdiyyi'l-emr kazıyyenin mersûma keşf ü îzâhında harec ve kemâl-i ruʿûnetinden pâ-ber-cây-ı merkez-i ʿinâd u lecc olacağı, karâyin-i hâliyye ile müstahrec olup, Enşef'in birkaç günden sonra Malta'ya ʿazîmeti tebeyyün etmiş bulunmağla, ʿazîmeti ʿakabinde maslahata şurûʿu inkibâb istisvâb olunduysa dahi, Sadr-ı vâlâ-kadr hazretleri tarafından vürûd eden tahrîrâta nazaran ümerânın Mısır'da mahbûsiyyetleri iki-üç gün olup, İskenderiyye'de olan ümerâ maslahatı te'ahhur kabûl etse, bu sırr-ı mektûm cümleye maʿlûm olup, ümerâ ʿinân-gerdân-ı firâr ve yâhûd İngilterelü'ye dâhil düşüp, fi'l-asl himâyelerinde olduklarından, lâ-mahâle tesahhub ve bu keyfiyyetle maslahat fevt olacağı âşikâr olmağla, ʿadem-i füshat-i vakt ile tedbîre mahall kalmadığından, nâ-çâr maslahat-ı mezkûrenin icrâsına sarf-ı iktidâr olundu. Tafsîli bu ki, Cumâdelâhire'nin on dördüncü Pençşenbih günü İskenderiyye temâşâsına ʿazîmet eder gibi İskenderiyye'de mevcûd ümerâyı müşârun ileyh daʿvet ve filikalara maʿan süvâr oldukdan sonra, açıkda timurlenen fırkateye rükûb ve Maryetis Gadîri'nden İskenderiyye've gitmek üzere niyyet olunup, fırkateye vusûl hengâmında\nmukaddemâ [Ü4 98a] tertîb ü sipâriş olunduğu gibi: “Âsitâne'den tahrîrât vârid oldu” deyü verâdan âdem gelüp, müşârun ileyh dahi me'âl-i tahrîrâta vukūf iddiasıyla ricʿat ve ümerâ fırkateye rükûb ve İskenderiyye'ye ʿazîmet üzere iken, fırkate yolundan çıkup, Donanma-yı hümâyûn'a müteveccih [Ü3 174a] olduğunu ümerâdan Cercâvî ʿOsmân Bey teferrüs ve fi'l-hâl piştov ile kalyonculardan birini katl ü iʿdâm ve birinin elini pala ile katʿ ve sâyir beyler dahi sell-i seyf-i ruʿûnet ü hisâm eylediler. Kalyoncu zümresi bi'z-zarûre üzerlerine hücûm eyleyüp, Cercâvî ʿOsmân Bey'i ve Aşkar ʿOsmân Bey'i ve Melelvânî Mahmûd Bey'i ve Küçük Murâd Bey'i ve İbrâhîm Kethudâ'yı katl eylediklerinden gayri, cüz'î cerh ile ʿOsmân Bey'i ve Şerkāvî Mehmed Bey'i ve Kilârî Ahmed Bey'i ve keşşâfdan ʿOsmân ve ʿAli ve Süleymân'ı sâlimen üç enbârlıya îsâl ve habs eyledikleri ahbârını etbâʿ-ı ümerâ, İngiliz Sergerde'sine ihbâr ile taleb-kâr-ı iʿânet oldular. Mesfûr eşedd-i iltizâm ile ümerâyı istishâb etdiğinden, kemâl-i nahvet ü igbirâr izhârıyla der-ʿakab askerini cemʿ etdiği, Kapudan Paşa'nın mesmûʿu oldukda, bi'n-nefs mersûmun ordusuna varup, her çend kelâm-ı maʿkūl ile ilzâm u iskâtı kaydına meşgûl olduysa, mülzem ü mücâb olmayup, gittikçe tehevvürü müştedd ve menâhır-ı sabr u tehammülü münsedd olup, Devlet-i ʿaliyye askerini İskenderiyye'den ihrâc etdikden sonra, beyleri istishâba Kıral'ı tarafından meʾmûr olduğunu beyân ve: “Ümerânın iʿdâm ve habs olunmaları ʿilleti ile sizinle sefer mukarrerdir” deyü izhâr-ı gayz-ı firâvân eyledi. Encâm-ı kâr üç sâʿate dek beyler verilmezse muhârebeye ibtidâr eyleyeceğini îmâ ve: “Lîmânda olan donanmanıza kızgın gülle atılmasını tenbîh etdim” güftâr-ı nâ-hencârıyla jâj-hâ olduğundan başka, Mısır'da ahz u girift [Ü4 98b] olunan ümerânın dahi Reşîd'e vusûllerinde tahlîs olunmaları, Reşîd'de [Ü3 174b] bulunan âdemlerimize tenbîh ü tahrîr ve Sadrıaʿzam'a dahi: “Bu tarafdan yol vermek mümteniʿ olup, geldiği mahalden ʿavdet eylesün” kelâmını tekrîr eyledikde, müşârun ileyh hazretleri kemâ-kân rıfk u mülâyemetle muʿâmele ve Devlet-i ʿaliyye'nin ümerâ hakkında sû'-i niyyeti olmayup, Mısır'da vücûdları maslahat-ı mülkiyyesine muzırr olmağla, Mısır'dan ibʿâdları ve hâllerine göre meʿâş ve rütbeler ile tanzîm-i mekāsıdları Devlet-i ebed-müddet'in murâdı olduğunu ifâde eylediklerinde, mesfûr bu kelâm-ı mergūba havâle-i semʿ-i iʿtibâr etmeyüp, isrârı kemâle resîde ve fîmâ-baʿd taraflarına gelmamek ve gelmek lâzım gelürse, terettüb-i rezâletle rencîde kılınmak lağviyyâtı lisânından şenîde olmağla, baʿzı vesâyit ile: “Şimdi ahşâm oldu. Üç sâʿat zarfında donanmaya gidüp gelmek muhâl ve ʿale's-sabâh teslîm olunur”\nmakāliyle ırzâ mümkin olduysa dahi, şâmdan bâma dek İskenderiyye ordusunu mesfûrlar ihâta vü istîʿâb ve tehallüf-i vaʿd vukūʿunda muhârebeye tesaddî eyleyeceklerini işrâb eylediler. Hele ne hâl ise donanmaya gönderilen âdemler ile ümerâ vâsıl ve yedlerine teslîm ile işbu fitne vü şûriş zâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır beylerinin sinîn-i mütetâvileden berü sûrî ve maʿnevî Devlet-i ʿaliyye'ye olan ihânetleri ʿâkıbet başlarına envâʿ-ı felâket îrâs eylediğinden başka, Mısır gāyilesi fazl-ı Hakk ile ber-taraf oldukdan sonra, bakıyye-i mücâzâtı Devlet-i ʿaliyye'den müşâhede eyleyeceklerini teyakkun ile o zemân İngiliz Amirali bulunan İsmis'e mürâcaʿat ve vâfir akça vaʿdiyle imtiyâzât-ı [Ü3 175a] sâbıkalarını [Ü4 99a] tecdîd ve istînâfa bezl-i makderet etmişler idi. “er-Rişâ'u rişâ'u'l-hâce” mefhûmu üzere bu muʿâmele-i râbiha, İsmis'in mizâcına gāyet hoş gelüp, devletine tahrîrât-ı mümevvehe irsâl ve: “Ümerâ’-i Mısrıyye şâyed Françelü'ye meyl ü rükûn ve miyânelerinde bir gûne muʿâhede rû-nümûn olup, İngiliz askeri iki sınıf düşmen arasında sergerdân ve zebûn ola, merkūmları taht-ı himâyeye almak ve baʿzı vaʿd ile isticlâbları emrine dikkat etmek vâcibât-ı maslahatdandır” deyü iğfâl ve ruhsat istihsâl etmişidi. İsmis, Amirallik'den münʿazil oldukda, bu keyfiyyeti bi'se'l-halefi olan Enşefe ifâde vü ifhâm ve mesfûr dahi bi't-tevârüs bu maslahata teşmîr-i dâmân-ı ihtimâm eyleyüp, ümerânın ahz u habsları tedbîrinde olan muhâlefeti bu kazıyyeye mahmûl ve mebâliğ-i mevʿûdeye zafer bulmadıysa dahi, ser-rişte vermemek içün himâyet-i mücerrede maʿnâlarını ifâde ile irtikâb-ı emr-i gayr-i maʿkūl eylediği, sübût-yâfte-i sıhhat-i nükūldur.\nMısır Beyleri Devlet-i ʿaliyye'nin silsile-i hükûmet ve tasarrufuna mukayyed olup, feth-i Kāhire'den sonra o taraflarda bekā vü istikrarları umûr-ı dâhiliyye-i mülkiyyesine muzırr olduğundan, bekāy-ı hayâtlarıyla Memâlik-i mahrûse'nin birer mahallerinde iskânları ve bâliğan-mâ-belağ meʿâşları tertîbi rekîz-i zamâyir-i evliyây-ı devlet iken, müstelezzât-ı\nşehvâniyyelerine sarf u istihlâk eyledikleri menâfiʿ-i meʾlûfeden hirmânları, kendülerini devlet-i uhrâya ilticâya mecbûr edüp, Amiral'in dahi celb-i fâyide kasdıyla beyleri himâye ve dostluğa münâfî vazʿ u hareket ile Devlet-i ʿaliyye askerine [Ü3 175b] sûret-i husûmet irâʾe eylemesi, şart-ı ittifaka mugāyir bir hâlet olduğu İngiliz Kıralı tarafına tahrîr olunduğundan başka, Âsitâne'de [Ü4 99b] mukīm İngiltere Elçisi, Amiral'in bu vazʿ-ı nâ-hemvârına devletinin rızâsı olmayup, maslahat-ı mezkûreyi tesviye zımnında İskenderiyye tarafına ʿazîmete tâlib olup, ʿazîmeti çendân münâsib görülmediğinden, Sır Kâtibi o tarafa zâhib olmuşidi. Mesfûr Mısır'a varup, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleriyle ve İngiliz ceneralleriyle bu keyfiyyeti müzâkere hılâlinde İskenderiyye'de bakıyyetü's-süyûf olan beyler ʿalâ-tarîkı'l-müsâmaha Çîze'de olan beylere iltihâk ve cümlesi birden Saʿîd'e doğru zimâm-ı hezîmeti ıtlâk eylediler. Bundan sonra firârîlerden Ebû Seyf Kāsım Bey, selâmet-i hâl taraf-ı devletde olduğunu fikr ü hayâl ve iki yüz mikdârı memâlîk ile Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ edüp, Mısır'a vusûlünde mizâcı münharif ve sûy-ı âhirete munsarıf olduğundan başka, Saçlı ʿOsmân Bey dahi Saʿîd'de olan cemʿiyyetden infikâk ve sûret-i itâʿatde Mısır'a gelür iken Arnabud askeri yedinde helâk olduğu haberleri, Sadrıaʿzam hazretleri tarafından ve Mısır Vâlîsi cânibinden müteʿâkıben vürûd, fazl-ı cenâb-ı Bârî ve yümn-i himmet-i hazret-i Tâc-dâri'yle bekāyây-ı ümerânın dahi yevmen-fe-yevmen cemʿiyyetlerine vehn ü tezelzül târî olup, baʿzısı tabʿan muzmahill ve baʿzısı itâʿat ile taht-ı kahr-ı Sultânî'ye dâhil olacağları bedîhîdir.",
          "caption": "Lâhıka",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_654.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhıka",
          "text": "Mısır beylerinin sinîn-i mütetâvileden berü sûrî ve maʿnevî Devlet-i ʿaliyye'ye olan ihânetleri ʿâkıbet başlarına envâʿ-ı felâket îrâs eylediğinden başka, Mısır gāyilesi fazl-ı Hakk ile ber-taraf oldukdan sonra, bakıyye-i mücâzâtı Devlet-i ʿaliyye'den müşâhede eyleyeceklerini teyakkun ile o zemân İngiliz Amirali bulunan İsmis'e mürâcaʿat ve vâfir akça vaʿdiyle imtiyâzât-ı [Ü3 175a] sâbıkalarını [Ü4 99a] tecdîd ve istînâfa bezl-i makderet etmişler idi. “er-Rişâ'u rişâ'u'l-hâce” mefhûmu üzere bu muʿâmele-i râbiha, İsmis'in mizâcına gāyet hoş gelüp, devletine tahrîrât-ı mümevvehe irsâl ve: “Ümerâ’-i Mısrıyye şâyed Françelü'ye meyl ü rükûn ve miyânelerinde bir gûne muʿâhede rû-nümûn olup, İngiliz askeri iki sınıf düşmen arasında sergerdân ve zebûn ola, merkūmları taht-ı himâyeye almak ve baʿzı vaʿd ile isticlâbları emrine dikkat etmek vâcibât-ı maslahatdandır” deyü iğfâl ve ruhsat istihsâl etmişidi. İsmis, Amirallik'den münʿazil oldukda, bu keyfiyyeti bi'se'l-halefi olan Enşefe ifâde vü ifhâm ve mesfûr dahi bi't-tevârüs bu maslahata teşmîr-i dâmân-ı ihtimâm eyleyüp, ümerânın ahz u habsları tedbîrinde olan muhâlefeti bu kazıyyeye mahmûl ve mebâliğ-i mevʿûdeye zafer bulmadıysa dahi, ser-rişte vermemek içün himâyet-i mücerrede maʿnâlarını ifâde ile irtikâb-ı emr-i gayr-i maʿkūl eylediği, sübût-yâfte-i sıhhat-i nükūldur.\nMısır Beyleri Devlet-i ʿaliyye'nin silsile-i hükûmet ve tasarrufuna mukayyed olup, feth-i Kāhire'den sonra o taraflarda bekā vü istikrarları umûr-ı dâhiliyye-i mülkiyyesine muzırr olduğundan, bekāy-ı hayâtlarıyla Memâlik-i mahrûse'nin birer mahallerinde iskânları ve bâliğan-mâ-belağ meʿâşları tertîbi rekîz-i zamâyir-i evliyây-ı devlet iken, müstelezzât-ı\nşehvâniyyelerine sarf u istihlâk eyledikleri menâfiʿ-i meʾlûfeden hirmânları, kendülerini devlet-i uhrâya ilticâya mecbûr edüp, Amiral'in dahi celb-i fâyide kasdıyla beyleri himâye ve dostluğa münâfî vazʿ u hareket ile Devlet-i ʿaliyye askerine [Ü3 175b] sûret-i husûmet irâʾe eylemesi, şart-ı ittifaka mugāyir bir hâlet olduğu İngiliz Kıralı tarafına tahrîr olunduğundan başka, Âsitâne'de [Ü4 99b] mukīm İngiltere Elçisi, Amiral'in bu vazʿ-ı nâ-hemvârına devletinin rızâsı olmayup, maslahat-ı mezkûreyi tesviye zımnında İskenderiyye tarafına ʿazîmete tâlib olup, ʿazîmeti çendân münâsib görülmediğinden, Sır Kâtibi o tarafa zâhib olmuşidi. Mesfûr Mısır'a varup, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleriyle ve İngiliz ceneralleriyle bu keyfiyyeti müzâkere hılâlinde İskenderiyye'de bakıyyetü's-süyûf olan beyler ʿalâ-tarîkı'l-müsâmaha Çîze'de olan beylere iltihâk ve cümlesi birden Saʿîd'e doğru zimâm-ı hezîmeti ıtlâk eylediler. Bundan sonra firârîlerden Ebû Seyf Kāsım Bey, selâmet-i hâl taraf-ı devletde olduğunu fikr ü hayâl ve iki yüz mikdârı memâlîk ile Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ edüp, Mısır'a vusûlünde mizâcı münharif ve sûy-ı âhirete munsarıf olduğundan başka, Saçlı ʿOsmân Bey dahi Saʿîd'de olan cemʿiyyetden infikâk ve sûret-i itâʿatde Mısır'a gelür iken Arnabud askeri yedinde helâk olduğu haberleri, Sadrıaʿzam hazretleri tarafından ve Mısır Vâlîsi cânibinden müteʿâkıben vürûd, fazl-ı cenâb-ı Bârî ve yümn-i himmet-i hazret-i Tâc-dâri'yle bekāyây-ı ümerânın dahi yevmen-fe-yevmen cemʿiyyetlerine vehn ü tezelzül târî olup, baʿzısı tabʿan muzmahill ve baʿzısı itâʿat ile taht-ı kahr-ı Sultânî'ye dâhil olacağları bedîhîdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi yedinci yevm-i Sülesâ tertîb olunan [Ü3 176a] Dîvân-ı bâhirü'l-iʿtilâ'da ʿumûmen kapu-kullarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcib, kabzına meʾmûrlara teslîm ü iʿtâ ve İskenderiyye fethi tehniyyeti içün Âsitâne'de mukīm İngiliz Elçisi ve müjde-i feth ile vârid olan kumandât, ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye [Ü4 100a] çehre-sâ oldular.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi İngiliz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_655.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib ve hâk-bûsî-yi Elçi-yi İngiliz",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi yedinci yevm-i Sülesâ tertîb olunan [Ü3 176a] Dîvân-ı bâhirü'l-iʿtilâ'da ʿumûmen kapu-kullarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcib, kabzına meʾmûrlara teslîm ü iʿtâ ve İskenderiyye fethi tehniyyeti içün Âsitâne'de mukīm İngiliz Elçisi ve müjde-i feth ile vârid olan kumandât, ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye [Ü4 100a] çehre-sâ oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı mahrûse fethinde elçi-yi mezbûr Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve ilbâs-ı hilʿat ʿakabinde müzeyyen bir re's esb ve çiçek şeklinde mücevher bir çeleng ile tatyîb ve Sır Kâtibi ve Tercemânı ve sâyir ʿavenesi dahi hilaʿ-ı fâhire ile tatrîb olunmuşidi. Feth-i İskenderiyye haberi vürûdunda, yâ biniş mahallinde ve yâhûd Dîvân-ı ʿâlî'de resm-i tebrîk icrâsına elçi-yi mersûm tâlib ve biniş mahalli müteʿazzir olup, Dîvân'a gelmesi münâsib görüldüğünden, ber-vech-i muharrer yevm-i mezkûrda Dîvân-ı hümâyûn'a vürûd ve hâk-bûsî-yi ʿatebe-i Şâhâne ile kesb-i fahr-ı nâ-mahdûd edüp, semmûr kürk ilbâs ve devletine iʿtibâren resmden hâric olarak iltimâs eylediği donanmış esb verildiğinden başka, on bin guruş eder bir kıtʿa elmâs ile memnûn-ı lutf-i bî-kıyâs kılındı.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_656.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Mısr-ı mahrûse fethinde elçi-yi mezbûr Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve ilbâs-ı hilʿat ʿakabinde müzeyyen bir re's esb ve çiçek şeklinde mücevher bir çeleng ile tatyîb ve Sır Kâtibi ve Tercemânı ve sâyir ʿavenesi dahi hilaʿ-ı fâhire ile tatrîb olunmuşidi. Feth-i İskenderiyye haberi vürûdunda, yâ biniş mahallinde ve yâhûd Dîvân-ı ʿâlî'de resm-i tebrîk icrâsına elçi-yi mersûm tâlib ve biniş mahalli müteʿazzir olup, Dîvân'a gelmesi münâsib görüldüğünden, ber-vech-i muharrer yevm-i mezkûrda Dîvân-ı hümâyûn'a vürûd ve hâk-bûsî-yi ʿatebe-i Şâhâne ile kesb-i fahr-ı nâ-mahdûd edüp, semmûr kürk ilbâs ve devletine iʿtibâren resmden hâric olarak iltimâs eylediği donanmış esb verildiğinden başka, on bin guruş eder bir kıtʿa elmâs ile memnûn-ı lutf-i bî-kıyâs kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kefere-i Cezîre-i Malta tavʿan ev kerhen mukaddemâ Françelü'ye etbâʿ ve muhâsara-i medîde ile baʿde-zemân cezîre-i mezbûreyi İngilizlü Fransızlardan intizâʿ edüp, sükkân-ı cezîreyi fîmâ-baʿd reʿâyâlarından taʿdâd ve mîrî kalyonlarında mevcûd üserây-ı Malta'yı istirdâd zımnında İngiliz Elçisi Dergâh-ı gerdûn-misâle refʿ-i ʿarîza vü kabâle etmekle, iltimâsına müsâʿade-i hümâyûn rû-nümûn [Ü3 176b] olup, iki yüz nefere karîb Maltalu, elçi tarafına teslîm ve miyânede bâz-beste olan evtâd-ı ittifâk bu cihetle dahi tahkîm olundu.",
          "caption": "İstirdâd-ı üserây-ı Malta",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_657.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İstirdâd-ı üserây-ı Malta",
          "text": "Kefere-i Cezîre-i Malta tavʿan ev kerhen mukaddemâ Françelü'ye etbâʿ ve muhâsara-i medîde ile baʿde-zemân cezîre-i mezbûreyi İngilizlü Fransızlardan intizâʿ edüp, sükkân-ı cezîreyi fîmâ-baʿd reʿâyâlarından taʿdâd ve mîrî kalyonlarında mevcûd üserây-ı Malta'yı istirdâd zımnında İngiliz Elçisi Dergâh-ı gerdûn-misâle refʿ-i ʿarîza vü kabâle etmekle, iltimâsına müsâʿade-i hümâyûn rû-nümûn [Ü3 176b] olup, iki yüz nefere karîb Maltalu, elçi tarafına teslîm ve miyânede bâz-beste olan evtâd-ı ittifâk bu cihetle dahi tahkîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadâret-i Rumeli ile tebcîl olunan ʿÂrif Monla Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin tekmîl ve hâlâ Re'îsü'l-ʿulemâ olup, iki defʿa o câh-ı bülend ile ercümend olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi bu defʿa dahi Sadâret'i tahsîl eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_658.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "text": "Sadâret-i Rumeli ile tebcîl olunan ʿÂrif Monla Efendi, müddet-i ʿörfiyyesin tekmîl ve hâlâ Re'îsü'l-ʿulemâ olup, iki defʿa o câh-ı bülend ile ercümend olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi bu defʿa dahi Sadâret'i tahsîl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü4 100b] Eyâlet-i mezkûrede Vâlî olan Vezîr Vânî Mehmed Paşa ʿillet-i remede mübtelâ ve idâre-i umûr-ı memleket husûsunda ʿaczi hüveydâ olduğuna binâʿen, işbu\nCumâdelûlâ'nın dördüncü günü maʿzûl ve Gelibolu'da ikāmeti emri tarafına mersûl olup, mukaddemâ eyâlet-i mezkûrede Serʿaskerlik ile bir defʿa Vâlî ve tavr u hareketi pesendîde-i ehâlî olan Vezîr Ebûbekir Paşa'ya mansıb-ı mezkûr tevcîh ve bu cihetle münhall olan Eğriboz Sancağı'yla Bender Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'nın hâli terfîh olunmuşiken, livâ'-i mezbûr Vezîr Hakkı Paşa ʿarzıyla Mîr-i mîrân'dan Pehlevân-zâde Mehmed Paşa ʿuhdesine iki mâhdan sonra tahvîl ve müşârun ileyh vaʿd-i karîbü'l-incâz ile te'mîl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Bosna",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_659.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Bosna",
          "text": "[Ü4 100b] Eyâlet-i mezkûrede Vâlî olan Vezîr Vânî Mehmed Paşa ʿillet-i remede mübtelâ ve idâre-i umûr-ı memleket husûsunda ʿaczi hüveydâ olduğuna binâʿen, işbu\nCumâdelûlâ'nın dördüncü günü maʿzûl ve Gelibolu'da ikāmeti emri tarafına mersûl olup, mukaddemâ eyâlet-i mezkûrede Serʿaskerlik ile bir defʿa Vâlî ve tavr u hareketi pesendîde-i ehâlî olan Vezîr Ebûbekir Paşa'ya mansıb-ı mezkûr tevcîh ve bu cihetle münhall olan Eğriboz Sancağı'yla Bender Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'nın hâli terfîh olunmuşiken, livâ'-i mezbûr Vezîr Hakkı Paşa ʿarzıyla Mîr-i mîrân'dan Pehlevân-zâde Mehmed Paşa ʿuhdesine iki mâhdan sonra tahvîl ve müşârun ileyh vaʿd-i karîbü'l-incâz ile te'mîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh lüzûm-ı ʿâriza-i şeyhûhet u herem ve hücûm-ı nâyibe-i maraz u sekam ile terk-i dağdağa-i ʿâlem ve mütevârî-yi sürâdikāt-ı ketm-i ʿadem oldu. Hasoda-başı Sâlih Efendi -ki mukaddemâ Baş-muhâsebe Kalemi'nden neş'et ve o Kalem'e dâ'ir kesb-i maʿrifet edüp, evâyil-i cülûs-ı hümâyûnda o dâyire-i fâhireye ruhsat-yâb-ı [Ü3 177a] duhûl ve ihrâz-ı merâtib ile Hasoda-başılık Rütbesi'ne pâ-nihâde-i vusûl olmuşidi- o mesned-i bülende her vechile lâyık u çespân olduğundan, işbu Cumâdelâhıre'nin onuncu günü huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'de iktisây-ı ferve-i semmûr ile nâyil-i etemm-i sürûr oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyh bin yüz kırk sekiz senesi Zilkaʿde'sinde Ak Ağalar gürûhuna dâhil ve refte refte katʿ-ı tarîk ile yetmiş bir senesinde Hasoda-başılık mertebesine nâyil olmuşidi. İntılâk-ı lisân sebebi ile dâ'ire-i mezkûreden [Ü4 101a] ihrâc ve seksan sekizde kemâ-kân makām-ı evveline idrâc olunup, doksan dört senesinde yine Dergâh-ı ʿâlî'den matrûd ve sâkıt ʿani'n-nazar olan metrûklardan maʿdûd olmuşiken, hakkında ʿinâyet-i Lem-yezeliyye rû-nümûd olup, iki yüz târîhinde Bâbü's-saʿâde Ağalığı'yla mahsûd olmuşidi. On altı sene mikdârı o câh-ı refîʿde müstekarr ve yevm-i mezkûrda ribât-ı âhırete müsâfir oldu.\nMüşârun ileyhin ʿömrü mi'e-i kâmileye mütenâhiz ve ʿalâ-rivâyetin o râddeyi dahi mütecâviz idi. Gaflet ü nisyân o makūlelerin lâzım-ı mâhiyyeti iken, müşârun ileyhin kuvve-i hâfıza sebebi ile zemân-ı kadîmden haber vermesi ve bâ-husûs idrâk etdiği vakitlerde vâkiʿ olan ahvâle kemâ-yenbagī muttaliʿ olması, muhayyir-i ʿukūl olacak keyfiyyâtdan idi.",
          "caption": "Fevt-i Ağa-yı Bâbü's-saʿâde ʿOsmân Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_660.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ağa-yı Bâbü's-saʿâde ʿOsmân Ağa",
          "text": "Müşârun ileyh lüzûm-ı ʿâriza-i şeyhûhet u herem ve hücûm-ı nâyibe-i maraz u sekam ile terk-i dağdağa-i ʿâlem ve mütevârî-yi sürâdikāt-ı ketm-i ʿadem oldu. Hasoda-başı Sâlih Efendi -ki mukaddemâ Baş-muhâsebe Kalemi'nden neş'et ve o Kalem'e dâ'ir kesb-i maʿrifet edüp, evâyil-i cülûs-ı hümâyûnda o dâyire-i fâhireye ruhsat-yâb-ı [Ü3 177a] duhûl ve ihrâz-ı merâtib ile Hasoda-başılık Rütbesi'ne pâ-nihâde-i vusûl olmuşidi- o mesned-i bülende her vechile lâyık u çespân olduğundan, işbu Cumâdelâhıre'nin onuncu günü huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'de iktisây-ı ferve-i semmûr ile nâyil-i etemm-i sürûr oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyh bin yüz kırk sekiz senesi Zilkaʿde'sinde Ak Ağalar gürûhuna dâhil ve refte refte katʿ-ı tarîk ile yetmiş bir senesinde Hasoda-başılık mertebesine nâyil olmuşidi. İntılâk-ı lisân sebebi ile dâ'ire-i mezkûreden [Ü4 101a] ihrâc ve seksan sekizde kemâ-kân makām-ı evveline idrâc olunup, doksan dört senesinde yine Dergâh-ı ʿâlî'den matrûd ve sâkıt ʿani'n-nazar olan metrûklardan maʿdûd olmuşiken, hakkında ʿinâyet-i Lem-yezeliyye rû-nümûd olup, iki yüz târîhinde Bâbü's-saʿâde Ağalığı'yla mahsûd olmuşidi. On altı sene mikdârı o câh-ı refîʿde müstekarr ve yevm-i mezkûrda ribât-ı âhırete müsâfir oldu.\nMüşârun ileyhin ʿömrü mi'e-i kâmileye mütenâhiz ve ʿalâ-rivâyetin o râddeyi dahi mütecâviz idi. Gaflet ü nisyân o makūlelerin lâzım-ı mâhiyyeti iken, müşârun ileyhin kuvve-i hâfıza sebebi ile zemân-ı kadîmden haber vermesi ve bâ-husûs idrâk etdiği vakitlerde vâkiʿ olan ahvâle kemâ-yenbagī muttaliʿ olması, muhayyir-i ʿukūl olacak keyfiyyâtdan idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAvn-i cenâb-ı Sübhânî ve meded-kârî-yi baht-ı hazret-i kişver-sitâniyle iklîm-i Mısır feth olunup, Âsitâne-i sâʿadet'de nesc olunân Kisve-i şerîfe'nin bir-iki seneden berü cârî olduğu gibi târîk-ı Şâm'dan irsâline hâcet mess [Ü3 177b] etmeyüp, Âsitâne'den sefîne ile Mısır'a ve andan Mekke-i mükerreme'ye îsâli istisvâb ve Kisve Nâzırı olup, sâbıkā Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcısı ve Haremeyn Muhâsebecisi Mehmed Efendi bu hıdmetin ru'yetine intihâb olunmuşidi. Cumâdelûlâ'nın dördüncü Sebt günü sâl-i güzeştede tertîb olunduğu âlây-ı dilârâ ile Kisve-i şerîfe Sultân Ahmed Câmiʿi revâkından Serây-ı hümâyûn'a nakl olunup, birkaç günden sonra îsâline me'mûr mûmâ ileyhe teslîm ve bahran o bukʿa-i mübârekeye takdîm olundu.",
          "caption": "İrsâl-i Kisve-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_661.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İrsâl-i Kisve-i şerîf",
          "text": "ʿAvn-i cenâb-ı Sübhânî ve meded-kârî-yi baht-ı hazret-i kişver-sitâniyle iklîm-i Mısır feth olunup, Âsitâne-i sâʿadet'de nesc olunân Kisve-i şerîfe'nin bir-iki seneden berü cârî olduğu gibi târîk-ı Şâm'dan irsâline hâcet mess [Ü3 177b] etmeyüp, Âsitâne'den sefîne ile Mısır'a ve andan Mekke-i mükerreme'ye îsâli istisvâb ve Kisve Nâzırı olup, sâbıkā Dâru's-saʿâde Ağası Yazıcısı ve Haremeyn Muhâsebecisi Mehmed Efendi bu hıdmetin ru'yetine intihâb olunmuşidi. Cumâdelûlâ'nın dördüncü Sebt günü sâl-i güzeştede tertîb olunduğu âlây-ı dilârâ ile Kisve-i şerîfe Sultân Ahmed Câmiʿi revâkından Serây-ı hümâyûn'a nakl olunup, birkaç günden sonra îsâline me'mûr mûmâ ileyhe teslîm ve bahran o bukʿa-i mübârekeye takdîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i latîf-i harîf inkızâsıyla hevâlar kesîf ve âgāz-ı sermâ mûcib-i istiskāl-i masîf [Ü4 101b] olduğuna binâ'en, Şehriyâr-ı bülend-iktidâr işbu Cumâdelâhıre'nin ikinci günü Sahil-serây-ı Beşiktaş'dan nakl u hareket ile Serây-ı cedîd-i ʿâmire'ye sâye-endâz-ı rağbet ü iʿtibâr oldular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Serây-ı cedîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_662.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Serây-ı cedîd",
          "text": "Mevsim-i latîf-i harîf inkızâsıyla hevâlar kesîf ve âgāz-ı sermâ mûcib-i istiskāl-i masîf [Ü4 101b] olduğuna binâ'en, Şehriyâr-ı bülend-iktidâr işbu Cumâdelâhıre'nin ikinci günü Sahil-serây-ı Beşiktaş'dan nakl u hareket ile Serây-ı cedîd-i ʿâmire'ye sâye-endâz-ı rağbet ü iʿtibâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Silahdârlık câh-ı refîʿiyle ser-bülend olan İslâm Ağa'nın muhavvel-i zimmeti olan umûr-ı lâzımü'l-iʿtinâda zâhir olan kusûr ve ʿadem-i mübâlâtı ve nefsine mahsûs meclûbât zimnında kemâl-i hırs u taʿcîzâtı mûcib-i nefret-i tabʿ-ı hümâyûn olmakdan nâşî, mâh-ı mezkûrun yedinci günü ʿazl olunup, Rikâbdâr-ı hazret-i Tâc-dârî\nHalîl Ağa'nın tavr u reftârı müsellem ve ʿakl ü rüşd ve hüsn-i idâresi gayr-i mübhem olduğundan, Silahdârlık rütbe-i celîlesiyle mükerrem ve selefi müşârun ileyhin emsâline kıyâsen taʿyînât ile hânesinde ikāmeti fermân ve Çukadâr Ağa'nın hasbe'l-ʿâde ihrâcı lâzım geldiğinden, hâline çespân [Ü3 178a] nân-pâre vukūʿ buluncaya dek Darb-hâne-i ʿâmire'den beher mâh bin beşer yüz guruş tahsîs ü ihsân ve bu sebeble Enderûn-ı hümâyûn'da silsile vâkiʿ olup, Tophâneli İbrâhîm Ağa, Çukadâr Ağalık ile ve Sarıkçı-başı Ahmed Ağa, Rikâbdârlık ile ve Silahdâr ʿAbdurrahmân Ağa-zâde Hasan Bey, Dülbend Ağalığı'yla ve Tüfengçi-başı ʿArif Ağa, Miftâh Ağalığı'yla ve Reşîd Ahmed Bey, Pişgîr Ağalığı'yla mesrûr ve her biri hıdmet-i lâzimesini edâya meʾmûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_663.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Silahdâr-ı hazret-i Şehriyârî",
          "text": "Bir müddetden berü Silahdârlık câh-ı refîʿiyle ser-bülend olan İslâm Ağa'nın muhavvel-i zimmeti olan umûr-ı lâzımü'l-iʿtinâda zâhir olan kusûr ve ʿadem-i mübâlâtı ve nefsine mahsûs meclûbât zimnında kemâl-i hırs u taʿcîzâtı mûcib-i nefret-i tabʿ-ı hümâyûn olmakdan nâşî, mâh-ı mezkûrun yedinci günü ʿazl olunup, Rikâbdâr-ı hazret-i Tâc-dârî\nHalîl Ağa'nın tavr u reftârı müsellem ve ʿakl ü rüşd ve hüsn-i idâresi gayr-i mübhem olduğundan, Silahdârlık rütbe-i celîlesiyle mükerrem ve selefi müşârun ileyhin emsâline kıyâsen taʿyînât ile hânesinde ikāmeti fermân ve Çukadâr Ağa'nın hasbe'l-ʿâde ihrâcı lâzım geldiğinden, hâline çespân [Ü3 178a] nân-pâre vukūʿ buluncaya dek Darb-hâne-i ʿâmire'den beher mâh bin beşer yüz guruş tahsîs ü ihsân ve bu sebeble Enderûn-ı hümâyûn'da silsile vâkiʿ olup, Tophâneli İbrâhîm Ağa, Çukadâr Ağalık ile ve Sarıkçı-başı Ahmed Ağa, Rikâbdârlık ile ve Silahdâr ʿAbdurrahmân Ağa-zâde Hasan Bey, Dülbend Ağalığı'yla ve Tüfengçi-başı ʿArif Ağa, Miftâh Ağalığı'yla ve Reşîd Ahmed Bey, Pişgîr Ağalığı'yla mesrûr ve her biri hıdmet-i lâzimesini edâya meʾmûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berü Eflâk Voyvodalığı'yla izhâr-ı sadâkat ve Pâsbân-oğlu tarafından Eflâk hudûduna tecâvüz eden muhâlifleri havze-i hükûmetinden ihrâc ile tenfîz-i evâmir-i Pâdişâhî'ye bezl-i gayret eden Aleksandra Voyvoda, maraz-ı nâgeh-zuhûr ile rencûr ve bu hâl ile idâre-i umûr edemeyeceği [Ü4 102a] ber-muktezây-ı sadâkat tarafından mastûr olmağla, mâh-ı Cumâdelâhire'nin on ikinci günü ʿazl olunup, gelüp hânesinde ikāmeti fermân ve birkaç defʿa Eflâk Voyvodası olan Mihal, tekrâr Voyvodalık ile ferhân kılınup, birkaç seneden berü Eflâk reʿâyâsı, Pâsbân-oğlu sebebi ile mutazarrır u müteʾllim ve himâye vü sıyânetleri lâzım olduğuna binâʾen, ehâlîyi tecrîm ü tagrîmden hazer etmek ve bu mukābelede Mübâşiriyye'den gayri mersûmdan ʿavâyid ü zevâyid alınmamak üzere sûret-i meʾmûriyyeti müʾekkeden tarafına ifâde ve bahran Varna'ya ve andan Eflâk'a firistâde olundu.",
          "caption": "Azl ü nasb-ı Voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_664.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Azl ü nasb-ı Voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Bir zemândan berü Eflâk Voyvodalığı'yla izhâr-ı sadâkat ve Pâsbân-oğlu tarafından Eflâk hudûduna tecâvüz eden muhâlifleri havze-i hükûmetinden ihrâc ile tenfîz-i evâmir-i Pâdişâhî'ye bezl-i gayret eden Aleksandra Voyvoda, maraz-ı nâgeh-zuhûr ile rencûr ve bu hâl ile idâre-i umûr edemeyeceği [Ü4 102a] ber-muktezây-ı sadâkat tarafından mastûr olmağla, mâh-ı Cumâdelâhire'nin on ikinci günü ʿazl olunup, gelüp hânesinde ikāmeti fermân ve birkaç defʿa Eflâk Voyvodası olan Mihal, tekrâr Voyvodalık ile ferhân kılınup, birkaç seneden berü Eflâk reʿâyâsı, Pâsbân-oğlu sebebi ile mutazarrır u müteʾllim ve himâye vü sıyânetleri lâzım olduğuna binâʾen, ehâlîyi tecrîm ü tagrîmden hazer etmek ve bu mukābelede Mübâşiriyye'den gayri mersûmdan ʿavâyid ü zevâyid alınmamak üzere sûret-i meʾmûriyyeti müʾekkeden tarafına ifâde ve bahran Varna'ya ve andan Eflâk'a firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bi'l-istiklâl Rumeli Serʿaskeri olan Vezîr Hakkı Mehmed [Ü3 178b] Paşa zevât-ı müteşahhısadan birinin ordusuna Defterdâr nasb olunmasını hâme-güzâr-ı iltimâs ve sâbıkā Defter Emîni Küçük Râşid Efendi'nin bu hıdmete liyâkatini erbâb-ı reʾy ü kıyâs teferrüs ü\nihsâs etmekle, mûmâ ileyhe bu me'mûriyyet teklîf olundukda, izhâr-ı ‘işve vü nâz ve bilâhare Rûznâmçe-i Evvel mansıbı tarafına muvakkaten tevcîh olunmasını niyâz edüp, iltimâsı ‘arz-ı Dergâh-ı vâlâ ve: “Edirne'ye vardıkda, Hakkı Paşa yazsun\" sûretinde ırzâ olunup, Cumâdelâhıre evâyilinde hilʿat iksâ ve Edirne'ye isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyh o tarafa vardıkda, mansıb-ı mezkûrun üzerinden sûret-i indifâʿda insırâfını anlamayup, izhâr-ı teʿâmî vü tecâhül ve müşârun ileyhe mahsûs kazıyyeyi tahrîr etdirdüp, yine bu tarafdan teʿallül olunduğunu Hakkı Paşa tehayyül edüp, ‘âdeti üzere izhâr-ı ceberût u tecâdül ve: “Bu mâddeye ʿadem-i tevassul, nüfûzuma îrâs-ı tezelzül eder\" deyü tekrar husûlünü işʿâr etmekle, muktezayât-ı vakt iltizâm olunarak, mansıb-ı mezkûr muvakkaten [Ü4 102b] mûmâ ileyhe tevcîh ve ru'ûsu o tarafa tesyâr ve müşârun ileyhin iddiâ etdiği nüfûzun vikāyesine ibtidâr olundu.",
          "caption": "Meʾmûriyyet-i Râşid Efendi be-maʿiyyet-i Serʿasker-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_665.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Meʾmûriyyet-i Râşid Efendi be-maʿiyyet-i Serʿasker-i Rumeli",
          "text": "Bi'l-istiklâl Rumeli Serʿaskeri olan Vezîr Hakkı Mehmed [Ü3 178b] Paşa zevât-ı müteşahhısadan birinin ordusuna Defterdâr nasb olunmasını hâme-güzâr-ı iltimâs ve sâbıkā Defter Emîni Küçük Râşid Efendi'nin bu hıdmete liyâkatini erbâb-ı reʾy ü kıyâs teferrüs ü\nihsâs etmekle, mûmâ ileyhe bu me'mûriyyet teklîf olundukda, izhâr-ı ‘işve vü nâz ve bilâhare Rûznâmçe-i Evvel mansıbı tarafına muvakkaten tevcîh olunmasını niyâz edüp, iltimâsı ‘arz-ı Dergâh-ı vâlâ ve: “Edirne'ye vardıkda, Hakkı Paşa yazsun\" sûretinde ırzâ olunup, Cumâdelâhıre evâyilinde hilʿat iksâ ve Edirne'ye isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyh o tarafa vardıkda, mansıb-ı mezkûrun üzerinden sûret-i indifâʿda insırâfını anlamayup, izhâr-ı teʿâmî vü tecâhül ve müşârun ileyhe mahsûs kazıyyeyi tahrîr etdirdüp, yine bu tarafdan teʿallül olunduğunu Hakkı Paşa tehayyül edüp, ‘âdeti üzere izhâr-ı ceberût u tecâdül ve: “Bu mâddeye ʿadem-i tevassul, nüfûzuma îrâs-ı tezelzül eder\" deyü tekrar husûlünü işʿâr etmekle, muktezayât-ı vakt iltizâm olunarak, mansıb-ı mezkûr muvakkaten [Ü4 102b] mûmâ ileyhe tevcîh ve ru'ûsu o tarafa tesyâr ve müşârun ileyhin iddiâ etdiği nüfûzun vikāyesine ibtidâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Yazıcılık hıdmetiyle müşerref olan Velî Efendi'nin baʿzı nâ-bercâ hareketi mesmûʿ ve hıdmet-i mezkûreden bu sebeble matrûd u medfûʿ olup, müddet-i medîdeden berü Baş-halîfe olan Mahmûd Efendi, Cumâdelâhıre'nin on dördüncü günü mûmâ ileyhin yerine mevzûʿ kılındı.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_666.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kâtib-i Ağa-yı Dâru's-saʿâde",
          "text": "Bundan akdem Yazıcılık hıdmetiyle müşerref olan Velî Efendi'nin baʿzı nâ-bercâ hareketi mesmûʿ ve hıdmet-i mezkûreden bu sebeble matrûd u medfûʿ olup, müddet-i medîdeden berü Baş-halîfe olan Mahmûd Efendi, Cumâdelâhıre'nin on dördüncü günü mûmâ ileyhin yerine mevzûʿ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh bu defʿa dahi Edirne Bostancı-başılığı [Ü3 179a] ile kâm-yâb ve tâkati yetişdiği kadar iktizâ eden hıdemâtda dest-ber-endâz-ı râhat u hâb olmuşidi. Şîr-i jiyân'ı, sinnevr-i zaʿîf ve Rüstem-i Destân'ı, merd-i sad-sâle gibi nahîf eden fakr ve ʿadem-i servetini Rumeli Serʿaskeri zihninde tasvîr ve mütemevvilân-ı zemâneden birinin hıdmet-i mezkûrede istihdâmını re'y ü tedbîr eylediğine binâ'en, tarafına verilan istiklâl hasebiyle bilâ-istîzân\nTekfür-dağı sükkânından ʿOsmân Ağa'yı Bostancı-başı nasb edüp, me'mûriyyet emr-i şerîfinin bu tarafdan tesyîrini tahrîr ve kısta'l-yevm hisâbıyla merkūmu tagrîr u tekdîr eylediğinden başka, Aynaroz tarafına tagrîb ve bu tavr-ı dil-firîb ile müteʿayyinân-ı Rumeli'yi tahvîf ü terhîb eyledi.",
          "caption": "Ahvâl-i Serbest-zâde Mehmed Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_667.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Serbest-zâde Mehmed Ağa",
          "text": "Mûmâ ileyh bu defʿa dahi Edirne Bostancı-başılığı [Ü3 179a] ile kâm-yâb ve tâkati yetişdiği kadar iktizâ eden hıdemâtda dest-ber-endâz-ı râhat u hâb olmuşidi. Şîr-i jiyân'ı, sinnevr-i zaʿîf ve Rüstem-i Destân'ı, merd-i sad-sâle gibi nahîf eden fakr ve ʿadem-i servetini Rumeli Serʿaskeri zihninde tasvîr ve mütemevvilân-ı zemâneden birinin hıdmet-i mezkûrede istihdâmını re'y ü tedbîr eylediğine binâ'en, tarafına verilan istiklâl hasebiyle bilâ-istîzân\nTekfür-dağı sükkânından ʿOsmân Ağa'yı Bostancı-başı nasb edüp, me'mûriyyet emr-i şerîfinin bu tarafdan tesyîrini tahrîr ve kısta'l-yevm hisâbıyla merkūmu tagrîr u tekdîr eylediğinden başka, Aynaroz tarafına tagrîb ve bu tavr-ı dil-firîb ile müteʿayyinân-ı Rumeli'yi tahvîf ü terhîb eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudan Paşa hazretlerinin Kapu Kethudâsı Selîm Sâbit Efendi, Mısır ve İskenderiyye fetih-nâmeleriyle Enderûn-ı hümâyûn'a âmed-şüd edüp, bu meserret hengâmında “Havâcibünâ takzi'l-havâyice beynenâ ve nahnu sükûtun ve'l-hevâ yetekellem\" mefhûmunca matlab-ı aʿlâsına dest-res olmak esbâbını nâzikâne tahsîl ve şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci Hamîs günü muvakkaten Baş-muhâsebe mansıbı ile ihrâz-ı câh-ı [Ü4 103a] celîl eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Muhâsebe-i Evvel be-Kethudây-ı bâb-ı Kapudân-ı deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_668.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Muhâsebe-i Evvel be-Kethudây-ı bâb-ı Kapudân-ı deryâ",
          "text": "Kapudan Paşa hazretlerinin Kapu Kethudâsı Selîm Sâbit Efendi, Mısır ve İskenderiyye fetih-nâmeleriyle Enderûn-ı hümâyûn'a âmed-şüd edüp, bu meserret hengâmında “Havâcibünâ takzi'l-havâyice beynenâ ve nahnu sükûtun ve'l-hevâ yetekellem\" mefhûmunca matlab-ı aʿlâsına dest-res olmak esbâbını nâzikâne tahsîl ve şehr-i mezkûrun yirmi sekizinci Hamîs günü muvakkaten Baş-muhâsebe mansıbı ile ihrâz-ı câh-ı [Ü4 103a] celîl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kassâb-başı, Kapucu-başı Mehmed Ağa'nın şehr-i ʿömrü selh ve mezâk-ı zindegânîsi telh olup, meslah-ı dünyâdan reh-yâb ve çerâ-gâh-ı niʿam-ı âhirete pâ-cünbân-ı zehâb oldu. Münhall olan Kassâb-başılık, şehr-i Recebü'l-ferdin üçüncü günü Dergâh-ı âlî kapucu [Ü3 179b] -başılarından Bergosî Mustafa Ağa'nın gerden-i ihtimâmına taʿlîk ve selefi müteveffâ ile olan muhâsebesi cânib-i mîrîden tanzîm u tevfîk olundu.\n\nBeher sene Haremeyn-i şerîfeyn tarafına mersûl olan Surre-i hümâyûn'un ihrâcı vakti hulûl eylediğine binâʾen, şehr-i mezkûrun on ikinci günü Surre Emîni nasb olunan sâbıkā Hotin Defterdârı Mehmed Esʿad Efendi'ye mebâliğ-i mezkûre îdâ ve Üsküdar'a imrâr ve birkaç günden sonra cânib-i Hicâz'a tesyâr olundu.\n\nBir müddetden berü Galata Voyvodası olan Ser-bostâniyân-ı sâbık Kapucu-başı Mustafa Ağa hazzını istîfâ ve Kara-hisârî Turunc Ağa-zâde Mustafa Ağa, Voyvodalık içün bast-ı keff-i recâ etmekle, niyâzı vesâtat-ı şüfeʿâ ile kabûle sezâ görülüp, evâhir-ı şehr-i\nReceb'de Voyvodalık hilʻati dûş-i gayretine iksâ ve vakti geldikde hıdmetini bilâ-kusûr edâ etmek tenbîhâtı zarf-ı gûşuna ilkā olundu.",
          "caption": "Fevt-i Ser-kassâbân ve ihrâc-ı Surre-i şerîfe ve nasb-ı Voyvoda-i Galata",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_669.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Ser-kassâbân ve ihrâc-ı Surre-i şerîfe ve nasb-ı Voyvoda-i Galata",
          "text": "Kassâb-başı, Kapucu-başı Mehmed Ağa'nın şehr-i ʿömrü selh ve mezâk-ı zindegânîsi telh olup, meslah-ı dünyâdan reh-yâb ve çerâ-gâh-ı niʿam-ı âhirete pâ-cünbân-ı zehâb oldu. Münhall olan Kassâb-başılık, şehr-i Recebü'l-ferdin üçüncü günü Dergâh-ı âlî kapucu [Ü3 179b] -başılarından Bergosî Mustafa Ağa'nın gerden-i ihtimâmına taʿlîk ve selefi müteveffâ ile olan muhâsebesi cânib-i mîrîden tanzîm u tevfîk olundu.\n\nBeher sene Haremeyn-i şerîfeyn tarafına mersûl olan Surre-i hümâyûn'un ihrâcı vakti hulûl eylediğine binâʾen, şehr-i mezkûrun on ikinci günü Surre Emîni nasb olunan sâbıkā Hotin Defterdârı Mehmed Esʿad Efendi'ye mebâliğ-i mezkûre îdâ ve Üsküdar'a imrâr ve birkaç günden sonra cânib-i Hicâz'a tesyâr olundu.\n\nBir müddetden berü Galata Voyvodası olan Ser-bostâniyân-ı sâbık Kapucu-başı Mustafa Ağa hazzını istîfâ ve Kara-hisârî Turunc Ağa-zâde Mustafa Ağa, Voyvodalık içün bast-ı keff-i recâ etmekle, niyâzı vesâtat-ı şüfeʿâ ile kabûle sezâ görülüp, evâhir-ı şehr-i\nReceb'de Voyvodalık hilʻati dûş-i gayretine iksâ ve vakti geldikde hıdmetini bilâ-kusûr edâ etmek tenbîhâtı zarf-ı gûşuna ilkā olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Meʻârik-i Mısrıyye'de celâdeti rivâyet olunan Vezîr Husrev Paşa'nın Mısır'a Vâlî nasb olunması Kapudan Paşa hazretleri tarafından sevk u tergīb ve taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den mümâşât u tasvîb olunup, târîh-i mezkûrda müşârun ileyh Eyâlet-i Mısır ile tefrîh u tatrîb olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_670.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Mısır",
          "text": "Meʻârik-i Mısrıyye'de celâdeti rivâyet olunan Vezîr Husrev Paşa'nın Mısır'a Vâlî nasb olunması Kapudan Paşa hazretleri tarafından sevk u tergīb ve taraf-ı Serdâr-ı ekremî'den mümâşât u tasvîb olunup, târîh-i mezkûrda müşârun ileyh Eyâlet-i Mısır ile tefrîh u tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "On yedi senesi gurre-i Rebîʻulâhır'ında zabt etmek şartıyla Kazây-ı Halebü'ş-şehbâ, Kütayisli Mehmed Efendi'ye ihsân ve sâl-i mezkûr Muharrem'inde mutasarrıf olmak üzere Burusa Kazâsı, Üsküdar'dan maʻzûl [Ü4 103b] Kütahyalı 'Ömer Efendi'ye [Ü3 180a] Recebü'l-müreccebin on sekizi ve yirmi târîhiyle tevcîh olunup, zabtlarına dâ'ir yedlerine i'tây-ı fermân-ı âlî-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Haleb ve Şâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_671.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Haleb ve Şâm",
          "text": "On yedi senesi gurre-i Rebîʻulâhır'ında zabt etmek şartıyla Kazây-ı Halebü'ş-şehbâ, Kütayisli Mehmed Efendi'ye ihsân ve sâl-i mezkûr Muharrem'inde mutasarrıf olmak üzere Burusa Kazâsı, Üsküdar'dan maʻzûl [Ü4 103b] Kütahyalı 'Ömer Efendi'ye [Ü3 180a] Recebü'l-müreccebin on sekizi ve yirmi târîhiyle tevcîh olunup, zabtlarına dâ'ir yedlerine i'tây-ı fermân-ı âlî-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İskenderiyye'de olan İngiliz donanması Amirali Malta'ya ‘azîmet edüp ve o havâlîde Kapudan Paşa hazretlerine mûcib-i ikāmet olur bir hâlet kalmadığından gayri, eyyâm-ı şitâ tekarrübü ile deryâda telâtum müzdâd ve selâmetle donanmayı Tersâne-i ‘âmire'ye îsâl semîr-i fu'âdları olmağla, mehmâ-emken o tarafın levâzımını ru'yet ve muvâfık-ı hevâ ile evâyil-i\nŞaʿbân'da mersây-ı Tersâne'ye ilkāy-ı lenger-i heybet edüp, muʿtâd üzere Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, iktisây-ı hilʿat ve taraf-ı hümâyûndan envâʿ-ı mekârim ü nevâziş ile kesb-i rifʿat eyledi.",
          "caption": "‘Avdet-i Kapudân deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_672.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avdet-i Kapudân deryâ",
          "text": "İskenderiyye'de olan İngiliz donanması Amirali Malta'ya ‘azîmet edüp ve o havâlîde Kapudan Paşa hazretlerine mûcib-i ikāmet olur bir hâlet kalmadığından gayri, eyyâm-ı şitâ tekarrübü ile deryâda telâtum müzdâd ve selâmetle donanmayı Tersâne-i ‘âmire'ye îsâl semîr-i fu'âdları olmağla, mehmâ-emken o tarafın levâzımını ru'yet ve muvâfık-ı hevâ ile evâyil-i\nŞaʿbân'da mersây-ı Tersâne'ye ilkāy-ı lenger-i heybet edüp, muʿtâd üzere Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, iktisây-ı hilʿat ve taraf-ı hümâyûndan envâʿ-ı mekârim ü nevâziş ile kesb-i rifʿat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ sâbıkā Burusa Kadısı Sultân Mehmed Câmiʿi hazînesinden nakd-i vâfir ve evkāfa dâ'ir baʿzı defâtir serika olunup, sârikleri bulunmak zımnında sebk-ı fermân ve sû-be-sû cüst-cû ile birkaç kimse zîr-i nekâl-i eziyyetde teslîm-i cân etmiş iken hârice çıkmayup, bu ʿukde havâtır-ı erkân-ı devlete hadşe-resân olmuşidi. Bu keyfiyyet Sultân Selîm Câmiʿi'nde olan hazîneye dahi sirâyet ve Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on beşinci gicesi “Ali” nâm kimse câmiʿ-i mezkûrda ihtifâya cesâret eyleyüp, eşyâ ve nukūd vazʿ olunan mahalle suʿûd ve kudatdan ʿAtâ'ullah Efendi'nin bir sandûkada mahfûz altı bin guruş kadar akçasını ve Dürrî-zâde kerîmesinin otuz bin guruşluk mücevherât ve elbise ve kumâşa müteʿallık emvâlini ve Vardârî-zâde'nin bin guruş mikdârı nakd ve eşyâsını sirkat ve bir takrîb nakl [Ü3 180b] ile şeytâna tebaʿiyyet eyleyüp, üç günden sonra Vardârî-zâde tarafından akça ihrâcı içün mahall-i mezkûra âdem [Ü4 104a] gönderildikde, sandıkda cins ve nakd maʿdûm ve sâyir sandıklardan dahi eşyâ ve nukūd nehb olunduğu maʿlûm olup, keyfiyyet Bâb-ı ʿâlî'ye ihbâr ve sârik-ı mezkûrun beher hâl ele getürülmesiyçün zâbitâna mü'ekked fermân-ı şerîf ısdâr olunmuşidi. Bir müddetden berü At-bâzârı'nda siyâb-ı bizle ile geşt ü güzâr ve şiʿâr-ı iflâs ile tahsîl-i iştihâr eden merkūm ʿAli bir zemân gāyib ve bu hılâlde muntazamü'l-hâl âyib olup, At-bâzârı'nda beş kîseye bir ahûr iştirâ ve birkaç sandık eşyâ ile mahall-i merkūmu me'vâ edüp, ʿan-asl müflis-i bî-mâye iken bağteten kesb-i servet ve mülk ü ʿakār tedârüküne mübâşeret eylediği, me'mûrlara bâʿis-i zann ve belki kazıyye-i mezkûrede eli olduğu emr-i müteyakkın olmağla, bu hâl hufyeten Bâb-ı ʿâlî'ye işʿâr ve der-ʿakab merkūm ahz u ihzâr olunup, habs ü istintâk olundukda, gâh inkâr ve gâh baʿzı kimselere iftirâ ile hâlini nühüfte-i perde-i istitâr etmişidi. Zâbitân ihrâc-ı mâla nasb-ı nefs ve At-bâzâr'ında olan odasını kebs edüp, bir-iki sandûkda vâfir eşyâ zâhir ve fîmâ-baʿd inkâra mahall kalmayup, keyfiyyeti merkūm dahi bir bir takrîre mübâşir olmağla, cüz'î zâyiʿâtdan fazla, emânet bırakdığı nukūd\nve odasındaki şey'-i mevcûd haber verdiği mahallerden ahz ve ashâbına teslîm ile Şehriyâr-ı 'âlem-sûd hazretlerine isticlâb-ı duʿây-ı nâ-maʿdûd kılındı. Sârik-ı mezbûr bu hâl ile mahbûs ve hayâtından nevmîd [Ü3 181a] ü me'yûs olmağla, tahlîs-i cân sevdâsıyla Muhzır Ağa mahbesinden gürîzân olup, meʾmûrların gafleti zevâl-i vücûdlarının ʿilleti olacağı ifâde olunduğuna binâ'en, sû'-i zanndan kendülerini istihlâs içün mütenekkiren etrâfa intişâr ile merkūmu tekrâr ahz u iktinâs ve fi'l-hâl salb ü iʿdâm ve bu hıdmetde [Ü4 104b] bulunanlara hâllerine göre iltifât u ikrâm olundu. Sârik-ı mezbûrun bir ayağı mukayyed ve dîgeri mutlak olduğundan, mukaddemce ihfâ eylediği şâlını cidâr-ı mahbese bend ve sülüs-i ahîrede kendüsini zukāka ilkā eylediğini muhâfazasına me'mûrlar hiss etmamek ve kemâl-i gafletle hıdmetlerinde tekâsül etmek te'dîblerini îcâb etmekle, Muhzır Ağa ve ʿAlemdâr ve Baş-karakullukçu tebdîl ve iki nefer Bekçi ve bir nefer Karakullukçu teʾdîb ü tenkîl olundu. Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın dokuzuncu Salı günü sâʿat dokuz buçukda iken Burusa Hisârı dâhilinde Kalʿa Câmiʿi verâsında vâkiʿ Yeşil Türbe'ye muttasıl Koca-bıyık nâm bezzâz Mehmed'in hânesinden âteş zuhûr edüp, Harâcçı-zâde Kethudâsı ve dâmâdı ve aʿyân bulunan Mîzânî Hâc ʿAlî'nin ve Ak Karanfil-zâde ve Remelî-zâde ve Hammâmî-zâde konaklarını yakdıkdan sonra dört kol olup, cevâmiʿ u mesâcidin eşcâra müteʿallık olan mahallerini ihrâk ile varoş tarafına şerâre-pâş-ı sirâyet ve hadden bîrûn hâne ve dükkân ve câmiʿ ve hânlar yanup, ashâb-ı emlâk u ʿakār mübtelây-ı hasâret olduklarından fazla, vâfir nüfûs telef ve niçe ashâb-ı sermâye bâd-be-keff olup, ferdâsı bi-hikmetillâhi Teʿâlâ bârân-ı şedîd zuhûruyla seyl-i ʿazîm [Ü3 181b] cereyânından harîk tedrîcî intıfâya başladıysa dahi, o sevâd-ı aʿzamın ekser mahalli sûzân ve atlâl u âsârı ancak nümâyân olup, gayret-keşân-ı memleket ikdâm-ı tâmm ile binâsına mübâşeret ve ahadühümâ âhara iʿânet u müzâheret ile iʿmâr-ı beldeye el-yevm berçîde-dâmen-i hamiyyet oldukları zebân-güzâr-ı ashâb-ı rivâyet olmuşdur.",
          "caption": "Vekāyiʿ-i müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_673.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyiʿ-i müteferrika",
          "text": "Mukaddemâ sâbıkā Burusa Kadısı Sultân Mehmed Câmiʿi hazînesinden nakd-i vâfir ve evkāfa dâ'ir baʿzı defâtir serika olunup, sârikleri bulunmak zımnında sebk-ı fermân ve sû-be-sû cüst-cû ile birkaç kimse zîr-i nekâl-i eziyyetde teslîm-i cân etmiş iken hârice çıkmayup, bu ʿukde havâtır-ı erkân-ı devlete hadşe-resân olmuşidi. Bu keyfiyyet Sultân Selîm Câmiʿi'nde olan hazîneye dahi sirâyet ve Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on beşinci gicesi “Ali” nâm kimse câmiʿ-i mezkûrda ihtifâya cesâret eyleyüp, eşyâ ve nukūd vazʿ olunan mahalle suʿûd ve kudatdan ʿAtâ'ullah Efendi'nin bir sandûkada mahfûz altı bin guruş kadar akçasını ve Dürrî-zâde kerîmesinin otuz bin guruşluk mücevherât ve elbise ve kumâşa müteʿallık emvâlini ve Vardârî-zâde'nin bin guruş mikdârı nakd ve eşyâsını sirkat ve bir takrîb nakl [Ü3 180b] ile şeytâna tebaʿiyyet eyleyüp, üç günden sonra Vardârî-zâde tarafından akça ihrâcı içün mahall-i mezkûra âdem [Ü4 104a] gönderildikde, sandıkda cins ve nakd maʿdûm ve sâyir sandıklardan dahi eşyâ ve nukūd nehb olunduğu maʿlûm olup, keyfiyyet Bâb-ı ʿâlî'ye ihbâr ve sârik-ı mezkûrun beher hâl ele getürülmesiyçün zâbitâna mü'ekked fermân-ı şerîf ısdâr olunmuşidi. Bir müddetden berü At-bâzârı'nda siyâb-ı bizle ile geşt ü güzâr ve şiʿâr-ı iflâs ile tahsîl-i iştihâr eden merkūm ʿAli bir zemân gāyib ve bu hılâlde muntazamü'l-hâl âyib olup, At-bâzârı'nda beş kîseye bir ahûr iştirâ ve birkaç sandık eşyâ ile mahall-i merkūmu me'vâ edüp, ʿan-asl müflis-i bî-mâye iken bağteten kesb-i servet ve mülk ü ʿakār tedârüküne mübâşeret eylediği, me'mûrlara bâʿis-i zann ve belki kazıyye-i mezkûrede eli olduğu emr-i müteyakkın olmağla, bu hâl hufyeten Bâb-ı ʿâlî'ye işʿâr ve der-ʿakab merkūm ahz u ihzâr olunup, habs ü istintâk olundukda, gâh inkâr ve gâh baʿzı kimselere iftirâ ile hâlini nühüfte-i perde-i istitâr etmişidi. Zâbitân ihrâc-ı mâla nasb-ı nefs ve At-bâzâr'ında olan odasını kebs edüp, bir-iki sandûkda vâfir eşyâ zâhir ve fîmâ-baʿd inkâra mahall kalmayup, keyfiyyeti merkūm dahi bir bir takrîre mübâşir olmağla, cüz'î zâyiʿâtdan fazla, emânet bırakdığı nukūd\nve odasındaki şey'-i mevcûd haber verdiği mahallerden ahz ve ashâbına teslîm ile Şehriyâr-ı 'âlem-sûd hazretlerine isticlâb-ı duʿây-ı nâ-maʿdûd kılındı. Sârik-ı mezbûr bu hâl ile mahbûs ve hayâtından nevmîd [Ü3 181a] ü me'yûs olmağla, tahlîs-i cân sevdâsıyla Muhzır Ağa mahbesinden gürîzân olup, meʾmûrların gafleti zevâl-i vücûdlarının ʿilleti olacağı ifâde olunduğuna binâ'en, sû'-i zanndan kendülerini istihlâs içün mütenekkiren etrâfa intişâr ile merkūmu tekrâr ahz u iktinâs ve fi'l-hâl salb ü iʿdâm ve bu hıdmetde [Ü4 104b] bulunanlara hâllerine göre iltifât u ikrâm olundu. Sârik-ı mezbûrun bir ayağı mukayyed ve dîgeri mutlak olduğundan, mukaddemce ihfâ eylediği şâlını cidâr-ı mahbese bend ve sülüs-i ahîrede kendüsini zukāka ilkā eylediğini muhâfazasına me'mûrlar hiss etmamek ve kemâl-i gafletle hıdmetlerinde tekâsül etmek te'dîblerini îcâb etmekle, Muhzır Ağa ve ʿAlemdâr ve Baş-karakullukçu tebdîl ve iki nefer Bekçi ve bir nefer Karakullukçu teʾdîb ü tenkîl olundu. Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın dokuzuncu Salı günü sâʿat dokuz buçukda iken Burusa Hisârı dâhilinde Kalʿa Câmiʿi verâsında vâkiʿ Yeşil Türbe'ye muttasıl Koca-bıyık nâm bezzâz Mehmed'in hânesinden âteş zuhûr edüp, Harâcçı-zâde Kethudâsı ve dâmâdı ve aʿyân bulunan Mîzânî Hâc ʿAlî'nin ve Ak Karanfil-zâde ve Remelî-zâde ve Hammâmî-zâde konaklarını yakdıkdan sonra dört kol olup, cevâmiʿ u mesâcidin eşcâra müteʿallık olan mahallerini ihrâk ile varoş tarafına şerâre-pâş-ı sirâyet ve hadden bîrûn hâne ve dükkân ve câmiʿ ve hânlar yanup, ashâb-ı emlâk u ʿakār mübtelây-ı hasâret olduklarından fazla, vâfir nüfûs telef ve niçe ashâb-ı sermâye bâd-be-keff olup, ferdâsı bi-hikmetillâhi Teʿâlâ bârân-ı şedîd zuhûruyla seyl-i ʿazîm [Ü3 181b] cereyânından harîk tedrîcî intıfâya başladıysa dahi, o sevâd-ı aʿzamın ekser mahalli sûzân ve atlâl u âsârı ancak nümâyân olup, gayret-keşân-ı memleket ikdâm-ı tâmm ile binâsına mübâşeret ve ahadühümâ âhara iʿânet u müzâheret ile iʿmâr-ı beldeye el-yevm berçîde-dâmen-i hamiyyet oldukları zebân-güzâr-ı ashâb-ı rivâyet olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh hazretleri ʿâkıl u müdebbir ve ʿavâkıb-ı umûru mütefekkir, tâbiʿ-i hükm-i İlâhî ve mutâviʿ-i irâde-i Pâdişâhî, cesûr u hûşyâr [Ü4 105a] ve kaviyyü'l-kalb ve\nsehâvet-şiʿâr olup, iʿmâl-i askere min-külli'l-vücûh kādir ve meydân-ı melâhim ü megāzîde sebât-ı kademi zâhir, ehvâl-i hurûba sâbır ve mürüvvet ü hamiyyeti ezher min-emsi'd-dâbir olup, Fransızlar'ın mukaddemâ tertîb ü nasb eyledikleri dâm-ı hîle vü firîb sebebi ile bi'z-zarûre ricʿat iktizâ edüp, \"Ve li'ş-şemsi min baʿdi'r-rucûʿi istikāmetün\" maʿnâsını te'emmül ile Yafa Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm ve mecbûl olduğu himmet-i gûh-endâzına îrâs-ı fütûr etmeyerek, fi'l-hâl tesviye-i şevârid-i umûra berzede-dâmân-ı iʿtinâ olup, müteferrik olan askerin kâr-güzârlarını ibkā ve kemâl-i cübn-i ihânet izhâr edenleri birer takrîb ibʿâd u tecnîb ile Mevkib-i hümâyûn'u istısfâ etmişidi. Maʿâzallah cesâret edüp, Yafa'da ikāmet ve telâfî-yi mâ-fâta hasr-ı zeyl-i gayret etmeseler idi, aʿdâya kuvvet-i kalb hâsıl olup, bu defʿa ne ʿAkkâ ve ne Şâm ve ne Kudüs kalup, düşmen cümlesine itâle-i pây-ı şûm ve ber-vech-i sühûlet her tarafa vusûl ü hücûm edüp, feth-i Mısır min-külli'l-vücûh müteʿazzir [Ü3 182a] ve tekrâr cemʿ-i asker lâ-büdd müteʿassir olarak, memâlik-i Anadolu ber-hemzede vü muhtell ve umûr-ı devlet müşevveş ü mühmel olmak mülâhazadan baʿîd değil idi. Bu perîşânlık ile Yafa'ya gelindikde, sâl-i âtiye tedârükü ber-minvâl-i muharrer gāyet müşkil ü düşvâr ve askerde vehn ü fütûr ve mühimmât ü levâzım-ı seferiyyede küllî noksâniyyet ü\nkusûr bedîdâr iken, dest-yârî-yi himmet-i Şâhâne ile bezl ü cûd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd eyleyerek, hasbe'l-makdûr Ordu-yi hümâyûn'un tedârükünü görüp, Mısır'a tekarrüblerinde düşmen, sâhil tarafından zuhûr eden devleteyn askerinden aslâ havf etmeyüp, cell-i miknetini Ordu-yi hümâyûn tarafına sarf etmişidi. “Vezîrun tehâbü'l-esedü min be'si seyfihî. Ve tenkādü ahkâmü'l-kazâ'i bi-kavlihî. Lehû savletün isteganeti'l-harbü fi'l-fezâ. Yüşerridü ahnâşe'l-'udâti bi-ʿaklihî” mefhûmuna mâ-sadak olan Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri asâkir-i zafer-me'seri kānûn-i muhârebe üzere tertîb ü tanzîm ve mukaddemce kavî meterisler ve hasânât-ı sâyire ile Ordu-yi hümâyûn'u tarsîn ü tahkîm edüp, düşmen-i peymân-şiken zuhûrunda her tarafdan ceyş-i mansûr-ı İslâm'ı teşvîk u igrâ ve dâd ü dihiş ve iltifât u nevâziş ile her birine beyân-ı mesûbât-ı gazâ ve tefsîr-i âyet-i “Vellezîne câhedû fî-nâ lenehdiyyennehüm sübülenâ” eyleyüp, [Ü4 105b] aʿdây-ı dînin sınaʿat-ı nâriyye ve hiyel-i harbiyyesine bakmayarak, mütevessil-i ʿurvetü'l-vüskā-yı celâdet ve kat-i çok küffârı müste'sıl-ı seyf-i sarâmet etmeleriyle, a'dây-1 bed-peymâ mülâhazasında hatâ ettiğini teyakkun ve evvelki defʿa gibi maslahat göremeyeceğini tefattun [Ü3 182b] edüp, “Ve zâkati'l-arzu hattâ sâra hâribühüm. İzâ ra’â gayre şey'in zannehû racülen” me'âlince Mısır'a doğru kemâl-i ruʿb u hirâs ile firâr ve ʿakab-gîrân-ı İslâm verâlarını boşlamayup, yetişdiklerine zerk-i remh-i hattâr ve darb-ı şemşîr-i hûn-bâr eyleyerek, irâ'e-i kuvve-i kāhire-\nŞehriyâr-ı nâmdâr eylediler. Bu hamle-i kahremânî, düşmen-i zaʿîfü'l-bünyânı herze-gerd-i vâdî-yi hayret ü peşîmânî eyleyüp, kulûb-ı kāsiyeleri mürtaʿiş ve livâ'-i sevretlerinde nukūş-ı hezîmet mütenakkış olup, nâ-çâr ihtiyâr-ı menhec-i istîmân ve Mısır'ı teslîm ile tahlîs-ı cân eylediler.\nVâridât-ı Devlet-i ʿaliyye ile mesârıfât-ı zarûriyyenin istîfâsı müstahîl iken, tasarrufât-ı ʿakliyye ve tedâbîrât-ı hikemiyye ile Mısır ordusunu birkaç sene idâre vü iʿmâl ve pey-der-pey mutâlebât-ı nukūd ile devleti tahdîş ve erkân-ı Saltanat'ı üftâde-i çâh-ı ıztırâb u teşvîş buyurmadıkları kemâl-i ʿakl ü idrâklerine dâll olduğu vâreste-i kayd-ı işkâldır.\nMısr-ı Kāhire fethine me'mûriyyetlerinden hitâm-ı maslahata dek her hâlde cenâb-ı Hakk'a tevekkül ve her tarafdan hübûb eden sarsar-ı nevâyib-i rûzgâra tehammül edüp, sinîn-i mütedâvileden berü iddihâr eylediği müddehırını tavâyif-i askerîye ifnâ ve bâ-husûs İngiliz sergerdelerine li-ecli't-te'lîf bahş u iʿtâ eylediği tefârîk-ı eşyâ ve mücevherât-ı girân-behâ vâsıl-ı serhadd-i intihâ olup, hüsn-i müdârât ve uğur-ı dîn ü devletde müşâhede eyledikleri meşâkk u nekebât semeresi olarak bilâhare nâyil oldukları fevz ü nusrat, ser-nâme-i medâyih-i Âsafâne'leri olsa sezâ ve dâstân-ı hüsn-i sülûk [Ü3 183a] ve mücâhedeleri Âsâf-nâme gibi düstûru'l-ʿamel-i eşrâf u ahlâf olmağa bâyeste vü revâdır. Fazl-ı Hakk ve ʿavn-i Kādir-i mutlak ile ʿavârızât-ı mülkiyye zâyil ve vakt-i âsâyiş ü ferâğ hâsıl olursa, re'y-i münîr ve tedbîr-i dil-pezîrleriyle umûr-ı devlet müstakīm ü muntazam ve sülme-i memâlik [Ü4 106a] min-külli'l-cihât mülteʾem olacağı eʿazz-i meʾmûl-i erbâb-ı tecârib ü ʿukūldur.",
          "caption": "Zikr-i baʿz-ı mehâsin-i hazret-i Serdâr-ı ekremî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_674.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i baʿz-ı mehâsin-i hazret-i Serdâr-ı ekremî",
          "text": "Müşârun ileyh hazretleri ʿâkıl u müdebbir ve ʿavâkıb-ı umûru mütefekkir, tâbiʿ-i hükm-i İlâhî ve mutâviʿ-i irâde-i Pâdişâhî, cesûr u hûşyâr [Ü4 105a] ve kaviyyü'l-kalb ve\nsehâvet-şiʿâr olup, iʿmâl-i askere min-külli'l-vücûh kādir ve meydân-ı melâhim ü megāzîde sebât-ı kademi zâhir, ehvâl-i hurûba sâbır ve mürüvvet ü hamiyyeti ezher min-emsi'd-dâbir olup, Fransızlar'ın mukaddemâ tertîb ü nasb eyledikleri dâm-ı hîle vü firîb sebebi ile bi'z-zarûre ricʿat iktizâ edüp, \"Ve li'ş-şemsi min baʿdi'r-rucûʿi istikāmetün\" maʿnâsını te'emmül ile Yafa Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm ve mecbûl olduğu himmet-i gûh-endâzına îrâs-ı fütûr etmeyerek, fi'l-hâl tesviye-i şevârid-i umûra berzede-dâmân-ı iʿtinâ olup, müteferrik olan askerin kâr-güzârlarını ibkā ve kemâl-i cübn-i ihânet izhâr edenleri birer takrîb ibʿâd u tecnîb ile Mevkib-i hümâyûn'u istısfâ etmişidi. Maʿâzallah cesâret edüp, Yafa'da ikāmet ve telâfî-yi mâ-fâta hasr-ı zeyl-i gayret etmeseler idi, aʿdâya kuvvet-i kalb hâsıl olup, bu defʿa ne ʿAkkâ ve ne Şâm ve ne Kudüs kalup, düşmen cümlesine itâle-i pây-ı şûm ve ber-vech-i sühûlet her tarafa vusûl ü hücûm edüp, feth-i Mısır min-külli'l-vücûh müteʿazzir [Ü3 182a] ve tekrâr cemʿ-i asker lâ-büdd müteʿassir olarak, memâlik-i Anadolu ber-hemzede vü muhtell ve umûr-ı devlet müşevveş ü mühmel olmak mülâhazadan baʿîd değil idi. Bu perîşânlık ile Yafa'ya gelindikde, sâl-i âtiye tedârükü ber-minvâl-i muharrer gāyet müşkil ü düşvâr ve askerde vehn ü fütûr ve mühimmât ü levâzım-ı seferiyyede küllî noksâniyyet ü\nkusûr bedîdâr iken, dest-yârî-yi himmet-i Şâhâne ile bezl ü cûd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd eyleyerek, hasbe'l-makdûr Ordu-yi hümâyûn'un tedârükünü görüp, Mısır'a tekarrüblerinde düşmen, sâhil tarafından zuhûr eden devleteyn askerinden aslâ havf etmeyüp, cell-i miknetini Ordu-yi hümâyûn tarafına sarf etmişidi. “Vezîrun tehâbü'l-esedü min be'si seyfihî. Ve tenkādü ahkâmü'l-kazâ'i bi-kavlihî. Lehû savletün isteganeti'l-harbü fi'l-fezâ. Yüşerridü ahnâşe'l-'udâti bi-ʿaklihî” mefhûmuna mâ-sadak olan Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri asâkir-i zafer-me'seri kānûn-i muhârebe üzere tertîb ü tanzîm ve mukaddemce kavî meterisler ve hasânât-ı sâyire ile Ordu-yi hümâyûn'u tarsîn ü tahkîm edüp, düşmen-i peymân-şiken zuhûrunda her tarafdan ceyş-i mansûr-ı İslâm'ı teşvîk u igrâ ve dâd ü dihiş ve iltifât u nevâziş ile her birine beyân-ı mesûbât-ı gazâ ve tefsîr-i âyet-i “Vellezîne câhedû fî-nâ lenehdiyyennehüm sübülenâ” eyleyüp, [Ü4 105b] aʿdây-ı dînin sınaʿat-ı nâriyye ve hiyel-i harbiyyesine bakmayarak, mütevessil-i ʿurvetü'l-vüskā-yı celâdet ve kat-i çok küffârı müste'sıl-ı seyf-i sarâmet etmeleriyle, a'dây-1 bed-peymâ mülâhazasında hatâ ettiğini teyakkun ve evvelki defʿa gibi maslahat göremeyeceğini tefattun [Ü3 182b] edüp, “Ve zâkati'l-arzu hattâ sâra hâribühüm. İzâ ra’â gayre şey'in zannehû racülen” me'âlince Mısır'a doğru kemâl-i ruʿb u hirâs ile firâr ve ʿakab-gîrân-ı İslâm verâlarını boşlamayup, yetişdiklerine zerk-i remh-i hattâr ve darb-ı şemşîr-i hûn-bâr eyleyerek, irâ'e-i kuvve-i kāhire-\nŞehriyâr-ı nâmdâr eylediler. Bu hamle-i kahremânî, düşmen-i zaʿîfü'l-bünyânı herze-gerd-i vâdî-yi hayret ü peşîmânî eyleyüp, kulûb-ı kāsiyeleri mürtaʿiş ve livâ'-i sevretlerinde nukūş-ı hezîmet mütenakkış olup, nâ-çâr ihtiyâr-ı menhec-i istîmân ve Mısır'ı teslîm ile tahlîs-ı cân eylediler.\nVâridât-ı Devlet-i ʿaliyye ile mesârıfât-ı zarûriyyenin istîfâsı müstahîl iken, tasarrufât-ı ʿakliyye ve tedâbîrât-ı hikemiyye ile Mısır ordusunu birkaç sene idâre vü iʿmâl ve pey-der-pey mutâlebât-ı nukūd ile devleti tahdîş ve erkân-ı Saltanat'ı üftâde-i çâh-ı ıztırâb u teşvîş buyurmadıkları kemâl-i ʿakl ü idrâklerine dâll olduğu vâreste-i kayd-ı işkâldır.\nMısr-ı Kāhire fethine me'mûriyyetlerinden hitâm-ı maslahata dek her hâlde cenâb-ı Hakk'a tevekkül ve her tarafdan hübûb eden sarsar-ı nevâyib-i rûzgâra tehammül edüp, sinîn-i mütedâvileden berü iddihâr eylediği müddehırını tavâyif-i askerîye ifnâ ve bâ-husûs İngiliz sergerdelerine li-ecli't-te'lîf bahş u iʿtâ eylediği tefârîk-ı eşyâ ve mücevherât-ı girân-behâ vâsıl-ı serhadd-i intihâ olup, hüsn-i müdârât ve uğur-ı dîn ü devletde müşâhede eyledikleri meşâkk u nekebât semeresi olarak bilâhare nâyil oldukları fevz ü nusrat, ser-nâme-i medâyih-i Âsafâne'leri olsa sezâ ve dâstân-ı hüsn-i sülûk [Ü3 183a] ve mücâhedeleri Âsâf-nâme gibi düstûru'l-ʿamel-i eşrâf u ahlâf olmağa bâyeste vü revâdır. Fazl-ı Hakk ve ʿavn-i Kādir-i mutlak ile ʿavârızât-ı mülkiyye zâyil ve vakt-i âsâyiş ü ferâğ hâsıl olursa, re'y-i münîr ve tedbîr-i dil-pezîrleriyle umûr-ı devlet müstakīm ü muntazam ve sülme-i memâlik [Ü4 106a] min-külli'l-cihât mülteʾem olacağı eʿazz-i meʾmûl-i erbâb-ı tecârib ü ʿukūldur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi üçüncü Salı günü tavâyif-i askerînin müstehakk oldukları iki kıst mevâcibleri, tertîb olunan Dîvân-ı bülend-erkân'da tevzîʿ u taksîm ve kabzına me'mûr olanlara taʿdâd u teslîm olunup, şehr-i mezkûrun yirmi beşinci Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, Çukadâr Ağa ile teşrîfât-ı seniyye şeref-vürûd ve Kāyim-makām Paşa hazretleri bu iltifât-ı behiyyeden dest-zen-i berem-şâdî vü sürûr oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_675.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "İşbu Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi üçüncü Salı günü tavâyif-i askerînin müstehakk oldukları iki kıst mevâcibleri, tertîb olunan Dîvân-ı bülend-erkân'da tevzîʿ u taksîm ve kabzına me'mûr olanlara taʿdâd u teslîm olunup, şehr-i mezkûrun yirmi beşinci Pençşenbih günü devr vâkiʿ olup, Çukadâr Ağa ile teşrîfât-ı seniyye şeref-vürûd ve Kāyim-makām Paşa hazretleri bu iltifât-ı behiyyeden dest-zen-i berem-şâdî vü sürûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gümüşhâne Maʿdeni mukaddemâ Diyârbekir Voyvodası Halîl Efendi'ye ber-vech-i emânet tefvîz olunup, müceddeden verilen şurût-ı ma'den ve merbûtâtının vikāyesi ve maʿdencilerin celb ve istishâbları netîce-i meʼmûriyyeti iken, bu irâde-i sâmiyyenin icrâsına muvaffak olamayup, ʿazli lâzım ve yerine raʿiyyet-perver ve taşra ahvâline vukūfu mukarrer bir şahsın nasb u ta'yîni emr-i ehemm olmağla, merkūm ʿazl ve Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından olup, 'an-asl raʿiyyet-perverlik ile meşhûr ve hidemât-ı devletde sadâkat ü gayreti manzûr olan Cihân-zâde Hüseyin Bey, yerine vasl olunup, on altı senesi Mart'ı ibtidasından maʿden-i mezkûru zabt etmek üzere yedine emr-i ʿâlî iʿtâ ve mahalline isrâ olundu.\n\nMuntasıf-ı Şaʿbân-ı şerîf'de kānûn-i devlet ve ʿâdet-i Saltanat üzere huzûrları mesbûk olan zevât, Hırka-i şerîfe ʿalâ-lâbisihâ efdalü't-tahiyyeyi sûde-i safahât u cennât ve bu cihetle her biri ihrâz-ı dest-mâye-i füyûzât eyleyüp, ocağlara tevzîʿi kānûn olan baklava dahi yevm-i mezkûrda ihrâc u taksîm ve havâss ve efrâd-ı askerî niʿam-i celîle-i Pâdişâhi'yle tenʿîm olundu.\n\nʿAses Ortası'nın Oda-başısı olan “Abdullah” nâm kimsenin ʿaklına hafet ve kuvve-i müdrikesine ihtilâl u noksâniyyet târî olup, şehr-i Ramazân'ın [Ü4 106b] on dokuzuncu\ngicesi Ayasofya Câmi'i'ne gelüp, sabâh nemâzı edâ olundukdan sonra, hâmil olduğu tîği ʿuryân ve cenbinde bulunan bir nefer Bostancı'yı cerh ile nâ-tüvân eylediğinden gayri, kırâ'at-ı Kur'ân ile meşgûl aʿmâ bir hâfızı dahi darb ve birkaç kimseye dahi kılıc yetişdirmekle, cemâʿatin râhatını selb edüp, kemâl-i dehşet ile cemâʿat birbirini teʿâkub ve câmiʿ havlîsine tevessüb eyledikleri hâlde, mecnûn-ı mezkûr Soğuk-kuyu kapusundan hurûc ile mukābiline gelan bir sabîyi dahi mecrûh eylediğini harbeciler müşâhede ve verâsından sopa ve hışt ilkāsıyla mezbûru hâke üftâde ve derhâl ahz ve Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve lede'l-istintâk dâyire-i ʿakldan çıkdığı âşikâr olmağla, o makūleden Kalem refʿ olunduğu hasebiyle Süleymâniyye Dârü'ş-şifâsı'na vazʿ olundu. Garâyib-i ahvâldendir ki, câmiʿde üç-dört yüz âdem hâzır ve her biri defʿ-i sâyile muktedir iken, kimi şâl ü peştemâlini ve kimi cizme vü papuşunu bırakup, meşy-i serîʿ ve firâr-ı şenîʿ ile taşraya cân atup, o kelb-i ʿakūrdan reh-yâb-ı necât olduklarına izhâr-ı sürûr ve selâmet-i nefs tehniyyesiyle ibrâz-ı envâʿ-ı hubûr eylediler. Cemâʿatin her biri yere bırakdıkları eşyâyı mecnûnun üzerine ilkā etseler, lâ-mahâle kendüyi şaşurup, o hâlde ahz u kaydı mümkin iken, firârları mahall-i teʿaccüb ü istigrâbdır. Nüfûs-ı beşeriyyenin baʿzısında sıfat-ı şecâʿat merkûz olduğu gibi, baʿzısının tıbâʿında cübn ve zaʿf-ı kalb dahi müstekarr olup, sınıf-ı evvel kalîl ü nezîr ve sınıf-ı ahîr kesîr olduğundan, bi't-tabʿ nüfûs-ı mâyileden şecâʿat-i garîziyye zâyil ve mâdde-i sirâyet hâsıl oldu.",
          "caption": "Vekāyi'-i müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_676.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vekāyi'-i müteferrika",
          "text": "Gümüşhâne Maʿdeni mukaddemâ Diyârbekir Voyvodası Halîl Efendi'ye ber-vech-i emânet tefvîz olunup, müceddeden verilen şurût-ı ma'den ve merbûtâtının vikāyesi ve maʿdencilerin celb ve istishâbları netîce-i meʼmûriyyeti iken, bu irâde-i sâmiyyenin icrâsına muvaffak olamayup, ʿazli lâzım ve yerine raʿiyyet-perver ve taşra ahvâline vukūfu mukarrer bir şahsın nasb u ta'yîni emr-i ehemm olmağla, merkūm ʿazl ve Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından olup, 'an-asl raʿiyyet-perverlik ile meşhûr ve hidemât-ı devletde sadâkat ü gayreti manzûr olan Cihân-zâde Hüseyin Bey, yerine vasl olunup, on altı senesi Mart'ı ibtidasından maʿden-i mezkûru zabt etmek üzere yedine emr-i ʿâlî iʿtâ ve mahalline isrâ olundu.\n\nMuntasıf-ı Şaʿbân-ı şerîf'de kānûn-i devlet ve ʿâdet-i Saltanat üzere huzûrları mesbûk olan zevât, Hırka-i şerîfe ʿalâ-lâbisihâ efdalü't-tahiyyeyi sûde-i safahât u cennât ve bu cihetle her biri ihrâz-ı dest-mâye-i füyûzât eyleyüp, ocağlara tevzîʿi kānûn olan baklava dahi yevm-i mezkûrda ihrâc u taksîm ve havâss ve efrâd-ı askerî niʿam-i celîle-i Pâdişâhi'yle tenʿîm olundu.\n\nʿAses Ortası'nın Oda-başısı olan “Abdullah” nâm kimsenin ʿaklına hafet ve kuvve-i müdrikesine ihtilâl u noksâniyyet târî olup, şehr-i Ramazân'ın [Ü4 106b] on dokuzuncu\ngicesi Ayasofya Câmi'i'ne gelüp, sabâh nemâzı edâ olundukdan sonra, hâmil olduğu tîği ʿuryân ve cenbinde bulunan bir nefer Bostancı'yı cerh ile nâ-tüvân eylediğinden gayri, kırâ'at-ı Kur'ân ile meşgûl aʿmâ bir hâfızı dahi darb ve birkaç kimseye dahi kılıc yetişdirmekle, cemâʿatin râhatını selb edüp, kemâl-i dehşet ile cemâʿat birbirini teʿâkub ve câmiʿ havlîsine tevessüb eyledikleri hâlde, mecnûn-ı mezkûr Soğuk-kuyu kapusundan hurûc ile mukābiline gelan bir sabîyi dahi mecrûh eylediğini harbeciler müşâhede ve verâsından sopa ve hışt ilkāsıyla mezbûru hâke üftâde ve derhâl ahz ve Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve lede'l-istintâk dâyire-i ʿakldan çıkdığı âşikâr olmağla, o makūleden Kalem refʿ olunduğu hasebiyle Süleymâniyye Dârü'ş-şifâsı'na vazʿ olundu. Garâyib-i ahvâldendir ki, câmiʿde üç-dört yüz âdem hâzır ve her biri defʿ-i sâyile muktedir iken, kimi şâl ü peştemâlini ve kimi cizme vü papuşunu bırakup, meşy-i serîʿ ve firâr-ı şenîʿ ile taşraya cân atup, o kelb-i ʿakūrdan reh-yâb-ı necât olduklarına izhâr-ı sürûr ve selâmet-i nefs tehniyyesiyle ibrâz-ı envâʿ-ı hubûr eylediler. Cemâʿatin her biri yere bırakdıkları eşyâyı mecnûnun üzerine ilkā etseler, lâ-mahâle kendüyi şaşurup, o hâlde ahz u kaydı mümkin iken, firârları mahall-i teʿaccüb ü istigrâbdır. Nüfûs-ı beşeriyyenin baʿzısında sıfat-ı şecâʿat merkûz olduğu gibi, baʿzısının tıbâʿında cübn ve zaʿf-ı kalb dahi müstekarr olup, sınıf-ı evvel kalîl ü nezîr ve sınıf-ı ahîr kesîr olduğundan, bi't-tabʿ nüfûs-ı mâyileden şecâʿat-i garîziyye zâyil ve mâdde-i sirâyet hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı sıyâm, resîde-i gāyet ü encâm olduğuna binâ'en, işbu Pençşenbih gicesi Müfti'l-enâm ve Kāyim-makām-ı benâm hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i Devlet-i ebed-kıyâm ve mülâzım-ı Dergâh-ı ʿâlî olan ru'esây-ı tavâyif-i askerî seherî ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cibâh-ı rıkkıyyet ve tebrîk-i ʿîd behânesiyle âfitâb-ı felek-i Saltanat olan dîdâr-ı fâyizü'l-envâr-ı Tâc-dâri'yle takdîr-i bâsıra-i mefharet\neyledikleri ʿakībinde, o Şehriyâr-ı bülend-iktidâr, hayra-sâz-ı ebsâr-ı mülûk-i aktâr olan debdebe-i Cihân-dârî'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿi'nde salât-ı ʿîdi edâ ve Serây-ı Mülûkâne'lerine ricʿat ile ol cây-ı Ferkad-sây'ı nümûne-nümây-ı cennetü'l-me'vâ buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i [Ü4 107a] ʿÎd-i saʿîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_677.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i [Ü4 107a] ʿÎd-i saʿîd",
          "text": "Mâh-ı sıyâm, resîde-i gāyet ü encâm olduğuna binâ'en, işbu Pençşenbih gicesi Müfti'l-enâm ve Kāyim-makām-ı benâm hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i Devlet-i ebed-kıyâm ve mülâzım-ı Dergâh-ı ʿâlî olan ru'esây-ı tavâyif-i askerî seherî ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cibâh-ı rıkkıyyet ve tebrîk-i ʿîd behânesiyle âfitâb-ı felek-i Saltanat olan dîdâr-ı fâyizü'l-envâr-ı Tâc-dâri'yle takdîr-i bâsıra-i mefharet\neyledikleri ʿakībinde, o Şehriyâr-ı bülend-iktidâr, hayra-sâz-ı ebsâr-ı mülûk-i aktâr olan debdebe-i Cihân-dârî'leriyle Sultân Ahmed Câmiʿi'nde salât-ı ʿîdi edâ ve Serây-ı Mülûkâne'lerine ricʿat ile ol cây-ı Ferkad-sây'ı nümûne-nümây-ı cennetü'l-me'vâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ʿîdin ikinci günü resmen Gülhâne'ye varup, ʿavdetinde bâ-emr-i Rabb, vücûduna nezle-i hâdde munsabb ve ferdâsı -ki tevcîhât günü idi- hâb-gâhından kemâl-i zaʿf u nâ-tüvânî ile Kürk Odası'na çıkup, daʿvet olunan erbâb-ı menâsıb, hulûl-i vakt-i tevcîhâta mütekarrıb oldukları hâlde, Vezîr Kapudan Paşa hazretlerinin kudûmü ihbâr olunduğuna binâʿen, müşârun ileyh bi'z-zarûre Kürk Odası'ndan çıkup, ʿArz Odası'na duhûl ve dehlîze vusûlünde “Mükibben ʿalâ vechihî” yere sâkıt olup, fi'l-hâl yine Kürk Odası'na nakl olunmuşidi. Nefes-i vâ-pesîn ve inkişâf-ı ahvâl-i yevm-i yakīnde Hekîm-başı Efendi dahi yetişmekle, iʿtikād-ı galebe-i dem ile iftisâd olunup, Nazm: Lillâhi ʿilmün ve tedbîrun ve takdîr / Ve'l-mer'ü yuhtî ve lâ-tuhti'l-mekādîr mefhûmu üzere tabîbin ʿilâc ve tedbîri ve fasdın fâʿide vü te'sîri olmayup, mürg-ı rûhu kafes-i tenden cüdâ ve tâyir-i sûy-ı bekā olduğu, Nazm: İzâ selime'l-bedrü'l-münîrü feheyyinün / ʿAle'l-ufkı [Ü4 107b] en-tehviye sıgāru'l-kevâkib\nmazmûnu derciyle ʿarz-ı Dergâh-ı vâlâ kılınup, intizâr-ı tevcîhât ile meslûbü'l-ıstıbâr olanlara Kapudan Paşa hazretleri ilbâs-ı hilʿat etmek irâde-i seniyyesi zuhûr ve fi'l-hâl müşârun ileyh hatt-ı hümâyûn ile müveşşah defter mûcebince erbâb-ı menâsıbı [Ü3 184a] ilbâs-ı hilʿat ile hidmetlerine meʾmûr edüp, bu dehşet ü hayret ile herkes hânesine ʿavdet eylediler. Defterdâr Efendi, bi-hasebi'l-meʾmûriyye müteveffây-ı müşârun ileyhin hazînesini temhîr ve harem tarafı darb-ı hatemden vâreste olmak tenbîh ü tezkîr olunduğu hâlde, emr-i techîz ü tekfîn dahi ikmâl ve Hakîm-zâde ʿAli Paşa Mezârı kurbünde ihzâr olunan lahide idhâl ile o düstûr-ı vakūr, aʿyün-i nâsdan mestûr ve muntazır-ı yevm-i nüşûr oldu. Zuhûr-i Devlet-i ʿaliyye'den bu âna gelince zikr olunan keyfiyyet yâd-dâşt-ı erbâb-ı basîret olmayup, garâyib-i nevâyib-i rûzgârdan maʿdûd olsa sezâ ve gışâve-i gaflet ile rû-pûş-ı ʿibret olanlara sebeb-i teyakkuz u intibâh olsa revâdır. Senede bir kerre ictimâʿı mümkin olan erbâb-ı hall ü rabt ve ashâb-ı kabz u basta cenâb-ı Kahhâr, kudret-i kāhire ve ʿazamet-i bâhiresini izhâr ve o makūleleri hâb-ı gafletden bîdâr etmek içün taʿyîn-i mâdde-i tahvîf ü inzâr etmişiken, hâzır olanların ekserîsi kābil-i ittiʿâz olmayup, suver-i matlûbelerini zihinlerinde tasavvur ve cihet-i tahsîl-i hutâm-ı dünyâyı tevsîʿ-i dâyire-i emel ile tefekkür eylediklerinden fazla: “Fülân mansıb kayacağı mı, fülân daʿvet olunmuş mu, ʿacabâ hâller neye müncerr olacak? Matlûb kalîl, tâlib kesîr” deyerek, birbiriyle münâcât ve âdemlerine teftîş-i zevâyâ vü tâkāt eyledikleri re'ye'l-ʿayn meşhûd ve insân ne derecelerde memkûr-ı hırs u gaflet olduğu bu defʿa dahi tecribet-güzâr-ı [Ü4 108a] erbâb-ı şühûd oldu. Nazm: [Ü3 184b] En-nâsü fî gafletin ʿammâ yürâdü bihim Keʾennehüm ganemün fî beyti cezzârin",
          "caption": "Fevt-i Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_678.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh ʿîdin ikinci günü resmen Gülhâne'ye varup, ʿavdetinde bâ-emr-i Rabb, vücûduna nezle-i hâdde munsabb ve ferdâsı -ki tevcîhât günü idi- hâb-gâhından kemâl-i zaʿf u nâ-tüvânî ile Kürk Odası'na çıkup, daʿvet olunan erbâb-ı menâsıb, hulûl-i vakt-i tevcîhâta mütekarrıb oldukları hâlde, Vezîr Kapudan Paşa hazretlerinin kudûmü ihbâr olunduğuna binâʿen, müşârun ileyh bi'z-zarûre Kürk Odası'ndan çıkup, ʿArz Odası'na duhûl ve dehlîze vusûlünde “Mükibben ʿalâ vechihî” yere sâkıt olup, fi'l-hâl yine Kürk Odası'na nakl olunmuşidi. Nefes-i vâ-pesîn ve inkişâf-ı ahvâl-i yevm-i yakīnde Hekîm-başı Efendi dahi yetişmekle, iʿtikād-ı galebe-i dem ile iftisâd olunup, Nazm: Lillâhi ʿilmün ve tedbîrun ve takdîr / Ve'l-mer'ü yuhtî ve lâ-tuhti'l-mekādîr mefhûmu üzere tabîbin ʿilâc ve tedbîri ve fasdın fâʿide vü te'sîri olmayup, mürg-ı rûhu kafes-i tenden cüdâ ve tâyir-i sûy-ı bekā olduğu, Nazm: İzâ selime'l-bedrü'l-münîrü feheyyinün / ʿAle'l-ufkı [Ü4 107b] en-tehviye sıgāru'l-kevâkib\nmazmûnu derciyle ʿarz-ı Dergâh-ı vâlâ kılınup, intizâr-ı tevcîhât ile meslûbü'l-ıstıbâr olanlara Kapudan Paşa hazretleri ilbâs-ı hilʿat etmek irâde-i seniyyesi zuhûr ve fi'l-hâl müşârun ileyh hatt-ı hümâyûn ile müveşşah defter mûcebince erbâb-ı menâsıbı [Ü3 184a] ilbâs-ı hilʿat ile hidmetlerine meʾmûr edüp, bu dehşet ü hayret ile herkes hânesine ʿavdet eylediler. Defterdâr Efendi, bi-hasebi'l-meʾmûriyye müteveffây-ı müşârun ileyhin hazînesini temhîr ve harem tarafı darb-ı hatemden vâreste olmak tenbîh ü tezkîr olunduğu hâlde, emr-i techîz ü tekfîn dahi ikmâl ve Hakîm-zâde ʿAli Paşa Mezârı kurbünde ihzâr olunan lahide idhâl ile o düstûr-ı vakūr, aʿyün-i nâsdan mestûr ve muntazır-ı yevm-i nüşûr oldu. Zuhûr-i Devlet-i ʿaliyye'den bu âna gelince zikr olunan keyfiyyet yâd-dâşt-ı erbâb-ı basîret olmayup, garâyib-i nevâyib-i rûzgârdan maʿdûd olsa sezâ ve gışâve-i gaflet ile rû-pûş-ı ʿibret olanlara sebeb-i teyakkuz u intibâh olsa revâdır. Senede bir kerre ictimâʿı mümkin olan erbâb-ı hall ü rabt ve ashâb-ı kabz u basta cenâb-ı Kahhâr, kudret-i kāhire ve ʿazamet-i bâhiresini izhâr ve o makūleleri hâb-ı gafletden bîdâr etmek içün taʿyîn-i mâdde-i tahvîf ü inzâr etmişiken, hâzır olanların ekserîsi kābil-i ittiʿâz olmayup, suver-i matlûbelerini zihinlerinde tasavvur ve cihet-i tahsîl-i hutâm-ı dünyâyı tevsîʿ-i dâyire-i emel ile tefekkür eylediklerinden fazla: “Fülân mansıb kayacağı mı, fülân daʿvet olunmuş mu, ʿacabâ hâller neye müncerr olacak? Matlûb kalîl, tâlib kesîr” deyerek, birbiriyle münâcât ve âdemlerine teftîş-i zevâyâ vü tâkāt eyledikleri re'ye'l-ʿayn meşhûd ve insân ne derecelerde memkûr-ı hırs u gaflet olduğu bu defʿa dahi tecribet-güzâr-ı [Ü4 108a] erbâb-ı şühûd oldu. Nazm: [Ü3 184b] En-nâsü fî gafletin ʿammâ yürâdü bihim Keʾennehüm ganemün fî beyti cezzârin"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Adanalı Vezîr ʿÖmer Paşa'nın sulbünden altmış iki târîhinde tevellüd ve giderek visâde-i sinn-i nümüvve tevessüd edüp, Kıbrıs'a nizâm ve o havâlîde ser-nümây-ı bagy u tuğyân olanları iʿdâm eden Hâss Ağası Ahmed Paşa'ya pederi Kethudâ iken, Cidde'den Ahmed Paşa'ya Mısr-ı Kāhire tevcîhiyle ikrâm ve müşârun ileyh Kāyim-makām kılınmışidi. Bir müddet murûrunda Mîrü'l-Hâcc ʿOsmân Paşa Mekke'ye geldikde, Kāyim-makāmlık'dan istiʿfâ ve Mısır'a gitmeği recâ edüp, kutr-ı Hicâz'dan tebâʿüdünü tecvîz etmeyüp, Emâret-i Cidde ile behre-yâb kılınacağını işrâb ve Şâm'a geldikde, Cidde'nin müşârun ileyhe tevcîhini Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr u istisvâb edüp, inhâsı muktezayât-ı vâkt ü hâle muvâfık olduğundan, Livâ'-ı Cidde ferecün baʿde'ş-şidde sûretinde tarafına teveccüh etmiş idi. Sîret-i ber-güzîde ve siyâset-i pesendîdesi tibâʿ-ı nâsa mülayim ve bâ-husûs Şerîf-i Mekke'nin tahsîl-i rızâsına mülâzım olduğundan, ʿarz-ı eşrâf ve sitâyiş-i etrâf ile Vezâret'e nâyil ve mahdûmu olan Kāyim-makām-ı merhûmu Kethudây-ı müstakıll etmişidi. Bir zemân güzerân oldukda, Kapucu-başılık Rütbesi'yle tahsîl-i mukaddimât-ı emânî ve yedi seneye karîb müddet o erâzî-yi müteberrikede istikmâl-i nefs ile kābil-i feyz-ı Sübhânî olup, pederi Cidde'den maʿzûl ve Şâm-ı şerîf'e vusûlünde ecel-i mevʿûdu hulûl ve ribât-ı âhirete nüzûl ve müşârun ileyh dahi Kaʿbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdete rû-mâl ve Mekke-i mükerreme'de kesb-i muʿârefe [Ü3 185a] eylediği ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâʾullâh Efendi'nin hânesine nüzûl ü ilmâm ve sâhib-i hâne dahi resm-i terhîb ü teʾhîli hakkında itmâm eylediğinden gayri, Hakîm-zâde ʿAli Paşa merhûmun kerîmesini vesâtatıyla [Ü4 108b] tezvîc ve metâʿ-ı zindegânîsi tervîc edüp, bu sebeble kesb-i iştihâr ve giderek taşra hidmetlerine meʾmûr etdirdüp, vardığı yerlerde ʿâkılâne hareket izhârıyla beyne'l-akrân nâmdâr olmuşidi. Müşârun ileyhin nâsıye-i hâlinde lemʿa-rîz-i şühûd olan envâr-ı rüşd ü kâr-güzârı, ʿaks-endâz-ı mirʾât-ı tabʿ-ı Tâc-dârî olup, Âsitâne hidmetlerinde dahi istihdâm ve tecribe olunması irâde ve dîbâce-i nüsha-i ikbâli olan Baş-bâkī Kulluğu'yla gonce-i bahtı küşâde kılınmışidi. İstikmâl-i müddet etmeden Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başılığı ile pâ-nihâde-i süllem-i imtiyâz ve bir seneden\nziyâde o hıdmet-i hatîrada kâr-sâz-ı erbâb-ı hâcât u niyâz olmuşiken, rukabâ ve hussâd irtikâba dâ'ir baʿzı mevâd, müşârun ileyhe ʿazv ü isnâd eylediklerine binâʾen, Sadr-ı vakt bulunan ʿİzzet Paşa ʿazline ʿamel ve âharını bedel edüp, bu cihetle mağdûr ve ihtisâr-ı dâyire ve hazk-ı zevâyid ile idâre-i umûra mecbûr olup, tarîf ü telîdine nefâd ve dâd ü sitedine fesâd tetarruk eylediği hâlde, Mısır ordusu nezâretiyle Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya Serʿaskerlik teşrîfâtını îsâle meʾmûr ve o havâlîde dahi inkılâbât-ı kevniyye ile mübtelây-ı mesârıf-ı kāsımetü'z-zuhûr olup, Âsitâne'ye ʿavdet ve bu tarafda [Ü3 185a] tanzîm olunan bir hidmetle terfîhine baʿzı ehl-i mürûʾet himmet etmişidi. O hılâlde Sâmî Ebûbekir Paşa'nın Kāyim-makāmlık mesnedinden tenzîli karâr-gîr olup, [mısra]: ed-Dehrü yaʿdilü merraten ve yemîlü mefhûmu üzere müteveffây-ı müşârun ileyhe rûy-ı ikbâl nümûne-dâr ve bu sebeble vâreste-i nekebât-ı rüzgâr olup, iki yüz on dört senesi Receb'inin onuncu günü Kāyim-makām-ı Sadr-ı Âsaf-ihtişâm ve dâhil-i silkü'l-leʾâl-i vüzerây-ı ʿizâm olmuşidi. İki seneden ziyâde ahsen [Ü4 109a] vechile idâre-i umûr ve temşiyet-i hutûb-ı cumhûr eyleyüp, bâlâda beyân ü ifâde olunduğu vech üzere kable't-tevcîhât vefât ve terk-i meşgale-i kâ'inât eyledi. Müteveffây-ı müşârun ileyh ʿâkıl ve sâhib-i karîha ve müdîr-i pergâr-ı efkâr-ı sahîha, hüsn-i hulk u seciyyeti zâhir ve ekâbir ü esâgır ile hüsn-i ülfet ü muʿâşereti “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” bâhir olup, mutâyebât u müfâkehe semtine sâlik ve beşer vechile talâkat-ı lisâna mâlik, müdebbir ve umûrunda hâzim ve rızây-ı Mülûkâne'yi tahsîl ʿindinde min-elzemi'l-levâzım bir Vezîr-i sütûde-tedbîr idi.\nMüşârun ileyhin cüz'îce rehâveti ve siyâsetde 'adem-i şiddeti elsine-i nâsda dâyir ve bu dahi hazm ü ihtiyâta riʿâyet etmesinden neş'et eylediği zâhirdir. Hakkında isnâd olunan buhl u imsâk dahi bî-maʿnâ olup, halk, cemîʿ mâlını bezl ü tebzîr ve isrâf u taktîr etmamekle taʿyîb u taʿyîr olunmaz. Cûd u sehâ ve bezl ü iʿtâ her ne kadar [Ü3 186a] sıfât-ı memdûheden ise dahi, beyne'l-ifrâti ve't-tefrît olmak lâzımdır. Mevcûdu infâk ile ashâb-ı servete ʿarz-ı ihtiyâc ve imlâk-ı fiyâlet ve zaʿf-ı tedbîrden münbaʿis bir kâr-ı mezmûm ve ʿumûm nâsın istihfâf u nefretine bâ'is bir tavr-ı meş'ûmdur. “Hifzuke li-mâ fî yedeyke li-takziye bihî hâcâtike evlâ ve hayrun min tesaddukike bihî ve talebike li-mâ fî yedi gayrike” Süfyân Sevrî kelâmındandır. Şuhh u buhl ki, evvelkîsi bezli vâcib olan mâlı garâyiz-i süfliyye ve mahabbet-i huzûz-ı cüz'iyye sebebi ile ihtizân u imsâkdan ʿibâret ve sânîsi lisân-ı ehl-i şer üzere menʿ-i vâcibden ve tâyife-i 'Arab beyninde nehr-i sâyilden kinâyetdir. Bu iki kısımdan dahi müteveffây-ı müşârun ileyh âzâde olup, ber-vech-i iktisâd tabʿında emâre-i cûd dahi müşâhede olunmuşidi. Şöyle ki, esbâb-ı Vezâret'ini istikmâl [Ü4 109b] ve hazînesine bir mikdâr nakd idhâlinden sonra, memdûh olan bezl ü inʿâm tarîkasına sülûk ve âhâd-ı nâsdan çok kimseyi “Bi'l-birri yüstaʿbedü'l-hürr” medlûlunca kendüye memlûk eylediğinden fazla, “el-Hediyyetü tuhricü zagāyinü mine'l-kulûb” eseri üzere ʿuzamây-ı devleti dahi ber-vech-i tahmîn üç yüz kîselik hediyye neşriyle mahcûb ve zâtını cümleye mahbûb etmişidi. İki sene kadar dâ'iresini idâreden sonra baʿde-edâyi'd-deyn nakd ü cins ber-vech-i tahmîn bin iki yüz kîse tedârükü kemâl-i tasarruf ve hüsn-i tedbîrine delâlet eyleyeceğinden başka, [Ü3 186b] ʿadem-i isrâf u tebzîr ile iddihârını Beytülmâl-i Müslimîn'e terk dahi, bir nevʿ iʿânet ve devlete hıdmet kabîlindendir. Merhûmdan menkūldur ki: “Sadriaʿzam hazretleri Âsitâne-i saʿâdet'e geldikde, lâ-mahâle bizi mansıbımıza ve yâhûd maʿa'l-mansıb bir mahalle me'mûr eder. ʿAlâ-kile't-\ntakdîreyn Âsitâne'den hareket muhtâc-ı nakd ü servet olup, hîn-i hareketimizde ve hareketimizden sonra sarfa medâr olmak ve agyâra hâlimiz âşikâr olmamak içün umûrumuzda kemâl-i tasarruf ve libâs ü ihtişâmda refʿ-i tekellüf eyleyerek, bir mikdâr akça iddihâr etdik. Hîn-i hareketde ve yâhûd bir mahalle me'mûriyyetde zemân murûr etmeden Devlet-i ʿaliyye'yi nakd talebiyle izʿâc u tasdîʿ, resm-i ʿubûdiyyete münâfîdir\" der imiş; tecâvezallâhu ʿan seyyiʼâtihî.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_679.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Adanalı Vezîr ʿÖmer Paşa'nın sulbünden altmış iki târîhinde tevellüd ve giderek visâde-i sinn-i nümüvve tevessüd edüp, Kıbrıs'a nizâm ve o havâlîde ser-nümây-ı bagy u tuğyân olanları iʿdâm eden Hâss Ağası Ahmed Paşa'ya pederi Kethudâ iken, Cidde'den Ahmed Paşa'ya Mısr-ı Kāhire tevcîhiyle ikrâm ve müşârun ileyh Kāyim-makām kılınmışidi. Bir müddet murûrunda Mîrü'l-Hâcc ʿOsmân Paşa Mekke'ye geldikde, Kāyim-makāmlık'dan istiʿfâ ve Mısır'a gitmeği recâ edüp, kutr-ı Hicâz'dan tebâʿüdünü tecvîz etmeyüp, Emâret-i Cidde ile behre-yâb kılınacağını işrâb ve Şâm'a geldikde, Cidde'nin müşârun ileyhe tevcîhini Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr u istisvâb edüp, inhâsı muktezayât-ı vâkt ü hâle muvâfık olduğundan, Livâ'-ı Cidde ferecün baʿde'ş-şidde sûretinde tarafına teveccüh etmiş idi. Sîret-i ber-güzîde ve siyâset-i pesendîdesi tibâʿ-ı nâsa mülayim ve bâ-husûs Şerîf-i Mekke'nin tahsîl-i rızâsına mülâzım olduğundan, ʿarz-ı eşrâf ve sitâyiş-i etrâf ile Vezâret'e nâyil ve mahdûmu olan Kāyim-makām-ı merhûmu Kethudây-ı müstakıll etmişidi. Bir zemân güzerân oldukda, Kapucu-başılık Rütbesi'yle tahsîl-i mukaddimât-ı emânî ve yedi seneye karîb müddet o erâzî-yi müteberrikede istikmâl-i nefs ile kābil-i feyz-ı Sübhânî olup, pederi Cidde'den maʿzûl ve Şâm-ı şerîf'e vusûlünde ecel-i mevʿûdu hulûl ve ribât-ı âhirete nüzûl ve müşârun ileyh dahi Kaʿbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdete rû-mâl ve Mekke-i mükerreme'de kesb-i muʿârefe [Ü3 185a] eylediği ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâʾullâh Efendi'nin hânesine nüzûl ü ilmâm ve sâhib-i hâne dahi resm-i terhîb ü teʾhîli hakkında itmâm eylediğinden gayri, Hakîm-zâde ʿAli Paşa merhûmun kerîmesini vesâtatıyla [Ü4 108b] tezvîc ve metâʿ-ı zindegânîsi tervîc edüp, bu sebeble kesb-i iştihâr ve giderek taşra hidmetlerine meʾmûr etdirdüp, vardığı yerlerde ʿâkılâne hareket izhârıyla beyne'l-akrân nâmdâr olmuşidi. Müşârun ileyhin nâsıye-i hâlinde lemʿa-rîz-i şühûd olan envâr-ı rüşd ü kâr-güzârı, ʿaks-endâz-ı mirʾât-ı tabʿ-ı Tâc-dârî olup, Âsitâne hidmetlerinde dahi istihdâm ve tecribe olunması irâde ve dîbâce-i nüsha-i ikbâli olan Baş-bâkī Kulluğu'yla gonce-i bahtı küşâde kılınmışidi. İstikmâl-i müddet etmeden Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başılığı ile pâ-nihâde-i süllem-i imtiyâz ve bir seneden\nziyâde o hıdmet-i hatîrada kâr-sâz-ı erbâb-ı hâcât u niyâz olmuşiken, rukabâ ve hussâd irtikâba dâ'ir baʿzı mevâd, müşârun ileyhe ʿazv ü isnâd eylediklerine binâʾen, Sadr-ı vakt bulunan ʿİzzet Paşa ʿazline ʿamel ve âharını bedel edüp, bu cihetle mağdûr ve ihtisâr-ı dâyire ve hazk-ı zevâyid ile idâre-i umûra mecbûr olup, tarîf ü telîdine nefâd ve dâd ü sitedine fesâd tetarruk eylediği hâlde, Mısır ordusu nezâretiyle Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya Serʿaskerlik teşrîfâtını îsâle meʾmûr ve o havâlîde dahi inkılâbât-ı kevniyye ile mübtelây-ı mesârıf-ı kāsımetü'z-zuhûr olup, Âsitâne'ye ʿavdet ve bu tarafda [Ü3 185a] tanzîm olunan bir hidmetle terfîhine baʿzı ehl-i mürûʾet himmet etmişidi. O hılâlde Sâmî Ebûbekir Paşa'nın Kāyim-makāmlık mesnedinden tenzîli karâr-gîr olup, [mısra]: ed-Dehrü yaʿdilü merraten ve yemîlü mefhûmu üzere müteveffây-ı müşârun ileyhe rûy-ı ikbâl nümûne-dâr ve bu sebeble vâreste-i nekebât-ı rüzgâr olup, iki yüz on dört senesi Receb'inin onuncu günü Kāyim-makām-ı Sadr-ı Âsaf-ihtişâm ve dâhil-i silkü'l-leʾâl-i vüzerây-ı ʿizâm olmuşidi. İki seneden ziyâde ahsen [Ü4 109a] vechile idâre-i umûr ve temşiyet-i hutûb-ı cumhûr eyleyüp, bâlâda beyân ü ifâde olunduğu vech üzere kable't-tevcîhât vefât ve terk-i meşgale-i kâ'inât eyledi. Müteveffây-ı müşârun ileyh ʿâkıl ve sâhib-i karîha ve müdîr-i pergâr-ı efkâr-ı sahîha, hüsn-i hulk u seciyyeti zâhir ve ekâbir ü esâgır ile hüsn-i ülfet ü muʿâşereti “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” bâhir olup, mutâyebât u müfâkehe semtine sâlik ve beşer vechile talâkat-ı lisâna mâlik, müdebbir ve umûrunda hâzim ve rızây-ı Mülûkâne'yi tahsîl ʿindinde min-elzemi'l-levâzım bir Vezîr-i sütûde-tedbîr idi.\nMüşârun ileyhin cüz'îce rehâveti ve siyâsetde 'adem-i şiddeti elsine-i nâsda dâyir ve bu dahi hazm ü ihtiyâta riʿâyet etmesinden neş'et eylediği zâhirdir. Hakkında isnâd olunan buhl u imsâk dahi bî-maʿnâ olup, halk, cemîʿ mâlını bezl ü tebzîr ve isrâf u taktîr etmamekle taʿyîb u taʿyîr olunmaz. Cûd u sehâ ve bezl ü iʿtâ her ne kadar [Ü3 186a] sıfât-ı memdûheden ise dahi, beyne'l-ifrâti ve't-tefrît olmak lâzımdır. Mevcûdu infâk ile ashâb-ı servete ʿarz-ı ihtiyâc ve imlâk-ı fiyâlet ve zaʿf-ı tedbîrden münbaʿis bir kâr-ı mezmûm ve ʿumûm nâsın istihfâf u nefretine bâ'is bir tavr-ı meş'ûmdur. “Hifzuke li-mâ fî yedeyke li-takziye bihî hâcâtike evlâ ve hayrun min tesaddukike bihî ve talebike li-mâ fî yedi gayrike” Süfyân Sevrî kelâmındandır. Şuhh u buhl ki, evvelkîsi bezli vâcib olan mâlı garâyiz-i süfliyye ve mahabbet-i huzûz-ı cüz'iyye sebebi ile ihtizân u imsâkdan ʿibâret ve sânîsi lisân-ı ehl-i şer üzere menʿ-i vâcibden ve tâyife-i 'Arab beyninde nehr-i sâyilden kinâyetdir. Bu iki kısımdan dahi müteveffây-ı müşârun ileyh âzâde olup, ber-vech-i iktisâd tabʿında emâre-i cûd dahi müşâhede olunmuşidi. Şöyle ki, esbâb-ı Vezâret'ini istikmâl [Ü4 109b] ve hazînesine bir mikdâr nakd idhâlinden sonra, memdûh olan bezl ü inʿâm tarîkasına sülûk ve âhâd-ı nâsdan çok kimseyi “Bi'l-birri yüstaʿbedü'l-hürr” medlûlunca kendüye memlûk eylediğinden fazla, “el-Hediyyetü tuhricü zagāyinü mine'l-kulûb” eseri üzere ʿuzamây-ı devleti dahi ber-vech-i tahmîn üç yüz kîselik hediyye neşriyle mahcûb ve zâtını cümleye mahbûb etmişidi. İki sene kadar dâ'iresini idâreden sonra baʿde-edâyi'd-deyn nakd ü cins ber-vech-i tahmîn bin iki yüz kîse tedârükü kemâl-i tasarruf ve hüsn-i tedbîrine delâlet eyleyeceğinden başka, [Ü3 186b] ʿadem-i isrâf u tebzîr ile iddihârını Beytülmâl-i Müslimîn'e terk dahi, bir nevʿ iʿânet ve devlete hıdmet kabîlindendir. Merhûmdan menkūldur ki: “Sadriaʿzam hazretleri Âsitâne-i saʿâdet'e geldikde, lâ-mahâle bizi mansıbımıza ve yâhûd maʿa'l-mansıb bir mahalle me'mûr eder. ʿAlâ-kile't-\ntakdîreyn Âsitâne'den hareket muhtâc-ı nakd ü servet olup, hîn-i hareketimizde ve hareketimizden sonra sarfa medâr olmak ve agyâra hâlimiz âşikâr olmamak içün umûrumuzda kemâl-i tasarruf ve libâs ü ihtişâmda refʿ-i tekellüf eyleyerek, bir mikdâr akça iddihâr etdik. Hîn-i hareketde ve yâhûd bir mahalle me'mûriyyetde zemân murûr etmeden Devlet-i ʿaliyye'yi nakd talebiyle izʿâc u tasdîʿ, resm-i ʿubûdiyyete münâfîdir\" der imiş; tecâvezallâhu ʿan seyyiʼâtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i müşârun ileyh seferlerde istihdâm olunarak, cevher-i istiʿdâd u mâhiyyeti pesendîde-i hakāyık-şinâsân-ı rûzgâr ve câme-i gülgûn-tırâz-ı haysiyyeti, tamgā-zede-i destgâh-ı ashâb-ı iʿtibâr olup, Âsitâne-i saʿâdet'e vürûdlarında istiʿdâd-ı mâder-zâd ve kābiliyyet-i Hudâ-dâd iktizâsıyla baʿzı menâsıba tevellâ vü tasarruf eyleyerek, Tersâne-i ʿâmire'ye Emîn [Ü4 110a] iki sene mikdârı o hidmet-i cesîmede ser-zede-i zuhûr olan ikdâm u himmeti mûcib-i tahsîn ve bâʿis-i teveccüh-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn olup, hüsn-i cezâ vü mükâfât irâdesiyle Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb ve bi'l-fiʿl Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başılığı [Ü3 187a] ile tatyîb olunmuşidi. Françelü ile sefer mukarrer olduğuna binâ'en, Devlet-i ʿaliyye ile râbıta-bend-i ittifâk olan İngiltere donanmasına müretteb ecnâs-ı zehâyiri sevâhil-i Bahr-i sefîd'den cemʿ ve defʿ içün mütemeyyizân-ı Devlet-i ʿaliyye'den sâhib-i rütbe ve iʿtibâr bir zât-ı maʿlûmu'l-mişvârın taʿyînini erbâb-ı elbâb istisvâb ve bu keyfiyyet maʿrûz-ı Rikâb-ı kâm-yâb kılınmışidi. Müşârun ileyh hakkında kârger olan vüsûk ve iʿtimâd-ı Şâhâne hasebiyle bilâ-ihtâr u tezkîr karîha-i sabîhadan me'mûriyyetleri hatt-ı şerîfi tahrîr buyurulup, bilâ-menn ü tereddüd tesviye-i lâzime-i tarîka berçîde-dâmen-i tekayyüd olup, mahalline vardıkda, rızây-ı yümn-iktizây-ı Devlet-i ebed-müddet üzere hareket ve tâyife-i mezkûrenin her ne kadar ru'ûnet u huşûnetleri maʿrûf ise dahi, dest-yârî-yi hüsn-i tedbîr ü muʿâşeret ile îfây-ı şart-ı imtizâc u ülfet ve cemʿ u tevzîʿ-i zehâyir husûsunda cümlesini vâreste-i kayd-ı zarûret etmişidi. Bundan sonra Mısr-ı Kāhire'ye me'mûr ve o taraflarda dahi hidmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olarak, Âsitâne-i saʿâdet'e imâle-i veche-i ʿavd ü kufûl ve kemâ-kân umûr-ı Dîvâniyye ve mesâlih-i nâs ile meşgûl olup, sevâbık-ı hıdemâtı bi-tefâsîlihâ maʿlûm-ı hazret-i Tâc-dârî olduğundan, Vezâret'le behre-yâb ve aksây-ı merâtib-i beşeriyye ile vâlâ-cenâb kılınması, bir\nmüddetden berü zamîr-i gîtî-izâ'et-i Cihân-dârî'de muzmerr [Ü4 110b] ve bu idâre-i menâyih-ifâdenin icrâ vü tenfîzini mevkūf-ı vakt-i mukadder buyurmuşlar iken, bâlâda tafsîl olunan keyfiyyet [Ü3 187b] vukūʿundan sonra taraf-ı müstelzimü'ş-şeref-i Mülûkâne'den daʿvet ve dûş-ı istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i Vezâret kılınup, Sadr-ı ʿâlî-kadr'a Kāyim-makām ve mâlik-i zimâm-ı kabz u ibrâm-ı Devlet-i ebed-kıyâm oldu. [Mısra]: Mustafa Bey oldu istiʿdâd ile Kāyim-makām mısraʿ-ı bercestesi çekîde-i kalem-i Çâkerî'dir. Dâ'ire-i Âsafî'lerinde mevcûd hademeden Halîl nâmında bir şahıs, naʿt-ı hazret-i Nebevî'de vârid, [mısra]: Mustafa mâ-câ'e illâ rahmeten li'l-ʿâlemîn mısraʿını ʿalâ-tarîkı'l-iktibâs târîh düşürdüğü, garâyib-i ittifâkıyyâtdan ve tefe'ül bi'l-hayr olunacak keyfiyyâtdan olduğu zâhirdir.",
          "caption": "Kāyim-makām-şüden-i Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî es-Seyyid Mustafa Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_680.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Kāyim-makām-şüden-i Ser-çavuşân-ı Dergâh-ı ʿâlî es-Seyyid Mustafa Bey",
          "text": "Mîr-i müşârun ileyh seferlerde istihdâm olunarak, cevher-i istiʿdâd u mâhiyyeti pesendîde-i hakāyık-şinâsân-ı rûzgâr ve câme-i gülgûn-tırâz-ı haysiyyeti, tamgā-zede-i destgâh-ı ashâb-ı iʿtibâr olup, Âsitâne-i saʿâdet'e vürûdlarında istiʿdâd-ı mâder-zâd ve kābiliyyet-i Hudâ-dâd iktizâsıyla baʿzı menâsıba tevellâ vü tasarruf eyleyerek, Tersâne-i ʿâmire'ye Emîn [Ü4 110a] iki sene mikdârı o hidmet-i cesîmede ser-zede-i zuhûr olan ikdâm u himmeti mûcib-i tahsîn ve bâʿis-i teveccüh-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn olup, hüsn-i cezâ vü mükâfât irâdesiyle Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb ve bi'l-fiʿl Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başılığı [Ü3 187a] ile tatyîb olunmuşidi. Françelü ile sefer mukarrer olduğuna binâ'en, Devlet-i ʿaliyye ile râbıta-bend-i ittifâk olan İngiltere donanmasına müretteb ecnâs-ı zehâyiri sevâhil-i Bahr-i sefîd'den cemʿ ve defʿ içün mütemeyyizân-ı Devlet-i ʿaliyye'den sâhib-i rütbe ve iʿtibâr bir zât-ı maʿlûmu'l-mişvârın taʿyînini erbâb-ı elbâb istisvâb ve bu keyfiyyet maʿrûz-ı Rikâb-ı kâm-yâb kılınmışidi. Müşârun ileyh hakkında kârger olan vüsûk ve iʿtimâd-ı Şâhâne hasebiyle bilâ-ihtâr u tezkîr karîha-i sabîhadan me'mûriyyetleri hatt-ı şerîfi tahrîr buyurulup, bilâ-menn ü tereddüd tesviye-i lâzime-i tarîka berçîde-dâmen-i tekayyüd olup, mahalline vardıkda, rızây-ı yümn-iktizây-ı Devlet-i ebed-müddet üzere hareket ve tâyife-i mezkûrenin her ne kadar ru'ûnet u huşûnetleri maʿrûf ise dahi, dest-yârî-yi hüsn-i tedbîr ü muʿâşeret ile îfây-ı şart-ı imtizâc u ülfet ve cemʿ u tevzîʿ-i zehâyir husûsunda cümlesini vâreste-i kayd-ı zarûret etmişidi. Bundan sonra Mısr-ı Kāhire'ye me'mûr ve o taraflarda dahi hidmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olarak, Âsitâne-i saʿâdet'e imâle-i veche-i ʿavd ü kufûl ve kemâ-kân umûr-ı Dîvâniyye ve mesâlih-i nâs ile meşgûl olup, sevâbık-ı hıdemâtı bi-tefâsîlihâ maʿlûm-ı hazret-i Tâc-dârî olduğundan, Vezâret'le behre-yâb ve aksây-ı merâtib-i beşeriyye ile vâlâ-cenâb kılınması, bir\nmüddetden berü zamîr-i gîtî-izâ'et-i Cihân-dârî'de muzmerr [Ü4 110b] ve bu idâre-i menâyih-ifâdenin icrâ vü tenfîzini mevkūf-ı vakt-i mukadder buyurmuşlar iken, bâlâda tafsîl olunan keyfiyyet [Ü3 187b] vukūʿundan sonra taraf-ı müstelzimü'ş-şeref-i Mülûkâne'den daʿvet ve dûş-ı istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i Vezâret kılınup, Sadr-ı ʿâlî-kadr'a Kāyim-makām ve mâlik-i zimâm-ı kabz u ibrâm-ı Devlet-i ebed-kıyâm oldu. [Mısra]: Mustafa Bey oldu istiʿdâd ile Kāyim-makām mısraʿ-ı bercestesi çekîde-i kalem-i Çâkerî'dir. Dâ'ire-i Âsafî'lerinde mevcûd hademeden Halîl nâmında bir şahıs, naʿt-ı hazret-i Nebevî'de vârid, [mısra]: Mustafa mâ-câ'e illâ rahmeten li'l-ʿâlemîn mısraʿını ʿalâ-tarîkı'l-iktibâs târîh düşürdüğü, garâyib-i ittifâkıyyâtdan ve tefe'ül bi'l-hayr olunacak keyfiyyâtdan olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāyim-makāmlık takrîbi ile Çavuş-başılık münhall olup, sinîn-i çendînden berü Bâb-ı ʿÂlî'de Büyük ve Küçük Tezkirecilik ile umûr-ı Dîvâniyye'ye vâkıf u âşinâ ve mezâyây-ı deʿâvî-yi erbâb-ı mesâlihe ıttılâʿı hüveydâ olan sâbıkā Rûznâmçe-i Evvel ʿÂrif Mehmed Efendi, yevm-i mezkûrda Çavuş-başılık ile kesb-i iʿtilâ ve hakkında bir sene mukaddem sebkat eden pertev-i vaʿd-i cemîl, şemʿ-i ikbâlini pür-ziyâ eyledi. Mahdûmları müderrisîn-i kirâmdan Râ'if Efendi'nin inşâd etdiği târîhdir, [mısra]:\nʿÂrif billâh oldu ʿizz ile Çavuş-başı (عارف بالله اولدی عز ایله چاوشباشی)",
          "caption": "Ser-çavuşân-şüden-i ʿÂrif Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_681.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Ser-çavuşân-şüden-i ʿÂrif Mehmed Efendi",
          "text": "Kāyim-makāmlık takrîbi ile Çavuş-başılık münhall olup, sinîn-i çendînden berü Bâb-ı ʿÂlî'de Büyük ve Küçük Tezkirecilik ile umûr-ı Dîvâniyye'ye vâkıf u âşinâ ve mezâyây-ı deʿâvî-yi erbâb-ı mesâlihe ıttılâʿı hüveydâ olan sâbıkā Rûznâmçe-i Evvel ʿÂrif Mehmed Efendi, yevm-i mezkûrda Çavuş-başılık ile kesb-i iʿtilâ ve hakkında bir sene mukaddem sebkat eden pertev-i vaʿd-i cemîl, şemʿ-i ikbâlini pür-ziyâ eyledi. Mahdûmları müderrisîn-i kirâmdan Râ'if Efendi'nin inşâd etdiği târîhdir, [mısra]:\nʿÂrif billâh oldu ʿizz ile Çavuş-başı (عارف بالله اولدی عز ایله چاوشباشی)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hademe-i Bâb-ı ʿâlî ibkā vü takrîr olunup, fekat Büyük Tezkireci ʿAvnî Efendi'nin istimrâr-ı vakti ʿazlini îcâb ve yevm-i mezkûrda Büyük Tezkirecilik ile Küçük Tezkireci Ahmed Bey ve Küçük Tezkirecilik ile İbrâhîm Efendi kâm-yâb [Ü3 188a] olup, defterdârân kezâlik şeref-i ibkā ile kâm-rân ve mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿî ile bu ʿAbd-i [Ü4 111a] ahkar muvakkar ve Defter Emâneti ile ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi nâyil-i sürûr-ı evfer oldu. Büyük Rûznâme, Hakkı Paşa iltimâsıyla Küçük Râşid Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, Selîm Sâbit Efendi'ye ve Şehr-emâneti, es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ibkā ve Tersâne Emâneti ile ʿAzîz Efendi kâm-revâ kılınup, Darb-hâne Emâneti ibkā mâ-kân ʿalâ-mâ-kân ve Matbah Emâneti, bu defʿa dahi İsmâʿîl Efendi'ye ihsân ve Arpa Emâneti ile Süheyl Mehmed Efendi ümenâya zeyl ve Barut-hâneler Nezâreti'yle Şâmî Râgıb Efendi terâne-sâz-ı “Yâ leyl” olup, Anadolu Muhâsebeciliği ile Yazıcı-yı esbak Mehmed Efendi mazhar-ı lutf-ı gayr-i memnûn ve Süvârî Mukābeleciliği ile Hûrşîd Süleymân Efendi'nin envâr-ı behceti efzûn ve Haremeyn Muhâsebesi ile Kenʿân Efendi ser-âzâd-ı Bâğ-ı Tarab ve Yeniçeri Kitâbeti ile Tütün Gümrükcüsü Memiş Efendi nâyil-i matlab olup, Sipâh Kitâbeti, Arnabud Memiş Efendi'ye tevcîh ve Silahdâr Kitâbeti ile Bekir Efendi terfîh ve Cizye Muhâsebesi, Kapudan Paşa Dîvân Kâtibi'ne ibkā ve Mevkūfâtçılık ile Yazıcı-yı esbak Divrikli Ahmed Efendi ırzâ olundu. Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile Hâfız ʿAli Efendi dil-şâd ve Mâliyye Tezkireciliği ile Re'îs Efendi dâmâdı ʿAbdurrahmân Bey ber-murâd olup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına tevcîh olunup, sebeb-i izdihâm ile münâvebeden nâ-kâm olanlar dahi, mazhar-ı ʿatâyây-ı Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm oldular. Segbân-başı ve rikâb ağaları ibkā [Ü3 188b] olunup, Sipâhîler Ağalığı, Şehsüvâr-zâde Hamdullah Bey'e ve Silahdâr Ağalığı, Mustafa Paşa kayını Hasan Bey'e, cebecilerin Mande Ağalığı, yine mansıbı üzerinde olmak üzere Baş-kethudâ'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "İcmâl-i tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_682.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i tevcîhât",
          "text": "Hademe-i Bâb-ı ʿâlî ibkā vü takrîr olunup, fekat Büyük Tezkireci ʿAvnî Efendi'nin istimrâr-ı vakti ʿazlini îcâb ve yevm-i mezkûrda Büyük Tezkirecilik ile Küçük Tezkireci Ahmed Bey ve Küçük Tezkirecilik ile İbrâhîm Efendi kâm-yâb [Ü3 188a] olup, defterdârân kezâlik şeref-i ibkā ile kâm-rân ve mansıb-ı refîʿ-i Tevkīʿî ile bu ʿAbd-i [Ü4 111a] ahkar muvakkar ve Defter Emâneti ile ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi nâyil-i sürûr-ı evfer oldu. Büyük Rûznâme, Hakkı Paşa iltimâsıyla Küçük Râşid Efendi'ye ve Baş-muhâsebe, Selîm Sâbit Efendi'ye ve Şehr-emâneti, es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ibkā ve Tersâne Emâneti ile ʿAzîz Efendi kâm-revâ kılınup, Darb-hâne Emâneti ibkā mâ-kân ʿalâ-mâ-kân ve Matbah Emâneti, bu defʿa dahi İsmâʿîl Efendi'ye ihsân ve Arpa Emâneti ile Süheyl Mehmed Efendi ümenâya zeyl ve Barut-hâneler Nezâreti'yle Şâmî Râgıb Efendi terâne-sâz-ı “Yâ leyl” olup, Anadolu Muhâsebeciliği ile Yazıcı-yı esbak Mehmed Efendi mazhar-ı lutf-ı gayr-i memnûn ve Süvârî Mukābeleciliği ile Hûrşîd Süleymân Efendi'nin envâr-ı behceti efzûn ve Haremeyn Muhâsebesi ile Kenʿân Efendi ser-âzâd-ı Bâğ-ı Tarab ve Yeniçeri Kitâbeti ile Tütün Gümrükcüsü Memiş Efendi nâyil-i matlab olup, Sipâh Kitâbeti, Arnabud Memiş Efendi'ye tevcîh ve Silahdâr Kitâbeti ile Bekir Efendi terfîh ve Cizye Muhâsebesi, Kapudan Paşa Dîvân Kâtibi'ne ibkā ve Mevkūfâtçılık ile Yazıcı-yı esbak Divrikli Ahmed Efendi ırzâ olundu. Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ile Hâfız ʿAli Efendi dil-şâd ve Mâliyye Tezkireciliği ile Re'îs Efendi dâmâdı ʿAbdurrahmân Bey ber-murâd olup, sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına tevcîh olunup, sebeb-i izdihâm ile münâvebeden nâ-kâm olanlar dahi, mazhar-ı ʿatâyây-ı Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm oldular. Segbân-başı ve rikâb ağaları ibkā [Ü3 188b] olunup, Sipâhîler Ağalığı, Şehsüvâr-zâde Hamdullah Bey'e ve Silahdâr Ağalığı, Mustafa Paşa kayını Hasan Bey'e, cebecilerin Mande Ağalığı, yine mansıbı üzerinde olmak üzere Baş-kethudâ'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Muhâsebeciliği [Ü4 111b] tevcîh olunan Mehmed Efendi mansıb-ı mezkûrun kıllet-i nemâsından bahs ile gazbân ve evliyây-ı umûra kıdem-i hıdmetini beyân ile zâtına hürmet olunmamış sûretinde âteş-efşân-ı hezeyân olduğundan gayri, mansıbdan keff-i yed ve Kalem'e gitmamek vâdîsinde izhâr-ı muʿâmele-i bed eylediği, te'dîbini îcâb etmişiken, Şehriyâr-ı merhamet-perver merkūmun vazʿ-ı nâ-hencârından guzz-ı basar ve âhara tevcîhini fermân ve tevcîhâtdan birkaç gün sonra sâbıkā Tezkire-i Evvel ʿAvnî Efendi, kapuya daʿvet olunup, mansıb-ı mezkûr ile cezlân olundu.\n\nMûmâ ileyh hakkında bu âna dek min-gayr-i istihkāk zuhûr eden niʿam-ı nâ-mütenâhî-yi Pâdişâhî cümleye bedîdâr ve cüz'î muʿaccelât ile îrâd-ı tabîʿî kesbinden başka yirmi kîse nemâsı olan Vâlide Tevliyyeti ber-vech-i te'bîd tarafına verildiği zâhir u âşikâr ve bâ-husûs bir-iki sene mukaddem Cezâyir gediğine dahi konup, her tarafdan maʿmûr ve cihet-i maʿîşeti mevfûr ve bilâ-mansıb her bâr ruʾyet-i umûru meysûr iken, bu niʿmetin kadrini bilmemek ve ecânib bu makūle hareketde bulunsa kendüsi daʿvâcı olup, nush u pend etmek lâzım iken, izhâr etdiği tavr-ı nâ-maʿkūl kemâl-i hırs u tamaʿına ve cibilletinde merkûz nâdânlığına mahmûl olmuşdur.\n\nHıdmet-güzerân-ı Saltanat-ı [Ü3 189a] seniyye'nin ʿalâ-ihtilâf-ı merâtibihim nâyil oldukları niʿam-ı celîle, iddiʿâ eyledikleri hıdemâtın ʿivaz u mukābili olup, bu bâbda Devlet-i ʿaliyye'ye izhâr-ı istignâ vü imtinân, küfrân-ı niʿmet kabîlinden olduğu erbâb-ı insâfa zâhir ü nümâyândır. Tekāzây-ı hırs u şehvet sebebi ile celb-i hutâm-ı dünyâ ve kesb-i müstelezzât-ı ehvâya insân bi't-tabʿ münhemik ise dahi, erbâb-ı ʿukūl rızk-ı maksûma hursend u kāniʿ ve dünyâda hıfzı ve ʿukbâda [Ü4 112a] hisâbı müşkil zevâyid-i meclûbâtdan mehmâ-emken nefsini mâniʿ olarak, kesb-i râhat-ı neşâteyn ve tahfîf-i meʾûnet-i dâreyn edüp, ilhâh-ı batar u sefeh ile mübtelây-ı hırs u şereh olanların ve ezelden bi-hasebi'l-istiʿdâd hazz u nasîbi olan ʿâtıyye-i İlâhiyye'ye kāyil olmayup, “Hel min mezîd?” kavliyle ʿamel edenlerin ʿavâkıb-ı ahvâlleri züll ü hevân ve netîce-i âmâlleri yeʾs ü hirmân olageldiği “Mâlâ-yahtâcü ilâ delîlin ve bürhânin” kabîlindendir.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_683.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Anadolu Muhâsebeciliği [Ü4 111b] tevcîh olunan Mehmed Efendi mansıb-ı mezkûrun kıllet-i nemâsından bahs ile gazbân ve evliyây-ı umûra kıdem-i hıdmetini beyân ile zâtına hürmet olunmamış sûretinde âteş-efşân-ı hezeyân olduğundan gayri, mansıbdan keff-i yed ve Kalem'e gitmamek vâdîsinde izhâr-ı muʿâmele-i bed eylediği, te'dîbini îcâb etmişiken, Şehriyâr-ı merhamet-perver merkūmun vazʿ-ı nâ-hencârından guzz-ı basar ve âhara tevcîhini fermân ve tevcîhâtdan birkaç gün sonra sâbıkā Tezkire-i Evvel ʿAvnî Efendi, kapuya daʿvet olunup, mansıb-ı mezkûr ile cezlân olundu.\n\nMûmâ ileyh hakkında bu âna dek min-gayr-i istihkāk zuhûr eden niʿam-ı nâ-mütenâhî-yi Pâdişâhî cümleye bedîdâr ve cüz'î muʿaccelât ile îrâd-ı tabîʿî kesbinden başka yirmi kîse nemâsı olan Vâlide Tevliyyeti ber-vech-i te'bîd tarafına verildiği zâhir u âşikâr ve bâ-husûs bir-iki sene mukaddem Cezâyir gediğine dahi konup, her tarafdan maʿmûr ve cihet-i maʿîşeti mevfûr ve bilâ-mansıb her bâr ruʾyet-i umûru meysûr iken, bu niʿmetin kadrini bilmemek ve ecânib bu makūle hareketde bulunsa kendüsi daʿvâcı olup, nush u pend etmek lâzım iken, izhâr etdiği tavr-ı nâ-maʿkūl kemâl-i hırs u tamaʿına ve cibilletinde merkûz nâdânlığına mahmûl olmuşdur.\n\nHıdmet-güzerân-ı Saltanat-ı [Ü3 189a] seniyye'nin ʿalâ-ihtilâf-ı merâtibihim nâyil oldukları niʿam-ı celîle, iddiʿâ eyledikleri hıdemâtın ʿivaz u mukābili olup, bu bâbda Devlet-i ʿaliyye'ye izhâr-ı istignâ vü imtinân, küfrân-ı niʿmet kabîlinden olduğu erbâb-ı insâfa zâhir ü nümâyândır. Tekāzây-ı hırs u şehvet sebebi ile celb-i hutâm-ı dünyâ ve kesb-i müstelezzât-ı ehvâya insân bi't-tabʿ münhemik ise dahi, erbâb-ı ʿukūl rızk-ı maksûma hursend u kāniʿ ve dünyâda hıfzı ve ʿukbâda [Ü4 112a] hisâbı müşkil zevâyid-i meclûbâtdan mehmâ-emken nefsini mâniʿ olarak, kesb-i râhat-ı neşâteyn ve tahfîf-i meʾûnet-i dâreyn edüp, ilhâh-ı batar u sefeh ile mübtelây-ı hırs u şereh olanların ve ezelden bi-hasebi'l-istiʿdâd hazz u nasîbi olan ʿâtıyye-i İlâhiyye'ye kāyil olmayup, “Hel min mezîd?” kavliyle ʿamel edenlerin ʿavâkıb-ı ahvâlleri züll ü hevân ve netîce-i âmâlleri yeʾs ü hirmân olageldiği “Mâlâ-yahtâcü ilâ delîlin ve bürhânin” kabîlindendir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kasr-ı himmet ile şeref-i nefs, denâ'et-i nefs ile hâsıl olan ʿulüvv-i himmetden evlâdır. Zîrâ himmeti ʿâlî olan taleb-i mâlâ-yestahıkka müteʿaddî ve iltimâs-ı mâlâ-yestevcibuhûya mütehattî olarak, lâzım olmayan fiʿle müsteşrif ve istignâ hâsıl olmayacak şey'e mütetalli olup, bu sebeble leyl ü nehâr hemm ü gamm ile vakti murûr ve rûy-ı râhat u inbisâtdan mehcûr olur. Fazl-ı kanâʿat fehm olunarak rızâ, bimâ-kaseme teslîm ve kadr-i zarûretle iktifâ, efdal-i aʿmâlden olup, hattâ \"Ve-le-nuhyiyennehû hayâten tayyibeten\" tefsîrinde İbn ʿAbbâs hazretleri [Ü3 189b] \"hayâten tayyibe\"yi kanâʿatle tefsîr etmişlerdir. \"Hıyâru ümmetî el-kāniʿu ve şirâruhum el-tâmiʿu\" hadîs-i şerîfi dahi baʿzı ecilleden mesmûʿ olmuşdur. \"Rızâ bi'l-kefâfi mü'eddiyün ʿafaf\" olup, fevka'l-kifâyeyi taleb isrâf ve \"Mâ-zâde ʿani'l-hâce\" olan şey' ibtilâ' u mihnet olduğu mücerrebât-ı umûrdandır. Nefis, vâhid ve sıfatı müteʿaddid olup, ehvâsı iʿtâ olundukda, tebeddül edüp, baʿzan kalb ve rûha tâbiʿ ve baʿzan tabʿa mutâviʿ olup, künh ü hakīkati rûh gibi maʿrûf olmayup, kendüye teʿalluk-ı ʿilm dahi bi-hasebi'l-havâssdır. Dünyâ ve mâ-fîhâ racül-i vâhide münhasır olsa, dünyâdan hissesi ancak kūt-ı yevm ve meʿvâ ve setr-i ʿavret edecek kadar [Ü4 112b] libâs olup, mâ-ʿadâsı hazz-ı nazar olduğu zâhirdir. [Mısra:] Hasbüke'l-kanaʿu mansıben ve kefe'l-mer'e naʿîmen muhâdarâtü'l-kirâm [Mısra:] Hiye ehnâ mevâridi'l-ʿayşi lâkin kedderathâ me'ûnetü'l-ihtişâm\nEflâtûn-ı İlâhî'ye: “Dünyânın sürûru nedir?” deyü su'âl olunmuş, “Rızk-ı maksûma kanâʿatdir” demiş. “Hemm-i dünyâ nedir?” denmiş, “Dünyâya rağbet ve hırsdır” demiş. Ve bu sıfât-ı zemîmenin ihtiyârı bi-hasebi'l-cehldir. Zîrâ kuvve-i fikriyyenin emrâzı her ne kadar bi-hasebi'l-merâtib kesîr ise dahi, aʿzam ü eşeddi min-ciheti'r-redâ'e cehl olup, insân bu hâl üzere meftûr iken kemâl-i beşeriyyet insânı bu vartadan ʿâyik ve semt-i rüşd ü felâha sâyik olduğu muhtâc-ı beyân değildir. “Yevme tebyazzu vücûhun” âyeti tefsîrinde ʿulemâ, “Ey, tebyazzu vücûhu kavmin bi'l-kanâʿati ve tesveddü vücûhu kavmin bi't-tamaʿi” yazdıkları kitâb-ı hakāyıkda musarrahdır.",
          "caption": "Matlab-ı nefîs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_684.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Matlab-ı nefîs",
          "text": "Kasr-ı himmet ile şeref-i nefs, denâ'et-i nefs ile hâsıl olan ʿulüvv-i himmetden evlâdır. Zîrâ himmeti ʿâlî olan taleb-i mâlâ-yestahıkka müteʿaddî ve iltimâs-ı mâlâ-yestevcibuhûya mütehattî olarak, lâzım olmayan fiʿle müsteşrif ve istignâ hâsıl olmayacak şey'e mütetalli olup, bu sebeble leyl ü nehâr hemm ü gamm ile vakti murûr ve rûy-ı râhat u inbisâtdan mehcûr olur. Fazl-ı kanâʿat fehm olunarak rızâ, bimâ-kaseme teslîm ve kadr-i zarûretle iktifâ, efdal-i aʿmâlden olup, hattâ \"Ve-le-nuhyiyennehû hayâten tayyibeten\" tefsîrinde İbn ʿAbbâs hazretleri [Ü3 189b] \"hayâten tayyibe\"yi kanâʿatle tefsîr etmişlerdir. \"Hıyâru ümmetî el-kāniʿu ve şirâruhum el-tâmiʿu\" hadîs-i şerîfi dahi baʿzı ecilleden mesmûʿ olmuşdur. \"Rızâ bi'l-kefâfi mü'eddiyün ʿafaf\" olup, fevka'l-kifâyeyi taleb isrâf ve \"Mâ-zâde ʿani'l-hâce\" olan şey' ibtilâ' u mihnet olduğu mücerrebât-ı umûrdandır. Nefis, vâhid ve sıfatı müteʿaddid olup, ehvâsı iʿtâ olundukda, tebeddül edüp, baʿzan kalb ve rûha tâbiʿ ve baʿzan tabʿa mutâviʿ olup, künh ü hakīkati rûh gibi maʿrûf olmayup, kendüye teʿalluk-ı ʿilm dahi bi-hasebi'l-havâssdır. Dünyâ ve mâ-fîhâ racül-i vâhide münhasır olsa, dünyâdan hissesi ancak kūt-ı yevm ve meʿvâ ve setr-i ʿavret edecek kadar [Ü4 112b] libâs olup, mâ-ʿadâsı hazz-ı nazar olduğu zâhirdir. [Mısra:] Hasbüke'l-kanaʿu mansıben ve kefe'l-mer'e naʿîmen muhâdarâtü'l-kirâm [Mısra:] Hiye ehnâ mevâridi'l-ʿayşi lâkin kedderathâ me'ûnetü'l-ihtişâm\nEflâtûn-ı İlâhî'ye: “Dünyânın sürûru nedir?” deyü su'âl olunmuş, “Rızk-ı maksûma kanâʿatdir” demiş. “Hemm-i dünyâ nedir?” denmiş, “Dünyâya rağbet ve hırsdır” demiş. Ve bu sıfât-ı zemîmenin ihtiyârı bi-hasebi'l-cehldir. Zîrâ kuvve-i fikriyyenin emrâzı her ne kadar bi-hasebi'l-merâtib kesîr ise dahi, aʿzam ü eşeddi min-ciheti'r-redâ'e cehl olup, insân bu hâl üzere meftûr iken kemâl-i beşeriyyet insânı bu vartadan ʿâyik ve semt-i rüşd ü felâha sâyik olduğu muhtâc-ı beyân değildir. “Yevme tebyazzu vücûhun” âyeti tefsîrinde ʿulemâ, “Ey, tebyazzu vücûhu kavmin bi'l-kanâʿati ve tesveddü vücûhu kavmin bi't-tamaʿi” yazdıkları kitâb-ı hakāyıkda musarrahdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin üçüncü günü vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, ekser menâsıb ibkā olunup, fekat Anadolu Eyâleti, mutasarrıf-ı sâbıkı Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa mahlûlünden hâlâ Kāyim-makām olan İsmâʿîl Paşa-zâde Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa hazretlerine ve Eyâlet-i Sivas, sâbıkā Trabzon Vâlîsi Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Adana, İsmâʿîl Kalʿası muhâfazası şartıyla sâbıkā Hotin Muhâfızı Vezîr Yûsuf Paşa'ya ve Trabzon Eyâleti, sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa'ya ve İç-il Sancağı, ilhâkan Hotin Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı [Ü3 190a] vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_685.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı [Ü3 190a] vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin üçüncü günü vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının tevcîhâtı dahi vukūʿ bulup, ekser menâsıb ibkā olunup, fekat Anadolu Eyâleti, mutasarrıf-ı sâbıkı Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa mahlûlünden hâlâ Kāyim-makām olan İsmâʿîl Paşa-zâde Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa hazretlerine ve Eyâlet-i Sivas, sâbıkā Trabzon Vâlîsi Vezîr Hüseyin Paşa'ya ve Adana, İsmâʿîl Kalʿası muhâfazası şartıyla sâbıkā Hotin Muhâfızı Vezîr Yûsuf Paşa'ya ve Trabzon Eyâleti, sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa'ya ve İç-il Sancağı, ilhâkan Hotin Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serhadd-ı mezkûrun ihtilâli ve Muhâfızı olan Vezîr Mustafa Paşa'nın askeri, Fethülislâm tarafında bulunmak hasebiyle müdâfaʿa-i eşkıyâda zaʿf-ı hâli bâlâda zikr olunan kazıyyeyi îrâs eylediğinden, [Ü4 113a] nizâm-ı belde ve tasfiye-i tarafeyn irâdelerinde mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye tarafından me'mûr Râgıb Efendi ve Ocak-ı ʿâmire Mübâşiri Belgrad'a varup, kavl-i leyyin ile yamakları ilzâm ve zabt eyledikleri çiftliklerden ferâgatla\nfîmâ-baʿd rızây-ı devleti iltizâm eylediklerinden, emîn olamadıkları Muhâfız-ı müşârun ileyhe İsmâʿîl muhâfazası ve İsmâʿîl'de olan Mehmed Paşa'ya Silistre Eyâleti'yle Vidin ve Niğbolu sancağları ve Niğbolu'da olan Vezîr Hasan Paşa'ya Belgrad Muhâfızlığı tevcîh olunduğundan gayri, ıslâh-ı zâtü'l-beyn husûsunda gûyâ izhâr-ı sadâkat eden Belgrad Kadısı -ki [Ü3 190b] fettân-ı bî-ʿakl olduğu maʿlûm ve vardığı mahallerde şöhreti “Ecverü min Kādî-yi Sedûm” idi- fitne-perdâzân-ı memleket iltimâsıyla bi'l-fiʿl Üsküdâr Kadısı nasb olunmuşidi. Me'mûrlar Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetlerinde, eşkıyâ baʿzı esbâb-ı vâhiyeye temessük ve ʿala-rivâyetin Kādî-yi mezbûrdan iʿlâm ahzıyla müşârun ileyhi iʿdâm eyledikleri haberi tevârüd edüp, Vidin ve Belgrad şekā-pîşeleri birleşmek ve zahîre ve muhâbereleri inkıtāʿ bulmak mekāsıdıyla Bosna Vâlîsi Bekîr Paşa, Niş câniblerine taʿyîn ve sâyir turuk u meʿâbir âhar me'mûrlar ile tahsîn olunmuşidi. İnsidâd-ı etrâf ile zahîreden kemâl-i zarûretleri, Nemçelü tarafından celb-i zehâyire kendülerini mecbûr edüp, Nemçelü dahi Devlet-i ʿaliyye'ye tebaʿiyyet ve rızâya makrûn keyfiyyete mebnî, mukaddemâ zahîre verdiklerini beyân ve sûret-i şekāvetde olanlara kâyinen mâ-kân zahîre vermeyeceklerini âverde-i zebân eylediklerinden, nâ-çâr Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve Mustafa Paşa kazıyyesi kendüyi bilmez ve maʿkūlu dinlemez şübbân-ı memleketden zuhûr edüp, fi'l-hâl ahz [Ü4 113b] u cezâları tertîb olunduğu ve kazıyyede medhali olanlardan fekat bir-iki şahs-ı tebeh-kâr, Arnabudluğ'a firâr ve her ne vakit Belgrad'a gelürler ise ahz ü istîsâl olunmak ʿahdi, miyânelerinde sübût-yâfte-i istikrâr olarak, serhadd-i Pâdişâhî'yi istısfâ olunduğu ve Devlet-i ʿaliyye keyfe-mâ-yeşâʿ memlekete mutasarrıf olup, muʿtedil bir Vezîr Muhâfız [Ü3 191a] nasb etmek maʿnâlarını şâmil Kapudan Paşa hazretleri tarafına niyâz-nâme irsâl ve dâmen-i ʿafva itâle-i yed-i istizlâl etmeleriyle, muktezayât-ı vakt ü hâl iltizâmı, savâb-dîd-i erbâb-ı re'y ü tedbîr ve ʿafvi mümkin olmayan cerâyim-i güzeşteleri vakt-i vüsʿate bâz-beste-i te'hîr olup, fîmâ-baʿd Îrâd-ı Cedîd Hazînesi vâridâtına ʿadem-i taʿarruz ile Vidin tarafına zahîre ve cihât-ı sâyire ile iʿânet olunmamak ve çiftlikler mâddesinden külliyyen keff-i yed ve puruz tevzîʿinden mübâʿadet ile şimdiye dek terâküm eden emvâl-i mîrîyi irsâle müsâraʿat ve muhâfızları olan Vezîr Hasan Paşa'nın re'yine inkıyâd u itāʿat etmeleri şurûtuyla, ʿafvı mutazammın mü'ekked ü mufassal\nemr-i ʿâlî ısdâr ve sâbıkā Isparta Mütesellimi Kapucu-başı Hüseyin Ağa, Belgrad Muhassılı taʿyîn ü tesyâr olundu.",
          "caption": "İnʿidâm-ı Vâlî-yi Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_686.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İnʿidâm-ı Vâlî-yi Belgrad",
          "text": "Serhadd-ı mezkûrun ihtilâli ve Muhâfızı olan Vezîr Mustafa Paşa'nın askeri, Fethülislâm tarafında bulunmak hasebiyle müdâfaʿa-i eşkıyâda zaʿf-ı hâli bâlâda zikr olunan kazıyyeyi îrâs eylediğinden, [Ü4 113a] nizâm-ı belde ve tasfiye-i tarafeyn irâdelerinde mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye tarafından me'mûr Râgıb Efendi ve Ocak-ı ʿâmire Mübâşiri Belgrad'a varup, kavl-i leyyin ile yamakları ilzâm ve zabt eyledikleri çiftliklerden ferâgatla\nfîmâ-baʿd rızây-ı devleti iltizâm eylediklerinden, emîn olamadıkları Muhâfız-ı müşârun ileyhe İsmâʿîl muhâfazası ve İsmâʿîl'de olan Mehmed Paşa'ya Silistre Eyâleti'yle Vidin ve Niğbolu sancağları ve Niğbolu'da olan Vezîr Hasan Paşa'ya Belgrad Muhâfızlığı tevcîh olunduğundan gayri, ıslâh-ı zâtü'l-beyn husûsunda gûyâ izhâr-ı sadâkat eden Belgrad Kadısı -ki [Ü3 190b] fettân-ı bî-ʿakl olduğu maʿlûm ve vardığı mahallerde şöhreti “Ecverü min Kādî-yi Sedûm” idi- fitne-perdâzân-ı memleket iltimâsıyla bi'l-fiʿl Üsküdâr Kadısı nasb olunmuşidi. Me'mûrlar Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetlerinde, eşkıyâ baʿzı esbâb-ı vâhiyeye temessük ve ʿala-rivâyetin Kādî-yi mezbûrdan iʿlâm ahzıyla müşârun ileyhi iʿdâm eyledikleri haberi tevârüd edüp, Vidin ve Belgrad şekā-pîşeleri birleşmek ve zahîre ve muhâbereleri inkıtāʿ bulmak mekāsıdıyla Bosna Vâlîsi Bekîr Paşa, Niş câniblerine taʿyîn ve sâyir turuk u meʿâbir âhar me'mûrlar ile tahsîn olunmuşidi. İnsidâd-ı etrâf ile zahîreden kemâl-i zarûretleri, Nemçelü tarafından celb-i zehâyire kendülerini mecbûr edüp, Nemçelü dahi Devlet-i ʿaliyye'ye tebaʿiyyet ve rızâya makrûn keyfiyyete mebnî, mukaddemâ zahîre verdiklerini beyân ve sûret-i şekāvetde olanlara kâyinen mâ-kân zahîre vermeyeceklerini âverde-i zebân eylediklerinden, nâ-çâr Devlet-i ʿaliyye'ye ilticâ ve Mustafa Paşa kazıyyesi kendüyi bilmez ve maʿkūlu dinlemez şübbân-ı memleketden zuhûr edüp, fi'l-hâl ahz [Ü4 113b] u cezâları tertîb olunduğu ve kazıyyede medhali olanlardan fekat bir-iki şahs-ı tebeh-kâr, Arnabudluğ'a firâr ve her ne vakit Belgrad'a gelürler ise ahz ü istîsâl olunmak ʿahdi, miyânelerinde sübût-yâfte-i istikrâr olarak, serhadd-i Pâdişâhî'yi istısfâ olunduğu ve Devlet-i ʿaliyye keyfe-mâ-yeşâʿ memlekete mutasarrıf olup, muʿtedil bir Vezîr Muhâfız [Ü3 191a] nasb etmek maʿnâlarını şâmil Kapudan Paşa hazretleri tarafına niyâz-nâme irsâl ve dâmen-i ʿafva itâle-i yed-i istizlâl etmeleriyle, muktezayât-ı vakt ü hâl iltizâmı, savâb-dîd-i erbâb-ı re'y ü tedbîr ve ʿafvi mümkin olmayan cerâyim-i güzeşteleri vakt-i vüsʿate bâz-beste-i te'hîr olup, fîmâ-baʿd Îrâd-ı Cedîd Hazînesi vâridâtına ʿadem-i taʿarruz ile Vidin tarafına zahîre ve cihât-ı sâyire ile iʿânet olunmamak ve çiftlikler mâddesinden külliyyen keff-i yed ve puruz tevzîʿinden mübâʿadet ile şimdiye dek terâküm eden emvâl-i mîrîyi irsâle müsâraʿat ve muhâfızları olan Vezîr Hasan Paşa'nın re'yine inkıyâd u itāʿat etmeleri şurûtuyla, ʿafvı mutazammın mü'ekked ü mufassal\nemr-i ʿâlî ısdâr ve sâbıkā Isparta Mütesellimi Kapucu-başı Hüseyin Ağa, Belgrad Muhassılı taʿyîn ü tesyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Ordu-yi hümâyûn'da Defterdâr olan Recâ'î Efendi'nin öteden berü nihâl-i âmâli, gars-ı yemîn-i Sadr-ı Âsaf-temkîn olduğuna binâ'en, devlete âdem yetişdirmek ve mûmâ ileyhin derece-i istiʿdâd u haysiyyetini yoklamak kasdıyla defʿaten Kalyonlar Kâtibi ve Ordu-yi hümâyûn ile Mısır'a hareket ve teveccühlerinde Mektûbî Baş-halîfesi ve Seyyid Sâdık Efendi mahlûlünden Mektûbçu nasb olunduğu mahallerinde zikr olunmuşidi. Defterdâr-ı vakt bulunan Çelebi Reşîd Mustafa Efendi, ordunun keyfiyyetini ifâde ve sene-i âtiye tertîbâtını âmâde etmek sûretinde Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde olup, bu tarafda istihdâmına irâde-i ʿaliyye teʿalluk ve Saʿdullah Efendi, Baş-defterdârlık ile akrânına tefevvuk edüp, bir müddetden sonra mûmâ ileyh Sadr-ı aʿzam Kethudâlığı'yla mübeccel ve Defterdârlık bu cihetle münhall olmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyhden enseb [Ü3 191b] Ordu-yi hümâyûn'da bir şahıs bulunmadığından, bi'l-istîzân Defterdârlık câh-ı refîʿiyle fark-ı iʿtibârı müvâzî-yi evc-i Ferkadân kılınmışidi, Mısır-ı Kāhire'yi aʿdâ henûz ihlâ etmeden mukaddemâ tâ'ife-i mesfûrenin ehâlîye tarh eyledikleri zulmüyle bekāyâsının tahsîlinde ʿacelesi ve erbâb-ı vezâyifin müstehakk oldukları revâtibin iʿtâsında mümâtale ve ʿunf ile muʿâmelesi ve istîlâdan henûz reh-yâb-ı selâmet olmuş ehâlîye rıfk u hilm iktizâ eder iken, mutâlebe-i rüsûm-ı Dîvâniyye ile izhâr-ı şiddet eylemesi, mizâc-ı hazret-i Sadâret-penâhî'ye [Ü4 128a] muhâlif görülüp, ʿazlini ızmâr ve işbu Ramazân-ı şerîf evâsıtında mûmâ ileyhi ʿazl edüp, Âsitâne-i saʿâdet'e tesyâr buyurmuşidi.\nBaş-muhâsebe Kalemi küttâbından olup, Ordu-yi hümâyûn'da Kîsedâr ve bir aralık da Vekîl-i Defterdâr olan Hasan Efendi, ilcây-ı zarûret ile bi'l-fi'l Defterdâr nasb ü taʿyîn ve ehâlî-yi Mısır şiddet-i mutâlebât ve mu'âhazeden tahlîs u te'mîn olunup, maʿzûl-i mûmâ ileyh dahi o tarafdan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve bahran Âsitâne'ye gelüp, tanzîm-i esbâb-ı istirâhat eyledi.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_687.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel",
          "text": "Bir müddetden berü Ordu-yi hümâyûn'da Defterdâr olan Recâ'î Efendi'nin öteden berü nihâl-i âmâli, gars-ı yemîn-i Sadr-ı Âsaf-temkîn olduğuna binâ'en, devlete âdem yetişdirmek ve mûmâ ileyhin derece-i istiʿdâd u haysiyyetini yoklamak kasdıyla defʿaten Kalyonlar Kâtibi ve Ordu-yi hümâyûn ile Mısır'a hareket ve teveccühlerinde Mektûbî Baş-halîfesi ve Seyyid Sâdık Efendi mahlûlünden Mektûbçu nasb olunduğu mahallerinde zikr olunmuşidi. Defterdâr-ı vakt bulunan Çelebi Reşîd Mustafa Efendi, ordunun keyfiyyetini ifâde ve sene-i âtiye tertîbâtını âmâde etmek sûretinde Âsitâne-i saʿâdet'e pâ-nihâde olup, bu tarafda istihdâmına irâde-i ʿaliyye teʿalluk ve Saʿdullah Efendi, Baş-defterdârlık ile akrânına tefevvuk edüp, bir müddetden sonra mûmâ ileyh Sadr-ı aʿzam Kethudâlığı'yla mübeccel ve Defterdârlık bu cihetle münhall olmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyhden enseb [Ü3 191b] Ordu-yi hümâyûn'da bir şahıs bulunmadığından, bi'l-istîzân Defterdârlık câh-ı refîʿiyle fark-ı iʿtibârı müvâzî-yi evc-i Ferkadân kılınmışidi, Mısır-ı Kāhire'yi aʿdâ henûz ihlâ etmeden mukaddemâ tâ'ife-i mesfûrenin ehâlîye tarh eyledikleri zulmüyle bekāyâsının tahsîlinde ʿacelesi ve erbâb-ı vezâyifin müstehakk oldukları revâtibin iʿtâsında mümâtale ve ʿunf ile muʿâmelesi ve istîlâdan henûz reh-yâb-ı selâmet olmuş ehâlîye rıfk u hilm iktizâ eder iken, mutâlebe-i rüsûm-ı Dîvâniyye ile izhâr-ı şiddet eylemesi, mizâc-ı hazret-i Sadâret-penâhî'ye [Ü4 128a] muhâlif görülüp, ʿazlini ızmâr ve işbu Ramazân-ı şerîf evâsıtında mûmâ ileyhi ʿazl edüp, Âsitâne-i saʿâdet'e tesyâr buyurmuşidi.\nBaş-muhâsebe Kalemi küttâbından olup, Ordu-yi hümâyûn'da Kîsedâr ve bir aralık da Vekîl-i Defterdâr olan Hasan Efendi, ilcây-ı zarûret ile bi'l-fi'l Defterdâr nasb ü taʿyîn ve ehâlî-yi Mısır şiddet-i mutâlebât ve mu'âhazeden tahlîs u te'mîn olunup, maʿzûl-i mûmâ ileyh dahi o tarafdan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve bahran Âsitâne'ye gelüp, tanzîm-i esbâb-ı istirâhat eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cemîʿ düvele zarar u gezendleri isâbet eden Fransızlar'ın kuvve-i istidrâciyyeleri karîn-i zevâl ve râbıta-i sevretleri mütekārib-i inhilâl olduğuna binâʾen, giderek bi'l-külliyye izmihlâl sûretini kesb etmeden, devletlerin cümlesiyle musâlahaya rağbet izhâr ve İskenderiyye fethinden evvel esâs vazʿıyla mükâlemeye ibtidâr etmişler idi. Mısır gāyilesi fazl-ı Hakk ile ber-taraf olup, Devleteyn-i müttefikaynın berü taraflarda [Ü4 114a] maslahatı kalmamağla, sene-i âtiyede memleketlerine tecâvüz edecekleri ihtimâlâtı, mesfûrları endâhte-i hâviye-i iztırâb ve fursat elde iken musâlaha-i ʿâmmeye [Ü3 192a] mübâşereti müttefikleriyle istisvâb etmeleriyle, musâlaha-i mezkûre bu hılâlde hıtâm-pezîr ve miyânelerinde tekarrur eden mevâdd bi-ʿaynihâ bu mahalle sebt ü tastîr olundu.\n\nFransa cumhûru ve İspanya ve Hind Kıralı ve Batavya yaʿnî, Felemenk cumhûruyla Büyük Bretanya ve [İ]rlandya Devleteyn-i Mültehikaynı Kıralı beyninde ʿakd olunan musâlaha ʿahid-nâmesi tercemesidir:\n\nFransa milleti tarafından Baş konsolosları ve Büyük Bretanya ve İrlandya Devleteyn-i Mültehikaynı Kıralı mesâʾib-i seferiyyenin defʿine ez-dil ü cân hâhiş-ker olduklarına binâʾen, bundan akdem bin sekiz yüz bir sene-i ʿÎseviyye'si Eylül'ünün on dokuzuncu günü Londra Şehri'nde esâs-ı musâlahayı tarh u temhîd edüp, musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesinin tarafeyn müttefiklerinin reʾy ü rızâları munzamm olarak ve tekmîli zımnında Amyen [عامين] =\nAmiens] Şehri'nde cânibeynden murahhaslar taʿyîni esâs-ı mezkûrun on beşinci mâddesinde münderic ü mastûr olmağla, Fransa Baş-konsolosu tarafından Devlet Müsteşârı olan Jojeb Bonaparta ve Büyük Bretanya ve İrlandya Devleteyn-i Mültehikaynı Kıralı cânibinden Müsteşâr-ı Hâssı ve Cenerali olup, Zareteber tabîr olunur tarîk-ı muʿteberde Kavalyerlik sâhibi olan Marki de Kornvallis ve İspanya ve Hind Kıralı tarafından Müsteşâr-ı Devlet ve Üçüncü Karlos tarîkının Hâcc-ı Kebîr Kavelyerliği sâhibi olup, İspanya Devleti'nin Fransa cumhûruna Fevka'l-ʿâde Büyük Elçisi olan Zozek-Nikola Zazara ve Batavya cumhûru cânibinden kezâlik Fransa cumhûruna Fevka'l-ʿâde Büyük Elçi [Ü4 114b] olan Roced-zan Şimliyeninik taʿyîn olunup, zeyl-i senede mastûr ruhsat-nâmelerin baʿde'l-ibrâz mevâdd-ı âtiyetü'z-zikri ʿakd eyleydiler ki,\nEvvelki mâdde:\n\nFransa Cumhûru [Ü3 192b] ve İspanya Kıralı ve ahlâf ve aʿkābı ve Batavya cumhûru ile İngiltere Kıralı ve ahlâf u aʿkābı beyninde fîmâ-baʿd sulh-ı müvâlât ve hüsn-i muʿâşeret cârî olup, miyânelerinde ve mülk ü devletleri beyninde kemâliyle usûl-i mahabbet merʿî kılınarak, vechen mine'l-vücûh ve sebeben mine'l-esbâb berr ü bahrda yekdîgere icrây-ı taʿarruz u husûmet olunmamak husûsunda gāyetü'l-gāye dikkat ve teyemmünen tecdîd olunan râbıta-i ittihâda mûcib-i halel olacak hâlâtı tecvîzden mücânebet birle, düvel-i müşârun ileyhimin birisine îsâl-ı zarar ederi olur ise, bu makūleye bizzât ve yâhûd bi'l-vâsıta himâyet ü iʿânetden ittikā edeler.\nİkinci madde:\n\nEsnây-ı seferde bu âna gelince tarafeynden berren ve bahran ahz olunmuş olan üserâ ve yâhûd emânet sûretiyle alınmış ve verilmiş kimseler, işbu ʿahidnâmenin tasdîk-nâmeleri mübadelesinden nihâyetü'n-nihâye altı hafta zarfında eyyâm-ı esrde edindikleri deynleri edâ olunmak şartıyla bilâ-semen redd olunalar. Kaldı ki, düvel-i müşârun\nileyhimin her biri kendü üserâsının müddet-i esrlerinde taʿyînât ve meʿâşlarına mahsûsen sarf olunmuş olan akçayı edâ edecek olmağla, mesârıf-ı merkūme lede'l-hisâb her birinin hissesine ne mikdâr akçanın reddi iktizâ eder ise, sebt-i defter olunmak içün bi'l-muhâbere taʿyîn ü tahsîs olunacak vakt-i mevʿûd ve mahall-i maʿhûdda başka başka meʾmûrlar irsâl olunup, meʾmûrîn-i mûmâ ileyhim dahi yalnız devletlerine [Ü4 115a] tâbiʿ üserânın masrafını tanzîm etmeyüp, esnây-ı seferde [Ü3 193a] ecnebîden olarak istihdâm etdikleri ve ücret ile kullandıkları askerden giriftâr-ı kayd-ı isâr olanların masrafını dahi kezâlik hisâb edeler.\nÜçüncü mâdde:\n\nMukaddemâ Fransa cumhûru ve müttefiki olan İspanya Devleti ve Batavya cumhûrunun iskân olunmuş erâzîleri ve memâlik-i sâʾirelerinden olup, esnây-ı seferde İngilterelü tarafından zabt u teshîr olunmuş olan memâlikin Trinita Cezîresi ve Seylan Adası'nda Felemenklü'nün mutasarrıf oldukları erâzîden mâʿadâsı İngiltere Devleti tarafından Fransa cumhûruna ve müttefiki olan İspanya Devleti ve Batavya cumhûruna redd oluna.\nDördüncü mâdde:\n\nTrinita Cezîresi'ni İspanya Devleti, İngiltere'ye terk ü ferâgat birle fîmâ-baʿd hükûmet ve mülkiyyet-i mutlaka ile İngilterelü'nün yed-i tasarrufunda kalmasına mütekeffil ola.\nBeşinci madde:\n\nSeylan Adası üzerinde kable's-sefer Felemenk cumhûru ve Felemenk'in Hind ticâretine mahsûs tüccârı mutasarrıf oldukları erâzîyi bu defʿa Batavya cumhûru, İngiltere'ye terk ü ferâgat ve fîmâ-baʿd hükûmet ve mülkiyyet-i mutlaka ile İngiltere'nin yed-i tasarrufunda kalmasına mütekeffil ola.\nAltıncı madde:\n\nHind'de vâkiʿ Ümmîd Burnu kable's-sefer olduğu gibi yine Batavya cumhûruna hükûmet-i mutlaka üzere kemâ-kân ibkā kılına. Ve düvel-i muʿâhidînin her nevʿ sefîneleri asıl Felemenklü sefâyinine tahmîl olunan virgülerden ziyâde bir nesne vermamek şartıyla Ümmîd Burnu Lîmânı'na tevakkuf u ârâm ve lâzım gelan zahîrelerin mübâyaʿaya kemâ-fi's-sâbık meʾzûn olalar.\nYedinci mâdde:\n\nHaşmetlü [Ü3 193b] Portekiz Kıralı'nın yed-i tasarrufunda olan erâzî vü emlâkin nemâmiyyeti [Ü4 115b] kemâ-fi's-sâbık ibkā oluna. Lâkin Fransa ile\nBortekiz tasarrufunda olan Giyana Eyâleti'nin şimâl burnunun üst tarafında Tuva [تووه = Neuve] ve Yenitence [ينيتنجه = Penitence] cezîreleri kurbünde ʿarz-ı şimâlinin takrîben bir ve bir sülüs derecesinde vâkiʿ mahalde Bahr-ı Muhît'a munsabb olan Aravari Nehri mezkûru'l-ism Şimâl Burnu Nehri, mezkûru'l-ism Şimâl Burnu Boğazı'nın semt-i ebʿadından bedʿ ile menbaʿına varınca ve andan hatt-ı müstakīm ile doğru Ribo-Branko [ريبو برانقو = Rio Branco] Nehri'ne müntehî olunca, tarafeynden hadd-ı fâsıl iʿtibâr olunarak nehr-i mezkûr boğazından menbaʿına kadar sâhil-i şimâlîsi ve hatt-ı merkūm üzere tefrîk olunan erâzî-i şimâliyyenin cümlesi fîmâ-baʿd hükûmet-i kâmile üzere Fransa cumhûruna ve kezâlik nehr-i mezkûrun boğazından berü sâhil-i cenûbîsiyle bi'l-cümle erâzî-i cenûbiyyesi Bortekiz Kıralı'na temlîk oluna. Ve nehr-i mezkûr içinde âmed-şüd-i sefâyin mâddesi milleteyne müşterek ola. Ve İspanya ile Bortekiz beyninde Avrupa'da vâkiʿ hudûdları tasdîkıyçün verilan nizâm bundan böyle dahi, Badazoc ʿAhid-nâmesi şurûtu üzere icrâ oluna.\nSekizinci mâdde: Devlet-i ʿaliyye'nin temâmiyyet-i erâzî ve emlâk ve istihkākātı kable's-sefer ne vechile ise yine ol vechile bâkī ola.\nDokuzuncu mâdde: Cezâyir-i Sebʿa cumhûru kabûl oluna.\nOnuncu mâdde: Malta ve Goco ve Komino cezîreleri, Malta Kavelyeri tarafından kable's-sefer ne gûn şurût üzere zabt u tasarruf olunugelmiş ise, fîmâ-baʿd [Ü3 194a] dahi kavelyerân-ı mersûmun tarafından zabt olunmak üzere redd oluna. Ancak bu defʿa mevâdd-ı âtiyyetü'l-beyân dahi bu vechile şart kılınur ki,\n\nEvvelen: Kavalyer [Ü4 116a] gürûhundan olup, işbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesinin tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden sonra tâ'ifeleri müstekarr olacak kimseler Malta'ya ʿavdet etmek üzere medʿuvv olmağla, cezîrelerine lede'l-vürûd bundan evvelce esâs-ı tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden berü Gran-ma'istro intihâbı mâddesine nizâm verilmiş olduğu hâlde, ʿumûmen ʿakd-i cemʿiyyet birle beyinlerinde Maltaviyyü'l-asl olup, el-yevm tavâyif ʿidâdına dâhil olanlardan birisini Gra'in-mastrolığ'a intihâb edeler. Şöyle ki, ancak târîh-i mezkûrdan sonra vâkiʿ olan intihâb muʿteber tutulup, andan mukaddem intihâb olunmuş var ise ʿamel ü iʿtibâr olunmaya.\nSâniyen: Malta Cezîresi ve tarîkını Fransa ve İngiltere hakkına serbestiyyet-i kâmile hükmüne idhâl etdirmek, Fransa cumhûru ve İngiltere Devleti'nin matlûbu olmağla, fîmâ-baʿd ol tarafda ne Fransa ve ne İngilterelü'den ʿibâret tâ'ife olmak ve milleteyn-i mezbûreynden bir kimesne Malta Kavalyerliği tarîkına kabûl olunmamak şart kılındı.\n\nSâlisen: Tâ'ife-i milliyye olmak mesârîfât-ı lâzimesi ve vâridât-ı erâzî ve ʿâ'idât-ı ticâret ile idâre olunmak üzere müceddeden bir tâ'ife tanzîm oluna. Ve zikr olunan tâ'ifeye iktizâ eden menâsıb ve meʿâşlar ve bir ʿaded müsâfir-hâne tahsîs oluna. Ve işbu tâyifenin Kavelyerlik'ine müstehakk olmak içün isbât-ı asâlet lâzım gelmeyüp, [Ü3 194b] bu makūle kavelyerler tavâyif-i sâ'ire kavelyerlerinin müstehakk oldukları menâsıb ve imtiyâzâta müstehakk olalar. Ve Malta'nın ashâb-ı hükûmete tâbiʿ meşrûʿî ve ʿörfî ve beledî ve sâ'ir menâsıbının lâ-ekall nısfı mikdârı Malta [Ü4 116b] ve Goco ve Komino adaları ehâlîsine tahsîs oluna.\n\nRâbiʿan: Malta'da mevcûd İngiltere askeri, cezîre-i merkūmeyi cemîʿ tevâbiʿ u levâhıkıyla işbu ʿahid-nâmenin tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden üç ay temâmında ve mümkin ise dahi evvelce tahliye birle, Malta Gran-ma'istrosu ve yâhûd kānûn-i tarîk muktezâsınca ruhsat-ı kâmile ile kabz u tesellüme me'mûr olacak kimesnelere zîrde zikr olunacak vech üzere haşmetlü Sicilyateyn Kıralı tarafından gelecek asker, hazar olduğu hâlde teslîm oluna.\n\nHâmisen: Müstahfızînin lâ-ekall nısfı mikdârı dâ'imâ Maltaviyyü'l-asl neferâtdan ʿibâret olup, nısf-ı âhariyçün Malta kavelyerleri ol tarafda tâ'ife sâhibi olan milletler diyârından neferât tahrîrine me'zûn olalar. Ve zikr olunan Maltalu askerinin zâbitânı dahi Maltalu ola. Ve askerin Baş-sergerdelik'i ve zâbitânın taʿyîni ancak Gran-ma'istrosu mahsûs olup, lâkin Gran-ma'istro-yı mûmâ ileyh işbu me'mûriyyetden büsbütün ve yâhûd muvakkaten istîfâ etmek murâd eder ise, beher hâl Kavelyerlik tarîkının Konsolosu re'yi munzamm olarak, kavelyerlerin birisine kasr-ı yed eyleye.\nSâdisen: Malta ve Goco ve Komino cezîrelerinin serbestiyyeti ve işbu 'ahid-nâme mûcebince [Ü3 195a] verilan nizâmın vikāyesi, Fransa ve İngiltere ve Avusturya ve İspanya ve Rûsiyye ve Prusya devletlerinin taht-ı zamân u himâyetine dâhil ola. \n\n Sâbiʿan: Malta Cezîresi'yle tevâbiʿ u levâhıkı ve Kavelyerlik tarîkının bî-taraflığı iʿlân oluna. \n\n Sâminen: Malta lîmânlarına cemîʿ milletlerin sefâyin iktizâ eden rusûmu 'ale't-tesâvî ve iʿtidâl üzere [Ü4 117a] edâ etmek şartıyla âmed-şüde me'zûn olup, rusûm-ı merkūme hâsılâtı, ücüncü bahisde mezkûr Maltalu'dan 'ibâret tâ'ifenin mesârıfına ve askerî ve sâ'ir beylik ebniyesine ve cemîʿ milel bayrağına ta'mîmi tecvîz olunacak bir 'aded Lazaretohâne'ye tahsîs oluna. \n\n Tâsiʿan: Garb Ocakları'yla Malta kavelyerleri ve Malta'da tâ'ife sâhibi ve yâhûd terkîb-i tavâyife medhali olan düvel beyninde cârî olan usûl-i husûmet, fîmâ-baʿd ber-taraf olmak içün iktizâ eden nizâmın düvel-i muʿâhedeteyn tarafından çâresi bulununcaya kadar ânifü'z-zikr iki mâdde ocakhâ'-i mezbûre hakkına cârî olmaya. \n\n 'Âşirân: Kavelyerlik tarîkının mülken ve mezheben usûl-i idâresi kavelyerlerin cezîre-i merkūmeden hîn-i müfârakatlarında ne vechile olagelmiş ise, işbu 'ahid-nâmede münderic mevâdd mûcebince ilgā olunan mahalleri müstesnâ olmak şartıyla kemâ-fi's-sâbık icrâ oluna. \n\n Hâdî 'âşiran: Bâlâda mezkûr ücüncü ve beşinci ve yedinci ve sekizinci ve onuncu mâddeler mûcebince lâzım gelan nizâmât ile'l-ebed düstûru'l-'amel tutulacak kavânîn tarîkından olmak [Ü3 195b] üzere ber-muktezây-ı rusûm-ı mer'iyye kānûna rabt olunalar. Ve Gran-ma'istro ve yâhûd teslîm-i cezîre vaktinde kendüsi bulunmaz ise, tarafından vekâlet edecek kimesne ve ahlâf u a'kābı kavânîn-i mezbûreyi vikāye edeceklerini yemîn ü kasem ile te'ahhüd eyleye. \n\n İsnâ 'âşiran: Cezâyir-i merkūmede kâ'in kıla'-ı 'adîde muhâfazası zımnında haşmetlü Sicilyateyn Kıralı asıl re'âyâsından olarak iki bin nefer i'tâya da'vet oluna. Ve asker-i mezbûr cezâyir-i merkūmenin kavelyerlere [Ü4 117b] teslîmi gününden i'tibâr ile bir sene makām-ı muhâfazada kıyâm edecek olup, lâkin mühlet-i merkūme inkızâsında bâlâda mezkûr beşinci\nmâddede tahsîs olunan sûret üzere Malta ve tevâbiʿi mahallerin muhâfazası içün zâmin olan devletlerin vâfî ʿadd edecekleri mikdâr-ı asker kavelyerler tarafından henûz tanzîm olunmuş değil ise, düvel-i müşârun ileyhimin münâsib görecekleri kadar vâfî dîger bir takım asker birine vazʿ olunmadıkca, mârru'z-zikr Sicilyateyn askeri ol tarafda müdâvemet eyleye.",
          "caption": "Vukūʿ-ı musâlaha-i ʿâmme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_688.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı musâlaha-i ʿâmme",
          "text": "Cemîʿ düvele zarar u gezendleri isâbet eden Fransızlar'ın kuvve-i istidrâciyyeleri karîn-i zevâl ve râbıta-i sevretleri mütekārib-i inhilâl olduğuna binâʾen, giderek bi'l-külliyye izmihlâl sûretini kesb etmeden, devletlerin cümlesiyle musâlahaya rağbet izhâr ve İskenderiyye fethinden evvel esâs vazʿıyla mükâlemeye ibtidâr etmişler idi. Mısır gāyilesi fazl-ı Hakk ile ber-taraf olup, Devleteyn-i müttefikaynın berü taraflarda [Ü4 114a] maslahatı kalmamağla, sene-i âtiyede memleketlerine tecâvüz edecekleri ihtimâlâtı, mesfûrları endâhte-i hâviye-i iztırâb ve fursat elde iken musâlaha-i ʿâmmeye [Ü3 192a] mübâşereti müttefikleriyle istisvâb etmeleriyle, musâlaha-i mezkûre bu hılâlde hıtâm-pezîr ve miyânelerinde tekarrur eden mevâdd bi-ʿaynihâ bu mahalle sebt ü tastîr olundu.\n\nFransa cumhûru ve İspanya ve Hind Kıralı ve Batavya yaʿnî, Felemenk cumhûruyla Büyük Bretanya ve [İ]rlandya Devleteyn-i Mültehikaynı Kıralı beyninde ʿakd olunan musâlaha ʿahid-nâmesi tercemesidir:\n\nFransa milleti tarafından Baş konsolosları ve Büyük Bretanya ve İrlandya Devleteyn-i Mültehikaynı Kıralı mesâʾib-i seferiyyenin defʿine ez-dil ü cân hâhiş-ker olduklarına binâʾen, bundan akdem bin sekiz yüz bir sene-i ʿÎseviyye'si Eylül'ünün on dokuzuncu günü Londra Şehri'nde esâs-ı musâlahayı tarh u temhîd edüp, musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesinin tarafeyn müttefiklerinin reʾy ü rızâları munzamm olarak ve tekmîli zımnında Amyen [عامين] =\nAmiens] Şehri'nde cânibeynden murahhaslar taʿyîni esâs-ı mezkûrun on beşinci mâddesinde münderic ü mastûr olmağla, Fransa Baş-konsolosu tarafından Devlet Müsteşârı olan Jojeb Bonaparta ve Büyük Bretanya ve İrlandya Devleteyn-i Mültehikaynı Kıralı cânibinden Müsteşâr-ı Hâssı ve Cenerali olup, Zareteber tabîr olunur tarîk-ı muʿteberde Kavalyerlik sâhibi olan Marki de Kornvallis ve İspanya ve Hind Kıralı tarafından Müsteşâr-ı Devlet ve Üçüncü Karlos tarîkının Hâcc-ı Kebîr Kavelyerliği sâhibi olup, İspanya Devleti'nin Fransa cumhûruna Fevka'l-ʿâde Büyük Elçisi olan Zozek-Nikola Zazara ve Batavya cumhûru cânibinden kezâlik Fransa cumhûruna Fevka'l-ʿâde Büyük Elçi [Ü4 114b] olan Roced-zan Şimliyeninik taʿyîn olunup, zeyl-i senede mastûr ruhsat-nâmelerin baʿde'l-ibrâz mevâdd-ı âtiyetü'z-zikri ʿakd eyleydiler ki,\nEvvelki mâdde:\n\nFransa Cumhûru [Ü3 192b] ve İspanya Kıralı ve ahlâf ve aʿkābı ve Batavya cumhûru ile İngiltere Kıralı ve ahlâf u aʿkābı beyninde fîmâ-baʿd sulh-ı müvâlât ve hüsn-i muʿâşeret cârî olup, miyânelerinde ve mülk ü devletleri beyninde kemâliyle usûl-i mahabbet merʿî kılınarak, vechen mine'l-vücûh ve sebeben mine'l-esbâb berr ü bahrda yekdîgere icrây-ı taʿarruz u husûmet olunmamak husûsunda gāyetü'l-gāye dikkat ve teyemmünen tecdîd olunan râbıta-i ittihâda mûcib-i halel olacak hâlâtı tecvîzden mücânebet birle, düvel-i müşârun ileyhimin birisine îsâl-ı zarar ederi olur ise, bu makūleye bizzât ve yâhûd bi'l-vâsıta himâyet ü iʿânetden ittikā edeler.\nİkinci madde:\n\nEsnây-ı seferde bu âna gelince tarafeynden berren ve bahran ahz olunmuş olan üserâ ve yâhûd emânet sûretiyle alınmış ve verilmiş kimseler, işbu ʿahidnâmenin tasdîk-nâmeleri mübadelesinden nihâyetü'n-nihâye altı hafta zarfında eyyâm-ı esrde edindikleri deynleri edâ olunmak şartıyla bilâ-semen redd olunalar. Kaldı ki, düvel-i müşârun\nileyhimin her biri kendü üserâsının müddet-i esrlerinde taʿyînât ve meʿâşlarına mahsûsen sarf olunmuş olan akçayı edâ edecek olmağla, mesârıf-ı merkūme lede'l-hisâb her birinin hissesine ne mikdâr akçanın reddi iktizâ eder ise, sebt-i defter olunmak içün bi'l-muhâbere taʿyîn ü tahsîs olunacak vakt-i mevʿûd ve mahall-i maʿhûdda başka başka meʾmûrlar irsâl olunup, meʾmûrîn-i mûmâ ileyhim dahi yalnız devletlerine [Ü4 115a] tâbiʿ üserânın masrafını tanzîm etmeyüp, esnây-ı seferde [Ü3 193a] ecnebîden olarak istihdâm etdikleri ve ücret ile kullandıkları askerden giriftâr-ı kayd-ı isâr olanların masrafını dahi kezâlik hisâb edeler.\nÜçüncü mâdde:\n\nMukaddemâ Fransa cumhûru ve müttefiki olan İspanya Devleti ve Batavya cumhûrunun iskân olunmuş erâzîleri ve memâlik-i sâʾirelerinden olup, esnây-ı seferde İngilterelü tarafından zabt u teshîr olunmuş olan memâlikin Trinita Cezîresi ve Seylan Adası'nda Felemenklü'nün mutasarrıf oldukları erâzîden mâʿadâsı İngiltere Devleti tarafından Fransa cumhûruna ve müttefiki olan İspanya Devleti ve Batavya cumhûruna redd oluna.\nDördüncü mâdde:\n\nTrinita Cezîresi'ni İspanya Devleti, İngiltere'ye terk ü ferâgat birle fîmâ-baʿd hükûmet ve mülkiyyet-i mutlaka ile İngilterelü'nün yed-i tasarrufunda kalmasına mütekeffil ola.\nBeşinci madde:\n\nSeylan Adası üzerinde kable's-sefer Felemenk cumhûru ve Felemenk'in Hind ticâretine mahsûs tüccârı mutasarrıf oldukları erâzîyi bu defʿa Batavya cumhûru, İngiltere'ye terk ü ferâgat ve fîmâ-baʿd hükûmet ve mülkiyyet-i mutlaka ile İngiltere'nin yed-i tasarrufunda kalmasına mütekeffil ola.\nAltıncı madde:\n\nHind'de vâkiʿ Ümmîd Burnu kable's-sefer olduğu gibi yine Batavya cumhûruna hükûmet-i mutlaka üzere kemâ-kân ibkā kılına. Ve düvel-i muʿâhidînin her nevʿ sefîneleri asıl Felemenklü sefâyinine tahmîl olunan virgülerden ziyâde bir nesne vermamek şartıyla Ümmîd Burnu Lîmânı'na tevakkuf u ârâm ve lâzım gelan zahîrelerin mübâyaʿaya kemâ-fi's-sâbık meʾzûn olalar.\nYedinci mâdde:\n\nHaşmetlü [Ü3 193b] Portekiz Kıralı'nın yed-i tasarrufunda olan erâzî vü emlâkin nemâmiyyeti [Ü4 115b] kemâ-fi's-sâbık ibkā oluna. Lâkin Fransa ile\nBortekiz tasarrufunda olan Giyana Eyâleti'nin şimâl burnunun üst tarafında Tuva [تووه = Neuve] ve Yenitence [ينيتنجه = Penitence] cezîreleri kurbünde ʿarz-ı şimâlinin takrîben bir ve bir sülüs derecesinde vâkiʿ mahalde Bahr-ı Muhît'a munsabb olan Aravari Nehri mezkûru'l-ism Şimâl Burnu Nehri, mezkûru'l-ism Şimâl Burnu Boğazı'nın semt-i ebʿadından bedʿ ile menbaʿına varınca ve andan hatt-ı müstakīm ile doğru Ribo-Branko [ريبو برانقو = Rio Branco] Nehri'ne müntehî olunca, tarafeynden hadd-ı fâsıl iʿtibâr olunarak nehr-i mezkûr boğazından menbaʿına kadar sâhil-i şimâlîsi ve hatt-ı merkūm üzere tefrîk olunan erâzî-i şimâliyyenin cümlesi fîmâ-baʿd hükûmet-i kâmile üzere Fransa cumhûruna ve kezâlik nehr-i mezkûrun boğazından berü sâhil-i cenûbîsiyle bi'l-cümle erâzî-i cenûbiyyesi Bortekiz Kıralı'na temlîk oluna. Ve nehr-i mezkûr içinde âmed-şüd-i sefâyin mâddesi milleteyne müşterek ola. Ve İspanya ile Bortekiz beyninde Avrupa'da vâkiʿ hudûdları tasdîkıyçün verilan nizâm bundan böyle dahi, Badazoc ʿAhid-nâmesi şurûtu üzere icrâ oluna.\nSekizinci mâdde: Devlet-i ʿaliyye'nin temâmiyyet-i erâzî ve emlâk ve istihkākātı kable's-sefer ne vechile ise yine ol vechile bâkī ola.\nDokuzuncu mâdde: Cezâyir-i Sebʿa cumhûru kabûl oluna.\nOnuncu mâdde: Malta ve Goco ve Komino cezîreleri, Malta Kavelyeri tarafından kable's-sefer ne gûn şurût üzere zabt u tasarruf olunugelmiş ise, fîmâ-baʿd [Ü3 194a] dahi kavelyerân-ı mersûmun tarafından zabt olunmak üzere redd oluna. Ancak bu defʿa mevâdd-ı âtiyyetü'l-beyân dahi bu vechile şart kılınur ki,\n\nEvvelen: Kavalyer [Ü4 116a] gürûhundan olup, işbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesinin tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden sonra tâ'ifeleri müstekarr olacak kimseler Malta'ya ʿavdet etmek üzere medʿuvv olmağla, cezîrelerine lede'l-vürûd bundan evvelce esâs-ı tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden berü Gran-ma'istro intihâbı mâddesine nizâm verilmiş olduğu hâlde, ʿumûmen ʿakd-i cemʿiyyet birle beyinlerinde Maltaviyyü'l-asl olup, el-yevm tavâyif ʿidâdına dâhil olanlardan birisini Gra'in-mastrolığ'a intihâb edeler. Şöyle ki, ancak târîh-i mezkûrdan sonra vâkiʿ olan intihâb muʿteber tutulup, andan mukaddem intihâb olunmuş var ise ʿamel ü iʿtibâr olunmaya.\nSâniyen: Malta Cezîresi ve tarîkını Fransa ve İngiltere hakkına serbestiyyet-i kâmile hükmüne idhâl etdirmek, Fransa cumhûru ve İngiltere Devleti'nin matlûbu olmağla, fîmâ-baʿd ol tarafda ne Fransa ve ne İngilterelü'den ʿibâret tâ'ife olmak ve milleteyn-i mezbûreynden bir kimesne Malta Kavalyerliği tarîkına kabûl olunmamak şart kılındı.\n\nSâlisen: Tâ'ife-i milliyye olmak mesârîfât-ı lâzimesi ve vâridât-ı erâzî ve ʿâ'idât-ı ticâret ile idâre olunmak üzere müceddeden bir tâ'ife tanzîm oluna. Ve zikr olunan tâ'ifeye iktizâ eden menâsıb ve meʿâşlar ve bir ʿaded müsâfir-hâne tahsîs oluna. Ve işbu tâyifenin Kavelyerlik'ine müstehakk olmak içün isbât-ı asâlet lâzım gelmeyüp, [Ü3 194b] bu makūle kavelyerler tavâyif-i sâ'ire kavelyerlerinin müstehakk oldukları menâsıb ve imtiyâzâta müstehakk olalar. Ve Malta'nın ashâb-ı hükûmete tâbiʿ meşrûʿî ve ʿörfî ve beledî ve sâ'ir menâsıbının lâ-ekall nısfı mikdârı Malta [Ü4 116b] ve Goco ve Komino adaları ehâlîsine tahsîs oluna.\n\nRâbiʿan: Malta'da mevcûd İngiltere askeri, cezîre-i merkūmeyi cemîʿ tevâbiʿ u levâhıkıyla işbu ʿahid-nâmenin tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden üç ay temâmında ve mümkin ise dahi evvelce tahliye birle, Malta Gran-ma'istrosu ve yâhûd kānûn-i tarîk muktezâsınca ruhsat-ı kâmile ile kabz u tesellüme me'mûr olacak kimesnelere zîrde zikr olunacak vech üzere haşmetlü Sicilyateyn Kıralı tarafından gelecek asker, hazar olduğu hâlde teslîm oluna.\n\nHâmisen: Müstahfızînin lâ-ekall nısfı mikdârı dâ'imâ Maltaviyyü'l-asl neferâtdan ʿibâret olup, nısf-ı âhariyçün Malta kavelyerleri ol tarafda tâ'ife sâhibi olan milletler diyârından neferât tahrîrine me'zûn olalar. Ve zikr olunan Maltalu askerinin zâbitânı dahi Maltalu ola. Ve askerin Baş-sergerdelik'i ve zâbitânın taʿyîni ancak Gran-ma'istrosu mahsûs olup, lâkin Gran-ma'istro-yı mûmâ ileyh işbu me'mûriyyetden büsbütün ve yâhûd muvakkaten istîfâ etmek murâd eder ise, beher hâl Kavelyerlik tarîkının Konsolosu re'yi munzamm olarak, kavelyerlerin birisine kasr-ı yed eyleye.\nSâdisen: Malta ve Goco ve Komino cezîrelerinin serbestiyyeti ve işbu 'ahid-nâme mûcebince [Ü3 195a] verilan nizâmın vikāyesi, Fransa ve İngiltere ve Avusturya ve İspanya ve Rûsiyye ve Prusya devletlerinin taht-ı zamân u himâyetine dâhil ola. \n\n Sâbiʿan: Malta Cezîresi'yle tevâbiʿ u levâhıkı ve Kavelyerlik tarîkının bî-taraflığı iʿlân oluna. \n\n Sâminen: Malta lîmânlarına cemîʿ milletlerin sefâyin iktizâ eden rusûmu 'ale't-tesâvî ve iʿtidâl üzere [Ü4 117a] edâ etmek şartıyla âmed-şüde me'zûn olup, rusûm-ı merkūme hâsılâtı, ücüncü bahisde mezkûr Maltalu'dan 'ibâret tâ'ifenin mesârıfına ve askerî ve sâ'ir beylik ebniyesine ve cemîʿ milel bayrağına ta'mîmi tecvîz olunacak bir 'aded Lazaretohâne'ye tahsîs oluna. \n\n Tâsiʿan: Garb Ocakları'yla Malta kavelyerleri ve Malta'da tâ'ife sâhibi ve yâhûd terkîb-i tavâyife medhali olan düvel beyninde cârî olan usûl-i husûmet, fîmâ-baʿd ber-taraf olmak içün iktizâ eden nizâmın düvel-i muʿâhedeteyn tarafından çâresi bulununcaya kadar ânifü'z-zikr iki mâdde ocakhâ'-i mezbûre hakkına cârî olmaya. \n\n 'Âşirân: Kavelyerlik tarîkının mülken ve mezheben usûl-i idâresi kavelyerlerin cezîre-i merkūmeden hîn-i müfârakatlarında ne vechile olagelmiş ise, işbu 'ahid-nâmede münderic mevâdd mûcebince ilgā olunan mahalleri müstesnâ olmak şartıyla kemâ-fi's-sâbık icrâ oluna. \n\n Hâdî 'âşiran: Bâlâda mezkûr ücüncü ve beşinci ve yedinci ve sekizinci ve onuncu mâddeler mûcebince lâzım gelan nizâmât ile'l-ebed düstûru'l-'amel tutulacak kavânîn tarîkından olmak [Ü3 195b] üzere ber-muktezây-ı rusûm-ı mer'iyye kānûna rabt olunalar. Ve Gran-ma'istro ve yâhûd teslîm-i cezîre vaktinde kendüsi bulunmaz ise, tarafından vekâlet edecek kimesne ve ahlâf u a'kābı kavânîn-i mezbûreyi vikāye edeceklerini yemîn ü kasem ile te'ahhüd eyleye. \n\n İsnâ 'âşiran: Cezâyir-i merkūmede kâ'in kıla'-ı 'adîde muhâfazası zımnında haşmetlü Sicilyateyn Kıralı asıl re'âyâsından olarak iki bin nefer i'tâya da'vet oluna. Ve asker-i mezbûr cezâyir-i merkūmenin kavelyerlere [Ü4 117b] teslîmi gününden i'tibâr ile bir sene makām-ı muhâfazada kıyâm edecek olup, lâkin mühlet-i merkūme inkızâsında bâlâda mezkûr beşinci\nmâddede tahsîs olunan sûret üzere Malta ve tevâbiʿi mahallerin muhâfazası içün zâmin olan devletlerin vâfî ʿadd edecekleri mikdâr-ı asker kavelyerler tarafından henûz tanzîm olunmuş değil ise, düvel-i müşârun ileyhimin münâsib görecekleri kadar vâfî dîger bir takım asker birine vazʿ olunmadıkca, mârru'z-zikr Sicilyateyn askeri ol tarafda müdâvemet eyleye."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Salifü'l-beyân altıncı mâddede mezkûr Fransa ve İngiltere ve Avusturya ve İspanya ve Rûsiyye ve Prusya devletleri şurût-ı mezkûreye iltihâka daʿvet oluna.\nOn birinci mâdde\n\nAnaboli ve Rim-papa memâliki, Fransa askerinden tahliye oluna. Ve kezâlik Porto-ferrabo [Porto-Ferrajo] Lîmânı ve ʿale'l-ıtlâk iç deniz ve Bahr-i Körfez'de İngilterelü'nün zabt etdikleri lîmân ve cezîreler tahliye oluna.\nOn ikinci mâdde\n\nİşbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesinde meşrût terk ü redd ve tahliye [Ü3 196a] mâddeleriyçün tasdîk-nâmeler mübâdelesinden iʿtibâr ile Avrupa'da bir ay ve Amerika'nın berr ü bahrında üç ay ve Asya'nın berr u bahrında altı ay taʿyîn olunup, lâkin yine ʿahid-nâme-i mezkûrda tasrîh olunan hâlete mebnî, ilkāsı lâzım gelecek mevâdd müstesnâ ola.\nOn üçüncü mâdde\n\nİşbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesi mûcebince reddi lâzım gelecek mahallerin istihkâmâtı, imzây-ı esâs vaktinde bulundukları hey'et üzere terk olunacak olmağla, esnây-ı istîlâda ihdâs olunmuş olan ebniye kemâ-kân ibkā kılına. Ve kezâlik terk ü ferâgat olunacak mahallerin [Ü4 118a] sükkân u ehâlîsi her ne tarîk ve milletden olur ise olsun, kable's-sefer ve yâhûd esnây-ı seferde temellük etdikleri emlâk ü emvâllerine nizâm vermek içün tasdîk-nâmeler mübâdelesinden iʿtibâr ile üç sene taʿyîn-i mühlet olunup, mühlet-i mezkûrede âyînlerini serbestiyyet üzere icrâ ve emlâk ü emvâllerin diledikleri vech üzere tasarruf edeler. Ve bu ruhsat redd oluna. Memâlikde gerek ehâlî ve gerek sâyirden İngilterelü tarafından zabt olunduğu esnâda her ne gûne mülk edinmiş kesân, hakkına masrûf ola. Ve terk ü redd olunacak memleketlerin ehâlîsi bir gûne tavr u harekete mebnî ve umûr-ı\nmülkiyyeye dâ'ir i'tikādları ve yâhûd düvel-i muʿâhidînin birisine meyl ve eyne-mâ kesb etmiş olduklarına mübtenî ve'l-hâsıl efrâd-ı nâsı deynleri ve yâhûd işbu ʿahidnâme târîhinde sonrasında rabt olunmuş mukāvelelerinden mâʿadâ bir dürlü özrü behâne ile mâl ve nefislerine [Ü3 196b] îrâs-ı zarar u keder olunmaya.\nOn dördüncü mâdde:\n\nDüvel-i muʿâhidînin ve yâhûd reʿâ[yâ]larının tevkīf olunmuş olan emvâl ve vâridât ve zimemleri her ne cins olur ise olsun, işbu ʿahidnâmenin imzâsı ʿakībinde hâlet-i tevakkufdan âzâde ola. Düvel-i mezkûreye tâbiʿ milletler ve efrâd-ı nâs beyninde düyûn ve emvâl ve eşyâ ve hukūk-ı sâyireye müteʿallık mevâdd-ı münâzaʿun fîhânın fasl u hasmı, kavâʿid-i merʿiyye-i milel ve makbûl u muʿteber tutulan rusûm üzere vakt-i sulha mürâcaʿata mütevakkıf olduğu hâlde, mâddeye göre lâzım gelen hükkâma havâle birle ʿacâleten ve müsâraʿaten ihkāk-ı hakk etdirile.\nOn beşinci mâdde:\n\nArz-ı cedîd sevâhilinde ve tevâbiʿinden maʿdûd adalarda San-Loran [سان لوران = Saint-Lorent] Körfezi'nde sayd-ı mâhî mâddesi kable [Ü4 118b] ʿs-sefer cârî olan nizâm üzere iʿâde etdirile. Ve Arz-ı cedîd'e mahsûs Fransalu sayyâdları ve \"San-piyer [سان پيبر = Saint-Pierre]\" ve \"Migelon [ميكلون = Miquelon]\" nâm adaların ehâlîsi işbu ʿahidnâmenin tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden iʿtibâr ile evvelki senede muhtâc oldukları hatabı Fortuna ve Dosinvar [دوسنوار = Désespoir] lîmânlarında katʿ etmeğe me'zûn olalar.\nOn altıncı mâdde:\n\nİmzây-ı esâsdan sonra zabtı melhûz olan akdarmalar cây-ı şikâyet ü mübâhase kalmamak içün düvel-i muʿâhidîn beyninde mukāvele olunduğu sened-i esâsın tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden on iki gün sonra “Mates” taʿbîr olunur İngiltere Cezîresi'yle Fransa sâhili beyninde vâkiʿ boğazda ve bihâr-ı şimâliyyede ahz olunmuş olan sefâyin ve eşyâ tarafeynden [Ü3 197a] redd oluna. Manş ile bihâr-ı şimâliyyeden Mesarya [مثاريه = Canaria] Cezîreleri'ne varınca vâkiʿ olan sâ'ir bihârda gerek Bahr-i Muhît'de ve gerek iç denizde mühlet-i merkūme bir ay ve yine cezâyir-i mezbûreden mıntıka-i muʿaddeleye kadar iki ay ve aktâr-ı sâ'ire-i cihânda beş ay olmak üzere tahsîs olunup, işbu mâddede musarrah vakt ü mahalle dâ'ir bir dürlü istisnâ câ'iz olmaya.\nOn yedinci mâdde:\n\nDüvel-i muʿâhidînin biribirlerine ikāmet etdirilecek büyük elçileri ve sâ'ir süferâ ve me'mûrları kable's-sefer mütemettiʿ olageldikleri rüteb ve imtiyâzât ve muʿfiyât ile bundan böyle dahi mütemettiʿ olalar.\nOn sekizinci mâdde:\n\nMukaddemâ Felemenk ve el-yevm Batavya ismiyle tesmiye olunan cumhûrda ikāmet eden Nasav [Nassau] Hânedânı gerek emvâl-i mahsûsasına isâbet-i hasâret takrîbi ve gerek ol tarafda tebeddül-i nizâm hasebiyle dûçâr-ı ziyân olmakdan nâşî, bedel-i mâ-fât olacak bir münâsib şey' ile [Ü4 119a] tazmîn-i zarar etdirile.\nOn dokuzuncu mâdde:\n\nİşbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesi İngiltere Devleti'nin müttefiki olan Devlet-i ʿaliyye hakkına dahi müşterek idüği iʿlân olunup, Devlet-i ʿaliyye dahi mümkin olacak vakt-i kalîle içinde iltihâkı müşʿir mesned iʿtâsına medʿuvvdur.\nYirminci mâdde:\n\nKātil ve kalb-zen ve sâhte müflis olmak üzere müttehem olup, düvel-i muʿâhidînin birisinden ru'yet-i daʿvâları iddiʿâ olunan kimesneler, düvel-i müşârun ileyhim ve yâhûd elçileri ve bu bâbda resmen meʾmûrları tarafından matlûb olundukca, teslîm olunmalarına [Ü3 197b] düvel-i müşârun ileyhim biribirlerine müteʿahhid ola. Lâkin bu makūle ashâb-ı cerâyim hârice ihrâc olundukları beldenin kānûn u kāʿidesince de habs ve huzûr-ı hâkime ihzârları îcâb olunacak derecelerde kabâhati sâbit ü mütehakkak olmadıkca, şart-ı mezkûr icrâ olunmaya. Bu makūlelerin ele getürilüp, hâkime ihzârları içün vâkiʿ olacak mesârif, müddeʿî olanların üzerlerine tahmîl oluna. Bu madde işbu ʿahid-nâmenin inʿikādından mukaddem katl-i nüfûs ve darb-ı sikke-i magşūş ve müvâzaʿaten ʿarz-ı iflâs etmiş kimesneler hakkında cârî olmaya.\nYirmi birinci mâdde:\n\nİşbu ʿahid-nâmede mastûr cemîʿ mâddelerin sıdk u vekā ve hulûs u safvet üzere vikāyesi emrinde düvel-i muʿâhidîn müteʿahhid olup, reʿâyâları tarafından bizzât ve bi'l-vâsıta hılâfına bir dürlü vazʿ u hareket vukūʿunu tecvîz etmeyeler. Ve buna mebnî mevâdd-ı merkūmenin vikāyesine düvel-i müşârun ileyhim ʿale'l-ıtlâk birbirlerine zâmin ü kefîllerdir.\nYirmi ikinci mâdde: İşbu ʿahid-nâme düvel-i muʿâhidîn tarafından otuz gün zarfında ve mümkin ise dahi [Ü4 119b] evvelce tasdîk olunup, resm-i merʿî üzere iktizâ eden tasdîk-nâmeler Paris'de mübâdele oluna. Düvel-i müşârun ileyhim tarafından verilan ruhsat-ı kâmilemiz mûcebince işbu katʿî ʿahid-nâmeyi te'kîden li'l-hâl kendü yedimizle imzâ vü temhîr eyledik. Bin sekiz yüz bir sene-i ʿÎseviyyesi'nin Mart'ı on üçünde ʿAmyen Şehri'nde tahrîr olundu. \n\n Bonaparta \n\n Kornvallis \n\n ʿAccara Şimmelpennik\nʿAmyen meclisinde ʿakd olunan mâdde-i münferidenin tercemesidir:\n\nİşbu ʿahid-nâmede baʿzı tayy olunmuş elkāb var ise bu defʿa tayy olunduğıyçün elkāb-ı mezkûreye müstehakk olan düvel ve zevâtın istihkākına halel gelmamek ve ʿahid-nâme-i mezkûrun sûretleri Fransa ve İngiltere lisânında muharrer olması, düvel-i muʿâhidînin lisânlarınca ʿahid-nâme tahrîr olunmamış devletlerin hakkına fîmâ-baʿd emsâl ittihâz olunup, kāʿide hükmüne dâhil olmamak ve bu takrîb düvel-i müşârun ileyhimin istihkāklarına zarar gelmamek mukāvele olundu. Ve lisân-ı âhar üzere bu makūle ʿahid-nâme sûretleri alup vermeğe salâhiyyeti olan düvel hakkına riʿâyeti lâzım gelan ve riʿâyet olunmuş ve kezâlik anların tarafından riʿâyeti lâzım gelan ve riʿâyet olunmuş her ne ise, işbu ʿahid-nâmeye mutâbık bilinerek ʿayniyle icrâ olunmuş gibi âtîde hükmü cârî ola. Biz ki, İngiltere ve Fransa ve İspanya ve Batavya Murahassıyız, işbu mâdde-i münferideyi imzâ vü temhîr eyledik. ʿAmyen Şehri'nde bin sekiz yüz bir sene-i ʿÎseviyyesi Mart'ın yirmi yedinci günü tahrîr olundu.",
          "caption": "Sâlis-i ʿâşiran",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_689.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Sâlis-i ʿâşiran",
          "text": "Salifü'l-beyân altıncı mâddede mezkûr Fransa ve İngiltere ve Avusturya ve İspanya ve Rûsiyye ve Prusya devletleri şurût-ı mezkûreye iltihâka daʿvet oluna.\nOn birinci mâdde\n\nAnaboli ve Rim-papa memâliki, Fransa askerinden tahliye oluna. Ve kezâlik Porto-ferrabo [Porto-Ferrajo] Lîmânı ve ʿale'l-ıtlâk iç deniz ve Bahr-i Körfez'de İngilterelü'nün zabt etdikleri lîmân ve cezîreler tahliye oluna.\nOn ikinci mâdde\n\nİşbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesinde meşrût terk ü redd ve tahliye [Ü3 196a] mâddeleriyçün tasdîk-nâmeler mübâdelesinden iʿtibâr ile Avrupa'da bir ay ve Amerika'nın berr ü bahrında üç ay ve Asya'nın berr u bahrında altı ay taʿyîn olunup, lâkin yine ʿahid-nâme-i mezkûrda tasrîh olunan hâlete mebnî, ilkāsı lâzım gelecek mevâdd müstesnâ ola.\nOn üçüncü mâdde\n\nİşbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesi mûcebince reddi lâzım gelecek mahallerin istihkâmâtı, imzây-ı esâs vaktinde bulundukları hey'et üzere terk olunacak olmağla, esnây-ı istîlâda ihdâs olunmuş olan ebniye kemâ-kân ibkā kılına. Ve kezâlik terk ü ferâgat olunacak mahallerin [Ü4 118a] sükkân u ehâlîsi her ne tarîk ve milletden olur ise olsun, kable's-sefer ve yâhûd esnây-ı seferde temellük etdikleri emlâk ü emvâllerine nizâm vermek içün tasdîk-nâmeler mübâdelesinden iʿtibâr ile üç sene taʿyîn-i mühlet olunup, mühlet-i mezkûrede âyînlerini serbestiyyet üzere icrâ ve emlâk ü emvâllerin diledikleri vech üzere tasarruf edeler. Ve bu ruhsat redd oluna. Memâlikde gerek ehâlî ve gerek sâyirden İngilterelü tarafından zabt olunduğu esnâda her ne gûne mülk edinmiş kesân, hakkına masrûf ola. Ve terk ü redd olunacak memleketlerin ehâlîsi bir gûne tavr u harekete mebnî ve umûr-ı\nmülkiyyeye dâ'ir i'tikādları ve yâhûd düvel-i muʿâhidînin birisine meyl ve eyne-mâ kesb etmiş olduklarına mübtenî ve'l-hâsıl efrâd-ı nâsı deynleri ve yâhûd işbu ʿahidnâme târîhinde sonrasında rabt olunmuş mukāvelelerinden mâʿadâ bir dürlü özrü behâne ile mâl ve nefislerine [Ü3 196b] îrâs-ı zarar u keder olunmaya.\nOn dördüncü mâdde:\n\nDüvel-i muʿâhidînin ve yâhûd reʿâ[yâ]larının tevkīf olunmuş olan emvâl ve vâridât ve zimemleri her ne cins olur ise olsun, işbu ʿahidnâmenin imzâsı ʿakībinde hâlet-i tevakkufdan âzâde ola. Düvel-i mezkûreye tâbiʿ milletler ve efrâd-ı nâs beyninde düyûn ve emvâl ve eşyâ ve hukūk-ı sâyireye müteʿallık mevâdd-ı münâzaʿun fîhânın fasl u hasmı, kavâʿid-i merʿiyye-i milel ve makbûl u muʿteber tutulan rusûm üzere vakt-i sulha mürâcaʿata mütevakkıf olduğu hâlde, mâddeye göre lâzım gelen hükkâma havâle birle ʿacâleten ve müsâraʿaten ihkāk-ı hakk etdirile.\nOn beşinci mâdde:\n\nArz-ı cedîd sevâhilinde ve tevâbiʿinden maʿdûd adalarda San-Loran [سان لوران = Saint-Lorent] Körfezi'nde sayd-ı mâhî mâddesi kable [Ü4 118b] ʿs-sefer cârî olan nizâm üzere iʿâde etdirile. Ve Arz-ı cedîd'e mahsûs Fransalu sayyâdları ve \"San-piyer [سان پيبر = Saint-Pierre]\" ve \"Migelon [ميكلون = Miquelon]\" nâm adaların ehâlîsi işbu ʿahidnâmenin tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden iʿtibâr ile evvelki senede muhtâc oldukları hatabı Fortuna ve Dosinvar [دوسنوار = Désespoir] lîmânlarında katʿ etmeğe me'zûn olalar.\nOn altıncı mâdde:\n\nİmzây-ı esâsdan sonra zabtı melhûz olan akdarmalar cây-ı şikâyet ü mübâhase kalmamak içün düvel-i muʿâhidîn beyninde mukāvele olunduğu sened-i esâsın tasdîk-nâmeleri mübâdelesinden on iki gün sonra “Mates” taʿbîr olunur İngiltere Cezîresi'yle Fransa sâhili beyninde vâkiʿ boğazda ve bihâr-ı şimâliyyede ahz olunmuş olan sefâyin ve eşyâ tarafeynden [Ü3 197a] redd oluna. Manş ile bihâr-ı şimâliyyeden Mesarya [مثاريه = Canaria] Cezîreleri'ne varınca vâkiʿ olan sâ'ir bihârda gerek Bahr-i Muhît'de ve gerek iç denizde mühlet-i merkūme bir ay ve yine cezâyir-i mezbûreden mıntıka-i muʿaddeleye kadar iki ay ve aktâr-ı sâ'ire-i cihânda beş ay olmak üzere tahsîs olunup, işbu mâddede musarrah vakt ü mahalle dâ'ir bir dürlü istisnâ câ'iz olmaya.\nOn yedinci mâdde:\n\nDüvel-i muʿâhidînin biribirlerine ikāmet etdirilecek büyük elçileri ve sâ'ir süferâ ve me'mûrları kable's-sefer mütemettiʿ olageldikleri rüteb ve imtiyâzât ve muʿfiyât ile bundan böyle dahi mütemettiʿ olalar.\nOn sekizinci mâdde:\n\nMukaddemâ Felemenk ve el-yevm Batavya ismiyle tesmiye olunan cumhûrda ikāmet eden Nasav [Nassau] Hânedânı gerek emvâl-i mahsûsasına isâbet-i hasâret takrîbi ve gerek ol tarafda tebeddül-i nizâm hasebiyle dûçâr-ı ziyân olmakdan nâşî, bedel-i mâ-fât olacak bir münâsib şey' ile [Ü4 119a] tazmîn-i zarar etdirile.\nOn dokuzuncu mâdde:\n\nİşbu musâlaha-i katʿiyye ʿahid-nâmesi İngiltere Devleti'nin müttefiki olan Devlet-i ʿaliyye hakkına dahi müşterek idüği iʿlân olunup, Devlet-i ʿaliyye dahi mümkin olacak vakt-i kalîle içinde iltihâkı müşʿir mesned iʿtâsına medʿuvvdur.\nYirminci mâdde:\n\nKātil ve kalb-zen ve sâhte müflis olmak üzere müttehem olup, düvel-i muʿâhidînin birisinden ru'yet-i daʿvâları iddiʿâ olunan kimesneler, düvel-i müşârun ileyhim ve yâhûd elçileri ve bu bâbda resmen meʾmûrları tarafından matlûb olundukca, teslîm olunmalarına [Ü3 197b] düvel-i müşârun ileyhim biribirlerine müteʿahhid ola. Lâkin bu makūle ashâb-ı cerâyim hârice ihrâc olundukları beldenin kānûn u kāʿidesince de habs ve huzûr-ı hâkime ihzârları îcâb olunacak derecelerde kabâhati sâbit ü mütehakkak olmadıkca, şart-ı mezkûr icrâ olunmaya. Bu makūlelerin ele getürilüp, hâkime ihzârları içün vâkiʿ olacak mesârif, müddeʿî olanların üzerlerine tahmîl oluna. Bu madde işbu ʿahid-nâmenin inʿikādından mukaddem katl-i nüfûs ve darb-ı sikke-i magşūş ve müvâzaʿaten ʿarz-ı iflâs etmiş kimesneler hakkında cârî olmaya.\nYirmi birinci mâdde:\n\nİşbu ʿahid-nâmede mastûr cemîʿ mâddelerin sıdk u vekā ve hulûs u safvet üzere vikāyesi emrinde düvel-i muʿâhidîn müteʿahhid olup, reʿâyâları tarafından bizzât ve bi'l-vâsıta hılâfına bir dürlü vazʿ u hareket vukūʿunu tecvîz etmeyeler. Ve buna mebnî mevâdd-ı merkūmenin vikāyesine düvel-i müşârun ileyhim ʿale'l-ıtlâk birbirlerine zâmin ü kefîllerdir.\nYirmi ikinci mâdde: İşbu ʿahid-nâme düvel-i muʿâhidîn tarafından otuz gün zarfında ve mümkin ise dahi [Ü4 119b] evvelce tasdîk olunup, resm-i merʿî üzere iktizâ eden tasdîk-nâmeler Paris'de mübâdele oluna. Düvel-i müşârun ileyhim tarafından verilan ruhsat-ı kâmilemiz mûcebince işbu katʿî ʿahid-nâmeyi te'kîden li'l-hâl kendü yedimizle imzâ vü temhîr eyledik. Bin sekiz yüz bir sene-i ʿÎseviyyesi'nin Mart'ı on üçünde ʿAmyen Şehri'nde tahrîr olundu. \n\n Bonaparta \n\n Kornvallis \n\n ʿAccara Şimmelpennik\nʿAmyen meclisinde ʿakd olunan mâdde-i münferidenin tercemesidir:\n\nİşbu ʿahid-nâmede baʿzı tayy olunmuş elkāb var ise bu defʿa tayy olunduğıyçün elkāb-ı mezkûreye müstehakk olan düvel ve zevâtın istihkākına halel gelmamek ve ʿahid-nâme-i mezkûrun sûretleri Fransa ve İngiltere lisânında muharrer olması, düvel-i muʿâhidînin lisânlarınca ʿahid-nâme tahrîr olunmamış devletlerin hakkına fîmâ-baʿd emsâl ittihâz olunup, kāʿide hükmüne dâhil olmamak ve bu takrîb düvel-i müşârun ileyhimin istihkāklarına zarar gelmamek mukāvele olundu. Ve lisân-ı âhar üzere bu makūle ʿahid-nâme sûretleri alup vermeğe salâhiyyeti olan düvel hakkına riʿâyeti lâzım gelan ve riʿâyet olunmuş ve kezâlik anların tarafından riʿâyeti lâzım gelan ve riʿâyet olunmuş her ne ise, işbu ʿahid-nâmeye mutâbık bilinerek ʿayniyle icrâ olunmuş gibi âtîde hükmü cârî ola. Biz ki, İngiltere ve Fransa ve İspanya ve Batavya Murahassıyız, işbu mâdde-i münferideyi imzâ vü temhîr eyledik. ʿAmyen Şehri'nde bin sekiz yüz bir sene-i ʿÎseviyyesi Mart'ın yirmi yedinci günü tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-muʿazzamın on yedinci gicesi Arpa Emîni Süheyl Mehmed Efendi'nin Kabasakal'da vâkiʿ olup, karîbü'l-ʿahdde iştirâ eylediği hânesinden [Ü4 120a] âteş zuhûr edüp, ittisâlinde olan Şeyhülislâm Efendi'nin konağını ve mukābilinde bulunan Emrûdcu-\nzâde'nin ve sâbıkā İzmir Kadısı Hatîb-zâde Mehmed Efendi'nin konağlarını birkaç sagīr hâneler ile yakup, fazl-ı Hakk ile intıfâya âgâz ve ferdâsı hânesi ihrâka gāyet karîb olup, bir müddetden berü mübtelây-ı maraz-ı cân-güdâz olan Kapu Kethudâsı Süfyân Ağa'nın hevl-i âteş ile hâli müşevveş ve füc'eten fevt ile süvâr-ı esb-i çûpîn-pây-ı na'ş oldu.",
          "caption": "[Ü3 198a] Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_690.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "[Ü3 198a] Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şevvâlü'l-muʿazzamın on yedinci gicesi Arpa Emîni Süheyl Mehmed Efendi'nin Kabasakal'da vâkiʿ olup, karîbü'l-ʿahdde iştirâ eylediği hânesinden [Ü4 120a] âteş zuhûr edüp, ittisâlinde olan Şeyhülislâm Efendi'nin konağını ve mukābilinde bulunan Emrûdcu-\nzâde'nin ve sâbıkā İzmir Kadısı Hatîb-zâde Mehmed Efendi'nin konağlarını birkaç sagīr hâneler ile yakup, fazl-ı Hakk ile intıfâya âgâz ve ferdâsı hânesi ihrâka gāyet karîb olup, bir müddetden berü mübtelây-ı maraz-ı cân-güdâz olan Kapu Kethudâsı Süfyân Ağa'nın hevl-i âteş ile hâli müşevveş ve füc'eten fevt ile süvâr-ı esb-i çûpîn-pây-ı na'ş oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh hücûm-ı ceyş-i şeyb ile bir müddetden berü bî-tâb ve işbu Şevvâlü'l-mükerremin on beşinci Hamîs gicesi kasr-ı ʿömrü tîşe-i dekkākatü'r-rikāb ile harâb ve zevce-i pür-pehceleri merhûme Zeyneb Sultân cenbinde medfûn-ı zîr-i türâb oldu.",
          "caption": "Vefât-ı Sadr-ı esbak Melek Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_691.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Sadr-ı esbak Melek Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh hücûm-ı ceyş-i şeyb ile bir müddetden berü bî-tâb ve işbu Şevvâlü'l-mükerremin on beşinci Hamîs gicesi kasr-ı ʿömrü tîşe-i dekkākatü'r-rikāb ile harâb ve zevce-i pür-pehceleri merhûme Zeyneb Sultân cenbinde medfûn-ı zîr-i türâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Kapudan Süleymân Paşa'nın sulbünden bin yüz otuz senesi Zilhicce'sinin beşinci gicesi pâ-nihâde-i dâyire-i vücûd ve pertev-pâş-ı ʿâlem-i şühûd olup, teraʿruʿ-ı eyyâm-ı civânî ve fâtiha-i eyyâm-ı zindegânîsinde meslek-i peder-i vâlâ-güheri ihtiyâr ve ümerây-ı deryâya iltihâk ile kesb-i iʿtibâr etmişidi. Bir zemân murûrunda Tersâne Kethudâlığı'yla benâm ve baʿdehû Deryâ Kapudanlığı inzımâmıyla dâhil-i katâr-ı Mîr-i mîrân-ı kirâm olup, tavr u hareketinden mehâyil-i rüşdü reviyyet istidlâl ve Vezâret'e ehliyyeti nezd-i ferd-i Hâkān-ı zemânede zâhir-i hâl olduğundan, altmış altı senesi Cumâdelâhıre'sinin [Ü3 198b] yirmi ikinci Hamîs günü Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le dâğzen-i kulûb-ı emsâl olup, ba'de'l-'azl ba'zı eyâlât ve elviyeye Vâlî ve seksan iki seferinde Kāyim-makāmlık ile kadri ʿâlî olmuşidi. Beş-altı sene kadar Kāyim-makāmlık mesnedinde pâ-ber-cây-ı merkez-i istikrâr ve 'âdet-i asliyyesi üzere vukūʿ [Ü4 120b] bulan şu'ûnât-ı Devlet-i ebed-istimrâr'ı vaktinin müteneffisleri olan Râyif İsmâʿîl Paşa ve Yenişehirli ʿOsmân Paşa'ya gördürüp, kendüsi uzakdan merhabâ ve tasdîk-ı ahkâm-ı erbâb-ı ârâ eyler idi. Sultân ʿAbdülhamîd Hân hazretleri cülûsunda necm-ikbâli nühüfte-i gaym-ı küdûret ve tekrâr\nKapudan ve baʿdehû ʿazl ve müsâdere-i hafiyye ile rencîde-i dest-i mazarrat olup, bundan sonra dahi eyâletlerde geşt ü güzâr ve Vidin Muhâfızı iken hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî'den istinkâf ile tekāʿüdlük ihtiyâr eylediği bed-hâhlarına ser-rişte-i izrâr olup, kâffe-i emvâli Vidin'de muhterik olmuş iken, bu defʿa dahi baʿzı müsâderât ile üftâde-i çâh-ı mehâfat olmuşidi. Cülûs-ı meymenet-me'nûs-i hazret-i Şehriyârî'de hûrşîd-i ikbâli dirahşân ve Kandiye Vâlîsi iken iki yüz altı Ramazân'ında mühr-i hümâyûn ile fâyiku'l-akrân oldu. İki seneden ziyâde Sadr-ı devletde kâr-fermây-ı enâm ve akviyâ ve ʿuzamây-ı devlete müdârâ ile râhat-yâb-ı ʿizz ü ihtişâm olup, muktezây-ı şeyhûhet ile icrây-ı lâzime-i Sadâret'de ʿaczi hüveydâ ve baʿzı umûr-ı lâzımü'l-iʿtinâda rehâvet ve kusûr-ı zarûrîsi rû-nümâ olmağla ʿazl ve hakkında tesvîğ-i merhamet [Ü3 199a] kılınup, bilâ-müsâdere Ortaköy kurbünde vâkiʿ sâhil-hânesinde ikâmet ü îvâ olundu.\nO zemândan bu âna gelince duʿây-ı devâm-ı ʿömr-i Pâdişâhî'ye müştağıl ve târîh-i mezkûrda civâr-ı rahmet-i Hakk'a müntakıl oldu. ʿÖmr-i girân-mâyeden seksan altı seneyi mütenâhiz ve eyyâm-ı hayâtının ekserîsinde şâdî vü sürûr ve refâh u huzûr bâriz idi. Müşârun ileyh ʿâkıl ve pâyân-bîn ve surûf-ı rüzgârdan ʿadem-i mübâlât ile kaviyyü'l-kalb ve metîn olup, letâyife [Ü4 121a] mâyil ve idâre-i kelâm ve fıkarât-ı bedîʿü'l-insicâmda Sehbân-ı Vâ'il'e mümâsil, meʿârif-i cüzʿiyyeden hisse-mend ve bî-mâ-kasem kāniʿ u hursend, munsif ü muʿtedil bir Vezîr-i deryâ-dil idi.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_692.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Kapudan Süleymân Paşa'nın sulbünden bin yüz otuz senesi Zilhicce'sinin beşinci gicesi pâ-nihâde-i dâyire-i vücûd ve pertev-pâş-ı ʿâlem-i şühûd olup, teraʿruʿ-ı eyyâm-ı civânî ve fâtiha-i eyyâm-ı zindegânîsinde meslek-i peder-i vâlâ-güheri ihtiyâr ve ümerây-ı deryâya iltihâk ile kesb-i iʿtibâr etmişidi. Bir zemân murûrunda Tersâne Kethudâlığı'yla benâm ve baʿdehû Deryâ Kapudanlığı inzımâmıyla dâhil-i katâr-ı Mîr-i mîrân-ı kirâm olup, tavr u hareketinden mehâyil-i rüşdü reviyyet istidlâl ve Vezâret'e ehliyyeti nezd-i ferd-i Hâkān-ı zemânede zâhir-i hâl olduğundan, altmış altı senesi Cumâdelâhıre'sinin [Ü3 198b] yirmi ikinci Hamîs günü Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le dâğzen-i kulûb-ı emsâl olup, ba'de'l-'azl ba'zı eyâlât ve elviyeye Vâlî ve seksan iki seferinde Kāyim-makāmlık ile kadri ʿâlî olmuşidi. Beş-altı sene kadar Kāyim-makāmlık mesnedinde pâ-ber-cây-ı merkez-i istikrâr ve 'âdet-i asliyyesi üzere vukūʿ [Ü4 120b] bulan şu'ûnât-ı Devlet-i ebed-istimrâr'ı vaktinin müteneffisleri olan Râyif İsmâʿîl Paşa ve Yenişehirli ʿOsmân Paşa'ya gördürüp, kendüsi uzakdan merhabâ ve tasdîk-ı ahkâm-ı erbâb-ı ârâ eyler idi. Sultân ʿAbdülhamîd Hân hazretleri cülûsunda necm-ikbâli nühüfte-i gaym-ı küdûret ve tekrâr\nKapudan ve baʿdehû ʿazl ve müsâdere-i hafiyye ile rencîde-i dest-i mazarrat olup, bundan sonra dahi eyâletlerde geşt ü güzâr ve Vidin Muhâfızı iken hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî'den istinkâf ile tekāʿüdlük ihtiyâr eylediği bed-hâhlarına ser-rişte-i izrâr olup, kâffe-i emvâli Vidin'de muhterik olmuş iken, bu defʿa dahi baʿzı müsâderât ile üftâde-i çâh-ı mehâfat olmuşidi. Cülûs-ı meymenet-me'nûs-i hazret-i Şehriyârî'de hûrşîd-i ikbâli dirahşân ve Kandiye Vâlîsi iken iki yüz altı Ramazân'ında mühr-i hümâyûn ile fâyiku'l-akrân oldu. İki seneden ziyâde Sadr-ı devletde kâr-fermây-ı enâm ve akviyâ ve ʿuzamây-ı devlete müdârâ ile râhat-yâb-ı ʿizz ü ihtişâm olup, muktezây-ı şeyhûhet ile icrây-ı lâzime-i Sadâret'de ʿaczi hüveydâ ve baʿzı umûr-ı lâzımü'l-iʿtinâda rehâvet ve kusûr-ı zarûrîsi rû-nümâ olmağla ʿazl ve hakkında tesvîğ-i merhamet [Ü3 199a] kılınup, bilâ-müsâdere Ortaköy kurbünde vâkiʿ sâhil-hânesinde ikâmet ü îvâ olundu.\nO zemândan bu âna gelince duʿây-ı devâm-ı ʿömr-i Pâdişâhî'ye müştağıl ve târîh-i mezkûrda civâr-ı rahmet-i Hakk'a müntakıl oldu. ʿÖmr-i girân-mâyeden seksan altı seneyi mütenâhiz ve eyyâm-ı hayâtının ekserîsinde şâdî vü sürûr ve refâh u huzûr bâriz idi. Müşârun ileyh ʿâkıl ve pâyân-bîn ve surûf-ı rüzgârdan ʿadem-i mübâlât ile kaviyyü'l-kalb ve metîn olup, letâyife [Ü4 121a] mâyil ve idâre-i kelâm ve fıkarât-ı bedîʿü'l-insicâmda Sehbân-ı Vâ'il'e mümâsil, meʿârif-i cüzʿiyyeden hisse-mend ve bî-mâ-kasem kāniʿ u hursend, munsif ü muʿtedil bir Vezîr-i deryâ-dil idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bilâd-ı Semân mevleviyyetlerinin vakt-i tevcîhi mütekārib ve erbâbının şimdiden te'ehhübleri münâsib görüldüğüne binâ'en, on yedi senesi Şaʿbân'ı gurresinden İzmir Kazâsı, Konevî es-Seyyid Hasan Efendi'ye ve Receb gurresinden Selânik, Serây Hâcesi Trabzonî Mehmed Efendi'ye ve Yenişehir-i fenâr, Ramazân gurresinden Sârım Paşa-zâde\nMehmed Râşid Efendi'ye işbu Şevvâlü'l-mükerremin on dokuzuncu günü tevcîh ve bu cihetle kadr ü iʿtibârları terfîʿ u tenvîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_693.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Bilâd-ı Semân mevleviyyetlerinin vakt-i tevcîhi mütekārib ve erbâbının şimdiden te'ehhübleri münâsib görüldüğüne binâ'en, on yedi senesi Şaʿbân'ı gurresinden İzmir Kazâsı, Konevî es-Seyyid Hasan Efendi'ye ve Receb gurresinden Selânik, Serây Hâcesi Trabzonî Mehmed Efendi'ye ve Yenişehir-i fenâr, Ramazân gurresinden Sârım Paşa-zâde\nMehmed Râşid Efendi'ye işbu Şevvâlü'l-mükerremin on dokuzuncu günü tevcîh ve bu cihetle kadr ü iʿtibârları terfîʿ u tenvîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bağçe-kapusu'na karîb Emîrler Mahallesi'nde sâkin “Birincci Hâc ʿAlî” nâm kimesnenin hânesinden âteş-i ser-keş ser-nümâ ve on beş hâne ihrâkından sonra fazl-ı Mevlâ ile karîn-i intıfâ oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_694.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Bağçe-kapusu'na karîb Emîrler Mahallesi'nde sâkin “Birincci Hâc ʿAlî” nâm kimesnenin hânesinden âteş-i ser-keş ser-nümâ ve on beş hâne ihrâkından sonra fazl-ı Mevlâ ile karîn-i intıfâ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baş-halîfelik'den karîbü'-'ahdde Yazıcı olan Mahmûd Efendi dahi hıdmetinde muvaffak olamayup, [Ü3 199b] Şevvâl'in yirmi sekizinci günü mağzûben maʿzûl ve Başhalîfe Hüseyin Efendi yerine mevsûl olup, ol dâyire-i fâhireye hıdmet edenlerin şimdiye dek şahs-ı vâhidi rütbeden mahrûm olmadığı meczûm olduğundan, mûmâ ileyhe ve selefi Velî Efendi'ye Hâcelik ihsân ve necm-i âfil-i rağbetleri kemâ-fi'l-evvel dirahşân kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Daru's-saʿâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_695.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Ağa-yı Daru's-saʿâde",
          "text": "Baş-halîfelik'den karîbü'-'ahdde Yazıcı olan Mahmûd Efendi dahi hıdmetinde muvaffak olamayup, [Ü3 199b] Şevvâl'in yirmi sekizinci günü mağzûben maʿzûl ve Başhalîfe Hüseyin Efendi yerine mevsûl olup, ol dâyire-i fâhireye hıdmet edenlerin şimdiye dek şahs-ı vâhidi rütbeden mahrûm olmadığı meczûm olduğundan, mûmâ ileyhe ve selefi Velî Efendi'ye Hâcelik ihsân ve necm-i âfil-i rağbetleri kemâ-fi'l-evvel dirahşân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Takdîr-i mümteniʿü't-tagyîr ile bir müddetden berü Rumeli taraflarında ser-nümây-ı bagy u şekā olan dağlunun indifâʿ-1 mazarratları ve mebde'-i fesâd olan Pâsbân-oğlu'nun [Ü4 121b] zevâl-i vücûduyla Vidin Kalʿası'nın yed-i istîlâsından tahlîsi esbâbına teşebbüsde kusûr ve kuvve-i mütefekkirede cevelân eden ârâ vü tedâbîrin icrâsında fütûr izhâr olunmadıysa dahi, ru'esây-ı asâkirin ihtilâfı ve me'mûrların tegāyür-i meşârib ve tehayyül-i mekâsib ile ʿadem-i iʿtilâfı giderek mâddeyi iʿzâm ve ʿillet-i müzmine gibi tedârük-i ʿilâcdan kâr-şinâsân-ı Devlet-i ebed-kıyâm'ı mübtelây-ı endîşe vü evhâm eyleyüp, Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'nın mukaddemâ müşâhede olunan ʿiffet ü celâdeti ve etrâf u eknâfda hâsıl olan debdebe vü şöhreti hasebiyle bu ihtilâlin zevâline ve Rumeli kutrunun vücûd-i eşkıyâdan istısfâsına ʿillet olur mülâhazasıyla, bâlâda zikr ü beyân olunduğu vechile Rumeli'ye Vâlî ve envâʿ-ı istiklâl\nile kadr ü i'tibârı bülend ü ʻâlî kılındığından gayri, lâzım gelan mühimmât ve edevât ile sâʻid-i iktidârı [Ü3 200a] tesdîd ve kazâlardan segbân şehriyyeleri tanzîmiyle esâs-ı me'mûriyyeti teşyîd kılınmışidi. Müşârun ileyh cibilletinde merkûz 'ucb u gurûr ve tabîʻatında mermûz şegab u şûr iktizâsıyla havf-ı Kahhâr-ı Müntakım'ı hâtırından ihrâc ve fukarâ vü zuʻafâyı mezâlim-i gûnâ-gûn ile izʻâc ve yedine verilan istiklâl-nâme havfından herkes tersân ve ne irâde etse sürʻat-i icâbetle gûş-dâde-i izʻân ve kendüsi dahi ashâb-ı tîcân gibi teʻazzüz-i nefs ile izhâr-ı kibr ü nahvet ve muhâfaza-i nüfûz daʻvâlarıyla hazm olunmayacak derecelerde efâ'îl-i 'acîbe ve evzâʻ-ı garîbe ibrâzına cesâret edüp, me'mûr olduğu maslahat muʻattal ve vakti masrûf-ı muʻâraza-i ezell ü ecell olup, fukarâdan gayr ez-tertîb tahsîl eylediği emvâli hevâ vü hevesine ifnâ ve ağniyây-ı [Ü4 122a] etrâfı ibtidâ me'mûr ve sâniyen 'afv ile garâmet-i mâliyyeye mübtelâ eylediğinden gayri, vüzerây-ı ʻizâm hazerâtına her ne kadar istiklâl-i tâmm verilse dahi, yine resm-i edebe riʻâyet ve meslek-i devlete mugâyir hareketden mücânebet edegeldikleri müsellem iken, müşârun ileyh bu dakīkadan gâfil ve buyruldusu ile refʻ-i Vezâret ve iʻtây-ı emâret misillü tavr-ı müstehcene mâyil olup, ʻOsmân Paşa ile münâkaşası münâveşeyi takrîb ve Edirne'ye gelür mülâhazasıyla nefsini muhâfaza içün vâfir Arnabud celb ve Beytülmâl'i tahrîb ve şân-ı Vezâret'e gayr-ı lâyık ve sebeb-i saht u gazab-ı hazret-i Hâlık olacak baʻzı aʻmâl-i nigûhîdeye dahi iştigāl ve tesmîn-i vücûd ve hıdmet-i nefs-i bed-bûdu nükāve-i bâl edüp, bu gaflet [Ü3 200b] ve müstelezzâta rükûn ve yevmen-fe-yevmen tarafından zuhûr eden cevr-i gûnâ-gûn, Rumeli ve civâr-ı Saltanat'da âsûde olan zuʻafâ vü fukarânın ahvâlini perîşân ve dîger-gûn eylediğinden gayri, bu müsâhele vü ihmâl etrâfda olan dağlu ve sâyir eşkıyâya vesîle-i nizâm-ı hâl olup, her tarafda ceng ü cidâl ve her cânibde nâr-ı ihtilâl, 'alevgîr-i iştiʻâl ve müşârun ileyhin fîmâ-baʻd Rumeli'de vücûdu sebeb-i kesb-i vizr ü vebâl olduğu mütehakkak olmağla, ʻazli zamîr-i gîtî-işrâk-ı Şehinşâhî'de cilve-ger ve baʻzı havâss ile müzâkere vü meşveret olunup, Filibe Aʻyânı ve müşârun ileyhin mukaddemâ kethudâsı olan ʻÖmer Ağa, müdebbir ve cemʻ-i askere kādir olduğundan, Şevvâl'in yirmi dördüncü târîhiyle Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ve Rumeli Eyâleti tarafına tevcîh ve Belgrad Muhâfızlığı ʻunvânıyla serîʻan Âsitâne'den ihrâc ve hafâyây-ı me'mûriyyeti lisânen kendüye ifâde vü tenbîh olunduğundan fazla, Belgrad [Ü4 122b] serhaddinde vukūʻ bulan ihtilâlin\ntedbîr-i dil-pezîr ve iʿânet-i müşîrîleriyle husûle geleceği zâhir ve müteʿallıkātlarından bir şahs-ı müteʿayyinin meʾmûriyyeti zihne mütebâdir olduğundan, sâbıkā kethudâları Ömer Ağa'ya Vezâret'le Belgrad Muhâfızlığı tevcîh olunup, Edirne'ye vardıkda, usûl-i me'mûriyyetini taʿlîm ü tedbîr ve: “Bir kadem akdem savb-ı meʾmûruna tesyîr buyurasın!\" zemîninde taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'den iğfâl ü tağlît olunarak, mahsûs kāyime tahrîr olunmuşidi. Hakkı Paşa kazıyyeye vâkıf oldukda, ʿan-asl vahşeti ber-kemâl iken bu keyfiyyetden dahi ziyâde müsteşʿir olup, Ömer Paşa'yı [Ü3 201a] Edirne'ye uğratmamak maʿnâlarını te'yîd eder evzâʿ ihtirâʿ eylediğini Ömer Paşa istimâʿ ve maslahat fevtinden hazer ile Tekfürdağı'ndan hareket ve Hakkı Paşa'nın refʿ-i Vezâreti'yle emvâlinin cânib-i mîrîden zabtı ve kendüsinin Sakız Cezîresi'ne nefy ü iclâsı zımnında sâdir olan emr-i celîlü'ş-şânı Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın mahdûmu olup, Edirne'de maʿiyyetde olan Mîr-i mîrân Muhtâr Paşa'ya hufyeten irsâl ile ifâde-i hakīkat-i hâl eyledikde, Paşa-yı mûmâ ileyh emr-i ʿâlîyi Hakkı Paşa'ya irâʾet ve fi'l-hâl kayıka vazʿ ve Sakız'a ibʿâs ile icrây-ı meʾmûriyyet edüp, bu hılâlde Edirne'de olan Arnabud tâyifesi güzeşte ʿulûfe iddiʿâsıyla müşârun ileyhin ekser emvâlini gāret ve ne hâl ise Muhtâr Paşa defʿiyle mukayyed olup, bir mikdârını istirdâd ile bakıyye-i emvâlini temhîr ve baʿzısı o tarafda fürûht ve baʿzısı bu tarafa tesyîr olunup, Ömer Paşa dahi o aralıkda Edirne'ye duhûl ile Arnabud tâyifesinin [Ü4 123a] ahvâliyle meşgûl olup, merkūmlar ʿulûfe talebi zımnında ictimâʿ ve kâr-fermâyân ile küllî nizâʿ etmeleriyle, sühûlet ile ilzâm mütesavver olmadığından, Edirne halkı üzerlerine teslît ve anlar dahi birkaç mahalle tehassun ve şehre âteş ilkā etmek vehmiyle halkı tağlît etmeleriyle, nâ-çâr Rumeli Vâlîsi tarafından ʿulûfelerine mahsûben bir mikdâr akça ve eşyâ verilüp, oğlunu dahi rehin alarak hâric-i şehre çıkardıkları ahbârı işbu Zilkaʿde evâsıtında Der-i devlet-medâr'a ʿale't-teʿâkub [Ü3 201b] vürûd ve Edirne'de tekevvün eden cemretü'l-gazây-ı şûriş şimdilik pezîrufte-i intıfâ vü humûd oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü refʿ-i Vezâret-i Hakkı Mehmed Paşa ve ihsân-ı Vezâret ve Eyâlet-i Rumeli be-ʿÖmer Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_696.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü refʿ-i Vezâret-i Hakkı Mehmed Paşa ve ihsân-ı Vezâret ve Eyâlet-i Rumeli be-ʿÖmer Ağa",
          "text": "Takdîr-i mümteniʿü't-tagyîr ile bir müddetden berü Rumeli taraflarında ser-nümây-ı bagy u şekā olan dağlunun indifâʿ-1 mazarratları ve mebde'-i fesâd olan Pâsbân-oğlu'nun [Ü4 121b] zevâl-i vücûduyla Vidin Kalʿası'nın yed-i istîlâsından tahlîsi esbâbına teşebbüsde kusûr ve kuvve-i mütefekkirede cevelân eden ârâ vü tedâbîrin icrâsında fütûr izhâr olunmadıysa dahi, ru'esây-ı asâkirin ihtilâfı ve me'mûrların tegāyür-i meşârib ve tehayyül-i mekâsib ile ʿadem-i iʿtilâfı giderek mâddeyi iʿzâm ve ʿillet-i müzmine gibi tedârük-i ʿilâcdan kâr-şinâsân-ı Devlet-i ebed-kıyâm'ı mübtelây-ı endîşe vü evhâm eyleyüp, Vezîr Hakkı Mehmed Paşa'nın mukaddemâ müşâhede olunan ʿiffet ü celâdeti ve etrâf u eknâfda hâsıl olan debdebe vü şöhreti hasebiyle bu ihtilâlin zevâline ve Rumeli kutrunun vücûd-i eşkıyâdan istısfâsına ʿillet olur mülâhazasıyla, bâlâda zikr ü beyân olunduğu vechile Rumeli'ye Vâlî ve envâʿ-ı istiklâl\nile kadr ü i'tibârı bülend ü ʻâlî kılındığından gayri, lâzım gelan mühimmât ve edevât ile sâʻid-i iktidârı [Ü3 200a] tesdîd ve kazâlardan segbân şehriyyeleri tanzîmiyle esâs-ı me'mûriyyeti teşyîd kılınmışidi. Müşârun ileyh cibilletinde merkûz 'ucb u gurûr ve tabîʻatında mermûz şegab u şûr iktizâsıyla havf-ı Kahhâr-ı Müntakım'ı hâtırından ihrâc ve fukarâ vü zuʻafâyı mezâlim-i gûnâ-gûn ile izʻâc ve yedine verilan istiklâl-nâme havfından herkes tersân ve ne irâde etse sürʻat-i icâbetle gûş-dâde-i izʻân ve kendüsi dahi ashâb-ı tîcân gibi teʻazzüz-i nefs ile izhâr-ı kibr ü nahvet ve muhâfaza-i nüfûz daʻvâlarıyla hazm olunmayacak derecelerde efâ'îl-i 'acîbe ve evzâʻ-ı garîbe ibrâzına cesâret edüp, me'mûr olduğu maslahat muʻattal ve vakti masrûf-ı muʻâraza-i ezell ü ecell olup, fukarâdan gayr ez-tertîb tahsîl eylediği emvâli hevâ vü hevesine ifnâ ve ağniyây-ı [Ü4 122a] etrâfı ibtidâ me'mûr ve sâniyen 'afv ile garâmet-i mâliyyeye mübtelâ eylediğinden gayri, vüzerây-ı ʻizâm hazerâtına her ne kadar istiklâl-i tâmm verilse dahi, yine resm-i edebe riʻâyet ve meslek-i devlete mugâyir hareketden mücânebet edegeldikleri müsellem iken, müşârun ileyh bu dakīkadan gâfil ve buyruldusu ile refʻ-i Vezâret ve iʻtây-ı emâret misillü tavr-ı müstehcene mâyil olup, ʻOsmân Paşa ile münâkaşası münâveşeyi takrîb ve Edirne'ye gelür mülâhazasıyla nefsini muhâfaza içün vâfir Arnabud celb ve Beytülmâl'i tahrîb ve şân-ı Vezâret'e gayr-ı lâyık ve sebeb-i saht u gazab-ı hazret-i Hâlık olacak baʻzı aʻmâl-i nigûhîdeye dahi iştigāl ve tesmîn-i vücûd ve hıdmet-i nefs-i bed-bûdu nükāve-i bâl edüp, bu gaflet [Ü3 200b] ve müstelezzâta rükûn ve yevmen-fe-yevmen tarafından zuhûr eden cevr-i gûnâ-gûn, Rumeli ve civâr-ı Saltanat'da âsûde olan zuʻafâ vü fukarânın ahvâlini perîşân ve dîger-gûn eylediğinden gayri, bu müsâhele vü ihmâl etrâfda olan dağlu ve sâyir eşkıyâya vesîle-i nizâm-ı hâl olup, her tarafda ceng ü cidâl ve her cânibde nâr-ı ihtilâl, 'alevgîr-i iştiʻâl ve müşârun ileyhin fîmâ-baʻd Rumeli'de vücûdu sebeb-i kesb-i vizr ü vebâl olduğu mütehakkak olmağla, ʻazli zamîr-i gîtî-işrâk-ı Şehinşâhî'de cilve-ger ve baʻzı havâss ile müzâkere vü meşveret olunup, Filibe Aʻyânı ve müşârun ileyhin mukaddemâ kethudâsı olan ʻÖmer Ağa, müdebbir ve cemʻ-i askere kādir olduğundan, Şevvâl'in yirmi dördüncü târîhiyle Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret ve Rumeli Eyâleti tarafına tevcîh ve Belgrad Muhâfızlığı ʻunvânıyla serîʻan Âsitâne'den ihrâc ve hafâyây-ı me'mûriyyeti lisânen kendüye ifâde vü tenbîh olunduğundan fazla, Belgrad [Ü4 122b] serhaddinde vukūʻ bulan ihtilâlin\ntedbîr-i dil-pezîr ve iʿânet-i müşîrîleriyle husûle geleceği zâhir ve müteʿallıkātlarından bir şahs-ı müteʿayyinin meʾmûriyyeti zihne mütebâdir olduğundan, sâbıkā kethudâları Ömer Ağa'ya Vezâret'le Belgrad Muhâfızlığı tevcîh olunup, Edirne'ye vardıkda, usûl-i me'mûriyyetini taʿlîm ü tedbîr ve: “Bir kadem akdem savb-ı meʾmûruna tesyîr buyurasın!\" zemîninde taraf-ı hazret-i Kāyim-makāmî'den iğfâl ü tağlît olunarak, mahsûs kāyime tahrîr olunmuşidi. Hakkı Paşa kazıyyeye vâkıf oldukda, ʿan-asl vahşeti ber-kemâl iken bu keyfiyyetden dahi ziyâde müsteşʿir olup, Ömer Paşa'yı [Ü3 201a] Edirne'ye uğratmamak maʿnâlarını te'yîd eder evzâʿ ihtirâʿ eylediğini Ömer Paşa istimâʿ ve maslahat fevtinden hazer ile Tekfürdağı'ndan hareket ve Hakkı Paşa'nın refʿ-i Vezâreti'yle emvâlinin cânib-i mîrîden zabtı ve kendüsinin Sakız Cezîresi'ne nefy ü iclâsı zımnında sâdir olan emr-i celîlü'ş-şânı Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın mahdûmu olup, Edirne'de maʿiyyetde olan Mîr-i mîrân Muhtâr Paşa'ya hufyeten irsâl ile ifâde-i hakīkat-i hâl eyledikde, Paşa-yı mûmâ ileyh emr-i ʿâlîyi Hakkı Paşa'ya irâʾet ve fi'l-hâl kayıka vazʿ ve Sakız'a ibʿâs ile icrây-ı meʾmûriyyet edüp, bu hılâlde Edirne'de olan Arnabud tâyifesi güzeşte ʿulûfe iddiʿâsıyla müşârun ileyhin ekser emvâlini gāret ve ne hâl ise Muhtâr Paşa defʿiyle mukayyed olup, bir mikdârını istirdâd ile bakıyye-i emvâlini temhîr ve baʿzısı o tarafda fürûht ve baʿzısı bu tarafa tesyîr olunup, Ömer Paşa dahi o aralıkda Edirne'ye duhûl ile Arnabud tâyifesinin [Ü4 123a] ahvâliyle meşgûl olup, merkūmlar ʿulûfe talebi zımnında ictimâʿ ve kâr-fermâyân ile küllî nizâʿ etmeleriyle, sühûlet ile ilzâm mütesavver olmadığından, Edirne halkı üzerlerine teslît ve anlar dahi birkaç mahalle tehassun ve şehre âteş ilkā etmek vehmiyle halkı tağlît etmeleriyle, nâ-çâr Rumeli Vâlîsi tarafından ʿulûfelerine mahsûben bir mikdâr akça ve eşyâ verilüp, oğlunu dahi rehin alarak hâric-i şehre çıkardıkları ahbârı işbu Zilkaʿde evâsıtında Der-i devlet-medâr'a ʿale't-teʿâkub [Ü3 201b] vürûd ve Edirne'de tekevvün eden cemretü'l-gazây-ı şûriş şimdilik pezîrufte-i intıfâ vü humûd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ebâhûr civârında vâkiʿ sedd murûr-ı zemân ve telâtum-ı bahr-i bî-pâyân ile vîrân olup, Rahmâniyye'den İskenderiyye'ye gelan suyun mecrâsına dek bir göl peydâ ve bu defʿa İngilterelü suyun mecrâsını hafr ile İskenderiyye verâsına varınca bahrı icrâ ve müceddeden bir göl ihdâs eyledikleri ihbâr u inbâ olunup, mecrây-ı âbı imlâ ve Ebâhûr tarafında vâkiʿ olup, mukaddemâ münhedim olan seddi inşâya ricâl-i devletden birinin me'mûriyyeti irâde ve bu maslahat, sâbıkā Hubûbât Nâzırı Mehmed Sâlih Efendi'nin gerden-i sadâkatine kılâde kılındığından gayri, Dimyât ve Reşîd gümrükleri dahi ʿuhdesine tefvîz olunup, müstevfâ meʿâş ve sedd ve imlây-ı gadîr maslahatına iktizâ eden mesârıfât, İskenderiyye ve ʿuhdesinde olan Reşîd ve Dimyât gümrükleri hâsılâtından taʿyîn ve vefâ etmediği hâlde Mısır Hazînesi'nden memhûr temessükü mûcebince ahz u sarf ve îrâd ve mesârıf defterlerini Der-i devlet-medâr'a göndermek üzere evâyil-i Şevvâl'de [Ü4 123b] mûmâ ileyhe iksây-ı hilʿat ve ifâde-i me'mûriyyet kılınup, fenn-i binâda mehâreti mücerreb olan İsveclü mühendis Rode dahi mûmâ ileyhe terfîk ve birkaç gün zarfında mâ-lezimeleri tanzîm ü tensîk olunup, Efendi-yi mûmâ ileyh meded-kârî-yi bâd-ı şimâl ile cânib-i Mısır'a şirâʿ-güşây-ı istiʿcâl oldu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Sâlih Efendi be-binây-ı sedd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_697.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Sâlih Efendi be-binây-ı sedd",
          "text": "Ebâhûr civârında vâkiʿ sedd murûr-ı zemân ve telâtum-ı bahr-i bî-pâyân ile vîrân olup, Rahmâniyye'den İskenderiyye'ye gelan suyun mecrâsına dek bir göl peydâ ve bu defʿa İngilterelü suyun mecrâsını hafr ile İskenderiyye verâsına varınca bahrı icrâ ve müceddeden bir göl ihdâs eyledikleri ihbâr u inbâ olunup, mecrây-ı âbı imlâ ve Ebâhûr tarafında vâkiʿ olup, mukaddemâ münhedim olan seddi inşâya ricâl-i devletden birinin me'mûriyyeti irâde ve bu maslahat, sâbıkā Hubûbât Nâzırı Mehmed Sâlih Efendi'nin gerden-i sadâkatine kılâde kılındığından gayri, Dimyât ve Reşîd gümrükleri dahi ʿuhdesine tefvîz olunup, müstevfâ meʿâş ve sedd ve imlây-ı gadîr maslahatına iktizâ eden mesârıfât, İskenderiyye ve ʿuhdesinde olan Reşîd ve Dimyât gümrükleri hâsılâtından taʿyîn ve vefâ etmediği hâlde Mısır Hazînesi'nden memhûr temessükü mûcebince ahz u sarf ve îrâd ve mesârıf defterlerini Der-i devlet-medâr'a göndermek üzere evâyil-i Şevvâl'de [Ü4 123b] mûmâ ileyhe iksây-ı hilʿat ve ifâde-i me'mûriyyet kılınup, fenn-i binâda mehâreti mücerreb olan İsveclü mühendis Rode dahi mûmâ ileyhe terfîk ve birkaç gün zarfında mâ-lezimeleri tanzîm ü tensîk olunup, Efendi-yi mûmâ ileyh meded-kârî-yi bâd-ı şimâl ile cânib-i Mısır'a şirâʿ-güşây-ı istiʿcâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır iklîminde ʿavn-i Bârî ve mahzâ [Ü3 202a] himmet-i Tâc-dâri'yle emr-i ʿazîm ve hatb-ı cesîm denilecek bir madde kalmayup, Saʿîd tarafına firâr eden ümerâda dahi zaʿf u tezelzül nümâyân ve refte refte üzerlerine taʿyîn olunan asâkir-i Pâdişâhî'nin sadmesine tehammül edemeyüp, gâh Asvân ve gâh Sudan semtlerine gürîzân oldukları mütehakkak ise dahi, Mısır Vâlîsi Husrev Paşa'nın Kapucular Kethudâsı olup, mukaddemâ Mîr-i mîrânlık ile kadri terfîʿ Cerce Hâkimi nasb olunan Hasan Paşa'nın maʿiyyetine vâfir asker verilüp, Saʿîd tarafına taʿyîn ve ümerânın indifâʿı husûsu tavsiye vü telkīn olunduğundan gayri, Tâhir Paşa ve sâyir mîrîlü asker dahi Mısır Vâlîsi maʿiyyetine meʾmûr ve ümerânın izâle-i vücûdları meşrûʿiyyetini mutazammın mezâhib-i erbaʿa müftîlerinin verdikleri fetvâ mûcebince kabâyil ve ʿUrbân'a ısdâr-ı menşûr kılınup, bu keyfiyyetin râbıtası ve Mısr-ı Kāhire Eyâleti'nden şimdiye dek tahsîl olunan emvâlin mübâşirleriyle rüʾyet-i hisâbı ve sâyir nizâmât-ı\nMısrıyye'nin kuvvetden fiʿle îsâli zımnında irâde-i seniyyeye teʿalluk eden Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ʿOsmân Efendi dahi Mısır'da tevkīf ve her mâdde kendüye tavsiye vü taʿrîf olunup, fîmâ-baʿd Mısır'da Ordu-yi hümâyûn'un meksi hasâret-i mîrîyi müstelzim ve fâyide-i zâyideyi mûcib [Ü4 124a] olmadığı zâhir olduğundan, Sadrıaʿzam hazretlerinin hareketi lâzım gelüp, tavâyif-i askerîyi ihâtaya vâfî sefâyinin ʿadem-i vücûdu ve farz-ı muhâl ile sefâyin bulunup, vasat-ı şitâda deryânın şiddet-i telâtum [Ü3 202b] u emvâcı, bahran ʿazîmete mâniʿ olduğundan, merâkib-i mevcûdeye fekat Ocağlu irkâb ve kendüleri sâyir asâkir ile berren ʿazîmeti istısvâb buyurmuşlar idi. Şevvâlü'l-mükerremin beşinci günü Mısır'dan hareket ve baʿzı levâzım ruʿyetinden sonra, mâh-ı mezkûrun onuncu günü Şâm'a doğru zâmile-bend-i ʿazîmet olmuşlar idi. Zilkaʿde gurresinde Gazze'ye ve yirmi birinde Şâm'a vusûl ile berârî-yi Mısrıyye'yi katʿ eden cimâl ve hayvanât-ı sâyireyi irâha ve Mevkib-i hümâyûn'da mevcûd sâyir havâss ve efrâd-ı nâsdan vaʿsâ'u meşekkat-i seferiyyeyi izâha kasdıyla birkaç gün ârâm ve Zilhicce'nin beşinci günü Şâm-ı şerîf'den dahi harekete kıyâm ile on üçüncü günü Hamâ pîşgâhına darb-ı hıyâm buyurup, o havâlîde olan bekāyâ ve emvâl-i mîrîye nizâm ve Antakya ve Bagras semtlerinden murûr, Küçük ʿAli-oğlu'nun beher hâl gāyilesini defʿa zarûret ilcâ eyleyeceği ve şimdilik zemân ü mekân müsâʿid olmadığından, vakt-i âhara taʿlîk ile tarîk-ı mezkûrdan sarf-ı enzâr ve Haleb tarafından ʿazîmet ihtiyâr olunup, katʿ-ı mesâfe ile Sahrây-ı Halebü'ş-şehbâ'ya rekz-i râye buyurmuşlar idi. ʿAyntab Voyvodası Hüseyin'den hıdmet ümmîdiyle Kapucu-başılar zümresine idhâl ve taraf-ı mîrîden nizâm-ı hâli ikmâl olundukdan sonra, Fransız seferine me'mûr olup, Şâm'a vusûl ve ʿAkkâ muhâsarasını istimâʿ ile girüye kufûl ve Ordu-yi hümâyûn ile Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem [Ü4 124b] hazretleri o hılâlde Adana'yı teşrîf [Ü3 203a] buyurmuş olduklarından, sebkat eden cürmünden iğmâz olunup, Kilis ve Aʿzâz hâslarıyla iʿzâz ve iki\nbin biyâde ile tekrâr sefere me'mûriyyeti irâde olunup, kavl-i leyyin ve mu'âmele-i heyyin ile merkūmdan defʿ-i havf u ihtirâz olunmuşidi. Emr-i ʿâlîye ʿadem-i itâʿatle lecc ü ʿinâd, girîve-gerd-i vâdî-yi fesâd olduğundan, Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa üzerine top ve mühimmât ve asker ile me'mûr ve tekābül-i ferîkayn vukūʿunda, Vezîr-i müşârun ileyh mağlûben Haleb'e gelüp, şakī-yi merkūm kuvve-i istidrâciyyesine magrûr ve fukarâ vü zuʿafâyı zulm ü cevriyle dil-rîş ü mağdûr edüp, iltizâm-ı muktezayât-ı vakt ü hâl ile bu defʿa dahi te'mîn ve hakkında sâdir olan emr-i ʿâlînin kaydı terkīn olunmuşidi. Serdâr-ı ekrem hazretleri Şâm-ı şerîfe pây-endâz-ı vusûl olduklarında, merkūm Ordu-yi hümâyûn'a gelmek arzûsunda olduğunu beyân ve tâlib-i re’y ü emân olmağla, mü'evvel reʼy iʿtâ ve Mevkib-i hümâyûn Haleb'e geldikde, merkūm dahi gelüp, birkaç gün eşgāl ve iʿdâm u izâlesiyle zîr-i destân u reʿâyâ müreffehü'l-hâl ve mutma'innü'l-bâl kılındı. Maktûlün Deli-başısı şiddet-i şekîme ile meşhûr ve zulm ü iʿtisâfda sânî-yi Tîmûr olup, anın dahi cezâsı tertîb ve sâyir hevâdârları dahi kimi izâle ve kimi terhîb ü te'dîb olundu.",
          "caption": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_698.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Ordu-yi hümâyûn",
          "text": "Mısır iklîminde ʿavn-i Bârî ve mahzâ [Ü3 202a] himmet-i Tâc-dâri'yle emr-i ʿazîm ve hatb-ı cesîm denilecek bir madde kalmayup, Saʿîd tarafına firâr eden ümerâda dahi zaʿf u tezelzül nümâyân ve refte refte üzerlerine taʿyîn olunan asâkir-i Pâdişâhî'nin sadmesine tehammül edemeyüp, gâh Asvân ve gâh Sudan semtlerine gürîzân oldukları mütehakkak ise dahi, Mısır Vâlîsi Husrev Paşa'nın Kapucular Kethudâsı olup, mukaddemâ Mîr-i mîrânlık ile kadri terfîʿ Cerce Hâkimi nasb olunan Hasan Paşa'nın maʿiyyetine vâfir asker verilüp, Saʿîd tarafına taʿyîn ve ümerânın indifâʿı husûsu tavsiye vü telkīn olunduğundan gayri, Tâhir Paşa ve sâyir mîrîlü asker dahi Mısır Vâlîsi maʿiyyetine meʾmûr ve ümerânın izâle-i vücûdları meşrûʿiyyetini mutazammın mezâhib-i erbaʿa müftîlerinin verdikleri fetvâ mûcebince kabâyil ve ʿUrbân'a ısdâr-ı menşûr kılınup, bu keyfiyyetin râbıtası ve Mısr-ı Kāhire Eyâleti'nden şimdiye dek tahsîl olunan emvâlin mübâşirleriyle rüʾyet-i hisâbı ve sâyir nizâmât-ı\nMısrıyye'nin kuvvetden fiʿle îsâli zımnında irâde-i seniyyeye teʿalluk eden Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ʿOsmân Efendi dahi Mısır'da tevkīf ve her mâdde kendüye tavsiye vü taʿrîf olunup, fîmâ-baʿd Mısır'da Ordu-yi hümâyûn'un meksi hasâret-i mîrîyi müstelzim ve fâyide-i zâyideyi mûcib [Ü4 124a] olmadığı zâhir olduğundan, Sadrıaʿzam hazretlerinin hareketi lâzım gelüp, tavâyif-i askerîyi ihâtaya vâfî sefâyinin ʿadem-i vücûdu ve farz-ı muhâl ile sefâyin bulunup, vasat-ı şitâda deryânın şiddet-i telâtum [Ü3 202b] u emvâcı, bahran ʿazîmete mâniʿ olduğundan, merâkib-i mevcûdeye fekat Ocağlu irkâb ve kendüleri sâyir asâkir ile berren ʿazîmeti istısvâb buyurmuşlar idi. Şevvâlü'l-mükerremin beşinci günü Mısır'dan hareket ve baʿzı levâzım ruʿyetinden sonra, mâh-ı mezkûrun onuncu günü Şâm'a doğru zâmile-bend-i ʿazîmet olmuşlar idi. Zilkaʿde gurresinde Gazze'ye ve yirmi birinde Şâm'a vusûl ile berârî-yi Mısrıyye'yi katʿ eden cimâl ve hayvanât-ı sâyireyi irâha ve Mevkib-i hümâyûn'da mevcûd sâyir havâss ve efrâd-ı nâsdan vaʿsâ'u meşekkat-i seferiyyeyi izâha kasdıyla birkaç gün ârâm ve Zilhicce'nin beşinci günü Şâm-ı şerîf'den dahi harekete kıyâm ile on üçüncü günü Hamâ pîşgâhına darb-ı hıyâm buyurup, o havâlîde olan bekāyâ ve emvâl-i mîrîye nizâm ve Antakya ve Bagras semtlerinden murûr, Küçük ʿAli-oğlu'nun beher hâl gāyilesini defʿa zarûret ilcâ eyleyeceği ve şimdilik zemân ü mekân müsâʿid olmadığından, vakt-i âhara taʿlîk ile tarîk-ı mezkûrdan sarf-ı enzâr ve Haleb tarafından ʿazîmet ihtiyâr olunup, katʿ-ı mesâfe ile Sahrây-ı Halebü'ş-şehbâ'ya rekz-i râye buyurmuşlar idi. ʿAyntab Voyvodası Hüseyin'den hıdmet ümmîdiyle Kapucu-başılar zümresine idhâl ve taraf-ı mîrîden nizâm-ı hâli ikmâl olundukdan sonra, Fransız seferine me'mûr olup, Şâm'a vusûl ve ʿAkkâ muhâsarasını istimâʿ ile girüye kufûl ve Ordu-yi hümâyûn ile Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem [Ü4 124b] hazretleri o hılâlde Adana'yı teşrîf [Ü3 203a] buyurmuş olduklarından, sebkat eden cürmünden iğmâz olunup, Kilis ve Aʿzâz hâslarıyla iʿzâz ve iki\nbin biyâde ile tekrâr sefere me'mûriyyeti irâde olunup, kavl-i leyyin ve mu'âmele-i heyyin ile merkūmdan defʿ-i havf u ihtirâz olunmuşidi. Emr-i ʿâlîye ʿadem-i itâʿatle lecc ü ʿinâd, girîve-gerd-i vâdî-yi fesâd olduğundan, Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa üzerine top ve mühimmât ve asker ile me'mûr ve tekābül-i ferîkayn vukūʿunda, Vezîr-i müşârun ileyh mağlûben Haleb'e gelüp, şakī-yi merkūm kuvve-i istidrâciyyesine magrûr ve fukarâ vü zuʿafâyı zulm ü cevriyle dil-rîş ü mağdûr edüp, iltizâm-ı muktezayât-ı vakt ü hâl ile bu defʿa dahi te'mîn ve hakkında sâdir olan emr-i ʿâlînin kaydı terkīn olunmuşidi. Serdâr-ı ekrem hazretleri Şâm-ı şerîfe pây-endâz-ı vusûl olduklarında, merkūm Ordu-yi hümâyûn'a gelmek arzûsunda olduğunu beyân ve tâlib-i re’y ü emân olmağla, mü'evvel reʼy iʿtâ ve Mevkib-i hümâyûn Haleb'e geldikde, merkūm dahi gelüp, birkaç gün eşgāl ve iʿdâm u izâlesiyle zîr-i destân u reʿâyâ müreffehü'l-hâl ve mutma'innü'l-bâl kılındı. Maktûlün Deli-başısı şiddet-i şekîme ile meşhûr ve zulm ü iʿtisâfda sânî-yi Tîmûr olup, anın dahi cezâsı tertîb ve sâyir hevâdârları dahi kimi izâle ve kimi terhîb ü te'dîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Paris'de ikāmet eden ʿAli Efendi, musâlaha esâsı olarak bundan akdem tanzîm ü imzâ etdiği şurût sûretini Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl eylediğine müteʿâkıb, İngiltere'den bu tarafda olan [Ü3 203b] elçilerine ʿAli Efendi'nin imzâsı târîhinden sekiz gün mukaddem [Ü4 125a] Londra'da Fransa Murahhası ile ʿakd olunan esâsda Devlet-i ʿaliyye'nin dahi musâlaha esâsı müzâkere olunup, tahliye-i Mısır ve Cezâyir-i Sebʿ[a] nizâmı olarak iki mâdde idhâl ve kabûl etdirilüp, “Amyen” nâm mahalde müttefikler murahhasları ictimâʿıyla musâlahaya karar ve Devlet-i ʿaliyye maslahatı dahi mahall-i mükâlemeye gönderilecek İngiltere Murahhası'na tefvîz olunduğu hâlde, kendi maslahatları gibi nizâmına ihtimâm edeceklerini işʿâr eylediklerini, Âsitâne'de olan İngiliz Elçisi takrîriyle inhâ ve Paris esâsına ʿadem-i iʿtibâr ile Londra esâsı kabûl ve Devlet-i ʿaliyye musâlahası vazʿ etdikleri esâsa binâ olunmak teklîfinde\nkemâl-i ısrârını îmâ edüp, nâ-çâr Paris esâsından sarf-ı nazar ve Londra esâsı muʿteber kılınup, tasdîk-nâme hükmünde baʿzı tahrîrât Fransa tarafına irsâl ve Devlet-i ʿaliyye maslahatını ecânib ru'yet etmek muhıll-i şân olduğundan, ʿAlî Efendi mükâleme mahalline gidüp, İngiliz Murahhası maʿrifeti ve Rûsiyye Murahhası'nın inzımâm-ı re'yiyle musâlaha-i Devlet-i ʿaliyye'yi müzâkere ve ʿakd etmesi içün tarafına ruhsat-nâme îsâl ve bu mazmûnda zikr olunan elçilere takrîrler ile ifâde-i hâl kılınmışidi. Françe'ye tahrîrât-ı mezkûre vusûl buldukda, Paris esâsının ʿadem-i tasdîkı Bonaparta'ya bâʿis-i renciş olup, Fransa'da umûr-ı ecnebî ru'yetine nâzır olan Taleyran nâm Vekîl'den, Re'îsülküttâb [Ü3 204a] Efendi'ye vürûd eden cevâb-nâmede Fransalu, Devlet-i ʿaliyye ile musâlahaya râgıb ise dahi, âharın taʿarruz u inzımâm maʿrifetini istemeyüp, münferiden musâlahaya hâhiş-ker ve beher hâl Paris esâsı tasdîk olunmak muharrer olmağla, her çend Londra esâsı ilgā [Ü4 125b] ve Paris esâsı ibkā olunmak içün ihtimâm olunduysa dahi, İngiltere Elçisi izhâr-ı sûret-i imtinâʿ vü ibâ ve esâsları kabûl olunmadığı sûretde devletlerine şeyn ü ʿâr lühûkuyla fesh-i râbıta-i ittifâk lâzım geleceğini iddiʿâ etmekle, merbût-ı tarafeyn olan rişte-i maslahatın ahad-ı tarafeyni inkıtâʿ bulmak münâsib görülmeyüp, husûs-ı mezkûr birkaç defʿa erbâb-ı meşveret ile müzâkere ve Paris'e mahsûs bir Murahhas gönderilmek ve o tarafda İngiltere ve Rûsiyye murahhaslarını ırzâ ile şıkkaynın birine zafer bulup, Françelü ile şân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muvâfık musâlahayı ʿakd ü itmâm etmek tedbîri karâr-gîr olduğundan, Re'îsülküttâb Âmedcisi Gālib Efendi mükâlemelerde bulunup, bu makūle mesâlihin cümlesine vukūfu derkâr olduğundan, yedine ruhsat-nâme-i hümâyûn iʿtâ ve huzûr-ı Kāyim-makâmî'de gûş-i liyâkatine Murahhaslık kürkü iksâ ve kâffe-i levâzımâtı mîrî tarafından ru’yet ile işbu Zilkaʿde evâsıtında me'mûr olduğu tarafa isrâ olundu. Efendi-yi mûmâ ileyh Âmedci Vekîli olup, Ordu-yi hümâyûn'un Âsitâne-i saʿâdet'e duhûlünde vekâletden ʿazli ve bu hâl ile nüfûz u iʿtibârının zevâli müteyakkın olduğundan, asâlet, mûmâ ileyhe bâ-irâde-i seniyye [Ü3 204b] tevcîh olunup, orduda asıl olan Mâhir Efendi Âsitâne'ye gelinceye dek vekâlet etmek ve el-hâletü hâzihî bu tarafda Gālib Efendi'nin\nvekîli olan Ahmed ʿAfîf Efendi kemâ-kân Âsitâne'de vekâletde kalmak üzere nizâm verilüp, sûret-i irâde, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine ifâde olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Âmedî-yi Re’îsülküttâb be-cânib-i Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_699.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Âmedî-yi Re’îsülküttâb be-cânib-i Françe",
          "text": "Paris'de ikāmet eden ʿAli Efendi, musâlaha esâsı olarak bundan akdem tanzîm ü imzâ etdiği şurût sûretini Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl eylediğine müteʿâkıb, İngiltere'den bu tarafda olan [Ü3 203b] elçilerine ʿAli Efendi'nin imzâsı târîhinden sekiz gün mukaddem [Ü4 125a] Londra'da Fransa Murahhası ile ʿakd olunan esâsda Devlet-i ʿaliyye'nin dahi musâlaha esâsı müzâkere olunup, tahliye-i Mısır ve Cezâyir-i Sebʿ[a] nizâmı olarak iki mâdde idhâl ve kabûl etdirilüp, “Amyen” nâm mahalde müttefikler murahhasları ictimâʿıyla musâlahaya karar ve Devlet-i ʿaliyye maslahatı dahi mahall-i mükâlemeye gönderilecek İngiltere Murahhası'na tefvîz olunduğu hâlde, kendi maslahatları gibi nizâmına ihtimâm edeceklerini işʿâr eylediklerini, Âsitâne'de olan İngiliz Elçisi takrîriyle inhâ ve Paris esâsına ʿadem-i iʿtibâr ile Londra esâsı kabûl ve Devlet-i ʿaliyye musâlahası vazʿ etdikleri esâsa binâ olunmak teklîfinde\nkemâl-i ısrârını îmâ edüp, nâ-çâr Paris esâsından sarf-ı nazar ve Londra esâsı muʿteber kılınup, tasdîk-nâme hükmünde baʿzı tahrîrât Fransa tarafına irsâl ve Devlet-i ʿaliyye maslahatını ecânib ru'yet etmek muhıll-i şân olduğundan, ʿAlî Efendi mükâleme mahalline gidüp, İngiliz Murahhası maʿrifeti ve Rûsiyye Murahhası'nın inzımâm-ı re'yiyle musâlaha-i Devlet-i ʿaliyye'yi müzâkere ve ʿakd etmesi içün tarafına ruhsat-nâme îsâl ve bu mazmûnda zikr olunan elçilere takrîrler ile ifâde-i hâl kılınmışidi. Françe'ye tahrîrât-ı mezkûre vusûl buldukda, Paris esâsının ʿadem-i tasdîkı Bonaparta'ya bâʿis-i renciş olup, Fransa'da umûr-ı ecnebî ru'yetine nâzır olan Taleyran nâm Vekîl'den, Re'îsülküttâb [Ü3 204a] Efendi'ye vürûd eden cevâb-nâmede Fransalu, Devlet-i ʿaliyye ile musâlahaya râgıb ise dahi, âharın taʿarruz u inzımâm maʿrifetini istemeyüp, münferiden musâlahaya hâhiş-ker ve beher hâl Paris esâsı tasdîk olunmak muharrer olmağla, her çend Londra esâsı ilgā [Ü4 125b] ve Paris esâsı ibkā olunmak içün ihtimâm olunduysa dahi, İngiltere Elçisi izhâr-ı sûret-i imtinâʿ vü ibâ ve esâsları kabûl olunmadığı sûretde devletlerine şeyn ü ʿâr lühûkuyla fesh-i râbıta-i ittifâk lâzım geleceğini iddiʿâ etmekle, merbût-ı tarafeyn olan rişte-i maslahatın ahad-ı tarafeyni inkıtâʿ bulmak münâsib görülmeyüp, husûs-ı mezkûr birkaç defʿa erbâb-ı meşveret ile müzâkere ve Paris'e mahsûs bir Murahhas gönderilmek ve o tarafda İngiltere ve Rûsiyye murahhaslarını ırzâ ile şıkkaynın birine zafer bulup, Françelü ile şân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muvâfık musâlahayı ʿakd ü itmâm etmek tedbîri karâr-gîr olduğundan, Re'îsülküttâb Âmedcisi Gālib Efendi mükâlemelerde bulunup, bu makūle mesâlihin cümlesine vukūfu derkâr olduğundan, yedine ruhsat-nâme-i hümâyûn iʿtâ ve huzûr-ı Kāyim-makâmî'de gûş-i liyâkatine Murahhaslık kürkü iksâ ve kâffe-i levâzımâtı mîrî tarafından ru’yet ile işbu Zilkaʿde evâsıtında me'mûr olduğu tarafa isrâ olundu. Efendi-yi mûmâ ileyh Âmedci Vekîli olup, Ordu-yi hümâyûn'un Âsitâne-i saʿâdet'e duhûlünde vekâletden ʿazli ve bu hâl ile nüfûz u iʿtibârının zevâli müteyakkın olduğundan, asâlet, mûmâ ileyhe bâ-irâde-i seniyye [Ü3 204b] tevcîh olunup, orduda asıl olan Mâhir Efendi Âsitâne'ye gelinceye dek vekâlet etmek ve el-hâletü hâzihî bu tarafda Gālib Efendi'nin\nvekîli olan Ahmed ʿAfîf Efendi kemâ-kân Âsitâne'de vekâletde kalmak üzere nizâm verilüp, sûret-i irâde, Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerine ifâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Muʿallem asker içün Kavak Serâyı kurbünde binâ olunan kışlaklarda [Ü4 126a] ʿavn-i Hakk ile yevmen-fe-yevmen neferât efzûn olup, levâzım-ı zarûriyyeleri tahsîline medâr olmak zımnında etrâfında vâkiʿ baʿzı mahallerde dükkânlar binâ olunduğıyçün, bahra karîb püşte üzerinde olan mahalde dahi baʿzı hâne ihdâsına nâs rağbet eylediklerinden, bilâ-muʿaccele ve cüz'î icâre ile zikr olunan mahall tâliblerine tefvîz olunup, hâneler binâsına mübâşeret ve berü tarafda dahi vâfir dükkân ve kahve-hâne müceddeden yapılmağla, mahall-i mezkûr bir şehr-i ʿazîme müşâkil olup, Cumʿa ve sâyir ferâyizi cemāʿatle edâ, Üsküdâr'a varmağa münhasır olduğu hüveydâ olduğundan, Evkāf-ı hümâyûn mülhakātından olarak Kavak Serâyı kurbünde \"Selîmiyye” ismiyle mersûm bir câmiʿ binâsına irâde-i menâyih-ifâde-i Şâhâne levha-tırâz-ı vukūʿ ve işbu Zilkaʿde'nin on beşinci günü ihtiyâr olan sâʿat-i saʿdda binâ ve ihyâsına me'mûrlar dâmen-çîn-i bed' u şurûʿ oldular.",
          "caption": "Şurûʿ be-binây-ı câmiʿ-i şerîf der-kurb-i Serây-ı Kavak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_700.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurûʿ be-binây-ı câmiʿ-i şerîf der-kurb-i Serây-ı Kavak",
          "text": "Muʿallem asker içün Kavak Serâyı kurbünde binâ olunan kışlaklarda [Ü4 126a] ʿavn-i Hakk ile yevmen-fe-yevmen neferât efzûn olup, levâzım-ı zarûriyyeleri tahsîline medâr olmak zımnında etrâfında vâkiʿ baʿzı mahallerde dükkânlar binâ olunduğıyçün, bahra karîb püşte üzerinde olan mahalde dahi baʿzı hâne ihdâsına nâs rağbet eylediklerinden, bilâ-muʿaccele ve cüz'î icâre ile zikr olunan mahall tâliblerine tefvîz olunup, hâneler binâsına mübâşeret ve berü tarafda dahi vâfir dükkân ve kahve-hâne müceddeden yapılmağla, mahall-i mezkûr bir şehr-i ʿazîme müşâkil olup, Cumʿa ve sâyir ferâyizi cemāʿatle edâ, Üsküdâr'a varmağa münhasır olduğu hüveydâ olduğundan, Evkāf-ı hümâyûn mülhakātından olarak Kavak Serâyı kurbünde \"Selîmiyye” ismiyle mersûm bir câmiʿ binâsına irâde-i menâyih-ifâde-i Şâhâne levha-tırâz-ı vukūʿ ve işbu Zilkaʿde'nin on beşinci günü ihtiyâr olan sâʿat-i saʿdda binâ ve ihyâsına me'mûrlar dâmen-çîn-i bed' u şurûʿ oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad'da kazâ-zede olan Vezîr Mustafa Paşa'nın ʿan-asl Silahdârlığı'ndan neş'et ile Rütbe-i Mîr-i mîrânî'ye [Ü3 205a] nâyil ve giderek derece-i Vezâret'e vâsıl olan Hüseyin Paşa'nın Mısır cenginde pâydârlığı beyne'n-nâs şâyiʿ olduğundan, hem-pâyeleri hakkında zuhûr eden muʾâhazeden sâlim ve orduda bekāsı dahi gayr-ı lâzım olduğu hasebiyle mansıbı tarafına ʿâzim olmuşidi. Vâfir haşerât ile bilâd-ı vâsiʿa-i Pâdişâhî'de geşt ü güzâr ve cerâyim-i sâbıkasını tezekkür ile bir mahalde ʿadem-i istikrârından gayri, tevcîh olunan menâsıbın baʿzısından mütevahhiş ü müteneffir ve baʿzı mahallerin halkı dahi havf-ı savletinden memlekete uğratmayarak mukābeleye âmâde vü hâzır olup, bilâhare Diyârbekir'e duhûl ve sûret-i [Ü4 126b] zâhirde serkeşlikden nükûl etmişidi. Çok geçmeden tabîʿat-ı ʿakrabiyyesi tezebzüb ve mütemevvilân-ı memleket üzerine tevessüb edüp, niçe hâneleri mesken-i bûm u\ngurâb ve niçe tüvângerleri mübtelây-ı şikençe-i ʿazâb ile muhtâc-ı meʾâkil ü siyâb eylediğinden fazla, mâlına tamaʿan Şâfiʿî Müftîsi'ni iʿdâm ve buna mümâsil katʿî çok ʿulemâ' u meşâyıha sell-i seyf-i hısâm edüp, hâric-i memleketde dahi eli yetişdiği kadar reʿâyâ vü berâyâyı mukayyed-i dü-şâha-i gezend u zarar ve fîmâ-baʿd ahz u fetke mahall kalmadığını tefekkür ile şehirden be-der ve tarafına tevcîh olunan Marʿaş'dan katʿ-ı nazar ile Sivas'a doğru ʿazîmet ve kapusunun kesretinden bahs ile dahi nemâlı bir mansıb talebine cesâret ve başında olan dağlu ve sâyir eşrârı etrâfa teslît ile envâʿ-ı hasârete tesaddî eylediği, maʿlûm-i evliyây-ı devlet oldukda, Mısır gāyilesi ve Rumeli ihtilâli mülâhaza olunarak hakkından gelinmek husûsu [Ü3 205b] te'cîl ve Trabzon Eyâleti, müşârun ileyhe ve Diyârbekir Eyâleti, Vezîr Tayyâr Paşa'ya tahvîl olunmuşidi. Trabzon'a ʿazîmet bir vechile hâline el vermeyüp, Sivas ve yâhûd âhar bir mansıb-ı vesîʿü'l-ercâ tevcîhini sûret-i tehakkümde tahrîr ü işâret etmekle, Sivas tarafına ve Trabzon, Vezîr Köse Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, ehâlî-yi Sivas ʿan-asl teʿaddî vü tecâvüzünden pür-bîm ü hirâs olmuşiken, iʿmâl-i Sivas'dan Kazâʾ-i Erbaʿa mukātaʿasında sâkin Tayyâr Paşa'nın birâderi Hasan Bey'i basup, mâlını gāret ve kırk bin guruş tecrîm ile merkūmu mübtelây-ı hasâret ve Turhal Kasabası'nda envâʿ-ı fezâhate mübâşeret eylediği, Sivas halkının bi'l-külliyye vahşet ü nefretlerine [Ü4 127a] bâʿis-i kuvvet olmağla, vilâyetlerine Vâlî olmasını bir dürlü kabûl etmeyüp, Der-i devlet-medâr'a ilticâ ve defini recâ ve müsāʿade olunmadığı sûretde muhârebeye mübâşeret edeceklerini ʿarz u mahzarlarında îmâ etmişler idi. Fi'l-hakīka hâric-i Sivas'da intizâr-ı haber ile karâr eylediği hengâmda etrâf u eknâfı tâht u târâc ve reʿâyâ vü berâyâyı kemâliyle izʿâc eyleyüp, dest-i eziyyetinden tahlîs-ı nefs edenler kasabât u bilâda tehassun ve yahûd saʿbü's-sülûk cibâl ü şeʿâfda temekkün eyledikleri teʿayyün etmekle, istîsâli husûsunda dâmen-i himmet teşmîr ve müşârun ileyhimâya ve Çapâr-zâde'ye nihânî evâmir tahrîr olunup, her tarafdan muhâsara ve âgāz-ı müşâcere ile cemʿiyyeti tefrîk ve mahsûr olduğu Yenihân'dan bir gice firâr [Ü3 206a] ve birkaç âdem ile Kızılırmağ'ı güzâr edüp, ʿakab-gîrân yetişüp, başını katʿ ve mazarrat-ı ʿammesini defʿ edüp, Bozok Sancağı'nda keyfiyyet vukūʿ bulduğundan, Çapâr-zâde tarafından evâyil-i Muharrem'de ser-i maktûʿu Âsitâne'ye vâsıl ve mevzûʿ-ı ʿibret-gâh-ı gerden-keşân u erâzil oldu.\nDef-i haşerât ve istîsâl-i bugātda Tayyâr Paşa teferrüd ve Köse Mustafa Paşa izhâr-ı tecellüd edüp, Çapâr-zâde dahi nahçîr-i merâmı sayd u iftirâs ve bilâ-tekellüf bend-i fitrâk-ı ihtilâs etmiş bulunduğundan, birer sevb-i semmûr kürk ile taraf-ı Cihân-bânî'den tefrîh ve hıdmetleri pesendîde olduğu taraflarına hitâben sâdır olan evâmir-i ʿaliyyede tevzîh ve münhall olan Sivas ve Trabzon mansıbları mutasarrıf-ı sâbıkları müşârun ileyhimâya kemâ-kân tevcîh ü ihsân olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Hüseyin Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_701.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Hüseyin Paşa",
          "text": "Belgrad'da kazâ-zede olan Vezîr Mustafa Paşa'nın ʿan-asl Silahdârlığı'ndan neş'et ile Rütbe-i Mîr-i mîrânî'ye [Ü3 205a] nâyil ve giderek derece-i Vezâret'e vâsıl olan Hüseyin Paşa'nın Mısır cenginde pâydârlığı beyne'n-nâs şâyiʿ olduğundan, hem-pâyeleri hakkında zuhûr eden muʾâhazeden sâlim ve orduda bekāsı dahi gayr-ı lâzım olduğu hasebiyle mansıbı tarafına ʿâzim olmuşidi. Vâfir haşerât ile bilâd-ı vâsiʿa-i Pâdişâhî'de geşt ü güzâr ve cerâyim-i sâbıkasını tezekkür ile bir mahalde ʿadem-i istikrârından gayri, tevcîh olunan menâsıbın baʿzısından mütevahhiş ü müteneffir ve baʿzı mahallerin halkı dahi havf-ı savletinden memlekete uğratmayarak mukābeleye âmâde vü hâzır olup, bilâhare Diyârbekir'e duhûl ve sûret-i [Ü4 126b] zâhirde serkeşlikden nükûl etmişidi. Çok geçmeden tabîʿat-ı ʿakrabiyyesi tezebzüb ve mütemevvilân-ı memleket üzerine tevessüb edüp, niçe hâneleri mesken-i bûm u\ngurâb ve niçe tüvângerleri mübtelây-ı şikençe-i ʿazâb ile muhtâc-ı meʾâkil ü siyâb eylediğinden fazla, mâlına tamaʿan Şâfiʿî Müftîsi'ni iʿdâm ve buna mümâsil katʿî çok ʿulemâ' u meşâyıha sell-i seyf-i hısâm edüp, hâric-i memleketde dahi eli yetişdiği kadar reʿâyâ vü berâyâyı mukayyed-i dü-şâha-i gezend u zarar ve fîmâ-baʿd ahz u fetke mahall kalmadığını tefekkür ile şehirden be-der ve tarafına tevcîh olunan Marʿaş'dan katʿ-ı nazar ile Sivas'a doğru ʿazîmet ve kapusunun kesretinden bahs ile dahi nemâlı bir mansıb talebine cesâret ve başında olan dağlu ve sâyir eşrârı etrâfa teslît ile envâʿ-ı hasârete tesaddî eylediği, maʿlûm-i evliyây-ı devlet oldukda, Mısır gāyilesi ve Rumeli ihtilâli mülâhaza olunarak hakkından gelinmek husûsu [Ü3 205b] te'cîl ve Trabzon Eyâleti, müşârun ileyhe ve Diyârbekir Eyâleti, Vezîr Tayyâr Paşa'ya tahvîl olunmuşidi. Trabzon'a ʿazîmet bir vechile hâline el vermeyüp, Sivas ve yâhûd âhar bir mansıb-ı vesîʿü'l-ercâ tevcîhini sûret-i tehakkümde tahrîr ü işâret etmekle, Sivas tarafına ve Trabzon, Vezîr Köse Mustafa Paşa'ya tevcîh olunup, ehâlî-yi Sivas ʿan-asl teʿaddî vü tecâvüzünden pür-bîm ü hirâs olmuşiken, iʿmâl-i Sivas'dan Kazâʾ-i Erbaʿa mukātaʿasında sâkin Tayyâr Paşa'nın birâderi Hasan Bey'i basup, mâlını gāret ve kırk bin guruş tecrîm ile merkūmu mübtelây-ı hasâret ve Turhal Kasabası'nda envâʿ-ı fezâhate mübâşeret eylediği, Sivas halkının bi'l-külliyye vahşet ü nefretlerine [Ü4 127a] bâʿis-i kuvvet olmağla, vilâyetlerine Vâlî olmasını bir dürlü kabûl etmeyüp, Der-i devlet-medâr'a ilticâ ve defini recâ ve müsāʿade olunmadığı sûretde muhârebeye mübâşeret edeceklerini ʿarz u mahzarlarında îmâ etmişler idi. Fi'l-hakīka hâric-i Sivas'da intizâr-ı haber ile karâr eylediği hengâmda etrâf u eknâfı tâht u târâc ve reʿâyâ vü berâyâyı kemâliyle izʿâc eyleyüp, dest-i eziyyetinden tahlîs-ı nefs edenler kasabât u bilâda tehassun ve yahûd saʿbü's-sülûk cibâl ü şeʿâfda temekkün eyledikleri teʿayyün etmekle, istîsâli husûsunda dâmen-i himmet teşmîr ve müşârun ileyhimâya ve Çapâr-zâde'ye nihânî evâmir tahrîr olunup, her tarafdan muhâsara ve âgāz-ı müşâcere ile cemʿiyyeti tefrîk ve mahsûr olduğu Yenihân'dan bir gice firâr [Ü3 206a] ve birkaç âdem ile Kızılırmağ'ı güzâr edüp, ʿakab-gîrân yetişüp, başını katʿ ve mazarrat-ı ʿammesini defʿ edüp, Bozok Sancağı'nda keyfiyyet vukūʿ bulduğundan, Çapâr-zâde tarafından evâyil-i Muharrem'de ser-i maktûʿu Âsitâne'ye vâsıl ve mevzûʿ-ı ʿibret-gâh-ı gerden-keşân u erâzil oldu.\nDef-i haşerât ve istîsâl-i bugātda Tayyâr Paşa teferrüd ve Köse Mustafa Paşa izhâr-ı tecellüd edüp, Çapâr-zâde dahi nahçîr-i merâmı sayd u iftirâs ve bilâ-tekellüf bend-i fitrâk-ı ihtilâs etmiş bulunduğundan, birer sevb-i semmûr kürk ile taraf-ı Cihân-bânî'den tefrîh ve hıdmetleri pesendîde olduğu taraflarına hitâben sâdır olan evâmir-i ʿaliyyede tevzîh ve münhall olan Sivas ve Trabzon mansıbları mutasarrıf-ı sâbıkları müşârun ileyhimâya kemâ-kân tevcîh ü ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin cüz'-i evvelde tafsîl olunan ahvâl zımnında Vezâret'i refʿ ile çiftliğinde ikāmeti irâde olunmuşidi. Müşârun ileyh hıdmet-i [Ü4 127b] devletde bulunmağa ez-dil ü cân hâhiş-ker ve mukaddemâ zuhûr eden gaflet ü rehâveti muktezây-ı irâde-i kader olduğu maʿlûm-i Şehriyâr-ı maʿdelet-perver olduğuna binâ'en, hakkında merhamet-i Şâhâne erzânî kılınup, ibkāy-ı Vezâret'le kemâ-kân kadri iʿlâ ve Üsküb ve Köstendil sancağları tarafına tevcîh ü iʿtâ olundu.",
          "caption": "İbkāy-ı Vezâret-i Bilâslı Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_702.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "İbkāy-ı Vezâret-i Bilâslı Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin cüz'-i evvelde tafsîl olunan ahvâl zımnında Vezâret'i refʿ ile çiftliğinde ikāmeti irâde olunmuşidi. Müşârun ileyh hıdmet-i [Ü4 127b] devletde bulunmağa ez-dil ü cân hâhiş-ker ve mukaddemâ zuhûr eden gaflet ü rehâveti muktezây-ı irâde-i kader olduğu maʿlûm-i Şehriyâr-ı maʿdelet-perver olduğuna binâ'en, hakkında merhamet-i Şâhâne erzânî kılınup, ibkāy-ı Vezâret'le kemâ-kân kadri iʿlâ ve Üsküb ve Köstendil sancağları tarafına tevcîh ü iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi resm-i pîşîn-i devlet ve de'b-i dîrîn-i Saltanat üzere Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve ricâl-i devlet ve Ocağlu, [Ü3 206b] Serây-ı hümâyûn'da müctemâʿ ve ʿale's-seher hûrşîd-i talʿat-ı hümâyûn, bâhter-i behcet ü ikbâlden lâmiʿ oldukda, hasret-keşân-ı takbîl-i zeyl-i Hâkān-ı zemân olan bendegân, bu şeref-i ʿazîzü'l-menâle neyl ile kâm-rân oldular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_703.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "text": "Zilhiccetü'ş-şerîfenin onuncu gicesi resm-i pîşîn-i devlet ve de'b-i dîrîn-i Saltanat üzere Şeyhulislâm ve Kāyim-makām Paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtı ve ricâl-i devlet ve Ocağlu, [Ü3 206b] Serây-ı hümâyûn'da müctemâʿ ve ʿale's-seher hûrşîd-i talʿat-ı hümâyûn, bâhter-i behcet ü ikbâlden lâmiʿ oldukda, hasret-keşân-ı takbîl-i zeyl-i Hâkān-ı zemân olan bendegân, bu şeref-i ʿazîzü'l-menâle neyl ile kâm-rân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir buçuk sene kadar İstanbul Kadılığı ile şeref-yâb ve hıdmeti mukābilinde Anadolu Pâyesi'yle ʿâlî-cenâb olan Mehmed Emîn Beyefendi, râhat-yâb-ı inʿizâl ve tekaddüm-i zemânîsi olan Süleymân Efendi Zilhicce'nin on beşinci günü o mansıb-ı hatîr ile pâ-nihâde-i merkez-i iştigāl oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_704.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1216"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "text": "Bir buçuk sene kadar İstanbul Kadılığı ile şeref-yâb ve hıdmeti mukābilinde Anadolu Pâyesi'yle ʿâlî-cenâb olan Mehmed Emîn Beyefendi, râhat-yâb-ı inʿizâl ve tekaddüm-i zemânîsi olan Süleymân Efendi Zilhicce'nin on beşinci günü o mansıb-ı hatîr ile pâ-nihâde-i merkez-i iştigāl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir seneden berü Sadr-ı Anadolu ile nâyil-i aksa'l-gāye-i emânî olan İmâm-ı Sultânî Dervîş Mehmed Efendi'nin müddeti, resîde-i hayyiz-i hıtâm ve Anadolu Pâyesi olan Koca Bekir Paşa-zâde ʿÖmer Beyefendi gurre-i Muharremü'l-harâmda Sadâret-i mezkûre ile hâyiz-i rehîne-i merâm oldu. Mekke-i mükerreme Kazâsı, on sekiz [Ü4 128b] Muharrem'inden zabt ve rütbesi yevm-i tevcîhi olan on yedi Muharrem'inin on birinci gününden muʿteber olmak üzere sâbıkā Burusa Kadısı Feyzullah ʿAfîf Efendi'ye ve Medîne-i münevvere, kezâlik sâl-i mezkûrdan zabt ve rûz-ı tevcîhi olan on yedi Muharrem'i gurresinden pâyesi muʿteber olmak üzere hâlâ Mısır Kadısı Debbâğ-zâde Mustafa Efendi'ye ve Şâm Kazâsı, on yedi Şevvâl'inden sâbıkā Haleb Kadısı Turşucu-zâde es-Seyyid ʿAbdürrahîm Efendi'ye ve Mısr-ı Kāhire, gurre-i Cumâdelâhıre'de zabt [Ü3 207a] şartıyla sâbıkā Selânik Kadısı Hamîdî Mustafa Efendi'ye bâ-işâret tevcîh ü ʿinâyet olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_705.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Bir seneden berü Sadr-ı Anadolu ile nâyil-i aksa'l-gāye-i emânî olan İmâm-ı Sultânî Dervîş Mehmed Efendi'nin müddeti, resîde-i hayyiz-i hıtâm ve Anadolu Pâyesi olan Koca Bekir Paşa-zâde ʿÖmer Beyefendi gurre-i Muharremü'l-harâmda Sadâret-i mezkûre ile hâyiz-i rehîne-i merâm oldu. Mekke-i mükerreme Kazâsı, on sekiz [Ü4 128b] Muharrem'inden zabt ve rütbesi yevm-i tevcîhi olan on yedi Muharrem'inin on birinci gününden muʿteber olmak üzere sâbıkā Burusa Kadısı Feyzullah ʿAfîf Efendi'ye ve Medîne-i münevvere, kezâlik sâl-i mezkûrdan zabt ve rûz-ı tevcîhi olan on yedi Muharrem'i gurresinden pâyesi muʿteber olmak üzere hâlâ Mısır Kadısı Debbâğ-zâde Mustafa Efendi'ye ve Şâm Kazâsı, on yedi Şevvâl'inden sâbıkā Haleb Kadısı Turşucu-zâde es-Seyyid ʿAbdürrahîm Efendi'ye ve Mısr-ı Kāhire, gurre-i Cumâdelâhıre'de zabt [Ü3 207a] şartıyla sâbıkā Selânik Kadısı Hamîdî Mustafa Efendi'ye bâ-işâret tevcîh ü ʿinâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun yirmi ikinci Bâzârertesi gicesi sâʿat dörtde iken Salma-tomruk Mahallesi'nde vâkiʿ Sultân Hammâmı karşusunda Atinalı-zâde Şeyh'ın menzili tahtında bir şahs-ı kefş-gerin dükkânından âteş zuhûr edüp, gitdikçe müştedd ve sâʿat sekize kadar mümtedd olup, yüz kadar hâne ve dükkân sûzân ve ʿavn-i hazret-i Sübhân ve saʿy ü iʿânet-i meʾmûrân ile muntafî olup, isâbet-i nârdan vâreste olanlar sipâs-güzârî-yi cenâb-ı Müsteʿân oldular.",
          "caption": "Vukū'-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_706.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı harîk",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun yirmi ikinci Bâzârertesi gicesi sâʿat dörtde iken Salma-tomruk Mahallesi'nde vâkiʿ Sultân Hammâmı karşusunda Atinalı-zâde Şeyh'ın menzili tahtında bir şahs-ı kefş-gerin dükkânından âteş zuhûr edüp, gitdikçe müştedd ve sâʿat sekize kadar mümtedd olup, yüz kadar hâne ve dükkân sûzân ve ʿavn-i hazret-i Sübhân ve saʿy ü iʿânet-i meʾmûrân ile muntafî olup, isâbet-i nârdan vâreste olanlar sipâs-güzârî-yi cenâb-ı Müsteʿân oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudûm-i mevsim-i behâr ile hevâlar muʿtedil ve safha-i zemîn-i ezhâr-rengîn ile sahn-ı Bihişt'e muʿâdil olduğundan, “Tenakkal fe-lezzâtü'l-hevâ bi't-tenakkul” meʾâli mürtesem-i tabʿ-ı Şehinşâh-ı deryâ-dil olup, binâ-berîn işbu Muharremü'l-harâmın on sekizinci Cumʿa günü Serây-ı cedîd-i ʿâmire'den Beşiktâş Sâhil-serâyı'na sâye-endâz-ı ʿizz ü temkîn ve makdem-i hümâyûnlarıyla o cây-ı dil-güşâyı nümûne-nümây-ı huld-i berîn buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktâş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_707.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn be-Sâhil-serây-ı Beşiktâş",
          "text": "Kudûm-i mevsim-i behâr ile hevâlar muʿtedil ve safha-i zemîn-i ezhâr-rengîn ile sahn-ı Bihişt'e muʿâdil olduğundan, “Tenakkal fe-lezzâtü'l-hevâ bi't-tenakkul” meʾâli mürtesem-i tabʿ-ı Şehinşâh-ı deryâ-dil olup, binâ-berîn işbu Muharremü'l-harâmın on sekizinci Cumʿa günü Serây-ı cedîd-i ʿâmire'den Beşiktâş Sâhil-serâyı'na sâye-endâz-ı ʿizz ü temkîn ve makdem-i hümâyûnlarıyla o cây-ı dil-güşâyı nümûne-nümây-ı huld-i berîn buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arnabud tâyifesi bir müddetden berü cerâd-ı münteşir gibi Rumeli memâlikine yayılup, gâh dağluya tebaʿiyyet ve gâh aʿyânlara şehriyye-i girân ile hıdmet ve'l-hâsıl kim ziyâde şeyʾ ʿarz ederse, bilâ-tereddüd icâbet eylediklerinden, fevâyid-i Rumeli'ye mâlik ve bu sebeble ru'esâları iktinây-ı emvâle mütehâlik olmalarıyla, cizye ve ʿavârız ve sâyir mürettebât-ı devlete halel târî olduğundan, nazarı katʿ ile reʿâyâ, hars ü zirâʿat ve tüccâr, mekâsib-i ticaretden [Ü4 129a] ʿârî olarak leyl ü nehâr mübtelây-ı nâliş ü zârî olmuşlar idi. Etrâfda bulunan vüzerây-ı ʿizâmın kelimelerinde ihtilâf ve birbirleriyle ʿadem-i iʿtilâfları ve aʿyân makūlelerinin muhâfaza-i nefs ü mâl sevdâsıyla eşkıyâya hufyeten\nmümâşâtları ve bâ-husûs bâlâda ahvâli tafsîl olunan Hakkı Paşa'nın evzâʿ-ı şütür-gürbesi külliyyen Rumeli'nin nizâmına bâʿis-i halel ve maksûdun bizzât olan Pâsbân-oğlu'na vakit kazandırup, [Ü3 207b] bâzû-yı şekāvetine ʿârız olan vehn ü zaʿfın kuvvetine ʿilletü'l-ʿilel ve şakī-yi merkūm intihâz-ı fursat ile serhadd-i Belgrad'ı ifsâd ve vech-i muharrer üzere Vâlî ve sâyir kâr-güzârlarını dâyire-i hestîden ibʿâd eyleyüp, bu derd-i cân-gâha tedârük-i ʿilâc, sudûr-ı evliyây-ı umûru dem-beste-i ihtilâc eylediğinden, birkaç defʿa bu husûsât huzûr-ı hümâyûnda baʿzı havâss ile müzâkere ve Bâb-ı ʿâlî'de dahi idâre-i pergâr-ı müşâvere olunup, bilâhare tâyife-i Arnabud'un rağbeten ev rehbeten Rumeli'nden ihrâc ve mekân ü me'vâlarına celb ü idrâcları Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın dâhil-i hayyiz-i vüsʿü iktidarı olduğu ve Rumeli Eyâleti, tarafına tevcîh olunduğu hâlde bi-meşî'etillâhi Teʿâlâ bâlâda taʿdâd olunan fesâdâtın izâlesine muvaffak olacağı hâtır-güzâr-ı uli'l-ebsâr olduğu, maʿrûz-ı ʿatebe-i Cihân-dârî kılınmağla, Rumeli Eyâleti inzımâmıyla Serʿaskerlik, tarafına ihâle vü tefvîz ve istiklâli hâvî hatt-ı hümâyûn ile müveşşah tarafına emr-i ʿâlî ısdâr ve bir sâʿat akdem Sofya taraflarına gelmek ve ʿuhdesine muhavvel olan umûr-ı şettânın tesviyesine dâmen-çîn-i ihtimâm olmak husûsları ʿale't-tafsîl me'mûriyyeti emr-i şerîfinde [Ü4 129b] derc ü işʿâr olunup, Vezîr İbrâhîm Paşa ile miyânelerinde vâkiʿ olan münâfeseyi safvete tahvîl ve şikākı vifâka tebdîl zımnında hâcegân-ı Divân-ı hümâyûn'dan Eginli Mustafa Efendi dahi o tarafa tesbîl olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Rumeli be-Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa ve tevcîhât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_708.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Rumeli be-Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa ve tevcîhât-ı sâyire",
          "text": "Arnabud tâyifesi bir müddetden berü cerâd-ı münteşir gibi Rumeli memâlikine yayılup, gâh dağluya tebaʿiyyet ve gâh aʿyânlara şehriyye-i girân ile hıdmet ve'l-hâsıl kim ziyâde şeyʾ ʿarz ederse, bilâ-tereddüd icâbet eylediklerinden, fevâyid-i Rumeli'ye mâlik ve bu sebeble ru'esâları iktinây-ı emvâle mütehâlik olmalarıyla, cizye ve ʿavârız ve sâyir mürettebât-ı devlete halel târî olduğundan, nazarı katʿ ile reʿâyâ, hars ü zirâʿat ve tüccâr, mekâsib-i ticaretden [Ü4 129a] ʿârî olarak leyl ü nehâr mübtelây-ı nâliş ü zârî olmuşlar idi. Etrâfda bulunan vüzerây-ı ʿizâmın kelimelerinde ihtilâf ve birbirleriyle ʿadem-i iʿtilâfları ve aʿyân makūlelerinin muhâfaza-i nefs ü mâl sevdâsıyla eşkıyâya hufyeten\nmümâşâtları ve bâ-husûs bâlâda ahvâli tafsîl olunan Hakkı Paşa'nın evzâʿ-ı şütür-gürbesi külliyyen Rumeli'nin nizâmına bâʿis-i halel ve maksûdun bizzât olan Pâsbân-oğlu'na vakit kazandırup, [Ü3 207b] bâzû-yı şekāvetine ʿârız olan vehn ü zaʿfın kuvvetine ʿilletü'l-ʿilel ve şakī-yi merkūm intihâz-ı fursat ile serhadd-i Belgrad'ı ifsâd ve vech-i muharrer üzere Vâlî ve sâyir kâr-güzârlarını dâyire-i hestîden ibʿâd eyleyüp, bu derd-i cân-gâha tedârük-i ʿilâc, sudûr-ı evliyây-ı umûru dem-beste-i ihtilâc eylediğinden, birkaç defʿa bu husûsât huzûr-ı hümâyûnda baʿzı havâss ile müzâkere ve Bâb-ı ʿâlî'de dahi idâre-i pergâr-ı müşâvere olunup, bilâhare tâyife-i Arnabud'un rağbeten ev rehbeten Rumeli'nden ihrâc ve mekân ü me'vâlarına celb ü idrâcları Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın dâhil-i hayyiz-i vüsʿü iktidarı olduğu ve Rumeli Eyâleti, tarafına tevcîh olunduğu hâlde bi-meşî'etillâhi Teʿâlâ bâlâda taʿdâd olunan fesâdâtın izâlesine muvaffak olacağı hâtır-güzâr-ı uli'l-ebsâr olduğu, maʿrûz-ı ʿatebe-i Cihân-dârî kılınmağla, Rumeli Eyâleti inzımâmıyla Serʿaskerlik, tarafına ihâle vü tefvîz ve istiklâli hâvî hatt-ı hümâyûn ile müveşşah tarafına emr-i ʿâlî ısdâr ve bir sâʿat akdem Sofya taraflarına gelmek ve ʿuhdesine muhavvel olan umûr-ı şettânın tesviyesine dâmen-çîn-i ihtimâm olmak husûsları ʿale't-tafsîl me'mûriyyeti emr-i şerîfinde [Ü4 129b] derc ü işʿâr olunup, Vezîr İbrâhîm Paşa ile miyânelerinde vâkiʿ olan münâfeseyi safvete tahvîl ve şikākı vifâka tebdîl zımnında hâcegân-ı Divân-ı hümâyûn'dan Eginli Mustafa Efendi dahi o tarafa tesbîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tavâyif-i askerînin [Ü3 208a] bir kıst mevâcibleri cemʿ u tetmîm ve işbu Muharremü'l-harâmın selhı Salı günü ocağlara teslîm ve birkaç gün mukaddem Dergâh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağası Mısır'dan bahran gelmiş bulunmağla, Yeniçeri Ocağı'nın mevâcibi, maʿrifetiyle Ağa-kapusu'nda tevzîʿ u taksîm olunup, Pençşenbih günü Bâb-ı ʿâlî'de devr maslahatı dahi ikmâl ve teşrîfât-ı hümâyûn ile Kāyim-makām Paşa hazretleri ibcâl olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_709.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Tavâyif-i askerînin [Ü3 208a] bir kıst mevâcibleri cemʿ u tetmîm ve işbu Muharremü'l-harâmın selhı Salı günü ocağlara teslîm ve birkaç gün mukaddem Dergâh-ı ʿâlî Yeniçeri Ağası Mısır'dan bahran gelmiş bulunmağla, Yeniçeri Ocağı'nın mevâcibi, maʿrifetiyle Ağa-kapusu'nda tevzîʿ u taksîm olunup, Pençşenbih günü Bâb-ı ʿâlî'de devr maslahatı dahi ikmâl ve teşrîfât-ı hümâyûn ile Kāyim-makām Paşa hazretleri ibcâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı müşterî-tedbîr, Mısr-ı Kāhire'nin pesmânde-i te'hîr olan umûrunu bi-hasebi'l-irâde kethudâları olan ʿOsmân Efendi'nin ʿuhde-i istikāmetine tahmîl ile kendüleri bi'n-nefs Âsitâne-i saʿâdet tarafına berren ʿavdet buyurdukları, mukaddemâ nakş-ı harîr-tahrîr kılınmışidi. Efendi-yi mûmâ ileyh bekāyây-ı umûr-ı Mısrıyye'yi “Hasebe mâ-yüsâʿidühü'z-zemân” ru'yet ve Saferü'l-hayr evâyilinde bahran vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, iki-üç seneden berü meşakkat-i seferiyye ile müteʼessir ve tervîz-ı nefs ve istirâhate ihtiyacı zâhir olduğundan, Sadrıaʿzam hazretleri vusûl buluncaya dek sâhil-hânelerinde ikāmet ile kesb-i âsâyiş ü râhat eylemeleri irâdesi tarafına ifade olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Kethudây-ı Sadr-ı aʻzâmî be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_710.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Kethudây-ı Sadr-ı aʻzâmî be-Âsitâne-i saʻâdet",
          "text": "Sadr-ı müşterî-tedbîr, Mısr-ı Kāhire'nin pesmânde-i te'hîr olan umûrunu bi-hasebi'l-irâde kethudâları olan ʿOsmân Efendi'nin ʿuhde-i istikāmetine tahmîl ile kendüleri bi'n-nefs Âsitâne-i saʿâdet tarafına berren ʿavdet buyurdukları, mukaddemâ nakş-ı harîr-tahrîr kılınmışidi. Efendi-yi mûmâ ileyh bekāyây-ı umûr-ı Mısrıyye'yi “Hasebe mâ-yüsâʿidühü'z-zemân” ru'yet ve Saferü'l-hayr evâyilinde bahran vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet olup, iki-üç seneden berü meşakkat-i seferiyye ile müteʼessir ve tervîz-ı nefs ve istirâhate ihtiyacı zâhir olduğundan, Sadrıaʿzam hazretleri vusûl buluncaya dek sâhil-hânelerinde ikāmet ile kesb-i âsâyiş ü râhat eylemeleri irâdesi tarafına ifade olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Emîrü'l-Hâcc olan ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın diyâr-ı Şâmât'da olan mezâlim ü teʿaddiyyatı hadden efzûn ve ʿale'l-husûs hüccâc-ı zevi'l-ibtihâca eylediği eziyyet-i [Ü4 130a] gûnâ-gûn, râdde-i taʿbîrden bîrûn olduğundan fazla, Mısır ordusuna müretteb zehâyir ve bazı tahsîlâta itâle-i dest-i taʿarruz u müdahale ve mukavvimîn [Ü3 208b] ve sayir erbâb-ı ihtikâr ile hafîce mukāvele ile irtikâb-ı sû'-i muʿâmele eylediği, refte refte sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve mâdde-i mezkûre Sadrıaʿzam ve Serdar-ı ekrem hazretleri tarafından dahi îmâ olunmuşidi. O havâlîde Emâret-i Hâcc idâresine muktedir vüzerâ maʿdûm ve Kudüs Muhafızı Vezîr Mehmed Paşa'nın dahi hudûs-i vakt ve henûz dâyiresi muntazam olmamak ʿilletleriyle nasbı, taraf-ı Sadâret-penâhî'den müstasveb olmadığı muharrer ü merkūm olmuş ise dahi, muktezây-ı hâle nazaran müşârun ileyhden evlâ o taraflarda bir Vezîr olmadığı zâhir ü hüveydâ olup, işbu Muharremü'l-harâm evâhırında Şâm Eyâleti'yle Emâret-i Hâcc, müşârun ileyhe şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince tevcîh ü ʿinâyet ve Kapu Kethudâsı Şehr-emîni es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ilbâs-ı hilʿat olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Vâlî-yi Şâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_711.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vâlî-yi Şâm",
          "text": "Bir müddetden berü Emîrü'l-Hâcc olan ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'nın diyâr-ı Şâmât'da olan mezâlim ü teʿaddiyyatı hadden efzûn ve ʿale'l-husûs hüccâc-ı zevi'l-ibtihâca eylediği eziyyet-i [Ü4 130a] gûnâ-gûn, râdde-i taʿbîrden bîrûn olduğundan fazla, Mısır ordusuna müretteb zehâyir ve bazı tahsîlâta itâle-i dest-i taʿarruz u müdahale ve mukavvimîn [Ü3 208b] ve sayir erbâb-ı ihtikâr ile hafîce mukāvele ile irtikâb-ı sû'-i muʿâmele eylediği, refte refte sâmiʿa-i hümâyûna ilkā ve mâdde-i mezkûre Sadrıaʿzam ve Serdar-ı ekrem hazretleri tarafından dahi îmâ olunmuşidi. O havâlîde Emâret-i Hâcc idâresine muktedir vüzerâ maʿdûm ve Kudüs Muhafızı Vezîr Mehmed Paşa'nın dahi hudûs-i vakt ve henûz dâyiresi muntazam olmamak ʿilletleriyle nasbı, taraf-ı Sadâret-penâhî'den müstasveb olmadığı muharrer ü merkūm olmuş ise dahi, muktezây-ı hâle nazaran müşârun ileyhden evlâ o taraflarda bir Vezîr olmadığı zâhir ü hüveydâ olup, işbu Muharremü'l-harâm evâhırında Şâm Eyâleti'yle Emâret-i Hâcc, müşârun ileyhe şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince tevcîh ü ʿinâyet ve Kapu Kethudâsı Şehr-emîni es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ilbâs-ı hilʿat olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ Rumeli Vâlîliği'nden bi-hasebi'l-iktizâ ʿazl olunan Vezîr ʿÖmer Paşa'ya eğerçi Çirmen Sancağı tevcîh olunmuşidi. Ancak Edirne'de olan Arnabudlar'ı defʿ içün vâfir nukūdu ve ekser mevcûdu resîde-i ʿurza-i ziyâʿ u nâ-büd olduğuna binâ'en, dûçâr olduğu hasârete mükâfât, lâzım-ı şîme-i mürû'et olduğuna binâ'en Anadolu Eyâleti, Muharremü'l-harâmın on üçüncü günü müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve Mora Muhassıllığı, hâlâ Kāyim-makām olan Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa hazretlerine ve İnebahtı muhâfazası, selefleri Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh [Ü3 209a] olunup, sâbıkā İnebahtı Muhâfızı Sadr-ı esbak Hasan Paşa'nın mütekāʿiden bir mahalde ikāmeti fermân olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu be-Vezîr ʿÖmer Paşa ve Mora be-Kāyim-makām Paşa ve tevcîhât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_712.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu be-Vezîr ʿÖmer Paşa ve Mora be-Kāyim-makām Paşa ve tevcîhât-ı sâyire",
          "text": "Mukaddemâ Rumeli Vâlîliği'nden bi-hasebi'l-iktizâ ʿazl olunan Vezîr ʿÖmer Paşa'ya eğerçi Çirmen Sancağı tevcîh olunmuşidi. Ancak Edirne'de olan Arnabudlar'ı defʿ içün vâfir nukūdu ve ekser mevcûdu resîde-i ʿurza-i ziyâʿ u nâ-büd olduğuna binâ'en, dûçâr olduğu hasârete mükâfât, lâzım-ı şîme-i mürû'et olduğuna binâ'en Anadolu Eyâleti, Muharremü'l-harâmın on üçüncü günü müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve Mora Muhassıllığı, hâlâ Kāyim-makām olan Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa hazretlerine ve İnebahtı muhâfazası, selefleri Vezîr Mustafa Paşa'ya tevcîh [Ü3 209a] olunup, sâbıkā İnebahtı Muhâfızı Sadr-ı esbak Hasan Paşa'nın mütekāʿiden bir mahalde ikāmeti fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından sâbıkā Erzurum Gümrükcüsü Esʿad Ağa, Hakkı Paşa tarafdârlığıyla meşhûr ve baʿzı [Ü4 130b] nâ-sezâ mükâtebât ile kadh u zemm-i evliyây-ı umûr eylediği, sâmia-res-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr olup, işbu Muharrem evâyilinde Kapucu-başılığı kaydı terkīn ü ilgā ve İstanköy Cezîresi'ne nefy ü iclâ olunup, sâbıkā Muhâsebe-i Evvel Feyzî Bey-zâde Mehmed Bey dahi, müşârun ileyhin baʿzı tahrîrâtını mahallerine nakl ve muhassenâtdan ʿadd eylediği efʿâlini zikr ile mütehhem olduğundan, mukaddemâ Üsküdâr'da istîcâr eylediği hânenin insidâd-ı der ü dervâzesiyle mukayyed-i dü-şâha-i te'dîb ü tenkîb ve birkaç gün murûrunda iltimâsât-ı şüfeʿâ ile vâreste-i ʿitâb u tesrîb oldu. Nazm: Kem-sâkitin nâle'l-münâ bi-sükûtihî / Ve kem-nâtıkın yecnî ʿaleyhi lisânühû",
          "caption": "Nefy-i Esʿad Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_713.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Esʿad Ağa",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından sâbıkā Erzurum Gümrükcüsü Esʿad Ağa, Hakkı Paşa tarafdârlığıyla meşhûr ve baʿzı [Ü4 130b] nâ-sezâ mükâtebât ile kadh u zemm-i evliyây-ı umûr eylediği, sâmia-res-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr olup, işbu Muharrem evâyilinde Kapucu-başılığı kaydı terkīn ü ilgā ve İstanköy Cezîresi'ne nefy ü iclâ olunup, sâbıkā Muhâsebe-i Evvel Feyzî Bey-zâde Mehmed Bey dahi, müşârun ileyhin baʿzı tahrîrâtını mahallerine nakl ve muhassenâtdan ʿadd eylediği efʿâlini zikr ile mütehhem olduğundan, mukaddemâ Üsküdâr'da istîcâr eylediği hânenin insidâd-ı der ü dervâzesiyle mukayyed-i dü-şâha-i te'dîb ü tenkîb ve birkaç gün murûrunda iltimâsât-ı şüfeʿâ ile vâreste-i ʿitâb u tesrîb oldu. Nazm: Kem-sâkitin nâle'l-münâ bi-sükûtihî / Ve kem-nâtıkın yecnî ʿaleyhi lisânühû"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İnsân, muhâletat-ı ebnây-ı zemândan bi'l-külliyye müstagnî değil ise dahi, muktezây-ı temeddün ile lâzım gelan muʿâşeret-i zarûriyyede hezr ve fuzûl-i kelâmdan ittikā ile mâlâyaʿnîden dâmen-keş-i istignâ olmak her hâlde kendüye enfaʿ u evlâdır. Fikr-i sahîh ile mutâlaʿa olunsa, agleb-i hâlde insâna maʿsiyet ve mazarrat-ı muhâletat, halk ile hâsıl ve zelk-ı lisân ve tuğyân-ı beyân, müʾâlefet ve istînâs-ı eşhâs-ı rezîleden mütevâsıl olur. Zîrâ dünyaya hırs u inhimâkı mûcib olan ahlâk-ı rediyye ve aʿmâl-ı habîseye hubb ü şegaf, nüfûs-ı [Ü3 209b] mâyile ve tıbâʿ-ı sârika muktezayâtındandır. Ez-cümle gıybet ve mesâvî-yi nâsdan teharruz emr-i ʿasîr olmağla, sükût-ı müşâreketi müstelzim inkâr u muʿâraza, buğz u nefreti müstevcib olur. İbrâhîm Edhem hazretlerine: “Niçün halk ile ihtilât etmezsiz?” demişler, “Benden dûn ile musâhabet etsem, cehliyle müte'ellim olurum. Mâ-fevkım ile muhâletat eylesem, bana izhâr-ı kibr ü nahvet eder. Akrânım ile âmîziş ü ülfet etsem, nâr-ı hasedi beni yakar. Felâ-cerem ʿuzleti ihtiyâr ile nefsimi varta-i lisândan tahlîs eyledim” demiş. Zocanis Hakîm'den samt ü sükûtunun sebebi su'âl olunmuş: “Miyân-ı nâsda cehl ü belâdet ve maʿkūlâtdan tegābı ile mahsûsâta meyl ü rükûn-ı tabîʿat olup, kelâm-ı hikmet ise fi'l-asl nefsini devâʿî-yi şehvâniyye ve ahlâk-ı zemîmeden redʿ u menʿa âlet olmağla, meʾlûf olduğumuz serâyir-i hikmetden o makūleler mütekeddir ve istimâʿ-ı kelâm-ı hakkdan mütezaccir olup, hevâlarına muvâfık olan sohbet dahi zemânımızda mesâvî-yi nâsı tekavvülden ve ʿavrât ve kusûr-ı beriyyeyi keşf ü izhârdan ʿibâret ve bu makūle sohbete tevaggul ise, kānûn-i hikmete münâfî ve dünyâ ve ʿukbâda mazarratı hayr-ı hâfî olup, metâʿ-ı hikmete harîdâr ve tehzîb-i ahlâka heveskâr yâr ü vefâdâr bulmadığımızdan, samt ü sükût[u] ihtiyâr eyledim” demiş.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_714.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "İnsân, muhâletat-ı ebnây-ı zemândan bi'l-külliyye müstagnî değil ise dahi, muktezây-ı temeddün ile lâzım gelan muʿâşeret-i zarûriyyede hezr ve fuzûl-i kelâmdan ittikā ile mâlâyaʿnîden dâmen-keş-i istignâ olmak her hâlde kendüye enfaʿ u evlâdır. Fikr-i sahîh ile mutâlaʿa olunsa, agleb-i hâlde insâna maʿsiyet ve mazarrat-ı muhâletat, halk ile hâsıl ve zelk-ı lisân ve tuğyân-ı beyân, müʾâlefet ve istînâs-ı eşhâs-ı rezîleden mütevâsıl olur. Zîrâ dünyaya hırs u inhimâkı mûcib olan ahlâk-ı rediyye ve aʿmâl-ı habîseye hubb ü şegaf, nüfûs-ı [Ü3 209b] mâyile ve tıbâʿ-ı sârika muktezayâtındandır. Ez-cümle gıybet ve mesâvî-yi nâsdan teharruz emr-i ʿasîr olmağla, sükût-ı müşâreketi müstelzim inkâr u muʿâraza, buğz u nefreti müstevcib olur. İbrâhîm Edhem hazretlerine: “Niçün halk ile ihtilât etmezsiz?” demişler, “Benden dûn ile musâhabet etsem, cehliyle müte'ellim olurum. Mâ-fevkım ile muhâletat eylesem, bana izhâr-ı kibr ü nahvet eder. Akrânım ile âmîziş ü ülfet etsem, nâr-ı hasedi beni yakar. Felâ-cerem ʿuzleti ihtiyâr ile nefsimi varta-i lisândan tahlîs eyledim” demiş. Zocanis Hakîm'den samt ü sükûtunun sebebi su'âl olunmuş: “Miyân-ı nâsda cehl ü belâdet ve maʿkūlâtdan tegābı ile mahsûsâta meyl ü rükûn-ı tabîʿat olup, kelâm-ı hikmet ise fi'l-asl nefsini devâʿî-yi şehvâniyye ve ahlâk-ı zemîmeden redʿ u menʿa âlet olmağla, meʾlûf olduğumuz serâyir-i hikmetden o makūleler mütekeddir ve istimâʿ-ı kelâm-ı hakkdan mütezaccir olup, hevâlarına muvâfık olan sohbet dahi zemânımızda mesâvî-yi nâsı tekavvülden ve ʿavrât ve kusûr-ı beriyyeyi keşf ü izhârdan ʿibâret ve bu makūle sohbete tevaggul ise, kānûn-i hikmete münâfî ve dünyâ ve ʿukbâda mazarratı hayr-ı hâfî olup, metâʿ-ı hikmete harîdâr ve tehzîb-i ahlâka heveskâr yâr ü vefâdâr bulmadığımızdan, samt ü sükût[u] ihtiyâr eyledim” demiş."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin Mısır vakʿalarında yararlığı ve fevka'l-me'mûl izhâr-ı metânet ü sadâkat etdiği, makrûn-ı sâmia-i hümâyûn olduğuna [Ü3 210a] binâ'en, hıdmetine hüsn-i cezâ ve\nahlâfına fâ'ide-i istikāmet ü ihlâsı îmâ kasdıyla Cumʿa Selâmlığı'nda bir hançer-i girân-behâ ile kadri iʿlâ kılındı. [Ü4 131a – V 1a]",
          "caption": "Zuhûr-i ihsân-ı Şehriyâr-ı zemân be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_715.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ihsân-ı Şehriyâr-ı zemân be-Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Mûmâ ileyhin Mısır vakʿalarında yararlığı ve fevka'l-me'mûl izhâr-ı metânet ü sadâkat etdiği, makrûn-ı sâmia-i hümâyûn olduğuna [Ü3 210a] binâ'en, hıdmetine hüsn-i cezâ ve\nahlâfına fâ'ide-i istikāmet ü ihlâsı îmâ kasdıyla Cumʿa Selâmlığı'nda bir hançer-i girân-behâ ile kadri iʿlâ kılındı. [Ü4 131a – V 1a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eczây-ı vekāyiʿin birkaç mahallinde icmâl ü tafsîl ve ilhâk u tezyîl olunduğu vech üzere fünûn-ı riyâziyyeden olan fenn-i harbin taʿlîm ü teʿallümü fî-zemânınâ hâzâ vücûb derecesine resîde olup, şöyle ki, dâhil-i dâyire-i taʿlîm ü âzmûdegî olan askerin on bini, bî-nizâm askerin yüz binine vakt-i mesâffda gālib olacağları, bürhân-ı ʿaklî ve rüsûh-ı tecribe ile tahkīk olunduğundan fazla ve “Ve eʿiddû me'steta'tüm\" nass-ı kātıʿı üzere düşmen-i dîne medâr-ı galebe vü istiʿlâ olacak etvâr u evzâʿ-1 harbiyyenin icrâsına ifrâğ-ı vüsʿ ü kudret, emr-i Bârî ve hükm-i Kird-gârî olduğuna binâʾen, birkaç seneden berü beyne'd-düvel şâyiʿ u müstefîz olan emsile-i muhârebe vü musâdeme ve eşkâl-i mudârabe vü muhâceme bi-cüz'iyyâtihâ vü külliyyâtihâ kuvvetden fiʿle îsâl ve mukābele-i bi'l-misle istiʿdâd ve kudret-i istihsâl olunmak fikri, mir’ât-ı temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı Cihân-bânî'de mürtesem olup, husûs-ı mezkûr usûl-i mecâmiʿ-i umûr olan zevât-ı müteşahhısa ile müzâkere ve kirâren ve mirâren mutâlaʿa vü müşâvere olunup, fi'l-hakīka tavr-ı cedîd-i muhârebenin nefʿ-i küllîsi cümle ʿindinde müsellem olup, şurût-ı nizâmları kānûn-nâme-i hümâyûnda tasrîh olunduğu minvâl üzere tesviye ve bir fırkası Levend Çiftliği'nde ve fırka-i uhrâsı Üsküdâr'da terbiye olunup, teʿalluk-ı nazar-ı kîmyâ-eser-i Şâhâne ile yevmen-fe-yevmen ʿadedleri kesret ve sanʿatları metânet ü kuvvet bulmakda ise dahi, cümûʿ-ı piyâdegân süvârîsiz, hâne-i bî-der ve ʿukāb-ı bî-pere teşbîh olunup, ikdâm u ihcâm ve nakz u ibrâm süvârî gürûhuna mahsûr ve bâ-husūs karağola çıkmak ve askere [V 1b] talîʿa vü dümdar [Ü4 131b] olmak ve mağlûbiyyet-i aʿdâda girü kalanları devşürmek vücûd-ı süvârîye maksûr ve bu esbâb ile süvârî, piyâdeye ve\npiyâde, süvârîye lâzım u melzûm kabîlinden olduğu tecribet-güzârân-ı ahvâl-ı enâma maʿlûm olup, ancak müceddeden süvârî tertîbi mesârıfât-ı külliyyeye bâdî olmağla, hayr-hâhân-ı Saltanat bu bâbda iʿmâl-i fikr-i dakīk ve mukaddemâ taht-ı râbıtaya idhâl olununan erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmetin eşkincileri Levend Çiftliği'nde ve Üsküdâr'da perverde olan piyâdegâna rabt u izâfe ile süvârîye lâzım olan tavr-ı cedîd-i muhârebeyi teʿallüm ü iktisâbda cemʿ-i fâyideteyn husûlünü nakş-ı cerîde-i tahkīk eylediler. Şöyle ki, Memâlik-i mahrûse'de olan erâzînin ekserine tasarruf ile kesb-i refâh u gınā ve imtiyâzât-ı sâʾire ile efrâd-ı nâsa tefevvuk u iʿtilâ edenler, vazʿ-ı kadîmleri üzere hidmetden metrûk olmayup, lede'l-hâce âzmâyiş-i ceng ü mücâdele sebebi ile düşmene ʿan-fehmin mukābele eylemek ve mîrîye min-ciheti'l-mesârıf bâr u sıklet olmayarak ve mesârıfât-ı seferiyyelerini hod-be-hod rûʾyet etmek suver-i maʿkūlesi tahsîl ve evvel emirde Bolu Sancağı, Levend Çiftliği'ne ve Hudâvendigâr Sancağı, Üsküdâr Kışlası'na rabt ile bi'l-cümle sancaklu teşvîk olundukdan sonra, Anadolu ve Karaman eyâletlerinde vâkiʿ sâʾir elviye neferâtı dahi ʿumûmen Levend Çiftliği ve Üsküdâr Ocağı'na rabt ve cihet-i nizâmları ahsen vechile tanzîm ve aklâma zabt olunup, vikāye-i nizâmlarına dâʾir hatt-ı katʿiyyü'l-müfâd-ı hazret-i Şehinşâhî dahi şeref-rîz-i sudûr olmağla, zikr olunan erbâb-ı zeʿâmet ve tîmâr bu meʾmûriyyeti sebeb-i iftihâr ʿaddiyle emr-i Pâdişâhî'ye imtisâl ve fevc fevc [V 3a] ocağlara [Ü4 132a] gelüp, ber-muktezây-ı kābiliyyet süvârîye mahsûs fenn-i harbi rûʾyet ile tahsîl-i tavr-ı ceng ü cidâl eyleyüp, lede'l-iktizâ esraʿ zemânda ocağlarda mevcûd ve meʾmûr oldukları hıdemâtda bezl-i mechûd etmeleri şartıyla ferden ferdâ yoklanup, vakt-i hazarda münâvebeye idhâl ile vilâyetlerine ʿazîmete meʾzûn ve bu tedbîr-i dil-pezîr ile Devlet-i ʿaliyye'nin müretteb ü muʿallem askeri efzûn oldu.",
          "caption": "İlhâk-ı Eyâlet-i Anadolu ve Karaman be-Asker-i Muʿallem-i Çiftlik-i Levend ve Üsküdâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_716.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İlhâk-ı Eyâlet-i Anadolu ve Karaman be-Asker-i Muʿallem-i Çiftlik-i Levend ve Üsküdâr",
          "text": "Eczây-ı vekāyiʿin birkaç mahallinde icmâl ü tafsîl ve ilhâk u tezyîl olunduğu vech üzere fünûn-ı riyâziyyeden olan fenn-i harbin taʿlîm ü teʿallümü fî-zemânınâ hâzâ vücûb derecesine resîde olup, şöyle ki, dâhil-i dâyire-i taʿlîm ü âzmûdegî olan askerin on bini, bî-nizâm askerin yüz binine vakt-i mesâffda gālib olacağları, bürhân-ı ʿaklî ve rüsûh-ı tecribe ile tahkīk olunduğundan fazla ve “Ve eʿiddû me'steta'tüm\" nass-ı kātıʿı üzere düşmen-i dîne medâr-ı galebe vü istiʿlâ olacak etvâr u evzâʿ-1 harbiyyenin icrâsına ifrâğ-ı vüsʿ ü kudret, emr-i Bârî ve hükm-i Kird-gârî olduğuna binâʾen, birkaç seneden berü beyne'd-düvel şâyiʿ u müstefîz olan emsile-i muhârebe vü musâdeme ve eşkâl-i mudârabe vü muhâceme bi-cüz'iyyâtihâ vü külliyyâtihâ kuvvetden fiʿle îsâl ve mukābele-i bi'l-misle istiʿdâd ve kudret-i istihsâl olunmak fikri, mir’ât-ı temâsîl-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı Cihân-bânî'de mürtesem olup, husûs-ı mezkûr usûl-i mecâmiʿ-i umûr olan zevât-ı müteşahhısa ile müzâkere ve kirâren ve mirâren mutâlaʿa vü müşâvere olunup, fi'l-hakīka tavr-ı cedîd-i muhârebenin nefʿ-i küllîsi cümle ʿindinde müsellem olup, şurût-ı nizâmları kānûn-nâme-i hümâyûnda tasrîh olunduğu minvâl üzere tesviye ve bir fırkası Levend Çiftliği'nde ve fırka-i uhrâsı Üsküdâr'da terbiye olunup, teʿalluk-ı nazar-ı kîmyâ-eser-i Şâhâne ile yevmen-fe-yevmen ʿadedleri kesret ve sanʿatları metânet ü kuvvet bulmakda ise dahi, cümûʿ-ı piyâdegân süvârîsiz, hâne-i bî-der ve ʿukāb-ı bî-pere teşbîh olunup, ikdâm u ihcâm ve nakz u ibrâm süvârî gürûhuna mahsûr ve bâ-husūs karağola çıkmak ve askere [V 1b] talîʿa vü dümdar [Ü4 131b] olmak ve mağlûbiyyet-i aʿdâda girü kalanları devşürmek vücûd-ı süvârîye maksûr ve bu esbâb ile süvârî, piyâdeye ve\npiyâde, süvârîye lâzım u melzûm kabîlinden olduğu tecribet-güzârân-ı ahvâl-ı enâma maʿlûm olup, ancak müceddeden süvârî tertîbi mesârıfât-ı külliyyeye bâdî olmağla, hayr-hâhân-ı Saltanat bu bâbda iʿmâl-i fikr-i dakīk ve mukaddemâ taht-ı râbıtaya idhâl olununan erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmetin eşkincileri Levend Çiftliği'nde ve Üsküdâr'da perverde olan piyâdegâna rabt u izâfe ile süvârîye lâzım olan tavr-ı cedîd-i muhârebeyi teʿallüm ü iktisâbda cemʿ-i fâyideteyn husûlünü nakş-ı cerîde-i tahkīk eylediler. Şöyle ki, Memâlik-i mahrûse'de olan erâzînin ekserine tasarruf ile kesb-i refâh u gınā ve imtiyâzât-ı sâʾire ile efrâd-ı nâsa tefevvuk u iʿtilâ edenler, vazʿ-ı kadîmleri üzere hidmetden metrûk olmayup, lede'l-hâce âzmâyiş-i ceng ü mücâdele sebebi ile düşmene ʿan-fehmin mukābele eylemek ve mîrîye min-ciheti'l-mesârıf bâr u sıklet olmayarak ve mesârıfât-ı seferiyyelerini hod-be-hod rûʾyet etmek suver-i maʿkūlesi tahsîl ve evvel emirde Bolu Sancağı, Levend Çiftliği'ne ve Hudâvendigâr Sancağı, Üsküdâr Kışlası'na rabt ile bi'l-cümle sancaklu teşvîk olundukdan sonra, Anadolu ve Karaman eyâletlerinde vâkiʿ sâʾir elviye neferâtı dahi ʿumûmen Levend Çiftliği ve Üsküdâr Ocağı'na rabt ve cihet-i nizâmları ahsen vechile tanzîm ve aklâma zabt olunup, vikāye-i nizâmlarına dâʾir hatt-ı katʿiyyü'l-müfâd-ı hazret-i Şehinşâhî dahi şeref-rîz-i sudûr olmağla, zikr olunan erbâb-ı zeʿâmet ve tîmâr bu meʾmûriyyeti sebeb-i iftihâr ʿaddiyle emr-i Pâdişâhî'ye imtisâl ve fevc fevc [V 3a] ocağlara [Ü4 132a] gelüp, ber-muktezây-ı kābiliyyet süvârîye mahsûs fenn-i harbi rûʾyet ile tahsîl-i tavr-ı ceng ü cidâl eyleyüp, lede'l-iktizâ esraʿ zemânda ocağlarda mevcûd ve meʾmûr oldukları hıdemâtda bezl-i mechûd etmeleri şartıyla ferden ferdâ yoklanup, vakt-i hazarda münâvebeye idhâl ile vilâyetlerine ʿazîmete meʾzûn ve bu tedbîr-i dil-pezîr ile Devlet-i ʿaliyye'nin müretteb ü muʿallem askeri efzûn oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu ve Karaman eyâletlerinde vâkiʿ erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmet gayr ez-mensûhât Levend Çiftliği ve Üsküdâr ocağlarına rabt olunduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd âhar mahalle meʾmûr kılınmayup, bilâ-veled mahlûlleri vukūʿ buldukça âhara tevcîh u ilhâk ve yâhûd kasr-ı yed murâd olundukda, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı ve Muʿallem Asker Nâzırı olan İbrâhîm Reşîd Efendi'den baʿde'l-istiʿlâm muktezâsı icrâ olunmak ve mütekāʿidlerin mahlûlü kemâ-fi'l-evvel\nÎrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden zabt olunup, Eşkinci zümresi fîmâ-baʿd Müteferrika ve Çavuş ve eyâlât gediklerine rağbet ve yâhûd Humbaracı ve Lağımcı ocağlarına duhûl ü mütâbeʿat ve yâhûd zeʿâmet ve tîmârlarını Havâss-ı hümâyûn'a tashîh irâdesiyle 'arz u istidʿâya mübâşeret ederler ise, mekāsıd-ı mezkûre merbûtıyyetlerine münâfî bir hâlet olduğundan, vechen mine'l-vücûh müsâʿade olunmamak ve mukaddemâ dâhil-i silk-i nizâm olan Müteferrika ve Çavuş ve Dîvân ve Defter-hâne kâtib ve şâgird gediklüleri ve müretteb şerhlüleri ve sabî kaydıyla mukayyed kâtib-zâdeler ve Enderûn-ı hümâyûn gediklüleri ve mahmî cerîdesinde mesbûtü'l-ism olanlar ve Humbaracı ve Lağımcı ocağlarından olanların haklarında cârî olan şurût-ı kadîme [V 3b] kemâ-kân merî vü muʿteber [Ü4 132b] olup, fekat eyâlet gedikleri refʿ ve nizâmdan evvel ne mikdâr Çavuş ve Kâtib ve Çeri Sürücüsü olarak eyâlet gediklüleri var ise, cümlesi sancaklarının bayrağı altında mevcûd bulunmak üzere Eşkinci kayd ve merbûtıyyet-i mezkûreye idhâl olunmak ve be-nevbet kaydıyla tîmâra mutasarrıf olanların hîn-i me'mûriyyetlerinde be-nevbet sûretiyle seferber olmaları berâtları şurûtundan ise dahi, kayd-ı mezkûr ilgā ve baʿde-ezîn sâyir eşkinciler gibi ocağlar askeriyle me'mûr oldukları mahalde isbât-ı vücûd ve hidmetlerini îfâ etmek ve'l-hâsıl bi'l-cümle mahlûlât ve tevcîhâtlarına dâir olan ahvâl der-kenâr ve Muʿallem Askerî Nâzırı Efendi'ye havâle ile istikrâr-ı nizâmlarına sarf-ı iktidâr olunmak üzere iktizâ eden aklâma ve Eyâlet Nâzırı Efendi tarafına başka başka 'ilm ü haber kāyimeleri verildi.",
          "caption": "İcmâl-i şurût-ı mezbûre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_717.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i şurût-ı mezbûre",
          "text": "Anadolu ve Karaman eyâletlerinde vâkiʿ erbâb-ı tîmâr ve zeʿâmet gayr ez-mensûhât Levend Çiftliği ve Üsküdâr ocağlarına rabt olunduğuna binâʾen, fîmâ-baʿd âhar mahalle meʾmûr kılınmayup, bilâ-veled mahlûlleri vukūʿ buldukça âhara tevcîh u ilhâk ve yâhûd kasr-ı yed murâd olundukda, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı ve Muʿallem Asker Nâzırı olan İbrâhîm Reşîd Efendi'den baʿde'l-istiʿlâm muktezâsı icrâ olunmak ve mütekāʿidlerin mahlûlü kemâ-fi'l-evvel\nÎrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden zabt olunup, Eşkinci zümresi fîmâ-baʿd Müteferrika ve Çavuş ve eyâlât gediklerine rağbet ve yâhûd Humbaracı ve Lağımcı ocağlarına duhûl ü mütâbeʿat ve yâhûd zeʿâmet ve tîmârlarını Havâss-ı hümâyûn'a tashîh irâdesiyle 'arz u istidʿâya mübâşeret ederler ise, mekāsıd-ı mezkûre merbûtıyyetlerine münâfî bir hâlet olduğundan, vechen mine'l-vücûh müsâʿade olunmamak ve mukaddemâ dâhil-i silk-i nizâm olan Müteferrika ve Çavuş ve Dîvân ve Defter-hâne kâtib ve şâgird gediklüleri ve müretteb şerhlüleri ve sabî kaydıyla mukayyed kâtib-zâdeler ve Enderûn-ı hümâyûn gediklüleri ve mahmî cerîdesinde mesbûtü'l-ism olanlar ve Humbaracı ve Lağımcı ocağlarından olanların haklarında cârî olan şurût-ı kadîme [V 3b] kemâ-kân merî vü muʿteber [Ü4 132b] olup, fekat eyâlet gedikleri refʿ ve nizâmdan evvel ne mikdâr Çavuş ve Kâtib ve Çeri Sürücüsü olarak eyâlet gediklüleri var ise, cümlesi sancaklarının bayrağı altında mevcûd bulunmak üzere Eşkinci kayd ve merbûtıyyet-i mezkûreye idhâl olunmak ve be-nevbet kaydıyla tîmâra mutasarrıf olanların hîn-i me'mûriyyetlerinde be-nevbet sûretiyle seferber olmaları berâtları şurûtundan ise dahi, kayd-ı mezkûr ilgā ve baʿde-ezîn sâyir eşkinciler gibi ocağlar askeriyle me'mûr oldukları mahalde isbât-ı vücûd ve hidmetlerini îfâ etmek ve'l-hâsıl bi'l-cümle mahlûlât ve tevcîhâtlarına dâir olan ahvâl der-kenâr ve Muʿallem Askerî Nâzırı Efendi'ye havâle ile istikrâr-ı nizâmlarına sarf-ı iktidâr olunmak üzere iktizâ eden aklâma ve Eyâlet Nâzırı Efendi tarafına başka başka 'ilm ü haber kāyimeleri verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin 'an-asl dimâğında fesâd ve tabʿında gılzat u 'inâd olup, sû'-i hareketi sebebi ile Devlet-i 'aliyye'den emîn olmadığından, başına vâfir haşerât cemʿ ve 'ulûfeleri behânesiyle yedlerinde me'sûr [V 4a] ve taht-ı tesallutlarında zebûn u makhûr olduğunu kirâren ve mirâren tahrîr ve Anadolu'ya geçmek me'mûriyyeti Devlet-i ʿaliyye tarafından vâfir meblağ irsâline menût idüğini tastîr etmiş idi. Tekâlîfine tehammül müteʿazzir olduğundan başka, farz-ı muhâl ile istidʿâ eylediği meblağ-ı vâfir temâmen teslîm olunsa bile, ʿazîmetden ibâ ve Rumeli mansıbından gayri matlabı olmadığını îmâ eyleyüp, Rumeli'nin tathîri ecell-i metâlib-i devlet iken, o kadar evbâş ile tekrâr müşârun ileyhi teslît, o memleket-i hasâret-zedeyi bi'l-külliyye [Ü4 133a] ifsâd u tahlît etmekden gayri bir fâyideyi müntic\nolmayup, izâle-i vücûdu cây-gîr-i zamîr ve Bosna Eyâleti, müşârun ileyhe ve Tırhala Sancağı, Vezîr Ebûbekir Paşa'ya tevcîh olunmak tedbîr ve başında olan Arnabud eşkıyâsını defʿ içün mikdâr-ı vâfî meblağ dahi gönderilüp, mütevassit kapu ile mansıbı tarafına ʿazîmeti tenbîh ü tezkîr olunmuşidi. Sûret-i zâhirde emr-i ʿâlîye imtisâl ve Bosna'ya Mütesellimlik buyuruldusu irsâl ve olduğu mahalden ikişer üçer sâʿat ʿazîmet eyleyerek ve birer ikişer gün câddenin çep ü râstında meks ü ikāmet ederek yola doğrulduysa dahi, Bosna diyârı gibi cây-ı tengnâya duhûlden istinkâf ve Bosnalı dahi ʿacele eyleyüp, memlekete ʿadem-i idhâlini işrâb eder mahzar irsâliyle kuvve-i vehmiyyesini izʿâf ve bu bevâʿis ile Filibe Kazâsı'na varmış iken, yine Edirne tarafına insırâf üzere olduğu teʿayyün edüp, fi'l-hâl Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından Saʿîd Ağa ibkā emriyle tarafına tesyîr ve mûmâ ileyh o tarafa vardıkda, hareketde taksîrini hiss ile bir takrîb yedinden [V 4b] tahlîs-ı girîbân ve Âsitâne'ye gelüp, ahvâlini zikr ü beyân eyledikde, tekrar nush u pendi şâmil tarafına mekâtîb irsâl ve bu hareket-i nâ-be-câdan garazı ne idüği tefahhus u suʾâl olunmuşidi. Arnabudlar şehriyyelerini talebde ısrâr ve eşkıyâ, istîfâ-yı matlûb etmedikçe sebîlini tahliye etmeyeceklerini işʿâr eyleyüp, sûʾ-i niyyet ve fesâd-ı taviyyeti zâhire çıkdığından, Bâb-ı ʿâlî'de ve huzûr-ı hümâyûnda baʿzı havâss ile müşâvere ve bu keyfiyyet müzâkere olunup, tûğ ve sancağı refʿ ve Vezâret kaydı terkīn ve muhâlefet eylediği takdîrde hakkında izhâr-ı [Ü4 133b] kuvve-i kāhire kılınmak karâr-gîr-i erbâb-ı reʾy-i rezîn olup, bu mazmûnda sâdır olan emr-i ʿâlî zaʿîm mübâşereti ile tarafına gönderildikde, emr-i ʿâlîye itâʿatini tezkâr etdiyse dahi, başında olan erâzil ü eşhâs ne mahalle gider ise, mecmûʿ birden gitmek üzere hilf u yemîn ve şehriyyelerini taleb ü ahz içün İstanbul'a doğru kendüyi cebren götürmek kasdında olduklarını telmîh ile mecbûriyyetini tebyîn eyleyüp, sühûletle bu gāyilenin indifâʿında evliyây-ı umûra yeʾs gelüp, etrâf u eknâfa neşr-i fermân ve merkūmun ve hevâdârlarının vücûb-ı izâleleri ifâde vü beyân olunduğundan gayri, Edirne'de mukîm Tepedelenli-zâde Muhtâr Paşa, Bergos'a taʿyîn ve eşkıyây-ı mezkûre ile dağlunun nihânî ittifâkları ve birbirinden ʿadem-i emniyyet ile imtinâʿ-ı ictimâʿları mahsûs ise dahi, dağlu ahad-i tarafeynden kesb-i emniyyet ile fürce bulmak ve Tekfürdağı kolundan şaşkınlık vermek ihtimâli hâtıra güzâr eylediğinden, İznikmid Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa o havâlî askeriyle Çorlu tarafına gönderilüp, Levend Çiftliği'nde ve Üsküdar'da olan muʿallem asker dahi Silivri'ye doğru ihrâc [V 5a] u tesyîr\nolunmuşlar idi. Eşkıyâ, Vize ve Serây ve o havâlîde vâkiʻ kurâya münteşir ve ʻOsmân Paşa Pınar-hisar'da müstekarr olduğu haberleri mütehakkak olduğundan, tekrâr huzûr-ı hümâyûnda meşveret olunup, taʿyîn olunan asâkiri idâreye bir Vezîr-i kaviyyü'l-iktidârın vücûb-i me'mûriyyeti zebân-güzâr-ı erbâb-ı ʿakd ü hall olduğundan, hâlâ Deryâ Kapudanı Vezîr Hüseyin Paşa gāyile-i mezkûrenin indifâʿına taʿyîn ve etrâf u eknâfdan celb olunan askerden başka beş orta yeniçeri ve mikdâr-ı vâfî Topçu ve 'Arabacı ve Humbaracı ile [Ü4 134a] bir kadem akdem hareketi taraf-ı Cihân-dârî'den tenbîh ü telkīn olunmuşidi. ʻOsmân Paşa'nın mukaddemâ Kapudan Paşa hazretlerine vürûd eden mektûbuna cevâb olmak ve zimnen ihtilâs-ı vakt etmek mekāsıdıyla müşârun ileyh hazretleri silahdârlarını o tarafa irsâl ve ʿisyânın sû'-i ʿâkıbetini ve bu tavrın nedâmetini tafsîl ü icmâl edüp, başında olan cemʿiyyetini tefrîk ve iclâ olunduğu mahalle ʿazîmetini tergîb ü teşvîk ve emr-i Pâdişâhî yerini buldukda, bir mansıb ile Rütbe-i Vezâret'i tahkīk olunacağı husûsunu tahrîr u tenmîk etmişidi. Cevâb-nâmesinde tarafından zuhûr eden evzâʿ-ı nâ-hemvâr, mecbûriyyetle zuhûr etdiğini işʿâr ve zimâm-ı ihtiyârı yedinde olsa emr-i Pâdişâhî'ye gerden-dâde-i tavʿ u inkıyâd olacağını mukaddimât-ı müzahrafe ile temhîd ve sûret-i hakda izhâr-ı temelluk u tefnîd eylediğinden gayri, Arnabud tâyifesi dahi: “Medâr-ı meʿâşımız askerîliğe münhasır ve şehriyyeye nâyil olmadığımız sûretde ahvâlimiz mütekeddir olacağından başka, Devlet-i ebed-müddet'in her zemân hidmetine lüzûmumuz zâhir olup, deryây-ı ihsân-ı Şâhâne'den bir katre ʿadd etdiğimiz şey'-i nâçîz hakkımızda dirîğ olunmamak [V 5b] niyâz olunur” deyü birkaç defʿa mahzarları geldiğine binâ'en, sefk-i dimâ ve me'yûsiyyetleri hengâmında muhayyel olan zarar-ı fukarâ gavâyili ber-taraf olmak hulyâsıyla bir mikdâr şey ile irzâ ve 'Osmân Paşa'nın dahi cürmü ʿafv olunup, taleb-kâr olduğu Silistre Eyâleti tarafına iʿtâ olunmasını baʿzıları pesendîde ve âharları müşârun ileyhin sû'-i hareketine mücâzât ve hakkında ibrâz-ı lâzime-i siyâset, mütehattim-i zimmet-i devlet olduğunu îmâ ve ictimâʿ eden asâkir ile üzerine varup, cemʿiyyetlerini ifnâ ve defʿ-i gāyile-i sirâyetle kuvve-i kāhire-i Saltanat'ı icrâ etmek evlâ olduğunu inbâ edüp, [Ü4 134b] mîzân-ı efkâr-ı erbâb-ı elbâbda şıkk-ı evvel sencîde ve “Lâ-tetemenev likā'e'l-ʿadüvv” meʿâli ber-güzîde kılınup, 'atıyye nâmıyla üç bin kîse Arnabud tâyifesine ihsân ve Silistre Eyâleti dahi ibkāy-ı Vezâret'iyle müşârun ileyhe tevcîh olunup,\ntahfîf-i dâyire ve vüzerây-ı sâyire gibi mansıbına revân olmak fermân ve bu hâlet-i müdhişe bilâ-muhârebe vü nizâʿ sûret-i mezkûre ile karîn-i indifâʿ oldu.",
          "caption": "Gāyet-i ahvâl-i Gürcü ʿOsmân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_718.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Gāyet-i ahvâl-i Gürcü ʿOsmân Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin 'an-asl dimâğında fesâd ve tabʿında gılzat u 'inâd olup, sû'-i hareketi sebebi ile Devlet-i 'aliyye'den emîn olmadığından, başına vâfir haşerât cemʿ ve 'ulûfeleri behânesiyle yedlerinde me'sûr [V 4a] ve taht-ı tesallutlarında zebûn u makhûr olduğunu kirâren ve mirâren tahrîr ve Anadolu'ya geçmek me'mûriyyeti Devlet-i ʿaliyye tarafından vâfir meblağ irsâline menût idüğini tastîr etmiş idi. Tekâlîfine tehammül müteʿazzir olduğundan başka, farz-ı muhâl ile istidʿâ eylediği meblağ-ı vâfir temâmen teslîm olunsa bile, ʿazîmetden ibâ ve Rumeli mansıbından gayri matlabı olmadığını îmâ eyleyüp, Rumeli'nin tathîri ecell-i metâlib-i devlet iken, o kadar evbâş ile tekrâr müşârun ileyhi teslît, o memleket-i hasâret-zedeyi bi'l-külliyye [Ü4 133a] ifsâd u tahlît etmekden gayri bir fâyideyi müntic\nolmayup, izâle-i vücûdu cây-gîr-i zamîr ve Bosna Eyâleti, müşârun ileyhe ve Tırhala Sancağı, Vezîr Ebûbekir Paşa'ya tevcîh olunmak tedbîr ve başında olan Arnabud eşkıyâsını defʿ içün mikdâr-ı vâfî meblağ dahi gönderilüp, mütevassit kapu ile mansıbı tarafına ʿazîmeti tenbîh ü tezkîr olunmuşidi. Sûret-i zâhirde emr-i ʿâlîye imtisâl ve Bosna'ya Mütesellimlik buyuruldusu irsâl ve olduğu mahalden ikişer üçer sâʿat ʿazîmet eyleyerek ve birer ikişer gün câddenin çep ü râstında meks ü ikāmet ederek yola doğrulduysa dahi, Bosna diyârı gibi cây-ı tengnâya duhûlden istinkâf ve Bosnalı dahi ʿacele eyleyüp, memlekete ʿadem-i idhâlini işrâb eder mahzar irsâliyle kuvve-i vehmiyyesini izʿâf ve bu bevâʿis ile Filibe Kazâsı'na varmış iken, yine Edirne tarafına insırâf üzere olduğu teʿayyün edüp, fi'l-hâl Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından Saʿîd Ağa ibkā emriyle tarafına tesyîr ve mûmâ ileyh o tarafa vardıkda, hareketde taksîrini hiss ile bir takrîb yedinden [V 4b] tahlîs-ı girîbân ve Âsitâne'ye gelüp, ahvâlini zikr ü beyân eyledikde, tekrar nush u pendi şâmil tarafına mekâtîb irsâl ve bu hareket-i nâ-be-câdan garazı ne idüği tefahhus u suʾâl olunmuşidi. Arnabudlar şehriyyelerini talebde ısrâr ve eşkıyâ, istîfâ-yı matlûb etmedikçe sebîlini tahliye etmeyeceklerini işʿâr eyleyüp, sûʾ-i niyyet ve fesâd-ı taviyyeti zâhire çıkdığından, Bâb-ı ʿâlî'de ve huzûr-ı hümâyûnda baʿzı havâss ile müşâvere ve bu keyfiyyet müzâkere olunup, tûğ ve sancağı refʿ ve Vezâret kaydı terkīn ve muhâlefet eylediği takdîrde hakkında izhâr-ı [Ü4 133b] kuvve-i kāhire kılınmak karâr-gîr-i erbâb-ı reʾy-i rezîn olup, bu mazmûnda sâdır olan emr-i ʿâlî zaʿîm mübâşereti ile tarafına gönderildikde, emr-i ʿâlîye itâʿatini tezkâr etdiyse dahi, başında olan erâzil ü eşhâs ne mahalle gider ise, mecmûʿ birden gitmek üzere hilf u yemîn ve şehriyyelerini taleb ü ahz içün İstanbul'a doğru kendüyi cebren götürmek kasdında olduklarını telmîh ile mecbûriyyetini tebyîn eyleyüp, sühûletle bu gāyilenin indifâʿında evliyây-ı umûra yeʾs gelüp, etrâf u eknâfa neşr-i fermân ve merkūmun ve hevâdârlarının vücûb-ı izâleleri ifâde vü beyân olunduğundan gayri, Edirne'de mukîm Tepedelenli-zâde Muhtâr Paşa, Bergos'a taʿyîn ve eşkıyây-ı mezkûre ile dağlunun nihânî ittifâkları ve birbirinden ʿadem-i emniyyet ile imtinâʿ-ı ictimâʿları mahsûs ise dahi, dağlu ahad-i tarafeynden kesb-i emniyyet ile fürce bulmak ve Tekfürdağı kolundan şaşkınlık vermek ihtimâli hâtıra güzâr eylediğinden, İznikmid Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa o havâlî askeriyle Çorlu tarafına gönderilüp, Levend Çiftliği'nde ve Üsküdar'da olan muʿallem asker dahi Silivri'ye doğru ihrâc [V 5a] u tesyîr\nolunmuşlar idi. Eşkıyâ, Vize ve Serây ve o havâlîde vâkiʻ kurâya münteşir ve ʻOsmân Paşa Pınar-hisar'da müstekarr olduğu haberleri mütehakkak olduğundan, tekrâr huzûr-ı hümâyûnda meşveret olunup, taʿyîn olunan asâkiri idâreye bir Vezîr-i kaviyyü'l-iktidârın vücûb-i me'mûriyyeti zebân-güzâr-ı erbâb-ı ʿakd ü hall olduğundan, hâlâ Deryâ Kapudanı Vezîr Hüseyin Paşa gāyile-i mezkûrenin indifâʿına taʿyîn ve etrâf u eknâfdan celb olunan askerden başka beş orta yeniçeri ve mikdâr-ı vâfî Topçu ve 'Arabacı ve Humbaracı ile [Ü4 134a] bir kadem akdem hareketi taraf-ı Cihân-dârî'den tenbîh ü telkīn olunmuşidi. ʻOsmân Paşa'nın mukaddemâ Kapudan Paşa hazretlerine vürûd eden mektûbuna cevâb olmak ve zimnen ihtilâs-ı vakt etmek mekāsıdıyla müşârun ileyh hazretleri silahdârlarını o tarafa irsâl ve ʿisyânın sû'-i ʿâkıbetini ve bu tavrın nedâmetini tafsîl ü icmâl edüp, başında olan cemʿiyyetini tefrîk ve iclâ olunduğu mahalle ʿazîmetini tergîb ü teşvîk ve emr-i Pâdişâhî yerini buldukda, bir mansıb ile Rütbe-i Vezâret'i tahkīk olunacağı husûsunu tahrîr u tenmîk etmişidi. Cevâb-nâmesinde tarafından zuhûr eden evzâʿ-ı nâ-hemvâr, mecbûriyyetle zuhûr etdiğini işʿâr ve zimâm-ı ihtiyârı yedinde olsa emr-i Pâdişâhî'ye gerden-dâde-i tavʿ u inkıyâd olacağını mukaddimât-ı müzahrafe ile temhîd ve sûret-i hakda izhâr-ı temelluk u tefnîd eylediğinden gayri, Arnabud tâyifesi dahi: “Medâr-ı meʿâşımız askerîliğe münhasır ve şehriyyeye nâyil olmadığımız sûretde ahvâlimiz mütekeddir olacağından başka, Devlet-i ebed-müddet'in her zemân hidmetine lüzûmumuz zâhir olup, deryây-ı ihsân-ı Şâhâne'den bir katre ʿadd etdiğimiz şey'-i nâçîz hakkımızda dirîğ olunmamak [V 5b] niyâz olunur” deyü birkaç defʿa mahzarları geldiğine binâ'en, sefk-i dimâ ve me'yûsiyyetleri hengâmında muhayyel olan zarar-ı fukarâ gavâyili ber-taraf olmak hulyâsıyla bir mikdâr şey ile irzâ ve 'Osmân Paşa'nın dahi cürmü ʿafv olunup, taleb-kâr olduğu Silistre Eyâleti tarafına iʿtâ olunmasını baʿzıları pesendîde ve âharları müşârun ileyhin sû'-i hareketine mücâzât ve hakkında ibrâz-ı lâzime-i siyâset, mütehattim-i zimmet-i devlet olduğunu îmâ ve ictimâʿ eden asâkir ile üzerine varup, cemʿiyyetlerini ifnâ ve defʿ-i gāyile-i sirâyetle kuvve-i kāhire-i Saltanat'ı icrâ etmek evlâ olduğunu inbâ edüp, [Ü4 134b] mîzân-ı efkâr-ı erbâb-ı elbâbda şıkk-ı evvel sencîde ve “Lâ-tetemenev likā'e'l-ʿadüvv” meʿâli ber-güzîde kılınup, 'atıyye nâmıyla üç bin kîse Arnabud tâyifesine ihsân ve Silistre Eyâleti dahi ibkāy-ı Vezâret'iyle müşârun ileyhe tevcîh olunup,\ntahfîf-i dâyire ve vüzerây-ı sâyire gibi mansıbına revân olmak fermân ve bu hâlet-i müdhişe bilâ-muhârebe vü nizâʿ sûret-i mezkûre ile karîn-i indifâʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından bi'l-fiʿl Cebeci-başı olan Tosun Mehmed Ağa'nın kābiliyyet ü kemâli, maʿlûm-i hazret-i Sadr-ı ʿâlî olduğuna binâʾen, Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa mahlûlünden Habeş Eyâleti ilhâkıyla Cidde Sancağı, bâ-Rütbe-i Vezâret tarafına tevcîh ü ʿinâyet olunmuşidi. Müşârun ileyh dâyiresine nizâm ile cânib-i Hicâz'a matıyye-rân-ı iʿtizâm olup, iskāt-ı ferîza-i hacc ʿakabinde sûy-ı ʿukbâya hırâm eyledi. Müşârun ileyh ʿan-asl tertîb ile nesh görmüş ve bahs ü cedele kudret kesb etmiş zevâtdan olduğu hâline vâkıf olanların [V 6a] maʿlûmu olduğundan gayri, me'mûr olduğu hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de sadâkat ü istikāmeti zâhir ü beyyin ve seferlerde ifrâğ-ı cehd ü tâkat ile saʿy ü gayreti müteʿayyin olup, tahmînen altmış yaşına bülûğ hılâlinde vefât ve semere-i Vezâret'i müşâhede etmeden teslîm-i vedîʿa-i hayât eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Cidde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_719.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Cidde",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından bi'l-fiʿl Cebeci-başı olan Tosun Mehmed Ağa'nın kābiliyyet ü kemâli, maʿlûm-i hazret-i Sadr-ı ʿâlî olduğuna binâʾen, Sadr-ı esbak Yûsuf Paşa mahlûlünden Habeş Eyâleti ilhâkıyla Cidde Sancağı, bâ-Rütbe-i Vezâret tarafına tevcîh ü ʿinâyet olunmuşidi. Müşârun ileyh dâyiresine nizâm ile cânib-i Hicâz'a matıyye-rân-ı iʿtizâm olup, iskāt-ı ferîza-i hacc ʿakabinde sûy-ı ʿukbâya hırâm eyledi. Müşârun ileyh ʿan-asl tertîb ile nesh görmüş ve bahs ü cedele kudret kesb etmiş zevâtdan olduğu hâline vâkıf olanların [V 6a] maʿlûmu olduğundan gayri, me'mûr olduğu hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de sadâkat ü istikāmeti zâhir ü beyyin ve seferlerde ifrâğ-ı cehd ü tâkat ile saʿy ü gayreti müteʿayyin olup, tahmînen altmış yaşına bülûğ hılâlinde vefât ve semere-i Vezâret'i müşâhede etmeden teslîm-i vedîʿa-i hayât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tefâsîl-i ahvâli tesvîd-i çehre-i evrâk ve havâdis-i mekrûhesi imlây-ı sahâyif-i âfâk eden Pâsbân-oğlu'nun bir müddetden berü tazyîk u izʿâcına bâʿis olacak efâʿîl-i kahriyyede tüvânî vü fütûr ber-taraf olarak, [Ü4 135a] eyâdî-yi batş u kuvveti menzilinde olan eşhâsın ekserîsi dâyire-i itâʿate celb ve bâ-husûs Vidin Kalʿası'nda olan baʿzı müteneffislerin istimâlesiyle râhat u emniyyeti bi'l-külliyye selb olunup, istihlâs-ı nefs-i habîset dāʿiyesiyle gâh cihet-i firârı cüst-cû ve gâh bî-gâne vü âşinâ taraflarından istişfâʿa temessük ile izhâr-ı tekâ-pû edüp, birkaç bin âdemden ʿibâret cemʿiyyet ile bir Vezîr, Vidin mukābilinde rû-nümâ olduğu hâlde firâr u demâr şıklarından birini ihtiyâr etmek sûretleri ezhân-ı erbâb-ı itkānda mürtesem ü nümâyân iken, ber-muktezây-ı surûf-ı rüzgâr Gürcü ʿOsmân Paşa gāyilesi ve Hakkı Paşa haşerâtının defʿi maslahatı ile Devlet-i ʿaliyye'nin iştigāli ve bâ-husûs Rumeli tevcîh olunan Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın üç mâhdan berü yerinden ʿadem-i hareketi, tasavvur olunan hey’et-i ictimâʿiyyenin husûlüne hâciz olduğundan fazla, esbâb-ı mezkûre\nbâgī-yi mezbûra medâr-ı kuvvet ve bâʿis-i teneffüs ü miknet olup, dağlı eşkıyâsından Manav ve Köstenceli takımını isticlâb ve Eflâk'a imrâr ve gāret [V 6b] husûslarını işrâb etmişidi. Eşkıyây-ı mezkûrenin ʿan-asl ʿutüvv ü fesâd ve ızrâr-ı ʿibâd menhec ü muʿtâdları olduğundan, fi'l-hâl sürʿat-i icâbetle Eflâk tarafına güzâr eylediklerini muhâfazaya me'mûr Aydın Paşa ve İbrâ'îl Nâzırı istihbâr ile sedd-i râh-ı gāret ve ceng ü sitîze mübâşeret ve birkaç yüz küştenîyi ifnâ ve hakk-ı nân u nemeki icrâ ve bu mukābele-i ʿanîfeden ʿusât-ı mezkûre cibâl-i şâhikada karâr ü tesettür ve defʿ-i sâyil ve belki cihât-ı necâtı tefekkürde iken, Eflâk Voyvodası olan Mihal ʿan-asl müflis ve ressü'l-hâl ve bin kîse [Ü4 135b] kadar deyn altında kalmış bir gebr-i dâll olup, hıyâneti mücerreb olan büyük oğlunun sevk u delâletiyle Eflâk'a duhûllerinden berü cemʿ-i mâl zımnında nasb-ı şebeke-i ihtiyâl ve sunûf-ı askerînin şehriyyelerini edâda mümâtale ile cism-i iktidârlarına îrâs-ı zaʿf ü hüzâl ve tedârük etdiği emvâl ile bir tarafa firâr kasdını nükāve-i hayâl-i bâl etmişidi. Rum tâ'ifesinden memleketi muhâfaza içün sûret-i zâhirde tedârük etdiği bin kadar eşhâs ile Bükreş pîşgâhında kıyâm ve suver-i zihniyyesine nizâm verdiği hengâm, eşkıyânın Eflâk'a duhûlünü işidüp, haşerât-ı mezkûreye ıtlâk-ı zimâm ve Bükreş mütemevvillerini nehb ü gāret etdirdikden sonra, tahlîs-ı cân kaydında olmalarını ifhâm ve Nemçe hudûduna doğru cemʿ etdiği emvâl ile sürʿat ü şitâb ve Bükreş halkının zî-kudretleri dahi bi'z-zarûre terk-i vatan keyfiyyetini irtikâb etdiklerini Tuna havâlîsinde bulunan me'mûrlar ifâde ve Vezîr Ağa Hasan Paşa'ya defʿ-i ihtilâl u şûr zımnında karşuya murûr içün ʿarz u mahzar firistâde eyledikleri [V 7a] ân, müşârun ileyh ve Tirsinikli-zâde, Eflâk tarafına güzâr ve defʿ-i eşkıyâ esbâbına teşebbüs ile nizâm-ı memlekete ibtidâr etdikleri istihbâr olunduğu hâlde, firârî-yi mesfûrun nâ-gâh Âsitâne'de bırakdığı oğluna bir şukkası gelüp, Nemçe hudûduna firâr etdiğini ve bundan sonra Moskov diyârına gideceğini beyân ile evlâd u ʿiyâlini alup, Moskov Elçisi'nin konağına gitmesini tenbîh ü tahrîr etmekle, mesfûr iddiʿâ etdiği sadâkat hasebiyle babasının şukkasını Bâb-ı ʿâlî'ye getürüp, sûret-i mezkûrenin ʿadem-i kabûlünü [136a] işʿâr u tasrîh ve her hâlde emr ü irâde-i devlete gerden-dâde-i tavʿ u inkiyâd olduğunu sûret-i meskenetde telmîh etmişidi. Husûs-ı mezkûr evliyây-ı umûr miyânında müzâkere olunup, baʿzıları Mihal'in mücerreb olan istikāmetine nazaran firârı kemâl-i havfından neş'et eylediğini takrîr ve baʿzıları sûret-i necât Boğdan'a yâhûd Yergöğü'ye tehassun ile mümkin olduğunu delîl ittihâzıyla firârını mahzâ hıyânet ü ihânete haml edüp, ʿâlâ-kile't-takdîreyn ihtilâl-i mezkûrun indifâʿına bakılmak ve tîz\nelden Eflâk'a bir Voyvoda gönderilmek lüzûmu karâr-gîr olup, Deli Kostantin raʿiyyet-perver bir şahıs olduğu tezkâr ve Voyvodalığ'a ihtiyâr olunduysa dahi, zaʿf-ı hâli sebebi ile tâyife-i askerînin müctemaʿ olan şehriyyelerini edâ edemeyüp, her cihetle ʿusrete dûçâr olacağı muhakkak u âşikâr olmağla, Boğdan Voyvodası tarafından yüz bin guruş iʿâne olunmak kapu kethudâlarına ibâne olundukda, kesret-i düyûn ve mürettebâtdan bahs ile edâya kudret-yâb olamayacağlarını beyân ve Eflâk Voyvodalığı, nizâm-ı memleket husûlüne dek Boğdan Voyvodası tarafına ilhâkan [V 7b] ihsân olunur ise, defʿ-i ihtilâl ve idâre-i zehâyir-i askerîye berçîde-dâmen-i ihtimâm olacağlarını der-meyân etmeleriyle, keyfiyyet hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz u işâret olunup, ol vechile tanzîmine müsâʿade-i hümâyûn rû-nümûn olmağla, memleket-i mezbûre ilhâkan mesfûra tevcîh ve Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʿat olunup, firârî-yi mesfûrun te'mîn ü isticlâbı husûsu, o taraflarda bulunan meʾmûrlara ve bâ-husûs Boğdan Voyvodası'na müʾekkeden tahrîr olunduğundan gayri, Eflâk derûnunda olan bugātın kahr u tedmîr ve istîsâl [Ü4 136b] ü tenkîlleriyle memleket-i Pâdişâhî'yi tathîr etmeleriyçün müşârun ileyhimâya ve Tirsinikli-zâde'ye ve sâyirlere müteʿaddid evâmir-i celîle tahrîr ü tesyîr olunmuşidi. Meʾmûrân-ı devlet, teşmîr-i dâmen-i gayret ve eşkıyâyı hasr u tazyîk ile üftâde-i hâviye-i mezellet eyleyüp, encâm-ı kâr melâz ittihâz eyledikleri mahalden ihrâc ve kulleye dek taʿkīb olunup, karâr u mukāvemete mecâlleri olmadığından, ahmâl ü eskāl ve ühbe-i ceng ü cidâllerin berü yakada terk ile hâsir ü hâyib Tuna'yı geçüp, Vidin'e doğru zâhib oldukları haberi vâsıl ve cümleye inbisât hâsıl oldu.",
          "caption": "Murûr-i gürûh-ı eşkıyâ be-Eflâk ve firâr-ı Voyvoda-i memleket-i mezbûre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_720.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Murûr-i gürûh-ı eşkıyâ be-Eflâk ve firâr-ı Voyvoda-i memleket-i mezbûre",
          "text": "Tefâsîl-i ahvâli tesvîd-i çehre-i evrâk ve havâdis-i mekrûhesi imlây-ı sahâyif-i âfâk eden Pâsbân-oğlu'nun bir müddetden berü tazyîk u izʿâcına bâʿis olacak efâʿîl-i kahriyyede tüvânî vü fütûr ber-taraf olarak, [Ü4 135a] eyâdî-yi batş u kuvveti menzilinde olan eşhâsın ekserîsi dâyire-i itâʿate celb ve bâ-husûs Vidin Kalʿası'nda olan baʿzı müteneffislerin istimâlesiyle râhat u emniyyeti bi'l-külliyye selb olunup, istihlâs-ı nefs-i habîset dāʿiyesiyle gâh cihet-i firârı cüst-cû ve gâh bî-gâne vü âşinâ taraflarından istişfâʿa temessük ile izhâr-ı tekâ-pû edüp, birkaç bin âdemden ʿibâret cemʿiyyet ile bir Vezîr, Vidin mukābilinde rû-nümâ olduğu hâlde firâr u demâr şıklarından birini ihtiyâr etmek sûretleri ezhân-ı erbâb-ı itkānda mürtesem ü nümâyân iken, ber-muktezây-ı surûf-ı rüzgâr Gürcü ʿOsmân Paşa gāyilesi ve Hakkı Paşa haşerâtının defʿi maslahatı ile Devlet-i ʿaliyye'nin iştigāli ve bâ-husûs Rumeli tevcîh olunan Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın üç mâhdan berü yerinden ʿadem-i hareketi, tasavvur olunan hey’et-i ictimâʿiyyenin husûlüne hâciz olduğundan fazla, esbâb-ı mezkûre\nbâgī-yi mezbûra medâr-ı kuvvet ve bâʿis-i teneffüs ü miknet olup, dağlı eşkıyâsından Manav ve Köstenceli takımını isticlâb ve Eflâk'a imrâr ve gāret [V 6b] husûslarını işrâb etmişidi. Eşkıyây-ı mezkûrenin ʿan-asl ʿutüvv ü fesâd ve ızrâr-ı ʿibâd menhec ü muʿtâdları olduğundan, fi'l-hâl sürʿat-i icâbetle Eflâk tarafına güzâr eylediklerini muhâfazaya me'mûr Aydın Paşa ve İbrâ'îl Nâzırı istihbâr ile sedd-i râh-ı gāret ve ceng ü sitîze mübâşeret ve birkaç yüz küştenîyi ifnâ ve hakk-ı nân u nemeki icrâ ve bu mukābele-i ʿanîfeden ʿusât-ı mezkûre cibâl-i şâhikada karâr ü tesettür ve defʿ-i sâyil ve belki cihât-ı necâtı tefekkürde iken, Eflâk Voyvodası olan Mihal ʿan-asl müflis ve ressü'l-hâl ve bin kîse [Ü4 135b] kadar deyn altında kalmış bir gebr-i dâll olup, hıyâneti mücerreb olan büyük oğlunun sevk u delâletiyle Eflâk'a duhûllerinden berü cemʿ-i mâl zımnında nasb-ı şebeke-i ihtiyâl ve sunûf-ı askerînin şehriyyelerini edâda mümâtale ile cism-i iktidârlarına îrâs-ı zaʿf ü hüzâl ve tedârük etdiği emvâl ile bir tarafa firâr kasdını nükāve-i hayâl-i bâl etmişidi. Rum tâ'ifesinden memleketi muhâfaza içün sûret-i zâhirde tedârük etdiği bin kadar eşhâs ile Bükreş pîşgâhında kıyâm ve suver-i zihniyyesine nizâm verdiği hengâm, eşkıyânın Eflâk'a duhûlünü işidüp, haşerât-ı mezkûreye ıtlâk-ı zimâm ve Bükreş mütemevvillerini nehb ü gāret etdirdikden sonra, tahlîs-ı cân kaydında olmalarını ifhâm ve Nemçe hudûduna doğru cemʿ etdiği emvâl ile sürʿat ü şitâb ve Bükreş halkının zî-kudretleri dahi bi'z-zarûre terk-i vatan keyfiyyetini irtikâb etdiklerini Tuna havâlîsinde bulunan me'mûrlar ifâde ve Vezîr Ağa Hasan Paşa'ya defʿ-i ihtilâl u şûr zımnında karşuya murûr içün ʿarz u mahzar firistâde eyledikleri [V 7a] ân, müşârun ileyh ve Tirsinikli-zâde, Eflâk tarafına güzâr ve defʿ-i eşkıyâ esbâbına teşebbüs ile nizâm-ı memlekete ibtidâr etdikleri istihbâr olunduğu hâlde, firârî-yi mesfûrun nâ-gâh Âsitâne'de bırakdığı oğluna bir şukkası gelüp, Nemçe hudûduna firâr etdiğini ve bundan sonra Moskov diyârına gideceğini beyân ile evlâd u ʿiyâlini alup, Moskov Elçisi'nin konağına gitmesini tenbîh ü tahrîr etmekle, mesfûr iddiʿâ etdiği sadâkat hasebiyle babasının şukkasını Bâb-ı ʿâlî'ye getürüp, sûret-i mezkûrenin ʿadem-i kabûlünü [136a] işʿâr u tasrîh ve her hâlde emr ü irâde-i devlete gerden-dâde-i tavʿ u inkiyâd olduğunu sûret-i meskenetde telmîh etmişidi. Husûs-ı mezkûr evliyây-ı umûr miyânında müzâkere olunup, baʿzıları Mihal'in mücerreb olan istikāmetine nazaran firârı kemâl-i havfından neş'et eylediğini takrîr ve baʿzıları sûret-i necât Boğdan'a yâhûd Yergöğü'ye tehassun ile mümkin olduğunu delîl ittihâzıyla firârını mahzâ hıyânet ü ihânete haml edüp, ʿâlâ-kile't-takdîreyn ihtilâl-i mezkûrun indifâʿına bakılmak ve tîz\nelden Eflâk'a bir Voyvoda gönderilmek lüzûmu karâr-gîr olup, Deli Kostantin raʿiyyet-perver bir şahıs olduğu tezkâr ve Voyvodalığ'a ihtiyâr olunduysa dahi, zaʿf-ı hâli sebebi ile tâyife-i askerînin müctemaʿ olan şehriyyelerini edâ edemeyüp, her cihetle ʿusrete dûçâr olacağı muhakkak u âşikâr olmağla, Boğdan Voyvodası tarafından yüz bin guruş iʿâne olunmak kapu kethudâlarına ibâne olundukda, kesret-i düyûn ve mürettebâtdan bahs ile edâya kudret-yâb olamayacağlarını beyân ve Eflâk Voyvodalığı, nizâm-ı memleket husûlüne dek Boğdan Voyvodası tarafına ilhâkan [V 7b] ihsân olunur ise, defʿ-i ihtilâl ve idâre-i zehâyir-i askerîye berçîde-dâmen-i ihtimâm olacağlarını der-meyân etmeleriyle, keyfiyyet hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz u işâret olunup, ol vechile tanzîmine müsâʿade-i hümâyûn rû-nümûn olmağla, memleket-i mezbûre ilhâkan mesfûra tevcîh ve Kapu Kethudâsı'na ilbâs-ı hilʿat olunup, firârî-yi mesfûrun te'mîn ü isticlâbı husûsu, o taraflarda bulunan meʾmûrlara ve bâ-husûs Boğdan Voyvodası'na müʾekkeden tahrîr olunduğundan gayri, Eflâk derûnunda olan bugātın kahr u tedmîr ve istîsâl [Ü4 136b] ü tenkîlleriyle memleket-i Pâdişâhî'yi tathîr etmeleriyçün müşârun ileyhimâya ve Tirsinikli-zâde'ye ve sâyirlere müteʿaddid evâmir-i celîle tahrîr ü tesyîr olunmuşidi. Meʾmûrân-ı devlet, teşmîr-i dâmen-i gayret ve eşkıyâyı hasr u tazyîk ile üftâde-i hâviye-i mezellet eyleyüp, encâm-ı kâr melâz ittihâz eyledikleri mahalden ihrâc ve kulleye dek taʿkīb olunup, karâr u mukāvemete mecâlleri olmadığından, ahmâl ü eskāl ve ühbe-i ceng ü cidâllerin berü yakada terk ile hâsir ü hâyib Tuna'yı geçüp, Vidin'e doğru zâhib oldukları haberi vâsıl ve cümleye inbisât hâsıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mersûma istimâleti mutazammın etrâfdan yazılan kâğıdlar yedine vâsıl ve ihtiyâr etdiği vazʿ-ı nâ-be-câ havf u haşyetden neşʾet edüp, bir vechile muʾâhaze olunmayacağı vaʿdine nâyil olduğundan, hudûd-ı Nemçe'den rû-gerdân-ı ʿavdet ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, vâreste-i kayd-ı ʿukūbet oldu.",
          "caption": "Bakıyye-i ahvâl-i Mihal",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_721.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Bakıyye-i ahvâl-i Mihal",
          "text": "Mersûma istimâleti mutazammın etrâfdan yazılan kâğıdlar yedine vâsıl ve ihtiyâr etdiği vazʿ-ı nâ-be-câ havf u haşyetden neşʾet edüp, bir vechile muʾâhaze olunmayacağı vaʿdine nâyil olduğundan, hudûd-ı Nemçe'den rû-gerdân-ı ʿavdet ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, vâreste-i kayd-ı ʿukūbet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûznâmçe'nin Hakkı Paşa ordusu Defterdârı Râşid Efendi'ye kerhen tevcîhi, mukaddemâ [V 8a] nakş-ı sahîfe-i beyân ve müşârun ileyhin ʿazliyle mansıb-ı mezkûrun ʿadem-i bekāsı güzâriş-pezîr-i sümût-i ezhân olmuşidi. Sedd-i İskenderiyye binâsı ve Dimyat ve Reşîd gümrükleri Emîni Sâlih Efendi'nin nüfûz u iʿtibârına medâr olur zuʿmuyla Rûznâmçe'nin mûmâ ileyhe tevcîhi, bir müddetden berü ashâb-ı hall ü ʿakd taraflarından ilkā ve işbu Rebîʿulevvel'in sekizinci günü mansıb-ı mezkûr Râşid Efendi'nin ʿazlinden mûmâ ileyhe tevcîh olunup, hilʿati Teşrîfâtî Efendi'ye iksâ olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Rûznâmçe-i Evvel be-Emîn-i Binây-ı Sedd-i İskenderiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_722.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Rûznâmçe-i Evvel be-Emîn-i Binây-ı Sedd-i İskenderiyye",
          "text": "Rûznâmçe'nin Hakkı Paşa ordusu Defterdârı Râşid Efendi'ye kerhen tevcîhi, mukaddemâ [V 8a] nakş-ı sahîfe-i beyân ve müşârun ileyhin ʿazliyle mansıb-ı mezkûrun ʿadem-i bekāsı güzâriş-pezîr-i sümût-i ezhân olmuşidi. Sedd-i İskenderiyye binâsı ve Dimyat ve Reşîd gümrükleri Emîni Sâlih Efendi'nin nüfûz u iʿtibârına medâr olur zuʿmuyla Rûznâmçe'nin mûmâ ileyhe tevcîhi, bir müddetden berü ashâb-ı hall ü ʿakd taraflarından ilkā ve işbu Rebîʿulevvel'in sekizinci günü mansıb-ı mezkûr Râşid Efendi'nin ʿazlinden mûmâ ileyhe tevcîh olunup, hilʿati Teşrîfâtî Efendi'ye iksâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin Belgrad'da olan fesâdâtı ve Üsküdâr Mevleviyyeti'ne tegallüben itâle-i dest-i mel'aneti hasebiyle bir takrîb bu tarafa isticlâb ve te'dîb ü takrîʿini îcâb etmişidi. Üsküdar'ın vakt-i zabtı mütekārib olduğu beyânıyla bu tarafa teveccühü husûsu mukaddemâ tarafına tahrîr olunduysa dahi, tebeʿât-ı sâbıkasını tezekkür ile beyne ikdâm ü ihcâm pâ-beste-i dâm-ı tehayyür ü evhâm olduğu tehakkuk edüp, mûcib-i emniyyet olur tedbîr ile vahşeti izâle vü tagyîr ve şehr-i mezkûr evâyilinde Âsitâne'ye gelüp, işâret-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî'yle Rodos'a iclâ ve kalʿa-bend emri isdârıyla ʿibret-i erbâb-ı zeyg u hevâ kılındı.",
          "caption": "Nefy-i Kādî-yi Belgrad Sa'dullah [Ü4 137a] Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_723.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Kādî-yi Belgrad Sa'dullah [Ü4 137a] Efendi",
          "text": "Mûmâ ileyhin Belgrad'da olan fesâdâtı ve Üsküdâr Mevleviyyeti'ne tegallüben itâle-i dest-i mel'aneti hasebiyle bir takrîb bu tarafa isticlâb ve te'dîb ü takrîʿini îcâb etmişidi. Üsküdar'ın vakt-i zabtı mütekārib olduğu beyânıyla bu tarafa teveccühü husûsu mukaddemâ tarafına tahrîr olunduysa dahi, tebeʿât-ı sâbıkasını tezekkür ile beyne ikdâm ü ihcâm pâ-beste-i dâm-ı tehayyür ü evhâm olduğu tehakkuk edüp, mûcib-i emniyyet olur tedbîr ile vahşeti izâle vü tagyîr ve şehr-i mezkûr evâyilinde Âsitâne'ye gelüp, işâret-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî'yle Rodos'a iclâ ve kalʿa-bend emri isdârıyla ʿibret-i erbâb-ı zeyg u hevâ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi'nin ʿuhdesine ihâle olunun hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî takrîbi ile müstedʿiyyâtına müsâʿade lâzım ve zararı gayr-i muhayyel olan mes'ûlâtına mümâşât emr-i mühimm görüldüğüne binâ'en, mahdûmu Muhtâr Paşa'nın Tırhala ile bekâm olması tarafından istirhâm ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi fi'l-hakīka maslahat-ı hatîre üzerinde bulunup, sezây-ı lutf [V 8b] u ikrâm olduğu Kapudan Paşa hazretleri tarafından ifade vü ifhâm olunmağla, mansıb-ı mezkûr şehr-i Rebîʿulevvel evâsıtında bâ-hatt-ı hümâyûn Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh ve emr-i şerîfi ısdâr olunmak tenbîh olunmuşidi. Sadrıaʿzam ve bedr-i\nefham hazretlerinin bi'l-fevzi ve'z-zafer Âsitâne-i saʿâdet'e tekarrübleri mukarrer olup, tevcîh-i menâsıb ve tertîb-i merâtib kudûmlarına taʿlîk olunmak müreccah u münâsib olduğunu Kāyim-makām Paşa hazretleri işrâb ve te'hîrini istisvâb etmişidi. Kapudan Paşa hazretleri mansıb-ı mezkûrun te'hîrinde [Ü4 137b] harec olduğunu te'emmül ve Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, sebeb-i te'ahhur u teʿallül n'olduğunu tekavvül edüp, ʿözr-i mezkûr Kāyim-makām Paşa tarafından îrâd ve anlar dahi te'hîr husûsunda baʿzı mazarrat taʿdâdıyla muʿâraza vü ilzâm tarafına istinâd ve hemân o meclisde Re'îsülküttâb Efendi'yi ihzâr ve hatt-ı şerîf mûcebince Tırhala'nın tevcîh emrini ısdâr ve inkızây-ı mâdde ʿakībinde Tersâne'ye güzâr buyurdular. Müşârun ileyhimâ hazerâtının dikkat olunsa, birer cihetle hakk yedlerinde olup, münâkaşaları min-tarîkı'l-ictihâd yine vikāye-i nâmûs-ı devlete çıkacağı maʿlûm-i erbâb-ı fetânet ü istiʿdâddır.",
          "caption": "Vukūʿ-ı münâkaşa der-meyân-ı Kāyim-makām Paşa ve Kapudan Paşa ve tevcîh-i Livâ’-i Tırhala be-Muhtâr Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_724.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı münâkaşa der-meyân-ı Kāyim-makām Paşa ve Kapudan Paşa ve tevcîh-i Livâ’-i Tırhala be-Muhtâr Paşa",
          "text": "Rumeli Vâlîsi'nin ʿuhdesine ihâle olunun hatb-ı cesîm-i Serʿaskerî takrîbi ile müstedʿiyyâtına müsâʿade lâzım ve zararı gayr-i muhayyel olan mes'ûlâtına mümâşât emr-i mühimm görüldüğüne binâ'en, mahdûmu Muhtâr Paşa'nın Tırhala ile bekâm olması tarafından istirhâm ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi fi'l-hakīka maslahat-ı hatîre üzerinde bulunup, sezây-ı lutf [V 8b] u ikrâm olduğu Kapudan Paşa hazretleri tarafından ifade vü ifhâm olunmağla, mansıb-ı mezkûr şehr-i Rebîʿulevvel evâsıtında bâ-hatt-ı hümâyûn Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh ve emr-i şerîfi ısdâr olunmak tenbîh olunmuşidi. Sadrıaʿzam ve bedr-i\nefham hazretlerinin bi'l-fevzi ve'z-zafer Âsitâne-i saʿâdet'e tekarrübleri mukarrer olup, tevcîh-i menâsıb ve tertîb-i merâtib kudûmlarına taʿlîk olunmak müreccah u münâsib olduğunu Kāyim-makām Paşa hazretleri işrâb ve te'hîrini istisvâb etmişidi. Kapudan Paşa hazretleri mansıb-ı mezkûrun te'hîrinde [Ü4 137b] harec olduğunu te'emmül ve Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, sebeb-i te'ahhur u teʿallül n'olduğunu tekavvül edüp, ʿözr-i mezkûr Kāyim-makām Paşa tarafından îrâd ve anlar dahi te'hîr husûsunda baʿzı mazarrat taʿdâdıyla muʿâraza vü ilzâm tarafına istinâd ve hemân o meclisde Re'îsülküttâb Efendi'yi ihzâr ve hatt-ı şerîf mûcebince Tırhala'nın tevcîh emrini ısdâr ve inkızây-ı mâdde ʿakībinde Tersâne'ye güzâr buyurdular. Müşârun ileyhimâ hazerâtının dikkat olunsa, birer cihetle hakk yedlerinde olup, münâkaşaları min-tarîkı'l-ictihâd yine vikāye-i nâmûs-ı devlete çıkacağı maʿlûm-i erbâb-ı fetânet ü istiʿdâddır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîʿulevvel'in on üçüncü günü Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'nde ber-muʿtâd-ı kadîm istimâʿ-ı mevlid-i hazret-i Nebî-yi kerîm ile istifâza-i feyz-i ʿamîm kılındı.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_725.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "Şehr-i Rebîʿulevvel'in on üçüncü günü Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'nde ber-muʿtâd-ı kadîm istimâʿ-ı mevlid-i hazret-i Nebî-yi kerîm ile istifâza-i feyz-i ʿamîm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadr-ı meʿâlî-semîr hazretlerinin Halebü'ş-şehbâ'ya şeref-endâz-ı iclâl oldukları, mukaddemâ nigâşte-i sahîfe-i tahrîr kılınmışidi. O havâlînin dahi lâzım gelen nizâmı ahsen vechile tensîk ve şevârid-i umûru mehmâ-emken mûcibât-ı [V 9a] vakt ü hâle tatbîk olunup, Kaʿbetü'l-ikbâl-i ashâb-ı hâcât u âmâl olan Dergâh-ı Pâdişâh-ı Sürûşî-hısâl'a rû-mâl içün Haleb'den fekk-i tınâb-ı ikāmet ü ârâm ve hılâl-i râhda istimâʿ-ı deʿâvî ve icrây-ı ahkâm ve îfây-ı lâzime-i nakz u ibrâm eyleyerek, “Maldepe” nâm merhaleye bi'l-yümni ve's-saʿâde pâ-nihâde oldukları, sâmiʿa-res-i Şehriyâr-ı ʿadâlet-ʿâde olmağla, muʿtâd üzere ʿavdetlerine Silahdâr Ağa taʿyîn olunup, mahall-i mezbûrda mülâkāt ve resm-i daʿvet edâ ve taraf-ı Âsafâne'den lâzime-i ikrâm u ihtirâm [Ü4 138a] fevka'l-merâm mü'eddâ vü mürʿâ ve haber-i semʿ ü tâʿat ile Ağa-yı müşârun ileyh ʿavdet etmişidi. Şehr-i Rebîʿulâhır'ın üçüncü İsneyn\ngünü Maldepe'den harekete te'ehhüb ve Haydar-paşa'da taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Cihândârî'den lutfen ve keremen tertîb olunan yemeklik mahalline tekarrüb buyurduklarında, semâhatlü Şeyhülislâm Efendi hazretleri otağdan yirmi hatve ilerüde râkiben istikbâl ve pîrâmen-i otağda kezâlik râkiben saff-beste-i selâm olan Nakībüleşrâf ve Anadolu Kadıʿaskeri ve İstanbul Kadısı ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ve kapucu-başılar resm-i terhîb ü teʾehhülü icrâ ile kadd-hamîde-i ibtihâl oldular. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri Otak-ı süreyyâ-nitâk'a nüzûl buyurduklarında, erbâb-ı alay vâhiden-baʿde-vâhidin ʿalâ-ihtilâfi merâtibihim dâmenbûs-ı Âsafâne'leriyle müstesʿid ve çadırlarına râciʿ u ʿâyid oldukları hengâm, Hân-ı vesîʿü'l-nevâl-i Hâkānî'den otuz süfre ve her süfresi dörder beşer tabladan ʿibâret etʿime-i şehiyye ve nefâyis-i hûrdenî, zikr olunan zevâtın hıyâmına taksîm ve maʿiyyetlerinde olan hâcegân ve sâyir hademe-i devlet ile tenâvül [V 9b] ve duʿây-ı Şâhâne'yi güzârende-i zebân-ı taʿzîm eylediklerinden fazla, hademe ve sâyir maʿiyyet-i Âsafî ile vârid olan tavâyif-i askerîye mahall-be-mahall medd-i simât-ı niʿam ve itʿâm-ı ehass u eʿamm kılındı. Maslahat-ı taʿâm hıtâm buldukdan sonra alay tertîb olunup, çavuşân ve zuʿamâ ve ümenâya dek hâcegân-ı Dîvân-ı bülend-erkân ve Dergâh-ı âlî kapucu-başıları ve Sipâh ve Silahdâr ağaları ve Menâsıb-ı Sitte ricâli ve İstanbul Kadısı ve Sadr-ı Anadolu ve Nakībüleşrâf ve bunların ʿakībinde Kapudan Paşa [Ü4 138b] ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı müretteben pîşgâh-ı Sadr-ı Âsaf-câh'da yürüyerek, misli nâ-yâb alay ile iskeleye karîb gelindikde, Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri salât-ı zuhru edâ ve cenâb-ı Fetvâ-penâhi'yle sandala süvâr ve müşârun ileyhimâ hazerâtı kafâdâr olarak Beşiktaş'da hâk-i ʿatebe-i Şehinşâhî'ye çehre-sâ oldular. Emr-i kuʿûd ile teşerrüf ve teʾeddüben tevakkuf olunduysa dahi, tekerrür-i emr-i hümâyûn imtisâli îcâb ve kemâl-i teveccüh ve iltifât-ı Şâhâne, müşârun ileyh hazretlerini ihâta vü istîʿâb eylediğinden gayri, mukaddemâ ihzâr olunan hançer hakk-ı Âsafâne'lerinde istiklâl olunup, miyân-bend-i Mülûkâne ile kesb-i zîb ü behâ eden hançer-i girân-kıymet ile kadr ü iʿtibârları vâsıl-ı mihr-i cihân-ârâ kılındığı sâʿat semmûr kürk der-ber ve elmâs ile ârâste\nsorguç der-ser kılınup, müşârun ileyh hazretleri girye vü zârî ile bu kadar nevâziş ve lihâza-i kâm-kârîye şâyân olmadığını îrâd ve: “Güzel hidmet etdin ve Kapudan Paşa dahi güzel hıdmet eyledi” kelâm-ı dürrü'n-nizâmıyla tenşît ü isʿâd olunup, fi'l-hâl zemîn-bûs-ı zarâʿat ve Serây-ı Âsâfâne'lerine ʿavdet ve cenâb-ı Fetvâ-penâhî'yle ʿArz Odası'nda celse-i hafîfeden [V 10a] sonra resm-i ʿâdî îfâ ve seng-i rikâba dek teşyîʿ ʿakabinde Kapudan Paşa ve Kāyim-makām Paşa hazerâtına kürkler iksâ ve Dîvân yerine inüp, ʿumûm hilʿatleriyle erbâb-ı menâsıbı tatyîb ü tekrîm ve baʿdehû ʿâdet olunduğu vech üzere hey'et-i mütenekkire ile çıkup, kıyem ü esʿâr ve evzân u mikdâr umûrunu dahi takvîm ʿakabinde Serây-ı Âsâfâne'lerine ʿinân-rîz-i ricʿat ve zânû-zede-i visâde-i râhat oldular.",
          "caption": "Kudûm-i hazret-i Sadâret-penâhî be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_726.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Kudûm-i hazret-i Sadâret-penâhî be-Âsitâne-i saʿâdet",
          "text": "Sadr-ı meʿâlî-semîr hazretlerinin Halebü'ş-şehbâ'ya şeref-endâz-ı iclâl oldukları, mukaddemâ nigâşte-i sahîfe-i tahrîr kılınmışidi. O havâlînin dahi lâzım gelen nizâmı ahsen vechile tensîk ve şevârid-i umûru mehmâ-emken mûcibât-ı [V 9a] vakt ü hâle tatbîk olunup, Kaʿbetü'l-ikbâl-i ashâb-ı hâcât u âmâl olan Dergâh-ı Pâdişâh-ı Sürûşî-hısâl'a rû-mâl içün Haleb'den fekk-i tınâb-ı ikāmet ü ârâm ve hılâl-i râhda istimâʿ-ı deʿâvî ve icrây-ı ahkâm ve îfây-ı lâzime-i nakz u ibrâm eyleyerek, “Maldepe” nâm merhaleye bi'l-yümni ve's-saʿâde pâ-nihâde oldukları, sâmiʿa-res-i Şehriyâr-ı ʿadâlet-ʿâde olmağla, muʿtâd üzere ʿavdetlerine Silahdâr Ağa taʿyîn olunup, mahall-i mezbûrda mülâkāt ve resm-i daʿvet edâ ve taraf-ı Âsafâne'den lâzime-i ikrâm u ihtirâm [Ü4 138a] fevka'l-merâm mü'eddâ vü mürʿâ ve haber-i semʿ ü tâʿat ile Ağa-yı müşârun ileyh ʿavdet etmişidi. Şehr-i Rebîʿulâhır'ın üçüncü İsneyn\ngünü Maldepe'den harekete te'ehhüb ve Haydar-paşa'da taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i Cihândârî'den lutfen ve keremen tertîb olunan yemeklik mahalline tekarrüb buyurduklarında, semâhatlü Şeyhülislâm Efendi hazretleri otağdan yirmi hatve ilerüde râkiben istikbâl ve pîrâmen-i otağda kezâlik râkiben saff-beste-i selâm olan Nakībüleşrâf ve Anadolu Kadıʿaskeri ve İstanbul Kadısı ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ve kapucu-başılar resm-i terhîb ü teʾehhülü icrâ ile kadd-hamîde-i ibtihâl oldular. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri Otak-ı süreyyâ-nitâk'a nüzûl buyurduklarında, erbâb-ı alay vâhiden-baʿde-vâhidin ʿalâ-ihtilâfi merâtibihim dâmenbûs-ı Âsafâne'leriyle müstesʿid ve çadırlarına râciʿ u ʿâyid oldukları hengâm, Hân-ı vesîʿü'l-nevâl-i Hâkānî'den otuz süfre ve her süfresi dörder beşer tabladan ʿibâret etʿime-i şehiyye ve nefâyis-i hûrdenî, zikr olunan zevâtın hıyâmına taksîm ve maʿiyyetlerinde olan hâcegân ve sâyir hademe-i devlet ile tenâvül [V 9b] ve duʿây-ı Şâhâne'yi güzârende-i zebân-ı taʿzîm eylediklerinden fazla, hademe ve sâyir maʿiyyet-i Âsafî ile vârid olan tavâyif-i askerîye mahall-be-mahall medd-i simât-ı niʿam ve itʿâm-ı ehass u eʿamm kılındı. Maslahat-ı taʿâm hıtâm buldukdan sonra alay tertîb olunup, çavuşân ve zuʿamâ ve ümenâya dek hâcegân-ı Dîvân-ı bülend-erkân ve Dergâh-ı âlî kapucu-başıları ve Sipâh ve Silahdâr ağaları ve Menâsıb-ı Sitte ricâli ve İstanbul Kadısı ve Sadr-ı Anadolu ve Nakībüleşrâf ve bunların ʿakībinde Kapudan Paşa [Ü4 138b] ve Kāyim-makām Paşa hazerâtı müretteben pîşgâh-ı Sadr-ı Âsaf-câh'da yürüyerek, misli nâ-yâb alay ile iskeleye karîb gelindikde, Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri salât-ı zuhru edâ ve cenâb-ı Fetvâ-penâhi'yle sandala süvâr ve müşârun ileyhimâ hazerâtı kafâdâr olarak Beşiktaş'da hâk-i ʿatebe-i Şehinşâhî'ye çehre-sâ oldular. Emr-i kuʿûd ile teşerrüf ve teʾeddüben tevakkuf olunduysa dahi, tekerrür-i emr-i hümâyûn imtisâli îcâb ve kemâl-i teveccüh ve iltifât-ı Şâhâne, müşârun ileyh hazretlerini ihâta vü istîʿâb eylediğinden gayri, mukaddemâ ihzâr olunan hançer hakk-ı Âsafâne'lerinde istiklâl olunup, miyân-bend-i Mülûkâne ile kesb-i zîb ü behâ eden hançer-i girân-kıymet ile kadr ü iʿtibârları vâsıl-ı mihr-i cihân-ârâ kılındığı sâʿat semmûr kürk der-ber ve elmâs ile ârâste\nsorguç der-ser kılınup, müşârun ileyh hazretleri girye vü zârî ile bu kadar nevâziş ve lihâza-i kâm-kârîye şâyân olmadığını îrâd ve: “Güzel hidmet etdin ve Kapudan Paşa dahi güzel hıdmet eyledi” kelâm-ı dürrü'n-nizâmıyla tenşît ü isʿâd olunup, fi'l-hâl zemîn-bûs-ı zarâʿat ve Serây-ı Âsâfâne'lerine ʿavdet ve cenâb-ı Fetvâ-penâhî'yle ʿArz Odası'nda celse-i hafîfeden [V 10a] sonra resm-i ʿâdî îfâ ve seng-i rikâba dek teşyîʿ ʿakabinde Kapudan Paşa ve Kāyim-makām Paşa hazerâtına kürkler iksâ ve Dîvân yerine inüp, ʿumûm hilʿatleriyle erbâb-ı menâsıbı tatyîb ü tekrîm ve baʿdehû ʿâdet olunduğu vech üzere hey'et-i mütenekkire ile çıkup, kıyem ü esʿâr ve evzân u mikdâr umûrunu dahi takvîm ʿakabinde Serây-ı Âsâfâne'lerine ʿinân-rîz-i ricʿat ve zânû-zede-i visâde-i râhat oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿOsmân Efendi'nin ʿazli karâr-gîr ve kudûm-i Sadâret-penâhî'ye dek bâz-beste-i girih-i te'hîr olmuşidi. Hubûbât Nâzırı olan Ahmed ʿAtıf Efendi fârık-ı miyân-ı nîk ü bed ve liyâkat-yâfte-i şümâr u ʿadd olaldan berü serâyir-i Devlet-i ʿaliyye'de müstahdem ve giderek meleke-i kitâbete tevassul ile te'lîf-i kelâm ve ifâde-i merâmda teferrüdü “Ke-nârin ʿalâ ʿalem” olup, birkaç sene mukaddem bi'l-istihkāk Rütbe-i Riyâset'e iʿtilâ ve lâzime-i hıdmetini bi'l-asâle ve baʿdehû bi'l-vekâle idârede irâ'e-i yed-i beyzâ edüp, nâ-gâh ʿaraz-ı maraz ile sakīm ve temâdî-yi vakt ile netîce-i umûr-ı Riyâset ʿakīm olup, âharının Riyâset'e takrîbini zarûret ilcâ ve tashîh-i mizâc edinceye dek duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü devlet-i Şâhâne'yi vird-i subh u mesâ etmişidi.\n\nMeded-kârî-yi şifâ-sâz-ı bî-enbâz ile rütbe-i sıhhati ihrâz ve on altı senesi tevcîhâtında Hubûbât Nezâreti'yle kesb-i tehayyüz ü imtiyâz edüp, Ordu-yi hümâyûn geldikde, Efendi-yi mûmâ ileyhin hafâyây-ı umûr-ı mülkiyyeye vukūfu ber-kemâl ve ahvâl-i düvel ve etvâr-ı milele ıttılâʿı vâreste-i kayd-ı istidlâl olduğuna binâ'en, Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb ü tavsîl ile sâyirlerinin maslahatları tehvîn ü teshîl olunmak hâtır-güzâr-ı veliyy-i devlet ve işbu [V 10b] Rebîʿulâhır'ın altıncı yevm-i Hamîs Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla neşve-dâr-ı rahîk-ı meserret olup, Çavuş-başı bulunan ʿÂrif Efendi'nin dahi baʿzı esbâb ile binây-ı rifʿatine vehn\nü tezelzül târî ve yevm-i mezkûrda ʿazl ile gunûde-i pister-i gam-hârî olup, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Saʿdullah Efendi, Ser-çavuşân ve Şehr-emîni Seyyid Mehmed Efendi, Hubûbât Nezâreti'yle pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân ve münhall olan [Ü4 139b] Şehr-emâneti ile Dervîş Efendi-zâde Mustafa Bey mesrûr u cezlân olup, sâbıkā Sadrıaʿzam Mektûbçusu Refîk Mustafa Efendi'nin fenn-i kitâbetde mümâreseti ve dest-yârî-yi ʿakl ü zekâ ile me'mûr olduğu hidmetde sadâkat ü istikāmeti, sebeb-i fürûzende-i necm-i rifʿati olup, yevm-i mezkûrda Mektûbçuluk hıdmetiyle Bâb-ı ʿâlî'ye celb ve selefi Hamîd Efendi'nin erâzî-yi Mısrıyye'de çekdiği mihen ü meşakkate nazaran hidmetden dûr ve kurb-i Âsafî'den mehcûr olması revâ görülmeyüp, İbrâhîm Efendi ʿazlinden Küçük Tezkireci nasb olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ve Ser-çavuşân [Ü4 139a] ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_727.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî ve Ser-çavuşân [Ü4 139a] ve sâyir",
          "text": "Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿOsmân Efendi'nin ʿazli karâr-gîr ve kudûm-i Sadâret-penâhî'ye dek bâz-beste-i girih-i te'hîr olmuşidi. Hubûbât Nâzırı olan Ahmed ʿAtıf Efendi fârık-ı miyân-ı nîk ü bed ve liyâkat-yâfte-i şümâr u ʿadd olaldan berü serâyir-i Devlet-i ʿaliyye'de müstahdem ve giderek meleke-i kitâbete tevassul ile te'lîf-i kelâm ve ifâde-i merâmda teferrüdü “Ke-nârin ʿalâ ʿalem” olup, birkaç sene mukaddem bi'l-istihkāk Rütbe-i Riyâset'e iʿtilâ ve lâzime-i hıdmetini bi'l-asâle ve baʿdehû bi'l-vekâle idârede irâ'e-i yed-i beyzâ edüp, nâ-gâh ʿaraz-ı maraz ile sakīm ve temâdî-yi vakt ile netîce-i umûr-ı Riyâset ʿakīm olup, âharının Riyâset'e takrîbini zarûret ilcâ ve tashîh-i mizâc edinceye dek duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü devlet-i Şâhâne'yi vird-i subh u mesâ etmişidi.\n\nMeded-kârî-yi şifâ-sâz-ı bî-enbâz ile rütbe-i sıhhati ihrâz ve on altı senesi tevcîhâtında Hubûbât Nezâreti'yle kesb-i tehayyüz ü imtiyâz edüp, Ordu-yi hümâyûn geldikde, Efendi-yi mûmâ ileyhin hafâyây-ı umûr-ı mülkiyyeye vukūfu ber-kemâl ve ahvâl-i düvel ve etvâr-ı milele ıttılâʿı vâreste-i kayd-ı istidlâl olduğuna binâ'en, Bâb-ı ʿâlî'ye takrîb ü tavsîl ile sâyirlerinin maslahatları tehvîn ü teshîl olunmak hâtır-güzâr-ı veliyy-i devlet ve işbu [V 10b] Rebîʿulâhır'ın altıncı yevm-i Hamîs Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla neşve-dâr-ı rahîk-ı meserret olup, Çavuş-başı bulunan ʿÂrif Efendi'nin dahi baʿzı esbâb ile binây-ı rifʿatine vehn\nü tezelzül târî ve yevm-i mezkûrda ʿazl ile gunûde-i pister-i gam-hârî olup, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Saʿdullah Efendi, Ser-çavuşân ve Şehr-emîni Seyyid Mehmed Efendi, Hubûbât Nezâreti'yle pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân ve münhall olan [Ü4 139b] Şehr-emâneti ile Dervîş Efendi-zâde Mustafa Bey mesrûr u cezlân olup, sâbıkā Sadrıaʿzam Mektûbçusu Refîk Mustafa Efendi'nin fenn-i kitâbetde mümâreseti ve dest-yârî-yi ʿakl ü zekâ ile me'mûr olduğu hidmetde sadâkat ü istikāmeti, sebeb-i fürûzende-i necm-i rifʿati olup, yevm-i mezkûrda Mektûbçuluk hıdmetiyle Bâb-ı ʿâlî'ye celb ve selefi Hamîd Efendi'nin erâzî-yi Mısrıyye'de çekdiği mihen ü meşakkate nazaran hidmetden dûr ve kurb-i Âsafî'den mehcûr olması revâ görülmeyüp, İbrâhîm Efendi ʿazlinden Küçük Tezkireci nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beş mâh kadar Kāyim-makām ve merkez-i dâyire-i umûr-ı enâm olan Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'nın mansıbı olan Mora'ya hareketi ve eyâlet-i mezkûrede neşr-i ʿadâlet ile umûr-ı ʿibâdı tesviye vü ru'yeti lâzime-i zimmet-i me'mûriyyeti olduğuna binâ'en, birkaç gün zarfında kapusunu tanzîm ve dârât u ihtişâmını tetmîm eyleyüp, şehr-i Rebîʿulâhır evâyilinde alay ile Âsitâne'den hareket ve mansıbı tarafına ʿazîmet eyledi.",
          "caption": "ʿAzîmet-i Kāyim-makām Paşa be-mansıb-ı hîş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_728.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzîmet-i Kāyim-makām Paşa be-mansıb-ı hîş",
          "text": "Beş mâh kadar Kāyim-makām ve merkez-i dâyire-i umûr-ı enâm olan Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'nın mansıbı olan Mora'ya hareketi ve eyâlet-i mezkûrede neşr-i ʿadâlet ile umûr-ı ʿibâdı tesviye vü ru'yeti lâzime-i zimmet-i me'mûriyyeti olduğuna binâ'en, birkaç gün zarfında kapusunu tanzîm ve dârât u ihtişâmını tetmîm eyleyüp, şehr-i Rebîʿulâhır evâyilinde alay ile Âsitâne'den hareket ve mansıbı tarafına ʿazîmet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin mukaddemâ câme-i Vezâret'i tecdîd ve Edirne taraflarına ʿazîmet ü teveccühü te'kîd [V 11a] olunmuşidi. Kapusunu mehmâ-emken tanzîm ve Edirne Sahrâsı'na gelüp, hıyâm-ı ikāmeti tahyîm edüp, bir nemâlı mansıb istidʿâsıyla Dergâh-ı vâlâ'ya niyâz-nâme takdîm etmekle, şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci Hamîs günü müşârun ileyh Eğriboz Sancağı'yla manzûr ve hall-i İlâhî zuhûrunda dahi nemâlı bir mansıb ile mesrûr kılınacağı tarafına ifade olunup, muhavvel-i ʿuhde-i reviyyeti olan me'mûriyyetinde saʿy-i mahsûr eylemesi zımnında tarafına hitâben [Ü4 140a] ısdâr-ı menşûr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Livâ’-i Eğriboz be-Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_729.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Livâ’-i Eğriboz be-Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin mukaddemâ câme-i Vezâret'i tecdîd ve Edirne taraflarına ʿazîmet ü teveccühü te'kîd [V 11a] olunmuşidi. Kapusunu mehmâ-emken tanzîm ve Edirne Sahrâsı'na gelüp, hıyâm-ı ikāmeti tahyîm edüp, bir nemâlı mansıb istidʿâsıyla Dergâh-ı vâlâ'ya niyâz-nâme takdîm etmekle, şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci Hamîs günü müşârun ileyh Eğriboz Sancağı'yla manzûr ve hall-i İlâhî zuhûrunda dahi nemâlı bir mansıb ile mesrûr kılınacağı tarafına ifade olunup, muhavvel-i ʿuhde-i reviyyeti olan me'mûriyyetinde saʿy-i mahsûr eylemesi zımnında tarafına hitâben [Ü4 140a] ısdâr-ı menşûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ zikr ü beyân olunduğu vech üzere müşârun ileyh ecânib ü ekārib vâsıtalarıyla dâmen-i ʿafv u safh-ı Şâhâne'ye dest-zen-i ibtihâl ve etrâfa teslît eylediği haşerâtı celb ile ser-fürû-bürde-i meskenet ü istizlâl olmuşidi. Sadr-ı vâlâ-cenâb Âsitâne-i saʿâdet'e pânihâde-i iyâb olduklarında, mâdde-i ʿafv âhar tarafdan istidʿâ ile müsâʿadeye iztırâr mess etmekden ise bedâhet, taraf-ı bahirü'ş-şereflerinden recâ ve Vezâret'i ibkā müstahsen ü evlâ görülmekle, binâʾen-ʿalâ-zâlik keyfiyyet-i mezbûre Rikâb-ı kamer-tâb-ı Husrevâne'ye mukaddimât-ı rikkat-engîz ile ʿarz u beyân ve iltizâm-ı muktezayât-ı eyyâm ile müsâʿade-i Hâkān-ı zemân nümâyân ve işbu Rebîʿulâhır evâsıtında baʿzı şurût ile câme-i Vezâret'i tecdîd ve Vidin muhâfazası kemâ-kân ʿuhdesine ihâle olunup, baʿde-ezîn rızây-ı devlete muhâlif vazʿ u hareketden dâmen-çîn-i ferâğ olması tenbîh-nâme-i Âsafî ile teʾkîd olundu.",
          "caption": "ʿAfv-ı Pâsbân-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_730.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAfv-ı Pâsbân-zâde",
          "text": "Mukaddemâ zikr ü beyân olunduğu vech üzere müşârun ileyh ecânib ü ekārib vâsıtalarıyla dâmen-i ʿafv u safh-ı Şâhâne'ye dest-zen-i ibtihâl ve etrâfa teslît eylediği haşerâtı celb ile ser-fürû-bürde-i meskenet ü istizlâl olmuşidi. Sadr-ı vâlâ-cenâb Âsitâne-i saʿâdet'e pânihâde-i iyâb olduklarında, mâdde-i ʿafv âhar tarafdan istidʿâ ile müsâʿadeye iztırâr mess etmekden ise bedâhet, taraf-ı bahirü'ş-şereflerinden recâ ve Vezâret'i ibkā müstahsen ü evlâ görülmekle, binâʾen-ʿalâ-zâlik keyfiyyet-i mezbûre Rikâb-ı kamer-tâb-ı Husrevâne'ye mukaddimât-ı rikkat-engîz ile ʿarz u beyân ve iltizâm-ı muktezayât-ı eyyâm ile müsâʿade-i Hâkān-ı zemân nümâyân ve işbu Rebîʿulâhır evâsıtında baʿzı şurût ile câme-i Vezâret'i tecdîd ve Vidin muhâfazası kemâ-kân ʿuhdesine ihâle olunup, baʿde-ezîn rızây-ı devlete muhâlif vazʿ u hareketden dâmen-çîn-i ferâğ olması tenbîh-nâme-i Âsafî ile teʾkîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bozkır Maʿdeni Emîni Mîr-i mîrân'dan ʿAbdurrahmân Paşa ile Bozkır ehâlîsi beyninde tekevvün eden şikāk, o tarafda kābil-i vifâk olmadığından, takrîr-i mâ-cerâ ve fasl-ı daʿvâ zımnında [V 11b] tarafeyn Âsitâne-i saʿâdet'e gelmişler idi. Paşa-yı mûmâ ileyhin ʿuhdesine Emânet-i Maʿden ve sâyir umûr-ı mühimme muhavvel olup, Bozkır eşirrâsının isnâdâtıyla tekdîr ü tahkīr ve nüfûz u iʿtibârı halel-pezîr olmamak mekāsıdıyla ehâlînin defʿini Darb-hâne Emîni Ahmed Efendi iltizâm ve bu vechile Bâb-ı ʿâlî'ye iʿlâm etmişidi. İhkāk-ı hakk daʿvâsıyla tahrîk-i silsile-i ʿadl ü dâd edenleri hasm-ı garîmleriyle kable'l-mürâfaʿa izʿâc, [Ü4 140b] mugāyir-i mizâc-ı Sadr-ı maʿdelet-intihâc olmağla, şehr-i mezkûrun on yedinci İsneyn günü Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazl olunup, ʿillet-i gāʾiyye-i Dâru'd-darb olan Sâhib-i ʿayâr Bekir Efendi, Darb-hâne Emîni nasb olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Emîn-i Darb-hâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_731.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Emîn-i Darb-hâne",
          "text": "Bozkır Maʿdeni Emîni Mîr-i mîrân'dan ʿAbdurrahmân Paşa ile Bozkır ehâlîsi beyninde tekevvün eden şikāk, o tarafda kābil-i vifâk olmadığından, takrîr-i mâ-cerâ ve fasl-ı daʿvâ zımnında [V 11b] tarafeyn Âsitâne-i saʿâdet'e gelmişler idi. Paşa-yı mûmâ ileyhin ʿuhdesine Emânet-i Maʿden ve sâyir umûr-ı mühimme muhavvel olup, Bozkır eşirrâsının isnâdâtıyla tekdîr ü tahkīr ve nüfûz u iʿtibârı halel-pezîr olmamak mekāsıdıyla ehâlînin defʿini Darb-hâne Emîni Ahmed Efendi iltizâm ve bu vechile Bâb-ı ʿâlî'ye iʿlâm etmişidi. İhkāk-ı hakk daʿvâsıyla tahrîk-i silsile-i ʿadl ü dâd edenleri hasm-ı garîmleriyle kable'l-mürâfaʿa izʿâc, [Ü4 140b] mugāyir-i mizâc-ı Sadr-ı maʿdelet-intihâc olmağla, şehr-i mezkûrun on yedinci İsneyn günü Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazl olunup, ʿillet-i gāʾiyye-i Dâru'd-darb olan Sâhib-i ʿayâr Bekir Efendi, Darb-hâne Emîni nasb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîʿulâhır'ın selhi yevm-i Ahad sâʿat-i nehârî birde iken, nâ-gâh cevv-i semâ muzlim ve ziyây-ı şems münʿadim olup, birkaç defʿa savt-ı hâyil-i raʿd tarrâkasıyla zemîn ü âsumân lerzân ve kâffe-i nâs bu ʿalâmet-i bâhirü'l-bürhân sebebi ile tersân olup, baʿzı mürtefiʿ mahallere ve Sultân Ahmed Câmiʿi menâresine sâʿika nâzil ve şiddet-i te'essür hâsıl oldu. “Sübhâne men yuhavvifü'l-ʿibâde bi-kudretihi'l-kāhire ve yüleyyinü kulûbe'l-kāsiyeti bi-âsâri ceberûtihi'l-bâhire”",
          "caption": "Zuhûr-i ra'd u berk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_732.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ra'd u berk",
          "text": "Şehr-i Rebîʿulâhır'ın selhi yevm-i Ahad sâʿat-i nehârî birde iken, nâ-gâh cevv-i semâ muzlim ve ziyây-ı şems münʿadim olup, birkaç defʿa savt-ı hâyil-i raʿd tarrâkasıyla zemîn ü âsumân lerzân ve kâffe-i nâs bu ʿalâmet-i bâhirü'l-bürhân sebebi ile tersân olup, baʿzı mürtefiʿ mahallere ve Sultân Ahmed Câmiʿi menâresine sâʿika nâzil ve şiddet-i te'essür hâsıl oldu. “Sübhâne men yuhavvifü'l-ʿibâde bi-kudretihi'l-kāhire ve yüleyyinü kulûbe'l-kāsiyeti bi-âsâri ceberûtihi'l-bâhire”"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vidin Muhâfızı Vezîr ʿOsmân Paşa'nın Vezâret'i ibkā ve bu sebeble memleket-i Eflâk istısfâ olunup, Voyvoda nasbı iktizâ etmişidi. Mukaddemâ Boğdan Voyvodalığı'nda istikāmeti mücerreb ve kavmi beyninde hüner ü dürbet ile müntehab olan İpsilanti Aleksandra'nın oğlu Kostantin, işbu Cumâdelûlâ'nın ikinci Salı günü Eflâk Voyvodalığı ile kâm-bîn olup, mukaddemâ vâkiʿ olan ihtilâl hasebiyle Eflâk'a celb olunan Boğdan Voyvodası dahi, Boğdan'a ʿavdet ve zabt u hirâset-i memleket etmek bâbında merkūma hitâben ısdâr-ı emr-i celîlü'l-iʿtibâr kılındı. [V 12a]",
          "caption": "Nasb-ı Voyvoda-i Eflâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_733.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Voyvoda-i Eflâk",
          "text": "Vidin Muhâfızı Vezîr ʿOsmân Paşa'nın Vezâret'i ibkā ve bu sebeble memleket-i Eflâk istısfâ olunup, Voyvoda nasbı iktizâ etmişidi. Mukaddemâ Boğdan Voyvodalığı'nda istikāmeti mücerreb ve kavmi beyninde hüner ü dürbet ile müntehab olan İpsilanti Aleksandra'nın oğlu Kostantin, işbu Cumâdelûlâ'nın ikinci Salı günü Eflâk Voyvodalığı ile kâm-bîn olup, mukaddemâ vâkiʿ olan ihtilâl hasebiyle Eflâk'a celb olunan Boğdan Voyvodası dahi, Boğdan'a ʿavdet ve zabt u hirâset-i memleket etmek bâbında merkūma hitâben ısdâr-ı emr-i celîlü'l-iʿtibâr kılındı. [V 12a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âmedî-yi Re'îsülküttâb olan Gālib Efendi Paris'e varup, yedinde olan ruhsat-nâme-i hümâyûn ve taʿlîm-nâme mûceblerince Françelü ile ʿakd-i şurût-ı mühâdene ve defʿ-i esbâb-ı mübâgaza vü müşâhane eylediği haberi, [Ü4 141a] tahrîrâtını hâmil olan Tatar vesâtatıyla Südde-i saʿâdet'e vâsıl ve cümleye inbisât-ı derûn hâsıl olduğundan gayri, Fransız Tercemânı -ki îcâd-ı fesâd her bâr muʿtâdı idi- Rikâb Kethudâsı İbrahîm Besîm Efendi'ye gelüp, mâbeyne'd-devleteyn vâkiʿ olan musâlahayı tebrîk zımnında lisânını tahrîk eyledikde: “Cumhûrun musâlahası, maslahat-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tevâfuk etdi ise dahi, işbu musâlaha\nFrançelü hakkında gāyet hayırlu oldu” kelâmıyla Tercemân-ı mesfûru dâğ-dâr eylediği, bu mahalle kayd u sebte sezâvâr görüldü. Saferü'l-hayrın yirmi dördüncü günü tasdîk-nâmeler mübâdele ve külliyyen katʿ-ı münâzaʿa vü mücâdele kılındığı haberi dahi vârid olmağla, şurût-ı mezkûre bilâ-tağyîr ʿaynı ile cerîde-i vekāyiʿa zabt u tahrîr olundu.",
          "caption": "ʿAkd-i şurût-ı musâlaha be-cumhûr-ı Françe ve mübâdele-i tasdîk-nâme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_734.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAkd-i şurût-ı musâlaha be-cumhûr-ı Françe ve mübâdele-i tasdîk-nâme",
          "text": "Âmedî-yi Re'îsülküttâb olan Gālib Efendi Paris'e varup, yedinde olan ruhsat-nâme-i hümâyûn ve taʿlîm-nâme mûceblerince Françelü ile ʿakd-i şurût-ı mühâdene ve defʿ-i esbâb-ı mübâgaza vü müşâhane eylediği haberi, [Ü4 141a] tahrîrâtını hâmil olan Tatar vesâtatıyla Südde-i saʿâdet'e vâsıl ve cümleye inbisât-ı derûn hâsıl olduğundan gayri, Fransız Tercemânı -ki îcâd-ı fesâd her bâr muʿtâdı idi- Rikâb Kethudâsı İbrahîm Besîm Efendi'ye gelüp, mâbeyne'd-devleteyn vâkiʿ olan musâlahayı tebrîk zımnında lisânını tahrîk eyledikde: “Cumhûrun musâlahası, maslahat-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tevâfuk etdi ise dahi, işbu musâlaha\nFrançelü hakkında gāyet hayırlu oldu” kelâmıyla Tercemân-ı mesfûru dâğ-dâr eylediği, bu mahalle kayd u sebte sezâvâr görüldü. Saferü'l-hayrın yirmi dördüncü günü tasdîk-nâmeler mübâdele ve külliyyen katʿ-ı münâzaʿa vü mücâdele kılındığı haberi dahi vârid olmağla, şurût-ı mezkûre bilâ-tağyîr ʿaynı ile cerîde-i vekāyiʿa zabt u tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb oldur ki, şevketlü, kudretlü Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân eyyedehullâhu Teʿâlâ ilâ-âhırı'z-zemân hazretleri ve Françe milleti tarafından Françe cumhûru Baş-konsolosu cenâbı, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr ile Françe cumhûru beyninde müddet-i medîdeden berü derkâr olan revâbıt-ı asliyye-i dostî ve musâlahayı te'bîde izhâr-ı hâhiş ü niyyet eylediklerine binâ'en, taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Pâdişâhî'den Devlet-i ʿaliyye'lerinde hâlâ Dîvân-ı hümâyûn Âmedciliği ile Riyâset-i umûrun Müdîri olan es-Seyyid Mehmed Saʿîd [V 12b] Gālib Efendi ve Baş-konsolos-ı müşârun ileyh cânibinden hâlâ Françe cumhûrunda Umûr-ı Hâriciyye Vekîli Ministro Şadel Moris Talleyran Murahhas taʿyîn olunmak hasebiyle hâmil oldukları ruhsat-nâmelerini birbirleriyle baʿde'l-mübâdele zikri âtî mevâddı ʿakd eylemişlerdir: [Ü4 141b] \n\n Evvelki mâdde: Devlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru beyninde dâ'imî sulh u salâh kâmilen cârî olup, baʿde-ezîn ʿadâvet ü husûmet külliyyen mündefiʿ ola. \n\n İkinci mâdde: Devlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru beyninde kable's-sefer mütedâvil olup, tarafeynin her dürlü revâbıtını tasrîh u te'kîd eden ʿuhûd u şurût bu defʿa dahi bitemâmihâ tecdîd olundu. Binâ-berîn işbu tecdîd ve icrâ olunan ʿuhûd-ı kadîmede münderic şart-ı menâfiʿ muktezâsınca düvel-i sâ'ireye olan riʿâyet, Françelü hakkında dahi merʿî vü muʿteber tutulması musarrah u mezkûr olmakdan nâşî, fîmâ-baʿd Kara-deniz'e dahi Françe bayrağıyla Françe tüccâr gemilerinin bilâ-mümânaʿatın âmed-şüdü câ'iz ola. Şöyle ki, Devlet-i ʿaliyye zikr olunan Françe tüccâr sefâyininin bahr-i mezkûra girüp, çıkmalarını\ntecvîz edüp, bahr-i mezkûra âmed-şüdlerini teshîl içün Kara-deniz'e âmed-şüd istihkākına nâ'il olan milel-i sâ'irenin tüccâr sefâyinine her vechile tatbîk olunalar. Ve Devlet-i 'aliyye ve Françe cumhûru memâlikinin tüccâr sefînelerinin âmed-şüd eyledikleri bahrdan izbândîdleri defʿ zımnında esbâb u tedâbîr-i lâzimeye beraberce teşebbüs edeler. Ve Kara-deniz'e dahi âmed-şüd eden Françelü tüccârını, Devlet-i ʿaliyye izbândîdlerden himâyeye teʿahhüd eyleye. Kaldı ki, şart-ı mezkûr mantûkunca taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den Françelü [V 13a] hakkında cârî olan menâfiʿ, Devlet-i 'aliyye'nin tebeʿa ve bayrakları hakkında dahi Françe cumhûrunun berr ü bahrlarında cârî ola.\nÜçüncü mâdde\n\nSâlifü'z-zikr ʿuhûd-ı Françe'ye binâ'en, Françelü'nün kable's-sefer Devlet-i 'aliyye'nin memâlik-i sâ'iresinde nâ'il oldukları istihkāk [Ü4 142a] ve imtiyâzât u menâfiʿ, Kara-deniz sevâhiline mülâsık u karîb olan memâlik-i Devlet-i 'aliyye'de dahi cârî olup, gerek ticâretde ve gerek memâlik-i mezkûrede Konsolos veyâ umûr-ı ticâreti ru'yete me'mûr ikāmesi Françe ticâretine iktizâ eder ise, o makūle me'mûr hakkında icrâ oluna.\nDördüncü mâdde\n\nFrançe ve İngiltere devletleri beyninde târîh-i hicrînin bin iki yüz on altı senesi Zilkaʿde'sinin yirmi ikinci ve Françe Cumhûriyyeti târîhinin onuncu senesi Jerminal Ayı'nın dördüncü günü Amyen Şehri'nde münʿakıd muʿâhedede Devlet-i 'aliyye'ye müteʿallık münderic olan mevâdd-ı maʿlûmeyi Devlet-i ʿaliyye dahi kabûl eyleyüp, ol mevâdd temâmen işbu ʿahid-nâmede resmen tecdîd olunur.\nBeşinci mâdde\n\nDevlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru birbirinin temâmiyyet-i erâzîsine dahi tekeffül ederler.\nAltıncı madde\n\nTarafeynden esnây-ı seferde süferây-ı cânibeyn ve ehâlî ve tevâbiʿ-i tarafeyne ʿâ'id emvâl olarak ahz u zabt olunmuş emvâl ü eşyânın aynen yâ semenen istirdâdı mâddesi, Âsitâne'de devleteyn tarafından hakk u ʿadl üzere ru'yet ü tanzîm oluna.\nYedinci mâdde: Resm-i gümrük mâddesine dâ'ir nizâmât-ı cedîdenin tarafeynin re'yiyle rabtına kadar bâʿis-i münâzaʿa olacak hâlâtı defʿ içün bu bâbda cânibeyn memâlikinden ʿuhûd-ı kadîmeye tatbîk-ı harekât edeler. Sekizinci mâdde: Tarafeyn memâlikinde devleteyn-i [V 13b] muʿâhedeteyne müteʿallık üserâ var ise, mecmûʿunun sebîlleri bilâ-bedel tahliye oluna. Dokuzuncu mâdde: Devlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru işbu ʿahid-nâme ile birbirinin memâlikinde ehabb olan devlet gibi olmağı murâd etmeleriyle, düvel-i sâ'ireye tecvîz olunan ve olunacak menâfiʿi [Ü4 142b] işbu ʿahid-nâmede mahsûsan şart olunmuş gibi birbirlerine tecvîz eyledikleri zâhir olur. Onuncu mâdde: İşbu ʿahid-nâmenin cânibeyn-i musâlihayndan iktizâ eden tasdîk-nâmeleri târîh-i temessükden seksan gün zarfında ve mümkin olur ise andan ekall müddetde Paris'de mübâdele oluna.\nHâtime:\n\nİşbu on mâddeyi şâmil ʿahid-nâme temessükü muktezây-ı ruhsatımız üzere ʿakd ü imlâ ve kendü imzâ ve mührümüz ile hatm ü mümzâ kılınup, ber-muʿtâd mübâdele ve iʿtâ olundu. Ve târîh-i hicrînin bin iki yüz on yedi senesi Saferü'l-hayrının yirmi dördüncü ve Françe Cumhûriyyeti târîhinin onuncu senesi Messidor Ayı'nın altıncı günü Paris Şehri'nde terkîm kılındı.",
          "caption": "Şurût-ı musâlaha",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_735.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Şurût-ı musâlaha",
          "text": "Bâʿis-i tahrîr-i kitâb-ı sıhhat-nisâb oldur ki, şevketlü, kudretlü Pâdişâh-ı Âl-i ʿOsmân eyyedehullâhu Teʿâlâ ilâ-âhırı'z-zemân hazretleri ve Françe milleti tarafından Françe cumhûru Baş-konsolosu cenâbı, Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr ile Françe cumhûru beyninde müddet-i medîdeden berü derkâr olan revâbıt-ı asliyye-i dostî ve musâlahayı te'bîde izhâr-ı hâhiş ü niyyet eylediklerine binâ'en, taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Pâdişâhî'den Devlet-i ʿaliyye'lerinde hâlâ Dîvân-ı hümâyûn Âmedciliği ile Riyâset-i umûrun Müdîri olan es-Seyyid Mehmed Saʿîd [V 12b] Gālib Efendi ve Baş-konsolos-ı müşârun ileyh cânibinden hâlâ Françe cumhûrunda Umûr-ı Hâriciyye Vekîli Ministro Şadel Moris Talleyran Murahhas taʿyîn olunmak hasebiyle hâmil oldukları ruhsat-nâmelerini birbirleriyle baʿde'l-mübâdele zikri âtî mevâddı ʿakd eylemişlerdir: [Ü4 141b] \n\n Evvelki mâdde: Devlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru beyninde dâ'imî sulh u salâh kâmilen cârî olup, baʿde-ezîn ʿadâvet ü husûmet külliyyen mündefiʿ ola. \n\n İkinci mâdde: Devlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru beyninde kable's-sefer mütedâvil olup, tarafeynin her dürlü revâbıtını tasrîh u te'kîd eden ʿuhûd u şurût bu defʿa dahi bitemâmihâ tecdîd olundu. Binâ-berîn işbu tecdîd ve icrâ olunan ʿuhûd-ı kadîmede münderic şart-ı menâfiʿ muktezâsınca düvel-i sâ'ireye olan riʿâyet, Françelü hakkında dahi merʿî vü muʿteber tutulması musarrah u mezkûr olmakdan nâşî, fîmâ-baʿd Kara-deniz'e dahi Françe bayrağıyla Françe tüccâr gemilerinin bilâ-mümânaʿatın âmed-şüdü câ'iz ola. Şöyle ki, Devlet-i ʿaliyye zikr olunan Françe tüccâr sefâyininin bahr-i mezkûra girüp, çıkmalarını\ntecvîz edüp, bahr-i mezkûra âmed-şüdlerini teshîl içün Kara-deniz'e âmed-şüd istihkākına nâ'il olan milel-i sâ'irenin tüccâr sefâyinine her vechile tatbîk olunalar. Ve Devlet-i 'aliyye ve Françe cumhûru memâlikinin tüccâr sefînelerinin âmed-şüd eyledikleri bahrdan izbândîdleri defʿ zımnında esbâb u tedâbîr-i lâzimeye beraberce teşebbüs edeler. Ve Kara-deniz'e dahi âmed-şüd eden Françelü tüccârını, Devlet-i ʿaliyye izbândîdlerden himâyeye teʿahhüd eyleye. Kaldı ki, şart-ı mezkûr mantûkunca taraf-ı Devlet-i ʿaliyye'den Françelü [V 13a] hakkında cârî olan menâfiʿ, Devlet-i 'aliyye'nin tebeʿa ve bayrakları hakkında dahi Françe cumhûrunun berr ü bahrlarında cârî ola.\nÜçüncü mâdde\n\nSâlifü'z-zikr ʿuhûd-ı Françe'ye binâ'en, Françelü'nün kable's-sefer Devlet-i 'aliyye'nin memâlik-i sâ'iresinde nâ'il oldukları istihkāk [Ü4 142a] ve imtiyâzât u menâfiʿ, Kara-deniz sevâhiline mülâsık u karîb olan memâlik-i Devlet-i 'aliyye'de dahi cârî olup, gerek ticâretde ve gerek memâlik-i mezkûrede Konsolos veyâ umûr-ı ticâreti ru'yete me'mûr ikāmesi Françe ticâretine iktizâ eder ise, o makūle me'mûr hakkında icrâ oluna.\nDördüncü mâdde\n\nFrançe ve İngiltere devletleri beyninde târîh-i hicrînin bin iki yüz on altı senesi Zilkaʿde'sinin yirmi ikinci ve Françe Cumhûriyyeti târîhinin onuncu senesi Jerminal Ayı'nın dördüncü günü Amyen Şehri'nde münʿakıd muʿâhedede Devlet-i 'aliyye'ye müteʿallık münderic olan mevâdd-ı maʿlûmeyi Devlet-i ʿaliyye dahi kabûl eyleyüp, ol mevâdd temâmen işbu ʿahid-nâmede resmen tecdîd olunur.\nBeşinci mâdde\n\nDevlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru birbirinin temâmiyyet-i erâzîsine dahi tekeffül ederler.\nAltıncı madde\n\nTarafeynden esnây-ı seferde süferây-ı cânibeyn ve ehâlî ve tevâbiʿ-i tarafeyne ʿâ'id emvâl olarak ahz u zabt olunmuş emvâl ü eşyânın aynen yâ semenen istirdâdı mâddesi, Âsitâne'de devleteyn tarafından hakk u ʿadl üzere ru'yet ü tanzîm oluna.\nYedinci mâdde: Resm-i gümrük mâddesine dâ'ir nizâmât-ı cedîdenin tarafeynin re'yiyle rabtına kadar bâʿis-i münâzaʿa olacak hâlâtı defʿ içün bu bâbda cânibeyn memâlikinden ʿuhûd-ı kadîmeye tatbîk-ı harekât edeler. Sekizinci mâdde: Tarafeyn memâlikinde devleteyn-i [V 13b] muʿâhedeteyne müteʿallık üserâ var ise, mecmûʿunun sebîlleri bilâ-bedel tahliye oluna. Dokuzuncu mâdde: Devlet-i ʿaliyye ve Françe cumhûru işbu ʿahid-nâme ile birbirinin memâlikinde ehabb olan devlet gibi olmağı murâd etmeleriyle, düvel-i sâ'ireye tecvîz olunan ve olunacak menâfiʿi [Ü4 142b] işbu ʿahid-nâmede mahsûsan şart olunmuş gibi birbirlerine tecvîz eyledikleri zâhir olur. Onuncu mâdde: İşbu ʿahid-nâmenin cânibeyn-i musâlihayndan iktizâ eden tasdîk-nâmeleri târîh-i temessükden seksan gün zarfında ve mümkin olur ise andan ekall müddetde Paris'de mübâdele oluna.\nHâtime:\n\nİşbu on mâddeyi şâmil ʿahid-nâme temessükü muktezây-ı ruhsatımız üzere ʿakd ü imlâ ve kendü imzâ ve mührümüz ile hatm ü mümzâ kılınup, ber-muʿtâd mübâdele ve iʿtâ olundu. Ve târîh-i hicrînin bin iki yüz on yedi senesi Saferü'l-hayrının yirmi dördüncü ve Françe Cumhûriyyeti târîhinin onuncu senesi Messidor Ayı'nın altıncı günü Paris Şehri'nde terkîm kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun üçüncü Çehârşenbih gicesi sâʿat üç buçukda iken Esîr-bâzârı kurbünde vâkiʿ Hüseyin Ağa Câmiʿi ittisâlinde olan hânelerin birinden âteş zuhûr edüp, tarafeyninde olan dekâkîn ve büyûtu ve câmiʿ-i mezkûru ve Esîr-bâzâr'ını ve Irgâd-bâzârı'nın berükiçesini yakup, yedi sâʿat murûrunda fazl-ı Bârî ve iʿânet ü ikdâm-ı hazret-i Tâc-dâri'yle karşu tarafa sârî olmadan humûd u intıfâya âgāz ve âteş, restegân-ı nâsı secde-ber-endâz-ı şükr-i Îzed-i bî-enbâz eyledi.\nitfây-ı nâr-ı şuʿle-bârda zâbitânın kemâl-i ihtimâmı hasebiyle baʿzı neferâta elem-i nâr te'sîr ve bâ-husûs Cebeci-başı [V 14a] bir mahall-i mürtefiʿden yere sâkıt olup, şiddet-i tehâfüt baʿzı aʿzâsını rahne-gîr eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_736.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk",
          "text": "Şehr-i mezkûrun üçüncü Çehârşenbih gicesi sâʿat üç buçukda iken Esîr-bâzârı kurbünde vâkiʿ Hüseyin Ağa Câmiʿi ittisâlinde olan hânelerin birinden âteş zuhûr edüp, tarafeyninde olan dekâkîn ve büyûtu ve câmiʿ-i mezkûru ve Esîr-bâzâr'ını ve Irgâd-bâzârı'nın berükiçesini yakup, yedi sâʿat murûrunda fazl-ı Bârî ve iʿânet ü ikdâm-ı hazret-i Tâc-dâri'yle karşu tarafa sârî olmadan humûd u intıfâya âgāz ve âteş, restegân-ı nâsı secde-ber-endâz-ı şükr-i Îzed-i bî-enbâz eyledi.\nitfây-ı nâr-ı şuʿle-bârda zâbitânın kemâl-i ihtimâmı hasebiyle baʿzı neferâta elem-i nâr te'sîr ve bâ-husûs Cebeci-başı [V 14a] bir mahall-i mürtefiʿden yere sâkıt olup, şiddet-i tehâfüt baʿzı aʿzâsını rahne-gîr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Geçen sene Vehhâbîler'den ticâret kasdıyla İmâm ʿAli radıyallâhu ʿanh hazretlerinin kasabasına vürûd [Ü4 143a] edenlerden biri Âsitâne-i murtazâ'ya pâpûş ile duhûl kasdıyla terk-i edeb ve ehâlîden baʿzıları bu vazʿı istihfâf maʿnâsına haml ile izhâr-ı gayz u gazab eyleyüp, şahs-ı mezkûr kelâm-ı maʿkūl ile menʿ ü tahzîr ve ol dahi şetm ü taʿzîr ve giderek miyânelerinde âteş-i fitne ʿalev-gîr olup, Vehhâbîler'in ekserîsi istîsâl ü ifnâ ve emvâl ü eşyaları nehb ü yağmâ kılındığını, Vehhâbîler Dirʿiyye'ye gelüp, sergerdeleri olan İbn-i Suʿûd'a inhâ ve istigāse ve ahz-ı sâra iğrâ etmişler idi. Merkūm vukūʿ bulan ahvâli Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya ifâde ve maktûllerin kısâs ve yâhûd diyetleriyle vârisleri ırzâ olunup, nehb olunan mâlları dahi istirdâd olunduğu takdîrde, Lahsâ Sahrâsı'nda vâkiʿ olan musâlahaya kemâ-kân riʿâyet eyleyeceğini ve ihmâl ü iğmâz ve ihkāk-ı hakdan iʿrâz olunmak lâzım gelürse, kendü dahi kutr-ı ʿIrâk'a îrâs-ı hasâret edeceğini mübeyyin mektûb ile bir âdemini Bağdâd'a firistâde etmişidi. Zikr olunan fesâd u şûr, Aʿcâm tarafından zuhûr edüp, taleb-i kısâs ve diyet ve istirdâd-ı emvâle mübâderet, İran halkını tekdîr ve bir gāyile-i hâyile ihdâs eyleceğini Vezîr-i müşârun ileyh semîr-i zamîr edüp, leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı subh u mesâ eylediğini Ser-vehhâbiyân tefattun ve ʿÂne ve Hadîse taraflarını gāret ve Şâm tüccârına hayli hasâret ile izhâr-ı muʿâdât u tezâgun eylediğinden başka, ʿAcemler'in mâtem gicesine [V 14b] müterassıd olup, İmâm ʿAli Kasabası müsevver ve ehâlîsine îrâs-ı zarar gayr-i mütesavver olduğunu bilerek, İmâm Hüseyin hazretlerinin kasabasına dâhil ve leyle-i mezkûrede ehâlî-yi kasaba me'lûf [Ü4 143b] oldukları meşgale-i mâtem ile bî-tâb ve cümlesi der-hâb olup, Vehhâbîler istedikleri gibi katl ü fetke ikdâm ve katʿî çok kimseleri iʿdâm ve zuʿm-ı fâsidleri üzere emvâl ü eşyaların tenfîl ve Meşhed-i İmâm Hüseyin'de muʿallak olan sîm ü zer kanâdîli ve sâyir tuhaf ve yâdigâr-ı kavm-i Aʿcâm'ı ahz u teşyîl ve kubbe-i muʿattaranın bir tarafını hedm ü tenzîl ile âyîn-i Karâmita'yı tekmîl eylediler.\nÜç sâʿat kadar bu hâl müstemirr olup, izrâr u ifnâ ve ahz u yağmâya yer kalmadığı tehakkuk etdikden sonra, Dirʿiyye'ye ʿavdet eylediklerini birkaç sâʿat mesâfede vâkiʿ Bağdâd askeri ve şiddet-i hubb-i Âl-i ʿAbâ ile şöhret-nümâ olan Benî Şemmer ve Hazâʿil'den baʿzı fityân istimâʿ ile girîbân-ı çâk-ı dâd u figān ve verâlarına düşüp, bir fırkasını pâ-mâl-i senâbikü'l-hayl-i mazarrat u ziyân eyledikleri, baʿzı mevsûku'l-kelim kimselerden istihbâr olunduğundan başka, Bağdâd Vâlîsi dahi bu tafsîle karîb ifâde-i hâl ve İrâniyân lâ-mahâle ahz u intikām dâʿiyesine düşeceklerini mübeyyin tahrîrât irsâl eyledi.",
          "caption": "Vak'a-i Kerbelâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_737.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i Kerbelâ",
          "text": "Geçen sene Vehhâbîler'den ticâret kasdıyla İmâm ʿAli radıyallâhu ʿanh hazretlerinin kasabasına vürûd [Ü4 143a] edenlerden biri Âsitâne-i murtazâ'ya pâpûş ile duhûl kasdıyla terk-i edeb ve ehâlîden baʿzıları bu vazʿı istihfâf maʿnâsına haml ile izhâr-ı gayz u gazab eyleyüp, şahs-ı mezkûr kelâm-ı maʿkūl ile menʿ ü tahzîr ve ol dahi şetm ü taʿzîr ve giderek miyânelerinde âteş-i fitne ʿalev-gîr olup, Vehhâbîler'in ekserîsi istîsâl ü ifnâ ve emvâl ü eşyaları nehb ü yağmâ kılındığını, Vehhâbîler Dirʿiyye'ye gelüp, sergerdeleri olan İbn-i Suʿûd'a inhâ ve istigāse ve ahz-ı sâra iğrâ etmişler idi. Merkūm vukūʿ bulan ahvâli Bağdâd Vâlîsi Vezîr Süleymân Paşa'ya ifâde ve maktûllerin kısâs ve yâhûd diyetleriyle vârisleri ırzâ olunup, nehb olunan mâlları dahi istirdâd olunduğu takdîrde, Lahsâ Sahrâsı'nda vâkiʿ olan musâlahaya kemâ-kân riʿâyet eyleyeceğini ve ihmâl ü iğmâz ve ihkāk-ı hakdan iʿrâz olunmak lâzım gelürse, kendü dahi kutr-ı ʿIrâk'a îrâs-ı hasâret edeceğini mübeyyin mektûb ile bir âdemini Bağdâd'a firistâde etmişidi. Zikr olunan fesâd u şûr, Aʿcâm tarafından zuhûr edüp, taleb-i kısâs ve diyet ve istirdâd-ı emvâle mübâderet, İran halkını tekdîr ve bir gāyile-i hâyile ihdâs eyleceğini Vezîr-i müşârun ileyh semîr-i zamîr edüp, leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı subh u mesâ eylediğini Ser-vehhâbiyân tefattun ve ʿÂne ve Hadîse taraflarını gāret ve Şâm tüccârına hayli hasâret ile izhâr-ı muʿâdât u tezâgun eylediğinden başka, ʿAcemler'in mâtem gicesine [V 14b] müterassıd olup, İmâm ʿAli Kasabası müsevver ve ehâlîsine îrâs-ı zarar gayr-i mütesavver olduğunu bilerek, İmâm Hüseyin hazretlerinin kasabasına dâhil ve leyle-i mezkûrede ehâlî-yi kasaba me'lûf [Ü4 143b] oldukları meşgale-i mâtem ile bî-tâb ve cümlesi der-hâb olup, Vehhâbîler istedikleri gibi katl ü fetke ikdâm ve katʿî çok kimseleri iʿdâm ve zuʿm-ı fâsidleri üzere emvâl ü eşyaların tenfîl ve Meşhed-i İmâm Hüseyin'de muʿallak olan sîm ü zer kanâdîli ve sâyir tuhaf ve yâdigâr-ı kavm-i Aʿcâm'ı ahz u teşyîl ve kubbe-i muʿattaranın bir tarafını hedm ü tenzîl ile âyîn-i Karâmita'yı tekmîl eylediler.\nÜç sâʿat kadar bu hâl müstemirr olup, izrâr u ifnâ ve ahz u yağmâya yer kalmadığı tehakkuk etdikden sonra, Dirʿiyye'ye ʿavdet eylediklerini birkaç sâʿat mesâfede vâkiʿ Bağdâd askeri ve şiddet-i hubb-i Âl-i ʿAbâ ile şöhret-nümâ olan Benî Şemmer ve Hazâʿil'den baʿzı fityân istimâʿ ile girîbân-ı çâk-ı dâd u figān ve verâlarına düşüp, bir fırkasını pâ-mâl-i senâbikü'l-hayl-i mazarrat u ziyân eyledikleri, baʿzı mevsûku'l-kelim kimselerden istihbâr olunduğundan başka, Bağdâd Vâlîsi dahi bu tafsîle karîb ifâde-i hâl ve İrâniyân lâ-mahâle ahz u intikām dâʿiyesine düşeceklerini mübeyyin tahrîrât irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın on altıncı Salı günü ʿumûmen kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd u ihsâ ve kabzına meʾmûrlara teslîm ü edâ olunup, on sekizinci yevm-i Hamîs Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, Hazînedâr Ağa vesâtatıyla baʿzı tenbîhâtı şâmil hatt-ı hümâyûn [V 15a] ve teşrîfât-ı mülâtafet-makrûn şeref-resân-ı vürûd ve Sadr-ı vâlâ-kadr hazretlerine bu iltifât-ı Şâhâne bâʿis-i inbisât-ı nâ-mahdûd oldu. İki günden sonra Rikâb olup, ʿavdetde Sadr-ı müşârun ileyh [Ü4 144a] hazretleri taraf-ı hümâyûndan keşîde kılınan esb-i müzeyyene râkib ve birkaç hatve zâhib oldukları hâlde izdihâm-ı tâlibân, inʿâm ile esb-i mezkûr pâ-ber-hevâ ve kāmet-i serv-âsâları meyl-i hazîz-i fütâdegî etmiş iken, yâverî-yi ʿavn-i Mevlâ ile vücûd-ı hayriyyet-nümûdları vâreste-i şiken-i ezâ olup, bu niʿmet-i celîlenin teşekkürü zımnında taraf-ı Âsafâne'lerinden zebh-ı kurbân ve fukarâya vâfir ihsân olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_738.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın on altıncı Salı günü ʿumûmen kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd u ihsâ ve kabzına meʾmûrlara teslîm ü edâ olunup, on sekizinci yevm-i Hamîs Bâb-ı ʿâlî'de devr vâkiʿ olup, Hazînedâr Ağa vesâtatıyla baʿzı tenbîhâtı şâmil hatt-ı hümâyûn [V 15a] ve teşrîfât-ı mülâtafet-makrûn şeref-resân-ı vürûd ve Sadr-ı vâlâ-kadr hazretlerine bu iltifât-ı Şâhâne bâʿis-i inbisât-ı nâ-mahdûd oldu. İki günden sonra Rikâb olup, ʿavdetde Sadr-ı müşârun ileyh [Ü4 144a] hazretleri taraf-ı hümâyûndan keşîde kılınan esb-i müzeyyene râkib ve birkaç hatve zâhib oldukları hâlde izdihâm-ı tâlibân, inʿâm ile esb-i mezkûr pâ-ber-hevâ ve kāmet-i serv-âsâları meyl-i hazîz-i fütâdegî etmiş iken, yâverî-yi ʿavn-i Mevlâ ile vücûd-ı hayriyyet-nümûdları vâreste-i şiken-i ezâ olup, bu niʿmet-i celîlenin teşekkürü zımnında taraf-ı Âsafâne'lerinden zebh-ı kurbân ve fukarâya vâfir ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Diyarbekir'in dâhil ü hâricinde baʿzı ehl-i fesâd melʿanetden hâlî olmayup, Vâlîsi olan Vezîr Zühdî İsmâʿîl Paşa'nın defʿ-i ihtilâl ü mefsedete ʿadem-i iktidârı ʿazlini îcâb ve Sivas Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa'nın o makūleleri teʾdîb ü gûşmâl ile istısfây-ı memlekete oldukça kudret-yâb olduğu, mahsûs-ı Sadr-ı vâlâ-cenâb olmağla, baʿde'l-istîzân işbu Cumâdelûlâ\nevâsıtında Diyarbekir, müşârun ileyhe ve Sivas, selefi Zühdî Paşa'ya tevcîh olunup, suver-i me'mûriyyetleri taraflarına ifâde vü işrâb olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Diyarbekir ve Sivas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_739.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Diyarbekir ve Sivas",
          "text": "Diyarbekir'in dâhil ü hâricinde baʿzı ehl-i fesâd melʿanetden hâlî olmayup, Vâlîsi olan Vezîr Zühdî İsmâʿîl Paşa'nın defʿ-i ihtilâl ü mefsedete ʿadem-i iktidârı ʿazlini îcâb ve Sivas Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa'nın o makūleleri teʾdîb ü gûşmâl ile istısfây-ı memlekete oldukça kudret-yâb olduğu, mahsûs-ı Sadr-ı vâlâ-cenâb olmağla, baʿde'l-istîzân işbu Cumâdelûlâ\nevâsıtında Diyarbekir, müşârun ileyhe ve Sivas, selefi Zühdî Paşa'ya tevcîh olunup, suver-i me'mûriyyetleri taraflarına ifâde vü işrâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yi hümâyûn Yafa Sahrası'nı madrab-ı hıyâm eyledikde, Kudüs Muhafızı Vezîr Mehmed Paşa, Yafa'ya vârid olup, Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunan bazı mukātaʿât ʿuhdesine tefvîz u tahvîl ve Yafa Kalʿası, istîlâ sebebi ile harâba müşrif olduğundan, taʿmîr ü termîmi müşârun ileyhe sipariş ile taltîf ü tebcîl olunduğu Cezzâr Paşa'nın mesmûʿu olmağla, Emâret-i [V 15b] Hâcc ile nâyil-i ibtihâc olacağını karâyin-i hâliyye ile istihrâc eyleyüp, kazıyye-i mezkûrenin umûr-ı hâriciyye vü dâhiliyyesine ʿadem-i [Ü4 144b] tevâfuku müşârun ileyhi zirve-i bagy u tuğyâna ez-ser-i nev müstaʿlî vü mürtakī edüp, evvelen Kuds-i şerîf ehâlîsini müşârun ileyhin neşr-i mesâvî-yi mecʿûlesiyle tenfîr ve sâniyen o tarafda bulunan âdemlerini tard u tekdîr etdirdiğinden başka, müşârun ileyhimânın mübâgaza vü muhâsedeleri kâmin iken bâriz ü mütebeyyin olup, muhâbereleri müşâcere ihdâs ve mükâtebeleri muhârebe îrâs eyleyüp, encâm-ı kâr Cezzâr Paşa tarafından Firârî İsmâʿîl Paşa ve berkeşîdelerinden Süleymân Paşa, cemm-i gafîr ve asker-i kesîr ile Yafa Sahrâsı'na gelüp, telâkī-yi ferîkayn ve münâzara-i hasmeyn vukūʿunda, Mehmed Paşa'nın kuvvetü'z-zahr-ı celâdeti olan tâ'ife-i Arnabud bâdî-yi nazarda cümleden evvel rekz-ı hayl ve o tarafa zehâb u meyl etdiğini berü taraf askeri müşâhede ve mukāvemete kudretleri olmadığından, nâ-çâr Yafa Kalʿası'na tehassun ile defʿ-ı sâyil kaydına âmâde oldukları hâlde, Emâret-i Hâcc dahi müşârun ileyhe tevcîh olunmuş olmağla, sebeb-i mezkûr ile umûr-ı hâcc, ʿukde-i teʾhîre dûçâr ve fevt-i vakt emâreleri bedîdâr olduğuna binâʾen, kemâ-kân Eyâlet-i Şâm, ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya ve üzerinde olan Karaman Eyâleti, mutasarrıf-ı sabıkı Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa'ya ibkā ve berîd-i istiʿcâl ile keyfiyyet her birine ʿalâ-hidetin inhâ olundu.\nMehmed Paşa bahran ve berren Yafa Kalʿası'nda mahsûr u mahbûs ve imdâd u iʿâneden nevmîd ü meʾyûs iken, o taraflarda geşt ü güzâr üzere olan Donanma-yi hümâyûn Başbûğu top âvâzesin istimâ ve fi'l-hâl tahrîk-i şirâ ile Yafa'ya gelüp, [V 16a] kazıyyeye\nkesb-i ıttılâʿ eyledikde, merâkib-i Cezzâriyye'yi [Ü4 145a] tard u ibʿâd ve deryâ tarafını küşâd eylediğinden gayri, bu tarafdan dahi maʿiyyet-i Âsafî ile vürûd eden altı yüz kadar Arnabud askeri imdâd ve sefîneye irkâb ve mukābeleye istiʿdâd verilmişidi. Arnabudlar Yafa'ya vâsıl ve Vezîr-i müşârun ileyhe kuvvet-i kalb hâsıl olup, el-yevm muhârebe üzere iseler dahi Mîr-i Hâcclık refʿiyle nüfûzuna halel ve himmetine kesel ʿârız olacağı muhtemel olmağla, bir mâh mukaddem Vezîr Köse Mustafa Paşa'nın fevti haberi vürûduyla üzerinde olan Diyârbekir Eyâleti mahlûl ve mansıb-ı mezkûr ile kayırılması müstasveb-i erbâb-ı ʿukūl olduğuna binâ'en, şehr-i Recebü'l-ferdin altıncı Salı günü eyâlet-i mezkûre, müşârun ileyhe ve üzerinde olan Kudüs Sancağı, Dimyât Muhâfızı ve İç-il Sancağı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Ahmed Paşa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Vâlî-yi Şâm ve Mîrü'l-Hâcc-şüden-i ‘Azm-zâde Vezîr ‘Abdullah Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_740.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Vâlî-yi Şâm ve Mîrü'l-Hâcc-şüden-i ‘Azm-zâde Vezîr ‘Abdullah Paşa",
          "text": "Ordu-yi hümâyûn Yafa Sahrası'nı madrab-ı hıyâm eyledikde, Kudüs Muhafızı Vezîr Mehmed Paşa, Yafa'ya vârid olup, Îrâd-ı Cedîd tarafından zabt olunan bazı mukātaʿât ʿuhdesine tefvîz u tahvîl ve Yafa Kalʿası, istîlâ sebebi ile harâba müşrif olduğundan, taʿmîr ü termîmi müşârun ileyhe sipariş ile taltîf ü tebcîl olunduğu Cezzâr Paşa'nın mesmûʿu olmağla, Emâret-i [V 15b] Hâcc ile nâyil-i ibtihâc olacağını karâyin-i hâliyye ile istihrâc eyleyüp, kazıyye-i mezkûrenin umûr-ı hâriciyye vü dâhiliyyesine ʿadem-i [Ü4 144b] tevâfuku müşârun ileyhi zirve-i bagy u tuğyâna ez-ser-i nev müstaʿlî vü mürtakī edüp, evvelen Kuds-i şerîf ehâlîsini müşârun ileyhin neşr-i mesâvî-yi mecʿûlesiyle tenfîr ve sâniyen o tarafda bulunan âdemlerini tard u tekdîr etdirdiğinden başka, müşârun ileyhimânın mübâgaza vü muhâsedeleri kâmin iken bâriz ü mütebeyyin olup, muhâbereleri müşâcere ihdâs ve mükâtebeleri muhârebe îrâs eyleyüp, encâm-ı kâr Cezzâr Paşa tarafından Firârî İsmâʿîl Paşa ve berkeşîdelerinden Süleymân Paşa, cemm-i gafîr ve asker-i kesîr ile Yafa Sahrâsı'na gelüp, telâkī-yi ferîkayn ve münâzara-i hasmeyn vukūʿunda, Mehmed Paşa'nın kuvvetü'z-zahr-ı celâdeti olan tâ'ife-i Arnabud bâdî-yi nazarda cümleden evvel rekz-ı hayl ve o tarafa zehâb u meyl etdiğini berü taraf askeri müşâhede ve mukāvemete kudretleri olmadığından, nâ-çâr Yafa Kalʿası'na tehassun ile defʿ-ı sâyil kaydına âmâde oldukları hâlde, Emâret-i Hâcc dahi müşârun ileyhe tevcîh olunmuş olmağla, sebeb-i mezkûr ile umûr-ı hâcc, ʿukde-i teʾhîre dûçâr ve fevt-i vakt emâreleri bedîdâr olduğuna binâʾen, kemâ-kân Eyâlet-i Şâm, ʿAzm-zâde Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya ve üzerinde olan Karaman Eyâleti, mutasarrıf-ı sabıkı Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa'ya ibkā ve berîd-i istiʿcâl ile keyfiyyet her birine ʿalâ-hidetin inhâ olundu.\nMehmed Paşa bahran ve berren Yafa Kalʿası'nda mahsûr u mahbûs ve imdâd u iʿâneden nevmîd ü meʾyûs iken, o taraflarda geşt ü güzâr üzere olan Donanma-yi hümâyûn Başbûğu top âvâzesin istimâ ve fi'l-hâl tahrîk-i şirâ ile Yafa'ya gelüp, [V 16a] kazıyyeye\nkesb-i ıttılâʿ eyledikde, merâkib-i Cezzâriyye'yi [Ü4 145a] tard u ibʿâd ve deryâ tarafını küşâd eylediğinden gayri, bu tarafdan dahi maʿiyyet-i Âsafî ile vürûd eden altı yüz kadar Arnabud askeri imdâd ve sefîneye irkâb ve mukābeleye istiʿdâd verilmişidi. Arnabudlar Yafa'ya vâsıl ve Vezîr-i müşârun ileyhe kuvvet-i kalb hâsıl olup, el-yevm muhârebe üzere iseler dahi Mîr-i Hâcclık refʿiyle nüfûzuna halel ve himmetine kesel ʿârız olacağı muhtemel olmağla, bir mâh mukaddem Vezîr Köse Mustafa Paşa'nın fevti haberi vürûduyla üzerinde olan Diyârbekir Eyâleti mahlûl ve mansıb-ı mezkûr ile kayırılması müstasveb-i erbâb-ı ʿukūl olduğuna binâ'en, şehr-i Recebü'l-ferdin altıncı Salı günü eyâlet-i mezkûre, müşârun ileyhe ve üzerinde olan Kudüs Sancağı, Dimyât Muhâfızı ve İç-il Sancağı Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Ahmed Paşa'ya ber-vech-i ilhâk tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Arnabud tâyifesi bi-hükm-i “el-Hâyinü hâyifün” müşârun ileyhin başından munsarıf olmayup, infikâklarında üft ü irtikâb etdikleri habâsetin verâsında envâʿ-ı mazarrat mülâhaza eylediklerinden gayri, ʿOsman Paşa dahi tebâʿat-ı sâbıkasına nazar ve ʿafva müstehakk olmadığı kantara-i hâtırından güzer edüp, ikdâm ü ihcâm miyânında mütereddid ve belki başında olan evbâşın tekessürünü kāsıd vü râyid olup, bu hâl ile İslimye ve civâr kazâlarında geşt ü güzâr ve reʿâyâ vü berâyâyı pâzede-i hasâr eylediği, maʿlûm-i Sadr-ı ʿâlî-mikdâr olmağla, birkaç defʿa halecân-ı derûnunu izâle eder tahrîrât ile gûş-ı gafletini taʿrîk ve silsile-i bağy ü tecâvüzünü menhec-i tavʿ [V 16b] u inkiyâda [Ü4 145b] tahrîk buyurduğundan gayri, o hılâlde Arnabud tâyifesiyle vifâkları şikāka mübeddel olduğu güyâ istihbâr olunup: “O makūle küştenîler yedinden me-bâdâ bir hatâ zuhûruyla şân-ı Vezâret'e nakīsa tetarruk eder\" deyü Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa tarafından üç bin kadar asker, cemʿiyyet-gâhına sevk u tesyîr ve iktizâ eylediği hâlde bu asker ile istizhâr edüp, tâyife-i mezkûreyi istîsâl ü tedmîr eylemesi tarafına işâret ü tahrîr olunup, bu reftâr-ı hikmet-âmîz, vikāye-i nefsine dâ'ir olduğunu tahkīk u temyîz ve taraf-ı devletden hakkında bir bâdire zuhûr etmeyeceğini cezm ile ʿinân-ı yek-rân-ı kasd-ı fâsidini semt-i salâha tehzîz eylediyse dahi, kemâl-i itmi'nân-ı\nistihsâli zımnında cûyân-ı hatt-ı emân olup, matlûbu üzere hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i celîl-i istimâlet tarafına irsâl ve vahşeti ünsiyyete ibdâl olunmuşidi. Müşârun ileyhe oldukça itmi'nân-ı kalb hâsıl olup, mu'ahedi olan Arnabudlar'ı ilzâm ve fevc fevc vilâyetlerine ʿazîmet şartıyla hılâl-i râhda yem ve yiyecekleri verilmek bâbında bi'l-istidʿâ taraf-ı devletden tahsîl-i menâşîr ü ahkâm eyleyüp, kendüsi dahi hafif dâyire ile Silistre'ye ʿazîmet ve bu gāyile-i hâyile meded-kârî-yi erbâb-ı ʿakl ü dürbet ile bi'l-külliyye mündefiʿ olup, reʿâyâ vü berâyâ âsûde-nişîn-i mazalle-i râhat oldular.",
          "caption": "Zikr-i teferruk-ı tâyife-i Arnabud ve ʿazîmet-i ʿOsmân Paşa be-mansıb-ı hîş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_741.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i teferruk-ı tâyife-i Arnabud ve ʿazîmet-i ʿOsmân Paşa be-mansıb-ı hîş",
          "text": "Arnabud tâyifesi bi-hükm-i “el-Hâyinü hâyifün” müşârun ileyhin başından munsarıf olmayup, infikâklarında üft ü irtikâb etdikleri habâsetin verâsında envâʿ-ı mazarrat mülâhaza eylediklerinden gayri, ʿOsman Paşa dahi tebâʿat-ı sâbıkasına nazar ve ʿafva müstehakk olmadığı kantara-i hâtırından güzer edüp, ikdâm ü ihcâm miyânında mütereddid ve belki başında olan evbâşın tekessürünü kāsıd vü râyid olup, bu hâl ile İslimye ve civâr kazâlarında geşt ü güzâr ve reʿâyâ vü berâyâyı pâzede-i hasâr eylediği, maʿlûm-i Sadr-ı ʿâlî-mikdâr olmağla, birkaç defʿa halecân-ı derûnunu izâle eder tahrîrât ile gûş-ı gafletini taʿrîk ve silsile-i bağy ü tecâvüzünü menhec-i tavʿ [V 16b] u inkiyâda [Ü4 145b] tahrîk buyurduğundan gayri, o hılâlde Arnabud tâyifesiyle vifâkları şikāka mübeddel olduğu güyâ istihbâr olunup: “O makūle küştenîler yedinden me-bâdâ bir hatâ zuhûruyla şân-ı Vezâret'e nakīsa tetarruk eder\" deyü Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa tarafından üç bin kadar asker, cemʿiyyet-gâhına sevk u tesyîr ve iktizâ eylediği hâlde bu asker ile istizhâr edüp, tâyife-i mezkûreyi istîsâl ü tedmîr eylemesi tarafına işâret ü tahrîr olunup, bu reftâr-ı hikmet-âmîz, vikāye-i nefsine dâ'ir olduğunu tahkīk u temyîz ve taraf-ı devletden hakkında bir bâdire zuhûr etmeyeceğini cezm ile ʿinân-ı yek-rân-ı kasd-ı fâsidini semt-i salâha tehzîz eylediyse dahi, kemâl-i itmi'nân-ı\nistihsâli zımnında cûyân-ı hatt-ı emân olup, matlûbu üzere hatt-ı hümâyûn ile müveşşah emr-i celîl-i istimâlet tarafına irsâl ve vahşeti ünsiyyete ibdâl olunmuşidi. Müşârun ileyhe oldukça itmi'nân-ı kalb hâsıl olup, mu'ahedi olan Arnabudlar'ı ilzâm ve fevc fevc vilâyetlerine ʿazîmet şartıyla hılâl-i râhda yem ve yiyecekleri verilmek bâbında bi'l-istidʿâ taraf-ı devletden tahsîl-i menâşîr ü ahkâm eyleyüp, kendüsi dahi hafif dâyire ile Silistre'ye ʿazîmet ve bu gāyile-i hâyile meded-kârî-yi erbâb-ı ʿakl ü dürbet ile bi'l-külliyye mündefiʿ olup, reʿâyâ vü berâyâ âsûde-nişîn-i mazalle-i râhat oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Eyâlet-i Sivas tevcîh olunan Zühdî Paşa'ya haber-i mansıb varmazdan mukaddem esâs-ı zindegânîsi mütezelzil ü muztarib ve mâhiyyet-i hayâtı mevte münkalib olup, münhall olan Sivas Eyâleti, Karaman Vâlîsi Vezîr [Ü4 146a - V 17a] ʿAlâʾeddîn Paşa'ya ve Karaman Eyâleti, İznikmid Sancağı Mutasarrıfı Melek Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ve İznikmid Sancağı, Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve her biri neyl-i matlab u bagyet ile memnûn-ı lutf ü mekremet kılındı.\n\nMüteveffây-ı müşârun ileyh Mîrâhûr-ı Evvel iken hücûm-ı iztirâb u nâ-tüvânî ile tâlib-i Vezâret olup, bir zemân Karaman Eyâleti'nde teskîn-i evâm-ı merâm ve baʿdehû Diyârbekir Eyâleti'ne ʿatf-ı zimâm edüp, vehâmet-i hevâ ve kurb-i ecel, katʿ-ı merâyir-i emel eyleyüp, nâ-kâm u nâ-murâd işbu Cumâdelûlâ evâsıtında ʿazm-i serâbistân-ı meʿâd eyledi. Siniyy-i ʿömrü ʿakd-i hamsîne mevsûl olduğu hâline vâkıf olanlardan menküldür. Müşârun ileyh ümmî-yi ʿâmî iken, meclise münâsib söz bulmakda ve darb-ı nutk ile muʿârızını ilzâm etmekde nazîri nâ-yâb idi. Mîrâhûr-ı Evvel iken Kapucular Kethudâsı bulunan Şemseddîn Beyefendi'nin şiddet-i ittisâlini bilüp, mîr-i mûmâ ileyhden müsteşʿir ve mansıbına tâlib olduğunu dâyimâ mütefekkir olup, Ramazân'da ʿuzamây-ı devletden birinin iftârına varup, sâhib-i hâne yakısını değiştirmek şuglünde iken odaya girüp: \"Beyefendi senin dahi yakın var mıdır?\" dedikde: \"Bendenizde pehlevân yakısı vardır\"; \"Yakın nerededir?\" dedikde: \"Arkamda\" dediği beyne'z-zurafâ telmîh-i melîh kabîlinden ʿadd olunmuşidi.\n\nEyyâm-ı ʿömr vâsıl olup hadd-i gāyete\nHayfâ heves kesilmedi mahbûb u bâdeden\n\nmefhûmunu bazʻan yâd ve hevây-ı cân-fersây-ı mey ü mahbûbdan âh u feryâd eyler idi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.",
          "caption": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Vezîr Zühdî Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_742.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı haber-i fevt-i Vezîr Zühdî Paşa",
          "text": "Bundan akdem Eyâlet-i Sivas tevcîh olunan Zühdî Paşa'ya haber-i mansıb varmazdan mukaddem esâs-ı zindegânîsi mütezelzil ü muztarib ve mâhiyyet-i hayâtı mevte münkalib olup, münhall olan Sivas Eyâleti, Karaman Vâlîsi Vezîr [Ü4 146a - V 17a] ʿAlâʾeddîn Paşa'ya ve Karaman Eyâleti, İznikmid Sancağı Mutasarrıfı Melek Ahmed Paşa-zâde Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ve İznikmid Sancağı, Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve her biri neyl-i matlab u bagyet ile memnûn-ı lutf ü mekremet kılındı.\n\nMüteveffây-ı müşârun ileyh Mîrâhûr-ı Evvel iken hücûm-ı iztirâb u nâ-tüvânî ile tâlib-i Vezâret olup, bir zemân Karaman Eyâleti'nde teskîn-i evâm-ı merâm ve baʿdehû Diyârbekir Eyâleti'ne ʿatf-ı zimâm edüp, vehâmet-i hevâ ve kurb-i ecel, katʿ-ı merâyir-i emel eyleyüp, nâ-kâm u nâ-murâd işbu Cumâdelûlâ evâsıtında ʿazm-i serâbistân-ı meʿâd eyledi. Siniyy-i ʿömrü ʿakd-i hamsîne mevsûl olduğu hâline vâkıf olanlardan menküldür. Müşârun ileyh ümmî-yi ʿâmî iken, meclise münâsib söz bulmakda ve darb-ı nutk ile muʿârızını ilzâm etmekde nazîri nâ-yâb idi. Mîrâhûr-ı Evvel iken Kapucular Kethudâsı bulunan Şemseddîn Beyefendi'nin şiddet-i ittisâlini bilüp, mîr-i mûmâ ileyhden müsteşʿir ve mansıbına tâlib olduğunu dâyimâ mütefekkir olup, Ramazân'da ʿuzamây-ı devletden birinin iftârına varup, sâhib-i hâne yakısını değiştirmek şuglünde iken odaya girüp: \"Beyefendi senin dahi yakın var mıdır?\" dedikde: \"Bendenizde pehlevân yakısı vardır\"; \"Yakın nerededir?\" dedikde: \"Arkamda\" dediği beyne'z-zurafâ telmîh-i melîh kabîlinden ʿadd olunmuşidi.\n\nEyyâm-ı ʿömr vâsıl olup hadd-i gāyete\nHayfâ heves kesilmedi mahbûb u bâdeden\n\nmefhûmunu bazʻan yâd ve hevây-ı cân-fersây-ı mey ü mahbûbdan âh u feryâd eyler idi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh mâlik-i nisâb-ı ʿömr-i nâzenîn ve bâliğ-i [Ü4 146b – V 17b] derece-i “İnne's-semânîn” olduğuna binâen, yevmen-fe-yevmen kuvây-ı cismâniyyesi halel-pezîr ve bu esnâda aʿrâz-ı bedeniyyeden olan ʿilel-i sâyire müşârun ileyhe dâmen-gîr olup, işbu Rebîʿulevvel'in dördüncü günü mazîk-ı dünyâdan füshat-serây-ı ʿukbâya hırâm ve ehl-i ʿIrâk'ı dâğ-dâr-ı endûh u âlâm eyledi. Müşârun ileyh Mardin Voyvodası Mehmed Efendi'nin memlûklerinden olup, efendisi vefât ve ʿazm-i sûy-ı ʿArasât eyledikde, Vezîr Koca Süleymân Paşa dâiresine duhûl ve menzile-i fütüvvete vusûl hengâmında müşârun ileyh dahi Kazây-ı Nahb ve Vezîr ʿÖmer Paşa'ya Bağdâd teveccüh eyledikde, Sâhib-i tercemeyi Enderûn Çukadârlığı'yla münşerihü'l-kalb etmişidi. Nâsıye-i hâlinde âsâr-ı merdânegî vü reviyyet olduğuna binâen, irsâl-i lihye ile Basra Mütesellimi nasb olunup, bir müddet Basra benderi, ʿadl ü idâresiyle sâyir benâdire iddiʿây-ı serverî edüp, ʿÖmer Paşa vakʿasında zuhûr eden tebeddülât-ı vülât hasebiyle Bağdâd'a târî olan ihtilâl ü fesâd, “Vekîl-i Şâh” nâmıyla mâlik-i İran-zemîn olan Zend Kerîm Hân'a sebeb-i ʿutüvv ü ʿinâd olup, baʿzı vâhî îrâdât ile Basra'ya hücûm ve zabt-ı enhâ vü tuhûm edüp, müşârun ileyh dâmen-çîn-i muhârebe vü müşâcere ve birkaç gün mütehammil-i meşâkk-ı muhâsara ve encâm-ı kâr Aʿcâm-ı bed-kirdâr Basra'yı istîlâ ile Sâhib-i tercemeyi giriftâr-ı kayd-ı isâr ve İsfehân ve Şîrâz semtlerine tesyâr etmişler idi. Keʾîb ü hazîn bir zemân o diyârda mekîn ve o beliyye-i dil-hırâşdan halâsı zımnında müteveccih-i dergâh-ı Rabbü'l-ʿâlemîn olup, hânân-ı ʿAcem ile dahi ihtilât ü âmîziş ve suver-i mahabbetini levha-i hâtırlarında müntekış edüp, hilm ü edeb ve ʿakl-ı [Ü4 147a – V 18a] mühezzebine pesend ve cümlesi peyvend-i mahabbetini rişte-i câna bend edüp, o hılâlde Zend Kerîm dâyire-i hestîden\nʿadîm ve İrâniyân miyânında ihtilâl-i ʿazîm vukūʿuyla dil-bend-i mahabbeti olan hânlara keşf-i râz ve kayd-ı esrden istihlâs zımnında bast-ı mukaddimât-ı niyâz eyledikde, sebîlini tahliye ve Basra'ya îsâl ile hakkında lâzime-i dostî ve mahabbeti teʾdiye eylediler. Müşârun ileyh dahi Basra'ya irticâʿ ve Bağdâd Vâlîsi bulunan Vezîr Hasan Paşa'nın o esnâda hücûm-ı ehâlî ile ihrâc olunduğunu istimâʿ edüp, İngilizlü vâsıtasıyla Der-i devlet'e tazarruʿ-nâme takdîm ve Basra'da birkaç mâh mahsûr ve itlâf-ı mâl-i mevfûr ile uğur-ı Pâdişâhî'de me'sûr olduğunu ifâde vü tefhîm ve Bağdâd ve Basra Eyâleti tarafına ihsân olunduğu hâlde hâtır-ı meksûru mecbûr kılınacağından başka, mürg-ı cân, kafes-i tende nihân oldukça, hıdmet-i devletde cân-sipâr ve merkez-i istikāmetde pâydâr olacağını işʿâr etmişidi. Bağdâd Kapu Kethudâsı olan Selîm Efendi meʾâl-i tahrîrâtını tervîc ve devâʿî-yi şevk-ı erkân-ı Saltanat'ı yoluyla tehyîc edüp, doksan üç senesi Şevvâl'inin sekizinci günü ibtidâ Basra Eyâleti ve birkaç günden sonra Bağdâd Eyâleti dahi tarafına tevcîh olunup, Bağdâd'a doğru teveccüh ü ʿazîmet ve taraf-ı hılâfında olan Mehmed Halîl-oğlu ile Zengabâd taraflarında muhârebeye mübâşeret ve bâgī-yi merkūm ʿan-asl şecâʿat-ı müfrita ile mevsûm olduğundan, müşârun ileyhe hayli zahmet verüp, bilâhare hasmına gālib ve defʿ-i mezâhim ile nâyil-i ecell-i metâlib olup, dâhil ü hâric-i Bağdâd'da olan muhâliflerini şemşîr-i tedbîr ile [Ü4 147b – V 18b] itlâf ve her tarafdan katʿ-ı rişte-i ehl-i hılâf etdikden sonra, kürsî-yi memlekete pâ-nihâde-i duhûl ve ʿadl-i dâd ve defʿ-i mülimmât-ı ʿibâda meşgûl oldu. Bir müddetden sonra Haske etrafında mukīm kabâyil-i şedîdetü'ş-şekîmeden Benî Hazâʿil, tuğyân ve rüsûm-ı Dîvânî ve muʿtâd olan sâyir virgülerini edâda izhâr-ı bagy u ʿisyân etmişler idi. Mütemekkin oldukları mahall, vasat-ı Dicle'de vâkiʿ bir cezîre-i pür-vahal olup, hücûm-ı askere mâniʿ ve esbâb-ı zafer bi'l-külliyye mümteniʿ olduğundan, müşârun ileyh kuvve-i müfekkireye mürâcaʿat ve Nehr-i Furât'ı katʿ ile tahsîl-i tarîk-ı şenn ü gāret eylediğini Şeyh-ı kabîle tahkīk ve ʿUrbân beyninde şâyiʿ olan dehâlet-i ʿırz maʿnâlarını mü'eyyid emân-nâme ile ʿurve-i ʿubûdiyyet ü tâʿati tevsîk edüp, ʿözrü makbûl ve bu kuvvet ü mikneti müşârun ileyhden ru’yet eylediğinden, vefâtına dek meʾlûf olduğu teʿannüd ü huşûnetden sarf-ı nazar ile şütür-i zelûl gibi bâr-ı tekâlîfini kabûl eyledi. Basra etrafında mukīm Müntefik ʿAşîreti -ki on iki bin reccâl ü rükbândan ʿibâret bir kabîle-i sâhib-i miknet idi- baʿzı esbâb ile şakk-ı ʿasâ ve müşârun ileyhe izhâr-ı buğz u şehenâ edüp, cemʿ-i kesîr ile kabîle-i mezkûre üzerine sell-i şemşîr ve birkaç sâʿat dâr u gîrden sonra\nkabîle-i mezkûre Kavm-i Sebâ gibi perîşân ve şeyhleri giriftâr-ı eyâdî-yi Bağdâdiyân olup, Şeyh-ı mezkûru bir müddet Bağdâd'da tevkīf ve yine cünhasını ʿafv ve Şeyhlik ile taltîf eyledi. İhmâl-i vüzerâ ve mümâşât-ı erbâb-ı müdârâ ile Rakka ve ol hâvâlîyi istîlâ ve taraf-ı devlete beher sâl teslîmi muʿayyen olan mâl-ı mîrîyi ʿadem-i edâ ile zirve-i tuğyâna iʿtilâ eden Millî ʿAşîreti Beyi Tîmûr üzerine meʾmûr kılınup, ʿaşâyir [Ü4 148a – V 19a] ü kabâyili cemʿ ve otuz bin kadar asker ile üzerine ʿalem-i ʿazîmeti refʿ edüp, bir hamlede merkūmun cemʿiyyetini perîşân ve o tarafın nizâmını verüp Bağdâd'a revân oldukdan sonra, Tîmûr, taleb-i re'y ü emân ve istidʿâsına müsâʿade ile Bağdâd'a getürdüp, zıll-i ʿinâyet ü ihsânını üzerine sâye-bân eylediğinden başka, Der-i devlet-medâr'dan ʿafvını niyâz ve bir müddetden sonra merkūmu bâ-Vezâret, Rakka Eyâleti'yle ser-efrâz etdirdi. Tîmûr ve Müntefık Şeyhı gibi kavî düşmenleri cemʿ ile baʿzan meclis sohbetine idhâl ve muhâkeme ile ser-güzeştelerini su'âlde Müntefik Şeyhı: “Yine beş-altı sâʿat kadar sadme-i Vezîrâne'nize tâb-âver-i mukābele oldum. Lâkin Tîmûr yek hamlede karârı firâra ibdâl ve beyne'l-kabâyil şâyiʿ olan şöhretini karîn-i izmihlâl eyledi\" dedikde, Tîmûr dahi: “Süleymân Paşa gibi cebbâr bir Vezîr'in uğurundan savuşmak, şart-ı edebe riʿâyet ve mukābele dâʿiyesinde olmak, mahz-ı hamâkatdir\" dediği resîde-i rütbe-i tevâtür ü şöhretdir.\n\nVehhabîler'e dahi kuvvet-i kāhire-i Saltanat'ı irâ'e içün Kethudâ'sını vâfir asker ile Lahsâ semtine irsâl ve kavm-i mezkûru hasr u tazyîk ile bî-mecâl ve baʿzı şurût ile dâʾire-i istîmâna idhâl etmişidi. Şiddet-i ʿillet vücûdu şuyûʿ bulmadıkça Vehhabiler hudûd-ı Bağdad'ı tecavüz edemeyüp, bâ-vücûd-ı taʿassub savletinden tecânüb ve bi'z-zarûre tarafına izhar-ı vedâd ü tehabbüb edüp, ehâlî-yi Bağdâd dahi sâye-i ʿadl ü dâdında mutmaʾinnü'l-bâl ve tüccâr u sûdâ-gerân, zemânında tecrîm ü tagrîmden âzâde olarak müktesib-i sunûf-ı emvâl olup, Diyarbekir'den Basra hudûduna dek turuk u meʿâbir, zemânında âsûde ve lusûs u gāret-gerân ecme-i ihtifâda gunûde olduğundan gayri, bu dârât u ihtişâm ile [Ü4 148b – V 19b] Devlet-i ʿaliyye'nin tavk-ı itâʿatini gerden-i rıkkıyyetine bend ve beher sene taraf-ı hümâyûna ve sâyir erkân-ı Saltanat'a hedâyây-ı vâfire irsâliyle nahl-ı mahabbetini kulûb-ı ekâbirde berûmend eyler idi. Mısr-ı Kāhire seferinde mesârıfa medâr olmak içün iki bin kîse kadar meblağ Ordu-yi hümâyûn'a imdâd ve Bağdâd'da vücûd-ı vüzerâ ehemm olmasa, bi'n-nefs sefere ʿazimet etmek ve uğur-ı Pâdişâhî'de bezl-i mâ-melek ile hakk-ı nân u nemeki îfâ eylemek şevkini îrâd eyler idi. Rütbe-i şecâʿati ber-kemâl ve cûd u sehâda iktisâda riʿâyet eder bir Vezîr-i ʿadîmü'l-\nmisâl olup, sâha-i hestîden fikdânı, kutr-ı ʿIrâk'ı mâtem-zede-i şîven ü perîşânî ve belki hem-hudûd olan ehl-i İrân'ı üftâde-i tâkçe-i nâ-be-sâmânî eyledi. Beher sâl etrâf u eknâfdan kasd-ı istimnâh ile tevârüd eden fukarâya mudârabeden hâsıl olan mâlından yüz kîse ifrâz ü iʿtâ ile isticlâb-ı hayr-ı duʿâ ve tezvîc-i benât-ı zuʿafâ ve iksâ ü ihtinân-ı evlâd-ı fukarâ ile nâmını sebt-i cerîde-i eshıyâ eylediği maʿlûm-i sükkân-ı Zevrâ'dır. Derûn-ı Bağdâd'da câmiʿ ve kitâbhâne ve medrese binâ ve bunların vezâyifine sarf içün baʿzı müsakkafât iştirâ eylediği mütevâtir ü meşhûrdur. Siniyy-i ʿömrü seksan seneye mütekārib ve yirmi dört seneye karîb Bağdâd ve Basra ve Şehrizor eyâletlerine tasarruf ile dünyâdan kâm almış bir Vezîr-i celîlü'l-menâkıb idi. Müşârun ileyhin vefâtı sebebi ile haşerâtın zabt u rabtı lâzım geldiğinden, ittifâk-ı vücûh-ı serhadd ile Mîr-i mîrân'dan Kethudâsı ʿAlî Paşa Kā'im-makām nasb olunup, Vezâret'e liyâkati dahi ʿarz u mahzar ile maʿrûz-ı Der-i devlet kılındığına binâʾen, Kāyim-makāmlık emr-i celîlü'ş-şânı ısdâr ve tarafına tesyâr olunduğundan başka, muhallefât-ı müteveffâda ve sâyir lüzûmu olan [Ü4 149a – V 20a] mâddelerde izhâr-ı sadâkat ve ibrâz-ı hıdmet eyler ise, matlabı ile bekâm olacağı vaʿdi dahi tarafına ifâde vü ifhâm olundu.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Bağdâd Vezîr Süleymân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_743.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Bağdâd Vezîr Süleymân Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh mâlik-i nisâb-ı ʿömr-i nâzenîn ve bâliğ-i [Ü4 146b – V 17b] derece-i “İnne's-semânîn” olduğuna binâen, yevmen-fe-yevmen kuvây-ı cismâniyyesi halel-pezîr ve bu esnâda aʿrâz-ı bedeniyyeden olan ʿilel-i sâyire müşârun ileyhe dâmen-gîr olup, işbu Rebîʿulevvel'in dördüncü günü mazîk-ı dünyâdan füshat-serây-ı ʿukbâya hırâm ve ehl-i ʿIrâk'ı dâğ-dâr-ı endûh u âlâm eyledi. Müşârun ileyh Mardin Voyvodası Mehmed Efendi'nin memlûklerinden olup, efendisi vefât ve ʿazm-i sûy-ı ʿArasât eyledikde, Vezîr Koca Süleymân Paşa dâiresine duhûl ve menzile-i fütüvvete vusûl hengâmında müşârun ileyh dahi Kazây-ı Nahb ve Vezîr ʿÖmer Paşa'ya Bağdâd teveccüh eyledikde, Sâhib-i tercemeyi Enderûn Çukadârlığı'yla münşerihü'l-kalb etmişidi. Nâsıye-i hâlinde âsâr-ı merdânegî vü reviyyet olduğuna binâen, irsâl-i lihye ile Basra Mütesellimi nasb olunup, bir müddet Basra benderi, ʿadl ü idâresiyle sâyir benâdire iddiʿây-ı serverî edüp, ʿÖmer Paşa vakʿasında zuhûr eden tebeddülât-ı vülât hasebiyle Bağdâd'a târî olan ihtilâl ü fesâd, “Vekîl-i Şâh” nâmıyla mâlik-i İran-zemîn olan Zend Kerîm Hân'a sebeb-i ʿutüvv ü ʿinâd olup, baʿzı vâhî îrâdât ile Basra'ya hücûm ve zabt-ı enhâ vü tuhûm edüp, müşârun ileyh dâmen-çîn-i muhârebe vü müşâcere ve birkaç gün mütehammil-i meşâkk-ı muhâsara ve encâm-ı kâr Aʿcâm-ı bed-kirdâr Basra'yı istîlâ ile Sâhib-i tercemeyi giriftâr-ı kayd-ı isâr ve İsfehân ve Şîrâz semtlerine tesyâr etmişler idi. Keʾîb ü hazîn bir zemân o diyârda mekîn ve o beliyye-i dil-hırâşdan halâsı zımnında müteveccih-i dergâh-ı Rabbü'l-ʿâlemîn olup, hânân-ı ʿAcem ile dahi ihtilât ü âmîziş ve suver-i mahabbetini levha-i hâtırlarında müntekış edüp, hilm ü edeb ve ʿakl-ı [Ü4 147a – V 18a] mühezzebine pesend ve cümlesi peyvend-i mahabbetini rişte-i câna bend edüp, o hılâlde Zend Kerîm dâyire-i hestîden\nʿadîm ve İrâniyân miyânında ihtilâl-i ʿazîm vukūʿuyla dil-bend-i mahabbeti olan hânlara keşf-i râz ve kayd-ı esrden istihlâs zımnında bast-ı mukaddimât-ı niyâz eyledikde, sebîlini tahliye ve Basra'ya îsâl ile hakkında lâzime-i dostî ve mahabbeti teʾdiye eylediler. Müşârun ileyh dahi Basra'ya irticâʿ ve Bağdâd Vâlîsi bulunan Vezîr Hasan Paşa'nın o esnâda hücûm-ı ehâlî ile ihrâc olunduğunu istimâʿ edüp, İngilizlü vâsıtasıyla Der-i devlet'e tazarruʿ-nâme takdîm ve Basra'da birkaç mâh mahsûr ve itlâf-ı mâl-i mevfûr ile uğur-ı Pâdişâhî'de me'sûr olduğunu ifâde vü tefhîm ve Bağdâd ve Basra Eyâleti tarafına ihsân olunduğu hâlde hâtır-ı meksûru mecbûr kılınacağından başka, mürg-ı cân, kafes-i tende nihân oldukça, hıdmet-i devletde cân-sipâr ve merkez-i istikāmetde pâydâr olacağını işʿâr etmişidi. Bağdâd Kapu Kethudâsı olan Selîm Efendi meʾâl-i tahrîrâtını tervîc ve devâʿî-yi şevk-ı erkân-ı Saltanat'ı yoluyla tehyîc edüp, doksan üç senesi Şevvâl'inin sekizinci günü ibtidâ Basra Eyâleti ve birkaç günden sonra Bağdâd Eyâleti dahi tarafına tevcîh olunup, Bağdâd'a doğru teveccüh ü ʿazîmet ve taraf-ı hılâfında olan Mehmed Halîl-oğlu ile Zengabâd taraflarında muhârebeye mübâşeret ve bâgī-yi merkūm ʿan-asl şecâʿat-ı müfrita ile mevsûm olduğundan, müşârun ileyhe hayli zahmet verüp, bilâhare hasmına gālib ve defʿ-i mezâhim ile nâyil-i ecell-i metâlib olup, dâhil ü hâric-i Bağdâd'da olan muhâliflerini şemşîr-i tedbîr ile [Ü4 147b – V 18b] itlâf ve her tarafdan katʿ-ı rişte-i ehl-i hılâf etdikden sonra, kürsî-yi memlekete pâ-nihâde-i duhûl ve ʿadl-i dâd ve defʿ-i mülimmât-ı ʿibâda meşgûl oldu. Bir müddetden sonra Haske etrafında mukīm kabâyil-i şedîdetü'ş-şekîmeden Benî Hazâʿil, tuğyân ve rüsûm-ı Dîvânî ve muʿtâd olan sâyir virgülerini edâda izhâr-ı bagy u ʿisyân etmişler idi. Mütemekkin oldukları mahall, vasat-ı Dicle'de vâkiʿ bir cezîre-i pür-vahal olup, hücûm-ı askere mâniʿ ve esbâb-ı zafer bi'l-külliyye mümteniʿ olduğundan, müşârun ileyh kuvve-i müfekkireye mürâcaʿat ve Nehr-i Furât'ı katʿ ile tahsîl-i tarîk-ı şenn ü gāret eylediğini Şeyh-ı kabîle tahkīk ve ʿUrbân beyninde şâyiʿ olan dehâlet-i ʿırz maʿnâlarını mü'eyyid emân-nâme ile ʿurve-i ʿubûdiyyet ü tâʿati tevsîk edüp, ʿözrü makbûl ve bu kuvvet ü mikneti müşârun ileyhden ru’yet eylediğinden, vefâtına dek meʾlûf olduğu teʿannüd ü huşûnetden sarf-ı nazar ile şütür-i zelûl gibi bâr-ı tekâlîfini kabûl eyledi. Basra etrafında mukīm Müntefik ʿAşîreti -ki on iki bin reccâl ü rükbândan ʿibâret bir kabîle-i sâhib-i miknet idi- baʿzı esbâb ile şakk-ı ʿasâ ve müşârun ileyhe izhâr-ı buğz u şehenâ edüp, cemʿ-i kesîr ile kabîle-i mezkûre üzerine sell-i şemşîr ve birkaç sâʿat dâr u gîrden sonra\nkabîle-i mezkûre Kavm-i Sebâ gibi perîşân ve şeyhleri giriftâr-ı eyâdî-yi Bağdâdiyân olup, Şeyh-ı mezkûru bir müddet Bağdâd'da tevkīf ve yine cünhasını ʿafv ve Şeyhlik ile taltîf eyledi. İhmâl-i vüzerâ ve mümâşât-ı erbâb-ı müdârâ ile Rakka ve ol hâvâlîyi istîlâ ve taraf-ı devlete beher sâl teslîmi muʿayyen olan mâl-ı mîrîyi ʿadem-i edâ ile zirve-i tuğyâna iʿtilâ eden Millî ʿAşîreti Beyi Tîmûr üzerine meʾmûr kılınup, ʿaşâyir [Ü4 148a – V 19a] ü kabâyili cemʿ ve otuz bin kadar asker ile üzerine ʿalem-i ʿazîmeti refʿ edüp, bir hamlede merkūmun cemʿiyyetini perîşân ve o tarafın nizâmını verüp Bağdâd'a revân oldukdan sonra, Tîmûr, taleb-i re'y ü emân ve istidʿâsına müsâʿade ile Bağdâd'a getürdüp, zıll-i ʿinâyet ü ihsânını üzerine sâye-bân eylediğinden başka, Der-i devlet-medâr'dan ʿafvını niyâz ve bir müddetden sonra merkūmu bâ-Vezâret, Rakka Eyâleti'yle ser-efrâz etdirdi. Tîmûr ve Müntefık Şeyhı gibi kavî düşmenleri cemʿ ile baʿzan meclis sohbetine idhâl ve muhâkeme ile ser-güzeştelerini su'âlde Müntefik Şeyhı: “Yine beş-altı sâʿat kadar sadme-i Vezîrâne'nize tâb-âver-i mukābele oldum. Lâkin Tîmûr yek hamlede karârı firâra ibdâl ve beyne'l-kabâyil şâyiʿ olan şöhretini karîn-i izmihlâl eyledi\" dedikde, Tîmûr dahi: “Süleymân Paşa gibi cebbâr bir Vezîr'in uğurundan savuşmak, şart-ı edebe riʿâyet ve mukābele dâʿiyesinde olmak, mahz-ı hamâkatdir\" dediği resîde-i rütbe-i tevâtür ü şöhretdir.\n\nVehhabîler'e dahi kuvvet-i kāhire-i Saltanat'ı irâ'e içün Kethudâ'sını vâfir asker ile Lahsâ semtine irsâl ve kavm-i mezkûru hasr u tazyîk ile bî-mecâl ve baʿzı şurût ile dâʾire-i istîmâna idhâl etmişidi. Şiddet-i ʿillet vücûdu şuyûʿ bulmadıkça Vehhabiler hudûd-ı Bağdad'ı tecavüz edemeyüp, bâ-vücûd-ı taʿassub savletinden tecânüb ve bi'z-zarûre tarafına izhar-ı vedâd ü tehabbüb edüp, ehâlî-yi Bağdâd dahi sâye-i ʿadl ü dâdında mutmaʾinnü'l-bâl ve tüccâr u sûdâ-gerân, zemânında tecrîm ü tagrîmden âzâde olarak müktesib-i sunûf-ı emvâl olup, Diyarbekir'den Basra hudûduna dek turuk u meʿâbir, zemânında âsûde ve lusûs u gāret-gerân ecme-i ihtifâda gunûde olduğundan gayri, bu dârât u ihtişâm ile [Ü4 148b – V 19b] Devlet-i ʿaliyye'nin tavk-ı itâʿatini gerden-i rıkkıyyetine bend ve beher sene taraf-ı hümâyûna ve sâyir erkân-ı Saltanat'a hedâyây-ı vâfire irsâliyle nahl-ı mahabbetini kulûb-ı ekâbirde berûmend eyler idi. Mısr-ı Kāhire seferinde mesârıfa medâr olmak içün iki bin kîse kadar meblağ Ordu-yi hümâyûn'a imdâd ve Bağdâd'da vücûd-ı vüzerâ ehemm olmasa, bi'n-nefs sefere ʿazimet etmek ve uğur-ı Pâdişâhî'de bezl-i mâ-melek ile hakk-ı nân u nemeki îfâ eylemek şevkini îrâd eyler idi. Rütbe-i şecâʿati ber-kemâl ve cûd u sehâda iktisâda riʿâyet eder bir Vezîr-i ʿadîmü'l-\nmisâl olup, sâha-i hestîden fikdânı, kutr-ı ʿIrâk'ı mâtem-zede-i şîven ü perîşânî ve belki hem-hudûd olan ehl-i İrân'ı üftâde-i tâkçe-i nâ-be-sâmânî eyledi. Beher sâl etrâf u eknâfdan kasd-ı istimnâh ile tevârüd eden fukarâya mudârabeden hâsıl olan mâlından yüz kîse ifrâz ü iʿtâ ile isticlâb-ı hayr-ı duʿâ ve tezvîc-i benât-ı zuʿafâ ve iksâ ü ihtinân-ı evlâd-ı fukarâ ile nâmını sebt-i cerîde-i eshıyâ eylediği maʿlûm-i sükkân-ı Zevrâ'dır. Derûn-ı Bağdâd'da câmiʿ ve kitâbhâne ve medrese binâ ve bunların vezâyifine sarf içün baʿzı müsakkafât iştirâ eylediği mütevâtir ü meşhûrdur. Siniyy-i ʿömrü seksan seneye mütekārib ve yirmi dört seneye karîb Bağdâd ve Basra ve Şehrizor eyâletlerine tasarruf ile dünyâdan kâm almış bir Vezîr-i celîlü'l-menâkıb idi. Müşârun ileyhin vefâtı sebebi ile haşerâtın zabt u rabtı lâzım geldiğinden, ittifâk-ı vücûh-ı serhadd ile Mîr-i mîrân'dan Kethudâsı ʿAlî Paşa Kā'im-makām nasb olunup, Vezâret'e liyâkati dahi ʿarz u mahzar ile maʿrûz-ı Der-i devlet kılındığına binâʾen, Kāyim-makāmlık emr-i celîlü'ş-şânı ısdâr ve tarafına tesyâr olunduğundan başka, muhallefât-ı müteveffâda ve sâyir lüzûmu olan [Ü4 149a – V 20a] mâddelerde izhâr-ı sadâkat ve ibrâz-ı hıdmet eyler ise, matlabı ile bekâm olacağı vaʿdi dahi tarafına ifâde vü ifhâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir zemândan berü Yeniçeri Ağası olan Ahmed Ağa'nın vücûdunda ʿillet ve fiʿlinde rehâvet ile kemâ hüve'l-me'mûl edây-ı hidmet edemeyüp, Cumâdelûlâ'nın on dokuzuncu Cuma günü ʿazl ve birkaç gün zarfında Ocak ve sâyir nâs ile olan dâd ü sitedi katʿ u vasl olunup, Burusa'da ikāmeti fermân ve Segbân-başı es-Seyyid Halîl Ağa, Yeniçeri Ağalığı'yla ferhân kılınup, Segbân-başılık, bi'l-fiʿl Kul Kethudâsı olan ʿOsmân Ağa'ya ve anın yeri Zağarcı-başı Üsküdârî İbrâhîm Ağa'ya ve anın yeri Seksoncu-başı olan ʿAlî Ağa'ya ve Seksonculuk, Turnacı-başı ʿÖmer Ağa'ya ve anın yeri Bâb-ı ʿâlî'de Muhzır bulunan ʿOsmân Ağa'ya ve yirmi dört bölüğün Çorbacısı Hacı Süleymân Ağa, üç âdeme tekaddüm ile Muhzır nasb olunup, silsileleri bu vechile tertîb ve her biri kesb-i merâtib ve tecdîd-i menâsıb ile sâye-i hemâ-vâye-i Şâhâne'de memnûn-ı hazz u nasîb kılındı.\nAğa-yı cedîdin Ordu-yi hümâyûn Mısr-ı Kāhire'de iken Segbân-başılığı Cumʿa gününe ve bu defʿa Ağalığı yevm-i mezkûra tesâdüf etmesi, hakkında hayret-fâline sebeb olmuşdur.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_744.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Bir zemândan berü Yeniçeri Ağası olan Ahmed Ağa'nın vücûdunda ʿillet ve fiʿlinde rehâvet ile kemâ hüve'l-me'mûl edây-ı hidmet edemeyüp, Cumâdelûlâ'nın on dokuzuncu Cuma günü ʿazl ve birkaç gün zarfında Ocak ve sâyir nâs ile olan dâd ü sitedi katʿ u vasl olunup, Burusa'da ikāmeti fermân ve Segbân-başı es-Seyyid Halîl Ağa, Yeniçeri Ağalığı'yla ferhân kılınup, Segbân-başılık, bi'l-fiʿl Kul Kethudâsı olan ʿOsmân Ağa'ya ve anın yeri Zağarcı-başı Üsküdârî İbrâhîm Ağa'ya ve anın yeri Seksoncu-başı olan ʿAlî Ağa'ya ve Seksonculuk, Turnacı-başı ʿÖmer Ağa'ya ve anın yeri Bâb-ı ʿâlî'de Muhzır bulunan ʿOsmân Ağa'ya ve yirmi dört bölüğün Çorbacısı Hacı Süleymân Ağa, üç âdeme tekaddüm ile Muhzır nasb olunup, silsileleri bu vechile tertîb ve her biri kesb-i merâtib ve tecdîd-i menâsıb ile sâye-i hemâ-vâye-i Şâhâne'de memnûn-ı hazz u nasîb kılındı.\nAğa-yı cedîdin Ordu-yi hümâyûn Mısr-ı Kāhire'de iken Segbân-başılığı Cumʿa gününe ve bu defʿa Ağalığı yevm-i mezkûra tesâdüf etmesi, hakkında hayret-fâline sebeb olmuşdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu günü Serdârlar Kâtibi olan Mehmed Sâdık Efendi, Surre Emîni nasb u taʿyîn ve ser-i iftihârı destâr-ı kafesî ile tezyîn olunmuşidi. Birkaç gün murûrunda merkūm izhâr-ı fakr u fâka ile ʿadîmü'l-liyāka olduğunu etrâfa işâʿa ve bir maslahata el urmayup, vaktini izāʿa eylediği tehakkuk eylediğinden ʿazl olunup, Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretlerinin [Ü4 149b – V 20b] Kapucular Kethudâsı olan Sıbğatullah Ağa fi'l-hâl Surre Emâneti hilʿatiyle tebcîl ve masrafına medâr olmak içün taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den ve muntazamü'l-hâl olan ʿuzamây-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye taraflarından iʿâne ile me'mûriyyeti teshîl olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_745.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Emîn-i Surre",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu günü Serdârlar Kâtibi olan Mehmed Sâdık Efendi, Surre Emîni nasb u taʿyîn ve ser-i iftihârı destâr-ı kafesî ile tezyîn olunmuşidi. Birkaç gün murûrunda merkūm izhâr-ı fakr u fâka ile ʿadîmü'l-liyāka olduğunu etrâfa işâʿa ve bir maslahata el urmayup, vaktini izāʿa eylediği tehakkuk eylediğinden ʿazl olunup, Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretlerinin [Ü4 149b – V 20b] Kapucular Kethudâsı olan Sıbğatullah Ağa fi'l-hâl Surre Emâneti hilʿatiyle tebcîl ve masrafına medâr olmak içün taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den ve muntazamü'l-hâl olan ʿuzamây-ı ricâl-i Devlet-i ʿaliyye taraflarından iʿâne ile me'mûriyyeti teshîl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Mısr-ı Kāhire'de Defterdâr ve ahz u defʿ ile evkāt-güzâr olan Mehmed Şerîf Efendi'nin müterettib-i ʿuhde-i kifâyeti kılınan umûrda esbâb-ı maʿlûme ile ʿaczi bedîdâr ve lüzûm-ı ʿazli karâr-gîr-i müsteşîr ü müsteşâr olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhıre'nin ikinci Hamîs günü, Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazl olunup, o taraf ahvâline vukūf-ı tâmmı olan Defterdâr-ı sâbık Mehmed Recâ'î Efendi bi'l-intihâb Mısır Defterdarlığı'yla kâm-yâb oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_746.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Mısır",
          "text": "Bir müddetden berü Mısr-ı Kāhire'de Defterdâr ve ahz u defʿ ile evkāt-güzâr olan Mehmed Şerîf Efendi'nin müterettib-i ʿuhde-i kifâyeti kılınan umûrda esbâb-ı maʿlûme ile ʿaczi bedîdâr ve lüzûm-ı ʿazli karâr-gîr-i müsteşîr ü müsteşâr olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhıre'nin ikinci Hamîs günü, Efendi-yi mûmâ ileyh ʿazl olunup, o taraf ahvâline vukūf-ı tâmmı olan Defterdâr-ı sâbık Mehmed Recâ'î Efendi bi'l-intihâb Mısır Defterdarlığı'yla kâm-yâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Eflâk Voyvodası Mihal'den sudûr eden telâş u ıztırâb ve o vesîle ile ehâlîye ʿârız olan pîç ü tâb, Rûsiyyelü'ye ser-rişte-i su'âl ü cevâb olup, birkaç defʿa Re'îsülküttâb Efendi ile Rûsiyye Elçisi ʿakd-i meclis-i mükâleme ve Memleketeyn ehâlîsi hakkında beyne'd-devleteyn müstekarr olan ahdin îfâsiyçün hayli mübâhase vü mücâdele olunduğundan fazla, Rûsiyye İmperatoru dahi bu mâddeyi serd ü beyân ile ʿatebe-i felek-\nmertebe-i Şâhâne'ye ʿarz-ı kabâle eyleyüp, bundan garazları dahi hem-civâr oldukları memleket-i Pâdişâhî'nin âsûde vü istısfâsı olup, tahtında garaz-ı âhar ve kasd-ı dîger olmadığını ifade etmişler idi. Cemîʿ devletlerde iktizây-ı hâl ile zuhûr eden ʿavârız-ı mülkiyye, reʿâyâsını ʿale'l-ıtlâk giriftâr-ı mihen ü meşâkk etmek umûr-ı zarûriyyeden olduğu gibi, Eflâk [V 21a] ve Boğdan [Ü4 150a] reʿâyâsına dahi baʿzı mesâlih-i Devlet-i ʿaliyye zımnında tetarruk eden tekâlîf-i cüz'iyye, indifâʿ-ı ihtilâl hasebiyle bi'l-külliyye zâyil ve fîmâ-baʿd sâye-i hemâ-vâye-i Şâhâne'de cümlesi müsterîh ü fârig-i dil olacağları bastıyla, dâhil-i ʿahid-nâme-i hümâyûn olan şurûtun ibkā vü istimrârına kemâ-fi's-sâbık riʿâyet olunacağı ve Memleketeyn'e mücerrebü'l-etvâr birer Voyvoda nasbı ile reʿâyânın refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâlleri tahsîl kılınacağı ifhâm ve bu mukaddimât-ı müselleme ile o taraf ilzâm olunduğundan gayri, bi'l-muhabere İpsilanti'nin oğlu bâlâda işâret olunduğu vech üzere Eflâk'a Voyvoda nasb olunmuşidi. Boğdan memleketine dahi mişvârı maʿlûm ve haysiyyeti mefhûm bir şahsın taʿyînini zarûret-i vakt îcâb eylediğine binâ'en, birkaç defʿa hidmeti tecribe olunan Kostantin Bey-zâde Aleksandra Moruzi'nin Boğdan'a Voyvoda nasb olunması tasmîm ve bâdî-yi emrde Rûsiyye Elçisi, merkūmu ʿadem-i istisvâb ile lâ-ʿale't-taʿyîn dîgerini sevk u takdîm etmişiken, Re'îsülküttâb Efendi tarafından baʿzı ecvibe-i müskite ile ilâne ve defʿ-i ʿözr ü behâne kılınup, işbu Cumâdelâhıre'nin dördüncü Cumʿaertesi günü mersûm Aleksandra kapuya ihzâr ve Boğdan Voyvodası nasbı ile neşve-dâr-ı câm-ı iftihâr kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan ve baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_747.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Voyvoda-i Boğdan ve baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Sâbıkā Eflâk Voyvodası Mihal'den sudûr eden telâş u ıztırâb ve o vesîle ile ehâlîye ʿârız olan pîç ü tâb, Rûsiyyelü'ye ser-rişte-i su'âl ü cevâb olup, birkaç defʿa Re'îsülküttâb Efendi ile Rûsiyye Elçisi ʿakd-i meclis-i mükâleme ve Memleketeyn ehâlîsi hakkında beyne'd-devleteyn müstekarr olan ahdin îfâsiyçün hayli mübâhase vü mücâdele olunduğundan fazla, Rûsiyye İmperatoru dahi bu mâddeyi serd ü beyân ile ʿatebe-i felek-\nmertebe-i Şâhâne'ye ʿarz-ı kabâle eyleyüp, bundan garazları dahi hem-civâr oldukları memleket-i Pâdişâhî'nin âsûde vü istısfâsı olup, tahtında garaz-ı âhar ve kasd-ı dîger olmadığını ifade etmişler idi. Cemîʿ devletlerde iktizây-ı hâl ile zuhûr eden ʿavârız-ı mülkiyye, reʿâyâsını ʿale'l-ıtlâk giriftâr-ı mihen ü meşâkk etmek umûr-ı zarûriyyeden olduğu gibi, Eflâk [V 21a] ve Boğdan [Ü4 150a] reʿâyâsına dahi baʿzı mesâlih-i Devlet-i ʿaliyye zımnında tetarruk eden tekâlîf-i cüz'iyye, indifâʿ-ı ihtilâl hasebiyle bi'l-külliyye zâyil ve fîmâ-baʿd sâye-i hemâ-vâye-i Şâhâne'de cümlesi müsterîh ü fârig-i dil olacağları bastıyla, dâhil-i ʿahid-nâme-i hümâyûn olan şurûtun ibkā vü istimrârına kemâ-fi's-sâbık riʿâyet olunacağı ve Memleketeyn'e mücerrebü'l-etvâr birer Voyvoda nasbı ile reʿâyânın refâh-ı hâl ve âsâyiş-i bâlleri tahsîl kılınacağı ifhâm ve bu mukaddimât-ı müselleme ile o taraf ilzâm olunduğundan gayri, bi'l-muhabere İpsilanti'nin oğlu bâlâda işâret olunduğu vech üzere Eflâk'a Voyvoda nasb olunmuşidi. Boğdan memleketine dahi mişvârı maʿlûm ve haysiyyeti mefhûm bir şahsın taʿyînini zarûret-i vakt îcâb eylediğine binâ'en, birkaç defʿa hidmeti tecribe olunan Kostantin Bey-zâde Aleksandra Moruzi'nin Boğdan'a Voyvoda nasb olunması tasmîm ve bâdî-yi emrde Rûsiyye Elçisi, merkūmu ʿadem-i istisvâb ile lâ-ʿale't-taʿyîn dîgerini sevk u takdîm etmişiken, Re'îsülküttâb Efendi tarafından baʿzı ecvibe-i müskite ile ilâne ve defʿ-i ʿözr ü behâne kılınup, işbu Cumâdelâhıre'nin dördüncü Cumʿaertesi günü mersûm Aleksandra kapuya ihzâr ve Boğdan Voyvodası nasbı ile neşve-dâr-ı câm-ı iftihâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mevsim-i sayf karîn-i inkızâ ve kudûm-i sermâ ile hevâda âsâr-ı bürûdet rû-nümâ olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhıre'nin on altıncı yevm-i Hamîs Şehriyâr-ı bülend-iʿtibâr Beşiktaş Serâyı'ndan nakl ile Top-kapu nüzhet-gâhını vâye-dâr-ı iʿtibâr buyurdular.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_748.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Mevsim-i sayf karîn-i inkızâ ve kudûm-i sermâ ile hevâda âsâr-ı bürûdet rû-nümâ olduğuna binâ'en, işbu Cumâdelâhıre'nin on altıncı yevm-i Hamîs Şehriyâr-ı bülend-iʿtibâr Beşiktaş Serâyı'ndan nakl ile Top-kapu nüzhet-gâhını vâye-dâr-ı iʿtibâr buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merkūm âfet-i lisân [Ü4 150b – V 21b] ile ikāmet-i vatandan memnûʿ ve birkaç mâh İstanköy Cezîresi'nde kemâl-ı huzûʿ ile cürm-kerde ve nâ-kerdesinden dest-şûy-i inâbet ü\nrucû' olup, zuhûr-i lutf-i hazret-i Bârî ve bürûz-i ‘afv-ı hazret-i Tâc-dârî'ye revzene-güşây-ı intizâr ve işbu Cumâdelâhıre'nin on sekizinci Sebt günü vâki' olan Rikâb'da taraf-ı Sadrıa‘zamî'den ıtlâkı husûsu güzârende-i zebân-ı tezkâr ve ‘afv u ıtlâk ile hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu.",
          "caption": "Itlâk-ı Es'ad Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_749.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Es'ad Ağa",
          "text": "Merkūm âfet-i lisân [Ü4 150b – V 21b] ile ikāmet-i vatandan memnûʿ ve birkaç mâh İstanköy Cezîresi'nde kemâl-ı huzûʿ ile cürm-kerde ve nâ-kerdesinden dest-şûy-i inâbet ü\nrucû' olup, zuhûr-i lutf-i hazret-i Bârî ve bürûz-i ‘afv-ı hazret-i Tâc-dârî'ye revzene-güşây-ı intizâr ve işbu Cumâdelâhıre'nin on sekizinci Sebt günü vâki' olan Rikâb'da taraf-ı Sadrıa‘zamî'den ıtlâkı husûsu güzârende-i zebân-ı tezkâr ve ‘afv u ıtlâk ile hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı merkūmun yirmi dokuzuncu Salı günü sâʿat-i nehârî yedi buçukda iken hareket-i arz vâkiʿ ve bir-iki dakīka bahr-i mâlih gibi edîm-i arza cezr ü medd ʿârız olmuşiken, lutf-i Bârî bu beliyyeyi dâfiʿ olup, çârşûda baʿzı kemerler rahne-dâr ve köhne vü gayr-i metîn baʿzı hâne sukūt-ı istiʿdâdını kesb ile ashâbı kayd-ı endûh u gamma giriftâr oldular.",
          "caption": "Vukū'-ı zelzele",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_750.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı zelzele",
          "text": "Mâh-ı merkūmun yirmi dokuzuncu Salı günü sâʿat-i nehârî yedi buçukda iken hareket-i arz vâkiʿ ve bir-iki dakīka bahr-i mâlih gibi edîm-i arza cezr ü medd ʿârız olmuşiken, lutf-i Bârî bu beliyyeyi dâfiʿ olup, çârşûda baʿzı kemerler rahne-dâr ve köhne vü gayr-i metîn baʿzı hâne sukūt-ı istiʿdâdını kesb ile ashâbı kayd-ı endûh u gamma giriftâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Hazîne Kethudâsı ve el-yevm Galata Kadısı olan el-Hâc Halîl Efendi'ye baʿde'l-ʿazl mutasarrıf olmak üzere Mekke Pâyesi ihsân olunmuşidi. Bu sene-i mübârekede hacca ʿazîmet ve bu esnâda kâfile-i hâcc ile ʿavdet edüp, hidemât-ı sâbıkası taraf-ı hümâyûndan tezkâr ve bir nev' iltifât ile nâyil-i mesârr olması bâbında hatt-ı hümâyûn ısdâr olunduğuna binâʾen, on yedi senesi Muharrem'i gurresinden pâyesine iʿtibâr ile nazar-ı ʿâtıfete sezâvâr görüldü. Mudanyalı-zâde es-Seyyid Mehmed Şemseddîn Efendi iki yüz on sekiz senesi Muharrem'inden zabt ile Galata'ya Kadı nasb ü taʿyîn ve Kudüs Pâyesi'yle ʿunvân-ı behceti tezyîn olunup, Havâss-ı refîʿa Kazâsı dahi sâl-i mezkûr Muharrem'inden “Nâlî Kayını” demekle meşhûr olan es-Seyyid Mehmed [Ü4 151a – V 22a] Efendi'ye ihsân ve Edirne Kazâsı, sâbıkā Kudüs Kadısı Hasan Paşa-zâde Hüseyin Bey'e on sekiz senesi Rebîʿulevvel'i\ngurresinden ve Burusa Kazâsı, Üsküdârdan maʿzûl Şerîf-zâde hafîdi Hâfız Mehmed Efendi'ye on sekiz Muharrem'i gurresinden zabt etmek şartıyla tevcîh ü ihsân ve Cumâdelâhıre'de yedlerine iʿtây-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_751.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ‘ilmiyye",
          "text": "Sâbıkā Hazîne Kethudâsı ve el-yevm Galata Kadısı olan el-Hâc Halîl Efendi'ye baʿde'l-ʿazl mutasarrıf olmak üzere Mekke Pâyesi ihsân olunmuşidi. Bu sene-i mübârekede hacca ʿazîmet ve bu esnâda kâfile-i hâcc ile ʿavdet edüp, hidemât-ı sâbıkası taraf-ı hümâyûndan tezkâr ve bir nev' iltifât ile nâyil-i mesârr olması bâbında hatt-ı hümâyûn ısdâr olunduğuna binâʾen, on yedi senesi Muharrem'i gurresinden pâyesine iʿtibâr ile nazar-ı ʿâtıfete sezâvâr görüldü. Mudanyalı-zâde es-Seyyid Mehmed Şemseddîn Efendi iki yüz on sekiz senesi Muharrem'inden zabt ile Galata'ya Kadı nasb ü taʿyîn ve Kudüs Pâyesi'yle ʿunvân-ı behceti tezyîn olunup, Havâss-ı refîʿa Kazâsı dahi sâl-i mezkûr Muharrem'inden “Nâlî Kayını” demekle meşhûr olan es-Seyyid Mehmed [Ü4 151a – V 22a] Efendi'ye ihsân ve Edirne Kazâsı, sâbıkā Kudüs Kadısı Hasan Paşa-zâde Hüseyin Bey'e on sekiz senesi Rebîʿulevvel'i\ngurresinden ve Burusa Kazâsı, Üsküdârdan maʿzûl Şerîf-zâde hafîdi Hâfız Mehmed Efendi'ye on sekiz Muharrem'i gurresinden zabt etmek şartıyla tevcîh ü ihsân ve Cumâdelâhıre'de yedlerine iʿtây-ı emr-i celîlü'ş-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de Boğdan Voyvodası nasb olunan Aleksandra hâk-i ʿatebe-i Şâhâne'ye rû-mâl ve kuka telebbüsüyle nâyil-i âmâl oldu.",
          "caption": "Tertîb-i Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_752.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i Dîvân",
          "text": "Şehr-i mezkûrun yirmi birinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de Boğdan Voyvodası nasb olunan Aleksandra hâk-i ʿatebe-i Şâhâne'ye rû-mâl ve kuka telebbüsüyle nâyil-i âmâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defʿa-i sâlisede Sadr-ı Rûm ve fâsıl-ı miyân-ı husûm olan Re‘îsü'l-ʿulemâ Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi cenâblarının müddet-i ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve Recebü'l-ferd gurresi iʿtibâr olunan yevm-i Cumʿa'da ʿazl ve hânesinde müttekî-yi zer-bâfîş i ikāmet ü ârâm olup, sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Şemseddîn Efendi hasbe't-tarîk Rumeli Sadâreti'yle bekâm oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_753.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Sadr-ı Rûm",
          "text": "Defʿa-i sâlisede Sadr-ı Rûm ve fâsıl-ı miyân-ı husûm olan Re‘îsü'l-ʿulemâ Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi cenâblarının müddet-i ʿörfiyyesi karîn-i hıtâm ve Recebü'l-ferd gurresi iʿtibâr olunan yevm-i Cumʿa'da ʿazl ve hânesinde müttekî-yi zer-bâfîş i ikāmet ü ârâm olup, sâbıkā Anadolu Kadıʿaskeri Şemseddîn Efendi hasbe't-tarîk Rumeli Sadâreti'yle bekâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fâyidesi mahallinde mezkûr olarak mukaddemâ Üsküdâr'da bir enbâr binâ ve derûnuna zehâyir imlâ olunmuşidi. Tersâne tarafında olan zahîre enbârlarının baʿzısı havz-ı kebîr sâhasına lüzûmu olduğundan, iddihâr-ı zehâyire min-ciheti'l-mekân müzâyaka terettüb edüp, teshîlen li-erzâkı'l-ʿibâd, Hubûbât Nâzırı olan Ahmed ʿÂtıf Efendi nezâretiyle Üsküdâr'da bir enbâr dahi bünyâd olunmak murâd olunmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh bi-hasebi'l-iktizâ Sadrıaʿzam Kethudâsı nasb olunduysa dahi, mukaddemâ emr-i bînâya mübâşereti hasebiyle zikr olunan enbârın itmâmı ʿuhde-i himmetine tahmîl ve saʿy-i cemîl ile bu esnâda tekmîl olunduğundan başka, mukaddemâ inşâ [Ü4 151b – V 22b] olunan enbâr gibi bu dahi üç yük zahîre ihâta etmek üzere tahmin olunmuşiken, baʿde'l-ikmâl dört yük yirmi bin\nkîle zahîre teşhînine mütehammil olduğu, mahmûlü olduğu erzâk-ı ʿibâdın feyz u bereketine delâlet etdiği zâhirdir. Enbâr-ı mezkûrun inşâsına târîhler ʿarz u takdîm ve Sürûrî'nin târîhi pesendîde olduğundan, bu mahalle terkīm olundu:",
          "caption": "Binây-ı enbâr der-Üsküdâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_754.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Binây-ı enbâr der-Üsküdâr",
          "text": "Fâyidesi mahallinde mezkûr olarak mukaddemâ Üsküdâr'da bir enbâr binâ ve derûnuna zehâyir imlâ olunmuşidi. Tersâne tarafında olan zahîre enbârlarının baʿzısı havz-ı kebîr sâhasına lüzûmu olduğundan, iddihâr-ı zehâyire min-ciheti'l-mekân müzâyaka terettüb edüp, teshîlen li-erzâkı'l-ʿibâd, Hubûbât Nâzırı olan Ahmed ʿÂtıf Efendi nezâretiyle Üsküdâr'da bir enbâr dahi bünyâd olunmak murâd olunmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh bi-hasebi'l-iktizâ Sadrıaʿzam Kethudâsı nasb olunduysa dahi, mukaddemâ emr-i bînâya mübâşereti hasebiyle zikr olunan enbârın itmâmı ʿuhde-i himmetine tahmîl ve saʿy-i cemîl ile bu esnâda tekmîl olunduğundan başka, mukaddemâ inşâ [Ü4 151b – V 22b] olunan enbâr gibi bu dahi üç yük zahîre ihâta etmek üzere tahmin olunmuşiken, baʿde'l-ikmâl dört yük yirmi bin\nkîle zahîre teşhînine mütehammil olduğu, mahmûlü olduğu erzâk-ı ʿibâdın feyz u bereketine delâlet etdiği zâhirdir. Enbâr-ı mezkûrun inşâsına târîhler ʿarz u takdîm ve Sürûrî'nin târîhi pesendîde olduğundan, bu mahalle terkīm olundu:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hakk bu enbâr-ı bülendi ede kenzü'l-berekât\n(حق بو انبار بلندى ايده كنو البركات)",
          "caption": "Tâk-ı ʿâlîsine sebt ile Sürûrî târîh",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_755.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tâk-ı ʿâlîsine sebt ile Sürûrî târîh",
          "text": "Hakk bu enbâr-ı bülendi ede kenzü'l-berekât\n(حق بو انبار بلندى ايده كنو البركات)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç mahalde hâlleri ʿale'l-icmâl mücelled-i vekāyiʿa kayd u îsâl olunan Vehhâbîler'in yevmen-fe-yevmen Memâlik-i mahrûsetü'l-mesâlik-i Şâhâne'ye teʿaddî vü tecâvüzleri ve istihlâl-i emvâl-i Müslimîn ve ibâha-i katl-i Muvahhidîn ile tavʿan ev kerhen ekser kabâyili taraflarına imâleleri ve ednâ mâddeyi ser-rişte-i nizâʿ eyleyerek, Bağdâd Vâlîsi ile mücâdele vü muʿâraza ve ʿale'l-gafle Eyâlet-i Bağdâd'a tehattî ile kubbe-i darîh-i hazret-i Hüseyin'i hedm ve derûnunda olan nefâyis-i emvâl ve yâdigâr-ı Aʿcâm'ı nehb ü gāret ve nüfûs-ı kesîreyi katle mücâseretleri ve bu reftâr-ı bâgıyâne ehl-i İrân'a gāyet girân gelüp, hazret-i Hüseyin'e olan fart-ı garâm ve mezîd-i hubb u hüyâmları hasebiyle mâlik-i zimâm-ı İrâniyân olan Baba ʿAli Hân, Bağdâd Vâlîsi'ne mahsûs nâme ve âdem tesyîr ve kavm-i mezkûrun haklarından gelinmediği takdîrde küllî asker ile hıtta-i Bağdâd dâhilinden murûr ve Vehhâbîler'den ahz-ı sâra sarf u makdûr eyleyeceğini tahrîr eylediğinden başka, ser-i katâr-ı Vehhâbiyân olan Suʿûd-oğlu'nun Şerîf-i Mekke'ye mahsûs mektûbu gelüp, mefhûmu [Ü4 152a - V 23a] müşârun ileyhi dîn-i bâtılına daʿvet ve icâbet etmediği sûretde üzerine varacağından ʿibâret ve refte refte kabâyil-i Hicâz'ı bâgī-yi mezkûr kendüye bend etdiğinden, bu tarafda mukābeleye kudret kalmayup, ehâlî-yi Haremeyn ve sükkân-ı bukʿateyn merʿûbu'l-kulûb ve rahatları min-külli'l-cihât meslûb olduğunu mübeyyin müşârun ileyhin Dergâh-ı vâlâ'ya mahsûs neccâb ile ʿarîzası vârid ve bu haber-i bârid, hadşe-resân-ı ezhân-ı erbâb-ı mesânid olmuşidi. Bâgī-yi merkūmun tavrı, Havâric'e mahsûs etvârdan olup, [Beyt]:\n[Mısra]:\nBâtıl hemîşe bâtıl [u] bîhûdedir velî\nMüşkil budur ki sûret-i Hakk'dan zuhûr eder\n\nmefhûmu üzere bâdî-yi emrde izhâr-ı takvâ vü salâh ve umûr-ı bâtılalarına takviye verdikden sonra, rekîz-i zamîrleri olan mefsedete revâc vererek, şâkkü's-silâh ve mütesaddî-yi emr-i kıtâl ü kifâh olageldikleri Karâmita ve Şâh İsmâʿîl ve bunlara müşâbih olan ehl-i zeyg u dalâlin kıssalarından maʿlûm ve garaz-ı aslîleri zabt-ı memleket ve tahsîl-i riyâset ve celb-i emvâl ve aktâr-ı arza ilkāy-ı ihtilâl olduğu meczûmdur.\n\nNüfûs-ı beşeriyye -ki emmâret bi's-sû'dur- müştehiyyât-ı dünyeviyyeye râgıb ve kesb-i huzûzât u lehviyyâta tâlib ve hevâlarına muvâfık tavra bilâ-te'emmül meyl ü rükûn ve intikām-ı İlâhiyye'yi hâtırdan ihrâc ile müsâʿade-i se-rûze-i rûzgârdan memnûn olarak bagy u tuğyânları rûz-be-rûz efzûn olup, hadd-i maʿlûm tahtında olan ânât-ı istidrâcları gāyete ve zulm ü te'addîleri nihâyete vâsıl oldukda, batş u kahr-ı cenâb-ı Muktedir ile sevret-i cemʿiyyetleri münkesir ve dimâ'-i fâsideleri münhemirr ve kuvvet-i mevhûmeleri zaʿfa mübeddel ve tedbîrât-ı sahîfeleri [Ü4 152b – V 23b] bi'l-külliyye muʿattal olduğu mücerreb-i erbâb-ı iʿtibâr ve maʿlûm-i kâr-âzmudegân-ı rüzgârdır. Kavm-i mezkûra ittibâʿ murâd edenler ehl-i İslâm'dan birini katl etmedikce derecelerine vâsıl ve dâyire-i bagy u fesâdlarına dâhil olmayacağı, ihdâs etdikleri âyîn-i cedîdin mukaddimâtından ve mü'min-i muvahhide müşrik ıtlâkı, mezheb-i mübtediʿaları usûlünden olup, hattâ vazʿ etdikleri âyîn, ʿulemây-ı Bağdâd tarafından tedvîn ve muʿtekadât-ı zâyifeleri delâyil-i müberhene ile ibtâl u tehcîn olunduğu, bu Fakīr'in manzûru olmuşdur. Biz yine sadede gelelim. Vehhâbîler'in on beş seneden berü izhâr etdikleri ʿutüvv ü fesâd ve ikāmet-gâhlarına varınca âsâr-ı ʿimâr ve gadîr u âbâr nâ-bûd ve tarîk-ı tedbîrleri mesdûd olup, üç-dört sene mukaddem Bağdâd Vâlîsi tarafından vâfir asker ve top ve sâyir levâzımât tertîb ve tegallüben taht-ı hükümetlerinde olan Lahsâ üzerine sevk u tesrîb olunup, ber-vefk-ı dil-hâh bir maslahat görülmediğinden, Basra ve berü taraflara tecâvüz etmameleri sûretinde 'akd-ı musâlaha ve terk-i mükâfeha olunduğu ve el-yevm havâlî-yi Şâm'a dek 'aşâyir ü kabâyili ifsâd ve ister istemez re'y ü irâdelerine münkād eyledikleri şuyûʿ ve her tarafdan bu haber-i hayret-eser mesmûʿ olmağla, memâlik-i Devlet-i 'aliyye'ye sereyân eden bagy u tuğyânları ve ʿale'l-husûs Haremeyn-i muhteremeyn ve\nbukʻateyn-i mübâreketeyn ehâlîsine izmâr etdikleri husûmetden terettüb edecek zulm ü ʻudvânları izâle olunmak mütehattim-i himmet-i Saltanat-ı seniyye olduğuna binâʼen, birkaç defʻa bu keyfiyyet-i müdhişe huzûr-ı Sadr-ı âlî'de erbâb-ı şûrâ ve ashâb-ı ârâ ile müzâkere olunup, [Ü4 153a – V 24a] emr-i mezkûr muʻzamât-ı umûr-ı dîniyyeden olmağla, sudûr-ı ʻulemâ ictimâʻıyla çâresine bakılmak tezkâr ve baʻzılar ibtidây-ı hâlde ʻulemâ ile ʻumûm meşvereti inʻikādında şâyed icrâsı müteʻazzir bir re'ye karar verilüp, insilâb-ı esbâb-ı imkân ile ʻadem-i tenfîzi sebeb-i kīl ü kāl olacağını ihtâr ve sudûr-ı ʻulemâ ikişer ikişer meclis-i Fetvâ-penâhî'ye ihzâr olunarak, Şerîf-i Mekke'nin mektûbu kırâʼat ve mülâhazaları istikşâf olundukdan sonra, ʻakd-i encümen-i meşveret kılınmak emr-i savâb olduğunu işrâb etmişler idi. Îrâd olunan su'âl, muvâfık-ı vakt ü hâl olup, ol vechile ʻamelde müttehidü'l-kelime olmalarıyla, keyfiyyet lede'l-istîzân Şeyhulislâm Efendi hazretlerine ifâde vü beyân olunup, vech-i meşrûh üzere sudûr-ı kirâma nakl-i mâ-cerâ ve Şerîf cenâblarının mektûbu ikrâ olundukda, bâgī-yi merkūmun defʻ-i mazarratı min-külli'l-vücûh ehemm ise dahi, asker-i kesîf sevkınde taʻab-ı küllî zâhir ve zemân ü mekânın ʻadem-i müsâʻadesiye bir maslahat-ı nâfiʻa müşâhede olunmayacağı zihne mütebâdir olup, şimdilik tîz elden hudûd-ı Devlet-i ʻaliyye'yi muhâfaza ile defʻ-i sâyil eylemek sûretinde Medîne-i münevvere'ye yedi-sekiz yüz kadar âdem ile bir Muhâfız ve Cidde gümrüğüne bi'l-külliyye müstevlî olan Şerîf-i Mekke'nin taʻarruzunu defʻ ve ol havâlîyi muhârese ile şürûr-ı bugātı menʻ eder bir Vezîr dahi Cidde muhâfazasına taʻyîn olunmak ve Bağdâd Monlası Hibetullah Efendi ehl-i ʻilm ve ʻArabî tekellüm eder bir zât olup, Vehhâbîler'e şevket-i Devlet-i ebed-müddeti beyân ile meknûn-ı zamîrlerine muttaliʻ olmak hâl ʻani'l-fâyide olmadığını [Ü4 153b – V 24b] beyân eylediklerini semâhatlü Şeyhulislâm Efendi bir şukka ile ʻarz-ı Südde-i serîr-i aʻlâ eyleyüp, işbu Cumâdelâhıre evâhırında Sadrıaʻzam ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve Yeniçeri Ağası ve sâyir ashâb-ı şûrâ, hâne-i Fetvâ-penâhî'de ictimâʻ edüp, Bâb-ı âlî'de kaleme alınan mevâdd kâğıdı ve Şerîf-i Mekke'nin mektûbu ve sudûr-ı kirâmın netîce-i tedbîrlerini mutazammın olan şukka vâhiden-baʻde-vâhidin kırâʼat olunup, emr-i muhâfazaya dâ'ir olan tedbîr, mutâbık-ı irâde-i sagīr ü kebîr olup, ancak diyâr-ı Necid, Haremeyn'in kilârı makāmında olmağla, muʻâdât-ı cânibeyn takrîbi ile Necidîler zahîreyi katʻ edecekleri ihtimâlât-ı ʻakliyyeden olduğuna binâ'en, sükkân-ı Bathâ ve kuttân-ı Beyt-i Mevlâ zarûret-i\nzehâyire mübtelâ olmamak içün Mısır Vâlîsi'ne bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile muhallâ emr-i ʿâlî ve Hibetullah Efendi'nin Âsitâne'den müstakıllen me'mûriyyetini Vehhâbîler ʿadem-i idrâk ile taraf-ı Bağdâd'dan irsâl olunduğunu cezm ve ʿummâl-i Bağdâd'a olan gayzları sebebi ile mükâbere ile imrâr-ı vakt edeceklerini îrâd ve âharının tesyârını murâd eylediklerine mümâşât olunup, mevâdd-ı mezkûreye bu vechile nizâm vermek üzere meclise hıtâm verilüp, vâkiʿ olan ebhâsın hulâsası maʿrûz-ı dergâh-ı Şehriyâr-ı enâm kılınmışidi.\nCidde Vâlîliği'ne ve Medîne-i münevvere Muhâfızlığı'na tasmîm olunan vüzerây-ı ʿizâmın tîz elden hareketleri mevhûm ve iʿânet-i külliyye talebiyle Devlet-i ʿaliyye'ye teklîf-i mâlâ-yutak eyleyecekleri maʿlûm olup, farz-ı muhâl ile metâliblerine müsâʿade olunsa bile, üç-beş mâh zarfında ancak o câniblere vusûl bulacakları zâhir olmağla, [Ü4 154a – V 25a] Mısır Defterdârı olan Şerîf Mehmed Efendi, Defterdârlık'dan istifâ ve ferîza-i haccı edâ temenniyâtında olduğundan fazla, el-yevm Cidde'nin Vâlî'den huluvvü hasebiyle Vezâret ile Cidde Vâlîliği dahi tevcîh olunursa, hıdmet-i Pâdişâhî'de sarf-ı makdûr eyleyeceği baʿzı mahalle olan tahrîrâtında mezkûr olmağla, mûmâ ileyh ʿan-asl merâtib-i ʿulyây-ı Devlet-i ʿaliyye'de istihdâm olunmuş ve tabâyiʿ-i nâsa muvâfık hareket ile kesb-i şöhret etmiş bir zât olmağla, Cidde'ye bâ-Rütbe-i Vezâret taʿyîn olunması istısvâb ve Yûsuf Paşa Kethudâsı Saʿîd Ağa dahi Medîne-i münevvere'de bir müddet Kāyim-makāmlık ile ikāmet ve ehâlî ile ülfet ve ʿale'l-husûs birkaç defʿa Vehhâbîler tarafına mebʿûs olarak kesb-i müvâneset etmekden nâşî, Mîr-i mîrânlık ile Medîne-i münevvere muhâfazası ʿuhdesine ihâle olunmakda sühûlet-i maslahat mütehakkak olduğundan gayri, Cidde Vâlîsi'nin Medîne'de ikāmetini zarûriyyât-ı vakt îcâb eylediği hâlde, teʿaddüd-i vüzerâ ile maslahata târî olacak fesâd zâyil olacağı ve mûmâ ileyh bi-hasebi'r-rütbe müşârun ileyhin maʿiyyetinde olup, emr ü nehyini isgāya mecbûr olacağı ve Şerîf Efendi'ye Vezâret verildiği hâlde mükemmel kapusu halkı maslahat-ı me'mûresine vefâ etmeyüp, beher hâl askere muhtâc olduğu hasebiyle Mısr-ı Kāhire'den bin nefer asker ve Mısır topçularından bir orta ve mikdâr-ı vâfî sürʿat topu ve cebe-hâne irsâl olunmak ve asker-i mezkûrun bir senelik takdîr olunan şehriyye ve katık-behâları Mısır Hazînesi'nden ʿan-nakdin Vâlî-yi müşârun ileyhe teslîm ve zahîreleri dahi Süveys İskelesi'nden sefînelere teşhîn ü irsâl olunmak keyfiyyâtı Rikâb-ı kâm-yâb-ı Husrevâne'ye\n[Ü4 154b V 25b] 'arz u takdîm olundukda, mûcebince ‘amel olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olmağla, işbu Recebü'l-ferdin ikinci Cuma günü Şerîf Mehmed Efendi'ye Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le Cidde Sancağı ve Habeş Eyâleti ve Sa'îd Ağa'ya bâ-Rütbe-i Mîr-i mîrânî Medîne-i müneverre Muhafızlığı tevcîh ü ihsân ve suver-i me'mûriyyetleri taraflarına ifâde vü beyân olundu.",
          "caption": "Vakʿa-i Vehhâbiyân ve vukūʿ-ı meşveret ve Vezâret-dâden be-Şerîf Mehmed Efendi be-Livâ'-i Cidde ve Mîr-i mîrân-şüden-i Saʿîd Ağa be-şart-ı muhâfaza-i Medîne-i münevvere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_756.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i Vehhâbiyân ve vukūʿ-ı meşveret ve Vezâret-dâden be-Şerîf Mehmed Efendi be-Livâ'-i Cidde ve Mîr-i mîrân-şüden-i Saʿîd Ağa be-şart-ı muhâfaza-i Medîne-i münevvere",
          "text": "Birkaç mahalde hâlleri ʿale'l-icmâl mücelled-i vekāyiʿa kayd u îsâl olunan Vehhâbîler'in yevmen-fe-yevmen Memâlik-i mahrûsetü'l-mesâlik-i Şâhâne'ye teʿaddî vü tecâvüzleri ve istihlâl-i emvâl-i Müslimîn ve ibâha-i katl-i Muvahhidîn ile tavʿan ev kerhen ekser kabâyili taraflarına imâleleri ve ednâ mâddeyi ser-rişte-i nizâʿ eyleyerek, Bağdâd Vâlîsi ile mücâdele vü muʿâraza ve ʿale'l-gafle Eyâlet-i Bağdâd'a tehattî ile kubbe-i darîh-i hazret-i Hüseyin'i hedm ve derûnunda olan nefâyis-i emvâl ve yâdigâr-ı Aʿcâm'ı nehb ü gāret ve nüfûs-ı kesîreyi katle mücâseretleri ve bu reftâr-ı bâgıyâne ehl-i İrân'a gāyet girân gelüp, hazret-i Hüseyin'e olan fart-ı garâm ve mezîd-i hubb u hüyâmları hasebiyle mâlik-i zimâm-ı İrâniyân olan Baba ʿAli Hân, Bağdâd Vâlîsi'ne mahsûs nâme ve âdem tesyîr ve kavm-i mezkûrun haklarından gelinmediği takdîrde küllî asker ile hıtta-i Bağdâd dâhilinden murûr ve Vehhâbîler'den ahz-ı sâra sarf u makdûr eyleyeceğini tahrîr eylediğinden başka, ser-i katâr-ı Vehhâbiyân olan Suʿûd-oğlu'nun Şerîf-i Mekke'ye mahsûs mektûbu gelüp, mefhûmu [Ü4 152a - V 23a] müşârun ileyhi dîn-i bâtılına daʿvet ve icâbet etmediği sûretde üzerine varacağından ʿibâret ve refte refte kabâyil-i Hicâz'ı bâgī-yi mezkûr kendüye bend etdiğinden, bu tarafda mukābeleye kudret kalmayup, ehâlî-yi Haremeyn ve sükkân-ı bukʿateyn merʿûbu'l-kulûb ve rahatları min-külli'l-cihât meslûb olduğunu mübeyyin müşârun ileyhin Dergâh-ı vâlâ'ya mahsûs neccâb ile ʿarîzası vârid ve bu haber-i bârid, hadşe-resân-ı ezhân-ı erbâb-ı mesânid olmuşidi. Bâgī-yi merkūmun tavrı, Havâric'e mahsûs etvârdan olup, [Beyt]:\n[Mısra]:\nBâtıl hemîşe bâtıl [u] bîhûdedir velî\nMüşkil budur ki sûret-i Hakk'dan zuhûr eder\n\nmefhûmu üzere bâdî-yi emrde izhâr-ı takvâ vü salâh ve umûr-ı bâtılalarına takviye verdikden sonra, rekîz-i zamîrleri olan mefsedete revâc vererek, şâkkü's-silâh ve mütesaddî-yi emr-i kıtâl ü kifâh olageldikleri Karâmita ve Şâh İsmâʿîl ve bunlara müşâbih olan ehl-i zeyg u dalâlin kıssalarından maʿlûm ve garaz-ı aslîleri zabt-ı memleket ve tahsîl-i riyâset ve celb-i emvâl ve aktâr-ı arza ilkāy-ı ihtilâl olduğu meczûmdur.\n\nNüfûs-ı beşeriyye -ki emmâret bi's-sû'dur- müştehiyyât-ı dünyeviyyeye râgıb ve kesb-i huzûzât u lehviyyâta tâlib ve hevâlarına muvâfık tavra bilâ-te'emmül meyl ü rükûn ve intikām-ı İlâhiyye'yi hâtırdan ihrâc ile müsâʿade-i se-rûze-i rûzgârdan memnûn olarak bagy u tuğyânları rûz-be-rûz efzûn olup, hadd-i maʿlûm tahtında olan ânât-ı istidrâcları gāyete ve zulm ü te'addîleri nihâyete vâsıl oldukda, batş u kahr-ı cenâb-ı Muktedir ile sevret-i cemʿiyyetleri münkesir ve dimâ'-i fâsideleri münhemirr ve kuvvet-i mevhûmeleri zaʿfa mübeddel ve tedbîrât-ı sahîfeleri [Ü4 152b – V 23b] bi'l-külliyye muʿattal olduğu mücerreb-i erbâb-ı iʿtibâr ve maʿlûm-i kâr-âzmudegân-ı rüzgârdır. Kavm-i mezkûra ittibâʿ murâd edenler ehl-i İslâm'dan birini katl etmedikce derecelerine vâsıl ve dâyire-i bagy u fesâdlarına dâhil olmayacağı, ihdâs etdikleri âyîn-i cedîdin mukaddimâtından ve mü'min-i muvahhide müşrik ıtlâkı, mezheb-i mübtediʿaları usûlünden olup, hattâ vazʿ etdikleri âyîn, ʿulemây-ı Bağdâd tarafından tedvîn ve muʿtekadât-ı zâyifeleri delâyil-i müberhene ile ibtâl u tehcîn olunduğu, bu Fakīr'in manzûru olmuşdur. Biz yine sadede gelelim. Vehhâbîler'in on beş seneden berü izhâr etdikleri ʿutüvv ü fesâd ve ikāmet-gâhlarına varınca âsâr-ı ʿimâr ve gadîr u âbâr nâ-bûd ve tarîk-ı tedbîrleri mesdûd olup, üç-dört sene mukaddem Bağdâd Vâlîsi tarafından vâfir asker ve top ve sâyir levâzımât tertîb ve tegallüben taht-ı hükümetlerinde olan Lahsâ üzerine sevk u tesrîb olunup, ber-vefk-ı dil-hâh bir maslahat görülmediğinden, Basra ve berü taraflara tecâvüz etmameleri sûretinde 'akd-ı musâlaha ve terk-i mükâfeha olunduğu ve el-yevm havâlî-yi Şâm'a dek 'aşâyir ü kabâyili ifsâd ve ister istemez re'y ü irâdelerine münkād eyledikleri şuyûʿ ve her tarafdan bu haber-i hayret-eser mesmûʿ olmağla, memâlik-i Devlet-i 'aliyye'ye sereyân eden bagy u tuğyânları ve ʿale'l-husûs Haremeyn-i muhteremeyn ve\nbukʻateyn-i mübâreketeyn ehâlîsine izmâr etdikleri husûmetden terettüb edecek zulm ü ʻudvânları izâle olunmak mütehattim-i himmet-i Saltanat-ı seniyye olduğuna binâʼen, birkaç defʻa bu keyfiyyet-i müdhişe huzûr-ı Sadr-ı âlî'de erbâb-ı şûrâ ve ashâb-ı ârâ ile müzâkere olunup, [Ü4 153a – V 24a] emr-i mezkûr muʻzamât-ı umûr-ı dîniyyeden olmağla, sudûr-ı ʻulemâ ictimâʻıyla çâresine bakılmak tezkâr ve baʻzılar ibtidây-ı hâlde ʻulemâ ile ʻumûm meşvereti inʻikādında şâyed icrâsı müteʻazzir bir re'ye karar verilüp, insilâb-ı esbâb-ı imkân ile ʻadem-i tenfîzi sebeb-i kīl ü kāl olacağını ihtâr ve sudûr-ı ʻulemâ ikişer ikişer meclis-i Fetvâ-penâhî'ye ihzâr olunarak, Şerîf-i Mekke'nin mektûbu kırâʼat ve mülâhazaları istikşâf olundukdan sonra, ʻakd-i encümen-i meşveret kılınmak emr-i savâb olduğunu işrâb etmişler idi. Îrâd olunan su'âl, muvâfık-ı vakt ü hâl olup, ol vechile ʻamelde müttehidü'l-kelime olmalarıyla, keyfiyyet lede'l-istîzân Şeyhulislâm Efendi hazretlerine ifâde vü beyân olunup, vech-i meşrûh üzere sudûr-ı kirâma nakl-i mâ-cerâ ve Şerîf cenâblarının mektûbu ikrâ olundukda, bâgī-yi merkūmun defʻ-i mazarratı min-külli'l-vücûh ehemm ise dahi, asker-i kesîf sevkınde taʻab-ı küllî zâhir ve zemân ü mekânın ʻadem-i müsâʻadesiye bir maslahat-ı nâfiʻa müşâhede olunmayacağı zihne mütebâdir olup, şimdilik tîz elden hudûd-ı Devlet-i ʻaliyye'yi muhâfaza ile defʻ-i sâyil eylemek sûretinde Medîne-i münevvere'ye yedi-sekiz yüz kadar âdem ile bir Muhâfız ve Cidde gümrüğüne bi'l-külliyye müstevlî olan Şerîf-i Mekke'nin taʻarruzunu defʻ ve ol havâlîyi muhârese ile şürûr-ı bugātı menʻ eder bir Vezîr dahi Cidde muhâfazasına taʻyîn olunmak ve Bağdâd Monlası Hibetullah Efendi ehl-i ʻilm ve ʻArabî tekellüm eder bir zât olup, Vehhâbîler'e şevket-i Devlet-i ebed-müddeti beyân ile meknûn-ı zamîrlerine muttaliʻ olmak hâl ʻani'l-fâyide olmadığını [Ü4 153b – V 24b] beyân eylediklerini semâhatlü Şeyhulislâm Efendi bir şukka ile ʻarz-ı Südde-i serîr-i aʻlâ eyleyüp, işbu Cumâdelâhıre evâhırında Sadrıaʻzam ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve Yeniçeri Ağası ve sâyir ashâb-ı şûrâ, hâne-i Fetvâ-penâhî'de ictimâʻ edüp, Bâb-ı âlî'de kaleme alınan mevâdd kâğıdı ve Şerîf-i Mekke'nin mektûbu ve sudûr-ı kirâmın netîce-i tedbîrlerini mutazammın olan şukka vâhiden-baʻde-vâhidin kırâʼat olunup, emr-i muhâfazaya dâ'ir olan tedbîr, mutâbık-ı irâde-i sagīr ü kebîr olup, ancak diyâr-ı Necid, Haremeyn'in kilârı makāmında olmağla, muʻâdât-ı cânibeyn takrîbi ile Necidîler zahîreyi katʻ edecekleri ihtimâlât-ı ʻakliyyeden olduğuna binâ'en, sükkân-ı Bathâ ve kuttân-ı Beyt-i Mevlâ zarûret-i\nzehâyire mübtelâ olmamak içün Mısır Vâlîsi'ne bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile muhallâ emr-i ʿâlî ve Hibetullah Efendi'nin Âsitâne'den müstakıllen me'mûriyyetini Vehhâbîler ʿadem-i idrâk ile taraf-ı Bağdâd'dan irsâl olunduğunu cezm ve ʿummâl-i Bağdâd'a olan gayzları sebebi ile mükâbere ile imrâr-ı vakt edeceklerini îrâd ve âharının tesyârını murâd eylediklerine mümâşât olunup, mevâdd-ı mezkûreye bu vechile nizâm vermek üzere meclise hıtâm verilüp, vâkiʿ olan ebhâsın hulâsası maʿrûz-ı dergâh-ı Şehriyâr-ı enâm kılınmışidi.\nCidde Vâlîliği'ne ve Medîne-i münevvere Muhâfızlığı'na tasmîm olunan vüzerây-ı ʿizâmın tîz elden hareketleri mevhûm ve iʿânet-i külliyye talebiyle Devlet-i ʿaliyye'ye teklîf-i mâlâ-yutak eyleyecekleri maʿlûm olup, farz-ı muhâl ile metâliblerine müsâʿade olunsa bile, üç-beş mâh zarfında ancak o câniblere vusûl bulacakları zâhir olmağla, [Ü4 154a – V 25a] Mısır Defterdârı olan Şerîf Mehmed Efendi, Defterdârlık'dan istifâ ve ferîza-i haccı edâ temenniyâtında olduğundan fazla, el-yevm Cidde'nin Vâlî'den huluvvü hasebiyle Vezâret ile Cidde Vâlîliği dahi tevcîh olunursa, hıdmet-i Pâdişâhî'de sarf-ı makdûr eyleyeceği baʿzı mahalle olan tahrîrâtında mezkûr olmağla, mûmâ ileyh ʿan-asl merâtib-i ʿulyây-ı Devlet-i ʿaliyye'de istihdâm olunmuş ve tabâyiʿ-i nâsa muvâfık hareket ile kesb-i şöhret etmiş bir zât olmağla, Cidde'ye bâ-Rütbe-i Vezâret taʿyîn olunması istısvâb ve Yûsuf Paşa Kethudâsı Saʿîd Ağa dahi Medîne-i münevvere'de bir müddet Kāyim-makāmlık ile ikāmet ve ehâlî ile ülfet ve ʿale'l-husûs birkaç defʿa Vehhâbîler tarafına mebʿûs olarak kesb-i müvâneset etmekden nâşî, Mîr-i mîrânlık ile Medîne-i münevvere muhâfazası ʿuhdesine ihâle olunmakda sühûlet-i maslahat mütehakkak olduğundan gayri, Cidde Vâlîsi'nin Medîne'de ikāmetini zarûriyyât-ı vakt îcâb eylediği hâlde, teʿaddüd-i vüzerâ ile maslahata târî olacak fesâd zâyil olacağı ve mûmâ ileyh bi-hasebi'r-rütbe müşârun ileyhin maʿiyyetinde olup, emr ü nehyini isgāya mecbûr olacağı ve Şerîf Efendi'ye Vezâret verildiği hâlde mükemmel kapusu halkı maslahat-ı me'mûresine vefâ etmeyüp, beher hâl askere muhtâc olduğu hasebiyle Mısr-ı Kāhire'den bin nefer asker ve Mısır topçularından bir orta ve mikdâr-ı vâfî sürʿat topu ve cebe-hâne irsâl olunmak ve asker-i mezkûrun bir senelik takdîr olunan şehriyye ve katık-behâları Mısır Hazînesi'nden ʿan-nakdin Vâlî-yi müşârun ileyhe teslîm ve zahîreleri dahi Süveys İskelesi'nden sefînelere teşhîn ü irsâl olunmak keyfiyyâtı Rikâb-ı kâm-yâb-ı Husrevâne'ye\n[Ü4 154b V 25b] 'arz u takdîm olundukda, mûcebince ‘amel olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olmağla, işbu Recebü'l-ferdin ikinci Cuma günü Şerîf Mehmed Efendi'ye Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le Cidde Sancağı ve Habeş Eyâleti ve Sa'îd Ağa'ya bâ-Rütbe-i Mîr-i mîrânî Medîne-i müneverre Muhafızlığı tevcîh ü ihsân ve suver-i me'mûriyyetleri taraflarına ifâde vü beyân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransızlar mukaddemâ nakz-ı ‘ahd ve Mısır'ı istîlâ ile etrâf u eknâfa şerâre-pâş-ı ihtilâl ü telâş oldukları, Cezâyir-i Garb Ocağları dahi istîhâş edüp, mesfûrlar teksîr-i husamâdan ihtirâz ile ocağlara müdârâ ve miyânelerinde hafî bir nevʿ muʿâhede sebkat etdiği, karʿ-ı semʿ-i erbâb-ı ârâ edüp, zâhirde bî-taraflık semt-i selâmetini ihtiyâr ve encâm-ı kâra medd-i rişte-i intizâr etmişler idi. Cünûd-ı Garbiyye'nin bu hareketleri, metbûʿiyyet-i devlet lâzimesine mugāyir ve cihet-i vahdet-i İslâmiyye muktezayâtına muhâlif olduğundan, inzâr u tehdîd ile rakdet-i gafletden îkāz ve şahmetü'l-üzn-i gayretleri mâlîde-i benân-ı ittiʿâz kılınup, âteş-i hamiyyetleri feverân ve cânib-dârî-i devlet ile muhârebeyi iʿlân ve kavm-i mesfûr dahi etrâf ile olan meşgūliyyetleri sebebi ile Cezâyirlü'nün evzâʿından iğmâz etmişler idi.\n\nDevlet-i ʿaliyye ile musâlaha inʿikādında Françelü'nün ocağlar hakkında izmâr ve vaktine taʿlîk eyledikleri gayz u iğbirâr hârice çıkup, dört mâdde îrâdıyla Cezâyirlü'yü terhîb ü tahdîş ve metâlib-i fâsideleri sûret bulmadığı hâlde, isâre-i gubâr-ı iztırâb u teşvîş edecekleri mukaddimâtını derpîş etmişler idi. Îrâd etdikleri mevâdd, Vehrân sâhilinde kazâ-zede olan Françe sefînesinden reh-yâb-ı halâs olan yüz elli [Ü4 155a – V 26a] nefer mellâh Cezayir'e tâbi ʿUrbân yedinde me'sûr olup, bu âna dek sebîlleri tahliye olunmadığından, megās-ı mercân olan mahalden memnûʿiyyetleriyle bayrağlarına iʿtibâr u rağbet olunmayup, cihet-i maʿlûme ile matlûbları olan iki yüz bin guruşun mümâtalesinden ʿibâret olup, bu husûsa dâyir tarafeyn miyânında hudûs eden kīl ü kāl giderek sebeb-i mübâgaza vü infiʿâl olup, Fransızlar mütâlebede ısrâr ve Cezâyirlü dahi metânet izhâr ve ʿalâ-rivâyetin Cezayirde mukîm Fransızlar'ı ve metbûʿiyyet iddiʿâsında olanlarını ihrâc ile müterassıd-1 ceng ü peykâr oldukları, cumhûru iğzâb ve mübtelây-ı dü-şâha-i inkılâb eylediğinden, Françe'de Umûr-ı Ecnebiyye Müdîri olan Talleyran tarafından şikâyeti mutazammın bir kıtʿa takrîr ve o tarafda\nmukīm olan Âmedî Efendi tarafına verilüp, ol dahi takrîr-i mezkûru bu tarafa tesyîr etmişidi. Zikr olunan tahrîre imrâr-ı nazar ve iddiʿâ olunan umûr, istihsâl-i teʿazzüm ü nahvetden münbaʿis bir hâlet olduğu, kulûb-ı erbâb-ı elbâbda her ne kadar cilveger olduysa dahi, Âsitâne'de mukīm Fransız Maslahat-güzârı'yla mükâlemeye me'mûr olanlar hem-meclis olup, bu keyfiyyetin hakīkatine vusûl ile keşf-i zamîr ve iktizâsına göre icrây-ı tedbîr etmek lâzım gelüp, baʿde'l-istîzân Maslahat-güzâr ile ʿakd-i meclis olunup, müstedʿiyyât-ı bî-maʿnâ kabîlinden olan maglataları, îrâd-ı delâyil ile her ne kadar ibtâl olunduysa dahi, mâdde-i mezkûre muʿzamât-ı umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'den olup, erbâb-ı şûrâ ile müzâkere ve bu hatb-ı cesîmin defʿ ü izâlesi sûretini müşâvere muktezî olduğundan, Vezîr Kapudan Paşa hazretleri ve sâyir meşveret erbâbı huzûr-ı Sadâret-penâhî'de ictimâʿ ve takrîr-i mezkûru istimâʿ [Ü4 155b – V 26b] eyledikde, nush u pendi şâmil Cezâyir halkına Devlet-i ʿaliyye'den tahrîrât gönderilmek ve Cezâyir-i Garb Ocakları'na nezâreti olan Kapudan Paşa hazretleri tarafından idâre-i kelâma kādir ve ilzâm u maʿkūlu tefhîme muktedir bir âdem gönderilmek netîce-i re'y ü tedbîr-i huzzâr olduğu, mübârek Rikâb-ı kâm-yâb-ı Cihân-dârî'ye lede'l-ʿarz, mûcebince ʿamel olunmak irâde-i seniyyesi zuhûr ve ol bâbda hatt-ı hümâyûn sudûr ve tedbîr-i mezkûrun icrâsına mübâşeret hılâlinde otuz beş gün zarfında Marsilya'dan tevârüd etmiş bir sefîne kapudanı Cezâyirlü ile Fransızlar'ın musâlahasını İzmir'de mukīm konsoloslarına tebşîr ve ol dahi bu keyfiyyeti Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm Fransız Maslahat-güzârı'na tahrîr ve ol dahi Bâb-ı ʿâlî'ye takrîr gönderüp, kavl-i mezkûrun sıhhatine iʿtimâd câyiz ise dahi, haber-i âhâd kabîlinden olmağla, tedbîr-i mezkûrun icrâsından ferâgat, hazm ü ihtiyâta ʿadem-i riʿâyet kabîlinden olduğuna binâʾen, sâlifü'z-zikr tedbîrin icrâsına teşmîr-i dâmen-i ikdâm olundu.",
          "caption": "Vak'a-i Cezâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_757.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i Cezâyir",
          "text": "Fransızlar mukaddemâ nakz-ı ‘ahd ve Mısır'ı istîlâ ile etrâf u eknâfa şerâre-pâş-ı ihtilâl ü telâş oldukları, Cezâyir-i Garb Ocağları dahi istîhâş edüp, mesfûrlar teksîr-i husamâdan ihtirâz ile ocağlara müdârâ ve miyânelerinde hafî bir nevʿ muʿâhede sebkat etdiği, karʿ-ı semʿ-i erbâb-ı ârâ edüp, zâhirde bî-taraflık semt-i selâmetini ihtiyâr ve encâm-ı kâra medd-i rişte-i intizâr etmişler idi. Cünûd-ı Garbiyye'nin bu hareketleri, metbûʿiyyet-i devlet lâzimesine mugāyir ve cihet-i vahdet-i İslâmiyye muktezayâtına muhâlif olduğundan, inzâr u tehdîd ile rakdet-i gafletden îkāz ve şahmetü'l-üzn-i gayretleri mâlîde-i benân-ı ittiʿâz kılınup, âteş-i hamiyyetleri feverân ve cânib-dârî-i devlet ile muhârebeyi iʿlân ve kavm-i mesfûr dahi etrâf ile olan meşgūliyyetleri sebebi ile Cezâyirlü'nün evzâʿından iğmâz etmişler idi.\n\nDevlet-i ʿaliyye ile musâlaha inʿikādında Françelü'nün ocağlar hakkında izmâr ve vaktine taʿlîk eyledikleri gayz u iğbirâr hârice çıkup, dört mâdde îrâdıyla Cezâyirlü'yü terhîb ü tahdîş ve metâlib-i fâsideleri sûret bulmadığı hâlde, isâre-i gubâr-ı iztırâb u teşvîş edecekleri mukaddimâtını derpîş etmişler idi. Îrâd etdikleri mevâdd, Vehrân sâhilinde kazâ-zede olan Françe sefînesinden reh-yâb-ı halâs olan yüz elli [Ü4 155a – V 26a] nefer mellâh Cezayir'e tâbi ʿUrbân yedinde me'sûr olup, bu âna dek sebîlleri tahliye olunmadığından, megās-ı mercân olan mahalden memnûʿiyyetleriyle bayrağlarına iʿtibâr u rağbet olunmayup, cihet-i maʿlûme ile matlûbları olan iki yüz bin guruşun mümâtalesinden ʿibâret olup, bu husûsa dâyir tarafeyn miyânında hudûs eden kīl ü kāl giderek sebeb-i mübâgaza vü infiʿâl olup, Fransızlar mütâlebede ısrâr ve Cezâyirlü dahi metânet izhâr ve ʿalâ-rivâyetin Cezayirde mukîm Fransızlar'ı ve metbûʿiyyet iddiʿâsında olanlarını ihrâc ile müterassıd-1 ceng ü peykâr oldukları, cumhûru iğzâb ve mübtelây-ı dü-şâha-i inkılâb eylediğinden, Françe'de Umûr-ı Ecnebiyye Müdîri olan Talleyran tarafından şikâyeti mutazammın bir kıtʿa takrîr ve o tarafda\nmukīm olan Âmedî Efendi tarafına verilüp, ol dahi takrîr-i mezkûru bu tarafa tesyîr etmişidi. Zikr olunan tahrîre imrâr-ı nazar ve iddiʿâ olunan umûr, istihsâl-i teʿazzüm ü nahvetden münbaʿis bir hâlet olduğu, kulûb-ı erbâb-ı elbâbda her ne kadar cilveger olduysa dahi, Âsitâne'de mukīm Fransız Maslahat-güzârı'yla mükâlemeye me'mûr olanlar hem-meclis olup, bu keyfiyyetin hakīkatine vusûl ile keşf-i zamîr ve iktizâsına göre icrây-ı tedbîr etmek lâzım gelüp, baʿde'l-istîzân Maslahat-güzâr ile ʿakd-i meclis olunup, müstedʿiyyât-ı bî-maʿnâ kabîlinden olan maglataları, îrâd-ı delâyil ile her ne kadar ibtâl olunduysa dahi, mâdde-i mezkûre muʿzamât-ı umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'den olup, erbâb-ı şûrâ ile müzâkere ve bu hatb-ı cesîmin defʿ ü izâlesi sûretini müşâvere muktezî olduğundan, Vezîr Kapudan Paşa hazretleri ve sâyir meşveret erbâbı huzûr-ı Sadâret-penâhî'de ictimâʿ ve takrîr-i mezkûru istimâʿ [Ü4 155b – V 26b] eyledikde, nush u pendi şâmil Cezâyir halkına Devlet-i ʿaliyye'den tahrîrât gönderilmek ve Cezâyir-i Garb Ocakları'na nezâreti olan Kapudan Paşa hazretleri tarafından idâre-i kelâma kādir ve ilzâm u maʿkūlu tefhîme muktedir bir âdem gönderilmek netîce-i re'y ü tedbîr-i huzzâr olduğu, mübârek Rikâb-ı kâm-yâb-ı Cihân-dârî'ye lede'l-ʿarz, mûcebince ʿamel olunmak irâde-i seniyyesi zuhûr ve ol bâbda hatt-ı hümâyûn sudûr ve tedbîr-i mezkûrun icrâsına mübâşeret hılâlinde otuz beş gün zarfında Marsilya'dan tevârüd etmiş bir sefîne kapudanı Cezâyirlü ile Fransızlar'ın musâlahasını İzmir'de mukīm konsoloslarına tebşîr ve ol dahi bu keyfiyyeti Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm Fransız Maslahat-güzârı'na tahrîr ve ol dahi Bâb-ı ʿâlî'ye takrîr gönderüp, kavl-i mezkûrun sıhhatine iʿtimâd câyiz ise dahi, haber-i âhâd kabîlinden olmağla, tedbîr-i mezkûrun icrâsından ferâgat, hazm ü ihtiyâta ʿadem-i riʿâyet kabîlinden olduğuna binâʾen, sâlifü'z-zikr tedbîrin icrâsına teşmîr-i dâmen-i ikdâm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngilizlü'nün Fransızlar ile der-meyân etdikleri ahvâl-i ticâret, henûz faysal-yâb-ı temşiyet olmayup, kabûlüne mecbûr oldukları baʿzı şurûtdan dahi istikrâh ile ibkāy-ı vezâyif-i askerî ve düşmenlerini cânib-i âhardan işgāl ile feth-i enbân-ı füsûn-gerî eyledikleri ve Cezâyir-i Garb Ocakları'nı Fransızlar ile münâkaşa vü muʿârazaya âlet ve nakd ve vaʿd ile Konsolos ve metbûʿlarını tard u ihânete ʿillet oldukları, baʿzı havâdis-i evrâkda mastûr ve İngiliz kendi maslahatına revâc vermek içün bu sûreti îkāʿ etdiyse maʿzûrdur.",
          "caption": "Lâhıka",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_758.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Lâhıka",
          "text": "İngilizlü'nün Fransızlar ile der-meyân etdikleri ahvâl-i ticâret, henûz faysal-yâb-ı temşiyet olmayup, kabûlüne mecbûr oldukları baʿzı şurûtdan dahi istikrâh ile ibkāy-ı vezâyif-i askerî ve düşmenlerini cânib-i âhardan işgāl ile feth-i enbân-ı füsûn-gerî eyledikleri ve Cezâyir-i Garb Ocakları'nı Fransızlar ile münâkaşa vü muʿârazaya âlet ve nakd ve vaʿd ile Konsolos ve metbûʿlarını tard u ihânete ʿillet oldukları, baʿzı havâdis-i evrâkda mastûr ve İngiliz kendi maslahatına revâc vermek içün bu sûreti îkāʿ etdiyse maʿzûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelâhıre evâhırında [Ü4 156a – V 27a] İngiliz Elçisi'nin Baş-tercemânı, Re'îsülküttâb Efendi'ye gelüp: “Bu günkü gün elçi sizinle mülâkāt eyleyecekdir” demekle, ahşâm vakti elçi-yi mersûm Reʼîsülküttâb Efendi'nin konağına gelüp, rüsûm-ı ‘âdiyye icrâsı ‘akībinde Bağdâd'dan tahrîrâtı gelüp, beyne'l-ehâlî münâfese vü münakaşa vukūʿuyla nâr-ı fitne feverân ve vâfir kimse terk-i ser ü cân eylediğini beyân ve: “Kethudâ ‘Ali Paşa fitneyi teskîn ile memleketi teʼmîn ve Vezâret'e cümleden elyak olup, ehâlî-yi Bağdâd dahi tarafına müncezib ve muhâliflerine gālib olduğundan gayri, Kerbelâ mâddesi medâr-ı teharrük-i İraniyân ve 'adem-i muhâfaza behâneleriyle Devlet-i 'aliyye'ye ‘azv-i kusûr eyleyecekleri zâhir u 'ıyân ve bâ-husûs Vehhâbîler'in dahi Memâlik-i mahrûse'ye tekrâr şenn ü gāretleri agleb-i ihtimâl ve kutr-ı Bağdâd'ın bu esbâb ile Vâlî'den huluvvü nev-be-nev hudûs-i ihtilâle sebeb olacağı zâhir-i hâl olmağla, İngiliz Devleti, Devlet-i ‘aliyye ile müttefik bulundukları hasebiyle mesmûʿât u maʿlûmâtı ifadeye mecbûr ve Bağdâd ve mülhakātı bi'l-Vezâre ‘Ali Paşa'ya verilmek min-ehemmi'l-umûrdur” deyerek saded-i âhara sarf-ı nazar ve: “Hind münâsebeti ile bundan akdem İran halkıyla beynimizde ‘ahid mukarrer olup, Devlet-i 'aliyye, İranîler ile ittifâka rağbet ederler ise, o tarafda olan Konsolos'umuza mahsûs ittifâk mâddesini tahrîr ve nizâmına sâk-ı ihtimâm-ı teşmîr edeyim. İranîler hudûdlarından ve Devlet-i ‘aliyye askeri berü tarafdan bi'l-ittifâk hareket ile Vehhâbîler'i teʼdîb ü tedmîr mümkindir” dedikde, vüzerây-ı 'izâm hazerâtının mutasarrıf oldukları eyâlât ve elviyede mîrî ile dâd ü sitedleri ve cihet-i uhrâ ile ahz u iʿtâları olup, hîn-i intikāllerinde [Ü4 156b – V 27b] muhallefâtlarıyla düyûn-ı sâbiteleri ‘ale'l-ıtlâk istîfâ olunmak, usûl-i kavâʿid-i Devlet-i ebed-müddet'den olup, bâ-husûs Bağdâd Vâlîsi yirmi dört sene kadar üç eyâlete bi'l-istiklâl tasarruf ve mukātaʿât ve sâyir vâridât-ı devletden zimmetinde katʿî çok meblağ terâküm ü tekâsüf edüp, cemʿ eylediği emvâl bâlâda tahrîr olunan 'illet ile devlete intikāl etmişiken, ‘Ali Paşa muhallefât-ı mezkûreye dâ'ir ve cevâyiz ve muʿayyenât-ı sâ'ireye müteʿallık bir şey' yazmayup, bu sebeble muhâbereye zarûret ilcâ ve izhâr-ı sadâkat ve irâde-i devlete muvâfık hareket eyledikde, bi'l-Vezâre Bağdâd ve mülhakātı tarafına tevcîh olunacağı vaʿd ve Kāyim-makāmlık emr-i 'âlî-şânı tarafına gönderilmek dahi netîce-i metâlibine mukaddime ittihâz olunmuşidi. Kaldı ki, İraniyân ile Devlet-i ‘aliyye'nin musâlahası vaktinde Meşhed-i İmâm Hüseyin'e bu tarafdan sûr binâsı der-meyân olunundukda, 'Acemler sûr mâddesini ziyâretden\nmemnûʿiyyetlerine ve her tarafdan bir bâb ihtirâʿıyla giderek resm-i ziyâret nâmıyla şey talebine haml edüp, nizâʿları mümtedd ve ısrâr u ʿinâdları müştedd olduğundan, burc u bârû binâsı ilgā ve matlûbları üzere fasl-ı daʿvâ olunup, İmâm ʿAli radıyallâhu ʿanh hazretlerinin Meşhed-i şerîf'leri gibi etrâfı müsevver ü metîn ve top ve sâyir esbâb-ı tehaffuz ile müstahkem ü rasîn kılınsa idi, mazarrat-ı ecânibden her hâlde emîn olacağı ve ʿayn-i insâf ile hakīkat-i emre nazar olunsa, kazâyı daʿvet ü taleb ile bu hasârete kendüleri sebeb olup, nefislerine levm etseler ensebdir. Lâkin bu hâl ile yine hükümrân-ı ehl-i İrân olan Baba Hân ve müdîrlerine taraf-ı Sadâret-penâhî'den mektûblar yazılup, hedâyâ ile bir âdem irsâli [Ü4 157a – V 28a] tasmîm ve İrânîler ile ittifâkda fâyide melhûz olmayup, zîrâ Aʿcâm'ın Vehhâbîler üzerine âhar tarîkı olmamağla, lâ-mahâle devlet hudûdu dâhilinden murûra muhtâc ve kavm-i mezkûrun o havâlîye ayak basmaları maslahat-ı devlete muvâfık olmadığı ve Vehhâbîler'in kesr-i ünf-i nahvetleri zımnında her tarafdan icrây-ı tedbîr ve kuvve-i kāhire-i Saltanat-ı seniyye'yi ifâde içün lisân-ı ʿArabî'ye kādir ve ilzâm u maʿkūlu ifhâma muktedir bir âdem gönderilmek menvî-yi zamîr olduğunu Efendi-yi mûmâ ileyh ifâde vü takrîr eyledikde, elçi-yi mersûm: “Benim murâdım dahi bu keyfiyyâtı ihtâr idi. Çünki bu tedbîrâta teşebbüs olunup, ʿAli Paşa'ya Bağdâd vaʿd olunmuş, hasale'l-matlûb” deyerek yerinden hareket ve geldiği semte ʿazîmet eyledi. Elçi-yi mersûmun iltizâm-ı mâ-yelzem sûretinde bu makūle güft-gûya tesaddîsi ʿAli Paşa tarafından Konsolos vesâtatıyla baʿzı şey' vaʿdine mahmûl olduğu, karâyin-i hâliyye ile maʿlûm-i ʿumûm-ı erbâb-ı fühûmdur.",
          "caption": "Mükâleme-i Re’îsülküttâb Efendi be-Elçi-yi İngiliz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_759.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Mükâleme-i Re’îsülküttâb Efendi be-Elçi-yi İngiliz",
          "text": "İşbu Cumâdelâhıre evâhırında [Ü4 156a – V 27a] İngiliz Elçisi'nin Baş-tercemânı, Re'îsülküttâb Efendi'ye gelüp: “Bu günkü gün elçi sizinle mülâkāt eyleyecekdir” demekle, ahşâm vakti elçi-yi mersûm Reʼîsülküttâb Efendi'nin konağına gelüp, rüsûm-ı ‘âdiyye icrâsı ‘akībinde Bağdâd'dan tahrîrâtı gelüp, beyne'l-ehâlî münâfese vü münakaşa vukūʿuyla nâr-ı fitne feverân ve vâfir kimse terk-i ser ü cân eylediğini beyân ve: “Kethudâ ‘Ali Paşa fitneyi teskîn ile memleketi teʼmîn ve Vezâret'e cümleden elyak olup, ehâlî-yi Bağdâd dahi tarafına müncezib ve muhâliflerine gālib olduğundan gayri, Kerbelâ mâddesi medâr-ı teharrük-i İraniyân ve 'adem-i muhâfaza behâneleriyle Devlet-i 'aliyye'ye ‘azv-i kusûr eyleyecekleri zâhir u 'ıyân ve bâ-husûs Vehhâbîler'in dahi Memâlik-i mahrûse'ye tekrâr şenn ü gāretleri agleb-i ihtimâl ve kutr-ı Bağdâd'ın bu esbâb ile Vâlî'den huluvvü nev-be-nev hudûs-i ihtilâle sebeb olacağı zâhir-i hâl olmağla, İngiliz Devleti, Devlet-i ‘aliyye ile müttefik bulundukları hasebiyle mesmûʿât u maʿlûmâtı ifadeye mecbûr ve Bağdâd ve mülhakātı bi'l-Vezâre ‘Ali Paşa'ya verilmek min-ehemmi'l-umûrdur” deyerek saded-i âhara sarf-ı nazar ve: “Hind münâsebeti ile bundan akdem İran halkıyla beynimizde ‘ahid mukarrer olup, Devlet-i 'aliyye, İranîler ile ittifâka rağbet ederler ise, o tarafda olan Konsolos'umuza mahsûs ittifâk mâddesini tahrîr ve nizâmına sâk-ı ihtimâm-ı teşmîr edeyim. İranîler hudûdlarından ve Devlet-i ‘aliyye askeri berü tarafdan bi'l-ittifâk hareket ile Vehhâbîler'i teʼdîb ü tedmîr mümkindir” dedikde, vüzerây-ı 'izâm hazerâtının mutasarrıf oldukları eyâlât ve elviyede mîrî ile dâd ü sitedleri ve cihet-i uhrâ ile ahz u iʿtâları olup, hîn-i intikāllerinde [Ü4 156b – V 27b] muhallefâtlarıyla düyûn-ı sâbiteleri ‘ale'l-ıtlâk istîfâ olunmak, usûl-i kavâʿid-i Devlet-i ebed-müddet'den olup, bâ-husûs Bağdâd Vâlîsi yirmi dört sene kadar üç eyâlete bi'l-istiklâl tasarruf ve mukātaʿât ve sâyir vâridât-ı devletden zimmetinde katʿî çok meblağ terâküm ü tekâsüf edüp, cemʿ eylediği emvâl bâlâda tahrîr olunan 'illet ile devlete intikāl etmişiken, ‘Ali Paşa muhallefât-ı mezkûreye dâ'ir ve cevâyiz ve muʿayyenât-ı sâ'ireye müteʿallık bir şey' yazmayup, bu sebeble muhâbereye zarûret ilcâ ve izhâr-ı sadâkat ve irâde-i devlete muvâfık hareket eyledikde, bi'l-Vezâre Bağdâd ve mülhakātı tarafına tevcîh olunacağı vaʿd ve Kāyim-makāmlık emr-i 'âlî-şânı tarafına gönderilmek dahi netîce-i metâlibine mukaddime ittihâz olunmuşidi. Kaldı ki, İraniyân ile Devlet-i ‘aliyye'nin musâlahası vaktinde Meşhed-i İmâm Hüseyin'e bu tarafdan sûr binâsı der-meyân olunundukda, 'Acemler sûr mâddesini ziyâretden\nmemnûʿiyyetlerine ve her tarafdan bir bâb ihtirâʿıyla giderek resm-i ziyâret nâmıyla şey talebine haml edüp, nizâʿları mümtedd ve ısrâr u ʿinâdları müştedd olduğundan, burc u bârû binâsı ilgā ve matlûbları üzere fasl-ı daʿvâ olunup, İmâm ʿAli radıyallâhu ʿanh hazretlerinin Meşhed-i şerîf'leri gibi etrâfı müsevver ü metîn ve top ve sâyir esbâb-ı tehaffuz ile müstahkem ü rasîn kılınsa idi, mazarrat-ı ecânibden her hâlde emîn olacağı ve ʿayn-i insâf ile hakīkat-i emre nazar olunsa, kazâyı daʿvet ü taleb ile bu hasârete kendüleri sebeb olup, nefislerine levm etseler ensebdir. Lâkin bu hâl ile yine hükümrân-ı ehl-i İrân olan Baba Hân ve müdîrlerine taraf-ı Sadâret-penâhî'den mektûblar yazılup, hedâyâ ile bir âdem irsâli [Ü4 157a – V 28a] tasmîm ve İrânîler ile ittifâkda fâyide melhûz olmayup, zîrâ Aʿcâm'ın Vehhâbîler üzerine âhar tarîkı olmamağla, lâ-mahâle devlet hudûdu dâhilinden murûra muhtâc ve kavm-i mezkûrun o havâlîye ayak basmaları maslahat-ı devlete muvâfık olmadığı ve Vehhâbîler'in kesr-i ünf-i nahvetleri zımnında her tarafdan icrây-ı tedbîr ve kuvve-i kāhire-i Saltanat-ı seniyye'yi ifâde içün lisân-ı ʿArabî'ye kādir ve ilzâm u maʿkūlu ifhâma muktedir bir âdem gönderilmek menvî-yi zamîr olduğunu Efendi-yi mûmâ ileyh ifâde vü takrîr eyledikde, elçi-yi mersûm: “Benim murâdım dahi bu keyfiyyâtı ihtâr idi. Çünki bu tedbîrâta teşebbüs olunup, ʿAli Paşa'ya Bağdâd vaʿd olunmuş, hasale'l-matlûb” deyerek yerinden hareket ve geldiği semte ʿazîmet eyledi. Elçi-yi mersûmun iltizâm-ı mâ-yelzem sûretinde bu makūle güft-gûya tesaddîsi ʿAli Paşa tarafından Konsolos vesâtatıyla baʿzı şey' vaʿdine mahmûl olduğu, karâyin-i hâliyye ile maʿlûm-i ʿumûm-ı erbâb-ı fühûmdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cevdet ü iʿtidâl-i hevâ ve inkişâf-ı etrâf ile şöhret-nümâ olan Çırağan Yalısı, bundan akdem ʿısmetlü Beyhân Sultân hazretleri tarafından bedel-i maʿlûm ile taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i hazret-i Cihân-dârî'ye terk olunup, eyyâm-ı sayfda muhtasar dâʾire ile baʿzan ikāmete sezâ görülmüşidi. Sâhil-hâne-i mezkûrede nefs-i nefîs-i hümâyûn içün Mâbeyn Dâʾiresi bulunmadığından, sarrâf yedinde müstagill bulunan merhûm Rodoslu'nun yalısı, istiglâlden fekk ve semeni edâ ve yetîmlerine dahi kemâl-i merhamet-i Şâhâne'den yirmi sekiz kîse akçaya bir hâne iştirâ olunup, Mâbeyn misillü gâhîce der-i nâ-yâb-ı vücûd-ı Husrevâne'lerine sadef ve şems-i tâbân-ı [Ü4 157b – V 28b] zât-ı Hıdîvâne'lerine beytü'ş-şeref olur idi. Mahall-\ni mezkûr zemân mürûruyla müşrif-i harâb ve zîk-ı mecâl ve ʻadem-i ittisâʿından nâşî, müceddeden binâ vü inşâsı hâtır-güzâr-ı Şehriyâr-ı İskender-cenâb olmuş iken, gāyile-i sefer-i münticü'z-zafer bu emrin temşiyyetini bâz-dâşte-i vakt-i hazar edüp, fazl-ı Bârî ve yümn-i ikbâl-ı hazret-i Tâc-dâri'yle zikr olunan gavâyil mündefiʿ ü zâyil ve mahall-i mezkûrun binâsına meyl ve ikbâl-i Pâdişâh-ı deryâ-nevâl hâsıl olduğunu Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri nûr-ı ferâsetle idrâk buyurup, gerek Çırağan ve gerek Rodoslu yalısının resm-i dil-keş ve tarh-ı nev-nakş ile müceddeden bünyâd olunmasını nakş-ı fu'âd ve eʿazz-i matlab u murâd edüp, Nem varsa fedâ dergehine ey Şeh-i Cem-câh / el-ʿAbdü ve mâ-yemlikühû kâne li-mevlâh makālesiyle ruhsat-hâh olduklarından gayri, resm-i matbûʿunu dahi ber-vech-i taʿzîm dergâh-ı Sâhib-i tâc u dîhîme ʿarz u takdîm etmişler idi. Çırağan Yalısı her ne kadar zâhirde zîbende vü cedîd ise dahi ʿan-asl götürü verildiğinden, baʿzı mahallinde eser-i vehn ü indirâs bedîd olup, maʿa-mâ-fîh serâpâ hedm ve binâsında ʿâriza-i isrâf ile vâfir meblağ itlâf olunacağı emr-i vâzıh ve mizâc-ı feyz-imtizâc-ı hazret-i Hılâfet-penâhî'ye muvâfık olmayan baʿzı mahalleri taʿmîr olunduğu takdîrde, maksûdun bizzât olan hey'et-i cedîde husûlü, mir'ât-ı suver-i maʿkūlât u mahsûsât olan zihn-i sâff-ı hazret-i Tâc-dârî'ye lâyıh olduğundan, taʿmîr ile iktifâ ve Rodoslu sâhil-hânesi hedm ve müstakillen Mâbeyn Dâyiresi binâ olunmak üzere taraf-ı hümâyûndan izn ü ruhsat iʿtâ [Ü4 158a – V 29a] olunmağla, işbu Recebü'l-ferdin beşinci yevm-i İsneyn Sadr-ı sütûde-menkabet kemâl-i hâhiş ü rağbet ile tebdîlen mahall-i mezkûra ʿazîmet ve ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿd hulûlünde devâm-ı ʿömr ü şevket-i Husrevâne duʿâsına mübâşeret ile vazʿ-ı esâs ve iktizâ edenlere hilʿat-i fâhire ilbâs ve zebh-ı kurbân ve neşr-i ihsân kılındığından gayri, Çırağan Sâhil-hânesi'nin dahi ber-vech-i muharrer taʿmîrine teşmîr-i dâmen-i ikdâm ve bezl-i mevcûd ve ʿarz-ı bûd ve ne-bûd ile Sadr-ı vâlâ-makām, tahsîl-i rızây-ı Şehriyâr-ı enâm ve iktifây-ı âsâr-ı eslâf-ı kirâm eylediler.",
          "caption": "Zikr-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn ve taʿmîr-i Sâhil-hâne-i Çırağan",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_760.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn ve taʿmîr-i Sâhil-hâne-i Çırağan",
          "text": "Cevdet ü iʿtidâl-i hevâ ve inkişâf-ı etrâf ile şöhret-nümâ olan Çırağan Yalısı, bundan akdem ʿısmetlü Beyhân Sultân hazretleri tarafından bedel-i maʿlûm ile taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i hazret-i Cihân-dârî'ye terk olunup, eyyâm-ı sayfda muhtasar dâʾire ile baʿzan ikāmete sezâ görülmüşidi. Sâhil-hâne-i mezkûrede nefs-i nefîs-i hümâyûn içün Mâbeyn Dâʾiresi bulunmadığından, sarrâf yedinde müstagill bulunan merhûm Rodoslu'nun yalısı, istiglâlden fekk ve semeni edâ ve yetîmlerine dahi kemâl-i merhamet-i Şâhâne'den yirmi sekiz kîse akçaya bir hâne iştirâ olunup, Mâbeyn misillü gâhîce der-i nâ-yâb-ı vücûd-ı Husrevâne'lerine sadef ve şems-i tâbân-ı [Ü4 157b – V 28b] zât-ı Hıdîvâne'lerine beytü'ş-şeref olur idi. Mahall-\ni mezkûr zemân mürûruyla müşrif-i harâb ve zîk-ı mecâl ve ʻadem-i ittisâʿından nâşî, müceddeden binâ vü inşâsı hâtır-güzâr-ı Şehriyâr-ı İskender-cenâb olmuş iken, gāyile-i sefer-i münticü'z-zafer bu emrin temşiyyetini bâz-dâşte-i vakt-i hazar edüp, fazl-ı Bârî ve yümn-i ikbâl-ı hazret-i Tâc-dâri'yle zikr olunan gavâyil mündefiʿ ü zâyil ve mahall-i mezkûrun binâsına meyl ve ikbâl-i Pâdişâh-ı deryâ-nevâl hâsıl olduğunu Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri nûr-ı ferâsetle idrâk buyurup, gerek Çırağan ve gerek Rodoslu yalısının resm-i dil-keş ve tarh-ı nev-nakş ile müceddeden bünyâd olunmasını nakş-ı fu'âd ve eʿazz-i matlab u murâd edüp, Nem varsa fedâ dergehine ey Şeh-i Cem-câh / el-ʿAbdü ve mâ-yemlikühû kâne li-mevlâh makālesiyle ruhsat-hâh olduklarından gayri, resm-i matbûʿunu dahi ber-vech-i taʿzîm dergâh-ı Sâhib-i tâc u dîhîme ʿarz u takdîm etmişler idi. Çırağan Yalısı her ne kadar zâhirde zîbende vü cedîd ise dahi ʿan-asl götürü verildiğinden, baʿzı mahallinde eser-i vehn ü indirâs bedîd olup, maʿa-mâ-fîh serâpâ hedm ve binâsında ʿâriza-i isrâf ile vâfir meblağ itlâf olunacağı emr-i vâzıh ve mizâc-ı feyz-imtizâc-ı hazret-i Hılâfet-penâhî'ye muvâfık olmayan baʿzı mahalleri taʿmîr olunduğu takdîrde, maksûdun bizzât olan hey'et-i cedîde husûlü, mir'ât-ı suver-i maʿkūlât u mahsûsât olan zihn-i sâff-ı hazret-i Tâc-dârî'ye lâyıh olduğundan, taʿmîr ile iktifâ ve Rodoslu sâhil-hânesi hedm ve müstakillen Mâbeyn Dâyiresi binâ olunmak üzere taraf-ı hümâyûndan izn ü ruhsat iʿtâ [Ü4 158a – V 29a] olunmağla, işbu Recebü'l-ferdin beşinci yevm-i İsneyn Sadr-ı sütûde-menkabet kemâl-i hâhiş ü rağbet ile tebdîlen mahall-i mezkûra ʿazîmet ve ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿd hulûlünde devâm-ı ʿömr ü şevket-i Husrevâne duʿâsına mübâşeret ile vazʿ-ı esâs ve iktizâ edenlere hilʿat-i fâhire ilbâs ve zebh-ı kurbân ve neşr-i ihsân kılındığından gayri, Çırağan Sâhil-hânesi'nin dahi ber-vech-i muharrer taʿmîrine teşmîr-i dâmen-i ikdâm ve bezl-i mevcûd ve ʿarz-ı bûd ve ne-bûd ile Sadr-ı vâlâ-makām, tahsîl-i rızây-ı Şehriyâr-ı enâm ve iktifây-ı âsâr-ı eslâf-ı kirâm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Receb evâyilinde Alaca-hammâm mukābilinde vâkiʻ çubukçu dükkânından âteş zuhûr edüp, hammâm-ı mezkûr ve kurbünde olan câmiʻ ve on beş kadar hâne ve yirmi dükkân muhterik olup, âteşe karîb birkaç hâne ve dükkân hedmiyle ıtfây-ı nâr-ı sûzân kılındı.",
          "caption": "Zuhûr-i harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_761.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i harîk",
          "text": "İşbu şehr-i Receb evâyilinde Alaca-hammâm mukābilinde vâkiʻ çubukçu dükkânından âteş zuhûr edüp, hammâm-ı mezkûr ve kurbünde olan câmiʻ ve on beş kadar hâne ve yirmi dükkân muhterik olup, âteşe karîb birkaç hâne ve dükkân hedmiyle ıtfây-ı nâr-ı sûzân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Bağdâd ve mülhakātına Vâlî ve yirmi dört sene kadar kutr-ı 'Irâk'da merciʻ-i esâfil ü eʻâlî olan Vezîr Süleymân Paşa, terk-i dâr-ı fenâ ve ʻazm-i sûy-i bekā edüp, Kethudâ ve dâmâdı Mîr-i mîrân-ı kirâmdan 'Ali Paşa ittifâk-ı vücûh-ı serhadd ile Kāyim-makām nasb olunup, vücûd-ı kābiliyyet-i istihkāk ile Rütbe-i Vezâret'e sezâ olduğu dahi o tarafdan vürûd eden ʻarz u mahzarda ʻalâ-tarîkı'l-istirhâm îmâ olunmuşidi. Eyâlet-i mezkûre Paşa-yı mûmâ ileyhe hasr-ı ʻaklî ile münhasır ve akrân u pâdâşlarına tefevvuk u rüchâniyyeti zâhir olduğundan gayri, semt-i hılâfında olan fitne-cûyân-ı memleketi tedmîr ü ifnâ ve 'aşâyir ü kabâyili zabt u rabt [Ü4 158b – V 29b] ile te'mîn-i etrâf u enhâ etdiği, her ne kadar rütbe-i sıhhate resîde olduysa dahi, kesret-i mâl ü dînâr ve vefret-i tuhaf u yâdigâr ile iştihâr bulan müteveffâ Süleymân Paşa'nın bedel-i muhallefâtına ve Vezâret-i muʻayyenâtına dâ'ir tarafından sadra şifâ verecek tahrîrât vârid olmayup, ikāz ü tezkîr zımnında Sadr-ı müşterî-tedbîr tarafından üslûb-ı hakîmâne üzere Paşa-yı mûmâ ileyhe kāyime tahrîr ve haber zuhûruna dek emr-i Vezâret te'hîr olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh her hâlde rızây-ı cûy-ı devlet ve uğur-ı Pâdişâhî'de mâl değil cân fedâ edeceğini işâret eylediğinden başka, bedel-i muhallefât olarak yedi bin beş yüz kîse cânib-i mîrîye ve bin kîse ʻivaz-ı Vezâret ve beş yüz kîse ricâl-i devlete tevzîʻ olunmak sûretinde gayr ez-ʻavâyidât cemʻan dokuz bin kîse hıdmet ile îfây-ı lâzime-i ʻubûdiyyet ve bir mikdârını pîşîn irsâl ve kusûrunu ber-vech-i taksît edâ zımnında istimhâl eylediğini Sadr-ı Felâtûn-menkabet ʻarz-ı Südde-i gerdûn-rifʻat buyurduklarında, izn ü ruhsat-ı hazret-i Cihân-bânî tesvîg ü erzânî kılınup, işbu Recebü'l-ferdin on dördüncü Çehârşenbih günü mûmâ ileyhe gāyet-i rütbet-i beşeriyye olan câh-ı vâlâ-yı Vezâret'le zikr olunan eyâlât tevcîh ü ihsân ve ân-be-ân müterabbis u nigerân olduğu matlab-ı ʻazîzü'l-menâlin husûlüyle mesrûr u şâdân kılındı.\nMüşârun ileyhin o derecelerde Devlet-i ʿaliyye'ye hidmet edeceği mevhûm ve cüz'î şey' teklîfi ile matlabını tahsîl esbâbına teşebbüs edeceği emr-i meczûm iken, Sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem hazretlerinin tedbîr-i dil-pezîr ve bast u temhîd buyurdukları [Ü4 159a] mukaddimât-ı [V 30a] maʿkūlenin te'sîriyle Vezîr-i müşârun ileyh ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve bâliğan-mâ-belağ Devlet-i ʿaliyye'ye hidmet ile pend u nasîhat, hazret-i Sadru's-sudûr'u mengûş-ı hûş u ruʿyet eyledi.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret ve tevcîh-i Eyâlet-i Bağdâd ve Basra ve Şehrizor be-Kethudâ ‘Ali Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_762.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret ve tevcîh-i Eyâlet-i Bağdâd ve Basra ve Şehrizor be-Kethudâ ‘Ali Paşa",
          "text": "Bundan akdem Bağdâd ve mülhakātına Vâlî ve yirmi dört sene kadar kutr-ı 'Irâk'da merciʻ-i esâfil ü eʻâlî olan Vezîr Süleymân Paşa, terk-i dâr-ı fenâ ve ʻazm-i sûy-i bekā edüp, Kethudâ ve dâmâdı Mîr-i mîrân-ı kirâmdan 'Ali Paşa ittifâk-ı vücûh-ı serhadd ile Kāyim-makām nasb olunup, vücûd-ı kābiliyyet-i istihkāk ile Rütbe-i Vezâret'e sezâ olduğu dahi o tarafdan vürûd eden ʻarz u mahzarda ʻalâ-tarîkı'l-istirhâm îmâ olunmuşidi. Eyâlet-i mezkûre Paşa-yı mûmâ ileyhe hasr-ı ʻaklî ile münhasır ve akrân u pâdâşlarına tefevvuk u rüchâniyyeti zâhir olduğundan gayri, semt-i hılâfında olan fitne-cûyân-ı memleketi tedmîr ü ifnâ ve 'aşâyir ü kabâyili zabt u rabt [Ü4 158b – V 29b] ile te'mîn-i etrâf u enhâ etdiği, her ne kadar rütbe-i sıhhate resîde olduysa dahi, kesret-i mâl ü dînâr ve vefret-i tuhaf u yâdigâr ile iştihâr bulan müteveffâ Süleymân Paşa'nın bedel-i muhallefâtına ve Vezâret-i muʻayyenâtına dâ'ir tarafından sadra şifâ verecek tahrîrât vârid olmayup, ikāz ü tezkîr zımnında Sadr-ı müşterî-tedbîr tarafından üslûb-ı hakîmâne üzere Paşa-yı mûmâ ileyhe kāyime tahrîr ve haber zuhûruna dek emr-i Vezâret te'hîr olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh her hâlde rızây-ı cûy-ı devlet ve uğur-ı Pâdişâhî'de mâl değil cân fedâ edeceğini işâret eylediğinden başka, bedel-i muhallefât olarak yedi bin beş yüz kîse cânib-i mîrîye ve bin kîse ʻivaz-ı Vezâret ve beş yüz kîse ricâl-i devlete tevzîʻ olunmak sûretinde gayr ez-ʻavâyidât cemʻan dokuz bin kîse hıdmet ile îfây-ı lâzime-i ʻubûdiyyet ve bir mikdârını pîşîn irsâl ve kusûrunu ber-vech-i taksît edâ zımnında istimhâl eylediğini Sadr-ı Felâtûn-menkabet ʻarz-ı Südde-i gerdûn-rifʻat buyurduklarında, izn ü ruhsat-ı hazret-i Cihân-bânî tesvîg ü erzânî kılınup, işbu Recebü'l-ferdin on dördüncü Çehârşenbih günü mûmâ ileyhe gāyet-i rütbet-i beşeriyye olan câh-ı vâlâ-yı Vezâret'le zikr olunan eyâlât tevcîh ü ihsân ve ân-be-ân müterabbis u nigerân olduğu matlab-ı ʻazîzü'l-menâlin husûlüyle mesrûr u şâdân kılındı.\nMüşârun ileyhin o derecelerde Devlet-i ʿaliyye'ye hidmet edeceği mevhûm ve cüz'î şey' teklîfi ile matlabını tahsîl esbâbına teşebbüs edeceği emr-i meczûm iken, Sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem hazretlerinin tedbîr-i dil-pezîr ve bast u temhîd buyurdukları [Ü4 159a] mukaddimât-ı [V 30a] maʿkūlenin te'sîriyle Vezîr-i müşârun ileyh ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve bâliğan-mâ-belağ Devlet-i ʿaliyye'ye hidmet ile pend u nasîhat, hazret-i Sadru's-sudûr'u mengûş-ı hûş u ruʿyet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtına tûğ ve sancak verilmek münâsebeti ile düvel-i mâzıyyede tûğ ve sancak ve livâ terkîb ü îcâdının mebde' ve ʿilleti maʿlûm olmak fevâyid-i muhâzaradan maʿdûd olduğuna binâ'en, emr-i mezbûru câmiʿ işbu makāle şâhid-i zîbây-ı âsâra külâle kılındı. Maʿlûm ola ki, tûğ ve sancak ve livânın ihdâs u vazʿında sırr u hikmet budur ki, bir maslahata müteveccih olan nüfûs-ı kesîre bir bayrağın altına cemʿ oldukda, miyânelerinden tegāyür ü ihtilâf gidüp, tevâfuk u i’tilâf ile hâlet-i vahdet peydâ ederler. Yaʿnî ol bayrak bunları müttefiku'l-kelime ve müttehidü'l-kalb etmeğe bir âlet olup, zîr-i livây-ı vâhidde ictimâʿ ve pîşvâlarına iktidâ ve ittibâʿ ile cümlesi birbirlerin vücûd-ı vâhid hükmünde tevehhüm ederler. Bu tasavvur-ı vehmî ile ittifâk u ittihâdları mütebeyyin olup, tahsîl-i metâlib ve kahr-ı muʿârızda cümlesi yek-dil ü yek-cihet olmağla, hamle vü savletde kuvvet ve bulûğ-ı mekāsıdlarına sühûlet peydâ ederler. Ve bir bayrak altında müctemaʿ olan rüfekā, devâʿî-yi gayretle akrıbâ ve taʿllukātdan ziyâde birbirleriyle me'lûf olurlar. Ve esnây-ı cengde mâdâm ki, bir gürûhun bayrağı ve sancağı meydânda kāyimdir, ricâli harb u hücûma ikdâm edüp, cümleden fâriğ ve zaferden me'yûs olmazlar. Sancağı ve bayrağı ahz ve telef olunan gürûha vehm ü havf istîlâ edüp, maktûl ü münhezim olmadıkları hâlde [V 30b] bile başı düşmüş [Ü4 159b] şahıs gibi mütezelzil olurlar. Ve bayrakların ve sancakların tûl-ı kāmeti ve elvân ve nukūş-ı gûnâ-gûn ve zerrîn top ve ʿalemler ile zîb ü zîneti tecemmüʿ-i havâtır ve ittihâd-ı himmet fâyidesinden gayri, ikdâma cür’et ü cesâret ve düşmen cânibine ilkāy-ı havf ve îrâs-ı dehşet ü mehâbete bâʿisdir.\nÂvâze-i Mehter-hâne tarîk-ı sâmiʿadan rûha cür'et ve şevk u şecâʿat verüp, cânib-i hasma mûris-i havf u dehşet olduğu gibi elviye ve sancakların nümâyişi dahi tarîk-ı bâsıradan ashâbına ictimâʿ-ı himmet ve neşve-i hamiyyet verüp, muhâlif tarafa havf u haşyet ihdâs eder. Düvel-i sâlife ve ümem-i mâzıyyede âlât-ı Mehter-hâne'yi gûnâ-gûn istiʿmâl etdikleri gibi bayrakları ve sancakları dahi gûnâ-gûn ihtiyâr eylediler. Ve baʿzıları kalîl ve baʿzısı müteʿaddid ü mütenevviʿ istiʿmâl eyledi.\nResûl-i ekrem sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem vaktinde Mehter-hâne'ye müteʿallık bir sadâ yoğidi. Ammâ bayrak var idi. Hicret-i Nebeviyye ʿaleyhi efdalü't-tahiyyenin ibtidâ senesi Şâm'dan gelan kârbân-ı Kureyş -ki ser-i kâfile Ebû Cehil ile üç yüz mikdârı küffâr-ı Kureyş idiler- bunların niyyetine otuz nefer muhâcirîn taʿyîn buyurulup, Resûl-i ekrem sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem mübârek elleriyle bir mızrağa beyaz bezden bir livâ ʿakd edüp, Ebû Mersed nâm behâdırın dûşuna verüp, cümleye Hamza bin ʿAbdülmuttalib, Serdâr-ı seriyye taʿyîn olunup gönderilmiş idi. İslâm'da ibtidâ ʿakd olunan livâ, bu livây-ı beyzâdır. Ve ibtidâ niyyet-i ganâyim ile gönderilen seriyye, bu seriyye-i müteberrikedir. Mezbûr “Ebû Mersed bayrakdârların pîrîdir” derler. Ve Sultân-ı enbiyâ ʿaleyhi mine's-salâti evfâhâ [Ü4 160a V 31a] askere hem-râh oldukları sefere “Gazve” derler. Bile olmadıkları sefere \"Seriyye\" derler. Ve seriyye dört yüz nefere dek ıtlâk olunur. Ve livâ ol ʿalemdir ki, sâhib-i ceyşin mahalline ʿalâmet olmak içün götürürler. Tâ Hayber Gazâsı'na gelince serâyâ ve gazavâta bu livây-ı mübarek götürülüp, Hayber Gazâsı'nda bir siyâh livây-ı kebîr dahi ʿakd olunup, “Râyet” ismiyle müsemmâ oldu. Ve livâ ve râyet müterâdifân olup, ikisi bir maʿnâya istiʿmâl olunduğu ʿulemây-ı lügat beyninde maʿlûmdur. Fî-zemâninâ hâzâ livâyâ, “Bayrak” ve râyete, “Sancak” derler. Sonra ʿasr-ı Hulefâ'da bu bayraklar ve sancaklar gûnâ-gûn olup, envâʿı çoğaldı. Hulefây-ı ʿAbbâsiyye, Benî Hâşim'den olan şühedây-ı Kerbelâ'ya hüzn ü mâtem işʿârı içün ʿale'l-ʿumûm siyâh bayrak çekdiler. Ve libâsların dahi siyâh eylediler. Ol sebeble anlara “Müsevvide” tesmiye olunmuşdur. Sonra Benî Tâlib, ʿAbbâsiyye üzerine hücûm eylediklerinde, anlara muhâlefet içün beyaz bayraklar çekdiler ve “Mübeyyiza” ʿunvânıyla meşhûr oldular. Sonra Me'mûn Halîfe, şiʿâr-ı siyâhı refʿ edüp, bayrakları ve libâs ve kisveleri yeşil etmişdir. Ve bu sancak ve bayrakları baʿzı devletlerde gāyet çok ve baʿzılarında kalîl ve muhtasar istiʿmâl etdiler. Hattâ Endelüs Devleti'ne mâlik olan Benî\nAhmer, müzehheb ü mülevven ve eşkâl-i garîbe ile münakkaş sancakları alaylarında yüzden mütecâviz cemʿ etmişlerdir. Ve memâlik-i meşrîkıyyede ve Deşt ve Türkistân'da olan Etrâk-ı kadîme devletlerinde ve Hind ve Çin'de olan düvel-i mâzıyyede bir ʿazîm râye üzerine masbûg [Ü4 160b – V 31b] ve örülmüş at kuyruğu kıllarından perîşân kisveye benzer ʿalâmet vazʿ edüp, asker önünce götürürler idi. Ve ismine “Hâlîş” derler idi. Çengîz ve Hülâgû askerinde dahi istiʿmâl olunur idi. İzhâr-ı şevket içün Devlet-i Ekrâd-ı Eyyûbiyye ve Mısır'da zuhûr eden ʿAbbâsiyye ve Selçûkıyye devletleri dahi ol “Hâlîş” taʿbîr olunur şey' istiʿmâl etdiler. Lâkin bâlâsına mutallâ felke vazʿ ve kılların etrâfını deste deste gîsû misâli mergūleler büküp, müzeyyen eylediler. Hâlâ Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye'de “Tûğ” dedikleri âlet-i pür-fürûg oldur. Ve zikr olunan düvel-i meşrîkıyyede pâdişâhların başı üzerinde götürülür bir ʿazîm râye dahi istiʿmâl ederler idi ki, nâmına “ʿIsâbe ve Şatfe ve Sancak” derler idi. Ve bunu pâdişâhdan gayri vüzerâ ve ümerâ ve serdârlar istiʿmâl etmezler idi. Ve hulefâ devletlerinde elviye ve sancakların başına şekl-i hilâlîde nuhâs-ı mutallâdan ʿalem ve yâhûd şekl-i neyyirde tarafeyni müdevver-i meşkūku'l-vasat sahîfe-i nuhâs ve gâhîce yassı ve tûlânî lâle şeklinde bir sahîfe-i peykânî vazʿ olunur idi. Sonralarda vüzerâ ve baʿzı selâtîn, istibdâd ve istiklâl ile hulefâya gâlib olup, hulefâ hall ü ʿakd ve tasarrufâtdan mahcûr oldukda, selâtîn-i mütegallibe elviye-i hulefâyı istiʿmâlden istinkâf edüp, kendü livâlarına ve sancaklarına mutallâ topdan müdevver ve müstatîl felkeler vazʿ etdiler. Ve kebîr sancaklarına zerrîn ve yâhûd mutallâ sahîfelerden mevzûn kitâbeler yapdırup, sevâd ve mînâ-kârî [V 32a] nukūş ile tezyîn ve istiʿmâl etdiler. [Ü4 161a]\n\nHulefâya mahsûs olan tarz-ı kadîm bayraklar ve hilâli ʿalemlü siyah ve sebz-gûn sancaklar giderek turuk-ı sûfiyye meşâyıhına kalup, cevâmiʿ minberlerinde ve tekyelerde âvîzân olup, mevtây-ı ekâbir naʿşları önünce ve ʿÂşûrâ ve sâyir eyyâm-ı meşhûdede açılur oldu. Umûr-ı dünyeviyyenin hâl ü şânı böyledir. Kuvvet-i kāhire ve şevket-i bâhire kangı tâyifeden zâyil olursa, anın vesîle-i iştihârı olan rüsûm ve âsâr dahi metrûk ve bî-iʿtibâr kalur.\n\nİbtidâ ʿakd olunan livây-ı beyzâ yerine, Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye vüzerâsının yügrük bayrağı istiʿmâl olunmuşdur. Ve ʿısâbe ve şatfe yerine, bu iki bayrağın vasatında kebîr sancak ittihâz olunmuşdur. Ve tûğ husûsuna ziyâde iʿtinâ olunup, ümerâya bir tûğ ve beylerbeyilere iki tûğ ve vüzerây-ı ʿizâma üç tûğ ve Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh hazretlerine dokuz tûğ tahsîs olunup, ilâ-hâze'l-ân bu hadd-i maʿlûm ile istiʿmâl olunduğu zâhirdir.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_763.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtına tûğ ve sancak verilmek münâsebeti ile düvel-i mâzıyyede tûğ ve sancak ve livâ terkîb ü îcâdının mebde' ve ʿilleti maʿlûm olmak fevâyid-i muhâzaradan maʿdûd olduğuna binâ'en, emr-i mezbûru câmiʿ işbu makāle şâhid-i zîbây-ı âsâra külâle kılındı. Maʿlûm ola ki, tûğ ve sancak ve livânın ihdâs u vazʿında sırr u hikmet budur ki, bir maslahata müteveccih olan nüfûs-ı kesîre bir bayrağın altına cemʿ oldukda, miyânelerinden tegāyür ü ihtilâf gidüp, tevâfuk u i’tilâf ile hâlet-i vahdet peydâ ederler. Yaʿnî ol bayrak bunları müttefiku'l-kelime ve müttehidü'l-kalb etmeğe bir âlet olup, zîr-i livây-ı vâhidde ictimâʿ ve pîşvâlarına iktidâ ve ittibâʿ ile cümlesi birbirlerin vücûd-ı vâhid hükmünde tevehhüm ederler. Bu tasavvur-ı vehmî ile ittifâk u ittihâdları mütebeyyin olup, tahsîl-i metâlib ve kahr-ı muʿârızda cümlesi yek-dil ü yek-cihet olmağla, hamle vü savletde kuvvet ve bulûğ-ı mekāsıdlarına sühûlet peydâ ederler. Ve bir bayrak altında müctemaʿ olan rüfekā, devâʿî-yi gayretle akrıbâ ve taʿllukātdan ziyâde birbirleriyle me'lûf olurlar. Ve esnây-ı cengde mâdâm ki, bir gürûhun bayrağı ve sancağı meydânda kāyimdir, ricâli harb u hücûma ikdâm edüp, cümleden fâriğ ve zaferden me'yûs olmazlar. Sancağı ve bayrağı ahz ve telef olunan gürûha vehm ü havf istîlâ edüp, maktûl ü münhezim olmadıkları hâlde [V 30b] bile başı düşmüş [Ü4 159b] şahıs gibi mütezelzil olurlar. Ve bayrakların ve sancakların tûl-ı kāmeti ve elvân ve nukūş-ı gûnâ-gûn ve zerrîn top ve ʿalemler ile zîb ü zîneti tecemmüʿ-i havâtır ve ittihâd-ı himmet fâyidesinden gayri, ikdâma cür’et ü cesâret ve düşmen cânibine ilkāy-ı havf ve îrâs-ı dehşet ü mehâbete bâʿisdir.\nÂvâze-i Mehter-hâne tarîk-ı sâmiʿadan rûha cür'et ve şevk u şecâʿat verüp, cânib-i hasma mûris-i havf u dehşet olduğu gibi elviye ve sancakların nümâyişi dahi tarîk-ı bâsıradan ashâbına ictimâʿ-ı himmet ve neşve-i hamiyyet verüp, muhâlif tarafa havf u haşyet ihdâs eder. Düvel-i sâlife ve ümem-i mâzıyyede âlât-ı Mehter-hâne'yi gûnâ-gûn istiʿmâl etdikleri gibi bayrakları ve sancakları dahi gûnâ-gûn ihtiyâr eylediler. Ve baʿzıları kalîl ve baʿzısı müteʿaddid ü mütenevviʿ istiʿmâl eyledi.\nResûl-i ekrem sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem vaktinde Mehter-hâne'ye müteʿallık bir sadâ yoğidi. Ammâ bayrak var idi. Hicret-i Nebeviyye ʿaleyhi efdalü't-tahiyyenin ibtidâ senesi Şâm'dan gelan kârbân-ı Kureyş -ki ser-i kâfile Ebû Cehil ile üç yüz mikdârı küffâr-ı Kureyş idiler- bunların niyyetine otuz nefer muhâcirîn taʿyîn buyurulup, Resûl-i ekrem sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem mübârek elleriyle bir mızrağa beyaz bezden bir livâ ʿakd edüp, Ebû Mersed nâm behâdırın dûşuna verüp, cümleye Hamza bin ʿAbdülmuttalib, Serdâr-ı seriyye taʿyîn olunup gönderilmiş idi. İslâm'da ibtidâ ʿakd olunan livâ, bu livây-ı beyzâdır. Ve ibtidâ niyyet-i ganâyim ile gönderilen seriyye, bu seriyye-i müteberrikedir. Mezbûr “Ebû Mersed bayrakdârların pîrîdir” derler. Ve Sultân-ı enbiyâ ʿaleyhi mine's-salâti evfâhâ [Ü4 160a V 31a] askere hem-râh oldukları sefere “Gazve” derler. Bile olmadıkları sefere \"Seriyye\" derler. Ve seriyye dört yüz nefere dek ıtlâk olunur. Ve livâ ol ʿalemdir ki, sâhib-i ceyşin mahalline ʿalâmet olmak içün götürürler. Tâ Hayber Gazâsı'na gelince serâyâ ve gazavâta bu livây-ı mübarek götürülüp, Hayber Gazâsı'nda bir siyâh livây-ı kebîr dahi ʿakd olunup, “Râyet” ismiyle müsemmâ oldu. Ve livâ ve râyet müterâdifân olup, ikisi bir maʿnâya istiʿmâl olunduğu ʿulemây-ı lügat beyninde maʿlûmdur. Fî-zemâninâ hâzâ livâyâ, “Bayrak” ve râyete, “Sancak” derler. Sonra ʿasr-ı Hulefâ'da bu bayraklar ve sancaklar gûnâ-gûn olup, envâʿı çoğaldı. Hulefây-ı ʿAbbâsiyye, Benî Hâşim'den olan şühedây-ı Kerbelâ'ya hüzn ü mâtem işʿârı içün ʿale'l-ʿumûm siyâh bayrak çekdiler. Ve libâsların dahi siyâh eylediler. Ol sebeble anlara “Müsevvide” tesmiye olunmuşdur. Sonra Benî Tâlib, ʿAbbâsiyye üzerine hücûm eylediklerinde, anlara muhâlefet içün beyaz bayraklar çekdiler ve “Mübeyyiza” ʿunvânıyla meşhûr oldular. Sonra Me'mûn Halîfe, şiʿâr-ı siyâhı refʿ edüp, bayrakları ve libâs ve kisveleri yeşil etmişdir. Ve bu sancak ve bayrakları baʿzı devletlerde gāyet çok ve baʿzılarında kalîl ve muhtasar istiʿmâl etdiler. Hattâ Endelüs Devleti'ne mâlik olan Benî\nAhmer, müzehheb ü mülevven ve eşkâl-i garîbe ile münakkaş sancakları alaylarında yüzden mütecâviz cemʿ etmişlerdir. Ve memâlik-i meşrîkıyyede ve Deşt ve Türkistân'da olan Etrâk-ı kadîme devletlerinde ve Hind ve Çin'de olan düvel-i mâzıyyede bir ʿazîm râye üzerine masbûg [Ü4 160b – V 31b] ve örülmüş at kuyruğu kıllarından perîşân kisveye benzer ʿalâmet vazʿ edüp, asker önünce götürürler idi. Ve ismine “Hâlîş” derler idi. Çengîz ve Hülâgû askerinde dahi istiʿmâl olunur idi. İzhâr-ı şevket içün Devlet-i Ekrâd-ı Eyyûbiyye ve Mısır'da zuhûr eden ʿAbbâsiyye ve Selçûkıyye devletleri dahi ol “Hâlîş” taʿbîr olunur şey' istiʿmâl etdiler. Lâkin bâlâsına mutallâ felke vazʿ ve kılların etrâfını deste deste gîsû misâli mergūleler büküp, müzeyyen eylediler. Hâlâ Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye'de “Tûğ” dedikleri âlet-i pür-fürûg oldur. Ve zikr olunan düvel-i meşrîkıyyede pâdişâhların başı üzerinde götürülür bir ʿazîm râye dahi istiʿmâl ederler idi ki, nâmına “ʿIsâbe ve Şatfe ve Sancak” derler idi. Ve bunu pâdişâhdan gayri vüzerâ ve ümerâ ve serdârlar istiʿmâl etmezler idi. Ve hulefâ devletlerinde elviye ve sancakların başına şekl-i hilâlîde nuhâs-ı mutallâdan ʿalem ve yâhûd şekl-i neyyirde tarafeyni müdevver-i meşkūku'l-vasat sahîfe-i nuhâs ve gâhîce yassı ve tûlânî lâle şeklinde bir sahîfe-i peykânî vazʿ olunur idi. Sonralarda vüzerâ ve baʿzı selâtîn, istibdâd ve istiklâl ile hulefâya gâlib olup, hulefâ hall ü ʿakd ve tasarrufâtdan mahcûr oldukda, selâtîn-i mütegallibe elviye-i hulefâyı istiʿmâlden istinkâf edüp, kendü livâlarına ve sancaklarına mutallâ topdan müdevver ve müstatîl felkeler vazʿ etdiler. Ve kebîr sancaklarına zerrîn ve yâhûd mutallâ sahîfelerden mevzûn kitâbeler yapdırup, sevâd ve mînâ-kârî [V 32a] nukūş ile tezyîn ve istiʿmâl etdiler. [Ü4 161a]\n\nHulefâya mahsûs olan tarz-ı kadîm bayraklar ve hilâli ʿalemlü siyah ve sebz-gûn sancaklar giderek turuk-ı sûfiyye meşâyıhına kalup, cevâmiʿ minberlerinde ve tekyelerde âvîzân olup, mevtây-ı ekâbir naʿşları önünce ve ʿÂşûrâ ve sâyir eyyâm-ı meşhûdede açılur oldu. Umûr-ı dünyeviyyenin hâl ü şânı böyledir. Kuvvet-i kāhire ve şevket-i bâhire kangı tâyifeden zâyil olursa, anın vesîle-i iştihârı olan rüsûm ve âsâr dahi metrûk ve bî-iʿtibâr kalur.\n\nİbtidâ ʿakd olunan livây-ı beyzâ yerine, Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye vüzerâsının yügrük bayrağı istiʿmâl olunmuşdur. Ve ʿısâbe ve şatfe yerine, bu iki bayrağın vasatında kebîr sancak ittihâz olunmuşdur. Ve tûğ husûsuna ziyâde iʿtinâ olunup, ümerâya bir tûğ ve beylerbeyilere iki tûğ ve vüzerây-ı ʿizâma üç tûğ ve Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh hazretlerine dokuz tûğ tahsîs olunup, ilâ-hâze'l-ân bu hadd-i maʿlûm ile istiʿmâl olunduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zikr olunan Haleb Kazâsı'nın hengâm-ı tevcîhi tekarrüb edüp, Dâru'l-hadîs'den yedi nefer müderrisîne dek teklîf ve her biri birer ʿillet îrâdıyla üzerinden defʿ ü tasrîf ve Süleymâniyye müderrislerinden Hatvânî hafîdi ʿAbdullah Takıyyeddîn Efendi mansıb-ı mezkûru medâr-ı teşrîf ʿaddiyle şevk u hâhişini tazʿîf eylediğinden, iki yüz on sekiz Rebîʿulevvel'i gurresinden zabt etmek üzere Haleb Kazâsı'yla sebk-ı akrân ve işbu Recebü'l-esammın dokuzuncu günü târîhiyle tahsîl-i emr-i celîlü [V 32b] 'l-ʿunvân eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâ'-i Halebü'ş-şehbâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_764.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâ'-i Halebü'ş-şehbâ",
          "text": "Zikr olunan Haleb Kazâsı'nın hengâm-ı tevcîhi tekarrüb edüp, Dâru'l-hadîs'den yedi nefer müderrisîne dek teklîf ve her biri birer ʿillet îrâdıyla üzerinden defʿ ü tasrîf ve Süleymâniyye müderrislerinden Hatvânî hafîdi ʿAbdullah Takıyyeddîn Efendi mansıb-ı mezkûru medâr-ı teşrîf ʿaddiyle şevk u hâhişini tazʿîf eylediğinden, iki yüz on sekiz Rebîʿulevvel'i gurresinden zabt etmek üzere Haleb Kazâsı'yla sebk-ı akrân ve işbu Recebü'l-esammın dokuzuncu günü târîhiyle tahsîl-i emr-i celîlü [V 32b] 'l-ʿunvân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mahmiyye-i Mısır [Ü4 161b] Hazînesi'nen icmâl-i muhâsebâtını zabt ve vâridât u mesârıfâtını iʿmâl-i fikr-i dûrbîn ile vâreste-i fesâd u habt edüp, umûr-ı evkāfa kemâl-i dikkat ile nezâret ve bu mâddeyi dahi tetâvül-i eyâdî-yi yağmâ-gerândan vikāyet etmek üzere dirâyet-mend ü hûşyâr bir şahs-ı mücerrebü'l-etvârın Mısır Defterdârı maʿiyyetine taʿyîn olunması, mûcibât-ı maslahatdan olduğuna binâ'en, müderrisîn-i kirâmdan olup, mukaddemâ Ordu-yi hümâyûn Kadısı'na niyâbet ile mâhiyyeti ma'lûm-i Sadr-ı Felâtûn-menzilet olan Râmiz ʿAbdullah Efendi, tarîk-ı tavîlü'z-zeyl-i tedrîsden ihrâc ile silsile-i hâcegâna ilhâk ve umûr-ı mezkûre ʿuhde-i sadâkatine ilsâk olunduğundan başka, umerây-ı Mısır mâddesine dâyir baʿzı vesâyâ kûze-i hâfızasına îdâʿ ve evvelâ İskenderiyye'ye çıkup, İngiliz Cenerali'ne taʿlîmâtını ifâde vü ismâʿ ve mahsûl müzârekâtını Der-i devlet-medâr'a ber-vech-i işbâʿ tahrîr ü inhâdan sonra maksûdun bizzât olan hidmetini edâ etmek şartıyla taraf-ı mîrîden harc-ı râhı iʿtâ ve birkaç gün zarfında Mısır'a doğru sükkân-ı ʿazîmeti irhâ olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Râmiz Efendi be-Mısr-ı Kāhire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_765.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Râmiz Efendi be-Mısr-ı Kāhire",
          "text": "Mahmiyye-i Mısır [Ü4 161b] Hazînesi'nen icmâl-i muhâsebâtını zabt ve vâridât u mesârıfâtını iʿmâl-i fikr-i dûrbîn ile vâreste-i fesâd u habt edüp, umûr-ı evkāfa kemâl-i dikkat ile nezâret ve bu mâddeyi dahi tetâvül-i eyâdî-yi yağmâ-gerândan vikāyet etmek üzere dirâyet-mend ü hûşyâr bir şahs-ı mücerrebü'l-etvârın Mısır Defterdârı maʿiyyetine taʿyîn olunması, mûcibât-ı maslahatdan olduğuna binâ'en, müderrisîn-i kirâmdan olup, mukaddemâ Ordu-yi hümâyûn Kadısı'na niyâbet ile mâhiyyeti ma'lûm-i Sadr-ı Felâtûn-menzilet olan Râmiz ʿAbdullah Efendi, tarîk-ı tavîlü'z-zeyl-i tedrîsden ihrâc ile silsile-i hâcegâna ilhâk ve umûr-ı mezkûre ʿuhde-i sadâkatine ilsâk olunduğundan başka, umerây-ı Mısır mâddesine dâyir baʿzı vesâyâ kûze-i hâfızasına îdâʿ ve evvelâ İskenderiyye'ye çıkup, İngiliz Cenerali'ne taʿlîmâtını ifâde vü ismâʿ ve mahsûl müzârekâtını Der-i devlet-medâr'a ber-vech-i işbâʿ tahrîr ü inhâdan sonra maksûdun bizzât olan hidmetini edâ etmek şartıyla taraf-ı mîrîden harc-ı râhı iʿtâ ve birkaç gün zarfında Mısır'a doğru sükkân-ı ʿazîmeti irhâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Humbaracı-başı olan Süleymân Ağa kānûn-i Ocağ'a kemâ-yenbagī riʿâyet edemediğinden, işbu şehr-i Recebü'l-ferdin on altıncı Cuma günü maʿzûl ve sâbıkā\nSipâhîler Ağası olan Şehsüvâr-zâde Dervîş Bey, yerine menkūl olup, kānûn-nâme mûcebince Ocağ-ı mezbûrun umûrunu idâre tenbîhâtı hûş-i dirâyetine gûş-vâre kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-humbaraciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_766.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-humbaraciyân",
          "text": "Humbaracı-başı olan Süleymân Ağa kānûn-i Ocağ'a kemâ-yenbagī riʿâyet edemediğinden, işbu şehr-i Recebü'l-ferdin on altıncı Cuma günü maʿzûl ve sâbıkā\nSipâhîler Ağası olan Şehsüvâr-zâde Dervîş Bey, yerine menkūl olup, kānûn-nâme mûcebince Ocağ-ı mezbûrun umûrunu idâre tenbîhâtı hûş-i dirâyetine gûş-vâre kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Yafa'da [Ü4 162a] ikāmet eden [V 33a] Vezîr Mehmed Paşa'nın mansıbı tarafına ihrâcı tasavvur ve Yafa ve Gazze gümrüklerinin zabtına zevât-ı müteşahhısadan birinin taʿyîni tefekkür olunduğuna binâʾen, Baş-bâkī Kulu bulunan İsmâʿîl Ağa'nın mukaddemâ o cânibde Gümrük Emâneti'yle ikāmeti ve cümle ile hüsn-i ülfet ü muʿâşereti zebân-güzâr ve o tarafa me'mûriyyeti, müstasveb-i kâr-âzmudegân-ı rüzgâr olduğundan, muntasıf-ı Receb'de Yafa ve Gazze gümrükleri ʿuhdesine tefvîz ve tevcîhâta dek bi'l-vekâle mansıbını idâre ve hâsılâtını havâle etdiği mahalle teslîm etmek şartıyla Cizye Baş-bâkī Kulu İbrâhîm Ağa bi'l-vekâle yerine taʿvîz olundu.\n\nTaraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sadraʿzamî'den baʿzı tahrîrât ile İran cânibine taʿyîn olunan Mahmûd Efendi'ye, tevcîhâtda zabt etmek şartıyla muvakkaten Hâslar Mukātaʿacılığı tevcîh ü ihsân ve gîsû-dâr-ı iʿtibârı dirahşân kılındı.\n\nTasdîk-nâmeler mübâdelesinde devleteyn süferâsı, yine devletleri tarafından olarak yek-dîgere takdîm-i hediyye resm-i kadîm olduğuna binâʾen, bundan akdem bu maslahat içün Devlet-i ʿaliyye tarafından Âmedî-yi Re'îsülküttâb olan Galib Efendi tarafına iki kıtʿa mücevher kutu ve girân-kıymet bir kıtʿa yüzük irsâl olunmuşidi. Mübâdele ʿakībinde zikr olunan kutuların birisiyle bir kıtʿa yüzük Umûr-ı Ecnebiyye Müdîri olup, mübâdeleye meʾmûr olan Talleyran'a ve dîger kutu ile o tarafda tedârük olunan mücevher kutu tercemânlara iʿtâ ve Baş-konsolos olan Bonaparta tarafından hîn-i vedâʿda yirmi bin guruş eder vasatı sûretiyle maʿnûn [V 33b] ve etrafı birlanta ile müzeyyen bir kutu, Efendi-yi [Ü4 162b] mûmâ ileyhe ihdâ olunup, o tarafdan raht-ı ikāmeti refʿ ile ʿinân-ı ʿazîmeti cânib-i Âsitâne-i saʿâdet'e irhâ eylediği haberi karʿ-ı semʿ-i evliyây-ı niʿamâ eyledi.\n\nMusâlahadan mukaddem Rûsiyye ve İngilterelü ile muhârebe eden Fransa cenerallerinden “Brun” nâm şahıs Büyük Elçi taʿyîn ve ʿunvân u ihtişâm kasd olunarak iki\nkıt'a beylik sefîne ile ʿazîmeti tahmîn olunup, Tolun iskelesinden hareketi, Bonaparta tarafından istiʿcâl ve ol dahi bir ân akdem ʿazîmeti iştigāl üzere olduğu sâmiʿa-res-i erbâb-ı redd ü kabûl ve İngilterelü ile Fransızlar bürûdet üzere olup, gayz-ı tarafeyn henûz zâyil olmadığı menkūl olup, tazmîn mâddesi fürûʿâtından olarak Bavyera Herseği'ne tahsîs olunan mahallerden “Basu” [باسو = Passau] nâm mevzıʿa Nemçe İmperatoru asker irsâl ve dâyire-i hükmüne idhâl ve Hersek dahi o havâlîden İmperator'a taʿyîn olunan mahallerin baʿzısını ahz u zabt ve tervîc edenlerin kuvvet ü miknetlerine istinâden nakz-ı şart edüp, Nemçelü'nün hılâf-ı mukāvele taʿarruz u müdahalesi Françe ve Rûsiyyelü'nün bi'l-ittifâk verdikleri râbıtaya muhıll olduğundan, askerini çekmek ve usûl-i nizâmlarından olan şart-ı tazmîne riʿâyet etmek husûsları Paris'de mukîm Nemçe Elçisi'ne tenbîh ü tahzîr ve ol dahi devletine kazıyyeyi tahrîr edüp, nizâm-ı mezkûrun hılâfına hareket İmperator'un hâric-i yârâ vü istitâʿatı olduğundan bi'z-zarûre askerini çekmek ʿârını ihtiyâr ile beyne'd-düvel hacil ü şerm-sâr oldu. [V 34a] Bonaparta'nın istidrâcı yevmen-fe-yevmen kabûl-i tezâyüd ve Baş-konsolosluk te'bîdine nizâm [Ü4 163a] verdikden sonra, kırallara mahsûs evzâʿ u dârât ile teferrüd eylediği ve İngiltere ve Fransız kavmi beyninde olan baʿzı nihânî, maʿlûm-i kāsî vü dânî olduğundan başka, tarafeyn gazatecileri yek-dîgeri kadh ü zemm ve bâ-husûs Bonaparta hakkında envâʿ-ı mesâvî vü kabâyihi ʿilâve vü zamm eyledikleri şuyûʿuyla bu vazʿ-ı garîb Bonaparta'yı müteʿessir ü dil-gîr ve fîmâ-baʿd İngiliz Gazetesi, Françe memleketine idhâl olunmamak tenbîhâtını mahall-be-mahall teşhîr eyledi. Galib Efendi'nin ser-zede-i sünûh olan hidmeti pesendîde vü müstahsen ve hakkında hûrşîd-i kâmilü'l-envâr-ı eltâf-ı Şâhâne tâb-efgen olup, fâyizi beş kîse bir sehm ile nemâdâr-ı hazz u nasîb ve sulh haberiyle tevârüd eden Tatar dahi bir sevb-i semmûr ve bin guruş ʿatıyye ve gümrükden yüz yirmi sâğ akça ile tatrîb olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_767.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı müteferrika",
          "text": "Yafa'da [Ü4 162a] ikāmet eden [V 33a] Vezîr Mehmed Paşa'nın mansıbı tarafına ihrâcı tasavvur ve Yafa ve Gazze gümrüklerinin zabtına zevât-ı müteşahhısadan birinin taʿyîni tefekkür olunduğuna binâʾen, Baş-bâkī Kulu bulunan İsmâʿîl Ağa'nın mukaddemâ o cânibde Gümrük Emâneti'yle ikāmeti ve cümle ile hüsn-i ülfet ü muʿâşereti zebân-güzâr ve o tarafa me'mûriyyeti, müstasveb-i kâr-âzmudegân-ı rüzgâr olduğundan, muntasıf-ı Receb'de Yafa ve Gazze gümrükleri ʿuhdesine tefvîz ve tevcîhâta dek bi'l-vekâle mansıbını idâre ve hâsılâtını havâle etdiği mahalle teslîm etmek şartıyla Cizye Baş-bâkī Kulu İbrâhîm Ağa bi'l-vekâle yerine taʿvîz olundu.\n\nTaraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sadraʿzamî'den baʿzı tahrîrât ile İran cânibine taʿyîn olunan Mahmûd Efendi'ye, tevcîhâtda zabt etmek şartıyla muvakkaten Hâslar Mukātaʿacılığı tevcîh ü ihsân ve gîsû-dâr-ı iʿtibârı dirahşân kılındı.\n\nTasdîk-nâmeler mübâdelesinde devleteyn süferâsı, yine devletleri tarafından olarak yek-dîgere takdîm-i hediyye resm-i kadîm olduğuna binâʾen, bundan akdem bu maslahat içün Devlet-i ʿaliyye tarafından Âmedî-yi Re'îsülküttâb olan Galib Efendi tarafına iki kıtʿa mücevher kutu ve girân-kıymet bir kıtʿa yüzük irsâl olunmuşidi. Mübâdele ʿakībinde zikr olunan kutuların birisiyle bir kıtʿa yüzük Umûr-ı Ecnebiyye Müdîri olup, mübâdeleye meʾmûr olan Talleyran'a ve dîger kutu ile o tarafda tedârük olunan mücevher kutu tercemânlara iʿtâ ve Baş-konsolos olan Bonaparta tarafından hîn-i vedâʿda yirmi bin guruş eder vasatı sûretiyle maʿnûn [V 33b] ve etrafı birlanta ile müzeyyen bir kutu, Efendi-yi [Ü4 162b] mûmâ ileyhe ihdâ olunup, o tarafdan raht-ı ikāmeti refʿ ile ʿinân-ı ʿazîmeti cânib-i Âsitâne-i saʿâdet'e irhâ eylediği haberi karʿ-ı semʿ-i evliyây-ı niʿamâ eyledi.\n\nMusâlahadan mukaddem Rûsiyye ve İngilterelü ile muhârebe eden Fransa cenerallerinden “Brun” nâm şahıs Büyük Elçi taʿyîn ve ʿunvân u ihtişâm kasd olunarak iki\nkıt'a beylik sefîne ile ʿazîmeti tahmîn olunup, Tolun iskelesinden hareketi, Bonaparta tarafından istiʿcâl ve ol dahi bir ân akdem ʿazîmeti iştigāl üzere olduğu sâmiʿa-res-i erbâb-ı redd ü kabûl ve İngilterelü ile Fransızlar bürûdet üzere olup, gayz-ı tarafeyn henûz zâyil olmadığı menkūl olup, tazmîn mâddesi fürûʿâtından olarak Bavyera Herseği'ne tahsîs olunan mahallerden “Basu” [باسو = Passau] nâm mevzıʿa Nemçe İmperatoru asker irsâl ve dâyire-i hükmüne idhâl ve Hersek dahi o havâlîden İmperator'a taʿyîn olunan mahallerin baʿzısını ahz u zabt ve tervîc edenlerin kuvvet ü miknetlerine istinâden nakz-ı şart edüp, Nemçelü'nün hılâf-ı mukāvele taʿarruz u müdahalesi Françe ve Rûsiyyelü'nün bi'l-ittifâk verdikleri râbıtaya muhıll olduğundan, askerini çekmek ve usûl-i nizâmlarından olan şart-ı tazmîne riʿâyet etmek husûsları Paris'de mukîm Nemçe Elçisi'ne tenbîh ü tahzîr ve ol dahi devletine kazıyyeyi tahrîr edüp, nizâm-ı mezkûrun hılâfına hareket İmperator'un hâric-i yârâ vü istitâʿatı olduğundan bi'z-zarûre askerini çekmek ʿârını ihtiyâr ile beyne'd-düvel hacil ü şerm-sâr oldu. [V 34a] Bonaparta'nın istidrâcı yevmen-fe-yevmen kabûl-i tezâyüd ve Baş-konsolosluk te'bîdine nizâm [Ü4 163a] verdikden sonra, kırallara mahsûs evzâʿ u dârât ile teferrüd eylediği ve İngiltere ve Fransız kavmi beyninde olan baʿzı nihânî, maʿlûm-i kāsî vü dânî olduğundan başka, tarafeyn gazatecileri yek-dîgeri kadh ü zemm ve bâ-husûs Bonaparta hakkında envâʿ-ı mesâvî vü kabâyihi ʿilâve vü zamm eyledikleri şuyûʿuyla bu vazʿ-ı garîb Bonaparta'yı müteʿessir ü dil-gîr ve fîmâ-baʿd İngiliz Gazetesi, Françe memleketine idhâl olunmamak tenbîhâtını mahall-be-mahall teşhîr eyledi. Galib Efendi'nin ser-zede-i sünûh olan hidmeti pesendîde vü müstahsen ve hakkında hûrşîd-i kâmilü'l-envâr-ı eltâf-ı Şâhâne tâb-efgen olup, fâyizi beş kîse bir sehm ile nemâdâr-ı hazz u nasîb ve sulh haberiyle tevârüd eden Tatar dahi bir sevb-i semmûr ve bin guruş ʿatıyye ve gümrükden yüz yirmi sâğ akça ile tatrîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngilizlü'nün İskenderiyye'yi şimdiye dek terk ve memleketlerine ʿazîmet etmameleri, ümerâ'-i Mısrıyye'yi İngilüz ceneralleri istishâb ile Saʿîd ve yâhûd Mısır iklîminin âhar mahallinde tavtîn olunmalarına mebnî olduğu zevâhir-i ahvâle nazaran tekarrur edüp, o\nmakūle fitne-engîz ve zalemenin diyâr-ı Mısrıyye'de ibkā vü îvâları mesâlih-i Devlet-i ʻaliyye'ye min külli'l-vücûh muzırr u mahzûrdan hâlî olmadığı, bu cânibde mukīm elçilerine her ne kadar ifâde olunduysa dahi müfîd olmayup, ceneraller bu bâbda söz verdiklerini îmâ ile jaj-hâ olduğundan katʿ-ı nazar, [V 34b] İngilüzlü'nün İskenderiyye'de sebeb-i vâhî ile temekkünü o tarafda bulunan müstahfızân-ı devlet ile gâh u bî-gâh ednâ mâdde içün ihdâs-ı nizâʿ eyleyecekleri [Ü4 163b] bî-iştibâh ve bu vazʿ-ı garîbleri sebeb-i ihtilâc-ı kulûb-i erbâb-ı intibâh olduğundan, huzûr-ı Sadru's-sudûr'da bu mâdde içün bir meclis-i hâs tertîb ve müzâkereye şurûʿ ile evrâk-ı ezhân taklîb olunup, ümerâ mâddesinde olan hücnet ve iskânlarında olan ʻillet bu defʿa İngilüzlü'ye ber-vech-i tafsîl tahrîr u işâret olunmak ve metâlib-i Devlet-i ʻaliyye'yi ifâde ile tarîk-ı ilzâm u muhâcceye kādir bir kimse taʿyîn kılınmak savâb-dîd-i ehl-i meşveret olmağla, zikr olunan tahrîrât ile hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Sıdkī Efendi'nin İngilterelü'ye me'mûriyyeti istihsân ve mâ-lezimesini ruʾyet ile ʿazîmete teheyyü'ü fermân olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Sıdkī Efendi be-İngiltere",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_768.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Sıdkī Efendi be-İngiltere",
          "text": "İngilizlü'nün İskenderiyye'yi şimdiye dek terk ve memleketlerine ʿazîmet etmameleri, ümerâ'-i Mısrıyye'yi İngilüz ceneralleri istishâb ile Saʿîd ve yâhûd Mısır iklîminin âhar mahallinde tavtîn olunmalarına mebnî olduğu zevâhir-i ahvâle nazaran tekarrur edüp, o\nmakūle fitne-engîz ve zalemenin diyâr-ı Mısrıyye'de ibkā vü îvâları mesâlih-i Devlet-i ʻaliyye'ye min külli'l-vücûh muzırr u mahzûrdan hâlî olmadığı, bu cânibde mukīm elçilerine her ne kadar ifâde olunduysa dahi müfîd olmayup, ceneraller bu bâbda söz verdiklerini îmâ ile jaj-hâ olduğundan katʿ-ı nazar, [V 34b] İngilüzlü'nün İskenderiyye'de sebeb-i vâhî ile temekkünü o tarafda bulunan müstahfızân-ı devlet ile gâh u bî-gâh ednâ mâdde içün ihdâs-ı nizâʿ eyleyecekleri [Ü4 163b] bî-iştibâh ve bu vazʿ-ı garîbleri sebeb-i ihtilâc-ı kulûb-i erbâb-ı intibâh olduğundan, huzûr-ı Sadru's-sudûr'da bu mâdde içün bir meclis-i hâs tertîb ve müzâkereye şurûʿ ile evrâk-ı ezhân taklîb olunup, ümerâ mâddesinde olan hücnet ve iskânlarında olan ʻillet bu defʿa İngilüzlü'ye ber-vech-i tafsîl tahrîr u işâret olunmak ve metâlib-i Devlet-i ʻaliyye'yi ifâde ile tarîk-ı ilzâm u muhâcceye kādir bir kimse taʿyîn kılınmak savâb-dîd-i ehl-i meşveret olmağla, zikr olunan tahrîrât ile hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Sıdkī Efendi'nin İngilterelü'ye me'mûriyyeti istihsân ve mâ-lezimesini ruʾyet ile ʿazîmete teheyyü'ü fermân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ahısha Vâlîsi Şerîf Paşa ne sûretle tîğ-i siyâsetden ser-dâde-i vâdî-yi halâs ve Ahısha'yı tegallüben istihlâs eylediği mukaddemâ ber-vech-i tafsîl, çekîde-i kalem-i ʻAbd-i zelîl olmuşidi. Müşârun ileyhin husamâsı bu esnâda kesb-i kuvvet ve birkaç defʿa askerine irâ'e-i rûy-i hezîmet eyleyüp, Ahıshalı dahi iʿânetden dâmen-çîn ve zevâline fursat-bîn olup, iʿânetden me'yûs ve galebe-i husamâ ile livây-ı sevreti menkûs olduğundan, Ardahan Kalʿası'na firâr ve Kalʿa Dizdârı sedd-i bâb ile mümânaʿat işʿâr etmekle, nâ-çâr Oltu'da karâr eylediğini Fars Muhâfızı ve Erzurum Vâlîsi tahrîr ve irâde-i [V 35a] devleti istihbâr eylediler. Müşârun ileyhin tebeʿât-ı sâbıkası zâhir ve tekrârı mümill-i havâtır olup, pâdâş-ı aʿmâli olarak [Ü4 164a] cezâsı tertîb olunmak bâbında Erzurum Vâlîsi'ne ve sâyire hitâben emr-i kazâ-mâza ısdâr ve mahall-be-mahall neşr ü tesyâr olundu. Müşârun ileyhin Oltu'da ikāmeti Ahısha'ya duhûl esbâbının tedârüküne mübtenî olup, sebeb maʿdûm ve üzerine asker taʿyîn olunacağı emr-i meczûm olduğundan, gözden nihân ve sîne-kûb-ı hasret olarak ser-dâde-i vâdî-yi husrân oldu. Bu takdîrde Eyâlet-i Çıldır, Vâlî'den hâlî kalup, Sivas Vâlîsi iken Mısır\nseferinde Vezâret'i refʿ olunan Zereli-zâde Vezîr Receb Paşa'nın tûğ ve sancağı ibkā ve eyâlet-i mezkûre ile dil-i mürde-i emeli ihyâ olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Şerîf Paşa ve tevcîh-i Eyâlet-i Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_769.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Şerîf Paşa ve tevcîh-i Eyâlet-i Çıldır",
          "text": "Ahısha Vâlîsi Şerîf Paşa ne sûretle tîğ-i siyâsetden ser-dâde-i vâdî-yi halâs ve Ahısha'yı tegallüben istihlâs eylediği mukaddemâ ber-vech-i tafsîl, çekîde-i kalem-i ʻAbd-i zelîl olmuşidi. Müşârun ileyhin husamâsı bu esnâda kesb-i kuvvet ve birkaç defʿa askerine irâ'e-i rûy-i hezîmet eyleyüp, Ahıshalı dahi iʿânetden dâmen-çîn ve zevâline fursat-bîn olup, iʿânetden me'yûs ve galebe-i husamâ ile livây-ı sevreti menkûs olduğundan, Ardahan Kalʿası'na firâr ve Kalʿa Dizdârı sedd-i bâb ile mümânaʿat işʿâr etmekle, nâ-çâr Oltu'da karâr eylediğini Fars Muhâfızı ve Erzurum Vâlîsi tahrîr ve irâde-i [V 35a] devleti istihbâr eylediler. Müşârun ileyhin tebeʿât-ı sâbıkası zâhir ve tekrârı mümill-i havâtır olup, pâdâş-ı aʿmâli olarak [Ü4 164a] cezâsı tertîb olunmak bâbında Erzurum Vâlîsi'ne ve sâyire hitâben emr-i kazâ-mâza ısdâr ve mahall-be-mahall neşr ü tesyâr olundu. Müşârun ileyhin Oltu'da ikāmeti Ahısha'ya duhûl esbâbının tedârüküne mübtenî olup, sebeb maʿdûm ve üzerine asker taʿyîn olunacağı emr-i meczûm olduğundan, gözden nihân ve sîne-kûb-ı hasret olarak ser-dâde-i vâdî-yi husrân oldu. Bu takdîrde Eyâlet-i Çıldır, Vâlî'den hâlî kalup, Sivas Vâlîsi iken Mısır\nseferinde Vezâret'i refʿ olunan Zereli-zâde Vezîr Receb Paşa'nın tûğ ve sancağı ibkā ve eyâlet-i mezkûre ile dil-i mürde-i emeli ihyâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa istîsâl-i eşkıyâ ve tenkîl-i erbâb-ı zulm ü hevâ meʾmûriyyetiyle Yanya'dan hareket ü kıyâm ve Manastır'a ve andan Sofya'ya tahrîk-i hıtâm-ı iʿtizâm etmişidi. Müşârun ileyhin ʿazm-i ʿanîf ve asker-i kesîf ile teveccühünü dağlular istinbâ ve istîmândan gayri çâre ve dâmen-i ʿafva teşebbüsden başka bir hareket-i muhtâre bulamadıklarından, Sofya'ya karîb mahalde müşârun ileyh tarafına varup, cümlesi dâmen-gîr-i ilticâ ve fîmâ-baʿd hatîʾât-ı sabıkalarından tevbe vü inâbet ile hânelerinde ikāmet etmek niyyet-i câzimesinde olarak re'y ü emân istidʿâ ve bu mukābelede tevsîk-ı îmân ve iʿtây-ı erhân edeceklerini dahi îmâ etmişler idi. Baʿde-ezîn sâlik oldukları tarîk-ı nâ-hencârdan [V 35b] samîmî ʿudûl ve taʿyîn olunacak emâkinde edebleriyle [Ü4 164b] ikāmet ve meʾlûf oldukları zulm ü iʿtisâfdan nükûl etmeleri şartıyla istîmânları kabûl ve Filibe'ye nüzûllerinde bu ahbâr Tokadcıklı Süleymân-oğlu'nun gûş-güzârı olup, merkūmların iskân olunacaklarını istimâʿ ve Hasköy zîr-i idâresinde olduğundan, hakkında gayz-ı devlet ihtimâl-i baʿîdiyle zâhib-i semt-i mehâfet ü irtiyâ ve etrâfda olan askerine berîd-i istinfâr isrâʿıyla müteheyyi'-i cedel ü nizâ ve bu zann-ı gayr-i müteyakkın ile meʿâbir ü mesâlike âdemler taʿyîn ve her tarafı tahkîm ü tahsîn ile encâm-bîn olduğu sâmia-i devlete resân ve mâdde teverrüm etmeden iki tarafa irâde-i devleti beyân içün bir şahs-ı meʾâl-şinâsın taʿyîni müstasveb-i hûş-mendân-ı zemân olduğuna binâʾen, Dîvân Kalemi küttâbından ve silsile-i hâcegâna ittisâl peydâ edenlerden Mehmed Neş'et Efendi tahrîrât ve vesâyâ ile o taraflara baʿs ü isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyh iki tarafa dahi irâde-i Devlet-i ʿaliyye'yi ihbâr ve bu cemʿiyyetin ʿillet-i gāʾiyyesi dağluları iskân ile irâha-i zîr-i destân ve izâha-i zulm ü husrân olduğunu işʿâr edüp, âteş-i ʿalev-gîr-i fitneyi ihmâd ve cânibeyni yek-sâk-ı vifâk u ittihâd eyleyerek, Kara Feyzî ve mukaddemâ vukūʿ bulan muhârebelerin birinde zahm-ı cân-gâh ile hâli tebâh olan Cengci-oğlu'nu Hasköy'e ve Kara Mustafa'yı maskat-ı re'si olan Filibe Kazâsı'na ikʿâd eylediklerinden gayri, ʿan-asl Devlet-i ʿaliyye'ye incizâbı meczûm ve cemʿiyyet-i eşkıyâya\niltihâkının sebebi maʿlûm olan Fere Aʿyânı ʿAli Monla'ya dahi Rumeli ve Anadolu'da [Ü4 165a – V 36a] baʿzı Voyvodalık ve Mütesellimlik teklîf olundukda, mülâhazasına ʿadem-i muvâfakat ile Vezîr-i müşârun ileyhin dâiresinde ʿulûfe ile ikāmete rızâ-dâde olmağla, iltimâsına müsâʿade olunup, eşkıyây-ı mezbûre ʿan-asl Arnabudlar'a istinâd ile izhâr-ı ʿutüvv ü fesâd edegeldiklerinden, müşârun ileyh Arnabudlar'ı dâire-i cemʿiyyetlerinden tefrîk ve kendü tarafında olan ebnâ'-i cinslerine terfîk etdiğinden gayri, Anadolu ve Rumeli sükkânından olup, birer takrîb mezbûrlara iltihâk ile memleketleri tahrîb eden ecnâs-ı muhtelife dahi bi't-tedrîc memleketlerine tebʿîd ü tecnîb olunmak müzâkerâtı takîb ve bu husûs dahi cümle tarafından tasvîb olunup, zuʿm u iʿtikādlarında muʿteber ʿadd etdikleri birkaç kimseyi rehin sûretinde müşârun ileyh tarafına teslîm ve ʿahd u peymânı mutazammın sened iʿtâsıyla daʿvâlarını tahkîm eylediler. Filibe ve etrâfında vâkiʿ kazâlar Serʿasker Paşa dâiresine lâzım olacak taʿyînât sebebi ile mübtelây-ı kaht u galâ ve idârede ʿacz u iztırâbları hüveydâ olduğundan, rahmen li'l-ʿibâd Vezîr-i müşârun ileyh mansıbı tarafına sevk-ı matâyâ ve ecnâd edüp, Hazînedâr'ını bir mikdâr asker ile o tarafda ibkā ve tavsiye-i emr-i iskân ü îvâ eylediği ahbârı, taraf-ı müşârun ileyhden maʿrûz-ı Dergâh-ı vâlâ kılınup, hidmeti mebrûr olduğundan, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Cihân-dârî ile manzûr ve bu husûs içün Hafız Mustafa Paşa-zâde meʾmûr oldu.\n\nZâhir-i hâle nazaran dağlu dağdağası ber-taraf ve sinîn-i çendînden berü eşkıyâ tarafından envâʿ-ı zarar u ziyân ile mükellef ve olan fukarâ [V 36b] vü zuʿafâ [Ü4 165b] vâreste-i endûh u esef olup, o makūle nehb ü gāretle meʾlûf ve gûnâ-gûn şekāvetle maʿrûf olan kavmin nakş-ber-âb görülen bünyân-ı zaʿîfü'l-erkân-ı ʿahd ü peymânları pâydâr olacağı olmayacağı dâniş-i gaybdan mahcûb olanlara müstetir ve ancak dânây-ı bî-mâ-fî's-sudûr olan Hâlık-ı beşere zâhirdir.",
          "caption": "Me'mûriyyet ve ‘avdet-i Neş'et Efendi ve iskân-ı dağluyân ve ibkāy-ı Vezâret-i Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_770.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet ve ‘avdet-i Neş'et Efendi ve iskân-ı dağluyân ve ibkāy-ı Vezâret-i Halîl Paşa",
          "text": "Rumeli Vâlîsi Tepedelenli Vezîr ʿAli Paşa istîsâl-i eşkıyâ ve tenkîl-i erbâb-ı zulm ü hevâ meʾmûriyyetiyle Yanya'dan hareket ü kıyâm ve Manastır'a ve andan Sofya'ya tahrîk-i hıtâm-ı iʿtizâm etmişidi. Müşârun ileyhin ʿazm-i ʿanîf ve asker-i kesîf ile teveccühünü dağlular istinbâ ve istîmândan gayri çâre ve dâmen-i ʿafva teşebbüsden başka bir hareket-i muhtâre bulamadıklarından, Sofya'ya karîb mahalde müşârun ileyh tarafına varup, cümlesi dâmen-gîr-i ilticâ ve fîmâ-baʿd hatîʾât-ı sabıkalarından tevbe vü inâbet ile hânelerinde ikāmet etmek niyyet-i câzimesinde olarak re'y ü emân istidʿâ ve bu mukābelede tevsîk-ı îmân ve iʿtây-ı erhân edeceklerini dahi îmâ etmişler idi. Baʿde-ezîn sâlik oldukları tarîk-ı nâ-hencârdan [V 35b] samîmî ʿudûl ve taʿyîn olunacak emâkinde edebleriyle [Ü4 164b] ikāmet ve meʾlûf oldukları zulm ü iʿtisâfdan nükûl etmeleri şartıyla istîmânları kabûl ve Filibe'ye nüzûllerinde bu ahbâr Tokadcıklı Süleymân-oğlu'nun gûş-güzârı olup, merkūmların iskân olunacaklarını istimâʿ ve Hasköy zîr-i idâresinde olduğundan, hakkında gayz-ı devlet ihtimâl-i baʿîdiyle zâhib-i semt-i mehâfet ü irtiyâ ve etrâfda olan askerine berîd-i istinfâr isrâʿıyla müteheyyi'-i cedel ü nizâ ve bu zann-ı gayr-i müteyakkın ile meʿâbir ü mesâlike âdemler taʿyîn ve her tarafı tahkîm ü tahsîn ile encâm-bîn olduğu sâmia-i devlete resân ve mâdde teverrüm etmeden iki tarafa irâde-i devleti beyân içün bir şahs-ı meʾâl-şinâsın taʿyîni müstasveb-i hûş-mendân-ı zemân olduğuna binâʾen, Dîvân Kalemi küttâbından ve silsile-i hâcegâna ittisâl peydâ edenlerden Mehmed Neş'et Efendi tahrîrât ve vesâyâ ile o taraflara baʿs ü isrâ olunmuşidi. Mûmâ ileyh iki tarafa dahi irâde-i Devlet-i ʿaliyye'yi ihbâr ve bu cemʿiyyetin ʿillet-i gāʾiyyesi dağluları iskân ile irâha-i zîr-i destân ve izâha-i zulm ü husrân olduğunu işʿâr edüp, âteş-i ʿalev-gîr-i fitneyi ihmâd ve cânibeyni yek-sâk-ı vifâk u ittihâd eyleyerek, Kara Feyzî ve mukaddemâ vukūʿ bulan muhârebelerin birinde zahm-ı cân-gâh ile hâli tebâh olan Cengci-oğlu'nu Hasköy'e ve Kara Mustafa'yı maskat-ı re'si olan Filibe Kazâsı'na ikʿâd eylediklerinden gayri, ʿan-asl Devlet-i ʿaliyye'ye incizâbı meczûm ve cemʿiyyet-i eşkıyâya\niltihâkının sebebi maʿlûm olan Fere Aʿyânı ʿAli Monla'ya dahi Rumeli ve Anadolu'da [Ü4 165a – V 36a] baʿzı Voyvodalık ve Mütesellimlik teklîf olundukda, mülâhazasına ʿadem-i muvâfakat ile Vezîr-i müşârun ileyhin dâiresinde ʿulûfe ile ikāmete rızâ-dâde olmağla, iltimâsına müsâʿade olunup, eşkıyây-ı mezbûre ʿan-asl Arnabudlar'a istinâd ile izhâr-ı ʿutüvv ü fesâd edegeldiklerinden, müşârun ileyh Arnabudlar'ı dâire-i cemʿiyyetlerinden tefrîk ve kendü tarafında olan ebnâ'-i cinslerine terfîk etdiğinden gayri, Anadolu ve Rumeli sükkânından olup, birer takrîb mezbûrlara iltihâk ile memleketleri tahrîb eden ecnâs-ı muhtelife dahi bi't-tedrîc memleketlerine tebʿîd ü tecnîb olunmak müzâkerâtı takîb ve bu husûs dahi cümle tarafından tasvîb olunup, zuʿm u iʿtikādlarında muʿteber ʿadd etdikleri birkaç kimseyi rehin sûretinde müşârun ileyh tarafına teslîm ve ʿahd u peymânı mutazammın sened iʿtâsıyla daʿvâlarını tahkîm eylediler. Filibe ve etrâfında vâkiʿ kazâlar Serʿasker Paşa dâiresine lâzım olacak taʿyînât sebebi ile mübtelây-ı kaht u galâ ve idârede ʿacz u iztırâbları hüveydâ olduğundan, rahmen li'l-ʿibâd Vezîr-i müşârun ileyh mansıbı tarafına sevk-ı matâyâ ve ecnâd edüp, Hazînedâr'ını bir mikdâr asker ile o tarafda ibkā ve tavsiye-i emr-i iskân ü îvâ eylediği ahbârı, taraf-ı müşârun ileyhden maʿrûz-ı Dergâh-ı vâlâ kılınup, hidmeti mebrûr olduğundan, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Cihân-dârî ile manzûr ve bu husûs içün Hafız Mustafa Paşa-zâde meʾmûr oldu.\n\nZâhir-i hâle nazaran dağlu dağdağası ber-taraf ve sinîn-i çendînden berü eşkıyâ tarafından envâʿ-ı zarar u ziyân ile mükellef ve olan fukarâ [V 36b] vü zuʿafâ [Ü4 165b] vâreste-i endûh u esef olup, o makūle nehb ü gāretle meʾlûf ve gûnâ-gûn şekāvetle maʿrûf olan kavmin nakş-ber-âb görülen bünyân-ı zaʿîfü'l-erkân-ı ʿahd ü peymânları pâydâr olacağı olmayacağı dâniş-i gaybdan mahcûb olanlara müstetir ve ancak dânây-ı bî-mâ-fî's-sudûr olan Hâlık-ı beşere zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü merfûʿu'l-Vezâre Tekfûrdağı ve Gelibolu'da müstevfâ meʿâş ile ikāmet ü intiʿâş eden Halîl Paşa, Bergos imdâdı nâmıyla mahallinden bilâ-istîzân hareket ve dağlu eşkıyâsı derûnuna varup, ne mahalle vardılar ise mezbûrlar ile mürâfekat etmişidi.\nTâyife-i mezkûre hâlâ Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa cânibine medd-i eyâdî-yi istirhâm ve bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere sebkat eden cürm-i ʿazîmleri pûziş-pezîr-i Şehriyâr-ı enâm olarak her fırkasına başka başka taʿyîn-i makām kılınmışidi. Halîl Paşa dahi ahad-i ebnây-ı muʿterik ve mâdde-i ʿafva sehîm ü müşterik olup, bir sancak ile kayırılması Rumeli Vâlîsi müşârun ileyh tarafından niyâz-gûne tebliğ ve ilticâsına müsâʿade tesvîg olunup, evâyil-i Şaʿbânü'l-muʿazzam'da Vezâret'i ibkā ve İnebahtı muhâfazasıyla kadri kemâ-fi'l-evvel iʿlâ ve selefi Vezîr Mustafa Paşa dahi Hanya muhâfazasına isrâ olundu.",
          "caption": "Vakʿa-i Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_771.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i Halîl Paşa",
          "text": "Bir müddetden berü merfûʿu'l-Vezâre Tekfûrdağı ve Gelibolu'da müstevfâ meʿâş ile ikāmet ü intiʿâş eden Halîl Paşa, Bergos imdâdı nâmıyla mahallinden bilâ-istîzân hareket ve dağlu eşkıyâsı derûnuna varup, ne mahalle vardılar ise mezbûrlar ile mürâfekat etmişidi.\nTâyife-i mezkûre hâlâ Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa cânibine medd-i eyâdî-yi istirhâm ve bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere sebkat eden cürm-i ʿazîmleri pûziş-pezîr-i Şehriyâr-ı enâm olarak her fırkasına başka başka taʿyîn-i makām kılınmışidi. Halîl Paşa dahi ahad-i ebnây-ı muʿterik ve mâdde-i ʿafva sehîm ü müşterik olup, bir sancak ile kayırılması Rumeli Vâlîsi müşârun ileyh tarafından niyâz-gûne tebliğ ve ilticâsına müsâʿade tesvîg olunup, evâyil-i Şaʿbânü'l-muʿazzam'da Vezâret'i ibkā ve İnebahtı muhâfazasıyla kadri kemâ-fi'l-evvel iʿlâ ve selefi Vezîr Mustafa Paşa dahi Hanya muhâfazasına isrâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ Vehhâbiyân mâddesiyçün münʿakıd olan meşveretde bugāt-ı mezkûrenin garazlarını bu tarafdan teʿallüm etdiği üzere tefehhüm ve kuvve-i kāhire-i Saltanat-ı seniyye'yi beyân ve ʿulemâsıyla bahs ü tekellüm ederek, [V 37a] miyâneden refʿ-i şikāk ve celb-i mâye-i vifâk [Ü4 166a] etmek üzere ʿilm ü edebi zâhir ve muhâcce vü muhâvereye kudreti bâhir tarîk-ı ʿulemâdan birinin irsâli savâb-nümây-ı erbâb-ı basâyir olmuşidi. Müderrisîn-i kirâmdan Erbiliyyü'l-asl ve Halebiyyü'l-menşe' olan Âdem Efendi'de bu kâr-ı düşvârın nizâmına liyâkat mülâhaza olunmağla, Altmışlı Müderrisi iken iki yüz on dokuz Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Edirne Pâyesi'yle Kudüs Kazâsı tarafına tevcîh olunup, Receb-i şerîf'in yirmi yedinci günü emr-i şerîfi yedine teslîm ve harc-ı râhı mîrîden tanzîm olunup, birkaç gün zarfında mühimm-sâz-ı şevârid-i igtirâb ve cânib-i Necid'e cemmâze-rân-ı ʿazm ü zehâb oldu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Âdem Efendi be-diyâr-ı Necid",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_772.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Âdem Efendi be-diyâr-ı Necid",
          "text": "Mukaddemâ Vehhâbiyân mâddesiyçün münʿakıd olan meşveretde bugāt-ı mezkûrenin garazlarını bu tarafdan teʿallüm etdiği üzere tefehhüm ve kuvve-i kāhire-i Saltanat-ı seniyye'yi beyân ve ʿulemâsıyla bahs ü tekellüm ederek, [V 37a] miyâneden refʿ-i şikāk ve celb-i mâye-i vifâk [Ü4 166a] etmek üzere ʿilm ü edebi zâhir ve muhâcce vü muhâvereye kudreti bâhir tarîk-ı ʿulemâdan birinin irsâli savâb-nümây-ı erbâb-ı basâyir olmuşidi. Müderrisîn-i kirâmdan Erbiliyyü'l-asl ve Halebiyyü'l-menşe' olan Âdem Efendi'de bu kâr-ı düşvârın nizâmına liyâkat mülâhaza olunmağla, Altmışlı Müderrisi iken iki yüz on dokuz Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Edirne Pâyesi'yle Kudüs Kazâsı tarafına tevcîh olunup, Receb-i şerîf'in yirmi yedinci günü emr-i şerîfi yedine teslîm ve harc-ı râhı mîrîden tanzîm olunup, birkaç gün zarfında mühimm-sâz-ı şevârid-i igtirâb ve cânib-i Necid'e cemmâze-rân-ı ʿazm ü zehâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cebe-hâne-i ʿâmire'nin ekser mahalli müşrif-i vehn ü indirâs ve taʿmîr ü termîme ihtiyâcı ezherun min-nûri'n-nibrâs olduğuna binâʾen, muhtâc-ı binâ ve taʿmîr olan mahalleri keşf ü tebyîn ve hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Tâhir Ağa-zâde Mehmed Emîn Efendi Binâ Emîni taʿyîn olunmuşidi. Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on ikinci Çehârşenbih gicesi sâʿat altıda\niken nâ-gâh ağalara neşmîn-gâh olan mahalden âteş zuhûr edüp, Cebe-hâne'yi ve ittisâlinde olan Arslan-hâne'yi ve fevkinde olan Nakkāş-hâne'yi ihrâk ve hâkile yeksân ve karşusunda kâyin ʿiffetlü Hadîce Sultân hazretlerinin serâyına sirâyet etmişiken, me'mûr-ı ıtfây-ı nâr olanların ihtimâmıyla ancak bir-iki oda sûzân olup, andan kapu mukābilinde bulunan dükkânlar ile Ayasofya Hammâmı'nı ve İkinci Kahveci-başı hânesinin saçaklarını yakup, sâʿat birde itfâ-kerde-i fazl-ı Sübhân oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı ihrâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_773.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı ihrâk",
          "text": "Cebe-hâne-i ʿâmire'nin ekser mahalli müşrif-i vehn ü indirâs ve taʿmîr ü termîme ihtiyâcı ezherun min-nûri'n-nibrâs olduğuna binâʾen, muhtâc-ı binâ ve taʿmîr olan mahalleri keşf ü tebyîn ve hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan Tâhir Ağa-zâde Mehmed Emîn Efendi Binâ Emîni taʿyîn olunmuşidi. Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın on ikinci Çehârşenbih gicesi sâʿat altıda\niken nâ-gâh ağalara neşmîn-gâh olan mahalden âteş zuhûr edüp, Cebe-hâne'yi ve ittisâlinde olan Arslan-hâne'yi ve fevkinde olan Nakkāş-hâne'yi ihrâk ve hâkile yeksân ve karşusunda kâyin ʿiffetlü Hadîce Sultân hazretlerinin serâyına sirâyet etmişiken, me'mûr-ı ıtfây-ı nâr olanların ihtimâmıyla ancak bir-iki oda sûzân olup, andan kapu mukābilinde bulunan dükkânlar ile Ayasofya Hammâmı'nı ve İkinci Kahveci-başı hânesinin saçaklarını yakup, sâʿat birde itfâ-kerde-i fazl-ı Sübhân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françelü tarafına bundan [Ü4 166b] akdem sefâretle taʿyîn olunan Âmedî Gālib Efendi'nin yedinde olan taʿlîm-nâme mûcebince ʿakd etdiği şurût-ı muhâdene bâʿis-i tahsîn ve bir mansıb ile kadri terfîʿ olunmak tahmîn olunup, evâsıt-ı Şaʿbânü'l-muʿazzam'da mûmâ ileyh Âsitâne'ye hatt-ı rahl-i vusûl ve rişte-i intizârını bend-i peyvend-i me'mûl etmişidi. Tezkire-i Evvel bulunan Ahmed Bey'in ʿillet-i mizâcı kabûl-i zemânet ile ekser-i ahyân Kapu'ya gelmemesi refîkına bâʿis-i suʿûbet olup, ʿazli ʿan-asl menvî-yi zamîr ve Gālib Efendi'nin ber-vech-i muharrer tatyîbi, kulûb-ı evliyây-ı umûrda cây-gîr olmağla, cemʿ-i fâyideteyn kasdıyla mûmâ ileyh Tezkire-i Evvel hidmetiyle mübeccel ve Mektûbî hulefâsından olup, nihâl-i maʿrifeti gün-be-gün nemâ-dâr olan ʿİzzet Bey, Âmedçilik hıdmetiyle nâyil-i nuhûstîn-i pâye-i emel oldu.",
          "caption": "Nasb-ı [V 37b] Tezkire-i Evvel ve Âmedî-yi Re’îsülküttâb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_774.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı [V 37b] Tezkire-i Evvel ve Âmedî-yi Re’îsülküttâb",
          "text": "Françelü tarafına bundan [Ü4 166b] akdem sefâretle taʿyîn olunan Âmedî Gālib Efendi'nin yedinde olan taʿlîm-nâme mûcebince ʿakd etdiği şurût-ı muhâdene bâʿis-i tahsîn ve bir mansıb ile kadri terfîʿ olunmak tahmîn olunup, evâsıt-ı Şaʿbânü'l-muʿazzam'da mûmâ ileyh Âsitâne'ye hatt-ı rahl-i vusûl ve rişte-i intizârını bend-i peyvend-i me'mûl etmişidi. Tezkire-i Evvel bulunan Ahmed Bey'in ʿillet-i mizâcı kabûl-i zemânet ile ekser-i ahyân Kapu'ya gelmemesi refîkına bâʿis-i suʿûbet olup, ʿazli ʿan-asl menvî-yi zamîr ve Gālib Efendi'nin ber-vech-i muharrer tatyîbi, kulûb-ı evliyây-ı umûrda cây-gîr olmağla, cemʿ-i fâyideteyn kasdıyla mûmâ ileyh Tezkire-i Evvel hidmetiyle mübeccel ve Mektûbî hulefâsından olup, nihâl-i maʿrifeti gün-be-gün nemâ-dâr olan ʿİzzet Bey, Âmedçilik hıdmetiyle nâyil-i nuhûstîn-i pâye-i emel oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî kapu-kullarının ʿale'l-ʿumûm kısteyn mevâcibleri meded-kârî-yi himem-i müstevfiyân ile cemʿ ü tetmîm ve mâh-ı mezbûrun on sekizinci Salı günü Kubbe-altı'nda kabzına me'mûr olanlara teslîm olunup, dört gün sonra Bâb-ı ʿâlî'de muʿtâd üzere maslahat-ı devr pezîrufte-i hitâm ve Silahdâr Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Hılâfet-penâhî'den Sadr-ı vâlâ-makām cenâbları ser-germ-i câm-ı bülga-i merâm oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_775.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî kapu-kullarının ʿale'l-ʿumûm kısteyn mevâcibleri meded-kârî-yi himem-i müstevfiyân ile cemʿ ü tetmîm ve mâh-ı mezbûrun on sekizinci Salı günü Kubbe-altı'nda kabzına me'mûr olanlara teslîm olunup, dört gün sonra Bâb-ı ʿâlî'de muʿtâd üzere maslahat-ı devr pezîrufte-i hitâm ve Silahdâr Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Hılâfet-penâhî'den Sadr-ı vâlâ-makām cenâbları ser-germ-i câm-ı bülga-i merâm oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Târîhden murâd cemʿ-i fevâyid ve neşr-i menâfiʿ olduğuna binâ'en, Dîvân'ın hikmet-i vazʿı maʿlûm olmak içün istitrâden bu makāle-i garîbe tezyîline ibtidâr ve bu fenn-i celîle meyl ü mahabbet edenlere reh-âverd ü yâdigâr [V 38a] kılındı. Maʿlûm ola ki, “ahd-i sâbıkda Nübüvvet ve Saltanat beynini cemʿ eden [Ü4 167a] enbiyây-ı mülûk-i mâzıyye ve ʿuzamây-ı selâtîn-i sâlife istimâʿ-i deʿâvî ve icrây-ı ahkâm ve hall ü ʿakd-i umûr ve fasl-ı münâzaʿat-ı cumhûr içün bir mahsûs mekân ittihâz edüp, ol umûra bizzât kendüler tekayyüd ederler idi. Hazret-i Yûsuf ʿaleyhi's-selâm Mısır'da vâkiʿ serây-ı mahsûsunda taht üzerinde kuʿûd edüp, icrây-ı ahkâm eder idi. Hazret-i Dâvûd ʿaleyhi's-selâm Kuds-i şerîf'de kubbe-i maʿhûde altında oturup, umûr-ı ʿibâdullâhı ru'yet ve hazret-i Süleymân ʿaleyhi's-selâm dahi o kubbe altında mürtefiʿ taht üzere kuʿûd ve fasl-ı ahkâm edüp, hazret-i Mûsâ ʿaleyhi's-selâm Tûr'dan geldikde, Benî İsrâ'îl'e emr eyledi. Birkaç bin zirâʿ iskarlâd çuka ve ana göre sâyir kumaşlar tedârük edüp getürdiler. “Beytü'n-Nübüvve” nâm iki kat bir vesîʿ otak dikdirdi. Hâriciyye ve dâhiliyye misillü iki tabaka yapdırup, dâhiliyyesi müzeyyen idi. Anda hazret-i Mûsâ ʿaleyhi's-selâm, karındaşı Hârûn ve evlâd-ı Hârûn'dan olan kibâr-ı kavm ile oturup, icrây-ı ahkâm ederler idi. Hâric-i tabakada sâyir kibâr-ı Benî İsrâ'îl oturup, ol hayme Dîvân-hâne makāmında cümle umûr anda görülür idi. Tâ ki, vaʿd-i İlâhî üzere Kuds-i şerîf'e mâlik oluncaya dek beyinlerinde hâl bu minvâl üzere idi. Müverrihîn ve erbâb-ı kısas tahrîri üzere ibtidâ mesned-nişîn-i Saltanat olan Keyûmers hâric-i beledde bir fezâda vâkiʿ müdevverü'ş-şekl ve mürtefiʿ suffe şeklinde bir sahra üzerine günde bir kerre çıkup, tulûʿ-ı şems vaktinde oturur idi. Ve halkının [Ü4 167b] daʿvâların anda istimâʿ ve suhuf-ı Ebü'l-beşer'de [V 38b] mastûr olan ahkâm-ı İlâhiyye mûcebi üzere neşr-ı ʿadl ü dâd eder idi. Ol vakitde arslan postundan maʿmûl mahsûs kabâ ve tâc şeklinde serpûş kalpak geyüp, altına dahi kaplan cildinden masnûʿ seccâde ferş ve elinde ʿamûd-vârî deste-çûpun öylece mesned-nişîn-ı hükûmet olur idi. İhvân ve huddâmından olan aʿvân u ensârı kezâlik kaplan postlarından libâs tertîb edüp, ellerinde deste-çûp icrây-ı siyâset ve tenfîz-ı ahkâma iʿânet içün dâyiren-mâ-dâr etrâfında el bağlayup, makām-ı hıdmetde dururlar imiş. Bihzâd, tasvîri ve meşâhîr-ı nakkāşân, kalemi ile olan şehnâmelerde ve siyer ve tevârîhde dahi Dîvân-ı Keyûmers'i ʿaynı ile böyle tasvîr etmişlerdir. Sonra Hûşeng Şâh, ol kaya yerine taht ittihâz edüp, bâlâsına sâye-bân misillü çetr ve gûnâ-gûn zînetler ihdâs edüp, husûsan\nmülûk-i Ekâsire vaktinde mekân-ı Sultân olan cây-gâh ve mahall-i hükûmet ittihâz etdikleri taht-gâhın envâʿ-ı tuhaf ve nevâdir-i cevâhir ile zîb ü zîneti tevârîh-ı mufassalada mezkûrdur. Tâ ki, Seyyidü'l-mürselîn sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretleri baʿs olundu, cümle ashâb-ı kirâm ile Mescid-i şerîf'lerinde kuʿûd buyurup, umûr-ı ümmeti ru'yet ederler idi. Hazret-i ʿÖmer ve hazret-i ʿOsmân radıyallâhu ʿanhümâ hâne-i mahsûsada tertîb-i Dîvân misillü meclis ʿakd etmişlerdir. Muʿâviye mahsûs Dîvân-hâne ve taht şeklinde kürsî ittihâz edüp, bi'n-nefs ku'ûd [Ü4 168a] ve icrây-ı ahkâm eder idi. Devlet-i Emeviyye hıtâmına dek hâl böyle olup, Devlet-i ʿAbbasiyye'de ol kānûn maʿa-ziyâdetin riʿâyet olunup, evâsıt-ı devletlerinde ihtişâm ve ihticâb efzûn olup, dîvân-hâneleri [V 39a] ferş-i mülûkiyye ile döşenüp, vüzerâ ve Kadı'l-kudât ve sâyir ashâb-ı merâtib içün mahsûs kürsîler ve sandalîler vazʿ olunup, mekân-ı Halîfe hâlî kalur idi. Umûr-ı Dîvâniyye'yi Vezîr ru'yet ve Halîfe bir manzara-i ʿâlîden Dîvân'a nezâret ile vücûdu görünmez idi. Lâkin ʿîdlerde âşikâr oturup, aʿyân u erkân varup, kimi musâfaha ve kimi dest-bûs ederler idi. Muʿtasım Halîfe -ki dârât u haşmetde cümle hulefâya gâlib idi- ihtişâm ve tekellüfâtı artırup, Dîvân olacak yere “Dâru'l-ʿAdl” tesmiye eylediler. Ve seferlerde otağı önüne nerdübân ile çıkılur nakle kābil bir köşk yapdırup, ismine “Kasr-ı ʿAdl\" dediler. Ve Dîvân-hâne'de kendü nâzır olacak manzaraya Kaʿbe-i mükerreme kisvesinden masnûʿ siyah ve zer-dûz kumâşdan perde asup, etrâfına pervâz mıhlanmış idi. Hîn-i Dîvân'da müvekkeller perdeyi kaldırırlar idi. Ammâ pencerenin zerrîn barmaklarından Halîfe'nin vücûdu hâricden görülmez idi. Ve ʿîdlerde ve sâyir mülâkāt vaktinde gözler kamaşur zînet ile taht-ı murassaʿ üzerine kuʿûd edüp, yanında nısfına dek niyâmından çıkmış seyf ve bir tarafında kemâna geçmiş tîr-i âhenîn-peykân durur idi. Ve arkasında olan hilʿat-i siyâh-zer-dûzun âstînine mülâsık yedi zirâʿ kadar bir tavîl âstîn zemîne doğru döşenüp, mülâkāta gelen ol âstîn-i mefrûşun ucunu bûs ederler idi. Servet-i Kisreviyye'de Muʿtasım kadar [Ü4 168b] ifrât etmiş yokdur. \n\n Ve bu Dîvân, Pâdişâh-ı vakte mahsûs olan Serây-ı ʿâlî'de kāʿide-i kadîmedendir. Eğerçi vüzerâ ve vükelâ kendülere müfevvaz olan umûru görüp, cenâb-ı Saltanat'dan defʿ-i eskāl ve tahfîf-i eşgāl içün [V 39b] serâylarında Dîvân ederler. Lâkin bu dîvânlardan mâ-ʿadâ evkāt-ı mahsûsada Serây-ı Pâdişâhî'de vüzerây-ı devlet ve vükelây-ı Saltanat huzûrunda Dîvân-ı mahsûs olmakda esrâr-ı lâ-yuhsâ vardır. Sâyir dîvânlar fürûʿ ve bu Dîvân asıl hükmünde olmuş olur. Aʿyân-ı Saltanat ve esnâf-ı asker kisvet ü kıyâfet-i müteʿârifleriyle\nber-nehc-i kānûn makāmlarında kāyim olup, ‘arz u iʿlâm olunan umûr-ı ‘ibâdullah cümlenin müvâcehesinde görülüp, ihkāk-ı hakk ve izhâk-ı bâtıl kılınmağla, gûyâ o gün yevm-i mevʿûd gibi müteʿayyen ü meşhûr olup, zâten ve zemânen istihkāk ile herkes makām-ı maʿlûmunda kāyim ve cenâb-ı Saltanat'a hidmet ve lüzûmuna göre kurb ü buʿd cihetiyle kendü hayyizinde sâbit ve şuglüne müdâvim olmak üzere tertîb olunduğunda, niçe hükm-i hafiyye ve esrâr-ı celîle murâd olunmuşdur. Ve bu rüsûm u kavânînin kimisi aslî ve tabiʿî olmağla kadîmîdir ve kimisi ʿukalây-ı ‘ulemâ ve fuzalây-ı hukemâ re’yiyle bi-hasebi'l-iktizâ vazʿ olunmuşdur. Devlet-i ʿaliyye'de bu tertîbe gāyet riʿâyet olunup, karîbü'z-zemâna gelince haftada iki gün Dîvân olup, Pâdişâh-ı ‘alem-penâh kafes-i ‘âlîde nâzır ve Vekîl-i mutlak hazretleri icrây-ı hükûmet ve ihkāk-ı hakk umûruna riʿâyet etdiğinden gayri, kendü serây-ı mahsûsunda dahi her gün Dîvân edüp, ûmûr-ı ‘ibâdı ru'yete meşgül olurlar idi. Giderek Serây-ı hümâyûn'da olan Dîvân, mevâcib ve aʿyâd ve elçiler mülâkātına [Ü4 169a] münhasır olup, icrây-ı ahkâm, Paşa Kapusu'na mahsûs olup, her şahsın davâsı hakk u ʿadl üzere temşiyet ve mazlûmun hakkı zâlimden ahz olunarak, ile'l-ân icrây-ı ‘adâlet olunmakdadır. Dîvân-ı Sultânî fevâyidine müteʿallık [V 40a] hikâyetden biri budur ki, Nûreddîn-i Şehîd merhûmun evâyil-i devletinde ekber-i ümerâ olan Esedüddîn Şîrkûh, vükelâ ve ümerâdan ve sâyir aʿyân-ı memleketden baʿzı emlâk u ‘akār gasb edüp, ol sebeb ile ümerây-ı sâyire dahi halkdan gasben ve zulmen şeyʾ almağa başladıklarında, Nûreddîn'in semʿine ilkā olunduğu gibi bir Dâru'l-ʿadl binasını fermân eyledi. Şol resm üzere ki, mevzıʿ-ı Sultân ve mevâzıʿ-ı ümerâ başka başka olup, mezâhib-i erbaʿa kudâtı ve müftîleriyçün mahsûs mevziʿ taʿyîni ile icrây-ı ahkâm-ı şerʿiyye oluna. Bu vechile Dâru'l-ʿadl binâsına şurûʿ olunduğunu Esedüddîn istimâʿ etdikde, bahr-ı tefekküre dalup: “Nûreddîn'in ʿadl ü siyâseti şark u garb ehline maʿlûm ve ümerâ ve asker anın havfından mûm olmuşlar iken, Dâru'l-ʿadl binâsına ihtiyâc yoğidi. Gālibâ bu Dâru'l-ʿadl benim içün binâ olunuyor” deyüp, taht-ı yedinde olan ümerâ ve ʿummâlı ihzâr edüp: “Nureddîn, Dâru'l-ʿadl binâ edeyor. Gālibâ bizim içün olmak gerekdir. Şöyle ki, eğer benden ve eğer sizden şahs-ı vâhid şikâyet etmek ihtimâli olursa, sizleri bilâ-teʾhîr katl ederim” deyü tenbîh-i ekîd eyledi. Anlar dahi âzürde-hâtır etdikleri kimesneleri birer tarîk ile ırzâ vü iskât edüp, cümlesiyle sulh oldular. Dâru'l-ʿadl temâm olup,\nNureddîn, vüzerâ ve ʿulemâ ile Dîvân'ı teşrîf eyledikde, bir kimse gelüp, şikâyet ve vükelâ ve etbâʿdan dâd-hâh olmamağla, Nûreddîn'in [Ü4 169b] vefâtına dek ol Dâru'l-ʿadl hâlî vü battâl kaldı. Bu sûretde icrây-ı ʿadle muhtass Dîvân-ı Mülûkâne müteʿayyin olmak, ʿummâlin havf u haşyetine ve halkın itmi'nân-ı kalb ve rahatına [V 40b] bâʿisdir. Düvel-i mâzıyye pâdişâhlarının senede bir niçe muʿayyen günleri var idi. Anda âşikâre oturup, kavî vü zaʿîf, vazîʿ u şerîf kim olursa izin verilüp, bizzât Pâdişâh ile mülâkāt ve ahvâlini ʿarz eder idi. Ana \"Birr-i ʿÂm\" derlerdi. Giderek baʿzı mevâniʿ zuhûruyla bu ʿâdet terk olunup, her devlet istimâʿ-ı deʿâvî ve fasl-ı husûm içün birer tavır ile taʿyîn-i evkāt eyledikleri maʿlûmdur.",
          "caption": "Matlab-ı nefîs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_776.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Matlab-ı nefîs",
          "text": "Târîhden murâd cemʿ-i fevâyid ve neşr-i menâfiʿ olduğuna binâ'en, Dîvân'ın hikmet-i vazʿı maʿlûm olmak içün istitrâden bu makāle-i garîbe tezyîline ibtidâr ve bu fenn-i celîle meyl ü mahabbet edenlere reh-âverd ü yâdigâr [V 38a] kılındı. Maʿlûm ola ki, “ahd-i sâbıkda Nübüvvet ve Saltanat beynini cemʿ eden [Ü4 167a] enbiyây-ı mülûk-i mâzıyye ve ʿuzamây-ı selâtîn-i sâlife istimâʿ-i deʿâvî ve icrây-ı ahkâm ve hall ü ʿakd-i umûr ve fasl-ı münâzaʿat-ı cumhûr içün bir mahsûs mekân ittihâz edüp, ol umûra bizzât kendüler tekayyüd ederler idi. Hazret-i Yûsuf ʿaleyhi's-selâm Mısır'da vâkiʿ serây-ı mahsûsunda taht üzerinde kuʿûd edüp, icrây-ı ahkâm eder idi. Hazret-i Dâvûd ʿaleyhi's-selâm Kuds-i şerîf'de kubbe-i maʿhûde altında oturup, umûr-ı ʿibâdullâhı ru'yet ve hazret-i Süleymân ʿaleyhi's-selâm dahi o kubbe altında mürtefiʿ taht üzere kuʿûd ve fasl-ı ahkâm edüp, hazret-i Mûsâ ʿaleyhi's-selâm Tûr'dan geldikde, Benî İsrâ'îl'e emr eyledi. Birkaç bin zirâʿ iskarlâd çuka ve ana göre sâyir kumaşlar tedârük edüp getürdiler. “Beytü'n-Nübüvve” nâm iki kat bir vesîʿ otak dikdirdi. Hâriciyye ve dâhiliyye misillü iki tabaka yapdırup, dâhiliyyesi müzeyyen idi. Anda hazret-i Mûsâ ʿaleyhi's-selâm, karındaşı Hârûn ve evlâd-ı Hârûn'dan olan kibâr-ı kavm ile oturup, icrây-ı ahkâm ederler idi. Hâric-i tabakada sâyir kibâr-ı Benî İsrâ'îl oturup, ol hayme Dîvân-hâne makāmında cümle umûr anda görülür idi. Tâ ki, vaʿd-i İlâhî üzere Kuds-i şerîf'e mâlik oluncaya dek beyinlerinde hâl bu minvâl üzere idi. Müverrihîn ve erbâb-ı kısas tahrîri üzere ibtidâ mesned-nişîn-i Saltanat olan Keyûmers hâric-i beledde bir fezâda vâkiʿ müdevverü'ş-şekl ve mürtefiʿ suffe şeklinde bir sahra üzerine günde bir kerre çıkup, tulûʿ-ı şems vaktinde oturur idi. Ve halkının [Ü4 167b] daʿvâların anda istimâʿ ve suhuf-ı Ebü'l-beşer'de [V 38b] mastûr olan ahkâm-ı İlâhiyye mûcebi üzere neşr-ı ʿadl ü dâd eder idi. Ol vakitde arslan postundan maʿmûl mahsûs kabâ ve tâc şeklinde serpûş kalpak geyüp, altına dahi kaplan cildinden masnûʿ seccâde ferş ve elinde ʿamûd-vârî deste-çûpun öylece mesned-nişîn-ı hükûmet olur idi. İhvân ve huddâmından olan aʿvân u ensârı kezâlik kaplan postlarından libâs tertîb edüp, ellerinde deste-çûp icrây-ı siyâset ve tenfîz-ı ahkâma iʿânet içün dâyiren-mâ-dâr etrâfında el bağlayup, makām-ı hıdmetde dururlar imiş. Bihzâd, tasvîri ve meşâhîr-ı nakkāşân, kalemi ile olan şehnâmelerde ve siyer ve tevârîhde dahi Dîvân-ı Keyûmers'i ʿaynı ile böyle tasvîr etmişlerdir. Sonra Hûşeng Şâh, ol kaya yerine taht ittihâz edüp, bâlâsına sâye-bân misillü çetr ve gûnâ-gûn zînetler ihdâs edüp, husûsan\nmülûk-i Ekâsire vaktinde mekân-ı Sultân olan cây-gâh ve mahall-i hükûmet ittihâz etdikleri taht-gâhın envâʿ-ı tuhaf ve nevâdir-i cevâhir ile zîb ü zîneti tevârîh-ı mufassalada mezkûrdur. Tâ ki, Seyyidü'l-mürselîn sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretleri baʿs olundu, cümle ashâb-ı kirâm ile Mescid-i şerîf'lerinde kuʿûd buyurup, umûr-ı ümmeti ru'yet ederler idi. Hazret-i ʿÖmer ve hazret-i ʿOsmân radıyallâhu ʿanhümâ hâne-i mahsûsada tertîb-i Dîvân misillü meclis ʿakd etmişlerdir. Muʿâviye mahsûs Dîvân-hâne ve taht şeklinde kürsî ittihâz edüp, bi'n-nefs ku'ûd [Ü4 168a] ve icrây-ı ahkâm eder idi. Devlet-i Emeviyye hıtâmına dek hâl böyle olup, Devlet-i ʿAbbasiyye'de ol kānûn maʿa-ziyâdetin riʿâyet olunup, evâsıt-ı devletlerinde ihtişâm ve ihticâb efzûn olup, dîvân-hâneleri [V 39a] ferş-i mülûkiyye ile döşenüp, vüzerâ ve Kadı'l-kudât ve sâyir ashâb-ı merâtib içün mahsûs kürsîler ve sandalîler vazʿ olunup, mekân-ı Halîfe hâlî kalur idi. Umûr-ı Dîvâniyye'yi Vezîr ru'yet ve Halîfe bir manzara-i ʿâlîden Dîvân'a nezâret ile vücûdu görünmez idi. Lâkin ʿîdlerde âşikâr oturup, aʿyân u erkân varup, kimi musâfaha ve kimi dest-bûs ederler idi. Muʿtasım Halîfe -ki dârât u haşmetde cümle hulefâya gâlib idi- ihtişâm ve tekellüfâtı artırup, Dîvân olacak yere “Dâru'l-ʿAdl” tesmiye eylediler. Ve seferlerde otağı önüne nerdübân ile çıkılur nakle kābil bir köşk yapdırup, ismine “Kasr-ı ʿAdl\" dediler. Ve Dîvân-hâne'de kendü nâzır olacak manzaraya Kaʿbe-i mükerreme kisvesinden masnûʿ siyah ve zer-dûz kumâşdan perde asup, etrâfına pervâz mıhlanmış idi. Hîn-i Dîvân'da müvekkeller perdeyi kaldırırlar idi. Ammâ pencerenin zerrîn barmaklarından Halîfe'nin vücûdu hâricden görülmez idi. Ve ʿîdlerde ve sâyir mülâkāt vaktinde gözler kamaşur zînet ile taht-ı murassaʿ üzerine kuʿûd edüp, yanında nısfına dek niyâmından çıkmış seyf ve bir tarafında kemâna geçmiş tîr-i âhenîn-peykân durur idi. Ve arkasında olan hilʿat-i siyâh-zer-dûzun âstînine mülâsık yedi zirâʿ kadar bir tavîl âstîn zemîne doğru döşenüp, mülâkāta gelen ol âstîn-i mefrûşun ucunu bûs ederler idi. Servet-i Kisreviyye'de Muʿtasım kadar [Ü4 168b] ifrât etmiş yokdur. \n\n Ve bu Dîvân, Pâdişâh-ı vakte mahsûs olan Serây-ı ʿâlî'de kāʿide-i kadîmedendir. Eğerçi vüzerâ ve vükelâ kendülere müfevvaz olan umûru görüp, cenâb-ı Saltanat'dan defʿ-i eskāl ve tahfîf-i eşgāl içün [V 39b] serâylarında Dîvân ederler. Lâkin bu dîvânlardan mâ-ʿadâ evkāt-ı mahsûsada Serây-ı Pâdişâhî'de vüzerây-ı devlet ve vükelây-ı Saltanat huzûrunda Dîvân-ı mahsûs olmakda esrâr-ı lâ-yuhsâ vardır. Sâyir dîvânlar fürûʿ ve bu Dîvân asıl hükmünde olmuş olur. Aʿyân-ı Saltanat ve esnâf-ı asker kisvet ü kıyâfet-i müteʿârifleriyle\nber-nehc-i kānûn makāmlarında kāyim olup, ‘arz u iʿlâm olunan umûr-ı ‘ibâdullah cümlenin müvâcehesinde görülüp, ihkāk-ı hakk ve izhâk-ı bâtıl kılınmağla, gûyâ o gün yevm-i mevʿûd gibi müteʿayyen ü meşhûr olup, zâten ve zemânen istihkāk ile herkes makām-ı maʿlûmunda kāyim ve cenâb-ı Saltanat'a hidmet ve lüzûmuna göre kurb ü buʿd cihetiyle kendü hayyizinde sâbit ve şuglüne müdâvim olmak üzere tertîb olunduğunda, niçe hükm-i hafiyye ve esrâr-ı celîle murâd olunmuşdur. Ve bu rüsûm u kavânînin kimisi aslî ve tabiʿî olmağla kadîmîdir ve kimisi ʿukalây-ı ‘ulemâ ve fuzalây-ı hukemâ re’yiyle bi-hasebi'l-iktizâ vazʿ olunmuşdur. Devlet-i ʿaliyye'de bu tertîbe gāyet riʿâyet olunup, karîbü'z-zemâna gelince haftada iki gün Dîvân olup, Pâdişâh-ı ‘alem-penâh kafes-i ‘âlîde nâzır ve Vekîl-i mutlak hazretleri icrây-ı hükûmet ve ihkāk-ı hakk umûruna riʿâyet etdiğinden gayri, kendü serây-ı mahsûsunda dahi her gün Dîvân edüp, ûmûr-ı ‘ibâdı ru'yete meşgül olurlar idi. Giderek Serây-ı hümâyûn'da olan Dîvân, mevâcib ve aʿyâd ve elçiler mülâkātına [Ü4 169a] münhasır olup, icrây-ı ahkâm, Paşa Kapusu'na mahsûs olup, her şahsın davâsı hakk u ʿadl üzere temşiyet ve mazlûmun hakkı zâlimden ahz olunarak, ile'l-ân icrây-ı ‘adâlet olunmakdadır. Dîvân-ı Sultânî fevâyidine müteʿallık [V 40a] hikâyetden biri budur ki, Nûreddîn-i Şehîd merhûmun evâyil-i devletinde ekber-i ümerâ olan Esedüddîn Şîrkûh, vükelâ ve ümerâdan ve sâyir aʿyân-ı memleketden baʿzı emlâk u ‘akār gasb edüp, ol sebeb ile ümerây-ı sâyire dahi halkdan gasben ve zulmen şeyʾ almağa başladıklarında, Nûreddîn'in semʿine ilkā olunduğu gibi bir Dâru'l-ʿadl binasını fermân eyledi. Şol resm üzere ki, mevzıʿ-ı Sultân ve mevâzıʿ-ı ümerâ başka başka olup, mezâhib-i erbaʿa kudâtı ve müftîleriyçün mahsûs mevziʿ taʿyîni ile icrây-ı ahkâm-ı şerʿiyye oluna. Bu vechile Dâru'l-ʿadl binâsına şurûʿ olunduğunu Esedüddîn istimâʿ etdikde, bahr-ı tefekküre dalup: “Nûreddîn'in ʿadl ü siyâseti şark u garb ehline maʿlûm ve ümerâ ve asker anın havfından mûm olmuşlar iken, Dâru'l-ʿadl binâsına ihtiyâc yoğidi. Gālibâ bu Dâru'l-ʿadl benim içün binâ olunuyor” deyüp, taht-ı yedinde olan ümerâ ve ʿummâlı ihzâr edüp: “Nureddîn, Dâru'l-ʿadl binâ edeyor. Gālibâ bizim içün olmak gerekdir. Şöyle ki, eğer benden ve eğer sizden şahs-ı vâhid şikâyet etmek ihtimâli olursa, sizleri bilâ-teʾhîr katl ederim” deyü tenbîh-i ekîd eyledi. Anlar dahi âzürde-hâtır etdikleri kimesneleri birer tarîk ile ırzâ vü iskât edüp, cümlesiyle sulh oldular. Dâru'l-ʿadl temâm olup,\nNureddîn, vüzerâ ve ʿulemâ ile Dîvân'ı teşrîf eyledikde, bir kimse gelüp, şikâyet ve vükelâ ve etbâʿdan dâd-hâh olmamağla, Nûreddîn'in [Ü4 169b] vefâtına dek ol Dâru'l-ʿadl hâlî vü battâl kaldı. Bu sûretde icrây-ı ʿadle muhtass Dîvân-ı Mülûkâne müteʿayyin olmak, ʿummâlin havf u haşyetine ve halkın itmi'nân-ı kalb ve rahatına [V 40b] bâʿisdir. Düvel-i mâzıyye pâdişâhlarının senede bir niçe muʿayyen günleri var idi. Anda âşikâre oturup, kavî vü zaʿîf, vazîʿ u şerîf kim olursa izin verilüp, bizzât Pâdişâh ile mülâkāt ve ahvâlini ʿarz eder idi. Ana \"Birr-i ʿÂm\" derlerdi. Giderek baʿzı mevâniʿ zuhûruyla bu ʿâdet terk olunup, her devlet istimâʿ-ı deʿâvî ve fasl-ı husûm içün birer tavır ile taʿyîn-i evkāt eyledikleri maʿlûmdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç gün mukaddem Hanya muhâfazası tevcîh olunan Vezîr Mustafa Paşa baʿzı emrâz-ı cân-güdâz ile sahrây-ı fesîhu'l-ercây-ı ʿukbâya ʿalem-efrâz olup, mansıbı mahlûl ve muhâfaza-ı mezkûreye birinin taʿyîni re'y-i maʿkūl olduğuna binâ'en, Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından olup, hâlâ Cebeci-başı bulunan ʿOsmân Bey, ʿan-asl Vezîr-zâde ve vekāyiʿ-i Mısrıyye'de ikdâm ü gayreti ferâde ferâde maʿlûm-i Sadr-ı mekârim-ʿâde olduğuna binâ'en, kemâl-i istihkāk u istîhâli, bâ-takrîr hâk-i kadem-i hazret-i Cihân-bânî'ye niyâz-gûne ifâde olundukda, ʿarz-ı cenâb-ı Sadâret-penâhî'ye müsâʿade olunup, Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi birinci Cuma günü esbâb-ı Vezâret'i Bâb-ı ʿâlî'de âmâde kılındıkdan sonra, daʿvetine âdem firistâde olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh daʿvete icâbet ve huzûr-ı Sadru's-sudûr'da iktisây-ı hilʿat-ı Vezâret ve Hanya Muhâfızlığı ile iktisâb-ı [Ü4 170a] mâye-i meserret eyledi.",
          "caption": "Fevt-i Muhâfız-ı Hanya Vezîr Mustafa Paşa ve ihsân-ı Vezâret be-Ser-cebeciyân-ı Dergâh-ı âlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_777.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Muhâfız-ı Hanya Vezîr Mustafa Paşa ve ihsân-ı Vezâret be-Ser-cebeciyân-ı Dergâh-ı âlî",
          "text": "Birkaç gün mukaddem Hanya muhâfazası tevcîh olunan Vezîr Mustafa Paşa baʿzı emrâz-ı cân-güdâz ile sahrây-ı fesîhu'l-ercây-ı ʿukbâya ʿalem-efrâz olup, mansıbı mahlûl ve muhâfaza-ı mezkûreye birinin taʿyîni re'y-i maʿkūl olduğuna binâ'en, Dergâh-ı ʿâlî kapucubaşılarından olup, hâlâ Cebeci-başı bulunan ʿOsmân Bey, ʿan-asl Vezîr-zâde ve vekāyiʿ-i Mısrıyye'de ikdâm ü gayreti ferâde ferâde maʿlûm-i Sadr-ı mekârim-ʿâde olduğuna binâ'en, kemâl-i istihkāk u istîhâli, bâ-takrîr hâk-i kadem-i hazret-i Cihân-bânî'ye niyâz-gûne ifâde olundukda, ʿarz-ı cenâb-ı Sadâret-penâhî'ye müsâʿade olunup, Şaʿbân-ı şerîf'in yirmi birinci Cuma günü esbâb-ı Vezâret'i Bâb-ı ʿâlî'de âmâde kılındıkdan sonra, daʿvetine âdem firistâde olunmuşidi. Mîr-i mûmâ ileyh daʿvete icâbet ve huzûr-ı Sadru's-sudûr'da iktisây-ı hilʿat-ı Vezâret ve Hanya Muhâfızlığı ile iktisâb-ı [Ü4 170a] mâye-i meserret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ʿale'd-devâm Rütbe-i Vezâret'e irtikāy-ı nükāve-i merâm edüp, taleb-i meʿâlî ile teveccüh ü ikdâm, ʿâkıbet husûl-i matlabına ʿillet-i tâmm oldu. ʿÂciz olan [V 41a]\nkimse kesel ü batâleti tevekkül ve kasr-ı himmeti kanâʿat ʿaddiyle izhâr-ı teseffül edüp, bilmez ki, bülendî-himmet ve irtiyâd-ı ʿizz ü rifʿat ile bezl-i niʿmetden atyeb makām yokdur. Zîrâ kuʿûd-ı ahlâk, havâlifden ve kanâʿat, tibâʿ-ı bühümdendir. Derecât-ı himeme iʿtilâ, ʿuyûn-ı ümemde şahsı müteʿazzim ü bâlâ gösterüp, sâhibini niçe umûr-ı hayriyyeye ʿillet ve sunûf-ı mehâsin-i aʿmâle âlet eder. Biz yine sadede gelelim. Münhall olan Cebeci-başılık dahi Haleb Kethudâsı-zâde Kapucu-başı Saʿîd Ağa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve ol dahi memnûn-i lutf u mürüvvet kılındı. Mütevaffây-ı müşârun ileyh Sadr-ı esbak Hazînedâr ʿAli Paşa'nın Hazînedâr'ı olup, Paşa'sı vefâtından sonra iki yüz iki seferinde Vezîr Ağa Hasan Paşa'ya Kethudâ ve Kapucu-başılık Rütbesi'ne pâ-nihâde-i iʿtilâ olup, sefer ʿavdetinde Lağımcı-başı, baʿdehû Mora Muhassılı ve iki tûğ ile kadri müstaʿlî olup, çok geçmeden Vezâret'e nâyil ve merreten-baʿde-uhrâ Mora Muhassıllığı ile hilâl-i iʿtibârı bedr-i kâmil olmuşidi. Târîh-i mezkûrda İnebahtı'dan Hanya tevcîh olunup, kable'l-hareke fezleke-i ʿömrü hitâm ve aʿdâd-ı enfâsı encâm buldu. Müşârun ileyh Gürcî-nijâd, pâk-i iʿtikād, mütedeyyin ü sâlih, akrânına râcih, seyr ü hareketi muktesid ve siniyy-i ʿömrü derece-i sittîne müstenid idi.",
          "caption": "Zamîme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_778.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zamîme",
          "text": "Müşârun ileyh ʿale'd-devâm Rütbe-i Vezâret'e irtikāy-ı nükāve-i merâm edüp, taleb-i meʿâlî ile teveccüh ü ikdâm, ʿâkıbet husûl-i matlabına ʿillet-i tâmm oldu. ʿÂciz olan [V 41a]\nkimse kesel ü batâleti tevekkül ve kasr-ı himmeti kanâʿat ʿaddiyle izhâr-ı teseffül edüp, bilmez ki, bülendî-himmet ve irtiyâd-ı ʿizz ü rifʿat ile bezl-i niʿmetden atyeb makām yokdur. Zîrâ kuʿûd-ı ahlâk, havâlifden ve kanâʿat, tibâʿ-ı bühümdendir. Derecât-ı himeme iʿtilâ, ʿuyûn-ı ümemde şahsı müteʿazzim ü bâlâ gösterüp, sâhibini niçe umûr-ı hayriyyeye ʿillet ve sunûf-ı mehâsin-i aʿmâle âlet eder. Biz yine sadede gelelim. Münhall olan Cebeci-başılık dahi Haleb Kethudâsı-zâde Kapucu-başı Saʿîd Ağa'ya tevcîh ü ʿinâyet ve ol dahi memnûn-i lutf u mürüvvet kılındı. Mütevaffây-ı müşârun ileyh Sadr-ı esbak Hazînedâr ʿAli Paşa'nın Hazînedâr'ı olup, Paşa'sı vefâtından sonra iki yüz iki seferinde Vezîr Ağa Hasan Paşa'ya Kethudâ ve Kapucu-başılık Rütbesi'ne pâ-nihâde-i iʿtilâ olup, sefer ʿavdetinde Lağımcı-başı, baʿdehû Mora Muhassılı ve iki tûğ ile kadri müstaʿlî olup, çok geçmeden Vezâret'e nâyil ve merreten-baʿde-uhrâ Mora Muhassıllığı ile hilâl-i iʿtibârı bedr-i kâmil olmuşidi. Târîh-i mezkûrda İnebahtı'dan Hanya tevcîh olunup, kable'l-hareke fezleke-i ʿömrü hitâm ve aʿdâd-ı enfâsı encâm buldu. Müşârun ileyh Gürcî-nijâd, pâk-i iʿtikād, mütedeyyin ü sâlih, akrânına râcih, seyr ü hareketi muktesid ve siniyy-i ʿömrü derece-i sittîne müstenid idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki yüz on sekiz senesi Muharrem'i gurresinden zabt etmek üzere Şâm-ı şerîf Kazâsı, Haleb'den maʿzûl Hammâmî-zâde [Ü4 170b] Mehmed Râşid Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, sâl-i mezkûr Şaʿbân'ı gurresinden mutasarrıf olmak üzere Murâd-zâde Mehmed Rızâ Efendi'ye ve Selânik Kazâsı, gurre-i Receb'de [V 41b] zabt olunmak üzere Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Ramazân-ı şerîf gurresinden iʿtibâr ile Kalyonî-zâde\nes-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Üsküdâr Kazâsı, Cumâdelûlâ gurresinde mutasarrıf olmak üzere Tevfik Efendi hafîdi es-Seyyid Mehmed Sâdık Efendi'ye tevcîh olundu. Sâbıkā Galata Kadısı olup, hazret-i Hâlid Kasabası'nda vâki' ebniyyeye mukaddemâ Emîn olan Haffâf-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin bi-hasebi'r-rütbe râddesinde bulunanlardan kıdemi zâhir iken, hücûm-i şeyb ü herem ile meşakkat-i sefere tâb-âver olamayacağını tasrîh ve rızâ vü ihtiyârıyla Şâm Pâyesi'ni taleb ü telmîh etmekle, iki yüz on sekiz Şevvâl'i gurresinden iʿtibâr ile on yedi Şaʿbân'ının yirmi altıncı günü Şâm-ı şerîf Kazâsı'yla taltîf olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_779.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "İki yüz on sekiz senesi Muharrem'i gurresinden zabt etmek üzere Şâm-ı şerîf Kazâsı, Haleb'den maʿzûl Hammâmî-zâde [Ü4 170b] Mehmed Râşid Efendi'ye ve İzmir Kazâsı, sâl-i mezkûr Şaʿbân'ı gurresinden mutasarrıf olmak üzere Murâd-zâde Mehmed Rızâ Efendi'ye ve Selânik Kazâsı, gurre-i Receb'de [V 41b] zabt olunmak üzere Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Ramazân-ı şerîf gurresinden iʿtibâr ile Kalyonî-zâde\nes-Seyyid Mehmed Efendi'ye ve Üsküdâr Kazâsı, Cumâdelûlâ gurresinde mutasarrıf olmak üzere Tevfik Efendi hafîdi es-Seyyid Mehmed Sâdık Efendi'ye tevcîh olundu. Sâbıkā Galata Kadısı olup, hazret-i Hâlid Kasabası'nda vâki' ebniyyeye mukaddemâ Emîn olan Haffâf-zâde Mehmed Emîn Efendi'nin bi-hasebi'r-rütbe râddesinde bulunanlardan kıdemi zâhir iken, hücûm-i şeyb ü herem ile meşakkat-i sefere tâb-âver olamayacağını tasrîh ve rızâ vü ihtiyârıyla Şâm Pâyesi'ni taleb ü telmîh etmekle, iki yüz on sekiz Şevvâl'i gurresinden iʿtibâr ile on yedi Şaʿbân'ının yirmi altıncı günü Şâm-ı şerîf Kazâsı'yla taltîf olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye dâmet mâ-dâreti'l-ecrâmü'l-felekiyye Françelü ile kemâ-fi'l-evvel ʿakd-i şurût-ı müsâleme ve terk-i mutârade vü muhâsama edüp, Paris'de İkāmet Elçisi olarak bir kimsenin meʾmûriyyetinde şuʾûnât-ı mülkiyyeye dayir baʿzı fevâyid vârid-i hâtır olduğuna binâʾen, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan olup, fıtnat u zekâsı zâhir ve bu hıdmetin idâresine muktedir olan Hâlet Efendi, işbu Ramazân-ı şerîf'in dördüncü günü Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat olunup, Paris'e vardıkda, Françe ve sâyir [Ü4 171a] Avrupa'da vâkiʿ olan havâdisâtı tashîh ve gass ü semînini tenkīh ve hurûf-ı maʿhûde ile refte refte Der-i devlet-medâr'a tahrîr eylemesi, taraf-ı Sadr-ı müşterî-tedbîr'den bi'l-müvâcehe mûmâ ileyhe teʾkîd ü tezkîr olundu.",
          "caption": "Sefîr-i Françe-şüden-i Hâlet Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_780.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Sefîr-i Françe-şüden-i Hâlet Efendi",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye dâmet mâ-dâreti'l-ecrâmü'l-felekiyye Françelü ile kemâ-fi'l-evvel ʿakd-i şurût-ı müsâleme ve terk-i mutârade vü muhâsama edüp, Paris'de İkāmet Elçisi olarak bir kimsenin meʾmûriyyetinde şuʾûnât-ı mülkiyyeye dayir baʿzı fevâyid vârid-i hâtır olduğuna binâʾen, hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan olup, fıtnat u zekâsı zâhir ve bu hıdmetin idâresine muktedir olan Hâlet Efendi, işbu Ramazân-ı şerîf'in dördüncü günü Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat olunup, Paris'e vardıkda, Françe ve sâyir [Ü4 171a] Avrupa'da vâkiʿ olan havâdisâtı tashîh ve gass ü semînini tenkīh ve hurûf-ı maʿhûde ile refte refte Der-i devlet-medâr'a tahrîr eylemesi, taraf-ı Sadr-ı müşterî-tedbîr'den bi'l-müvâcehe mûmâ ileyhe teʾkîd ü tezkîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tefâsîl-i ahvâlî maʿlûm-i esâfil ü eʿâlî olan Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa'ya mukaddemâ Silistre Eyâleti ʿinâyet olunup, o tarafa hatve-cünbân-ı ʿazîmet olmuşidi. Müşârun ileyhin kapusu halkı mükemmel ve sevret-i sâbıkası, il ve memleket halkını matmûre-nişîn-i havf u vecel edüp, Silistreli her hâlde irâde-i Şâhâne'ye gerden-pîç-i tavk u inkıyâd olduklarını ifâde ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm gibi muʿtedil dâyire ile şehre duhûlünü iltimâs u irâde etmişler idi. Müşârun ileyhe henûz tuma'nînet-i küllî hâsıl olmadığından, tefrîk-ı etbâʿ u havâşîden mütecânif ve ehâlî dahi kesret-i dâyiresinden tevellüd edecek teʿaddiyyât u mezâlimden hâyif ve iki taraf bu hâl-i ʿacîb ile âvâre-i deşt-i hayret oldukları, maʿlûm-i Şehriyâr-ı İskender-maʿdelet olup, tarafeyni tervîh kasdıyla şehr-i Ramazân-ı şerîf'in beşinci günü ʿOsmân Paşa'ya Anadolu Eyâleti tevcîh ü ʿinâyet ve Silistre mansıbı, Vezîr Yûsuf Paşa'ya ihsân olunup, üslûb-ı hakîmâne ile gāyile-i mezkûrenin indifâʿına mübâderet olundu.",
          "caption": "[V 45a] Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu ve Silistre",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_781.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "[V 45a] Tevcîh-i Eyâlet-i Anadolu ve Silistre",
          "text": "Tefâsîl-i ahvâlî maʿlûm-i esâfil ü eʿâlî olan Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa'ya mukaddemâ Silistre Eyâleti ʿinâyet olunup, o tarafa hatve-cünbân-ı ʿazîmet olmuşidi. Müşârun ileyhin kapusu halkı mükemmel ve sevret-i sâbıkası, il ve memleket halkını matmûre-nişîn-i havf u vecel edüp, Silistreli her hâlde irâde-i Şâhâne'ye gerden-pîç-i tavk u inkıyâd olduklarını ifâde ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm gibi muʿtedil dâyire ile şehre duhûlünü iltimâs u irâde etmişler idi. Müşârun ileyhe henûz tuma'nînet-i küllî hâsıl olmadığından, tefrîk-ı etbâʿ u havâşîden mütecânif ve ehâlî dahi kesret-i dâyiresinden tevellüd edecek teʿaddiyyât u mezâlimden hâyif ve iki taraf bu hâl-i ʿacîb ile âvâre-i deşt-i hayret oldukları, maʿlûm-i Şehriyâr-ı İskender-maʿdelet olup, tarafeyni tervîh kasdıyla şehr-i Ramazân-ı şerîf'in beşinci günü ʿOsmân Paşa'ya Anadolu Eyâleti tevcîh ü ʿinâyet ve Silistre mansıbı, Vezîr Yûsuf Paşa'ya ihsân olunup, üslûb-ı hakîmâne ile gāyile-i mezkûrenin indifâʿına mübâderet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı sıyâm, resîde-i hayyiz-i encâm ve leyletü'l-ʿîd, erkân-ı devlet bi'l-cümle Serây-ı hümâyûn'da müctemaʿ olup, ʿale's-seher Şehriyâr-ı melek-peyker, mânend-i hûrşîd-i enver, ufk-ı Saltanat'dan tâliʿ ve duʿây-ı serhengân, müşennef-sâz-ı mesâmiʿ olup, ibtidâ Sadr-ı sütûde-şiyem dâmen-bûs-ı Şâhâne ile [Ü4 171b] dil-şâd u hurrem ve sâyir vüzerâ ve ricâl-i devlet ve Ocağlu telsîm-i âstîn ile sunûf-ı mübâhâte karîn oldukdan sonra, Şeyhulislâm ve sudûr-ı kirâm ve mevâlî ve müderrisîn ʿalâ-merâtibihim takbîl-i dâmen ü zeyl ile şâd-kâm ve resm-i tehniyyet-i ʿîd hıtâmında [V 45b] Şehinşâh-ı ʿâlem-penâh dâme fî hifzi'l-İlâh hazretleri ol rûz-ı fîrûza mahsûs âlây-ı dilârâ ile Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne ikbâl ve edây-ı salâtdan sonra, Serây-ı dil-güşâlarına imâle-i licâm-ı şevket ü iclâl eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_782.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd",
          "text": "Mâh-ı sıyâm, resîde-i hayyiz-i encâm ve leyletü'l-ʿîd, erkân-ı devlet bi'l-cümle Serây-ı hümâyûn'da müctemaʿ olup, ʿale's-seher Şehriyâr-ı melek-peyker, mânend-i hûrşîd-i enver, ufk-ı Saltanat'dan tâliʿ ve duʿây-ı serhengân, müşennef-sâz-ı mesâmiʿ olup, ibtidâ Sadr-ı sütûde-şiyem dâmen-bûs-ı Şâhâne ile [Ü4 171b] dil-şâd u hurrem ve sâyir vüzerâ ve ricâl-i devlet ve Ocağlu telsîm-i âstîn ile sunûf-ı mübâhâte karîn oldukdan sonra, Şeyhulislâm ve sudûr-ı kirâm ve mevâlî ve müderrisîn ʿalâ-merâtibihim takbîl-i dâmen ü zeyl ile şâd-kâm ve resm-i tehniyyet-i ʿîd hıtâmında [V 45b] Şehinşâh-ı ʿâlem-penâh dâme fî hifzi'l-İlâh hazretleri ol rûz-ı fîrûza mahsûs âlây-ı dilârâ ile Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne ikbâl ve edây-ı salâtdan sonra, Serây-ı dil-güşâlarına imâle-i licâm-ı şevket ü iclâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin beşinci Sebt günü resm-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb bi-esrihim ibkā ve yalnız Çavuş-başılık ile sâbıkā Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı âlî ʿOsmân Efendi'nin sebze-zâr-ı emeli irvâ olunup, defterdârân-ı emvâl-i hazret-i Şehinşâhî, ʿizzet-i ibkā vü takrîr ile mübâhî ve Nişancılık hıdmetiyle sâbıkā Rikâb Defterdârı Feyzullah Efendi tahkīk-ı tarîk ve Defter Emâneti ile Râsih Mustafa Efendi'nin necm-i kevkeb-i ikbâli rahşende vü berîk olup, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı Firdevsî Efendi'ye tahsîs olunup, Baş-muhasebe mansıbını Françe'de bir müddet sefâret tarîkıyla ikāmet ve ba'de's-sulh Âsitâne'ye ʿavdet eden Moravî ʿAli Efendi tahlîs eyledi. Şehir ve Darb-hâne emânetleri ibkāsıyla mutasarrıflarının risâle-i ikbâlleri takrîz ve Tersâne Emâneti, Çelebi Reşîd Mustafa Efendi'ye ve Matbah Emâneti, Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey'e ve Arpa Emâneti, ʿAzmî Ahmed Efendi'ye tefvîz olunup, Barut-hâne Nezâreti, Râgıb Efendi'ye ibkā ve Anadolu Muhâsebeciliği [Ü4 172a] Çukadar Ağalığı'ndan muhrec Hasan Efendi'ye ve Süvârî Mukābeleciliği ile Teşrîfâtî-yi esbak Hacı Mustafa Efendi kâm-revâ kılınup, Kalyonlar Kâtibi Tâhir Ağa-zâde Emîn Efendi, Cebe-hâne binâsına me'mûr olmak hasebiyle bi-tarîkı'n-nakl Haremeyn Muhâsebeciliği ile tatyîb ve Yeniçeri Kitâbeti ile Yazıcı-yı esbak ʿOsmân Efendi tatrîb [V 46a] olundu. Sipâh Kitâbeti, Lala Mehmed Efendi'ye, Silahdâr Kitâbeti, ʿAffân Bey'e, Cizye Muhâsebesi, ʿismetlü Hadîce Sultân Kethudâsı Hüseyin Efendi'ye, Mevkūfât, sâbıkā Küçük Tezkireci İbrâhîm ʿAfîf Efendi'ye, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti, İspir Ağa Mühürdârı Emîn Efendi'ye, Mâliyye Tezkireciliği, Sâhib Efendi'ye, Kalyonlar Kitâbeti, Zindân Kâtibi'ne, Küçük Rûznâme, Halîl Paşa Vekîlharcı Seyyid Mehmed Efendi'ye, Piyâde Mukābeleciliği, Üsküdar'da olan Ebniye-i Mîrî Emîni Hüseyin Efendi'ye, Küçük Evkāf, sâbıkā Re'îs Kîsedârı Mustafa Efendi'ye, Haremeyn Mukātaʿacılığı, Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa Hazînedârı ʿAbdülhayy Efendi'ye, Cebeciler Kitâbeti, Nûrî Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına ihâle olunup, ʿadem-i ittisâʿ sebebi ile mansıbdan mahrûm olanlar dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile mesrûr ü ferhân kılındılar. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mutasarrıf oldukları menâsıbın ekseri ibkā vü takrîr olunup, ancak Erzurum Eyâleti, Sivas Vâlîsi Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'ya ve Sivas,\nselefi Vezîr Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa'ya ve Hanya muhâfazası, Vezîr Seyyid Mûsâ Paşa'ya ve Adana Eyâleti, Filibeli Çelebi Seyyid ʿÖmer Paşa'ya ve Selânik Sancağı, Vezâret'i ibkāsıyla [Ü4 172b] Vânî Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Koca-ili Sancağı, Cebeci-başılık'dan muhrec Vezîr ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olundu.",
          "caption": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_783.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı tevcîhât",
          "text": "İşbu Şevvâlü'l-mükerremin beşinci Sebt günü resm-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vâkiʿ olup, ricâl-i bâb bi-esrihim ibkā ve yalnız Çavuş-başılık ile sâbıkā Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı âlî ʿOsmân Efendi'nin sebze-zâr-ı emeli irvâ olunup, defterdârân-ı emvâl-i hazret-i Şehinşâhî, ʿizzet-i ibkā vü takrîr ile mübâhî ve Nişancılık hıdmetiyle sâbıkā Rikâb Defterdârı Feyzullah Efendi tahkīk-ı tarîk ve Defter Emâneti ile Râsih Mustafa Efendi'nin necm-i kevkeb-i ikbâli rahşende vü berîk olup, Rûznâmçe-i Evvel mansıbı Firdevsî Efendi'ye tahsîs olunup, Baş-muhasebe mansıbını Françe'de bir müddet sefâret tarîkıyla ikāmet ve ba'de's-sulh Âsitâne'ye ʿavdet eden Moravî ʿAli Efendi tahlîs eyledi. Şehir ve Darb-hâne emânetleri ibkāsıyla mutasarrıflarının risâle-i ikbâlleri takrîz ve Tersâne Emâneti, Çelebi Reşîd Mustafa Efendi'ye ve Matbah Emâneti, Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey'e ve Arpa Emâneti, ʿAzmî Ahmed Efendi'ye tefvîz olunup, Barut-hâne Nezâreti, Râgıb Efendi'ye ibkā ve Anadolu Muhâsebeciliği [Ü4 172a] Çukadar Ağalığı'ndan muhrec Hasan Efendi'ye ve Süvârî Mukābeleciliği ile Teşrîfâtî-yi esbak Hacı Mustafa Efendi kâm-revâ kılınup, Kalyonlar Kâtibi Tâhir Ağa-zâde Emîn Efendi, Cebe-hâne binâsına me'mûr olmak hasebiyle bi-tarîkı'n-nakl Haremeyn Muhâsebeciliği ile tatyîb ve Yeniçeri Kitâbeti ile Yazıcı-yı esbak ʿOsmân Efendi tatrîb [V 46a] olundu. Sipâh Kitâbeti, Lala Mehmed Efendi'ye, Silahdâr Kitâbeti, ʿAffân Bey'e, Cizye Muhâsebesi, ʿismetlü Hadîce Sultân Kethudâsı Hüseyin Efendi'ye, Mevkūfât, sâbıkā Küçük Tezkireci İbrâhîm ʿAfîf Efendi'ye, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti, İspir Ağa Mühürdârı Emîn Efendi'ye, Mâliyye Tezkireciliği, Sâhib Efendi'ye, Kalyonlar Kitâbeti, Zindân Kâtibi'ne, Küçük Rûznâme, Halîl Paşa Vekîlharcı Seyyid Mehmed Efendi'ye, Piyâde Mukābeleciliği, Üsküdar'da olan Ebniye-i Mîrî Emîni Hüseyin Efendi'ye, Küçük Evkāf, sâbıkā Re'îs Kîsedârı Mustafa Efendi'ye, Haremeyn Mukātaʿacılığı, Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa Hazînedârı ʿAbdülhayy Efendi'ye, Cebeciler Kitâbeti, Nûrî Efendi'ye tevcîh ü ihsân ve sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına ihâle olunup, ʿadem-i ittisâʿ sebebi ile mansıbdan mahrûm olanlar dahi ʿatâyây-ı Şâhâne ile mesrûr ü ferhân kılındılar. Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının mutasarrıf oldukları menâsıbın ekseri ibkā vü takrîr olunup, ancak Erzurum Eyâleti, Sivas Vâlîsi Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'ya ve Sivas,\nselefi Vezîr Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa'ya ve Hanya muhâfazası, Vezîr Seyyid Mûsâ Paşa'ya ve Adana Eyâleti, Filibeli Çelebi Seyyid ʿÖmer Paşa'ya ve Selânik Sancağı, Vezâret'i ibkāsıyla [Ü4 172b] Vânî Seyyid Mehmed Paşa'ya ve Koca-ili Sancağı, Cebeci-başılık'dan muhrec Vezîr ʿOsmân Paşa'ya tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâl'in dokuzuncu Salı gicesi sâʿat beş buçukda iken, Irgad Bâzârı'nda âteş zuhûr edüp, şiddet-i rûzgâr ve kurbiyyet-i bâzâr, cümleyi meslûbü'l-ıstıbâr etmişiken, [V 46b] birkaç dükkân ihtirâkından sonra âteş-i zâtü'd-dırâm-ı nâr, ıntıfâ-kerde-i fazl-ı Kird-gâr oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk der-Bâzâr-ı Irgad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_784.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk der-Bâzâr-ı Irgad",
          "text": "Şevvâl'in dokuzuncu Salı gicesi sâʿat beş buçukda iken, Irgad Bâzârı'nda âteş zuhûr edüp, şiddet-i rûzgâr ve kurbiyyet-i bâzâr, cümleyi meslûbü'l-ıstıbâr etmişiken, [V 46b] birkaç dükkân ihtirâkından sonra âteş-i zâtü'd-dırâm-ı nâr, ıntıfâ-kerde-i fazl-ı Kird-gâr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukaddemâ zuhûr eden harîk sebebi ile tâyife-i cebeciyân medhûş ve kışlalarında temekkün eden zâbitân ve neferât bî-mekân u hâne-ber-dûş olduklarına binâʾen, bir mahall-i münâsibde îvâları muktezî olup, mukaddemâ ʿarabacıların terk etdikleri kışlalar hâlî olduğundan, şimdilik mahall-i mezkûrda iskân ve kışlalarına Arslan-hâne vasl u zamm olunarak vazʿ-ı esâs olunmak emr ü fermân olunup, mesârıfı cânib-i mîrîden ruʿyet olunmak üzere baʿde'l-ʿÎd bir vakt-i mübârek ihtiyâr ve hafr u vazʿ-ı bünyâd ile binâsına hasr-ı sâʿid-i ictihâd kılındı.",
          "caption": "Zikr-i binây-ı Cebe-hâne-i ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_785.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i binây-ı Cebe-hâne-i ʿâmire",
          "text": "Mukaddemâ zuhûr eden harîk sebebi ile tâyife-i cebeciyân medhûş ve kışlalarında temekkün eden zâbitân ve neferât bî-mekân u hâne-ber-dûş olduklarına binâʾen, bir mahall-i münâsibde îvâları muktezî olup, mukaddemâ ʿarabacıların terk etdikleri kışlalar hâlî olduğundan, şimdilik mahall-i mezkûrda iskân ve kışlalarına Arslan-hâne vasl u zamm olunarak vazʿ-ı esâs olunmak emr ü fermân olunup, mesârıfı cânib-i mîrîden ruʿyet olunmak üzere baʿde'l-ʿÎd bir vakt-i mübârek ihtiyâr ve hafr u vazʿ-ı bünyâd ile binâsına hasr-ı sâʿid-i ictihâd kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke-i mükerreme Kazâsı Pâyesi'yle meşâhîr-i mevâlî-yi ʿizâmdan olan İsmâʿîl Müfîd Efendi, gül-zâr-ı nâ-pâydâr-ı rüzgârda bir zemân gülçîn-i ʿömr-i nâzenîn ve râdde-i ʿömrü mütenâhiz-i ʿakd-i hams ve semânîn oldukda, ʿâzim-i serâbistân-ı huld-i berîn olup, Davud-paşa Câmiʿi Hazîresi'nde defn ile o tavd-ı bâzıh-ı fazl ü ʿirfân, aʿyün-i nâsdan pûşîde vü pinhân oldu. Mûmâ ileyh câmiʿ-i mezkûr kurbünde sâkin \"Attâr ʿAli\" nâm kimesnenin sulbünden bin yüz otuz iki târîhinde zuhûr edüp, fark-ı zemîn ü âsumân ve temyîz-i tâmm [Ü4 173a] u\nnoksân eyledikde, refte refte mukaddimât-ı ʿulûmu tahsîl ve Eğri-kapulu ve sâyir hattâtlardan temeşşuk ile san'at-ı kitâbeti ahsen-i nesak üzere tekmîl etmişidi. Muhaddis Kudsî Efendi'den ʿilm-i hadîs-i şerîfi ahz u telakkī ve Akkermanî Efendi'nin dersine müdâvemet [V 47a] ile yevmen-fe-yevmen rütbe-i haysiyyeti kesb-i terakkī edüp, Konevî İsmâʿîl Efendi'den me'zûn ve tahsîl-i ruhsat-ı neşr-i ʿulûm ile rütbe-i kadr ü iʿtibârı efzûn olmuşidi. Mir'ât-ı tabʿı meclây-ı suver-i hakīkat olmağa müstaʿidd ve yekke-süvârân-ı meydân-ı tarîkat-ı ʿaliyyenin birinden müstemidd olmak üzere bârika-i şevk u ʿizâmı mütevakkıd olup, civâr-ı hazret-i Hâlid'de tehzîb-i ahlâk ile tekmîl-i nefs ve tahsîl-i rızây-ı Hakk zımnında sarf-ı yevm ü ems eden ser-i tarîk-ı Nakşîbendî Nidâyî Şeyh Abdullah Efendi'den inâbet ve iktisây-ı hırka-i vecd ü mahabbet edüp, izniyle dâhil-i silk-i ʿulemây-ı rüsûm ve yetmiş iki senesi imtihanında mâhiyyeti maʿlûm ve neyl-i ru'ûs ile mazhar-ı lutf-ı cenâb-ı Kayyûm olup, iki yüz bir senesinde Kazâ'-ı Üsküdâr ile mükerrem ve on bir târîhinde Edirne Kazâsı'yla dilşâd u hurrem olup, gazâret-i ʿilm ü fazlı resîde-i sâmiʿ-i hümâyûn ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle mutayyeb ü memnûn oldu. Eyyâm-ı sayfda Anadolu Hisârı'nda vâkiʿ sâhilhânesinde ve eyyâm-ı şitâda menzilinde neşr-i ʿulûm ve tasnîf-i kütüb ile iştigāl ve ʿömrü girân-mâyesini ʿadem-i tazyîʿ ile “Hayru'n-nâs men yenfaʿu'n-nâs” emr-i celîline imtisâl edüp, Ramazân-ı şerîf'de ʿillet-i şeyb ü herem, matıyyetü'l-ʿilm olan vücûd-ı bihbûdunu mübtelây-ı derd ü sekam eyleyüp, Şevvâl'in beşinci günü ders-i nüsha-i ʿömrünü [Ü4 173b] itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm edüp, haber-i mevtini istimâʿ eden erbâb-ı fazl u ʿirfân, “Mevtü'l-ʿâlimi mevtü'l-ʿâlemi” mefhûmu üzere ıtlâk-ı zimâm-ı nâle vü figān ve hasret-i fikdânıyla çâk-ı girîbân eylediler.\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh ʿulûm-ı şettâda bahr-ı zâhır ve meʿârif ü kemâlâtda hâyiz-i kasabü's-sebak-ı [V 47b] “Kem tereke'l-evvelü li'l-âhir” olup, muhaddis-i sahîhu'l-isnâd ve mütekellim-i pâk-iʿtikād, şiʿr ü inşâya kādir, salâh-ı hâl ve nekāy-ı bâl ile müştehir idi. Erbaʿîn-i İmâm Nevevî ve Delâyilü'l-Hayrât ve Şemâ'il-i Şerîfe ve Ahlâk-ı ʿAdudiyye'ye birer şerh-i metîn yazup, mutâlaʿa edenlere gazâret-i ʿilm ve ittisâʿ-ı maʿlûmâtı zâhirdir. Bundan başka Tefsîr-i Beyzâvî ve müstakıllen Nebe' Sûresi'ne hâşiye tahrîr ve niçe dekāyık u hakāyık îrâdıyla sened-i mâhiyyetini tenvîr eyledi. Nûniyye ve Bürde-i Şerîfe'yi dahi şerh eylediğinden gayri, Şerh-i Fenârî ve ʿİsâm İstiʿâre'si ve Taşköprü-zâde'nin Âdâb Şerhi üzerine taʿlîkātı olup, İbn-i Melek'in Menâr Şerhi'ni ve Kenzü'l-ʿUmmân'ı ihtisâr ve Kudûrî ile Fıkh-ı Keydânî'yi ve Câmî'nin Levâyih'ini Türkî'ye terceme ile zâtına vedîʿa-i Hakk olan tasarrufât-ı ʿilmiyyeyi vâreste-i kayd-ı tevârî vü istitâr eyledi.",
          "caption": "Fevt-i İsmâʿîl Müfîd Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_786.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i İsmâʿîl Müfîd Efendi",
          "text": "Mekke-i mükerreme Kazâsı Pâyesi'yle meşâhîr-i mevâlî-yi ʿizâmdan olan İsmâʿîl Müfîd Efendi, gül-zâr-ı nâ-pâydâr-ı rüzgârda bir zemân gülçîn-i ʿömr-i nâzenîn ve râdde-i ʿömrü mütenâhiz-i ʿakd-i hams ve semânîn oldukda, ʿâzim-i serâbistân-ı huld-i berîn olup, Davud-paşa Câmiʿi Hazîresi'nde defn ile o tavd-ı bâzıh-ı fazl ü ʿirfân, aʿyün-i nâsdan pûşîde vü pinhân oldu. Mûmâ ileyh câmiʿ-i mezkûr kurbünde sâkin \"Attâr ʿAli\" nâm kimesnenin sulbünden bin yüz otuz iki târîhinde zuhûr edüp, fark-ı zemîn ü âsumân ve temyîz-i tâmm [Ü4 173a] u\nnoksân eyledikde, refte refte mukaddimât-ı ʿulûmu tahsîl ve Eğri-kapulu ve sâyir hattâtlardan temeşşuk ile san'at-ı kitâbeti ahsen-i nesak üzere tekmîl etmişidi. Muhaddis Kudsî Efendi'den ʿilm-i hadîs-i şerîfi ahz u telakkī ve Akkermanî Efendi'nin dersine müdâvemet [V 47a] ile yevmen-fe-yevmen rütbe-i haysiyyeti kesb-i terakkī edüp, Konevî İsmâʿîl Efendi'den me'zûn ve tahsîl-i ruhsat-ı neşr-i ʿulûm ile rütbe-i kadr ü iʿtibârı efzûn olmuşidi. Mir'ât-ı tabʿı meclây-ı suver-i hakīkat olmağa müstaʿidd ve yekke-süvârân-ı meydân-ı tarîkat-ı ʿaliyyenin birinden müstemidd olmak üzere bârika-i şevk u ʿizâmı mütevakkıd olup, civâr-ı hazret-i Hâlid'de tehzîb-i ahlâk ile tekmîl-i nefs ve tahsîl-i rızây-ı Hakk zımnında sarf-ı yevm ü ems eden ser-i tarîk-ı Nakşîbendî Nidâyî Şeyh Abdullah Efendi'den inâbet ve iktisây-ı hırka-i vecd ü mahabbet edüp, izniyle dâhil-i silk-i ʿulemây-ı rüsûm ve yetmiş iki senesi imtihanında mâhiyyeti maʿlûm ve neyl-i ru'ûs ile mazhar-ı lutf-ı cenâb-ı Kayyûm olup, iki yüz bir senesinde Kazâ'-ı Üsküdâr ile mükerrem ve on bir târîhinde Edirne Kazâsı'yla dilşâd u hurrem olup, gazâret-i ʿilm ü fazlı resîde-i sâmiʿ-i hümâyûn ve Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle mutayyeb ü memnûn oldu. Eyyâm-ı sayfda Anadolu Hisârı'nda vâkiʿ sâhilhânesinde ve eyyâm-ı şitâda menzilinde neşr-i ʿulûm ve tasnîf-i kütüb ile iştigāl ve ʿömrü girân-mâyesini ʿadem-i tazyîʿ ile “Hayru'n-nâs men yenfaʿu'n-nâs” emr-i celîline imtisâl edüp, Ramazân-ı şerîf'de ʿillet-i şeyb ü herem, matıyyetü'l-ʿilm olan vücûd-ı bihbûdunu mübtelây-ı derd ü sekam eyleyüp, Şevvâl'in beşinci günü ders-i nüsha-i ʿömrünü [Ü4 173b] itmâm ve makʿad-ı sıdka hırâm edüp, haber-i mevtini istimâʿ eden erbâb-ı fazl u ʿirfân, “Mevtü'l-ʿâlimi mevtü'l-ʿâlemi” mefhûmu üzere ıtlâk-ı zimâm-ı nâle vü figān ve hasret-i fikdânıyla çâk-ı girîbân eylediler.\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh ʿulûm-ı şettâda bahr-ı zâhır ve meʿârif ü kemâlâtda hâyiz-i kasabü's-sebak-ı [V 47b] “Kem tereke'l-evvelü li'l-âhir” olup, muhaddis-i sahîhu'l-isnâd ve mütekellim-i pâk-iʿtikād, şiʿr ü inşâya kādir, salâh-ı hâl ve nekāy-ı bâl ile müştehir idi. Erbaʿîn-i İmâm Nevevî ve Delâyilü'l-Hayrât ve Şemâ'il-i Şerîfe ve Ahlâk-ı ʿAdudiyye'ye birer şerh-i metîn yazup, mutâlaʿa edenlere gazâret-i ʿilm ve ittisâʿ-ı maʿlûmâtı zâhirdir. Bundan başka Tefsîr-i Beyzâvî ve müstakıllen Nebe' Sûresi'ne hâşiye tahrîr ve niçe dekāyık u hakāyık îrâdıyla sened-i mâhiyyetini tenvîr eyledi. Nûniyye ve Bürde-i Şerîfe'yi dahi şerh eylediğinden gayri, Şerh-i Fenârî ve ʿİsâm İstiʿâre'si ve Taşköprü-zâde'nin Âdâb Şerhi üzerine taʿlîkātı olup, İbn-i Melek'in Menâr Şerhi'ni ve Kenzü'l-ʿUmmân'ı ihtisâr ve Kudûrî ile Fıkh-ı Keydânî'yi ve Câmî'nin Levâyih'ini Türkî'ye terceme ile zâtına vedîʿa-i Hakk olan tasarrufât-ı ʿilmiyyeyi vâreste-i kayd-ı tevârî vü istitâr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tevcîhâtda Matbah Emîni nasb olunan Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey “Mâ-lehû sebedün ve-lâ lebed” yaʿnî hâliyyü'l-vitâb ve sıfru'l-yed olmak hasebiyle mansıb-ı mezkûru idârede izhâr-ı ʿacz ü kusûr ve istifâsı esbâbına teşebbüs ile taleb-i ʿavn-i Sadru's-sudûr etmişidi. Fi'l-hakīka Matbah-ı ʿâmire Emâneti sâhib-i sermâye [Ü4 174a] ve kuvvet olanlara sebeb-i sûd-ı vâfir ve zaʿîfü'l-hâl olanlara bâʿis-i teşettüt-i hâtır olduğundan, mîr-i mûmâ ileyh ʿazl olunup, hâlâ Gümrük Emîni olan Hasan Ağa, Şevvâlü'l-mükerremin on ikinci günü Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve Matbah-ı ʿâmire Emâneti'yle kâm-kâr kılındı.\nRûsiyyelü'nün Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm olan elçisi, devleti tarafına ʿazîmet ve yerine âhar bir kimse gelüp, [V 48a] Şevval'in on altıncı Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı bâzıhu'l-erkân'da ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i meskenet edüp, nâmesini\nteslîm ve İmperatoriçe'sinin Âsitâne-i sâmî-mekân'a olan ihtisâs ü tezellülünü ifâde vü tefhîm eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Emîn-i Matbah ve vukūʿ-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_787.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Emîn-i Matbah ve vukūʿ-ı Dîvân",
          "text": "Tevcîhâtda Matbah Emîni nasb olunan Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey “Mâ-lehû sebedün ve-lâ lebed” yaʿnî hâliyyü'l-vitâb ve sıfru'l-yed olmak hasebiyle mansıb-ı mezkûru idârede izhâr-ı ʿacz ü kusûr ve istifâsı esbâbına teşebbüs ile taleb-i ʿavn-i Sadru's-sudûr etmişidi. Fi'l-hakīka Matbah-ı ʿâmire Emâneti sâhib-i sermâye [Ü4 174a] ve kuvvet olanlara sebeb-i sûd-ı vâfir ve zaʿîfü'l-hâl olanlara bâʿis-i teşettüt-i hâtır olduğundan, mîr-i mûmâ ileyh ʿazl olunup, hâlâ Gümrük Emîni olan Hasan Ağa, Şevvâlü'l-mükerremin on ikinci günü Bâb-ı ʿâlî'ye ihzâr ve Matbah-ı ʿâmire Emâneti'yle kâm-kâr kılındı.\nRûsiyyelü'nün Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm olan elçisi, devleti tarafına ʿazîmet ve yerine âhar bir kimse gelüp, [V 48a] Şevval'in on altıncı Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı bâzıhu'l-erkân'da ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i meskenet edüp, nâmesini\nteslîm ve İmperatoriçe'sinin Âsitâne-i sâmî-mekân'a olan ihtisâs ü tezellülünü ifâde vü tefhîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh meded-kârî-yi baht-ı müsâʿid ile niçe sâl refâh-ı hâl ve ten-dürüstî-yi vücûd ile varak-gerdân-ı sahîfe-i dü-reng-i eyyâm ü leyâl iken, nâ-gâh mizâcı münharif ve Şevvâl'in on dokuzuncu günü dâr-ı âhırete munsarıf oldu. Mutasarrıf olduğu Rûznâmçe-i Evvel mansıbı, Defter Emîni olan Râsih Mustafa Efendi'ye ve Defter Emâneti, Anadolu Muhâsebecisi olan Hasan Efendi'ye ve Anadolu Muhâsebeciliği, Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey'e tecvîh olundu.\n\n Müteveffây-ı mûmâ ileyh Ruʿûs Kîsedârı İbrâhîm Efendi'nin hıdmetinden neş'et ile Kalem'e müdâvemet ve giderek tahsîl-i meleke vü kābiliyyet edüp, seksân iki Receb'inin üçüncü günü Ordu-yi hümâyûn'da Haremeyn Mukātaʿacısı Vekîli ve iki yüz bir senesi Zilhicce'sinin yirmi üçüncü günü yine Ordu-yi hümâyûn'da Re'îs Kîsedârı [Ü4 174b] ve Rûznâmçe-i Sânî Vekîli olmuşidi. ʿAn-asl Haremeyn Mukātaʿacısı'nın ve Küçük Rûznâmeci'nin hıdmetleri Âsitâne'de olduğundan, seferden nefislerini tahlîs ve vekâletleri mûmâ ileyhimâya tahsîs olunup, sefer hıtâmında ʿaraz-ı mezkûr üzerlerinden zâyil ve hıdmet-i sâbıkalarına bilâ-rütbetin müştagıl olurlar idi. Firdevsî Efendi-yi merhûm, vekâletler, hâcegân-ı Dîvân'a münhasır olduğunu ictihâd ve hâcegânlık, vekâlet tahtında münderic [V 48b] olduğunu îrâd ile baʿzan kafesî destâr sarındığını baʿzı erbâb-ı vukūf mevzûʿ-ı bahs edüp, nâ-çâr müteşahhısân-ı zemâneye dest-bâz-ı niyâz ve iki yüz iki tevcîhâtında İstanbul Mukātaʿacılığı'nı çîre-destî-yi tesannuʿ ile ihrâz ve tashîh-i tarîk ile bâʿis-i sebbâbe-güzây-ı erbâb-ı imtiyâz olmuşidi. İki yüz dört senesi Rebîʿulâhır'ının on birinci günü Tezkire-i Sânî\nve Cebeciler Kitâbeti ilhâkı ile mahfûf-ı sunûf-ı lutf-ı Rabbânî olmuşidi. Re'îsülküttâb olan 'Abdullah Birrî Efendi, mükâlemeye me'mûr ve orduda Riyâset Vekâleti'yle Sâhib-i terceme mesrûr olup, iki yüz altı tevcîhâtında Tezkire-i Evvel ve iki yüz dokuz Cumâdelâhıre'sinin on beşinci günü Riyâset-i Küttâb hıdmetiyle mübeccel oldu. Hıdmet-i Riyâset'e müteferri' olan umûrda râcil olduğundan, sâl-i mezkûr Zilkaʿde'sinin yirmi yedinci günü maʿzûl ve iki yüz on senesi Cumâdelûlâ'sında Büyük Rûznâme ve iki yüz on Şevvâl'inde Defter Emâneti mansıbı ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, iki yüz on iki tevcîhâtında Matbah Emîni ve iki yüz on üç Receb'inin on ikinci günü Hubûbât Nâzırı olup, nizâm ustaları baʿzı [Ü4 175a] evzâʿından dil-gîr ve etrâfdan dahi tahrîk zuhûruyla 'azli muvâfık-ı hükm-i takdîr olmuşidi. İki yüz on dört tevcîhâtında Defter Emâneti Vekâleti'yle dil-teng ve iki yüz on beşde bi'l-fi'l mansıb-ı mezkûru zabt ile neşve-dârân-ı bezm-i meserrete hem-reng olup, iki yüz on yedi Şevvâl'inin beşinci günü Rûznâmçe-i Evvel ve târîh-i mezkûrda giriftâr-ı ser-pençe-i ecel oldu. 'Ömr-i girân-mâyeyi hâyiz, ya'nî siniyy-i ʿömrü yetmişi mütecâviz idi. [V 49a] Hılâl-i ceng ü cidâlde askerî tâyifesini yoklamak ve mevcûd ve nâ-mevcûdlarını aramak devletlere gāyet muzırr ve hezâr-bâr şe'âmeti zâhir olmuşiken, müteveffây-ı mûmâ ileyh sadr-ı vakti germî-yi bâzâr-ı kâr-zârda bu kâr-ı düşvâra teşvîk u igrâ ve ol dahi: “Devlete bir hıdmet ederim” iddiʿâsıyla yoklama husûsuna mezîd-i dikkat ü iʿtinâ edüp, “Gülârâ” nâm mahalde bu sebeb ile beyne'l-asâkir şûriş ü ihtilâl hâdis ve sipâh ve silahdâr ocağlarının o taraf\nmuhâfazasını terk ü mugāderelerine bâʿis olmuşidi. Bu mülâbese ile Ocağlu lisânına düşüp, her biri hakkında izmâr-ı kîn ve ʿalenen sebb ü nefrîn ederler idi. Mûmâ ileyh ise ahvâl-i ʿâlem ve etvâr-ı ümemden bî-haber ve her kârın vakt ü ibbânı ve her maslahatın ber-vech-i sühûlet ü âsânı, reviyyet ve nizâmının cihet-i imkânı olduğundan gaflet ile şinâver-i deryây-ı hatar olduğu hengâm, cenâb-ı Bârî yârî kılup, âvâze-i sulh münteşir ve Şumnı'da ictimâʿ eden erâzil-i askerînin aʿzâsı mugşaʿirr olup, niçeleri cân-dâde-i hükm-i siyâset ve vâfir hazînemânde ile ibrâʿ-ı zimmet eylediler. Mûmâ ileyh zâtında her ne kadar muharrik olduğu maʿlûm ise dahi, şîve-i sadâkati ʿârif ve kuyûd-ı vezâyif [Ü4 175b] u idrârâtın hafâyây-ı esrârına vâkıf idi.",
          "caption": "Fevt-i Rûznâmçe-i Evvel Firdevsî Mehmed Emîn Efendi ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_788.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Rûznâmçe-i Evvel Firdevsî Mehmed Emîn Efendi ve vukūʿ-ı tevcîhât-ı cüz'iyye",
          "text": "Mûmâ ileyh meded-kârî-yi baht-ı müsâʿid ile niçe sâl refâh-ı hâl ve ten-dürüstî-yi vücûd ile varak-gerdân-ı sahîfe-i dü-reng-i eyyâm ü leyâl iken, nâ-gâh mizâcı münharif ve Şevvâl'in on dokuzuncu günü dâr-ı âhırete munsarıf oldu. Mutasarrıf olduğu Rûznâmçe-i Evvel mansıbı, Defter Emîni olan Râsih Mustafa Efendi'ye ve Defter Emâneti, Anadolu Muhâsebecisi olan Hasan Efendi'ye ve Anadolu Muhâsebeciliği, Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey'e tecvîh olundu.\n\n Müteveffây-ı mûmâ ileyh Ruʿûs Kîsedârı İbrâhîm Efendi'nin hıdmetinden neş'et ile Kalem'e müdâvemet ve giderek tahsîl-i meleke vü kābiliyyet edüp, seksân iki Receb'inin üçüncü günü Ordu-yi hümâyûn'da Haremeyn Mukātaʿacısı Vekîli ve iki yüz bir senesi Zilhicce'sinin yirmi üçüncü günü yine Ordu-yi hümâyûn'da Re'îs Kîsedârı [Ü4 174b] ve Rûznâmçe-i Sânî Vekîli olmuşidi. ʿAn-asl Haremeyn Mukātaʿacısı'nın ve Küçük Rûznâmeci'nin hıdmetleri Âsitâne'de olduğundan, seferden nefislerini tahlîs ve vekâletleri mûmâ ileyhimâya tahsîs olunup, sefer hıtâmında ʿaraz-ı mezkûr üzerlerinden zâyil ve hıdmet-i sâbıkalarına bilâ-rütbetin müştagıl olurlar idi. Firdevsî Efendi-yi merhûm, vekâletler, hâcegân-ı Dîvân'a münhasır olduğunu ictihâd ve hâcegânlık, vekâlet tahtında münderic [V 48b] olduğunu îrâd ile baʿzan kafesî destâr sarındığını baʿzı erbâb-ı vukūf mevzûʿ-ı bahs edüp, nâ-çâr müteşahhısân-ı zemâneye dest-bâz-ı niyâz ve iki yüz iki tevcîhâtında İstanbul Mukātaʿacılığı'nı çîre-destî-yi tesannuʿ ile ihrâz ve tashîh-i tarîk ile bâʿis-i sebbâbe-güzây-ı erbâb-ı imtiyâz olmuşidi. İki yüz dört senesi Rebîʿulâhır'ının on birinci günü Tezkire-i Sânî\nve Cebeciler Kitâbeti ilhâkı ile mahfûf-ı sunûf-ı lutf-ı Rabbânî olmuşidi. Re'îsülküttâb olan 'Abdullah Birrî Efendi, mükâlemeye me'mûr ve orduda Riyâset Vekâleti'yle Sâhib-i terceme mesrûr olup, iki yüz altı tevcîhâtında Tezkire-i Evvel ve iki yüz dokuz Cumâdelâhıre'sinin on beşinci günü Riyâset-i Küttâb hıdmetiyle mübeccel oldu. Hıdmet-i Riyâset'e müteferri' olan umûrda râcil olduğundan, sâl-i mezkûr Zilkaʿde'sinin yirmi yedinci günü maʿzûl ve iki yüz on senesi Cumâdelûlâ'sında Büyük Rûznâme ve iki yüz on Şevvâl'inde Defter Emâneti mansıbı ile nâyil-i eʿazz-i me'mûl olup, iki yüz on iki tevcîhâtında Matbah Emîni ve iki yüz on üç Receb'inin on ikinci günü Hubûbât Nâzırı olup, nizâm ustaları baʿzı [Ü4 175a] evzâʿından dil-gîr ve etrâfdan dahi tahrîk zuhûruyla 'azli muvâfık-ı hükm-i takdîr olmuşidi. İki yüz on dört tevcîhâtında Defter Emâneti Vekâleti'yle dil-teng ve iki yüz on beşde bi'l-fi'l mansıb-ı mezkûru zabt ile neşve-dârân-ı bezm-i meserrete hem-reng olup, iki yüz on yedi Şevvâl'inin beşinci günü Rûznâmçe-i Evvel ve târîh-i mezkûrda giriftâr-ı ser-pençe-i ecel oldu. 'Ömr-i girân-mâyeyi hâyiz, ya'nî siniyy-i ʿömrü yetmişi mütecâviz idi. [V 49a] Hılâl-i ceng ü cidâlde askerî tâyifesini yoklamak ve mevcûd ve nâ-mevcûdlarını aramak devletlere gāyet muzırr ve hezâr-bâr şe'âmeti zâhir olmuşiken, müteveffây-ı mûmâ ileyh sadr-ı vakti germî-yi bâzâr-ı kâr-zârda bu kâr-ı düşvâra teşvîk u igrâ ve ol dahi: “Devlete bir hıdmet ederim” iddiʿâsıyla yoklama husûsuna mezîd-i dikkat ü iʿtinâ edüp, “Gülârâ” nâm mahalde bu sebeb ile beyne'l-asâkir şûriş ü ihtilâl hâdis ve sipâh ve silahdâr ocağlarının o taraf\nmuhâfazasını terk ü mugāderelerine bâʿis olmuşidi. Bu mülâbese ile Ocağlu lisânına düşüp, her biri hakkında izmâr-ı kîn ve ʿalenen sebb ü nefrîn ederler idi. Mûmâ ileyh ise ahvâl-i ʿâlem ve etvâr-ı ümemden bî-haber ve her kârın vakt ü ibbânı ve her maslahatın ber-vech-i sühûlet ü âsânı, reviyyet ve nizâmının cihet-i imkânı olduğundan gaflet ile şinâver-i deryây-ı hatar olduğu hengâm, cenâb-ı Bârî yârî kılup, âvâze-i sulh münteşir ve Şumnı'da ictimâʿ eden erâzil-i askerînin aʿzâsı mugşaʿirr olup, niçeleri cân-dâde-i hükm-i siyâset ve vâfir hazînemânde ile ibrâʿ-ı zimmet eylediler. Mûmâ ileyh zâtında her ne kadar muharrik olduğu maʿlûm ise dahi, şîve-i sadâkati ʿârif ve kuyûd-ı vezâyif [Ü4 175b] u idrârâtın hafâyây-ı esrârına vâkıf idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Françe Elçisi Ramazân içinde Âsitâne-i saʿâdet'e ruhsâ ve selh-ı Şevvâlü'l-mükerremde tertîb olunan Dîvân-ı sâmî-mekân'a getürdilüp, Kubbe-altı'nda muʿtâd olan resm-i kadîm icrâ ve fıstık resminde sagīr elmâslı bir kıtʿa nargile ve üç kıtʿa kebîr âyîneden ʿibâret olan hediyyesi Bâbü's-saʿâde pîşgâhına vazʿ u ilkā olunup, huzûr-ı mehâbet-mahsûr-ı Şâhâne'ye ruhsat-yâb-ı duhûl ve nâmesini teslîm ile ʿavd u kufûl [V 49b] eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Dîvân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_789.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Dîvân",
          "text": "Françe Elçisi Ramazân içinde Âsitâne-i saʿâdet'e ruhsâ ve selh-ı Şevvâlü'l-mükerremde tertîb olunan Dîvân-ı sâmî-mekân'a getürdilüp, Kubbe-altı'nda muʿtâd olan resm-i kadîm icrâ ve fıstık resminde sagīr elmâslı bir kıtʿa nargile ve üç kıtʿa kebîr âyîneden ʿibâret olan hediyyesi Bâbü's-saʿâde pîşgâhına vazʿ u ilkā olunup, huzûr-ı mehâbet-mahsûr-ı Şâhâne'ye ruhsat-yâb-ı duhûl ve nâmesini teslîm ile ʿavd u kufûl [V 49b] eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâyife-i mezkûre Rumeli Vâlîsi Vezîr Depedelenli ʿAli Paşa'nın bundan akdem ceyş-i kesîf ile üzerlerine me'mûriyyetinden hâ'if ü tersân ve ʿan-asl serserî geşt ü güzâr ile bî-râhat u sâmân olduklarından, sâlik oldukları tecâvüz ü teʿaddîden nâdim ü peşîmân olmalarıyla, hatî'ât-ı sâbıkalarından inâbet ü istiğfâr ve fîmâ-baʿd iskân olunacakları mahallerde ʿirz u edebleriyle istikrâr edeceklerini müşârun ileyhe işʿâr eylediklerinden gayri, müteʿayyinlerinden üç yüz kadar kimseyi rehin tarîkıyla teslîm ve bu şurût ile esbâb-ı istîmânı tahkîm ve bu keyfiyyet ʿale't-tafsîl müşârun ileyh tarafından hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ʿarz u inhâ ve iltimâsına sûret-i müsâʿade-i seniyye rû-nümâ ve tâyife-i mezkûre münâsib olan\nmahallerde iskân ü îvâ olundukları bâlâda sebt ü imlâ olunmuşidi. Ancak mezbûrlara kemâl-i emniyyet hâsıl olmadığından, mukaddemâ dâire-i mefsedetlerine idhâl eyledikleri ecânibi cemʿiyyetlerinden tefrîk etmeyüp, hey'et-i mecmûʿalarıyla taʿyîn [Ü4 176a] olunan mahallerde temekkün ve o kadar nüfûsu kazâlar halkı idare edemeyecekleri tebeyyün edüp, bi'z-zarûre fukarâyı izrâra mecbûr ve ʿan-asl tereffüh ve celb-i mâla me'lûf olduklarından, ednâ maʿîşete kāniʿ olmayup, fursat buldukça ebnâ'-i sebîli dahi nehb ü gāret eyleyecekleri ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olmağla, Rumeli'de kâyin müteneffisân-ı memleket bir mahalde ʿakd-i cemʿiyyet edüp, tâ'ife-i mezkûre miyânında olan yerlüleri temyîz ü tefrîk ve ecânibi tard u izâha ile sûret-i ilzâmda râbıta-i nizâmlarını tevsîk etmeleri lâzım gelmekle, ber-minvâl-i muharrer [V 50a] keyfiyyet Siroz ve Gümülcine ve sâyir Rumeli hânedânına beyân ve Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa tarafına dahi ısdâr-ı fermân olunduysa dahi, bu keyfiyyete nezâret ile fukarâ vü zuʿafâdan defʿ-i mazarrat etmek üzere eʿâzim-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir zât-ı müteşahhısın taʿyîni iktizâ eylediğine binâʾen, hâlâ Ser-çavûşân-ı Dergâh-ı ʿâlî olan ʿOsmân Efendi bu hatb-ı ehemme intihâb ve me'mûriyyeti şifâhen ifade olunduğundan fazla, bu keyfiyyâtı şâmil bâlâsı hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-makrûn ile müveşşah yedine emr-i ʿâlî verilüp, harc-ı râh ve sâyir levâzımı ru'yet olunarak mecmaʿ-i ittihâz olunan mahalle izhâb olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Ser-çavûşân-ı Dergâh-ı ʿâlî be-nizâm-ı dağluyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_790.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Ser-çavûşân-ı Dergâh-ı ʿâlî be-nizâm-ı dağluyân",
          "text": "Tâyife-i mezkûre Rumeli Vâlîsi Vezîr Depedelenli ʿAli Paşa'nın bundan akdem ceyş-i kesîf ile üzerlerine me'mûriyyetinden hâ'if ü tersân ve ʿan-asl serserî geşt ü güzâr ile bî-râhat u sâmân olduklarından, sâlik oldukları tecâvüz ü teʿaddîden nâdim ü peşîmân olmalarıyla, hatî'ât-ı sâbıkalarından inâbet ü istiğfâr ve fîmâ-baʿd iskân olunacakları mahallerde ʿirz u edebleriyle istikrâr edeceklerini müşârun ileyhe işʿâr eylediklerinden gayri, müteʿayyinlerinden üç yüz kadar kimseyi rehin tarîkıyla teslîm ve bu şurût ile esbâb-ı istîmânı tahkîm ve bu keyfiyyet ʿale't-tafsîl müşârun ileyh tarafından hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ʿarz u inhâ ve iltimâsına sûret-i müsâʿade-i seniyye rû-nümâ ve tâyife-i mezkûre münâsib olan\nmahallerde iskân ü îvâ olundukları bâlâda sebt ü imlâ olunmuşidi. Ancak mezbûrlara kemâl-i emniyyet hâsıl olmadığından, mukaddemâ dâire-i mefsedetlerine idhâl eyledikleri ecânibi cemʿiyyetlerinden tefrîk etmeyüp, hey'et-i mecmûʿalarıyla taʿyîn [Ü4 176a] olunan mahallerde temekkün ve o kadar nüfûsu kazâlar halkı idare edemeyecekleri tebeyyün edüp, bi'z-zarûre fukarâyı izrâra mecbûr ve ʿan-asl tereffüh ve celb-i mâla me'lûf olduklarından, ednâ maʿîşete kāniʿ olmayup, fursat buldukça ebnâ'-i sebîli dahi nehb ü gāret eyleyecekleri ihtimâlât-ı ʿakliyyeden olmağla, Rumeli'de kâyin müteneffisân-ı memleket bir mahalde ʿakd-i cemʿiyyet edüp, tâ'ife-i mezkûre miyânında olan yerlüleri temyîz ü tefrîk ve ecânibi tard u izâha ile sûret-i ilzâmda râbıta-i nizâmlarını tevsîk etmeleri lâzım gelmekle, ber-minvâl-i muharrer [V 50a] keyfiyyet Siroz ve Gümülcine ve sâyir Rumeli hânedânına beyân ve Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa tarafına dahi ısdâr-ı fermân olunduysa dahi, bu keyfiyyete nezâret ile fukarâ vü zuʿafâdan defʿ-i mazarrat etmek üzere eʿâzim-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den bir zât-ı müteşahhısın taʿyîni iktizâ eylediğine binâʾen, hâlâ Ser-çavûşân-ı Dergâh-ı ʿâlî olan ʿOsmân Efendi bu hatb-ı ehemme intihâb ve me'mûriyyeti şifâhen ifade olunduğundan fazla, bu keyfiyyâtı şâmil bâlâsı hatt-ı hümâyûn-ı mehâbet-makrûn ile müveşşah yedine emr-i ʿâlî verilüp, harc-ı râh ve sâyir levâzımı ru'yet olunarak mecmaʿ-i ittihâz olunan mahalle izhâb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Vezâret'i ibkāsıyla İnebahtı muhâfazası tevcîh olununa Vezîr Halîl Paşa'nın Anadolu'da bir mansıb tevcîhiyle Rumeli'nden tebʿîdi nezd-i erbâb-ı istidlâlde muvâfık-ı vakt ü hâl mülâhaza olunduğuna binâ'en, mâh-ı Zilkaʿde'nin onuncu günü Karahisar-ı sâhib ve Sultân-önü sancakları tarafına tevcîh olunup, münhall olan İnebahtı muhâfazasına sâbıkā [Ü4 176b] Karahisar Sancağı Mutasarrıfı Vezîr es-Seyyid Mûsâ Paşa me'mûr ve Adana Eyâleti ilhâkıyla İznikmid Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa mesrûr oldu.\nBundan akdem Rumeli Vâlîsi nasb olunan Filibeli Çelebi ʿÖmer Paşa, tevfîk-ı Hakk'dan mahrûm ve cânib-i mîrîyi izrâr-ı küllî ile bir hıdmete yaramadığı maʿlûm olduğundan gayri, Anadolu Vâlîsi nasb olundukda, Kütahya hânedânından Germiyân-zâde'yi hevâsına ʿadem-i muvâfakat hasebiyle bi-gayr-i hakkın iʿdâm ve fukarâ vü zuʿafâyı ihâfe ve birer sebeb ile ithâm edüp, emvâl ü eşyâlarını dest-bürd-i ciyâʿ-ı etbâʿ [V 50b] eylediği, bî-garaz kimselerden istimâʿ olunmağla, müşârun ileyhden hılâf-ı me'mûl ser-zede-i zuhûr olan tavr-ı gayr-i makbûl, tagyîr-i tabʿ-ı Şehriyâr-ı İskender-cenâb ve lâyıkı üzere te'dîb ü gûşmâlini îcâb etmekle, emvâl ü eşyâsı müsâdere ve kendüsi Bender-i İzmir'de merfûʿu'l-Vezâre ikāmet etmek bâbında emr-i ʿâlî isdâr ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Haffâf-zâde Ahmed Ağa mübâşereti ile tesyâr olunup, mûmâ ileyh icrây-ı me'mûriyyet ve emvâl ü eşyâsını mîrî içün zabt ve İzmir'e îsâl ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet üzere olduğunu tahrîr ü işâret eyledi.\nYafa'da bir müddetden berü mukîm olan Vezîr Mehmed Paşa'ya Diyârbekir Eyâleti tevcîh ve müteʿâkıben Yafa'dan hareket ve mansıbı tarafına ʿazîmeti tenbîh olunmuşidi. Müşârun ileyh emr-i ʿâlî'ye imtisâl ve bahran Lâzikıyyetü'l-ʿArab'a çıkdığını hâvî tahrîrât irsâl eyledi.",
          "caption": "Baʿzı vukūʿât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_791.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vukūʿât",
          "text": "Bundan akdem Vezâret'i ibkāsıyla İnebahtı muhâfazası tevcîh olununa Vezîr Halîl Paşa'nın Anadolu'da bir mansıb tevcîhiyle Rumeli'nden tebʿîdi nezd-i erbâb-ı istidlâlde muvâfık-ı vakt ü hâl mülâhaza olunduğuna binâ'en, mâh-ı Zilkaʿde'nin onuncu günü Karahisar-ı sâhib ve Sultân-önü sancakları tarafına tevcîh olunup, münhall olan İnebahtı muhâfazasına sâbıkā [Ü4 176b] Karahisar Sancağı Mutasarrıfı Vezîr es-Seyyid Mûsâ Paşa me'mûr ve Adana Eyâleti ilhâkıyla İznikmid Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa mesrûr oldu.\nBundan akdem Rumeli Vâlîsi nasb olunan Filibeli Çelebi ʿÖmer Paşa, tevfîk-ı Hakk'dan mahrûm ve cânib-i mîrîyi izrâr-ı küllî ile bir hıdmete yaramadığı maʿlûm olduğundan gayri, Anadolu Vâlîsi nasb olundukda, Kütahya hânedânından Germiyân-zâde'yi hevâsına ʿadem-i muvâfakat hasebiyle bi-gayr-i hakkın iʿdâm ve fukarâ vü zuʿafâyı ihâfe ve birer sebeb ile ithâm edüp, emvâl ü eşyâlarını dest-bürd-i ciyâʿ-ı etbâʿ [V 50b] eylediği, bî-garaz kimselerden istimâʿ olunmağla, müşârun ileyhden hılâf-ı me'mûl ser-zede-i zuhûr olan tavr-ı gayr-i makbûl, tagyîr-i tabʿ-ı Şehriyâr-ı İskender-cenâb ve lâyıkı üzere te'dîb ü gûşmâlini îcâb etmekle, emvâl ü eşyâsı müsâdere ve kendüsi Bender-i İzmir'de merfûʿu'l-Vezâre ikāmet etmek bâbında emr-i ʿâlî isdâr ve Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Haffâf-zâde Ahmed Ağa mübâşereti ile tesyâr olunup, mûmâ ileyh icrây-ı me'mûriyyet ve emvâl ü eşyâsını mîrî içün zabt ve İzmir'e îsâl ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet üzere olduğunu tahrîr ü işâret eyledi.\nYafa'da bir müddetden berü mukîm olan Vezîr Mehmed Paşa'ya Diyârbekir Eyâleti tevcîh ve müteʿâkıben Yafa'dan hareket ve mansıbı tarafına ʿazîmeti tenbîh olunmuşidi. Müşârun ileyh emr-i ʿâlî'ye imtisâl ve bahran Lâzikıyyetü'l-ʿArab'a çıkdığını hâvî tahrîrât irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransızlar ile musâlaha vukūʿundan sonra, İskenderiyye'de ber-vech-i [Ü4 177a] müsâferet ikāmet üzere olan İngilizlü'nün memleketlerine ʿazîmetleri muntazar iken, kavm-i mezkûrun ru'esâsı Mısır ümerâsını mukaddemâ li-emrimmâ istishâb ile bir mahalde iskân u îvâlarını iltizâm ve Devlet-i ʿaliyye tarafından gûnâ-gûn iltizâmât îrâdıyla müşâhede-i sûret-i mümâşât etmediklerinden, nâ-çâr vilâyetlerine doğru ʿazîmete tavtîn-i nefs eyledikleri haberi, karʿ-ı semʿ-i ashâb-ı nakz u ibrâm etmişidi. Binâ-berîn Françelü'nün bundan akdem İskenderiyye'de iktizâsıyla terk eyledikleri mühimmâtı İngilizlü ber-mûceb-i defter muhâfız bulunan Hurşîd Paşa'ya teslîm ve kendülerinin sefâyine vazʿ u idhâl edemeyüp, [V 51a] behâsını tahmîn ü takvîm ve beyʿa ʿarz etdikleri eşyâ ve hayvânâtı kezâlik Paşa-yı mûmâ\nileyhe tevdîʿ ile maslahatlarını tetmîm etdikden sonra, müteheyyi’-i hareket ü nehzat ve yirmi dokuz kıtʿa kebîr ve sagīr sefâyine rükûb ile Malta Cezîresi'ne teveccüh ve ümerây-ı Mısrıyye'nin müteşahhıslarından Elfî Mehmed Bey dahi kavm-i mezkûr ile ʿazîmet etdiğini baʿzı kimseler nükūl u tefevvüh eylediler. İngiliz askerinin Bender-i İskenderiyye'de bu âna dek meks ü ikāmetleri gavâmız-ı umûr-ı düvelden bî-haber olan sâde-dilân-ı rûzgârın baʿzısını pür-havf u bîm ve belki havâss-ı nâsı bile tahdîş ü tevhîm etmişiken, bu esnâda merkūmların o tarafdan hareket ve el-hâletü hâzihî cemʿiyyet-gâhları olan Malta Cezîresi'ne şirâʿ-güşây-ı ʿazîmet oldukları haberinin tevârüdü, bâʿis-i inkişâf-ı kulûb-ı hâss u ʿâmm ve sebeb-i zevâl-i endîşe vü evhâm oldu. [Ü4 177b]",
          "caption": "Hurûc-ı asker-i İngiliz ez-Kalʿa-i İskenderiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_792.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Hurûc-ı asker-i İngiliz ez-Kalʿa-i İskenderiyye",
          "text": "Fransızlar ile musâlaha vukūʿundan sonra, İskenderiyye'de ber-vech-i [Ü4 177a] müsâferet ikāmet üzere olan İngilizlü'nün memleketlerine ʿazîmetleri muntazar iken, kavm-i mezkûrun ru'esâsı Mısır ümerâsını mukaddemâ li-emrimmâ istishâb ile bir mahalde iskân u îvâlarını iltizâm ve Devlet-i ʿaliyye tarafından gûnâ-gûn iltizâmât îrâdıyla müşâhede-i sûret-i mümâşât etmediklerinden, nâ-çâr vilâyetlerine doğru ʿazîmete tavtîn-i nefs eyledikleri haberi, karʿ-ı semʿ-i ashâb-ı nakz u ibrâm etmişidi. Binâ-berîn Françelü'nün bundan akdem İskenderiyye'de iktizâsıyla terk eyledikleri mühimmâtı İngilizlü ber-mûceb-i defter muhâfız bulunan Hurşîd Paşa'ya teslîm ve kendülerinin sefâyine vazʿ u idhâl edemeyüp, [V 51a] behâsını tahmîn ü takvîm ve beyʿa ʿarz etdikleri eşyâ ve hayvânâtı kezâlik Paşa-yı mûmâ\nileyhe tevdîʿ ile maslahatlarını tetmîm etdikden sonra, müteheyyi’-i hareket ü nehzat ve yirmi dokuz kıtʿa kebîr ve sagīr sefâyine rükûb ile Malta Cezîresi'ne teveccüh ve ümerây-ı Mısrıyye'nin müteşahhıslarından Elfî Mehmed Bey dahi kavm-i mezkûr ile ʿazîmet etdiğini baʿzı kimseler nükūl u tefevvüh eylediler. İngiliz askerinin Bender-i İskenderiyye'de bu âna dek meks ü ikāmetleri gavâmız-ı umûr-ı düvelden bî-haber olan sâde-dilân-ı rûzgârın baʿzısını pür-havf u bîm ve belki havâss-ı nâsı bile tahdîş ü tevhîm etmişiken, bu esnâda merkūmların o tarafdan hareket ve el-hâletü hâzihî cemʿiyyet-gâhları olan Malta Cezîresi'ne şirâʿ-güşây-ı ʿazîmet oldukları haberinin tevârüdü, bâʿis-i inkişâf-ı kulûb-ı hâss u ʿâmm ve sebeb-i zevâl-i endîşe vü evhâm oldu. [Ü4 177b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tefâsîl-i ahvâlleri birkaç mahalde sebt-i cerîde-i vekāyiʿ olan Vehhâbîler'in geçen sene [V 52b] Meşhed-i hazret-i Hüseyin'de vâkiʿ olan fesâdlarından sâ'ir emâkin-i Devlet-i ʿaliyye'ye dahi itâle-i dest-i gāret ile baʿzı zevâhir-bînân-ı ʿavâmmın ʿakīdelerini ifsâda mübâderetleri, karâyin-i hâliyye ile istidlâl ve Mısır Defterdârı Şerîf Mehmed Efendi'ye Vezâret ile Cidde Sancağı ve Habeş Eyâleti ihsân olunup, cânib-i Hicâz'ın istihkâmına dâyir tedâbîr-i mümkinenin icrâsında terk-i ihmâl olunmuşidi. Kavm-i mezkûr Mekke-i mükerreme kasdıyla Dirʿiyye'den çıkup, dâ'ire-i tavʿ u inkıyâdlarına idhâl eyledikleri eclâf-ı tâyife-i ʿUrbân ile Tâyif'e doğru tekarrübleri ve yemîn ü yesârlarında vâkiʿ kabâyil-i kāsıratü'l-ʿukūlu iftitân ile gitdikçe sevâd-ı cemʿiyyetlerinin kesreti ve Şerîf-i Mekke'nin noksâniyyet-i aʿvân ile inkisâr-ı cenâh-ı kuvveti, Kāhire-i Mısır ve etrâf-ı sâyireden teʿâkub eden tahrîrâtdan müstebân ve bu keyfiyyet, dağdağa-resân-ı tabʿ-ı Hâkān-ı zemân olmağla, Vehhâbîler'in el-hâletü hâzihî zirve-i ʿisyâna ʿurûcdan garazları mechûl ve buğz u ʿâdâvetleri Şerîf-i Mekke'yi mi mahsûr ve yâhûd daʿvây-ı teʿayyün ü teferrüd ile mücerred halkı izlâl ü ifsâda mı mahmûl, hâsılı ne ise ʿulemây-ı ʿizâm ve ricâl-i devlet ile müzâkere ve bu emr-i müşkilin\nçâresi görülmek bâbında idâre-i pergâr-ı müşâvere irâde-i seniyyesiyle bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-yâfte-i sudûr olmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Zilkaʿde'nin on üçüncü İsneyn günü Sadrıaʿzam hazretleri ve sudûr-ı kirâm ve ricâl-i Bâb-ı ʿâlî ve Yeniçeri Ağası ve Defterdâr Efendi ve sâyir erbâb-ı şûrâ, hâne-i Fetvâ-penâhî'de [V 53a] ʿakd-i encümen-i meşveret [Ü4 178a] ve bâlâda tafsîl ü beyân olunan keyfiyyet taraf-ı Sadr-ı Âsaf-menkabet'den cümleye iʿlân ü işʿâat olunduğundan fazla, bu mekāsıda mebnî icrâ olunan tedâbîr dahi bi-külliyyâtihâ ve cüz'iyyâtihâ ifâde vü ifhâm ve Vehhâbîler'in verây-ı sitâre-i şekāvetden ser-nümây-ı zuhûr olan vazʿ-ı bâgıyânelerinin indifâʿına mebnî ne makūle hareket lâzım geldiği huzzârdan istiʿlâm olundukda, Rumeli Kadıʿaskeri: “Eşkıyây-ı mezkûrenin Haremeyn-i şerîfeyn'e olan kasd-1 fâsidleri tebeyyün edüp, üzerlerine küllî asker taʿyîni muktezây-ı diyânet olup, serd olunan tedâbîr tesvîd-i evrâkdan ʿibâret olmağla, fiʿlen bu mâdde-i ʿazîmeye ikdâm vâcibdir” dedikde, Sadraʿzam hazretleri: “Bi-hasebi'l-imkân cânib-i Mısır'dan asker ve Âsitâne-i saʿâdet'den top ve mühimmât tertîb ve Kapudan Paşa maʿrifetiyle sefîneye tahmîl ü tesrîb olundu” der iken, Kadıʿasker Efendi: “Bu mühimmât ve Mısır'dan taʿyîn olunan asâkirin varacağı neden maʿlûm?” dedikde, bu kazıyyenin ʿilm ü idrâkı hâric-i tavk-ı beşer ve vusûl ve ʿadem-i vusûlü bâz-beste-i hükm-i kader olduğunu îrâd buyurup, hattâ İsmet Beyefendi, [Mısra]: Tecri'r-riyâhu bi-mâ lâ-teştehi's-süfün mısraʿını kırâ'at ile te'yîd-i makāl-ı Sadr-ı bedîʿü'l-fiʿâl eyledi. Sudûr-ı kirâmdan Monlacık-zâde ʿAtâ'ullâh Efendi vakte göre himmetde kusûr olunmamış, ancak “Lâ tezâhume fi'n-nüketi” kāʿidesi üzere taraf-ı âhardan dahi taʿyîn-i abtâl-ı ricâl ile kavm-i mezkûre işgāl olunsa, fâyideden hâlî olmadığını ifâde ve zimnen Bağdâd [V 53b] tarafından asker taʿyîn olunmasını irâde edüp, Sadriaʿzam hazretleri: \"Bu keyfiyyet emr-i celîlü'ş-şân ve kenârları hatt-ı destimiz ile mü'ekked çendîn [Ü4 178b] kıtʿa kavâyim ile Bağdâd Vâlîsi'ne tahrîr ve\nbi'n-nefs kendüleri ve yâhûd mükemmel askeri ile kethudâlarının diyâr-ı Necid'e hareketleri tezkîr olunduğundan başka, etrâf-ı Mekke-i mükerreme'de mütemekkin ve havâlî-yi sâyirede mütevattın kabâyil-i muhtelifetü'ş-şu'ûba dahi 'Arabiyyü'l-'ibâre menâşîr-i Sultânî ve makām-ı Sadâret'den mekâtîb ba's ü itâre olunup, hetk-i hurumât ve ibâha-i muharremât ve gasb-ı emvâl-i 'ibâd ve tahrîb-i kasabât u bilâd kasdında olan Vehhâbîler'e ittibâʿ u inkıyâddan tecnîb ve Şerîf-i Mekke ile hem-dest-i teʿâvün ü tezâhür olarak “Mâ halle bi-haramiküm halle bi-küm” maʿnâsını fikr ü te'emmül ile o fırkâ-i dâlleyi havâlî-yi harîm-i Mekke-i mükerreme'ye ‘adem-i takrîb mesâyili tefrîʿ u tebvîb olundu” buyurduklarında, 'İsmet Beyefendi: “Şimdiye dek bi-hasebi't-tâkâti'l-beşeriyye lâzım gelen tedbîrde taksîr vâkiʿ olmayup, kavm-i mezkûrun kıbel-i şerʿ-i enverden haklarında terettüb edecek ahkâm-ı İlâhiyye tetebbuʿu istikrâ olundukdan sonra, fetvâya müracaʿât ve muktezây-ı şerʿ üzere hareket olunsun” dedikde, Kethudâ Bey: “Vehhâbîler, Havâric nevʿinden olup, haklarında cârî olan hükm-i Bârî fi'l-vâkîʿ maʿlûm olmaludur” dedikde, mîr-i müşârun ileyh, Havâric, ‘an-asl bir Sultân-ı kāhirin taht-ı itâʿatinde iken şakk-ı ‘asây-ı Müslimîn eyleyerek, tâʿat-ı Sultânî'den hurûc edenlere itlâk olunduğunu ve Vehhâbîler ‘an-asl bir mütesallit-ı kāhirin kabûl-ı emr ü nehyine mecbûr olmayup, bâdiye-nişîn ve ser-âzâd [V 54a] bir kavim olduklarını tavsîf ve lafz-ı Hâricî'yi taʿrîf ve müstakillen düşmen farzıyla defʿ-i sâyil lâzım geldiğini tasrîh ve 'Abdullah bin ez-Zübeyr ve Haccâc kıssalarını îmâ vü telmîh eyledi. Re'îsü'l-'ulemâ olan Velî Efendi-zâde, Vehhâbîler'in [Ü4 179a] yirmi beş seneden berü buhâr-ı gurûr, dimâğlarına suʿûd ve taʿassub-ı müfrit ile kulûb-ı nâsa ilkāy-ı hevâcis ü şürür edegeldikleri, karʿ-ı semʿ-i erbâb-ı şühûd edüp, garazlarına tarîk-ı vusûl mesdûd ise dahi, şürefây-ı Mekke ile münâfeseleri tevâtür-yâb-ı iştihârdır” dedikde: “Şerîf-i Mekke ile muʿâraza vü münâkaşasını teslîm edelim. Deşt-i Kerbelâ'ya varup, İmâm Hüseyin hazretlerinin kubbesini hedm ile derûn-ı darîhde olan tuhaf ve yâdigâr-ı Aʿcâm'ı nehb ü gāret ve yedi-sekiz yüz kadar halkı katl ü iʿdâma cesâret neden iktizâ etmişidi?” deyü mukābele ve giderek rişte-i kīl ü kāl itâle olunup, nihâyetü'l-emr ‘İsmet Beyefendi'nin dediği gibi Vehhâbîler'in haklarında îcâb eden\nhükm-i şerʿî bi'l-istikrâr tebeyyün etdikden sonra, muktezâsı üzere ʿamel olunmak karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olup, kelâma encâm ve meclise hitâm verildi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_793.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "text": "Tefâsîl-i ahvâlleri birkaç mahalde sebt-i cerîde-i vekāyiʿ olan Vehhâbîler'in geçen sene [V 52b] Meşhed-i hazret-i Hüseyin'de vâkiʿ olan fesâdlarından sâ'ir emâkin-i Devlet-i ʿaliyye'ye dahi itâle-i dest-i gāret ile baʿzı zevâhir-bînân-ı ʿavâmmın ʿakīdelerini ifsâda mübâderetleri, karâyin-i hâliyye ile istidlâl ve Mısır Defterdârı Şerîf Mehmed Efendi'ye Vezâret ile Cidde Sancağı ve Habeş Eyâleti ihsân olunup, cânib-i Hicâz'ın istihkâmına dâyir tedâbîr-i mümkinenin icrâsında terk-i ihmâl olunmuşidi. Kavm-i mezkûr Mekke-i mükerreme kasdıyla Dirʿiyye'den çıkup, dâ'ire-i tavʿ u inkıyâdlarına idhâl eyledikleri eclâf-ı tâyife-i ʿUrbân ile Tâyif'e doğru tekarrübleri ve yemîn ü yesârlarında vâkiʿ kabâyil-i kāsıratü'l-ʿukūlu iftitân ile gitdikçe sevâd-ı cemʿiyyetlerinin kesreti ve Şerîf-i Mekke'nin noksâniyyet-i aʿvân ile inkisâr-ı cenâh-ı kuvveti, Kāhire-i Mısır ve etrâf-ı sâyireden teʿâkub eden tahrîrâtdan müstebân ve bu keyfiyyet, dağdağa-resân-ı tabʿ-ı Hâkān-ı zemân olmağla, Vehhâbîler'in el-hâletü hâzihî zirve-i ʿisyâna ʿurûcdan garazları mechûl ve buğz u ʿâdâvetleri Şerîf-i Mekke'yi mi mahsûr ve yâhûd daʿvây-ı teʿayyün ü teferrüd ile mücerred halkı izlâl ü ifsâda mı mahmûl, hâsılı ne ise ʿulemây-ı ʿizâm ve ricâl-i devlet ile müzâkere ve bu emr-i müşkilin\nçâresi görülmek bâbında idâre-i pergâr-ı müşâvere irâde-i seniyyesiyle bir kıtʿa hatt-ı hümâyûn-ı mevhibet-makrûn şeref-yâfte-i sudûr olmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Zilkaʿde'nin on üçüncü İsneyn günü Sadrıaʿzam hazretleri ve sudûr-ı kirâm ve ricâl-i Bâb-ı ʿâlî ve Yeniçeri Ağası ve Defterdâr Efendi ve sâyir erbâb-ı şûrâ, hâne-i Fetvâ-penâhî'de [V 53a] ʿakd-i encümen-i meşveret [Ü4 178a] ve bâlâda tafsîl ü beyân olunan keyfiyyet taraf-ı Sadr-ı Âsaf-menkabet'den cümleye iʿlân ü işʿâat olunduğundan fazla, bu mekāsıda mebnî icrâ olunan tedâbîr dahi bi-külliyyâtihâ ve cüz'iyyâtihâ ifâde vü ifhâm ve Vehhâbîler'in verây-ı sitâre-i şekāvetden ser-nümây-ı zuhûr olan vazʿ-ı bâgıyânelerinin indifâʿına mebnî ne makūle hareket lâzım geldiği huzzârdan istiʿlâm olundukda, Rumeli Kadıʿaskeri: “Eşkıyây-ı mezkûrenin Haremeyn-i şerîfeyn'e olan kasd-1 fâsidleri tebeyyün edüp, üzerlerine küllî asker taʿyîni muktezây-ı diyânet olup, serd olunan tedâbîr tesvîd-i evrâkdan ʿibâret olmağla, fiʿlen bu mâdde-i ʿazîmeye ikdâm vâcibdir” dedikde, Sadraʿzam hazretleri: “Bi-hasebi'l-imkân cânib-i Mısır'dan asker ve Âsitâne-i saʿâdet'den top ve mühimmât tertîb ve Kapudan Paşa maʿrifetiyle sefîneye tahmîl ü tesrîb olundu” der iken, Kadıʿasker Efendi: “Bu mühimmât ve Mısır'dan taʿyîn olunan asâkirin varacağı neden maʿlûm?” dedikde, bu kazıyyenin ʿilm ü idrâkı hâric-i tavk-ı beşer ve vusûl ve ʿadem-i vusûlü bâz-beste-i hükm-i kader olduğunu îrâd buyurup, hattâ İsmet Beyefendi, [Mısra]: Tecri'r-riyâhu bi-mâ lâ-teştehi's-süfün mısraʿını kırâ'at ile te'yîd-i makāl-ı Sadr-ı bedîʿü'l-fiʿâl eyledi. Sudûr-ı kirâmdan Monlacık-zâde ʿAtâ'ullâh Efendi vakte göre himmetde kusûr olunmamış, ancak “Lâ tezâhume fi'n-nüketi” kāʿidesi üzere taraf-ı âhardan dahi taʿyîn-i abtâl-ı ricâl ile kavm-i mezkûre işgāl olunsa, fâyideden hâlî olmadığını ifâde ve zimnen Bağdâd [V 53b] tarafından asker taʿyîn olunmasını irâde edüp, Sadriaʿzam hazretleri: \"Bu keyfiyyet emr-i celîlü'ş-şân ve kenârları hatt-ı destimiz ile mü'ekked çendîn [Ü4 178b] kıtʿa kavâyim ile Bağdâd Vâlîsi'ne tahrîr ve\nbi'n-nefs kendüleri ve yâhûd mükemmel askeri ile kethudâlarının diyâr-ı Necid'e hareketleri tezkîr olunduğundan başka, etrâf-ı Mekke-i mükerreme'de mütemekkin ve havâlî-yi sâyirede mütevattın kabâyil-i muhtelifetü'ş-şu'ûba dahi 'Arabiyyü'l-'ibâre menâşîr-i Sultânî ve makām-ı Sadâret'den mekâtîb ba's ü itâre olunup, hetk-i hurumât ve ibâha-i muharremât ve gasb-ı emvâl-i 'ibâd ve tahrîb-i kasabât u bilâd kasdında olan Vehhâbîler'e ittibâʿ u inkıyâddan tecnîb ve Şerîf-i Mekke ile hem-dest-i teʿâvün ü tezâhür olarak “Mâ halle bi-haramiküm halle bi-küm” maʿnâsını fikr ü te'emmül ile o fırkâ-i dâlleyi havâlî-yi harîm-i Mekke-i mükerreme'ye ‘adem-i takrîb mesâyili tefrîʿ u tebvîb olundu” buyurduklarında, 'İsmet Beyefendi: “Şimdiye dek bi-hasebi't-tâkâti'l-beşeriyye lâzım gelen tedbîrde taksîr vâkiʿ olmayup, kavm-i mezkûrun kıbel-i şerʿ-i enverden haklarında terettüb edecek ahkâm-ı İlâhiyye tetebbuʿu istikrâ olundukdan sonra, fetvâya müracaʿât ve muktezây-ı şerʿ üzere hareket olunsun” dedikde, Kethudâ Bey: “Vehhâbîler, Havâric nevʿinden olup, haklarında cârî olan hükm-i Bârî fi'l-vâkîʿ maʿlûm olmaludur” dedikde, mîr-i müşârun ileyh, Havâric, ‘an-asl bir Sultân-ı kāhirin taht-ı itâʿatinde iken şakk-ı ‘asây-ı Müslimîn eyleyerek, tâʿat-ı Sultânî'den hurûc edenlere itlâk olunduğunu ve Vehhâbîler ‘an-asl bir mütesallit-ı kāhirin kabûl-ı emr ü nehyine mecbûr olmayup, bâdiye-nişîn ve ser-âzâd [V 54a] bir kavim olduklarını tavsîf ve lafz-ı Hâricî'yi taʿrîf ve müstakillen düşmen farzıyla defʿ-i sâyil lâzım geldiğini tasrîh ve 'Abdullah bin ez-Zübeyr ve Haccâc kıssalarını îmâ vü telmîh eyledi. Re'îsü'l-'ulemâ olan Velî Efendi-zâde, Vehhâbîler'in [Ü4 179a] yirmi beş seneden berü buhâr-ı gurûr, dimâğlarına suʿûd ve taʿassub-ı müfrit ile kulûb-ı nâsa ilkāy-ı hevâcis ü şürür edegeldikleri, karʿ-ı semʿ-i erbâb-ı şühûd edüp, garazlarına tarîk-ı vusûl mesdûd ise dahi, şürefây-ı Mekke ile münâfeseleri tevâtür-yâb-ı iştihârdır” dedikde: “Şerîf-i Mekke ile muʿâraza vü münâkaşasını teslîm edelim. Deşt-i Kerbelâ'ya varup, İmâm Hüseyin hazretlerinin kubbesini hedm ile derûn-ı darîhde olan tuhaf ve yâdigâr-ı Aʿcâm'ı nehb ü gāret ve yedi-sekiz yüz kadar halkı katl ü iʿdâma cesâret neden iktizâ etmişidi?” deyü mukābele ve giderek rişte-i kīl ü kāl itâle olunup, nihâyetü'l-emr ‘İsmet Beyefendi'nin dediği gibi Vehhâbîler'in haklarında îcâb eden\nhükm-i şerʿî bi'l-istikrâr tebeyyün etdikden sonra, muktezâsı üzere ʿamel olunmak karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olup, kelâma encâm ve meclise hitâm verildi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şerîf-i Mekke tarafından pey-der-pey teceddüd eden ahbâr iktizâsıyla Vehhâbîler'in Medîne-i münevvere'ye tesallutları ihtimâl-i karîb ve bu takdîrde o arz-ı mukaddeseyi gezend-i hasm-ı ebleh-firîbden muhâfaza, tasvîb-kerde-i her hûş-mend ü erîb olup, efrâd-ı müteʿayyineden birinin rütbesi terfîʿ ve dâiresi asker ve cihet-i uhrâ ile tevsîʿ olunup, husûl-i kudret-i tâmme ʿakabinde ol savb-ı şeref-evbe tesyîr olunmak lâzım gelmişidi. Binâʾen-ʿalâ-zâlik mukaddemâ tasmîm olunan Saʿîd Ağa'nın o tarafda asker cemʿ etmek ve ʿadem-i tecribe ile emr-i muhâfazada kusûr eylemek [V 51b] ezhân-ı evliyây-ı [Ü4 179b] devlete hadşe-resân ve âharının bu hatb-ı ehemme taʿyîni muvâfık-ı vakt ü şân olmağla, ʿan-asl İç-il müteʿayyinlerinden olup, Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Mısır seferinde istihdâm ve derece-i kābiliyyeti mücerreb-i Sadr-ı vâlâ-mâkām olan Ahmed Paşa'nın Vezâret'e liyâkat ü istihkākı zâhir ve emr-i muhâfazada izhâr-ı mesâʿî-yi vâfire ile kuttân-ı Tîbe-i tayyibenin istihsâl-i ârâmiş-i bâllerine takyîd edeceği zihne mütebâdir olmağla, keyfiyyet, hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz u inhâ olunup, hakkında müsâʿade-i seniyye rû-nümâ ve dâhil-i silkü'l-le'âl-i vüzerâ olup, mukaddemâ meclis-i meşveretde zebân-güzâr-ı erbâb-ı ʿizz ü iʿtibâr olduğu vech üzere iktizâ eden asâkir ve sâyir umûrunu Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa ruʾyet ve bir ân akdem me'mûr olduğu savb-ı eşrefe tahrîk ile lâzime-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet eylemesi tahrîr ü işâret olunmuşidi. Müşârun ileyh tıbk-ı irâde-i Devlet-i ebed-müddet üzere müşârun ileyhin tesviye-i umûruna berzede-dâmân-ı ikdâm olacağını bu defʿa ifhâm ve karîbü'l-ʿahdde tekmîl-i mehâmm-ı lâzimü'l-ihtimâmıyla savb-ı maksûda tesyîrini iltizâm edüp, müşârun ileyhin diyâr-ı Mısriyye'den tebâʿüdü hasebiyle baʿzı umûr-ı mütehattimetü'l-\ni‘tinâda lede'l-iktizâ istihdâm olunmak içün bir şahsa teʿayyün ü teşahhus verilmesini müşârun ileyh mûcibât-ı maslahatdan ʿadd eylediğine binâ'en, bundan akdem Cerde Başbûğluğu hıdmetinde izhâr-ı mâye-i fütüvvet ve el-yevm Mısr-ı Kāhire'de vukūʿ bulan şu'ûn-ı hatîrede ibrâz-ı dest-mâye-i sadâkat eden İbrâhîm Ağa'ya o tarafda Mîr-i mîrânlık hilʿatini iksâ ve Ahmed Paşa'ya bedel ittihâzıyla rütbesini [Ü4 180a – V 52a] terfîʿ ü iʿlâ eylediğini bu defʿa inhâ ve tasdîk-ı rütbesini hâvî emr-i celîlü'ş-şân sudûrunu istirhâm ü istidʿâ etmekle, niyâzı karîn-i isʿâf ve mûmâ ileyhin Mîr-i mîrânlığı te'kîd olunarak, müşârun ileyhin nüfûzu ikmâl ü izʿâf olundu.\nCidde Vâlîsi nasb olunan Vezîr Şerîf Mehmed Paşa'nın me'mûriyyet emrini îsâle taʿyîn olunan Kapucu-başı Mustafa Ağa, ihtilâf-ı hevâ ile henûz Mısır'a varamayup, bir ân akdem Cidde'ye vusûlü dahi mühimm olduğundan, mukaddemâ taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sad[a]ret-penâhî'den irsâl olunan tebşîr-nâme hükmü üzere Mısır Vâlîsi Husrev Paşa müşârun ileyhin dâyiresini tanzîm ve mühimmât ve top ve Mısır'dan tertîbi irâde olunan asker ile kâffe-i umûrunu tetmîm edüp, Zilkaʿde'nin on birinci günü ʿAzeb-kubbesi'nde kâ'in ordusunu tahrîk ve peyvend-i ikāmetini tefkîk edüp, Süveys tarafına râhile-bend-i iʿtizâm olduğunu Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr ü iʿlâm eyledi.\nMısr-ı Kāhire tarafından beher sâl ihrâc olunan Mîrü'l-Hâcc her seneden ziyâde asker ve mühimmât ile hareket etmek, zarûriyyât-ı vakt ü hâlden olduğunu müşârun ileyh semîr-i zâmîr edüp, kesret-i mesârıfa bakmayarak, sevâlif-i ezmândan füzûn-ter mühimmât ve asker ile Mîrü'l-Hâcc-ı mûmâ ileyhi cânib-i Hicâz'a tesyîr ve bu bâbda dahi sâk-ı gayret ü hamiyyeti teşmîr eylediğini tahrîr eyledi. Müşârun ileyhin aktâr-ı Hicâziyye umûruna dâ'ir levha-tırâz-ı sünûh olan gayret ü ikdâmı mûcib-i tahsîn ve şâyeste-i sad-âferîn olduğu taraf-ı Sadru's-sudûr'dan işʿâr ve fîmâ-baʿd şevârid-i ahvâl-i Mısır ve Hicâz'ın ber-vefk-ı me'mûl\ntensîk [Ü4 180b] u tanzîmi husûslarına mezîd-i iʿtinâ vü dikkat eylemesi tarafına tezkîr ü ihtâr olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mutasarrıf-ı Dimyât ve Me'mûriyyet-i û be-muhâfaza-i Medîne-i münevvere ve Mîr-i mîrân-şüden-i İbrâhîm Ağa ve havâdisât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_794.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mutasarrıf-ı Dimyât ve Me'mûriyyet-i û be-muhâfaza-i Medîne-i münevvere ve Mîr-i mîrân-şüden-i İbrâhîm Ağa ve havâdisât-ı sâyire",
          "text": "Şerîf-i Mekke tarafından pey-der-pey teceddüd eden ahbâr iktizâsıyla Vehhâbîler'in Medîne-i münevvere'ye tesallutları ihtimâl-i karîb ve bu takdîrde o arz-ı mukaddeseyi gezend-i hasm-ı ebleh-firîbden muhâfaza, tasvîb-kerde-i her hûş-mend ü erîb olup, efrâd-ı müteʿayyineden birinin rütbesi terfîʿ ve dâiresi asker ve cihet-i uhrâ ile tevsîʿ olunup, husûl-i kudret-i tâmme ʿakabinde ol savb-ı şeref-evbe tesyîr olunmak lâzım gelmişidi. Binâʾen-ʿalâ-zâlik mukaddemâ tasmîm olunan Saʿîd Ağa'nın o tarafda asker cemʿ etmek ve ʿadem-i tecribe ile emr-i muhâfazada kusûr eylemek [V 51b] ezhân-ı evliyây-ı [Ü4 179b] devlete hadşe-resân ve âharının bu hatb-ı ehemme taʿyîni muvâfık-ı vakt ü şân olmağla, ʿan-asl İç-il müteʿayyinlerinden olup, Rütbe-i Mîr-i mîrânî ile Mısır seferinde istihdâm ve derece-i kābiliyyeti mücerreb-i Sadr-ı vâlâ-mâkām olan Ahmed Paşa'nın Vezâret'e liyâkat ü istihkākı zâhir ve emr-i muhâfazada izhâr-ı mesâʿî-yi vâfire ile kuttân-ı Tîbe-i tayyibenin istihsâl-i ârâmiş-i bâllerine takyîd edeceği zihne mütebâdir olmağla, keyfiyyet, hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz u inhâ olunup, hakkında müsâʿade-i seniyye rû-nümâ ve dâhil-i silkü'l-le'âl-i vüzerâ olup, mukaddemâ meclis-i meşveretde zebân-güzâr-ı erbâb-ı ʿizz ü iʿtibâr olduğu vech üzere iktizâ eden asâkir ve sâyir umûrunu Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa ruʾyet ve bir ân akdem me'mûr olduğu savb-ı eşrefe tahrîk ile lâzime-i hazm ü ihtiyâta riʿâyet eylemesi tahrîr ü işâret olunmuşidi. Müşârun ileyh tıbk-ı irâde-i Devlet-i ebed-müddet üzere müşârun ileyhin tesviye-i umûruna berzede-dâmân-ı ikdâm olacağını bu defʿa ifhâm ve karîbü'l-ʿahdde tekmîl-i mehâmm-ı lâzimü'l-ihtimâmıyla savb-ı maksûda tesyîrini iltizâm edüp, müşârun ileyhin diyâr-ı Mısriyye'den tebâʿüdü hasebiyle baʿzı umûr-ı mütehattimetü'l-\ni‘tinâda lede'l-iktizâ istihdâm olunmak içün bir şahsa teʿayyün ü teşahhus verilmesini müşârun ileyh mûcibât-ı maslahatdan ʿadd eylediğine binâ'en, bundan akdem Cerde Başbûğluğu hıdmetinde izhâr-ı mâye-i fütüvvet ve el-yevm Mısr-ı Kāhire'de vukūʿ bulan şu'ûn-ı hatîrede ibrâz-ı dest-mâye-i sadâkat eden İbrâhîm Ağa'ya o tarafda Mîr-i mîrânlık hilʿatini iksâ ve Ahmed Paşa'ya bedel ittihâzıyla rütbesini [Ü4 180a – V 52a] terfîʿ ü iʿlâ eylediğini bu defʿa inhâ ve tasdîk-ı rütbesini hâvî emr-i celîlü'ş-şân sudûrunu istirhâm ü istidʿâ etmekle, niyâzı karîn-i isʿâf ve mûmâ ileyhin Mîr-i mîrânlığı te'kîd olunarak, müşârun ileyhin nüfûzu ikmâl ü izʿâf olundu.\nCidde Vâlîsi nasb olunan Vezîr Şerîf Mehmed Paşa'nın me'mûriyyet emrini îsâle taʿyîn olunan Kapucu-başı Mustafa Ağa, ihtilâf-ı hevâ ile henûz Mısır'a varamayup, bir ân akdem Cidde'ye vusûlü dahi mühimm olduğundan, mukaddemâ taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sad[a]ret-penâhî'den irsâl olunan tebşîr-nâme hükmü üzere Mısır Vâlîsi Husrev Paşa müşârun ileyhin dâyiresini tanzîm ve mühimmât ve top ve Mısır'dan tertîbi irâde olunan asker ile kâffe-i umûrunu tetmîm edüp, Zilkaʿde'nin on birinci günü ʿAzeb-kubbesi'nde kâ'in ordusunu tahrîk ve peyvend-i ikāmetini tefkîk edüp, Süveys tarafına râhile-bend-i iʿtizâm olduğunu Vezîr-i müşârun ileyh tahrîr ü iʿlâm eyledi.\nMısr-ı Kāhire tarafından beher sâl ihrâc olunan Mîrü'l-Hâcc her seneden ziyâde asker ve mühimmât ile hareket etmek, zarûriyyât-ı vakt ü hâlden olduğunu müşârun ileyh semîr-i zâmîr edüp, kesret-i mesârıfa bakmayarak, sevâlif-i ezmândan füzûn-ter mühimmât ve asker ile Mîrü'l-Hâcc-ı mûmâ ileyhi cânib-i Hicâz'a tesyîr ve bu bâbda dahi sâk-ı gayret ü hamiyyeti teşmîr eylediğini tahrîr eyledi. Müşârun ileyhin aktâr-ı Hicâziyye umûruna dâ'ir levha-tırâz-ı sünûh olan gayret ü ikdâmı mûcib-i tahsîn ve şâyeste-i sad-âferîn olduğu taraf-ı Sadru's-sudûr'dan işʿâr ve fîmâ-baʿd şevârid-i ahvâl-i Mısır ve Hicâz'ın ber-vefk-ı me'mûl\ntensîk [Ü4 180b] u tanzîmi husûslarına mezîd-i iʿtinâ vü dikkat eylemesi tarafına tezkîr ü ihtâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hüdâvendigâr-ı esbak mağfûr ve merhûm Sultân Mustafa Hân hazretlerinin ekber-i benât-ı ʿaliyyetü's-sıfatları olan Şâh Sultân hazretleri, vücûd-ı insâna târî olan aʿrâz-ı emrâz sebebi ile bir müddet pehlû-zede-i pister-i eskām ve vefâtından kırk elli gün mukaddem dâr-ı âhirete ʿazm ü hırâm eylediği şâyiʿası, renciş-resân-ı havâtır-ı enâm olup, hattâ muʿtâd üzere Sultân Ahmed Câmiʿi'nde [V 54b] salâ verilerek, müezzinler icrây-ı ʿâdet ve kâffe-i nâs bükâ vü ʿavîl ile izhâr-ı te'essür ü rikkat etmişiken, haber-i mezkûr erâcîf makūlesinden olduğu tashîh olunup, imtidâd-ı zemân-ı hayâtı aʿlâ vü ednâyı tefrîh etmişidi. Müşârun ileyhânın peymâne-i ʿömrü mâl-â-mâl ve dünyây-ı fânîde kâyin rızk-ı maksûmu vâsıl-ı derece-i kemâl olup, huzzâk-ı etıbbâ derdine devâ bulmakda ʿacz-âver-i hayret ve ʿâkıbetü'l-emr işbu Zilkaʿde'nin on yedinci Cumʿa günü o Râbiʿa-ʿismet terk-i cihân-ı pür-mihnet ve ʿazm-ı dâr-ı âhiret eyledi.\n\nErkân-ı Devlet-i ebed-ittisâl, naʿş-ı mağfiret-nakşını zîb-i ʿâtık-ı taʿzîm ü ibcâl edüp, Lâleli Câmiʿi'nde nemâzını edâ ve hazret-i Hâlid civârında mukaddemâ ihzâr etdikleri lahde o dürr-i ʿakīleyi idhâl ile vedîʿa-i cenâb-ı Hudâ eylediler.",
          "caption": "Fevt-i Şâh Sultân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_795.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Şâh Sultân",
          "text": "Hüdâvendigâr-ı esbak mağfûr ve merhûm Sultân Mustafa Hân hazretlerinin ekber-i benât-ı ʿaliyyetü's-sıfatları olan Şâh Sultân hazretleri, vücûd-ı insâna târî olan aʿrâz-ı emrâz sebebi ile bir müddet pehlû-zede-i pister-i eskām ve vefâtından kırk elli gün mukaddem dâr-ı âhirete ʿazm ü hırâm eylediği şâyiʿası, renciş-resân-ı havâtır-ı enâm olup, hattâ muʿtâd üzere Sultân Ahmed Câmiʿi'nde [V 54b] salâ verilerek, müezzinler icrây-ı ʿâdet ve kâffe-i nâs bükâ vü ʿavîl ile izhâr-ı te'essür ü rikkat etmişiken, haber-i mezkûr erâcîf makūlesinden olduğu tashîh olunup, imtidâd-ı zemân-ı hayâtı aʿlâ vü ednâyı tefrîh etmişidi. Müşârun ileyhânın peymâne-i ʿömrü mâl-â-mâl ve dünyây-ı fânîde kâyin rızk-ı maksûmu vâsıl-ı derece-i kemâl olup, huzzâk-ı etıbbâ derdine devâ bulmakda ʿacz-âver-i hayret ve ʿâkıbetü'l-emr işbu Zilkaʿde'nin on yedinci Cumʿa günü o Râbiʿa-ʿismet terk-i cihân-ı pür-mihnet ve ʿazm-ı dâr-ı âhiret eyledi.\n\nErkân-ı Devlet-i ebed-ittisâl, naʿş-ı mağfiret-nakşını zîb-i ʿâtık-ı taʿzîm ü ibcâl edüp, Lâleli Câmiʿi'nde nemâzını edâ ve hazret-i Hâlid civârında mukaddemâ ihzâr etdikleri lahde o dürr-i ʿakīleyi idhâl ile vedîʿa-i cenâb-ı Hudâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhâ hazretleri bin yüz yetmiş dört senesi Ramazân'ının on beşinci İsneyn gicesi meşîme-çâk-ı şühûd, gehvâre-zîb-i vücûd olup, vâsıl-ı hadd-i temyîz olmadan, Sadr-ı vakt Mustafa Paşa'ya ve andan sonra Serdâr-ı ekrem [Ü4 181a] bulunan Mehmed Emîn\nPaşa'ya tezvîc ve bâzâr-ı iʿtibâr u menziletleri tervîc olunmuşiken, fevâsıl-ı karîbe ile ikisi dahi maʿdûm-ı dâ'ire-i hayât ve masrûʿ-ı ser-pençe-i memât olup, Sultân ʿAbdülhamîd Hân merhûm hazretlerinin evâyil-i saltanatlarında Vezîr Mustafa Paşa, müşârun ileyhâ hazretlerinin şeref-i izdivâcıyla kesb-i ibtihâc ve mânend-i şîr ü şekker ihtilât u imtizâc etmişiken, tâyir-ı rûhu tayy-i ʿakabât-ı mecâz eyleyerek, sûy-i hakīkīye pervâz eyledi. Müşârun ileyhâ hazretleri Belkīs-sîret, Zehrâ-ʿismet, mestûre-i [V 55a] serâ-perde-i hilm ü hayâ, hacle-nişîn-i kasr-ı menîʿ-i temekkün ü inzivâ, ʿâbide-i sâff-iʿtikād ve zâhide-i pâk-nihâd, dâd-hâhlara muʿîn ü dest-gîr ve zill-i vârif-i merhameti müstevʿib-i mefârık-ı bây ü fakīr olup, der-i mekremet-eseri mecmaʿ-ı vüfûd-i nefʿ ü sûd ve bu bâbda ahkâm-ı Sultâniyye'si her cânibe müteʿâkıbü'l-vürûd olmağla, ekser nâs inkızây-ı metâlibi ile kâm-rân ve duʿây-ı devletiyle ratbü'l-lisân olduklarından, vefâtı cümleye bâʿis-i endûh u ahzân olup, her biri sîne-kûp-i tehassür ü efgān ve mahall-be-mahall eşk-rîz-i mâtem ü eşcân oldular. Civâr-ı feyz-âsâr-ı hazret-i Hâlid'de binâ etdikleri türbe ve sebîl ve mekteb, âsâr-ı cemîlelerindendir, rahmetullâhi ʿaleyhâ.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_796.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyhâ hazretleri bin yüz yetmiş dört senesi Ramazân'ının on beşinci İsneyn gicesi meşîme-çâk-ı şühûd, gehvâre-zîb-i vücûd olup, vâsıl-ı hadd-i temyîz olmadan, Sadr-ı vakt Mustafa Paşa'ya ve andan sonra Serdâr-ı ekrem [Ü4 181a] bulunan Mehmed Emîn\nPaşa'ya tezvîc ve bâzâr-ı iʿtibâr u menziletleri tervîc olunmuşiken, fevâsıl-ı karîbe ile ikisi dahi maʿdûm-ı dâ'ire-i hayât ve masrûʿ-ı ser-pençe-i memât olup, Sultân ʿAbdülhamîd Hân merhûm hazretlerinin evâyil-i saltanatlarında Vezîr Mustafa Paşa, müşârun ileyhâ hazretlerinin şeref-i izdivâcıyla kesb-i ibtihâc ve mânend-i şîr ü şekker ihtilât u imtizâc etmişiken, tâyir-ı rûhu tayy-i ʿakabât-ı mecâz eyleyerek, sûy-i hakīkīye pervâz eyledi. Müşârun ileyhâ hazretleri Belkīs-sîret, Zehrâ-ʿismet, mestûre-i [V 55a] serâ-perde-i hilm ü hayâ, hacle-nişîn-i kasr-ı menîʿ-i temekkün ü inzivâ, ʿâbide-i sâff-iʿtikād ve zâhide-i pâk-nihâd, dâd-hâhlara muʿîn ü dest-gîr ve zill-i vârif-i merhameti müstevʿib-i mefârık-ı bây ü fakīr olup, der-i mekremet-eseri mecmaʿ-ı vüfûd-i nefʿ ü sûd ve bu bâbda ahkâm-ı Sultâniyye'si her cânibe müteʿâkıbü'l-vürûd olmağla, ekser nâs inkızây-ı metâlibi ile kâm-rân ve duʿây-ı devletiyle ratbü'l-lisân olduklarından, vefâtı cümleye bâʿis-i endûh u ahzân olup, her biri sîne-kûp-i tehassür ü efgān ve mahall-be-mahall eşk-rîz-i mâtem ü eşcân oldular. Civâr-ı feyz-âsâr-ı hazret-i Hâlid'de binâ etdikleri türbe ve sebîl ve mekteb, âsâr-ı cemîlelerindendir, rahmetullâhi ʿaleyhâ."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Diyârbekir Eyâleti tevcîh olunan Vezîr Köse Mustafa Paşa, bundan akdem hulûl-i ecel-i mevʿûduyla vefât ve terk-i meşgale-i kâyinât edüp, tûğ u sancağı maʿa'l-Vezâre mahdûmu Veliyyüddîn Bey'e ʿinâyet olunduğu hâlde, bedel-i muhallefât ve câyize-i Vezâret ve sâyir ʿavâyidât olarak beş yüz kîse kadar cânib-i mîrîye hıdmet eyleyeceğini Trabzon [Ü4 181b] Vâlîsi ve Canik Muhassılı Vezîr Tayyâr Paşa bi'l-istidʿâ tahrîr ü inhâ etmişidi. Mütevaffây-ı müşârun ileyhin derece-i servet ü sâmânına Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri muttaliʿ olup, Darb-hâne ve mîrî taraflarına dahi deyn-i küllîsi olduğunu bu defʿa tahkīk ve o mikdâr şey'-i hasîs ile Vezâret'i husûsuna müsâʿade câyiz olmadığını cezm ü ictihâd ile bu bâbda iʿmâl-i fikr ü dakīk buyurup, zâhir ü bâtında mütevârî olan emvâl ü eşyâ ve zimem ve sâyir tarîf ü telîdi ihfâ olunmayarak hârice ihrâc olunup, keyfiyyet ʿalâ-vechi's-sıhha tahrîr [V 55b] olunmak bâbında muvakkaten Baş-bâkī Kulluğu tevcîh olunan Kapucu-\nbaşı Mehmed Ağa, mü'ekked ü müşedded evâmir-i ʿaliyye ile o tarafa tesyîr olunmuşidi. Mübâşir-i mûmâ ileyh o tarafa vusûl buldukda, muktezây-ı me'mûriyyeti üzere tahkīk-ı mâddeye ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve birkaç defʿa mükâtebe vü mücâvebe ile mâddenin imkân-ı ʿâdîsini tahrîr ü işâret ve bilâhare deyn-i mîrî ve bedel-i muhallefât ve câyize-i Vezâret ve sâyir cemʿan iki bin dört yüz kırk beş kîse akçaya nizâm verilüp, bu cümlenin altı yüz kîsesi müjde-i Vezâret vürûdunda Mübâşir-i mûmâ ileyhe teslîm ve üç yüz kırk beş kîsesi mansıbına duhûlünün altmış birinci günü edâ olunup, bâkī bin beş yüz kîsesi iki yüz on sekiz senesinden iʿtibâr ile senevî beşer yüz kîse iʿtâsıyla üç senede tetmîm olunmak şurûtu tanzîm olunup, evâsıt-ı Zilhicce'de mîr-i mûmâ ileyhe Sivas Eyâleti inzımâmıyla ʿavâtıf-ı ʿaliyye-i hazret-i Tâc-dârî'den vâlâ-yı câh-ı [Ü4 182a] Vezâret ihsân ve şeb-i deycûr-ı emeli tâb-ı âfitâb-ı Şâhâne ile dirahşân kılındı. Tevcîh-i Eyâlet-i Sivas takrîbi ile tevcîhât-ı cüz'iyye vukūʿ bulmağla, binâberîn sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa'ya Karaman Eyâleti ve selefi Vezîr ʿOsmân Paşa'ya Kandiye Eyâleti ve selefi Vezîr Dervîş ʿAbdullah Paşa'ya Resmo ve Hanya sancağları ʿinâyet ve cümlesi dil-sîr-i niʿmet-i Şehriyâr-ı gerdûn-bestat kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Veliyyüddîn Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_797.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Veliyyüddîn Bey",
          "text": "Diyârbekir Eyâleti tevcîh olunan Vezîr Köse Mustafa Paşa, bundan akdem hulûl-i ecel-i mevʿûduyla vefât ve terk-i meşgale-i kâyinât edüp, tûğ u sancağı maʿa'l-Vezâre mahdûmu Veliyyüddîn Bey'e ʿinâyet olunduğu hâlde, bedel-i muhallefât ve câyize-i Vezâret ve sâyir ʿavâyidât olarak beş yüz kîse kadar cânib-i mîrîye hıdmet eyleyeceğini Trabzon [Ü4 181b] Vâlîsi ve Canik Muhassılı Vezîr Tayyâr Paşa bi'l-istidʿâ tahrîr ü inhâ etmişidi. Mütevaffây-ı müşârun ileyhin derece-i servet ü sâmânına Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri muttaliʿ olup, Darb-hâne ve mîrî taraflarına dahi deyn-i küllîsi olduğunu bu defʿa tahkīk ve o mikdâr şey'-i hasîs ile Vezâret'i husûsuna müsâʿade câyiz olmadığını cezm ü ictihâd ile bu bâbda iʿmâl-i fikr ü dakīk buyurup, zâhir ü bâtında mütevârî olan emvâl ü eşyâ ve zimem ve sâyir tarîf ü telîdi ihfâ olunmayarak hârice ihrâc olunup, keyfiyyet ʿalâ-vechi's-sıhha tahrîr [V 55b] olunmak bâbında muvakkaten Baş-bâkī Kulluğu tevcîh olunan Kapucu-\nbaşı Mehmed Ağa, mü'ekked ü müşedded evâmir-i ʿaliyye ile o tarafa tesyîr olunmuşidi. Mübâşir-i mûmâ ileyh o tarafa vusûl buldukda, muktezây-ı me'mûriyyeti üzere tahkīk-ı mâddeye ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve birkaç defʿa mükâtebe vü mücâvebe ile mâddenin imkân-ı ʿâdîsini tahrîr ü işâret ve bilâhare deyn-i mîrî ve bedel-i muhallefât ve câyize-i Vezâret ve sâyir cemʿan iki bin dört yüz kırk beş kîse akçaya nizâm verilüp, bu cümlenin altı yüz kîsesi müjde-i Vezâret vürûdunda Mübâşir-i mûmâ ileyhe teslîm ve üç yüz kırk beş kîsesi mansıbına duhûlünün altmış birinci günü edâ olunup, bâkī bin beş yüz kîsesi iki yüz on sekiz senesinden iʿtibâr ile senevî beşer yüz kîse iʿtâsıyla üç senede tetmîm olunmak şurûtu tanzîm olunup, evâsıt-ı Zilhicce'de mîr-i mûmâ ileyhe Sivas Eyâleti inzımâmıyla ʿavâtıf-ı ʿaliyye-i hazret-i Tâc-dârî'den vâlâ-yı câh-ı [Ü4 182a] Vezâret ihsân ve şeb-i deycûr-ı emeli tâb-ı âfitâb-ı Şâhâne ile dirahşân kılındı. Tevcîh-i Eyâlet-i Sivas takrîbi ile tevcîhât-ı cüz'iyye vukūʿ bulmağla, binâberîn sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr ʿAbdurrahmân Paşa'ya Karaman Eyâleti ve selefi Vezîr ʿOsmân Paşa'ya Kandiye Eyâleti ve selefi Vezîr Dervîş ʿAbdullah Paşa'ya Resmo ve Hanya sancağları ʿinâyet ve cümlesi dil-sîr-i niʿmet-i Şehriyâr-ı gerdûn-bestat kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı Zilhicce'nin onuncu günü ʿale's-seher aʿyân-ı devlet ve erkân-ı Saltanat kānûn-ı kadîm üzere ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ u ihtifâl ve îfây-ı lâzime-i tebrîk-i ʿîd ile takbîl-i âstîn [V 56a] ve dâmen-i kûşe-i Şehriyâr-ı bedîʿü'l-hısâl eylediler.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_798.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "text": "Mâh-ı Zilhicce'nin onuncu günü ʿale's-seher aʿyân-ı devlet ve erkân-ı Saltanat kānûn-ı kadîm üzere ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'da ictimâʿ u ihtifâl ve îfây-ı lâzime-i tebrîk-i ʿîd ile takbîl-i âstîn [V 56a] ve dâmen-i kûşe-i Şehriyâr-ı bedîʿü'l-hısâl eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi'yle mükerrem olan İbrâhîm Beyefendi, mübtelâ olduğu ʿilletden tahlîs-ı girîbân edemeyüp, evâsıt-ı Zilhiccetü'ş-şerîfede dâʿî-yi ecele lebbeyk-zen-i icâbet ve hırâmende-i çemen-zâr-ı dâr-ı mağfiret oldu.\nMüşârun ileyh evâsıt-ı Saltanat-ı hazret-i Sultân Mustafa Hânî'de pederleri es-Seyyid Mustafa Ağa, Mîrâhûr-ı Evvel iken bâ-İbtidâ-i Hâric, Fazliyye Medresesi'yle hâyiz-i nuhustîn-i pâye-i medâric olup, pederleri vefâtından sonra Mustafa Paşa-zâdelik ile kesb-i iştihâr ve giderek Haremeyn Müfettişliği ile kulûb-ı hussâdı dâğ-dâr etmişidi. Mukārenet-i tevfik ile tayy-i ʿakabât-ı tarîk ve iki yüz târîhinde Havâss-ı refîʿa Mevleviyyeti ile necm-i ʿizzeti berîk ve gusn-ı emeli verîk olup, iki yüz <on> altıda Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle isʿâd ve ʿamm-zâdeleri Vezîr ʿİzzet Mehmed Paşa [Ü4 182b] Mısır Vâlîsi bulunup, Sâhib-i terceme hacc-ı Beytullâhü'l-harâm kasdında olduğunu îrâd edüp, iʿânet-i müşârun ileyh ile müctâz-ı râh-ı Hicâz ve iskāt-ı ferîza-i hacc ile ser-efrâz olup, iki yüz sekiz senesinde müşârun ileyhin şefâʿati ve Şeyhulislâm-ı vakt bulunan Dürrî-zâde merhûmun dûra-dûr karâbeti münâsebeti ile Mekke-i mükerreme Pâyesi'ni ihrâz etmiş idi. İki yüz on târîhinde İstanbul Pâyesi'yle hâtırı mecbûr ve iki yüz on üçde Anadolu Pâyesi'yle mesrûr olup, on yedi Muharrem'inde bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti tarafına teklîf ve ʿadem-i kabûl ü istiʿfâ ile debdebe-i ʿiffetini tazʿîf edüp, târîh-i mezkûrda fevt ve zâyik-ı sekret-i mevt oldu. Müşârun ileyh ʿafîf ve perhîz-kâr, mutasallib ü dîndâr, hulk-ı cemîl ile mevsûf ve hüsn-i ülfet ile meʾlûf olup, bin yüz elli târîhinde tevellüd etdiğine nazaran siniyy-i ʿömrü altmış yedi seneye bâliğ, umûr-ı dünyeviyyeden fârigu'l-bâl bir zât-ı melekiyyü'l-hısâl idi.",
          "caption": "Vefât-ı Mîr İbrâhîm Efendi ez-sudûr-ı kirâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_799.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı Mîr İbrâhîm Efendi ez-sudûr-ı kirâm",
          "text": "Anadolu Pâyesi'yle mükerrem olan İbrâhîm Beyefendi, mübtelâ olduğu ʿilletden tahlîs-ı girîbân edemeyüp, evâsıt-ı Zilhiccetü'ş-şerîfede dâʿî-yi ecele lebbeyk-zen-i icâbet ve hırâmende-i çemen-zâr-ı dâr-ı mağfiret oldu.\nMüşârun ileyh evâsıt-ı Saltanat-ı hazret-i Sultân Mustafa Hânî'de pederleri es-Seyyid Mustafa Ağa, Mîrâhûr-ı Evvel iken bâ-İbtidâ-i Hâric, Fazliyye Medresesi'yle hâyiz-i nuhustîn-i pâye-i medâric olup, pederleri vefâtından sonra Mustafa Paşa-zâdelik ile kesb-i iştihâr ve giderek Haremeyn Müfettişliği ile kulûb-ı hussâdı dâğ-dâr etmişidi. Mukārenet-i tevfik ile tayy-i ʿakabât-ı tarîk ve iki yüz târîhinde Havâss-ı refîʿa Mevleviyyeti ile necm-i ʿizzeti berîk ve gusn-ı emeli verîk olup, iki yüz <on> altıda Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle isʿâd ve ʿamm-zâdeleri Vezîr ʿİzzet Mehmed Paşa [Ü4 182b] Mısır Vâlîsi bulunup, Sâhib-i terceme hacc-ı Beytullâhü'l-harâm kasdında olduğunu îrâd edüp, iʿânet-i müşârun ileyh ile müctâz-ı râh-ı Hicâz ve iskāt-ı ferîza-i hacc ile ser-efrâz olup, iki yüz sekiz senesinde müşârun ileyhin şefâʿati ve Şeyhulislâm-ı vakt bulunan Dürrî-zâde merhûmun dûra-dûr karâbeti münâsebeti ile Mekke-i mükerreme Pâyesi'ni ihrâz etmiş idi. İki yüz on târîhinde İstanbul Pâyesi'yle hâtırı mecbûr ve iki yüz on üçde Anadolu Pâyesi'yle mesrûr olup, on yedi Muharrem'inde bi'l-fiʿl Anadolu Sadâreti tarafına teklîf ve ʿadem-i kabûl ü istiʿfâ ile debdebe-i ʿiffetini tazʿîf edüp, târîh-i mezkûrda fevt ve zâyik-ı sekret-i mevt oldu. Müşârun ileyh ʿafîf ve perhîz-kâr, mutasallib ü dîndâr, hulk-ı cemîl ile mevsûf ve hüsn-i ülfet ile meʾlûf olup, bin yüz elli târîhinde tevellüd etdiğine nazaran siniyy-i ʿömrü altmış yedi seneye bâliğ, umûr-ı dünyeviyyeden fârigu'l-bâl bir zât-ı melekiyyü'l-hısâl idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İstanbul Kadısı ʿÖmer Efendi-zâde Süleymân Efendi, müddet-i ʿörfiyyesini ikmâl ve Zilhicce'nin on beşinci gününden zabt etmek üzere Müftî-zâde İbrâhîm Efendi o câh-ı bülend ile kesb-i dest-mâye-i ikbâl edüp, Mısr-ı Kāhire Kadısı'nın dahi inkızây-ı müddet-i\nhükûmeti mütekārib ve buʿd-ı mesâfe sebebi ile şimdiden tevcîhi münâsib olduğundan, sâbıkā Kuds-i şerîf Kadısı es-Seyyid Ahmed Efendi'ye iki yüz on sekiz senesi Cemâziyelâhire'si gurresinden mutasarrıf olmak üzere hükûmet-i Kāhire ʿinâyet ü ihsân ve bu vesîle ile mûmâ ileyh minnet-dâr-ı lutf-ı bî-pâyân kılındı.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul ve tevcîh-i Kazâʾ-i Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_800.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul ve tevcîh-i Kazâʾ-i Mısır",
          "text": "İstanbul Kadısı ʿÖmer Efendi-zâde Süleymân Efendi, müddet-i ʿörfiyyesini ikmâl ve Zilhicce'nin on beşinci gününden zabt etmek üzere Müftî-zâde İbrâhîm Efendi o câh-ı bülend ile kesb-i dest-mâye-i ikbâl edüp, Mısr-ı Kāhire Kadısı'nın dahi inkızây-ı müddet-i\nhükûmeti mütekārib ve buʿd-ı mesâfe sebebi ile şimdiden tevcîhi münâsib olduğundan, sâbıkā Kuds-i şerîf Kadısı es-Seyyid Ahmed Efendi'ye iki yüz on sekiz senesi Cemâziyelâhire'si gurresinden mutasarrıf olmak üzere hükûmet-i Kāhire ʿinâyet ü ihsân ve bu vesîle ile mûmâ ileyh minnet-dâr-ı lutf-ı bî-pâyân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Re'îsü'l-ʿulemâ olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi sudûr-ı kirâma şâyeste olmayan harekât ile iştihârı refte refte resîde-i semʿ-i eşref-i hazret-i Tâc-dârî olduğundan başka, bir müddetden berü cenâb-ı Fetvâ-penâhî ile vukūʿ bulan muʿâraza vü münâkaşası resîde-i hadd-i tenâhî olup, [mısra]: Tabʿ-ı sahtı, nâr-ı gurbet nerm eder âhen gibi mefhûmu üzere telyîn-i ʿarîke-i sevreti zımnında bir mahalle tağrîbi bâ-telhîs ʿarz u inhâ ve mûcebince mâh-ı Zilhicce'nin yirminci günü Burusa'ya nefy ü iclâ olundu. [Ü4 183a]",
          "caption": "Nefy-i Velî Efendi-zâde be-Burusa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_801.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Nefy-i Velî Efendi-zâde be-Burusa",
          "text": "Re'îsü'l-ʿulemâ olan Velî Efendi-zâde Mehmed Emîn Efendi sudûr-ı kirâma şâyeste olmayan harekât ile iştihârı refte refte resîde-i semʿ-i eşref-i hazret-i Tâc-dârî olduğundan başka, bir müddetden berü cenâb-ı Fetvâ-penâhî ile vukūʿ bulan muʿâraza vü münâkaşası resîde-i hadd-i tenâhî olup, [mısra]: Tabʿ-ı sahtı, nâr-ı gurbet nerm eder âhen gibi mefhûmu üzere telyîn-i ʿarîke-i sevreti zımnında bir mahalle tağrîbi bâ-telhîs ʿarz u inhâ ve mûcebince mâh-ı Zilhicce'nin yirminci günü Burusa'ya nefy ü iclâ olundu. [Ü4 183a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûrun yirmi birinci gicesi sâʿat altı buçukda iken müteveffâ Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa hânesinden âteş zuhûr ve tarafeyninde bulunanları güm-kerde-i râh-ı şuʿûr edüp, bir kolu Dîvân-yolu'na çıkacak medreseye ve bir kolu Acı-hammâm'a dek müntehî oldukda, lutf-ı Râzdân-ı [V 56b] celiyy ü hafî ile münhamid ü muntafî oldu. Harîk-ı mezkûrda Sadrıaʿzam-ı ʿâlî-himem hazretlerinin cûy-bâr-ı cûd u keremleri tuğyân ve sakāyân ve tulumbacıyânı gark-ı mevce-i ihsân edüp, bu sebeble me'mûr-ı ıtfây-ı nâr olanlar semender-vâr tûde-i âteşe iktihâm ile Dîvân-yolu'na sirâyet ü tecâvüz etmamek içün sedd-i üstüvâr oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı harîk der-Çatal-çeşme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_802.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı harîk der-Çatal-çeşme",
          "text": "Mâh-ı mezkûrun yirmi birinci gicesi sâʿat altı buçukda iken müteveffâ Kāyim-makām ʿAbdullah Paşa hânesinden âteş zuhûr ve tarafeyninde bulunanları güm-kerde-i râh-ı şuʿûr edüp, bir kolu Dîvân-yolu'na çıkacak medreseye ve bir kolu Acı-hammâm'a dek müntehî oldukda, lutf-ı Râzdân-ı [V 56b] celiyy ü hafî ile münhamid ü muntafî oldu. Harîk-ı mezkûrda Sadrıaʿzam-ı ʿâlî-himem hazretlerinin cûy-bâr-ı cûd u keremleri tuğyân ve sakāyân ve tulumbacıyânı gark-ı mevce-i ihsân edüp, bu sebeble me'mûr-ı ıtfây-ı nâr olanlar semender-vâr tûde-i âteşe iktihâm ile Dîvân-yolu'na sirâyet ü tecâvüz etmamek içün sedd-i üstüvâr oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nevʿ-i beşer cihet-i mahlûkıyyet ile rütbede müsâvî ve menzilet-i ʿubûdiyyetde müvâzî ise dahi, bekāy-ı nevʿ ve terâdüf-i şahs ʿilletiyle terekküb-i umûr-ı meʿâş ve intizâm-ı şevârid-i intiʿâşda ednâ, aʿlâya; ʿabd, Mevlâ'ya muhtâc olup, “Lev tesâve'n-nâsü le-helekû cemîʿâ” hikmeti üzere cemîʿ etvârda efrâd-ı insânı mâl ü câh ve vüsʿat-i hâl ü refâhda ebnây-ı cinsiyle beraber olmak lâzım gelse, halk birbirinden müstagnî olup, intifây-ı zarûret-i maʿîşet ile kedd ü taʿba hâcet mess etmeyüp, kâr-hâne-i ʿâlem fâsid ve metâʿ-ı zindegânî-yi nâs kâsid olmak eclây-ı bedîhiyyâtdan ve merâtib-i ʿavâmm u havâsda terakkī vü tenezzül vâcib olduğu gibi, ziyy ü kisvet ve libâs ü hey'etde dahi tefâvüt ü imtiyâz sırr-ı hikmet iktizâsından olup, şöyle ki, gürûh-ı ʿavâmm tereffüh ü tenaʿümde havâss-ı enâma teşebbüh kasdında olsalar, lâ-mahâle [Ü4 183b] mecbûr-ı irtikâb-ı mekârih-i umûr olup, “İnne eksera'l-meʿâsî innemâ tekûnü li-ecli tahsîli'l-gınā” mefhûmu üzere o makūle eclâf-ı nâs maʿsiyete ikdâm ü cesâret ve giderek emr-i Hakk'a muhâlefet ile izhâk-ı rûh ve gasb-ı emvâle mübâşeret edecekleri mukarrerdir. Lâ-cerem bir müddetden berü ʿavâmm-ı nâs tecâvüz-i hadd-i edeb ile elbise-i pür-zîb ü zînet ve miyân-bend-i girân-kıymet ve cevâhir-i hayvânât [V 57a] kısmından olan postîn-i mütenevviʿa ile tecemmüle rağbet edüp, bu külfet ile fark-ı miyân-ı sagīr ü kebîr ve temyîz-i mâ-beyn-i hâmil ü emîr, düşvâr-ı ʿasîr olduğundan başka, tıbâʿ-ı nâsda benî nevʿine meyl ü rükûn ve her hâlde ahadühümâ âharın nakş u tavrına meftûn olmak emr-i cibillî olup, bu sebeble fakīr, ganîye taklîd ve bu garazı tahsîl içün gûnâ-gûn hudʿa vü firîb tevlîd eder oldular. Ve bu mazarrat yalnız nefislerine ʿâyid olmayup, hezâr sanʿat ve tekellüf ile iktisâb etdikleri dînâr, sebeb-i maʿlûm ile nasîb-i agyâr olup, giderek Devlet-i ʿaliyye nukūdu mânend-i seyl, âhar diyâra meyl ve Hind ve Efrenc devletleri gencînelere nâyil ve bu sebeble erâzî-yi Devlet-i ʿaliyye'de hâsıl olan kurâza-i sîm ü zerr zâyil olmak derecesine vâsıl olup, bu isrâfâtdan hâsıl olan âfâtı defʿ ile nâsı menâziline tenzîl ve her şahsa bir hadd-i mahsûs taʿyîni ile semt-i batar u isrâfdan tahvîl, siyâset-i mülkiyyeden olduğuna binâ'en, her sınıfın melbûsâtı derecesine kıyâsen tertîb ve ol bâbda buyuruldular neşr olunup, mücâveze-i hadd edenler vaʿîd-i şedîd ve zecr-i ekîd ile terhîb olundu.",
          "caption": "Zikr-i taʿyîn-i hadd be-elbise-i nâs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_803.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1217"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i taʿyîn-i hadd be-elbise-i nâs",
          "text": "Nevʿ-i beşer cihet-i mahlûkıyyet ile rütbede müsâvî ve menzilet-i ʿubûdiyyetde müvâzî ise dahi, bekāy-ı nevʿ ve terâdüf-i şahs ʿilletiyle terekküb-i umûr-ı meʿâş ve intizâm-ı şevârid-i intiʿâşda ednâ, aʿlâya; ʿabd, Mevlâ'ya muhtâc olup, “Lev tesâve'n-nâsü le-helekû cemîʿâ” hikmeti üzere cemîʿ etvârda efrâd-ı insânı mâl ü câh ve vüsʿat-i hâl ü refâhda ebnây-ı cinsiyle beraber olmak lâzım gelse, halk birbirinden müstagnî olup, intifây-ı zarûret-i maʿîşet ile kedd ü taʿba hâcet mess etmeyüp, kâr-hâne-i ʿâlem fâsid ve metâʿ-ı zindegânî-yi nâs kâsid olmak eclây-ı bedîhiyyâtdan ve merâtib-i ʿavâmm u havâsda terakkī vü tenezzül vâcib olduğu gibi, ziyy ü kisvet ve libâs ü hey'etde dahi tefâvüt ü imtiyâz sırr-ı hikmet iktizâsından olup, şöyle ki, gürûh-ı ʿavâmm tereffüh ü tenaʿümde havâss-ı enâma teşebbüh kasdında olsalar, lâ-mahâle [Ü4 183b] mecbûr-ı irtikâb-ı mekârih-i umûr olup, “İnne eksera'l-meʿâsî innemâ tekûnü li-ecli tahsîli'l-gınā” mefhûmu üzere o makūle eclâf-ı nâs maʿsiyete ikdâm ü cesâret ve giderek emr-i Hakk'a muhâlefet ile izhâk-ı rûh ve gasb-ı emvâle mübâşeret edecekleri mukarrerdir. Lâ-cerem bir müddetden berü ʿavâmm-ı nâs tecâvüz-i hadd-i edeb ile elbise-i pür-zîb ü zînet ve miyân-bend-i girân-kıymet ve cevâhir-i hayvânât [V 57a] kısmından olan postîn-i mütenevviʿa ile tecemmüle rağbet edüp, bu külfet ile fark-ı miyân-ı sagīr ü kebîr ve temyîz-i mâ-beyn-i hâmil ü emîr, düşvâr-ı ʿasîr olduğundan başka, tıbâʿ-ı nâsda benî nevʿine meyl ü rükûn ve her hâlde ahadühümâ âharın nakş u tavrına meftûn olmak emr-i cibillî olup, bu sebeble fakīr, ganîye taklîd ve bu garazı tahsîl içün gûnâ-gûn hudʿa vü firîb tevlîd eder oldular. Ve bu mazarrat yalnız nefislerine ʿâyid olmayup, hezâr sanʿat ve tekellüf ile iktisâb etdikleri dînâr, sebeb-i maʿlûm ile nasîb-i agyâr olup, giderek Devlet-i ʿaliyye nukūdu mânend-i seyl, âhar diyâra meyl ve Hind ve Efrenc devletleri gencînelere nâyil ve bu sebeble erâzî-yi Devlet-i ʿaliyye'de hâsıl olan kurâza-i sîm ü zerr zâyil olmak derecesine vâsıl olup, bu isrâfâtdan hâsıl olan âfâtı defʿ ile nâsı menâziline tenzîl ve her şahsa bir hadd-i mahsûs taʿyîni ile semt-i batar u isrâfdan tahvîl, siyâset-i mülkiyyeden olduğuna binâ'en, her sınıfın melbûsâtı derecesine kıyâsen tertîb ve ol bâbda buyuruldular neşr olunup, mücâveze-i hadd edenler vaʿîd-i şedîd ve zecr-i ekîd ile terhîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Kadıʻaskeri olan Bekir Paşa-zâde ‘Ömer Beyefendi, bir sene kadar Anadolu Sadâret'inde kıyâm ve müddet-i ‘örfiyyesin itmâm edüp, bi-hasebi't-tarîk Sadâret'e lâyık u hakīk olan Kethudâ-zâde Mehmed Sâdık Efendi, o makām-ı refîʻa i‘tilâ ile rûy-ı emeli küşâde vü tālîʻ oldu.",
          "caption": "['Azl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu]",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_804.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "['Azl ü nasb-ı Sadr-ı Anadolu]",
          "text": "Anadolu Kadıʻaskeri olan Bekir Paşa-zâde ‘Ömer Beyefendi, bir sene kadar Anadolu Sadâret'inde kıyâm ve müddet-i ‘örfiyyesin itmâm edüp, bi-hasebi't-tarîk Sadâret'e lâyık u hakīk olan Kethudâ-zâde Mehmed Sâdık Efendi, o makām-ı refîʻa i‘tilâ ile rûy-ı emeli küşâde vü tālîʻ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kudûm-i behâr sebebi ile sahn-ı çemen, cilve-gâh-ı yâsemen ü nesteren ve rûy-ı zemîn ezhâr-ı reng-â-reng [V 57b] ile müzeyyen olup, enhâr u cedâvil sû-be-sû cârî ve feyz-ı nâmiye her tarafa sârî, gonce-i nev-şüküfte vü ratîb, tahrîk-i feryâd-ı ‘andelîb ve huzret-i serv ü bîd, kumriyy-i şeciyyü's-savtın şevk u garâmını ber-mezîd edüp, besâtîn ü hadâyık gül-i sad-berg ü şekāyık ile nüzhet-bahş-ı kulûb-ı halâyık ve nercis ü benefsec nümûne-nümây-ı reng-i ‘âşık-ı sâdık olup, güller mânend-i rûy-ı hûbân handân ve sünbüller misâl-i zülf-i mehrûyân perîşân, nesîm-i ‘anber-şemîm, nükhet-bahş-ı diraht-ı müştebik ve murgān-ı ulî-ecniha sebak-hân-ı “Unzur ilâ âsâri rahmeti Rabbik” olup, hevâda hâsıl olan güşâyiş ü letâfet ve bu mevsim-i cân-fezâda nümâyân olan nüzhet ü tarâvet, tehyîc-i şevk-ı Şehriyâr-ı İskender-haslet eylediğine binâ’en, mâh-ı mezkûrun on beşinci Sebt günü Serây-ı cedîd-i ‘âmire'den kemâl-i debdebe vü şevket ile Beşiktâş Sâhil-serâyı'na nakl ü hareket ve o mahall-i bî-bedeli yümn-i kudûm-i Şâhâne'leriyle reşk-efzây-ı sahn-ı cennet eylediler.",
          "caption": "Nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_805.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Nakl-i hümâyûn",
          "text": "Kudûm-i behâr sebebi ile sahn-ı çemen, cilve-gâh-ı yâsemen ü nesteren ve rûy-ı zemîn ezhâr-ı reng-â-reng [V 57b] ile müzeyyen olup, enhâr u cedâvil sû-be-sû cârî ve feyz-ı nâmiye her tarafa sârî, gonce-i nev-şüküfte vü ratîb, tahrîk-i feryâd-ı ‘andelîb ve huzret-i serv ü bîd, kumriyy-i şeciyyü's-savtın şevk u garâmını ber-mezîd edüp, besâtîn ü hadâyık gül-i sad-berg ü şekāyık ile nüzhet-bahş-ı kulûb-ı halâyık ve nercis ü benefsec nümûne-nümây-ı reng-i ‘âşık-ı sâdık olup, güller mânend-i rûy-ı hûbân handân ve sünbüller misâl-i zülf-i mehrûyân perîşân, nesîm-i ‘anber-şemîm, nükhet-bahş-ı diraht-ı müştebik ve murgān-ı ulî-ecniha sebak-hân-ı “Unzur ilâ âsâri rahmeti Rabbik” olup, hevâda hâsıl olan güşâyiş ü letâfet ve bu mevsim-i cân-fezâda nümâyân olan nüzhet ü tarâvet, tehyîc-i şevk-ı Şehriyâr-ı İskender-haslet eylediğine binâ’en, mâh-ı mezkûrun on beşinci Sebt günü Serây-ı cedîd-i ‘âmire'den kemâl-i debdebe vü şevket ile Beşiktâş Sâhil-serâyı'na nakl ü hareket ve o mahall-i bî-bedeli yümn-i kudûm-i Şâhâne'leriyle reşk-efzây-ı sahn-ı cennet eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı Muharremü'l-harâmın yirmi beşinci yevm-i Sülesâ, Dergâh-ı ‘âlî ocağlarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcib cem‘ ü tetmîm [Ü4 184b] ve Kubbe-altı'nda kabzına\nme'mûrlara 'ale'l-infirâd teslîm olunup, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Hamîs günü Bâb-ı 'âlî'de devr olup, Hâs Oda-başı Ağa maʿrifetiyle şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtefet-makrûn-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn, Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin kadr ü i'tibârını dü-bâlâ vü efzûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_806.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Mâh-ı Muharremü'l-harâmın yirmi beşinci yevm-i Sülesâ, Dergâh-ı ‘âlî ocağlarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcib cem‘ ü tetmîm [Ü4 184b] ve Kubbe-altı'nda kabzına\nme'mûrlara 'ale'l-infirâd teslîm olunup, şehr-i mezkûrun yirmi yedinci Hamîs günü Bâb-ı 'âlî'de devr olup, Hâs Oda-başı Ağa maʿrifetiyle şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı mülâtefet-makrûn-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn, Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin kadr ü i'tibârını dü-bâlâ vü efzûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ser-kāfile-i Vehhâbiyân olan İbn-i Suʿûd bu hılâlde Tâyif'e doğru sevk-ı cünûd-i haybet-mev'ûd edüp, etrafında mütemekkin Aʿrâb-ı [V 58a] bevâdîyi tavʿan ev revʿan isticlâb ve birkaç defʿa Tâyife hücûm eyledikde, derûnunda mütehassın olanlar emr-i müdâfaʿada bezl-i cehd ü tâb edüp, ancak kavm-i mezkûra cevâb veremeyeceklerini Şerîf-i Mekke cenâblarına tahrîr ve imdâd u iʿâne eylemesini tastîr etmişler idi. Müşârun ileyh dahi kemer-bend-i inkıyâd u itâʿati olan asker ile bi'n-nefs mahall-i mezkûra șitâb u sürʿat ve iki-üç defʿa bugāt-ı mezkûre ile tarh-ı kâr-zâr-ı müşâceret etdiyse dahi, yevmen-fe-yevmen cemʿiyyetlerine kesret ve Şerîf-i Mekke tarafına zaʿf u kıllet ʿârız olduğundan, muhâfaza vu mukāvemete muktedir olmayup, muntasıf-ı Şevvâl'de Vehhâbîler Tâyif'e duhûl ve müşârun ileyh dahi Mekke-i mükerreme'ye ʿavd u kufûl ve hafr-i meteris ile meşgûl olduğunu Mîrü'l-Hâcc olan Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya tahrîr eylediğinden başka, tâyife-i makhûrenin bir mikdârı Medîne-i münevvere üzerine gelüp, hâric-i şehri nehb ü gāret ve seyyidü'ş-şühedâ hazret-i Hamza bin ʿAbdülmuttalib'in kubbe-i darîhini hedm ve mezâr-ı şerîfleri pûşîdesini [185a] taktîʿ u tefrîk ve derûnunda olan mesâhif-i şerîfeyi temzîk eylediklerinden gayri, Medîne-i münevvere'yi hasr u tazyîk eyledikleri hâlde Mîrü'l-Hâcc Paşa'nın tekarrübü haberi intişâr bulduğundan, hüccâc-ı hidâyet-minhâcın reh-i râstlarında vâkiʿ “Müdric” ve “Avâlî” nâm mahalle çekildikleri istihbâr ve âmâde-i harb ü kâr-zâr olmuşlar idi. Müşârun ileyh hüccâcın mukāvemete kudret-yâb olanlarını ifrâz ve cemʿiyyetine ilhâk ve fi'l-hâl tertîb-i talîʿa ve yemin-i visâk (وساق) ile bi'l-ittifâk bugāt-ı mezkûre üzerine hecme-endâz-ı salâbet ve hamle-i ûlâda o fırka-i [V 58b] bâgıyeyi pây-endâz-ı huyûl-ı mehâbet ederek, bir mikdârı hâke galtân ve bakıyyesi benât-ı naʿş gibi müteferrik ü perîşân olup, mukārenet-i feth u zafer ile Mekke-i mükerreme'ye hudâ-hân, ʿazîmet olduklarını Mîrü'l-Hâcc Paşa ve aʿyân-ı hâcc eğerçi tahrîr eylediler. Ancak Medîne-i münevvere sükkânının fîmâ-baʿd şiddet-i muhâsaraya\nmusâberetleri müstahîl ve zahîre ve asker ile imdâd u iʿâneye eşedd-i ihtiyâcları vâreste-i delîl olduğunu şâmil, bi'l-ittifâk bârgâh-ı Şehriyâr-ı âfâk'a itâre-i evrâk eylediler. Mîrü'l-Hâcc Paşa Havâric zümresine gālib olduysa dahi, o taraflarda olan kuvveti yirmi güne mütenâhî olup, baʿde'l-ʿavd Hâricîler o taraflarda envâʿ-ı fesâd u teʿaddî ile Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere'ye duhûl u gārete tesaddî edecekleri evzâʿ u etvârlarından istidlâl ve meʾmûrların bir ân akdem cânib-i Hicâz'a vusûlleri emri istiʿcâl olunup, Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa'ya bu keyfiyyet tahrîr u işâret ve Medîne-i münevvere Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa henûz yerinden hareket [Ü4 185b] etmemiş ise bir lahza tevakkufa ruhsat verilmeyerek savb-ı maksûda îsâl ve tertîbâtdan girü kalmışı var ise, ʿalâ-cenâhi'l-istiʿcâl irsâli ve pey-der-pey meʾmûrlar ile muhâbere eyleyerek, cânib-i Hicâz'ın keyd-i Hâvâric'den selâmeti emrine kemâ-yenbagī ihtimâm ü dikkat eylemesi, cânib-i Sadâret-penâhî'den müʾekked ü müşedded tahrîr ve Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa tarafından dahi bu teʾkîdât tervîc olunup, çifte Tatar berren Mısır cânibine tesyîr olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Hicâziyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_807.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Hicâziyye",
          "text": "Ser-kāfile-i Vehhâbiyân olan İbn-i Suʿûd bu hılâlde Tâyif'e doğru sevk-ı cünûd-i haybet-mev'ûd edüp, etrafında mütemekkin Aʿrâb-ı [V 58a] bevâdîyi tavʿan ev revʿan isticlâb ve birkaç defʿa Tâyife hücûm eyledikde, derûnunda mütehassın olanlar emr-i müdâfaʿada bezl-i cehd ü tâb edüp, ancak kavm-i mezkûra cevâb veremeyeceklerini Şerîf-i Mekke cenâblarına tahrîr ve imdâd u iʿâne eylemesini tastîr etmişler idi. Müşârun ileyh dahi kemer-bend-i inkıyâd u itâʿati olan asker ile bi'n-nefs mahall-i mezkûra șitâb u sürʿat ve iki-üç defʿa bugāt-ı mezkûre ile tarh-ı kâr-zâr-ı müşâceret etdiyse dahi, yevmen-fe-yevmen cemʿiyyetlerine kesret ve Şerîf-i Mekke tarafına zaʿf u kıllet ʿârız olduğundan, muhâfaza vu mukāvemete muktedir olmayup, muntasıf-ı Şevvâl'de Vehhâbîler Tâyif'e duhûl ve müşârun ileyh dahi Mekke-i mükerreme'ye ʿavd u kufûl ve hafr-i meteris ile meşgûl olduğunu Mîrü'l-Hâcc olan Vezîr ʿAbdullah Paşa'ya tahrîr eylediğinden başka, tâyife-i makhûrenin bir mikdârı Medîne-i münevvere üzerine gelüp, hâric-i şehri nehb ü gāret ve seyyidü'ş-şühedâ hazret-i Hamza bin ʿAbdülmuttalib'in kubbe-i darîhini hedm ve mezâr-ı şerîfleri pûşîdesini [185a] taktîʿ u tefrîk ve derûnunda olan mesâhif-i şerîfeyi temzîk eylediklerinden gayri, Medîne-i münevvere'yi hasr u tazyîk eyledikleri hâlde Mîrü'l-Hâcc Paşa'nın tekarrübü haberi intişâr bulduğundan, hüccâc-ı hidâyet-minhâcın reh-i râstlarında vâkiʿ “Müdric” ve “Avâlî” nâm mahalle çekildikleri istihbâr ve âmâde-i harb ü kâr-zâr olmuşlar idi. Müşârun ileyh hüccâcın mukāvemete kudret-yâb olanlarını ifrâz ve cemʿiyyetine ilhâk ve fi'l-hâl tertîb-i talîʿa ve yemin-i visâk (وساق) ile bi'l-ittifâk bugāt-ı mezkûre üzerine hecme-endâz-ı salâbet ve hamle-i ûlâda o fırka-i [V 58b] bâgıyeyi pây-endâz-ı huyûl-ı mehâbet ederek, bir mikdârı hâke galtân ve bakıyyesi benât-ı naʿş gibi müteferrik ü perîşân olup, mukārenet-i feth u zafer ile Mekke-i mükerreme'ye hudâ-hân, ʿazîmet olduklarını Mîrü'l-Hâcc Paşa ve aʿyân-ı hâcc eğerçi tahrîr eylediler. Ancak Medîne-i münevvere sükkânının fîmâ-baʿd şiddet-i muhâsaraya\nmusâberetleri müstahîl ve zahîre ve asker ile imdâd u iʿâneye eşedd-i ihtiyâcları vâreste-i delîl olduğunu şâmil, bi'l-ittifâk bârgâh-ı Şehriyâr-ı âfâk'a itâre-i evrâk eylediler. Mîrü'l-Hâcc Paşa Havâric zümresine gālib olduysa dahi, o taraflarda olan kuvveti yirmi güne mütenâhî olup, baʿde'l-ʿavd Hâricîler o taraflarda envâʿ-ı fesâd u teʿaddî ile Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere'ye duhûl u gārete tesaddî edecekleri evzâʿ u etvârlarından istidlâl ve meʾmûrların bir ân akdem cânib-i Hicâz'a vusûlleri emri istiʿcâl olunup, Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa'ya bu keyfiyyet tahrîr u işâret ve Medîne-i münevvere Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa henûz yerinden hareket [Ü4 185b] etmemiş ise bir lahza tevakkufa ruhsat verilmeyerek savb-ı maksûda îsâl ve tertîbâtdan girü kalmışı var ise, ʿalâ-cenâhi'l-istiʿcâl irsâli ve pey-der-pey meʾmûrlar ile muhâbere eyleyerek, cânib-i Hicâz'ın keyd-i Hâvâric'den selâmeti emrine kemâ-yenbagī ihtimâm ü dikkat eylemesi, cânib-i Sadâret-penâhî'den müʾekked ü müşedded tahrîr ve Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa tarafından dahi bu teʾkîdât tervîc olunup, çifte Tatar berren Mısır cânibine tesyîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Müftî'l-enâm [V 59a] ve nesak-sâz-ı merâtib-i ʿulemây-ı aʿlâm olan “Ömer Hulûsî Efendi “İzâ keşşefte ahlâka'l-berâyâ vecedte'l-ʿâlemîne zevî-ʿuyûb” mefhûmu üzere her ne kadar şerâset-i tabʿ ve sû'-i hulk ile meşhûr ve nefsâniyyet ü hıkd şâyibeleriyle beyne'n-nâs mezkûr olup, “Bâkûretün lâ-tüctenâ ve halûbetün lâ-tümterâ ve bizâʿatün lâ-tünfeka” sıfatıyla muttasıf olduysa dahi, “Daʿi'l-fazle v'aknaʿ bi'l-kifâfi mine'l-gınâ ve rızku'l-fetâ mâ-ʿâşe ʿinde maʿîşehi ve kad tühlikü'l-insâne kesretü mâlihî kemâ yüzbahu'l-tâvûsu min ecli rîşihî\" meʾâlini tefekkür ile sûreten ʿiffet ü nezâheti iltizâm ve meclûbât-ı ʿâdiyyesini ʿadem-i kabûl ile sayd-ı kulûb-ı sudûr u mevâlî-yi kirâm eylediğinden başka, erbâbını cüst-cû kasdıyla tevcîhâtında zanîn ve erbâb-ı şefâʿatı redd ile kâr-beste-i\nresm-i dîrîn olup, ihtisâr-ı dâyire ve taklîl-i mesârıf ile arpalık mahsûlüne ve cânib-i mîrîden medfûʿ şehriyye-i muʿayyeneye kanâʿat ve tecemmül ü tezeyyünden bi'l-külliyye katʿ-ı peyvend-i mahabbet eylediği, imtidâd-ı eyyâm-ı Meşîhat'ine ʿillet olup, [mısra]: Ve küllü musʿidetin yevmen se-tenhadir [Ü4 186a] mü'eddâsınca hâyiz-i merâtib-i beşeriyye olan ifrâd ve iʿlâm-ı nâsa nasb u vazʿ ve hafz u refʿ, muktezây-ı tabîʿat-ı zemâne olduğuna binâʾen, işbu Muharremü'l-harâmın selhi Sebt günü mesned-i refîʿ-i İftâ'dan mütenezzil ve dağdağa-i gurbetden vâreste olarak sâhilhânesinde ridây-ı sükûn u râhata mütereffil ve duʿây-ı Şâhâne'ye müştagıl oldu. Nazm: În-felek hem-çû şîşe-i sâʿat / Sâʿatî zîr ve sâʿatî zeber-est. Maʿzûl-i müşârun ileyh fi'l-hakīka hubb-i riyâset ü servet ve meyl-i câh u haşmetle mağlûb-ı ahkâm-ı nefs ü tabîʿat olmayup, ancak ebnây-ı zemânenin meʾlûf olmadıkları [V 59b] menhec-i metrûk ve gayr-i maʿrûfa sâlik ve kavmini îzâ vü istihkāra bi't-tabʿ harîs ü mütehâlik olup, talîku'l-lisân olan ricâl-i tarîk, “Leb ez-goften çünîn bestem ki gûyî, dehen ber-çehre zahmî bûd bih keşt\" mefhûmuyla mühr-zen-i leb-i sükût ve zevâl-i eyyâm-ı Meşîhat'i zımnında rû-mâl-i dergâh-ı zi'l-ʿizzi ve'l-ceberût olduklarından gayri, mebde'-i Devlet-i ʿaliyye'den ilâ-yevminâ hâzâ cereyân eden maʿkūl ve gayr-i maʿkūl şefâʿat ü recâyâ müsāʿadeden ibâ ve bu sebeble kesr-i kulûb-ı ʿuzamâ edüp, mahabbeti buğza mübeddel ve hasenâtı seyyiʾâta muhavvel olarak, mesâvîsi elsine-i nâsda mütedâvil ve nüfûz u iʿtibârı\nyevmen-fe-yevmen vücûd-yâfte-i halel olup, ʿâkıbet ʿazl ile nâs, kendüden ve kendü, nâsdan reh-yâb-ı râhat ve mukīm-i halvet-kede-i ʿuzlet oldu. “Fe-ke’ennehû berkun te’elleka bi'l-hamâ. Sümme'nsenâ fe-ke’ennehû lem-yelmaʿ” \n\n İki defʿa Rumeli Sadâreti'ne revnak verüp, “Muhabbebün fî cemîʿi'n-nâsi in zükirat ahlâkuhu'l-gurru hattâ fî eʿâdîhi\" meʿâline mâ-sadak ve fi'l-i cemîli masdar-ı lutf u mürüvvetden [Ü4 186b] müştak olan Mehmed Sâlih Efendi-zâde semâhatlü Ahmed Esʿad Efendi hazretleri asîl ü ʿarîk ve gül-i destâr-ı ahyâr-ı erbâb-ı tarîk olup, şems-i tâbân-ı ʿilm ü kemâli dirahşende vü berîk ve gusn-ı bâsik-ı fazl ü ʿirfânı sâye-dâr u verîk olduğundan gayri, hüsn-i şemâyil ü siyeri gıbta-fermây-ı Ahlâk-ı Nâsırî ve fünûn-ı muhtelifetü'ş-şuʿûnda mütehakkıku's-sübût olan tasarrufât u tedkīkātı reşk-efzây-ı ʿallâme-i Zemahşerî olup, cevdet-i hatt ile sânî-yi ʿİmâd ve darb-ı nutk ile Hemzâd ibn-i ʿİbâd, ʿuzûbet-i beyânda müdânî-yi bedîʿ-i Hemedânî ve tâʿat [V 60a] u ʿibâdetde reh-rev-i vâdî-yi Harkānî olduğuna binâʾen, irsen ve istihkākan mesned-i refîʿ-i Fetvâ'ya liyâkati nezd-i ferd-i Husrevâne'de müteyakkın ve bir müddetden berü bu hâtıre-i cihân-sûd, tabʿ-ı meʿâlî-yi Şâhâne'de mütemekkin olmuşidi. Mecârî-yi umûr-ı enâm ber-vech-i itlâk mevkūf-ı hükm-i Hâlık-ı bî-çûn ve intizâm-ı şevârid-i ahvâl-i hâss u ʿâmm bâz-beste-i emr-i merhûn olmakdan nâşî, bu esnâda hakk-ı şerîflerinde muzmer olan ʿinâyet-i Şâhâne levha-tırâz-ı sünûh ve zamîr-i ilhâm-teʾsîr-i Husrevâne'de cây-gîr-i istikrâr olan dâʿiye-i lutf u mekremet ser-zede-i hayyiz-i vuzûh olup, yevm-i mezkûrda gāyet-i medâric-i ʿilmiyye olan rütbe-i menîʿa-i Meşîhat-ı İslâmiyye ile taltîf ü tekrîm ve zimâm-ı kabz ve bast-ı ʿulemây-ı aʿlâm kabza-i emânetlerine teslîm olundu. Müşârun ileyh hazretlerinin bu makām-ı ʿazîzü'l-menâle iʿtilâları ʿale'l-ʿumûm zümre-i ʿulemâyı lebrîz-i rahîk-ı neşât ve ser-germ-i câm-ı inbisât edüp, seleflerinin çîn-i cebîn ve sademât-ı hışm-gîninden halâs olduklarına secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı şükr-i Hudâ ve duʿây-ı bekāy-ı Şehriyârî'yi resîde-i [Ü4 187a] küngüre-i meleʾ-i aʿlâ eylediler.",
          "caption": "Zikr-i ʿazl ü nasb-ı cenâb-ı Fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_808.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i ʿazl ü nasb-ı cenâb-ı Fetvâ-penâhî",
          "text": "Bir müddetden berü Müftî'l-enâm [V 59a] ve nesak-sâz-ı merâtib-i ʿulemây-ı aʿlâm olan “Ömer Hulûsî Efendi “İzâ keşşefte ahlâka'l-berâyâ vecedte'l-ʿâlemîne zevî-ʿuyûb” mefhûmu üzere her ne kadar şerâset-i tabʿ ve sû'-i hulk ile meşhûr ve nefsâniyyet ü hıkd şâyibeleriyle beyne'n-nâs mezkûr olup, “Bâkûretün lâ-tüctenâ ve halûbetün lâ-tümterâ ve bizâʿatün lâ-tünfeka” sıfatıyla muttasıf olduysa dahi, “Daʿi'l-fazle v'aknaʿ bi'l-kifâfi mine'l-gınâ ve rızku'l-fetâ mâ-ʿâşe ʿinde maʿîşehi ve kad tühlikü'l-insâne kesretü mâlihî kemâ yüzbahu'l-tâvûsu min ecli rîşihî\" meʾâlini tefekkür ile sûreten ʿiffet ü nezâheti iltizâm ve meclûbât-ı ʿâdiyyesini ʿadem-i kabûl ile sayd-ı kulûb-ı sudûr u mevâlî-yi kirâm eylediğinden başka, erbâbını cüst-cû kasdıyla tevcîhâtında zanîn ve erbâb-ı şefâʿatı redd ile kâr-beste-i\nresm-i dîrîn olup, ihtisâr-ı dâyire ve taklîl-i mesârıf ile arpalık mahsûlüne ve cânib-i mîrîden medfûʿ şehriyye-i muʿayyeneye kanâʿat ve tecemmül ü tezeyyünden bi'l-külliyye katʿ-ı peyvend-i mahabbet eylediği, imtidâd-ı eyyâm-ı Meşîhat'ine ʿillet olup, [mısra]: Ve küllü musʿidetin yevmen se-tenhadir [Ü4 186a] mü'eddâsınca hâyiz-i merâtib-i beşeriyye olan ifrâd ve iʿlâm-ı nâsa nasb u vazʿ ve hafz u refʿ, muktezây-ı tabîʿat-ı zemâne olduğuna binâʾen, işbu Muharremü'l-harâmın selhi Sebt günü mesned-i refîʿ-i İftâ'dan mütenezzil ve dağdağa-i gurbetden vâreste olarak sâhilhânesinde ridây-ı sükûn u râhata mütereffil ve duʿây-ı Şâhâne'ye müştagıl oldu. Nazm: În-felek hem-çû şîşe-i sâʿat / Sâʿatî zîr ve sâʿatî zeber-est. Maʿzûl-i müşârun ileyh fi'l-hakīka hubb-i riyâset ü servet ve meyl-i câh u haşmetle mağlûb-ı ahkâm-ı nefs ü tabîʿat olmayup, ancak ebnây-ı zemânenin meʾlûf olmadıkları [V 59b] menhec-i metrûk ve gayr-i maʿrûfa sâlik ve kavmini îzâ vü istihkāra bi't-tabʿ harîs ü mütehâlik olup, talîku'l-lisân olan ricâl-i tarîk, “Leb ez-goften çünîn bestem ki gûyî, dehen ber-çehre zahmî bûd bih keşt\" mefhûmuyla mühr-zen-i leb-i sükût ve zevâl-i eyyâm-ı Meşîhat'i zımnında rû-mâl-i dergâh-ı zi'l-ʿizzi ve'l-ceberût olduklarından gayri, mebde'-i Devlet-i ʿaliyye'den ilâ-yevminâ hâzâ cereyân eden maʿkūl ve gayr-i maʿkūl şefâʿat ü recâyâ müsāʿadeden ibâ ve bu sebeble kesr-i kulûb-ı ʿuzamâ edüp, mahabbeti buğza mübeddel ve hasenâtı seyyiʾâta muhavvel olarak, mesâvîsi elsine-i nâsda mütedâvil ve nüfûz u iʿtibârı\nyevmen-fe-yevmen vücûd-yâfte-i halel olup, ʿâkıbet ʿazl ile nâs, kendüden ve kendü, nâsdan reh-yâb-ı râhat ve mukīm-i halvet-kede-i ʿuzlet oldu. “Fe-ke’ennehû berkun te’elleka bi'l-hamâ. Sümme'nsenâ fe-ke’ennehû lem-yelmaʿ” \n\n İki defʿa Rumeli Sadâreti'ne revnak verüp, “Muhabbebün fî cemîʿi'n-nâsi in zükirat ahlâkuhu'l-gurru hattâ fî eʿâdîhi\" meʿâline mâ-sadak ve fi'l-i cemîli masdar-ı lutf u mürüvvetden [Ü4 186b] müştak olan Mehmed Sâlih Efendi-zâde semâhatlü Ahmed Esʿad Efendi hazretleri asîl ü ʿarîk ve gül-i destâr-ı ahyâr-ı erbâb-ı tarîk olup, şems-i tâbân-ı ʿilm ü kemâli dirahşende vü berîk ve gusn-ı bâsik-ı fazl ü ʿirfânı sâye-dâr u verîk olduğundan gayri, hüsn-i şemâyil ü siyeri gıbta-fermây-ı Ahlâk-ı Nâsırî ve fünûn-ı muhtelifetü'ş-şuʿûnda mütehakkıku's-sübût olan tasarrufât u tedkīkātı reşk-efzây-ı ʿallâme-i Zemahşerî olup, cevdet-i hatt ile sânî-yi ʿİmâd ve darb-ı nutk ile Hemzâd ibn-i ʿİbâd, ʿuzûbet-i beyânda müdânî-yi bedîʿ-i Hemedânî ve tâʿat [V 60a] u ʿibâdetde reh-rev-i vâdî-yi Harkānî olduğuna binâʾen, irsen ve istihkākan mesned-i refîʿ-i Fetvâ'ya liyâkati nezd-i ferd-i Husrevâne'de müteyakkın ve bir müddetden berü bu hâtıre-i cihân-sûd, tabʿ-ı meʿâlî-yi Şâhâne'de mütemekkin olmuşidi. Mecârî-yi umûr-ı enâm ber-vech-i itlâk mevkūf-ı hükm-i Hâlık-ı bî-çûn ve intizâm-ı şevârid-i ahvâl-i hâss u ʿâmm bâz-beste-i emr-i merhûn olmakdan nâşî, bu esnâda hakk-ı şerîflerinde muzmer olan ʿinâyet-i Şâhâne levha-tırâz-ı sünûh ve zamîr-i ilhâm-teʾsîr-i Husrevâne'de cây-gîr-i istikrâr olan dâʿiye-i lutf u mekremet ser-zede-i hayyiz-i vuzûh olup, yevm-i mezkûrda gāyet-i medâric-i ʿilmiyye olan rütbe-i menîʿa-i Meşîhat-ı İslâmiyye ile taltîf ü tekrîm ve zimâm-ı kabz ve bast-ı ʿulemây-ı aʿlâm kabza-i emânetlerine teslîm olundu. Müşârun ileyh hazretlerinin bu makām-ı ʿazîzü'l-menâle iʿtilâları ʿale'l-ʿumûm zümre-i ʿulemâyı lebrîz-i rahîk-ı neşât ve ser-germ-i câm-ı inbisât edüp, seleflerinin çîn-i cebîn ve sademât-ı hışm-gîninden halâs olduklarına secde-ber-endâz-ı mihrâb-ı şükr-i Hudâ ve duʿây-ı bekāy-ı Şehriyârî'yi resîde-i [Ü4 187a] küngüre-i meleʾ-i aʿlâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Malta Cezîresi kadîmi üzere serbest olmak mukāvelesinde mukaddemâ iki devlet miyânında sebkat eden muhâvere vü mücâvebe, istînâf-ı mücâdele vü muhârebeyi takrîb etmişiken, İngilizlü'nün bi't-te'ennî sükûtu Françelü'yü mugterr ve iʿtirâf-ı serbestiyyete gûyâ muztarr edüp, ʿalâ-zuʿmihim defʿ-i gavâyil ile matlablarına nâyil olmuşlar idi. Françelü'nün Cezîre-i Malta'yı hâlet-i ûlâsına tenzîl mutâlebesinde oldukları baʿde-bürhetin mine'z-zemân Malta'yı kemâ-kân zabt ile [V 60b] Ak-deniz'e bi'l-külliyye tasarruf ve agrâz-ı kâminelerini sû-be-sû icrâ ile İngilizlü'yi muhtâc-ı tekellüf eyleyeceklerine mebnî olduğu, İngilterelü'nün cümle-i mahsûsâtlarından olmak vehmiyle, cezîreyi askerlerinden ihlâ vü ifrâğda leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı leyh ü nehâr ve bu maksadlarını nihân-hâne-i derûnlarında ketm ü izmâr eylediklerinden fazla, vakt-i musâhalada Amerika ve sâyir mahallerde vâkiʿ münâzaʿâtın faysal-yâb olan suver-i mukarreresi dahi, İngilizlü'nün mekāsıdına tevâfuk etmeyüp, bu umûr-ı garîbe zımnında giderek münâkaşaları, münâveşe ve mükâlemeleri, müsâdeme kazâyâsını intâc ve fesh u ilgā-yı musâlahaya muhtâc edüp, iki taraf kendülerine nâfiʿ garazın hücec ü delâyilini serd ederek, beyân-nâmeler neşr ve cengi iʿlân ve îkāz-ı fitne-i nâyime ile yeni başdan râhat-fersây-ı cihân u cihâniyân oldular. Devlet-i ʿaliyye ile İngilterelü müttefik bulunup, ʿan-asl Mısır mâddesinde dahi leʿalleten küllî hıdmetleri sebkat eylediğinden, silm ü harbde ittihâd sebebi ile maʿan derîce-i mücâledeyi [Ü4 187b] küşâd etmek teklîfini îrâd eyleyecekleri pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir-i devlet iken, Devlet-i ʿaliyye bî-taraf olmak ve Françelü'nün Malta'yı istihlâsdan garazları kemâ-sebak Mısr-ı Kāhire'yi bağteten istîlâ olup, bu bâbda Devlet-i ebed-müddet'den vechen-mine'l-vücûh istiʿâne etmemek cevâblarını İngilizlü işrâb ile defʿ-i iztırâb etdiler ise dahi, Françelü'nün zamân-ı memâlik ʿahd-i zaʿîfine teşebbüs ile Devlet-i ʿaliyye'ye ne makūle teklîfleri zuhûr eyleyeceği el-hâletü hâzihî mevhûm ve hafâyây-ı umûr, ʿâlim bimâ-fi's-sudûr olan cenâb-ı Hakk'a [V 61a] maʿlûmdur.",
          "caption": "Zikr-i infisâh-ı musâlaha-i Françe ve İngiliz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_809.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i infisâh-ı musâlaha-i Françe ve İngiliz",
          "text": "Malta Cezîresi kadîmi üzere serbest olmak mukāvelesinde mukaddemâ iki devlet miyânında sebkat eden muhâvere vü mücâvebe, istînâf-ı mücâdele vü muhârebeyi takrîb etmişiken, İngilizlü'nün bi't-te'ennî sükûtu Françelü'yü mugterr ve iʿtirâf-ı serbestiyyete gûyâ muztarr edüp, ʿalâ-zuʿmihim defʿ-i gavâyil ile matlablarına nâyil olmuşlar idi. Françelü'nün Cezîre-i Malta'yı hâlet-i ûlâsına tenzîl mutâlebesinde oldukları baʿde-bürhetin mine'z-zemân Malta'yı kemâ-kân zabt ile [V 60b] Ak-deniz'e bi'l-külliyye tasarruf ve agrâz-ı kâminelerini sû-be-sû icrâ ile İngilizlü'yi muhtâc-ı tekellüf eyleyeceklerine mebnî olduğu, İngilterelü'nün cümle-i mahsûsâtlarından olmak vehmiyle, cezîreyi askerlerinden ihlâ vü ifrâğda leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı leyh ü nehâr ve bu maksadlarını nihân-hâne-i derûnlarında ketm ü izmâr eylediklerinden fazla, vakt-i musâhalada Amerika ve sâyir mahallerde vâkiʿ münâzaʿâtın faysal-yâb olan suver-i mukarreresi dahi, İngilizlü'nün mekāsıdına tevâfuk etmeyüp, bu umûr-ı garîbe zımnında giderek münâkaşaları, münâveşe ve mükâlemeleri, müsâdeme kazâyâsını intâc ve fesh u ilgā-yı musâlahaya muhtâc edüp, iki taraf kendülerine nâfiʿ garazın hücec ü delâyilini serd ederek, beyân-nâmeler neşr ve cengi iʿlân ve îkāz-ı fitne-i nâyime ile yeni başdan râhat-fersây-ı cihân u cihâniyân oldular. Devlet-i ʿaliyye ile İngilterelü müttefik bulunup, ʿan-asl Mısır mâddesinde dahi leʿalleten küllî hıdmetleri sebkat eylediğinden, silm ü harbde ittihâd sebebi ile maʿan derîce-i mücâledeyi [Ü4 187b] küşâd etmek teklîfini îrâd eyleyecekleri pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir-i devlet iken, Devlet-i ʿaliyye bî-taraf olmak ve Françelü'nün Malta'yı istihlâsdan garazları kemâ-sebak Mısr-ı Kāhire'yi bağteten istîlâ olup, bu bâbda Devlet-i ebed-müddet'den vechen-mine'l-vücûh istiʿâne etmemek cevâblarını İngilizlü işrâb ile defʿ-i iztırâb etdiler ise dahi, Françelü'nün zamân-ı memâlik ʿahd-i zaʿîfine teşebbüs ile Devlet-i ʿaliyye'ye ne makūle teklîfleri zuhûr eyleyeceği el-hâletü hâzihî mevhûm ve hafâyây-ı umûr, ʿâlim bimâ-fi's-sudûr olan cenâb-ı Hakk'a [V 61a] maʿlûmdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr kılınan Mâbeyn-i hümâyûn'un bünyâd u esâsı sîm-fâm u nahl-endâm mermer sütûnlar ile tarsîn u ihkâm kılınup, Boğaz tarafında zât-ı İskender-sıfât-ı hümâyûn'a mahsûs kebîr bir kasr-ı bî-nazîr tarh u îcâd ve vesat-ı zevâyâsına istikāmet ve cevânib-i selâseden muhrec şeh-nişîn sedlerine zîb ü zînet verilüp, ʿunsur-ı hevâyı celb ve germî-yi tâbistânı selb içün berr ü bahra müşrif revzeneler küşâd ve nümûne-nümây-ı manzara-i Bihişt-âbâd kılındı. Zikr olunan manzaraya muttasıl tarafeyn sofalarından mânend-i mürg-i Hümâ bâl-güşâ olmuş nişîmenler ve ahadühümâ âhara mukābil musannaʿ ve hurde-kârî derîceler ile zînet-yâb olmuş dîvân-hâne ve kurbünde ciheteyne nâzır iki bâb oda ve sofa ve sâyir levâzımdan ʿibâret cedîdü'r-resm ve bedîʿü't-tarh bir dâyire-i müstakille ihtirâʿ olunup, sakf-ı nev-tarzı elvâh-ı rasîsadan berdâşte ve tabaka-i ʿulyâsının [Ü4 188a] âsumânesi Bağdâd-kârî ve zer-varak ile mahlût asbâg-ı reng-â-reng ile nigâşte ve hâtır-ı Bihzâd'a hutûr ve kalem-i Mânî'den zuhûr etmamiş nakş-ı garîb ve resm-i nev-âyende vü dil-firîb ile perdâhte kılınup, etrâf-ı tâk ve kitâbeleri resm-i Rûmî ve mukarnes ve tabaka-i tahtânîde olan sakfı oyma-kârî tezhîb ile mü'esses ve cüdrân-ı tarâvet-nişânı hâme-i vehm ü hayâl ile nigârende ve safahât-ı kitâbeleri kilk-i hatt-ı Oklidis ile zîbende kılınup, şuʿle vü ziyâsından neyyireyn-i cedîdeyn, câmdan câma serserî geşt ü güzâr ve hıdmet-i rüft ü rûbî [V 61b] ile kemâl-i ʿubûdiyyet izhâr ve nesîm-i ʿanber-şemîm hılâl-i revzeneden duhûle fursat-yâb olarak, zebb-i zübâb ve ifâza-i nükhet-i cân-tâb ile o dergâh-ı vâlâya kesb-i şeref-i intisâb eyledi. Zemîn-i kasr-ı hümâyûnda ruhâm-ı sâff u mücellâdan kırma ve mütehalhıl u cünbân bir havz-ı nâdîde-bünyân inşâ olunup, fevvâresinden bâlâ-rev-i feyezân olan rişte-i sîmîn-katarât meyl-i hübût eyledikde, hûşe-i lü'lü ve ʿıkd-i mervârîd gibi havza sukūt ve bu hâl ile rûy-i havzda hâsıl olan habâb ve safha-i basît-ı mâda nümâyân olan gavra-i âb, habbi'l-gamâma müşâkil ve kurâza-i münʿakide mümâsil olup, temâşâsı kalb-i sanevberiyyü'ş-şekle ferah u şâd-mânî ihdâs ve cevher-i rûha safây-ı câvidânî îrâs ve bâ-husûs hadîka-i enîkasında derûn ve etrâfı ruhâm-ı sâff u şeffâfdan mefrûş u pîrâste ve mermer sütûnlar ile müretteb ü ârâste bir kebîr deryâ havzı dahi ibdâʿ olunup, iki tarafdan hark olunan tarîk-ı âbdan imdâd-ı bâd-ı cenûb u şimâl ile bilâ-vâsıta [Ü4 188b] vü sebeb, yaʿnî min-gayr-i keddin ve taʿbin mâ'-i havz müstemirren cereyân edüp, sahn-ı melsây-ı semâda şems ü kamer, bî-haylûlet-i sehâb cilve-ger ve basît-ı gabrâyı rûşen ü münevver eyledikde, ebniye vü eşcâr ve şükûfe vü ezhâr\nresimleri kemâl-i lerziş ü cünbiş ile münʿakis ve bu takrîb temâsîl-i dünyâyı temâşâ içün mersûd-ı hükemâ olan Âyîne-i İskender-şöhret'i münderis oldu. Hengâm-ı sayfda evvel-behâr ve eyyâm-ı şitâda köhne-behâr iʿtidâlini verir mermer pûşîdeli zîr-i zemîn ve cebel-i şâhik resminde enhâr u eşcâr ve gusûn u ezhâr resimlerini müştemil serdâb dahi, [V 62a] çîre-destî-yi efkâr-ı uli'l-elbâb ile inşâ ve misli nâ-yâb u maʿdûm ve ersâm-ı kadîmede aʿyânı gayr-i maʿlûm böyle bir mahall-i bedîʿ ibdâʿ u ibdâ olunup, hemân cenâb-ı Berârende-i nüh-sakf-ı semevât ve Âferînende-i kâffe-i mevcûdât teʿâlâ zâtuhû ʿan-şevâyibi'l-intikālât, Hıdîv-i devrân ve Şehinşâh-ı cihân, mâye-i râhat ve âsâyiş-i ʿibâd ve sebeb-i nazm-ı umûr-ı kuttân-ı bilâd olan Şehriyâr-ı ʿadâlet-âsâr hazretlerine bu cây-ı dil-güşâ ve bu nüzhet-serây-ı bî-hemtâyı mübârek ü mesʿûd edüp, yevm-i nüşûr ve nefh-ı sûra dek safây-ı tabʿ ve huzûr-ı kalb ile ikāmet-i Şâhâne'lerin rûzî vü meysûr eyleye, âmîn!\n\n Hakk budur ki, Sadrıaʿzam-ı vâlâ-makām, kemâl-i rağbet ü hâhiş ile mahall-i mezkûrun binâsını resm-i mezkûr üzere itmâm ve Çırâğan Yalısı'nda dahi lâzım gelan taʿmîrât u tecdîdâtı ahsen-i nesak üzere karîn-i intizâm edüp, bu hıdmet-i pür-mefharete neyl ile hakk-ı ʿubûdiyyetin ednâ mertebesini izhârdan kemâl mertebe mesrûr u memnûn ve rızây-ı yümn-iktizây-ı [Ü4 189a] Şâhâne'ye her bâr muvaffak olmak niyâzını berdâşte-i dergâh-ı Hâlık-ı bî-çûn eyledi. Bu mahall-i bî-bedele mehere-i şuʿarâ her tarafdan ʿarz-ı târîh ile izhâr-ı hüner eylediklerine binâʾen, bu ʿAbd-i kem-bidâʿa dahi her ne kadar inşâd-ı şiʿr ü karîzda metrûk isem dahi, leng ü lûk tâmm bir târîh ʿarzına ictisâr eyledim:\n\n Cenâb-ı Sadr-ı vâlâ-menzilet Yûsuf Ziyâ Paşa,\n Ki ʿakl ü istikāmetde bulunmaz zâtına hemtâ.\n Şeh-i dâd-âverin, Hâkān-ı ʿasrın reh-güzârında,\n Fedâ kılmış neye mâlik ise bî-menn ü istignâ.\n Niyâz etdi, ede bünyâd Mâbeyn-i hümâyûn'u.\n Hukūk-ı niʿmetin binde birin tâ eyleye icrâ.\n Şeh-i devrân kemâl-i lutf ile ihsân edüp ruhsat,\n Bu ruhsatdan olup, şevk-âver ü hurrem o Âsaf-câh.\n Edüp, ihzâr-ı sanʿat pîşegân-ı resm-i bünyâdı,\nLeb-i deryâda gûyâ gülşen-i ʿadni edüp inşâ. \nSafây-ı hâtır ve ʿömr-i tavîl ile niçe aʿvâm, \nBu nüzhet-gâhda zâtın ikāme eyleye Mevlâ. \nYazılsa tâkına Vâsıf n'ola bu tâmm târihim, \nBu Mâbeyn'e sezâdır nâm konsa cennet-i dünyâ \n(Bu Mâbeyn'e sezâdır nâm konsa cennet-i dünyâ)",
          "caption": "İcmâl-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_810.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn-i hümâyûn",
          "text": "Bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr kılınan Mâbeyn-i hümâyûn'un bünyâd u esâsı sîm-fâm u nahl-endâm mermer sütûnlar ile tarsîn u ihkâm kılınup, Boğaz tarafında zât-ı İskender-sıfât-ı hümâyûn'a mahsûs kebîr bir kasr-ı bî-nazîr tarh u îcâd ve vesat-ı zevâyâsına istikāmet ve cevânib-i selâseden muhrec şeh-nişîn sedlerine zîb ü zînet verilüp, ʿunsur-ı hevâyı celb ve germî-yi tâbistânı selb içün berr ü bahra müşrif revzeneler küşâd ve nümûne-nümây-ı manzara-i Bihişt-âbâd kılındı. Zikr olunan manzaraya muttasıl tarafeyn sofalarından mânend-i mürg-i Hümâ bâl-güşâ olmuş nişîmenler ve ahadühümâ âhara mukābil musannaʿ ve hurde-kârî derîceler ile zînet-yâb olmuş dîvân-hâne ve kurbünde ciheteyne nâzır iki bâb oda ve sofa ve sâyir levâzımdan ʿibâret cedîdü'r-resm ve bedîʿü't-tarh bir dâyire-i müstakille ihtirâʿ olunup, sakf-ı nev-tarzı elvâh-ı rasîsadan berdâşte ve tabaka-i ʿulyâsının [Ü4 188a] âsumânesi Bağdâd-kârî ve zer-varak ile mahlût asbâg-ı reng-â-reng ile nigâşte ve hâtır-ı Bihzâd'a hutûr ve kalem-i Mânî'den zuhûr etmamiş nakş-ı garîb ve resm-i nev-âyende vü dil-firîb ile perdâhte kılınup, etrâf-ı tâk ve kitâbeleri resm-i Rûmî ve mukarnes ve tabaka-i tahtânîde olan sakfı oyma-kârî tezhîb ile mü'esses ve cüdrân-ı tarâvet-nişânı hâme-i vehm ü hayâl ile nigârende ve safahât-ı kitâbeleri kilk-i hatt-ı Oklidis ile zîbende kılınup, şuʿle vü ziyâsından neyyireyn-i cedîdeyn, câmdan câma serserî geşt ü güzâr ve hıdmet-i rüft ü rûbî [V 61b] ile kemâl-i ʿubûdiyyet izhâr ve nesîm-i ʿanber-şemîm hılâl-i revzeneden duhûle fursat-yâb olarak, zebb-i zübâb ve ifâza-i nükhet-i cân-tâb ile o dergâh-ı vâlâya kesb-i şeref-i intisâb eyledi. Zemîn-i kasr-ı hümâyûnda ruhâm-ı sâff u mücellâdan kırma ve mütehalhıl u cünbân bir havz-ı nâdîde-bünyân inşâ olunup, fevvâresinden bâlâ-rev-i feyezân olan rişte-i sîmîn-katarât meyl-i hübût eyledikde, hûşe-i lü'lü ve ʿıkd-i mervârîd gibi havza sukūt ve bu hâl ile rûy-i havzda hâsıl olan habâb ve safha-i basît-ı mâda nümâyân olan gavra-i âb, habbi'l-gamâma müşâkil ve kurâza-i münʿakide mümâsil olup, temâşâsı kalb-i sanevberiyyü'ş-şekle ferah u şâd-mânî ihdâs ve cevher-i rûha safây-ı câvidânî îrâs ve bâ-husûs hadîka-i enîkasında derûn ve etrâfı ruhâm-ı sâff u şeffâfdan mefrûş u pîrâste ve mermer sütûnlar ile müretteb ü ârâste bir kebîr deryâ havzı dahi ibdâʿ olunup, iki tarafdan hark olunan tarîk-ı âbdan imdâd-ı bâd-ı cenûb u şimâl ile bilâ-vâsıta [Ü4 188b] vü sebeb, yaʿnî min-gayr-i keddin ve taʿbin mâ'-i havz müstemirren cereyân edüp, sahn-ı melsây-ı semâda şems ü kamer, bî-haylûlet-i sehâb cilve-ger ve basît-ı gabrâyı rûşen ü münevver eyledikde, ebniye vü eşcâr ve şükûfe vü ezhâr\nresimleri kemâl-i lerziş ü cünbiş ile münʿakis ve bu takrîb temâsîl-i dünyâyı temâşâ içün mersûd-ı hükemâ olan Âyîne-i İskender-şöhret'i münderis oldu. Hengâm-ı sayfda evvel-behâr ve eyyâm-ı şitâda köhne-behâr iʿtidâlini verir mermer pûşîdeli zîr-i zemîn ve cebel-i şâhik resminde enhâr u eşcâr ve gusûn u ezhâr resimlerini müştemil serdâb dahi, [V 62a] çîre-destî-yi efkâr-ı uli'l-elbâb ile inşâ ve misli nâ-yâb u maʿdûm ve ersâm-ı kadîmede aʿyânı gayr-i maʿlûm böyle bir mahall-i bedîʿ ibdâʿ u ibdâ olunup, hemân cenâb-ı Berârende-i nüh-sakf-ı semevât ve Âferînende-i kâffe-i mevcûdât teʿâlâ zâtuhû ʿan-şevâyibi'l-intikālât, Hıdîv-i devrân ve Şehinşâh-ı cihân, mâye-i râhat ve âsâyiş-i ʿibâd ve sebeb-i nazm-ı umûr-ı kuttân-ı bilâd olan Şehriyâr-ı ʿadâlet-âsâr hazretlerine bu cây-ı dil-güşâ ve bu nüzhet-serây-ı bî-hemtâyı mübârek ü mesʿûd edüp, yevm-i nüşûr ve nefh-ı sûra dek safây-ı tabʿ ve huzûr-ı kalb ile ikāmet-i Şâhâne'lerin rûzî vü meysûr eyleye, âmîn!\n\n Hakk budur ki, Sadrıaʿzam-ı vâlâ-makām, kemâl-i rağbet ü hâhiş ile mahall-i mezkûrun binâsını resm-i mezkûr üzere itmâm ve Çırâğan Yalısı'nda dahi lâzım gelan taʿmîrât u tecdîdâtı ahsen-i nesak üzere karîn-i intizâm edüp, bu hıdmet-i pür-mefharete neyl ile hakk-ı ʿubûdiyyetin ednâ mertebesini izhârdan kemâl mertebe mesrûr u memnûn ve rızây-ı yümn-iktizây-ı [Ü4 189a] Şâhâne'ye her bâr muvaffak olmak niyâzını berdâşte-i dergâh-ı Hâlık-ı bî-çûn eyledi. Bu mahall-i bî-bedele mehere-i şuʿarâ her tarafdan ʿarz-ı târîh ile izhâr-ı hüner eylediklerine binâʾen, bu ʿAbd-i kem-bidâʿa dahi her ne kadar inşâd-ı şiʿr ü karîzda metrûk isem dahi, leng ü lûk tâmm bir târîh ʿarzına ictisâr eyledim:\n\n Cenâb-ı Sadr-ı vâlâ-menzilet Yûsuf Ziyâ Paşa,\n Ki ʿakl ü istikāmetde bulunmaz zâtına hemtâ.\n Şeh-i dâd-âverin, Hâkān-ı ʿasrın reh-güzârında,\n Fedâ kılmış neye mâlik ise bî-menn ü istignâ.\n Niyâz etdi, ede bünyâd Mâbeyn-i hümâyûn'u.\n Hukūk-ı niʿmetin binde birin tâ eyleye icrâ.\n Şeh-i devrân kemâl-i lutf ile ihsân edüp ruhsat,\n Bu ruhsatdan olup, şevk-âver ü hurrem o Âsaf-câh.\n Edüp, ihzâr-ı sanʿat pîşegân-ı resm-i bünyâdı,\nLeb-i deryâda gûyâ gülşen-i ʿadni edüp inşâ. \nSafây-ı hâtır ve ʿömr-i tavîl ile niçe aʿvâm, \nBu nüzhet-gâhda zâtın ikāme eyleye Mevlâ. \nYazılsa tâkına Vâsıf n'ola bu tâmm târihim, \nBu Mâbeyn'e sezâdır nâm konsa cennet-i dünyâ \n(Bu Mâbeyn'e sezâdır nâm konsa cennet-i dünyâ)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kabâyil-i şedîdü'ş-şekîmeden Belbâs ʿAşîreti, Devlet-i ʿaliyye ve İran hudûdu miyânında mütemekkin olup, tarafeyne ser-fürû-bürde-i inkıyâd olmadıklarından gayrı, intihâz-ı fursat ile tarafeyni her bâr tâht u târâc ve hududda bulunanları muztarr u izʿâc edegelmişler idi. Bu hilâlde tecavüz-i hadd ve İran halkına sabıkdan ziyâde teʿaddî ve itâle-i yed eyledikleri hasebiyle, ahad-i tarafeynden te'dîbleri husûsu hükümrân-ı İraniyân olan Feth ʿAlî Hân [Ü4 189b] tarafından Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAlî Paşa'ya ifâde vü beyân olduğuna binâ'en, Vezîr-i müşârun ileyh bu maslahat zımnında Bağdâd'da nehzat ve ʿaşîret-i mezbûreyi mugāfesaten basup, te'dîblerine kemâl-i ikdâm ü gayret edüp, cenâh-ı ruʿûnetlerini şikest ve heykel-i nâ-sûd-ı cemʿiyyetlerin bî-pâ vü dest eylediğini, bundan akdem Der-i devlet-medâr'a ʿarz u tahrîr ve Feth ʿAlî Hân tarafına dahi kazıyye-i mezkûreyi tastîr edüp, Hân-ı müşârun ileyh teşeffî-yi gayz ile kemâl-i memnûniyyetini izhâr ve savb-ı müşârun ileyhe teşekkür-nâme tesyâr ve fîmâ-baʿd devleteyn beyninde ʿahd-i sâbıkın ibkā vü istikrârını iltimâs ve tertîb-i mukaddimât-ı müvâlefet ü istînâs eylediğini Vezîr-i [V 63a] müşârun ileyh ʿarz-ı Dergâh-ı felek-mümâss eyledi.\nKadîmü'l-eyyâmdan berü Cebel-i Sincâr'da mütemekkin olan tavâyif-i muhtelifetü'ş-şuʿûb-ı Yezîdiyye'nin ilhâd u işrâk ve hulûl ü tenâsüha meyl ü inhimâkları hasebiyle her bâr zümre-i Muvahhidîn'e ʿadâvet ve ebnâ'-i sebîli nehb ü gāret ile mazhar-ı hasâret ederler idi. Vezîr-i müşârun ileyh Belbâs ʿAşîreti gāyilesini ber-taraf etdikden sonra, Bağdad'a ricʿat eylediği hâlde, Yezîdîler'in kemâl-i tuğyânına ʿillet olacağını mülâhaza edüp, kavm-i mesfûrun dahi te'dîbât-ı lâzimelerini icrâ ve bu maksadı zamîrinde ihfâ ederek, Cebel-i mezkûr üzerine sevk-ı cünûd ve birkaç mahalde tâ'ife-i mezkûre ile mukātele ve ekserini\nmüstaʾsıl u nâ-bûd edüp, bakıyyeleri zirve-i kûhda vâkiʿ olup, menâʿat ü hasâneti meşhûr-ı âfâk olan Kalʿa-i Fûlâ'da tehassun u istizhâr ve müdâfaʿada ifrâğ-ı [Ü4 190a] cehd ü iktidâr etmişler idi. Zikr olunan kalʿa dahi hasr u tazyîk ve derûnunda olan Yezîdîler ʿarrâde ve mancınık ve sâyir âlât-ı nâriyye ile ifnâ vü tahrîk olunup, emân-hâhlarına teklîf-i İslâm ve kabûl etmeyenlerine izâka-i zehr-âbe-i himâm kılınup, yemîn-i cibâlde vâkiʿ mağarât u kühûfda istitâr edenlerin baʿzısı şeref-i İslâm ile mümtâz ve kavâʿid-i dîniyyeyi taʿlîm içün birkaç kimse taʿyînini recâdan başka, edây-ı ferâyiz ü mektûbât içün bir câmiʿ binâ olunmasını niyâz etmeleriyle, mesʾûllerine müsâʿade ve sâlimen ve gânimen Bağdâd'a muʿâvede üzere olduğunu bu defʿa tahrîrâtıyla ifâde eyledi.\nCebel-i mezkûrda mütevattın olan tavâyif-i Yezîdiyye câhid-i Kelâm-ı kadîm [V 63b] ve münkir-i şerʿ ve târik-i tarîk-ı müstakīm olup, kendülerini varta-i gavâyete ilkā ve küfr ü şirke dâ'ir âyîn vazʿıyla cemîʿ muharremâta igrâ eden “Şeyh Fahr” nâm şahs-ı dalâlet-pîşenin kavl-i bâtılıyla ʿamelde kemâl-i taʿassub izhâr eylediklerinden gayri, “Şeyh ʿAdî” nâm şahs-ı merdûda mensûb “Cilve” nâmında yedlerinde bir kitâb olup, derûnu küfr ü ilhâd ile memlû ve miyânelerinde her bâr metlüvv olup, ahkâm-ı zâyifesiyle ʿamel ü iştigāl ve taʿn u dahl edenleri bilâ-emân iʿdâm edegeldikleri maʿlûm-i efrâd-ı ricâl olduğundan gayri, savm u salâtın vücûbunu inkâr ve iʿtikādlarında, vâcib olan tahâret ü safây-ı kalb olduğunu işʿâr edüp, taʿzîminde mübâlağa eyledikleri ʿAlem-i Şeyh ʿAdî'ye secde etmek efdal-i kurabât u aʿmâl ve secde etmeyenlerin katlini istihlâl eyledikleri ve dahi zebân-ı kaleme sığmaz katʿî çok türrehât [Ü4 190b] ü hezeyânları meşhûr u mesmûʿ ve tarîk-ı Hakk'a rucûʿları memnûʿ olup, bu takdîrde istîsâl ü seby ile ifnâları meşrûʿ ise dahi, mütemekkin oldukları cibâl-i râsiyât ve kühûf ve şuʿabın kemâl-i menâʿati ve fart-ı şecâʿatle kavm-i mesfûrun kesreti, vülât u hükkâmı iʿmâl-i seyfden mâniʿ ve baʿzan Bağdâd vâlîleri dâmen-i kûhda bulunanlarını ʿale'l-gafle basup, baʿzısını tedmîr ü istirkāk eyledikleri bile nâdiren vâkiʿ olup, bâlâda beyân olunduğu vech üzere Vezîr-i müşârun ileyhin zirve-i cebelde vâkiʿ husûnun yemîn ü yesârını istısfâ ile Kalʿa-i Fûlâ'da dest-res olması hakk budur ki, kemâl-i himmet ü şecâʿatden münbaʿis bir hâlet olup, matlaʿ-ı Vezâret'inde bu nusrat-ı ʿazîmeye muvaffak olması, fîmâ-\nba'd [V 64a] umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr-ı mesâʿî-yi mebrûre etmesini te'yîd eylediğinden başka, serkeşân-ı kabâyilin cümlesine vesîle-i tehdîd oldu. Müşârun ileyh tarafından rû-nümûn olan galebe-i gûnâ-gûn, bâʿis-i inkişâf-ı tabʿ-ı hümâyûn olup, tahsîni şâmil hatt-ı mekârim-meşhûna mashûb bir kabza mücevher hançer ile kadr ü iʿtibârı bâlâter ü efzûn kılındı.",
          "caption": "Zafer-yâften-i Vâlî-yi Bağdâd be-ʿAşîret-i Belbâs ve feth-i Cebel-i Sincâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_811.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Zafer-yâften-i Vâlî-yi Bağdâd be-ʿAşîret-i Belbâs ve feth-i Cebel-i Sincâr",
          "text": "Kabâyil-i şedîdü'ş-şekîmeden Belbâs ʿAşîreti, Devlet-i ʿaliyye ve İran hudûdu miyânında mütemekkin olup, tarafeyne ser-fürû-bürde-i inkıyâd olmadıklarından gayrı, intihâz-ı fursat ile tarafeyni her bâr tâht u târâc ve hududda bulunanları muztarr u izʿâc edegelmişler idi. Bu hilâlde tecavüz-i hadd ve İran halkına sabıkdan ziyâde teʿaddî ve itâle-i yed eyledikleri hasebiyle, ahad-i tarafeynden te'dîbleri husûsu hükümrân-ı İraniyân olan Feth ʿAlî Hân [Ü4 189b] tarafından Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAlî Paşa'ya ifâde vü beyân olduğuna binâ'en, Vezîr-i müşârun ileyh bu maslahat zımnında Bağdâd'da nehzat ve ʿaşîret-i mezbûreyi mugāfesaten basup, te'dîblerine kemâl-i ikdâm ü gayret edüp, cenâh-ı ruʿûnetlerini şikest ve heykel-i nâ-sûd-ı cemʿiyyetlerin bî-pâ vü dest eylediğini, bundan akdem Der-i devlet-medâr'a ʿarz u tahrîr ve Feth ʿAlî Hân tarafına dahi kazıyye-i mezkûreyi tastîr edüp, Hân-ı müşârun ileyh teşeffî-yi gayz ile kemâl-i memnûniyyetini izhâr ve savb-ı müşârun ileyhe teşekkür-nâme tesyâr ve fîmâ-baʿd devleteyn beyninde ʿahd-i sâbıkın ibkā vü istikrârını iltimâs ve tertîb-i mukaddimât-ı müvâlefet ü istînâs eylediğini Vezîr-i [V 63a] müşârun ileyh ʿarz-ı Dergâh-ı felek-mümâss eyledi.\nKadîmü'l-eyyâmdan berü Cebel-i Sincâr'da mütemekkin olan tavâyif-i muhtelifetü'ş-şuʿûb-ı Yezîdiyye'nin ilhâd u işrâk ve hulûl ü tenâsüha meyl ü inhimâkları hasebiyle her bâr zümre-i Muvahhidîn'e ʿadâvet ve ebnâ'-i sebîli nehb ü gāret ile mazhar-ı hasâret ederler idi. Vezîr-i müşârun ileyh Belbâs ʿAşîreti gāyilesini ber-taraf etdikden sonra, Bağdad'a ricʿat eylediği hâlde, Yezîdîler'in kemâl-i tuğyânına ʿillet olacağını mülâhaza edüp, kavm-i mesfûrun dahi te'dîbât-ı lâzimelerini icrâ ve bu maksadı zamîrinde ihfâ ederek, Cebel-i mezkûr üzerine sevk-ı cünûd ve birkaç mahalde tâ'ife-i mezkûre ile mukātele ve ekserini\nmüstaʾsıl u nâ-bûd edüp, bakıyyeleri zirve-i kûhda vâkiʿ olup, menâʿat ü hasâneti meşhûr-ı âfâk olan Kalʿa-i Fûlâ'da tehassun u istizhâr ve müdâfaʿada ifrâğ-ı [Ü4 190a] cehd ü iktidâr etmişler idi. Zikr olunan kalʿa dahi hasr u tazyîk ve derûnunda olan Yezîdîler ʿarrâde ve mancınık ve sâyir âlât-ı nâriyye ile ifnâ vü tahrîk olunup, emân-hâhlarına teklîf-i İslâm ve kabûl etmeyenlerine izâka-i zehr-âbe-i himâm kılınup, yemîn-i cibâlde vâkiʿ mağarât u kühûfda istitâr edenlerin baʿzısı şeref-i İslâm ile mümtâz ve kavâʿid-i dîniyyeyi taʿlîm içün birkaç kimse taʿyînini recâdan başka, edây-ı ferâyiz ü mektûbât içün bir câmiʿ binâ olunmasını niyâz etmeleriyle, mesʾûllerine müsâʿade ve sâlimen ve gânimen Bağdâd'a muʿâvede üzere olduğunu bu defʿa tahrîrâtıyla ifâde eyledi.\nCebel-i mezkûrda mütevattın olan tavâyif-i Yezîdiyye câhid-i Kelâm-ı kadîm [V 63b] ve münkir-i şerʿ ve târik-i tarîk-ı müstakīm olup, kendülerini varta-i gavâyete ilkā ve küfr ü şirke dâ'ir âyîn vazʿıyla cemîʿ muharremâta igrâ eden “Şeyh Fahr” nâm şahs-ı dalâlet-pîşenin kavl-i bâtılıyla ʿamelde kemâl-i taʿassub izhâr eylediklerinden gayri, “Şeyh ʿAdî” nâm şahs-ı merdûda mensûb “Cilve” nâmında yedlerinde bir kitâb olup, derûnu küfr ü ilhâd ile memlû ve miyânelerinde her bâr metlüvv olup, ahkâm-ı zâyifesiyle ʿamel ü iştigāl ve taʿn u dahl edenleri bilâ-emân iʿdâm edegeldikleri maʿlûm-i efrâd-ı ricâl olduğundan gayri, savm u salâtın vücûbunu inkâr ve iʿtikādlarında, vâcib olan tahâret ü safây-ı kalb olduğunu işʿâr edüp, taʿzîminde mübâlağa eyledikleri ʿAlem-i Şeyh ʿAdî'ye secde etmek efdal-i kurabât u aʿmâl ve secde etmeyenlerin katlini istihlâl eyledikleri ve dahi zebân-ı kaleme sığmaz katʿî çok türrehât [Ü4 190b] ü hezeyânları meşhûr u mesmûʿ ve tarîk-ı Hakk'a rucûʿları memnûʿ olup, bu takdîrde istîsâl ü seby ile ifnâları meşrûʿ ise dahi, mütemekkin oldukları cibâl-i râsiyât ve kühûf ve şuʿabın kemâl-i menâʿati ve fart-ı şecâʿatle kavm-i mesfûrun kesreti, vülât u hükkâmı iʿmâl-i seyfden mâniʿ ve baʿzan Bağdâd vâlîleri dâmen-i kûhda bulunanlarını ʿale'l-gafle basup, baʿzısını tedmîr ü istirkāk eyledikleri bile nâdiren vâkiʿ olup, bâlâda beyân olunduğu vech üzere Vezîr-i müşârun ileyhin zirve-i cebelde vâkiʿ husûnun yemîn ü yesârını istısfâ ile Kalʿa-i Fûlâ'da dest-res olması hakk budur ki, kemâl-i himmet ü şecâʿatden münbaʿis bir hâlet olup, matlaʿ-ı Vezâret'inde bu nusrat-ı ʿazîmeye muvaffak olması, fîmâ-\nba'd [V 64a] umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr-ı mesâʿî-yi mebrûre etmesini te'yîd eylediğinden başka, serkeşân-ı kabâyilin cümlesine vesîle-i tehdîd oldu. Müşârun ileyh tarafından rû-nümûn olan galebe-i gûnâ-gûn, bâʿis-i inkişâf-ı tabʿ-ı hümâyûn olup, tahsîni şâmil hatt-ı mekârim-meşhûna mashûb bir kabza mücevher hançer ile kadr ü iʿtibârı bâlâter ü efzûn kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağlu eşkıyâsının iskânları evvel-behâra taʿlîk olunup, hulûl-i behâra dek Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'nın Filibe taraflarında ikāmeti fukarâya küllî hasâret îrâs eder mülâhazalarıyla, mansıbına rucûʿu, tarafına tenmîk olunmuşidi. Eyyâm-ı rebîʿ hulûl edüp, müşârun ileyhin bi'n-nefs gelüp, emr-i iskâna şurûʿu fukarânın bir kat dahi mütezarrır [Ü4 191a] olmalarını îcâb etmek, zevâhir-i hâlden olduğuna binâ'en, Çavuş-başı Ağa bâlâda mezkûr sûret ile taʿyîn olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh İskeçe'ye varup, Rumeli hânedânını cemʿ ve ʿAli Monla ve Kara Feyzî'nin iskânları husûsunu müzâkere eylediklerinde, ʿAli Monla'nın Fere'de temkînini Tokadçıklı menʿ ve serd olunan kelâm-ı maʿkūlü müskit ve gayr-i müskit cevâblar ile defʿ kaydında olup, Rumeli Vâlîsi'nin istînâf-ı meʾmûriyyeti ile tekrîr-i rucûʿu nizâʿ-ı küllî zuhûruna ve zuʿafây-ı memleketin hasâret-i ʿazîmeye giriftâr olmasına sebeb-i ʿâdî olduğundan gayri, Rumeli agavâtı müşârun ileyhden bi'l-külliyye müteneffir ve Filibe'de Arnabudlar ile vâkiʿ olan muhârebe müşârun ileyhi ahz-ı intikām gāyilesine mecbûr edeceği vârid-i hâtır olup, eyâlet-i mezkûre munsif [V 64b] ü muʿtedil bir Vezîr'e tevcîh olunduğu hâlde, taʿyîn edeceği Başbûğ ile ittihâd ve o makūle ehl-i fesâdı memleket-i Pâdişâhî'den tasfiyeye bezl-i miknet edeceklerini sûret-i teʿahhüdde îrâd ve bu mazmûnda mahzar irsâl ve âhar sûretle husûl-i mâdde mümkin olmadığından, Çavuş-başı Ağa, Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ile sûret-i meʾmûriyyetini tafsîl ü icmâl etmişidi. Bu mülâbese ile müşârun ileyh ʿazl ve Eyâlet-i Rumeli, Selânik Mutasarrıfı Vezîr Vânî Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, tarafına gönderilan taʿlîm-nâme mûcebince hareket eylemesi tenbîh ve münhall olan Selânik Sancağı, Mısr-ı Kāhire'den munsarıf olan Vezîr Husrev Paşa'ya tevcîh olundu. Gürûh-ı eşkıyâdan Kara Feyzî ve ʿAli Monla'nın tedmîr [Ü4 191b] ü istîsâlleri zımnında müteʿahhid bulunan aʿyân-ı memlekete eşedd-i tenbîh ile teʾkîd olunduğuna binâʿen, ʿavn-i Hakk ile her tarafdan turuk u meʿâbirleri mesdûd ve rişte-i cemʿiyyetleri perâkende vü nâ-bûd olacağı her\nne kadar muntazır-ı erbâb-ı yakīn ü şühûd ise dahi, eşkıyây-ı mezkûre tahsîl-i semt-i necât ü selâmet ve ızrâr-ı fukarây-ı raʿiyyet kasd-ı fâsidi ile Tekfûrdağı ve o havâlîye müsâmit olan mahallere intişâr edecekleri vârid-i ezhân-ı uli'l-ebsâr olup, li-ecli'l-ihtiyât bir mikdâr güzîde asker ile bir Vezîr'in o etrâfa karîb mahalde istikrârı münâsib görülüp, muʿallem askerden yedi-sekiz bin kadar süvârî ve piyâde tertîb ve Çorlu'da ikāmet ve eşkıyâ verâdan tazyîk olunarak, nâ-çâr berü câniblere [V 65a] güzâr eyledikleri takdîrde ifnâ vü iʿdâmlarına ikdâm u gayret tenbîhâtı ile kasaba-i mezkûreye sevk u irsâl ve İznikmid Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa bu cemʿiyyete Başbûğ nasb olunup, Çorlu'ya ʿazîmeti husûsu istiʿcâl olunduğundan fazla, Çapâr-zâde ve Kara ʿOsmân-zâde'ye hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sultânî şeref-sudûr ve her biri vâfir asker ile hâzır olup, cemʿiyyet-i mezkûreye iltihâkları müstasveb-i cenâb-ı Sadru's-sudûr oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Vâlî-yi Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_812.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vâlî-yi Rumeli",
          "text": "Dağlu eşkıyâsının iskânları evvel-behâra taʿlîk olunup, hulûl-i behâra dek Rumeli Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'nın Filibe taraflarında ikāmeti fukarâya küllî hasâret îrâs eder mülâhazalarıyla, mansıbına rucûʿu, tarafına tenmîk olunmuşidi. Eyyâm-ı rebîʿ hulûl edüp, müşârun ileyhin bi'n-nefs gelüp, emr-i iskâna şurûʿu fukarânın bir kat dahi mütezarrır [Ü4 191a] olmalarını îcâb etmek, zevâhir-i hâlden olduğuna binâ'en, Çavuş-başı Ağa bâlâda mezkûr sûret ile taʿyîn olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh İskeçe'ye varup, Rumeli hânedânını cemʿ ve ʿAli Monla ve Kara Feyzî'nin iskânları husûsunu müzâkere eylediklerinde, ʿAli Monla'nın Fere'de temkînini Tokadçıklı menʿ ve serd olunan kelâm-ı maʿkūlü müskit ve gayr-i müskit cevâblar ile defʿ kaydında olup, Rumeli Vâlîsi'nin istînâf-ı meʾmûriyyeti ile tekrîr-i rucûʿu nizâʿ-ı küllî zuhûruna ve zuʿafây-ı memleketin hasâret-i ʿazîmeye giriftâr olmasına sebeb-i ʿâdî olduğundan gayri, Rumeli agavâtı müşârun ileyhden bi'l-külliyye müteneffir ve Filibe'de Arnabudlar ile vâkiʿ olan muhârebe müşârun ileyhi ahz-ı intikām gāyilesine mecbûr edeceği vârid-i hâtır olup, eyâlet-i mezkûre munsif [V 64b] ü muʿtedil bir Vezîr'e tevcîh olunduğu hâlde, taʿyîn edeceği Başbûğ ile ittihâd ve o makūle ehl-i fesâdı memleket-i Pâdişâhî'den tasfiyeye bezl-i miknet edeceklerini sûret-i teʿahhüdde îrâd ve bu mazmûnda mahzar irsâl ve âhar sûretle husûl-i mâdde mümkin olmadığından, Çavuş-başı Ağa, Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ile sûret-i meʾmûriyyetini tafsîl ü icmâl etmişidi. Bu mülâbese ile müşârun ileyh ʿazl ve Eyâlet-i Rumeli, Selânik Mutasarrıfı Vezîr Vânî Mehmed Paşa'ya tevcîh olunup, tarafına gönderilan taʿlîm-nâme mûcebince hareket eylemesi tenbîh ve münhall olan Selânik Sancağı, Mısr-ı Kāhire'den munsarıf olan Vezîr Husrev Paşa'ya tevcîh olundu. Gürûh-ı eşkıyâdan Kara Feyzî ve ʿAli Monla'nın tedmîr [Ü4 191b] ü istîsâlleri zımnında müteʿahhid bulunan aʿyân-ı memlekete eşedd-i tenbîh ile teʾkîd olunduğuna binâʿen, ʿavn-i Hakk ile her tarafdan turuk u meʿâbirleri mesdûd ve rişte-i cemʿiyyetleri perâkende vü nâ-bûd olacağı her\nne kadar muntazır-ı erbâb-ı yakīn ü şühûd ise dahi, eşkıyây-ı mezkûre tahsîl-i semt-i necât ü selâmet ve ızrâr-ı fukarây-ı raʿiyyet kasd-ı fâsidi ile Tekfûrdağı ve o havâlîye müsâmit olan mahallere intişâr edecekleri vârid-i ezhân-ı uli'l-ebsâr olup, li-ecli'l-ihtiyât bir mikdâr güzîde asker ile bir Vezîr'in o etrâfa karîb mahalde istikrârı münâsib görülüp, muʿallem askerden yedi-sekiz bin kadar süvârî ve piyâde tertîb ve Çorlu'da ikāmet ve eşkıyâ verâdan tazyîk olunarak, nâ-çâr berü câniblere [V 65a] güzâr eyledikleri takdîrde ifnâ vü iʿdâmlarına ikdâm u gayret tenbîhâtı ile kasaba-i mezkûreye sevk u irsâl ve İznikmid Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa bu cemʿiyyete Başbûğ nasb olunup, Çorlu'ya ʿazîmeti husûsu istiʿcâl olunduğundan fazla, Çapâr-zâde ve Kara ʿOsmân-zâde'ye hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sultânî şeref-sudûr ve her biri vâfir asker ile hâzır olup, cemʿiyyet-i mezkûreye iltihâkları müstasveb-i cenâb-ı Sadru's-sudûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ordu-yı hümâyûn Âsitâne-i saʿâdet'e teveccüh etdikden sonra, ümerây-ı Mısır Devlet-i ʿaliyye askeri ile muhârebeden hâlî olmayup, İngilterelü'nün recâsına ibtinâʾen, Asvân cânibinde iskânlarıyla defʿ-i nizâʿ [Ü4 192a] olunmuşidi. Gāyile-i ümerâ ber-taraf ve kesret-i asker sebeb-i tezâyüd-i masraf olduğundan, Arnabudlar'ın ihrâcı tasmîm ve ʿulûfeleri katʿ olunup, maʿmûlâtlarının bir mikdârı teslîm ve bakıyyesi ʿalâ-mehlin verilmek husûsu ruʾesâlarına tefhîm olunmuşidi. Tâyife-i mezkûre esveʾ-i ʿayş ile memleketlerinde ikāmet ve semen-i bahs ile segbânlık sanʿatını medâr-ı maʿîşet edüp, mahmiyye-i Mısır'da müşâhede etdikleri refâhiyyet-i hâl ve bu takrîb ile cemʿ etdikleri emvâl, mezbûrları terk-i evtân dâʿiyesine düşürüp, îkāz-ı fitne-i nâyimeye şurûʿ ve sergerdeleri olan Tâhir Paşa dahi tahrîk u ifsâd-ı efrâd u cümûʿ edüp, birkaç defʿa Mısır Vâlîsi Husrev Paşa'ya cemm-i gafîr ile ʿazîmet ve mutâlebe-i bekāyâ ile izhâr-ı huşûnet eylediler. Hazînede nukūd, mefkūd ve mukaddemâ vukūʿ bulan istikrâzât-ı kesîre hasebiyle nefs-i beldede sâhib-i servet ü liyâkat nâ-bûd olduğundan, matlûbları ʿalâ-mehlin verilmek üzere teskînlerine ihtimâm olunduysa dahi, ilzâm kābil olmayup, Vâlî ve Defterdâr miyânında dahi ʿan-asl münâfese derkâr olduğundan, matlûbun edâsını ahadühümâ âhara tahmîl ve behâne-cû-yı fesâd olan Arnabudlar bu vazʿ-ı garîbi mutâlaʿa ile birbirini tadlîl edüp, Defterdâr'ın konağını muhâsara ve her tarafdan âgāz-ı müşâcere eylediklerini Husrev Paşa muʿâyene ve mûmâ ileyhin hânesine birkaç top irsâliyle izhâr-ı muʿâvene etdikde, tâyife-i mezkûre berü tarafı terk ile Paşa Serâyı'na hücûm edüp,\nmüşârun ileyh dahi evvelce [Ü4 192b] müsteşʻir bulunmağla, celb etdiği toplar ile müdafaʻaya kıyâm ve o hilâlde Tâhir Paşa kalʻaya çıkup, Paşa'ya intizâr üzere olduğunu iʻlâm ile birkaç top ihrâc ve cemʻiyyete duhûl ve o dahi bir tarafdan Paşa Serâyı'nı muhâsara ile sebeb-i takviyet-i hasm-ı mahzûl olup, bu hâl ile tarafeyn top u tüfeng cengine mübâşeret ve Mısır ulemâsı kasd-ı te'lîf ile Arnabudlar'a vaʻz u nasîhat edüp, Tâhir Paşa dehen-bâz-ı mekr ü tezvîr ve: “Husrev Paşa maʻzûldür” kelâmını takrîr ve bu cihetle 'ulemânın mülâhazalarını tagyîr etdikden sonra, Paşa-yı mezbûr, serâyı ihrâka delâlet ve Husrev Paşa'yı mecbûr-ı gaybet ve emvâl ü eşyâsını gāret etdikden sonra, Medîne-i münevvere Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'yı Kāyim-makām ve Defterdâr'ın vech-i âtî üzere kârını itmâm eylediler.\nMısır'da mevcûd evlâd-ı Türk, bu fezâhate tâkat getürmeyüp, Tâhir Paşa'nın istîsâlini ızmâr ve bir gün 'ale's-seher eşbehlerinden birkaç nefer merd-i nâmdâr, 'ulûfe talebiyle konağına varup, o müfsid-i bed-tebârı küşte-i şemşîr-i âteş-bâr eylediler. Arnabudlar bu melʻaneti kuvvetden fiʻle îsâlden sonra, siyâset-i Pâdişâhî'den zehre-tirâk-ı havf u haşyet ve nihânî ümerâya haber irsâliyle Mısır'a da'vet eylediklerinden, merkūmlar dahi leyl ü nehâr zuhûr-ı ihtilâle müterassıd bulunmalarıyla, fi'l-hâl yerlerinden hareket, Cize'ye ilkāy-ı raht-ı nekbet ve Ahmed Paşa'nın Mısır'dan çıkması içün âdem irsâl ve ol dahi mukāvemete mecâl bulamadığından, Bulağ'a çıkup, [Ü4 193a] ümerâ dahi Arnabudlar'ın ma'mûlâtlarını edâ şartıyla Mısır'a duhûl etdiler ise dahi, ‘adem-i i‘timâddan nâşî nehâran Mısır'da ikāmet ve leylen Cize'de beytûtet eyledikleri ve Husrev Paşa el-yevm Dimyât'da mukīm olduğu rivâyet ve lâ-cerem Eyâlet-i Mısır, Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le ‘Ali Paşa'ya tevcîh olunup, emr ü re'yine ittibâʻ sûretinde ‘ulemây-ı Mısır ve meşâyîh ve serân-ı kabâyile evâmir-i ekîde ısdâr u tenmîk ve yirmi beşer guruş bahşiş ve on beşer guruş ‘ulûfe ile müşârun ileyh maʻiyyetine iki bin nefer asker terfîk olunup, evâyil-i Rebîʻulevvel'de müşârun ileyh kapu halkı ile Mısır'a doğru neşr-i şirâʿ-ı 'azîmet ve tahrîr olunan asker dahi verâsında tahrîk-i sükkân-ı ‘azîmet eylediler. Ümerây-ı bed-kirdâr bu fezâhate kanâʻat etmeyüp, Dimyât'a sevk-ı leşker ve Husrev Paşa dahi mukāvemete muztarr olup, ‘âkıbet aʻdâ galebe ile müşârun ileyhi ahz u habs ve katl-i çok itlâf-ı nefs etdiklerine müteʻâkıb Mısır'a âyib oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı ahvâl-i müzʿice der-Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_813.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı ahvâl-i müzʿice der-Mısır",
          "text": "Ordu-yı hümâyûn Âsitâne-i saʿâdet'e teveccüh etdikden sonra, ümerây-ı Mısır Devlet-i ʿaliyye askeri ile muhârebeden hâlî olmayup, İngilterelü'nün recâsına ibtinâʾen, Asvân cânibinde iskânlarıyla defʿ-i nizâʿ [Ü4 192a] olunmuşidi. Gāyile-i ümerâ ber-taraf ve kesret-i asker sebeb-i tezâyüd-i masraf olduğundan, Arnabudlar'ın ihrâcı tasmîm ve ʿulûfeleri katʿ olunup, maʿmûlâtlarının bir mikdârı teslîm ve bakıyyesi ʿalâ-mehlin verilmek husûsu ruʾesâlarına tefhîm olunmuşidi. Tâyife-i mezkûre esveʾ-i ʿayş ile memleketlerinde ikāmet ve semen-i bahs ile segbânlık sanʿatını medâr-ı maʿîşet edüp, mahmiyye-i Mısır'da müşâhede etdikleri refâhiyyet-i hâl ve bu takrîb ile cemʿ etdikleri emvâl, mezbûrları terk-i evtân dâʿiyesine düşürüp, îkāz-ı fitne-i nâyimeye şurûʿ ve sergerdeleri olan Tâhir Paşa dahi tahrîk u ifsâd-ı efrâd u cümûʿ edüp, birkaç defʿa Mısır Vâlîsi Husrev Paşa'ya cemm-i gafîr ile ʿazîmet ve mutâlebe-i bekāyâ ile izhâr-ı huşûnet eylediler. Hazînede nukūd, mefkūd ve mukaddemâ vukūʿ bulan istikrâzât-ı kesîre hasebiyle nefs-i beldede sâhib-i servet ü liyâkat nâ-bûd olduğundan, matlûbları ʿalâ-mehlin verilmek üzere teskînlerine ihtimâm olunduysa dahi, ilzâm kābil olmayup, Vâlî ve Defterdâr miyânında dahi ʿan-asl münâfese derkâr olduğundan, matlûbun edâsını ahadühümâ âhara tahmîl ve behâne-cû-yı fesâd olan Arnabudlar bu vazʿ-ı garîbi mutâlaʿa ile birbirini tadlîl edüp, Defterdâr'ın konağını muhâsara ve her tarafdan âgāz-ı müşâcere eylediklerini Husrev Paşa muʿâyene ve mûmâ ileyhin hânesine birkaç top irsâliyle izhâr-ı muʿâvene etdikde, tâyife-i mezkûre berü tarafı terk ile Paşa Serâyı'na hücûm edüp,\nmüşârun ileyh dahi evvelce [Ü4 192b] müsteşʻir bulunmağla, celb etdiği toplar ile müdafaʻaya kıyâm ve o hilâlde Tâhir Paşa kalʻaya çıkup, Paşa'ya intizâr üzere olduğunu iʻlâm ile birkaç top ihrâc ve cemʻiyyete duhûl ve o dahi bir tarafdan Paşa Serâyı'nı muhâsara ile sebeb-i takviyet-i hasm-ı mahzûl olup, bu hâl ile tarafeyn top u tüfeng cengine mübâşeret ve Mısır ulemâsı kasd-ı te'lîf ile Arnabudlar'a vaʻz u nasîhat edüp, Tâhir Paşa dehen-bâz-ı mekr ü tezvîr ve: “Husrev Paşa maʻzûldür” kelâmını takrîr ve bu cihetle 'ulemânın mülâhazalarını tagyîr etdikden sonra, Paşa-yı mezbûr, serâyı ihrâka delâlet ve Husrev Paşa'yı mecbûr-ı gaybet ve emvâl ü eşyâsını gāret etdikden sonra, Medîne-i münevvere Muhâfızı Vezîr Ahmed Paşa'yı Kāyim-makām ve Defterdâr'ın vech-i âtî üzere kârını itmâm eylediler.\nMısır'da mevcûd evlâd-ı Türk, bu fezâhate tâkat getürmeyüp, Tâhir Paşa'nın istîsâlini ızmâr ve bir gün 'ale's-seher eşbehlerinden birkaç nefer merd-i nâmdâr, 'ulûfe talebiyle konağına varup, o müfsid-i bed-tebârı küşte-i şemşîr-i âteş-bâr eylediler. Arnabudlar bu melʻaneti kuvvetden fiʻle îsâlden sonra, siyâset-i Pâdişâhî'den zehre-tirâk-ı havf u haşyet ve nihânî ümerâya haber irsâliyle Mısır'a da'vet eylediklerinden, merkūmlar dahi leyl ü nehâr zuhûr-ı ihtilâle müterassıd bulunmalarıyla, fi'l-hâl yerlerinden hareket, Cize'ye ilkāy-ı raht-ı nekbet ve Ahmed Paşa'nın Mısır'dan çıkması içün âdem irsâl ve ol dahi mukāvemete mecâl bulamadığından, Bulağ'a çıkup, [Ü4 193a] ümerâ dahi Arnabudlar'ın ma'mûlâtlarını edâ şartıyla Mısır'a duhûl etdiler ise dahi, ‘adem-i i‘timâddan nâşî nehâran Mısır'da ikāmet ve leylen Cize'de beytûtet eyledikleri ve Husrev Paşa el-yevm Dimyât'da mukīm olduğu rivâyet ve lâ-cerem Eyâlet-i Mısır, Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'le ‘Ali Paşa'ya tevcîh olunup, emr ü re'yine ittibâʻ sûretinde ‘ulemây-ı Mısır ve meşâyîh ve serân-ı kabâyile evâmir-i ekîde ısdâr u tenmîk ve yirmi beşer guruş bahşiş ve on beşer guruş ‘ulûfe ile müşârun ileyh maʻiyyetine iki bin nefer asker terfîk olunup, evâyil-i Rebîʻulevvel'de müşârun ileyh kapu halkı ile Mısır'a doğru neşr-i şirâʿ-ı 'azîmet ve tahrîr olunan asker dahi verâsında tahrîk-i sükkân-ı ‘azîmet eylediler. Ümerây-ı bed-kirdâr bu fezâhate kanâʻat etmeyüp, Dimyât'a sevk-ı leşker ve Husrev Paşa dahi mukāvemete muztarr olup, ‘âkıbet aʻdâ galebe ile müşârun ileyhi ahz u habs ve katl-i çok itlâf-ı nefs etdiklerine müteʻâkıb Mısır'a âyib oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh Kütahya etrâfında sâkin bir şahs-ı fakīrü'l-hâlin oğlu olup, hâl-i sabâvetinde Cerrâh-paşa'da sâkin talebeden birinin hacr-i terbiyesine varup, sevâd-hânlık derecesini iktisâb ve Feyzî Süleymân Paşa'ya intisâb etmişidi. Bir müddetden sonra müfârakat ve Mahmûd Bey'in hıdmet-i kitâbetinde olanlara mürâfekat edüp, Mahmûd Bey fevtinde Mektûbî hulefâsına munzamm ve bir hıdmet ile Maʿden'e varup, dâmen-bûsî-yi Sadr-ı sütûdeşiyem ile hurrem ve cevdet-i hatt ile maʿrûf [Ü4 193b] olduğundan, dâyirelerine celb olunup, Dîvân Kitâbeti ile mükerrem olmuşidi. Mûmâ ileyh hevânın rutûbetini ve sahrâ-ı sammânın düsûmetini istihrâca kādir, yaʿnî celb-i mâl maʿrifetinde mâhir olup, müddet-i kalîlede iktisâb-ı esbâb-ı servet ü sâmân ve geşt ü güzâr eylediği mahalde merkez-i umûr-ı hâcetmendân olup, Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri Vekâlet-i mutlaka ile iʿzâz olundukdan sonra, Âsitâne'ye gelüp, Kalyonlar Kitâbeti ile kesb-i imtiyâz ve Mısır seferi bidâyetinde Mektûbî Baş-halîfeliği'ni ihrâz edüp, Sâdık Efendi vefâtında mûmâ ileyh, Mektûbî-yi Âsaf-ı sütûdeelkāb [V 65a] ve Defterdâr bulunan Saʿdullah Efendi, Kethudâ nasb olundukda, bi'l-fiʿl Defterdâr-ı ʿâlî-cenâb olmuş idi. Feth-i Kāhire hengâmında eşiddây-ı erbâb-ı istîfâ mesleğine sâlik ve katʿî çok nukūd ve tarâyif-i eşyâya mâlik olup, daʿvây-ı teferrüd ü istibdâd ile tebdîl-i ahlâk ve vezâyif ve idrârât-ı nâsı ʿadem-i iʿtâ vü tevzîʿ ile katʿ-ı erzâk eylediğinden fazla, bâʿis-i nemây-ı diraht-ı ikbâli olan Sadr-ı ʿâlî-kadr'e muhâlefet ve baʿzı husûsda izhâr-ı rûy-ı dürüştî vü gılzat etmekle, Defterdârlık'dan ʿazl ve Âsitâne'ye ʿavdet etmişidi. Mukātaʿât-ı Mısrıyye tâliblerine fürûht olundukda, baʿzı kimseler izhâr-ı tehâlük ve muʿaccelât-ı kalîle ile cesîm mukātaʿaları temellük eyledikde, mûmâ ileyh iʿmâl-i fikr ü ruʾyet ve bu maslahat karâr-gîr-i nizâm u temşiyet olmayacağını tefattun ile izhâr-ı ʿiffet edüp, ʿuhdesi mukātaʿât-ı [Ü4 194a] Mısrıyye'den hâlî bulunmak hasebiyle, kadri ʿâlî ve istikāmeti bâdî-yi nazarda zâhir ü celî olmuşidi. Şerîf Efendi, Mısır Defterdârlığı'ndan istiʿfâ ile Vezâret'e tâlib olduğundan, mûmâ ileyh hakkında sebk-ı irâde ve keyfiyyet tarafına ifâde olundukda,\ntereddüd ve defiyle tekayyüd ve saʿyi müsmir olmadığından, “en-Nukūd tuhillü'l-ʿukūd\" mefhûmu üzere ʿafvı bâbında yüz bin guruş cânib-i mîrîye ʿarz eylediği beyne'n-nâs müştehir olup, bu ʿameli dahi bâtıl ve hâh u nâ-hâh Mısır'a varup, aʿbâ'-i Defterî'yi mütehammil olmuşidi. Mısr-ı Kāhire'de askerin vücûdu beylerin indifâʿına mebnî olup, mezbûrların Asvân cânibinde Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyîn olunan meʿâş ile teʿayyüşleri karâr-gîr-i nizâm olduğundan, askerin ʿadem-i [V 66a] lüzûmu zımnında tefevvüh etdiği makāle, Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa tarafından istihsân ve katʿ-ı ʿulûfeleriyle tahfîf-i mesârıfa berzede-dâmân olarak, Arnabudlar'ın taʿyînâtlarını katʿ ve terâküm eden ʿulûfelerinin bir mikdârını tüccârdan istikrâz ile defʿ sadedinde olmağla, askerî tâyifesi ise bir müddetden berü cemʿ-i mâl ve intizâm-ı hâle me'lûf ve bu sûret kendülere girân ü me'ûf görülüp, ʿulûfeleri temâmen edâ olunmadıkça, hareket etmeyeceklerini beyân ve hazînede nakdin fikdânı sebebi ile matlûblarına müsâʿade mümkin olmadığından, miyânelerinde tenevvür-i fitne feverân edüp, Mısır Vâlîsi bir takrîb tahlîs-ı cân ve mûmâ ileyhin etrâfı mesdûd bulunduğundan, firâr edemeyüp, hakkında seyf-i [Ü4 194b] gadr u hayf meslûl ve o kavm-i bî-rahm elinde maktûl oldu. Mûmâ ileyh gāyet cesûr ve zulm ü gadr ile meşhûr, tahsîl-i mâl dekāyıkına vâkıf u dânâ ve mûyu revgandan tefrîka muktedir bir merd-i zeber-dest ü tüvânâ olup, üç-beş sene zarfında elli bin guruş îrâd-ı tabîʿî peydâ etdiğinden fazla, nakd ve konak ve sâyir tuhaf u tarâyifi, bin kîseye mütekārib ve masrûfâtı, mevcûduna gālib olup, az vakit içinde şu kadar mâl tedârükü ʿukalây-ı deryâyı hayrete ilkā ve sinîn-i mütetâvileden berü deryây-ı jerf-i devletden igtirâf eden kudemây-ı ricâlin kuvve-i müfekkiresini ifnâ etmişdir.",
          "caption": "İcmâl-i ahvâl-i Recâyî Efendi Defterdâr-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_814.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İcmâl-i ahvâl-i Recâyî Efendi Defterdâr-ı Mısır",
          "text": "Mûmâ ileyh Kütahya etrâfında sâkin bir şahs-ı fakīrü'l-hâlin oğlu olup, hâl-i sabâvetinde Cerrâh-paşa'da sâkin talebeden birinin hacr-i terbiyesine varup, sevâd-hânlık derecesini iktisâb ve Feyzî Süleymân Paşa'ya intisâb etmişidi. Bir müddetden sonra müfârakat ve Mahmûd Bey'in hıdmet-i kitâbetinde olanlara mürâfekat edüp, Mahmûd Bey fevtinde Mektûbî hulefâsına munzamm ve bir hıdmet ile Maʿden'e varup, dâmen-bûsî-yi Sadr-ı sütûdeşiyem ile hurrem ve cevdet-i hatt ile maʿrûf [Ü4 193b] olduğundan, dâyirelerine celb olunup, Dîvân Kitâbeti ile mükerrem olmuşidi. Mûmâ ileyh hevânın rutûbetini ve sahrâ-ı sammânın düsûmetini istihrâca kādir, yaʿnî celb-i mâl maʿrifetinde mâhir olup, müddet-i kalîlede iktisâb-ı esbâb-ı servet ü sâmân ve geşt ü güzâr eylediği mahalde merkez-i umûr-ı hâcetmendân olup, Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri Vekâlet-i mutlaka ile iʿzâz olundukdan sonra, Âsitâne'ye gelüp, Kalyonlar Kitâbeti ile kesb-i imtiyâz ve Mısır seferi bidâyetinde Mektûbî Baş-halîfeliği'ni ihrâz edüp, Sâdık Efendi vefâtında mûmâ ileyh, Mektûbî-yi Âsaf-ı sütûdeelkāb [V 65a] ve Defterdâr bulunan Saʿdullah Efendi, Kethudâ nasb olundukda, bi'l-fiʿl Defterdâr-ı ʿâlî-cenâb olmuş idi. Feth-i Kāhire hengâmında eşiddây-ı erbâb-ı istîfâ mesleğine sâlik ve katʿî çok nukūd ve tarâyif-i eşyâya mâlik olup, daʿvây-ı teferrüd ü istibdâd ile tebdîl-i ahlâk ve vezâyif ve idrârât-ı nâsı ʿadem-i iʿtâ vü tevzîʿ ile katʿ-ı erzâk eylediğinden fazla, bâʿis-i nemây-ı diraht-ı ikbâli olan Sadr-ı ʿâlî-kadr'e muhâlefet ve baʿzı husûsda izhâr-ı rûy-ı dürüştî vü gılzat etmekle, Defterdârlık'dan ʿazl ve Âsitâne'ye ʿavdet etmişidi. Mukātaʿât-ı Mısrıyye tâliblerine fürûht olundukda, baʿzı kimseler izhâr-ı tehâlük ve muʿaccelât-ı kalîle ile cesîm mukātaʿaları temellük eyledikde, mûmâ ileyh iʿmâl-i fikr ü ruʾyet ve bu maslahat karâr-gîr-i nizâm u temşiyet olmayacağını tefattun ile izhâr-ı ʿiffet edüp, ʿuhdesi mukātaʿât-ı [Ü4 194a] Mısrıyye'den hâlî bulunmak hasebiyle, kadri ʿâlî ve istikāmeti bâdî-yi nazarda zâhir ü celî olmuşidi. Şerîf Efendi, Mısır Defterdârlığı'ndan istiʿfâ ile Vezâret'e tâlib olduğundan, mûmâ ileyh hakkında sebk-ı irâde ve keyfiyyet tarafına ifâde olundukda,\ntereddüd ve defiyle tekayyüd ve saʿyi müsmir olmadığından, “en-Nukūd tuhillü'l-ʿukūd\" mefhûmu üzere ʿafvı bâbında yüz bin guruş cânib-i mîrîye ʿarz eylediği beyne'n-nâs müştehir olup, bu ʿameli dahi bâtıl ve hâh u nâ-hâh Mısır'a varup, aʿbâ'-i Defterî'yi mütehammil olmuşidi. Mısr-ı Kāhire'de askerin vücûdu beylerin indifâʿına mebnî olup, mezbûrların Asvân cânibinde Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyîn olunan meʿâş ile teʿayyüşleri karâr-gîr-i nizâm olduğundan, askerin ʿadem-i [V 66a] lüzûmu zımnında tefevvüh etdiği makāle, Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa tarafından istihsân ve katʿ-ı ʿulûfeleriyle tahfîf-i mesârıfa berzede-dâmân olarak, Arnabudlar'ın taʿyînâtlarını katʿ ve terâküm eden ʿulûfelerinin bir mikdârını tüccârdan istikrâz ile defʿ sadedinde olmağla, askerî tâyifesi ise bir müddetden berü cemʿ-i mâl ve intizâm-ı hâle me'lûf ve bu sûret kendülere girân ü me'ûf görülüp, ʿulûfeleri temâmen edâ olunmadıkça, hareket etmeyeceklerini beyân ve hazînede nakdin fikdânı sebebi ile matlûblarına müsâʿade mümkin olmadığından, miyânelerinde tenevvür-i fitne feverân edüp, Mısır Vâlîsi bir takrîb tahlîs-ı cân ve mûmâ ileyhin etrâfı mesdûd bulunduğundan, firâr edemeyüp, hakkında seyf-i [Ü4 194b] gadr u hayf meslûl ve o kavm-i bî-rahm elinde maktûl oldu. Mûmâ ileyh gāyet cesûr ve zulm ü gadr ile meşhûr, tahsîl-i mâl dekāyıkına vâkıf u dânâ ve mûyu revgandan tefrîka muktedir bir merd-i zeber-dest ü tüvânâ olup, üç-beş sene zarfında elli bin guruş îrâd-ı tabîʿî peydâ etdiğinden fazla, nakd ve konak ve sâyir tuhaf u tarâyifi, bin kîseye mütekārib ve masrûfâtı, mevcûduna gālib olup, az vakit içinde şu kadar mâl tedârükü ʿukalây-ı deryâyı hayrete ilkā ve sinîn-i mütetâvileden berü deryây-ı jerf-i devletden igtirâf eden kudemây-ı ricâlin kuvve-i müfekkiresini ifnâ etmişdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿUkalây-ı rûşen-râ ve hükemây-ı umûr-âzmâ teveccüh-i dünyâ ve iktinây-ı emvâli umûr-ı hamseden bilüp, birisi pâdişâhlar bir şahsın ignâsını bi'n-nefs murâd etmek, ikincisi irsen mâl intikāl edüp, vâris-i ehl-i ʿakl u tasarruf [V 66b] olmak, üçüncüsü sâhib-i sermâye olup, müsâʿade-i baht-ı sâz-kâr ile ticâreti her bâr râbih u nemâdar olmak, dördüncüsü cedvâ vü menâfiʿi zâhir olan merâtib-i devlet ve hıdemât-ı Saltanat'da istihdâm olunup, vakt ü\nzemânı imtidâd kabûl etmek, beşincisi müstahdem olduğu devletde hıyânet semtine zâhib olup, tesaddî-yi mekârih-i umûr ile ahz-ı rişâ vü bertîl etmek. Ve bu vesâyilden gayri ile mâl-i kesîr ictimâʿını müstahîl bilüp, bunlardan ʿârî kimseler tabakalarına göre mütavassitu'l-hâl ve devletleri muʿayyenâtıyla bi'l-ıztırâr teʿayyüş eyleyerek mahrûm-ı rûy-i refâhiyyet olduklarını [Ü4 195a] âverde-i zebân-ı makāl etmişler. Bû sûretde mûmâ ileyhin cemʿ ü iddihâr etdiği mâl, ne sûretle terâküm etdiği maʿlûm-i erbâb-ı nazar u istidlâldir. Teveccüh-i dünyâ refte refte sûret bulup, sâhibi dahi hırs u şehvânî ve töhmet-i nefsânîden âzâde olduğu hâlde, o şahsın bahtı bîdâr ve devleti pâydâr olageldiği mücerreb-i uli'l-ebsâr olup, tefâkum-ı umûr-ı müstekrehe ile iddihâr-ı emvâl edenlerin ekserîsi fî-esraʿi'z-zemân berbâd ve niʿmet-i zindegânîden dilsîr-i murâd olmadan, birer sebeb-i müdhiş ile raht-keş-i cânib-i meʿâd olageldikleri zâhirdir. Kıtʿa: Havf edenler cenâb-ı Mevlâ'dan, Zarar-ı gayrdan olur sâlim. Hâdisâtın sinân-ı tîzinden, Nice baş kurtarır bi-kem-i zâlim.",
          "caption": "Hikmet",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_815.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Hikmet",
          "text": "ʿUkalây-ı rûşen-râ ve hükemây-ı umûr-âzmâ teveccüh-i dünyâ ve iktinây-ı emvâli umûr-ı hamseden bilüp, birisi pâdişâhlar bir şahsın ignâsını bi'n-nefs murâd etmek, ikincisi irsen mâl intikāl edüp, vâris-i ehl-i ʿakl u tasarruf [V 66b] olmak, üçüncüsü sâhib-i sermâye olup, müsâʿade-i baht-ı sâz-kâr ile ticâreti her bâr râbih u nemâdar olmak, dördüncüsü cedvâ vü menâfiʿi zâhir olan merâtib-i devlet ve hıdemât-ı Saltanat'da istihdâm olunup, vakt ü\nzemânı imtidâd kabûl etmek, beşincisi müstahdem olduğu devletde hıyânet semtine zâhib olup, tesaddî-yi mekârih-i umûr ile ahz-ı rişâ vü bertîl etmek. Ve bu vesâyilden gayri ile mâl-i kesîr ictimâʿını müstahîl bilüp, bunlardan ʿârî kimseler tabakalarına göre mütavassitu'l-hâl ve devletleri muʿayyenâtıyla bi'l-ıztırâr teʿayyüş eyleyerek mahrûm-ı rûy-i refâhiyyet olduklarını [Ü4 195a] âverde-i zebân-ı makāl etmişler. Bû sûretde mûmâ ileyhin cemʿ ü iddihâr etdiği mâl, ne sûretle terâküm etdiği maʿlûm-i erbâb-ı nazar u istidlâldir. Teveccüh-i dünyâ refte refte sûret bulup, sâhibi dahi hırs u şehvânî ve töhmet-i nefsânîden âzâde olduğu hâlde, o şahsın bahtı bîdâr ve devleti pâydâr olageldiği mücerreb-i uli'l-ebsâr olup, tefâkum-ı umûr-ı müstekrehe ile iddihâr-ı emvâl edenlerin ekserîsi fî-esraʿi'z-zemân berbâd ve niʿmet-i zindegânîden dilsîr-i murâd olmadan, birer sebeb-i müdhiş ile raht-keş-i cânib-i meʿâd olageldikleri zâhirdir. Kıtʿa: Havf edenler cenâb-ı Mevlâ'dan, Zarar-ı gayrdan olur sâlim. Hâdisâtın sinân-ı tîzinden, Nice baş kurtarır bi-kem-i zâlim."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir seneye karîb müddetden berü Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Ahmed ʿAtıf Efendi, vüsʿ ü tâkati yetişdiği kadar umûr-ı me'mûresinde kıyâm ve işbu Saferü'l-hayrın sekizinci Bâzâr günü o makām-ı refîʿden ʿazl ve sâhil-hânesinde ârâm ile eyyâmını vakf-ı duʿây-ı bekāy-ı Şehriyâr-ı enâm eyledi. Nazm: Yekî kem-şûd dîger âyed be-cây [V 67a] Zemâne ne-mânend bî-ked-i hudây\nSâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı İbrâhîm Nesîm Efendi, ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânî ve rey'ân-ı hengâm-ı zindegânîden berü hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr etdiği kemâl-i sadâkatin semeresi olarak, evvelen bi'l-asâle ve sâniyen bi'l-vekâle Kethudâlık câh-ı refîʿini ihrâz ve mütehattim-i zimmet-i himmeti olan celb-i ahâyir-i zehâyir ve taʿdîl-i kıyem ü esʿâr husûslarında kesb-i rüchâniyyet ü imtiyâz ve bu vesîle ile zîr-i destân u fukarâdan Şehriyâr-ı sütûde [Ü4 195b] -âsâra isticlâb-ı daʿavât-ı mütekâsire eylediğinden başka, zâtında pîr-i ʿakl ve civân-ı reviyyet ve vâkıf-ı serâyir-i umûr-ı mülk ü millet, sâhib-i karîha ve dîndâr ve gayret-keş-i Devlet-i ebed-karâr olup, dâmen-i ʿismeti levs-i erbâb-ı töhmetden berî ve icrây-ı siyâset-i mülkiyyede levme-i lâ'imden bî-bâk u cerî, sıfat-ı cûd-ı memdûh ile fezâyil-i insâniyyeyi müktesib ve buhl ü imsâk-i müfritdan bi'l-külliyye dâmen-keş ü müctenib olup, yâverî-yi tevfîk ile her ʿukde-i müşkil ve emr-i ʿamîk, hall-kerde-i benân-ı tedkîkı ve teshîlât-ı hutûb-ı nâs, mevkūf-ı yek-lahza-i tahkīkı olduğuna binâ'en, emsâline tefevvuk ve iʿtilâsı maʿlûm-i bâdî vü hâzır ve hıdmet-i mezkûreye istihkākı “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” zâhir olup, binâ-berîn yevm-i mezkûrda Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve huzûr-ı Sadru's-sudûr'da Kethudâlık hilʿat-i pür-behcetiyle dest-nevâzende-i iʿtibâr u rağbet kılındı.\n\n Müşârun ileyhin mahlaslarını iltizâm ve mükerreren Kethudâlık câhını ihrâz etdiklerini îhâm kasdıyla bi'l-bedâhe ser-i kalemden çekîde olan târîh-i garrâ tebrîken bu mahalle kayd u imlâ olundu. [Mısra]: Gülşen-i devlete esdi yine gül-bûy-i Nesîm (گلشن دولته اسدی ینه کلبوی نسیم)",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_816.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kethudây-ı hazret-i Sadâret-penâhî",
          "text": "Bir seneye karîb müddetden berü Sadrıaʿzam Kethudâsı olan Ahmed ʿAtıf Efendi, vüsʿ ü tâkati yetişdiği kadar umûr-ı me'mûresinde kıyâm ve işbu Saferü'l-hayrın sekizinci Bâzâr günü o makām-ı refîʿden ʿazl ve sâhil-hânesinde ârâm ile eyyâmını vakf-ı duʿây-ı bekāy-ı Şehriyâr-ı enâm eyledi. Nazm: Yekî kem-şûd dîger âyed be-cây [V 67a] Zemâne ne-mânend bî-ked-i hudây\nSâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı İbrâhîm Nesîm Efendi, ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânî ve rey'ân-ı hengâm-ı zindegânîden berü hıdemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr etdiği kemâl-i sadâkatin semeresi olarak, evvelen bi'l-asâle ve sâniyen bi'l-vekâle Kethudâlık câh-ı refîʿini ihrâz ve mütehattim-i zimmet-i himmeti olan celb-i ahâyir-i zehâyir ve taʿdîl-i kıyem ü esʿâr husûslarında kesb-i rüchâniyyet ü imtiyâz ve bu vesîle ile zîr-i destân u fukarâdan Şehriyâr-ı sütûde [Ü4 195b] -âsâra isticlâb-ı daʿavât-ı mütekâsire eylediğinden başka, zâtında pîr-i ʿakl ve civân-ı reviyyet ve vâkıf-ı serâyir-i umûr-ı mülk ü millet, sâhib-i karîha ve dîndâr ve gayret-keş-i Devlet-i ebed-karâr olup, dâmen-i ʿismeti levs-i erbâb-ı töhmetden berî ve icrây-ı siyâset-i mülkiyyede levme-i lâ'imden bî-bâk u cerî, sıfat-ı cûd-ı memdûh ile fezâyil-i insâniyyeyi müktesib ve buhl ü imsâk-i müfritdan bi'l-külliyye dâmen-keş ü müctenib olup, yâverî-yi tevfîk ile her ʿukde-i müşkil ve emr-i ʿamîk, hall-kerde-i benân-ı tedkîkı ve teshîlât-ı hutûb-ı nâs, mevkūf-ı yek-lahza-i tahkīkı olduğuna binâ'en, emsâline tefevvuk ve iʿtilâsı maʿlûm-i bâdî vü hâzır ve hıdmet-i mezkûreye istihkākı “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” zâhir olup, binâ-berîn yevm-i mezkûrda Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve huzûr-ı Sadru's-sudûr'da Kethudâlık hilʿat-i pür-behcetiyle dest-nevâzende-i iʿtibâr u rağbet kılındı.\n\n Müşârun ileyhin mahlaslarını iltizâm ve mükerreren Kethudâlık câhını ihrâz etdiklerini îhâm kasdıyla bi'l-bedâhe ser-i kalemden çekîde olan târîh-i garrâ tebrîken bu mahalle kayd u imlâ olundu. [Mısra]: Gülşen-i devlete esdi yine gül-bûy-i Nesîm (گلشن دولته اسدی ینه کلبوی نسیم)"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa'nın Deli-başı'sı olup, cemîʿ umûrunda müsteşârı ve darrâʿ ü serrâda kuvvetü'z-zahr ve kafâdârı olan ʿÖmer Ağa, Rumeli'nde bir takrîb ihtilâs-ı Rütbe-i Mîr-i mîrânî ve ol dahi hılâf-ı rızâ hareketde mahdûmuna sânî olup, dâ'ire-i müşârun ileyhden tefrîkı mûcibât-ı mesâlih-i mülkiyyeden olduğuna binâ'en, Anadolu'da bir sancak\ntevcîhiyle o taraflardan [Ü4 196a] tecnîb ve Anadolu'ya geçüp, yemîn ü yesârında vâkiʿ kurâyı tahrîb ve ehâlîsini garâmet-i mâliyye ile taʿzîb eylediği hasebiyle, fukarâ dest-i tesallutundan pür-havf u bîm ve kangı sancak tarafına tevcîh olunduysa, muhâfaza-i nefs ü mâl kasdıyla ehâlîsi müdâfaʿa sûretini tasmîm ederler idi. Mûmâ ileyhin hatîât-ı sâbıka vü lâhıkasına nazaran istîsâli derece-i vücûba resîde olduğundan, Çapâr-zâde ile nihânî bu keyfiyyet muhâbere olunup, kesret-i haşerât sebebi ile sühûletle itmâm maslahatı mümkin olmayup, Kayseriyye tevcîh olunduğu hâlde, bir takrîb kaydı görüleceği haberini irsâl ve fi'l-hâl Kayseriyye Sancağı, Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh ve igfâl olunmuşidi. Kayseriyye'ye iki sâʿat mesâfe olan bir karyede askerini bırakup, birkaç âdem ile Kayseriyye'ye duhûl ve Mütesellimlik hânesine nüzûl eyledikde, Çapâr-zâde'nin âdemleri fursat-yâb ve Paşa-yı mûmâ ileyhi küşte-i şemşîr-i âteş-tâb eylediler. Kayseriyye tevcîhinden sonra Anadolu Vâlîsi'nin Çapâr-zâde'ye hâlik-i mezbûrun tavsiyesini şâmil gāyet mü'ekked bir kıtʿa mektûbu vürûd eylediğinden, maʿrifetiyle istîsâl olunduğu mestûr olarak, Âsitâne-i saʿâdet'den Hasekî [V 68a] maʿrifetiyle i'dâm olunduğu işâʿasını recâ ve merkūm ʿan-asl nehhâb ü vehhâb olduğundan, ism-i mâl ıtlâk olunur üç-beş bârgîr ve ceyb ü hemyânında şâyeste-i tahrîr olmayacak nakdi çıkdığını îmâ eylemiş. Merkūmun sühûletle inʿidâmı tasavvur-ı nâsdan bîrûn ve fazl-ı Hâlık-ı bî-çûn olduğu vâreste-i şükûk u zunûn olduğundan başka, hevâdârı olan [Ü4 196b] şahs-ı maʿlûmun cenâh-ı sevreti münkesir ve zevâline mukaddime olduğu zâhirdir.",
          "caption": "[V 67b] Vakʿa-i ʿÖmer Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_817.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "[V 67b] Vakʿa-i ʿÖmer Paşa",
          "text": "Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa'nın Deli-başı'sı olup, cemîʿ umûrunda müsteşârı ve darrâʿ ü serrâda kuvvetü'z-zahr ve kafâdârı olan ʿÖmer Ağa, Rumeli'nde bir takrîb ihtilâs-ı Rütbe-i Mîr-i mîrânî ve ol dahi hılâf-ı rızâ hareketde mahdûmuna sânî olup, dâ'ire-i müşârun ileyhden tefrîkı mûcibât-ı mesâlih-i mülkiyyeden olduğuna binâ'en, Anadolu'da bir sancak\ntevcîhiyle o taraflardan [Ü4 196a] tecnîb ve Anadolu'ya geçüp, yemîn ü yesârında vâkiʿ kurâyı tahrîb ve ehâlîsini garâmet-i mâliyye ile taʿzîb eylediği hasebiyle, fukarâ dest-i tesallutundan pür-havf u bîm ve kangı sancak tarafına tevcîh olunduysa, muhâfaza-i nefs ü mâl kasdıyla ehâlîsi müdâfaʿa sûretini tasmîm ederler idi. Mûmâ ileyhin hatîât-ı sâbıka vü lâhıkasına nazaran istîsâli derece-i vücûba resîde olduğundan, Çapâr-zâde ile nihânî bu keyfiyyet muhâbere olunup, kesret-i haşerât sebebi ile sühûletle itmâm maslahatı mümkin olmayup, Kayseriyye tevcîh olunduğu hâlde, bir takrîb kaydı görüleceği haberini irsâl ve fi'l-hâl Kayseriyye Sancağı, Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh ve igfâl olunmuşidi. Kayseriyye'ye iki sâʿat mesâfe olan bir karyede askerini bırakup, birkaç âdem ile Kayseriyye'ye duhûl ve Mütesellimlik hânesine nüzûl eyledikde, Çapâr-zâde'nin âdemleri fursat-yâb ve Paşa-yı mûmâ ileyhi küşte-i şemşîr-i âteş-tâb eylediler. Kayseriyye tevcîhinden sonra Anadolu Vâlîsi'nin Çapâr-zâde'ye hâlik-i mezbûrun tavsiyesini şâmil gāyet mü'ekked bir kıtʿa mektûbu vürûd eylediğinden, maʿrifetiyle istîsâl olunduğu mestûr olarak, Âsitâne-i saʿâdet'den Hasekî [V 68a] maʿrifetiyle i'dâm olunduğu işâʿasını recâ ve merkūm ʿan-asl nehhâb ü vehhâb olduğundan, ism-i mâl ıtlâk olunur üç-beş bârgîr ve ceyb ü hemyânında şâyeste-i tahrîr olmayacak nakdi çıkdığını îmâ eylemiş. Merkūmun sühûletle inʿidâmı tasavvur-ı nâsdan bîrûn ve fazl-ı Hâlık-ı bî-çûn olduğu vâreste-i şükûk u zunûn olduğundan başka, hevâdârı olan [Ü4 196b] şahs-ı maʿlûmun cenâh-ı sevreti münkesir ve zevâline mukaddime olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Filibe Aʿyânı olup, Rumeli memleketinin müteneffis ü müteşahhıslarından ve kesret-i haşem ü hadem ile zî-kudretlerinden olup, câ-be-câ hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de istihdâm olunarak, Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başılığı ile bekâm ve Edirne'de Vezîr Hakkı Paşa'ya Kethudây-ı benâm olmuşidi. Müşârun ileyhin inhitâtına vâkıf ve letâyifü'l-hiyel ile Âsitâne'ye munsarıf olup, Rumeli ınzımâmıyla Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'e nâyil ve dağlı eşkıyâsı maslahatıyla Edirne'ye vâsıl oldukda, irâde-i devlete muvâfık hidmete muvaffak olamadığından ʿazl ve Anadolu Eyâleti'ne nakl olunmuşidi. Kütahya'ya vusûlünde halkı ihâfe vü tehdîd kasdıyla o beldenin hânedânı olan Germiyân-zâde'nin kârını tetmîm ve zî-mâl olanları birer behâne ile muʾâhaze vü tecrîm edüp, giderek zulm ü teʿaddîsi ʿalem-gîr\nve fukarâ vü zuʿafâ dest-i savletinde esîr olup, bu keyfiyyet karʿ-ı semʿ-i devlet eyledikde, rahmen li'l-ʿibâd Hanya mansıbı ile tard u ibʿâd olunmuşidi. İzmir'e vusûlünde defter-i vüzerâdan ismi ilgā ve baʿde'l-müsâdere İzmir'de ikāme vü îvâ kılındı. [V 68b]",
          "caption": "Ref‘-i Vezâret-i Vâlî-yi Anadolu ‘Ömer Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_818.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Ref‘-i Vezâret-i Vâlî-yi Anadolu ‘Ömer Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh Filibe Aʿyânı olup, Rumeli memleketinin müteneffis ü müteşahhıslarından ve kesret-i haşem ü hadem ile zî-kudretlerinden olup, câ-be-câ hidemât-ı Devlet-i ʿaliyye'de istihdâm olunarak, Dergâh-ı ʿâlî Kapucu-başılığı ile bekâm ve Edirne'de Vezîr Hakkı Paşa'ya Kethudây-ı benâm olmuşidi. Müşârun ileyhin inhitâtına vâkıf ve letâyifü'l-hiyel ile Âsitâne'ye munsarıf olup, Rumeli ınzımâmıyla Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'e nâyil ve dağlı eşkıyâsı maslahatıyla Edirne'ye vâsıl oldukda, irâde-i devlete muvâfık hidmete muvaffak olamadığından ʿazl ve Anadolu Eyâleti'ne nakl olunmuşidi. Kütahya'ya vusûlünde halkı ihâfe vü tehdîd kasdıyla o beldenin hânedânı olan Germiyân-zâde'nin kârını tetmîm ve zî-mâl olanları birer behâne ile muʾâhaze vü tecrîm edüp, giderek zulm ü teʿaddîsi ʿalem-gîr\nve fukarâ vü zuʿafâ dest-i savletinde esîr olup, bu keyfiyyet karʿ-ı semʿ-i devlet eyledikde, rahmen li'l-ʿibâd Hanya mansıbı ile tard u ibʿâd olunmuşidi. İzmir'e vusûlünde defter-i vüzerâdan ismi ilgā ve baʿde'l-müsâdere İzmir'de ikāme vü îvâ kılındı. [V 68b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İngilizlü ile Françe kavmi miyânında bundan akdem “Amyen” nâm mahalde râbıtagîr-i nizâm olan musâlaha-i ʿumûmiyyenin bâlâda bast u beyân olunduğu vech üzere baʿzı şurûtu bu âna dek icrâ olunmadığından, mübâhase vü münâkaşaları resîde-i serhadd-i gāyet ve ʿale'l-husûs Malta Cezîresi'nin ilâ-yevminâ hâzâ [Ü4 197a] İngilterelü tarafından ʿadem-i tahliye vü terki sebeb-i teceddüd-i ʿadâvet olup, tarafeyn iddiʿây-ı hakkāniyyet ile yek-dîgere isnâd-ı kusûr u töhmet ve bilâhare iʿlân-ı harbe muztarr ve Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm devleteyn elçileri taʿlîmâtları iktizâsıyla Devlet-i ebed-müddet'in mizâcını yoklamak zımnında mükâlemeye hâhiş-ker olmuşlar idi. Şehr-i Rebîʿulevvel'de zikr olunan elçilerin kasrında Devlet-i ʿaliyye tarafından mükâlemeye meʾmûr Sadr-ı Rûm-ı esbak ʿİsmet Beyefendi ve Reʾîsülküttâb Efendi ile vâhiden-baʿde-vâhidin ictimâʿ ve her biri bir gûne nakş-ı garîb ihtirâʿ edüp, Françe Elçisi teveccüh ve hulûsunu der-meyân ve Devlet-i ʿaliyye hakkında safvetden gayri mülâhazaları olmadığını beyân ile İngilterelü'nün Malta'yı tahliye etmamesi, Bahr-ı Sefîd ve Muhît'ın medâhil ü mehâricini zabt ile tetmîm mekāsıdlarına mebnî olup, şöyle ki, sefer hengâmında istîlâ etdikleri Hind kıtʿasının tarîkını takrîb ve iklîm-i Mısır'da kâyin ümerâyı tahrîk ve ihtilâl esbâbını tertîb ve Elfî Mehmed Bey'i li-emrimmâ Büyük Elçilik ile istıshâb eyledikleri, tahkīk-ı mâddeye delâlet edeceğini takrîr ve Devlet-i ʿaliyye bu kasd-ı müstetirden gaflet etmeyüp, teʾehhüb ve ihtişâd-ı askere ihtimâm [V 69a] etmek lüzûmunu tekrîr ʿakabinde efendiler tarafından mukābele olunup: “Devlet-i ʿaliyye ile Françelü beyninde istihkâm bulan safvet ü istînâs, sâbitü'l-esâs ve masûnü'l-indirâs olup, altı mâhdan berü İngilterelü ile baʿzı esbâba mebnî vukūʿ bulan münâzaʿanın usûl ü fürûʿuna dahi dirâyeten ve rivâyeten tahsîl-i vukūf edüp, [Ü4 197b] tedâvül eden muhâverât, iʿlân-ı harb netîcesini verdiğinden, müteʾessir ü munkabız olduysa dahi, birer cihetle ʿumûm nâsa zararını mülâhaza eden baʿzı düvel tevassutuyla bu mültehib olan ateşin ıntıfâsı ümmîdinden dahi me'yûs değildir. Kaldı ki, Elfî Mehmed Bey ʿan-asl ümerâ mecmaʿına dâhil olmayup, erâzî-i fesîha-i Kāhire'de münferiden geşt ü güzâr eder olduğundan, ümerây-ı sâyire irâde-i devlet ve\nİngilizlü tarafından zuhûr eden recâ vü şefâʿat sebebi ile Asvân'da iskân olundukları ân, mîr-i mezbûr ʿillet-i infirâd ile bî-mekân kalup, vahşet ü vesveseden nâşî, bi'l-ıztırâr İngilizlü ile hem-dest-i mürâfekat ve âfât-ı muhtemelü'l-vukūʿdan kenâre-gîr-i selâmet olup, bu makūle mücrim ü me'yûsa ʿörf-i düvelde “Abd-i âbik” ıtlâk olunduğu müstefîz u şâyiʿ ve defʿ-i sâyil zımnında Devlet-i ʿaliyye dâyimen müteʾehhib ü mütebassır bulunduğuna ʿâlem muttaliʿdir\" denildiğinden başka, elçi-yi mersûmun garaz u fesâd ile meşûb u muhtelit olan îrâdâtına “Kūlâ lehû kavlen leyyinen” emr-i celîli üzere ʿamel olunup, mûcib-i nefret ü iştibâh olur muhâverât ve gılzat-ı kelâmdan tegāfül ve ümmîd ü hirmân miyânında cereyân eden evzâʿ-ı ʿâkılâneye tevessül olunup, meclise hitâm ve kelâma [V 69b] encâm verildi. İngiliz Elçisi ile dahi ber-minvâl-i muharrer kasr-ı mezkûrda meclis-i mükâleme tertîb olunup, elçi-yi mesfûr devletinin cihet-i ittifâk sebebi ile Devlet-i ʿaliyye'ye olan safvetini îrâd ve Françelü'nün Malta'yı tahliyede olan tehâlük ve ısrârları Memâlik-i mahrûse'ye ve bâ-husûs Mısr-ı Kāhire'ye [Ü4 198a] tavti'e-i hücum olduğunu, ihzâr fi'z-zihn eyledikleri delâyil-i mümevvehe ile isbât ʿakabinde, bu nakş-ı garîb İngilizlü'nün emniyyet-i cemîʿ-i ümemi şâmil olan mekāsıdına mugāyir olduğundan, Malta'dan askerini ihrâcdan ibâ ve bâ-husûs Françelü'nün Anapolitan Semti'ne bu esnâda on beş bin kadar asker ihrâc etdikleri sûʾ-i niyyetlerini îmâ edüp, bu mefâsidi defʿ kasdıyla bir müddetden berü miyânede deverân eden mükâleme, tevlîd-i muhârebe vü müsâdeme edüp, İngilizlü bu bâbda maʿzûr ve iʿlân-ı harbe mecbur olup, Devlet-i ʿaliyye'yi müşâreke fi'l-harb teklîfiyle tasdîʿden ictinâb ve bî-taraf bulunmak üzere irâde-i devletini taʿlîmâtı mûcebince işrâb edüp, bu mazmûnda makām-ı Sadâret'den devletine mektûb tahrîr olunmasını istidʿâ eyledikde, bu tarafdan mukābele olunup, İngilizlü dühûr-ı mütetâvileden berü Devlet-i ʿaliyye'nin hayr-hâhı ve sadîk-ı bî-iştibâhı olduğuna binâʾen, miyânelerinde müstemirr olan esbâb-ı dostî vü dâd, yevmen-fe-yevmen müzdâd olup, bâ-husûs beyne'd-devleteyn inʿikād-ı şart-ı ittifâk akabinde İngilterelü'nün Devlet-i ʿaliyye'ye sebkat eden vefâdârlığı ferâmûş olunur hukūkdan olmayup, ile'l-ebed Devlet-i ʿaliyye dahi icrây-ı lâzime-i safvet ü mahabbetde ber-karâr olacağı zâhir olduğundan [V 70a] gayri, bu hâdise tekevvün etmezden mukaddem, istimrâr-ı cihet-i tarafdârı yalnız Mısır ittifâkına mevkūf olmayup, ilâ âhırı'l-edvâr, müstekarr u pâydâr olmak\nzımnında bu tarafdan maʿzûlen ʿazîmet eden elçi ile mahsûs mektûb yazılup, bu sûretde tekrâr bu mâddeyi iʿâde, [Ü4 198b] hâsılı tahsîl kabîlinden olacağını ifâde etdiklerinde, elçi-yi mezbûr ʿözr-i nâ-müvecceh ile mektûb irsâlini tekrâr tervîc edüp, berü tarafdan mülâhazaya taʿlîk ile ihtiyâr-ı semt-i teʾennî vü tedrîc olundu. Bundan sonra saded-i âhara intikāl ve bu şûriş ü gavgā evânında erbâb-ı mekr ü âl, tevlîd-i ekâzîb ile tahdîş-i kulûba saʿy edecekleri agleb-i ihtimâl olup, iki devlet mesmûʿâtını yek-dîgere inhâ, istikrâr-ı emniyyete ʿillet-i akvâ olup: \"Ez-cümle Elfî Mehmed Bey'in sefâretle Londra'ya isticlâb olunduğu havâdisi âfâk-gîr olmuş ise dahi, Devlet-i ʿaliyye merkūmu ʿabd-i âbik, yaʿnî firâr etmiş kul menziline tenzîl edüp, o makūle fitne-cûyân-ı zemânın kelâmını ʿadem-i ısgā ile sûʾ-i zann ihtimâlini intifâ etmişdir\" denildikde, mîr-i mezbûr, elçilik ʿunvânıyla istıshâb olunsa idi, Londra'da süferâya mahsûs resmin icrâsı, hakkında dahi icrâ olunmak iktizâ eder idi. Hâlbuki süferâya mahsûs imtiyâzâtdan ʿârî olarak, sâkıt ʿani'n-nazar bir mahalde ikāmet etdirildiği emr-i mukarrerdir. İklîm-i Mısır mülk-i mevrûs-ı Pâdişâhî olup, umûr-ı hâriciyye vü dâhiliyyesine teʿalluk eden ahvâle İngilizlü'nün vechen mine'l-vücûh taʿarruzu olmadığını beyân ve berü tarafdan dahi tasdîk-ı mâdde ile idâre-i lisân olunup, iki tarafa dahi ser-rişte verilmeyerek, vakt ü hâle münâsib usûl-i [V 70b] hakîmâneye temessük ü riʿâyet ve tekavvül olunan mevâdda birer gûne müskit cevâb iʿtâsıyla izhâr-ı sûret-i yek-rengî vü muvâfakat kılınarak, kelâma gāyet [Ü4 199a] ve meclise nihâyet verildi.\n\nFrançelü ile İngilizlü zâhir-i hâlde Devlet-i ʿaliyye'ye dost geçinüp, serîre-i zamîrleri mechûl ve sûʾ-i kasd ve fesâd-ı niyyeti ahadühümâ âhara mahmûl edüp, bu bâbda ihtiyâta riʿâyet ve mugāyeret-i dîniyyesi olanlara ʿadem-i iʿtimâd ile nihânî maslahat-ı mukteziyyeye dikkat min-ehemmi'l-umûr olduğunu vükelây-ı devlet tahkīk eylediklerinden, her tarafa itâre-i cevâsîs-ı ahbâr ve her semte havâle-i gûş-i intibâh u istibsâr ile iki devletin bidâyet-i etvâr ve nihâyet-i kârlarına intizâr üzere oldular.\n\nHer hâlde düvel-i Nasârâ'ya iʿtimâd câyiz olmayup, bunlar mağlûb u makhûr olmadıkça, hadd-i meskenetde telebbüs ve Devlet-i İslâmiyye ile miyânelerinde münʿakid olan şurût-ı mühâdeneye teşebbüs etmeyecekleri bedîhiyyât-ı umûrdan olup, hattâ Prusya'nın hâlik olan Koca Kıralı: “Devletler dâyimâ intihâz-ı fursatla hasmına gālib olmak esbâbını\nmülâhazadan hâlî olmamak, tavr-ı cihângîrîden maʿdûd olup, nakz-ı ʿahd ve fesh-i şart rezîlesini mürtekib olurlarsa dahi, menâfiʿ-i mülkiyyeye zafer-yâb olmuş bulunduklarından, zâhir olan ʿayb u nakīsalarından tecâvüz ü iğmâz olunur. Vikāye-i ʿahd ü şart muʿâmelât-ı tüccâr u sûdâ-gerânda muʿteber ve nakīzıyyün fi'l-vâkiʿ hirfet-i ticârete mûcib-i âfet ü hatardır\" dediği meşhûrdur.",
          "caption": "Vukūʿ-ı mükâleme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_819.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı mükâleme",
          "text": "İngilizlü ile Françe kavmi miyânında bundan akdem “Amyen” nâm mahalde râbıtagîr-i nizâm olan musâlaha-i ʿumûmiyyenin bâlâda bast u beyân olunduğu vech üzere baʿzı şurûtu bu âna dek icrâ olunmadığından, mübâhase vü münâkaşaları resîde-i serhadd-i gāyet ve ʿale'l-husûs Malta Cezîresi'nin ilâ-yevminâ hâzâ [Ü4 197a] İngilterelü tarafından ʿadem-i tahliye vü terki sebeb-i teceddüd-i ʿadâvet olup, tarafeyn iddiʿây-ı hakkāniyyet ile yek-dîgere isnâd-ı kusûr u töhmet ve bilâhare iʿlân-ı harbe muztarr ve Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm devleteyn elçileri taʿlîmâtları iktizâsıyla Devlet-i ebed-müddet'in mizâcını yoklamak zımnında mükâlemeye hâhiş-ker olmuşlar idi. Şehr-i Rebîʿulevvel'de zikr olunan elçilerin kasrında Devlet-i ʿaliyye tarafından mükâlemeye meʾmûr Sadr-ı Rûm-ı esbak ʿİsmet Beyefendi ve Reʾîsülküttâb Efendi ile vâhiden-baʿde-vâhidin ictimâʿ ve her biri bir gûne nakş-ı garîb ihtirâʿ edüp, Françe Elçisi teveccüh ve hulûsunu der-meyân ve Devlet-i ʿaliyye hakkında safvetden gayri mülâhazaları olmadığını beyân ile İngilterelü'nün Malta'yı tahliye etmamesi, Bahr-ı Sefîd ve Muhît'ın medâhil ü mehâricini zabt ile tetmîm mekāsıdlarına mebnî olup, şöyle ki, sefer hengâmında istîlâ etdikleri Hind kıtʿasının tarîkını takrîb ve iklîm-i Mısır'da kâyin ümerâyı tahrîk ve ihtilâl esbâbını tertîb ve Elfî Mehmed Bey'i li-emrimmâ Büyük Elçilik ile istıshâb eyledikleri, tahkīk-ı mâddeye delâlet edeceğini takrîr ve Devlet-i ʿaliyye bu kasd-ı müstetirden gaflet etmeyüp, teʾehhüb ve ihtişâd-ı askere ihtimâm [V 69a] etmek lüzûmunu tekrîr ʿakabinde efendiler tarafından mukābele olunup: “Devlet-i ʿaliyye ile Françelü beyninde istihkâm bulan safvet ü istînâs, sâbitü'l-esâs ve masûnü'l-indirâs olup, altı mâhdan berü İngilterelü ile baʿzı esbâba mebnî vukūʿ bulan münâzaʿanın usûl ü fürûʿuna dahi dirâyeten ve rivâyeten tahsîl-i vukūf edüp, [Ü4 197b] tedâvül eden muhâverât, iʿlân-ı harb netîcesini verdiğinden, müteʾessir ü munkabız olduysa dahi, birer cihetle ʿumûm nâsa zararını mülâhaza eden baʿzı düvel tevassutuyla bu mültehib olan ateşin ıntıfâsı ümmîdinden dahi me'yûs değildir. Kaldı ki, Elfî Mehmed Bey ʿan-asl ümerâ mecmaʿına dâhil olmayup, erâzî-i fesîha-i Kāhire'de münferiden geşt ü güzâr eder olduğundan, ümerây-ı sâyire irâde-i devlet ve\nİngilizlü tarafından zuhûr eden recâ vü şefâʿat sebebi ile Asvân'da iskân olundukları ân, mîr-i mezbûr ʿillet-i infirâd ile bî-mekân kalup, vahşet ü vesveseden nâşî, bi'l-ıztırâr İngilizlü ile hem-dest-i mürâfekat ve âfât-ı muhtemelü'l-vukūʿdan kenâre-gîr-i selâmet olup, bu makūle mücrim ü me'yûsa ʿörf-i düvelde “Abd-i âbik” ıtlâk olunduğu müstefîz u şâyiʿ ve defʿ-i sâyil zımnında Devlet-i ʿaliyye dâyimen müteʾehhib ü mütebassır bulunduğuna ʿâlem muttaliʿdir\" denildiğinden başka, elçi-yi mersûmun garaz u fesâd ile meşûb u muhtelit olan îrâdâtına “Kūlâ lehû kavlen leyyinen” emr-i celîli üzere ʿamel olunup, mûcib-i nefret ü iştibâh olur muhâverât ve gılzat-ı kelâmdan tegāfül ve ümmîd ü hirmân miyânında cereyân eden evzâʿ-ı ʿâkılâneye tevessül olunup, meclise hitâm ve kelâma [V 69b] encâm verildi. İngiliz Elçisi ile dahi ber-minvâl-i muharrer kasr-ı mezkûrda meclis-i mükâleme tertîb olunup, elçi-yi mesfûr devletinin cihet-i ittifâk sebebi ile Devlet-i ʿaliyye'ye olan safvetini îrâd ve Françelü'nün Malta'yı tahliyede olan tehâlük ve ısrârları Memâlik-i mahrûse'ye ve bâ-husûs Mısr-ı Kāhire'ye [Ü4 198a] tavti'e-i hücum olduğunu, ihzâr fi'z-zihn eyledikleri delâyil-i mümevvehe ile isbât ʿakabinde, bu nakş-ı garîb İngilizlü'nün emniyyet-i cemîʿ-i ümemi şâmil olan mekāsıdına mugāyir olduğundan, Malta'dan askerini ihrâcdan ibâ ve bâ-husûs Françelü'nün Anapolitan Semti'ne bu esnâda on beş bin kadar asker ihrâc etdikleri sûʾ-i niyyetlerini îmâ edüp, bu mefâsidi defʿ kasdıyla bir müddetden berü miyânede deverân eden mükâleme, tevlîd-i muhârebe vü müsâdeme edüp, İngilizlü bu bâbda maʿzûr ve iʿlân-ı harbe mecbur olup, Devlet-i ʿaliyye'yi müşâreke fi'l-harb teklîfiyle tasdîʿden ictinâb ve bî-taraf bulunmak üzere irâde-i devletini taʿlîmâtı mûcebince işrâb edüp, bu mazmûnda makām-ı Sadâret'den devletine mektûb tahrîr olunmasını istidʿâ eyledikde, bu tarafdan mukābele olunup, İngilizlü dühûr-ı mütetâvileden berü Devlet-i ʿaliyye'nin hayr-hâhı ve sadîk-ı bî-iştibâhı olduğuna binâʾen, miyânelerinde müstemirr olan esbâb-ı dostî vü dâd, yevmen-fe-yevmen müzdâd olup, bâ-husûs beyne'd-devleteyn inʿikād-ı şart-ı ittifâk akabinde İngilterelü'nün Devlet-i ʿaliyye'ye sebkat eden vefâdârlığı ferâmûş olunur hukūkdan olmayup, ile'l-ebed Devlet-i ʿaliyye dahi icrây-ı lâzime-i safvet ü mahabbetde ber-karâr olacağı zâhir olduğundan [V 70a] gayri, bu hâdise tekevvün etmezden mukaddem, istimrâr-ı cihet-i tarafdârı yalnız Mısır ittifâkına mevkūf olmayup, ilâ âhırı'l-edvâr, müstekarr u pâydâr olmak\nzımnında bu tarafdan maʿzûlen ʿazîmet eden elçi ile mahsûs mektûb yazılup, bu sûretde tekrâr bu mâddeyi iʿâde, [Ü4 198b] hâsılı tahsîl kabîlinden olacağını ifâde etdiklerinde, elçi-yi mezbûr ʿözr-i nâ-müvecceh ile mektûb irsâlini tekrâr tervîc edüp, berü tarafdan mülâhazaya taʿlîk ile ihtiyâr-ı semt-i teʾennî vü tedrîc olundu. Bundan sonra saded-i âhara intikāl ve bu şûriş ü gavgā evânında erbâb-ı mekr ü âl, tevlîd-i ekâzîb ile tahdîş-i kulûba saʿy edecekleri agleb-i ihtimâl olup, iki devlet mesmûʿâtını yek-dîgere inhâ, istikrâr-ı emniyyete ʿillet-i akvâ olup: \"Ez-cümle Elfî Mehmed Bey'in sefâretle Londra'ya isticlâb olunduğu havâdisi âfâk-gîr olmuş ise dahi, Devlet-i ʿaliyye merkūmu ʿabd-i âbik, yaʿnî firâr etmiş kul menziline tenzîl edüp, o makūle fitne-cûyân-ı zemânın kelâmını ʿadem-i ısgā ile sûʾ-i zann ihtimâlini intifâ etmişdir\" denildikde, mîr-i mezbûr, elçilik ʿunvânıyla istıshâb olunsa idi, Londra'da süferâya mahsûs resmin icrâsı, hakkında dahi icrâ olunmak iktizâ eder idi. Hâlbuki süferâya mahsûs imtiyâzâtdan ʿârî olarak, sâkıt ʿani'n-nazar bir mahalde ikāmet etdirildiği emr-i mukarrerdir. İklîm-i Mısır mülk-i mevrûs-ı Pâdişâhî olup, umûr-ı hâriciyye vü dâhiliyyesine teʿalluk eden ahvâle İngilizlü'nün vechen mine'l-vücûh taʿarruzu olmadığını beyân ve berü tarafdan dahi tasdîk-ı mâdde ile idâre-i lisân olunup, iki tarafa dahi ser-rişte verilmeyerek, vakt ü hâle münâsib usûl-i [V 70b] hakîmâneye temessük ü riʿâyet ve tekavvül olunan mevâdda birer gûne müskit cevâb iʿtâsıyla izhâr-ı sûret-i yek-rengî vü muvâfakat kılınarak, kelâma gāyet [Ü4 199a] ve meclise nihâyet verildi.\n\nFrançelü ile İngilizlü zâhir-i hâlde Devlet-i ʿaliyye'ye dost geçinüp, serîre-i zamîrleri mechûl ve sûʾ-i kasd ve fesâd-ı niyyeti ahadühümâ âhara mahmûl edüp, bu bâbda ihtiyâta riʿâyet ve mugāyeret-i dîniyyesi olanlara ʿadem-i iʿtimâd ile nihânî maslahat-ı mukteziyyeye dikkat min-ehemmi'l-umûr olduğunu vükelây-ı devlet tahkīk eylediklerinden, her tarafa itâre-i cevâsîs-ı ahbâr ve her semte havâle-i gûş-i intibâh u istibsâr ile iki devletin bidâyet-i etvâr ve nihâyet-i kârlarına intizâr üzere oldular.\n\nHer hâlde düvel-i Nasârâ'ya iʿtimâd câyiz olmayup, bunlar mağlûb u makhûr olmadıkça, hadd-i meskenetde telebbüs ve Devlet-i İslâmiyye ile miyânelerinde münʿakid olan şurût-ı mühâdeneye teşebbüs etmeyecekleri bedîhiyyât-ı umûrdan olup, hattâ Prusya'nın hâlik olan Koca Kıralı: “Devletler dâyimâ intihâz-ı fursatla hasmına gālib olmak esbâbını\nmülâhazadan hâlî olmamak, tavr-ı cihângîrîden maʿdûd olup, nakz-ı ʿahd ve fesh-i şart rezîlesini mürtekib olurlarsa dahi, menâfiʿ-i mülkiyyeye zafer-yâb olmuş bulunduklarından, zâhir olan ʿayb u nakīsalarından tecâvüz ü iğmâz olunur. Vikāye-i ʿahd ü şart muʿâmelât-ı tüccâr u sûdâ-gerânda muʿteber ve nakīzıyyün fi'l-vâkiʿ hirfet-i ticârete mûcib-i âfet ü hatardır\" dediği meşhûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿÂlem, fesâda mâyil ve dost ile düşmen miyânını tefrîk müşkil olup, sadîk ʿadd etdiğin şahısdan ʿadüvvden ziyâde hazer ü ictinâb lâzım olduğunu, [V 71a] kudemây-ı hükemâ kitâblarında tahrîr etmişlerdir. [Ü4 199b] Nazm: \n\n A'da 'adüvvike ednâ men vesikte bihî \n Ve hâziri'n-nâse v'ahsebhüm ʿalâ dahal \n\n Çok kerre muhibb ʿadd etdiğin kimseden, ziyân ve ʿadüvv ittihâz eylediğinden, nefʿ-i firâvân nümâyân olmuşdur. Nazm: \n\n Kem kātıʿin li'l-vasli yüʾmenü vüddühû \n Ve muvâsılin bi-vidâdihî yürtâbü\nNevʿ-i beşer ʿalâ-ihtilâfi tabakātihim mülk ü devlet ve câh u rifʿat sebebleriyle birbirine muhâsede ve benî nevʿinin nâyil olduğu niʿamın intizâʿı içün ʿale'd-devâm mugālebe vü mücâdele kasdında olmak emr-i cibillî olup, bu sûretde her şahs-ı mütebassır hazm ü ihtiyâtı terk etmemek ve zevâl ü intikās-ı niʿmetine rasad-bîn olanlardan ittikā eylemek, hasmını itâb ve tecâvüzden ictinâbına tahsîl-i esbâb etmiş olur. “Düzd-i şebrev ü çâlâ ki, âgâhî-yi sâhib-i hâne sedd-i sedîd” ve mâlının ʿadem-i telef ü ziyâʿına bir hısn-ı müşeyyed olacağı zâhir ü bedîddir. Nazm:\n\nLâ tetruki'l-hazme fî-şey'in tuhâziruhû,\nFe-in selimte fe-mâ fi'l-hazmi min-be's.\nel-ʿAczü züllün ve-mâ bi'l-hazmi min-zararin,\nV'ahzemü'l-hazme sû'ü'z-zanni bi'n-nâs.\n\nSâlifü'z-zikr mektûbun istihsâli zımnında İngiliz Elçisi'nin su'âli tekerrür eylediğine binâ'en, emniyyetlerini îcâb edecek sûretde taraf-ı hazret-i Sadâret-penâhî'den bir kıtʿa mektûb tahrîr ü imlâ ve elçi-yi mesfûr tarafına iʿtâ olundu.",
          "caption": "Mühimme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_820.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Mühimme",
          "text": "ʿÂlem, fesâda mâyil ve dost ile düşmen miyânını tefrîk müşkil olup, sadîk ʿadd etdiğin şahısdan ʿadüvvden ziyâde hazer ü ictinâb lâzım olduğunu, [V 71a] kudemây-ı hükemâ kitâblarında tahrîr etmişlerdir. [Ü4 199b] Nazm: \n\n A'da 'adüvvike ednâ men vesikte bihî \n Ve hâziri'n-nâse v'ahsebhüm ʿalâ dahal \n\n Çok kerre muhibb ʿadd etdiğin kimseden, ziyân ve ʿadüvv ittihâz eylediğinden, nefʿ-i firâvân nümâyân olmuşdur. Nazm: \n\n Kem kātıʿin li'l-vasli yüʾmenü vüddühû \n Ve muvâsılin bi-vidâdihî yürtâbü\nNevʿ-i beşer ʿalâ-ihtilâfi tabakātihim mülk ü devlet ve câh u rifʿat sebebleriyle birbirine muhâsede ve benî nevʿinin nâyil olduğu niʿamın intizâʿı içün ʿale'd-devâm mugālebe vü mücâdele kasdında olmak emr-i cibillî olup, bu sûretde her şahs-ı mütebassır hazm ü ihtiyâtı terk etmemek ve zevâl ü intikās-ı niʿmetine rasad-bîn olanlardan ittikā eylemek, hasmını itâb ve tecâvüzden ictinâbına tahsîl-i esbâb etmiş olur. “Düzd-i şebrev ü çâlâ ki, âgâhî-yi sâhib-i hâne sedd-i sedîd” ve mâlının ʿadem-i telef ü ziyâʿına bir hısn-ı müşeyyed olacağı zâhir ü bedîddir. Nazm:\n\nLâ tetruki'l-hazme fî-şey'in tuhâziruhû,\nFe-in selimte fe-mâ fi'l-hazmi min-be's.\nel-ʿAczü züllün ve-mâ bi'l-hazmi min-zararin,\nV'ahzemü'l-hazme sû'ü'z-zanni bi'n-nâs.\n\nSâlifü'z-zikr mektûbun istihsâli zımnında İngiliz Elçisi'nin su'âli tekerrür eylediğine binâ'en, emniyyetlerini îcâb edecek sûretde taraf-ı hazret-i Sadâret-penâhî'den bir kıtʿa mektûb tahrîr ü imlâ ve elçi-yi mesfûr tarafına iʿtâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü ʿalem-efrâz-ı bağy u tuğyân ve yemîn ü yesârda vâkiʿ tavâyif-i ʿUrbân'nın ʿakīdelerini tağyîr ü ifsâd ile ârâm-rübây-ı ʿâlemiyân olan tâyife-i bâğıye-i Vehhâbiyân, Dirʿiyye'den hareket ve Tâyifi istîlâ ve Mekke-i mükerreme'ye ʿazîmet edüp, meknûn-ı zamîrleri ne ise baʿde [V 71b] ʾl-icrâ Medîne-i münevvere'ye sûʾ-i [Ü4 200a] kasd üzere oldukları bundan akdem o havâlîden müteʿâkıbü'l-vürûd olan tahrîrât meʾâlinden zâhir ü hüveydâ olduğuna binâ'en, cânib-i Hicâz'a imdâd u iʿânetin cihet-i yüsr ü sühûleti mahmiyye-i Mısır olduğunu birkaç defʿa ʿakd olunan mecâlis-i şûrâda sudûr-ı kirâm ve ricâl-i devlet bi'l-ittihâd sevk u îrâd etmişler idi. Bâlâda zikr ü beyân olunduğu vechile Dimyât\nMuhafızı Ahmed Paşa'nın Rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ u tenvîh ve Medîne-i münevvere muhâfazası tarafına tevcîh olunup, maʿiyyetine vâfî asker tertîb ve bir ân akdem savb-ı maksûda tesrîbi husūsu mü’ekked evâmir-i ʿaliyye ile Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa tarafına tenbîh olunduğundan başka, Cidde tevcîh olunan Vezîr Şerîf Mehmed Paşa'nın dahi maʿiyyetine terfîkı lâzım gelan neferât ve lede'l-iktizâ i'mâl içün edevât u mühimmâtın tanzîmi ve ahad-i tarîkaynın biriyle bir ân akdem tahrîki ve verâlarından pey-der-pey zahîre irsâli ve bâ-husûs buk'ateyn-i mübareketeyn halkının muhtâcun ileyh oldukları akavât ve zâdın bilâ-infisâl îsâli Vezîr-i müşârun ileyhe bi'd-defaʿât tahrîr olunup, dâhil-i tavk-ı beşer olan makdûr bu tarafdan masrûf ve bu tertîbâtın icrâsı o tarafın ikdâm u himmetine bâz-beste vü mevkūf kılındığı hâlde müşârun ileyh gûyâ irâde-i kātıʿa-i devleti mengûş-i hûş-i izʿân edüp, der-'akab tertîb-i neferât ve ihzâr-ı edevât eyleyerek, Ahmed Paşa'yı Medîne'ye ve Şerîf Mehmed Paşa'yı Cidde'ye ihrâc ve lâzım gelan asker ve edevât ve sâyir metâliblerini teʼdiye ile müşârun ileyhimâyı beriyyü'l-ihtiyâc eylediğinden [V 72a] başka, bukʿateyn-i [Ü4 200b] mübâreketeyn ehâlîsinin dahi cihât-ı maʿîşetlerini tevsîʿ içün pey-der-pey zahîre irsâl etmek üzere olduğunu te'sîl ü tenvîʿ ve Mısır Mîr-i Hâcc'ını sinîn-i sâlifeden ezyed ü akvâ tedârükât ile techîz ve livâ'-i ʿazîmetini ol savb-ı şeref-evbe tehzîz eylediğini tahrîr edüp, bu tertîbâta nazaran Vehhâbîler ile mukāvemet sehl ü heyyin ve her tarafın imkân-ı vikāyesi emr-i beyyin olduğundan, kulûb-ı erbâb-ı elbâb tesliyet-yâb-ı sükûn ve müşârun ileyhin bu ikdâm u gayreti nezd-i evliyây-ı devletde bâlâter ü efzûn olmuşidi. Şerîf Paşa yüz elli kadar âdem ile Süveys'den Cidde'ye ʿazîmet ve Medîne Muhâfızı'nın istikmâl-i meʼûnetinden mukaddem Arnabud tâyifesi fitne îkāzına mübâşeret edüp, Husrev Paşa'nın emvâl ü eşyâsını dest-bürd-i gāret ve kendüsini mecbûr-ı gaybet etmeleri hasebiyle bu emr-i mühimmin husûlü hükm-i takdîr-i mümteniʿu't-tagyîr ile bâz-beste-i ʿukde-i teʼhîr olup, Vehhâbîler her tarafın askerden huluvvünü müşâhede ve cesâretleri bâlâter ü ziyâde olarak bilâ-mâniʿ ü müzâhim, Mekke-i mükerreme'ye mühâcim olduklarını Şerîf-i Mekke tashîh ile rû-be-râh-ı arz-ı fesîh olup, Cidde Vâlîsi dahi Mekke halkının ekseri tavʿan ev ravʿan Vehhâbîler'e meyl ü rükûn üzere oldukları istihbâr ve fikdân-ı esbâb-ı gîrûdâr ile bilâ-muhârebe vü nizâʿ Cidde'ye ilgār eyleyüp, kavm-i mezkûr dahi Mekke-i mükerreme'ye duhûl ve ciger-sûz olacak hâlâta meşgûl ve ez-cümle Kaʿbe-i mükerreme ve Makām-ı hazret-i İbrâhîm'den başka her ne kadar emâkin-i ebrâr ve makāmât-ı ahyâr buldular ise, kubbelerini mehdûm ve eserlerini nâ-bûd u maʿdûm [Ü4 201a]\nV 72b] etdikden sonra, Şerîf-i Mekke'nin birâderi ʿan-asl taraflarına mütehammız u müncezib bulunduğundan, mûmâ ileyhi birâderine câ-nişîn ve ru'yet-i umûr-ı ʿâmme zımnında mesned-i Şerâfet'e temkîn eylediler. Kavm-i mezkûr şimdiki hâlde Mekke halkını izrârdan istinkâf ve Cidde ve yâhûd Medîne-i münevvere'ye teveccüh ü insırâf üzere oldukları zevâhir-i hâllerinden istikşâf olunup, mukaddemâ baʿzı tahrîrât ile cânib-i Hicâz'a irsâl olunan Âdem Efendi dahi ser-i katâr-ı Vehhâbiyân olan İbn-i Suʿûd ile iltikā ve sûret-i me'mûriyyetini îmâ edüp, şimdilik Mekke'de ikāmetini işrâb ve ʿavdete ruhsat taleb eyledikde, pederinden isticâzeye muhtâc olduğunu ifâde ile katʿ-ı cevâb eylediği ve Medîne-i münevvere her ne kadar burc u bârû ile muhkem ü üstüvâr ve top ve sâyir âlât-ı hasânât ile mahfûz-ı gezend-i eşrâr ise dahi, min-ciheti'z-zehâyir ehâliye tareyân-ı zaʿf u nâ-tüvânî mukarrer olmağla, üç mâha dek zâd u ecnâd ile imdâd olunmadığı hâlde, savlet-i hasm-ı gaddâra tâb-âver olmayacaklarını işʿâr ve Vehhâbîler, Medîne-i münevvere'ye dâhil olup, baʿzı emâkin ve bikāʿ-ı hatîreyi tahrîbe cesâret ve Harem-i şerîf'de bulunan yâdigâr-ı mülûk ve tuhaf-ı selâtîn-i ʿizâmı nehb ü gāret ile sûreti mechûl zarar-ı gûnâ-gûne tasaddî etmek ihtimâlini vücûh-i ehâlî-yi Medîne tahrîr ü işâret ve hasm-ı ʿanîdin eğerçi sevâd-ı cemʿiyyetleri yirmi bine mütekārib olup, ancak yedi bin kadarı ceng-âver ve kusûru kesret-i sevâd içün cemʿ olunmuş kimseler olduğu resîde-i derece-i tahkīk ve Mekke-i mükerreme'de hudûs eden keyfiyyet-i müdhişe Şâm ve Mısır mîr-i hâclarının [Ü4 201b – V 73a] ʿavd u kufûllerinden sonra vukūʿ bulduğu, tashîh-kerde-i erbâb-ı tedkīk olup, bu keyfiyyet mine'l-matlaʿ ile'l-maktaʿ hâk-i ʿatebe-i hazret-i Cihân-dârî'ye ʿarz u takdîm ve vukūʿ bulan hâlet-i cân-güdâzın zuhûruna sebeb olan mevâddın mebâdî vü mekāsıdı ifâde vü tefhîm olunup, mir'ât-ı mücellâdan sâf ve semâʿ-i sâhîden şeffaf olan tabʿ-ı hümâyûna îrâs-ı gubâr-ı melâl ve ihdâs-ı hüzn ü infiʿâl edüp, asker ve zahîre irsâliyle Medîne-i münevvere'nin muhâfazasına ikdâm ü gayret ve Vehhâbîler'i ne tarîk ile olur ise, o erâzî-yi mukaddeseden tard u ibʿâda ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve bu bâbda terk-i âsâyiş ü râhat ve mesârıfa bakmayarak ez-dil ü cân bezl-i vüsʿ ü kudret olunmak ve maʿâzallah ednâ derecede batâ'et ü ihmâl olunduğu hâlde kâr-fermâyân-ı umûrun cümlesi muʿâkab u me'sûl ve eşedd-i nekâl ile menkûb u mahzûl olacağları ve bu keyfiyyet ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ile müzâkere ve meclisde karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olan sûret ʿarz olunmak\nbâbında ekîdü'l-mazmûn-ı hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Saferü'l-hayrın yirmi dokuzuncu yevm-i Ahad Sadriaʿzam ve bedr-i efham hazretleri ve kudât-ı asâkir ve Yeniçeri Ağası ve sâyir erbâb-ı şûrâ hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de ictimâʿ ve Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere'de vukūʿ bulan hâdisâtı mutazammın olan evrâk ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn kırâ'at olunup, mezâyâsına huzzârın cümlesi kesb-i vukūf u ıttılâʿ edüp, Sadr-ı sütûde-şiyem hazretleri cümleye hitâb ve mukaddemâ Mısır [Ü4 202a] tarafından tertîb olunan [V 73b] esbâb-ı mukābele vü muhâfazayı tafsîl ü ıtnâb edüp: “Tertîbât-ı mezkûrenin kuvvetden fiʿle îsâlini Husrev Paşa tahrîr ü işâret ve husûl-i istiʿdâd-ı müdâfaʿa vü tehaffuz ile cümleye emniyyet gelmişken, müşârun ileyhin tahrîrâtı vukūʿ bulan keyfiyyete mugāyir olup, hükm-i kader ü kazâ ve müşârun ileyh tarafından ser-zede-i zuhûr olan butû' u istirhâ, tertîbâtımızı hebâ ve hasmın bu makūle ikdâm u mefsedetine ʿillet-i akvâ olup, şöyle ki, vâkîʿ olan hâdise yalnız mazarrat-ı mülkiyyeyi müstelzim olmayup, kıble-gâh-ı İslâm ve metâf-ı hâss u ʿâmm olan Beytü'l-harâm'a bu gûne izdirâ vü ihânet, hey'et-i ictimâʿiyye-i ehl-i vahdete mûcib-i kesr-i sevret ve beyne'd-düvel envâʿ-ı güft-gû hudûsuna ʿillet olacağı zâhir olup, işte me'âl-i tahrîrât cümlenin maʿlûmu oldu. Bundan sonra ne makūle tedbîr lâzım ise takrîr ve herkes hâtırına hutûr eden ârâ'-i hayriyyeyi bilâ-ketm yâd u tezkîr eylesün” dedikde, sudûr-ı kirâmdan ʿArab-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi: “Cezzâr Ahmed Paşa berây-ı maslahat, taltîf ve Medîne-i münevvere'ye zahîre ve vücûh-ı sâyire ile imdâd eylemesi müstakıll hatt-ı hümâyûn ile tarafına ifâdeten teşrîf olunsa, şâyed insâf edüp, mukaddemâ iʿtilâf üzere olduğu meşâyıh-ı ʿUrbân vâsıtalarıyla bir mikdâr zahîre irsâl ve Medîne-i münevvere ehâlîsini müsterîhu'l-bâl eyleye” dedikde, Kethudâ Bey: “Bu tedbîr icrâ ve Hasekî ile hatt-ı hümâyûn tarafına isrâ olunup, hattâ ihtiyâr-ı sanʿat-ı tecâhülü'l-ʿârif kılınarak: 'Taraf-ı şerîfinize mefhûmu hîta-i ʿilmimizden hâric Hasekî maʿrifetiyle bir kıtʿa [Ü4 202b] hatt-ı hümâyûn-ı mülâtafet-makrûn irsâl olundu' [V 74a] deyü makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan kāyime dahi tahrîr olundu” dedikde, huzzârdan baʿzıları: “Müşârun ileyh cibilletinde merkûz televvünü tarh ile imdâd kaydına düşer ise, bu maslahatı ber-vech-i sühûlet ruʿyet eder” dediklerine müteʿâkıb, sudûrdan İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi, Sadrıaʿzam hazretlerine teveccüh ve: “Cenâb-ı devletinizin her vazʿ u tavrı makbûl u muʿteber olup, taraf-ı hümâyûndan istiklâl-i tâmm ile kâm-yâb olduğunuz hâlde, bilâ-müşâreket umûr-ı devlet\nahsen vechile ru'yet olunacağından başka, şevketlü, kerâmetlü veliyy-i niʻmetimiz Pâdişâh'ımız dahi baʻzan Hırka-i şerîfe Hânesi'nde tazarruʿ u niyâza âgāz buyursalar, sûrî ve maʿnevî tedbîr husûlüyle mevâdd-ı devlet, kesb-i sühûlet edeceği zâhirdir\" dedikde, Sadrıaʿzam hazretleri mukābele ve: “Taraf-ı hümâyûndan bu ʿAbd-i ʿâciz'e verilan istiklâl, ber-vech-i kemâl olup, şimdiye dek maʿrûzâtımın cümlesi müsâʿade-i seniyyeye makrûn olduğundan gayri, Hırka-i şerîfe Hânesi'nde ve sâyir emâkin-i müteberrikede teveccüh-i derûn ve isticlâb-ı füyûzât-ı Hâlık-ı bî-çûn'da dakīka fevt etmedikleri vâreste-i şükûk u zunûndur” buyurduklarında, Efendi-yi müşârun ileyh: “Hâl böyle ise, inşâʼallâhü Teʿâlâ kasd-ı Beytü'l-harâm edenler, Ashâb-ı Fîl gibi mercûm-ı minkār-ı ebâbîl olacağları meczûmdur” dedikden sonra, tîz elden Medîne'ye iʿânet makālesi tekrîr olunup, sudûr-ı kirâmdan Emîn Paşa-zâde Mehmed Emîn Beyefendi: “Medîne-i münevvere'ye iʿânet ve Mekke-i mükerreme'ye sevk-ı asker ile Vehhabîler'i tard u ibâde [Ü4 203a] himmet, ancak Mısr-ı Kāhire tarafından mümkin olup, Vâlî-yi cedîdin ber-vech-i taʿcîl tesbîli emr-i mühimm görülür” dedikde, Sadrıaʿzam hazretleri: [V 74b] “Mısır Vâlîsi hâzır u müheyyâ ve bir-iki gün zarfında sefîneye râkib olacağı zâhir bir maʿnâ olup, imdâd-ı rûzgâr olduğu hâlde fî-akrebi'z-zemân Mısır'a vusûlü ve fi'l-hâl maslahata şurûʿ ile iʿânet ü imdâd sûretinin husûlü, cümlenin me’mûlü ise dahi, Husrev Paşa'nın Mısr-ı Kāhire'den çıkmamak kasdında olduğunu baʿzı kimseler tevâtüren rivâyet etmekdedirler. Bu takdîrde bu maslahat-ı müstaʿcele ve sâyir umûr-ı Mısrıyye berhem-zede-i inkılâb olacağı nümâyân ve Husrev Paşa gars-ı yemîn-i hazret-i Cihân-dârî olup, itâʿat-ı emr etmek fazlen ʿani'l-gayr üzerine vâcib olmağla, baʿzı ahbâb ve hayr-hâhları hakk-ı nasîhati yerine getürüp, mansıbı olan Selânik'e bilâ-te'hîr ʿazîmetini teşvîk etseler, hakkında mahz-ı hayr olur idi” kelâm-ı bedîʿü'l-fehvâsını miyâneye ilkā eyledi. Tersâne Emîni Reşîd Mustafa Efendi tahrîk-i zebân ve: “Husrev Paşa'nın ‘Mısır'dan çıkmaz' havâdisi eğerci beyne'n-nâs deverân edüp, ancak kable'l-ʿazl o tarafda olan muʿârızlarının ibrâmıyla çıkmadan imtinâʿ üzere olup, Mısır'dan ʿazl ve âhar mansıba nakl olunduğu ma'lûmu oldukda, emre imtisâl etmesi agleb-i ihtimâldir” dedikde, fi'l-hakīka müşârun ileyh Mısır'dan çıkmaz ise, bu mesâlih-i mühimme muʿattal olup, devlete ʿazîm rahne teveccüh edeceğini herkes tefevvüh eylediler. Bundan sonra yine Medîne-i münevvere'ye iʿânet husûsunun semt-i sühûleti der-meyân [Ü4 203b] kılınup, Reşîd Mustafa Efendi: “Mısır'a akça irsâl olunup, bir mikdâr zahîre iştirâ ve Süveys'den Yenbûʿ iskelesine ve andan Medîne'ye îsâl\nmümkindir\" dedikde, Sadrıaʿzam hazretleri mukābele [V 75a] ve: “Mısır'da olan Arnabudlar hâzır nakdi gördükde, tegallüben ahz ve iddiʿâ etdikleri şehriyyelerine mahsûb edecekleri ve bu mülâbese ile akçanın telef ü ziyâʿı zâhir ve maslahatın te'ahhuru zihne mütebâdirdir\" buyurduklarında, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Efendi: “Devlet-i ʿaliyye'nin şu kadar akçası itlâf olunmakdadır. Şâyed zahîre maslahatı husûle gelür. Gelmez ise, şu akçada zâyiʿ olursa olsun” der iken, huzzârdan biri: “Farz-ı muhâl ile zahîre iştirâ olunup, Yenbûʿa idhâl olundu. Medîne ile Yenbûʿun mâ-beyni hasım tarafından katʿ olunmak ve yâhûd Yenbûʿ elde olmamak keyfiyyetleri tehakkuk ederse, zahîre irsâlinin ne fâyidesi vardır?” dedikde: “Mısır tarafından üç-beş yüz âdem tahrîr ve zahîreyi muhâfaza ederek tesyîr mümkindir” denildikde, \"Süveys'in mevsimi güzerân ve üç-beş yüz âdemi ve o kadar zehâyiri ihâta eder sefâyinin vücûdu dahi hâric-i hayyiz-i imkân olup, yine Şâm tarafından akça kuvvetiyle zahîre îsâlinin ʿilâcı görülse münâsib olur idi” cevabı verildikde, sudûrdan İmâm Bekir Efendi-zâde: “Mısır olmaz, Şâm olur” dediğine müteʿâkıb, bazıları: “Zahîre nakli beher-hâl hayvânâta muhtâc olup, Şâm'dan Medîne-i münevvere mesâfe-i baʿîde olmağla, mahmûl, hâmilin gıdâsı olacağı zâhir ise dahi, şâyed bir mikdâr zahîre istihlâsı mümkin ola\" [Ü4 204a] denilüp, saded-i âhara ʿatf-ı ʿinân ve Vehhâbîler'in her tarafdan izʿâc u tazyîk olunmak bahsi zebân-güzâr-ı beyân kılınup, bu garaza mebnî Bağdâd Vâlîsi'ne makām-ı Sadâret'den tahrîr olunan mufassal kāyime kırâʾat olundukdan sonra, semâhatlü Şeyhulislâm Efendi hazretleri, [V 75b] huzzâr-ı meclisden o havâlî ahvâline vâkıf olanların birine hitâb ve: “Hasmın cihet-i inziʿâcı ne vechiledir?\" deyü isticvâb eyledikde, Bağdâd Vâlîsi ikdâr u taʿyîn olunduğu hâlde Vehhâbîler'i küllî işgâl edeceğini ifade ʿakabinde, Sadrıaʿzam hazretleri: “Bağdâd Vâlîsi, hitta-i ʿIrâk'ı bırakup gitmek ve muʿârızlarını verâda bırakmak mümkin midir?\" buyurduklarında: “Zâhirde müşârun ileyhe garîm ü müzâhim kalmayup, İran halkından dahi vesvese ber-taraf olduğundan başka, Vehhâbîler'i teʾdîb İrâniyân'ın ecell-i matlabları olmağla, Bağdâd Vâlîsi'nin hareketi cümlesinin sebeb-i memnûniyyeti olacağında iştibâh yokdur. Derûn-ı Bağdâd ve muhâzîsinde vâkiʿ kasabâtda eli kılıc tutar ve dâyimâ harb u darb ile meʾlûf nüfûs-i kesîre olup, Vâlî'nin gaybeti kendülere mûris-i seʾâmet ve sebeb-i vahşet\nolmayacağı mütehakkakdır. Süleymân Paşa merhûm üç-beş bin kadar kırba ihzâr ve kati çok cimâl ve bigāl iştirâsıyla Dirʿiyye'ye ʿazîmeti izmâr edüp, baʿde'l-fevt bir mikdârı telef olduysa, bir mikdârı mevcûd olmak gerek. ʿAli Paşa ikdâr olunup, hâhiş ü şevk izhâr ederse, diyâr-ı Necid'in ekser mahallerini tâht u târâc ve hasmı işgāl ü izʿâc eder\" denildikde, bu tedbîr huzzâra müstasveb görüldüğü hâlde, İshak Efendi-zâde [Ü4 204b] ʿAtâ'ullâh Efendi savt-ı mehmûse ile dem-sâz ve: “İran halkı Kerbelâ vakʿası sebebi ile Vehhâbîler'in hasm-ı cânı ve düşmen-i bî-emânı olup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle anları dahi bir tarafdan teslît ve ahz-ı intikāma igrâ ne makūle mahzûru münticdir? Bâ-husûs kavm-i mezkûr bu maslahat zimnında mukaddemâ derîce-i bâz-i niyâz olmuşlar idi” dedikde, [V 76a] hizâsında vâkiʿ olanların biri: “İran halkının diyâr-ı Necid'e ʿazîmetleri hâk-i pâk-i Bağdâ[d]'dan ubûra münhasır ve âhar tarîkleri olmadığı zâhir olup, hudûdu tecâvüzleri mahall-i hatar ve Basra vakʿası misillü bir dâhiye zuhûr etmek emr-i mukarrerdir” denildikde: “Şurası maʿlûmum değil idi” deyerek, mühr-zen-i leb-i sükût oldu. Bundan sonra yine vâfir ebhâs sebkat edüp, encâm-ı kâr Sadr-ı âlî-mikdâr hazretleri: \"Eğer istihsân olunur ise, bir tedbîr edeyim. Bağdâd Vâlîsi münferiden bu maslahata mübâşeret etmez. Şâm Vâlîsi o havâlîde sâhib-i nüfûz u iʿtibâr ve hânedân-ı kadîm olmakdan nâşî, beyne'l-ʿaşâyir sâhib-i vakʿ u iştihâr olup, Serʿaskerlik ile o cânibe me'mûr kılınması münâsib midir? Münâsib olduğu hâlde mevsim-i haccdan mukaddem hüccâcı götürür gibi külliyyetlü asker ile müşârun ileyh cânib-i Hicâz'a sevk-ı matâyây-ı ʿazîmet edüp, istishâb edeceği tavâ'if-i askerînin isimleri açık me'mûriyyet emirleri tarafına irsâl ve her kimi intihâb eder ise, mevkibine îsâl etmek ve Bağdâd Vâlîsi'ne mukaddem ısdâr olunan evâmiri mü'ekked olarak tekrâr me'mûriyyet emri ısdâr ve ahadühümâ [Ü4 205a] âhar ile muhâbere ederek, birer tarafdan düşmene îrâs-ı mazârr etmek müstasveb midir?” buyurduklarında, herkes bu re'y-i rezîni istisvâb ʿakabinde Sadriaʿzam hazretleri, Bağdâd Vâlîsi'ne dahi Serʿaskerlik ʿunvânı verilüp, bir ân akdem Necid tarafına tahrîki içün müteşahhısân-ı Devlet-i ʿaliyye'den biri ile kılıç ve haftân ve menşûr-ı Serʿaskerî irsâl olunur ise, bu şâyiʿa kulûb-ı aʿdâya ruʿb u dehşet ilkā ve tezellül ü meskenete ilcâ edeceğini îmâdan sonra: “Cümleye hadşe-i [V 76b] derûn olan zahîre husûsunun dahi semt-i sühûleti mülâhaza ve bi'l-müzâkere\nnizâmı verilür” dedikde, Çavuş-başı Ağa'nın: “Bağdâd Vâlîsi ikdâra muhtâc olup, bu hatb-ı cesîm teklîf olundukda, bârî hamli tahfîf olunsun” kavli cümle-i muʿtarıza gibi miyâneye tehallül edüp, Sadr-ı vakūr, haml-i mezkûr an-asl mühimmât-ı devlete müretteb olduğunu beyân ve tekrâr tedbîr-i sâbıkın hüsn ü kubhunu su'âl edüp, huzzâr-ı meclis, re'y-i mezkûru istihsân ve te'kîd-i dîn ü devlet zımnında dest-i duʿâyı berdâşte-i dergâh-ı hazret-i Yezdân eylediler. Meclis-i mezkûr iki sâʿat kadar mümtedd olup, hayr-hâhân-ı Devlet-i ʿaliyye'den sudûr eden tedâbîr ü ârâ ve bilâhare fezleke-i meclis olarak Sadr-ı ʿâlî-kadr hazretlerinin vakt ü hâle muvâfık ve tabîʿat-ı maslahata mutâbık olan tedbîr-i dil-pezîrleri min-gayr-i ziyâdetin ve noksân, sahîfe-zîb-i beyân kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_821.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret der-hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî",
          "text": "Bir müddetden berü ʿalem-efrâz-ı bağy u tuğyân ve yemîn ü yesârda vâkiʿ tavâyif-i ʿUrbân'nın ʿakīdelerini tağyîr ü ifsâd ile ârâm-rübây-ı ʿâlemiyân olan tâyife-i bâğıye-i Vehhâbiyân, Dirʿiyye'den hareket ve Tâyifi istîlâ ve Mekke-i mükerreme'ye ʿazîmet edüp, meknûn-ı zamîrleri ne ise baʿde [V 71b] ʾl-icrâ Medîne-i münevvere'ye sûʾ-i [Ü4 200a] kasd üzere oldukları bundan akdem o havâlîden müteʿâkıbü'l-vürûd olan tahrîrât meʾâlinden zâhir ü hüveydâ olduğuna binâ'en, cânib-i Hicâz'a imdâd u iʿânetin cihet-i yüsr ü sühûleti mahmiyye-i Mısır olduğunu birkaç defʿa ʿakd olunan mecâlis-i şûrâda sudûr-ı kirâm ve ricâl-i devlet bi'l-ittihâd sevk u îrâd etmişler idi. Bâlâda zikr ü beyân olunduğu vechile Dimyât\nMuhafızı Ahmed Paşa'nın Rütbe-i Vezâret'le kadri terfîʿ u tenvîh ve Medîne-i münevvere muhâfazası tarafına tevcîh olunup, maʿiyyetine vâfî asker tertîb ve bir ân akdem savb-ı maksûda tesrîbi husūsu mü’ekked evâmir-i ʿaliyye ile Mısır Vâlîsi Vezîr Husrev Paşa tarafına tenbîh olunduğundan başka, Cidde tevcîh olunan Vezîr Şerîf Mehmed Paşa'nın dahi maʿiyyetine terfîkı lâzım gelan neferât ve lede'l-iktizâ i'mâl içün edevât u mühimmâtın tanzîmi ve ahad-i tarîkaynın biriyle bir ân akdem tahrîki ve verâlarından pey-der-pey zahîre irsâli ve bâ-husûs buk'ateyn-i mübareketeyn halkının muhtâcun ileyh oldukları akavât ve zâdın bilâ-infisâl îsâli Vezîr-i müşârun ileyhe bi'd-defaʿât tahrîr olunup, dâhil-i tavk-ı beşer olan makdûr bu tarafdan masrûf ve bu tertîbâtın icrâsı o tarafın ikdâm u himmetine bâz-beste vü mevkūf kılındığı hâlde müşârun ileyh gûyâ irâde-i kātıʿa-i devleti mengûş-i hûş-i izʿân edüp, der-'akab tertîb-i neferât ve ihzâr-ı edevât eyleyerek, Ahmed Paşa'yı Medîne'ye ve Şerîf Mehmed Paşa'yı Cidde'ye ihrâc ve lâzım gelan asker ve edevât ve sâyir metâliblerini teʼdiye ile müşârun ileyhimâyı beriyyü'l-ihtiyâc eylediğinden [V 72a] başka, bukʿateyn-i [Ü4 200b] mübâreketeyn ehâlîsinin dahi cihât-ı maʿîşetlerini tevsîʿ içün pey-der-pey zahîre irsâl etmek üzere olduğunu te'sîl ü tenvîʿ ve Mısır Mîr-i Hâcc'ını sinîn-i sâlifeden ezyed ü akvâ tedârükât ile techîz ve livâ'-i ʿazîmetini ol savb-ı şeref-evbe tehzîz eylediğini tahrîr edüp, bu tertîbâta nazaran Vehhâbîler ile mukāvemet sehl ü heyyin ve her tarafın imkân-ı vikāyesi emr-i beyyin olduğundan, kulûb-ı erbâb-ı elbâb tesliyet-yâb-ı sükûn ve müşârun ileyhin bu ikdâm u gayreti nezd-i evliyây-ı devletde bâlâter ü efzûn olmuşidi. Şerîf Paşa yüz elli kadar âdem ile Süveys'den Cidde'ye ʿazîmet ve Medîne Muhâfızı'nın istikmâl-i meʼûnetinden mukaddem Arnabud tâyifesi fitne îkāzına mübâşeret edüp, Husrev Paşa'nın emvâl ü eşyâsını dest-bürd-i gāret ve kendüsini mecbûr-ı gaybet etmeleri hasebiyle bu emr-i mühimmin husûlü hükm-i takdîr-i mümteniʿu't-tagyîr ile bâz-beste-i ʿukde-i teʼhîr olup, Vehhâbîler her tarafın askerden huluvvünü müşâhede ve cesâretleri bâlâter ü ziyâde olarak bilâ-mâniʿ ü müzâhim, Mekke-i mükerreme'ye mühâcim olduklarını Şerîf-i Mekke tashîh ile rû-be-râh-ı arz-ı fesîh olup, Cidde Vâlîsi dahi Mekke halkının ekseri tavʿan ev ravʿan Vehhâbîler'e meyl ü rükûn üzere oldukları istihbâr ve fikdân-ı esbâb-ı gîrûdâr ile bilâ-muhârebe vü nizâʿ Cidde'ye ilgār eyleyüp, kavm-i mezkûr dahi Mekke-i mükerreme'ye duhûl ve ciger-sûz olacak hâlâta meşgûl ve ez-cümle Kaʿbe-i mükerreme ve Makām-ı hazret-i İbrâhîm'den başka her ne kadar emâkin-i ebrâr ve makāmât-ı ahyâr buldular ise, kubbelerini mehdûm ve eserlerini nâ-bûd u maʿdûm [Ü4 201a]\nV 72b] etdikden sonra, Şerîf-i Mekke'nin birâderi ʿan-asl taraflarına mütehammız u müncezib bulunduğundan, mûmâ ileyhi birâderine câ-nişîn ve ru'yet-i umûr-ı ʿâmme zımnında mesned-i Şerâfet'e temkîn eylediler. Kavm-i mezkûr şimdiki hâlde Mekke halkını izrârdan istinkâf ve Cidde ve yâhûd Medîne-i münevvere'ye teveccüh ü insırâf üzere oldukları zevâhir-i hâllerinden istikşâf olunup, mukaddemâ baʿzı tahrîrât ile cânib-i Hicâz'a irsâl olunan Âdem Efendi dahi ser-i katâr-ı Vehhâbiyân olan İbn-i Suʿûd ile iltikā ve sûret-i me'mûriyyetini îmâ edüp, şimdilik Mekke'de ikāmetini işrâb ve ʿavdete ruhsat taleb eyledikde, pederinden isticâzeye muhtâc olduğunu ifâde ile katʿ-ı cevâb eylediği ve Medîne-i münevvere her ne kadar burc u bârû ile muhkem ü üstüvâr ve top ve sâyir âlât-ı hasânât ile mahfûz-ı gezend-i eşrâr ise dahi, min-ciheti'z-zehâyir ehâliye tareyân-ı zaʿf u nâ-tüvânî mukarrer olmağla, üç mâha dek zâd u ecnâd ile imdâd olunmadığı hâlde, savlet-i hasm-ı gaddâra tâb-âver olmayacaklarını işʿâr ve Vehhâbîler, Medîne-i münevvere'ye dâhil olup, baʿzı emâkin ve bikāʿ-ı hatîreyi tahrîbe cesâret ve Harem-i şerîf'de bulunan yâdigâr-ı mülûk ve tuhaf-ı selâtîn-i ʿizâmı nehb ü gāret ile sûreti mechûl zarar-ı gûnâ-gûne tasaddî etmek ihtimâlini vücûh-i ehâlî-yi Medîne tahrîr ü işâret ve hasm-ı ʿanîdin eğerçi sevâd-ı cemʿiyyetleri yirmi bine mütekārib olup, ancak yedi bin kadarı ceng-âver ve kusûru kesret-i sevâd içün cemʿ olunmuş kimseler olduğu resîde-i derece-i tahkīk ve Mekke-i mükerreme'de hudûs eden keyfiyyet-i müdhişe Şâm ve Mısır mîr-i hâclarının [Ü4 201b – V 73a] ʿavd u kufûllerinden sonra vukūʿ bulduğu, tashîh-kerde-i erbâb-ı tedkīk olup, bu keyfiyyet mine'l-matlaʿ ile'l-maktaʿ hâk-i ʿatebe-i hazret-i Cihân-dârî'ye ʿarz u takdîm ve vukūʿ bulan hâlet-i cân-güdâzın zuhûruna sebeb olan mevâddın mebâdî vü mekāsıdı ifâde vü tefhîm olunup, mir'ât-ı mücellâdan sâf ve semâʿ-i sâhîden şeffaf olan tabʿ-ı hümâyûna îrâs-ı gubâr-ı melâl ve ihdâs-ı hüzn ü infiʿâl edüp, asker ve zahîre irsâliyle Medîne-i münevvere'nin muhâfazasına ikdâm ü gayret ve Vehhâbîler'i ne tarîk ile olur ise, o erâzî-yi mukaddeseden tard u ibʿâda ifrâğ-ı cehd ü tâkat ve bu bâbda terk-i âsâyiş ü râhat ve mesârıfa bakmayarak ez-dil ü cân bezl-i vüsʿ ü kudret olunmak ve maʿâzallah ednâ derecede batâ'et ü ihmâl olunduğu hâlde kâr-fermâyân-ı umûrun cümlesi muʿâkab u me'sûl ve eşedd-i nekâl ile menkûb u mahzûl olacağları ve bu keyfiyyet ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ile müzâkere ve meclisde karâr-gîr-i erbâb-ı re'y ü tedbîr olan sûret ʿarz olunmak\nbâbında ekîdü'l-mazmûn-ı hatt-ı hümâyûn şeref-sudûr olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Saferü'l-hayrın yirmi dokuzuncu yevm-i Ahad Sadriaʿzam ve bedr-i efham hazretleri ve kudât-ı asâkir ve Yeniçeri Ağası ve sâyir erbâb-ı şûrâ hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de ictimâʿ ve Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere'de vukūʿ bulan hâdisâtı mutazammın olan evrâk ve şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn kırâ'at olunup, mezâyâsına huzzârın cümlesi kesb-i vukūf u ıttılâʿ edüp, Sadr-ı sütûde-şiyem hazretleri cümleye hitâb ve mukaddemâ Mısır [Ü4 202a] tarafından tertîb olunan [V 73b] esbâb-ı mukābele vü muhâfazayı tafsîl ü ıtnâb edüp: “Tertîbât-ı mezkûrenin kuvvetden fiʿle îsâlini Husrev Paşa tahrîr ü işâret ve husûl-i istiʿdâd-ı müdâfaʿa vü tehaffuz ile cümleye emniyyet gelmişken, müşârun ileyhin tahrîrâtı vukūʿ bulan keyfiyyete mugāyir olup, hükm-i kader ü kazâ ve müşârun ileyh tarafından ser-zede-i zuhûr olan butû' u istirhâ, tertîbâtımızı hebâ ve hasmın bu makūle ikdâm u mefsedetine ʿillet-i akvâ olup, şöyle ki, vâkîʿ olan hâdise yalnız mazarrat-ı mülkiyyeyi müstelzim olmayup, kıble-gâh-ı İslâm ve metâf-ı hâss u ʿâmm olan Beytü'l-harâm'a bu gûne izdirâ vü ihânet, hey'et-i ictimâʿiyye-i ehl-i vahdete mûcib-i kesr-i sevret ve beyne'd-düvel envâʿ-ı güft-gû hudûsuna ʿillet olacağı zâhir olup, işte me'âl-i tahrîrât cümlenin maʿlûmu oldu. Bundan sonra ne makūle tedbîr lâzım ise takrîr ve herkes hâtırına hutûr eden ârâ'-i hayriyyeyi bilâ-ketm yâd u tezkîr eylesün” dedikde, sudûr-ı kirâmdan ʿArab-zâde Mehmed ʿÂrif Efendi: “Cezzâr Ahmed Paşa berây-ı maslahat, taltîf ve Medîne-i münevvere'ye zahîre ve vücûh-ı sâyire ile imdâd eylemesi müstakıll hatt-ı hümâyûn ile tarafına ifâdeten teşrîf olunsa, şâyed insâf edüp, mukaddemâ iʿtilâf üzere olduğu meşâyıh-ı ʿUrbân vâsıtalarıyla bir mikdâr zahîre irsâl ve Medîne-i münevvere ehâlîsini müsterîhu'l-bâl eyleye” dedikde, Kethudâ Bey: “Bu tedbîr icrâ ve Hasekî ile hatt-ı hümâyûn tarafına isrâ olunup, hattâ ihtiyâr-ı sanʿat-ı tecâhülü'l-ʿârif kılınarak: 'Taraf-ı şerîfinize mefhûmu hîta-i ʿilmimizden hâric Hasekî maʿrifetiyle bir kıtʿa [Ü4 202b] hatt-ı hümâyûn-ı mülâtafet-makrûn irsâl olundu' [V 74a] deyü makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan kāyime dahi tahrîr olundu” dedikde, huzzârdan baʿzıları: “Müşârun ileyh cibilletinde merkûz televvünü tarh ile imdâd kaydına düşer ise, bu maslahatı ber-vech-i sühûlet ruʿyet eder” dediklerine müteʿâkıb, sudûrdan İshak Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendi, Sadrıaʿzam hazretlerine teveccüh ve: “Cenâb-ı devletinizin her vazʿ u tavrı makbûl u muʿteber olup, taraf-ı hümâyûndan istiklâl-i tâmm ile kâm-yâb olduğunuz hâlde, bilâ-müşâreket umûr-ı devlet\nahsen vechile ru'yet olunacağından başka, şevketlü, kerâmetlü veliyy-i niʻmetimiz Pâdişâh'ımız dahi baʻzan Hırka-i şerîfe Hânesi'nde tazarruʿ u niyâza âgāz buyursalar, sûrî ve maʿnevî tedbîr husûlüyle mevâdd-ı devlet, kesb-i sühûlet edeceği zâhirdir\" dedikde, Sadrıaʿzam hazretleri mukābele ve: “Taraf-ı hümâyûndan bu ʿAbd-i ʿâciz'e verilan istiklâl, ber-vech-i kemâl olup, şimdiye dek maʿrûzâtımın cümlesi müsâʿade-i seniyyeye makrûn olduğundan gayri, Hırka-i şerîfe Hânesi'nde ve sâyir emâkin-i müteberrikede teveccüh-i derûn ve isticlâb-ı füyûzât-ı Hâlık-ı bî-çûn'da dakīka fevt etmedikleri vâreste-i şükûk u zunûndur” buyurduklarında, Efendi-yi müşârun ileyh: “Hâl böyle ise, inşâʼallâhü Teʿâlâ kasd-ı Beytü'l-harâm edenler, Ashâb-ı Fîl gibi mercûm-ı minkār-ı ebâbîl olacağları meczûmdur” dedikden sonra, tîz elden Medîne'ye iʿânet makālesi tekrîr olunup, sudûr-ı kirâmdan Emîn Paşa-zâde Mehmed Emîn Beyefendi: “Medîne-i münevvere'ye iʿânet ve Mekke-i mükerreme'ye sevk-ı asker ile Vehhabîler'i tard u ibâde [Ü4 203a] himmet, ancak Mısr-ı Kāhire tarafından mümkin olup, Vâlî-yi cedîdin ber-vech-i taʿcîl tesbîli emr-i mühimm görülür” dedikde, Sadrıaʿzam hazretleri: [V 74b] “Mısır Vâlîsi hâzır u müheyyâ ve bir-iki gün zarfında sefîneye râkib olacağı zâhir bir maʿnâ olup, imdâd-ı rûzgâr olduğu hâlde fî-akrebi'z-zemân Mısır'a vusûlü ve fi'l-hâl maslahata şurûʿ ile iʿânet ü imdâd sûretinin husûlü, cümlenin me’mûlü ise dahi, Husrev Paşa'nın Mısr-ı Kāhire'den çıkmamak kasdında olduğunu baʿzı kimseler tevâtüren rivâyet etmekdedirler. Bu takdîrde bu maslahat-ı müstaʿcele ve sâyir umûr-ı Mısrıyye berhem-zede-i inkılâb olacağı nümâyân ve Husrev Paşa gars-ı yemîn-i hazret-i Cihân-dârî olup, itâʿat-ı emr etmek fazlen ʿani'l-gayr üzerine vâcib olmağla, baʿzı ahbâb ve hayr-hâhları hakk-ı nasîhati yerine getürüp, mansıbı olan Selânik'e bilâ-te'hîr ʿazîmetini teşvîk etseler, hakkında mahz-ı hayr olur idi” kelâm-ı bedîʿü'l-fehvâsını miyâneye ilkā eyledi. Tersâne Emîni Reşîd Mustafa Efendi tahrîk-i zebân ve: “Husrev Paşa'nın ‘Mısır'dan çıkmaz' havâdisi eğerci beyne'n-nâs deverân edüp, ancak kable'l-ʿazl o tarafda olan muʿârızlarının ibrâmıyla çıkmadan imtinâʿ üzere olup, Mısır'dan ʿazl ve âhar mansıba nakl olunduğu ma'lûmu oldukda, emre imtisâl etmesi agleb-i ihtimâldir” dedikde, fi'l-hakīka müşârun ileyh Mısır'dan çıkmaz ise, bu mesâlih-i mühimme muʿattal olup, devlete ʿazîm rahne teveccüh edeceğini herkes tefevvüh eylediler. Bundan sonra yine Medîne-i münevvere'ye iʿânet husûsunun semt-i sühûleti der-meyân [Ü4 203b] kılınup, Reşîd Mustafa Efendi: “Mısır'a akça irsâl olunup, bir mikdâr zahîre iştirâ ve Süveys'den Yenbûʿ iskelesine ve andan Medîne'ye îsâl\nmümkindir\" dedikde, Sadrıaʿzam hazretleri mukābele [V 75a] ve: “Mısır'da olan Arnabudlar hâzır nakdi gördükde, tegallüben ahz ve iddiʿâ etdikleri şehriyyelerine mahsûb edecekleri ve bu mülâbese ile akçanın telef ü ziyâʿı zâhir ve maslahatın te'ahhuru zihne mütebâdirdir\" buyurduklarında, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Efendi: “Devlet-i ʿaliyye'nin şu kadar akçası itlâf olunmakdadır. Şâyed zahîre maslahatı husûle gelür. Gelmez ise, şu akçada zâyiʿ olursa olsun” der iken, huzzârdan biri: “Farz-ı muhâl ile zahîre iştirâ olunup, Yenbûʿa idhâl olundu. Medîne ile Yenbûʿun mâ-beyni hasım tarafından katʿ olunmak ve yâhûd Yenbûʿ elde olmamak keyfiyyetleri tehakkuk ederse, zahîre irsâlinin ne fâyidesi vardır?” dedikde: “Mısır tarafından üç-beş yüz âdem tahrîr ve zahîreyi muhâfaza ederek tesyîr mümkindir” denildikde, \"Süveys'in mevsimi güzerân ve üç-beş yüz âdemi ve o kadar zehâyiri ihâta eder sefâyinin vücûdu dahi hâric-i hayyiz-i imkân olup, yine Şâm tarafından akça kuvvetiyle zahîre îsâlinin ʿilâcı görülse münâsib olur idi” cevabı verildikde, sudûrdan İmâm Bekir Efendi-zâde: “Mısır olmaz, Şâm olur” dediğine müteʿâkıb, bazıları: “Zahîre nakli beher-hâl hayvânâta muhtâc olup, Şâm'dan Medîne-i münevvere mesâfe-i baʿîde olmağla, mahmûl, hâmilin gıdâsı olacağı zâhir ise dahi, şâyed bir mikdâr zahîre istihlâsı mümkin ola\" [Ü4 204a] denilüp, saded-i âhara ʿatf-ı ʿinân ve Vehhâbîler'in her tarafdan izʿâc u tazyîk olunmak bahsi zebân-güzâr-ı beyân kılınup, bu garaza mebnî Bağdâd Vâlîsi'ne makām-ı Sadâret'den tahrîr olunan mufassal kāyime kırâʾat olundukdan sonra, semâhatlü Şeyhulislâm Efendi hazretleri, [V 75b] huzzâr-ı meclisden o havâlî ahvâline vâkıf olanların birine hitâb ve: “Hasmın cihet-i inziʿâcı ne vechiledir?\" deyü isticvâb eyledikde, Bağdâd Vâlîsi ikdâr u taʿyîn olunduğu hâlde Vehhâbîler'i küllî işgâl edeceğini ifade ʿakabinde, Sadrıaʿzam hazretleri: “Bağdâd Vâlîsi, hitta-i ʿIrâk'ı bırakup gitmek ve muʿârızlarını verâda bırakmak mümkin midir?\" buyurduklarında: “Zâhirde müşârun ileyhe garîm ü müzâhim kalmayup, İran halkından dahi vesvese ber-taraf olduğundan başka, Vehhâbîler'i teʾdîb İrâniyân'ın ecell-i matlabları olmağla, Bağdâd Vâlîsi'nin hareketi cümlesinin sebeb-i memnûniyyeti olacağında iştibâh yokdur. Derûn-ı Bağdâd ve muhâzîsinde vâkiʿ kasabâtda eli kılıc tutar ve dâyimâ harb u darb ile meʾlûf nüfûs-i kesîre olup, Vâlî'nin gaybeti kendülere mûris-i seʾâmet ve sebeb-i vahşet\nolmayacağı mütehakkakdır. Süleymân Paşa merhûm üç-beş bin kadar kırba ihzâr ve kati çok cimâl ve bigāl iştirâsıyla Dirʿiyye'ye ʿazîmeti izmâr edüp, baʿde'l-fevt bir mikdârı telef olduysa, bir mikdârı mevcûd olmak gerek. ʿAli Paşa ikdâr olunup, hâhiş ü şevk izhâr ederse, diyâr-ı Necid'in ekser mahallerini tâht u târâc ve hasmı işgāl ü izʿâc eder\" denildikde, bu tedbîr huzzâra müstasveb görüldüğü hâlde, İshak Efendi-zâde [Ü4 204b] ʿAtâ'ullâh Efendi savt-ı mehmûse ile dem-sâz ve: “İran halkı Kerbelâ vakʿası sebebi ile Vehhâbîler'in hasm-ı cânı ve düşmen-i bî-emânı olup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle anları dahi bir tarafdan teslît ve ahz-ı intikāma igrâ ne makūle mahzûru münticdir? Bâ-husûs kavm-i mezkûr bu maslahat zimnında mukaddemâ derîce-i bâz-i niyâz olmuşlar idi” dedikde, [V 76a] hizâsında vâkiʿ olanların biri: “İran halkının diyâr-ı Necid'e ʿazîmetleri hâk-i pâk-i Bağdâ[d]'dan ubûra münhasır ve âhar tarîkleri olmadığı zâhir olup, hudûdu tecâvüzleri mahall-i hatar ve Basra vakʿası misillü bir dâhiye zuhûr etmek emr-i mukarrerdir” denildikde: “Şurası maʿlûmum değil idi” deyerek, mühr-zen-i leb-i sükût oldu. Bundan sonra yine vâfir ebhâs sebkat edüp, encâm-ı kâr Sadr-ı âlî-mikdâr hazretleri: \"Eğer istihsân olunur ise, bir tedbîr edeyim. Bağdâd Vâlîsi münferiden bu maslahata mübâşeret etmez. Şâm Vâlîsi o havâlîde sâhib-i nüfûz u iʿtibâr ve hânedân-ı kadîm olmakdan nâşî, beyne'l-ʿaşâyir sâhib-i vakʿ u iştihâr olup, Serʿaskerlik ile o cânibe me'mûr kılınması münâsib midir? Münâsib olduğu hâlde mevsim-i haccdan mukaddem hüccâcı götürür gibi külliyyetlü asker ile müşârun ileyh cânib-i Hicâz'a sevk-ı matâyây-ı ʿazîmet edüp, istishâb edeceği tavâ'if-i askerînin isimleri açık me'mûriyyet emirleri tarafına irsâl ve her kimi intihâb eder ise, mevkibine îsâl etmek ve Bağdâd Vâlîsi'ne mukaddem ısdâr olunan evâmiri mü'ekked olarak tekrâr me'mûriyyet emri ısdâr ve ahadühümâ [Ü4 205a] âhar ile muhâbere ederek, birer tarafdan düşmene îrâs-ı mazârr etmek müstasveb midir?” buyurduklarında, herkes bu re'y-i rezîni istisvâb ʿakabinde Sadriaʿzam hazretleri, Bağdâd Vâlîsi'ne dahi Serʿaskerlik ʿunvânı verilüp, bir ân akdem Necid tarafına tahrîki içün müteşahhısân-ı Devlet-i ʿaliyye'den biri ile kılıç ve haftân ve menşûr-ı Serʿaskerî irsâl olunur ise, bu şâyiʿa kulûb-ı aʿdâya ruʿb u dehşet ilkā ve tezellül ü meskenete ilcâ edeceğini îmâdan sonra: “Cümleye hadşe-i [V 76b] derûn olan zahîre husûsunun dahi semt-i sühûleti mülâhaza ve bi'l-müzâkere\nnizâmı verilür” dedikde, Çavuş-başı Ağa'nın: “Bağdâd Vâlîsi ikdâra muhtâc olup, bu hatb-ı cesîm teklîf olundukda, bârî hamli tahfîf olunsun” kavli cümle-i muʿtarıza gibi miyâneye tehallül edüp, Sadr-ı vakūr, haml-i mezkûr an-asl mühimmât-ı devlete müretteb olduğunu beyân ve tekrâr tedbîr-i sâbıkın hüsn ü kubhunu su'âl edüp, huzzâr-ı meclis, re'y-i mezkûru istihsân ve te'kîd-i dîn ü devlet zımnında dest-i duʿâyı berdâşte-i dergâh-ı hazret-i Yezdân eylediler. Meclis-i mezkûr iki sâʿat kadar mümtedd olup, hayr-hâhân-ı Devlet-i ʿaliyye'den sudûr eden tedâbîr ü ârâ ve bilâhare fezleke-i meclis olarak Sadr-ı ʿâlî-kadr hazretlerinin vakt ü hâle muvâfık ve tabîʿat-ı maslahata mutâbık olan tedbîr-i dil-pezîrleri min-gayr-i ziyâdetin ve noksân, sahîfe-zîb-i beyân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Defterdâr-ı ʿasr bulunan Tahsîn Hasan Efendi'nin baʿzı esbâb ile ʿazli îcâb [Ü4 205b] ve mukaddemâ Rikâb Defterdârı ve el-yevm Tevkīʿî olan es-Seyyid Feyzullah Efendi, bu hıdmet-i cesîmeyi idârede meleke vü kābiliyyet iktisâb etmiş bulunduğundan, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci Hamîs günü Tahsîn Efendi ʿazl ve yerine mûmâ ileyh vasl olunup, maʿzûl-i mârru'z-zikrin vakti hâdis ve dâire vü hâline gereği gibi nizâm veremediği rikkat ü merhamet-i evliyây-ı devlete bâʿis olup, Seyyid Mehmed Efendi ʿazlinden Hubûbât Nezâreti'yle iʿzâz ve mûmâ ileyhin bilâ-sebeb ʿazli, revâ-dâşte-i tabʿ-ı Sadr-ı bende-nüvâz olmadığına binâʾen, ol dahi Tevkīʿlik [V 77a] câh-ı refîʿî ile ser-efrâz kılındı.",
          "caption": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve Nâzır-ı Hubûbât ve Tevkīʿî-şüden-i es-Seyyid Mehmed Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_822.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve Nâzır-ı Hubûbât ve Tevkīʿî-şüden-i es-Seyyid Mehmed Efendi",
          "text": "Defterdâr-ı ʿasr bulunan Tahsîn Hasan Efendi'nin baʿzı esbâb ile ʿazli îcâb [Ü4 205b] ve mukaddemâ Rikâb Defterdârı ve el-yevm Tevkīʿî olan es-Seyyid Feyzullah Efendi, bu hıdmet-i cesîmeyi idârede meleke vü kābiliyyet iktisâb etmiş bulunduğundan, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci Hamîs günü Tahsîn Efendi ʿazl ve yerine mûmâ ileyh vasl olunup, maʿzûl-i mârru'z-zikrin vakti hâdis ve dâire vü hâline gereği gibi nizâm veremediği rikkat ü merhamet-i evliyây-ı devlete bâʿis olup, Seyyid Mehmed Efendi ʿazlinden Hubûbât Nezâreti'yle iʿzâz ve mûmâ ileyhin bilâ-sebeb ʿazli, revâ-dâşte-i tabʿ-ı Sadr-ı bende-nüvâz olmadığına binâʾen, ol dahi Tevkīʿlik [V 77a] câh-ı refîʿî ile ser-efrâz kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyh her ne kadar cesûr u bî-bâk ve merd-i zeber-dest ü çâlâk olduğu ma'lûm-ı erbâb-ı idrâk olmuş ise de, gadr u tamaʿ ile meşhûr ve hiddet ü fazâzet-i tabʿ ile hilye-i hilm ü enâtdan mehcûr olduğundan başka, Segbân-başı'yı bilâ-cürm ü cinâyet ʿazl ile üftâde-i çâh-ı mağdûriyyet eylemesi, idbârını mûcib ve sebeble hakkında nâr-ı gayz u nefret mültehib olup, Safer'in on dördüncü günü ʿazl ü iclâ ve Tekfürdağı'nda mukīm ve mukaddemâ beş\nsene kadar Yeniçeri Ağalığı edüp, hüsn-i sülûku maʿlûm-i Şehriyâr-ı cemm-i hadîm olan Tokādî Mustafa Ağa, o câh-ı bülend ile tekrîm olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_823.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Mûmâ ileyh her ne kadar cesûr u bî-bâk ve merd-i zeber-dest ü çâlâk olduğu ma'lûm-ı erbâb-ı idrâk olmuş ise de, gadr u tamaʿ ile meşhûr ve hiddet ü fazâzet-i tabʿ ile hilye-i hilm ü enâtdan mehcûr olduğundan başka, Segbân-başı'yı bilâ-cürm ü cinâyet ʿazl ile üftâde-i çâh-ı mağdûriyyet eylemesi, idbârını mûcib ve sebeble hakkında nâr-ı gayz u nefret mültehib olup, Safer'in on dördüncü günü ʿazl ü iclâ ve Tekfürdağı'nda mukīm ve mukaddemâ beş\nsene kadar Yeniçeri Ağalığı edüp, hüsn-i sülûku maʿlûm-i Şehriyâr-ı cemm-i hadîm olan Tokādî Mustafa Ağa, o câh-ı bülend ile tekrîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ak-deniz'de olan korsan ve sâyir lusûs-ı bahriyyenin istîsâl ü tedmîri zımnında Donanma-yi hümâyûn ihrâcı de'b-i Devlet-i ebed-masîr olduğuna binâ'en, işbu Rebîʿulevvel'in altıncı günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa [Ü4 206a] hazretleri huzûr-ı hümâyûnda iktisây-ı ferve-i semmûr ile mesrûr olup, Donanma-yi hümâyûn'u istishâb ile Ak-deniz'e doğru bâd-bân-güşây-ı ʿazm ü zehâb oldu.",
          "caption": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_824.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Ak-deniz'de olan korsan ve sâyir lusûs-ı bahriyyenin istîsâl ü tedmîri zımnında Donanma-yi hümâyûn ihrâcı de'b-i Devlet-i ebed-masîr olduğuna binâ'en, işbu Rebîʿulevvel'in altıncı günü Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa [Ü4 206a] hazretleri huzûr-ı hümâyûnda iktisây-ı ferve-i semmûr ile mesrûr olup, Donanma-yi hümâyûn'u istishâb ile Ak-deniz'e doğru bâd-bân-güşây-ı ʿazm ü zehâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh hakkında mukaddemâ zuhûr eden iğbirâr u tengî-dil giderek müntefî vü zâyil olduğuna binâ'en, hakkında merhamet-i Şâhâne hâsıl ve Rebîʿulevvel evâyilinde kayd-ı nefyden âzâde olarak hânesine ʿâyid ü âyil oldu.",
          "caption": "Itlâk-ı Veliyyüddîn Efendi-zâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_825.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Itlâk-ı Veliyyüddîn Efendi-zâde",
          "text": "Müşârun ileyh hakkında mukaddemâ zuhûr eden iğbirâr u tengî-dil giderek müntefî vü zâyil olduğuna binâ'en, hakkında merhamet-i Şâhâne hâsıl ve Rebîʿulevvel evâyilinde kayd-ı nefyden âzâde olarak hânesine ʿâyid ü âyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı mezkûr gurresi olan Salı günü Dîvân-ı hümâyûn tertîb olunup, İngiliz Elçisi, ʿatebe-i gerdûn-kıbâb-ı Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i rıkkıyyet ile nâmesini teslîm ve devletinin kemâl-i safvetini [V 77b] ʿarz u takdîm eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı Dîvân ve ruhsâyî-yi Sefîr-i İngiliz be-ʿatebe-i ʿaliyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_826.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı Dîvân ve ruhsâyî-yi Sefîr-i İngiliz be-ʿatebe-i ʿaliyye",
          "text": "Mâh-ı mezkûr gurresi olan Salı günü Dîvân-ı hümâyûn tertîb olunup, İngiliz Elçisi, ʿatebe-i gerdûn-kıbâb-ı Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn-i rıkkıyyet ile nâmesini teslîm ve devletinin kemâl-i safvetini [V 77b] ʿarz u takdîm eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîʿulevvel'in on ikinci gicesi Çengel-köyü'nde vâkiʿ İstanbul Kadısı Müftî-zâde'nin kabza-i temellükünde olup, Sadrıaʿzam hazretlerinin harem-i ʿismet-meʾâblarına ârâm-gâh olan sâhil-hâne derûnunda sâʿat altıda iken nâ-gâh dûd-ı siyâh-ı âteş, zemâne-keş-i iltihâb ve sâhil-hâne-i mezkûrede bulunanlar kemâl-i dehşet ü hayret ile berhemzede-i teşvîş ü inkılâb olup, zikr olunan sâhil-hâne fî-tarfeti'l-ʿayn nâ-bûd ve baʿzı nefâyis-i eşyâ tuʿme-i nâr-\nzâtü'l-vekūd olup, câr-ı cenb bulunan Baş-muhasebeci ʿAlî Efendi sâhil-hânesinin dahi bir mikdâr mahalli sûzân ve âhar mahallere sirâyetden vikāye-i Samedânî nümâyân oldu.",
          "caption": "Zuhûr-i ihrâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_827.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i ihrâk",
          "text": "Şehr-i Rebîʿulevvel'in on ikinci gicesi Çengel-köyü'nde vâkiʿ İstanbul Kadısı Müftî-zâde'nin kabza-i temellükünde olup, Sadrıaʿzam hazretlerinin harem-i ʿismet-meʾâblarına ârâm-gâh olan sâhil-hâne derûnunda sâʿat altıda iken nâ-gâh dûd-ı siyâh-ı âteş, zemâne-keş-i iltihâb ve sâhil-hâne-i mezkûrede bulunanlar kemâl-i dehşet ü hayret ile berhemzede-i teşvîş ü inkılâb olup, zikr olunan sâhil-hâne fî-tarfeti'l-ʿayn nâ-bûd ve baʿzı nefâyis-i eşyâ tuʿme-i nâr-\nzâtü'l-vekūd olup, câr-ı cenb bulunan Baş-muhasebeci ʿAlî Efendi sâhil-hânesinin dahi bir mikdâr mahalli sûzân ve âhar mahallere sirâyetden vikāye-i Samedânî nümâyân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İzmir'den maʿzûl ve ser-âmed-i ʿulemây-ı fuhûl olan es-Seyyid Mehmed Münîb Efendi, [Ü4 206b] Şeyhülislâm-ı sâbık tarafından sinân-ı lisân ile zahm-dâr ve bu eziyyet-i cân-hırâşın hüsn-i mükâfâtı zımnında dest-i berdâşte-i dergâh-ı Perverdigâr olmuşidi. Müfti'l-vakt sânehullâhu ʿani'l-makt cenâbları mûmâ ileyhin derece-i ʿilm ü kemâline kesb-i yakîn ve bu tarîk-ı feyz-refîkde bir nevʿ ikrâm ile mültefet olması esbâbına rasad-bîn olup, Efendi-yi mûmâ ileyh bundan akdem tercemesine muvaffak olduğu Siyer-i Kebîr'e gāyet-i tedkīk ve nihâyet-i tahkīk ile bir Hâşiye taʿlîk edüp, Südde-i saʿâdet'e ʿarz u takdîmini cenâb-ı Fetvâ-penâhî'den istidʿâ ve müşârun ileyh dahi mahsûs bir kıtʿa ʿarîza ile mâhiyyet ü haysiyyetini ve bâ-husûs bu defʿa takdîm eylediği Hâşiye'nin fevâyid-i tahkīkātını beyân ederek, Mekke Pâyesi'yle kayırılmasını recâ edüp, telhîsi terbiye-i hazret-i [V 78a] Sadâret-penâhî ile maʿrûz-ı dergâh-ı Tâc-dârî kılınup, recâsına müsâʿade ve şehr-i Rebîʿulevvel evâyilinde Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle kadr ü iʿtibârı ziyâde kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i Mekke be-Münîb Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_828.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i Mekke be-Münîb Efendi",
          "text": "İzmir'den maʿzûl ve ser-âmed-i ʿulemây-ı fuhûl olan es-Seyyid Mehmed Münîb Efendi, [Ü4 206b] Şeyhülislâm-ı sâbık tarafından sinân-ı lisân ile zahm-dâr ve bu eziyyet-i cân-hırâşın hüsn-i mükâfâtı zımnında dest-i berdâşte-i dergâh-ı Perverdigâr olmuşidi. Müfti'l-vakt sânehullâhu ʿani'l-makt cenâbları mûmâ ileyhin derece-i ʿilm ü kemâline kesb-i yakîn ve bu tarîk-ı feyz-refîkde bir nevʿ ikrâm ile mültefet olması esbâbına rasad-bîn olup, Efendi-yi mûmâ ileyh bundan akdem tercemesine muvaffak olduğu Siyer-i Kebîr'e gāyet-i tedkīk ve nihâyet-i tahkīk ile bir Hâşiye taʿlîk edüp, Südde-i saʿâdet'e ʿarz u takdîmini cenâb-ı Fetvâ-penâhî'den istidʿâ ve müşârun ileyh dahi mahsûs bir kıtʿa ʿarîza ile mâhiyyet ü haysiyyetini ve bâ-husûs bu defʿa takdîm eylediği Hâşiye'nin fevâyid-i tahkīkātını beyân ederek, Mekke Pâyesi'yle kayırılmasını recâ edüp, telhîsi terbiye-i hazret-i [V 78a] Sadâret-penâhî ile maʿrûz-ı dergâh-ı Tâc-dârî kılınup, recâsına müsâʿade ve şehr-i Rebîʿulevvel evâyilinde Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle kadr ü iʿtibârı ziyâde kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Vâlîsi Gürcü ʿOsmân Paşa'nın defʿ-i vücûd-ı levs-âlûduna mukaddime olmak üzere Anadolu Eyâleti'nden tecnîbi ve bir mahall-i bâʿîde tesrîbi hâtır-güzâr-ı Şehriyârî olup, Çıldır etrafında tevellüd eden ihtilâlin indifâʿına kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr'in Erzurum'a\ntaʿyînini gûyâ zarûriyyât-ı vakt îcâb eyledi, zemîninde müşârun ileyhe Erzurum Eyâleti ve selefi Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa'ya Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, müşârun ileyhin bakıyye-i ahvâli [Ü4 207a] bundan sonra neye müncerr olacak ise, inşâʾallah ber-vech-i etemm çekîde-i kalem-i nâdire-rakam kılınur.\n\nBir müddetden berü ber-vech-i arpalık Köstendil Sancağı'na mutasarrıf olan Pilaslı Mehmed Paşa, şâyibe-i sadâkatden hâlî olmayup, üzerinde olan sancak ile idâre-i umûr edemeyeceği maʿlûm-i cenâb-ı Sadr-ı ʿâlî olup, işbu Rebîʿulevvel'in üçüncü günü Tırhala Sancağı, Tebedelenli-zâde ʿuhdesinden tahlîs ve müşârun ileyhe ber-vech-i ilhâk tevcîh ü tahsîs olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_829.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Anadolu Vâlîsi Gürcü ʿOsmân Paşa'nın defʿ-i vücûd-ı levs-âlûduna mukaddime olmak üzere Anadolu Eyâleti'nden tecnîbi ve bir mahall-i bâʿîde tesrîbi hâtır-güzâr-ı Şehriyârî olup, Çıldır etrafında tevellüd eden ihtilâlin indifâʿına kaviyyü'l-iktidâr bir Vezîr'in Erzurum'a\ntaʿyînini gûyâ zarûriyyât-ı vakt îcâb eyledi, zemîninde müşârun ileyhe Erzurum Eyâleti ve selefi Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa'ya Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, müşârun ileyhin bakıyye-i ahvâli [Ü4 207a] bundan sonra neye müncerr olacak ise, inşâʾallah ber-vech-i etemm çekîde-i kalem-i nâdire-rakam kılınur.\n\nBir müddetden berü ber-vech-i arpalık Köstendil Sancağı'na mutasarrıf olan Pilaslı Mehmed Paşa, şâyibe-i sadâkatden hâlî olmayup, üzerinde olan sancak ile idâre-i umûr edemeyeceği maʿlûm-i cenâb-ı Sadr-ı ʿâlî olup, işbu Rebîʿulevvel'in üçüncü günü Tırhala Sancağı, Tebedelenli-zâde ʿuhdesinden tahlîs ve müşârun ileyhe ber-vech-i ilhâk tevcîh ü tahsîs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Rebîʿulevvel'in on ikinci günü kānûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere Şehriyâr-ı Kerrûbî-reftâr dâme mâ-dâme's-sâbitü ve's-seyyâr hazretleri Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'nde nazm-ı güzîn-i mevlid-i Hayrü'l-mürselîn'i istimâʿ ile kesb-i rûhâniyyet ve baʿde'l-hitâm dürc-i dürr-i şeh-vâr-ı vücûd-ı hümâyûnları olan Serây-ı dil-güşây-ı Cihân-dârî'lerine imâle-i licâm-ı gülgûn-ı ferr ü şevket eylediler.",
          "caption": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_830.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i mevlid-i şerîf",
          "text": "İşbu Rebîʿulevvel'in on ikinci günü kānûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere Şehriyâr-ı Kerrûbî-reftâr dâme mâ-dâme's-sâbitü ve's-seyyâr hazretleri Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'nde nazm-ı güzîn-i mevlid-i Hayrü'l-mürselîn'i istimâʿ ile kesb-i rûhâniyyet ve baʿde'l-hitâm dürc-i dürr-i şeh-vâr-ı vücûd-ı hümâyûnları olan Serây-ı dil-güşây-ı Cihân-dârî'lerine imâle-i licâm-ı gülgûn-ı ferr ü şevket eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bukʿateyn-i mübareketeyn kazâlarının vakt-i tevcîhleri hulûl eylediğine binâʾen, Mekke-i mükerreme Kazâsı, bin iki yüz on dokuz senesi Muharrem'i gurresinden zabt ve rütbesi târîh-i tevcîhinden muʿteber olmak üzere sâbıkā Burusa Kadısı Kütahyalı Ömer\nEfendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, vech-i meşrûh üzere sâbıkā Mısır Kadısı Hamîdî el-Hâc Mustafa Efendi'ye tevcîh olunup, Burusa'dan munfasıl [V 78b] Mehmed Mekkî [Ü4 207b] Efendi, ʿillet-i pîriyle münkatıʿu'l-ʿamel ve derd-i insıbâb ile şakk-ı yemîni muʿattal olup, Edirne'den maʿzûl Ağa İmâmı-zâde Ahmed ʿÂrif Efendi dahi kühen-sâl ve medyûn u muztaribü'l-hâl olup, Mekkî Efendi'ye Rebîʿulâhır'ın üçüncü gününden ve Ahmed ʿÂrif Efendi'ye on birinden pâye telhîs olundukda, müsâʿade-i hümâyûn erzânî ve karîha-i sabîhadan mahdûm-ı cenâb-ı Şeyhulislâmî, sâbıkā Galata Kadısı Mehmed Sâlih Efendi'ye dahi Rebîʿulâhır'ın on dokuzuncu târîhiyle Mekke Pâyesi verilüp, o mahdûm-ı necâbet-lüzûm dahi mazhar-ı lutf ü ʿinâyet-i hazret-i Cihân-bânî oldu. Mahrec iʿtibârıyla Erzurum Kazâsı'nı zabt eden es-Seyyid Mehmed Kudsî Efendi, ehl-i ʿilm ü meʿârif ve bâ-husûs Mısır cenglerinde mübtelây-ı mehâlik ü mehâvif olup, sebkat eden hidmeti bir nevʿ mükâfâtı müstelzim olduğuna binâʿen, Rebîʿulevvel'in on beşinci gününden Edirne Pâyesi'yle tatrîb ve kenâre-i nüsha-i emeli, mâ'u'z-zeheb-i mekârim-i evliyây-ı niʿamâ ile tezhîb olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye ve ihsân-ı Pâye-i Mekke be-mahdûm-ı hazret-i Fetvâ-penâhî ve Pâye-i Edirne be-Kudsî Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_831.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye ve ihsân-ı Pâye-i Mekke be-mahdûm-ı hazret-i Fetvâ-penâhî ve Pâye-i Edirne be-Kudsî Efendi",
          "text": "Bukʿateyn-i mübareketeyn kazâlarının vakt-i tevcîhleri hulûl eylediğine binâʾen, Mekke-i mükerreme Kazâsı, bin iki yüz on dokuz senesi Muharrem'i gurresinden zabt ve rütbesi târîh-i tevcîhinden muʿteber olmak üzere sâbıkā Burusa Kadısı Kütahyalı Ömer\nEfendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, vech-i meşrûh üzere sâbıkā Mısır Kadısı Hamîdî el-Hâc Mustafa Efendi'ye tevcîh olunup, Burusa'dan munfasıl [V 78b] Mehmed Mekkî [Ü4 207b] Efendi, ʿillet-i pîriyle münkatıʿu'l-ʿamel ve derd-i insıbâb ile şakk-ı yemîni muʿattal olup, Edirne'den maʿzûl Ağa İmâmı-zâde Ahmed ʿÂrif Efendi dahi kühen-sâl ve medyûn u muztaribü'l-hâl olup, Mekkî Efendi'ye Rebîʿulâhır'ın üçüncü gününden ve Ahmed ʿÂrif Efendi'ye on birinden pâye telhîs olundukda, müsâʿade-i hümâyûn erzânî ve karîha-i sabîhadan mahdûm-ı cenâb-ı Şeyhulislâmî, sâbıkā Galata Kadısı Mehmed Sâlih Efendi'ye dahi Rebîʿulâhır'ın on dokuzuncu târîhiyle Mekke Pâyesi verilüp, o mahdûm-ı necâbet-lüzûm dahi mazhar-ı lutf ü ʿinâyet-i hazret-i Cihân-bânî oldu. Mahrec iʿtibârıyla Erzurum Kazâsı'nı zabt eden es-Seyyid Mehmed Kudsî Efendi, ehl-i ʿilm ü meʿârif ve bâ-husûs Mısır cenglerinde mübtelây-ı mehâlik ü mehâvif olup, sebkat eden hidmeti bir nevʿ mükâfâtı müstelzim olduğuna binâʿen, Rebîʿulevvel'in on beşinci gününden Edirne Pâyesi'yle tatrîb ve kenâre-i nüsha-i emeli, mâ'u'z-zeheb-i mekârim-i evliyây-ı niʿamâ ile tezhîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Nesl-i Çengîziyân'dan olup, bir müddetden berü Buhârâ ve Mâverâ'ünnehr ülkelerinde hükümrân olan hânların âhırı olan Feyzullah Hân'ın bundan akdem cevher-i rûhu zarf-ı bedenden münteziʿ ve külâle-i sülâlesi kâz-i hâdisât ile münkatıʿ olup, birer cihetle o dûdmâna irtibât u intisâb daʿvâsında olanlar hânlık mesnedine zafer-yâb olmak kasdıyla, ahadühümâ âhara kîne-sâz ve defʿ-i muʿârız u enbâz sevdâsıyla sû-be-sû fitne-perdâz olup, keşmekeş u muʿârazaları ceng ü cidâle müntehî olacağını Buhârâ [Ü4 208a – V 79a] halkı cezm ü tahkīk ve miyânelerini islâh u tevfîk irâdesinde oldular ise dahi, saʿy ü ikdâmları netîce-pezîr olmayup, encâm-ı kâr [mısra]: Yâ sitânem tâc u taht ve yâ dehem cân-ı ʿazîz\nkavliyle ʿâmil ve tavârık-ı zemâneden gâfil olanların cümlesini ehâlî-yi memleket defʿan li'n-nizâm iʿdâm u ifnâ ve matmûre-i hasrete tarh u ilkā eylediler. Bu sebeble memleket, hâkim-i kāsir ve bir mütesallit-ı kāhirden hâlî kalup, bu ise haşerât-ı nâsın tecâvüz ü teʿaddîsine ve icrây-ı ahkâm-ı şerʿiyyenin bi'l-külliyye taʿtîline bâdî olacağı bir emr-i bedîhî olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik evlâd-ı emcâd-ı hazret-i Risâlet-penâhî'den bir seyyid-i sâhihu'n-nesebin hükümetini ʿulemâ ve eşrâf-ı memleket tercîh u ihtiyâr ve iki yüz on üç târîhinde Buhâra'da Nakīb-i sâdât olan ʿAbdürrahîm Hânı o mesned-i bülend ile kâm-kâr edüp, bu sebeble şûriş ü ihtilâl zâyil ve ehâlî miyânında intizâm-ı hâl hâsıl olmuşidi. Hân-ı mezbûr dahi iki sene kadar kâr-fermây-ı hükümet oldukdan sonra, ʿazm-i âhıret edüp, zikri sebkat edüp, müteveffâ Feyzullah Hân'ın Vezîr ve dâmâdı olan Mîr Maʿsûm Gāzî'ye ehâlî-yi Buhârâ ikbâl ü teveccüh ve etvâr-ı marzıyyesine nazaran Hânlık mesnedine liyâkatini bi'l-ittifak tefevvüh etmeleriyle, müşârun ileyhi Hân ve fermân-fermây-ı memâlik-i Özbekiyân eylediler. Ol dahi müddet-i kalîlede masrûʿ-ı ser-pençe-i mevt-i iztırârî olup, mâderi sâdât-ı Hüseyniyye'den olan oğlu ve Feyzullah Hân'ın nebîresi Mîr Haydar ki, [Nazm:] Nesl-i Cengiz, âl-i peygamber ʿazîz-i mısr-ı câh, Vâris-i Maʿsûm Gāzî, Mîr Haydar Pâdişâh. nakş-ı fass-ı hâtemidir. İsbât-ı vücûd ve taht-gâh-ı Buhârâ'ya kuʿûd eylediğini işʿâr zımnında Îş Mehmed Dîvân Bey'i ve merkūmun birâder-zâdesi [Ü4 208b – V 79b] Mehmed Yûsufu ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye ber-vech-i sefâret irsâl ve anlar dahi bu tarafa doğru şedd-i rihâl etmişler idi. Moskov diyârıyla Buhârâ miyânında vâkiʿ deşt-i kebîrde mütevattın kabâyil-i mutlaku'l-ʿinândan Kazak tâyifesi, merkūmları nehb ü tâlân ve yedlerinde mevcûd olan hedâyây-ı Mülûkâne'yi ahz ile kendülerini ʿuryân etmeleriyle, ne hâl ise Moskov diyârına pâ-nihâde ve kazıyye hudûdda bulunanlara ifâde olunup, tahsîl-i mâl-i menhûb zımnında bunları taʿvîk ve Moskovlu istirdâd ve tahsîlin imkânını bulamadıklarından, ahad-i tarafeyne ʿazîmetlerini teşvîk etmeleriyle, merkūm Îş Mehmed, birâder-zâdesi mezbûru ifâde-i hâl zımnında Buhârâ'ya ircâʿ u irsâl ve kendüsi Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, işbu şehr-i\nRebîʿulâhır'ın yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de ʿatebe-i ʿulyâya nihâde-i rûy-i meskenet ü istizlâl eyledi. Buhârâ tarafından sefâret nâmıyla vürûd edenlerin ekseri hılâl-i tarîkde nehb olunduklarını güzârende-i beyân ve baʿzıları bî-nâme vürûd eyledikleri dahi yâd-dâşt-ı erbâb-ı îkān olup, hâl böyle iken bile her biri mültefet-i Şehriyâr-ı gerdûn-bestat ve hatt u tirhâllerinde mazhar-ı birr ü mekremet olagelmişler idi. Sefîr-i mezbûrun ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz edeceği hedâyâ, dest-bürd-i erbâb-ı şekā olmuş ise dahi, yedinde nazar-ı iʿtibâra şâyân nâmesi olup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye iktizâsınca melhûz-ı nazar-ı ʿâtıfet-i Şehriyârî ve Dîvân-ı ʿâlî'ye celb ile dâric-i süllem-i kâm-kârî olduğundan başka, ʿuzamây-ı devlet taraflarından birer defʿa Âsitâne-i saʿâdet nüzhet-gâhlarının birinde tertîb-i daʿvet ve birer hediyye iʿtâsıyla icrây-ı lâzime-i mürüvvet kılınmak husûsu dahi irâde olunup, ibtidâ [Ü4 209a – V 80a] Sadrıaʿzam hazretleri ve baʿde-zâlik Şeyhulislâm Efendi hazretleri ve ʿale't-teʿâkub sâyir-i erkân-ı Saltanat, sefîr-i mûmâ ileyhe mükellef ziyâfet edüp, birer hediyye dahi tertîb ve bu vechile mûmâ ileyh tatyîb olundu. Buhârâ memleketinden düvel-i İslâmiyye ve sâyireye irsâl olunacak süferâ, ricâl-i devletlerinden olmayup, ümerâ silkine muntazam olmak hâhişinde olan baʿzı tüccâr, bu hıdmete ez-dil ü cân hâst-kâr olup, tavr-ı kadîm-i devletleri üzere mesârıf-ı sefâreti, sefîr bulunanlar bedenlerinden idâre etmek üzere sefârete me'mûr ve bu mukābelede merâtib ve devletlerinden bir pâye ile mezbûru mesrûr edegeldikleri mütevâtir ü meşhûrdur.\nBuhârâ Hâkimi tarafından Der-ʿaliyye'ye vürûd eden elçinin mübârek Rikâb-ı kamer-tâb-ı Husrevâne'ye takdîm eylediği hedâyâdır:\n\nSorguçluk cîga ʿaded: 1200, mahfazasıyla tenzûy-ı Hıtâyî ʿaded: 4, Buhârâ-kârî dikme beyâz zer-dûz tob: 1, kālîcelik şâl ʿaded: 1, bir cubuğu neftî ve bir cubuğu sarı çiçekli beldâr şâl ʿaded: 1, bir cubuğu sarı ve bir cubuğu göğez beldâr şâl ʿaded: 1, göğez zer-beft tob: 1, turuncu zer-beft tob: 1, elvân istofa donluk ʿaded: 4, beyâz zer-beft tob: 1, neftî zer-beft tob: 1, çây sandık ʿaded: 5, mürekkeb-i Hıtâyî ʿaded: 1.",
          "caption": "Vürûd-ı Sefîr-i Melik-i Buhârâ ve hâk-bûsî-yi û der-i Dîvân-ı muʿallâ-erkân ve icmâl-i ahvâl-i hânân-ı Buhârâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_832.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sefîr-i Melik-i Buhârâ ve hâk-bûsî-yi û der-i Dîvân-ı muʿallâ-erkân ve icmâl-i ahvâl-i hânân-ı Buhârâ",
          "text": "Nesl-i Çengîziyân'dan olup, bir müddetden berü Buhârâ ve Mâverâ'ünnehr ülkelerinde hükümrân olan hânların âhırı olan Feyzullah Hân'ın bundan akdem cevher-i rûhu zarf-ı bedenden münteziʿ ve külâle-i sülâlesi kâz-i hâdisât ile münkatıʿ olup, birer cihetle o dûdmâna irtibât u intisâb daʿvâsında olanlar hânlık mesnedine zafer-yâb olmak kasdıyla, ahadühümâ âhara kîne-sâz ve defʿ-i muʿârız u enbâz sevdâsıyla sû-be-sû fitne-perdâz olup, keşmekeş u muʿârazaları ceng ü cidâle müntehî olacağını Buhârâ [Ü4 208a – V 79a] halkı cezm ü tahkīk ve miyânelerini islâh u tevfîk irâdesinde oldular ise dahi, saʿy ü ikdâmları netîce-pezîr olmayup, encâm-ı kâr [mısra]: Yâ sitânem tâc u taht ve yâ dehem cân-ı ʿazîz\nkavliyle ʿâmil ve tavârık-ı zemâneden gâfil olanların cümlesini ehâlî-yi memleket defʿan li'n-nizâm iʿdâm u ifnâ ve matmûre-i hasrete tarh u ilkā eylediler. Bu sebeble memleket, hâkim-i kāsir ve bir mütesallit-ı kāhirden hâlî kalup, bu ise haşerât-ı nâsın tecâvüz ü teʿaddîsine ve icrây-ı ahkâm-ı şerʿiyyenin bi'l-külliyye taʿtîline bâdî olacağı bir emr-i bedîhî olup, binâʾen-ʿalâ-zâlik evlâd-ı emcâd-ı hazret-i Risâlet-penâhî'den bir seyyid-i sâhihu'n-nesebin hükümetini ʿulemâ ve eşrâf-ı memleket tercîh u ihtiyâr ve iki yüz on üç târîhinde Buhâra'da Nakīb-i sâdât olan ʿAbdürrahîm Hânı o mesned-i bülend ile kâm-kâr edüp, bu sebeble şûriş ü ihtilâl zâyil ve ehâlî miyânında intizâm-ı hâl hâsıl olmuşidi. Hân-ı mezbûr dahi iki sene kadar kâr-fermây-ı hükümet oldukdan sonra, ʿazm-i âhıret edüp, zikri sebkat edüp, müteveffâ Feyzullah Hân'ın Vezîr ve dâmâdı olan Mîr Maʿsûm Gāzî'ye ehâlî-yi Buhârâ ikbâl ü teveccüh ve etvâr-ı marzıyyesine nazaran Hânlık mesnedine liyâkatini bi'l-ittifak tefevvüh etmeleriyle, müşârun ileyhi Hân ve fermân-fermây-ı memâlik-i Özbekiyân eylediler. Ol dahi müddet-i kalîlede masrûʿ-ı ser-pençe-i mevt-i iztırârî olup, mâderi sâdât-ı Hüseyniyye'den olan oğlu ve Feyzullah Hân'ın nebîresi Mîr Haydar ki, [Nazm:] Nesl-i Cengiz, âl-i peygamber ʿazîz-i mısr-ı câh, Vâris-i Maʿsûm Gāzî, Mîr Haydar Pâdişâh. nakş-ı fass-ı hâtemidir. İsbât-ı vücûd ve taht-gâh-ı Buhârâ'ya kuʿûd eylediğini işʿâr zımnında Îş Mehmed Dîvân Bey'i ve merkūmun birâder-zâdesi [Ü4 208b – V 79b] Mehmed Yûsufu ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'ye ber-vech-i sefâret irsâl ve anlar dahi bu tarafa doğru şedd-i rihâl etmişler idi. Moskov diyârıyla Buhârâ miyânında vâkiʿ deşt-i kebîrde mütevattın kabâyil-i mutlaku'l-ʿinândan Kazak tâyifesi, merkūmları nehb ü tâlân ve yedlerinde mevcûd olan hedâyây-ı Mülûkâne'yi ahz ile kendülerini ʿuryân etmeleriyle, ne hâl ise Moskov diyârına pâ-nihâde ve kazıyye hudûdda bulunanlara ifâde olunup, tahsîl-i mâl-i menhûb zımnında bunları taʿvîk ve Moskovlu istirdâd ve tahsîlin imkânını bulamadıklarından, ahad-i tarafeyne ʿazîmetlerini teşvîk etmeleriyle, merkūm Îş Mehmed, birâder-zâdesi mezbûru ifâde-i hâl zımnında Buhârâ'ya ircâʿ u irsâl ve kendüsi Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, işbu şehr-i\nRebîʿulâhır'ın yedinci Salı günü tertîb olunan Dîvân-ı ʿâlî'de ʿatebe-i ʿulyâya nihâde-i rûy-i meskenet ü istizlâl eyledi. Buhârâ tarafından sefâret nâmıyla vürûd edenlerin ekseri hılâl-i tarîkde nehb olunduklarını güzârende-i beyân ve baʿzıları bî-nâme vürûd eyledikleri dahi yâd-dâşt-ı erbâb-ı îkān olup, hâl böyle iken bile her biri mültefet-i Şehriyâr-ı gerdûn-bestat ve hatt u tirhâllerinde mazhar-ı birr ü mekremet olagelmişler idi. Sefîr-i mezbûrun ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz edeceği hedâyâ, dest-bürd-i erbâb-ı şekā olmuş ise dahi, yedinde nazar-ı iʿtibâra şâyân nâmesi olup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye iktizâsınca melhûz-ı nazar-ı ʿâtıfet-i Şehriyârî ve Dîvân-ı ʿâlî'ye celb ile dâric-i süllem-i kâm-kârî olduğundan başka, ʿuzamây-ı devlet taraflarından birer defʿa Âsitâne-i saʿâdet nüzhet-gâhlarının birinde tertîb-i daʿvet ve birer hediyye iʿtâsıyla icrây-ı lâzime-i mürüvvet kılınmak husûsu dahi irâde olunup, ibtidâ [Ü4 209a – V 80a] Sadrıaʿzam hazretleri ve baʿde-zâlik Şeyhulislâm Efendi hazretleri ve ʿale't-teʿâkub sâyir-i erkân-ı Saltanat, sefîr-i mûmâ ileyhe mükellef ziyâfet edüp, birer hediyye dahi tertîb ve bu vechile mûmâ ileyh tatyîb olundu. Buhârâ memleketinden düvel-i İslâmiyye ve sâyireye irsâl olunacak süferâ, ricâl-i devletlerinden olmayup, ümerâ silkine muntazam olmak hâhişinde olan baʿzı tüccâr, bu hıdmete ez-dil ü cân hâst-kâr olup, tavr-ı kadîm-i devletleri üzere mesârıf-ı sefâreti, sefîr bulunanlar bedenlerinden idâre etmek üzere sefârete me'mûr ve bu mukābelede merâtib ve devletlerinden bir pâye ile mezbûru mesrûr edegeldikleri mütevâtir ü meşhûrdur.\nBuhârâ Hâkimi tarafından Der-ʿaliyye'ye vürûd eden elçinin mübârek Rikâb-ı kamer-tâb-ı Husrevâne'ye takdîm eylediği hedâyâdır:\n\nSorguçluk cîga ʿaded: 1200, mahfazasıyla tenzûy-ı Hıtâyî ʿaded: 4, Buhârâ-kârî dikme beyâz zer-dûz tob: 1, kālîcelik şâl ʿaded: 1, bir cubuğu neftî ve bir cubuğu sarı çiçekli beldâr şâl ʿaded: 1, bir cubuğu sarı ve bir cubuğu göğez beldâr şâl ʿaded: 1, göğez zer-beft tob: 1, turuncu zer-beft tob: 1, elvân istofa donluk ʿaded: 4, beyâz zer-beft tob: 1, neftî zer-beft tob: 1, çây sandık ʿaded: 5, mürekkeb-i Hıtâyî ʿaded: 1."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Rebîʿulâhir'ın yirmi yedinci günü sâʿat-i nehârî beş buçukda iken, kürre-i arz, bi't-tûli ve'l-arz harekete gelüp, âgeh-dilân-ı enâmı: “el-ʿAzametü ve'l-kibriyâ'ü lillâhi” kelâmıyla bahr-ı haşyete mağmûr ve terdâ-menân-ı eyyâmı tevbe vü istiğfâra mecbûr eyledi.",
          "caption": "Hareket-i arz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_833.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Hareket-i arz",
          "text": "Şehr-i Rebîʿulâhir'ın yirmi yedinci günü sâʿat-i nehârî beş buçukda iken, kürre-i arz, bi't-tûli ve'l-arz harekete gelüp, âgeh-dilân-ı enâmı: “el-ʿAzametü ve'l-kibriyâ'ü lillâhi” kelâmıyla bahr-ı haşyete mağmûr ve terdâ-menân-ı eyyâmı tevbe vü istiğfâra mecbûr eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i mezkûrda Barmak-kapu pîşgâhında vâkiʿ şerbetci dükkânından âteş-i serkeş mültehib ve kâffe-i nâs bu musîbet sebebi ile muztarib olup, Peştemâlci Hânı ve Yol-geçen ve Kerpiç ve Kadı hânları ve otuz kadar dükkân sûzân [Ü4 209b – V 80b] olup, Hakk'ın fazl u ʿinâyeti ve itfâya me'mûrların saʿy ü gayretiyle Çarşu'ya sirâyet etmeyüp, ehl-i sûk, zemzeme-i şükr ü sipâsı resîde-i eyvân-ı ʿayyûk eylediler. Ve yine şehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu Çehârşenbih gicesi sâʿat altıda Aydınoğlu Tekyesi kurbünde vâkiʿ Mîrî Dellâlı Hâfız'ın hânesinden âteş zuhûr edüp, bir kolu Bâb-ı ʿâlî civârına ve bir kolu Hâce Paşa Kolluğu'na müntehî olup, tahmînen yüz hâne muhterik u münʿadim ve otuz kadar hâne münhedim olup, lutf-i Hakk ile muntafî ve kulûb-ı nâsdan havf-ı sirâyet müntefî oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı ihrâk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_834.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı ihrâk",
          "text": "Şehr-i mezkûrda Barmak-kapu pîşgâhında vâkiʿ şerbetci dükkânından âteş-i serkeş mültehib ve kâffe-i nâs bu musîbet sebebi ile muztarib olup, Peştemâlci Hânı ve Yol-geçen ve Kerpiç ve Kadı hânları ve otuz kadar dükkân sûzân [Ü4 209b – V 80b] olup, Hakk'ın fazl u ʿinâyeti ve itfâya me'mûrların saʿy ü gayretiyle Çarşu'ya sirâyet etmeyüp, ehl-i sûk, zemzeme-i şükr ü sipâsı resîde-i eyvân-ı ʿayyûk eylediler. Ve yine şehr-i mezkûrun yirmi dokuzuncu Çehârşenbih gicesi sâʿat altıda Aydınoğlu Tekyesi kurbünde vâkiʿ Mîrî Dellâlı Hâfız'ın hânesinden âteş zuhûr edüp, bir kolu Bâb-ı ʿâlî civârına ve bir kolu Hâce Paşa Kolluğu'na müntehî olup, tahmînen yüz hâne muhterik u münʿadim ve otuz kadar hâne münhedim olup, lutf-i Hakk ile muntafî ve kulûb-ı nâsdan havf-ı sirâyet müntefî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire müceddeden Rütbe-i Vezâret'le kadri ʿâlî olan ʿAli Paşa'ya tevcîh olunduğuna binâʾen, Vâlî-yi sâbık Vezîr Husrev Paşa'nın cânib-i Rûm'a ihrâcı ve bir mansıb ile def-i zarûret ü ihtiyâcı lâzım geldiğine binâʾen, Selânik Sancağı, ber-vech-i arpalık tarafına tevcîh olunup, Gönye Sancağı ve Fâş muhâfazası dahi Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa'nın mansıbı olan Trabzon Eyâleti'ne zamm u ilhâk ile kadri efzûn ve Karaman Eyâleti ile ber-vech-i Mâlikâne ʿAlâʾiyye Sancağı'na mutasarrıf Mîr-i mîrân'dan Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa memnûn oldu. Husrev Paşa'nın Dimyât'da giriftâr olduğu haberi intişâr buldukda, Selânik Sancağı, Bender muhâfazası şartıyla sâbıkā Karaman Vâlîsi Vezîr Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa'ya tevcîh\nolunup, bu'd-ı mesâfe sebebi ile dâmen-gîr-i ʿafv-ı Sadru's-sudûr ve İznikmid ve Sultân-önü sancakları ile vâreste-i sefer-i dûra-dûr olup, sâbıkā İznikmid Mutasarrıfı olup, [Ü4 210a – V 81a] dağlı maslahatına mebnî bundan akdem Çorlu ve Edirne etrafına taʿyîn olunan Vezîr ʿOsmân Paşa'ya Bender Kalʿası muhâfazası şartıyla Selânik ve Kavala sancakları tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_835.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı vüzerây-ı ʿizâm",
          "text": "Mısr-ı Kāhire müceddeden Rütbe-i Vezâret'le kadri ʿâlî olan ʿAli Paşa'ya tevcîh olunduğuna binâʾen, Vâlî-yi sâbık Vezîr Husrev Paşa'nın cânib-i Rûm'a ihrâcı ve bir mansıb ile def-i zarûret ü ihtiyâcı lâzım geldiğine binâʾen, Selânik Sancağı, ber-vech-i arpalık tarafına tevcîh olunup, Gönye Sancağı ve Fâş muhâfazası dahi Vezîr Tayyâr Mahmûd Paşa'nın mansıbı olan Trabzon Eyâleti'ne zamm u ilhâk ile kadri efzûn ve Karaman Eyâleti ile ber-vech-i Mâlikâne ʿAlâʾiyye Sancağı'na mutasarrıf Mîr-i mîrân'dan Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa memnûn oldu. Husrev Paşa'nın Dimyât'da giriftâr olduğu haberi intişâr buldukda, Selânik Sancağı, Bender muhâfazası şartıyla sâbıkā Karaman Vâlîsi Vezîr Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa'ya tevcîh\nolunup, bu'd-ı mesâfe sebebi ile dâmen-gîr-i ʿafv-ı Sadru's-sudûr ve İznikmid ve Sultân-önü sancakları ile vâreste-i sefer-i dûra-dûr olup, sâbıkā İznikmid Mutasarrıfı olup, [Ü4 210a – V 81a] dağlı maslahatına mebnî bundan akdem Çorlu ve Edirne etrafına taʿyîn olunan Vezîr ʿOsmân Paşa'ya Bender Kalʿası muhâfazası şartıyla Selânik ve Kavala sancakları tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelûlâ'nın on dokuzuncu Salı günü ʿale'l-ʿumûm kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri, tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da kabzına meʾmûrlara teslîm ve üç günden sonra devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadrıaʿzam hazretleri tekrîm olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_836.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "Cumâdelûlâ'nın on dokuzuncu Salı günü ʿale'l-ʿumûm kapu-kullarının bir kıst mevâcibleri, tertîb olunan Dîvân-ı şâmihu'l-erkân'da kabzına meʾmûrlara teslîm ve üç günden sonra devr vâkiʿ olup, teşrîfât-ı seniyye ile Sadrıaʿzam hazretleri tekrîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Umûr-ı Hicâziyye'ye dâʾir bundan akdem hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de münʿakıd olan meclis-i meşveretde Şâm Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa tarafından Medîne-i münevvere'ye mehmâ-emken zahîre ve asker ile tîz elden imdâd olunmak ve müşârun ileyhe Serʿaskerlik tevcîh olunup, mevsim-i haccdan mukaddem asker-i vâfî ve tedârük-i küllî ile Hicâz cânibine ʿazîmet eylemek mâddeleri karâr-gîr-i erbâb-ı reʾy ü tedbîr ve bu umûra teferruʿ eden mülâhazât u tedbîrâtın bir ân akdem Der-i devlet-masîr'e ʿarz u tahrîri bâbında ʿale't-teʿâkub tarafına hıtâben müteʿaddid evâmir-i ʿaliyye ısdâr u tesyîr olunmuşidi.\n\nBu defʿa vürûd eden tahrîrâtında iki yüz yük beksemâd ve iki yüz mikdârı asker tertîb ve baʿzı aşâyirin zamân u kefâletiyle hüccâc, Mısır tarîkıyle Medîne-i münevvere'ye sevk u tesrîb edeceğini ve havâlî-yi Şâm'da mütevattın kabâyilin İbn-i Suʿûd'a meyl ü rükûnları meczûm ise dahi, Devlet-i ʿaliyye tarafından ceyş-i kesîr taʿyîn olunduğu hâlde kabâyil-i mezkûre mutâvaʿat u mürâfekat ile hasm-ı devlet [Ü4 210b – V 81b] olan Havâric ile ez-dil ü cân, iʿmâl-i seyf ü sinân eyleyecekleri teʿahhüdâtını zikr u beyân eylemiş.\n\nMedîne-i münevvere bir müddetden berü Havâric-i seyyiʾü'l-iʿtikād ile mahsûr ve inkıtâʿ-ı turuk-ı zehâyir ile ehâlîsi rûy-i refâhiyyetden mehcûr olup, ber-muktezây-ı hamiyyet-i diyânet müşârun ileyhden şimdiye dek küllî iʿânet ve seyr-i hareketine dâʾir lâzım gelan tedbîrât u tasarrufâtı tahrîr ü işâret, meʾmûl-i erkân-ı Saltanat iken, sâdece güftâr-ı bî-meʾâl ile\nredd-i cevâb ve sadra şifâ vermeyecek sûret-i garîbeyi irtikâb, kâr-femâyân-ı devleti şinâver-i bahr-i ʿamîk-ı iztirâb edüp, tahrîrât-ı mezkûre bi-ʿaynihâ hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ʿarz u takdîm ve mefhûm-ı tahrîrâtdan istinbât olunan ahkâm ifâde vü tefhîm olundukda, müşârun ileyhin bu emr-i ʿazîmde zuhûr eden ʿadem-i mübâlâtı ve bu tarafdan ilkā vü inhâ olunan irâdât-ı seniyyeye ber-vech-i işbâʿ cevâb-nâme göndermemek keyfiyyâtı, bâʿis-i renciş-i tabʿ-ı hümâyûn ve sebeb-i cûşiş-i gayret-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn olmağla, huzûr-ı lâmiʿu'n-nûr-ı Husrevâne'de bu hatb-ı cesîm müzâkere ve iktizây-ı hâl ne ise kuvvetden fiʿle îsâl olunmak irâde olunup, huzûrları matlûb olan efrâd-ı erkân-ı devletin isimleri tasrîh olunarak, hatt-ı hümâyûn dahi şeref-rîz-i sudûr olmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Rebîʿulâhır evâsıtında Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtı ve sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi ve Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi ve Re'îsülküttâb Efendi ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı huzûr-ı müstelzimü'l-hubûr-ı Şâhâne'ye duhûl şerefiyle nâyil-i eʿazz-i me'mûl [Ü4 211a – V 82a] oldukları hâlde, ʿAbdullah Paşa'nın bu emr-i hatîrde zâhir olan butûʿ u rehâvet ve ʿadem-i hamiyyet ü gayreti karâyin-i hâliyye ve delâyil-i ʿakliyye ile sâbit olup, leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı subh u mesâ etmeyerek, bu emr-i ehemmin tesviye vü tanzîmi bir Vezîr-i sütûde-tedbîr ve bir müşîr-i gayret-semîrin süpürde-i ʿuhde-i diyâneti kılınmak huzzâr-ı meclise emr ü fermân olunup, fî-bâdiyyi'l-emr herkes ser-fürû-bürde-i zemîn-i efkâr ve bilâhare Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın o havâlîde olan sît ü iştihârı hasebiyle me'mûriyyeti tercîh-kerde-i huzzâr olduysa dahi, müşârun ileyhe ber-vech-i istimzâc bundan akdem bu mâddeye dâ'ir hatt-ı hümâyûn ısdâr ve mahsûs Hasekî ihrâc olunmuş olmağla, haberi gelinceye dek me'mûriyyetinin birkaç gün te'hîri istisvâb ve bu vechile katʿ-ı rişte-i su'âl ü cevâb kılınup, huzzâr-ı meclis ʿavd ü iyâba ruhsat-yâb oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret-i hâssa der-huzûr-ı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_837.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret-i hâssa der-huzûr-ı hümâyûn",
          "text": "Umûr-ı Hicâziyye'ye dâʾir bundan akdem hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de münʿakıd olan meclis-i meşveretde Şâm Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa tarafından Medîne-i münevvere'ye mehmâ-emken zahîre ve asker ile tîz elden imdâd olunmak ve müşârun ileyhe Serʿaskerlik tevcîh olunup, mevsim-i haccdan mukaddem asker-i vâfî ve tedârük-i küllî ile Hicâz cânibine ʿazîmet eylemek mâddeleri karâr-gîr-i erbâb-ı reʾy ü tedbîr ve bu umûra teferruʿ eden mülâhazât u tedbîrâtın bir ân akdem Der-i devlet-masîr'e ʿarz u tahrîri bâbında ʿale't-teʿâkub tarafına hıtâben müteʿaddid evâmir-i ʿaliyye ısdâr u tesyîr olunmuşidi.\n\nBu defʿa vürûd eden tahrîrâtında iki yüz yük beksemâd ve iki yüz mikdârı asker tertîb ve baʿzı aşâyirin zamân u kefâletiyle hüccâc, Mısır tarîkıyle Medîne-i münevvere'ye sevk u tesrîb edeceğini ve havâlî-yi Şâm'da mütevattın kabâyilin İbn-i Suʿûd'a meyl ü rükûnları meczûm ise dahi, Devlet-i ʿaliyye tarafından ceyş-i kesîr taʿyîn olunduğu hâlde kabâyil-i mezkûre mutâvaʿat u mürâfekat ile hasm-ı devlet [Ü4 210b – V 81b] olan Havâric ile ez-dil ü cân, iʿmâl-i seyf ü sinân eyleyecekleri teʿahhüdâtını zikr u beyân eylemiş.\n\nMedîne-i münevvere bir müddetden berü Havâric-i seyyiʾü'l-iʿtikād ile mahsûr ve inkıtâʿ-ı turuk-ı zehâyir ile ehâlîsi rûy-i refâhiyyetden mehcûr olup, ber-muktezây-ı hamiyyet-i diyânet müşârun ileyhden şimdiye dek küllî iʿânet ve seyr-i hareketine dâʾir lâzım gelan tedbîrât u tasarrufâtı tahrîr ü işâret, meʾmûl-i erkân-ı Saltanat iken, sâdece güftâr-ı bî-meʾâl ile\nredd-i cevâb ve sadra şifâ vermeyecek sûret-i garîbeyi irtikâb, kâr-femâyân-ı devleti şinâver-i bahr-i ʿamîk-ı iztirâb edüp, tahrîrât-ı mezkûre bi-ʿaynihâ hâk-i kadem-i Şâhâne'ye ʿarz u takdîm ve mefhûm-ı tahrîrâtdan istinbât olunan ahkâm ifâde vü tefhîm olundukda, müşârun ileyhin bu emr-i ʿazîmde zuhûr eden ʿadem-i mübâlâtı ve bu tarafdan ilkā vü inhâ olunan irâdât-ı seniyyeye ber-vech-i işbâʿ cevâb-nâme göndermemek keyfiyyâtı, bâʿis-i renciş-i tabʿ-ı hümâyûn ve sebeb-i cûşiş-i gayret-i Şehriyâr-ı rubʿ-meskûn olmağla, huzûr-ı lâmiʿu'n-nûr-ı Husrevâne'de bu hatb-ı cesîm müzâkere ve iktizây-ı hâl ne ise kuvvetden fiʿle îsâl olunmak irâde olunup, huzûrları matlûb olan efrâd-ı erkân-ı devletin isimleri tasrîh olunarak, hatt-ı hümâyûn dahi şeref-rîz-i sudûr olmuşidi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Rebîʿulâhır evâsıtında Sadrıaʿzam ve Şeyhulislâm Efendi hazerâtı ve sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi ve Kethudâ Bey ve Defterdâr Efendi ve Re'îsülküttâb Efendi ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı huzûr-ı müstelzimü'l-hubûr-ı Şâhâne'ye duhûl şerefiyle nâyil-i eʿazz-i me'mûl [Ü4 211a – V 82a] oldukları hâlde, ʿAbdullah Paşa'nın bu emr-i hatîrde zâhir olan butûʿ u rehâvet ve ʿadem-i hamiyyet ü gayreti karâyin-i hâliyye ve delâyil-i ʿakliyye ile sâbit olup, leʿalle ve ʿasâ ile imrâr-ı subh u mesâ etmeyerek, bu emr-i ehemmin tesviye vü tanzîmi bir Vezîr-i sütûde-tedbîr ve bir müşîr-i gayret-semîrin süpürde-i ʿuhde-i diyâneti kılınmak huzzâr-ı meclise emr ü fermân olunup, fî-bâdiyyi'l-emr herkes ser-fürû-bürde-i zemîn-i efkâr ve bilâhare Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'nın o havâlîde olan sît ü iştihârı hasebiyle me'mûriyyeti tercîh-kerde-i huzzâr olduysa dahi, müşârun ileyhe ber-vech-i istimzâc bundan akdem bu mâddeye dâ'ir hatt-ı hümâyûn ısdâr ve mahsûs Hasekî ihrâc olunmuş olmağla, haberi gelinceye dek me'mûriyyetinin birkaç gün te'hîri istisvâb ve bu vechile katʿ-ı rişte-i su'âl ü cevâb kılınup, huzzâr-ı meclis ʿavd ü iyâba ruhsat-yâb oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûznâmçe-i Evvel olan Râsih Efendi, işbu Cumâdelûlâ'nın on dördüncü günü hulûl-i ecel-i mevʿûduyla terk-i meşgale-i dünyâ ve ʿazm-i savb-ı ʿukbâ edüp, münhall olan mansıbı leyl ü nehâr tahrîr-i vekāyiʿ-i devlet ile tahsîl-i mübâhât u iftihâr eden Fakīr-i pür-taksîre tevcîh ü ihsân ve püf-kerde-i rûzgâr-ı zûrkâr olan çerâğ-ı emeli pertev-i cihân-efrûz-i mekârim-i Şâhâne ile dirahşân kılındı.\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh Bâzergân-başı oğlu olup, sinn-i kühûliyyete resîde oldukda, âzmâyiş-i meşk-ı ʿirfân ve havsale-i istiʿdâdı kadr-i kesb-i hüner ü izʿân edüp, bir zemân Mektûbî Kalemi'ne müdâvemet ve seksan üç târîhlerinde Hâcelik [Ü4 211b – V 82b] Rütbesi'yle tahsîl-i sermâye-i rifʿat etmişidi. Ordu-yi hümâyûn seferde iken, Rikâb Kethudâlığı ile sâhib-i teʿayyün ü iştihâr ve Moskov seferi gāyetinde Büyük Elçilik ile nâmdâr olmuşidi. Umûr-ı sefâreti nîk ü bed ru'yet ve Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet eyledikde, Defter Emâneti ile mübeccel ve bir müddet murûrunda Riyâset-i Küttâb hidmet-i refîʿasıyla nâyil-i kusvây-ı emel olup, mübtelâ olduğu ʿillet, kesb-i zemânet eylediğinden maʿzûl ve Büyük Rûznâme mansıbına menkūl olmuşidi. Bundan sonra Hubûbât Nezâreti ve Defter Emâneti gibi menâsıb-ı devlete tasarruf u tevellî ve kevkeb-i ikbâli gün-be-gün mütelâlî vü müsteʿalî olup, Mısr-ı Kāhire Seferi zuhûrunda Büyük Rûznâmeci iken mükerreren Re'îsülküttâb olup, bir müddetden sonra meʾzûnen Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp Tevkīʿî ve tekrâr Defter Emîni iken, Firdevsî Efendi vefâtında tekrâr Rûznâmeci olup, târîh-i mezkûrda vefât ve rûznâmçe-i ʿömrü tayy-kerde-i dest-i Hâdimü'l-lezzât oldu. Müteveffây-ı mûmâ ileyh hüner ü meʿârifden sevâd-hânlık derecesine vâsıl ve fenn-i muhâverede kâmil, zîb ü zînete mâyil, çelebi-meşreb ve hüsnü'ş-şemâyil idi. Siniyy-i ʿömrü ʿakd-i sittîne mütenâhiz ve ʿalâ-rivâyetin o dereceyi mütecâviz idi.",
          "caption": "Fevt-i Râsih Mustafa Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_838.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Râsih Mustafa Efendi",
          "text": "Rûznâmçe-i Evvel olan Râsih Efendi, işbu Cumâdelûlâ'nın on dördüncü günü hulûl-i ecel-i mevʿûduyla terk-i meşgale-i dünyâ ve ʿazm-i savb-ı ʿukbâ edüp, münhall olan mansıbı leyl ü nehâr tahrîr-i vekāyiʿ-i devlet ile tahsîl-i mübâhât u iftihâr eden Fakīr-i pür-taksîre tevcîh ü ihsân ve püf-kerde-i rûzgâr-ı zûrkâr olan çerâğ-ı emeli pertev-i cihân-efrûz-i mekârim-i Şâhâne ile dirahşân kılındı.\nMüteveffây-ı mûmâ ileyh Bâzergân-başı oğlu olup, sinn-i kühûliyyete resîde oldukda, âzmâyiş-i meşk-ı ʿirfân ve havsale-i istiʿdâdı kadr-i kesb-i hüner ü izʿân edüp, bir zemân Mektûbî Kalemi'ne müdâvemet ve seksan üç târîhlerinde Hâcelik [Ü4 211b – V 82b] Rütbesi'yle tahsîl-i sermâye-i rifʿat etmişidi. Ordu-yi hümâyûn seferde iken, Rikâb Kethudâlığı ile sâhib-i teʿayyün ü iştihâr ve Moskov seferi gāyetinde Büyük Elçilik ile nâmdâr olmuşidi. Umûr-ı sefâreti nîk ü bed ru'yet ve Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet eyledikde, Defter Emâneti ile mübeccel ve bir müddet murûrunda Riyâset-i Küttâb hidmet-i refîʿasıyla nâyil-i kusvây-ı emel olup, mübtelâ olduğu ʿillet, kesb-i zemânet eylediğinden maʿzûl ve Büyük Rûznâme mansıbına menkūl olmuşidi. Bundan sonra Hubûbât Nezâreti ve Defter Emâneti gibi menâsıb-ı devlete tasarruf u tevellî ve kevkeb-i ikbâli gün-be-gün mütelâlî vü müsteʿalî olup, Mısr-ı Kāhire Seferi zuhûrunda Büyük Rûznâmeci iken mükerreren Re'îsülküttâb olup, bir müddetden sonra meʾzûnen Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp Tevkīʿî ve tekrâr Defter Emîni iken, Firdevsî Efendi vefâtında tekrâr Rûznâmeci olup, târîh-i mezkûrda vefât ve rûznâmçe-i ʿömrü tayy-kerde-i dest-i Hâdimü'l-lezzât oldu. Müteveffây-ı mûmâ ileyh hüner ü meʿârifden sevâd-hânlık derecesine vâsıl ve fenn-i muhâverede kâmil, zîb ü zînete mâyil, çelebi-meşreb ve hüsnü'ş-şemâyil idi. Siniyy-i ʿömrü ʿakd-i sittîne mütenâhiz ve ʿalâ-rivâyetin o dereceyi mütecâviz idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Merâtib-i Devlet-i ʿaliyye'nin ekseri düvel-i sâlife-i İslâmiyye'den ahz olunup, Rûznâmecilik mansıbı dahi zemân-ı Fârûk-ı aʿzam'dan kaldığı bi't-tetebbüʿi ve'l-istikrâ maʿlûm olmağla, sûreti bu mahalle kayd olundu. Halîfe-i vâlâ-cenâb, yaʿnî ʿÖmer bin el-Hattâb radıyallâhu Teʿâlâ ʿanh zemânında Bahreyn ve etrafında vâki memâlikin cizye vü aşârı, ʿÂmil nasb olunan Ebû Hureyre vesâtatıyla Medîne-i münevvere'ye [Ü4 212a – V 83a] getürilüp, hâzır u gāyib-i Müslimîn'in esâmîleri ve hukūk-ı ʿatâyânın defâtiri müretteb olmadığından, taksîm emrinde meşakkat çekilüp, kibâr-ı ashâb-ı güzînden Hâlid bin Velîd hazretleri cevaba gelüp, iklîm-i Şâm'da mülûk-i Rûm, îrâd ve mesârıf ve mevâcib-i asker içün tertîb-i Dîvân edüp, müdevven defter\ntutmak ʿâdetleri olduğunu beyân ve: “Her zemân böyle meşakkat çekmekden ise, bizler dahi bu usûle riʿâyet eylesek münâsibdir” dediğini hazret-i ʿÖmer istihsân buyurduklarından fazla, vüzerây-ı Fürs'den tahsîl-i emân ile Medîne'de bulunan Hürmüzân'dan Devlet-i Kisreviyye'nin mesârıf u îrâdı ne vechile zabt olunduğun su'âl etdiklerinde, husûs-ı mezkûrda olan dikkat ü tasarrufu kemâ-yenbagī ifade etmekle, fi'l-hâl ʿuzamây-ı ashâb ile meşveret ve vazʿ-ı Dîvân eyleyüp, küttâb-ı Kureyş'den fenn-i hisâb u istîfâda ehliyyeti zâhir olan ʿAkīl bin [Ebî] Tâlib ve Mahreme bin Nevfel ve Cübeyr bin Mutʿim hazerâtını daʿvet edüp, ibtidâ asâkir-i İslâm'ın ʿale'l-esâmî defterleri ve erzâk ve ʿatâyâ vesîkaları tahrîr ü tedvîn olunmak husûsunu emr edüp, eşrâf-ı muhâcirîn ve ensârı ve sâyir âhâd-ı Müslimîn'i karâbet-i neseb ve tekaddüm-i İslâm iltizâmıyla vâhiden-baʿde-vâhidin tertîb ve ʿalâ-tefâvüti merâtibihim sebt-i defter eylediler. Ve herkesin hâl ü şânına göre nafakāt ve vezâyif taʿyîn edüp, ibtidây-ı emrde bu defterde mücâhidîn ve mütekāʿidîn dâhil olup, baʿde-zâlik mütekāʿidîn bu cümleden ifrâz olunmağla, başkaca bir Kalem oldu. Ve mücâhidîn dahi bir kaç kısıma münkasem olup, havâss ve mukābele defâtiri zuhûr etdi. [Ü4 212b – V 83b] Ve yevmen-fe-yevmen îrâd ve masraf-ı Beytülmâl ne olursa, anı zabt u tahrîr ve maʿmûlun-bih temessük vermek maslahatı içün başka defter tutulup, zühd ü emâneti cümleye gâlib olan hazret-i Cübeyr bin Mutʿim'i Kalem-i mezbûru idâreye taʿyîn eylediler. Bu hıdmet hâlâ “Rûznâmce-i Evvel” demekle maʿrûf olup, cümle aklâmın ve umûr-ı mâliyyenin üzerine nâzır u muhâsib olan Kalem'dir. Ve rûznâmecilerin pîrî mûmâ ileyhdir. Ve temessükât, cümle aklâmda temhîr olunur iken, Rûznâme Kalemi'nde mühür istiʿmâl olunmaması, bu defterin kıdem-i vazʿına ve erbâbının kemâl-i iʿtimâd ile ʿizâm-ı şânına delâlet eder. el-Yevm melfûz-ı aʿdâd-ı hisâbı ʿArabî olmak dahi, kıdemini te'yîd eder.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_839.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Merâtib-i Devlet-i ʿaliyye'nin ekseri düvel-i sâlife-i İslâmiyye'den ahz olunup, Rûznâmecilik mansıbı dahi zemân-ı Fârûk-ı aʿzam'dan kaldığı bi't-tetebbüʿi ve'l-istikrâ maʿlûm olmağla, sûreti bu mahalle kayd olundu. Halîfe-i vâlâ-cenâb, yaʿnî ʿÖmer bin el-Hattâb radıyallâhu Teʿâlâ ʿanh zemânında Bahreyn ve etrafında vâki memâlikin cizye vü aşârı, ʿÂmil nasb olunan Ebû Hureyre vesâtatıyla Medîne-i münevvere'ye [Ü4 212a – V 83a] getürilüp, hâzır u gāyib-i Müslimîn'in esâmîleri ve hukūk-ı ʿatâyânın defâtiri müretteb olmadığından, taksîm emrinde meşakkat çekilüp, kibâr-ı ashâb-ı güzînden Hâlid bin Velîd hazretleri cevaba gelüp, iklîm-i Şâm'da mülûk-i Rûm, îrâd ve mesârıf ve mevâcib-i asker içün tertîb-i Dîvân edüp, müdevven defter\ntutmak ʿâdetleri olduğunu beyân ve: “Her zemân böyle meşakkat çekmekden ise, bizler dahi bu usûle riʿâyet eylesek münâsibdir” dediğini hazret-i ʿÖmer istihsân buyurduklarından fazla, vüzerây-ı Fürs'den tahsîl-i emân ile Medîne'de bulunan Hürmüzân'dan Devlet-i Kisreviyye'nin mesârıf u îrâdı ne vechile zabt olunduğun su'âl etdiklerinde, husûs-ı mezkûrda olan dikkat ü tasarrufu kemâ-yenbagī ifade etmekle, fi'l-hâl ʿuzamây-ı ashâb ile meşveret ve vazʿ-ı Dîvân eyleyüp, küttâb-ı Kureyş'den fenn-i hisâb u istîfâda ehliyyeti zâhir olan ʿAkīl bin [Ebî] Tâlib ve Mahreme bin Nevfel ve Cübeyr bin Mutʿim hazerâtını daʿvet edüp, ibtidâ asâkir-i İslâm'ın ʿale'l-esâmî defterleri ve erzâk ve ʿatâyâ vesîkaları tahrîr ü tedvîn olunmak husûsunu emr edüp, eşrâf-ı muhâcirîn ve ensârı ve sâyir âhâd-ı Müslimîn'i karâbet-i neseb ve tekaddüm-i İslâm iltizâmıyla vâhiden-baʿde-vâhidin tertîb ve ʿalâ-tefâvüti merâtibihim sebt-i defter eylediler. Ve herkesin hâl ü şânına göre nafakāt ve vezâyif taʿyîn edüp, ibtidây-ı emrde bu defterde mücâhidîn ve mütekāʿidîn dâhil olup, baʿde-zâlik mütekāʿidîn bu cümleden ifrâz olunmağla, başkaca bir Kalem oldu. Ve mücâhidîn dahi bir kaç kısıma münkasem olup, havâss ve mukābele defâtiri zuhûr etdi. [Ü4 212b – V 83b] Ve yevmen-fe-yevmen îrâd ve masraf-ı Beytülmâl ne olursa, anı zabt u tahrîr ve maʿmûlun-bih temessük vermek maslahatı içün başka defter tutulup, zühd ü emâneti cümleye gâlib olan hazret-i Cübeyr bin Mutʿim'i Kalem-i mezbûru idâreye taʿyîn eylediler. Bu hıdmet hâlâ “Rûznâmce-i Evvel” demekle maʿrûf olup, cümle aklâmın ve umûr-ı mâliyyenin üzerine nâzır u muhâsib olan Kalem'dir. Ve rûznâmecilerin pîrî mûmâ ileyhdir. Ve temessükât, cümle aklâmda temhîr olunur iken, Rûznâme Kalemi'nde mühür istiʿmâl olunmaması, bu defterin kıdem-i vazʿına ve erbâbının kemâl-i iʿtimâd ile ʿizâm-ı şânına delâlet eder. el-Yevm melfûz-ı aʿdâd-ı hisâbı ʿArabî olmak dahi, kıdemini te'yîd eder."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin Bozcaada maskat-ı re'si olup, resîde-i sinn-i şebâb oldukda, Cezayirli Vezîr Hasan Paşa'ya intisâb ve giderek Silahdârlık hıdmetini iktisâb etmişidi. Müşârun ileyhin İsmâʿîl Serʿaskerliği'nde Kapucu-başı ve Sadâret'i evânında Sipâh Ağası olup, Yûsuf Paşa Sadâreti'nde mesbût-ı cerîde-i vüzerây-ı ʿizâm ve mansıbı olan Eğriboz'a\nvusûlünde Atina'da vâkiʿ olan zulm ü ʿudvânı müşârun ileyhi mazhar-ı gazab-ı Şehriyâr-ı Behrâm-intikām edüp, iʿdâmı irâde olunmuşiken müsteşʿiren firâr ve terk-i kâr ü bâr ve hıdmetinde olan Arnabud bölük-başılarından birinin hânesinde ihtifâ ve bir müddet murûrunda hatî'ât-ı sâbıkasından igmâz olunup, 'unvân-ı Vezâret'i ibkā olunmuşidi. Sefer hıtâmında kemâ fi'l-evvel kayd-ı Vezâret'i ilgā ve beş yüz guruş meʿâş ile Gelibolu'ya iclâ olunup, umûr-ı memlekete müdâhale ve vücûh-ı nâs ile muʿâraza vü mücâdele üzere olduğu, ehâlî [Ü4 213a – V 84a] tarafından ihbâr ve Tekfürdağı'nda ikāmeti bâbında fermân-ı âlî ısdâr olunup, dağlu eşkıyâsının Kırkkilisa'ya vürûdlarında ehâlîye imdâd zemîninde bilâ-istîzân o tarafa revân olup, dâyiretü's-sev’-i eşkıyâya tekarrüb ve tabîʿatında merkûz olan sû’-i niyyet tezebzüb edüp, eşkıyâ ile safka-zen-i ittihâd ve bâʿis-i tekavvî-yi erbâb-ı zulm ü ʿinâd olup, fukarâ vü zuʿafâyı tâlân ve niçe hânedânı pâ-zede-i zarar u husrân eyleyüp, bilâhare sâbıkā Rumeli Vâlîsi Vezîr Tebedelenli ʿAli Paşa vâsıtasıyla cürmü ʿafv olunup, İnebahtı Sancağı ile Vezâret'i ibkā vü takrîr ve bir müddet-i kalîleden sonra Karahisâr-ı sâhib Sancağı'yla siyâh-hâne-i emeli tenvîr kılınmışidi. Müşârun ileyhin Devlet-i ʿaliyye'ye olan isâ'eti ferâmûş olunur keyfiyyâtdan olmadığına binâ'en, tertîb-i cezâsı kulûb-ı evliyây-ı umûrda matvî ve her sâʿat ü ân iʿdâm u izâlesi menvî ise dahi, maslahata mübâşeret, kurb ü civârında mütemekkin Gürcü ʿOsmân Paşa'ya sebeb-i vahşet olacağı zâhir olduğundan, müşârun ileyh Anadolu'dan ʿazl ve Erzurum'a ʿazîmet etdikden sonra, Karahisar Aʿyânı Monla-oğlu'na emr-i ʿâlî ısdâr ve sühûletle istîsâli işʿâr olunmuşidi. Merkūm, emr-i Pâdişâhî'yi icrâda berzede-dâmen-i ihtimâm olduysa dahi, sâyir vüzerây-ı ʿizâm bu mâdde ile kendüyi ithâm edeceğini inhâ ve bir Mübâşir irsâlini istidʿâ etmekle, âhar mâddeye me'mûr olmuş sûretinde zuʿamâdan biri taʿyîn ve mâdde hufyeten kendüye tebyîn olunup, Karahisar'a vardıkda, Monla-zâde'yi keyfiyyetden âgâh ve ol dahi rûz-şeb [Ü4 213b – V 84b] sayd-ı tezerv-i rûhiyçün nasb-ı dâm-gâh edüp, hâric-i serâyında vâkiʿ haremine vakt-i şâm ʿazîmet eder iken, der-kemîn olanlar her tarafdan üzerine kurşun atup, işbu Cumâdelûlâ evâyilinde kârını itmâm ve nâmını sahîfe-i ʿâlemden iʿdâm ve ser-i maktûʿu Âsitâne'ye getürilüp, siyâset-gâh-ı enâma vazʿ ile terhîb-i kulûb-ı mezâlim-pîşegân-ı eyyâm kılındı. Müşârun ileyh tenû-mend ü cesîm, sâhib-i heykel-i ʿazîm, zâlim ü gaşûm, müstelezzât-ı nefsâniyyeye harîs u menhûm, leyl ü nehâr hemm ü kasdı nehb ü gāret ve fikr ü zikri icrây-ı\nfesâd u mel'anet idi. Monla-oğlu'na bu hıdmet mukābili Kapucu-başılık ihsân ve oğlu dahi Silahşörlük 'unvânıyla ferhân kılındı.",
          "caption": "İʿdâm-ı Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_840.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı Halîl Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin Bozcaada maskat-ı re'si olup, resîde-i sinn-i şebâb oldukda, Cezayirli Vezîr Hasan Paşa'ya intisâb ve giderek Silahdârlık hıdmetini iktisâb etmişidi. Müşârun ileyhin İsmâʿîl Serʿaskerliği'nde Kapucu-başı ve Sadâret'i evânında Sipâh Ağası olup, Yûsuf Paşa Sadâreti'nde mesbût-ı cerîde-i vüzerây-ı ʿizâm ve mansıbı olan Eğriboz'a\nvusûlünde Atina'da vâkiʿ olan zulm ü ʿudvânı müşârun ileyhi mazhar-ı gazab-ı Şehriyâr-ı Behrâm-intikām edüp, iʿdâmı irâde olunmuşiken müsteşʿiren firâr ve terk-i kâr ü bâr ve hıdmetinde olan Arnabud bölük-başılarından birinin hânesinde ihtifâ ve bir müddet murûrunda hatî'ât-ı sâbıkasından igmâz olunup, 'unvân-ı Vezâret'i ibkā olunmuşidi. Sefer hıtâmında kemâ fi'l-evvel kayd-ı Vezâret'i ilgā ve beş yüz guruş meʿâş ile Gelibolu'ya iclâ olunup, umûr-ı memlekete müdâhale ve vücûh-ı nâs ile muʿâraza vü mücâdele üzere olduğu, ehâlî [Ü4 213a – V 84a] tarafından ihbâr ve Tekfürdağı'nda ikāmeti bâbında fermân-ı âlî ısdâr olunup, dağlu eşkıyâsının Kırkkilisa'ya vürûdlarında ehâlîye imdâd zemîninde bilâ-istîzân o tarafa revân olup, dâyiretü's-sev’-i eşkıyâya tekarrüb ve tabîʿatında merkûz olan sû’-i niyyet tezebzüb edüp, eşkıyâ ile safka-zen-i ittihâd ve bâʿis-i tekavvî-yi erbâb-ı zulm ü ʿinâd olup, fukarâ vü zuʿafâyı tâlân ve niçe hânedânı pâ-zede-i zarar u husrân eyleyüp, bilâhare sâbıkā Rumeli Vâlîsi Vezîr Tebedelenli ʿAli Paşa vâsıtasıyla cürmü ʿafv olunup, İnebahtı Sancağı ile Vezâret'i ibkā vü takrîr ve bir müddet-i kalîleden sonra Karahisâr-ı sâhib Sancağı'yla siyâh-hâne-i emeli tenvîr kılınmışidi. Müşârun ileyhin Devlet-i ʿaliyye'ye olan isâ'eti ferâmûş olunur keyfiyyâtdan olmadığına binâ'en, tertîb-i cezâsı kulûb-ı evliyây-ı umûrda matvî ve her sâʿat ü ân iʿdâm u izâlesi menvî ise dahi, maslahata mübâşeret, kurb ü civârında mütemekkin Gürcü ʿOsmân Paşa'ya sebeb-i vahşet olacağı zâhir olduğundan, müşârun ileyh Anadolu'dan ʿazl ve Erzurum'a ʿazîmet etdikden sonra, Karahisar Aʿyânı Monla-oğlu'na emr-i ʿâlî ısdâr ve sühûletle istîsâli işʿâr olunmuşidi. Merkūm, emr-i Pâdişâhî'yi icrâda berzede-dâmen-i ihtimâm olduysa dahi, sâyir vüzerây-ı ʿizâm bu mâdde ile kendüyi ithâm edeceğini inhâ ve bir Mübâşir irsâlini istidʿâ etmekle, âhar mâddeye me'mûr olmuş sûretinde zuʿamâdan biri taʿyîn ve mâdde hufyeten kendüye tebyîn olunup, Karahisar'a vardıkda, Monla-zâde'yi keyfiyyetden âgâh ve ol dahi rûz-şeb [Ü4 213b – V 84b] sayd-ı tezerv-i rûhiyçün nasb-ı dâm-gâh edüp, hâric-i serâyında vâkiʿ haremine vakt-i şâm ʿazîmet eder iken, der-kemîn olanlar her tarafdan üzerine kurşun atup, işbu Cumâdelûlâ evâyilinde kârını itmâm ve nâmını sahîfe-i ʿâlemden iʿdâm ve ser-i maktûʿu Âsitâne'ye getürilüp, siyâset-gâh-ı enâma vazʿ ile terhîb-i kulûb-ı mezâlim-pîşegân-ı eyyâm kılındı. Müşârun ileyh tenû-mend ü cesîm, sâhib-i heykel-i ʿazîm, zâlim ü gaşûm, müstelezzât-ı nefsâniyyeye harîs u menhûm, leyl ü nehâr hemm ü kasdı nehb ü gāret ve fikr ü zikri icrây-ı\nfesâd u mel'anet idi. Monla-oğlu'na bu hıdmet mukābili Kapucu-başılık ihsân ve oğlu dahi Silahşörlük 'unvânıyla ferhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kul Kethudâlığı'yla Vidin tarafına bundan akdem me'mûr olup, inkızây-ı maslahat ile bu tarafa 'avdet ve Çorlu'ya vusûlünde ‘azl ile dil-rîş-i nîş-i mağdûriyyet olup, hâline merhameten Tekfûrdağı Ağalığı ‘uhdesine tefvîz olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh ihtiyâr u müsinn ve umûr-ı Ocağ-ı ‘âmire'de mütefennin bir merd-i maʿrûf u müteʿayyin olduğuna binâ'en, mukaddemâ Yeniçeri Ağalığı'ndan maʿzûl ve Tekfürdağı'nda du'ây-ı Şâhâne'ye meşgül olan Mehmed Ağa ile kerem-i ülfet ü ihtilât ve miyânelerinde vesîka-i ‘uhûd-i karîn-i irtibât olup, Ağa-yı mûmâ ileyh sâyik-ı takdîr ile Yeniçeri Ağası nasb olundukda, mûmâ ileyhin hıdemât-ı sabıkasını şifâhen tefhîm ve Segbân-başılık ile bekâm olmak niyâzını takdîm edüp, niyâzı karîn-i isʿâf ve Tekfürdağı'ndan getürdilüp, işbu Cumâdelâhıre gurresinde Bozacı-zâde ‘azlinden Segbân-başılık ile mazhar-ı eltâf kılındı. [Ü4 214a – V 85a]",
          "caption": "‘Azl ü nasb-ı Ser-segbâniyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_841.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Azl ü nasb-ı Ser-segbâniyân",
          "text": "Kul Kethudâlığı'yla Vidin tarafına bundan akdem me'mûr olup, inkızây-ı maslahat ile bu tarafa 'avdet ve Çorlu'ya vusûlünde ‘azl ile dil-rîş-i nîş-i mağdûriyyet olup, hâline merhameten Tekfûrdağı Ağalığı ‘uhdesine tefvîz olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh ihtiyâr u müsinn ve umûr-ı Ocağ-ı ‘âmire'de mütefennin bir merd-i maʿrûf u müteʿayyin olduğuna binâ'en, mukaddemâ Yeniçeri Ağalığı'ndan maʿzûl ve Tekfürdağı'nda du'ây-ı Şâhâne'ye meşgül olan Mehmed Ağa ile kerem-i ülfet ü ihtilât ve miyânelerinde vesîka-i ‘uhûd-i karîn-i irtibât olup, Ağa-yı mûmâ ileyh sâyik-ı takdîr ile Yeniçeri Ağası nasb olundukda, mûmâ ileyhin hıdemât-ı sabıkasını şifâhen tefhîm ve Segbân-başılık ile bekâm olmak niyâzını takdîm edüp, niyâzı karîn-i isʿâf ve Tekfürdağı'ndan getürdilüp, işbu Cumâdelâhıre gurresinde Bozacı-zâde ‘azlinden Segbân-başılık ile mazhar-ı eltâf kılındı. [Ü4 214a – V 85a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şerîf Paşa'nın Ahısha'ya duhûlü ne vechile sûret-yâb olduğu mahallinde tafsîl u itnâb olunmuşidi. Müşârun ileyhin tavr-ı bâgiyâne ile sebkat eden hareket-i rediyyesi hazm olunur mevâddan olmadığına binâ'en, sûret-i tedmîri zihn-i Sadâret-penâhî'de dâ'imâ cilve-ger ve bir zûr-mend şahsı üzerine teslît ile hakkında icrây-ı siyâset muzmerr olmuşidi. Acâra Mütesellimi Hamşî-zâde Selîm Bey'de tâb u kuvvet maʿlûm ve bu emrin 'udesinden geleceği emr-i meczûm olduğuna binâ’en, etrâfından istimdâd ile kesb-i istiʿdâd ve Ahısha halkını dahi irâde-i Pâdişâhî'den haberdâr edüp, müşârun ileyhin istîsâline muvaffak olduğu hâlde, Çıldır Eyâleti'yle süllem-i refîʿ-i Vezâret'e isʿâd olunacağı sırran tarafına îrâd olunmuşidi. Mûmâ ileyh dahi tertîb-i ühbe-i peykâr ve cemʿ-i asker-i bî-şümâr edüp, Ahısha'ya teveccüh ü ikbâl ve Şerîf Paşa vâkıf-ı hâl olarak, Ahısha halkının iʿânetinden me'yûs ve Revân cânibine tahrîk-i râyet-i menkûs eylediği, mûmâ ileyh tarafından Âsitâne-i râstân'a 'arz u inhâ ve hakkında\nsebkat eden vaʿd-i cemîl îfâ kılınup, Çıldır Eyâleti Rebîʿulâhır'ın yirmi altıncı günü Rütbe-i Vezâret'le tarafına ihsân ve zabt-ı memleket ve hirâset-i ehl-i raʿiyyet eylemesi emr ü fermân kılınmışidi.\nFirârî-yi mezkûr Revân Hânı'na ilticâ etmiş bulunduğundan, 'afvını şâmil tahrîrât irsâliyle Hân-ı mezkûr müteşebbis-i dâmen-i Sadru's-sudûr olup, 'afvında harec ü mazarrat derkâr olduğundan, leyte ve leʿalle ile imrâr-ı eyyâm ve bu sûreti Revân Hânı ihsâs ile ser-i pîş-endâz-ı efkâr u evhâm olup, âhırü'l-emr hânân-ı İran'dan birini bir mikdâr asker ile Şerîf Paşa'ya terfîk ve cebren Ahısha'yı zabt etmek [Ü4 214b – V 85b] üzere Ahılkelek'e doğru geldiklerini Vâlî-yi cedîd tahkīk edüp, fi'l-hâl tertîb-i ʿudde vü ʿatâd ve etrâfdan cemʿ-i ecnâd edüp, etrâf u eknâfa taʿbiye vü teşhîn ve bir uğurdan üzerine hücûm ile haddini taʿyîn etmek kasdında olduğu, Şerîf Paşa'ya ʿilme'l-yakīn maʿlûm olup, mukāvemete ʿadem-i iktidâr ile geldiği semte firâr ve maʿiyyetinde bulunanların bir fırkası hılâl-i tarîkde baʿzı kurâya tesallut ile bilâ-tehâşî, sevk-ı devâbb ü mevâşî eyledikleri ihbâr olundukda, Selîm Paşa tarafından yolları katʿ olunup, ekseri tedmîr ü ifnâ ve irsâl eylediği on beş kadar re’s-i maktûʿ Serây meydânına ilkā olunup, müşârun ileyhin zabt u memleket ü enhâ ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı şekāda zuhûra gelen ikdâm ü gayreti, sebeb-i meziyyet-i kadr ü ʿizzeti olup, taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den tahsîni şâmil müşârun ileyhe kā'ime tahrîr ve meşâmm-ı hamiyyeti nükhet-i teveccüh-i veliyy-i devlet ile taʿtîr olundu.\nFirârî-yi merkūmun müddet-i medîd o havâlî halkı ile ülfet ü istînâsı ber-mezîd olmuş bulunduğundan, bu bâbda kendüye hem-dest ü nasîr ve asker imdâdıyla yâver ü dest-gîr olmak zuʿm-ı bâtılına düşüp, etrâfa neşr-i evrâk ve her şahıs muʿînine izhâr-ı hubb u iştiyâk edüp, magzûb-i Pâdişâhî olduğuna binâ'en, merâmına müsâʿadeden herkes ibâ ve cânib-dârî-yi Vâlî-yi cedîd olarak, hukūk-ı sâbite-i devleti istîfâ eylediler.",
          "caption": "Vak'a-i Çıldır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_842.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i Çıldır",
          "text": "Şerîf Paşa'nın Ahısha'ya duhûlü ne vechile sûret-yâb olduğu mahallinde tafsîl u itnâb olunmuşidi. Müşârun ileyhin tavr-ı bâgiyâne ile sebkat eden hareket-i rediyyesi hazm olunur mevâddan olmadığına binâ'en, sûret-i tedmîri zihn-i Sadâret-penâhî'de dâ'imâ cilve-ger ve bir zûr-mend şahsı üzerine teslît ile hakkında icrây-ı siyâset muzmerr olmuşidi. Acâra Mütesellimi Hamşî-zâde Selîm Bey'de tâb u kuvvet maʿlûm ve bu emrin 'udesinden geleceği emr-i meczûm olduğuna binâ’en, etrâfından istimdâd ile kesb-i istiʿdâd ve Ahısha halkını dahi irâde-i Pâdişâhî'den haberdâr edüp, müşârun ileyhin istîsâline muvaffak olduğu hâlde, Çıldır Eyâleti'yle süllem-i refîʿ-i Vezâret'e isʿâd olunacağı sırran tarafına îrâd olunmuşidi. Mûmâ ileyh dahi tertîb-i ühbe-i peykâr ve cemʿ-i asker-i bî-şümâr edüp, Ahısha'ya teveccüh ü ikbâl ve Şerîf Paşa vâkıf-ı hâl olarak, Ahısha halkının iʿânetinden me'yûs ve Revân cânibine tahrîk-i râyet-i menkûs eylediği, mûmâ ileyh tarafından Âsitâne-i râstân'a 'arz u inhâ ve hakkında\nsebkat eden vaʿd-i cemîl îfâ kılınup, Çıldır Eyâleti Rebîʿulâhır'ın yirmi altıncı günü Rütbe-i Vezâret'le tarafına ihsân ve zabt-ı memleket ve hirâset-i ehl-i raʿiyyet eylemesi emr ü fermân kılınmışidi.\nFirârî-yi mezkûr Revân Hânı'na ilticâ etmiş bulunduğundan, 'afvını şâmil tahrîrât irsâliyle Hân-ı mezkûr müteşebbis-i dâmen-i Sadru's-sudûr olup, 'afvında harec ü mazarrat derkâr olduğundan, leyte ve leʿalle ile imrâr-ı eyyâm ve bu sûreti Revân Hânı ihsâs ile ser-i pîş-endâz-ı efkâr u evhâm olup, âhırü'l-emr hânân-ı İran'dan birini bir mikdâr asker ile Şerîf Paşa'ya terfîk ve cebren Ahısha'yı zabt etmek [Ü4 214b – V 85b] üzere Ahılkelek'e doğru geldiklerini Vâlî-yi cedîd tahkīk edüp, fi'l-hâl tertîb-i ʿudde vü ʿatâd ve etrâfdan cemʿ-i ecnâd edüp, etrâf u eknâfa taʿbiye vü teşhîn ve bir uğurdan üzerine hücûm ile haddini taʿyîn etmek kasdında olduğu, Şerîf Paşa'ya ʿilme'l-yakīn maʿlûm olup, mukāvemete ʿadem-i iktidâr ile geldiği semte firâr ve maʿiyyetinde bulunanların bir fırkası hılâl-i tarîkde baʿzı kurâya tesallut ile bilâ-tehâşî, sevk-ı devâbb ü mevâşî eyledikleri ihbâr olundukda, Selîm Paşa tarafından yolları katʿ olunup, ekseri tedmîr ü ifnâ ve irsâl eylediği on beş kadar re’s-i maktûʿ Serây meydânına ilkā olunup, müşârun ileyhin zabt u memleket ü enhâ ve defʿ-i mazarrat-ı erbâb-ı şekāda zuhûra gelen ikdâm ü gayreti, sebeb-i meziyyet-i kadr ü ʿizzeti olup, taraf-ı vâzıhu'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den tahsîni şâmil müşârun ileyhe kā'ime tahrîr ve meşâmm-ı hamiyyeti nükhet-i teveccüh-i veliyy-i devlet ile taʿtîr olundu.\nFirârî-yi merkūmun müddet-i medîd o havâlî halkı ile ülfet ü istînâsı ber-mezîd olmuş bulunduğundan, bu bâbda kendüye hem-dest ü nasîr ve asker imdâdıyla yâver ü dest-gîr olmak zuʿm-ı bâtılına düşüp, etrâfa neşr-i evrâk ve her şahıs muʿînine izhâr-ı hubb u iştiyâk edüp, magzûb-i Pâdişâhî olduğuna binâ'en, merâmına müsâʿadeden herkes ibâ ve cânib-dârî-yi Vâlî-yi cedîd olarak, hukūk-ı sâbite-i devleti istîfâ eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mektûb-ı hazret-i Sadru's-sudûr ile bundan akdem diyâr-ı Necid'e me'mûr ve Vehhabîler'in mekāsıd-ı kâminelerine ıttılâʿ u ʿusûr zımnında kāfile-i hâcc ile cemmâze-rân-\nsavb-ı mezkûr olan Âdem Efendi, Mekke-i mükerreme'ye vusûl bulup, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere Vehhâbîler'e [Ü4 215a – V 86a] baş ve etrâfa sebeb-i iztırâb u telâş olan İbn-i Suʿûd, tavâyif-i ʿUrbân'dan baʿzı bî-magz ve sâde-dilânı tadlîl ü igvâ ve semere-i mütâbeʿatları olan nehb ü gārete igrâ edüp, defʿ-i teʿaddî vü mezâlim ve refʿ-i münkerât u mehârim iddiʿâsıyla Tâyife nüzûl ve teklîfât-ı bâtılasını ehâlî telakkī bi'l-kabûl etmediklerinden, muhâsaraya meşgûl olup, ʿillet-i kesret ile mahall-i mezbûra ʿanveten duhûl etmekle, hedm-ı kıbâb ve katl-i şeyh u şâbb eylediği mütevâtir ve fîmâ-baʿd berü câniblere tecâvüzü zâhir olduğundan, Şerîf-i Mekke ve Cidde Vâlîsi ve Emîr-i Rekb-i Şâmî ve sâ'ir aʿyân-ı hâcc bir mahalle gelüp, Hâricî-yi mezbûrun ahvâlini fikr ü meşveret ve birer âdem irsâliyle gışâve-i kasd u niyyetini keşfe mübâderet ve cânib-i Devlet-i ʿaliyye'den bu defʿa taraflarına mebʿûs olan Âdem Efendi'nin Dirʿiyye'ye ve yâhûd cemʿiyyetlerine irsâlinin rüchâniyyeti istimzâc olunmak emri miyânelerinde istisvâb ve bu zemînde o tarafa birer âdem izhâb olunmuşidi. Me’mûrlar o tarafa vardıkda, İbn-i Suʿûd: “Bu cemʿiyyet ile ʿazîmetimden garaz, halkın ʿakâyidini islâh ve Mekke-i mükerreme ve etrâfından münkerât-ı umûru refʿ ile irâ'e-i tarîk-ı fevz ü felâhdır. Hüccâc ve sekene-i Mekke-i mükerreme'ye tarafımızdan teʿaddî vü zulm memnûʿ ve Şâm ve Mısır tarafından kâfil olan hüccâc bi'l-emni ve's-selâme rucûʿ etsünler\" deyü îmâ ve Devlet-i ʿaliyye mebʿûsunu birkaç gün zarfında bu tarafa celb etmek tasavvurunda yüz kulunu inhâ ve mersûllara Kethudâsı şeklinde bir şahsı terfîk ve maʿan isrâ eyledi. Tekrâr bir meclis-i hâfil tertîb ve İbn-i Suʿûd'un Kethudâsı takrîb olunup, garaz u maksadları merreten-baʿde-uhrâ istikşâf olundukda, merkūm bast olunan keyfiyyâtı tekrîr ve Şerîf-i Mekke ile [Ü4 215b – V 86b] muhâvere semtine zâhib olup, hadd ü edebden hâric vazʿ ile müşârun ileyhi tekdîr eyledi. Bundan sonra meclisde hâzır olan Âdem Efendi'ye hitâb ve Saltanat-ı seniyye tarafından kudûmu İbn-i Suʿûd'a bâʿis-i sürûr-ı bî-hisâb olup, mahsûs kendüsini merkūm cânibine îsâl içün geldiğini işrâb eyledi. Binâ-berîn Âdem Efendi, cümle ittifâkıyla İbn-i Suʿûd'un âdemîsiyle mevkib-i hâccdan müfârekat ve Vâdî-yi Leymûn'a vazʿ-ı raht-ı ikāmet ve o hilâlde mezbûr ve âdemleri baʿzı mürtefiʿ mahallere çıkup, etrâfa medd-i enzâr ve Âdem Efendi tarafından bu keyfiyyet istifsâr olundukda: “Bu havâlîde mütemekkin\nʿUrbân, bize itâʿatden rû-gerdân olup, fursat bulurlar ise, ganem ve bakar gibi bizi zebh edecekleri mukarrerdir demeleriyle, o gice mahall-i mezkûrda “hâyifen yeterakkabü” beytûtet ve ferdâsı Vâdî-yi Fâtıma nâm mahalle rıhlet ve andan dahi hareket olundukda, İbn-i Suʿûd tarafından Efendi-yi mûmâ ileyhin su'âl-i hâtırı zımnında bir âdem gelüp, İbn-i Suʿûd'un vazʿ etdiği âyînden Şerîf-i Mekke dâmen-keş-i tecânüf ü tebâʿüd olduğu hasebiyle Mekke'den hicret ve Cidde'ye ʿazîmet etdiğini takrîr ve Âdem Efendi dahi Beledüllâhi'l-harâm'da sayd-ı hayvânât ve katʿ-ı eşcâr u nebâtât, ehâdîs-i Nebeviyye ile memnûʿ u mahzûr olduğunu tezkâr ile ehâlî-yi Mekke'nin âsîb-i ʿUrbân'dan vikāye olunmasını İbn-i Suʿûd'a tahrîr ve bir gün sonra iki nefer heccân o tarafdan güzâr ve ne mahalle ʿazîmetleri istihbâr olundukda, ehâlî-yi Mekke'ye mezbûr tarafından emân kağıdı îsâline taʿyîn olunduklarını ihbâr ve zâhir-i hâlde Âdem Efendi'nin tezkiresi mezbûra te'sîr eylediği zâhir ü âşikâr oldu. Bir gün sonra Vehhâbîler'in cemʿiyyet-gâhına karîb Reyme nâm karyeye, Efendi-yi [Ü4 216a – V 87a] mûmâ ileyh tevassul ve bir tell-i refîʿ üzerinde kendüye bir hayme nasb olunup, askerlerini temâşâ etdirmek kasdında oldukları tehayyül olunup, nâ-gâh üçü ikisi bir hecîne süvâr olmuş Vehhâbiyân, vahşî-beyâbân gibi nümâyân ve velvele-i mahsûsalarıyla her biri gûyây-ı “Ene'n-nezîrü'l-ʿuryân” olup, İbn-i Suʿûd dahi münferiden bir hecîne râkib ve Mekke-i mükerreme tarafına zâhib ve iki sâʿatden sonra Âdem Efendi'nin verâdan gelmesini tefevvüh ve ol dahi vakt-i mevʿûdda ol savba ʿazm ü teveccüh edüp, Mekke-i mükerreme ittisâlinde vâkiʿ Meʿâbide nâm mahalle nüzûl ve İbn-i Suʿûd üç sâʿat mukaddem Harem-i Şerîf'e duhûl ve ferdâsı Şerîf Gālib'in birâderi Şerîf ʿAbdülmuʿîn'i ve Mekke Kadısı ve müftîleri ve sâ'ir vücûh-ı nâsı cemʿ ve mezbûr, minbere çıkup: “el-Hamdü lillâhillezî nasara ʿabdehû ve eʿazze cündehû ve hezeme'l-ahzâbe vahdehû” ile masdar olan\nhutbe-i hazret-i Fahru'l-enbiya'yı kırâ'at ve haşmet-i dünyâ ve emvâl ü eşyâ kaydında olmayup, Mekke'de vâki' zulm ü gadri ref'a ve muhdesât u bida'ı def'a ve evsân ü esnâma 'ibâdetden halkı zecr ü men'a kasd ü niyyet ve tecdîd-i dîne rağbet eylediğini remz ü işâret eyleyüp, 'ibâdet-i esnâmdan murâdı Risâle'sinde tasrîh birle, şirket i'tikād etdiği kubûr-ı enbiyâ ve evliyâya halkın tevessülü ve estâr-ı Ka'be ve sâyir mevâkı'-1 hatîreye 'umûm nâsın teveccühü olup, hâsılı buna dâ'ir vâfir haltıyyât ile hutbesini tekmîl ve münker ü bid'at farz etdiği umûrun ibtâl ü def'ini hutbe-i ma'hûdesine tezyîl edüp, fi'l-hâl bu maslahata âdemler ta'yîn ve suver-i me'mûriyyetlerini telkīn ve anlar dahi râst geldikleri nargile ve cubukları şikest ve tönbekü hamûlelerini ihrâk ile sâhiblerini bâd-be-dest eylediklerinden [Ü4 216b – V 87b] fazla, mezârât u meşâhid ve makāmât u me'âbidin mecmû'unu hedm ü tahrîb 'akībinde veche-i 'azîmetini ordusuna taklîb eyledi. Bir gün sonra cihet-i me'mûriyyetini istihbâr içün Âdem Efendi'yi ihzâr ve mûmâ ileyhi alup, köhne ve sagīr bir çadıra idhâl ve çadırda olanlar bi'l-cümle yek-reng ve ziyy ü kıyâfetde müsâvî vü hem-seng olduklarından, İbn-i Su'ûd'u bilemeyüp, birinden su'âl ve işâretden intikāl edüp, musâfaha ile tarafından icrây-ı resm ü te'hîl ve Âdem Efendi evvelâ du'ây-ı bekāy-ı şevket ü 'ömr-i Şâhâne'yi tertîl ve ba'dehû hâmil olduğu mektûb-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi ba'de't-takbîl İbn-i Su'ûd'a tavsîl eyledi. Mezbûr dahi mektûb-ı âlîyi mutâla'a vü kırâ'at edüp, tekmîlinde: “Devlet-i 'aliyye lisânımıza âşinâ sizin gibi bir şahs-ı dânâyı tarafımıza irsâl eylediğinden memnûn olup, inbisât u sürûrumuz efzûn oldu\" dedikde, Âdem Efendi: “Fi'l-hakīka bi-hasebi'r-rütbe kudûmumuz ve vücûh-ı temyîz ile size me'mûriyyetimiz ahlâf u a'kābınıza vesîle-i şeref ü i'tibâr ve şimdiye dek Saltanat-ı seniyye tarafından âbâ vü ecdâdınıza âdem irsâli mesbûk olmayup, bu ihtisâs size dest-mâye-i iftihâr olsa sezâ-vârdır\" dedikde, İbn-i Su'ûd tavr-ı mağrûrâne ile kelâma âgāz ve: “Ben ve babam sıgarımızdan berü 'inâyet-i İlâhiyye'ye i'timâd ve ferd-i âferîdeden 'adem-i ihtirâz ile 'umûm nâsa cehl sebebi ile tareyân eden istimdâd\nʻani'l-emvât kazıyyesi -ki taʻzîm-i esnâmdan eşeddir- mahz-ı şirk olup, halkı dîne daʻvet içün sarf-ı makderet eylediğimiz ve karâr-gâhımız olan Dirʻiyye -ki anda ancak beş yüz âdem mevcûddur- tedrîcî o havâlîde bulunan kabâyili Basra'ya dek ve bir koldan Yemen'e dek şeref-i İslâm ile müşerref edüp, [Ü4 217a – V 88a] umûrumuza bir rütbe nizâm verdik ki, kabâyilden birine her ne zemân bir şukka irsâl etsek taʻyîn olunan vakitde zâd ü zahîre ile bilâ-ihmâl hükmümüze imtisâl ederler. Ve her ne tarafa teveccüh etdik ise, hasma zafer-yâb olduğumuz te'yîd-i hakk kabîlindendir. Kaldı ki, rızâʼullaha muhâlif bizden bir hareket zuhûr etmamişdir ki, iʻtirâza ʻillet ola. Hattâ Pâdişâh-ı ʻâlem-penâh hakīkat-i hâlimize ıttılâ buyursalar, teveccühle ihsân-ı Mülûkâne'lerine bizi mazhar buyururlar idi\" deyüp, Âdem Efendi'ye bir müstaʻmel ferve iksâ ve bir şâl iʻtâ ve oğluna kezâlik bir köhne ferve ve etbâʻına birer 'antârî verüp, Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm meddellâhu zillehû ʻalâ mefârıkı'l-İslâm hazretlerine duʻâ edüp, mahabbet ve ʻadem-i muhâlefetini tavr-ı münâfikāne ile ifhâm edüp, meclis hıtâm bulacağı hengâmda Âdem Efendi'ye: \"Ey sâhib-i fehm ü ʻirfân olan kimse! Sen yanımda murahhassın. İstediğini işle” maʻnâsını iltizâm ile “Yâ fehîm! Ente murahhasun ʻindî. İsnaʻ mâ-tebgī” kelâmını îrâd eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyh resm-i mühâdâta riʻâyet ve iki kat mükemmel câme-şûy ve bir cedîd sûf ve şekerleme nevʻinden baʻzı hulviyyât İbn-i Suʻûd'a ihdâ ve şahs-ı vâhidden kabûl-i hediyye mesbûk değil iken, gûyâ Âdem Efendi'ye olan temahhuz-ı mahabbetinden hediyyesini kabûl eylediğini îmâ eyledi. Mezbûrun ordusunda ikāmeti eyyâmında her ahşâm bir kavata pilav ile Efendi-yi mûmâ ileyhi itʻâm ve tezkîr-i eyyâm-ı sıyâm eyler idi. Bu meclisin ferdâsında İbn-i Suʻûd yüz riyâl ile Efendi-yi mûmâ ileyhin hâtırını su’âl ve yarınki gün kudûmuna intizâr derkâr olduğu haberini âdemîsi gelüp îsâl etmekle: “Yarınki gün Şerîf Gālib'in bağçesinde İbn-i Su'ûd ile mülâkāt edüp, [Ü4 217b – V 88b] Sadrıaʻzam hazretlerinin lisânen size siparişi var mı? Ve mektûb-ı ʻâlîlerinde münderic olan mâddelere vâkıf misun?\" deyü istihbâr eyledikde, Efendi-yi mûmâ ileyh sûret-i tecâhül ihtiyârıyla meʼâl-i tahrîrâta vukūfunu inkâr ve su❜âllerine cevâb vermek ve muhâlif-i rızâ zuhûr eden tavr\nu hareketinin ʿilletini istiksâ etmek üzere Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyîn olunduğunu işʿâr edüp, İbn-i Suʿûd fi'l-hâl mektûb-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi yedine iʿtâ ve ol dahi ahz ve kırâ'at etdikden sonra: “Mektûb-ı ʿâlînin me'âli, hazret-i Hüseyin'de vâkiʿ olan kıtâl ve nehb-i emvâl husûsuna müteʿallık olup, bu makūle fazîhanın sebebi su'âl olunmuş” dedikde, İbn-i Suʿûd cevaba tesaddî ve: “Bağdâd Vâlîsi bize taʿarruzdan hâlî olmayup, gâh Müntefik Kabîlesi'ni ve gâh Kethudâsı'nı üzerimize taʿyîn ve miyânemizde birkaç defʿa ceng ü âşûb vukūʿuyla râhat u sükûnumuz meslûb olup, hattâ asker-i kesîf ile Kethudâsı Lahsâ'yı altmış gün muhasara edüp, derûnunda bulunan ceyş-i kalîl sabr u metânet ve imdâd sûretinde askerimiz ile yetişüp, muhârebeye mübâderet etdiğimizde, galebe tarafımızda nümâyân ve asker-i Bağdâd perîşân olup, Bağdâd'ı istîlâ sehl ü heyyin iken, kalb-i eşref-i Şâhâne'ye gubâr-ı melâl ʿârız olmamak kasdıyla bu ʿazîmetden ibâ vü istinkâf olunup, fekat erbâb-ı rafz u ilhâd ile mâlâ-mâl olan Kasaba-i Meşhed-i Hüseyin yağmâsıyla iktifâ ve muhârebeye tesaddî edenleri ifnâ olunup, kaldı ki, Meşhed-i Hüseyin'de mütemekkin olan Aʿcâm, sebb-i Şeyhayn ve kazf-i Sıddîka'yı iʿtiyâd ve ziyâret-i Meşhed'i tavâf-ı Mekke'den efdal ictihâd edüp, bu sebeble dimâ ve emvâlleri mezâhib-i erbaʿada helâl [Ü4 218a – V 89a] ve bu reftârımıza taʿn edenler müstehakk-ı vebâl olup, mezbûrların bu keyfiyyetleri maʿlûm-i hazret-i Pâdişâhî olsa, bu fiʿlimiz karîn-i tahsîn olacağı zâhirdir. Kaldi ki, Aʿcâm tarafından bilâd-ı Şâhâne'ye terettüb-i şerr ü şûr vesvesesi hâtıra hutûr eyler ise, Devlet-i ʿaliyye'nin iʿânesine ʿadem-i ihtiyâc ile kavm-i mezkûrun defʿ-i mazarratına hod-be-hod tekeffül ederim” lağviyyatını telmîh eyledi. Âdem Efendi dahi sadede girüp, İbn-i Suʿûd'a hitâb ve: “Rüşd ü sedâdına nazaran ʿavâkıb-ı umûru fikr etmamek ve cemîʿ mâ-lezimesini kendü bedeninden tedârüke muhtâc olan pâ-bürehne vü ʿuryân tavâyif-i ʿUrbân ile otuz konak mesâfeyi katʿ ve bu makūle mehâlik-i umûra tesaddî etmek emr-i müstebʿad ü münker olduğu ve Bağdâd Vâlîsi tarafından takrîriniz üzere o makūle hasâret tarafınıza vâkiʿ olduysa bile, zimâm-ı hükümeti yed-i mü'eyyedinde olan Devlet-i ʿaliyye'ye bess-i şekvâ ve nakl-i mâ-cerâ ile müşârun ileyhi mazhar-ı ʿitâb eylemek, muktezayât-ı ʿakl ü dirâyetden iken, bu fiʿl-i savâbdan ʿudûl ile memâlik-i ʿOsmâniyye'yi tecâvüz, Meşhed-i Hüseyin'i yağmâ vü gāret ve derûnunda mevcûd Beytülmâl-i Müslimîn'den maʿdûd olan o kadar emvâl ü eşyayı dest-bürd-i hasâret etmek,\nsebeb-i tahrîk-i hamiyyet-i Saltanat olsa revâ ve emvâl-i mezkûrenin istirdâdı bâʿis-i tahsîl-i rızâ ve mukaddime-i inâbet ü istiʿfâ olup, kaldı ki, Saltanat-ı Devlet-i ʿaliyye'nin asâkir ve mühimmâtı ve kuvvet ü dârâtı henûz maʿlûmun değildir\" deyerek, meblağ-ı ʿilmi kadar Efendi-yi mûmâ-ileyh şân u miknet-i Devlet-i ebed-peyvend'i takrîr ü inbâ ve mezbûru bahr-i hayret ü efkâra ilkā eyledi. İbn-i Suʿûd zikr olunan emvâl, eyâdî-yi gāret-gerân-ı ʿUrbân'da telef ü muzmahill ve cemʿ ü istirdâdı be-gāyet müşkil olduğunu [Ü4 218b – V 89b] beyân ve saded-i âhara ʿatf-ı ʿinân edüp, Merkad-ı İbn-i ʿAbbâs'a vazʿ olunan evrâkı der-meyân ve kimi evlâd ve kimi mâl ve kimi refâh-ı hâl istidʿâsında oldukları nümâyân olup, bu makūle metâlibi mahlûk-ı maʿdûmdan taleb, şirk-i sarîh olduğunu yâd ve “Ve-lâ tedʿu min dûnillâhi mâ-lâ yenfaʿüke ve-lâ yedurrüke”, “Ve enne'l-mesâcide lillâhi fe-lâ tedʿû maʿallâhi ahaden” âyetlerini, “ed-Duʿâ muhhu'l-ʿibâde” hadîsiyle îrâd eyledi. Âdem Efendi dahi: “İstinbât olunan meʿânî, zevâhir-i nusûsa mebnî olup, âyetde nehy olunan duʿâ, ıstılâhen duʿâdır ki, bu duʿâ ancak Bârî'ye mahsûsdur. Dâʿî, medʿuvvun Hâlık-ı lem-yezel ve müʾessir-i hakīkī ve fâʿil-i mutlak olduğunu bilerek, enbiyâ ve evliyâdan tevessül ve rûhâniyyetlerinden istimdâd etmek câʾiz olduğundan başka: ‘Zevât-ı mezkûre kabirlerinde hayy ve baʿde'l-memât kerâmetleri bâkīdir' deyenleri şirke nisbet, ʿazîm cesaretdir. Ve Risâle'nizde serd olunan âyât, mahall-i istidlâl farz olunup, şöyle ki, halkın bu zevâta tevessülünü “Ve yaʿbüdûne min dûnillâhi mâ-lâ yadurrühüm ve-lâ yenfaʿühüm ve yekūlûne hâʾulâʾi şüfeʿâʾünâ ʿindellâhi kul e-tünebbiʾûnellâhe bimâ-lâ yaʿlemü men fi's-semâvâti ve lâ fî'l-arzi sübhânehû ve teʿâlâ ʿammâ yüşrikûn” âyetine kıyâs ile o makūleleri küfre\nisnâd ve dimâ ve emvâllerini istihlâl etmişsiz. Bu kıyâs ise, kıyâs maʿa'l-fârıkdır. Zîrâ ehl-i işrâk Hakk Teʿâlâ'nın nâfiʿ u zârr ve fâʿil-i muhtâr olduğuna ikrâr etdiler ise de, kusûr-ı fehm ve rekâket-i ʿilm ve ʿadem-i şuʿûr sebebi ile Lât ve ʿUzzâ ve melâʾikeye secde etmek ve zebh u nezr ile duʿâ ve tekarrüb ilallah murâd ederler idi. Lafz-ı ʿibâdetin, duʿâ ve duʿânın gayrîsine şümûlü olup, hazret-i Fahr-i enbiyâ ve sâʾir evliyâ vü asfiyâya secde ve zebh u nezr vukūʿunu şahs-ı [Ü4 219a – V 90a] vâhid müşâhede etmamekle, daʿvânız lağv ve delîliniz bahisden hâric ve 'Yâ Resûlallâh! eş-şefâʿa'nın maʿnâsı 'Ünâdîke bi-hasebi müctebâ ileyke en-yerzukaniyallâhu'ş-şefâʿate' demekdir. Ve bu kelâmda hazf-i mecâzî olup, Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'da emsâli vardır. 'Ves'eli'l-karyete' ve sayir âyetler gibi... Ve bu efrâdın ferazâ duʿâları ıstılâhî olmağla, şirklerine hükm olundu, baʿzı içün külle hükm olunur mu?\" dedikde, İbn-i Suʿûd: “Menʿine ʿadem-i tekayyüd rızâ hükmünde olup, rızâ bi'ş-şirk, şirkdir” dedi. Âdem Efendi redd-i cevâb ve Hakk Teâlâ rızâsı olmayan ahvâli baʿzan irâde etdiğini “Mürîdü'l-hayri ve'ş-şerri'l-kabîhi ve lâkin leyse yerda bi'l-muhâl” beyti ile isbât ve bu sûretde irâdeden rızâ lâzım gelmediğini ifâde ile hasmın “Adem-i menʿ, rızâyı ve rızâ, şirki müstelzimdir\" dediğini redd ü ibtâl edüp, senedini te'kîd zımnında: “Hazret-i ʿÖmer tavâfında Hacerü'l-esʿad'a hitâb edüp dedi ki: ‘Hakk'a kasem ederim ki, senin nefʿ u zarrın yokdur. Lâkin ʿindellah benden ekrem olan Fahr-i ʿâlem sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretlerine iktidâʾen seni takbîl ederim' dedikde, hazret-i ʿAli cenâb-ı Risâlet-penâhî'den rivâyet edüp dedi ki: ‘Cenâb-ı Hakk aʿmâl-i nâsı Hacerü'l-esʿad derûnuna vazʿ edüp, tâ ki, rûz-ı kıyâmetde halâyık üzerine şâhid ola'. Bu hadîs-i şerîfe nazaran nâfiʿ ü zârr olduğunu\nîrâd buyurduklarında, hazret-i ʿÖmer: “Lâ ʿadimnâke yâ ʿAli! Erşedtenî” kelâmıyla hazret-i ʿAli'ye âferîn-hân-ı taʿzîm oldular. Bu takdîrde bir hacere nefʿ u zarr isnâdı sahîh oldukda, enbiyâ ve evliyâ “Ve-lâ tedʿu min dûnillâhi mâ-lâ yenfaʿüke ve-lâ yedurrüke” mâ-sadakına hâşâ ki, mazhar olalar. Husûsan Kādî Beyzâvî “fe-lâ tedʿu maʿallâhi” âyeti tefsîrinde [Ü4 219b - V 90b] “tedʿu” lafz-ı şerîfinin “taʿbüdû” ile tefsîr etmişdir. İbn-i Suʿûd bu cevâbları işitdikde: “İşte bu te'vîlâtınız halkı hâviye-i şirke ilkā etmişdir” demekle kelâm encâm ve meclis hitâm buldu. Bundan sonra Âdem Efendi'ye tekrâr yüz riyâl ile hecînler irsâl edüp, Âsitâne'ye ʿazîmet eylemesini ve rızâʾullāha mugāyir hareket etmeyüp, Devlet-i ʿaliyye'ye temahhuz u ihtisâs üzere olduğunu Der-i devlet-medâra takrîr içün teʾkîd eyleyüp, Âdem Efendi dahi Cidde'ye ʿazîmeti tasvîb ü tercîh ve mâ-cerâsını mufassal u meşrûh kāʾimesiyle bu defʿa ifâde vü tasrîh eyledi. Merkūm İbn-i Suʿûd'un tavrı kesb-i teʿayyün ü iştihâr ve zabt-ı memâlik ü diyâr olup, teşebbüs etdiği iʿtikādiyyât dahi hakk u bâtıl ile meşûb u muhtelit ve askerinin baʿzısına terk-i edeb ile Ensâr ve baʿzısına Muhâcirîn tesmiye edüp, hezâr nîreng ü füsûn ile ahadühümâyı âhara mürtebit etdiğinden başka, ehl-i İslâm'ı maʿâzallāh küfr ü şirke nisbet ve ehl-i tevhîdin katlini sebeb-i kurbiyyet ʿadd edüp, intihâc eylediği tarîkden inhirâf muhâl ve itmâm-ı kârında igmâz-ı bâʿis-i tekevvün-i şûriş ü ihtilâl olduğu zâhir olup, mahall-be-mahall asker techîziyle haddini bildirmek ve halkı tesallut ve teʿaddîsinden halâs etmek tedbîrine min-gayr-i telebbüsin teşebbüs olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Hicâziyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_843.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Hicâziyye",
          "text": "Mektûb-ı hazret-i Sadru's-sudûr ile bundan akdem diyâr-ı Necid'e me'mûr ve Vehhabîler'in mekāsıd-ı kâminelerine ıttılâʿ u ʿusûr zımnında kāfile-i hâcc ile cemmâze-rân-\nsavb-ı mezkûr olan Âdem Efendi, Mekke-i mükerreme'ye vusûl bulup, bâlâda tafsîl olunduğu vech üzere Vehhâbîler'e [Ü4 215a – V 86a] baş ve etrâfa sebeb-i iztırâb u telâş olan İbn-i Suʿûd, tavâyif-i ʿUrbân'dan baʿzı bî-magz ve sâde-dilânı tadlîl ü igvâ ve semere-i mütâbeʿatları olan nehb ü gārete igrâ edüp, defʿ-i teʿaddî vü mezâlim ve refʿ-i münkerât u mehârim iddiʿâsıyla Tâyife nüzûl ve teklîfât-ı bâtılasını ehâlî telakkī bi'l-kabûl etmediklerinden, muhâsaraya meşgûl olup, ʿillet-i kesret ile mahall-i mezbûra ʿanveten duhûl etmekle, hedm-ı kıbâb ve katl-i şeyh u şâbb eylediği mütevâtir ve fîmâ-baʿd berü câniblere tecâvüzü zâhir olduğundan, Şerîf-i Mekke ve Cidde Vâlîsi ve Emîr-i Rekb-i Şâmî ve sâ'ir aʿyân-ı hâcc bir mahalle gelüp, Hâricî-yi mezbûrun ahvâlini fikr ü meşveret ve birer âdem irsâliyle gışâve-i kasd u niyyetini keşfe mübâderet ve cânib-i Devlet-i ʿaliyye'den bu defʿa taraflarına mebʿûs olan Âdem Efendi'nin Dirʿiyye'ye ve yâhûd cemʿiyyetlerine irsâlinin rüchâniyyeti istimzâc olunmak emri miyânelerinde istisvâb ve bu zemînde o tarafa birer âdem izhâb olunmuşidi. Me’mûrlar o tarafa vardıkda, İbn-i Suʿûd: “Bu cemʿiyyet ile ʿazîmetimden garaz, halkın ʿakâyidini islâh ve Mekke-i mükerreme ve etrâfından münkerât-ı umûru refʿ ile irâ'e-i tarîk-ı fevz ü felâhdır. Hüccâc ve sekene-i Mekke-i mükerreme'ye tarafımızdan teʿaddî vü zulm memnûʿ ve Şâm ve Mısır tarafından kâfil olan hüccâc bi'l-emni ve's-selâme rucûʿ etsünler\" deyü îmâ ve Devlet-i ʿaliyye mebʿûsunu birkaç gün zarfında bu tarafa celb etmek tasavvurunda yüz kulunu inhâ ve mersûllara Kethudâsı şeklinde bir şahsı terfîk ve maʿan isrâ eyledi. Tekrâr bir meclis-i hâfil tertîb ve İbn-i Suʿûd'un Kethudâsı takrîb olunup, garaz u maksadları merreten-baʿde-uhrâ istikşâf olundukda, merkūm bast olunan keyfiyyâtı tekrîr ve Şerîf-i Mekke ile [Ü4 215b – V 86b] muhâvere semtine zâhib olup, hadd ü edebden hâric vazʿ ile müşârun ileyhi tekdîr eyledi. Bundan sonra meclisde hâzır olan Âdem Efendi'ye hitâb ve Saltanat-ı seniyye tarafından kudûmu İbn-i Suʿûd'a bâʿis-i sürûr-ı bî-hisâb olup, mahsûs kendüsini merkūm cânibine îsâl içün geldiğini işrâb eyledi. Binâ-berîn Âdem Efendi, cümle ittifâkıyla İbn-i Suʿûd'un âdemîsiyle mevkib-i hâccdan müfârekat ve Vâdî-yi Leymûn'a vazʿ-ı raht-ı ikāmet ve o hilâlde mezbûr ve âdemleri baʿzı mürtefiʿ mahallere çıkup, etrâfa medd-i enzâr ve Âdem Efendi tarafından bu keyfiyyet istifsâr olundukda: “Bu havâlîde mütemekkin\nʿUrbân, bize itâʿatden rû-gerdân olup, fursat bulurlar ise, ganem ve bakar gibi bizi zebh edecekleri mukarrerdir demeleriyle, o gice mahall-i mezkûrda “hâyifen yeterakkabü” beytûtet ve ferdâsı Vâdî-yi Fâtıma nâm mahalle rıhlet ve andan dahi hareket olundukda, İbn-i Suʿûd tarafından Efendi-yi mûmâ ileyhin su'âl-i hâtırı zımnında bir âdem gelüp, İbn-i Suʿûd'un vazʿ etdiği âyînden Şerîf-i Mekke dâmen-keş-i tecânüf ü tebâʿüd olduğu hasebiyle Mekke'den hicret ve Cidde'ye ʿazîmet etdiğini takrîr ve Âdem Efendi dahi Beledüllâhi'l-harâm'da sayd-ı hayvânât ve katʿ-ı eşcâr u nebâtât, ehâdîs-i Nebeviyye ile memnûʿ u mahzûr olduğunu tezkâr ile ehâlî-yi Mekke'nin âsîb-i ʿUrbân'dan vikāye olunmasını İbn-i Suʿûd'a tahrîr ve bir gün sonra iki nefer heccân o tarafdan güzâr ve ne mahalle ʿazîmetleri istihbâr olundukda, ehâlî-yi Mekke'ye mezbûr tarafından emân kağıdı îsâline taʿyîn olunduklarını ihbâr ve zâhir-i hâlde Âdem Efendi'nin tezkiresi mezbûra te'sîr eylediği zâhir ü âşikâr oldu. Bir gün sonra Vehhâbîler'in cemʿiyyet-gâhına karîb Reyme nâm karyeye, Efendi-yi [Ü4 216a – V 87a] mûmâ ileyh tevassul ve bir tell-i refîʿ üzerinde kendüye bir hayme nasb olunup, askerlerini temâşâ etdirmek kasdında oldukları tehayyül olunup, nâ-gâh üçü ikisi bir hecîne süvâr olmuş Vehhâbiyân, vahşî-beyâbân gibi nümâyân ve velvele-i mahsûsalarıyla her biri gûyây-ı “Ene'n-nezîrü'l-ʿuryân” olup, İbn-i Suʿûd dahi münferiden bir hecîne râkib ve Mekke-i mükerreme tarafına zâhib ve iki sâʿatden sonra Âdem Efendi'nin verâdan gelmesini tefevvüh ve ol dahi vakt-i mevʿûdda ol savba ʿazm ü teveccüh edüp, Mekke-i mükerreme ittisâlinde vâkiʿ Meʿâbide nâm mahalle nüzûl ve İbn-i Suʿûd üç sâʿat mukaddem Harem-i Şerîf'e duhûl ve ferdâsı Şerîf Gālib'in birâderi Şerîf ʿAbdülmuʿîn'i ve Mekke Kadısı ve müftîleri ve sâ'ir vücûh-ı nâsı cemʿ ve mezbûr, minbere çıkup: “el-Hamdü lillâhillezî nasara ʿabdehû ve eʿazze cündehû ve hezeme'l-ahzâbe vahdehû” ile masdar olan\nhutbe-i hazret-i Fahru'l-enbiya'yı kırâ'at ve haşmet-i dünyâ ve emvâl ü eşyâ kaydında olmayup, Mekke'de vâki' zulm ü gadri ref'a ve muhdesât u bida'ı def'a ve evsân ü esnâma 'ibâdetden halkı zecr ü men'a kasd ü niyyet ve tecdîd-i dîne rağbet eylediğini remz ü işâret eyleyüp, 'ibâdet-i esnâmdan murâdı Risâle'sinde tasrîh birle, şirket i'tikād etdiği kubûr-ı enbiyâ ve evliyâya halkın tevessülü ve estâr-ı Ka'be ve sâyir mevâkı'-1 hatîreye 'umûm nâsın teveccühü olup, hâsılı buna dâ'ir vâfir haltıyyât ile hutbesini tekmîl ve münker ü bid'at farz etdiği umûrun ibtâl ü def'ini hutbe-i ma'hûdesine tezyîl edüp, fi'l-hâl bu maslahata âdemler ta'yîn ve suver-i me'mûriyyetlerini telkīn ve anlar dahi râst geldikleri nargile ve cubukları şikest ve tönbekü hamûlelerini ihrâk ile sâhiblerini bâd-be-dest eylediklerinden [Ü4 216b – V 87b] fazla, mezârât u meşâhid ve makāmât u me'âbidin mecmû'unu hedm ü tahrîb 'akībinde veche-i 'azîmetini ordusuna taklîb eyledi. Bir gün sonra cihet-i me'mûriyyetini istihbâr içün Âdem Efendi'yi ihzâr ve mûmâ ileyhi alup, köhne ve sagīr bir çadıra idhâl ve çadırda olanlar bi'l-cümle yek-reng ve ziyy ü kıyâfetde müsâvî vü hem-seng olduklarından, İbn-i Su'ûd'u bilemeyüp, birinden su'âl ve işâretden intikāl edüp, musâfaha ile tarafından icrây-ı resm ü te'hîl ve Âdem Efendi evvelâ du'ây-ı bekāy-ı şevket ü 'ömr-i Şâhâne'yi tertîl ve ba'dehû hâmil olduğu mektûb-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi ba'de't-takbîl İbn-i Su'ûd'a tavsîl eyledi. Mezbûr dahi mektûb-ı âlîyi mutâla'a vü kırâ'at edüp, tekmîlinde: “Devlet-i 'aliyye lisânımıza âşinâ sizin gibi bir şahs-ı dânâyı tarafımıza irsâl eylediğinden memnûn olup, inbisât u sürûrumuz efzûn oldu\" dedikde, Âdem Efendi: “Fi'l-hakīka bi-hasebi'r-rütbe kudûmumuz ve vücûh-ı temyîz ile size me'mûriyyetimiz ahlâf u a'kābınıza vesîle-i şeref ü i'tibâr ve şimdiye dek Saltanat-ı seniyye tarafından âbâ vü ecdâdınıza âdem irsâli mesbûk olmayup, bu ihtisâs size dest-mâye-i iftihâr olsa sezâ-vârdır\" dedikde, İbn-i Su'ûd tavr-ı mağrûrâne ile kelâma âgāz ve: “Ben ve babam sıgarımızdan berü 'inâyet-i İlâhiyye'ye i'timâd ve ferd-i âferîdeden 'adem-i ihtirâz ile 'umûm nâsa cehl sebebi ile tareyân eden istimdâd\nʻani'l-emvât kazıyyesi -ki taʻzîm-i esnâmdan eşeddir- mahz-ı şirk olup, halkı dîne daʻvet içün sarf-ı makderet eylediğimiz ve karâr-gâhımız olan Dirʻiyye -ki anda ancak beş yüz âdem mevcûddur- tedrîcî o havâlîde bulunan kabâyili Basra'ya dek ve bir koldan Yemen'e dek şeref-i İslâm ile müşerref edüp, [Ü4 217a – V 88a] umûrumuza bir rütbe nizâm verdik ki, kabâyilden birine her ne zemân bir şukka irsâl etsek taʻyîn olunan vakitde zâd ü zahîre ile bilâ-ihmâl hükmümüze imtisâl ederler. Ve her ne tarafa teveccüh etdik ise, hasma zafer-yâb olduğumuz te'yîd-i hakk kabîlindendir. Kaldı ki, rızâʼullaha muhâlif bizden bir hareket zuhûr etmamişdir ki, iʻtirâza ʻillet ola. Hattâ Pâdişâh-ı ʻâlem-penâh hakīkat-i hâlimize ıttılâ buyursalar, teveccühle ihsân-ı Mülûkâne'lerine bizi mazhar buyururlar idi\" deyüp, Âdem Efendi'ye bir müstaʻmel ferve iksâ ve bir şâl iʻtâ ve oğluna kezâlik bir köhne ferve ve etbâʻına birer 'antârî verüp, Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm meddellâhu zillehû ʻalâ mefârıkı'l-İslâm hazretlerine duʻâ edüp, mahabbet ve ʻadem-i muhâlefetini tavr-ı münâfikāne ile ifhâm edüp, meclis hıtâm bulacağı hengâmda Âdem Efendi'ye: \"Ey sâhib-i fehm ü ʻirfân olan kimse! Sen yanımda murahhassın. İstediğini işle” maʻnâsını iltizâm ile “Yâ fehîm! Ente murahhasun ʻindî. İsnaʻ mâ-tebgī” kelâmını îrâd eyledi. Efendi-yi mûmâ ileyh resm-i mühâdâta riʻâyet ve iki kat mükemmel câme-şûy ve bir cedîd sûf ve şekerleme nevʻinden baʻzı hulviyyât İbn-i Suʻûd'a ihdâ ve şahs-ı vâhidden kabûl-i hediyye mesbûk değil iken, gûyâ Âdem Efendi'ye olan temahhuz-ı mahabbetinden hediyyesini kabûl eylediğini îmâ eyledi. Mezbûrun ordusunda ikāmeti eyyâmında her ahşâm bir kavata pilav ile Efendi-yi mûmâ ileyhi itʻâm ve tezkîr-i eyyâm-ı sıyâm eyler idi. Bu meclisin ferdâsında İbn-i Suʻûd yüz riyâl ile Efendi-yi mûmâ ileyhin hâtırını su’âl ve yarınki gün kudûmuna intizâr derkâr olduğu haberini âdemîsi gelüp îsâl etmekle: “Yarınki gün Şerîf Gālib'in bağçesinde İbn-i Su'ûd ile mülâkāt edüp, [Ü4 217b – V 88b] Sadrıaʻzam hazretlerinin lisânen size siparişi var mı? Ve mektûb-ı ʻâlîlerinde münderic olan mâddelere vâkıf misun?\" deyü istihbâr eyledikde, Efendi-yi mûmâ ileyh sûret-i tecâhül ihtiyârıyla meʼâl-i tahrîrâta vukūfunu inkâr ve su❜âllerine cevâb vermek ve muhâlif-i rızâ zuhûr eden tavr\nu hareketinin ʿilletini istiksâ etmek üzere Devlet-i ʿaliyye tarafından taʿyîn olunduğunu işʿâr edüp, İbn-i Suʿûd fi'l-hâl mektûb-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi yedine iʿtâ ve ol dahi ahz ve kırâ'at etdikden sonra: “Mektûb-ı ʿâlînin me'âli, hazret-i Hüseyin'de vâkiʿ olan kıtâl ve nehb-i emvâl husûsuna müteʿallık olup, bu makūle fazîhanın sebebi su'âl olunmuş” dedikde, İbn-i Suʿûd cevaba tesaddî ve: “Bağdâd Vâlîsi bize taʿarruzdan hâlî olmayup, gâh Müntefik Kabîlesi'ni ve gâh Kethudâsı'nı üzerimize taʿyîn ve miyânemizde birkaç defʿa ceng ü âşûb vukūʿuyla râhat u sükûnumuz meslûb olup, hattâ asker-i kesîf ile Kethudâsı Lahsâ'yı altmış gün muhasara edüp, derûnunda bulunan ceyş-i kalîl sabr u metânet ve imdâd sûretinde askerimiz ile yetişüp, muhârebeye mübâderet etdiğimizde, galebe tarafımızda nümâyân ve asker-i Bağdâd perîşân olup, Bağdâd'ı istîlâ sehl ü heyyin iken, kalb-i eşref-i Şâhâne'ye gubâr-ı melâl ʿârız olmamak kasdıyla bu ʿazîmetden ibâ vü istinkâf olunup, fekat erbâb-ı rafz u ilhâd ile mâlâ-mâl olan Kasaba-i Meşhed-i Hüseyin yağmâsıyla iktifâ ve muhârebeye tesaddî edenleri ifnâ olunup, kaldı ki, Meşhed-i Hüseyin'de mütemekkin olan Aʿcâm, sebb-i Şeyhayn ve kazf-i Sıddîka'yı iʿtiyâd ve ziyâret-i Meşhed'i tavâf-ı Mekke'den efdal ictihâd edüp, bu sebeble dimâ ve emvâlleri mezâhib-i erbaʿada helâl [Ü4 218a – V 89a] ve bu reftârımıza taʿn edenler müstehakk-ı vebâl olup, mezbûrların bu keyfiyyetleri maʿlûm-i hazret-i Pâdişâhî olsa, bu fiʿlimiz karîn-i tahsîn olacağı zâhirdir. Kaldi ki, Aʿcâm tarafından bilâd-ı Şâhâne'ye terettüb-i şerr ü şûr vesvesesi hâtıra hutûr eyler ise, Devlet-i ʿaliyye'nin iʿânesine ʿadem-i ihtiyâc ile kavm-i mezkûrun defʿ-i mazarratına hod-be-hod tekeffül ederim” lağviyyatını telmîh eyledi. Âdem Efendi dahi sadede girüp, İbn-i Suʿûd'a hitâb ve: “Rüşd ü sedâdına nazaran ʿavâkıb-ı umûru fikr etmamek ve cemîʿ mâ-lezimesini kendü bedeninden tedârüke muhtâc olan pâ-bürehne vü ʿuryân tavâyif-i ʿUrbân ile otuz konak mesâfeyi katʿ ve bu makūle mehâlik-i umûra tesaddî etmek emr-i müstebʿad ü münker olduğu ve Bağdâd Vâlîsi tarafından takrîriniz üzere o makūle hasâret tarafınıza vâkiʿ olduysa bile, zimâm-ı hükümeti yed-i mü'eyyedinde olan Devlet-i ʿaliyye'ye bess-i şekvâ ve nakl-i mâ-cerâ ile müşârun ileyhi mazhar-ı ʿitâb eylemek, muktezayât-ı ʿakl ü dirâyetden iken, bu fiʿl-i savâbdan ʿudûl ile memâlik-i ʿOsmâniyye'yi tecâvüz, Meşhed-i Hüseyin'i yağmâ vü gāret ve derûnunda mevcûd Beytülmâl-i Müslimîn'den maʿdûd olan o kadar emvâl ü eşyayı dest-bürd-i hasâret etmek,\nsebeb-i tahrîk-i hamiyyet-i Saltanat olsa revâ ve emvâl-i mezkûrenin istirdâdı bâʿis-i tahsîl-i rızâ ve mukaddime-i inâbet ü istiʿfâ olup, kaldı ki, Saltanat-ı Devlet-i ʿaliyye'nin asâkir ve mühimmâtı ve kuvvet ü dârâtı henûz maʿlûmun değildir\" deyerek, meblağ-ı ʿilmi kadar Efendi-yi mûmâ-ileyh şân u miknet-i Devlet-i ebed-peyvend'i takrîr ü inbâ ve mezbûru bahr-i hayret ü efkâra ilkā eyledi. İbn-i Suʿûd zikr olunan emvâl, eyâdî-yi gāret-gerân-ı ʿUrbân'da telef ü muzmahill ve cemʿ ü istirdâdı be-gāyet müşkil olduğunu [Ü4 218b – V 89b] beyân ve saded-i âhara ʿatf-ı ʿinân edüp, Merkad-ı İbn-i ʿAbbâs'a vazʿ olunan evrâkı der-meyân ve kimi evlâd ve kimi mâl ve kimi refâh-ı hâl istidʿâsında oldukları nümâyân olup, bu makūle metâlibi mahlûk-ı maʿdûmdan taleb, şirk-i sarîh olduğunu yâd ve “Ve-lâ tedʿu min dûnillâhi mâ-lâ yenfaʿüke ve-lâ yedurrüke”, “Ve enne'l-mesâcide lillâhi fe-lâ tedʿû maʿallâhi ahaden” âyetlerini, “ed-Duʿâ muhhu'l-ʿibâde” hadîsiyle îrâd eyledi. Âdem Efendi dahi: “İstinbât olunan meʿânî, zevâhir-i nusûsa mebnî olup, âyetde nehy olunan duʿâ, ıstılâhen duʿâdır ki, bu duʿâ ancak Bârî'ye mahsûsdur. Dâʿî, medʿuvvun Hâlık-ı lem-yezel ve müʾessir-i hakīkī ve fâʿil-i mutlak olduğunu bilerek, enbiyâ ve evliyâdan tevessül ve rûhâniyyetlerinden istimdâd etmek câʾiz olduğundan başka: ‘Zevât-ı mezkûre kabirlerinde hayy ve baʿde'l-memât kerâmetleri bâkīdir' deyenleri şirke nisbet, ʿazîm cesaretdir. Ve Risâle'nizde serd olunan âyât, mahall-i istidlâl farz olunup, şöyle ki, halkın bu zevâta tevessülünü “Ve yaʿbüdûne min dûnillâhi mâ-lâ yadurrühüm ve-lâ yenfaʿühüm ve yekūlûne hâʾulâʾi şüfeʿâʾünâ ʿindellâhi kul e-tünebbiʾûnellâhe bimâ-lâ yaʿlemü men fi's-semâvâti ve lâ fî'l-arzi sübhânehû ve teʿâlâ ʿammâ yüşrikûn” âyetine kıyâs ile o makūleleri küfre\nisnâd ve dimâ ve emvâllerini istihlâl etmişsiz. Bu kıyâs ise, kıyâs maʿa'l-fârıkdır. Zîrâ ehl-i işrâk Hakk Teʿâlâ'nın nâfiʿ u zârr ve fâʿil-i muhtâr olduğuna ikrâr etdiler ise de, kusûr-ı fehm ve rekâket-i ʿilm ve ʿadem-i şuʿûr sebebi ile Lât ve ʿUzzâ ve melâʾikeye secde etmek ve zebh u nezr ile duʿâ ve tekarrüb ilallah murâd ederler idi. Lafz-ı ʿibâdetin, duʿâ ve duʿânın gayrîsine şümûlü olup, hazret-i Fahr-i enbiyâ ve sâʾir evliyâ vü asfiyâya secde ve zebh u nezr vukūʿunu şahs-ı [Ü4 219a – V 90a] vâhid müşâhede etmamekle, daʿvânız lağv ve delîliniz bahisden hâric ve 'Yâ Resûlallâh! eş-şefâʿa'nın maʿnâsı 'Ünâdîke bi-hasebi müctebâ ileyke en-yerzukaniyallâhu'ş-şefâʿate' demekdir. Ve bu kelâmda hazf-i mecâzî olup, Kur'ân-ı ʿazîmü'ş-şân'da emsâli vardır. 'Ves'eli'l-karyete' ve sayir âyetler gibi... Ve bu efrâdın ferazâ duʿâları ıstılâhî olmağla, şirklerine hükm olundu, baʿzı içün külle hükm olunur mu?\" dedikde, İbn-i Suʿûd: “Menʿine ʿadem-i tekayyüd rızâ hükmünde olup, rızâ bi'ş-şirk, şirkdir” dedi. Âdem Efendi redd-i cevâb ve Hakk Teâlâ rızâsı olmayan ahvâli baʿzan irâde etdiğini “Mürîdü'l-hayri ve'ş-şerri'l-kabîhi ve lâkin leyse yerda bi'l-muhâl” beyti ile isbât ve bu sûretde irâdeden rızâ lâzım gelmediğini ifâde ile hasmın “Adem-i menʿ, rızâyı ve rızâ, şirki müstelzimdir\" dediğini redd ü ibtâl edüp, senedini te'kîd zımnında: “Hazret-i ʿÖmer tavâfında Hacerü'l-esʿad'a hitâb edüp dedi ki: ‘Hakk'a kasem ederim ki, senin nefʿ u zarrın yokdur. Lâkin ʿindellah benden ekrem olan Fahr-i ʿâlem sallallâhu Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretlerine iktidâʾen seni takbîl ederim' dedikde, hazret-i ʿAli cenâb-ı Risâlet-penâhî'den rivâyet edüp dedi ki: ‘Cenâb-ı Hakk aʿmâl-i nâsı Hacerü'l-esʿad derûnuna vazʿ edüp, tâ ki, rûz-ı kıyâmetde halâyık üzerine şâhid ola'. Bu hadîs-i şerîfe nazaran nâfiʿ ü zârr olduğunu\nîrâd buyurduklarında, hazret-i ʿÖmer: “Lâ ʿadimnâke yâ ʿAli! Erşedtenî” kelâmıyla hazret-i ʿAli'ye âferîn-hân-ı taʿzîm oldular. Bu takdîrde bir hacere nefʿ u zarr isnâdı sahîh oldukda, enbiyâ ve evliyâ “Ve-lâ tedʿu min dûnillâhi mâ-lâ yenfaʿüke ve-lâ yedurrüke” mâ-sadakına hâşâ ki, mazhar olalar. Husûsan Kādî Beyzâvî “fe-lâ tedʿu maʿallâhi” âyeti tefsîrinde [Ü4 219b - V 90b] “tedʿu” lafz-ı şerîfinin “taʿbüdû” ile tefsîr etmişdir. İbn-i Suʿûd bu cevâbları işitdikde: “İşte bu te'vîlâtınız halkı hâviye-i şirke ilkā etmişdir” demekle kelâm encâm ve meclis hitâm buldu. Bundan sonra Âdem Efendi'ye tekrâr yüz riyâl ile hecînler irsâl edüp, Âsitâne'ye ʿazîmet eylemesini ve rızâʾullāha mugāyir hareket etmeyüp, Devlet-i ʿaliyye'ye temahhuz u ihtisâs üzere olduğunu Der-i devlet-medâra takrîr içün teʾkîd eyleyüp, Âdem Efendi dahi Cidde'ye ʿazîmeti tasvîb ü tercîh ve mâ-cerâsını mufassal u meşrûh kāʾimesiyle bu defʿa ifâde vü tasrîh eyledi. Merkūm İbn-i Suʿûd'un tavrı kesb-i teʿayyün ü iştihâr ve zabt-ı memâlik ü diyâr olup, teşebbüs etdiği iʿtikādiyyât dahi hakk u bâtıl ile meşûb u muhtelit ve askerinin baʿzısına terk-i edeb ile Ensâr ve baʿzısına Muhâcirîn tesmiye edüp, hezâr nîreng ü füsûn ile ahadühümâyı âhara mürtebit etdiğinden başka, ehl-i İslâm'ı maʿâzallāh küfr ü şirke nisbet ve ehl-i tevhîdin katlini sebeb-i kurbiyyet ʿadd edüp, intihâc eylediği tarîkden inhirâf muhâl ve itmâm-ı kârında igmâz-ı bâʿis-i tekevvün-i şûriş ü ihtilâl olduğu zâhir olup, mahall-be-mahall asker techîziyle haddini bildirmek ve halkı tesallut ve teʿaddîsinden halâs etmek tedbîrine min-gayr-i telebbüsin teşebbüs olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hicâz cânibinde zahîre vü zâd gayr-i mevcûd ve tarîk-ı Mısr-ı Kāhire mesdûd olduğuna binâʾen, Basra cânibinden baʿzı mühimmât ve zehâyirin bahran îsâlinde sühûlet derkâr olduğunu Vezîr Cezzâr Paşa tezkîr ve Bağdâd Vâlîsi'ne zehâyirin îsâli bâbında\nmü'ekked emr-i ʿâlî ısdâr u tahrîr olunduğundan başka, İbn-i Suʿûd'un Cidde'den hâyiben ʿavdeti telâş u ıztırâbını mûcib [Ü4 220a – V 91a] olup, mukaddemâ me'mûr olduğu vech üzere Dirʿiyye üzerine hareket ve Hâricîler'i izʿâca gayret eylemesi Bağdâd Vâlîsi'ne îmâ ve bu bâbda taraf-ı Sadâret-penâhî'den müşârun ileyhe mufassal kā'ime tahrîr ü isrâ olundu. Sâbıkā Şâm Vâlîsi ʿAbdullah Paşa, Devlet-i ʿaliyye tarafından müsteşʿir ve sû'-i fiʿli kābil-i ʿafv olmadığı ʿindinde zâhir ise de, Adana Eyâleti tevcîhiyle igfâl ve imtisâl-i emr etmediği hâlde tûğ ve sancağı refʿ ve Kıbrıs'a iclâ ve bu sûretin îkāʿı mümkin olmadığı hâlde sühûletle izâlesine saʿy-i bî-hemâl kılınmak üzere Cezzâr Paşa'ya ve Haleb Vâlîsi'ne hitâben ısdâr-ı misâl kılındı. ʿAbdullah Paşa hâle vâkıf ve sunûf-ı belâ hakkında müterâdif olacağını cezm ile Dürzî dağlarından asker getürdüp, Trablus'u muhâsara eylediğini ehâlî Cezzâr Paşa'ya ihbâr ve fi'l-hâl tarafından bir mikdâr asker gönderüp, belde-i mezkûreden zulm ü tesallutunu defʿ edüp, Hamâ tarafına ilgār ve Devlet-i ʿaliyye'den dâd-hâh olarak istiʿfây-ı cürm ü günâh eylediğini müşârun ileyh işʿâr eyledi. Cezzâr Paşa'ya Şâm Eyâleti'nin tevcîhi, hılâfında olan Müftî Murâd-zâde ile Defterdar Hasan Ağa'ya girân gelerek, fitne ihdâs edecekleri müşârun ileyhin mahsûsâtından olmağla, bu kazıyyeyi hufyeten Mütesellimi'ne ifhâm ve ikisini dahi dâ'ire-i hestîden iʿdâm eyledi. Vehhabîler Maskat İmâmı'nın kalem-rev-i hükümetinde vâkiʿ ehâlîyi ifsâd ve câ-be-câ muhârebe ile âteş-i ʿadâveti îkād ederler idi. Zîrde mastûr olduğu vech üzere Cidde'de vâkiʿ olan mağlûbiyyetlerini setr ile tekrâr sevb-i melʿanete tereddî ve İmâm-ı müşârun ileyhin memleketine itâle-i dest-i teʿaddî eyledikleri zâhir olduğuna binâʾen, müşârun ileyh tedârükât-ı kaviyyeye âheng ve sarf-ı hazâ'in ile berren ve bahran müte'ehhib-i [Ü4 220b – V 91b] perhâş u ceng olduğu derece-i yakīne mevsûl ve bu esnâda miyânelerinde muhârebeleri vukūʿu menküldür. Maskat, ʿUmmân tarîkınde bahr sâhilinde beyne'l-cebeleyn vâkiʿ olup, bilâd-ı Hind'e gidenler bu mahalle uğrayup, âbârından istifâ ve mâʾ-i ʿazbinden kesb-i safâ ederler. Şimâle\ndoğru bilâd-ı Şahr ve Hadramevt hudûdu Maskat'a doksan fersah olup, İmâmı, Yemen İmâmı gibi Zeydiyye'dendir.\nDefterdâr Efendi ve Baş-muhasebe ve baʿzı aklâmın Odacısı olan Bektâş nâm bir şahıs bu esnâda vefât edüp, zuhûr eden dört yüz kîse nakdi cânib-i mîrîden zabt olundu. Merkūm her çend cizye ve iltizâmât umûruyla zâhirde meşgül olup, ticareti bu rütbe mebâliğ cemʿine mütehammil değil ise dahi, yâr yıkındısına râst gelüp, babasından müntakıl olan nukūdu istirbâh ve ber-vech-i selem iʿmâl ile iddihâr-ı mâl eylediği ihtimâlât-ı ʿakliyyedendir.",
          "caption": "Baʿzı havâdis",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_844.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı havâdis",
          "text": "Hicâz cânibinde zahîre vü zâd gayr-i mevcûd ve tarîk-ı Mısr-ı Kāhire mesdûd olduğuna binâʾen, Basra cânibinden baʿzı mühimmât ve zehâyirin bahran îsâlinde sühûlet derkâr olduğunu Vezîr Cezzâr Paşa tezkîr ve Bağdâd Vâlîsi'ne zehâyirin îsâli bâbında\nmü'ekked emr-i ʿâlî ısdâr u tahrîr olunduğundan başka, İbn-i Suʿûd'un Cidde'den hâyiben ʿavdeti telâş u ıztırâbını mûcib [Ü4 220a – V 91a] olup, mukaddemâ me'mûr olduğu vech üzere Dirʿiyye üzerine hareket ve Hâricîler'i izʿâca gayret eylemesi Bağdâd Vâlîsi'ne îmâ ve bu bâbda taraf-ı Sadâret-penâhî'den müşârun ileyhe mufassal kā'ime tahrîr ü isrâ olundu. Sâbıkā Şâm Vâlîsi ʿAbdullah Paşa, Devlet-i ʿaliyye tarafından müsteşʿir ve sû'-i fiʿli kābil-i ʿafv olmadığı ʿindinde zâhir ise de, Adana Eyâleti tevcîhiyle igfâl ve imtisâl-i emr etmediği hâlde tûğ ve sancağı refʿ ve Kıbrıs'a iclâ ve bu sûretin îkāʿı mümkin olmadığı hâlde sühûletle izâlesine saʿy-i bî-hemâl kılınmak üzere Cezzâr Paşa'ya ve Haleb Vâlîsi'ne hitâben ısdâr-ı misâl kılındı. ʿAbdullah Paşa hâle vâkıf ve sunûf-ı belâ hakkında müterâdif olacağını cezm ile Dürzî dağlarından asker getürdüp, Trablus'u muhâsara eylediğini ehâlî Cezzâr Paşa'ya ihbâr ve fi'l-hâl tarafından bir mikdâr asker gönderüp, belde-i mezkûreden zulm ü tesallutunu defʿ edüp, Hamâ tarafına ilgār ve Devlet-i ʿaliyye'den dâd-hâh olarak istiʿfây-ı cürm ü günâh eylediğini müşârun ileyh işʿâr eyledi. Cezzâr Paşa'ya Şâm Eyâleti'nin tevcîhi, hılâfında olan Müftî Murâd-zâde ile Defterdar Hasan Ağa'ya girân gelerek, fitne ihdâs edecekleri müşârun ileyhin mahsûsâtından olmağla, bu kazıyyeyi hufyeten Mütesellimi'ne ifhâm ve ikisini dahi dâ'ire-i hestîden iʿdâm eyledi. Vehhabîler Maskat İmâmı'nın kalem-rev-i hükümetinde vâkiʿ ehâlîyi ifsâd ve câ-be-câ muhârebe ile âteş-i ʿadâveti îkād ederler idi. Zîrde mastûr olduğu vech üzere Cidde'de vâkiʿ olan mağlûbiyyetlerini setr ile tekrâr sevb-i melʿanete tereddî ve İmâm-ı müşârun ileyhin memleketine itâle-i dest-i teʿaddî eyledikleri zâhir olduğuna binâʾen, müşârun ileyh tedârükât-ı kaviyyeye âheng ve sarf-ı hazâ'in ile berren ve bahran müte'ehhib-i [Ü4 220b – V 91b] perhâş u ceng olduğu derece-i yakīne mevsûl ve bu esnâda miyânelerinde muhârebeleri vukūʿu menküldür. Maskat, ʿUmmân tarîkınde bahr sâhilinde beyne'l-cebeleyn vâkiʿ olup, bilâd-ı Hind'e gidenler bu mahalle uğrayup, âbârından istifâ ve mâʾ-i ʿazbinden kesb-i safâ ederler. Şimâle\ndoğru bilâd-ı Şahr ve Hadramevt hudûdu Maskat'a doksan fersah olup, İmâmı, Yemen İmâmı gibi Zeydiyye'dendir.\nDefterdâr Efendi ve Baş-muhasebe ve baʿzı aklâmın Odacısı olan Bektâş nâm bir şahıs bu esnâda vefât edüp, zuhûr eden dört yüz kîse nakdi cânib-i mîrîden zabt olundu. Merkūm her çend cizye ve iltizâmât umûruyla zâhirde meşgül olup, ticareti bu rütbe mebâliğ cemʿine mütehammil değil ise dahi, yâr yıkındısına râst gelüp, babasından müntakıl olan nukūdu istirbâh ve ber-vech-i selem iʿmâl ile iddihâr-ı mâl eylediği ihtimâlât-ı ʿakliyyedendir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kavl ü iʿtikādı merdûd olan İbn-i Suʿûd, Mekke-i mükerreme'yi Tâyif gibi etmek ve hüccâc-ı Müslimîn'i nehb ü gāret ile îkāʿ-ı envâʿ-ı fesâd eylemek kasdını işâʿa ile kulûb-ı nâsı merʿûb ve râhat u sükûnlarını meslûb eylediğine binâʾen, Mekke-i mükerreme Şerîfi ve Cidde Vâlîsi Vezîr Mehmed Şerîf Paşa tarafından etrâfa karagollar ta'yîn ve cenge te'ehhüb göstererek her tarafı tahsîn eylediklerinden, Hâricî-yi mezkûr Mekke'ye doğru ʿazîmetden hâyif ve kasd u niyyet-i fâsidesinden mütecânif olup, itmâm-ı hacc u menâsik ʿakabinde aʿyân-ı hâcc ile ʿakd-i encümen-i meşveret ve hüccâcın kesreti ve bâ-husûs âzmâyiş-i ceng etmiş mağribî askerinin vefreti olup, Hâricîler kurb-i [Ü4 221a – V 92a] Mekke'de kâyin iken, Haremullah'ı bırakup gitmek, mugāyir-i diyânet ve münâfî-yi resm-i gayret olup, zuʿafây-ı hüccâc Cidde'ye ve andan Mısır'a tesrîb ve sâyirleri ceng ü cidâle tergīb olunmak ve askere bahşiş ve zehâyir husûsiyçün dahi tüccârdan istikrâz ile Şâm ve Mısır mîr-i hâcclarına biner kîse akça tedârük ü itâ ve zahîre bulmak teʿahhüdü Şerîf-i Mekke tarafından inhâ olunmuşiken, mîr-i hâcclar ve sâyir müteʿayyinler fikdân-ı zahîreyi âlet ve devlet tarafından ʿadem-i me'mûriyyetlerini özür ü ʿillet ederek, askerî tâ'ifesini ve hüccâcı alup, Şâm ve Mısır tarafına ʿazîmet eylediler. Şerîf Paşa'nın Kethudâsı ve dâyiresi halkı Cidde'de kalup, kendi beş on âdem ile Mekke'de bulunup, Şerîf cenâblarının dahi başında birkaç nefer Memlûk'den gayri kimse olmayup, bu hâl ile Mekke'de bulunmak muhâtarayı müstelzim olduğundan, nâ-çâr Cidde Hısnı'na ʿazîmet ile müterassıd-ı encâm-ı kâr oldular. Hâricî-yi\nmersûm hüccâcın ʿavdetini ve müşârun ileyhimânın Cidde'ye ʿazîmetini cezm ü tahkīk etdikden sonra Mekke'ye gelüp, bâlâda işâret olunduğu vech üzere sûretâ ehâlî-yi Mekke'yi te'mîn ve Şerîf Muʿîn'i birâderine câ-nişîn edüp, hedm-i kıbâb ve ilkāy-ı ruʿb u iztırâb ʿakabinde Muharrem'in yirminci günü mecmûʿ-ı asâkiriyle bizzât Cidde'yi muhâsara ile âgāz-ı müşâcere edüp, gâh nerdübânlar vazʿıyla kalʿayı tahlîse mübâdere ve gâh mebâliğ-i ʿazîme talebiyle Şerîf Gālib'i evlâd ü ʿiyâliyle teslîm etmek husûsunu sâyir metâlibine terdîf ve emreyn-i mezkûreyn kabûl olunmadığı sûretde mahsûrları katl-i ʿâmm ile tahvîf edüp, ehl-i kalʿa tebaʿiyyete tâlib [Ü4 221b - V 92b] ve matlûbunun nısfını edâya râgıb olmuşiken, Şerîf-i Mekke ile Cidde Vâlîsi ittifâk ve Hâricîler'in defʿ-i sevretlerine kemâl-i hâhiş ü ihtimâm ile şedd-i nitâk u vifâk etmeleriyle, fi'l-hâl mevcûd olan askerîyi ve ehâlîden harb ü darba kādir olanları cenge tahrîz ü igrâ ve tebaʿiyyet hevâsıyla akça iʿtâsına tavtîn-i nefs edenler zecr ü izrâ kılınup, cümlesi pîrâmen-i hisâra taʿyîn ve her taraf kümât-ı rumât ile teşhîn kılınup, top u tüfeng ve hışt u seng ile müdâfaʿaya kıyâm ve Vehhâbîleri katl ü cerh ile güm-nâm ve on gün bu vechile rahây-ı harb deverân ve tenevvür-i ceng feverân edüp, on birinci günü Vehhâbîler nerdübânlar ile bâlâ-yı kalʿaya suʿûd murâd etdiklerini asker-i devlet hiss ü idrâk ve nasb olunan nerdübânları istimsâk ile Hâricîler'i ihlâk eylediklerinden gayri, baʿzan kalʿadan atılan top dâneleri ordularına isâbet ve hayevân ve insâna müsâdefe ile İbn-i Suʿûd'a bâʿis-i havf u haşyet olmağla, Cidde'yi terk ve Mekke-i mükerreme'ye uğramaksızın Dirʿiyye'ye doğru raht-keş-i haybet olup, fazl-ı hazret-i Kird-gârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Tâc-dârî'yle Cidde Kalʿası gezend ü düşmenden sâlim ve kutr-ı Hicâz'da vukūʿu muhtemel olan şûriş ü ihtilâl münʿadim oldu. Mısr-ı Kāhire tarafından mukaddemâ tertîb ü âmâde kılınan asker ve mühimmât vukūʿ bulan ihtilâl hasebiyle zâyiʿ ü telef olup, vaktiyle vusûl mümkin olsa idi, Tâyif üzerine ʿazîmetin vücûd-ı imkânıyla o tarafda bulunan Hâricîler tedmîr ve memleket-i Pâdişâhî\ntasfiye vü tathîr olunacağını Emîr-i Mekke ve Şerîf [Ü4 222a – V 93a] Paşa bu defʿa mufassal zarâfet-nâmelerinde tahrîr eylediler. Müşârun ileyhimâ tarafından ser-zede-i sünûh olan gayret ü sebât, sebeb-i inbisât-ı Şehriyâr-ı cemîlü's-sıfât olup, teşrîfât ve iltifât-ı hümâyûn ile müşârun ileyhimâ taltîf ve şevk u himmetleri iksâr u tazʿîf kılındı. Cidde gā'ilesi ber-taraf oldukdan sonra, İbn-i Suʿûd'un Mekke-i mükerreme'de bırakdığı eşkıyânın emr-i ihrâcı tedbîr olunup, Şerîf-i Mekke ile Cidde Vâlîsi hâric-i beldede ordu nasb edüp, tedârük etdikleri asâkir ile Mekke'ye teveccüh ü ʿazîmet ve lede'l-vusûl Beytüllahi'l-harâm'da kıtâl ü cidâlin memnûʿiyyeti tazmîniyle Hâricîler'e emân-nâme irsâl etdiler ise dahi, mersûmlar ru'ûnet u gılzat izhâr ve âmâde-i harb ü peykâr oldukları mütehakkak oldukda, müşârun ileyhimâ her tarafdan üzerlerine sevk-ı asker ve yirmi gün kadar iki tarafdan muhârebe kârger ve şiddet-i hasr u tazâyuk, gürûh-ı Havâric'i istîmân ile tahlîs-i câna muztarr edüp, hâyiben memleketlerine revân olduklarından gayri, Hâricîler'e mutâviʿ Yemen kabâyilinden “Ebû Nukta” nâm şakī beş bin asker ile İbn-i Suʿûd'a intisâr içün Cidde'ye altı sâʿat mesâfeye gelüp, Vehhabîler'in mahzûlen ʿavdetlerini istimâʿ u tahkīk ile girüye ricʿat eylediği dahi müşârun ileyhimâ tarafından rivâyet olundu.",
          "caption": "Muhâsara-i Bender-i Cidde ve inhizâm-ı Vehhâbiyân ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_845.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Muhâsara-i Bender-i Cidde ve inhizâm-ı Vehhâbiyân ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Kavl ü iʿtikādı merdûd olan İbn-i Suʿûd, Mekke-i mükerreme'yi Tâyif gibi etmek ve hüccâc-ı Müslimîn'i nehb ü gāret ile îkāʿ-ı envâʿ-ı fesâd eylemek kasdını işâʿa ile kulûb-ı nâsı merʿûb ve râhat u sükûnlarını meslûb eylediğine binâʾen, Mekke-i mükerreme Şerîfi ve Cidde Vâlîsi Vezîr Mehmed Şerîf Paşa tarafından etrâfa karagollar ta'yîn ve cenge te'ehhüb göstererek her tarafı tahsîn eylediklerinden, Hâricî-yi mezkûr Mekke'ye doğru ʿazîmetden hâyif ve kasd u niyyet-i fâsidesinden mütecânif olup, itmâm-ı hacc u menâsik ʿakabinde aʿyân-ı hâcc ile ʿakd-i encümen-i meşveret ve hüccâcın kesreti ve bâ-husûs âzmâyiş-i ceng etmiş mağribî askerinin vefreti olup, Hâricîler kurb-i [Ü4 221a – V 92a] Mekke'de kâyin iken, Haremullah'ı bırakup gitmek, mugāyir-i diyânet ve münâfî-yi resm-i gayret olup, zuʿafây-ı hüccâc Cidde'ye ve andan Mısır'a tesrîb ve sâyirleri ceng ü cidâle tergīb olunmak ve askere bahşiş ve zehâyir husûsiyçün dahi tüccârdan istikrâz ile Şâm ve Mısır mîr-i hâcclarına biner kîse akça tedârük ü itâ ve zahîre bulmak teʿahhüdü Şerîf-i Mekke tarafından inhâ olunmuşiken, mîr-i hâcclar ve sâyir müteʿayyinler fikdân-ı zahîreyi âlet ve devlet tarafından ʿadem-i me'mûriyyetlerini özür ü ʿillet ederek, askerî tâ'ifesini ve hüccâcı alup, Şâm ve Mısır tarafına ʿazîmet eylediler. Şerîf Paşa'nın Kethudâsı ve dâyiresi halkı Cidde'de kalup, kendi beş on âdem ile Mekke'de bulunup, Şerîf cenâblarının dahi başında birkaç nefer Memlûk'den gayri kimse olmayup, bu hâl ile Mekke'de bulunmak muhâtarayı müstelzim olduğundan, nâ-çâr Cidde Hısnı'na ʿazîmet ile müterassıd-ı encâm-ı kâr oldular. Hâricî-yi\nmersûm hüccâcın ʿavdetini ve müşârun ileyhimânın Cidde'ye ʿazîmetini cezm ü tahkīk etdikden sonra Mekke'ye gelüp, bâlâda işâret olunduğu vech üzere sûretâ ehâlî-yi Mekke'yi te'mîn ve Şerîf Muʿîn'i birâderine câ-nişîn edüp, hedm-i kıbâb ve ilkāy-ı ruʿb u iztırâb ʿakabinde Muharrem'in yirminci günü mecmûʿ-ı asâkiriyle bizzât Cidde'yi muhâsara ile âgāz-ı müşâcere edüp, gâh nerdübânlar vazʿıyla kalʿayı tahlîse mübâdere ve gâh mebâliğ-i ʿazîme talebiyle Şerîf Gālib'i evlâd ü ʿiyâliyle teslîm etmek husûsunu sâyir metâlibine terdîf ve emreyn-i mezkûreyn kabûl olunmadığı sûretde mahsûrları katl-i ʿâmm ile tahvîf edüp, ehl-i kalʿa tebaʿiyyete tâlib [Ü4 221b - V 92b] ve matlûbunun nısfını edâya râgıb olmuşiken, Şerîf-i Mekke ile Cidde Vâlîsi ittifâk ve Hâricîler'in defʿ-i sevretlerine kemâl-i hâhiş ü ihtimâm ile şedd-i nitâk u vifâk etmeleriyle, fi'l-hâl mevcûd olan askerîyi ve ehâlîden harb ü darba kādir olanları cenge tahrîz ü igrâ ve tebaʿiyyet hevâsıyla akça iʿtâsına tavtîn-i nefs edenler zecr ü izrâ kılınup, cümlesi pîrâmen-i hisâra taʿyîn ve her taraf kümât-ı rumât ile teşhîn kılınup, top u tüfeng ve hışt u seng ile müdâfaʿaya kıyâm ve Vehhâbîleri katl ü cerh ile güm-nâm ve on gün bu vechile rahây-ı harb deverân ve tenevvür-i ceng feverân edüp, on birinci günü Vehhâbîler nerdübânlar ile bâlâ-yı kalʿaya suʿûd murâd etdiklerini asker-i devlet hiss ü idrâk ve nasb olunan nerdübânları istimsâk ile Hâricîler'i ihlâk eylediklerinden gayri, baʿzan kalʿadan atılan top dâneleri ordularına isâbet ve hayevân ve insâna müsâdefe ile İbn-i Suʿûd'a bâʿis-i havf u haşyet olmağla, Cidde'yi terk ve Mekke-i mükerreme'ye uğramaksızın Dirʿiyye'ye doğru raht-keş-i haybet olup, fazl-ı hazret-i Kird-gârî ve yümn-i baht-ı cenâb-ı Tâc-dârî'yle Cidde Kalʿası gezend ü düşmenden sâlim ve kutr-ı Hicâz'da vukūʿu muhtemel olan şûriş ü ihtilâl münʿadim oldu. Mısr-ı Kāhire tarafından mukaddemâ tertîb ü âmâde kılınan asker ve mühimmât vukūʿ bulan ihtilâl hasebiyle zâyiʿ ü telef olup, vaktiyle vusûl mümkin olsa idi, Tâyif üzerine ʿazîmetin vücûd-ı imkânıyla o tarafda bulunan Hâricîler tedmîr ve memleket-i Pâdişâhî\ntasfiye vü tathîr olunacağını Emîr-i Mekke ve Şerîf [Ü4 222a – V 93a] Paşa bu defʿa mufassal zarâfet-nâmelerinde tahrîr eylediler. Müşârun ileyhimâ tarafından ser-zede-i sünûh olan gayret ü sebât, sebeb-i inbisât-ı Şehriyâr-ı cemîlü's-sıfât olup, teşrîfât ve iltifât-ı hümâyûn ile müşârun ileyhimâ taltîf ve şevk u himmetleri iksâr u tazʿîf kılındı. Cidde gā'ilesi ber-taraf oldukdan sonra, İbn-i Suʿûd'un Mekke-i mükerreme'de bırakdığı eşkıyânın emr-i ihrâcı tedbîr olunup, Şerîf-i Mekke ile Cidde Vâlîsi hâric-i beldede ordu nasb edüp, tedârük etdikleri asâkir ile Mekke'ye teveccüh ü ʿazîmet ve lede'l-vusûl Beytüllahi'l-harâm'da kıtâl ü cidâlin memnûʿiyyeti tazmîniyle Hâricîler'e emân-nâme irsâl etdiler ise dahi, mersûmlar ru'ûnet u gılzat izhâr ve âmâde-i harb ü peykâr oldukları mütehakkak oldukda, müşârun ileyhimâ her tarafdan üzerlerine sevk-ı asker ve yirmi gün kadar iki tarafdan muhârebe kârger ve şiddet-i hasr u tazâyuk, gürûh-ı Havâric'i istîmân ile tahlîs-i câna muztarr edüp, hâyiben memleketlerine revân olduklarından gayri, Hâricîler'e mutâviʿ Yemen kabâyilinden “Ebû Nukta” nâm şakī beş bin asker ile İbn-i Suʿûd'a intisâr içün Cidde'ye altı sâʿat mesâfeye gelüp, Vehhabîler'in mahzûlen ʿavdetlerini istimâʿ u tahkīk ile girüye ricʿat eylediği dahi müşârun ileyhimâ tarafından rivâyet olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ahmed Bey, Tokadcıklı'nın ve Kâtib-i mezbûr, ʿAli Monla'nın Âsitâne'de umûrlarını ru'yet edegelmeleriyle, kûze-i hâfızalarına îdâʿ olunduğu vech üzere islâh-ı cânibeyn ve defʿ-i ʿadâvet-i hasmeyn irâdesiyle her biri bir semte pâ-der-rikâb-ı ʿazîmet ve icrây-ı me'mûriyyete berzede [Ü4 222b – V 93b] -dâmân-ı gayret oldular.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Tezkire-i Sânî-yi sâbık Ahmed Bey ve Kâtib-i Sultân Bâyezîd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_846.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Tezkire-i Sânî-yi sâbık Ahmed Bey ve Kâtib-i Sultân Bâyezîd",
          "text": "Ahmed Bey, Tokadcıklı'nın ve Kâtib-i mezbûr, ʿAli Monla'nın Âsitâne'de umûrlarını ru'yet edegelmeleriyle, kûze-i hâfızalarına îdâʿ olunduğu vech üzere islâh-ı cânibeyn ve defʿ-i ʿadâvet-i hasmeyn irâdesiyle her biri bir semte pâ-der-rikâb-ı ʿazîmet ve icrây-ı me'mûriyyete berzede [Ü4 222b – V 93b] -dâmân-ı gayret oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hâricîler'in kutr-ı Hicâz'da tuğyânları hasebiyle tedmîr ü istîsâllerine Şâm Vâlîsi'nin kudreti dâ'ire-i istitâʿatinden bîrûn ve ʿalâ-rivâyetin müşârun ileyh ol tarafa izhâr-ı meyl ü\nrükûn eylediği tahkīk-ı zunûn eylediğinden gayri, mukaddemâ Şâm'dan ʿazl olunup, itâʿat-i emr-i ʿâlî etmediği, isâ'eti kulûb-ı evliyây-ı devletde muzmerr ve fîmâ-baʿd o taraflarda vücûdu mûcib-i hatar olacağı mukarrer olduğundan ʿazli karâr-gîr ve Eyâlet-i Şâm Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya münhasır olduğu maʿlûm-i sagîr u kebîr olmuşidi. Bâdî-yi emrde Şâm tarafına tevcîh olunduğu takdîrde mazbût olan tavr u reftârına nazaran ʿadem-i kabûl ve yâhûd devlete bir emr-i ʿazîm tahmîl eyleyeceği meczûm-ı erbâb-ı ʿukūl ve Eyâlet-i Şâm'ı kendüsine istetmek sûreti ilkā ve bu keyfiyyetler istimzâc olunarak, lâzım gelan re'y ü tedbîr tarafından istiksâ olunmak zemîninde karîha-i sabîhadan hatt-ı hümâyûn ısdâr ve Hasekî maʿrifetiyle savb-ı müşârun ileyhe tesyâr olunmuşidi. Müşârun ileyh maslahat-ı mezkûreyi tehvîn ü teshîl ve her hâlde rızây-ı yümn-iktizây-ı Şâhâne'yi tahsîl eyleyeceğini tahrîrâtında tafsîl edüp, Mısır ve Şâm, tarafına tevcîh ü ihsân olundukda, Mısır'ın nizâmı ve Hâricîler'in inʿidâmı husûsuna mübâşeret eyleyeceğini beyân ve Mısır'dan şimdilik nazarı katʿ ile Şâm ve tevâbiʿinin tevcîhine irâde-i sâmiye cereyân eylediği tekrâr tarafına inhâ ve müşârun ileyh izhâr-ı sûret-i tavʿ u rızâ ve hattâ Mısır'ın nizâmı vakti geçüp, bu defʿa ʿadem-i tevcîhini istidʿâ eyledi. [Ü4 223a – V 94a] Binâ-berîn Şâm ve Trablus eyâletleri ve Kudüs ve Nablus sancakları işbu Recebü'l-ferd evâyilinde müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve Hicâz Serʿaskerliği'yle refîʿü'ş-şân kılınup, iktizâ eden teşrîfât-ı meserret-iştimâl, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Mehmed Ağa maʿrifetiyle savb-ı müşârun ileyhe irsâl olundu.",
          "caption": "ʿAzl-i Vâlî-yi Şâm ve Mîr-i Hâcc-şüden-i Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_847.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Vâlî-yi Şâm ve Mîr-i Hâcc-şüden-i Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa",
          "text": "Hâricîler'in kutr-ı Hicâz'da tuğyânları hasebiyle tedmîr ü istîsâllerine Şâm Vâlîsi'nin kudreti dâ'ire-i istitâʿatinden bîrûn ve ʿalâ-rivâyetin müşârun ileyh ol tarafa izhâr-ı meyl ü\nrükûn eylediği tahkīk-ı zunûn eylediğinden gayri, mukaddemâ Şâm'dan ʿazl olunup, itâʿat-i emr-i ʿâlî etmediği, isâ'eti kulûb-ı evliyây-ı devletde muzmerr ve fîmâ-baʿd o taraflarda vücûdu mûcib-i hatar olacağı mukarrer olduğundan ʿazli karâr-gîr ve Eyâlet-i Şâm Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya münhasır olduğu maʿlûm-i sagîr u kebîr olmuşidi. Bâdî-yi emrde Şâm tarafına tevcîh olunduğu takdîrde mazbût olan tavr u reftârına nazaran ʿadem-i kabûl ve yâhûd devlete bir emr-i ʿazîm tahmîl eyleyeceği meczûm-ı erbâb-ı ʿukūl ve Eyâlet-i Şâm'ı kendüsine istetmek sûreti ilkā ve bu keyfiyyetler istimzâc olunarak, lâzım gelan re'y ü tedbîr tarafından istiksâ olunmak zemîninde karîha-i sabîhadan hatt-ı hümâyûn ısdâr ve Hasekî maʿrifetiyle savb-ı müşârun ileyhe tesyâr olunmuşidi. Müşârun ileyh maslahat-ı mezkûreyi tehvîn ü teshîl ve her hâlde rızây-ı yümn-iktizây-ı Şâhâne'yi tahsîl eyleyeceğini tahrîrâtında tafsîl edüp, Mısır ve Şâm, tarafına tevcîh ü ihsân olundukda, Mısır'ın nizâmı ve Hâricîler'in inʿidâmı husûsuna mübâşeret eyleyeceğini beyân ve Mısır'dan şimdilik nazarı katʿ ile Şâm ve tevâbiʿinin tevcîhine irâde-i sâmiye cereyân eylediği tekrâr tarafına inhâ ve müşârun ileyh izhâr-ı sûret-i tavʿ u rızâ ve hattâ Mısır'ın nizâmı vakti geçüp, bu defʿa ʿadem-i tevcîhini istidʿâ eyledi. [Ü4 223a – V 94a] Binâ-berîn Şâm ve Trablus eyâletleri ve Kudüs ve Nablus sancakları işbu Recebü'l-ferd evâyilinde müşârun ileyhe tevcîh ü ihsân ve Hicâz Serʿaskerliği'yle refîʿü'ş-şân kılınup, iktizâ eden teşrîfât-ı meserret-iştimâl, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından Mehmed Ağa maʿrifetiyle savb-ı müşârun ileyhe irsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Kadıʿaskeri Ahmed Şemseddîn Efendi baʿzı mülâhazaya mebnî bir mâh kadar medde medd-i yed-i istirhâm u niyâzını semâhatlü Şeyhulislâm Efendi hazretleri maʿrûz-ı südde-i Sidre-makām edüp, hakkında müsâʿade-i hazret-i Cihân-bânî pezîrufte-i hüsn-i vücûd ve bir mâh medd ile habl-i hükümeti memdûd oldu.\n\n Havâss-ı refîʿa Kazâsı'yla on dokuz Muharrem'i gurresinden zabt şartıyla \"Kassâm İsmâʿîl Efendi Yeğeni\" demekle meşhûr Veliyyüdîn Efendi mesrûr ve sâbıkā Bağdâd Kadısı İzmirî es-Seyyid Mustafa Efendi, Kazâ'-i Kuds-i şerîf ile nâyil-i etemm-i hubûr oldu.",
          "caption": "İhsân-ı medd be-Sadr-ı Rumeli ve tevcîh-i baʿzı menâsıb-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_848.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı medd be-Sadr-ı Rumeli ve tevcîh-i baʿzı menâsıb-ı ʿilmiyye",
          "text": "Rumeli Kadıʿaskeri Ahmed Şemseddîn Efendi baʿzı mülâhazaya mebnî bir mâh kadar medde medd-i yed-i istirhâm u niyâzını semâhatlü Şeyhulislâm Efendi hazretleri maʿrûz-ı südde-i Sidre-makām edüp, hakkında müsâʿade-i hazret-i Cihân-bânî pezîrufte-i hüsn-i vücûd ve bir mâh medd ile habl-i hükümeti memdûd oldu.\n\n Havâss-ı refîʿa Kazâsı'yla on dokuz Muharrem'i gurresinden zabt şartıyla \"Kassâm İsmâʿîl Efendi Yeğeni\" demekle meşhûr Veliyyüdîn Efendi mesrûr ve sâbıkā Bağdâd Kadısı İzmirî es-Seyyid Mustafa Efendi, Kazâ'-i Kuds-i şerîf ile nâyil-i etemm-i hubûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Cumâdelâhıre'nin on altıncı İsneyn gicesi sâʿat-i leylî beş buçukda iken Evkātlı-oğlu Kapucu-başı Süleymân Bey'in İshak Paşa'da istîcâr etdiği hâneden âteş zuhûr edüp, hâne-i mezkûru ve o hizâda vâkiʿ büyûtu ihrâk ederek, Kabasakal Câmiʿi dîvârına müntehî olup, berü tarafdan dahi İshak Paşa Hammâmı'nı ve mukābilinde bulunan büyût u dekâkîni yakup, beş-altı sâʿat mümtedd ve iztırâb-ı nâs müştedd olmuşiken, o âteş-i serkeş zâyil ve Sultân Serâyı ve binâsı henûz kemâle resîde olmayan Cebe-hâne-i ʿâmîre'ye ʿinâyet-i Sübhânî hâyil oldu. Birkaç [Ü4 223b – V 94b] defʿa ʿalâ't-teʿâkub Cebeci hudûdunda ihrâklar zuhûru Cebeci-başı Mehmed Saʿîd Ağa'nın ʿadem-i tekayyüd ü ihtimâmına ʿazv ü isnâd ve işbu Cumâdelâhıre evâsıtında mansıb-ı mezkûrdan ʿazl ü ibʿâd ve Baş Kethudâ bulunan Mehmed Ağa Cebeci-başılık ile dil-şâd kılınup, bu sebeble ocağlarında silsile vâkiʿ ve herkes hisse-i ocağdan hazz u nasîbini alarak, hâyiz-i re’sü'l-mâl-i menâfiʿ oldu.",
          "caption": "Vukū‘-ı ihrâk ve ‘azl-i Ser-cebeciyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_849.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū‘-ı ihrâk ve ‘azl-i Ser-cebeciyân",
          "text": "Cumâdelâhıre'nin on altıncı İsneyn gicesi sâʿat-i leylî beş buçukda iken Evkātlı-oğlu Kapucu-başı Süleymân Bey'in İshak Paşa'da istîcâr etdiği hâneden âteş zuhûr edüp, hâne-i mezkûru ve o hizâda vâkiʿ büyûtu ihrâk ederek, Kabasakal Câmiʿi dîvârına müntehî olup, berü tarafdan dahi İshak Paşa Hammâmı'nı ve mukābilinde bulunan büyût u dekâkîni yakup, beş-altı sâʿat mümtedd ve iztırâb-ı nâs müştedd olmuşiken, o âteş-i serkeş zâyil ve Sultân Serâyı ve binâsı henûz kemâle resîde olmayan Cebe-hâne-i ʿâmîre'ye ʿinâyet-i Sübhânî hâyil oldu. Birkaç [Ü4 223b – V 94b] defʿa ʿalâ't-teʿâkub Cebeci hudûdunda ihrâklar zuhûru Cebeci-başı Mehmed Saʿîd Ağa'nın ʿadem-i tekayyüd ü ihtimâmına ʿazv ü isnâd ve işbu Cumâdelâhıre evâsıtında mansıb-ı mezkûrdan ʿazl ü ibʿâd ve Baş Kethudâ bulunan Mehmed Ağa Cebeci-başılık ile dil-şâd kılınup, bu sebeble ocağlarında silsile vâkiʿ ve herkes hisse-i ocağdan hazz u nasîbini alarak, hâyiz-i re’sü'l-mâl-i menâfiʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mukarreb-i hazret-i Pâdişâhî ve müstağrak-ı niʿam-i nâ-mütenâhî olan Mâbeynci ve Kahveci-başı Rüstem Ağa çırağlığa tâlib ve tarîk-ı ʿulemâya duhûl ile ârzû-mend-i ecell-i merâtib olup, bu makūle kurb-i Pâdişâhî'de sıdk u istikāmetle îfây-ı lâzime-i hakk-ı hıdmet edenlerin incâh-ı mekāsıdlarına müsâʿade, şîme-i müstahsene-i Mülûkâne'den olduğu vâreste-i beyân ü ifade olmağla, mûmâ ileyhin niyâzı müsâʿafe-i hazret-i Cihân-dârî'ye karîn ve şerefyâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mûcebince Hâmise Rütbesi'yle min-aʿyâni'l-müderrisîn olup, birkaç gün sonra on dokuz senesi Cumâdelûlâ'sı gurresinde mutasarrıf olmak üzere Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle Üsküdâr Kazâsı, Efendi-yi mûmâ ileyhe ʿinâyet olunup, bu takrîb memnûn-ı lutf-i vâlâ-yı Şehinşâh-ı İskender-himmet oldu. Efendi-yi mûmâ ileyhin çerâğ-ı emeli efrûhte kılındığına binâ'en, mahalli hâlî ve Hâne-i\nHâssa'dan Mehmed Emîn Ağa, o hidmet-i refîʿa ile mahsûd-ı edânî vü eʿâlî olup, Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Mehmed Bey'in dahi Mâbeyncilik şerefiyle dürr-i semîn-i iʿtibârı girân-ı kadr u gâlî oldu.",
          "caption": "Çırağ-şüden-i Rüstem Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_850.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Çırağ-şüden-i Rüstem Ağa",
          "text": "Mukarreb-i hazret-i Pâdişâhî ve müstağrak-ı niʿam-i nâ-mütenâhî olan Mâbeynci ve Kahveci-başı Rüstem Ağa çırağlığa tâlib ve tarîk-ı ʿulemâya duhûl ile ârzû-mend-i ecell-i merâtib olup, bu makūle kurb-i Pâdişâhî'de sıdk u istikāmetle îfây-ı lâzime-i hakk-ı hıdmet edenlerin incâh-ı mekāsıdlarına müsâʿade, şîme-i müstahsene-i Mülûkâne'den olduğu vâreste-i beyân ü ifade olmağla, mûmâ ileyhin niyâzı müsâʿafe-i hazret-i Cihân-dârî'ye karîn ve şerefyâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn mûcebince Hâmise Rütbesi'yle min-aʿyâni'l-müderrisîn olup, birkaç gün sonra on dokuz senesi Cumâdelûlâ'sı gurresinde mutasarrıf olmak üzere Mekke-i mükerreme Pâyesi'yle Üsküdâr Kazâsı, Efendi-yi mûmâ ileyhe ʿinâyet olunup, bu takrîb memnûn-ı lutf-i vâlâ-yı Şehinşâh-ı İskender-himmet oldu. Efendi-yi mûmâ ileyhin çerâğ-ı emeli efrûhte kılındığına binâ'en, mahalli hâlî ve Hâne-i\nHâssa'dan Mehmed Emîn Ağa, o hidmet-i refîʿa ile mahsûd-ı edânî vü eʿâlî olup, Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Mehmed Bey'in dahi Mâbeyncilik şerefiyle dürr-i semîn-i iʿtibârı girân-ı kadr u gâlî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehriyâr-ı zemân [Ü4 224a – V 95a] dâme fî hifzi'l-Meliki'l-Mennân hazretleri bir müddetden berü Beşiktaş Serâyı'nda ve müceddeden binâ olunan Mâbeyn-i hümâyûn ve Çırağan Sâhil-hânesi'nde ʿizz ü ihtişâm ile ârâm ve tebdîl-i hevâ ile kesb-i inbisât-ı tâmm buyurup, eyyâm-ı latîf-i harîf ekser-i ahyânda iʿtidâl üzere murûr eder iken, bi-hikmetillâhi Teʿâlâ bu sâl-i ʿibret-iştimâlde rûzgârlarda şiddet ve bârânda kesret olmak hasebiyle mevsim-i sermâ hâletleri rû-nümâ ve Serây-ı dil-güşây-ı hümâyûn'a meyl-i nakl ü hareket, tabʿ-ı meʿâlî-nebʿ-i Mülûkâne'de hüveydâ olmağla, işbu Cumâdelâhıre'nin on ikinci günü bi's-saʿâde ve'l-ikbâl Serây-ı ʿâmire'ye sâye-efgen-i şevket ü iclâl oldular.",
          "caption": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_851.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı nakl-i hümâyûn",
          "text": "Şehriyâr-ı zemân [Ü4 224a – V 95a] dâme fî hifzi'l-Meliki'l-Mennân hazretleri bir müddetden berü Beşiktaş Serâyı'nda ve müceddeden binâ olunan Mâbeyn-i hümâyûn ve Çırağan Sâhil-hânesi'nde ʿizz ü ihtişâm ile ârâm ve tebdîl-i hevâ ile kesb-i inbisât-ı tâmm buyurup, eyyâm-ı latîf-i harîf ekser-i ahyânda iʿtidâl üzere murûr eder iken, bi-hikmetillâhi Teʿâlâ bu sâl-i ʿibret-iştimâlde rûzgârlarda şiddet ve bârânda kesret olmak hasebiyle mevsim-i sermâ hâletleri rû-nümâ ve Serây-ı dil-güşây-ı hümâyûn'a meyl-i nakl ü hareket, tabʿ-ı meʿâlî-nebʿ-i Mülûkâne'de hüveydâ olmağla, işbu Cumâdelâhıre'nin on ikinci günü bi's-saʿâde ve'l-ikbâl Serây-ı ʿâmire'ye sâye-efgen-i şevket ü iclâl oldular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Beher sâl cânib-i Hicâz'a ihrâcı tasmîm olunan Surre-i hümâyûn işbu Recebü'l-ferdin on üçüncü günü mukaddemâ Surre Emîni nasb olunan İznikli Kapucu-başı ʿOsmân Bey'e teslîm olunup, Şerîf-i Mekke cenâbları bu sene mesârıfa dûçâr olduğundan, menşûr u hilʿat îsâl edecek Haftân Ağası'na hıdmet iʿtâsıyla sıklet çekmamek husûsu tesvîg ve Haftân Ağalığı bu ʿillete mebnî bir kimseye sipâriş olunmayup, teşrîfât-ı ʿâdî Surre Emîni yediyle teblîğ irâde olunduğundan başka, Cidde'yi muhâfazada bezl-i cân ve sarf-ı tâb ü tüvân eden Vezîr Şerîf Paşa'ya dahi bu defʿa taraf-ı Cihân-dârî'den lutfen ve keremen irsâl buyurulan kılıc ve haftân ve tahsîni şâmil fermân-ı celîlü'ş-şân tahfîf-i haml-i hidmet kasdıyla mûmâ ileyhe verilüp, evâsıt-ı şehr-i mezkûrda cânib-i Hicâz'a sevk-ı cemmâze eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_852.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i hümâyûn",
          "text": "Beher sâl cânib-i Hicâz'a ihrâcı tasmîm olunan Surre-i hümâyûn işbu Recebü'l-ferdin on üçüncü günü mukaddemâ Surre Emîni nasb olunan İznikli Kapucu-başı ʿOsmân Bey'e teslîm olunup, Şerîf-i Mekke cenâbları bu sene mesârıfa dûçâr olduğundan, menşûr u hilʿat îsâl edecek Haftân Ağası'na hıdmet iʿtâsıyla sıklet çekmamek husûsu tesvîg ve Haftân Ağalığı bu ʿillete mebnî bir kimseye sipâriş olunmayup, teşrîfât-ı ʿâdî Surre Emîni yediyle teblîğ irâde olunduğundan başka, Cidde'yi muhâfazada bezl-i cân ve sarf-ı tâb ü tüvân eden Vezîr Şerîf Paşa'ya dahi bu defʿa taraf-ı Cihân-dârî'den lutfen ve keremen irsâl buyurulan kılıc ve haftân ve tahsîni şâmil fermân-ı celîlü'ş-şân tahfîf-i haml-i hidmet kasdıyla mûmâ ileyhe verilüp, evâsıt-ı şehr-i mezkûrda cânib-i Hicâz'a sevk-ı cemmâze eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sene-i âtiyede Donanma-yi hümâyûn umûruna sarf [V 95b] olunmak [Ü4 224b] ve kısteyn mevâci[bi]nin sâbık u lâhıkının kesrini cebr ve müste'men tâyifesinden mübâyaʿa olunan mühimmâtın akçaları verilmek içün tasarrufât-ı ʿakliyye ile hâricden bir mikdâr îrâd tedârükü vücûb derecesine tevâsul ve bu maslahat-ı mühimmenin esbâb-ı husûlü erkân-ı devlet miyânında birkac defʿa tedâvül edüp, nukūd-ı meskûkenin ʿayârına iʿtibâren cizye-i şerʿiyyenin ednâsına on ve evsatına yirmi ve aʿlâsına kırk pâre zamm olunmak sâyig ve bu husûs muhdesât-ı umûrdan olmadığı rütbe-i tevâtüre bâliğ olup, ittifâk-ı ârâ ile Memâlik-i mahrûse'de vâkiʿ olan ehl-i zimmetin cizyelerine o mikdâr şey' zamm olunup, emtiʿa ve duhân gümrüklerine ber-vech-i Ocağlık ilhâk ve yüz kırk sehm iʿtibârıyla tâliblerine fürûht ve zamîme-i mezkûreden batıyyü'l-husûl farz olunan mebâliğ, beher sâl havâlâta tertîb olunmak husūsu maʿrûz-ı hâk-i ʿatebe-i Şehriyârî kılınup, bu vesîle ile ehl-i zimmete zulm olunmamak ve hâsıl olan mebâliği lâzım olmayan mahallere sarf olunmayup, umûr-ı mühimme ve müstaʿceleye tertîb olunmak üzere izn ü ruhsatı hâvî mufassal hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudur olup, ʿilm ü haberlerde beyân olunduğu şurût üzere zikr olunan eshâm husûsu, evâyil-i Recebü'l-ferdde karîn-i nizâm ve her sehmi beşer kîse fâyizden kırk kîse muʿaccele ile tâliblerine fürûht u iktisâm olunup, fi'l-hakīka der-dest olan umûr hasebiyle devlete târî olan müzâyakadan teneffüs hâsıl ve iʿmâl-i fikr-i bârîk ile müceddeden böyle bir cesîm îrâd, sâyir vâridât-ı devlete mutassıl oldu.",
          "caption": "Tertîb-i eshâm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_853.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tertîb-i eshâm",
          "text": "Sene-i âtiyede Donanma-yi hümâyûn umûruna sarf [V 95b] olunmak [Ü4 224b] ve kısteyn mevâci[bi]nin sâbık u lâhıkının kesrini cebr ve müste'men tâyifesinden mübâyaʿa olunan mühimmâtın akçaları verilmek içün tasarrufât-ı ʿakliyye ile hâricden bir mikdâr îrâd tedârükü vücûb derecesine tevâsul ve bu maslahat-ı mühimmenin esbâb-ı husûlü erkân-ı devlet miyânında birkac defʿa tedâvül edüp, nukūd-ı meskûkenin ʿayârına iʿtibâren cizye-i şerʿiyyenin ednâsına on ve evsatına yirmi ve aʿlâsına kırk pâre zamm olunmak sâyig ve bu husûs muhdesât-ı umûrdan olmadığı rütbe-i tevâtüre bâliğ olup, ittifâk-ı ârâ ile Memâlik-i mahrûse'de vâkiʿ olan ehl-i zimmetin cizyelerine o mikdâr şey' zamm olunup, emtiʿa ve duhân gümrüklerine ber-vech-i Ocağlık ilhâk ve yüz kırk sehm iʿtibârıyla tâliblerine fürûht ve zamîme-i mezkûreden batıyyü'l-husûl farz olunan mebâliğ, beher sâl havâlâta tertîb olunmak husūsu maʿrûz-ı hâk-i ʿatebe-i Şehriyârî kılınup, bu vesîle ile ehl-i zimmete zulm olunmamak ve hâsıl olan mebâliği lâzım olmayan mahallere sarf olunmayup, umûr-ı mühimme ve müstaʿceleye tertîb olunmak üzere izn ü ruhsatı hâvî mufassal hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudur olup, ʿilm ü haberlerde beyân olunduğu şurût üzere zikr olunan eshâm husûsu, evâyil-i Recebü'l-ferdde karîn-i nizâm ve her sehmi beşer kîse fâyizden kırk kîse muʿaccele ile tâliblerine fürûht u iktisâm olunup, fi'l-hakīka der-dest olan umûr hasebiyle devlete târî olan müzâyakadan teneffüs hâsıl ve iʿmâl-i fikr-i bârîk ile müceddeden böyle bir cesîm îrâd, sâyir vâridât-ı devlete mutassıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāhire-i Mısır'da askerî nâmıyla olan [Ü4 225a] Arnabud havenesi, Husrev Paşa'yı izʿâc [V 96a] ve Mısır'dan ihrâc eyledikleri hasebiyle, hazele-i ümerâyı daʿvet ve her emrde birbiriyle ittihâd u muvâfakat edüp, müşârun ileyh dahi Dimyât'a gelüp, bast-ı kālîçe-i istikrâr ile müterassıd-ı encâm-ı kâr olmuşidi. Arnabudlar istihlâs-ı Dimyât niyyeti ile beylerin bir-ikisini beraber alup Dimyât'a geldiklerinde, Husrev Paşa mukābeleye sarf-ı lâzime-i ictihâd ve bir hamlede mersûmları şikest ü berbâd etmişiken, havene-i hadem o tarafa mütemâyil ve\nDimyât halkında dahi havf-ı mâl u cân hâsıl olup, askerîde hıyânet ve ehâlîde sükûnet zuhûrunu Husrev Paşa cezm ile bi'l-istîmân nefsini teslîm ve debdede-i Vezâret'den sukūt ile mahkûm-ı hasm-ı le'îm olup, bu ma'rekede Şerîf Paşa'ya Vezâret menşûrunu îsâle me'mûr Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Ser-bostaniyân-ı sâbık Mustafa Ağa ile bir nefer oğlu ve Topçu ve sâyir askerinin ekseri küşte-i seyf-i gadr u 'adâvet ve ol nemek-be-harâm yedlerinde zâyik-ı şerbet-i şehâdet oldular. Arnabudlar Mısır'a ʿavdet eylediklerinde, erâzî-yi Mısrıyye'de mukîm askeri ve sâyir evlâd-ı Türk'ü ihrâc ve beylere dahi galebe edüp, tekmîl-i eyyâm-ı istidrâc etdiklerinden gayri, Mısır Mîr-i Hâccı ʿOsmân Bey, Mısır'a karîb geldikde, yedinden mahmili ahz ile Şâm tarafına ʿazîmetini işrâb ve ol dahi kemâl-i ıztırâb ile savb-ı mezkûra ʿinân-tâb-ı ʿazm ü zehâb oldu.\nCize Muhâfızı Hasan Paşa'nın üç-beş yüz kadar başında askeri olup, eşkıyânın ednâ hücûmuna ʿadem-i tehammül ile izhâr-ı mihr-bânî vü vifâk ve fi'l-hâl dâyirelerine iltihâk [Ü4 225b] eyledi. Arnabudlar Dimyât'ı istihlâsdan sonra, Reşîd'e doğru teveccühlerini [V 96b] İskenderiyye'de mukîm Mısır Vâlîsi nasb olunan Vezîr ʿAli Paşa istihbâr ve Reşîd muhâfazasında olanlar sadme-i hasma tehammül edemeyecekleri âşikâr olduğundan, birâderi Seydî ʿAli Bey'i bir mikdâr asker ile ber-vech-i imdâd tesyâr etmişidi. Arnabud tâyifesi ve ümerâdan bir-iki nefer askerleriyle Reşîd'e gelüp, iki taraf âgāz-ı muhârebe ve hasım tarafı mugālebe ile Seydî ʿAli Bey'i ahz u girift ve ol dahi tâbiʿ-i hükm-i ser-nüvişt olup, bundan sonra İskenderiyye'yi tahlîs zımnında ümerâdan “Berdîsî ʿOsmân Bey” nâm hâyin İskenderiyye havâlîsine gelüp, meteris mahallerini ve İskenderiyye'yi zabtın semt-i sühûletini muʿayene edüp, mukaddemâ ʿAli Paşa tarafından sedd taraflarına ve meʿâbir-i aʿdâ olan mahallere tabya ve şeranpoler ile istihkâm verilmiş olduğundan, muhâsara ile maslahat etmeyeceğini cezm ü tahkīk edüp, Demenhûr ve Reşîd'e birer mikdâr asker vazʿıyla Mısır'a ʿazîmet eyledi.\nEkser düvel-i Efrenc'in Mısır'da Konsolosu olan şahıs vâsıtasıyla ümerâ dâmen-i ʿafva teşebbüs edüp, hattâ maʿrûzâtları Moskovlu tarafına mesfûr tarafından gelüp, Südde-i saʿâdet'e takdîm olunmuşidi. Kâffe-i umûr-ı Mısrıyye, Vâlîsi olan Vezîr ʿAli Paşa'ya tefvîz olunduğuna binâ'en, ümerâ keyfiyyeti müşârun ileyhe ifâde vü inhâ ve bir sûret-i hasene ile beylerin münâsib mahallerde ikāme vü îvâları remz ü îmâ kılınup, Arnabudlar'ın ihrâcı husûsu\niçün dahi Arnabud İskenderiyyesi Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa ve sâyir erbâb-ı teʿayyün taraflarından âdemler [Ü4 226a] irsâl ve muhâlefet eyledikleri hâlde Arnabudluk'da [V 97a] kâyin evlâd u ʿiyâlleri istîsâl ve mesken ü me'vâları pây-mâl kılınacağı tahrîr ü imlâ olunmuşidi. Arnabudlar ümerâya gâlib olup, zimâm-ı umûr eyâdî-yi ümerâda olmadığından, cerh ü taʿdîl-i umûra kādir olamadıklarından fazla, askerîye müdârâ ve yevmiyye altmış bin harac tedârüküyle Mısır halkını envâʿ-ı belâya mübtelâ edüp, ʿAlî Paşa tarafından ityân olunan suver-i tedbîr ve Rumeli tarafından îkāʿ olunan tehdîd ü tenzîr, netîce-pezîr olmayup, encâm-ı kâr beyler tarafından ʿAlî Paşa'ya bir Kâşif gelüp, mukaddemâ Mısır vâlîleri tavrı üzere iki-üç yüz âdem ile Mısır'a gelmek ve tesaddî-yi umûr etmamek ve Arnabudlar'ın kemâ-kân ʿulûfe ve taʿyînâtları beyler tarafından verilmek haltıyyâtını etdikde, merkūmun takrîri usûl-i maslahata bi'l-külliyye mugâyir olduğundan, ʿAlî Paşa tarafından ʿadem-i kabûl ve baʿzı şurût-ı kaviyye ile Mısır'a duhûl edeceği haberiyle Kâşif-i mezbûr ʿavd u kufûl eyledi. Mısır Vâlîsi'nin mutâlaʿasına göre Arnabudlar, beyleri âdem yerine komayup, umûr-ı Mısır'a müstevlî ve beyler miyânede âlet mülâhaza, belki taʿyînât ve ʿulûfelerini irâde içün ʿummâl ve tahsildâr sûretinde olduklarını tashîh ve sâde tedbîr ile zabt-ı memleket mümkin olmayup, kuvve-i kāhire-i devlete muhtâc olduğunu beyân u tasrîh eylediğinden başka, İskenderiyye'de zahîrenin kılletini ve etrâfdan isticlâb-ı zâdın suʿûbetini beyân ve bu hâl ile mürg-ı cân, kafes-i tende tayerân etdikçe, İskenderiyye'yi muhâfazada kusûr ve düşmen geldiği hâlde mukāvemet ü mukābelede izhâr-ı fütûr [Ü4 226b] etmeyeceğini keşîde-i silk-i sutûr eyledi. Havene-i Arnabud birkaç seneden berü Rumeli ve sâyir mahallerde celb-i mâl ve refâh-ı hâl ile i'tilâf u iştigâl edüp, hadden efzûn hazâyin ü nukūd ve kıyâsdan bîrûn asâkir ü cünûd ifnâsıyla Devlet-i ʿaliyye'nin yed-i düşmenden tahlîsine muvaffak olduğu Mısr-ı Kāhire'yi hırs u tamaʿ belâsıyla müşevveş ü muhtell ve her biri vilâyetlerinde bir gedây-ı bî-serv ü sâmân ve zank-i ʿayş ve tengî-yi zâd ile muhtâc-ı nân olup, sedd-i ramak zımnında segbânlık kârını derpîş ve menâfiz ü mekātıʿ-1 turukda ebnây-ı sebîli uzakdan dil-rîş eden kavm-i ezell, el-hâletü hâzihî tegallüben Mısır'ı bi'l-külliyye istîlâ fikrini şugl ü ʿamel edüp, bu sebeble Devlet-i ebed-müddet'e küllî ihânet ve itâʿati nass-ı kātıʿ ile farz olan Halîfe-i rûy-i zemîn'e mahz-ı hıyânet edüp, hâsılı bugāt-ı mezkûrenin ihrâk-ı dimâʿ-ı Müslimîn ve itlâf-ı emvâl-i fukarâ vü mesâkînde mesbûk olan isrâf u ifrâtları hasm-ı şevket-i İslâm olan ʿabede-i\nesnâm ve muʿtekıdân-ı ezlâmdan bile zuhûr etmeyüp, inşâʾallâhü Teʿâlâ haklarında karîben gayret-i İlâhiyye zuhûr ve cümlesi seyf-i sârım-ı Husrevâne ile “Ke'en lem-yekün şey'en\" mezkûr olacağları erbâb-ı tecribe vü ihtiyâra gayr-i mestûrdur.",
          "caption": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_854.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Mısriyye",
          "text": "Kāhire-i Mısır'da askerî nâmıyla olan [Ü4 225a] Arnabud havenesi, Husrev Paşa'yı izʿâc [V 96a] ve Mısır'dan ihrâc eyledikleri hasebiyle, hazele-i ümerâyı daʿvet ve her emrde birbiriyle ittihâd u muvâfakat edüp, müşârun ileyh dahi Dimyât'a gelüp, bast-ı kālîçe-i istikrâr ile müterassıd-ı encâm-ı kâr olmuşidi. Arnabudlar istihlâs-ı Dimyât niyyeti ile beylerin bir-ikisini beraber alup Dimyât'a geldiklerinde, Husrev Paşa mukābeleye sarf-ı lâzime-i ictihâd ve bir hamlede mersûmları şikest ü berbâd etmişiken, havene-i hadem o tarafa mütemâyil ve\nDimyât halkında dahi havf-ı mâl u cân hâsıl olup, askerîde hıyânet ve ehâlîde sükûnet zuhûrunu Husrev Paşa cezm ile bi'l-istîmân nefsini teslîm ve debdede-i Vezâret'den sukūt ile mahkûm-ı hasm-ı le'îm olup, bu ma'rekede Şerîf Paşa'ya Vezâret menşûrunu îsâle me'mûr Dergâh-ı âlî kapucu-başılarından Ser-bostaniyân-ı sâbık Mustafa Ağa ile bir nefer oğlu ve Topçu ve sâyir askerinin ekseri küşte-i seyf-i gadr u 'adâvet ve ol nemek-be-harâm yedlerinde zâyik-ı şerbet-i şehâdet oldular. Arnabudlar Mısır'a ʿavdet eylediklerinde, erâzî-yi Mısrıyye'de mukîm askeri ve sâyir evlâd-ı Türk'ü ihrâc ve beylere dahi galebe edüp, tekmîl-i eyyâm-ı istidrâc etdiklerinden gayri, Mısır Mîr-i Hâccı ʿOsmân Bey, Mısır'a karîb geldikde, yedinden mahmili ahz ile Şâm tarafına ʿazîmetini işrâb ve ol dahi kemâl-i ıztırâb ile savb-ı mezkûra ʿinân-tâb-ı ʿazm ü zehâb oldu.\nCize Muhâfızı Hasan Paşa'nın üç-beş yüz kadar başında askeri olup, eşkıyânın ednâ hücûmuna ʿadem-i tehammül ile izhâr-ı mihr-bânî vü vifâk ve fi'l-hâl dâyirelerine iltihâk [Ü4 225b] eyledi. Arnabudlar Dimyât'ı istihlâsdan sonra, Reşîd'e doğru teveccühlerini [V 96b] İskenderiyye'de mukîm Mısır Vâlîsi nasb olunan Vezîr ʿAli Paşa istihbâr ve Reşîd muhâfazasında olanlar sadme-i hasma tehammül edemeyecekleri âşikâr olduğundan, birâderi Seydî ʿAli Bey'i bir mikdâr asker ile ber-vech-i imdâd tesyâr etmişidi. Arnabud tâyifesi ve ümerâdan bir-iki nefer askerleriyle Reşîd'e gelüp, iki taraf âgāz-ı muhârebe ve hasım tarafı mugālebe ile Seydî ʿAli Bey'i ahz u girift ve ol dahi tâbiʿ-i hükm-i ser-nüvişt olup, bundan sonra İskenderiyye'yi tahlîs zımnında ümerâdan “Berdîsî ʿOsmân Bey” nâm hâyin İskenderiyye havâlîsine gelüp, meteris mahallerini ve İskenderiyye'yi zabtın semt-i sühûletini muʿayene edüp, mukaddemâ ʿAli Paşa tarafından sedd taraflarına ve meʿâbir-i aʿdâ olan mahallere tabya ve şeranpoler ile istihkâm verilmiş olduğundan, muhâsara ile maslahat etmeyeceğini cezm ü tahkīk edüp, Demenhûr ve Reşîd'e birer mikdâr asker vazʿıyla Mısır'a ʿazîmet eyledi.\nEkser düvel-i Efrenc'in Mısır'da Konsolosu olan şahıs vâsıtasıyla ümerâ dâmen-i ʿafva teşebbüs edüp, hattâ maʿrûzâtları Moskovlu tarafına mesfûr tarafından gelüp, Südde-i saʿâdet'e takdîm olunmuşidi. Kâffe-i umûr-ı Mısrıyye, Vâlîsi olan Vezîr ʿAli Paşa'ya tefvîz olunduğuna binâ'en, ümerâ keyfiyyeti müşârun ileyhe ifâde vü inhâ ve bir sûret-i hasene ile beylerin münâsib mahallerde ikāme vü îvâları remz ü îmâ kılınup, Arnabudlar'ın ihrâcı husûsu\niçün dahi Arnabud İskenderiyyesi Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa ve sâyir erbâb-ı teʿayyün taraflarından âdemler [Ü4 226a] irsâl ve muhâlefet eyledikleri hâlde Arnabudluk'da [V 97a] kâyin evlâd u ʿiyâlleri istîsâl ve mesken ü me'vâları pây-mâl kılınacağı tahrîr ü imlâ olunmuşidi. Arnabudlar ümerâya gâlib olup, zimâm-ı umûr eyâdî-yi ümerâda olmadığından, cerh ü taʿdîl-i umûra kādir olamadıklarından fazla, askerîye müdârâ ve yevmiyye altmış bin harac tedârüküyle Mısır halkını envâʿ-ı belâya mübtelâ edüp, ʿAlî Paşa tarafından ityân olunan suver-i tedbîr ve Rumeli tarafından îkāʿ olunan tehdîd ü tenzîr, netîce-pezîr olmayup, encâm-ı kâr beyler tarafından ʿAlî Paşa'ya bir Kâşif gelüp, mukaddemâ Mısır vâlîleri tavrı üzere iki-üç yüz âdem ile Mısır'a gelmek ve tesaddî-yi umûr etmamek ve Arnabudlar'ın kemâ-kân ʿulûfe ve taʿyînâtları beyler tarafından verilmek haltıyyâtını etdikde, merkūmun takrîri usûl-i maslahata bi'l-külliyye mugâyir olduğundan, ʿAlî Paşa tarafından ʿadem-i kabûl ve baʿzı şurût-ı kaviyye ile Mısır'a duhûl edeceği haberiyle Kâşif-i mezbûr ʿavd u kufûl eyledi. Mısır Vâlîsi'nin mutâlaʿasına göre Arnabudlar, beyleri âdem yerine komayup, umûr-ı Mısır'a müstevlî ve beyler miyânede âlet mülâhaza, belki taʿyînât ve ʿulûfelerini irâde içün ʿummâl ve tahsildâr sûretinde olduklarını tashîh ve sâde tedbîr ile zabt-ı memleket mümkin olmayup, kuvve-i kāhire-i devlete muhtâc olduğunu beyân u tasrîh eylediğinden başka, İskenderiyye'de zahîrenin kılletini ve etrâfdan isticlâb-ı zâdın suʿûbetini beyân ve bu hâl ile mürg-ı cân, kafes-i tende tayerân etdikçe, İskenderiyye'yi muhâfazada kusûr ve düşmen geldiği hâlde mukāvemet ü mukābelede izhâr-ı fütûr [Ü4 226b] etmeyeceğini keşîde-i silk-i sutûr eyledi. Havene-i Arnabud birkaç seneden berü Rumeli ve sâyir mahallerde celb-i mâl ve refâh-ı hâl ile i'tilâf u iştigâl edüp, hadden efzûn hazâyin ü nukūd ve kıyâsdan bîrûn asâkir ü cünûd ifnâsıyla Devlet-i ʿaliyye'nin yed-i düşmenden tahlîsine muvaffak olduğu Mısr-ı Kāhire'yi hırs u tamaʿ belâsıyla müşevveş ü muhtell ve her biri vilâyetlerinde bir gedây-ı bî-serv ü sâmân ve zank-i ʿayş ve tengî-yi zâd ile muhtâc-ı nân olup, sedd-i ramak zımnında segbânlık kârını derpîş ve menâfiz ü mekātıʿ-1 turukda ebnây-ı sebîli uzakdan dil-rîş eden kavm-i ezell, el-hâletü hâzihî tegallüben Mısır'ı bi'l-külliyye istîlâ fikrini şugl ü ʿamel edüp, bu sebeble Devlet-i ebed-müddet'e küllî ihânet ve itâʿati nass-ı kātıʿ ile farz olan Halîfe-i rûy-i zemîn'e mahz-ı hıyânet edüp, hâsılı bugāt-ı mezkûrenin ihrâk-ı dimâʿ-ı Müslimîn ve itlâf-ı emvâl-i fukarâ vü mesâkînde mesbûk olan isrâf u ifrâtları hasm-ı şevket-i İslâm olan ʿabede-i\nesnâm ve muʿtekıdân-ı ezlâmdan bile zuhûr etmeyüp, inşâʾallâhü Teʿâlâ haklarında karîben gayret-i İlâhiyye zuhûr ve cümlesi seyf-i sârım-ı Husrevâne ile “Ke'en lem-yekün şey'en\" mezkûr olacağları erbâb-ı tecribe vü ihtiyâra gayr-i mestûrdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ne sûretle Rütbe-i Vezâret'i tahsîl ve Rakka Eyâleti'yle debdebesini tekmîl eylediği mukaddemâ cüz'-i evvelde tafsîl olunmuşidi. ʿAn-asl ehl-i Ruhâ, müşârun ileyhi o taraflardan istiskāl ve bâ-husûs müktesebi olan ʿukūbet sebebiyle gaybet ve Bağdâd'a ʿazîmetinde ihfâ etdiği emvâlin bir mikdârını [Ü4 227a] hârice ihrâcda saʿy ü delâletleri müşârun ileyhi dil-gîr-i infiʿâl edüp, bu keyfiyyet [V 98a] maʿlûm-i veliyy-i devlet oldukda, ehâlî hakkında olan gayz-ı kadîm mazâ-mâ-mazâ ile imzâ ve sâyir vülât-ı ʿizâm gibi tesviye-i umûr-ı zuʿafâ ve zabt-ı etrâf u enhâ etmek husûsları yegân yegân tarafına inhâ olunup, sâbıkā Bağdâd Vâlîsi müteveffâ Vezîr Süleymân Paşa dahi bu sûreti râbıta-bend-i eymân ve müşârun ileyhden ahz-ı ʿahd ü peymân etmişidi. Hâric-i Ruhâ'ya vusûlünde fi'l-hâl şehrin müteneffislerinden birkac kimseyi izâle ve sâyirlerine dest-i teʿaddî vü zulmü itâle edüp, ehâlî-yi memleket ʿan-asl tarafından mütevahhiş bulundukları hasebiyle bu reftâr-ı nâ-hemvârından vesveseye zâhib ve baʿzısı semt-i selâmete râgıb olup, bu hâl ile şehre duhûlden imtinâʿ ve havâlî-yi beldede geşt ü güzâr üzere olduğunu evliyây-ı umûr istimâʿ etmekle, tarafına nush u pendi şâmil tahrîrât gönderildiğinden gayri, Ordu-yi hümâyûn Mısır'dan insırâf ile Halebü'ş-şehbâ'ya vusûlünde Ruhâviyyü'l-asl olan Kudsî Efendi islâh-ı zâtü'l-beyn me'mûriyyeti ile Ruhâ Semti'ne râhî ve lede'l-vusûl iki tarafdan defʿ-i vahşet ve rabt-ı peyvend-i ünsiyyet eylediğini ʿarz-ı huzûr-ı Sadâret-penâhî edüp, gā'ile mündefiʿ ve nizâʿ u husûmet mürtefiʿ olmak ümmîdinde iken, yine miyânelerinde ʿadâvet münkatıʿ olmayup, Tîmûr Paşa dahi Devlet-i ʿaliyye tarafından iblâğ olunan nush u pendi ʿadem-i kabûl ile iʿmâl-i nigûhîdesinden kenâre-gîr-i ferâğ olmayup, gâh bûk semtlerinde ve gâh o havâlîde olan deşt ü sahrâda geşt eylediği tevâtüren maʿlûm ve bilâhare Dirʿiyye Serʿaskeri [Ü4 227b] nasb olunan Bağdâd Vâlîsi maʿiyyetine taʿyîn [V 98b] ve müşârun ileyhin etvâr-ı sabıka vü\nlâhıkasına nazaran evvel ve âhır devlete nâfiʿ yedinden bir maslahat gelmeyeceği resîde-i rütbe-i ʿayne'l-yakīn olup, vücûdundan ʿademi, devlete ve fukarâya hayırlu olduğu âşikâr olduğuna binâ'en, Serʿasker-i müşârun ileyhin maʿiyyetine varır ise fe-bihâ ve bu bâbda dahi izhâr-ı ruʿûnet eyler ise, serini bedeninden cüdâ etmek sûreti müşârun ileyh tarafına hufyeten tahrîr ü inbâ olundu.",
          "caption": "Keyfiyyet-i Vezîr Tîmûr Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_855.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Keyfiyyet-i Vezîr Tîmûr Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh ne sûretle Rütbe-i Vezâret'i tahsîl ve Rakka Eyâleti'yle debdebesini tekmîl eylediği mukaddemâ cüz'-i evvelde tafsîl olunmuşidi. ʿAn-asl ehl-i Ruhâ, müşârun ileyhi o taraflardan istiskāl ve bâ-husûs müktesebi olan ʿukūbet sebebiyle gaybet ve Bağdâd'a ʿazîmetinde ihfâ etdiği emvâlin bir mikdârını [Ü4 227a] hârice ihrâcda saʿy ü delâletleri müşârun ileyhi dil-gîr-i infiʿâl edüp, bu keyfiyyet [V 98a] maʿlûm-i veliyy-i devlet oldukda, ehâlî hakkında olan gayz-ı kadîm mazâ-mâ-mazâ ile imzâ ve sâyir vülât-ı ʿizâm gibi tesviye-i umûr-ı zuʿafâ ve zabt-ı etrâf u enhâ etmek husûsları yegân yegân tarafına inhâ olunup, sâbıkā Bağdâd Vâlîsi müteveffâ Vezîr Süleymân Paşa dahi bu sûreti râbıta-bend-i eymân ve müşârun ileyhden ahz-ı ʿahd ü peymân etmişidi. Hâric-i Ruhâ'ya vusûlünde fi'l-hâl şehrin müteneffislerinden birkac kimseyi izâle ve sâyirlerine dest-i teʿaddî vü zulmü itâle edüp, ehâlî-yi memleket ʿan-asl tarafından mütevahhiş bulundukları hasebiyle bu reftâr-ı nâ-hemvârından vesveseye zâhib ve baʿzısı semt-i selâmete râgıb olup, bu hâl ile şehre duhûlden imtinâʿ ve havâlî-yi beldede geşt ü güzâr üzere olduğunu evliyây-ı umûr istimâʿ etmekle, tarafına nush u pendi şâmil tahrîrât gönderildiğinden gayri, Ordu-yi hümâyûn Mısır'dan insırâf ile Halebü'ş-şehbâ'ya vusûlünde Ruhâviyyü'l-asl olan Kudsî Efendi islâh-ı zâtü'l-beyn me'mûriyyeti ile Ruhâ Semti'ne râhî ve lede'l-vusûl iki tarafdan defʿ-i vahşet ve rabt-ı peyvend-i ünsiyyet eylediğini ʿarz-ı huzûr-ı Sadâret-penâhî edüp, gā'ile mündefiʿ ve nizâʿ u husûmet mürtefiʿ olmak ümmîdinde iken, yine miyânelerinde ʿadâvet münkatıʿ olmayup, Tîmûr Paşa dahi Devlet-i ʿaliyye tarafından iblâğ olunan nush u pendi ʿadem-i kabûl ile iʿmâl-i nigûhîdesinden kenâre-gîr-i ferâğ olmayup, gâh bûk semtlerinde ve gâh o havâlîde olan deşt ü sahrâda geşt eylediği tevâtüren maʿlûm ve bilâhare Dirʿiyye Serʿaskeri [Ü4 227b] nasb olunan Bağdâd Vâlîsi maʿiyyetine taʿyîn [V 98b] ve müşârun ileyhin etvâr-ı sabıka vü\nlâhıkasına nazaran evvel ve âhır devlete nâfiʿ yedinden bir maslahat gelmeyeceği resîde-i rütbe-i ʿayne'l-yakīn olup, vücûdundan ʿademi, devlete ve fukarâya hayırlu olduğu âşikâr olduğuna binâ'en, Serʿasker-i müşârun ileyhin maʿiyyetine varır ise fe-bihâ ve bu bâbda dahi izhâr-ı ruʿûnet eyler ise, serini bedeninden cüdâ etmek sûreti müşârun ileyh tarafına hufyeten tahrîr ü inbâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i mezbûre aʿyânları bu husûsa me'mûr vüzerây-ı ʿizâm hazerâtından müsteşʿir ve havf-ı mu'âhaze vü izrâr ile mütevahhiş ü mütezaccir olduklarına binâ'en, Rumeli, sehlü'l-kıyâd ve me'mûnü'l-gāyile bir Vezîr-i nasâfet-semîr'e tevcîh ü ihâle olunup, dûrdan nezâret ve bi'l-muhâbere te'diye-i maslahat eylediği takdîrde, hânedân-ı Rumeli ʿavn-i Hakk ile bu dâhiye-i dehyâyı bi'l-külliyye izâle eyleyeceklerini müşʿir Südde-i saʿâdet'e irsâl-i ʿarîza vü kabâle etmişler idi. Re'y-i mezkûr müstasveb-i evliyây-ı umûr olduğuna binâ'en, Rumeli Eyâleti bâlâda tasrîh olunduğu vech üzere Vezîr Tebedelenli ʿAli Paşa ʿuhdesinden fekk ve Vezîr Vânî Mehmed Paşa'nın fass-ı me'mûriyyetine hakk olunup, müteʿahhidler dahi tahsîl-i itmi’nân-ı bâl ile tedmîr-i aʿdâya iştigāl üzere olmuşlar idi.\n“Manav İbrâhîm” nâm şahs-ı küştenî tehassun içün sevâhil-i Tuna'da bir mahallin zabtını tehayyül ve fursat bulduğu hâlde Eflâk memleketine geçüp, nehb ü gāret ile reʿâyâya îrâs-ı vehn ü tezelzül etmek dâʿiyesiyle Tutrakan Kasabası üzerine hecme-endâz-ı gurûr [Ü4 228a] ve ehâlîsini zebûn-ı ser-pençe-i şürûr eylediğini [V 99a] Tirsinikli-zâde istimâʿ ve zîr-i livâsında ictimâʿ eden asâkir-i vâfire ile yetişüp, kasabanın etrâfında hendek ve meterisler ihdâs u ihtirâʿ edüp, Tutrakan'ın berü ve öte yakasında olan kayıklar dahi mukaddemce birer mahall-i me'mene çekilmiş olduğundan, eşkıyânın bir tarafı su ve âhar tarafları asker-i Pâdişâhî ile memlû olduğundan, hasr-ı küllî ile mahsûr ve top ve humbara ve tüfeng dâneleriyle ekseri niʿmet-i hayâtdan mehcûr ve bu hâl ile birkaç gün murûr edüp, nâ-çâr eşkıyâ istîmâna mecbûr olmalarıyla, Tirsinikli-zâde tarafından Manav İbrâhîm'e ve\nbakıyyetü's-suyûfa emân verilüp, dâyiresine celb olundukları ve o kolda olan gāyile fazl-ı Bârî ile ber-taraf olduğu haberi, resîde-i Südde-i saʿâdet ve hidmeti mukābili bu defʿa dahi mûmâ ileyh mükerrem ü mültefet oldu.\n\nKara Feyzî dahi başında olan haşerât ile Filibe ve Pâzârcık etrâfında kemâ-fi'l-evvel nehb-i emvâl-i ehâlî ve şekāvet ü mazarratdan gayr-i hâlî olup, Siroz Aʿyânı Kapucu-başı İsmâʿîl Bey, üzerlerine hücûm edüp, cemʿiyyetlerini perîşân ve vâfirini küşte-i tîğ-i berrân edüp, bakıyyesi balkānın baʿzı saʿbü's-sülûk mahallerinden Sofya'ya aşdıkları ve bunların dahi sevret ü kuvvetleri zâyil olduysa dahi, bakıyyetü's-süyûf olan eşkıyânın istîsâl ü izmihlâlleri bâbında her tarafa müceddeden ısdâr-ı evâmir-i celîle kılındı.\n\nFere Aʿyânı olup, Tokadçıklı'nın sadmesi sebebi ile dağlu gürûhuna iltihâk ve ol dahi bir tarafdan bilâd u kasabâtı âteş-i gadr ile ihrâk eden ʿAli Monla'nın dahi Fere'ye iskânıyla gāyilesi [Ü4 228b – V 99b] ber-taraf olmak kuvvetden fiʿle îsâl olunmuşiken, Tokadcıklı nâ-bekârı ser-dâde-i vâdî-yi nahvet ü ruʿûnet ve gayz-ı kadîmini icrâya mübâderet etmekle, lâ-cerem bir müddetden berü umûrunu ru'yet eden Tezkire-i Evvel-i sâbık Ahmed Bey, mezkûru ilzâm etmek, kezâlik ʿAli Monla'nın umûrunu idâre eden Sultân Bâyezîd Kâtibi, ʿAli Monla'yı Fere'de Aʿyân eylemek mesâlihiyle irsâl olunup, bu tedbîr dahi sûret-yâb-ı nizâm olmadığına binâ'en, me'mûrlar ʿavdet ve ifâde-i keyfiyyet eylediler. Bu maslahata me'mûr Sirozlu İsmâʿîl Bey ve sayir aʿyânların maʿiyyetinde ihtişâd eden asker, zâd u zahîre tedârükünde ʿacz-âver ve herkes memleketine ʿavd ü insırâfa muztarr olup, bu sûretde ru'esâ beşer onar âdem ile mütehayyir ü sergerdân kalup, hâllerini bu tarafa beyân ʿakabinde yerlü yerlerine revân oldular.\n\nDağlu eşkıyâsı her tarafı hâlî bulup, Migalgara gibi bir sevâd-ı aʿzama cebren duhûl ve Kadı ve sâyir müteʿayyinlerini maktûl ve ekser mahallini sûzân ve ehâlîsini giryân eylediler. Eşkıyây-ı mezkûrenin fukarâ vü zuʿafâ üzerinden mazarratları defʿ olunmak bâbında bir Vezîr'in me'mûriyyetini zarûriyyât-ı vakt îcâb ve o havâlîde bulunan Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa bu defʿa maʿiyyetine me'mûr askeri istishâb edüp, mecmaʿ-ı\neşkıyâ olan mahalle hecme-endâz-ı gayret ve Edirne Bostancı-başısı fekat Edirne'yi muhâfazaya bezl-i kudret etmek üzere iktizâsı üzere isdâr-ı evâmir-i ʿaliyye kılınup, her tarafa Tatar-ı serîʿu's-seyr tesyâr olundu.",
          "caption": "Havâdisât-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_856.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Rumeli",
          "text": "Memleket-i mezbûre aʿyânları bu husûsa me'mûr vüzerây-ı ʿizâm hazerâtından müsteşʿir ve havf-ı mu'âhaze vü izrâr ile mütevahhiş ü mütezaccir olduklarına binâ'en, Rumeli, sehlü'l-kıyâd ve me'mûnü'l-gāyile bir Vezîr-i nasâfet-semîr'e tevcîh ü ihâle olunup, dûrdan nezâret ve bi'l-muhâbere te'diye-i maslahat eylediği takdîrde, hânedân-ı Rumeli ʿavn-i Hakk ile bu dâhiye-i dehyâyı bi'l-külliyye izâle eyleyeceklerini müşʿir Südde-i saʿâdet'e irsâl-i ʿarîza vü kabâle etmişler idi. Re'y-i mezkûr müstasveb-i evliyây-ı umûr olduğuna binâ'en, Rumeli Eyâleti bâlâda tasrîh olunduğu vech üzere Vezîr Tebedelenli ʿAli Paşa ʿuhdesinden fekk ve Vezîr Vânî Mehmed Paşa'nın fass-ı me'mûriyyetine hakk olunup, müteʿahhidler dahi tahsîl-i itmi’nân-ı bâl ile tedmîr-i aʿdâya iştigāl üzere olmuşlar idi.\n“Manav İbrâhîm” nâm şahs-ı küştenî tehassun içün sevâhil-i Tuna'da bir mahallin zabtını tehayyül ve fursat bulduğu hâlde Eflâk memleketine geçüp, nehb ü gāret ile reʿâyâya îrâs-ı vehn ü tezelzül etmek dâʿiyesiyle Tutrakan Kasabası üzerine hecme-endâz-ı gurûr [Ü4 228a] ve ehâlîsini zebûn-ı ser-pençe-i şürûr eylediğini [V 99a] Tirsinikli-zâde istimâʿ ve zîr-i livâsında ictimâʿ eden asâkir-i vâfire ile yetişüp, kasabanın etrâfında hendek ve meterisler ihdâs u ihtirâʿ edüp, Tutrakan'ın berü ve öte yakasında olan kayıklar dahi mukaddemce birer mahall-i me'mene çekilmiş olduğundan, eşkıyânın bir tarafı su ve âhar tarafları asker-i Pâdişâhî ile memlû olduğundan, hasr-ı küllî ile mahsûr ve top ve humbara ve tüfeng dâneleriyle ekseri niʿmet-i hayâtdan mehcûr ve bu hâl ile birkaç gün murûr edüp, nâ-çâr eşkıyâ istîmâna mecbûr olmalarıyla, Tirsinikli-zâde tarafından Manav İbrâhîm'e ve\nbakıyyetü's-suyûfa emân verilüp, dâyiresine celb olundukları ve o kolda olan gāyile fazl-ı Bârî ile ber-taraf olduğu haberi, resîde-i Südde-i saʿâdet ve hidmeti mukābili bu defʿa dahi mûmâ ileyh mükerrem ü mültefet oldu.\n\nKara Feyzî dahi başında olan haşerât ile Filibe ve Pâzârcık etrâfında kemâ-fi'l-evvel nehb-i emvâl-i ehâlî ve şekāvet ü mazarratdan gayr-i hâlî olup, Siroz Aʿyânı Kapucu-başı İsmâʿîl Bey, üzerlerine hücûm edüp, cemʿiyyetlerini perîşân ve vâfirini küşte-i tîğ-i berrân edüp, bakıyyesi balkānın baʿzı saʿbü's-sülûk mahallerinden Sofya'ya aşdıkları ve bunların dahi sevret ü kuvvetleri zâyil olduysa dahi, bakıyyetü's-süyûf olan eşkıyânın istîsâl ü izmihlâlleri bâbında her tarafa müceddeden ısdâr-ı evâmir-i celîle kılındı.\n\nFere Aʿyânı olup, Tokadçıklı'nın sadmesi sebebi ile dağlu gürûhuna iltihâk ve ol dahi bir tarafdan bilâd u kasabâtı âteş-i gadr ile ihrâk eden ʿAli Monla'nın dahi Fere'ye iskânıyla gāyilesi [Ü4 228b – V 99b] ber-taraf olmak kuvvetden fiʿle îsâl olunmuşiken, Tokadcıklı nâ-bekârı ser-dâde-i vâdî-yi nahvet ü ruʿûnet ve gayz-ı kadîmini icrâya mübâderet etmekle, lâ-cerem bir müddetden berü umûrunu ru'yet eden Tezkire-i Evvel-i sâbık Ahmed Bey, mezkûru ilzâm etmek, kezâlik ʿAli Monla'nın umûrunu idâre eden Sultân Bâyezîd Kâtibi, ʿAli Monla'yı Fere'de Aʿyân eylemek mesâlihiyle irsâl olunup, bu tedbîr dahi sûret-yâb-ı nizâm olmadığına binâ'en, me'mûrlar ʿavdet ve ifâde-i keyfiyyet eylediler. Bu maslahata me'mûr Sirozlu İsmâʿîl Bey ve sayir aʿyânların maʿiyyetinde ihtişâd eden asker, zâd u zahîre tedârükünde ʿacz-âver ve herkes memleketine ʿavd ü insırâfa muztarr olup, bu sûretde ru'esâ beşer onar âdem ile mütehayyir ü sergerdân kalup, hâllerini bu tarafa beyân ʿakabinde yerlü yerlerine revân oldular.\n\nDağlu eşkıyâsı her tarafı hâlî bulup, Migalgara gibi bir sevâd-ı aʿzama cebren duhûl ve Kadı ve sâyir müteʿayyinlerini maktûl ve ekser mahallini sûzân ve ehâlîsini giryân eylediler. Eşkıyây-ı mezkûrenin fukarâ vü zuʿafâ üzerinden mazarratları defʿ olunmak bâbında bir Vezîr'in me'mûriyyetini zarûriyyât-ı vakt îcâb ve o havâlîde bulunan Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa bu defʿa maʿiyyetine me'mûr askeri istishâb edüp, mecmaʿ-ı\neşkıyâ olan mahalle hecme-endâz-ı gayret ve Edirne Bostancı-başısı fekat Edirne'yi muhâfazaya bezl-i kudret etmek üzere iktizâsı üzere isdâr-ı evâmir-i ʿaliyye kılınup, her tarafa Tatar-ı serîʿu's-seyr tesyâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısr-ı Kāhire teshîrinden [V 100a] sonra, Françelü ile ʿakd-i musâlaha ve terk-i mükâfeha olunup, kavm-i mezkûr sefer zuhûrundan evvel Devlet-i ʿaliyye'ye zâhirde kadîm dost olmak zannıyla kemâ-kân râbıta-i mezkûre beyne'd-devleteyn tevsîk olunmak ve İngilizlü ile ʿakd olunan şurût-ı ittifâk Mısır teshîrinden sonra ber-taraf olmak ihtimâlâtı, İngilizlü'ye gün-be-gün hadşe-i dûn îrâsıyla beyne'l-emreyn mütereddid ve ʿavâkıb-ı maslahata intizâr ile Devlet-i ʿaliyye'nin maksadını fehm ü idrâka müterassıd olmuşlar idi. İngilizlü ile Françelü'nün iʿlân-ı harb mâddeleri tehakkuk ve Devlet-i ʿaliyye Françelü ile sâyir muʿâhed devletler muʿâmelesi edüp, ahad-i tarafeyni iltizâm etmamek semtine tetarruk eylediğini İngilizlü istikşâf ve Devlet-i ebed-müddet'in ʿahd ü ittifâkda sebâtını cezm ile defʿ-i iştibâh u ihtilâf edüp, o hılâlde Anapolitan'da mukīm olan Rûsiyye Elçisi umûra vâkıf bir şahıs olduğundan, bu garaza mebnî devleti tarafından Âsitâne-i ʿaliyye'de ikāmetini Rûsiyyelü ihtiyâr ve İngilizlü'nün Anabolitan'da olan elçilerinin mersûm ile ittihâd-ı derûn u muvâfakatını İngilizlü istihbâr edüp, anlar dahi elçilerini İstanbul'da İkāmet Elçisi olmak üzere irsâl ve elçi-yi mezbûr ʿalîl ü bî-mecâl olmak hasebiyle ancak altı mâh ikāmet edeceğini devletine tahrîr ile ifâde-i hâl ve recâsı maʿkūl görülüp, müddet-i mezkûrede mekāsıd-ı Devlet-i ʿaliyye'yi hakīkati üzere fehm ve ʿavdet husûsu tarafına işâret olunup, ol dahi birkaç meclis Devlet-i ʿaliyye me'mûrlarıyla [Ü4 229b] mülâkī olup, kemâl-i safvet ü ittifâkda sebât ü metânetden gayri bir şey' [V 100b] müşâhede etmeyüp, merâyir-i ittifâkı te'kîd ve evâsır-ı safveti tecdîd edüp, bu esnâda devleti tarafına ʿazîmet edeceğini telmîh ve mukaddemâ Fransalu tarafından Der-ʿaliyye'ye vârid olan Kolonel ʿatebe-i ʿaliyye'ye min-gayr-i vâsıtatin ʿarîzasını takdîm etdiği gibi elçi-yi mezbûr, Büyük Elçilik iʿtibârını kesb etmiş bulunduğundan, bu imtiyâzı ihrâz içün getürdiği ülkenin cevâbını bilâ-vâsıta ahz şerefine nâyil olmak husûsunu tasrîh edüp, işbu Recebü'l-esammın yirmi yedinci günü mersûm doğru Enderûn-ı hümâyûn'a isticlâb ve taraf-ı Cihân-dârî'den cevâb-nâmesi yedine verilüp, geldiği\nsemte izhâb olunup, mukaddemâ İngilizlü'nün Âsitâne'de mukīm Orta Elçisi Der-i devlet-medâr'da kemâ-kân devleti tarafından ibkā vü iskân olundu.",
          "caption": "ʿAvdet-i Sefîr-i [Ü4 229a] İngiliz be-diyâr-ı hîş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_857.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Sefîr-i [Ü4 229a] İngiliz be-diyâr-ı hîş",
          "text": "Mısr-ı Kāhire teshîrinden [V 100a] sonra, Françelü ile ʿakd-i musâlaha ve terk-i mükâfeha olunup, kavm-i mezkûr sefer zuhûrundan evvel Devlet-i ʿaliyye'ye zâhirde kadîm dost olmak zannıyla kemâ-kân râbıta-i mezkûre beyne'd-devleteyn tevsîk olunmak ve İngilizlü ile ʿakd olunan şurût-ı ittifâk Mısır teshîrinden sonra ber-taraf olmak ihtimâlâtı, İngilizlü'ye gün-be-gün hadşe-i dûn îrâsıyla beyne'l-emreyn mütereddid ve ʿavâkıb-ı maslahata intizâr ile Devlet-i ʿaliyye'nin maksadını fehm ü idrâka müterassıd olmuşlar idi. İngilizlü ile Françelü'nün iʿlân-ı harb mâddeleri tehakkuk ve Devlet-i ʿaliyye Françelü ile sâyir muʿâhed devletler muʿâmelesi edüp, ahad-i tarafeyni iltizâm etmamek semtine tetarruk eylediğini İngilizlü istikşâf ve Devlet-i ebed-müddet'in ʿahd ü ittifâkda sebâtını cezm ile defʿ-i iştibâh u ihtilâf edüp, o hılâlde Anapolitan'da mukīm olan Rûsiyye Elçisi umûra vâkıf bir şahıs olduğundan, bu garaza mebnî devleti tarafından Âsitâne-i ʿaliyye'de ikāmetini Rûsiyyelü ihtiyâr ve İngilizlü'nün Anabolitan'da olan elçilerinin mersûm ile ittihâd-ı derûn u muvâfakatını İngilizlü istihbâr edüp, anlar dahi elçilerini İstanbul'da İkāmet Elçisi olmak üzere irsâl ve elçi-yi mezbûr ʿalîl ü bî-mecâl olmak hasebiyle ancak altı mâh ikāmet edeceğini devletine tahrîr ile ifâde-i hâl ve recâsı maʿkūl görülüp, müddet-i mezkûrede mekāsıd-ı Devlet-i ʿaliyye'yi hakīkati üzere fehm ve ʿavdet husûsu tarafına işâret olunup, ol dahi birkaç meclis Devlet-i ʿaliyye me'mûrlarıyla [Ü4 229b] mülâkī olup, kemâl-i safvet ü ittifâkda sebât ü metânetden gayri bir şey' [V 100b] müşâhede etmeyüp, merâyir-i ittifâkı te'kîd ve evâsır-ı safveti tecdîd edüp, bu esnâda devleti tarafına ʿazîmet edeceğini telmîh ve mukaddemâ Fransalu tarafından Der-ʿaliyye'ye vârid olan Kolonel ʿatebe-i ʿaliyye'ye min-gayr-i vâsıtatin ʿarîzasını takdîm etdiği gibi elçi-yi mezbûr, Büyük Elçilik iʿtibârını kesb etmiş bulunduğundan, bu imtiyâzı ihrâz içün getürdiği ülkenin cevâbını bilâ-vâsıta ahz şerefine nâyil olmak husûsunu tasrîh edüp, işbu Recebü'l-esammın yirmi yedinci günü mersûm doğru Enderûn-ı hümâyûn'a isticlâb ve taraf-ı Cihân-dârî'den cevâb-nâmesi yedine verilüp, geldiği\nsemte izhâb olunup, mukaddemâ İngilizlü'nün Âsitâne'de mukīm Orta Elçisi Der-i devlet-medâr'da kemâ-kân devleti tarafından ibkā vü iskân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dirʿiyye Serʿaskeri nasb olunan Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa, me'mûr olduğu maslahat-ı mühimmenin te'diyesinde küllî suʿûbet ve mezîd ʿusret îhâm ve hareketini tâkat gelmeyecek mühimmât ü edevâtın tedârük ü tehiyyesine inhisâr ile kāyimesinde hadd ü edebden hâric kelimât-ı lâgıyeye ikdâm etdikden sonra, evâhır-ı Cumâdelâhıre'de Vehhâbîler üzerine hareket üzere olduğunu sûret-i tenâkuzda ʿarz u iʿlâm etmişidi. Müşârun ileyh husûl-i merâmına dek Devlet-i ʿaliyye'ye izhâr-ı temelluk ü istizlâl ve nâyil-i merâm olduğu hengâm, Vezâret'e müstehakk olan muʿârızlarını birer sûretle defʿ ve ʿakībinde ibrâz-ı şîve-i nâz u delâl etdiği her ne kadar zâhir-i hâl ise dahi, li-maslahatin tarîka-i [Ü4 230a] enîka-i iğmâz u tecâhüle sülûk [V 101a] iktizâ edüp, taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den her su'âline müskit cevâb ve her iʿtirâzına müdellel ʿitâb îrâd olunup, takviye-i bâzû-yı iktidarı zımnında müteʿahhid olduğu muhallefât bedelinden ve Bağdâd İrsâliyyesi mâlından işbu sefere harc etmek üzere me'zûn ve Bağdâd'dan piyâde tahrîrinin imkânı tarafından ʿarz-ı südde-i Cihân-bânî kılınmış olduğuna binâ'en, o tarafdan beş kadar Bin-başı tertîb etmek üzere lâzım gelen mebâliği, İngiliz Elçisi maʿrifetiyle poliçe olunup, hareketini mûcib olacak tergībât gereği gibi icrâ ve bu mâdde-i cesîmede kemâl-i gayret ile bezl-i vücûd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd eylemesi tarafına inhâ olundu.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_858.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Dirʿiyye Serʿaskeri nasb olunan Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa, me'mûr olduğu maslahat-ı mühimmenin te'diyesinde küllî suʿûbet ve mezîd ʿusret îhâm ve hareketini tâkat gelmeyecek mühimmât ü edevâtın tedârük ü tehiyyesine inhisâr ile kāyimesinde hadd ü edebden hâric kelimât-ı lâgıyeye ikdâm etdikden sonra, evâhır-ı Cumâdelâhıre'de Vehhâbîler üzerine hareket üzere olduğunu sûret-i tenâkuzda ʿarz u iʿlâm etmişidi. Müşârun ileyh husûl-i merâmına dek Devlet-i ʿaliyye'ye izhâr-ı temelluk ü istizlâl ve nâyil-i merâm olduğu hengâm, Vezâret'e müstehakk olan muʿârızlarını birer sûretle defʿ ve ʿakībinde ibrâz-ı şîve-i nâz u delâl etdiği her ne kadar zâhir-i hâl ise dahi, li-maslahatin tarîka-i [Ü4 230a] enîka-i iğmâz u tecâhüle sülûk [V 101a] iktizâ edüp, taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i hazret-i Sadâret-penâhî'den her su'âline müskit cevâb ve her iʿtirâzına müdellel ʿitâb îrâd olunup, takviye-i bâzû-yı iktidarı zımnında müteʿahhid olduğu muhallefât bedelinden ve Bağdâd İrsâliyyesi mâlından işbu sefere harc etmek üzere me'zûn ve Bağdâd'dan piyâde tahrîrinin imkânı tarafından ʿarz-ı südde-i Cihân-bânî kılınmış olduğuna binâ'en, o tarafdan beş kadar Bin-başı tertîb etmek üzere lâzım gelen mebâliği, İngiliz Elçisi maʿrifetiyle poliçe olunup, hareketini mûcib olacak tergībât gereği gibi icrâ ve bu mâdde-i cesîmede kemâl-i gayret ile bezl-i vücûd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd eylemesi tarafına inhâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "sebeb-i füzûnî-yi keder ü melâli olmakdan nâşî, bir cihetle tatyîbi havâlî-kerd-i kulûb-i ekâbir ü eʿâlî ve evvel ü âhır neyl ü vusûlüne tehassürü zâhir olan Tırhala Sancağı şehr-i Receb'in yirmi altıncı günü ber-vech-i ilhâk tarafına tevcîh olunup, mutasarrıf-ı sâbıkı Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa dahi Ohri Sancağı'yla te'lîf ve hall-i İlâhî vukūʿunda nemâdâr bir mansıb ile tatyîb olunmak vaʿdiyle taltîf olundu.\nBurusa Kazâsı, on dokuz Muharrem'i gurresinden zabt etmek şartıyla sâbıkā Galata Kadısı Uşşâkī-zâde es-Seyyid ʿAbdülhâlık Efendi'ye ve Şâm-ı şerîf Kazâsı, Kuds-i şerîf'den munfasıl es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye târîh-i mezkûrda mutasarrıf olmak üzere tevcîh ü ʿinâyet ve Hâmise Rütbesi'nde olan mahdûm-ı hazret-i [Ü4 230b] Fetvâ-penâhî Mustafa Hüsâmeddîn Efendi şehr-i Rebîʿulevvel'in on dokuzundan tasarruf etmek üzere Galata [V 101b] Kazâsı ile manzûr-ı ʿayn-i re'fet ve bu târîhde Halebü'ş-şehbâ Kazâsı ile Dervîş Paşa İmâmı Mehmed Efendi dahi dest-nevâzende-i mekremet kılındı.",
          "caption": "Tebedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın Rumeli'nden infisâli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_859.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebedelenli Vezîr ʿAli Paşa'nın Rumeli'nden infisâli",
          "text": "sebeb-i füzûnî-yi keder ü melâli olmakdan nâşî, bir cihetle tatyîbi havâlî-kerd-i kulûb-i ekâbir ü eʿâlî ve evvel ü âhır neyl ü vusûlüne tehassürü zâhir olan Tırhala Sancağı şehr-i Receb'in yirmi altıncı günü ber-vech-i ilhâk tarafına tevcîh olunup, mutasarrıf-ı sâbıkı Vezîr Bilâslı Mehmed Paşa dahi Ohri Sancağı'yla te'lîf ve hall-i İlâhî vukūʿunda nemâdâr bir mansıb ile tatyîb olunmak vaʿdiyle taltîf olundu.\nBurusa Kazâsı, on dokuz Muharrem'i gurresinden zabt etmek şartıyla sâbıkā Galata Kadısı Uşşâkī-zâde es-Seyyid ʿAbdülhâlık Efendi'ye ve Şâm-ı şerîf Kazâsı, Kuds-i şerîf'den munfasıl es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye târîh-i mezkûrda mutasarrıf olmak üzere tevcîh ü ʿinâyet ve Hâmise Rütbesi'nde olan mahdûm-ı hazret-i [Ü4 230b] Fetvâ-penâhî Mustafa Hüsâmeddîn Efendi şehr-i Rebîʿulevvel'in on dokuzundan tasarruf etmek üzere Galata [V 101b] Kazâsı ile manzûr-ı ʿayn-i re'fet ve bu târîhde Halebü'ş-şehbâ Kazâsı ile Dervîş Paşa İmâmı Mehmed Efendi dahi dest-nevâzende-i mekremet kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem Donanma-yı hümâyûn ile Ak-deniz'e ʿâzim ve rûz-i Kāsım hulûlüne dek rûy-i deryâyı muhâfazada sâbit ü kāyim olan Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri Recebü'l-ferdin yirmi yedinci günü Âsitâne-i saʿâdet'e vârid ve kānûn üzere Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, telebbüs-i ferve-i semmûr ile kadr ü menzileti mütezâyid olup, Şaʿbân-ı şerîf'in gurresi olan Çehârşenbih günü huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'de muʿtâd üzere kürk geyüp, resm-i şenlik icrâ ve sefâyin-i donanmayı vâhiden-baʿde-vâhidin mersây-ı Tersâne'ye rabt etdikden sonra, visâde-i râhata istilkā eyledi.",
          "caption": "ʿAvdet-i Donanma-yı hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_860.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Donanma-yı hümâyûn",
          "text": "Bundan akdem Donanma-yı hümâyûn ile Ak-deniz'e ʿâzim ve rûz-i Kāsım hulûlüne dek rûy-i deryâyı muhâfazada sâbit ü kāyim olan Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri Recebü'l-ferdin yirmi yedinci günü Âsitâne-i saʿâdet'e vârid ve kānûn üzere Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, telebbüs-i ferve-i semmûr ile kadr ü menzileti mütezâyid olup, Şaʿbân-ı şerîf'in gurresi olan Çehârşenbih günü huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Şâhâne'de muʿtâd üzere kürk geyüp, resm-i şenlik icrâ ve sefâyin-i donanmayı vâhiden-baʿde-vâhidin mersây-ı Tersâne'ye rabt etdikden sonra, visâde-i râhata istilkā eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "On üç mâh Rumeli Sadâreti'yle nâyil-i ʿizz ü câh olan Ahmed Şemseddîn Efendi münʿazil ve ʿallâme-i Rûm ve âb-rûy-i fuhûl u kurûm olan ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi, ber-vech-i tekerrür o mesned-i refîʿa muttasıl oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Sadr-ı Rûm",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_861.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Sadr-ı Rûm",
          "text": "On üç mâh Rumeli Sadâreti'yle nâyil-i ʿizz ü câh olan Ahmed Şemseddîn Efendi münʿazil ve ʿallâme-i Rûm ve âb-rûy-i fuhûl u kurûm olan ʿİsmet İbrâhîm Beyefendi, ber-vech-i tekerrür o mesned-i refîʿa muttasıl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zümre-i kudâtdan olup, mevâlî-yi Devriyye'den İbrâhîm Efendi'nin oğlu ʿAbdülʿazîz Efendi, bir zemândan berü mükibb-i fenn-i tıbb olup, mukaddemâ Hekîm-başı Efendi'nin dâyiresinde hall-i eczâ ve terkîb-i müfredât-ı eşyâ hıdmetiyle imrâr-ı subh u mesâ eyler idi.\nEfendi-yi mûmâ ileyh lâ-an-asl bir maddede merkūma infiʿâl [Ü4 231a] ve irâ'e-i sûret-i istiskāl edüp, ol dahi cevr ü ezâsına tâkat getürmeyüp, dâyiresinden infikâk ile [V 102a] husûl-i merâmını bâz-beste-i lutf-i Mevlâ etmişidi. Merkūmun rikkat-i hâli maʿrûf ve cihet-i meʿâşı tabâbete mevkūf olduğundan, bu sanʿata hasr-ı evkāt ve tecribe vü imtihân ile fark-ı nabz-ı erbâb-ı emrâz u âfât edüp, giderek Enderûn-ı hümâyûn ağalarından baʿzıları bi-hasebi'l-beşeriyye ʿarz-ı maraza giriftâr olduklarında merkūmu ihzâr ve tedbîr ü müdâvâtından hıffet müşâhedesiyle vâreste-i renc ü zarar olduklarına binâ'en, hazâkat ü mehâretini Dârü's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası hazretlerine işʿâr ve Etıbbây-ı Hâssa gürûhuna ilhâk olunması niyâzını tekrâr etmişler idi. Beyne'n-nâs haysiyyeti zâhir ve tedbîr-i merzâya bi't-tecribe kādir olan kimselerin Etıbbây-ı Hâssa'ya ilhâkı âdem yetişdirmek ve erbâb-ı istiʿdâdı lâyıkıyla kayırmak nevʿinden olduğunu müşârun ileyh hazretleri fehm ü idrâk ile merkūmun silk-i Etıbbây-ı Hâssa'ya idhâlini irâde ve bu keyfiyyet Hekîm-başı Efendi'ye ifâde olundukda, gayz-ı kadîmini ifşâ ve baʿzı aʿzâr-ı vâhiye ile defini recâ eyledikde, müşârun ileyh hazretleri ʿulüvv-i menzilet ve sümüvv-i câh ü rütbet sebebi ile halkdan istihyâ ve bu irâde-i cüz'iyyenin sûret-yâb-ı husûl olmaması, tenevvür-i gayret ü hamiyyetini iğlâ edüp, müvecceh ü vârid baʿzı tağrîr ile mûmâ ileyhi mazhar-ı dûr-bâş-ı tekdîr etdikden sonra, keyfiyyeti ʿarz-ı pâye-i serîr-i Şevket-masîr etmekle, fi'l-hâl ʿazline me'zûn ve fenn-i tıbda ʿulemâ ve ʿumelâ hazâkat ü mehâreti mücerreb-i enâm ve hüsn-i hulk [Ü4 231b] u seciyyeti maʿlûm-ı hâss u ʿâmm olan Hayrullah Efendi'nin hafîdi Behcet Mustafa Efendi'yi ihzâr edüp, Riyâset-i Etıbbâ hilʿatini dûş-i istihkākına ilbâs ile mûmâ ileyhi mesrûr u memnûn etdiğinden fazla, bu ʿillete bâdî, [V 102b] yaʿnî Hekîm-başı'nın ʿazline sebeb-i ʿâdî olan ʿAzîz Efendi'yi dahi sımt-ı Etıbbây-ı Hâssa'ya idhâl ile makzıyyü'l-âmâl eyledi.\n\nNuʿmân Efendi, kuvve-i vâhimeden nâşî, ednâ şeyden tehâşî edüp, müdârâ vü müdâhenede maʿlûm-ı ʿâlemiyân olan ifrâtı kendüyi bu mehlekeye ilkā etmek tasavvur-ı nâsdan hâric iken, bu makūle umûr-ı hasîsede müşârun ileyh hazretleri gibi ʿazîmü'ş-şâna muhâlefet, mukaddime-i fesâd-ı hûş olan ʿillet-i merâkdan neş'et eylediği zâhirdir. Mûmâ ileyhin nâs ile meşhûd olan hüsn-i muʿâşeret ü iʿtilâfı ve fenninde kemâl-i mehâret ile ittisâfı, hakkında bir nevʿ teveccüh ü iltifâtı müstelzim olup, bu hâle iğtirâr ve tarîkde pâye ve imtiyâzât-ı sâyiresine ʿillet olan zât-ı ʿâlî-mikdâr ile münâkaşa vü muʿârazaya ictisârı, kâr-ı\nhûş-mend ü ʿâkıl olmadığı rütbe-i tahkīka vâsıldır. Her karn ü ʿasrda birer cihetle mültefet ü manzûr olan zevât, nâyil oldukları niʿmetin kadrini ve rûz-şeb şükrünü kemâ-hüve hakkuhû edâ etmek ve hâric ez-hadd ü edeb tavrını tecâvüzden ittikā ile edeb-i cenâb-ı Rabb ile mü'eddeb olmak, mazhar oldukları teveccüh ü iltifâtın bekā vü istimrârına belki yevmen-fe-yevmen tezâʿuf ü tezâyüdüne sebeb olup, tavr-ı müteʿaref ü meşhûrdan hâric evzâʿa mütecâsir olanlara bi'l-iktizâ istinâd ü ittikânın fâyidesi [Ü4 232a] olmadığı mücerrebdir. Dâyire-i Saltanat-ı ʿuzmâ'da Dârü's-saʿâde Ağalığı merâtib-i sâmiyeden olup, Enderûn-ı hümâyûn'da vâkiʿ hıdemâtın cümlesine nezâret-i mutlakaları olmak haysiyyeti ile vakʿ u iʿtibârları [V 103a] bâlâter ve cemîʿ umûrda sevk etdikleri kelime serîʿu'l-eser olup, mümkin ve gayr-i müteʿazzir olan irâdelerine ʿadem-i muvâfakat kazâyı daʿvet kabîlinden olduğu muhakkakdır. Tabîb-i hâzik aʿzây-ı bedene münteşir olan rutûbât-ı rediyyeyi bir ʿivaz-ı mahsûsa cezb edüp, ana devâ ile aʿzây-ı sâyireyi tahlîs, kānûn-i ehl-i tıbdan iken, maʿzûl-ı mûmâ ileyh bu dakīkadan gaflet edüp, zât u dâyiresine sirâyet edecek âfetden ʿadem-i tehaffuz ile cüz’î bir maddeyi iʿzâm ve nefsin tehakküm ü ibrâmını iltizâm edüp, bu reftâr-ı nâ-hencârı ihtiyâr ile tarîk-ı müdârâdan ʿudûl ü inhirâf üzere olanlara kavlen ve fiʿlen ve resmen ve ʿörfen hekîm ıtlâkı câyiz olmadığı müberhendir. Beyne'l-ʿukalâ mezmûm olan tehevvür ü taʿcîl, bilâhare mûmâ ileyhin heykel-i câh u rifʿatini hiss ü hareketden taʿtîl edüp, nüzûh ʿani'l-vatan ʿilletiyle az kalmışdı ki, seyahati tekmîl ede. Nazm: Hîc düşmen be-düşmen-ân ne-kuned Ki kuned merd-i bî-hired bâ-hod",
          "caption": "ʿAzl-i Ser-etıbbây-ı Hâssa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_862.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ser-etıbbây-ı Hâssa",
          "text": "Zümre-i kudâtdan olup, mevâlî-yi Devriyye'den İbrâhîm Efendi'nin oğlu ʿAbdülʿazîz Efendi, bir zemândan berü mükibb-i fenn-i tıbb olup, mukaddemâ Hekîm-başı Efendi'nin dâyiresinde hall-i eczâ ve terkîb-i müfredât-ı eşyâ hıdmetiyle imrâr-ı subh u mesâ eyler idi.\nEfendi-yi mûmâ ileyh lâ-an-asl bir maddede merkūma infiʿâl [Ü4 231a] ve irâ'e-i sûret-i istiskāl edüp, ol dahi cevr ü ezâsına tâkat getürmeyüp, dâyiresinden infikâk ile [V 102a] husûl-i merâmını bâz-beste-i lutf-i Mevlâ etmişidi. Merkūmun rikkat-i hâli maʿrûf ve cihet-i meʿâşı tabâbete mevkūf olduğundan, bu sanʿata hasr-ı evkāt ve tecribe vü imtihân ile fark-ı nabz-ı erbâb-ı emrâz u âfât edüp, giderek Enderûn-ı hümâyûn ağalarından baʿzıları bi-hasebi'l-beşeriyye ʿarz-ı maraza giriftâr olduklarında merkūmu ihzâr ve tedbîr ü müdâvâtından hıffet müşâhedesiyle vâreste-i renc ü zarar olduklarına binâ'en, hazâkat ü mehâretini Dârü's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası hazretlerine işʿâr ve Etıbbây-ı Hâssa gürûhuna ilhâk olunması niyâzını tekrâr etmişler idi. Beyne'n-nâs haysiyyeti zâhir ve tedbîr-i merzâya bi't-tecribe kādir olan kimselerin Etıbbây-ı Hâssa'ya ilhâkı âdem yetişdirmek ve erbâb-ı istiʿdâdı lâyıkıyla kayırmak nevʿinden olduğunu müşârun ileyh hazretleri fehm ü idrâk ile merkūmun silk-i Etıbbây-ı Hâssa'ya idhâlini irâde ve bu keyfiyyet Hekîm-başı Efendi'ye ifâde olundukda, gayz-ı kadîmini ifşâ ve baʿzı aʿzâr-ı vâhiye ile defini recâ eyledikde, müşârun ileyh hazretleri ʿulüvv-i menzilet ve sümüvv-i câh ü rütbet sebebi ile halkdan istihyâ ve bu irâde-i cüz'iyyenin sûret-yâb-ı husûl olmaması, tenevvür-i gayret ü hamiyyetini iğlâ edüp, müvecceh ü vârid baʿzı tağrîr ile mûmâ ileyhi mazhar-ı dûr-bâş-ı tekdîr etdikden sonra, keyfiyyeti ʿarz-ı pâye-i serîr-i Şevket-masîr etmekle, fi'l-hâl ʿazline me'zûn ve fenn-i tıbda ʿulemâ ve ʿumelâ hazâkat ü mehâreti mücerreb-i enâm ve hüsn-i hulk [Ü4 231b] u seciyyeti maʿlûm-ı hâss u ʿâmm olan Hayrullah Efendi'nin hafîdi Behcet Mustafa Efendi'yi ihzâr edüp, Riyâset-i Etıbbâ hilʿatini dûş-i istihkākına ilbâs ile mûmâ ileyhi mesrûr u memnûn etdiğinden fazla, bu ʿillete bâdî, [V 102b] yaʿnî Hekîm-başı'nın ʿazline sebeb-i ʿâdî olan ʿAzîz Efendi'yi dahi sımt-ı Etıbbây-ı Hâssa'ya idhâl ile makzıyyü'l-âmâl eyledi.\n\nNuʿmân Efendi, kuvve-i vâhimeden nâşî, ednâ şeyden tehâşî edüp, müdârâ vü müdâhenede maʿlûm-ı ʿâlemiyân olan ifrâtı kendüyi bu mehlekeye ilkā etmek tasavvur-ı nâsdan hâric iken, bu makūle umûr-ı hasîsede müşârun ileyh hazretleri gibi ʿazîmü'ş-şâna muhâlefet, mukaddime-i fesâd-ı hûş olan ʿillet-i merâkdan neş'et eylediği zâhirdir. Mûmâ ileyhin nâs ile meşhûd olan hüsn-i muʿâşeret ü iʿtilâfı ve fenninde kemâl-i mehâret ile ittisâfı, hakkında bir nevʿ teveccüh ü iltifâtı müstelzim olup, bu hâle iğtirâr ve tarîkde pâye ve imtiyâzât-ı sâyiresine ʿillet olan zât-ı ʿâlî-mikdâr ile münâkaşa vü muʿârazaya ictisârı, kâr-ı\nhûş-mend ü ʿâkıl olmadığı rütbe-i tahkīka vâsıldır. Her karn ü ʿasrda birer cihetle mültefet ü manzûr olan zevât, nâyil oldukları niʿmetin kadrini ve rûz-şeb şükrünü kemâ-hüve hakkuhû edâ etmek ve hâric ez-hadd ü edeb tavrını tecâvüzden ittikā ile edeb-i cenâb-ı Rabb ile mü'eddeb olmak, mazhar oldukları teveccüh ü iltifâtın bekā vü istimrârına belki yevmen-fe-yevmen tezâʿuf ü tezâyüdüne sebeb olup, tavr-ı müteʿaref ü meşhûrdan hâric evzâʿa mütecâsir olanlara bi'l-iktizâ istinâd ü ittikânın fâyidesi [Ü4 232a] olmadığı mücerrebdir. Dâyire-i Saltanat-ı ʿuzmâ'da Dârü's-saʿâde Ağalığı merâtib-i sâmiyeden olup, Enderûn-ı hümâyûn'da vâkiʿ hıdemâtın cümlesine nezâret-i mutlakaları olmak haysiyyeti ile vakʿ u iʿtibârları [V 103a] bâlâter ve cemîʿ umûrda sevk etdikleri kelime serîʿu'l-eser olup, mümkin ve gayr-i müteʿazzir olan irâdelerine ʿadem-i muvâfakat kazâyı daʿvet kabîlinden olduğu muhakkakdır. Tabîb-i hâzik aʿzây-ı bedene münteşir olan rutûbât-ı rediyyeyi bir ʿivaz-ı mahsûsa cezb edüp, ana devâ ile aʿzây-ı sâyireyi tahlîs, kānûn-i ehl-i tıbdan iken, maʿzûl-ı mûmâ ileyh bu dakīkadan gaflet edüp, zât u dâyiresine sirâyet edecek âfetden ʿadem-i tehaffuz ile cüz’î bir maddeyi iʿzâm ve nefsin tehakküm ü ibrâmını iltizâm edüp, bu reftâr-ı nâ-hencârı ihtiyâr ile tarîk-ı müdârâdan ʿudûl ü inhirâf üzere olanlara kavlen ve fiʿlen ve resmen ve ʿörfen hekîm ıtlâkı câyiz olmadığı müberhendir. Beyne'l-ʿukalâ mezmûm olan tehevvür ü taʿcîl, bilâhare mûmâ ileyhin heykel-i câh u rifʿatini hiss ü hareketden taʿtîl edüp, nüzûh ʿani'l-vatan ʿilletiyle az kalmışdı ki, seyahati tekmîl ede. Nazm: Hîc düşmen be-düşmen-ân ne-kuned Ki kuned merd-i bî-hired bâ-hod"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Diyâr-ı Bekir ehâlîsi maktûl Hüseyin Paşa'dan gördükleri gadr u zulm hasebiyle birbiriyle ittifâk ve fîmâ-baʿd şedîdü'ş-şekîme vüzerâyı kabûl etmemek üzere miyânelerinde rabt-ı ʿahd ü mîsâk etmişler idi. Müteveffâ Zühdî Paşa'nın dâyiresi gayr-i kesîf ve kendüsinin\nme'ûneti gâyet hafîf olmakdan nâşî, vefâtına dek müteʿayyinân-ı memleket ne hâl ise müşârun ileyh ile safka-zen-i i'tilâf ve dâyiresini ber-vech-i kifâf [Ü4 232b] idare edecek hıdemât ibrâzıyla sûret-nümây-ı dâd ü insâf olup, halefi Vezîr Mehmed [V 103b] Paşa'nın dâyiresi muntazam ve sevret ü batşı ʿunvân-ı hâlinden münfehim ise de, ʿan-asl gars-ı yemîn-i hazret-i Sadâret-penâhî olup, fikr-i encâm-ı hâl ile mukaddemâ beynlerinde münʿakıd olan vifâk u visâk karîn-i inhilâl ve müteneffisân-ı vilâyât müşârun ileyhi merhale-be-merhale istikbâl edüp, şehre duhûlünde kelânterân-ı memleketi refte refte te'dîb ve ʿulemâ ve sulehâ ziyyinde bulunanlarını diyâr-ı baʿîdeye tağrîb edüp, nizâm-ı memlekete me'mûr olanlardan bî-cürm kimselere ʿamden ev sehven cevr ü teʿaddî mesbûk bi'l-misl olduğundan, gâlibâ mazlûmlardan birinin sehm-i duʿâsı karîn-i hedef-i icâbet olup, bu sebeble müşârun ileyhin ekser etbâʿı hummây-ı rediyye ile bî-mecâl ve baʿzısı dârü'l-mücâzât olan âhırete reh-peymây-ı istiʿcâl oldu. Müşârun ileyh dahi zâhirde hevây-ı Âmid ile ʿadem-i imtizâc ve emrâz-ı gûnâ-gûn ile zebûn-ı ser-pençe-i iztırâb u inziʿâc ve ednâ bir mansıb ile ʿazlini niyâz ve bu keyfiyyeti ʿarz-ı huzûr-ı Sadr-ı bende-nevâz etmekle, evâyil-i Şaʿbânü'l-muʿazzamda ʿazl ve Sivas Eyâleti'ne vasl olundu.\nRakka Vâlîsi Vezîr Tîmûr Paşa'nın ahvâli mukaddemâ güzârende-i kilk-i beyân ve deşt ü beyâbânda geşt ü güzâr ile memleketin Vâlî'den huluvvü zâhir ü ʿıyân olup, te'lîfi mümteniʿ ve kuvve-i vâhimesi gayr-i mündefiʿ olduğundan başka, bu esnâda o havâlîde mütemekkin ʿaşâyir-i kesîretü'ş-şuʿûbdan Âl-i ʿUbeyd ve anlara mutâviʿ sâyir kabâ'il, müşârun ileyhin üzerine [V 104a] hücûm ile emvâl ü eşyâsını yağmâ ve kendüsini firâr ve hezîmete ilcâ etmeleri [Ü4 233a] hasebiyle, eyâlet-i mezkûreye bir Vâlî nasb olunmak, mûcibât-ı vakt ü hâlden olup, bu defʿa Sivas'dan ʿazl olunan Vezîr Veliyyüddîn Paşa'ya Diyarbekir Eyâleti ilhâkıyla Rakka Eyâleti tevcîh ve ne vechile hareket eyleyeceği me'mûriyyet emrinde tarafına mü'ekkedden sipâriş ü tenbîh olundu.\nİç-il Sancağı'na ber-vech-i arpalık mutasarrıf olan Vezîr es-Seyyid Mehmed Paşa, kazâ-zede vü mağdûr ve bir eyâletle kayırılması matlûb-ı hazret-i Sadru's-sudûr olduğuna binâ'en, hakkında tahrîk-i silsile-i merhamet ve şefekat-i hazret-i Şehriyârî kılınup, ol dahi\nber-vech-i ilhâk Adana Eyâleti'yle mesrûr ve seng-i hâdisât ile rahne-dâr olan hâtırı mecbûr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Sivas ve Diyârbekir ve Rakka",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_863.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Sivas ve Diyârbekir ve Rakka",
          "text": "Diyâr-ı Bekir ehâlîsi maktûl Hüseyin Paşa'dan gördükleri gadr u zulm hasebiyle birbiriyle ittifâk ve fîmâ-baʿd şedîdü'ş-şekîme vüzerâyı kabûl etmemek üzere miyânelerinde rabt-ı ʿahd ü mîsâk etmişler idi. Müteveffâ Zühdî Paşa'nın dâyiresi gayr-i kesîf ve kendüsinin\nme'ûneti gâyet hafîf olmakdan nâşî, vefâtına dek müteʿayyinân-ı memleket ne hâl ise müşârun ileyh ile safka-zen-i i'tilâf ve dâyiresini ber-vech-i kifâf [Ü4 232b] idare edecek hıdemât ibrâzıyla sûret-nümây-ı dâd ü insâf olup, halefi Vezîr Mehmed [V 103b] Paşa'nın dâyiresi muntazam ve sevret ü batşı ʿunvân-ı hâlinden münfehim ise de, ʿan-asl gars-ı yemîn-i hazret-i Sadâret-penâhî olup, fikr-i encâm-ı hâl ile mukaddemâ beynlerinde münʿakıd olan vifâk u visâk karîn-i inhilâl ve müteneffisân-ı vilâyât müşârun ileyhi merhale-be-merhale istikbâl edüp, şehre duhûlünde kelânterân-ı memleketi refte refte te'dîb ve ʿulemâ ve sulehâ ziyyinde bulunanlarını diyâr-ı baʿîdeye tağrîb edüp, nizâm-ı memlekete me'mûr olanlardan bî-cürm kimselere ʿamden ev sehven cevr ü teʿaddî mesbûk bi'l-misl olduğundan, gâlibâ mazlûmlardan birinin sehm-i duʿâsı karîn-i hedef-i icâbet olup, bu sebeble müşârun ileyhin ekser etbâʿı hummây-ı rediyye ile bî-mecâl ve baʿzısı dârü'l-mücâzât olan âhırete reh-peymây-ı istiʿcâl oldu. Müşârun ileyh dahi zâhirde hevây-ı Âmid ile ʿadem-i imtizâc ve emrâz-ı gûnâ-gûn ile zebûn-ı ser-pençe-i iztırâb u inziʿâc ve ednâ bir mansıb ile ʿazlini niyâz ve bu keyfiyyeti ʿarz-ı huzûr-ı Sadr-ı bende-nevâz etmekle, evâyil-i Şaʿbânü'l-muʿazzamda ʿazl ve Sivas Eyâleti'ne vasl olundu.\nRakka Vâlîsi Vezîr Tîmûr Paşa'nın ahvâli mukaddemâ güzârende-i kilk-i beyân ve deşt ü beyâbânda geşt ü güzâr ile memleketin Vâlî'den huluvvü zâhir ü ʿıyân olup, te'lîfi mümteniʿ ve kuvve-i vâhimesi gayr-i mündefiʿ olduğundan başka, bu esnâda o havâlîde mütemekkin ʿaşâyir-i kesîretü'ş-şuʿûbdan Âl-i ʿUbeyd ve anlara mutâviʿ sâyir kabâ'il, müşârun ileyhin üzerine [V 104a] hücûm ile emvâl ü eşyâsını yağmâ ve kendüsini firâr ve hezîmete ilcâ etmeleri [Ü4 233a] hasebiyle, eyâlet-i mezkûreye bir Vâlî nasb olunmak, mûcibât-ı vakt ü hâlden olup, bu defʿa Sivas'dan ʿazl olunan Vezîr Veliyyüddîn Paşa'ya Diyarbekir Eyâleti ilhâkıyla Rakka Eyâleti tevcîh ve ne vechile hareket eyleyeceği me'mûriyyet emrinde tarafına mü'ekkedden sipâriş ü tenbîh olundu.\nİç-il Sancağı'na ber-vech-i arpalık mutasarrıf olan Vezîr es-Seyyid Mehmed Paşa, kazâ-zede vü mağdûr ve bir eyâletle kayırılması matlûb-ı hazret-i Sadru's-sudûr olduğuna binâ'en, hakkında tahrîk-i silsile-i merhamet ve şefekat-i hazret-i Şehriyârî kılınup, ol dahi\nber-vech-i ilhâk Adana Eyâleti'yle mesrûr ve seng-i hâdisât ile rahne-dâr olan hâtırı mecbûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tîmûr Paşa, Bağdâd Vâlîsi müteveffâ Vezîr Süleymân Paşa merhûmun berkeşîdesi olup, niyâz u ilhâhına mebnî Vezâret'e nâyil olmağla, bu râbıta bi'l-verâse halefi olan ʿAli Paşa ile mürtebit olmak zannıyla müşârun ileyhin tebeʿât-ı sâbıka ve mezâlim-i lâhıkası Bağdâd Vâlîsi'yle bu defʿa müzâkere ve iʿdâmı husûsu müşâvere olunup, zulm ü gadrini işbâʿ ile izâlesini ol dahi tecvîz ü tasvîb ve maʿiyyetine me'mûr kılındığı hâlde sühûletle cezâsını tertîb edeceğini tahrîr etmişiken, Âl-i ʿUbeyd'in bu cesâretini takbîh ve o makūle efrâd-ı nâsın iʿdâmı irâde olunursa bile, vüzerâya havâle olunmasının evleviyyetini tasrîh ile bi'n-nefs ʿaşîret-i merkūme üzerine hareket eyleyeceğini telmîh eyledi. Müşârun ileyh Dirʿiyye Serʿaskeri [V 104b] nasb olunup, Havâric'in defʿ-i tesallut ve istîsâllerine [Ü4 233b] me'mûriyyeti pey-der-pey Devlet-i ʿaliyye tarafından işʿâr u tafsîl ve tertîbât ve vücûh-ı sâyire ile bâzû-yı iktidârına kuvvet verilerek hareketi taʿcîl olunur iken, bu hatb-ı cesîmi taʿtîl ile Rakka tarafında mukīm Âl-i ʿUbeyd üzerine ʿazîmet ihtiyâr eylemesi, kemâl-i televvününü iʿlân ve vâcibât-ı dîniyyeden olan umûr-ı mütehattimü'l-iʿtinâyı terk ü mugādere ile gayret-i mecʿûleden münbaʿis bir emr-i yesîrin temşiyyeti zımnında ifnây-ı vakt ü zemân eylemesi, erkân-ı devleti vâlih ü hayrân eyledi.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_864.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Tîmûr Paşa, Bağdâd Vâlîsi müteveffâ Vezîr Süleymân Paşa merhûmun berkeşîdesi olup, niyâz u ilhâhına mebnî Vezâret'e nâyil olmağla, bu râbıta bi'l-verâse halefi olan ʿAli Paşa ile mürtebit olmak zannıyla müşârun ileyhin tebeʿât-ı sâbıka ve mezâlim-i lâhıkası Bağdâd Vâlîsi'yle bu defʿa müzâkere ve iʿdâmı husûsu müşâvere olunup, zulm ü gadrini işbâʿ ile izâlesini ol dahi tecvîz ü tasvîb ve maʿiyyetine me'mûr kılındığı hâlde sühûletle cezâsını tertîb edeceğini tahrîr etmişiken, Âl-i ʿUbeyd'in bu cesâretini takbîh ve o makūle efrâd-ı nâsın iʿdâmı irâde olunursa bile, vüzerâya havâle olunmasının evleviyyetini tasrîh ile bi'n-nefs ʿaşîret-i merkūme üzerine hareket eyleyeceğini telmîh eyledi. Müşârun ileyh Dirʿiyye Serʿaskeri [V 104b] nasb olunup, Havâric'in defʿ-i tesallut ve istîsâllerine [Ü4 233b] me'mûriyyeti pey-der-pey Devlet-i ʿaliyye tarafından işʿâr u tafsîl ve tertîbât ve vücûh-ı sâyire ile bâzû-yı iktidârına kuvvet verilerek hareketi taʿcîl olunur iken, bu hatb-ı cesîmi taʿtîl ile Rakka tarafında mukīm Âl-i ʿUbeyd üzerine ʿazîmet ihtiyâr eylemesi, kemâl-i televvününü iʿlân ve vâcibât-ı dîniyyeden olan umûr-ı mütehattimü'l-iʿtinâyı terk ü mugādere ile gayret-i mecʿûleden münbaʿis bir emr-i yesîrin temşiyyeti zımnında ifnây-ı vakt ü zemân eylemesi, erkân-ı devleti vâlih ü hayrân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gürûh-ı Havâric'in semt-i Hicâz'a tesallut u hücumları hasebiyle müdâfaʿaları kaydında olanların zâd ü imdâd ile takviye-i bâzû-yı iktidârları bahran Mısr-ı Kāhire'ye münhasır olup, fitne-i Arnabud ve ümerâ ile bu maslahatın husûlü müteʿazzir ve Havâric dağdağası var iken Mısır'ın nizâmına tevakkuf eden küllî tertîbâtın kuvvetden fiʿle îsâli zâhir-i hâle nazaran gayr-i müteyessir olmağla, ümerâyı te'mîn ü iğfâl ve vakt-i ferâğ u vüsʿatde satvet-i kāhire-i Saltanat-ı seniyye ile mezbûrları pây-mâl-ı kahr u nekâl etmek tedbîri, erkân-ı\ndevlet miyânında râbıta-bend-i istikrâr ve baʿzı şurût ile cünhaları ʿafv olunup, ol bâbda lâzım gelen emr-i celîlü'l-iʿtibâr, Mısır Vâlîsi olup, el-yevm İskenderiyye'de mukīm Vezîr ʿAli Paşa tarafına tesyâr olunmuşidi. Emr-i ʿâlî vusûlünden mukaddem ümerânın müşârun ileyh ile muhâbereleri vukūʿ bulup, şöyle ki, iki yüz kadar etbâʿ ile Mısır'a dâhil [Ü4 234a – V 105a] olup, Arnabudlar'ın taʿyînâtları beyler tarafından verilmek ve gümrükler ve sevâhil ve bâ-husûs İskenderiyye taraflarından zabt olunup, vülât ancak mahlûlâtdan ʿâyid şey' ile teʿayyüş etmek şurûtunu îrâd etmişler idi. Teklîfâtları ʿayn-i hıyânet ve garazları zabt-ı memleket ve icrây-ı ʿukūk u ihânet olduğundan, mebʿûsları müşârun ileyh tarafından redd ve derîce-i mefsedetleri sedd olunup, İskenderiyye muhâfazası ile dâmen-çîn-i iştigāl ve müterassıd-ı encâm-ı hâl olmuşidi. Emr-i mezkûr yedine vusûl buldukda, kıyâsdan bîrûn hazâyin ü defâyin sarfıyla istihlâs olunan iklîm-i Mısır, ümerâ dedikleri süfehâ yedine tekrâr teslîm ve vüzerây-ı ʿizâm zîr-i tehakkümlerinde mübtelây-ı belây-ı ʿazîm olarak icrây-ı ahkâm-ı Sultânî'den ʿâciz ve bi'z-zarûre hevâlarına tebaʿiyyet lâzım geldiği emr-i zâhir ü bâriz olduğundan, emr-i mezkûru ihfâ ve bir müddet tevkīfını evlâ görmüşidi. Bu esnâda hâssiyyet-i hâk-i Mısır iktizâsıyla Arnabudlar'ın bir sebeb ile dîk-i mefsedetleri galeyân ve Şeyhu'l-beled İbrâhîm Bey hânesi fî-tarfeti'l-ʿayn yağmâ vü tâlân ve bu cihetle tarefeyn birbirinden selb-i emniyyet ve ahadühümâ âhara izhâr-ı rûy-i dürüştî vü muhâsamet edüp, müşârun ileyhin maʿiyyetine me'mûr Bin-başı Kara Mustafa dahi eşkıyâ gürûhuyla ʿarbedeye hâhiş-ker ve hâh u nâ-hâh izin alup, Demenhûr'a doğru sevk-ı leşker ve bu günlerde muhârebeye mübâşeret eyleyeceğini müşârun ileyh tahrîr ü işâret eyledi.",
          "caption": "Afv-ı ümerây-ı Mısır ve vukūʿât-ı sâyire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_865.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Afv-ı ümerây-ı Mısır ve vukūʿât-ı sâyire",
          "text": "Gürûh-ı Havâric'in semt-i Hicâz'a tesallut u hücumları hasebiyle müdâfaʿaları kaydında olanların zâd ü imdâd ile takviye-i bâzû-yı iktidârları bahran Mısr-ı Kāhire'ye münhasır olup, fitne-i Arnabud ve ümerâ ile bu maslahatın husûlü müteʿazzir ve Havâric dağdağası var iken Mısır'ın nizâmına tevakkuf eden küllî tertîbâtın kuvvetden fiʿle îsâli zâhir-i hâle nazaran gayr-i müteyessir olmağla, ümerâyı te'mîn ü iğfâl ve vakt-i ferâğ u vüsʿatde satvet-i kāhire-i Saltanat-ı seniyye ile mezbûrları pây-mâl-ı kahr u nekâl etmek tedbîri, erkân-ı\ndevlet miyânında râbıta-bend-i istikrâr ve baʿzı şurût ile cünhaları ʿafv olunup, ol bâbda lâzım gelen emr-i celîlü'l-iʿtibâr, Mısır Vâlîsi olup, el-yevm İskenderiyye'de mukīm Vezîr ʿAli Paşa tarafına tesyâr olunmuşidi. Emr-i ʿâlî vusûlünden mukaddem ümerânın müşârun ileyh ile muhâbereleri vukūʿ bulup, şöyle ki, iki yüz kadar etbâʿ ile Mısır'a dâhil [Ü4 234a – V 105a] olup, Arnabudlar'ın taʿyînâtları beyler tarafından verilmek ve gümrükler ve sevâhil ve bâ-husûs İskenderiyye taraflarından zabt olunup, vülât ancak mahlûlâtdan ʿâyid şey' ile teʿayyüş etmek şurûtunu îrâd etmişler idi. Teklîfâtları ʿayn-i hıyânet ve garazları zabt-ı memleket ve icrây-ı ʿukūk u ihânet olduğundan, mebʿûsları müşârun ileyh tarafından redd ve derîce-i mefsedetleri sedd olunup, İskenderiyye muhâfazası ile dâmen-çîn-i iştigāl ve müterassıd-ı encâm-ı hâl olmuşidi. Emr-i mezkûr yedine vusûl buldukda, kıyâsdan bîrûn hazâyin ü defâyin sarfıyla istihlâs olunan iklîm-i Mısır, ümerâ dedikleri süfehâ yedine tekrâr teslîm ve vüzerây-ı ʿizâm zîr-i tehakkümlerinde mübtelây-ı belây-ı ʿazîm olarak icrây-ı ahkâm-ı Sultânî'den ʿâciz ve bi'z-zarûre hevâlarına tebaʿiyyet lâzım geldiği emr-i zâhir ü bâriz olduğundan, emr-i mezkûru ihfâ ve bir müddet tevkīfını evlâ görmüşidi. Bu esnâda hâssiyyet-i hâk-i Mısır iktizâsıyla Arnabudlar'ın bir sebeb ile dîk-i mefsedetleri galeyân ve Şeyhu'l-beled İbrâhîm Bey hânesi fî-tarfeti'l-ʿayn yağmâ vü tâlân ve bu cihetle tarefeyn birbirinden selb-i emniyyet ve ahadühümâ âhara izhâr-ı rûy-i dürüştî vü muhâsamet edüp, müşârun ileyhin maʿiyyetine me'mûr Bin-başı Kara Mustafa dahi eşkıyâ gürûhuyla ʿarbedeye hâhiş-ker ve hâh u nâ-hâh izin alup, Demenhûr'a doğru sevk-ı leşker ve bu günlerde muhârebeye mübâşeret eyleyeceğini müşârun ileyh tahrîr ü işâret eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Hicâz Serʿaskerliği, Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya ve Dirʿiyye Serʿaskerliği, Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya ihâle olunduğuna binâʾen, nüfûs-ı beşeriyye ekser-i ahyânda vehme mâyil ve hasmın tedârükât-ı kaviyye ve sît-i savletinden hâ'if ü mütezelzil olageldiklerine binâ'en, Hâricîler iki Serʿasker-i nâmdârın me'mûriyyetinden muztarib ve Hicâz tarafına kasd u hareketleri musammem ise de, memleketlerini bırakup âhar mahalle tecâvüzden müctenib olacağları zâhir olup, bu cihetle sükkân-ı beldeteyn emn ü râhatla mugtenem ve bu sene zuhûru muhtemel olan âfâtdan sâlim olacağları müteyakkın\nolup, “Mine'l-ʿamûdi ile'l-ʿamûdi ferecün” mefhûmu üzere Mısr-ı Kāhire'de teferruʿn eden tâ'ifeteyn-i muhtelifetü'l-meşâribin birine dahi giderek daʿvây-ı istibdâd ve teferrüd-i hükümetle vehn ü zaʿf târî olup, ʿilleteyn, ʿillet-i vâhidede karâr ve anın dahi ʿilâcı fazl-ı Hakk ile mümkin olacağı bedîdâr olup, bu esbâba nazaran ʿAlî Paşa'nın ber-vech-i muharrer ʿafv fermânını ihfâ eylemesi pek de zararlı olmayup, hâl böyle iken, yine inkılâbât-ı umûr-ı Mısrıyye'ye nazaran mütebassırâne harekete ikdâm ve letâyifü'l-hiyel iʿmâliyle iki tâyife beynine ilkāy-ı ʿadavet edecek esbâbın tehyi'e vü sarfına ihtimâm ile fırkateyni üftâde-i kaʿr-ı evhâm eylemek ve şiddet-i zarûret ilcâ etmedikçe ʿafv fermânının ihrâcına meyl etmamek husûsları müşârun ileyhe makām-ı Sadâret'den tahrîr ü ifhâm olundu. [Ü4 235a – V 106a]",
          "caption": "Beylerin ʿafvına teşebbüs ancak cânib-i Hicâz'a zâd u zahîre [Ü4 234b – V 105b] ile imdâd maslahatına mebnî olup",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_866.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Beylerin ʿafvına teşebbüs ancak cânib-i Hicâz'a zâd u zahîre [Ü4 234b – V 105b] ile imdâd maslahatına mebnî olup",
          "text": "Hicâz Serʿaskerliği, Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya ve Dirʿiyye Serʿaskerliği, Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya ihâle olunduğuna binâʾen, nüfûs-ı beşeriyye ekser-i ahyânda vehme mâyil ve hasmın tedârükât-ı kaviyye ve sît-i savletinden hâ'if ü mütezelzil olageldiklerine binâ'en, Hâricîler iki Serʿasker-i nâmdârın me'mûriyyetinden muztarib ve Hicâz tarafına kasd u hareketleri musammem ise de, memleketlerini bırakup âhar mahalle tecâvüzden müctenib olacağları zâhir olup, bu cihetle sükkân-ı beldeteyn emn ü râhatla mugtenem ve bu sene zuhûru muhtemel olan âfâtdan sâlim olacağları müteyakkın\nolup, “Mine'l-ʿamûdi ile'l-ʿamûdi ferecün” mefhûmu üzere Mısr-ı Kāhire'de teferruʿn eden tâ'ifeteyn-i muhtelifetü'l-meşâribin birine dahi giderek daʿvây-ı istibdâd ve teferrüd-i hükümetle vehn ü zaʿf târî olup, ʿilleteyn, ʿillet-i vâhidede karâr ve anın dahi ʿilâcı fazl-ı Hakk ile mümkin olacağı bedîdâr olup, bu esbâba nazaran ʿAlî Paşa'nın ber-vech-i muharrer ʿafv fermânını ihfâ eylemesi pek de zararlı olmayup, hâl böyle iken, yine inkılâbât-ı umûr-ı Mısrıyye'ye nazaran mütebassırâne harekete ikdâm ve letâyifü'l-hiyel iʿmâliyle iki tâyife beynine ilkāy-ı ʿadavet edecek esbâbın tehyi'e vü sarfına ihtimâm ile fırkateyni üftâde-i kaʿr-ı evhâm eylemek ve şiddet-i zarûret ilcâ etmedikçe ʿafv fermânının ihrâcına meyl etmamek husûsları müşârun ileyhe makām-ı Sadâret'den tahrîr ü ifhâm olundu. [Ü4 235a – V 106a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bir müddetden berü mübtelâ olduğu ʿillet-i zehîr ile dem-beste-i çâr-mevce-i inkılâb ve Ak-deniz'den ʿavd ü iyâbında keştî-i vücûdu sergerdân-ı girdâb-ı renc ü ıztırâb olup, zaʿf u hüzâlı yevmen-fe-yevmen müterakkī vü mezîd ve taleb-i sâhil-i sıhhat ile şeb ü rûz mıkzâf-zen-i saʿy ü ihtimâm olan gürûh-ı etibbâ, [mısra]: Devây-ı merg ne-şinâsed eger başed kesî Lokmân mefhûmunca ihtiyâtdan güsiste-târ-ı ümmîd olup, ʿâkıbet mâ'ü'l-hayât-ı ʿömr-i girân-mâyesi meyl-kerde-i semt-i rüsûb ve Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi üçüncü Çehârşenbih günü\nkubeyl-i mağribde necm-i tâb-dâr-ı zindegânîsi nühüfte-i tahte's-sehâb-ı gurûb olup, civâr-ı hazret-i Hâlid'de nühüfte-i zîr-i türâb ve tahkīk-kerde-i sırr-ı “Li-külli ecelin kitâb” oldu.",
          "caption": "Zikr-i vefât-ı Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_867.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i vefât-ı Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh bir müddetden berü mübtelâ olduğu ʿillet-i zehîr ile dem-beste-i çâr-mevce-i inkılâb ve Ak-deniz'den ʿavd ü iyâbında keştî-i vücûdu sergerdân-ı girdâb-ı renc ü ıztırâb olup, zaʿf u hüzâlı yevmen-fe-yevmen müterakkī vü mezîd ve taleb-i sâhil-i sıhhat ile şeb ü rûz mıkzâf-zen-i saʿy ü ihtimâm olan gürûh-ı etibbâ, [mısra]: Devây-ı merg ne-şinâsed eger başed kesî Lokmân mefhûmunca ihtiyâtdan güsiste-târ-ı ümmîd olup, ʿâkıbet mâ'ü'l-hayât-ı ʿömr-i girân-mâyesi meyl-kerde-i semt-i rüsûb ve Şaʿbânü'l-muʿazzamın yirmi üçüncü Çehârşenbih günü\nkubeyl-i mağribde necm-i tâb-dâr-ı zindegânîsi nühüfte-i tahte's-sehâb-ı gurûb olup, civâr-ı hazret-i Hâlid'de nühüfte-i zîr-i türâb ve tahkīk-kerde-i sırr-ı “Li-külli ecelin kitâb” oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh Vezîr Silahdâr İbrâhîm Paşa memâlîkinden Çerkesiyyü'l-asl olup, seksan bir târîhinde Hazîne-i Hâssa gılmânına munzamm ve Şehzâde Sultân Mehmed merhûmun hidmet-i pür-behcetiyle mükerrem olmuşidi. İnkılâb-ı devr hasebiyle hâne-i Hazîne'de kemâl-i teng-destî vü tezâyuk ile taklîb-i evrâk-ı dü-reng-i leyl ü nehâr ve fîrûzîyi baht u tâliʿine terassud ile manzara-i çeşm-i ümmîdini vakf-ı şâh-râh-ı ferc-i rûzgâr edüp, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-me'nûs vukūʿunda şeb-i deycûr-ı nâ-sâz-kârı, pertev-fürûz-i 'izz ü rifʿatine münkalib ve ezyâl-i kemâl-i teveccüh-i ikbâl sû-be-sû tarafına münsahib olduğuna binâ'en, hemân o rûz-i fîrûzda Mâbeyncilik ve Tebdîlcilik ile Hâne-i Hâssa'ya çırâğ ve birkaç mâhdan sonra mugāyir-i tarîk-ı Enderûn, Baş-çukadârlık rütbe-i refîʿasıyla kulûb-ı hussâda dâğ-ber-bâlây-ı dâğ olmuşidi. Taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i [Ü4 235b] hazret-i Tâc-\ndârî'ye eşedd-i teʿalluk u irtibâtı hasebiyle nüfûz-ı kelime ve iʿtibâr-ı küllî peydâ ve fetk u ratk-ı umûra müdâhale ile irhâb-ı kulûb-ı ʿuzamâ eyleyüp, iki yüz altı Receb'inin on yedinci günü Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'i tahsîl ve sıgar-ı sinninden berü zihninde ahlâm ü emânî misillü tasavvur eylediği Deryâ Kapudanlığı ile debdebe-i şân ü şükûhunu tekmîl eylediğinden fazla, Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin şeref-i izdivâcıyla şöhret-gîr ve'l-hâsıl âvâze-i ʿizz ü şânı cihât-ı müteʿaddide ile husûl-pezîr olmuşidi. Kapudanlığı hengâmında meşhûd-i erbâb-ı dikkat ü şühûd olan efʿâl ü etvârı mecelle-i Târîh'de mahall-be-mahall nakş-ı evrâk tahrîr ve ʿibret-gâh-ı erbâb-ı re'y ü tedbîr kılınup, bu ikbâl ü rifʿat fi'l-hakīka yevmen-fe-yevmen kesb-i terakkī vü bestat edüp, baʿzan fiyâlet-i re'y ü tecebbür hasebiyle şâh u şükûhuna sekte vü noksâniyyet târî olduysa dahi, kemâl-i kuvvet-i bâht-ı sâz-kâr ile yine merkez-i aslîsini bulup, zâtına mahsûs efâʿîl-i ʿacîbe ve umûr-ı garîbenin ihdâsına ʿillet olur idi. [Nazm:] Nâmı, cihânı tutmuşiken Güstehem gibi, Evc-i semâya vermişiken ser-i ʿalem gibi. Encâm-ı kâr dest-i ecelde olup zebûn, Şimşâd-ı ʿömrün etdi kazâ hâke ser-nigûn. Müteveffây-ı müşârun ileyh, ʿilm-i fürûsiyyetin her bâb u faslında ferîd ü yegâne ve bezl ü şecâʿatde müfred-i zemâne, âşinây-ı semt-i muʿâraza vü cedel, dânây-ı ahvâl-i mülk ü düvel, zekî vü bahtiyâr ve mütefattın u bîdâr olup, Kapudanlığı eyyâmında her ne kadar itlâfât u isrâfât, resîde-i serhadd-i gāyât olduysa dahi, teksîr-i merâkib ve tevfîr-i levendât ve tanzîm-i levâzım ve tetmîm-i mühimmâta muvaffak olup, mükemmel [Ü4 236a] donanma\nvücûduna 'illet-i akvâ ve her ne zaman ihrâc-ı sefâyin lâzım gelse, kadr-i mâ-yahtâc merâkib hâzır ü müheyyâ bulunup, birkaç sene mukaddem Ak-deniz'de müteʿaddid sefâyin ile refʿ-i şukka-i şekāvet ve ehl-i sevâhil ve ebnây-ı sebîli nehb ü gāret eden “Karakaçan” nâm korsan ile muhârebe edüp, mesfûru esîr ve gemilerini beste-i zencîr-i teshîr eyleyüp, Vidin vakʿasında zâyid ʿani'l-vasf emvâl-i Şâhî harc u sarf olunmuşiken, ʿadem-i vefâdârî-yi erbâb-ı vegā ve ihtilâf-ı kelime-i ru’esâ ile fevz ü zaferden nevmîd ü mahrûm olduysa dahi, Mısr-ı Kāhire'den İngilizlü'nün mukārenet ü mürâfakatıyla meşhûd-ı bâsıra-i erbâb-ı yakīn olan meʿârik ü melâhimi maʿlûm ve ihrâz-ı nâm-ı “Gāzî” eylediği emr-i meczûm olup, hulâsa, şecâʿatin derece-i kusvâsına nâyil ve iʿmâl-i nîze vü sinân ile kasab-rübây-ı meydân-ı râkib ü râcil olup, Vidin vakʿası ʿakabinde ʿAlo Paşa gibi şedîdü'ş-şekîme ve ihlâkı niçe bin askere tevakkuf eden şahs-ı hâzim ü fettâk ve merd-i zeber-dest ü çâlâka evvelen bizzât havâle-i tapençe-i kahr ü nekâl ve vücûdunu mânend-i girbâl eyleyerek, üftâde-i çâh-ı hülket ü zevâl eylediği muhayyer-i ʿukūl-i erbâb-ı hazm ve bu cesâret-i müfrita vedîʿatullah olan nefsini tehlükeye ilkā kabîlinden olduğu maʿlûm-ı kānûn-ı şinâsân-ı ceng ü rezmdir.\nMüşârun ileyh tehevvür-i bî-sebeb ve nâ-ber-câ gazab ile muzga-i efvâh-ı şeyh u şâbb ve benî nevʿinden müşâreket ihtimâliyle fenây-ı devletlerini ve nefsinin bekāy-ı ʿizzetini taleb-kâr olan ehl-i hasedin meslek-i nâ-savâbına sülûk ile vücûd-ı nâzenînini itʿâb edüp, zâtında dahi vehhâb ü nehhâb ve ber-magzây-ı “Yuʿtî ve yemnaʿu lâ buhlen ve lâ keremen” sûretinde bezl-i zer-nâb edüp, bu tavır dahi müşârun ileyhi bâr-ı girân-ı düyûna mübtelâ [Ü4 236b] ve birkaç defʿa taraf-ı Şâhâne'den borcu tahfîf ü edâ olunmuşiken, çok geçmeden yine düyûn terâküm edüp, el-yevm terekesi, deynine ʿadem-i vefâ ile ʿalâ-vechi'l-guramâ dâyinlerini ırzâ vü iskâta zarûret ilcâ eyledi.\nZât-ı hümâyûna dahi kemâl mertebe mugram u meftûn ve taraf-ı âhara iltifât ve nazar-ı Mülûkâne müşârun ileyhi ciger-hûn edüp, ferd-i kâmile olan teʿalluk-ı kalb, ağyârın mahabbetini selb edegeldiği mücerreb olduğundan, manzûr-ı Şâhâne olan havâss-ı Saltanat ve ʿuzamây-ı devlete lâ-ʿale't-taʿyîn izhâr-ı şiddet edüp, enzâr-ı mülûk-i erkân-ı devlete ʿalâ-ihtilâfi tabakātihim meysûr ve şahs-ı vâhide gayr-ı mahsûr olduğundan gāfil ve netîcesi ʿakīm böyle bir şugl-i elîm ile gûn-be-gûn vücûdunu ifnâya sebeb-i müstakıll oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyhe taraf-ı hümâyûndan teveccüh ü iltifât ber-kemâl ve her matlabına müsâʿade-i seniyye erzânî kılınup, her hâlde magbût-ı ahdân u emsâl iken, tarafından yine bir bâdire sudûrunda terbiye-i Şâhâne ile muʿâhazeden hâlî olmayup, nazar-ı mülûk-i hayât-ı sânî kabîlinden olmak haysiyyeti ile vefâtından bir sene mukaddem baʿzı etvâr-ı nâ-ber-câsından tabʿ-ı hümâyûna kemâl-i tegayyür hâsıl ve ʿâkıbet bu sâl içinde rûhu cisminden zâyil oldu. Hîn-i hudûsundan vefâtına dek teveccüh-i dünyâ iktizâsıyla yed-i istimlâkına vâsıl olan hazâyin-i bî-şümâr ve nukūd-ı bisyâr, [mısra]: Ez-bâd-ı hevâ âmed ve ber-bâd-ı hevâ reft medlûlü üzere cümlesi resîde-i ʿurza-i ifnâ vü telef ve ʿâkıbet âhırete bâd-be-keff rıhlet eylediği, hakkında mûcib-i hayf u esef olmuşdur. Tabʿında fazâzet ve zâtında hiddet ü şerâset\nolmayup, kelâm-ı maʿkūlu istimâʿ ve hayr-hâhân-ı devlet [Ü4 237a] ile ittifâk u ictimâʿ ile kâffe-i umûrunu usûl-i devlete tatbîk ve mecbûl olduğu tayş ü hıffeti terk ile reh-rev-i hüsn-i tarîk olsa idi, debdebe-i şânı ʿâlem-gîr ve tantana vü ʿunvânı felek-mesîr olur idi.\nMüteveffây-ı müşârun ileyh henûz tâze ve genc iken mübtelây-ı ʿillet ü renc olup, takrîben kırk altı yaşında fevt ve nahl-i ʿömr-i ʿazîzden bâr-âver-i kemâl-i murâd olmadan masrûʿ-ı ser-pençe-i mevt oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyhin kāmeti, vasat-ı mevzûn ve câme vü libâsı, hîre-sâz-ı ʿuyûn, dâyiresi mükellef ü muhteşem ve etbâʿının ekserîsi refâhiyyet-i tâmme ile dil-şâd u hurrem ve dârât-ı Vezâret'i ise, reşk-fermây-ı ashâb-ı tuğ u ʿalem olup, esliha ve âlât-ı cengin güzîde vü aʿlâsı ve gılmân u cevârînin müntehab ü müstesnâsı ve tuhaf u turafın nevâdiri ve akmişe ve sâyir tecemmülâtın fâhiri dâhil-i hîta-i istimlâki olup, ıstablı müzdehim-gâh-ı huyûl-i sâfinât ve dâyiresi miknâtîs-i reh-vâr-ı semend-i çâr-cihât ve der-i vâlâsı sebeb-i necâh-ı mekāsıd-1 erbâb-ı hâcât olmuşidi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.\nMüşârun ileyhin dâr-ı mücâzâta rıhleti sebebi ile deryâ kapudanlığı münhall ve yerine efrâd-ı müteşahhısadan birinin mübeddel olması lâzım gelmekle, kapudâne bulunan ʿAbdülkādir Bey'in Korfa ve sâyir mahallerde hüsn-i imtizâc u behâdırlığı manzûr ve benî-nevʿi beyninde nüfûz u iʿtibârı ve iʿmâl-i askerde meleke vü iktidârı meşhûr olduğuna binâʾen, bir-iki gün murûrunda mûmâ ileyh Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i vezâret kılınup, deryâ kapudanlığı dahi ʿuhdesine tevcîh ve Tersâne'ye dâʾir lâzımü'l-inhâ olan baʿzı keyfiyyâtın lâyıkı [Ü4 237b] üzere icrâ vü teʾdiyesi tarafına tenbîh olundu.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_868.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh Vezîr Silahdâr İbrâhîm Paşa memâlîkinden Çerkesiyyü'l-asl olup, seksan bir târîhinde Hazîne-i Hâssa gılmânına munzamm ve Şehzâde Sultân Mehmed merhûmun hidmet-i pür-behcetiyle mükerrem olmuşidi. İnkılâb-ı devr hasebiyle hâne-i Hazîne'de kemâl-i teng-destî vü tezâyuk ile taklîb-i evrâk-ı dü-reng-i leyl ü nehâr ve fîrûzîyi baht u tâliʿine terassud ile manzara-i çeşm-i ümmîdini vakf-ı şâh-râh-ı ferc-i rûzgâr edüp, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-me'nûs vukūʿunda şeb-i deycûr-ı nâ-sâz-kârı, pertev-fürûz-i 'izz ü rifʿatine münkalib ve ezyâl-i kemâl-i teveccüh-i ikbâl sû-be-sû tarafına münsahib olduğuna binâ'en, hemân o rûz-i fîrûzda Mâbeyncilik ve Tebdîlcilik ile Hâne-i Hâssa'ya çırâğ ve birkaç mâhdan sonra mugāyir-i tarîk-ı Enderûn, Baş-çukadârlık rütbe-i refîʿasıyla kulûb-ı hussâda dâğ-ber-bâlây-ı dâğ olmuşidi. Taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i [Ü4 235b] hazret-i Tâc-\ndârî'ye eşedd-i teʿalluk u irtibâtı hasebiyle nüfûz-ı kelime ve iʿtibâr-ı küllî peydâ ve fetk u ratk-ı umûra müdâhale ile irhâb-ı kulûb-ı ʿuzamâ eyleyüp, iki yüz altı Receb'inin on yedinci günü Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'i tahsîl ve sıgar-ı sinninden berü zihninde ahlâm ü emânî misillü tasavvur eylediği Deryâ Kapudanlığı ile debdebe-i şân ü şükûhunu tekmîl eylediğinden fazla, Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin şeref-i izdivâcıyla şöhret-gîr ve'l-hâsıl âvâze-i ʿizz ü şânı cihât-ı müteʿaddide ile husûl-pezîr olmuşidi. Kapudanlığı hengâmında meşhûd-i erbâb-ı dikkat ü şühûd olan efʿâl ü etvârı mecelle-i Târîh'de mahall-be-mahall nakş-ı evrâk tahrîr ve ʿibret-gâh-ı erbâb-ı re'y ü tedbîr kılınup, bu ikbâl ü rifʿat fi'l-hakīka yevmen-fe-yevmen kesb-i terakkī vü bestat edüp, baʿzan fiyâlet-i re'y ü tecebbür hasebiyle şâh u şükûhuna sekte vü noksâniyyet târî olduysa dahi, kemâl-i kuvvet-i bâht-ı sâz-kâr ile yine merkez-i aslîsini bulup, zâtına mahsûs efâʿîl-i ʿacîbe ve umûr-ı garîbenin ihdâsına ʿillet olur idi. [Nazm:] Nâmı, cihânı tutmuşiken Güstehem gibi, Evc-i semâya vermişiken ser-i ʿalem gibi. Encâm-ı kâr dest-i ecelde olup zebûn, Şimşâd-ı ʿömrün etdi kazâ hâke ser-nigûn. Müteveffây-ı müşârun ileyh, ʿilm-i fürûsiyyetin her bâb u faslında ferîd ü yegâne ve bezl ü şecâʿatde müfred-i zemâne, âşinây-ı semt-i muʿâraza vü cedel, dânây-ı ahvâl-i mülk ü düvel, zekî vü bahtiyâr ve mütefattın u bîdâr olup, Kapudanlığı eyyâmında her ne kadar itlâfât u isrâfât, resîde-i serhadd-i gāyât olduysa dahi, teksîr-i merâkib ve tevfîr-i levendât ve tanzîm-i levâzım ve tetmîm-i mühimmâta muvaffak olup, mükemmel [Ü4 236a] donanma\nvücûduna 'illet-i akvâ ve her ne zaman ihrâc-ı sefâyin lâzım gelse, kadr-i mâ-yahtâc merâkib hâzır ü müheyyâ bulunup, birkaç sene mukaddem Ak-deniz'de müteʿaddid sefâyin ile refʿ-i şukka-i şekāvet ve ehl-i sevâhil ve ebnây-ı sebîli nehb ü gāret eden “Karakaçan” nâm korsan ile muhârebe edüp, mesfûru esîr ve gemilerini beste-i zencîr-i teshîr eyleyüp, Vidin vakʿasında zâyid ʿani'l-vasf emvâl-i Şâhî harc u sarf olunmuşiken, ʿadem-i vefâdârî-yi erbâb-ı vegā ve ihtilâf-ı kelime-i ru’esâ ile fevz ü zaferden nevmîd ü mahrûm olduysa dahi, Mısr-ı Kāhire'den İngilizlü'nün mukārenet ü mürâfakatıyla meşhûd-ı bâsıra-i erbâb-ı yakīn olan meʿârik ü melâhimi maʿlûm ve ihrâz-ı nâm-ı “Gāzî” eylediği emr-i meczûm olup, hulâsa, şecâʿatin derece-i kusvâsına nâyil ve iʿmâl-i nîze vü sinân ile kasab-rübây-ı meydân-ı râkib ü râcil olup, Vidin vakʿası ʿakabinde ʿAlo Paşa gibi şedîdü'ş-şekîme ve ihlâkı niçe bin askere tevakkuf eden şahs-ı hâzim ü fettâk ve merd-i zeber-dest ü çâlâka evvelen bizzât havâle-i tapençe-i kahr ü nekâl ve vücûdunu mânend-i girbâl eyleyerek, üftâde-i çâh-ı hülket ü zevâl eylediği muhayyer-i ʿukūl-i erbâb-ı hazm ve bu cesâret-i müfrita vedîʿatullah olan nefsini tehlükeye ilkā kabîlinden olduğu maʿlûm-ı kānûn-ı şinâsân-ı ceng ü rezmdir.\nMüşârun ileyh tehevvür-i bî-sebeb ve nâ-ber-câ gazab ile muzga-i efvâh-ı şeyh u şâbb ve benî nevʿinden müşâreket ihtimâliyle fenây-ı devletlerini ve nefsinin bekāy-ı ʿizzetini taleb-kâr olan ehl-i hasedin meslek-i nâ-savâbına sülûk ile vücûd-ı nâzenînini itʿâb edüp, zâtında dahi vehhâb ü nehhâb ve ber-magzây-ı “Yuʿtî ve yemnaʿu lâ buhlen ve lâ keremen” sûretinde bezl-i zer-nâb edüp, bu tavır dahi müşârun ileyhi bâr-ı girân-ı düyûna mübtelâ [Ü4 236b] ve birkaç defʿa taraf-ı Şâhâne'den borcu tahfîf ü edâ olunmuşiken, çok geçmeden yine düyûn terâküm edüp, el-yevm terekesi, deynine ʿadem-i vefâ ile ʿalâ-vechi'l-guramâ dâyinlerini ırzâ vü iskâta zarûret ilcâ eyledi.\nZât-ı hümâyûna dahi kemâl mertebe mugram u meftûn ve taraf-ı âhara iltifât ve nazar-ı Mülûkâne müşârun ileyhi ciger-hûn edüp, ferd-i kâmile olan teʿalluk-ı kalb, ağyârın mahabbetini selb edegeldiği mücerreb olduğundan, manzûr-ı Şâhâne olan havâss-ı Saltanat ve ʿuzamây-ı devlete lâ-ʿale't-taʿyîn izhâr-ı şiddet edüp, enzâr-ı mülûk-i erkân-ı devlete ʿalâ-ihtilâfi tabakātihim meysûr ve şahs-ı vâhide gayr-ı mahsûr olduğundan gāfil ve netîcesi ʿakīm böyle bir şugl-i elîm ile gûn-be-gûn vücûdunu ifnâya sebeb-i müstakıll oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyhe taraf-ı hümâyûndan teveccüh ü iltifât ber-kemâl ve her matlabına müsâʿade-i seniyye erzânî kılınup, her hâlde magbût-ı ahdân u emsâl iken, tarafından yine bir bâdire sudûrunda terbiye-i Şâhâne ile muʿâhazeden hâlî olmayup, nazar-ı mülûk-i hayât-ı sânî kabîlinden olmak haysiyyeti ile vefâtından bir sene mukaddem baʿzı etvâr-ı nâ-ber-câsından tabʿ-ı hümâyûna kemâl-i tegayyür hâsıl ve ʿâkıbet bu sâl içinde rûhu cisminden zâyil oldu. Hîn-i hudûsundan vefâtına dek teveccüh-i dünyâ iktizâsıyla yed-i istimlâkına vâsıl olan hazâyin-i bî-şümâr ve nukūd-ı bisyâr, [mısra]: Ez-bâd-ı hevâ âmed ve ber-bâd-ı hevâ reft medlûlü üzere cümlesi resîde-i ʿurza-i ifnâ vü telef ve ʿâkıbet âhırete bâd-be-keff rıhlet eylediği, hakkında mûcib-i hayf u esef olmuşdur. Tabʿında fazâzet ve zâtında hiddet ü şerâset\nolmayup, kelâm-ı maʿkūlu istimâʿ ve hayr-hâhân-ı devlet [Ü4 237a] ile ittifâk u ictimâʿ ile kâffe-i umûrunu usûl-i devlete tatbîk ve mecbûl olduğu tayş ü hıffeti terk ile reh-rev-i hüsn-i tarîk olsa idi, debdebe-i şânı ʿâlem-gîr ve tantana vü ʿunvânı felek-mesîr olur idi.\nMüteveffây-ı müşârun ileyh henûz tâze ve genc iken mübtelây-ı ʿillet ü renc olup, takrîben kırk altı yaşında fevt ve nahl-i ʿömr-i ʿazîzden bâr-âver-i kemâl-i murâd olmadan masrûʿ-ı ser-pençe-i mevt oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyhin kāmeti, vasat-ı mevzûn ve câme vü libâsı, hîre-sâz-ı ʿuyûn, dâyiresi mükellef ü muhteşem ve etbâʿının ekserîsi refâhiyyet-i tâmme ile dil-şâd u hurrem ve dârât-ı Vezâret'i ise, reşk-fermây-ı ashâb-ı tuğ u ʿalem olup, esliha ve âlât-ı cengin güzîde vü aʿlâsı ve gılmân u cevârînin müntehab ü müstesnâsı ve tuhaf u turafın nevâdiri ve akmişe ve sâyir tecemmülâtın fâhiri dâhil-i hîta-i istimlâki olup, ıstablı müzdehim-gâh-ı huyûl-i sâfinât ve dâyiresi miknâtîs-i reh-vâr-ı semend-i çâr-cihât ve der-i vâlâsı sebeb-i necâh-ı mekāsıd-1 erbâb-ı hâcât olmuşidi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.\nMüşârun ileyhin dâr-ı mücâzâta rıhleti sebebi ile deryâ kapudanlığı münhall ve yerine efrâd-ı müteşahhısadan birinin mübeddel olması lâzım gelmekle, kapudâne bulunan ʿAbdülkādir Bey'in Korfa ve sâyir mahallerde hüsn-i imtizâc u behâdırlığı manzûr ve benî-nevʿi beyninde nüfûz u iʿtibârı ve iʿmâl-i askerde meleke vü iktidârı meşhûr olduğuna binâʾen, bir-iki gün murûrunda mûmâ ileyh Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i vezâret kılınup, deryâ kapudanlığı dahi ʿuhdesine tevcîh ve Tersâne'ye dâʾir lâzımü'l-inhâ olan baʿzı keyfiyyâtın lâyıkı [Ü4 237b] üzere icrâ vü teʾdiyesi tarafına tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kethudâ Bey Kâtibi olan ʿAbdî Bey'in müddet-i kitâbeti mütemâdî ve yerine âharın nasbı sebeb-i ʿâdî olup, mâh-ı mezkûr evâsıtında mûmâ ileyh maʿzûl ve hânesinde ikāmet ile duʿây-ı devlete meşgûl oldu. Mektûbî Kalemi'nde ser-âmed-i hulefâ ve umûr-ı mühimme tahrîriyle şöhret-nümâ olan İbrâhîm Bey, bu hıdmete ahrâ görülüp, Kethudâ Bey'e Kâtib ve dest-âver-i ehass-ı metâlib oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Kâtib-i Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_869.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Kâtib-i Kethudây-ı hazret-i Sadr-ı ʿâlî",
          "text": "Kethudâ Bey Kâtibi olan ʿAbdî Bey'in müddet-i kitâbeti mütemâdî ve yerine âharın nasbı sebeb-i ʿâdî olup, mâh-ı mezkûr evâsıtında mûmâ ileyh maʿzûl ve hânesinde ikāmet ile duʿây-ı devlete meşgûl oldu. Mektûbî Kalemi'nde ser-âmed-i hulefâ ve umûr-ı mühimme tahrîriyle şöhret-nümâ olan İbrâhîm Bey, bu hıdmete ahrâ görülüp, Kethudâ Bey'e Kâtib ve dest-âver-i ehass-ı metâlib oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bosna hudûdunda vâkiʿ Bihke Kalʿası'na iki sâʿat mesâfe olan bir mahalle hevâdan ʿazîmü'l-cüsse bir çâdır sâkıt olup, ehâlîden baʿzı kaviyyü'l-kalb kimseler yanına vardıkda, kimi “Alâmet” ve kimi “Eser-i kıyâmet” deyerek bir maʿnâ veremediklerinden, sûret-i hâli Bosna Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa'ya iʿlâm ve ol dahi Efrenc tâʾifesinin kuvvet-i eczâ ile itâre etdikleri hayme olduğunu ifhâm etdiyse dahi, Bosna ehâlîsi o makūle şeyʾi idrâkdan ʿâciz ve evhâm u hayâlâta tebaʿiyyet ile miyânelerinde güft-gû hâdis ü bâriz olduğunu bir kıtʿa kāʾimesinde derc ve hayme-i mezkûreyi Travnik'e celb ve hakīkatini reʾye'l-ʿayn ehâlîye irâʾe\nile defʿ-i herc ü merc edeceğini meʾâl-i tahrîrâtına mezc eylemiş. Cism-i mezkûr tâ'ife-i Efrenc'in karîbü'l-ʿahdde imdâd-ı eczâʾ-i hevâʾiyye ile ihtirâʿ etdikleri hayme-i tayyâr olduğuna fî-bâdiyyi'l-emr ʿakıl delâlet etdiyse dahi, hem-hudûd olan düvelden Nemçelü'ye bu keyfiyyet işʿâr ve: “Bu hilâlde hudûda karîb mahallerden [Ü4 238a] hayme-i maʿhûde itâre olundu mu?\" deyü istifsâr olundukda, [V 106b] İtalya Ülkesi'nde vâkiʿ Boloyna Şehri'nde hükemây-ı Efrenc'den baʿzıları “Kebîr Balone” taʿbîr olunan kürreyi sanʿat-ı maʿhûde ile ber-hevâ edüp, iki nefer âdem dahi kürreye merbût olan sandala binüp, beraber tayerân eylediklerinde, Venedik Körfezi'nde Ankona pîşgâhında sandal ve balone deryâya nâzil ve fi'l-hâl baloneye merbût hablı katʿ ve kasd-ı sâhil eyledikleri hâlde, Nemçe sefînelerinden birine keyfe-me'ttefeka rast gelüp, mezbûrlara imdâd ve sefîneye isʿâd eylediklerinde, zikr olunan baloneye hiffet ʿârız olup, tekrâr cevv-i hevâya suʿûdunu ve giderek Bihke kurbuna sukūtunu tercemânlar tefhîm ve vakʿa-i mezkûrenin baʿzı keyfiyyetini ʿakl-i müstakīm erbâbı teslîm ve baʿzısını muhâle taʿlîk ile râvîsini telvîm eylediler.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_870.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Bosna hudûdunda vâkiʿ Bihke Kalʿası'na iki sâʿat mesâfe olan bir mahalle hevâdan ʿazîmü'l-cüsse bir çâdır sâkıt olup, ehâlîden baʿzı kaviyyü'l-kalb kimseler yanına vardıkda, kimi “Alâmet” ve kimi “Eser-i kıyâmet” deyerek bir maʿnâ veremediklerinden, sûret-i hâli Bosna Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa'ya iʿlâm ve ol dahi Efrenc tâʾifesinin kuvvet-i eczâ ile itâre etdikleri hayme olduğunu ifhâm etdiyse dahi, Bosna ehâlîsi o makūle şeyʾi idrâkdan ʿâciz ve evhâm u hayâlâta tebaʿiyyet ile miyânelerinde güft-gû hâdis ü bâriz olduğunu bir kıtʿa kāʾimesinde derc ve hayme-i mezkûreyi Travnik'e celb ve hakīkatini reʾye'l-ʿayn ehâlîye irâʾe\nile defʿ-i herc ü merc edeceğini meʾâl-i tahrîrâtına mezc eylemiş. Cism-i mezkûr tâ'ife-i Efrenc'in karîbü'l-ʿahdde imdâd-ı eczâʾ-i hevâʾiyye ile ihtirâʿ etdikleri hayme-i tayyâr olduğuna fî-bâdiyyi'l-emr ʿakıl delâlet etdiyse dahi, hem-hudûd olan düvelden Nemçelü'ye bu keyfiyyet işʿâr ve: “Bu hilâlde hudûda karîb mahallerden [Ü4 238a] hayme-i maʿhûde itâre olundu mu?\" deyü istifsâr olundukda, [V 106b] İtalya Ülkesi'nde vâkiʿ Boloyna Şehri'nde hükemây-ı Efrenc'den baʿzıları “Kebîr Balone” taʿbîr olunan kürreyi sanʿat-ı maʿhûde ile ber-hevâ edüp, iki nefer âdem dahi kürreye merbût olan sandala binüp, beraber tayerân eylediklerinde, Venedik Körfezi'nde Ankona pîşgâhında sandal ve balone deryâya nâzil ve fi'l-hâl baloneye merbût hablı katʿ ve kasd-ı sâhil eyledikleri hâlde, Nemçe sefînelerinden birine keyfe-me'ttefeka rast gelüp, mezbûrlara imdâd ve sefîneye isʿâd eylediklerinde, zikr olunan baloneye hiffet ʿârız olup, tekrâr cevv-i hevâya suʿûdunu ve giderek Bihke kurbuna sukūtunu tercemânlar tefhîm ve vakʿa-i mezkûrenin baʿzı keyfiyyetini ʿakl-i müstakīm erbâbı teslîm ve baʿzısını muhâle taʿlîk ile râvîsini telvîm eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem zikr ü beyân olunduğu vech üzere Manav İbrâhîm ve mel'anetinde merkūma kafâdâr u sehîm olan haşerâta Tirsinikli-zâde tarafından emân verilüp, muktezây-ı vakt ü hâle nazaran sebkat eden ihânetlerinden iğmâz ve icrây-ı mâ-yelîklerinden şimdilik iʿrâz olunmuşidi. Tâʾife-i mezkûreye birkaç seneden berü tereffüh ve celb-i mâl, ʿâdet ve envâʿ-ı füsûk u fücûr, tabîʿat olup, Tirsinikli-zâde'nin vüsʿünden hâric olacak derecelerde ikrâm u ʿatâyâtına kānî olmayup, her hâlde metbûʿ u mahkûmu olmakdan ibâ ve bir behâne ile kemâ-kân reh-gîr-i vâdî-yi bağy ü şekā olmak fikrini kulûb-ı kāsiyelerinde ihfâ eylediklerini, Tirsinikli-zâde baʿzı [Ü4 238b] mahalle inhâ edüp, dâyimâ müterassıd-ı fursat ve izâlelerine kemer-bend-i gayret olmuşidi. Havene-i mezkûreden şurûta muğâyir fesâdât-ı külliyye [V 107a] bâriz ve ıslâhlarından mûmâ ileyh der-mânde vü ʿâciz olup, Manav İbrâhîm'i bir takrîb dâm-gâh-ı ʿakl ile sayd ve nûk-i şemşîr ile defter-i küştegâna kayd edüp, ser-i maktûʿunu irsâl ve hevâdârlarını dahi istîsâl etmek üzere olduğunu maʿrûz-ı Südde-i ʿadâlet-iştimâl etmişidi. Birkaç gün murûrunda sâyir ruʾesây-ı eşkıyâyı bulundukları\nmahallerde ele getürüp, üzerlerine havâle-i tîğ-i âteş-bâr ve nâmdârlarından kırk nefer hazeleyi galtân-ı hûn-i katl ü demâr edüp, ru'ûs-i maktûʿalarını işbu Ramazân-ı şerîf gāyetinde Âsitâne'ye tesyîr ve böyle bir hıdmet-i ʿazîme ile hakkında olan iltifât-ı Devlet-i ʿaliyye'yi tevkīr eyledi. Ru'esây-ı merkūmenin hevâdârları olan eşkıyâ birer mahalde tehassun u ihtifâ eylediklerine binâ'en, üzerlerine her cânibden asker havâle ve anlar dahi fazl-ı Hakk ile karîben i'dâm ü izâle olunacağlarını mutazammın mûmâ ileyh ʿatebe-i felek-mertebeye takdîm-i ʿarîza vü kabâle eyledi. “Bâdâ hemîşe düşmen-i devlet çünîn helâk”",
          "caption": "İʿdâm-ı ru’ûs-i eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_871.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İʿdâm-ı ru’ûs-i eşkıyâ",
          "text": "Bundan akdem zikr ü beyân olunduğu vech üzere Manav İbrâhîm ve mel'anetinde merkūma kafâdâr u sehîm olan haşerâta Tirsinikli-zâde tarafından emân verilüp, muktezây-ı vakt ü hâle nazaran sebkat eden ihânetlerinden iğmâz ve icrây-ı mâ-yelîklerinden şimdilik iʿrâz olunmuşidi. Tâʾife-i mezkûreye birkaç seneden berü tereffüh ve celb-i mâl, ʿâdet ve envâʿ-ı füsûk u fücûr, tabîʿat olup, Tirsinikli-zâde'nin vüsʿünden hâric olacak derecelerde ikrâm u ʿatâyâtına kānî olmayup, her hâlde metbûʿ u mahkûmu olmakdan ibâ ve bir behâne ile kemâ-kân reh-gîr-i vâdî-yi bağy ü şekā olmak fikrini kulûb-ı kāsiyelerinde ihfâ eylediklerini, Tirsinikli-zâde baʿzı [Ü4 238b] mahalle inhâ edüp, dâyimâ müterassıd-ı fursat ve izâlelerine kemer-bend-i gayret olmuşidi. Havene-i mezkûreden şurûta muğâyir fesâdât-ı külliyye [V 107a] bâriz ve ıslâhlarından mûmâ ileyh der-mânde vü ʿâciz olup, Manav İbrâhîm'i bir takrîb dâm-gâh-ı ʿakl ile sayd ve nûk-i şemşîr ile defter-i küştegâna kayd edüp, ser-i maktûʿunu irsâl ve hevâdârlarını dahi istîsâl etmek üzere olduğunu maʿrûz-ı Südde-i ʿadâlet-iştimâl etmişidi. Birkaç gün murûrunda sâyir ruʾesây-ı eşkıyâyı bulundukları\nmahallerde ele getürüp, üzerlerine havâle-i tîğ-i âteş-bâr ve nâmdârlarından kırk nefer hazeleyi galtân-ı hûn-i katl ü demâr edüp, ru'ûs-i maktûʿalarını işbu Ramazân-ı şerîf gāyetinde Âsitâne'ye tesyîr ve böyle bir hıdmet-i ʿazîme ile hakkında olan iltifât-ı Devlet-i ʿaliyye'yi tevkīr eyledi. Ru'esây-ı merkūmenin hevâdârları olan eşkıyâ birer mahalde tehassun u ihtifâ eylediklerine binâ'en, üzerlerine her cânibden asker havâle ve anlar dahi fazl-ı Hakk ile karîben i'dâm ü izâle olunacağlarını mutazammın mûmâ ileyh ʿatebe-i felek-mertebeye takdîm-i ʿarîza vü kabâle eyledi. “Bâdâ hemîşe düşmen-i devlet çünîn helâk”"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Gürcü ʿOsmân Paşa'nın birkaç seneden berü Devlet-i ʿaliyye'ye eylediği ihânet ve Beytülmâl-i Müslimîn'e îrâs eylediği hasâret, mahallerinde ber-vech-i tafsîl tahrîr olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿan-asl gürg-i bârân-dîde ve Devlet-i ʿaliyye'ye etdiği rahne bir vechile hazm olunmayacağını idrâk ile taklîl-i dâ'ireden tersîde olup, sûret-i zâhirde mutîʿ u münkād, ammâ hakīkatde [Ü4 239a] menbaʿ-ı şerr u fesâd olup, Rumeli tarafından bir takrîb Anadolu'ya imrârı tedbîrine taraf-ı Sadâret-penâhî'den refte refte şurûʿ ve bu mâdde zimnında birkaç defʿa hayr-hâhân-ı Saltanat ile meşveretler vukūʿ bulup, erbâb-ı meşveret bu bâbda idâre-i âsiyâb-ı hayâl ü fikret ve Anadolu'ya imrârında mahzûrât-ı külliyye îrâdıyla taʿsîb-i maslahat etmeleriyle, Sadr-ı vâlâ-câh “Fe-izâ ʿazemte fe-tevekkel ʿalallâh” mantûk-ı şerîfi üzere kasd u ʿazîmetlerinde pâ-ber-cây-ı merkez-i sebât ü metânet ve mir’ât-ı zihn-i tâbnâklarında tekarrur eden sûreti ʿadem-i tagyîr ile erbâb-ı şûrânın kân ev yekûn ihtimâlâtına perde-keş-i mümânaʿat olarak maksada mübâşeret etmişler idi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik müşârun ileyhin sayd-ı mürg-i vücûd-ı nâ-sûdiyçün neşr-i hubb-i emânî ve bi't-tedrîc kendüye emniyyet vererek kalbinden izâle-i vesvese-i şeytânî eylep, Anadolu Eyâleti tarafına tevcîh olunmak bâbında istimzâc ve kutr-ı mezkûr rahbu'l-etrâf ve vesîʿü'l-eknâf olmak takrîbiyle\nmin-cemîʿi'l-cihât merâmına muvâfık gelüp, izhâr-ı rûy-i neşâşet ü intihâc etmekle, fi'l-hâl eyâlet-i mezkûre tevcîhiyle tebşîr ü tefrîh ve ol dahi kemâl-i emniyyet kesb eylediğinden, başında olan eşkıyâyı Kütahya'ya doğru maʿan sevk u tesrîh eyleyüp, esnây-ı tarîkde kendüden ve askerinden sudûr eden zulm ü husrân, Dîvân-ı ʿâlî'ye bess-i şekvâ ile ʿarz u beyân olundukça, şübheye varmamak zımnında Sadr-ı ʿâlî-mikdâr tarafından hüsn-i müdâfaʿa ile defʿ ve bir-iki defʿa taraf-ı ʿâlîlerinden baʿzı mahremleri irsâliyle kalbinden bi'l-külliyye hadşe vü iztırâb refʿ olunmuşidi. [Ü4 239b] Çünki müşârun ileyh şübheden ʿârî ve Sadr-ı ʿâlî-kadr vaktinde hakkında bir bâdire vü hatar gayr-ı cârî olduğunu teyakkun eylemiş ise de, “el-Hâ'inü hâ'ifün” medlûlunca derûn-ı habâset-meşhûnundan havf u hirâs külliyyen defʿ ü izâle olunamadığı mahsûs olduğundan, ol esnâda Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'nın sıhriyyeti hasebiyle Erzurum hâlî kalup, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyel ile hod-be-hod Erzurum'a müşârun ileyhi taleb-kâr ve ol vechile tevcîh emri tarafına baʿs ü tesyâr olundu. Ol dahi kemâl-i emniyyet ile yerinden nehzat ve âheste reftâr ile mansıbına ʿazîmet eylediği hâlde, Trabzon Vâlîsi Vezîr Tayyâr Paşa'ya iʿdâmı bâbında tedbîrât u tasarrufâtı şâmil nihânî emr-i ʿâlî ve tahrîrât-ı Sadâret-penâhî tesyîr ve bu maslahatı ber-vech-i sühûlet idâre eyler ise, mükâfâten Erzurum Eyâleti'yle tevkīr olunacağı ifâdesinden fazla, sâyir o etrâfda vâkiʿ zûr-mend ve müteʿayyin kimseler dahi me'mûrlar ile hem-dest-i ittihâd u muvâfakat olarak bu maslahatı tekmîl eylemek ve bâ-husûs Kemah ve Kuruçay voyvodaları Sâğır-zâdeler'e başka başka tahrîrât hafiyye-i Sadru's-sudûr irsâliyle her taraf bend ü sedd ve ifrâğ-ı kavâlib-i re'y ü tedbîr ile encâm-ı kâra rişte-i intizâr-ı medd olunmuşidi. Müşârun ileyh turuk u mesâlikin insidâdını ihsâs ve hakkında sû'-i muʿâmele sûretini fehm ü iftirâs eyleyüp, reh-i râstdan ʿudûl ve saʿbü's-sülûk mahallere sevk-ı matâyâ vü huyûl edüp, bir mahall-i teng-nâhda Sâğır-zâdeler merkūm ile muhârebeye ibtidâr ve kendüsini zahm-dâr eyledikleri ve ne hâl ise Erzurum'a vusûl ve şehre bir sâʿat olan Kân Karyesi'ne duhûl [Ü4 240a] edüp, mukaddemâ müşârun ileyhin iʿdâmı aksây-ı murâd-ı devlet olduğu, Muş Mutasarrıfı Murâd Paşa'ya ve Mahmûd Paşa'ya hufyeten ifâde olunup, bu bâbda icrây-ı fütüvvet ile bu dâhiyeyi defʿ etmek ve bu mukābelede taraf-1 Saltanat'dan ecr ü mükâfâta neyl ile hakk-ı nân u nemeki îfâ eylemek kazıyyeleri verây-ı perde-i hafâyâdan îmâ ve anlar dahi bu maslahat tetmîmine âmâde vü müheyyâ olmuşlar idi.\nMüşârun ileyh Erzurum'a duhûl kasdını etdiyse dahi, ehâlî kazıyyeye vukūf ile izhâr-ı rûy-i imtinâʿ u ibâ ve o hilâlde Tayyâr Paşa ve Murâd Paşa ve sâyir gümeştegân-ı devlet dahi kurb-i Erzurum'a vusûl ve ahadühümâ âhar ile muhâbere eyleyerek, me'mûriyyetlerini icrâya berzede-dâmân-ı iʿtinâ olmuşlar idi. Müşârun ileyh etrâf u eknâfını mesdûd bulup, ne cây-ı sitîz ve ne mahall-i gürîz olduğunu gereği gibi tefehhüm ve mukaddemâ taʿlîm-i tedbîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr ile Tayyâr Paşa tarafından Deli-başısı dahi baʿzı vaʿd ü vaʿîd ve zecr ü tehdîd ile dâyiresine celb olunup, bu takrîb sevretine inkisâr ve ikbâl-i se-rûzesine bi'l-külliyye idbâr ʿârız olup, bilâhare hakkında birkaç defʿa emr-i kazâ-mâza-cereyân sudûr eden İspir Voyvodası Memi-oğlu ile istizhâr ve bir mahalle gelüp, cemʿiyyetlerini iksâr eyleyerek, bir gün ʿale's-seher bağteten Erzurum'a duhûl kasd-ı fâsidiyle asker mevcûdunu tertîb ve her koldan sevk u tesrîb eylediğini Erzurum ehâlîsi muʿâyene ile mukābeleye şitâb ve etrâfda der-kemîn-i fursat olan me'mûrlardan sâlifü'l-beyân Muş Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Murâd Paşa beş-altı bin mikdârı aşâyir atlusuyla [Ü4 240b] erişüp, bî-muhâbâ hücûm ile darb-ı tîğ-i âteş-tâb ve merkūmun askerini üftâde-i halâb-ı ıztırâb edüp, vâfirini küşte-i şemşîr-i demâr ve kusûru birer fürce bulup, gûyây-ı \"el-Firâr! el-Firâr!\" oldular. ʿOsmân Paşa dahi Murâd Paşa tarafından hayyen ahz olunup, dâyiresinde habs ü iʿtikāl ve vukūʿ bulan keyfiyyet Tayyâr Paşa ve Murâd Paşa tarafından ʿarz-ı Der-bâr-ı ʿatûfet-iştimâl kılınmışidi. Bu haber-i hayr-ı dâfiʿü'z-zayrdan hayr-hâhân-ı devlet belki erbâb-ı hirfet ü sınâʿat lebrîz-i sürûr ve aʿdây-ı devlet dâyimâ böyle makhûr olmak daʿavâtını berdâşte-i dergâh-ı Rabb-i Gayûr eylediler. Magzûb-ı merkūmun bir ân akdem kaydı görülüp, ser-i felâket-zedesi irsâl olunmak bâbında Vezîr Tayyâr Paşa'ya ve Murâd Paşa'ya hitâben kāyime-i hazret-i Sadâret-penâhî tahrîr olunduysa dahi, Tayyâr Paşa ʿunfuvân-ı şebâbiyyet ü nahvet ve ânife-i Vezâret iktizâsıyla bu maslahat müstakıllen maʿrifetiyle görülmek kaydı nâ düşüp, Murâd Paşa dahi sebkat eden emeğine nazaran rûy-i imtinâʿ gösterüp, encâm-ı kâr bu keyfiyyeti ʿarz-ı huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr etmeleriyle, derhal Murâd Paşa'ya makām-ı Sadâret-penâhî'den müe'kked kā'ime tahrîr ve müşârun ileyhin ser-i maktûʿu Tayyâr Paşa tarafından gelmek münâsib olduğunu tastîr buyurup, Paşa-yı mûmâ ileyh dahi emre imtisâl ve kaydını görüp, ser-i maktûʿunu müşârun ileyh tarafına irsâl edüp, Vezîr-i müşârun ileyh dahi maktûl-i mezbûrun ser-i maktûʿunu matiyye-i istiʿcâle tahmîl ve Âsitâne-i saʿâdet'e tavsîl\nedüp, nihâde-i meydân-ı siyâset ve bu vesîle [Ü4 241a] ile irhâb-ı kulûb-i ehl-i gavâyet kılındı. Murâd Paşa'nın bu bâbda küllî hıdmeti sebkat ve bir nev' ikrâm ile hâtırı tatyîb olunmak muvâfık-ı şîme-i mürüvvet olmağla, cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i Tâcdârî'den bir sevb bol yenlü semmûr kürk ve taraf-ı Âsafî'den bir kabza mücevher hançer ve bir donanmış esb ile kadr ü şânı terfîʿ u tenvîh olunduğundan mâʿadâ, zât-ı şevket-simât-ı Zıllullâhî'de mermûz olan hasâyis-i çâker-nüvâzî muktezâsı üzere Paşa-yı mûmâ ileyhin küçük oğlu Mirzâ Bey'e dahi Mîr-i mîrânlık rütbe-i sâmiyesi ihsân ü tevcîh olundu. Vezîr Tayyâr Paşa, işbu lezâyiz-i ceng ü peykârdan çâşnî-yâb-ı hazz u nasîb olmadıysa da, müşârun ileyh infâz-ı emr ve irâde-i ʿaliyye-i cenâb-ı Kişver-güşâyiçün tedârükât-ı kaviyye ve asâkir-i vâfiye ile yerinden hareket ve Paşa-yı merkūmun tehassun eylediği Kân Karyesi'ne on sâʿat mesâfe olan “Aşkala” nâm merhaleye nâzil ve velvele-i kurbiyyeti, Paşa-yı maktûlün askerine sebeb-i irhây-ı mefâsil olup, anın dahi tatyîb ü te'lîfi muvâfık-ı şîme-i çâker-nüvâzî olmağla, taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i hazret-i Cihân-bânî'den bir sevb aʿlâ bol yenlü ferve-i semmûr-ı fâyizu'l-hubûr ve tahsîn ü âferîni mutazammın taʿbîrât-ı çâker-perveriyle meşhûn sâdır olan bir kıtʿa emr-i ʿâlî irsâli ile kadr ü iʿtibârı mevfûr kılınup, taraf-ı Sadâret-penâhî'den dahi zî-kıymet bir mücevher sâʿat irsâl ve Kethudâ ve sâyir bu hıdmete dâmen-çîn-i saʿy ü ihtimâm olanlara hilʿat-ı fâhıre gönderilüp, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Cihân-dârî cümle hakkında taʿmîm ü isbâl olundu. İnsân bi't-tabʿ kesb-i emvâle harîs ü menhûm ve baʿzan bu garazı [Ü4 241b] tahsîl içün nefsini itlâf u maʿdûm eylediği bi't-tecribe maʿlûm olup, magzûb-i müşârun ileyhin üzerine hücûmda kusûr etmemek garazına binâʾen, me'mûr olan sunûf-ı askerîyi bir tarîk ile tahrîz u igrâ ve muktezây-ı hırs u tamaʿ ile kendülerini âteşe ilkā etmek tedbîrine dahi teşebbüs olunup, şöyle ki, merkūmun demi heder olduğu gibi, emvâli dahi yağmâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından bu mâddeyi ʿadem-i tecessüs ü istifsâr maʿnâları ber-vech-i te'kîd ru'esây-ı asâkire teblîğ ü inbâ olunup, bu cihetle me'mûr olan askerde şevk-ı küllî peydâ ve tarfetü'l-ʿaynda asker muhâlefetini kesr ile meşgūl-i maslahat-ı yağmâ olup, bu tarafdan dahi emvâl ü eşyası fi'l-hakīka tecessüs olunmayup, îfây-ı şart-ı muʿâhede ve bu tedbîr-i dil-pezîrin dahi semere vü nefʿi müşâhede olundu. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretlerinin bir seneden berü bâgī-yi merkūmun izâlesi bâbında vukūʿ bulan hüsn-i tedbîri ve temâmca emniyyet-i\nmusannaʿa iʿtâsıyla ol vahşî-yi deşt-i şekāveti bend ü teshîri sâyir mehâsin-i Âsafâne'lerine ser-levha vü ʿunvân ve zât-ı kerrûbî-sıfatlarına mûcib-i tahsîn-i firâvân olacağı, vâreste-i şübhe vü gümândır.\n\n Maktûl-i mahzûl bu ârâ’-i ʿâlem-pesend ile bend olunmayup, ednâ mertebelerde şekk ü zann semtine zâhib olsa, ʿâdet-i kadîmesini tecdîd ile cemʿ-i eşkıyâ ve tergîb-i bugāt ve istihlâl-i ʿurûz-ı muhsanât ve gasb-ı emvâl-i ʿibâd ve tahrîb-i kasabât ü bilâd eyleyerek, eşkıyâyı teksîr ve bu zulm ü hasâreti her tarafa sirâyet ü te'sîr edüp, Sultân Ahmed-i Sâlis vaktinde Anadolu memleketinde refʿ-i livây-ı bagy u şekā eden Celâlî Hasan Paşa gibi vâfir zemân Anadolu'yu istîlâ ile vedîʿa-i cenâb-ı Sübhân olan fukarâyı istimlâk ve emvâl ü eşyalarını nehb ü istihlâk etmek ihtimâli maʿlûm-i ehl-i idrâk olduğundan başka, taraf-ı müstekmilü'ş-şeref-i Âsafâne'den Erzurum müteʿayyinlerine dahi nihânî mâdde tahrîr olunmayup, Kazâ’-i Erzurum'a dâhil olsa idi, Sultân Murâd-ı Râbiʿ vaktinde serdâde-i vâdî-yi ʿisyân [Ü4 242a] olan Abaza Paşa gibi kalʿayı zabt ile Erzurum müteʿayyinlerini iʿdâm ve Devlet me'mûrlarıyla muhârebeye kıyâm edüp, bu dâhiye-i ʿuzmâyı defʿ içün Devlet-i ʿaliyye niçe hazâyin ve asâkir ifnâsına muhtâc olmak lâzım gelür idi. Yümn-i ikbâl-i hazret-i Pâdişâhî ve hüsn-i tedbîr-i cenâb-ı Sadâret-penâhî ile bu gāyile-i hâyile mündefiʿ ve kulûb-i evliyây-ı devletde olan hadşe mürtefi olup, gerden-keşân-ı tavk-ı itâʿat olan sâyir hazelenin dahi inşâ'allah refte refte kayıdları görilüp, memâlik maʿmûr ve fukarâ vü zuʿafâ nâyil-i âsâyiş ü huzûr olacağları eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʿad ü dûr değildir.",
          "caption": "Giriften-i Gürcü ʿOsmân Paşa ve itmâm-ı kâr-ı û",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_872.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Giriften-i Gürcü ʿOsmân Paşa ve itmâm-ı kâr-ı û",
          "text": "Gürcü ʿOsmân Paşa'nın birkaç seneden berü Devlet-i ʿaliyye'ye eylediği ihânet ve Beytülmâl-i Müslimîn'e îrâs eylediği hasâret, mahallerinde ber-vech-i tafsîl tahrîr olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿan-asl gürg-i bârân-dîde ve Devlet-i ʿaliyye'ye etdiği rahne bir vechile hazm olunmayacağını idrâk ile taklîl-i dâ'ireden tersîde olup, sûret-i zâhirde mutîʿ u münkād, ammâ hakīkatde [Ü4 239a] menbaʿ-ı şerr u fesâd olup, Rumeli tarafından bir takrîb Anadolu'ya imrârı tedbîrine taraf-ı Sadâret-penâhî'den refte refte şurûʿ ve bu mâdde zimnında birkaç defʿa hayr-hâhân-ı Saltanat ile meşveretler vukūʿ bulup, erbâb-ı meşveret bu bâbda idâre-i âsiyâb-ı hayâl ü fikret ve Anadolu'ya imrârında mahzûrât-ı külliyye îrâdıyla taʿsîb-i maslahat etmeleriyle, Sadr-ı vâlâ-câh “Fe-izâ ʿazemte fe-tevekkel ʿalallâh” mantûk-ı şerîfi üzere kasd u ʿazîmetlerinde pâ-ber-cây-ı merkez-i sebât ü metânet ve mir’ât-ı zihn-i tâbnâklarında tekarrur eden sûreti ʿadem-i tagyîr ile erbâb-ı şûrânın kân ev yekûn ihtimâlâtına perde-keş-i mümânaʿat olarak maksada mübâşeret etmişler idi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik müşârun ileyhin sayd-ı mürg-i vücûd-ı nâ-sûdiyçün neşr-i hubb-i emânî ve bi't-tedrîc kendüye emniyyet vererek kalbinden izâle-i vesvese-i şeytânî eylep, Anadolu Eyâleti tarafına tevcîh olunmak bâbında istimzâc ve kutr-ı mezkûr rahbu'l-etrâf ve vesîʿü'l-eknâf olmak takrîbiyle\nmin-cemîʿi'l-cihât merâmına muvâfık gelüp, izhâr-ı rûy-i neşâşet ü intihâc etmekle, fi'l-hâl eyâlet-i mezkûre tevcîhiyle tebşîr ü tefrîh ve ol dahi kemâl-i emniyyet kesb eylediğinden, başında olan eşkıyâyı Kütahya'ya doğru maʿan sevk u tesrîh eyleyüp, esnây-ı tarîkde kendüden ve askerinden sudûr eden zulm ü husrân, Dîvân-ı ʿâlî'ye bess-i şekvâ ile ʿarz u beyân olundukça, şübheye varmamak zımnında Sadr-ı ʿâlî-mikdâr tarafından hüsn-i müdâfaʿa ile defʿ ve bir-iki defʿa taraf-ı ʿâlîlerinden baʿzı mahremleri irsâliyle kalbinden bi'l-külliyye hadşe vü iztırâb refʿ olunmuşidi. [Ü4 239b] Çünki müşârun ileyh şübheden ʿârî ve Sadr-ı ʿâlî-kadr vaktinde hakkında bir bâdire vü hatar gayr-ı cârî olduğunu teyakkun eylemiş ise de, “el-Hâ'inü hâ'ifün” medlûlunca derûn-ı habâset-meşhûnundan havf u hirâs külliyyen defʿ ü izâle olunamadığı mahsûs olduğundan, ol esnâda Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'nın sıhriyyeti hasebiyle Erzurum hâlî kalup, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyel ile hod-be-hod Erzurum'a müşârun ileyhi taleb-kâr ve ol vechile tevcîh emri tarafına baʿs ü tesyâr olundu. Ol dahi kemâl-i emniyyet ile yerinden nehzat ve âheste reftâr ile mansıbına ʿazîmet eylediği hâlde, Trabzon Vâlîsi Vezîr Tayyâr Paşa'ya iʿdâmı bâbında tedbîrât u tasarrufâtı şâmil nihânî emr-i ʿâlî ve tahrîrât-ı Sadâret-penâhî tesyîr ve bu maslahatı ber-vech-i sühûlet idâre eyler ise, mükâfâten Erzurum Eyâleti'yle tevkīr olunacağı ifâdesinden fazla, sâyir o etrâfda vâkiʿ zûr-mend ve müteʿayyin kimseler dahi me'mûrlar ile hem-dest-i ittihâd u muvâfakat olarak bu maslahatı tekmîl eylemek ve bâ-husûs Kemah ve Kuruçay voyvodaları Sâğır-zâdeler'e başka başka tahrîrât hafiyye-i Sadru's-sudûr irsâliyle her taraf bend ü sedd ve ifrâğ-ı kavâlib-i re'y ü tedbîr ile encâm-ı kâra rişte-i intizâr-ı medd olunmuşidi. Müşârun ileyh turuk u mesâlikin insidâdını ihsâs ve hakkında sû'-i muʿâmele sûretini fehm ü iftirâs eyleyüp, reh-i râstdan ʿudûl ve saʿbü's-sülûk mahallere sevk-ı matâyâ vü huyûl edüp, bir mahall-i teng-nâhda Sâğır-zâdeler merkūm ile muhârebeye ibtidâr ve kendüsini zahm-dâr eyledikleri ve ne hâl ise Erzurum'a vusûl ve şehre bir sâʿat olan Kân Karyesi'ne duhûl [Ü4 240a] edüp, mukaddemâ müşârun ileyhin iʿdâmı aksây-ı murâd-ı devlet olduğu, Muş Mutasarrıfı Murâd Paşa'ya ve Mahmûd Paşa'ya hufyeten ifâde olunup, bu bâbda icrây-ı fütüvvet ile bu dâhiyeyi defʿ etmek ve bu mukābelede taraf-1 Saltanat'dan ecr ü mükâfâta neyl ile hakk-ı nân u nemeki îfâ eylemek kazıyyeleri verây-ı perde-i hafâyâdan îmâ ve anlar dahi bu maslahat tetmîmine âmâde vü müheyyâ olmuşlar idi.\nMüşârun ileyh Erzurum'a duhûl kasdını etdiyse dahi, ehâlî kazıyyeye vukūf ile izhâr-ı rûy-i imtinâʿ u ibâ ve o hilâlde Tayyâr Paşa ve Murâd Paşa ve sâyir gümeştegân-ı devlet dahi kurb-i Erzurum'a vusûl ve ahadühümâ âhar ile muhâbere eyleyerek, me'mûriyyetlerini icrâya berzede-dâmân-ı iʿtinâ olmuşlar idi. Müşârun ileyh etrâf u eknâfını mesdûd bulup, ne cây-ı sitîz ve ne mahall-i gürîz olduğunu gereği gibi tefehhüm ve mukaddemâ taʿlîm-i tedbîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr ile Tayyâr Paşa tarafından Deli-başısı dahi baʿzı vaʿd ü vaʿîd ve zecr ü tehdîd ile dâyiresine celb olunup, bu takrîb sevretine inkisâr ve ikbâl-i se-rûzesine bi'l-külliyye idbâr ʿârız olup, bilâhare hakkında birkaç defʿa emr-i kazâ-mâza-cereyân sudûr eden İspir Voyvodası Memi-oğlu ile istizhâr ve bir mahalle gelüp, cemʿiyyetlerini iksâr eyleyerek, bir gün ʿale's-seher bağteten Erzurum'a duhûl kasd-ı fâsidiyle asker mevcûdunu tertîb ve her koldan sevk u tesrîb eylediğini Erzurum ehâlîsi muʿâyene ile mukābeleye şitâb ve etrâfda der-kemîn-i fursat olan me'mûrlardan sâlifü'l-beyân Muş Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Murâd Paşa beş-altı bin mikdârı aşâyir atlusuyla [Ü4 240b] erişüp, bî-muhâbâ hücûm ile darb-ı tîğ-i âteş-tâb ve merkūmun askerini üftâde-i halâb-ı ıztırâb edüp, vâfirini küşte-i şemşîr-i demâr ve kusûru birer fürce bulup, gûyây-ı \"el-Firâr! el-Firâr!\" oldular. ʿOsmân Paşa dahi Murâd Paşa tarafından hayyen ahz olunup, dâyiresinde habs ü iʿtikāl ve vukūʿ bulan keyfiyyet Tayyâr Paşa ve Murâd Paşa tarafından ʿarz-ı Der-bâr-ı ʿatûfet-iştimâl kılınmışidi. Bu haber-i hayr-ı dâfiʿü'z-zayrdan hayr-hâhân-ı devlet belki erbâb-ı hirfet ü sınâʿat lebrîz-i sürûr ve aʿdây-ı devlet dâyimâ böyle makhûr olmak daʿavâtını berdâşte-i dergâh-ı Rabb-i Gayûr eylediler. Magzûb-ı merkūmun bir ân akdem kaydı görülüp, ser-i felâket-zedesi irsâl olunmak bâbında Vezîr Tayyâr Paşa'ya ve Murâd Paşa'ya hitâben kāyime-i hazret-i Sadâret-penâhî tahrîr olunduysa dahi, Tayyâr Paşa ʿunfuvân-ı şebâbiyyet ü nahvet ve ânife-i Vezâret iktizâsıyla bu maslahat müstakıllen maʿrifetiyle görülmek kaydı nâ düşüp, Murâd Paşa dahi sebkat eden emeğine nazaran rûy-i imtinâʿ gösterüp, encâm-ı kâr bu keyfiyyeti ʿarz-ı huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr etmeleriyle, derhal Murâd Paşa'ya makām-ı Sadâret-penâhî'den müe'kked kā'ime tahrîr ve müşârun ileyhin ser-i maktûʿu Tayyâr Paşa tarafından gelmek münâsib olduğunu tastîr buyurup, Paşa-yı mûmâ ileyh dahi emre imtisâl ve kaydını görüp, ser-i maktûʿunu müşârun ileyh tarafına irsâl edüp, Vezîr-i müşârun ileyh dahi maktûl-i mezbûrun ser-i maktûʿunu matiyye-i istiʿcâle tahmîl ve Âsitâne-i saʿâdet'e tavsîl\nedüp, nihâde-i meydân-ı siyâset ve bu vesîle [Ü4 241a] ile irhâb-ı kulûb-i ehl-i gavâyet kılındı. Murâd Paşa'nın bu bâbda küllî hıdmeti sebkat ve bir nev' ikrâm ile hâtırı tatyîb olunmak muvâfık-ı şîme-i mürüvvet olmağla, cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i Tâcdârî'den bir sevb bol yenlü semmûr kürk ve taraf-ı Âsafî'den bir kabza mücevher hançer ve bir donanmış esb ile kadr ü şânı terfîʿ u tenvîh olunduğundan mâʿadâ, zât-ı şevket-simât-ı Zıllullâhî'de mermûz olan hasâyis-i çâker-nüvâzî muktezâsı üzere Paşa-yı mûmâ ileyhin küçük oğlu Mirzâ Bey'e dahi Mîr-i mîrânlık rütbe-i sâmiyesi ihsân ü tevcîh olundu. Vezîr Tayyâr Paşa, işbu lezâyiz-i ceng ü peykârdan çâşnî-yâb-ı hazz u nasîb olmadıysa da, müşârun ileyh infâz-ı emr ve irâde-i ʿaliyye-i cenâb-ı Kişver-güşâyiçün tedârükât-ı kaviyye ve asâkir-i vâfiye ile yerinden hareket ve Paşa-yı merkūmun tehassun eylediği Kân Karyesi'ne on sâʿat mesâfe olan “Aşkala” nâm merhaleye nâzil ve velvele-i kurbiyyeti, Paşa-yı maktûlün askerine sebeb-i irhây-ı mefâsil olup, anın dahi tatyîb ü te'lîfi muvâfık-ı şîme-i çâker-nüvâzî olmağla, taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i hazret-i Cihân-bânî'den bir sevb aʿlâ bol yenlü ferve-i semmûr-ı fâyizu'l-hubûr ve tahsîn ü âferîni mutazammın taʿbîrât-ı çâker-perveriyle meşhûn sâdır olan bir kıtʿa emr-i ʿâlî irsâli ile kadr ü iʿtibârı mevfûr kılınup, taraf-ı Sadâret-penâhî'den dahi zî-kıymet bir mücevher sâʿat irsâl ve Kethudâ ve sâyir bu hıdmete dâmen-çîn-i saʿy ü ihtimâm olanlara hilʿat-ı fâhıre gönderilüp, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Cihân-dârî cümle hakkında taʿmîm ü isbâl olundu. İnsân bi't-tabʿ kesb-i emvâle harîs ü menhûm ve baʿzan bu garazı [Ü4 241b] tahsîl içün nefsini itlâf u maʿdûm eylediği bi't-tecribe maʿlûm olup, magzûb-i müşârun ileyhin üzerine hücûmda kusûr etmemek garazına binâʾen, me'mûr olan sunûf-ı askerîyi bir tarîk ile tahrîz u igrâ ve muktezây-ı hırs u tamaʿ ile kendülerini âteşe ilkā etmek tedbîrine dahi teşebbüs olunup, şöyle ki, merkūmun demi heder olduğu gibi, emvâli dahi yağmâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından bu mâddeyi ʿadem-i tecessüs ü istifsâr maʿnâları ber-vech-i te'kîd ru'esây-ı asâkire teblîğ ü inbâ olunup, bu cihetle me'mûr olan askerde şevk-ı küllî peydâ ve tarfetü'l-ʿaynda asker muhâlefetini kesr ile meşgūl-i maslahat-ı yağmâ olup, bu tarafdan dahi emvâl ü eşyası fi'l-hakīka tecessüs olunmayup, îfây-ı şart-ı muʿâhede ve bu tedbîr-i dil-pezîrin dahi semere vü nefʿi müşâhede olundu. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretlerinin bir seneden berü bâgī-yi merkūmun izâlesi bâbında vukūʿ bulan hüsn-i tedbîri ve temâmca emniyyet-i\nmusannaʿa iʿtâsıyla ol vahşî-yi deşt-i şekāveti bend ü teshîri sâyir mehâsin-i Âsafâne'lerine ser-levha vü ʿunvân ve zât-ı kerrûbî-sıfatlarına mûcib-i tahsîn-i firâvân olacağı, vâreste-i şübhe vü gümândır.\n\n Maktûl-i mahzûl bu ârâ’-i ʿâlem-pesend ile bend olunmayup, ednâ mertebelerde şekk ü zann semtine zâhib olsa, ʿâdet-i kadîmesini tecdîd ile cemʿ-i eşkıyâ ve tergîb-i bugāt ve istihlâl-i ʿurûz-ı muhsanât ve gasb-ı emvâl-i ʿibâd ve tahrîb-i kasabât ü bilâd eyleyerek, eşkıyâyı teksîr ve bu zulm ü hasâreti her tarafa sirâyet ü te'sîr edüp, Sultân Ahmed-i Sâlis vaktinde Anadolu memleketinde refʿ-i livây-ı bagy u şekā eden Celâlî Hasan Paşa gibi vâfir zemân Anadolu'yu istîlâ ile vedîʿa-i cenâb-ı Sübhân olan fukarâyı istimlâk ve emvâl ü eşyalarını nehb ü istihlâk etmek ihtimâli maʿlûm-i ehl-i idrâk olduğundan başka, taraf-ı müstekmilü'ş-şeref-i Âsafâne'den Erzurum müteʿayyinlerine dahi nihânî mâdde tahrîr olunmayup, Kazâ’-i Erzurum'a dâhil olsa idi, Sultân Murâd-ı Râbiʿ vaktinde serdâde-i vâdî-yi ʿisyân [Ü4 242a] olan Abaza Paşa gibi kalʿayı zabt ile Erzurum müteʿayyinlerini iʿdâm ve Devlet me'mûrlarıyla muhârebeye kıyâm edüp, bu dâhiye-i ʿuzmâyı defʿ içün Devlet-i ʿaliyye niçe hazâyin ve asâkir ifnâsına muhtâc olmak lâzım gelür idi. Yümn-i ikbâl-i hazret-i Pâdişâhî ve hüsn-i tedbîr-i cenâb-ı Sadâret-penâhî ile bu gāyile-i hâyile mündefiʿ ve kulûb-i evliyây-ı devletde olan hadşe mürtefi olup, gerden-keşân-ı tavk-ı itâʿat olan sâyir hazelenin dahi inşâ'allah refte refte kayıdları görilüp, memâlik maʿmûr ve fukarâ vü zuʿafâ nâyil-i âsâyiş ü huzûr olacağları eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʿad ü dûr değildir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İran halkının hânedân-ı Nübüvvet'e şevk u garâmları derece-i ifrâta resîde olduğundan, Vehhabîler'in geçen sene Meşhed-i İmâm Hüseyin'e etdikleri hakāret ü izdirâ, kavm-i mezkûru âh u enîne mübtelâ ve imkân müsâʿid olsa, Necid tarafına sagîr u kebîr ve bernâ vü pîri hâfiyen ve hâsiren hücûm ü iktihâm ve ahz-ı sâr ile tahrîb-i diyârlarına ikdâm eyleyecekleri bedîhiyyât-ı umûrdan olup, binâ-berîn ʿAcemiyyü'l-asl bir ferzend-i ercümend, tahsîl-i nâm u şöhret ve izhâr-ı kemâl-i mahabbet kasdıyla nefsini fedâ ve İbn-i Su'ûd'un kârını itmâm niyyeti ile zikr-i âtî bir emr-i hatîre ictirâ edüp, ârâm-gâhı olan mahalden katʿ-ı peyvend-i ikāmet ve tayy-i tûmâr-ı menâzil ile Bağdâd-ı Bihişt-âbâd'a vazʿ-ı pây-i celâdet edüp, Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa ile iltikā ve kasd ü niyyetini ifâde vü inhâ ve ancak bir re's hecîn ve bir mikdâr zâd ü zevâde ile kendüye [Ü4 242b] iʿânet olunmasını istidʿâ eyledikde, merkūmun tavr-ı civân-merdânesi müşârun ileyhe gāyet hoş gelüp, ʿatâyây-ı külliyye ile niyyetini te'kîd ve şevkini ber-mezîd etmek irâdesinde olduysa dahi, merkūmun bu hareketi [V 109a] celb-i mâl kasdıyla olmayup, mahabbet-i Âl-i ʿAbâ'dan nâşî bir hâlet olduğundan, o makūle hutâm-ı dünyâdan dâmen-keş-i rağbet ve Dirʿiyye cânibine zâmile-bend-i ʿazîmet olmuşidi. Fedâyî-yi merkūm Hakk'a tevekkül ve katʿ-ı beyâbân ederek Dirʿiyye'ye tevassul ve kâr-güzârân-ı Vehhabiyân'dan baʿzısına: “Suʿûd'a kağıdlarım vardır” deyü tekavvül edüp: \"Su'ûd ile mülâkāt mümkin değildir\" cevabını aldıkda, merkūmdan katʿ-ı rişte-i ümmîd ve kaydına düşüp, Delîl-başı'sını va'd ü vaʿîd ile ihâfe vü terhîb ve dâiresine takrîb eylediğinden sonra, Kethudâ'sını beş-on bin asker ile taʿyîn ve Ekrâd paşalarından Muş Mutasarrıfı Murâd Paşa ve Mahmûd Paşa'ya ve sâyire dahi irâde-i Devlet-i ebed-karîn'i tebyîn eylemişidi. Nâ-gâh ʿOsmân Paşa ve Memi-oğlu iki tarafdan Erzurum'a duhûl kasdıyla hücûm eylediklerini Tayyâr Paşa askeri ve sâyir me'mûrlar müşâhede etmeleriyle, her tarafdan mukābele ve Erzurum şehbâzları dahi şehirden çıkup, âgāz-ı müşâcere vü mukātele eyleyüp, ıstıkâk-ı sinân-ı âteş-nâk ve velvele-i tüfeng-i sehm-nâk aʿdâya sebeb-i ʿutlet-i hiss ü idrâk olup, mânend-i bîd lerzân ve her biri bir tarafa gürîzân olmağla, binden ziyâde ru'ûs-ı eşkıyâ zîver-i bâlây-ı rimâh-ı huttâr ve bâkīleri mecrûh ve zahm-dâr-ı seyf-i âteş-bâr olduklarından gayri, maksûdun bizzât olan ʿOsmân Paşa, Murâd Paşa tarafından hayyen ahz olunup, el-yevm mahbûs u mehân olduğu Tayyâr Paşa'ya beyân olunup, hükm-i Pâdişâhî'yi icrâ, ya'nî bedeninden serini cüdâ etmek üzere müşârun ileyh tarafından Murâd Paşa'ya haber irsâl ve karîben ser-i maktûʿu Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl olunacağını Tayyâr Paşa tahrîr ve bu dâhiye-i ʿuzmânın indifâʿı haberiyle aʿlâ vü ednâyı tebşîr etmişidi. Vezîr-i müşârun ileyh ile Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh miyânında münakaşa-i bî-esâs tehaddüsü hasebiyle, tarafeynden sûret-i keşmekeş rû-nümâ ve te'hîr-i maslahat iktizâ etdiği Sadr-ı vakūr ihsâs etmekle, fi'l-hâl Murâd Paşa tarafına tahrîrât-ı ekîde irsâl ve magzûb-i Pâdişâhî [V 108b] olan ʿOsmân Paşa'nın kârını tetmîm ve ser-i maktûʿunu Tayyâr Paşa'ya îsâl eylemesi bâbında istiʿcâl edüp, me'âl-i tahrîrât-ı ʿâlî Paşa-yı mûmâ ileyhin maʿlûmu oldukda, fi'l-hâl hükm-i devleti infâz u icrâ ve müşârun ileyhin serini bedeninden ihla edüp, ser-i maktûʿunu Vezîr Tayyâr Paşa tarafına tesyîr ve müşârun ileyh tarafından işbu şehr-i Ramazân gāyetinde [13 Ocak 1804 Cuma] vürûd ile vazʿ-ı siyâset-gâh-ı zaleme vü şerîr kılındı. V\npeyvend-i matlabını vesîle-i uhrâya takyîd edüp, bilâhare vakt-i ʿasrda ʿAbdülʿazîz bin Suʿûd ile edây-ı salâta kıyâm ve secdeye varıldığı gibi aʿnâk-ı ricâlden tevessüb ederek, merkūm ʿAbdülʿazîz'i deşne-i zehr-âlûd ile katl ü iʿdâm ve birâderi ʿAbdullah'ı dahi bir zahm-ı mühlik ile âvâre-i hareket ve pâ-füşürde-i dest-i eziyyet edüp, nemâzda bulunanlardan ʿUneyze Şeyhı ve sâyir mübtediʿler sell-i seyf-i sâr ve ol ferzend-i yegâneyi darabât-ı pey-der-pey ile reh-rev-i dâru'l-karâr eylediler. Şeyh-ı merkūm bu cemʿiyyetde bulunmasa, zikr olunan fedâyî tahlîs-i nefs etmek mümkin olduğunu, Müntefık Şeyhı mektûbunda tahrîr ve “Küveyt” nâm mahalden ʿArabiyyü'l-ʿibâre vürûd eden kağıdda bu kazıyye minvâl-i meşrûh üzere tastîr olunmuş. ʿArabî mekâtîbe nazaran Bağdâd Vâlîsi'nin tahrîrâtında mugāyeret fehm olunduğundan, ʿArabî mektûblardan keyfiyyet tahkīk ve işbu mecelleye [Ü4 243a] tenmîk olundu. Katl olunan ʿAbdülʿazîz'in birâderi ʿAbdullah dahi zahm-ı fedâyîden gāyet müte'essir olup, selâmeti mechûl ve ol dahi birâderine mevsûl olacağı menkūldür. Maktûl-i mezkûr, Suʿûd'un erşed-i evlâdı ve vukūʿ bulan fesâdın ekserine bâdî olup, iʿmâl-i asâkir ve celb-i ʿaşâyir ve ihdâs-ı [V 109b] münker ve îcâd-ı mekr ü şerde yed-i tûlâ gösterüp, hayâtda kalsa, fikr ü tedbîriyle niçe mekârih-i umûr hudûsu muhayyel ve memâtı ʿâleme hayırlı bir maslahat idüği berâhîn-i ʿakliyye ile müdelleldir. Beytüllâhi'l-harâm'a etdiği ihânet ve ʿale'l-husûs Tâyif halkına izhâr etdiği cevr ü felâket, ʿâkıbet-i eşedd-i ʿukūbet ile katlini îcâb ve birâderini dahi bir zahm-ı hevlnâk ile üftâde-i çâh-ı ıztırâb eyledi. Suʿûd'un sâyir evlâdında fetk u ratk-ı umûr ve nasb-ı şebeke-i fesâd u şürûr me'mûl olmayup, inşâʼallah kuvve-i istidrâcları münkesir ve fîmâ-baʿd izhâr-ı tecellüd ile ne mahalle teveccüh ederler ise, hâyib ü hâsir olacağları emr-i zâhirdir. Bu hılâlde Bağdâd Vâlîsi, Necid taraflarına talâyiʿ ihrâc edüp, Necidîler'in baʿzısına tesâdüf etmeleriyle, asker-i Bağdâdiyân gālib ve Necidîler'in ekserîsi müsta'sıl olup, ecel-i nâ-resîdeleri Dirʿiyye tarafına hârib oldukları ve Tâyif muhâfazasına Vehhâbîler'in vazʿ etdikleri asker, Şerîf-i Mekke'nin gümâştegânı yedinde bir müddet mahsûr ve baʿdehû ekserî müdemmer ü makhûr olup, iʿânete me'mûr olan ʿaşâyirin dahi imdâda ʿadem-i mücâseret ile hâyiben ʿavdetleri havâdisi ve Tâyif'in kemâ-kân Şerîf-i Mekke tarafından zabt olunduğu ahbârı, Vehhâbîler'in mukaddime-i idbârları olduğu emr-i müteyakkındır.",
          "caption": "Küşten-i İbn-i Su‘ûd ve zahm-hûrden-i birâdereş",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_873.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Küşten-i İbn-i Su‘ûd ve zahm-hûrden-i birâdereş",
          "text": "İran halkının hânedân-ı Nübüvvet'e şevk u garâmları derece-i ifrâta resîde olduğundan, Vehhabîler'in geçen sene Meşhed-i İmâm Hüseyin'e etdikleri hakāret ü izdirâ, kavm-i mezkûru âh u enîne mübtelâ ve imkân müsâʿid olsa, Necid tarafına sagîr u kebîr ve bernâ vü pîri hâfiyen ve hâsiren hücûm ü iktihâm ve ahz-ı sâr ile tahrîb-i diyârlarına ikdâm eyleyecekleri bedîhiyyât-ı umûrdan olup, binâ-berîn ʿAcemiyyü'l-asl bir ferzend-i ercümend, tahsîl-i nâm u şöhret ve izhâr-ı kemâl-i mahabbet kasdıyla nefsini fedâ ve İbn-i Su'ûd'un kârını itmâm niyyeti ile zikr-i âtî bir emr-i hatîre ictirâ edüp, ârâm-gâhı olan mahalden katʿ-ı peyvend-i ikāmet ve tayy-i tûmâr-ı menâzil ile Bağdâd-ı Bihişt-âbâd'a vazʿ-ı pây-i celâdet edüp, Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa ile iltikā ve kasd ü niyyetini ifâde vü inhâ ve ancak bir re's hecîn ve bir mikdâr zâd ü zevâde ile kendüye [Ü4 242b] iʿânet olunmasını istidʿâ eyledikde, merkūmun tavr-ı civân-merdânesi müşârun ileyhe gāyet hoş gelüp, ʿatâyây-ı külliyye ile niyyetini te'kîd ve şevkini ber-mezîd etmek irâdesinde olduysa dahi, merkūmun bu hareketi [V 109a] celb-i mâl kasdıyla olmayup, mahabbet-i Âl-i ʿAbâ'dan nâşî bir hâlet olduğundan, o makūle hutâm-ı dünyâdan dâmen-keş-i rağbet ve Dirʿiyye cânibine zâmile-bend-i ʿazîmet olmuşidi. Fedâyî-yi merkūm Hakk'a tevekkül ve katʿ-ı beyâbân ederek Dirʿiyye'ye tevassul ve kâr-güzârân-ı Vehhabiyân'dan baʿzısına: “Suʿûd'a kağıdlarım vardır” deyü tekavvül edüp: \"Su'ûd ile mülâkāt mümkin değildir\" cevabını aldıkda, merkūmdan katʿ-ı rişte-i ümmîd ve kaydına düşüp, Delîl-başı'sını va'd ü vaʿîd ile ihâfe vü terhîb ve dâiresine takrîb eylediğinden sonra, Kethudâ'sını beş-on bin asker ile taʿyîn ve Ekrâd paşalarından Muş Mutasarrıfı Murâd Paşa ve Mahmûd Paşa'ya ve sâyire dahi irâde-i Devlet-i ebed-karîn'i tebyîn eylemişidi. Nâ-gâh ʿOsmân Paşa ve Memi-oğlu iki tarafdan Erzurum'a duhûl kasdıyla hücûm eylediklerini Tayyâr Paşa askeri ve sâyir me'mûrlar müşâhede etmeleriyle, her tarafdan mukābele ve Erzurum şehbâzları dahi şehirden çıkup, âgāz-ı müşâcere vü mukātele eyleyüp, ıstıkâk-ı sinân-ı âteş-nâk ve velvele-i tüfeng-i sehm-nâk aʿdâya sebeb-i ʿutlet-i hiss ü idrâk olup, mânend-i bîd lerzân ve her biri bir tarafa gürîzân olmağla, binden ziyâde ru'ûs-ı eşkıyâ zîver-i bâlây-ı rimâh-ı huttâr ve bâkīleri mecrûh ve zahm-dâr-ı seyf-i âteş-bâr olduklarından gayri, maksûdun bizzât olan ʿOsmân Paşa, Murâd Paşa tarafından hayyen ahz olunup, el-yevm mahbûs u mehân olduğu Tayyâr Paşa'ya beyân olunup, hükm-i Pâdişâhî'yi icrâ, ya'nî bedeninden serini cüdâ etmek üzere müşârun ileyh tarafından Murâd Paşa'ya haber irsâl ve karîben ser-i maktûʿu Âsitâne-i saʿâdet'e îsâl olunacağını Tayyâr Paşa tahrîr ve bu dâhiye-i ʿuzmânın indifâʿı haberiyle aʿlâ vü ednâyı tebşîr etmişidi. Vezîr-i müşârun ileyh ile Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyh miyânında münakaşa-i bî-esâs tehaddüsü hasebiyle, tarafeynden sûret-i keşmekeş rû-nümâ ve te'hîr-i maslahat iktizâ etdiği Sadr-ı vakūr ihsâs etmekle, fi'l-hâl Murâd Paşa tarafına tahrîrât-ı ekîde irsâl ve magzûb-i Pâdişâhî [V 108b] olan ʿOsmân Paşa'nın kârını tetmîm ve ser-i maktûʿunu Tayyâr Paşa'ya îsâl eylemesi bâbında istiʿcâl edüp, me'âl-i tahrîrât-ı ʿâlî Paşa-yı mûmâ ileyhin maʿlûmu oldukda, fi'l-hâl hükm-i devleti infâz u icrâ ve müşârun ileyhin serini bedeninden ihla edüp, ser-i maktûʿunu Vezîr Tayyâr Paşa tarafına tesyîr ve müşârun ileyh tarafından işbu şehr-i Ramazân gāyetinde [13 Ocak 1804 Cuma] vürûd ile vazʿ-ı siyâset-gâh-ı zaleme vü şerîr kılındı. V\npeyvend-i matlabını vesîle-i uhrâya takyîd edüp, bilâhare vakt-i ʿasrda ʿAbdülʿazîz bin Suʿûd ile edây-ı salâta kıyâm ve secdeye varıldığı gibi aʿnâk-ı ricâlden tevessüb ederek, merkūm ʿAbdülʿazîz'i deşne-i zehr-âlûd ile katl ü iʿdâm ve birâderi ʿAbdullah'ı dahi bir zahm-ı mühlik ile âvâre-i hareket ve pâ-füşürde-i dest-i eziyyet edüp, nemâzda bulunanlardan ʿUneyze Şeyhı ve sâyir mübtediʿler sell-i seyf-i sâr ve ol ferzend-i yegâneyi darabât-ı pey-der-pey ile reh-rev-i dâru'l-karâr eylediler. Şeyh-ı merkūm bu cemʿiyyetde bulunmasa, zikr olunan fedâyî tahlîs-i nefs etmek mümkin olduğunu, Müntefık Şeyhı mektûbunda tahrîr ve “Küveyt” nâm mahalden ʿArabiyyü'l-ʿibâre vürûd eden kağıdda bu kazıyye minvâl-i meşrûh üzere tastîr olunmuş. ʿArabî mekâtîbe nazaran Bağdâd Vâlîsi'nin tahrîrâtında mugāyeret fehm olunduğundan, ʿArabî mektûblardan keyfiyyet tahkīk ve işbu mecelleye [Ü4 243a] tenmîk olundu. Katl olunan ʿAbdülʿazîz'in birâderi ʿAbdullah dahi zahm-ı fedâyîden gāyet müte'essir olup, selâmeti mechûl ve ol dahi birâderine mevsûl olacağı menkūldür. Maktûl-i mezkûr, Suʿûd'un erşed-i evlâdı ve vukūʿ bulan fesâdın ekserine bâdî olup, iʿmâl-i asâkir ve celb-i ʿaşâyir ve ihdâs-ı [V 109b] münker ve îcâd-ı mekr ü şerde yed-i tûlâ gösterüp, hayâtda kalsa, fikr ü tedbîriyle niçe mekârih-i umûr hudûsu muhayyel ve memâtı ʿâleme hayırlı bir maslahat idüği berâhîn-i ʿakliyye ile müdelleldir. Beytüllâhi'l-harâm'a etdiği ihânet ve ʿale'l-husûs Tâyif halkına izhâr etdiği cevr ü felâket, ʿâkıbet-i eşedd-i ʿukūbet ile katlini îcâb ve birâderini dahi bir zahm-ı hevlnâk ile üftâde-i çâh-ı ıztırâb eyledi. Suʿûd'un sâyir evlâdında fetk u ratk-ı umûr ve nasb-ı şebeke-i fesâd u şürûr me'mûl olmayup, inşâʼallah kuvve-i istidrâcları münkesir ve fîmâ-baʿd izhâr-ı tecellüd ile ne mahalle teveccüh ederler ise, hâyib ü hâsir olacağları emr-i zâhirdir. Bu hılâlde Bağdâd Vâlîsi, Necid taraflarına talâyiʿ ihrâc edüp, Necidîler'in baʿzısına tesâdüf etmeleriyle, asker-i Bağdâdiyân gālib ve Necidîler'in ekserîsi müsta'sıl olup, ecel-i nâ-resîdeleri Dirʿiyye tarafına hârib oldukları ve Tâyif muhâfazasına Vehhâbîler'in vazʿ etdikleri asker, Şerîf-i Mekke'nin gümâştegânı yedinde bir müddet mahsûr ve baʿdehû ekserî müdemmer ü makhûr olup, iʿânete me'mûr olan ʿaşâyirin dahi imdâda ʿadem-i mücâseret ile hâyiben ʿavdetleri havâdisi ve Tâyif'in kemâ-kân Şerîf-i Mekke tarafından zabt olunduğu ahbârı, Vehhâbîler'in mukaddime-i idbârları olduğu emr-i müteyakkındır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dağlu eşkıyâsı bâlâda mezkûr şenâʿat ü hasâreti icrâdan sonra sâyir kasabâtı rahne-dâr u tahrîb etmek kasdıyla “Ballı” nâm karyede temekkün eyledikleri teʿayyün eylediğine binâ'en, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'den [V 110a] taʿyîn olunan muʿallem asker ve Ser-çeşme maʿiyyetinde olan dîvânegân, Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa dâyiresine lühûk ve fazl-ı cenâb-ı Bârî'ye rabt-ı peyvend-i iʿtimâd u vüsûk edüp, muʿallem asker, kendülere muhtass olan tabl u sûrnâlarını çalarak tertîb-i ʿacîb ve tavr-ı garîbleri üzere dört tarafdan zikr olunan karyeye hücûm ve karye-i mezkûrenin birkaç hânesini zabt ile irhâb-ı kalb-i hasm-ı meyşûm etmişler idi. Asker-i müretteb-i hazret-i Tâc-dârî'yi gürûh-ı eşkıyâ, sâyir askere teşbîh ile bî-muhâbâ mukābeleye ictirâ etdiler ise dahi, cebel-i râsih ve ʿalem-i bâzıh gibi metîn ü müstahkem olan sufûf-ı mersûsalarına fürce-yâb-ı vusûl olamayup, dûrdan âgāz-ı cidâl ü gavgā ve asker-i hâss-ı hazret-i Şehriyârî mânend-i tegerg-i belâ, eşkıyâ üzerine top u tüfeng dânelerin yağdırup, baʿzısını ifnâ ve ekserini cerh-i elîme mübtelâ etmeleriyle, eşkıyâ bu asker-i kûh-peykere mukābele mümteniʿ olduğunu idrâk ve mecrûh u mürdelerini imdâd-ı şuʿle-i hâşâk ile ihrâk ederek, vasat-ı karyede vâkiʿ çiftliği dârü'l-emân ittihâz eylediler. Bâgīlerin bir mikdârı Ballu Karyesi'ne karîb bir karyede olup, bu maʿreke-i cân-sûza vukūf ile hem-râzlarına iʿânet içün yekpâre-süvâr ve hâric-i karyede müntehiz-i fursat olan Ser-çeşme ve sâyir süvârî askerine müsâdefe ile iki taraf mütesaddî-yi peykâr olup, [Ü4 244a] iʿânetden me'yûs ü nevmîd ve inhizâm-ı fâhiş ile hevâdârlarından baʿîd olup, bundan sonra birkaç defʿa dahi çiftlikde muhârebe [V 110b] vukūʿ ve her bâr o fırka-i mahzûle ser-pençe-i asker-i Pâdişâhî'de menkûb u masrûʿ olup, nâ-çâr firâr ve Bergos semtine doğru râyet-keş-i idbâr oldukları haberi, resîde-i Dergâh-ı felek-medâr olmuşidi. \n\n Muʿallem asker bir müddetden berü nüzûl-i berf ü bârân ile bîzâr ve baʿzıları dahi hîn-ı muhârebede zahm-dâr olmak hasebiyle muhtâc-ı tîmâr olduklarından gayri, fîmâ-baʿd o tâ'ife-i zahm-hûrdeye piyâde askeri lâzım olmayup, zümre-i süvârî ile kârları tetmîm olunmak ru'esây-ı asâkir miyânında müzâkere vü tasmîm olunup, muʿallem askerin Tekfürdağı'nda ikāmetleri istısvâb ve Ser-çeşme ve sâyir süvârî kafây-ı eşkıyâdan ʿazm ü şitâb ederek, Bergos kurâsından “Kumsûr” nâm karyede mecmaʿ-ı bugāta pâ-nihâde-i vusûl ve derhal cenge meşgûl olmalarıyla hazele-i mezkûre bu mahalde dahi sadme-i asker-i\nPâdişâhî'ye tâkat getürmeyüp, hezîmete âgāz ve bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Bedirler Karyesi'ne mânend-i mürg-i nîm-bismil pervâz eylediler. Vukūʿ bulan sûret-i muhârebe müşârun ileyh tarafına tafsîl ve kudûmları askeri tarafından taʿcîl olunup, müşârun ileyh dahi ilgār ve mecmaʿ-ı askere vusûlünü eşkıyâ hiss ile oldukları mahalde firâr ve Vize Kazâsı'nda vâkiʿ bir kûh-i bülendi püst ü penâh ittihâzıyla semt-i necâtı nükāve-i efkâr eylediklerini, Vezîr-i müşârun ileyh merreten-baʿde-uhrâ tahrîr ü işʿâr eyledi.\nBu muhârebede muʿallem askerden sûret-nümây-ı zuhûr olan [Ü4 244b] celâdet ve hîn-i maʿrekede usûl-i tertîblerine riʿâyetle meşhûd-ı ʿâlemiyân olan metânet birkaç seneden berü haklarında kârger olan emek [V 11a] ü saʿyi hebâ etmeyüp, efrâd u aʿyânına bezl ü infâk olunan revâtib ü vezâyif mahalline munsarıf olup, her biri hakk-ı nân u nemeki îfâ ve uğur-ı Şâhâne'de ser ü cânların fedâ edüp, bu mukābelede nâyil oldukları niʿmet-i bî-şümâr kat kat helâl ü hoş-güvâr ve nafakāt u vezâyif-i girân-kadre istihkākları âşikâr oldu. Sinîn-i çendînden berü defʿ-i tesallutlarına niçe hazâyin ifnâsıyla dest-res mümkin olmayan eşkıyâya zikr olunan asker-i cedîd-i Tâc-dârî izâka-i zehr-âbe-i hışm u kîn ve sadây-ı pey-der-pey-i top u tüfeng-i sehm-gîn ile o gürûh-ı mekrûhun ekserini reh-rev-i dereke-i siccîn edüp, mânend-i Pervîn cemʿiyyetleri teferrukdan emîn iken, hücûm-ı asker-i mansûr ile benâtü'n-naʿş gibi perîşân ve iltiyâm kabûl etmeyecek derecelerde sîne-kûb-ı husrân oldular. Garâyib-i ahvâldendir ki, muʿallem askeri eşkıyâ üzerine taʿyîn olundukları hengâm: “Sâyir asker gibi hılâl-i tarîkde reʿâyâya taʿarruz u âzâr ve zâbitlerine muhâlefet ile hîn-i muhârebede ʿadem-i sebât ʿâdetlerini izhâr ederler mi?\" deyü Âsitâne'de mukîm düvel elçilerinin bâʿzıları verâlarından mahsûs âdem irsâl etmişleridi. Yollarda müretteb asker gibi meşy ü hareket ve kurâ vü kasabât halkının şey’-i hasîs ü nefîsine ʿadem-i rağbet ve harb ü peykârda usûl-i tertîblerine riʿâyet ile izhâr-ı metânet eylediklerini mebʿûslar gelüp, elçilere ihbâr ve Devlet-i ʿaliyye henûz zimâm-ı askerine mâlik ve tedbîr-i indifâʿ-ı mehâvif ü mehâlik eylediği havâdisi miyânelerinde şâyiʿ [Ü4 245a] ve dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ oldu. Askere Başbuğ olan Vezîr ʿOsmân Paşa [V 111b] dahi gayret ü ikdâmda ve askeri iʿmâl ü istihdâmda terk-i\nrâhat u hâb ve sâyir asker dahi şiddet-i şitâya bakmayup, sûret-i kerr ü ferde cenge şitâb ve mukābele-i aʿdâda bünyân-ı marsûs gibi sâbit ü kāyim oldukları haberleri isticlâb olundu. Sadr-ı sütûde-tedbîr asker-i mezkûru tesyîr eyledikleri hînde cümleyi nesâyih-i müşfikāne ile taltîf ve ʿale'l-husûs Ser-çeşme ve sâyir ru'esây-ı süvârîyi vaʿd-i karîbü'l-incâz ile cenge teşvîk ve hasımdan rû-gerdân olmamak üzere tahlîf buyurup, fazl-ı Bârî ve himmet-i hazret-i Tâc-dâri'yle saʿy ü ikdâm-ı hazret-i Âsafî müsmir ve eşkıyânın bir mahalde müşâhede edemedikleri kuvve-i kāhire-i Saltanat bedîdâr u zâhir oldu. Seferler hengâmında baʿzı eşkıyâ fursatı ganîmet ʿadd edüp, celb-i mâl ve kesb-i refâhiyyet-i hâl ile bâlâ-rev-i girîve-i iʿtilâ olmak arzûsunda oldukları hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'n-nühâ olup, Mısır seferi takrîbi ile Memâlik-i mahrûse'de mahall-be-mahall şegab u şûr, sâmân-rübây-ı erbâb-ı şuʿûr olup, Sadr-ı Felâtûn-ʿakl u hûş, bu hutûb-ı hevlnâke dâ'yir olan tenbîhât-ı Şâhâne'yi sımâh-ı sadâkatine mengûş edüp, kutub-vâr yerinde ber-karâr olup, baʿzı mahallere taʿyîn-i asker ve baʿzı kimseleri âhara teslît ile memleket-i Pâdişâhî'den izâle-i şûr u şerr edüp, fiʿlen ve kavlen zuhûr-yâfte olan tedbîrât ü tasarrufâtı şâyân-ı tahsîn [V 112a] ü şâbâş ve sezâ-vâr-ı medîha-i bî-kıyâs olmuşdur. Cenâb-ı nesak-tırâzende-i ekvân ve Nesak-sâz-ı umûr-ı ʿâlemiyân [Ü4 245b] teʿâlâ zâtuhû ʿani'ş-şebîhi ve'n-noksân ol Sadr-ı himem-güster'i dâyimâ rızây-ı şerîfine muvâfık ve irâde-i hazret-i Şehinşâhî'ye mutâbık efâʿîl-i hayriyye ve fevâyid-i mülkiyyeye mazhar ve yevmen-fe-yevmen Devlet-i ʿaliyye'ye dest-yârî-yi tedbîr-i dil-pezîriyle feth u nusrat rûzî vü müyesser ede, âmîn!",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe ve münhezim [Ü4 243b] -şüden-i gürûh-ı eşkıyâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_874.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe ve münhezim [Ü4 243b] -şüden-i gürûh-ı eşkıyâ",
          "text": "Dağlu eşkıyâsı bâlâda mezkûr şenâʿat ü hasâreti icrâdan sonra sâyir kasabâtı rahne-dâr u tahrîb etmek kasdıyla “Ballı” nâm karyede temekkün eyledikleri teʿayyün eylediğine binâ'en, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'den [V 110a] taʿyîn olunan muʿallem asker ve Ser-çeşme maʿiyyetinde olan dîvânegân, Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa dâyiresine lühûk ve fazl-ı cenâb-ı Bârî'ye rabt-ı peyvend-i iʿtimâd u vüsûk edüp, muʿallem asker, kendülere muhtass olan tabl u sûrnâlarını çalarak tertîb-i ʿacîb ve tavr-ı garîbleri üzere dört tarafdan zikr olunan karyeye hücûm ve karye-i mezkûrenin birkaç hânesini zabt ile irhâb-ı kalb-i hasm-ı meyşûm etmişler idi. Asker-i müretteb-i hazret-i Tâc-dârî'yi gürûh-ı eşkıyâ, sâyir askere teşbîh ile bî-muhâbâ mukābeleye ictirâ etdiler ise dahi, cebel-i râsih ve ʿalem-i bâzıh gibi metîn ü müstahkem olan sufûf-ı mersûsalarına fürce-yâb-ı vusûl olamayup, dûrdan âgāz-ı cidâl ü gavgā ve asker-i hâss-ı hazret-i Şehriyârî mânend-i tegerg-i belâ, eşkıyâ üzerine top u tüfeng dânelerin yağdırup, baʿzısını ifnâ ve ekserini cerh-i elîme mübtelâ etmeleriyle, eşkıyâ bu asker-i kûh-peykere mukābele mümteniʿ olduğunu idrâk ve mecrûh u mürdelerini imdâd-ı şuʿle-i hâşâk ile ihrâk ederek, vasat-ı karyede vâkiʿ çiftliği dârü'l-emân ittihâz eylediler. Bâgīlerin bir mikdârı Ballu Karyesi'ne karîb bir karyede olup, bu maʿreke-i cân-sûza vukūf ile hem-râzlarına iʿânet içün yekpâre-süvâr ve hâric-i karyede müntehiz-i fursat olan Ser-çeşme ve sâyir süvârî askerine müsâdefe ile iki taraf mütesaddî-yi peykâr olup, [Ü4 244a] iʿânetden me'yûs ü nevmîd ve inhizâm-ı fâhiş ile hevâdârlarından baʿîd olup, bundan sonra birkaç defʿa dahi çiftlikde muhârebe [V 110b] vukūʿ ve her bâr o fırka-i mahzûle ser-pençe-i asker-i Pâdişâhî'de menkûb u masrûʿ olup, nâ-çâr firâr ve Bergos semtine doğru râyet-keş-i idbâr oldukları haberi, resîde-i Dergâh-ı felek-medâr olmuşidi. \n\n Muʿallem asker bir müddetden berü nüzûl-i berf ü bârân ile bîzâr ve baʿzıları dahi hîn-ı muhârebede zahm-dâr olmak hasebiyle muhtâc-ı tîmâr olduklarından gayri, fîmâ-baʿd o tâ'ife-i zahm-hûrdeye piyâde askeri lâzım olmayup, zümre-i süvârî ile kârları tetmîm olunmak ru'esây-ı asâkir miyânında müzâkere vü tasmîm olunup, muʿallem askerin Tekfürdağı'nda ikāmetleri istısvâb ve Ser-çeşme ve sâyir süvârî kafây-ı eşkıyâdan ʿazm ü şitâb ederek, Bergos kurâsından “Kumsûr” nâm karyede mecmaʿ-ı bugāta pâ-nihâde-i vusûl ve derhal cenge meşgûl olmalarıyla hazele-i mezkûre bu mahalde dahi sadme-i asker-i\nPâdişâhî'ye tâkat getürmeyüp, hezîmete âgāz ve bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Bedirler Karyesi'ne mânend-i mürg-i nîm-bismil pervâz eylediler. Vukūʿ bulan sûret-i muhârebe müşârun ileyh tarafına tafsîl ve kudûmları askeri tarafından taʿcîl olunup, müşârun ileyh dahi ilgār ve mecmaʿ-ı askere vusûlünü eşkıyâ hiss ile oldukları mahalde firâr ve Vize Kazâsı'nda vâkiʿ bir kûh-i bülendi püst ü penâh ittihâzıyla semt-i necâtı nükāve-i efkâr eylediklerini, Vezîr-i müşârun ileyh merreten-baʿde-uhrâ tahrîr ü işʿâr eyledi.\nBu muhârebede muʿallem askerden sûret-nümây-ı zuhûr olan [Ü4 244b] celâdet ve hîn-i maʿrekede usûl-i tertîblerine riʿâyetle meşhûd-ı ʿâlemiyân olan metânet birkaç seneden berü haklarında kârger olan emek [V 11a] ü saʿyi hebâ etmeyüp, efrâd u aʿyânına bezl ü infâk olunan revâtib ü vezâyif mahalline munsarıf olup, her biri hakk-ı nân u nemeki îfâ ve uğur-ı Şâhâne'de ser ü cânların fedâ edüp, bu mukābelede nâyil oldukları niʿmet-i bî-şümâr kat kat helâl ü hoş-güvâr ve nafakāt u vezâyif-i girân-kadre istihkākları âşikâr oldu. Sinîn-i çendînden berü defʿ-i tesallutlarına niçe hazâyin ifnâsıyla dest-res mümkin olmayan eşkıyâya zikr olunan asker-i cedîd-i Tâc-dârî izâka-i zehr-âbe-i hışm u kîn ve sadây-ı pey-der-pey-i top u tüfeng-i sehm-gîn ile o gürûh-ı mekrûhun ekserini reh-rev-i dereke-i siccîn edüp, mânend-i Pervîn cemʿiyyetleri teferrukdan emîn iken, hücûm-ı asker-i mansûr ile benâtü'n-naʿş gibi perîşân ve iltiyâm kabûl etmeyecek derecelerde sîne-kûb-ı husrân oldular. Garâyib-i ahvâldendir ki, muʿallem askeri eşkıyâ üzerine taʿyîn olundukları hengâm: “Sâyir asker gibi hılâl-i tarîkde reʿâyâya taʿarruz u âzâr ve zâbitlerine muhâlefet ile hîn-i muhârebede ʿadem-i sebât ʿâdetlerini izhâr ederler mi?\" deyü Âsitâne'de mukîm düvel elçilerinin bâʿzıları verâlarından mahsûs âdem irsâl etmişleridi. Yollarda müretteb asker gibi meşy ü hareket ve kurâ vü kasabât halkının şey’-i hasîs ü nefîsine ʿadem-i rağbet ve harb ü peykârda usûl-i tertîblerine riʿâyet ile izhâr-ı metânet eylediklerini mebʿûslar gelüp, elçilere ihbâr ve Devlet-i ʿaliyye henûz zimâm-ı askerine mâlik ve tedbîr-i indifâʿ-ı mehâvif ü mehâlik eylediği havâdisi miyânelerinde şâyiʿ [Ü4 245a] ve dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ oldu. Askere Başbuğ olan Vezîr ʿOsmân Paşa [V 111b] dahi gayret ü ikdâmda ve askeri iʿmâl ü istihdâmda terk-i\nrâhat u hâb ve sâyir asker dahi şiddet-i şitâya bakmayup, sûret-i kerr ü ferde cenge şitâb ve mukābele-i aʿdâda bünyân-ı marsûs gibi sâbit ü kāyim oldukları haberleri isticlâb olundu. Sadr-ı sütûde-tedbîr asker-i mezkûru tesyîr eyledikleri hînde cümleyi nesâyih-i müşfikāne ile taltîf ve ʿale'l-husûs Ser-çeşme ve sâyir ru'esây-ı süvârîyi vaʿd-i karîbü'l-incâz ile cenge teşvîk ve hasımdan rû-gerdân olmamak üzere tahlîf buyurup, fazl-ı Bârî ve himmet-i hazret-i Tâc-dâri'yle saʿy ü ikdâm-ı hazret-i Âsafî müsmir ve eşkıyânın bir mahalde müşâhede edemedikleri kuvve-i kāhire-i Saltanat bedîdâr u zâhir oldu. Seferler hengâmında baʿzı eşkıyâ fursatı ganîmet ʿadd edüp, celb-i mâl ve kesb-i refâhiyyet-i hâl ile bâlâ-rev-i girîve-i iʿtilâ olmak arzûsunda oldukları hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'n-nühâ olup, Mısır seferi takrîbi ile Memâlik-i mahrûse'de mahall-be-mahall şegab u şûr, sâmân-rübây-ı erbâb-ı şuʿûr olup, Sadr-ı Felâtûn-ʿakl u hûş, bu hutûb-ı hevlnâke dâ'yir olan tenbîhât-ı Şâhâne'yi sımâh-ı sadâkatine mengûş edüp, kutub-vâr yerinde ber-karâr olup, baʿzı mahallere taʿyîn-i asker ve baʿzı kimseleri âhara teslît ile memleket-i Pâdişâhî'den izâle-i şûr u şerr edüp, fiʿlen ve kavlen zuhûr-yâfte olan tedbîrât ü tasarrufâtı şâyân-ı tahsîn [V 112a] ü şâbâş ve sezâ-vâr-ı medîha-i bî-kıyâs olmuşdur. Cenâb-ı nesak-tırâzende-i ekvân ve Nesak-sâz-ı umûr-ı ʿâlemiyân [Ü4 245b] teʿâlâ zâtuhû ʿani'ş-şebîhi ve'n-noksân ol Sadr-ı himem-güster'i dâyimâ rızây-ı şerîfine muvâfık ve irâde-i hazret-i Şehinşâhî'ye mutâbık efâʿîl-i hayriyye ve fevâyid-i mülkiyyeye mazhar ve yevmen-fe-yevmen Devlet-i ʿaliyye'ye dest-yârî-yi tedbîr-i dil-pezîriyle feth u nusrat rûzî vü müyesser ede, âmîn!"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rumeli Vâlîsi ve Serʿaskeri olan Vezîr Vânî Mehmed Paşa'dan dağlu eşkıyâsına dâ'yir bir maslahat-ı nâfiʿa vücûd-pezîr olmayup, ʿazlini zarûriyyât-ı vakt ü hâl îcâb ve bu hatb-ı ehemme dâ'yiresi muntazam ve celb edeceği asker emriyle kāyim bir Vezîr-i dilîrin taʿyîn olunmasını kâr-fermâyân-ı devlet istisvâb etmişler idi. İskenderiyye Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa'da mehâyil-i rüşd ü reviyyet bedîdâr ve ʿale'l-husûs bu defʿa Mısır'a me'mûr kılınacağı tarafına telmîh ü işʿâr olundukda, ʿarz-ı şevk ile kemâl-i inkıyâd izhâr eylediğinden başka,\niklîm-i Mısır'a dâ'ir kaleme aldığı tedbîr, teslîm-kerde-i sagīr u kebîr olup, her hâlde fermân-ber-i devlet ve hayr-hâh-ı Saltanat olduğu tahkīk olunmuşidi. Umûr-ı Mısrıyye kesb-i sühûlet eylediğinden, me'mûriyyeti te'hîr u ilgā ve müşârun ileyh hakkında hüsn-i zann-ı Şâhâne rûnümâ olup, bu def'a Rumeli'nin inhilâli tekarrur ve müşârun ileyhe rabt-ı peyvend-i teʿalluk eden askerî tâyifesi dağlı eşkıyasıyla mü'telif olmayup, her hâlde o fırka-i bâgıyeden izhâr-ı teneffür eyledikleri hasebiyle, Rumeli'nin hasran tarafına tevcîh olunmak müzâkeresi erkân-ı devlet miyânında tekerrür [V 112b] edüp, müşârun ileyhden bu keyfiyyet istimzâc olundukda, birkaç seneden berü dağlı eşkıyâsının Rumeli memleketinde kâr-bend-i cesâret oldukları [Ü4 246a] şekāvet-i gûnâ-gûn müşârun ileyhe dâğ-ı derûn olup, Rumeli Eyâleti tarafına tevcîh olunduğu hâlde, bu emr-i ehemme bezl ü cûd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd eyleyüp, fazl-ı Bârî ve yümn-i himem-i hazret-i Tâc-dâri'yle memleket-i mezbûreyi hey'et-i asliyyesine ircâʿ ve zaleme vü eşkıyâ hakkında tehdîdini îkāʿ eyleyeceğini tahrîrât-ı mahsûsasıyla tafsîl ü işbâʿ etmişidi. Müşârun ileyhin tavr u hareketinden âsâr-ı sadâkat ve bu maslahatda ibrâz-ı me'âsir-i merdânegî vü celâdet eyleyeceği istidlâl olunduğuna binâ'en, hufyeten Rumeli Eyâleti, Ser-askerlik inzımâmıyla tarafına tevcîh olunup, o havâlî ile münâsebeti tâmmesi olan Sadrıaʿzam hazretlerinin Kapucular Kethudâsı Memiş Efendi'yle tevcîh emr-i şerîfi irsâl olunup, kûze-i hâfızasına her keyfiyyet tevdîʿ ve Haremeyn Muhâsebeciliği pâyesiyle kadri terfîʿ olunmuşidi. Mûmâ ileyh sürʿat-i seyr ile İskenderiyye'ye pâ-nihâde ve sûret-i me'mûriyyetini ifâde ile habere gûş-dâde oldukda, müşârun ileyh fi'l-hâl icrây-ı resm-i istikbâl ve emr-i ʿâlî-şânı ʿalâ-mele'i'n-nâs kırâ'at ile duʿây-ı bekāy-ı ʿömrü şevket-i Şâhâne'yi târem-i eflâka îsâl edüp, kemâl-i şevk u hâhiş ile maslahata mübâşeret ve etrâf u eknâfa bu peyâm-ı hayriyyet-encâmı işâʿât eylediğinden gayri, üç bin kadar süvârî ve piyâdeye Mîr-i mîrân'dan Süleymân Paşa'yı Başbûğ nasb u taʿyîn ve İskenderiyye'den [V 113a] bizzat hareketine dek Edirne ve ol havâlîyi gezend-i eşkıyâdan te'mîn etmelerini tavsiye vü telkīn edüp, Paşa-yı mûmâ ileyhe medâr-ı nüfûz u iʿtibâr olmak içün [Ü4 246b] Köstendil Sancağı tevcîh buyurulmasını niyâz u istidʿâ ve tedârükü vüsʿünden hâric olan mühimmât ve sâyir edevâtın tanzîm ü irsâliyle nüfûz u istiklâlinin muhâfazasına müsâʿade-i\nseniyye erzânî kılınmasını bu defʿa tahrîr u inhâ edüp, müşârun ileyhin der-ʿakab icrây-ı me'mûriyyete berzede-dâmân-ı gayret olması hakkında olan hüsn-i zannı te'kîd ve teveccüh-i devleti tecdîd edüp, ʿunfuvân-ı me'mûriyyetinde niyâz-mend olduğu husûsu isʿâf, istiklâlini muhâfaza nevʿinden olduğuna binâ'en, keyfiyyet hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz u îzân ve tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Paşa-yı mûmâ ileyh Köstendil Sancağı'yla hurrem ü şâdân kılındı. Vezîr-i müşârun ileyh bende ve bende-zâde-i devlet olduğuna binâ'en, bu me'mûriyyeti medâr-ı iftihâr ve ser-nâme-i ʿizz ü iʿtibâr ʿadd edüp, kemâl-i gayret ü ihtimâm ile ser-rişte-i maslahata teşebbüsü inşâ'allâh dağlı eşkıyâsının bi'l-külliyye izmihlâlini ve Rumeli halkının nizâm-ı ahvâlini müstevcib olup, reʿâyâ âsûde-nişîn-i mazalle-i itmi'nân ve memâlik-i Pâdişâhî vâreste-i mazarrat-ı ehl-i husrân olacağı eltâf-ı İlâhîyye'den müstebʿad değildir. Mukaddemâ balkānın berü ve öte tarafından taʿyîn olunan asker şimdiye dek i'mâllerine kādir bir Serʿasker'e muvaffak olamadıklarından, ekser-i ahyânda eşkıyâya mağlûb ve müstedricen vukūʿ bulan savletlerinden mer'ûb olmalarıyla, eşkıyâ üzerine varmayacakları meczûm [V 113b] ve miyânelerinde zü'l-vecheyn kimseler dahi mevcûd olduğundan, zaferden me'yûs oldukları ma'lûm olup, Rumeli Vâlîsi ve Serʿaskeri nasb olunan Vezîr İbrâhîm [Ü4 247a] Paşa'nın askeri taht-ı râbıtada olmağla, mahkûmiyyet-i mutlakaları nümâyân ve gürûh-ı bugāt ile ihtilât etmeyüp, emr ü nehy-i müşârun ileyhe gerden-dâde-i inkıyâd olacakları karâyin-i hâliyye ile zâhir ü ʿiyân olup, ʿavn-i Kahhâr-ı Müntakım ile bu defʿa zümre-i eşkıyânın bîh-ı şecere-i melʿûne-i tesallutları berkende-i tîşe-i intikām ve cümlesi mânend-i evrâk-ı hazân mütesâkıt-ı zemîn-i zevâl ü inʿidâm olacakları ümmîd-kerde-i hâss u ʿâmdır.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Vâlî ve Serʿasker-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_875.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Vâlî ve Serʿasker-i Rumeli",
          "text": "Rumeli Vâlîsi ve Serʿaskeri olan Vezîr Vânî Mehmed Paşa'dan dağlu eşkıyâsına dâ'yir bir maslahat-ı nâfiʿa vücûd-pezîr olmayup, ʿazlini zarûriyyât-ı vakt ü hâl îcâb ve bu hatb-ı ehemme dâ'yiresi muntazam ve celb edeceği asker emriyle kāyim bir Vezîr-i dilîrin taʿyîn olunmasını kâr-fermâyân-ı devlet istisvâb etmişler idi. İskenderiyye Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa'da mehâyil-i rüşd ü reviyyet bedîdâr ve ʿale'l-husûs bu defʿa Mısır'a me'mûr kılınacağı tarafına telmîh ü işʿâr olundukda, ʿarz-ı şevk ile kemâl-i inkıyâd izhâr eylediğinden başka,\niklîm-i Mısır'a dâ'ir kaleme aldığı tedbîr, teslîm-kerde-i sagīr u kebîr olup, her hâlde fermân-ber-i devlet ve hayr-hâh-ı Saltanat olduğu tahkīk olunmuşidi. Umûr-ı Mısrıyye kesb-i sühûlet eylediğinden, me'mûriyyeti te'hîr u ilgā ve müşârun ileyh hakkında hüsn-i zann-ı Şâhâne rûnümâ olup, bu def'a Rumeli'nin inhilâli tekarrur ve müşârun ileyhe rabt-ı peyvend-i teʿalluk eden askerî tâyifesi dağlı eşkıyasıyla mü'telif olmayup, her hâlde o fırka-i bâgıyeden izhâr-ı teneffür eyledikleri hasebiyle, Rumeli'nin hasran tarafına tevcîh olunmak müzâkeresi erkân-ı devlet miyânında tekerrür [V 112b] edüp, müşârun ileyhden bu keyfiyyet istimzâc olundukda, birkaç seneden berü dağlı eşkıyâsının Rumeli memleketinde kâr-bend-i cesâret oldukları [Ü4 246a] şekāvet-i gûnâ-gûn müşârun ileyhe dâğ-ı derûn olup, Rumeli Eyâleti tarafına tevcîh olunduğu hâlde, bu emr-i ehemme bezl ü cûd ve sarf-ı bûd ve ne-bûd eyleyüp, fazl-ı Bârî ve yümn-i himem-i hazret-i Tâc-dâri'yle memleket-i mezbûreyi hey'et-i asliyyesine ircâʿ ve zaleme vü eşkıyâ hakkında tehdîdini îkāʿ eyleyeceğini tahrîrât-ı mahsûsasıyla tafsîl ü işbâʿ etmişidi. Müşârun ileyhin tavr u hareketinden âsâr-ı sadâkat ve bu maslahatda ibrâz-ı me'âsir-i merdânegî vü celâdet eyleyeceği istidlâl olunduğuna binâ'en, hufyeten Rumeli Eyâleti, Ser-askerlik inzımâmıyla tarafına tevcîh olunup, o havâlî ile münâsebeti tâmmesi olan Sadrıaʿzam hazretlerinin Kapucular Kethudâsı Memiş Efendi'yle tevcîh emr-i şerîfi irsâl olunup, kûze-i hâfızasına her keyfiyyet tevdîʿ ve Haremeyn Muhâsebeciliği pâyesiyle kadri terfîʿ olunmuşidi. Mûmâ ileyh sürʿat-i seyr ile İskenderiyye'ye pâ-nihâde ve sûret-i me'mûriyyetini ifâde ile habere gûş-dâde oldukda, müşârun ileyh fi'l-hâl icrây-ı resm-i istikbâl ve emr-i ʿâlî-şânı ʿalâ-mele'i'n-nâs kırâ'at ile duʿây-ı bekāy-ı ʿömrü şevket-i Şâhâne'yi târem-i eflâka îsâl edüp, kemâl-i şevk u hâhiş ile maslahata mübâşeret ve etrâf u eknâfa bu peyâm-ı hayriyyet-encâmı işâʿât eylediğinden gayri, üç bin kadar süvârî ve piyâdeye Mîr-i mîrân'dan Süleymân Paşa'yı Başbûğ nasb u taʿyîn ve İskenderiyye'den [V 113a] bizzat hareketine dek Edirne ve ol havâlîyi gezend-i eşkıyâdan te'mîn etmelerini tavsiye vü telkīn edüp, Paşa-yı mûmâ ileyhe medâr-ı nüfûz u iʿtibâr olmak içün [Ü4 246b] Köstendil Sancağı tevcîh buyurulmasını niyâz u istidʿâ ve tedârükü vüsʿünden hâric olan mühimmât ve sâyir edevâtın tanzîm ü irsâliyle nüfûz u istiklâlinin muhâfazasına müsâʿade-i\nseniyye erzânî kılınmasını bu defʿa tahrîr u inhâ edüp, müşârun ileyhin der-ʿakab icrây-ı me'mûriyyete berzede-dâmân-ı gayret olması hakkında olan hüsn-i zannı te'kîd ve teveccüh-i devleti tecdîd edüp, ʿunfuvân-ı me'mûriyyetinde niyâz-mend olduğu husûsu isʿâf, istiklâlini muhâfaza nevʿinden olduğuna binâ'en, keyfiyyet hâk-i ʿatebe-i Mülûkâne'ye ʿarz u îzân ve tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Paşa-yı mûmâ ileyh Köstendil Sancağı'yla hurrem ü şâdân kılındı. Vezîr-i müşârun ileyh bende ve bende-zâde-i devlet olduğuna binâ'en, bu me'mûriyyeti medâr-ı iftihâr ve ser-nâme-i ʿizz ü iʿtibâr ʿadd edüp, kemâl-i gayret ü ihtimâm ile ser-rişte-i maslahata teşebbüsü inşâ'allâh dağlı eşkıyâsının bi'l-külliyye izmihlâlini ve Rumeli halkının nizâm-ı ahvâlini müstevcib olup, reʿâyâ âsûde-nişîn-i mazalle-i itmi'nân ve memâlik-i Pâdişâhî vâreste-i mazarrat-ı ehl-i husrân olacağı eltâf-ı İlâhîyye'den müstebʿad değildir. Mukaddemâ balkānın berü ve öte tarafından taʿyîn olunan asker şimdiye dek i'mâllerine kādir bir Serʿasker'e muvaffak olamadıklarından, ekser-i ahyânda eşkıyâya mağlûb ve müstedricen vukūʿ bulan savletlerinden mer'ûb olmalarıyla, eşkıyâ üzerine varmayacakları meczûm [V 113b] ve miyânelerinde zü'l-vecheyn kimseler dahi mevcûd olduğundan, zaferden me'yûs oldukları ma'lûm olup, Rumeli Vâlîsi ve Serʿaskeri nasb olunan Vezîr İbrâhîm [Ü4 247a] Paşa'nın askeri taht-ı râbıtada olmağla, mahkûmiyyet-i mutlakaları nümâyân ve gürûh-ı bugāt ile ihtilât etmeyüp, emr ü nehy-i müşârun ileyhe gerden-dâde-i inkıyâd olacakları karâyin-i hâliyye ile zâhir ü ʿiyân olup, ʿavn-i Kahhâr-ı Müntakım ile bu defʿa zümre-i eşkıyânın bîh-ı şecere-i melʿûne-i tesallutları berkende-i tîşe-i intikām ve cümlesi mânend-i evrâk-ı hazân mütesâkıt-ı zemîn-i zevâl ü inʿidâm olacakları ümmîd-kerde-i hâss u ʿâmdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kapudan Paşa Ak-deniz'den ʿavdetinde Mora kalʿalarının mühimmât ve neferâtdan huluvvünü ve Vâlîsi olan Kāyim-makām-ı sâbık Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'nın serhadler ahvâline tekayyüd ü ihtimâm etmediğini ʿâlem-i bâlâya ilkā ve ʿazlini teşvîk u igrâ eylediğine binâ'en, şehr-i Ramazân'ın on ikinci günü Rumeli'nden munfasıl ve Vezîr Vânî Mehmed\nPaşa'ya Mora Eyâleti tevcîh ü ihsân ve halefi varıncaya dek selefi ʿazl olunmamış gibi Mora'da ikāmet ve vâkiʿ olan umûr-ı ʿibâdı ruʾyet eylemek bâbında ısdâr-ı emr-i ʿâlî-şân kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Mora",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_876.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Mora",
          "text": "Kapudan Paşa Ak-deniz'den ʿavdetinde Mora kalʿalarının mühimmât ve neferâtdan huluvvünü ve Vâlîsi olan Kāyim-makām-ı sâbık Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'nın serhadler ahvâline tekayyüd ü ihtimâm etmediğini ʿâlem-i bâlâya ilkā ve ʿazlini teşvîk u igrâ eylediğine binâ'en, şehr-i Ramazân'ın on ikinci günü Rumeli'nden munfasıl ve Vezîr Vânî Mehmed\nPaşa'ya Mora Eyâleti tevcîh ü ihsân ve halefi varıncaya dek selefi ʿazl olunmamış gibi Mora'da ikāmet ve vâkiʿ olan umûr-ı ʿibâdı ruʾyet eylemek bâbında ısdâr-ı emr-i ʿâlî-şân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i şerîf-i Ramazân, resîde-i serhadd-i gāyet ve leyletü'l-ʿîd olan Cumʿa gicesi vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı aʿlâm ve kâffe-i erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm, Serây-ı hümâyûn'da ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet edüp, infilâk-ı fecr-i sâdıkda mühr-i ʿâlem-tâb-ı Saltanat ve bedr-i ufk-ı Hılâfet, [mısra]: Gûyî ki cihân zi-talʿateş peydâ şod zemzemesiyle serîr-i [V 114a] şevket-masîr-i Husrevâne'lerine pây-endâz-ı şevket ü iclâl ve aʿlâm-ı devlet ve erkân-ı Saltanat tebrîk-i ʿîd zımnında âstîn-i meymenet-karîn-i Şâhâne'lerine rû-nihâde-i ibtihâl [Ü4 247b] olup, muʿâyede hıtâmında ber-muʿtâd-ı kadîm Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne tahrîk-i semend-i rağbet ve salât-ı ʿîdi baʿde'l-edâ Serây-ı hümâyûn'larına ʿavdet buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i Fitr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_877.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i Fitr",
          "text": "Şehr-i şerîf-i Ramazân, resîde-i serhadd-i gāyet ve leyletü'l-ʿîd olan Cumʿa gicesi vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı aʿlâm ve kâffe-i erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm, Serây-ı hümâyûn'da ʿakd-i encümen-i cemʿiyyet edüp, infilâk-ı fecr-i sâdıkda mühr-i ʿâlem-tâb-ı Saltanat ve bedr-i ufk-ı Hılâfet, [mısra]: Gûyî ki cihân zi-talʿateş peydâ şod zemzemesiyle serîr-i [V 114a] şevket-masîr-i Husrevâne'lerine pây-endâz-ı şevket ü iclâl ve aʿlâm-ı devlet ve erkân-ı Saltanat tebrîk-i ʿîd zımnında âstîn-i meymenet-karîn-i Şâhâne'lerine rû-nihâde-i ibtihâl [Ü4 247b] olup, muʿâyede hıtâmında ber-muʿtâd-ı kadîm Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne tahrîk-i semend-i rağbet ve salât-ı ʿîdi baʿde'l-edâ Serây-ı hümâyûn'larına ʿavdet buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü İsneyn günü kānûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî bi'l-cümle ibkā ve Küçük Tezkirecilik ile Rikâb\nBeylikcisi Muhibb Efendi'nin çerâğ-ı emeli pür-ziyâ kılınup, Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve Sânî ibkā ʿalâ-mâ-kân şerefiyle hurrem ü handân ve Hubûbât Nezâreti'yle sâbıkā Darb-hâne Nâzırı Ahmed Şâkir Efendi pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân olup, Nişancılık, Reşîd Mustafa Efendi'ye ve Defter Emâneti, Râşid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Büyük Rûznâmecilik lutfen bu ʿAbd-i kemter'e ibkā olunarak, kadr-ı nâçizim beyne'l-etrâb tenvîh olundu. Baş Muhâsebecilik, <ile> Yazıcı-yı esbak Mehmed Efendi'ye ihsân-ı nevâle ve Şehr-emâneti, Dervîş Efendi-zâde'ye ihâle olunup, Tersâne-i ʿâmire Emâneti, Moralı Yûsuf Âgâh Efendi'ye tahvîl ve Matbah-ı ʿâmire Emâneti, Gümrükcü Hasan Ağa'ya kemâ-fi's-sâbık tahmîl olundu. Arpa Emâneti ile Süheyl Mehmed Efendi memnûn ve Bârût-hâneler Nezâreti ibkāsıyla Râgıb Efendi'nin sürûr u inbisâtı efzûn olup, Anadolu Muhâsebesi ile Arnabud Hasan Efendi nâyil-i hubûr u şâd-mânî [V 114b] ve Atlı Mukābeleciliği ile Âmedî-yi esbak Râkım Bekir Efendi feres-rân-ı meydân-ı kâm-rânî olup, Haremeyn Muhâsebeciliği, Divrikli Ahmed Efendi'ye nasîb u rûzî ve Yeniçeri Kitâbeti, ʿAvnî Efendi'nin bâʿis-i keşâyiş-i tabʿ-ı gamm-endûzu oldu. [Ü4 248a] Sipâh Kitâbeti ile Hâfız Mustafa Efendi mutayyeb ve Silahdâr Kitâbeti ile Bağdâd Kapu Kethudâsı Refî Efendi dest-zen-i sürûr u tarab olup, Cizye Muhâsebeciliği ile ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi cezlân ve Mevkūfâtcılık ile Berber ʿAli Efendi melhûz-ı nigâh-ı Husrev-i devrân oldu. Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti mukaddemâ Cezzâr Paşa Kapu Kethudâsı Rüşdî Efendi'ye muvakkaten tevcîh olunduğuna binâ'en, kemâ-kân mûmâ ileyhe ibkā olunup, Mâliyye Tezkireciliği ile Tayfûr Efendi mesrûr ve Küçük Rûznâme ile İrfân-zâde'nin binây-ı ikbâli maʿmûr oldu. Sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına tevcîh ve tevcîhâtdan hazz u nasîbleri olmayan hâcegân-ı Dîvân'ın ʿatâyây-ı Şâhâne ile hâlleri terfîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi ekserîsi ibkā olunup, fekat Hanya muhâfazası, sâbıkā Mora Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'ya ihsân ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan baʿzıları hâllerine çespân elviye ile ferhân kılındı.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_878.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü İsneyn günü kānûn-i Devlet-i ebed-müddet üzere tevcîhât vukūʿ bulup, hademe-i Bâb-ı ʿâlî bi'l-cümle ibkā ve Küçük Tezkirecilik ile Rikâb\nBeylikcisi Muhibb Efendi'nin çerâğ-ı emeli pür-ziyâ kılınup, Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel ve Sânî ibkā ʿalâ-mâ-kân şerefiyle hurrem ü handân ve Hubûbât Nezâreti'yle sâbıkā Darb-hâne Nâzırı Ahmed Şâkir Efendi pâ-nihâde-i merkez-i ʿizz ü şân olup, Nişancılık, Reşîd Mustafa Efendi'ye ve Defter Emâneti, Râşid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Büyük Rûznâmecilik lutfen bu ʿAbd-i kemter'e ibkā olunarak, kadr-ı nâçizim beyne'l-etrâb tenvîh olundu. Baş Muhâsebecilik, <ile> Yazıcı-yı esbak Mehmed Efendi'ye ihsân-ı nevâle ve Şehr-emâneti, Dervîş Efendi-zâde'ye ihâle olunup, Tersâne-i ʿâmire Emâneti, Moralı Yûsuf Âgâh Efendi'ye tahvîl ve Matbah-ı ʿâmire Emâneti, Gümrükcü Hasan Ağa'ya kemâ-fi's-sâbık tahmîl olundu. Arpa Emâneti ile Süheyl Mehmed Efendi memnûn ve Bârût-hâneler Nezâreti ibkāsıyla Râgıb Efendi'nin sürûr u inbisâtı efzûn olup, Anadolu Muhâsebesi ile Arnabud Hasan Efendi nâyil-i hubûr u şâd-mânî [V 114b] ve Atlı Mukābeleciliği ile Âmedî-yi esbak Râkım Bekir Efendi feres-rân-ı meydân-ı kâm-rânî olup, Haremeyn Muhâsebeciliği, Divrikli Ahmed Efendi'ye nasîb u rûzî ve Yeniçeri Kitâbeti, ʿAvnî Efendi'nin bâʿis-i keşâyiş-i tabʿ-ı gamm-endûzu oldu. [Ü4 248a] Sipâh Kitâbeti ile Hâfız Mustafa Efendi mutayyeb ve Silahdâr Kitâbeti ile Bağdâd Kapu Kethudâsı Refî Efendi dest-zen-i sürûr u tarab olup, Cizye Muhâsebeciliği ile ʿAbdülkerîm Efendi dâmâdı Mehmed Efendi cezlân ve Mevkūfâtcılık ile Berber ʿAli Efendi melhûz-ı nigâh-ı Husrev-i devrân oldu. Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti mukaddemâ Cezzâr Paşa Kapu Kethudâsı Rüşdî Efendi'ye muvakkaten tevcîh olunduğuna binâ'en, kemâ-kân mûmâ ileyhe ibkā olunup, Mâliyye Tezkireciliği ile Tayfûr Efendi mesrûr ve Küçük Rûznâme ile İrfân-zâde'nin binây-ı ikbâli maʿmûr oldu. Sâyir menâsıb dahi ber-vech-i münâsib erbâbına tevcîh ve tevcîhâtdan hazz u nasîbleri olmayan hâcegân-ı Dîvân'ın ʿatâyây-ı Şâhâne ile hâlleri terfîh olundu. Vüzerây-ı ʿizâm hazerâtının dahi ekserîsi ibkā olunup, fekat Hanya muhâfazası, sâbıkā Mora Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa'ya ihsân ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan baʿzıları hâllerine çespân elviye ile ferhân kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Harem-serây-ı hümâyûn'da perveriş-yâb-ı hüsn-i edeb ve sebak-hân tavr-ı vehbî vü mükteseb olan selâtîn-i 'iffet-âyîn hazerâtının bülûğ-ı rüşdü idrâkları vaktinde birer Vezîr-i nâmdâra 'akd ü tezvîcleri kānûn-i dîrîn-i Saltanat-ı 'aliyye'den olduğuna binâ'en, hâlâ harem-i İrem-misâl'de mestûr-ı hıdr-ı 'iffet olup, cennet-mekân Sultân ‘Abdülhamîd Hân hazretlerinin benât-ı ‘ismet-simâtlarından Hibetullah Sultân-ı [Ü4 248b] ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerinin vakt-i izdivâcları hulûl edüp, bir Vezîr'e 'akd olunması hâtır-güzâr-ı Şehriyâr-ı zemân ve: “Bu devlet, kangı merd-i sa‘âdet-mendin ser-i iftihârına sâye-efgen-i ikbâl olur?\" gümânıyla çeşm-i cihân u cihâniyân müterabbis u nigerân olmuşidi. \n\n Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Alâ'eddîn Paşa tâze gül-çemen civânı ve bâğ-ı asâlet ü nesebin nev-res fidânı olup, ‘akl ü rüşdü etemm ve sîret-i hasenesi müsellem olduğuna binâ'en, bu teşrîf-i latîfe her vechile elyak ve mâ-sadak-ı misl-i “Vâfeka Şennün Tabak” olduğu nezd-i ferd-i Mülûkâne'de muhakkak olmağla, husûs-ı mezkûr taraf-ı hazret-i Sadâret-penâhî'den müşârun ileyhe tebşîr ü ifâde ve Âsitâne-i sa‘âdet'e teveccühü irâde olunmuşidi. Evâyil-i Şevvâlü'l-mükerremde Âsitâne-i sa‘âdet'e vürûd ve Bâb-ı âlî'ye gelüp, taraf-ı Sadru's-sudûr'dan resm-i ‘âdî icrâsıyla müşârun ileyh kesb-i sürûr-ı nâ-ma‘dûd eyledi. Mâh-ı mezkûrun on altıncı Sebt günü ‘akd ü tezvîc şuglüne mübâşeret ve Dârü's-sa‘âde Ağası huzûrunda bi'n-nefs Şeyhulislâm-ı sellemehu's-selâm hazretleri kānûn üzere ‘akd ü tezvîc maslahatını tekmîl ve Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretleri tarafından beyâza kaplu bir post semmûr ile tebcîl ve Vezîr-i müşârun ileyh tarafından ‘akde tevkîl olunan Kethudây-ı hazret-i Sadra‘zamî İbrâhîm Nesîm Efendi dahi, müşârun ileyhâ tarafından bir ferve-i girân-behâ ile dest-nevâzende-i i‘zâz ve sâyir huzûru mu‘tâd olanlar dahi resm-i kadîm üzere hila‘-i fâhire ile mümtâz olup, bu âna dek vukū‘ bulan ‘ukūd-1 selâtîn-i 'izâmda teşrîfâtcılar sâde haftân\ntelebbüs etmek muʿtâd iken, mûmâ ileyhe dahi lutfen ferve-i [Ü4 249a] semmûr ilbâs ve ser-i iftihârı bu vesîle ile felek-mümâss kılındı. Mâh-ı mezkûrun yirmi birinci Çehârşenbih günü nakl-i cihâz-ı meymenet-tırâz irâdesiyle bi'l-cümle ricâl-i devlet ve Ocağlu, Serây-ı ʿâmire'de müctemaʿ olup, taraf-ı müstelzimü'ş-şeref-i Şâhâne'den mevkiʿ-i resân ihsân ve vücûdu nâ-yâb-ı kân-ı imkân olan envâʿ-ı dürr-i nazm ve ecnâs-ı evânî-yi zer ü sîm ve cevher-i girân-behâ ve tefârîk u nevâdir-i eşyâ zîver-i mefârık u eyâdî kılınarak, müşârun ileyhâ hazretlerinin Serây-ı dilâ[râ]larına nakl ile elsine-i temâşâ-yiyân bî-ihtiyâr: “Sad bârekallâh” velvelesiyle sitâyiş-hân oldular. Cihâz-ı mezkûr fi'l-hakīka cevdet ü kesret hasebiyle reşk-efzây-ı mülûk-i Çin ü Fagfûr ve hayret-bahş-ı erbâb-ı ʿukūl u şuʿûr olup, havâtîm-i cevher-dârın her biri hem-cirm-i vefk-i müselles ü murabbaʿ ve miyân-bend-i murassaʿın her kıtʿası kurs-ı âfitâb gibi lemʿa-rîz ü müşaʿşaʿ, her bir sivâr-ı tâb-dâr hasret-keş-i hûr-i ʿîn ve her ser-bend-i bî-mânend birer ʿakd-i pervîn olup, leʾâlî-yi cihân-efrûz ki, her biri şeb-i târîki hem-reng-i rûz-i Nevrûz eyler idi. Mânend-i nücûm-i zâhire ziyâ-pâş-ı cihân ve emtiʿa-i zer-dûz u reng-â-reng -ki nesc-i ʿabkarîsi kem-yâb-ı dest-gâh-ı zemân idi- behcet-bahş-ı bârîk-bînân-ı deverân olup, sâyir nevâdir ü yâdigâr ise nâ-güncây-ı havsala-i taʿdâd u şümâr ve nâdîde-i çeşm-i rûzgâr olduğuna nazaran, müşârun ileyhâ hazretlerinin vâlid-i mâcid-i kesîrü'l-mehâmidleri hayâtında emr-i cihâz tesviye olunmak lâzım gelse idi, zikr olunan cevâhir ü eşyâ ki, farz-ı kıymet ve tahmîn-i behâ ve mâhiyyetinde mehere-i ehl-i takvîm bî-hûş ve elsine-i [Ü4 249b] muhâsibân-ı cihân kemâl-i hayretden lâl u hâmûş olmuşdur. Tertîb ü tedârükünde ʿusret ve ihzârında hezâr külfet mukarrer idi. Bu vesîle ile Şehriyâr-ı zemân ve Dâver-i devrân dâme mâ-dâmeti'l-ekvân hazretlerinin duʿây-ı bekāy-ı devlet ü şevketlerini bây u fakīr, sagīr u kebîr evc-gîr-i çarh-ı esîr eylediler. Yevm-i mezkûrun ferdâsı ʿarûs alayı dahi tavr-ı ʿacîb ve resm-i dil-firîb üzere tertîb olunup, Sadriāʿzam-ı bülend-menzilet ve Şeyhulislâm-ı vakt ve Kapudân-ı deryâ hazerâtı ve Sadreyn ve Nakībüleşrâf ve İstanbul Kadısı ve sâyir erkân-ı devlet ve esâtîn-i Saltanat ve ocağlar ağaları müretteb alay ile müşârun ileyhâ hazretlerinin gerdûne-i ʿismet-nümûneleri\npîşgâhında ʿalâ-tegāyüri merâtibihim meşy ü hareket ve Serây-ı ʿâlî'lerine îsâl ile tekmîl-i hidmet eylediler. Zikr olunan âlây-ı vâlâya nigeh-efgen-i dikkat olan dost ve düşmen fi'l-cümle dârât ve haşmet-i Devlet-i ebed-müddet'e vukūf ile ser-be-zânû-yı tehayyür ve engüşt-ber-dehân-ı tefekkür olup, vüsʿat-i debdebe-i Saltanat-ı ʿuzmâ'yı istidlâl ve zîb ü zînet-i erkân-ı devleti muʿâyene ile elkāb u escāʿ-ı tahsîn ü sitâyişi güzârende-i zebân-ı makāl eylediler. Baʿde'z-zifâf müşârun ileyh hazretleri ʿale's-seher Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, icrây-ı resm ʿakībinde ilbâs-ı ferve-i semmûr ile ser-germ-i rahîk-ı hubûr olduğundan gayri, Şehriyâr-ı bende-nüvâz ve Pâdişâh-ı merhamet-perdâz salât-ı Cumʿa'yı baʿde'l-edâ resm-i kadîm-i Devlet-i ʿaliyye'lerini icrâ ve müşârun ileyhâ hazretlerinin Serây-ı dil-güşâlarına ʿinân-ı şevket ü iclâllerin irhâ ve şeref-i kudûm-i Cihân-dârî'leriyle [Ü4 250a] o makām-ı bülendi nümûne-nümây-ı cennetü'l-me'vâ edüp, birkaç sâʿat seyr-i bâzendegân ve istimâʿ-ı hânendegân ile kesb-i safâ ve Serây-ı hümâyûn'larına neşr-i envâr-ı behcet ü behâ buyurdular.",
          "caption": "‘Akd ü tezvîc-i hazret-i Hibetullah Sultân be-Vezîr ‘Alâ'eddîn Paşa ve vukū‘-ı alay",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_879.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Akd ü tezvîc-i hazret-i Hibetullah Sultân be-Vezîr ‘Alâ'eddîn Paşa ve vukū‘-ı alay",
          "text": "Harem-serây-ı hümâyûn'da perveriş-yâb-ı hüsn-i edeb ve sebak-hân tavr-ı vehbî vü mükteseb olan selâtîn-i 'iffet-âyîn hazerâtının bülûğ-ı rüşdü idrâkları vaktinde birer Vezîr-i nâmdâra 'akd ü tezvîcleri kānûn-i dîrîn-i Saltanat-ı 'aliyye'den olduğuna binâ'en, hâlâ harem-i İrem-misâl'de mestûr-ı hıdr-ı 'iffet olup, cennet-mekân Sultân ‘Abdülhamîd Hân hazretlerinin benât-ı ‘ismet-simâtlarından Hibetullah Sultân-ı [Ü4 248b] ‘aliyyetü'ş-şân hazretlerinin vakt-i izdivâcları hulûl edüp, bir Vezîr'e 'akd olunması hâtır-güzâr-ı Şehriyâr-ı zemân ve: “Bu devlet, kangı merd-i sa‘âdet-mendin ser-i iftihârına sâye-efgen-i ikbâl olur?\" gümânıyla çeşm-i cihân u cihâniyân müterabbis u nigerân olmuşidi. \n\n Anadolu Vâlîsi Vezîr ‘Alâ'eddîn Paşa tâze gül-çemen civânı ve bâğ-ı asâlet ü nesebin nev-res fidânı olup, ‘akl ü rüşdü etemm ve sîret-i hasenesi müsellem olduğuna binâ'en, bu teşrîf-i latîfe her vechile elyak ve mâ-sadak-ı misl-i “Vâfeka Şennün Tabak” olduğu nezd-i ferd-i Mülûkâne'de muhakkak olmağla, husûs-ı mezkûr taraf-ı hazret-i Sadâret-penâhî'den müşârun ileyhe tebşîr ü ifâde ve Âsitâne-i sa‘âdet'e teveccühü irâde olunmuşidi. Evâyil-i Şevvâlü'l-mükerremde Âsitâne-i sa‘âdet'e vürûd ve Bâb-ı âlî'ye gelüp, taraf-ı Sadru's-sudûr'dan resm-i ‘âdî icrâsıyla müşârun ileyh kesb-i sürûr-ı nâ-ma‘dûd eyledi. Mâh-ı mezkûrun on altıncı Sebt günü ‘akd ü tezvîc şuglüne mübâşeret ve Dârü's-sa‘âde Ağası huzûrunda bi'n-nefs Şeyhulislâm-ı sellemehu's-selâm hazretleri kānûn üzere ‘akd ü tezvîc maslahatını tekmîl ve Sultân-ı müşârun ileyhâ hazretleri tarafından beyâza kaplu bir post semmûr ile tebcîl ve Vezîr-i müşârun ileyh tarafından ‘akde tevkîl olunan Kethudây-ı hazret-i Sadra‘zamî İbrâhîm Nesîm Efendi dahi, müşârun ileyhâ tarafından bir ferve-i girân-behâ ile dest-nevâzende-i i‘zâz ve sâyir huzûru mu‘tâd olanlar dahi resm-i kadîm üzere hila‘-i fâhire ile mümtâz olup, bu âna dek vukū‘ bulan ‘ukūd-1 selâtîn-i 'izâmda teşrîfâtcılar sâde haftân\ntelebbüs etmek muʿtâd iken, mûmâ ileyhe dahi lutfen ferve-i [Ü4 249a] semmûr ilbâs ve ser-i iftihârı bu vesîle ile felek-mümâss kılındı. Mâh-ı mezkûrun yirmi birinci Çehârşenbih günü nakl-i cihâz-ı meymenet-tırâz irâdesiyle bi'l-cümle ricâl-i devlet ve Ocağlu, Serây-ı ʿâmire'de müctemaʿ olup, taraf-ı müstelzimü'ş-şeref-i Şâhâne'den mevkiʿ-i resân ihsân ve vücûdu nâ-yâb-ı kân-ı imkân olan envâʿ-ı dürr-i nazm ve ecnâs-ı evânî-yi zer ü sîm ve cevher-i girân-behâ ve tefârîk u nevâdir-i eşyâ zîver-i mefârık u eyâdî kılınarak, müşârun ileyhâ hazretlerinin Serây-ı dilâ[râ]larına nakl ile elsine-i temâşâ-yiyân bî-ihtiyâr: “Sad bârekallâh” velvelesiyle sitâyiş-hân oldular. Cihâz-ı mezkûr fi'l-hakīka cevdet ü kesret hasebiyle reşk-efzây-ı mülûk-i Çin ü Fagfûr ve hayret-bahş-ı erbâb-ı ʿukūl u şuʿûr olup, havâtîm-i cevher-dârın her biri hem-cirm-i vefk-i müselles ü murabbaʿ ve miyân-bend-i murassaʿın her kıtʿası kurs-ı âfitâb gibi lemʿa-rîz ü müşaʿşaʿ, her bir sivâr-ı tâb-dâr hasret-keş-i hûr-i ʿîn ve her ser-bend-i bî-mânend birer ʿakd-i pervîn olup, leʾâlî-yi cihân-efrûz ki, her biri şeb-i târîki hem-reng-i rûz-i Nevrûz eyler idi. Mânend-i nücûm-i zâhire ziyâ-pâş-ı cihân ve emtiʿa-i zer-dûz u reng-â-reng -ki nesc-i ʿabkarîsi kem-yâb-ı dest-gâh-ı zemân idi- behcet-bahş-ı bârîk-bînân-ı deverân olup, sâyir nevâdir ü yâdigâr ise nâ-güncây-ı havsala-i taʿdâd u şümâr ve nâdîde-i çeşm-i rûzgâr olduğuna nazaran, müşârun ileyhâ hazretlerinin vâlid-i mâcid-i kesîrü'l-mehâmidleri hayâtında emr-i cihâz tesviye olunmak lâzım gelse idi, zikr olunan cevâhir ü eşyâ ki, farz-ı kıymet ve tahmîn-i behâ ve mâhiyyetinde mehere-i ehl-i takvîm bî-hûş ve elsine-i [Ü4 249b] muhâsibân-ı cihân kemâl-i hayretden lâl u hâmûş olmuşdur. Tertîb ü tedârükünde ʿusret ve ihzârında hezâr külfet mukarrer idi. Bu vesîle ile Şehriyâr-ı zemân ve Dâver-i devrân dâme mâ-dâmeti'l-ekvân hazretlerinin duʿây-ı bekāy-ı devlet ü şevketlerini bây u fakīr, sagīr u kebîr evc-gîr-i çarh-ı esîr eylediler. Yevm-i mezkûrun ferdâsı ʿarûs alayı dahi tavr-ı ʿacîb ve resm-i dil-firîb üzere tertîb olunup, Sadriāʿzam-ı bülend-menzilet ve Şeyhulislâm-ı vakt ve Kapudân-ı deryâ hazerâtı ve Sadreyn ve Nakībüleşrâf ve İstanbul Kadısı ve sâyir erkân-ı devlet ve esâtîn-i Saltanat ve ocağlar ağaları müretteb alay ile müşârun ileyhâ hazretlerinin gerdûne-i ʿismet-nümûneleri\npîşgâhında ʿalâ-tegāyüri merâtibihim meşy ü hareket ve Serây-ı ʿâlî'lerine îsâl ile tekmîl-i hidmet eylediler. Zikr olunan âlây-ı vâlâya nigeh-efgen-i dikkat olan dost ve düşmen fi'l-cümle dârât ve haşmet-i Devlet-i ebed-müddet'e vukūf ile ser-be-zânû-yı tehayyür ve engüşt-ber-dehân-ı tefekkür olup, vüsʿat-i debdebe-i Saltanat-ı ʿuzmâ'yı istidlâl ve zîb ü zînet-i erkân-ı devleti muʿâyene ile elkāb u escāʿ-ı tahsîn ü sitâyişi güzârende-i zebân-ı makāl eylediler. Baʿde'z-zifâf müşârun ileyh hazretleri ʿale's-seher Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, icrây-ı resm ʿakībinde ilbâs-ı ferve-i semmûr ile ser-germ-i rahîk-ı hubûr olduğundan gayri, Şehriyâr-ı bende-nüvâz ve Pâdişâh-ı merhamet-perdâz salât-ı Cumʿa'yı baʿde'l-edâ resm-i kadîm-i Devlet-i ʿaliyye'lerini icrâ ve müşârun ileyhâ hazretlerinin Serây-ı dil-güşâlarına ʿinân-ı şevket ü iclâllerin irhâ ve şeref-i kudûm-i Cihân-dârî'leriyle [Ü4 250a] o makām-ı bülendi nümûne-nümây-ı cennetü'l-me'vâ edüp, birkaç sâʿat seyr-i bâzendegân ve istimâʿ-ı hânendegân ile kesb-i safâ ve Serây-ı hümâyûn'larına neşr-i envâr-ı behcet ü behâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Lîmân Re'îsi İnce Mehmed Bey, Tersâne-i ʿâmire'de kesb-i teʿayyün ü iştihâr ve erâzil beyninde sâhib-i kadr ü iʿtibâr olduğundan başka, öteden berü me'lûf-ı teʿayyün ü istibdâd ve mâyil-i tavr-ı tahrîk ü ifsâd olduğundan gayri, Kapudâne'nin Rütbe-i Vezâret'e neyl ü vusûlü, mûmâ ileyhe sebeb-i hased ü tezâgun ve ʿillet-i akvây-ı hıkd u teşâhun olup, bu hâl ile Tersâne'de ʿadem-i bekāsı enseb ve o dâyireden bir vesîle ile infikâkı müstasveb görüldüyse dahi, nîk ü bed sebkat eden hidmetine cezâ revâ olduğuna binâ'en, evâsıt-ı Şevvâlü'l-mükerremde mûmâ ileyhe Kapucu-başılık ihsân ve Tersâne'den Âsitâne'ye nakli bâbında lisânen emr ü fermân olundu. Kalyonlar Baş-halîfesi Saʿdullah Efendi baʿzı evzâʿ ile Tersâne halkını tekdîr ve rızâya mugāyir tavr u hareketi, evliyây-ı umûru dil-gîr eylediğine binâ'en, târîh-i mezkûrda Burusa'ya nefy ile tagyîr ü te'dîb ve ʿale'l-fevr ıtlâk ile tatyîb olundu.",
          "caption": "Ser-bevvâbîn-şüden-i Re'îs-i Lîmân Mehmed Bey ve nefy-i Halîfe-i Evvel",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_880.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Ser-bevvâbîn-şüden-i Re'îs-i Lîmân Mehmed Bey ve nefy-i Halîfe-i Evvel",
          "text": "Lîmân Re'îsi İnce Mehmed Bey, Tersâne-i ʿâmire'de kesb-i teʿayyün ü iştihâr ve erâzil beyninde sâhib-i kadr ü iʿtibâr olduğundan başka, öteden berü me'lûf-ı teʿayyün ü istibdâd ve mâyil-i tavr-ı tahrîk ü ifsâd olduğundan gayri, Kapudâne'nin Rütbe-i Vezâret'e neyl ü vusûlü, mûmâ ileyhe sebeb-i hased ü tezâgun ve ʿillet-i akvây-ı hıkd u teşâhun olup, bu hâl ile Tersâne'de ʿadem-i bekāsı enseb ve o dâyireden bir vesîle ile infikâkı müstasveb görüldüyse dahi, nîk ü bed sebkat eden hidmetine cezâ revâ olduğuna binâ'en, evâsıt-ı Şevvâlü'l-mükerremde mûmâ ileyhe Kapucu-başılık ihsân ve Tersâne'den Âsitâne'ye nakli bâbında lisânen emr ü fermân olundu. Kalyonlar Baş-halîfesi Saʿdullah Efendi baʿzı evzâʿ ile Tersâne halkını tekdîr ve rızâya mugāyir tavr u hareketi, evliyây-ı umûru dil-gîr eylediğine binâ'en, târîh-i mezkûrda Burusa'ya nefy ile tagyîr ü te'dîb ve ʿale'l-fevr ıtlâk ile tatyîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh bir zemân dıkākatü'r-rikāb ile bî-tâb ve işbu Şevval evâsıtında dâr-ı âhirete pâ-nihâde-i ʿazm ü şitâb ve Akserây'da pederinin inşâ etdiği mektebde mütevârî-yi türâb-ı ihticâb oldu.",
          "caption": "Vefât-ı ʿÖmer ʿİzzet Beyefendi ez-sudûr-ı Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_881.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vefât-ı ʿÖmer ʿİzzet Beyefendi ez-sudûr-ı Anadolu",
          "text": "Müşârun ileyh bir zemân dıkākatü'r-rikāb ile bî-tâb ve işbu Şevval evâsıtında dâr-ı âhirete pâ-nihâde-i ʿazm ü şitâb ve Akserây'da pederinin inşâ etdiği mektebde mütevârî-yi türâb-ı ihticâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh elli târîhinde pederi Mora Vâlîsi iken tevellüd [Ü4 250b] ve Murtazâ Efendi Meşîhati'nde Hâric Rütbesi'ne tevessüd edüp, devr-i merâtib-i muʿtâde ile doksan birde Kudüs Kazâsı ile süllem-i ʿizz ü rifʿate pâ-nihâde ve doksan dokuzda Burusa Mevleviyyeti ile teşrîf ve iki-üç sene murûrunda hasbe't-tarîk Haremeyn teklîf olundukda, baʿzı aʿzâr îrâdıyla ʿazîmetden dâmen-keş ve bu sebeble Bilâd-ı Erbaʿa Rütbesi'nde tevkīf olunarak, hâlî müşevveş olup, cülûs-ı hümâyûn esnâsında hemşîresi Zâhide Sultân şefâʿatiyle Medîne-i münevvere Rütbesi'ni ihrâz ve iki yüz dokuz senesi Rebîʿinde İstanbul Pâyesi'yle kesb-i tehayyüz ü imtiyâz, on beş senesi Receb'inde Anadolu Pâyesi'yle tahsîl-i vâye ve on yedi Muharrem'inde bi'l-fi'l Anadolu Sadâreti'yle tahkīk-ı pâye edüp, târîh-ı mezkûrda terk-i ihtilât-ı ebnây-ı zemân ve ʿâzim-i mahalle-i hâmûşân oldu.\n\nMüşârun ileyh ümmî vü sâde ve leyl ü nehâr celb-i havâdise dil-dâde olup, isticlâb-ı ahbâr içün muvazzaf âdemleri olup, her şeb o makūle cevâsîs-i ahbâr bezm-i cemʿine şemʿ olarak istirâk etdikleri havâdisi baʿzan sahîh ve baʿzan kizb-i sarîh olarak takrîr birle edây-ı hidmet ve merhûmun dünyâda ancak bu keyfiyyetle lezzet-yâb-ı inbisât olduğu resîde-i derece-i sıhhatdir; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_882.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh elli târîhinde pederi Mora Vâlîsi iken tevellüd [Ü4 250b] ve Murtazâ Efendi Meşîhati'nde Hâric Rütbesi'ne tevessüd edüp, devr-i merâtib-i muʿtâde ile doksan birde Kudüs Kazâsı ile süllem-i ʿizz ü rifʿate pâ-nihâde ve doksan dokuzda Burusa Mevleviyyeti ile teşrîf ve iki-üç sene murûrunda hasbe't-tarîk Haremeyn teklîf olundukda, baʿzı aʿzâr îrâdıyla ʿazîmetden dâmen-keş ve bu sebeble Bilâd-ı Erbaʿa Rütbesi'nde tevkīf olunarak, hâlî müşevveş olup, cülûs-ı hümâyûn esnâsında hemşîresi Zâhide Sultân şefâʿatiyle Medîne-i münevvere Rütbesi'ni ihrâz ve iki yüz dokuz senesi Rebîʿinde İstanbul Pâyesi'yle kesb-i tehayyüz ü imtiyâz, on beş senesi Receb'inde Anadolu Pâyesi'yle tahsîl-i vâye ve on yedi Muharrem'inde bi'l-fi'l Anadolu Sadâreti'yle tahkīk-ı pâye edüp, târîh-ı mezkûrda terk-i ihtilât-ı ebnây-ı zemân ve ʿâzim-i mahalle-i hâmûşân oldu.\n\nMüşârun ileyh ümmî vü sâde ve leyl ü nehâr celb-i havâdise dil-dâde olup, isticlâb-ı ahbâr içün muvazzaf âdemleri olup, her şeb o makūle cevâsîs-i ahbâr bezm-i cemʿine şemʿ olarak istirâk etdikleri havâdisi baʿzan sahîh ve baʿzan kizb-i sarîh olarak takrîr birle edây-ı hidmet ve merhûmun dünyâda ancak bu keyfiyyetle lezzet-yâb-ı inbisât olduğu resîde-i derece-i sıhhatdir; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "\"Sarıgöllü Ali\" nâm şakī, mukaddemâ Pâsbân-zâde'nin benâm bölük-başılarından olup, müşârun ileyh ʿafv olundukda, maktûl Gürcü ʿOsmân Paşa dâyiresine inzımâm ile\nKütahya'ya maʿan vürûd edüp, Erzurum tevcîhinde müşârun ileyhden iftirâk ve Rumeli tarafına murûr [Ü4 251a] eyleyeceği haberi kâr-fermâyân-ı devlet tarafından istirâk olunup, o esnâda dağlu eşkıyâsı dahi Tekfûrdağı havâlîsinde tehaşşüd edüp, merkūm şâyed o fırka-i bâgıyeye iltihâk ile cemʿiyyetlerini teksîr eder mülâhazası, zihn-i hazret-i Sadâret-penâhî'de cây-gîr olup, bahşiş ü ʿulûfeleri cânib-i mîrîden verilerek, Devlet me'mûrlarıyla merkūm dahi dağlu üzerine teslît ve me'mûrlar ʿavdetinde merkūm boşda kalmamak içün Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa dâyiresine tahlît olunmuşidi. Rumeli Vâlîsi'nin talîʿa-i askeri Edirne'ye tekarrüb etdiğinden, Selânik muhâfızının maslahatı kalmayup, me'mûr olduğu mahalle ʿazîmet ve yine şakī-yi merkūm boşda kalup, izhâr-ı habâset eyleyeceği tevehhümüyle, Rumeli Vâlîsi tarafından me'mûr Süleymân Paşa'ya Sadr-ı müşterî-tedbîr cânibinden hufyeten mektûb tahrîr ve şakī-yi merkūmu dâyiresine isticlâb ile bir takrîb iʿdâmına ikdâm eylemesi tastîr olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh Edirne'ye geldikde, merkūmu istishâb ve fursatını îkāʿ ile harmen-i ʿömrünü sûhte-i tîğ-i âteş-tâb edüp, ser-i nuhûset-eseri galtîde-i meydân-ı züll ü hevân ve Devlet-i ʿaliyye havenesinin biri fazl-ı Hakk ve hüsn-i tedbîr-i Vekîl-i mutlak ile fürû-nühüfte-i hufra-i noksân oldu.",
          "caption": "Katl-i Sarıgöllü ʿAli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_883.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Sarıgöllü ʿAli",
          "text": "\"Sarıgöllü Ali\" nâm şakī, mukaddemâ Pâsbân-zâde'nin benâm bölük-başılarından olup, müşârun ileyh ʿafv olundukda, maktûl Gürcü ʿOsmân Paşa dâyiresine inzımâm ile\nKütahya'ya maʿan vürûd edüp, Erzurum tevcîhinde müşârun ileyhden iftirâk ve Rumeli tarafına murûr [Ü4 251a] eyleyeceği haberi kâr-fermâyân-ı devlet tarafından istirâk olunup, o esnâda dağlu eşkıyâsı dahi Tekfûrdağı havâlîsinde tehaşşüd edüp, merkūm şâyed o fırka-i bâgıyeye iltihâk ile cemʿiyyetlerini teksîr eder mülâhazası, zihn-i hazret-i Sadâret-penâhî'de cây-gîr olup, bahşiş ü ʿulûfeleri cânib-i mîrîden verilerek, Devlet me'mûrlarıyla merkūm dahi dağlu üzerine teslît ve me'mûrlar ʿavdetinde merkūm boşda kalmamak içün Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa dâyiresine tahlît olunmuşidi. Rumeli Vâlîsi'nin talîʿa-i askeri Edirne'ye tekarrüb etdiğinden, Selânik muhâfızının maslahatı kalmayup, me'mûr olduğu mahalle ʿazîmet ve yine şakī-yi merkūm boşda kalup, izhâr-ı habâset eyleyeceği tevehhümüyle, Rumeli Vâlîsi tarafından me'mûr Süleymân Paşa'ya Sadr-ı müşterî-tedbîr cânibinden hufyeten mektûb tahrîr ve şakī-yi merkūmu dâyiresine isticlâb ile bir takrîb iʿdâmına ikdâm eylemesi tastîr olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh Edirne'ye geldikde, merkūmu istishâb ve fursatını îkāʿ ile harmen-i ʿömrünü sûhte-i tîğ-i âteş-tâb edüp, ser-i nuhûset-eseri galtîde-i meydân-ı züll ü hevân ve Devlet-i ʿaliyye havenesinin biri fazl-ı Hakk ve hüsn-i tedbîr-i Vekîl-i mutlak ile fürû-nühüfte-i hufra-i noksân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şevvâl'in yirmi dokuzuncu Sebt günü tulûʿ-ı şemsden altı sâʿat sekiz dakīka murûrunda mihr-i şeffâf, Burc-ı Delv'de ʿukde-i râside karîn-i inkisâf olup, yedi sâʿat sekiz dakīka geçdikde, on iki usbuʿ farz u takdîr [Ü4 251b] olunan cirm-i şemsden on usbuʿa karîb küsûf vâkiʿ ve der-ʿakab incilâya başlayup, sekiz sâʿat sekiz dakīka inkızâsından sonra âfitâb-ı ʿâlem-tâbdan zeng-i küsûf mündefiʿ oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı küsûf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_884.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı küsûf",
          "text": "İşbu Şevvâl'in yirmi dokuzuncu Sebt günü tulûʿ-ı şemsden altı sâʿat sekiz dakīka murûrunda mihr-i şeffâf, Burc-ı Delv'de ʿukde-i râside karîn-i inkisâf olup, yedi sâʿat sekiz dakīka geçdikde, on iki usbuʿ farz u takdîr [Ü4 251b] olunan cirm-i şemsden on usbuʿa karîb küsûf vâkiʿ ve der-ʿakab incilâya başlayup, sekiz sâʿat sekiz dakīka inkızâsından sonra âfitâb-ı ʿâlem-tâbdan zeng-i küsûf mündefiʿ oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İki yüz on sekiz senesi Cumâdelûlâ'sında tasarruf etmek üzere Mekke Pâyesi olan Mehmed Münîb Efendi'ye İstanbul Pâyesi ve dokuz senesi Receb'inin gurresinden mutasarrıf olmak üzere Selânik Kazâsı, Şerîf-zâde es-seyyid Mehmed Ebü'l-hayr Efendi'ye ve\nsâl-i mezkûr Şaʿbân'ının gurresinden zabt etmek şartıyla İzmir Kazâsı, Tokâdî Ebûbekir Efendi-zâde Ahmed Efendi'ye ve yine sâl-i mezkûr Şevvâl'i gurresinden zabt etmek üzere Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Kara Halîl Efendi-zâde hafîdi Mehmed Saʿîd Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "İhsân-ı Pâye-i İstanbul be-Mehmed Münîb Efendi ve sâyir tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_885.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Pâye-i İstanbul be-Mehmed Münîb Efendi ve sâyir tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "İki yüz on sekiz senesi Cumâdelûlâ'sında tasarruf etmek üzere Mekke Pâyesi olan Mehmed Münîb Efendi'ye İstanbul Pâyesi ve dokuz senesi Receb'inin gurresinden mutasarrıf olmak üzere Selânik Kazâsı, Şerîf-zâde es-seyyid Mehmed Ebü'l-hayr Efendi'ye ve\nsâl-i mezkûr Şaʿbân'ının gurresinden zabt etmek şartıyla İzmir Kazâsı, Tokâdî Ebûbekir Efendi-zâde Ahmed Efendi'ye ve yine sâl-i mezkûr Şevvâl'i gurresinden zabt etmek üzere Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Kara Halîl Efendi-zâde hafîdi Mehmed Saʿîd Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şâm Kadısı Hammâmî-zâde Mehmed Râşid Efendi'ye Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa kemâl-i ikbâl ü teveccüh izhâr ve mûmâ ileyhi Medîne-i münevvere Kazâsı ile mazhar-ı ferah u istibşâr eylediğinden başka, mansıbı olan Şâm Kazâsı'na üç mâh medd olunmasını recâ ve iltimâsına sûret-i müsâʿade rû-nümâ olmuşidi. Mûmâ ileyh ʿan-asl fazz u galîz ve mütehevvir bir kimse olup, gālibâ müşârun ileyhin mizâcına mugāyir tarafından bir vazʿ-ı bârid sâdır olmağla, ikbâl ü teveccühünü tagyîr ve meddi ilgā ve Medîne Kazâsı kaydı terkīn olunmak bâbında bu defʿa Devlet-i ʿaliyye'ye mahsûs ʿarîza tahrîr edüp, ber-muktezây-ı hâl iltimâsına müsâʿade olunup, Muvakkıtî [Ü4 252a] olan es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye kazâ'-i mezkûr on dokuz Muharrem'i gurresinden zabt olunmak üzere tevcîh ve bir ân akdem o tarafa hareketi tenbîh olundu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_886.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Şâm Kadısı Hammâmî-zâde Mehmed Râşid Efendi'ye Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa kemâl-i ikbâl ü teveccüh izhâr ve mûmâ ileyhi Medîne-i münevvere Kazâsı ile mazhar-ı ferah u istibşâr eylediğinden başka, mansıbı olan Şâm Kazâsı'na üç mâh medd olunmasını recâ ve iltimâsına sûret-i müsâʿade rû-nümâ olmuşidi. Mûmâ ileyh ʿan-asl fazz u galîz ve mütehevvir bir kimse olup, gālibâ müşârun ileyhin mizâcına mugāyir tarafından bir vazʿ-ı bârid sâdır olmağla, ikbâl ü teveccühünü tagyîr ve meddi ilgā ve Medîne Kazâsı kaydı terkīn olunmak bâbında bu defʿa Devlet-i ʿaliyye'ye mahsûs ʿarîza tahrîr edüp, ber-muktezây-ı hâl iltimâsına müsâʿade olunup, Muvakkıtî [Ü4 252a] olan es-Seyyid ʿOsmân Efendi'ye kazâ'-i mezkûr on dokuz Muharrem'i gurresinden zabt olunmak üzere tevcîh ve bir ân akdem o tarafa hareketi tenbîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şehr-i Zilhicce'nin onuncu gicesi kānûn-i dîrîn-i devlet ve resm-i pîşîn-i Saltanat üzere Sadr-ı sütûde-makām ve Şeyhulislâm-ı benâm ve Anadolu Vâlîsi Vezîr Dâmâd ʿAlâ'eddîn Paşa ve Kapudân-ı deryâ ʿAbdülkādir Paşa ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ʿumûmen Ocağlu ve sâyirleri Serây-ı hümâyûn'da infilâk-ı subh-ı sâdıka intizâr ile rü’yet-i cemâl-i bâ-kemâl-i Şâhâne'yi medâr-ı şeref ü iftihâr etmek arzûsunda olmalarıyla, nâ-gâh vakt-i bâm, burc-ı şerefden nûr-pâş-ı mefârık-ı enâm olup, neyyir-i hayyiz-i âsumân-ı Saltanat, kevkeb-i dürrî-yi felek-i şevket, zıll-i vârif-i Yezdân, sebeb-i emn ü emân-ı ʿâlemiyân, Sultân-ı selâtîn-i cihân, el-mahfûfu bi-ʿavârifi'l-Meliki'l-Mennân hazretleri Ak-ağalar Kapusu pîşgâhında mansûb-ı taht-ı fîrûze-baht-ı Cihân-bânî'lerine vazʿ-ı\npây-i şevket ü iclâl ve kānûn üzere Nakībüleşrâf resm-i duʿâ vü senâyı ikmâl ʿakabinde ibtidâ Sadr-ı bâhirü't-temkîn, hâk-i kadem-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm ve erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm ʿalâ-merâtibihim dâmen ü âstîn bûs ile hurrem ü kâm-bîn olup, tehniye-i ʿîd icrâsından sonra, debdebe-i Mülûkâne ile Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne tehzîz-i ʿinân-ı şevket ve baʿde-edâ'i's-salât Serây-ı dil-güşây-ı Cihân-dârî'lerine bi'l-yümni ve's-saʿâde ʿavdet ve zebh-ı karâbîn ile icrây-ı resm-i pîşîn buyurdular.",
          "caption": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_887.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿÎd-i Adhâ",
          "text": "Şehr-i Zilhicce'nin onuncu gicesi kānûn-i dîrîn-i devlet ve resm-i pîşîn-i Saltanat üzere Sadr-ı sütûde-makām ve Şeyhulislâm-ı benâm ve Anadolu Vâlîsi Vezîr Dâmâd ʿAlâ'eddîn Paşa ve Kapudân-ı deryâ ʿAbdülkādir Paşa ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı aʿlâm ve ricâl-i devlet ve ʿumûmen Ocağlu ve sâyirleri Serây-ı hümâyûn'da infilâk-ı subh-ı sâdıka intizâr ile rü’yet-i cemâl-i bâ-kemâl-i Şâhâne'yi medâr-ı şeref ü iftihâr etmek arzûsunda olmalarıyla, nâ-gâh vakt-i bâm, burc-ı şerefden nûr-pâş-ı mefârık-ı enâm olup, neyyir-i hayyiz-i âsumân-ı Saltanat, kevkeb-i dürrî-yi felek-i şevket, zıll-i vârif-i Yezdân, sebeb-i emn ü emân-ı ʿâlemiyân, Sultân-ı selâtîn-i cihân, el-mahfûfu bi-ʿavârifi'l-Meliki'l-Mennân hazretleri Ak-ağalar Kapusu pîşgâhında mansûb-ı taht-ı fîrûze-baht-ı Cihân-bânî'lerine vazʿ-ı\npây-i şevket ü iclâl ve kānûn üzere Nakībüleşrâf resm-i duʿâ vü senâyı ikmâl ʿakabinde ibtidâ Sadr-ı bâhirü't-temkîn, hâk-i kadem-i Şâhâne'ye vazʿ-ı cebîn ve sâyir vüzerây-ı ʿizâm ve erkân-ı Devlet-i ebed-kıyâm ʿalâ-merâtibihim dâmen ü âstîn bûs ile hurrem ü kâm-bîn olup, tehniye-i ʿîd icrâsından sonra, debdebe-i Mülûkâne ile Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfi'ne tehzîz-i ʿinân-ı şevket ve baʿde-edâ'i's-salât Serây-ı dil-güşây-ı Cihân-dârî'lerine bi'l-yümni ve's-saʿâde ʿavdet ve zebh-ı karâbîn ile icrây-ı resm-i pîşîn buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[Ü4 252b] Üç sene mukaddem İstanbul Kadısı olan Emîn Paşa-zâde Mehmed Emîn Beyefendi, taʿdîl-i evzân ve muhâfaza-i esʿâr ile tamaʿ-kârân-ı ehl-i sûku dem-beste vü sergerdân edüp, fukarâ' vü zuʿafâdan Şehriyâr-ı ʿadâlet-âsâr hazretlerine celb-i hayr-ı duʿâ ve hattâ bu mukābelede Anadolu Pâyesi'ne irtikā etmişidi. Halefleri kemâl-i cübn ü rehâvet ve belki baʿzı ʿillet-i hafiyyeye mebnî ihtiyâr-ı teʿazzüz-i nefs ü gaflet edüp, bu takrîb müşârun ileyhin tertîbine îrâs-ı halel ve ehl-i sûk istedikleri gibi beyʿ u şirâda izhâr-ı envâʿ-ı hiyel eyledikleri emr-i maʿlûm ve İstanbul Kadılığı'na bi-hasebi't-tertîb müteheyyî olanlarda o istiʿdâd maʿdûm olduğuna binâ'en, müşârun ileyhin Kadılığını hemân zarûriyyât-ı vakt îcâb etmekle, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin on beşinci günü mîr-i müşârun ileyhe İstanbul Kadılığı tevcîh olunup, umûrunda taraf-ı Saltanat'dan kemâl-i ruhsat erzânî ve İstanbul'a müttehî olan Benli-zâde ve ʿUşşâkī es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi dahi, gurre-i Muharrem'den katʿ-ı pâye ile nâyil-i sürûr u şâd-mânî oldular. Fi'l-hakīka müşârun ileyhden esnâf makūlesi berg-i bîd gibi lerzân ve kable'n-nâs kimi taʿdîl-i mîzân ve kimi terk-i evtân havâdisiyle sâmiʿa-i küre-i esîri mel'ân eylediler. Her mâddede garaz ber-taraf olup, rüşvet ü bertîle meyl olunmadığı hâlde, o mâddenin kāyimi olan şahsa iʿânet-i Hakk ve teveccüh-i halk derkâr ve umûrunda teshîlât-ı Rabbâniyye zuhûr edegeldiği mücerreb-i erbâb-ı iʿtibârdır. Mîr-i müşârun ileyhin ʿiffet [Ü4 253a] ü nezâheti bi't-tecribe maʿlûm-ı kâr-âzmûdegân-ı zemân ve maʿarret-i irtikâbdan dâmen-çîn-i nefret olduğu, tahkīk-kerde-i erbâb-ı dikkat ü izʿân olup, hemm ü kasdı dahi terfîh-i ʿibâd ile Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd'a celb-i duʿâ ve tahsîl-i senâ olmağla, inşâ'allâhü Teʿâlâ umûrunda\nmuvaffak ve 'umûm nâsın hakkında hüsn-i tefe'ül eyledikleri hüsn-i hidemât muhakkak olacağı zâhirdir.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_888.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādî-yi İstanbul",
          "text": "[Ü4 252b] Üç sene mukaddem İstanbul Kadısı olan Emîn Paşa-zâde Mehmed Emîn Beyefendi, taʿdîl-i evzân ve muhâfaza-i esʿâr ile tamaʿ-kârân-ı ehl-i sûku dem-beste vü sergerdân edüp, fukarâ' vü zuʿafâdan Şehriyâr-ı ʿadâlet-âsâr hazretlerine celb-i hayr-ı duʿâ ve hattâ bu mukābelede Anadolu Pâyesi'ne irtikā etmişidi. Halefleri kemâl-i cübn ü rehâvet ve belki baʿzı ʿillet-i hafiyyeye mebnî ihtiyâr-ı teʿazzüz-i nefs ü gaflet edüp, bu takrîb müşârun ileyhin tertîbine îrâs-ı halel ve ehl-i sûk istedikleri gibi beyʿ u şirâda izhâr-ı envâʿ-ı hiyel eyledikleri emr-i maʿlûm ve İstanbul Kadılığı'na bi-hasebi't-tertîb müteheyyî olanlarda o istiʿdâd maʿdûm olduğuna binâ'en, müşârun ileyhin Kadılığını hemân zarûriyyât-ı vakt îcâb etmekle, işbu Zilhiccetü'ş-şerîfenin on beşinci günü mîr-i müşârun ileyhe İstanbul Kadılığı tevcîh olunup, umûrunda taraf-ı Saltanat'dan kemâl-i ruhsat erzânî ve İstanbul'a müttehî olan Benli-zâde ve ʿUşşâkī es-Seyyid Mehmed Saʿîd Efendi dahi, gurre-i Muharrem'den katʿ-ı pâye ile nâyil-i sürûr u şâd-mânî oldular. Fi'l-hakīka müşârun ileyhden esnâf makūlesi berg-i bîd gibi lerzân ve kable'n-nâs kimi taʿdîl-i mîzân ve kimi terk-i evtân havâdisiyle sâmiʿa-i küre-i esîri mel'ân eylediler. Her mâddede garaz ber-taraf olup, rüşvet ü bertîle meyl olunmadığı hâlde, o mâddenin kāyimi olan şahsa iʿânet-i Hakk ve teveccüh-i halk derkâr ve umûrunda teshîlât-ı Rabbâniyye zuhûr edegeldiği mücerreb-i erbâb-ı iʿtibârdır. Mîr-i müşârun ileyhin ʿiffet [Ü4 253a] ü nezâheti bi't-tecribe maʿlûm-ı kâr-âzmûdegân-ı zemân ve maʿarret-i irtikâbdan dâmen-çîn-i nefret olduğu, tahkīk-kerde-i erbâb-ı dikkat ü izʿân olup, hemm ü kasdı dahi terfîh-i ʿibâd ile Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd'a celb-i duʿâ ve tahsîl-i senâ olmağla, inşâ'allâhü Teʿâlâ umûrunda\nmuvaffak ve 'umûm nâsın hakkında hüsn-i tefe'ül eyledikleri hüsn-i hidemât muhakkak olacağı zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i müteceddide hükmüne duhûl eden Françe Devleti'nde ikdâm-ı tâmm ile kesb-i imtiyâz ve Baş Konsolosluk şiʿârı ile defʿ-i muʿârız u enbâz eden Bonaparta, her taraf ile musâlahada tavâyif-i askerî râhata varmak ve giderek miyânelerinde bir fitne hudûsuyla ihlâkine saʿy olunmak sûretlerini dâyimâ tefekkür edüp, İngilizlü ile münʿakıd olan musâlahanın istikmâl-i şurûtu kavlen icrâ olunamayup, fiʿlen icrâsı lâzım geldiğini işâʿa vü beyân ve defʿaten yüz bin kadar Françe askerini İngiliz Cezîresi'ne ihrâc niyyeti ile izhâr-ı tafra vü 'unvân etmekle, bu takrîb her tarafa mübâşirler tesbîl ve reʿâyâdan katʿî çok mâl tahsîl ve sagīr u kebîr vâfir zevrakçeler inşâ ve bir ân akdem tekmîli zımnında bu maslahat-ı garîbeye me'mûr olanları igrâ etdiyse dahi, farz-ı muhâl ile ol mikdâr asker, İngiltere Adası'na ihrâc olunmuş pür-sâz u seleb, niçe yüz bin asker-i müretteb ile meşhûn ve dâyimâ hasmın hâlinden 'adem-i gaflet ile müntehiz-i fursat-ı gûnâ-gûn olan kavm-i ʿazîm miyânında ol mikdâr asker telef ve imdâdın imkânı ise ber-tarafdır olduğunu Françelü'nün ser-âmedleri miyânelerinde hufyeten tezekkür [Ü4 253b] ve bu fiʿl-i garîb itlâf-ı mâl ve ifnây-ı ricâlden gayri bir şey' ifâde etmeyeceğini tefekkür etmeleriyle, giderek bu haber Bonaparta'nın gûş-zed-i tahkīkı olup, fesâd-ı mizâc-ı askerî endîşesi merkūmu endâhte-i halâb-ı ıztırâb ve bu 'amelin icrâsını sene-i âtiyeye tevkīf lâzım geldiğini, lâzım gelanlere işrâb etdikden sonra, İtalya'ya vâfir asker irsâl ve kâr-fermâyân-ı Devlet-i ʿaliyye'yi dahi müşevveşü'l-bâl edüp, bu hareketlerden merâmı ne olduğu mechûl ve fikr ü endîşesini hârice ihrâc tâkat-güzâr-ı erbâb-ı 'ukūl olup, hemân mânend-i kelb-i ʿakūr her tarafa ilkāy-ı şerr ü şûr ve her devleti bir nevʿ sanîʿa-i şeytâniyye ile şübheye ilkā ve askerî tâyifesini dahi bir mahalde tutmayup, birer behâne ile hudûdlara doğru sevk ile hezâr melʿanet icrâ eylediğinden, iyâb ü zehâbda reʿâyâ garâmet-i mâliyyeye giriftâr ve bâ-husûs imdâdât-ı seferiyye nâmıyla tüccâr ve zî-mâl olanlar ifrâğ-ı hemyân-ı iktidâr edüp, mezbûrun helâkine ʿan-samîmi'l-kalb hâst-kâr oldular ise dahi, gāyet hazm ü ihtiyât üzere olduğundan fazla, maskat-ı re'si olan mahalden birkaç bin muʿtemed asker tertîb edüp, leylen ve nehâran bir kalʿa-i âhen-sûr içinde mestûr gibi olup, tâliʿi dahi yâver ve kuvve-i istidrâcı füzûn-ter olup, şöyle ki, bir defʿa yolda gider iken, husamâsı hintovunu tutuşdurup, nısf derecesi muhterik olmuşiken, reh-yâb-ı halâs\nolduğundan başka, bu defʿa dahi zevâline küllî tedârük görülmüşiken, fi'l-hâl intikāl ve vâfir kimseyi istîsâlden başka, âb-rûy-i askerî olan “Meravî\" nâm Ceneral'i [Ü4 254a] bu töhmet ile habs ü iʿtikāl ve ceneral-i mersûm kavmi beyninde gāyet muʿteber ve iʿmâl-i askerde hüner-ver olduğundan, henûz iʿdâmına cesâret edemediği mukarrer ve Bonaparta hakkında Françe kavminin gayz u ʿadâveti yevmen-fe-yevmen teceddüd ve sâlik olduğu tarîkden cümlesi izhâr-ı ʿacz ile âteş-i ʿadâvetleri tevakkud edüp, zevâl-i vücûdu zımnında birkaç defʿa tertîb etdikleri kazıyye netîce-pezîr-i husûl olmadıysa dahi, idmân cihetiyle bu fiʿli icrâdan fâriğ olmayup, beher hâl bir nevʿ şebeke-i ihtiyâl ile merkūmu ıstıyâd ve ʿumûm nâsı mazarratından tahlîs, müteyakkın-ı erbâb-ı ictihâddır.",
          "caption": "Havâdisât-ı Avrupa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_889.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Havâdisât-ı Avrupa",
          "text": "Devlet-i müteceddide hükmüne duhûl eden Françe Devleti'nde ikdâm-ı tâmm ile kesb-i imtiyâz ve Baş Konsolosluk şiʿârı ile defʿ-i muʿârız u enbâz eden Bonaparta, her taraf ile musâlahada tavâyif-i askerî râhata varmak ve giderek miyânelerinde bir fitne hudûsuyla ihlâkine saʿy olunmak sûretlerini dâyimâ tefekkür edüp, İngilizlü ile münʿakıd olan musâlahanın istikmâl-i şurûtu kavlen icrâ olunamayup, fiʿlen icrâsı lâzım geldiğini işâʿa vü beyân ve defʿaten yüz bin kadar Françe askerini İngiliz Cezîresi'ne ihrâc niyyeti ile izhâr-ı tafra vü 'unvân etmekle, bu takrîb her tarafa mübâşirler tesbîl ve reʿâyâdan katʿî çok mâl tahsîl ve sagīr u kebîr vâfir zevrakçeler inşâ ve bir ân akdem tekmîli zımnında bu maslahat-ı garîbeye me'mûr olanları igrâ etdiyse dahi, farz-ı muhâl ile ol mikdâr asker, İngiltere Adası'na ihrâc olunmuş pür-sâz u seleb, niçe yüz bin asker-i müretteb ile meşhûn ve dâyimâ hasmın hâlinden 'adem-i gaflet ile müntehiz-i fursat-ı gûnâ-gûn olan kavm-i ʿazîm miyânında ol mikdâr asker telef ve imdâdın imkânı ise ber-tarafdır olduğunu Françelü'nün ser-âmedleri miyânelerinde hufyeten tezekkür [Ü4 253b] ve bu fiʿl-i garîb itlâf-ı mâl ve ifnây-ı ricâlden gayri bir şey' ifâde etmeyeceğini tefekkür etmeleriyle, giderek bu haber Bonaparta'nın gûş-zed-i tahkīkı olup, fesâd-ı mizâc-ı askerî endîşesi merkūmu endâhte-i halâb-ı ıztırâb ve bu 'amelin icrâsını sene-i âtiyeye tevkīf lâzım geldiğini, lâzım gelanlere işrâb etdikden sonra, İtalya'ya vâfir asker irsâl ve kâr-fermâyân-ı Devlet-i ʿaliyye'yi dahi müşevveşü'l-bâl edüp, bu hareketlerden merâmı ne olduğu mechûl ve fikr ü endîşesini hârice ihrâc tâkat-güzâr-ı erbâb-ı 'ukūl olup, hemân mânend-i kelb-i ʿakūr her tarafa ilkāy-ı şerr ü şûr ve her devleti bir nevʿ sanîʿa-i şeytâniyye ile şübheye ilkā ve askerî tâyifesini dahi bir mahalde tutmayup, birer behâne ile hudûdlara doğru sevk ile hezâr melʿanet icrâ eylediğinden, iyâb ü zehâbda reʿâyâ garâmet-i mâliyyeye giriftâr ve bâ-husûs imdâdât-ı seferiyye nâmıyla tüccâr ve zî-mâl olanlar ifrâğ-ı hemyân-ı iktidâr edüp, mezbûrun helâkine ʿan-samîmi'l-kalb hâst-kâr oldular ise dahi, gāyet hazm ü ihtiyât üzere olduğundan fazla, maskat-ı re'si olan mahalden birkaç bin muʿtemed asker tertîb edüp, leylen ve nehâran bir kalʿa-i âhen-sûr içinde mestûr gibi olup, tâliʿi dahi yâver ve kuvve-i istidrâcı füzûn-ter olup, şöyle ki, bir defʿa yolda gider iken, husamâsı hintovunu tutuşdurup, nısf derecesi muhterik olmuşiken, reh-yâb-ı halâs\nolduğundan başka, bu defʿa dahi zevâline küllî tedârük görülmüşiken, fi'l-hâl intikāl ve vâfir kimseyi istîsâlden başka, âb-rûy-i askerî olan “Meravî\" nâm Ceneral'i [Ü4 254a] bu töhmet ile habs ü iʿtikāl ve ceneral-i mersûm kavmi beyninde gāyet muʿteber ve iʿmâl-i askerde hüner-ver olduğundan, henûz iʿdâmına cesâret edemediği mukarrer ve Bonaparta hakkında Françe kavminin gayz u ʿadâveti yevmen-fe-yevmen teceddüd ve sâlik olduğu tarîkden cümlesi izhâr-ı ʿacz ile âteş-i ʿadâvetleri tevakkud edüp, zevâl-i vücûdu zımnında birkaç defʿa tertîb etdikleri kazıyye netîce-pezîr-i husûl olmadıysa dahi, idmân cihetiyle bu fiʿli icrâdan fâriğ olmayup, beher hâl bir nevʿ şebeke-i ihtiyâl ile merkūmu ıstıyâd ve ʿumûm nâsı mazarratından tahlîs, müteyakkın-ı erbâb-ı ictihâddır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhimânın Hubûbât Hazînesi'ne zararı mûcib baʿzı tasarrufâtları karʿ-ı semʿ-i hümâyûn ve bu vazʿ-ı nâ-hemvâr giderek iğbirâr-ı Şâhâne'yi efzûn edüp, Hasan Efendi dahi selefleri isrine iktifâ ve mürg-i gürisne gibi iltikāt-ı habb-ı hutâm-ı dünyâ edüp, zarar-ı mezkûr yüz bin guruşa bâliğ olduğundan, altmış bin guruş ʿAtıf Efendi'den ve yirmi beş bin guruş es-Seyyid Mehmed Efendi'den ve on beş bin guruş Hasan Efendi'den istirdâd ve yalnız Hasan Efendi Burusa'ya nefy ü ibʿâd olunmuşidi. ʿAtıf Efendi ol mikdâr meblağı edâda ʿâciz u muztarr olduğu maʿlûm-ı hazret-i Sadr-ı muvakkar olup, Rikâb günü otuz bin guruşu ʿafv ü ihsân olunmak bâbında niyâz u istirhâm ve recâsı karîn-i hayyiz-i kabûl olarak, mûmâ ileyh mazhar-ı lutf-ı Şehriyâr-ı [Ü4 254b] enâm olup, çok geçmeden Hasan Efendi hakkında dahi istiʿtâf ve kayd-ı nefyden istihlâs ve Âsitâne'ye ʿavd ü insırâf üzere olup, ʿummâl ve hükkâma bu hükm-i belîğ, sebeb-i gûşmâl ü takrî ve her şahıs meʾmûr olduğu hıdmet-i hatîrede kemâl-i istikāmet üzere hareket etmek tenbîhini zımnen îmâ ile o makūleleri tahvîf ü tevrîʿ eyledi. Umûr-ı ʿizâm-ı düvele hâyiz olan zevâta zelk-ı kademi mûcib olur mevâzıʿ-ı töhmetden dâmen-çîn-i teʿaffüf olmak selâmet-i dâreynini müstelzim olup, emr-i şenîʿ-i teseyyübden nefsini vikāye ve dâyimâ nakd-i sadâkati reʾsü'l-mâl ü sermâye edüp, umûrunu âhara sipâriş ile kesb-i âsâyiş ü râhat ve dahl ü harcına ʿadem-i mübâlât ile ihtiyâr-ı rakdet-i gaflet edenler ʿâkıbet-i kâr dest-i saht-ı rûzgârdan darb-ı tabançe-i teʾdîb ile müteʾessir ve meşrebü'l-ʿazb-i\nzindegânîleri envâʿ-ı âlâm ile mütekeddir olacağı zâhirdir. Devlet-i ʿaliyye'nin emvâli eyâdî-yi emânet-kârân ve ʿummâlde zâyiʿ olmayup, yâ muʿaccelen yâ müʿeccelen dâhil-i Dârü'l-hazâne-i Pâdişâhî olacağı zâhirdir. Râgıb Paşa merhûmun Mühürdârı Nüzhet Efendi'yi evrâka dâ'ir baʿzı su'âl ü cevâb içün Sadr-ı vakt bulunan Hamza Hâmid Paşa ihzâr edüp, Sadr-ı mezkûra şurûʿdan mukaddem bi'l-bedâhe: “Kulunuzda merhûmun mukaffel bir sandûkadan gayri bir şey yokdur” deyü hılf ü sevgende başladıkda: “Var getür!” deyü yanına âdemler taʿyîn ve derûnunda vâfir emvâl çıkdığı kendü lisânından istimâʿ olunmuşdur. Kapucu-başılardan biri Anadolu'dan [Ü4 255a] tahsîl-i mâl edüp, mavna ile Üsküdar'dan Âsitâne'ye murûr eder iken, vasat-ı bahra geldikde, bir âdemîsine hitâb ve: “Mîrînin mâlı batmaz” deyü beyne'n-nâs şuyûʿ bulup: “Şu akçaların bir dengini deryâya ilkā eyle bakalım, batar mı?\" dedikde, şahs-ı mezbûr fi'l-hâl emrine imtisâl etdikde, o cism-i sakīl der-ʿakab kaʿr-ı deryâda karâr ve kemâl-i humk u belâdeti olan Kapucu-başı netf-i rîş-i nedâmet ile bî-ihtiyâr olup, Âsitâne'ye vürûdunda nâkıs olan meblağ Baş-bâkī Kulu mahbesinde merkūmdan tahsîl ve: “Mâl-ı mîrî batmaz” dedikleri bu maʿnâya mahmûl olduğunu bîçâre tefehhüm ile nefsini telvîm ü tezlîl eder imiş.\nʿUmmâl ve hükkâmdan Beytü'l-mâl'ı izrâr ve mâ-bihi'z-zarar olan emvâli nefsine tahsîs eden yâdigârların müsâderesi câyiz olduğu Fetevây-ı Tatârhâniyye'de mastûrdur. Kibâr-ı ashâb-ı güzînden Hâlid bin Velîd hazretleri hılâfet-i hazret-i Sıddîk'da ʿIrâk ve Şâm taraflarında Serʿasker bulunup, dîn-i mübîne sebkat eden hidmeti ve baʿzı meʿârikde zâhir olan fart-ı şecâʿati maʿlûm iken, Fârûk-ı aʿzâm gününde Serʿaskerlik'den ʿazl ve ʿAşere-i mübeşşere'den Ebû ʿUbeyde bin el-Cerrâh hazretleri, yerine vasl olunup, Hâlid hazretlerinin iktisâb-ı mâl-i firâvân eylediği ictihâdıyla, nısf-ı mâlı müsâdere olunmak fermân olunup, fi'l-hâl emr-i Halîfe'ye ittibâʿ ve nısf-ı mâlı intizâʿ olunup, hattâ naʿlinin biri ahz ve dîgeri terk olunduğu kütüb-i Siyer ü Megāzî'de mastûrdur. Kibâr-ı ashâbdan Muʿâz bin Cebel, Bahreyn'de ʿÂmil [Ü4 255b] olup, baʿde'l-ʿazl Dîvân-ı Fârûk-ı aʿzam'a duhûl edüp, başında girân kıymet bir destâr olmağla: “Şu destâr sana ne mahalden vâsıl oldu?” deyü su'âl buyurduklarında: “Bahreyn ehâlîsi bana ihdâ etdiler\" dedikde: \"Sen ʿÂmil olmayup, maʿzûlen Bahreyn'e ʿazîmet eylesen, ehâlî sana şu destârı ihdâ ederler miydi?\" deyü su'âl\nbuyurduklarında: “Hayır. Etmezler idi” dedikde, zikr olunan destârı başından nezʿ ve Beytü'l-mâl'a vazʿ eylediği meşhûrdur. Bu mehâlike vugūl ü iktihâm ve “Hel min mezîd?” mesleğini iltizâm, bâʿis-i tereffüh ü tezeyyün olan hubb-i mâl ü câhdan münbaʿis bir emr-i mevhûmü'd-devâm olup, mûris-i züll ü hevân ve belki baʿzan sebeb-i ziyâʿ-ı cân olan nekāyıs-ı tamaʿ u hırsdan âzâde ve hân-ı mütenevviʿu'l-elvân-ı “Nahnu kasemnâ” dan hissesine ʿâyid olan rızk-ı mefrûza rızâ-dâde olup, “mâ-lâ büdde minh\"in gayrisinden tavr-ı ʿiffet ihtiyâr ve mahzûr-ı şerʿî olan itlâf ü isrâfdan ictinâb ile meslek-i iktisâda zâhib olanlar, ʿizz ü ikbâl-i pâydâr ile kâm-kâr olageldikleri tecribet-güzâr-ı târîh-şinâsân-ı rüzgârdır. Nazm: \n\n Sil'u'l-metâʿimi le-ünfikat fe-inne men \n Tereke'l-metâmiʿa erbehu metcerâ \n Nâlellezî tereke'l-metâmiʿa halfehû \n ʿAyne'l-hayâti ve fâteti'l-İskenderâ",
          "caption": "Keyfiyyet-i ʿAtıf Efendi ve es-Seyyid Mehmed Efendi ve nefy ü ıtlâk-ı Hasan Efendi Nâzır-ı Hubûbât-ı sâbıkā",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_890.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "Keyfiyyet-i ʿAtıf Efendi ve es-Seyyid Mehmed Efendi ve nefy ü ıtlâk-ı Hasan Efendi Nâzır-ı Hubûbât-ı sâbıkā",
          "text": "Mûmâ ileyhimânın Hubûbât Hazînesi'ne zararı mûcib baʿzı tasarrufâtları karʿ-ı semʿ-i hümâyûn ve bu vazʿ-ı nâ-hemvâr giderek iğbirâr-ı Şâhâne'yi efzûn edüp, Hasan Efendi dahi selefleri isrine iktifâ ve mürg-i gürisne gibi iltikāt-ı habb-ı hutâm-ı dünyâ edüp, zarar-ı mezkûr yüz bin guruşa bâliğ olduğundan, altmış bin guruş ʿAtıf Efendi'den ve yirmi beş bin guruş es-Seyyid Mehmed Efendi'den ve on beş bin guruş Hasan Efendi'den istirdâd ve yalnız Hasan Efendi Burusa'ya nefy ü ibʿâd olunmuşidi. ʿAtıf Efendi ol mikdâr meblağı edâda ʿâciz u muztarr olduğu maʿlûm-ı hazret-i Sadr-ı muvakkar olup, Rikâb günü otuz bin guruşu ʿafv ü ihsân olunmak bâbında niyâz u istirhâm ve recâsı karîn-i hayyiz-i kabûl olarak, mûmâ ileyh mazhar-ı lutf-ı Şehriyâr-ı [Ü4 254b] enâm olup, çok geçmeden Hasan Efendi hakkında dahi istiʿtâf ve kayd-ı nefyden istihlâs ve Âsitâne'ye ʿavd ü insırâf üzere olup, ʿummâl ve hükkâma bu hükm-i belîğ, sebeb-i gûşmâl ü takrî ve her şahıs meʾmûr olduğu hıdmet-i hatîrede kemâl-i istikāmet üzere hareket etmek tenbîhini zımnen îmâ ile o makūleleri tahvîf ü tevrîʿ eyledi. Umûr-ı ʿizâm-ı düvele hâyiz olan zevâta zelk-ı kademi mûcib olur mevâzıʿ-ı töhmetden dâmen-çîn-i teʿaffüf olmak selâmet-i dâreynini müstelzim olup, emr-i şenîʿ-i teseyyübden nefsini vikāye ve dâyimâ nakd-i sadâkati reʾsü'l-mâl ü sermâye edüp, umûrunu âhara sipâriş ile kesb-i âsâyiş ü râhat ve dahl ü harcına ʿadem-i mübâlât ile ihtiyâr-ı rakdet-i gaflet edenler ʿâkıbet-i kâr dest-i saht-ı rûzgârdan darb-ı tabançe-i teʾdîb ile müteʾessir ve meşrebü'l-ʿazb-i\nzindegânîleri envâʿ-ı âlâm ile mütekeddir olacağı zâhirdir. Devlet-i ʿaliyye'nin emvâli eyâdî-yi emânet-kârân ve ʿummâlde zâyiʿ olmayup, yâ muʿaccelen yâ müʿeccelen dâhil-i Dârü'l-hazâne-i Pâdişâhî olacağı zâhirdir. Râgıb Paşa merhûmun Mühürdârı Nüzhet Efendi'yi evrâka dâ'ir baʿzı su'âl ü cevâb içün Sadr-ı vakt bulunan Hamza Hâmid Paşa ihzâr edüp, Sadr-ı mezkûra şurûʿdan mukaddem bi'l-bedâhe: “Kulunuzda merhûmun mukaffel bir sandûkadan gayri bir şey yokdur” deyü hılf ü sevgende başladıkda: “Var getür!” deyü yanına âdemler taʿyîn ve derûnunda vâfir emvâl çıkdığı kendü lisânından istimâʿ olunmuşdur. Kapucu-başılardan biri Anadolu'dan [Ü4 255a] tahsîl-i mâl edüp, mavna ile Üsküdar'dan Âsitâne'ye murûr eder iken, vasat-ı bahra geldikde, bir âdemîsine hitâb ve: “Mîrînin mâlı batmaz” deyü beyne'n-nâs şuyûʿ bulup: “Şu akçaların bir dengini deryâya ilkā eyle bakalım, batar mı?\" dedikde, şahs-ı mezbûr fi'l-hâl emrine imtisâl etdikde, o cism-i sakīl der-ʿakab kaʿr-ı deryâda karâr ve kemâl-i humk u belâdeti olan Kapucu-başı netf-i rîş-i nedâmet ile bî-ihtiyâr olup, Âsitâne'ye vürûdunda nâkıs olan meblağ Baş-bâkī Kulu mahbesinde merkūmdan tahsîl ve: “Mâl-ı mîrî batmaz” dedikleri bu maʿnâya mahmûl olduğunu bîçâre tefehhüm ile nefsini telvîm ü tezlîl eder imiş.\nʿUmmâl ve hükkâmdan Beytü'l-mâl'ı izrâr ve mâ-bihi'z-zarar olan emvâli nefsine tahsîs eden yâdigârların müsâderesi câyiz olduğu Fetevây-ı Tatârhâniyye'de mastûrdur. Kibâr-ı ashâb-ı güzînden Hâlid bin Velîd hazretleri hılâfet-i hazret-i Sıddîk'da ʿIrâk ve Şâm taraflarında Serʿasker bulunup, dîn-i mübîne sebkat eden hidmeti ve baʿzı meʿârikde zâhir olan fart-ı şecâʿati maʿlûm iken, Fârûk-ı aʿzâm gününde Serʿaskerlik'den ʿazl ve ʿAşere-i mübeşşere'den Ebû ʿUbeyde bin el-Cerrâh hazretleri, yerine vasl olunup, Hâlid hazretlerinin iktisâb-ı mâl-i firâvân eylediği ictihâdıyla, nısf-ı mâlı müsâdere olunmak fermân olunup, fi'l-hâl emr-i Halîfe'ye ittibâʿ ve nısf-ı mâlı intizâʿ olunup, hattâ naʿlinin biri ahz ve dîgeri terk olunduğu kütüb-i Siyer ü Megāzî'de mastûrdur. Kibâr-ı ashâbdan Muʿâz bin Cebel, Bahreyn'de ʿÂmil [Ü4 255b] olup, baʿde'l-ʿazl Dîvân-ı Fârûk-ı aʿzam'a duhûl edüp, başında girân kıymet bir destâr olmağla: “Şu destâr sana ne mahalden vâsıl oldu?” deyü su'âl buyurduklarında: “Bahreyn ehâlîsi bana ihdâ etdiler\" dedikde: \"Sen ʿÂmil olmayup, maʿzûlen Bahreyn'e ʿazîmet eylesen, ehâlî sana şu destârı ihdâ ederler miydi?\" deyü su'âl\nbuyurduklarında: “Hayır. Etmezler idi” dedikde, zikr olunan destârı başından nezʿ ve Beytü'l-mâl'a vazʿ eylediği meşhûrdur. Bu mehâlike vugūl ü iktihâm ve “Hel min mezîd?” mesleğini iltizâm, bâʿis-i tereffüh ü tezeyyün olan hubb-i mâl ü câhdan münbaʿis bir emr-i mevhûmü'd-devâm olup, mûris-i züll ü hevân ve belki baʿzan sebeb-i ziyâʿ-ı cân olan nekāyıs-ı tamaʿ u hırsdan âzâde ve hân-ı mütenevviʿu'l-elvân-ı “Nahnu kasemnâ” dan hissesine ʿâyid olan rızk-ı mefrûza rızâ-dâde olup, “mâ-lâ büdde minh\"in gayrisinden tavr-ı ʿiffet ihtiyâr ve mahzûr-ı şerʿî olan itlâf ü isrâfdan ictinâb ile meslek-i iktisâda zâhib olanlar, ʿizz ü ikbâl-i pâydâr ile kâm-kâr olageldikleri tecribet-güzâr-ı târîh-şinâsân-ı rüzgârdır. Nazm: \n\n Sil'u'l-metâʿimi le-ünfikat fe-inne men \n Tereke'l-metâmiʿa erbehu metcerâ \n Nâlellezî tereke'l-metâmiʿa halfehû \n ʿAyne'l-hayâti ve fâteti'l-İskenderâ"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mısır Vâlîsi olan Vezîr ʿAli Paşa İskenderiyye'ye vardıkda, Mısır'da kâyin fi'e-i mütegallibenin ahad-i tarafeynini bi'l-iʿtimâd iltizâm ile tarafına müncezib etmek lâzım-ı haslet-i kâr-âgâhî vü reviyyet iken, gâh ümerâ dedikleri haveneye ve gâh Arnabud sergerdelerine izhâr-ı meyl ü rükûn ve bu muʿâmele-i nâ-ber-câ tarafeyne bâʿis-i vesvese-i derûn olmuşidi. Cânib-i Hicâz'ın ihtilâli hasebiyle o taraf-ı bâhirü'ş-şerefin tesviye-i umûru cânib-i Mısır'a tevakkuf edüp, ümerânın bi-hasebi'z-zarûre cünhaları dâmen-i ʿafv ile mestûr\nve baʿzı şurût inʿikādıyla kutr-ı mezkûrdan defʿ-i fesâd-ı şürûr kılınmak kasd u ʿazîmeti kulûb-ı erkân-ı devlete hutûr etmekden nâşî, bâlâda beyân olunduğu vech üzere mâdde-i ʿafv müşârun ileyhe iʿlân ve hifz-ı nüfûzu zımnında bu maslahat maʿrifetiyle nizâm-pezîr olmak istihsân olunup, ol bâbda lâzım gelan emr-i ʿâlî-şân tarafına irsâl olunduysa dahi, ümerânın sû'-i niyyetlerine vukūf ile irâde-i devlete gerden-bend-i inkıyâd olmayacağlarını ictihâd ve kuvve-i kāhire-i Saltanat ile Mısır'a duhûl ʿazîmetini pîş-nihâd-ı istiʿdâd etmek maglatasıyla imrâr-ı zemân ve bu dakīka ümerâ ve Arnabud tâ'ifesinin cümle-i mahsûsâtlarından olmağla, miyânelerinde rüsül ü resâyil cereyân eyleyerek, tarafeyn zâhir-i hâlde yek-dîgerden kesb-i emniyyet ü itmi'nân ve iki taraf hıkd u garazların [Ü4 256b] endâhte-i zîr-i kelîm-i kitmân eyleyüp, bu hâl ile müşârun ileyh [V 115b] İskenderiyye'den rıhlet ve Mısır'a doğru tahrîk-i râyet-i ʿazîmet etmişidi. Dâyiresinde olan kesret, hasım tarafına bâʿis-i dehşet ve rekîz-i zamîrleri olan fesâdın icrâsına perde-keş-i mümânaʿat olmak iʿtikādıyla, Mısır'a tekarrübünde ümerâ dedikleri süfehâ ve sâyir erâzil-i asker baʿzı behâne îrâd ve tefrîk-ı asker kazıyyesini igrâ ve sebükbâr Mısır'a duhûlünü ʿarz u inhâ etmeleriyle, muzâyaka-i mekân ve ʿadem-i müsâʿade-i vakt ü zemân iktizâsıyla re'y ü irâdelerine mümâşâtdan gayri çâre kalmamağla, askerini terk ü mugādere ʿakabinde tarafeyne irsâl eylediği mekâtîb-i mütehâlifü'l-esâlîbin mefhûmâtını îmâ ile cihet-i emniyyetleri mesdûd ve Devlet-i ʿaliyye'den Mısr-ı Kāhire'ye âhar bir Vezîr'in kudûmu iltimâsında olacağlarını ifâde ile havâss-ı etbâʿ, yaʿnî cemʿ-i maʿdûd ile Gazze semtine teveccühünü âverde-i zebân-ı mekr-endûd eylediler.\n\nMüşârun ileyh zaʿf-ı re'y ve fiyâlet-i tedbîr sebebi ile iki fırkanın birini ele alamayup, temhîd etdiği kazâyây-ı ʿakīmü'l-intâc, fırkateyni ittihâd u muvâfakata muhtâc eylediğini tahkīk u îkān ve üzerine havâle olunan cellâdân-ı bî-emân ile Gazze tarafına eşk-rîz-i nedâmet ü hasret olarak ʿatf-ı ʿinân eyledi. Belbîs'e vürûdunda, müşârun ileyhi taʿlîm-i ümerâ ile zikr olunan havene, küşte-i şemşîr-i gadr u hayf ve maʿiyyetinde bulunan bî-günâh u mazlûmlara dahi sell-i seyf eyleyerek, cümlesini ihlâk ve sâkin-i hâk eylediler.\n\nBu haber-i [Ü4 257a] pür-vahşet, resîde-i sâmiʿa-i [V 116a] devlet oldukda, Cezzâr Ahmed Paşa'ya Mısır'ın tevcîhi, müstasveb-i müşîr ü müsteşîr ve hatt-ı hümâyûn ile maʿnûn emr-i ʿâlî-şân tarafına tesyîr olunup, nizâm-ı memleket, süpürde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınmışidi. Müşârun ileyh tıynet-i asliyye ve ʿâdet-i dîrînesi üzere me'mûr olduğu maslahat-ı mühimmenin temşiyetini şurûʿ etmeyüp, o hılâlde marîz u bîmâr ve fikdân-ı şuʿûr ile âmâde-i\nterk-i kâr ü bâr olduğu dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ-i sıgār u kibâr olup, erkân-ı devlet bu hâletden müteʾessir ve zuhûrât-ı gaybiyyeye muntazır olmuşlar idi. Nazm: \n\n ʿAsâ ferahun yeʾtî bihillâhü innehû \n Lehû külle yevmin fî-halîkatihî emrün \n\n mefhûmunca cenâb-ı Perverdigâr bu ʿukde-i düşvârgüzârı ʿinâyet-i ezeliyyesi ile tahlîl ve re'y ü tedbîrde ʿacz-âver-i hayret olan erkân-ı Saltanat'ı hücûm-ı efkâr-ı dil-hırâşdan tahlîs ile bu hatb-ı cesîmi teshîl edüp, tafsîli bu ki, ʿAli Paşa'nın vakʿa-i hâyilesinde tâ'ife-i Arnabud'un medhali olmadığından gayri, bir Vezîr-i ʿâlî-şân'ın defiyle kanâʿat etmeyüp, etbâʿ-ı mahsûsasıyla istîsâli kendülere gāyet girân geldiği ve kavm-i mezkûrun Rumeli câniblerinde ʿalâka-i külliyyeleri olmakdan nâşî, vukūʿ bulan keyfiyyet-i muvahhişede iştirâk maʿnâları zihne mütebâdir ve kendü nefislerine ve hîş ü tebârlarına muʿâhaze ve kahr-ı Saltanat-ı seniyye derkâr olacağından müsteşʿir olmalarıyla, havf u vesveseleri resîde-i hayyiz-i gāyet ve bu mâddeden tebriye-i zimmet ve tebeʿât-ı sâbıkalarını ilgāya niyyet ile Devlet-i ʿaliyye'ye bir hıdmet etmek [V 116b] tasavvuru miyânelerinde [Ü4 257b] hufyeten karâr-gîr-i temşiyet olup, ʿale'l-gafle ümerây-ı Mısır'ı mahall-be-mahall hasr u muzâyaka ile āgāz-ı hengâme-i ceng ü cedel eylediler. Ümerâ ve hevâdârlarında kesret olmadığı zâhir ise dahi, birkaç sâʿat hareket-i mezbûha sûretinde tehaffuz-ı nefs dâʿiyyelerine düşüp, ʿâkıbetü'l-emr sebâtları vehn ü tezelzüle münkalib ve esve'-i hâl ile deşt ü sahrâya hârib ve hîn-i maʿrekede vâfir âdemleri küşte-i seyf-i bâtir ve haklarında intikām-ı İlâhî hâletleri zâhir oldu. Vukūʿ bulan keyfiyyeti fi'l-hâl İskenderiyye Muhâfızı Hurşîd Paşa'ya ifhâm ve vüsûk u iʿtimâd verdikden sonra, ʿacâleten Mısır'a kudûmunu iʿlâm eylediler. Paşa-yı mûmâ ileyhin Arnabud sergerdeleriyle ʿan-asl muhâberesi olup, ahadühümâ âhardan emîn ve miyânelerinde kirâren ve mirâren sebk-ı yemîn etdiğinden, der-ân-sâʿat Mısır'a teveccüh ü ʿazîmet ve lede'l-vusûl serân-ı leşker ve belki cümle asker istikbâline sürʿat ile Mısır'a idhâl ve zimâm-ı hall ü ʿakd-i umûr-ı memleketi yedine teslîm ile Devlet-i ʿaliyye'ye tebyîn-i serîre-i hâl eylediklerinden gayri, Paşa-yı mûmâ ileyhi tevliyet-i Mısır'a her vechile lâyık görüp, ol bâbda\nʻarz u mahzar irsâl eylediler. Ümerânın bakıyyetü's-süyûfları kahren Mısır'ı terk ve Saʻîd tarafına intişârları ve Arnabudlar'ın tebri’e-i zimmet ile civân-merdâne izhâr etdikleri hıdmet, teshîlât-ı İlâhiyye kabîlinden olup, bast etdikleri aʻzâr, hüsn-i kabûle makrûn ve niyâzları şâyân-ı müsâʿade-i hümâyûn [V 117a] olup, Mısr-ı Kāhire Rütbe-i vâlâ-yı [Ü4 258a] Vezâret'le Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh ve Vâlî-yi sâbık Vezîr Husrev Paşa hakkında dahi, o tarafdan istirhâm ve dâyiresine nizâm vermek içün Mısır Hazînesi'nden elli kîse iʻtâ olunup, Rodos'a doğru tesyîr ve ibkāy-ı Vezâret'iyle bir mansıb ihsân olunması niyâz u tahrîr olunmuş idi. Fi'l-hakīka Vezîr-i müşârun ileyh felâket-zede vü mağdûr ve şâyeste-i merhamet-i Şehriyâr-ı mekârim-nüşûr olmağla, ʻavâtıf-ı ʻaliyye-i Mülûkâne'den Vezâret'i ibkā ve Diyarbekir Eyâleti ile necm-i tîre-i bahtı pür-ziyâ kılındı. Müteveffâ ʻAli Paşa, Tunus memleketinde kâr-fermâ iken, iddiʻây-ı ʻakl u şuʿûr ile Tunus halkını bî-huzûr edüp, ʻâkıbet kelânterân-ı memleket istîsâlini kasd u niyyet ve bu dakīkaya vukūf ile cânib-i Mısır'a firâr u ʻazîmet edüp, tabʿında kâyin olan fesâd sebebi ile Ümm-i dünyâ'yı bu defʿa âverde-i dest-i tasarruf etmek lâzım gelse idi, irâde-i Devlet-i ʻaliyye'ye siper-keş-i mümânaʻat ve istiklâl-i re’y ile hod-be-hod icrây-ı hükûmet ve giderek bi't-tedrîc halʿ-i ribka-i itâʻat etmek ihtimâlât-ı ʻakliyyeden olduğuna nazaran, sahîfe-i cihândan tîşe-i kazâ ile bi't-tabʿ ismi mahkûk olmak, fevâyid-i devletden maʻdûd olduğu vâreste-i kayd-ı zunûn u şükûkdur.",
          "caption": "[V 115a] Bekāyây-ı vekāyiʿ-i în-sâl, Zikr-i maktûlî-yi ʿAli Paşa ve tevcîh-i Eyâlet-i Mısır be-Cezzâr Ahmed Paşa ve fevt-i û ve tevcîh-i eyâlet-i mezkûre be-Hûrşîd Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_891.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1218"
        },
        "text": {
          "headline": "[V 115a] Bekāyây-ı vekāyiʿ-i în-sâl, Zikr-i maktûlî-yi ʿAli Paşa ve tevcîh-i Eyâlet-i Mısır be-Cezzâr Ahmed Paşa ve fevt-i û ve tevcîh-i eyâlet-i mezkûre be-Hûrşîd Paşa",
          "text": "Mısır Vâlîsi olan Vezîr ʿAli Paşa İskenderiyye'ye vardıkda, Mısır'da kâyin fi'e-i mütegallibenin ahad-i tarafeynini bi'l-iʿtimâd iltizâm ile tarafına müncezib etmek lâzım-ı haslet-i kâr-âgâhî vü reviyyet iken, gâh ümerâ dedikleri haveneye ve gâh Arnabud sergerdelerine izhâr-ı meyl ü rükûn ve bu muʿâmele-i nâ-ber-câ tarafeyne bâʿis-i vesvese-i derûn olmuşidi. Cânib-i Hicâz'ın ihtilâli hasebiyle o taraf-ı bâhirü'ş-şerefin tesviye-i umûru cânib-i Mısır'a tevakkuf edüp, ümerânın bi-hasebi'z-zarûre cünhaları dâmen-i ʿafv ile mestûr\nve baʿzı şurût inʿikādıyla kutr-ı mezkûrdan defʿ-i fesâd-ı şürûr kılınmak kasd u ʿazîmeti kulûb-ı erkân-ı devlete hutûr etmekden nâşî, bâlâda beyân olunduğu vech üzere mâdde-i ʿafv müşârun ileyhe iʿlân ve hifz-ı nüfûzu zımnında bu maslahat maʿrifetiyle nizâm-pezîr olmak istihsân olunup, ol bâbda lâzım gelan emr-i ʿâlî-şân tarafına irsâl olunduysa dahi, ümerânın sû'-i niyyetlerine vukūf ile irâde-i devlete gerden-bend-i inkıyâd olmayacağlarını ictihâd ve kuvve-i kāhire-i Saltanat ile Mısır'a duhûl ʿazîmetini pîş-nihâd-ı istiʿdâd etmek maglatasıyla imrâr-ı zemân ve bu dakīka ümerâ ve Arnabud tâ'ifesinin cümle-i mahsûsâtlarından olmağla, miyânelerinde rüsül ü resâyil cereyân eyleyerek, tarafeyn zâhir-i hâlde yek-dîgerden kesb-i emniyyet ü itmi'nân ve iki taraf hıkd u garazların [Ü4 256b] endâhte-i zîr-i kelîm-i kitmân eyleyüp, bu hâl ile müşârun ileyh [V 115b] İskenderiyye'den rıhlet ve Mısır'a doğru tahrîk-i râyet-i ʿazîmet etmişidi. Dâyiresinde olan kesret, hasım tarafına bâʿis-i dehşet ve rekîz-i zamîrleri olan fesâdın icrâsına perde-keş-i mümânaʿat olmak iʿtikādıyla, Mısır'a tekarrübünde ümerâ dedikleri süfehâ ve sâyir erâzil-i asker baʿzı behâne îrâd ve tefrîk-ı asker kazıyyesini igrâ ve sebükbâr Mısır'a duhûlünü ʿarz u inhâ etmeleriyle, muzâyaka-i mekân ve ʿadem-i müsâʿade-i vakt ü zemân iktizâsıyla re'y ü irâdelerine mümâşâtdan gayri çâre kalmamağla, askerini terk ü mugādere ʿakabinde tarafeyne irsâl eylediği mekâtîb-i mütehâlifü'l-esâlîbin mefhûmâtını îmâ ile cihet-i emniyyetleri mesdûd ve Devlet-i ʿaliyye'den Mısr-ı Kāhire'ye âhar bir Vezîr'in kudûmu iltimâsında olacağlarını ifâde ile havâss-ı etbâʿ, yaʿnî cemʿ-i maʿdûd ile Gazze semtine teveccühünü âverde-i zebân-ı mekr-endûd eylediler.\n\nMüşârun ileyh zaʿf-ı re'y ve fiyâlet-i tedbîr sebebi ile iki fırkanın birini ele alamayup, temhîd etdiği kazâyây-ı ʿakīmü'l-intâc, fırkateyni ittihâd u muvâfakata muhtâc eylediğini tahkīk u îkān ve üzerine havâle olunan cellâdân-ı bî-emân ile Gazze tarafına eşk-rîz-i nedâmet ü hasret olarak ʿatf-ı ʿinân eyledi. Belbîs'e vürûdunda, müşârun ileyhi taʿlîm-i ümerâ ile zikr olunan havene, küşte-i şemşîr-i gadr u hayf ve maʿiyyetinde bulunan bî-günâh u mazlûmlara dahi sell-i seyf eyleyerek, cümlesini ihlâk ve sâkin-i hâk eylediler.\n\nBu haber-i [Ü4 257a] pür-vahşet, resîde-i sâmiʿa-i [V 116a] devlet oldukda, Cezzâr Ahmed Paşa'ya Mısır'ın tevcîhi, müstasveb-i müşîr ü müsteşîr ve hatt-ı hümâyûn ile maʿnûn emr-i ʿâlî-şân tarafına tesyîr olunup, nizâm-ı memleket, süpürde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınmışidi. Müşârun ileyh tıynet-i asliyye ve ʿâdet-i dîrînesi üzere me'mûr olduğu maslahat-ı mühimmenin temşiyetini şurûʿ etmeyüp, o hılâlde marîz u bîmâr ve fikdân-ı şuʿûr ile âmâde-i\nterk-i kâr ü bâr olduğu dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ-i sıgār u kibâr olup, erkân-ı devlet bu hâletden müteʾessir ve zuhûrât-ı gaybiyyeye muntazır olmuşlar idi. Nazm: \n\n ʿAsâ ferahun yeʾtî bihillâhü innehû \n Lehû külle yevmin fî-halîkatihî emrün \n\n mefhûmunca cenâb-ı Perverdigâr bu ʿukde-i düşvârgüzârı ʿinâyet-i ezeliyyesi ile tahlîl ve re'y ü tedbîrde ʿacz-âver-i hayret olan erkân-ı Saltanat'ı hücûm-ı efkâr-ı dil-hırâşdan tahlîs ile bu hatb-ı cesîmi teshîl edüp, tafsîli bu ki, ʿAli Paşa'nın vakʿa-i hâyilesinde tâ'ife-i Arnabud'un medhali olmadığından gayri, bir Vezîr-i ʿâlî-şân'ın defiyle kanâʿat etmeyüp, etbâʿ-ı mahsûsasıyla istîsâli kendülere gāyet girân geldiği ve kavm-i mezkûrun Rumeli câniblerinde ʿalâka-i külliyyeleri olmakdan nâşî, vukūʿ bulan keyfiyyet-i muvahhişede iştirâk maʿnâları zihne mütebâdir ve kendü nefislerine ve hîş ü tebârlarına muʿâhaze ve kahr-ı Saltanat-ı seniyye derkâr olacağından müsteşʿir olmalarıyla, havf u vesveseleri resîde-i hayyiz-i gāyet ve bu mâddeden tebriye-i zimmet ve tebeʿât-ı sâbıkalarını ilgāya niyyet ile Devlet-i ʿaliyye'ye bir hıdmet etmek [V 116b] tasavvuru miyânelerinde [Ü4 257b] hufyeten karâr-gîr-i temşiyet olup, ʿale'l-gafle ümerây-ı Mısır'ı mahall-be-mahall hasr u muzâyaka ile āgāz-ı hengâme-i ceng ü cedel eylediler. Ümerâ ve hevâdârlarında kesret olmadığı zâhir ise dahi, birkaç sâʿat hareket-i mezbûha sûretinde tehaffuz-ı nefs dâʿiyyelerine düşüp, ʿâkıbetü'l-emr sebâtları vehn ü tezelzüle münkalib ve esve'-i hâl ile deşt ü sahrâya hârib ve hîn-i maʿrekede vâfir âdemleri küşte-i seyf-i bâtir ve haklarında intikām-ı İlâhî hâletleri zâhir oldu. Vukūʿ bulan keyfiyyeti fi'l-hâl İskenderiyye Muhâfızı Hurşîd Paşa'ya ifhâm ve vüsûk u iʿtimâd verdikden sonra, ʿacâleten Mısır'a kudûmunu iʿlâm eylediler. Paşa-yı mûmâ ileyhin Arnabud sergerdeleriyle ʿan-asl muhâberesi olup, ahadühümâ âhardan emîn ve miyânelerinde kirâren ve mirâren sebk-ı yemîn etdiğinden, der-ân-sâʿat Mısır'a teveccüh ü ʿazîmet ve lede'l-vusûl serân-ı leşker ve belki cümle asker istikbâline sürʿat ile Mısır'a idhâl ve zimâm-ı hall ü ʿakd-i umûr-ı memleketi yedine teslîm ile Devlet-i ʿaliyye'ye tebyîn-i serîre-i hâl eylediklerinden gayri, Paşa-yı mûmâ ileyhi tevliyet-i Mısır'a her vechile lâyık görüp, ol bâbda\nʻarz u mahzar irsâl eylediler. Ümerânın bakıyyetü's-süyûfları kahren Mısır'ı terk ve Saʻîd tarafına intişârları ve Arnabudlar'ın tebri’e-i zimmet ile civân-merdâne izhâr etdikleri hıdmet, teshîlât-ı İlâhiyye kabîlinden olup, bast etdikleri aʻzâr, hüsn-i kabûle makrûn ve niyâzları şâyân-ı müsâʿade-i hümâyûn [V 117a] olup, Mısr-ı Kāhire Rütbe-i vâlâ-yı [Ü4 258a] Vezâret'le Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh ve Vâlî-yi sâbık Vezîr Husrev Paşa hakkında dahi, o tarafdan istirhâm ve dâyiresine nizâm vermek içün Mısır Hazînesi'nden elli kîse iʻtâ olunup, Rodos'a doğru tesyîr ve ibkāy-ı Vezâret'iyle bir mansıb ihsân olunması niyâz u tahrîr olunmuş idi. Fi'l-hakīka Vezîr-i müşârun ileyh felâket-zede vü mağdûr ve şâyeste-i merhamet-i Şehriyâr-ı mekârim-nüşûr olmağla, ʻavâtıf-ı ʻaliyye-i Mülûkâne'den Vezâret'i ibkā ve Diyarbekir Eyâleti ile necm-i tîre-i bahtı pür-ziyâ kılındı. Müteveffâ ʻAli Paşa, Tunus memleketinde kâr-fermâ iken, iddiʻây-ı ʻakl u şuʿûr ile Tunus halkını bî-huzûr edüp, ʻâkıbet kelânterân-ı memleket istîsâlini kasd u niyyet ve bu dakīkaya vukūf ile cânib-i Mısır'a firâr u ʻazîmet edüp, tabʿında kâyin olan fesâd sebebi ile Ümm-i dünyâ'yı bu defʿa âverde-i dest-i tasarruf etmek lâzım gelse idi, irâde-i Devlet-i ʻaliyye'ye siper-keş-i mümânaʻat ve istiklâl-i re’y ile hod-be-hod icrây-ı hükûmet ve giderek bi't-tedrîc halʿ-i ribka-i itâʻat etmek ihtimâlât-ı ʻakliyyeden olduğuna nazaran, sahîfe-i cihândan tîşe-i kazâ ile bi't-tabʿ ismi mahkûk olmak, fevâyid-i devletden maʻdûd olduğu vâreste-i kayd-ı zunûn u şükûkdur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene kadar Sadâret-i Anadolu ile kadri bülend ü müstaʿlî olan Vâlide Kethudâsı-zâde Mehmed Sâdık Efendi, inkızây-ı müddet-i [Ü4 258b] ʿörfiyye ile [V 117b] maʿzûl ve yerine o râddede kıdem-i tarîk iktisâb eden İshak Efendi-zâde ʿAtâʾullah Efendi, gurre-i Muharrem'de mevsûl oldu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kādîʿasker-i Anadolu",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_892.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kādîʿasker-i Anadolu",
          "text": "Bir sene kadar Sadâret-i Anadolu ile kadri bülend ü müstaʿlî olan Vâlide Kethudâsı-zâde Mehmed Sâdık Efendi, inkızây-ı müddet-i [Ü4 258b] ʿörfiyye ile [V 117b] maʿzûl ve yerine o râddede kıdem-i tarîk iktisâb eden İshak Efendi-zâde ʿAtâʾullah Efendi, gurre-i Muharrem'de mevsûl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Eyâlet-i mezkûreye Vâlî olan Vezîr Mehmed Paşa'nın dâiresinde kesret ve mesârıfı bâliğ-i serhadd-i gāyet olduğuna binâ'en, Sivas ehâlîsi müşârun ileyhi istiskāl ve idâre-i umûru zımnında zulm ü teʿaddîye tesaddî eylediğini bess-i şekvâ ile tafsîl ü icmâl etmeleriyle, şikâyetleri baʿzı vesâyit ile müsmir ve hakkında tehevvür ü gazab-ı Şâhâne müstekarr olup, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince defter-i vüzerâdan kaydı terkīn ve Tokad Kalʿası'nda îvâ vü temkîn olunup, müşârun ileyhe bu haber-i hâyil vâsıl olduğu hengâm, emr-i ʿâlî-şâna imtisâl ve me'mûr olduğu mahalle ʿazm ü şitâb ile muntazır-ı ʿafv-ı Şehriyâr-ı hamîde-hısâl oldu.",
          "caption": "Refʿ-i Vezâret-i Vâlî-yi Sivas",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_893.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Refʿ-i Vezâret-i Vâlî-yi Sivas",
          "text": "Eyâlet-i mezkûreye Vâlî olan Vezîr Mehmed Paşa'nın dâiresinde kesret ve mesârıfı bâliğ-i serhadd-i gāyet olduğuna binâ'en, Sivas ehâlîsi müşârun ileyhi istiskāl ve idâre-i umûru zımnında zulm ü teʿaddîye tesaddî eylediğini bess-i şekvâ ile tafsîl ü icmâl etmeleriyle, şikâyetleri baʿzı vesâyit ile müsmir ve hakkında tehevvür ü gazab-ı Şâhâne müstekarr olup, şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn mûcebince defter-i vüzerâdan kaydı terkīn ve Tokad Kalʿası'nda îvâ vü temkîn olunup, müşârun ileyhe bu haber-i hâyil vâsıl olduğu hengâm, emr-i ʿâlî-şâna imtisâl ve me'mûr olduğu mahalle ʿazm ü şitâb ile muntazır-ı ʿafv-ı Şehriyâr-ı hamîde-hısâl oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ʿuhdesinde olan Şâm ve Trablus eyâletleri intizâʿ olunup, Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya tevcîh ve münhall olan Haleb Eyâleti'yle müşârun ileyhin mahdûmu Mehmed Bey'in kadr ü iʿtibârı bâ-Rütbe-i Vezâret iʿlâ vü tenvîh kılındığı evânda, Cezzâr Paşa'nın işbu Muharremü'l-harâm evâhırında vefât etdiği haberi vâsıl ve hayâtında üzerinden Şâm Eyâleti'nin insırâfından baʿzı sâde-dilânın îrâd eylediği mahzûr tabʿan müntefî vü zâyil oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Emâret-i Hâcc ve Saydâ ve Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_894.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Emâret-i Hâcc ve Saydâ ve Haleb",
          "text": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ʿuhdesinde olan Şâm ve Trablus eyâletleri intizâʿ olunup, Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya tevcîh ve münhall olan Haleb Eyâleti'yle müşârun ileyhin mahdûmu Mehmed Bey'in kadr ü iʿtibârı bâ-Rütbe-i Vezâret iʿlâ vü tenvîh kılındığı evânda, Cezzâr Paşa'nın işbu Muharremü'l-harâm evâhırında vefât etdiği haberi vâsıl ve hayâtında üzerinden Şâm Eyâleti'nin insırâfından baʿzı sâde-dilânın îrâd eylediği mahzûr tabʿan müntefî vü zâyil oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin [Ü4 259a] maskat-ı re's ve taʿyîn-i nesebinde ihtilâf [V 118a] vâkiʿ olup, baʿzıları Vidin ve yâhûd Nîş kurâsının birinden neş'et eylediğini tahkīk ve Bosna diyârından ser-nümây-ı vücûd olduğuna zâhib olanları, baʿzı ehl-i vukūf tasdîk edüp, bir müddet Edirne ve Tekfûrdağı semtlerinde dâne-çîn-i rızk-ı maksûm ve giderek Hakîm-başı-zâde ʿAli Paşa merhûma intisâb ile reh-peymây-ı hıtta-i Rûm olmuşidi. Müşârun ileyhin tabʿında hubb-ı câh ve istiʿlây-ı menzilet cây-gîr ve bu maksadın esbâb-ı husûlünü leyl ü nehâr semîr-i zamîr edüp, ʿâkıbet müşârun ileyhin dâiresinden münfekk ve Mısır'a varup, kurâza-i tâliʿini sûde-i mihekk ve töre-i Mısriyân üzere meşk-ı zerk-i sinân ve âzmâyiş-i darb-\ntîğ-i berrân edüp, müddet-i kalîlede fetk ü batşdan nâşî olan lakab-ı “Cezzâr” ile ittisâf ve giderek min-ihde'l-küşşâf olmuşidi. ‘Âdet-i hâk-i Mısır üzere ümerâdan müstenidi olan şahs-ı müteʻayyin mazhar-ı nekbet ü ibdâr ve Sâhib-i terceme bu sebeble Mısır'da ikāmet edemeyüp, cânib-i Rûm'a firâr ve müteneffisân-ı devletin baʻzıları müşârun ileyhin kābiliyyetini tezkâr ile seksan bir târîhinde Mîr-i mîrânlık Rütbesi'ne sezâ-vâr görilüp, seksan dokuzda Rumeli Beylerbeyiliği ile refî‘ü'ş-şân ve ‘Akkâ'da vâki‘ Zâhir ‘Ömer maʻrekesinde yararlığı nümâyân olup, Cezayirli Hasan Paşa müzâheretiyle sene-i mezkûre Zilhicce'sinde Rütbe-i Vezâret'le kâm-rân ve Saydâ Eyâleti ile müşârun ileyh bi'l-benân olmuşidi. İki yüz beş Muharrem'inde [Ü4 259b] dimâğına hevây-ı Şâm suʻûd ve bezl-i [V 118b] bûd ve ne-bûd ile nâyil-i maksûd olup, iki yüz on üç Receb'inde ber-vech-i ilhâk Cerde Başbûğu nasb u ta'yîn ve müteʻâkıben Mısır seferi zuhûr etdiğine binâ'en, Serʻaskerlik rütbe-i celîlesiyle câme-i iʻtibârı tezyîn olunup, iki yüz on sekiz senesi tekrâr Şâm Eyâleti ile kâm-rân ve ‘azli hengâmında ‘âzim-i dâru'l-karâr oldu.\n\nMüşârun ileyhin tab‘ı tünd ü tîz ve lakab-ı şâyiʻi gibi seffâk u hûn-rîz, hakīkatde ‘âsî, zâhirde mutî‘ ve sûretde devlet-mend ve sîretde vazî‘, mütelevvin ü miksâr ve mütekaşşif ü mihzâr, mürebbî-yi erâzil ü enzâl, hod-pesend ve kerîhü'l-fi‘âl bir şahs-ı garîbü'l-ahvâl idi. Şiddet-i batş ve siyâset-i müfrita ile niçe sinîn ü sâl Dürzî Dağı'na müstevlî olup, ba‘zan Şâmât ve sâyir eyâlâta dahi mutasarrıf bulunduğundan, cem‘ u telef eylediği mâl-i mevfûr, nâ-güncây-ı havsala-i erkām u sutûr olup, ‘uhdesinde olan emvâl-i mukāta‘ât ve sâyir devlete olan idrârâtı nevk-i sinân ile i‘tâ ve müstevfiyân-ı vakti gussa vü derde mübtelâ ve ‘ale'l-husûs bu umûra ta‘yîn olunun mübâşirân-ı devleti zehr-âbe-i kahr-ı tecrî‘iyle ifnâ etmek, ‘âdet-i seyyi'esinden idi.\n\n‘Akkâ muhâsarasında li-emrimmâ zuhûra gelen hidmet ü metâneti bi'l-külliyye mesâvîsini ifnâya vesîle olmuşiken, Ordu-yi hümâyûn'a ‘adem-i i‘âneti ve Serdâr-ı ekrem ve Sadrıazam hazretlerine mu‘ârazât-ı vâhiyye ile muhâlefeti def‘a-i ûlâda vukū‘ bulan [V 119a] perîşânlığa ‘illet-i müstakılle olup, [Ü4 260a] bu sebeble hidmet-i sâbıkası lağv ve\nkulûb-ı nâsda hâsıl olan eser-i mahabbeti mahv olmuşidi. Sadr-ı müşârun ileyh hazretlerinin husûl-ı maslahat zımnında Sâhib-i tercemeye olan iʿtibârâtı ve sûret-i tenezzülde olan muhâtabâtı ber-fehvây-ı [mısra]: Ve in ente ekremte'l-le'îme temerredâ iştidâd-ı gayz u hıkdından gayri bir şey'i müfîd olmayup, televvün-i sırf iktizâsıyla Mısır ʿavdetinde telâfî-yi mâ-fât semtine zehâb ve izhâr-ı firûtenî vü nedâmet eylemesi hayret-efzây-ı uli'l-elbâb olup, müddet-i hayâtında bî-cürm ü günâh niçe bin kimsenin mekân ü meʾvâların seyf-i gadr ile hâk-i siyâh eylediğinden fazla, baʿzı hâtıra-i zaʿîfe ile hareminde mevcûd nisâ ve etfâlin hûn-ı nâ-hakların sûret-i katl-i ʿâmmda ihrâk ve vâfir ʿabîd ve memâlîkin harmen-i hayâtların şuʿle-i şemşîr-i zulm ile ihrâk eylediği meşhûr-ı âfâkdır. Şöyle ki, bu bâbda müşârun ileyhden zuhûr eden isrâf-ı katl ve hakn-ı dimâ, âyîn-i Moğol'u insâ ve bu hâlet-i müdhişeye vâkıf olanları teʾlîm ü ibkâ eyledi. Bekāy-ı nevʿ ve terâdüf-i şahs, irâde-i ezeliyye-i Rabbâniyye olup, müşârun ileyhin bu derecelerde rızây-ı Hakk'a mugāyir olan etvârı, ʿakl u şuʿûruna îrâs-ı halel ve bu takrîb hilye-i hüsn-i zandan muʿattal olarak umûr-ı kâ'inâtı sûʾ-i gümân ile muʿallel eyledi.\nMüşârun ileyh hâlûmeye mâlik ve fenn-i cifrden istihrâc-ı mechûlâta mütehâlik olup, fâl u tîre misillü teveccüh ü tahmîne müsâdefe eden efʿâlini halkın baʿzısı [V 119b] kerâmetine ve baʿzısı ʿulûm-i cüzʾiyyede [Ü4 260b] kemâl-i mehâretine ve erbâb-ı kulûb, kuvve-i istidrâciyyeden münbaʿis etvâra haml ederler idi. Cûd u ʿatâsı dahi erbâb-ı istihkāka mebzûl olmayup, huzûruna cihet-i isticdâ ile duhûl edenlerin baʿzısını haddinden ziyâde nâyil-i cûd ve baʿzısını dâne-i tüfeng ve nevk-i tîğ ile ʿâlem-i hestîden nâ-bûd edüp, vukūʿ bulan keyfiyyet, bu iki tâyifenin cebîninde menkūş olduğunu yâd ve iʿtikād-ı ceheleyi ifsâd eyler idi. Siniyy-i ʿömrü mâ-beyn-i sebʿîn ve semânîn, bir Vezîr-i vizr-âyîn idi.",
          "caption": "Terceme: Cezzâr Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_895.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme: Cezzâr Paşa",
          "text": "Müşârun ileyhin [Ü4 259a] maskat-ı re's ve taʿyîn-i nesebinde ihtilâf [V 118a] vâkiʿ olup, baʿzıları Vidin ve yâhûd Nîş kurâsının birinden neş'et eylediğini tahkīk ve Bosna diyârından ser-nümây-ı vücûd olduğuna zâhib olanları, baʿzı ehl-i vukūf tasdîk edüp, bir müddet Edirne ve Tekfûrdağı semtlerinde dâne-çîn-i rızk-ı maksûm ve giderek Hakîm-başı-zâde ʿAli Paşa merhûma intisâb ile reh-peymây-ı hıtta-i Rûm olmuşidi. Müşârun ileyhin tabʿında hubb-ı câh ve istiʿlây-ı menzilet cây-gîr ve bu maksadın esbâb-ı husûlünü leyl ü nehâr semîr-i zamîr edüp, ʿâkıbet müşârun ileyhin dâiresinden münfekk ve Mısır'a varup, kurâza-i tâliʿini sûde-i mihekk ve töre-i Mısriyân üzere meşk-ı zerk-i sinân ve âzmâyiş-i darb-\ntîğ-i berrân edüp, müddet-i kalîlede fetk ü batşdan nâşî olan lakab-ı “Cezzâr” ile ittisâf ve giderek min-ihde'l-küşşâf olmuşidi. ‘Âdet-i hâk-i Mısır üzere ümerâdan müstenidi olan şahs-ı müteʻayyin mazhar-ı nekbet ü ibdâr ve Sâhib-i terceme bu sebeble Mısır'da ikāmet edemeyüp, cânib-i Rûm'a firâr ve müteneffisân-ı devletin baʻzıları müşârun ileyhin kābiliyyetini tezkâr ile seksan bir târîhinde Mîr-i mîrânlık Rütbesi'ne sezâ-vâr görilüp, seksan dokuzda Rumeli Beylerbeyiliği ile refî‘ü'ş-şân ve ‘Akkâ'da vâki‘ Zâhir ‘Ömer maʻrekesinde yararlığı nümâyân olup, Cezayirli Hasan Paşa müzâheretiyle sene-i mezkûre Zilhicce'sinde Rütbe-i Vezâret'le kâm-rân ve Saydâ Eyâleti ile müşârun ileyh bi'l-benân olmuşidi. İki yüz beş Muharrem'inde [Ü4 259b] dimâğına hevây-ı Şâm suʻûd ve bezl-i [V 118b] bûd ve ne-bûd ile nâyil-i maksûd olup, iki yüz on üç Receb'inde ber-vech-i ilhâk Cerde Başbûğu nasb u ta'yîn ve müteʻâkıben Mısır seferi zuhûr etdiğine binâ'en, Serʻaskerlik rütbe-i celîlesiyle câme-i iʻtibârı tezyîn olunup, iki yüz on sekiz senesi tekrâr Şâm Eyâleti ile kâm-rân ve ‘azli hengâmında ‘âzim-i dâru'l-karâr oldu.\n\nMüşârun ileyhin tab‘ı tünd ü tîz ve lakab-ı şâyiʻi gibi seffâk u hûn-rîz, hakīkatde ‘âsî, zâhirde mutî‘ ve sûretde devlet-mend ve sîretde vazî‘, mütelevvin ü miksâr ve mütekaşşif ü mihzâr, mürebbî-yi erâzil ü enzâl, hod-pesend ve kerîhü'l-fi‘âl bir şahs-ı garîbü'l-ahvâl idi. Şiddet-i batş ve siyâset-i müfrita ile niçe sinîn ü sâl Dürzî Dağı'na müstevlî olup, ba‘zan Şâmât ve sâyir eyâlâta dahi mutasarrıf bulunduğundan, cem‘ u telef eylediği mâl-i mevfûr, nâ-güncây-ı havsala-i erkām u sutûr olup, ‘uhdesinde olan emvâl-i mukāta‘ât ve sâyir devlete olan idrârâtı nevk-i sinân ile i‘tâ ve müstevfiyân-ı vakti gussa vü derde mübtelâ ve ‘ale'l-husûs bu umûra ta‘yîn olunun mübâşirân-ı devleti zehr-âbe-i kahr-ı tecrî‘iyle ifnâ etmek, ‘âdet-i seyyi'esinden idi.\n\n‘Akkâ muhâsarasında li-emrimmâ zuhûra gelen hidmet ü metâneti bi'l-külliyye mesâvîsini ifnâya vesîle olmuşiken, Ordu-yi hümâyûn'a ‘adem-i i‘âneti ve Serdâr-ı ekrem ve Sadrıazam hazretlerine mu‘ârazât-ı vâhiyye ile muhâlefeti def‘a-i ûlâda vukū‘ bulan [V 119a] perîşânlığa ‘illet-i müstakılle olup, [Ü4 260a] bu sebeble hidmet-i sâbıkası lağv ve\nkulûb-ı nâsda hâsıl olan eser-i mahabbeti mahv olmuşidi. Sadr-ı müşârun ileyh hazretlerinin husûl-ı maslahat zımnında Sâhib-i tercemeye olan iʿtibârâtı ve sûret-i tenezzülde olan muhâtabâtı ber-fehvây-ı [mısra]: Ve in ente ekremte'l-le'îme temerredâ iştidâd-ı gayz u hıkdından gayri bir şey'i müfîd olmayup, televvün-i sırf iktizâsıyla Mısır ʿavdetinde telâfî-yi mâ-fât semtine zehâb ve izhâr-ı firûtenî vü nedâmet eylemesi hayret-efzây-ı uli'l-elbâb olup, müddet-i hayâtında bî-cürm ü günâh niçe bin kimsenin mekân ü meʾvâların seyf-i gadr ile hâk-i siyâh eylediğinden fazla, baʿzı hâtıra-i zaʿîfe ile hareminde mevcûd nisâ ve etfâlin hûn-ı nâ-hakların sûret-i katl-i ʿâmmda ihrâk ve vâfir ʿabîd ve memâlîkin harmen-i hayâtların şuʿle-i şemşîr-i zulm ile ihrâk eylediği meşhûr-ı âfâkdır. Şöyle ki, bu bâbda müşârun ileyhden zuhûr eden isrâf-ı katl ve hakn-ı dimâ, âyîn-i Moğol'u insâ ve bu hâlet-i müdhişeye vâkıf olanları teʾlîm ü ibkâ eyledi. Bekāy-ı nevʿ ve terâdüf-i şahs, irâde-i ezeliyye-i Rabbâniyye olup, müşârun ileyhin bu derecelerde rızây-ı Hakk'a mugāyir olan etvârı, ʿakl u şuʿûruna îrâs-ı halel ve bu takrîb hilye-i hüsn-i zandan muʿattal olarak umûr-ı kâ'inâtı sûʾ-i gümân ile muʿallel eyledi.\nMüşârun ileyh hâlûmeye mâlik ve fenn-i cifrden istihrâc-ı mechûlâta mütehâlik olup, fâl u tîre misillü teveccüh ü tahmîne müsâdefe eden efʿâlini halkın baʿzısı [V 119b] kerâmetine ve baʿzısı ʿulûm-i cüzʾiyyede [Ü4 260b] kemâl-i mehâretine ve erbâb-ı kulûb, kuvve-i istidrâciyyeden münbaʿis etvâra haml ederler idi. Cûd u ʿatâsı dahi erbâb-ı istihkāka mebzûl olmayup, huzûruna cihet-i isticdâ ile duhûl edenlerin baʿzısını haddinden ziyâde nâyil-i cûd ve baʿzısını dâne-i tüfeng ve nevk-i tîğ ile ʿâlem-i hestîden nâ-bûd edüp, vukūʿ bulan keyfiyyet, bu iki tâyifenin cebîninde menkūş olduğunu yâd ve iʿtikād-ı ceheleyi ifsâd eyler idi. Siniyy-i ʿömrü mâ-beyn-i sebʿîn ve semânîn, bir Vezîr-i vizr-âyîn idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Muharremü'l-harâmın yirmi yedinci günü ʻumûmen kapu-kullarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcib ihrâc ve Kubbe-altı'nda kabzına me'mûr olanların kîse-i emânetlerine idrâc olunup, yevm-i Hamîs Paşa Kapusu'nda ber-vech-i muʿtâd devr vâkiʿ olup, zuhûr eden teşrîfât-ı Cihân-bânî ile Sadr-ı mekârim-îcâd, müstebşir ü dil-şâd oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_896.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Muharremü'l-harâmın yirmi yedinci günü ʻumûmen kapu-kullarının müstehakk oldukları bir kıst mevâcib ihrâc ve Kubbe-altı'nda kabzına me'mûr olanların kîse-i emânetlerine idrâc olunup, yevm-i Hamîs Paşa Kapusu'nda ber-vech-i muʿtâd devr vâkiʿ olup, zuhûr eden teşrîfât-ı Cihân-bânî ile Sadr-ı mekârim-îcâd, müstebşir ü dil-şâd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Anadolu Pâyesi olan ʻOsmân Paşa-zâde ʻİzzet Bey'in bu defʿa dahi kevkeb-i nühüfte-ziyây-ı bahtı dirahşân ve mazhar-ı lutf-i Şehriyâr-ı zemân olup, akrân u emsâline tekaddüm ve Muharremü'l-harâmın yirminci günü Rumeli Pâyesi'yle kesb-i esbâb-ı teʿazzüm eyledi. İmâm-ı Evvel-i Sultânî olan Dervîş Efendi'nin kıdem-i tarîkı olmak haysiyyeti ile bu tafra-i nâgeh-zuhûrdan izhâr-ı teʾessür ve hakkında merhamet-i Şâhâne erzânî buyurulmak bâbında eşk-rîz-i [V 120a] teʾeffüf ü tehassür olmağla, niyâzı karîn-i müsâʿade-i Şehriyâr-ı bendenüvâz ve müşârun ileyh dahi [Ü4 261a] mukaddem târîh ile Rumeli Pâyesi'n ihrâz ve bu ʿârife-i hâtır-sâzî ile tahsîl-i dest-mâye-i imtiyâz eyledi. \n\n Yevm-i mezkûr -ki Rikâb günü idi- sadr-ı ʿâlî-makām ve Şeyhulislâm hazerâtı Dârü's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası hazretlerinin meclisinde vakfe-gîr-i istirâhat iken, İmâm-ı Sânî, kadd-hamîde-i duʿâ-hânî ve lisân-ı hâl ile niyâz-mend-i ʿâtıfet-i Cihân-bânî olup, Âsaf-ı sütûde-elkāb, Müftî'l-enâm cenâblarına hıtâb ve şu Efendi pâyeden mahrûm olmak revâ olmadığını, işrâb eyledikde, Dârü's-saʿâde Ağası hazretleri ʿinâyet-i vâlâ, mûcib-i mahzûziyyet-i ʿâlem-i bâlâ olacağını îmâ ve mûmâ ileyhe dahi Anadolu Pâyesi recâ olunacağı zemân, sâbıkā İstanbul Kadısı ʻAli-zâde Efendi'nin cihet-i ʿilmiyye ile rüchâniyyetini Şeyhulislâm Efendi hazretleri der-meyân ve Anadolu Pâyesi'yle cezlân olunmasının ensebiyyetini ifâde vü beyân etmekle, mâddeteyn-i mezkûreteyn Silahdâr Ağa vesâtatiyle Südde-i suʿâd'a ʿarz u istîzân ve İmâm-ı Sânî, tâlî ve ʻAli-zâde, mukaddem olmak üzere ikisine dahi Anadolu pâyeleri ihsân olundu.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_897.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ",
          "text": "Anadolu Pâyesi olan ʻOsmân Paşa-zâde ʻİzzet Bey'in bu defʿa dahi kevkeb-i nühüfte-ziyây-ı bahtı dirahşân ve mazhar-ı lutf-i Şehriyâr-ı zemân olup, akrân u emsâline tekaddüm ve Muharremü'l-harâmın yirminci günü Rumeli Pâyesi'yle kesb-i esbâb-ı teʿazzüm eyledi. İmâm-ı Evvel-i Sultânî olan Dervîş Efendi'nin kıdem-i tarîkı olmak haysiyyeti ile bu tafra-i nâgeh-zuhûrdan izhâr-ı teʾessür ve hakkında merhamet-i Şâhâne erzânî buyurulmak bâbında eşk-rîz-i [V 120a] teʾeffüf ü tehassür olmağla, niyâzı karîn-i müsâʿade-i Şehriyâr-ı bendenüvâz ve müşârun ileyh dahi [Ü4 261a] mukaddem târîh ile Rumeli Pâyesi'n ihrâz ve bu ʿârife-i hâtır-sâzî ile tahsîl-i dest-mâye-i imtiyâz eyledi. \n\n Yevm-i mezkûr -ki Rikâb günü idi- sadr-ı ʿâlî-makām ve Şeyhulislâm hazerâtı Dârü's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası hazretlerinin meclisinde vakfe-gîr-i istirâhat iken, İmâm-ı Sânî, kadd-hamîde-i duʿâ-hânî ve lisân-ı hâl ile niyâz-mend-i ʿâtıfet-i Cihân-bânî olup, Âsaf-ı sütûde-elkāb, Müftî'l-enâm cenâblarına hıtâb ve şu Efendi pâyeden mahrûm olmak revâ olmadığını, işrâb eyledikde, Dârü's-saʿâde Ağası hazretleri ʿinâyet-i vâlâ, mûcib-i mahzûziyyet-i ʿâlem-i bâlâ olacağını îmâ ve mûmâ ileyhe dahi Anadolu Pâyesi recâ olunacağı zemân, sâbıkā İstanbul Kadısı ʻAli-zâde Efendi'nin cihet-i ʿilmiyye ile rüchâniyyetini Şeyhulislâm Efendi hazretleri der-meyân ve Anadolu Pâyesi'yle cezlân olunmasının ensebiyyetini ifâde vü beyân etmekle, mâddeteyn-i mezkûreteyn Silahdâr Ağa vesâtatiyle Südde-i suʿâd'a ʿarz u istîzân ve İmâm-ı Sânî, tâlî ve ʻAli-zâde, mukaddem olmak üzere ikisine dahi Anadolu pâyeleri ihsân olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh ʿan-asl hevây-ı cân-fezây-ı hitta-i Rûm ile meʾlûf olup, Cidde'nin âb u hevâsıyla ʿadem-i imtizâc, refte refte tevlîd-i sûʾ-i mizâc edüp, bu hâl ile bîmâr ve ʿâzim-i semt-i dâru'l-karâr olup, evvelen bizzât ferîza-i haccı edâ ve sâniyen bi'l-ʿarz [V 120b] arzû-yı mülâkātıyla defʿ-i evâm-ı hasret zımnında matıyye-i şevkı izcâ eden halîle ve mahdûmunun vusûllerinden [Ü4 261b] mukaddem intikāli, o belâ-keşlerin bâʿis-i endûh u melâli oldu.",
          "caption": "Fevt-i Vâlî-yi Cidde Vezîr Şerîf Mehmed Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_898.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vâlî-yi Cidde Vezîr Şerîf Mehmed Paşa",
          "text": "Müşârun ileyh ʿan-asl hevây-ı cân-fezây-ı hitta-i Rûm ile meʾlûf olup, Cidde'nin âb u hevâsıyla ʿadem-i imtizâc, refte refte tevlîd-i sûʾ-i mizâc edüp, bu hâl ile bîmâr ve ʿâzim-i semt-i dâru'l-karâr olup, evvelen bizzât ferîza-i haccı edâ ve sâniyen bi'l-ʿarz [V 120b] arzû-yı mülâkātıyla defʿ-i evâm-ı hasret zımnında matıyye-i şevkı izcâ eden halîle ve mahdûmunun vusûllerinden [Ü4 261b] mukaddem intikāli, o belâ-keşlerin bâʿis-i endûh u melâli oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh İstanbul sükkânından Zaʿîm ʿAli Ağa'nın sulbünden yüz altmış üç Safer'inde zuhûr edüp, fark-ı şimâl ü yemîn ve temyîz-i gass ü semîn eyledikde, Haremeyn Muhâsebesi Kalemi'ne müdâvemet ve meşk-ı şîve-i kitâbet eder iken, münâsebet-i civâriyyeti olan ağababası Hacı Mustafa Ağa'nın diraht-ı zâbil-i ikbâli muhazzar ve Sâhib-i tercemenin şecere-i âmâlini Mühürdârlık ve Kitâbet hidmetleriyle bâr-âver edüp, Vezâret'inde maʿan ʿazîmet ve Burusa'da bir müddet ikāmet etmişidi. Baʿde-bürhetin mine'z-zemân Âsitâne'ye ʿavdet ve Defterdâr Mektûbçusu Kalemi'ne mülâzemet eyleyerek, Defterdâr-ı vakte Kîsedâr ve bin yüz doksan senesi Hâslar Mukātaʿacılığı Pâyesi'yle necm-i gîsû-dâr-ı emeli tâb-dâr olmuşidi. İki yüz iki târîhinde Târîhcilik ile manzûr ve iki yüz üç senesinde Defterdâr Mektûbçuluğu'na ilhâkan Mâliyye Tezkireciliği ile mesrûr olup, iki yüz beş Safer'inde Ordu-yı hümâyûn'da Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı rütbe-i celîlesine mevsûl ve iki yüz yedide maʿzûl ve sekiz senesi tevcîhâtında Baş-muhâsebe mansıbı ile tebcîl ve sâl-i mezkûr Cumâdelûlâ'sında Rûznâmçe-i Evvel'e tahvîl olunup, iki yüz on senesi evâsıtında Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla nâyil-i kusvây-ı merâtib-i ricâl ve bir müddetden sonra o hidmet-i\nrefîʿadan latma-hûr-ı infisâl olmuşidi. İki yüz on üç [V 121a] tevcîhâtında Emîn-i Defter-i Hâkānî ve sâl-i mezbûr [Ü4 262a] Zilkaʿde'sinin on birinci günü Rikâb Defterdarlığı'yla pânihâde-i süllem-i kâm-rânî olup, on dört senesi tevcîhâtında Tersâne-i ʿâmire'ye Emîn, baʿdehû Mısır Defterdarlığı'yla nâyil-i ʿizz ü temkîn olup, hıdmet-i mezkûre müsâʿade-i vakt ü hâl ile müşârun ileyhe bâʿis-i tahsîl-i nefʿ ü sûd ve bu sebeble kîse-i iktidârı mâl-â-mâl-i nukūd olup, edây-ı menâsik-i hacca râgıb ve Cidde mansıbına bâ-Rütbe-i Vezâret tâlib olup, mes'ûlü karîn-i müsâʿade-i Hâkān-ı zemân ve iki yüz on yedi Receb'inde Habeş Eyâleti ve Cidde Sancağı tarafına tevcîh ü ihsân ve iki yüz on sekiz târîhinde terk-i kâr ü bâr-ı dünyâ ve râyet-keş-i semt-i ʿukbâ oldu. Müşârun ileyh umûrunda müseyyeb ve idâre-i dâyiresinde inʿidâm-ı meleke-i tasarruf ile dâyimâ zahmet-keş ü muʿazzeb olduğu, zebân-zed-i erbâb-ı rüteb ise dahi, me'mûr olduğu hidemât-ı devletde sıdk u istikāmeti mücerreb olup, hande-rûy u minʿâm ve bezl ü infâk ile mahbûb-ı kulûb-ı hâss u ʿâmm olduğundan fazla, ʿâmiyâne sebük-kelâma kudreti ve cânib-i meʿârife meyl ü mahabbeti zâhir idi. Vehhâbîler'in Cidde Benderi'ni hasr u tazyîflerinde izhâr-ı mâye-i celâdet ve top u tüfeng ile emr-i müdâfaʿada ibrâz-ı me'ser-i metânet ve ʿale'l-husûs mer'ûbu'l-kulûb olan tüccâr ve sûdâ-gerâna kuvvetü'z-zahr-ı tesliyet olması, hayâtında zâtına îcâb-ı ʿizz ü şân eylediği gibi, kilîd-i Mekke-i mükerreme olan Cidde'yi eyâdî-yi bîgâneye giriftâr etmamek ʿamel-i sâlihi, âhiretde kendüye sebeb-i ʿafv ü gufrân olacağı me'mûl-i erbâb-ı îkāndır. [V 121b]",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_899.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh İstanbul sükkânından Zaʿîm ʿAli Ağa'nın sulbünden yüz altmış üç Safer'inde zuhûr edüp, fark-ı şimâl ü yemîn ve temyîz-i gass ü semîn eyledikde, Haremeyn Muhâsebesi Kalemi'ne müdâvemet ve meşk-ı şîve-i kitâbet eder iken, münâsebet-i civâriyyeti olan ağababası Hacı Mustafa Ağa'nın diraht-ı zâbil-i ikbâli muhazzar ve Sâhib-i tercemenin şecere-i âmâlini Mühürdârlık ve Kitâbet hidmetleriyle bâr-âver edüp, Vezâret'inde maʿan ʿazîmet ve Burusa'da bir müddet ikāmet etmişidi. Baʿde-bürhetin mine'z-zemân Âsitâne'ye ʿavdet ve Defterdâr Mektûbçusu Kalemi'ne mülâzemet eyleyerek, Defterdâr-ı vakte Kîsedâr ve bin yüz doksan senesi Hâslar Mukātaʿacılığı Pâyesi'yle necm-i gîsû-dâr-ı emeli tâb-dâr olmuşidi. İki yüz iki târîhinde Târîhcilik ile manzûr ve iki yüz üç senesinde Defterdâr Mektûbçuluğu'na ilhâkan Mâliyye Tezkireciliği ile mesrûr olup, iki yüz beş Safer'inde Ordu-yı hümâyûn'da Şıkk-ı Evvel Defterdârlığı rütbe-i celîlesine mevsûl ve iki yüz yedide maʿzûl ve sekiz senesi tevcîhâtında Baş-muhâsebe mansıbı ile tebcîl ve sâl-i mezkûr Cumâdelûlâ'sında Rûznâmçe-i Evvel'e tahvîl olunup, iki yüz on senesi evâsıtında Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla nâyil-i kusvây-ı merâtib-i ricâl ve bir müddetden sonra o hidmet-i\nrefîʿadan latma-hûr-ı infisâl olmuşidi. İki yüz on üç [V 121a] tevcîhâtında Emîn-i Defter-i Hâkānî ve sâl-i mezbûr [Ü4 262a] Zilkaʿde'sinin on birinci günü Rikâb Defterdarlığı'yla pânihâde-i süllem-i kâm-rânî olup, on dört senesi tevcîhâtında Tersâne-i ʿâmire'ye Emîn, baʿdehû Mısır Defterdarlığı'yla nâyil-i ʿizz ü temkîn olup, hıdmet-i mezkûre müsâʿade-i vakt ü hâl ile müşârun ileyhe bâʿis-i tahsîl-i nefʿ ü sûd ve bu sebeble kîse-i iktidârı mâl-â-mâl-i nukūd olup, edây-ı menâsik-i hacca râgıb ve Cidde mansıbına bâ-Rütbe-i Vezâret tâlib olup, mes'ûlü karîn-i müsâʿade-i Hâkān-ı zemân ve iki yüz on yedi Receb'inde Habeş Eyâleti ve Cidde Sancağı tarafına tevcîh ü ihsân ve iki yüz on sekiz târîhinde terk-i kâr ü bâr-ı dünyâ ve râyet-keş-i semt-i ʿukbâ oldu. Müşârun ileyh umûrunda müseyyeb ve idâre-i dâyiresinde inʿidâm-ı meleke-i tasarruf ile dâyimâ zahmet-keş ü muʿazzeb olduğu, zebân-zed-i erbâb-ı rüteb ise dahi, me'mûr olduğu hidemât-ı devletde sıdk u istikāmeti mücerreb olup, hande-rûy u minʿâm ve bezl ü infâk ile mahbûb-ı kulûb-ı hâss u ʿâmm olduğundan fazla, ʿâmiyâne sebük-kelâma kudreti ve cânib-i meʿârife meyl ü mahabbeti zâhir idi. Vehhâbîler'in Cidde Benderi'ni hasr u tazyîflerinde izhâr-ı mâye-i celâdet ve top u tüfeng ile emr-i müdâfaʿada ibrâz-ı me'ser-i metânet ve ʿale'l-husûs mer'ûbu'l-kulûb olan tüccâr ve sûdâ-gerâna kuvvetü'z-zahr-ı tesliyet olması, hayâtında zâtına îcâb-ı ʿizz ü şân eylediği gibi, kilîd-i Mekke-i mükerreme olan Cidde'yi eyâdî-yi bîgâneye giriftâr etmamek ʿamel-i sâlihi, âhiretde kendüye sebeb-i ʿafv ü gufrân olacağı me'mûl-i erbâb-ı îkāndır. [V 121b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâyife-i mezkûreye mutâvaʿat üzere olan meşâyıh-ı ʿUrbân, Bağdâd Vâlîsi tarafına meyelân ve sergerdelerinin oğlu ʿAbdülʿazîz'in geçen sene fedâyî yedinde küşte-i deşne-i berrân olduğu, müşârun ileyhin tedbîrine haml ile rûz-şeb devâʿî-yi ahz-i intikām, o fırka-i dâllenin derûn-ı habâset-meşhûnlarında şuʿle-bâr-ı ıztırâm olup, etrâfdan cemʿ-i cünûd ve Muharremü'l-harâmın on sekizinci günü bi'n-nefs Suʿûd-ı merdûd, Basra etrâfına vürûd ve\nBasra'nın kilîdi mesâbesinde olan Kasaba-i hazret-i İbn-i Zübeyr'e birkaç defʿa hücûm ve müstahfızları dahi o kavm-i şûmu top u tüfeng dâneleriyle mercûm edüp, asâkir-i Bağdâd o etrâfda ihtişâd üzere olduklarından, fevc fevc maʿreke mahalline münhadir ve meşâyıh-ı şedîdü'ş-şekîmeden Müntefik Şeyhı dahi harb ü cidâle muntazır olduğundan gayri, Vâlî-yi müşârun ileyhin dahi Bağdâd'dan hareketi şâyiʿ ve tâyife-i mezbûrenin fîmâ-baʿd o taraflarda meks ü ikāmetlerine mâniʿ olup, hasr u tazyîkden ferâgat ve kemâl-i hevl ü havf ile Dir'iyye'ye ʿavdet eyledikleri haberi, vâsıl-ı Südde-i saʿâdet olup, bu maʿrekede Vehhabîler'den birkaç yüz kimse telef ve berü tarafdan elli altmış kadar âdem nukūd-ı hayâtların uğur-ı Pâdişâhî'de musrif eylediler.\nBağdâd Vâlîsi dahi hılâl-ı tarîkden ricʿat ve me'lûf olduğu vech üzere mazmûnu birbirine mugāyir ve her kıtʿasında maʿarret-i televvünü zâhir tahrîrât irsâliyle, hayret-resân-ı kulûb-ı [Ü4 263a – V 122a] ekâbir oldu. Müşârun ileyh geçen sene icrây-ı me'mûriyyet edemediğini, ʿadem-i sukût-ı bârân ile giyâh ü miyâhın kılletine isnâd ve bir sene yübûset ve dîger sene de rutûbet arz-ı mezkûrenin hâssa-i lâzimesinden idüğini îrâd ile bu sene-i mübârekede bizzât o tarafa sevk-ı ecnâd edeceği, tahrîrâtından müstefâd olmuşidi. Dîger tahrîrâtında Basra ve sâyir mezânn-ı hücûm-i Vehhabiyân olan mahallere taʿyîn eylediği asâkirin tedârük-i ʿalîk u sevîklerinde izhâr-ı ʿacz ü nâ-tüvânî ve cüdûbet-i arz sebebi ile Dirʿiyye'ye asker-i kesîf ile ʿazîmetin bir vechile imkânı olmadığını ifâde ile ibrâz-ı televvün ü nâdânî eylediğinden başka, farz-ı muhâl ile o tarafa hareket lâzım gelse, ekall-i mertebe Diyarbekir ve Ruhâ ve Haleb taraflarından üç bin kadar güzîde ve müntehab piyâde asker, Devlet-i ʿaliyye tarafından tahrîr ve on aylık ʿulûfe ve zahîreleri edâ olunarak, Bağdâd'a tesyîr olunmak üzere mâddeyi tasʿîb etmişidi.\nMüşârun ileyhin bundan akdem vukūʿ bulan iltimâsına mebnî, Devlet-i ʿaliyye tarafından techîz olunan ecnâd, rû-be-râh-ı semt-i Bağdâd olduklarında, askerin ʿadem-i lüzûmunu beyân ile iʿâdelerini tahrîr ve bu defʿa dahi matlûbu olan asker tertîb olunsa bile, kemâ-fi's-sâbık îrâd-ı behâne ile ʿadem-i lüzûm ve iʿâdelerini tastîr eyleyeceği tecribe olunup, bundan başka Bağdâd ve Basra ve Şehrizor üç aded eyâlet-i cesîme olup, nefʿ ü cedvâları zâhir ü beyyin ve etrâf u eknâfı ʿilm-i fürûsiyyetde mâhir kabâyil ü ʿaşâyir ve cümûʿ-ı Ekrâd ve sâyir tavâyif-i askerî ile memlû olup, [V 122b] bir tarafdan [Ü4 263b] düşmen zuhûrunda\nmâl ve ricâle ihtiyâc mess etmeyeceği müteʿayyin iken, müşârun ileyh Vehhâbîler mâddesine sarf-ı zihn etmeyüp, dâyimâ muʿârızlarını ifnâ ile iştigāl ve Devlet-i ʿaliyye tarafından icrây-ı me'mûriyyet-i mühimmesi zımnında ilhâh u ibrâm olundukça, maslahat-ı devlete muhâlif baʿzı husûs iltimâsıyla saded-i âhara intikāl ve'l-hâsıl müşârun ileyhin butûʿ-ı hareketi hasm-ı mekkârı teşcîʿa sebeb ü âlet ve Haremeyn-i şerîfeyn halkının mahsûriyyetinden başka, Bağdâd muzâfâtından Bender-i Basra etrâfını ve sâyir mahalleri taht u târâca ʿillet olup, bu ahvâli mübeyyin Sadrıaʿzam hazretleri tarafından bu defʿa ʿitâb-âmîz tahrîrât irsâliyle maslahata ez-dil ü cân teşebbüs ve bir sâʿat meks ü telebbüs etmeyerek, Dirʿiyye cânibine yâ bizzât ve yâhûd âhar bir sergerde nasbı ile sevk-ı kümât ve işgāl-i hasma sarf-ı tâb ve izhâr-ı sebât etmek maʿnâları metn-i tahrîrâta idrâc ve mahsûs Tatar ihrâc olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Vehhabiyân be-serhadd-i Basra [Ü4 262b] ve ʿavdet-i îşân be-haybet ü husrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_900.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Vehhabiyân be-serhadd-i Basra [Ü4 262b] ve ʿavdet-i îşân be-haybet ü husrân",
          "text": "Tâyife-i mezkûreye mutâvaʿat üzere olan meşâyıh-ı ʿUrbân, Bağdâd Vâlîsi tarafına meyelân ve sergerdelerinin oğlu ʿAbdülʿazîz'in geçen sene fedâyî yedinde küşte-i deşne-i berrân olduğu, müşârun ileyhin tedbîrine haml ile rûz-şeb devâʿî-yi ahz-i intikām, o fırka-i dâllenin derûn-ı habâset-meşhûnlarında şuʿle-bâr-ı ıztırâm olup, etrâfdan cemʿ-i cünûd ve Muharremü'l-harâmın on sekizinci günü bi'n-nefs Suʿûd-ı merdûd, Basra etrâfına vürûd ve\nBasra'nın kilîdi mesâbesinde olan Kasaba-i hazret-i İbn-i Zübeyr'e birkaç defʿa hücûm ve müstahfızları dahi o kavm-i şûmu top u tüfeng dâneleriyle mercûm edüp, asâkir-i Bağdâd o etrâfda ihtişâd üzere olduklarından, fevc fevc maʿreke mahalline münhadir ve meşâyıh-ı şedîdü'ş-şekîmeden Müntefik Şeyhı dahi harb ü cidâle muntazır olduğundan gayri, Vâlî-yi müşârun ileyhin dahi Bağdâd'dan hareketi şâyiʿ ve tâyife-i mezbûrenin fîmâ-baʿd o taraflarda meks ü ikāmetlerine mâniʿ olup, hasr u tazyîkden ferâgat ve kemâl-i hevl ü havf ile Dir'iyye'ye ʿavdet eyledikleri haberi, vâsıl-ı Südde-i saʿâdet olup, bu maʿrekede Vehhabîler'den birkaç yüz kimse telef ve berü tarafdan elli altmış kadar âdem nukūd-ı hayâtların uğur-ı Pâdişâhî'de musrif eylediler.\nBağdâd Vâlîsi dahi hılâl-ı tarîkden ricʿat ve me'lûf olduğu vech üzere mazmûnu birbirine mugāyir ve her kıtʿasında maʿarret-i televvünü zâhir tahrîrât irsâliyle, hayret-resân-ı kulûb-ı [Ü4 263a – V 122a] ekâbir oldu. Müşârun ileyh geçen sene icrây-ı me'mûriyyet edemediğini, ʿadem-i sukût-ı bârân ile giyâh ü miyâhın kılletine isnâd ve bir sene yübûset ve dîger sene de rutûbet arz-ı mezkûrenin hâssa-i lâzimesinden idüğini îrâd ile bu sene-i mübârekede bizzât o tarafa sevk-ı ecnâd edeceği, tahrîrâtından müstefâd olmuşidi. Dîger tahrîrâtında Basra ve sâyir mezânn-ı hücûm-i Vehhabiyân olan mahallere taʿyîn eylediği asâkirin tedârük-i ʿalîk u sevîklerinde izhâr-ı ʿacz ü nâ-tüvânî ve cüdûbet-i arz sebebi ile Dirʿiyye'ye asker-i kesîf ile ʿazîmetin bir vechile imkânı olmadığını ifâde ile ibrâz-ı televvün ü nâdânî eylediğinden başka, farz-ı muhâl ile o tarafa hareket lâzım gelse, ekall-i mertebe Diyarbekir ve Ruhâ ve Haleb taraflarından üç bin kadar güzîde ve müntehab piyâde asker, Devlet-i ʿaliyye tarafından tahrîr ve on aylık ʿulûfe ve zahîreleri edâ olunarak, Bağdâd'a tesyîr olunmak üzere mâddeyi tasʿîb etmişidi.\nMüşârun ileyhin bundan akdem vukūʿ bulan iltimâsına mebnî, Devlet-i ʿaliyye tarafından techîz olunan ecnâd, rû-be-râh-ı semt-i Bağdâd olduklarında, askerin ʿadem-i lüzûmunu beyân ile iʿâdelerini tahrîr ve bu defʿa dahi matlûbu olan asker tertîb olunsa bile, kemâ-fi's-sâbık îrâd-ı behâne ile ʿadem-i lüzûm ve iʿâdelerini tastîr eyleyeceği tecribe olunup, bundan başka Bağdâd ve Basra ve Şehrizor üç aded eyâlet-i cesîme olup, nefʿ ü cedvâları zâhir ü beyyin ve etrâf u eknâfı ʿilm-i fürûsiyyetde mâhir kabâyil ü ʿaşâyir ve cümûʿ-ı Ekrâd ve sâyir tavâyif-i askerî ile memlû olup, [V 122b] bir tarafdan [Ü4 263b] düşmen zuhûrunda\nmâl ve ricâle ihtiyâc mess etmeyeceği müteʿayyin iken, müşârun ileyh Vehhâbîler mâddesine sarf-ı zihn etmeyüp, dâyimâ muʿârızlarını ifnâ ile iştigāl ve Devlet-i ʿaliyye tarafından icrây-ı me'mûriyyet-i mühimmesi zımnında ilhâh u ibrâm olundukça, maslahat-ı devlete muhâlif baʿzı husûs iltimâsıyla saded-i âhara intikāl ve'l-hâsıl müşârun ileyhin butûʿ-ı hareketi hasm-ı mekkârı teşcîʿa sebeb ü âlet ve Haremeyn-i şerîfeyn halkının mahsûriyyetinden başka, Bağdâd muzâfâtından Bender-i Basra etrâfını ve sâyir mahalleri taht u târâca ʿillet olup, bu ahvâli mübeyyin Sadrıaʿzam hazretleri tarafından bu defʿa ʿitâb-âmîz tahrîrât irsâliyle maslahata ez-dil ü cân teşebbüs ve bir sâʿat meks ü telebbüs etmeyerek, Dirʿiyye cânibine yâ bizzât ve yâhûd âhar bir sergerde nasbı ile sevk-ı kümât ve işgāl-i hasma sarf-ı tâb ve izhâr-ı sebât etmek maʿnâları metn-i tahrîrâta idrâc ve mahsûs Tatar ihrâc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem refʿ-i Vezâret'iyle Marʿaş'da istîsâli irâde olunup, bir takrîb firâr ve ʿAkkâ'da Cezzâr Paşa himâyesine ilticâ ile kazâ vü kadere intizâr üzere olan İsmâʿîl Paşa, müşârun ileyhin fevti ʿakabinde ʿAkkâ'da mevcûd sunûf-ı askerîyi bilâ-meşakkatin dâhil-i kabza-i tegallübü olan emvâl ile itmâʿ ve güzeşte ʿulûfe nâmıyla vâfir akça sarf u nisâr edüp, o makūle behâyim-sîretân-ı ʿavâmmı re'y ü irâdesine gerden-bend-i ittibâʿ etdikden sonra, Saydâ Eyâleti'ni taleb ve teşvîş-i havâtır-ı [Ü4 264a] erkân-ı devleti [V 123a] îcâb eder baʿzı rumûz u kinâyât ile tervîc-i şevâyib-i şûr u şegab etmişidi. Eyâlet-i Şâm ve Saydâ ve Trablus ânifen zikr olunduğu vech üzere Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya mukaddemce tevcîh olunup, Cezzâr Paşa'nın zemân-ı sâlifden berü cemʿ u ihtizân etdiği emvâl, Beytülmâl'e ʿâyid olduğundan, mevcûd u mektûmu zâhire ihrâc olunmak bâbında tarafına hitâben evâmir-i ʿaliyye ısdâr ve müteʿâkıben tarafına tesyâr olunup, İsmâʿîl Paşa Devlet-i ʿaliyye'nin tîğ-i siyâsetinden güzîrân ve derûn-ı mefsedet-meşhûnunda bu ʿukde-i düşvâr-güzâr mestûr u pinhân olup, ʿuhdesine ednâ bir sancak tefvîzi câyiz olmadığı zâhir ü ʿıyân ise dahi, berây-ı maslahat te'lîf ü tatyîbine mübâşeret lâzım gelmekle, ʿAkkâ'dan hurûc ve Cezzâr Paşa'nın emvâline ʿadem-i taʿarruz ile izhâr-ı haslet-i inkıyâd u itâʿat eylediği hâlde, Vezâret'i ibkā ve Anadolu'da matlûbu olan eyâlet ile hakkında şîme-i ʿâtıfet icrâ olunacağından başka, tebaʿât-ı sâbıkası katʿâ lisâna alınmayup, sâyir vüzerây-ı ʿizâm gibi ilâ-mâ-şâ'allah devr-i menâsıb ve tahsîl-i merâtib eyleyeceği, makām-ı Sadâret'den işʿâr ve kapusunu tanzîm zımnında Cezzâr\nPaşa muhallefâtından elli bin guruş ʿatıyye olarak, tarafına teslîm olunmak husûsu dahi zebân-âver-i tekrâr kılınup, hakkında min-gayr-i istihkāk zuhûr eden merhamet ü işfâkın kadrini bilmeyüp, izhâr-ı ʿukūk u şikāk eylediği takdîrde, darben ve kahren ʿAkkâ Kalʿası teshîr ve aʿvân ü ensârı şemşîr-i kazâ [V 123b] -te'sîr-i [Ü4 264b] Şâhâne ile ifnâ vü tedmîr kılınacağı ifade vü tahrîr olunduğundan gayri, cereyân eden irâde, Şâm Vâlîsi nasb olunnan müşârun ileyhe ifâde ve Kapudan Paşa dahi ʿacâleten Donanma-yi hümâyûn ile o tarafa taʿyîn ve yedine verilan taʿlîm-nâmede tasrîh u tebyîn olunduğu vech üzere İsmâʿîl Paşa her vechile te'mîn olunup, itâʿat eylediği sûretde mashûben bi's-selâme Anadolu'ya ihrâc olunmak ve inkıyâdı haberi vârid olduğu hîn, matlûbu olan mansıb ile kâm-bîn olacağı ifhâm olunmak ve râyiha-i muhâlefet istişmâm olunduğu hâlde, min-ciheti'l-berr Şâm Vâlîsi ve min-ciheti'l-bahr Kapudan Paşa muhâsaraya âgāz ile kalʿa-i Pâdişâhî'yi bâgī-yi mezkûr yedinden istirdâd u istihlâs etmek keyfiyyâtı te'kîd ve her tarafa irsâl-i berîd kılındığından fazla, ahad-i emreynin kangısı mütehakkak olursa, ber-vech-i istiʿcâl haberi îsâl olunmak bâbında ısdâr-ı misâl kılındı.",
          "caption": "Vakʿa-i İsmâʿîl Paşa der-ʿAkkâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_901.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vakʿa-i İsmâʿîl Paşa der-ʿAkkâ",
          "text": "Bundan akdem refʿ-i Vezâret'iyle Marʿaş'da istîsâli irâde olunup, bir takrîb firâr ve ʿAkkâ'da Cezzâr Paşa himâyesine ilticâ ile kazâ vü kadere intizâr üzere olan İsmâʿîl Paşa, müşârun ileyhin fevti ʿakabinde ʿAkkâ'da mevcûd sunûf-ı askerîyi bilâ-meşakkatin dâhil-i kabza-i tegallübü olan emvâl ile itmâʿ ve güzeşte ʿulûfe nâmıyla vâfir akça sarf u nisâr edüp, o makūle behâyim-sîretân-ı ʿavâmmı re'y ü irâdesine gerden-bend-i ittibâʿ etdikden sonra, Saydâ Eyâleti'ni taleb ve teşvîş-i havâtır-ı [Ü4 264a] erkân-ı devleti [V 123a] îcâb eder baʿzı rumûz u kinâyât ile tervîc-i şevâyib-i şûr u şegab etmişidi. Eyâlet-i Şâm ve Saydâ ve Trablus ânifen zikr olunduğu vech üzere Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya mukaddemce tevcîh olunup, Cezzâr Paşa'nın zemân-ı sâlifden berü cemʿ u ihtizân etdiği emvâl, Beytülmâl'e ʿâyid olduğundan, mevcûd u mektûmu zâhire ihrâc olunmak bâbında tarafına hitâben evâmir-i ʿaliyye ısdâr ve müteʿâkıben tarafına tesyâr olunup, İsmâʿîl Paşa Devlet-i ʿaliyye'nin tîğ-i siyâsetinden güzîrân ve derûn-ı mefsedet-meşhûnunda bu ʿukde-i düşvâr-güzâr mestûr u pinhân olup, ʿuhdesine ednâ bir sancak tefvîzi câyiz olmadığı zâhir ü ʿıyân ise dahi, berây-ı maslahat te'lîf ü tatyîbine mübâşeret lâzım gelmekle, ʿAkkâ'dan hurûc ve Cezzâr Paşa'nın emvâline ʿadem-i taʿarruz ile izhâr-ı haslet-i inkıyâd u itâʿat eylediği hâlde, Vezâret'i ibkā ve Anadolu'da matlûbu olan eyâlet ile hakkında şîme-i ʿâtıfet icrâ olunacağından başka, tebaʿât-ı sâbıkası katʿâ lisâna alınmayup, sâyir vüzerây-ı ʿizâm gibi ilâ-mâ-şâ'allah devr-i menâsıb ve tahsîl-i merâtib eyleyeceği, makām-ı Sadâret'den işʿâr ve kapusunu tanzîm zımnında Cezzâr\nPaşa muhallefâtından elli bin guruş ʿatıyye olarak, tarafına teslîm olunmak husûsu dahi zebân-âver-i tekrâr kılınup, hakkında min-gayr-i istihkāk zuhûr eden merhamet ü işfâkın kadrini bilmeyüp, izhâr-ı ʿukūk u şikāk eylediği takdîrde, darben ve kahren ʿAkkâ Kalʿası teshîr ve aʿvân ü ensârı şemşîr-i kazâ [V 123b] -te'sîr-i [Ü4 264b] Şâhâne ile ifnâ vü tedmîr kılınacağı ifade vü tahrîr olunduğundan gayri, cereyân eden irâde, Şâm Vâlîsi nasb olunnan müşârun ileyhe ifâde ve Kapudan Paşa dahi ʿacâleten Donanma-yi hümâyûn ile o tarafa taʿyîn ve yedine verilan taʿlîm-nâmede tasrîh u tebyîn olunduğu vech üzere İsmâʿîl Paşa her vechile te'mîn olunup, itâʿat eylediği sûretde mashûben bi's-selâme Anadolu'ya ihrâc olunmak ve inkıyâdı haberi vârid olduğu hîn, matlûbu olan mansıb ile kâm-bîn olacağı ifhâm olunmak ve râyiha-i muhâlefet istişmâm olunduğu hâlde, min-ciheti'l-berr Şâm Vâlîsi ve min-ciheti'l-bahr Kapudan Paşa muhâsaraya âgāz ile kalʿa-i Pâdişâhî'yi bâgī-yi mezkûr yedinden istirdâd u istihlâs etmek keyfiyyâtı te'kîd ve her tarafa irsâl-i berîd kılındığından fazla, ahad-i emreynin kangısı mütehakkak olursa, ber-vech-i istiʿcâl haberi îsâl olunmak bâbında ısdâr-ı misâl kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad yamakları, puruz ve sâyir tekâlîf-i şâkka ile Sırp reʿâyâsını tazyîk u teşdîd ve çend-nefer koca-başılarını darb u katl ile giderek o tâyifeyi dâyire-i itâʿatden tebʿîd eylediklerine binâʾen, her tarafdan ictimâʿ u ihtişâd ve bu mezâlimin esbâb-ı indifâʿını tahsîl zımnında ittifâk u ittihâd ve hâricde bulunan ehl-i İslâm'dan anlar dahi birkaç kimseyi şehîd ve dâyire-i hestîden nâ-bedîd eyleyüp, tarafeyn birbirinden selb-i emniyyet ile gubâr-ı fitneyi isâre ve Belgrad Kalʿası'nı min-külli'l-cevânib muhâsara ve ehâlîsini [V 124a] taşraya hurûcdan menʿ [Ü4 265a] u ibʿâd ve bu sûretle miyânelerinde birkaç defʿa muhârebe iştidâd bulup, reʿâyâ bu hareket-i nâ-ber-câ, müʾeddî-yi eşedd-i siyâset olacağını derk ile kemâl-i havf u vesveseye zehâb ve Nemçelü'den istiʿânet ü istimdâd eylediklerini, Âsitâne'de mukīm Nemçe Elçisi ifâde vü işrâb etmişidi.\n\nReʿâyâ tarafından ser-zede-i zuhûr olan fiten ü âşûbun hüsn-i sûretle indifâʿı ve yamakların teʾdîb ü ıslâhları husûsâtı, hâlâ Bosna Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa'nın süpürde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınup, şöyle ki, tarafeyn semt-i vahşete zâhib olmamak fikriyle, iki bin\nkadar kapu halkıyla Belgrad'a varup, i'mâl-i ʿakl-i bi'l-meleke ile ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve iʿdâm-ı ru'esây-ı tâ'ifeteyn ve bu sûretle nizâm mukadder olmadığı hâlde, etrâfdan cemʿ-i asker ile kahr u tathîr-i serhadde bezl-i cehd ü tâkat ve itâʿat-ı reʿâyâyı mûcib olacak keyfiyyeti tahsîle ifrâğ-ı vüs'-i miknet eylemesi bâbında, müteʿaddid evâmir-i ʿaliyye ve makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan tahrîrât-ı seniyye irsâl ve reʿâyây-ı mezkûreye Rûm Batrîki tarafından âyinleri üzere nush u pendi kâfil ve ʿavâkıb-ı umûrdan neş'et eyleyecek envâʿ-ı siyâset-i Şâhâne'yi şâmil kâğıd ahz u îsâl olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_902.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i Belgrad",
          "text": "Belgrad yamakları, puruz ve sâyir tekâlîf-i şâkka ile Sırp reʿâyâsını tazyîk u teşdîd ve çend-nefer koca-başılarını darb u katl ile giderek o tâyifeyi dâyire-i itâʿatden tebʿîd eylediklerine binâʾen, her tarafdan ictimâʿ u ihtişâd ve bu mezâlimin esbâb-ı indifâʿını tahsîl zımnında ittifâk u ittihâd ve hâricde bulunan ehl-i İslâm'dan anlar dahi birkaç kimseyi şehîd ve dâyire-i hestîden nâ-bedîd eyleyüp, tarafeyn birbirinden selb-i emniyyet ile gubâr-ı fitneyi isâre ve Belgrad Kalʿası'nı min-külli'l-cevânib muhâsara ve ehâlîsini [V 124a] taşraya hurûcdan menʿ [Ü4 265a] u ibʿâd ve bu sûretle miyânelerinde birkaç defʿa muhârebe iştidâd bulup, reʿâyâ bu hareket-i nâ-ber-câ, müʾeddî-yi eşedd-i siyâset olacağını derk ile kemâl-i havf u vesveseye zehâb ve Nemçelü'den istiʿânet ü istimdâd eylediklerini, Âsitâne'de mukīm Nemçe Elçisi ifâde vü işrâb etmişidi.\n\nReʿâyâ tarafından ser-zede-i zuhûr olan fiten ü âşûbun hüsn-i sûretle indifâʿı ve yamakların teʾdîb ü ıslâhları husûsâtı, hâlâ Bosna Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa'nın süpürde-i ʿuhde-i hamiyyeti kılınup, şöyle ki, tarafeyn semt-i vahşete zâhib olmamak fikriyle, iki bin\nkadar kapu halkıyla Belgrad'a varup, i'mâl-i ʿakl-i bi'l-meleke ile ıslâh-ı zâtü'l-beyn ve iʿdâm-ı ru'esây-ı tâ'ifeteyn ve bu sûretle nizâm mukadder olmadığı hâlde, etrâfdan cemʿ-i asker ile kahr u tathîr-i serhadde bezl-i cehd ü tâkat ve itâʿat-ı reʿâyâyı mûcib olacak keyfiyyeti tahsîle ifrâğ-ı vüs'-i miknet eylemesi bâbında, müteʿaddid evâmir-i ʿaliyye ve makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan tahrîrât-ı seniyye irsâl ve reʿâyây-ı mezkûreye Rûm Batrîki tarafından âyinleri üzere nush u pendi kâfil ve ʿavâkıb-ı umûrdan neş'et eyleyecek envâʿ-ı siyâset-i Şâhâne'yi şâmil kâğıd ahz u îsâl olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîʿulevvel'in on ikinci günü kānûn-i kadîm üzere Sultân Ahmed Câmiʿi'nde vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı kirâm ve sâyir huzûrları muʿtâd olan ricâl-i devlet ve Ocağ ağaları hâzır ve Şehriyâr-ı hamîdü'l-me'âsir dâme fî ʿavni [V 124b] 'l-Meliki'l-Kādir hazretleri dahi debdebe-i Mülûkâne'leriyle [Ü4 265b] mahfil-i hümâyûnlarına nüzûl hengâmında, hânendegân-ı nazm-ı Mevlid-i şerîf, hüsn-i savt ile kırâ'ate âgāz u mübâşeret ve cümleye ifâza-i rûhâniyyet-i hayr u bereket eylediler.",
          "caption": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_903.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Hânden-i Mevlid-i şerîf",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîʿulevvel'in on ikinci günü kānûn-i kadîm üzere Sultân Ahmed Câmiʿi'nde vüzerây-ı ʿizâm ve ʿulemây-ı kirâm ve sâyir huzûrları muʿtâd olan ricâl-i devlet ve Ocağ ağaları hâzır ve Şehriyâr-ı hamîdü'l-me'âsir dâme fî ʿavni [V 124b] 'l-Meliki'l-Kādir hazretleri dahi debdebe-i Mülûkâne'leriyle [Ü4 265b] mahfil-i hümâyûnlarına nüzûl hengâmında, hânendegân-ı nazm-ı Mevlid-i şerîf, hüsn-i savt ile kırâ'ate âgāz u mübâşeret ve cümleye ifâza-i rûhâniyyet-i hayr u bereket eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bundan akdem binâsına şurûʿ olunan Cebe-hâne-i ʿâmire, himmet-i vâlâ-nehmet-i hazret-i Tâc-dârî ile ahsen-i nesak u metânet ve etemm-i istihkâm u resânet ile resîde-i hayyiz-i gāyet ve işbu şehr-i Rebîʿulâhır evâhırında Cebeci Ocağı, alay ile mahall-i mezkûra nakl ve daʿavât-ı hayriyye-i Şâhâne'yi küngüre-i çarh-ı esîre vasl eylediler. Emr-i binâya me'mûr Haremeyn Muhâsebecisi Mehmed Emîn Efendi'nin saʿyi meşkûr olduğuna binâ'en, huzûr-ı Sadru's-sudûr'da hilʿat-i semmûr ile mesrûr ve çekdiği zahmet ü emek zâyiʿ olmayup, harâbe-zâr-ı emeli dest-yârî-yi miʿmâr-ı iltifât-ı devlet ile maʿmûr oldu.",
          "caption": "Tekmîl-i binây-ı Cebe-hâne",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_904.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tekmîl-i binây-ı Cebe-hâne",
          "text": "Bundan akdem binâsına şurûʿ olunan Cebe-hâne-i ʿâmire, himmet-i vâlâ-nehmet-i hazret-i Tâc-dârî ile ahsen-i nesak u metânet ve etemm-i istihkâm u resânet ile resîde-i hayyiz-i gāyet ve işbu şehr-i Rebîʿulâhır evâhırında Cebeci Ocağı, alay ile mahall-i mezkûra nakl ve daʿavât-ı hayriyye-i Şâhâne'yi küngüre-i çarh-ı esîre vasl eylediler. Emr-i binâya me'mûr Haremeyn Muhâsebecisi Mehmed Emîn Efendi'nin saʿyi meşkûr olduğuna binâ'en, huzûr-ı Sadru's-sudûr'da hilʿat-i semmûr ile mesrûr ve çekdiği zahmet ü emek zâyiʿ olmayup, harâbe-zâr-ı emeli dest-yârî-yi miʿmâr-ı iltifât-ı devlet ile maʿmûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Belgrad Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa pîr ü müsinn ve derûn-ı kalʿada bulunan eşkıyâ müşârun ileyhin ʿaczi sebebi ile terettüb-i siyâsetden mutmaʾinn olduklarına binâʾen, cerî vü cesûr ve irâde-i devleti icrâda sâhib-i re'y ü gayûr bir kimsenin taʿyînini zarûriyyât-ı vakt ü hâl îcâb edüp, mukaddemâ Belgrad'da Muhassıllık ile mukîm ve keyfiyyet-i serhadde vukūf ile meleke vü kābiliyyeti mücerreb-i hâdis ü kadîm olan Süleymân Ağa ile şifâhen bu husûs müzâkere olundukdan sonra, Âsitâne'den hareket ve Niş'e vusûlü tahmîn olunarak, verâsından menşûr-ı Vezâret ve Belgrad [Ü4 266a] Muhâfızlığı'nın tevcîhi emri irsâl olunmak tasmîm olunmuşidi.\nİşbu Rebîʿulâhır evâhirında ber-vech-i muharrer silk-i vüzerâya idhâl ve muhâfaza-i mezkûre tevcîhi ile makzıyyü'l-âmâl kılınup, müşârun ileyh mukaddemâ o havâlî nizâmına me'mûr Bosna Vâlîsi Vezîr Bekir Paşa'nın maʿiyyetine tahsîs olunup, fazl-ı Hakk ile Belgrad'a duhûlünde Sırb reʿâyâsını şiddet-i mutâlebât ile ʿisyâna ilcâ ve tegallüben serhadd-i Pâdişâhî'de envâʿ-ı mefâsid icrâsına ʿillet-i akvâ olan üç-beş nefer dâîleri ahz ve müşârun ileyhe teslîm ve re'y ü irâdesine tebaʿiyyet ile sâyir mesâlih-i serhaddi tanzîm etmek ve maʿâzallah [V 125a] Belgrad'a duhûl müteʿassir ü düşvâr olmak lâzım geldiği hâlde, Niş Mütesellimi Hâfız Ağa ile muhâbere ve celb-i asker ile zahîreleri katʿ u tazyîk olunmak ve Devlet-i ʿaliyye'nin garazı fesâda bâdî olan üç-beş nefer eşkıyânın istîsâli olup, ehl-i ʿırz ve kazıyyede medhali olmayanların ʿadem-i muʾâhazeleri işâʿa kılınmak vesâyâsı, mukaddemâ şifâhen ve bu defʿa tahrîren müşârun ileyhe ifâde ve Bosna Vâlîsi müşârun ileyhe dahi bu tafsîlâtı şâmil tahrîrât-ı seniyye firistâde olundu.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Belgrad bâ-Rütbe-i Vezâret be-Süleymân Ağa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_905.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Belgrad bâ-Rütbe-i Vezâret be-Süleymân Ağa",
          "text": "Belgrad Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa pîr ü müsinn ve derûn-ı kalʿada bulunan eşkıyâ müşârun ileyhin ʿaczi sebebi ile terettüb-i siyâsetden mutmaʾinn olduklarına binâʾen, cerî vü cesûr ve irâde-i devleti icrâda sâhib-i re'y ü gayûr bir kimsenin taʿyînini zarûriyyât-ı vakt ü hâl îcâb edüp, mukaddemâ Belgrad'da Muhassıllık ile mukîm ve keyfiyyet-i serhadde vukūf ile meleke vü kābiliyyeti mücerreb-i hâdis ü kadîm olan Süleymân Ağa ile şifâhen bu husûs müzâkere olundukdan sonra, Âsitâne'den hareket ve Niş'e vusûlü tahmîn olunarak, verâsından menşûr-ı Vezâret ve Belgrad [Ü4 266a] Muhâfızlığı'nın tevcîhi emri irsâl olunmak tasmîm olunmuşidi.\nİşbu Rebîʿulâhır evâhirında ber-vech-i muharrer silk-i vüzerâya idhâl ve muhâfaza-i mezkûre tevcîhi ile makzıyyü'l-âmâl kılınup, müşârun ileyh mukaddemâ o havâlî nizâmına me'mûr Bosna Vâlîsi Vezîr Bekir Paşa'nın maʿiyyetine tahsîs olunup, fazl-ı Hakk ile Belgrad'a duhûlünde Sırb reʿâyâsını şiddet-i mutâlebât ile ʿisyâna ilcâ ve tegallüben serhadd-i Pâdişâhî'de envâʿ-ı mefâsid icrâsına ʿillet-i akvâ olan üç-beş nefer dâîleri ahz ve müşârun ileyhe teslîm ve re'y ü irâdesine tebaʿiyyet ile sâyir mesâlih-i serhaddi tanzîm etmek ve maʿâzallah [V 125a] Belgrad'a duhûl müteʿassir ü düşvâr olmak lâzım geldiği hâlde, Niş Mütesellimi Hâfız Ağa ile muhâbere ve celb-i asker ile zahîreleri katʿ u tazyîk olunmak ve Devlet-i ʿaliyye'nin garazı fesâda bâdî olan üç-beş nefer eşkıyânın istîsâli olup, ehl-i ʿırz ve kazıyyede medhali olmayanların ʿadem-i muʾâhazeleri işâʿa kılınmak vesâyâsı, mukaddemâ şifâhen ve bu defʿa tahrîren müşârun ileyhe ifâde ve Bosna Vâlîsi müşârun ileyhe dahi bu tafsîlâtı şâmil tahrîrât-ı seniyye firistâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haremeyn-i şerîfeyn'e Vehhâbîler'in bu defʿa dahi tesallutları vâkiʿ ve Medîne ehâlîsinin altı mâhdan ziyâde muhâsaraya tâkatleri olmayup, zahîre ve askere eşedd-i ihtiyâcları ahbârı takrîren u tahrîren mütevâtir vü şâyiʿ olup, husûs-ı mezkûr [Ü4 266b] aʿzam-ı umûr-ı dîn ü devletden olduğuna binâʾen, Bâb-ı ʿâlî'de erbâb-ı meşveret, ʿakd-i\nencümen-i cemʿiyyet edüp, huzzâr-ı meclisin baʿzıları kelâma âgāz ile dehen-bâz-ı beyân u takrîr ve o taraf-ı pür-şerefin kâffe-i ahvâline vukūfu olan vüzerây-ı ʿizâmın biri gereği gibi ikdâr olunarak, külliyyetlü asker ile taʿyîn olunmak husûsunu tezkîr edüp, ez-cümle ʿAzm-zâdeler'in beyne'l-ʿUrbân nüfûz-ı kelime vü şöhretlerini beyân ile Nasûh Paşa'nın baʿde'l-ikdâr Cidde mansıbı ile cânib-i Hicâz'a me'mûriyyetini istihsân eylediler. Müşârun ileyhin terbiye vü te'dîbi zımnında birkaç defʿa Rütbe-i Vezâret'i refʿ u ilgā ve birer mahalle tagrîb ü iclâ olunup, irâde-i [V 125b] devlete inkıyâd ile inhilâl-i ʿikāl-i ikāmetine dek visâde-i sabr u tehammüle istinâd eylemesi lâzım iken, merreten-baʿde-uhrâ menfâ olduğu emâkinden firâr ve terk-i nâmûs u ʿâr edüp, Devlet-i ʿaliyye'den emniyyeti meslûb olan şahs-ı menkûbun lâ-mahâle derûnunda gayz u fesâd müstekarr ve her bâr şûriş ü ihtilâl zuhûruna muntazır olup, mizâcına mugāyir olan ahkâm-ı Sultânî'yi ʿadem-i ısgā ile mûcibât-ı cibilliyyetini icrâ etmek cümle-i mücerrebâtdan olup, bu sıfatla ittisâf eden kimsenin devlete min-ciheti'l-hidme nefʿi mevhûm ve gezend ü zararı meczûm olduğuna binâ'en, Nasûh Paşa'nın bu maslahat-ı mühimmeye takrîbi hilye-i savâbdan dûr ve belki mutazammın-ı envâʿ-ı mahzûr olduğunu işrâb ile re'y-i evveli ibtâl ve âharın intihâbını istısvâb eyledi. [Ü4 267a] Baʿzıları mukaddemâ sevk-ı kazâ vü kader ile kayd-ı Vezâret'i terkîn ve Tokad'da temkîn olunan Mehmed Paşa'nın kâr-güzârlığını ve o havâlî umûruna vukūf u ıttılâʿını ifâde ile Cidde Sancağı'nın tarafına tevcîhini takrîb ve mühimmât ve zehâyir ve müstevfâ asâkir ile o tarafa me'mûriyyetini sevk u tergīb eyledikde, müşârun ileyhin me'mûriyyetinde bir nevʿ mahzûr hâtıra hutûr etmeyüp, cümleden enseb ü evlâ ve bu maslahata evfak u ahrâ olduğunu huzzâr-ı meclis ikrâr ve bu kazıyyenin mukaddime ve netîcesi temhîd olunarak, Cidde menşûru tarafına tesyâr ve keyfiyyet-i me'mûriyyeti ʿalâ-tarîkı'l-istimzâc ifhâm u işʿâr olunmuşidi. Müşârun ileyh ibkā-ı Vezâret'inden memnûn ve ba-husûs ehass-ı [V 126a] hidemât-ı dîn ü devletden olan Hicâz me'mûriyyetinden inbisât-ı derûnu dü-bâlâ vü efzûn olup, ancak Vehhâbîler, ʿUrbân eşkıyâsını teshîr ve giderek cemʿiyyetlerini teksîr eylediklerine nazaran, birkaç mahalde vecbelerine tesadüf ile vukūʿ-ı muhârebe ihtimâlât-ı ʿakliyyede olmağla, bu sûretde o tarafa hareket ü ʿazîmeti, muhtâc-ı bisâr u servet ve mevkūf-ı iʿânet-i külliyye-i\ndevlet olduğunu inbâ ve mebâdî vü mekāsıd-ı mâddeye nazaran üç bin âdemden noksân asker ile ʿazîmet, mûcib-i hatar u âfet olup, o mikdâr askerin zehâyir ve mühimmât ve bahşiş ve ʿulûfelerine vefâ edecek kadar mebâliğ irsâlini îmâ ve bu husûs zımnında hakkında zuhûr eyleyecek aksâm-ı ʿinâyeti istiksâ eylemiş. Hulâsa-i tahrîrâtı Rikâb-ı müstetâb-ı hazret-i Tâc-dârî'ye [Ü4 267b] ʿarz u takdîm olundukda, umûr-ı Hicâziyye sâyire makīs olmadığından, müşârun ileyhin bir ân akdem esbâb-ı hareketi tanzîm olunmak irâdesine mebnî, tekrâr erbâb-ı şûrâ ile ictimâʿ ve herkesin re'y ü tedbîri istimâʿ olunup, bilâhare bin beş yüz kîse ʿan-nakdin îsâl ve mühimmât ve zehâyire sarf olunmak içün beş yüz kîse o havâlîde olan teʿahhüd akçalarından havâle olunmak emri, tekrâr merfûʿ-ı hâk-i kadem-i Şehriyâr-ı cemîlü'l-fiʿâl kılınup, zikr olunan bin beş yüz kîse nakdin bin kîsesi Ceyb-i hümâyûn ve evkāf akçalarından ihsân ve beş yüz kîsenin Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden iʿtâ olunması emr ü fermân olunmağla, zikr olunan meblağ, müteʿayyinân-ı Devlet-i ʿaliyye'den bir şahs-ı umûr-âşinâ [V 126b] ile irsâl olunup, meʾmûr-ı müşârun ileyhin baʿzı umûruna iʿânet ile hareket ü tirhâli haberini îsâl etmek müzâkeresi dahi sebkat eylediğine binâʾen, sâbıkā Süvârî Mukābelecisi el-Hâc Mustafa Efendi, bu hatb-ı ehemme meʾmûr ve tevcîhâtda zabt etmek üzere Baş-muhasebecilik mansıb-ı celîli ile mesrûr kılınup, müşârun ileyhin ʿırk-ı hamiyyetini tahrîk eyleyecek makālâtı mutazammın ve suver-i meʾmûriyyetini mübeyyin emr-i ʿâlî ve tahrîrât-ı Sadâret-penâhî irsâl ve Şâm Vâlîsi ve sâyirlere bu keyfiyyât tafsîl ü icmâl olunup, kable'l-hacc müşârun ileyhin hareketine dâiyir lâzım gelan umûrun inkızâsına gayret ve mûcib-i teʾhîr olacak hâlâtdan tevakkī vü mücânebet eylemeleri müʾekkeden tahrîr u işâret olundu.\nMüşârun ileyhin Şâm ve Gazze ve Kudüs [Ü4 268a] taraflarında münâsebet-i tâmmesi ve akrıbâ ve müteʿallikāt ve havâşî ve tevâbiʿât ile haylice iştihârı olup, o mikdâr asker cemʿinde ve hukūk peydâ etdiği meşâyıh-ı ʿUrbân'ın müceddeden teʾlîf ü teʾnîsleriyle cimâl ü bigāl ve ahmâl ü eskāl ve zehâyir tedârükünde sâyirden ziyâde saʿyi müsmir olacağı melhûz olup, inşâ'allah umûrunda muvaffak ve mazhar-ı lutf-i Hakk olacağı zâhir u muhakkakdır. Müşârun ileyh Şâm'dan mahall-i meʾmûruna dek zehâyir tedârüküne saʿy edeceği zâhir olup, ancak vakt-i ikāmetinde o mikdâr askere vefâ edecek zehâyir hâzır olmadığı hâlde, askerinin hâli maʿlûm olup, şeml-i cemʿiyyetlerine tefarruk tareyân eyleyeceği nümâyân olduğundan, keyfiyyet bâlâda [V 127a] işâret olunduğu vechile Mısır Vâlîsi Vezîr Hûrşîd Paşa'ya tahrîr olunup, Yenbûʿ İskelesi hasım tarafından vikāye olunarak, müstevfâ zahîre îsâl olunmak ve\nmaʿâzallah bu husûsda terâhî vü müsâmaha zuhûr eyler ise, kuvvetden fiʿle îsâl olunan emekler hebâ olacağı zâhir olmağla, her ne vechile olursa, o tarafa zahîre îsâlinin esbâbını tedârük eylemek zemîninde bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müveşşah mü'ekked hükm-i Cihân-mutâʿ ısdâr ve ol tarafa meʾmûr Mîrâhûr-ı Sânî ile tesyâr olunduğundan başka, Cidde Vâlîsi müşârun ileyhin iltimâs eylediği hafîfü'l-me'ûne sürʿat toplarından dört kıtʿa top ibʿâs ve me'mûr olduğu mâddede fevka'l-me'mûl izhâr-ı gayret eylemek ve Havâric'in kutr-ı Hicâz'dan tasfiyesiyle tahsîl-i nîk-nâm eylemek emrinde teşvîk u ihsâs olundu. [Ü4 268b]",
          "caption": "Vukūʿ-ı meşveret ve ibkāy-ı Vezâret-i Mehmed Paşa ve tevcîh-i mansıb-ı Cidde be-müşârun ileyh ve me'mûr-şüden-i û be-cânib-i Hicâz",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_906.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı meşveret ve ibkāy-ı Vezâret-i Mehmed Paşa ve tevcîh-i mansıb-ı Cidde be-müşârun ileyh ve me'mûr-şüden-i û be-cânib-i Hicâz",
          "text": "Haremeyn-i şerîfeyn'e Vehhâbîler'in bu defʿa dahi tesallutları vâkiʿ ve Medîne ehâlîsinin altı mâhdan ziyâde muhâsaraya tâkatleri olmayup, zahîre ve askere eşedd-i ihtiyâcları ahbârı takrîren u tahrîren mütevâtir vü şâyiʿ olup, husûs-ı mezkûr [Ü4 266b] aʿzam-ı umûr-ı dîn ü devletden olduğuna binâʾen, Bâb-ı ʿâlî'de erbâb-ı meşveret, ʿakd-i\nencümen-i cemʿiyyet edüp, huzzâr-ı meclisin baʿzıları kelâma âgāz ile dehen-bâz-ı beyân u takrîr ve o taraf-ı pür-şerefin kâffe-i ahvâline vukūfu olan vüzerây-ı ʿizâmın biri gereği gibi ikdâr olunarak, külliyyetlü asker ile taʿyîn olunmak husûsunu tezkîr edüp, ez-cümle ʿAzm-zâdeler'in beyne'l-ʿUrbân nüfûz-ı kelime vü şöhretlerini beyân ile Nasûh Paşa'nın baʿde'l-ikdâr Cidde mansıbı ile cânib-i Hicâz'a me'mûriyyetini istihsân eylediler. Müşârun ileyhin terbiye vü te'dîbi zımnında birkaç defʿa Rütbe-i Vezâret'i refʿ u ilgā ve birer mahalle tagrîb ü iclâ olunup, irâde-i [V 125b] devlete inkıyâd ile inhilâl-i ʿikāl-i ikāmetine dek visâde-i sabr u tehammüle istinâd eylemesi lâzım iken, merreten-baʿde-uhrâ menfâ olduğu emâkinden firâr ve terk-i nâmûs u ʿâr edüp, Devlet-i ʿaliyye'den emniyyeti meslûb olan şahs-ı menkûbun lâ-mahâle derûnunda gayz u fesâd müstekarr ve her bâr şûriş ü ihtilâl zuhûruna muntazır olup, mizâcına mugāyir olan ahkâm-ı Sultânî'yi ʿadem-i ısgā ile mûcibât-ı cibilliyyetini icrâ etmek cümle-i mücerrebâtdan olup, bu sıfatla ittisâf eden kimsenin devlete min-ciheti'l-hidme nefʿi mevhûm ve gezend ü zararı meczûm olduğuna binâ'en, Nasûh Paşa'nın bu maslahat-ı mühimmeye takrîbi hilye-i savâbdan dûr ve belki mutazammın-ı envâʿ-ı mahzûr olduğunu işrâb ile re'y-i evveli ibtâl ve âharın intihâbını istısvâb eyledi. [Ü4 267a] Baʿzıları mukaddemâ sevk-ı kazâ vü kader ile kayd-ı Vezâret'i terkîn ve Tokad'da temkîn olunan Mehmed Paşa'nın kâr-güzârlığını ve o havâlî umûruna vukūf u ıttılâʿını ifâde ile Cidde Sancağı'nın tarafına tevcîhini takrîb ve mühimmât ve zehâyir ve müstevfâ asâkir ile o tarafa me'mûriyyetini sevk u tergīb eyledikde, müşârun ileyhin me'mûriyyetinde bir nevʿ mahzûr hâtıra hutûr etmeyüp, cümleden enseb ü evlâ ve bu maslahata evfak u ahrâ olduğunu huzzâr-ı meclis ikrâr ve bu kazıyyenin mukaddime ve netîcesi temhîd olunarak, Cidde menşûru tarafına tesyâr ve keyfiyyet-i me'mûriyyeti ʿalâ-tarîkı'l-istimzâc ifhâm u işʿâr olunmuşidi. Müşârun ileyh ibkā-ı Vezâret'inden memnûn ve ba-husûs ehass-ı [V 126a] hidemât-ı dîn ü devletden olan Hicâz me'mûriyyetinden inbisât-ı derûnu dü-bâlâ vü efzûn olup, ancak Vehhâbîler, ʿUrbân eşkıyâsını teshîr ve giderek cemʿiyyetlerini teksîr eylediklerine nazaran, birkaç mahalde vecbelerine tesadüf ile vukūʿ-ı muhârebe ihtimâlât-ı ʿakliyyede olmağla, bu sûretde o tarafa hareket ü ʿazîmeti, muhtâc-ı bisâr u servet ve mevkūf-ı iʿânet-i külliyye-i\ndevlet olduğunu inbâ ve mebâdî vü mekāsıd-ı mâddeye nazaran üç bin âdemden noksân asker ile ʿazîmet, mûcib-i hatar u âfet olup, o mikdâr askerin zehâyir ve mühimmât ve bahşiş ve ʿulûfelerine vefâ edecek kadar mebâliğ irsâlini îmâ ve bu husûs zımnında hakkında zuhûr eyleyecek aksâm-ı ʿinâyeti istiksâ eylemiş. Hulâsa-i tahrîrâtı Rikâb-ı müstetâb-ı hazret-i Tâc-dârî'ye [Ü4 267b] ʿarz u takdîm olundukda, umûr-ı Hicâziyye sâyire makīs olmadığından, müşârun ileyhin bir ân akdem esbâb-ı hareketi tanzîm olunmak irâdesine mebnî, tekrâr erbâb-ı şûrâ ile ictimâʿ ve herkesin re'y ü tedbîri istimâʿ olunup, bilâhare bin beş yüz kîse ʿan-nakdin îsâl ve mühimmât ve zehâyire sarf olunmak içün beş yüz kîse o havâlîde olan teʿahhüd akçalarından havâle olunmak emri, tekrâr merfûʿ-ı hâk-i kadem-i Şehriyâr-ı cemîlü'l-fiʿâl kılınup, zikr olunan bin beş yüz kîse nakdin bin kîsesi Ceyb-i hümâyûn ve evkāf akçalarından ihsân ve beş yüz kîsenin Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'nden iʿtâ olunması emr ü fermân olunmağla, zikr olunan meblağ, müteʿayyinân-ı Devlet-i ʿaliyye'den bir şahs-ı umûr-âşinâ [V 126b] ile irsâl olunup, meʾmûr-ı müşârun ileyhin baʿzı umûruna iʿânet ile hareket ü tirhâli haberini îsâl etmek müzâkeresi dahi sebkat eylediğine binâʾen, sâbıkā Süvârî Mukābelecisi el-Hâc Mustafa Efendi, bu hatb-ı ehemme meʾmûr ve tevcîhâtda zabt etmek üzere Baş-muhasebecilik mansıb-ı celîli ile mesrûr kılınup, müşârun ileyhin ʿırk-ı hamiyyetini tahrîk eyleyecek makālâtı mutazammın ve suver-i meʾmûriyyetini mübeyyin emr-i ʿâlî ve tahrîrât-ı Sadâret-penâhî irsâl ve Şâm Vâlîsi ve sâyirlere bu keyfiyyât tafsîl ü icmâl olunup, kable'l-hacc müşârun ileyhin hareketine dâiyir lâzım gelan umûrun inkızâsına gayret ve mûcib-i teʾhîr olacak hâlâtdan tevakkī vü mücânebet eylemeleri müʾekkeden tahrîr u işâret olundu.\nMüşârun ileyhin Şâm ve Gazze ve Kudüs [Ü4 268a] taraflarında münâsebet-i tâmmesi ve akrıbâ ve müteʿallikāt ve havâşî ve tevâbiʿât ile haylice iştihârı olup, o mikdâr asker cemʿinde ve hukūk peydâ etdiği meşâyıh-ı ʿUrbân'ın müceddeden teʾlîf ü teʾnîsleriyle cimâl ü bigāl ve ahmâl ü eskāl ve zehâyir tedârükünde sâyirden ziyâde saʿyi müsmir olacağı melhûz olup, inşâ'allah umûrunda muvaffak ve mazhar-ı lutf-i Hakk olacağı zâhir u muhakkakdır. Müşârun ileyh Şâm'dan mahall-i meʾmûruna dek zehâyir tedârüküne saʿy edeceği zâhir olup, ancak vakt-i ikāmetinde o mikdâr askere vefâ edecek zehâyir hâzır olmadığı hâlde, askerinin hâli maʿlûm olup, şeml-i cemʿiyyetlerine tefarruk tareyân eyleyeceği nümâyân olduğundan, keyfiyyet bâlâda [V 127a] işâret olunduğu vechile Mısır Vâlîsi Vezîr Hûrşîd Paşa'ya tahrîr olunup, Yenbûʿ İskelesi hasım tarafından vikāye olunarak, müstevfâ zahîre îsâl olunmak ve\nmaʿâzallah bu husûsda terâhî vü müsâmaha zuhûr eyler ise, kuvvetden fiʿle îsâl olunan emekler hebâ olacağı zâhir olmağla, her ne vechile olursa, o tarafa zahîre îsâlinin esbâbını tedârük eylemek zemîninde bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müveşşah mü'ekked hükm-i Cihân-mutâʿ ısdâr ve ol tarafa meʾmûr Mîrâhûr-ı Sânî ile tesyâr olunduğundan başka, Cidde Vâlîsi müşârun ileyhin iltimâs eylediği hafîfü'l-me'ûne sürʿat toplarından dört kıtʿa top ibʿâs ve me'mûr olduğu mâddede fevka'l-me'mûl izhâr-ı gayret eylemek ve Havâric'in kutr-ı Hicâz'dan tasfiyesiyle tahsîl-i nîk-nâm eylemek emrinde teşvîk u ihsâs olundu. [Ü4 268b]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mîr-i mûmâ ileyh bundan akdem Şâm ve Haleb tevcîh emirlerini îsâle me'mûr ve matâyây-ı istiʿcâl ile ʿâzim-i savb-ı mezkûr olmuşidi. Mûmâ ileyhin bir müddetden berü hevây-ı Vezâret, mukaʿʿar-ı sımâhında cây-gîr ve bu matlaba vusûl içün şiddet-i inhimâkı zâhir ü gayr-i setîr olduğuna binâʾen, şehr-i Rebîʿulâhir'ın sekizinci günü Rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kadri terfîʿ ve vilâyeti olan Van muhâfazasına serîʿan iltihâkı içün ısdâr-ı tevkīʿ-i refîʿ kılınup, münhall olan mansıbı ile vekîl bulunan Sâlih Bey mesrûr ve ol dahi Mısır cânibine meʾmûr olup, Çukadâr Ağalık'dan muhrec Mustafa Ağa vekâlet ile nâyil-i ʿizz ü rifʿat oldu.",
          "caption": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrâhûr-ı Sânî Feyzî Bey",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_907.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı Vezâret be-Mîrâhûr-ı Sânî Feyzî Bey",
          "text": "Mîr-i mûmâ ileyh bundan akdem Şâm ve Haleb tevcîh emirlerini îsâle me'mûr ve matâyây-ı istiʿcâl ile ʿâzim-i savb-ı mezkûr olmuşidi. Mûmâ ileyhin bir müddetden berü hevây-ı Vezâret, mukaʿʿar-ı sımâhında cây-gîr ve bu matlaba vusûl içün şiddet-i inhimâkı zâhir ü gayr-i setîr olduğuna binâʾen, şehr-i Rebîʿulâhir'ın sekizinci günü Rütbe-i vâlây-ı Vezâret'le kadri terfîʿ ve vilâyeti olan Van muhâfazasına serîʿan iltihâkı içün ısdâr-ı tevkīʿ-i refîʿ kılınup, münhall olan mansıbı ile vekîl bulunan Sâlih Bey mesrûr ve ol dahi Mısır cânibine meʾmûr olup, Çukadâr Ağalık'dan muhrec Mustafa Ağa vekâlet ile nâyil-i ʿizz ü rifʿat oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "el-Yevm hükümrân-ı memâlik-i Îrân olan Baba Hân'ın muʿtemedü'd-devlesi olan Şefîʿ Hân'dan Sadriaʿzam ve bedr-i efham hazretlerine Mehmed Hân sefâretiyle bir kıtʿa mektûb vürûd edüp, mazmûnu Memâlik-i mahrûse'ye âmed-şüd eden tüccâr ve züvvârın melhûz-ı nigâh-ı reʾfet ü himâyet olmasından ve Memleket-i Cihân-bânî'den Rûşen Kalʿası'nda temekkün eden Caʿfer-kulı Hân'ın tard u ibʿâd ve taraflarına istirdâdından ʿibâret olup, o makūle züvvâr ve sûdâ-gerânın esbâb-ı emniyyetlerine ʿale'l-ıtlâk iʿtinâ vü dikkat, ʿan-asl şîme-i Devlet-i ebed-müddet'den olduğuna nazaran, serhadlerde bulunan vülât ü hükkâma neşr-i evâmir ü ahkâm ve beyne'd-devleteyn münʿakıd [V 127b] olan ʿuhûd u şurûtun\nmuhâfazasına dikkat ü ihtimâm etmeleri her bâr ifâde vü ifhâm olunup, şimdiye dek kemâl-i safvetden gayri bir keyfiyyet vukūʿ bulmayup, [Ü4 269a] cûy-bâr-ı şerâyit-i müsâleme mecrây-ı kadîmi üzere hass u hâşâk-ı fesâddan sâlim ve vücûd-ı şûr u fiten galebe-i istirâhat u âsâyiş ile hufte vü nâyim olduğu beyânıyla, Caʿfer-kulı Hân metbûʿu olan il ve kabîlesiyle kalʿa-i mezbûrede mütehassın olup, cebr ü ikrâh ile ihrâc, kazıyye-i muhârebeyi intâc ve bu tavr Îrânîler'in inkisâr-ı kulûblarına bâdî olup, indirâs-ı esâs-ı safvet daʿvây-ı lâgıyesine teşebbüs edecekleri fikr-i dûr-endîş ile zevâhir-i ahvâlden istihrâc ve el-hâletü hâzihî bu tarafdan kasrî ihrâcı Îrâniyân'ın mizâcına muvâfik geleceği, mefhûm-ı tahrîrâtdan maʿlûm olduğuna binâ'en, kalʿa-i mezkûreye mücâvir olan vülât ü hükkâma hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sultânî ısdâr ve bi-eyyi-vechin kân tahsîl-i esbâb-ı ihrâcına bezl ü kudret eylemeleri tenbîhi ifâde vü tekrar olunduğu, makâm-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan ifâde ve sefîr-i mûmâ ileyh iʿâde olundu.",
          "caption": "Vürûd-ı Sefîr ez-cânib-i Îrân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_908.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vürûd-ı Sefîr ez-cânib-i Îrân",
          "text": "el-Yevm hükümrân-ı memâlik-i Îrân olan Baba Hân'ın muʿtemedü'd-devlesi olan Şefîʿ Hân'dan Sadriaʿzam ve bedr-i efham hazretlerine Mehmed Hân sefâretiyle bir kıtʿa mektûb vürûd edüp, mazmûnu Memâlik-i mahrûse'ye âmed-şüd eden tüccâr ve züvvârın melhûz-ı nigâh-ı reʾfet ü himâyet olmasından ve Memleket-i Cihân-bânî'den Rûşen Kalʿası'nda temekkün eden Caʿfer-kulı Hân'ın tard u ibʿâd ve taraflarına istirdâdından ʿibâret olup, o makūle züvvâr ve sûdâ-gerânın esbâb-ı emniyyetlerine ʿale'l-ıtlâk iʿtinâ vü dikkat, ʿan-asl şîme-i Devlet-i ebed-müddet'den olduğuna nazaran, serhadlerde bulunan vülât ü hükkâma neşr-i evâmir ü ahkâm ve beyne'd-devleteyn münʿakıd [V 127b] olan ʿuhûd u şurûtun\nmuhâfazasına dikkat ü ihtimâm etmeleri her bâr ifâde vü ifhâm olunup, şimdiye dek kemâl-i safvetden gayri bir keyfiyyet vukūʿ bulmayup, [Ü4 269a] cûy-bâr-ı şerâyit-i müsâleme mecrây-ı kadîmi üzere hass u hâşâk-ı fesâddan sâlim ve vücûd-ı şûr u fiten galebe-i istirâhat u âsâyiş ile hufte vü nâyim olduğu beyânıyla, Caʿfer-kulı Hân metbûʿu olan il ve kabîlesiyle kalʿa-i mezbûrede mütehassın olup, cebr ü ikrâh ile ihrâc, kazıyye-i muhârebeyi intâc ve bu tavr Îrânîler'in inkisâr-ı kulûblarına bâdî olup, indirâs-ı esâs-ı safvet daʿvây-ı lâgıyesine teşebbüs edecekleri fikr-i dûr-endîş ile zevâhir-i ahvâlden istihrâc ve el-hâletü hâzihî bu tarafdan kasrî ihrâcı Îrâniyân'ın mizâcına muvâfik geleceği, mefhûm-ı tahrîrâtdan maʿlûm olduğuna binâ'en, kalʿa-i mezkûreye mücâvir olan vülât ü hükkâma hükm-i Cihân-mutâʿ-ı Sultânî ısdâr ve bi-eyyi-vechin kân tahsîl-i esbâb-ı ihrâcına bezl ü kudret eylemeleri tenbîhi ifâde vü tekrar olunduğu, makâm-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan ifâde ve sefîr-i mûmâ ileyh iʿâde olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Her karn ü ʿasrda ehl-i tegallüb ü şürûr, hakkāniyyet-i mechûle ile ser-zede-i ʿâlem-i zuhûr olup, derece-i kuvvetlerine nazaran, müstevlî oldukları kutrda istibdâd-ı re'y ü taʿyîn peydâ ve bi'l-külliyye o kutrun umûrunu istîlâ edüp, giderek hevâcis-i nefsâniyye ile umûr-ı ʿizâma iktihâm ve refte refte zamîrlerinde mestûr olan merâmlarını izhâr ile kesb-i dârât u ihtişâm [V 128a] etmek dâʿiyyesine düşdükleri, mücerreb-i erbâb-ı nakz u ibrâm olup, ancak nevʿ-i insân, şerefiyyet-i neseb ü hasebe nigerân olup, o makūle eclâf-ı [Ü4 269b] nâsın tevellâ-yı umûr ile tegallübünü nakş-ber-âb bilüp, az vakit içinde zuhûr-ı şikāk u ihtilâl ile devletleri bergeşte ve kendüleri seyf-i muʿâhazât-ı İlâhiyye ile müsta'sıl u küşte olacaklarını ʿıyânen müşâhede eylediklerinden, hulûl-i vakt-i mukaddere dek mühr-zen-i leb-i sükût olageldikleri, vâsıl-ı derece-i tehakkuk u sübûtdur. Binâ-berîn Françe'de hudûs eden fiten ü şûrişin bidâyet ü nihâyeti Bonaparta'nın zuhûruna sebeb olup, bir seneye gelinceye dek idâre-i umûr-ı devletleri bir tavırda karâr-gîr olmayup, etvâr-ı ʿadîdeeye intikāl ve bu etvâr ile gûyâ zabt-ı memleket ve himâye-i raʿiyyet mümkin olmayup, İmperatorluk ʿunvânına tevakkuf etdiğini Françe halkı kuvve-i fikriyye ile istidlâl edüp, Bonaparta'yı İmperatorluk mesnedine\nikʿâd ile emr ü nehyine imtisâl eylediklerini ve mesfûrun bu rütbe hâdisesini Devlet-i ʿaliyye tasdîk ile kesb etdiği derece-i mevhûmeyi tahkīk etmek vâdîsinde Âsitâne'de mukīm Françe Elçisi min-gayr-i resm Reʾîs Efendi ile mülâkātında bu tafsîlâtı beyân ü ifâde ve tasdîkı şâmil müşârun ileyhden takrîr istidʿâsını tekrîr ü iʿâde eyledi.\n\nİmperatorluk ʿunvânı Nemçe hükümdârlarına mevzûʿ elkāb-ı mütemekkineden olup, karîbü'l-ʿahdde bu imtiyâzı tegallüben Rûsiyyelü dahi ihtilâs etmişidi. Bu vazʿ-ı hâdis muvâfakat-ı tâyifeteyn ile hâsıl olacak iken, Devlet-i [V 128b] ʿaliyye'nin bâdî-yi emrde tasdîkı münâsib olmadığından gayri, umûr-ı milliyyeye dâ'yir bir keyfiyyet olup, Avrupa ehâlîsinde muvâfakat teʿayyün [Ü4 270a] eylediği hâlde, Devlet-i ʿaliyye mümâşâtdan iʿrâz etmeyeceği beyân ve be-în-cümle: “Devlet-i ʿaliyye'nin Françelü ile safvet-i kadîmesi olup, bu sebeble râhat u huzûrları husûlünden gāyet münbasıt u mahzûzdur” denildikde, Devlet-i ʿaliyye ʿan-asl Françe Hükümdârı'na “Pâdişâh” lafzını ıtlâk etmişiken, “İmperator” lafzı dahi, “Padişâh” maʿnâsına masrûf olup, bu bâbda agyârın tasdîkına hâcet mess etmediğini âverde-i zebân etdiğinde: ““Pâdişâh' lafzına İmperatorluk' maʿnâsı verilmek, lafz-ı şâ'yiʿinin maʿnâsını tagyîr kabîlinden olup, lafzeyn maʿnâları miyânında olan buʿd u mübâyenet zâhir ve Devlet-i ʿaliyye 'Pâdişâh' lafzını tesvîgde hâzırdır\" deyü cevâb-ı mülzim ile iskât ʿakabinde: “Bu husûsa devletim tarafından meʾmûriyyetim olup, beher hâl bir cevâb ahzına mecbûrum\" deyü sûret-i ısrârda tecellüd izhâr eyledikde, Re'îs Efendi tarafından tekrâr bu keyfiyyeti mutazammın iʿtimâd-nâme alınmak husûsunda mülzimâne terdîdât ve delâyil ü berâhîn ile sâbit-i tahkīkāt îrâd olunup, bilâhare Bonaparta'nın bu imtiyâzı kesbinden Françelü'nün râhat u âsâyişi mefhûm u melhûz olduğundan, Devlet-i ʿaliyye mahzûz olup, lafz-ı mezkûr ıtlâkında beyne'd-düvel muvâfakat bulunduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye mümâşât eder maʿnây-ı [V 129a] mevhûmeleri idrâciyle bir kıtʿa takrîr iʿtâ ve ferdâsı nısfu'l-leylde tercemânları Reʾîsülküttâb Efendi'ye gelüp, baʿzı egālît ile lafz-ı mezkûrun tasrîhine bezl-i cehd etdiyse dahi, kelâm-ı evvel mükerreren ifâde [Ü4 270b] ve mülzimen iʿâde olunup, takrîr-i mezkûr elçi tarafından Paris'e tesyâr ve bundan sonra düvel-i Nasârâ tarafından zuhûr eden muʿâmelâta medd-i târ-ı intizâr olundu.",
          "caption": "Mükâleme-i Re’îsülküttâb be-Sefîr-i Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_909.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Mükâleme-i Re’îsülküttâb be-Sefîr-i Françe",
          "text": "Her karn ü ʿasrda ehl-i tegallüb ü şürûr, hakkāniyyet-i mechûle ile ser-zede-i ʿâlem-i zuhûr olup, derece-i kuvvetlerine nazaran, müstevlî oldukları kutrda istibdâd-ı re'y ü taʿyîn peydâ ve bi'l-külliyye o kutrun umûrunu istîlâ edüp, giderek hevâcis-i nefsâniyye ile umûr-ı ʿizâma iktihâm ve refte refte zamîrlerinde mestûr olan merâmlarını izhâr ile kesb-i dârât u ihtişâm [V 128a] etmek dâʿiyyesine düşdükleri, mücerreb-i erbâb-ı nakz u ibrâm olup, ancak nevʿ-i insân, şerefiyyet-i neseb ü hasebe nigerân olup, o makūle eclâf-ı [Ü4 269b] nâsın tevellâ-yı umûr ile tegallübünü nakş-ber-âb bilüp, az vakit içinde zuhûr-ı şikāk u ihtilâl ile devletleri bergeşte ve kendüleri seyf-i muʿâhazât-ı İlâhiyye ile müsta'sıl u küşte olacaklarını ʿıyânen müşâhede eylediklerinden, hulûl-i vakt-i mukaddere dek mühr-zen-i leb-i sükût olageldikleri, vâsıl-ı derece-i tehakkuk u sübûtdur. Binâ-berîn Françe'de hudûs eden fiten ü şûrişin bidâyet ü nihâyeti Bonaparta'nın zuhûruna sebeb olup, bir seneye gelinceye dek idâre-i umûr-ı devletleri bir tavırda karâr-gîr olmayup, etvâr-ı ʿadîdeeye intikāl ve bu etvâr ile gûyâ zabt-ı memleket ve himâye-i raʿiyyet mümkin olmayup, İmperatorluk ʿunvânına tevakkuf etdiğini Françe halkı kuvve-i fikriyye ile istidlâl edüp, Bonaparta'yı İmperatorluk mesnedine\nikʿâd ile emr ü nehyine imtisâl eylediklerini ve mesfûrun bu rütbe hâdisesini Devlet-i ʿaliyye tasdîk ile kesb etdiği derece-i mevhûmeyi tahkīk etmek vâdîsinde Âsitâne'de mukīm Françe Elçisi min-gayr-i resm Reʾîs Efendi ile mülâkātında bu tafsîlâtı beyân ü ifâde ve tasdîkı şâmil müşârun ileyhden takrîr istidʿâsını tekrîr ü iʿâde eyledi.\n\nİmperatorluk ʿunvânı Nemçe hükümdârlarına mevzûʿ elkāb-ı mütemekkineden olup, karîbü'l-ʿahdde bu imtiyâzı tegallüben Rûsiyyelü dahi ihtilâs etmişidi. Bu vazʿ-ı hâdis muvâfakat-ı tâyifeteyn ile hâsıl olacak iken, Devlet-i [V 128b] ʿaliyye'nin bâdî-yi emrde tasdîkı münâsib olmadığından gayri, umûr-ı milliyyeye dâ'yir bir keyfiyyet olup, Avrupa ehâlîsinde muvâfakat teʿayyün [Ü4 270a] eylediği hâlde, Devlet-i ʿaliyye mümâşâtdan iʿrâz etmeyeceği beyân ve be-în-cümle: “Devlet-i ʿaliyye'nin Françelü ile safvet-i kadîmesi olup, bu sebeble râhat u huzûrları husûlünden gāyet münbasıt u mahzûzdur” denildikde, Devlet-i ʿaliyye ʿan-asl Françe Hükümdârı'na “Pâdişâh” lafzını ıtlâk etmişiken, “İmperator” lafzı dahi, “Padişâh” maʿnâsına masrûf olup, bu bâbda agyârın tasdîkına hâcet mess etmediğini âverde-i zebân etdiğinde: ““Pâdişâh' lafzına İmperatorluk' maʿnâsı verilmek, lafz-ı şâ'yiʿinin maʿnâsını tagyîr kabîlinden olup, lafzeyn maʿnâları miyânında olan buʿd u mübâyenet zâhir ve Devlet-i ʿaliyye 'Pâdişâh' lafzını tesvîgde hâzırdır\" deyü cevâb-ı mülzim ile iskât ʿakabinde: “Bu husûsa devletim tarafından meʾmûriyyetim olup, beher hâl bir cevâb ahzına mecbûrum\" deyü sûret-i ısrârda tecellüd izhâr eyledikde, Re'îs Efendi tarafından tekrâr bu keyfiyyeti mutazammın iʿtimâd-nâme alınmak husûsunda mülzimâne terdîdât ve delâyil ü berâhîn ile sâbit-i tahkīkāt îrâd olunup, bilâhare Bonaparta'nın bu imtiyâzı kesbinden Françelü'nün râhat u âsâyişi mefhûm u melhûz olduğundan, Devlet-i ʿaliyye mahzûz olup, lafz-ı mezkûr ıtlâkında beyne'd-düvel muvâfakat bulunduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye mümâşât eder maʿnây-ı [V 129a] mevhûmeleri idrâciyle bir kıtʿa takrîr iʿtâ ve ferdâsı nısfu'l-leylde tercemânları Reʾîsülküttâb Efendi'ye gelüp, baʿzı egālît ile lafz-ı mezkûrun tasrîhine bezl-i cehd etdiyse dahi, kelâm-ı evvel mükerreren ifâde [Ü4 270b] ve mülzimen iʿâde olunup, takrîr-i mezkûr elçi tarafından Paris'e tesyâr ve bundan sonra düvel-i Nasârâ tarafından zuhûr eden muʿâmelâta medd-i târ-ı intizâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memleket-i mezkûrenin ihtilâline bâdî ve gürûh-ı eşkıyâya iʿânet ile tuğyân u hasâretlerine sebeb-i ʿâdî olan Tokadcıklı Süleymân'ın nokta-i vücûdu sahîfe-i ʿâlemden hakk ve rişte-i hayâtı nâhun-ı kahr ile fekk olunmak irâde ve Rumeli Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya bu keyfiyyet ber-vech-i tafsîl ifâde olunmuşidi. Merkūm, hakkında cereyân eden kuvve-i kāhire-i Saltanat'ı hiss ile devleti işgāl ve me'lûf olduğu şubede vü melʿanetini iʿmâl eyleyerek, Tekfürdağı ve Çorlu havâlîsine nihânî ittifâkı olan dağluları teslît etmek agleb-i ihtimâl olduğuna binâ'en, berü tarafa tehattî vü tecâvüzden ihtirâz ile asâkir-i Şâhâne'nin piyâde ve süvârîsinden vâfir muʿallem asker ifrâz ve livây-ı ʿazîmetleri dest-zen-i ihtizâz kılınmışidi.\nAsker-i merkūm Çorlu Sahrâsı'nda darb-ı hıyâm-ı ârâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan hâlâ Karaman Beylerbeyisi ʿAbdurrahmân Paşa dahi dâyiresi halkıyla bu cemʿiyyete inzımâm ile verâlarından tahrîk-i aʿlâm edüp, iki asker birbirine mülâkī oldukdan sonra, eşkıyâ gürûhunu 'avn-i zi'l-Celâl ile kahr [V 129b] u istîsâl etmeleri bâbında irâde-i kātıʿa cereyân ve asâkir-i mezbûre imtisâl-i emr ü fermân eyleyerek, işbu Rebîʿulâhır'ın on dokuzuncu günü Çorlu'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve Migalgara'ya vürûdlarında ahmâl ü eskāli terk ve sebükbâr eşkıyânın ikāmet [Ü4 271a] etdikleri Bulgār Karyesi'ne ilkāy-ı ru'b u satvet edüp, fi'l-hâl meteris hafrına iştigāl ve meteris maslahatı ikmâlinden sonra, top ve humpara ve dâne-i tüfeng ile o kavm-i şûm mercûm kılınup, bu hâl ile birkaç sâʿat murûr ve eşkıyânın her ne kadar oldukları karyede esbâb-ı menâʿati tehyi'e etdikleri meşhûd u manzûr olduysa dahi, süvârîler bir-iki defʿa yürüyüş gösterüp, cümûʿ-ı eşkıyâyı kemâl-i mertebe tazyîk ve harmen-i cemʿiyyetlerini âteş-i kahr u nekâl ile tahrîk eyledikleri hengâm, şâm-ı zalâm haylûlet ve ceng ü sitîz ferdâya havâle ile asker-i Şâhâne kemâ-kân emr-i muhâsaraya mübâderet eylediler.\n\nEşkıyânın mukīm oldukları Bulgār Karyesi'nin bir tarafı dâmen-i kûha mülâsık olmak mülâbesesiyle, eşkıyây-ı mezkûre kemâl-i ʿacz ü ıztırâblarından nâşî mürde vü mecrûhlarını ihrâk ve baʿzı eşyâlarını terk ile zikr olunan cebelin pîşe-zârına firâr eyledikleri haberini ru'esây-ı asâkir istirâk etmeleriyle, bu defʿa dahi verâlarından top u tüfeng atılup, vâfiri\nmecrûh ve baʿzısı hâk-ı helâke matrûh olduğundan gayri, emr-i taʿkībe mübâşeret ve mevcûd olan süvârî taʿyîn olunarak, habere intizâren asker-i Şâhâne Migalgara'ya 'avdet eylediler. [V 130a] Karye-i mezkûrede eşkıyânın iki-üç yüz mikdârı reh-rev-i vâdî-yi “Bi'se'l-masîr\" ve vâfiri elem-i zahm ile nâle-gîr olduğu sübût-yâfte-i sıhhat ve berü tarafdan dahi ekall-i kalîl kimseler nûş-i şerbet-i şehâdet ve birkaç kimse şiken-i [Ü4 271b] zahm ile evc-gîr-i şöhret olduğundan fazla, ʿAbdurrahmân Paşa'nın Kethudâsı zahm-dâr ve te'sîr-i nîş-i cerh ile ʿâzim-i dâru'l-karâr oldu. Eşkıyânın baʿzısı mürde ve ekseri zahm-hûrde olarak, Cisr-i Ergene havâlîsinde vâkiʿ bir karyede iki sâʿat kadar meks ü ârâm ve Merîc Nehri'ni ʿubûr ile Dokadçıklı ve sâyirden istimdâd fikrinde oldukları, cemʿiyyetlerinden müteferrik baʿzı kimseler takrîr u iʿlâm ve o havâlîde mütemekkin Mîr-i mîrân'dan Süleymân Paşa eşkıyânın Çirmen Kazâsı'na duhûllerini mübeyyin ʿAbdurrahmân Paşa'ya kāyime gönderüp, üzerlerine hareket eyleyeceğini işʿâr ve zikr olunan eşkıyâ Paşa-yı mûmâ ileyhin ordusuna bir sâʿat mesâfeden nîm-cân ile gāyet perîşân gürîzân olmuş iken, bu fursatı fevt, gālibâ vaktiyle kazıyyeye ʿadem-i vukūfdan neş'et etmiş bir maʿnâ olduğunu erbâb-ı tedkīk tahkīk eylediler. Migalgara her tarafa semt olup, asker-i Şâhâne'ye karâr-gâh olması her ne kadar münâsib mülâhaza olunduysa dahi, o taraflarda zehâyirin fikdânı, sebeb-i iztirâb-ı asker-i Cihân-bânî olacağını ʿAbdurrahmân Paşa ve sâyir ru'esâ te'emmül ve Tekfürdağı'na iki sâʿat karîb bir mahalde ikāmet ve her tarafa itâre-i cevâsîs-i basîret kılınmak husûsunu taʿakkul ile Migalgara'dan hareket eylediklerini tahrîr u işâret eylediler. Paşa-yı mûmâ ileyh ile [V 130b] sâyir zâbitânın levha-tırâz-ı zuhûr olan merdâne vü şecîʿâne hareketleri ve eşkıyâyı kahr u tedmîr ile nâyil-i fevz ü galebe olmaları, haklarında olan [Ü4 272a] teveccühât-ı seniyyeyi ber-mezîd edüp, tahsîn ü âferîni şâmil taraflarına tahrîrât irsâl ve 'atâyâ ve sâyir nevâziş ile ezyâl-i mekârim-i Şâhâne isbâl olunup, eşkıyâ fîmâ-ba'd Merîc'i bu tarafa murûr eder ise, mukābele ile bi'l-külliyye târumâr olunmaları husûsu Rumeli Vâlîsi tarafına dahi işʿâr ve bakıyyetü's-süyûf olan eşkıyânın bi'l-külliyye izmihlâliyçün asker taʿyîn eylemesi tezkâr olundu.\nEşkıyây-ı mezbûre üç binden ziyâde ceng-âver ve hayatlarından me'yûs ve dâyimâ züll ü hevâna me'nûs bir kavm-i menhûs olup, bu seneye gelince üzerlerine me'mûr olanlara gâlib ve bu sebeble Rumeli ehâlîsinden esbâb-ı râhat u sükûnu sâlib olmuşlar iken, muʿallem askerin rûz-i mesâffda metânet ü sebâtların ru’yet ve zâbitlerine itâʿat u inkıyâdların bi't-tecribe tahkīk ile darabât-ı pey-der-peylerine tâkat getürmeyeceklerini miyânelerinde meşveret edüp, kulûb-ı kāsiyeleri havf u hirâs ile mel'ân ve fîmâ-ba'd haklarında envâʿ-ı beliyye vü musîbet vukūʿ bulacağını idrâk ile mütehayyir ü sergerdân olduklarını, giriftâr olan baʿzı diller takrîr ü beyân eylediler. Eşkıyây-ı mezbûre bundan sonra berü taraflarda istikrârdan ʿâciz ü der-mânde olup, ber-vech-i muharrer balkānın öte kiçesine firâr etdikleri Rumeli Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ihbâr olunduğuna binâ'en, verâlarından asker taʿyîni Ruscuk [V 131a] Aʿyânı Tirsinikli-zâde'yi ters-nâk edeceğini idrâk ve eşkıyânın istîsâlini [Ü4 272b] mûmâ ileyhe ihâle ve ırk-ı hamiyyetini tahrîk edecek taʿbîrâtı şâmil tarafına baʿs-i kabâle etmişidi. Mûmâ ileyh dahi etrâfdan cemʿ-i asker ve Hezargrad Aʿyânı'nı üzerlerine taʿyîn ile katʿ-1 meslek ü memerr edüp, şöyle ki, eşkıyâ her ne mahalle ʿazîmet etdiler ise taʿkīb ve der-i râhat u sükûnların tîşe-i kahr u nekâl ile tahrîb eyleyüp, her cengde vâfir şakī telef ve şemşîr-i siyâsete ʿalef olarak, Vidin hudûduna duhûl ve me'mûrlar nâ-çâr ʿavd u kufûl edüp, eşkıyânın bu defʿa dahi cemʿiyyetlerine killet ve ancak beş-altı yüz mikdârı tüfeng-endâzları kaldığı sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyet olduğunu Vezîr-i müşârun ileyhe Tirsinikli-zâde tahrîr ü işâret etmekle, müşârun ileyh tarafına vürûd eden evrâk, vâsıl-ı südde-i Şehriyâr-ı âfâk oldukda, keyfiyyet-i mezkûre Vidin Muhâfızı Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ifâde vü tezkîr ve havze-i hükümetine dâhil olan bakıyyetü's-süyûfun tedmîr ü izmihlâlleri matlûb-ı Şâhâne idüği makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan müşârun ileyhe mü'ekkeden tahrîr olundu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı muhârebe be-eşkıyây-ı Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_910.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı muhârebe be-eşkıyây-ı Rumeli",
          "text": "Memleket-i mezkûrenin ihtilâline bâdî ve gürûh-ı eşkıyâya iʿânet ile tuğyân u hasâretlerine sebeb-i ʿâdî olan Tokadcıklı Süleymân'ın nokta-i vücûdu sahîfe-i ʿâlemden hakk ve rişte-i hayâtı nâhun-ı kahr ile fekk olunmak irâde ve Rumeli Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya bu keyfiyyet ber-vech-i tafsîl ifâde olunmuşidi. Merkūm, hakkında cereyân eden kuvve-i kāhire-i Saltanat'ı hiss ile devleti işgāl ve me'lûf olduğu şubede vü melʿanetini iʿmâl eyleyerek, Tekfürdağı ve Çorlu havâlîsine nihânî ittifâkı olan dağluları teslît etmek agleb-i ihtimâl olduğuna binâ'en, berü tarafa tehattî vü tecâvüzden ihtirâz ile asâkir-i Şâhâne'nin piyâde ve süvârîsinden vâfir muʿallem asker ifrâz ve livây-ı ʿazîmetleri dest-zen-i ihtizâz kılınmışidi.\nAsker-i merkūm Çorlu Sahrâsı'nda darb-ı hıyâm-ı ârâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan hâlâ Karaman Beylerbeyisi ʿAbdurrahmân Paşa dahi dâyiresi halkıyla bu cemʿiyyete inzımâm ile verâlarından tahrîk-i aʿlâm edüp, iki asker birbirine mülâkī oldukdan sonra, eşkıyâ gürûhunu 'avn-i zi'l-Celâl ile kahr [V 129b] u istîsâl etmeleri bâbında irâde-i kātıʿa cereyân ve asâkir-i mezbûre imtisâl-i emr ü fermân eyleyerek, işbu Rebîʿulâhır'ın on dokuzuncu günü Çorlu'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve Migalgara'ya vürûdlarında ahmâl ü eskāli terk ve sebükbâr eşkıyânın ikāmet [Ü4 271a] etdikleri Bulgār Karyesi'ne ilkāy-ı ru'b u satvet edüp, fi'l-hâl meteris hafrına iştigāl ve meteris maslahatı ikmâlinden sonra, top ve humpara ve dâne-i tüfeng ile o kavm-i şûm mercûm kılınup, bu hâl ile birkaç sâʿat murûr ve eşkıyânın her ne kadar oldukları karyede esbâb-ı menâʿati tehyi'e etdikleri meşhûd u manzûr olduysa dahi, süvârîler bir-iki defʿa yürüyüş gösterüp, cümûʿ-ı eşkıyâyı kemâl-i mertebe tazyîk ve harmen-i cemʿiyyetlerini âteş-i kahr u nekâl ile tahrîk eyledikleri hengâm, şâm-ı zalâm haylûlet ve ceng ü sitîz ferdâya havâle ile asker-i Şâhâne kemâ-kân emr-i muhâsaraya mübâderet eylediler.\n\nEşkıyânın mukīm oldukları Bulgār Karyesi'nin bir tarafı dâmen-i kûha mülâsık olmak mülâbesesiyle, eşkıyây-ı mezkûre kemâl-i ʿacz ü ıztırâblarından nâşî mürde vü mecrûhlarını ihrâk ve baʿzı eşyâlarını terk ile zikr olunan cebelin pîşe-zârına firâr eyledikleri haberini ru'esây-ı asâkir istirâk etmeleriyle, bu defʿa dahi verâlarından top u tüfeng atılup, vâfiri\nmecrûh ve baʿzısı hâk-ı helâke matrûh olduğundan gayri, emr-i taʿkībe mübâşeret ve mevcûd olan süvârî taʿyîn olunarak, habere intizâren asker-i Şâhâne Migalgara'ya 'avdet eylediler. [V 130a] Karye-i mezkûrede eşkıyânın iki-üç yüz mikdârı reh-rev-i vâdî-yi “Bi'se'l-masîr\" ve vâfiri elem-i zahm ile nâle-gîr olduğu sübût-yâfte-i sıhhat ve berü tarafdan dahi ekall-i kalîl kimseler nûş-i şerbet-i şehâdet ve birkaç kimse şiken-i [Ü4 271b] zahm ile evc-gîr-i şöhret olduğundan fazla, ʿAbdurrahmân Paşa'nın Kethudâsı zahm-dâr ve te'sîr-i nîş-i cerh ile ʿâzim-i dâru'l-karâr oldu. Eşkıyânın baʿzısı mürde ve ekseri zahm-hûrde olarak, Cisr-i Ergene havâlîsinde vâkiʿ bir karyede iki sâʿat kadar meks ü ârâm ve Merîc Nehri'ni ʿubûr ile Dokadçıklı ve sâyirden istimdâd fikrinde oldukları, cemʿiyyetlerinden müteferrik baʿzı kimseler takrîr u iʿlâm ve o havâlîde mütemekkin Mîr-i mîrân'dan Süleymân Paşa eşkıyânın Çirmen Kazâsı'na duhûllerini mübeyyin ʿAbdurrahmân Paşa'ya kāyime gönderüp, üzerlerine hareket eyleyeceğini işʿâr ve zikr olunan eşkıyâ Paşa-yı mûmâ ileyhin ordusuna bir sâʿat mesâfeden nîm-cân ile gāyet perîşân gürîzân olmuş iken, bu fursatı fevt, gālibâ vaktiyle kazıyyeye ʿadem-i vukūfdan neş'et etmiş bir maʿnâ olduğunu erbâb-ı tedkīk tahkīk eylediler. Migalgara her tarafa semt olup, asker-i Şâhâne'ye karâr-gâh olması her ne kadar münâsib mülâhaza olunduysa dahi, o taraflarda zehâyirin fikdânı, sebeb-i iztirâb-ı asker-i Cihân-bânî olacağını ʿAbdurrahmân Paşa ve sâyir ru'esâ te'emmül ve Tekfürdağı'na iki sâʿat karîb bir mahalde ikāmet ve her tarafa itâre-i cevâsîs-i basîret kılınmak husûsunu taʿakkul ile Migalgara'dan hareket eylediklerini tahrîr u işâret eylediler. Paşa-yı mûmâ ileyh ile [V 130b] sâyir zâbitânın levha-tırâz-ı zuhûr olan merdâne vü şecîʿâne hareketleri ve eşkıyâyı kahr u tedmîr ile nâyil-i fevz ü galebe olmaları, haklarında olan [Ü4 272a] teveccühât-ı seniyyeyi ber-mezîd edüp, tahsîn ü âferîni şâmil taraflarına tahrîrât irsâl ve 'atâyâ ve sâyir nevâziş ile ezyâl-i mekârim-i Şâhâne isbâl olunup, eşkıyâ fîmâ-ba'd Merîc'i bu tarafa murûr eder ise, mukābele ile bi'l-külliyye târumâr olunmaları husûsu Rumeli Vâlîsi tarafına dahi işʿâr ve bakıyyetü's-süyûf olan eşkıyânın bi'l-külliyye izmihlâliyçün asker taʿyîn eylemesi tezkâr olundu.\nEşkıyây-ı mezbûre üç binden ziyâde ceng-âver ve hayatlarından me'yûs ve dâyimâ züll ü hevâna me'nûs bir kavm-i menhûs olup, bu seneye gelince üzerlerine me'mûr olanlara gâlib ve bu sebeble Rumeli ehâlîsinden esbâb-ı râhat u sükûnu sâlib olmuşlar iken, muʿallem askerin rûz-i mesâffda metânet ü sebâtların ru’yet ve zâbitlerine itâʿat u inkıyâdların bi't-tecribe tahkīk ile darabât-ı pey-der-peylerine tâkat getürmeyeceklerini miyânelerinde meşveret edüp, kulûb-ı kāsiyeleri havf u hirâs ile mel'ân ve fîmâ-ba'd haklarında envâʿ-ı beliyye vü musîbet vukūʿ bulacağını idrâk ile mütehayyir ü sergerdân olduklarını, giriftâr olan baʿzı diller takrîr ü beyân eylediler. Eşkıyây-ı mezbûre bundan sonra berü taraflarda istikrârdan ʿâciz ü der-mânde olup, ber-vech-i muharrer balkānın öte kiçesine firâr etdikleri Rumeli Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ihbâr olunduğuna binâ'en, verâlarından asker taʿyîni Ruscuk [V 131a] Aʿyânı Tirsinikli-zâde'yi ters-nâk edeceğini idrâk ve eşkıyânın istîsâlini [Ü4 272b] mûmâ ileyhe ihâle ve ırk-ı hamiyyetini tahrîk edecek taʿbîrâtı şâmil tarafına baʿs-i kabâle etmişidi. Mûmâ ileyh dahi etrâfdan cemʿ-i asker ve Hezargrad Aʿyânı'nı üzerlerine taʿyîn ile katʿ-1 meslek ü memerr edüp, şöyle ki, eşkıyâ her ne mahalle ʿazîmet etdiler ise taʿkīb ve der-i râhat u sükûnların tîşe-i kahr u nekâl ile tahrîb eyleyüp, her cengde vâfir şakī telef ve şemşîr-i siyâsete ʿalef olarak, Vidin hudûduna duhûl ve me'mûrlar nâ-çâr ʿavd u kufûl edüp, eşkıyânın bu defʿa dahi cemʿiyyetlerine killet ve ancak beş-altı yüz mikdârı tüfeng-endâzları kaldığı sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyet olduğunu Vezîr-i müşârun ileyhe Tirsinikli-zâde tahrîr ü işâret etmekle, müşârun ileyh tarafına vürûd eden evrâk, vâsıl-ı südde-i Şehriyâr-ı âfâk oldukda, keyfiyyet-i mezkûre Vidin Muhâfızı Vezîr ʿOsmân Paşa'ya ifâde vü tezkîr ve havze-i hükümetine dâhil olan bakıyyetü's-süyûfun tedmîr ü izmihlâlleri matlûb-ı Şâhâne idüği makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan müşârun ileyhe mü'ekkeden tahrîr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Serhadd-i mezbûreye Vezîr Mustafa Paşa ber-vefk-ı dil-hâh nizâm verüp, Muhassıllık vechiyle idâre eder iken, Belgrad yamaklarından Küçük ʿAli ve sâyir eşkıyâ me'lûf oldukları habâset-i cibillî iktizâsıyla birer takrîb Belgrad'a dâhil ve giderek cemʿiyyetleri derece-i\nkesrete vâsıl olup, müşârun ileyhin askeri hâricde bulunduğunu fursat ʿaddiyle zikr olunan eşkıyâ [V 131b] îkād-ı nâyire-i şûr u gavgā [Ü4 273a] edüp, o Vezîr-i sütûde-tedbîr'i seyf-i gadr ile ihlâk ü ifnâ ve matlûbları olan sûrete ifrâğ ile serhadd-i Pâdişâhî'yi istîlâ etmişler idi. Merkūmlardan sudûr eden vazʿ-ı nâ-hemvâr ve mütecâsir oldukları tavr-ı nâ-hencâr, mûcib-i igbirâr-ı tabʿ-ı Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr olduysa dahi, muktezayât-ı vakte nazaran teʾdîbleri vakt-i merhûna taʿlîk ve iğmâz u müsâmaha muʿâmeleleri izhâr olunarak, cürmleri ʿafv ve miyânelerinde râbıta-pezîr olan nizâm kerhen tahkīk olunup, birkaç sene istedikleri gibi hâric ü dâhil-i Belgrad'a tasarruf ve vülât u hükkâmın mağlûbiyyetleri sebebi ile cerh u taʿdîl-i umûra yârây-ı kudretleri meslûb olduğundan, reʿâyâ vü berâyâ berhemzede-i dest-i teceşşüm ü tekellüf olup, matlûbâtlarının teʾdiyesinde ʿacz-âver ve giderek bu zulm-i sarîh reʿâyâyı ʿisyâna ve devlet-i uhrâdan istiʿâneye muztarr edüp, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere Bosna Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa hâricde zuhûr eden fitneyi teskîn ve reʿâyâyı hüsn-i uslûb ve tavr-ı mergūb ile teʾmîn umûruna taʿyîn olunmuşidi. Reʿâyây-ı mezkûreyi matmûre-i vahşete ilkādan hazer ile müşârun ileyhin bir-iki bin âdem ile hareketi irâde ve bu zemînde tarafına evâmir-i ʿaliyye firistâde olunup, fi'l-hâl yerinden hareket ve Bögürdelen Kalʿası pîşgâhına nasb-ı râyet-i übehhet eylediği hılâlde, o havâlî reʿâyâsının kinezlerini ihzâr ve sebeb-i cemʿiyyetlerin istifsâr etdikde, Belgrad Kalʿası'nda el-yevm [V 132a] mütehassın olan dört nefer dâyîlerin zulm ü hasâretlerine ʿadem-i tehammül, sebeb-i cemʿiyyet ü tecâdül olduğunu beyân ve müşârun ileyh dahi zikr [Ü4 273b] olunan dâyîlerin istîsâliyle reʿâyânın isticlâb-ı esbâb-ı emniyyetlerine meʾmûriyyetini âverde-i zebân edüp, merkūmların tard ve yâhûd helâk sûretinde intifây-ı vücûdları tehakkuk eylediği hâlde, cemʿiyyetlerini dağıtmak ve kemâ-kân yerlerinde temekkün ile resm-i raʿiyyeti icrâ etmek ve bu bâbda zuhûr eden küstâhâne vazʿ u hareketleri ʿafv olunmak haberi, mesfûrlar vâsıtasıyla mecmaʿ-i reʿâyâya ilkā ve bir-iki defʿa mühürdârlarını dahi bu maslahata taʿyîn ü isrâ ve mesfûrlar bu sûret-i haseneye izhâr-ı tavʿ u rızâ eylediler ise dahi, Belgrad Kalʿası husûn-ı menîʿadan olup, ehâlîsi zikr olunan eşkıyâya kerhen müttebiʿ ve zûr-bâzû ile teshîri müstehîl ü mümteni olduğundan, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyele müşârun ileyhi mecbûr edüp, “Kalʿa içinden alınur” mesel-i Türkî'si pîş-nihâd ve kuvve-i mütefekkireye mürâcaʿat ile tenvîr-i sened-i ictihâd ve mukaddemâ dâyîler tarafından cemm-i gafîr ile kalʿaya celb olunup, bu defʿa iʿdâmları irâde olunan Arnabud segbânları\nru'esâsından Koşancalu Halîl ile birkaç defʿa nihânî muhâbere ve nihâyetü'l-emr maʿmûl olan şehriyyeleri iʿtâ ve cürm ü kabâhatleri sütürde-i gezlik-i mazâ-mâ-mazâ kılınup, fîmâ-baʿd Mustafa Paşa vaktinde cârî olduğu gibi merkūm ve başında olan neferât bedel-i maʿlûm u müteʿârif ile vülât-ı ʿizâm hidmetinde istihdâm olunmak şurût-ı selâsesiyle [V 132b] zikr olunan dâyîlerin serhadden ihrâc ve yâhûd iʿdâm sûretlerini teʿahhüd edeceklerini müşârun ileyhe iblâğ eylediler. İhrâk-ı dem ve itlâf-ı nevʿ-i benî âdem keyfiyyetleri zuhûr etmeksizin [Ü4 274a] matlaba vusûl, emr-i maʿkūl görülüp, vukūʿ bulan keyfiyyet, ictimâʿ eden reʿâyâ kinezlerine ifâde vü ihbâr ve iddiʿâ etdikleri şehriyyeyi tavʿan tevzîʿ ü teslîme müteʿahhid olduklarını işʿâr eylediklerinden, fi'l-hâl şurût-ı mezkûre kabûl ve Koşançalı tarafına maʿmûlün-bih sened mersûl kılındığından gayri, ehâlîye hitâben bir kıtʿa buyuruldu tahrîr ve dört nefer dâyîlerin kalʿadan tard u ibʿâdlarından gayri Devlet-i ʿaliyye'nin matlûbu olmayup, sâyir nâs vâreste-i havf u hirâs olmak maʿnâları derc ü tastîr olunup, Belgrad'a irsâl ve ehâlî mahzarında kırâ'at ve beyân-ı hâl olundukda, dâyîler redd-i cevâb ve: “Bizim kalʿadan hurûcumuza rızâ-dâde misiz?” deyü ehâlîye hitâb etdiklerinde, kemâl-i ruʿb u haşyetlerinden nâşî, rızâlarına muhâlif cevâb vermekden tehâşî ve kendülerinden her vechile râzî olduklarını müşʿir müşârun ileyh tarafına mahzar irsâlini iltizâm eyleyeceklerini ifhâm ʿakabinde, Koşançalı kalʿa-i bâlâyı ve kalʿa-i zîri zabt ve âmâde-i cidâl olduğuna dâyîler intikāl edüp, yerlerinden vüsûb ve sâhilde olan çete kayıklarına kırk elli kadar tevâbiʿ ile rükûb ve adaya doğru firâr ve Ada Muhâfızı'nın birâderi olan Âdem Ağa'nın dâm-ı nekâline giriftâr oldular. Bu keyfiyyet Vezîr-i müşârun ileyh tarafına tahrîr [V 133a] olunduğu hengâm, dördünün dahi iʿdâmı içün irsâl-i peyâm olunup, der-ʿakab cezâları tertîb ve binây-ı zindegânîleri tahrîb ve ru'ûs-ı maktûʿaları müşârun ileyh tarafından işbu Cumâdelûlâ evâhirinde Âsitâne'ye vâsıl ve bu mâddeden nüfûs-ı evliyâ'-i devletde temekkün eden hadşe [Ü4 274b] vü ıztırâb fazl-ı Hakk ile zâyil oldu. Mebde'-i ʿâlemden bu âna gelince basît-i gabrâda baʿzan birer sebeb ile şûr u fiten zuhûru emr-i hükmî olup, gâh ihrâk-ı dem ve gâh tedbîr-i erbâb-ı seyf ü kalem ile izâle-i fesâd-ı ʿâlem hâsıl olageldiği mücerreb olup, maʿa-vücûdi'l-imkân re'y ile itmâm-ı kâr, itlâf-ı\nnüfûsdan evlâ ve bi-hasebi'z-zâhir vâcibât-ı mülkiyyeden olan umûr-ı siyâsiyyede fark-ı hakk u bâtıl müşkil olduğundan, varta-i vebâle vukūʿdan ittikā lâzım olduğunu hükemây-ı mütekaddimîn kitâblarında sebt ü imlâ eylediklerine nazaran, iʿmâl-i kavârî ve süyûfa hâcet mess etdirmeksizin dest-yârî-yi re'y-i sâyib ile bu hatb-ı cesîmin intifâsı mahzâ lutf-i Îzed-i bî-çûn ve kuvvet-i baht-ı hümâyûndan münbaʿis bir hâlet olduğu vâreste-i şükûk u zunûndur.",
          "caption": "Nizâm-yâften-i serhadd-i Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_911.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-yâften-i serhadd-i Belgrad",
          "text": "Serhadd-i mezbûreye Vezîr Mustafa Paşa ber-vefk-ı dil-hâh nizâm verüp, Muhassıllık vechiyle idâre eder iken, Belgrad yamaklarından Küçük ʿAli ve sâyir eşkıyâ me'lûf oldukları habâset-i cibillî iktizâsıyla birer takrîb Belgrad'a dâhil ve giderek cemʿiyyetleri derece-i\nkesrete vâsıl olup, müşârun ileyhin askeri hâricde bulunduğunu fursat ʿaddiyle zikr olunan eşkıyâ [V 131b] îkād-ı nâyire-i şûr u gavgā [Ü4 273a] edüp, o Vezîr-i sütûde-tedbîr'i seyf-i gadr ile ihlâk ü ifnâ ve matlûbları olan sûrete ifrâğ ile serhadd-i Pâdişâhî'yi istîlâ etmişler idi. Merkūmlardan sudûr eden vazʿ-ı nâ-hemvâr ve mütecâsir oldukları tavr-ı nâ-hencâr, mûcib-i igbirâr-ı tabʿ-ı Şehriyâr-ı ʿâlî-tebâr olduysa dahi, muktezayât-ı vakte nazaran teʾdîbleri vakt-i merhûna taʿlîk ve iğmâz u müsâmaha muʿâmeleleri izhâr olunarak, cürmleri ʿafv ve miyânelerinde râbıta-pezîr olan nizâm kerhen tahkīk olunup, birkaç sene istedikleri gibi hâric ü dâhil-i Belgrad'a tasarruf ve vülât u hükkâmın mağlûbiyyetleri sebebi ile cerh u taʿdîl-i umûra yârây-ı kudretleri meslûb olduğundan, reʿâyâ vü berâyâ berhemzede-i dest-i teceşşüm ü tekellüf olup, matlûbâtlarının teʾdiyesinde ʿacz-âver ve giderek bu zulm-i sarîh reʿâyâyı ʿisyâna ve devlet-i uhrâdan istiʿâneye muztarr edüp, bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere Bosna Vâlîsi Vezîr Ebûbekir Paşa hâricde zuhûr eden fitneyi teskîn ve reʿâyâyı hüsn-i uslûb ve tavr-ı mergūb ile teʾmîn umûruna taʿyîn olunmuşidi. Reʿâyây-ı mezkûreyi matmûre-i vahşete ilkādan hazer ile müşârun ileyhin bir-iki bin âdem ile hareketi irâde ve bu zemînde tarafına evâmir-i ʿaliyye firistâde olunup, fi'l-hâl yerinden hareket ve Bögürdelen Kalʿası pîşgâhına nasb-ı râyet-i übehhet eylediği hılâlde, o havâlî reʿâyâsının kinezlerini ihzâr ve sebeb-i cemʿiyyetlerin istifsâr etdikde, Belgrad Kalʿası'nda el-yevm [V 132a] mütehassın olan dört nefer dâyîlerin zulm ü hasâretlerine ʿadem-i tehammül, sebeb-i cemʿiyyet ü tecâdül olduğunu beyân ve müşârun ileyh dahi zikr [Ü4 273b] olunan dâyîlerin istîsâliyle reʿâyânın isticlâb-ı esbâb-ı emniyyetlerine meʾmûriyyetini âverde-i zebân edüp, merkūmların tard ve yâhûd helâk sûretinde intifây-ı vücûdları tehakkuk eylediği hâlde, cemʿiyyetlerini dağıtmak ve kemâ-kân yerlerinde temekkün ile resm-i raʿiyyeti icrâ etmek ve bu bâbda zuhûr eden küstâhâne vazʿ u hareketleri ʿafv olunmak haberi, mesfûrlar vâsıtasıyla mecmaʿ-i reʿâyâya ilkā ve bir-iki defʿa mühürdârlarını dahi bu maslahata taʿyîn ü isrâ ve mesfûrlar bu sûret-i haseneye izhâr-ı tavʿ u rızâ eylediler ise dahi, Belgrad Kalʿası husûn-ı menîʿadan olup, ehâlîsi zikr olunan eşkıyâya kerhen müttebiʿ ve zûr-bâzû ile teshîri müstehîl ü mümteni olduğundan, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyele müşârun ileyhi mecbûr edüp, “Kalʿa içinden alınur” mesel-i Türkî'si pîş-nihâd ve kuvve-i mütefekkireye mürâcaʿat ile tenvîr-i sened-i ictihâd ve mukaddemâ dâyîler tarafından cemm-i gafîr ile kalʿaya celb olunup, bu defʿa iʿdâmları irâde olunan Arnabud segbânları\nru'esâsından Koşancalu Halîl ile birkaç defʿa nihânî muhâbere ve nihâyetü'l-emr maʿmûl olan şehriyyeleri iʿtâ ve cürm ü kabâhatleri sütürde-i gezlik-i mazâ-mâ-mazâ kılınup, fîmâ-baʿd Mustafa Paşa vaktinde cârî olduğu gibi merkūm ve başında olan neferât bedel-i maʿlûm u müteʿârif ile vülât-ı ʿizâm hidmetinde istihdâm olunmak şurût-ı selâsesiyle [V 132b] zikr olunan dâyîlerin serhadden ihrâc ve yâhûd iʿdâm sûretlerini teʿahhüd edeceklerini müşârun ileyhe iblâğ eylediler. İhrâk-ı dem ve itlâf-ı nevʿ-i benî âdem keyfiyyetleri zuhûr etmeksizin [Ü4 274a] matlaba vusûl, emr-i maʿkūl görülüp, vukūʿ bulan keyfiyyet, ictimâʿ eden reʿâyâ kinezlerine ifâde vü ihbâr ve iddiʿâ etdikleri şehriyyeyi tavʿan tevzîʿ ü teslîme müteʿahhid olduklarını işʿâr eylediklerinden, fi'l-hâl şurût-ı mezkûre kabûl ve Koşançalı tarafına maʿmûlün-bih sened mersûl kılındığından gayri, ehâlîye hitâben bir kıtʿa buyuruldu tahrîr ve dört nefer dâyîlerin kalʿadan tard u ibʿâdlarından gayri Devlet-i ʿaliyye'nin matlûbu olmayup, sâyir nâs vâreste-i havf u hirâs olmak maʿnâları derc ü tastîr olunup, Belgrad'a irsâl ve ehâlî mahzarında kırâ'at ve beyân-ı hâl olundukda, dâyîler redd-i cevâb ve: “Bizim kalʿadan hurûcumuza rızâ-dâde misiz?” deyü ehâlîye hitâb etdiklerinde, kemâl-i ruʿb u haşyetlerinden nâşî, rızâlarına muhâlif cevâb vermekden tehâşî ve kendülerinden her vechile râzî olduklarını müşʿir müşârun ileyh tarafına mahzar irsâlini iltizâm eyleyeceklerini ifhâm ʿakabinde, Koşançalı kalʿa-i bâlâyı ve kalʿa-i zîri zabt ve âmâde-i cidâl olduğuna dâyîler intikāl edüp, yerlerinden vüsûb ve sâhilde olan çete kayıklarına kırk elli kadar tevâbiʿ ile rükûb ve adaya doğru firâr ve Ada Muhâfızı'nın birâderi olan Âdem Ağa'nın dâm-ı nekâline giriftâr oldular. Bu keyfiyyet Vezîr-i müşârun ileyh tarafına tahrîr [V 133a] olunduğu hengâm, dördünün dahi iʿdâmı içün irsâl-i peyâm olunup, der-ʿakab cezâları tertîb ve binây-ı zindegânîleri tahrîb ve ru'ûs-ı maktûʿaları müşârun ileyh tarafından işbu Cumâdelûlâ evâhirinde Âsitâne'ye vâsıl ve bu mâddeden nüfûs-ı evliyâ'-i devletde temekkün eden hadşe [Ü4 274b] vü ıztırâb fazl-ı Hakk ile zâyil oldu. Mebde'-i ʿâlemden bu âna gelince basît-i gabrâda baʿzan birer sebeb ile şûr u fiten zuhûru emr-i hükmî olup, gâh ihrâk-ı dem ve gâh tedbîr-i erbâb-ı seyf ü kalem ile izâle-i fesâd-ı ʿâlem hâsıl olageldiği mücerreb olup, maʿa-vücûdi'l-imkân re'y ile itmâm-ı kâr, itlâf-ı\nnüfûsdan evlâ ve bi-hasebi'z-zâhir vâcibât-ı mülkiyyeden olan umûr-ı siyâsiyyede fark-ı hakk u bâtıl müşkil olduğundan, varta-i vebâle vukūʿdan ittikā lâzım olduğunu hükemây-ı mütekaddimîn kitâblarında sebt ü imlâ eylediklerine nazaran, iʿmâl-i kavârî ve süyûfa hâcet mess etdirmeksizin dest-yârî-yi re'y-i sâyib ile bu hatb-ı cesîmin intifâsı mahzâ lutf-i Îzed-i bî-çûn ve kuvvet-i baht-ı hümâyûndan münbaʿis bir hâlet olduğu vâreste-i şükûk u zunûndur."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın on dördüncü Bâzâr günü gurûbdan bir sâʿat on dokuz dakīka bâkī kaldıkda, mâh-ı ziyâ-perdâz, ʿukde-i re’s-i Burc-ı Cedy'de tahte'l-arz inhisâfa âgāz edüp, yevm-i mezkûrun ferdâsı gurûbdan yedi dakīka murûrunda fevka'l-arz on iki usbuʿ farz u takdîr olunan cirm-i kamerden on bir buçuk usbuʿa karîb mikdârı münhasif ve der-ʿakab incilâya başlayup, bir sâʿat elli üç [V 133b] dakīka murûrunda temâmen müncelî vü münkeşif ve kulûb-ı nâsda hâsıl olan kalak u iztırâb munsarıf oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı husûf",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_912.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı husûf",
          "text": "İşbu şehr-i Rebîʿulâhır'ın on dördüncü Bâzâr günü gurûbdan bir sâʿat on dokuz dakīka bâkī kaldıkda, mâh-ı ziyâ-perdâz, ʿukde-i re’s-i Burc-ı Cedy'de tahte'l-arz inhisâfa âgāz edüp, yevm-i mezkûrun ferdâsı gurûbdan yedi dakīka murûrunda fevka'l-arz on iki usbuʿ farz u takdîr olunan cirm-i kamerden on bir buçuk usbuʿa karîb mikdârı münhasif ve der-ʿakab incilâya başlayup, bir sâʿat elli üç [V 133b] dakīka murûrunda temâmen müncelî vü münkeşif ve kulûb-ı nâsda hâsıl olan kalak u iztırâb munsarıf oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kamer, istikbâl vaktinde -ki bedr olduğu vakitden ʿibâretdir- mesîr-i şemsde, yaʿnî râst-mıntıka üzerinde seyr etse, gerek leyl ve gerek nehârda olsun ol vakitde kamer münhasif olur. Zîrâ kamer ile miyân-ı şemsde [Ü4 275a] arz hâyil olduğundan, âfitâb-ı ʿâlem-tâbdan iktibâs-ı nûr edemeyüp, kamerin siyâha mâyil olan reng-i aslîsi mer'î vü manzûr olur. Ancak ahz-ı ziyâya kābil mir'ât-ı musaykal olmağla, ber-fehvây-ı “Nûru'l-kame-ri müstefâdün mine'ş-şems” nûr u ziyâyı âfitâb-ı nûr-bahşdan ahz u iktibâs eder. Çünki miyânelerine hâyil hulûl ede, hâlet-i ahz ve iktibâs-ı ziyâ münʿadim olup, levn-i aslîsi üzere bâkī kalmağla, husûf vâkiʿ olur. Ammâ küsûf buna muhâlifdir. Zîrâ şems ve kamer müctemaʿ olduğu hîn, bizim ile miyân-ı şemsde kamer, basarımıza hâyil olur. Ve vech-i münevveri taraf-ı şemse muhavvel olur ki, nûru şemsden alur. Ve vech-i gayr-ı muzîsi berü cânibe olur ki, beyne'n-nâs “Gün tutuldu” dedikleri bundan ʿibâretdir.\nBu mahalde bir su'âl vârid olur ki, şems ile kamerin ictimâʿı beher şehrde vukūʿ bulan mevâddan olup, bu takdîre göre küsûf ve husûf her ayda olmak iktizâ eder idi. “Ve leyse'l-emrü kezâlik”. Cevâb vermişler ki, bunun sırrı şemsin arzdan büzürg-ter olduğudur. Eğer şems mikdârda cirm-i arza müsâvî olup, yâhûd [V 134a] arzdan cirmen sagîr olsa, beher şehr hılâlinde küllî, olmazsa cüz’î olsun kamere inhisâf târî olur idi. Lisân-ı şerʿde şems ve kamer âyât-ı hazret-i Hâlıku'l-beşer'den iki âyet olup, husûf ve küsûfları tahvîf-i ʿibâda mübtenî olmağla, mevt-i ahad içün münkesif olmazlar. Ve bu maʿnây-ı latîf, eser-i Sahîh-i hazret-i Nebevî'de vârid olduğunu tahrîr eylediler.",
          "caption": "İstitrâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_913.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İstitrâd",
          "text": "Kamer, istikbâl vaktinde -ki bedr olduğu vakitden ʿibâretdir- mesîr-i şemsde, yaʿnî râst-mıntıka üzerinde seyr etse, gerek leyl ve gerek nehârda olsun ol vakitde kamer münhasif olur. Zîrâ kamer ile miyân-ı şemsde [Ü4 275a] arz hâyil olduğundan, âfitâb-ı ʿâlem-tâbdan iktibâs-ı nûr edemeyüp, kamerin siyâha mâyil olan reng-i aslîsi mer'î vü manzûr olur. Ancak ahz-ı ziyâya kābil mir'ât-ı musaykal olmağla, ber-fehvây-ı “Nûru'l-kame-ri müstefâdün mine'ş-şems” nûr u ziyâyı âfitâb-ı nûr-bahşdan ahz u iktibâs eder. Çünki miyânelerine hâyil hulûl ede, hâlet-i ahz ve iktibâs-ı ziyâ münʿadim olup, levn-i aslîsi üzere bâkī kalmağla, husûf vâkiʿ olur. Ammâ küsûf buna muhâlifdir. Zîrâ şems ve kamer müctemaʿ olduğu hîn, bizim ile miyân-ı şemsde kamer, basarımıza hâyil olur. Ve vech-i münevveri taraf-ı şemse muhavvel olur ki, nûru şemsden alur. Ve vech-i gayr-ı muzîsi berü cânibe olur ki, beyne'n-nâs “Gün tutuldu” dedikleri bundan ʿibâretdir.\nBu mahalde bir su'âl vârid olur ki, şems ile kamerin ictimâʿı beher şehrde vukūʿ bulan mevâddan olup, bu takdîre göre küsûf ve husûf her ayda olmak iktizâ eder idi. “Ve leyse'l-emrü kezâlik”. Cevâb vermişler ki, bunun sırrı şemsin arzdan büzürg-ter olduğudur. Eğer şems mikdârda cirm-i arza müsâvî olup, yâhûd [V 134a] arzdan cirmen sagîr olsa, beher şehr hılâlinde küllî, olmazsa cüz’î olsun kamere inhisâf târî olur idi. Lisân-ı şerʿde şems ve kamer âyât-ı hazret-i Hâlıku'l-beşer'den iki âyet olup, husûf ve küsûfları tahvîf-i ʿibâda mübtenî olmağla, mevt-i ahad içün münkesif olmazlar. Ve bu maʿnây-ı latîf, eser-i Sahîh-i hazret-i Nebevî'de vârid olduğunu tahrîr eylediler."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müjdeci-başı Şâm'dan hareket ile Eskişehir taraflarına vürûdunda eşkıyâdan bir gürûh üzerine gulüvv ü hücûm [Ü4 275b] edüp, merkūmu nehb ü ʿuryân ve mecmûʿ-ı hamûlelerini gasb u tâlân eyledikleri haberi mütevâtir ve bu keyfiyyet o tarafda kâr-fermâ olan hükkâm ve zâbitânın hıfz-ı etrâf u enhâ ve defʿ-i mazarrat-ı eşkıyâ emrinde kemâl-i rehâvet ve ʿadem-i teyakkuzlarından neş'et eylediği zâhir olduğuna binâ'en, eşyây-ı mezkûreyi gasb eden eşkıyâyı teftîş ve zâhire ihrâc zımnında karîb ü baʿîde neşr-i evâmir-i ekîde kılındı. ʿUzeyr Sancağı Mutasarrıfı Küçük ʿAli-oğlu öteden berü düzd-i şeb-rev ve mütemekkin olduğu mahall-i hasîne zafer müteʿassir olduğundan, dâyimâ vâdî-yi hılâf u şikākda erbâb-ı fesâda pîş-rev olup, hüccâcı tecrîm ve ebnây-ı sebîli mübtelây-ı renc-i elîm eylediği cihetle, Devlet-i ʿaliyye'ye isâ'eti nümâyân ve inʿidâm-ı vücûduna sebeb olacak fırsatın zuhûruna evliyây-ı devlet her ân nigerân olup, kahr u izʿâcına mukaddime olarak bir-iki sene hüccâc, taraf-ı âhardan ihrâc ve bu sûret merkūmu nasb-ı hayâle-i mekr ü firîbe muhtâc eyleyerek, birkaç defʿa [V 134b] Der-i ʿadâlet-medâr'a ʿarz-ı hâl irsâl ve âsâm-ı sâbıkasından leb-cünbân-ı istiğfâr olarak bilâ-ızrâr hüccâcı âminen ve sâlimen imrâr etmek teʿahhüdüyle ʿarz-ı meskenet ü ibtizâl etmişidi. Binâ-berîn kāfile-i hüccâcın öteden berü me'lûf oldukları tarîk tagyîr olunmak bâʿis-i güft-gû-yı hâss u ʿâmm ve merkūmun dahi\nkemâl-i tazarruʿ u niyâzı tezkiye-i nefsini îhâm etmekle, teʿahhüdüne iʿtimâd ve bu takrîb Mîr-i mîrânlık ile kadri müzdâd kılınup, birkaç seneden berü Payas ve Beylan taraflarından hüccâc müteʿârif olan bâc ile âmed-şüd edüp, bu seneye gelince merkūm semt-i [Ü4 276a] tecâvüzden baʿîd ve tarafından zarar-ı fâhiş muʿâyin ü bedîd olmamış idi. Paşa-yı merkūm öteden berü hubs-tıynet ve sû'-serîret ile maʿrûf ve beyne'n-nâs mekr ü dehâ ile mevsûf olup, Devlet-i ʿaliyye'ye gereği gibi iʿtimâd verdikden sonra, bu sâl-i ʿibret-iştimâlde cânib-i Hicâz'dan kufûl eden hüccâcı ibtidây-ı emrde istikbâl ü terhîb ve zâd ü zahîre beyʿi ile tatyîb edüp, harekete teheyyü' gösterdiklerinde cümlesini taʿvîk ve ʿazîmetleri Karalar ʿAşîreti'nin Havâss tarafında iskânlarına taʿlîk edüp, Surre Emîni'ni cebr ü ikrâh sûretinde Adana'ya sebükbâr irsâl ve o tarafda bu maslahatın temşiyyeti ile işgāl ʿakabinde ʿaşîret-i mezkûreden yüz bin guruş bekāyâ iddiʿâsını der-meyân ve ber-vech-i tazmîn hüccâca edâsını âverde-i zebân eyledikde, aʿyân-ı hâcc ve sâyirleri bu bâr-ı girâna tehammül edemeyeceklerini [V 135a] îrâd ile bast-ı aʿzâr-ı gûnâ-gûn etdiler ise dahi kârger olmayup, habs u itlâf-ı nefs işrâb eder baʿzı evzâʿ irâ'esiyle tahvîf ve dûr u dirâz-ı tarîk katʿıyla defʿ-i evâm-ı hasret dâʿiyyesinde olanların elem-i hicr ü fırkatlerin tazʿîf eyledi. Bilâhare eşyalarını rehin tarîkıyla Payas'da vazʿ ve kendüleri Adana'ya varup, zikr olunan meblağı ʿaşîret-i mezkûreden tahsîl ve kendülerini dahi eyyâm-ı harîfde Adana halkı sevk ve Havâss'a iskân etmekde muhâlefet ederler ise, cânib-i mîrîye yüz bin guruş nezr ve işbu nezri şâmil bir kıtʿa hüccet gelmedikçe sebîlleri tahliye [Ü4 276b] olunmamak sûretini ifâde vü ilkā ve Medîne Kadısı Debbâğ-zâde'yi eşyaya nezâret içün Payas'da meks ü ibkā eylediğini, aʿyân-ı hâcc Adana'ya râhî olan Surre Emîni'ne tahrîr u inhâ eylediler. Adana Mütesellimi'ne keyfiyyet beyân olundukda, mücerred tahlîs-i hüccâc içün caʿlî bir hüccet yazdırup, vaktiyle muʾâhazeden reh-yâb ve taleb-i nezr ile vâreste-i kayd-ı ʿitâb olmak üzere Emîn-i mûmâ ileyhden sened ahz ve hücceti iʿtâ vü irsâl eylediklerinde, hüccâcın semen-i bahs ile takvîm etdiği eşyalarını iddiʿâsına mukābeleten ahz u kabz ve sebîllerini tahliye ve Debbâğ-zâde'yi îfây-ı şart içün alıkoduğunu îhâm u terviye edüp, merkūmun sûret-i tegallübde izhâr etdiği isâ'et ü hıyânet bi-cümletihâ maʿlûm-ı veliyy-i devlet ve hakkında izmâr-ı envâʿ-ı siyâset kılınup, meşâgıl-ı uhrâ sebebleri ile şimdilik meslek-i iğmâz ihtiyâr ve iskân u bekāyâ tahsîli\n[V 135b] içün lâzım gelan evâmir-i şerîfe ısdâr ve mûmâ ileyhe dahi taraf-ı Sadâret-penâhî'den tevbîh u takrîʻi şâmil tahrîrâtda hüccâcın kâffe-i emvâli istirdâd olunmak tenbîh ü işʻâr olundu.",
          "caption": "Ahvâl-i hüccâc",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_914.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Ahvâl-i hüccâc",
          "text": "Müjdeci-başı Şâm'dan hareket ile Eskişehir taraflarına vürûdunda eşkıyâdan bir gürûh üzerine gulüvv ü hücûm [Ü4 275b] edüp, merkūmu nehb ü ʿuryân ve mecmûʿ-ı hamûlelerini gasb u tâlân eyledikleri haberi mütevâtir ve bu keyfiyyet o tarafda kâr-fermâ olan hükkâm ve zâbitânın hıfz-ı etrâf u enhâ ve defʿ-i mazarrat-ı eşkıyâ emrinde kemâl-i rehâvet ve ʿadem-i teyakkuzlarından neş'et eylediği zâhir olduğuna binâ'en, eşyây-ı mezkûreyi gasb eden eşkıyâyı teftîş ve zâhire ihrâc zımnında karîb ü baʿîde neşr-i evâmir-i ekîde kılındı. ʿUzeyr Sancağı Mutasarrıfı Küçük ʿAli-oğlu öteden berü düzd-i şeb-rev ve mütemekkin olduğu mahall-i hasîne zafer müteʿassir olduğundan, dâyimâ vâdî-yi hılâf u şikākda erbâb-ı fesâda pîş-rev olup, hüccâcı tecrîm ve ebnây-ı sebîli mübtelây-ı renc-i elîm eylediği cihetle, Devlet-i ʿaliyye'ye isâ'eti nümâyân ve inʿidâm-ı vücûduna sebeb olacak fırsatın zuhûruna evliyây-ı devlet her ân nigerân olup, kahr u izʿâcına mukaddime olarak bir-iki sene hüccâc, taraf-ı âhardan ihrâc ve bu sûret merkūmu nasb-ı hayâle-i mekr ü firîbe muhtâc eyleyerek, birkaç defʿa [V 134b] Der-i ʿadâlet-medâr'a ʿarz-ı hâl irsâl ve âsâm-ı sâbıkasından leb-cünbân-ı istiğfâr olarak bilâ-ızrâr hüccâcı âminen ve sâlimen imrâr etmek teʿahhüdüyle ʿarz-ı meskenet ü ibtizâl etmişidi. Binâ-berîn kāfile-i hüccâcın öteden berü me'lûf oldukları tarîk tagyîr olunmak bâʿis-i güft-gû-yı hâss u ʿâmm ve merkūmun dahi\nkemâl-i tazarruʿ u niyâzı tezkiye-i nefsini îhâm etmekle, teʿahhüdüne iʿtimâd ve bu takrîb Mîr-i mîrânlık ile kadri müzdâd kılınup, birkaç seneden berü Payas ve Beylan taraflarından hüccâc müteʿârif olan bâc ile âmed-şüd edüp, bu seneye gelince merkūm semt-i [Ü4 276a] tecâvüzden baʿîd ve tarafından zarar-ı fâhiş muʿâyin ü bedîd olmamış idi. Paşa-yı merkūm öteden berü hubs-tıynet ve sû'-serîret ile maʿrûf ve beyne'n-nâs mekr ü dehâ ile mevsûf olup, Devlet-i ʿaliyye'ye gereği gibi iʿtimâd verdikden sonra, bu sâl-i ʿibret-iştimâlde cânib-i Hicâz'dan kufûl eden hüccâcı ibtidây-ı emrde istikbâl ü terhîb ve zâd ü zahîre beyʿi ile tatyîb edüp, harekete teheyyü' gösterdiklerinde cümlesini taʿvîk ve ʿazîmetleri Karalar ʿAşîreti'nin Havâss tarafında iskânlarına taʿlîk edüp, Surre Emîni'ni cebr ü ikrâh sûretinde Adana'ya sebükbâr irsâl ve o tarafda bu maslahatın temşiyyeti ile işgāl ʿakabinde ʿaşîret-i mezkûreden yüz bin guruş bekāyâ iddiʿâsını der-meyân ve ber-vech-i tazmîn hüccâca edâsını âverde-i zebân eyledikde, aʿyân-ı hâcc ve sâyirleri bu bâr-ı girâna tehammül edemeyeceklerini [V 135a] îrâd ile bast-ı aʿzâr-ı gûnâ-gûn etdiler ise dahi kârger olmayup, habs u itlâf-ı nefs işrâb eder baʿzı evzâʿ irâ'esiyle tahvîf ve dûr u dirâz-ı tarîk katʿıyla defʿ-i evâm-ı hasret dâʿiyyesinde olanların elem-i hicr ü fırkatlerin tazʿîf eyledi. Bilâhare eşyalarını rehin tarîkıyla Payas'da vazʿ ve kendüleri Adana'ya varup, zikr olunan meblağı ʿaşîret-i mezkûreden tahsîl ve kendülerini dahi eyyâm-ı harîfde Adana halkı sevk ve Havâss'a iskân etmekde muhâlefet ederler ise, cânib-i mîrîye yüz bin guruş nezr ve işbu nezri şâmil bir kıtʿa hüccet gelmedikçe sebîlleri tahliye [Ü4 276b] olunmamak sûretini ifâde vü ilkā ve Medîne Kadısı Debbâğ-zâde'yi eşyaya nezâret içün Payas'da meks ü ibkā eylediğini, aʿyân-ı hâcc Adana'ya râhî olan Surre Emîni'ne tahrîr u inhâ eylediler. Adana Mütesellimi'ne keyfiyyet beyân olundukda, mücerred tahlîs-i hüccâc içün caʿlî bir hüccet yazdırup, vaktiyle muʾâhazeden reh-yâb ve taleb-i nezr ile vâreste-i kayd-ı ʿitâb olmak üzere Emîn-i mûmâ ileyhden sened ahz ve hücceti iʿtâ vü irsâl eylediklerinde, hüccâcın semen-i bahs ile takvîm etdiği eşyalarını iddiʿâsına mukābeleten ahz u kabz ve sebîllerini tahliye ve Debbâğ-zâde'yi îfây-ı şart içün alıkoduğunu îhâm u terviye edüp, merkūmun sûret-i tegallübde izhâr etdiği isâ'et ü hıyânet bi-cümletihâ maʿlûm-ı veliyy-i devlet ve hakkında izmâr-ı envâʿ-ı siyâset kılınup, meşâgıl-ı uhrâ sebebleri ile şimdilik meslek-i iğmâz ihtiyâr ve iskân u bekāyâ tahsîli\n[V 135b] içün lâzım gelan evâmir-i şerîfe ısdâr ve mûmâ ileyhe dahi taraf-ı Sadâret-penâhî'den tevbîh u takrîʻi şâmil tahrîrâtda hüccâcın kâffe-i emvâli istirdâd olunmak tenbîh ü işʻâr olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Tâ'ife-i Efrenc'in öteden berü sanâyiʿ-i mütenevviʿaya meyl ü rağbetleri devletlerinin cihet-i intifâʿlarına dâ'ir ve muhtâcun ileyh oldukları ecnâs-ı emtiʿa vü eşyâya sarf u istihlâk olunacak nukūd memleketlerinde kalup, bilâd-ı sâyireye intikāl etmamek garazına mebnî olduğundan fazla, düvel-i uhrâda mess-i ihtiyâc ile ʿale'd-devâm revâc üzere olan eşyânın vücûd-pezîr [Ü4 277a] olması zımnında, âhar diyârda nâm-âver olan mehere ve sunnâʿı tergîbât-ı kavliyye vü fiʿliyye ile isticlâb ve metîn u musannaʿ çarhlar ve telâhuk-ı efkâr ile istikrâr bulmuş dest-gâhlar inşâ edüp, eşyây-ı matlûbenin gāyet-i sınâʿiyyesine zafer bulmak içün bâdî-yi emrde hadden efzûn mâl harc ve maksada vusûl ʿakabinde dest-âver-i kâr-gâh-ı husûl olan eşyâyı, şiddet-i rağbetle taleb-kâr olanlara nakl ü beyʿ ve nukūd-ı ecânibi ictizâb ve bu cihetle mâlik-i emvâl-i bî-hisâb oldukları zâhir olup, ez-cümle ecnâs-ı kağıdın memâlik-i Devlet-i ebed-müddet'de sâyir düvelden birkaç kat ziyâde sarf olunduğunu tahkīk ve cüz'-i aʿzamı olan siyâb-ı bâliye ve rikâʿ-ı matrûhayı bilâd-ı İslâmiyye'den tedârük edüp, beher sene bu mâdde zımnında ne mikdâr mebâliğe dest-res oldukları nâ-güncây-ı defâtir-i erbâb-ı tedkīk olduğu ve sinîn-i sâlifede her cins kağıda ihtimâm ve mâye ve sâyir eczâsına saʿy ü ikdâm ederler iken, Memâlik-i mahrûse'de kağıd kâr-hânesi mefkūd ve ne cins kağıd olursa ber-muktezây-ı ihtiyâc sarf u istiʿmâl olunacağı meşhûdları olduğundan, ciyâdet-i sanʿata müterettib olan tekayyüdü terk ü ihmâl ve bilâ-külfet husûlü mümkin olan redî ve neşşâf kağıdlar iʿmâl ve irsâliyle erbâb-ı kalemi ʿale'l-ʿumûm mübtelây-ı se'âmet ü melâl etmişler idi.\n\nZemân-ı sâbıkda bu zarar-ı bî-gāyenin çâresi görülmek ve Dâru's-saltana'da kağıd iʿmâliyle nakd-i devlet, eyâdî-yi ecânibe girmemek tasavvurâtı ezhân-ı ʿâliye erbâbının nakş-ı sahayif-i [Ü4 277b] zamîrleri olup, kâr-fermâyân-ı devleti teşvîk ve mukaddimât-ı müselleme serdiyle sedd-i ebvâb-ı kesel ü taʿvîk eylediklerine binâ'en, emr-i mezkûrun bast olunan fevâyidi mübeyyen ve kuvvetden fiʿle îsâli cümle ʿindinde müstahsen görülüp, ihzâr-ı edevât ve ʿamele ile iʿmâline mübâşeret ve mukaddimesi hüsn-i hıtâmına delâlet etmek emârâtı\nmeşhûd-ı erbâb-ı himmet olmuşiken, istihsâl-i menâfiʿ-i âtiye zımnında sarf-ı mâl-ı muʿaccel giderek beşîʿ u müsakkal görüldüğünden gayrı, Efrenc tâyifesi dahi diyârlarında ücret-i ʿamele zann u tahmînden dûn ve sühûlet-i ʿamel sebebi ile sarf etdikleri şey' ekall-ı mâ-yekûn olup, Âsitâne'de iʿmâl olunacak kağıdın masrafı el-yevm beyʿ etdikleri kağıdın behâsına nazaran muzâʿaf u efzûn olduğunu takrîr ve Devlet-i ʿaliyye'ye zarar-ı sırfdan gayri bir şey ʿâyid olmayacağını ilkā vü tezkîr ve sıdk-ı müddeʿâlerine delîl ittihâz etdikleri mugāletât, kulûb-ı erbâb-ı hall ü ʿakde te'sîr edüp, kuvve-i karîbeye gelmiş böyle bir maslahat-ı nâfiʿayı terk ü ilgā ve yevmen-fe-yevmen tâ'ife-i mesfûrenin zamâyim-i tedrîcî ile nîk ü bed fürûht etdikleri kağıdı bi'z-zarûre iştirâ ve ber-minvâl-i meşrûh her sene vâfir mebâliği kaʿr-ı deryâya ilkā eder gibi irtikâb-ı zarar-ı nâ-bercâ eylediler.\nDiyâr-ı ecânibden ibtiyâʿ olunan metâʿ, Devlet-i ʿaliyye'de iʿmâl ile halka vücûd-ı intifâʿ mukarrer iken, mücerred halâvet-i ferâğ u batâlet ve cüz’î zahmete ʿadem-i musâberet ile bu garazı icrâda izhâr-ı fütûr, kusûr-ı himmetden ve inʿidâm-ı [Ü4 278a] hamiyyetden neş'et etdiği zâhir ve gayr-i mestûrdur. Birkaç sene zarfında erbâbı celb olunarak, Moskov memleketinde ecnâs-ı kumâş ve dülbend nesc olunup, mînâ-kârî kutular ve İngilizlü'ye ve sâyire taklîden gûnâ-gûn sâʿatler ve ʿale'l-husûs gāyet aʿlâ çukalar iʿmâl ve bu vesîle ile tahsîl-i mâl eylediklerinden gayri, âhar diyârdan celb-i metâʿ istiğnâsını istihsâl ve reʿâyâdan tekâlîf-i şâkkayı hatt u tenzîl ile umûr-ı zarûriyye-i devletlerini cihât-ı ticâretden hâsıl-ı reyʿ ü nemâ ile idâreye iştigāl eylediler. Biz yine sadede gelelim.\nŞehriyâr-ı Felâtûn-meşreb ve Şehinşâh-ı ʿâlî-neseb hazretleri Devlet-i ʿaliyye'lerine müfîd ve Saltanat-ı seniyye'lerine vesîle-i şân u te'yîd olacak efâʿîl-i mülûk-pesendi şimdiye dek refte refte tensîk u tahsîl ve ʿulüvv-i himmet-i Şâhâne'leri sebebi ile zâhirde saʿb u düşvâr görülen mehâmm-ı lâzimeyi lâyıkı üzere teshîl edüp, Devlet-i ebed-müddet'lerinde zikr olunan kağıd mâddesine dahi nizâm vermek hâtır-güzâr-ı Şâhâne'leri olup, bu emr-i ehemmin husûlü katʿan matlûb olduğu kâr-fermâyân-ı devlete iblâğ ve bu bâbda herkes sebîke-i re'yini birer kalıba ifrâğ edüp, bilâhare işbu şuğl-i cesîm, efrâd-ı müteşahhısadan birine ihâle olunmak tasmîm olunup, hâlâ Hubûbât Nâzırı olan Ahmed Şâkir Efendi'de vücûd-ı meleke-i istiʿdâd ile mehâyil-i rüşd ü sedâd, her hâlde zâtına sebeb-i vüsûk u iʿtimâd olduğuna binâ'en, zikr olunan mâddenin [Ü4 278b] tesviye vü tanzîmine hasran me'mûr ve iktizâ eden mesârifât ve vâridâtı Darb-hâne-i ʿâmire tarafından sarf u kabz olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh dahi icrây-ı me'mûriyyete teşmîr-i sâk ve usûl-i mâddeye ıttılâʿı olanlar ile ittihâd u ittifâk ederek, kesret-i mecârî-yi mâ ile dest-gâh binâsına\nbir mahall-i münâsib intihâb u istisnâ olunmak içün İstanbul havâlîsi cüst-cû olunup, İstinye ve sâyir mezânn-ı miyâh olan mahallerde idâre-i çarha vâfî suların kılleti ve emkinenin ʿadem-i münâsebeti ve bâ-husûs kağıda te'sîr-i ʿazîmi olan cevdet-i hevânın maʿdûmiyyeti tehakkuk ve bilâhare Beykoz'da vâkiʿ “Değirman Ocağı” nâm mahall, mevkıʿ ve hevâ ve kesret-i mâ ile sâyir mahallere tefevvuk üzere olduğu bi't-tecribe maʿlûm olup, mahall-i mezkûr dest-gâh binâsına enseb ü evfak ve cereyân eden âb, etrâfdan icrâ olunacak miyâh inzımâmıyla idâre-i çarha vefâ eyleyeceği muhakkak olduğuna binâʾen, âlât-ı sınâʿiyyesi bi-kemâlihâ ihzâr ve bu fenni idâreye müstaʿidd olanları celb ile maslahata ibtidâr olunup, şimdilik levâzım-ı cüzʾiyye ile iki sâʿatde kırk elli kağıd husûlü meysûr ve zikr olunan kağıdların safvet ü ciyâdeti nümûnesinden maʿlûm u manzûr olup, el-hâletü hâzihî istiʿmâle sâlih ve giderek Efrenc tâyifesinin iʿmâl etdikleri kağıda râcih olacağı emr-i vâzıh olmağla, Efendi-yi mûmâ ileyhin müddet-i yesîrede tasavvurdan hâric saʿy ü ihtimâmı sezây-ı tahsîn-i hazret-i Cihân-bânî ve bu iltifât [Ü4 279a] mûmâ ileyhe bâʿis-i tayy-i bisât-ı terâhî vü tüvânî olup, eyyâm-ı behâr-ı huceste-âsâr kudûmunda inşâʾallâhü Teʿâlâ mahall-i mezkûrda müstakıllen dest-gâh ve ʿâmillere ârâm-gâh binâ ve çarhlar inşâsıyla maslahata etrâfıyla teşebbüs olunmak karâr-gîr-i erbâb-ı ârâ olup, giderek sühûlet-i fenn husûlüyle Memâlik-i mahrûse'ye vefâ edecek kadar belki dahi ezyed kağıd işlenüp, zuhûr-i kesret-i nemâ ile ecânibden husûl-i istignâ rû-nümâ ve bâ-husûs bu mâdde içün beher sâl sarf olunan emvâl, memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'de kalup, masûn-ı ictizâb-ı erbâb-ı mekr ü dehâ olacağı zâhir ü hüveydâ olup, fazl-ı Hakk ile bu emr-i ehemm dahi ikdâm u himmet-i Şâhâne ile ser-zede-i zuhûr ve âsâr-ı hasene-i Mülûkâne'lerine inzımâm ile ilâ-yevmi'n-nüşûr bekāy-ı nâm ve tahlîd-i zikr-i Cihân-dârî'lerine sebeb olacağı yâ[d]-dâşt-ı erbâb-ı şuʿûr olduğundan fazla, işbu mâdde-i müşkilenin bu vechile pezîrufte-i hüsn-i nizâm u temşiyet olması, kefere devletlerini dâğ-ber-dil-i tenâfüs ü hased ve meʾlûf oldukları iddihâr-ı hazâyinden mahrûmiyyetlerini îcâb ile ebvâb-ı menâfiʿ-i külliyelerini sedd edüp, bu eser-i cemîl-i Husrevâne'leri dahi eczây-ı vekāyiʿa kayd ile butûn-i evrâk hevâdis-i yevmiyye-i devletleri tezyîn ve himem-i fütûr imâta-i cihân-ihâtaları mütetebbiʿân-ı safahât-ı ahvâl-i selef olan erbâb-ı hûş u intibâha îzâh u tebyîn olundu.",
          "caption": "Zikr-i inşây-ı dest-gâh-ı kağıd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_915.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i inşây-ı dest-gâh-ı kağıd",
          "text": "Tâ'ife-i Efrenc'in öteden berü sanâyiʿ-i mütenevviʿaya meyl ü rağbetleri devletlerinin cihet-i intifâʿlarına dâ'ir ve muhtâcun ileyh oldukları ecnâs-ı emtiʿa vü eşyâya sarf u istihlâk olunacak nukūd memleketlerinde kalup, bilâd-ı sâyireye intikāl etmamek garazına mebnî olduğundan fazla, düvel-i uhrâda mess-i ihtiyâc ile ʿale'd-devâm revâc üzere olan eşyânın vücûd-pezîr [Ü4 277a] olması zımnında, âhar diyârda nâm-âver olan mehere ve sunnâʿı tergîbât-ı kavliyye vü fiʿliyye ile isticlâb ve metîn u musannaʿ çarhlar ve telâhuk-ı efkâr ile istikrâr bulmuş dest-gâhlar inşâ edüp, eşyây-ı matlûbenin gāyet-i sınâʿiyyesine zafer bulmak içün bâdî-yi emrde hadden efzûn mâl harc ve maksada vusûl ʿakabinde dest-âver-i kâr-gâh-ı husûl olan eşyâyı, şiddet-i rağbetle taleb-kâr olanlara nakl ü beyʿ ve nukūd-ı ecânibi ictizâb ve bu cihetle mâlik-i emvâl-i bî-hisâb oldukları zâhir olup, ez-cümle ecnâs-ı kağıdın memâlik-i Devlet-i ebed-müddet'de sâyir düvelden birkaç kat ziyâde sarf olunduğunu tahkīk ve cüz'-i aʿzamı olan siyâb-ı bâliye ve rikâʿ-ı matrûhayı bilâd-ı İslâmiyye'den tedârük edüp, beher sene bu mâdde zımnında ne mikdâr mebâliğe dest-res oldukları nâ-güncây-ı defâtir-i erbâb-ı tedkīk olduğu ve sinîn-i sâlifede her cins kağıda ihtimâm ve mâye ve sâyir eczâsına saʿy ü ikdâm ederler iken, Memâlik-i mahrûse'de kağıd kâr-hânesi mefkūd ve ne cins kağıd olursa ber-muktezây-ı ihtiyâc sarf u istiʿmâl olunacağı meşhûdları olduğundan, ciyâdet-i sanʿata müterettib olan tekayyüdü terk ü ihmâl ve bilâ-külfet husûlü mümkin olan redî ve neşşâf kağıdlar iʿmâl ve irsâliyle erbâb-ı kalemi ʿale'l-ʿumûm mübtelây-ı se'âmet ü melâl etmişler idi.\n\nZemân-ı sâbıkda bu zarar-ı bî-gāyenin çâresi görülmek ve Dâru's-saltana'da kağıd iʿmâliyle nakd-i devlet, eyâdî-yi ecânibe girmemek tasavvurâtı ezhân-ı ʿâliye erbâbının nakş-ı sahayif-i [Ü4 277b] zamîrleri olup, kâr-fermâyân-ı devleti teşvîk ve mukaddimât-ı müselleme serdiyle sedd-i ebvâb-ı kesel ü taʿvîk eylediklerine binâ'en, emr-i mezkûrun bast olunan fevâyidi mübeyyen ve kuvvetden fiʿle îsâli cümle ʿindinde müstahsen görülüp, ihzâr-ı edevât ve ʿamele ile iʿmâline mübâşeret ve mukaddimesi hüsn-i hıtâmına delâlet etmek emârâtı\nmeşhûd-ı erbâb-ı himmet olmuşiken, istihsâl-i menâfiʿ-i âtiye zımnında sarf-ı mâl-ı muʿaccel giderek beşîʿ u müsakkal görüldüğünden gayrı, Efrenc tâyifesi dahi diyârlarında ücret-i ʿamele zann u tahmînden dûn ve sühûlet-i ʿamel sebebi ile sarf etdikleri şey' ekall-ı mâ-yekûn olup, Âsitâne'de iʿmâl olunacak kağıdın masrafı el-yevm beyʿ etdikleri kağıdın behâsına nazaran muzâʿaf u efzûn olduğunu takrîr ve Devlet-i ʿaliyye'ye zarar-ı sırfdan gayri bir şey ʿâyid olmayacağını ilkā vü tezkîr ve sıdk-ı müddeʿâlerine delîl ittihâz etdikleri mugāletât, kulûb-ı erbâb-ı hall ü ʿakde te'sîr edüp, kuvve-i karîbeye gelmiş böyle bir maslahat-ı nâfiʿayı terk ü ilgā ve yevmen-fe-yevmen tâ'ife-i mesfûrenin zamâyim-i tedrîcî ile nîk ü bed fürûht etdikleri kağıdı bi'z-zarûre iştirâ ve ber-minvâl-i meşrûh her sene vâfir mebâliği kaʿr-ı deryâya ilkā eder gibi irtikâb-ı zarar-ı nâ-bercâ eylediler.\nDiyâr-ı ecânibden ibtiyâʿ olunan metâʿ, Devlet-i ʿaliyye'de iʿmâl ile halka vücûd-ı intifâʿ mukarrer iken, mücerred halâvet-i ferâğ u batâlet ve cüz’î zahmete ʿadem-i musâberet ile bu garazı icrâda izhâr-ı fütûr, kusûr-ı himmetden ve inʿidâm-ı [Ü4 278a] hamiyyetden neş'et etdiği zâhir ve gayr-i mestûrdur. Birkaç sene zarfında erbâbı celb olunarak, Moskov memleketinde ecnâs-ı kumâş ve dülbend nesc olunup, mînâ-kârî kutular ve İngilizlü'ye ve sâyire taklîden gûnâ-gûn sâʿatler ve ʿale'l-husûs gāyet aʿlâ çukalar iʿmâl ve bu vesîle ile tahsîl-i mâl eylediklerinden gayri, âhar diyârdan celb-i metâʿ istiğnâsını istihsâl ve reʿâyâdan tekâlîf-i şâkkayı hatt u tenzîl ile umûr-ı zarûriyye-i devletlerini cihât-ı ticâretden hâsıl-ı reyʿ ü nemâ ile idâreye iştigāl eylediler. Biz yine sadede gelelim.\nŞehriyâr-ı Felâtûn-meşreb ve Şehinşâh-ı ʿâlî-neseb hazretleri Devlet-i ʿaliyye'lerine müfîd ve Saltanat-ı seniyye'lerine vesîle-i şân u te'yîd olacak efâʿîl-i mülûk-pesendi şimdiye dek refte refte tensîk u tahsîl ve ʿulüvv-i himmet-i Şâhâne'leri sebebi ile zâhirde saʿb u düşvâr görülen mehâmm-ı lâzimeyi lâyıkı üzere teshîl edüp, Devlet-i ebed-müddet'lerinde zikr olunan kağıd mâddesine dahi nizâm vermek hâtır-güzâr-ı Şâhâne'leri olup, bu emr-i ehemmin husûlü katʿan matlûb olduğu kâr-fermâyân-ı devlete iblâğ ve bu bâbda herkes sebîke-i re'yini birer kalıba ifrâğ edüp, bilâhare işbu şuğl-i cesîm, efrâd-ı müteşahhısadan birine ihâle olunmak tasmîm olunup, hâlâ Hubûbât Nâzırı olan Ahmed Şâkir Efendi'de vücûd-ı meleke-i istiʿdâd ile mehâyil-i rüşd ü sedâd, her hâlde zâtına sebeb-i vüsûk u iʿtimâd olduğuna binâ'en, zikr olunan mâddenin [Ü4 278b] tesviye vü tanzîmine hasran me'mûr ve iktizâ eden mesârifât ve vâridâtı Darb-hâne-i ʿâmire tarafından sarf u kabz olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmuşidi. Efendi-yi mûmâ ileyh dahi icrây-ı me'mûriyyete teşmîr-i sâk ve usûl-i mâddeye ıttılâʿı olanlar ile ittihâd u ittifâk ederek, kesret-i mecârî-yi mâ ile dest-gâh binâsına\nbir mahall-i münâsib intihâb u istisnâ olunmak içün İstanbul havâlîsi cüst-cû olunup, İstinye ve sâyir mezânn-ı miyâh olan mahallerde idâre-i çarha vâfî suların kılleti ve emkinenin ʿadem-i münâsebeti ve bâ-husûs kağıda te'sîr-i ʿazîmi olan cevdet-i hevânın maʿdûmiyyeti tehakkuk ve bilâhare Beykoz'da vâkiʿ “Değirman Ocağı” nâm mahall, mevkıʿ ve hevâ ve kesret-i mâ ile sâyir mahallere tefevvuk üzere olduğu bi't-tecribe maʿlûm olup, mahall-i mezkûr dest-gâh binâsına enseb ü evfak ve cereyân eden âb, etrâfdan icrâ olunacak miyâh inzımâmıyla idâre-i çarha vefâ eyleyeceği muhakkak olduğuna binâʾen, âlât-ı sınâʿiyyesi bi-kemâlihâ ihzâr ve bu fenni idâreye müstaʿidd olanları celb ile maslahata ibtidâr olunup, şimdilik levâzım-ı cüzʾiyye ile iki sâʿatde kırk elli kağıd husûlü meysûr ve zikr olunan kağıdların safvet ü ciyâdeti nümûnesinden maʿlûm u manzûr olup, el-hâletü hâzihî istiʿmâle sâlih ve giderek Efrenc tâyifesinin iʿmâl etdikleri kağıda râcih olacağı emr-i vâzıh olmağla, Efendi-yi mûmâ ileyhin müddet-i yesîrede tasavvurdan hâric saʿy ü ihtimâmı sezây-ı tahsîn-i hazret-i Cihân-bânî ve bu iltifât [Ü4 279a] mûmâ ileyhe bâʿis-i tayy-i bisât-ı terâhî vü tüvânî olup, eyyâm-ı behâr-ı huceste-âsâr kudûmunda inşâʾallâhü Teʿâlâ mahall-i mezkûrda müstakıllen dest-gâh ve ʿâmillere ârâm-gâh binâ ve çarhlar inşâsıyla maslahata etrâfıyla teşebbüs olunmak karâr-gîr-i erbâb-ı ârâ olup, giderek sühûlet-i fenn husûlüyle Memâlik-i mahrûse'ye vefâ edecek kadar belki dahi ezyed kağıd işlenüp, zuhûr-i kesret-i nemâ ile ecânibden husûl-i istignâ rû-nümâ ve bâ-husûs bu mâdde içün beher sâl sarf olunan emvâl, memâlik-i Devlet-i ʿaliyye'de kalup, masûn-ı ictizâb-ı erbâb-ı mekr ü dehâ olacağı zâhir ü hüveydâ olup, fazl-ı Hakk ile bu emr-i ehemm dahi ikdâm u himmet-i Şâhâne ile ser-zede-i zuhûr ve âsâr-ı hasene-i Mülûkâne'lerine inzımâm ile ilâ-yevmi'n-nüşûr bekāy-ı nâm ve tahlîd-i zikr-i Cihân-dârî'lerine sebeb olacağı yâ[d]-dâşt-ı erbâb-ı şuʿûr olduğundan fazla, işbu mâdde-i müşkilenin bu vechile pezîrufte-i hüsn-i nizâm u temşiyet olması, kefere devletlerini dâğ-ber-dil-i tenâfüs ü hased ve meʾlûf oldukları iddihâr-ı hazâyinden mahrûmiyyetlerini îcâb ile ebvâb-ı menâfiʿ-i külliyelerini sedd edüp, bu eser-i cemîl-i Husrevâne'leri dahi eczây-ı vekāyiʿa kayd ile butûn-i evrâk hevâdis-i yevmiyye-i devletleri tezyîn ve himem-i fütûr imâta-i cihân-ihâtaları mütetebbiʿân-ı safahât-ı ahvâl-i selef olan erbâb-ı hûş u intibâha îzâh u tebyîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere Eyâlet-i Şâm teʿahhüdât-ı maʿlûme ile Vezîr İbrâhîm Paşa'ya verilüp, imtidâd-ı vakt hasebiyle tavr-ı beldeye vukūf-ı tâmmı olup, vaktinde erbâb-ı [Ü4 279b] şekā dahi me'lûf oldukları habâsete fursat bulamadıklarından, hulûl-i ecânibden tevakkī ile oğlu Mehmed Bey'e bâ-Rütbe-i Vezâret Haleb Eyâleti'nin tevcîhi vecîh görülmüşidi. Ehâlî-yi mezbûreden semt-i hılâfa tetarruk ile celb-i nefʿ ü cedvâyı iʿtiyâd eden baʿzı hevâ-perestân-ı rûzgâr, ihtilâs-ı vakt ile zâhir-bînân-ı ʿavâmmın ʿaklına mülayim baʿzı uglûta serdiyle isâre-i gubâr-ı nifâr edüp, cemʿiyyete mübâşeret ve etrâfda hatt u tirhâl üzere olan kabâyilden cemʿ-i vefîr isticlâbıyla kesb-i kuvvet ü kesret eyleyerek, Vâlî-yi cedîdi zecren ve kahren memleketden ihrâc u ibʿâd ve sâlik-i ficâc-ı şerr u fesâd oldukları haberi, vâsıl-ı semʿ-i devlet olup, müşârun ileyhe menşûr-ı eyâlet vusûlünün üçüncü günü bu hâdise zuhûr eylediğine binâʾen, ehâlînin ʿazv ü isnâd eyledikleri zulm ü gadr, dîk-ı zemân sebebi ile kizb-i sarîh ve ʿadem-i itâʿat-i ulu'l-emrden münbaʿis bir fiʿl-i kabîh olduğu zâhir olup, müşârun ileyhe âhar mansıb tevcîhinde ehâlînin fîmâ-baʿd ruʿûnet ü şekāvetleri efzûn olup, vülâtı tahte'l-kahr kullanmak ve istedikleri gibi memleketde [V 136a] atup tutmak hâletleri tekevvün eyleyeceği ve cebren müşârun ileyhi beldeye idhâlde dahi tarafeynden nüfûs-ı kesîre zâyiʿ ve baʿzı ehl-i ʿırz ve kazıyyede medhali olmayanlara zarar u hasâret terettübü emr-i vâkiʿ olduğundan, ıslâh-ı zâtü'l-beyn mesleği ihtiyâr ve tarafeyne nush u pendi şâmil tahrîrât irsâliyle tahvîf ü inzâr ve bu husūsa Sadrıaʿzam hazretlerinin sâbıkā Hazînedârı olup, Dergâh-ı [Ü4 280a] ʿâlî kapucu-başılarından Hulûsî Ahmed Ağa mübâşeretiyle tesyâr olunduğundan başka, Belde-i Haleb müteneffislerinden Câbirî-zâde'ye te'lîf-i tarafeyn husūsu makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan ber-vech-i dikkat tahrîr ü işâret olunup, müşârun ileyhe dahi mazâ-mâ-mazâ mesleğine zehâb ile ahz-ı sâr dâʿiyyesinden ve zûr-bâzû ile duhûl fikrinden ferâğ ve tefrîg-i dimâğ etmesi mufassalen tahrîr ü iblâğ olundu.",
          "caption": "Vak'a-i Haleb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_916.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vak'a-i Haleb",
          "text": "Bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere Eyâlet-i Şâm teʿahhüdât-ı maʿlûme ile Vezîr İbrâhîm Paşa'ya verilüp, imtidâd-ı vakt hasebiyle tavr-ı beldeye vukūf-ı tâmmı olup, vaktinde erbâb-ı [Ü4 279b] şekā dahi me'lûf oldukları habâsete fursat bulamadıklarından, hulûl-i ecânibden tevakkī ile oğlu Mehmed Bey'e bâ-Rütbe-i Vezâret Haleb Eyâleti'nin tevcîhi vecîh görülmüşidi. Ehâlî-yi mezbûreden semt-i hılâfa tetarruk ile celb-i nefʿ ü cedvâyı iʿtiyâd eden baʿzı hevâ-perestân-ı rûzgâr, ihtilâs-ı vakt ile zâhir-bînân-ı ʿavâmmın ʿaklına mülayim baʿzı uglûta serdiyle isâre-i gubâr-ı nifâr edüp, cemʿiyyete mübâşeret ve etrâfda hatt u tirhâl üzere olan kabâyilden cemʿ-i vefîr isticlâbıyla kesb-i kuvvet ü kesret eyleyerek, Vâlî-yi cedîdi zecren ve kahren memleketden ihrâc u ibʿâd ve sâlik-i ficâc-ı şerr u fesâd oldukları haberi, vâsıl-ı semʿ-i devlet olup, müşârun ileyhe menşûr-ı eyâlet vusûlünün üçüncü günü bu hâdise zuhûr eylediğine binâʾen, ehâlînin ʿazv ü isnâd eyledikleri zulm ü gadr, dîk-ı zemân sebebi ile kizb-i sarîh ve ʿadem-i itâʿat-i ulu'l-emrden münbaʿis bir fiʿl-i kabîh olduğu zâhir olup, müşârun ileyhe âhar mansıb tevcîhinde ehâlînin fîmâ-baʿd ruʿûnet ü şekāvetleri efzûn olup, vülâtı tahte'l-kahr kullanmak ve istedikleri gibi memleketde [V 136a] atup tutmak hâletleri tekevvün eyleyeceği ve cebren müşârun ileyhi beldeye idhâlde dahi tarafeynden nüfûs-ı kesîre zâyiʿ ve baʿzı ehl-i ʿırz ve kazıyyede medhali olmayanlara zarar u hasâret terettübü emr-i vâkiʿ olduğundan, ıslâh-ı zâtü'l-beyn mesleği ihtiyâr ve tarafeyne nush u pendi şâmil tahrîrât irsâliyle tahvîf ü inzâr ve bu husūsa Sadrıaʿzam hazretlerinin sâbıkā Hazînedârı olup, Dergâh-ı [Ü4 280a] ʿâlî kapucu-başılarından Hulûsî Ahmed Ağa mübâşeretiyle tesyâr olunduğundan başka, Belde-i Haleb müteneffislerinden Câbirî-zâde'ye te'lîf-i tarafeyn husūsu makām-ı Sadâret-i ʿuzmâ'dan ber-vech-i dikkat tahrîr ü işâret olunup, müşârun ileyhe dahi mazâ-mâ-mazâ mesleğine zehâb ile ahz-ı sâr dâʿiyyesinden ve zûr-bâzû ile duhûl fikrinden ferâğ ve tefrîg-i dimâğ etmesi mufassalen tahrîr ü iblâğ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memâlik-i Rumeli'de birkaç seneden berü hudûs eden şûriş ü ihtilâl ve bu sebeble fukarâ vü zuʿafâya târî olan perîşânî hâl, aʿyân nâmına olan baʿzı mütegallibenin tahrîk ü ifsâdından neş'et ve ahadühümâ âharın müstevlî olduğu kazâyı zabt ile daʿvây-ı teferrüd ü istibdâd ve celb-i emvâl-i ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâd mülâhazalarına mebnî bir hâlet olduğundan başka, bu agrâz-ı fâsideyi ikmâl kasdıyla Devlet-i ʿaliyye'yi işgāl ve dağlı şöhretiyle geşt ü güzâr eden eclâf-ı eşkıyâya taʿlîm-i suver-i şekāvet ve zahîre [V 136b] ve cebe-hâne imdâdıyla sırran ve ʿalenen iʿânet edegeldikleri mücerreb-i erbâb-ı fehm ü dirâyet olup, ez-cümle Gümülcine ve o havâlîde vâkiʿ birkaç kazâya birer takrîb aʿyân ve şiddet-i batş ile fî-akrebi'z-zemân sâhib-i servet ü sâmân olan Tokadcıklı Süleymân fi'l-asl düzd-i hûnhâr ve dâyimâ nehb ü gāreti pîşe vü ʿâdet eyleyerek ebnây-ı sebîl dest-i tetâvülünden bîzâr olmuşlar idi. Hükkâm ve zâbitân iʿdâmına müntehiz-i fursat olduklarını cezm ü îkān [Ü4 280b] ve o târîhde Gümülcine Aʿyânı bulunan Mestân Ağa'nın cemʿiyyetine tevassul ile hâlini pinhân edüp, sanʿat-ı fetk u ratk ve tard u sebkde mehâretini muʿâyene ile merkūmu Bölük-başı, belki min-ehassı'l-havâşî edüp, bu hâl ile eyyâmını imrâr eder iken, Mestân Ağa Gümülcine'den cüdâ ve tîğ-i siyâsetle mazhar-ı kahr-ı Hudâ olup, tegallüben mekânını zabt ve müteʿayyin bulunanların baʿzısını ifnâ ve baʿzısını mukayyed-i hibâle-i ʿahd ü şart edüp, bâdî-yi emrde Devlet-i ʿaliyye'ye izhâr-ı sûret-i itâʿat ve mürettebât-ı mîrîyi edâda terk-i müsâmaha vü muhâlefet eylediğine binâ'en, tibâʿ-ı nâsa tavrı mergūb ve Kapucu-başılık ile min-ihdâ mü'ellefeti'l-kulûb olup, bu esbâb ile iftinây-ı mâl-ı vefîr ve iʿânet-i devlet ile birkaç kazâya dahi aʿyân olarak tertîb-i esbâb-ı dâr u gîr etmişidi. Giderek tavrını tebdîl ü tagyîr ve mizâcına muvâfık olmayan idâre-i kātıʿa-i devleti birer sebeb-i vâhî ile taʿtîl u te'hîr eylediğinden gayri, ihtiyâr-ı semt-i dü-rengî vü nifâk ve zâhiren [V 137a] devlete inkıyâd ve bâtınen dağlu eşkıyâsıyla rabt-ı peyvend-i ʿahd ü mîsâk eylediği, maʿlûm-ı serîre-şinâsân-ı devlet ve refʿ-i vücûdu lâzım-ı tavr-ı siyâset olduğuna binâ'en, hakkında emr-i kazâ-cereyân mehâbet-rîz-i sudûr ve istîsâline Rumeli Vâlîsi me'mûr olmuşidi. Ancak Filibe Aʿyânı'nda dahi bu hâletler meşhûd u nümâyân ve anın dahi defʿ-i vücûduyla ehâlî-yi kazâ reh-yâb-ı gezend ü husrân olmak irâde olunup, merkūmun tavr u hareketinden bûy-ı isyân istişmâm olunup, [Ü4 281a] bilâ-külfetin icrây-ı cezâsı mümkin ise, tertîb-i cezâsına ikdâm ve inʿidâm-ı vücûdu vakt ü\nzemâna tevakkuf eyler ise, izhâr-ı sanʿat-ı tecâhül ile evvelce Tokadcıklı gāyilesini ber-taraf etmek husûsları müşârun ileyhe ifâde vü iʿlâm olunmuşidi. Muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere müşârun ileyh İskenderiyye'den tahrîk-i livây-ı ʿazîmet ve hılâl-i râhda neşr-i dâd ü ʿadl eyleyerek Filibe Sahrâsı'na darb-ı hıyâm-ı heybet eyledikde, aʿyân-ı mezbûr izhâr-ı firûtenî vü istizlâl ve cemʿ-i zahîre ve sâyir levâzım tedârükünde derece-i kudretini hayyiz-i gāyete îsâl eylediği, ʿillet-i imhâl-i kahr u istîsâli olup, müşârun ileyh o tarafların esbâb-ı nizâmını tahkîm ve Edirne'ye gelüp maksûdun bizzât olan Tokadcıklı Süleymân'ın kârını tetmîm tedbîrini cümle umûra takdîm edüp, fi'l-hâl mezbûrun iʿdâmına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Tâcdârî teʾalluk eylediğini, etrâf u eknâfa buyuruldular ile neşr ü iʿlân ve kethudâsı olan Tâhir Paşa'yı asker-i firâvân ile Ferecik üzerinden gönderüp, şakī-yi merkūma [V 137b] muhâlefet üzere olanları birer cânibden teslît ile muntazır-ı mecârî-yi ahkâm-ı Yezdân olmuşidi. Magzûb-ı mezkûrun başında vâfir eşkıyâ ictimâʿından başka, Gümülcine'yi hendek hafriyle teşyîd ü üstüvâr ve Devlet-i ʿaliyye askeriyle mukābele niyyetini kalb-i magşûşunda izmâr etmişiken, üzerine taʿyîn olunan asker-i pür-sâz u seleb mânend-i seyl-i münhadir her tarafdan nüzûl üzere olduğunu müşâhede ile sergerdân-ı vâdî-yi mesâyib ü nüveb olup, sadr-ı [Ü4 281b] sebâtı muhtelic ü muztarib ve bîm-i kahr-ı Tâcdârî'den Gümülcine'yi bırakup, meʾvây-ı kadîmi olan hısn-ı menîʿa, yaʿnî Tokadcığ'a hârib olup, Tâhir Paşa'ya bu haber münʿakis oldukda, fi'l-hâl yerinden kıyâm ve Gümülcine'yi zabt ile Tokadcığ'a bi'n-nefs ʿazîmet eyleyeceğini merkūm istihbâr u istiʿlâm etmekle, mahall-i mezbûrda ʿadem-i temekkün ile Çirmen'e birkaç sâʿat mesâfede vâkiʿ bir karyeye ilkāy-ı zimâm-ı ârâm eylediği müşârun ileyhe ifâde vü ifhâm olundukda, cevânib-i erbaʿasında mütehaşşid olan asâkir-i Pâdişâhî'ye tekrâr müşârun ileyh tarafından irsâl-i peyâm ü berîd ve merkūmu bi-eyyi-hâl ele getürmek husûsu teʾkîd olunduğu haberi vârid ve bu sebeble kulûb-ı evliyây-ı devletde muzmerr olan endîşe vü ıztırâb mütebâʿid oldu. \n\n Şakī-yi mezbûr başında olan haşerâta mağrûr olup, mukābeleye tavtîn-i nefs ile miyânede vâfir âdem telef olmak mukarrer iken, her tarafdan üzerine asker taʿyîn ve güzergâh u memerri katʿ u tahsîn olunduğunu yek-dil ü vefâdâr zann eylediği evbâş-ı asker müşâhede ile pây-i sebâtları mütezelzil [V 138a] ve fırka fırka dâyire-i gāyiresinden infikâk ü infilât ile sevret-i cemʿiyyeti muzmahill olup, mevcûdu olan liʾâm-ı endek-şümâr ile mukābelenin imtinâʿını zihninde tasvîr ve bi'z-zarûre semt-i firâr u hezîmeti tahyîr eyledi. \n\n Şakī-yi merkūm seyf-i siyâsetden mütehâşî ve ne mahalle ʿazîmet edeceğinde medhûş ü mütelâşî olup, encâm-ı kâr zuʿmunda melâz ittihâz eylediği Vidin'e ve yâhûd Kara Feyzî\nmecmaʿına ilkāy-ı nefs etmek [Ü4 282a] tasavvuruyla balkānı geçüp, Tırnova kurâsından balkān dâhilinde vâkiʿ “Esterka” nâm karyeye vusûl ve Rumeli Vâlîsi tarafından meʾmûr olan asker baʿzı mülâhazât-ı vârideye mebnî ilerüye tecavüzde nükûl etdiyse dahi, Ruscuk Aʿyânı Tirsinikli-zâde'ye mukaddemâ birkaç defʿa müşârun ileyh tarafından o cevânibe firâr ihtimâli tahrîr ve Kara Feyzî gibi reh-yâb-ı halâs olmamak içün merkūmun güzergâhı gereği gibi sedd ü bend olunmak tenbîhâtı tekrîr olunduğuna bināʾen, mûmâ ileyh dahi her tarafa taʿyîn-i asker ve sedd-i maʿber ü memerr edüp, karye-i mezkûreye mütekārib olan askere irsâl-i peyâm ve anlar dahi sâyir ictimâʿ edenler ile bi'l-muhabere üzerine hücûm edüp, iki tarafdan muhabereye kıyâm ve kesret-i bârân tesettür ve teterrüse mecâl vermemek hasebiyle asker girüye çekilüp, kazıyyeyi Tirsinikli-zâde'ye iʿlâm ʿakabinde, mûmâ ileyh o tarafda vâkiʿ kazâların aʿyânlarına irsâl-i haber ve kendüsi dahi bi'n-nefs karye-i mezkûreye sevk-ı leşker edüp, bir sâʿat mahalle vardıkda, şakī-yi mezkûrun dâhil-i dâyire-i cemʿiyyeti olan kimselerden yüz elli kadar dîvânegân istîmân ile itâʿatlerini beyân ve mûmâ ileyh [V 138b] tarafından merkūmlara emân verilüp, bâkī asker ile münâveşe vü muhârebe ve birkaç sâʿat ceng ü mudârebe olunup, mukāvemetden ʿaczi nümâyân ve balkāna doğru gürîzân olduysa dahi, etrâfı cemʿ-i gayr-i maʿdûd ile mesdûd olduğundan, şakī-yi mezkûr ve hevâdârlarından iki yüz mikdârı [Ü4 282b] nefsine mağrûr kimseler dest ü pâ-girifte mukayyed-i selâsil-i asker-i mansûr olduğu haberi, mûmâ ileyh tarafından vâsıl-ı Südde-i saʿâdet ve sebeb-i inbisât-ı hayr-hâhân-ı devlet olup, şakī-yi merkūm ile sâyir der-dest-i habs olan havene hakkında ne vechile irâde-i devlet cereyân eyler ise emr ü ifade olunmasını tahrîr u işâret eylemiş.\nRumeli Vâlîsi ber-vech-i istiklâl o tarafa Serʿasker nasb olunup, dest-i eşkıyâ ve tathîr-i erâzil ve erbâb-ı hevâ mesâlihi kendüsinden mesʾûl ve her vechile tavr u hareketi nezd-i devletde muʿteber ü makbûl olup, ʿizzet-i câhını vikāye ve nüfûz u iʿtibârını himâye şerâyit-i Serʿaskerî'den olduğuna bināʾen, Tokadcığlı'yı hayyen ve sâyir hûn-girifteleri katl ve ruʾûs-ı maktûʿalarını cemʿan müşârun ileyh tarafına irsâl eylemesi istisvâb ve bu mazmûnda Ağa-yı mûmâ ileyhe iʿâde-i cevâb kılınup, Rumeli Vâlîsi'ne dahi bu keyfiyyet işrâb olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh emre imtisâl ve hayyen giriftâr-ı dest-i hızy ü nekâl olanları istîsâl ve ruʾûs-ı maktûʿalarıyla merkūm Tokadcığlı'yı hayyen müşârun ileyh tarafına irsâl edüp, hılâl-i tarîkde\nşakī-yi merkūmun dahi cezâsı tertîb ve sâyir ru'ûs ile müşârun ileyh cânibinden Âsitâne'ye vârid olup, bu sebeble kulûb-ı kāsiye-i [V 139a] ehl-i bagy u şekā terhîb olundu.",
          "caption": "Me'mûriyyet-i Vâlî-yi Rumeli be-istîsâl-i Aʻyân-ı Gümülcine",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_917.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Me'mûriyyet-i Vâlî-yi Rumeli be-istîsâl-i Aʻyân-ı Gümülcine",
          "text": "Memâlik-i Rumeli'de birkaç seneden berü hudûs eden şûriş ü ihtilâl ve bu sebeble fukarâ vü zuʿafâya târî olan perîşânî hâl, aʿyân nâmına olan baʿzı mütegallibenin tahrîk ü ifsâdından neş'et ve ahadühümâ âharın müstevlî olduğu kazâyı zabt ile daʿvây-ı teferrüd ü istibdâd ve celb-i emvâl-i ʿibâd-ı zaʿîfü'l-iyâd mülâhazalarına mebnî bir hâlet olduğundan başka, bu agrâz-ı fâsideyi ikmâl kasdıyla Devlet-i ʿaliyye'yi işgāl ve dağlı şöhretiyle geşt ü güzâr eden eclâf-ı eşkıyâya taʿlîm-i suver-i şekāvet ve zahîre [V 136b] ve cebe-hâne imdâdıyla sırran ve ʿalenen iʿânet edegeldikleri mücerreb-i erbâb-ı fehm ü dirâyet olup, ez-cümle Gümülcine ve o havâlîde vâkiʿ birkaç kazâya birer takrîb aʿyân ve şiddet-i batş ile fî-akrebi'z-zemân sâhib-i servet ü sâmân olan Tokadcıklı Süleymân fi'l-asl düzd-i hûnhâr ve dâyimâ nehb ü gāreti pîşe vü ʿâdet eyleyerek ebnây-ı sebîl dest-i tetâvülünden bîzâr olmuşlar idi. Hükkâm ve zâbitân iʿdâmına müntehiz-i fursat olduklarını cezm ü îkān [Ü4 280b] ve o târîhde Gümülcine Aʿyânı bulunan Mestân Ağa'nın cemʿiyyetine tevassul ile hâlini pinhân edüp, sanʿat-ı fetk u ratk ve tard u sebkde mehâretini muʿâyene ile merkūmu Bölük-başı, belki min-ehassı'l-havâşî edüp, bu hâl ile eyyâmını imrâr eder iken, Mestân Ağa Gümülcine'den cüdâ ve tîğ-i siyâsetle mazhar-ı kahr-ı Hudâ olup, tegallüben mekânını zabt ve müteʿayyin bulunanların baʿzısını ifnâ ve baʿzısını mukayyed-i hibâle-i ʿahd ü şart edüp, bâdî-yi emrde Devlet-i ʿaliyye'ye izhâr-ı sûret-i itâʿat ve mürettebât-ı mîrîyi edâda terk-i müsâmaha vü muhâlefet eylediğine binâ'en, tibâʿ-ı nâsa tavrı mergūb ve Kapucu-başılık ile min-ihdâ mü'ellefeti'l-kulûb olup, bu esbâb ile iftinây-ı mâl-ı vefîr ve iʿânet-i devlet ile birkaç kazâya dahi aʿyân olarak tertîb-i esbâb-ı dâr u gîr etmişidi. Giderek tavrını tebdîl ü tagyîr ve mizâcına muvâfık olmayan idâre-i kātıʿa-i devleti birer sebeb-i vâhî ile taʿtîl u te'hîr eylediğinden gayri, ihtiyâr-ı semt-i dü-rengî vü nifâk ve zâhiren [V 137a] devlete inkıyâd ve bâtınen dağlu eşkıyâsıyla rabt-ı peyvend-i ʿahd ü mîsâk eylediği, maʿlûm-ı serîre-şinâsân-ı devlet ve refʿ-i vücûdu lâzım-ı tavr-ı siyâset olduğuna binâ'en, hakkında emr-i kazâ-cereyân mehâbet-rîz-i sudûr ve istîsâline Rumeli Vâlîsi me'mûr olmuşidi. Ancak Filibe Aʿyânı'nda dahi bu hâletler meşhûd u nümâyân ve anın dahi defʿ-i vücûduyla ehâlî-yi kazâ reh-yâb-ı gezend ü husrân olmak irâde olunup, merkūmun tavr u hareketinden bûy-ı isyân istişmâm olunup, [Ü4 281a] bilâ-külfetin icrây-ı cezâsı mümkin ise, tertîb-i cezâsına ikdâm ve inʿidâm-ı vücûdu vakt ü\nzemâna tevakkuf eyler ise, izhâr-ı sanʿat-ı tecâhül ile evvelce Tokadcıklı gāyilesini ber-taraf etmek husûsları müşârun ileyhe ifâde vü iʿlâm olunmuşidi. Muktezây-ı meʾmûriyyeti üzere müşârun ileyh İskenderiyye'den tahrîk-i livây-ı ʿazîmet ve hılâl-i râhda neşr-i dâd ü ʿadl eyleyerek Filibe Sahrâsı'na darb-ı hıyâm-ı heybet eyledikde, aʿyân-ı mezbûr izhâr-ı firûtenî vü istizlâl ve cemʿ-i zahîre ve sâyir levâzım tedârükünde derece-i kudretini hayyiz-i gāyete îsâl eylediği, ʿillet-i imhâl-i kahr u istîsâli olup, müşârun ileyh o tarafların esbâb-ı nizâmını tahkîm ve Edirne'ye gelüp maksûdun bizzât olan Tokadcıklı Süleymân'ın kârını tetmîm tedbîrini cümle umûra takdîm edüp, fi'l-hâl mezbûrun iʿdâmına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Tâcdârî teʾalluk eylediğini, etrâf u eknâfa buyuruldular ile neşr ü iʿlân ve kethudâsı olan Tâhir Paşa'yı asker-i firâvân ile Ferecik üzerinden gönderüp, şakī-yi merkūma [V 137b] muhâlefet üzere olanları birer cânibden teslît ile muntazır-ı mecârî-yi ahkâm-ı Yezdân olmuşidi. Magzûb-ı mezkûrun başında vâfir eşkıyâ ictimâʿından başka, Gümülcine'yi hendek hafriyle teşyîd ü üstüvâr ve Devlet-i ʿaliyye askeriyle mukābele niyyetini kalb-i magşûşunda izmâr etmişiken, üzerine taʿyîn olunan asker-i pür-sâz u seleb mânend-i seyl-i münhadir her tarafdan nüzûl üzere olduğunu müşâhede ile sergerdân-ı vâdî-yi mesâyib ü nüveb olup, sadr-ı [Ü4 281b] sebâtı muhtelic ü muztarib ve bîm-i kahr-ı Tâcdârî'den Gümülcine'yi bırakup, meʾvây-ı kadîmi olan hısn-ı menîʿa, yaʿnî Tokadcığ'a hârib olup, Tâhir Paşa'ya bu haber münʿakis oldukda, fi'l-hâl yerinden kıyâm ve Gümülcine'yi zabt ile Tokadcığ'a bi'n-nefs ʿazîmet eyleyeceğini merkūm istihbâr u istiʿlâm etmekle, mahall-i mezbûrda ʿadem-i temekkün ile Çirmen'e birkaç sâʿat mesâfede vâkiʿ bir karyeye ilkāy-ı zimâm-ı ârâm eylediği müşârun ileyhe ifâde vü ifhâm olundukda, cevânib-i erbaʿasında mütehaşşid olan asâkir-i Pâdişâhî'ye tekrâr müşârun ileyh tarafından irsâl-i peyâm ü berîd ve merkūmu bi-eyyi-hâl ele getürmek husûsu teʾkîd olunduğu haberi vârid ve bu sebeble kulûb-ı evliyây-ı devletde muzmerr olan endîşe vü ıztırâb mütebâʿid oldu. \n\n Şakī-yi mezbûr başında olan haşerâta mağrûr olup, mukābeleye tavtîn-i nefs ile miyânede vâfir âdem telef olmak mukarrer iken, her tarafdan üzerine asker taʿyîn ve güzergâh u memerri katʿ u tahsîn olunduğunu yek-dil ü vefâdâr zann eylediği evbâş-ı asker müşâhede ile pây-i sebâtları mütezelzil [V 138a] ve fırka fırka dâyire-i gāyiresinden infikâk ü infilât ile sevret-i cemʿiyyeti muzmahill olup, mevcûdu olan liʾâm-ı endek-şümâr ile mukābelenin imtinâʿını zihninde tasvîr ve bi'z-zarûre semt-i firâr u hezîmeti tahyîr eyledi. \n\n Şakī-yi merkūm seyf-i siyâsetden mütehâşî ve ne mahalle ʿazîmet edeceğinde medhûş ü mütelâşî olup, encâm-ı kâr zuʿmunda melâz ittihâz eylediği Vidin'e ve yâhûd Kara Feyzî\nmecmaʿına ilkāy-ı nefs etmek [Ü4 282a] tasavvuruyla balkānı geçüp, Tırnova kurâsından balkān dâhilinde vâkiʿ “Esterka” nâm karyeye vusûl ve Rumeli Vâlîsi tarafından meʾmûr olan asker baʿzı mülâhazât-ı vârideye mebnî ilerüye tecavüzde nükûl etdiyse dahi, Ruscuk Aʿyânı Tirsinikli-zâde'ye mukaddemâ birkaç defʿa müşârun ileyh tarafından o cevânibe firâr ihtimâli tahrîr ve Kara Feyzî gibi reh-yâb-ı halâs olmamak içün merkūmun güzergâhı gereği gibi sedd ü bend olunmak tenbîhâtı tekrîr olunduğuna bināʾen, mûmâ ileyh dahi her tarafa taʿyîn-i asker ve sedd-i maʿber ü memerr edüp, karye-i mezkûreye mütekārib olan askere irsâl-i peyâm ve anlar dahi sâyir ictimâʿ edenler ile bi'l-muhabere üzerine hücûm edüp, iki tarafdan muhabereye kıyâm ve kesret-i bârân tesettür ve teterrüse mecâl vermemek hasebiyle asker girüye çekilüp, kazıyyeyi Tirsinikli-zâde'ye iʿlâm ʿakabinde, mûmâ ileyh o tarafda vâkiʿ kazâların aʿyânlarına irsâl-i haber ve kendüsi dahi bi'n-nefs karye-i mezkûreye sevk-ı leşker edüp, bir sâʿat mahalle vardıkda, şakī-yi mezkûrun dâhil-i dâyire-i cemʿiyyeti olan kimselerden yüz elli kadar dîvânegân istîmân ile itâʿatlerini beyân ve mûmâ ileyh [V 138b] tarafından merkūmlara emân verilüp, bâkī asker ile münâveşe vü muhârebe ve birkaç sâʿat ceng ü mudârebe olunup, mukāvemetden ʿaczi nümâyân ve balkāna doğru gürîzân olduysa dahi, etrâfı cemʿ-i gayr-i maʿdûd ile mesdûd olduğundan, şakī-yi mezkûr ve hevâdârlarından iki yüz mikdârı [Ü4 282b] nefsine mağrûr kimseler dest ü pâ-girifte mukayyed-i selâsil-i asker-i mansûr olduğu haberi, mûmâ ileyh tarafından vâsıl-ı Südde-i saʿâdet ve sebeb-i inbisât-ı hayr-hâhân-ı devlet olup, şakī-yi merkūm ile sâyir der-dest-i habs olan havene hakkında ne vechile irâde-i devlet cereyân eyler ise emr ü ifade olunmasını tahrîr u işâret eylemiş.\nRumeli Vâlîsi ber-vech-i istiklâl o tarafa Serʿasker nasb olunup, dest-i eşkıyâ ve tathîr-i erâzil ve erbâb-ı hevâ mesâlihi kendüsinden mesʾûl ve her vechile tavr u hareketi nezd-i devletde muʿteber ü makbûl olup, ʿizzet-i câhını vikāye ve nüfûz u iʿtibârını himâye şerâyit-i Serʿaskerî'den olduğuna bināʾen, Tokadcığlı'yı hayyen ve sâyir hûn-girifteleri katl ve ruʾûs-ı maktûʿalarını cemʿan müşârun ileyh tarafına irsâl eylemesi istisvâb ve bu mazmûnda Ağa-yı mûmâ ileyhe iʿâde-i cevâb kılınup, Rumeli Vâlîsi'ne dahi bu keyfiyyet işrâb olunmuşidi. Ağa-yı mûmâ ileyh emre imtisâl ve hayyen giriftâr-ı dest-i hızy ü nekâl olanları istîsâl ve ruʾûs-ı maktûʿalarıyla merkūm Tokadcığlı'yı hayyen müşârun ileyh tarafına irsâl edüp, hılâl-i tarîkde\nşakī-yi merkūmun dahi cezâsı tertîb ve sâyir ru'ûs ile müşârun ileyh cânibinden Âsitâne'ye vârid olup, bu sebeble kulûb-ı kāsiye-i [V 139a] ehl-i bagy u şekā terhîb olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Âsitâne-i saʿâdet'de bir müddetden berü bast-ı kālîçe-i ârâm u râhat eden Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa, Anadolu Eyâleti'nden [Ü4 283a] istîfây-ı hazz ile Erzurum Eyâleti'ne tâlib ve niyâz u iltimâsı karîn-i müsâʿafe-i Şehriyâr-ı sütûde-menâkıb olmağla, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci günü eyâlet-i mezkûre ile müşârun ileyh nâyil-i ecell-i meʾârib olup, münhall olan Anadolu Eyâleti ile İznikmid Sancağı'na ber-vech-i arpalık mutasarrıf olan Vezîr es-Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa karîn-i ferhat ü istibşâr ve İznikmid Sancağı'yla o havâlî umûruna vukūf-ı tâmmı olan Hüseyin Paşa Kethudâsı Kapucu-başı Ahmed Ağa hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i Erzurum ve Anadolu ve İznikmid",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_918.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Erzurum ve Anadolu ve İznikmid",
          "text": "Âsitâne-i saʿâdet'de bir müddetden berü bast-ı kālîçe-i ârâm u râhat eden Vezîr ʿAlâʾeddîn Paşa, Anadolu Eyâleti'nden [Ü4 283a] istîfây-ı hazz ile Erzurum Eyâleti'ne tâlib ve niyâz u iltimâsı karîn-i müsâʿafe-i Şehriyâr-ı sütûde-menâkıb olmağla, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi ikinci günü eyâlet-i mezkûre ile müşârun ileyh nâyil-i ecell-i meʾârib olup, münhall olan Anadolu Eyâleti ile İznikmid Sancağı'na ber-vech-i arpalık mutasarrıf olan Vezîr es-Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa karîn-i ferhat ü istibşâr ve İznikmid Sancağı'yla o havâlî umûruna vukūf-ı tâmmı olan Hüseyin Paşa Kethudâsı Kapucu-başı Ahmed Ağa hâyiz-i rehîne-i mesârr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haremeyn-i şerîfeyn kazâlarının zemân-ı tevcîhleri hulûl eylediğine binâ'en, yüz <on> [yirmi] senesi Muharrem'inden zabt etmek üzere Mekke Kazâsı, Edirne Pâyesi olan Kudsî Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, Mısır Kadısı es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı, Hasan Paşa-zâde Ahmed Bey'e tevcîh olup, hâlâ Mekke Kadısı bulunan Kütahyalı ʿÖmer Efendi'nin vefâtı haberi vürûd eylediğine binâʾen, müddet-i mahlûlesiyle sâbıkā Şâm Kadısı Nurullah Efendi kesb-i meserret ü inbisât ve Kudüs Monlası Âdem Efendi'nin fevti ile Hasan Paşa-zâde katʿ-ı mesâfe eyleyerek, celb-i sürûr u neşât eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Kazâʾ-i Mekke ve Medîne ve Kudüs",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_919.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Kazâʾ-i Mekke ve Medîne ve Kudüs",
          "text": "Haremeyn-i şerîfeyn kazâlarının zemân-ı tevcîhleri hulûl eylediğine binâ'en, yüz <on> [yirmi] senesi Muharrem'inden zabt etmek üzere Mekke Kazâsı, Edirne Pâyesi olan Kudsî Efendi'ye ve Medîne-i münevvere Kazâsı, Mısır Kadısı es-Seyyid Ahmed Efendi'ye ve Kuds-i şerîf Kazâsı, Hasan Paşa-zâde Ahmed Bey'e tevcîh olup, hâlâ Mekke Kadısı bulunan Kütahyalı ʿÖmer Efendi'nin vefâtı haberi vürûd eylediğine binâʾen, müddet-i mahlûlesiyle sâbıkā Şâm Kadısı Nurullah Efendi kesb-i meserret ü inbisât ve Kudüs Monlası Âdem Efendi'nin fevti ile Hasan Paşa-zâde katʿ-ı mesâfe eyleyerek, celb-i sürûr u neşât eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Baʿde'l-feth Mısr-ı Kāhire'de temekkün ile envâʿ-ı şekāvete tesaddî eden İbrâhîm Bey ve Saçlı Osmân Bey gayret-i İlâhiyye zuhûruyla bi'l-muhârebe [V 139b] mağlûb u menkûb ve Mısır'dan ihrâc olundukları mukaddemâ nakş-ı sahîfe-i ʿibret-üslûb kılınmışidi. Merkūmlar İngiltere'den [Ü4 283b] ʿavdet eden Elfî Mehmed Bey ile ittihâd ve yek-dîger ile\ni'tizâd eyleyerek, Mısır'a duhûl kasdıyla evbâş-ı ‘Urbân'dan cemm-i gafîr istishâb ve Mısır'a doğru 'azm ü şitâb etmişler idi. İmâm Şâfi'î merkadına iki sâʿat mesâfeye dek vürûdları tehakkuk ve bir takımı dahi Mısır'ın öte tarafından gelüp, iki cânibden îrâs-ı hasr u tezâyuk eylediklerine binâ'en, Mısır Vâlîsi Vezîr Hurşîd Paşa, maʿiyyetinde mevcûd cünûd ile mukābele ve pey-der-pey idâre-i esbâb-ı mükâfeha vü mukātele eylediği bundan akdem müşârun ileyh tarafından tahrîr olunmuşidi. Ümerây-ı bed-kirdârın dâhil-i dâyire-i şekāvetleri olan erâzil ü eşhâsın şeb-hûn ile kârları itmâm olunmak tedbîri, ru'esây-ı asâkir-i Şâhâne miyânında karâr-gîr-i nizâm olduğuna binâ'en, fâtiha-i tebâşîr-i subh-ı zafer olan bir şeb-i bu'l-'acebde ber-minvâl-i muharrer eşkıyâ mazhar-ı nekâl-i şeb-hûn ve vâfiri masrûʿ-ı serpençe-i reybü'l-menûn olup, cemʿiyyetleri perâkendü vü perîşân ve karâr-gâhları sâhil-i Nîl olmak takrîbi ile vâfiri garîk-ı hülket ü husrân ve füshat-ı ecele makrûn olanları birer semte gürîzân oldukları haberi vürûdunda, Mısır'ın öte cânibinden tazyîka mübâderet eden eşkıyâ üzerine dahi leylen hücûm olunup, tâyife-i mezkûre dahi fazl-ı cenâb-ı Bârî ve yümn-i baht-ı hazret-i Tâc-dârî ile reh-rev-i vâdî-yi hezîmet ve ekseri müsta'sıl-ı seyf-i siyâset olmuşiken, [V 140a] sevdây-ı galebe ile tekrâr “Hânke” nâm mahalde kâr-bend-i ictimâʿ ve tertîb-sâz-ı hengâme-i ceng ü nizâʿ oldukları ihbâr ve müşârun ileyh [Ü4 284a] tarafından külliyyetlü asker techîziyle îkād-ı nevâyir-i kâr-zâr kılınup, bu defʿa dahi eşkıyâ vü bugāt mağlûb-ı kümât-ı nusrat-simât olmağla, me'yûs u nevmîd ʿâzim-i semt-i Saʿîd olduklarından nâşî, mukaddemâ kufl-i bend-i fesâdları olan tarîk-ı Süveys feth u küşâd ve Yenbûʿ İskelesi'ne zahîre ve asker îsâliyle Medîne-i münevvere'ye imdâd keyfiyyeti kesb-i istiʿdâd eylediğini, müşârun ileyh işbu Rebîʿulâhir'da Südde-i saʿâdet'e 'arz u ifade eyledi.\nBu nevîd-i cedîd müşârun ileyh hakkında teʿayyün eden teveccüh ü iltifât-ı Şâhâne'yi te'kîd ve Mısr-ı Kāhire'de bir müddetden berü ceng ü cidâl münkatıʿ olmadığına binâ'en, mühimmâta nefâd târî olup, maslahat-ı Haremeyn'e sarf olunmak içün matlûbu olan mühimmât bu defʿa tarafına irsâl olunmakda istiʿcâl ve mukaddemâ Mîrâhûr-ı Sânî vesâtatıyla emr ü fermân olunan hutûb-ı cesîmenin temşiyyetine ez-dil ü cân saʿy ü himmet ve Mısr-ı Kāhire'den beş-altı yüz kadar askere bir kâr-güzâr sergerde nasbı ile Yenbûʿ İskelesi'nin eyâdî-yi Aʿrâb'dan nezʿ ü istihlâsına bezl-i cell-i miknet eylemek ve'l-hâsıl sükkân-ı belde-i Hayru'l-enâm ve cîrân-ı Beytullâhi'l-harâm muzâyaka-i Havâric'den min-\nkülli'l-vücûh vikāye ile tevsîʿ-i dâyire-i maʿîşetlerine ihtimâm etmek maksad-ı aslî olmağla, bu umûr-ı lâzımu'l-iʿtinâya teferruʿ eden ahvâl ber-vech-i tafsîl tarafına tahrîr u beyân ve müceddeden ısdâr-ı evâmir-i ʿâlî-şân kılınmışidi. Müşârun ileyh bu bâbda terk-i hâb u râhat [V 140b] ve bu hatb-ı cesîmin ru’yet-i idâresi zımnında sarf-ı mâ-hasal-1 kudret eyleyüp, şöyle ki, bu tarafda ismi açık baʿs olunan [Ü4 284b] Mîr-i mîrânlık emr-i ʿâlî-şânını Mısır Subaşısı olup müşârun ileyhin emekdâr ve sadâkati mücerreb hıdmet-kârlarından ʿAli Ağa'nın ismine tashîh ve Mîr-i mîrânlığı'nı işâʿa vü tasrîh edüp, ebnây-ı Etrâk'den beş-altı yüz mikdârı piyâde ve süvârînin altı aylık ʿulûfeleri Mısır Hazînesi'nden edâ ve üç aylık zahîreleri bi-temâmihâ iʿtâ olunduğundan fazla, mükemmel takımlarıyla altı kıtʿa top ve bir kıtʿa hâven verilüp, işbu Cumâdelûlâ'nın yirminci günü Süveys cânibine tesyîr ve Yenbûʿ İskelesi'ne doğru tahrîk olundukları haberini müşârun ileyh tahrîr edüp, fîmâ-baʿd Haremeyn-i şerîfeyn gılâlının îsâline ve Cidde Vâlîsi'ne lâzım gelan iʿânetin hasbe'l-makdûr istikmâline teşmîr-i sâk-ı gayret eyleyeceğini ve Saʿîd cânibine firâr ile el-yevm o havâlîde istikrâr üzere olan ümerây-ı bed-kirdârın fazl-ı Bârî ile kahr u tenkîllerine bir tertîb-i cedîd tanzîm ü ihzâr ve karîben ihrâc ile bi'l-külliyye cemʿiyyetlerini târumâr etmek kasdında olup, bu niyyetin icrâsıyla tefrîk-ı şeml-i muhâlifîne muvaffak olduğu hâlde tarîk-ı Saʿîd küşâde ve bir müddetden berü Mısır'a müstevlî olan kaht u galâ izâle olunarak, hısb u rehâ fazl-ı Mevlâ ile fevka'l-ʿâde olacağını dahi beyân u ifâde eyledi.\n\nMüşârun ileyhin tavr u hareketinden mekāsıd-1 Devlet-i ebed-kıyâm, cilve-ger-i meclây-ı hüsn-i nizâm olmak emâreleri tebeyyün [V 141a] ve Yenbûʿ İskelesi'nin fethiyle bukʿateyn-i mübâreketeyn halkının kürbet-i tazyîk u inhisârdan vâreste olacağları teʿayyün eylediğine binâʾen, müşârun ileyh mazhar-ı [Ü4 285a] tahsîn ve bir kat dahi sezây-ı âferîn olduğundan fazla, müceddeden Mîr-i mîrânlık tevcîh olunan ʿAli Paşa'nın teʾyîd-i rütbesiyle dâʿiyye-i şevkı tehyîc ve sâyir ruʾesây-ı askerînin dahi bu bâbda tarh-ı perend-i zuhûr olan metâʿ-ı ikdâm u gayretleri, tamgāy-ı istihsân-ı Şâhâne ile tervîc olundu.",
          "caption": "Zafer-yâften-i Vâlî-yi Mısır ve perîşân-şüden-i eşkıyây-ı ümerâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_920.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Zafer-yâften-i Vâlî-yi Mısır ve perîşân-şüden-i eşkıyây-ı ümerâ",
          "text": "Baʿde'l-feth Mısr-ı Kāhire'de temekkün ile envâʿ-ı şekāvete tesaddî eden İbrâhîm Bey ve Saçlı Osmân Bey gayret-i İlâhiyye zuhûruyla bi'l-muhârebe [V 139b] mağlûb u menkûb ve Mısır'dan ihrâc olundukları mukaddemâ nakş-ı sahîfe-i ʿibret-üslûb kılınmışidi. Merkūmlar İngiltere'den [Ü4 283b] ʿavdet eden Elfî Mehmed Bey ile ittihâd ve yek-dîger ile\ni'tizâd eyleyerek, Mısır'a duhûl kasdıyla evbâş-ı ‘Urbân'dan cemm-i gafîr istishâb ve Mısır'a doğru 'azm ü şitâb etmişler idi. İmâm Şâfi'î merkadına iki sâʿat mesâfeye dek vürûdları tehakkuk ve bir takımı dahi Mısır'ın öte tarafından gelüp, iki cânibden îrâs-ı hasr u tezâyuk eylediklerine binâ'en, Mısır Vâlîsi Vezîr Hurşîd Paşa, maʿiyyetinde mevcûd cünûd ile mukābele ve pey-der-pey idâre-i esbâb-ı mükâfeha vü mukātele eylediği bundan akdem müşârun ileyh tarafından tahrîr olunmuşidi. Ümerây-ı bed-kirdârın dâhil-i dâyire-i şekāvetleri olan erâzil ü eşhâsın şeb-hûn ile kârları itmâm olunmak tedbîri, ru'esây-ı asâkir-i Şâhâne miyânında karâr-gîr-i nizâm olduğuna binâ'en, fâtiha-i tebâşîr-i subh-ı zafer olan bir şeb-i bu'l-'acebde ber-minvâl-i muharrer eşkıyâ mazhar-ı nekâl-i şeb-hûn ve vâfiri masrûʿ-ı serpençe-i reybü'l-menûn olup, cemʿiyyetleri perâkendü vü perîşân ve karâr-gâhları sâhil-i Nîl olmak takrîbi ile vâfiri garîk-ı hülket ü husrân ve füshat-ı ecele makrûn olanları birer semte gürîzân oldukları haberi vürûdunda, Mısır'ın öte cânibinden tazyîka mübâderet eden eşkıyâ üzerine dahi leylen hücûm olunup, tâyife-i mezkûre dahi fazl-ı cenâb-ı Bârî ve yümn-i baht-ı hazret-i Tâc-dârî ile reh-rev-i vâdî-yi hezîmet ve ekseri müsta'sıl-ı seyf-i siyâset olmuşiken, [V 140a] sevdây-ı galebe ile tekrâr “Hânke” nâm mahalde kâr-bend-i ictimâʿ ve tertîb-sâz-ı hengâme-i ceng ü nizâʿ oldukları ihbâr ve müşârun ileyh [Ü4 284a] tarafından külliyyetlü asker techîziyle îkād-ı nevâyir-i kâr-zâr kılınup, bu defʿa dahi eşkıyâ vü bugāt mağlûb-ı kümât-ı nusrat-simât olmağla, me'yûs u nevmîd ʿâzim-i semt-i Saʿîd olduklarından nâşî, mukaddemâ kufl-i bend-i fesâdları olan tarîk-ı Süveys feth u küşâd ve Yenbûʿ İskelesi'ne zahîre ve asker îsâliyle Medîne-i münevvere'ye imdâd keyfiyyeti kesb-i istiʿdâd eylediğini, müşârun ileyh işbu Rebîʿulâhir'da Südde-i saʿâdet'e 'arz u ifade eyledi.\nBu nevîd-i cedîd müşârun ileyh hakkında teʿayyün eden teveccüh ü iltifât-ı Şâhâne'yi te'kîd ve Mısr-ı Kāhire'de bir müddetden berü ceng ü cidâl münkatıʿ olmadığına binâ'en, mühimmâta nefâd târî olup, maslahat-ı Haremeyn'e sarf olunmak içün matlûbu olan mühimmât bu defʿa tarafına irsâl olunmakda istiʿcâl ve mukaddemâ Mîrâhûr-ı Sânî vesâtatıyla emr ü fermân olunan hutûb-ı cesîmenin temşiyyetine ez-dil ü cân saʿy ü himmet ve Mısr-ı Kāhire'den beş-altı yüz kadar askere bir kâr-güzâr sergerde nasbı ile Yenbûʿ İskelesi'nin eyâdî-yi Aʿrâb'dan nezʿ ü istihlâsına bezl-i cell-i miknet eylemek ve'l-hâsıl sükkân-ı belde-i Hayru'l-enâm ve cîrân-ı Beytullâhi'l-harâm muzâyaka-i Havâric'den min-\nkülli'l-vücûh vikāye ile tevsîʿ-i dâyire-i maʿîşetlerine ihtimâm etmek maksad-ı aslî olmağla, bu umûr-ı lâzımu'l-iʿtinâya teferruʿ eden ahvâl ber-vech-i tafsîl tarafına tahrîr u beyân ve müceddeden ısdâr-ı evâmir-i ʿâlî-şân kılınmışidi. Müşârun ileyh bu bâbda terk-i hâb u râhat [V 140b] ve bu hatb-ı cesîmin ru’yet-i idâresi zımnında sarf-ı mâ-hasal-1 kudret eyleyüp, şöyle ki, bu tarafda ismi açık baʿs olunan [Ü4 284b] Mîr-i mîrânlık emr-i ʿâlî-şânını Mısır Subaşısı olup müşârun ileyhin emekdâr ve sadâkati mücerreb hıdmet-kârlarından ʿAli Ağa'nın ismine tashîh ve Mîr-i mîrânlığı'nı işâʿa vü tasrîh edüp, ebnây-ı Etrâk'den beş-altı yüz mikdârı piyâde ve süvârînin altı aylık ʿulûfeleri Mısır Hazînesi'nden edâ ve üç aylık zahîreleri bi-temâmihâ iʿtâ olunduğundan fazla, mükemmel takımlarıyla altı kıtʿa top ve bir kıtʿa hâven verilüp, işbu Cumâdelûlâ'nın yirminci günü Süveys cânibine tesyîr ve Yenbûʿ İskelesi'ne doğru tahrîk olundukları haberini müşârun ileyh tahrîr edüp, fîmâ-baʿd Haremeyn-i şerîfeyn gılâlının îsâline ve Cidde Vâlîsi'ne lâzım gelan iʿânetin hasbe'l-makdûr istikmâline teşmîr-i sâk-ı gayret eyleyeceğini ve Saʿîd cânibine firâr ile el-yevm o havâlîde istikrâr üzere olan ümerây-ı bed-kirdârın fazl-ı Bârî ile kahr u tenkîllerine bir tertîb-i cedîd tanzîm ü ihzâr ve karîben ihrâc ile bi'l-külliyye cemʿiyyetlerini târumâr etmek kasdında olup, bu niyyetin icrâsıyla tefrîk-ı şeml-i muhâlifîne muvaffak olduğu hâlde tarîk-ı Saʿîd küşâde ve bir müddetden berü Mısır'a müstevlî olan kaht u galâ izâle olunarak, hısb u rehâ fazl-ı Mevlâ ile fevka'l-ʿâde olacağını dahi beyân u ifâde eyledi.\n\nMüşârun ileyhin tavr u hareketinden mekāsıd-1 Devlet-i ebed-kıyâm, cilve-ger-i meclây-ı hüsn-i nizâm olmak emâreleri tebeyyün [V 141a] ve Yenbûʿ İskelesi'nin fethiyle bukʿateyn-i mübâreketeyn halkının kürbet-i tazyîk u inhisârdan vâreste olacağları teʿayyün eylediğine binâʾen, müşârun ileyh mazhar-ı [Ü4 285a] tahsîn ve bir kat dahi sezây-ı âferîn olduğundan fazla, müceddeden Mîr-i mîrânlık tevcîh olunan ʿAli Paşa'nın teʾyîd-i rütbesiyle dâʿiyye-i şevkı tehyîc ve sâyir ruʾesây-ı askerînin dahi bu bâbda tarh-ı perend-i zuhûr olan metâʿ-ı ikdâm u gayretleri, tamgāy-ı istihsân-ı Şâhâne ile tervîc olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı Cumâdelûlâ evâhırında Top-hâne'ye mülâsık çubukçu dükkânından sâʿat dört buçukda iken âteş-i ser-keş ʿalev-gîr ve Top-hâne kışlaklarını ihrâk ile baʿzı mahallere te'sîr ve ber-vech-i tahmîn dört yüz bâb hâne ve dükkân sûzân ve iki yüz bâb hâne münhedim-i tîşe-i zâbitân oldukdan sonra, bi'l-külliyye muntafî-yi fazl-ı Yezdân oldu. Bu ihrâka müteʿâkıb leylen sâʿat beşde iken Haskarye'de Büyük İskele civârında vâkiʿ boyacı dükkânından nâr-ı zâtü'd-dırâm mültehib olup, Âyîneli-kavak pîşgâhından “Sakālar Kapusu” nâm mahalle gelince ve andan humbaracılar kışlakları civârında tuğla harmenlerine müntehî olunca, tahmînen beş yüz hâne muhterik ve yüz elli kadar hâne hedmiyle ol dahi münhamid-i âbyârî-yi lutf-i Hâlık oldu.",
          "caption": "Vukū'-ı harîk",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_921.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukū'-ı harîk",
          "text": "Mâh-ı Cumâdelûlâ evâhırında Top-hâne'ye mülâsık çubukçu dükkânından sâʿat dört buçukda iken âteş-i ser-keş ʿalev-gîr ve Top-hâne kışlaklarını ihrâk ile baʿzı mahallere te'sîr ve ber-vech-i tahmîn dört yüz bâb hâne ve dükkân sûzân ve iki yüz bâb hâne münhedim-i tîşe-i zâbitân oldukdan sonra, bi'l-külliyye muntafî-yi fazl-ı Yezdân oldu. Bu ihrâka müteʿâkıb leylen sâʿat beşde iken Haskarye'de Büyük İskele civârında vâkiʿ boyacı dükkânından nâr-ı zâtü'd-dırâm mültehib olup, Âyîneli-kavak pîşgâhından “Sakālar Kapusu” nâm mahalle gelince ve andan humbaracılar kışlakları civârında tuğla harmenlerine müntehî olunca, tahmînen beş yüz hâne muhterik ve yüz elli kadar hâne hedmiyle ol dahi münhamid-i âbyârî-yi lutf-i Hâlık oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi dokuzuncu Salı günü Ocağlu'nun bir kıst ʿulûfeleri Kubbe-altı'nda kabzına me'mûrlara teslîm ve Cumâdelâhıre'nin üçüncü Sebt günü maslahat-ı devr tetmîm olunup, Rikâbdâr Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan [V 141b] teşrîfât-ı mevâhib-makrûn ve istiklâli hâvî hatt-ı hümâyûn, Sadr-ı vâlâ-menkabet hazretlerinin kadr [Ü4 285b] ü iʿtibârını bâlâter ü efzûn eyledi.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_922.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib",
          "text": "İşbu Cumâdelûlâ'nın yirmi dokuzuncu Salı günü Ocağlu'nun bir kıst ʿulûfeleri Kubbe-altı'nda kabzına me'mûrlara teslîm ve Cumâdelâhıre'nin üçüncü Sebt günü maslahat-ı devr tetmîm olunup, Rikâbdâr Ağa vesâtatıyla şeref-resân-ı vürûd olan [V 141b] teşrîfât-ı mevâhib-makrûn ve istiklâli hâvî hatt-ı hümâyûn, Sadr-ı vâlâ-menkabet hazretlerinin kadr [Ü4 285b] ü iʿtibârını bâlâter ü efzûn eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Güzel-hisâr Muhassılı ile Îrâd-ı Cedîd iltizâmâtını müteahhid olan Alay-beyi dâyimâ münâfese üzere olup, Nâ'ib bulunan kuzatdan Ali Efendi dahi Muhassıllık tervîc-i maslahatına tekayyüd eylediğinden, berü tarafın mebgūzu olmağla, nâ-gâh bir madde zımnında Alay-beyi taraf-dârları îkāz-ı fitne vü âşûb ve Nâyib-i merkūmun hûn-ı nâ-hakkını seyf-i gadr ile rîhte vü meskûb eyledikleri haberi vürûd edüp, Nâyib'in hırs u tamaʿa mebnî cânib-i âhara meyl ü rükûnu sebebi ile tarafından bazı efâʿîl-i nâ-marziyye zuhûr etdiği\nhâlde, bi'l-iştikâ ʿazli mümkin iken o makūle erâzil ü eşhâsın hükkâm-ı şerʿe itâle-i dest ile ihrâk-ı dem misillü keyfiyyete cesâretleri, teʾdîb ü gûşmâllerini îcâb ve bu husûsa o taraf ile ülfet-i kadîmesi olup, sâbıkā Baş-bâkī olan Mehmed Ağa intihâb ve iktizâ eden evâmir ile o tarafa izhâb olunmuşidi. Mûmâ ileyh Güzel-hisâr'a karîb mahalle vardığını ehâlîye ihbâr ve iki taraf istikbâline şitâb ile kenâr-ı şehirde muhârebeye ibtidâr eylediler. Muhassıl tarafı zûr-mend ü kuvvetli bulunmağla, Alay-beyi fırkasını perâkende vü perîşân ve birkaç kimseyi katîl-i seyf-i berrân etdikden sonra, Mübâşir'i şehre alup, Nâ'ib'in kātillerinden iki nefer kimseyi mukayyed ü maglûl izhâr ve cezâlarını [V 142a] tertîb ile resm-i siyâseti izhâr etdiklerinden gayri, fîmâ-baʿd bu makūle tavr-ı edebden hâric harekete ictisâr etmemek üzere sâyir ehâlî nezr-i girâna [Ü4 286a] katʿ ve ihtilâl-i belde bi'l-külliyye defʿ olunup, Alay-beyi dahi firâr u gaybet ve Âsitâne'ye gelürse maglatasına havâle-i semʿ-i rağbet olunmamasını Mübâşir-i mûmâ ileyh tahrîr u ifhâm ve Müvellâ taʿyîn olunan müderrisînden Çukadâr-zâde Tâhir Efendi iʿlâm etmekle, nezirleri Baş-muhâsebe'ye kayd olunup, Mübâşir-i mûmâ ileyhin hidmeti meşkûr ve ʿavdetiyçün emr-i ʿâlî şeref-rîz-i sudûr oldu. Tahkīkāt-ı erbâb-ı hads ü yakîne nazaran, Aydın ehâlîsi ʿumûmen ve Güzel-hisâr ehâlîsi husûsan sehlü'l-kıyâd, muztaribü'l-fuʾâd bir tâʾife olup, hükkâm ve vülâtın sademât-i müteʿâkıbelerine sabr u tehammülleri meşhûr ve esnâfdan birinin ednâ cünhası zuhûr etdiği hâlde sınıfıyla habs ve müsâdere olundukları sicillâtlarında mastûr iken, bu defʿa cesâret etdikleri hâlet, müteneffisân-ı memleketin celb-i mâla müteʿallık iğvâ vü tahrîklerinden neşʾet ve yâhûd garâmet-i mâliyyeye ʿadem-i tâkatlarından münbaʿis bir keyfiyyet olduğu zâhirdir.",
          "caption": "Nizâm-ı Belde-i Güzel-hisâr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_923.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Nizâm-ı Belde-i Güzel-hisâr",
          "text": "Güzel-hisâr Muhassılı ile Îrâd-ı Cedîd iltizâmâtını müteahhid olan Alay-beyi dâyimâ münâfese üzere olup, Nâ'ib bulunan kuzatdan Ali Efendi dahi Muhassıllık tervîc-i maslahatına tekayyüd eylediğinden, berü tarafın mebgūzu olmağla, nâ-gâh bir madde zımnında Alay-beyi taraf-dârları îkāz-ı fitne vü âşûb ve Nâyib-i merkūmun hûn-ı nâ-hakkını seyf-i gadr ile rîhte vü meskûb eyledikleri haberi vürûd edüp, Nâyib'in hırs u tamaʿa mebnî cânib-i âhara meyl ü rükûnu sebebi ile tarafından bazı efâʿîl-i nâ-marziyye zuhûr etdiği\nhâlde, bi'l-iştikâ ʿazli mümkin iken o makūle erâzil ü eşhâsın hükkâm-ı şerʿe itâle-i dest ile ihrâk-ı dem misillü keyfiyyete cesâretleri, teʾdîb ü gûşmâllerini îcâb ve bu husûsa o taraf ile ülfet-i kadîmesi olup, sâbıkā Baş-bâkī olan Mehmed Ağa intihâb ve iktizâ eden evâmir ile o tarafa izhâb olunmuşidi. Mûmâ ileyh Güzel-hisâr'a karîb mahalle vardığını ehâlîye ihbâr ve iki taraf istikbâline şitâb ile kenâr-ı şehirde muhârebeye ibtidâr eylediler. Muhassıl tarafı zûr-mend ü kuvvetli bulunmağla, Alay-beyi fırkasını perâkende vü perîşân ve birkaç kimseyi katîl-i seyf-i berrân etdikden sonra, Mübâşir'i şehre alup, Nâ'ib'in kātillerinden iki nefer kimseyi mukayyed ü maglûl izhâr ve cezâlarını [V 142a] tertîb ile resm-i siyâseti izhâr etdiklerinden gayri, fîmâ-baʿd bu makūle tavr-ı edebden hâric harekete ictisâr etmemek üzere sâyir ehâlî nezr-i girâna [Ü4 286a] katʿ ve ihtilâl-i belde bi'l-külliyye defʿ olunup, Alay-beyi dahi firâr u gaybet ve Âsitâne'ye gelürse maglatasına havâle-i semʿ-i rağbet olunmamasını Mübâşir-i mûmâ ileyh tahrîr u ifhâm ve Müvellâ taʿyîn olunan müderrisînden Çukadâr-zâde Tâhir Efendi iʿlâm etmekle, nezirleri Baş-muhâsebe'ye kayd olunup, Mübâşir-i mûmâ ileyhin hidmeti meşkûr ve ʿavdetiyçün emr-i ʿâlî şeref-rîz-i sudûr oldu. Tahkīkāt-ı erbâb-ı hads ü yakîne nazaran, Aydın ehâlîsi ʿumûmen ve Güzel-hisâr ehâlîsi husûsan sehlü'l-kıyâd, muztaribü'l-fuʾâd bir tâʾife olup, hükkâm ve vülâtın sademât-i müteʿâkıbelerine sabr u tehammülleri meşhûr ve esnâfdan birinin ednâ cünhası zuhûr etdiği hâlde sınıfıyla habs ve müsâdere olundukları sicillâtlarında mastûr iken, bu defʿa cesâret etdikleri hâlet, müteneffisân-ı memleketin celb-i mâla müteʿallık iğvâ vü tahrîklerinden neşʾet ve yâhûd garâmet-i mâliyyeye ʿadem-i tâkatlarından münbaʿis bir keyfiyyet olduğu zâhirdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'nın Dirʿiyye üzerine sürʿat-i hareketi Hâricîler'e ilkāy-ı dehşet ve âhar mahallere tecâvüzlerini menʿa ʿillet olacağı mülâhazalarını şâmil pey-der-pey tarafına tahrîrât tesyâr ve müşârun ileyh dahi suʿûbet-i tarîk ve mülâhazât-ı sâyire ile ikdâm u ihcâm tavrını ihtiyâr eylediğinden, Hâricîler ʿIrâk [V 142b] tarafından tekevvün eyleyecek gāyileden emîn ve her tarafa itâle-i dest-i mekr ü kîn eyledikleri zâhir ü müstebîn olmağla, bir ân akdem yâ bi'n-nefs yâhûd münâsib Başbûğ ile [Ü4 286b] icrây-ı me'mûriyyetine berzede-dâmân-ı iktidâr ve fîmâ-baʿd îrâd eyleyeceği aʿzâr-ı vâhiyyeye havâle-i semʿ-i iʿtibâr\nolunmayacağı tazmîniyle bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müvaşşah emr-i Cihân-mesîr ısdâr ve tevbîhât ve takrîʿât-ı Husrevâne ile müşârun ileyh inzâr olunup, Hasekî Ağa hâssaten irsâl ve kürsî-yi hükûmeti olan Bağdâd'dan tahrîki istiʿcâl olunmuşidi. Müşârun ileyh tenbîhât-ı Şâhâne'den ʿavâkıb-ı ahvâlini teʾemmül ve katʿ-ı peyvend-i tekâsül ile ʿazîmete tavtîn-i nefs eylediğini Hasekî Ağa ʿavdetinde tekavvül edüp, şöyle ki, miyânede vukūʿ bulan terâhî-yi zemân bu kâr-ı düşvârın esbâb-ı sühûletini istihsâl ve etrâfdan cemʿ olunan asâkir ve mühimmâtı istikmâl kasdına mebnî olup, hasbe'l-imkân bu garaz husûle geldiğinden fazla, ʿAcem tâ'ifesinin cihet-i uhrâ ile meşgūl bulunmaları hâtırda cevelân eden baʿzı mahzûru ber-taraf u ilgā ve bu asker-i girânı idâre eder Başbûğ'un fikdânı sebebi ile bi'n-nefs ʿazîmet ü teveccühünü tabîʿat-ı maslahat îcâb eylediğini inhâ ve vakt-i harîfde fazl-ı Mevlâ ile Dir'iyye'ye doğru ʿazîmet ve ez-dil ü cân icrây-ı meʾmûriyyet edeceğini beyân u tenmîk ve Hasekî Ağa dahi bu ahvâli şifâhen teʾyîd ü tasdîk eyledi.",
          "caption": "ʿAvdet-i Hasekî Ağa ez-Bağdâd",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_924.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Hasekî Ağa ez-Bağdâd",
          "text": "Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'nın Dirʿiyye üzerine sürʿat-i hareketi Hâricîler'e ilkāy-ı dehşet ve âhar mahallere tecâvüzlerini menʿa ʿillet olacağı mülâhazalarını şâmil pey-der-pey tarafına tahrîrât tesyâr ve müşârun ileyh dahi suʿûbet-i tarîk ve mülâhazât-ı sâyire ile ikdâm u ihcâm tavrını ihtiyâr eylediğinden, Hâricîler ʿIrâk [V 142b] tarafından tekevvün eyleyecek gāyileden emîn ve her tarafa itâle-i dest-i mekr ü kîn eyledikleri zâhir ü müstebîn olmağla, bir ân akdem yâ bi'n-nefs yâhûd münâsib Başbûğ ile [Ü4 286b] icrây-ı me'mûriyyetine berzede-dâmân-ı iktidâr ve fîmâ-baʿd îrâd eyleyeceği aʿzâr-ı vâhiyyeye havâle-i semʿ-i iʿtibâr\nolunmayacağı tazmîniyle bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile müvaşşah emr-i Cihân-mesîr ısdâr ve tevbîhât ve takrîʿât-ı Husrevâne ile müşârun ileyh inzâr olunup, Hasekî Ağa hâssaten irsâl ve kürsî-yi hükûmeti olan Bağdâd'dan tahrîki istiʿcâl olunmuşidi. Müşârun ileyh tenbîhât-ı Şâhâne'den ʿavâkıb-ı ahvâlini teʾemmül ve katʿ-ı peyvend-i tekâsül ile ʿazîmete tavtîn-i nefs eylediğini Hasekî Ağa ʿavdetinde tekavvül edüp, şöyle ki, miyânede vukūʿ bulan terâhî-yi zemân bu kâr-ı düşvârın esbâb-ı sühûletini istihsâl ve etrâfdan cemʿ olunan asâkir ve mühimmâtı istikmâl kasdına mebnî olup, hasbe'l-imkân bu garaz husûle geldiğinden fazla, ʿAcem tâ'ifesinin cihet-i uhrâ ile meşgūl bulunmaları hâtırda cevelân eden baʿzı mahzûru ber-taraf u ilgā ve bu asker-i girânı idâre eder Başbûğ'un fikdânı sebebi ile bi'n-nefs ʿazîmet ü teveccühünü tabîʿat-ı maslahat îcâb eylediğini inhâ ve vakt-i harîfde fazl-ı Mevlâ ile Dir'iyye'ye doğru ʿazîmet ve ez-dil ü cân icrây-ı meʾmûriyyet edeceğini beyân u tenmîk ve Hasekî Ağa dahi bu ahvâli şifâhen teʾyîd ü tasdîk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Filibe [V 143a] Aʿyânı Hüseyin Bey'in sûret-i serkeşîde tavr-ı nigûhîdesi hasebiyle hılâf-ı rızâ harekete ictirâsından başka, Filibe Nezâreti'ni geçen sene nefsine istihlâs içün ehâlîye ʿarz u mahzar tahrîr ve cebren [Ü4 287a] Nezâret'i tahsîl eylediği, hakkında nâr-ı gazab-ı evliyây-ı devleti ʿalev-gîr eyleyüp, birkaç yüz segbân ile âzmâyiş-i zulm ü hasâret ve muhâlifân-ı devlet ile nihânî ittihâd u muʿâzadat eylediği dahi tehakkuk eylediğinden, iʿdâm u izâlesi husûsu eğerçi mukaddemâ Rumeli Vâlîsi'ne îmâ olunmuşidi. Ancak maksûdun bizzât Tokadçıklı olup, merkūmun şuglü ile iştigāl, murûr-ı vakt îcâb edeceği min-aglebi'l-ihtimâl olduğundan, teʾennî ve taʿcîl emirlerinde müşârun ileyh tahyîr olunmuşidi. Bidâyet-i hâlde o makūle hâyin-i hâyifleri tatmîn ve ahadühümâyı âhara iltihâkdan sarf içün zâhirde teʾmîn lâzım geldiğinden, izâlesi teʾcîl ve suver-i emniyyeti tahsîl olunup, sâyir aʿyânlar gibi müşârun ileyh ile hatt u tirhâl ve bitâne-i umûr mesâbesinde baʿzan kendüsiyle müşâvere-i ahvâl olunur idi. Tokadçıklı gāyilesi ber-taraf olduğundan, işbu Recebü'l-ferd gurresinde zikr olunan Hüseyin Bey ve eşkıyây-ı mütemerridînden Menlikli ʿOsmân Bey birâderi İbrâhîm Bey ihzâr ve seyf-i siyâset-i Serʿaskeri'yle serleri bürîde-i deşne-i hûnhâr kılınup,\nhevâdârlarının dahi baʿzıları maktûl ve ecel-i nâ-resîdeleri vâdî-yi ʿazîmete mevsûl ve ʿale'l-husûs bir müddet dağlı eşkıyâsıyla tahrîb-i bilâd ve bir müddetden sonra maktûl Hüseyin Bey'e istinâd ile [V 143b] kâffe-i fesâdda rehberi ve ʿumûm-ı mazarratda pîşrevi olan Dervelli be-râhû-garlân Bölük-başı dahi iʿdâm ve vârid olan ru'ûs-ı maktûʿaları galtîde-i ʿibret-gâh-ı enâm kılındı. Seyf-i sarâmet-i Şâhâne ile hablü'l-verîd-i hayâtı münkatıʿ olan Tokadcıklı'nın yeğeni Hüseyin [Ü4 287b] ve dîger yeğeni Hüseyin, Rumeli Vâlîsi'nin gümâşteleri yedinde katîl ve hayyen ele giren yirmi iki nefer eşkıyâ ile Der-i devlet-medâra tavsîl olunmuş olmağla, kelleler tarh-ı ʿibret-gâh ve diller âvizân-ı güzer-gâh kılındı.",
          "caption": "Küşten-i Hüseyin Bey Aʿyân-ı Filibe ve sâyir",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_925.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Küşten-i Hüseyin Bey Aʿyân-ı Filibe ve sâyir",
          "text": "Filibe [V 143a] Aʿyânı Hüseyin Bey'in sûret-i serkeşîde tavr-ı nigûhîdesi hasebiyle hılâf-ı rızâ harekete ictirâsından başka, Filibe Nezâreti'ni geçen sene nefsine istihlâs içün ehâlîye ʿarz u mahzar tahrîr ve cebren [Ü4 287a] Nezâret'i tahsîl eylediği, hakkında nâr-ı gazab-ı evliyây-ı devleti ʿalev-gîr eyleyüp, birkaç yüz segbân ile âzmâyiş-i zulm ü hasâret ve muhâlifân-ı devlet ile nihânî ittihâd u muʿâzadat eylediği dahi tehakkuk eylediğinden, iʿdâm u izâlesi husûsu eğerçi mukaddemâ Rumeli Vâlîsi'ne îmâ olunmuşidi. Ancak maksûdun bizzât Tokadçıklı olup, merkūmun şuglü ile iştigāl, murûr-ı vakt îcâb edeceği min-aglebi'l-ihtimâl olduğundan, teʾennî ve taʿcîl emirlerinde müşârun ileyh tahyîr olunmuşidi. Bidâyet-i hâlde o makūle hâyin-i hâyifleri tatmîn ve ahadühümâyı âhara iltihâkdan sarf içün zâhirde teʾmîn lâzım geldiğinden, izâlesi teʾcîl ve suver-i emniyyeti tahsîl olunup, sâyir aʿyânlar gibi müşârun ileyh ile hatt u tirhâl ve bitâne-i umûr mesâbesinde baʿzan kendüsiyle müşâvere-i ahvâl olunur idi. Tokadçıklı gāyilesi ber-taraf olduğundan, işbu Recebü'l-ferd gurresinde zikr olunan Hüseyin Bey ve eşkıyây-ı mütemerridînden Menlikli ʿOsmân Bey birâderi İbrâhîm Bey ihzâr ve seyf-i siyâset-i Serʿaskeri'yle serleri bürîde-i deşne-i hûnhâr kılınup,\nhevâdârlarının dahi baʿzıları maktûl ve ecel-i nâ-resîdeleri vâdî-yi ʿazîmete mevsûl ve ʿale'l-husûs bir müddet dağlı eşkıyâsıyla tahrîb-i bilâd ve bir müddetden sonra maktûl Hüseyin Bey'e istinâd ile [V 143b] kâffe-i fesâdda rehberi ve ʿumûm-ı mazarratda pîşrevi olan Dervelli be-râhû-garlân Bölük-başı dahi iʿdâm ve vârid olan ru'ûs-ı maktûʿaları galtîde-i ʿibret-gâh-ı enâm kılındı. Seyf-i sarâmet-i Şâhâne ile hablü'l-verîd-i hayâtı münkatıʿ olan Tokadcıklı'nın yeğeni Hüseyin [Ü4 287b] ve dîger yeğeni Hüseyin, Rumeli Vâlîsi'nin gümâşteleri yedinde katîl ve hayyen ele giren yirmi iki nefer eşkıyâ ile Der-i devlet-medâra tavsîl olunmuş olmağla, kelleler tarh-ı ʿibret-gâh ve diller âvizân-ı güzer-gâh kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin iki yüz yirmi senesi Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Burusa Kazâsı, sâbıkā Yenişehir-i fenâr Kadısı olan ʿAbdullah Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi'ye ve târîh-i mezkûrda zabt etmek üzere Şâm-ı şerîf Kazâsı, sâbıkā Kudüs Kadısı Defterdâr hafîdi İbrâhîm Efendi'ye işbu Cumâdelûlâ gurresinde tevcîh ü ʿinâyet ve Mekke-i Mükerreme Kadısı Kütahyalı ʿÖmer Efendi vefât ve terk-i meşgale-i kâ'inât edüp, müddet-i mahlûlesi sâbıkā Şâm Kadısı es-Seyyid Mehmed Nûrullah Efendi'ye Cumâdelâhıre'nin on sekizinci günü tevcîh olunup, rütbesi yevm-i tevcîhinden iʿtibâr olunmak imtiyâzıyla tayy-ı bisât-ı müddet ve ihrâz-ı kadr ü menzilet eyledi.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_926.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "Bin iki yüz yirmi senesi Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Burusa Kazâsı, sâbıkā Yenişehir-i fenâr Kadısı olan ʿAbdullah Efendi-zâde es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi'ye ve târîh-i mezkûrda zabt etmek üzere Şâm-ı şerîf Kazâsı, sâbıkā Kudüs Kadısı Defterdâr hafîdi İbrâhîm Efendi'ye işbu Cumâdelûlâ gurresinde tevcîh ü ʿinâyet ve Mekke-i Mükerreme Kadısı Kütahyalı ʿÖmer Efendi vefât ve terk-i meşgale-i kâ'inât edüp, müddet-i mahlûlesi sâbıkā Şâm Kadısı es-Seyyid Mehmed Nûrullah Efendi'ye Cumâdelâhıre'nin on sekizinci günü tevcîh olunup, rütbesi yevm-i tevcîhinden iʿtibâr olunmak imtiyâzıyla tayy-ı bisât-ı müddet ve ihrâz-ı kadr ü menzilet eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke Kadısı iken bâlâda vefâtı mezkûr olan Efendi-yi mûmâ ileyh muʿâsırı olan baʿzı fuhûldan tarîkıyla tahsîl-i ʿulûm edüp, kendü dahi bir müddet neşr-i fünûn-ı nâfiʿa eyleyerek, katî çok talebeyi vâreste-i nekāyıs-ı cehl ü nâdânî ve siniyy-i ʿömrü mütenâhiz-i râdde-i sebʿîn oldukda, vazʿ-ı libâs-ı zindegânî eyledi.",
          "caption": "Terceme-i Kütahyavî ʿÖmer Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_927.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme-i Kütahyavî ʿÖmer Efendi",
          "text": "Mekke Kadısı iken bâlâda vefâtı mezkûr olan Efendi-yi mûmâ ileyh muʿâsırı olan baʿzı fuhûldan tarîkıyla tahsîl-i ʿulûm edüp, kendü dahi bir müddet neşr-i fünûn-ı nâfiʿa eyleyerek, katî çok talebeyi vâreste-i nekāyıs-ı cehl ü nâdânî ve siniyy-i ʿömrü mütenâhiz-i râdde-i sebʿîn oldukda, vazʿ-ı libâs-ı zindegânî eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Dergâh-ı ʿâlî Yeniçerileri Ağası olan Mustafa Ağa ʿalîl ve teşhîs-i nâsda nazarı bi'l-külliyye kelîl olmak hasebiyle işbu Cumâdelûlâ evâhırında ʿazl ve Kul Kethudâsı Üsküdârî İbrâhîm Ağa, yerine vasl olunup, bu cihetle Ocak-ı ʿâmire ricâli miyânında silsile vâkiʿ [V 144a] ve her birinin irtikāy-ı rüteb ile semere-i şecere-i ikbâlleri tâze vü yânî oldu.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_928.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Yeniçeriyân",
          "text": "Dergâh-ı ʿâlî Yeniçerileri Ağası olan Mustafa Ağa ʿalîl ve teşhîs-i nâsda nazarı bi'l-külliyye kelîl olmak hasebiyle işbu Cumâdelûlâ evâhırında ʿazl ve Kul Kethudâsı Üsküdârî İbrâhîm Ağa, yerine vasl olunup, bu cihetle Ocak-ı ʿâmire ricâli miyânında silsile vâkiʿ [V 144a] ve her birinin irtikāy-ı rüteb ile semere-i şecere-i ikbâlleri tâze vü yânî oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mekke'den maʿzûl Feyzullah Efendi evâsıt-ı Cumâdelâhıre'de hulûl-i ecel-i mevʿûduyla fevt ve zâyik-ı merâret-i mevt oldu. Mûmâ ileyh Hazîne Baş-yazıcılığı'ndan [Ü4 288a] eğerçi Sultân Bâyezîd Kitâbeti ile çırâğ olmuşidi. Ancak Şeyhulislâm-ı vakt bulunan İbrâhîm Efendi, Kitâbet-i mezkûreyi vakfın Rûznâmecisi olan İsmâʿîl Efendi'ye bi-hasebi't-tevliye ʿarz ve bu mukābelede yetmiş kîse ahz u kabz edüp, keyfiyyeti vukūʿu üzere ʿâlem-i bâlâya takrîr ve bu makūle zuhûrât, tevlîdât-ı tevliyetden kendüye mahsûs bir nevʿ îrâd olup, cihet-i sâyireden zeylini tathîr eylediğini ifade vü tahrîr edüp, Feyzullah Efendi'nin dahi hılvü'l-yed Enderûn'dan çıkup, bir şeyle kayırılmaması mizâc-ı hümâyûna muvâfık gelmediğinden, tekrâr müşârun ileyh ile muhâbere olundukda, Sâhib-i tercemeye müstevfî bir maʿîşet ile İbtidâ-i Dâhil'den medrese ru’ûsu verilmek, bu çırâğlığa niʿme'l-bedel olduğunu merreten baʿde-uhrâ ʿarz u inhâ etmekle, ifâdesi hayyiz-i kabûle mashûb ve şart-ı mezkûr üzere zümre-i müderrisîne muzâf u mensûb olup, devre-i muʿtâdeden sonra Galata ve Burusa'da icrây-ı ahkâm-ı şerîʿat ve Mekke-i mükerreme'de ʿazm-i semt-i âhıret eyledi. Mûmâ ileyh sâhib-i vekār u sükûn ve âşinây-ı meʿâlim-i fünûn, dervîş-nihâd, pâkîze-i ʿitikād bir zât idi.\n\nDiyârbekir Mevleviyyeti'nden munfasıl Lütfullah Monla-zâde Feyzullah Efendi dahi bu sâlde vefât edüp, mevâlî-yi Devriyye'den iken Diyârbekir Kazâsı Mahrec iʿtibarıyla [V 144b] mûmâ ileyhe tevcîh olunmuşidi. Fenn-i mutâyebe vü muhâverede vücûdu nâ-yâb ve idâre-i kelâm ve istihzâr-ı cevâbda fâyik-ı etrâb idi.\n\nCânib-i Hicâz'dan ʿavdet ve mansıbı olan Kuds-i [Ü4 288b] şerîf'de hükûmet eden Âdem Efendi dahi bu evânda terk-i meşgale-i dünyâ ve ʿazm-i ʿâlem-i bekā eyledi. Mûmâ\nileyh aʿmâl-i Şehrizor'dan Erbîl demekle maʿrûf kasabada mütevellid olup, sıgar-ı sinninde pederiyle Haleb'e hicret ve tahsîl-i hüner ü ma'rifet edüp, kıbletü'l-âmâl olan İstanbul'a gelüp, devâyir-i kibârda bir zemân ârâm ve seferde Buhârî-hânlık sebebi ile dâhil-i katâr-ı müderrisîn-i kirâm olup, bir-iki defʿa Evkāf Müfettişliği hıdmetiyle dahi bekâm olmuşidi. Ser-vehhabiyân'a fenn-i cedel ü muhâvereye âşinâ bir âdem irsâli müstasveb-i erbâb-ı şûrâ olduğuna binâ'en, baʿzı zevât tarafından sevk olunup, Mevleviyyet'i birkaç seneye mevkūf iken tarîkı teshîl ve Edirne Pâyesi'yle muvakkaten Kuds-i şerîf Kazâsı hakkında istihlâs u tahsîl olundu. Hicâz'a varup nîk ü bed me'mûriyyetini itmâm ve Kudüs'e gelüp icrây-ı ahkâm eder iken, enfâs-ı maʿdûdesini itmâm eyledi. Mûmâ ileyhin her fende eli ve her sanʿatda medhali olup, lisân-ı ʿArabî'de şiʿr u inşâsı makbûl u müsellem ve kuvve-i hâfıza ile nâdire-i ʿâlem idi. Evâyil-i hâlinde muktezây-ı fakr u fâka ile muhtâc-ı tekâlîf-i şâkka olup, baʿzı kibâr u ricâl dâyirelerinde fükâhet-i meclis nevʿinden ʿadd olunan fasıl ve mesâvî-yi nâs ile kesb-i tekarrüb ü istînâs [V 145a] ve erbâb-ı mücûn levâzımından olan mudhikâtı bünyâd-ı emeline esâs edüp, bu esbâb ile cihet-i teʿayyüşü müttesiʿ ve derece-i kadr ü iʿtibârı bülend ü mürtefiʿ olup, sâyelerinde kesb-i refâh etdiği bülend mertebelere [Ü4 289a] dahi baʿzan harf-endâz ve verâlarında: “Hâzâ eyzan mine't-tefekküh” deyü nemîme-sâz olur idi.",
          "caption": "Baʿzı vefeyât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_929.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vefeyât",
          "text": "Mekke'den maʿzûl Feyzullah Efendi evâsıt-ı Cumâdelâhıre'de hulûl-i ecel-i mevʿûduyla fevt ve zâyik-ı merâret-i mevt oldu. Mûmâ ileyh Hazîne Baş-yazıcılığı'ndan [Ü4 288a] eğerçi Sultân Bâyezîd Kitâbeti ile çırâğ olmuşidi. Ancak Şeyhulislâm-ı vakt bulunan İbrâhîm Efendi, Kitâbet-i mezkûreyi vakfın Rûznâmecisi olan İsmâʿîl Efendi'ye bi-hasebi't-tevliye ʿarz ve bu mukābelede yetmiş kîse ahz u kabz edüp, keyfiyyeti vukūʿu üzere ʿâlem-i bâlâya takrîr ve bu makūle zuhûrât, tevlîdât-ı tevliyetden kendüye mahsûs bir nevʿ îrâd olup, cihet-i sâyireden zeylini tathîr eylediğini ifade vü tahrîr edüp, Feyzullah Efendi'nin dahi hılvü'l-yed Enderûn'dan çıkup, bir şeyle kayırılmaması mizâc-ı hümâyûna muvâfık gelmediğinden, tekrâr müşârun ileyh ile muhâbere olundukda, Sâhib-i tercemeye müstevfî bir maʿîşet ile İbtidâ-i Dâhil'den medrese ru’ûsu verilmek, bu çırâğlığa niʿme'l-bedel olduğunu merreten baʿde-uhrâ ʿarz u inhâ etmekle, ifâdesi hayyiz-i kabûle mashûb ve şart-ı mezkûr üzere zümre-i müderrisîne muzâf u mensûb olup, devre-i muʿtâdeden sonra Galata ve Burusa'da icrây-ı ahkâm-ı şerîʿat ve Mekke-i mükerreme'de ʿazm-i semt-i âhıret eyledi. Mûmâ ileyh sâhib-i vekār u sükûn ve âşinây-ı meʿâlim-i fünûn, dervîş-nihâd, pâkîze-i ʿitikād bir zât idi.\n\nDiyârbekir Mevleviyyeti'nden munfasıl Lütfullah Monla-zâde Feyzullah Efendi dahi bu sâlde vefât edüp, mevâlî-yi Devriyye'den iken Diyârbekir Kazâsı Mahrec iʿtibarıyla [V 144b] mûmâ ileyhe tevcîh olunmuşidi. Fenn-i mutâyebe vü muhâverede vücûdu nâ-yâb ve idâre-i kelâm ve istihzâr-ı cevâbda fâyik-ı etrâb idi.\n\nCânib-i Hicâz'dan ʿavdet ve mansıbı olan Kuds-i [Ü4 288b] şerîf'de hükûmet eden Âdem Efendi dahi bu evânda terk-i meşgale-i dünyâ ve ʿazm-i ʿâlem-i bekā eyledi. Mûmâ\nileyh aʿmâl-i Şehrizor'dan Erbîl demekle maʿrûf kasabada mütevellid olup, sıgar-ı sinninde pederiyle Haleb'e hicret ve tahsîl-i hüner ü ma'rifet edüp, kıbletü'l-âmâl olan İstanbul'a gelüp, devâyir-i kibârda bir zemân ârâm ve seferde Buhârî-hânlık sebebi ile dâhil-i katâr-ı müderrisîn-i kirâm olup, bir-iki defʿa Evkāf Müfettişliği hıdmetiyle dahi bekâm olmuşidi. Ser-vehhabiyân'a fenn-i cedel ü muhâvereye âşinâ bir âdem irsâli müstasveb-i erbâb-ı şûrâ olduğuna binâ'en, baʿzı zevât tarafından sevk olunup, Mevleviyyet'i birkaç seneye mevkūf iken tarîkı teshîl ve Edirne Pâyesi'yle muvakkaten Kuds-i şerîf Kazâsı hakkında istihlâs u tahsîl olundu. Hicâz'a varup nîk ü bed me'mûriyyetini itmâm ve Kudüs'e gelüp icrây-ı ahkâm eder iken, enfâs-ı maʿdûdesini itmâm eyledi. Mûmâ ileyhin her fende eli ve her sanʿatda medhali olup, lisân-ı ʿArabî'de şiʿr u inşâsı makbûl u müsellem ve kuvve-i hâfıza ile nâdire-i ʿâlem idi. Evâyil-i hâlinde muktezây-ı fakr u fâka ile muhtâc-ı tekâlîf-i şâkka olup, baʿzı kibâr u ricâl dâyirelerinde fükâhet-i meclis nevʿinden ʿadd olunan fasıl ve mesâvî-yi nâs ile kesb-i tekarrüb ü istînâs [V 145a] ve erbâb-ı mücûn levâzımından olan mudhikâtı bünyâd-ı emeline esâs edüp, bu esbâb ile cihet-i teʿayyüşü müttesiʿ ve derece-i kadr ü iʿtibârı bülend ü mürtefiʿ olup, sâyelerinde kesb-i refâh etdiği bülend mertebelere [Ü4 289a] dahi baʿzan harf-endâz ve verâlarında: “Hâzâ eyzan mine't-tefekküh” deyü nemîme-sâz olur idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mu'allem Asker Başbuğu olup, bundan akdem dağlu eşkıyâsı üzerine me'mûr olan Karaman Beylerbeyisi ʿAbdurrahmân Paşa vukūʿ bulan maʿrekede ibrâz-ı merdânegî vü celâdet eylediği tahrîr u işâret olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh iʿmâl-i askere kādir ve zâtında cesûr u behâdır olmakdan nâşî, umûr-ı ʿizâm-ı devletde istihdâma şâyân olduğu tavr u hareketinden müstebân olmağla, hıtâm-ı me'mûriyyetiyle Âsitâne'ye ʿavdetinde mazhar-ı ʿâtıfet-i hazret-i Tâc-dârî ve işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi yedinci günü Rütbe-i vâlâ-yı\nVezâret'le pâ-nihâde-i süllem-i kâm-kârî olup, Âsitâne-i saʿâdet'den rişte-i ikāmeti tefkîk ve mansıbı olan Konya'ya râyet-i ʿazîmeti tahrîk eyledi.",
          "caption": "Tevcîh-i Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Karaman",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_930.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Vezâret be-Mîr-i mîrân-ı Karaman",
          "text": "Mu'allem Asker Başbuğu olup, bundan akdem dağlu eşkıyâsı üzerine me'mûr olan Karaman Beylerbeyisi ʿAbdurrahmân Paşa vukūʿ bulan maʿrekede ibrâz-ı merdânegî vü celâdet eylediği tahrîr u işâret olunmuşidi. Paşa-yı mûmâ ileyh iʿmâl-i askere kādir ve zâtında cesûr u behâdır olmakdan nâşî, umûr-ı ʿizâm-ı devletde istihdâma şâyân olduğu tavr u hareketinden müstebân olmağla, hıtâm-ı me'mûriyyetiyle Âsitâne'ye ʿavdetinde mazhar-ı ʿâtıfet-i hazret-i Tâc-dârî ve işbu Cumâdelâhıre'nin yirmi yedinci günü Rütbe-i vâlâ-yı\nVezâret'le pâ-nihâde-i süllem-i kâm-kârî olup, Âsitâne-i saʿâdet'den rişte-i ikāmeti tefkîk ve mansıbı olan Konya'ya râyet-i ʿazîmeti tahrîk eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu şehr-i Recebü'l-esammın on ikinci günü Haremeyn-i şerîfeyne irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, sâbıkā Mihalic Voyvodası Süleymân Ağa'nın kabza-i emânetine teslîm ü iʿtâ ve zimâm-ı ʿazîmeti ol savb-ı şeref-evbe irhâ olundu.",
          "caption": "İhrâc-ı Surre-i şerîfe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_931.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı Surre-i şerîfe",
          "text": "İşbu şehr-i Recebü'l-esammın on ikinci günü Haremeyn-i şerîfeyne irsâli muʿtâd olan Surre-i hümâyûn, Dergâh-ı ʿâlî kapucu-başılarından olup, sâbıkā Mihalic Voyvodası Süleymân Ağa'nın kabza-i emânetine teslîm ü iʿtâ ve zimâm-ı ʿazîmeti ol savb-ı şeref-evbe irhâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyhin hîn-i nasbından bu âna gelince vukūʿ bulan tavr u hareketi rızây-ı devlete evfak ve me'mûr olduğu mevâdd-ı cesîmede zabt-ı asker ve fark-ı hayr u şerde mazhar-ı tevfîk-ı Hakk olup, âsâr-ı tedbîr-i dil-pezîriyle Rumeli ihtilâli mütekârib-i mekmen-i zevâl ve niçe cebâbire vü eşkıyâ matmûre-nişîn-i izmihlâl olup, [Ü4 289b] bu mukābelede manzûr-ı Şehriyâr-ı âfâk olarak, iltifât-ı nevâziş-i hümâyûna kesb-i liyâkat-ı istihkāk eylediğine binâʾen, teşrîfât-ı seniyye ile taltîf u isʿâd ve hidmeti mebrûr olduğunu şâmil fermân-ı celîlü'ş-şân ile derece-i kadr ü iʿtibârı müzdâd kılunup, teşrîfât-ı hümâyûn mahsûs Çakırcı-başı Ağa ile evâsıt-ı Receb-i şerîfde Edirne tarafına irsâl ve mûmâ ileyh hidmetini ikmâl ʿakabinde müşârun ileyh Filibe'ye doğru tahrîk-i râyet-i ikbâl eyledi.",
          "caption": "Firistâden-i teşrîfât be-Vâlî-yi Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_932.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Firistâden-i teşrîfât be-Vâlî-yi Rumeli",
          "text": "Müşârun ileyhin hîn-i nasbından bu âna gelince vukūʿ bulan tavr u hareketi rızây-ı devlete evfak ve me'mûr olduğu mevâdd-ı cesîmede zabt-ı asker ve fark-ı hayr u şerde mazhar-ı tevfîk-ı Hakk olup, âsâr-ı tedbîr-i dil-pezîriyle Rumeli ihtilâli mütekârib-i mekmen-i zevâl ve niçe cebâbire vü eşkıyâ matmûre-nişîn-i izmihlâl olup, [Ü4 289b] bu mukābelede manzûr-ı Şehriyâr-ı âfâk olarak, iltifât-ı nevâziş-i hümâyûna kesb-i liyâkat-ı istihkāk eylediğine binâʾen, teşrîfât-ı seniyye ile taltîf u isʿâd ve hidmeti mebrûr olduğunu şâmil fermân-ı celîlü'ş-şân ile derece-i kadr ü iʿtibârı müzdâd kılunup, teşrîfât-ı hümâyûn mahsûs Çakırcı-başı Ağa ile evâsıt-ı Receb-i şerîfde Edirne tarafına irsâl ve mûmâ ileyh hidmetini ikmâl ʿakabinde müşârun ileyh Filibe'ye doğru tahrîk-i râyet-i ikbâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "[V 145b] Bin iki yüz yirmi senesi Rebîʿulâhir'ı gurresinden zabt ve rütbesi yevm-i zabtından muʿteber olmak üzere Medîne-i Halebü'ş-şehbâ Kazâsı, Torun-zâde Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve sâl-i mezkûr Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı,\neğerçi ʿOsmân-pâzârlı Mehmed Efendi'ye tevcîh olunmuşidi. Ancak üç-beş günden sonra fevt olup, yeri Ders-i ʿâmm Sirozî ʿAbdürrahîm Efendi'ye ve Galata Kazâsı dahi Kîsedâr birâderi Hâfız Mehmed Efendi'ye târîh-i mezkûrda verilüp, sene-i mezkûre Cumâdelûlâsı gurresinden Kazây-ı Üsküdâr, Debbâğ-zâde Feyzullah Hamdî Efendi'ye tevcîh olundu.",
          "caption": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_933.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîhât-ı ʿilmiyye",
          "text": "[V 145b] Bin iki yüz yirmi senesi Rebîʿulâhir'ı gurresinden zabt ve rütbesi yevm-i zabtından muʿteber olmak üzere Medîne-i Halebü'ş-şehbâ Kazâsı, Torun-zâde Mehmed Saʿîd Efendi'ye ve sâl-i mezkûr Muharrem'inden mutasarrıf olmak üzere Havâss-ı refîʿa Kazâsı,\neğerçi ʿOsmân-pâzârlı Mehmed Efendi'ye tevcîh olunmuşidi. Ancak üç-beş günden sonra fevt olup, yeri Ders-i ʿâmm Sirozî ʿAbdürrahîm Efendi'ye ve Galata Kazâsı dahi Kîsedâr birâderi Hâfız Mehmed Efendi'ye târîh-i mezkûrda verilüp, sene-i mezkûre Cumâdelûlâsı gurresinden Kazây-ı Üsküdâr, Debbâğ-zâde Feyzullah Hamdî Efendi'ye tevcîh olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sâbıkā Edirne Kadısı Mektûbî-zâde ʿAli Rızâ Efendi'ye ve Şâm Pâyesi olup, sâbıkā Galata Kadısı olan Haffâf-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye ve sâbıkā Edirne Kadısı Hasan Paşa-zâde Mîr Seyyid Hüseyin Efendi'ye ve Galata Kadısı mahdûm-ı hazret-i Hılâfet-penâhî Mustafa Hüsâmeddîn Efendi'ye on dokuz Receb'inin on beşinci ve yirmi birinci ve yirmi yedinci ve Şaʿbân'ın gurresi târîhleriyle bâ-leff ü neşr-i müretteb Mekke pâyeleri işbu Recebü'l-ferdin on beşinci günü tevcîh ü ʿinâyet ve bu niʿâmây-ı bî-intihâdan her biri mahfûf-ı sunûf-ı meserret kılındı.",
          "caption": "İhsân-ı pâyehâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_934.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhsân-ı pâyehâ",
          "text": "Sâbıkā Edirne Kadısı Mektûbî-zâde ʿAli Rızâ Efendi'ye ve Şâm Pâyesi olup, sâbıkā Galata Kadısı olan Haffâf-zâde Mehmed Emîn Efendi'ye ve sâbıkā Edirne Kadısı Hasan Paşa-zâde Mîr Seyyid Hüseyin Efendi'ye ve Galata Kadısı mahdûm-ı hazret-i Hılâfet-penâhî Mustafa Hüsâmeddîn Efendi'ye on dokuz Receb'inin on beşinci ve yirmi birinci ve yirmi yedinci ve Şaʿbân'ın gurresi târîhleriyle bâ-leff ü neşr-i müretteb Mekke pâyeleri işbu Recebü'l-ferdin on beşinci günü tevcîh ü ʿinâyet ve bu niʿâmây-ı bî-intihâdan her biri mahfûf-ı sunûf-ı meserret kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir sene kadar Rumeli Sadrı'na zîb ü ferr veren ʿİsmet İbrâhîm Bey Efendi vukūʿ bulan deʿâvî-yi şerʿiyyede kemâl-i dikkat ile icrây-ı ahkâm ve selh-ı Recebü'l-esammda müddet-i ʿörfiyyesin itmâm edüp, Sadâret-i mezkûre ile Nakīb-üleşrâf ve ʿarîku'l-âbâ' olan es-\nSeyyid Mehmed ʿAtâʾullah Efendi müktesib-i dest-mâye-i ʿizz u şeref ve sâbık u lâhık mazhar-ı kavl-i “Niʿme's-selefü ve'l-halef” oldu. [V 146a]",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kadıʿasker-i Rumeli",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_935.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kadıʿasker-i Rumeli",
          "text": "Bir sene kadar Rumeli Sadrı'na zîb ü ferr veren ʿİsmet İbrâhîm Bey Efendi vukūʿ bulan deʿâvî-yi şerʿiyyede kemâl-i dikkat ile icrây-ı ahkâm ve selh-ı Recebü'l-esammda müddet-i ʿörfiyyesin itmâm edüp, Sadâret-i mezkûre ile Nakīb-üleşrâf ve ʿarîku'l-âbâ' olan es-\nSeyyid Mehmed ʿAtâʾullah Efendi müktesib-i dest-mâye-i ʿizz u şeref ve sâbık u lâhık mazhar-ı kavl-i “Niʿme's-selefü ve'l-halef” oldu. [V 146a]"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyyelü'nün ʿan-asl tevsîʿ-i mülk-i kusvây-ı matlabları [Ü4 290a] olup, diyâr-ı Aʿcâm'dan mukaddemâ ihtilâs-ı fursat ile temellük eyledikleri mahallere kanâʿat etmeyerek, ibtidâ Gürcistan'a baʿdehû Tiflîs'e ne sûretle dest-res oldukları maʿlûm-ı ʿâlem olup, giderek o havâlîde kuvvet peydâ ve İraniyân beyninde olan ihtilâli fursat-ı cedîd ittihâzıyla refte refte ihdâs-ı efâʿîl-i şerr ü gavgā eylediler. Tafsîli bu ki, Kalʿa-i Revân ve muzâfâtına müstevlî olan Mehmed Hân'ın el-yevm hükümrân-ı diyâr-ı Aʿcâm olan Baba Hân'a inkıyâdı olmadığına binâ'en, Hân-ı mezbûr telyîn-i ʿarîke-i nahveti içün İran şehzâdesini üzerine taʿyîn ve kendüsi dahi bi'n-nefs verâdan hareket üzere olduğunu Mehmed Hân ʿayne'l-yakīn bilüp, Rûsiyyelü ile nihânî muhabere ve Baba Hân hecmesini defʿ etdikleri hâlde, Revân Kalʿası taraflarına teslîm olunacağını ifade ile iki kavmi birbirine düşürmek hükmünü irâde eyledi. Rûsiyyelü'nün bu sûret derûn-ı mekîdet-meşhûnlarında cevelân eden mekāsıd-ı fâsideye muvâfık olmağla, fi'l-hâl yedi-sekiz bin müretteb asker ile Tiflîs'den hurûc ve Revân'a tekarrüb eyledikleri hîn, şehzâde-i İran-zemîn Tebrîz'de olan muʿasker-i Şâhî'den ber-vech-i istiʿcâl hareket ve Revân'a üç sâʿat mesâfe bir mahalle rekz-i ʿalem-i savlet eylediği, Revân Hânı'nın mesmûʿu olup, [mısra]: Kalmışam âteş ü âbın arasında hayrân makāliyle gûyân ve Moskovlu'nun o havâlîde zaʿf-ı kuvvetini ve İraniyân'ın kesretini mülâhaza ile bi'z-zarûre [V 146b] şehzâde tarafına meyl ü incizâb gösterüp, şöyle ki, Rûsiyyelü'nün cemʿiyyetleri tefrîk olunduğu takdirde, Kalʿa-i Revân maʿa-muzâfâtihâ [Ü4 290b] Baba Hân'ın zamîme-i memâliki olacağını beyân ve kendüsi dahi kalʿa muhâfazasında bezl-i cân eyleyeceğini âverde-i zebân eyledi. Binâ-berîn Moskovlu bu hudʿaya vukūf ile ehâlî-yi kalʿaya izmâr-ı gayz u kîn ve top ve humbara ile mahsûrları endûh-gîn eylediğinden başka, şehzâde-i ʿAcem ile dahi birkaç defʿa muhârebeye ibtidâr ve tertîb-i cedîd sebebi ile\nʿâkıbet İran askerini târumâr eylediğini Baba Hân istimâʿ edüp, ordusunu Tebrîz'de terk ve elli altmış bin kadar cürd atlu ile zeberteng-i ʿazîmeti perk edüp, Revân kurbüne mütevâsıl ve birkaç defʿa miyânelerinde harb-i hâyil vâkiʿ olup, bi-hükm-i “el-Harbü sicâlün” gâh bunlar ve gâh anlar fevz ü galebeye nâyil olmuşlar idi. Rûsiyyelü'nün imdâdları münkatıʿ ve tarîk-ı zahîreleri mesdûd ve İranîler'in her bâr asker ve zahîreleri mütetâbiʿu'l-vürûd olmağla, Rûsiyyelü'nün hey'et-i mecmûʿalarına tezelzül ʿârız olup, hattâ cemʿ-i zahîreye taʿyîn eyledikleri bir bölük askerleri dahi İranîler elinde kātıbeten maktûl ve sergerdeleri olan bir nefer mayor dahi bu fırka-i hâlikeye mevsûl olup, kemâl-i zaʿf u ʿacz sebebi ile Moskovlu Tiflîs'e doğru ʿinân-keş-i haybet ü hızlân ve Şâh tarafından taʿyîn olunan asker-i bî-pâyân Rûsiyye pes-mândelerini ʿalef-i tîğ-i berrân eyleyerek, Tiflîs'e dek taʿkīb ve kalʿada mahsûriyyet sûretini istihsâl ile Moskovlu'yu [V 147a] tenkîb ü tahyîb eylediler. Lezgî tâyifesi -ki gürûh-ı enbûh-ı şücʿândan mahsûb ve celâdet ü şecâʿatde [Ü4 291a] her biri Sâm ve Nerîmân'a mensûbdur- İranîler'e mutâvaʿat ve Tiflîs ve Gürcistân halkı dahi Moskovlu'dan nefret eyledikleri, Moskovlu'nun bâzû-yı mefsedetlerine bâʿis-i süstî vü rehâvet olup, el-yevm üsve-i hâl ile Tiflîs Kalʿası'nda mahsûr ve Revân Kalʿası Baba Hân tarafından zabt olunup, derûnuna Mâzenderân piyâdesinden cemʿ-i mevfûr vazʿ u idhâl olunduğu bu ahvâle vâkıf kimseler ihbârıyla dâhil-i dehlîz-i semʿ-i erbâb-ı şuʿûr oldu. Bu iki tâyife Devlet-i ʿaliyye'ye düşmen ve fursat buldukları hâlde Memâlik-i mahrûse'ye itâle-i pây-ı tecâvüz eyleyecekleri emr-i müteyakkın olmağla, serhadlerde mütemekkin vülât ve hükkâma bu kazıyye ifhâm ve leyl ü nehâr muhârese-i memlekete ihtimâm ile vâkiʿ olan ahvâli pey-der-pey ʿarz u ifhâm etmeleri husûsu te'kîd ve her tarafa neşr-i peyâm u berîd olundu.",
          "caption": "Muhârebe-i İraniyân be-asker-i Rus",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_936.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Muhârebe-i İraniyân be-asker-i Rus",
          "text": "Rûsiyyelü'nün ʿan-asl tevsîʿ-i mülk-i kusvây-ı matlabları [Ü4 290a] olup, diyâr-ı Aʿcâm'dan mukaddemâ ihtilâs-ı fursat ile temellük eyledikleri mahallere kanâʿat etmeyerek, ibtidâ Gürcistan'a baʿdehû Tiflîs'e ne sûretle dest-res oldukları maʿlûm-ı ʿâlem olup, giderek o havâlîde kuvvet peydâ ve İraniyân beyninde olan ihtilâli fursat-ı cedîd ittihâzıyla refte refte ihdâs-ı efâʿîl-i şerr ü gavgā eylediler. Tafsîli bu ki, Kalʿa-i Revân ve muzâfâtına müstevlî olan Mehmed Hân'ın el-yevm hükümrân-ı diyâr-ı Aʿcâm olan Baba Hân'a inkıyâdı olmadığına binâ'en, Hân-ı mezbûr telyîn-i ʿarîke-i nahveti içün İran şehzâdesini üzerine taʿyîn ve kendüsi dahi bi'n-nefs verâdan hareket üzere olduğunu Mehmed Hân ʿayne'l-yakīn bilüp, Rûsiyyelü ile nihânî muhabere ve Baba Hân hecmesini defʿ etdikleri hâlde, Revân Kalʿası taraflarına teslîm olunacağını ifade ile iki kavmi birbirine düşürmek hükmünü irâde eyledi. Rûsiyyelü'nün bu sûret derûn-ı mekîdet-meşhûnlarında cevelân eden mekāsıd-ı fâsideye muvâfık olmağla, fi'l-hâl yedi-sekiz bin müretteb asker ile Tiflîs'den hurûc ve Revân'a tekarrüb eyledikleri hîn, şehzâde-i İran-zemîn Tebrîz'de olan muʿasker-i Şâhî'den ber-vech-i istiʿcâl hareket ve Revân'a üç sâʿat mesâfe bir mahalle rekz-i ʿalem-i savlet eylediği, Revân Hânı'nın mesmûʿu olup, [mısra]: Kalmışam âteş ü âbın arasında hayrân makāliyle gûyân ve Moskovlu'nun o havâlîde zaʿf-ı kuvvetini ve İraniyân'ın kesretini mülâhaza ile bi'z-zarûre [V 146b] şehzâde tarafına meyl ü incizâb gösterüp, şöyle ki, Rûsiyyelü'nün cemʿiyyetleri tefrîk olunduğu takdirde, Kalʿa-i Revân maʿa-muzâfâtihâ [Ü4 290b] Baba Hân'ın zamîme-i memâliki olacağını beyân ve kendüsi dahi kalʿa muhâfazasında bezl-i cân eyleyeceğini âverde-i zebân eyledi. Binâ-berîn Moskovlu bu hudʿaya vukūf ile ehâlî-yi kalʿaya izmâr-ı gayz u kîn ve top ve humbara ile mahsûrları endûh-gîn eylediğinden başka, şehzâde-i ʿAcem ile dahi birkaç defʿa muhârebeye ibtidâr ve tertîb-i cedîd sebebi ile\nʿâkıbet İran askerini târumâr eylediğini Baba Hân istimâʿ edüp, ordusunu Tebrîz'de terk ve elli altmış bin kadar cürd atlu ile zeberteng-i ʿazîmeti perk edüp, Revân kurbüne mütevâsıl ve birkaç defʿa miyânelerinde harb-i hâyil vâkiʿ olup, bi-hükm-i “el-Harbü sicâlün” gâh bunlar ve gâh anlar fevz ü galebeye nâyil olmuşlar idi. Rûsiyyelü'nün imdâdları münkatıʿ ve tarîk-ı zahîreleri mesdûd ve İranîler'in her bâr asker ve zahîreleri mütetâbiʿu'l-vürûd olmağla, Rûsiyyelü'nün hey'et-i mecmûʿalarına tezelzül ʿârız olup, hattâ cemʿ-i zahîreye taʿyîn eyledikleri bir bölük askerleri dahi İranîler elinde kātıbeten maktûl ve sergerdeleri olan bir nefer mayor dahi bu fırka-i hâlikeye mevsûl olup, kemâl-i zaʿf u ʿacz sebebi ile Moskovlu Tiflîs'e doğru ʿinân-keş-i haybet ü hızlân ve Şâh tarafından taʿyîn olunan asker-i bî-pâyân Rûsiyye pes-mândelerini ʿalef-i tîğ-i berrân eyleyerek, Tiflîs'e dek taʿkīb ve kalʿada mahsûriyyet sûretini istihsâl ile Moskovlu'yu [V 147a] tenkîb ü tahyîb eylediler. Lezgî tâyifesi -ki gürûh-ı enbûh-ı şücʿândan mahsûb ve celâdet ü şecâʿatde [Ü4 291a] her biri Sâm ve Nerîmân'a mensûbdur- İranîler'e mutâvaʿat ve Tiflîs ve Gürcistân halkı dahi Moskovlu'dan nefret eyledikleri, Moskovlu'nun bâzû-yı mefsedetlerine bâʿis-i süstî vü rehâvet olup, el-yevm üsve-i hâl ile Tiflîs Kalʿası'nda mahsûr ve Revân Kalʿası Baba Hân tarafından zabt olunup, derûnuna Mâzenderân piyâdesinden cemʿ-i mevfûr vazʿ u idhâl olunduğu bu ahvâle vâkıf kimseler ihbârıyla dâhil-i dehlîz-i semʿ-i erbâb-ı şuʿûr oldu. Bu iki tâyife Devlet-i ʿaliyye'ye düşmen ve fursat buldukları hâlde Memâlik-i mahrûse'ye itâle-i pây-ı tecâvüz eyleyecekleri emr-i müteyakkın olmağla, serhadlerde mütemekkin vülât ve hükkâma bu kazıyye ifhâm ve leyl ü nehâr muhârese-i memlekete ihtimâm ile vâkiʿ olan ahvâli pey-der-pey ʿarz u ifhâm etmeleri husûsu te'kîd ve her tarafa neşr-i peyâm u berîd olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Cezzâr Paşa'nın terk ettiği emvâl-i firâvânı teslîm ʿakabinde İsmâʿîl Paşa'ya mansıb ve dâiresini tanzîm içün bir mikdâr meblağ ihsân olunmak ve muhâlefet etdiği takdîre berren ve bahran üzerine hücûm ile kalʿayı tahlîs ve muhallefâtın cümlesine dest-res olmak keyfiyyâtı me'mûrlara tefhîm olunmuşidi. Müşârun ileyh zâtında\nmütemellik ve ʿazbü'l-kelâm ve umûr-ı hâriciyye ve hiyel-i şeytâniyyede müdebbir ü benâm olmakdan nâşî, Kapudan Paşa tarafına ilticâ ve Saydâ Eyâleti [V 147b] tarafına tevcîh olunduğu hâlde, Cezzâr Paşa'nın cemîʿ muhallefâtını teslîm ü iʿtâ ile tahsîl-i [Ü4 291b] rızâ eyleyeceğini inhâ edüp, Kapudan Paşa dahi leyyinü'l-cânib ve sâde-dil ve zevâhir-i ahvâle nazar ile ʿavâkıb-ı umûrdan gāfil olup, kalʿanın metânetini ve hîn-i hasr u tazyîkde donanmanın rahne-dâr olmak sûretini mülâhaza ile semt-i sühûleti ihtiyâr ve Saydâ'nın müşârun ileyhe tevcîhini maʿrûz-ı Dergâh-ı ʿâdâlet-karâr eyledikde, teslîm edeceği muhallefâtın suver u aʿyânı maʿlûm olmak içün Cezzâr Paşa Kapu Kethudâsı Rüşdî Efendi taʿyîn ve muhallefât defteri vürûdunda nakd ü cins zann u tahmîn-i devlete tevâfuk etdiği hâlde, niyâzına müsâʿade olunacağı ifâde vü tebyîn olunmuşidi.\n\nRüşdî Efendi o tarafa varıncaya dek Şâm Vâlîsi dahi asker-i kesîf ile ʿAkkâ Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm ve derûn-ı kalʿada bulunan serân-ı asker ve ehâlîyi celb ile teshîr-i kalʿaya hasr-ı sâʿid-i ihtimâm eylediği hengâm, Rüşdî Efendi ʿAkkâ'ya varup, müsâʿade-i devlet îhâm ve muhallefâtın mikdâr u kemmiyyetini istifhâm eyledikde, zâhirde olan eşyâ me'mûl-i devletden sad mertebe dûr olduğu hüveydâ olup, bu keyfiyyet me'mûrlara sebeb-i teşvîş ü ihtilâc ve Mîr-i mîrân Süleymân Paşa ile hufyeten istimzâc ve Saydâ tarafına tevcîh olunduğu takdîrde, cemîʿ muhallefât nakden ve cinsen zâhire ihrâc ve Devlet-i ʿaliyye me'mûrlarına teslîm ve fîmâ-baʿd emr ü hükm-i Cihân-dârî'ye gerden-dâde-i tavk-ı inkıyâd olacağını beyân u tefhîm edüp, tavr-ı tegallüb ile ibkā-yı Vezâret'e tâlib olan şahıs, magzûbe [V 148a] [ve] eser-i ʿisyân müşâhede olunmayan kimse her hâlde müreccah görülmekle, Saydâ menşûru [Ü4 292a] Süleymân Paşa'ya irsâl ve teʿahhüdü üzere nakīr u kıtmîr muhallefâtın devlet me'mûrlarına teslîmi istiʿcâl olunmuşiken, tekrâr Kapudan Paşa'nın tahrîrâtı gelüp, İsmâʿîl Paşa emr ü irâde-i devlete mütemessil ve muhallefâtın edâ vü teslîmine şurûʿ ile şimdiye dek bir mikdâr nakd ve bir mikdâr eşyâ sanâdıkı, eyâdî-yi me'mûrân-ı devlete mütevâsıl olduğunu mütevakkıl olduğundan, zarûrî eyâlet-i mezkûre Süleymân Paşa'dan intizâʿ olunup, menşûr-ı eyâlet ile ʿazîmet eden Tatar ircâʿ olunmuşidi. İsmâʿîl Paşa'nın şimdiye dek teslîm etdiği mebâliğ ve eşyâ üç bin kîseye bâliğ olmayup, Cezzâr Paşa'nın sinîn-i mütetâvileden berü cemʿ u iddihâr etdiği ecnâs-ı nukūd ve tarâyif ve tuhaf-ı nâ-maʿdûd, nühüfte-i tahte'l-arz istitâr ve bilâ-meşakkatin İsmâʿîl Paşa'nın dâhil-i hîta-i istimlâki olduğu kulûb-ı evliyây-ı devleti dâğ-\ndâr edüp, bu husûsa me'mûr olan Râgıb Efendi'nin ve Şâm Vâlîsi'nin saʿy ü ikdâmları ʿâtıl ve gayr-i müsmir ve Kapudan Paşa'nın zaʿf-ı re'y ile havâşî vü etbâʿına mağlûbiyyeti bu mâdde-i cesîmeyi ifsâd eylediği zâhir oldu.",
          "caption": "Tafsîl-i ahvâl-i İsmâʿîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_937.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tafsîl-i ahvâl-i İsmâʿîl Paşa",
          "text": "Bâlâda beyân olunduğu vech üzere Cezzâr Paşa'nın terk ettiği emvâl-i firâvânı teslîm ʿakabinde İsmâʿîl Paşa'ya mansıb ve dâiresini tanzîm içün bir mikdâr meblağ ihsân olunmak ve muhâlefet etdiği takdîre berren ve bahran üzerine hücûm ile kalʿayı tahlîs ve muhallefâtın cümlesine dest-res olmak keyfiyyâtı me'mûrlara tefhîm olunmuşidi. Müşârun ileyh zâtında\nmütemellik ve ʿazbü'l-kelâm ve umûr-ı hâriciyye ve hiyel-i şeytâniyyede müdebbir ü benâm olmakdan nâşî, Kapudan Paşa tarafına ilticâ ve Saydâ Eyâleti [V 147b] tarafına tevcîh olunduğu hâlde, Cezzâr Paşa'nın cemîʿ muhallefâtını teslîm ü iʿtâ ile tahsîl-i [Ü4 291b] rızâ eyleyeceğini inhâ edüp, Kapudan Paşa dahi leyyinü'l-cânib ve sâde-dil ve zevâhir-i ahvâle nazar ile ʿavâkıb-ı umûrdan gāfil olup, kalʿanın metânetini ve hîn-i hasr u tazyîkde donanmanın rahne-dâr olmak sûretini mülâhaza ile semt-i sühûleti ihtiyâr ve Saydâ'nın müşârun ileyhe tevcîhini maʿrûz-ı Dergâh-ı ʿâdâlet-karâr eyledikde, teslîm edeceği muhallefâtın suver u aʿyânı maʿlûm olmak içün Cezzâr Paşa Kapu Kethudâsı Rüşdî Efendi taʿyîn ve muhallefât defteri vürûdunda nakd ü cins zann u tahmîn-i devlete tevâfuk etdiği hâlde, niyâzına müsâʿade olunacağı ifâde vü tebyîn olunmuşidi.\n\nRüşdî Efendi o tarafa varıncaya dek Şâm Vâlîsi dahi asker-i kesîf ile ʿAkkâ Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm ve derûn-ı kalʿada bulunan serân-ı asker ve ehâlîyi celb ile teshîr-i kalʿaya hasr-ı sâʿid-i ihtimâm eylediği hengâm, Rüşdî Efendi ʿAkkâ'ya varup, müsâʿade-i devlet îhâm ve muhallefâtın mikdâr u kemmiyyetini istifhâm eyledikde, zâhirde olan eşyâ me'mûl-i devletden sad mertebe dûr olduğu hüveydâ olup, bu keyfiyyet me'mûrlara sebeb-i teşvîş ü ihtilâc ve Mîr-i mîrân Süleymân Paşa ile hufyeten istimzâc ve Saydâ tarafına tevcîh olunduğu takdîrde, cemîʿ muhallefât nakden ve cinsen zâhire ihrâc ve Devlet-i ʿaliyye me'mûrlarına teslîm ve fîmâ-baʿd emr ü hükm-i Cihân-dârî'ye gerden-dâde-i tavk-ı inkıyâd olacağını beyân u tefhîm edüp, tavr-ı tegallüb ile ibkā-yı Vezâret'e tâlib olan şahıs, magzûbe [V 148a] [ve] eser-i ʿisyân müşâhede olunmayan kimse her hâlde müreccah görülmekle, Saydâ menşûru [Ü4 292a] Süleymân Paşa'ya irsâl ve teʿahhüdü üzere nakīr u kıtmîr muhallefâtın devlet me'mûrlarına teslîmi istiʿcâl olunmuşiken, tekrâr Kapudan Paşa'nın tahrîrâtı gelüp, İsmâʿîl Paşa emr ü irâde-i devlete mütemessil ve muhallefâtın edâ vü teslîmine şurûʿ ile şimdiye dek bir mikdâr nakd ve bir mikdâr eşyâ sanâdıkı, eyâdî-yi me'mûrân-ı devlete mütevâsıl olduğunu mütevakkıl olduğundan, zarûrî eyâlet-i mezkûre Süleymân Paşa'dan intizâʿ olunup, menşûr-ı eyâlet ile ʿazîmet eden Tatar ircâʿ olunmuşidi. İsmâʿîl Paşa'nın şimdiye dek teslîm etdiği mebâliğ ve eşyâ üç bin kîseye bâliğ olmayup, Cezzâr Paşa'nın sinîn-i mütetâvileden berü cemʿ u iddihâr etdiği ecnâs-ı nukūd ve tarâyif ve tuhaf-ı nâ-maʿdûd, nühüfte-i tahte'l-arz istitâr ve bilâ-meşakkatin İsmâʿîl Paşa'nın dâhil-i hîta-i istimlâki olduğu kulûb-ı evliyây-ı devleti dâğ-\ndâr edüp, bu husûsa me'mûr olan Râgıb Efendi'nin ve Şâm Vâlîsi'nin saʿy ü ikdâmları ʿâtıl ve gayr-i müsmir ve Kapudan Paşa'nın zaʿf-ı re'y ile havâşî vü etbâʿına mağlûbiyyeti bu mâdde-i cesîmeyi ifsâd eylediği zâhir oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fransa memleketinde cumhûrluk sûretini ikāme ile Avrupa memâlikini harâb-kerde-i seylâb-ı fiten ve niçe hurûb u meʿârike iktihâm ile sebeb-i ıztırâb u mihen olan Bonaparta'nın cemîʿ tavr u hareketi refte refte eczây-ı vekāyiʿa derc ü imlâ ve tertîb ettiği kazâyânın mukaddimâtı kinâyeten [V 148b] ve sarâhaten işâret ü îmâ olunmuşidi. Fransa'da ʿale't-tedrîc [Ü4 292b] kesb ü tervîc eylediği metâʿ-ı teʿayyün ü iştihârın bir kâr-hâne-i kaviyyü'l-mebnâya müstenid olmasını irtifâʿ-ı câh ve istibkāy-ı vücûduna ʿillet-i akvâyı farz u tahmîn ve derûn-ı habâset-meşhûnunda müstetir olan matlab-ı vâlâsını şu vechile îzâh u tebyîn eyledi ki, Devlet-i Fransa asker ve cihât-ı sâyire ile ittisâʿ kabûl eylediğine binâ'en, fîmâ-baʿd cumhûrluk sûretiyle idâresi saʿb u ʿasîr ve İmperatorluk ʿunvânıyla idâre olunması mûcib-i âsâyiş-i sagîr u kebîr olup, zâtında bu imtiyâzın tahsîline istihkāk u liyâkat maʿlûm ve âharda bu makām-ı bülende istîhâl maʿdûm olduğunu bi't-tecribe vefâdâr ve tarafına küllî incizâb u temâyül ile terakkī-yi câh u iʿtibâra heveskâr olan eşhâsa işʿâr edüp, kelâm-ı maʿkūle şebîh olan mugālatası o makūle erbâb-ı hevânın tıbâʿ-ı sakīmelerine tevâfuk edüp, fi'l-hâl bu kazıyyeyi behâyim-sıfatân-ı memleketin zurûf-ı sâmiʿalarına ilkā ve anlar dahi kemâl-i hâhişle bu pend-i magşûşu ısgā eyleyüp, kuvvetden fi'le îsâl olunması bâbında ittifâk u ittihâd ve bu keyfiyyeti etrâf u eknâfa işâʿa ile tasdîk-nâmeler vürûdunu ehass-ı matlab u murâd eylediler. Prusyalı ʿan-asl düvel-i gālibeye mâyil ve sulhu cenge tercîh ile defʿ-i gavâyil kaydında olmağla, ednâ şey' içün endîşe etmek ve münâzaʿât-ı lafzıyye ile teşvîşe düşmek hılâf-ı mizâcları olup, bu bâbda dahi muhâlefetden iʿrâz ve Bonaparta'nın iddiʿâsını te'yîde intihâz ile [V 149a] İmperatorluğu tasdîk ve cümleye müsâbekatı maslahatına tevfîk eyledi. [Ü4 293a] Bundan sonra imtidâd-ı hengâme-i harb ile makhûru ve mağlûbiyyet-i mutlaka ile zebûn u mecbûru olan Nemçe İmperatoru, İmperatorluk hânedânına muhtass u mahsûr olmak\nve Avusturya İmperatorluğu'yla fîmâ-baʿd nâmdâr u müsemmâ olmak mukābelesinde Bonaparta'nın İmperatorluğu'nu tasdîk u ikrâr edüp, düvel-i sagîre bunlara nisbetle lâ-şey' kabîlinden olduğuna binâʾen, ednâ işâretle bu teklîfe ser-fürû-bürde-i tavʿ u inkıyâd ve fikdân-ı esbâb-ı temânüʿ ile pâ-keşîde-i dâyire-i muhâlefet ü ʿinâd oldular ise dahi, bu kâr-ı düşvâr, düvel-i şedîdü'ş-şekîmenin tasdîk u iʿtirâfıyla hayyiz-resân-ı istikrâr olacağını Bonaparta cezm ü tahkīk edüp, bâlâda işâret olunduğu vech üzere Devlet-i ʿaliyye'ye ʿarz-ı mâ-cerâ ve İmperatorluk tasdîkını istidʿâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından mahzûziyyet-i suveriyye telmîh olunarak, Rûsiyye ve İngilizlü te'yîd-i müddeʿâ eyledikleri hâlde, mümâşâtda rıhv u taksîr izhâr olunmayacağı beyân u tahrîr olunmuşidi. Françelü bu bâbda emâre-i redd ü taʿlîl muʿâyenesiyle mekāsıd-ı fâsidelerini icrâya teşmîr-i dâmen-i ihtimâm ve Âsitâne-i ʿaliyye'de mukīm olan elçilerine taʿlîm-i suver-i ısrâr u ibrâm eylediklerine binâʾen, elçi-yi mesfûr birkaç meclis Reʾîsülküttâb Efendi ile mülâkāt ve bu husûsa mebnî miyânede güzerân olan ebhâs u muʿârazât, resîde-i hayyiz-i tenâhî vü gāyât olup, şöyle ki, havâtır-ı ekâbirde cevelân eden kâffe-i mebâhis, Reîs Efendi tarafından merreten baʿde-uhrâ [V 149b] mecâlis-i mezkûrede bast u tafsîl ve hasmın îrâd etdiği es'ile-i [Ü4 293b] saʿbenin nakz u tevhîni zımnında ikāme-i hüccet ü delîl kılınup, kabûl-i kelâm-ı maʿkūlda gışâve-i gurûr u mükâbere, elçi-yi mesfûra hâyil ve maʿâzîr-i Devlet-i ʿaliyye'yi ʿadem-i istimâʿ ile şiddet ü hiddeti derece-i gāyete mütevâsıl olup, bilâhare müttefikler ile bilâ-muhâbere otuz üç güne dek Devlet-i ʿaliyye bi'l-infirâd İmperatorluk mâddesini tasdîk etmediği takdîrde, Françe'ye ʿavdet edeceğini elçi-yi mersûm telmîh ve miyânede münʿakıd olan râbıta-i silm ü musâfât münfesih olacağını tasrîh eyledi. Müttefikler ise Bonaparta'nın el-hâletü hâzihî vazʿ u hareketinden münfaʿil ü müteneffir iken, İmperatorluk şânını dehâlet-i haseb ve redâʾet-i neseb ile bilâ-istihkāk kesb etmekden izhâr-ı teʾessür ü işmi'zâz ve ısrâr şâyibeleri ihsâs olunduğu takdîrde, müceddeden maʿreke-perdâz olacağları bâbında metânet ü sebât ibrâz eylediklerinden gayri, Devlet-i ʿaliyye'ye emr-i tasdîkde olan mehâzîri tafsîl ü itnâb ve meyl ü mümâşâtda fesh-ı ittifâk hâletleri zuhûruyla musâlaha, mükâfeha îcâb edeceğini zımnen işrâb edüp, Bonaparta dahi İmperatorluk sevdâsıyla ser-mest-i câm-ı gurûr olup, kavlen ve fiʿlen mağlûbu olan devletlerden imtiyâzı ihrâz hasebiyle dâʿiyye-i şevkı müteʾekkid ve matlabını tahsîl ve şânını tekmîl bâbında mücidd ve gayr-i mütereddid olup, şöyle ki, sâyir devletleri\nmuʿterif edemediği hâlde, daʿvâsını te'yîde sarf-ı makdûr ve hılâfında [V 150a] olanlar ile ceng kapuların açmağa tavtîn-i nefs eylediği zâhir ve gayr-i mestûr olduğundan, Devlet-i ʿaliyye ne mesleğe sülûk edeceğinde [Ü4 294a] muztarib ve kangı tarafa meyl eylese, ahad-i ferîkayn ile âteş-i ceng mültehib olacağını cezm eylediğine binâ'en, bu hatb-ı müşkil içün tekrâr huzûr-ı Sadru's-sudûr'da erbâb-ı şûrâ ile ʿakd-i meclis olunup, herkes re'y ü tedbîrini tasvîr ve birer sened ile müddeʿâlarını tenvîr ve encâm-ı kâr İngilüzlü, Françelü ile el-yevm muhârib bulunup, Rûsiyyelü dahi İmperatorluk kazıyyesini tasdîkden ibâ ve lede'l-iktizâ Fransızlar ile cenge müheyyâ olduklarını tefevvüh eylediklerinden, berren ve bahran zarar-ı ʿâcile kudret-yâb olan iki devlet ile münâzaʿadan ise Fransızlar'ı kelâm-ı leyyin ile me'yûs etmamek mesleğine zehâb u teveccüh, re'y-i savâb olduğunu huzzâr-ı meclis tefevvüh eylediler. Şöyle ki, Devlet-i ʿaliyye İmperatorluk tasdîkından iʿrâz u izrâb üzere olmayup, bu maslahatı umûr-ı mülkiyyesine tatbîk zımnında te'ennî tarîkını ihtiyâr ve muʿârız bulunan devletleri te'lîf ve ıslâh-ı zâtü'l-beyne tevassut ile def-i kīl u kāl fikrinde olduğunu ifade eder bir kıtʿa takrîr Françe Elçisi'ne verilüp, ahz u irsâlinde ruʿûnet izhâr ve memleketine ʿazîmet içün kemâ-kân ilhâh u ısrâr eylediği hâlde, “Seg-be-sahrâ” kavliyle ʿamel ve hudûda dek maʿiyyetine âdem terfîk olunup, verây-ı perde-i takdîrden zuhûr edecek şu'ûnât-ı gaybiyyeye hulâsa-i ârâ'-i erbâb-ı ʿakd ü hall olup, bu tedbîr-i dil-pezîr Françe Elçisi'ne ifâde olundukda, huşûneti, sühûlete ve metâneti, [V 150b] rehâvete mübeddel olup, takrîr-i mezkûru kabûl ve devletine baʿs ü îsâlini emr-i maʿkūl [Ü4 294b] gördüğünden fazla, bu tafsîlât Paris'de mukīm Devlet-i ʿaliyye Elçisi Hâlet Efendi'ye dahi tahrîr ve takrîrin bir sûreti tarafına tesyîr olundu. Müttefikler Devlet-i ʿaliyye'yi Fransızlar ile mü'âlefeden dâyimâ katʿ-ı esbâb istihzârından hâlî olmadıkları gibi, Françelü dahi Devlet-i ʿaliyye'yi tergībât-ı musannaʿa ile müttefiklerden tebrîd ve ittifâk-ı münferide ile zâhirde safvet-i kadîmesin te'kîd garazıyla meşgūl olup, Fransızlar'ın iddiʿâ etdikleri safvet ü tehâbb, nakş-ber-âb ve hıyânetleri mücerreb-i uli'l-elbâb olduğu müsellem ise dahi, müttefiklerin daʿvây-ı ittifâkdan birer garaz-ı fâsidleri olup, rûz u şeb tahsîl-i merâmlarına mükibb ve zuhûr-ı fursata müterakkıb ve bâ-husûs Rûsiyyelü yevmen-fe-yevmen tekâlîf-i şâkkadan hâlî olmayup, Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsını celb ü ifsâddan ve ticâret deyerek mekâsib-i devleti nefislerine hasr ile envâʿ-ı mazarrat ihdâsından münfekk olmadıklarından gayri, Devlet-i ʿaliyye'yi teneffüsden menʿ ve her tarafdan işgāl kasdıyla bi't-tedrîc Tiflîs Eyâleti'ni istihlâs etdikden sonra, diyâr-ı ʿAcem'e\nel uzadup, hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tekarrüb ve itâle-i pây-ı tecâvüze teʾehhüb eylediklerinden başka, Fâş kazıyyesini îrâd ile evliyây-ı devleti dil-hırâş eylediler. Devlet-i ʿaliyye'ye İmperatorluk tasdîkından cüzʾî ve küllî bir zarar ʿâyid olmayup, mücerred Rûsiyyelü'ye mümâşât içün Françelü ile vukūʿu melhûz olan mehlekeyi ihtiyâr [V 151a] eylediğine bedel, kavm-i mezkûrun baʿzı tekâlîfi taʿdîl olunmak hayr-hâhân-ı [Ü4 295a] Saltanat taraflarından sevk olunduğundan fazla, muhârebe tehakkukunda Rûsiyyelü, Devlet-i ʿaliyye erâzîsinden asker-keş olmayup, hudûd-ı Leh'den Macaristan'a ve andan Fransızlar'ın cemʿiyyet-gâhlarına varmak ve mukaddemâ vukūʿ bulan muhârebelerde tecribe olunduğu vech üzere zahîre ve sâyir matlûbât ile Devlet-i ʿaliyye'yi tasdîʿ etmamek mevâdd-ı mühimmesi Moskov Elçisi'yle muʿâhedeye bedʾ u şurûʿ olunup, bu fevâyidi celb içün iʿmâl-i fikr-i dakīk ve mekāsıd-ı devleti îsâl-i derece-i sübût u tahkīk eylemek husûsları dahi meclis-i mezkûrda tezkîr ve şimdiden tedârükât-ı kaviyyeye mübâşeret ile hıfz-ı sügūr u tuhûm ve tehyiʾe-i esbâb-ı müdâfaʿa-i hasm-ı şûm kılınması, sebt-i cerîde-i reʾy ü tedbîr kılındı. Fransızlar ile vukūʿ bulan muhâvere, müntic-i müşâcere olmak ihtimâlâtı, güzârende-i havâtır-ı erbâb-ı müşâvere olup, kavm-i mezkûr Memâlik-i mahrûse'ye Nemçe memâlikinden tehattî vü tecâvüze mecbûr olmağla, Nemçelü'ye yol vermekden menʿ sûretini tahsîl içün Rûsiyye Elçisi'yle bir meclis inʿikād olunup, bu mâdde-i hakîmâne îmâ olundukda, Nemçelü, Rûsiyye İmperatoru'nun kelâmını her hâlde semʿ-i kabûle makrûn ve üzerine âharı tercîh etmeyecekleri bir emr-i gayr-i maznûn olup, sevk-ı kazâ vü kader ile bâb-ı muhârebe meftûh olduğu takdîrde, Fransızlar'a Nemçe memleketinden yol verilmeyeceği ve İtalya'da olan Fransız askerinin dahi Memâlik-i mahrûse'ye tesallutlarını defʿ içün Malta'da mevcûd İngilüz donanmasından [V 151b] ʿala-kadri'l-kifâye [Ü4 295b] sefâyin ifrâz u taʿyîn etdirmek kazıyyesini sûret-i teʿahhüdde beyân ve bu keyfiyyeti devletine tahrîr eyleyeceğini âverde-i zebân eyledi.",
          "caption": "Vukūʿ-ı mükâleme be-Sefîr-i Françe ve inʿikād-ı mecâlis ve hulâsa-i ârâ’-i erbâb-ı şûrâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_938.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı mükâleme be-Sefîr-i Françe ve inʿikād-ı mecâlis ve hulâsa-i ârâ’-i erbâb-ı şûrâ",
          "text": "Fransa memleketinde cumhûrluk sûretini ikāme ile Avrupa memâlikini harâb-kerde-i seylâb-ı fiten ve niçe hurûb u meʿârike iktihâm ile sebeb-i ıztırâb u mihen olan Bonaparta'nın cemîʿ tavr u hareketi refte refte eczây-ı vekāyiʿa derc ü imlâ ve tertîb ettiği kazâyânın mukaddimâtı kinâyeten [V 148b] ve sarâhaten işâret ü îmâ olunmuşidi. Fransa'da ʿale't-tedrîc [Ü4 292b] kesb ü tervîc eylediği metâʿ-ı teʿayyün ü iştihârın bir kâr-hâne-i kaviyyü'l-mebnâya müstenid olmasını irtifâʿ-ı câh ve istibkāy-ı vücûduna ʿillet-i akvâyı farz u tahmîn ve derûn-ı habâset-meşhûnunda müstetir olan matlab-ı vâlâsını şu vechile îzâh u tebyîn eyledi ki, Devlet-i Fransa asker ve cihât-ı sâyire ile ittisâʿ kabûl eylediğine binâ'en, fîmâ-baʿd cumhûrluk sûretiyle idâresi saʿb u ʿasîr ve İmperatorluk ʿunvânıyla idâre olunması mûcib-i âsâyiş-i sagîr u kebîr olup, zâtında bu imtiyâzın tahsîline istihkāk u liyâkat maʿlûm ve âharda bu makām-ı bülende istîhâl maʿdûm olduğunu bi't-tecribe vefâdâr ve tarafına küllî incizâb u temâyül ile terakkī-yi câh u iʿtibâra heveskâr olan eşhâsa işʿâr edüp, kelâm-ı maʿkūle şebîh olan mugālatası o makūle erbâb-ı hevânın tıbâʿ-ı sakīmelerine tevâfuk edüp, fi'l-hâl bu kazıyyeyi behâyim-sıfatân-ı memleketin zurûf-ı sâmiʿalarına ilkā ve anlar dahi kemâl-i hâhişle bu pend-i magşûşu ısgā eyleyüp, kuvvetden fi'le îsâl olunması bâbında ittifâk u ittihâd ve bu keyfiyyeti etrâf u eknâfa işâʿa ile tasdîk-nâmeler vürûdunu ehass-ı matlab u murâd eylediler. Prusyalı ʿan-asl düvel-i gālibeye mâyil ve sulhu cenge tercîh ile defʿ-i gavâyil kaydında olmağla, ednâ şey' içün endîşe etmek ve münâzaʿât-ı lafzıyye ile teşvîşe düşmek hılâf-ı mizâcları olup, bu bâbda dahi muhâlefetden iʿrâz ve Bonaparta'nın iddiʿâsını te'yîde intihâz ile [V 149a] İmperatorluğu tasdîk ve cümleye müsâbekatı maslahatına tevfîk eyledi. [Ü4 293a] Bundan sonra imtidâd-ı hengâme-i harb ile makhûru ve mağlûbiyyet-i mutlaka ile zebûn u mecbûru olan Nemçe İmperatoru, İmperatorluk hânedânına muhtass u mahsûr olmak\nve Avusturya İmperatorluğu'yla fîmâ-baʿd nâmdâr u müsemmâ olmak mukābelesinde Bonaparta'nın İmperatorluğu'nu tasdîk u ikrâr edüp, düvel-i sagîre bunlara nisbetle lâ-şey' kabîlinden olduğuna binâʾen, ednâ işâretle bu teklîfe ser-fürû-bürde-i tavʿ u inkıyâd ve fikdân-ı esbâb-ı temânüʿ ile pâ-keşîde-i dâyire-i muhâlefet ü ʿinâd oldular ise dahi, bu kâr-ı düşvâr, düvel-i şedîdü'ş-şekîmenin tasdîk u iʿtirâfıyla hayyiz-resân-ı istikrâr olacağını Bonaparta cezm ü tahkīk edüp, bâlâda işâret olunduğu vech üzere Devlet-i ʿaliyye'ye ʿarz-ı mâ-cerâ ve İmperatorluk tasdîkını istidʿâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından mahzûziyyet-i suveriyye telmîh olunarak, Rûsiyye ve İngilizlü te'yîd-i müddeʿâ eyledikleri hâlde, mümâşâtda rıhv u taksîr izhâr olunmayacağı beyân u tahrîr olunmuşidi. Françelü bu bâbda emâre-i redd ü taʿlîl muʿâyenesiyle mekāsıd-ı fâsidelerini icrâya teşmîr-i dâmen-i ihtimâm ve Âsitâne-i ʿaliyye'de mukīm olan elçilerine taʿlîm-i suver-i ısrâr u ibrâm eylediklerine binâʾen, elçi-yi mesfûr birkaç meclis Reʾîsülküttâb Efendi ile mülâkāt ve bu husûsa mebnî miyânede güzerân olan ebhâs u muʿârazât, resîde-i hayyiz-i tenâhî vü gāyât olup, şöyle ki, havâtır-ı ekâbirde cevelân eden kâffe-i mebâhis, Reîs Efendi tarafından merreten baʿde-uhrâ [V 149b] mecâlis-i mezkûrede bast u tafsîl ve hasmın îrâd etdiği es'ile-i [Ü4 293b] saʿbenin nakz u tevhîni zımnında ikāme-i hüccet ü delîl kılınup, kabûl-i kelâm-ı maʿkūlda gışâve-i gurûr u mükâbere, elçi-yi mesfûra hâyil ve maʿâzîr-i Devlet-i ʿaliyye'yi ʿadem-i istimâʿ ile şiddet ü hiddeti derece-i gāyete mütevâsıl olup, bilâhare müttefikler ile bilâ-muhâbere otuz üç güne dek Devlet-i ʿaliyye bi'l-infirâd İmperatorluk mâddesini tasdîk etmediği takdîrde, Françe'ye ʿavdet edeceğini elçi-yi mersûm telmîh ve miyânede münʿakıd olan râbıta-i silm ü musâfât münfesih olacağını tasrîh eyledi. Müttefikler ise Bonaparta'nın el-hâletü hâzihî vazʿ u hareketinden münfaʿil ü müteneffir iken, İmperatorluk şânını dehâlet-i haseb ve redâʾet-i neseb ile bilâ-istihkāk kesb etmekden izhâr-ı teʾessür ü işmi'zâz ve ısrâr şâyibeleri ihsâs olunduğu takdîrde, müceddeden maʿreke-perdâz olacağları bâbında metânet ü sebât ibrâz eylediklerinden gayri, Devlet-i ʿaliyye'ye emr-i tasdîkde olan mehâzîri tafsîl ü itnâb ve meyl ü mümâşâtda fesh-ı ittifâk hâletleri zuhûruyla musâlaha, mükâfeha îcâb edeceğini zımnen işrâb edüp, Bonaparta dahi İmperatorluk sevdâsıyla ser-mest-i câm-ı gurûr olup, kavlen ve fiʿlen mağlûbu olan devletlerden imtiyâzı ihrâz hasebiyle dâʿiyye-i şevkı müteʾekkid ve matlabını tahsîl ve şânını tekmîl bâbında mücidd ve gayr-i mütereddid olup, şöyle ki, sâyir devletleri\nmuʿterif edemediği hâlde, daʿvâsını te'yîde sarf-ı makdûr ve hılâfında [V 150a] olanlar ile ceng kapuların açmağa tavtîn-i nefs eylediği zâhir ve gayr-i mestûr olduğundan, Devlet-i ʿaliyye ne mesleğe sülûk edeceğinde [Ü4 294a] muztarib ve kangı tarafa meyl eylese, ahad-i ferîkayn ile âteş-i ceng mültehib olacağını cezm eylediğine binâ'en, bu hatb-ı müşkil içün tekrâr huzûr-ı Sadru's-sudûr'da erbâb-ı şûrâ ile ʿakd-i meclis olunup, herkes re'y ü tedbîrini tasvîr ve birer sened ile müddeʿâlarını tenvîr ve encâm-ı kâr İngilüzlü, Françelü ile el-yevm muhârib bulunup, Rûsiyyelü dahi İmperatorluk kazıyyesini tasdîkden ibâ ve lede'l-iktizâ Fransızlar ile cenge müheyyâ olduklarını tefevvüh eylediklerinden, berren ve bahran zarar-ı ʿâcile kudret-yâb olan iki devlet ile münâzaʿadan ise Fransızlar'ı kelâm-ı leyyin ile me'yûs etmamek mesleğine zehâb u teveccüh, re'y-i savâb olduğunu huzzâr-ı meclis tefevvüh eylediler. Şöyle ki, Devlet-i ʿaliyye İmperatorluk tasdîkından iʿrâz u izrâb üzere olmayup, bu maslahatı umûr-ı mülkiyyesine tatbîk zımnında te'ennî tarîkını ihtiyâr ve muʿârız bulunan devletleri te'lîf ve ıslâh-ı zâtü'l-beyne tevassut ile def-i kīl u kāl fikrinde olduğunu ifade eder bir kıtʿa takrîr Françe Elçisi'ne verilüp, ahz u irsâlinde ruʿûnet izhâr ve memleketine ʿazîmet içün kemâ-kân ilhâh u ısrâr eylediği hâlde, “Seg-be-sahrâ” kavliyle ʿamel ve hudûda dek maʿiyyetine âdem terfîk olunup, verây-ı perde-i takdîrden zuhûr edecek şu'ûnât-ı gaybiyyeye hulâsa-i ârâ'-i erbâb-ı ʿakd ü hall olup, bu tedbîr-i dil-pezîr Françe Elçisi'ne ifâde olundukda, huşûneti, sühûlete ve metâneti, [V 150b] rehâvete mübeddel olup, takrîr-i mezkûru kabûl ve devletine baʿs ü îsâlini emr-i maʿkūl [Ü4 294b] gördüğünden fazla, bu tafsîlât Paris'de mukīm Devlet-i ʿaliyye Elçisi Hâlet Efendi'ye dahi tahrîr ve takrîrin bir sûreti tarafına tesyîr olundu. Müttefikler Devlet-i ʿaliyye'yi Fransızlar ile mü'âlefeden dâyimâ katʿ-ı esbâb istihzârından hâlî olmadıkları gibi, Françelü dahi Devlet-i ʿaliyye'yi tergībât-ı musannaʿa ile müttefiklerden tebrîd ve ittifâk-ı münferide ile zâhirde safvet-i kadîmesin te'kîd garazıyla meşgūl olup, Fransızlar'ın iddiʿâ etdikleri safvet ü tehâbb, nakş-ber-âb ve hıyânetleri mücerreb-i uli'l-elbâb olduğu müsellem ise dahi, müttefiklerin daʿvây-ı ittifâkdan birer garaz-ı fâsidleri olup, rûz u şeb tahsîl-i merâmlarına mükibb ve zuhûr-ı fursata müterakkıb ve bâ-husûs Rûsiyyelü yevmen-fe-yevmen tekâlîf-i şâkkadan hâlî olmayup, Devlet-i ʿaliyye reʿâyâsını celb ü ifsâddan ve ticâret deyerek mekâsib-i devleti nefislerine hasr ile envâʿ-ı mazarrat ihdâsından münfekk olmadıklarından gayri, Devlet-i ʿaliyye'yi teneffüsden menʿ ve her tarafdan işgāl kasdıyla bi't-tedrîc Tiflîs Eyâleti'ni istihlâs etdikden sonra, diyâr-ı ʿAcem'e\nel uzadup, hudûd-ı Devlet-i ʿaliyye'ye tekarrüb ve itâle-i pây-ı tecâvüze teʾehhüb eylediklerinden başka, Fâş kazıyyesini îrâd ile evliyây-ı devleti dil-hırâş eylediler. Devlet-i ʿaliyye'ye İmperatorluk tasdîkından cüzʾî ve küllî bir zarar ʿâyid olmayup, mücerred Rûsiyyelü'ye mümâşât içün Françelü ile vukūʿu melhûz olan mehlekeyi ihtiyâr [V 151a] eylediğine bedel, kavm-i mezkûrun baʿzı tekâlîfi taʿdîl olunmak hayr-hâhân-ı [Ü4 295a] Saltanat taraflarından sevk olunduğundan fazla, muhârebe tehakkukunda Rûsiyyelü, Devlet-i ʿaliyye erâzîsinden asker-keş olmayup, hudûd-ı Leh'den Macaristan'a ve andan Fransızlar'ın cemʿiyyet-gâhlarına varmak ve mukaddemâ vukūʿ bulan muhârebelerde tecribe olunduğu vech üzere zahîre ve sâyir matlûbât ile Devlet-i ʿaliyye'yi tasdîʿ etmamek mevâdd-ı mühimmesi Moskov Elçisi'yle muʿâhedeye bedʾ u şurûʿ olunup, bu fevâyidi celb içün iʿmâl-i fikr-i dakīk ve mekāsıd-ı devleti îsâl-i derece-i sübût u tahkīk eylemek husûsları dahi meclis-i mezkûrda tezkîr ve şimdiden tedârükât-ı kaviyyeye mübâşeret ile hıfz-ı sügūr u tuhûm ve tehyiʾe-i esbâb-ı müdâfaʿa-i hasm-ı şûm kılınması, sebt-i cerîde-i reʾy ü tedbîr kılındı. Fransızlar ile vukūʿ bulan muhâvere, müntic-i müşâcere olmak ihtimâlâtı, güzârende-i havâtır-ı erbâb-ı müşâvere olup, kavm-i mezkûr Memâlik-i mahrûse'ye Nemçe memâlikinden tehattî vü tecâvüze mecbûr olmağla, Nemçelü'ye yol vermekden menʿ sûretini tahsîl içün Rûsiyye Elçisi'yle bir meclis inʿikād olunup, bu mâdde-i hakîmâne îmâ olundukda, Nemçelü, Rûsiyye İmperatoru'nun kelâmını her hâlde semʿ-i kabûle makrûn ve üzerine âharı tercîh etmeyecekleri bir emr-i gayr-i maznûn olup, sevk-ı kazâ vü kader ile bâb-ı muhârebe meftûh olduğu takdîrde, Fransızlar'a Nemçe memleketinden yol verilmeyeceği ve İtalya'da olan Fransız askerinin dahi Memâlik-i mahrûse'ye tesallutlarını defʿ içün Malta'da mevcûd İngilüz donanmasından [V 151b] ʿala-kadri'l-kifâye [Ü4 295b] sefâyin ifrâz u taʿyîn etdirmek kazıyyesini sûret-i teʿahhüdde beyân ve bu keyfiyyeti devletine tahrîr eyleyeceğini âverde-i zebân eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rütbe-i Vezâret'le kadri ʿâlî ve Eyâlet-i Mısır'a Vâlî olan Hurşîd Paşa'nın matlaʿ-ı Vezâret'inden bu âna gelince tavr u hareketi makbûl-i erbâb-ı ʿukūl ve reʾy ü tedbîri hâric ez-hadd-i meʾmûl olup, tegallüb-i zümre-i ümerâ ve tesallut-ı gürûh-ı ehl-i cevr ü hevâ ile baʿde'l-feth Mısır'a târî olan fesâd u ihtilâlin indifâʿını rûz u şeb gāyet-i bağyet ü matlab\neyleyerek, tavâyif-i askerîyi hükmüne râm ve memâlîk ü ʿabîdi Mısır'dan ihrâc ve Saʿîd'e tard ile izhâr-ı kuvve-i Saltanat-ı ebed-kıyâm eylediğinden başka, şiddet-i hırs u tamaʿ ile ifnây-ı defâyin ü hazâyin eden Arnabud askerini taʿdîl ve aylık nâmıyla matlûbları olan mebâliğ-i kesîreyi bir hadd-i gayr-i müfrita rabt ve edâ ile cümûʿ-ı zâyidelerin taklîl eylediğinden başka, cânib-i Hicâz'a Şâm tarafından küllî asker ile Cidde Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa ve Emîr-i Rekb-i Şâmî olan Vezîr İbrâhîm Paşa'nın me'mûriyyetleri mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye tarafından müşârun ileyhe ifâde ve Mısır cânibinden dahi Yenbûʿ İskelesi'ni zabt içün münâsib bir Başbûğ nasb olunması irâde olunduğuna binâ'en, beş-altı yüz nefer ile bâlâda zikr olunduğu vech üzere Mîrâhûr'una Mîr-i mîrânlık tevcîh edüp, o tarafa tesyîr eylediğini Şerîf-i Mekke cenâblarına tahrîr u işâret ve bu keyfiyyet Şerîf-i müşârun ileyhe bâʿis-i kuvvet [Ü4 296a] olup, Yenbûʿ İskelesi'ne sevk-ı ecnâd ve iskele-i mezbûreyi zabt ile [V 152a] o havâlîde kâyin eclâf-ı Aʿrâb'ı tard u ibʿâd eylediğinin ikinci günü asâkir-i Mısrıyye dahi Yenbûʿa vâsıl ve bu sebeble bukʿateyn-i mübâreketeyn halkına tuma'nînet-i kalb hâsıl olduğundan gayri, ümerânın bundan akdem havâlî-yi Mısır'da geşt ü güzârları hasebiyle Saʿîd tarafı hâlî kalup, Haremeyn tarafında zehâyirin kılletini beyʿ u şirâ ile intilâf edenlerin baʿzısı istihbâr ile mevcûd olan zehâyiri ber-vech-i tedrîc Kusayr İskelesi'ne nakl ve andan Yenbûʿa îsâl ve âsumân-ı muʿtedile ile ehâlî-yi Haremeyn'e beyʿ ve sebeb-i indifâʿ-ı kaht u imhâl oldukları keyfiyyetini müşârun ileyh tahkīk u îkān ve ol dahi irsâl-i zehâyirde kusûr etmeyeceğini zikr u beyân eylediğinden başka, Saʿîd tarafında mukîm olan bugāt-ı ümerânın bîh-ı cemʿiyyetlerini bi'l-külliyye katʿ ve vücûd-ı habâset-âlûdlarını kutr-ı Mısır'dan izâle vü refʿ mekāsıdıyla mukaddemâ berren ve bahran tertîb etdiği asâkirden başka, Ser-çeşme Mehmed ʿAlî'yi dahi verâlarından işbu Recebü'l-ferd evâsıtında vâfir asker ile taʿyîn eylediği, hulâsa-i mefâhîm-i tahrîrâtından müstebân olup, şimdiye dek müşârun ileyh tarafından levha-tırâz-ı sünûh olan hidemât-ı pesendîde muvâfık-ı hüsn-i rızâ ve bu sebeble hakkında teveccüh-i evliyây-ı niʿamâ, resîde-i hayyiz-i intihâ olup, fîmâ-baʿd gerek ahvâl-i Mısrıyye'nin kemâ-yenbagī tanzîmine ve gerek Hicâz cânibine lâzım gelan iʿânetin\nistikmâline saʿy-i evfâ etmek irâde-i kātıʿası bu defʿa dahi Sadr-ı sütûde-ârâ tarafından [Ü4 296b] savb-ı müşârun ileyhe tahrîr u inhâ olundu.",
          "caption": "Zikr-i ikdâm u himmet-i Vâlî-yi Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_939.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Zikr-i ikdâm u himmet-i Vâlî-yi Mısır",
          "text": "Rütbe-i Vezâret'le kadri ʿâlî ve Eyâlet-i Mısır'a Vâlî olan Hurşîd Paşa'nın matlaʿ-ı Vezâret'inden bu âna gelince tavr u hareketi makbûl-i erbâb-ı ʿukūl ve reʾy ü tedbîri hâric ez-hadd-i meʾmûl olup, tegallüb-i zümre-i ümerâ ve tesallut-ı gürûh-ı ehl-i cevr ü hevâ ile baʿde'l-feth Mısır'a târî olan fesâd u ihtilâlin indifâʿını rûz u şeb gāyet-i bağyet ü matlab\neyleyerek, tavâyif-i askerîyi hükmüne râm ve memâlîk ü ʿabîdi Mısır'dan ihrâc ve Saʿîd'e tard ile izhâr-ı kuvve-i Saltanat-ı ebed-kıyâm eylediğinden başka, şiddet-i hırs u tamaʿ ile ifnây-ı defâyin ü hazâyin eden Arnabud askerini taʿdîl ve aylık nâmıyla matlûbları olan mebâliğ-i kesîreyi bir hadd-i gayr-i müfrita rabt ve edâ ile cümûʿ-ı zâyidelerin taklîl eylediğinden başka, cânib-i Hicâz'a Şâm tarafından küllî asker ile Cidde Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa ve Emîr-i Rekb-i Şâmî olan Vezîr İbrâhîm Paşa'nın me'mûriyyetleri mukaddemâ Devlet-i ʿaliyye tarafından müşârun ileyhe ifâde ve Mısır cânibinden dahi Yenbûʿ İskelesi'ni zabt içün münâsib bir Başbûğ nasb olunması irâde olunduğuna binâ'en, beş-altı yüz nefer ile bâlâda zikr olunduğu vech üzere Mîrâhûr'una Mîr-i mîrânlık tevcîh edüp, o tarafa tesyîr eylediğini Şerîf-i Mekke cenâblarına tahrîr u işâret ve bu keyfiyyet Şerîf-i müşârun ileyhe bâʿis-i kuvvet [Ü4 296a] olup, Yenbûʿ İskelesi'ne sevk-ı ecnâd ve iskele-i mezbûreyi zabt ile [V 152a] o havâlîde kâyin eclâf-ı Aʿrâb'ı tard u ibʿâd eylediğinin ikinci günü asâkir-i Mısrıyye dahi Yenbûʿa vâsıl ve bu sebeble bukʿateyn-i mübâreketeyn halkına tuma'nînet-i kalb hâsıl olduğundan gayri, ümerânın bundan akdem havâlî-yi Mısır'da geşt ü güzârları hasebiyle Saʿîd tarafı hâlî kalup, Haremeyn tarafında zehâyirin kılletini beyʿ u şirâ ile intilâf edenlerin baʿzısı istihbâr ile mevcûd olan zehâyiri ber-vech-i tedrîc Kusayr İskelesi'ne nakl ve andan Yenbûʿa îsâl ve âsumân-ı muʿtedile ile ehâlî-yi Haremeyn'e beyʿ ve sebeb-i indifâʿ-ı kaht u imhâl oldukları keyfiyyetini müşârun ileyh tahkīk u îkān ve ol dahi irsâl-i zehâyirde kusûr etmeyeceğini zikr u beyân eylediğinden başka, Saʿîd tarafında mukîm olan bugāt-ı ümerânın bîh-ı cemʿiyyetlerini bi'l-külliyye katʿ ve vücûd-ı habâset-âlûdlarını kutr-ı Mısır'dan izâle vü refʿ mekāsıdıyla mukaddemâ berren ve bahran tertîb etdiği asâkirden başka, Ser-çeşme Mehmed ʿAlî'yi dahi verâlarından işbu Recebü'l-ferd evâsıtında vâfir asker ile taʿyîn eylediği, hulâsa-i mefâhîm-i tahrîrâtından müstebân olup, şimdiye dek müşârun ileyh tarafından levha-tırâz-ı sünûh olan hidemât-ı pesendîde muvâfık-ı hüsn-i rızâ ve bu sebeble hakkında teveccüh-i evliyây-ı niʿamâ, resîde-i hayyiz-i intihâ olup, fîmâ-baʿd gerek ahvâl-i Mısrıyye'nin kemâ-yenbagī tanzîmine ve gerek Hicâz cânibine lâzım gelan iʿânetin\nistikmâline saʿy-i evfâ etmek irâde-i kātıʿası bu defʿa dahi Sadr-ı sütûde-ârâ tarafından [Ü4 296b] savb-ı müşârun ileyhe tahrîr u inhâ olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mûmâ ileyhin hâl ü şânı bâlâda ber-vech-i îcâz beyân u ifâde olunmuşidi. Müddet-i medîdeden berü Payas ve o havâlîde mürtekib olduğu şekāvet ü iblâs, maʿlûm-ı kâffe-i nâs olup, âyib ü zâhib ve âyid ü râciʿden bâc nâmıyla keyfe mâ-yaşâ, ahz-ı emvâl ü eşyâ ve ʿale'l-husûs kāfile-i hâcc ʿavdetinde tüvângerlerini nehb ü yağmâ ve zuʿafâsını pâ-zede-i cevr ü cefâ edüp, te'dîbi zımnında üzerine asker taʿyîn olundukça, Payas'a müşrif cebel-i saʿbü's-sülûkda vâkiʿ mekân-ı hasîn ve maʿkıl-ı metînine suʿûd ve esbâb-ı zafer bu vesîle [ile] mesdûd olduğundan, bi'z-zarûre asker âvd u kufûl ve merkūm dahi kemâ-kân kazâya nüzûl ve kârına meşgûl olur idi. Bu hâl ile dimâğında hevây-ı merâtib cây-gîr ve baʿzan devlete mürâcaʿat ile izhâr-ı mâ-fi'z-zamîr edüp, taht-ı râbıtaya duhûlü ihtimâliyle ʿUzeyr Sancağı tarafına tevcîh ve evzâʿ-1 sâbıkasından tevbe ve rucûʿu tenbîh olunmuşidi. Bir müddet gâh tuğyân ve gâh itāʿat sûretiyle nümâyân ve baʿzı zevât sevkiyle Mîr-i mîrân olup, çok geçmeden cibilletinde merkūz olan gadr u cevre mübâşeret ve ebnây-ı sebîli kâyinen-men-kân berhemzede-i mazarrat edüp, hüccâcı istikāmet-i tarîkden inhirâfa ʿillet ve dûr u dirâz yollara ilkā ile mübtelây-ı envâʿ-1 mihnet edüp, bu vazʿ-ı nâ-hemvâr tegallüben nâyil olduğu menâfiʿa muzırr olduğunu mütefekkir ve tecdîd-i îmân ve ʿuhûd ile kâr-fermâyân-ı devleti iğfâl ve hezâr mekr [Ü4 297a] ü âl ile hüccâcı kemâ-kân Payas yolundan imrâra ruhsat istihsâl edüp, geçen sene etdiği fesâd u zarar ve aʿyân-ı hâcc ve sâyirden vechi yok behâneler ile aldığı eşyâ ve nukūd ânifen muharrer u mastûr olup, küllî tedârük ile cezây-ı mâ-yelîkı verilmek musammem iken, bu esnâda hâlik ve girîve-i ʿâlem-i cezâya sâlik olduğu haberini oğlu Mehmed Bey Der-i devlet'e tahrîr edüp, pederi merkūmun teʿayyünât u imtiyâzâtı tarafına tahvîl olunduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye'ye her vechile mutîʿ u münkād olup, pederi isrine iktifâ etmeyeceğini îrâd etmişidi. Hâlik-i mezbûrun bu defʿa hüccâca etdiği ihânet gayretullah zuhûruna ʿillet olup, ne vechile latme-hor-i dest-i kazâ olacağı muntazır-ı erbâb-ı basîret iken, muktezây-ı ser-nüvişti üzere hatfe enfihî helâk ve üftâde-i hufra-i hâk oldu. [Mısra]:\nRakīb olsun ne yüzden ise mevti ko, hemân ölsün merkūmun fevti sebebi ile o havâlînin umûru oğlu Mehmed Bey'e ihâle olunsa, nazm: 'Âkıbet gorg-zâde gorg şeved / Gerçi bâ-âdemî büzürg şeved mefhûmu üzere babasının tavr-ı nâ-hemvârı üzere hareketden ibâ etmeyüp, “el-ʿIrku nezzâʿun” me'âlinden münbaʿis olan vazʿ-ı mevrûs ile ʿamel ve bi'l-muʿâyene pederinden ahz etdiği fesâdât ve kalbinde izmâr etdiği baʿzı muhtereʿâtı icrâya fursat-yâb olup, giderek “Rahimallâhu'n-nebbâşe'l-evvel” kavliyle babasına rahmet okutdıracağı bürhân-ı ʿaklî ile müstedlel olmağla, ser-rişte-i fursat der-dest iken, o tarafın nizâm-ı hâli tedbîr ve tarîk-ı hâcc feth u teshîr olunmak mevsimleri gelüp göründüğüne binâ'en, [Ü4 297b] bu keyfiyyet ya'nî esbâb-ı nizâm Marʿaş Beylerbeyisi Kalender Paşa ve Beylanlı ʿAbdullah Bey ve Adana Mütesellimi Ahmed Bey'den istiʿlâm olunup, tahkīk-ı mâddeye dek hâlik-i mezbûrun oğluna hâb-ı hârgûş verilüp, tasavvurundan me'yûs u nevmîd etmamek tedbîrâtı taraf-ı Sadru's-sudûr'dan ser-zede-i sâha-i zuhûr ve ber-minvâl-i muharrer merkūmlara kavâyim-i ʿaliyye ve Mehmed Bey'e dahi nush u pendi mutazammın mektûb tahrîr olunduğundan başka, pederinin ezmân-ı sâlifeden berü hüccâc ve tüccârdan ve sâyir etrâf ve ebnây-ı sebîlden tavʿan ev kerhen igtisâb eylediği emvâl, bâliğ-i meblağ-ı kemâl ve ʿale'l-husûs bu defʿa hüccâcın kati çok eşyâ ve nukūdun alup, kesret-i muhallefâtı tehakkuk etmekle, hüccâcın magsûb olan emvâli kalîl ü kesîr, nakīr u kıtmîr cümleten istirdâd olunup, bedel-i muhallefât olarak cânib-i mîrîye me'mûl derecesinde hıdmet eylediği takdîrde, Mîr-livâlık ile ʿUzeyr Sancağı tarafına tevcîh olunacağı taraf-ı Sadâret-penâhî'den tahrîr ve ol vechile tebşîr olunmuşidi. Mîr-i merkūm pederinin meclûbâtı olan eşyâ ve nukūd ʿalâ-zuʿmihî hayâtında [mısra]:",
          "caption": "Fevt-i Küçük ʿAli-zâde Halîl Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_940.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Küçük ʿAli-zâde Halîl Paşa",
          "text": "Mûmâ ileyhin hâl ü şânı bâlâda ber-vech-i îcâz beyân u ifâde olunmuşidi. Müddet-i medîdeden berü Payas ve o havâlîde mürtekib olduğu şekāvet ü iblâs, maʿlûm-ı kâffe-i nâs olup, âyib ü zâhib ve âyid ü râciʿden bâc nâmıyla keyfe mâ-yaşâ, ahz-ı emvâl ü eşyâ ve ʿale'l-husûs kāfile-i hâcc ʿavdetinde tüvângerlerini nehb ü yağmâ ve zuʿafâsını pâ-zede-i cevr ü cefâ edüp, te'dîbi zımnında üzerine asker taʿyîn olundukça, Payas'a müşrif cebel-i saʿbü's-sülûkda vâkiʿ mekân-ı hasîn ve maʿkıl-ı metînine suʿûd ve esbâb-ı zafer bu vesîle [ile] mesdûd olduğundan, bi'z-zarûre asker âvd u kufûl ve merkūm dahi kemâ-kân kazâya nüzûl ve kârına meşgûl olur idi. Bu hâl ile dimâğında hevây-ı merâtib cây-gîr ve baʿzan devlete mürâcaʿat ile izhâr-ı mâ-fi'z-zamîr edüp, taht-ı râbıtaya duhûlü ihtimâliyle ʿUzeyr Sancağı tarafına tevcîh ve evzâʿ-1 sâbıkasından tevbe ve rucûʿu tenbîh olunmuşidi. Bir müddet gâh tuğyân ve gâh itāʿat sûretiyle nümâyân ve baʿzı zevât sevkiyle Mîr-i mîrân olup, çok geçmeden cibilletinde merkūz olan gadr u cevre mübâşeret ve ebnây-ı sebîli kâyinen-men-kân berhemzede-i mazarrat edüp, hüccâcı istikāmet-i tarîkden inhirâfa ʿillet ve dûr u dirâz yollara ilkā ile mübtelây-ı envâʿ-1 mihnet edüp, bu vazʿ-ı nâ-hemvâr tegallüben nâyil olduğu menâfiʿa muzırr olduğunu mütefekkir ve tecdîd-i îmân ve ʿuhûd ile kâr-fermâyân-ı devleti iğfâl ve hezâr mekr [Ü4 297a] ü âl ile hüccâcı kemâ-kân Payas yolundan imrâra ruhsat istihsâl edüp, geçen sene etdiği fesâd u zarar ve aʿyân-ı hâcc ve sâyirden vechi yok behâneler ile aldığı eşyâ ve nukūd ânifen muharrer u mastûr olup, küllî tedârük ile cezây-ı mâ-yelîkı verilmek musammem iken, bu esnâda hâlik ve girîve-i ʿâlem-i cezâya sâlik olduğu haberini oğlu Mehmed Bey Der-i devlet'e tahrîr edüp, pederi merkūmun teʿayyünât u imtiyâzâtı tarafına tahvîl olunduğu hâlde, Devlet-i ʿaliyye'ye her vechile mutîʿ u münkād olup, pederi isrine iktifâ etmeyeceğini îrâd etmişidi. Hâlik-i mezbûrun bu defʿa hüccâca etdiği ihânet gayretullah zuhûruna ʿillet olup, ne vechile latme-hor-i dest-i kazâ olacağı muntazır-ı erbâb-ı basîret iken, muktezây-ı ser-nüvişti üzere hatfe enfihî helâk ve üftâde-i hufra-i hâk oldu. [Mısra]:\nRakīb olsun ne yüzden ise mevti ko, hemân ölsün merkūmun fevti sebebi ile o havâlînin umûru oğlu Mehmed Bey'e ihâle olunsa, nazm: 'Âkıbet gorg-zâde gorg şeved / Gerçi bâ-âdemî büzürg şeved mefhûmu üzere babasının tavr-ı nâ-hemvârı üzere hareketden ibâ etmeyüp, “el-ʿIrku nezzâʿun” me'âlinden münbaʿis olan vazʿ-ı mevrûs ile ʿamel ve bi'l-muʿâyene pederinden ahz etdiği fesâdât ve kalbinde izmâr etdiği baʿzı muhtereʿâtı icrâya fursat-yâb olup, giderek “Rahimallâhu'n-nebbâşe'l-evvel” kavliyle babasına rahmet okutdıracağı bürhân-ı ʿaklî ile müstedlel olmağla, ser-rişte-i fursat der-dest iken, o tarafın nizâm-ı hâli tedbîr ve tarîk-ı hâcc feth u teshîr olunmak mevsimleri gelüp göründüğüne binâ'en, [Ü4 297b] bu keyfiyyet ya'nî esbâb-ı nizâm Marʿaş Beylerbeyisi Kalender Paşa ve Beylanlı ʿAbdullah Bey ve Adana Mütesellimi Ahmed Bey'den istiʿlâm olunup, tahkīk-ı mâddeye dek hâlik-i mezbûrun oğluna hâb-ı hârgûş verilüp, tasavvurundan me'yûs u nevmîd etmamek tedbîrâtı taraf-ı Sadru's-sudûr'dan ser-zede-i sâha-i zuhûr ve ber-minvâl-i muharrer merkūmlara kavâyim-i ʿaliyye ve Mehmed Bey'e dahi nush u pendi mutazammın mektûb tahrîr olunduğundan başka, pederinin ezmân-ı sâlifeden berü hüccâc ve tüccârdan ve sâyir etrâf ve ebnây-ı sebîlden tavʿan ev kerhen igtisâb eylediği emvâl, bâliğ-i meblağ-ı kemâl ve ʿale'l-husûs bu defʿa hüccâcın kati çok eşyâ ve nukūdun alup, kesret-i muhallefâtı tehakkuk etmekle, hüccâcın magsûb olan emvâli kalîl ü kesîr, nakīr u kıtmîr cümleten istirdâd olunup, bedel-i muhallefât olarak cânib-i mîrîye me'mûl derecesinde hıdmet eylediği takdîrde, Mîr-livâlık ile ʿUzeyr Sancağı tarafına tevcîh olunacağı taraf-ı Sadâret-penâhî'den tahrîr ve ol vechile tebşîr olunmuşidi. Mîr-i merkūm pederinin meclûbâtı olan eşyâ ve nukūd ʿalâ-zuʿmihî hayâtında [mısra]:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "baʿzı meberrâta sarf ile tahsîl-i zâd-ı yevm-i mevʿûd kılınup, el-yevm tarîf u telîd bir şey' terk etmeyüp, baʿzı ʿaşâyir ve nâs zimmetlerinde alacağı olmağla, Mübâşir taʿyîni ile cemʿ u tahsîl olunduğu takdîrde, bir mikdârı mîrîye ve bâkīsi tarafına verilmesini istidʿâ ve aʿyân-ı hâcc ve sâyirden bu defʿa alınan emvâlin baʿzısı pederi hayâtında müstehlik olup, bâkīsini redd ü edâ edeceğini [Ü4 298a] inhâ etmişidi. Mezbûrun iltimâsı üzere tahsîl-i zimem içün fermân ile Mübâşir taʿyîninde mahzûr tasavvur olunmayup, emvâl-i hüccâc istihlâsıyla şâyed bir mikdâr bedel-i muhallefât husûlü dahi mümkin olacağı mülâhazâtı mutâlaʿât-ı erbâb-ı ʿukūla tevâfuk etmekle, binâ-berîn o tarafların nizâmı ve Küçük ʿAli-oğlu fürûʿâtının bi'l-külliyye inʿidâmı vâbeste-i kayd-ı ʿazîm olduğu hâlde, baʿzı temhîdât ve tehdîdât ile o havâlî umûru ʿuhdesine tefvîz olunup, pederi merkezine vusûl emedd-i medîde muhtâc olmağla, “Mine'l-ʿamûdi ile'l-ʿamûdi ferecün” iktizâsıyla, anın dahi vaktiyle çâresi görülmek karâr-gîr-i re'y-i Âsafî olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik bir tarafdan mûmâ ileyhim taraflarına irsâl olunan emrnâmelerin ecvibesine intizâr ve bir tarafdan merkūmun recâ-mend olduğu zimem fermânı Mübâşir ile o tarafa tesyâr olunup, bundan sonra keyfiyyet ne vechile sûret-pezîr olursa, muktezây-ı hâl ü şân üzere hareket, savâb-dîd-i evliyây-ı devlet oldu.",
          "caption": "Ke-münfikati'l-eytâmi min-keddi fercihâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_941.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Ke-münfikati'l-eytâmi min-keddi fercihâ",
          "text": "baʿzı meberrâta sarf ile tahsîl-i zâd-ı yevm-i mevʿûd kılınup, el-yevm tarîf u telîd bir şey' terk etmeyüp, baʿzı ʿaşâyir ve nâs zimmetlerinde alacağı olmağla, Mübâşir taʿyîni ile cemʿ u tahsîl olunduğu takdîrde, bir mikdârı mîrîye ve bâkīsi tarafına verilmesini istidʿâ ve aʿyân-ı hâcc ve sâyirden bu defʿa alınan emvâlin baʿzısı pederi hayâtında müstehlik olup, bâkīsini redd ü edâ edeceğini [Ü4 298a] inhâ etmişidi. Mezbûrun iltimâsı üzere tahsîl-i zimem içün fermân ile Mübâşir taʿyîninde mahzûr tasavvur olunmayup, emvâl-i hüccâc istihlâsıyla şâyed bir mikdâr bedel-i muhallefât husûlü dahi mümkin olacağı mülâhazâtı mutâlaʿât-ı erbâb-ı ʿukūla tevâfuk etmekle, binâ-berîn o tarafların nizâmı ve Küçük ʿAli-oğlu fürûʿâtının bi'l-külliyye inʿidâmı vâbeste-i kayd-ı ʿazîm olduğu hâlde, baʿzı temhîdât ve tehdîdât ile o havâlî umûru ʿuhdesine tefvîz olunup, pederi merkezine vusûl emedd-i medîde muhtâc olmağla, “Mine'l-ʿamûdi ile'l-ʿamûdi ferecün” iktizâsıyla, anın dahi vaktiyle çâresi görülmek karâr-gîr-i re'y-i Âsafî olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik bir tarafdan mûmâ ileyhim taraflarına irsâl olunan emrnâmelerin ecvibesine intizâr ve bir tarafdan merkūmun recâ-mend olduğu zimem fermânı Mübâşir ile o tarafa tesyâr olunup, bundan sonra keyfiyyet ne vechile sûret-pezîr olursa, muktezây-ı hâl ü şân üzere hareket, savâb-dîd-i evliyây-ı devlet oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Kāhire-i Mısır'ın vâridâtını cemʿ u taksîm ve dahl ü harcını taʿdîl ü tanzîm [V 152b] içün bir Defterdâr nasbı mukaddemâ tasmîm olunup, baʿde'l-feth Şerîf Paşa ve baʿdehû Recâ'î Efendi bu hıdmete me'mûr ve mûmâ ileyhimânın çi-gûnegî-yi hâlleri mukaddemâ keşîde-i silk-i sutûr kılınmışidi. Vukūʿ bulan ihtilâl hasebiyle bu âna dek o hidmet-i lâzimeye bir\nkimse tahsîs olunmayup, Mısır'ın vâridâtı eyâdî-yi bîgâneye giriftâr ve hân-ı yağmâ gibi gürûh-ı mütegallibîne lokma-i şîrîn-güvâr olup, bu esnâda [Ü4 298b] fazl-ı hazret-i Bârî ve teveccüh-i cenâb-ı Tâc-dâri'yle sınıf-ı ümerâ seyf-i siyâset ile makhûr ve fırka-i Arnabud cihet-i iʿtidâle tenzîl ile nizâm-ı memleket meysûr ve bu sebeble Mısır Defterdârlığı'nın efrâd-ı müteşahhısadan birine tefvîzi min-ehemmi'l-umûr olup, bundan akdem Süveys Gümrükcülüğü takrîbi ile âşinây-ı ahvâl ve kendüden hidemât-ı nâfiʿa husûlü me'mûl-i erbâb-ı ʿizz ü ikbâl olan Ahmed Efendi, mansıb-ı mezkûrun husûliyçün dest-bâz-ı temennî vü niyâz olup, hakkında mekârim-i Şâhâne zâhir ü bedîd ve işbu Şaʿbânu'l-muʿazzam evâyilinde Mısr-ı Kāhire Defterdârlığı'yla kühen-tırâz-ı kumâş-ı câh u iʿtibârı ceyyid ü cedîd oldu.",
          "caption": "Nasb-ı Defterdâr-ı Mısır",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_942.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Defterdâr-ı Mısır",
          "text": "Kāhire-i Mısır'ın vâridâtını cemʿ u taksîm ve dahl ü harcını taʿdîl ü tanzîm [V 152b] içün bir Defterdâr nasbı mukaddemâ tasmîm olunup, baʿde'l-feth Şerîf Paşa ve baʿdehû Recâ'î Efendi bu hıdmete me'mûr ve mûmâ ileyhimânın çi-gûnegî-yi hâlleri mukaddemâ keşîde-i silk-i sutûr kılınmışidi. Vukūʿ bulan ihtilâl hasebiyle bu âna dek o hidmet-i lâzimeye bir\nkimse tahsîs olunmayup, Mısır'ın vâridâtı eyâdî-yi bîgâneye giriftâr ve hân-ı yağmâ gibi gürûh-ı mütegallibîne lokma-i şîrîn-güvâr olup, bu esnâda [Ü4 298b] fazl-ı hazret-i Bârî ve teveccüh-i cenâb-ı Tâc-dâri'yle sınıf-ı ümerâ seyf-i siyâset ile makhûr ve fırka-i Arnabud cihet-i iʿtidâle tenzîl ile nizâm-ı memleket meysûr ve bu sebeble Mısır Defterdârlığı'nın efrâd-ı müteşahhısadan birine tefvîzi min-ehemmi'l-umûr olup, bundan akdem Süveys Gümrükcülüğü takrîbi ile âşinây-ı ahvâl ve kendüden hidemât-ı nâfiʿa husûlü me'mûl-i erbâb-ı ʿizz ü ikbâl olan Ahmed Efendi, mansıb-ı mezkûrun husûliyçün dest-bâz-ı temennî vü niyâz olup, hakkında mekârim-i Şâhâne zâhir ü bedîd ve işbu Şaʿbânu'l-muʿazzam evâyilinde Mısr-ı Kāhire Defterdârlığı'yla kühen-tırâz-ı kumâş-ı câh u iʿtibârı ceyyid ü cedîd oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Rûsiyyelü der-dest olan ʿahid-nâme şurûtuna teşebbüs ile Vidin serhaddinde konsolos nasbını istidʿâ ve bu husûsu dostâne inhâ etmiş idi. Fi'l-asl konsolos nasbı emr-i ticâret ü mekâsibe mebnî olup, Vidin mahall-i dâd u sited ve mevzıʿ-ı ahz u redd olmadığından gayri, ehâlî-yi serhadd bu makūle muhdesât ile gayr-i me'nûs ve konsolos ikāmesi kasd olundukda, dostluğa münâfî bir hâlet tekevvünü mahsûs olup: “Devleteyn-i müttefikayn yek-dîgerin umûr-ı mahsûse [V 153a] ve mevcûdesinde fâyide vü zararı mülâhaza ve ʿâdât u rüsûm-ı mülkiyyesini muhâfaza vâcib ve bu istidʿâdan keff-i yed münâsibdir” deyerek Re'îsülküttâb Efendi tarafından katʿî cevab verildikde, Rûsiyyelü tarafından baʿzı maglata îrâd olunduysa dahi, bast olunan ecvibe-i müberhene kalb-i sengînlerini ilâne ve bu daʿvâdan dest-şûy-ı [Ü4 299a] ferâğ olduklarını izhâr u ibâne eylediler.\nNemçe İmperatoru bâlâda beyân olunduğu vech üzere Nemçe İmperatorluğu'nu hânedânına tahsîs u takrîb ve izâfeten Avusturya İmperatorluğu'yla dahi telkīb olunmak üzere Bonaparta'nın İmperatorluğu'nu kabûl etmekle, mâddeteyn-i mezkûreteyn, yaʿnî Nemçe İmperatoru'nun ʿivaz u mukābele sûretinde ihrâz etdiği mekāsıd, Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi tasdîk olunmak husûsu Nemçe Elçisi tarafından meclis-i mükâlemede beyân olunmuşidi. Zikr olunan keyfiyyet Bonaparta'nın İmperatorluk Rütbesi'nden neş'et ve Bonaparta'nın henûz İmperatorluğu Devlet-i ʿaliyye tarafından tasdîk olunmayup, umûr-ı dâhiliyyesine tatbîk ile kabûl mevʿûd olmağla, hîn-i tasdîkde Nemçe İmperatoru'nun dahi bu imtiyâzı tahkīk olunacağı Re'îsülküttâb Efendi tarafından ifâde vü taʿlîk ve Nemçe Elçisi dahi bu kavli karîn-i semʿ-i rızâ ve Devlet-i ʿaliyye'non vaʿd-i meşrûtunu devletine inhâ eyledi.",
          "caption": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_943.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Baʿzı vekāyiʿ",
          "text": "Rûsiyyelü der-dest olan ʿahid-nâme şurûtuna teşebbüs ile Vidin serhaddinde konsolos nasbını istidʿâ ve bu husûsu dostâne inhâ etmiş idi. Fi'l-asl konsolos nasbı emr-i ticâret ü mekâsibe mebnî olup, Vidin mahall-i dâd u sited ve mevzıʿ-ı ahz u redd olmadığından gayri, ehâlî-yi serhadd bu makūle muhdesât ile gayr-i me'nûs ve konsolos ikāmesi kasd olundukda, dostluğa münâfî bir hâlet tekevvünü mahsûs olup: “Devleteyn-i müttefikayn yek-dîgerin umûr-ı mahsûse [V 153a] ve mevcûdesinde fâyide vü zararı mülâhaza ve ʿâdât u rüsûm-ı mülkiyyesini muhâfaza vâcib ve bu istidʿâdan keff-i yed münâsibdir” deyerek Re'îsülküttâb Efendi tarafından katʿî cevab verildikde, Rûsiyyelü tarafından baʿzı maglata îrâd olunduysa dahi, bast olunan ecvibe-i müberhene kalb-i sengînlerini ilâne ve bu daʿvâdan dest-şûy-ı [Ü4 299a] ferâğ olduklarını izhâr u ibâne eylediler.\nNemçe İmperatoru bâlâda beyân olunduğu vech üzere Nemçe İmperatorluğu'nu hânedânına tahsîs u takrîb ve izâfeten Avusturya İmperatorluğu'yla dahi telkīb olunmak üzere Bonaparta'nın İmperatorluğu'nu kabûl etmekle, mâddeteyn-i mezkûreteyn, yaʿnî Nemçe İmperatoru'nun ʿivaz u mukābele sûretinde ihrâz etdiği mekāsıd, Devlet-i ʿaliyye tarafından dahi tasdîk olunmak husûsu Nemçe Elçisi tarafından meclis-i mükâlemede beyân olunmuşidi. Zikr olunan keyfiyyet Bonaparta'nın İmperatorluk Rütbesi'nden neş'et ve Bonaparta'nın henûz İmperatorluğu Devlet-i ʿaliyye tarafından tasdîk olunmayup, umûr-ı dâhiliyyesine tatbîk ile kabûl mevʿûd olmağla, hîn-i tasdîkde Nemçe İmperatoru'nun dahi bu imtiyâzı tahkīk olunacağı Re'îsülküttâb Efendi tarafından ifâde vü taʿlîk ve Nemçe Elçisi dahi bu kavli karîn-i semʿ-i rızâ ve Devlet-i ʿaliyye'non vaʿd-i meşrûtunu devletine inhâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbân-ı şerîfin yirmi dördüncü Salı günü kapu-kullarının iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd ve kabzına meʾmûrlara iʿtâ ve Hamîs günü devr olup, Silâhdâr-ı hazret-i Şehriyârî [V 153b] Süleymân Bey ile şeref-rîz-i vürûd olan teşrîfât, kadr ü şân-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi dü-bâlâ eyledi.\n\nDîvân günü Korfa ve sâyir cezâyir Vekîli üç senede bir edâsına müteʿahhid oldukları mâl-ı maktûʿu edâ vü teslîm ʿakabinde ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'yi telsîm [Ü4 299b] edüp, Vekîl-i mesfûr ve maʿiyyetinde olan havâss-ı etbâʿı iktisây-ı hilaʿ ile nâyil-i meserret ve Orta-kapu pîşgâhında erbâb-ı dîvân ve tavâyif-i askerîyi temâşâ ile engüşt-ber-dehân-ı hayret oldu.",
          "caption": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_944.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "İhrâc-ı mevâcib-i kısteyn",
          "text": "İşbu Şaʿbân-ı şerîfin yirmi dördüncü Salı günü kapu-kullarının iki kıst mevâcibleri Kubbe-altı'nda taʿdâd ve kabzına meʾmûrlara iʿtâ ve Hamîs günü devr olup, Silâhdâr-ı hazret-i Şehriyârî [V 153b] Süleymân Bey ile şeref-rîz-i vürûd olan teşrîfât, kadr ü şân-ı hazret-i Sadâret-penâhî'yi dü-bâlâ eyledi.\n\nDîvân günü Korfa ve sâyir cezâyir Vekîli üç senede bir edâsına müteʿahhid oldukları mâl-ı maktûʿu edâ vü teslîm ʿakabinde ʿatebe-i gerdûn-mertebe-i Şâhâne'yi telsîm [Ü4 299b] edüp, Vekîl-i mesfûr ve maʿiyyetinde olan havâss-ı etbâʿı iktisây-ı hilaʿ ile nâyil-i meserret ve Orta-kapu pîşgâhında erbâb-ı dîvân ve tavâyif-i askerîyi temâşâ ile engüşt-ber-dehân-ı hayret oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü ‘Akkâ sularında meks ü ârâm ve Saydâ Eyâleti'ni İsmâʿîl Paşa'ya istihlâs ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e tahrîk-i mıkzâf-ı iʿtizâm eden Kapudân-ı deryâ Vezîr ‘Abdülkādir Paşa, işbu Şa‘bânu'l-muʿazzamın yirmi beşinci Çehârşenbih günü Donanma-yi hümâyûn'u mashûben bi's-selâme mersây-ı Tersâne-i ʿâmire'ye rabt etdikden sonra, Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, huzûr-ı Sadru's-sudûr'da iktisây-ı semmûr ile nâyil-i etemm-i sürûr oldu. Bâlâda beyân olunduğu vech üzere müşârun ileyh Cezzâr muhallefâtı olarak yetmiş beş bin yıldız altûnuyla bin kîse tahmîn olunan mücevherât ve sâyir eşyayı getürüp teslîm ve eşyânın maʿrifet ü nezâretiyle fürûht ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne vazʿ olunması irâdesi, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı'na tefhîm ve İsmâʿîl Paşa'nın Saydâ tekarrürü mukābelesinde Sadriaʿzam hazretlerine ve sâyir ʿuzamây-ı devlete ber-mûceb-i defter ifrâz eylediği mebâliğ dahi, Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne idhâl ve yekūn-ı mâl “Hasale mine'l-cemeli'l-ʿıkāl” meselini [V 154a] irsâl eyledi.",
          "caption": "‘Avdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_945.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "‘Avdet-i Donanma-yi hümâyûn",
          "text": "Bir müddetden berü ‘Akkâ sularında meks ü ârâm ve Saydâ Eyâleti'ni İsmâʿîl Paşa'ya istihlâs ʿakabinde Âsitâne-i saʿâdet'e tahrîk-i mıkzâf-ı iʿtizâm eden Kapudân-ı deryâ Vezîr ‘Abdülkādir Paşa, işbu Şa‘bânu'l-muʿazzamın yirmi beşinci Çehârşenbih günü Donanma-yi hümâyûn'u mashûben bi's-selâme mersây-ı Tersâne-i ʿâmire'ye rabt etdikden sonra, Bâb-ı ʿâlî'ye gelüp, huzûr-ı Sadru's-sudûr'da iktisây-ı semmûr ile nâyil-i etemm-i sürûr oldu. Bâlâda beyân olunduğu vech üzere müşârun ileyh Cezzâr muhallefâtı olarak yetmiş beş bin yıldız altûnuyla bin kîse tahmîn olunan mücevherât ve sâyir eşyayı getürüp teslîm ve eşyânın maʿrifet ü nezâretiyle fürûht ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne vazʿ olunması irâdesi, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı'na tefhîm ve İsmâʿîl Paşa'nın Saydâ tekarrürü mukābelesinde Sadriaʿzam hazretlerine ve sâyir ʿuzamây-ı devlete ber-mûceb-i defter ifrâz eylediği mebâliğ dahi, Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne idhâl ve yekūn-ı mâl “Hasale mine'l-cemeli'l-ʿıkāl” meselini [V 154a] irsâl eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Memkûrân-ı nefs-i bed-sigâl ve meshûrân-ı girişme-i rabbâtü'l-hicâlden iki nefer zendost ve mey-perest ki, müdâm-ı keyfiyyet-i mînây-ı muhâletat-ı nisvân ile ser-germ ve mey-i nâb-ı muvâsalat-ı zenân ile pür-şevk u dil-nerm idiler. [Ü4 300a] Nidem ki, mesbûk-i kālıb-ı arzûları bir nigâr-ı sîm-endâm-ı nâzende-hırâma dûçâr olalar, nâ-çâr buhâr-ı dîg-i pür-galeyân iştihâları ser-pûş-ı dimâğlarına suʿûd birle, galebe-i ihmirâr-ı şebak u teheyyücden nâşî dîdeleri, enâmil-i muhazzaba-i zenâna mümâsil ve perîşânî-hâtır-ı nâ-sabûrları zülf-i nigâra muʿâdil olup, hevây-ı visâl ve arzû-yı ittisâl ile o serv-i çemen-zîb-i letâfetin sâye gibi fütâde-i hâk-i râhı ve hâst-kâr-ı yek-girişme-i nigâhı olarak gitdikçe kelimât-ı hâtır-rübây-ı ma'şûka pesend ile miyânede yek-maslahat-ı ânî vukūʿuna dehen-güşây-ı niyâz ve gül-i merdüm-firîb-i beyâbân gibi semt-i girîve-i visâle sevk etmek içün hadîʿa-perdâz olmalarıyla, âhır-ı kâr ol âhû-yı vahşî-nihâd-ı sünbül-zâr-ı hüsn ü behceti, fütâde-i matmûre-i has-pûş-ı ihtiyâlleri edinceye dek, ber-taraf-sâz-ı gāyile-i tekâsül ü tüvânî olurlar idi. Bu esnâda\nMaʿcûncu Semti'nde bir hâne-i hâliyetü'l-cevânibde müste’ciren temekkün eden baʿzı fevâhiş-i ʿucâletü'l-meks ile defʿ-i üvâm-ı nefs-i emmâre etmek üzere mukāvele ve tarafeynden ke's-i mûcibü'l-istinâs-ı dâd ü sited münâvele olunup, gurûb-ı şems-i tâbân ʿakabinde kâr-bend-i iltikā ve ber-fehvây-ı [mısra]: Lâ-yentiku'l-lehvü hattâ yentika'l-ʿûd levâzım-ı münâdimeden olan âlât-ı lehv ü tarabı müheyyâ edüp, li'l-Müverrih: Mey-i cân-bahş ve sâkī-yi mahbûb Dil-i ʿâşıkda gamm komaz aslâ [V 154b] Ne bu efkâr-ı dil-hırâş ey dil! Kime kalmış bu kâr-gâh-ı fenâ güftârıyla dâmen-efşân-ı zevk u safâ olmuşlar idi. Bu hâl ile gâh irtişâf-ı mey-i seyyâle ve gâh gül-zâr-ı cemâlden [Ü4 300b] iktitâf-ı gül-i dü-reng ü lâle ederler iken, nâ-gâh o sitâra sûhtelerin biri dâru'l-fıskı ve'l-fücûr olan mahall-i mezbûrun havlîye müşrif olan dervâzesinden bâlây-ı zemîne medd-i târ-ı nigâh edüp, ne görür nişanlı fener ile ʿalemdâr ve eli sopalı ve başı astârlı birkaç nefer, mânend-i zebâniyân-ı sefer, ser-nümây-ı sâha-i zuhûr ve bu hâlet-i dehşet-resânı refîkına işrâb ile ikisi birden güm-kerde-râh-ı şuʿûr olup, [mısra]: İnne hulve'l-ʿayşi mahfûfun bi-mürr\nmedlûlu üzere neş'e-i ferah-fezây-ı müdâm ve takbîl-i leb-i ʿakīk-ı fâmdan hâsıl olan sürûr u ibtisâmları keder-i dîr-güzâra münkalib ve havf-ı fezâhat u rüsvâyiyle kuvây-ı müdrike ve eczây-ı mütehayyileleri lerzîde vü muztarib olduğunu hem-zânû-yi müʾâlefetleri olan sillîta gûyâ istişʿâr u istifhâm ve cürûh-ı mesâliha merâhim olan derâhim ile o gürûh-ı hevl-engîzin mazhar-ı dûr-bâş-ı indifâʿ olacağlarını gerden-beste-i teʿahhüd ü iltizâm eylediklerini iʿlâm eylediler. Bu kavl-i müzîlü'l-hevl bîçârelere mahz-ı ʿinâyet u tavl olduğundan, izhâr-ı rûy-i rızâ ve itmâm-ı maslahatı reʾy-i savâb-nümâlarına ihâle ile tekrâr makāle-i niyâz u recâ ve ol câdû-sîretân-ı bürîde-gîsû sûretâ kabûl-i ʿurâza-ı niyâz-mendî vü tekâpû etmeleriyle, fi'l-hâl bâlây-ı hâneden nüzûl ve esvât-ı hafiyye ile sadede duhûl ʿakabinde hakk-ı sükût olarak meblağ-ı maʿlûmü'l-mikdâr ile kazıyyeyi teshîl ve bu ʿukde-i müşkil-bendi nâhun-ı letâyifü'l-hiyel ile tahlîl eylediklerini ifade [Ü4 301a] ve mezbûrlar dahi bilâ-tereddüd ü mitâl meblağı edâda istiʿcâl eyleyerek, maʿarrat-i kebs ü habsden âzâde olup, nazm: [V 155a] Muhtesib sâʿika-veş gelmede cânâ, kaçalım / Yakmadan nâr-ı kazâ bâb-ı necâtı açalım terâneleriyle birer fürceden geldikleri semte hâzim ve mürtekib oldukları kâr-ı nâ-hencârdan nâdim ü sâdim oldular. ʿAle's-sabâh dâhil-i dâyiretü's-sûʾ-i musâhabetleri olan âlüfte-gânın biri bu kıssa-i hûş-rübâyı dîger maʿşûkuna nakl edüp, zâbit ve nefer hey'eti ile rû-nümây-ı rîv ü firîb olanlar hâne-i maʿhûdede pinhân baʿzı zenândan tertîb olunup, esvâb-ı merdâne tedârüküyle o derd-mend-i bî-mâyeleri müşevveşü'l-hâl ve giriftâr-ı ser-pençe-i garâmet-i mâl etdiklerini zebân-âver-i makāl edüp, bâlâter-i keyd-i şeytân olan tâyife-i nisvândan ne derecelerde ihtirâz lâzım geldiği bu kazıyyeden müstebân olup, keyfiyyet-i mezkûre mahall-i ʿibret-i sâde-levhân-ı rûzgâr ve bâʿis-i ittiʿâz-ı pend-gîrân-ı devrân olduğundan, sebt-i eczây-ı vekāyiʿ ve kurta-i âzân u mesâmiʿ kılındı.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_946.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Memkûrân-ı nefs-i bed-sigâl ve meshûrân-ı girişme-i rabbâtü'l-hicâlden iki nefer zendost ve mey-perest ki, müdâm-ı keyfiyyet-i mînây-ı muhâletat-ı nisvân ile ser-germ ve mey-i nâb-ı muvâsalat-ı zenân ile pür-şevk u dil-nerm idiler. [Ü4 300a] Nidem ki, mesbûk-i kālıb-ı arzûları bir nigâr-ı sîm-endâm-ı nâzende-hırâma dûçâr olalar, nâ-çâr buhâr-ı dîg-i pür-galeyân iştihâları ser-pûş-ı dimâğlarına suʿûd birle, galebe-i ihmirâr-ı şebak u teheyyücden nâşî dîdeleri, enâmil-i muhazzaba-i zenâna mümâsil ve perîşânî-hâtır-ı nâ-sabûrları zülf-i nigâra muʿâdil olup, hevây-ı visâl ve arzû-yı ittisâl ile o serv-i çemen-zîb-i letâfetin sâye gibi fütâde-i hâk-i râhı ve hâst-kâr-ı yek-girişme-i nigâhı olarak gitdikçe kelimât-ı hâtır-rübây-ı ma'şûka pesend ile miyânede yek-maslahat-ı ânî vukūʿuna dehen-güşây-ı niyâz ve gül-i merdüm-firîb-i beyâbân gibi semt-i girîve-i visâle sevk etmek içün hadîʿa-perdâz olmalarıyla, âhır-ı kâr ol âhû-yı vahşî-nihâd-ı sünbül-zâr-ı hüsn ü behceti, fütâde-i matmûre-i has-pûş-ı ihtiyâlleri edinceye dek, ber-taraf-sâz-ı gāyile-i tekâsül ü tüvânî olurlar idi. Bu esnâda\nMaʿcûncu Semti'nde bir hâne-i hâliyetü'l-cevânibde müste’ciren temekkün eden baʿzı fevâhiş-i ʿucâletü'l-meks ile defʿ-i üvâm-ı nefs-i emmâre etmek üzere mukāvele ve tarafeynden ke's-i mûcibü'l-istinâs-ı dâd ü sited münâvele olunup, gurûb-ı şems-i tâbân ʿakabinde kâr-bend-i iltikā ve ber-fehvây-ı [mısra]: Lâ-yentiku'l-lehvü hattâ yentika'l-ʿûd levâzım-ı münâdimeden olan âlât-ı lehv ü tarabı müheyyâ edüp, li'l-Müverrih: Mey-i cân-bahş ve sâkī-yi mahbûb Dil-i ʿâşıkda gamm komaz aslâ [V 154b] Ne bu efkâr-ı dil-hırâş ey dil! Kime kalmış bu kâr-gâh-ı fenâ güftârıyla dâmen-efşân-ı zevk u safâ olmuşlar idi. Bu hâl ile gâh irtişâf-ı mey-i seyyâle ve gâh gül-zâr-ı cemâlden [Ü4 300b] iktitâf-ı gül-i dü-reng ü lâle ederler iken, nâ-gâh o sitâra sûhtelerin biri dâru'l-fıskı ve'l-fücûr olan mahall-i mezbûrun havlîye müşrif olan dervâzesinden bâlây-ı zemîne medd-i târ-ı nigâh edüp, ne görür nişanlı fener ile ʿalemdâr ve eli sopalı ve başı astârlı birkaç nefer, mânend-i zebâniyân-ı sefer, ser-nümây-ı sâha-i zuhûr ve bu hâlet-i dehşet-resânı refîkına işrâb ile ikisi birden güm-kerde-râh-ı şuʿûr olup, [mısra]: İnne hulve'l-ʿayşi mahfûfun bi-mürr\nmedlûlu üzere neş'e-i ferah-fezây-ı müdâm ve takbîl-i leb-i ʿakīk-ı fâmdan hâsıl olan sürûr u ibtisâmları keder-i dîr-güzâra münkalib ve havf-ı fezâhat u rüsvâyiyle kuvây-ı müdrike ve eczây-ı mütehayyileleri lerzîde vü muztarib olduğunu hem-zânû-yi müʾâlefetleri olan sillîta gûyâ istişʿâr u istifhâm ve cürûh-ı mesâliha merâhim olan derâhim ile o gürûh-ı hevl-engîzin mazhar-ı dûr-bâş-ı indifâʿ olacağlarını gerden-beste-i teʿahhüd ü iltizâm eylediklerini iʿlâm eylediler. Bu kavl-i müzîlü'l-hevl bîçârelere mahz-ı ʿinâyet u tavl olduğundan, izhâr-ı rûy-i rızâ ve itmâm-ı maslahatı reʾy-i savâb-nümâlarına ihâle ile tekrâr makāle-i niyâz u recâ ve ol câdû-sîretân-ı bürîde-gîsû sûretâ kabûl-i ʿurâza-ı niyâz-mendî vü tekâpû etmeleriyle, fi'l-hâl bâlây-ı hâneden nüzûl ve esvât-ı hafiyye ile sadede duhûl ʿakabinde hakk-ı sükût olarak meblağ-ı maʿlûmü'l-mikdâr ile kazıyyeyi teshîl ve bu ʿukde-i müşkil-bendi nâhun-ı letâyifü'l-hiyel ile tahlîl eylediklerini ifade [Ü4 301a] ve mezbûrlar dahi bilâ-tereddüd ü mitâl meblağı edâda istiʿcâl eyleyerek, maʿarrat-i kebs ü habsden âzâde olup, nazm: [V 155a] Muhtesib sâʿika-veş gelmede cânâ, kaçalım / Yakmadan nâr-ı kazâ bâb-ı necâtı açalım terâneleriyle birer fürceden geldikleri semte hâzim ve mürtekib oldukları kâr-ı nâ-hencârdan nâdim ü sâdim oldular. ʿAle's-sabâh dâhil-i dâyiretü's-sûʾ-i musâhabetleri olan âlüfte-gânın biri bu kıssa-i hûş-rübâyı dîger maʿşûkuna nakl edüp, zâbit ve nefer hey'eti ile rû-nümây-ı rîv ü firîb olanlar hâne-i maʿhûdede pinhân baʿzı zenândan tertîb olunup, esvâb-ı merdâne tedârüküyle o derd-mend-i bî-mâyeleri müşevveşü'l-hâl ve giriftâr-ı ser-pençe-i garâmet-i mâl etdiklerini zebân-âver-i makāl edüp, bâlâter-i keyd-i şeytân olan tâyife-i nisvândan ne derecelerde ihtirâz lâzım geldiği bu kazıyyeden müstebân olup, keyfiyyet-i mezkûre mahall-i ʿibret-i sâde-levhân-ı rûzgâr ve bâʿis-i ittiʿâz-ı pend-gîrân-ı devrân olduğundan, sebt-i eczây-ı vekāyiʿ ve kurta-i âzân u mesâmiʿ kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Birkaç seneden berü Rumeli memâlikinde ser-zede-i zuhûr olan şûriş ü ihtilâlin defʿi bâbında evliyây-ı umûr ve ashâb-ı ʿakl u şuʿûr, irtikâb-ı tüvânî vü kusûr etmediler ise dahi, saʿy ü ʿamelleri mecrây-ı ahkâm-ı kazâ vü kadere tevâfuk etmeyüp, nehb ü gāretle ülfet eden ehl-i bagy u şekā bir tarafdan ve ʿadâlet ve siyâset maʿnâlarına âşinâ olmayan devlet me'mûrları bir tarafdan Avrupa kıtʿasının eltaf u aʿdeli [Ü4 301b] olan Rumeli kutrunu cuğd u bûma me'vâ ve bu sebeble Beytü'l-mâl-i Müslimîn'i muzmahill ü ifnâ ve hazîne-i hakīkıyye hükmünde olan reʿâyâyı diyâr-ı ecânibe firâr [V 155b] ü temekküne ilcâ etmişler idi. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri Mısr-ı Kāhire fethinden sonra Âsitâne'ye şeref-endâz-ı kudûm olduklarında, bu keyfiyyete ıttılâʿ u ʿusûr ile ciger-hûn ve tahsîl-i esbâb-ı nizâm zımnında ihtirâʿ-ı suver-i gûnâ-gûn edüp, ez-cümle Depedelenli Vezîr ʿAli Paşa tüvângerân-ı zemâneden olup, kesret-i emvâl ü emlâk ile niʿam-i devlete müstağrak ve Rumeli beliyyesinin defʿine zâtında kudret mahsûs olmak haysiyyeti ile Serʿaskerlik'e elyak görülüp, bi'l-istiklâl bu hatb-ı cesîme taʿyîn ve cemîʿ mesâlihi tehvîn olunmuşiken, fiyâlet-i re'y ü tedbîr ve hırs u tamaʿ-ı ʿâlem-gîr ile tarafından bir hıdmet-i nâfiʿa husûl-pezîr olmayup, kutr-ı mezkûr aʿvâm-ı mâziyyeden ziyâde mahall-i efâʿîl-i şerr u şûr olduğuna binâ'en, ʿazli karâr-gîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olmuşidi. İskenderiyye Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa'da mehâyil-i ʿakl ü dirâyet ve semt-i ʿâdl ü dâda mümâyelet meşhûd olduğundan başka, iʿmâl edeceği asker, sâyirlerinin askeri gibi mahlût olmayup, her hâlde mazbût ve kuvve-i ʿasabiyyet ile yek-dîgere müştebik ü merbût ve bâ-husûs havf-ı mu'âhazât-ı İlâhiyye ile zulm ü iʿtisâfdan müctenib ve dîn ü devlete bir nevʿ hıdmet ibrâzı zımnında her bâr derûnunda nâr-ı şevk u arzû mültehib olduğunu karâyin-i hâliyye ile Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri tahkīk buyurup, bu emr-i ehemmi [Ü4 302a] ʿuhdesine ihâle etmek mekāsıdı zamîr-i gîtî-işrâklarında cilve-ger olmuşidi. Müşârun ileyhe hem-cins olan Depelenli ʿAli Paşa tecribe vü imtihân olunduğuna nazaran, bu defʿa dahi bir maslahat görülmeyüp, emekler hebâ ve hazîneler ifnâ ve zîr-i destân u reʿâyâ tekâlîf-i şâkkaya mübtelâ olacağını nâs tefevvüh ile cins-i âharın takrîbini tekavvül eylediklerinde, cins-i âharda meleke-i kudret meslûb ve ekseri ʿadem-i âzmâyiş-i hurûb ile maʿyûb olduğundan\nfazla, İbrâhîm Paşa'yı ʿAli Paşa'ya kıyâs, kıyâs maʿa'l-fârık kabîlinden olup, zîrâ şey'eyn birbirine bir mâddede müşâbih olduğu hâlde, mâdde-i uhrâda muhâlif olmak emr-i tabîʿî olduğunu telmîh ve taraf-ı mebde'den maʿlûla istidlâl olunan bürhân ile kavl-i sâbitini tashîh eyledi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik bu kazıyye-i müsellemeyi mûcibe ve sâlibesiyle tardan ve ʿaksen huzûr-ı hümâyûna takdîm ü inhâ ve kābil-i suver-i maʿkūlât olan tabʿ-ı eşref-i hazret-i Cihândârî'de dahi bu maʿnâ cilve-nümâ olmağla, kuvvetden fi'le îsâl olunmak bâbında ıtlâk-ı zimâm-ı izn ü ruhsat ve fi'l-hâl Eyâlet-i Rumeli Serʿaskerlik ile müşârun ileyhe tevcîh ü ʿinâyet olunup, istiklâl-ı tâmm ile nüfûz u iʿtibârı bâlâter ü ziyâde ve kâffe-i müstedʿiyyâtına ʿale'l-ıtlâk müsâʿade olunarak, irâde-i Devlet-i ʿaliyye taʿlîm-nâme-i Sadr-ı müşârunileyh ile refte refte tarafına ifade olunup, bâlâda ber-vech-i tafsîl tahrîr olunduğu vech üzere İskenderiyye'den kemâl-i levk u hâhiş ile hareket ve kulûb-i câsiye-i erbâb-ı şekāvete ilkāy-ı rub [Ü4 302b] u dehşet ederek, asker ve kuvveti fevka'l-gāye olan Tokadcıklı'yı merkezinden berkende edüp, cemʿ-i endek-şümâr ile sergerdân-ı deşt ü sahrâ ve ʿâkıbetü'l-emr ser-i bî-devletini kâlibed-i bedenden cüdâ eylediğinden gayri, bu reftâr-ı nâ-hencâr ile ʿibâdullahı ızrâr eden sâyir eşkıyânın dahi baʿzısını müdemmer ü makhûr ve semt-i salâha mâyil olanlarını itâʿat-i devlete muztarr u mecbûr edüp, birkaç seneden berü kurt-ı mezkûrda zebâne-keş-i iştiʿâl olan âteş-i şerer-bâr-ı fesâdı oldukça itfâ ve kuvve-i kāhire-i Saltanat'ı izhâr u ibdâ eyledi. ʿAn-asl ʿadl ü dâd, sebeb-i âsâyiş-i ʿibâd ve bâʿis-i maʿmûriyyet-i bilâd, belki ʿillet-i kamʿ-ı usûl-i ehl-i bagy u ʿinâd olduğu mir'ât-ı suver-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı tâb-nâk-ı Sadr-ı Âsaf-meniş'de mürtesem olduğuna binâ'en, Serʿasker-i müşârun ileyhe her\nbâr [V 156b] tarîka-i ʿadl ü dâda sülûk kazıyyeleri ihtâr ve hatt u tirhâlde zaʿîfü'l-iyâd olan fukarâya cevr ü eziyyet olunmamak husûsâtı tenbîh ü işʿâr olunup, müşârun ileyhin dahi kalbi müstaʿidd-i kabûl-i usûl-i nush u pend olduğundan, hasbe'l-makdûr şîme-i ʿadâleti ihtiyâr ve askerini zabt u rabt ve o makūleleri Devlet-i ʿaliyye tarafından pey-der-pey i'tâ olunan hazîne ile inʿâş edüp, irtikâb-ı evzâr ile fukarâya bâr olmadığından, cenâb-ı Perverdigâr müşârun ileyhi tevfîkāt-ı ʿaliyyesine sezâ-vâr edüp, el-yevm Rumeli'nin ekser mahallinde emniyyet ve mesâlik ü meʿâbirinde selâmet hâsıl ve serkeşân-ı memleket ve katʿ-ı tarîkı ʿâdet eden ehl-i şekāvet tezkiye-i nefs ü inâbete mâyil oldular. [Ü4 303a]\nHakk budur ki, Sadr-ı sütûde-tedbîr leyl ü nehâr bu maslahatın temşiyeti zımnında zeyl-i himmet ü ikdâmı teşmîr edüp, me'mûr-ı müşârun ileyhin kâffe-i umûrunu teshîl ve tergībât u teşvîkāt ile ʿukde-i umûrunu tahlîl edüp, nahl-i bâsik-ı himmeti müsmir ve gürûh-ı eşkıyâ dest-yârî-yi saʿy ü ikdâmıyla ke'l-cerâdi'l-münteşir beyâbân u mîşe-zârda muhtefî vü müstetir olup, fi's-subhi ve'l-mesâ Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr dâme fî ʿavni'l-Meliki's-Settâr hazretlerine erbâb-ı kulûbdan isticlâb-ı duʿâ ve bu hidmeti celîle dahi sahâyif-i muhsenâtına kayd olunsa sezâ ve ahlâf u aʿkābına düstûru'l-ʿamel olsa revâdır.",
          "caption": "ʿAvdet-i Vâlî-yi Rumeli ve zikr-i baʿzı ahvâl",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_947.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Vâlî-yi Rumeli ve zikr-i baʿzı ahvâl",
          "text": "Birkaç seneden berü Rumeli memâlikinde ser-zede-i zuhûr olan şûriş ü ihtilâlin defʿi bâbında evliyây-ı umûr ve ashâb-ı ʿakl u şuʿûr, irtikâb-ı tüvânî vü kusûr etmediler ise dahi, saʿy ü ʿamelleri mecrây-ı ahkâm-ı kazâ vü kadere tevâfuk etmeyüp, nehb ü gāretle ülfet eden ehl-i bagy u şekā bir tarafdan ve ʿadâlet ve siyâset maʿnâlarına âşinâ olmayan devlet me'mûrları bir tarafdan Avrupa kıtʿasının eltaf u aʿdeli [Ü4 301b] olan Rumeli kutrunu cuğd u bûma me'vâ ve bu sebeble Beytü'l-mâl-i Müslimîn'i muzmahill ü ifnâ ve hazîne-i hakīkıyye hükmünde olan reʿâyâyı diyâr-ı ecânibe firâr [V 155b] ü temekküne ilcâ etmişler idi. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretleri Mısr-ı Kāhire fethinden sonra Âsitâne'ye şeref-endâz-ı kudûm olduklarında, bu keyfiyyete ıttılâʿ u ʿusûr ile ciger-hûn ve tahsîl-i esbâb-ı nizâm zımnında ihtirâʿ-ı suver-i gûnâ-gûn edüp, ez-cümle Depedelenli Vezîr ʿAli Paşa tüvângerân-ı zemâneden olup, kesret-i emvâl ü emlâk ile niʿam-i devlete müstağrak ve Rumeli beliyyesinin defʿine zâtında kudret mahsûs olmak haysiyyeti ile Serʿaskerlik'e elyak görülüp, bi'l-istiklâl bu hatb-ı cesîme taʿyîn ve cemîʿ mesâlihi tehvîn olunmuşiken, fiyâlet-i re'y ü tedbîr ve hırs u tamaʿ-ı ʿâlem-gîr ile tarafından bir hıdmet-i nâfiʿa husûl-pezîr olmayup, kutr-ı mezkûr aʿvâm-ı mâziyyeden ziyâde mahall-i efâʿîl-i şerr u şûr olduğuna binâ'en, ʿazli karâr-gîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr olmuşidi. İskenderiyye Mutasarrıfı Vezîr İbrâhîm Paşa'da mehâyil-i ʿakl ü dirâyet ve semt-i ʿâdl ü dâda mümâyelet meşhûd olduğundan başka, iʿmâl edeceği asker, sâyirlerinin askeri gibi mahlût olmayup, her hâlde mazbût ve kuvve-i ʿasabiyyet ile yek-dîgere müştebik ü merbût ve bâ-husûs havf-ı mu'âhazât-ı İlâhiyye ile zulm ü iʿtisâfdan müctenib ve dîn ü devlete bir nevʿ hıdmet ibrâzı zımnında her bâr derûnunda nâr-ı şevk u arzû mültehib olduğunu karâyin-i hâliyye ile Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri tahkīk buyurup, bu emr-i ehemmi [Ü4 302a] ʿuhdesine ihâle etmek mekāsıdı zamîr-i gîtî-işrâklarında cilve-ger olmuşidi. Müşârun ileyhe hem-cins olan Depelenli ʿAli Paşa tecribe vü imtihân olunduğuna nazaran, bu defʿa dahi bir maslahat görülmeyüp, emekler hebâ ve hazîneler ifnâ ve zîr-i destân u reʿâyâ tekâlîf-i şâkkaya mübtelâ olacağını nâs tefevvüh ile cins-i âharın takrîbini tekavvül eylediklerinde, cins-i âharda meleke-i kudret meslûb ve ekseri ʿadem-i âzmâyiş-i hurûb ile maʿyûb olduğundan\nfazla, İbrâhîm Paşa'yı ʿAli Paşa'ya kıyâs, kıyâs maʿa'l-fârık kabîlinden olup, zîrâ şey'eyn birbirine bir mâddede müşâbih olduğu hâlde, mâdde-i uhrâda muhâlif olmak emr-i tabîʿî olduğunu telmîh ve taraf-ı mebde'den maʿlûla istidlâl olunan bürhân ile kavl-i sâbitini tashîh eyledi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik bu kazıyye-i müsellemeyi mûcibe ve sâlibesiyle tardan ve ʿaksen huzûr-ı hümâyûna takdîm ü inhâ ve kābil-i suver-i maʿkūlât olan tabʿ-ı eşref-i hazret-i Cihândârî'de dahi bu maʿnâ cilve-nümâ olmağla, kuvvetden fi'le îsâl olunmak bâbında ıtlâk-ı zimâm-ı izn ü ruhsat ve fi'l-hâl Eyâlet-i Rumeli Serʿaskerlik ile müşârun ileyhe tevcîh ü ʿinâyet olunup, istiklâl-ı tâmm ile nüfûz u iʿtibârı bâlâter ü ziyâde ve kâffe-i müstedʿiyyâtına ʿale'l-ıtlâk müsâʿade olunarak, irâde-i Devlet-i ʿaliyye taʿlîm-nâme-i Sadr-ı müşârunileyh ile refte refte tarafına ifade olunup, bâlâda ber-vech-i tafsîl tahrîr olunduğu vech üzere İskenderiyye'den kemâl-i levk u hâhiş ile hareket ve kulûb-i câsiye-i erbâb-ı şekāvete ilkāy-ı rub [Ü4 302b] u dehşet ederek, asker ve kuvveti fevka'l-gāye olan Tokadcıklı'yı merkezinden berkende edüp, cemʿ-i endek-şümâr ile sergerdân-ı deşt ü sahrâ ve ʿâkıbetü'l-emr ser-i bî-devletini kâlibed-i bedenden cüdâ eylediğinden gayri, bu reftâr-ı nâ-hencâr ile ʿibâdullahı ızrâr eden sâyir eşkıyânın dahi baʿzısını müdemmer ü makhûr ve semt-i salâha mâyil olanlarını itâʿat-i devlete muztarr u mecbûr edüp, birkaç seneden berü kurt-ı mezkûrda zebâne-keş-i iştiʿâl olan âteş-i şerer-bâr-ı fesâdı oldukça itfâ ve kuvve-i kāhire-i Saltanat'ı izhâr u ibdâ eyledi. ʿAn-asl ʿadl ü dâd, sebeb-i âsâyiş-i ʿibâd ve bâʿis-i maʿmûriyyet-i bilâd, belki ʿillet-i kamʿ-ı usûl-i ehl-i bagy u ʿinâd olduğu mir'ât-ı suver-i hakāyık-ı eşyâ olan tabʿ-ı tâb-nâk-ı Sadr-ı Âsaf-meniş'de mürtesem olduğuna binâ'en, Serʿasker-i müşârun ileyhe her\nbâr [V 156b] tarîka-i ʿadl ü dâda sülûk kazıyyeleri ihtâr ve hatt u tirhâlde zaʿîfü'l-iyâd olan fukarâya cevr ü eziyyet olunmamak husûsâtı tenbîh ü işʿâr olunup, müşârun ileyhin dahi kalbi müstaʿidd-i kabûl-i usûl-i nush u pend olduğundan, hasbe'l-makdûr şîme-i ʿadâleti ihtiyâr ve askerini zabt u rabt ve o makūleleri Devlet-i ʿaliyye tarafından pey-der-pey i'tâ olunan hazîne ile inʿâş edüp, irtikâb-ı evzâr ile fukarâya bâr olmadığından, cenâb-ı Perverdigâr müşârun ileyhi tevfîkāt-ı ʿaliyyesine sezâ-vâr edüp, el-yevm Rumeli'nin ekser mahallinde emniyyet ve mesâlik ü meʿâbirinde selâmet hâsıl ve serkeşân-ı memleket ve katʿ-ı tarîkı ʿâdet eden ehl-i şekāvet tezkiye-i nefs ü inâbete mâyil oldular. [Ü4 303a]\nHakk budur ki, Sadr-ı sütûde-tedbîr leyl ü nehâr bu maslahatın temşiyeti zımnında zeyl-i himmet ü ikdâmı teşmîr edüp, me'mûr-ı müşârun ileyhin kâffe-i umûrunu teshîl ve tergībât u teşvîkāt ile ʿukde-i umûrunu tahlîl edüp, nahl-i bâsik-ı himmeti müsmir ve gürûh-ı eşkıyâ dest-yârî-yi saʿy ü ikdâmıyla ke'l-cerâdi'l-münteşir beyâbân u mîşe-zârda muhtefî vü müstetir olup, fi's-subhi ve'l-mesâ Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr dâme fî ʿavni'l-Meliki's-Settâr hazretlerine erbâb-ı kulûbdan isticlâb-ı duʿâ ve bu hidmeti celîle dahi sahâyif-i muhsenâtına kayd olunsa sezâ ve ahlâf u aʿkābına düstûru'l-ʿamel olsa revâdır."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAdl, bir fiʿl-i cemîl ve bir tavr-ı celîl olduğuna “İnnellâhe ye’mürüküm bi'l-ʿadl” âyetinde olan fazîlet, tekaddüm-i delîl-i katʿî olup, “Küllüküm râʿin ve küllüküm mesʾûlün ʿan-raʿiyyetihî\" mefhûmu dahi ʿadl-i sırf maʿnasını mutazammın olduğu zâhirdir. Hulefây-ı Râşidîn ve e'imme-i mühtedînden sonra icrây-ı ʿadl kemâ-hüve hakkuhû mümkin olmadıysa dahi, “Mâ-lâ yüdrakü küllühû lâ yütrakü küllühû” meʾâli üzere bu ferîzayı bi'l-külliyye terk u mugādere, ihtilâl-i mülk ve müstelzim-i [V_157a] hülk olduğu mücerrebât-ı umûrdandır. Çin memâlikinde mütevattın olan eşhâs, milel-i muhtelifeden mürekkeb edyân-ı bâtıla ashâbından iken, sinîn-i mütetâvileden berü vazʿ etdikleri kānûnlarına mütâbeʿat ve ʿadl ü dâda ʿalâ-vechi'l-kemâl rağbetlerinden nâşî, üç bin seneden berü devletleri istikrâr bulup, ʿavârız-ı mülkiyyeden ʿibâret olan evbâş ve kuttâʿ-ı tarîk memleketlerinde nâ-bûd ve reʿyâları ehne'-i ʿayş ile dâyimâ tesmîn-i vücûd ve ihtirân-ı nukūd edegeldikleri [Ü4 303b] târîhlerde meşhûddur. Rumeli Vâlisi ednâ ʿadl ile seyr ü hareket eylediğinden, Rumeli'nin ihtilâli mündefiʿ olmağa tekarrüb edüp, bu sûretde kemâl-i ʿadlin fazîlet ü meziyyeti ne derecelere müntehî olacağı serîre-şinâsân-ı rûzgâra ednâ mülâhaza ile maʿlûm olan kazâyâdandır. Biz yine sadede gelelim. Müşârun ileyhin baʿzı mülâhazâta mebnî İskenderiyye taraflarına lüzûm-ı ʿazîmeti, tarafından tahrîr ve fi'l-asl hatt u tirhâlinde tahyîr olunduğuna binâʾen, iktizâ eden mahallere münâsib bâşbûğlar ile asker taʿyîn edüp, sedd-i etrâf u enhâ eyledikden sonra İskenderiyye'ye ʿazîmet etdiğini inhâ eyledi.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_948.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "ʿAdl, bir fiʿl-i cemîl ve bir tavr-ı celîl olduğuna “İnnellâhe ye’mürüküm bi'l-ʿadl” âyetinde olan fazîlet, tekaddüm-i delîl-i katʿî olup, “Küllüküm râʿin ve küllüküm mesʾûlün ʿan-raʿiyyetihî\" mefhûmu dahi ʿadl-i sırf maʿnasını mutazammın olduğu zâhirdir. Hulefây-ı Râşidîn ve e'imme-i mühtedînden sonra icrây-ı ʿadl kemâ-hüve hakkuhû mümkin olmadıysa dahi, “Mâ-lâ yüdrakü küllühû lâ yütrakü küllühû” meʾâli üzere bu ferîzayı bi'l-külliyye terk u mugādere, ihtilâl-i mülk ve müstelzim-i [V_157a] hülk olduğu mücerrebât-ı umûrdandır. Çin memâlikinde mütevattın olan eşhâs, milel-i muhtelifeden mürekkeb edyân-ı bâtıla ashâbından iken, sinîn-i mütetâvileden berü vazʿ etdikleri kānûnlarına mütâbeʿat ve ʿadl ü dâda ʿalâ-vechi'l-kemâl rağbetlerinden nâşî, üç bin seneden berü devletleri istikrâr bulup, ʿavârız-ı mülkiyyeden ʿibâret olan evbâş ve kuttâʿ-ı tarîk memleketlerinde nâ-bûd ve reʿyâları ehne'-i ʿayş ile dâyimâ tesmîn-i vücûd ve ihtirân-ı nukūd edegeldikleri [Ü4 303b] târîhlerde meşhûddur. Rumeli Vâlisi ednâ ʿadl ile seyr ü hareket eylediğinden, Rumeli'nin ihtilâli mündefiʿ olmağa tekarrüb edüp, bu sûretde kemâl-i ʿadlin fazîlet ü meziyyeti ne derecelere müntehî olacağı serîre-şinâsân-ı rûzgâra ednâ mülâhaza ile maʿlûm olan kazâyâdandır. Biz yine sadede gelelim. Müşârun ileyhin baʿzı mülâhazâta mebnî İskenderiyye taraflarına lüzûm-ı ʿazîmeti, tarafından tahrîr ve fi'l-asl hatt u tirhâlinde tahyîr olunduğuna binâʾen, iktizâ eden mahallere münâsib bâşbûğlar ile asker taʿyîn edüp, sedd-i etrâf u enhâ eyledikden sonra İskenderiyye'ye ʿazîmet etdiğini inhâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ocağ turnacılarından Halîl Ağa mukaddemâ Belgrad Ağalığı'nda zûrbalar ile ittifâk ve Kadı'sı Nu'mân Paşa-zâde Sa'dullah Efendi'yi idhâl-i dâyire-i ʿahd ü mîsâk edüp, Muhâfız bulunan Vezîr Mustafa Paşa üzerine hücûm u iʿdâm ve emvâl ü eşyâsını miyânelerinde iktisâm etmişler idi. Kadı ve Ağa'nın havf-ı muʾâhaze ile baʿde'l-inʿizâl Belgrad'dan ʿadem-i hurûcları agleb-i ihtimâl olduğuna binâʾen, Efendi-yi mûmâ ileyhe Mahrec iʿtibâriyle [V 157b] Üsküdâr tevcîh olunduğu haberi tarafına iʿlâm ve kalbinden izâle-i hadşe vü evhâm olunmağla, bu sürûr ile Belgrad'dan şedd-i zeberteng-i nehzat ve vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet oldukda, nefy ü iclâsı emri müʾekkillere teslîm ve hılâl-i tarîkde tesmîm olunup, Belgrad Ağası'nın iʿdâmında ʿusret ve vaktine ihâle ile her bâr hakkında ihtilâs-ı fursat derkâr iken [Ü4 304a] Bosna Ağalığı'nı taleb ve recâsı karîn-i müsâʿade-i ehl-i rüteb olup, mahall-i mezkûrda dahi hakkında siyâsetin icrâsı müteʿazzir ve bilâhare Edirne Ağalığı'na bi't-taleb mütesaddır olup, iʿdâmiyçün mukaddemce emr-i ʿâlî irsâl ve Edirne'ye vürûdundan iki gün sonra mahnûkan iʿdâm u istîsâl olundu. Devlet-i ʿaliyye'ye ihânet ve tamaʿ u garazdan nâşî hevâcis-i nefsâniyyeye mütâbeʿat eden hazele-i nâs, füshat-ı ecel ile bir zemân refâh u âsâyiş ihtilâs eylerse dahi, şehbâz-ı kazâ, mıhleb-i kahr u fenâ ile mürg-ı rûhunu iftirâs edegeldiği bu defʿa dahi tecribet-güzâr-ı erbâb-ı ʿakl u kıyâs oldu.",
          "caption": "Katl-i Ağa-yı Belgrad",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_949.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Katl-i Ağa-yı Belgrad",
          "text": "Ocağ turnacılarından Halîl Ağa mukaddemâ Belgrad Ağalığı'nda zûrbalar ile ittifâk ve Kadı'sı Nu'mân Paşa-zâde Sa'dullah Efendi'yi idhâl-i dâyire-i ʿahd ü mîsâk edüp, Muhâfız bulunan Vezîr Mustafa Paşa üzerine hücûm u iʿdâm ve emvâl ü eşyâsını miyânelerinde iktisâm etmişler idi. Kadı ve Ağa'nın havf-ı muʾâhaze ile baʿde'l-inʿizâl Belgrad'dan ʿadem-i hurûcları agleb-i ihtimâl olduğuna binâʾen, Efendi-yi mûmâ ileyhe Mahrec iʿtibâriyle [V 157b] Üsküdâr tevcîh olunduğu haberi tarafına iʿlâm ve kalbinden izâle-i hadşe vü evhâm olunmağla, bu sürûr ile Belgrad'dan şedd-i zeberteng-i nehzat ve vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet oldukda, nefy ü iclâsı emri müʾekkillere teslîm ve hılâl-i tarîkde tesmîm olunup, Belgrad Ağası'nın iʿdâmında ʿusret ve vaktine ihâle ile her bâr hakkında ihtilâs-ı fursat derkâr iken [Ü4 304a] Bosna Ağalığı'nı taleb ve recâsı karîn-i müsâʿade-i ehl-i rüteb olup, mahall-i mezkûrda dahi hakkında siyâsetin icrâsı müteʿazzir ve bilâhare Edirne Ağalığı'na bi't-taleb mütesaddır olup, iʿdâmiyçün mukaddemce emr-i ʿâlî irsâl ve Edirne'ye vürûdundan iki gün sonra mahnûkan iʿdâm u istîsâl olundu. Devlet-i ʿaliyye'ye ihânet ve tamaʿ u garazdan nâşî hevâcis-i nefsâniyyeye mütâbeʿat eden hazele-i nâs, füshat-ı ecel ile bir zemân refâh u âsâyiş ihtilâs eylerse dahi, şehbâz-ı kazâ, mıhleb-i kahr u fenâ ile mürg-ı rûhunu iftirâs edegeldiği bu defʿa dahi tecribet-güzâr-ı erbâb-ı ʿakl u kıyâs oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "An-asl Galata'da Meyhâneci olup, “Arab-oğlu” nâm zimmî kârını terk ve bir sefîne peydâ ve Mısr-ı Kāhire'den meʾzûnen ʿavdet eden on sekiz nefer mikdârı Arnabud'u sefînesine vazʿ u imlâ ve enginde merkūmlar der-hâb iken mâllarına tamaʿan birkaç neferini ihlâk ü ifnâ eylediklerini, enbârda olan pesmândeleri hiss ile sefîneye âteş ilkā ve mesfûr ile tâyifesi fi'l-hâl tahlîs-ı nüfûs-ı [V 158a] habîselerine iştigāl ve sandala binüp Rodos'a vusûllerinde, sefînelerinin istihlâkini îmâ ile setr-i serîre-i hâl etmişler idi. Takrîrlerinde mübâyenet ve tavr u hareketlerinde şâyibe-i melʿanet hiss olunduğundan, Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey mesfûrları Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl edüp, hakīkat-i hâli inkâr ve baʿde'l-ısrâr bâlâda vukūʿ-yâfte olan sûreti ikrâr eylediklerinde, zikr olunan ʿArab-oğlu'nun gerden-i hiyânetine\nhavâle-i [Ü4 304b] tîğ-i âteş-bâr ve bâkīleri küreğe vazʿ ile ʿibret-i bed-endîşân-ı rûzgâr kılındı.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_950.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "An-asl Galata'da Meyhâneci olup, “Arab-oğlu” nâm zimmî kârını terk ve bir sefîne peydâ ve Mısr-ı Kāhire'den meʾzûnen ʿavdet eden on sekiz nefer mikdârı Arnabud'u sefînesine vazʿ u imlâ ve enginde merkūmlar der-hâb iken mâllarına tamaʿan birkaç neferini ihlâk ü ifnâ eylediklerini, enbârda olan pesmândeleri hiss ile sefîneye âteş ilkā ve mesfûr ile tâyifesi fi'l-hâl tahlîs-ı nüfûs-ı [V 158a] habîselerine iştigāl ve sandala binüp Rodos'a vusûllerinde, sefînelerinin istihlâkini îmâ ile setr-i serîre-i hâl etmişler idi. Takrîrlerinde mübâyenet ve tavr u hareketlerinde şâyibe-i melʿanet hiss olunduğundan, Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey mesfûrları Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl edüp, hakīkat-i hâli inkâr ve baʿde'l-ısrâr bâlâda vukūʿ-yâfte olan sûreti ikrâr eylediklerinde, zikr olunan ʿArab-oğlu'nun gerden-i hiyânetine\nhavâle-i [Ü4 304b] tîğ-i âteş-bâr ve bâkīleri küreğe vazʿ ile ʿibret-i bed-endîşân-ı rûzgâr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "ʿAkkâ mâddesini baʿzı me'mûrîn ifsâd ve zaʿf-ı re'y ve teşettüt-i ârâ ile berbâd eylediklerini o tarafa me'mûr Râgıb Efendi tahrîr ve sâbıkā Mîr-i hâcc Vekîli Süleymân Paşa'nın o havâlîde nüfûz u iʿtibârı olup, ʿAkkâ'da mevcûd olan müteneffisler mûmâ ileyhe müncezib ü müttebiʿ ve hâricde olan Mîr Beşîr takımı dahi emrine mutâviʿ olup, Saydâ Eyâleti maʿa-muzâfâtihâ tarafına tevcîh olunduğu takdîrde, kalʿa bilâ-meşakkatin müsahhar ve derûnunda mütehassın İsmâʿîl Paşa yâ firâr veyâ müdemmer olacağından başka, me'mûl-i devlet kadr-i nefʿ u fâyide müyesser olacağını işʿâr ve İsmâʿîl Paşa'nın fuzûlî zabt-ı memleket etmesinden ise, sûret-i tavʿ u inkıyâdda bulunan Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyhin hükm-i Devlet-i ʿaliyye ile Saydâ'ya Vâlî olması ihtiyâr olunduğuna binâ'en, vech-i meşrûh üzere [V 158b] eyâlet-i mezkûre maʿa-muzâfâtihâ Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh olunup, iktizâ eden evâmir Efendi-yi mûmâ ileyhe irsâl olundukda, Kıbrıs'dan hareket ve Saydâ'ya ilkā-yı lenger-i ikāmet ve kazıyye-i mezkûreyi Şâm Vâlîsi ordusunda olan Süleymân Paşa'ya tahrîr u işâret eylediğinden başka, bâlâda zikr olunduğu vech üzere Dürzî tâyifesinin Sergerdesi olan Mîr Beşîr ve sâyir o havâlîde bulunan sagîr u kebîre irâde-i devleti iʿlân ve ʿavâtıf-ı seniyye-i Şâhâne'den Saydâ Eyâleti'nin Cezzâr Paşa Kethudâsı Süleymân Paşa'ya tevcîh [Ü4 305a] ü ihsân olunduğunu ifâde vü beyân edüp, cümlesi ser-fürû-bürde-i tavk-ı inkıyâd u istislâm ve izhâr-ı büşr ü ibtisâm ile müvâzıb-ı duʿây-ı Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm olup, Sayda'da bulunan İsmâʿîl Paşa müttebiʿlerini ve muhâfaza sûretinde vazʿ eylediği segbânlarını dahi tard u ibʿâd ve Payas ve Beylan tarafından müceddeden tahrîr u celb etdiği askeri sâhile resîde olmazdan mukaddem, bi'l-istihbâr vasat-ı bahrdan geldikleri semte ircâʿ ile katʿ-ı imdâd ve bu sûretleri îkāʿa tahsîl-i tâb u tüvân ve Mîr Beşîr'in hulûsunu imtihân içün taleb etdiği askeri mîr-i mezbûr fi'l-hâl irsâl ve sâyir asker-keş olan kimseler dahi kemâl-i tehaşşüd ile emre imtisâl üzere oldukları mütehakkak oldukda, tevcîh-i cedîd emri ʿAkkâ'ya irsâl ve Saydâ Eyâleti\nSüleymân Paşa'ya ihsân olunduğu serân-ı asker ve sükkân-ı memlekete iblâğ u îsâl olunup, Paşa-yı mûmâ ileyh Cezzâr Paşa fürûʿâtından olmak cihetiyle ʿAkkâ'da bulunanlar bi't-tabʿ tarafına izhâr-ı meyl ü rağbet ve İsmâʿîl Paşa'dan katʿ-ı peyvend-i muvâfakat eyledikleri ahbârı resîd-i derece-i şöhret olup, İsmâʿîl Paşa mebâdî-yi hâle nazaran mütezelzil ü mütehayyir ve fursat bulursa firâra tavtîn-i nefs eylediği zâhir olduğuna binâʾen, Râgıb Efendi'nin saʿyi meşkûr ve tahsîni şâmil tarafına irsâl olunan mektûb-ı Sadru's-sudûr ile şevk u gayreti mevfûr kılındı.",
          "caption": "Tevcîh-i Eyâlet-i Saydâ be-Süleymân Paşa",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_951.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i Eyâlet-i Saydâ be-Süleymân Paşa",
          "text": "ʿAkkâ mâddesini baʿzı me'mûrîn ifsâd ve zaʿf-ı re'y ve teşettüt-i ârâ ile berbâd eylediklerini o tarafa me'mûr Râgıb Efendi tahrîr ve sâbıkā Mîr-i hâcc Vekîli Süleymân Paşa'nın o havâlîde nüfûz u iʿtibârı olup, ʿAkkâ'da mevcûd olan müteneffisler mûmâ ileyhe müncezib ü müttebiʿ ve hâricde olan Mîr Beşîr takımı dahi emrine mutâviʿ olup, Saydâ Eyâleti maʿa-muzâfâtihâ tarafına tevcîh olunduğu takdîrde, kalʿa bilâ-meşakkatin müsahhar ve derûnunda mütehassın İsmâʿîl Paşa yâ firâr veyâ müdemmer olacağından başka, me'mûl-i devlet kadr-i nefʿ u fâyide müyesser olacağını işʿâr ve İsmâʿîl Paşa'nın fuzûlî zabt-ı memleket etmesinden ise, sûret-i tavʿ u inkıyâdda bulunan Mîr-i mîrân-ı mûmâ ileyhin hükm-i Devlet-i ʿaliyye ile Saydâ'ya Vâlî olması ihtiyâr olunduğuna binâ'en, vech-i meşrûh üzere [V 158b] eyâlet-i mezkûre maʿa-muzâfâtihâ Paşa-yı mûmâ ileyhe tevcîh olunup, iktizâ eden evâmir Efendi-yi mûmâ ileyhe irsâl olundukda, Kıbrıs'dan hareket ve Saydâ'ya ilkā-yı lenger-i ikāmet ve kazıyye-i mezkûreyi Şâm Vâlîsi ordusunda olan Süleymân Paşa'ya tahrîr u işâret eylediğinden başka, bâlâda zikr olunduğu vech üzere Dürzî tâyifesinin Sergerdesi olan Mîr Beşîr ve sâyir o havâlîde bulunan sagîr u kebîre irâde-i devleti iʿlân ve ʿavâtıf-ı seniyye-i Şâhâne'den Saydâ Eyâleti'nin Cezzâr Paşa Kethudâsı Süleymân Paşa'ya tevcîh [Ü4 305a] ü ihsân olunduğunu ifâde vü beyân edüp, cümlesi ser-fürû-bürde-i tavk-ı inkıyâd u istislâm ve izhâr-ı büşr ü ibtisâm ile müvâzıb-ı duʿây-ı Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm olup, Sayda'da bulunan İsmâʿîl Paşa müttebiʿlerini ve muhâfaza sûretinde vazʿ eylediği segbânlarını dahi tard u ibʿâd ve Payas ve Beylan tarafından müceddeden tahrîr u celb etdiği askeri sâhile resîde olmazdan mukaddem, bi'l-istihbâr vasat-ı bahrdan geldikleri semte ircâʿ ile katʿ-ı imdâd ve bu sûretleri îkāʿa tahsîl-i tâb u tüvân ve Mîr Beşîr'in hulûsunu imtihân içün taleb etdiği askeri mîr-i mezbûr fi'l-hâl irsâl ve sâyir asker-keş olan kimseler dahi kemâl-i tehaşşüd ile emre imtisâl üzere oldukları mütehakkak oldukda, tevcîh-i cedîd emri ʿAkkâ'ya irsâl ve Saydâ Eyâleti\nSüleymân Paşa'ya ihsân olunduğu serân-ı asker ve sükkân-ı memlekete iblâğ u îsâl olunup, Paşa-yı mûmâ ileyh Cezzâr Paşa fürûʿâtından olmak cihetiyle ʿAkkâ'da bulunanlar bi't-tabʿ tarafına izhâr-ı meyl ü rağbet ve İsmâʿîl Paşa'dan katʿ-ı peyvend-i muvâfakat eyledikleri ahbârı resîd-i derece-i şöhret olup, İsmâʿîl Paşa mebâdî-yi hâle nazaran mütezelzil ü mütehayyir ve fursat bulursa firâra tavtîn-i nefs eylediği zâhir olduğuna binâʾen, Râgıb Efendi'nin saʿyi meşkûr ve tahsîni şâmil tarafına irsâl olunan mektûb-ı Sadru's-sudûr ile şevk u gayreti mevfûr kılındı."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sefîr-i mezbûr ile gûyâ mükâlemelerde izhâr-ı tavr-ı hiddet, mükâbere vü ısrârına ʿillet olup, ricâl-i devletden biri Devlet-i ʿaliyye'den [Ü4 305b] bi'l-mülâyeme mesfûr ile mükâlemeye ruhsat-yâb olsa, şiddet-i ʿarîkesini telyîn ve devlet tarafından verilan cevâb-ı müskiti kabûl ile devletine ʿözr-i Saltanat-ı seniyye'yi dostâne ifâde vü tebyîn ve miyânede hâdis olan gayz u kîn ber-taraf olacağını kibâr-ı devletden baʿzıları ilkā ve bu sûret zâhir-i hâlde müvecceh görülüp, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿÂtıf Efendi bu mâddeye me'mûr olup, sûret-i me'mûriyyeti gāyet ihfâ olunmuşiken, şeyâtîn-i ins ü ʿazâzîl ile hem-cins olan Rûsiyye ve İngiltere elçileri mâddeye vukūf ile izhâr-ı huşûnet ve Devlet-i ʿaliyye'nin gâh şânını vikāyet ve gâh bu mükâleme-i hafiyyenin ittifâka mugāyeretini ve giderek fesh-ı râbıta-i mühâdene îcâb edeceğini, Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm etdikleri tekārîrde bast u hikâyet [V 159a] eylediler. Françe Elçisi ise Bonaparta'yı ilzâm zuʿmuyla İmperatorluk tasdîkını şâmil bir kıtʿa katʿiyyü'l-müfâd sened ahz etmek ve Devlet-i ʿaliyye tarafından mukaddemâ îrâd olunduğu üzere tasdîkde butûʾ u teʾhîr maslahat-ı mülkiyyesine mutâbakat tahsîline mebnî olup, bir müddet murûrunda İmperatorluğ'u tasdîk eyleyeceğini hâvî dîger bir kıtʿa sened almak iddiʿâsında olup, cihet-i ûlâsı uhrâya mübâyin olan senedât iʿtâsında mahzûr-ı küllî, kulûb-ı erkân-ı devlete müstevlî olduğundan, kavl-i sâbıkda izhâr-ı sebât ve terk-i televvünât\nkılındığını mesfûr lede't-taʿakkul vücûb-ı ʿazîmetini te'emmül edüp, evâsıt-ı Ramazân'da lâzime-i hareketini ru'yet ve Françe tarafına ʿazîmet eyledi. Re'îsülküttâb [Ü4 306a] Efendi dört-beş mâhdan berü elçi-yi mesfûr ile muʿâraza vü münâkaşa ve ser-rişteyi elden kaçırmayarak ihtiyâr-ı sûret-i mücâdele vü münâveşe etmişiken, mesfûr ʿazîmete cesâret edemeyüp, iki-üç gün zarfında vukūʿ bulan muhâbere vü mücâvebeden dil-teng-i keder ve ʿâkıbet tahrîk-i pây-ı ʿazîmete mecbûr u muztarr olduğu Re'îs Efendi'nin füshat-ı havsalasına delâlet eyleyeceği mukarrerdir.",
          "caption": "ʿAvdet-i Elçi-yi Françe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_952.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAvdet-i Elçi-yi Françe",
          "text": "Sefîr-i mezbûr ile gûyâ mükâlemelerde izhâr-ı tavr-ı hiddet, mükâbere vü ısrârına ʿillet olup, ricâl-i devletden biri Devlet-i ʿaliyye'den [Ü4 305b] bi'l-mülâyeme mesfûr ile mükâlemeye ruhsat-yâb olsa, şiddet-i ʿarîkesini telyîn ve devlet tarafından verilan cevâb-ı müskiti kabûl ile devletine ʿözr-i Saltanat-ı seniyye'yi dostâne ifâde vü tebyîn ve miyânede hâdis olan gayz u kîn ber-taraf olacağını kibâr-ı devletden baʿzıları ilkā ve bu sûret zâhir-i hâlde müvecceh görülüp, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı ʿÂtıf Efendi bu mâddeye me'mûr olup, sûret-i me'mûriyyeti gāyet ihfâ olunmuşiken, şeyâtîn-i ins ü ʿazâzîl ile hem-cins olan Rûsiyye ve İngiltere elçileri mâddeye vukūf ile izhâr-ı huşûnet ve Devlet-i ʿaliyye'nin gâh şânını vikāyet ve gâh bu mükâleme-i hafiyyenin ittifâka mugāyeretini ve giderek fesh-ı râbıta-i mühâdene îcâb edeceğini, Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm etdikleri tekārîrde bast u hikâyet [V 159a] eylediler. Françe Elçisi ise Bonaparta'yı ilzâm zuʿmuyla İmperatorluk tasdîkını şâmil bir kıtʿa katʿiyyü'l-müfâd sened ahz etmek ve Devlet-i ʿaliyye tarafından mukaddemâ îrâd olunduğu üzere tasdîkde butûʾ u teʾhîr maslahat-ı mülkiyyesine mutâbakat tahsîline mebnî olup, bir müddet murûrunda İmperatorluğ'u tasdîk eyleyeceğini hâvî dîger bir kıtʿa sened almak iddiʿâsında olup, cihet-i ûlâsı uhrâya mübâyin olan senedât iʿtâsında mahzûr-ı küllî, kulûb-ı erkân-ı devlete müstevlî olduğundan, kavl-i sâbıkda izhâr-ı sebât ve terk-i televvünât\nkılındığını mesfûr lede't-taʿakkul vücûb-ı ʿazîmetini te'emmül edüp, evâsıt-ı Ramazân'da lâzime-i hareketini ru'yet ve Françe tarafına ʿazîmet eyledi. Re'îsülküttâb [Ü4 306a] Efendi dört-beş mâhdan berü elçi-yi mesfûr ile muʿâraza vü münâkaşa ve ser-rişteyi elden kaçırmayarak ihtiyâr-ı sûret-i mücâdele vü münâveşe etmişiken, mesfûr ʿazîmete cesâret edemeyüp, iki-üç gün zarfında vukūʿ bulan muhâbere vü mücâvebeden dil-teng-i keder ve ʿâkıbet tahrîk-i pây-ı ʿazîmete mecbûr u muztarr olduğu Re'îs Efendi'nin füshat-ı havsalasına delâlet eyleyeceği mukarrerdir."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "İşbu Şaʿbân-ı şerîf evâhırında ʿillet-i insıbâb, müşârun ileyhin maʿmûre-i vücûdunu harâb ve bu vesîle ile terk-i ʿâlem-i serîʿu'l-inkılâb edüp, rûz-ı vefâtının ferdâsı yevm-i Cumʿa Sultân Mehmed Hân Câmiʿi'nde cemm-i gafîr [V 159b] ve cemʿ-i kesîr ile nemâzı kılınup, Bağçe-kapusu'nda vâkiʿ pederi kitâb-hânesi hazîresinde mukaddemâ iʿdâd eylediği mezâr-ı pür-envâra idhâl ve hakkında sayyib-i tayyib-i ʿafv u gufrân istinzâl olundu. Li'l-Müverrih: Dürc-i cihânda bir dürr-i ʿâlem-behâ idi / Nihrîr-i vakt ve mâlik-i hüsn-i edâ idi / ʿİlm ü hünerde Râzî ve Vassâf'a taʿne-zen / Nutkunda darb-vâr idi, hâzır cevâb idi. Hattı, ʿİmâd'a fâyik idi. Tavr u şîvede esnâf-ı maʿrifet ana dâd-ı Hudâ idi.",
          "caption": "Fevt-i ʿÂşir Mustafa Efendi Şeyhulislâm-ı esbak",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_953.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i ʿÂşir Mustafa Efendi Şeyhulislâm-ı esbak",
          "text": "İşbu Şaʿbân-ı şerîf evâhırında ʿillet-i insıbâb, müşârun ileyhin maʿmûre-i vücûdunu harâb ve bu vesîle ile terk-i ʿâlem-i serîʿu'l-inkılâb edüp, rûz-ı vefâtının ferdâsı yevm-i Cumʿa Sultân Mehmed Hân Câmiʿi'nde cemm-i gafîr [V 159b] ve cemʿ-i kesîr ile nemâzı kılınup, Bağçe-kapusu'nda vâkiʿ pederi kitâb-hânesi hazîresinde mukaddemâ iʿdâd eylediği mezâr-ı pür-envâra idhâl ve hakkında sayyib-i tayyib-i ʿafv u gufrân istinzâl olundu. Li'l-Müverrih: Dürc-i cihânda bir dürr-i ʿâlem-behâ idi / Nihrîr-i vakt ve mâlik-i hüsn-i edâ idi / ʿİlm ü hünerde Râzî ve Vassâf'a taʿne-zen / Nutkunda darb-vâr idi, hâzır cevâb idi. Hattı, ʿİmâd'a fâyik idi. Tavr u şîvede esnâf-ı maʿrifet ana dâd-ı Hudâ idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh subbet şeʼâbîbü rahmeti'r-Rahmâni ʿaleyh devr-i Mahmûd Hânî'de iki defʿa Re'îsülküttâb ve ʿilm ü kemâlde fâyik-ı etrâb olan el-Hâc Mustafa Efendi merhûmun sulbünden bin yüz kırk iki târîhinde, nazm: Nûrun tevellede min-şemsin ve min-kamer Hattâ tekâmele fîhi'r-rûhu ve'l-beden mefhûmu üzere kımât-ârây-ı mehd-i vücûd ve destyârî-yi feyz-ı [Ü4 306b] nâ-mütenâhî-yi cenâb-ı Maʿbûd ile giderek fârık-ı miyân-ı maʿdûm u mevcûd olup, ber-muktezây-ı kābiliyyet-i mâder-zâd yüz elli yedi senesi Zilkaʿde'sinin on dördünde medrese ru'ûsuyla nâyil-i nuhustîn-i pâye-i murâd olmuşidi. Doksan bir senesi Zilkaʿde'sinde mahrûse-i Burusa'ya hâkim ve doksan beş Muharrem'inde Mekke-i mükerreme'ye ʿâzim olup, bir sene kadar o mahall-i hatîr-i lâzimü't-tevkīrde icrây-ı ahkâm-ı şerîʿat ve inkızây-ı müddet ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet etmişidi. Bin iki yüz Şaʿbân'ının yirminci günü Kazâ'-i Dâru's-saltana ile kesb-i şân u tantana edüp, taʿdîl-i kıyem [V 160a] ü esʿâr ve te'dîb-i muhtekirân-ı rûzgârda levha-tırâz-ı sünûh olan ikdâm u himmeti, Şehriyâr-ı mekādir-şinâsın vâsıl-ı semʿ-i dikkati oldukda, hakkında nazar-ı bende-perver-i Mülûkâne'leri tecvîz ve sene-i merkūme Zilkaʿde'sinin onuncu günü Anadolu Sadâreti Pâyesi'yle cümle-i mübheme-i hâl ü şânı temyîz olunup, iki yüz iki senesinin Cumâdelûlâ'sının on beşinde bi'l-fiʿl Sadâret-i Anadolu'ya takrîb olunup, [mısra]:",
          "caption": "Terceme",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_954.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Terceme",
          "text": "Müşârun ileyh subbet şeʼâbîbü rahmeti'r-Rahmâni ʿaleyh devr-i Mahmûd Hânî'de iki defʿa Re'îsülküttâb ve ʿilm ü kemâlde fâyik-ı etrâb olan el-Hâc Mustafa Efendi merhûmun sulbünden bin yüz kırk iki târîhinde, nazm: Nûrun tevellede min-şemsin ve min-kamer Hattâ tekâmele fîhi'r-rûhu ve'l-beden mefhûmu üzere kımât-ârây-ı mehd-i vücûd ve destyârî-yi feyz-ı [Ü4 306b] nâ-mütenâhî-yi cenâb-ı Maʿbûd ile giderek fârık-ı miyân-ı maʿdûm u mevcûd olup, ber-muktezây-ı kābiliyyet-i mâder-zâd yüz elli yedi senesi Zilkaʿde'sinin on dördünde medrese ru'ûsuyla nâyil-i nuhustîn-i pâye-i murâd olmuşidi. Doksan bir senesi Zilkaʿde'sinde mahrûse-i Burusa'ya hâkim ve doksan beş Muharrem'inde Mekke-i mükerreme'ye ʿâzim olup, bir sene kadar o mahall-i hatîr-i lâzimü't-tevkīrde icrây-ı ahkâm-ı şerîʿat ve inkızây-ı müddet ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet etmişidi. Bin iki yüz Şaʿbân'ının yirminci günü Kazâ'-i Dâru's-saltana ile kesb-i şân u tantana edüp, taʿdîl-i kıyem [V 160a] ü esʿâr ve te'dîb-i muhtekirân-ı rûzgârda levha-tırâz-ı sünûh olan ikdâm u himmeti, Şehriyâr-ı mekādir-şinâsın vâsıl-ı semʿ-i dikkati oldukda, hakkında nazar-ı bende-perver-i Mülûkâne'leri tecvîz ve sene-i merkūme Zilkaʿde'sinin onuncu günü Anadolu Sadâreti Pâyesi'yle cümle-i mübheme-i hâl ü şânı temyîz olunup, iki yüz iki senesinin Cumâdelûlâ'sının on beşinde bi'l-fiʿl Sadâret-i Anadolu'ya takrîb olunup, [mısra]:"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "neşîdesiyle nüsha-i kadr ü iʻtibârı tezhîb olundu. İki yüz üç senesi Şa‘bân'ının on beşinde Rumeli Sadâret'ine pâ-nihâde-i ‘izz ü şeref ve tavr-ı şerîhânesi dâğ-zen-i kulûb-i selef ü halef olup, bu vazʻ u reftâr, hakkında müstemirrü'z-zuhûr olan teveccüh-i Şâhâne'nin sebeb-i tezâyüdü olduğunu Şeyhulislâm-ı vakt olan Hamîdî-zâde -ki “Ve kem-vâ‘idin ‘adlen ‘alâ huletâ'ihî, izâ kullide'l-ahkâme tâbe [Ü4 307a] 'ani'l-'adli” meʼâline mâ-sadakdır- istişʻâr ile bî-ihtiyâr, [mısra]: Ve ni'metü'd-dehri makrûnun biha'l-hased mü'eddâsı zıgn-ı kâmin-i hasedini âşikâr edüp, inhitât-ı iʻtibârını müstelzim olacak ednâ behâneye çeşm-dâşt-ı intizâr ve Rodoslu Ahmed Ağa vasî olduğu tereke mâddesinde müşârun ileyhe hırs u tamaʻ isnâd ve Şeyhulislâm tarafından fursat ihtilâs olunup, mâddeye berg ü şâh verilerek, tehyîc-i gazab-ı Şehriyâr-ı safvet-nihâd etmişidi. [Mısra]: Yühîcü sugayrâti'l-umûri kebîrehâ meʼâli üzere hakkında ‘azv u iftirâ olunan şey'-i hasîs û dûn, nazarda töhmet-i gûnâ-gûn görülüp, [mısra]: Ve-eyyü naʿîmin lâ-yükeddiruhu'd-dehr\n[V 160b] mazmûnu üzere me'vây-ı âbâ vü ecdâdı olan Kastamonu'ya sene-i merkūme Şevvâl'inin yirmisinde nefy ü tagrîb ve hâsid-i fâsidi defʿ-i rakīb zannıyla icrây-ı garaz-ı bîtakrîb eyledi. “İni'n-nâsü gattavnî tegattaytü min hüm ve in bahasû ʿannî fe-fihim mebâhisü” kavliyle savb-ı me'mûra sâyir ve tesebbüt ü ıstıbârdan ʿâyid olan ferec-i Hakk'a nâzır, [mısra]: Ve-kem ʿizzetin kad nâleha'l-mer'ü bi'z-zülli mefhûmu üzere belde-i mezkûreyi mevtî'-i ikdâm-ı ʿizz ü ihtişâm eyledikde, peder-i vâlâgüherlerinin murûr-ı ezmân ile dimen ü talel menziline mübeddel olan müsakkafâtını taʿmîr ve evkāfını müceddeden tertîb ü tevkīr eyledi. Hakkında nakş-ber-âb kabîlinden olan hıkd-ı bâl, ʿazl-i Şeyhulislâm ile karîn-i mevkiʿ-ı zevâl olduğuna binâ'en, iki yüz beş senesi Şevvâl'inin gurresinde [mısra]: Ve ʿinde bulûğı'l-keddi safvü'l-meşâribi masdûku üzere ser-âzâd-ı kayd-ı gurbet ve mevtin-i kadîmine nüzûl ile müvâzıb-ı duʿây-ı [Ü4 307b] bekāy-ı devlet oldu.\nİki yüz yedi Receb'inde ber-vech-i tekerrür Rumeli'ye tesaddur edüp, müddet-i ʿörfiyyesini itmâm ve medh ü senâsını zebân-âver-ı hâss u ʿâmm etdikden sonra, kemâ-kân mutâlaʿa-i kütüb ü re'sâyil ve müdârese-i müe'llefât-ı evâhır u evâyil edüp, iki yüz on üç senesi Rebîʿulevvel'inin on sekizinci yevmü'l-Hamîs Şeyhulislâm ve Hallâl-i müşkilât-ı enâm olmuşidi. Zemân-ı İftâ'sında dahi ber-vech-i taʿdîl, vazʿ u hareketle müddet-i mukadderesini tekmîl edüp, [mısra]: Ve küllü musʿidetin yevmen se-tenhadir meʾâli, sıfat-ı kâşife-i hâli olarak, o mesned-i bülendden [V 161a] hatt u tenzîl ve Burusa'ya tagrîb ile ʿukde-i kürbeti teshîl olunup, birkaç mâhdan sonra mazhar-ı ʿafv-ı Tâc-dârî ve sâhilhânesinde ikāmet ile mülâzım-ı tâʿat-ı Kird-gârî olup, nazm: Buʿdî ʿani'n-nâsi bür'ün min-sekāmihim / Ve kurbühüm li'l-hicâ ve'd-dîni edvâ'ü / Ke'l-beyti üfrida lâ-îtâ'e yüdrikühû / Ve lâ-sinâdün ve lâ-fi'l-lafzi ikvâ'ü terkîbini tezkâr eyleyerek mâ-sivâdan katʿ-ı ser-rişte-i ihtilât ve bâʿis-i kîl u kāl olan eşhâs-ı kāsıretü'l-ʿukūldan hasm-ı ʿalâka-i irtibât edüp, işbu Şaʿbân-ı şerîf gāyetinde tâyir-i rûhu sûy-ı ʿilliyyîne tahrîk-i havâfî vü kavâdim, vâsıl-ı rahmet-i cenâb-ı Münʿim oldu.\nMüşârun ileyh bahr-i zehhâr-ı ʿulûm ve meʾâl-âşinây-ı mantûk u mefhûm, elsine-i selâsede şiʿr ü inşâya kādir ve edebiyyâta kemâl-i intisâbı “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” bedîdâr u\nzâhir idi. Mukaddimât-ı ʿulûmu muʿâsırı olan baʿzı efâzıldan ahz ile maʿarrat-ı cehl ü nâdânîden [Ü4 308a] âzâde ve neshi, Yâsinî-zâde ve Müzellef Efendi'nin dâru'l-ifâdelerinden kesb ile sît ü şöhretine revnak-dâde olduğundan fazla, edîb-i zemân ve yegâne-i devrân olan Basrî ʿAbdurrahmân Efendi'den etvâr-ı edebiyyeyi telakkī ve Menînî Ahmed Efendi'den ʿilm-i tefsîr ve hadîsi kırâʾat ile meleke vü istiʿdâdı kabûl-i terakkī eylediğinden fazla, hatt-ı taʿlîkı Kâtib-zâde ve sâyir hoş-nüvîslerden ahz edüp, cevdet-i hatta İbn-i Mukle'ye sânî ve “İmâd'a sehîm ü müdânî ve sarîr-i kaleminden kati çok kimse müstefîd ve esâs-ı hatt-ı muhtelifü'l-evzâʿi gāyet-i sınâʿiyyesiyle teşyîd [V 161b] edüp, vaktini izâʿatden tevakkī vü ictinâb ve hatt-ı desti ile vâfir kitâb, yâdigâr-ı erbâb-ı elbâb edüp, ez-cümle Tefsîr-i Münşî ve Şifâʾ-i Şerîf ve Hidâye ve Mültekā ve Resâyil-i Hârizmî ve Bedîʿ-i Hemedânî'yi kalemine mahsûs tarz-ı bedîʿ ile tahrîr ve kati çok kitâbı hevâmiş ü havâş ile tezyîn ü tahbîr eylediğinden gayri, kibâr-ı meşâyıhdan vâfir evrâd u ezkâra meʾzûn ve yevmiyye bir bucuk sâʿat bu daʿavât-ı hayriyyeye müvâzabet ü devâmı sebebi ile kalb-i sâfîsi envâr-ı kudsiyye ile meşhûn olup, müddet-i ʿömründe tesvîlât-ı nefsâniyye ile kebîreyi mürtekib olmamış ve ednâs-ı meʿâsî ile dâmen-i pâkizesin telvîs etmemiş bir zât-ı ber-güzîde-ʿamel ve siniyy-i ʿömrü yetmiş yedi derecesine müntehî bir pîr-i ecell idi. Baʿzı kütüb ve devâvîne takrîzât-ı ʿâlimânesi müsellem-i erbâb-ı fühûm ve ʿArabiyye'de kemâl-i rüsûhları mahdûm-ı ʿâlîlerinin Büyük-çamlıca'da vâkiʿ kasr-ı muʿallâlarına inşâd eyledikleri [Ü4 308b] ebyâtdan maʿlûmdur. Nazm: Eyyüha'l-ihvân helümmû sanîʿatî / F'enzurû keyfe yekûnü'l-mürtebaʿ / Küllü men-şâhedehâ kāle lehâ / Hâmisü'l-müntezehâti'l-erbaʿ Tabîʿatları nakīza-i fazâzet ü gılzatdan muʿarrâ ve kesr-i sevret-i vekār etmeyecek reftârda mutâyebe vü mümâzahaya meyl ü rükûnları hüveydâ idi. “el-İnsânü lâ-yahlû mine's-\nsehvi ve'n-noksân mefhûmu üzere müşârun ileyhden baʿzı zellât vukūʿ bulduysa dahi, muktezây-ı hükm-i beşeriyyet olup, tekmîl-i ahlâk ve tehzîb-i nefs ancak kummelîn ü vâsılîne müyesser ve ekâbirân-ı devlet cemîʿ zamânda mevzûʿ-ı bahs-i ehl-i garaz olmakdan hâlî olmadıkları mukarrer olup, ʿale'l-husûs akrân u emsâlinden cihetün-mâ ile temeyyüz ü rüchâniyyeti zâhir olur ise, dâyimâ hedef-i nâvek-i dahl u iʿtirâz ve mesâvî vü kabâyih-i gayr-i mütehakkakasını ifşâya intihâz edegeldikleri mücerrebât-ı umûrdandır. Nazm:\nEfâzilü'n-nâsi agrâzun liza'z-zemen\nYahlû mine'l-hemmi ahlâhüm mine'l-fiten",
          "caption": "Anadolu Sadrı'na 'Âşir Efendi verdi zîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_955.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Anadolu Sadrı'na 'Âşir Efendi verdi zîb",
          "text": "neşîdesiyle nüsha-i kadr ü iʻtibârı tezhîb olundu. İki yüz üç senesi Şa‘bân'ının on beşinde Rumeli Sadâret'ine pâ-nihâde-i ‘izz ü şeref ve tavr-ı şerîhânesi dâğ-zen-i kulûb-i selef ü halef olup, bu vazʻ u reftâr, hakkında müstemirrü'z-zuhûr olan teveccüh-i Şâhâne'nin sebeb-i tezâyüdü olduğunu Şeyhulislâm-ı vakt olan Hamîdî-zâde -ki “Ve kem-vâ‘idin ‘adlen ‘alâ huletâ'ihî, izâ kullide'l-ahkâme tâbe [Ü4 307a] 'ani'l-'adli” meʼâline mâ-sadakdır- istişʻâr ile bî-ihtiyâr, [mısra]: Ve ni'metü'd-dehri makrûnun biha'l-hased mü'eddâsı zıgn-ı kâmin-i hasedini âşikâr edüp, inhitât-ı iʻtibârını müstelzim olacak ednâ behâneye çeşm-dâşt-ı intizâr ve Rodoslu Ahmed Ağa vasî olduğu tereke mâddesinde müşârun ileyhe hırs u tamaʻ isnâd ve Şeyhulislâm tarafından fursat ihtilâs olunup, mâddeye berg ü şâh verilerek, tehyîc-i gazab-ı Şehriyâr-ı safvet-nihâd etmişidi. [Mısra]: Yühîcü sugayrâti'l-umûri kebîrehâ meʼâli üzere hakkında ‘azv u iftirâ olunan şey'-i hasîs û dûn, nazarda töhmet-i gûnâ-gûn görülüp, [mısra]: Ve-eyyü naʿîmin lâ-yükeddiruhu'd-dehr\n[V 160b] mazmûnu üzere me'vây-ı âbâ vü ecdâdı olan Kastamonu'ya sene-i merkūme Şevvâl'inin yirmisinde nefy ü tagrîb ve hâsid-i fâsidi defʿ-i rakīb zannıyla icrây-ı garaz-ı bîtakrîb eyledi. “İni'n-nâsü gattavnî tegattaytü min hüm ve in bahasû ʿannî fe-fihim mebâhisü” kavliyle savb-ı me'mûra sâyir ve tesebbüt ü ıstıbârdan ʿâyid olan ferec-i Hakk'a nâzır, [mısra]: Ve-kem ʿizzetin kad nâleha'l-mer'ü bi'z-zülli mefhûmu üzere belde-i mezkûreyi mevtî'-i ikdâm-ı ʿizz ü ihtişâm eyledikde, peder-i vâlâgüherlerinin murûr-ı ezmân ile dimen ü talel menziline mübeddel olan müsakkafâtını taʿmîr ve evkāfını müceddeden tertîb ü tevkīr eyledi. Hakkında nakş-ber-âb kabîlinden olan hıkd-ı bâl, ʿazl-i Şeyhulislâm ile karîn-i mevkiʿ-ı zevâl olduğuna binâ'en, iki yüz beş senesi Şevvâl'inin gurresinde [mısra]: Ve ʿinde bulûğı'l-keddi safvü'l-meşâribi masdûku üzere ser-âzâd-ı kayd-ı gurbet ve mevtin-i kadîmine nüzûl ile müvâzıb-ı duʿây-ı [Ü4 307b] bekāy-ı devlet oldu.\nİki yüz yedi Receb'inde ber-vech-i tekerrür Rumeli'ye tesaddur edüp, müddet-i ʿörfiyyesini itmâm ve medh ü senâsını zebân-âver-ı hâss u ʿâmm etdikden sonra, kemâ-kân mutâlaʿa-i kütüb ü re'sâyil ve müdârese-i müe'llefât-ı evâhır u evâyil edüp, iki yüz on üç senesi Rebîʿulevvel'inin on sekizinci yevmü'l-Hamîs Şeyhulislâm ve Hallâl-i müşkilât-ı enâm olmuşidi. Zemân-ı İftâ'sında dahi ber-vech-i taʿdîl, vazʿ u hareketle müddet-i mukadderesini tekmîl edüp, [mısra]: Ve küllü musʿidetin yevmen se-tenhadir meʾâli, sıfat-ı kâşife-i hâli olarak, o mesned-i bülendden [V 161a] hatt u tenzîl ve Burusa'ya tagrîb ile ʿukde-i kürbeti teshîl olunup, birkaç mâhdan sonra mazhar-ı ʿafv-ı Tâc-dârî ve sâhilhânesinde ikāmet ile mülâzım-ı tâʿat-ı Kird-gârî olup, nazm: Buʿdî ʿani'n-nâsi bür'ün min-sekāmihim / Ve kurbühüm li'l-hicâ ve'd-dîni edvâ'ü / Ke'l-beyti üfrida lâ-îtâ'e yüdrikühû / Ve lâ-sinâdün ve lâ-fi'l-lafzi ikvâ'ü terkîbini tezkâr eyleyerek mâ-sivâdan katʿ-ı ser-rişte-i ihtilât ve bâʿis-i kîl u kāl olan eşhâs-ı kāsıretü'l-ʿukūldan hasm-ı ʿalâka-i irtibât edüp, işbu Şaʿbân-ı şerîf gāyetinde tâyir-i rûhu sûy-ı ʿilliyyîne tahrîk-i havâfî vü kavâdim, vâsıl-ı rahmet-i cenâb-ı Münʿim oldu.\nMüşârun ileyh bahr-i zehhâr-ı ʿulûm ve meʾâl-âşinây-ı mantûk u mefhûm, elsine-i selâsede şiʿr ü inşâya kādir ve edebiyyâta kemâl-i intisâbı “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” bedîdâr u\nzâhir idi. Mukaddimât-ı ʿulûmu muʿâsırı olan baʿzı efâzıldan ahz ile maʿarrat-ı cehl ü nâdânîden [Ü4 308a] âzâde ve neshi, Yâsinî-zâde ve Müzellef Efendi'nin dâru'l-ifâdelerinden kesb ile sît ü şöhretine revnak-dâde olduğundan fazla, edîb-i zemân ve yegâne-i devrân olan Basrî ʿAbdurrahmân Efendi'den etvâr-ı edebiyyeyi telakkī ve Menînî Ahmed Efendi'den ʿilm-i tefsîr ve hadîsi kırâʾat ile meleke vü istiʿdâdı kabûl-i terakkī eylediğinden fazla, hatt-ı taʿlîkı Kâtib-zâde ve sâyir hoş-nüvîslerden ahz edüp, cevdet-i hatta İbn-i Mukle'ye sânî ve “İmâd'a sehîm ü müdânî ve sarîr-i kaleminden kati çok kimse müstefîd ve esâs-ı hatt-ı muhtelifü'l-evzâʿi gāyet-i sınâʿiyyesiyle teşyîd [V 161b] edüp, vaktini izâʿatden tevakkī vü ictinâb ve hatt-ı desti ile vâfir kitâb, yâdigâr-ı erbâb-ı elbâb edüp, ez-cümle Tefsîr-i Münşî ve Şifâʾ-i Şerîf ve Hidâye ve Mültekā ve Resâyil-i Hârizmî ve Bedîʿ-i Hemedânî'yi kalemine mahsûs tarz-ı bedîʿ ile tahrîr ve kati çok kitâbı hevâmiş ü havâş ile tezyîn ü tahbîr eylediğinden gayri, kibâr-ı meşâyıhdan vâfir evrâd u ezkâra meʾzûn ve yevmiyye bir bucuk sâʿat bu daʿavât-ı hayriyyeye müvâzabet ü devâmı sebebi ile kalb-i sâfîsi envâr-ı kudsiyye ile meşhûn olup, müddet-i ʿömründe tesvîlât-ı nefsâniyye ile kebîreyi mürtekib olmamış ve ednâs-ı meʿâsî ile dâmen-i pâkizesin telvîs etmemiş bir zât-ı ber-güzîde-ʿamel ve siniyy-i ʿömrü yetmiş yedi derecesine müntehî bir pîr-i ecell idi. Baʿzı kütüb ve devâvîne takrîzât-ı ʿâlimânesi müsellem-i erbâb-ı fühûm ve ʿArabiyye'de kemâl-i rüsûhları mahdûm-ı ʿâlîlerinin Büyük-çamlıca'da vâkiʿ kasr-ı muʿallâlarına inşâd eyledikleri [Ü4 308b] ebyâtdan maʿlûmdur. Nazm: Eyyüha'l-ihvân helümmû sanîʿatî / F'enzurû keyfe yekûnü'l-mürtebaʿ / Küllü men-şâhedehâ kāle lehâ / Hâmisü'l-müntezehâti'l-erbaʿ Tabîʿatları nakīza-i fazâzet ü gılzatdan muʿarrâ ve kesr-i sevret-i vekār etmeyecek reftârda mutâyebe vü mümâzahaya meyl ü rükûnları hüveydâ idi. “el-İnsânü lâ-yahlû mine's-\nsehvi ve'n-noksân mefhûmu üzere müşârun ileyhden baʿzı zellât vukūʿ bulduysa dahi, muktezây-ı hükm-i beşeriyyet olup, tekmîl-i ahlâk ve tehzîb-i nefs ancak kummelîn ü vâsılîne müyesser ve ekâbirân-ı devlet cemîʿ zamânda mevzûʿ-ı bahs-i ehl-i garaz olmakdan hâlî olmadıkları mukarrer olup, ʿale'l-husûs akrân u emsâlinden cihetün-mâ ile temeyyüz ü rüchâniyyeti zâhir olur ise, dâyimâ hedef-i nâvek-i dahl u iʿtirâz ve mesâvî vü kabâyih-i gayr-i mütehakkakasını ifşâya intihâz edegeldikleri mücerrebât-ı umûrdandır. Nazm:\nEfâzilü'n-nâsi agrâzun liza'z-zemen\nYahlû mine'l-hemmi ahlâhüm mine'l-fiten"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr mahzâ latîfe-i gaybiyye-i İlâhiyye ile nümâyâfte-i iştihâr olup, mebâdî-yi zuhûrlarından berü cihâd u gazâya râgıb ve niçe melâhim [V 162a] ü megāzîye iktihâm ile ekser-i ahyânda kefere devletlerine gālib olup, devlet-i rûz-efzûnları yevmen-fe-yevmen kesb-i ittisâʿ u bestat ve karnen-baʿde-karnin iʿlâ'-i kelimetullâha sarf-ı nîrû-yı vüsʿ ü tâkat ile sît-i ʿâlem-gîrleri vâsıl-ı ser-menzil-i gāyet olup, gazavât-ı bahriyyede olan fezâyil-i muzâʿafeye neyl ü vusûl [Ü4 309a] ile cihâdın iki mertebesini cemʿ ve bu sebeble berren ve bahran usûl-i şecere-i melʿûne-i müşrikîni berkende vü kamʿ etmek devâʿîsi kulûb-ı sâfiyyelerinde cevelân ve feth-i Kostantîniyye'den sonra cemʿ-i sefâyin ü merâkib ve tertîb-i cüyûş u ketâ'ib ile kirâren ve mirâren cümûʿ-ı küffârı perîşân ve sefînelerini âteş-i kahr u nekâl ile sûzân eyledikleri, yâd-dâşt-ı tevârîh-i şinâsân-ı zemân olup, cülûs-ı meymenet-me'nûs-ı hazret-i Tâc-dârî'ye gelinceye dek donanma, gāyet-i sınâʿiyyesini bulamayup, edevât-ı lâzime nakd ü pîşîn ile vakt ü zemânında istihsâl olunamadığından, her şey' girân-behâ ile iştirâ ve te'ahhur-ı kıyem sebebi ile mesârif-i zarûriyye-i donanma muzâʿaf u dü-bâlâ olduğundan gayri, zevâyid ü ʿavâyid-i nâ-becâ ile\nidârede zahmet ve zâbitân ve levendânın ʻalâyif ü mukannenâtlarını edâda küllî meşkat hâsıl olup, bu fesâdâtın defʻiyle tekmîl-i noksân ve tahrîr-i şücʻân ve ihzâr-ı âlât ve tetmîm-i mühimmât husûslarına himmet-i kûh-endâz-ı Cihân-dârîleri teʻalluk edüp, birkaç sene zarfında ʻavn ü ʻinâyet-i Bârî ile Tersâne-i ʻâmire fevka'l-hadd muntazam u maʻmûr [V 162b] ve merâkib ü sefâyinin her cinsini mütekessir ü mevfûr olup, düvel-i şedîdü'ş-şekîmeye mukābil ve sademât-ı müşrikîne hâciz ü hâyil bir donanma tedârüküyle, Devlet-i ebed-kıyâm vâreste-i gezend-i aʻdây-ı li'âm olup, ancak bahra mücâvir olan baʻzı düvel, tersâneleri umûruna teferruʻ eden esbâbı bi-kemâlihâ tanzîm ve askerîsini tahsîs ile cihet-i harb-ı bahrı taʻlîm ve bu ihtimâm u tekayyüd sebebleriyle [Ü4 309b] donanmaları mazbût ve zâbitân ve neferâtı müstakill ve gayr-i mahlût olup, hîn-i iktizâda fî-esraʻi'z-zemân sefînelerini donatmak ve me'mûr oldukları mahalle gitmek istiʻdâdını tahsîl ve taleb-i nefiʻ ü cedvâ ile memâlik-i kāsıyyeye seyr ü sefer eyleyerek, hayli memâlik ve sevâhili mülk-i kadîmlerine tavsîl ve kavm-i mesfûrun ehl-i İslâm ile cibillî ʻadâvetleri ve memâlik-i İslâmiyye'ye sû'-i niyyetleri olduğuna binâ'en, umûr-ı deryâda nev-be-nev ihtirâʻ-ı sanâyiʻ u fünûn ve ihdâs-ı mekâyid-i gûnâ-gûn edüp, ber-minvâl-i meşrûh gürûh-ı müşrikînin bu ʻasırda nizâm verdikleri umûr-ı bahriyyelerine mukābele ve bi'l-müvâzene tertîb-i esbâb-ı mücâdele Devlet-i ʻaliyye'ye farz-ı ʻayn mesâbesinde olup, şöyle ki, müsâmaha vü ihmâl ile vâcibât-ı tekābülde izhâr-ı tüvânî vâhîmü'l-ʻâkıbe olduğu, Şehriyâr-ı dîndâr dâme fî ʻavni's-Settâr hazretlerinin mevrid-i ilhâmât-ı Rabbâniyye olan zamîr-i Hûrşîd-i izâ'etlerine münkeşif ve bu hâtıra-i Mülûkâne erkân-ı Saltanat'a ilkā olundukda, cümlesi \"Sadaka'l-emîr\" [V 163a] kavliyle muʻterif olmuşlar idi. Binâ'en-ʻalâ-zâlik bu mâdde-i lâzimü'l-iʻtinâ erbâb-ı şûrâ ile mecâlis-i ʻadîdede müzâkere ve herkes pergâr-ı fikrini idâre ile lâyihalar ʻarz u takdîm ve bu emr-i ehemmin sâdırât u vâridât-ı keyfiyyeti ifâde vü tefhîm olunup, bilâhare Tersâne Emâneti ref ve müstakıllen bir Defterdâr nasb olunup, tedârük olunacak emvâl ihtizânı içün Kapu-arası'nda bir hazîne mahalli tahsîs ve müceddeden kānûn-nâme sebt ü tansîs olunup, muktezâsı [Ü4\n[310a] üzere hareket ve tevkīr-ı neferât ve tahkîm-i âlât ile sefâyin-i donanma hadd-i iʿtidâle iblâğ olunmak kazâyâsı temhîd ve sûret-i mezkûre müstahsen-i Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd olup, bundan akdem Françe'ye sefâretle me'mûr ve o tarafda umûr-ı donanmaya kesb-i ıttılâʿ u kusûr eden sâbıkā Muhâsebe-i Evvel es-Seyyid ʿAli Efendi'de bu hıdmete liyâkat ü istihkāk melhûz olduğuna binâ'en, Zahîre Nâzırı'na takdîmen Şıkk-ı Sâlis iʿtibâriyle iksây-ı hilʿat ve bu sebeb-i kavî ile nâyil-i ʿizz ü rifʿat olup, fürûʿât-ı me'mûriyyeti der-dest-i nizâm olan kānûn-nâme-i hümâyûn, inşâ'allâhü Teʿâlâ tetmîm olundukda, mecelle-i vekāyiʿa kayd olunacağı tasmîm olundu.",
          "caption": "Nasb-ı Defterdâr be-Tersâne-i ʿâmire",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_956.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Nasb-ı Defterdâr be-Tersâne-i ʿâmire",
          "text": "Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-istimrâr mahzâ latîfe-i gaybiyye-i İlâhiyye ile nümâyâfte-i iştihâr olup, mebâdî-yi zuhûrlarından berü cihâd u gazâya râgıb ve niçe melâhim [V 162a] ü megāzîye iktihâm ile ekser-i ahyânda kefere devletlerine gālib olup, devlet-i rûz-efzûnları yevmen-fe-yevmen kesb-i ittisâʿ u bestat ve karnen-baʿde-karnin iʿlâ'-i kelimetullâha sarf-ı nîrû-yı vüsʿ ü tâkat ile sît-i ʿâlem-gîrleri vâsıl-ı ser-menzil-i gāyet olup, gazavât-ı bahriyyede olan fezâyil-i muzâʿafeye neyl ü vusûl [Ü4 309a] ile cihâdın iki mertebesini cemʿ ve bu sebeble berren ve bahran usûl-i şecere-i melʿûne-i müşrikîni berkende vü kamʿ etmek devâʿîsi kulûb-ı sâfiyyelerinde cevelân ve feth-i Kostantîniyye'den sonra cemʿ-i sefâyin ü merâkib ve tertîb-i cüyûş u ketâ'ib ile kirâren ve mirâren cümûʿ-ı küffârı perîşân ve sefînelerini âteş-i kahr u nekâl ile sûzân eyledikleri, yâd-dâşt-ı tevârîh-i şinâsân-ı zemân olup, cülûs-ı meymenet-me'nûs-ı hazret-i Tâc-dârî'ye gelinceye dek donanma, gāyet-i sınâʿiyyesini bulamayup, edevât-ı lâzime nakd ü pîşîn ile vakt ü zemânında istihsâl olunamadığından, her şey' girân-behâ ile iştirâ ve te'ahhur-ı kıyem sebebi ile mesârif-i zarûriyye-i donanma muzâʿaf u dü-bâlâ olduğundan gayri, zevâyid ü ʿavâyid-i nâ-becâ ile\nidârede zahmet ve zâbitân ve levendânın ʻalâyif ü mukannenâtlarını edâda küllî meşkat hâsıl olup, bu fesâdâtın defʻiyle tekmîl-i noksân ve tahrîr-i şücʻân ve ihzâr-ı âlât ve tetmîm-i mühimmât husûslarına himmet-i kûh-endâz-ı Cihân-dârîleri teʻalluk edüp, birkaç sene zarfında ʻavn ü ʻinâyet-i Bârî ile Tersâne-i ʻâmire fevka'l-hadd muntazam u maʻmûr [V 162b] ve merâkib ü sefâyinin her cinsini mütekessir ü mevfûr olup, düvel-i şedîdü'ş-şekîmeye mukābil ve sademât-ı müşrikîne hâciz ü hâyil bir donanma tedârüküyle, Devlet-i ebed-kıyâm vâreste-i gezend-i aʻdây-ı li'âm olup, ancak bahra mücâvir olan baʻzı düvel, tersâneleri umûruna teferruʻ eden esbâbı bi-kemâlihâ tanzîm ve askerîsini tahsîs ile cihet-i harb-ı bahrı taʻlîm ve bu ihtimâm u tekayyüd sebebleriyle [Ü4 309b] donanmaları mazbût ve zâbitân ve neferâtı müstakill ve gayr-i mahlût olup, hîn-i iktizâda fî-esraʻi'z-zemân sefînelerini donatmak ve me'mûr oldukları mahalle gitmek istiʻdâdını tahsîl ve taleb-i nefiʻ ü cedvâ ile memâlik-i kāsıyyeye seyr ü sefer eyleyerek, hayli memâlik ve sevâhili mülk-i kadîmlerine tavsîl ve kavm-i mesfûrun ehl-i İslâm ile cibillî ʻadâvetleri ve memâlik-i İslâmiyye'ye sû'-i niyyetleri olduğuna binâ'en, umûr-ı deryâda nev-be-nev ihtirâʻ-ı sanâyiʻ u fünûn ve ihdâs-ı mekâyid-i gûnâ-gûn edüp, ber-minvâl-i meşrûh gürûh-ı müşrikînin bu ʻasırda nizâm verdikleri umûr-ı bahriyyelerine mukābele ve bi'l-müvâzene tertîb-i esbâb-ı mücâdele Devlet-i ʻaliyye'ye farz-ı ʻayn mesâbesinde olup, şöyle ki, müsâmaha vü ihmâl ile vâcibât-ı tekābülde izhâr-ı tüvânî vâhîmü'l-ʻâkıbe olduğu, Şehriyâr-ı dîndâr dâme fî ʻavni's-Settâr hazretlerinin mevrid-i ilhâmât-ı Rabbâniyye olan zamîr-i Hûrşîd-i izâ'etlerine münkeşif ve bu hâtıra-i Mülûkâne erkân-ı Saltanat'a ilkā olundukda, cümlesi \"Sadaka'l-emîr\" [V 163a] kavliyle muʻterif olmuşlar idi. Binâ'en-ʻalâ-zâlik bu mâdde-i lâzimü'l-iʻtinâ erbâb-ı şûrâ ile mecâlis-i ʻadîdede müzâkere ve herkes pergâr-ı fikrini idâre ile lâyihalar ʻarz u takdîm ve bu emr-i ehemmin sâdırât u vâridât-ı keyfiyyeti ifâde vü tefhîm olunup, bilâhare Tersâne Emâneti ref ve müstakıllen bir Defterdâr nasb olunup, tedârük olunacak emvâl ihtizânı içün Kapu-arası'nda bir hazîne mahalli tahsîs ve müceddeden kānûn-nâme sebt ü tansîs olunup, muktezâsı [Ü4\n[310a] üzere hareket ve tevkīr-ı neferât ve tahkîm-i âlât ile sefâyin-i donanma hadd-i iʿtidâle iblâğ olunmak kazâyâsı temhîd ve sûret-i mezkûre müstahsen-i Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîd olup, bundan akdem Françe'ye sefâretle me'mûr ve o tarafda umûr-ı donanmaya kesb-i ıttılâʿ u kusûr eden sâbıkā Muhâsebe-i Evvel es-Seyyid ʿAli Efendi'de bu hıdmete liyâkat ü istihkāk melhûz olduğuna binâ'en, Zahîre Nâzırı'na takdîmen Şıkk-ı Sâlis iʿtibâriyle iksây-ı hilʿat ve bu sebeb-i kavî ile nâyil-i ʿizz ü rifʿat olup, fürûʿât-ı me'mûriyyeti der-dest-i nizâm olan kānûn-nâme-i hümâyûn, inşâ'allâhü Teʿâlâ tetmîm olundukda, mecelle-i vekāyiʿa kayd olunacağı tasmîm olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bin [iki] yüz on dört Ramazân'ı gurresinde nâyil-i Rütbe-i Mekke-i mükerreme olup, sâbıkā Şâm Kādısı olan Vîrânşehirli Hasan Efendi işbu Ramazân'ın yirmi beşinci günü ʿâlem ü ʿâlemiyândan ʿuzlet ve dâr-ı bekāya rıhlet eyledi. Mûmâ ileyhin ʿulûm-ı ʿâliye ve âliyyede vukūf u ıttılâʿı zâhir ü bedîd ve meclis-i akdesinden tâlib-i ders ü ifâde olanların ekseri feyz-yâb u müstefîd olup, esâs-ı ʿilmin rüknü ve şecer-i fazlın gusnü, maʿmûru'l-cevânib bir fâzıl-ı sütûde-menâkıb idi.",
          "caption": "Fevt-i Vîrânşehirli Hasan Efendi",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_957.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Fevt-i Vîrânşehirli Hasan Efendi",
          "text": "Bin [iki] yüz on dört Ramazân'ı gurresinde nâyil-i Rütbe-i Mekke-i mükerreme olup, sâbıkā Şâm Kādısı olan Vîrânşehirli Hasan Efendi işbu Ramazân'ın yirmi beşinci günü ʿâlem ü ʿâlemiyândan ʿuzlet ve dâr-ı bekāya rıhlet eyledi. Mûmâ ileyhin ʿulûm-ı ʿâliye ve âliyyede vukūf u ıttılâʿı zâhir ü bedîd ve meclis-i akdesinden tâlib-i ders ü ifâde olanların ekseri feyz-yâb u müstefîd olup, esâs-ı ʿilmin rüknü ve şecer-i fazlın gusnü, maʿmûru'l-cevânib bir fâzıl-ı sütûde-menâkıb idi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Müşârun ileyh kable'l-Vezâre Kapudan olduğu kalyonları lâyıkı üzere idâre ve Korfa ve sâyir mahallerde sebât u metâneti meşhûd ve bu sebeble hakkında târ-ı enzâr-ı rağbet ü iʿtibâr memdûd olmuşidi. Hükm-i Kādir-i lem-yezel ile Kapudanlık münhall oldukda, deryâya Kapudan ve Rütbe-i Vezâret'le refîʿü'ş-şân olup, o esnâda ʿAkkâ'ya taʿyîn ve usûl-i me'mûriyyeti mû-be-mû tarafına tebyîn olunup, o mahalle vürûdunda devlete nâfiʿ ü müfîd tarafından bir hıdmet-i pesendîde zâhir [Ü4 310b] u bedîd olmayup, sevk-ı etbâʿ u havâşî ve iğfâl-ı erbâb-ı hırs u tamaʿdan nâşî, ʿAkkâ'da mahsûr firârî İsmâʿîl Paşa'yı iltizâm ve bedel-i kalîl ve ʿivaz-ı zelîl ile Saydâ tevcîhini müşârun ileyhe iʿlâm edüp, bu keyfiyyet muhâlif-i\nrızây-ı devlet olduğundan, hakkında tevlîd-i nefret ve îcâb-ı nekbet eylediğinden başka, fî-haddi zâtihî aʿbâ'-i Vezâret'e gayr-i mütehammil ve ʿazli mecârî-yi ahvâline nazaran rütbe-i vücûba mütevâsıl olmağla, Donanma-yı hümâyûn'u rabt-ı mersây-ı Tersâne-i ʿâmire etdiği zemân -ki evâhır-ı Şaʿbân idi- ʿazl ve Vezâret'i refʿ olunup, ʿAkkâ'da ihtilâs eylediği nukūd, cânib-i mîrîye istirdâd ve hıdemât-ı sâbıkası yâd olunarak, kusûr-ı [V 164b] emvâl ü eşyâsı inʿâm u irfâd olunup, ber-vech-i tekāʿüd Burusa'da ikāmeti bâbında irâde-i hazret-i Cihânbânî cereyân ve merfûʿu'l-Vezâre olanlara cânib-i mîrîden ihsân olunan maʿâş ile kesb-i emniyyet ü itmi'nân eyledi.\nBir müddetden berü Bostancı-başı olan İsmâʿîl Ağa'nın ʿakl ü dirâyeti müstağnî-yi hadd-i taʿrîf ve tavr u hareketi mergūb-ı vazîʿ u şerîf olup, müteferriʿât-ı hıdmetinden olan hıfz-ı rûy-ı deryâ vü sevâhil ve zabt-ı eşkıyâ vü erâzil mesâlihinde irtikâb-ı tüvânî vü kusûr ve ihtiyâr-ı ʿacz ü fütûr etmeyüp, leyl ü nehâr geşt ü güzâr ile terk-i âsâyiş ü râhat ve bu vesîle ile tahsîl-i rızây-ı Şehriyâr-ı İskender-heybet eyleyüp, Kapudanlık rütbe-i celîlesine her hâlde şâyân ve bu hıdmet-i hatîrede dahi fazl-ı Müsteʿân ile ibrâz-ı mesâʿî-yi meşkûre eyleyeceği muntazır-ı erbâb-ı hads ü izʿân olduğuna binâ'en, devr rikâbı günü Enderûn-ı hümâyûn'da hilʿat-ı zer-beft-i Vezâret'le dûş-ı istîhâli tezyîn ve Deryâ Kapudanlığı'yla mısraʿ-ı berceste-i iʿtibârı tazmîn olundu.",
          "caption": "ʿAzl ü nasb-ı Kapudân-ı deryâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_958.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl ü nasb-ı Kapudân-ı deryâ",
          "text": "Müşârun ileyh kable'l-Vezâre Kapudan olduğu kalyonları lâyıkı üzere idâre ve Korfa ve sâyir mahallerde sebât u metâneti meşhûd ve bu sebeble hakkında târ-ı enzâr-ı rağbet ü iʿtibâr memdûd olmuşidi. Hükm-i Kādir-i lem-yezel ile Kapudanlık münhall oldukda, deryâya Kapudan ve Rütbe-i Vezâret'le refîʿü'ş-şân olup, o esnâda ʿAkkâ'ya taʿyîn ve usûl-i me'mûriyyeti mû-be-mû tarafına tebyîn olunup, o mahalle vürûdunda devlete nâfiʿ ü müfîd tarafından bir hıdmet-i pesendîde zâhir [Ü4 310b] u bedîd olmayup, sevk-ı etbâʿ u havâşî ve iğfâl-ı erbâb-ı hırs u tamaʿdan nâşî, ʿAkkâ'da mahsûr firârî İsmâʿîl Paşa'yı iltizâm ve bedel-i kalîl ve ʿivaz-ı zelîl ile Saydâ tevcîhini müşârun ileyhe iʿlâm edüp, bu keyfiyyet muhâlif-i\nrızây-ı devlet olduğundan, hakkında tevlîd-i nefret ve îcâb-ı nekbet eylediğinden başka, fî-haddi zâtihî aʿbâ'-i Vezâret'e gayr-i mütehammil ve ʿazli mecârî-yi ahvâline nazaran rütbe-i vücûba mütevâsıl olmağla, Donanma-yı hümâyûn'u rabt-ı mersây-ı Tersâne-i ʿâmire etdiği zemân -ki evâhır-ı Şaʿbân idi- ʿazl ve Vezâret'i refʿ olunup, ʿAkkâ'da ihtilâs eylediği nukūd, cânib-i mîrîye istirdâd ve hıdemât-ı sâbıkası yâd olunarak, kusûr-ı [V 164b] emvâl ü eşyâsı inʿâm u irfâd olunup, ber-vech-i tekāʿüd Burusa'da ikāmeti bâbında irâde-i hazret-i Cihânbânî cereyân ve merfûʿu'l-Vezâre olanlara cânib-i mîrîden ihsân olunan maʿâş ile kesb-i emniyyet ü itmi'nân eyledi.\nBir müddetden berü Bostancı-başı olan İsmâʿîl Ağa'nın ʿakl ü dirâyeti müstağnî-yi hadd-i taʿrîf ve tavr u hareketi mergūb-ı vazîʿ u şerîf olup, müteferriʿât-ı hıdmetinden olan hıfz-ı rûy-ı deryâ vü sevâhil ve zabt-ı eşkıyâ vü erâzil mesâlihinde irtikâb-ı tüvânî vü kusûr ve ihtiyâr-ı ʿacz ü fütûr etmeyüp, leyl ü nehâr geşt ü güzâr ile terk-i âsâyiş ü râhat ve bu vesîle ile tahsîl-i rızây-ı Şehriyâr-ı İskender-heybet eyleyüp, Kapudanlık rütbe-i celîlesine her hâlde şâyân ve bu hıdmet-i hatîrede dahi fazl-ı Müsteʿân ile ibrâz-ı mesâʿî-yi meşkûre eyleyeceği muntazır-ı erbâb-ı hads ü izʿân olduğuna binâ'en, devr rikâbı günü Enderûn-ı hümâyûn'da hilʿat-ı zer-beft-i Vezâret'le dûş-ı istîhâli tezyîn ve Deryâ Kapudanlığı'yla mısraʿ-ı berceste-i iʿtibârı tazmîn olundu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Mâh-ı sıyâm, rehîn-i hayyiz-i hıtâm olduğuna binâ'en, leyletü'l-ʿîd olan Çehârşenbih gicesi [Ü4 311a] Sadrıaʿzam-ı vâlâ-makām ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı ʿizâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'da cemʿ olup, infilâk-ı subh-ı sâdıkda, nazm:\nPâdişâh-ı cihân Sikender-nâm / Dîn ü İslâm ez-û girift-nizâm / Husrev ü husrevân ki, çarh ez-bîm / Der-hatt-ı û nehd-i ser-i teslîm \n\n mefhûmuna mâ-sadak olan Şehriyâr-ı mekârim-kâr dâme mâ-dâre'l-felekü'd-devvâr [V 165a] hazretleri mânend-i Hûrşîd-i tâb-dâr, burc-ı saʿâdetden bedîdâr olup, taʿne-zen-i dîhîm-i Keykâvûs olan taht-ı şevket-i meʼnûslarına şeref-endâz-ı kuʿûd ve kānûn üzere Nakībül-eşrâf devâm-ı evân-ı devlet ve bekā-yı ahyân-ı Saltanat'ları duʿâsını dü-dest-i ibtihâl ile berdâşte-i dergâh-ı cenâb-ı Maʿbûd etdiği hılâlde, Sadr-ı sütûde-sîret, gubâr-ı pây-ı iksîr-sâllerin sûde-i cebîn-i rıkkıyyet edüp, ʿale't-teʿâkub Kapudân-ı deryâ ve sadreyn-ı muhteremeyn ve ricâl-i devlet ve sâyir erkân-ı Saltanat vâhiden-baʿde-vâhidin dâmen-bûs-i hümâyûn ile süllem-i şeref ü iftihâra mütesâ'id olup, resm-i tehniyet resîde-i mevkiʿ-i gāyet oldukda, aʿyâda mahsûs âlây-ı dilârâ ve debdebe-i bî-hemtâ ile tevsen-süvâr-ı şevket ü ikbâl ve Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfinde salât-ı ʿîdi baʿde'l-edâ Serây-ı ʿâmire'lerini matrah-ı eşʿia-i rifʿat ü iclâl eylediler.\nNazm\n\nEy Şeh-i cemm-i ʿazamet, hazret-i Mevlây-ı mecîd / Leyletü'l-Kadr ede her şebini, rûzunu ʿîd / Dâyimâ ola mülâzım dergehine zevk u safâ / Gerd-i gamm tabʿ-ı [Ü4 311b] şerîfinden ola dûr u baʿîd / Tâ ebed fer veresin Saltanat-ı ʿuzmâya / Nûh-veş ʿömr-i girân-mâyeni Hakk ede medîd / Eyleye devletin aʿdâsını makhûr Hudâ / Hedef-i tîr-i ʿadüvv-sûzun ola hasm-ı ʿanîd\nPîş-vây-ı ʿalem-i devletin olsun tevfîk / Tabʿ-ı nakkādına münkād ola reʾy-i sedîd / Vâsıfın vakʿa-nüvîs-i siyer-i Saltanat'ın / Ede Şehnâme'ni bu tarz ile dâyim tecdîd",
          "caption": "Tebrîk-i ʿîd-i Fıtr",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_959.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tebrîk-i ʿîd-i Fıtr",
          "text": "Mâh-ı sıyâm, rehîn-i hayyiz-i hıtâm olduğuna binâ'en, leyletü'l-ʿîd olan Çehârşenbih gicesi [Ü4 311a] Sadrıaʿzam-ı vâlâ-makām ve Şeyhülislâm ve Kapudan Paşa hazerâtı ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʿulemây-ı ʿizâm ve ricâl-i devlet ve Ocağlu ʿale'l-ʿumûm Serây-ı hümâyûn'da cemʿ olup, infilâk-ı subh-ı sâdıkda, nazm:\nPâdişâh-ı cihân Sikender-nâm / Dîn ü İslâm ez-û girift-nizâm / Husrev ü husrevân ki, çarh ez-bîm / Der-hatt-ı û nehd-i ser-i teslîm \n\n mefhûmuna mâ-sadak olan Şehriyâr-ı mekârim-kâr dâme mâ-dâre'l-felekü'd-devvâr [V 165a] hazretleri mânend-i Hûrşîd-i tâb-dâr, burc-ı saʿâdetden bedîdâr olup, taʿne-zen-i dîhîm-i Keykâvûs olan taht-ı şevket-i meʼnûslarına şeref-endâz-ı kuʿûd ve kānûn üzere Nakībül-eşrâf devâm-ı evân-ı devlet ve bekā-yı ahyân-ı Saltanat'ları duʿâsını dü-dest-i ibtihâl ile berdâşte-i dergâh-ı cenâb-ı Maʿbûd etdiği hılâlde, Sadr-ı sütûde-sîret, gubâr-ı pây-ı iksîr-sâllerin sûde-i cebîn-i rıkkıyyet edüp, ʿale't-teʿâkub Kapudân-ı deryâ ve sadreyn-ı muhteremeyn ve ricâl-i devlet ve sâyir erkân-ı Saltanat vâhiden-baʿde-vâhidin dâmen-bûs-i hümâyûn ile süllem-i şeref ü iftihâra mütesâ'id olup, resm-i tehniyet resîde-i mevkiʿ-i gāyet oldukda, aʿyâda mahsûs âlây-ı dilârâ ve debdebe-i bî-hemtâ ile tevsen-süvâr-ı şevket ü ikbâl ve Sultân Ahmed Câmiʿ-i şerîfinde salât-ı ʿîdi baʿde'l-edâ Serây-ı ʿâmire'lerini matrah-ı eşʿia-i rifʿat ü iclâl eylediler.\nNazm\n\nEy Şeh-i cemm-i ʿazamet, hazret-i Mevlây-ı mecîd / Leyletü'l-Kadr ede her şebini, rûzunu ʿîd / Dâyimâ ola mülâzım dergehine zevk u safâ / Gerd-i gamm tabʿ-ı [Ü4 311b] şerîfinden ola dûr u baʿîd / Tâ ebed fer veresin Saltanat-ı ʿuzmâya / Nûh-veş ʿömr-i girân-mâyeni Hakk ede medîd / Eyleye devletin aʿdâsını makhûr Hudâ / Hedef-i tîr-i ʿadüvv-sûzun ola hasm-ı ʿanîd\nPîş-vây-ı ʿalem-i devletin olsun tevfîk / Tabʿ-ı nakkādına münkād ola reʾy-i sedîd / Vâsıfın vakʿa-nüvîs-i siyer-i Saltanat'ın / Ede Şehnâme'ni bu tarz ile dâyim tecdîd"
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Şeyhulislâm-ı esbak ʿÂşir Efendi vefât etdikde, ʿuhdesinde olan Tırnova ve Bayındır arpalıklarına baʿzı sudûr-ı kirâm Şeyhulislâm-ı vakt sânehullâhu ʿani'l-makt hazretlerini tergīb ve mutasarrıf oldukları arpalıklar âhara verilüp, ile'n-nihâye silsile [V 163b] olarak birkaç âdem tatyîb olunacağını şifâhen ifâdeleri re'y-i rezînlerine tevâfuk edüp, kendi arpalıklarını sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿİsmet Beyefendi'ye ve mîr-i müşârun ileyhin arpalıklarını âhara tevcîh ile ʿulemây-ı ʿizâmın baʿzısını terfîh buyurdukları hılâlde, Rumeli Pâyesi olan ʿİzzet Beyefendi'nin arpalığı mahsûlü üç bin guruşa mütekārib iken, ber-vech-i ilhâk Bayındır'a tâlib ve haberleri müteʿâkıb oldukda, sâyirlere nisbetle müşârun ileyhin arpalığı nemâdâr olmak cihetiyle hakkında istiksâr ve nizâm verilan sûret kavl-i leyyin ile tarafına işʿâr olundukda, mahrûr-ı tâbiş-i infiʿâl ve bâʿis-i renciş-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî olur baʿzı kelimât-ı nâ-ber-câyı medâr-ı makāl eylediğinden başka, resmen iftârlarına ʿadem-i icâbet ile izhâr-ı gayz u nefret etmişidi. Şeyhulislâm-ı [Ü4 312a] sellemehü's-selâm hazretleri ʿan-asl hüsn-i ahlâk ile muttasıf ve evzâʿ-ı nâsdan tegāfül ile kemâl-i sabr u tehammülüne ʿâlem muʿterif iken, [mısra]:\nVelâkin yefîzu'l-ke’sü ʿinde'mtilâ'ihâ mefhûmu üzere ʿİzzet Bey'in bu vazʿ-ı garîbi muhill-i hürmet-i mesned ʿadd olunduğuna binâ'en, bir nevʿ cezâ ile rağme-enf tasavvurunu buyurmuşlar idi. Leyletü'l-ʿîd muʿtâd olduğu vech üzere sudûr-ı kirâmı dânişmendler mîr-i müşârun ileyhin zîr u bâlâsından tahsîs bi'z-zikr ile refʿ edüp, bi'l-münâvebe mahall-i mahsûslarına daʿvet ve her birini ʿale'l-infirâd istifsâr-ı hâtır u nevâzişle memnûn-ı rağbet [V 164a] buyurup, mîr-i müşârun ileyhi bu iltifâtdan mehcûr ve ebnây-ı cinsi hakkında cereyân eden lutf u ʿârifeden hirmân ile beyne'l-kavm zelîl ü makhûr eyleyerek, vazʿ-ı nâ-hemvârına mükâfât ve icrây-ı şîve-i terhîbât eyledi. Makām-ı ʿulyây-ı Meşîhat ile mültefit ü ser-efrâz ve Riyâset-i ʿulemâ ile mesned-nişîn-i çâr-suffe-i tehayyüz ü imtiyâz olan zevât-ı ʿizâmın kadr ü şânlarına hürmet ve mesned-i bülendlerine terettüb eden ednâ nakīsadan hifz u vikāyet, de'b-i dîrîn-i devlet ve belki mehaccetü'l-beydâ’-i dîn ve şerʿ-i mutahhar-ı hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'e bir nevʿ hidmet kabîlinden olduğu hasebiyle, mîr-i mûmâ ileyhden ser-zede-i zuhûr olan tavr-ı tehevvür ü gurûr şâyed sâmiʿa-güzâr-ı Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr olup, hakkında tevlîd-i gazy u nefret eder ihtimâlâtı baʿzı hayr [Ü4 312b] -hâhân-ı devlet tarafından mîr-i mûmâ ileyhe nâzikâne işrâb ile hakkında imhâz-ı pend ü nasîhat kılınup, bu kelâm-ı maʿkūl dehlîz-i sâmiʿasına duhûl edüp, fi'l-hâl ziyâret-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî'ye dâmen-çîn-i ʿazm ü şitâb ve vazʿ-ı sâbıkından izhâr-ı istihyây-ı zımnî ve istiʿfây-ı maʿnevî ile bâdire-i muhayyileden vâreste vü reh-yâb oldu.",
          "caption": "Garîbe",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_960.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Garîbe",
          "text": "Şeyhulislâm-ı esbak ʿÂşir Efendi vefât etdikde, ʿuhdesinde olan Tırnova ve Bayındır arpalıklarına baʿzı sudûr-ı kirâm Şeyhulislâm-ı vakt sânehullâhu ʿani'l-makt hazretlerini tergīb ve mutasarrıf oldukları arpalıklar âhara verilüp, ile'n-nihâye silsile [V 163b] olarak birkaç âdem tatyîb olunacağını şifâhen ifâdeleri re'y-i rezînlerine tevâfuk edüp, kendi arpalıklarını sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿİsmet Beyefendi'ye ve mîr-i müşârun ileyhin arpalıklarını âhara tevcîh ile ʿulemây-ı ʿizâmın baʿzısını terfîh buyurdukları hılâlde, Rumeli Pâyesi olan ʿİzzet Beyefendi'nin arpalığı mahsûlü üç bin guruşa mütekārib iken, ber-vech-i ilhâk Bayındır'a tâlib ve haberleri müteʿâkıb oldukda, sâyirlere nisbetle müşârun ileyhin arpalığı nemâdâr olmak cihetiyle hakkında istiksâr ve nizâm verilan sûret kavl-i leyyin ile tarafına işʿâr olundukda, mahrûr-ı tâbiş-i infiʿâl ve bâʿis-i renciş-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî olur baʿzı kelimât-ı nâ-ber-câyı medâr-ı makāl eylediğinden başka, resmen iftârlarına ʿadem-i icâbet ile izhâr-ı gayz u nefret etmişidi. Şeyhulislâm-ı [Ü4 312a] sellemehü's-selâm hazretleri ʿan-asl hüsn-i ahlâk ile muttasıf ve evzâʿ-ı nâsdan tegāfül ile kemâl-i sabr u tehammülüne ʿâlem muʿterif iken, [mısra]:\nVelâkin yefîzu'l-ke’sü ʿinde'mtilâ'ihâ mefhûmu üzere ʿİzzet Bey'in bu vazʿ-ı garîbi muhill-i hürmet-i mesned ʿadd olunduğuna binâ'en, bir nevʿ cezâ ile rağme-enf tasavvurunu buyurmuşlar idi. Leyletü'l-ʿîd muʿtâd olduğu vech üzere sudûr-ı kirâmı dânişmendler mîr-i müşârun ileyhin zîr u bâlâsından tahsîs bi'z-zikr ile refʿ edüp, bi'l-münâvebe mahall-i mahsûslarına daʿvet ve her birini ʿale'l-infirâd istifsâr-ı hâtır u nevâzişle memnûn-ı rağbet [V 164a] buyurup, mîr-i müşârun ileyhi bu iltifâtdan mehcûr ve ebnây-ı cinsi hakkında cereyân eden lutf u ʿârifeden hirmân ile beyne'l-kavm zelîl ü makhûr eyleyerek, vazʿ-ı nâ-hemvârına mükâfât ve icrây-ı şîve-i terhîbât eyledi. Makām-ı ʿulyây-ı Meşîhat ile mültefit ü ser-efrâz ve Riyâset-i ʿulemâ ile mesned-nişîn-i çâr-suffe-i tehayyüz ü imtiyâz olan zevât-ı ʿizâmın kadr ü şânlarına hürmet ve mesned-i bülendlerine terettüb eden ednâ nakīsadan hifz u vikāyet, de'b-i dîrîn-i devlet ve belki mehaccetü'l-beydâ’-i dîn ve şerʿ-i mutahhar-ı hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'e bir nevʿ hidmet kabîlinden olduğu hasebiyle, mîr-i mûmâ ileyhden ser-zede-i zuhûr olan tavr-ı tehevvür ü gurûr şâyed sâmiʿa-güzâr-ı Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr olup, hakkında tevlîd-i gazy u nefret eder ihtimâlâtı baʿzı hayr [Ü4 312b] -hâhân-ı devlet tarafından mîr-i mûmâ ileyhe nâzikâne işrâb ile hakkında imhâz-ı pend ü nasîhat kılınup, bu kelâm-ı maʿkūl dehlîz-i sâmiʿasına duhûl edüp, fi'l-hâl ziyâret-i cenâb-ı Fetvâ-penâhî'ye dâmen-çîn-i ʿazm ü şitâb ve vazʿ-ı sâbıkından izhâr-ı istihyây-ı zımnî ve istiʿfây-ı maʿnevî ile bâdire-i muhayyileden vâreste vü reh-yâb oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Ricâl-i devletde kesret ve menâsıbda kıllet olduğuna binâ'en, müntefaʿun-bih baʿzı mansıbın terfîʿi ile ehl-i rüteb ve ekâbiri ırzâ ve kalîlü'l-îrâd olan menâsıb-ı celîleye tasarrufât-ı ʿakliyye ile îrâs-1 vefr ü nemâ lâzım geldiğinden, Defter Emâneti îrâdı teksîr olunarak fi'le çıkup, Nişancılık vâridâtı dahi teksîr olunmak menvî-yi zamîr olduğundan başka, nev-be-nev izâfeten ve ʿilâveten [V 165b] tekessür eden eshâm harcı dahi şahs-ı vâhide münhasır ve sûretlerinden vâfir mebâliğ husûlü zâhir olup, mütevessitât-ı menâsıbdan ʿadd olunarak zevât-\nı müteşahhısadan birine her sâl tevcîhi münâsib görülmekle, rütbeleri terfîʿ olunan menâsıb ve müceddeden îcâd olunan Sehim Mukātaʿacılığı ʿalâ-vechi't-tertîb nakş-ı sahâyif-i vekāyiʿ kılınmak tasvîb olundu. Binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü Sebt günü giceden med'uvv olan ashâb-ı merâtib ve ashâb-ı menâsıb Bâb-ı ʿâlî'de cem' olup, vakt-i muhtâr hulûlünde Kapudân-ı deryâ Vezîr İsmâʿîl Paşa'ya ibkā hilʿati iksâ ve ricâl-i Bâb takrîr-i hıdemât-ı mahsûsalarıyla kayd-ı evhâm u endîşeden [Ü4 313a] ihlâ olunup, fekat Çavuşbaşılık, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Atıf Ahmed Efendi'ye ve Kethudâ Bey Kitâbeti, sâbıkā Atlu Mukābelecisi Hamîd Efendi'ye tevcîh olundu. Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Mutasarrıfı Seyyid Feyzullah Efendi'ye ve Şıkk-ı Sânî Defterdâlığı, el-Hâc İbrâhîm Efendi'ye ve Şıkk-ı Sâlis Defterdârlığı ve Umûr-ı Bahriyye Nezâreti, es-Seyyid ʿAli Efendi'ye ve Şıkk-ı Râbiʿ Defterdarlığı, Hubûbât Nâzırı Ahmed Efendi'ye ibkā olundu. Nişancılık câh-ı refîʿi mukaddemâ 'Akkâ'ya me'mûr olan Şâmî Râgıb Efendi'ye tevcîh olunup, nezʿ u istihlâsı bâʿis-i fütûr-ı şevk u himmeti olur mülâhazasıyla ibkāsı istisvâb ve Defter Emâneti'ne sâbıkā Çavuş-başı olan Sa'dullah Efendi intihâb olundu.\nRûznâmçe-i Evvel mansıbı ile Feyzî Bey-zâde Mehmed Bey tatrîb ve Baş-muhasebe, Cidde Vâlîsi'ne îsâl-i hazîneye me'mûr Eginli Mustafa Efendi'ye eğerçi muvakkaten tevcîh ile muntazır-ı eyyâm-ı tevcîhât olan ekâbir-i devlet-i muhtelicü's-sudûr olmuşlar idi. Ancak mûmâ ileyh bu tarafdan hareket eyledikde, küllî harc-ı râh ile insırâf ve mansıb-ı mezkûra tasarrufu mahz-ı isrâf kabîlinden olduğu hâtır-güzâr-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf olmağla, câh-ı mezkûr ile Defterdâr-ı sâbık Hasan Tahsîn Efendi tatyîb olunup, Haremeyn Muhasebeciliği, es-Seyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Cizye Muhasebeciliği ile ʿAzmî Ahmed Efendi terfîh olunup, Emânet-i Şehr ve Darb-hâne ve Matbah ibkā ve Arpa Emâneti ile sâbıkā Büyük Tezkireci Ahmed Bey ırzâ olunup, Barut-hâneler Nezâreti, [Ü4 313b] kemâ-fi'l-evvel [V 166a] Râgıb Efendi'ye muhavvel ve Anadolu Muhasebeciliği ile sâbıkā Çavuş-başı Mehmed ʿÂrif Efendi dest-nevâzende-i sadr-ı ecell olup, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ʿAzîz Efendi'ye tefvîz ve Süvârî Mukābeleciliği ile Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey'in edhem-i ikbâli tervîz\nolundu. Eshâm Mukātaʿacılığı, sâbıkā Defter Emîni Hasan Efendi'ye ihsân ve Yeniçeri Kitâbeti ile ʿOsmân Efendi ferhân kılınup, Sipâh Kitâbeti ile sâbıkā Kethudâ Kâtibi es-Seyyid İbrâhîm Efendi'nin hâtır-ı meksûru mecbûr ve Silâhdâr Kitâbeti ile leyl ü nehâr serâyir-i devlet tahrîriyle ifrâğ-ı cehd ü iktidâr eden Âmedî-yi Re'îsülküttâb ʿİzzet Beyefendi mesrûr oldu. Mevkūfât mansıbı ile Dervîş Paşa kayını Tâhir Efendi dil-şâd ve Mâliyye Tezkireciliği ile Masraf-ı sâbık ʿAli Reşîd Efendi nâyil-i ehass-ı murâd ve Kalyonlar Mevâcibi Kitâbeti tevcîhâtdan mukaddem müceddeden tevcîh olunan Kadrî Efendi'ye ibkā ve Küçük Rûznâme ile Binâ Emîni Hüseyin Efendi mazhar-ı hüsn-i cezâ olup, Piyâde Mukābeleciliği ile Nûrî Efendi'nin mühr-i rifʿatı rahşende vü berîk ve Küçük Evkāf Muhâsebeciliği ile ʿAlâ'eddîn Paşa Kapu Kethudâsı el-Hâc ʿÖmer Efendi tashîh-i tarîk eyledi. \n\n Haremeyn Mukātaʿacılığı ile Hazîne'den muhrec Mahmûd Nedîm Efendi kesb-i neşât ve Cebeciler Kitâbeti ile Bekir Paşa-zâde Saʿdullah Bey tahsîl-i mâye-i şevk u inbisât eyleyüp, sâyir ocağlar kitâbeti kemâ-kân mutasarrıflarına ihâle ve menâsıb-ı bâkıyyeye erbâb-ı istihkāk u ehliyyet inâle olunduğundan [Ü4 314a] gayri, bu hân-ı niʿamâdan hisse-yâb olamayan hâcegân, nukūd-ı firâvân ile memnûn ve duʿây-ı Şâhâne'yi resîde-i küngüre-i çarh-ı nîl-gûn eylediler. \n\n Dergâh-ı âlî Yeniçeri Ağası ve rikâb ağaları bi-ecmaʿihim ibkā ile rehîn-i istibşâr u ihtizâz ve Baş-bâkī Kulluğu'yla Şehsüvâr-zâde Hamdullah Bey iʿzâz ve Cizye Baş-bâkī Kulluğu Yeğen İbrâhîm Ağa'ya irfâz olunup, Sipâh Ağalığı ile Yahyâ Paşa-zâde [V 166b] ʿAli Bey ser-germ-i silâf-ı sâff-ferhat ve Silâhdâr Ağalığı'yla Monlaş-zâde Mehmed Bey manzûr-ı lihâza-i şefekat oldu. \n\n Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı vâkiʿ olup, Bosna Eyâleti ile sâbıkā Selânik Mutasarrıfı Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa kesb-i sürûr-ı bî-pâyân ve selefi Vezîr Ebûbekir Paşa, Selânik Sancağı'yla tebdîl-i mekân ve Anadolu Eyâleti'yle sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr Yûsuf Paşa minnet-dâr ve selefi Vezîr Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa, Karahisâr Sancağı'na pây-endâz-ı inhidâr ve Silistre Eyâleti'nin tevcîh emri Hanya Muhâfızı Vezîr\nʿOsmân Paşa'ya baʿs ü tesrîb ve mutasarrıf olduğu [1] Diyarbekir, sâbıkā Belgrad Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ilhâk olundukda, Resmo Sancağı tevcîh olunan Vezîr Husrev Paşa'ya Hanya Muhâfazası tasvîb ve Sivas Eyâleti, Hotin muhâfazasında Vezîr Mehmed Paşa'ya ber-vech-i ilhâk ihsân ve sâyir eyâlât, mutasarrıflarına ibkā ile her biri müstağrak-ı bahr-i lutf-i bî-pâyân-ı Şehriyâr-ı cihân oldu.",
          "caption": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_961.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Vukūʿ-ı tevcîhât",
          "text": "Ricâl-i devletde kesret ve menâsıbda kıllet olduğuna binâ'en, müntefaʿun-bih baʿzı mansıbın terfîʿi ile ehl-i rüteb ve ekâbiri ırzâ ve kalîlü'l-îrâd olan menâsıb-ı celîleye tasarrufât-ı ʿakliyye ile îrâs-1 vefr ü nemâ lâzım geldiğinden, Defter Emâneti îrâdı teksîr olunarak fi'le çıkup, Nişancılık vâridâtı dahi teksîr olunmak menvî-yi zamîr olduğundan başka, nev-be-nev izâfeten ve ʿilâveten [V 165b] tekessür eden eshâm harcı dahi şahs-ı vâhide münhasır ve sûretlerinden vâfir mebâliğ husûlü zâhir olup, mütevessitât-ı menâsıbdan ʿadd olunarak zevât-\nı müteşahhısadan birine her sâl tevcîhi münâsib görülmekle, rütbeleri terfîʿ olunan menâsıb ve müceddeden îcâd olunan Sehim Mukātaʿacılığı ʿalâ-vechi't-tertîb nakş-ı sahâyif-i vekāyiʿ kılınmak tasvîb olundu. Binâ'en-ʿalâ-zâlik işbu Şevvâlü'l-mükerremin dördüncü Sebt günü giceden med'uvv olan ashâb-ı merâtib ve ashâb-ı menâsıb Bâb-ı ʿâlî'de cem' olup, vakt-i muhtâr hulûlünde Kapudân-ı deryâ Vezîr İsmâʿîl Paşa'ya ibkā hilʿati iksâ ve ricâl-i Bâb takrîr-i hıdemât-ı mahsûsalarıyla kayd-ı evhâm u endîşeden [Ü4 313a] ihlâ olunup, fekat Çavuşbaşılık, sâbıkā Sadrıaʿzam Kethudâsı Atıf Ahmed Efendi'ye ve Kethudâ Bey Kitâbeti, sâbıkā Atlu Mukābelecisi Hamîd Efendi'ye tevcîh olundu. Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Mutasarrıfı Seyyid Feyzullah Efendi'ye ve Şıkk-ı Sânî Defterdâlığı, el-Hâc İbrâhîm Efendi'ye ve Şıkk-ı Sâlis Defterdârlığı ve Umûr-ı Bahriyye Nezâreti, es-Seyyid ʿAli Efendi'ye ve Şıkk-ı Râbiʿ Defterdarlığı, Hubûbât Nâzırı Ahmed Efendi'ye ibkā olundu. Nişancılık câh-ı refîʿi mukaddemâ 'Akkâ'ya me'mûr olan Şâmî Râgıb Efendi'ye tevcîh olunup, nezʿ u istihlâsı bâʿis-i fütûr-ı şevk u himmeti olur mülâhazasıyla ibkāsı istisvâb ve Defter Emâneti'ne sâbıkā Çavuş-başı olan Sa'dullah Efendi intihâb olundu.\nRûznâmçe-i Evvel mansıbı ile Feyzî Bey-zâde Mehmed Bey tatrîb ve Baş-muhasebe, Cidde Vâlîsi'ne îsâl-i hazîneye me'mûr Eginli Mustafa Efendi'ye eğerçi muvakkaten tevcîh ile muntazır-ı eyyâm-ı tevcîhât olan ekâbir-i devlet-i muhtelicü's-sudûr olmuşlar idi. Ancak mûmâ ileyh bu tarafdan hareket eyledikde, küllî harc-ı râh ile insırâf ve mansıb-ı mezkûra tasarrufu mahz-ı isrâf kabîlinden olduğu hâtır-güzâr-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf olmağla, câh-ı mezkûr ile Defterdâr-ı sâbık Hasan Tahsîn Efendi tatyîb olunup, Haremeyn Muhasebeciliği, es-Seyyid Mehmed Efendi'ye tevcîh ve Cizye Muhasebeciliği ile ʿAzmî Ahmed Efendi terfîh olunup, Emânet-i Şehr ve Darb-hâne ve Matbah ibkā ve Arpa Emâneti ile sâbıkā Büyük Tezkireci Ahmed Bey ırzâ olunup, Barut-hâneler Nezâreti, [Ü4 313b] kemâ-fi'l-evvel [V 166a] Râgıb Efendi'ye muhavvel ve Anadolu Muhasebeciliği ile sâbıkā Çavuş-başı Mehmed ʿÂrif Efendi dest-nevâzende-i sadr-ı ecell olup, Masraf-ı Şehriyârî Kitâbeti ʿAzîz Efendi'ye tefvîz ve Süvârî Mukābeleciliği ile Sâlih Paşa-zâde Hüseyin Bey'in edhem-i ikbâli tervîz\nolundu. Eshâm Mukātaʿacılığı, sâbıkā Defter Emîni Hasan Efendi'ye ihsân ve Yeniçeri Kitâbeti ile ʿOsmân Efendi ferhân kılınup, Sipâh Kitâbeti ile sâbıkā Kethudâ Kâtibi es-Seyyid İbrâhîm Efendi'nin hâtır-ı meksûru mecbûr ve Silâhdâr Kitâbeti ile leyl ü nehâr serâyir-i devlet tahrîriyle ifrâğ-ı cehd ü iktidâr eden Âmedî-yi Re'îsülküttâb ʿİzzet Beyefendi mesrûr oldu. Mevkūfât mansıbı ile Dervîş Paşa kayını Tâhir Efendi dil-şâd ve Mâliyye Tezkireciliği ile Masraf-ı sâbık ʿAli Reşîd Efendi nâyil-i ehass-ı murâd ve Kalyonlar Mevâcibi Kitâbeti tevcîhâtdan mukaddem müceddeden tevcîh olunan Kadrî Efendi'ye ibkā ve Küçük Rûznâme ile Binâ Emîni Hüseyin Efendi mazhar-ı hüsn-i cezâ olup, Piyâde Mukābeleciliği ile Nûrî Efendi'nin mühr-i rifʿatı rahşende vü berîk ve Küçük Evkāf Muhâsebeciliği ile ʿAlâ'eddîn Paşa Kapu Kethudâsı el-Hâc ʿÖmer Efendi tashîh-i tarîk eyledi. \n\n Haremeyn Mukātaʿacılığı ile Hazîne'den muhrec Mahmûd Nedîm Efendi kesb-i neşât ve Cebeciler Kitâbeti ile Bekir Paşa-zâde Saʿdullah Bey tahsîl-i mâye-i şevk u inbisât eyleyüp, sâyir ocağlar kitâbeti kemâ-kân mutasarrıflarına ihâle ve menâsıb-ı bâkıyyeye erbâb-ı istihkāk u ehliyyet inâle olunduğundan [Ü4 314a] gayri, bu hân-ı niʿamâdan hisse-yâb olamayan hâcegân, nukūd-ı firâvân ile memnûn ve duʿây-ı Şâhâne'yi resîde-i küngüre-i çarh-ı nîl-gûn eylediler. \n\n Dergâh-ı âlî Yeniçeri Ağası ve rikâb ağaları bi-ecmaʿihim ibkā ile rehîn-i istibşâr u ihtizâz ve Baş-bâkī Kulluğu'yla Şehsüvâr-zâde Hamdullah Bey iʿzâz ve Cizye Baş-bâkī Kulluğu Yeğen İbrâhîm Ağa'ya irfâz olunup, Sipâh Ağalığı ile Yahyâ Paşa-zâde [V 166b] ʿAli Bey ser-germ-i silâf-ı sâff-ferhat ve Silâhdâr Ağalığı'yla Monlaş-zâde Mehmed Bey manzûr-ı lihâza-i şefekat oldu. \n\n Yevm-i mezkûrda vüzerây-ı ʿizâm tevcîhâtı vâkiʿ olup, Bosna Eyâleti ile sâbıkā Selânik Mutasarrıfı Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa kesb-i sürûr-ı bî-pâyân ve selefi Vezîr Ebûbekir Paşa, Selânik Sancağı'yla tebdîl-i mekân ve Anadolu Eyâleti'yle sâbıkā Sivas Vâlîsi Vezîr Yûsuf Paşa minnet-dâr ve selefi Vezîr Seyyid ʿAbdurrahmân Paşa, Karahisâr Sancağı'na pây-endâz-ı inhidâr ve Silistre Eyâleti'nin tevcîh emri Hanya Muhâfızı Vezîr\nʿOsmân Paşa'ya baʿs ü tesrîb ve mutasarrıf olduğu [1] Diyarbekir, sâbıkā Belgrad Muhâfızı Vezîr Hasan Paşa'ya ilhâk olundukda, Resmo Sancağı tevcîh olunan Vezîr Husrev Paşa'ya Hanya Muhâfazası tasvîb ve Sivas Eyâleti, Hotin muhâfazasında Vezîr Mehmed Paşa'ya ber-vech-i ilhâk ihsân ve sâyir eyâlât, mutasarrıflarına ibkā ile her biri müstağrak-ı bahr-i lutf-i bî-pâyân-ı Şehriyâr-ı cihân oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Haleb Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'nın ehâlî ile [Ü4 314b] vâkiʿ olan ser-güzeşti mukaddemâ beyân olunup, tasavvurât-ı zihniyye ve tasarrufât-ı ʿakliyye ile Haleb'e idhâl olunduysa dahi, beyne'l-ehâlî mahsûr ve etbâʿ u levâhıkı esliha ve esbâb-ı mümânaʿadan ʿârî vü mücerred olarak eyâdî-yi sefele-i memleketde makhûr olup, nizâm-ı beldeye şurûʿ-ı tekellüfe muhtâc ve belki ifnây-ı nüfûs ve izâʿat-ı emvâl intâc edeceği mebâdî ve mekāsıd-ı mâddeden istinbât u istihrâc olunduğundan başka, müşârun ileyh dahi bir takrîb Haleb'den kurtulmak fikrinde olduğunu îmâ ve ʿazl olunsa şâyed ehâlî sebîlini tahliye etmamek ve etdikleri takdîrde şân-ı Vezâret'e îrâs-ı halel eyleyecek baʿzı harekât-ı nâ-bercâ izhâr etmek vârid-i hâtır-ı uli'n-nühâ olmağla, şimdilik müşârun ileyhe Haleb Eyâleti ibkā vü takrîr ve Cerde Başbûğluğu'yla Trablus Eyâleti zamîme kılınup, Haleb'i Mütesellim nasbı ile zabt etmek irâdesi tarafına tahrîr olunup, Trablus'a vardıkdan sonra, ʿuhdesinden [V 167a] Haleb Eyâleti fekk, tasmîm-kerde-i veliyy-i umûr ve pederi o vakitler cânib-i Hicâz'a ʿazîmet etmiş bulunup, Haleb Eyâleti'nin oğlundan refʿi müşârun ileyhe mûcib-i zevâl-i nüfûz u iʿtibâr olmayacağı zebân-âver-i erbâb-ı ʿakl u şuʿûr oldu.",
          "caption": "Teznîb",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_962.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Teznîb",
          "text": "Haleb Vâlîsi Vezîr Mehmed Paşa'nın ehâlî ile [Ü4 314b] vâkiʿ olan ser-güzeşti mukaddemâ beyân olunup, tasavvurât-ı zihniyye ve tasarrufât-ı ʿakliyye ile Haleb'e idhâl olunduysa dahi, beyne'l-ehâlî mahsûr ve etbâʿ u levâhıkı esliha ve esbâb-ı mümânaʿadan ʿârî vü mücerred olarak eyâdî-yi sefele-i memleketde makhûr olup, nizâm-ı beldeye şurûʿ-ı tekellüfe muhtâc ve belki ifnây-ı nüfûs ve izâʿat-ı emvâl intâc edeceği mebâdî ve mekāsıd-ı mâddeden istinbât u istihrâc olunduğundan başka, müşârun ileyh dahi bir takrîb Haleb'den kurtulmak fikrinde olduğunu îmâ ve ʿazl olunsa şâyed ehâlî sebîlini tahliye etmamek ve etdikleri takdîrde şân-ı Vezâret'e îrâs-ı halel eyleyecek baʿzı harekât-ı nâ-bercâ izhâr etmek vârid-i hâtır-ı uli'n-nühâ olmağla, şimdilik müşârun ileyhe Haleb Eyâleti ibkā vü takrîr ve Cerde Başbûğluğu'yla Trablus Eyâleti zamîme kılınup, Haleb'i Mütesellim nasbı ile zabt etmek irâdesi tarafına tahrîr olunup, Trablus'a vardıkdan sonra, ʿuhdesinden [V 167a] Haleb Eyâleti fekk, tasmîm-kerde-i veliyy-i umûr ve pederi o vakitler cânib-i Hicâz'a ʿazîmet etmiş bulunup, Haleb Eyâleti'nin oğlundan refʿi müşârun ileyhe mûcib-i zevâl-i nüfûz u iʿtibâr olmayacağı zebân-âver-i erbâb-ı ʿakl u şuʿûr oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem hazretlerinin her tavr-ı Vezîrâne'leri muvâfık-ı mizâc-ı hümâyûn ve her mâdde-i muhtelifetü'ş-şuʿûnda hayyiz-resân-ı vukūʿ olan re'y ü tedbîr-i rezînleri tâb-dâde-i devlet-i rûz-efzûnları olduğuna binâ'en, kemâl-i istiklâl [Ü4 315a] ve\nsümüvv-i menziletlerini zâhir-bînân-ı ʿavâmma işâʿa vü iʿlân ve hakk-ı müstehakk-ı Âsafâne'lerinde muzmer olan hüsn-i teveccühât-ı Cihân-bânî'lerini ifşâ vü beyân siyâkında işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in on dördüncü Salı günü Dîvân-ı âlî'de icrây-ı ahkâm ve fasl-ı miyâne-i hısâm ederler iken, Kahveci-başı Mehmed Emîn Ağa vesâtatiyle bir sevb-i veşak kürke mashûb hatt-ı hümâyûn-ı mevâhib-makrûnları şeref-rîz-i vürûd ve Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri tarafından bu ʿârife-i iltifât-endûd hutuvât-ı tebcîl ile istikbâl ve mâlîde-i nâsıye-i ibtihâl kılınup, ferve-i mezkûreyi tevkīr-ı bî-intihâ ile iktisâ ve hatt-ı hümâyûnu ʿalâ-mele'i'n-nâs kırâ'at etdirdikden sonra, duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü şevket-i Şâhâne'yi îsâl-i mesâmiʿ-i mele'-i aʿlâ buyurup, resânende-i hatt-ı hümâyûn olan Kahveci-başı Ağa'ya bir sevb-i ferve-i semmûr iksâ ve bir re's esb-i müzeyyen ve on beş kîse nakd iʿtâ buyurdular.",
          "caption": "Zuhûr-i hatt ve teşrîfât-ı hazret-i Şehinşâhî be-cenâb-ı Sadâret-penâhî",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_963.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Zuhûr-i hatt ve teşrîfât-ı hazret-i Şehinşâhî be-cenâb-ı Sadâret-penâhî",
          "text": "Sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem hazretlerinin her tavr-ı Vezîrâne'leri muvâfık-ı mizâc-ı hümâyûn ve her mâdde-i muhtelifetü'ş-şuʿûnda hayyiz-resân-ı vukūʿ olan re'y ü tedbîr-i rezînleri tâb-dâde-i devlet-i rûz-efzûnları olduğuna binâ'en, kemâl-i istiklâl [Ü4 315a] ve\nsümüvv-i menziletlerini zâhir-bînân-ı ʿavâmma işâʿa vü iʿlân ve hakk-ı müstehakk-ı Âsafâne'lerinde muzmer olan hüsn-i teveccühât-ı Cihân-bânî'lerini ifşâ vü beyân siyâkında işbu Şevvâlü'l-mükerrem'in on dördüncü Salı günü Dîvân-ı âlî'de icrây-ı ahkâm ve fasl-ı miyâne-i hısâm ederler iken, Kahveci-başı Mehmed Emîn Ağa vesâtatiyle bir sevb-i veşak kürke mashûb hatt-ı hümâyûn-ı mevâhib-makrûnları şeref-rîz-i vürûd ve Sadr-ı müşârun ileyh hazretleri tarafından bu ʿârife-i iltifât-endûd hutuvât-ı tebcîl ile istikbâl ve mâlîde-i nâsıye-i ibtihâl kılınup, ferve-i mezkûreyi tevkīr-ı bî-intihâ ile iktisâ ve hatt-ı hümâyûnu ʿalâ-mele'i'n-nâs kırâ'at etdirdikden sonra, duʿây-ı bekāy-ı ʿömr ü şevket-i Şâhâne'yi îsâl-i mesâmiʿ-i mele'-i aʿlâ buyurup, resânende-i hatt-ı hümâyûn olan Kahveci-başı Ağa'ya bir sevb-i ferve-i semmûr iksâ ve bir re's esb-i müzeyyen ve on beş kîse nakd iʿtâ buyurdular."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Zîrde mezkûr kazâların hengâm-ı tevcîhi hulûl eylediğine binâ'en, Selânik Kazâsı hâlâ Müneccim-başı olan Mehmed Sâdık Efendi'ye bin iki yüz yirmi senesi Receb'inin gurresinden ve İzmir Kazâsı, Sıdkī-zâde Ahmed Reşîd Efendi'ye sâl-i mezkûr Şaʿbân'ı gurresinden ve Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Velî Bey-zâde Mehmed Saʿdeddîn Efendi'ye Ramazân-ı şerîf gurresinden tasarruf etmek şartıyla [V 167b] tevcîh u ʿinâyet olunup, her biri mesâfe-i dûr u dirâz-ı tarîkden reh-yâb-ı selâmet ve iktitâf-ı [Ü4 315b] bâkûre-i menâfiʿ ile ser-germ-i handerîs-i refâhiyyet oldular. Mahrûse-i Burusa Kadısı ʿUşşâkī-zâde hafîdi es-Seyyid ʿAbdülhâlık Efendi'nin şâhsâr-ı hayatı bâd-ı hazân-ı merg ile varak-rîz ve muvakkıtı olan ʿAbdullah Monla-zâde es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi, hükûmet-i mezkûre ile nâyil-i dest-mâye-i tencîz oldu.",
          "caption": "Tevcîh-i baʿzı menâsıb-ı ʿilmiyye",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_964.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Tevcîh-i baʿzı menâsıb-ı ʿilmiyye",
          "text": "Zîrde mezkûr kazâların hengâm-ı tevcîhi hulûl eylediğine binâ'en, Selânik Kazâsı hâlâ Müneccim-başı olan Mehmed Sâdık Efendi'ye bin iki yüz yirmi senesi Receb'inin gurresinden ve İzmir Kazâsı, Sıdkī-zâde Ahmed Reşîd Efendi'ye sâl-i mezkûr Şaʿbân'ı gurresinden ve Yenişehir-i fenâr Kazâsı, Velî Bey-zâde Mehmed Saʿdeddîn Efendi'ye Ramazân-ı şerîf gurresinden tasarruf etmek şartıyla [V 167b] tevcîh u ʿinâyet olunup, her biri mesâfe-i dûr u dirâz-ı tarîkden reh-yâb-ı selâmet ve iktitâf-ı [Ü4 315b] bâkûre-i menâfiʿ ile ser-germ-i handerîs-i refâhiyyet oldular. Mahrûse-i Burusa Kadısı ʿUşşâkī-zâde hafîdi es-Seyyid ʿAbdülhâlık Efendi'nin şâhsâr-ı hayatı bâd-ı hazân-ı merg ile varak-rîz ve muvakkıtı olan ʿAbdullah Monla-zâde es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi, hükûmet-i mezkûre ile nâyil-i dest-mâye-i tencîz oldu."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Bir müddetden berü Bâbü's-saʿâde Ağalığı'yla kâm-rân ve mazhar-ı sunûf-ı ʿavâtıf-ı Şehriyâr-ı zemân olan Sâlih Ağa'nın ʿuhde-i kifâyetine ihâle olunan hidemât-ı hatîrede vâkiʿ olan gaflet ü tekâsülü maʿlûm-ı Şehriyâr-ı sütûde-meşreb ve o câh-ı refîʿden tenezzül ü sükûtuna sebeb olmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dokuzuncu yevm-i Erbiʿâ ʿazli ile iktifâ olunup, sâbıkā Hazinedâr-başı olan Küçük Hâfız Mustafa Ağa, o mesned-i refîʿa iʿtilâ eyledi.",
          "caption": "ʿAzl-i Ağa-yı Bâbü's-saʿâde",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_965.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "ʿAzl-i Ağa-yı Bâbü's-saʿâde",
          "text": "Bir müddetden berü Bâbü's-saʿâde Ağalığı'yla kâm-rân ve mazhar-ı sunûf-ı ʿavâtıf-ı Şehriyâr-ı zemân olan Sâlih Ağa'nın ʿuhde-i kifâyetine ihâle olunan hidemât-ı hatîrede vâkiʿ olan gaflet ü tekâsülü maʿlûm-ı Şehriyâr-ı sütûde-meşreb ve o câh-ı refîʿden tenezzül ü sükûtuna sebeb olmağla, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dokuzuncu yevm-i Erbiʿâ ʿazli ile iktifâ olunup, sâbıkā Hazinedâr-başı olan Küçük Hâfız Mustafa Ağa, o mesned-i refîʿa iʿtilâ eyledi."
        }
      },{
        "media": {
          "url": "",
          "alt": "Fi'l-asl târîhden garaz-ı aslî cemʿ-i fevâyid ve tarh-ı mâ-lâ-yaʿnî ve zevâyid olup, sâmiʿa-res-i tahkīk olmayan mevâddı rişte-keş-i şîrâze-i beyân etmek, tenşît-ı kulûba bâdî ve bir meclis-i nüzhet-fezâdan tenâvül-i nukl-i gûnâ-gûn ile tahsîl-i mâye-i tarab u şâdî olduğuna nazaran, maʿnây-ı Sadâret ve mefhûm-ı Vezâret'i tafsîl ile bu cüz'ü tekmîl münâsib görüldü. Merâtib-i mülûkiyye ve menâsıb-ı ʿaliyye-i Sultâniyye'nin eşref ü aʿlâsı ve ʿizz ü rifʿat-i hükümetin gāyet ü müntehâsı Vezâret'dir. Lafz-ı Vezâret “Müvâzera”dan me'hûzdur. Müvâzera, [Ü4 316a] muʿâvenetdir. Bu takdîrde Vezâret “Mutlak iʿânet” maʿnâsınadır. Baʿzılar “Vizr'den me'hûzdur” dediler. Vizr, “Sıkl” maʿnâsınadır, yaʿnî eskāl-ı Saltanat'ı tehammül eder, demek ola. Bu dahi maʿnây-ı muʿâvenete râciʿ olmağın, ancak kavl-i evvel sahîh u muʿteberdir. Cenâb-ı Kelîm'in “Üşdüd bihî ezrî” dediği, bu maʿnâyı müeyyiddir. Hakāyık-ı umûrdan bahs eden ʿulemây-ı hikmet “Beyn” dediler ki, cemîʿ devletin nizâm-ı hâline sebeb olan merâtib erbâbının ahvâline bizzât tekayyüd, sâhib-i Saltanat'ı işgāl ve evkātını istîʿâb etdüğünden mâ-ʿadâ, bunlar ile kendü beyninde nâmûs-ı sâyir menzilesinde bir ferd-i müdebbir olmamak kānûn-ı heybete münâfî ve resm-i Cihân-dârî'ye mugāyir olmağın, usûl-i mecâmiʿ-i umûr olan merâtib-i ricâlin üzerlerine nâzır ve infâz-ı hall ü ʿakd ve redd ü kabûlde ʿumûmen ashâb-ı menâsıba hâkim ü âmir olmak içün bir ferd-i müteʿayyine teʿayyün ü vücûd verilmek zarûriyyâtdan oldu. Ve ol teʿayyün ü ıstınâʿa ihtiyâr olunan merd-i celîlü'l-\niʻtibâr istiklâl-i ʿizz-i Saltanat ile devâʿî-yi ʿumûm u kesretin mekādîr-i muktezayâtını bilmekde kâmil ve Pâdişâh ile nâs beyninde inhirâf-ı mîzân ile tarafeyn birbirine tuğyân etmemek maslahatı içün berzah-ı hâyil olup, tedbîrât u tasarrufâtı cümle makbûl ve hayr u şerr-i umûr cümle kendüden mes'ûl, salâh-ı dîn ü devlete bezl-i vüsʿ etmeğe mütekeffil, cümlenin üzerine gālib-i muʿtedil ve nâzır-ı müstakıll olmak haysiyyeti ile nâmına “Vezîr-i aʿzam\" ve \"Vekîl-i muʿazzam” [Ü4 316b] ve rütbesine \"Sadâret-i ʿuzmâ” ve “Vekâlet-i kübrâ\" ıtlâk etdiler.\n\nMenâsıb-ı devlet ve rüteb-i Saltanat'da bundan ʿâlî makām yokdur. Bu Vekîl-i mutlak karîb ü baʿîd cümle halk ile Pâdişâh beynine tevassut edüp, Pâdişâh ile bunun beynine şahs-ı vâhid tevassut ile mahrem-i râzları olamaz. Bu rütbe-i ʿazîme ümm-i menâsıb-ı devlet ve üss-i merâtib-i Saltanat olmağın, mebde’-i ʿâlemden berü mütedâvil olan devletlerin cümlesinde muʿtenâ vü merʿî olagelmişdir. Hikmet ve Nübüvvet ve Saltanat'ı cemʿ eden enbiyây-ı sâlife ve meşâhîr-i cihângîrân-ı mâzıyye ki, Benî Hermes ve Yâfes ve Huşeng ve Keyûmers ve Zi'l-karneyn-i Himyerî ve Yûsuf Nebî ve Kelîmullah Mûsâ ve Dâvud Nebî ve mülûk-i Benî İsrâʾîl ve Süleymân Nebî bunlar cümle ve sâyir ʿuzamây-ı mülûk-i sâlife ʿale'l-ʿumûm Vezîr-i müşîr istihdâm etdikleri mufassalât-ı kütüb-i târîhde mastûrdur.\n\nHazret-i Mûsâ ʿaleyhi's-selâmın Vezîr'i karındaşı Hârûn ve Süleymân peygamber ʿaleyhi's-selâmın Vezîr'i Âsaf bin Berhıyâ dedikleri fâzıl-ı kâmil idi. Tâ dîn-i mübîn-i İslâm zuhûruna dek gerek Rütbe-i celîle-i Vezâret ve gerek merâtib-i sâyire ahkâmı mütedâvil idi. Dîn-i İslâm zuhûrunda emr-i devlet, diyânet ü Hilâfet'e mütebeddil olmağla, merâsim-i mülk ü Kisreviyyet'den ekserî mürtefiʿ olup, ictimâʿ ve temeddün-i insâniyyede aslî ve tabîʿî olan umûr -ki müfâveza ve muʿâvenet bi'r-re'y misillü mesâlihdir- anlardan mâʿadâsı muzmahill oldu. Zîrâ mebnây-ı cemʿiyyet ve esâs-1 temeddün olan [Ü4 317a] “Mâ-lâ büdde minh” umûrun zehâb u izmihlâli muhâldir. Ve Resûl-i ekrem sallallâhu ʿaleyhi ve sellem mühimmât-ı hâssa vü ʿâmmelerinde ashâbıyla müşâvere vü istiʿânet ve niçe emri anlara tefvîz ü sipâriş edüp, umûrunda anları müşârik ü müsâhim kılurlar idi. Hattâ Ebûbekir radıyallâhu ʿanh hazretlerin gayriler mahrem olmadıkları niçe umûr-ı mahsûsaya mahrem ü müsteşâr buyururlar idi. Kibâr-ı ʿArab'dan ve ʿuzamây-ı tüccârdan Devlet-i Kisreviyyet merâsimini bilenler ve Ekâsire ve Kayâsire ve Necâşî ve Mukavkıs saltanatları merâtibine muttaliʿ olanlar hazret-i Sıddîk'a “Vezîr” tesmiye ederler idi. Maʿa-hâzâ ezmân-ı saʿâdetde ashâb beyninde\n“Vezîr” lafzı yoğidi. Anların elkāb u iʻtibârâtı sedâcet-i Hılâfet ve ihtisâr-ı bedâvet üzere olup, cümleye “Ashâb” ‘unvânıyla iktifâ buyurmuşlar idi. Ammâ Resûl-i ekrem sallallâhu ‘aleyhi ve sellem çâr-yâr-ı güzîn, belki 'Aşere-i Mübeşşere ridvânullâhu 'aleyhim ecmaʿîn ile isti'ânet bi'r-re'y ve müfâveza vü müşâvere edüp, bu vezâyif aslında hasâyis-i Vezâret'den olduğu içün merâsim-i suverîye kasr-ı nazar-ı iʻtibâr edenler ‘asr-ı Nübüvvet'de, hazret-i Sıddîk'a ve Hılâfet-i hazret-i Zi'n-nûreyn'de, hazret-i ‘Ali kerremallâhu vechehûya “Vezîr\" derler idi.\nMu'âviye'den sonra yine merâsim-i mülk nisâb-ı aslîsini bulup, makām-ı Vezâret sâhibleri erbâb-ı menâsıb u merâtibin cümlesine hâkim ü âmir ve seyf ü kaleme mahsûs olan fetk u ratk-ı umûra mutasarrıf-ı kāhir olarak Devlet Riyâseti'ni câmiʿ oldular. Devlet-i 'Abbâsiyye [Ü4 317b] zuhûrunda Saltanat'ın nitâkı vesîʿ olmağla, Vezâret Rütbesi'nin dahi şânı refîʿ olup, tenfîz-i hall ü ‘akd ‘umûmen Vezîr'in yed-i istiklâline tefvîz olunup, bu kemâl-i istiklâl ü istibdâd sebebi ile Hârûnu'r-Reşîd'in Vezîri Caʿfer bin Yahyây-ı Bermekî'ye \"Sultân” elkābıyla hitâb olunup, ancak bu 'unvânın Ca'fer'e zararı dokunup, Berâmike Hânedânı'nın harâbına sebeb oldu. Baʿde-zâlik istiklâl gâh hulefâda ve gâh vüzerâda olmağa başlayup, vüzerâ müstakill u müstebidd oldukda, ahkâm-ı şerʿiyye ‘alâ-hâlihâ cârî ve sahîh olsun içün Halîfe'den istinâbeye muhtâc olmalarıyla, Vezâret iki kısma münkasem oldu ki, “Vezâret-i Tenfîz” ve “Vezâret-i Tefvîz” ıtlâk olundu. Vezâret-i Tenfîz, Sultân kendü nefsinde kāyim ve umûrunda hâkim olup, ahkâmını cümle Vezîr, tenfîz ü icrâ eyleye. Vezâret-i Tefvîz, istiklâl-i tasarruf cânib-i Vezîr'de olup, Halîfe yâhûd Sultân cemîʿan umûr-ı Saltanat'ı Vezîr'in re’y ü nazarına ve tedbîr ü ictihâdına tefvîz eyleye. İşte “Vezâret-i ʿuzmâ” ve “Vekâlet-i kübrâ” dediğimiz budur. “Vezîr-i aʿzam” ve “Vekîl-i mutlak” ‘unvânı bu rütbe-i 'azîme sâhibi olan sâhib-i devlete itlâk olundu. ‘Ukalây-ı rûşen-râya maʿlûmdur ki: “Mansıb-ı Vezâret’den müşkil maslahat ve gûnâ-gûn mihneti şâmil suʿûbetli hidmet yokdur\" derler. Rızây-ı cenâb-ı Hakk ve rızây-ı hazret-i Pâdişâhî ve rızây-ı halk ve kendü nefsini ırzâ. Bu dört rızây-ı mütehâlifü't-tekāzā her bâr tevâfuk üzere bulunmak [318a] müteʿassirdir. Bunların beyninde hazm-i ‘âkılâne ile hareket edüp, dîn ü dünyaya zarar gelmeyecek harekât ne kadar müşkil idüğini yine ol makām-ı ‘âlî ashâbı bilür. Tutalım kemâl-i ihtiyât ile harekât-ı muʿtedileye imkân olmuş havâdis-i gerdûn ve zuhûrât-ı dehr-i bukalemûndan tevellüd eden\ndevâhî-yi gayr-i melhûzaya ne çâre olur? Hemân sebîl-i selâmet dâ'imâ hayr-hâhlıkla tarîk-ı istikāmetde olup, her hâlde hazret-i Rabbü'l-ʿâlemîn'den istiʿânetle müyesser olur.\n\nUsûl-i Vezâret'e müteʿallık te'lîf olunan resâyilden ibtidâ Âsaf bin Berhıyâ'nın Risâle'sidir ki, Seffâh'a terceme olunup, Mansûr Devânîkī'nin nasb-ı ʿaynı idi. Lâkin nüshası nâdir bulunur. Sâniyen Me'mûn Halîfe zemânında Vezîr ve kā'id olan Tâhir bin Hüseyin'in Risâle'sidir. Kendü oğlu ʿAbdullah, Me'mûn tarafından Vezâret ile Mısır ve Rakka'ya nasb olundukda, oğluna fenn-i Vezâret'i taʿlîm içün yazup gönderdiği Risâle'dir ki, Me'mûn Halîfe ve ol ʿasırda olan ekâbir-i ʿulemâ ve eʿâzim-i ʿukalâ istihsân edüp: “Ahkâm-ı şerʿiyye ve siyâset-i ʿakliyye ve âdâb-ı mülûkiyye ve kavâʿid-i külliyye-i Sultâniyye'yi muhtevî böyle kitâb-ı câmiʿ ve risâle-i ʿamîmetü'l-menâfiʿ görmedik” deyü bi'l-ittifâk kabûl etmeleriyle, Me'mûn Halîfe emr eyledi: “Cümle vüzerâya birer sûret verilüp, baʿde-zâlik sûreti Dîvân'da hıfz oluna\". Ve Vezâret ve eyâlet tevcîh olunanlara birer sûret verilmek üzere düstûru'l-ʿamel eyledi. Risâle-i mezbûre Kitâb-ı Taberî'den menkūl ve zemânımızda nüshası mevcûddur. Hattâ [Ü4 318b] İbn Haldûn Mukaddime'sinde mektûb-ı mezkûru yazup, Pîrî-zâde zafer bulduğu Terceme'sini bi-ʿaynihâ tahrîr etmişdir. Ve İmâm Mâverdî'nin Âdâbü'l-Vüzerâ nâm risâlesi ise, cevâhir maʿkūlesindendir. Bir nüshası bu Fakīr'de mevcûddur.\n\nBiz yine sadede gelelim. Endelüs'de Benî Ümeyye zuhûrunda anların kānûnları umûr-ı zabt-ı askere bir Vezîr, mâl umûruna bir Vezîr, serhadd ü sügūr umûruna bir Vezîr, kitâbet-i evâmir ve mürâselâta bir Vezîr, daʿvâları görüp, ihkāk-ı hukūk etmeğe bir Vezîr nasb etdiler. Bir Vezîr dahi Pâdişâh'ın umûr-ı vücûduna ve hücûm-ı nâsdan hıfzına taʿyîn edüp, nâmına “Hâcib” dediler. Ve bu Vezîr, sâyir vüzerâ ile Pâdişâh beynine vâsıta olup, sâyir vüzerânın re'y ü tedbîr edüp gördükleri umûru Pâdişâh'a ʿarz eder idi. Ve bu vüzerâya bir mekân-ı mahsûs taʿyîn olunup, münakkaş u zer-beft perniyân u kumâşlar ile döşenüp, her semtinde bir Vezîr oturup, ahkâm-ı Sultâniyye icrâsına meşgûl olurlar idi. Hâsıl-ı kelâm müteʿahhid-i mesâlih-i devlet olan ricâlin elkāb u iʿtibârât ve rüteb ü derecâtı her devletde bir gûne cârî olup, her ʿasırda bir siyâk üzere mütedâvil olmuşdur.\nDevlet-i ebed-peyvend-i ʿOsmâniyye'de ʿOsmân Hân Gāzî ibn-i Ertuğrul vaktinde Vezîr yoğidi. Vâkiʿ olan umûr ʿaşîretleri miyânelerinde umûr-dîde olan fuhûl ile müşâvere olunur idi. Baʿdehû Sultân Orhân Gāzî Burusa'yı feth etdikde, kendü karındaşı ʿAlâ'eddîn Paşa birkaç hıdmetkâr ile [Ü4 319a] bir kûşede fârigu'l-bâl, ʿibâdete iştigāl üzere münzevî idi. Feth-i Burusa tehniyeti içün birâderi Sultân Orhân gelüp, esnây-ı sohbetde niçe umûr-ı nâfiʿaya delîl oldukda, ʿakl ü rüşdünü istihsân edüp, anları Vezîr edindiler. Bu Devlet-i ʿaliyye'de ibtidâ Vezîr olan merkūm ʿAlâ'eddîn Paşa'dır ki, karındaşı Sultân Orhân'a Vezîr oldular. Ve kavânîn-i ʿOsmâniyye'nin ekseri ibtidâ' ʿAlâ'eddîn Paşa'nın taʿlîmi ile vazʿ olunmuşdur. Bunlar ʿibâdet ve tasfiyeye mâyil mutasavvıf kimse olmağla, sonra Vezâret'den fârig olup, Sultân Orhân'ın oğlu Süleymân Paşa Vezîr oldu. Baʿdehû Candarlı Kara Halîl, Kadıʿaskerlik'den Vezîr olup, Candarlılar'dan dört kimse pey-â-pey Vezîr olup, baʿdehû tevârîhde mastûr olduğu üzere vüzerây-ı sâyire müteʿahhid-i umûr-ı Sadâret olmuşlardır.",
          "caption": "Matlab-ı nefîs der-maʿnây-ı Sadâret-i ʿuzmâ ve lüzûm-ân-ı rütbe-i vâlâ",
          "link": "/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_966.html"
        },
        "start_date": { 
          
          "year": "1219"
        },
        "text": {
          "headline": "Matlab-ı nefîs der-maʿnây-ı Sadâret-i ʿuzmâ ve lüzûm-ân-ı rütbe-i vâlâ",
          "text": "Fi'l-asl târîhden garaz-ı aslî cemʿ-i fevâyid ve tarh-ı mâ-lâ-yaʿnî ve zevâyid olup, sâmiʿa-res-i tahkīk olmayan mevâddı rişte-keş-i şîrâze-i beyân etmek, tenşît-ı kulûba bâdî ve bir meclis-i nüzhet-fezâdan tenâvül-i nukl-i gûnâ-gûn ile tahsîl-i mâye-i tarab u şâdî olduğuna nazaran, maʿnây-ı Sadâret ve mefhûm-ı Vezâret'i tafsîl ile bu cüz'ü tekmîl münâsib görüldü. Merâtib-i mülûkiyye ve menâsıb-ı ʿaliyye-i Sultâniyye'nin eşref ü aʿlâsı ve ʿizz ü rifʿat-i hükümetin gāyet ü müntehâsı Vezâret'dir. Lafz-ı Vezâret “Müvâzera”dan me'hûzdur. Müvâzera, [Ü4 316a] muʿâvenetdir. Bu takdîrde Vezâret “Mutlak iʿânet” maʿnâsınadır. Baʿzılar “Vizr'den me'hûzdur” dediler. Vizr, “Sıkl” maʿnâsınadır, yaʿnî eskāl-ı Saltanat'ı tehammül eder, demek ola. Bu dahi maʿnây-ı muʿâvenete râciʿ olmağın, ancak kavl-i evvel sahîh u muʿteberdir. Cenâb-ı Kelîm'in “Üşdüd bihî ezrî” dediği, bu maʿnâyı müeyyiddir. Hakāyık-ı umûrdan bahs eden ʿulemây-ı hikmet “Beyn” dediler ki, cemîʿ devletin nizâm-ı hâline sebeb olan merâtib erbâbının ahvâline bizzât tekayyüd, sâhib-i Saltanat'ı işgāl ve evkātını istîʿâb etdüğünden mâ-ʿadâ, bunlar ile kendü beyninde nâmûs-ı sâyir menzilesinde bir ferd-i müdebbir olmamak kānûn-ı heybete münâfî ve resm-i Cihân-dârî'ye mugāyir olmağın, usûl-i mecâmiʿ-i umûr olan merâtib-i ricâlin üzerlerine nâzır ve infâz-ı hall ü ʿakd ve redd ü kabûlde ʿumûmen ashâb-ı menâsıba hâkim ü âmir olmak içün bir ferd-i müteʿayyine teʿayyün ü vücûd verilmek zarûriyyâtdan oldu. Ve ol teʿayyün ü ıstınâʿa ihtiyâr olunan merd-i celîlü'l-\niʻtibâr istiklâl-i ʿizz-i Saltanat ile devâʿî-yi ʿumûm u kesretin mekādîr-i muktezayâtını bilmekde kâmil ve Pâdişâh ile nâs beyninde inhirâf-ı mîzân ile tarafeyn birbirine tuğyân etmemek maslahatı içün berzah-ı hâyil olup, tedbîrât u tasarrufâtı cümle makbûl ve hayr u şerr-i umûr cümle kendüden mes'ûl, salâh-ı dîn ü devlete bezl-i vüsʿ etmeğe mütekeffil, cümlenin üzerine gālib-i muʿtedil ve nâzır-ı müstakıll olmak haysiyyeti ile nâmına “Vezîr-i aʿzam\" ve \"Vekîl-i muʿazzam” [Ü4 316b] ve rütbesine \"Sadâret-i ʿuzmâ” ve “Vekâlet-i kübrâ\" ıtlâk etdiler.\n\nMenâsıb-ı devlet ve rüteb-i Saltanat'da bundan ʿâlî makām yokdur. Bu Vekîl-i mutlak karîb ü baʿîd cümle halk ile Pâdişâh beynine tevassut edüp, Pâdişâh ile bunun beynine şahs-ı vâhid tevassut ile mahrem-i râzları olamaz. Bu rütbe-i ʿazîme ümm-i menâsıb-ı devlet ve üss-i merâtib-i Saltanat olmağın, mebde’-i ʿâlemden berü mütedâvil olan devletlerin cümlesinde muʿtenâ vü merʿî olagelmişdir. Hikmet ve Nübüvvet ve Saltanat'ı cemʿ eden enbiyây-ı sâlife ve meşâhîr-i cihângîrân-ı mâzıyye ki, Benî Hermes ve Yâfes ve Huşeng ve Keyûmers ve Zi'l-karneyn-i Himyerî ve Yûsuf Nebî ve Kelîmullah Mûsâ ve Dâvud Nebî ve mülûk-i Benî İsrâʾîl ve Süleymân Nebî bunlar cümle ve sâyir ʿuzamây-ı mülûk-i sâlife ʿale'l-ʿumûm Vezîr-i müşîr istihdâm etdikleri mufassalât-ı kütüb-i târîhde mastûrdur.\n\nHazret-i Mûsâ ʿaleyhi's-selâmın Vezîr'i karındaşı Hârûn ve Süleymân peygamber ʿaleyhi's-selâmın Vezîr'i Âsaf bin Berhıyâ dedikleri fâzıl-ı kâmil idi. Tâ dîn-i mübîn-i İslâm zuhûruna dek gerek Rütbe-i celîle-i Vezâret ve gerek merâtib-i sâyire ahkâmı mütedâvil idi. Dîn-i İslâm zuhûrunda emr-i devlet, diyânet ü Hilâfet'e mütebeddil olmağla, merâsim-i mülk ü Kisreviyyet'den ekserî mürtefiʿ olup, ictimâʿ ve temeddün-i insâniyyede aslî ve tabîʿî olan umûr -ki müfâveza ve muʿâvenet bi'r-re'y misillü mesâlihdir- anlardan mâʿadâsı muzmahill oldu. Zîrâ mebnây-ı cemʿiyyet ve esâs-1 temeddün olan [Ü4 317a] “Mâ-lâ büdde minh” umûrun zehâb u izmihlâli muhâldir. Ve Resûl-i ekrem sallallâhu ʿaleyhi ve sellem mühimmât-ı hâssa vü ʿâmmelerinde ashâbıyla müşâvere vü istiʿânet ve niçe emri anlara tefvîz ü sipâriş edüp, umûrunda anları müşârik ü müsâhim kılurlar idi. Hattâ Ebûbekir radıyallâhu ʿanh hazretlerin gayriler mahrem olmadıkları niçe umûr-ı mahsûsaya mahrem ü müsteşâr buyururlar idi. Kibâr-ı ʿArab'dan ve ʿuzamây-ı tüccârdan Devlet-i Kisreviyyet merâsimini bilenler ve Ekâsire ve Kayâsire ve Necâşî ve Mukavkıs saltanatları merâtibine muttaliʿ olanlar hazret-i Sıddîk'a “Vezîr” tesmiye ederler idi. Maʿa-hâzâ ezmân-ı saʿâdetde ashâb beyninde\n“Vezîr” lafzı yoğidi. Anların elkāb u iʻtibârâtı sedâcet-i Hılâfet ve ihtisâr-ı bedâvet üzere olup, cümleye “Ashâb” ‘unvânıyla iktifâ buyurmuşlar idi. Ammâ Resûl-i ekrem sallallâhu ‘aleyhi ve sellem çâr-yâr-ı güzîn, belki 'Aşere-i Mübeşşere ridvânullâhu 'aleyhim ecmaʿîn ile isti'ânet bi'r-re'y ve müfâveza vü müşâvere edüp, bu vezâyif aslında hasâyis-i Vezâret'den olduğu içün merâsim-i suverîye kasr-ı nazar-ı iʻtibâr edenler ‘asr-ı Nübüvvet'de, hazret-i Sıddîk'a ve Hılâfet-i hazret-i Zi'n-nûreyn'de, hazret-i ‘Ali kerremallâhu vechehûya “Vezîr\" derler idi.\nMu'âviye'den sonra yine merâsim-i mülk nisâb-ı aslîsini bulup, makām-ı Vezâret sâhibleri erbâb-ı menâsıb u merâtibin cümlesine hâkim ü âmir ve seyf ü kaleme mahsûs olan fetk u ratk-ı umûra mutasarrıf-ı kāhir olarak Devlet Riyâseti'ni câmiʿ oldular. Devlet-i 'Abbâsiyye [Ü4 317b] zuhûrunda Saltanat'ın nitâkı vesîʿ olmağla, Vezâret Rütbesi'nin dahi şânı refîʿ olup, tenfîz-i hall ü ‘akd ‘umûmen Vezîr'in yed-i istiklâline tefvîz olunup, bu kemâl-i istiklâl ü istibdâd sebebi ile Hârûnu'r-Reşîd'in Vezîri Caʿfer bin Yahyây-ı Bermekî'ye \"Sultân” elkābıyla hitâb olunup, ancak bu 'unvânın Ca'fer'e zararı dokunup, Berâmike Hânedânı'nın harâbına sebeb oldu. Baʿde-zâlik istiklâl gâh hulefâda ve gâh vüzerâda olmağa başlayup, vüzerâ müstakill u müstebidd oldukda, ahkâm-ı şerʿiyye ‘alâ-hâlihâ cârî ve sahîh olsun içün Halîfe'den istinâbeye muhtâc olmalarıyla, Vezâret iki kısma münkasem oldu ki, “Vezâret-i Tenfîz” ve “Vezâret-i Tefvîz” ıtlâk olundu. Vezâret-i Tenfîz, Sultân kendü nefsinde kāyim ve umûrunda hâkim olup, ahkâmını cümle Vezîr, tenfîz ü icrâ eyleye. Vezâret-i Tefvîz, istiklâl-i tasarruf cânib-i Vezîr'de olup, Halîfe yâhûd Sultân cemîʿan umûr-ı Saltanat'ı Vezîr'in re’y ü nazarına ve tedbîr ü ictihâdına tefvîz eyleye. İşte “Vezâret-i ʿuzmâ” ve “Vekâlet-i kübrâ” dediğimiz budur. “Vezîr-i aʿzam” ve “Vekîl-i mutlak” ‘unvânı bu rütbe-i 'azîme sâhibi olan sâhib-i devlete itlâk olundu. ‘Ukalây-ı rûşen-râya maʿlûmdur ki: “Mansıb-ı Vezâret’den müşkil maslahat ve gûnâ-gûn mihneti şâmil suʿûbetli hidmet yokdur\" derler. Rızây-ı cenâb-ı Hakk ve rızây-ı hazret-i Pâdişâhî ve rızây-ı halk ve kendü nefsini ırzâ. Bu dört rızây-ı mütehâlifü't-tekāzā her bâr tevâfuk üzere bulunmak [318a] müteʿassirdir. Bunların beyninde hazm-i ‘âkılâne ile hareket edüp, dîn ü dünyaya zarar gelmeyecek harekât ne kadar müşkil idüğini yine ol makām-ı ‘âlî ashâbı bilür. Tutalım kemâl-i ihtiyât ile harekât-ı muʿtedileye imkân olmuş havâdis-i gerdûn ve zuhûrât-ı dehr-i bukalemûndan tevellüd eden\ndevâhî-yi gayr-i melhûzaya ne çâre olur? Hemân sebîl-i selâmet dâ'imâ hayr-hâhlıkla tarîk-ı istikāmetde olup, her hâlde hazret-i Rabbü'l-ʿâlemîn'den istiʿânetle müyesser olur.\n\nUsûl-i Vezâret'e müteʿallık te'lîf olunan resâyilden ibtidâ Âsaf bin Berhıyâ'nın Risâle'sidir ki, Seffâh'a terceme olunup, Mansûr Devânîkī'nin nasb-ı ʿaynı idi. Lâkin nüshası nâdir bulunur. Sâniyen Me'mûn Halîfe zemânında Vezîr ve kā'id olan Tâhir bin Hüseyin'in Risâle'sidir. Kendü oğlu ʿAbdullah, Me'mûn tarafından Vezâret ile Mısır ve Rakka'ya nasb olundukda, oğluna fenn-i Vezâret'i taʿlîm içün yazup gönderdiği Risâle'dir ki, Me'mûn Halîfe ve ol ʿasırda olan ekâbir-i ʿulemâ ve eʿâzim-i ʿukalâ istihsân edüp: “Ahkâm-ı şerʿiyye ve siyâset-i ʿakliyye ve âdâb-ı mülûkiyye ve kavâʿid-i külliyye-i Sultâniyye'yi muhtevî böyle kitâb-ı câmiʿ ve risâle-i ʿamîmetü'l-menâfiʿ görmedik” deyü bi'l-ittifâk kabûl etmeleriyle, Me'mûn Halîfe emr eyledi: “Cümle vüzerâya birer sûret verilüp, baʿde-zâlik sûreti Dîvân'da hıfz oluna\". Ve Vezâret ve eyâlet tevcîh olunanlara birer sûret verilmek üzere düstûru'l-ʿamel eyledi. Risâle-i mezbûre Kitâb-ı Taberî'den menkūl ve zemânımızda nüshası mevcûddur. Hattâ [Ü4 318b] İbn Haldûn Mukaddime'sinde mektûb-ı mezkûru yazup, Pîrî-zâde zafer bulduğu Terceme'sini bi-ʿaynihâ tahrîr etmişdir. Ve İmâm Mâverdî'nin Âdâbü'l-Vüzerâ nâm risâlesi ise, cevâhir maʿkūlesindendir. Bir nüshası bu Fakīr'de mevcûddur.\n\nBiz yine sadede gelelim. Endelüs'de Benî Ümeyye zuhûrunda anların kānûnları umûr-ı zabt-ı askere bir Vezîr, mâl umûruna bir Vezîr, serhadd ü sügūr umûruna bir Vezîr, kitâbet-i evâmir ve mürâselâta bir Vezîr, daʿvâları görüp, ihkāk-ı hukūk etmeğe bir Vezîr nasb etdiler. Bir Vezîr dahi Pâdişâh'ın umûr-ı vücûduna ve hücûm-ı nâsdan hıfzına taʿyîn edüp, nâmına “Hâcib” dediler. Ve bu Vezîr, sâyir vüzerâ ile Pâdişâh beynine vâsıta olup, sâyir vüzerânın re'y ü tedbîr edüp gördükleri umûru Pâdişâh'a ʿarz eder idi. Ve bu vüzerâya bir mekân-ı mahsûs taʿyîn olunup, münakkaş u zer-beft perniyân u kumâşlar ile döşenüp, her semtinde bir Vezîr oturup, ahkâm-ı Sultâniyye icrâsına meşgûl olurlar idi. Hâsıl-ı kelâm müteʿahhid-i mesâlih-i devlet olan ricâlin elkāb u iʿtibârât ve rüteb ü derecâtı her devletde bir gûne cârî olup, her ʿasırda bir siyâk üzere mütedâvil olmuşdur.\nDevlet-i ebed-peyvend-i ʿOsmâniyye'de ʿOsmân Hân Gāzî ibn-i Ertuğrul vaktinde Vezîr yoğidi. Vâkiʿ olan umûr ʿaşîretleri miyânelerinde umûr-dîde olan fuhûl ile müşâvere olunur idi. Baʿdehû Sultân Orhân Gāzî Burusa'yı feth etdikde, kendü karındaşı ʿAlâ'eddîn Paşa birkaç hıdmetkâr ile [Ü4 319a] bir kûşede fârigu'l-bâl, ʿibâdete iştigāl üzere münzevî idi. Feth-i Burusa tehniyeti içün birâderi Sultân Orhân gelüp, esnây-ı sohbetde niçe umûr-ı nâfiʿaya delîl oldukda, ʿakl ü rüşdünü istihsân edüp, anları Vezîr edindiler. Bu Devlet-i ʿaliyye'de ibtidâ Vezîr olan merkūm ʿAlâ'eddîn Paşa'dır ki, karındaşı Sultân Orhân'a Vezîr oldular. Ve kavânîn-i ʿOsmâniyye'nin ekseri ibtidâ' ʿAlâ'eddîn Paşa'nın taʿlîmi ile vazʿ olunmuşdur. Bunlar ʿibâdet ve tasfiyeye mâyil mutasavvıf kimse olmağla, sonra Vezâret'den fârig olup, Sultân Orhân'ın oğlu Süleymân Paşa Vezîr oldu. Baʿdehû Candarlı Kara Halîl, Kadıʿaskerlik'den Vezîr olup, Candarlılar'dan dört kimse pey-â-pey Vezîr olup, baʿdehû tevârîhde mastûr olduğu üzere vüzerây-ı sâyire müteʿahhid-i umûr-ı Sadâret olmuşlardır."
        }
      }
    ]
}
